Skip to main content

Ahmet Tolgay - Kanlı Noel (Kıbrıs Türkü'nün Ateşle İmtihanı)

Page 1

KASTAŞ Kıbrı s 1963-1974 Olayları Belgeseli •

KANLI NOEL KIBRIS TÜRKÜ'NÜN ATEŞLE SINAVI •

Dünümüzün Önemini gelecek günlerimizde de yaşatacak olan genç kuşaklara ibret dersleri

Kapak Resim -

Türk müca hitle ri

Limasol direnmesinde Şubat 1 964


� 'DOi}.M{. q'l]g.[_ 'l.l!MWTW{. S'E'il(j/LI XJ'BWI'M � (j'TİI( 'Blı?._ 'B'UL'lflTl11<., (j'EL/ı?._ (j'EÇE9{. XJ'BWI'M S�S'E'il(jl'M'BfrirMl'YO'll,, 'BM<JS rüxt.ıü XJ'B'RJSI'M

ISNB 975-7639-52-4 •

Yay ı nlayan

KASTAŞ YAYINLARI A.Ş. •

Diz g i

ERDEM DIZGIEVI •

Ofset Hazırl ı k

KONTUR REKLAM HlzMETLERI •

Baskı

ZAFER MATBAASI •

Cilt

KARDEŞLER CILTEVI •

Birinci Baskı

NiSAN 1993


AHMET TOLGAY

..

..

..

KIBRIS TURKU'NUN ATEŞLE SINAVI

KASTAŞ YAYINLARI Başmusahip Sokak Talas Han 1 6- 1 0 1 Cağaloğlu - lstanbul Tel: 520 59 70 - 260 1 2 81


ÔNSÔZ 21

Aralık

1963'te

başlayıp

20

Temmuz

1974'ün aydmlık şafağma kadar uzanan karan­ lık dOnem Kıbfls Türk gençliğinin iyice Oğren­ meslnl ve geleceğini temkinle kurmasmı gerek­ tiren acı derslerle doludur. 21 Aralık 1963'te "Akrltas P/Sm" uyarmca başlatılan soykmm girişimi, Ozgürlüğüne düş­ kün halkımızm eşsiz direnci sonucunda tam ba­ ŞBflya ulaşamamıştlf. Ama halkımız yüzlerce şehit verdiği bu p/Snlı sa/dm sonrasmda, Kıb­ fls'm dOrt bir yanmda yaşamakta olduğu 103 kOyden ve ortak olduğu devletten kovulmaktan kurtulamamıştlf. Özgürlüğüne düşkün halkımız 11 yıl blnblr yokluğa gOğüs germiş, Ada'mn % 3'nde yaşa­ mmı sürdürmüş Rum boyunduruğuna girme­ miştir. Bütün liman/arma, bütün ekonomisine ve Ada'nm % 97 coğrafyasma hükmetmeyi blle ye­ teri/ gOrmeylp içlerine

sindiremeyen

gaspçı

Rum ortağımız, 15 Tenımuz 1974'te rüyalaflm tamamlamak üzere yine bir çılgmlığa kalkışmca kurtaflcımız Türklye'nln sabflm taşlfmış oldu...

O gün bu gündür korkusuz yaşıyoruz. Kendi kendimize hükmediyoruz. Artık yollara çıktlğı­ mızda yolumuzun kesi/ip kesilmeyeceğini, kôy­ ıerlmlzln basılıp basllmayacağmı düşünmüyo­ ruz.

Da/relerde

hangi

haksızlığa

uğrayaca-


ğımızı, ne tür hakaretlerle karşı karşwa kalaca­ ğımızı düşünmüyoruz. En basit haklaflmızı al­ mak . için yalvarmaktan, horlanmaktan kurtul­ duk. Hür oımanm tadmı çıkanyoruz. Halk olarak varlığımızm, ôzgürlüğümüzün ve egemenllğlmlzln sonsuza kadar devam edebil­ mesi için, yeniden toplu mezar başlarmda ağla­ mamak için, yeniden banyolarda analarm, be­ beklerin kurşunıandığmı gôrerek donakalma­ mak için yakm tarihimizi layıkwıa bilmek gereği vard1r. Ahmet Tolgay'm yakm tarihimize lllşkln bu belgesel çalışmasmm genç/erimize ışık tutaca­ ğma lnamyor ve kendisini kutluyorum. "Geçmişi unutalım, geleceğe bakalım" aldat­ macaswıa Rum Llderllğlnln yeni oyunlar peşin­ de olduğunu, amaçlarmm değişmediğini akıl­ dan çıkarmwaıım.

Güvenlik Konseyl'nln 789

sayllı karan sonrasmda Vasl/lu'nun 1974 ônce­ sl durumu düşlemeye başladığmı gôsteren de­ meci, bunun en belirgin kamtıd1r. Sevgi// gençler, yurdumuz, devletimiz siz/ere emanettir. Rum llderllğlnln "Geçmişi Unutalım" şek/indeki

yaklaşım/arma

kanmaym,

Vas/11-

u·n�n 789 sayılı Güvenlik Konseyi Kararlanyla geçmişi, 1974 ôncesını düşlemeye başladığmı unutmaym. Özgürlüğü ve banşı blllnclnlzle ve damarlanmzdakl

asil

kana

güvenerek

koru­

yun ...

-

RAUF DENKTAŞ KKTC CUMHURBAŞKANI 40CAK 1993


TOPRAKLAR OVANDA DOYDU GÔZYAŞLARINA KiM GÖRSE "MEZAR TAŞIDIR" DER TAŞLARINA AKŞAMLAR! EY KIBRIS, AYAKLAR TAKILIR YERLERDE YUVARLANAN ÇOCUK BAŞLARINA.

Bir banyo küvetinde bir anne ve üç çocu!)u n cesetlerini gördüm. Tek suçları, babaları n ı n bir Türk subayı olmasıydı.

Dally Telegraph - Morning Post 15.2.1964

Cadde ortasında Türk çocukları kurşunlan ıyordu.


iÇiNDEKiLER 1 1 yıl Süren Dehşet... .................. . . . . .. . . . . . ..... ........ 1 1 ..................................

14

Saplantı Sürüyor . . . . . .... . . . . . .. . . . . . . . . . . ........................

17

Kıbrıs Uluslararası Platformlarda

19

Ethniki Eterya ve Programı

EOKA Devreye giriyor . .. . ..

..

.

......

.

.................... . . . .

..

.

.

.......................

Türk Yurtseveı1er Örgütleniyor

.............................

Makarios Anayasaya Karşı...

.......

.

.

.

.....................

20 21 23

Dinamit Gibi

1 3 DeOişiklik Önerisi... ..... . . . . . . . ......... 24

Provakasyon

................. ............ . . . . . . . .

Terörist Rum Liderleri

..

.

.................... ...

.................

. .. . .

.............

26 29

Akritas'ı Rum Basını ve Klerides ifşa Etti. Akritas Planı

........

A.Dışta

.

.........................

.

..................... ....

...............

B. iç Cephe . ...

.

30

-..... . . . . . . . . . . . . . . . . 32 .... .............

.

37

.............

. . ..

. . . ........................

45

.

.

.. .

.................

56

. .. .

.......

58

............................. .............................

60

TMT Araştırılıyor . ..

Terör Tırmanıyor

.

.

.....................

.....................

........................

Genel Harekat Planı.

.

30

................ . . . . . . . . .

.....

.

. ...................

..

.. .

.....

. ....

.

Kara Günler

Yangın Ada Çapında Yayılıyor

.............................

62


Son Mermiler

.......... . . . . . ..... . . . . . . . . . . . . . . . ....

Jetlerimiz Yolda, Dayanın Rumlarda Türkiye Paniği.

. ... . .

. . .......

...............

Denktaş BM Güvenlik Konseyinde .

.

..........

. . . . . . . . . . . . . . . . . . .............. . . . .

Akritas Canavarının Yürüyüşü

....

....

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ..........

Mucizenin ve Direnişin Sesi : Bayrak

Dr. Küçük'ün Mesajı.

.

...

..

.....

.....

..

.....

..

65

. 68

. . ..

.

....

.........

........... . . .

64

.. . . 69

.................

....... . . . .....

Garanti Anlaşması Güvencemiz .

.

. .

63

.

.......

71 74 78

Rum Propagandasına Yanıt... . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . .... 79 iz Bırakan Olaylar

...

80

........... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .........................

87

. . . . . . . . . . . . ..............

.

......

..

.......

...

Sonuç

Kıbrıs'ta TMT "Türk Mukavemet Teşkilatı" Olayı.

..........

88


11 YIL SÜREN DEHŞET Kıbrıs sorununa kalıcı ve onurlu bir siyasal çö­ züm bulunacaksa, bunun önde gelen temel koşulu­ nun Türk halkının güvencesi olduğunu vurgulayan unutulmaz günlerin yıldönümünü idrak ediyoruz .. Kanlı Noel'in 29'ncu yıldönümünde, güvence konusunun önemini, bu güvencenin ancak Anava­ tanımız Türkiye tarafından sağlanabileceği gerçe­ ğinin yadsınmazlığını toplumca bir kez daha ilikleri­ mize dek duyuyoruz . . . 1 963 Kanlı Noel'ini ve Noel'i izleyen müthiş sü­ reçteki trajedileri unuttuğumuz ve gözardı ettiğimiz anda, o günleri yeniden yaşama tehlikesi tüm deh­ şetiyle kapımıza dayanı r. 1 960'da kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin, Türk halkı olarak eşit siyasal ortağıydık. Türkiye, Yuna­ nistan ve lngiltere ise bu ortaklık cumhuriyetinin garantörleriydi ler.. Buna rağmen adayı Yunanistan'a ilhak etme hayaliyle tutuşan Rum ve Yunan çetecilerin AKRl­ TAS PLANl'nı uygulamaya koyarak halkımıza karşı bir soykı rım saldırısı başlatmaları nı hiçbir güç önle­ yememişti. Anavatanımız Türkiye'nin garantörlük hak ve yetkilerine ve adadc: bulunan Türk Kuwet­ leri Alayı'na rağmen üzerimize barbarca çullan11


makta tereddüt etmeyen Rum ve Yunan çetecileri­ ne karşı etkin hiçbir önlem alınamamış; Kıbrıs'ta halkımıza karşı yıllar boyunca işlenen insanlık suç­ larına karşı tüm dünya se yi rci kalmıştı. Devletten ve devletteki yasal haklarımızdan si­ IAh zoruyla, kaba güçle dışlandık . . 1 03 köyümüz, kentlerdeki pekçok Türk yerleşim birimi Rum ve Yunan çetecilerince işgal edildi. SilAhlı abluka altında gettolarda yaşamaya mahkum edildik. . Tüm yerleşim birimlerimiz birer açık hava hapishanesi haline getirildi. . Sosyo ekonomik yaşantımız tümüyle yok edildi.. Anavata­ nımız Türkiye'nin gönderdiği Kızılay yardımlarıyla yaşayabilir duruma getirildik. . . 1 963 Kanlı Noelinde halkımıza karşı başlatılan soykırımın dehşeti 1 1 yıl sürdü .. Ellerine geçirebildikleri savunmasız Türkleri en vahşi yöntemlerle yok ettiler. . . Türk köylerini ve mahallelerini yakıp yıktılar.. Gettolar arasında yolculuk eden Türklere, utanç barikatlarında; kadın-erkek, yaşlı ve �enç ayırımı gözetmeden cehennem azapları yaşattılar. .. Bu utanç barikatlarından ve yollardan toplanan sayısız Türkün izine bile rastlanmadı . Kıbrıs

12

Türk

halkı

bu

trajediyi

yaşamaya


mahkum edilirken Anavatanı Türkiye'den başka yardım bekleyebilecei:)i bir güç yoktu . . inanılmaz işkenceler v e baskılar altında inletilen Kıbrıs Türkü, yıllar boyunca tek kurtarıcı olarak Mehmetçiği bekledi; bekleyişi yakıcı bir özleme dö­ nüştü .. Rum radyosundan ve hoparlörlü Rum mevzile­ rinden günde birkaç kez çalınan "Bekledlm de

gelmedln" şarkısıyla, bu toplumsal özlemle alay edildi. . . Saldırgan, ırkçı ve yayılmacı Rum-Yunan güçle­ ri karşısında 1 1 yıl boyunca sürdürülen özverili ve çileli direnme sırasında; bir neslin yaşamı siperle­ re, kana, gözyaşına ve kara toprai:)a gömüldü. Çadırlarda, mai:)aralarda, aç ve açıkta, yokluk ve sıkı ntılar içinde, insanlık tarihine de onur kazan­ dıran bir kahramanlık ve direnme destanı yazıldı .. Türk halkının saldırgan, ırkçı ve yayılmacı güç­ lere karşı Kıbrıs'ta verdii:)i varoluş mücadelesi, so­ rumsuzca ve barbarca çiğnenen insan haklarının da savunulmasından başka bir şey dei:)ildi. Bu ev­ rensel direnişten, insanlık onuru da pay aldı . . 1 1 yıl boyunca süren Rum-Yunan mezalimini ancak 1 974 mutlu Barış Harekatı durdurabilecekti . . Bağımsız, özgür, güvenli v e demokratik Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, halkımızın yıllar boyunca 13


gerçekleştirdiği onurlu direnmenin; katlandığı çile­ lerin ve gösterdiği özverilerin ödülüdür. . Kan ve can pahasına, bilek ve yürek hakkıyla kazanılan bu ödülü bizden geri almak için karşımı­ za dikilenlerin, bize o günleri unutturmaları müm­ kün değildir. O unutulmaz günlerin üzerine sünger çekebilecek bir güç düşünülemez. Kıbrıs Türkünün kanı ve gözyaşıyla yazılan bir tarih hasıraltı edilemez . . Kıbrıs'ı yeniden o günlere götürme amacını ta­ şıyan her eyleme ve yaklaşıma karşı Kıbrıs Türkü­ nün direnmesinden daha doğal birşey yoktur..

ETHNIKI ETERYA VE PROGRAM! Kanlı Noel'in 29'uncu yıldönümünde, Kıbrıs so­ rununun Türkiye'nin askeri müdahalesiyle başladı­ ğı ve bu sorundan Türkiye'nin sorumlu olduğu iddi­ aları da bir kez daha çürümektedir. .. Bugünler, yadsınması olanaksız tarihi gerçeklerin belleklerde yankılandığı günlerdir . . . Kıbrıs trajedisinin tek bir sorumlusu vardır: Rum - Yunan cephesi!. . 1 963 Noelindeki kanlı başlangıç incelemeye alındığınd�. Yunanistanın yönetiminde ve kışkırt­ masında kanlı

14

maceralara

soyunan Rumların


ENOSIS saplantısının ne der ..i köklü ve hastalıklı olduğu net biçimae görülür.. Yunanlı ların bağımsızlığı nın sağlanması ama­ cıyla Fransa'nın, lngiltere'nin ve Rusya'nın deste­ ğiyle Osmanlı imparatorluğuna karşı oluşturulan ETHNIKI ETERYA (Mini Şirket) adlı gizli örgütün 1 O maddelik eylem planının B'inci maddesi Kıb­ rıs'ın Yunanistana ilhakını öngörmektedir .. (Helle­ nizmin bu şoven, yayılmacı ve ı rkcı programı hala yürürlüktedir.) ilginç olan bir diğer nokta da, şudur ki, Yunanis­ tan'ın daha bağımsızlığı sağlanmadan Osmanlı yö­ netiminde yaşamakta olan hayalperest Yunanlıla­ rın gözü Kıbrıs'ta idi . Kıbrıs adasını da, kuracakları Yunan i mparatorluğunun sınırları içinde görmek­ teydiler. . ETHNIKI ETERYA'mn 1 0 maddelik eylem programı ş6yledlr: 1. Yunan ulusunun tam bağımsızlığmm sağ­

lanması... 2. Batı Trakya ve Selanlk'ln bağımsız Yuna-

nlstan'a katılması.. 3. Ege adalarmm Yunanlstan'a ilhakı.. 4. 12 Adanm Yunanlstan'a ilhakı ... 5. Girit adasmm Yunanlstan'a ilhakı.

15


8. Batı Anadolu'nun Yunanlstan'a ilhakı.. 7. TOrklye'nln Karadeniz BOlgeslnde Pon­

tus Rum HOkOmetlnln kurulması. 8. Kıbns'm Yunanlstan'a ilhakı

.•

9. lmroz ve Bozcaada'nm Yunanlstan'a //ha-

kı... 1O. lstanbul'un işgal edilerek Doğu Roma im­

paratorluğunun yeniden kurulması

•..

ETHNIKI ETERYA'nın kurularak faaliyete geç­ mesinden 1 5 yıl sonra, 1 829'da bağımsızlığını elde eden Yunanistan, yine Batılı ülkeleri n desteği ve kışkırtmasıyla ve de Osmanlı imparatorluğuna kar­ şı hazırlanan çeşitli entrikalar ve tertipler sonunda programının ilk 5 maddesini gerçekleştirmeyi başa­ rır. Yunanistan, Birinci Dünya Savaşından sonra, 191 9'da lzmir'e asker çıkartarak diğer h edeflerine de ulaşma çabası na girişir. Ancak Türk ulusunun ·Mu�tafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verdiği Kur'·

tuluş Savaşının zaferle sonuçlanması, Yunanistan'ın ETHNIKI ETERYA programı doğrultusundaki yayılma hayallerini bozguna uğratır. Megalo idea Anadolu topraklarında kabusa dönüşür.

