BAGIMSIZUK DEMOKRASi SOSYAliZM içiN HAFTAlıK SIYASI HABER VE YORUM DERGISI
SAYı: 244
11 ARALIK
1979 7.S-URA -
w
>. � CC ::::L i. -
POSTA
Gen91igin antifaşist birligi igiiı c ) GüNEŞ BARIŞ
Ülkemiz, sınıf savaşı açlSln· jan, demokratik, anti·faşist gö· revierin öne çıktıilı bır dönemi yaşıyor. özellikle içinde bulun· duilumuz günlerde, Demirel hü· kümetinin program oiarak ileri sürdük1eri, tırmanışı başdöndürü· cü hıza erişen faşist terör, devlet içindeki gizli faşist odai!ın adım adım yeni mevzileri ele alıŞı, işyerlerinde, mahallelerde, okul· larda ilerici kitielere karşı girişi· len saldınlar, sıkıyönetim aracı· Iıi!ıyla sürdürülen yasal dayanak· lan çoilu zaman olmayan baskı işlemleri; gerek yaşadıilımız gün· leri karartmakta, geıekse ileriki günlerde tekeici büyük bıujuvazi· nin istemleri doi!rultusunda fa· şlst bir dönem özlemlerinin ka· bardıi!ının ipuçlarını vermekte· dir. Demokratlk görevlerin, anti· faşist çalışrnalann öne Çıkması işte böylesi bir ortamda daba da önem kazanmaktadır. Bu yönde demokrasi güçlerinin, birUkte atacaklan adımların, oluştura· cakian güç blrUklerinin önemi ve zamana karşı sürdürülen bır yanş biçiminde ele alınması gereRl de üzerinde uzun sözleri gerektirmez açıklıktadır. Ne var ki bu, kolaylıkla böy le olamamaktadır. Dünyanın dl ter ülkelerinde IomutIanınış de neyler, yenıden keffedl1lrcesine
tartışılmakta, kar<;le� işçi sınıfı partUerlnin bu yönde geçirdikle ri veya geçirmekte olduklan de neyler gözönüne alınmaksızın asıl yapılması gerekenin yerine, yani faşizme karşı mücadeleyi örgütlemek ve yükseltmek yerine çoilurılukla bilime dayalı olma yan tartışmalar ısrarla öne çıka nlmaktadır. Tartışma, daba doi! rusu, aynı mücadele saf1annda birleşen veya toplanan �çlerin ideolojik mücadelesi, verilen sa vaşın, oluşturulan veya oluşma· sına, çalışılan birlik ve cephenin başansının da öncelikli temeli dır. Ancak bu ideolojik mücade lenin, verilen anti-faşist mücade leye, genelde sımf savaşına olan katkısıdır önem taşıyan. Bunun tersi olarak kimi durumlan tam kavrayamamaktan gelen dayat malar da, öne düşülen "koşul lar"da içine düşülen sekterlik, ideolojik mücadele olarak ele alınamaz; böyle görülmesi de en azından bır o kadar zararlı dır. U1kemizde kavram kargaşa sına izin verilmeden göriilmesi gereken iki önenıli görev vardır. Burılardan birincisi bilimsel sos yalist güçleniı bırliili, ikincisi de demokratik, antl-faşlst güçlerin oluşturacaklan blrUktir. Böyle sine bır birlik içinde tüm ilerici, demokrat, bUlmseI sosyalist güç. ler, gruplar ve kişiler yer almak
durumundadır; bunun gerçekleş mesi için çalışmak bır görevdlr. Blrlii!ln başan �ansının artması elbette bilimsel sosyalist blrliRin sai!lanmasındıın geçer. Ve bIrIi RIn oluşması yalnızca üst düzey de yürütülen çalışmalara bırakıi maz, tam tersine yerel düzeyde, birinılerde eylem birliklerinin kurulması bu oluşumu h� hız landım, hem de yaşama geçme sini kolaylaştınr. Burılar en ge nel doi!rulardır. Ancak burılann zaman1arnasında rlüşülen yanılgı lar ve tümünün gerçekleşmesi için beklemek, hele üst düzeyde ki çalışmalan ısrarla diilerinin önüne koymak önemlı yanlışlan içerir. Yaşamın her alanında önde duran bu görevlerin başanlrnası . için çalışmak asıldır özellikle, gençliilin sayıca önemli boyut larda oldu�u ülkemizde, faşiz min boy hedefi . olarak aldıilı gençlik içinde bu görevlerin sa�1anması da yaşamsal delterdedlr. Bu amaçla gençliltin anti-faşist blrUltini yaratmak için dört gençlik örgütünün (Genç. öncü, IGD, SGB, DDKD) oluşturmuş oldultu çekirdek de Içinde bu lundui!umuz dönem Için, ülke miz için büyük önem taşımakta dır. öilrenci gençli�in akademik, demokratlk sorurılan do�ruItu sunda başlatılan ve ortak bildl-
ri, ortak mitingle sürdürülen bu çalışmadan, SGB "merkezi siya sal birlik" saltlanmadıltı gerek çesiyle ç�kilmiştlr."Gerekçesi nı" güçlendirmek için ileri sürdü ıtü nederıler de ilginçtir: Burılar, "siyasi çizgilerin demokratlk iş blrli�1 politikalan ayn ayn uyum içinde olmadıltı sürece", gençlik örgütlerinin oluşturacaklan işblr ılkıerinin yaşamasının "eşyanın tabiatına aykın" göriilmesidlr. Dahası da bu tür ışbırliklerinin, "birlik ve işbirlii!i kavramlanm yozlaştırmaktan öteye" misyon lan olmayaca�ı arılayışıdır. Oysa anti-faşist mücadele saf lanna katılmak Isteyen geniş gençlik yıilırılan, Işyerlerinde, maballelerde, okuUarda birlikte elele verilecek mücadele için her zamankinden daha çok hazırdır, daba öte de bunun başanlması için gençlik örgütlerini de göreve ç&i!ırmaktadır. Gerçekleştirilen Bursa ortak mitingi ve bildiri eylenıleri de bunun bir kez dalıa kanıUanma sı olmuştur. özellikle miting sırasında örgüt tabarılanmn gö.. terdikleri titizlik, mitingln di siplininin dl�er gençlik yıltırılan içinde yarattııtı olumlu etki dört örgütçe oluşturulan anti-faşist çeklrdeilin geliştirilmesi görevlrıl
ANGOLA KURTULUŞUN 3. YıLıNı KUTLUYOR
Angola balkı, Portekiz sö mUrgec11lRlnden kurtularak ba lıınıızIıRım elde etmesirıln UçUııcU yılını 11 Aralık'ta kut luyor. Anıola halkı, kurtuluşu nun UçUııcü yıiıru, MPLA-lşçi Putlal'nin önderliilinde, ülkeyi en kıIa Iilrede yerılden kurma, .ömiilgelik mirasım ortadan kaldırma ve sosyalist gelişme yolunun temeUerlni örme sava ,mın heyecam ve kararlılıilıyla kutluyor. Ancola ekonomisinde son YıILarda çok önemli köklU dö nÜfUmler gerçekleştirildI. Baş hes ekonomık sektörlerin dev letçe d.netimi saRiandı. Ban kalar, ıılqım, aRır ve banf ii nayi, balıkçılık şirketleri ve kahve plantasyorılan de�et leştirildL. Piarılama ilk"' tüm ulusal ekonomiye uygul.nma. ya başladı. Angola'nın yenıden kurulu şu ve ba�ımsız, sosyalizme yöneien bır ekonomik sistemin Inşası da, tıpkı silahlı kurtulU, mücadelesi gibi, Sovyetle� Birli �i, Küba ve di�er sosyalist W kelerin aktif lesteRiyle sürdU· rülüyor. Portekiz'de Nisan dev riminden sonra hızianan Anıo la halkının kurtuiuş savaşı, em peryalizmin güdümündekiııbLe "kurtuluş" örgütlerinin silahlı saldırılanna karşı gelişmiş ve
orılan bozguna uRratarak zafe re u1aşııııştl. FNLA ve UNlTA gibi CIA güdürrılü bu örgütlerin yıkıcı faalıyetlerı, gerici Pekin yönetlmlnin de aktif desteRiy le sürdürülmüştü. Anıola halkı mn kurtuluşu, bütün Affıka kı tasında sömUrgeclUilin temeile rini sıırstı�ı gibi, kıtamn güne ylndekl ırkçı-faşist rejiın!ere karŞı savaşı da güçlendlrdl. arasıyla, FotoRraflarda, işçilerin, öilrencilerin, kitle ör gütleri üyelerinin katıldıltı kab· ve topiama kamranyalanna "'. tılan {önüllüler: bır balıkçı alle si ve başkent Luanda'da özgür Anıola'nın pnçlerl ıöriilUyor.
gündeme getirmiştir. Bu görev, gerek ortak çalışrnalann geli,tl· rilmesi,gerekse di�er gençlik ör· glitlerinin de gençli�in anll·fa· şist eylem blrliRlne çekUmeIl olarak durmaktadır. SGB, burılan gözardı ederek, sözlerini do�rulatmak için or tak biçimde yapılmayan toplan tılarda göriilen zaafian bu dört örgütün yaptı� çalışma1arla ka nştırmakta, o eylemlerde görü len ak.sakIık1an bu eylem blrURi ne de yüklemektedlr. SGB, bu çekirdek çevrelinde, tabanda yürütülen ve geUştlrOe cek olan çalışmalan "güncel, ka Iıcılıktan uzak " biçimde görmek te, eylem blrUltinln ayru zaman da birinılerde ylikseleceillnl göz. ardı etmektedir.
SGB, gençlik içinde polltlk çalışmayı öne çıkaran örıüt1erln, çalışmalannı kaba biçimiyle "parti ta.k\JtçUlill" olarak kavra makta gençlik örgütlerine dÜfen özgün görevleri gözardı edebil mektedir. Oysa oluşturulan bu çeklrdeRi "Merkezi .iyul bır Iik"in bır "taktik" aracı oiaıak deRerlendlrmek çok telıllkelldlr. SGB'rıln yp,lf\qırru en ..nelde "ya bep ya hiç" anlaYl4mclaıı temellenmekte, sonucunda genç Iiilin somut, güncel latemlerine sırt çevirmeslrıl getlrebilmekte dlr. Hatta Genç öncü'nün kapa blrnaaını protesto eden bır ortak metne Ankara'da imza atmarııe gibi aııIaıııSıZ ve tehlikell nokta lara götürmektedlr. SGB'nin baitlı Elbette, oldultu bır konu vardır: Poiltlk blrUltin ertelenmez görevOıU,u. Bu görevln başanlrnası Için 'u ya da bu biçimde, "önce demokra tik, sonra..... , "önce ortak iş ler..... türünde getirilen oyaIama ianıı aşılması günceldir. Bu löre vln, yani ıımf mücadelealııJn ge rektirdlltl blrliRin gerçekletmeli Için, sımf mücadel"" önümüze oyalamaların aşılmasım koyena o da yapılacaktır. Ancak ıçınde bulunduRumuz günler bu ıöre� deRII, gençlik Içinde iş ve IÜÇ IılrliRlnIn güçlendlrilmell, bi rim birim antltaşlat moc.dele birllklerirıID oluşturulması löre vlni getirmektedir. Bu göre�erIn başanlması önceUkle bWııılel sosyalist platformdaki ııııçllk örgütlerine ve tüm ilerici demok rat gençlere, örgütiere düşmekte dlr. AtbRııııız adımlan küçiimle yemeyiz. Görevimiz ldıınJaıUıııZı kalıcılaştırıııaIı:, ..llttlmMk, &Uç lendirmek ve ÖUILIIıLe .,..... URe dÜfil1ııınlıılıı lIııiiııe � tır.
ı
YDRCIYD$
n
Sahibi: YUrOyU$ YayınCılık Ltd.StI . adı . NIHAT SARGIN e GeMı Yayın Vönetmenl: Zeki KILlC • Ynı işleri MQclOrll: Ne,.t KOCA. BIV IK O�LU.Teknlk Sekreter BOlent ARTAMU.YOnetimi Ko nur Sok. 15/8 KıZılay - ANKARA Tel " 45 81 • Istanbul SUroıu:
Plyerlotı Cad. 21/1 Cemberlitu • ISTANBUL Tel: 26 35 67.Awu. pa TemsUclllOI: COOOIFF 13/2 �uare Wlser • 1040 Bruxello' _ 8ELCIKA. Tel: 230 34 72 ellın KO$ulları Arka kapak renkli 22.500 T L. , ArKa Kapak slyıh beyaz lS.OaO.TL., i c sayfalı. sOtun sa!'!tlml 80 TL.. Vıyın Iı"nlırı Ofsat Tesıslerı
� •
50 ı..''idlrlmlldlr • Baskı: Dally News Web
• Abo,:e k�'Uıı"'11 Vıllık 300.· TL. ılt, .ylık lSA.' TL-.• Avrupa! Vıllık 60 OM. ıltı aylık 30 OM •• Amerlk.: V,lIık 2000.-TL, .ltıay. Iık
1000.·
1250 TL.
TL •• Avustraly•
...ı .pony. ı
VılIık
2500 TL., .It, aylık
.Ödeme Id,I.I, TORKlvE, VOROVOŞ DERGISI POSTA CEKI 100234 • AVRUPA, COODIFF POSTA CEKI, 000.11646"-75 BRUXELLES·8ELCIKA
Görevlerin birliği YÜRÜYÜŞ Türkiye'de MHP destekli AP hükümetinin işbaşına gelmesi, emperyaliz
mayı planlamaktadırlar. Amabu ülkeler, silahlanma yarışına doğrudan katkıla
min, özellikle ABD emperyalizminin ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki baskı,
rının da ötesinde, emperyalizmin aSkeri-politik bloklarını genişletme, bölge
nem, emperyalizmin dünya politikasındaki tercihlerinde oluşan son gelişme
leri müttefiklerinden yalıtlama bakımından stratejik bir önem taşımaktadırlar_
ABD emperyalizmi ve onun egemenliğindeki emperyalist askeri-politik
lıcı demokratik kazanımlara yönelişi,Af ganistan'da devrimci yönetimin sağ
egemenlik girişimlerinin yeni bir döneme girişini haber veriyor_ Bu yeni dö lerden bağımsız değildir_
blokların yöneticileri başlangıçta yumuşama sürecinin kaçınılmaz sonuçları
nı doğal olarak görememişler ve bu süreci, uluslararası gerginlik konularında
sıradan, gelip-geçici bir "yumuşama" olarak kavramışlardır_ Bu nedenle em
peryalist merkezler, yumuşama sürecini uluslararası statü ko üzerinde bir uz laşma biçimi, hatta onu süreklileştirmenin bir yolu olarak tanımlamaya ça
dek;" ulusal kurtuluş hareketlerini bölme,Sovyetler Sirliği'ni ve sosyalist ülke lran'da monarko-faşist Şah rejiminin çöküşü, Kürt ulusal hareketinin ka
lamlaşması, Filistin kurtuluş hareketinin konumlarının güçlenmesi, bu geliş melerin emperyalist petrol tekellerinin Ortadoğu'daki hegemonyasını temelin
den sarsması, CENTO'nun dağılışı; ABD emperyalizmini bölgede yeni askeri
politik gruplaşmaları yönlendirme yoluna hızla sokmuş bulunmaktadır. ABD
Başkanı Carter'. ın
Iışmışlar; en önemlisi de, yumuşama sürecinin, emperyalizmin "stratejik üs
bir konuşmada, "bilimsel ve teknik üstünlüğe dayalı ve ABD'nin çıkarlarını
politikası alanında etkisini göstermesini kesinlikle gündem dışında tutmaya
savunmaya yetecek güçlü bir ulusal güvenlik sistemi" istemini dile getirişinin
tünlüğü" kayramının temelini oluşturan askeri gerginlik ve silahlanma yarışı
ister Basra Körfezi, Güney Kore, Uzak Doğu isterse Atlantik olsun heryerde
yönelmişlerdir_
bugün kazandığı anlam apaçık ortadadır.
mokratik, antiemperyalist hareketin başarılarını hızlandıran bir dış etken
rindeki çıkarlarını birbirine bağlayacak askeri-politik gruplaşmalara önderlik
Ne var ki yumuşama süreci, kaçınılmaz olarak, kapitalist dünyada de
olarak rol oynamaya başlamış; Yunanistan, Portekiz, ispanya ve daha sonra Afganistan ve lran'da gerici-faşist rejimierin çöküşü, Afrika ve Güneydoğu
Asya'da ulusal kurtuluş hareketlerinin ilerlemeleri bu ortamda gerçekleşmiş
ABD emperyalizminin, en Batı'sından en Doğu'suna kadar yerküre üze
çabası, NATO'nun güneydoğu kanadına ve Türkiye'ye yönelecek dayatmala rın önemini de hızla artırmıştır. ABD ve NATO, şimdi ivedilikle, Türkiye ve
Yunanistan arasındaki anlaşmazlıkların "aile içinde" çözümlenmesini, Türki
tir_ Öte yandan dünya sosyalizminin konumlarının pekişmesi, varolan sosya
ye'nin SIA (Savunma Işbirliği Anlaşması) adı altında yeni ikili anlaşmalar
kın sağlamlaşması egemen eğilim olarak ortaya çıkmışur_
rıs sorununun ya doğrudan NATO'ya bağlanmasını ya da büyüyen bir çıban
muşama süreci, Sovyetler Birliği'nin ve diğer sosyalist ülkelerin yorulmak
nun güneydoğu ayağının sağlamlaştırılması, Ortadoğu'da ısrail ve Mısır pak
lizmle ulusal kurtuluş hareketleri ve demokratik'hareketler arasındaki ittifa
Dahası, başlangıçta sadece politik ilişkileri kapsamına alarak gelişen yu
bilmez çabaları sonucunda, emperyalizmin "kuvvet" politikasını artık tarihe
karıştıracak biçimde, silahsızlanma yolunda somut adımlar atılinasını zorla yarak askeri yumuşamanın da kapısına dayanmıştır_ SALT-1 ve SALT-2,
la NATO'ya bağlanmasını ve yeni saldırı üslerinin harekete geçirilmesini, Kıb başı olarak bölge barışını tehdit etmesini sağlamaya çalışmaktadırlar_ NATO'
tının başını çekeceği bir METO (Ortadoğu Antlaşması Örgütü) bloku tasarısı nı hayata geçirmenin koşullarını da olgunlaşuracakur_
MHP destekli AP hükümetine, işte bu planları gerçekleştirmek üzere Tür
bu eğilimin en somut köşetaşları olmuştur_
kiye'ye yönelecek dayatmalara işçi sınıfını, emekçi kitleleri, demokratik güç
tehlikeye soktuğunu gören emperyalist merkezlerin, onun en gerici çevreleri
emekçi halkın sırtına yıkmanın yolunu, emperyalist sermayeyle daha çok bü
Bu gelişmeler, yumuşama sürecinin kendi konumlarını kaçınılmaz olarak
nin ve askeri-sınai kompleks yöneticilerinin, soğuk savaşı yeniden diriitmeye
ve olanak bulurlarsa bir sıcak savaş kışkırtmaya yönelmelerinin başlıca etme ni olmuştur_
. Başlıca kapitalist ülkelerde militarist aşırı-gerici çevrelerin, askeri-sınai
kompleksin politik etkinliğinin artışının iç nedenleri de daha az önemli değil
ler� boyun eğdirme görevi düşmektedir. Ülke içinde de bunalımın yükünü
tünleşmekte gören tekelci büyük burjuvazinin istemleri, emperyalizmin dayat
malarıyla tam tamına çakışmaktadır. Gerici-faşist bir yönetime geçişin koşul larını yaratmak üzere antidemokratik baskı yasalarının yürürlüğe sokulmasın
dan devlet aygıtının tekellerin en mutemet adamlarıyla doldurulmasına, faşist
terörün hızla tırmandırılmasına kadar bütün bir dizi gizli-açık tertiplerde,
dir. Bu ülkelerde ekonomik-toplumsal-politik bunalımların derinleşmesi; sos
emperyalizme bağımlılık politikası belirleyici bir rol oynamaktadır.
tekellerin "sosyal manevra" politikalarının etkisizleşmesi ve emekçilere geç
tisovyetizme ve antikomünizme dayanarak işçi sınıfına, demokratik hak ve
yeni koşullara uyum gösterme olanaklarının azalması; gericiliğin ve militariz
ğımlılık politikasıyla nasıl içiçe geçtiğini, "ara rejimci' Yeni Forum dergisi
Emperyalizmin konumlarındaki bütün zayıflamaya karşın bugün soğuk
da yeni iktidara şiddet hareketleri karşısında daha cesur, daha kararlı davran
yal demokrat alternatiflerin birbiri peşisıra tükenmesinin de gösterdiği gibi
mişte verilen ödünleri geri alma politikasının ağırlık kazanması; kapitalizmin min etkinliğinin artışıyla sonuçlanmaktadır.
savaşın hortlaUlması olanağı ciddi olarak vardır. Emperyalizmin, SO'Ii yıllar da soğuk savaşın başlatılmasıyla sonuçlanan politikalarının bugün yeniden
ateşli biçimde uygulandığını görmek bu nedenle bir rastlantı değildir.
Bu politikalar hangileriydi? Bir, silahlanma yarışının tırmandırılması ve
nükleer bir tekelin elde edilmesi çabası; iki, askeri-pontik emperyalist blokla
rın, NATO, CENTO, SEATO gibi örgütlerin kurulup güçlendirilmesi için akıl
lara durgunluk verecek bir uğraş; ve üç, antisovyetik ve antikomünist propa
gandanın yoğunlaştırılmas., komünist ve işçi hareketini ve demokratik hare
"Şiddet hareketlerine karşı mücadele" paravanası arkasında, koyu bir an
özgürlüklere karşı planlanan saldırıların, emperyalist askeri-politik bloklara ba nin son başyazısı en açık biçimde sergilemektedir. Yeni Forum, "Iç politika ması için verilen bu yeni fırsatlar yanında dış etkenleri de unutmamak gere
kir. Türkiye'yi Batıdan uzaklaştıran, NATO ve Amerika ile bağlarını zayıfla
. tan dış etkenler de büyük oranda ortadan kalkmıştır" dedikten sonra şöyle devam etmektedir:
"Devlet Haber Alma örgütlerinin,yeni iktidar döneminde gerçek görevle
rini daha etken bir şekilde yapmalarına olanak verecek düzenlemelerden son
ra, Türkiye'ye 'dostluk, işbirliği,içişlerine karışmamak, iyi komşuluk, yum u şama' gibi masum çehreyle yaklaşıp, el altından bir takım marifetler çevirme
ketleri bölüp yok etmek için sonu gelmeyen kampanyalar!
ye kalkan iki yüzlü bir politika, bundan sonra biraz zor yürüyecektir. Yaban
litikalar bunlardır ve dünyamızı bir soğuk savaş olasılığıyla bu politikalar teh
leri tarafından tesbir edilmesi ve bir anda yüzlerces(nin kapı dışarı edilmesi
Işte bugün de emperyalist merkezlerin uygulamaya yöneldiği başlıca po
cı ajanların bir zamanlar Ingiltere'de ve Mısır'da olduğu gibi, haber alma örgüt
dit etmektedir_ Nötron bombasının üretimine geçme kararlarıyla birlikte NA
olayları hatırlardadır_ Sovyetler Birliği ve peyklerinin bu tür marifetlerini, eski
silahlarıyla ve diğer kitle kırım araçlarıyla silahlanma yarışında yeni bir dö
yacağı muhakkaktır. Orta Doğudaki son gelişmelerin ışığında, milletlenrası
almıştır. Bu kararların uygulanmasında belirleyici bir adımın atılması, niha
sin ve kararlı bir tutum alınması için bu hükümeti teşvik edecektir."
TO'nun Mayıs ve Aralık 1978 doruk toplantıları, yeni nükleer füzelerle,laser nem başlatmaya ve bu amaçla askeri bütçeleri şişirmeye yönelik kararları
yet Pershing-2 ve Cruise orta menziıli Amerikan nükleer füzelerinin aatı Av
rupa'ya yerleştirilmesine ilişkin son hazırlıklarla gündeme gelmiştir. "ABD ve
NATO merkezleri, böylesi bir adımı atarak, politik yumuşamadan askeri yu
muşamaya geçiş olanaklarına ölümcül bir darbe indirmeyi, SALT-2 ve gele
cekteki SALT-3 anlaşmalarını şimdiden geçersiz ve olanaksız kılmayı planla
maktadırlar.
Emperyalizmin bu gerginlik ve soğuk savaş politikasının,bölgemize ve ül
kemize yönelik stratejik kavramlarındaki yansıması yine çok boyutludur.
ABD emperyalizmi ve NATO yöneticileri, Türkiye, Yunanistan, Mısır, ısrail ve Basra Körfezi ülkelerini silahlanma yarışının içine daha çok çekmeyi, si
lahlanma yarışının bu ülkelerin halkları üzerindeki yükünü daha da ağırlaştır-
dönemlerdeki kadar rahat ve pişkince yürütmelerine bu iktidarın göz yumma
ilişkilerde ortaya çıkan yeni ortam, anarşinin dış kaynaklarına karşı daha ke
Bu apaçık ifadeler, MHP destekli AP'nin yöneldiği koyu antikomünist, antidemokratik baskı önlemlerinin, ABD emperyalizminin bölgemizde de ba şa aldığı gerginliği artırma ve baskı-dayatma politikasına sıkı sıkıya bağlı ol
duğunu kanıtlamaktadır. Önümüzdeki dönemin anti-faşist görevlerini çizo;ı-� ken demokratik güçlerin bu gerçeği de kavramalarının yaşamsal önemt tL dır. Anti-faşist kitle hareketini yükseltmenin, gerici-faşist bir yönetime karşı
ilerici, demokratik güçlerin alternatifini oluşturmanın yolu, anti-faşist istem ler için mücadeleyi, anti-emperyalistmücadeleyle,barış içinkararlı savaşla bir leştirmekten geçmektedir. "Amerikan ölüm füzeleri"ne karşı mücadelede au lan son adımlar, bu nedenle sadece ilk adımlardır ve önümüzdeki dönem daha güçlü, daha yığınsal adımları şimdiden gündemimize koymuştur.
