Ahmet-Bey Cavanşir
....
KARABAG ....
HANLIGININ .
.
TARiHi (1747'nci Yıldan 1805'inci Yıla Kadar Karabağ Hanlığının Siyasi Vaziyetine Dair)
Rusçadan çeviren: E. B.
Şükürzade
Türkiye Türkçesi: Yusuf
Gedikli
TÜRKMENİSTAN TÜRKLERİYLE DAYANIŞMA DERNEGİ
(Azerbaycan Dayanışma Gurubu) İstanbul
-
1993
T T
D
D
Y
A
YIN
L A
RI
N
O
1
Bu eser Türk Dünyası Araştı rmaları dergisinin Aralık 1 990 tarihli, 69. sayısın da yayımlanmıştır (s.77- 1 1 4). Tekrar yayınlanması için izin veren Türk Dün yası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan YAZGAN'a teşekkür ederiz.
Birinci Baskı: Nisan 1993
Bab·ı Ali Cad. Başmuhasip sok. Talas Han. "Kat. 2 No. 204 Cağaloğlu 1 ISTANBUL .
Tel: 513 20 14 - 513 20 64
Kapak:
İsrafil YEGİN
Baskı : Kuşak Ofset Tel: 527 41 03 - 520 85 80 ISBN : 975-7331-00-7
İsteme Adresi: Türkmenistan Türkleriyle Dayanışma Derneği, Cemal Nadir Sok. Hacı Fazlıoğlu İşhanı, No. 68 Cağaloğlu / İSTANBUL
ÖNSÖZ Dünyanın en büyük toplu sömürge imparatorluğu olan (mirasçısı Rus ya Federasyonu .da öyledir) Sovyet imparatorluğunun hayal edilen,ancak beklenmedik ve ani çöküşü dünyayı olduğu gibi ülkemizi de hazırlıksız ya kaladı. Dünya ülkelerinin çoğunun Sovyetler hakkında hazırlıksız olması narrnaldır. (Tabii ki, büyük emperyalist güçler hazırlıksız değildi, çünkü on lar her zaman bir yerleri "keşfetmek" ve "sömürmek" için doğubilim genel adıyla, Çinbilim, Hintbilim,Türkbilim vb. sahalarda çeşitli kürsü ve enstitü ler kurup politika geliştirmişlerdir.) Fakat Türkiye'nin bu konuda hazırlıksız yakalanması affedilecek bir durum değildir. Zira eski Sovyetlerde yaşayan insanlann aşağı yukarı beşte biri Türktü (Türki değil) ve bunların adlarının telaffuzu bile Türkiye'de "tabu" ve "suç""tu. Buna rağmen bir avuç "Türk çü" ve "Turancı '', Sovyet Türklerinin özgürlük mücadelesini savunmaktan ve bu yüzden "Turancı", "Irkçı", "Türkistan'ı kılıçla fethetmeye giden eg zantrikler" şeklindeki suçlamalardan kurtulamamışlardır. Gerçi Sovyet ve öteki Türklerin haklannı savunanların tutsak Türkler konusunda gereği ka dar somut çalışmalar yapmadıkları da bir gerçektir. Buna rağmen onların, konunun tabu ve suç sayıldığı bir ülkede kutsal bir görevi yerine getirmeleri her türlü takdirin üzerindedir. (Bugün artık o fikri savunanlardan daha ileri giden Türkçü ve Turancılan görmekle bahtiyanz). Fakat Türk devletini idare edenlerin uzak görüşlü olmadıklan ve her hangi bir "misyon"la hareket etmedikleri hazırlıksız yakalanmalarından bel lidir. Sovyet imparatorluğunun (daha doğrusu klZll çarlığın) çöküşünden sonra 5'i Türk olmak üzere 6 müslüman cumhuriyet ortaya çıkmıştır. Ancak, Sovyetlerin mirasçısı olan Rusya Federasyonundan koparılması gereken başka Türk ve müslüman ülkeleri vardır. Bugün Rusya zor bir durumda iken ve henüz kanunlannı değiştirmemişken fırsatı elden kaçırmamak ve bu ül kelerin bağımsızlıklanna kavuşmalan için her yolu denemek J:ızımdır. Nite kim Şeyh Şamil'in torunlarından bağımsız Çeçen cumhuriyetinin kurucusu, cüretkar Kafkas Kaplanı Çahar Dudayev'in ülkesini Rus boyunduruğundan kurtardığını hatırlamak, bunu takdir etmek ve örnek almak gerekir. Çünkü Rusya 5- 1 0 yıllık bir geçiş döneminden sonra tekrar bir süper güç haline
4
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
gelecektir. (Rusya bunun için her türlü birikime sahiptir). Rusya'dan kurtarılacak Türk ve Müslüman ülkeleri arasında başta Ta taristan, Başkurdistan ve bütün Kuzey Kafkasya ile birlikte Yakut, Altay, Tuva ,Hakas, Çuvaş vs. özerk cumhuriyet ve bölgeleri vardır. Doğal olarak Ruslar da sömürdükleri topraklardan çekilen bütün em peryalist güçler gibi geride " sorunlu bölgeler" bırakma taktiğini başarıyla uygulamışlardır. Onlar da misyonu menfaat olan bütün emperyalist ülkeler gibi, işe daha Sovyetleri kurarken başlamışlardı. Bu sebeple cumhuriyet, özerk cumhuriyet ve diğer idari bölgelerin sınırlarını soysal (etnik) sınırl�ra göre değil, rasgel�ı yani ilerisi için lazım olduğu şekilde ( ! ) çizmişlerdi. Or neğin büyük bir Ozbek nüfusunu Tataristan'ın Tacikistan'da ve Kırgızis tan'da, Tatar Türklerinin nüfusunun çoğunluğunu ise suni olarak tesbjt ettik leri dışında bırakmışlardı. Tataristan'ın, tabiatıyla Başkurdistan'ın bir gün bağımsızlık isteyebileceğini düşünerek Kazakistan'la Başkurdistan arasında yalnız birkaç kilometrelik bir mesafe bırakmışlar, Kuzey Kafk:asya'daki Ka raçay Türklerini Balkarlarla birleştirebilecekleri yerde, Karaçay-Çerkez ve Kabarda - Balkar özerk cumhuriyetlerini teşkil etmişlerdi. Osetlerin bir kıs mını Rusya Federasyonuna, bir kısmını ise Gürcistan'a dahil etmişlerdi. Yi ne Azerbaycan Türklerinin önemli bir topluluğu Ermenistan ve Gürcistan'da bırakılmıştı. (Ermenistan'daki Türklerin büyük bir kısmı 1 950'lerin başında Azerbaycan'a sürülmüştü. Bunun aynı yıllarda Bulgaristan'dan sınırdışı edi len Türklerle eşzamanlı oluşu dikkati çekicidir. Yine 1 988- 1 989'da Erme nistan'dan sınırdışı edileni Türklerle, Bulgaristan'dan göçe zorlanan Türkle rin de aynı zamana rasgelmesi manidardır) . Ruslar, Ermenistan topraklarını maksatlı olarak İran'la birleştirmiş, böylece Türkiye ile Azerb<Jycan arasına bir "Ermeni seddi" yerleştirmişlerdi. Ruslar, bu yetmiyormuş gibi Azerbaycan toprakları içinde bir de Karabağ meselesi icat etmişlerdir.(Ermenilerin 1 993 baharında Iran sınırına yaptıkla rı yoğun saldırılardan güttükleri maksat, Azerbaycan'ın Türkiye ile olduğu gibi Iran ile olan sınır bağlantısını kesmeye yöneliktir) . Tarihen tamamen Türklerin olan Karabağ ��praklannda Ermeni ço ğunluğu oluşturacak bir çizimle "Dağlık Karabağ Ozerk Vilayeti" oluşturul muştur. (Karabağ, kuzey-güney istikametinde Kür ile Aras nehirleri arasın da, doğu-batı yönünde ise, Gökçegöl'le Kür ile Aras nehirlerinin birleştikleri nokta arasında, yaklaşık plarak 200 kilometre eninde ve boyunda, dağlık ve ova bölümlerinden meydana gelen geniş bir coğrafyadır). Ruslar, burada bir Ermeni üssü teşkil ederek "böl-yönet" , "savaşsın-seyret" politikalarının çar pıcı bir örneğini sergilemişlerdir. Eşitlikçi ( !) komünistler iki ateist( ! ) top lumdan hıristiyan olanı tutmuşlar, Bahtiyar Vahapzade'nin dediği gibi " tav şana kaç, tazıya tut" siyasetini sahneye koymuşlardır. (Bunun bir örneği de
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
5
Abaza sorununda göıii lmektedir). Böylece Rusya birini açıkça destekleye rek iki ülkeyi birbiri ile savaştırmakta, kendisi ise kıs kıs gülerek güya ara bulucuk yapmakta ve tabii Ermeni'ye silah ve asker satarak olanı biteni sey retmektedir!!! Açıklık siyasetinin başlaması ve Moskova'nın göz kırpması ile 1 988'de Ermeni lerce alevlendirilen Karabağ meselesi, günümüze kadar sü regelen zaman içerisinde maalesef gittikçe Türklerin aleyhine bir seyir takip etmiştir. Gerçi bunda Azerbaycan'daki iç çekişmelerin( l 992- 1 993 bahanh daki Azerbaycan yenilgilerinde Balkan Savaşını hatırlatan ordunun siyasete, siyasetin orduya bulaşması olgusu göıiilmektedir.), örgütlenme ve askeri gelenekten yoksun olmanın, Türkiye'nin "yeni dünya düzeni" namına yaptı ğı bazı hataların rolü de yok değildir. Fakat ne olursa olsun, Karabağ mese lesi Azerbaycan ve Türkiye Türkleri, kısaca bütün Türkler adına, hiç de iç açıcı olmayan bir durum arzetmektedir. (Türk Dünyası bu haldeyken, Türk kamuoyunun Türkiye dışındaki Türkler konusundaki bilgisizliğini gidermek, kültürel ve toplumsal hizmet ler yapmak gayesiyle 1 992 Şubatında İstanbul'da bir aray�. gelen Yusuf Ge dikli, Rasim Ekşi, Kemal Çapraz, Ahmet Efe, Mustafa Uçgül, Veli Avcı, Erkan Mumcu, Fethi Gedikli ve Turan Çakıroğlu, özelde Türkmenistan, ge nelde bütün Türklerle ilgilenecek olan Türkmenistan Türkleriyle Dayanışma Demeği'ni kurmuşlar ve faaliyete başlamışlardır.) 1 992 baharında, iç ihanetlerin de etkisi ile kaybedilen Şuşa ve Laçin koridoru üzerine infiale kapılan derneğimiz, Azerbaycan konusundaki has sasiyetini ortaya koyarak, yönetim kurulu kararıyla ve Genel Başkan Yusuf Gedikli imzası ile bir bildiri ve yazı yayınlamıştır. Hem Türkmenistan Türk leriyle Dayanışma Derneğinin etkinliğini göstermesi, hem tarihe mal olması, hem de halen geçerliliğini sürdüren göıiiş ve düşünceler i içermesi bakımın dan bildirinin tamamını ve yazının bir bölümünü aşağıya alıyoruz. (Bildiri 1 9 Mayıs 1 992 tarihli olup yazı Tercüman gazetesinde 20 Mayıs 1 992'de neşredilmiştir)
KARABAG MESELESİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜMÜZ Son günlerde feci bir durum arzeden Karabağ meselesi hakkında Sayın Başbakanımızın ve Sayın Dışişleri Bakanımızın "Ne yapılması ge rektiği konusunda kim ne biliyorsa söylesin" şeklindeki beyanlarını gözö nünde bulundurarak görüşlerimizi Türk basınına açıklıyoruz: "Ermenilerin Laçin'e ve nihayet Nahcıvan'ın Sederek bölgesine, yaptığı, Türkiye'yi hiçe sayan cüretkar saldırıları, Türkiye'nin olaya
s ·--············· --·-···········-·--··········
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
........ . . . . . . . ............................... ........................................
·
· · ·····-·················-····
.................... -.........
············--·············
müdahale etmesini zorunlu ve kaçınılmaz hale getirmiştir. Türkiye, en kuvvetli olduğu bir zamanda bu saldıyı durduramazsa, tarihi sorumluluk tan kurtulamayacak ve hem Adriyatık'ten Çin'e kadar uzanan Türk alemi içinde, hem de dünyada büyük prestij kaybına uğrayacaktır. Meselenin diplomatik yollarla halledilemeyeceği artık anlaşılmıştır. Türkiye'nin hiç olm azsa Ermeni cüretkarlığın111 onda birini göstermesini beklemek Türk kamuoyunun hakkıdır. Boş girişimlerle zaman kaybetmek yerine caydırı cı, hatta geriletici tedbirler almak lazımdır. Türkiye Cumhuriyeti Başba kanını muhatap kabul etmeyen bu küstah mikroskobik devletçiğin Türki ye Cumhuriyeti'ni gülünç duruma düşürmesine izin verilmemelidir. Biz, Azerbaycan'ın Karabağ ve Nahcıvan bölgelerine yönelik Erme ni saldırılarının önlenebilmesi için bölge meselelerinin bir bütün halinde müzakere edilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Bu itibarla Dağlık Kara bağ'a karşılık, 1920'de Ermenistan'a bırakılan Gökçe ve Zenzegur bölge lerinin de görüşme masasına getirilmesi şarttır. Böylece Karabağ mesele si, Gökçe ve Zenzegur meseleleriyle dengelenmiş olacaktır. 250 milyonluk Türk Dünyasmda bir virüs olan Ermenistan'ın, kontrol altına almabilmesi için bütün Türk devletlerinin ve Türk toplu luk/atının Azerbaycan'a maddi ve manevi her türlü desteği vermeleri zo runludur. Bu vesileyle fert, kurluuş, topluluk veya devlet olarak bütün Türkleri Azerbaycan Türkleriyle (her türlü vasıtayı kullanarak) dayanış maya davet ediyoruz. Bütün çabalara rağmen Ermeni saldırıları devam ettiği takdirde Türk gençliğini meseleye sahip çıkmaya ve üzerine düşen görevi mücahitlerin ya nında yerine getirmeye çağırıyoruz. Tercüman, Ortadoğu, Türkiye ve Cumhuriyet ga�etelerinde yer alan bildirinin en önemli bölümü 3,4 ve 5. paragraflarıdır. Ozellikle son parag raftaki "Türk gençliğini meseleye sahip çıkmaya ve üzerine düşen görevi mücahitlerin yanında yerine getirmeye çağırıyoruz" cümlesi üzerine, ülke mizden Karabağ'a gönüllü akını başlamış ve bu akın sonunda 1.5 2 ay zar fında Azerbaycan Türkleri mühim başarılar kazanmışlardır. -
Yine Başbakan Süleyman Demirel'in "Ne yapacağımızı söylesinler, parlamento açık, meydanlar açık çağnsı ve Dışişl�ri Bakanı Hikmet Çetin'in "Ne istiyorlarsa açık söylesinler, kaçamak yok. Oyle genel sözlerle bu işin altından kalkamazlar. Soruyorum. Ne istiyorlarsa açık söylesinler" sözleri üzerine kaleme aldığımız ve Genel Başkan Yusuf Gedikli imzasını taşıyan yazıda şu görüşlere yer verilmekteydi:
"1- Ermenistan Cumhuriyeti, 6 Aralık /989'da aldığı bir kararla Türkiye-Ermenistan .sınırlarını çizen 16 Mart 1921 Moskova ve 13 Ekim
--······
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
··················· ···········-···-···-···················--·············-···---------·····-·········· .... ······-···························-·······················-·····
7
..
1921 Kars anla,�malarını tek taraflı olarak feshetmiştir. Ermenistan, fes hettiği bu anlaşmalarla kendi sınırlarını, yani Türkiye--Ermenistan, Nah civan-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan smırlarını kendi isteğiyle tartışılır ve muğlak bir hale sokmuştur. Ermenistan'ın AGiK'i imzalama sı, uluslararası alıitlerin Makyavelci yorumu karşısında hiçbir şey ifade etmez, kısaca AGiK'in imzala/anması sınırların tanınması anlamına gelmez. 2- Bu karar, 1 Aralık 1920'de Sovyet rejimi tarafından Ermenis tan'a bıraktırılan Gökçe ve Zengezur bölgelerinin tekrar Azerbaycan 'a ia desi için hukuki bir gerekçe oluşturmaktadır. Buna dayanarak Azerbay can ve Türkiye.Gökçe ve Zengezur'un Azerbaycan'a iadesi için Ermenis tan ve uluslararası kuruluşlar nezdinde derhal girişimde bulunmalıdırlar. 3- Karabağ meselesi, müzakere edilirken masaya Gökçe ve Zenge zur bölgeleri sorunu da getirilmelidir. Böylece görüşmelerin bir konu (Karabağ) üzerinde değil, birçok konuyu içeren bir paket üzerinde yapıl ması Karabağ'a karşı Azerbaycan4a iki koz birden kazandıracaktır. 4- Türkiye, Nahcıvan'a karşı olan ahdi yükümlülüklerini korkma dan ve çekinmeden yerine getirmelidir. Eğer, eski anlaşmalar yeteri kadar açık bulunmuy<?_r ve onlardan şüpheye düşüliiynrsa (Biz bu kanaatte deği li�) Nahcıvan Ozerk Cumhuriyeti ile bir ittifak anlaşması imzalanmalı ve bı. anlaşmaya göre gerekirse Nahcıvan'da askeri birlik bulundurulmalı dır. 5- Bize göre Azerbaycan, savaşı hem Nalıcımı • tarafından, hem de Azerbaycan tarafından bütün sınırlar üzerinde yaymalıdır. Bu taktik, ilk anda Azerbaycan 'ın aleyhine gibi görünüyorsa da Ermeni kuvvetlerini böleceği, onları iki ateş arasında bırakacağı ve bazı Ermeni topraklarım Azerbaycan kuvvetlerinin eline düşüreceği için müzakereforde büyük bir koz oluşturacaktır. Atatürk'ün Sakarya Savaşı öncesinde sı"iy/edi "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır" sözü biz ce Azerbaycan şartlannda bugün bile geçelidir. 6- Avrupa ve ABD Ermenilerin arkasında, biz de Azerbayca11'ın ar kasında olursak o zaman Müslüman-Hıristiyan kavgası çıkar mantığının hiçbir tutarlılığı yoktur. Çünkü, eğer Azerbaycan'ın arkasına geçmezseniz Avrupa ve ABD onların arkasından çekilmez. Çekilmez, çünkü siz zaten geçmeyeceğini söylüyorsunuz. Siz geçmediğiniz takdirde onlar niye çekil sin? Ama siz de Azerbaycan'ın arkasına geçerseniz, o zaman onlar ya çe kilmek zorunda kalacaklardır (Bize göre öyle olacaktır) ya da savaşı göze alacaklardır. (Bize göre savaşı göze alamazlar). Fakat siz askeri deviı geçti, müdahaleedemeyiz derseniz, Ermeni'nin aklı yok değil ya niye
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
8
savaştan, yani modası geçmiş as keri harekattan vazgeçsin? Çünkü siz za ten birşey yapamayacağını söylüyorsunuz. 7-Türk Büyükelçisinin ikide bir Ermenilerin ayağına gönderilme sinden vazgeçilmelidir. Çünkü, Türkiye Ermenilere muhtaç değildir, aksi ne Ermeniler Türkiye'ye muhtaçtır. Buna rağmen soykırım iddialarından vazgeçmemeleri ve Türkiye sınırlarını tanımamaları, Türkiye'nin yumu şak politikalarından daha fazla taviz koparmak amacına yöneliktir. Görü lüyor ki büyükelçinin sık sık Erivan'a gitmesi onlara yumuşak davranma sı sadece maraz doğurmaktadır. 8- Her ülke komşusu ile olan bir savaşta, tedbir olarak birliklerini teyakkuzda bulundurma hak ve mecburiyetindedir. Bu uluslararası tea müle ve hukuka da uygundur. Ne olur, ne olmaz düşüncesiyle doğu sını rındaki birlikler teyakkuz (alarm) durumuna geçirilmelidir. 9- Dış politika, çekingenlik kaldırmaz, dış politikada cesaretli olmak lazımdır, atak olmak lazımdır. Dı; politika zikzak demektir, yani manevra demektir. Korkak tüccar ne kar eder ne zarar hesabıyla gidilirse hiçbir şey kazanılamaz. Bugün dünyada artık 8-10 bağımsız Türk devleti vardır. Dış siyasetimizde korkuya yer olmamalıdır. (Cesareti Ermenilerde görü yoruz). Çünkü ne kadar soğukkanlı, yani uyuşuk, temkinli, yani korkak, ihtiyatlı, yani çekingen olursanız caydırıcılığınız o denli azalır ve ne ka dar yumuşak olursanız o nisbette üzerinize gelinir. Bu yüzden dış politi kada her zaman şahin olunmalıdır. Eğer güvencin olursanız bu her an bir şahin tarafından av/anabilirsiniz demektir. (Buna Ermenileri örnek verebiliriz). 10- Ermenistan'da çarpışan militanların Suriye, Lübnan, ABD, Fransa ve iran'dan gelen profesyonel terörcüler olduğu bilinmektedir. (Maalesef bunlann büyük çoğunluğu Türk hava sahasından geçerek git mişlerdir). Biz, milletlerarası hukuktaki karşılıklılık (mütekabiliyet) ilke sini gözönüne alarak Türk gençlerine sesleniyoruz ve diyoruz ki: Genç, dinamik, milli ve dini hisleri güçlü, askeri eğitimli Türk gençleri; vakit kaybetmeden derhal Karabağ'a koşun, savaşın, vatanın size muhtaç olduğu gün bugündür. , 11 Bu arada Türk b�sınındaki bazı kalemlerin cahilliğine ve kötü niyetine dokunmadan geçemiyoruz. Bu kalemlere göre Kafkasya ve Tür kistan'dan Türkiye'ye ulaşan yollar (boru hattı, demiryolu, karayolu vs. ) ille de Ermenistan'dan geçmek zorundadır . Bu cahil ve kötü niyetli kişile rin Türk milleti ile alay etmemesin� diliyoruz. (Bunlar, Türkiye'nin Gür cistan'la, Gürcistan'ın Azerbaycan'la komşu olduğunu bilmiyorlar veya kasten bilmez görünüyorlar!). -
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
··--··-·--·--·-····----··-··---·--·---······-·-----·--·--·--··------·-·----··-···-·--···-····-····-·-·-------··
g ················-············
12-Ermenistan, 250 milyonluk Türk Dünyasının ortasında bir vi rüstür. Eğer şimdiden tedbir alınmazsa, bu virüs bütün bünyeyi hasta edecektir. " Yazının son paragrafı ise şöyle bitmekte idi:
"Durumu ve çözüm yollarını böylece özetledikten sonra yönetim kurulu olarak politika oluşturulmasında hükümetimize yardımcı olabile ceğimizi bir kez daha tekrarlıyoruz." B izim o zaman yazdıklarımızın ne kadar isabetli olduğu bugün olay larla tasdik edilmiş bulunmaktadır. (Tabii bu arada hükümetimize de politi kada oluşturmakta yardımcı olamadık?) 1 992'nin feci Mart, Nisan ve Mayıs aylarından sonra, 1 993'ün Mart ve Nisan aylan da Karabağ ve Azerbaycan için fecaat ve vahamet göstermekte dir. Türkiye'nin "yeni dünya düzeni (!)" içindeki yumuşak ve çekingen tutu mu da yazık ki yalnızca cüretkar Ermenilerin işine yaramaktadır. Azerbaycan'ın Karabağ'da düştüğü bu zor durumu gözönüne alan der neğimiz, yaptığı olağanüstü toplantıda Genel Başkan Yardımcısı Rasim Ek şi'nin teklifini yönetim kurulu olarak oy birliği ile kabul etmiş ve aldığı 06.03 . 1 993 tarihli ve 10 sayılı kararla, Azerbaycan Dayanışma Gurubu'nu qluşturmuştur. Gurubun Başkanlığına Rasim Ekşi, üyeliklerine ise Mustafa Uçgül ve Turan Çakıroğlu getirilmişlerdir. Azerbaycan Dayanışma Gurubu yaptığı ilk toplantıda, Azerbaycan Türklerini yardım maksadıyla Karabağ Hanlığının Tarihi'nin basılmasını kararlaştırmıştır. Böylece kültürel ve top lumsal bir hizmet yerine getirilmiş olacaktır Adında "Türkmenistan" kelimesi bulunan bir demek için bu, kimseye şaşırtıcı gelmemelidir. Zira Türkmenistan Türkleriyle Dayanışma Derneği tüzüğünün 2 ve 3.'cü maddelerinde, amacının; özelde Türkmenistan, genel de bütün Türkler'in kültürel ve sosyal meseleleriyle ilgilenecektir, hükmüne dayanarak geliri Azerbaycan'a gönderilmek üzere Azerbaycan Dayanışma Gurubu'nun basılmasını kararlaştırdığı Ahmet-Bey Cavanşir'in adlı eserini neşretmeye karar vermiştir. Türk gençliğinin geçmişte olduğl! gibi bugün de bu konuda üzerine düşen görevi yapacağına inanıyoruz.