16


SAPLANTI SÜRÜYOR Küçük Asya felaketinden sonra, felaketten so­ rumlu görülen Yunanlı yöneticilerin yargılanıp asıl­ malarına ve aoır cezalara çarptırılmalarına rao­ men,

Yunan

Ortodoks

Kilisesinin

yönetip

yönlendirdi0i ETHNIKI ETERYA programından ve bu programın eylemci ülküsü olan Megalo idea saplantısından vazgeçilmedi. . Tam tersine bu programın ve idealin deOişen dünya koşulları orta­ mında nasıl gerçekleştirilebileceOinin yeni kurgula­ maları yapıldı . . . Yunanlılar, yayılmacı emellerini Anadolu toprak­ ları üzerinde gerçekleştiremeyince, Kıbrıs adasına yöneldiler, Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etme müca­ delesine soyundular. Yunanistan, Ortodoks Kilise­ sinin yardımı ve aracılıOıyla Kıbrıs Rumlarını bu mücadelenin içine çekmekte hiçbir zorlukla karşı­ laşmadı.. ETHN IKI ETERYA programı çerçevesinde yü­ rütülen bu mücadele başarıya ulaşırsa bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktı: Bir yandan Kıbrıs adası Yu­ nan top�aklarına katılmış olacak, öte yandan da Türkiye 3 koldan ablukaya alınmış olacaktı. Batı Trakya'dan başlayarak Ege'ye uzanan Yu­ nan kuşatmasının Kıbrıs adası nda kilitlenmesinden

17


sonra, Megalo idea kampanyasının ondan sonraki evrelerinde de Türkiye üzerindeki yayılmacı emel­ lerin gerçekleştirilmesine geçilecekti. Kıbrıs'ta Osmanlı Yönetimi döneminde denenen isyan hareketlerine, 1 878'den sonra, lngiliz Sömür­ ge Yönetimi döneminde de başvuruldu. Bu isyan hareketlerinin en büyü{lü 1 931 yılında gerçekleştirildi .. Kıbrıs tarihine "1931 isyanı" ola­ rak geçen bu kitlesel şiddet eylemini bastırabilmek için lngiliz sömürge yönetimi silahlı müdahalede bulunmak zorunda kalacaktı. lngiltere'nin Kıbrıs'ı Yunanistan'a vermesi için başlatılan ve kilise tarafından yönetilen bu isyan sı­ rasında Lefkoşa'daki Vali Kona{lı da isyancı Rum­ ların saldırısına u{lrayarak yakılmıştı . . Rumlara aşılanan ı rkçı, şoven ve yayılmacı ENOSIS

saplantısının ne tür tehlikeli bir sürece

girdi{line Türk halkı ilk kez bu şiddet olayları sıra­ sında tanık olacak ve toplumsal bir dayanışmanın ve örgütlenmenin kaçınılmazlı{lına karar verecekti. Bu dönemden sonra, Türk halkının içinde zaten her. zaman var olmuş olan Anavatan Türkiye'ye ba{llılık daha bir alevlenecek, Türkiye'nin dikkatini Kıbrıs gelişmelerine çekme çabaları yo{lunlaştırıla­ caktı .. Sanki Kıbrıs'ta Türkler yaşamıyormuş ve sanki 18


Kıbrıs'ta Türklerin hiçbir hak ve hukuku yokmuş gi­ bi, açıktan açığa ENOSIS mücadelesi başlatılmış; adayı Yunanistana ilhak etmenin cüretkar eylemle­ rine girişilmişti. ..

KIBRIS ULUSLARARASI PLATFORMLARDA 1 950 yılı Ekim ayında yine Kilisenin düzenlediği ünlü ENOSIS PLEBIST'inin arkasından, Yunanis­ tan Kıbrıs halkına kendi geleceğini belirleme hakkı­ nın verilmesi için uluslararası platformlarda kam­ panyaya girişir. .. Böyle bir hakkın kullanılması halinde sandıktan adanın Yunanistan'a ilhakı kara­ rının çıkacağı hesaplanmaktaydı... Oysa Kıbrıs'ta yalnızca Rumlar yaşamıyordu ... Kıbrıs, Türklerin de vatanıydı .. Dolayısıyle kendi geleceğini belirleme hakkının her iki topluma ayrı ayrı tanınması gerekmektey­ di. .. Kıbrıs Türk kamuoyunda ağırlık kazanan bir başka görüş daha vard ı : l ngilizler Kıbrıs adasını Osmanlı Yönetiminden hile yoluyla gasbetmişler­ di . . . Eğer l ngilizler adayı elden çıkarmaya karar ve­ rirlerse, Kıbrıs'ın bağlanması gereken ülke Yuna­ nistan değil, Türkiye olabilirdi.. Türklerin Yunanistan'ın isteğine kararlı biçimde

19


karşı çıkmaları üzerine, SELF DETERMiNASYON mücadelesi gündeme gelir. . Türk halkı da, eQer SELF DETERM iNASYON uygulaması na gidilecekse, Rumların yanısıra, ken­ di geleceQini belirleme hakkını kullanmak istiyor­ du ... Bilinçlenen ve örgütlenen Kıbrıs Türk Halkı, ENOSIS'e karşı siyasal ve toplumsal direnmesini her biriminde gerçekleştiriyor; bu arada Kıbrıs'ta başlayan ölüm - kalım mücadelesine anavatanı Türkiye'nin ve daha sonra da dünyanı n dikkatini çekmeyi başarıyordu . . . Birleşmiş Milletler'de Kıbrıs için SELF DETER­ M iNASYON hakkı isteyen Yunanistan, Türkiye'nin uyguladıQı etkin diplomasi karşısında sonuç ala­ maz.

EOKA DEVREYE GiRiYOR Ne var ki , Yunanistan'ın ENOSIS idealinden vazgeçme eQilimi zerre kadar yoktur.. Kıbrıs kökenli bir gerilla subayı olan Yorgo Gri­ vas'ı DIGENIS koduyla gizlice Kıbrıs'a göndererek ve Rum halkını silahlandırıp çete savaşları için eQi­ terek, 1 Nisan 1 955 tarihinde EOKA'nın kanlı terör eylemlerini başlatır. . .

20


EOKA, "DIGENIS" imzasıyla yayınladığı bildiri­ lerde kesin amacının Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak et­ mek olduğunu ve bu amaç için önce sömürgeci ln­ gilizlerin,

sonra

da

ENOSIS'in

doğal

engeli

Türklerin bertaraf edileceklerini açıkca duyuruyor­ du . . EOKA'nın bilinen amaçlarıyla ve kanlı bir şekil­ de eyleme geçmesinden; bu arada lngilizleri n yahı­ sıra Türklere de saldırmaya başlamasından sonra Türk halkında da örgütlü ve disiplinli bir savunma­ ya geçiş için hazırlıklar ve girişimler başlar. . . EOKA terörünün adanın her yanında Türk halkı­ na da yöneltilmesinden sonra VOLKAN, KARAÇE­ TE ve 9 EYLÜL CEPHESi gibi Türk yeraltı örgütleri Rum saldırılarına karşı misilemeye girişir.. Ne ki, Yunanistan'ın desteğindeki tam örgütlü EOKA karşısında bu Türk direnme hareketlerinin son derece yetersiz kaldığı ortadaydı . .. EOKA, mo­ dern silahları ve eğitilmiş militanlarıyla etkili , başa­ rılı ve kanlı bir terör kammpanyası yürütüyordu ..

TÜRK YURTSEVERLER ÖRGÜTLENiYOR Tarih 1 Ağustos 1 958.. . Kısa ismi TMT olan Türk Mukavemet Teşkilatı kurulur. . Örgütünü kısa sürede Türklerin yaşadı{lı tüm yerleşim birimlerine yayan TMT, Rumlara karşı mi21


sillemede bulunmaya çalışan diğer gizli örgütleri dağıtarak ve bunların bazı elemanlarını bünyesine alarak gücünü , otoritesini ve etkinliğini artırır.. Bayrak, Kur'an ve silah üzerine and içerek Teş­ kilatın bünyesinde görev alan Türk mukavemetçile­ ri, Rum ve Yunan siyasi liderliğinin kanlı ENOSIS kampanyasına karşı, vurduğu yerden ses getiren cesur ve kararlı bir direnme başlatarak, Türk halkı­ nın ve ulusal davanın savunmasını üstlenirler. . . Yurtsever, bilinçli , milliyetçi ve gözüpek eleman­ larıyla haklı ve kaçınılmaz bir direnmenin destanını yazan TMT, kısa sürede, dünyanın ilgisini de çek­ meye başlayan Kıbrıs olaylarının akışını değiştire­ cek, EOKA'nın

�

Yunanistan'ın ENOSIS hayalleri­

ni tuzla-buz eden bir etkinlik gösterecekti. . Kıbrıs'taki yadsınması olanaksız Türk varlığı ve Türk hakları artık tüm dünyanın bilgisine ve dikkati­ ne getirilmiştir . . Başpiskopos Makarios 1 960 yılında ENOSIS kampanyasına mola vererek, Türk ve Rum toplum­ larının siyasal eşitliğine ve ortak egemenlik hakları­ na dayalı Kıbrıs Cumhuriyetini yaratan andlaşma­ lara imza atarken, aşamadığı Türk direnmesinden hıncını çıkarırcasına, "Cumhuriyet bizim için

ENOSIS'e sıçrama tahtasıdır" diyecekti. . .

22


MAKARIOS ANAYASA'YA KARŞI Makarios'un, attığı imzanı n mürekkebi bile kuru­ madan Cumhuriyetin ENOSIS'e bir sıçrama tahtası olduğunu ilan etmesi, kuşkusuz Türk tarafı için, va­ roluş mücadelesinin henüz bitmediğine ilişkin kesin bir uyarı içeriyordu . . . Bu uyarı karşısında, Türk Mukavemet Teşkilatı dağıtılmadı . . . Gelecek günlerin kaçınılmaz tehlike­ lerine ve tehditlerine karşı tetikte ve duyarlı, yeral­ tındaki kozasına çekildi. . Makarios'un önderlik ettiği ENOSIS kampanya­ sı yeni bir boyuta girerken, Cumhuriyetin kurulması kararından sonra göreceli karşılama törenleriyle Atina'ya dönen EOKA lideri Grivas da boş dur­ maz . . Makarios'a karşı liderlik yarışına girişen Gri­ vas, kendi cephesinden ve kendi yandaşlarıyla ENOSIS kampanyasına katılır

. .

·

Genç Kıbrıs Cumhuriyetinde karanlık günlere doğru doludizgin bir gidiş vardır.. Türkler, adanın her yanında baskılarla, izleme­ lerle, kovuşturmalar ve horlamalarla tedirgin edil­ mekte; devletteki egemenlik, yönetim, eşitlik ve egemenlik haklarından kaba yöntemlerle dışlan­ maktadı rlar .. Makarios Anayasayı çalıştırtmaz. Fiili baskıların yanısıra, Başpiskopos Makarios, 23


ortaya attığı 1 3 maddelik anayasa değişikliği öneri­ siyle, anayasal bir krizin boyutlarını patlayıcı nokta­ ya getiri r. Gerginlikleri alevlendiren ve Kanlı Noel'in kapı­ sını aralayan bu anayasa krizinde Makarios, izledi­ ği şoven ve ırkçı politikayla bir oldubitti nin peşinde olduğunu açıkça gösteriyordu . . Tarafsız bir ülkenin saygıdeğer hukukçusu ola­ rak Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin ba­ şında bulunan Forsthroff, Rum baskıları ve adalet­ sizlikleri karşısında sesini yükseltmek isteyince ölü � le tehdit edilir. . Bunun üzerine, görevini yapa­ mayacağını anlayarak yardımcısı Heimz'la birlikte adayı terk eder.. Makarios, 1 1 Şubat 1 963'de, SUNDAY EXP­ RESS gazetesi muhabiri Law Gardner'e verdiği de­ metçe şöyle diyordu:

"Anayasa Mahkemesi, bu davranışlarımın anayasaya aykırı olduğuna lllşkln karar verse dahi, bu karara asla saygı göstermeyeceğim .."

DiNAMiT GiBi 13 DEGIŞIKLIK ÖNERiSi Lefkoşa'nın Kostanza Burcu üzerinde bulunan ve Türkler için hem ulusal, hem de dinsel yönden kutsal bir anıt anlamı taşıyan Bayraktar Camii bir yılın içinde iki kez bombalı saldırıya uğrar. . (25 24


Mart 1 962 ve 25 Ocak 1 963). Ve Makarios, AKAiTAS PLANl'nın uygulama ta­ rihi olan 1 963 Noeline pek az bir zaman kala; 30 Kasım 1 963 tarihinde Türk tarafına anayasa deği­ şiklik önerilerini dayatır... 13 maddelik anayasa değişik/iği şun/art içe­ riyordu: 1. Cumhurbaşkanmm ve Cumhurbaşkan Yardımcısmm veto hakkmm kaldtrılması... 2. Cumhurbaşkanmm geçici gaybubetinde

veya giJrevını yerine getirmeyeceği durumlarda Cumhurbaşkan Yardımcısımn kendisine vekl­ let etmesı. 3. Temsi/eller Meclisinin Rum Başkanmm ve Türk Başkan Yardımcısmm Meclisin tüm üyele­ ri tarafmdan seçilmesi.. Halen olduğu gibi Rum /Jaşkan'm Rum üyeler ve Türk Başkan Yardım­ cısımn Türk üyeler tarafmdan seçilmesi duru­ muna son verilmesi ... 4. Temsilciler Meclisi Başkam'nm geçici gay­

bubetinde veya giJrevını yapamayacağı durum­ larda Başkan Yardımcısmm kendisine vekS/et etmesi.. 5. Temsilciler Mecllsl'nln bazı yasa/art geçi­

rebilmesi konusunda anayasada var olan ve ay­ " çoğunluğu gerektiren maddelerin kaldmlma­ sı..

25


6. Karma beledlyelerın yürürlüğe konması ... 7.

Adalet mekanlzmasmm blrleştlrllmesl;

Türk dava/arma Türk yargıçlarm, Rum davalafl­ na ise Rum yargıçlarm bakması durumuna son verllmesı.. 8. Güvenlik Kuvvet/erinin "polis" ve '1andar­

ma" olarak ikiye ayfllma durumuna son veril­ mesi... 9. Güvenlik kuvvetleriyle savunma kuvvet/e­

rinin sayılarmm bir yasayla bellrlenmesı.. 10. Kamu hizmet/erinin ve Cumhuriyet kuv­ vet/erinin oluşturuımasmda Rum ve Türk oran­ ıarmm, iki toplumun nüfus oran/arma gôre ayarlanması.. 1 1. Kamu Hizmet/eri Komlsyonu'nun üye sa­ yısmm, 4'ü Rum, 1 'I de Türk olmak üzere 10'dan 5'e lndlrllmesı.. 12. Kamu Hizmet/eri Komlsyonu'nun alacağı kararlarm basit oy çoğunluğu ile geçerli sayll­ ması.. 13. Rum Cemaat Meclisinin dağıtılması...

PROVOKASYON Bu öneriler, Türk halkının Londra ve Zürih And­ laşmalarıyla Cumhuriyet Anayasasında elde etmiş 26


olduQu hakları ve yetkileri ortadan kaldırıcı nitelik­ tedir. Hem Kıbrıs Türk tarafı, hem de Kıbrıs Cumhuri­ yetinin ve anayasasının garantörü olan Türkiye, Makarios'un anayasa deQişikliQi önerilerini redde­ der.. Bu anayasa deQişikliQinin gerçekleştirilmeye kalkışılması halinde Türkiye'nin göstereceQi tepki­ nin son derece sert olacaQı, resmi bir ziyaret için Ankara'ya giden Başpiskopos Makarios'a zamanın TC Başbakanı ismet lnönü tarafından bizzat söyle­ nir. . . N e ki, Makarios kafasına taktıQını yapma kara­ rındadır. . . Bir devletin kurucu v e eşit ortaQının, bu tür ka­ rambollarla devletten dışlanarak "ikinci sınıf va­

tandaş kltlesl" durumuna getirildiQi tarihte görül­ müş bir olay deQildi . . Önerilerinin tam bir karaı1ılıkla reddedildiQini gö­ ren ve esasen 4 Eylül 1 962 tari hli bir konuşmasın­ da "Ellenlzmln DOşmanı TOrk ulusunun Kıb­

rıs'takl kolu olan TOrk azınlığı adadan çıkarılmadıkça, EOKA kahramanlarının. ulusal gOrevlerl tamamlanmış sayılmayacaktır" diyerek devletteki ortaklarına karşı beslediQi kanlı emelleri bütün dünyaya sergilemiş olan Makarios, bir soykı-

27


rım eylemini öngören AKRITAS PLANl'nın uygula­ maya konmasını emreder. . Provokasyon olarak, 4 Aralık 1 963 gecesi ölü EOKA'cı Markos Drakos'un Bat Kapısındaki heyke­ li bombalanır. . Bombalama suçu Türklerin üzerine atılır. . O soğuk Aralık gecesinde M arkos Drakos hey­ kelinin dibinde patlayarak korkunç gürültüsüyle tüm Lefkoşa'yı ayağa kaldıran bombanın başlattığı yangın, artık yıllar boyunca sürecektir . . . Kafasında ENOSIS'ten başka bir düşünce bu­ lunmayan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yaşatmama ka­ rarında olan Başpiskopos Makarios, Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra AKRITAS örgütünü kendi eliyle oluşturarak başına da EOKA'nın Lefko­ şa Bölgesi Sorumlusu, ünlü terörist Polikarbos Yor­ gacis'i getirmişti. Yorgacis, Makarios'un kabineye

aldı� ı 4 EOKA'cı bakandan bi riydi ve içişleri Ba­ kanlığı'nı yürütüyordu . Markos Drakos Heykelinde patlatılan bombayla bilfiil eyleme geçen AKRl­ TAS'ın soykırı mcı planı da, Türkleri tümüyle yok ederek adayı Yunanistan'a ilhak etmeyi öngörüyor­ du.

28


TERÖRiST RUM LiDERLERi Kısa sürede tüm adaya yayılan, 6 ilçe merke­ zinde ve Güzelyurt'da ileri gelen yöneticileri arasın­ da, Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides'le, çalışma Bakanı Tasos Papadopulos da vardı. Ör­ gütte görevlendirilen Rum teröristler, hükümet me­ kanizmasında kilit mevkilere getirildiler. Klerides'in itiraflarına göre, AKRITAS örgütünün önceleri 500 olan üye sayısı 1 963 sonlarında 1 800'e yükseldi. EOKA'nın silahları bu yeni örgüte geçerken, ayrıca Yunanistan, M ısır ve diğer Rum dostu ülkelerden örgüt için silah ve cephane sağlandı. Kendi özel doktoru Vassos Lissarides'i ve EO­ KA'nın vurucu militanı Nikos Samson'u ayrı gizli si­ lahlı örgütler kurmakla da görevlendiren Makarios, tüm örgüt mensuplarının eğitimini Kıbrıs'taki Yunan Alayı subaylarına vermişti. Rum köylerinde ve dağ bölgelerinde sürekli eğitim ve tatbikatlar yapılmak­ taydı . Ayrıca özel askeri eğitim için Rum teröristler Yunanistan'a gönderiliyordu. Trodos dağlarındaki tatbikatlarda, M akarios'un yazlık Cumhurbaşkanlığı konutu karargah olarak kullanılıyordu.

29


AKRITAS'I RUM BASINI VE KLERIDES iFŞA ETTi AKRITAS örgütünün planı , Makarios'un öngör­ dü{lü biçimde hazırlandı. iki bölümden oluşan bu planın birinci bölümü i lk kez 2 1 Nisan 1 967'de PATRIS gazetesinde, bazı bölümleri gizli tutularak ifşa edildi. Örgütün genel ilkelerini ve hedeflerini içeren bu bölümde; gerek içte, gerekse uluslarara­ sı alanda uygulanacak taktik, dünyanın nasıl alda­ tılacağı, Kıbrıs Türklerinin tüm hak ve yetkilerini el­ lerinden almak

için

izlenecek yol

ve

Kıbrıs

Türklerine genel saldırı yapılırken öne sürülecek iddialar irdeleniyordu. Bu planın içeriği, daha sonra Klerides'in "Anılar" adlı kitabının birinci cildinde de yer aldı. Planın yine PATRIS gazetesinde kısmen yayınlanan ikinci bölümünde ise "Genel Harekat Planı" açıklanıyordu. Bu bölümde örgüte bağlı bir­ liklerin personeli , görev yerleri , görevleri , silah ve cephanesi belirtilmektedir.