TURKiYEoOE YARAYAS
NECDET BULUT'U ANıYORUZ! Geçtl!!lmlz Kasım ayında Trabzon '�a faşist çeteler
üyesi ve teknık eleman dostları, miıcac1ele arkadaşlan,
tarafından pusuya düşürülerek katledilen sosyalist bl·
kuruculu!!unu ya da yöneticiligini yaptıllı demokratik
Iim adamı Dr. Nec�et Bulut, ölümünün birinci ydı do·
kitle ve mesl�k ÖrgütlEri saygıyla anacaklar o gün mü·
layısıyla 8 Aralık günü çeşitli yüksek öj!renlm kuru·
cadele azimlerini bir kez daha bileyecekler. Biz TU·
luşlannda, teknık eleman ve öj!retlm üyesi örgütlerin·
TED olarak Genel Yönetim Kurulu'muzun üyesi iken
ce diızenlenen törenlerle anılıyor. 8·14 Aralık tarihle·
faşistler tarafından vurulan Bulut'un ölüm yddönü·
rini "Faşizme Karşı Mücartele Haftası" olarak ilan
müyle başlayan haftayı, üyelerimizin faşizme karşı
eden TOTED Genel Başkanı Aykut Göker, geçti!!iınlz
duyduklan kinl daha da bileyecek bır hafta olarak
Cuma günü yaptı!!ı açıklamada şöyle dedi:
ilan ediyoruz. örgütsel gücümüzü yükseltme, üyeleri·
"8 Aralık.da Necdet Bulut'u, bilim adamı, ;;!!retim
miz arasındaki güven ve dayanışmayı pekiştirme yo-
lunda atılacak olan bu adım, Dr. Bulut'un anısını sür· dürebilmenln, O'nun bizlere bırakbilı mücadele mira· sını sürdürebilmenin somut bır örnelli olacaktır." Sosyalist bilim adamı Dr. Necdet Bulut'u anmak amacıyla ODTü ve KTU'de de toplantı ve törenlerin yapdacai!ı bildiriirtL. Necdet Bulut'u, faşizme karşı savaş kararlılıklannı bileyerele anacak olan kavga ar· kadaşlan, faşist katılarnın hesabını ergeç sormayı bDe· ceklerrtir.
PoliS devleti programı
İstanbul Universitesi İktisat Fakültesi Sosyoloji Enstıtüsü Mü· dürü, demokrat Insan Prof. Cavit
TüRKIYE ışçı PARTISI TSIP'lN BAŞVURUSUNU YANıTLADı Türklye 4çi Partili, TSıP tan· rından 27 Kaam 'da bir mektupla iletilen görüıme bafvw,uunu ya n.tladL Biliııdlğl gibi, TIP ie TSıP ar.uında bir yıl kadar önce bmeı mcyi amaçlayan götüfmeler batla mlf. ancak bu görü,mdcr TSıP tarafından, yeni ko,WIa.r öne .ö· rülmesiyle keoilmltti TSıP Gend Baılwı. Kaçmaz tanımdan TIP Gend Merkezine «Önderilmit olan m.ektupta. de mokntik. hak ve özgürlükleri pt. �tmcyc yöDıdlk girlfimJerin önü nü a1m.a.nın bhicik yolunun, emek çi ylğmlann bu hak. ve özgürlük lere ,""ip çıkmalan olduğu belir· tilerek ıöyle dcnlyordu:
_
"Buprı adı oIank yap�lII&I. Itteken, fa,izmc lur,. olan tüm. .iyui harekederin biran.ya gelme lerini .ağlamak. bunun yanuua tüm yığın örgütlerinin de katıbm. ilc antif:a,m cepheyi «Uçekle,tir mektlr. Açıktır ki, ideolojik batla· n b.birine yakın olanlar, pratijin de Iwııtlacbğ. pbi daha koL.yc:a biraraya gdebimektedlıler.' Bu ııedenle biz Dk ağızda ooJ)'alht ha· ",ket Içinde yeraianianıı • lIyui birlik hedefini ula ,özden uuk tutmadan - biraraya gdmderi için çaba lU'fettik, l&Ifedlyonu:. Ve bu nitdlktekl partiler aruında LO mut Itbiıllklerl yolundan kurula· c:ak iliıkilerin dortluk.lan gdlttire· ceğine, Uyul birlik konUlUndakl pür'izlcrin pdcdmcıincyardıma olacağına inalUYoruz. " TIP'le gÖlÜıme bteğlyle 00' nuçlanan Kaçmaz 'ın mektubuna
Ttı> Genel Sekn:kri Supıı tanrın· dan S Anlık 'ta lö"derilen mek· tupta be ıöyle dendi:
"27
Kuan
1979
giln ve LU·
i S 79/272 .ay�. mektubunu. Baı' kanlık Kunılumuzca delerlendJ
rIJ,il "Yapılacak ıörü,me, mektu bunuzda öne .UrdUıünüz üzere ıe lecek daha zor ve çetin günlerin önümüze koyduğu ıörnlere ili, kin olacağ. kadar, her Iki Parti tem,ileDeri an.mda bir .üre .ür· dürülen yakın ttmU ve Ultldlerin ketOdlğl noktadan bugilne kadar ortaya çılunı, bulunan durum ve bJtumlann değerlendirUme.ine de OlaR2.k verecektir. "LO Aıııhk 1979 Pazarıe.i SÜ· t 1 'de G� nü öğleden JOnra nd MerkezUnlxde .izlerle görü, mektcn menanun Olacala. Say pannuzla. 'i
..... 4
YURUYUŞ · 10 AR ALIK 1979.4
Orhan Tütengil 7 Aralık günü İç Levent'teki evinden işine gi. derk, Levent otobüs duraJ!ında 4 kişinin saldınsı sonucu katle· dildi. Prof. Cavit Orhan Tütengll, MHP destekli AP'nin, faşizme açılan yol üzerindeki engelleri
baskı yöntemleriyle temizlerneye ÇalıŞtl!!1 koşullaıda katledildi. Tütengll'in öldürülmesi üzerine TİP Genel Başkanı Boran bır de· meç vererek, bu katliamın da amacının .. toplumun faşizme kaşıdemokratik direnç noktalan· nın tümiipü yoketmek ve herkesi faşist diktatörlü!!e boyun elldir· rnek" oldullunu belirtti. Boran şöyle dedi: "Faşist diktatörlüllü toplu· mun başına bela etmek isteyen· ler AP hükümetinin kurulmasını karanlık emellerini gerçekleştir· rnek için daha elverişli bir fırsat görüyorlar. AP hükümetinin işba· şına gelmesiyle beraber attı!!ı ilk adımlar gizli faşist odaklan cesa· retlendirmiştir. Gerici·faşist güç. ler saldınlannı pervasızca sürdür· mektedirler. "Tüm ilerici, demokrat, yurt· sever güçleri çetin günler bekli· yor. İşçi sınıfımız, emekçi kitle· ler, ilerici aydırdar ve gençler faşist diktatörlük tehlikesine kar· Şı her zamandan daha çok dik· katli ve dirençli olmak zorun· dadır. İlerici ve demokratik güç. lerin birleşik örgütlü hareketi, fa· şist diktatörlü!!ü önleyecek tek güçtür." öte yandan Amasya Suluova' da MHP yanlısı faşistlerin estlr· dieı terör sonucunda Genç öncü üyesi Muharrem Vural öldürüldü, TİP üyesi Seydican Süer a!!ır yaralandı. Çarşamba akşamı Su· luova Şeker Fabrikası'ndaki Işle· rine giderken Cahlt İbal, Muhar· rem özel, Sefa BayCl ve Ziya öz· bek adlı MHP'liIerin silahlı saldı· nsına ullrayan Vural'ın ölümü ve Süer'ln yaralanması üzerine Per· şembe günü TİP Genel Merkezi' nden yapdan açıklamada, sal· Pancar Muhasebe· dırganlann sinde yuvalandıklan ve birçok başka olaylara da kanştıllı bildi· Parti'nin Açıklamada, rildi. Amasya il lokalının de saldmya u!!radıllı belirtilerek MHP'nin Amasya'yı hedef seçtilll vurgu· Iandı. öte yandan, Yürüyüş bas· kıya hazırlandıllı sırada Amasya' da gerginli!!in SÜrdürilldüllü, buna karşın yeterli önlemlerin alınma· dı!!ı bildiriliyordu. Antidemokratik yasa hazırlık· demokratik ülkemizde lan, haklann en sıradanlannın bile keyfi tutuma bırakıldıllı bir po· lis devletinin oluşturulması yo· lunda atılan adımlardır. Faşist partinin de deste!!ini alan bu ye· ni yasa ve Anayasa delllş lklikleri tasanlan kitlelerin demokratik haklanna indirilecek bır darbe olacaktır. Ulkeyi bir polis rejimi altına
gözlenmektedir . Sakarya'da TİP, TSİP, CHP, DİSK'in de içinde bulundu�u 44 ilerici, demokratik örgüt kalıcı bir eylem birliei yapma karan aldılar. 44 örgüt tarafından oluş· turulan eylem bırlieinin yaptı!!ı ilk açıklama şu örnek sözlerle bitiyor:
"Kısacası ölüme, açlılla, esa· rete, işsiziiCe karşı olduJ!ıımuz. dan, aşımıza, ekmeelmize elkoy· mak isteyerdere karşı güçlerimi· zi birleştirdik ve bu birllpı yurt çapında oluşmasından yanayız. İşçi sınıfırıuza ve tüm emekçUe re yönelen saldınlan birlikte gö lliislemek için ileri!... "
rIZ!}ttl�ll ı "Li,{IttlVttro Demirel 'in Programı Canalıcı öneme sahip olan iki saptarna, bugün hiçkimse tarafından bir "iddia" olarak nitelendirilip geçilemey_1t ölçüde dollrulanmış durumdadır. Bunlaıdan birincisi gizli·faşist bır iktidar odaeının varlı· J!ıdır. Son olarak faşist cani M.A1i A!!ca'run kaçınlınası, devlet içinde çöreklenmiş gizli·faşist bir terör odal!ırun varlıllını bü· tün açıldı!!ı ile, tartışılmaz bir biçimde ortaya çıkarmıştır. Gizli bir terör oda!!ının varlı!!ına ilişkin olarak eski İçişleri Bakanı tarafından yapdan açıklamalar, Istanbul Sıkıyönetim Komutardı!!ı'run son açıklamasıyla da doıırulannuştır. İs tanbul Sıkıyönetim Komutanlı!!ı "A!!ca'yı kaçırmak mecbu· riyetlnde olanlar kaçınnıştır" şeklinde bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır Bu bilinenin, yetkili aillZlar tarafından da "i1an"l anlamına gelmektedir. Doıırulanmış bulunan bir di!!er saptama da "AP Hükü· metinin dırnlılıllı" konusunda söylenenlerin ınas etmeye mahkum olduJ!ııdur. Bugüne kadarki uygulan.aian, MHP destekli AP hüküme· tinin "ılımiı" olmak bır yana, açıklanmış bulunan hükümet programının da ötesinde bır kapsama sahip olan nitelikte ol.
duJ!ıın u göstermektedir. Bugün açıkça görülmektedir ki De· ' mirel'in programının yalnızca bir bölümü Hükümet Pro na yansımıştır ve Demirel'in programı çok daha uzun erlrnli, çok daha kapsamlıdır. Demırel'in programı bir yandan terörü kurumlaştırmaya yönelik adımlar atılmasını öngörmekte, öte yandan da devlet aygıb ile tekelci büyük sermaye ilişkilerini daha kalıcı ve köklü çözümlere kavuşturmaya yönelmektedir. Ve bütün bunlan da hükümetin ömrü ile sınırlı olmayan, uzun bır erimi gözeterek ele almaktadır. AP'nln sırtını bütünüyle tekelci, büyük sermayeye daya. yacallı, onun çıkarlannı kollayıp gözetece!!i açıktır. Ne var kı Demirel bu kez sırtını, görünümden dollabilecek hiçbir endi. şeye ve tereddüte kapılmadan, açıkça tekelci, büyük serma. yeye dayamaktadır. MESS Başkanı Turgut özal'ın DPT'den de .orumlu tutularak Başbakardık Müsteşarlıılına getirilmesi bunun bır ifadesidir. Bu olay, Demirel'in tekellerle devlet ara· sındaki ilişkileri çok daha dolaysız ve köklü çÖzürrd.riı kavuş· turma yanlısı oldu!!unun da bır göstergesidir. önemli köşe başlan tekelci, büyük sermayenin dolaylı mutemetlerine dellil, dolaysız ve ehil temsilcilerine bırakılmaktadır. Sıkıyönetim uygulamalannın etkinleştltllmesine yönelik olarak planlanan en son yasal düzenlemelerin, programda söy· lenenlerden çok daha kapsamlı olması kadar atamalardakı SÜ. rat. sicilli faşistlerin birçok yerde önemli gö vlere getirilmesi de, Demirel'in programının görünenin ötesinde bir kapsama sahip oldui!unu göstermektedir. Gizli faşist iktidar odaılının bu programın uygulanmasına olanaklar hazırlayaca!!ı, Demirel'in programının da kendı payına bu terör oda!!ına yenı olanaklar sunacallı açıktır.
�
Polu deuleti yolunda alma çabalan IMF ve NA TO gibi kuruluşlann Türkiye'den bekle· dikleriyle de tam bir uyum gös· teriyor. Emperyalist dünyada te· kelci devlet kapitalizminin kuru· luşlannın en önemli olanlanndan Blldenberg Grubu'nun yaptıllı son toplanbda, Türkiye'nın böl· gede Batı ıçın en güvenilir müt· tefik oldueu vurgulandı. Batı' nın Türkiye'den hiçbir yardımı eslrgememesi gerekti!!i belirti· len Bildenberg Toplanbsı'nda, emperyalist dünyanın en önde gelen temsilcileri, "Bbşta Ameri· ka 'llmak üzere, Türkiye'nin ih· tiyacı olan ekonomik yaıdım ve silah ihtiyaçlan karşdanmalıdır. Yaıdım elini uzatmalıylZ. Tür· ı::y.'ye bir şey oldu!!u takdirde Batı yerinden oynar" görüşlerini savundular! Gericl·faşist güçlerin kısa va· deli yatınmlannı üzerine yaptık· lan MHP destekli AP'nln ülke· mizi bir baskı rejimi altına alma girişimlerine karşı dlrenmek, ra· şist cinayet ve katılamlara " dur" demek ve demokrasi mücadelesi· ni daha ileri mevzilere do!!ru yükseltmek tüm antifaşist güçle· rin yaşamsal bir görevidir! Son günlerde bu görevin sol, sosyalist gü�ler arasında olumlu bır yankı buldu!!u da açık bir biçimde
�
Bu nedenle de CHP tarafından demokratik güçlere em· poze edilmeye çalışılan "hükümetin yıpranmasını bekleme" politikası, aı:ık bir teslimiyet politikasıdır ve demokratik güçlere düşen görev, bu teslimiyet politikasının önüne geç. ınek, antl·faşlst güçlerin birll!!lni en geniş temelde daha da yükseltmektır. •
neşet kocabıyıkoğlu
60rgüt üyeleri'ni eylem bir,igine çaıırdi Geçen
hafta
içinde
DISK,
TüM-DER
Genel
emekçilerin
işyerlerinden
baş
layarak oluşturacakları güç ve
TMMOB, TÖB-DER, TüS-DER,
eylem birliği olduğunun bilinci
Başkan ve yetkilileri ortak bir
haklarını kullanacakları uzun, so
ve
TüTED
basın toplantısı düzenlediler. Ba sın toplantısında
bu örgütlerin
yetkilileri tarafından imzalanan bir
ortak
açıklama
Demire!'in
günümüz
yapıldı.
ortamında
egemen-sömürücü sınıfların, işçi
luklu ve kararlı bir mücadeleye hazırlanmaya çağırıyoruz_"
Sosyal-İş Merkez Yönetim Kurulu:
"KARDE Ş SENDİKALARLA EYLEM BİRLİGİ"
kum eden kapitalist sömürüleri için
dayattıkları
baskıcı-gerici bir programı .Uygu
lamak üzere hükümet kurduğu
belirtilen ortak açıklamada, si yasal iktidarın emperyalist-kapi
talist sisteme bağımlılıktan ve
ekonominin çarpık kapitalist ya
pısından kaynaklanan bunalımın
yükünü işçi ve emekçi kitlelere
yüklemek için saldıracağı belir
tildi.
Ortak açıklamada emperyaliz
min ve sömürücü sınıfların işçi
gündeminde
ile üyelerimizi" bu yönde yasal
ve emekçileri yoksulluğa mah sürdürebilmek
Yeni nükleer füzeler NATO'nun
Sosyal-Iş Sendikası Merkez Yönetlm
aracılığıyla
gerçekleştirilen saldırılara şimdi
de siyasal iktidarın saldırılarının
ekleneceği
şöyle dendi:
belirtildi
ve
özetle
"Siyasal iktidarın yaklaşımı
ve uygulamaları önümüzdeki gün lerde emekçi kitlelere, siyasal gö rüşlerinin
ötesinde,
üretimdeki
yerleri nedeniyle, işçi ve emekçi
oldukları için, daha çok çalış
eylem
einin belirtildieı açıklamada, daha sonra,
bir açıklamayla kamuoyuna duyurdu.
"ülkemizin içersinde bulundu�u ko·
şullarda, özellikle gerici ve faşist güçle·
rin
gündemlerine a1dl�ı saldın planIan
na karşı görevlerin belirlenmesi, bunun
gereklerinin
zaman
yitirilmeden yerine
getirilmesi bir zorunluluk olarak karşı
lerini yapmak yolunda elden gelen tüm
-güçler
sendikalarla
cunda oybirligiyle belirledi�i görü�lerini
-sında yaptı�ı toplantıda, çalışmalan sonu
bahçesi istedikleri, faşist odaklar gerıcı
tüm
birliei yapmak için gereken girişimlerin
mızdadır.
ve
::iosyal·lş'in
Kurulu, 29 Kasım - ı Aralık tarihleri ara·
ve emekçileri diledikleri gibi sö
mürebilecekleri dikensiz bir gül
Varşov. Paklı'na uye Ulkelerin Dışişleri Bakanlan 5 ve 6 Aralık tarihlerinde ADe başkenti Berlin'ne biraraya geldiler Toplantıda NATO ülkelerinin hükümetlerine bir ça�n yapıl dı. Silah lanma yarışında en güncel sorunun Amerikan orta menziUi nükleer füzelerinin Batı Avrupa'ya yerleştirilme giri şimleri oldueuna dikkat çekilen ça�rıda şöyle dendi: "Kuzey Atlantik Pakt! ülkelerini, Varşova paktı ülkeleri tarafından ba rışı teşvik eden adımların alılması için yapılmış olan önerileri yeniden ele almaya ve kıtadaki durumu daha karmaşık hale ge tirecek davranışlardan uzak durmaya çaeırıyoruz," Bu durumda, Brejnev'in 6 Ekim tarihinde Berlin'de yaptı�ı önerilerin, orta menzilli nükleer silahlar sorununu da içine alan biçimde somut görüşmelerde ele alınmasını dileyen Var şova Paktı ülkelerinin çaltrlSında "Toplantıya katılan devlet ler,-yeni tip Amerikan orta menziUi nükleer fıizelerinin üretimi ve Avrupa'da yerleştirilmesi yolunda atılacak adımlann görüş meleri temelinden zedeleyecelti inancındadırlar" denildi. Varşova Paktı Dışişleri Bakanları toplantısına katılan Bul garistan, Macaristan, ADC, Polonya, S SCB, Çekoslovakya ve Romanya Dışişleri Bakanlan yayınladıkları ça!!nda SALT II' nin yaşama geçirilmesi ve SALT nı'ün hazırlıklannın silah in dirimini içine alacak biçimde yapılmasını da istediler. Dışişleri Bakanlan, dünyadaki gerici güçlerin yumuşama sürecini sona �rdirme çabalarına da dikkat çekerek, Dünyanın tüm banştan yana güçlerinin buna izin vermemesini istediler. öte yandan NATO Bakanlar Konseyi'niri, bu hafta içinde Pershing-n ve Cruise fıizelerinin Orta Avrupa'ya yerleştirilme si konusunu görüşmek üzere toplanmalan bekleniyor. Bu ara da MHP destekli AP hükümetinin başı Demirel'in, SSCB Dev let Başkanı Brejnev'e gönderdi!!i bir mesajda, Türkiye nin NATO planına karşı çıkmayacaltının açıklanması tepkiyle kar şılandı.
Bu
çerçevede,
SendikamlZ
tümünü ısrarla ve inatla· yerine getirece
aynı işkolunda bulunan sendikalara ortak
sendikalann ve dilterlerinln, bu 8!ada yine
"Sendikamız Sosyal-Iş, gerek kardeş
kitie örgütlerinin işleyiş biçimlerinin çe
munu oluşturmada, gerekse tekellere kar
te oldultunun tekrar altını çizer. Dolayı
formlarda, olumluluklan kalıcı kazanım·
turmada asıl olarak örgütlerin birimlerinin
pıldı:
sendikalar ile olan eylem birli�i platfor şı dieer sendikalarla oluşturacaeı plat·
sıyla, işyerlerinde eylem platformu oluş
bir araya gelişinin ve böylece oluşacak ka
çabaya ısrarla ve 'kararlılıkla gireceeini
bir çabaya girmenin en önemli Il,örevlerin
bir şart sayılınası gerekti!!i inancının pay
lem birli�ini bu noktada tutmanın önem·
masına karar verdi�ini duyurur."
le işyerlerinde eylem platformlan oluş
işyerleri düzeyinde zorunlu bır adım oldu·
yar. Bunun içia de, kardeş sendikalara ve
gütlerinin örgütlülü!!ünü
karara 'baıtlarruştır," diye başlayan açık
lamada, kitle örgütlerinin ve sendikalann
örgütsel eksikliklerini ve varolan zaafla nnı gidermenin zorunlulu�u üzerinde du rulduktan sonra, DISK'in yeni bir parti kurma
hesabının
yanlışlılıına
deeinile·
rek, "DISK dışında ayrı bir fiili' odak
laşmaya yönelen yaklaşımlar karşısında
da tltlz ve duyarlı olmak gerektiei" vur
gulandı.
plana çıkartıcı degil, ama onlan giderici
den biri olduilunu tekrarlar. Aynca, ey
li oldueunu bilmekle birlikte, bu platfor· ma ba!!lı daha alt platformlar ve'özellik
turmayı, atılması zorunlu olan adımlar sa dieer sendikalara çaerı yapar. "Bu
noktada
Sendikamız
Sosyal-Iş,
özellikle işYfri eylem birliei saglanmasın-
rar merkezinin temel alınmasının temel
laşılmasını önerir. Bu yönde çaen yapıl
Eylem birli!!inin işkolunda ve tek tek
�u üzerınde durulduktan sonra, kitle ör· tanımayan kimi
"siyasetlerin" tutumlanna karşı mücadele
edilmesi gereklllieini beıırten açıklamada, yükselen kitle tepkisinin, kitle potpnsiyt·
linin güce dönüşmesi için çaba gösterılme
si gerekti!!l vurgulandı.
Son sıralarda, başını ABD emperyaliz
minin çektilti saldırgan NATO ittlfakının
Işten Çı
SOeUK savaş kışkırtıcılıgına ve silahlanma
yanşına karşı barış mücadelesinin işçi
kartma, kıyım, sürgün, faşist şid
sınıfının ulusal ve uluslararası birııeı açı
det biçiminde öncelikle işyerle
sından temel mücadelelerden biri oldugu
rinde somutlaşacaktır. Anti-de
belirtllen açıklama, şu görüşlerle son bul
mokratik baskı yasaları ile işçi emekçilerin
tin koşullarda da esas alınabilecek nitelik
lar haline getirmenin olumsuzluklan ön
Bu saldırı ve baskılar işyerlerin
ve
birçok işyerinde birimi olan demokratik
Sosyal.lş, görevlerini saptamış ve gerek
göstermektedir.
de ortaya çıkmıştır
rekli ve çok önemli sayar: SendlkamlZ, ör
gütsel işleyişinde, daha açık bir deyişle
tüzüksel işleyişinde oldueu gibi kardeş
eylem birlilıi yapılınası için şu ça�n ya·
maları daha az kazanmaları için saldırılacağını
da kardeş sendikalara, di!!er sendika Vt
kitle örgütlerine şu çaltrıyı yapmayı ge
du:
örgütlenmeleri
dağıtılarak bu saldırı ve baskılar
"Son olarak Sendikamız Sosyal-Iş, işçi
sürekli kılınınak istenecektir.
sınıfımızın sendikal örgütlenmesi Işlevleri· nı ve görevlerini en mükemmel şekilde ye
'üretimin tüm alanlarını de
rine getirme durumuna gelse bile, sorunla
netleyen işçi ve emekçiler yeni en
nmızın çözümü bütünüyle gerçekleştirlle
rinden başlayarak, geçmiş de
bu alandaki çabalarla sırıırh tutulamaz
saldırı
ve
baskılara karşı,
mez, gerçekleştirilebllme olanagı yalnızca
küçük üretim birimleri işyerle
noktasındaki temel dogruyu teyid eder.
neylerinin ışığında örgütlenme
Bu çerçeve içerisinde sendikamız işçi sı
lerini pekiştirerek, dayanışma ve
nıfının billmsel sosyalist hareketinin ideo
birliklerini geliştirerek mücadele
lerini
sürdüreceklerdir.
Işçi ve
emekç i1er karşılığı ödenmeyen çalıştırmaya karşı çıkacaklardır.
örgütlenmelerinin dağıtılması gi rişimlerine,
suskunluğa
çabalarına üretim
itilme
alanlarından,
fabrikalardan, tarlalardan, baraj
lardan, rafinerilerden, hastaneler den, okullardan yasal haklarını kullanarak cevap vereceklerdir. "Bu saldırı ve baskılar karşı sında
tek
güvence"irı
Işçi
Türk .standartlar Enstitüsünde grev 1975
yılında personelinin birçoğunun elinden sendikalaşma ve grev hakkı
nın alındığı Türk Standartlar Enstitüsü'nde geçtiğimiz hafta içinde grev başladı.
Işyeri sendikalarının Sosyaı-Iş'e katılması sonucu güç kazanan TSE işçileri tüm
tehditlere ve baskılara karşın mUcadelelerini sürdürdüler ve ekonomik demokratik haklarını almak için greve başladılar.