Türkmenistan Türkleriyle Dayanışma Derneği
GİRİŞ Ahmet-Bey Cavanşir'in (1828-1903) 1883 yılında Şuşa'da Rusça yazdığı"l747'nci Yıldan 1805'inci Yıla Kadar Karabağ Hanlığının Siyasi Vaziyetine Dair" veya kısa adıyla "Karabağ Hanlığının Tarihi" adlı eser ilk defa 1884'de Tiflis'te, ikinci defa 190/'de Şuşa'da (her ikisi de Rusça), üçüncü defa ise 1961'de Bakü'de hem Rusça hem de Azerbaycan Türkçe- . sinde yayınlanmıştır. Esere tarih doktoru (196/'de) • E. B. Şükünade ta rafından Rusçadan çevrilmiş ve Azerbaycan SSR Elmler Akademiyası Tarih fnstitutu'nca tenkitli basım şeklinde neşredilmişitir. Neşirde E. B. Şükürzade önce Ahmet-Bey Cavanşir'in hayat hilcıiyesiyle devrin olayları nı özetleyen bir yazı kaleme almış, daha sonra Ahmet-Bey Cavanşir'in eserinin tercümesini, sonra ise Rusçasını venniştir. Şükürzade, Almet-Bey Cavanşir'in eserinin "noksanlarına rağ men", "olayların çokluğu ve onların izahı itibariyle Karabağ tarihini öğ renmek için yardımcı bir kaynak olarak kabul edilebileceğini" ifade et mektedir. Şükürzade "fbrahim Han'ın sarayında iki düşman gurubun Eser, Karabağ meselesinin ortaya çıkması üzerine 1989'da Karabağname ler adlı kitabın bir bölümü olarak dördüncü defa (Azerbaycan Türkçesinde), yeniden basılmıştır. •
12
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
bulunması hakkında bize Ahmet Bey'den başka hiç kimse malumat ver memektedir" diye yazmakta, fakat Ahmet Bey'in eserine "dikkatle ve aynı zamanda tenkitçi bir surette yaklaşmak lazımdır" kaydını da ilave etmek tedir. Nitekim Şükürzade, Ahmet-Bey Cavanşir'in eserinin yanlış ve açık-_ /anması gereken yerlerinde gerekli izahatları yapmıştır. Hem "Ahmet-Bey Cavanşir'in Hayat Hikayesi", hem de "Karabağ Hanlığının Tarihi" bö lümlerindeki dipnotlar (hepsi Şükürzade'ye ait olduğundan) bir karışıklı ğa meydan verilmemesi için yazının sonuna alınmışlardır. Ahmet-Bey Cavanşir'in kendisine ait dipnotlar ise esas yazının sayfa altlarına konul muştur. Tarafımızdan yapılan bazı açıklamalar ise Ahmet-Bey Cavan şir'inkilerle karıştırılmaması için YG rumuzuyla belirtilmiştir. Ahmet-Bey Cavanşir kitabını, kendisinden önceki Azerbaycanlı ta rihçiler Mirza Cemal, Mirza Adıgüzel Bey (Karabağname yazarı, Ahund Mir Mehdi'nin, o cümleden Rus tarihçilerinin eserleri (mesela N. Dubro vin) ve muhtelif aşiret �e kabilelerin naklettikleri rivayetlerden faydalana rak yazmıştır. Eserde Iran şahı Ağa Mehemmed Han'ın öldürülmesi sah nesi "edebi bir hikaye üslubuyla" aksettirilmiştir. (Ahmet-Bey Cavan şir'in kızı Hamide hanım ünlü Azerbaycanlı yazar Celil Memmedkulza de 'yle evlenmiştir. ) Sandığımız kadarıyla "Karabağ Hanlığının Tarihi" üzerine fazla bir şey bilinmeyen ülkemizde gündemdeki Karabağ olaylarına birinci el den ışık "tutacağı düşüncesiyle yayımladığımız bu eser, yeni çalışmalara da yardımcı ve vesile olacaktır.
Yusuf GEDİKLİ
AHMET-BEY CAVANŞİR'İN HAYAT HİKAYESİ Ahmet-Bey Cavanşir ölümünden biraz evvel hayat hikayesini yazmış ve kızı Hamide hanıma vermişti . Lakin, yazık ki bu elyazmasını ne Mirza Celil Mehmetkuluzade'nin (Molla Nasrettin)l şahsi arşivinde, ne de Ahmet Bey'in evrakları arasında bul mak mümkün olmadı. Bu belge muhtemelen Hamide hanım Tiflis'e göçtükten sonra veya 1 905- 1 906 yıllarında Kara bağ'da baş veren hadiseler sırasında kaybolmuştur. Riyazü'l Aşıkeyn kitabının müellifi Mehemmedağa Müctehidzade, Karabağ şairlerinin şiirlerini ve kısa hayat hikayelerini yazarken Ahmet Bey' den çok az bahseder ve onun şiirlerinden ancak bir beyit örnek verir2. Halbuki Müctehidzade Ahmet Bey hakkında mufassal malumat verebilirdi, çünkü o, hem müellifle hem de onun tahsilli kızı ile tanışıyordu. Azerbay can edebiyatı nümunelerini toplayanlardan biri olan Feridun-Bey Köçerli Asar-ı Ahmet-Bey Cavanşir isimli eserinin mukaddimesinde3 baskıya ha zırlamakta olduğu Azerbaycan Türklerinin Edebiyatı kitabında Ahmet beyin hayatı ve faaliyeti hakkında geniş malumat vereceğini vadetmiş, fakat bu dört ciltlik.4 tetkikatında ondan bir kelimeyle bile bahsetmemişti. Buna
14
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
rağmen başka müelliflere nisbetle Feridun Köçerli, Ahmet Bey hakkında az çok değerli bilgiler vermiştir. Ahmet-Bey Cavanşir 2 Mart 1 828'de eski Şuşa kazasının Kebirli nahi yesindeki Kehrizli köyünde doğmuştur. Karabağ bölgesinde yapılan ilmi in celeme ve araştırmalardan anlaşıldığına göre Ahmet Bey'in babası Caferku lu Beyin hususi mülkü olan Kehrizlis köyü devlete verilen bütün vergi ve diğer mükellefiyetlerden muaf kılınmıştı. Mehrali Bey'in torunu ve Mehemmed Bey'in oğlu olan Caferkulu Bey, Karabağ hanedanına ait bütün imtiyaz ve haklardan istifade etme hu kukuna malikti. Ahmet Bey' in ikinci dedesi Mehrali Bey, Karabağlı İbra him-Han'ın öz kardeşi, aynı zamanda hanlığa sahip olma kavgasında onun korkulan rakibi idi. Karabağ hanlığı uğrunda yapılan derebeylik muharebelerinin tafsilatı na geçmeden evvel, lbrahim Han'ın hangi şartlar altında hakimiyeti elde et tiği ve onun kardeşi Mehrali Bey'in vatandan ayn düşmesi hakkında kısa malumat verelim: Penah Han Karabağ'dan İran hakimi Kerim-Han Zend'in ( 1 750- 1 779) yanına gitmeden önce Karabağ'ın idaresini küçük oğlu Mehrali Bey'e ema net edip, büyük oğlu İbrahim Halil'i ise şahın talebi üzerine kendisi ile bir likte Şiraz'a götürür. Penah Han Şiraz'da şahın ikametgahındayken, Mehrali Bey'in Karabağ'da hakimiyeti ele geçirmek istemesi hakkında bazı haberler alır. Merkezileşmiş bir devlet yaratmaya çalışan Penah Han, ölümünden sonra hanlığının parçalanmasından korktuğundan Karabağ hanlığının başına geçmek için Kerim Han Zend'den, şekli de olsa bir ferman alır. lbrahim Ha lil Ağa Kerim Han'dan aldığı fermanla6 Şuşa'ya gelir, fakat Mehrali Bey ta rafından iyi karşılanmadığı için baba�ını beklemeyi kararlaştırır. Penah Han hiç bir vasiyette bulunmadan 1 759 yılının yazında Şiraz'da aniden vefat eder. Penah Han'ın ölüm haberini işiten her iki kardeş de (Meh rali Bey ve İbrahim Halil) Karabağ hakimiyeti uğrunda kanlı bir savaşa ha zırlanırlar. İbrahim Halil Ağa, şahın fermanına dayanarak kendisini Karabağ han lığının meşru varisi sayıyordu. Mehrali Bey ise yakın adamlarına arkalana rak hakimiyet başında kalmayı kararlaştırmış ve komşu hanlıklarda kendisi ne müttefik aramaya başlamıştı. Her iki kardeş başlarına silahlı guruplar toplayarak birbirlerinin taraftarlarını kırıyor, komşu hanlıklarla askeri itti faklar imzalıyor, maksatlarına ulaşmak için daha güçlü derebeyleri ile akra balık münasebetleri meyd�a getiriyorlardı. Uzun ve kanlı çarpışmalardan sonra İbrahim Halil Ağa, Umme Han'dan büyük yardım alarak kardeş�ni sı kıştırır ve kendisini Karabağ hanı ilan eder. (İbrahim Halil sonradan Umme
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
15
Han'ın kızı ile evlenmiştir.) B u hadise 1 760 yılında olmuştu. Bu andan itiba ren İbrahim Halil'in adı resmi evraklarda han, (İbrahim Han) ve " Karabağ'ın hakimi" ' olarak geçmeye başlar. Mehrali Bey ise Karaba:ğ'ı terk etmeye ve İbrahim Han'a düşman müttefikler aramaya mecbur olur. Ulkenin, hakimiyet uğruna birbirleriyle uzun uzadıya kanlı muharebeler yapan müstakil ve yarı müstakil küçük feodal hanlıklara bölündüğü bir devirde böyle bir müttefik bulmak hiç de zor değildi. Azerbaycan topraklarını birleştirmeye çalışan Gubalı (Kubalı) Fetali Han, ( 1 736- 1 786) Karabağlı İbrahim Han'ı kendisinin en çok korktuğu düş manı sayıyordu. Maksadına ulaşmaya çalışan Mehrali Bey üç defa Karabağ hanlığının merkezi olan Şuşa'ya hücum edip Ağdam'a kadar gelen, lakin hiç bir netice elde edemeyerek geri dönen Fetali Han'la yakınlaşmıştı. Mehrali Bey Gubalı Fetali Han'ın bütün askeri seferlerine faal olarak iştirak etmişti. Bu duruma göre Fetali Han'ın düşmanları aynı zamanda Mehrali Beyin de düşmanları sayılıyordu. Daha l 767 yılında Şamahı hanlığının hakimleri Mehemmed Seid Han ve Ağası Han, kardaşlan Gubalı Fetali Han tarafından Şamahı'dan kovul muştular. Bundan bir mü�det sonra onlar Şamahı'yı geri almak maksadıyla eski düşmanları olan Şekili Mehemmed Hüseyin Han'la ittifak bağladılar. Lakin Fetali Han onlan ikinci defa mağlup etti. Mehemmed Hüseyin Han Nuha (Şeki)'ye kaçtı, Ağası Han ise Kür sahilindeki Katevan köyünde giz lendi. Bu hadiseden sonra Mehemmed Seid Han'ın oğullan Karabağlı İbra him Han'a iltica ettiler. Fakat feodal iç savaşlar bununla sona ermedi. 1 779 senesinde Çelebi Han'ın oğlu Abdülkadir Han aniden Nuha'yı işgal ederek Mehemmed Hüseyin Han'ı öldürdü . Onun oğlu Mehemmed Hasan Han ise İbrahim Han'ın yanında gizlenmeye mecbur kaldı. 1 784 yılında Fetali Han'la Abdülkadir Han'ın Karabağ hanlığı üzerine askeri bir sefer düzenlemesiyle muharebe yeniden kızıştı. Bu sırada İbrahim Han'ın azat ettiği Mehemmed Hasan Han, Nuha'yı işgal ederek Abdülkadir Han'ı ve onun yedi oğlunu öldürdü. Mehemmed Hasan Han, Ağası Han ve Mehemmed Seid Han aralarında ittifak bağlayarak Fetali Han'a karşı durdu lar. 1 785'te Fetali Han'ın onlarla yaptığı muharebenin en kızgın vaktinde Mehrali Bey, Fetali Han'ın özel arzusunu yerine getirmek için Bakü'den dö nerken yolda Şamahılı Ağası Han'ın oğlu Ahmet Bey tarafından öldürüldü. Mehrali Bey'in ölümünden sonra muharebeyi onun oğlu Mehemmed Bey devam ettirdi. Bu vakitler, yani 1 785 yılında takriben 23 yaşında olan Mehemmed Bey hakkında olay nakledici kaynakların hiç bir malumat ver mediğini söylemek imkan dahilindedir. O, çocukluğunu İbrahim Han'a
16
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
düşmanlık besleyen yakın akrabalarının yanında geçirmiştir. İbrahim Han'ın düşmanları Mehemmed Bey'in şahsında menfaatlerini koruyacak kişiyi bul duklarına inanıyorlardı. Bu yüzden Mehemmed Bey'i şiddetle destekliyor lardı. Fakat o zamanlar İbrahim Han'ı hakimiyetten düşürmek ve onun yeri ne Mehemmed Bey'i geçirmek çok da kolay değildi; bunun için muhalefet elverişli şartlan bekliyordu. Korkunç 1 797 senesi yaklaşıyordu. Ağa Mehemmed Şah'ın birlikleri Karabağa sokulmuştu. Açlık ve kıtlık bütün ülkeyi kaplamıştı. Talan edilen köylüler kitleler halinde öz yurtlarını terk ediyorlardı . İbrahim Han yakın adanılan ile Car-Belekan'a kaçmıştı. Hiç bir mukavemetle karşılaşmayan Ağa Mehemmed Şah, Şuşa'ya girdi. Fakat o, sekiz gün sonra öldürüldü. Bazı müellifler Ağa Mehemmed Şah'ın Şuşa'yı aldıktan sonra, İbra him Han'ın şiddetli düşmanı olduğu için Mehemmed Bey'i Karabağ'a han ta yin ettiğini yazarlar. Güvenilir kaynaklar bu ihtimali mümkün görmemekte dirler. P.G. Butkov'un dediği gibi şah (Kaçar) "Azerbaycan hanlarının gizli kararıyla öldürülmüştür"8 Muhtemeldir ki bu suikastın iştirakçılanndan biri de Ahmet Bey Cavanşir'in dediği gibi Mehemmed Bey olmuştur. Bu ihtimal hakikate çok daha yakındır. Şöyle ki, Mehemmed Bey, yabancı işgalcilere karşı mücadeleye başlamış ve hatta şahın kesilmiş başını amcası Ibrahi m Han'a göndermişti. İşgalcilerin kovulmasından sonra ise o , İbrahim Han'ın Şuşa'da olmamasından istifade ederek hakimiyeti ele geçirmiş ve kendisini Karabağ'ın hakimi ilan etmişti. Mehemmed Bey hakimiyetini pekiştirmek için amcasının taraftarlarını yok etmeye başladı. Azerbaycan'ın görkemli şa iri ve devlet adamı Molla Penah Vakıf ve onun oğlu da bu niyetin kurbanı oldu. Mehemmed Bey hanlığın başında fazla kalmadı. İbrahim Han Şuşa'ya döndükten sonra o, Mehemmed Hasan Han'a sığınarak Şeki hanlığına gitti. Şeki hanı Mehemmed Beyi aldatarak hapsetti ve Şirvan hanı Mustafa Han'a gönderdi. Mustafa Han Mehemmed Bey'den babasının ve kardaşının intika mını almak arzusundaydı. 1 797 yılının sonunda Mehemmed Bey Şamahı yakınında Mustafa Han tarafından öldürüldü. Mehemmed Bey'in oğlu Caferkulu Bey, Karabağ hanlığı tarihinde hiç bir rol oynamamıştır. O, kendisinin özel mülkü olan Kehrizli köyünde otura rak başka beyler gibi mal-mülkünü idare ediyordu. Caferkulu Bey öz amcası Esed Beyin Zehra adlı kızıyla evlenmiş ve bu evlenmeden 2 Mart 1 828 yı lında Ahmet Bey dünyaya gelmiştir. Ahmet Bey ilk tahsilini Kehrizli köyünde almış ve burada ancak ana dilini öğrenmişti. Malum olduğu üzre Azerbaycan'ın Rusya'ya ilhakından sonraki ilk devirlerde maarif sisteminde hiç bir değişiklik olmamıştı. Şe-
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
··················· ··············-· ··· ············-········-··-·····················
17
......................................................................................... . . . ..
hirlerde medreseler, köylerde ise mollahaneler hala devam ediyordu. Ahmet Bey on beş yaşına kadar mollahanede okumuştur. Bu devirde Çarlık, Azerbaycan'da ve bütün Zag�fgaziya'da* (Güney Kafkasya'da) bir dizi ıslahatlar yapmaya mecbur oldu. Ulkede siyasi parça lanmışlığı sona erdirmede belirli bir rol oynamış olan askeri garnizon (müs tahkem kale) usul-idaresi artık devrini tamamlamıştı. 19. asrın 40'lı yıllarında yapılan idari ve hukuki islahatlar garnizon (müstahkem kale) sisteminin lağvedilmesi, nihayet Rusya'da yürürlükte olan kanun ve usullerin Azerbaycan'da da tatbiki yerli derebeylerinin arasında hoşnutsuzluğa sebep oldu. Düzenlemelerden memnun ol mayan bu beyler ve ağalar şahsi menfaatleri için ülkede gittikçe genişleyen köylü hareketlerin den de yararlanmaya gayret ediyorlardı. Artık Çarlığın içtimai dayanağı sar sılmaya başlamıştı. Halbuki tam da bu devirde ayrı ayrı halk baş kaldırmala rını boğmak için Çarlık hükümetine güvenilecek güçlü bir içtimai istinat la zımdı. Bu yüzden hükümet yerli derebeylerine karşı tavrını değiştirmek zo runda kaldı . Sahada içtimai dayanak yaratmak için yerli beylerden ve ağa lardan güçlü adamların seçilmesi ve istenilen tedbirlerin onların yardımıyla hayata geçirilmesi kararı alındı. Bütün bu tedbirler hakim sınıflar için öncü** Rus kültürü ile tanışmaya elverişli şartlar yarattı. İhtimal ki, Ahmet Bey'in ailesi de bu vaziyeti nazara almış ve onu Rus dilini öğrenmek için Rus mektebine göndermeyi uygun bulmuştu. 1 843'te Karabağlı Mehdikulu Han'ın ricası üzre, Çar 1 . Nikola Ahmet Bey'i Petersburg'a çağırır ve onu devlet hesabına Pavlov askeri okuluna (soylu sınıfın harp okulu)'na kaydettirir. O vakitler Pavlov mektebine yalnız dvoryan (Rus asilzadelerinin ve bazı memurların) çocuklarını kabul ediyor lardı. Kalabalık Petersburg muhitine düşen Ahmet-Bey Cavanşir, Rus dilini öğrenmek için ciddi çaba göstermiş ve mektuplarından anlaşıldığı gibi Rus* Bizim komşumuz olan Güney Kafkasya'ya Avrupal ılar Trans-Kafkasya, Ruslar da yine aynı anlamda ZaKafkazya demektedirler. Güney Kafkasya hem Avrupalılara, hem de Ruslara göre gerçekten Trans Kafkasya yani Kaf kaslar ötesidir. Meseleye aynı mantıkla yaklaşırsak bizim için Trans-Kafkasya yani Kafkaslar ötesi ancak Kuzey Kafkasya olabilir. Güney Kafkasya Türkiye için bir öte ülke değil, aksine bir komşu ülke olduğu için biz yukarıdaki terimle rin yerine Güney Kafkasya tabirini kullanmayı daha uygun bulmaktayız. Zira, bir yerin kuzeyi veya güneyi bütün dünya için değişmezdir. (YG) ** Sovyet resmi tarih görüşüne göre Çarlık emperyalist emeller gütmekle bir likte işgal ve istilasında bulunduğu ülkeye aynı zamanda medeniyet de götür mekte, burjuvaziyi geliştirmekte, kültürel uyanışa yol açmakta, bütün bunlar da sınıflar arası çatışmayı getirdiği için Çarlık rejimi, emperyalizmi yanında ilerici ve öncü bir rol de oynamaktadır. (YG)
18
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
çayı mükemmel derecede öğrenmiştir. l 848'de Ahmet Bey Pavlov askeri mektebini bitirip Konstantin Niko layeviç süvari alayına subay olarak tayin edilir ve 1 854'e kadar askeri hiz mette kalır. 1853'te Kırım savaşı başlar. Bazı Azerbaycanlılar Çarlık tarafından askere alınır. Bunlara bazı gönüllüler de iştirak eder. Kasım-Bey Zakir'in oğlu Necefkulu Bey ve kardaşının oğlu İskender Bey görıüllü olarak cephe ye gidenlerdendir. Ayrıca Kafkas cephesinde 2000 Azerbaycanlı asker Rus askerleriyle beraber Osmanlılara karşı savaşıyorlardı. Ahmet Bey'in olduğu Gusar (Macar üniforması giyen süvari) alayı Akyar (Sivastopol) altında vu ruşuyordu . Savaş meydanında gösterdiği yiğitliğe ve kaçaklığa göre Ahmet Bey nişanla taltif edilmiş ve ona süvari kurmay yüzbaşısı rütbesi verilmişti. Fakat Ahmet Bey orduda uzun müddet hizmet edemedi. Çünkü o, daha 1850'de Ali-Bey Sultan(ov)la9 yaptığı bir düelloda.kolundan yaralanmış ol duğu için l 854'te askeri hizmetten tamamiyle ayrılmak mecburiyetinde kal dı. 1854'te Ahmet Bey doğduğu köy olan Kehrizli'ye gelerek burada bağ bahçe ve tarla işleriyle meşgul olmaya başlar. Rus ordusundan istifa etmiş ve Petersburg tahsili almış olan subay eski köyde yeni adetler yaratmak isti yordu. Bu yüzden halk arasında ona "Urus Ahmet Bey" lakabı verilmişti. l 9. yüzyılın 60'lı yıllarının sonunda Ahmet Bey Verend bölgesinin murovu (inzibatçısı, zaptiyesi) vazifesine tayin edilir. Bu sırada o, tahıl eki len yerleri sulamak için Aras'tan ark yaptırma işiyle de meşgul oluyordu. Uzun zahmetlerden sonra Ahmet Bey, 6 verst* uzunluğunda bir ark kazdırır ve onu Mildüzü'ndeki kadim Gavur arkı ile birleştirir. Azerbaycan'ı Rus sa nayisinin hammadde kaynağına çevirmeye çalışan Çarlık hükümeti hiç bir masrafta bulunmadan ovadaki sulama işlerini iyileştirmeye ve böylelikle pek çok hammadde elde etmeye çalışıyordu . Bu yüzden Kafkas Genel Vali liği daha 19. asrın 60'lı yıllarının sonlarında, Mildüzü'ndeki sulama işlerini düzene koy mak için bir kaç defa özel komisyonlar teşkil edip göndermişti. Fakat içlerinde Hollandalı uzmanların da olduğu bu komisyonlar hiç bir fay dalı iş göremediler. Çünkü bu plan ve programların hayata geçirilmesi çok miktarda paraya ihtiyaç gösteriyordu . 10 Karabağ'ın yerli beyleri de Gavur arkını "ark ve arkın suladığı bütün toprakların 99 yıl kendi istifadelerin de" l l kalması şartı ile faaliyete geçirmek istiyorlardı. Lakin onların gayreti de hiç bir netice vermedi. Nihayet, Ahmet Bey 1 866'da Zergar, Dilağarda, Yağlıvend ve Şahseven cemaatlerinin yardımıyla ve cüzi bir meblağla ve hükümet ile hiç bir şekli alaka bile yaratmadan bahsi geçen arkı kazdırmaya *Bir verst 1060 metredir, yaklaşık 6.2 km (YG)
········-··-··-···---····-·····-····-······-
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
..................................
