Skip to main content

Y_79_239_

Page 1

BAGIMSIZLlK DEMOKRASi SOSYAliZM içiN HAFTAlıK SIYASI HABER VE YORUM DERGISI SAYı:

�---------------.----�-

239

5K1SIM

1979 7.S-URA -


7

Kasım

-

Büyük Ekim Devrimi 62 Yaşında

Tek imtiyazlı sınıf COCUKLAR Sovyetler Blrli!!1 'nde Lenin' In ' 1y1 olan her şey çocuklara" ilkesi gerçekleşmiş bulunuyor. Bunu Iyice anlamak isteyenin, Karadeniz kıyısındaki Artek Pi­ oner kampmı ziyaret etmesi ye­ terlidir. Artek, yaşı bakımmdan dev­ letten biraz gençtir. Ve elbette bütün devlet gibi Artek de do!!­

dui!u günden bu yana tanınma­ yacak kadar de�işti.

1925 yılında arabaya koşu ·

ian öküzler ilk pionerleri Kara­

deniz kıyısına ulaştır mıştı. Ço­

Bugünkü Artek kampmı ku­ ran mimarlara, ülkemizde sa­ natçılara verilen en Iyi ödül olan Lenin ödülü verildi. Ora­ daki alelade yataklı evler bırer saray ve köşke benziyor. Orada gerçek bir saray da var: Bu, bi­ lim, kültür, teknik ve sanat sa­ rayıdır. Artek kampının stad· yumu, olimpiyada katılan spor­ culan kabul edebııecek nitelik­ te. ülkenin her tarafında yapı­ lan spor oyunlannın finali bu­ rada düzenleniyor. Besteci, ya­ zar

ve

ressamlar,

cuklar yelken bezinden yapıl­

kendileri için

mış çadırlarda yerleşmişti. Ça· Içinde tahta masa, Is·

kampına gelirler.

dırlann

kemle ve gaz lambalan vardı. Savaştan, açlıktan, salgm has­ talıklardan perişan bir hale ge­ len ve kendine yeni gelmeye başlayan Sovyetler ülkesi bun­ dan fazlasını yapamıyordu o zaman. Fakat gelec�e güvenen devlet çocuklara en Iyi şeyleri

verdi:

uıkenln en ıyı bölgesin· de, en güzel yeri ayırdı.

çocuklara

yaptıklan yeni

yapıtian arılatmak üzere Artek

rarlı işleri öi!renmeleri, bilgi ve becerilerini zenginleştirmeleri, ülkenin dei!işik köşelerinden yaşıtlarının yaptıklan işleri öi!­ renmeleri için kuruluyor. Sovyetler Birlii!I 'nde devlet çocuklan elıitmek için büyük para ve insan kaynaklan harcar. Tabii çocuklardan da burılann karşılıi!ını bekler. Bu yılın ya­ zında Artek kampmda SBKP Merkez Komitesi Genel Sekre­ teri, Yüksek Şura Prezidyumu Başkanı L. i. Brejnev, pioner­ lere, büyüklere oldultu gibi bu konudan mişti.

ciddi

Brejnev

Her yıl Artek kampında 27 bın çocuk dirıleniyor. Aynca,

ülkenin her tarafında açılan 53 bin pioner kampında 11 mıı­ yondan fazla çocuk dirılenmek­ tedlr. Bütün bu kamplar, tatil za­ manmda çocuklann dinlenip s&i!lıklannı iyileştirmeleri, ya·

olarak

çocuklara

sözet­ şunlan

söylemişti: "Büyükler her biri­ nizin mutiu olmasını, birer ger­ çek insan olmasını ister. Ger­ çek insan olmak ne demektir? "özgürlük ve adalet-Idealle­ rine

sadakatla hizmet etmek

demektir. Vatanı, halkını sev­ mek, çalışarılara saygı göster­ mek ve toplum yaranna iyice çalışmak demektir. Şiddeti, Is-

tisman ve Insanın tahkır edil­ mesini hoş ııörmemek demek­ tir. "Çok yönlü ve çetın haya­

Lenin yel/eni Viktor ile ( 1922)

tm bütün alanlannda aktif ol­ mak, işe Içten Inanarak, yara­ tıcı şekilde yanaşmak, insanla­ ra mümkün oldui!u kadar !azla yarar sai!lamak demektir. "DüriSt ve adil olmak, dost­ lukta sadık olmak demektir. tn­ sana saygı göstermek, konu,tu­ i!u dili, derisinin rengi deAişik olan insantarla kendini eşıt gör· mek demektir. "Yalnız çevredeki dünyanın harikalanna sevinmek deAi!, ha. yatm daha ıyı olması, ban,ın daha sai!lam ve Insanlann daha mutiu olması ıçın daha pek çok şeyler yapmak gerektii!irıl anlamak demektir. önceki ku. şai!ın kurtulamadı!!ı zorluklan Yıi!itçe yenebıımek demektir. "Bütün bu rıItelikleri kendi­ nize daha şimdiden aşılamanız gerekir. Her ,ey çocukluk ça. lıından başlar!"

ğildir. Fakat bunların arasında vatanımı· mızı bir bakışta bile kültürlü olan ülke· lerden bir hayli ayırt eden genel cehale­ ti, göze çarpan bir yere koymamız gere· kir."

"Halk öğreniminin ekonomice değer­ lendirilme.i", Ekonomiçeıitaya Ot­ .enka narodnogo obrazova�iya adlı dergi. 1897: Nüfus sayımı zamanında kay· dedilen 1 26 milyon erkek ve kadından

yalnız yüzde 2 1 . 1 'inin okuma·yazma bil­ diği

anlaşıldl_"Avrupa'da

Rusya'dan

başka, halk yığınları, öğrenim, aydınlık ve bilgi bakımından bukadar soyulmuş olan hiç bir kaba ülke kalmadı."

V.l. Lenin, 'Halk Ellitimi Bakanlıgı' ii, nın politikasJYIa ilgili .orun 1 903: Komünist Partisi'nin t'rogra­ mı 'nda yazdığı en önemli siyasi ödevler arasında şu ödev de' var: "Her iki cinsten

16 yaşına kadar bütün çocuklar için pa·

rasız, zorunlu, genel ve.profesyonel öğ­ renim sistemi uygulanmalı; yoksul ço­ cuklara yemeh., giyecek ve ders, araçları devletçe sağlanmalıdır. Halka ana dilin­ de okuma hakkı sağlanmalıdır."

1930: "Rusya'da öğrenimi U1kenin her tarafına yaymaya çalışanların enerji· si insanı şaşırtacak ve hayran edecek öı· çüdedir. "..Burada, işçi ve köylüler arasında öğrenimin bana

yıldırım

hızıyla yayıldığını

söyledikleri zaman, bu öğrenim

düzeyinin

yüksek

olmadığını,

azıcık

okumasını, yazmasını ve saymasını öğ­ reneceklerini

sanıyordum. Fakat bura·

da öğrenimin insanı eğıtebilen dOzey· de olduğunu görüyorum."

Rabindranat Tagor, mektuplar".

"Ru.ya üstüne

J 979: SSCBCıe okul çağına varan bütün

;

okuyor:

Sayıları

40

nıp bitmek üzere olan fırın başında oku.

rılan ödenekler, genel bUtçenin yalnız­

mak zorunda kalmayan okul mutludur."

aşamalarda parasız öğrenim görme hak­ kını sağlıyor. ülkede 137 bin gündüz,

ca yüzde 0.6'sldır.

.

çocuklar

Rusya'da halk öğrenimine ay.

JIJ65:

milyon ka�ar. Sovyet Anayasası bütün

J883: "Uzun kış akşamları etrafı

S. RaçiMkiy, "Köy oku/kırına ilişkin yazılar".

aydınlatan lambası olan ve öğrencileri

J 896: "Rusya halk ekonomisinin ge­

milyon

karanlıkta oturmak ya d.ı odunları ya.

lişmesini frenleyen nedenler tabii az de·

Iışıyor.

genel ortaokulu var. Bu okullarda 1 2

S OO

binden fazla öğretmen ça.


BÜYOKEKJM DEVRIMI ZEKI KILIÇ Günümüzde sosyalizme dUşman güçlerden hiçbiri, tarihsel gelişim süre­

tek cephesinin oluşturulmasının yaşamsal önemde olduğu dikkate alınırsa, bu

cinin açmış olduğu yoldan yürüyen Büyük Ekim Devrimi'nin önemini, bunun

tahrifatların hedefi ve işlevi daha da açığa çıkmaktadır. En genel saldırı hedef­

yarattığı değişimi ve insanlık yaşamını güvence altına alan gücünü yadsıyamaz.

leri, artık düşmanlarının bile içleri kan ağlayarak önünde saygıyla'eğildikleri

Sosyal gelişme sürecinde yaşam, Büyük Ekim Devrimi'nin gücünü, yarattığı $0-

Büyük Ekim Devrimi'nin ve onun yaratılmasına önderlik eden Lenin'in Parti­

nuçları ve önemini gözardı etmeye; hele bunu karalamaya çalışanları fiilen

si'nin, parti olarak özelliklerinin ve devrimci karakterinin; diğer kapitalist

mahkum etmiştir. Denebilir ki, 1917 Büyük Ekim Devrimi'ni küçültmek ama·

ülkelerin komünist ve işçi partilerinde, kaybolduğunu ' ispat" etme girişimi­

Ci artık ikinci plana wşmüştür. Bunun yerini, bilimsel sosyalizmin ilkelerinin

dir.

somutlanışının bir ifadesi olan bu eşsiz olayın temelinde, bu ilkeleri hayata geçirmekteki titizliğin, tutarlılığın ve kararlılığın olduğu gerçeğini gölgeleme­

Başta Sovyetler Birliği olmak üzere dünya sosyalist sisteminin gelişme­

ye, bunları tahrif etmeye yönelik kasıtlı yaklaşımlar ve propagandalar almıştır.

si, gÜçlenmesi karşısında, en geri bilinç düzeyinde olan kitleler bile kapita­ lizmden umut kesmeye, ondan kuşku duymaya başlamışlardır. Kitlel�in

1917 Büyük Ekim Devrimi, işçi sınıfının öncü partisinin başta işçi sınıfı

içerisine girdiği bu süreci yavaşlatmak, durdurmak, artık yalnızca ve hangi

olmak üzere müttefiki tüm emekçi sınıfların, toplumun ilerici ve demokratik

yollardan olursa olsun, onların kurtuluşuna önderlik edecek olan partilerini

tüm kesimlerinin en büyük çoğunluğunu devrime kazanmasının somut tarih­

kötülemekle mümkün olabilmektedir. Sosyalizmin başarılarının karşısına, ne

sel örneğidir. lenin'in Partisi'nin özellikle devrim sırasında devrimci güçlerin

"alman mucizesi':, ne de "refah devleti" masalları çıkartılamamaktailır. Bu

birliğini sağlama yolunda verdiği mücadele, bugün tüm dünya işçi sınıfı parti­

durum, kitlelerin demokratik hakları için verdikleri mücadeleleriyle, sosya­

rennin gerçekleşmesine önderlik etmeye çalıştığı, evrensel önemi ve anlamı

lizm için verilen mücadeleleri daha çok birbirine yakınlaştırmakta, içiçe geÇ­

olan, bilimsel sosyalizmin teorik hazinesi durumuna gelmiştir. Büyük Ekim

melerinin koşullarını yaratmaktadır. Dolayısıyla, sosyalizmin gerçekleşmesi­

D_imi'ne yönelen saldırılar, devrimin bu en temel özelliğini yok sayan nok­

ne önderlik edecek işçi sınıfı partisi demokiatik güçlerin birliğini sağlamak

ıacia yoğunlaşmaktadır.

yolunda düne göre daha uygun nesnel koşullara sahiptir. Bu koşulların değer­

Sosyalizmin tüm düşmanlarının saldırılarını , Büyük Ekim Devrimi süre­ cinde bu temel gerçeği yok sayma gayretlerinde yoğunlaştırmasının iki amacı

lendirilerek, demokratik güçlerin tek cephesinin kurulmasının önüne geçmek, emperyalizm ve burjuvazi açısından yaşamsal öneme sahiptir. Bu nedenle emperyalizm ve işbirlikçisi tekelci büyük burjuvazinin, Büyük

vardır:

Ekim Devrimi ve onun yaratıcısı Lenin'in Partisi üzerinde kimi zaman "sureti Bunlardan birincisi,

proletarya devriminin genel yolu bütün dünyada

aynıdır" ilkesi ile, her ülkenin somut durumunun dikkate alınması zorunlulu­ ğunu karŞı karŞıya getirme, birinin diğerini reddettiğini gösterme çabasıdır. Bunun için, bir yandan devrimi "bir avuç darbecinin' eseri olarak gösterme­ ye çalışırlarken; diğer yandan da bu "darbenin" gerçekleşebilme koşulları­ nın ancak o günkü Rusya ımparatorluğu'nun içinde bulunduğu "acaip" tarih­ sel durumuyla mümkün olabileceğini öne sürmektedirler. Böylece, BüyUk Ekim Devrimi'ni, bir darbe; ama .aynı zamanda tarihsel olarak raslantısal da olan bir hareketmişcesine göstermektedirler. Oysa, 1917 Devrimi ne .. bir avuç darbecinin" eseri olarak ele alınabilir; ne de iddia edildiği gibi, o dönemdeki çarlık Rusya'sı "kendine özgü", "acaip", diğer ülkelerden temelden farklılık­ lar gösteren sosyo-ekonomik koşullara sahiptir. Büyük Ekim Devrimi, herşeyden önce insanlık tarihinin o güne kadarki

haktan" görünerek ve bu yolda milyarlar dökerek oluşturmaya çalıştığı Ideo­ lojik bulanıklığın temelinde, devrimin kitlesel özelliğini reddetmek yatmak­ tadır. Başka bir deyişle devrimin gelişmesinin genel doğrultusunun halkın Çı­ karlarının dile getirilmesinden ibaret olmadığının; aynı zamanda bu çıkarlar temelinde devrimde yer alanların birliğini gerçekleştirmek ve onları eyleme yöneltmek olduğunu inkar etmektedirler. Bolşevikler, en geniş halk güçlerini devrimci" bir blok içinde biraraya getirmenin devrimi gerçekleştirmek için te­ mel bir koşul olduğunu yalnızca saptamakla yetinmemişler, aynı zamanda bu koşulun gereklerini yerine getirmenin sürekli ve sistemli uygulayıcısı olmuşlar­ dır. Büyük Ekim Devrimi'nin sözü etHlen noktada saldırıya hedef olmasının ikinci nedeni de, bu tahrifatlar yolu ile sağ ve sol oportünist çizgilerin iddiala­ rına kanıt oluşturma çabasıdır. >Sağ oportünistler, bu iddiayı, işçi sınıfı hare­

bUtUn devrimler boyunca görmediği ölçüde geniş halk giiçlerinin tek bir cep­

ketinin diğer demokratik, ilerici güçlerle ortak eylemi, iş ve güçbirliğini red-

hede bütünleşerek katıldığı bir devrimdir. lenin'in Partisi, devrim boyunca

dettikleri görüşlerine kanıt olarak kullanmaktadırlar. Sol sapma içerisinde

emekçileri temsil eden tüm parti ve örgütlerle, devrim mücadelesi sırasında ol­

olanlar ise, "bir avuç darbeci" masalından yola çıkarak kendi maceracı eği­

duğu gibi, yeni bir toplumun kuruluşu sırasında da işbirliği yapmanın tüm

limlerine haklılık kazandırmaya çalışmaktadırlar. Sapmalarla mücadelenin bir

olanaklarını zorlamıştır. Çarlığa ve emperyalizme karŞı tek bir cephenin oluş­

anlamda sınıf mücadelesinin en keskin, en rafine biçimi olduğu gözönüne alı­

masının koşullarını sonuna kadar yaratmaya çalışmıştır. Bolşevik Partisi'nin

nırsa, devrimin tahrif edilen bu özelliklerini netleştirmek büyük önem kazan­

halk güçlerinin çok büyük blr:bölünıünü devrime katmasının temel nedeni,

maktadır.

partinin "her zaman hareketin 'bütününün çıkarlarını temsil ettiğini" kanıtla­ mış olmasıdır. Burada sözkonusu edilen hareket, yalnızca işçi sınıfının tüm

1917 Ekim Devriminin yaratıcısı lenin'in Partisi'nin bu heaefler için

kesimleri değil, devrime katılmaya hazır olan diğer sınıfları, tabakaları da bir­

sürdürdüğü mücadeledeki tutumu hakkında, K. Zarod<>v'un 1973 Ekim'inde

araya getiren bir harekettir.

yayınlanan bir makalesinde ısrarla vurguladığı şu sonuç, gerçekten de çok

Bu öznel koşullar yanında, tek cepheyi oluşturmanın da nesnel koşul­ ları vardır. Önce abartılarak, "acaip" olarak iddia edilen o günkü Çarlık Rus­ ya'sı, ekonomik açıdan geri de olsa, aslında emperyalizm aşamasına ulaşmıştı. Toplumsal, politik ve ekonomık yapısında tekelci devlet kapitalizminin çizgi­ leri belirgin olarak ortaya çıkmıştı. Kısacası, toplumsal güçler kutuplaşmıştı. Sonra, halkın genel demokratik talepleri ile, sosyalizmi kurma yolunda işçi sınıfının talebi üst üste çakışmıştı. Hemen belirtelim ki, bu çakışma ve aynı devrimci akım içinde birleşme, yani barış, demokrasi, sosyalizm mücadelesi­ nin bir bUtünlUk oluşturması olgusu, artık "emperyalizm çağının bir yasası" durumuna gelmiştir. Bu öznel ve nesnel durumun değerlendirilmesi sonucun' dadır ki, Büyük Ekim Devrimi, aynı zamanda halkın kendi eliyle başarı ya ulaştırdığı halk devrimidir de. Özellikle Içinde yaşanılan dönemde, tUm dünya ülkeleri işçi sınıfı parti­ leri açısından anti-emperyalist ve anti-tekelci güçlerin iş ve eylem birliğinin ve

önemlidir: Bolşevik Partisi, gerek diğer partilerle, gerekse mü. birliği �e birlik noktalarını aratken ve bunun sonuna kadar ısmlı takipçisi olurke�; dığer yandan "her ne pahasına" birliğin kesinlikle karşısında olmuş­ tur. Tek taraflı taviziere, ideolojilerini anlaşmaların konusu yapmaya, ideolo­ jik ve politik mücadelelerini yavaşlatmaya veya durdurmaya kesinlikle karşı çıkmışlardır. Kitlelerin evriminin önüne geçmeyen, ama kitlelerin mücadelesi Içinde ortaya çıkmaya yünutan hareketleri görüp saptayan ve o hareketleri yönlen­ diren lenin'in Partisi'nin sonuçları, bugün tüm Işçi sınıfı partilerinin, tUm dünya Insanlığının geleceğinin kazanımlarıdır. Bütün dünya işçi sınıfı partileri, BUyük Ekim Devrimi'nin sonsuza dek yakıığı ışığın aydınlattığı yolda yoııiırina devam ediyor. Zaman zaman yara­ tılmak istenen gölgeler, dün olduğu gibi bugün de bu aydınlık yolu ve geleceğı kararımaya yetmiyor, yetmeyecektir de.

_


14 Ekim seçimlerinden sonra ortaya çıkan hükUmet sorunu· nun gerici iktidar oiuşumlanylı çözürnlenece�i şimdiden kesin olarak görünüyor. Onbeş günlük bir bekleyiş sonrasında, kurula· cak olan hükümetin AP azınlık hükümeti olacaAı artık aydınlan· mış durumda. Daha doerusu, Demirel ve çevresi bir azınlk hü· kümeti kurmayı yeni yeni kabul· leniyor.

AP'nin azınlık hükümeti kur· mayı kabul etmesi, aslında seçim sonrasında kopartıian şamatanın zorunlu bir devamıdır. 22 aylık muhalefeti, bu seçim sonuçlan ertesinde Ap'nin önüne hüküme· ti kurmasından başka bir seçe· nek koymamıştır. Hükümet soru· nunun, MHP ve MSP'nin deste· eiyle ve AP'nin altına imza atı· lacak protokoUer öne 5Ürmeme· si sonucu, önümüzdeki günlerde "çözüleceRi" söylenebilir. "BUNALıM STRATEJlSI"NDEN "GENIŞ TABANLI''Y A AP'nin kabul edilmesi güç ko· şuiiar dayatmamasının başlıca nedeni, burjuva poltikasına "bu· nalım stratejisi" ıdıyla geçen tu· tumda aramak gerekiyor. AP, tek başını kurduRu hükümetle olası bir erken seçim için gerekli politik yatınmları yapma olına· eına sahip olurken, öte yandan da hükümetin yapamadıklannın suçunu eski ortaklanna ve CHP' ye yüklemeyi ve erken seçimi kaçınılmazlaştırmal'l hesapla· maktadır. Bu "bunalım strateji· si" tekelci burjuvazinin hükümet sorununu çözümleyebilecek mi· dir? Bu soruya olumlu yanıt ve· rebilene rastlamak olanaksız.