TSE işçileri tüm baskılara rağmen grevlerini kararlılıkla sürdürüyorlar.
lojik, polltlk ve örgütsel önderli!!lnin sa!!·
Ianması
yolunda
hareketinin
Işçı
güçlenmesi
sınıfının ıçın
politlk
sendika
olarak üzerıne düşen görevi, bır yandan Iş
lev ve görevlerini en ıyı şekilde yerıne ge· tlrmekle; dıger yandan da , işçi sınırının
poııtik hareketl ile uyumlu bır çabaya gir mek suretiyle sözkonusu hareketin geli·
şip güçlenmesine olanak verecek koşulla n yaratmakla da kendini görevli sayar. Bu yönde, kardeş sendikalan anlayış blrııltl
i çerisinde olmaya çaRınr."
ve
YURUYUŞ -10ARAUK 1979 - 5
Ya sa l t e rörü.n m er k e z i ADANA Adana faşist cinayet ve katliam la rm, fabrikalardaki provokatif direniş lerin, polis baskılannm, ilerici, demok ratik, sosyalist örgütlere ve mahalleIe re yönelik terörün, kitap ve yayın top lamalarınm, işkencelerin, keyfi gözal tma alma ve tutuklamalann, düzmece dava ve soruşturmalann gün geçtikçe yo�unlaştı!!ı bir kent.. Adana "Çukur ova Sermayesi" adına teslim alınmaya çalışılıyor._. Koca bir işçi kenti üzerinde oyna nan oyuntan ve örgütlenen tertipleri bozmaya, tekelci büyük sermayen.in döndürdü!!ü çarkı tersine çevirrneye çalışanlar, Emniyet Müdürü Cevat Yur dakul, Türkiye Işçi Partisi eski Adana il Başkanı Ceyhun Can, Prof. Fikret Unsal, Adana Yapı Meslek Lisesi'nde 6 öi!retmen fasit odaklar tarafından tekellerin çıkarlan u!!runa katlediIdi ler.
e Tekstil, i lerici tekstil i ş ç i lerini ndi r Tekstil işçilerinin ilerici sendikası Tekstil'in Adana özbucak'daki örgüt lenmesi çeşitli baskılar ve provokatif engellemelerle karşı karşıya. Sendika nın özbucak Şubesi'nin ola!!anüstü kongresinin toplanması için, bu yılın Temmuz ayında, "tek yol devrim" slogancılan işçiler arasında bir imza kampanyası açtılar. Bu talebin Sendika Genel Merkezi tarafından geri çevril mesi üzerine de, işçi temsilcilerine bas kı yapma yoluna !!ittiler. Bu baskılar sonucunda temsilciler ve şube yöneticileri istifa etmek zorunda bıra kıldılar_ Goşistlerin bu tutumu işverenin ve çevresindeki yardakçılann, 7 işçiyi gerekçesiz olarak işten atmasına yol açtı. Bunun üzerine gene "Tek yol dev rim"ciler tarafından işyerinde pasif di reniş yapıtınasma karar verildi ve Sen dikanın örgütsel ilkeleri çi�nenerek, iş verenle ayn görüşme yapıldı. Ancak iş veren önce işçilere ücretli izin verdi, ardından da fabrikayı kapattı!!ını açık ladı. Ve o günden beri fabrika kapalı duruyor! Bu maceracı, örgüt tanımayan go' şist tutumlann açtıi!ı yaralan kapat mak için Tekstil Sendikası işverenle yeniden görüşmelere başladı. Yaşam koşulların m a!!ırlaşması ve işkolun daki di!!er işyerlerinde ikramlyelerin artması üzerine, sendika, ikramiyelerin artmasmı, işten atılanların iş akitleri nin feshinin askıya a1mmasml ve söz .Ieşmeye başlanmasmı istedi. Ancak İş veren, "ben işyerimi kapatır, çantamı alır, çiftli!!ime gider otururum" gibi sözlerle sendikanm isteklerine sırt çe virdi, fabrikayı kapattı. Toplu sözleş me görüşmeleri de böylelikle kesıımiş oldu. Şu anda durum, yasal prosedür ÇalıŞması üzerinde 264-275 sayılı yasa ya göre uzlaştırma kurulunda bulunu yor. özbucak'ta oynanan oyunlar, anar kosendikalist tutumlann işçi hareketi ne verdi�i zararları göstermesi yanlOda, Tekstil Sendikasının merkezi örgütlülü günün güçlendirilmesi ve merkez yöne tlcUerinin işçilerin sorunlanna karşı daha duyarlı bir anlayış içinde olmaIa n gerekti!!inl de gözler önüne sermek tedir.
YORAYAŞ -
ıo ARALıK ı 9 79 - 6
TEKEL SIGARA FABRIKASINDA "Y ASAL" TERöR
Baskının ve terörün "yasal" ve yasa dışı biçimlerinin canlı örneklerinden biri bir süreden beri Adana Tekel Siga ra Fabrikası'nda yaşanıyor. Tekel Si gara Fabrikası 'nın kentte önemli bir konumu var. nerici işçilerin ço�un lukta bulundu!!u Tekel ve onun ya nında bulunan, DISK Gıda-Iş Sendi kası'nın yetkili bulundu�u MARSA ile Motor Sanat, Erkek Lisesi ve Yapı Meslek Lisesi 'ni tamamıyla ele geçire rek, kentin önemli bir bölgesini işgal altına almak isteyen faşistler, bu amaç ian için her fırsatı kullanıyorlar_ Tekel Sigara Fabrikası 'nın içinde ve dışında sürekli polis ve jandarma bulu nuyor. Işçiler bir süre önce bu anti demokratik uygulamayı protesto etmek için üç gün süreyle üretimi dur durdular. Bunun üzerine müdür üç ile rici işçiyi işten çıkardı_ Polis ve jandarmanın fabrikaya yer leşmesinde, maceracı, goşist bir gru bun da önemllee payının bulundu!!nu belirtmek gerekir. "Tek yol devrim" slogancısı goşistlerin önemli bir hatası nı babane ederek fabrika içinde geniş bir "operasyon" yapan polis ve jandar ma önce 14 şçiyi gözaltına aldı_ Bu işçiler salıverilmesine karşın, bu kez de işveren 14 işçiyi işe almadı. Fabrikada yetkili bulunan san TekGıda-lş Sendi kası ise, bu gelişmeler karşısında seyir ci kalara.l<c, işverenyarılısı kimli!!ini göstermeyisürdürdü. - Keyfi bir biçimde sürdürülen bu "operasyol(lardan 20 Eylül '1979 günü gerçekleştirilenin de, 8 işçi gerekçesjz gözaltına alındı. Sıkıyönetimin işçileri tek tek götiirme �§imi üzerine işçiler direniş yaptılar _ Direnis sonucu 5 işçi fabrikaya . Geri .cetirildi. Bu olaylasıra sında, Emniyet Müdürü Cevat Yurda kul ile Sıkıyönetim Komutanı arasında bazı tartışmalar oldu�u belirtiliyor. Iş çilerin keyfi bir biçimde �çeri alın lll8$ına karşı çıkması üzerine, görevli bir a1bayın Cevat Yurdaku!'a, "sen bizi rencide ettin" diyerek kızd�ı da belitilenlar arasında! ._. Aynı direniş, Cev.. Yurdaku!'un demokrat kişili!!i ve işçilerin birlikte liklerini korumaları sonucu, üçbuçuk gün sonra bitti, tutuklulıulunana lşçide serbest bırakıldı. Gelgelelim, Tekel işçileri tertipler den kurtulamadı. 29 Kasım günü, saat 15.30 sıralannda, "tek yol devrim" slogancısı grubun Küçüksaat semtinde bombalı bir pankart asması ve asılan bombanm patlayarak çevrede hasar yapması, yeni bir düzenlemenin sahne ye konulması için bulunmaz bir fırsat yarattı. Sıkıyönetim kuvvetleri olaya kısa sürede müdahale ettiler. Arabayla ka çarak Tp.kel Fabrikasına sı�ınan iki ki şi, fabrikaya kadar IzlendUer. Bu ara da, bu kişilerin, birbirlerine oldukça uzak olan Küçüksaat-Tekel yolunda neden yakalanamadıklan, yanıtı çok güç bır soru olarak ortaya çıkmıştır! Uzun süren bir takipten sonra, kaçan lara fabrika önünde bir yüzbaşı tarafm dan ateş açılması sonucu, ıkı işçi yara landı. Fabrika sanldı ve kaçanlar evrak dosyalarınm arasma saklanmışcasma, evrak dosyalanna kadar yapılan arama da, kimııei yanlannda bulunmayanlar ve önceden venldıei anlaşılan (ama na sıl tutuldu!!u anlaşılamayan!) bir listede adı bulunanlar, gözaltma alın dılar. Bu listenin muhblrleri, işten atı lan faşistler, işverenin ajanları ve hatta tek Gıda-Iş yöneticileri tarafmdan ha zırlandı!!ı söylentisi, böylelikle kesinlik kazanmış oluyordu.
Tek el ' d e faş ist örgütle nm enin baş ı Gün Sazak ! MC h �kiimeti dö Adana Tekel Sigara FabrikO$I, {aşiatlerin özellikle Ik!nci. bır {a��ıka oldu. neminde örgütlendiIJi ve {aşiat işgal altına almaya çall! lı,gl .. Sazak , Iı C;un Ikinci MC Iıükiinıetinde Gümrük ve Tekel Baka � lıgı �a MHP . Gunduz Kut getirilmesinden sonra Adana Tekel Sigara FabrıkO$I na Islam adlı bir MHP 'Ii müdlir olarak atandı. Bu müdürün i� başına gdn:esiyk bir likte, {aşist kadrolaşma da {a brikada hız kazandı. Faşıstler,. � eş � .ılı baskılarla işçilerden para topladılar, bazılarını zorla derneklerıne gotiJ �duler, uıt� ba,ı olarak fa brikada köşebaşlanna yerkştırmeye ba� �dılar. O donemde, ıılahlı olarakfa brikada dolaşan Bekir Kara adlı bir MHP lı ele geç lrıldı, Os �� Içen adlı bir başka MHP 'Ii de müdürk içli dışlı bır bıçımde orgutl� � meyı yonem. Müdürün daha çok sayıda {aşisti {a brikaya doldurmak ve ıleneıışçılen atmak için uardiya sayısını üçe çıkartma girişimi ise, işçilerin tepkisiyle ,onuç,uz kalmıştı. . .. .. . Faşist/erin Tekel'deki bu örgütknmesı, CHP aIJITlıklı hukumetin .k��ulma sıyla birlikte ."kteye ul1rayınca, {abrikada çıka� çatışmalarda ıle�eı ışçıler yaralanmış, müdür ve {aşist rnemurlar telaşla {abnkayı terkelmışkrdı...
;:g
Fabrikada sabaha kadar süren arama sonucu gözaltma alınan 25 işçiyle ha len hiç kimse görüştürülmüyor. Aynca, Sıkıyönetim Komutanlı�ı'nda 83 kişilik bir liste bulundueu söylenmek tedir. "Yetkililer", gizli bir soruştur manın yapıldı!!ını öne sürüyorlar. Göz altına alınan ya da arananJann işten atılaca!!ma ise, muhakkak gözüyle bakılmaktadır. Bu konuda toplu söz leşmede tersine hüküm bulunmasına karşm, Tek Gıda-Iş'in duruma seyi?ci olması, işverenin işini kolaylaştırmak tadır. TEKEL'DE YENİ "YöNETiM" Tekel' de bugün izinler kaldın1mış durumdadır. Yönetimin Sıkıyönetim göre�li'!i bir yüzbaŞı tarafmdan yürütiil dü�ü bildiriliyor_ Rapor alarak Adana dışına çıkanlar ve arananların iş akid lerinin feshi için işlemler yürütülüyor. Başbakan Denııı:el'in bizzat kendisinin Ankara'ya ça�ırarak görüştü!!ü fabrika müdürü ise, işçilere karşı, "Ben durumu anlattıeımda Başbakan beni azarladı. Niçin fabrikayı kapatıp gelmedin diye kızdı. Ben de bir sürü j'akir. insan çalışıyor, onların günahı ne dedim," biçiminde sabte ifadeler kul lanıyor ... Bugün Tekel'de yeni "kara listeler" hazırlandı!!ı. söylentisi yaygınlaşmış durumdadır. Bu listelerde sosyalist iş çilerin yeralmış olması, güçlü bir olası Iıktır. Bu arada bazı maocu provoka törlerin "direniş" yapma girişimleri, işçiler tarafmdan alayla karşılanıyor. Tekel Sigara Fabrikası'nqa süregelen olaylann ortaya koydueu yalm bir ger çek var: Adana'da Sıkıyönetimin başlı ca hedefi, ilerici işçi hareketi haline gelmiştir._. Y APı MESLEK LISESI'NDE "YASAL" TERöR Daha önce 6 öl!retmenin faşist güç ler tarafından toplu olarak katledildiei Yapı Meslek Lisesi, kentte g�rginlij!i had safhaya ulaştıran bir tertibe sahne oldu. 4 Aralık günü, saat 9 .45-10.00 sıralannda, benzer provokasyonlara alet olan goşist grubun, 6 öl!rencinin tutuklanması üzerine yaptı!!ı boyko tun, bireysel, maceracı bir eyleme dö nüşmesi üzerine çok kısa bir süre için de sanlan okulda, görülmemiş bir bas tırma "operasyonu" gerçekleştirildi. Sis ve ses bombalan ile kuşatılan okul binası, yaklaşık bır saat boyunca maki nell tüfeklerle tar..ndı ve bu "operas yon" gün boyu uzatılarak sürdürüldü. Bu "operasyon" sonunda - biri sonradan - iki öl!rencinin öldül!ü ve 1 2 ö�rencinln yaralandıj!ı resmi açıkla malarda belirtildi. öldürülen ırfan YÜ cel adlı öl!renci, Genç Öncü yanlısıdır. Ne var ki, yanılılardan üçünün ve bir enn öldü�ü kesin bir dille söylenmek tedir. Çevrede olayı izleyenler de, yer de yatanlar oldul!unu, okulun Ikinci kat penceresinden iki öj!rencinln vuru lup düştüj!ünü söylemektedirler. Gene, okul çevresindeki mahallelerde ise, şid detli bir tartaklama ve aramanm sür dürüldü!!ü, öerencller ve mahalleli emekçilerden birçoeunun gözaltına almdıeı, toplanan gruplara .teş açıldı eı bildirilmektedir. Gözaltına ahnan larm ve kaybolanıann durumu henüz açıkhj!a kavuşmamıştır. öldüriilen Gene Öncü yanlısı öj!renci Ise, resmi açıklamanın tersine, aynı okulda öj! rencirlir ve okulda öldürülmüştür ...
Son sıralarda Adana'da gözaltma alınan ve tutuklanan ilerici, demokrat, sosyalist kişilerin sayısını tahmin ede bilmek bile olanaksız. Kentin bütünün de, mahalleler ve işyerleri "arama" ge rekçesiyle basılmakta, işçiler, emek çiler, gençler gözleri baj!lanarak götü riilmekte \le işkence slradantaştınJmak tadır_ 15-16 yaşlarında Durdu Canik adlı bir genein,işkenceyle öldül!ünün bildirilmesine karşıo, "kalp yetmezli j!inden" öldü diye açıklama yapılmış tır. Gözaltına aIıoarıIann bir kısmının akibetlerinin meçhul olduj!u ve hakla nnda hiçbir bilgi alınamadıi!ı belirtU mektedir_ Bu gelişmelerin yanı sıra, devlet dai releri, okullar, işyerleri ve mahalle muhtar1ıklanna genelgeler ve sıkıyöne tim duyuruları gelmekte, bu kademe lerde sorumlu yönetici durumundaki kişiler, çııi!rıIarak, "kulaklan büküi mektedir" . Bulundukları yerlerdeki ya bancı kişileri, olaylan ihbar etmeleri, aksi takdirde kendııerinin sorumlu tutulaca!!ı ve bunun " fena Olacai!i" yollu "uyarı "lar yapıldı!!ı bildiriL'1Iek tedir. Bunun bir örnei!iyle bir okul müdürü öl!retmen karşılaşmıştır. Oku lunda aranan bir ö!!renciyi yakaJamak için gelen yetkililerin öl!rencinin kaç mak istemesi üzerine öl!retmenl de gözaltıoa aldıklan ve ö!!retmeolo işkenceye ul!radı!!ı belirtiliyor_ FAŞIST TERöRE KARŞI ÇöZUM, BİRLİK "Yasal" görünümlü terörün, giZU fa şist terörün yerine a1dıj!ı Adana, gizil faşist iktidar Oda�ının "pilot bölgesi ' halindedir! . .. Işçi ve emekçi kitleler yıIgınll!!a, bezginli!!e, örgütsüziüRe sij rüklenmektedir. Faşist terör Adana'da önemli mevziler elde etmekte, adım adım kenti yaşanmaz hale getirmeye çalışmaktadır. Yapılan çeşitli ya;ılış Iıklar da buna hizmet etmektedir, Kentte en yaygın ve önemli işkolu olan tekstil işkolunda, TEKSTİL Sen dikası 'nm tabana ters düşmesi sonucu BOSSA ve önemli bazı fabrika1arda yetki kaybediimiştir, Keramlk-Iş Sen dikası 'nm son derece geri bir toplu söz leşmeyi kabul etmesi sonucu ise, Çi mento Fai)rikası'nda ilerici işçilerin direniş gücü zayıflamıştır ... Adana'da "yasal" ve yasadışı terö rün, ilerici, demokratik, sol, sosyalist güçler üzerindeki baskı uygulamalanru kolaylaştıran bir unsur da, yukardaki örneklerde görüldüı!ü gibi, bireysel te rörizmi antifaşist mücadelede yöntem olarak benimseyen kimi goşist grup ların provokatif eylemleridir, Antifa şist güçler, adeta bir içsavaşa sürük lenen kentte, kitlelerin dışında, onla nn gücüne güvenmpyen eylemlere kar . ŞI çıkmak, gerici-faşist güçlere "meş ru" bir zemin hazırlayan bireysel terö rizmi etkisizleştirmek gibi önemli bir görevle karşı karşıyadıriar... Faşizme açık, gerici bir hükümetin iş baş mda bulunduj!u, gizli faşist ikti dar oda!!ınm ülkemizi tam boy faşizme götürme hesap ve uygulamalan içinde olduj!u koşullarda, ilerici-demokratik güçlerin en geniş eylem ve güç birll!!1 en Ivedi, en güncel sorundur. Demok ratik hak ve özgürlüklerin korunması için verilecek ır,ücadele böylesi bir bır liktelij!i gerektirmektedir ve bu müca elelede yılgmlıj!a, bezginfilte, tesllmlye te yer yoktur.
(iüneydo g u · da yasal terör fa s i st terörle ko lkola polisin bir öğrenciyi silahla. � duklan ve hastaneye gitmesini geciktirerek ölümüne yolaç tlldan ogre
• Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde
iki
nildi.
•••
CHP ve tabanı YüRüYüŞ'ün bundan yedi ay ön ce, 8 Mayıs 1979 günlü 21 3'ndi sayı sında yayınlanan "NOT"umuzda şöyle bir bölüm var:
''Türkiye 'de bir şeylerin Bümüklü böceğin üzerine tuz döküldüğünde eri diRi gibi erime/te yüz tuttuğu bir ge... çekti. "Işle, AP, MHP "" MSP'nin mey danlara çıkıp 'umut btziz' derTU!leri bu olgunun işaretiyle başladı... "
O gün biraz ağır bir yargı gibi gelen
bu
• TIP Gaziantep II Merkezi polis tarafından basıldı. II Merkezi'�
bulunduğu sokağı iki yandan kuşatarak giriş-çıkışlan engelleyen polis tarafından LI Merkezi'nde bulunan bir Partili saldırıya uğradı, evrak do lap1anrun kapılan kırılarak açıldı.
ifadelerin
ne
Gaziantep
oıı-tıüJr'ID EıPııI Uçesinde öcce
teri):'ordu.
nllttil. Kavga smısmda polislerden bi rinin tabancasıru çekerek öRTenciye ateş ettiııi, daha sonra di!!er polisin de tabancayla ateş etti!!i öne sürüldü.
YuaIı ııımdn uzun süre olay yerinde yattıRı, polisin kimseyi yaklaştırına ması nedeniyle öRtenclnln bastaneye kaldırılmadan çok kan kaybetti!!i gö riild a Genç öRrenci daba sonra basta neye kaldırılırken yaşamını yitlrdi. Bu olayla Ugill olarak dinlenen 6 görgü tanııı, Savcılıkta genci öldüre nIn polis oId�unu
söylemişlerdir.
Bu
kişilere iradelerini de!!iştirmeleri için
polisin baskı yaptıııı ve 30 saati aşkın gözalbnda tuttuRu bildlrDiyor. Olayı
iki
terör
billnçll
bır
biçimde tırmandırılıyor. Arka vbya üç doktorun öldürülmesi, 2Q..2 1 Kuım tarihlerinde de iki günde ikisi
polis bakkında ne yapıldı
Rı ise biUnmlyor.
polis beJ
ölçüde arttırmış bulunuyordu.
bir patırtının, politik sonuçları da in
da, sola da
tadır.
karŞıyız"
oyun ilerici ve demokratlann birlikte mücadeiesi ile boşa çıkanlacaktır. lı çed�ki yöneticilerin ve bazı güvenlik görevlllerinin
içinde
göründül!ü,
en
şöyle diyorduk:
Bır zamanlar, bazı yanılgılara şöy
"t>nümüzdeki ,un"r, CHP mjyo� luğunun gör.meY."'/tikadlJr yeni tiirp riziere ge b•. """ 1977 uçimlerine kadlJr undYi ne omuz ""ren Yılınıara ihanetten ba, ka karşılık ""rmeyen CHP'nin "" alrr ı./t.nı oluşturduğu iktidann hazin ıonu hazırlanıyordu sermay. masalanndlJ.. "
dırganlar tarafından tırmandırıldı. Ga
şeyleri, bugün bizatihi CHP'nin partisel ve siyasal varlığı için söylemek istedi
manmaraş, Osmaniye ve Türkoğlu gibi,
ğimiz için aynı şeyleri yazmak zorun
faşistlerin yoğun olduğu il ve ilçeler
da olduğumuzu, bu kez hatırlatarak
den gelen faşistler tarafından düzenle
yapmak gereğini duyduk ...
niyordu.
Böyle söylerken CHP'nin genel mer
Aynı şekilde Gaziantep'in Kilis il çesinde de terör en üst noktasına ulaş
tı. Özellikle Kilis lisesi öğretmen ve öğ rencileri başta olmak üzere ilericiler ve
demokratlar üzerindeki faşist terör en yüksek safhaya vardırılırken, bir yan dan da işlenen siyasal cinayetleri e il çenin tümünde gergin bir hava yaratıl dı.
kez binasının, ii ve ilçe örgiltleri lokal lerinin duvarlarının trimekte olduğunu
Gaziantep'te son zamanlarda yara
TIp Gaziantep lı Merkezinin polis ta du. lı merkezinin bulunduğu sokağı iki yandan kuşatarak giriş çıkışları en gelleyen polis tarafından il merkezinde bulunan bir partili dövüldü, evrak do raklar yerlere saçııdı. Polisin bu anti demokratik girişimi üzerine bir açıkla ma yapan Türkiye Işçi Partisi Gazian Başkanı Ali K araca, Demirel hü
kümetinin işbaşına gelmesiyle birlikte tırıldığını, şiddet olayları bahane edile ni belirtti. Ali Karaca, geliştirilmek is tenen antidemokratik baskı ve tertip lere karşı tUm demokrasi güçlerinin uyanık davranmaları, yoğunlaştırılan "yasal" teröre karşı tlJm antifaşist ki şi ve kuruluşların örgütlü birleşik bir güç olarak karşı çıkmaları gerektiğini,
azından seyirci kalmayı yeı!lediı!i bu
faşizme geçit vermemenin ancak bu
oyunlan boşa çıkartmak tüm ilerici
güç sayesinde
lerin görevidir.
söyledI.
rrilmkün olabileceğini
le demiştik:
Bırakın, bugün için CHP 'nin iktida ra geldiğinde 1 41 ve 1 42'yi kaldırma sını, kendi grubu içinde oylasa, orada bile kaldırmaz, kaldıramaz 141 ve 142' yi... Şimdi böyle bir yapıda, DGM ve di ğer ezici anddemokratik saldırılann nasıl karşılanacağını düşünmek pek iç açıcı olmasa gerektir. Bu arada, bir takım otellerde ve si yasal kulislerde "CHP'de, genel yöne tim ve genel başkan değişikliğine
mekte olan CHP'nin geniş halk yığınla rı önünde tescilli demokratik mesaj ve işlevleridir.
düşündürücüdür. Millet Meclisi kulisle rinde dahi artık "CHP'de kollektif yö netime doğru mu?" şeklinde bazı soru işaretieri dolaşmaktadır.
altındaki ekonomi ve maliyesi yüzde terörüyle, ve
cl A,
Maf.. , tekeııer, MHP, üGD tecavüzü altındaki toplumsal yaşamı kanlı bir terör tankıyla ezilen Türkiye tıblo sunda, CHP'ye yüklenen "orta oyu nu" rolü olanca ağırlığıyla sırıtmakta dır. Amerikan usuııeriyle karizmatik bir doruğa eriştirilen liderinin pek de kısa sayılabilecek sürede gene karizmatik yuvarlandığı
boşluklarda
yönetimi aramaya ve bulmaya mah kum edilen CHP'nin, Türkiye'nin sınıf sal ıPlçler dengesinden politik izolas yonu şu anda önemli ölçüde ve fiilen sağlanmış
Tekeller ve gerici sermaye ııııÇ1erl için CHP'nin şahsında, tabanındaki emekçi ylAınların politik nötr.ılizas.. yonu, zaten hedef şaşırtarak sürdürdü
IMF adlı para şebekesinin prangası
biçimde
haz ..
olmak lazımdır" şeklindeki sözler de
söylemiyoruz elbette. Erimekte, eritil
yüzlük enflasyon
rek yasal terörün arttırılmak istendiği
ieri sindirmeye yöneliktir. Ancak bu
yanılglSlyta nere
ziantep'teki saldırılar, özellikle Kahra
lama, saldın ve cinayetlerie kendini
lenen provokasyon ve tertipler ilerici
Bu iki konu, tekeller açısından sa
ceden inoeye hesaptanmış bulunmak
iş olmasa gerektir. Ancak, yedi ay
antidemokratik baskı ve tertiplerin art
parçası olarak görünmektedir. Düzen·
.
karşıladı
önce CHP iktidarı için söylediğimiz
lı
sında bazı yasal, anayasal kayıt ve ko şuııara bağlı yakınlıkları saptamış bu·
ğı" masalı ve terör konusunda "sağa
banı yaratamadığı için, kentte faşist
dir. Bu arada "yasal" terör de artmak· tadır. Olaylar, Ergani'de uzun zaman· dan beri planlanan ve çeşitli bomba gösteren geniş kapsamlı bir oyunun
angyışla
"halkın
terör, dış illerden getirilen faşist sal
tep
değişiklikler
Bu iki konunun CHP'nin i ç yapısında
sayıklmgları,
şım" demesi kadar zor ve sevimsiz bir
laplarının kapıları kırılarak açıldı ve ev
şist saldıniar tırmandınlmak ve ilerici
"öngörülen"
konusunu görüşmüş ve iki merkez ara
ve meclis gruplarında yaratacağı olası
gelecek"
dünüz mü, zamanında ben neler yazmı
rafından aranması bunun bir örneği ol
lere ve demokratlara karşı bir katliam hareketine dönüştürillmek istenmekte
sözleşme haklarını düzenleyen
yasalarda
dım
ziantep'te kendisine etkili bir kitle ta
veyi tarayan üç kişi Mustafa Kayınaz
Ergani 'de son zamanlarda artan ra
lik Mahkemeleri ile sendika, �ev ve toplu
umuzda, CHP'nin O glln1erde "Dış yar
mandan beri çabalamasına rağmen Ga
tılan terör ortamına güvenlik kuwet
bır glrişlmin yapılmadı!!ı bildiriliyor.
rin genel başkanlarıyla Devlet Güven
dece bir kazanım değerinde değildir.