.....
.... . ............ ···································-·-·- .............. . . .
......... --··· ..... .. ·-······
19 · · · · ·······--······ ................
başladı ve Aras'tan alınan suyu meşhur Govur arkı ile birleştirerek çetin bir meseleyi halletti .12 Sonraki mektuplaşmalardan anlaşılıyor ki, hüküınet Ahmet Bey'in tecrübe ve teşebbüsünü dikkate alarak gösterilen kanalı yeniden düzenlemek için bir girişimde daha bulundu ve bu maksatla 1879'da Ahmet Bey'in de iş tirak ettiği özel bir komisyon Mildüzü'nü inceledi. Komisyon Ahmet Bey ve mühendis Behman'ın fikriyle mutabık kalarak Govuı: arkını düzene koymayı kararlaştırdı. Bu maksatla l 88 l 'de bir plan hazırladı. Fakat bu plan kağıt üzerinde kaldı. Sulama meselesi için yapılan mektuplaşmalar gösteriyor ki, Ahmet Bey su ile ilgili meselelerde büyük tecrübeye malikti. Alimet Bey'in kendi çiftliğinde kazdırdığı kehrizler (yer altı su kanalları) da sulama sahasında çalışan bir çok uzmanın dikkat nazarını celbetmişti. 1 883'te Ahmet Bey'in misafiri olan mühendis Veys von Veyssengof şöyle yazar: " Karabağ mülkedarı Ahmet-Bey Cavan�ir uzun yıllardan beri edindiği müşahadeler ve kazandığı tecrübelerini anlatarak beni kazdırdığı kehrizler hakkında etrafl ı surette bilgilendirdi"l3 19. yüzyılın 70'li yıllarında Ahmet Bey hakim sınıf temsilcisi olarak kimin hakikaten bey zümresine mensup olduğunu belirlemek maksadıyla kurulan Şuşa bey komisyonuna dahil edilir. Bu komisyonun hakkında etraflı surette bahsetmeden kaydetmek lazımdır ki, bey ve ağaların ekseriyeti vergi ve mükellefiyetlerden muaf olmak için sahte belgeler (han fermanları, res mi mektuplar vs) düzenleyip kendilerinin bey tabakasına mensup oldukları nı isbat etmeye çalışıyorlardı. Lakin Ahmet Bey bu. sahtekarlığa mukavemet göstermiş, bu da komisyon üyelerinin hoşnutsuzluğuna sebep olmuştu. Bu yüzden Feridun Köçerli'nin dediği gibi, Ahmet Bey'in düşmanları onu hap settirip bir müddet hapishanede kalmasını sağladılar. 14 Ahmet Bey ömrünün son günlerini Kehrizli köyünde geçirerek tarih ve edebiyatla ilgili kitapları mütalaa ediyor, muhtelif eserler yazıyor ve ter cüme ile meşgul oluyordu. Ahmet Bey 9 Ocak l 903'te 75 yaşında vefat etmiş ve vasiyetine uyu larak Kehrizli köyüne gömülmüştür. *
*
*
Asıl mesleği itibariyle Ahmet Bey ne tarihçi, ne de edebiyatçı idi. O, Petersburg'daki Pavlov askeri mektebinde tahsil alarak Rus ordusunda su baylık yapmış, imparatorluğun muhtelif şehirlerini gezmiş ve gelişen Rus kültürü ile tanışıp-yakınlaşmıştı. Şüphe yok ki, o, Petersburg'dayken orada yaşayan meşhur şair ve yazarlarla da tanışmıştı.
Ahmet Bey Puşkin'i, Lermontov'u, Jukovski'yi seviyor, Rus şairlerinin eserlerini tercüme ediyor, tarihi eserler ve hatta şiirler yazıyordu. Kehrizli köyünde onun zengin bir kütüphanesi vardı . 15 A�!flet bey Puşkin'in Balıkçı ve Balık masalını; Lermontov'un Mts-ıri, Bahis, Uç Hurma Ağacı, Terekin Sovgatı (Hediyesi), Hacı Abrek; Jukovski'nin Yaz Akşamı, Yatan Şehzade Kız ve sair eserlerini Azerbaycan Türkçesine tercüme etmişti. 16 Bunlardan başka Ahmet Bey Kavkaz ve Novie Obozreniya gaietelerine çeşitli mevzu larda makaleler de yazıyordu. Ahmet Bey aynı zamanda çocuklar için neşre dilen manzum bir eserin de müellifidir. O öldükten sonra bu eser Asar-ı Ah met-Bey Cavanşir adıyla tanınmıştır. Kızı Hamide hanım yazıyor ki: "O, ölümünden az önce bu eserin çocuklar için neşredilmesini benden rica et mişti. Sansür kitabın yayınlanmasına izin vermişti. Lakin babamın parası ol madığından eseri bastıramamıştı. Bana Gayret matbaası sahibi Mirza Celil Mehmetkuluzade'ye müracaat etmemi söylediler. Ben elyazmasını Mirza Celil'e vererek basmasını teklif ettim. O, eseri okuyup beğendikten sonra neşrine başladı"17. Tiflis'te Gayret matbaasında basılan bu eserin kapağında Hamide hanımın ricası üzerine "Bu kitabın satışından elde edilen gelir mer hum Ahmet Bey'in adını taşıyan Müslüman kız mekteplerine aittir" sözleri yazılmıştı. Asar-ı Ahmet-Bey Cavanşir şiiriyet itibariyle müellifini bir şair olarak ortaya çıkarmaz. Şiir kaidelerine riayet edilmeden yazılan bu eser4� bulunan Sevmeli, Ay ve Gün, Güç Bendedir Güç Bende, Kadı Namaz Ustedir ve başka bunlar gibi dokuz manzum h ikayede, nasihat veren sözlerle halkın ha yat ve yaşayışı tasvir edilir. Ahmet-Bey'in başka bir görkemli eseri, dört ciltten ibaret olan ve bize gelip çıkmayan Türk Darbımeseller Mecmuası'dır. Bu mecmuanın muhtevi yatı hakkında Hamide hanım şöyle yazar: " . . .Evvela Azerbaycan darbımese l i yazılmış karşısına ise buna yakın olan Rus misali yazılmıştı. Eser basıma hazır idi" rs Ahmet-Bey'in bütün eserlerinden bizim için en mühi m olanı 1 883'te Şuşa'da yazılan " 1 747'nci Yıldan 1 805'inci Yıla Kadar Karabağ Hanlığının Siyasi Vaziyetine Dair" adlı eserdir. Bu eser ilk defa 1 884'te Tiflis'te19, daha sonra 1 90 1 'de Şuşa'da neşredilmiştir. Bu devirde yaşayan Azerbaycanlı ta rihçiler (Mirza Yusuf Nerses(ov), Rızakulu-Bey \1irza (Cemaloğlu) Mir Mehdi Hazani, Hasanağa Han Karadaği, Hasan Efendi Elkaderi ve başkala rı, eserlerini genellikle tetkikat yapmadan diğer tarihçilerden aktarmakla beraber yerli kronikler şeklinde yazıyorlardı . Ahmet Bey'in eseri de demek mümkün ki, o devrin kronokçilerinden farkl ı değildir. Müellifin bizzat ken disi eserini yazarken yararlandığı esas kaynakların Mirza Cemal, Mirza Adı güzel ve Ahund Mir Mehdi'nin yazıları olduğunu itiraf eder. (Bu arada muh-
KARABAG HANLIGININ TARİHİ telif tayfa ve kabileler hakkındaki rivayetlerden de faydalanmıştır). Kitabın sonunda yazar Zakafkazye, ot 1803 po 1 806 g. adlı eserin yazarı olan N . Dubrovin'in de adını anar. Ahmet Bey'in kendisinden evvelki yazarlardan üstünlüğü şundan iba rettir: O zengin bir kütüphaneye malik olduğundan Rus tarihçilerinin eserle rinden istifade edebilmişti . Cesaretle söylemek mümkün ki, Rus aydınla rının ilerici, demokratik fikirleri Ahmet Bey'in dünya görüşüne müsbet tesir etmişti. Hakkında bahsedilen eseri yazarken Ahmet Bey 55 yaşındaydı. Bu devir 1 870 y ılında yapılan toprak ıslahatından sonra Azerbaycan köyünde kapitalizm ve emtia-para münasebetlerinin gelişmesi, ücretli emeğin yavaş yavaş köy iktisadının bütün sahalarına dahil olması, feodal toprak mülkiye tinin dağılmaya başlaması devri idi. Köy hayatında baş veren bütün bu deği şikliklerin Ahmet Bey'e ve eserine belirli bir tesirde bulunmaması mümkün deği ldi. Bu yüzden " Karabağ Hanlığının Siyasi Vaziyetine Dair" eserine dikkatle ve aynı zamanda tenkitçi surette yaklaşmak lazımdır. Ahmet Bey Nadir Şah'ın faaliyetine menfi münasebet besliyordu. O, ülkenin siyasi vaziyetini düzgün karakterize ederek şöyle yazar: "Nadir Şah'ın öldürülmesinden sonra ülke birbirine düşman olan bir çok hanlıklara parçalanmıştı. " Ahmet bey Penah Han'ı idealize ederek onun faaliyetlerine müsbet münasebet besler. Onu yiğit ve koçak bir devlet adamı sayarak hatta Cengiz Han nesli ile mukayese eder. B una ilaveten o, hataya düşerek Adil Ş ah'ın Penah Han'ı resmi fermanla Karabağ hanlığına tayin ettiğini yazar. Lakin Zend sülalesinin tarihçisi Mehemmed Sadık "Penah Han'ın, İran dev· letince hatta şekli surette bile hakimiyetinin kabul edilmediğini"20 yazar. Yazar ikinci dedesi Mehrali Bey'e derin muhabbet hisleri gösterir. Onun fikrince Mehrali Bey, elinde şah fermanı olduğu için mutlak hakimi yet başında kalmalıydı. Ahmet Bey'in ikinci dedesi Mehrali Bey'e ve bilhas sa dedesi Mehemmed Bey'e bu biçimde tek taraflı yakınlık göstermesi şun dan ileri gelmektedir: Vaktiyle han neslinden olan müellif, hakimiyetin İbra him Han'ın eline geçmesi ile alakadar olarak bey zümresine düşer ve İbra him Han'ın miraşçılannın istifade ettiği menfaatlerden mahrum olur. Bu se beple o, Mehemmed Bey'i Köroğlu'na benzer efsanevi bir kahraman gibi över ve şöyle bir sonuca varır: İbrahim Han kendisinin yükselmesini ancak Mehemmed Bey'in kahramanlığına borçludur. Ahmet Bey sözüne devam ederek "Halkı haksız talepleri ile takatten düşüren İbrahim Han kendi devri ni tamamlamıştı ve memleketi idare etmek için daha uyanık bir hakime lü zum vardı" diye yazar. Ahmet Bey'in fikrince bu hakim onun dedesi Me hemmed Bey olmalıydı.
22 .
..
··
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
·····-·----· ..··· ·
·
Ahmet Bev'ce müsbet adamlardan biri de her adımda Mehemmed Bey'in savunucu su olan ve sonradan Rusya'ya meyleden guruba rehberlik eden hanın oğlu Mehemmed Hasan Ağa'dır. Kaydetmek lazımdır ki, İbra him Han'ın sarayında iki düşman gurubun bulunması hakkı nda bize Ahmet Bey'den başka hiç kimse malumat vermemektedir. Yazar bu iki gurup ara sındaki zıddıyetten bahsederken Rusya'ya meyledenlerin İran taraftarlarına galip geldiğini sevinçle kaydeder. Ahmet Bey'in eserinde Ağa Mehemmed Şah'ın Karabağ'a hücumunun tasvirine geniş yer verilir. Müellif İran şahının şahsiyetine nefretle bakar ve işgalcilerin talancı hücumlarını büyük bir kızgınlıkla tasvir eder. O, hü cumlar neticesinde ahalinin dayanılmaz açlık çektiğini, ülkenin harabeye döndüğünü yazar. Tam burada Ahmet Bey hemen şunu kaydeder ki, Şah Kaçar'ın öldürülmesinde yalnız Mehemmed Bey büyük gayret göstermiştir. Ahmet Bey Karabağ'ın tarihini 1 805'e kadar, yani İbrahim Han'ın Kü rekçay sahilinde S isyanov'la (Tsitsionov) görüşmesine kadar devam ettir miştir. Malum olduğu üzre, adı geçen yerde Karabağ hanı Rus çarının sadık .tebaası olacağına dair ant içmişti. Bununla yazar, Karabağ hakkındaki tasvi rini bitirir. Karabağ Hanlığının S iyasi Vaziyetine Dair adlı bu eser olayların çok luğu ve onların izahı itibariyle Karabağ tarihini öğrenmek için yardımcı bir kaynak olarak kabul edilebilir. Lakin kaydetmek lazımdır ki, bütün yerli kronikçilere has olan nok sanlarına rağmen Ahmet Bey'in bu kıymetli eserinin değerini azaltmak doğ ru olmazdı. Eğer o devirde Azerbaycan tarihinin yeteri kadar öğrenilmediği ni ve tarih biliminin zayıf olduğunu nazara alırsak, Ahmet Bey'in 1 747 yı lından 1 805'e kadar Karabağ'ın siyasi tarihini anlatan böyle bir eseri yaz makla gösterdiği teşebbüsün ehemmiyeti ortaya çıkar. Azerbaycan İlimler Akademesi'nin Tarih Enstitüsü Ahmet-Bey Ca vanşir'in " 1 747'nci Yıldan 1 805'inci Yıla kadar Karabağ Hanlığının Siyasi Vaziyetine Dair" adlı eserinin Rus dilinde basılmasından yarım asırdan fazla bjr müddet geçtiğini dikkate alıp mezkür eseri Azerbaycan Türkçesine ter cüme ile yeniden neşrederek geniş okuyucu kitlelerine takdim etmektedir.
E. B. ŞÜKÜRZADE
KARABAG HANLIGININ TARİHİ·
23
DİPNOTLAR 1 . Ahmet-Bey Cavanşir'in kızı Hamide hanım Tiflis'te Mirza Celil Memmedku luzade ile tanışmış ve bir müddet sonra da onunla evlenmişti. Hamide hanım 8 Şubat 1 955'te Bakü'de vefat etmiştir. 2. O bağda ki, bitirdi hamişe lale ve gül, Sebeb ne oldu bele har-zar oldu könül Bak. Mehemmedağa Müctehidzade, Riyazü'I- Aşıkeyn, lstanbul, hicr i 1 328, s.248 3. Asar-ı Ahmet-Say Cavanşir, Tiflis, 1 906, s.8. 4. F. Köçerli tarafından toplanan Azerbaycanlı şairlerin şiir mecmuaları ve hayat hikayeleri, yazarın ölümünden beş yıl sonra "Azerbaycan Edebiyatı Ta rihi Materyalleri" başlığı altında 1 925'te Azerbaycan Halk Maarif Komiserliğin ce 4 cilt halinde yayımlanmıştır. 5. Kehrizli, Mehemmed Bey'in oğlu Caferkulu Bey'in hususi mülküdür. 9 tüstü den (vergi alınan ev, tarla-) ibarettir. Vergi ve mükellefiyeti yoktur. Bak. Kame ral'noye opisaniye Karabahskoy provintsii, sostavlennoye v 1 823 g. Mogilevs kim i polkovnikom Yermolovım. Tiflis 1 866, sahife 40. 6. A. Bakıhanov. Gülüstan-ı l rem, Bakı 1 926, s. 1 30. Mirza Adıgözelbey. Ka rabağname. Azerbaycan SSR-EA Neşriyatı . Bakı 1 950, s.75. 7. P.G. Butkov, Materialı dlya novoy istorii Kavkaza 1 722 po 1 803 g. 2. hisse, SPb, 1 869, s. 430 8. P.G. Butkov, aynı eser, 2 hisse, s. 430. 9. Ali-Bey lbrahim (babasının adı Sultan) Karabağ'ın eski bey nesline men-
KARABAG HANLIGININ. TARİHİ
24
suptur. Rus ordusu zabiti olarak bir çok savaşlara iştirak etmiş ve süvari teğ meniyken askeri hizmetten ayrılmış ve babasının mülkü olan Zengezur kaza sındaki Bahtiyarlı köyüne dönmüştü. Onun hakkında bakınız: 23 Nisan 1 870'te Şuşa bey komisyonuna verilen rapor. "O priznanii roda ih v bekskom dostoinstve, pod familiy Si.ıltanov", Azerbaycan SSR Merkezi Devlet Tarih Ar şivi, fona no 69, iş no. 59. _ 1 0. V. · Bezmenov. O kanava Gour-Arhi i rezul'tatah popıtki vbzobnovleniya yeye mestnımi sredstvami, Gaz. Kavkaz, No: 21 , 1 87 1 1 1 . Aynı yerde. 1 2. Aynı yerde. 1 3. Veys von Veyssengof. Svedeniya o sostoyanii oroşeniya na Kavkaze po 1 883 g. Tiflis 1 883, s.63. 1 4. F. Köçerli, Azerbaycan Edebiyatı Tarihi Materyalleri, Bakü 1 925, s. 7. Bak. 4. dipnot. 1 5. Hamide hanımın hatıraları : Defter No 5, varak 4 1 , Azerbaycan SSR-EA (Sovyet Sosialist Respublikası Elmler Akademiya�� Respublika Elyazmaları Fondu, inv. No: 1 74 -
,_
1 6. F. Koçarli, Literatura Azerbaydjanskih Tatar, Tiflis 1 903, s.30,53. 1 i Hamide hanımın hatıraları, Defter No 1 , Varak 2,4 Defter no. 2, Varak 1 6 1 8. Hamide hanımın hatıraları, Defter N o 6 , Varak 52. 1 9. Kavkaz gazetesi, No 1 39, 1 884. ·
20. Mehemmed Sadık Nami, Tarihi Gitiguşay, Tahran, hicri 1 3 1 7, s. 1 05
1747'NCI YILDAN 1805'1NCI YILA KADAR KARABAG HANLIGININ SiY ASI VAZIYETINE DAiR .
.
.
.
.
.
.
Tarihi belgeler ve bunları teyit eden halk rivayetleri* gösteriyor ki, Güney Kafkasya ve İran, hem asırlar boyu halkların bir yerden başka bir ye re göçürülmesi ve arası kesilmez çatışmalar neticesinde ve hem de bu yerle rin mutlak hakimi olan Nadir Şah'ın öldürülmesinden sonra birbirlerine düş man olan bir çok müstakil hanlıklara parçalanmıştı. O zaman sahipsiz kalan tahtı tacı ele geçirmek iddiasında bulunan bir çok adamlar meydana çıkmış tı. Fakat ekseriyet bunların hiç birine taraftar olmamış ve sonuçta her bir han bütün kuvveti ile zayıf komşuları kendine tabi etmeye ve sonra da İran'ın şanlı-şevketli taht-tacını ele geçirmek için çalışmaya başlamıştı. Devlet ve hükümranlık uğrunda yapılan bu mücadele Nadir Şah'ın ve fatından başlayarak geçen asrın sonlarına kadarl devam etmiş ve nihayet Rus hükümetinin Güney Kafkasya'nın siyasi işlerine karışmasına sebep ol muştur. Okuyucunun sonradan göreceği gibi Karabağ'ın şimdiki hanedanın dan olanların dedeleri bu mücadelede önemli rol oynamışlardır. Geçen asınn 40'lı yıllarında Nadir Şah, Türkleri Güney Kafkasya'dan uzaklaştırarak bu ülkeyi kendisine tabi kıldı. Lakin o, Dağıstan'ı fethedeme di. Nadir Şah'ın usul-idaresinden razı olmayan Güney Kafkasya'nın göçeri kabilelerinin nüfuzlu adamları onlara yakınlık duyan Lezgilere iltica ediyor ve onlarla birlikte memlekette karışıklık çıkarıyorlardı. Bu yüzden de Nadir, Karabağ'ın göçeri (göçebe) tayfalarını elli-obalı Horasan vilayetinin Serehs * Bu metin bizim tarafımızdan Mirza Cemal'in2, Mirza Adıgüzel'in3 ve Ahund Bir Mehdi'nin4 yazıları , bu arada şahitlerin anlattıkları, muhtelif tayfa ve kabi lelerin rivayetleri esasında tertip edilmiştir. Öz dedelerinin rivayetlerini baba sından, Tebriz'in sabık hükümdarı Esadullah Bey'den öğrenip bize malumat veren 80 yaşındaki Necefkulu Bey'e minnettarlığımızı bildiririz.