AKRITAS PLANI Kıbrıs sorununun gerçek sorumlularının kimler oldu{lunu açıkça kanıtlayan bu tarihi belgeyi, yine Rum kaynaklarından açıklıyoruz:

30


ÇOK G iZLi KARARGAH Başpiskopos M akarios'un verdi!)i son demeçler ile Milli davanın yakın bir gelecekte alaca!)ı yön be­ lirlenmiş oldu. Geçmişte de vurguladı!)ımız gibi mil­ li davaların çeşitli aşamalarının geçilmesi için süre belirlemek de mümkün de!)ildir. Ulusal davamız ancak, şimdiye kadar yer almış gelişmeler, belirmiş koşullar ve alınmış önlemlerin ışı!)ında incelenebi­ lir. Her önlemin uygulanaca!)ı takti!)i ve zamanı, iç­ te ve dışta o gün hakim olan koşullar tayin eder. Bütün bu çaba gerçekten güçtür ve birçok safha­ dan geçilmesi şartt ı r; çünkü sonucu etkileyen fak­ törler çok ve çeşitlidir. Herkesin, alınan önlemlerin daha önce yapılmış ve yapılmakta olan inceleme­ ler sonucu alındı!)ını ve gelecekte alınacak önlem­

lerin temelini oluşturdu!)unu bilmesi yeterlidir. Ayrı­ ca,

şimde

düşünülen

bu

önlemlerin,

self

determinasyon hakkımızın kayıtsız şartsız ve tam olarak uygulanması olan nihai ve de!)iştirilemez milli gayemizin sadece ilk adımını ve basit bir saf­ hasını teşkil etti!)inin de bilinmesi kifayet eder. Gaye de!)iştirilemez oldu!)una göre, incelenme­ si gereken konu taktiktir. Bu da, zaruri olarak, iç vJJ dış (uluslararası) taktik diye ikiye ayrılmalıdır, çünkü, her iki halde de davamızın sunulması ve yönetilmesi farklıdır. 31


A. DIŞTA (Uluslararası alanda) kullanılacak metod : Mücadelemizin son safhasında Kıbrıs sorunu, dünya kamuoyuna ve diplomatik çevreler, Kıbrıs halkının self determinasyon hakkını kullanması is­ temi olarak sunulmuştu. Bu hakkın kullanılmasında Türk azınlıQı sorunu, bilinen şartlar altında ortaya atılmış ve toplumlararası çarpışmalar bahane edi­ lerek iki toplumun birleşik bir idare altında birlikte yaşayc..rnayacaQı görüşü katınlanmaya çalışılmıştı. Son olarak da sorun, birçok uluslararası çevreler için, karşıt taraflar arasındaki görüşmeler sonucun­ da varılan bir anlaşma yolu ile çözüm olarak göste­ rilen Londra ve Zürih anlaşmaları ile halledilmiş oluyordu.

a) Bu sebeple ilk hedef, Kıbrıs sorununun tam

·-·

olarak çözümlenmediği ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiQi izlenimini uluslararası alanda yarat­ mak olmuştu. b) ilk gaye, Rum çoQunluk olarak haklı çıkmak ve (i) Bulunmuş olan çözü m tatminkar ve adil de­ ğildir. (ii) Varılan anlaşma, çatışan tarafların gönüllü ve baskısız rızaları sonucu elde edilmemiştir. 32


(iii) Anlaşmaların gözden geçirilmesi, zorunlu bir varoluş koşuludur. Rumların imzalarını inkar et­ me çabası değildir. (iv) iki toplumun bir arada yaşaması mümkün­ dür. (v) Yabancıların güvenmesi ve dayanması ge­ reken güçlü unsur Türkler değil Rum çoğunluğu­ dur. izlenimini yaratmak olmuştur. c) Yukarıdaki gayeleri gerçekleştirmek çok güç çaba gerektirmişse de tatminkar sonuçlar alınmış­ tır. Birçok diplomatik temsilcilikler, anlaşmaların tatminkar ve adil olmadığına, baskılarla ve gerçek görüşmeler yapılmadan imzalandığına, çeşitli teh­ ditler sonunda empoze edildiğine inanmış bulunu­ yorlar. Liderliğimizin, aklıselimle hareket ederek, anlaşmalar sonucu varılan hal ça_resini, bir referan­ dumla veya başka bir şekilde, halka resmen onay­ latmaması , elimizde önemli bir kozdur, aksi halde, 1 959'daki atmosfer içinde halk anlaşmaları mutla­ ka onaylardı. Genel olarak, şimdiye kadar Kıbrısın yönetiminin Rumlar tarafından yürütüldüğü, Türkle­ rin ise sadece olumsuz ve köstekleyici bir rol oyna­ dığı kanıtlandı. d) ikinci hedef. Birinci aşamayı öylece tamamla­ dıktan sonra ikinci aşama eylemlerimizi ve gayele-

33


rimizi uluslararası alanda gerçekleştirmemiz gere­ kiyor, Bunlar genel hatlarıyla şöyledir: (i) Rumların gayesi , Türkleri baskı altında tut­ mak değil, hükümet etmenin makul ve adil olma­ yan kurallarını ortadan kaldırmaktır. (ii) Bu kuralların kaldırılmasının bugün uygulan­ ması gerekir, çünkü yarın geç olacaktır. (iii) Bunların ortadan kaldırılması, makul ve şart olmasına rağmen, Türklerin mantıksız tutumları yü­ zünden mümkün olmamaktadır ve o nedenle de Türklerle ortaklaşa ve anlaşarak hareket etmek gerçekten imkansız olduğundan tek yanlı hareket haklı olur. (iv} Bu gözden geçirme konusu Kıbrıslıların bir iç konusudur ve bunun için kimseye, kuwet kulla­ narak veya başka şekilde, dıştan herhangi bir mü­ dahale hakkını vermez.

(v) Önerilen değişiklikler makuldür, adildir ve azınlığın makul haklarını garanti eder.

•

e) Bugün uluslararası havanın, her türlü baskı­ n,ın ve bilhassa azınlıklara yapılan baskının karşı­ sında olduğu genellikle kanıtlanmıştır. Şimdiye ka­ dar

Türkler,

dünya

kamu

oyunu,

Adanın

Yunanistan'a ilhak edilmesinin kendilerini köle du­ rumuna sokacağına inandırmakta başarılı oldular. Bu şartlar altında talebimizi , mücadele süresince 34


olduğu gibi, Enosis değil de self determinasyon için hür irademizi uygulama hakkımız temeline da­ yayarak dünya kamuoyunu kendi yönümüzde etki­ leyebilmek çabamızda ciddi başarı olanağımız bu­ lunduğu değerlendirilmektedir. Self determinasyon hakkımızı tamamen ve engellenmeden kullanabil­ memiz için de anayasanın ve anlaşmaların (Garan­ ti ve ittifak anlaşması vs.gibi) halk iradesinin kayıt­ sız bir şekilde i ade ve uygulanmasını engelleyen ve dış müdahale tehlikesine gebe tüm hükümlerin­ den kurtulmamız gerekiyor. Bu nedenlerle ilk saldı­ rı hedefimiz, bundan böyle Kıbrıslı Rumlarca kabul edilmediğini ilk olarak belirtti ğimiz Garanti anlaş­ ması olmuştur. Bu sağlandıktan sonra, hukuki ve manevi hiçbir güç kendi başımıza ve hür olarak, kendi geleceği­ mize karar vermemizi ve bir plebisit ile self deter­ minasyon hakkımızı kullanmamızı engelleyemiye­ cektir. Yukarıdakilerden anlaşılacağı üzere, planımızın başarısı için bir girişim ve gelişmeler zinciri gerekli­ dir. Bunların her biri zaruri ve zorunludur, çünkü aksi halde, gelecekteki girişimlerimiz yasal olarak haksız ve politik yönden başarılması imkansız olur, ayrıca halkımızı ve ülkemizi ciddi tehlikelerle karşı karşıya bırakmış oluruz. Başlıklar halinde hareket hattımız şöyledir:

35


(a) Anlaşmaların olumsuz maddelerini değiştir­ mek ve buna paralel olarak Garanti ve ittifak anlaş­ malarını fiilen zayıflatmak. Bu adım kaçınılmazdır, çünkü olumsuz yönleri tadil etmek ihtiyacı genellik­ le bütün dünyaca kabul edilmiştir ve makul addedil­ mektedir (tek yanl ı hareketimizi bile haklı göstere­ biliriz) buna karşılık böyle bir tadil çabamızı engellemek için bir dış müdahale haklı gösterile­ mez ve µygulanamaz. (b) Yukarıdaki işlemden sonra Garanti Anlaş­ ması (müdahale hakkı) hukuken ve esas olarak uy­ gulanamaz. (c) Kıbrıs, self-determinasyon hakkının kullanıl­ masındaki kısıtlamalardan (Garanti ve ittifak anlaş­ malarındaki) kurtulduğunda, halk kendi arzusunu ifade edip uygulamakta serbest olacaktır. (d) Devlet kuvvetlerinin (polis gücü ve dost as­ keri güçler) herhangi bir iç veya dış müdahaleye yasal olarak karşı koyması; çünkü o zaman tama­ men bağımsız olacağız. Görülüyor ki (a) maddesinden (d) maddesine kadar olan harekat şarttır ve yukarıdaki sıraya göre ve birbirini izleyerek yapılmalıdır. Bunun sonucu olarak da beliren gerçek şudur: Eğer yukarıdaki eylemlerden herhangi bir uluslara­ rası başarı olanağımız olmasını umuyorsak müca-

36


delemizin herhangi bir aşamasını bir önceki aşama tamamlanmadan açıklamamak zorundayız. Örne­ ğin, yukarıda belirtt i ğimiz dört aşamanın gerekli yol olduğu kabul ediliyorsa, (d) maddesi açıklanmışsa tadilattan (a maddesi) söz etmek anlamsız olur. Çünkü, anayasanın olumsuz hükümlerini tadil et­ mek yollarını ararken böyle bir revizyonun devletin ve anlaşmaların işlerliği için gerekli olduğu bahane­ sini nasıl öne sürebiliriz. Yukarıda belirtilen, uluslararası alandaki gaye, hedef ve taktik ile ilgili noktalardır.

B. IÇÇEPHE içteki hareketlerimiz, bunların uluslararası alan­ daki yorumlanmasına ve yapacaklarımızın milli da­ vamız üzerindeki etkisine göre değerlendirilir. 1 . Aşılmaz olarak tanımlayabileceğimiz tek teh­ like dış müdahale olasılığıdır. Bu, ne maddi zarar ne de kendimize o lacak tehlikeden- (kısmen veya tüm olarak kendi gücümüzle karşılayabileceğimiz) değil, politik gelişmeler için doğrudur. Eğer müda­ hale tehdidi veya müdahale, planımızın "c" aşama­ sı uygulanmadan önce yapılırsa böyle bir müdaha­ le tamamen haklı görülmese bile hukuki yönden tartışılabilir olacaktır. Bu da uluslararası alanda ve Birleşmiş Milletlerde büyük ağırlık taşır. Son za­ manlarda yer almış olan benzer olayların tarihin­ den öğreniyoruz ki hiç bir müdahale olayında, mü37


dahale hukuk dayana(Jından yoksun olsa bile, ne Birleşmiş Milletler ne de başka güçler saldırganı, saldırıya u(Jrayandan önemli tavizler koparmadan, söküp atamamıştır. lsrail'in Süveyş saldırısında, harekatın tüm Birleşmiş Milletler tarafından kınan­ masına ve Sovyetler Birliğinin duruma müdahale tehdidine rağmen, lsrail Kızıl Denizdeki Eliat Lima· nını tutması karşılığında geri çekilmiştir. Tabii Kıb­ rıs için çok daha büyük tehlikeler vardır. E(Jer iyi çalışır ve yukarıda (a) safhasında belir­ tilen girişimimizi haklı gösterebilirsek hem müdaha­ le haklı görülmeyecek hem de başlangıçta her tür­ lü desteği kazanmış olacağız, çünkü Garanti Anlaşmasına göre, garantör devletler olan lngilte­ re, Yunanistan ve Türkiye arasında anlaşma olma­ dan müdahale yapılamaz. Uluslararası deste(Je iş­ te bu temaslar devresinde (müdahale öncesi) ihtiyacımız olacaktır. Anayasada yapılmasını teklif ettiğimiz de(Jişiklikler makul ve haklı göründüğü za­ man bu desteği alabiliriz. Bu durumda, ilk hedef, ilk aşamada önerece(Ji­ miz de(Jişiklikleıin seçimi ile müdahaleden kaçın­ maktır. Taktik : Türklerle müşterek anlaşma çabaları tü­ kendikten sonra makul Anayasal değişiklikler müş­ tereken anlaşma imkansız olduğuna göre tek yanlı girişimi haklı gösterme(Je çalışacağız. Bu safhaya 38


paralel olarak (ii) ve (iiii) safhaları da uygulanır. 2. Aşikardır ki, müdahalenin haklı gösterilebil­ mesi için anayasada basit bir revizyon teklifinden daha ciddi bir neden, daha yakın bir tehlike var ol­ ması gerekir. Bu nedenler şunlar olabilir : (a) "a" ve "c" safhaları tamamlanmadan ENO­ SIS'in ilanı. (b) Türklerin katliamı olarak gösterilebilecek cid­ di toplumlararası çarpışmalar. ilk neden, birinci kısımda incelenmiştir, böylece, geriye toplumlararası çatışma tehlikesi kalmış olu­ yor. Tahrik edilmeksizin Türklere karşı bir katliama girişmek veya hücum etmek niyetimiz olmadığına göre geriye, Anayasa'nın herhangi bir maddesini tek yanlı olarak değiştirmeye kalkışmamız halinde, Türklerin şiddetli tepki göstererek, olaylar ve çatış­ malar yaratmaları veya katliamlar, gösteriler ve bomba olayları sahneleyerek Rumların gerçekten kendilerine hücum ettiği ve bu yüzden can ve mal emniyetleri için müdahalenin şart olduğu izlenimini yaratmağa çalışmaları olasılığı kalır.

Taktik

:

Anayasayı tadil etme çabalarımız açık

olacak, daima barışçı görüşmelere hazır görünece­ ğiz ve eylemlerimiz hiç bir zaman tahrik edici veya şiddet hareketi şeklinde olmayacak. Muhtemel 39


olaylar, başlangıçta kanun çerçevesinde ve yasal güvenlik kuwetleri tarafından plan uyarınca karşı­ lanacaktır. Hareketlerimiz yasal görünümlü olacak­ tır. 3. Anayasayı tek yanlı değiştirme hakkımız ih­ das ve kabul edilmeden önce, tarafımızdan şiddet kullanılmasını gerektiren girişim ve kararlardan, Belediyelerin birleştirilmesi gibi , kaçınılmalıdır. Bu karar, zor kullanarak birleşmeyi ve belediye malla­ rının müsaderesini sağlamak için Hükümetin dina­ mik olarak müdahalesini zorunlu kılacaktır ki bu da Türkleri muhtemelen dinamik tepki göstermeğe zorlayacaktır. Buna karşılık, örneğin 70:30 kuralını yasal girişimlerle değiştirmemiz daha kolaydır, çün­ kü bu durumda aktif girişimlere ve eylemlere giriş­ mesi gereken Türkler olacaktır, bizim çabalarımız ise eylem değil reddetme olacaktır. Vergilendirme­ deki ayrı çoğunluk da aynıdır. Bu önlemler halen etüd edilmiş bulunmaktadır ve uygulanmaları için bir dizi önlemler kararlaştırılmıştır. Bu çabalardan bazıları ile Anayasayı tek yanlı olarak değiştirme hakkımız de facto kabul edildikten sonra artık tak­ dir ve gücümüzü kullanarak daha dinamik olarak ilerleyebileceğiz. 4. Yukarıda anlatılan genel planımızın ilk adımı olarak Anayasayı tadil için girişeceğimiz ciddi ça­ balar karşısında Türklerin çatışmalar yaratmak ve-

40


ya sahnelemek istemeyeceklerine inanmak safdil­ lik olur. Bu sebeple Teşkilatımızın varlığı ve güç­ lenmesi şartt ı r ve zaruridir, çünkü: (a) Türklerin ani tepkilerine karşı bizim karşı sal­ dırımız derhal yapılmazsa Rumlar arasında panik yaratılması tehlikesi vardır ve özellikle şehirlerde, hayati bölgelerin önemli kısmının geri alınamaya­ cak şekilde kaptırılması tehlikesi doğacaktır. Hal­ buki gücümüzün derhal ve öldürücü olarak gösteril­ mesi , muhtemelen Türkleri kendilerine getirecek ve eylemlerini, önemsiz ve tecrid edilmiş olaylara inhi­ sar ettirecektir. (b) Türklerin planlı veya fevri bir saldırısı halin­ de, bu saldırı sahnelenmiş olsun veya olmasın, bu saldırıyı mümkün olan en kısa sürede şiddet kulla­ narak bastırmamız şartt ı r, çünkü 1 -2 gün içinde du­ ruma hakim olabilirsek herhangi bir dış müdahale mümkün, muhtemel veya haklı olamıyacaktır. (c) Yukarıdakilerden herhangi birinin vukuunda, kuwet kullanılarak ve kesin olarak bastırılması, bi­ zim sonradan girişeceğimiz ve Anayasada yeni ta­ dilata yönelik hareketlerimizi büyük çapta kolay_laş­ tıracak ve bunlar herhangi bir tepki olmadan uygulanabilecektir. Çünkü Türkler, tepkilerinin zayıf kalacağını ve toplumları için ciddi zararlar doğura­ bileceğini kavramış olacaklardır. ve, (d) Çatışmaların yayılıp büyümesi halinde, pla4l


nın (a) dan (d) ye kadar aşamalarını uygulamağa, ENOSIS'in derhal ilan edilmesi dahil, hazır olmalı­ yız, çünkü o zaman diplomatik faaliyetleri bekle­ mek için hiçbir neden kalmamış olacaktır. 5. Bütün bu aşamalarda aydınlatma ve planları­ mızı bilmeyenler veya bilmesine imkan olmayanlar­ la tutucu çevrelerin propagandalarına karşı koyma faktörlerini de unutmamak gerekir. Belirttiğimiz gibi mücadelemizin en az dört aşamadan geçmesi şart­ tır ve planlarımızı ve niyetlerimizi, vakitsiz olarak açıklamamak zorunluğundayız. Tam bir mahremiyet ve gizlilik basit bir milli gö­ revin de üstündedir. YAŞAM VE BAŞARI iÇiN HA­ YATI BiR IHTIYAÇTIR. Bunun böyle olması, tutucuları, sorumsuz de­ magogları ve sözde milliyetçileri tahrik edici yayın­ lar yapmaktan alıkoymayacaktır. Plan onlara mey­ dan

verir

çünkü-

onlara

liderlerimizin

esas

gayesinin "milli hedef" olmadığını ve sadece ana­ yasayı tadil etmek olduğunu iddia edebilme olana­ ğı verir. Anayasal değişikliklerin safha safha ve hü­ küm süren şartlar altında yapılması gerekliliği işimizi daha da güçleştiriyor, ancak bütün bunlar bizi, ne sorumsuz sokak demogojisine ne de milli­ yetçilik sömürüsüne itmelidir. icraatımız bizim en doğru savunucumuz olacaktır. Her halükarda, bili­ nen nedenlerle yukarıdaki girişimler gelecek se42