Bir köşe yazarının, okurlarına "gör
leri de seyirci kalıyorlar. Son olarak
gulandı!!ı, suçlulan yakalamak için ise
hafta AP ve
''ABD 'nin TUrkiye 'ye Müdahale Planı - II" başlığını taşıyan O "NOT"
Faşist-milliyetçi hareket, uzun za
Erganı'de ikinci cinayet bu olaydan üç gün sonra meydana geldI. Bır kab adlı bır lise son sınıf öRtenelslni öldür düler. Ancak olaydan sonra, ölen gen cin arkadaşlan ile yakınlanna baskı uy
Koç, önceki
lere sürüklendiAini belirtiyor ve "oy
kişinin ölümü kentte gerginliAI bOyUk
lIIIrtIeIdIItn ,öre 21 Kamıı 1979 .... ......,. .. araba toplum polisi ile bır .... da .... polla geldi. Ertesı gün, sivil giyimli ıkı poiii, Ali Rıza adında bır ö�enclyl lLIIII&k Istediler. AııCU ölıencinln kendini uatmak is lıIıııIıııeII ilzerlne iki polisle öRtenci .-da çıkan tartışma kavgaya dö
yuatan
Gaziantep'te
Vehbi
CHP Genel Merkezlerinde bu partile
lunmaktadır.
sa' diye ekleyip
kı iıafta .,..,. ... olaylar emek çDer ilzertııde ,...... .-ıriin tırınan dınlıııa.&ına POIIIIıı lIIKIililn lkılu u gös
geldiğini
sunulması beklenmektedir.
ye'de ...
hayat pahalılığını
Ergani
anlama
bugün paylaşmayan yok gibidir Türki
Ve önümüzdeki günlerde "yıldırım" hızıyla bir takım tasarıların mec1islere
durumdadır.
Amerika
ve
yerli işbirlikçisi tekellerle öteden beri "ikili" ama son çözümde onlar adına sonuçlanan ilişki ve politikalar sürdü ren CHP 'ye en ağır darbeler gene o odaklardan yönlenmektedir. Resmen olmasa bile zımnen bugün bir AP-CHP
"geniş
tabanıı"
iktidar
ağırlığının Türkiye'ye çöktUğü açıktır. Bu "geniş uban"ın açık ve resmi hale getirilmesi için de önemli çabalar gös terilmektedir
�
terörle kana bu1adığl sınıf savaşını
ezici bir sınıf diktasına bağlamak gibi bir öneme sahiptir. Amerika için ise bu önem,
bununl�
birlikte
formüller
tilkendiğinde, bölgede IsraR, Mısır'dan sonra "Güney Kore'leştirilen" bir Tür kiye'nin mevcudiyetine olan şiddetil ihtiy�çtan ileri gelmektedir. Amerika, Iran 'da "Ş�h" doruAun da besleyip, donattığı büyük burjuva zinin yetersizliğini pek acı bir deney le yaşamış bulunmaktadır. Türkiye'de ise çok daha ölllün olarak, terse kat lanmış
bir
mundaki ma"
"nefs-i
müdaha" konu
kitlelerin "kuvvetiiye sanı
olgusunun
çalışılmakUdır.
gerçekleştirilmesine CHP'nin kitlesel ta
banına duyulan ihtiyaç bundandır. Bu taban "evet" deme se bile tabanı oluş turan demokratik yığınların emperya list ve faşist ablukaya seyirci kalması amaca yetecektir. CHP tabanı için anti-emperyalist ve ,ntl-faşist mUcadele saflarında yer al mak ve partiyi bu saflara çekmek için vakit geç değildir. Bu arada bazı sırç� lar dökOlse bile kazanacak olan de n. ,krasidir ...
Ferh a t Gün YVRVYVŞ
- I D ARAUK 1979 -
7
'-HK IYE/D E RON EY KoH E F.GON
Dünya kamuoyu, kitle haberleşme araçlannın bugünkü gelişmişlik hızının dünyamızda, onulmaz küçülttü!!ü sancılarla kıvranan ve hangi kıyıya çar· paca!!ı kestirilemeyen bir köpek balı!!ı· nın vahşi serüvenini iziiyor adeta. , Kan akıtan, kana koşan, kanla bes· ienen, yedii!i her zıpkınia biraz daha ku duran bu vahşetin adı: Amerikan emperyalizmi... Başta kendi ülkesinin halkına olmak üzere patronluj!unu yaptı!!ı emperya· list·kapitalist ülke halklanna ve tüm in· sanlıi!a sadece savaş vaadeden, dünya· ya hergün biraz daha gerilim ve tehdit alanları saçan bu vahşet, geçtl!!imiz aylar içinde Küba kıyılarında dolaştı, Manş kıyılarına Pershing·2 ve Cruise fO· zeleriain yumurtalanru bıraktı ve' Akde· niz, Basra sularında yeni ölüm hedefleri ararken, Çin denizlerinde yeni ittifaklar buldu... Devrimci Iran halkına karşı yaptı!!ı savaş tehdidi ve hllZırlıklarıyla, Türkiye de dahil olmak üzere tüm bölge ülkeleri· ni ve hatta dünyayı bir ateş çemherine itme çabaları, köpek ball!!lınlZm yapısal bunalım ve çözümsüziüklerinin derinle· şen boyutlarını en Çarpıcı biçimde yan sıtıyor... SA VAŞ ÇACRILARI Emperyalist-kapitalist yayın dünya sının önde gelen sözcülerinden ·'Bunn... Week " dergisinin 19 Kasım 1979 günlü sayısında, 190'ıncı sayfada bakın ne de niyor: "· OPEC. Bah'n.n ekonomik yaşamı na k06tetmektedir ve 06keri girişim dü şünce'; giderek akılcı bir nitelik kazan maktadır... " Bu sözler, 4 Kasım günü Talıran'daki ABD büyükelçili!!inin işgali oiayının sa vaşÇI emeUer için sadece bir bahaneden öte anlam taşımadı!!ını göstermesi bakı mından ilginçtir. Görüldiı]ü gibi sorun salt Iran de!!il dir. Herhalde sorunun sadece tran ile sınırlı kalmadı!!ını Humeyni yönetimi de görmüş ve üstelik Tahran'daki ABD el çilii!inde somut savaş planlannı da bul muş olmalıdır ki, "Küçük Amerika " daki işbirlikçileri de dahil olmak üzere . tüm kapitalist batıda adı "deli"ye çıka rılmakta gecikUmemiştir. "Buıin... IVeek " dergisini okumaiia devam edelim ve emperyalist bunalım ve niyetlerin boyutlarını görelim : . rı. A,ker; bir müda1uılenin ne .onuç verecekini de bilmiyorum. Dilerim, akıl Iı kişiler bunu ciddi olarak tarhşıyorlar dır. MüdahDle zorunda kalırsak, hazır Iıluız iş görmemiş oluruz. Ben petrol .ahDlannın 06keri müdahDieden zarar gö recekini ıanmam. Sabotaj o/ıa bile, bu nun, petrolü ij!neyle çıkarabilecej!iniz Arap Yarımad06lnda pek etkiıi olmaz. Oteki OPEC ülkelerinin de, NATO'nun kararlı ve ortak bir 06keri eylemi karşı "nda uzun IÜre direnmeye cetaret ede ceklerini bek�mem... " Bugünlerde bir araya gelen Petrol Ih raç eden OIkeler örgütü (OPEC)'in pet rol fiyatlarını artırma olasılıiima karşı vertlen yanıt bu oluyor. Savaş "akıUılık" olunca, direnmek ve emperyalizme "hoşt" demek de "delilik" anlamına geliyor elbette! ... Bu arada, bir NATO ülkesi olarak Türkiye de o "akıllılık" ıçınde yerini alıyor. "BARIŞ PATLAK VERIRSE! " N e var kı, Amerikan patronajındaki errperyalizmin Orta Doi!u'da savaşı baş latmayı göze alması söylendii!i kadar ko lay dej!ildlr. Ancak savaş geriliminin bile emperyalist ekonomilerde ne anlama geldl�lni, 1961 yıllannda, "New York Herald Tribune " gazetesine bir demeç veren Amerikalı ekonomı profesörü Ro bert Carey söylüyor:
IP_ Sonsuz savunma harcamalanmıza rağmen yüzde 7 'yi bulan işsizlerimizin oranını bir türlü azaltamadık. Eğer bir den bire barış patkık verirse halimiz ne olurY... .. Bu sözlerin söylendiRi tarihten 18 yıl sonra Amerikalı profesörün bununla ilgili şu cümlelerini de okuyalım: IP_ Barışın patlak vermesi son derece uzak bir olaSllık.Ama böyle bir şey olur sa, ekonomimiz hapı yutar ve herfey gümbürtüye gider... " Barışın adı "gümbürtü" olunca, sava şın melodi olrnası da doi!a1.
SARSıLAN DENGELER Şimdi bütün dikkatler Iran üzerinde yo�unlaştınlırken tüm OPEC ülkelerini çevreleyen bir ateş çemberinin hedef lenmesi boşuna dei!i1dir Bu konuda ekonomik konulardaki uzmanlıiiı ile ta runan gazeteci muÇ Gürkan, Cumhuri· yet gazetesinde yayınlanan bir yoru munda şöyle demektedir: "- Petrol fiyatlanndaki artış sonucu, 1 9 70'lerde enerji üretimindeki deneti mi yitiren Bah ülkelerinin 1980 7erde para sistemine ilişkin kontrolu kaybet mesi .öz konu.udur. Bu noktaya geli nirken Iran 'daki yönetim ve Suudi Ara biıtan 'daki tutum dekişikliğinin etkiıi ""nılandan çok daha fazla olmuştur. Ba h 'nın dümen .uyundaki Iran ve Suudi Arabistan, 1 9 74-1975 ...,e.yonundan ,onra petrol fiyatlarındaki arhşı, dün ya en{la6yonundaki büyümenin alhnda tutmayı ıaklamışhr. Böylece, 1 9 74 yılında 70 milyar dolara ulaşan OPEC ülkelerinin gelir fazlaıı, 1 9 78 'de 7 mil yar dolara düşmüştü. 1 979'da iıe, kont rol yitirilmiş ve OPEC ülkelerinin petrol gelirleri' 21 2, 7 milyar dolara fırlamıştır. ''ABD bankalan ve IMF kanalıyla yö netilen dünya finanıman sistemi yıkıla rak, yerini Arap bankalannın petrol do larlanyla be.lenen Avrupa Para Sistemi' nin almaıı yönündeki gelişme hızlan mışhr. OPEC ülkelerine cıkeri müdaha le düşünce,i, bu tehlikeyi kaldırmayı ön görmektedir... " IRAN VE SUUDı ARABISTAN On yıllardır bütün askeri araç gereç lerle ve en amansız yöntemlerle destek lenen ve biçimlenen Şah yönetiminin tepe-taklak olması ııe Iran 'da yediiii anti-emperyalist tekme Amerika'yı çı! gına çevirirken, bölgedeki bır başka ge lişme bu olguya tuz biber ekmiştir. Bu da, Iran olayından "kulai!ına küpe" der si çıkaran Suudi Arabistan yönetiminin şık tedirginliRiyle ilgilidir. Aynca yakla tarihlerde, emperyalizmin Mısır-İsrail ka rakonan arasında sahneledii!i Camp Da vid anlaşma sahtekıırlıiiının gerek Arap aleminde gerekse kendi toplumunda ye nilir-yutulur yanınm bulunmaması da, Suudi Arabistan yönetimini, bölgede, en azından Amerikan bekçilii!i görevinde bir ölçüde sessiz kalma�a zorlamıştır. Suudi Arabistan 'ın içinde bUıunduiiu bu durum ise Amerika'yı çileden çıkaran tamamlayıcı bır unsur olmuştur. Sonra? Ne ml olmuştuı'?". Biraz da Türkıye ör neiiini anıınsatması bakımından şu geliş melere bir göz atalım. TERöR IHRACI Ml? Bu yılın başlarında, Suudı Arabistan ' ın en yetkili güvenlık görevlilerinden biri büyük bır sesslz!.lk ıçınde Beyruı'a gel miş ve burada bazı yoklamalarda bulun muştur. Güvenlik görevlisi, Suudi Ara bistan'a Lübnan üzerinden sokuldui!u anlaşılan hafif ve yan aiiır silahların hangi ellerle kaçırıldıiiını saptamaya ça lışmıştır. Suudi Arablstan'da birden bire ortaya çıkan bu silahlan hangi dış güç ler kimlere gönderiyordu? Güvenlik gö revlisi, Suudı Arabistan Veliahdı Prens Fahd 'ın, bu konuda aydınlatıcı bilgiyi verecek kişiyi 100 milyon riyal verece i!lnl bildirmesine karşın Beyrut'dan eli
boş döndü. Bu olaydan on ay sonra geç· tiRimiz Kasım ayının sonlannda Mekke' de ortaya çıkan kabe baskınını düşüne· cek olursak, Amerika'nın, Türkiye'de de yoiiun biçimde örneklenen tertiplerie neleri amaçladı�ı pek açık biçimde ser gilenecektir. Nitekim Karakas'ta yapılan OPEC toplantısının ilk günü Suudi Ara bistan temsilcisi Zeki Yamani oturumu terk etmiştir. öLUM FUZELERI öte yandan, Salt-2'nin dinaıniiiinde. ki "yumuşarna"dan açıkça rahatsızlık duyan Amerika klasik "Sovyet tehdidi" megafonuyla etkileyecei!lni sandıiiı batı kamuoyuna ilk önce Küba açıklanndan seslenmiştir. Ve ardından da Pershing-2 ve Cruise fıizelerinin bazı NATO üyesi ülkelere yerleştirilmesi talebinde bulun, muştur. Bu arada kuru..ıkı "Sovyet teh didi" masalı, Sovyet Sosyalist Cumhu riyetleri Birli!!i Devlet Başkanı Brejnev' in Ekim ayı başlannda Demokratik Al manya'yı ziyareti sırasında yaptıiiı açık lamayla bir kez daha darbe yi);nce, baş ta Amerika olmak üzere emperyolist _güçler, propagandif çalışmalarını yeni unsurlarla takviye etmek gereiiini duy muşlardır. BUYUK MUŞTERI BUYUK PAZAR GürıIük yaşamlan ve gelecekleri, için de yaşadıklan ekonomık sistemin do iiası gereiii bıç ak sırtında duran batı top lumlan, mevcut yüzde 10 dolaylanndaki enflasyon ve kronik işsizlik sorununun nası! çözümleneceiiini kuşkuyla yaşar ken, televizyon ekranlannda bir ''Büyük Müşteri " ile karşılaşmışlardır. Çln'den bulup getirUen Hua Gua Feng, geçtiiii miz ayın ikinci yansında gezdiiii Batı Avrupa ülkelerinde özeıııkle iki yönüne aiiırlık verilerek kıırnuoyuna takdim edilmiştir: "Büyük Müşteri" li�i ve fana tik Sovyet düşmanlı!!ı ... özellikle Ingiltere'yi ziyareti suıısın da Hua'dan, radyo ve televizyon haber yayınlarında sürekli biçimde ''Büyü/ı. Müşteri " diye söz edilmesi hayret verici olduiiu kadar düşündürÜcü de olmuştur. Batı Avrupa kıırnuoyuna enflasyon ve iş sizliiiin çözümü için yeni ve büyük bir si lah ve mal pazarı gösterUmeiie çalışılır en, Çin Başbakanl'lUn Ikinci yanı batı kamuoyuna özümletllmeRe çalışılmıştır. I ŞBIRLIKÇI ÇEVRELER Bütün bu prodüksiyonlar Amerika' nın öteden beri uyguladı�ı savaşçı ve tehdit dolu siyasetin parçalarını oluştur maktadır. Türkiye'de Amerikalılar tara fından üç ayda bir yayınlanan 'UFUK ABD" adlı derginin 31 Ekim tarihli 9 ' ncu sayısında, "The New York Tim.. . . gazetesi makale yazarı James Reston'un bır süre önce Başkan Carter'ın musa! Güvenlık Danışmanı Zblgniew Brzezlns ki ile yaptıiiı bir görüşmeye yer veril mektedir. "Dünya me.eleleri ve ülkeler arasında gelecekteki ilişkilerin şekillen dirilme.inde Birlefik A merika 'nın oyna ma.ını umud ettiki rol" hakkında görüş lerini açıklayan Brzezinski, bir soruya şu yanıtı veriyor: "- Bugün var akın para wtemi üzerin de çok büyük boıkılar yapan yeni para101 zenginlik ve etki grupları bulunmak tadır. Bütün bunlar biz� benim iıtedi ğim temel ve ana meıaja döndürmekte dir. Birleşik Amerika'nın temel ulUlaI güvenlik .iyaıeti bu çeşitli güçleri, iş birlikçi bır çerçeve içine .okmada faal bir rol ile ilgili olmalıdır. Bunu yapamaz lOk, yalnız tecrit edilmiş olmakla kal mayacalız, aynı zamanda zarar görme ee de çok açık olacakız... " BATI AVRUPA - ORTADOGU ÇIN Bütün "Işbirlikçilere" belki "yaııııla nılacak kaynak" görevi görmesi bakı-
mından gerekli olur düşüncesiyle, bu sözlerin, derginin dördüncü sayrasının ikinci kolonunda dokuzuncu satınoda yazıldıiiını belirterek okuyalırn: "- Yavaş yavaş çok dahD ifbirli�çi bir ilişki ağını örerek meydana ,eti,.".., de çok şeyler önerebiliriz kan..ında yım. Bu işbirllj!i yalnız gelenekMI don lanmızla dekil, aynı zamanda y.ni ülke lerle de yapıl�lıdır... " Türkiye'nin payına düşen "işbirlilr çillkin " ulaştıiiı doruklan ve ülkeyi ııe. keş çekmede gösterilen iştahın' temelle rini pek açık biçimde ele veren Brzezlııs ki'yi dirıIemeye devam edelim. Amerika' nın temel çıkarları ve güvenli�1 nedır? Şöyle diyor: "- Tabiahyla bunun öt..inde bıııı u daha belirli düzeyle... indirebilirıiniz. Batı Avrupa için ıavunma ,.mıiyuini ıaj!lamakhr. Ortadoku ",runlannı çö zümleme ve Orta Doku 'yu Birle,ik A merika ve Japonya ile işbirlikçi bir ilişkiye baklamakbr. Tabiahyla, B...... körfe.ini güvence alhna almakbr. E,. menIIk güdülmeyen bir dünyada bizim le daıtluk yoluyla Çin 'e anlamlı bir rol verP1U!ktir ... " KIMIN GUVENLlGI? Başkan Carter'ın Güvenlik D�mam çok açık sözlü, şöyle noktahyor emper yalizmin güvenliRini: "- V. güvenlike olan tdditleri .." pÜlkürtmek, .iyaıa� ekonomik ve ...un bak.mdan başkalann. etkU.".. yete".,, mizi liirdür"..k, 0011_1 giiç toplulu/t lannı te,vik etmek ve ideolojik ve (."'e fi çefitlilik üzerinde ımır etmek dem"' tir. .. " Bütün bunlar, Tahran'dakI elçilik If gallnden önceki tarihte planlandıRı ft söylendi�i için, habWann, Humeynl'yı gösterdikleri sonsuz kın ve düzeyılz u1dırılann, biraz da "suçüstü" yaUIaıı. mayla ilgili oldui!u gerçej!i ortaya çık maktadır. Büyük hir olasılıkla suç evrak Ian da elçillkte bulunmuştur. Kaldı ki, ABD hükümet yetklWerl, elçilik işgali olayından aylar önce, Nl xon doktrininin terkedilerek, Amer\b' nm çıkan olan bölgelere doıırudan mil dahaleslnl öngören yeni politikanın be nirnsendli!irıI de dünyaya duyumıutlar dır... Dikkat edilecek olursa Carter'ın Ulu. sal Güvenlik Danışmanı, "ban," lIIaCÜ iiünü, hüyük hlr açık yürekllUkle, at hiç almamaktadır. Güvenlik! Ama kimin güvenU!!!! MANEVI DEGERLER! Brzezinslti, bir &oru üzerine bu kODU ya da açıklık getirmektedir: "- Bir zamanlar - bu yüzyılın batın da diyelim - bugün yaptığım ,öNV uar olmuş olıayd� bunu, A "..rilıa 'nın kıyı şeridini güvence alhnda tutmair, anır lan girilemez yapmak ve bir güç tÜ",.. ';ni türdürmek için orada burada bir lIoç mUttel.k, ıahip olmalr ftklinde diitün mem yeterdi. "Bugün ,.rçek anlamda. LLL....., güvenlik hızla d.ğişen bir dünyayı Ir.n di çıkarlanmıza uygun ve .....nevi d.,,,.. lerimize yanıt veNcek yollardan ,.Iıll lendirmed. Birl,şik A merika 'nın (OGI ve olumlu girişimi demektir... " Carter'ın musa! Güvenlik Da�mam ne eksik, ne razla konuşuyor; tam konu şuyor. 30 yıldır Amerika Ue sayısız ikili anlaşma, ekonomik, poUtlk ve ııkerl anlaşmalan Imzalayan Türkıye kapita lizmi ve onun sıyasal Iktidariannın yap tı�ını söylüyor: Amerıka'nın çıkarlarına "evet", ma nevi de�erlerine "hoş bulduk! ... " ŞIDDET, UYUŞTURUCU MADDE, SEKS - Amerikan çıkarlan ve manevi dı �erleri! ...
Bunun üzerinde dunnak gerekir. Amerıkan çıkartan, aşaRı yukan bilin mektedir. Acaba o manevi de!!erler ne dir? Aslında bu kapitalist sistemin do!!a IUldaki "kir" ve "tüketim" manivela Ianyla şekillenen ve sonuçlan ıtıbarıyle o manlvelalara dol!rudan ba!!ımlı deRer ler oluşumu ve davraruş şeklllenmelerl dır. Batı dünyasının Iç yaşamını kasır gası altında bulunduran ve etkisini ba- . Rımlı ekonomilere ve toplumsal yapılara yayan bu "de�erler" nedir? Şiddet, uyuşturucu madde, seks!. .. Etkileri bakımından taşıdıRı yıkıcı aRtrlıklar gözönüne alınırsa üç "endüst ri" kolu halinde kapitalist toplumlan sa ran bu "deRerler", emperyalizmin poli tik ve Ideolojik yayılmacıbl!ının yan ve tamamiayıcı unsuılan olarak Türkiye 'yi de kavramış durumda oldu!!u ıçın üze rinde durulına!!a de�er. Şiddet ve seks, alet ve edevatlanyla bır "endüstri" kolu durumuna gelirken, . sinema ve yayın alemi, bu iki unsuru ka pitalist toplumun atmosferi haline getir miştir. Uyuşturucu madde ise diRer un surlarla ortaklaşa adeta istenilir bir ille galitede tıcarı ve e!!lence yaşamını kont rol eder hale gelmiştir.
KAPITALlST MERKEZLER Geçenierde, kendi deyimleriyle "Di1,, en ho, ollanı "nı seçmek için ülkelerarası homoseksüeller yanşması düzenieyen kapitalist dünyanın büyük kent merkezlerinde büyük caddeleri " Sex-Shop"Iar, "Homo Sex-Shop"lar lÜIIemektedlr. ömeeın Amsterdam'da turIıstler ıçın düzenienen kent ıçı kanal gezlJerinde, "genel ev" mahallesi turist lere seçkin bır kent köşesi olarak tanı tılmakta, alleler, küçük çocuk\anyla bır llkte buralarda gezinti yaparak "ilginç " Izlenimler edlnebUmektedlrler!. .. Gazete bayDeri, kltapçı vitrinieri ve reklam pa no1arında pomogıaflk fotojtra! ve yayın lar yaygın ve yo�n biçimde sergilen mektedlr. Federal Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, Hoilanda başkenUerin den küçük merkezlerine kadar vltrlnler seksi, meta tablolan halinde sunmakta
yanın
dıriar.