26
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
(Serahs) bölgesine sürdü. Şark ülkelerindeki kadim adete göre her bir nüfuz sahibi aile, şahın yanında hizmet etmek için silah taşımaya muktedir olan bir adam vermek zorundaydı . Bu kaideye uygun olarak Karabağ'ın göçebe tayfalarından Sarı calılı Penah Ali-Bey Cavanşir adlı birisi Nadir'in yanında hizmet ediyordu. Rivayete göre bir gün her nedense Nadir ona hiddetlenir. Nadir, Penah Ali Bey'in kardaşı Behbud Ali Bey'den şüphelendiği için onu idam ettirmişti. O yüzden Penah Ali, kardaşının başına gelen hadisenin kendi başına da gele ceğinden korkarak şahın yanında hizmet eden altı akrabası ile birlikte şahın garnizonundan kaçmıştı. Onları her yerde aradılarsa da bulamadılar, yalnız iki ay sonra onların Karabağ'a gittiklerini haber aldılar. Her tarafa gönderi len adamlar onları uzun müddet takip ettiler. Fakat kaçanları yakalamak bir yana, lakaytlıkları yüzünden kaçanların faaliyet dairesinin daha da genişle mesine sebep oldular. Şöyle ki, Penah Ali artık onlarca atlıdan ibaret askeri i le Car-Beleken vilayetlerine, Lezgilerin yanına gitmiş ve onlarla birlikte büyük bölükler halinde baskınlara başlamıştı. Penah Ali hem kendisini ya kalamak için gelenlere karşı kazandığı başarılardan ve hem de Dağıstan sı nırından yaptığı baskınlardaki başarılarından cesaretlenerek gelecekte ken disi için daha elverişli şartların doğabileceği ihtimaliyle, halkın sevgisini ka zanmak maksadını güdüyor, bu yüzden halka zulmedenlere karşı amansız davranıyor ve alelade çete reislerine nisbetle çok insancıllık gösteriyordu. Bu vaziyet üç yıl kadar devam etti. Nihayet l 747'de Nadir Şah'ın kendi öz akrabaları tarafından öldürüldüğü haberi her tarafa yayılınca Penah Ali 200 kadar koçak atlısı ile birlikte Karabağ'a geldi ve kendisini müstakil han ilan etti. Onun ilk bakışta çok cesaretli görünen bu teşebbüsü şarkta bu tür hal lerde \Ok muteber sayılan aşağıdaki rivayetlere dayanıyordu. O Hülagu Han'ın torunlarından biri olan Argun Şah'ın neslindendi.s Onun ecdadı olup Aras kıyısında Behmenli köyünün yakınında Alakarga oymağında yaşayan Mehemmed Han adlı birisi ceylan derisinden yapılmış pergament"'"' üzerine * Cengiz Hanın torunu Hülagü, 1 258'de l ran'a sokulup lsmaililer tarikatını mağlup etmiş, 1 258'de Bağdat'ı alarak talan etmiş ve böylece hilafet hüküm ranlığına son vermişti. Sonra o, Batı Asya'ya yürüyerek Suriye'yi istila etmişti. Onun hanedanı şimdiki lran'da, Gürcistan'da ve kısmen Küçük Asya'da hü kümran idi. Tegudar (doğrusu Negudar veya Ahmet) o zamanki lran'ın ve Kü çük Asya'nın bir bölümünün hükümdarı, Hülagüler sülalesinin üçüncü sultanı olmuş, hı rıstiyanları takip etmiştir. Bundan hoşlanmayan Moğollar soydaşları Ahmet'e düşmanlık beslemişler, Gürcistan ve Ermenistan h ükümdarları da ona itaat etmekten kaçı nmışlard ı . Ahmet öz kardaşını öldürmüş, lakin diğer kardaşı Argun Horasan'da karışıklık çıkarıp kardeşinin ordusunu ezmiş ve kendisini de öldürerek yerine geçmişti. ** Bergama şehrinin adından. Yazı için kullanılan ceylan derisiı (YG)
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
27
yazılan bir fermana dayanarak Kürekçay, Kür, Aras, Elinceçay ve Gökçegöl arasındaki takriben 2 1 O km. uzunluğu ve aynı miktarda eni olan bütün Kara bağ topraklarını satın almış* ve bu yerden uzun müddet istifade ederek daha öz sağlığında burayı üç oğlu arasında bölüştürmüştü. Karabağ'ı ele geçirme iddiasında olan Nuha Hanı Hacı Çelebi bu haberi işittiği gibi ordularını der hal yalancı hükümdarın üzerine yürütmüş ve ilk savaşta onu mağlup etmişti. Fakat bu başarısızlık tehlikeli bir işe el atan Penah Ali'yi asla ümitsizliğe dü şürmedi. O habercilerini aceleyle Serehs'e, öz kabilelerinin yanma gönder miş ve böyle karışık bir zamanda hiç kimsenin onların esirlikten vatana dön melerine mani olmayacağını ümit etmişti. Kendisi kabilesinin gelmesini bekleyerek sağ kalan yiğitleri ile birlikte eski dostu, şimdiki Zengezur kaza sının sakini Kürt Kara Murtaza Bey'in yanma gitmişti. Sonraki yılın baharında Penah Ali, sağ salim gelip çıkan kendi hısım akrabalarından ve Kürtlerden ibaret büyük bir kuvvet ile Hacı Çelebi'nin üzerine yürüdü. O Hacı Çelebi'nin kuvvetleri ile ilk çarpışmada Boyat** ka lesini tuttu ve kısa zamanda Nuhalılan tamamiyle sıkıştırıp Kür'ün öbür ta rafına attı. Fakat büyük bir kuvvet ile tekrar gelen Hacı Çelebi onu Boyat kalesinde muhasara etti . Eğer küçükten büyüğe kadar bütün akrabaları yardıma gelmeseydi, şüphesiz, Penah Ali bu beladan canını kurtaramaya caktı. Penah Ali yardıma gelen kuvvetlerle kale duvarlarının yakınında baş veren kanlı bir çarpışmada Hacı Çelebi'yi tamamiyle ezdi. Mağlubiyetten sonra Kür'ün öbür tarafına çekilen Hacı Çelebi ümitsizlikle şöyle demişti: "Penah Ali kendisini han ilan etmişti, ben ise mağlubiyetimle onun hanlığını tasdik ettim"6.
·
Uzak görüşlü Hacı Çelebi hiç de yanlış düşünmemişti. Bu galibiyetten sonra Penah Han'm dillere destan olan yiğitliği o zaman Karabağ'da yaşayan bütün müslüman kabileleri muharebesiz olarak kendine tabi kıldı. Bu hercü merclik içinde bir nevi müstakil hale �elen beş Ermeni meliğinden (beş eya let reisi) biri, öz amcası Melik Seyn'i haincesine öldürdüğü için diğer me liklerin nefretini kazanmış olan Melik Şahnazar, idare ettiği Verend eyaleti ile birlikte gönüllü olarak Penah Han'ın tabiyetini kabul etti. Kalan dört me likten Haçen meliği Ulubab (Hasan Celalovlann halefi) Ballıca oymağı ya nında şiddetli bir mukavemet gösterdikten sonra oğullan ile birlikte kılıriç tan geçirildi. Komşu vilayetlerden toplanan hazine paralarını saklayan Tuğ * 'Kürekçay, Kür, Aras, Elinceçay ve Gökçegöl arasındaki takriben 2 1 0 krri. uzunluğu ve aynı miktarda eni olan bütün Karabağ toprakları " ifadesine dik kat edilmelidir. Emperyalizmin bu kocaman sahada ufak bir azınlıktan çoğun luk oluşturarak nasıl parçala-yut, ve tavşana kaç tazıya tut politikalarını uygu ladığı görülmeye değerdir. (YG) ••
Bu kalenin yıkıntıları halihazırda Şuşa kazasının Kebirli nahiyesindedir.
20
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
·····························--···········
..................................
........................................
...... ...... ........... ..................
··-····-····················· ········ ·
veya Dızak meliği Yegan, oğullan ve akrabaları ile beraber güçlü bir mu�a vemet gösterdikten sonra, taraftarlarından bir kısmı kırılmış, bir kısmı ise Is lam dinini kabul etmişti. Nadir Ş ah'ın Türklere karşı yaptığı muharebede gösterdiği yiğitlikten ötürü sultan rütbesi almış olan " Cırabert meliği Allah kulu Sultan8 önce onun tabiliğini kabul etmiş, fakat sonralan hıyanetle suç lanarak Penah Han'ın emri ile öldürülmüştü. Onun kardaşı Melik Hatem, Talış'ın beşinci meliği Melik Usub'la9 ittifak yapıp, uzun müddet obalarını Penah Han'ın askerlerinin hücumlarından korumuş, fakat Mardakert köyün de uğradıkları mağlubiyetten sonra Terter nehrinin yukarılarında bulunan alınmaz ÇırmıhlO kalesine çekilmişlerdi. Kalede bir yıla yakın kaldıktan sonra, nihayet aileleri ile birlikte gurbet ellerde kurtuluş aramak mecburiye tinde kalmışlardır. Lakin onlar bununla siyasi faaliyetlerini bitirmediler. Şöyle ki, sonraları onların hem kendileri ve hem de evlatları (birincinin oğlu Melik Mecnun) devamlı Karabağ'a hücumlarda bulundular. Bu devirde ve bundan bir süre sonra Gürcistan'dan ve diğer komşu hanlıklardan Pusyan, Karaçarlı, Cinli, Demirci Hasanlı, Kızılhacılı, Sefikürt, Boyahmetli, Saatlı, Kengerli göçebe aşiretleri ve daha birçokları Karabağ'a, Penah Han'ın yanı na göçüp geldiler. Şimdi de Güney Kafkasya'nın kaderine doğrudan tesir göstermiş olan İran'daki hadiselere bir göz atalım. Nadir Şah öldürüldükten sonra İran tahtı na kardaşının oğlu Adil Şah çıktı. İşgal edilen yerler onun taraftarları arasın da bölüştürülürken o zaman Güney Kafkasya'yı da ihtiva eden Azerbaycan valiliği serdar Emir Aslan Han'ınl l payına düşmüştü. Penah Han ise melik lere yakınlık duyan ve kendisini kıskanan komşu hanların fitnelerinden kor kup hariçten yardım ve himaye aramaya mecbur kaldı. Bu sebeple o, serdar Emir Aslan Han'ın yanına elçi gönderip şaha itaatini bildirdi. Tebriz'e yeni gelen ve böyle karışık bir memlekette müttefik bulmakta güçlük çeken ser dar için bu arayıp da bulamadığı bir şeydi. Bundan biraz sonra serdar pek çok askerle Boyat'a geldi. Burada o, Penah Han'la birlikte Şamahı, Nuha ve Gence hanlıklarını Adil Şah'ın tabiliğine soktu. Penah Han'ın hükümete gös terdiği bu hizmet mukabilinde serdarın ricası ile Adil Şah tarafından verilen bir fermana istinaden Karabağ hanlığı hususi bir mülk olarak kendisine ve rildi. Fakat Adil Şah'ın şahlığı ve valisinin hükümdarlığı çok sürmedi. Şahı, Nadir Şah'ın torunu Şahruh Mirza, valiyi ise Karadağlı Kazım Han öldürdü. Tahta taca sahip olmak isteyen yeni rakip de şahlıkta uzun müddet tutuna madı. Bu karışıklı� anında kendisini şah ilan edenlerin haddi hesabı yoktu. Aziz Han adlı bir Ozbek12 büyük bir orduyla Türkistan'dan İran'a sokulmuş, hiç bir direnmeyle karşılaşmadan ülkeyi enine ve uzununa geçerek Tebriz'i * lran ve Güney Kafkasya'da Sultan, yüzbaşı demektir.
............................
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
························--·········································· ········· ··--·······-·········
·········································•
29
................................. ..
tutmuştu. Burada o, ahaliye ağır vergiler yükleyerek hiç bir şeyi dikkate al madan ayş u işret içinde yaşıyordu. Bu sırada Mehemmed Hasan Han Ka çar'ın önderliğindeki şii hanları ona karşı bir ittifak yaptılar. İçinde Penah Han'ın oğlu Mehrali Bey'in kumandası altında gönderdiği 3 bin kişilik süva rinin de �ulunduğu 1 8 bin kişilik ordu, Mehemmed Hasan-Han Kaçar'ın ida resinde Ozb�kleri ezip darmadağın etti. Penah Han'ın önderliği ile diğer bir ittifak Genceli Şahverdi Han, Nahçıvanlı Haydarkulu Han ve Karadağlı Kazım Han arasında yapılmıştı . Bu ittifak güçlü bir orduyla Şahverdi Han'la, Haydarkulu Han'ın topr�lan na sokulan ve hatta Aras nehrinin kıyılarına kadar gelen Gürcü kralı lrak li'yel3 karşı bağlanmıştı. Bu mücadelede müttefikler Nuhalı Hacı Çelebi'ye müracaat edip ondan da yardım istemeye mecbur oldular. Hacı Çelebi ise kazanç için oldukça elverişli olan bu şartlarda devrin liderlerinin beklediğin den daha fazla bir gayret gösterdi. Rivayete göre o, şura toplayarak Kür'den öbür tarafa geçme kararının şurada kabul olunmasını teklif etti. Böylece Nu halılar (Şeki) Gence (Yelizavetpol) kalesi yakınlarında Kür'ü geçerek mütte fiklerle birlikte İrakli'nin ordularını darmadağın ettiler ve onları Tiflis'e ka dar kovaladılar. 1 752 yılına yakın Penah Han ikametgahını Boyat kalesin den Şahbulak'a göçürdü. Fakat iklimi sıcak olduğundan ve aynı zamanda buranın hanlığın idare merkezi olmasına imkan görülmediğinden, ayrıca stratejik olarak elverişli olmaması yüzünden Penah Han burada daim kalma yı münasip görmedi . Komşu hanların bac ve rehin talep etmeleri, aksi tak dirde onu ölümle tehdit etmeleri üzerine Penah Han, mevkisini sağlamlaştır maya ve yalnız bundan sonra savaş meydanında talihini sınamaya mecbur oldu. Bu durumları dikkate alarak o, 1 754'te14 şimdiki Şuşa şehrinin yerinde ikametgahını kurdu ve orayı kendi adı ile, yani Penahabad* olarak isimlen dirdi. Aynı zamanda bu isimle Şuşa'da 1 5 gepik kıymetinde gümüş para da h i kesmeye başladılar. Penah Han tabii konumuna göre üç tarafından alın maz olan yeni karargahını daha yeni sağlamlaştırdığı, adlı sanlı beylerin ve muhtelif yerlerden gelen sanatkarların kendileri için daha yeni konutlar yap tıkları bir zamanda Şuşa'ya kötü bir haber gelip çattı : Gelen haberde Me hemmed Hasan-Han Kaçar'ın Şuşa'ya doğru hücuma geçtiği bildiriliyordu. Penah Han pek çok asker toplayarak muharebe meydanında düşmanla karşı karşıya gelmekten çekinmedi. Şuşa'nın takriben 32 km. uzaklığında Hatın arkı denilen yerde başlayan kanlı vuruşmada İranlılar mağlup oldular. Bu vuruşmada Penah Han düşmanın iki ağır topunu** ganimet o larak aldı, sa vaşla Erdebil kalesini alarak Dergahkulu Bey'i oraya vali tayin etti. * Fakat sonradan bu şehir komşusu olan Ermeni köyünün adı ile Şuşa kalesi olarak adlandırıldı. ** 1 826'da Ruslar bu toplarla Abbas Mirza'nın ordusunu top ateşine tuttular.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
30
Aynı yılın kışında Penah Han'ın seçme alayları terhis edildikleri anda Nadir Şah'ın en tecrübeli serdarlarından Fetali-Han Rumlu* adlı birisi 30 bin kişilik ordusuyla aniden Şuşa yakınlarında göründü. Fetali Han kaleyi ansı zın tutmak için seçme askerleri ile Gargar çayı tarafından hücuma geçmişti . Rivayete göre kalenin bu tarafında öyle bir sükünet hüküm sürüyordu ki, hücum edenler vadilerde ve duvarların arkasında gizlenen seçme askerlere görünmeden sarp kayalara tırmanarak ateş açmadan kaleyi alma ümidindey diler. Fakat onların kale duvarlarının yakınlarındaki gürültü patırtıları işiti lince kuşatmaya alınanlar gizlendikleri yerlerden çıkıp davetsiz misafirlerin üzerine atıldılar ve onlarla süngü süngüye vuruşmaya girdiler. Uzun yoldan geldikleri için yorulan ve ansızın edilen hücumdan korkuya düşen düşman lar manga manga düzülüp savaşa girdiler, fakat dayanamayıp geri çekildiler. Onların bir kısmı kırıldı, bir kısmı ise güç bela kaçıp canlarını kurtarabildi. Bu başarısızlık inatçı Rumlu'yu işgal niyetinden vazgeçmeye mecbur ede medi. O, Penah Han'dan hoşlanmayan Ermenileri ve komşu hanları etrafınr da toplayarak Şuşa'nın 1 8 km. uzaklığındaki Hocali köyünde mevzi aldı . Böylece muharebe bir gerilla muharebesi karakterine büründü . Kara Murta za Bey ve Penah Han'ın diğer silahtaşları bu yerlere vakıf olmayan Rumlu ları başarıyla tuzağa düşürüp kırıyorlardı. Bu sırada Fetali Han bir hile dü şündü: O, esirleri değiştirmek ve kızını Penah Han'ın oğlu İbrahim Han'a vermek bahanesi ile İbrahim Han'ı misafir çağırdı ve Penah Han'ı vasal ilan edip ele geçirdiği rehineyle birlikte geri döndü. O zaman İran'da Fetali Han'dan başka bir de Kerim-Han Zend meşhurdu. O, hakimiyet arzusunda olduktan başka, dövüşte kardaşını öldüren Fetali Han'a kan davası güdüyor du. Penah Han bu düşmanlıktan istifade edip onun yanına haberciler gön derdi. Onlar beraber hareket etme konusunda anlaşıp her iki taraftan Fetali Han'ın üzerine hücuma geçtiler ve onu mağlup edip kendisini esir aldılar. İbrahim Han'ı da sağ selamet kurtardılar. Ortak düşman üzerinde elde edilen ortak galibiyetten sonra galipler den yalnız biri üstün olmalıydı. Şüphesiz, bu birincilik artık bütün lran'ı kendisine tabi ettiğini söyleyebileceğimiz Kerim-Han Zend'in eline geçti. Bundan yararlanan ve Penah Han gibi meşhur ve cesaretli bir başçının gele cekteki hareketlerinde kendisine mani olacağından korkan Kerim Han tecrü beli bir danışman olarak hem onu, hem de oğlunu Şiraz'a yanına getirtti. Ka rab hanlığının idaresini ise fermanla onun ikinci oğlu Mehrali Han'a ver di. 1 ( 1 1 72 hicri yılı)**
�
* Adından anlaşıldığına göre ataları Anadolu'dan gitmiş olmalı. (YG) ** Yüksek divan tarafından tasdiklenen bu ferman, Mehrali Han'ın varislerini, Karabağ han ailesinin üyeleri sayan bir belge olmak itibarı ile miraslandı rmak tadır. Rivayete uygun olsun diye burada izah etmeliyiz ki, babalarının vefatın-
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
31
Hicri 1 1 74'te İbrahim Han Şuşa'ya döndü, bundan iki ay sonra ise Şi raz'dan merhum Penah Han'ın cenazesi getirildi16. Hanlığı idare etmek hak kı üzerinde kardaşlar arasında ihtilaf baş gösterdi. İbrahim büyük kardaş ol duğu iddiasıyla idare hakkını kendi eline alma isteğindeydi . Mehrali ise kendi hakkını Kerim Han tarafından adına verilmiş olan fermana dayandırı yordu. Bu vaziyet uzun müddet devam etti. İbrahim Avarlardan Umay Han'ın bacısı ile evlendikten sonra taraftarlarının sayısını arttırdı ve kardaşı nı sakıştınnaya başladı. Mehrali Bey Kerim Han'ın yardımına ümit bağladı. Kerim Han'ın, Mehrali'nin lehine Erdebilli Hidayet Han'a gönderdiği emir yerine getirilemedi. Bundan bir müddet sonra da Kerim Han vefat etti ( 1 779) ve İran monarşisi yine müstakil hanlıklara bölündü. Bu başarısızlık Mehrali'yi o zaman kendi topraklarını birleştirmeye çalışan ve Güney Kaf kasya'nın en kudretli hükümdarlarından biri olan Gubalı Fetali Han'a katıl maya mecbur etti. Pek çok süvari askerleriyle Karabağ'ın aran (ova) bölü münü ele geçiren Mehrali Bey, Fetali Han'ı bekliyordu. Fetali Han ise Gen ce'yi aldıktan sonra İbrahim Han'ı tamamiyle yıkmak için Şuşa'ya gelmek zorundaydı. Bu sırada Mehrali Bey, Fetali Han tarafından oğullan ile birlik te Şamahı'dan kovulan ve vatanından uzak düşüp serseri bir hayat geçiren Şirvanlı Ağası Han tarafından hicri 1 1 98'de haincesine öldürüldül7 . Böylece İbrahim Han müstakil han olarak, Kerim Han'ın, Mehrali'nin, aynı zamanda Gence'yi ele geçirdikten sonra aniden vefat eden Fetali Han'ın ölümü sonucunda ortaya çıkan fırsattan yararlandı. Bu maksatla İbrahim Han ekserisi Lezgilerden ibaret kuvvetli bir ordu tertipleyip Gence, Şamahı, Nuha hanlıklarını ve Reşt'i kendisine tabi etti . Erivan ve Nahçıvan yönün den sınırları genişletti. Tebriz'i savaşsız aldı ve bacısı oğlu Esadullah Bey'i oraya vali tayin etti . Sonra o, Azerbaycan-İran sınırındaki Gaftan Kuh dağı na 600 süvariden oluşan bir gözcü birliği koydu ve böylece bu taraftaki bü tün tayfaları kendisine tabi kıldı. Bu devirde Ibrahim Han'ın kudreti o derece yükselmişti ki, onun vasallarından bir çoğu ona gidip şahlık teklif ediyorlar dı. Fakat bu sıralar az kalsın bütün İran'ı istila etmiş olan Mehemmed Hasan Han'ın oğlu Ağa Mehemmed Han'ın ilk teklifini reddetmeye cesaret edeme yerek akrabası Ebusamet Bey'i onun yanına rehin olarak gönderdi. Lakin bir kaç yıl sonra Ebusamet Bey öldürüldü ve Ağa Mehemmed Han onun yerine başkasını talep etti. İbrahim Han cevap olarak, daha önce gönderdiği bir re hine bütün maiyeti ile öldürüldüğü için böyle şerefli bir işi kime teklif ede ceğini bilemediğini bildirdi. İbrahim Han aynı za�anda Gürcü kıralı İrak li'nin Rusları yardıma çağırdığını da haber almıştı. lbrahim Han Melik Yudan sonra taç-taht üstünde Mehrali Han'la kardaşı lbrahim Han arasında baş veren ihtilaf neticesinde lbrahim Han'ın galip gelmesi üzerine, Mehrali Han'ın ölümünden sonra onu han adlandırmak yasak edilmiştir. Bu yüzden o, halk arasında Mehrali Bey adıyla meşhurdur.
32 ···········-············· ·················
· · ·· · · · · ·
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
············--·········-·--
sufun ve Melik Cümşüt'ün eşliğinde Saatlılı Mirza Mehemmed Kulu'yu Rusya'ya elçi gönderip Rus tabiliğini kabul ettiğini bildirdi ve acele yardım gönderilmesini rica etti. Elçiler iyi haberlerle döndüler. Ağa Meheinmed Han bunu haber aldı ve l 795'te hadsiz hesapsız askerle Şuşa şehrine yaklaş tı. Rusya'dan yardım bekleyen İbrahim Han, 1 5 binden* fazla seçme yiğit toplayıp şehri ve etrafını tahkim ederek şiddetle direnmeye hazırlandı. Ağa Mehemmed Han şehri iki taraftan kuşatmaya alıp büyük toplarla şehre taş ve mermi yağdırıyordu. Kendisine son derece güvenen Ağa Me hemmed Han İbrahim Han'a aşağıdaki anlamda hararetli bir beyit yazıp gön derdi:
Zi mencenig-i felek seng-i fitne mibared To eblahane girifti miyan-i Şişe gerar. 1 8
Yani: Gökten yağış gibi taş yağıyor, Ay ahmak, Şuşa ** bunlara dayanamaz.