Tercüman kalemleri, 14 Ekim sonuçlannın geniş tabanlı for· mülleri geçersiz kıldıRını söyler· ken, Hürriyet kalemleri tam ter· sine aynı sonuçlann geniş taban· lı bir hükümeti zorunlu kıldıRını söylüyorlar! Tekelci basının bu iki organı arasındaki "anlaşmaz· lık" nasıl çözülecek, bu kendi sorunlan ama, Metin Toker yan· lılannın hala geniş bir çevre ol· du�u görülüyor. Bu tartışmalann hem düzeyi, hem de çözümleyicili�ne bakıl· dı�ında ortaya oldukça "gülünç" bir manzara çıkıyor. Büyük, te·· kelci burjuvazinin sorunu belli: Otoriter, gözünü budaktan sakın· mayan, iç ve dış sorunlan çöze·

Demirel azlnhk hükümetı)'le

CHP 'nin 14

-

4

Ekim

seçimlerinden sonra da süren sağa kayışııu, şimdi de alelacele ortaya sürülen Olağanüstü Kurultay ile pekiştirmeye çalışıyor. bilecek, emekçi Kitlelerin sayısal çoRuniuRunun onayını almış, böylelikle kendi başını da en az aentaoak bir hükümet. .. Sorunun bu şekilde belirlenmesinde genel· likle anlaşılıyor. Gelgelelim, so· run her ne kadar bu netlikte gö· rünse de bugüne dek uzun vade· li, kalıcı çözümler bulmak müm· kün olamadı. Çünkü, bunalım bü· yük, tekelci burjuvazinin, kapita· lizmin kendisinden kaynaklan· maktadır, asıl çözümsüz olan dü­ zenin kendisidir, hükümet soru· nu bunun bir· yaDSımasıdır. CHP 'NIN SACA KAYIŞI HIZLANlYAR CHP de sorunu düzenin çö­ zümsüzl�ü olarak gördü�ü için­ dir ki, arayışını bu çaresizli�n hafifletilmesi sınırlan içinde gö­ rüyor. Bu anlayış, onun sırtını sol, sosyalist güçlere, yüzünü ge­ rici-faşist güçlere dönmesine yol açıyor. . 14 Ekim seçimlerinin so· nucu, işte ber boydan burjuva partisini bu noktada birleştirdi: Tekelci büyük burjuvazinin so­ runlannı çözmek noktasında .. Toplumun sa�a yönelişini "Türk demokrasisinin erdemi"n­ den sayan Ecevit, Bayram Gaze· tesi'nde yayınlanan yazısında ay­ nen şunlan söylüyor:

"Adalet Parti,i bu den�yimi üstleni,ıe ve -baıarılı o/,un olma­ sın - giinlük olaylar karşIBında ivedi kararlar alabilecek, yürütme erkine tanınan yetki alanında kendi programına göre tutarlı davranabilecek bir azınlık hükü­ meti kurarJa, ülkemizde Jaklıkiı bir demokratik gelenek yerleş­ meye başlamış ve sayIBOl zorluk· larm bundan böyle hükümet 80rununa ve bunalımına yol açma-

"R'ıCı

YURUYUŞ· 5 KASIM 1979

sağ

merkez yönetimi,

..ndan, Türkiye, belki de kurtul· muş olacallter.... Bu sözler, demokrasi saflanna karşı, "özgürlükçü demokrasi" nutuklanndan gerici-faşjst güç­ lerle uzlaşma noktasına do�ru "acı" bir yolculul!.un özetidir. CHP 'nin sa� merkez yönetimi, 14 Ekim seçimlerinden sonra da süren saea kayışını, şimdi de a1el acele ortaya sürülen bir OlaRan· üstü Kurultay ile pekiştirmeye çalışmaktadır ... Tekelci burjuvazinin çozum­ süzlü�üne, hükümet sorununun ötesinde Miliet Meclisi ve Cum­ huriyet Senatosu başkanlıkla­ nnın seçiminde de tanık olundu. 1 Kasım günü yeni yasama yılı­ na başlayan Meclis ve Senato'da yapılan başkanlık seçimlerinden sonuç alınamadı. Burjuva parti­ leri böylelikle hangi sorunlan çö­ zebileceklerini de göstermiş ol­ dular.. AP azınlık hükümetinin ya da neredeyse "umut" haline getiri­ len "geniş tabanlı" formüllerin, düzenin çözümsüzlüRünün atlatıl· masını ve "düze çıkılması"nı ger­ çekleştiremeyeceRi demokrasi saflannın malumudur. Toplu­ mun saRa kayışının önlenmesi, antifaşist özlemleri kabaran CHP tabanı da dahil olmak üzere, tüm iierici·demokratik güçlerin birlik­ teli�inin oluşturulması ve MHP' ye, faşizme karşı kararlı bir mü­ cadeie vermekle mümkündür. Iş­ çi sınıfının ve emekçi kitlelerin ivedi çıkarlannın çözümü, bu birlikteliein kalıcı temeller üze· rinde oluşturulmasından geç­ mektedir.

DurJuuazının ıorunlarını na,,1 çöıec,k?

•

C'ozumsuz dDzenin kurumları

Ltı':trlh�ih1ı·'�iail?ilj Kitleleri kazanmak

Devrimci teorinin devrimci öncüye yükledi� tarihsel ııö­ rev, kitleleri kazanmak; onlann devrimci insiyatifini ve yaratı­ cı gücünü harekete geçirmek; işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin ço�unlu�unu devrim saflanna çekmek ve hedefeyöneltmek; "devrimin politik ordusunu" oluşturmaktır. "Kitleleri kazanma" görevinin somut içeri� ve hedefteri her dönemde verili tarihsel koşullar tarafından belirlenir. Devrim sürecinin olgunlaşmış görevlerinin niteli�; bu görev­ lerin üstesinden gelebilecek gilçlerin yapısı ve bileşiıri; işçi sınıfının biilnçlenme ve örgütlenme düzeyi ile müttefikleri üzerindeki etkinli�, tüm bunlar "kitle" kavrammı durmadı n biçimlendirir ve devrimci öncünün önündeki görevleri belirler. .öte yandan, "kitleleri kazanma" görevi aynı zamandı bü­ tün bir tarihsel dönemi kapsar ve söz konusu dönem boyun­ ca, devrimci sürecin bu dönemdeki stratejik amaçlınna göre belirlenir. Devrim sürecine temel niteli�ni kazandıran strıte­ jik amaç olmadan; kitleleri bu stratejik amaca kazanacak, devrimin tüm güçlerini stratejik amaç etrafında toplayıcak olan yol çizilmeden; kitlelerin yaratıcı gücünü uyandmp hıre· kete geçirecek somut adımlar sıralamak ve nihai amıca baAla­ mak mümkün de�ildir. özetle, "kitleleri kazanma" görevinin somut içeriRini bir dizi nesnel koşul belirler ve bunlann başlıcalan şunlardır:

Sınıf giiçlerinin mevzilenmesinin gelişme dokrultu.u, bur­ juvozinin sm rf egemeniiRinin aldık' biçimler ve iktidarın poli­ tik biçimknişi, bunlara bagi, olarak devrimci .ür,cin önünd, olgunlaşmış akın görevler ve kitlelerin örgütlenm., bilinçl.n· me ve hazırlık düzeyi. Bu koşuUan dikkate almadıkça, toplumun devrimci dönü­ şümünü amaçlayan politik güçlerin kitlelerden kopması, kitle hareketinin gelişmesini saRiayacak olınaklan boşa harcaması, ve burjuvazinin, kitle mücadelesindeki düşüşten yararlanarak egemenliRini pekiştirmesine zemin hazırlaması kıçınılmaz olur. 14 Ekim seçimlerinin bır kere daha gözler önüne koyduRu gerçek, Türkiye'deki sınıfsal ve politik kutuplaşmanın, en genel çizgileriyle, gericilik ye faşizm güçleriyle tüm demokra­ tik-anuraşlst ve anti-emperyalist güçler ve akımlar arasında oldueudur. Tüm sınıflann, ara tabakalann ve toplumsal grup­ lann politik alandaki mevzilenmesi, bu kutuplaşma içinde ye· rini bulmaktadır. Sınıfsal ve kitlesel mücadelenin önünde ol­ gunlaşmış olan görevleri de yine bu kutuplaşmı belirlemek­ tedir. 14 Ekım seçimlerinin yeniden ortaya koydu�u ikinci ger­ çek ise, gerici-faşist güçlerin geniş kitleleri kontrol etmeyi sürdürebildi�i, kitlesel bir tabanı koruyabildiRi; buna karşılık demokratik güçlerin kitlesel tabanının, gündemdeki ınti-faşist, demokratik görevlerin üstesinden gelmeyi sal!layacak gücün gerisinde kaldıAıdır. Türkiye'de politik güçler dengesi düze­ yindeki "sa�a kayış" e�ilimjnin kaynaklandı�ı nesnel ve öznel koşullar da temelde budur. . Işte ülkenin bugünkü koşuUannda "kitleleri kazanma" gö­ revinin somut içerieini, bu olumsuz gelişıneye gözleri kıpı­ mak de�il; ona yol açan güçler dengesini tersine çevirmek, gericili!!in dayandı�ı mevzilere yönelmek ve bu mevzilerı kır· mak, bunalımdan faşizmin sınıfsal ve maddi temeUerini da[tı· tarak çıkmanın yolunu göstermek ve kitleleri çetin antifaşiıt demokratik mücadelelere hazırlamak görevleri bellriemekte­ dir. Içinde yaşadıııımız yakın dönemde "kitleleri kazanmak" demek, demokrasi ve devrim saflannda, bu görevlerin üstesin· den gelmeyi sa�layabilecek güçte bir kitle hareketlnl yük· seltmek, kitleleri örgütlemek ve mlicadeleye sokmak demek· tir. Bu görevin politik düzeydeki Ifadesi Ise, en başta, demok· ratlk güçlerin iş ve eylem birlieinin saRIanması, en genış antı· faşist blrUkteli!!ln oluşturulmasıdır. "Kitleleri kazanma" çiz· gi.inin somut, politik düzeydeki formülasyonu, bugün antifa­ şist birlik politikasıdır. Demokratik güçlerin gericilik ve fa­ şizm gıiçlerlne karşı kitleleri kazanma yolunda atacaklan en büyük adım, kendi saflannda etkın ve saRlam bır iş ve eylem blrli!!ine yönelik politikayı benimsemek, hayata geçirmektir. •

mehmet aközer


OJmhurba,lı:anı Korutiirk 29 Ekım Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bır mesaj yayınlayarak bazı gö­ �Ierinl açıkladı. Korutiirk'ün 29 Ekım mesajı da temel ülke so­ runları üzerınde bulanıklıklar yaratarak kamuoyunu yanıl�, böylece gerici, anti-demokratik girişim ve uygulamalann gerekçelerini hazırlama çabalarının bır yenisini ortaya koymuştur. Korutiirk'ün mesajının temel konulanndan biri yine "Türk vatanının ve milletinin bölünemezli�i" ol­ muştur. Cumhurbaşkanı'nın dikkatleri yeniden bir tehlikesi üzerine çekmek için seçti� "bölücülük'" yol, bu kez Birincl Dünya Savaşı'ndan sonra emper· yalist güçlerin Anadolu'yu paylaşma ve bu amaçla "parçalama" girişimlerine ça!!nşım yapmak olmuş­ tur. Korutiirk, kurtuluş savaşı sonucunda bu "parça­ Ianma" tehdidinin ortadan kaldınldı�ım ima ederek, bugün de Türkiye'nın aynı düzeyde bir tehditle karŞı karşıya oldu�unu bu tehdidın de aynı düzeyde karşı­ lık görmesi gerektij!inl vurgulamak istemiştir. Bu görüşler, "bölücülük" tehlikesi gibi gösteril­ mek istenen, özellikle Do!!u ve Güneydo� Anadolu' da yaşayan emekçi yöre halkının temel demokratik ıstemlerini, emperyalist işgal kuvvetleriİıin Anadolu' yu paylaşma girişimleriyle aynı nitelikte göstererek zihinleri şaşırtına sonucuna yöneliktir. Dahası, bu tiir benzetmelerle, Do� ve Güneydo� Anadolu emek­ çi halkının istemlerine şiddetle karşı koyma taleple­ ri haklı gösterilmekte, bunlardan yana çıkılmaktadır. Korutiirk'ün 29 Ekim mesajının bir başka yönü, "yeryüzünde mevcut devletlerin hiçbirisinde o dev.

r

KORUTÜRK'ÜN DEME Cİ VE SONUÇLARI letin bütün bölgeleri ve vatandaşlannın tamamı aynı ekonomik ve sosyal imkanlara kavUşturulamamıştır" Iddiasıdır. Bu iddianın, her tiirlü toplumsal eşltsizli­ !!in ve uıusaı baskının ortadan kaldınldıj!ı sosyalist ülkeler gerçeııini gizleme amacı bir yana; Türkiye'nin Do� ve Güneydo� Anadolu bölgelerinin ırkçı, şoven-milliyetçi politikalardan kaynaklanan ekono­ mik ve toplumsal geriliııinl açıkça savunma anlamına

"Liberal" etiketli bOB­ kıeı bir yönetimk "feu­ kalade hal'� nasıl no'" mal/eştireeeRini

düşü­

nüyor!..

14 Ekim- seçImlerinin üzerin­ den çok geçmeden, olası politik sonuçlar da kendini göstermeye başladı. Cumhuriyet Halk Partisi Iki yıla yaklaşan iktidannın mu­ hasebesini o�anüstü Kurulta­ 'yında ararken, AP Genel Başkaıu Demirel de hükümet kurma ola­ naklarının aray"ı Içine girdi. Bu arayış ıçınde, -1. ve 2. MC ikti­ darlannın dellşmez üyeleri MHP ve MSP Demlre!'e hükümet ku­ rulmasında dışardan yardımcı olacaklannı ve hiçbir koşullan olmadılını belirttiler. AP ise, Ge­ nel BaşkalU'nın a!!Zından kurul­ ması gerekenin sa�1am bir hükü­ me! oldu!!unu ve bunun da üze­ rinde dÜfünülmesi gerektli!!ni a­ çıkladı. Hükümet konusunda CHP ka­ nadından ise oldukça Ilginç tep· kiler geldi. Bu tepkller özünde CHP'nln ıkı açmazılU" da �öster­ gesi oldu. Cumhuriyet lWk Par­ tisi, Iktidann "ateşten bır göm· lek" oldulunu Ileri sürerek bir yandan geçmiş başansız dönemi­ ni aklamaya çal"ıyor; dl�er yan­ dan da tabaıuıu aynı "ateşten gömle�in" Adalet Partisi'nin de sonunu hazırlayacai!ına Ikna et­ meye çalışıyordu. Geçıı�irniz hafta ıçınde bazı ilerici yazarla­ nn da katıldıj!ı bu çaba, öyle gö­ züküyor kı, ola�anüstü Kurultay' ın sonuçlan ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi'nin önü­ müzdekl dönemdekl temel taktı­ lll olacaktır. Dii!er yandan MSP Ile faşist MHP'nin de benzeri hesaplar Için­ de olduklan anla,ılıyordu. MSP' ye göre "bir batıl denenml,tI, sıra dillerindeydi". MHP Ise amaçlannı bu kadar açık ortaya koymuyordu. Temelde yapılan

hesap, özellikle iktidar orta!!ı ol­ madan fiilen iktidar olmak ve bu süre içinde küçük de olsa yaralar alm" faşst örgütlenmeyi onar­ mak ve olası bir erken seçime ve­ ya 1981 seçimlerine daha güçlü girebilmektir. Niteklm Demirel hükümetinin kayıtsız şartsız des· tekleneceıılnln Ilan edilmesinin ertesinde basında yeralan MHP'­ nin siyasi at iste!!i bunun göster­ gesi olmaktadır. 1'olayısıyla or­ taya açıkça çıkan göriinüm AP'­ nın "liberal" etiketi altında ve zor ekonomik koşullar lçin(le ülkeyi gericl ve baskıcı bir yöne­ timle Idare etmek olmaktadır. I'şte meden destekl�di�1 Iktidar böy­ lesi bir yapıya sahip olacaktır. Olası hükümet biçimlerinin Tür­ klye'nin yapısal bunalımına çö­ züm getlremeyeee�i de açıktır. öyleyse işçi ve emekçi sınıftann y'jkselen tepkisinin bastırılması ve yasal ve yasadışı teröriin bu dönemde artırılması olası Iktida­ nn yöneleee�i temel "çözüm" olacaktır. Nitekim yenı hükümeti kurma görevini alan Demirel de önünde­ kl dönem açısından tüm bu nok­ talan hesaplamakta ve taleplerini destekleyicisi partilere sunmak­ tadır. Bu taleplerin Içinde en çok dikkati çeken noktalar, "can ve mal güvenıııılnln salllan­ ması�' başhi!ı altında formüle e­ dilen yenı· yasalann çıkartılması­ dır. Bunlann ıçınde 'Devlet Gü­ venlik Mahkemeleri' de vardır. öyle anlaşılmaktadır ki gerici gUçler bu yenl iktidar olana!!ını sonuna kadar kullalUp demokra­ tik güçleri ulaştıklan mevzUer­ den söküp atmada sözümona ka­ rarlıdırlar. AP'nln MSP ve MHP' ye önereceııı belirtilen 51 mad-

geldi�1 kuşkusuzdur. Bölgeler arası "IilizUlbı vaol- . dugu bütün ülkeler, kapitalizmin ekonomık yaNları­ nın egemen oldullu ve bu ekonomık yuiianıı Ilkel; feodalizm arbAı ııômürü yöntemleriyle Içiçe ..çtlı! iilkelerdlr. Dahası asıl önemU olan, ekonomık ve t0p­ lumsal eşitsizli�in ulusal baskıya, temel yurttaşlık haklarırun'gaspedlirneııinedayalı olmasıdır. Koru türi, :t9 Ekım mesajındald bu &ölÜfleılnl, Türkiye'nın "demokrul ile Idare edılen pek iz lDke arasında yer aldli!ı" Iddiasıyla tamamlamışbr. Koru­ türk'Un, düşünce ve örgütlenme özpjrlüklerlnln atır baskılarla tehdit edlldl!!i, faşist 141 ve 142. madde­ lerin yürürlükte olduRu bir ortamda dile .. tlrdii!1 bu iddia, görüşlerine kaynaklık eden ç8'fl'elerin ııuıl bir "demokrasi" anlay"ııu yerleşıırmek IstediAlnı orta­ ya koymuş olsa gerektir. Korutiirk'ün, aynı mesajında, Türkiye'deki hükü­ met bunalımlarını "seçim sıstemı olarak nisbi temsi­ lin kabul edilmiş olmasına" balılama konusundaln iS­ ran da, aynı "demokrasi" anlayışının bir başka belir­ tisidir. Korutiirk'ün "nisbi temsil" üzerindeki bu vur­ g ulaması, Türkiye'de seçim sisteminin işçi sınıCı par­ tisine, tüm sol güçlere kapalı olacak biçimde de�işıı­ rUmesi Istemlerini yansıtıcı niteDktedlr. Cumhurbaşkaru'nın 29 Ekım mesajıruıı ortaya koyduııu bu yönleri, "geniş tabanıı" hükümet for­ mülleriyle Türkiye'ye dayatılmak Istenen Iktidar bl· çimlerinin bir göstergesi olarak del!erlendlrmek gere­ kir. Bu yöndeki dayatmalan etkisizleşıırmenln yolu, tüm demokratik güçlerin etkln ve kitlesel" ve eylem. biriiııinden geçmektedir.

Umut diye ...

APfnin iktidar olması.nı bekleyenler deli belge tümüyle bunun karut­ nemlnde kitlelerin ekonomık, re dÜfen görev, genl, kitleleri lanyla doludur. Bu 51 maddenın' sosyal ve politik koşullannm, faşizme ve. gericili!!e kartı, onun birço� demokratik güçlere yenı ivedl çözüm bekleyen sorunlan­ sinsi gIri,lmlerine kartı örglitle­ saldın pla�annın habercisi duru­ run daha da aj!ırlaşacaj!ı, bu ara- . mek ve mücadeleye sokmaktır. mundadır. Geri kalan maddeler . da yasal şiddetin daha da artaca­ Gericllli!!n kendıııeınden yıpran­ ise emperyalizmle Ilişkilerin iyi­ !!i, antldemokratik uygulamala­ masını beklemek somut olarak ce pekiştiriimesi, varolanıann da­ nn daha yaygmlaştınlıp dprinleş­ ona yardımcı olmaktır. Dünkü ha da güçlendirilmesi amacıru tlrileeelli, belli kimi iktidar seçe­ görevler ivediliklerini korumak­ gütmektedir. tadırlar. Hatta bu görevlerin da­ neklerine olanak hazırlarnak ve öte yandan yine Demirel'In, sürdürmek, kitlelerin direncini ha da aj!ırlaştıklan açıktır. öy­ Hürriyet 'in önde gelen yazarlann­ kırmak ıçın yasadışı' ş,ddetin leyse yapılacak olan, ..ricıu�ln dan Cüneyt Areayürekle yaptıllı' daba da yo�nlaştınlarak sürdü­ kendi kendine yıpranmasını bek­ görüşmede Ileri sürdüi!ü görüşler' rülecei!! bır döneme girilmekte­ lemek deilil, tüm güçlerle onun "liberal" AP azınlık hükümetinin dir." gerlletilmaslne çalışmak ve de­ önümüzdeki dönem Icraatını mokratik mevzileri korumak ve Böylesi bır' çerçeve ıçınde açıkça sergilemektedir. Demirel, tüm demokratik, antifaşist güçlegeliştirmektir. "ülkede fevkalade hill vardır" derken elbette yalnız bugünü de­ i!1l gelece!!1 de deııerlendlrmekte -ve bunun üstesinden gelecekleri­ ni açıklarken yöntemlerini de Türkıye'nın bugün -ıçınde bulunduııu ko,ullar, 14 Eldm açıkça ilan etmektedir. seçimlerinin sonuçim, önümüzdeki dönemde demolıratlk Cumhuriy�t Halk Partisi 'nın güçlere zorlu görevler dilşeceeınln &öste"rıelerlyle doludur. bazı ilerici yazarlan da etkileyen Tekelci büyük burjuvazinin eUnde; çözümsüz ekonomık "fe "Iktidar ateşten gömlektlr" man­ toplumsal bunalımlar karşısında ho,nutsuzluk ve tapkllerl tıııı bu çerçeve içinde gerçekten yükselen Ilenış halk kitlelerini slndlrebıımek ıçın, ıınırh sayı­ doj!rulanmaktadır. Ama bır ya­ da sııah vardır. Bunlann başında da yasal ve yasadışı terörle nıyla: önümüzdekl çetin dönem baskıyı artırmak gelmektedir. Adalet Partısı Işte bu 8lrişlmlerin uygulayıcısı olarak gö­ böylesi bir yaklaşımla ancak Ile· rev almaya adaydır. Yenı AP hükümetlnde 'MSP ııe MHP'nln rici-demokrat güçler Için ateşten yer almaması, "saAın ikl ucu" olarak nitelendirilen bu ıkı pa .. gömlek olabillr. öyle görülmek­ tlnln hükümetten uzak tutulması Adalet Partisi'nin sözde tedir ki CHP, ı. ve 2. MC iktidar­ "liberal" göriinUmüne "halel geimemeslnl" de saAlayıcaktır_ lan döneminde yüklendii!! Işlev­ 14 Ekım seçimlerinde yüksek oranda oy alan "yeni umut" sizliAi ve bekle·gör politikasını AP'nin, gerici-faşist girişimıeri, ülkeyi r.faha ulaştırmak adı­ sürdürmek niyetindedir. Umdu­ na yapması daha da kolayla,maktadır. lIu Ise, sistemin içinde bulundu­ Cumhurıyet Halk Partisi Ise böylesi bır AP hükümetine !!u ekonomik zorluklann AP 'yi "demokrasi" adına yeşıl ışık yakmaktadır. Tüm dünya pra­ de eritmesi ve güçsüzleştirmesI­ tlııine bakııdıRında sosyal demokrat partilerin benzeri tarlh,,1 yanılgılarına sık sık rastlanmaktadır. dir. Halk Partısı, ulaşılan demok· Bunun en barlz örnelli 1933'Ier Almanya'Ildır. Almanya'­ ratlk mevzileri ve bunlann ko­ nın derın ekonomık ve toplumsal krizler ıçınde bulunduııu runması gerektii!! konusunda en bır anda Sosyal Demokrat Parti :1ne "liberal" Von Pıpen'ln ufak bır kaygı taşımadı!!ını bu hükümet olu,turmasına yardımcı oimu, ve bu, kendı ıonunu tavnyla bir kez daha ortaya koy­ hazırlamamn yarunda, tüm dünya haiklannın fa,lst Hıtler Ik­ maktadır. tldanyla kar,ı karşıya kalmasının ıık adımını olutturmu,tu. Oysa Türkıye Işçi Partısı Mer­ Çünkü Von Papen, kısa bır süre sonra Hitler' Iktidar ortaj!ı kez Yönetim Kurulu'nun seçim­ olarak hükümete alıyor ve artık herkesin blldıeı eeUşmelere ler sonrasında yaptıııı açıklama­ yardımcı oluyordu. Bugün Türkiye'de de aynı saneı yaşanmaktadır. Yenı mev­ da da deRlnıldıeı gibi "Içine giri­ zilerin AP'ye, dolayısıyla da tüm ,eriCı-raşlst gIlçlere terkedil­ len dönemin daha çetın olaca­ ması, Işçi emekçi kitlelerin yıllardır verdl�i mücadeleyle ka­ Rı kuşkusuzdur. Erken seçimU zamlanlann bır kalemde slUnlp atılması olacaktır. Oyu bun­ veya seçimsiz "ara rejim" hükü­ lann korunması yaşamsaldır. Demokrasiyi demokrasi dÜf' meti, yeni bır "MC" veya AP manlan eliyle yaşatacaAını uman CHP yönetımı de bunu kav­ hükümeti olsun, yahut başka se­ ramak zorundadır. çenekler bulunsun, tüm bu olası­ lıklar yenı oluşacak Iktidar dö-

--"Tarihsel yanılgı"'

YOllVYVŞ - 6 KASLII ı.1. - 6 ,r

CHP'nin aç


Bay r a m G az e t e s i vu r g u n u n d a i l k p e rde J\nkara Bayram Cazetesi' ni çıkarma hakkını elde eden Ça�­ daş Cazeteciler DerneFnin bu yetkisi bürokratik saldırılarla, devlet ve hükümet kademelerin­ de yer alan pekçok kişi ve bazı kuruluşların seferber edilmesiyle şimdilik geri alındı. Ankara Vali­ Ii�i'nce bu yetki, çelişkili bir ka­ rarla Beyhan Cenkçi'nin naylon üyelerle dolu Ankara Cazeteciler Cemiyeti'ne verildi. Ankarada ilerici, demokrat ve sosyalist gazetecilerin ki tle ör­ gütü olarak kurulan ve Haziran 1979'da yapılan ikinci genel ku­ rulunda sonra daha da gelişen ve kendinı kabul ettiren ÇCD, yö­ netiminin gündeme aldılıı ilk so­ mu t hedefler arasında şunlar bu­ lunuyordu: Basın emekçilerinin del!il, burjuvazinin sözcüsü olan Beyhan Cenkçi ile bir avuç geri­ cinin yönetimindeki Ankara Ca­ zeteciler Cemiyeti (ACCl'nin elinden Bayram Cazetesi'ni Çı­ karma yetkisini almak. öte yan­ dan basın ilan kurumu, TRT yö­ netim ve unışma kurullarında basın-yayın emekçilerinin temsil hakkını saglamak.