çimlerden çok önce önemli ilerleme kaydedeceği ve meyvelerini verece{li için önümüzde kalan kısa devre için itidal ve soğukkanlılıkla temayüz etmeli­ yiz. Buna paralel olarak.sadece vatansever güçle­ rin birliğini ve disiplinini korumakla kalmayıp bunla­ rı takviye etmek zorundayız. Bu konuda ancak, üyelerimizi ve onlar aracılığı ile halkı iyice aydınlat­ mak suretiyle başarılı olabilir. Herşeyden önce tutucuların gerçek kimliklerini, açıklamalıyız. Bunlar, yakın geçmişin ortaya koy­ duğu gibi , küçük sorumsuz demogoglar ve fırsatçı­ lardır. Bunlar liderliğimize kuduz köpekler .g ibi sal­ dıran, fakat geçerli ve pratik herhangi bir çözüm yolu önermekten aciz, menfi ru hlu ve gercilerdir. Tüm girişimlerimizde başarı sa{llayabilmemiz için, son dakikaya kadar güçlü ve istikrarlı bir hükürnete ihtiyacımız vardır. Bunlar güzel sözler ve sloganlar söyleyen parolacılar ve lafazanlar olarak meşhur­ durlar. Bunlar somut hareketlere ve fedakarlık yap­ mağa isteksiz ve iktidarsızdırlar. Bunun bir örne{li, bugünkü durumda dahi Birleşmiş Milletlere başvu­ runun ötesinde daha somut birşey önerememeleri­ dir. Bu yüzden daima uzakta tutulmaları ve tecrid edilmeleri gerekir. Bunun için yukarıdaki plan ve niyetlerimiz konu­ sunda üyelerimizi SADECE SÖZLÜ olarak aydı n­ latmalıyız. Bölge Karargahlarında karargah ileri ge-

43


lenleri ve üyelerle yapılan toplantılarda, her üye herşeyi tamamen anlayıncaya ve başkalarına da anlatabilecek duruma gelinceye kadar, yukarıdaki­ ler sürekli olarak incelenmeli ve izah edilmelidir. . HiÇ B i R YAZILI iZAHATA iZiN YOKTUR. YUKA­

RI DAKILERLE iLGiLi HER HANGi BiR BELGE­ NiN KAYBI VEYA SIZDIR ILMASI VATANA iHA­

NET SUÇU SAYILIR. Hiçbirşey mücadelemize, bu dökümanın açıklanmasından veya rakiplerimiz ta­ rafından yayınlanmasından daha ölümcül ve kesin zarar veremez. Üyelerimize sözlü bilgi verilmesi ve üyelerimizin aydınlatılması dışındaki bütün çalışmalarımız ve bilhassa basındaki yayınlarımız, karar suretleri vs. çok ılımlı olmalı ve yukarıdakilere hiçbir atıfta bulu­ nulmamalıdır. Söylevlerde ve mitinglerde, sadece sorumlu kişiler, Bölge Karargah başkanlarının so­ rumlulu{lu altında, başkanın yapılacak konuşmayı kontrol etmesinden ve kesin onayını vermesinden sonra, genel hatlarıyla yukarıdaki plandan söz ede­ bilirler. Bu halde dahi bu konuşma HiÇ BiR ŞEKiL­ DE BASINDA VEYA BAŞKA YAYINLARDA YER ALMAYACAKTI R.

Taktik : Üyelerimiz ve halk SÖZLÜ OLARAK tamamen aydınlatılmalıdır. Kendimizi ılımlı göste­ rebilmek için her çaba harcanmalıdır. Planımızın yazılı olarak açıklanması veya basında veya her-

44


hangi bir dökümanda bundan bahsedilmesi kesin­ likle yasaktır. Resmi kişiler ve di(jer sorumlular hal­ kı aydınlatmaya, morallerini ve mücadelecilikleıini yükseltme(je, planlarımızı açıklamamak veya ba­ sın veya başka bir şekilde ifşa etmemek şartıyle, devam edeceklerdir. NOT: Bu döküman, alındı(jı günden itibaren 1 O gün içinde, Bölge KarargAh başkanının sorumlulu­ Ou altında ve bütün karargAh mensuplarının huzu­ runda, yakılmak suretiyle imha edilecektir. Bu dö­ kümanı kısme n veya tüm olarak kopye etmek şiddetle yasaktır. Bölge KarargAhı mensupları, başkanlarının sorumıuıuou altında planı alıp iriceıe­ yebiliı1er, ancak, bu dökümanı Bölge Karargahı bi­ nasından çıkarma hakları yoktur. Başkan AKRITAS

GENEL HAREKAT PLANI Lefkoşa ve Varoşları Karagahının Harekat Planı Lefkoşa ve civarı "Karargah" adı altındaki böl­ geyi teşkil etmektedir. Bölge beş kesime ayrılmış­ tır:

45


: Şehrin Batı kısmı (Ayios Pav­

Birinci Kesim

los - Ayios Demetios) (Hava alanı yolu)

ikinci Kesim

: Eski Şehir (Dereden Magosa kapısına kadar)

Üçüncü Kesim

:

Do{Ju kesimi (Balluryodissa Kaymaklı Küçük Kaymaklı)

DOrdOncO Kesim : Kuzey kısım (Yenişehir - Kızıl­ baş) Beşinci Kesim

: iç kısım (Şehir ve civarlarının diQer kısımları)

Bu kesime yedek kuwetler de dahildir. Her "kesim", komutanı tarafından ida�e edile­ cektir. Bu komutan "Karargflha" baQlıdır. "Karar­ gflh" aynı zamanda Lefkoşa kazasındaki grupları da idare eder.

"Karargahın gOrevl" : Türkler'in planlı veya plansız her hücumuna karşı , Kıbrıs Rum halkının can ve malını, okulları ve saireyi korumak ve Türkler'e karşı büyük çapta misillemeye girişmektir. Her bölgenin komutanı da aynı görevi paylaşır ve bu gaye için kuvvetler bulunmaktadır: Savunma grupları : Türkler'in hareketini püs­ kürtmek için. 46


Yedek gruplar : Savunma gruplarını takviye için. Sabotaj Grupları : Bu gruplar, Tül'Kler'in herhan­ gi bir hareketine karşı, misillemeye girişeceklerdir. Emniyet grupları : Bu gruplar, binalar çevresin­ de devriye gezeceklerdir.

Yukarıdakilere ilaveten karagah ın emrinde ye­ dek ve sabotaj grupları bulunmaktadır. Bu gruplar her hangi bir bölgenin imdadına koşabilecektir. Her bölge ve yedek kuwetler için ayrı harekat planları vardır. Bu planlar, genel planın bir parçası­ dır. "Karargah" durumu takip edip, yedek kuwetleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderir. "Karagah" planların engelsiz yürümesi için ge­ rekli personeli kararlaştırıp herkesi yerine sevkede­ cektir. Yukarıdakilere ilaveten şehir ve civarı karargahı aşaQıdaki, işleri yapmalıdır:

(Bu kısım Rum yayın organlarınca mahzurlu bu­ lunarak yayınlanmamıştır).

47


Türk semtlerinde girişilecek sabotaj hareketleri için genel bir plan hazırlanmalıdır ve plana göre her bölgenin sabotaj grupları faaliyete geçirilmeli­ dir. Daha büyük bir plan hazırlamak ve "karargah"a bağlı olan grupların bunu tahakkuk ettirmeleri. ge­ rekmektedir. . Misal: Patlayıcı madde taşıyan arabaları uçur­ mak! �nzin arabaları ile yangın çıkarmak v.s. Silahsız halkı teşkilatlandırmak ve kendilerine av tüfekleri vermek. Böylelikle her evde bir av tüfe­ ği bulundurmak ve ailenin emniyetini temin etmek mümkün olacaktır. Bu takdirde yoldan her geçen Türk'e ateş edebilecektir. Şimdi elde bulundurulmakta olan zırhlıların var­ lı{Jını tamamiyle gizli tutmak ve sırası geldiğinde bunları kullanmak önemlidir. Bu zırhlıları kullana­ cak kişiler eğitim göreceklerdir. *

*

*

Lefkoşa ikinci Kesimi Harekat Planı 1 - Kıbrıs Türkleri'nin nümayış yapmaları ve da­ ha sonra Rum setmleri ne girip sabotaj hareketle­ rinde bulunmaları muhtemeldir. ilaveten ani ve gizli olarak bilhassa geceleyin Rum semtlerine, Rum­ lar'ın can ve mallarına tecavüz etmeleri mümkün­ dür. Ayrıca daha büyük harekatlara girişmeleri 48


muhtemeldir. Aynı zamanda açık veya kapalı yer­ lerde toplu halde bulunan Rumlar'a hücum etmeleri ve hükümete veya fertlerine ait binaları bombalarla havaya uçurmaları mümkündür. 2- Görevleri : Türk münayişlerine karşı koymak kudretinde ol­ malıdır. Bat sokaQı ve Ermu sokaQı güneyinde AylOka ve Ayakasiyanos'taki Rum evleri ni Türk hücumları­ na karşı korumak ve Türkler'in Rum semtlerine ak­ malarına mani olmak. Türkler'in

hareketleri

püskürtüldükten sonra

Türk semtlerine sızmak ve cetvel 2'de gösterilen hedeflere sabotaj yapmak. (Cetvel 2 Rum yayın organları tarafından yayın­ lanmamıştır.) Ermu sokaQına yakın Türk evlerini yok edecek durumda olmalıdır. Türk semtlerine yakın olan önemli binaları, kilise, okul v.s.'yi korumak. Cimnasyo, Fanaromeni Kilisesi ve Fanaromeni Okulunu korunııak. 3- Eski şehirdeki bütün Rum semti bu bölge ko­ mutanlıQına baQlıdır. Ortak bölgedeki sokaklar şun­ lardır: Bat, Ermu, Karababa, Ayyakovos, Büyük Kons49


tantin, Yuannu Çimişku, Kraliçe Elizabeth, Ay Spiri­ danos, Fratro, Su Deposu. 4- Bu bölgeye şu gruplar bağlıdır: 9 Savunma grubu : 1 09 kişi 2 Emniyet grubu : 24 kişi 4 Yedek grup : Normal kadro 4 Sabotaj grubu : 20 kişi Mevcut Silahlar : 25 otomatik (sten tipi), 2 bren, 1 9 piyade, 9 1 av tüfeği , 4 tabanca. Ayrıca Bazuka, hava ve el bom­ bası. (Yedek grupların silahları dahil de{Jildir.) • • •

Lefkoşa şehri 4.Kesım Harekat Planı 1 - Kıbrıs Türklerinin özellikle Ortaköy, Gönyeli ve Mandrez'den, Yenişehir ve Kızılbaş bölgelerine büyük ve küçük gruplar halinde sızıp Rum emlaki­ ne karşı hareketlere girişmeleri mümkündür. Bu iki Rum semtinin, diğer bölgelere mevcut irtibatını kesmeleri, neticede açık veya kapalı yerlerdeki Rum topluluklarına hücum etmeleri mümkündür. 2- Görevleri : Bu iki bölgedeki Rumları Türk bölgelerinden ge­ lecek hücumlara karşı korumak. 50


Yenişehir'in savunması, normal savunma ile ya­ pılacaktır. Kızılbaş'ın ise Gönyeli ve Ortaköy'den gelen yolların üzerine mevziler yerleştirerek yapıla­ caktır. Görevlerden biri de iki bölge arasındaki irtibatı temin etmektir. Türk semtlerinde cetvel 4 de görül­ dü0ü gibi, "Kararg�htan" alınacak emirler üzerine sabotaj hareketlerinde bulunulacaktır. (Cetvel 4 Rum yayın organlarınca açıklanma­ mıştır) Üçüncü kesimdeki grupların Türkler'e karşı giri­ şecekleri hücumlarda kendilerine yardım edecektir. Bu bölge "do(Judadı r". Bu bölgelerdeki Türk aileleri

bertaraf edilecektir. 3- Bu kesimin sorumluluOu, Yenişehir ve Kızılbaş'taki Rum semtleridir. 4- Kesimdeki gruplar : 4 Savurma grubu : 44 kişi 2Emniyet grubu : 8 kişi 3 Yedek grup . . . . . .. (Rakam gizlenmiştir) 2 Sabotaj grubu : 1 O kişi Silahlar : 3 tabanca, 1 1 otomatik (sten tipii), 1 aoır maki­ neli , 1 bren, 32 av tüfeOi, bazuka ve el bombaları.

51


(Yedek grupların silahları dahil değildir). 5- . . . . . . . . . . . .

.

(Bu kısım Rum yayın organlarınca mahzurlu bu­ lunarak yayınlanmamıştır). 6- Birinci savunma grubu : Bu grup 1 6 kişiden kuruludur. (Grup komutanının adı verilmedi) Silahlar : 2 otomatik (sten tipi), 1 bren, 1 1 av tüfeği ve el bombaları Hilarion sokağından, benzin istasyonuna ve oradan trafik polisine kadar görev yapacaktır. Da­ ha sonra Cavella sokağından Kilisenin üstüne ka­ dar mevzilenip Türk'lerin sızmasına mani olacaktır. Trafik polisinin işgalinin planlayacak ve "Kararga­ hın" emrinden sonra harekete geçecektir. Kızılbaş ve un fabrikasındaki Rumlar'la i rtibat kurup Girne yolunun kapanmasını sağlayacaktır. Toplanma yeri Stradi Mirivilli yoludur. 7- ikinci Savunma Grubu : Bu grubun kuweti 1 2 kişidir. (Grup komutanının adı verilmedi) Silahlar : 1 Bren, 1 Otomatik, 1 tabanca, 2 piyade, 7 av tüfe{Ji. 52


(El bombası sayısı verilmedi). Görevi : Truman sokağından, Dangli sokağı na kadar mevzilenip, Türk'lerin sızmalarına mani olmak. Devamlı olarak buzhanenin önünden Türk okul­ ları ile civardaki Türk evlerine ateş açılacaktır. Bi­ rinci ve üçüncü gruplarla iplik fabrikası ve buzhane grupları ile irtibat halinde bulunacaklardır. Toplan­ ma yeri iplik fabrikasıdır. 8- Üçüncü Savunma Grubu : Bu grubun kuweti 1 8 kişidir. (Grup Komutanının adı verilmedi) Silahlar : 3 otomatik (sten tipi) 2 piyade tüfeği 1 3 av tüfeği (El bombası sayısı verilmedi .) işgal edeceği mevkiler : Dangli sokağı ile -Truman sokağından, Yenişe­ hir'deki okullar arasındaki bölgeden sorumlu ola­ caktır. Türkler'in sızmasına mani olacak. Yenişe­ hir'deki

okulda,

kuwetli

bir

mukavemet

kurulacaktır. Devamlı atışla, Tepedelen sokağı kontrol edilecektir. Kaymaklı'nın batısında olan 53


gruplara yardım edecek durumu yaratacaktır. Ateş saha ile Kızılbaş grubuyla irtibat temin edecektir. Toplanma yeri lsidoru soka(Jıdır.

9,- . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . (Bu kısım Rum yayın organlarınca sakıncalı bu­ lunarak yayınlanmamıştır.) 1 0- ...... . . . . . . . . . . . . . . . (Bu kısım Rum yayın organlarınca sakıncalı bu­ lanarak yayınlanmamıştır.) 1 1 - Birinci yedek grubu: Bu grup da tam kadrolu ve silahları olup, ismi verilmeyen bir komutanın emrindedir. Bölge komu­ tanı tarafından emir alır almaz derhal sabotaj hare­ ketlerine girişecektir. Sıra ile bölgedeki Türk ailele­ rini · bertaraf edecektir. Üçüncü grubu takviye edecektir. Dangli soka(Jının do{Jusundaki Türk semtine sızma yapacak ve cetvel 4'teki gibi , (cetvel 4 Rum yayın organlarınca yayınlanmadı) sabotaj hareketleri yapacaktır. Toplanma yeri Saray soka­ (Jıdır. 1 2- ikinci yedek grubu : Yenişehir. Tam kadrolu ve silahl ıdır. Emir verilince şu gö­ revleri yapacaktır: ikinci grupla beraber Yenişehir'de kalan Türk ai­ lelerini bertaraf edecektir. Bir ve ikinci savunma 54


gruplarını takviye edecektir. "Karargah"tan emir çıktıktan sonra trafik polisini işgal için birinci gruba yardımcı �acaktır. Güney ve batıdaki Türk semtle­ rine sızacak, cetvel 4'teki gibi sabotaj hareketleri yapacaktır. Toplanma yeri Bidinu soka{lıdır. (Cetvel 4 Rum yayın organlarınca sakıncalı bu­ lunarak yayınlanmamıştır.) Aşa{lıdaki savunma gruplarını teşkilatlandırmak ve sUahlamak, bu bölgenin sorumlulu{lundadır: Un fabrikası, iplik fabrikası , buz fabrikası , Dia­ nellos tütün fabrikası .

Rum Yeraltı Teşkllatının sorumluları Başkan (Görünen)

: iş işleri Bakanı Polikarpos Yorgacis

Başkan Vekili

: Çalışma Bakanı TassosPapadopullos

Kurmay

: Meb'us Nikos Koççis

Kurmay Daireleri Müdürü : Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides Lefkoşa Bölgesi Kadrosu : Nikos Yuannu Başkan Yardımcı

: Petros Kondopirgu .

