Dün Soma bugün Bartın!
Kaza, kader değil katliam! İşçi düşmanlarıyla hesaplaşacağız!
facebook.com/ToplumsalOzgurlukPartisi
twitter.com/toplumsalozgur
3,5 TL / 15 Ekim - 15 Kasım 2022
Yüksek enflasyon halkı ezen bir vergiye dönüştü Mustafa Durmuş Eylül ayı resmi enflasyon verileri açıklandığında enflasyonun artarak sürdüğünü gördük. TÜİK’e göre, Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 83,45 ve aylık yüzde 3,08; ENAG’a göre ise yıllık yüzde 186,27 ve aylık yüzde 5,30 oldu. İstanbul Ticaret Odası Eylül ayında İstanbul için yıllık enflasyonun yüzde 107,42 ve aylık yüzde 6,06 olduğunu açıkladı. TÜİK’in aynı dönem için üretici fiyat enflasyonu (ÜFE) ise yüzde 151,50 oldu.
(...) Devamı 7. sayfada
Gündelikliğin yitimi: siyasal hamle için ileri Hasan Durkal “Normal” zamanlarda milyonlarca insan kendi yaşamının gündelikliğinde yaşar, bu normal zamanlara özgü bir ritimdir. İnsanlar işlerine giderler, gelecekleri ile yatırımlar yaparlar, en azından hayal kurarlar, bazı amaçlar peşinde koşarlar. Milyonlarca insan aynı anda bunu yaptığında ortaya çıkan bu duruma egemen sınıfın hegemonyası deriz. Milyonlarca insanı hayalleri ve beklentileri doğrultusunda, çoğu zaman zor aygıtı kullanmadan yönetme kapasitesidir bu. Görünüşte bu düzende herkese yer vardır. Yeter ki yeterli çaba gösterilsin ve sebat edilsin. O günler gelecektir. (...) Devamı 2. sayfada
Vaktidir emek ve özgürlük için harekete geçmenin! Vaktidir kazanmanın! Toplumun hemen her yerinden yükselen, her eylemde kendini yeniden kavrayan bir halkın barajı gerçeği var. Bu gerçeği aşamıyorlar, aşamayacaklar! Ülkeyi, halkı nereye götürmek istediklerini görüyoruz değil mi? Hem iktidar koalisyonuna hem restorasyon güçlerine bir takım turnusol kağıtlarından bakmamız, esasında kimden yana olduklarını, kime karşı birleşip yan yana dizildiklerini açıkça gösteriyor. En yakın örneğini Bartın’da görmedik mi? Erdoğan hemen gidip “biz kader planına inanmış insanlarız, bunlar hep olacak” demedi mi? CHP kanadı, katliamı “maden şehitleri” söylemiyle perdelemeye çalışmadı
mı? Babacan ya da, “şimdi olayda kim suçlu diye araştırmanın zamanı değil” demedi mi? Hepsini söylediler. İşçi sınıfına karşı sermayenin ardına dizilip, pişkince bunu halka dillendirdiler. Nerede duruyorlarsa, onlar adına konuştular işte. Sermayenin ve kendilerinin çıkarı neyi gerektiriyorsa orada birleşiverdiler. İşte egemenlerin safı orasıdır. İki egemen blok da halk güçlerinin öne çıkmadığı, silikleştiği, yalnızca seçimde oy verip gittiği, baskı ve şiddet aygıtlarının varlığını korudu-
ğu bir rejimde ortaklaşıyorlar, canla başla uğraşıyorlar. Onlara kazandıran, işçi sınıfına gelince ölümden gayrı şey sunmayan bu düzen sürsün istiyorlar.
Kaderimizse, onu da değiştireceğiz! Şimdi, tam da fiili seçim sürecine girmişken bu safların sıklaşması, halka karşı yürütülen savaşın her yönden büyütülüp şiddetlenmesi tesadüf değil. Halk direniyor çünkü. İşçi sını-
İş cinayetleri önlenebilir
Geçinemeyen öğrenciler birleşiyor!
6
9
ve kadınlar Ayşegül Göçmen 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele gününe sayılı günler kaldı. Kaybedeceğini anlayan iktidar her geçen gün şiddetin dozunu arttırırken kadınlar ve LGBT+’lar bu şiddete en önde ve en fazla maruz kalanlardan. Uzun bir süredir ülkenin farklı yerlerinden ama her defasında aynı haberleri alıyoruz! Kadınlar tacize, tecavüze uğruyor, katlediliyor; LGBTİ+’lar nefret suçları ile bin bir çeşit ayrımcılığa maruz bırakılıyor.
(...) Devamı 10. sayfada
Kaotik zamanlarda çocuklar ve çocuk hakları
Ekonomik kriz nedeniyle geçinemeyen öğrenciler “Geçimsizler” hareketinde buluşuyor.
Sermaye kârını daha da fazla arttırmak için işçinin canını hiçe saymaktan çekinmiyor.
25 Kasım, suyu kaynayan iktidar
fından kadınlara, Kürt halkından Alevilere, gençlerden LGBTİ+’lara, doğa savunucularından çocuk hakları hareketine… Toplumun hemen her yerinden yükselen, her eylemde kendini yeniden kavrayan bir halkın barajı gerçeği var. Bu gerçeği aşamıyorlar, aşamayacaklar! Bu kuşatma dağıtılacak! Halk kazanacak! Emek ve özgürlük kazanacak! Biz kazanacağız! Şimdi vaktidir kazanmanın. Vaktidir bizi kıvrandıran bu günlerden halkın egemenliği ile çıkmanın!
Çocuklar için ve çocuklarla birlikte başka bir 20 Kasım’ı inşa etmek mümkün.
11
Egemenlerin çözümsüzlüğü ve halkın gücü Şu anda sosyalist hareketin en büyük açmazı halkla güven ilişkisinin kurulamamasıdır. Bu birden olabilecek bir şey değil ama mevzi kazana kazana gidilebilir. Oğuzhan Kayserilioğlu Çok yönlü krizlerle sarsılan ülkedeki bütün siyasal güçler, yoksullaştırılmanın derinleşerek sürdürüleceği koşullarda yaşanacağı belli olan kış ortamında halkın yaşayacağı zorlukların ve artık yaklaşan seçimlerin baskısıyla, çok yönlü hamleler yaparak inisiyatif almaya çalışıyor.
Eylül ayında olup bitenler önümüzdeki döneme ışık tutuyor. Öyle ki, birçok süreç aynı anda ilk ivmeleri verilerek harekete geçirildi. İçinde sürüklendiğimiz kaotik ortam, zaten içinde yaşanan gerilimlere ek olarak günümüzde harekete geçirilen siyasal ve toplumsal süreçlerle karşılaşıyor, daha da zorlanıyor.
Kış koşulları ve yaklaşan seçimlerin baskısıyla şimdiden sonra da başka yeni süreçlerin devreye sokulacağı, bu süreçlerin kimileri kaybolup giderken bazılarının yol alacağı, egemen olma yönünde itişmeler ve kaynaşmaların yaşanacağı açıkça görülebiliyor. 2023 seçimlerinin içinde olduğumuz derin kriz koşulla-
rına nihai çözüm anı olamasa da bir ara durak olacağını ve sonrası için bir yeniden mevzilenme imkânı sağlayacağı için önem kazandığını saptayabiliriz. Günün sorusu, o mevzilenmede sonrasında yaşanacaklar için acaba kim-kimler daha avantajlı bir konuma yerleşebilecek? (...) Devamı 4. sayfada