ÇCD'nin gelişmesi dikkatle izlenmekteydi. ACC'yi gazeteci­ lerin çıkarlarını savunan örgıit ol­ maktan çıkararak bir arsa alım­ satım ofisine dönüştüren Beyhan Cenkçi ve çevresindeki çıkarcı grup, başta Istanbul ve ızmir ol­ mak üzere yurdun birçok bölge­ sindeki gazetecilere birer form göndererek kendilerini Cemiyet' in onur üyeligine layık gördükle­ rini açıklıyordu. Bu girişim Cenkçi'ye umdul!u sonucu ver­ medi. Istanbul ve ızmir gazete­ ciler cemiyetleri ilyelerini bu korsan üye kampanyasır.a karşı uyardı. Eylül sonunda yasa gerej!i ÇCD ve ACC gazeteyi çıkarma yetkisi için bölge çalışma müdür· lü�üne başvurarak üye bildiri­ minde bulundular. Çalışma Ba­ kanlı�ı'nın 1 5 _ 2 . 1 9 5 5 sayılı tali­ matnamesinin ve 5953 sayılı ya­ salıın 6253 sayılı yasayla değişik 20. maddesi yetki için "o ilde" en fazla "sarı basın kartlı" üye­ ye sahip meslek örgütünü öngör­ müştür. Eölge Çalışma �lüdürlü­ ğü belirtilen yasa ve yönetme­ liklerin ışıgı altında yaptıgı de-

B eylı an C enk çı- k-ım d ır -

l!erlendirınelerde Çağdaş Caze­ teciler Derne� i' nin Ankara Ca­ zeteciler CemiyeU' nden i l 9 faz­ la sarı basın kartlı üyeye sahip bulunduğunu saptamıştır. Bu be­ lirleme üzerine A nkara Valiliği 1 5 . 1 0 .1979 günü ÇCD'ye yetki vermiştir. Bu karar üzerine yJasik kalp krizlerini geçirmeye yeniden başlayan Cenkçi, tüm gücüyle, örgüt ve kişileriyle, milyonlarca lird para dökerek ÇCD'ye saldı­ rıya geçti. Çenkci için önemli olan yasalar değil kişisel çıkar­ larıydı. Beyhan Cenkçi, "şeref lıasın kartları nasıl sayılmaz' yaygarasıyla işi duygusal alana dökmeye çalışh. nk basın top­ lanhsıyla Başbakan Ece,i!'i ola­ ya müdahale etmeye çal!ırdı. Başta Hürriyet patronlarından Nezih Demirkent olmak üzere sermayenin hizmetindeki tüm kalemler, köşe yazarları ÇCD'ye saldırmayı kendisine görev seçti. Sarı basın kartı ile şeref basın kartının ayrı sayılmasını, ÇCD icad etmemişli. Bu ayırım, 24.9.1973 tarihli resmi gazetede

A nkara Gazet,ciler Cpmi· yen Başkanı n.yhan Cenkçi'n.n

bütün gazetecilik yaşamı, J 960 �nce,inde Ulus Gazetesi 'nde (lise mezunu olma hoşulu taşıdığı için) yaptığı göstermelilı yazı işleri müdürlüğüydü. Cenkç; Türk-Iş 'in bir bursundon yararlanarak bir süre ABD'de halkla ilişhiler kursuml katıldı. So.yalizm düşmanlıbını lıer sohbetinde açıkça söy· lemeye özen gösterdi. Beyhan Cenkçi, çevresini maddi çıkarl�rla tatmin edi!reh 1 6 yıldır AGC Başkanlıi/ını siirdlir· meyi başardı. (jrnet;,ı Gümrük ve Tekel Dakanlıkıyla her dönemde ilişililerini koruyarak gümrük· lerdeki radyo ve teypleri kitabına uydurup üyelerine parasız dağıtmayı başardı. Kimi zaman da ''Siimerbank kumaşı " dağıtımını sürdürdü. Son Kongre 'de i,e Cenkç; Koş 'ta hayali araziler dağıt· moy. gündeme getirdi. 1 0 'a r 2 0 'şer parsel arazi saltı. Imar ı.kan Bakanlığı birer parselden fazlası· nı kabul etmeyince işler biraz harışh. Yine Gaze teciler Cemiy e n 'nin dinenlediti yarışmalarda tüm Cemiyet üyeleri ödül almayı boşardılor. "Bu yıl tek bir haber yazmadım " diyen Arman Ta la), yılın habercisi ödülünü kazandı. A nkara Radyoıu Program Müdürü Gökçen Solalı, iki yıldan beri tek program yapmamışken, yılın programcısı .eç ildi. Beyhan Cenkç; Glinırüh uc Tekel Rahanlığı 'ndan kendisine bir araba da temin etmiştir. A tillc O n u k 'un Genel Müdürlüğü sırasında müşavir hadrostma. 0 1011(1,0, A nadolu Ajansı' no ayda bir uğramış, ama gerçell çalışanların çok üsrunde maaş almayı nasılsa başarmıştır. Bir sü­ re önce naylon basının damarını he.me girişin:lerinde en büyük tepkiyi Cenkçi göstermiştir. Dünya gazetesinin &ahibi Ih&an Altınal, Cenkçi'ye cemiyet başkanlığından ayrılmemo., ko­ şulu ile cazip bir iş önermiş tir. Parasal boyutları ayda 30 bin lira fJ1aaşa ulaşan bu "iş " gereğince, ev reklamlarlflda "bin liraya ev sahibi yapıyoruz" kampanyası başlatılmış tır. Toplanan paraların dört milyar lirayı bulduğu lÖylenmek tedir. A radan illi yıl geçmesine karlim ortada ne apartmon vardır ne daire. Cenllçi, A G e yönetim kurulunun rum Uyelerini gerici·faşistlerden oluştlITmaya da özen göı­ termiştir. Bu yönetime, dürii8tlükiJyle tanınan Selçutt Altan girebiIm iş, onurı da kl&Q süre sonra is· tifaıı ı�llanmıştır. Yônenn' Kurulu üyelerinden ııe Cenhçi'nin .ab kolu olan Savaş Kıratiı I(arataş döneminde TRT yurt dışı yayınlar şube müdürlüğüne atanmış uc sonra müşaı.:irtibe L/erilmiştir. Tür­ heş hayranı Kıratlı'nın 6,k &ık Türkeş 'in eL/inde bir baıın danışmc", gibi bilgi L'erdipi gazeteciler la· rafında" bilinmektedir.

Danıştay

yer alan basın kartları yonetmeli­ ğinin bır emrıydı. Kaldı ki ACC' nin Ankara'da bulunan basın şe­ ref karllı üye sayısı en fazla 65' ti. Bu rakam dahil edilse bile Cenkçi aradaki 1 1 9 sayılık farkı yine kapatamıyordu. ÇCD'nin yetki almasından bir gün sonra Cenkçi ve beraberinde­ ki bir grup, solu�u "sınıf arka­ daşları" olan Türk-Iş r.enel Baş­ kanı Ibrahir.ı Denizcierin yanın­ da aldılar. Denizcier, Cenkçi ve di�erleri bir saat bile kaybetme­ den dosdo�ru Çalışma Bakanı Bahir ETSoy'un makamına üşüş­

tüler. Kadro böylece tamamla n­ mştı. Kırıkkale MKE işyerlerin­ de faşist Türk �ıetal Sendikası'na yetki vermekle övünen Çalışma Bakanı Ersoy, Cenkçi'ye " merak etmemesini" önermiş, sırtlarını sıvazlamıştı . Kendisini "çok faz­ la ilerici" sayan müsteşarı Çetin Zilan ile başbaşa formül arayan Ersoy, sonunda "gereğini düşün­ dü". Bremen mızıkacılarına Çe­ tin Zilan da katılınca çözüm ka­ �ıda döküldü. Zilan Valiliğe hi ta­ ben bir yazı yazdırarak "her ne kadar Bakanlığımız müfettişieri Ç C D'nin ve ACC'nin üyelerini inceleyip saptamışlarsa da siz bu raporu ciddiye almayabilir, iste­ diğiniz örgüte yetki verebilirsi­ niz" fe!vasını veriyordu. ilericili­ ğine halel gelmesin diye dE( yaz­ dırdığı yazıya kendi imza koy­ madı, Çalışma Cenel Müdürüne imza ettirdi. Cenkçi, bir yandan da Ankara ,barosu eski başkanı Teaman Ev­ ren'i bilirkişi tayin ettirerek, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ga­ zetecilik yapan kişileri (örne�in Bedii Faik, Cüneri Civaoğlu, Çe­ tin Altan v.b.) Ankarada ÇalıŞı­ yormuş gibi gösterip, yönetmeli­ �e aykırı belirleme yaptırmak­ taydı. ÇCD' nin yetki almasını hazmedemeyen Cerıkçi, bayram tatiline iki gün kala Danıştay'a başvurarak (24 Ekim) yürütme­ nin durdurulmasını istiyor ve Da­ nıştay da tarihinde az rastlanır bir hızla 24 saat içinde toplana­ rak, görülmemiş bir usulle vali­ liğin savunmasıRI dahi almadan yürütmeyi durdurma kararı veri­ yordu_ Danıştay 1 2 . Dairesi'nde o gün bulunmayan ' bir üyenin yoklu�undan yararlanılarak yeri­ ne bir başka' üye sokuluyar ve üçte ikilik bir kararla Cenk çi le' hine karar çıkıyordu. Danıştay' ın bu kararının Dernek yönetici­ lerine tebellüğ edilmesi için ise Valilik ve tüm Emniyet örgütü­ nün Cenkçi'nin gönüllü memur­ lu�una giriştigi gözleniyordu. Emniyet Sarayı'nın telsizli ve si­ lahlı, kadınlı-erkekli ekipleri Ça�daı Cazeteciler Derne�i YÖ­ netim Kurulu üyelerinin evlerine ve sokaklarına karargah kurup, bir Danıştay kararının iletilmesi için sabahlara dek demek yöne­ licilerinin evlerinde nöbet bekIi­ yorlardı. Danıştay'ın yürütmeyi dur­ durma kararı üzerine Ankara Va­ lisi ertesi gün bu kararın kaldırıl­ ması için Danıştay'a itiraz etti ve savunmasının alınmadığını bildir· di. Danıştay ise o gün toplana­ madı ve konuyu bayram sonrası­ na bıraktı. Aynı Vali Danıştay'a itiraz etti�ini görınezlikten gele­ rek bir gün sonra mesai dışı bir günde (27 Ekim cumartesi) evin­ den ACC'ye gazete çıkarma yet­ kisini veriyordu. Yetkiyi ÇCD' den aldığını ve ACC'ye verdiğini ilan eden A nkara Valisi hunun gerek çesini soranlara "yüksek yerlerden çok baskı yapıldı�ını" söylemeyi de ihmal etmiyordu. llu telkinlerin ve baskıların Baş­ bakanlık ve Cumhurba�kanlı�ı çenelerinden geldi�lnin sözü sık sıl' edilmektedir.

ve C enkçi

Ankara Cazeteciler Ce­ miyeti

Başkanı

lleyhan

Cenkçi'nin 1 Kasım günü çıkardı�ı

Ankara Bayram

gazetesinde, yine yalan ve demagoji ile kendini akla­ maya

ÇallŞtl�1

Cerıkçi, sayfa

görüldü.

gazetenin

birinci

manşetinde,

yürüt­

meyi durdurma karan ve­ ren Danıştay 1 2 . Dairesi başkan

ve

üyelerinin

fo­

toğraflarını basarak "yağ­ danlık" görevini yerine ge­ tirdi. övgüler. dizdiği Da­ nıştay 12. Dairesi üyeleri­ ni böylece etkilemiş cak

ve

ola­

bayramdan sonra

yeniden görüşülecek olan davayı etkilemiş olacakb. Cenkçi,

gazetesinde,

"işgali Türk milletl adına önleyen Danıştay 12. Dai­ resinin }'Üce üyeleri" deyi­ mini kullanarak adı ve Co­ toğrafı verilen üyelerin tü­ mü

gerici-faşist Ankara

Cazeteciler Cerniyeti lebi­ ne karar verıniş izlenimini yaratmaya çalışmaktadır. Tüm

malzemesi

yalan

ve demagoji olan Cenkçi, 1 2 . Daire'nin üyelerinden Daire Başkanı Kazım Yeni­ ce ve tlye Ahmet G.Ko­ nur'un yürütmeyi durdur­ ma kararında muhalif oy kullandıklarını ve nin

Çağdaş

Dernegi'nee

gazete­

Gazeteciler çıkartılması

gerektiği yolunda oy ver­

.L I

diklerini

açıklama yürek-

liliğini nedense gösteremi­ yordu.

Yine Cerıkçi, 1 2_

Daire üyesi Hikmet Müftügil'in yürütmeyi durdurma kararı verildiği gün toplantıya katılamadı�ını ve oyu­ nun renginin ne olacağının henüz bilinmediğini de her nedense açıklayamıyordu. Cenkçi, bu Dayram Çl­ kardı�ı

Ankara

Bayram

Cazetesinde ilk gün yazdı­ ğı başyazıda

ÇCD Cenel

Sekreteri Ahmet Abakay' ın dergimizde yer alan söy­ leşisinden

bölümler vere­

rek " bakın gazeteyi taraflı yapacaklarmış" yaygarası­ nı da basmıştır. Ama alınb yaptığı bölümden, "bu ta­ ranılık işçi sınıfı ve emek­ çi halktan yana olmak an­ lamındadır" cümlesini her nedense ustalıkla çıkarma­ yı

yeğlemiştir. Ve kendi

çıkardıgı gazetenin de ne denli

tarafsız( ! )

olduRu,

çeD Cenel Sekreterinin söyleşisinde yer aldığı üze­ re, "tarafsızlık demagoj!­ siyle lekelci büyük burju­ vazinin sınıf çıkarlarına ne­ denli hizmet" eHiR! açıkça gözler önüne serilıniştir.


Bi.r

•••

ga r ı p •

CHP hesaplaşması Zamanını hatırlamıyorum ama spor

ta rt ı s m a Seçim sonuçlarını her­

kes kendine göre yorumla­ yabilir. Buna hiç kimsenin

Bu konuda bir örnek

verelim. Belki düşündürü­

cü olabilir. Örneı< Finlan­

kal hakikatte zararlı olan ba,ka çeşit

muyorum. Ş öyle diyordu spor yazarı:

sınıf mücadele,ine yol açar.

bahçelidir! ... "

ta,iller·mü,tehlikler çal'ışmuına da yer

"- Türkiye'de herkes biraz Fener­

•

YAVUZ üNAL

hine ilk bakışta boru görünmeyen, fa ,

sayfalarında okudu�um bir sözü unut­

Halbuki biz Türk uarlığında b u miU·

Folitlk yaşamımız için şöyle söyle·

"bir-iki·üç" diye yorumlar '

da yapılmıştır. Bunların tü­ mü aynı düşünce biçiminin somul ürünleridir. Ve bu

vermeyecekiz" . ..

seITLçok mu iddialı olur acaba:

44 yıl öncesinin CHP'sinde Genel

,i' - Türkiye 'de herkes biraz CHP'Ii­

Sekreter şöyle bitiriyor konuşmasını:

1977 genel seçimlerinden önce Hür­

ii yuva bağı ile, toprak bağı ile aile ci

çizildi�ini bil­

d e yurttaş yuva &ahibi olacak, ev aahibi

dir! ... . .

". Ulusçu vcutımızln mükemmeliye­

diya Komünist Partisi'n­ den. Barış ve Sosyalizm

liir düşüncelerle de kime

maya kalkışılırsa, hele işçi

yılı Aralık sayısında, aynı

tışmaya gerek yoktur.

rumlar yapılırsa, cevap ver­

genel seçimlere ilişkin olara� partinin üslubuna yaraşır

yordu. Birincisi CHP, ikincisi TIP·di...

linin ve düzenden kopup CHP'den ko­

yanılgılardan

kurtarmak

Aalto şu yorumu yapıyor:

zaman varız. Ne var ki. an·

MSP, DP, CGP ... CHP kökünden çıkı·

mesi gereken bu hatırlatmaları yaptık­

Politika gazetesinin 30

Demokratik Halk Cephesi

de

CHP'nin 8. Olağanüstü Kuruıtayı'n­

sına gelelim. CHP'den kopmalarla ku­

de

maz olacaktır.

bir diyeceği olamaz. Ama

bu, belli politik görüşlerin

sözcüleri tarafından yapıl­

sınıfı

hareketi adına yo­

mek ve lii m ilerici giiçleri bir görev olmaktadır.

Sorunları Dergisi'nin 1 975

yılın Eylül 'ayında yapılan

Parti Genel Sekreteri Arvo

FKP'nin de i çinde olduğu

Ekim tarihli sayısında Oya

bu seçimlerde oylarını yüz­

masının seçim sonuçlarına

çıkarmış, Partinin, parla­

rak, bu açıklamayı "rahat­

37'den <W'a yükselmiş. Ül­

Baydar, TIp MYK açıkla­ ilişkin yorumunu ele ala­ lık" ve "sorumluluğu üze­

rinden atmak" olarak yo­

rumluyor.

1 7'den

yüzde

19'a

mentodaki sandalye sayısı

kedeki en büyük ikinci po­

litik güç olmuş. Bu,.bir ba­

şarı olarak övülüyor yazı­

h izmet edilebileceğini tar· Biz

bilimsel

biç imde

sosyalist

tartışmaya

her

laşılan, önümüzdeki günler­

Baydar türü tartış'ma­

ların yoğunlaşması kaçınıl­ Bu

arada

şunun

hiç

çıkarılmaması

akııdan

gerekir.

Bırakın

bilimsel

sosyalist platformdaki kişi­

ler arasındaki

tartışmayı,

ilerici-demokratlar

arasın­

da. Ayrıca sosyal demok­

da bile tartışma demago­

ğa kayma' olarak nitelen­

ce bir sandalye kaybetmiş­

dırılmaması

pek çok ilerici demokrat

kırsal parti gerilemiş. Mer­

dük

CHP

ortağı sağcı parti 200 san­

TIp

MYK

açıklaması,

seçim sonuçlarını bir "sa­

dirmiştir. Ve bu paylaşmaktadır. de

yorumu

Hatta

paylaşmaktadır.

Önce bu konuya değine­

ratlar var. Seçimlerde sade­ ler. Aşırı sağın temsilcisi kez

Parti

ve

koalisyon

l06'sınl

dalyeden

almış.

lim.

A ma partinin yorumu ay­

lenmesini belirleyen olgu­

ları ülkenin politik duru­

kü koşullarda). seçim san­

miştir ... Bu da Fin politi­

Politik iktidarın biçim­

lardan biri, (elbette bugiin­ dığından Çıkan oyların da­

ğılımıdır. Bu açık gerçeğe

de itiraz edilebilir, "hayır"

denebilir. O, itiraz edenle­

rin kendi bileceği istir.

Şimdi seçim sonuçları­

na bakalım. MC partileri

nen şöyle: "Seçim sonuç­

munu belirsizliğe sürü kle­

kasında

sağa kayma de­

mektir." Şimdi, malumu ilan et­

meye ne gerek v�r denebi­ lir. En genel doğruları bile

anlatabilmek için, illa alın­

tılar mı kullanmak zorun­

1977 seç imlerine kıyasla,

dayız,

oranlarını yüzde 5 1 .9'dan,

dünyanın yuvarlak olduğu­

seç im yapılan illerdeki oy

yüzde 65.49'a çıkarmışlar­ dır. Tek başına AP oy ora­

nını yüzde 10'dan fazla ar­

tırmış ve yüzde 36.4'ten,

yüzde

46. 71'e

çıkarmıştır.

MHP oyları ise yüzde 5.2

den, yüzde 6.59'a çıkmış­

tır.

CHP

41 .4'ten

oyları ise yüzde yüzde

düşmüştür.

28.46'ya

En geniş an­

lamda demokratik güçlerin

oy oranı yüzde 32.34'liir.

Bu rakamlar sağa kayışı

göstermiyorsa, sandık başı­ na gitmeyen 1 milyon seç­

men de, herhalde, iı1dia et­

diye

sorulabilir.

Bunların tümü doğru. Ama

nu söylerken her seferinde

Galile'ye

atıf yapmadan,

ya da "kitapta yerini gös­

termeden" buna inanma­

yanların da hala varolduğu

bir başka doğru.