55


Yedekler Komutanı

: Kıbrıs Ordusu Yüzbaşısı Thasos Marku

Lefkoşa Şehir Komutanı

: Spiros Nikolau

Lefkoşa Kazası Komutanı : A.Angelidis

TMT ARAŞTIRILIYOR AKRITAS planının bilfiil yürürlüQe konarak, bir provokasyon eylemiyle Drakos Heykelinin bomba­ landıQı 4 Aralık 1 963 gecesinden başlayarak, Türk­ ler terörist Rumların kışkırtıcı baskısı altına alınır­ lar. Türk evlerine ve işyerlerine baskınlar yoQunlaş­ tırılır. EOKA'cı Rum polislerince düzenlenen bu baskınlarla, güya silah aranmaktadır! Türkler yol­ larda çevrilirler .. Arabaları ve üzerleri aranır .. Kü­ fürlere hedef olurlar. Tutuklanıp karakollarda işken­ ceyle sorguya çekilirler. TMT var mı, yok mu? EQer varsa gücü nedir? Liderleri ve üyeleri kimdir? Türkler genel bir baskı­ ya karşı direnebilecekler mi? ısrarla araştırılan bunlardı!. Ve Türk halkı, onurunun, özgürlüklerinin ve hak­ larının sürekli çiQnenmesine karşın, soQukkanlılık gösteriyor, sabrediyordu. Ankara'da T.C. Başbaka56


nı ismet lnönü; Lefkoşa'da ise Türk halkı önderleri Dr.Fazıl Küçük'le Rauf Denktaş boyuna "itidal ve sabır" gösteri lmesini istiyorlardı. AKRITAS Planının öngördüğü soykırım, 21 Ara­ lık 1 963 gecesi uygulamaya konur. . . Tahtakale v e Aspava (Kumsal) bölgelerinde pu­ su kuran AKRITAS örgütü mensubu EOKA' cı Rum polisleri, yankıları ve yıkımı tüm adaya yayılacak olan bombanın fitilini başkent Lefkoşa'da ateşlemiş olurlar.. Üç yıl boyunca, ilk saldırının, ilk hareketin Türk­ lerden gelmesi için kışkırtmalarda bulunan, ancak Türk tarafının soğukkanlılığı nedeniyle kışkırtmala­ rından sonuç alamayan Rumlar, zamanın uygun olduğu kanısına vararak artık ilk hareketin de ken­ dilerinden gelmesinde bir sakınca görmezler.. Polikarbos Yorgacis'in talimatıyla hareket eden silahlı Rumlar, Tahtakale ve Aspava'da silah tehdi­ di altında Türkleri yoklamaya kalkışırlar .. Hakaret­ lerde bulunurlar. . Saldırı ve hakarete hedef olan Türkler itiraz ederler .. Polis olduklarına inanmadık­ ları bu kışkırtıcılara, "Bizi ille de yoklamak istiyorsa­ nız polis merkezine götürünüz" diyerek diretirler.. Rumların bu itiraz ve direnişlere yanıtı, otomatik tüfekleri nin tetiğine asılmak olur. Tahtakale'de, biri kadın, öteki erkek olan 2 Türk olay yerinde can ve-

57


rirken, Aspava'daki olayda kurşun yağmuru altında kaçmaya çalışan Türkler yaralanırlar. . Tahtakale'de gürültüyü işitenler olay yerinde toplanmaya başlar. Orada beliren iki Rum polis su­ bayı, öfkesi gittikçe kabarmakta olan Türklerin üze­ rine otomatik silahlarıyla ateş açarak, diğer sivil gi­ yimli Rum saldırganların kaçmasını sağlar. . . 21 Aralık gecesi cereyan eden b u olayda iki Türk yaşamını yitirirken, 5 Türk de yaralanır. Rum­ ların denetimindeki Devlet Genel Hastahanesine güven kalmadığı için yaralılar, Girne Caddesindeki Naimoğlu Kliniğine kaldırılırlar. O geceden sonra, küçük bir cerrahi ve doğum kliniği olan bu bina, dar olanaklarıyla Türk direnmesinin hastahanesi haline gel�cek ve bu misyonunu birkaç yıl sürdürecektir. Ta ki, bugün genel ecza deposu olarak bullanılan başkentin ortasındaki eski bir sigara fabrikası Türk Genel Hastahanesi haline getirilinceye kadar. .

TERÖR TIRMANIYOR Rum saldırıları, 22 Aralık'ta şiddetini artt ı rarak sürdürülür. Saldırıların ağırlık merkezini Lefkoşa oluşturmakla birlikte, adanın diğer bölgelerindeki Türkler de ablukaya alınarak tedirgin edilmeye başlanır. . . Yollarda ölüm kol geziyordu. Türkler için düşman, bütün yolları kesmiştir. AKRITAS planının

58


öngördü(Jü biçimde, caniler, gördükleri her Türkün üzerine kurşun ya(Jdırırlar, yollarda yakaladıklarını yok ederler .. Yollardan toplanıp götürülen yüzlerce Türkün mezarı bugün bile nerededir bilinmiyor. . 2 2 aralık'ta Lefkoşa Türk semtine kadar cipleriy­ le girme cüretini gösteren EOKA'cı Rum polisler, makineli tüfekleriyle Lefkoşa Türk Lisesi bahçesin­ deki öQrencileri, Girne kapısındaki Atatürk heykeli­ ni ve Girne Caddesinden Ledra Caddesine geçer­ ken de Türk Cemaat Meclisini tararlar .. Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş'ın bürosu da atılan kurşunlardan nasibini alır; camlar tuzla buz olur.. Yarattıkları bu terör ortamında, saldırgan Rum­ lar, hala kafalarındaki soru işaretinin yanıtını arı­ yorlardı : TMT VAR M iYDi, YOK MUYDU?. E(Jer TMT var idiyse bunca kışkırtmaya karşın artık yeryüzüne çıkarak varlıQını göstermeliydi. .. Lefkoşe Türk Lisesi Ö(Jrencilerini, Atatürk Hey­ kelini ve Rauf Denktaş'ın Cemaat Meclisindeki bü­ rosunu kurşunladıkları günün gecesi, günlerden hatta aylardan beridir aradıkları yanıtı bulurlar: EVET; TMT VARDI VE KIBRIS'TAKI YADSINMAZ TÜRK HAKLARINI VE MASUM TÜRK HALKINI ÖLESiYE SAVUNMAYA HAZIRDI!.. Türk Mukavemet TeşkilAtı'nın tüm üyelerine, 22

59


Aralık 1 963 gecesi, her türlü koşul altında ve her ne pahasına olursa olsun Türk halkının canını, ma­ lını ve namusunu koruma emri verilir. Rum saldırı­ larına karşı konulacak; ırkcı ve yayılmacı bir hırsla ENOSIS'i gerçekleştirmek için harekete geçenlere anladıkları dilden konuşulacaktı. O günün koşullarına göre, saldırgan Rumlar, ni­ telik ve nicelik yönünden çok iyi silahlanmışlardı. Türk Mukavemet Teşkilatının elinde yeterli ölçüde silah bulunmamasına karşın, yi{Jitçe bir direnme gösterilir. . Beş gün Beş gece devam eden Kanlı Noel çarpışmalarında, Türk direnmesinin kırılması­ nın kolay olmayaca{Jı Rumlara da, dünyaya da gösferilir. . . Türk halkının kayıpları çok a{Jırdı . . Ama teslim olma düşüncesi asla sözkonusu de{Jildi . . Sadece Rum vahşetine de{Jil; açlı{Ja, susuzlu­ {Ja, uykusuzlu{Ja ve binbir türlü yoklu{Ja karşı da TMT saflarında bütünleşerek direnen Türk halkı, Kıbrıs'ta insanca yaşama hakkını savunmaya ko­ yulur.

KARA GÜNLER Rumların yok edici saldı rılarına hedef olan Türk halkının dış dünyayla tüm ba{Jlantısı koparılır. Cumhurbaşkan Yardımcısı Dr.Fazıl Küçük'ün tele60


fonu bile kesilmişti. Tüm devlet olanaklarıyla birlik­ te, haberleşme aygıtlarına da el koyan Rumlar, Türklerin devlete karşı isyan etti(Ji yalanını yayıyor­ lardı. Kıbrıs Rum Radyosu, ülkede bir ayaklanma oldu(Junu ve devlet güçlerinin bu ayaklanmayı bas­ tırmaya çalıştı(Jını tekrarlayıp duruyordu . Adada olup bitenler, ancak Türkiye'nin Lefkoşe Büyükelçi­ li(Jindeki telsiz aracılı(Jıyla Ankara'ya bildirilebiliyor­ du . . Dış dünyayla başka bir iletişim kalmamıştı . . Rum bölgesine yakın olan T.C. Büyükelçili(Ji (Şimdi­ ki Kamu Hizmeti Komisyonu Binası) de Rumların sürekli olarak açtı(Jı ateş altındaydı .. Mermileri biten Türk mücahitlerinin boşaltıp terk etmek zorunda kaldıkları Küçükkaymaklı , Tahtaka­ le ve Kumsal gibi bölgelere sızan EOKA'cı Rumlar, kaçmayı başaramayan Türkleri sı(Jındıkları yerler­ de öldürürler. Kumsal baskınında öldürülenler ara­ sında, Kıbrıs Türk Kuwetleri alayı doktoru Binbaşı Nihat llhan'ın eşi ile üç çocu(Ju da vardı .. Tahtaka­ le, Kumsal ve Küçükkaymaklı'dan kaçırılan 700 Türkün yarısı öldürüldü . Bunların mezarlarının ne­ rede oldu(Ju bile bilinmiyor... Boşalan ve savunma­ sız kalan Türk evleri ve mahalleleri ; başta Tahtaka­ le ve Küçükkaymaklı olmak üzere talan edilip yakıldı, yıkıldı . . Silah v e eleman üstünlü(Jüne ra(Jmen Rumlar da rahat de(Jillerdir. Türklerin bu kadar uzun süre

61


direnebilece�ini tahmin etmiyorlardı. Türk direnme­ sini birkaç saatin içinde yerle bir edip tasarladıkları oldubittiyi gerçekleştirebileceklerini sanıyorlardı. . . Başlattıkları kanlı operasyon, umdukları gibi geliş­ miyor, zaman kaybediyorlard ı . ..

YANGIN ADA ÇAPINDA YAYILIYOR Beş gün boyunca TMrnin direnişçileri dişlerini ve tırnaklarını vatan topraklarına geçirerek savaştı­ lar.. Tepeden tırnağa silahlı Rum saldırganları kar­ şısında, dengesiz koşullar altında Türkün can , mal ve namus savunması gerçekleştirilirken, her mev­ ziden, her mücahitten karargaha değişmeyen bir mesaj ulaşıyordu: "Mermimiz bitiyor . . Ekmekten sudan vazgeçtik. . Mermi istiyoruz, mermi .. " Aralık­ sız bir ateş yağmuru altında tekrarlanıp duran bu mesajlara, TMT komutanlığının olumlu yanıt ver­ mesi olanaksızdı. TMT direnişi o günleri n koşulları içinde, ancak Anavatan Türkiye'den gelecek yardı­ ma kadar planlanmıştı. TMT komutanlığı bir yan­ dan mücahitlere "dayanın" telkinini yapıyor, bir yandan da T.C. Lefkoşa Büyükelçiliğindeki telsiz aracılığıyla Ankara'ya durumu bildirip, yardım çağ­ rısında bulunuyordu. Başkent Lefkoşa'da başlayan yangın, ada ça­ pında yayılıyordu. Abluka altına alınıp ateş yağmu­ runa tutulan köylerimizin pekçoğu, bu saldırılara 62


birkaç saat bile direnme olanaQından yoksundu. Rum saldırganların ateş ya!)muru altında boşaltı­ lan Türk köylerinin sayısı birkaç günün içinde 1 00'ü aşacaktı. Karma köylerde az ınlıkta olan Türkler ve Rum köyleriyle çevrili küçük köylerdeki Türkler da­ ha güvenilir yerlere çekilirken-çok sayıda şehit veri­ lir. Türk köylerini ablukaya alan Rum çetecileri , me­ gafonlarla Lefkoşa Türk Bölgesi'nin düştü{lünü bildiriyor, direnebilenlerin de moralini bozuyorlardı. Rum radyosunun propagandası da bu yöndeydi. Gece karanlı(Jında, dondurucu so{luk ve ya{lmur altında ölümden ve vahşetten kaçan binlerce Türk, göç trajedisinin çaresiz tutsakları haline geliyorlar­ dı . . Bu göçün acısını ve dehşetini toplum yıllar bo­ yunca çekecektir. Binlerce insan, evini ve köyünü sadece sırtındaki elbiseyle terk ediyordu:

SON MERMiLER Ada çapında bu dehşetli trajedi yaşanırken, Türk direnmesinin kalesi Lefkoşa'da ise hesaplı mermilerin son taneleri kullanılarak yok edici, bar­ bar Rum akın ı durdurulmaya çalışılıyordu. iç böl­ gelere sızan EOKA'cı Rumlar, Lefkoşa varoşlarının irtibatını bile kesmişlerdi. Kumsal'daki SEVERIS un fabrikasının üst katlarına mevzilenen EOKA'cılar, aQır makineli tüfekleriyle çevreye kan kusturuyor­ lardı. Türk mücahitleri, Severis'teki Rum makineli 63


yuvalarını susturup Gönyeli'yle bağlantıyı sağlaya­ bilmek için düzenledikleri gözüpek operasyonlarda, çok sayıda şehit ve yaralı vereceklerdi.

"JETLERiMiZ YOLDA, DAYANIN" Bu arada, mermisi tükenen mücahitler, savun­ ma siperlerini bırakıp Lefkoşa surları içine çekilme­ ye başlarlar. Bulundukları bölgelerdeki halkın da Lefkoşa içine naklini sağlayan mücahitler, Lefkoşa surları üzerinde son savunma hattını oluşturarak saldırgan Rumlarla göğüs göğüse çarpışmaya giri­ şeceklerdi. Düşen Küçükkaymaklı'nın halkı Hamit­ köy'e sığınır. . 25 aralık 1 963 günü Lefkoşa'dan Ankara'ya son yardım çağrısı yapılır: "Her taraftan sarıldık. Son mermilerimizi atıyo­ ruz. Bundan sonra bizi ancak Anavatan kurtarır. Kurtulmamızı bekliyoruz, ancak Anavatan yardımı­ mıza gelmezse, bunun şu anda anlayamadığımız bir takım sebeplerden ötürü olduğunu kabul ede­ cek ve müsterih ölece{Jiz. Kurtulamazsak vatan sağ olsun" Direnmenin liderleri, T.C.Büyükelçiliğindeki tel­ sizin başında, Ankara'dan gelecek yanıtı beklerler. Beklenen yanıt gelir. Telsizcinin hemen çözüp verdiği mesaj üç cümleliktir: 64


"Milletçe sizinleyiz. Jetlerimiz yolda. Dayanın! .. " Jetlerin yanısıra, Kıbrıs Türk Kuwetleri Alayı da yoldaydı ! . .

RUMLARDA TÜRKiYE PANIGI Garanti Andlaşmasının verdiği yetkiye dayanıla­ rak Tü rkiye'nin harekete geçeceği kesinleşmiştir. Zaten bir gün önce de 24 Aralık'ta Lefkoşa yakınla­ rında üslendirilen Kıbrıs Türk Kuwetleri Alayı, An­ kara'dan gelen emir üzerine Rum bölgesinde kalan kampından ayrılarak, savaş düzeni içinde Lefkoşa Türk bölgesine geçerek Gönyeli'de mevzilenmiştir. Türk Alayı bu operasyonunu tek bir kurşun bile atmadan gerçekleştirdiği halde, Rumlar, Alayın Türk mücahitlerine destek vereceği kaygısıyla pa­ niğe kapılırlar. Rum yetkililer, Türk alayının da is­ yancılara katıldığını öne sürerler .. Bu arada 25 Aralık günü ö!)le saatlerinde, Türk jetlerinin Kıbrıs'a gönderileceği haberi, mücahitlerin son mermileriyle savunulmakta olan Lefkoşa'da ya­ yılır. Umutla umutsuzluğun birbirine karıştığı duy­ gular yaşanı r. Ço{Ju kişi, jetleri görmeden bu habe­ re inanmak istemez. Çünkü

Rum silahlarının

konuşmaya başladığı 2 1 Aralık gecesinden beridir Türk halkı Türkiye'nin müdahalesini beklemekte­ dir .. 6 saat içinde gerçekleştirilmesi beklenen mü65


dahale aradan günler geçti(Ji halde gerçekleştiril­ meyince belirgin bir düş kırıklı(Jı yaşanmaya baş­ lanmıştır. Aç, susuz, uykusuz ve yorgun halk bu karmaşık duygular içinde bocalarken, bir grup mücahit evler­ den ve dükkAnlardan Türk Bayra(Jı : bayrak olma­ yan yerlerden kırmızı bezler toplamak üzere Lefko­ şa sokaklarına da(Jılır. Toplanan bayraklar ve kırmızı bezler mücahitle­ rin son direnme hattı olan surlara gerilir. . Anka­ ra'dan; gelecek olan Jetler için alınması istenen önlemdir bu .. Surlar, birkaç saatin içinde kıpkırmızı gelincik tarlalarına dönüşür.. Düşmemek için son gücünü harcayarak direnen Lefkoşa, tarihi boyunca o ka­ dar yo(Jun biçimde kırmızıyı yaşamamıştır! Surlara fazla gelen bayraklar ve kırmızı bezler a(Jaçlara, evlere, çatılara gerilir. . Saat 1 6:00 sularında Türk Jetleri Lefkoşa üze­ rinde görünür .. Girne caddesi üzerinden çatıları sı­ yırırcasına geçen jetler Rum bölgesine mızrak gibi dalarlar. Türk jetleri tek bir kurşun bile atmadıkları halde, bu uyarı uçuşu Rum silahlarını susturmaya yeter. Türkiye'nin askeri müdahalede bulunaca{lı kor­ kusuna kapılan Rumlar, saldırı ların ı durdurup ateşi 66


keserler. Kaç gündür kesik olan Cumhurbaşkan Yardımcılığının telefonu açılıverir. Hattın öteki ucunda Başpiskopos Makarios var.

Makarios,

Dr.Fazıl Küçük'e ateşkes yapılması için öneride bulunurken, heyecandan titreyen sesiyle Türk Ala­ yının neden harekete geçtiğini, Türk uçaklarının neden üzerlerinde uçtuğunu sormaktadır. Makarios, sanki hiçbirşey yapmamışlar gibi me­ lek pozuna bürünmüştür!.. Dr.Küçük, daha sonra anılarını anlatırken "Ma­ karios'un bu kadar heyecanlı olduğunu hiç hatırla­ mıyordum" diyecekti. Makarios resmen suçluların telaşı içindedir. ln­ giliz Yüksek Komiserliğinde bir ateşkeş toplantısı yapılmasını ve sorunların görüşülmesini önerir. "Türk jetleri gelmesin, Türk Alayı harekete geçme­ sin; biz aramızda anlaşabiliriz" diyordu. Zamanın Yunanistan Başbakanı Yorgo Papand­ reu da Ankara nezdinde girişimler başlatır. Başba­ kan ismet lnönü'yü durumun düzeltileceği konu­ sunda ikna edebilmek için bin dereden su getirir. Rum - Yunan cephesi tehlikeli durumu savuştu­ rabilmek için oyalama taktiklerine girişmiş, saldırı­ larına mola vermişlerdi ..