Tüketim ekonomisinde do!!aI deRil midir? Biraz gülünç ama ilginç : Londra metro istasyonlannda, karşıJ.ık!ı telefon la konuşan ıkı kişiyi gösteren bir reklam fo� altında şöyle yazmaktadır: "- Telefonla daha çok konuşun... " Telefon işletınesi, "daha çok klir" et· mek Için bu "mütevazi" rek\anıa bqvur muştur... "KüÇOK AMERİKA!. .. ·özetle, bu "diinya " ona sıkı sıkıya b�lı Türkıye'yı sosyo-e!<onomlk ve &06yo-polltlk etkı ve sonuçlar itibariyle de rinden anmıştır. Amerika 1948'Ierde ''MIaIouri'' gemisinden ayak atmadan önce Türkiye'ye 500 sinema rılml gön dererek beylnlere çıkarlma yapmıştır. Bugün de sinema ve televizyon a!!ıyla Amerıkan deRerieri illklere boşaltıl maktadır. 1965 'lerden ıtıbaren emperyalizmin gözetim ve denetiminde hızlanan tekel le1jme olgusu, Türkıye'nin dünya ölçüleri üzerindeki bir hızla artan genç nüfusu üzerinde kuluçkaya yatmıştır. Hızlı kenUeşme, yoRun köyden kente göç ol gusu, sıru!sal dinamlkte olumlu sonuç lar o�ya Çıkardı!!ı gibi, sıyasal iktidar1arın emperyalizmle bütürıleşen politik, ıdeolojık ve kültlirel programlanyla sal dm ve tahrip alanlannı da oluşturmuş tur. Ve bu, sonsuz olanaklarla, siyasal, ekonomık, kıırar ve para merkezlerının desteklerı sa!!lanınıştır. Burada bır pa rantez açıp,Türklye'de seks rulmleri fur yuının 1975 'lerde adeta patlak verme sinin ve faşist terörle eş çizgide tırman mumın nedenierini düşünmekte yarar vardır. LUMPENLEŞEN KUŞAK Devlet Plarılaına Teşkilatı 'nın hazır ladl!!1 1980 program metninde, resmi rakkamlarla lşslzll�ln yüzde 14'e uJaş tı�ı belirtilmektedir. Bu rakkam, gayn _mi ve dol!rusu, daha gerçekçi ölçü lerle yüzde 24 dolaylanndadır. Bu rak kıırniar bütün nüfus gözönüne alınarak hazırlandıRına göre, genç Işgücü kesltln-
delJam .ttirmiftir. tJretimden m.arruf lan artmı, ve diRer gelif.n ülkelerden ayn olarak i,çi ücretleri verimin alhndiı kalmı, IJP. milli talarrufa akan ek verim y.ni yaunmlan müm"ün kı/mlf, muci z.ye yardınu:ı olmuBtur... "
de Türkıye'nın genç Insanlannın büyük ço�niuRunun, sokaklarda dolaştıRı gö rülecektir... Bır kuşaRını "Iumpenleş me"ye teslim eden Işbirlikçi Türkiye ka pitalizmi, bu Insanlara ne verecelıtlr? Elbette bır şeyler vermeli ve almabdır! Başkan Cmer'ın musal Güvenlık Da nışmanı Zblgnlew Brzezinski The New York Times gazetesi makale yazan Ja mes Reston ile söyleşi yaparken bu ko nuyu çok genış ölçekte ele alıyor ve
Son dönemde tekelci sermaye çevre lerinde, gazete yorumlan, demeçler, ya yırılar ve hazırlıklar gözönüne alındıRın da, Nuri Eren'in görüşlerlyle bunlar ara· sındaki benzerlik ve tek tomadan çık mışlık, ilginç fakat Şaşırtıcı deeildir. Nuri Eren'den pasajıar okuyalım:
"karşı karşıya bulunduRumuz çok bü yük .0run14nn fark ındayım. Fakat teIMI olarak tarihinde ilk kez siyasal bakım dan faal ve uyanık olan bir dünya için gerçek bir işbirliRi çerçevesini şekillen dirme işleminde olduRumuza inanıyo rum" diyor. ",iyOBDI uyanma ". "idea· loji" ve "okur-yozarlIRı" "telMI deRişim güçleri" olarak sıraladıktan sonra şöyle
devam ediyor:
i i.
Politikaya e,ir olan ekonomi 'o· nunda kaçınılr714Z çarenzliRe ulramak tadıro Bunun en iyi öm'Rini Türkiy. 'de görmekteyiz. ı,t. üretim düz.nin. kar,ı DISK, TOB-DER, Müh.ndiı ve Mi"",r Odalan gibi id.olojik örgütlerden yöne tilen kampanya, itte Türk-I, ve diler me,leki te,ekküllerin "",rlı gayretle ko IJCladılı aşın fayda, i,t. politik partile rin taban {iyatlan, b.nzin., '.k.... .k meRe rim öd.mekle kamçıladıRı refah hırııı...
.
"- Dördüncü temel güç kentle,me(lir. ln&an14r geni, yoRun kitleler halinde bir araya .getiriIIMktedir. Bun14n .eferb.r etmek daha ko14ydır. Bunlar aynı za mDnda y.rlerinden sökülmekteler. Bun lar yeniden bir yere ait i:ılmDk için inan ca ıahip bulun"",k gereksinimini duy "",ktadırlar ve birçok ki,i için Biy",et bu boşlulu doldurmaktadır... "
f.
Bunlan öniemenin "y.gane yolu 014�ak, ekonomiyi politikadan tomamiyle ayırmayı" gösteren Nuri Eren "Tiirkiy. ' nin beklemeye IJCkti yoktur. Ekonomik hayah politikaya tamamiyle t..lim .tmed.n aqari milft<!reklerl ",pta"",ı. zorunMdır" diyor.
Amerıkan musal Güvenlik Danışmanı çerçeveıinde " şöyle noktalıyor: "işbirlikçilik
"- Bun14r delişim için temel. hayati önem. ıahip güçlerdir. V. bir ürlie ola rak biz, onlara yanıt venneR' hazır ol malıyız ... "
TERöR ÇETELERl Yerll-yabancı politik ve ekonomık güç merkezlerinın destek ve gözetimin de, Türkiye'de silahlı kamplar açılmış, "kana kartı alışkanlık edinmeleri" ge rekçesiyle vahşileştirilmlş ve "Bozkurt ç u " işgale sokulmuş öRrenci yurtiann da, kediyi bıçakla keserek, kan dökme temrlhlerl ile yetiştiiilmiş cinayet şebe kelerl sokakta kol gezmektedirler. Aynı politik ve ideolojik güç merkezIerinin "'01" etiketlerle de, provokasyonel yön lendirmeler ve sonuçlar aldı!!ı 12 Mart' larda oldui!u gibi bugün de görülmekte dir. Bu arada Brzezinski'nln deyimiyle Mao'culuk ve Aybar türü solculuk, "ideolojik ve felsefi çeşitlilik" olarak sahnedeki yerlerini almışlardır. Iç ve dıştan emperyalizm ve Işbir likçisi yerli ekonomık ve polıtık güç merkezlerı, savaş, şıddet, terör kıska cına alınan Türkiye'ye ne vaad etınek tedlrleı'?
Ve daha sonra da şöyle ekliyor: ii.
GÜMY Ko... ıa.,tirme
/an
planının uyıuJtıyu:ı
SAHlBININ SESI Bu zatın "Güney Koreıeşme" konu sunu hangi sıfat ve misyonla "politik LL derlerle" tartıştıi!ı gerçekte merak konusu deRildir. Aynı görüşleri paylaşan MESS Başka has temsilci iI olarak bugün Başbakanlık ve DPT Müsteşarlıl!ının başındadır. Ve "Güney Kore'leşme"ye, MHP Genel Başkam Al pasıan Türkeş, ge �tlRirniz hafta yapılan Küçük Kurultay'da kelimesi keıimesine sanımıştır. Şöyle demiştir Türkeş: nı Turgut özal, tekelcilerin
"- Maaş ve ücrete zam, çıkar yol de Radir. Bütün halkımızın gönülden kah14ca,. bir tOI4rruf Mf.rb<!rliRi gerçekle, tirm.k lazımdır ... "
GüNEY KORE'LEŞTIRME! ... Bu da, son dönemde şekIllendirU mIştIr: Türkıye'nin Güney Kore haline getirilmesi... Yüzde yüze varan enflas yon ve resmi merkezlerden de destek gördü!!ü sıkıyönetim komutanlı!!ı bUdl rllerlyle ima edilir hale gelen faşist terö rün dizginleriyle Türkiye bu yöiıe ltii! yor; ABD'nin Karadeniz ve Orta Do� jandarmalı!!ına... özeilikle son bir yıldır, Istanbul Iş çevrelerinde, bazı "bilim adamlan ' 'nın da katkısıyla "GUney Kore 1eşme " pıan lan yapılmaktadır. Amerıkan palaskası altında "ekonomiyi politikanın esaretin den kurtarma " ve Irdevlet yönetimini et kin kı/mD " şeklinde slogarılaşan amaçlar etrafında, CIA ajanı uzmaniarın da kabı· dı!!ı gizll-açık sempozyum, konferans ve Qtel lobl faaliyeUerl yo�nlaşmaktadır. Istanbul 'un büyük ve görkemli otelieri biraz "aşk gemisi" ise biraz da Güney Kore 'Ieşme aşkının tutuşturuldu�u yer ler 6lmuştur son dönemde ... Aynı çaba lar başkentte sıyasal merkezlerde ylirütü lüyor. Güney Kore'leşmek!. .. Türkıye'nin, 1974 yılında Ecevit hü kümeti döneminde, Dışişleri Bakanı Tu ran Güneş tarafından Çın Halk Cumhu riyeti başkenti Pe kın 'de görevlendirilen Ilk maslahatgüzan Nuri Eren, 25 Kasım günü Günaydın gazetesinde yayınlanan yazısında bunu arılatmaktadır. Nuri Eren, daha sonra bu görevden ayrılarak öteden beri yerleşmiş bulundui!u Ame rlka'ya dönmüştı'r. Şımdı Amerıka'da bulunan ve CIA' ya yakınlıi!ıyla tanınan Nuri Eren'ln ya-
Bu öneriyi 'on üç .ne içinde poli tik lid.rlerle Ç'ıitli kereler lartıfhm. H.poini yatkın buldum. Ekonomiyi olul71luz politik balkılardan kurtaracak bir olana,. memnuniyetle kartılamaya i' hDzırlar...
Aynı sözleri, Koçıar, SabenCl'lar, Berker'ler ve Narın 'ler de çeşıtll tarihler de söylemişler ve son dönemde bu çaba lar Anayasa, yasa deeişikliklerl ve DGM' ile hazırbklar şeklinde ifadesini bulmuş tur.
zısı, iiit makamdan eline verilmiş bır ha zır reçete gibidir. Yazıda "GÜn.y Kore" mucizesi aniatılarak, ünlü "Japon muci ze,i " solda sıfır uan eı::Imektedlr. "I,gü
cünü en ııeniş ve verimli şekild. çal,şh ran " Kore'nin h�im "konfekıiyon, tek, til ıah.,.ında dünyanın be, büyük d.v "' hc,.ı tJ1UIında " oldui!u haber verilmek
te ve bunu neye borçlu oldu!!u şu bIçimde ıfade edilmektedir:
"- OIk.nin bütün taıa"u{u dışsahma yöneimi,tir. Geli,en ekonominin artan olanaklannın Latin A merika 'do ve öz.l likl. Türkıye'd. olduRu gibi ıo,yal refa ha tahmind.n lıallOliy.tle kaçını/mı, ii tır...
KöTü ALışKANLIKLAR!. .. Güney Kore /lalkı, "özellikle Türkıye' de olduRu gibi sos�ai rel'fthtan pay al ma" gibi kötü bir alışkanlıktan nasıl ko runmuştur, diyeceksiniz? Onun yarııtım da verıyor "GÜn.y Kor. 'ci" Nuri Eren. Şöyle:
"- Konfiç;,üz 'ün inançlan Koreli/erl iıraftan korumu" g.leneklı" hayatlannı
Amerika ve işbirlikçilerinin Türkıye' ye sunabildikleri model, "Güney Kore' leşmek"tir. Üzerinde geniş Ittifak �Ia nan bu formül, dıştan ve Içten pres\ene rek, Türkiye'ye, işçi sınıfına, emekçi halka kabul ettirilmeye çalışılıyor... Hedef, ''Parlamenter dlktatörlük"tür.. .
BIR GÜN MUTLAKA! Amerıkan emperyalizmi ve onun Gü ney Kore ve Türkiye'deki Işbirlikçileri, Güney 'Kore ve Türkıye emekçi halkla nnın baRımsızlık, demokrasi, dünyanın ve ülkelerinin daha aydınlık banş dolu yannlan ıçın yaptıklan evrensel müca delede yanıtlannı elbette alacaklardır. Ilerici, demokrat, devrimci ve sosyallat lerln her zamandan daha dlkkatll, LO !!ukkanlı, ilkeli ve disiplinil biçimde mü cadelede saf tutına1an gerekiyor. Binler ce evladını emperyalist-faşist teiöre kur ban veren baRınısızlık, demokrasi güçl.e rinin sanan peklşiyor; Türkiye 'de ve tüm ezilen, sömürülen ülkelerde. Emperyalizm ve yerll tekelci ı,blr IIkçllerlnin ve tüm gerici güçlerin son dönemdeki telaşı daha başka naaıI izah edilebilir? ABD patronajındakl emper yallzırin 20. yüzyıldan dezentekslyonu dur dünyamızın gündenıl...
TORKlvE MADENI EŞVA SANAVielLERI SENDIKASı
M E S S
ıa,na,n öani \l'i� �\l' a )(On01\l1. . ıi � anıa'i ni1\l e . '" i No. : 90, Kat 3 • BeY06lu i Istanbul A_ ı ı.aııı a . iÇl.n i.ıg,l. -- lııIınO Caddes .... ; , -' u �ot'1I\a � � M· u 22864 : relex e 1\le c. {\ 1. \1e<" � T-.fon : .u 29 30 - 31 • 32 • 33 (4 Hatl l-un . ı in 5 i . ..,'-' eıet' . r;nc.e bu ;�iıeb """ , 1" . . e""' · u ... " · l.... � eç �· "k'U "itekim. send ikamız ve �y�� ız ı�: -ti)( b at.�ı)(e i ı.��ilt'ı �e ü . . ...,. a 1\l � �_ �e1\l0 . t'ıet' in , at.ıe 'i u �e b�-gg ay ı m k_ize kar şı b11 e Üt' tad ı r k olma ru unsu �e n i e 5 "'�f ını ;;J':tc ıa ruluşlar inc.e , Il . ı . i\üt' � i t. Obl. arl.ııı , bU g, \l'iacene� . . r' "....' " için her tc.. s a'igÜ ul.'\ 1\I t ek e etm a u imz .o. pet. i1l\ miz işverenler adına :. t' 1\lu a - u a tala
\--"cl,�l"':k
Sendikamı zın , bu �v.,•. uıt: � d ' " sq.zl,.esm�ıerı n e .
._ ' -
.
;:at
ü cret lerine verdiğ i o ı' ı:ı . ' , hp,.. v ı l ıçı . . _
.
_
__ _ _
..o
. 3. İşkolumuzda buyuk mucadelelerden sonra kurmuş olduğumuz bu den
�aş)(a,nl.'
men , Sendi�amı � ı � üye s i olmayan işkolumuz işveren lerinden Yüce . Endustr �fıl ısı A . Ş . , Atlas Copco Makinaları İmalat A . Ş . ve j Cıhazları San. ve Tic . A . Ş . 'nin peşi peşine imza ett iklerini dt roblu is sözleşmelerinde saat ücrerl ",.. i np . ..ı " '_ , .. _; 7 � _ ' ___
\(��� �/
_
/'
'l:�
öı��
ME S S .
r
.., � �. .
..
h_ ...._ ...ı.. ,...... ,..... ...ı..
_
. . . . .. . . .
.
,...... .. . '''t> ,,_ _. • ....ı '-"!PU ı..-ı-t T�) .. ıu.. cı.,.. IWLlMlar. ı.-a.. . _ c.. C� _ ne• ..... .. ıwıu. .ı..aa .--ı� -.-1 �w. -,..1 ı.a-. ..-ı. . te_ � IaCu..ı .td,.u.ı.. � ı.ı..�t C� � --.u.ı ""-» Pl w u..ı..t1Jo.
.
-'
MHP desteJdl
AP
hükümeti·
devlet aygıtının köşebaşla·
nnı tekellerin mutemed adamla·
nna teslim etmeye yönelik prog
rammm en açık öme�ini, MESS
Yönetim Kurulu Başkanı Turgut özal'm
IıRı'na
Bqbakanlık
ııetırnınesl
Müsteşar
verdI. Başba
kanlık MüsteşarlıRı görevine ge·
tirllen öza\'m, aynca Bl\say Ku
ruç'tan boşalan DPT Müsteşar·
\ıIı'na
da
vekaleten
bakacaRı
açıklaııdı. Ancak özal'ın gerçek
,ömlnln, hükümetin ekonomik alandaki uyıuJamalannı Demirel' le elele n üst düzeyde yönetmek olduRu biliniyor. Tekellerin yönetim organla nnda görev yapanlann hükümet
kuruluşlannın ve başlıca karar organlannın başına geçirilmesi, gelişmiş ya da orta derecede ge lişmiş kapitalist ülkelerde tekel·
lerln devlet aygıtıyla bütünleşme· slnln başlıca biçimlerinden biri·
dır. Gerçekte Turgut özal, kendı kı,ili�lnde, devlet organlanndaki
görevlerinden başlayarak tekelle·
rin yönelirn kademelerine sıçra· manın da ömeRini vermektedlr. 1950'de
Mühendisi
ITÜ'den
olarak
Elektrik
mezun
olan
Turgut özal, ABD'dekl 1 yıllık
kelel kuruluşlann yönetim or· ganlannda boy göstermeye baş· lamış ve son olarak MESS 'in Yönetim Kurulu Başkanlı�ı'na getirilmiştir. Turgut özal'ın, tekelci MESS
patronlannın Işçi sınıfına karşı
genel saldm planlannı pervasızca
uygulamasının en çarpıcı kanıtı, geçt1Almlz Temmuz aymda Dev
let Bakanı Sükan'a yaptlRı bır başvuruda ortaya Çıkmaktadır.
Turgut özal, 9 Temmuz 1979'
da MESS Başkanı olarak yazdıRı mektupta,
MESS patronlannın
toplu sözleşmelerde vermeyi ka·
rarlaştırdlRı azami miktarlan be·
Iirterek, MESS üyesi olmayan ve bu miktarlann üzerıne çıkan bazı
firmalan "şikayet etmektedir'· Turgut özal, mektubunda, bu firmalar ve yöneticilerin "takıp
edilmesini ve bunlara müeyylde· ler uygulanmasını" da Istemekte·
dır. özal·ın Istemi, "bütün lşkol· lannda, önce kamu ve özel kesim
lşverenlerlnln tümünün, sonra da
tüm Işçi kuruluşlannın aynı amaç ve hedef istikametinde bir leşmelerl"dlr.
özal , "oyun bozan" Işveren· lerı y.ılnız Sükan'a ,Ikayet
ihtisasından sonra Elektrik Işleri
etmekle kalmamış, TıSK, Odalar
DPT'de
Istemiştir. Hatta, MESS ölçüleri· ne uymayan ve yabancı sermaye· nin çoRunlukta oldulıu firmala·
Etüd Daıresrnde Genel Müdürlü· Re kadar yükseımiş, 1960'da ise çalışmaya başlamıştır.
ODTÜ'de öRretim üyeliRI de ya·
pan özal 1966'da Demirenn Başbakanlık özel Teknik Müşa·
vlrll�I'ne, 1967·71 arasında DPT
MüsteşarlıRı'na atanmış ve 1971· 1973 yıllan arasında da Dünya Bankuı uzmanllRı yapmıştır.
BirIIRI, TüSIAD gıbı kuruluşlara da bildirerek " önlem alınmasını"
no yurt dışındaki merkezlerine başvurarak " Işkolundaki ÇRlış· ma şartlann� ve ekonomimizi bozmalannı"
talep
etmlştlr(!).
Demlre1'ln ekonominin yöne
Devlet kuruluşlannda ve emper·
timine getirdiRI özal'ın bu kl,ı·
özal, 1973'ten sonra bu kez te·
nın gelecekteki polltlkuını ,Im· dlden gözler önüne sermektedir.
yallSt fınans örgütlerindeki bu görevlerinden sonra Ise Turgut
iil!i, MHP desteklı
YVR VYVŞ - ID ARALıK 1979 - 10
. .. ...... ... ,.-.-, ... ...
.. ...
..... .. .. .....
..
..
.. .. � _
.. ...... . ... � .. ...... -
..ı. "" _. _:u ..,.... _ . 1alaoo ııuı..t..s. � II _.ı.-... r..ıu..ı \1I1 � ı..- � ....ı.ı.ı.ı leIı tot. �ı. •..-ı• ..,...ı.ı .
. ..
...
_ --.ı.orı u.-.u.. llfbu.c-ı.. ..ı... � _ � ... ..,..--
ı..ı ...
ilg ili yasa
KÖM ÜR
Olk..ı..lı __ Lk ... ..,.ı Pftltla-SaID ."..... "' COIı IbtGıııılı lDpı� Iı 00&.....l ...... ... ......'ll l:Ddlbtrbl A.S• • ı-ı..l ı...aı.yuı ı.ıo>ı.... ı.....-ı.... t t a U .1 .ı-. ı-ut "'.S. ... E.t.. ty c u ... ecı.c- IlAkh .. . ,l . .... s.a . ... Tıc. A.Ş. 1>aIı;.. lQ.ıOd.I SQu ,..,.. 1iOU.I, SııJ..ı IIUan c:nı. . ta,-u CıN. ALP. �uı t_ � .. sq\a ıu..., ıı:ıJJIJt" . t&>d-ı. �. '.'1IIU! bl.ı> .a......' LU•U-n t....ı. edUa4tlt-. -.ı.tı..ı.. ... lltlluW- ..... .. �_ "'" ...... ... ... ...... u ... ullUJı.U 41_ ..-u.ı.r. W_k 14;1a ooUılt-lJll ili tedbı.- &1..-. ... bu t..a.lrl_ b", ub.ıı &41 ... ın.r..ı...ı.ı. ı..pblrll.Jru _.ı. ..- ,....ırtllJM tıı...,...... "...tı. ın-ı_ ) T_ 1'" t.,.lh ...·�/).2 • ..,.ı.l.J. �. ....ı..:. .. . 'ud.. ... d.telW- bın--. 1ı.,.I'I,.d bUaU.,.iıı1M � ..ı.rt •.
nın,
..... .. .... ....... ..... . .. .. ..
hazırlanıyor
=-m. .....
.-...-, .... _ - , .. .. . ._, . .... -._... ,_ ,. 1' _ . _
L
....
� .-ı..ıı _,a.1 .u-... .,. .. �I ı......ı.,. � �I ""I _ " """", ı.teI " � vi.oI .... .. A •••• u.ı..aa c..- ııoıo.ı..ı... leaII. . ... ... .. Tt•• •••• WJtuoIa u.ıı.ı ......ı _u� �L.- _ı ı..u..u. . . ..... . "u..ietl#.
TEKELLE RİN BAŞı BA ŞBAKı\N LIGI Maden Ierin işle tilmesiyle YÖNETECEK! ME S S
=.".--
. - - _ ... . .. .. . _ . .... _... ,_ . . . . . .. . . _ .
-
AP
hUkUmetl·
�1A F i ASI i Ş BA Ş ı N DA
.,.....,.". Kılıç: v_
Madenierin devlet eliyle Işletilm..... .... kın Bakanlar Kurulu Kararnamesi niıı yednl alacak olan "yasa" adı a1tmdakl taian Jıuır lıkIan yoıtunlaştı. Hükümet Proerum'nda da yer alan konuya AP hükümetinin nasıl yakla· şacaltını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Esat Kıratlıoj!lu önceki hafta sonunda açık· ladı: "Türk milletinin menfaatine olarak, Ma· den Kanunu yeniden düzenlenecek ve bu hu· sustakl Bakanlıktaki çalışmalanınız da 1-2 gün içinde sona erecek. MiLLI menfaatlerimize uygun olarak madenierin yenlden çalıştml· ması, yenl bır esasa baRlanacak." Kıratlıo�lu, bır gazetecinın madenierin devlet ve özel sektör tarafından ortaklaşa mı işleülece�1 yolundaki sorusunu ise "şu anda tam manasıyla bır açıklama yapmaya· yım, o konuda bır yasa hazırlanıyor. Kısa bır süre sonra çalışmalar tamamianacaktır·' şek· linde yanıtlıyordu. özel kesim elinde bulunan maden işlet· melerının verimsiz bır biçimde çalıştınldıRı Türkiye'de yıllardır söylenmektedir. Kıratlı· oRlu'nun sözünü ettlRI "milli menfaatlere uygun olarak madenierin" çalıştınlması"ndan kastedilen Ise, bazı Işletmelerde bır süre Için ara verilen özel sektör talanının yenlden baş latılmasıdır. "Hür teşebbüs" elinde bulundurduııu ma den yataklannı basit, hatta ilkel yöntemierle işletmekte sakınca görmemektedlr. Çünkü, CHP a�ırlıklı hükümetin Enerjı ve Tabli Kay naklar Bakanı Deniz Baykal'ın da tartışmala n yoRunlaştlRı bir dönemde açıkladıRı gıbı, bu kesimin yalnızca çıkanmdan elde ettikle· ri kazançlar milyarlarea lirada ifadeslnl bul maktadır. Ece\"lt hükümeti döneminde "Madenierin Devletçe Işletilmesi" hakkındaki Bakanlar Kurulu Karan'nın Anayasa'ya aykın olduRu savıyla mahkemeye başvuran özel· maden lş letmecllerlnln Anayasa Mahkemesi ne Intikal eden davalannda bır kısım eler "Iptal yö· nünde" oy kullanmışlardır. 19inç olanı en yüksek yargı organı durumundaki bu mahke· menln üyelerlne yine dokuz ..fırlı önerilerın götürii\düRü yolundaki söylenülerln yoRun· laştlRı bır dönemde CHP'ye yakınlıllı blllnen Yekta Güngör Srden'ln de yasa gücündeki ka· ramamenln ·'Iptal··ine oy vermesidir . Bunun yanısıra, yeterli güvenlık öl,lemierl· nın alınmadıRı maden ışletmelerınde her sefe· rlnde LO, 20 ya da 30 maden Işçisinin hayatı· nı kaybetmesl "olaRan" karşılanır olmuştur Türkiye'de. Al!ustos ayında, MHP 'II bır Işletme sahibinin Yenı Çeltek teki kömür ocaklannda meydana gelen ve 37 lşçlnln öldü· aU i, clnayetinln ÜJtilne dlRerlerl glblr bır çiz· ii çekilmiş, hesap ıorulmamı,tır. Madenierden özellikle IInyltte zengın yıtıklara sahıp olan TUrkly. d. d.v1etçe 1,le·
İl ··
..... -.. -*lı iili •
tOm.tt. olan yataklann çe_IIInd. özel lt \etmeler bulunmaktadır. Soma'da oIduıtu &ibI, bır lÜre kamu ııektöründe bılgı ve görgiilünU
arttıran elemanlar, daha sonra devlet eliyle keşfedilen gür yataklan işletmek üzere ru�t almaktadırlar. Uzun dönemii ve verimli bir işletmeciliRln gerektirdiRi pahalı makina parkından yoksun· luk Ise maden yataklannı bır daha yararlanı· lamayacak hale getirmektedir. özel kişileree işletilen bır çok linyit yataRı bu biçimde yan maya bırakılmaktadır. Bu arada, çok kısa lÜft. lerle de olsa, özel şahıslar elindeki rubsatlann alnmasına ilişkin kararlann, uygulamadan çok önce açıklanması da, yalnız ve yalnız, mılyar· lık kiinnı düşünen işletme sahiplerinin, aradan geçen süre ıçınde maden yataklannı harabet me nedeni olmaktadır. Bu nedenle, ruhsatlann gerl alındıRı Işlet melerde 1979 yılında beklenen üretım gerçek· leştirllememiştlr. Ne var ki buna karşın, 1978 yılınm Ilk on aylık döneminde 7,3 milyon ton dolayında olan kömür üretimi, bu yılın eşdö· neminde 8,6 milyon tona yükselmiştir. Dev· letleştlrllen sahalarda, Eylül-Ekim aylan ara sında, toplam olarak yüzde 336 oranında artış &aRlanabilmiştir. KöMÜR MArtASL.. Türkiye'de özel sektörce Işletilen madeni.. rı daRıtımı da bır "mana" tarafından yönetil mektedlr. Işletmecilerle yakın ilişidieri bulu na da�ıtım -şebekesinin bır kolu da devlet i'· letmesine kadar uzanmaktadır. Eski TKi Ge nel Müdürlerl'nden Bebzet Flnız'uo, Zonlu!. dak·Ere�1i lle Istanbul arasındaki kömür tqı malşlnl bu "maflanın" kendı Içindeki çatı,· madan galip çıkan şerme ihale ettlııı henüz ha· tırlardan çıkmamıştır. Işletmecililli ve daRıtımı içiçe yapan bu ke sim, tükeüm merkezlerine Istedlklerl fiyatı empoze edebllmektedlr. Enerji darboııazının yoRunlaştlRı ve elekt rik kısıntılannın büyük kentlerde dört saate vardıRı bır dönemde, özellikle linyit maden lerinin verlmil biçimde Işletilmesi zorunlulu· Au gündeme gelmektedir. Geçmişte, linyit yataklannın bulunmasından sonra, bu yatak· lann yakınında kurulan termik santrallerın Iş· letllmesl de linyit üretimine baAlıdır. Oysa, devletçe Işletilen linyit yataklan çevresindeki özel Işletmelerin üretimine ve onun belirledi· �i fiyatlara bel baelayarak elektrik santrallan· nı düzenlı bır biçimde çalıştırmanın mümkün olmadıRını uygulamalar göstermlştlr. Aynı uygulamalar, özel sektöre, ıyı Işlet· meseler bile madenierin iyi bır vurgun alanı olduAunu öRretmlştlr. Vurgunun artarak sür· dürii\mesl ıçın "mıllı menfaatlere uygun" bır yasa hazırlatılmaktadır. Dönen tekerden Çı· karılan çomallın yasası.