Kısaca : değinip bıraka­

lım. Demirel gibi sırtında

bir çok toplum suçu olan,

en azından yasal olarak is­

nadı olan bir kişinin yeni­

den Başbakanlık yapmaya,

hükümet

kurmaya

hazır­

lanması, ülkenin sola kay­ masının ya da durumunu

korumasının işareti sayıla­ caksa, iddialı tavırlar bıra­

tikleri gibi, seçimi boykot

kıimalıdır.

leri olsa gerektir!

dıklarının asıl önemli olan

tabloyu alt üst edebilecek

dar, yorumunu "TIp mer·

y ifleri bilir. Ama devekuşu

gütte

rak gerçeklerden kaçmak

ğı taktiği uygulamaya ni­ yetlendi" . iddiasıyla küs­

eden goşistlerin "seçmen"

Şimdi birileri çıkıp bu

yorumlar ileri sürebilir. Ke· gibi kafalar kuma sokula­

olanaksızdır.

Günümüzün

artan sorunları ve görevleri

karşısında bu tür yorumla­ ra sığınmanın adı konur.

O ad, psikolojik kaçışıır.

Ancak Baydar'ın yaz·

yanı burası değildir. Bay·

kezi seçim sonuçlarını ör· tartışmaya

açarak,

Eceviı'in CHP'de uyguladı­

tahlığa

vardırmaktadır.

Aynı gazetede seçim so­

nuçlarının hemen ardından "Tırmık"

başlığı

altında

jilere

vardırılamaz.

Var­

gerekir.

Ter­

sine örneklerini .çok gör­ ve

hal�

görüyoruz.

Ama bu örnekler sahiple­ rini bile bir yere götürme, miştir. Bırakın emperyaliz·

me ve faşizme karşı mü­ cadeleyi güçlendirmesin i.

Son olarak şunu söyle­

yelim.

Baydar'ın

TIP'e,

"Bize yapılacak iş kalma­

dı. Devrimi mevrimi bir ke­

riyet gazetesinde Türkiye'deki s!yasal partilerin

hayat a�acı

mem hatırlayacak mısınız?

malarını,sınıf mücadelesinin bugünkü gerçeğinde biraz­ cık sınıf bilinci olan, bir iş­

çi,

sahibine

aynen

iade

eder.

Ayrıca hemen söyleye­

lim

bu

koşullarda

TIp

MYK'nun liim örgüt birim­

lerinde açtığı tartışma, an­

cak kendine ve kadrolarına

güvenen

bir

hareketin

yapabileceği iştir. Ve her­

kes

kendi

eylemden

payına

gereken

bu

dersi

alacaktır. Elbette sözümüz

ders almasını bilenler için­

dir. Olaylara "at gözlüğü" ile bakanlar i ç in değiL. CHP benzetmeleri

ise,

sahibirii vuran iddialar ol­ maktan öteye geçemez.

Baydar, uzunca b ir sü­

redir, bu mücadelenin şu­

rulan Demokrat Parti 'nin Genel Başka­

CHP 'ye bakarken onun tarihsel ge­

yeni kurulan partinin CHP'ye göre da­

.

içinde

düşünmek

çok

eksik olacaktır.

yanıltıcı

ve

zaman

uçlara

sa�rulabil·

miştir. Bundan sonrası için

dileriz, yapılmaması gere­

bakalım.

Recep Peker

CHP

bu

içinde.

sınıf mücadelesinin güçlen·

yoksa "sol" kanat mı diyeceksiniz kim

Çıkıp şöyle sormuştur:

. Beyler, 27 yıl sonra ;'turdui!umuz

kiye 'de sını' yoktur, cins yoktur, imti­

hükümet

yaz yoktur. . . "

da oldultumuzun kesin olarak tesbitine

den birinde, devletçiliğin sınırlan "aşı­

olanak var mıdır? ... Kurultay öncesinde yaptıgımız yok­

sol ve aşın sağ arasında" şöyle ta·

nıml�nıyor: tl.

Bizim

devletç iliğimizi"

lamalara göre, bu soruyu soran kişi sa­

IuJkiki

yısı ciddi düzeyde azdt ve bunlan da,

mo nu, husus; teşebbÜlün .erbe,i oldu­

hizip kargaşası arasında, hatırlatılma

ğu fakat u m u m i-menfaa tler noktasın­

soranlar oluyordu ... 5

te devletin yapıcılık saha ve .elahiyeti­

Haziran

1977'de "aman oylan

bölmeyelim, TIP'e ııı den oylar MC'ye

CHP Genel Sekreteri Recep Peker'e

atılmış oy dur" şamatasıyla seçüen tam

Herhangi bir sermayedar fikrinin,

miştir. 5 Haziran'da seçilen dört adet

214 milletvekill sayısı, bugün 208'e in­

kulak verelim tekrar. Şoyle söylüyor: Ol,

CHP

kendisi kadar bu memleketin halkçı/ıh

de dünya görüşü olarak önemıı sayıda

çiyi, haksız yolda tazyik edememesi";

MC'li

temin etmek lazımdır. Onun yanında kabiliyetine güuenerek devlet varlığın­

dosyası hazırlayabilmiş midir? Siz, tek

resinde sermayeyle k oyun koyuna bes­

rektir. . . ..

lenen, silahlanan, yayılan MHP dosyası

Pekerin sözlerini bugün Ecevit türk·

hazırladı!!ını

çesine çevirirseniz fazla Ilginç olmaya­

tane yoktur ...

caktır.

CHP grup toplantılarında sıkıyöne­

timin uzatılmasına karşı çıkmak, sonra

", Bunun için greu ve lokavtı yasak

grup kararına uyarak Meclis Genel Ku­

eden yeni programımız onun yanında

rulunda

işçi ile işverenin münasebe tlerinde, an'

sıkıyönetimin

uzatılmasına

"evet" demek, sonra da kahvehanel.r­

ortaya koyu­

de bunun parti disipıini açısından ge­

yor. Şu halde acaba horporati{ bir deu­

rekliliğini

let düşüncesi mi hôkim dir fikri ha hra karşılamak

hatırlıyor musunuz? Bir

. Sol kanat, sol kanat!

Isterseniz biraz daha kulak verelim

Peker'e:

Bunu ' da

hatırlatalım.

bir CHP milletvekilinin bölgesinde, yö­

rip e tmesine müsait bulunmamak ge­

gelebilir.

da

bir CHP bugüne kadar tek bir faşizm

da esas olan sanayi mevcudiyetini tah­

olarak

bulunduğunu

c;;, ne 'de önemli, 208 milletvekiUi

bir işçi kitlesinin toplu luğuna, tesanüt

laşma/arını esas

miııetvekilinin bugün AP, yanl

MC saflannda olduğunu ve CHP için­

zihniyeh'nden dolayı bir evladı olan iş­

savunmanın

"sol kanat" çıhk ...

için

adı

mıdır

Bugüne kadar böyle olmuştur. Bun·

programımızda bir önemli madde var­

ojan sonra olmayacak mıdır ve acaba Ecevit gene CHP'nin "en solcu"su mu

marcı yolda çalışacak tröst/er ve kar·

olacaktır?

Onu önümüzdeki dönemde görece­

Söz buraya gelmişken, Vehbi Koç'

un o tarihlerden itibaren CHP'li oldu­

göz."

dinlemeye devam edelim:

rin deeiştiglni ve degişmedıgini sapta­

Recep Peker'den bugüne özde nele­

ğunu hatırlattıktan sonra Recep Pekeri

", Bilirliniz, nas,l marksist sosyalis t

madan neden "Türkiye'de herkesin bi·

'

raz CHP'1i oldugunu" ya da olmasında yarar görüldü!!ünü kavramanın olana!!ı

başlayarak parça parça çatışma &ll fla­

yoktur.

CHP,

n e uğroşo sürükleyki telkin/er yaparsa, müstall!iIlerin

aralarında

sermayenin

tampon

, ;'Jürmeyecek midir?...

ue elele ı'e blj suretlf' müste/ı/ikler D/ey,

�

büyük

partisi olma kişiligini sürdürecek midir,

birleş meleri

mesine katkıd. bulunmak·

sa .. .

koitu!!unda yapttklarımlZla,

AP'ye or�nla nerede sa!!da, nerede 101-

Bu kurultayda kabul olunan ilkeler­

rına ayırır, bir sın ılı öteki sınıl aleyhi­

platform

mı, Topuz kanat mı, Baykal kanat mı,

Bizim halkçılığı­

ya evet. Ama bili msel sos­

yalist

kişi çıkacaktır? Adına merkez kanat

kurultayda yaptığı

likir bir ulu6 içinde Bmıl duygusu ile

Böyle değ i L . Tabii amaç,

CHP içinde bugün, Bayar'ın o tarih­

mız bizim a�la.d)ğımız manadadır. Tiir·

n

hangilinde

lerde söylediklerini tekrarlayacak kaç

Genel Sekreteri

konuşmada şunları söylüyor: ". Biz halkçıyız.

b u aahaların

hangisinde solda olduğu muzu

kesin olarak tesbit etmek zordur... . .

Atatürk'ün son katıldığı 4'ncü kurul·

taya

n"be tle,

sağda,

lı olacaktır. örneğin 9 Mayıs 1935'de

ken yorumlardan ve hata­

lardan kaçınılır. Tartışma­

", Parti progra mı siyasi, ik tUad� iç­ timai sahaları ih tiva ettiğine göre CHP' ye

mak, bazı yerlerin altını çizmek yarar­

teller de ya6ak olacakhr ... "

zısında olduğu gibi zaman

sorusuna şu yanıtı veriyor:

Onun için geçmişe kısaca göz at­

deki çok kişi gibi ve bu ya·

tür eylem için·

ha sağ'da mı, daha soi'da mı oldultu

lişim doğrultusunu gözardı etmek ve

dır. Onu hahrlatayı m . Türk iye 'de isHs­

Bu

nı Celal Bayar 7 Ocak 1946 tarihinde,

salt 14 Ekim sarsıntısı ile bir çerçeve

rasında burasında olmuş­

tur.

tan sonra, bu kurultayın ll-' yıl sonra­

dan sOz ederken böyle bir giriş yap-

mak zorunlu ...

ni açık bulunduruyor. . : "

çalışa­

yakıştır­

pamayan herkesin uzun uzun düşün­

.yorlardı.

lım"

yolundaki

Biraz sorumluluk taşıyan her CHP'

MP, AP, CKMP, MHP, _

DP,

dan gerek olan her ekonomiII teşeb biU­

kaçırmamaya

olacak ue çiftçi topraklandırılacakhr.. "

yapraklar da iki kök ve gövdeden çıkı­ Eski

birden görünür. Türkiy e '

olacak, .Türk ualandaşı toprağına sahip

Iki ayrı hayat a�acıydt. Dallar ve

nara bırakın şimdi, eldeki·

leri

hüviyelimiz

.

Ferh a t Gün' YURVYt'Ş -

5 KAS/M 1 9 79 - 7


7 Kasım

-

Büyük Ekim Devrimi 6 2 Yaşında

Nisan /dan Ekim Marksizmln kuruculan kapltallzmden sosyallzme ,eçişin teorik bır çerçeveslnl çizdiler. Farklı ülkelerin somut politik ve ekonomık koşullannda ve del!işik zaman dilimlerinde Izlenecek politikayı aynntılandırmaksızın bu dönemln ,enel ,örevlerini belirledıler. Lenin, Nisan Tezleri 'nde yeni tarihsel koşullarda, Si· nıf eiiçlerinln konumunun doj!nı bir de· l!erlendirilınesl temelinde Markslst çö· ziimlemeyi ,eli,tlrdi. Markslst teoriyi yeni temel önermelerle zenllinleştiren Nısan Tezleri bu niteliklerinden ötürü . Markslzme gerçek bır katkıyı oluşturu· yordu. Nısan Tezleri, Lenin'ln buıjuva demokratik devrimin bir sosyallst devri· me doj!nı büyümesl kuramı ve emperya· lizmi sosyallst devrimin ,a!al!ı olarak de· l!erlendirmesl üzerine kuruldu. Lenin bu tezlerde sosyallzmln tek bir ülkede zafe· re ulaşması olanal!ım da ortaya koyu· yordu. Nısan Tezlerı, Şubat buıjuva demok· ratik devrimlnin zaferinin sonucu olarak Çarl�ın yıkılmasının ve buıjuvazinin bir diktatörlültü olan geçici hükümet ile pro· letarya ve köylülül!ün devrimci demokra· tik diktatörlüj!ünü oluşturan Işçi ve As· ker Temsilcileri Sovyetleri tarafından temsil edilen Ikili Iktidann dol!uşuyla 1917 Ilkbabannda Rusya'da ortaya Çı ' kan öziill tarihsel koşullan ele aldı.

SAVAŞA ıLışKİN TUTUM Dönemin yakıcı bir sorunu, banşı ka­ zanmak ve topral!a, ekmelte ve özgürlü­ l!e kavuşmak için devrim baynıl!ım ilk kez kaldımııı olan Rus emekçilerinin sa­ vaşa ili,kin tutumuydu. Geçici Buıjuva Hükümet'in savaştan çekilme dol!rultu­ sunda en ufak bir niyeti yoktu. Nisan Tezieri Bolşeviklerın savaşa iliş­ kin tutumlanm tanımladı. Bol,eviklerin her türden savaşa karşı olan birer pasi- . list olmad�ını vurınladı. Savaşa ilişkin tutum bütünüyle banei sınıfın savaşı sür­ dlirdüj!üne baj!lıdır. Bankalanyla, tekel· leriyle kapitallst sını!ın emperyallst bır savaştan başkuını yürütemeyecel!i açık­ tır. Savaşın kapitallstler tarafından yürü­ tülmekte oldul!u koşullarda küçük bur­ juva partilerin yaptıkıaı:ı ilbi devrimci savunma çal!nsı emperyallst savaşades­ tek olmaktan başka hiçbir anlama iel· mlyordu. Işçi sınıfı devrimci savunmaya Ilke olarak karşı çıkmıyor ve devrimci savaşı yalnızca belirli koşullarda benim­ slyordu. Lenin şöyle diyordu: " sını! blUncine sahip proletarya devrimci savu nmayı ,erçekten haklı çıkartacak devrimci bır savaşı ıncak koşullu olarak, (I) iktidann proletaryaya, onunla bal!laşmış olan köyıi.iül!ün en yoksul kesimlerine ,eç­ mes\, (b) llhaklardan vaz,eçllmeslnln,ka­ l!ıt üzerınde kalmaması, gerçekten be· nlmsenmesl, (c) tüm kapitalist çıkarlarlı gerçekten tam anlamıyla bir kopuşun gerçekle,mesl durumunda kabul edebi­ lir." (V J.Lenln,Collected Works, Vol 124, p. 21)

mokratlk devrimin yalnızca proletarya ve köylülerin bır devrimci demokratik diktat�rlüj!ü Ile tamamlanabileceltinl öne 5ÜrÜyorlardl. 1905 devrimi bu dik· tatörlüj!ü sal!layabilecek oraanlan, I,çi Temsilcileri Sovyetlerini ortaya çıkar· mıştı. Şubat 1917 Devrimi Lenin 'in devri· mln yürütücü eiiçlerine ilişkin çözümle· meslnin dol!ru oldul!unu gösterdi. çün· kü devrim Bolşeviklerın 1905 'te belirt· tikleri sınıflar, yanı proletarya ve köy· lülük tarafından gerçekleştirllmlşti. Le· nin şunlan söylüyordu : '1şçi ve Asker Temsllcileri Sovyeti . işte proletaryanın ve köylülül!ün devrimci demokratik dik' tatörlüj!ü şimdiden burada bir gerçeklik durumuna getlrilmlştir." (A.g.e .... . 44· 45). Ancak o günün kQşullannda prole· tarya ve köylülültün devrimci demokra· tik diktatörlüj!ü resmi iktidan Geçici Hükümet"e devretmek üzere onunla bir anlaşmaya zorlanıyordu . Bu durum iki iktidarın son derece ııilnç bır biçimde içiçe geçmesi sonucunu do�ruyordu. Lenin şöyle diyordu : ''Rusya'daki bugünkü durumun özgül özelliı!i ülkenin . proletaryanın yeterslz sınıf bilinci ve örıüUenmesl nedeniyle Iktidarı buıjuva· zinin eline teslim eden . birinci aşama· sından Iktidarı proletaryanın ve köylü· lerin en yoksul kesimine geçmeslni saı!' layacak olan ikinci aşamasına geçmekte oluşudur." (A .g.e., s.22). Bu tüm iktida· nn Işçi ve Asker Temsilcileri Sovyetleri' ne devredilmesl anlamına geliyordu. O güne dek markslstler parlamenter 'cumhuriyeti sosyallzme geçişin politik bir biçimi olarak görüyorlardı. Ancak Paris Komünü'nün ve 1905 ve 1917 Şu· bat devrimlerinin deneylerını inceleyen Lenin, sosyallzm Için mücadelede poli· tık öraütlenmenin en Iyi biçiminin Sov· yetler olduı!u sonucuna vardı. Bu mark· sist teorinin ,elişiminde yeni bir adımdı. ' 'Bütün Iktidar Sovyetler'e ! " sloganı ikili iktldann sona ermesi ve bütün dev· let iktidannın Işçi, Asker ve Köylü Sov· yetleri'ne, yani devrim boyunca Geçici Hükümet"ln yanısıra kurulmuş olan ve ıçınde Sosyalist Devrimcilerin ve Menşe· viklerin, küçük buıjuva partilerinin M· la al!ırlıklı oldul!u Sovyetlere geçmesi anlam ma geliyordu. Ancak bu slogan Sovyetlerde çoltun· luı!u oluşturan partilerin temsllcilerin· den bir hükümetin ortaya çıkartılması Için bir çaı!n anlamına da gelmiyordu. Çünkü böyle bir hükümet, emekçi kltle·

aynı zamanda berşeyden önce, elki ra­ ml mekanizmanın bütünüyle tuflyesi ve tüm idari işlevlerin kitlelerle kaynaşmı, olan ve sürekli olarak aşaRıcIan yukanya denetlenen seçilmiş memurlara sahip de· mokratik sovyetlere devredilmesl anla­ mına geliyordu. Lenin Nisan Tezlerl'nde şöyle diyor­ du: "Bir parlamenter cumhurıyet deRU çünkü Işçi Temsllcllerl Sovyetlerinden bir parlamen ter cumhurlyete dönüş geri bir adım olacaktır ama başlan ışai!Jya, ülkenin her tarafında yer alan ltçneıln, tanm emekçUerlnln ve köylUJer!n Sov­ yetlerin Cumhuriyeti. "Pollsin, ordunun ve blirokraslnln or­ tadan kaldınlması. "Hepsl seçimle gelecek ve yerleıln­ den alınabllecek olan bütün memurIa­ nn maaşlannın ortalama bir işçinin üc­ retini geçmemesl.'· (A.g.e., 1.22).

MOCADELE BIçIMLERI

Varolan koşullarda llhaklanlan vaz­

ieÇtll!! ve emperyallst olmaktan çıkt�ı

yolunda boş hayaller do�ran Istemler öne sürmek yerıne, buıjuva hükümeti­ nin emperyallst doiıasını serallemek ge­ rekmekteyd!. IKTIDAR SORUNU Bol,evikler 1905'lerde burjuva de·

leri devrimln temel sorunlarının çözü· münden saptırarak, devrimci sözcükler örtüsü altında aynı politikayı .sürdürecek­ ti. Dahası, Sosyalist Devrimcilerin ve Menşeviklerin etkin olduiıu Sovyetler tarafından atanmış olan herhangi bir ba­ kanın radikal demoktatik Istemlerle or· taya çıkması durumunda böyle bir ba­ kan gerçek iktidann egemen sınıtlara binlerce düı!ürnle baı!lanmı, olan me· murların elinde toplanmış olması nede-­ nlyle, bütün bir bakanlık mekanlzm,..ı­ nın karşı koyması ile karşılaşacaktı. Böyle bır demokratik Istem resml meka· nizmanın aiılarına yakalanmış olacaktı ya da buradan küçük, ılımlı bir reform olarak çıkacaktı. Eski mekanizmanın sürdürülmekte olması, baştaki bakanın Sovyet tarafından atanmasma bal!lı ol· maksızın buıjuva etkisinin korunması sonucunu do�uracaktı. " Bütün Iktidar Sovyetlere ! " sloganı

Petrogrcd: Devrim için ölenlere ,on MJYRı

Markslzm hiçbir zaman mücadele bi­ çimlerini " keşfetmez" yada uyduana biçimde bulup çıkarmaz, ama onlan genelleştlrir, örgütler ve devrımcı sınıDar tarafından hareket boyunca orlaya çıkartılarak yürütülmekte olan mücadale biçimlerine bıunç katar. Markslım la­ rlhsel blr yaklaşım gerektirir. Ekonomık evrimln (polltik, ulusal, kültürel, ıomut ve dıeer koşullara baRlı olarak) çe,IW aşamalannda farklı mücadele biçimleri' ortaya çıkar ve line geçer. Ve bu da ken· d! payına ikincil, türevsel biçimleri de­ �Iştlrir. Markslst-Lenlnlst teori olanaklı olan tUm mücadele biçimlerinin kullanıl­ masını ve ına stratejik görevin çözümün­ de en C•.zla katkısı olanlann ..çUmellnl gerekU kılar.


j

i •

.!