19
İbrahim Han da ona şu beyitle cevap verdi:
Ger nigahdar-ı men anest ki, men midanem Şişera der beğel-i seng nigeh midared. 20 Yani: Doğrudur, Tanrı beni Şişe'de bulundurmuştur, Lakin O, bu şişeyi taş içerisine almıştır. 21 ·. ...
/
Birbirlerine böyle hicivler gönderen taraflar daha çok kızıştılar. Aynı sene baharın başlangıcından yazın evvellerine dek İranlılar hücum etmeye cüret edemeyip, umumiyetle şarkta geçerli olan taktiği uygulayarak şehir garnizonunu açlıktan teslime zorlamak için her vasıta ile şehrin çevreyle alakasını kesmeye çalışıyorlardı. Fakat bu plan başarılı olmadı. Şöyle ki, şe hir her taraftan geçilmez dağlarla çevrelenmişti. Onlar ancak buraları talan etmekle yetindiler. Köyleri yakıyor, büyük ve küçükbaş hayvan ları sürüp götürüyor, ahaliye esir ediyor, kadın ve çocukları cezalandırıyorlardı. Lakin * Bunda hiç bir mübalağa yoktur, o zaman Şuşa'da ahali şimdikiyle mukaye se edilemeyecek kadar çoktu ve buna ilaveten ücret ile daimi olarak 3000 ka dar Lezgi hazır bulunduruluyordu. Barış zamanlarında iyi ücret alan bu Lezgi lere savaşta işgal edilen yerleri yağmalama hakkı verilmişti. * Fars . dilinde Şuşa (şişe, cam) demektir. Bu sözde cinas vardır.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
33
malumdur ki Karabağlılar da onlardan geri kalmıyorlardı. Çağdaşların dedi ğine göre Ağa Mehemmed Han bu savaşta başarısız hücumlarından birinde aldığı esirlere karşı dehşetli bir ceza uyguladı. O, yüz kadar eli kolu bağlı esiri harmanda yan yana dizip nallan bükülmemiş çivilerle tersine mıhlan mış atlan bu bedbahtların üstüne sürdürüp, atları, esirler ezilip birbirlerine karışıncaya kadar koşturmalarını emretti. Bu gaddarlığa karşı intikam olarak ertesi gece caninin tam kulağının dibinde iki İran birliği darmadağın edildi. Bu birliklerin birini hanın karda şının oğlu Mehemmed Bey, diğerini ise Tuğlu Melik Abbas ezdi. 1 00 kadar lranlının burun ve kulakları intizamla Şuşa meydanına dizilmişti. Muhasara böyle devam ediyordu. İran ordusu için hiç bir yerden erzak getirilemiyordu, ordunun koşum hayvanları takatten düşmüş, süvariler atsız kalmıştı. Ağa Mehemmed Han yüksek bir dağın üstünde durup gazabından İbrahim Han'a sokak küfürleti yağdınyordu. lbrahim Han da borçlu kalma yıp ona ağzına geleni diyor ve onu Ahta-han* diye tahkir ediyordu. Nihayet 1 00 bin kişilik ordu ile Şuşa kuşatmasını devam ettirmek İran hükümdarı için mümkün değildi. O, kuşatmadan vazgeçip 22 Karabağ'ın düzlüklerine çekildi ve burada gözcü birlikleri bırakıp kalan askerle Gürcis tan üzerine yürüdü. Ağa Mehemmed Han ilk vuruşmadan sonra Tiflis'i ele geçirir23 ve 20 bin kişiyi 24 esir eder. Dehşetli serdar yazın ne pahasına olursa olsun Şuşa'yı zaptetmek için kışlamak amacıyla Muğan'a döner. Sonraki yılın baharında Ağa Mehemmed Han'ın, (Kerim Han'ın kar daşı Lütfali-Han Zend Farsistan'da isyan ettiği için), ordularıyla birlikte İran'ın içerilerine çekildiği haber alınır. Aynı zamanda baharda muzaffer Rus ordularının Kızıl Ayak (Altın Ayak)'ın kumandasında25 Hazer sahilin den yardıma geleceği de alınan haberler arasındaydı. Bu haberlerin hakikiliğinden şüphe etmeyen han, Rus ordularını karşı lamak için sarayında büyük hazırlıklar gördürüyordu. Hanın oğlu Ebülfet, Karabağ zadeganlanndan ve _vasal hanlıkların adlı sanlı adamlarından teşkil edilen şaşaalı bir birliğin eşliğinde Rus serdarını karşılamak ve onunla gö rüşmeler yapmak için Ağa Mehemmed Han'ın iki ay önce karargah kurduğu Muğan'a yola düşmüştü. Karargahta hanın oğlunu büyük bir saygıyla karşı ladılar. Getirdiği hediyeleri kabul edip karşılık olarak ona kıymetli hediyeler verdiler. Burada hanın oğluna orduyu İran serhatlanna yürütmek için bir sü vari birliği talep edebileceği bildirilmişti. Sefere hazırlanılırken Rusya'dan * Yani hadım han. Halk arasında Ağa Mehemmed Han bu lakapla meşhur dur, çünkü Nadir'in kardaşının oğlu Adil Şah onu hadım etmişti.
34 . . ..... ........................
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
................................ .......
..
··
··· ···
····· ··· ···· ··········-·· ··· ··· -- . . . .
..
bir talimat alındı . Talimatta il. Katerina'nın vefatı26 dolayısıyla ordunun Rusya'ya geri çağrıldığı belirtiliyordu. Hanın oğlu ve onun yoldaşları bu kötü haberden son derece üzüntülü şekilde geri döndüler.* _
O devirde bu yerlerin ahalisi dayanılmaz bir vaziyette yaşıyordu . Uzak ülkelerden, zaptedilmez mağaralardan, geçilmez ormanlardan daha yeni dönmüş olan kaçkın ahali geldiğine pişman idi. Burada hiç tahıl ekile mediği için erzak yetmiyordu, bütün hayvanlar kırılmıştı, insanlar leş, ağaç kökü ve meşe palamutu yiyorlardı.** Yüzlerce adam açlıktan ve veba hasta lığından kırılıyordu. Becerebilen başını alıp nereye olursa olsun kaçıp gidi yordu. 1 797 yılının baharında Ağa Mehemmed Han'ın yeniden hadsiz hesap sız askerle Şuşa'ya yaklaştığı hakkında kötü bir haber alındı. Açlık ve veba hastalığı yüzünden artık şehirde dayanmanın mümkün olmadığı, Rusya'dan yakın zamanda yardım beklenmediği, Türkiye sultanının yanına gönderilen elçiler de yalnız götürülen hediyeler mukabilinde yeni hediyeler getirip hiç bir yardım ümidi getirmedikleri için; İbrahim Han Şuşa'yı terk ederek aile siyle birlikte Car-Beleken vilayetine gitti. Ağa Mehemmed Han bu bakire kaleye (Şarkta bütün alınmaz kaleler böyle adlandırı lıyordu), Şuşa'ya savaşsız dahil oldu. Gazaplı hana öyle geli yordu ki.bunların hepsi rüyadır; fakat o kendisine geldikten sonra sevincinin haddi hududu yoktu.*** Leş yiyen bir vahşinin avını parçalamadan evvel okşayıp onunla oynaması gibi, Ağa Mehemmed Han da birine kıymetli hi latlar bağışlıyor diğerine han rütbesi veriyordu. Fakat aynı zamanda zindan lar mahpuslarla dolduruluyordu ve anlaşılan Şuşalılar bu faciadan yakalarını * Eserde bu şekildeki ifadeler bizi şaşırtmamalı , Ahmet Bey Cavanşir'in Rus ordusunda subay olduğu hatırlanmalıdır. (YG) ** O zaman biz, kabirlerden taze cesetlerin çıkarılması, yemek için esir almak maksadıyla hücum edilmesi ve nihayet bir çocuğun susması hatırına başka birisinin öldürülmesi hakkında halk arasında çok rivayetler dinlemişizdir. Rivayete göre Ağa Mehemmed Han şehire yaklaşı rken ahali Şuşakend tarafında onu karşılamaya çıkmış, o zaman böyle hallerde mecburi olan bir türküyü okuyarak sonuna şu nakaratı ilave etmişlerdi: Gelmişik, getirmişik bir ejdeha Kovmuşuk, itirmişik bir tülkünü.
***
Bu türküyü bir kişi okuyor, nakaratı ise herkes el çalarak, oyuncular da oyun larını oynayarak tekrar ediyorlardı . Bu hal Ağa Mehemmed Han'a o kadar hoş gelmişti ki, han attan inip topluluğ·a katılmıştı. (Bazı rivayetlere göre hatta oy namaya başlamıştı). Lakin tahmin etmek lazımdır ki, nakaratın birinci mırrası nı Ağa Mehemmed Han'ın taraftarları, ikinci mısrasını ise şehir halkı okumuş tur.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
·--·· · - · ··········-·············································-
· · ········· · · · · · ··············· ··········································· ···-·-········
35
··-············· ······················-····· ······················
kurtaramayacaklardı. Ağa Mehemmed Han'ın Şuşa'ya girişinin yedinci günu itibarlı bir mahpusu onun yanına getirdiler. Bu, lbrahim Han'ın geçmişteki yakın adamı Molla Penah idi. Bu günün celladı defalarca gazaplanıp kendini kaybettikten sonra onları ne kadar kederli bir facia bekliyordu ! . . Ağa Mehemmed Han'ın yanında baş serdar olan Sadık Han Şakayi de, hanın ordusunu dehşete salan akrabası Mehemmed Bey'in bu vakte dek ha nın huzuruna gelmemesi yüzünden galiba hanın gözünden düşmüştü. Bu yüzden Han, onu yanına çağırıp şöyle dedi: " -Ben intikamımı kimden almalıyım, Sadık-Han, senden almalıyım, değil mi? Evlerinde kaldığın Mehemmed Bey'in bacılarına bildir ki, eğer onların kardaşı akşama kadar benim huzuruma gelmezse, o zaman kocaları veya ak rabaları benden gizlendiği için hapse atılan bütün kadınlarla birlikte onları da askerlerimin inisiyatifine b�rakacağı m." Ağa Mehemmed Han'ın akşam kabulü. Gazaplı hükümdarın ayağının tozunu yalamaya razı olanların hepsi, bu arada yeni hapse alınanlardan bir kaç kişi, sarayda duvar boyunca sıraya dizilmişlerdi. Onların hepsi sırtla rınd� çuha* başlarını aşağı eğerek büyük pencereyi örten perdenin arkasın dan Iran hükümdarının görünmesini ve onun veziri Mirza Şefi'nin işaretini bekliyorlardı ki yüzleri üste yere kapansınlar. Nihayet, saray ehline mahsus bir kurtarıcılıkla baş eğen Mirza Şefi deve gibi dizlerini büküp yere çöker ve toprağı öperek her gözünü üç defa toprağa sürter. Herkes aynı anda onunla beraber bu hareketi tekrar eder. Bu anda perdenin arkasından ince ve kızgın bir ses işitilir: "-Hoş geldiniz ! . .. Hım ! . . .Sadık Han burada mıdır?" "-Evet, kulun olayım ! " O, cevap veriyor. "-Anlaşılan sen benim gazabıma uğramak istiyorsun ! Bugün sabahle yin sana dediklerim aklında değil mi? . . . "
" -Aklımdadır, alahazret !"'* şimdicek buraya geldiğimde bana haber verdiler ki Mehemmed Bey h izmetkarları ile birlikte yukarı kapıdan şehire dahil olmuştur. " "-Yanıma getirin ! " diye aynı ince ses perdenin arkasından bağırdı. Tellallar hükümdarlarının emrini işitince derhal Mehenimed Bey'in konağına kadar birbirlerinden biraz mesafeli dizilerek onu o kadar yüksek * Kafkasyalılarca giyilen beli büzmeli, uzun erkek üst giyimi. (VG) ** Şaha saygıyla hitap sözü. (VG)
36
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
sesle çağırmaya başladılar ki, sonunda Mehemmed Bey müstebitin önüne çıkmak zorunda kaldı. Ağa Mehemmed Han artık esas rolüne girmeye baş lamıştı. Artık iki haftadan çok idi ki o, seferde ve Şuşa'da hemen hemen hiç kimseye ceza vermemişti. Bu sebeple pek çok suçlu toplanmıştı. Yeni getiri len mahpuslar hakkında Ağa Mehemmed Han'a malumat verildiğinde o, perdeyi açmayı emretti ve itaatle toprağa serilenlerin karşısında kırışık ve hiddetten dehşete bürünmüş yüzünü gösterip bağırdı: "-Onlardan beşi çarmıha gerilsin, altıncı Ali Mehemmed Ağa ise İb rahim Han tarafından Türkiye sultanının yanına elçi olarak gittiği için, -seyit neslinden olduğu nazara alınarak boğulsun."* İşlerini çok güzel bilen bir kaç cellat bu hüküm üzerine onu boğmaya başladılar. O ise korku bilmeyen bir şehit gibi kendisini onların inisiyatifine bırakıp müstebite lanetler yağdırı yordu . Diğerlerinin ise el ve kollarını bağlayıp çarmıhların başına geçiriyor ve bu dehşetli manzarayı çabucak bitirmek için baltanın ardı ile çarmıhları alttan yukarı vuruyorlardı. Bu vahşiliğin bedbaht kurbanları ah-u zar ediyor lardı, onların feryadı, müstebitin amansız hareket ve küfürleri, orada bulu nanları dehşete ve heyecana boğuyordu ! . .Cellatbaşı arkadaşlarından bir miktar aralanıp müstebite dedi ki : "Alahazret, emretmez misiniz ki, yedinci cinayetkarı kaplanlara atalım, çünkü daha çarmıh yoktur ve hayvanlar da bugün hiç bir şey yememişlerdir. " . "-Beli ! " diye o cevap verdi, "lakin evvela onun başı bunlarınki gibi bedeninden ayrılmalıdır, çünkü ben sabah suçluların kellelerinden bu vakte dek görülmemiş yükseklikte bir minare diktirmek fikrindeyim." Bu sırada sarayın kapısından takriben kırk yaşında boyu bir saje'Fı* ge niş göğüslü, nisbeten uzun kollu, güzel süslenmiş, lakin sade giyimli, sarı şın, sakalı kırkılmış bir kişi saraya dahil oldu ve cesaretli adımlarla dosdoğ ru Ağa Mehemmed Han'a yaklaşıp baş eğdi, fakat yere eğilmedi, sanki böy le olmalıydı. Korkuya düşen saray adamları kinaye ile birbirlerine baktılar. Sadık Han Şakayi ise yere kapanıp Ağa Mehemmed Han'a yaklaşıp şöyle arz etti : " Alahazret ! Bu, Mehemmed-Bey Cavanşir'dir.••• * Eski Türk ve Osmanlılarda soylu kişilerin kanının akıtılmaması geleneğinin herhalde yine Türklerin tesiriyle lranlılarda da bulunması ilginç. (YG) ** Bir sajen 2 metre 1 3 santimdir. Yazar şahsın çok uzun boylu ol�uğunu ifa de etmek istiyor. (YG) *** Bu tarihi şahsiyet hakkında bizim memleketin her yerinde pek çok efsane, türkü ve rivayetler işitmek mümkündür. Halk onu o kadar sevmiştir ki, başka larının yiğitliklerini de ona mal eder. Bu sebeple biz onun hakkında daha son ra etraflı malumat vereceğiz.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
37
"-Evet ! Gerçek kahraman gesseb* (kasap) Mehemmed'tir! ..Benim bü tün ordumda bu boy bosta bir asker yoktur. Gerçekten de onun gözleri güzel değil mi?" diye Mehemmed Han, Mirza Şefi'ye hitaben sözünü bitirdi. "-Evet! Öyledir, kurbanın olayım. Çok güzeldir", diye Mirza Şefi ce vap verdi ve anladı ki han bu işaret ile bu bedbahtın da gözlerini çıkarmak istiyor. "-Alahazret ! . .Yahşı yiğitin adını işit, özünü görme"** diye Mehem med Bey cevap verdi. "-Hayır, ben şaka etmiyorum. Babamın ruhuna ant olsun ki,ben bu boy basta, lakin boydan birazcık daha alçak Lütfali-Han Zeyd'i tanıyordum. Fırsattan istifade ederek biz yann da konuşabiliriz, artık akşamdır, Sadık Han ! Mehemmed Bey'i sana emanet ediyorum", diye han mınldandı. Sonra herkese hitaben kısaca " müsaade ! " deyip kendisi de yatak odasına çekildi. Han oğlu Mehemmed, Hasan Ağa'nın o zaman Ağa Mehemmed Han'ın ikametgahı olan, şimdi ise hemen hemen dağılmış konağından 250 metre uzaklıkta Mehemmed Bey'in babası Mehrali Han'ın da şimdi nerdeyse dağılmış olan bir konağı var idi. Sadık Han'la Mehemmed Bey beraber ve suskunca oraya gidiyorlarlardı. Onların kederli, lakin mağrur simalarında ruhi azap izleri açıkça görünüyordu. Fakat onlar bunu etraflarındaki adam lardan gizlemeye çalışıyorlardı. Onlar birbirleri ve yakın adanılan ile sohbet ederken teselli verebilecek hiç bir şey düşünemiyorlardı. Gece yansına ka dar böyle geçti. Gece yansında Ağa Mehemmed Han'ın saray adamlanndan biri onlara Sadık Han'ı görmek istediğini bildirdi. Sohbet edenler daha çok heyecanlandılar. Ağa Mehemmmed Han'ın hizmetkan Sefer Ali Bey içeri dahil oldu. " -Alahazretten bana ne gibi yeni bir haber getirdin" diye Sadık Han onu selamladı. "-Ben gizli bir talimatla geldim, emredin Meheınmed Bey'den başka herkes odadan çıksın" , diye o cevap verdi. Herkes çıktıktan sonra gelen adam etrafa göz gezdirip sohbete başladı. "-Sadık Han, bugün hükümdarlanmızın şiddetli gazabının neticelerin den haberdar olmamış değilsiniz ve onun kimi nazarda tuttuğunu da muhak kak ki, iyi biliyorsunuz. Mehemmmed Bey, siz ise öz bacılannızı ele vetme� mekle diyelim ki çok alicenap hareket ettiniz. Fakat pek tabii müstebitin en iyi askerlerini defalarca kırdığınız için de sizi neyin beklediğini biliyorsu* Bizlerde gesseb, baş kesen bütün kahramanlara verilen addır. ** Azerbaycan darbırneselidir.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
38 .
. ..
.
. ...
· · · · · · · · · ·- · · ············ ········ ··· · ·· · · · · · ··········· ········ ···· ····· ··· ··················· ··· ·· ·········· · · ·· ······ ··· ······· -
···························- .. ..... ...........
..