1 9 8 0 progra m ında devalüasyon var:
Deı ire lıe dısa rdan destek :llf
koltuklarını gerçekten o .şı ya· pacak olanlara dekil, iktidara gel' meleri,re yardımcı olanlara dalıt tılar... " "Soru: Yani Biz borçlannlZl Ö demeye devam edecektiniz ama sırtınızdan bıçaklandınız, öyle mi?
-
Uluslararası Para Fonu heyeti yine
Türkiye'de.
Kasım'ın
ilk
haftası i çinde olağan ziyaretini yapması beklenen Heyet, 14 E kim seçimlerinin ortaya çıkardı· ğı hükümet değişikliği nedeniyle ziyaretini üç hafta kadar erteledi Fon heyetinin, yetkililerle yap tıkları görüşmelerin
"pürüzsüz"
geçtiği yo.lunda haberler yeraldı basında. Türkiye'nin Temmuz ayından Ekim sonuna kadar olan dönem
verilen borçlan .eumem. bankerlerle ilgilenirim.
Iı"( ! ) ilan eden Ecevit Hükümeti·
ise yüzde 33 oranındadır_
nin ardından, bu kez de Demirel iktidarınca 1 980 yılı için aynı ifade k.ıllanılmaktadır. Sorunla· rı
nasıl
çözümleyeceklerini
çi·
mento ve yağ fiyatlarına yaptık ları zamlarla gösteren yeni Hükü· met, IMF heyetiyle görüşmeleri· ni henüz tamamlamamıştir. "Büt· çe Yasa Tasarısı" esas alınarak 1 980 yılı politikaları üzerine _ya· pılan tartışmalarda, I M F heyeti,
"Yanıt: Evet, öyle demek isti
zeytinyağı fiyatlarının serbest bı·
yorum. Türkiye 'nin yılda 1.5 mil yar dolara ihtiyacı vardır, bun' dtın .onra herşey düzelir. Bizim kalkınmamız Iran Inkinden daha iyidir. Türkiye 'nin 10 yıl daha yabancı ülkelerden gelecek para· ya ihtiyacı olacaktır, bundan 80nra herşey düzelecektir. Tarih te ilk defa gelişmekte olan bir ül· ke, gelişmiş bir ülke olacahtır. "
rakılması ile yağ ve ç imento fi· yatlarına yapılan zammı, öteden beri istediği "piyasa ekonomisi·
Uluslararası Para Fonu, Tem muz·Ekim dönemi için sağladığı 91 milyon dolarlık ilk kredi dili· minde dört aylık limitler sapta· yıp, kamu
şan karaborsa fiyatlarını "meşru" hale getiren d iğer zorunlu tüke· tim mallarına ve KıT ürünlerine yapılan zamlar izleyecektir.
uyulmasını öngörür·
kuruluşlarına
sağladığı
kredilerin aylık artış tavanıarını "elirleme yoluna gitmiştir. Diğer bir deyişle, Kasım.Ş ubat döne· minde,
Uluslararası Para Fonu
her ay hesap soracaktır Demirel Hükümetinden.
ne geçiş" yönünden olumlu kar· şılamıştır. Bunları, piyasada olu·
buna
ken, bu kez Merkez Bankası 'nın
Oç aşağı beş yukarı derken görüşmelerin sonuna gelinmiştir. Gübre üzerindeki subvansiyonun kaldırılarak demir-çelik ve petrol ürünleri fiyatlarının arttırılması· nın beklendiği bu dönemde, me mur maaşları dışındaki ücreder
1975 yılından sonra sağlanan
Ben
kısa
vadeli borçları zamanında
faiziyle
birlikte
geri alamayan
yabancı bankerlerce, bu nedenle
''Bankerlerin ,ize borç para uereceklerini .anıyor musunuz? "Yanıt: 1978 'e kadar herşey yolunda idi. Kim.e bize geçerli bir borçlanma politikamız olup olmadıRını sormuyordu. Şimdi· ki hükümet iktidara, Ecevit Tür· kiye ifla. etmiştir' dedikten .on· ra gelmeyi başardL Bizim soru numuz "'R veya .01 deRil, kimin hükümet olacaRı sorunudur. Hü kümet olduktan ıonra, bakanlık
ağır bir dille eleştirilen Demirel, iktidardan uzak olduğu dönem de bile emperyalist ülkelere kar· Şı yeşil ışığını sürekli yanık tut muştur. Bu işbirlikçi tavır, ikti dar
döneminde
"herşeye yeni·
den başlanması" değil, kalındığı yerden başlanması biçiminde se· meresini vermiştir.
Onarım Yılları 1978'i "ekonomik onarım yı·
Bu arada, 1 980 yılında yeni
olduğu yerde kalmıştır. Demirel
bir devalüasyona daha hazırlanıl
asgari üeretin vergi dışı bırakıl
maktadır. Halen ABD doları kar
ması yolundaki sözlerini uygula
şısında 47 lira 10 kuruş olan T L '
maya koysa da, I M F 'nin dayattı·
n ı n değerinin yapılacak devalüas·
ğı zamlarla verilenler tekrar geri·
yonla 62.5 liraya kadar düşmesi
ye alınacak, gerçek net üereder·
beklenmektedir. Ancak, TL 'nın
de artıştan sözedilemeyecektir.
yabancı paralar karşısında gele cek yıl kesin olarak hangi oran·
"Türkiye'nin 1 0 yıl daha batı·
da değer kaybedeceği enflasyon
lı ülkelerden gelecek paraya ihti
oranına bağımlı durumdadır. Bi
yacı
lindiği gibi, 1 979 yılı başında da
MHP destekli AP'nin dayatmala·
olduğu"
tesbitini
yapan
fiyat artışlarının yüzde 23.4'de
ra boyun eğmekten başka çıkar
kalması hedeflenirken, yüzde 70'
yolu
lik bir artış meydana gelmiştir.
nedeni budur,
yoktur. AP'nin varlığının
Bu yılki enflasyon bekleyişler.
de uyguladığı politikaları gözden geçirmek ve "Stand-by" düzen !emesinde açılması öngörülen 78 milyon dolarlık ikinci kredi dili mine ilişkin dayatmalarını açık· lamak üzere Türkiye'de bulunan Heyet'in pürüz ç ıkarmasına şim· dilik bir neden yoktu. Her ne kadar Demirel"!n ağzından mu· halefetteyken bazı "çatlak" ses· ler çıkmışsa da, iktidardaki tutu mu daha açık ve güven vericiydi Programında Uluslararası Pm Fonu ile ilişkilerin sürdürüleceği· ni açıklayan MHP
destekli AP
Hükümetine I'teveccühünüz" de· meye gelen heyetin pürüz çıkart· maması için bir başka neden da ha bulunmaktadır: Batı!ı ülkelerle iran arasındaki gerginliğin
çok arttığı bir dö
nemde Türkiye'ye karşı daha es· nek davranılması gerektiği görü· şü ağır basmaktadır. Oysa, bun dan çok değil, beş ay kadar önce Batının ünlü banker dergilerin· den birinde, Demirel'in yeniden iktidara gelme olasılığının arttı· ğına d ikkat çekilerek, bu sözüm ona "yeni bir engel" olarak n ite lendirilmekteydi. Demirel'i "Türkiye'yi bugün kü duruma getirmekle" suçlayan ve "Hükümete gelirse herşeye ye· niden başlarız" diyen uluslarara· 51 finans kuruluşları şimdi sıray·
la Demirel 'le aynı masada pazar· lığa başlamışlardır. Burada, bir yabancı gazeteci· nin ile
muhalefette
iken Demirel
�aptığl röportajın bir bölilmü·
nli hatırlamakta yarar vardı r :
"Soru : ERer iktidara gel"ydi· iz D ÇM (Dövize Çevrilebair Mevd,'al He",b.) yine .izin mali politikanız olur m'uydu ? "Yanıl: Ben devleııen devlele .•
9 çocuklu M eh met Can'ın ail esi
Bel ç ika'dan sı nı rdı ş ı edildi Y VR VY VŞ 'ün 237. ",y ... nda "9 Çocuklu
Tüzk Ailesi Çocuk Yılında Sınırdışı Ediliyor"
başlıklı bir haber yeralmıştı. Haberde, Belçi· ko 'da yabancı işçilere harşı düşmanlıRm .on zamanlarda büyük boyu llara ulaştıRı ve hastıı olarak üç ay rapor alan ve Türkiye'ye gelen 9 çocuklu Mehmet Can adlı Türkiye 7i işçinin çalışma izninin Belçika makamlan tarafından iptıı l edilmek istendiki bildiriliyordu. Belçika' do ilerici ve demokrat güçlerin /üm girişimleri' ne karşın, Mehmet Can 'ın çalışma izni iptııl edadi ve Danıştay 'a yaptıı, başvurunun Bonu cu alınıncaya kadar ülkede kalma i.teRi de ka bul edilmedi. 9 Çocuklu Mehmet Can ailesi Türkiye_ basınına ve tüm ilerici kuruluşlara ya zılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Mehmet Can 'ın Belçika 'da 10 yıldan beri çalıştıRı ve Belçika 7ı patronların onun .ırtından kôr elde ettikleri belirtildi. Mehmet Can 'ın "turist" işçilikten kurtul�p "yasal " ifçi olması için, "gizli" olarak çalış tıR, meden ocalmın patronunun adamı olan tercüman Zeki Alırer'e para vermek zorunda kaldıRı belirtilen açıklamada, bundan .onra madende Mehmet Can In hastalanışı ve iki ay raporlu olarak Türkiye 'ye hava dekişimine gelmesi, daha .onra Türkiye'ye "temelli dö· nüş yapmış " gibi kabul edilerek çalışma ve oturma iziiiı.rinin Belç ika makamlar. tarafın rlan iptal edilmesi anlatıldı. Mehmet Can aUes;n;n açıklamasında, Türki ye7i Işçiler Kültür Merkezi başta olmak üzere, birçok ilerici kuruluşun iki yılı aşkın .üredir /üm girişimlerine karşın, Belçika Adalel Bo' kaniıRı'nın sınırdışı kararı verdiğ� bu karara Danıştay nezdinde itiraz edildiRi, ancak aıle· nin ih"roz Bonucu belli olmadan ülkeden çıka rı/dıkı kaydedıldi. A çıklamanın 80n bölümün' de şöyle dendi: "Bu durum karşısında biz. Türkiye 'nin tüm insonlarına. Iıükümetine. gazetecilerine. siyasi partilerine. milletvehillerine sesleniyoruz: Bu ve buna benzer haksızlıklara göz yumarken, nasıl olup da bizden döviz istiyorsunuz 1 Utan mıyor mU$tmuz 1" "Biz Can ailesi, Belçika Türkiye 7i Işçi/er Kültür Merkezinin yardımıyla mücadelemize deuam edeceDiz. Bunun iç;n icap ederse Straz burg insan hakları mahkemesine başvuraca R ız. "
YVlWYVŞ · 10A RALIK 1979 · 11 '
.,
.
Portekiz :
E m e kcile r eyle m birligini ; öd üllendirdi erken
Portekiz'de
gend
lanmak yolunu seçti. Bunun so· nucu
seçimler önceki hafta sonunda yapıldı.
Seçim
sonuçlan,
batılı ülkelere ba!!ınılı bir ülke haline getirildi.
ile Portekız Komünist Partisl'nin önenıll bir başansım ortaya. Çı' da sosyal·demokrasinin sa!! kana· dının en önde gelen temsilcile· rinden Sosyalist Parti'nin a!!ır bir yenilgiye u!!radı!!ını ifade edi· yordu. Portekiz Komünist Par· tisl, daha önce yüzde 14 olan oy oranını bu seçimlerde yüzde 19'a çıkardı. Sosyalist Parti 'nin geçen seçimlerde
yüzde
35
olan oy
oram ise yüzde 27 'ye düştü. Ote yandan, üç sa!!cı partinin oluş· turdu!!u
"Demokratik
ittifak"
adlı gerici blok, seçinılerde ikti· dar olabilecek çol!urılul!u elde etti.
1974
Nisan
sonra birkaç
Devrimi'nden
Portekiz yeniden
ekonomik ve siyasal bakımdan
bi,
yandan yüzde 5 'lik bir oy artıŞı
kanrken, dii!er yandan Avrupa'
olarak
Portekız
Komünist
edilmiş
olan demokratik kaza·
olan Portekız emekçilerinin is· tem ve çıkarlanna uygun davran· madı, tersine emperyalist ülkele· rin hükümetleriyle işbirli!!i için· de Portekız egemen sınıflanna yaranmaya ÇalıŞtı. Sosyalistlerin Komünist
Partisi 'nin
işbirli!!i
Çaenıannı reddeden, 1974 devri·
mi sonrasında kır emekçilerinin elde Mti�i kazanımlan geri alma· ya yönelen politikası Portekiz' de gericlli!!in yeniden toparla· oarak iktidara aday konuma gel· mesini sa!! ladı. Mario Soarez'in hükümetleri IMF reçetelerine bo· yun e!!erek, uluslararası tekelci sermayenin kredilerinden yarar·
bilmesi için Ilerici güçlerin önün· de
duran
belirlendi.
görevler
Konferans sonrasında yayınlanan
güvenceye alınması için bugiin ve gelecekte
şöyle diyordu : "PKP,
tüm
ideoloji ya da dini ayn demokratlan ve
vazgeç·
zanımlanmn ileriye götürülebiı·
medi. PKP, Soarez hükümetleri
mesi için ortak bir seçim kam·
tutumundan
hiç
dönenılerinde Sosyalist Parti'yi sa!!cı . politikalar uygulamaktan vazgeçirmek için elinden gelen tüm çabayı gösterdi. Gerek Par· ti'nin kongre kararlannda, gerek· se dli!er belgelerde Portekiz'deki tüm ilerici güçlerin birli!!i karar· lılıkla savunuldu. Son olarak, se·, çimlerden önce Ekım ayında dü·
---
panyası yürütmeye ça!!ınr. Geri· clli!!in yenilgiye u!!ratılması ve venceye
alınması
dece ço!!urılu!!u elde etmesi de, yeterli de!!ildir. Asıl, bu güçlerin birbirleriyle arılaşması ve birleş· mesi gere k1iılir. "
çabalan boşa gitti. Parlamento' da Natuş'u desteklemedi. Boliv· ya halınmn, işçi sınıfından.bazı burjuva çevrelerine dek geniş ke· sinıleri kapsııyan direnişi sonun· da Albay Natuş teslim olmak zo· runda kaldı. Natuş 'un politik serüvenini sona erdirmede beıırleyici olan ise, güçlü mücadele deneyimine sahip sendika merkezi COB 'un yürüttü!!ü genel grev oldu. Bu kı· sa dönem, Brılivya halkımn aske· ri yönetime geri dönüşü reddet· ti!!ini ve antifaşist, demokratik mücadelenin sonuçlannı dina· mik biçimde korumaya kararlı oldu!!unu kanıtladı. Bolivya halkı, 1978 yılında General Banzer'in ve izleyicisi
rinden dördü ABD makanılan tarafından ser· best bırakıldı.
Kuzey Carolina'da ilericilere
karşı girişilen katliamın sorunılulanndan olan dört kişi, katliam.ı n ABD'de ve dünyada do· l!urdu!!u büyük tepkiyi yatıştırmak amacıyla gözaltına a1ınıruşlardı. Ancak bu dört faşist katilin serbest bırakılmalan, ABD makamlan·
ABD OTOMOBİL SANA YltNDE 40 BIN ışçı IŞTEN ATıLDı Amerika Birleşik Devletleri'nde otomobil sanayiinde satışlarda son zamanlarda meyda· na gelen büyük düşiişler nedeniyle 40 bin iş· çinin daha işine son verildi�i bildirildi. Bu ara· da ABD'de otomobil üreticisi rırmaların üre· tlnılerini de büyük ölçüde düşürdü!!ü belirtiı· di. Son zamanlarda a!!ırlaşan ekonomik kriz nedeniyle pahalılık ve işsizli!!e çözüm bulama·
run ırkçılan korumasının -
sürdü!!ünü gösteri·
yor. Bilindi!!1 gibi tepkiler üzerıne ABD Baş· kanı Carter ırkçı Ku K1ux K1an hakkında s,:ı· ruşturma açılmasını emretmlşti. Ancak bu emrin "zevahiri kurtarmak" amacıyla verildi· !!i ABD makamlannın son serbest bırakma ka· ranyla ortaya çıktı.
ŞI LI 'DE F A ŞIST CUNTA ışçı TEMSI LCI LERI NI HAPISLE TEHDIT EDIYOR
yan ABD emperyalizmi, bunalımın faturasını da emekçilerin sırtına yükıüyor. ABD'de oto· mo bil üreticisi üç büyük rırmada ahnan son iş· ten çıkarma kararlan bunun bir göstergesi. !lu firmalann 1979 Ekim ayında yaptıklan oto· mobil üretiminin
ise
1978'e göre yüzde 20 ora·
nuıda düştü!!ü kaydediliyor. Otomobil sana·
Şili'de faşist Pinochet cuntası işçi temsilci· lerini cuntaya karşı tutum takındıklan takdir· de uzun süreli hapis cezası vermekle tehdit edi· yor Son olarak Santiago'da "Ulusal Eşgüdüm Komitesi "nin yöneticisi üç sendıkacı hakkın. da dava açıldı. Sendika temsilcilerinin beş yıl
yiindeki işten çıkarmalann bundan sonra da
hapisle cezalandırılmalan
sürdürüleceği bildiriliyor.
Eşgüdüm Komitesi "nin emekçllerin haklarını
KATIL KU KLUX KLAN ÜY ELERİNI ABD MAKA M LARı SERBEST B ı R A KTı ABD'nin Kuzey Carolina eyaletinde bir sü· re ön\!\! ilerici sendikalann bir gösterisi sırasın·
YVRVYVŞ . 10 ARALIK 1 9 79 · 1 2
ortak eylem bağlan içinde davranmaya çağırır. "
o
zorurıludur.
Ancak, demokratik güçlerin sa·
öldüren neo·faşist Ku Klux Klan örgütü üyele·
)
anlaşma, işbirliği ve
. demokratik güçlerin zaferinin gü.
da toplulu�un üzerine ateş açarak beş kişiyi
( 5
Iıklara bakılmaksızın
APU - ZAFERE DOORU BIR PKP
Ulusal
da belirtiyor ve sonuç belgesin
ADıM
Konferansı
bu
yolda somut adınılar atıldı!!ım
Bolivya'da sol güçler, yeni bir sınav veriyor
Bolivya'da 16 Kasım günü, o zamana kadar Temsilciler Mecli· si Başkanı olan Lidia Guelier Boııvya Devlet Başkanlı!!ı göre· vine getirildI. Bayan Geulier'in devlet başkanlı!!ı görevine gelme· siyle, Albay Natuş'un askeri cun· tasının kısa süren egemerıli!!i de sOnbulmuş oldu. Ordunun orta kademelerine ve parlamentodakı bazı burjuva partilerinin temsilci.' rine daya· narak 1 Kasım'da bır darbe dü· zenleyen Albay Natuş geçen çabalardan uzun A!!ustos'ta sonra göreve gelen sivil hüküme· tl devirerek kendisini devlet baş· kanı ilan etmişti. Natuş'un dar· beden sonra sendikalar ve kilise ile gerici bir anlaşma sa!!lnma
kıt.d.a ".hr'.r
tüm demokratlann demokratik zaferinin
iş ve eylem birli!!ine ça!!ırarak
tüm Portekız halkını Nisan ka·
rarlı
"PKP, gericiliğin yenilgiye uğratılması ve
belgede, PKP tüm ilerici güçleri
zamnılann elde edilmesi için ka·
kez iktidar olan
nomik güçlükler altında ezilmiş
"demokratik bir zafere" ulaşıla·
nımlann korunması ve yeni ka·
Mario Soarez'in Sosyalist Parti' si, uzun yıllar faşist baskı ve eko·
Partisi,
1974'den bu yana ülkede elde
zenlenen bir Ulusal Konferans'ta
isteniyor.
"Ulusal
korumak Için ortak eylem yapmaianndan ya. na tavır aldığı, komıte yöneticilerInin bu ne. denle hapse atılmak Istendlklerl haber verili. yor. Ote yandan ŞIlI'de "Compan!a de Acero del pasirıco" adlı bir döküın firma.ının işçileri ücret artışı "e başka talepler öne surerek bir süre önce başlatmış oldukları direnişi cunta· nın tüm baskı ve engellemelerine karşın başa· rıyla sürdürüyorlar.
Pereda'mn askeri faşist dikta· törlü!!ü safdışı edilebilmiş ve üi· ke, Latin Amerika'daki faşist ve gerici rejinıler zincirinden çıka· rılabilmişti. Bu olay, kıtadaki birçok ülkede geniş yankılar uyandırınıştı. Ancak bu gelişme ABD emperyalizmi ve Bolivya' daki gericlli!!in if.as etmiş olan sözde diktatörlü!!ünü Banzer "anayasa!" bir rejinıle de!!iştire. rek, "demokratik görünüm" ar· dında Bolivya büyük burjuvazisi· nin ve yabancı tekeUerin iktida· nnı istikrarlı hale getirme düşün· celeriyle de ba!!lanb içindeydi. Bu planlar, 1952 yılındaki burju· va demokratik devrimi sırasında duyurmuş olan ve o adını zamandan beri de Washington'un gügendiği bir kişi haline gelen Paz Estenssorro'nun klşili!!i ile de yakından ba!!lantıh idi. An· cak bu kişi, 1979 seçinılerinde UDP (Demokratik Halk Birli!!i) adayı Siles Zuazo tarafından ye· nilglye u!!ratıldı. UDP içinde Siles Zuazo'nun lideri oldu!!u sosyal reformist MNRI (Sol Ulu· sal Devrimci Hareket), hristiyan· demokrat MlR (Devrimci Solcu· lar Hareketi) ve Bolivya Komü· nist Partisi bulunuyordu. Ne var devlet Zuazo' nun Siles ki başkanı olması sa!!cı parlamento çoğunlu�u tarafından önlendI. UDP de Paz Estenssorro'nun başkan olmasım önleyebildl ve bir denge durumu ortaya çıktı. Bunun üzerine geçici bır başkan atanarak 1980 Mayıs'ında Stoçi· me gidilmesi kararlaştırıldı. As· keri darbe ve SOnra meydana ge· len olaylar biliniyor. Bolivya'da durum hiilii ger· gin. Bayan Lldia Gueller'ln Işi oldukça zor. Ancak Bollvya'da BKP önderll!!lndekl işçi sınıfı ile diğer demokratik güçlerin, el· de edilen demokratik kazanınıla. rı koruma mücadelesi sürüyor. Kurulması düşünülen genış bır içinde, cephenin demokratik kuşkusuz bazı askerler de yer alacak. Boııvya ilerici ve demok· rat güçleri, ülkede uzun yıllar süren askeri diktatörlüklerin ka· Iıntılarını temizlemek, ülkenin ekonomık ve toplumsal durumu· nu iylleştlrmek ve demokrasiyi yerleştirmek Için ABD emperya· lizmi Ile ülke ıçınde onun yanda· ŞI olan büyük burjuva çevrelerine karşı amansız bır kavga verıyor· lar.
de bu adımlan şöyle anlatıyor du: "PKP ile Demokratik
Halk
Hareketi/Demokratik Seçim Ko misyonlan (MDP /CDE) tarafın· dan Cumhuriyet Meclisi seçimi Alianca
oluşturulan
ile
Povo
Unido (APU) (Halk Birli!!i Ittifa demokratik güçlerin zaferi
kı)
için önenıli bir adımdır. Yerel se snasında
çimler
oluşturulan
APU'nun bu seçimlerde gerılşle tUmesi seçim kampanY8Slm ko laylaştıracaktır. Çünkü APU kav ramı ve onun sembolü iki seçim· de de ayrudır. "APU ayru zamanda Porte kiz
halkının deneyimlerinde ve anti·
faşist yüre!!inde kökleşen bir bir· lik hareketini simgelemektedir. hareket, sadece
Bu
araIannda
birılerce katoli!!in de bulundul!u çok sayıda demokratın oylanru almaya yönelik manda
de!!il, aynı za·
partiler tarafından
sa!!
kandınlan, Sosyalist Parti tara· fından yanılgıya u!!ratılan geniş kesinıleri de ortak tutumda bir· leşmeye götüren bir harekettir." PKP Ulusal Konferans belge· sinde,
ilerici
güçlerin
birliğini
bozmak için girişilebilecek çe· şitli provokasyonlara da dikkat çekiliyor ve halk yı!!ırılan bunla ra karşı uyanlıyordu. "SP, 1976'da
tüm
demokrat·
lan sa!!cıIan yenilgiye ui!ratmak Için kendisine oy vermeye çağır· dıktan ' sonra ayru salıcılarta bir· leşti. Gerici bir parti Ile bır koa· lisyon hükümeti kurdu ve dli!er gerici partilerle lşblrll!!i yaparak karşı·devrime
hızmet etti. Sen·
dlkal hareketi bölmek Için, ken· disine ba!!1ı san sendikalar kur· SP tarafından emekçilerin
du.
haklanru ve demokratik
kaza·
nınılan geri alacak yasa önerıle· bunlann
yapıldı,
ri
kabulünde
sa!!cı partilerle lşbirlli!ine gldildi. Her zaman PKP ile bir güçbirliği· ni reddetti." Belgede daha sonra bazı "aşın. sol" gruplara verilecek oyların da demokrasi için bir Işe yara· mayaca!!ı belirtildi. PKP belgesi· nın sonu,ıdakl şu mesaj, Parti' seçimlerdeki
nin
başansının
anahtannı vermektedir: "PKP,
gerlcillııin
yerıllgiye
uğratılması ve tüm demokratla· rın demokratik zaferinin güven· ceye alınması Için bugün ve gele cekte ideoloji ya da dini aynıık· bakılmaksızın anlaşma,
lara
lşbirll!!1 ve ortak eylem Lağıan çinde davranmaya çai!mr."