' lenin in Partisi Otokrasinln sona erdirilmesinden sonra kapitalist sistemin yıkılması yolu­ nu açan Bolşevik Parti, Idtleleri Geçici Bwjuva Hükümeti hemen devinneye ya da bemen bir ayaklanmaya çaRıranıazdl_ Çünkü 1917 ilkbahannda ülkeyi ikili bır iktidar biçimlendiriyordu ve iktidar Ge­ çici Hükümet'in yanısıra gerçekte, işçi­ lerle askerleri birleştirebilecek ve onlara çıkış yolu gösterebilecek araçlara sahip olan Sovyetlerin elindeydL Geçici Hükü­ met ancak kendisi için kı tlelerden gü­ ven Isteyen Sosyalist Devrimci ve Men­ şevik önderlere dayanarak iktidannı sür­ dürebillyordu: Devrimden sonra berhan­ gi bir başka kapitalist ülkeden çok daha fazla özgürlüRe sahip olan Rusya'da şid­ det gerektiren bir durum sözkonusu de­ Rildi_ Tüm bunlar iktidann banşçı bır biçimde Sovyetler'e geçmesi olanaemı yaratıyordu. Şubat devrimi sonucunda milyonlar­ ca kişi politikayla yakından ilgilenır du­ ruma gelmişti. Genellikle politik deney­ den yoksun olan ve küçük burjuva ön­ yargılara sahip olan bu Idtleler buijuvazi ile uzlaşma hayallerinden etkilenir du­ rumdaydı ve kolaylıkla bwjuvazinln et­ kisi altına girebilirlerdi. Onlara bu görüş­ lerinden annnıakta yardımcı olmak ve oıılan Sovyetler'den yana kazanmak ge­ rnklyordu. Devrimin ilk aşamasıoda "Bütün İk­ tidar Sovyetler'e!" sloganı Geçici Burju­ va Hükümet'In hemen devrilmesi Için bir çaetı anlamına gelmiyordu_ Bu, kitleleri kendi fikirlerine kazanmak için ikna et­ meye çalışan I!olşevik Parti 'nın bir pro­ paganda ve ajitasyon slogıınıydı. Kitlele­ re kendi sını! konumlan ile kendi yan114 inançlan arasındaki ·çellşklyi göster­ mek ve oıılan kendilerinin ürünü olan devrimin zaferinin meyvalanndan diRer sınıtlann yararlandıeına inandırmak ge­ rekiyordu. Lenin tezlerinde Bolşevik Partinin birçok sovyette henüz tüm küçük bwjuva partilerinin oluşturdueu blok karşısında azınlıkta olduRunu vur­ gulayarak şuıılan gösterdi: "Kitlelere, iŞçi Temailcilerl Sovyetlerinin olanaklı olan �k hükümet biçimi oldueu göste­ rilmelidir ve bu nedenle 2örevimlz bu hükümetin bwjuvazinln etkısı altına gir­ mesi durumunda sabırlı, sistematik ve tutarlı bır biçimde onlann taktiklerinın hatalannın açıklamalını sunmak ve özel­ IIlde kitlelerin pratik gereksinimlerine uyarlanan bir açıklama getirmektir." (A.g_e_) Devrimin banŞÇı gelışımı yalnızca ik­ tldann Sovyetlere banşçı bir biçimde geçişi anlamına gelmlyordu_ Bu aynı za­ manda burjuva demokratik devrimin bir sosyalist devrime doRru daha sonraki ge­ lişiminin de banŞÇı bır biçimde sürebile­ ceeı anlamına geliyordu. Devrimin banş­ Çı bır biçimde gelişme olanaeı PartI' nin geçici olarak savaş dönemı boyunca at­ nuş oldueu emperyalist savaşı bır Iç sa­ vaşa dönüştUrme sloganının kaldınIması sonucunu doeuruyordu. Daha doRruau, devrimin bu belirli geçış evresinde, iç &avaş banŞÇı, uzun ve sabırlı bir sını! propagandası olacaktı. Silahlı gücün as­ kerlenn elinde olduRu ve Geçici Hükü­ met'ln şiddete başvurmadı�ı sürece bu propaganda kitleleri banŞÇı bır biçimde sosyalizme götUrmeyl amaçlıyordu_

BOLŞEVİKLERİN EKONOMİK PLATFORMU Lenin sanayialanında da, üretim ve daeıtım üzerinde denetimin gerçekleşti­ rilmesi, ülkedeki tüm bankalann birleş­ tirilerek tek bir ulusal bankaya dönüştü­ rülmesi, en önde gelen şirketlerin vb. ka­ mulaştınlması istemlerini geliştirdi. TopraRıo kamulaştınlmasıyla birlikte bu önlemler henüz sosyalizmin getirilmesi anlamına gelmiyor, ancak kendi bütünlü­ eü içinde ve gelişim sürecinde bunlar henüz Rusya'da tek bir darbe ile doRru­ dan doRruya gerçekleştirilemiyecek, ama bu tür ivedi olarak gerekli geçici önlemlerin sonucunda başarılabilecek olan .o.yalizme geçişi belirleyecektir." (A.g_e. C. 23, S. 341) Tanm kesimine ilişldn' olarak da Le­ nin şu önlemleri sıraladı: Tüm büyük toprak mülkıyetine el konulması, ülke­ deki liim topraklann kamulaştınlması, topraeın Yerel Tanm Emekçileri ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri'nın deneti­ mine verilmesı' Buıılanıı yanısıra Lenin ayn bır Yoksul Köylü Sovyetleri'nin oluşturulmasının ve yerel koşullara gö­ re büyüklüeü 100 hektardan 300'e kadar olan büyük topraklarda sovyetlerin de­ netiminde ve kamu malı olan birer ör­ nek çıftlık yaratılmasının gereklilielne Inanıyordu. Büyük topraklara tazmınatsız olarak el konulması, ve tüm topraklann kamu­ laştıniması Şubat devrimi öncesin�e bi­ le Bolşevik Progranun bir istemiydi. An­ cak Şubat sonrasındaki yeni duruma uy­ gun olarak Bolşevik Parti 'nın tarım poll­ tıkasındaki bazı noktalann deelştirllme­ si gerekti. Şımdı önde gelen görev, Uc­ retli işçinin ve küçük üreticinin çıkar­ Iannın ve politıkasının şimdiden !arklı­ laşnuş olması nedeniyle, bir yanda pro­ leter ve yarı proleter unsurlar, öte yanda köylülerin yukan kesimi arasındaki ay·

nlıktan ötürü mevcut "devrimci-demok­ ratik diktatörlük" içerisindeki kaçınıl­ maz farklılaşma için hazır olabilmekti. . Lenin yoksul köylülerin çıkarlannı savunarak, I<öy :emekçilerinı, Geçici Hükümet tarafından vaad edilen Kurucu Meclls'in bir çaensını beklemeksizin topra�a derbal ve örgütlü bir biçimde el koymaya çaeırdı. Toprak reformu süre­ since topralıın köylülüeün üst !sesimine deeıı de emekçi köylülere geçmesini saelayacak ayn bir Tanm Emekçileri Temsilcileri ve Yoksul Köylüler Sovyeti· kurulması zorunlulueunu Israrla vurgu­ ladı. Bu sovyetler, büyük toprak sahip­ lerinin topraklanna el konulması sonu­ cunda genış topraklarda kurulan örnek çiftlikleri - gelece�in devlet çiftliklerinl­ de denetleyeceklerdi. Toprak programı­ nın amacı emekçi köylülerin yıl\ardan beri sahip olduklan özlemlere hemen ya­ nıt verebilmek, tahıl üretimini geliştir­ mek ve artırmak ve kıtlıklann-üsteslnden gelebilmektı. "Ben kesinlikle Tanm Emekçileri ve Köylü Sovyet/erinin tüm topraea hemen el koymasından yanayım." Lenin böyle diyordu. Ve şunlan ekliyordu : "Ancak gene kendi/eri en saelam düzen ve disip­ lini gözetmeli ve makinalarda, binalarda ve ambarlarda en ufak bir basara Izin vermemeli ve tanmda ve tahıl üretimhı­ de hiçbir biçimde örgütsüzlü�e yol aç­ manıalı, tersine, askerlerin iki kat !azla tabıla gereksinimi oldueu ve insanlann açlıktan kınlmalarına Izin verilemeyece­ i!i Için bunlan gelişHr melidir/er."· (A.g.e. C. 24, S. 47) Lenin tezlerinde programın gözden geçirilmesinin ana çizgilerini belirleye­ rek Parti Progranunın deelştirilmesl için bir kongre önerdi. Lenin, emperyalizm Ile emperyalist savaşın bır tanımını yapabilmek ve Bol­ şeviklerin devlete karşı tutumlannı te­ ıiıellendirebllmek, bır "komün devleti" yani Sovyet devletl istemlerini biçlmlen­ direbllmek ıçın programın'Içinde bulu­ nulan tarihsel dÖneme ilişkin çözüm­ lemesini deelştirmeyl de gerekli buldu. Lenin aynı zamanda Part!'nln adının deeiştirilerek Sosyal-Demokrat Parti yerıne Marx ve Engels tarafından öne­ rlldilıl biçimiyle Komünist Parti olarak adlandınlmasının zamanının ieldli!lne de Inanıyordu . Birincisi, "Sosyal-De­ mokrasi" adı blUmsel deeııdl. Çünkü kapitalist toplum doRrudan doeruya yalnızca, üretım araçlannın ortak mül­ klyetlne dayanan ve ürünlerin dai!ıtımı­ nın kişinin emeelne iöre yapıldıııı 105yalizme ieçebilirdl; ama sosyalizm de II· derek "herkesten yeteneRine ,öre, her-

kese gereksinimine ,öre" llkeslnln ,eçerli oldueu komünlzme doRru ,ell,mek " durumundaydı. ikincisi, adın Iklnd bö­ lümünü oluşturan "demokrasi" LÖZCÜi!Ü de doRru deRildi_ Çünkü demokru! ,e­ nelde devlet biçimlerinden blrill nln adıydı ve (anarşlstlerin tenine) marksIst­ ler sosYalizme geçış sürecinde devlete olan gereeı kabul etmekteydiler, ancak bu da (oportünistlerin benimsediklerinin tersine) alışılagelmiş bir burjuva parla­ menter devleti deRlI, Paris Komünü Iii­ ründe bir devlet, 1905 ve 1917'nln ışçi ve Asker Temsilcileri Sovyeti devletlydı. Lenin tarafından Parti'nın adınin de­ !tiştirilmesi için gözönünde tutulması ge­ rektiRi belirtilen bır bqka konu da Sos­ yal-Demokrat önderlerin ve parlamento­ daki temsilcilerin çoeunluııunun sosya­ lizme ibanet etmiş ve ulusal burjuvazi­ nin yanında sat tutmu, olmalanydı. Sovyetlerdeki ve dıııer kurumlardaki her grupta işçiler ve askerler adım bqı ken­ dilerini Bolşevikler pbi Sosyal-Demok­ rat olarak adlandıran ama burjuvaziyle uzlaşmaya hızmet eden kışııeri göreblli­ y.orlardı. Lenin sosyal ,ovenlzmln tüm çeşitleriyle tam bir kopmayı uRIamak­ ta karariıydı ve yeni bır Enternasyonal' In yaratıim.... ıçın çai!nda bulundu. Lenin Nısan Tezleri 'nde teorik ola­ rak burjuva demokratık devrimden bır. sosyalist devrime pçl, ıçın somut bır mücadele planını bütiin açıkııe, ııe "rı!­ ledi_ Emperyalist halkayı kıran Rusya'daki devrım dünya devriminin bir bqlaneıcı ve aynımız bır parçasıydlLenln uluilar­ arası devrimci haraketin büliin bır dene­ yimlni ve özellikle Rus proleJaryasının devrimci mücadelesinin zenpn deneyi­ mını ,eneııeştlrerek yem bl� poUtlk Ikti­ dar biçimini, proletarya diktatoryasının bir politik biçimi olarak Sovyet Cumhu­ riyetl'nI tanımladı. Devrimci sını! eıld toplumsal düzenin ve devlet sisteminin yıkılması ve yenl lOsyalist toplumun ku­ rulması ıçın yenı bır silaha sahip kılındı. Lenin 'in Tezieri çe,ltli ülkelerin Ko' münıst Partileri ıçın strateji ve taktikler modeli, sosyalizme ,eçiş ıçın somut ko­ şullan, yer ve zamam hesaba katan 10mut bır plandır. Nısan Tezlert 'n1n tarihsel öneml bu­ rada yatmaktadır. ISAAK MINTS ' (Soclal\sm: Theory and Pmctlce, Nısan 1977 N. 4)

1ı


C H P yö net i m i s a n ı k s an d al y e s i n de

I

II

�EMIH GÜMÜŞ

•

Cumhuriyet Halk Partisi, 14 Ekim seçimlerindeki büyük ye­ nilgisi üzerine OlaAanüstü Kurul· tay kararı aldı. 4-5 Kasım günle­ rinde yapılan Kurultay'ın sonuç­

ları, '1ıiruyüş baskıya verildiAln de henüz alınmamıştı. Ne var ki, OlaAanüstü Kurultay kararı bile CHP'nin içinde bulunduAu duru­ mun, iç çatışmalannda aAır ba· san eAilimlerin belirlenmesi ve kurultay sonrası olası gelişmele· rin çözümlenmesine olanak veriyor. i

14 Ekim seçimlerinde CHP' nin büyük yenilgisinin başlıca nedeni, 1977 'den bu yana izledi­ Ai politikadır. özellikle de hükü­ met olduAu dönemde, sınıf saf· laşması iç indeki yerini tekelci büyük burjuvazinin yanında alan, hunun sonucunda da işçi sınıfı· nın ve emekçi kitlelerin yaşam

ve CHP OlaAanüstü Kurultay kararı aldı. Genel Yönetim Kurulu

istifa etti, CHP içinde öteden beri varlıkları ve işlevleri bilinen hi. zipler yoAun kulislere ve faali .

yeUere başladı. OlaAanüstü Kurultay hem CHP Genel Yönetim Kurulu'nun ve Genel B :şkanının tabana hesap verece�i, hem de _ ve daha da önemlisi · tabanın hesap sora· ca�ı bir Kurultay olacak. Bu Ecevit tarafından da böyle kabul edildi, hizipler de bunun hazırlıGelgelelim bu yaptilar. Aını "eleştiri.özeleştiri " alışverişi, bu kez öncekilerden de çok daha büyük bir kargaşa içinde sürdü. Topuz ve Baykal hiziplerinin yanı sır4, deAişik ve ilginç "başlar" uç vermeye başladı. örneAin, Necdet U�ur "sa� mı sol

"SOL KANAT" NE YAPACAK?

izleyec.�i de belli deAildir. OIa�anüstü Kurultay'ın en önemli yanlarından biri, budur. CHP 'nin saA merkez yönetimiyle taban arasında derinleşen ku· tuplaşmanın ilkeli bir tarafı olamaması; tabanın anti!aşist, anti·

CHP;"in saA merkez yönetimi ile taban arasındaki kutuplaşmayı .sıl dile getirme iddiasında olan "sol kanat"tır. CHP' nin "sol kanadı" 1973'den sonra

istemlerini temsil edememesi durumunda; "sol ka· nat"ın bu Kurultay'dan sonra taban için bir " çıkış yolu" olınaktan çıkma sürecine girmesi büyük bir olasılıktir.

emperyalist

netleşmeye başlayan ama, hala netleşememenin sancılarını yaşa· yan bir muhalefet hareketidir.

CHP tabanının antifaşist, antiemperyalist özlemleri doArultu· sunda CHP politikasına ' Aırlık koyma iddiasında olan "sol ka·

I:Aine bir yenisini ekliyordu. Necdet UAur'un bu "çıkışı" da tıpkı Ali Topuz ve Baykal hizipleri gibi saptırıcı bir işlev taşıyor,

nat" ınuhalefeti, bugüne dek ta· banın örgütlenme iste�inin geri· sinde kalnuş, sa� merkez yönetiminin karşısına bir politika aIternatifiyle çıkamamıştir. Bunda, Genel Merkez'in taba· nın ilerici taleplerini türlü çeşitli yolla engellemeye çalışması ve sapmıcı hiziplerin yanı sıra; "sol

tabanın tepkilerini sa�a kanalize

kanat"ın kendi içinde de örgütlü

mu , . şaşırtmacası yaparak, hizip· lerin taban karşısındaki belirsiz-

ilkesiz ve tabanı temsil etmekten uzak platformlar kurma e�iIiminde gözükmesi, ilk olumsuz· luk işaretini vermiştir. Kurultay günlerinde nasıl bir politika

vuşturulmasını önleyen bir işlev görmektedirler.

SORUMLU CHP'NIN SAG MER K EZ YÖNET I M I D I R C H P için önemli bir hesaplaş­ ma alanı olması gereken OIaAan­

üstü Kurultay'da, Gen.1 Başkan Ecevit "özeleştiri" yapacaAını açıkladı. Ecevit'in bu özeleştiri­ sinin de tamamıyla saptm cı bir

k imler oldu�u bir yana, bu "dış eıkiler"den neyin kastedildlAi de açık de�i1dir. Bundan sol, sosya­ list güçlerin kastedilmesi, CHP' nin, i ç sorunlannı temelsiz leş­ hislerle çözece�ini sanma yanıl· gısını h8.Jii sürdürdü�ünün işareti­ dir. E�er bununla çeşitli serma· ye grupları kastediliyorsa, bunun da CHP'nin tarihsel çıkmazı 01duAunu kabullenmek gerekir. CHP'nin hükümette iken sür­

dürdü�ü politika onun bugünkü durumunu a çıklamaya yetecek­ tir. 24. Kurultay'a sunulan ra­ porda da belirtilen, "devletin ve ülkenin bütünlüAü, ulusumuzun

bölünmezlig;" gibi gerici slogan­ ların yanında, "Biz dar zamanla­ nn partisiyiz. Dar ve güç zaman­

lann partisi olarak tarihimiz bize devleti kuran parti otarak devleti kurtaran parti olma görevini de sözleri, CHP 'nin yüklemiştir" bunalımını ap1çık orta yere ser­

mektedir. Bu düşünceler, sözkonusu ra­ porda "Cepheciler bozacak, biz düzeltecegız- ' şekıınde dile geti· riliyordu . Ecevit de bunun CHP' nin ' : kaderi" oldu�unu 1 4 Ekim' in hemen ertesinde tekrarlıyor­ du .

•

CHP'NIN SAG M E RKEZ YÖNETIMIYLE TABAN ARASINDA D E R INLE ŞEN KUTUPLAŞMANIN I LK E L I BIR TARAFı OLAMAMAS ı , TABANıN ANTI F A Ş IST, ANTIEMPE RYAliST ISTEMLERINI TEMSI L E D EMEMESI D U R U M UNDA, "SOL K ANAT " I N B U K UR ULTAY'DAN SONRA TABAN IçiN B I R "Ç ı K ı Ş YOLU " OLMAKTAN Ç ı KMA SüRECINE G I RMESI BüYüK BIR OLASıl ıKTI R ' O LAGANüSTü K U R ULTAY'IN EN ÖNEMLI YANLARıN DAN B I R I BUDUR ...

koşullannı

dünden

daha

fazla

aAulaştıran CHP, ilerici-demok· ratik güçlerin anti·faşist istemle­ rine de kimi zaman kulak tıkaya·

rak, kimi zaman da bu istemleri

yasal yön temlerle bastırarak, bu

seçim sonuçlarına yolaçmıştır. Aynı illerde 1977'de oyunu al­

dıAı bir milyon emekçinin, CHP' nin "özveri" politikasını elinin tersiyle itmesi de bunu göster· mektedir. 1 4 Ekim seçim sonuçları öy· lesine ilginç bir tablo ortaya koydu ki, bir genel seçim ge­ çirilmemesine ve parlamen todaki

sayısal denge esas olarak de· �işmemesine karşın, CHP aA ır· lıklı hükümet istifa etmek zorun­ da kaldı. lık kez iktidara geldi�i ve geniş emekçi kitlelerin Çl� gi­ bi büyüyen özlemlerinin oda�ı oldu�u bir ülkede, sosyal demok· rat bir partini n bu denli kısa sü­ rede, bu denli büyük bir iflasla karşılaştiAı bir başka ülkeye rast· lama k oldukça zordur.

YANıLTıcı HlzlPLER Sınıf mücadel.sinin gittikçe keskinleşmesi, CHP 'nin örgüt ya·

pısına da yansıyor. Başansız se· çim sonuçları elbelte çok kısa bir süre içinde eliP içinde yan· kısını bulacaktı. Nitekim bu yan­ kılanma oldukça da şiddetli oldu

YI R ( ' }'(

Ş

5 KAS/.li 1 9 79

10

etmeyi amaçlıyordu. Topuz-Baykal hizipleri, önce­ ki Kurultaylarda oldu�u gibi, bu kez de, ne istediei, neyi amaçla· dı�ı belli olmayan bir muhalefeti sürdürdüler. Bu hizipler görünüş·

te "!;ert" bir muhalefet yaptılar ama;a�r seçim yenilgisinden bir yandan CHP merkez yönetimini sorumlu tutarken, öte yandan da merkez yönetiminin başı Ecevit'i

.aynı sorumlulu ktan . tenzih et· meye" çalış"lar. Topuz·Baykal

hiziplerinin ve bazı " sol kanat" liderlerinin sürdürdükleri muha­ lefet, işte bu ciddiyet içindeydi! Kaldı ki, bu hiziplerin muha­ lefetini inandırıcı, ciddi bulmak şu nedenle de olanaksızd ı: To­ puz ve Baykal hem kendileri, hem de yandaşlarıyla aynı başa· nsız hükümet içindeydiler ve hü­ kümetin işçi ve emekçiler karşı· sındaki sorumlulu�unu paylaşan­ lar olarak, oıa�anüslü Kurultay' da CHP tabanına hesap verecek· ler arasında bulunuyorlardı. Bir kez daha vurgulamak gere· kiyor: Topuz ve Baykal ya da olası benzer hizipler, çeşitli bü· yUk tekelci sermaye gruplarıyla

içli·dışlıdırlar ve 2 4 . Kurulıay'da da görüldüilli gibi c ııp tabanının

ilerici istemlerine \' anıt vf"rmek bir yana. tabanın inutıalerp lınin tutarlı bir ilkeler butünlu�une ka·

bir muhalefe t olamaması. gerekli hodroloşmayı yaralamamas. ue en önemlu; ideolojik-politik te­ mellere dayanan bir program se­ çeneği ortaya koyamamosı belir­ leyici olmııştur. "Sol kanat" 4-5 Kasım 'daki Ola�anüstü Kurultay'a da bu da­

�ınıklıkla ve belirsizlik içinde girmektedir. Doil'rusu, CHP için­ de ki mler "sol kanat"tandır, bu

bile

bilinmemektedir.

Çünkü,

yalnızca kişisel hesaplarla kendi­ ni "sol kanat"tan gösteren kişi . ler CHP içinde bir istisna de�il­ dir. Sözgelimi, son dönemde "sol kanat" içinde ..yıımanın başlıca ölçütleri, sıkıyönetime "karşı çıkmak" ya da 1 Mayıs'ın kutlanmasını istemenin ötesine

pek geçememiştir. Ama bu is· temlerl grup toplantılarında ya da parlamentoda kürsüden savun· rruının dışında, bu istemler do�· rultusunda başka neler yapılmış­ tır. hangi demokratik istemlerin takipçisi oluııınuştur, bunlar bi· I ınmemek tedir! "Sol kanat"ın ii· keli, ciddi bir muho/efe( IUJreheti

olması için bu belirsizlik ve kar· gaşadan kurtulması gerekmekte· dir. "Sol kanaı" Ola�anustü Ku· rultav oncesi bu k onw1a Umil rernemiştir. Kunıltay'n gider­ ken, Topuz·llay".1 hızipleriyle

i

işlevi olacaktır. Ecevit, Genel Yönetim Kurulu'nun istifasıyla hizipler arası çelişkilerin daba da keskinleşmesini ör.lemeye çalış­ mıştır. Zaten OlaAanüstü Kurul· tay kararı ile amaçlanan, seçim ortamının sıcaklı�ı kaybolma· dan, CHP tabanının tepkilerinin bastırılması, teslim alınması ol· muştur. CHP tabanı çok iyi bilmekte­ dir ki, 14 Ekim seçiminin sonuç· larından sorumlu olan CHP 'nin sal! merkez yönelimldir, bu yö­ netimin başını çeken Genel Baş· kan'dır. Kitlelerin antifaşist ta­ leplerini bastıran , ilerici·demok· ratik güçlerle işbirli�nden bucak bucak kaçan, verdi�i onca söze karşın emekçilere yaşamı çekil· mez hale getiren ve sırtını tekel· ci büyük burjuvaziye yaslayan, CHP'nin saA merkez yönetimi· dir. Bu cerçeklere gözlerini yu· man C H P merkez yönetimi CHP' nin iç sorunlarını yalnızca "dış elkiler"de aramaktadır. 24. Ku·

rultay R.aporu'nda da bu düşün. celer şöyle dile getiriliyordu : "Cumhuriyet Halk Partlsl örgü· tünde dışımızdan sorunlar yarat . ınaya çalışanlar, örgülÜn sa�Iam· lı�ını re blltünlü�lınü görerek ha­ yal k ırıklı�ına u�f8mışlardır . . . " "l layal kırıklı�ına uRrayanlar"ın

Bütün buntar, CHP 'nin sat merkez yönetiminIn en yetkili a�ızlarından kendini ele verme­ sinden başka türlü nasıl yorumla· nabilir? Işte OlaAanüstü Kurul· tay'da CHP tabanı. bu sözlerde ifadesini bulan, tekelci burjuvazi­ nin reformcu partisi olma çabası­ nın, tekelci burjuvazinin sorunla­ nnı kitlelerin çıkarlan ve istem­ lerini çi�neyerek çözmeyi amaç­ layan parti olmasının hesabını sormayı beklemektedir .