nuz. Şüphesiz siz onunla sohbet ettiğiniz zaman kendiniz için hayırlı olma yan bazı şeyleri de anlamamış değilsiniz." ·
"-Sefer Ali Bey ! " diye Sadık Han korku ve güvensizlikle ona itiraz et ti. "Aklınız başınızda mıdır? ! Ne için böyle manasız sözler söylüyorsunuz?" "-Evet, Sadık Han, aklım başımdadır. Bu yüzden de ben cesaret edip bu hakikati size söylüyorum. Zira yarın benim de talihim sizinki gibi ola/ caktır. " "-Buyurun, açık deyin bakalım, ne olmuştur ve şah sizi benim yanıma ne için göndermiştir?" "-Beni sizin yanınıza şah göndermemiştir, ben kendim geldim. Hem de şunun için geldim: Siz gittiğiniz gibi o, bana ve Abbas Bey'e gazaplanıp babasının kabrine ant içti ki, yarın kellelerden iki minare kurduracaktır; bunlardan birinin üstünde benim kellemle Mehemmed Bey'in kellesi, diğe rinde ise Abbas Bey ile sizin kelleniz görünecektir. Onun öz babasının kab rine ant içtikten sonra ne kadar acımasız olduğunu ise, muhakkak ki siz ben den daha yahşı biliyorsunuz." "-Bunların hepsi olabilir", diye Sadık Han biraz yumuşayıp itiraz etti. "O ne için size bu kadar gazaplanabi liyor?" "-Size ne için gazaplandıysa bana da onun için gazaplanmış, yani bi zim mfü;tebiti tanımıyor musunuz? O gazabını büyük bir gaddarlıkla her za man tabilerden çıkarmıştır. Sizden uzaklaşmaya başladığımız günden beri o, daima lütufkarlık gösteriyordu . Galiba siz kendiniz de bizden tamamiyle uzaklaşmışsınız. Lakin o sürekli kendisine karşı bir suikast hazırlanmasın dan ve güya bizim de ona iştirak edeceğimizden şüpheleniyor. Ben onun M irza Şefi ile konuşmalarından bunu hissettim. O, benim ve Abbas Bey'in önceleri size olan sadakatimizi bildiğine ve sizin hakkınızda şüpheye kapıl dığına göre bu defa da bizi şunun için suçluyor: Biz sarayda olduğumuz hal de neden derhal onun çağırışına cevap vermemişiz?" "-Ant olsun Kadir Allah'a ki", diye Mehemmed Bey yürekten sohbete başladı. " Sefer Ali doğru diyor, çünkü o tuzak kurmak istese idi bu şekilde konuşmazdı. Biz kendi hakkımızda ve yüzlerce kurbanın hakkında vaktinde düşünmeliyiz." "-Ben de inanıyorum", diye Sadık Han cevap verdi. "Lakin biz ne ya pabiliriz?" "-Sadık Han, bu sizin işiniz değildir", diye Sefer Ali onun sözünü kes ti. Hepimizin kurtulması için biz Abbas Bey'le birlikte lazım gelen şeyi ya parız. Bu eskilere benzemez, o zaman bizim için bir tehlike yoktu ve böyle
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
39
münasip bir fırsat da ele geçmezdi. Siz bize yalnız bizi onun taraftarlarına vermeyeceğinize dair söz verin. Ben sizin yanınıza işte bunun için geldim." "-Söz veriyoruz, söz veriyoruz" diye Mehemmed Bey yürekten cevap verdi. "Ben kendi kullarımla birlikte dünyayı bu cellattan kurtarmak için ca nımdan bile geçmeye hazırım. Siz yalnız bize yol gösterin. Eğer bugün o, benim hakkımda hoşa gitmeyen bir söz dese idi, ben hiç bir şeye bakmadan, çuhamın altında gizlediğim hançerle onun üstüne atılırdım." " -Yok, hayır ! " Biz bununla ancak vakitsiz heyecana yol açarız. Ben övünmeden size dedim ve şimdi de diyorum ki, yalnız sizin vaadinizi işitmek istiyordum. Diğer şeyler hakkında hiç endişelenmeyin ! " diye Sefer Ali cevap verdi ve acele çıkıp gitti. Ağa Mehemmed Han'ın hizmetkarı hükümdarının yatak odasına dö nünceye kadar Şuşa'nın manzarasına bir nazar atalım, onu tarihi ve topoğra fik yönlerden tasvir etmeye çalışalım. Dumanlı havada şehrin herhangi bir yerinden kuzeye, kuzeydoğuya ve kuzeybatıya bir nazar salan adam böyle güzel bir manzaraya hayran kalır. Kıvrıla kıvrıla kalkan dumanlar ve kara bulutlar gfilı Karabağ dağlarının ka ra zirvelerini ve beyazlaşan Kafkas dağlarını çevreleyerek onların başında dolaşır ve onlara dokunup dağılır, gah da bir an için onların önünü örter. Bu güzel manzara Kının yarımadasına gemiden bakan birinin gördüğü manza rayı hatırlatır. Fırtınalı günde daima köpüklenip coşan ak dalgalar sanki ge miyi kucağında sıkıp ezmek istiyormuş gibi gah ufku görmeye imkan ver mez, gah da gemiyi göklere kaldırır ve Ayıdağ, Çatırdağ ve Kırım yarıma dasının başka zirveleri göz önünde canlanır. Kuıeydoğu tarafındaki kayalı dağlar kenarlarındaki çıkıntı ve burçları ile taçlı başını gururla yükselten ef sanevi canavarları andırır. Güneydoğudan Şuşa'yı her iki taraftan yüksekliği* ve eni 1 00 sajen kadar* * yalçın kayalı vadi çevirir. Ağa Meheinmed Han'ın koşum hayvanla rının palanı ile doldurup Şuşa'yı almak fikrinde olduğu bu vadinin üstünde güzel bir burç** * vardı. Bu burç şehrin öbür tarafındaki kaya üzerinde, etra fında patika yol bile olmayan bir yuva gibi görünür. Kayanın enine dağılmış tıölümü vaktiyle bu kaleye yol olduğunu isbat etse de bizim Şuşalılar iddia ederler ki, onu devler ve peril%.�** kurmuş ve burada sayısız-hesapsız hazine • 200 sajenden çok takriben 426 metre (VG) •• Takriben 2 1 4 metre (VG) ••• Bu burcu bu yakı nlarda macera ve define arayan Kerbelayı Mehemmed adlı birisi dağıtmıştır. Bizim sualimize cevap olarak o, bu burçtan yassı ve uzun bakır paralar, insan kemikleri vs. bulduğunu söylemiştir. •••• Dev, insanla şeytan, peri ise insanla melek arasındai tabiatüstü varl ıktır.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
40
gizlenmiştir. Bunun için adı geçen vadi Hazine Kayası diye adlandırılır. Bu burçtan aşağıda sanki kayaya yapışmış bir kasır vardır, oradaki mağaradan soğuk bir bulak akar. Bu kasır vaktiyle en çok korkulan zamanlarda ahalinin en makbul sığınak yeri olmuştur. Vadinin öbür tarafında, derenin tam üstün den tavla harabeleri görülür. Yukarıda kasrın karşısında ise duvar içine alın mış ve şimdiye dek içerisine ayak değmemiş bir mağara vardır ki, bu da Şahnazar mağarası adıyla meşhurdur. Zannedildiğine göre bu mağara, bütün kaya boyu şehrin altından geçen yeraltı yolu vasıtasıyla öbür yakada, yukarı kapının aşağısında başka bir uçsuz bucaksız mağara ile birleşir. Belki devler ve periler Şuşa'nın altından bu oyuğu şunun için açmış lardır: Bildik ve tanıdıklar için tehlike baş gösterdiği takdirde bu oyuktan bir ip geçirip kaya üzerindeki bütün şehri kanatlarının üzerine alsınlar ve koca man kanatlarını çırpıp bu kıymetli ganimetle göklere yükselsinler. Yahut ak sine bu ganimeti kaldırıp sonra insanların günahları yüzünden mahvolan Sodam27 (Sodom) ve Homarra28 (Gomore) gibi fezadan yere atsınlar. Güney tarafından, Girs dağından Şuşa'ya bir nazar attığımızda etekle rinde bu şehrin kurulduğu alınmaz kaya ile şehrin yarım dairevi görünüşü, duman arasından içerisinde mayi kaynatıldığı için buhar meydana gelen bü yük bir bakır kazanı hatırlatır... Ağa Mehemmed Han'ın İbrahim Han'la kü fürleşirken ona şöyle demesi boşuna değildi: "Filan filan şüde ! Sen kazanın içinde oturup onun kulpunu elinde tutmuşsun ve güya benimle savaştığını hayal ediyorsun ! ? Aferin sana! Hünerin varsa çık meydana! . . " Sayın okuyucu, şimdi d e görelim bakalım, gazaplı müstebitin hizmetkarı kazanda ne kaynatmıştır. Sefer Ali acele Abbas Bey'in yanına dönüp onunla fısıldaştıktan sonra her ikisi birlikte Ağa Mehemmed Han'ın yatak odasının kapısında gizlenirler. Onlar kapı arkasından onun karışık ve dehşetli sözlerini işitirler. Abbas Bey yoldaşının kulağına hükümdarın uyku sunda sayıkladığını fısıldar. "Sen gittikten sonra ben bir kaç defa bu sözleri işittim." Nihayet katiller Allah'ı ve bütün mukaddesleri yardıma çağırıp yalın kılıç Ağa Mehemmed Han'ın yatak odasına sokulur ve zayıf gece lambası ışığında hızla onun üzerine atılırlar. Ağa Mehemmed Han zorlukla: "-Melunlar ! . .Ne yapıyorsunuz! ?.Siz İran'ı viran ediyorsunuz ! . . " diye hemen topuzunu katillere doğru atar. Fakat artık geç idi. Katiller onu sine sinden yaralayıp başını keserler.29 Onlar dikkatle etrafı dinlerler. . .Her taraf sük�içerisindedir. . . Acele onun elmas 9ileziklerini (Kuh-i Nur• ve Derya-y i Nur} kolundan çıkarıp suikastin neticesini bekleyerek yatamayan fikirdaş* Nur da!:'ıı. Nur denizi.
••
········· ··············-···-
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
·------········································--
·········--···-·-···-
--········
41
··················-·········-······---·--·-····--···--········
lannın yanına dönerler. Sadık Han'la Mehemmed Bey korku ve heyecan içerisindeydiler. Gah pencereden dehşetli hadisenin meydana geleceği saray tarafına kulak kabar tıyor, gfilı da muhtelif bahanelerle avluya çıkıp güvendikleri adamlarından haber soruyorlardı. Kapı dövülür. . . "-Kimdir? . . "-Biziz. Biziz ! . . . Açın ! . . İşte Ağa Mehemmed Han'ın katilleri kana boyanmış halde, katlin de lili olarak getirdikleri kıymetli eşyalarla içeri dahil olup derler: "Şimdi rahat olabilirsiniz! . . " "-Biz kati bir iş görmeye cesaret etmeden evvel" , diye Sadık Han· söze başlar, "melunun ölümünü kesinleştirmeliyiz." " -Olur", diye Sefer Ali sohbete karışır ve onlar derhal aceleyle çıkıp giderler. Sadık Han güvensizliği yüzünden itaatle vücudunu bükerek şahın ya tak odasının kapısını birazcık aralayıp ihtiyatla içeri girer. Sefer Ali ise sü ratle odaya girip Ağa Mehemmed Han'ın başını ayağı ile iteleyerek döşeme ye atar ve yorganı kaldırıp henüz soğumamış yaralan onlara gösterir. Sonra her ikisi çıkıp gider. Tellallar, Ağa Mehemmed Han'ın bütün şehirdeki Şakayi askerini ça ğırtıp anlan mühim bir hadise sebebiyle İran'a gönderdiğini ilan ederler. Sa dık Han ise bu anda Mehemmed Bey'e yalnızken şöyle der: "-Eğer sabah olduğunda bu feci haber her tarafa yayılırsa ben burada Ağa Mehemmed Han'ın adanılan ile yüz yüze gelemem ve vaktinde başken te gidip varamam. Halbuki şimdi bütün eyaletlerin hazinelerinin toplanmış olduğu kenti tutmak son derece gereklidir. Bu yüzden ben herkesten evver Tahran'da hakimiyeti ele geçirmeliyim. Siz ise yiğitleriniz ve ��hşet doğu ran adınızla bu dağınık askerin hakkından çok kolaylıkla gelebiltrsiniz." Sadık Han'la Mehemmed Bey böyle ayrıldılar. Sadık Han İran tahtina sahip olmak için acele Tahran'a yola düştü. Mehemmed Bey ise muhtelif ba hanelerle taraftarlarını başına toplayıp sabahın olmasını bekliyordu. Gece Mehemmed Bey gerekli talimatları verdi. Taraftarlarını bölükle re ayırıp bazılarına İran birliklerinin serdarlarını hapsetmeyi, diğerlerine mahpusları serbest bırakmayı, üçüncülere umumi harekat başarılı olmadığı
42
KARABAG· HANLIGININ TARİHİ · · · · · · · · · · · · · · · · -····-·-·················-···-············································
······················-··-············· · ··
takdirde en önemli mevkileri ele geçirmeyi emretti. Kendisi ise esas kuvvet lerle Ağa Mehemmed Han'ın karargahına gitmeyi kararlaştırdı. Sabah olur olmaz aniden yakalanıp korku ve dehşet içerisinde kalan İranlılar her yerde sıkıştırılıp ezildiler. Mehemmed Bey şiddetli bir vuruşmadan sonra Ağa Me hemmed Han'ın karargahını ele geçirip oradan külliyetli miktarda servet al dı. Sonra Mehemmed Bey hazineyi ve şahın bütün servetini kendi konağına getirip eıtesi gün İranlıları Aras'a kadar takip etti . Bu felaket, o zaman serbest bırakılan ve canlı teessürat altında olup geleceği için kederlenen Molla Pehah'ın, dostu Vidadi mahlaslı Molla Ve li'ye yazdığı bir mektupta çok güzel tasvir edilmiştir. Bizim hata şimdi de meşhur olan halk şairlerinden biri için karakteristik olan bu şiiri bütünüyle veriyoruz:
Ey Vidadi, gerdiş-i devran-ı gecreftare bah! Ruzgare kıl temaşa, kare bah, kirdare bah! Ehl-i zulmü nece berbad eyledi bir lahzada, Hükmü adil padişah-ı kadir-i kahhare bah! Sübh söndü, şeb ki halka idi bir çırağ, Geceki ikbali gör, gündüzdeki idbare bah! Tac-ı zerden ta ki, ayrıldı dimağ-ı pürgurur, Paymal oldu tepik/erde* ser-i serdare bah! Baş götür bu ehl-i dünyadan ayak tuttukça kaç, Ne kıza,ne oğula, ne aşina, ne yare bah! İbret et Ağa Mehemmed Han'dan, ey kemtergeda, Ta hayatın var iken ne şahe, ne hudkare** bah! Vakıfa, göz yum, cihanın bakma hub u ziştin3 0 Yüz çevir al-i abaye, Ahmed-i Muhtar'a bah! Mehemmed Bey Karabağ hanlığını idare etmeye başladığı zaman han gi tedbirin daha uygun olacağı hakkında tereddüt ediyordu. Bir taraftan Sa dık Han pek çok asker toplayarak son zamanlarda Karabağ'dan ayrılmış olan komşu hanlıkları kendisine tabi kılmayı ona tavsiye ediyor ve kendisi hanlık mücadelesinde başarılı olduğu takdirde onu Azerbaycan valisi tayin edece* Rivayete ve canlı şahitlerin dediğine göre Ağa Mehemmed Han'ın başsız bedeni ve kesilmiş başı şehrin sokaklarında gezdirildi. Savaşlarda helak olan askerlerin hiddete gelmiş dul karıları ve yetim çocukları bu naaşı ve başı ayakları altına alıp tekmelediler. ** Doğrusu hunhar olmalıdı r; kan döken demektir. Türkiye sultanının lakabı dır. (Zavallı Abdülhamit'in namı demek ki Kafkasyalara kadar gitmiş! (VG)
............................. ........
.......
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
...................................
............................ .... .
. . .......
............................
································-····
43 ......................................... .....•.....
ğine söz veriyordu. Diğer taraftan Genceli Cevat Han onunla akraba olmayı teklif ederek İbrahim Han'ı bütün ailesi ile birlikte öldürmek için pek çok hediye göndermesini rica ediyordu. Çünkü İbrahim Han'ın olduğu Car-Bele ken vilayetinin kendhudaları onun kardeşi Taliphanbeyi ve başkalarını öl dürmüş ve onun ricasını hevesle yerine getirmeye hazırdılar. Buna ilavaten Şuşa'nın bir çok adlı sanlı beyleri ve sakinleri o zamanki adete uyarak, İbra him Han'ın Karabağ'da kalan oğullarını bütün nüfuzlu adamların eliyle öl dürmeyi ona teklif ediyorlardı ki, herkes ister istemez onun hayrına hareket etsin. Hem de onlar tekliflerine şunu esas alıyorlardı ki, halkı haksız taleple ri ile takatten düşüren İbrahim Han artık devrini tamamlamıştır. Yol ayrı mında olan bir memleketi idare etmek için daha becerikli bir hakim lazım dır. Sadık Han'ın Ağa Mehemmed Han'ın kardeşinin oğlu Fetali Han'la girdiği savaşta mağlup olması ve Fetali Han'ın İran taht-tacına sahip olması haberi alındıktan sonra Mehemmed Bey bu tekliflere karşı şunu ilan etti : Bu memleketin er geç komşu devletlerden birine tabi olması lazım geleceğin den hanlığının itibarı yoktur. O hiç bir zaman 70 yaşındaki amcasını ve am casının oğul llarını öldürmeye veya ülkeden kovmaya razı olmayacaktır, çünkü ona bütün dünyanın hükümranlığını bile verseler bu rezillikten kur tulmak mümkün değildir. O, aynı zamanda amcasının yanına hediye ve si lahla birlikte elçiler gönderip ona hiç bir şayiyaya inanmamayı ve hanlığının başına dönmesini teklif etti. Lakin Mehemmed Bey'i kıskanan saray adamla rının tesiri altında olan han, bunların hiç birine inanmıyordu ve Fetali şahın vaadini almadan Karabağ'a dönmeye korkuyordu. Sonbaharda şahtan şöyle bir emir alındı: "İbrahim Han hanlığına dönsün, Ağa Mehemmed Han'ın na aşını ve onun ölümünde suçlu bulunan Mehemmed Bey'i ve hizmetkar Sefer Ali'yi* şahın yanına göndersin." Bu sırada İbrahim Han evvela Mehemmed Beyin eniştesi olan oğlu Mehdikulu Han'ı Karabağ'a gönderdi. Mehdikulu Han, babasının emriyle Mehemmed Bey'e ve yerli ahaliye babasını karşıla maları için hazırlık yapmalan gerektiğini söyledi. İbrahim Han ise ücretle tutulmuş büyük bir Lezgi birliği ile yola çıktı. Öz amcasından asla kuşkulanmayan Mehemmed Bey önce hanın büyük oğlu Mehemmed Hasan Ağa ile görüşüp İbrahim Han'ı karşılamaya gitti ve ona şehire kadar eşlik etti. Ertesi gün ise ona şahın hazinesinden kıymetli hediyeler gönderdi. ·
Aynı zamanda İbrahim Han, büyük oğullan ve saray beyleri, bir meş veret yapıp memleketin gelecekteki ihtiyaçları hakkında şöyle.bir karar aldı lar: * Öbür katil Abbas Bey Sadık-Han'la birlikte gitmişti.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
44
"-Allaha şükür, biz. bu kadar derbeder gezip dolaştıktan sonra sağ ve selamet öz şehrimize gelip çattık" diye hanın büyük oğlu Mehemmed Hasan Ağa söze başladı. "Güzel bir talih eseri olarak Mehemmed Bey'in kötü ni yetli olduğu hakkındaki bütün şayiyalar boşa çıktı. Şimdi biz gaddar düşma rfıtbız olan Ağa Mehemmed Han'ı öldürttüğü, bizim derbederliğimize son verdiği için Mehemmed Bey'e minnet borçluyuz. Onun için, biz onun defa larca yakın adamları vasıtası ile bana ilettiği ricayı nazara alarak onunla ye ni akrabalık:.alakası yaratmalı ve yiğit bir serdar olduğu için onu kendi eli mizde saklamalıyız." " -Aksine" , diye hanın akrabası Mirzali Bey itiraz etti. "Eğer onun eski dostu ve hısımı Şakayi hanı İran tahtını ele geçirseydi, onun niyeti Lezgileri kazanmak, bizim hepimizi öldürmek, yahut biz buraya dönerken yolumuzu kesmek idi. Buna ilavaten, Fetali Şah onun ne olursa olsun, mutlaka teslim edilmesini talep ettiğine göre siz ne yapabilirsiniz? ! .. "
"-0, hiç de Lezgileri kazanmak fikrinde olmamıştır.Bu Cevat Han'ın fitnesi idi., o buna razı olmamıştır", diye Mehemmed Hasan Ağa itiraz etti. "Bunların hepsini ben Cevat Han'ın saray adamlarından biri olan akrabam dan öğrendim. Sadık Han'ın işi başarılı gittiği takdirde yükselme arzusuna gelince, onu bu konuda suçlamak için delil yoktur. Çünkü hiç kimseye ken , disinin selameti ve yükselmesi hakkında düşünmeyi yasak etmek mümkün değildir. İkincisi de, Sadık Han hiç bir zaman büyük akrabalarına karşı say gı göstermeyecek kadar kibirli olmamıştır. Biz, Mehemmed Bey'le el ele ve rip bütün Güney Kaflcasya'yı kendimize tabi edebiliriz."
"-Bunların hepsi ihtiplaldir" diye hanın kendisi söze başladı. "Lakin aslında kaçarken öldürülen Abdülsamet Bey'in yerine başka bir kişiyi rehin göndermek istemediğimiz ve bu yüzden Ruslara umut bağladığımız için biz halkımızın kırılmasına, yurdumuzun yakılıp yıkılıp harabeye döndürülmesi ne sebep olduk. Eğer biz Mehemmed Bey'i ve onun yanında olan Ağa Me hemmed Han'ın katilini ele vermesek kime arkalanabiliriz, kimden yardım bekleyebiliriz? ! .. " " �Beyle münasip bir fırsat var iken Mehemmed Bey'i başımızdan at manın bi�im geleceğimiz için büyük siyasi ehemmiyeti vardır", diye yine aynı Mirzali Bey tasdik etti. ."-Onun babası daima sizinJe.mücadele ediyordu, kendisi ise anasının sizinle evlenmesine razı olmayıp aı:ıasını öldürdü. Aynı zamanda size en sa dık kişi olan saray adamı Molla Penah Vakıfı da* öldürdü. Şimdi ise ülkeyi beş ay idare etttikten sonra bu kadar kibirli ve serveti olduğu halde onun ge•
Molla Penah Vakıf Karabağ hanının veziri olup Kazak doğumıumeşhur bir Azebaycan şairiydi ( 1 7 1 7-1 797) (YG)
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
45
lecekte rahat duracağına kim kefil olabilir?" "-Onun babasının mücadele etmesinin sebepleri var idi " , diye yine Mehemmmed Hasan Ağa itiraz etmeye başladı. "Gençliğinde hiddetlenerek öz anasını öldürmüşse de babasının katilini öldürmek ve nerdeyse onun bü tün ailesini kırmakla ve bir çok başka yiğitlikleri ile kendisini affettinniştir. O, Ağa Mehemmed Han'ın öldürülmesine yardım etmiş, Kaçar ordularını ülkeden kovmuştur. Bunların ise bizim için büyük ehemmiyeti vardır"* "-İşte mesele de buradadır zaten; <?.nun son yiğitlikleri şimdi başımıza dert olmuştur'' , diye han sözünü kesti. "Onceden de dediğim gibi iki şeyden birini yapmak zorundayım. Ya onu teslim etmeliyim, ya da ırsi hanlığımdan vazge.çmeliyim. " "-Han, siz kimi teslim ediyorsunuz? Yani onun babasının gurbette öl-
•
** Yukarıda izah edildiği gibi Mehemmed Bey öz anasını öldürdükten sonra uzun müddet vatanından ayrı düşmüştü. O ancak babasını öldürenlerden inti kamını aldıktan sonra akrabaları ile barışabilmiştir. Onun nasıl hayat sürdüğü hakkındaki rivayetlerden kolaylıkla görmek mümkündür ki, Mehemmed Bey'in baskınlardan"ve vatanının sınırları nı korumaktan nadiren boş vakti kalıyordu. Bu işlerden vakit bulduğu zamanlarda ise musiki çaldırıp iki topuzla idman ya pıyor ve at yarışına çıkıyordu. Tarihimizin bu cengaverlik devrinde ateşli silah lar şimdiki kadar mükemmelleşmemişti. Bu yüzden Mehemmed Bey ve onun kulları çövşen giyerlerdi. O zamanlar kol gücü ve yiğitlik her şeyden üstün idi. Bu sebeple o, bu üstünlükleri taşıyanlara karşı cömert ve samimi idi . Onun için etraf yerlerden bütün seçme adamlar gurup gurup onun yanına gelirlerdi. Gürcistan'dan başlayıp ta lran'ın dahili eyaletleri �e kadar, Hazar denizinden başlayıp Türkiye imparatorluğunun serhaddine kadar geniş bir sahada pek çok tanışı olduğu için, Mehemmed Bey daima yiğitleri ile bu yerleri gezer, ço ğu zaman bir eyaletin bütününden bac-haraç alır ve bu yerin ahalisini itaate getirir, bazan da kendisini han ilan eden birini taraftarları ile birlikte takip eder di. Vaktiyle, az kalsın bütün Güney Kafkasya ve Azerbaycan valiliğine hüküm ran olan lbrahim Han bunu onun yiğitliğine borçluydu. Denilenleri tasdik etmek için onun yiğitliğine başka bir misal verelim: lbrahim Han, Karadağlı Mustafa Han'ın Karabağ üzerine hücum etmesini haber alı r ve Nahçıvan muhasarasını kaldırıp geri çekilmeye hazırlanı r. Fakat Kalbalı Han yardımına gelen müttefiklerinden Hoylu Caferkulu Han, Balbaslı Mehemmed Şerif Sultan ve başkalarıyla birlikte Karabağlılar üzerine süvarilerle hücuma geçer. Müttefikler lbrahim Han'ın süvari birliklerini geri çekilmeye mecbur eder, piyade askerini ezer ve karargaha sokulurlar. Mehemmed Bey az mik tardaki askeriyle onların karşısına çıkar ve düşmanların hücumunu durdurur, teke tek vuruşmada Mehemmed Şerif Sultan'ı öldürür. Savaşı akşama kadar devam ettirip ara sıra başarılar kazanır ve nihayet onları geri çekilmeye mec� bur eder. Gece lbrahim Han da geri çekilir. Mehemmed Bey ise az bir asker-
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
46
-····------ ---······ ········ ··················
······ ··············- ····---·-······-··········
··· ····· ·········
· · · · ··········-··········
-·················-··-··
dürülmesi vicdanımız için ağır bir yük değil midir? Benim fikrimce eğer Kaçarlarla yeniden karşı karşıya geldiğimizde kendi kuvvetlerimize ve bu arada denildiğine göre Gürcistan'a girmiş bulunan külli miktardaki Rus kuv vetlerinin yardımına bel bağlayamayacaksak Mehemmed Bey'e karşı var olan tehlikeyi ona bildirmek daha doğrudur. Zira, o vaktinde çıkıp bir yana gidebilir. " "-Bunların hepsi doğrudur", diye hanın akrabası Fevzi Bey cevap ver di. "Fakat unutmayın ki, su maymunun boğazına çıkınca maymun balasını ayağının altına koyar" * "-Evet, evet, Feyzi Bey doğru diyor", diye ekseriyet başımıza yeniden büyük bir bela almaktansa bir kişiyi teslim etmek daha iyidir karanna vardı. Mehemmed Bey hanın yanına gelirken onu yakalamak için 9 çok güç lü asker ayırıp derhal onun ardından adam gönderdiler. ·
Mehemmed Bey gelir. Mehemmed Hasan Ağa'nın talimatıyla Karademircili Emir Aslan Bey onu bu tehlikeden haberdar ederse de o durmaz. Asden ibaret küçük bir birlik ile 1 00 kilometreden çok at koşturup ertesi gün ak şam vakti Aras nehri .kıyısında hücumdan dönen Karadağlıların yolunu keser, onların yağmaladıkları bütün ganimeti, esirleri, Mustafa Han'ın özel yüklerini ellerinden alır ve teke tek vuruşmada onların başçıları ndan biri olan Seferkulu Bey'i öldürür, onun ardından meydana çıkan kardaşı Mehemmed Veli Sultan'ı ise yaralayıp esir alı r. Çağdaşı olan ve üç oğlu bulunan Ali Bey bu satırların yazarına şöyle demiştir: Ertesi gün Mehemmed Bey, Sultan'a "tüfekle çok iyi nişan aldığı halde ne için atmadığını" sorunca Sultan şöyle cevap vermiştir: "Onunla yüz yüze gelince kurşun atmasam da öleceği muhakkak olduğı.ı için tüfek tamamiyle aklımdan çıkmıştı". Ağa Mehemmed Han'ın ilk.hücumu sı ra sında Aras nehrinin yukarılarında ona karşı Mehemmed Bey'in önderliği ile 3 bin kişilik süvari birliği çıkarılmıştı. Mehemmed Bey, Ağa Mehemmed Han'ın Aras nehrinin aşağı larından geçip Hindark köyünün yakınındaki düzlükte ordugah kurduğunu, han ın erzak taşıyan arabacıları nın ise Keh rizli köyüne hücum edip yakıp yıktıklarını haber alır. O, birlikten 300 kadar iyi koşan atı olan süvari seçip intikam almaya gider. Akşam üstü onlar eyerlerine bir ot yü kü bağlayarak kendilerini erzak arabacısı gibi gösterdikleri için hiç kimse onla rı tanımaz. Birlik ordugaha varıp otu bir tarafa atar ve hayretler içerisinde ka lan düşmana hücum eder. Onlar uzun müddet muvaffakiyetle savaşır ve yal nız İranlılar büyük bölükler halinde birleştikten sonra geri çekilmeye başlarlar. Doyran köyü yakınlarında Mehemmed Bey'in atı çukura düşer, atını güç bela çukurdan çıkarır. Akşam olunca onlar Erki ovası nda tuzağa düşürülen düş� man üzerine atılarak onları tamamiyle kırarlar. * Azerbaycan darbımeselidir. Bizim adetlere aşina olan herkes bilir ki, hukuk çular için kanun maddelerinin ne kadar önemi varsa atasözlerinin de bizim için o kadar önemi vardı r.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
...........................................................................