B
ABD'DE DE DEMOKRATIK HAKLAR IÇIN SAVAŞ Demokratik haklar ıçın savaş, gericiliğin ağır ba'bğı bütün kapi· talist ülkelerde olduğu gibi empcr. yalizmin en güçlü kalesi olan ABD'
. de de kızlŞarak sürüyor
Birleş ik
Amerikaıda ekonomik, toplumw,
.iy;ual birçok baklan ellerinden alı· nan
ve
yasaklanan
öğretmenlerin di
ttNşleri birbirini izliyor. Bu dire nişler. gericiliğin elindeki polis dev leti tarafından
zaman
zaman en sert
bula1arla kılılılaşıyor. Öte yandan Amerikan okullan .ık sık kapabl· mak, öğrenime
arn.
vermek zorunda
kalıyor. öğretmenlerin yığınsal direniş' leri, ABD'li ilerici gençleri ve öğren cilerin de desteğini ka.z.a.ruyor. Pek çok kentte öğrenciler, öğretmenle
rini
desteklediklerini
r O rY\ C Cnc.er nec\ ,
\
'vv (A ( \ .
\
( ! () (
\
her ')
w hi'ı ( AJ e . ty- o. \ nec\ �
dile getiren
B
pro�1t01arIa onlann yanında yer alıyorlar. Yukardaki fotoğrafta , Ok· lahoma aty'de, ana�abalanyla bir likte
öğretmenlerinin isıcmlcrinin
yerine getirilmesini isteyen öAtenci· lerin pro�.to hareketi görülüyor.
Yen i d en bag ı msı z lı k yolun d a Peru :
Peru Komünist Partisi 'nin VII. Kon�i bir süre önce başkent Li· ma'da yapıldı. önemli belgeleri ka· rara ba�layan 600'ü aşkın delege yeni bir Parti tüzü�ü ve programını da kabul etti. Genel Sekreter Jorge del Prado 'nun yeniden aynı göreve getirildij!i Kongre, Peru Komünist Partisi'nin uluslararası komünist ha· reketle birlij!ini güçlendirdi. PKP'nun bu en yüksek organının delegeleri önünde, ülkedeki son yıl· lardaki çelişkili politik gelişmeyi çözümlemek ve Peru 'lu komünist· lerle halk hareketinin önümüzdeki dönemdeki strateji ve taktij!ini be· lirlemek görevi bulunuyordu. Latin Amerika'nın bu dördüncü büyük ülkesinde bugün, Parti'nin 1973 Ekim'indeki Kongresi sırasın· daki duruma göre tümüyle yeni bir durum bulunuyor. VI. Kongrenin yapıldıj!ı arada, ülkede "devrimci süreç" olarak adlandırılan derin biçimlenmeler, sosyo-ekonomlk antiemperyalist ve antioligarşik bir doj!rultuda en yüksek noktasına ulaşmıştı. General Juan Velasco Alvarado'nun IIderlij!indeki sol . , askerler grubunun geniş kap· .• bir reform programı bııIunu· yordu. Bu prograınla Peru, Latin Amerika halklarının antiemperya· list mücadeleslnjn ön saflarında yer alıyordu. Radikal tanm reformu, önemli yabancı maden işletmeleri· nin ulusallaştınlması, geniş kapsam· lı balıkçılık sanayiinin devletleştiri!· mesi, yı�ınsal burjuva haberleşme araçlannın kamulaştınlması gibi önlemler, Peru 'yu devlet baRınısız· lı�ının ilan edildi�i 1821 'den bu ya· na en önemli toplumsal yenileşme· ye götürüyordu, PKP Genel Sekreteri Jorge del Prado, Kongreye sundu�u raporda o zaman ilerici askerlerin bu çizgi· sinin Peru halkının bu antiemperya· list ve antifeodal kazanımlannın de· rinleştirilmesi için Peru'lu komü· nistler tarafından dinamik biçim· de desteklendij!ini belirttLRaporda belirtlldi�i üzere bu ileri adımlarla burjuva-demokratlk devrimin sınır· ları aşılmıştı ve antiemperyalist bir çerçeve kllZanmıştı. General Velasco Alvarado ile ya·
PERU KOMüNIST PARTISl'NlN VII , KONGRESI BAŞ KENT LlMA 'DA YAPıLDı. 600'Ü AŞKIN DELEGENlN KATILDlGI KONGRE ALDlGI KARARLARLA PERU' ' LU KOMüNISTLER VE HALK HAREKETlNIN ÖNÜ MÜZDEKl DöNEMDE IZLENECEK STRATEJl VE TAKTlK ILE ILGILl GöREVLERI SAPTADı' KONGRE KARARLARıNDA, PERU'LU KOMüNISTLERIN öNüNDE BULUNAN EN ÖNEMU VE ACIL GÖREvtN ıŞÇı SINIFI ILE DIGER EMEKÇILERIN GÜÇLÜ, SAC LAM BIRLlGlNlN SAGLANMASI OLDUGU BELlRTIL D1. kın çalışma arkadaşlarının 1975 A�ustos'unda iktidardan uzaklaştı· n\malan Peru askeri hükümetinin bileşimini temelden de�iştirdL Gö· reve gelen yeni askeri hükümet em· peryalist çevrelerln ve Iç gerlcili· �n baskısı altında ilerici progra· mın uygulanmasını durdurdu ve ge· rl adımlar atma yoluna girdi. Bu hü· kümet IMF' nin baskıcı koşullarını kabul ettı' Böylece yenl bır ekono mik bunalımın yükQ oldu� gibi Pe· ru 'lu emekçilerin sırtına yüklendi. Rakamların diliyle de ifade edildi· �i gibi, temel Ihtiyaç maddelerinin fiyatlan 1978 yılında yüzde 73,8 oranında arttı. 1979'dakl pabalılık oranı yüzde 60 olarak hesaplıınıyor. Şu anda Peru 'da 5,2 milyonluk ça· lışan nüfusun yüzde 6 'sından fazlası işsiz durumda. Yüzde 52'si ise sade· ce mevsimlik Işlerde çalışıyor. Peru metropeUerinde ise sefalet hüküm sürüyor. Büyük kentlerin sokakların· da satıcılık yapanlann sayısı ise yüz· binleri buluyor. Gençlik yıRınlan· nın en ufak bir meslek sahibi olma şanslan bulunmuyor. Gerçi askeri hükümetin, uluslar· arası tekellerln ve IMF'nin koşulla· rına teslim olması ülkenin ödemeler dengesini hafifletti ve kapitalizmi hızlandırdı. Ancak bu, ülkenin ve 17 milyon insanının acil çözüm bekleyen .orunlanna hiçbir çö· züm getirmedi�i gibi, bunlan daha da aRırlaştırdı . Eme kçllerin yaşam düzeyinin
gittikçe kötü!eşmesi, Peru 'da yı�ın· mücadelelerde önemli bir yüksel· meyi de beraberinde getirdL PKP Kongre kürsüsünden çok sayıda de· le�e, Peru 'lu komünistlerln Işçi sını· fı ve emekçilerin sınıfsal ve sendi· kal mücadelelerinde en ön sanarda yer a1dıklannı ifade ettiler, Askeri hükümetin tüm çabalanna karşın Iş· çi anıfı ve emekçilerin mücadele kararWıj!1 kınlamadı,
sal
Şu anda ülkedeki 30'u sol kanat· ta olan 40'tan fazla polıtık partI gelecek seçimlere hazırlanıyorlar. 1978'deki Kurucu Meclis seçimle· rinde, ülkedeki her üç seçmenden birinin solda yeraldı�ı anlaşılmıştı. Ancak, bugünün en önemlı soru· nu, sol güçler arasındaki geleneksel parçalanmışlı�ın aşılabilmesidir. Bu yolda ilk adımlar başarıyla atıldı. PKP'nin VII. Kongresinin açılış toplantısında sekiz sol parti ve ör· gütün temsilcilerinden oluşan bir delegasyonun yer alması, bunun bir Bunun dışında, göstergesiydl. birçok eylemde de bu yolda somut adımlar atıldı. Parti Kongresi 'ndeki tartışmalar sonunda hru'lu komünistterin önündeki en önemli ve acil görev· ler ortaya çıktı. Bunlann en başın· da işçi sınıfı ile diRer emekçilerin güçlü, saj!lam birliRinin saltlanması geliyor. Parti kongresinin kararlan, bu yolda önemli katkılarda bulunu· yor.
ir süre önce TV'de
Amerikan yapımı bir "bilim kurgu" film gösterilmiştL Filmde, ABD'de nükleer bomba ta· şıyan bir uçak üs· sünde "yanlışlıkla" verilen alann üzeri· ne havalanan uçak· lar Moskova üzerine saldınya geçiyorlardı. Yanlışlı�ın anlaşılması üzerine ABD Başkanı'nın bu uçaklan geri dön· dÜIme çabaları sonuç vermiyor ve uçaklar Sovyetler'deki "önceden belirlenmiş " hedefle· re doj!ru yol alıyoriardı. Uçaklardan birinin Moskova üzerine gelmesinin ve Moskova'yı bombalamasının "engellenemez" oldu�u an· laşılınca da, ABD'nin "insancıl" başkanı Sov· yet Devlet Başkanını ünlü "kırmıiı telefon" dan arıyor ve aşa�ı yukarı şöyle d[yordu: ". Sayın Başkan! Bizim nükleer bomba taşı· yan bir uçaj!ınuz yanlışlıkla havalanmış, Mos· kova'yı bombalamaya geliyor. Bari siz de New·York üzerlne bir nükleer bomba atın da ödeşelim, Bu işi fazla büyütmeyelim."
ilim· KurgU olduj!unu bildii!imiz bir f'ıImde bu tür olaylan gülümseyerek izleyebilirsiniz. Söz· konusu olan sadece bir "hayal" ürünüdür. "Gerçek yaşamda bu tiir şeyler olmaz"diye düşünürsünüz, ABD'den "yanlışlıkla" havala· nan ve nükleer bomba taşıyan uçaj!ın Sovyet· ler Birlil!i'ne saldmp Moskova'yı bombalaması ilk anda "düşünülemez" gelir. Ancak, geçti· j!iıniz ay yaşanan bir olay "Bilim·Kurgu" de· l!ildir. Burjuva basın ve yayın organlannın ustalıkla geçiştirdi�i bu olay gerçekten yaşan· mıştır ve gerçekten dünyayı bir nükleer sava· şın eşij!ine getirmiştir, Olay şudur:
Artık bllim
kurgu değil
T
9 Kasım 1979 günü ABD bilgi sayarlan bir "yanlışlık" yaparak "kırmızı aJarm" vennlş· lerdir. Bunun üzerine ABD'deki çeşitli hava üslerinden havalanan F·101 ve F·I06'lann nükleer teti�i çekmelerine çok kısa bir süre kala yanlışlık anlaşılmış ve dünya bir nükleer savaşın eşi�inden dönmüştür. ABD'de havala· nan uçakların I·edefinin neresi olduRu da açık· tır: Sovyetler Birli�! Ancak başlayabilecek bir nükleer savaştan etkilenen kuşkusuz sadece Sovyetler Birli�1 ve ABD olmayacaktır. Dünyanın birçok büyük kenti nükleer darbele· me zincirinin içinde yer almaktadır ve bunun anlamı, on milyonlarca insan yaşamının tehdit altında oluşudur. ehdit kimden gelmektedir? Batılı emperyalist ülkelerin burjuva basın ve yayın organları, yıl. lardan beri kamuoyunu bir "Do�u tehdidi" ya da daha açık biçimde "Sovyet tehdidi" ile oyalamaktadırlar. ABD'nin ve Bab Avrupa ül· kelerinin Rlah tekelleri, bu "do� tehdidi" masallanı.ın ardına sı�ınarak durmadan silah üretmekte, yeni yeni silahlar geliştirmektedir· ler. Demokratik Alman Profesörü Gerhard Kade'nin "Yüzyılın Yalanı/Do� Tehdidi" ad· \ıkitabında yer alan bazı tablolar bu konuyu hiç kuşkuya yer vermeyen biçimde açıklı�a kavuştunnaktadır. Kitapta verDen bilgilere göre, öme�in ABD'nin 1953'de yaptı!!ı uzun menzilll bombalan SSCB 1969'da gerçekleş. tirmiştir. ABD 1956'de taktlk nükleer silah yı.pımına başıamış, Suvyetler Birli�i 1956' da bu silahlann üretimine geçmiştir. Atom de· nizaltılarının ABD 'de üretildi�i yıl 1956, SSCB'de ise 1962'dir. Bunun yanısıra sadece 1977 yılında NATO'nun silah harcamaları 1 23 mılyar 459 milyon olurken, Varşova Pak· tı buna karşılık 71 milyar 700 milyon harca· ' mıştır. ABD'nln ve Batılı ülkelerin silah harcamaInn· nın fazlalıl!ının ve yeni Rlahların geliştlril· mesinde hep önde oluşunun yanısıra, 9 Ka· sım'dakl yanlış a1ann olayı, emperyalist ül· kelerin ellerindeki nükleer silahların artık kontrolden de çıkabilece!!ini göstermiştir. Emperyalizm yüz milyonlarca Insanın yaşamı· nı, kendi silah tekellerinin kArlan u�una ve dünya üzerinde egemenlik sal!layabilmek için tehlikeye atmaktadır. Çöküş sürecini yaşa· makta olan emperyalizm, insanlı�ı tehdit ede· rek son kozunu oynamaktadır. •
nail
serikoğlu
YVRVYVŞ · l O ARALıK 1 9 79 · 1 3
B ulgar ozanı Vaptsa ro v ' un
70. doğ um yılı O, şRrkdannı tamamlamadan önce öl· dürüldü. O, devrimci, komünist, Parti Merkez Komitesi yardımcısı. mRyın· sabotaj merkezi militanı, yüksek bilince sahip yurttaş olarak öldürüldü. Onun fçln, düşmana ateş açmak ödevi ve öı· dürülmek tehlikesi bir bütünde birleş· mıştı. Eylemleri, yalnız kendini adamış· lık de!!D, ı:!ayanıklılık yeteneltl ve ustalı� �erektlren eylemlerdi. Eylemleri, çelık btenç, Yli!ltllk, karariılık, ydmazlık ve gerektil!l zaman düşmana karşı acıma· sızlık gerektiren korkunç eylemlerdi. NI· kola Vaptsarov, bu niteliklere sahip bır kişiydi. Bundan ötürü öldürdü onu fa· şlzm.
ozan Nikolay Vaptsarov'un yaşamı·
nm trajik sonu, Bulgar �erçekllltlnln bu
tür tek olayı deltlldir kuşkusuz. Bulgaris·
tan, Hristo Botev, Peü Yavorov, Dimço Debelyanov, Hristo Yasenov, Sergey Ru· mAntsev ve Geo MDev gıbı öldürülmüş ve' kurşuna dizilmlş ozamar ülkesi olarak bilinir. Bazdan göi!üslerine sıkdan kur· şumaria, bazdan . boyumanna dolanan iplerie, bazdan da kadehlerine dökülen zehirlerle öldürüldü. E!!itimden, kültür· den nasibl olmayan, gerçel!l görüp algıla· ma yetenej!lnden yoksun olan burjuva faşist yönetimi halkın tüm hak ve özgür· Iüklerini ayaklar altına alma beceriklili!!i ' ile böbürlenirken aydımara karşı hazım· sızca davranarak, edebiyat ve sanatın ile· rlcl militamanna karşı en kaba ve acıma· sız yöntemler uygulamaktaydı. Ozan, gerçe!!1 dile getirdikçe, diktatörler için daima tehlikeli bir kişi olmuştur.
Antif a s i st s ava s ı n go nul ı seı s ı •
•
•
Georgi OGNANOV Bulgaristan Yazarlar Birliği üyesi E1eştinne n 1 909 yılınd4 do�an ve 1 942 yılınd4 faşistler tarafından kurşuna dizilen bü' yük Bulgar ozanı Nikola Vaptsarov'un 70. do�um yılı Bulgaristan 'da ve bütün dünyad4 kutlanıyor. Bulgar halkının oldu�u kad4r bütün halk�nn da ozanı . olan, yaşamını faşizme karşı mücadeleye ve halkların kardeşli��ne �dayan Vaptsarov 'un 70. dolum yılını kutlamayı. onun yaşamı ve .anah uze"ne C:eorgi Ognanov tarafından yazılan bir yazıyla .ürdürüyoruz. Bu ıayunızda ılk bölümü yerolan bu yazının devamını önümüzdeki ,ayunızda yayınlayacallZ.
un şiirinde bu yenilik başlıca yöndü, bl· linçli ve aralıksız ui!raşmalır. içsel gerek· sinim ve tutkunun özlüıtü ve anlamıydı. Bundan öte, sapmaksızın kendı çizgisine . sarlık kaldı. Şiiri gelişerek yenı boyutla· ra ulaştı. Dizelerlndekl kişiler yenı yeni içerikle zengimeşti. Dizeleri tam heden· ne yöneldi. Kimi zaman bazı uyumsuz· luk ve düzgün olmayan akışa rastladıyaa da. hunlan büyümsemedi. Büyümsemedi, çünkü onun Için, herhangi bir y.��! uyak veya yem bır sözcükten dolayı ovü1mek· tense, okurlanna şu dizelerle seslenmek daha önemliydi:
Fakat yüzyıllık zehirli paıınd4n ,ıyrılırken euren ve milyonlar uyanırken, yücelirken çevren, /IO"ra,ızlı�a yöneliştir ölmek, şarkı kadar ahenk li ve zevkli bir i,tir ölmek! Ozan, hiç bir hareketiyle bellrtmeml� olsa da, eskisi gibi hep öyle sıradan, du· rüst, alçakgönüııü bır emekçi kalsa da, tarih karşısındaki sorumlului!Unun bBln· cine varmıştır artık. Güne,ln 1,lkIan, ozanın kişilll!ini aydımatarak, genel ede· blyat gerçekliltindekl yerini saptarnı,ıu artık. Nikola Vaptsarov'un karııKteri, ruhaal çizgisi, tinsel erdemleri, sosyal sorunlara yaklaşım açılan, kişisel şiirinde ve türkü ve konuşma diliyle yazılmış dıZelerinde de yer bulmuştur. Bu, ozanın sesine, dünya şiirindeki birçok özgün ses arasın da bellrglmik kazandıran bir özelliktir.
Bir o�lu vardı ananın, bir o�lu k� güzeld� gençti
Hele yarattı!!ı dizeler büyük bır ülkü· nün aydınlıRIDda parıldana, ozan, daha da tehlikeli bır kişidir diktatörler için. Nlkola Vaptsarov'un u!!runa kendini adadı!!ı ülkü tse, diktatörsüz ve sömürü· cüsüz bır toplum, her kişinin özgürce ça· lışabilecei!I, insanlar arsaında kardeşlik ve arkadaşlık ilişkilerinin varolaca�ı, her Insana eşit gelişme olanaklannın saRla· nacetı bır toplumdu .. Gücü ve yetene!!1 doruklara ulaştı�ı bır sırada öldürüldü OZ8n. Oysa Bulgar şiirine daha nice ölüm· süz dızeler kazandırabillrd\! Nlkola Vaptsarov'un öldürülmesi, böylesine genç yaşta öldürülmesi büyük üzüntü kayna!!ı oldu heplmize. Ama bir tesellimiz de var! ölüm onu , loş bır oda· nın yumuşak bir yata!!ında yatarken, ya da sessizce bır köşede, akşamüstünün alacakaramı!!ında dalgın dalgın düşünür· ken bulmadı. O, savaşın ateşleri içinde, birbirim Izleyen yddınmlann aydınlattı· ltı gökyüzü altında, acı ve sızdar içindeki Bulgaristan' da şafak doltarken, yij!itçe gerdi göl!sünü namlulara. Bir tesel1imlz de var! Yalnız Bulgaristan'da deRD, baş· ka ülkelerde de, dizelerini kanı ile belge leyecek ozanlara seyrek rastlanır. Insa· nın böyle bir .dımı atabilmesi için, böy· le bır adımı atma karanna varabiimesi için, söyledikleri çok an ve kutsal, in· saruar ıçın çok önemlı ve insanlara çok gerekli, öz yaşamından daha önemlı ve daha gerekli olmalıdır. Faşizm yıllannda bu düşünce ve duy· gulan paylaşarak yaşayan başka Bulgar ozaman da vardı. Nikola Vaptsarov'la aynı yolda yürüyen, aynı görüşleri pay· laşan, aynı konular�a şıırler yazan, aynı motivlerden yararlanan ve hatta sık sık dizelerinin uyak ve ölçüsü çakışan ozan· \ann sayısı hir de�II, iki dej!lIdi. Fakat Buigar şıırinde Nlkola Yaptsa· rov'dan önce günlük yaşamı bu denli ya· �nlıi!ıyla şııre dökmüş ve aynı zamanda günlük yaşamı bu denli yüce, Insanı ve zarif sözlerle şiirinın dizelerine doku· muş bır başka ozan yoktur. Nikola VRpt·, sarov şıır dehasını Olympos tepelerlnden indirip tannsal varlık tülünü kaldırarak, onu bizlerie blrııkte kent ve köyleri do· laşan, tarla ve fabrikalarda çalışan, ma· kınelerin gürültüsünü, uçaklann ujtultu·
YVRVYV Ş · l O ARALIK 1 9 79 · 1 4
ve
yakışıklıydL
Fakat erginle,ti birgiin ve lutlu Pirin �n yolunu Pirin 'in doruklarına do�ru yürüdü.
Bu dizeler öylesine ciddi ki, bumarda Bulgar halk türküsüyle benzerlik aramak, olanaksızdır. Halk türküsüne benzeseler de, halk türküsünden de!!Udlr bu dıZeler. Bulgar halk türkülerinin yapısı böyle de· Itndlr. Uyak ve ölçü böyle deltDdir halk türkülerinde. "Yakışıkh" ve "erglmeş. miş" sözlerine seyrek rastlanır. "Tarıh" şiirinden bır dörtlük de gösterelim örnek olarak:
Çitlerin kenannda geldik dünyaya Dikenlerin, çalılann göı,eıinde Iıınp kurumu, dud4klannı AnalanmlZ yaIDrdl ter içinde.
sunu dım eyen. bacalann dumanını, ben· zin kokulannı soluyan, yaşamla aralıksız mücadele yürüten ve bizlerle bırlıkte kurtulu, yolu arayan bir olgu durumuna getirdi. Dinde bu gıbı dönüşümler sapınç saydır. Fakat şiirde bu yenilikler, Insan ruhunun öıırenilmesine götüren yenı yoUann açıklanması olarak deilerlendi· rillr. Nlkola Vaptsarov bu başarılanna bır hamlede ulaşmadı elbette. Bulgar şıırl· nın doruklanna götüren o güçlükler ve aralıksız u�raşlaria dolu yolu geçti yıl· lar ıçınde. Yaşam görevini çok erken ,yaşta kavrayan Nlkola Vaptsarov annesi· nın anlattı!!ı masaııan ve Pirin daj!ına ilişkin yil!itllk efsanelerini dinleye dinle· ye büyüdü. Bulgar ve Avrupa ozanlannı tekrar tekrar okudu. Şiir yapısının Ince· iiklerlnl öi!rendi, anadilinin zenginlikle· rini benimsedi, yazdıklarını karaladı, ye· nllerim yazdı sonra. önce Yavarov, son· ra Mayakovskl ya da yakın ilişkiler kur· �ultu Radevskl, Lamar ve Miaden Isaev �Ibl Bulgar ozanlan çizgisinde şıırler yaz�ı. Fakat Hri,to Botev ve halk türkü· leri, şiirlnde en derin izleri bıraktı.