OIa�anüstü I(urultay, ülke­ mizdeki sınıf mücadelesinin bu­ günkü durumunun CHP 'ye nasıl yansıyacaAını gösterecektir . Po· litik güçler dengesinin daha da sa�a yöneliminin önüne geçil­ mesi, antifaşist güçlerin birlikte­ liCinın güçlendirilmesi, demokra­ tık hak ve özgürlüklerin gerici ik· ( ı dariam karşı titizlikle korun. nıası bakımından bu Kurultay önem taşımaktadır . CHP tabanı, Ecevit'in ve mer· kez yönetiminin o'nu teslim al­

ma girişimlerini ters yiiz etmek, örgütlü bir muhalefete yönelmek zorundadır. Işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin beklentisi bu­

dur. Antifaşisl güçlerin bu alan­ da da berraklıAa, kararlılı�a ihti­ yacı vardır.


ARACı DÜSÜK KAPASiTE

VURCUN

Tekel lerin gündeminde yeni zaml ar

Taşkömilril, linyit, hampetrol,

rının bir yıl için 2.7 milyar Lira

kromit, demir ceYherr, ç imento,

zarar etmesine dayanamıyorlar.

luk fosforik asit kapasitesine kar­

gübre, elektrik enerjisi... TürrAI

Hatırlatma : IMF'e Maliye Bakan­

şın ilk dokuz ayda yaklaşık 6

de yeraldıkları sektörler içinde

Iığı'nın verdiği rakamlara göre,

bın tonluk üretim gerçekleştirile­

temel niteliği

bizim Kırlerin 1 979 yılı Işlet­

bilmiştir.

olan mallar. Bu

malların Ilretimindeki değişimle·

me zararları 66 milyar lira ola­

re bakıldığında, TUrkiye sanayiin

cak."

purlu ufuklara doğru mu yol al­

1979).

(Görüş,

Sayı 9,

Eylül

mi geldiğini anlamak mümkün.

Kapasite kullanımına ilişkin bu yıla ait veriler de benzer du­ rumu yansıtmaktadır. Yıllık ku­

dığını, yoksa yerinde sayarak, gi­ derek daha çok dışa bağımlı hale

GUbre Sanayii'ndeki 70 bin ton­

1 977

yılının

Şubat ayında

ithalat traf\sferleri durduruldu­

Türkiye'de büyük özel' serma­

ğunda, özel sektör "ithalat yapa­

ye, kamu kesimi elindeki fabrika

mıyoruz, üretim duruyor, batı­

rulu kapasiteleri 1 1 .590 bin tona ulaşan özel kesim çimento fabri­ kaları,

Ağustos

sonuna

dek

5.988 bin tonluk üretim yapmış­

ve işletmelerde, verimliliğin ve

yoruz" Wrilnden feryatlara baş­

tır. Klinkerde de 1 1 .974 bin ton­

kapasite

lamıştı. üretimi önemli ölçülile

luk 1979 yılı kapasitesinin, yılın ilk sekiz ayında yüzde 42'si kul­

kullanım

oranlarının

çok düşük olduğunu yineleyip

dış girdilere bağımlı ('Ian, mon­

durur. Ve tabii bu kuruluşların

taja dayalı sanayiler, bunca döviz

lanılabiimiş ve 5.055 bin ton

kendisine devrini ister. Türk Sa­

kıtlığına,

klinker üretilmiştir. üçü yaban­

ithalat

gü�lüklerine

nayicileri ve Işadamları Derneği

karşın nasıl oluyordu da bir son­

Ci sermayeli dört özel lastik fab­

TüSIAD tarafından yayınlanan

raki 12 aydan altın yılını yaşı­

rikasında ise yıllık toplam kapa­

Görilş dergisinin hemen her sayı­

yordu? üretimi gerçekten düşük

site

sında çeşitli biçimlerde değinilir

bir düzeyde seyrederken hangi

ağustos sonuna dek bunun üçte

bu konuya.

nedenle, tekellerin gücüne güç

biri kullanılmış ve toplam olarak

katılıyordu?

2,9 milyon .adet binek, kamyon,

"Özel sektör, elektrik üret·

Bu yılın ilk dokuz aylık dö­

yapmak istese 'bun.u kamu yapa­

neminde Izlenentemel mallardan

her

madık

nekadar 1 5 yıldır yapa­ ama

ileride

yapacağız.

Sen sakın motor yapma' denilir. Özel sektör dökümhane kursa, 'ağır sanayie girip KIT'lere rakip olmak istiyor' denilir_ Demir-çe­ lik üretmeye kalksa, 'özel kesim devletin stratejik temel malları­ nın ffretımini eline geçiriyor' di­ ye endişe duyulur ... " (Görüş, Sa­

yı 8, Ağıutoo 1979) " ... Ingiliz Çelik Şirketi, ilk olarak Kuzey Galler'de bulunan çelik üretim tesisini kapatmayı kararlaştırdı.

Şirket

yetkilileri

milyona

yaklaşırken,

otobüs, traktör lastiği ve iç las­

mek istese 'bu kamunun işidir' diye önlenir_ Özel sektör motor cak,

8,5

üretimleri

dış girdilere bağımlı

olmayanlarda geçen yılın eşdö­ nemine göre bir artış sözkonusu­ dur. Ancak geçen yıl ve 1 977'de, kapasite

kullanım

oranlar'Inır.

yüzde 50 dolayında olduğu ve bu oranın bazı sektörlerde yüzde 25-30'a dek düştüğü anımsandı­ ğında, gerçek bir üretim artışın­ dan

sözedilemeyeceği

ortaya

çıkmaktadır. örneğin, 1978 yı­ lındaki kurulu kapasitesi 1 50 bin ton olan Soda Sanayii A. Ş. de ilk dokuz ayda

üretilen soda

miktarı 87 bin ton, DYO'nun

tik üretilmiştir. Özel kesimin yer aldığı sek­ törlerin tümünde gözlenen bu dü­ şük oranlı kapasite kullanımına karşılık,

kamu

eliyle

işletilen

fabrikalara da el atma isteğinde­ ki ısrarın altında yatan kar ve pi­ yasayı tümüyle denetim altına al­ ma amacıdır. Bugün, özel kesime ucuz girdi sağlamak ve yarattığı kaynakları bu kesime en ucuzun­ dan özel, sektöre aktarma politi­ kalarını

izleyen ' Kamu i ktisadi

Teşebbüsleri'nin

zararları

ile,

alanında teker olan bir özel iş­ letmenin zararı farklı sonuçlar

29 bin ton kapasiteli iki fabrika­

vermektedir. Tüm emekçi/erden

sında üretilen boya ve vernik ise

peşinen kesilen vergilerle yapılan

yon dolar) zarar ettiğini bildirdi­

1 2 bin tondur. Istanbul Gübre

kamu yatırımlarının meyvalarını

ler.

Sanayii A.Ş. de 330 bin tonluk

toplayan özel kesim, bilinçli ola­

amonyak

rak ettiği zararı bir sonraki yıl

geçen yıl fabrikanın 27 milyon I ngiliz Urası (yaklaşık 68 mil­

"27 milyon I ngiliz lirası yak­

üretim

kapasitesine

laşık 2.7 milyar Türk Urasıdır.

karşın yılın dörtte üçünde 102

katlayarak

Demek ki ıngilizler bir'fabrikala-

bin

kelleşme

E� . lHABERlER 1979 ıÇiN

ÖNGÖRÜLEN DIŞ TICARET AÇICINA ŞIMDIDEN ULAŞI LDI EyIW ayında 617 milyon do­ larlık ithalatyapılılı. 1978 yılı­ nın eş ayında yapılan ithalata göre yüzde 48 daha fazla olan bu tutar, 1979 yılında bir ay Içinde en yüksek düzeydeki it­ halatın gerçekleştirildi!!lni gös­ teriyor. Eylül ayı Ithalatıyla birlikte, yılın ilk dokuz aylık dönemindeki' ithalat toplamı 3 milyar 627 milyon dolara uLq­ tı. Bu arada, yılın ilk üç çeyre­ Rindeki dış tıcaret açlRı da 1 milyar 962 milyon dolara Çıktı. Bu deRer, 1979 yılı sonu Için beklenen dış tıcaret açıilı idi.

ton

amonyak,

Akdeniz

14 Ekim seçimlerinin ardından Hükümeti kurma görevi­ nin AP Genel Başkanı Süleyman Demirel'e verilmesiyle I' çevrelerinde kıpırmanda başladı. Kısa adı TüSIAD olan Türk Sanayici ve İşadamlan Derne�i'nde "gizli" bir toplantı yapan btanbul1u Işadam!an bir durum deilerlendirmesi yaptılar. Toplantının hemen ertesinde ise TüSIAD'ın Ba,kanı Feyyaz Berker'in sahıp oldullu TEKFEN Holdln,'e baillı ampul tab­ .rika\arından umit'tekl Birle,lk Aydınlatma FabrikUl'nın üre­ tlmiıu durdurduilu açıklandı. Fabrika yetkilileri, üretlml dur­ dunna Il8rekcesini, ' ampullerin her birinin maliyetinin 77 LI­ ra olmasına karşın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlı!!ı tarafından ' 58 'Iiralık birim fiyat belirlendi�ini, bu nedenle daha fazla ma­ liyetin altında satış yapmamak" biçimlnde açıkladılar. Dayanıklı tüketim maddelerinin fiyatlan alabildi!!ine artarken, un, tuz, çay, yal! gibi piyasada bııiunmayan ma1Iar 'listesine enkandesa'1t ampullerın de eklenmesi hiç sürpriz ol­ madı. çünkü, Türkıye'nin ampul gereksınimlnın yüzde 60'ını karşılayan Tekfen'in uzun süredir üretimlnl düşük tuttuilu)kl yıl öncesinde 7,5 liraya satılan bir ampulün karaborsada bu yıl 75-80 liradan alıcı bulabildii!i bilinmekteydi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlıi!ı 'nda 200'ü aşkın mal fi­ yat farkı için beklemektedir. Yani Tekfen'i dii!er fabrikalar izleyecek, 1980 yılına a'dan z'ye her türlü mala yeni zamlarla girilecektir. Böylece, piyasadaki "yok"lar birdenbire piyasada bulunaliiUr hale gelecek, kuyruklar ortadan kalkacaktır. Görünen o ki, aynı yıla i,çiler, memurlar ve di!!er tüm emek­ çiler Iki yakası biraraya gelmeyen bütçelerini denkleştirIneye çalışarak ve zorunlu ihtiyaç maddelerinin bir bölümünden da­ ba vazgeçerek gireceklerdir.

çıkartmaktadır. Te­ sürecinin

hızlandıl!!

sektörlerde, piyasa fiyatı tekeller tarafından belirlenmektedir. 1 973-1976

döneminde

boy

atmaya hazır hale gelen onbin­ lerce küçük ve orta büyüklükteki işletme, 1 977-1 979 döneminde iflas bayrağını çekmiştir. Merkez Bankası tarafından bu yıl döviz­ lere uygulanmaya başlanan katlı kur sistemi de tekelleri ve Ure­ timlerini iki ne�enle etkilemiş­ tir: Dolar başına 47 lira ödeye­ rek

yaptığı

ithalatla üretimini

gerçekleştiren ithalatçı sanayici­ ler, dolarlara ödediklerini olduğu gibi sattıkları malların fiyatlarına yansıtabilmektedirler. Öte y�n­ dan, Merkez Bankası'ndaki döviz kaynağının yanısıra, sanayiciler­ ce kullanılan bir başka 'kaynak daha vardır: Tahtakale piyasası adı verilen bu piyasadan sağla­ nan dövizlerle, transferlerin dur­

jui!U

1 977

yılı

Şubat'ından

sonra özel kesim ithalatı daha değişik

yollardan

sürdürillebll­

miştir! Bu nedenle, geçtiğimiz

AET GöRÜŞMELERI ıÇIN-YENI HOKÜMET BEKLENIYOR Geçti!!imiz hafta yapılan Ortak Pazar Dışişleri Bakanlan toplantısında Türkıye ile ilişki­ ler konusu ele alındı ve AET' nin Türkiye'ye sai!lamayı ön­ gördüi!ü 100 milyon dolarlık özel fonun 1980-1981 döne­ minde somut projelerin gerçek­ leştirilmesinde kuUanılınasl ilke olarak kabul edildi. Fon'un kuUanılına yoUan ve serbest bı­ rakılacak bölümü Daimi Delege­ ler Komitesi'nce saptanacak. Toplantıda birer konuşma ya­ pan, Konsey dönem başkanı ır­ landa Dışişleri Bakanı Micheal O 'Kennedy ve Komisyon Baş­ kan Yardımcısı WiIilam Hafer­ kamp, Türkıye'deki siyasi orta­ mın beUrsizııei nedeniyle, ta­ raflar arasındaki Ulşkllerl can­ landırmaya yönelık görüşmele­ rin bir süre daha ertelendieini bUdlrdller.

ASO'YA GöRE BANKALAR KARARNAMESI ANAYASAYA AYKıRı

ay içinde Merkez Bankası Başka­ nı ısmail Hakkı Aydınoğlu tara­ fından

yapılan "Alman kredisi

lama da, "döviz yok" diye sızIa­ nan özel kesimin gerçek duru­ munu

yansıtması

bakımından

hayli ilginçtir. Burjuvazi, politik iktidarları eliyle, kısa ve uzun dönemde karŞı

karŞıya geldiği sorunları

çözümlemeye çabalıyor. Kapita­ lizmin gündemindeki bu sorun­ ların çözümünü kimi zaman ken­ di has partisine, kimi zaman da geçtiğimiz 21 aylık dönemde ol­ duğu gibi sosyal demokrat ikti­ darlara yüklüyor. Bu dönem, dö­ viz kıtlığı, hayat pahalılığı, üre­ tim düşüşünün Türkiye kapitaliz­ minin ayrılmaz parçaları haline gelirken', daha geniş kitlelerin, emekçilerin, çalışanların yoksul­ luğa itlldiği, tekellerin ise kısa dönemde

sağladıkları

yüksek

karlar la daha da saldırganlaştığı bir dönem oldu. Aynı zamanda, sistemin kendisini

değil, �ğını

solunu düzlemeye kalkan politik iktidarın işlevinin sona erdirildi­ ği dönem.

(Ocak - Ağustos) Bazı Önemli Malların üretimi

Ankara Sanayi Odası, Ban­

(Bin Ton)

kalar Yasası'nda dei!işikllk ya­

pan Bakanlar Kurulu kararna­ mesine ilişkin görüşlerin(bir ra­ porla açıkladı. Banka murakıp­ lanna vergi Inceleme yetkisi ve­ rilmesinin Anayasa'ya aykırı olabilecei!ini öne süren raporda yasa deeişlklli!i ile kamu sek­ törü ile özel sektör arasındaki dengenin, kamu kesimi lehine bozulmaması gerektii!l savunul­ du. ASO tarafından hazırlanan raporda ayrıca, banka hisse se­ netlerinln "Isme yazılı" olması, banka Iştiraklerinın sınırlandı­ rılması, kredi ve Iştiraklerde ka­ mu sektörüne ayncalık tanın­ masının, yasayı "olumsuz" bi­ çime soktuj!u Iddia edildi.

geldi ama, özel kesimden trans­ fer talebi yok" biçimindeki açık­

MALLAR

1978

1978 yılı

1979

Programı LINYIT

5.640

1 8.853

6.416

TAŞKÖMüRü

2.914

4.600

2.767

HAMPETROL

1 .793

2.801

1 .9 1 5

48

140

35

203

434

171

ET YEM KA�\T LAST I K (bin adet) HAMPETROL I ŞLEME Ç i MENTO

210

337

205

3.059

7.600

2.982

1 8.892'

9 .445 1 .383

7.283

9.03� 10.541

KOK

1 .058

2.701

HAMDEMI R

1 .023

2.905

1 .329

SıVı ç E L I K

1 .032

2.700

1 .254

SIVI ALüMINYUM

22

30

21

BAKıR

17

36

13

7.987

39.400

9.598

33.814

66.750

29.244

T RAKTöR (adet) OTOMOB I L (adet)

Kamu-Özel Sektör 1979 yılı kurulu kapasiteleri

'YOROYOŞ - 5 KASIM 1979 -

ll

_ i


Lenin / in d ev l e t i :

7 Kasım

Büyük Ekim

As k er i y u m u ş a m a y a şam s al d ı r

Devnmi 62

Yaşında D I M ITRI USTINOV

SBKP M K Po li tbüro üyesi SSCB Savunma Bakanı Sovyeller Birliği Mare şali

Büyük Ekim Devriminin yarattIRı genç Sovyet devletinin ilk eylemi olan Barış kararnamesi dünya uluskJrerası ilişkiler tarihinde de .veni bir dönem; ba,lettl. Dünya ölçüsünde kapitalizmden sosyaliz me ıeçi, sürecinin belirlediA; yeni dönemin yaıeıı,klorı, başta Sovyetler BiriiRi ile tüm 8o&yali.t ülkelerin tu tarlı politikala· rı ",nucu nda gitgide giiçleniyor, etki alam genişliyor. SSCB Sa· uunma Bakonı D. Uıtinav, uluslararası yumuıama ,ürecini" bugün u!o,tılı aşamada ban, güçlerinin önündeki görevleri inceliyor.

SBKP MK Genel Sekre· teri ve SSCB Yüksek Sov· yet Prezidyum Başkanı yol­ daş L.i . Brejnev'in AOC'yi ziyareti sırasında öne sür­ düğü yeni, barışçı öneriler, hükümetler, siyasi partiler, toplumsal örgütler ve ge­ niş kamuoyu uraflndan aktif biçimde urtlŞllıYOL Sovyet önerileri, tüm Sovyet halkının, sosyalist topluluk ülkeleri haiklirı­ nın ve ileri dünYi insanii­ rının geniş tikdirini ve iç­ ten desteğini kazandı. Bu önerilerin gerçekleştirilme­ si, öncelikle politik yumu­ şiminın askeri yumuşi­ miYli Umimlinmuı için elverişli oliniklırın yara­ tılmuı içısından büyük ö­ neme sahiptir. Bununli birlikte, SSCB' nin girişiminden hoşlan-

Sovyet delege.i Lituinov 1 934 'de Milletler Cemiyeti'nde banşçı önerilerini açıklıyor. ..

mayan güçler de ortaya çıktı. Öncelikle ABD, Fe­ deral Almanya ve Büyük Britanya yönetici çevreleri bu öneriye somut bir yanıt vermekten kaçınarak, ge­ rek Sovyetler Birliği'nin attığı yapıcı adımların, ge­ rekse Sovyet önerilerinin önemini anıtmak isteğin­ dedirler. Bu 'çevreler, dün­ yi kamuoyunu, öncelikle de Baıı Avrupi ülkelerini

t .

r

,.

i·

Ispanya'da KaWonya ve Bısk bölgelerine özerklik tanınmasıyla ııglli sözkonusu bölge halklaiının oylanyla 2� Ekım 'de yapılan rete­ randum, yüzde 90 "Evet" oyuyla sonuçlandı. !Jelü y..ıann Ispanya Parlamentosu tarafın­ dan onaylanmasından sonra Iki bölgede de yasama meclisi seçimlerinln yapılması beklenl­ yor. Katalon a ve Bask bölgelerine özerklik tanınması, spanya halkımnın r.. lime ve ulu· sal baskıya kar,ı uzun süren çetın mücadelele· rinln ürünü oldu . Bölge halklannın anti·r.. ıst, ulusal mücadelelerinin Ispanya halkının müca· delesiyle kaynaşması, ulusal sorunun ban,çı araçlarla çözümlenmesi yolunda öne mü bir adımın atılm851nı saJl"ladl. Bölge halkımnın ulusal haklan için mücadelelerını Ispanya'nın ilerici güçlerinin mücadelesinden koparmaya girişen gruplarda kitlesel taban bulamadan hal· kın Istemlerinl kabuııenmek zoru nda kaldılar. Katalonya ve Bask bölgelerınden sonra Anda­ luçlya, Galiçya, Aragon, Valenclya bölgeleri ıçın de özerklik tasanlannın gündelIU! geldıei bildiriliyor. Bask bölgesinde rererandumun boykotunu talep eden "Herri BatasuDI " (ETA'nın askeri örgütü) grubunun seçmenlerın ancak yüzde 10'unu etkileyebildi!!i hesaplanıyor. öte yan· dan Ispanya Komünist PartıSı, referandum so­ nuçlannın "dem,okra.ı ıçın bır başan oldu�u­ nu" belirttL lspanya Komünist Partisi'nin kolu olan Katalonya Birleşik Sosyalist Pa.rtl.ı Genel Sekreteri Antoni Gutlrlez Ise, özerklill"ln dev· let aygıtının demokratik dönüşümünün parçası olduRunu vurgulayarak, "bu Ispanya'dan uzak­ laşmak de�iI, demokrasiye yakınlaşmak de· mektlr" biçiminde konuştu.