67


MUCiZENiN VE DiRENiŞiN SESi: BAYRAK Bayrak Radyosunun tarihsel etkinliQini ulusal varoluş mücadelemizden soyutlamak olanaksızdır. Türk Mukavemet Teşkilatının yaratıp ulusal varoluş mücadelemizde devreye koyduQu ve halkımıza ar­ maQan ettiQi BAYRAK Radyosunun Kanlı Noel anı­ larında unutulmaz bir yeri vard ır. Sokak çarpışma­ ları tüm şiddetiyle sürüp başkent Lefkoşa tarihinin en gergin günlerini yaşarken, TMT'ye mensup bir avuç teknisyen, direnişin iletişimini sağlayabilmek için bir radyo kurma çalışmasına girişir.. O yokluk günlerinde böyle bir projeyi gerçekleş­ tirmek kolay de{Jildir. Ama direnişi başarıya ulaştı­ rabilmek için mucizeler yaratılması da kaçınılmaz­ dı. Geceli-gündüzlü sürdürülen yoğun çalışmalar­ dan sonra 25 Aralık 1 963 günü BAYRAK Radyosu mucizenin sesi olarak devreye girer. Toplanan ara­ ba akülerinden sa(llanan enerjiyle ve telefon ahize­ lerinden oluşturulan mikrofonlarla ilkel koşullarda kurulan radyo, kısa sürede Kıbrıs Türk direnmesi­ nin sembolü ve moral kaynaklarından biri haline gelecektir. 25 Aralık 1 963 günü "BAYRAK . . . BAY­ RAK . . . BAYRAK . . . BURASI KIBRIS TÜK MÜCAHi­ DiNiN SESi BAYRAK" anonsuyla devreye giren radyo, iletişimin saQlanmasında yaşamsal ·rolünü oynamaya başlar ve daha sonra bölgesel direniş radyolarının kurulmasına da öncülük eder. 68


AKRITAS CANAVARININ YÜRÜYÜŞÜ Kıbrıs Türk Kuwetleri Alayı'nın Rum tarafında kalan kampından çıkıp Lefkoşa Türk Bölgesi'ne uy­ gulanan ablukayı yırtarak Gönyeli'de üslenmesin­ den ve Türk savaş uçaklarının Lefkoşa üzerinde uçmasından sonra, Rum saldırılarının beş gün sü­ ren ilk dalgası durur. Kuşkusuz ki Rumların saldırı­ larına kısa bir süre ara vermeleri, AKRITAS Planı­ nın

askıya

alındıQı

anlamına

gelmiyordu.

Türkiye'nin müdahalesini savuşturabilmek için elle­ rini bir süre tetikten çeken Rumlar, bu arada başta Lefkoşa Türk kesimi olmak üzere adadaki tüm Türk bölgelerini kuşatma altına alıp dış dünyadan dışlarlar. Türk halkı için 1 1 yıl sürecek olan getto­ larda yaşama dönemi başlarken, sürekli saldırılarla bu gettoları yok etme ve Türk direnmesini kırma planları da uygulamaya konur. 6 Şubat 1 964'de Arpalık'a, 1 3 Şubat 1 964'de Li­ masol Türk bölgesine, 9 Mart 1 964'de Baf Türk Bölgesine, 1 9 Mart 1 964'de Çamlıköy ve Gazive­ ren'e 8 AQustos 1 964'de Erenköy'e saldırırla �. Bu saldırılar sırasında pekçok Türk şehit edilir, evlerin­ den yerlerinden sürülür. Rum saldırıları, adaya ye­ niden dönüp Rum çetecilerini organize eden ve bu çetecileri Yunan askerleriyle destekleyen Grivas tarafından yönetilir. Üniversiteli Türk gençlerinin 69


savunduğu Erenköy'e yapılan sald ırı geniş kap­ samlı bir soykırı mına dönüşünce Türk savaş uçak­ ları Kıbrıs semalarında bir kez daha görülür. Sınırlı bir hava operasyonuyla buradaki soykırım hareketi durdurulur .. 1 5 Kasım 1 967'de Geçitkale ve Boğa­ ziçi'ne yöneltilen saldırılarda ise Türkiye'nin daha aktif girişimlerde bulunma zorunluluğu doğar. Ga­ ranti Andlaşmasının verdi(Ji yetkilerle Türkiye'nin adaya müdahale etme olasılığı ciddi biçimde gün­ deme gelir. Kıbrıs Türk halkının direnme tarihinde önemli bir kilometre taşı oluşturan Geçitkale­ Boğaziçi olayında Türkiye'nin sert tepkisiyle karşı karşıya kalan Yunanistan, Grivas'ı ve Grivas'la bir­ likte, yasadışı yollardan Kıbrıs'a soktuğu Yunan as­ kerlerini geri çeker. Yunan askerlerinin çekilmesin­ den sonra ENOSIS'i silah zoruyla çözümleye­ meyeceğini anlayan Başpiskopos Makarios, saldırı yöntemlerini değiştirerek, sosyo-ekonomik ve siya­ sal baskılarla Türk halkına karşı eritme kampanya­ sı başlatır. 1 967'den 1 974'e kadar Kıbrıs Türk halkı müthiş bir göç hareketi yaşar. Kıbrıs'ta Türklere ya­ şama hakkı tanımayan Makarios Yönetimi , göç et­ meye karar veren Türklere her türlü kolaylığı sağ­ lar.

Binlerce

Türk

lngiltere'ye,

Kanada'ya,

Avustralya'ya, Almanya'ya göç eder. Türk halkının erime süreci 1 974 Türk Barış Harekatına kadar sü­ recektir. Makarios'un ENOSIS'e gitme stratejisini yavaş ve uzun süreli bulan Rum fanatik unsurları70


nın Yunan Cuntası'nın talimatı ve deste{liyle ENO­ SIS amaclı 1 5 Temmuz 1 974 darbesini gerçekleş­ tirmelerinden sonra, hem 21 Aralık 1 963'te başla­ yan Kanlı Noel Süreci son bulacak; hem de Kıbrıs sorunu yepyeni boyutlara girecek Türk halkı kurtu­ luşuna, özgürlü{lüne, ba{lımsızlı{lına ve güvenli{li­ ne kawşacaktır.

DENKTAŞ BM GÜVENLiK KONSEYiNDE Zamanın Türk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş, 1 964 yılının Mart ayında BM Güvenlik Konseyinde Kıbrıs'ta yaşanan trajedi konusunda bir konuşma yapma olana{lı bulur. Bu Denktaş'ın Birleşmiş Milletler kapısından ilk girişidir ve yaptı{lı konuşmayla dünyanın gündemine giren Kıbrıs ola­ yının tüm gerçeklerini ortaya koymuştur. Bu konuş­ masından sonra Makarios Yönetimi, Denktaş'ın adaya girişini yasaklar. Denktaş'ın sürgün yaşamı, 1 3 Nisan 1 968'e kadar tam dört buçuk yıl sürecek­ tir. Denktaş tari hi niteli{li olan bu konuşmasında, iki ay içinde Türk halkının BOO'den fazla yaralı ve ölü verdi{lini, 20 bin kişinin evsiz ve işsiz kaldı{lını, bü­ tün Türk halkının Rum kuşatması altında bulundu­ {lunu belirterek, 1 963 Kanlı Noeline nasıl gelindi{li­ ni ayrıntılarıyla anlatır. Dentaş konuşmasında şunları söyler:

71


"Başpiskopos Makarios'un 1 Nisan 1 960'tan sonra defaatla yaptığı konuşmalardan bazı pasaj­ lar vermek istiyorum. Bu başarılar hiç şüphesiz tamam de(Jilclir, fakat şimdiki reallte, hedeflerimizin çerçevesini tamamıy­ la kapsamamaktadır. Bu konuşma şöyle devam et­ mektedir:" Ümit ve emellerimizin tahakkuku, Zürih ve Londra Andlaşmaları tahtında tamamlanmış de­ ğildir. Barışçı mücadeleler için bir burç ve başlama noktası elde ettik. Bu burçlardan, zafere ulaşmak amacıyla mücadele etmeye devam edece(Jiz." Bu, yeni do(Jmuş bir devletin başkanı olan sorumlu bir şahsın yaptı(Jı açık bir konuşma idi. Başpiskopos Makarios 20 Aralık 1 964'te

:;.iJ

ko­

nuşmayı yaptı: 'Kıbrıs halkının bir bütün olarak menfaatlarını nazarı itibara alarak, suistimal edildi­ ği takdirde devletin normal çalışmasını sekteye u(J­ ratabilecek Anayasa maddelerini hiçe sayaca(Jım". Sayın Başkan, anayasamız tahtında suistimal ve diğer meselelerle ilgilenmek üzere Kıbrıs'ta bir Anayasa Mahkemesi ihdas edilmiş ve ehliyetli bir Alman hukukçusu bu mahkemenin başkanlığına getirilmişti. Bu gerçeğe rağmen Makarios 20 Aralık 1 964'de yaptığı bu konuşma i le Anayasa maddele­ rini çiğneyeceğini açıkça ilan etmiş oluyordu . . Baş­ pi-kopos Makarios 1 962 yılının Ocak ayında yaptı­ ğı diğer bir konuşmada şunları söyledi : "Milletlerin 72


mukaddes mücadeleleri hiçbir zaman sona ermez. Her ne kadar bu mücadeleler değişikliğe uğrarsa da asla hitam bulmaz. Kıbrıs halkının mücadelesi de devam edecektir. Bu mücadelede bir dönüm noktası teşkil eden Zürih ve Londra Andlaşmaları aynı zamanda yeni fetihler için girişilecek yeni mü­ cadeleler için bir başlangıç noktası teşkil edecek­ tir." Başpiskopos'un 1 2 Şubat 1 963'te yaptığı başka bir konuşma : "Anayasa Mahkemesi Belediyelerle ilgili faaliyetlerimi Anayasaya aykırı bulsa bile ben bu karara hürmet etmeyeceğim." 1 Nisan 1 963'te yaptığı bir konuşma: "Kahra­ manlarımızın mezarları önünde eğilirken onlardan bize mezarlardan ileriye diye haykırdıklarını işitiriz. Silahlı mücadele sona ermekle beraber mücadele­ miz, yeni fetihler yapılabilmesi için değişik bir şekil­ de devam etmektedir." Başpiskopos Makarios'un 27 Temmuz 1 963't� yaptığı başka bir konuşma Zürih ve Londra Andlaş­ maları bizler için hedef teşkil etmemektedir. Bu Andlaşmalar istikbali değil, hali temsil etmektedir. Kıbrıs Rumları Milli istikamette yürümeye devam edecekler ve istikballerini kendi iradelerine göre şekillendireceklerdir. Zürih ve Londra Andlaşmala­ rının müspet unsurları olmakla beraber menfi un­ surları da mevcuttur. Rumlar müspet unsurlardan 73


istifade etmek ve menfi unsurları bertaraf etmek için faaliyet göstereceklerdir."

Dr. KÜÇÜK'ÜN MESAJI Makarios'un bu konuşmalarının Cumhuriyeti ya­ şatmama kararlılı{Jının ifadesi oldu{Junu belirten Denktaş, Türklerin Cumhuriyetteki tüm haklarının inkar edildiQini, tüm hükümet organlarının Türklerin

hak)arını çiQnemek için seferber edildiQini örnekle­ _ riyle anlatarak "Türkleri alelade bir azı nlık durumu­ na düşürmek için elden gelen herşey yapıldı" der. Denktaş,

zamanın

Cumhurbaşkan

Yardımcısı

Dr.Fazıl Küçük'ün 19 Şubat 1 964 tarihinde Makari­ os'a hitaben yayınladıQı bir mesajı da belge olarak sunar. Mesajda şöyle denmektedir: "Dün akşamki radyo konuşmanız bana, Cumhu­ riyetin kısa ömrü süresince iki cemaatin barış ve refah içinde birlikte yaşayabileceği dostluk, iyi niyet ve anlayışla işbirliği yapabileceQi bir atmosfer ya­ ratmak için, devamlı olarak sarfettiğim gayretleri hatırlatmıştır. Size yapmış olduQum kesin müraca­ atlar ile, bunların, sizin tarafınızdan nasıl menfi ve kaçamaklı cevaplarla karşılandıklarını unutmuş ol­ manızı düşünerek, müsaadenizle bunlardan birka­ çını aşağıda belirteyim. Hatırlayaca{Jınız gibi, sizin ve bazı Rum Bakanların, ENOSIS lehinde ve Zürih ve Londra Andlaşmaları ile Anayasa aleyhindeki kampanyalarda, faal rol almaktan kaçınmanız hu74


susunda, size sözlü ve yazılı olarak birçok defalar müracaat etmiştim. Müracaatlarıma kulak asmadı­ nız, aksine olarak, bu kampanyayı idare ve hatta kuwetlendirmeye devam ettiniz. Size, Bakanlar Kuruluna ve Cumhuriyet Başsavcısına, Anayasa­ mız ve bu Anayasa altında kurulan düzeni bozabi­ lecek yıkıcı propaganda yapanlar aleyhinde, Ceza Kanunlarına müeyyideler konması için müracaatta bulunmuştum. Bu gibi müeyyideler için gerekli ka­ nunları yapmayı reddettiniz. Cemaatların çeşitli sı­ nıfları ve Cumhuriyet dahilindeki kişiler arasında düşmanlık yaratmak amacını güden beyanlar ya­ yımlayanların adalet huzuruna çıkarılmaları için, si­ ze ve Cumhuriyet Başsavcısına birçok defalar mü­ racaat etmiştim. Sizin emrinizle Başsavcı, bu şahıslar aleyhine dava açmayı reddetmiştir. Bunlar arasında en tanınmışı, sizce malum bazı sebepler­ den dolayı daima korumak isted!)iniz Nikos Sam­ son'du. Size, sık sık bir arada basın toplantıları ter­ tiplememizi ve iki cemaat arasında düşmanlık, itimatsızlık ve çatışma sebepleri yaratabilecek tah­ rik edici yazılar yayımlamamaları için, gazetecilere tesir etmemizi teklif etmiştim. Bunu yapmayı red­ dettiniz. Karma köyleri birlikte ziyaret edip halka, arala­ rındaki ayrılıkları unutarak, dostluk ve iyi komşuluk havası içinde beraber yaşamalarını tavsiye etme­ mizi birçok defalar teklif etmişti m. Bunu reddettiniz. 75


Fakat ben kendi teşebbüsümle karma köyleri ziya­ ret ettim. Türk ve Rumlarla konuşarak aralarında dostluk kurmalarını tavsiye ettim. Anayasa ve Yüksek Anayasa Mahkemesi karar­ larına saygı göstermenizi istemiştim. Bunu da red­ dettiniz. Bilakis, Anayasa hükümlerine riayet etme­ yeceğiniz ve Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı göstermeyeceğiniz hakkında, aleni beyanlar­ da bulundunuz. Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonu­ nun Türklere hakaret ve tecavüzler ihtiva eden ve Türklere karşı nefret hissi uyandıran yayınlar yap­ masını önlemeniz için size ve Bakanlar Kuruluna müracaatta bulunmuştum. Müessir tedbirler alma­ dınız, aksine olarak, altı yaşındaki küçük bir Rum çocuğunu, büyüdüğü zaman annesine şükran bor­ cunu ödemek için altı Türk'ün kafasını götürecek şekilde gösteren, kabul edilmeyen skeçler yayım­ lanmasına göz yumdunuz. Devletin emniyet kuwetlerinin Gestapoya ben­ zer bir şekilde tedhişçi teşkilatına çevrilmesini önle­ mek için sözde içişleri Bakanı üzerinde nüfuz kul­ lanmanız hususunda size defalarca müracaatta bulunmak zorunda kalmıştım. Bunu yapmayı red­ dettiniz ve Bakan, sivil elbiseli özel şube mensup­ ları olarak bu kuvvetleri Rum tedhişçilerle doldur­ mak hususunda serbest bırakılmıştır. Yorgacis'in, emniyet kuwetlerinin Rum mensuplarını ve binler-

76


ce EOKA'cıyı a{Jır otomatik silahlarla teçhiz etmek­ te oldu{Juna dair size defalarca şikayette bulun­ muştum. Bahsetti{Jim bu söylentiler, memlekette gerginlik ya.ratıyor ve Türkleri , istikballerine karşı emniyetsizlik ve endişe duymaya sevkediyorctu. lkazlanma ilgi göstermeyi reddettiniz. Türk vatan­ daşların evlerini ve çalışma yerlerini gayri kanuni ve lüzumsuz araştırmalara tabi tutmak suretiyle Yorgacis'in Türk vatandaşları taciz etmekte oldu{Ju hususunda size şikayette bulunmak zorunda kal­ mıştım. Türkleri tahrik etmekte, yıldırmakta ve kor­ kutmakta olduklarını size anlattım. Siz yine beni dinlemediniz. Anayasada Türklere hak tanıyan maddelerin tatbik edilmedi{Jine dair size defalarca müracaatta bulunmak zorunda kalmıştım. Amme Hizmeti Komisyonu'nun kasti olarak ana­ yasayı ihlal etmekte oldu{Ju ve hakaretemiz tavır­ larla keyfi bir şekilde hareket etmekte oldu{Ju husu­ sunda şikayette bulunmuştum. Bir çok defalar hükümet dairelerinde ve bilhassa Dışişleri Bakanlı­ {Jı'nda Türk memurlarına farklı muamele yapılmış ve bu memurlar bir tarafa itilerek, kendi statülerine uygun herhangi bir vazifeyi ifa etmekten men edil­ mişlerdir. Bu durumu düzeltmek için gereken ted­ birleri almayı reddetiniz. Cumhuriyetin ömrü sıra­ sında Anayasa ile ilgili olarak üç önemli buhran

77


meydana gelmiştir. Bunlar : Vergi Kanunları, Bele­ diyeler ve Kıbrıs Ordusu ile ilgilidir". (Dr.Küçük, bu mektubunda söz konusu noktaları teker teker ele almaktadır.)

GARANTi ANLAŞMASI GÜVENCEMiZ Denktaş, yaşanan dehşetin boyutlarını ortaya koyabilmek için şunları da söyler ve· Türk halkının güvenlik içinde bulunmadı{Jını, etkin önlemler alın­ ması gerekti{Jini vurgular: "Maruz kaldı{Jımız dehşet üzerinde daha fazla durmayaca{Jım. 5 gün 5 gece dış dünya ile irtibatı­ mız olmadı. Başkan Yardımcısı Dr.Küçük'ün de da­ hil bütün telefonlarımız kesildi . Kıbrıs Radyosu Rumların elinde bulundu{Ju için bu radyodan mem­ lekette bir ayaklanma mevcut oldu{Ju ve bu ayak­ lanmayı bastırmaya çalıştıklarına dair devamlı su­ rette bültenler yayınladılar. Telsiz de ellerinde oldu{Jundan yabancı muhabirler de hakiki durum­ dan haberdar edilemedi . Tamamıyla muhasara al­ tına alınmış ve dış dünya ile irtibtımız kesilmişti. Garanti andlaşması üzerinde ısrar etmemizi her halde takdir edeceksiniz. Hayatımızı kurtaran bu andlaşmadır. Binlerce Türk'ün sa{J kalıp, bu Kon­ sey'e ümitle bakmasını sa{Jlayan bu andlaşmadır".

