gezi postası DİRENİŞİN GAZETESİ
23 HAZİRAN 2013 PAZAR | 09
@gezipostasi | gazetegezipostasi.blogspot.com
BU DAHA BAŞLANGIÇ !
Son sayımızda, buradayız, birlikteyiz, heryerdeyiz, biz zaten evimizdeyiz demiştik. Gezi Parkı direnişi birlikte yaşamak, birlikte üretmek ve dayanışmak adına koskoca bir deneyim bıraktı avcumuza.Yaşadığımız şehirle, mahalleyle, sokakla ilişkimiz aynı değil artık, çünkü paylaştığımız, yüzyüze gelebildiğimiz mekanların hayatımızı nasıl değiştirebildiğini gördük. devamı 2. sayfada
Park-Forum:
İçi Dolu Mekân
Egemenler Gezi parkını geri aldığını, fethettiğini, anlamını zapt ettiğini ve orayı tekrar dinlenme bahçesine dönüştürdüğünü sandığı anda gözlerinden kaçırdığı koskocaman bir ayrıntı vardı: Mekâna anlamı ve işlevi içini dolduran insanlarca bir kere verilmiş ve ortak deneyim hafızalara kaydedilmişti artık, yerin bir önemi yoktu. Çünkü mekân yere bağımlı değildi, içini dolduran ilişkisel bedenlere bağlı olarak her yerde yeniden üretilebilirdi. O mekanı dolduran, deneyimi belleğine depolamış tüm insanlar, hangi mekânlara giderse gitsinler, aynı mekân pratiğini, içine geçici bir süreliğine yerleştikleri her yerde yeniden canlandırabilirlerdi. “Artık bize her yer Gezi Parkı” demenin anlamı tam da buydu işte. “Gezi parkı” ile yaratılan deneysel politik mekânın, her yere yayılmasını asıl sağlayacak siyasal biçim ise, herhangi bir mekânı, ortaklık alanına çevirecek ilk ve aslî önemdeki adım oldu: Bir mekânın içini dolduracak ve o alanda ortak dili inşa edecek olan yeter sayıda istekli insanın bir araya gelmesi, toplanması ve devamlılık gösteren bir iletişime başlamaları. Park-forum hareketinin bu kadar süratle, bulaşarak, örnek olarak çoğalması, yayılması (sayıları 60’ı buldu) bize tam da bunu yaşatıyor. Herhangi bir mekânda toplanmak ve topluca iletişim kurmak, doğrudan demokrasiye dayalı devrimci politikanın ilk ve en önemli adımını oluşturuyor. devamı 2. sayfada
#direngeziparkı #occupygezi
Polis saldırıyor, direniş sürüyor! Haftalardır anaakım TV kanallarında “marjinal gruplar” diye hedef gösterilen, meşruiyeti türlü yalanla yıkılmaya çalışılan Gezi direnişinin bitmediğini göstermek, direnişte ölenleri anmak, hükümet tarafından yok sayılan talepleri tekrarlamak ve Mersin’de, Ankara’da ve diğer illerde devam eden polis şiddetini kınamak için 22 Haziran Cumartesi akşamı Taksim’de toplandık. Bu defa gaz maskelerimiz yoktu, ellerimizde yalnızca karanfiller vardı çünkü bu bir anma eylemiydi ve kimse bir polis saldırısı beklemiyordu. 19.30’da okunan basın açıklamasının ardından polis, meydandaki yalnızca karanfilleriyle gelmiş onbinlerce kişiye “dağılın” anonsu yapmaya başladı. Anonsun içeriği komikti: “Bu alan kamuya aittir, boşaltın!” (Hükümetten söz konusu “kamu”nun kimlerden oluştuğuna dair akıl durduran bir açıklama bekliyoruz.) Kamunun anlamından belli ki bihaber olan polise cevap sloganlarla geldi: “Halka ait parktan çık!” Polis saldırmaya saldıracaktı zaten ama mazeretleri de belliydi: Günlerce devlet tarafından kapalı tutulan trafiğin “eylem yüzünden” aksaması.
Ardından başlayan polis saldırısı saatlerce devam etti. İstiklal Caddesi’nin ara sokakları gaza ve tazyikli suya boğuldu. Polis plastik mermi ve cop da kullanıyor ve insanları gözaltına alıyordu. Bu sırada anaakım medya ise yine polisi aklamakla meşguldü. Saldırıyı televizyonlardan izleyenler için “polis gaz bombası kullanmıyor, kitleyi yalnızca su ile dağıtmaya çalışıyor” yalanı servis edilirken NTV muhabiri canlı yayında bir yandan “polis gaz kullanmıyor” diyor, bir yandan gaz yüzünden öksürüyordu. İnsanların gerçekten dağılmasına bile fırsat vermeden “dağılın” anonslarıyla saatlerce saldıran, yine onlarca kişiyi yaralayan polis kamunun biz olduğumuzu anlayana kadar, polis şiddeti tüm illerde son bulana ve gözaltına alınanlar serbest bırakılana kadar ve taleplerimiz yerine getirilene kadar mücadele sürüyor, sürecek!