r

yaRayaş · 5 KASIM 1 9 79

- 12

sağduyuya aykırı olarak NATO blokunun Batı Av­ rupa'da silahlanma yarışını hızlandırma doğru ltusunu sürdürmek ve bu bölgeye nitelik olarik yeni Ameri­ kan roket-nükleer sistemle­ ri yerleştirmek zorunda ol­ duğuna inandırmaya çalı­ şıyorlar. Kanıt gösterme zahme­ tine girmeyen ve zaten ka­ nıtları bulunmayan N ATO yönetimi, gerçekleri çarpı­ ,tırken bu saldırı blokunun pekçok silah türü bakımın­ dan Varşova Paktı'na üye devlellerden "geri bulun­ duğunu ", orta menzilli a­ riçlardaki "tehlikeli oran­ tısızlıkları" ve Sovyetler Birliği 'nden gelen "askeri tehdidin arttiğinı" öne sü­ " <üyOL Bu "kanıtlar"ın hiç biri yeni değildir. Burada bir sav değil, yalan sözko­ nusudur. Sovyetler Birliği 'nin askeri doktrininin özünü ve temellerini son derece açık biçimde tanımlayan' yol­ daş L.I. Brejnev'in açıkla­ masını bütün dünya bili· yor. L. I . Brejnev şöyle de­ mişti: "Biz askeri listtinlük is· temiyoruz. Herhaııgi bir devleti ya da devlet grubu­ nu ..hdit etmek hiçbir za­ man niyetlerimiz arasında yer almamıştır. Bizim stra­ teji doktrinimiz sadece sa­ vunma amacına sahiptir." N ATO askeri ' yönetici­ lerinin, silahlı kuvvetleri­ mizin gücü ve savaş açmayı göze alacak bir saldırganı yenebilme yeteneği üzeri­ ne bahanelerle, Sovyet as­ keri doktrininın savunma karakteri ni çürütmeye ça­ lışmaları sonuçsuz kalmış­ tır. Bu yöntem yeni değil­ dir. Ama iler tutar tarafı yoktur. Sovyetler Birliği' nin hie kimseye karşı si·

ren askeri doktrine uygun olarak kuruluyor: Hareket gücü yüksek "MX " roket kompleksierini kurmaprog­ ramı gerçekleştiriliyor; bu yılın Ekim ayından beri ABD Deniz Kuvvetleri'ne yeni "Traident- ' " roketini uşıyan stratejik anlamda roket denizaltıları katılmi­ ya başladı; 2600 Km. men­ zilli kanatlı roketlerin de­ nemeleri tamamlanıyor ve silahlar arasına katılmaya hazırlanıyor; " Minuteman" kıtalararası roketleri için daha kuvvetli nükleer mer­ milere sahip yeni başl�kla­ rın yapım çal ışmaları biti­ rilmek üzere ; yeni etki il­ kelerine dayanan kitlesel imha silahının yapımı yo­ ğun biçimde sürdürülüyor. Bu arida, Baıı Avrupi' ya Yiklaşık 600 kanatlı ro­ ketin ve "Pershing-2" bi· listik roketinin ı'erleştiril­ mesi tasarlanıyor.

lahlı saldırıya hazırlanma­ dığInI ve hiçbir zaman böylesi bir saldırıda bul"n­ mayatağlnl bütün dünya bilir. Sovyet ordusu nun ve filosunun, hangi savaş ara­ cını ve yöntemini kullanır­ Avrupa bir istisni değil­ sa kullansın herhangi bir dir. ABD 'nin Japonya'daki saldırganı geri püskürtmeye Çin 'deki, Ortadoğu'daki, gerçekten her an hazır bu­ Hint Okyanusu'n daki aske­ lunduğunu da tüm dünya ri varlığı ve kışkırtmiları bilmektedir. sürekli artıyor ... Gelgelelim _ Nükleer silah deneme­ saldırgan güçlerin cen gör­ lerinin tamamen ve genel meksizin başka halkları olarak yasaklanması, rad­ yargılayıp cezalandırabil­ yolojik ve diğer bir dizi si­ dikleri zaminlar çoktan Ve lahların yasaklanması ama­ ebediyen geride kaldı. As­ cıyla yapılan görüşmeler keri avantajlar ve listünlük . SSCB'nin etkin katılımıyla elde etmeye çalışanlar ve sürdürülüyor. Nükleer ener­ silah şakırdaıanlar ağızları­ jinin sadece barışçı amiç­ nın iyice yanibileceğini larla kullanılması amacını bilmeUdirler. izliyoruz. Sovyetler Birliği, Yoldaş U .Brejnev, Ber­ kimyasal silahların yapıl­ masına, üretimine ve birik­ lin'de, Baıı Avrupa'ya Av­ tirilmesine son verebilecek, rupa'daki stratejik durumu bu silahın yedeklerinin değiştirmek için düşünÜıen yokedilmesini sağlayabile­ orta menzilli Amerikan ro­ cek ve yeni kitlesel imha ketlerinin ek olarak yerleş­ silahı tür ve sistemlerinin tirilmemesi koşuluyla ülke· yapımını yasaklayacak -ant­ mizin bill bölgelerinde bu­ laşma ve sözleşmelerin ha­ lu nin orta menzilii nükleer zırlıklarının hemen bitiril­ araçların sayısını şimdiki düzeye oranla azaltmaya mesinde israr ediyor. Ancak bir soru ortaya hazır olduğumuzu açıkladı. Sovyetler Birliği'nin ba­ çıkıyor: Son zamanlarda ABD soru nu nereye götü­ tı bölgelerinde bulunin or­ rüyor, onun SAL T-2 ant­ ta menzilli araçların sayısı, laşmuından sonra uygula­ sadece Büyük Britanya ve mada attığı adımlar SALT- Fransa'nın elinde bulunan 3 olanağını uzaklaşııracak benzer araçların sayısıyla ve Sovyet-Amerikan ilişki­ karşılaştırılıyor. Bu arida lerini gü�leştirece� ciddi SSCB topraklirının yakın­ karışıklıklara neden olmi­ larında sürekli dolaşan u­ yacak mıdır? Haklı bir so­ çak gemilerinde ve NATO ru . Çünkü, ABD tarafından ülkelerinin hava üslerinde yön verilen NATO bloku­ bulunin yüzlerce Ameri­ nun saldırganlığ ının arttığı kan nlikleer araç taşıyıeısı ve dünyanın çeşıtlı bölge . kasıtlı olarak hesaptın Çı­ lerinde ABD 'nin askeri ha­ karılıyor. Baıı kamuoyu ö­ zırlıklarının hız kazandığı teden beri bu ve benzeri pirçok konuda aIdatılagel­ ortadadır. ABD silahlı kuvvetleri di. Sadece sözler yerine so­ de, bu saldırı emellerine ve olası bir düşmana "koru­ mut girişimiere geçme ör­ yucu darbe" I ndirmeyi içe- neği gösterme konusunda

içten bir istekle hıreket e­ den Sovyetrer Birliği, müt­ tefiklerine danıştıkun Ve onların onayını ildıklun sonra ADC'deki Sovyet ;ıs­ kerlerinin sayısını tek taraf­ lı olarik aziltmi kararını kibul etti. Önümüzdeki on iki ay içinde 20 bin Sovyet askeri görevlisi, bin tink ve belirli sayıda diğer askeri teknik araçlar SSCB 'ye ge­ ri çekilmiş olacak. Tiraf1i­ rın silahlı kuvvetlerinin doğrudan doğruya birbir­ leriyle karşı karşıya bu­ lunduğu bir bölgeden bu Ölçüde büyük askeri birli­ ğin geri çekilmesinin ne demek olduğunu herkes anlar ... Yoldiş L.I 'Brejnev, Av­ rupa'di güvenlik önlemleri­ nin dahi da genişletilmesi konusundi çok önemli ö­ nerilerde bulundu. Bu ön­ lemler, Helsinki Konferan­ sı Sonuç Belgesi'nden kay­ naklinıyor. Sovyetler Bir­ liği iskeri yumuşamiya doğru atiliCik yeni bir a­ dım olirik bu temel üze­ rinde 40-50 binden fazla i nsanın katıldığı ukeri Ut­ bikitlirın y;ıpılmamısını, kara ordularının büyük tat­ bikatlarının üç hifta önce­ den değil, bir iY önceden ve 25 bin kişi düzeyinde değil, 20 bin kişi düzeyin­ de haber verilmesini ve iY­ nı uminda 20 bin kişiden fazli sayıdiki kara birlikle­ rinin yer değiştirmelerinin önceden bildirilmesini öne­ riyor... Yoldiş L.I. Brejnev'n Berlin'deki konuşmısında forı:nülleştirdiği Sovyet ö­ nerilerinin ıenel o�rak ye­ ni bir ortim yarittıiını ve Avrupa'di ıskeri yumuşi­ ma içirı yeni işamilar baş­ lattığını kabul eden özel­ likle Biıı'diki sorumlu po­ litikaCllir çok hiklıdır�r. Eğer Bitı'di en buit uz­ laşma isteği vırsa bunun için gerekli temel tarifı­ mızdan konmuştur. Bıı, hızla ilerlemek için Ifre­ ken koşuıları yaritin sağ­ lam bir temeldir. Iş, Bill ülkelerine kalmıştır. Pirtinin ve onun Leni­ nist Merkez Komitesi 'nin çevresinde sımsıkı kenet­ lenmiş olin ordu ve filo­ nun askerleri, tüm Sovyet yurtuşlirı gibi, yoldiş L.I . Brejnev urifından öne sü­ rUlen yeni, barışçı önerile­ ri oybirliğiyle oniylıyor v< destekliyoriir. Bu öne­ rilerin doğru luğu, ileri gö­ rüşlülüğü ve haklı karakteri Sovyet halkıni komUnist kuruluşun yüce lörevleri­ nın gerçekleştirilmesinde yenı bir güç ve enerlI veriyor.


F

Roma Belediye Başkanı Komünist Petroselli ltolyo'da' 1 9 76 y.rel ..,. çimı.rind. ıtoıyon Komüni8t Pormi li8teıind.n bai/ırmlZ B.ı.diy. &şkDnl ..,çilen Gui· /io A,.,.n 'ın yo,lılık ned.niy· I. iıtifaıından ıonro, Roma &lediy. Ba,kDnlıi/I'na IKP böı,e ..,"ret.ri Luigi P.troo.l· /i ..,çi/di. Aynı zamanda Ital· yon Komüni8t Parti8i Politik Biiro üy.ıi oIGn P.IToo.lli, hııt B.ı.diy. M.clioi'nd. ko· münwtlerl. birlikt• •00yoli8t· ı.rin, lOe)Iol d.mokrotlGrın oylGrıylG ii<! cumhuriy.tçil.· rin ç."i"""r "almMlYIG &ş. kDn/ıIı ıöreuin. ,.tirildi. P.t· ,..,.I. /i'mn ..,çimi, ltolyo 'da beı.diy. m.cli8lerinde "'01 birlılı ittifa"ı" adıylG onılGn eylem birliğinin bir başar..ı olanılı mt.lendirildi. GÖreuind.n aynIGn Guilio A "on:ı� da B.ı.diy. M.clw' nd. "omii";'t ,.... bun üy.liği· ni ıiirdiird'üRii açılılandı. Ar­ ıon 'ııı 3 yıldır ıiirdiirdüğii &fkDnl'" dönemind. kentt. ıoyrım.nkul .p."iilasyonu bii· yü" ölçüde durdurulmUf, 200 "."tarllİı y.şil olan oçımı ,.r­ ç.",.,tirilmif, ,.çmit 30 yıl· "o"inden daha fazla okul ala· nı olUf turulmUf tu.

-------""

Fransa 'da sendikalar

Ailesi "yedi göbekten" banker olan d'Estaing ııberalizm şampiyonlu!!u ile iktidara geldi. General de Gaulle'ün ulusal baRımsızlıkçl, kı· şilildi politikasından kopan, Atlantik Paktı ile bütünleşme adımlanna ilk geceden başladı, "Avrupa bütünleşmesi" adına emperyalist dün· yanın yeniden blçimlenmesi Içinde ıörevler yüklendi. Avrupa'da yeniden "şekillenmede" Federal Alman emperyalizmine, ekonomık, poli tik, askeri tüm ulusal mevzileri birer birer terketmeye koyuldu,

F Huo Kuo F.n,: NATO 'nun sauo,ÇI ç.ur.lerinin kucoğıııda

Pekin şa nt aj mal z eme si arı yor ki,

Sovyetler Birli!!i ile Çin arasında·

iki

ülkenin ilişkilerini normalleş·

tinneyi amaçlayan görüşmeler bir

kuvvetlerinin

artırılmasında

süre önce Moskova'da başlamış bu·

ısrarlı olmuştu.

karşı

langıç aşamasında Sovyetler Birli·

NATO'nun yeni sılahlanma planla·

lunuyor. Görüşmelerin daha baş· IP, ilişkilerin normalieştirilmesi yö·

Fransa'da I,çl sınıfının ve

etitim emekçilerinin yı#ınsal

öqiitlerl, hükümetin göçmen

nünde SSCB'nin geçmişten bu yana tutarlı bir politika izlediRini, dolayı·

sıyla görüşmelerin

başansının Çin

Hua 'nın son gezisi sırasında da

rını

ateşli

biçimde

desteklediRi,

bunlar arasında özellikle, Amerikan yerleştirilmesi

tarafının dile getirdi!!i olumlu talep·

man topraklarına yerleştirilmesine

lerin, pratikte de denenmesi gerekti·

dı. Bilindigi gibi bu tüzelerin F .Al·

karşı ülke kamuoyunda ciddi bir dı·

Rini vurgulamışlardı.

reniş o'/.aya çıkmıştı.

y_ talanların a ka"ı ortak

nın haklılıRı ve öneml, Çin Başba·

rasında da, bu ülkenin Çin'e yapaca·

Ekım ayının 15'1 Ile 19'u ara·

Batı Avrupa ülkelerine başlattı!!. ge·

getirdi. Bu konuda resmi bir anlaş·

ı,çllerln aleyhine hazırladıRı

eylemler

gerçekle,tirdiler.

ıında ülkenin Orenoble, Ha·

Sovyetier BirliRi'nin bu uyarılan·

kanı Hua Kua Feng'in önceki hafta

Mua, Ingiltere'ye yaptlRı gezl sı·

!!I askeri yardım konusunu gündeme

ziyle doj!rulandı. Gezisine Federal

ma açıktan açlRa ba!!lanmasa da,

balx, St Etierme ve Pari. kent·

sonra

lah alımını gerçekleştirmek Için yo­

ve CFDT ile eAltlm emekçile·

lerini sürdürdü.

yange, Lyon, Maneille , Rou·

lerinde I,çl sendıkalan CGT rinln sendikal örgütü FEN 'in

düzenlediAi büyük ııösteriler

yapıldı. ve

Paris'te onbinlerce Fransız göçmen

I,çlnln katıldıRı

mitingin en ön safında CFDT

Almanya'dan

başlıyan

Londra'ya

Hua, daha

gelerek Ingiltere

hükümetinin yetkilileriyle görüşme·

F.

Hua'nın

gezlsi

sırasında

gerek

Almanya'nın gerekse Ingiltere'

nin bir numaralı savaşÇı çevrelerly·

ri; aynca Fas, Cezayir gibi üi·

Genel Sekreteri Leonld Brejnev'in

Afrika

Sendikalar

BiriiRi'ni

temsilen bır yönatici yürüdÜ�

I,çl sınıfının ylRınsal örgütleri

tararından düzenlenen

geniş

eylemler, ülkedeki göçmen iş·

çllerl heder alan ırkçı nitelik·

li

Bam·Bonne

ve

Boullin·

çalıştıgı

görüldü.

SSCB Devlet Başkanı ve SBKP MK

gezlsi vesilesiyle, -Ingiltere'deki en militarist çevrelerin Çin 'in

şahsında sadık bir müttefik kazandı· !ıı da ortaya çıkmıştır.

Çin Başbakan'ının Batı Avrupa

bir süre önce Berlin'de yaptıgı çok

ülkeleri gezisi, böylece Pekln'in Sov·

rumda kalan miiitarist ve intikamcı

mesi konusundaki süslü açıklamala·

önemli

barışçı

önerilerle zor du·

çevrelerin, Hua'nın anti·Sovyet hi!\­

teri krizlerine bir kurtarıcı gibi sa· rıldıgı dikkatlerden kaçmadı.

Gerici Pekin yönetimi, uzun sü·

redir Batı Avrupa'da sosyalist ülke·

Stoleru yasalannın senatoda·

lerı tehdl t eden konvanalyonel ve

de�,lkUklerln

nUn artınımasını desteklemeye yö·

ki oylanması sırasında önemli

nükleer silahlarla askeri Insan gücü·

sini dayattı.

nelik hummalı bir çaba içindeydi.

gerçeldeşme·

sında en yüksek anti.Sovyet çlRlık·

gerici,

alevlendirmeye

kelerin sendika temsilcileriyle

başbakanı Margaret Thatcher, Brej·

nev'in Berlin önerilerine Batı dünya·

kelere

Genel Sekreteri Georges Se·

guy'la diter örgüt yöneticile·

!!Un çaba harcayacaRı biidirildi. In·

giltere'nin yeni koyu antl·komUnlst

larla karşı çıkmıştı. Hua'nın Londra

karşı düşmanca amaçlarını

Peki n NATO'nun 1978 Mayıs'ında

rütüyor.

Çin 'in İngiltere'den özel yollarla si·

le ilişki kurmaya çalıştı�ı, onların

Sovyetler Blrligi'ne ve sosyalist üi·

vrupa'da önerrili ulusal mevzileri F.Alman pa. tentli büyük tekeııere bırakan Fransa, Afrika' daki yenı sömürgeci yayılmasına daha bir sıkı sanldı. Emperyalist dünyanın işbölümünde yeni sömürgeciliIPo Afrika'da vUrucu gücü ol· mak Fransa'nın payına düştü. Fransız tekel· leri kendilerine bırakılan alanda Fransız ordu· su paraşütçülerl ile birlikte yer alıyorlar. Çad, Sahra, Zaire, SenegaL.. lşbaşına getirildikten sonra yıllarca desteklenen Merkezi Afrika'nın katil dlktatörü Bokassa, kendisine "aziz akf8. bam, dostum" diye hitap eden Giseard'ın Elysee Sarayı'nda planlanan dıırbe ile düşürüı· dü. Çünkü "at de!ıiştirmek" gerekiyordu. Ko· re'de ABD'nin yaptıRını Afrika'da Fransa yü·

önerilerini

canla başla savundugu basına yansı·

Sovyetler Biriigı, Çın

A

Pershing·2 tıizelerinin F. Alman·

ya'ya

tarafının tutumuna baglı oldugunu bildirmişti.

Giscard yönetiminde Fransa ulusal savunmaya ilişkin kararlan bile Avrupa Parlamentosu'na bırakma yolunda ileri adımlar attı. Ulusal sa· vunma kavramından "Avrupa Savunması" kav· ramına geçlldi. F.Almanya'nın sözcüsü olduRu Batı Avrupa'da silahlanmanın tınn&ndınlması politikasına en büyük destek verildi. Fransa &s­ keri kuyvetleri NATO askeri gücü ile fiili bü· tünleşmeslni çok büyük ölçüde tamamladı. Fransız kuvvetleri NATO manevralarına ortak komutaaltında katılıyor, Portekiz'in Expresso gazetesinde yer alan bu konudaki bilgiler hiJi i yalanlanmadı,

miş, özellikle B. Avrupa'daki Ame·

rikan

yet-Çln ilişkilerinin normaııeştlril·

rının arkasındaki sahtekarlıgı sergi· lemiştlr.

Pekin yönetimi, Sovyet·

Çin ilişkilerinin normaUeştlrlimesi

isteminin

içtenlii!ini

kanıtlayacak

davranışları göstermek yerine, tam

tersine, normalleştlrme görüşmeleri·

ni yokuşa sürebilmek için Avrupa'

ransa büyük sermayesi F.Alman tekellerine ka· pılan ardına kadar açtı. Tüm dünyaya otomo· bil, otobüs, kamyon ihraç eden ulusal kuruluş Renault dururken, daha geçti�miz Eylül ayı içerisinde Mercedes'ten 500 kamyon alınması sadece küçük bir örnek. Kömür ülkesi Fransa, AET içerisinde Federal Almany( '�ın kömür satışlanna sübvansiyon verilmesine olumlu oy kullandı. Federal Almanya karşısında Fransa' nın dış ticaret açıgı 1978'de 10 mııyar Frank' a ulaştı.

Berlin 'de ö ten Fransız horozu

bu yönde aldıeı kararlan destekle·

ırkç�lı�a eylem birliği kurdu

ransa Cumhurbaş· kanı Giscard d'Es· talng, 26 milyonu aşkın seçmenin ka· tıldlRı 1974 seçim· lerini yalnızca 200 bin oy farkıyla ka· ' zanmıştı. Büyük te· kelierin adayı Gis· card, o gece yarısı basının karşısına ilk kez çıktı!ıında Ingilizce konuştu. Fransa seçimlerinde endişeye düşen emperyalist dUn· yaya güvence vermek istiyordu. Kullanılan dil de sözler kadıır anlamlıydı.

H

Avrupa'da kuvvet indirimi ve silahsızlanma yo· lunda somut Sovyet öneri ve girişimleri karşı· sında emperyaliznıln savaş kışkırtıcılıi!ınin sözcülügü de Giscard 'a bırakıldı. esaplar çok yönlü yapıldı. Emperyalist koro· nun, Küba'da başlatıp, G.Kore'de tırman<!ırdı. Rı benşı tehdit borusunu Glscard Batı Berlin' de üfiedi. Almanca konuşarak. D'Estaing'in, ulusal mevzilerinın F.Almanya lehine bırer bi­ rer terkedilmesi karşısında Fransa halkına da mesajı vardı. B.Berlin'dekl geçıt törenindeki Fransı� askerleri, Fransa halkına iplerin kendı eilerinde oldui!u sanısını verecekti. Şoven duygular yükseltiJecek, güvence verilecekti. Halkının ulusal dei!erlere sahip çıkma olasılıgı· na karşı, emperyalizm bu horoza şovenizm kartını oynamak ÜZere eşinecek bir çöplük bı· rakmıştı. Kirli bir çöplük, dünya benşını tehdit eden bir çöplük. Berlin'de horoz bu nedenlerle öttü. öterken, çırpınarak ve kendisini çöplileünde biraz daha kırleterek.

nın miJitarist ve Intikamcı çevreleri·

•

nin desteglni bir şantaj malzemesi

raşit kaya

olarak kazanmaya çalışmaktadır.

YORUYUŞ·

5 KASIM

1 979 · I S


Yas asın donya g en e l iginin d a y anısı ası -

Dünya gençliği 10-1 7 Kasım tarihle­

rinde faşizme, emperyalizme, her türlü gericiliğe, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı, silahsızlanmadan, barıştan ve sömürüsüz

bir dünyadan yana mücadelesini yüksel­ tiyor. Bugünlerde, gençliğin yaşamsal si­

lepler etrafında örgütlü mücadeleye ka­

zanılıyor...

Dünya Gençlik ve Öğrenci Haftası'n­

da, değişik politik görüşlerdeki gençler

arasında dostluk ve dayanışmanın artırıl·

ması çabaları yükseltilir. Ortak düşmana

Ilerici Türkiye gençliRi dünya g.nçllk hareketiyle dayanışma,ını yükıelt.cek

çabalara bağlıdır.

ülkemizde işçi sınıfının politik hare­

ketinin yolunda yürüy�n gençler, 1 0- 1 7 Kasım günlerini önem1e e l e alıyorlar.

Fabrikalarda, tarlalarda,

meydanlarda kitlesel kutlamalar doğrul­

ve onların örgütlerine karşı ilkeli müca­

tusunda coşkunlukla sürdürülen hazırlık

gençlik yığınlarının döğüşkenliğ i artı­

verilir. Dünya gençliği biliyor ki, en te­

gençliği, 10-1 7 Kasım'ı ilk kez·yığınsal

yor, daha geniş gençlik kesimleri bu ta-

dele birliktelikleri . oluşturuimasına hız mel haklarının korunup geliştirilmesi bu

çalışmaları sonuçlanmak üzere. ülkemiz

bir biçimde kutlama kararlılığında.