78


RUM PROPAGANOASINA YANIT Denktaş Türklerin adayı taksim etmek için dev­ lete isyan ettikleri ve Türkiye i le işbir1iQi yaptıkları yönündeki Rum-Yunan propagandasını da şöyle yanıtlar: "Kıbrıs'taki Türk liderli{Ji , Türkiye'deki liderlerle birlikte taksim için bir komplo kurmuş olsalardı, Kıbrıs'ta iki ay devam eden çarpışmalar bu şekilde sona ermeyecekti. Kıbrıs'taki olaylar, bugün oldu{Ju şekilde cereyan etmeyecekti. Türklerin ço{Ju av tü­ fekleri ile Rumların hepsi ise tepeden tırna{Ja kadar silahlanmış bulunmaktadır. Türkler, Türkiye'den yardım almak için haykırıyorlar. Türkiye ise, geniş ölçüde bir katliamın devam etti{Jinden emin olunca­ ya kadar Kıbrıs'a gelmemekte azimlidir. Türkiye'nin yaptı{Jı, ihtarda bulunmaktan ve Garantör devletleri işbirli{Jine davet etmekten başka bir şey deQildir. Bu hakikatler, Kıbrıs Türk Lider1i{Ji ve Türkiye Hü­ kümeti arasında bir komplo bulundu{Junu ispat eder mi? Bu hakikatler ayrıca, T� rklerin böyle bir komploya hazır olduQunu ispat eder mi? Anlaşma­ ları, herhangi bir şekilde ve gerekirse cinayete te­ vessül etmek suretiyle Kıbrıs'ta bozmak isteyen yalnız bir taraf vardı. Bu taraf, davasını ispat etmiş­ tir. Vu huzurunuzda bulunan dava da budur.

79


iz BIRAKAN OLAYLAR Kanlı Noel'de yaşanan bazı olaylar hafızalara derin izler bırakarak kazındı . . . Bu olayların kimisi acıyla, kimisi heyecanla, kimisi de toplumsal bir gu­ rurla anımsanır. işte bunlardan bazıları : Türk direnmesiniA ilk ateşi 22 Aralık gecesi Çe­ tinkaya Türk Spor Kulübünden açıldı. Ledra palace Oteli'nin üst katlarına yerleştirilen Rum ağır maki­ neli tüfekleriyle Lefkoşa'nın Türk bölgesine ateş ve ölüm yağdırılıyordu .. Çetinkaya burcunda mevzile­ nen Türk mücahitleri Bren tipi bir otomatik silah ve birkaç piyade tüfeğiyle Ledra Palace'dan gelen yo­ ğun, ateşe karşılık vermeye başladılar. Rumlar bu direnme üzerine, Çetinkaya kulübünü haritadan sil­ mek istercesine direniş burcumuzu mermi ve roket sağnağına tuttular. TMT orada ilk şehidini verdi : Salahi Şevket.. TMTnin örgütlenip ada çapında yaygınlaşma­ sında Türk Spor Kulüpleri önemli görevler üstlen­ mişlerdi. Lefkoşa'da Çetinkaya, Yeni Cami ve Gençlik Gücü kulüplerinin yöneticileri, sporcuları ve üyeleri TMT'nin en seçkin peteklerini oluşturu­ yordu. Lefkoşa Sancağının üst düzey yöneticileri ise Çetinkaya camiasına mensuptular. Kulüp lokali,

80


TMT'nin birkaç karargah ından biriydi. Küçük Kaymaklı'nın düşmesindeki tek neden mermi yokluğuydu. Başkent Lefkoşa'nın savunul­ masında önemli bir rol oynayan Küçük Kaymaklı direnmesiyle spor öğretmeni Hüseyin Ruso'nun adı özdeşleşmiştir. Mermilerinin tükenmesinden sonra, bir katliamın önlenebilmesi için köyün boşaltılması talimatını alan Küçük Kaymaklı'daki mücahitler, bu görevi yerine getirirken ağlıyorlardı. Hüseyin Ruso, ateş yağmuru altında sivil halkın Hamitköy'e çekil­ mesine yardım ederken vuruldu . . . Saatlerce çarpı­ şan TMT'cilerden bi ri olan Hüseyin Ruso'yu _ Rum­ lar mimlemişlerdi. Küçük Kaymaklı'ya girmelerin­ den sonra Ruso'nun cesedini bile yok ettiler. Hüse­ yin Ruso, mezarsız şehitlerimizden biridir. Nikos Sampson'un yönetimindeki EOKA'cılar savunmasız kalan küçük kaymaklı'ya girdikten son­ ra kaçamayan Türkleri toplayıp Cikko okuluyla ci­ vardaki Regis dondurma fabrikasına götürdüler. Kaçırılan Türklerin bir kısmı kurşuna dizilip bilinme­ yen yerlere gömüldüler. Küçük Kaymaklı tutsakları Türk jetlerinin Lefkoşa üzerinde uçmasından sonra serbest bırakıldılar. 1 974 barış harekatına kadar 1 1 yıl boyunca işgal altında tutulan Küçük Kaymak­ lı, soyuldu, yakıldı , yıkıldı . Büyük bir yerleşim birimi olan Küçük Kaymaklı'nın boşaltılması için yapılan talepler. "Burasını kanla aldık; vermeyiz" karşılığını

81


ald ı . . . Küçük Kaymaklı Rum işgalinde en büyük vahşeti ve hasarı gören bölgelerimizden biridir. Üzerlerindeki giysilerle 24 Aralık'ta evleri ni terk eden yüzlerce insanımız ise yıllar boyunca çadır­ larda, ahırlarda, viranelikler içinde göçmenliğin da­ yanılmaz çilelerini çekecekti. . . Küçük Kaymaklı göçmenleri için Hamitköy ovasında Kızılay tarafın­ dan çadırdan bir mahalle kurulmuştu . 23 Aralık gecesi Boğaz'da yer alan çarpışmalar ve 24 Aralık gecesi Lefkoşa'nırı batı mahallesi Kumsal'a yapılan baskın, Yunan Alayına mensup subayların ve askerlerin de katliama bilfiil katıldık­ larını belgeleyen kanıtlar bıraktı . Saldırganların ge­ ri çekilirken terk ettikleri malzeme arasında Yunan subay şapkaları, Yunan ordusuna ait çelik başlıklar ve NATO'ya ait bazuka mermileri vardı. Kumsal baskınını "Terezepulos" kod adlı bir Yu­ nan subayı yönetti . Bölgede ikamet eden Ermenile­ rin çağrısı ve yardımıyla gerçekleşen bu baskında, Kanlıdere yatağı ndan Türk bölgesine s ızan 1 501 60 çeteci ; çevreyi kurşun yağmuruna tutup Türk mücahitlerin yaklaşmasını engelleyen Severis Un Fabrikasındaki makineli yuvalarının koruması altın­ da katliam planını gerçekleştirdi. Kumsal bölgesin­ de yıllarca Türklere kapıkomşuluğu yapan Ermeni­ lerin

bölgenin

savunmadan

yoksun olduğunu

telsizle Rumlara bildirdikleri, daha sonra TMT tara-

82


tından belirlenecekti. Genellikle Kumsal, Köşklüçift­ lik ve Arapahmet bölgelerinde oturan Ermeniler, bu hainliklerinin ortaya çıkmasından sonra Rum böl­ gesine kaçmak zorunda kalacaklardı. Rum çeteci­ ler, Kumsal bölgesinden çekilirken, kadın, erkek, yaşlı ve çocuk ayırımı yapmaksızın yüzlerce Türkü de dipçik darbeleriyle önlerine katıp götürmüşlerdi. Kaçırılan Türklerin bir bölümü kurşuna dizildi. Lefkoşa'nın Rum kesimindeki Devlet Hastane­ sinde bir başka vahşet sergilendi . Türk hastalar, damarlarındaki kan, son damlası na kadar çekilerek öldürüldüler. EOKA'cı ların katliamından, hastaha­ nede görevli Türkler de kurtulamadı. Surlar dışındaki mahallelerde ve civar köylerde Rum saldırıları karşısında savunmasız kalan bin­ lerce Türk, Lefkoşa'nın iç mahallelerine sı{ıınmıştı. Göçmenler okullara, kahvehanelere, sinema salon­ larına, dikkAnlara yerleştirildiler. Herkesin evinde bir veya birkaç göçmen ailesi barınıyordu. Göçmen akımına u(Jrayan Lefkoşa haftalarca ana-baba günleri yaşad ı . . 2 3 Aralık günü Bo(Jaz polis· karakoluna e l koyan TMT, buradaki Rum polislerini serbest bıraktıktan sonra Letkoşa-Girne yolunu denetim altına aldı. Bo(Jaz'da hızlı bir örgütlenme gerçekleştiren TMT, bir daha Rum'u yaklaştırmamak üzere bölgeye egemen oldu . Rumlar bu stratejik bölgenin ege83


menliğini ele geçirebilmek için sık sık kanlı saldırı­ lar düzenlemelerine rağmen , Boğaz'dan Doğruyol, Şato, Şahinler, St.Hilarion ve BozdaQ'a yayılan ka­ rarlı Türk direnmesini kıramadılar. Boğaz direnme­ sinin güçlendirilmesinde, Gönyeli'den g� len müca­ hitlerin büyük katkısı olacaktı. Bunlar, iyi eğitim görmüş seçkin TMT'cilerdi . . 2 4 Aralık'ta, Yılmazköy TMT örgütünde bulunan silahlarını almak üzere Denya'dan yola çıkan TMT mensubu 4 Türk, Rumların kurduğu pusudan yaralı olarak kurtulup Ayvası! (Türkeli) köyündeki öğret­ men evine sığınır. Yaralı Türkleri izleyen Rumlar öğretmen evine makineli tüfeklerle ateş açmaya başlarlar. Köy Türkleri Rum saldırısına av tüfekle­ riyle karşılık verir .. Silah üstünlüğünü ellerinde bu­ lunduran Rumlar, bombalar ve roketlerle öğretmen evini yakıp yıkarlar ve evdeki 8 Türkü öldürürler. Arkasından Ayvasıl'dan kaçıp kurtulamayan 2 1 Türkü daha işkenceyle öldürüp buldozerlerle açtık­ ları loplu bir mezara gömerler. Toplu mezar daha sonra açılarak ve cesetler Lefkoşe şehitliğine def­ nedilecektir. . Çukurların açılması ve cesetlerin çı­ karılarak Lefkoşa Türk bölgesine getirilmesi , barış­ gucu

görevını

üstlenen

lngiliz

askerlerinin

gözetiminde gerçekleşir. Ayvasıl toplu kıyımı , ırkçı ve yayılmacı Rumların boynuna asılan ·utanç bel­ gelerinden sadece biridir ..

84


Türk mezarlı!)ı surlar dışında kaldı!)ından ve yo­ Qun Rum saldırıları yüzünden bu mezarlı!)a ulaş­ mak mümkün olmadı!)ından, direnmenin şehitleri , Lefkoşa'nın ortasındaki Tekke Bahçesi'ne gömül­ meye başlanır. Vakıflar idaresine ait olan bu geniş arsa kısa sürede bir şehitli!)e dönüşür. 1 963-74 yıl­ ları arasında Lefkoşa ve dolaylarında Rum saldırı­ ları sonucunda şehit düşenler buraya gömülürler. BOZKURT ve HALKIN SESi basımevlerinin arka­ sındaki bu hüzünlü bahçe, Türk toplumunun en acılı günlerine tanıklık eder. Şehit yakınlarının fer­ yatları yıllar boyunca bu hüzünlü bahçeden eksil­ medi. Hüzünlü bahçeden yükselen a!)ıtlar yıllar bo­ yunca o bölgeyi bitip tükenmeyen yaslara bo!)du . . O günlerde Lefkoşa'nın e n yüksek binalarından biri olan Severis Un Fabrikasının üst katlarındaki Rum makineli yuvaları , sadece Kumsal Bölgesi için de!)il, tüm Türk bölgesi için tehdit olu �turuyordu. Rum gözcüler Türk bölgesindeki her hareketi yuka­ rıdan izliyor ve kurşun ya{Jdırıyorlardı. Gönyeli ve Ortaköy'ün Lefkoşa'yla ba!)lantısını da kesmişlerdi . Bağlantıyı kurmaya çalışanları ölüm bekliyordu : Azrail Severis'e tünemişti !.. Buradaki makineli yuvalarını susturma görevini alan bir grup TMrci , 24 Aralık gecesi karanlıkta Severis'e do!)ru harekete geçer. Ellerindeki hafif otomatik tüfeklerle ölüm kusan makinelilerin üzeri-

85


ne yürüyen TMT'ciler a!)ı r kayıp verirler. Kitapçı Güner Aziz, ö!)retmen Tuncer Arif ve demirci usta­ sı Muhip delik-deşik olup şehit düşerken; Yılmaz Bora ile Vural Türkmen a!)ır yaralanırlar. Kısa bir süre sonra da, lngiliz askerlerinin koruması altında, Kızılay'ın ilaç yardımını getirmek üzere gelen "Da­ kota" tipi bir uçakla Ankara'ya tedaviye gönderilen Yılmaz Bora ile Vural Türkmen, Türk direnişiyle il­ gili önemli belgeleri de Türkiye başkentine ulaştırır­ lar .. Yoldaki ve hava alanındaki çok sıkı Rum kont­ rolüne karşı bu belgelerin Ankara'ya ulaştırılma­ sındaki sır neydi?. TMT komutanlı!)ı, belgeleri, ya­ ralıların sargı bezleri arasına saklamıştı!. Türk jetlerininin Lefkoşa üzerinde uçarak geçici ateşkesin sa!)lanmasından sonra lngiliz egemenli üslerindeki lngiliz askerlerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla "Geçici Barış Gücü" gö­ revi verilir.· BM Barış Gücü adaya gelinceye kadar bu görevi sürdüren l ngiliz askerleri tüm adada Türk ve Rum bölgelerini ayıran sınırları belirler; bu ara­ da Lefkoşa'nı n Türk ve Rum bölgeleri arasına "Ye­ şil Hattı" çekerler. Yeşil Hat olaylarla ve trajedilerle dolu bir tarihi sinesinde barındırarak, o günlerin bir anısı olarak Lefkoşa'nın güneyindeki nostaljik şeri­ diyle hala yaşamakta ve 29 yılın acı anılarını günü­ müze taşımaktadır. .

86


SONUÇ Kanlı Noel çaQrışımları , gözardı edilmesine ola­ nak olmayan dersler ve mesajlarla yüklüdür. Yaşa­ nan trajedi, Rumların Kıbrıs'ta Türklere hiçbir hak tanımama kararında olduklarının tarih sahnesinde kanlı biçimde kanıtlanmasıdır. Türkiye'nin desteQi ve güvencesi olmasaydı, Türk halkını Kıbrıs'tan çoktan söküp atacaklar ve adayı Yunanistan'a baQ­ layacaklardı. Cumhuriyetteki ortaklık ve egemenlik­ lerinden kaba güçle dışlanmalarından sonra, 1 1 yıl boyunca Rum kuşatması altında Türkiye'nin gön­ derdiQi yardımlar ve saQladı{Jı güvenceyle yaşamı­ nı sürdüren Türk halkının Rumlara karşı duyduQu köklü güvensizli{Jin son derece haklı nedenleri var­ dır. Bir yandan ortaklık Cumhuriyeti'nin başı olan; öte yandan da bu Cumhuriyeti ortaQı Türklerin ba­ şına yıkmak için planlar kurup silahlı çeteler oluştu­ ran ve bu çeteleri yurtdaşlarının üzerine saldırtan Makarios'un felsefesi bugünkü Rum liderlerinc.e de yaşatılmaktadır. Günümüzdeki gelişmeler bu ger­ çeQi açık-seçik ortaya koyarken, Kıbrıs Türk halkı­ nın komşularına karşı duyduQu güvensizliQi ve kuş­ kuları hiç kimse hafife alamaz ve haksız gösteremez. Barışçı Kıbrıs Türk halkı 21 Aralık 1 963'te başlayan varoluş koşusunu yeni boyutlar­ da ve yeni kulvarlarda sürdürürken: bu güven bu­ nalımına son verecek ciddi ve gerçekçi yaklaşımla­ rın beklentisi içindedir.