. ................................... .
47
kerlerini avluda bırakıp kardaşı Hankişi Bey ile birlikte hanın yanına çıkar. Vicdan azabı çektiği için mi, yoksa başka sebepler olduğu için mi han, önceden düşündüğü gibi Mehemmed Bey'i hapse attırmaya cesaret ede mez, hatta Mehemmed Bey'in edep dairesinden çıkıp ona karşı gelmesine de önem vermez. Pişman olan han, Mehemmed Bey gittikten sonra: " -Ne olursa olsun, ben hiç bir zaman öz yiğit kardaşımın oğlunu tes lim etmeye· razı olamam. Fakat şimdi mesele şurasındadır ki, eğer o bizim niyetimizi haber almışsa onu hiç bir şekilde inandırmak mümkün olmaya caktır. Mehemmed Hasan Ağa size emrediyorum, her ne şekilde olursa ol sun, tez onun yanına gidip bu tehlike hakkında onu haberdar edesin ve be nim her zaman onu sevdiğime Mehemmed Bey'i inandırıp güvenliği için muvakkati olarak uzak bir yere gitmesini ona tavsiye edesin. " Fakat artık geç idi. Mehemmed Bey hanın yanından çıktığı gibi derhal Şuşa'dan ayrılmıştı . Hatta Mehemmed Hasan Ağa'nın şehrin 40 kilometre uzaklığındaki Tuğ köyüne gelip iyi niyet göstermesi de inandırıcı sonuç ver medi. O, her şeyde bir tuzak görüyordu. Mehemmed Bey oradan Terter nehri kıyısındaki Kelenterli mülküne yola çıktı. Onun vaziyetinin ağırlığı hareketlerine de tesir etti. Mehemmed Hasan Ağa'nın tavsiyesi gereği İran'a düşmanlık besleyen Gürcüstan'a veya hiç olmazsa Rusya'ya gidip Karabağ hanlığının Rusya'nın tabiliğine geçme sine yardım etme yerine, kendisinin dövüş meydanındaki sabık rakibi Nuha lı Kör Mehemmed Hasan Han'ın fitnekar sözlerine inandı. Kör Mehemmed Hasan Han, ant içip yakın adamlarını öz kızını Mehemmed Bey'le evlendi receğine ve hanlığın idare edilmesini ona emanet edeceğine inandırdı. Han, buna gerekçe olarak kendisi kör olduğu için düşmanlarının her taraftan üze rine geldiklerini gösteriyordu. Bu hile netice verdi. Mehemmed Bey Kür çayını geçip Mehemmed Hasan Han tarafından kabul edildi. Lakin Mehemmed Bey'in gelişinin altın cı günü, düğüne hazırlık zamanı hanın emri ile onu haincesine hapsedip, bü tün servetini ele geçirdiler.* Sonra onu zincirleyip güçlü muhafız bölüğü ile * Malum olduğu üzre bütün şark işgalcileri güvenli oturma yerleri olmadığı için kıymetli eşyalarını daima yanlarında saklarlardı. Bu sebeple Mehemmed Bey, Ağa Mehemmed Han'ın ikametgahını ele geçirirken oradan hadsiz hesap�ız servet o cümleden kıymetli mücevher, altın, gümüş, şal, silah vs. almıştı. Oz kardaşlarına, bacılarına ve lbrahim Han'a verdiklerinden kalan değerli eşyalar Şuşa'da şehrin kenarında Girs dağına gömülmüştü, diğerleri ise kendi yanın da idi. Gözüyle görenlerden işittiğime göre o, Kelenterli'ye 80 yükle gelmişti. Mehemmed Bey'in bu serveti gömmesi hakkında halk arasında şöyle derler:
48
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
kail düşmanı Şirvanlı Mustafa Han'ın yanına gönderdiler. Mustafa Han ise Mehemmed Bey tarafından öldürülen babasının, kardaşlarının ve diğer hı sım akrabasının intikamını almak için onu şerefsizcesine öldürdü. Karabağ Hanlığı'nın gelecekte müstakil kalması meselesini düşünmek bile mümkün olmadığı için Şuşa'da hanın ihtiyarlığından istifade eden ayan lar bütün idari işleri ellerine alarak birbirlerine düşman olan iki guruba bö lünmüşlerdi. Bu guruplardan biri Rusların Güney Kafkasya'nın işlerine ka rışmasını bekleyerek hiç bir surette İran'a tabi olmak istemiyor, diğeri ise aksine Mehemmed Bey gibi bir düşmanın ortadan kalkmasından dolayı se vinerek İran hükümdarını her vasıta ve vesile ile memnun etmeye çalışıyor du. Bu defa İran taraftarları hanı da kendi yanlarına çekerek üstünlük elde ettiler. Bu gurubun temsilcilerinden Mirzali Bey, Feyzi Bey ve başkaları Fethali Şah'ın iradesini yerine getirerek hizmetkar Sefer Ali'yi · Nuha hanın dan talep edip* onu at gibi nallayarak ve bu arada Ağa Mehemmed Han'ın parça parça olmuş naaşını süslü ve pahalı kumaşa sararak bunların hepsini boyun eğer bir itaatkarlıkla Tahran'a gönderdiler. Bir müddet sonra yine Fethali şahın arzusuna uyarak daha büyük bir samimiyetle hanın oğlu Ebul fet Han'ı ona rehine gönderdiler: Han kızı Ağabeyimağa'yı31 şahla evlendir diler. Şaha tam itaat gösterme alameti olarak Şuşa'da onun adına 30 gepik değerinde gümüş para (sahib-gran) kesmeye başladılar. Fetali Şah en büyük arzularını yerine getirmede böyle fedakarlıklar göstermesi karşılığında hana, Karabağ hanlığının gelirinden başka Karadağ hanlığının gelirinden de istifade etme hakkı verdi. 1 804 yılına dek zaman, Karabağ'da hiç bir dikkate layık değişiklik ol madan geçti. Lakin bu müddet zarfında komşularda baş veren çok mühim hadiseler Karabağ hanı ve onun ayanlarının düşünce tarzına vasıtasız etkide bulundu. O bu işi Ermenilere yaptırıyor ve sonra da onları öldürüyormuş. Biz onu şahsen tanıyan yaşlılardan bu mevzuyu sorunca onlar bu iftiralardan acınacak halde şikayet ederek şöyle cevap verdiler: O gerçekten de bu işi gö zü bağlı Ermenilere ve lranlı esirlere yaptırıyordu. Fakat o kadar ihtiyatlı hare ket ediyordu ki, onlardan hiç biri bu servetin hangi t�rafta gömüldüğünü tayin edemezdi. Lakin o bu adamlardan bir kişiyi oldürm�yi aklına bile getirmemişti. Mehemmed Bey kimi cellad hunfeşan Görmemişdi her güzide bir cahan. Heyif ki, başa dek sürmedi dövran, Getdi üreyinde arzuman hanı! * Sefer Ali'nin tutsak gibi N uha'dan götürüldüğünü bize bunu gözleriyle gören göçebe lmamkulubeyli Hakverdi söylemiştir.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
....................·-··-·····-···········
········ ······-···················-····
..........................
················ ···················-·····················
49
· · · · · · · ··-······························
Çoktan beri komşu devlet ve halkların baskınlarından azap çeken Gürcistan ne zaman münasip fırsat düşse kendisiyle mezheptaş olan Rusya ile birleşmek istiyordu. O vakte kadar Gürcistan'ın bu arzusu yerine gelme mişti: Çünkü Rusya ile Gürcistan arasında müstakil ve harpçi Çerkes kabile leri vardı ve Rusların onların arazisinden geçip Gürcülere yardım eli uzat ması kolay değildi. Fakat Rus orduları Kafkas dağlarının kuzey eteklerini tuttuktan sonra onların Kafkas sıradağlarından geçmesi kolaylaştı. İşte bu nun için Ağa Mehemmed Han sonuncu defa Gürcülerin başkentini dağıttık tan sonra onlar kudretli Rusya İmparatorluğunun tabiliğini kabul ettiler. Rus orduları Tiflis'i tuttu ve onların kumandanları Gürcistan sınırlarını düşman hücumlarından korumak için emir aldı. Dağıstan'daki Lezgilerin İsviçre'deki kantonlar gibi federatif cemiyet kurmaları ve onlacın eşitlik esasında müstakil olmaları yabancıların saldırı sını birleşik kuvvetlerle birlikte defetmeye yardımcı oluyordu. Bu yüzden ne Cengiz Han'ın, ne Teymur'un (Timur) ne Osmanlıların ve ne de Nadir'in or duları onları kendi zulümlerine tabi edememişlerdi. Bu rivayete göre komşu halklara nisbetle onların yukarıda gösterilen dahili üstünlükleri yüzünden Lezgiler, bütün Kafkas ülkesinde üstünlti"ğü ellerine geçirmişlerdi. Bu se beple onlar Rus ordularının Tiflis'e yerleştikleri haberini aldıklarında Avar lardan Ummay Han'ın önderliği ile pek çok asker toplayıp Gürcüstan serhat lerine sokularak Rusları tamamiyle kovmak veya kırmak istiyorlardı. Bunu haber alan general Lazarev Lezgilerin karşısına çıktı ve sayıca üstün olmala rına rağmen kanlı savaşta onları geri püskürttü3Z: Sonra Rus ordularının baş kumandanı Prens Tsitsionov (Sisianov)* ikinci kez Lezgileri cezalandırıp onların dayanağı olan B alaken'i dağıttı33 . Şimdi sıra Lezgi yırtıcılarına sığı nak teşkil eden Genceli Cevat Han'da idi. Bu vakte kadar o, Rus tabiliğini kabul etmeye hazır olduğunu bildinnişse de, sonradan İran'd.an acele yardım edileceğini vadeden İran ajanları tarafından heveslendirilerek mukavemet göstermeye hazırlanıyordu. Prens Sisianov onu Gence kalesinde (şimdiki Yelizavetpol) kuşattı ve bir ay devam eden kuşatmadan sonra 3 Ocak 1 804'te hücum edip kaleyi aldı. Talihsiz hanın kendisi öldürüldü. Bu zaman lar Erivan ve Nahçıvan hakimleri Mehemmed Han ve Kfilbalı Han İran şahı na karşı bir şeyden dolayı suçlu oldukları için Erivan kalesinde tahkimat ya parak Prens Sisianov'un acele yardıma gelmesinirica ettiler. Fakat aynı yılın baharında Prens Sisianov kalabalık askerle Erivan'a yaklaşınca hanlar ne dense sözlerinden caydılar ve İran v�liahtı şehzade Abbas Mirza'yı yardıma çağırdılar. Fetali Şah anlaşılan, mutlaka kazanılacak zaferin şerefini öz oğ luna vermek istemeyerek güçlü bir orduyla Abbas Mirza'nın ardından geldi. Prens Sisianov hadiselerin böyle bir şekle bürüneceğini önceden göremezdi . Rus orduları için erzak getirilmesi çok zor olduğundan o , bir kaç kanlı vu•
Bizim halk arası nda ona Şıpıhtur, yani müfettiş derler.
so
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
·································· ·····-··-·-· -···············-·······················-·····--····
.......................... . ,.,_.. ,..
·········-··
·························-·········
ruşmadan sonra Gürcistan'a çekildi. Lakin Rusların İranlılarla bu ilk çarpış masında bütün ülke için şöyle bir durum açığa çıktı: İran kuvvetleri Rus kuvvetlerine nisbetle daha fazla olmasına rağmen şah ve veliahtı onla rın hakkından gelemediler. Rus askerleri ise savaşa savaşa yalnız onların karargahını çevirmemiş, hatta İranlıların gözleri önünde Erivan kalesini bile muhasarada tutmuşlardı. Böyle bir durumda Karabağ'da Ruslara hüsnüniyet besleyen Mehem med Hasan Ağa'nın tarafı üstün geldi. Bu arada şunu da kaydetmek lazım dır: O zamanki İran başbuğlarının, o cümleden bizzat şahın fikrine göre zap tedilmez bir kale olan Şuşa, İranlılar için Güney Kafkasya'nın anahtarı, Rus lar içinse İran'ın kapısı sayılıyordu. Fetali Şah lbrahim Han'la hısım olduğu, hanın oğlu Ebülfet'i büyük bir hürmetle yanında rehin sakladığı, hana her hal ve karda saygı gösterdiği için Şuşa'nın İran orduları tarafından alınma sında ısrar edemiyordu. Bu sebeple onun yegane çaresi Ebülfet vasıtasıyla fitne fesat türetip böyle mühim bir mıntıkayı ele geçirmekti. Fetali Şah böy le hareket etti. O, Prens Sisianov'a karşı hücumdan geri dönerken Ebül fet Han'ı güçlü bir askeri kuvvetle Erivan'da bıraktı. Şahın niyeti Ebülfet Han'ın hem Karabağ hanlığının kendisine ırsen düşen bölümünü almasını sağla mak, hem de bu işi başarırsa yeni işlerle girişmesini sağlamaktı . Ebülfet Han birinci emrin hakkından kolaylıkla gelip şimdiki Zengezur kazasının bir bölümünü ele geçirdi. Bundan biraz sonra o, hanın Mehemmed Hasan Ağa ve diğerleri ile birlikte Tuğ köyünde olduğunu haber alıp güçlü bir bir l ikle hanı ve Mehemmed Hasan Ağa'yı yakalamaya gayret etti. Fakat bir talihsizlik eseri geceleyin hanın oğulları Mehdikulu Han ve Hanlar Ağa güç lü süvari ve piyade birlikleriyle hanın imdadına yetiştiler. Bunların hiç birinden haberi olmayan Ebülfet Han, İranlı askerleri ile Tuğ'a yaklaşıp, köyü her taraftan kuşatmaya almaları için emir verdi. Lakin savaş başlarken İranlılar her taraftan şiddetli mukavemete rasgeldiler ve geri çekilmeye başladılar. Hem de öyle bir düzensizlik içinde geri çekildiler ki, Ebülfet Han on onbeş atlıyla birlikte güçlükle Aras'ın o tarafına geçebildi. Onun karargahı ve ağırlığı ise pek çok esirle birlikte galiplerin eline geçti. Bu olaydan sonra Mehemmed Hasan Ağa, taraftarlarıyla beraber kati üstünlük elde etti. Onun ısrarı ile bir kaç adlı sanlı bey, hanın adına Prens S isianov'a mektup götürdüler. Bu mektupta han, İranlıların kötü niyetlerin den şikayet edip Rus imparatorluğunun tabiliğine girmek için kendisinin, ayanlarının ve uyruklarının kesin arzusunu bildiriyordu. Mektubun cevabını bir karargah zabiti getirmişti. Bu cevapla anlaşma yapılmasının vakti ve yeri hakkında önceden karara varma teklifi yapılıyordu.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ Böylece 1 805 senesinin mayısında hanlığın sınırında, Kürekçay kıyı sındaki karargahta (Yelizavetpol'un takriben 20 kilometre uzağında) Prens Sisianov Karabağ hanlığının Rus çarına sadakati hakkındaki andını kabul et ti. Bağlanan şartlara göre: "/. Şuşalı ve Karabağlı ibrahim Han, iran 'a ve başka herhangi bir devlete ebediyen vasat ve bağlı olmayacağını ve yalnız Rus çarının haki miyetini kabul eder.
2. Han komşu hükümdarlarla hiç bir münasebette bulunmamayı uhdesine alır. Hükümdarlardan alınan mektuplardan içeriği itibarı ile daha mühim olanlar başkumandana gönderilmeli, daha az mühim olan lar hakkında ise Gürcüstmı 'daki baş valini11 ibrahim Han 'ın yam11daki temsilcisine haber verilmeli ve bu ko11uda 011da11 görüş alınmalıdır. 3. Hanlık arazisinde bırakıla11 Rus askerleri için başkumandan ta rafından tasdik edilen miktarda erzak tedarik edilmelidir. 4. Askerler için bina ayrılmalı ve odun verilmelidir. 5. Yelizavetpol'dan * Şuşa'ya giden yol, arabaların rahat gitmesi için düzene konulmalıdır. 6. Sadakat alameti olarak han, büyük oğlundan olan torununu de vamlı Tiflis'te yaşaması için rehin vermelidir.
7. Han her yıl 8 bin altın bac vermeli ve bunu iki taksitte, şubatın
! 'inde ve eylülün 1'inde ödemelidir.
Bunların mukabilinde hana şunlar vadedilmiştir:
1. Hanın ülkesi aynen kalacak, hanlığın idaresi ırsi olarak büyük lüğe göre nesilden nesile geçecek ve bu Rus çarı tarafından onaylanacak. Mahkeme işleri ceza vermek ve vergi toplamak hanın iradesine tabi ola caktır. 2. Hanın memleketini savunmak için Şuşa kalesine toplarla birlikte 500 kişilik bir Rus askeri birliği gönderilecektir. J. Hana evinde sürekli saklamak için üzerinde Rus arması olan bayrak batış/anacak, hanın rehin verilen torununun günlük masrafı 10 manat gümüş para olarak tayin edilecektir. 34 ,
İbrahim Han'ın ısrarı ile aynı yere bundan bir süre önce Nuha hanlığı nın idaresine tayin edilen damadı Selim Han da gelir. O da aynı şartlarla ve kendi maiyetindeki kişilerle birlikte Rus çarının tabiliğini kabul eder. Aynı •
Gence'nin Çarlık devrinde·Yelizavetpol, Sovyet devrinde Kirovabat olan adı tekrar Gence adı ite değiştirilmiştir. (YG)
1 O Aralık 1 989'da
52
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
yıl ekimin 25'inde Şuragelli Budak Sultan ve aralığın 25'inde Şirvanlı Mus tafa Han da Rus himayesini kabul ederler. Bundan sonra A ras'ın öbür tara fındaki hanların elçileri birbiri ardından başkumandanın yanına gelip aynı şartlarla Rus tabiyetine girmeyi teklif ettiler.