Türkiye gençliği, mücadele bayrağı­

10 - 1 7 KASIM D ONYA GEN Ç Li K VE öGRENCİ HAFTASı AFİŞ, DESEN, RESIM VE FOTOGRAF YARlSMASı

aünya Gençlik ve Öğrenci Haftasına yönelik

olarak, Türkiye gençliğinin sorunlarının, mü­

cadele hedeflerinin, dünya ilerici gençlik hare!:etiyle birlik ve dayanışmasının dile getiril­

mesini amaçlayan afiş, desen, resim ve fo­ toğraf yarışmasına yapıt göndermek için son

• .

'

tarih 6 Kasım 1 9 79'dur:

�er dal da bir yapıta başarı ödülü verilecektir.

Sunlar resim için 3000 ve diğer dallar için

2000 TL. olacaktır. Yarışmaya ayrıca arala­ rında işçi KültürOerneğ i , AFSAD, Limter-iş, COOD i F F ,

Yürüyüş Dergisi, Tü­

nın daha yükseklerde dalgalandırıldığı,

dostluk ve dayanışmanın daha artırıldı­ ğı bu kutlamaların özünün boşaItılma­

Özer Kabaş ( i DGSA Öğretim üye­ si, ressam), Seyit Bozdoğan ( i DGSA

Öğretim üyesi, ressam). Şahin Ka f_

gun (TGSYO Öğretim Görevlisi, fo­ toğraf sanatçısı, grafiker). Yılmaz

Onay ( işçi Kültür Derneği Genci

Genç Öncü tarafından düzenlenen bu

yılki kutlamalar, iki temel üzerine oturu­ yor. Birincisi ; Dünya Gençlik v� Öğrenci

Haftası geleneğinin yurdumuzda da yer­

leştirilmesi, geniş toplum kesimlerine

gençliğin somut istemlerinin benimsetil­

mesi, bu istemler uğrunda sürdürülen ör­

gütlü

mücadelenin

güçlendirilmesidir.

I kincisi ise, gençler arasında dayanışma­ nın ve dostluğun pekiştirilmesidir.

ilçelerde Genç ÖnCü Şubelerine.

veya

GENÇ öNCÜ GENEL MERKEZI TÜM I LERICI SANATÇ ı LARı KATı LMAYA ÇAGI R M A KTADIR.

tJncü GENEL MERKEZi YVRVYVŞ- 5 KASIM 1 9 79 - 1 4

na çekebilmenin, onların döğüşkenliğini

Diğer yanıyla bu çalışma değişik tutum­

daki gençlerin ve onların örgütlerinin or­ tak

eylem

programı

durumundadır...

Hep birlikte görev başına!'

Kutlama çalışmaları arasında dikkat

çekici olanlardan birisi de Gençlik ve

Spor Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı'yla

gençliğin sorunları üzerine görüşme ve

bir deklerasyonu n sunulmasıdır. Beledi­ ye başkan)arı ile yapılacak görüşmeler,

toplum kesimlerine yayılması, benimse­

uğraşılarının kamuoyuna yansıtılmasını yacak.

Basın

toplantısında,

Türkiye

yöneli k :

Gençliğin

taleplerinin

geniş

tilmesi.

Hazırlıklarda� bir diğeri de, resim,

desen, afiş, fotoğraf yarışmasıdır. Bu

gençliğinin kutlam�lara verdiği önemin

yarışma daha şimdiden büyük ilgi gör­

mı da açıklanacaktır.

rışmaya özel ödül koymuş bulunuyor.

vurgulanması yanında, kutlama progra­

T I p Genel Başkanı Behice Boran'ın

gençler tarafından ziyaretiyle kutlama­ lara devam edilecek. Bu ziyaret, gençle­

rin kapitalist sistemin kendilerine sundu­

gelecek sosyalizmdir" saptamasının da

54/23, ızmir: 1 . Beyler, 846 Sok. 1 3 4/402, Kemeraltl. Diğer ii

"Bu çalışmadaki hedefler bir yanıyla

Kutlamalar, hafta geleneğinin yerleş­

dikkate değer çalışmaları aktaralım.

Yarışma için �eniş bilgi v e yarışma şartnamesi aşağıdaki adreslere baş­

vurularak veya mektupla istenebilir. Istanbul: Nur'u Ziya Sok. 1 7/5

şürün Sonsöz'ü şu cümlelerle bitiyor:

açık oturumiar, paneller de aynı amaca

ğu "geleceksizliğe" gösterdiği tepkinin

Tünel veya Piyer Loti Cad. 2 1 / 1 Çemberlitaş, Ankara: Necatibey Cad.

lik kesimlerinin sorunlarını genellikle so­

mut önerilerle birlikte çözümlüyor. Bro­

Kutlama programındaki bazı ilginç,

Başkanı). Cihan Yiğin (Genç Öncü MYK üyesi ) .

dür." saptamasını yapıyor. Broşür, genç­

artırabilmenin temelini oluşturmaktadır.

likler, daha militan eylemlerle kutlamak

amaçlayan bir basın toplantısıyla başla

i�imlerden oluşmuştur: Aziz Çalış­

bu taleplerin �.rşılanması, öteki

tüm sorunların çözümüne temel ölçü­

istiyor.

özel üdül koymuşlardır. Yarışma Seçici Kurul'u aşağıJaki lar (yazar), Erkal Yavi (�rafi�,er).

Tüm dünyada ve Türkiye'de gençlik

için

geniş gençlik yığınlarını mücadele alanı­

tirilmesini, DDGF'nin çetin ve kararlı

sendikalar ve ilerici yayınlar

Iş bulma, bu mesleğe uygun iş bu­

labilme hakkı.

sını istemiyor. Hafta'yı daha etkin şen­

MAS olan çeşitli kültür-sanat örgüt­ leri,

Bilgiye ulaşma hakkı,

Bir meslek sahibi olma hakkı,

okullarda ve .

yasal ve ekonomik talepleri daha gür haykırılıyor, bu hedefler uğruna geniş

lı istemler biçiminde ortaya çıkmakta­

dır:

ifadesi olduğu kadar, "gençlik gelecek, vurgulanması olacaktır. Haftanın

başlarında

"Gençlik Eği­

tim, Meslek, I ş Istiyor" adlı bir broşür

müş, birçok örgüt ve yayın kuruluşu ya­

Sanat alanında gençliğin sorunlarını, ta­

leplerini, mücadelesini yansıtacak olan_ bu yarışmaya, meydanlar�a, parkıarda

yapılacak olan folklor ve tiyatro gösteri­ lerini ve dinletilerini de ekleyebiliriz. Bü­

tün bu şenliklere ve gösterilere, yerel

spor

örgütleriyle

birlikte

yapılacak

"gençlik koşuları'· da ekleniyor.

Genç Öncü'nün sürdüreceği kutlama­

lar, Işçi Kuıtür Derneği'nin etkin desteği

de çıkıyor. Can alıcı ekonomik ve poli­

ve uıkemizin tanınmış sanatçılarının ka­

gençliğin anti-faşist birliğinin başlangıç

geceyle son bulacaktır.

tik çıkarlarının korunup geliştirilmesi, noktası ve temelidir. Bu saptama doğrul­ tusunda kaleme

alınmış

olan broşUr,

tılımıyla gerçekleştirilecek merkezi bir

Bu yılki kutlamalar gençliğin kapita­

"birey olarak, topluluk olarak, ekono­

lizmin sunduğu geleceksizliğe, faşist tır­

ruhsal...

sayısız sorun gençlerin haklı

cadelesinde ve bu mücadelenin doğru te­

tepkiler çok karmakarışık görünümler

işlevler görecektir. Daha güçlü, daha et­

mik, toplumsal, siyasal, eğitsel, cinsel,

tepkilerine yol açmaktadır.

Bu haklı

alsa da başlıca üç ana doğrultudaki hak-

manışa, işsizliğe, eğitimsizliğe karşı mü­

melier üzerinde sürdürülmesinde önemli kin 1 0-17 Kasım' lara doğru ...


Dünya çocu k yılına Türk i ' e �de n bir armağan

•

ül e ri

Yı.

• KA IJJ I J1


or lde i 'nı n y a omp l osu

•

--

lın, G. Kore'dekl aulkutı ABD Emperyalizm, kendi sistemi­ emperyalizminin kazındırmak nin giderek derlnle,en bu nalım ı.ıedllll ı<iriin limdiir. Olayı ve· ko,ullarında SII dırıan politika­ rllmek Istenen ıöriinüm 1lI11ıu· sını lırınandırıyor. Mevcut IÜÇ­ I1n önceden tuarlınmı, bır o­ ler den,esl kartısındı, bant yun oldullu IzlenimIni verecek ıçınde yqarnıyı kabutlenmek boyutlar ı.. ımaktadır. ı,te bu zorunda kalması, kaybettiIII nedenle "lUIkutın" gerçekle,mel'zlleri yenıden kazanmak, 1111l ortarn ve tarıhı pçml,ı silahsızianmı, yumu,arnı yö· ıörmek önem kazanmaktadır. nUndeld eelşmelerl enpUemek Olıy, emperyalizmin diken­ ıçın eUndekl olanaklan kuUa· m bir g\iI bahçesi halıne ,elir­ narak dünya banşını tehd.lt e· dILLI ileri bır karakolundı pr­ decek yeni oyunlar, komplolar çekle,l1. ABD olay üzerıne der­ peşinde ko,maktan vaz,eçUIII hal bir IÜÇ 'Ölter\line cırı,l1. anlarnına plınlyor. Aksine bu . Kore'ye doi!fudan müdahale G oyunlar, komplolar yeni bIçiro­ edebııeceRlnI ıçıkladı. Sanki ler altında liderek fazlala,ıyor. varını, IIbl b.. ka dl4 müdaha­ Güney Kore'de devlet b.. kam­ lelere kartı durulıcal!ım ııan et­ nın öldürülme olayırun lçyüzU­ ii. Bölcey� yollu n bır yıi!ınak Dün anlatılabilmesi ıçın bu ol­ yıptı. Kore tarıhı ABD emper­ eunun IÖzden kaçırılmarnUl yalizminin burayı vıırdllll öne­ ,ereldyor. Ancak IÜDcel ,eU,­ min kamtı. Suikaıt ve IOnrIII melerl ve emperyalizmin Güney ,eU,meler önceden hazırlınan Kore olayı ile pe,lnde ko,tuRu bır "nuyo düzenilUIII Ile pr­ emelleri ortaya çıkarabilmek çekle,tl. Her,ey ABD'nln uzun ıçın "Kore Sorununun" ,eçmi­ Emperyalizmin dikeruiz gül bahçui, yeni komplolımn da ",hne,i oluyor... bır dönımden buyana �,Inde ,Ine kısaca bakmakta sayısız ko,tullu IolIuk sav.. ko,ullan­ yarar bulunuyor. Çünkü emper­ nın hazırlııııııı na katkıda bu­ yalizmin patıonu ABD 'nın izle­ rlnden birisi" olarak nltelendlr­ sistemin dlRer U1keleri de sem­ re'deki tüm Sovyet ıskerleri ge­ lunabııecek biçimde oldu. ABD dilli politika 19401an liO'lere dlklerl bir ekonomık ,eU,me ve boUk kuvvetler yollıyarak ka­ ri çekiımı,tl. 1950 yılı başla­ önce Kübı'da yumu,amayı baılayın yıllarda en yalın biçi­ büyüme göriildü. Kore, yabıncı tıldılar. Katılımı en büyük is­ nnda ABD askerlerini ıeri çe­ kartı IIIdınyı b..lıttı. Arlıaan­ miyle Kore'de _rgilenml,tl. sermayeye saRianan bu diken· dan Kore'de yaratılan pf1lnUk tekle kartılayan ülkelerin bı­ keceRlne Kore'nin bal!lmslZlıi!a Iklnd Dünya Sava,ı sonun­ siz ııuı bahçesi, emperyalizme ,eldl.FransI Cumhurb .. kanı i· ,ında Türltiye 'nın gerici Iktidarı doi!fu attı�ı adımları t.anımadı­ da Jıpon emperyalizminin ye­ baRımlı olarak ..naylle,ti. Ge­ rac:ılıi!ıyla dünyanın önemD bır yeraldı. Anayasanın Ihlalinden Rmı açıkladı. S' Rhee'nin Gü­ nilliye u i!rarnuı , Japon ordu­ U,meden emekçi balka dUş en bile çekinllmeyerek Kore'ye ney'dekl ıerı::! hükUmeti 38. b..ka sıcak bölpsinde, BarUn' lannı püskürten Sovyet ordula­ pay yalnızca- blSkı ve sömürü de prçekle,lIr1len plOVoU. binlerce ölü verecek bır ıskeri paraleldeki sınır !ıöl,eslııden nnın Kore'U partiunlara saRIa­ oldu . Kitlelerin-..falet ko,ulla­ yon da hatırlandıllmda MnaryO birlik gönderildI. KDHC'ne saldınlu düzenleme­ dıRı destek, Kore halkının bı­ nnda y ..arnı hiç dep l,medl. ye b.. lıdı. 19fiO Temmuz ayın­ l ımllZlıRına kavu,ması, kendı tamam oluyor. Emperyalizm, Topraklan ARD IUallne ul!­ Her türlü demokratik hak v. dı Ise saldınlar açık )ılr sav.. dünyı bant "' demokru! IIÜÇ­ ,eleceRIni kendııının beUrleme­ rayan Kore halkı ve Çın Halk öz(ürlüklerl yok sayan bır balkı biçimini aldı. Rhee kuvvetleri ıerı kartılindı olay yarataralı:, si olanaklarıru hazırlamı,tı. A­ Cumhuriyeti, Sovyetler BirUR!' rejimi kuruldu. Demokratik ör­ ABD 'nın tün: dosteRine raRmen mı Jıponyı'nın teslim olması hız kazanan silahazlannıa hu.­ nın yollun maddi yardımlaoyla giitlenmeler yasak tutuldu. topyekun sava,an KoreU yurt· U. Güney Kore'ye asker yıi!ın ketlnln önUnU k.mek bl1yor. emperyallst saldınyı 38. paralel­ ..verierin , demokratik lÜçlerin ABD, Kore'nın blRımsızlıi!ına Sovyetler BlrUıt'nln Avru�'da Pırk yönetimindeki Güney de durdurdular. Emperyalizm kar,ısında net bir yenııllye ul· kıvu,muını kartı çıktı. ABD Kore topraklan ABD .aermayesl lllahazlanmanın prçekle,meli umut ettlRl askeri bqanya ula­ radı. KDHC Kore topraklannın ..... IırUlndakl Kahlre ve Pot.. ıçın ıtıılı ıomut ve önemD ıçın bır cennet bıhçtll olarak şamadı. Yenik dütttL. 1 'luslu­ yüzde 90'dan fazlasında ege· dam kararlarına raRmen Kore' tutulurken, emperyalizmin as­ ıdımm bölp ül kelerının kamu arası planda bır sistem halıne durumdaydı. uRlaml4 menlieı de yıbancı hlmayesl altındı bı­ keri, strıtejlk plınlannda dün· oylarında yarattıRı olumlu et­ ıelen sosyallıı U1kelerin kararlı aırn8zlık öncesi on yıla kadu Bu pU,me ABD emperyalizmi­ ya ban,ını tehdit eden saldın Idıerı yok etmelle çall,ıyor. ve etkın ıtrt,lmlerl sonucu ıllah müdahalesinin dollrudan nin uzanabilecek bır ,eçl, dönemı üslerinin ını deposu 1,levlnl d. Bunun ıçın, kalıcı ve ,erçek bır bırakı,maıını kabul etmek zo­ örıöriiyordu. ABD plamnı göre b.. lıngıeı oldu. yüklendı' 19 yıldır G. Kore hal­ dü�yı barı,ına Ilden yollan tı­ runda kaldı. Le var kı, emper· Kore, ABD, Sovyetler BlrUtı, kını en temel demokrıtik hak kamaya çalı,ıyor. Gef1lnUkler yaUzm, Kore topraklannı böl­ Ikinci Dünya Sav., i sonun· Ingiltere ve Koumlntang Çln'i­ ve özgürlüklerı tınımıyın G.­ yaratarak dUnyl barı,mı dut­ mU. , Güney Kor.'de ıskeri, po­ yola ıçın e,emenlllll dünya dı, nın dörtlü yönetimine bırakıla­ neralln yön.tlml, kendı ,ızlı mın saldırıan doRnmn, bır litik, ekonomık olarak k.ndlne çıkan, HUnyıyı askeri paktlara caktı. Sovyetler BlrUlII'nln ku­ poUs ,ennın ku"unları ıı. ıonı U1ke halkına, GUney Kore halkı· tümUyle bal lı bır "devlet" olu,­ bölen, solluk sava,ı b ..lıtan 'I önerisi I", Kore halkının erdı' Anlatılın demirelli Park na yansımUt I .. yenı baskılar, turmu,tu. ABD, Kore Ile sıcak iivl'i temsilcilerinin kendı aralannda d. emperyalizm ve ı,blrllkçııerl zulüm ve ızdırıplar oluyor. An· Dahı sonraki yıllardı Güney düzenleyecekieri ..çlmlerle Ko· doi!fu adım ıtıyordu. Böyle bir ıçın 1,levinl lımamlıdl. cak bUtUn bunlar olurken em­ KoreUler emperyallsııerln I'e I'· ..va" emperyalizmin emelleri­ re'nln tek ve bIRımsız bir ülke Emperyalizmin belki de ır­ peryalizmin çirkin yüzU de Mr· blrUkçllerinln sömürü ve baskı· nın ,erçekle,mesl yımnda sı­ halıne ,etirilmesiydi. Kore'de tık kenıllRn. fazlı bır yarar (IIeniyor. Kitleler blllnçlenlyor lan altındı yqamaya mahkum lablınmı yan,ını hızlandınrak mevcut Sovyet ve ABD ılkeri bIIeniyor. Emperyalizmin me­ saeleyamayı ak bır ıracını yı. edııdııer Guney Kore ABD er IÜÇlerlnln bu düzenlemeye yu­ emperyallst·kıpltalı.t ülkelerde tlrmesl önemlı d'Rıı. önemıı o- zarı da kazılıyor. mıyul ıçın bl;yük bır ucuz e· bellren ekonomık bunalımı ıt· dımcı olmaktan b .. kı 1,levleri rnek pazan hıll ne dönüttiıriil dil olamazdı. Ancak Koro'nln de· latmakta dı bır ıraç olıcaktı. Güney Korı halkı tlım demok· ABD .lIlhlı kuvveııeri Talwın mokrlUk fiçlerinl !alDye ede­ ratlk haklırdan yoksun, bııkı rek Kore'yl Amerıkan tekelleri· ıdaıı ve Güney Kore'de askeri lar ıltındı i 960'1 kadar ,.Iılı' nın okonomlk ve politik hıkl­ huek.tI bqlıttılır. Çın ılıık Slıı hlOl l YürUyU, Yayıncılık Ltd.StI. Illdın. N I H A T S A R Q I N e Gentl Bu yıllırda GUney Kore hılkı· Vay ı n Yön" mtnh Ze"'l K I L I C • VUI I, ..,. MUdLırU, Neset I<OCA. lıteyen Cumhurıyetı temlllcilerlne BM bırakmak miyetine nın öz,iirlük I'e demokrasi ıçın B I Y I KOOLU _ Teknlk $ek,.,., BUI,nt A R T A M L ı e VOnet ım : Ko­ ABD Korı'den ukerl lÜçlerinl GU"nllk Konaeylnde haklın o· Tel 17 1 5 8ı e ht..nbul BUtosu:ı nur Sok. 1 5/8 Kızıl.)' , ANKAR bl,lıttıRı dlrenl" S. Rhee ıktı· Plyerıo t ı CliCi, 2 1 / 1 Cemberllt., · I S T ANBUL Tel: 26 3 5 6 7 . AVfU. çekmeyi r.ddetl1. GUney Ko· lın yerin .erilmemHlnl protes­ dınnın devrilmesi ııe sonuçlın· pt Tem$lıc ı ı ı g ı : COO D I F F 1 3/2 Squ.r. W ıMr • 1040 8ru.11ı -' • fe'de, 10 11yıı 1948'de uzun to ımacıyla Sovyetler Rlrlll!l'­ dı. Ancak , Rhee'den ıktıdın a· B E L C I K A , Teı, 230 3 4 72 . llan Ko,ull.rı Ark. k.lPlk r.nkI1 22.�OO yıUardın beri ABD'de yqıyın nın kıtdmıdı21 Giıv.nUk Kon· T L . , Arka Kapak sıy.h beyu: ı 8.0aO.TL. i c wy'Iıı I." .uCun "'ilJ lml lan Oeneral Park ('un, lll, ör· 80 T L .. Vayın I lııı n llıı , . ... :SO Indirimlidir . Bu k ı ı Oally Newı Web Syn,rnan nh.. ba,kınlılındı ..yı toplıntııındı Kore'de bı,· gii ııtilUk düzeyi dlltük kitlelere Ohe' Te,"lerl Iıttıklın ıaldırıyı BM dımıası· bır hukümıt kurdurltu. Eylül emp.ryallzmln ve ı,blrllkçllerl· ıyındı I" Kuzey vı Cuney Ko­ nı vurarak ABD likeri ..ıdırısı· TL • • n ı • ."lık ı so.- TL • AVfUP4ı • Aboı.e ku,ull.rı: Vıllık 300 nın baskı ve sömürü polltlkuını Vıiiık 60 OM, .111 AVlık LO OM, • Am.,I� v ı l l ı k 2000. 1 L, .itı ay re'nln tum politik partileri vı n. kımun. elm.k lıUyordu. dayııma)' l ıürdUrdU. i ı k 1 000 T L . • Avu)".IV. .....ponv. Vıuık '''00 TL., .ltı IVlık 8:\.1 yuuının çok ıçık ihlıll dil .. öf(utlerlnln ortak dUZln 12�0 TL. Ondokuı yıllır Park yonetı· çim"rle olu,ın Uluıal olın bu kırarlı ABD dıhı son ledllll ml, buıun Thrkl)'ı'rle ı,hlrllkçl· • ödeme .dr.'1 T U R K I V f : 1 VııRuVUS OEQol i POSTA Ç E K I l.ella, Kort �mokratlk ılıık ralan ııkerl hare�.UnI mı bıy lerln özleırlnl çektikleri bır dU­ 1 00234 • AVRuPA� COO O I F t- PO S T A Ç C K I r OOO . 1 16.6�1.15 Cumhuriytl! 'n.n kuruldutunu rı�ı allındı ",rdurdu. Emperyı· .eELCIKA eRU)(ELL zenln u)'lUlımlıl oldu. 1:lmll.· ııın lll . 1948 y�ı ıonunda Ko IIzmln bu o)' ununı .m�ali.ı rının "kıpıtallzmln muclzele·

YORDYDŞ


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Y_79_239_ by sol yayin - Issuu