87


KIBRIS'TA TMT "TÜRK MUKAVEMET �EŞKILATI" OLAYI Gerek ulusal mücadele takvimimizde, gerekse .- ·.:

.

insanlıQın evrensel takviminde, 1 9 Mayıs 1 9 1 9'1a, 1 AQustos 1 958, eş anlamlı tarihlerdir. Tarihlerin bi­ rincisi, Anayurt Türkiye'nin ; ikincisi ise Yavruyurt Kıbrıs'ın kurtuluş savaşının, sonsuzluğa akıp giden zaman içindeki başlangıç noktalarıdır. 19 Mayıs 1 9 1 9'da, Mustafa Kemal Paşa Türk ulusuna tutsaklık zincirlerini layık görenlere karşı, özgürlük ve Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere Samsun'a çıkıyordu. MU6tafa Kemal Paşa'nın tu­ tuşturduQu ulusal baQımsızlık meşalesi salt Türk ulusunun deQil, sömürgeci ve emperyalist akımla­ rın egemen olduQu o günlerin dünyasında, bütün mazlum ve tutsak ulusların da esin kaynaQı olacak­ tı . . Yabancı uluslar ve toplumlar bile, Mustafa Ke­ mal Paşa'nın görkemli baQımsızlık savaşımından esinlenerek, sömürgeciliğin ve emperyalizmin tut­ saklık zincirlerini teker teker koparıp atarlarken, el­ bette ki Kıbrıs Türk halkı, bu akımın dışında kala­ mazdı.. Türkiye'de kurtuluş savaşımı meşalesinin tutuş­ turulduQu tarihten 39 yıl sonra, Kıbrıs Türk halkı da 88


kendi kurtuluş meşalesini tutuşturuyordu .. Bu örgütlü savaşımın tek esin kaynağı Atatürk­ çülük'tü ve başlangıç tarihi de 1 Ağustos 1 958 idi. Bu mutlu. tarihte, Türk Mukavemet TeşkilAtı ku­ ruluyor ve eyleme geçiyordu .. Kuşkusuz ki, halkımızın ulusal varlı!}ını ve hak­ larını savunmak için gösterdi!}i direnmenin belirtile­ ri, 1 A!}ustos 1 958'e gelinceye dek, Kıbrıs Rum fa­ natizmiyle birleşen

Yunan

emperyalizmine ve

lngiliz Sömürge Yönetimine karşı, halkımız hakları­ nı savunmak için çeşitli etkinlikleri ve girişimleri sü­ rekli olarak canlı tutan dinamik bir toplum yapısı sergilemişti.. Ancak savaşımı dağınıklıktan kurtaran, çağdaş boyutlu bir kurtuluş hareketini ilkeleri ve kurallarıyla ve de toplumsal birliğimizi belirlenmiş hedefler üze­ rinde toplayarak, tüm örgütlü biçimde tarih sahne­ sinde devreye koyan olgu, 1 A!}ustos 1 958'de ger­ çekleşiyordu . . Halkı mız, bu mutlu tarihte, yazgısını ve gelece­ ğini ; idealleri nin, beklentilerinin ve de toplumsal coşkusunun temsilcisi olan, kararlı ve bilinçli bir ör­ gütün güvenilir ellerine teslim ediyordu . . Kıbrıs Türk halkının özgürlük tutkusunun eseri olan TMT, her alanda Atatürkçü halkıyla bütünle­ şen bir eylem ve inanç örgütü olarak; tarihin kendi89


si için açtı!}ı onurlu sayfalara, insanlık erdemlerini yücelten soylu bir savaşımı altın satırlarla yazmış­ tır.. TMrnin savaşımını çeşitli başarıların vadisin­ den geçirerek zafere ulaştıran gizleri özetlemek gerekirse, bunlar için, "Atatürkçülük" diyece!}iz, "halkla bütünleşme" diyece!}iz ve de "insanlık er­ demlerine saygı" diyece!}iz .. Yo!}un tarihsel süreç içinde, 1 958'1e 1 974 ara­ sında, 1 6 yıl gibi oldukça ine� bir zaman dilimi var­ dır. Ne var ki, başarılı bir direnme savaşımının bi­ linçli yöntemlerini, üstün bir kararlılıkla kullanan TMT, bu incecik zaman dilimi içinde kesin zafere ulaşmasını bilmiş; halkımızın ulusal hasletlerinin birikimini bir volkan i ndifası halinde gerçekleştir­ miştir. . Zafere ulaşmış TMT savaşımının, tarih içinde saygın bir yeri vardır. . Ba!}ımsızlık v e kurtuluşunu arayan halklara yol gös�erecek ve örnek olacak bir savaşımın temsilci­ si olan bu örgütün yapısal durum ve eylemdeki yöntemleri, incelenmeye de!}er özellikler taşımak­ tadır. TMT, salt bir sıcak savaşın örgütü de!}ildi . . Bu örgütün tarihsel etkinli!}inde, siyasal, kültü­ rel, ekonomik ve sosyal savaşı m da vardır .. Bu ne90


denledir ki , TMT'nin etkin varlığıyla devreye girme­ sinden sonra, en sıcak savaş günlerinde bile, top­ lumsal yaşamın gereği olan kamu hizmetleri hiçbir kesintiye ve boşluğa uğramadan sürdürülebilmiştir. Gerek 1 967'de "Yönetim" kurumlaşmasına geçişi­ mizde, gerekse 1 974'de, Mutlu Barış Harekatından sonra kendi devletimizi oluşturmamızda, TMT'nin yerleştirdiği geleneklerden ve ilkelerden büyük öl­ çüde yararlanılmış; TMT uygulamalarında elde edi­ len yönetsel deneyimler, vazgeçilmez kazanımlar olarak değer!endirilmiştir. . Bölgesel direnme birimlerimizde etkinl.iklerini çeşitli dallarda yaygınlaştıran TMT, toplumsal ge­ reksinimlere yanıt verirken, harekattan sağlık hiz­ metlerine; haberleşmeden kültürel faaliyetlere ve toplum maliyesi ile ekonomisinden sosyal hizmetle­ re kadar, kamu yaşamının gereği olan her alanda toplumu örgütlemişti. Uygulamasında bugün bile büyük zorluklarla karşılaşılan sosyal konut projeleri, büyük göç hare­ ketleriyle sarsılan toplumun yerleşim sorunlarına çözüm getirmek için, TMT girişimleriyle, başarıyla gerçekleşti rilmişti .. O günlerin siyasal bir gereksinimi olarak, ana­ yurt Hükümetinin, 7 Mart 1 967 tarihinde Kıbrıs'a gönderdiği Dışişleri Bakanlıijı Yetkilisi, Sayın Bü­ yükelçi Zeki Kuneralp, "Yönetim" kurumlaşmasına 91


geçiş için yeşil ışık yakarken, TMT'nin yerleştirdi!}i ve başarıyla uyguladı!}ı kamu düzeni temel esas olarak alınıyordu. TMrnin bazı etkin komutanları ise, sivil yönetim kademelerinde, önemli g0revler ve sorumluluklar yükleniyorlard ı . . El u belgesel ve tarihsel gerçekler d e vurgula­ maktadır ki , TMT tarihimizde sadece toplumsal haklarımız ve özgürlüklerimiz için savaşan bir ye­ raltı örgütü de!}il, aynı zamanda, ça!}daş yaklaşım­ larıyla demokrasiyi ve devleti yaratan bir güçtür de . . Bu ise, ayrı bir övünç nedenidir. Kıbrıs'ta bir de EOKA savaşımı vardır .. TMT et­ kinli!}inin de!}erlendirilmesiyle ilgili gerçekçi sentez­ lere ulaşırken, düşünce akımlarımızı EOKA olayın­ dan geçirmekte de tartışılmaz yararlar vardır. . EOKA savaşımı ile TMT savaşımının gelişim çizgileri incelendi!}i zaman, TMrnin başarı grafi­ !}indeki sürekli ve aydınlık dolu yükselişi, EOKA'nın kanlı ve karanlık serüveninde görmek olası de!}il­ dir. . EOKA, bilinçten, kuraldan ve ilkeden yoksun savaşımıyla, halkına ve ülkesine kötülük ve felaket getirmiş; TMT ise esenli!}in, inutlulu!}un ve özgür­ lüklerin yaratıcısı olmuştur .. Kıbrıs'ın mücadele tarihinde, EOKA, toplumunu 92


geriye götüren, TMT ise ileriye götüren örgüt ola­ rak tanımlanacaktır. Bu tanımlamanın somut ve yadsınmaz örnekleri de ortadadır . . TMTnin örgütlü savaşımının başladı{Jı tarihten sadece 1 6 yıl sonra; her türlü baskıya, zulme ve sı­ kıntıya göğüs gererek ve dehşetli bir savaşımın alevleri içinden geçerek, halkımız, kendi egemenli­ ğine dayanan devletini kurma aşamasına ulaşmış­ tır. Ne var ki, EOKA savaşımının başladı{Jı tarihten 9 yıl sonra, Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılarak ada kantonlara bölündü ; 1 9 yıl sonra ise ikiye ayrı­ lan ülkede , iki ayrı ulusal devlet oluştu .. Oysa, EOKA önderi Grivas, 1 Nisan 1 955'de patlattığı ilk bombaların ve mermilerin gürültüsü ve dumanları arasında "Diğenis" koduyla yayınladığı bildirisinde, savaşımlarının amacının adayı Yuna­ nistan'a i lhak etmek olduğunu; bu uğurda son bi­ reylerine kadar savaşacakl�rinı duyuruyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı; güvendik­ leri dağlara da kar yağd ı . . Kıbrıs Türk halkı nın, TMT saflarında granit bir kaya gibi bütünleşen direnmesi, Grivas'ın da, yan­ daşlarının da tatlı düşlerini kabusa dönüştürdü .. TMTnin önüne koyduğu inanç ve kararlılık en93


gellerini aşamayan EOKA, 1 960 yılında, Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti formülüne boyun eğdi ve bu for­ mülün içeriğinde, uluslararası andlaşmalarla halkı­ mızın Cumhuriyetteki eşit ortaklık hakkını tanıdı.. Megalo ldea'dan kaynaklanan emperyalist tut­ kularını yenemeyen EOKA, 1 960 Andlaşmalarını çağdışı emellerine sıçrama tahtası yapmaya kalkı­ şınca, bu kez karşısında 1 963 Aralığından 1 974 Temmuzuna kadar sürecek olan TMT direnmesini buldu. TMTnin toplumla bütünleşerek ve en çetin sınavlardan geçerek güçlenmesi de bu 1 1 yıllık dö­ nem içinde oldu . EOKA, emperyalist emellerine yönelen son ata­ ğını, 1 5 Temmuz 1 974'de, Faşist Yunan Cuntası­ nın kışkırtmasıyla yapıyor ve bu kez de karşısında TMT ile kaynaşan Türk ordusunu buluyordu . . Kıbrıs sorununun temelinde iki önemli gerçek vardır: 1 . Kıbrıs Türk halkının i nsanlık haklarının savu­ nulması .. 2. Kıbrıs'taki çağdışı emperyalist tırmanışına karşı, insanlık idealleri doğrultusunda savaşım ve­ rilmesi . . 'FMTnin savaşımı, Kıbrıs sorununun temelinde­ ki bu gerçeklere dayandırılmıştır.Bu savaşımda, hiçbir çağdışı sapıklık yoktur. Tam tersine, bu sa94


vaşımın içinde, ça(ldaş erdemlerin korunmasına ve yüceltilmesine büyük özen ve duyarlılık gösteril­ miştir. . TMT savaşımının, insanlık tarihinin e n erdemli özelliklerini taşıdı(lı, çürütülmez bir barbarlık ve emperyalist tutkular belgesi olan ve de EOKA sal­ dırganlı(lındaki utancı simgeleyen, Akritas Planları­ nın varlı(lıyla da kanıtlanmaktadı r. TMT K ıbrıs'ta başkoydu(lu savaşımla, örgütlü bir emperyalist oyununu bertaraf ederek, tarihin ka­ ranlık sayfalarına gömmüştür. Enosis idealinin ar­ tık erişi lmez bir düş oldu(lu, şimdi Rum ve Yunan Önderli(lince de kabul ve itiraf edilmektedir. Demek ki, Birleşmiş Milletler Üyesi Ba(lımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Yunanistan'a ilhak edilmesi­ ni engelleyen güç, TMT olmuştur. Bu nedenle, 1 A{lustos 1 958 tarihi, sadece ulu­ sal tarihi mizde de(lil; insanlı(lın evrensel tarihinde de önemli bir aşamadır .. Bu tarihte, insanlı(lın erdemlerini ve de(lerlerini insanlık adına korumak için, bir avuç yi{lit ve inanç­ lı insan, herşeylerini ortaya koyarak tarih sahnesi­ ne çıkmışlar, büyük özverileri göze alarak, kutsal bir kavgaya kendilerini adamışlardı.. Bu insanlar, TMrnin adsız kahramanları; kor­ kusuz mücahitleriydiler. 95


Kıbrıs'ta büyük bir savaş kazanılmıştır. . 1 974 Mutlu Barış Harekatı, uluslararası askeri uzmanların değerlendirmelerine göre, Dünya Sa­ vaş Tarihinin en önemli ve dikkate değer olayların­ dan biridir. Tarih boyunca, adalarda çok çetin sa­ vaşların verilmiş olduğuna işaret eden uzmanlar, vurucu sistemlerin en ileri teknolojisiyle "aşılmaz bir korugan" durumuna getirile11 Kıbrıs adasına ya­ pılan çıkarmaya, olumlu puan vermişlerdir . . Kıbrıs Türk Barış Harekatı, bazı ülkelerin savaş akademi­ lerinde ö(Jretim programlarına alınmıştır. Hiç kuşkusuz, Türk Silahlı Kuwetlerinin bu övüncünden, TMT de pay almaktadır. Çünkü TMT, 1 Ağustos 1 958'den beri süregelen direnmesiyle, bu haklı ve meşru harekatın ortamını, hem siyasal, hem psikolojik ve hem de askeri yönden hazırla­ mış; gerekçelerini de tüm dünyaya belletmiştir. . . özellikle ada savaşlarında hiçbir harekat köprü­ başı tutulmadan başarıya götürQlemez. Kıbrıs Ba­ rış Harekatında kökprübaşını oluşturan, Türk Silah­ lı Kuwetlerinin Kıbrıs'taki kolu olan TMTdir .. 1 Ağustos 1 958'de, büyük inanç gücüne karşın, derme-çatma silahlarıyla, hücre düzenli ve gerilla sistemiyle savaşı m bayrağını açan TMT, 1 974 Temmuzunda düzenli bir ordu disipliniyle ve Türk Silahlı Kuwetleriyle omuz-omuza çarpışma ve ke­ sin sonuca gitme gücüne erişmişti. 96


Bugün ise TMT'nin görevini, çaCdaş savunma teknolojisinin moden olanaklarıyla donatılmış olan KTFD Güvenlik Kuwetleri sürdürmektedir. Güven­ lik Kuwetlerimiz, TMT'nin kutsal çekirde{linden kaynaklanan bir başka mutlu aşamadır. Bu aşama­ nın savaşım tarihimiz içindeki geçmişi de 1 A{lus­ tos 1 958'e dayanmakta . . Ve övüncümüz olan yadsınmaz sonuç şudur: Kıbrıs'ın siyasal co{lrafyasına de{lişimler ve dünya güç dengesine yeni boyutlar getiren; ulusla­ rarası ilişkilerde devrimler yaratan ; tarihsel akışa yeni süreçler kazındıran büyük olayların hiçbirisi, birer tarihsel rastlantı de{lildir. . Herşey bilinçli bir savaşımın ve belirlenmiş hedeflerin kayna{lından fışkırmıştır.. Bu kaynakta, Türk Mukavemet Teşkilatı vardır.. Tüm görkemli olayların başlangıç tarihi ise, 1 A{lustos 1 958'dir. Zamanın sürekli akışı içinde yarınlara kalacak, yarınların büyük bayramı olacak bir tarihtir 1 A{lus­ tos 1 958 . .

97


iNCELEMENiN HAZIRLANMASINDA BAŞVURULAN KAYNAKLAR:

1. BOZKURT gazetesi arşivi 2. Sn. RAUF DENKTAŞ'ın anı ları (Eski Günler, Eski Defterler)

3. AHM ET TOLGAY'ı n özel arşivi 4. KKTC Enformasyon Dairesi Arşivi. (ARALIK 1992)


KIBRIS'LA iLGiLi KASTAŞ A.Ş. YAYINLARI 1 . Kıbrıs Türk edebiyatı "Başlangıçtan Bugüne" 2. Kıbrıs Türk Edebiyatı ve Folkloru ı Erdoğan Saraçoğl u

3 . Kıbrıs Aşık Kenzl Divanı ı Harid Fedai 4. 1 571 'den Günümüze Kıbrıs Türk Yönetimleri ı Seyit Yolak

5. Atatürk Döneminde Türkiye Kıbrıs ilişkileri 1919-1938 I S. lsmail - E. Birinci

6. Süleyman Uluçamgll "Bütün Eserleri" ı Orbay Deliceırmak

7. Özgür Yaşamak için ı Sabahattin lsmail 8. Güneş Balçıkla Sıvanmaz ı Sabahattin l smail

9. Kıbrıs 20 Temmuz Barış Harekatı (Nedenleri, Gelişimi, Sonuçları) ı Sabahattin lsmail

1 o. 20. July Peace Operation (Reassons,

p

Develo ment and Consequences) ı Sabahattin lsmail

11 . Kıbrısta Savaş ve Barış ı l brahim Artuç 12. Kıbrıs'ın 1 974 öncesi - 1974 sonrası ı Sabahattin l smail

13. Kan, Gözyaşı ve Barış ı Said Arif Terzioğl u 14. Köycülü{lümüzün Dünü, Bugünü ı H . Rıfat Siber


FOTOGRAFLARLA KANLI NOEL


Türk ve Rum toplumları n ı n ortaklığı n a dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti 1959 yılında imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmalarıyla kurulm uştu. Makarios, attığı imzan ı n daha m ürekkebi kurumadan bu antlaşmaların getirtiğ i · statüyü bir "sıçrama tahtası" olarak gördüğünü açıklayacaktı.

Grivas'ın yönetim indeki EOKA m ücadelesi, Kıbrıs Cum­ huriyetinin kurulmasından sonra da yeni boyutlar kaza­ narak sürecektir.


Küçük Kaymaklı'da Rum vahşetinin damgası n ı yiyen bir Türk evi.

1 964 Ocağ ında LiFE dergisinde yay ı nlanan bu fotoğraf Türk kad ı n ı n ve çocukları n ı n acıs ı n ı yansıtıyor. Fotoğraf o yıl çeşitli ödüller ald ı .


Rum saldırg anların kurşun ya{lmuru altında kaçışan Türk kadınları ve çocukları.


Yaralı bir Türk, yakınları tarafından taş ı n ıyor.

Türk Mücahitleri Limasol direnmesinde (Şubat, 1 964).


.

..

Türk halkı n ı n Rum sald ırı ları karş ısında yok ol mamak için gerçekleştirdiği olağanüstü diren me acılar ve çilelerle örülmüştür.


" Hamitköy'de Kızı lay çad ı rları. Bu çad ırlar, Küçük Kay­ maklı'dan silah zoruyla kaçırılan göçm enleri barınd ı rd ı .

1 963-64 ortamında, bir çad ır bulup baş ı n ı a lt ı n a sokabi­ len Türk göçmenleri kendilerini mutlu s ayarlard ı . Şartlar alabildiğine acımas ızd ı .


R u m zulmünden kaçarak mağaralara s ı ğ ı nan, güvenliği orada arayan bir Türk ailesi.


Ayvası! katliamı kurbanları, Barış Gücü görevi yapan İ n­ giliz askerlerinin gözetim inde toplu mezarlarından çı kart ı­ lıyor.


Mücahitler Lofkoşa'daki bir barikatta vatan ve namus sa­ vunmasında.


' Rum papazlar katliama, sald ırı lara bilfiil kat ı ld ı lar, öncü­ lük ettiler. Bunlara " din ad amı" değ i l " cehen nem zebani­ si" ·demek daha doğru olur.


K ı rsal bölgede, R u m sald ı rılarından korunmak için köyü­ nü terk ederek mağaraya sığınan bir Türk Ailesi.


Dr. Fazıl Küçük yaral ıları teselli ediyor.


Kurşun ya�muru altında bir şehidimize son görev.


TMT' ci gençler siperlerde. Kararlı gözler düşmanı izl iyor.


Hamitköy ovas ı ndaki çadırlarda göçmenlik yaşamı.

Türk göçmen çocukları, eski bir kovanın içindeki ateşle ısın maya çal ış ıyorlar.


Rum şovenizmının hedefi haline gelen, Kostanza bur­ cundaki Bayraktar Camii, bombal ı bir saldırıdan sonra.


\ Küçükkaymaklı'da harabe haline getirilen Türk evlerin­ den biri.


.1

KASTAŞ YAYINLARI Başmusahip Sokak Talas Han 1 6- 1 0 1 Cağaloğlu - lstanbul Tel : 520 59 70 - 260 1 2 81


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Ahmet Tolgay - Kanlı Noel (Kıbrıs Türkü'nün Ateşle İmtihanı) by Türkçü Betik - Issuu