Dei!lşlk ekol, üslup ve yaklaşımlan deneyen, kAh klasik şıır yapısına göre, kah halk türküleri yapısına göre, kAh da söylev diline göre şIIrler yazan Nikola Vaptsarov, başkalan tarafından yaratd· mış olan bu biçimlerin hiç birini uzun süre kullanmadı, hiç bır biçimin çerçe· velerine kapanıp kalmadı. Hep kendini aradı, kendi sesim. kendı çizgisini, ken· dı duygulannın do!!rultusunu ararlı. En sonra, "Motor Şarkıla" " kitabında er� i!lne ulaştı. Bu şiir kitabının her dizesin· de, kendini arayı,> bulan, şIIrde kendı doi!rultusunu bulan, doi!asıyla, tinsel er· demıeriyle, be!!enlsi ve Inancıyla, görüş· lerı ve sosyal sorunlara özgli1 yaklaşımıy· la Nlkola Vaptsarov var. Bu şiir kitabın' da. öi!rencl. öl!retmemerl ve arkadaşlan· nı �erilerde bırakarak, yanmara, tüm üi· ke ve halklarrlan milyonlarca okura do�· ru yöneiri\. Bu küçük şiir kltabıyla, şiir bır yenı· lik, bır well k kazandı. Bunu, başka ta· nınmış Bulgar ozanlan, daha erken dö· nemlerrle kavramıştı belki rle. Ama onla· nn şiir ul!raşlarında bu rastlantısal bır şeydi genellikle. Oysa Nikola Vaptsarov'
Bu şiirinde ozan, koyu ve kara renk· lerle yarattı!!ı bır görüntüyle gelmekte karşımıza. Daha doi!ruıu, Nıkola Vapt. samv'un halk dili sözlerini modem ,lIr araçl.nyla dızelerine aktannası sonucu ulaştıj!ı ender bır söz ustalıRıyla karşı kar,ıya kalmaktayız. ŞIIrin Istemleri, yaşamın yalın gerçekleriyle kaynaşmak· ta bu şiirde. Hiçbir zorlamasız bütüme,· miş bır şıır bu. Sözler, kendUi!!lnden ye rim alıvennlş sanki dizelerde. ımıelem, kolaylıkla ve alabiıdıRine genişlikle dö· kÜımüş dızelere. Şiirde başından sonuna dek bır do�alhk var. Dei!lşlk metallerin sesinden oluşan bır müzik var. Usiup yaşamla Içiçe bu şiirde. Yetkimik düze. yine ulaşmış bır ounın şUri bu. Vaptsarov'un antlfaşist aavaşta yaşa. mını yitirmesi, onun yaşamla Içiçe bır şıır yarattı�ının da en somut kanıtıdır. Onun şiirinde günümüzün tüm ilerici, an. tiraşlst hareketierinin ruhunu bulmak olanaklıdır.
00
Yazann i&levi
O K U N M A K AY C ı S ı M I Yazma eyleminde yazan etkı· leyen önemlı sorunlardan biri; kolay okunabllme, yazann sun· dueu bildiriyi okuyucuya kavr&· tabUme kaygısıdır. Sanats31 üreti· min biçimine ilişkin bir sorun o\arak kendini gösteren bu kaygı gerçekte özü de önemli ölçürle etkilemekte, giderek belirleyici oIahilmektedir. Kolay okunabi· Iirll!!e yönelme, yazarı yüzeysel· Ii!!e itmekte, bu da sonuçta çe· şitli sanatsal sapmalara olanak sa!!lamaktadll'. Işin bir dilıer ya· nı da kolay okunabilir olmak, yazannı popülerli!!e kavuşturdu· j!ıı l(ibi son çözümlemede burju. vaziye hizmet eden bir konuma da sürükleyehilmektedir. Gerçek, zor görünen bir olgu· dur. Bu kendili�inden. gerçekli· kaynaklanan doeasından �In güçlü�ün yanı sıra, Iktidara ege· men olan sınıfsal güçlerin özel çabasıyla, gerçeei görmek daha da güçleşmekteclir. Cerçekli!!in yansıtılmasını yüküm/enmiş ya· zann, görevini yerine getirmesi de bu oranda güçleşmektedir. Yazar tüm yanılsamalan, tüm bu· \anıklıkları iterek olgulann için· den gerçekll�1 yakalayıp Çıkart· mak zorundadır. Cerçeklik üzeri· ne kurulan yanılsamalar al!1mn saelam dokusu, yansıtma eylemi· ni de güçleştirrnekte, karmaşık· Iaştınnaktadır. Yazmak, bu aşa· mada derinll�lne bir Ukrofl ve ça· /ıfma demektir. Kendine özgü güçlükleriyle birlikte.
dıriar. Işin sınıfsal karakteri gere· ltı insanlar da sunulanı kabuilen· mekte, varolan yapıyı del!lştir· mede kullanacalıı potansiyel gü. cünü kullanamaz duruma düş· mektedirler. Bu durum burjuva· zl tarafınılan bilinçli olarak yara· tılmışken, insanın kendini yeni· den ürelmesini de engelleyici bir konuma geldllıinden şimd i .ya· kınma konusu olmaktadır. An· cak sorunun çözümü için u eraş· mak, kapitalizmin kar mantı�ı önde geldilıinden yakınmaya, var olan kültürel çarpıklı!!ı giderme yerine kann bölüşülmesi",e dö· nüşmektedir. AET ülkeleriyle ABD emperyalizmi arasında bu alandaki çelişki konumuza Ör· nek oluşturması açısından da il· ginç. AET, film piyasasında Hol· Iywood tekellerinden, kasetçilik ve teyp piyasasında da ITI'den yakınıyor. ABD 'nin "Avrupa kültürü"nü olumsuz yönde etki· ledi!!lni, Avrupa'da yaratıcılığı köstekledil!ini belirtiyor AET. Buna karşı önerdıei önlem de özünde farklılık olmadıeından salt ABD emperyalizmine kaptı· ruan pazann geri alınmasım kap· sıyor. (1) AET, ABD emperya· Iizminin kitlelerin beynini uyuş· turmasına, onlan giderek yoz· laştırmasına ses çıkartmıyor. Çı· kartamaz da. Emperyalist bir blok olarak kendisi de farklı bir şey yapmayacaeı için bu böyle. Kapitalizmin koflueunun, "daha çok kar" mantıitımn kitleleri uyutmaya dayanmasının, kültü· rel anlamda çaresizll�ln doeal bir sonucu bu.
MAKINELEŞMIŞ KüLTüR
KITLELERIN DUYARLIOINI KıRMAK
Yazann bu onurlu görevini ..'Idrlı olarakyerine getirmesi· nln, okuyucuda yapacaııı etkiy· le ölçülmesi kadar do�a1 birşey olamaz. Yazann . okuyucu için yazdıltına göre · yapıtlanna karşı duyarlı okuyucuya gereksinimi .,Ull ır. Karşılıklı etkileşirnin den ge ıçınde sürmesi , giderek birbir· lerini geliş tirmesi anlamına gelır bu. Dengeyi etkileyen iki ana et· men üzerinde duralım biraz. hki, teknolojik gelişme. Teknolojinln akılalmaz bir hızla süregelen gelişmesi ve bu· nun kullanımı, "C'lneı·lşitsel" etkinlikleri öne çıkartarak, kültü· rün makineleşmesinl do�urmu,· tur. Burjuva toplumda üretım ıö· ıecinln günlük parçasında iş gö. ren Insanlar bu ' "makineleşmiş klBtiir"ıe k�ı karşııya kalmakta·
Reicabetçi döneminde kapita· lizm, insanları 14-16 saat çalıştı· np onlan kendilerini geliştirmek Için bir başka şeyle uj!raşamaz duruma sokarak buluyordu çö. zümü. Kapitalizmin emperyalist aşamaya geçmesi, yükselen sınıf mücadeleleri ve bilimsel teknolo· jik devrim, kapitalist dünyalia kitlelerin uyutulmasında yeni yöntemlerigerekli kıldı. Çalışma süresinin kısalması ve proletarya· nın dünya ölçeıılnde kazandıeı başan, bu yeni yöntemlerin uY· gulanmasına hız verdi. Kapitalist ülkeleme emek·sermaye temel çelişkisinin yanı sıra burjuvazi. nln ü&tyapı kurumlannda (hukuk ane, din vd.) teşhlri, kitlelerin polıtıka yapma zorunlulueu kar· ,ıtıyla bırlıkte gelişti. Bu karşıt· lık konumuzdaki dengeyi etklle·
A. HAŞIM AKMAN
lenin çastının dewfriıelleri 75liıa
niN REED PAlJT... vAlLLANT c<XJTUR1ER
�� � ALMİRO Tt.'\GLİA'ITİ p MAURİCE T ERNST THAE CLARA ZET
....
güncel yayınlar PİYERLOTİ
CAD.
21,12. ÇEMBERLITAŞ-1ST.
yen ikinci etmeni, kitlelerin du· yarlıi!ın i k.ndisine hedef seçtı' Sınıf mücadelesinin alt yapıda emek·sermaye çelişkisinde gös· tel"'lllıi keskinli!!e göre", üstyapı· da sürdürülen mücadeleye karşı bir dizi yöntem ya tek tek ya da hep birlikte kullanılır oldu. Cü· nümüzde en yaygını seks ve şid· det olarak kendini göstermekte, di/ter çarpıtmalarla (din, aUe iliş· iili e d.) birlikt.. kullanılm:ısına kl!!"şlJ) sürekli Ön sll'ayı işgal et mektedir. Çarpık biçimiyle seks ve şld· det, bilinçli olarnk yaygınlaştı· rumaktadll'. Politik alanda depo Iitizasyonu, dieer deyişle kitlele· rin politika yapmalannı engeli.. me amacıyla yaygınlaştıruan seks ve şiddet, kültür alanında tam bır yozlaşmaya yöneliktir. Kapitalizmin, bu uygulamada gö· recell olarak başanlı oldu!!u da bir gerçektir.
gıçtan ıtıbaren bır öncelik tanı· mak lazımdır" diyor (2). AIaln'e göre " hızlı" okunacak biçimıle yazıidıeında sorun çözüleeektir. Yorulan, okumaya fazla zaman ayıramayan okuyucuya, kolay okuyab"ece�1 biçimde yazmak ! Alaln 'in önerisinin glinümüz "Best Seller" edebiyatına kılavuzluk etti�ini düşünüyor insan. Cer· çekten de konu, "Hızlı" okuna. cak edebiyatın yaygınlaşmasıy. la birlikte, hızlı okuma eylemi. nin de geUştirilmeslne, bDlmsel· leştirilmesine yolaçmıştır. Çeşıt. ii ülkelerde "Hızlı Okuma Mer. kezleri" kurulmuş, oldu kça cld· dl(!) araştırmalar, deneyler yapı· larak hızlı okuma yöntemleri geliştirilmiştir. Oysa sorun bu kadar basit, bu kadar biçimsel midir? Derinli!!lne düşünmek ge. rekir. Hem de "Hızlı Okuma Mer. Insanın yapısında taşıdı�ı ve kezleri"nl uygulamaya Ilk koyan kendi dışında geliştiriimeye özel ' ve kendi kıtası dışında da yay· çaba harcanan bu "kolay"a yö· gınlaştunlmasına öncülük eden nelik eeiliml y,azar nasıl kıracak· Amerika olursa! tır? Ünlü Fransız düşünür Alaın, okunabilir olmak için "Kekel .. (1) Avrupa. Ekim 1979, S. 45 yen okuma hiçbir Işe yaramaz. s. 5-8 Akıl kelimeleri kurmaya ÇalıŞ' tıkça düşünceyi kaçl1'l1'. Bir me· (2) Cep Dergisi. Ocak 1968. kanlzmaya baelı olan zekanın S. 15, s. 58 bütün islemlerinde hlZa başlan· Ya:� �ı � �� � � � � gösterme e ır: Burjuvazinin bü· tünsel olarak örgütlü saMın,1 kar. şısında olma,ı gereken yerde o· lup. gerçekll�i örgütlülük ıçınde kavr&tmak. Bu, �engede kendisi· ne düşen görev. Teknolojinin sı· nıfsal kullanımı ve yukanda be· Iirttil!lmiz nedenlerden dolayı günümüz insanının zihinsel bir temheııık ıçınde olduj!ıı, kolaya yöneldl�1 söylenir. Bilinçli yee· lemeler dışında doerudur. Ne var kı kitlelerin kendi iraneleri dışında kolaya zorlandı!!,ı nesnel olarak kanıtlanmıştır. Bu durum· da yazan n görevi bu kolaycılı�ı kırmak, insanı zihinsel temhelllk· ten kur/aneı yönden yazmak. okutmaktır. Okunma kaygısı da burada kendisini gCistermektedir.
Bir konuk sanatçı
LEYLA ŞERiF! SEvıNç ERDıLEK Tacikistan ve Azerbeycan 'ın ünlü halk sa· natçısı Leyla Şerlfi 26 Kasım günü ıstanbul'da bir konser verdi. Yirmiüç kişilik bir koro ve ondokuz kişilik bır orkestranın eşlik ettiei Leyla Şerifi, bu konserde dokuz ayn dOden yirmi halk türküsü sundu. Leyla Şerifi, Vedat Türkall'nin sunuş konuşmasında belirtti!!i üze· re hazırlıksız olmasına karşın, Türkiye Yazar· lar Sendikası'nın davetini kırmamış ve Türki· ye 'ye Relmişti. Sanatçı, ulusal giysilere en esinlenerek ha· zll'lanmış bir kıyafetle sahneye çıktı. Oikesi· nın sıcak sıcak dostluk, sevgi, banş duygula. nnı iletti. Kısa ve öz bir konuşma ile neden halk türkülerine yöneldi!!lni anlattı. Türküle· ri sevgi, dostluk, özlem . vefa duygulannı yan· sıtıyor, yalın, gerçek Insan ilişkilerini dile ge· tiriyordu. Leyla Şerifi orta yaşın üstünde, ba�1ı ol· dueu halkın güzeli bır kadın. Üstün bir müzik kültüıü var. Sa�lam tekni!!i sesini dlledlPoi gi· bi kullanma olanaeını saıılıyor. Sesi ile yalva· nyor, sesi Ile şakalaşıyor, sesiyle emreniyor, coşuyor, coşturuyor. Bazen küçücük bır ço· cuk gibi muzip, bazen bir genç kız gibi ma· sum, mahcup, bazen de genç bır kadın gibi duygulu. Ama hep başanlı, hep saygın. Hiç bır hareketi raslantı de�II, alenın bir hareketı ile sazlar coşuyor, vücudunun bır eeDlşl Ile susuyor. Şöyle hlr dost bakışı koroyu seslen· dlriyor. Salıladıeı disiplin konser boyunca ay· nı coşkuyu, aynı heyecanı sürdürüp götürüyor. "Benim arslan müzlkçilerlm" diye seslendl!!1 arkadaşlan sanınz tüm müzik yaşantılannda birlik ve beraberiıeln güzelilitini böylesine so· mutlamamışlarnı. Onlann coşkusu, orılann sa· nat heyecanı bizi bUe sanyor, kesilmek bUme· yen alkışlarla, seSıenmelerle orılara deemek, dokunmak Istiyorduk sankı' Sana,çı bu heye· canımızı gözleri bueulanarak Izliyor, sevgi do· lu bir saygı Ile "Heç merak etmeyin men taa sehere kadar okuram ." diyordu. Yalın insan iIIşkilerlydi duyurulan, ancak LeylA Şerlf!'nln klşili�lnden yayılan dostluk, sevgi. h uzur onun yetişti!!1 ortamın ne denlı d ingin oldu!!u· nu kanıtlıyordu, O, sosyalist bir ülkenin sanat elçlli�inl yapıyordu. Sınıf çeliş klsi, sömürü ar· tık onların unuttu�u veya yaşamadı!!ı kavram· lardı. Daha ileri bır toplum düzeninin koşulla· nnı sevgi, saygı, dostluklarla hazırlıyorlardı. Bu tadı biz de konser süresince hissettik . Her pazar eglence programlarında TV mü· zik şöleni programlarını anımsıyalım. Ola�an· üstü tiz sesi.., haykırmalar yerlerde yuvHrlanıp e!!rlllp, büküimeler, teplnlp, dövünüp kasılma· lar acaba neyin ifad.sınir? Neden insanlar höy . le hir hunalımı,. höyle bir tepkiyi bize de bu· laştırmak isterler" Kuşkusuz bu da hlr sanat gösterisinir. Relli hlr dengesi, kendı mantı�ın·
.,,..
da bır düzenlemesi vardır, önemlı bır uj!raŞI gerektirmiştir. Ve de başan sa�lamaktııdır. Kapitalist düzenin o bahtsız çrrpınışını, buna· lımını nasıl başka türlü yansıtablllrler kı? LeyUi Şerlfi o doyulmaz programını biz· nen bir şarh Ile noktaladı: "Vatıın HIlIlI!U". Söz ve müzik Nazım Hikmet'indi. Şarkısına başlamadan önce LeylA Şerifi bır anısını dOe getirdi. 1962 yılında Tacikistan 'da Asya, Af· rika, Avrupa, özetle çok çE!1iltll halklann ka· tıId.�1 bır kongre yapılmıştı. Kongreden ıkı ay önce sanatçıdan bu halklann türkülerinden derlenen bır konser hazırlaması Istenir. Türki· ye balkının da bir türküsünü hazırlamak Iste· yen sanatçı kendi deyimi ile "bulurdum, bu· lurdum bulamadım", "en sonunda her nasılsa "Helvacı Helva" türküsünü bulur. Bu türküyü hiç heeenmez, ancak başka bir seçenek olma· dıltı Için bu türküyü konsere hazırlar. Konser başlamıştır. En ön sırada Leyla Şe· rifi 'nin diliyle, "O büyük üstad, o ulu Insan, öyle güzel; öyle görkemli, öyle olaeanüstü ldl ki onu tüm benlm ülkemde ve de dıeer ülkeler· de tanımayan yok ldl. Tabıı ben de hemen ta· nıdım. Konserin arasında verilen dinlenme sü· resinde hemen program yöneticisinin yanına vardım. Hemen de!!lşlkllk yapın, ben o "Hel· vacı Helva" türküsünü söylemeyeeeelm de· dım. O büyük kişinin karşısında men öyle bır türkü söyleyemem Hem de söylemedim. Kon· ser bitti. Nazım Hikmet hemen sahneye çıktı. O , her istedi!!1 yere girebilir, her Istedl!!1 yere çıkabDlrdl. Benim omuzuma elini koydu, "Kı· zım" dedi, "Herkesin türküsünü söylemn de neden benim memleketimin bir türküsünü oku· mazsın?" . "Afret beni üst8dım" dedim ''Men sana layık bir türkü bulamadım." Konser bitti. Nazım Hikmet, ben ve bir plyanlst arkadaş birlık. Orada o geee Nazım "Vatan Huretl" şarkısının sözlerini ve müzl!!lnl yazdı. Ertesı konserde men 80 kişilik bır orkestra ve 40 kı· şillk bır koro Ile şarkıyı söyı.dim Tüm salon aya�a fırlaclı. Tam üç kez üstüste bana şarkıyı söylettıler. Men ve de herkez aelıyordu. çün· kü herkez vatan hasretinln ne oldui!unu çok . iyi biliyordu. " Leyla Şerifi yine aelıyordu. Biz de büyük vatan şalrlmiz Nazım Hikmet'in acısını taa şu· ramızda hissettik. Biz de göz yaşlanmızı tuta· madık. Şarkı söylendi. öylesine duyguluyduk ki o anın slhrinin bozulmamasını dUlyorduk. Leyla Şerin Arkadaş! Sen türkündekı "Pa· mukçu Kız"a, "Aferin" dlyordun. Bizim töre· lerlmlzde atalarımız, hocalanmız b ize "Afe· rin" deri ... Senin sanatına, senin de�erine biz paha biçemeylz. Sana bizden saygı, sana biz· den sevgi. Bizim Için yazdıl!ın mısraında dile güUrdi�in gıbı "�fihmandarlı�ına" teşekkür...
YVRtlYV Ş · / O ARALIK 1979 . / 5
ıı
ABO'nln
FAC,
ve
ı ngıltere
I spanyı'dıkl
"1I.rl mevzll.rde • bulunan avcı uçakları 2)
i ngllt.re'nln
stroiteJik bombardıman gDçl_rl
3) Frı nw'oın rinteJlk silahları
4)
ABO'nl n Akdenız ve AtlınUk'tekl uçak g.
mlieri
rı
5J ABD 'nın NATO emrindeki denızııtı (üzele·
6) Fransa'nın d.olult. fQzelerl 7) i ngllter.'n ln denızıltı tUZ8'erl 8)
9)
Frans.'nın Akdenizdeki uçak gemilerI. FAC'de yerıeştirilmesi planlanan Pershlng
faz.lerl
FAC. 8.lçl�. HolI.nM, ı ngıltere ve I t.'ya '
11)
FAC 'oln
....ştlrllmet.rl plınlının MVI fQulerl gelecekteki
''Toro.do''
gemisi ıvtıyıe. uÇ'OI 12)
Hılen FAC'de yerıeştırllmlş durumGl
hlng
fDZeter1
Ince
kesik
�zlllnl
çlzgııer
bırıeştikıeri
belirtmektedir;
Pwshlng i faz.l.lnln
�lın
menzılını
Silih kesik
•
11
10)
diı y
ATO i
•
"vaş
Per$ km
ıistemin,"
500 I
çlzlll. ..
göstermekt.:ilr.
ii
ATLANTISCHER OZ8l� UdSSR .MINSK
. KIEW
MAJ!OKKO
HarittJ ADC'de yaYUllonon haftalık "Horizimt" derg;'inin 1979/491 80ymndan alınmışhr.
CİSİ çeporov, bu konuda yaptı·
Rı bır yorumda, Sovyetler Birlı· l!l'nln askeri cepheleşmenin azai· tılması, taraflann eşıt güvenlll!1 ilkesinin gözetUmesi koşuluyla aUah Indlrlml görüşmelerine ha· zır oldul!unu belirttlkten sonra, SSCB'nın bu konudakl önerileri· ne Batı'nın olumsuz yanıt ver· diRini bildiriyor ve şöyle diyor: "Washington ve NATO, görüşme masasına bır roket yumruRu at· mak, tartışmayı 'kuvvet kullana· rak' sürdürmek nlyetlndelerı Ama SSCB lle kuvvet dııınl kul· lanarak konuşma yeltenişleri he·
SBKP MI{ Genel Sekreteri ve Sovyetler Blrlll!i Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanı Leonid Brejnevlln 6 -:ı<lır'de Berlin'de açıkladıltı ADClo• '-O bın Sov· yet askeri ile 1000 Sovyet tankı· nın, tek taraflı olarak geri çek· me programının Uk bölümü geçen hafta gerçekle,t!rUdI. DAC'de bulunan bır tank JlrI1l!1 geri çekildi. Sovyetler BirileI'nin liIa1wz·
\anma alanındaki girişimine kar·
şı, NATO'nun Batı Avrupa'ya yerleştirmeyi düşündül!ü nükle· er b�ıklı orta menzıııı Penhlng II fıizelerl konusu Ise karar aşa· masına ulaştı: NATO Bakanlar Konseyı bu konuyu . karan baR· layacakı
&. ıyetler Blrlll!l, yine bır sü· re önce Penblng nilerin yerleş· tirilmesinden vazgeçIImesi halin· de Sovyetler BirIIRI'nin Do!!u' sundaki SS·20 tlpl füzelerln sayı· sının azaItılacal!ıru, nükleer ve dı· Rer alanlarda liIah1anmanın sınır· \andınıması ve silahsızlanma görüşmelerine bazır olduRunu blldlnnlştt Sovyetler Blrııııı, NATOlnun
SSCB Savunma Bakanı Dı U,tinou
nüz hiç kimseye başan getlnne- masını ABD'ye terketmek dunı· mıştırı" munda olacaRını söyledi. SSCB Dışişleri Bakcnı Groml· ko da bır süre önce Bonn'a yap· tlRı resmi ziyaret sırasında, Pers· bing II'lerln yerleştlrilmesi yo· lundaki bır NATO karannın önü· müzdekl SAL'!' n görüşmelerin! etkUeyece!!I, güçleştlrleceltl ve uzatacal!lnı bildirdiı Gromlko, aynca böyle bır karar alınması durumunda Batı Avrupa ülkelerl· nın SALT III görüşmelerl sırasın· de ABD tarafından temsil edll· mek ve kendı çıkarlannın korun·
Yukardaki harita, NATO .. Batı Avrupa ülkelerının SSCB De dll!er sosyalist ülkeleri hedef alan sUah sistemlerini yansıtıyorı. Bu harita, emperyalizmin, Penhlng II'ler yerleştlrnmeden bUe Avru· pa kıtasını nasıl bır gerglnllk Ol· tamına getlrdlklerlnl kanıthyor ve burjuva basın·yayın organla· nnda her zaman öne siiriilen "Dol!u tehdidi" yalanının, uiın· da bır " Balı tebdldl' , gerçe!!1 OL· �"-'i du!!unu ortaya koyuyorı ...
ABD ' nin tüm dünyada 250 ussu ve yanm milyon askeri b. unuyor
Geçtlgimiz 30 yıl içinde Pentagon ü/lı. da l'entGilon tarvfından ö/I6ÖriJlÜyorl "N.1II ve üye devletıerln Bab Avrupa dı,ındalıl aılıeri //Ücünü önemli ölçüd. art· Yor� Tlme, 'a fijre halcn J,raU�n N.,.v çö da halen yerleşik bulunan nük· tırdı: Şu anda ABD 'nin yurt dı,ında 2500'ü lünde 100.000 �lfilik bır //ÜCÜ banndırabil•. leer sılahlannın Sovyetler Bır· aflıın iiııü u< / 1 4 ülkedeki ",iıeri bölg./erd. c.� Ilıl ha... u..ü bulunuyorı ABD 'nın ü/Iıe ııernın tümünü Içine alan men· yarım milyondan çolı aılıeri bulunuyorı dı,ında bulunan blrli�ı.. lnin büyülı bır bölÜ. zile sahıp oldul!unu bildiriyor ve Senato, Batı Aurupcı üllıe/erind. bulunan mJJ - yalı/afılı 1401000 ir ue ,ubay - Uzo/ı bu açık dengesizllk karşısında, ABD a,lı.ri ürlerlnin iyıı.,tlrilmeıl ii/! y.ni· dogu LHt Gün,ydogu A,ya 'da yerle,tlrilmlt hedef durumundaki sosyalist lerinin Iıurul"""ı ıçın ,unu/on _nloMn bü' durumda. Sadec. Japonya 'da yalı/afılı 200 devletlerin eli kolu baRh kala· yUIı bölümünü kabuı .ttiı ",Iı.ri ür bulunuyorı mayacal!ını Ifade ediyor i Sovyet Ortadogu 'da yıni ",keri ürlerin kurul"""ı --________________-' APN Ajansl'lUn polltlk gözlem· '---------------