Ahmet-Bey CAVANŞİR
Şusa
-
1 883
KAYITLAR (Notlar E.B. Şükürzade'nindir)
1 . Geçen asrın sonları denilince 1 8. asrın sonları nazarda tutulmaktadır. 2. Mirza Cemal ( 1 773/74-1 853) Farsça yazılmış olan ve şimdiye dek ( 1 96 1 'e kadar-YG) neşredilmemiş• olan "Tarihi Karabağ" adlı eserin yazarıdır. Mirza Cemal'in hayat ve faaliyeti tarih -yazarlarınca gereği kadar aydınlatılma mıştır. 1 9. asrın sonlarında meşhur Kafkasbilimci Adolf Berje "Tarih-i Kara bağ" eserini Rus diline tercüme ederken Mirza Fetali Ahundzade'ye müracaat ederek Mirza Cemal'in biyografisi hakkında malumat vermesini rica etmişti. Mirza Cemal'i şahsen tanıyan M. F. Ahundzade onun oğluyla mektuplaşıp ba bası hakkında bilgi toplayarak yayımlaması için A. Berje'ye vermişti. (Bak. Kafkaz gazetesi, 1 855, No:61 ). Bu malumattan anlaşıldığına göre Mirza Cemal, Cavanşir nahiyesinin Hocalı köyünde han hizmetçilerinden biri olan Mehemmed Hanbey'in· ailesinde dün yaya gelmiştir. Yazarın babası Mehemmed Hanbey, kendi babası binbaş� Se lif Bey'in ölümünden sonra Cavanşir kabilesinin başçısı, sonra da Şuşa'nın kalebeyisi (kumandanı) olmuştur. Mirza Cemal belirli bir tahsil aldıktan sonra lbrahim Han'ın karısı Bike hanımın şahsi işlerini idareye memur edilmiş ve bu vazifede iken tahsil almak için Dağıstan'ın Hunzah köyüne gönderilmiştir. Bu rada altı yıl kalarak Arapça öğrenmiştir. Ağa Mehemmed Şah'ın öldürülmesin den sonra Mirza Cemal Dağıstan'dan döner ve Bike hanımın kefil olması üze rine hanın itimadını kazanı r. lbrahim Han onun babasının hizmetini nazara alarak Mirza Cemal'i Karabağ hanlığının vezir-katibi tayin eder. Mirza Cemal bu görevde lbrahim Han'ın ölümüne kadar ( 1 806) kalmış ve sonraları doğru dan doğruya J.L. Nebolsin'e tabi olan milis kumandanı Mehemmed Hasan Ağa'nın yanında hizmet etmiştir. 1 822'de Karabağ hanı Mehdikulu Han lran'a kaçtıktan. sonra o, A. P. Yermolov'un talimatı ile deftername katibi tayin oluna rak P.I. Mokilevski'nin, Medetov'un, Reutt'un ve başkalarının yanında hizmet • Bu eserin basım tarihi olan 196 1 'e kadar neşredHmeyen Mirza Ce mal'in eseri 1969 ve 1989'da olmak üzere iki defa neşredilmiştir. (YG)
54 · · · · · · · · · · · ··················· ···· ··
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
etmiştir. Mirza Ceoıal 1 840'a kadar memurluk yaptıktan sonra ayrılmış ve 8 Nisan 1 853'te vefat etmiştir. Mirza Cemal'in Tarih-i Karabağ kitabında Karabağ'ın 1 8 1 3 kadar, yani Gülüs tan barış anlaşması na kadar olan tarihi verilmiştir. Bu eser kıymetli tarihi olay lar ve belgeler bakımından çok zengindir. Mirza Cemal'in eserinin bir kısmı nın Rusça'ya yapı lan tercümesi Kafkaz ga zetesinin 1 855 tarihli 6 1 , 62 63, 67 ve 69'uncu sayılarında Cemal Cavanşir Karabaği imzasıyla neşredilmiştir. Eserin yayımlanan bu bölümleri 1 884 yılın da Kafkaz gazetesinin 1 39, 1 50, 1 54, 1 61 ve 1 67'inci sayılarında tekrar yayın lanmıştır. 3. Mirza Adıgüzel Bey (1 770- 1 848), (babasının adı Hakverdi Bey) Karabağ beyleri neslinden olup devrinin kültürlü adamlarından biri idi. Tiflis'te Gürcü knezinin (prensinin) sarayında bulunan Rusya bakanı Kovalevski'nin yanında 20 yaşında memuriyete başlayan Mirza Adıgüzel Bey, sonraları muhtelif vazi felerde çalışmış ve Rus ordusu yüzbaşısı rütbesine kadar yükselmişti. Eline büyük servet-devlet geçiren Mirza Adıgüzel Bey, 1 830'da emekliye ayrılır. O, ömrünün son senelerinde Karabağ vilayet mahkemesinde jüri üyeliği vazife sinde bulunmuş ve hanlığın bütün siyasi işlerine karışmıştı. 1 845'te o, Tiflis vali yardımcısı yarbay Mihail Petroviç Kolyubaki'nin tavsiyesi üzerine Kara bağ'ın tarihini yazmış ve Karabağname diye adlandı rılan bu eserde hanlığın 1 736'dan 1 828'e kadar olan siyasi tarihini aksettirmeye çalışmıştır. Mukaddime, on iki fasıl ve müellifin yazdığı kendi tercüme-yi halinden ibaret olan bu elyazması kitap, ilk defa Azerbaycan ve Rus dillerinde 1 950'de Azer baycan SSR-EA Tarih Enstitüsü tarafından neşredilmiştir.* 4. Mir Mehdi Hazani ( 1 8 1 1 - 1 893). Ahund Seyid Mir Mehdi Musevi Karabaği (Haşim Bey oğlu), Kitab-ı Tarih-1 Karabağ eserinin yazarıdır. O, Zengezur ka zasının Mamırlı köyünde dünyaya gelmiş, sonradan Tuğ köyüne göçmüştür. Arap ve Fars dillerinde tahsil gören Mir Mehdi, Hazani mahlaslı bir şair olarak da meşhurdu. Onun Azerbaycan Türkçesinde yazılan Kitab-ı Tarih-i Karabağ eseri bu vakte : dek ( 1 961 'e dek) neşredilmemiştir. Yazar bu eserinde Mirza Cemal'den ve Mirza Adıgüzel Bey'den farklı olarak bazı iktisadi meselelere ve Karabağ'ın hanlık devrindeki idari bölge meselelerine dokunmuştur. Bu eserde Şuşa şeh rinin temelinin atılması, Vakıf'ın hapsedilmesi, öldürülmesi ve bir dizi mühim meseleler yukarıda isimleri geçen yazarlara nisbetle daha etraflı açıklanmış tır. Kitab-ı Tarih-i Karabağ Azerbaycan SSR ilimler Akademisi'nin Respublika , Elyazmaları Fond'unda saklanmaktadı r. (lnv. No: 1 4). 5. Yazarın Penah Han'ın Hülagü Han'ın (1 256- 1 265) torunu Argun Han'ın ( 1 284- 1 29 1 ) neslinden olması hakkındaki iddiasını kaynaklar tasdik etmiyor. Bazı tetkikatçılar Cavanşir tayfalarının kökenini aydınlatırken Rızakulu-Han *
Daha sonra 1989'da tekrar yayımlandı.
(YG)
KARABAG HANLIGININ TARİHİ Hidayet'in Rövzet'üs-Sefa eserine istinat ederler. Bu eserde Oşirhan tayfası na mensup Cavanşir elatının Türkistan'dan geldiği yazıl ıdı r. Oşirhan Yıldız han'ın oğlu, o da Oğuzhan'ın dördüncü oğludur. Onlar Ovşarlar vey Efşarlar (Afşarlar) diye adlandı rılıyorlardı. Cavanşir tayfası Hülagu Han'ın 1 20 bin kişi lik ordusunun terkibine dahil olmuştu. Onlar Emir Teymur'un hükümranlığı devrinde ikinci defa Rum'dan (Anadolu'dan) geri dönerek Türkistan, Kande har, Kabil ve lran'a dağılırlar. * Bu aşiretin bir kolu Safeviler devrinde ( 1 . Şah Abbas) lbrahim Halil Ağa'nın başçılığı ile Karabağ'da ve Aran'da kalmıştı. Na dir Şah'ın hükümranlığı devrinde bu kolun reisi lbrahim Halil Han idi. Şah on ları Serehs'e göçürmüştü. Nadir Şah'ın öldürülmesinden sonra Cavanşir aşi retinin bir bölümü Serehs'ten Goryan'a göçerek devamlı orada kaldı. Abdallı Ahmet Han müstakil olur olmaz Cavanşir ehlini Goryan'dan Kabil'e göçürür. Nitıayet Penah Han Kabil'den Karabağ'a göçerek Şuşa kalesinin temelini atar (Bak, Rövzet'üs-Sefa, 9. Hisse, zikri halat-i Emir lbrahim Han Cavanşir, Tah ran, 1 270 Hicri). Fakat başka muteber menbalarda Cavanşir tayfası nın adı Moğol hükümranlığı devrindeki tayfalar arasında geçmez. 1 . Şah Abbas'ın sa ray tarihçisi lskender-Bey Münşi 1 628'de emirlerin listesini tertip ederken Ca vanşir tayfa başçıları nın adını kesinlikle vermez ve onları Kızılbaş tayfalarına mensup olmayan muhtelif tayfa emirleri sı rasına dahil eder. (Bak. Tarih-i Ale mara-yı Abbasi, taşbaskısı, Tahran 1 3 1 4 Hicri, s. 762). 1 6. ası rdan başlayarak yerli hükümranlar Karabağ'da, özellikle Berde'nin gü neyinde yerleşen Azerbaycan'ın yerli göçebe aşiretlerini mecburi olarak bir leştirirler. Bu muhtelif tayfaları n suni birleşmesi tarihe "Otuziki" adıyla dahil ol muştur. Bu tayfalar içerisinde Cavanşir tayfası sayıca ve kuvvetçe diğer tayfa lardan seçiliyordu. Onun başçısı is aynı zamanda bütün otuz iki tayfanın reisi sayılıyordu. Halihazırda Azerbaycan SSR'in lmişli kazasında "Otuziki" isimli küçük bir köy de kalmıştır. 6. Bu darbımeselin muhtelif menbalarda muhtelif varyantları vardır. Mirza Adı güzel Bey şöyle yazar: "Hacı Çelebi dönerken demişti ki: Penah bu vakte dek sikkesiz bir gümüş idi, biz geldik ona sikke vurduk ve döndük". (Bak. Kara bağname, Bakı-1 950, s.58). 7. Bu meliğin adını Mirza Adıgüzel Bey, Melik Hüsü şeklinde yazmıştır. (Bak. Karabağname, s. 58). 8. Bu konuda Mirza Adıgüzel Bey yazar: Nadir Şah'la Osmanlı serdarı Köprü lüoğlu Abdullah Paşa arasında olan muharebede Melik Allahkulu çok kahra manlık ve yiğitlik gösterdi. Nadir Şah da meliklik hilatini onun kabiliyetli vücu duna layık görmedi, ona sultanlık rütbesi ve hilati verdi. O (Nadir Şah) emretti ki bundan sonra ayanlar ve avam ona melik değil, sultan desin." (Bak. Kara*
Enver Paşa hatıralarında Timur zamanında Anadolu'dan dönen
Türklerden Bir kısmının Duşenbe ve Devhev civarlarında meskün ol duğunu ve bunların sima ile şivelerinin Anadolu Türklerine benzediğini belirtir. Bak. Ş.S. Aydemir, Makedonya 'dan Orta Asya ya Enver Paşa, Cilt 3, lstanbul 1 985, s. 620
(YG)
56
KARABAG HANLIGININ TARİHİ bağname, s. 60-61 ). 9. Bu melikler sonradan Gülüstan melikleri olarak adlandırıldılar. Çünkü feo dal iç savaşlar zamanında onlar ikametg�hlarını Gence'den 25 kilometre gü neydoğuda bulunan lnciçay'ın yukarısındaki Gülistan kalesine nakletmişlerdi. 1 0. Cırmıh, Cıraberd'in kısaltılmış şeklidir. 1 1 . Emir Aslan Han, lbrahim Han'ın oğlu ve Nadir Şah'ın yeğeni (kardaşı oğ lu) hem de onun askeri serdarlarından biridir. Tebriz hükümranı ve Azerbay can valisi olmuştur. (Bak. P. Butkov, Materialı dlya novoy istorii Kavkaza, 1 . hisse SPb, 1 896 s. 235-236) 1 2 . Afganlı Azad Han olmalıdır. Nadir Şah'ın hizmetinde olmuş, uzun müddet Güney Azerbaycan'da bulunmuş ve Nadir Şah'ın ölümünden ( 1 747) sonra şahlı k uğrunda yapl ıan derebeylik muharebelerine iştirak etmiştir; Azad han 1 751 'de Tebriz'i alarak Erivan üzerine hareket etmiş, lakin Erivan hanına yar dıma gelen Gürcü prensi 2. lrakli'nin mukavemetine rasgelerek geri dönmüş tWı. (Bak. G. Kikodze, lrakliy vtoroy. Tiflis, s. 35-37, 1 945). 1 756'da Azad Han Mazenderan yakınlarındaki vuruşmada Mehemmed Hasan Kaçar tarafından mağlup edilerek Reşt'e çekilmiş ve 31 Ocak 1 757'de baş veren vuruşmada ikinci defa mağlup olarak Kürdistan'a kaçmıştır. Sonra Azad Han askeri ittifak bağlamak için 2. lrakli'nin yanına gelmiş, 2. lrakli ise onu yakalamış ve l ran şahı Kerim-Han Zend'e teslim etmiştir. Azad Han Şiraz hapishanesinde ihtiyar yaşlarında vefat etmiştir. 1 3. Müellif sehvediyor. Karabağlı Panah Han, Karadağlı Kazım Han, Nahçı vanlı Haydarkulu Han ve Genceli Şahverdi Han arasında bağlanan ittifak Gür cü Prensi 2. lrakli'ye karşı değil, Nuhalı Hacı Çelebiye karşı çevrilmişti. Şöyle ki Mirza Adıgüzel Beyin diliyle dersek, bütün Şirvan ülkesinin hükümranı ve ebediyen sahib-i ihtiyarı olan Hacı Çelebi onları kaale almıyor ve dostluk yo lundan sapıyordu. (Bak. Karabağname, s.58) Müttefikler Gence şehrinden bir miktar yukarıda Kızılkaya denilen yerde top lanarak Hacı Çelebi'ye karşı beraber hareket etmek için plan tertip etmeye başladılar. Fakat Gürcü prensi, müşavirlerinin tavsiyesi ile onları aldatıp yanı na getirdi ve dördünü de hapsetti. (Bu hadise 21 Mart 1 752'de olmuştu. Bak. Opisaniye sobıty ananimnoy Gruzinskoy hroniki. E.S. Tokayşvili'nin tercüme si, Sbomik materialov dlya opisaniya mestnostey i plemen Kavkaza. 2 1 . bas kı, s.37). Bu haberi işiten Hacı Çelebi 2. lrakli üzerine yürüyerek Nizami mak beresi yanında onu mağlup etti, yukarıda adları verilen hanları da esirlikten azat etti. 1 4. Şuşa kalesinin temelinin 1 754'te atıldığı hakkındaki bilgi yanlıştır. Bu yan lışı ilk defa Mirza Cemal yapmış, Şuşa'nın temelinin atılmasını hicri 1 1 70 ola rak göstermiştir. (Bak. Camal Cavanşir. Karabağ. A. Berje'nin tercümesi, Kaf kaz gazetesi, No: 61 -62,1 855). Aynı tarihli Mirza Adıgüzel Bey de vermiştir. (Bak. Karabağname, s. 65). 1 1 70 hicri yılı 26 Ağustos 1 756'da başlayıp 1 4 Ağustos 1 757'de sona ermiştir. Lakin elde olan belgeler açıkça gösteriyor ki
KARABAG HANLIGININ TARİHİ ····· ········-········-····················-·· ··-··········-····-········--·--·-·-················ ·····--··············-········-·········--
57
··········--········-···· ····-·············
bu yıllarda Şuşa kalesi Karabağ'dan çok çok uzaklarda dahi meşhur idi. Ya bancı işgalciler ise birbiri ardınca bu zaptedilmez kalenin kapılarını dövüyor lardı. Halihazırda elde güvenilir kaynaklar olmadığından bu suale cevap ver mek zordur. Her hal ve karda Afganlı Azad Han Erivan'ı muhasara ederken Şuşa kalesi yalnız var değildi, hatta orada Penahabad adında para dahi kesi liyordu. 1 5. Kerim-Han Zend'in ( 1 650-1 779) Mehrali Bey'e Karal:>ağ hanlığının hakim tayin olunması hakkında ferman verdiği, başka kaynaklarda tasdik edilmiyor. Biz böyle bir fermanın olduğu hakkında malumata önemsiz de olsa hiç bir yerde rasgelmedik. Aksine mevcut belgelerin çoğu gösteriyor ki Kerim-Han Zend, lbrahim Han'a ferman vererek onu Karabağ'a hakim göndermişti. (Bak. A. Bakıhan(ov). Gülüstan-ı lrem, Bakı 1 926, s. 1 31 ). Mirza Adıgüzel Bey bu konuda ona kıymetli hilat, mücevherle bezenmiş bir kılıç, altın eyer ve silahlı bir at bağışladı. Karabağ vilayetinin hanlık fermanını ona verip eve dönmesi ne izin verdi." (Bak. Karabağname, s. 75). 1 6. 1 1 74 hicri yılı 1 760-1 761 yıllarına mutabıktır. Bu vakit Penah Han sağ de ğildi. Anlaşılan yazar bu tarihi başka kaynaklardan almıştır. Biz biliyoruz ki, 1 759'dan başlayarak Karabağ hanlığı uğrunda Mehrali Bey'le lbrahim Halil Ağa arasında şiddetli mücadeleler oluyordu. Penah Han'ın ölüm tarihi onun Ağdam'da bulunan imaret denilen yerdeki kabrinin mermer taşı üzerinde şiirle ve ebcet hesabıyla kazınmıştır. Bu kitabenin sonuncu satırında (şiirin sonu) Penah Han'ın ölüm yılı olarak 1 1 72 hicri yılı verilmektedir. (Şiir Farsçadır): Kalem rahmet defterine onun tarihini şöyle yazdı: Onun dost ve aşnaları halkın sığınağı oldu. (Bak. lzvestiya Azkomstarisa. 3. Baskı, Bakı 1 927). Elde bulunan malumata göre Penah Han 1 1 72 hicri yılının yazı nda ölmüştür. Bu sebeple onun 1 759'da öldüğü doğru kabul edilmelidir. Şöyle ki, 1 1 72 hicri yılı 4 eylül 1 758'de başlamış ve 24 Ağustos 1 759'da sona ermiştir. Demek ki Penah Han 1 759 yılının temmuz veya ağustos aylarında ölmüştür. Çünkü aynı yılın hazi ran ayında Erivan hanı Hüseyin Ali Han, Şuşa'ya onun yanına gelmeye hazır lanıyordu. Ecmiadzin manastırının meharıc kitaplarında yazıldığına göre Hü seyin Ali Han, Penah Ali Han'ın yanına gitmeye hazırlanırken muhterem pe derden (1) 1 00 tümen talep etmişti: "Lakin biz ona yalvarıp (dedik ki), o kadar yoktur isteğinden feragat edip 50 tümen aldı. Haziran, 1 759" . (Bak. V.M.Arut yunyan. Krupnıye monastırskiye hozyaystva v Armenii v 1 7- 1 8 v. Erivan 1 940, s. 1 2). 1 7. A. Bakıhan(ov)'un verdiği malumat daha muteberdir. 1 1 99(1 785) yılında Fetali Han Şirvan'da Ağası Han ve onun müttefiki Mehemmed Hasan Han'la muharebe ederken lbrahim-Han Karabağlı'nın yanından kaçan kardaşı Meh rali Bey onun (Fetali Han'ın) yanında idi. O (Mehrali Bey), gece Bakü'den çı kıp Fetali Han'ın karargAhına giderken Ağası Han'ın oğlu Ahmet Bey'le karşı laşır ve bu vuruşmada öldürülür. Fetali Han bu hadiseden istifade ederek onun naaşını büyük saygıyla Karabağ'a gönderir."(Bak. A. Bakıhan(ov). Gös-
58
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
············ · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · · ·····-
·····-·····--········· ···········
· ·························
·
··················-······ ····················
···
· · · · · · · · · ····-·····-· · · ··
terilen eseri, s.1 36). 1 8. Ağa Mehemed Han'ın Şirazlı Seyid Mehemmed Urfi mahlaslı şairin kasi desinden seçtiği bu beyit şöyledir: Zi-mencenig-i felek seng-i fitne mibared To eblehane girifti miyan-i şişe gerar 1 9. Bu beytin doğru tercümesi şöyledir: Feleğin mancınığından fitne taşı yağıyor, Sen ahmakçasına şişe içerisine sığınmışsın. 20. İbrahim Han bu beyti aldığı gibi veziri Molla Penah Vakıf'a müracaat eder. O da şaha şu cevabı yazar: Ger nigahdar-i men anest ki, men midanem, Şişera der beğel-i seng nigeh midared. 21 . Bu beytin doğru tercümesi şöyledir: Eğer beni koruyan benim bildiğim ise, O, şişeyi taşın koltuğunda muhafaza eder. 22. Şuşa'nın lran orduları tarafından kuşatılması 33 gün devam etmiştir. (Bak. Gramotı i drugiye istoriçeskiye dokumentı 1 8 stoletiya otnosyaşçiyesya k Gru zii. 2 cilt, 2. baskı, 1 769'dan 1 801 'e kadar. SPb, 1 902, senet No: 37, s. 93). 23. Ağa Mehemmed Şah'ın askerleri Tiflis'e 1 2 Eylül 1 795'te sokulmuşlardır. (Bak.P.G. Butkov, adı geçen eseri, 2 hisse, s. 339). 24. İran işgalcileri Gürcüstan şehzadesi David'e göre 3 bin esir(Bak. Tsareviç D'a vid. Kratkiye istorii o Gruzii so vremen pervogo v ney naseleniya. S Pb, 1 805, s. 1 37). P.G. Butkov'a göre 1 0 bin esir (Bak. P.G. Butkov, gösterilen eseri, 2 hisse, s. 340) ve Dubrovin'e göre otuz bin esir (Bak. Georgiy 1 2, pos ledniy !sar Gruzii i prisoyedineniye yeye k Rossii.SPb, 1 867, s. 3 1 ) , almışlar dı. 25. Zubov Valerian Aleksandroviç ( 1 771 - 1 804) tuğgeneral rütbesinde 1 794'te Polonya isyanının bastırılmasına iştirak etmiş ve arazide askeri harita çizer ken ayağından yaralanmıştı. Onun yaralanan ayağını sonradan kesmişlerdi. 26. 2. Yekaterina 6 Kasım 1 796'da ölmüştür. 27. Sodom. Ürdün ırmağının yukarısındaki Siddim vadisinde kurulan beş şe hirden biridir. Dini inanca göre bu şehrin ahalisi ahlaki cihetten çok bozuk ol duğundan öbür dört şehrin ahalisiyle birlikte Allah'ın gazabına uğramıştır. Gökten düşen bir ateş parçası şehri yakmış ve onu batırmıştı. 28. Gomore, eski Filistin'de Ölüdeniz'in yakınlarında kurulan şehirdir. Dini inanca bu şehrin ahalisi de ahlaki yönden sapık ve bozuk olduğundan Allah'ın gazabına uğramıştı. Gökten düşen bir ateş parçası bu şehri de yakmış ve yeryüzünden silmişti.
KARABAG HANLIGININ TARİHİ
· ···-····· ··· ····· ·············
· ··· ·· ··· · · · · · ·· ··-····· ·········-············ ...... ...............-·····-· ··
· · · · ·· · ······ ····-····· ···-·--······· ····
59
··· ························ ··· ···· ·······
29. Ağa Mehemmed Şah 1 1 Haziran 1 797'de öldürülmüştür.(Bak. P.G. But kov, adı geçen eseri, 2 hisse, s.430). 30. Bu tarihi gazelin aşağıdaki iki beyti düşmüştür: Men fakire emr kılmıştı siyaset etmeye Saklayan mazlumu zalimden o dem gaffare bah! Kurtaran endişeden ahenger-i biçareni, Şah üçün ol midmari tebdil olan mismare bah! 31 . Ağabeyim Ağa, İbrahim Han'ın Genceli Cevat Han'ın kızı Tuti Beyim'den olan kızıdır. Türkçe ve Farsça şiirler yazmış ve şiirleri yayımlanmıştır. 1 834'te Fetali-Şah Kaçar'ın ölümünden sonra mescite girerek terk-i dünya eder ve lran'ın Kum şehrinde ölür. Çar hükümeti onu Rusya ile lran arasında bozgun culuk yapmakla suçlamıştır. 32. Bu savaş 7 Kasım 1 BOO'de iora ırmağının kıyısındaki Kakabetu köyü yakı nında olmuştur. Rus ordusuna general-mayor (tuğgeneral) Lazaryev kuman da ediyordu. Ümme Han (Ömer Han) ordusunun terkibinde Lezgilerden baş ka, şehzade lonna'nın gaddar düşmanı olan şehzade Aleksandr'ın önderliğin de Umme Han tarafına geçen Gürcüler de vardı. (Bak. Tuğgeneral Lazar yev'in 8 ve 1 4 Kasım 1 800'de general-leytenant (tümgeneral) Knorring'e rapo ru. Aktı Kavkazskoy Arheografiçeskoy komissii, 1 . cilt, senet 1 09 ve 1 1 1 , s. 1 68, 1 70, 1 75). 33. Rus askerlerinin Car-Beleken'e askeri seferi 1 803 nisanında tuğgeneral Gulyakov'un kumandasında olmuştur. (Bak. Prens Sisianov'un 1 7 N isan 1 803'te çara yazdığı rapor. AKAK, 2 cilt, senet 1 387, s.685). 34. N. Dubrovin Zakavkaziye ot 1 803 po 1 806 g. SPb, 1 866.
İÇİNDEKİLER Önsöz
...................... . . ............ .................. ........................................
3
Giriş .
Yusuf
Gedikli.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 11
A hmet-Bey Cavanşir'in Hayat Hikayesi
E.
B. Şükürzade
. . . . . . . . . . . . .� . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
13
1747'nci Yıldan 1 805'inci Yıla Kadar Karabağ Hanlığının Siyasi Vaziyetine Dair
Ahmet-Bey Cavanşir.
........ ........................
25
•........................................
53
Kayıtlar
E.
B. Şükürzade