BAGIMSIZLlK DEMOKRASi SOSYALiZM içiN
•
eeı ---
\
MARMARA TERSANESi işçiLERININ HAKlı SAVAŞıNıN YANıNDA Işçi Kültür Derneği Istanbul Şubesi, DISK'e bağlı lıM· TER-Iş Sendikası'nın ızmit Yarımca'da kunılu MARMARA Tersanesi'nde sürdürmekte olduğu grevi ziyaret ederek çeşitli sanatsal etkinliklerini sergiledi. Işçi Kültür Derneği Istanbul Şubesi daha önce de iNTER grevi ye ÜLKER direnişini ziya· ret ederek çeşitli sanatsal gösterileriyle işçilere moral ve güç
Yasasın Maysan i scileriyle d a yanısma Bursa'da demokratik kitle ör· gütleri, sendikalar, gençlik örgüt· leri,
işverenin yasadışı lokavtı
sonucu açlıRa mahkum edilen 156 MAYSAN işçisiyle dayanış·
ma için 15 Eylül 'de kitlesel bir miting yaptı. Maden.lş, Tekstil, Oleyis, Be· ton.lş, Yeni Haber·lş, Banksen, TöB-OER,
TOMAS, TUTED,
Genç öncü, IGO, SGB, Işçi Kül· tür Oerne!!i Bursa Şubeleri, IKD,
TOS-OER, ILO, Marmara Köy· o. . /
Der, Hürriyet Kültür Derne!!i'n.
den oluşan 19 kuruluş, 15 Eylül·
saptanan sloganlara bütün örgüt· ler sorumlu bir anlayışla uydu· lar. Mitlngde aynı zamanda faşist cinayetler
protesto
edildi
ve
MHP, UGO vb. faşisı şebekelerin kapatılması istendi. Yapılan ko· nuşmalar ve mücadele andından sonra sona eren miting, Bursa 'da ilerici-demokratik güçlerin kalıcı eylem
ve
güçbirli!!inde atılmış
çok önemli bir adım olarak de· !!erlendirildi. Güç ve eylem birli· !!i çalışmalannda Bursa'da bugü· ne dek sürdürülen çAlışmalann· da görülen olumsuzluklar, grup. Cu tutumlar ilk kez ilkeli bir bi· çimde aşılmış oluyordu. Demok· ratik
güçbirliklerinde
aynlık
nokıalannın de!!il de, birlik nok·
de düzenledikleri "Işsizli!!i, Fa· "Q'klannın öne çıkartılması, ısrarlı, şist Terör ve Cinayetleri Protesto Mitingi "ni bugüne dek güç ve ey·
uzun bir geçmişin sonrasında ka·
zanılan bir deneydi. 15 Eylül mi·
lem birliklerinin önüne çıkarılan
tingi aynı ..manda, direnişte bu·
!ıirçok sorunu çözerek gerçek·
lunan işçilerin sorunlanna, yani
leştirdiler. Mitingin tüm çalışma·
emekçilerin
Iannda bütün örgütler ortak ve
ancak dayanışmayla çözüm bu·
uyumlu eylemler yaptdar.
lunabileceRini de gösterdi. Şimdi
Kitlesel bir kat,ıunla yapdan mitingde MAYSAN işçileri için ba!!ış da toplandı,. Ortak olarak
ortak
sorunlanna
görev, bu olumlu sonucu, kalıcı bir antifaşist birlikle tamamla· maktır.
ÜGD Şube Ba ş kan lan Fi skobir lik'te Kooperatiflerde yuvalanan Ca· şistleri teleks emriyle temizleyen
(!l
CHP'nin Ticaret
Bakaru
•
Teo·
man Köprüliiler'in teleksinin ba· şına şu günlerde Tifebolu Ulkü Oca!!ı Başkanı gelirse hiç şaşma· mak gerekiyor!.. CHP'yi umut sayarak ona oy
vermiş, onların mücadele azimlerini pekiştirmişti. Marmara Tersanesi ziyaretine Işçi Kültür Derneği ile bir· likte görevdeki iN'I'ER ve PERA PALAS işçileri ile direnişte. ki ÜLKER işçileri de katılmışlardır Böylece ayrı ayrı işkol· larında grev ve direniş sürdüren Istanbul'lu işçiler, tersane iş· kolunun ızmit'teki bu yiğit grevini ziyaret ederek işçi sınıfı· nın birlik ve beraberliğine güzel bir örnek vermişlerdir. Ziyaret sırasında devrimci türkü ve marşlar söylenmiş dayanışmanın simgesi haline ge:miş çeşiti: halk oyunları oy' nanarak işçi sınıfının kültür ve sanat anlayışını Jlle getirildi.
Teoman Köpriili,iler'in bakanlığına bağlı Giresun Fiskobirlik MHP'li ve ÜGD'1i faşistlerle dolduruluyor,
veren birçok emekçi Giresun'da
kanı Faruk Sakal adlı kişi Fisko·
Fiskobirlik Genel MüdürlüRü'nün
birlik'in CHP'li Yönetim Kurulu
kapısında iş bulabilmek için çile
Başkanı tarafından sessiz sedasız
doldururken, Tirebolu UGO Baş·
işe alındı. MHP'lilerin
ışçıLER EMEKçıLER
Grevci işçilere hitaben bir konuşma yapan Şube Başkanı Se· zai Babakuş, artık ·kjıpitalizmin çökmekte olduğunu, yerine sosyalizmin kesin zaferlerle geçtiğini, Türkiye'deki ekonomık ve politik bunalımların sonı",lusunun emperyalizme b�ımlı yerli ve işbirlikçi burjuvazinin olduğunu belirtmiş ve sözle· rine şöyle devam etmiştir: ''Yıııar yılı ülkemizi yöneten zihniyet artık iflas etmiştir, Saldırıları bu iflasın göstergesidir. Burjuvazinin çok yönlü yı· dırısını işçi sınıfı göğüslemektedir, Bu çok yönlü yldırının bir yanı da ,,:;:uır ve sanat alanında kendini göstermektedir, işçi Kültür Derneği bu alanda meydanı burjuvaziye terk et meyecektir. Işçi sınıfının yanında, ona omuz vererek, en Si' cak mücadele alanlarında görevini yapmaktadır, Grev ve dire· niş ziyaretlerimiz bunu açıkça göstermekte1ir, Teryne işçi· lerinin bu haklı mücadelesini sonuna kadar destekliyoruz.
Fiskobirlik'e
CHP'liler eliyle yerleştirilmeleri için bu yalnızca bir başlangıç ol· du: MHP 'li
ıLERıcı AVDIN LAR, ıLERıcı GENÇLER! ..
eski
genel
müdür
Mustafa Aydın'ın gorilli!!inl ya· pan Beşikdüzü'lü iki faşist de, bir
Türkiye Işçi Partisi 14 Ekım 19?9'da seçim yapılacak 29 Ilin tümünde seçimlere giriyor Seçim dönemleri, Partimizin, baRunsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesinde, sesini ülke çapında ve yo!!un biçimde duyurabılme olanakle.nnı vermektedir Seçim çalışmalannın en etkın ve başanlı sonuca ulaşmasında Partililerin cesur, özvenli çalışmalannın yanısıra, Partimize inanmış, göniil vermiş arkadaşlanmızın da katkıları • biiyük önem taşımaktadır, 'IUrklye Işçi Partisi Merkez Yönetim Kurulu'nun Parti'nin tüm üye ve aday üyelerinin aylık gelirleriılın belli bir yüzdesini ARustos, Eylül, Ekim aylanıfda Parti merkezine baRış olarak göndermeleri konusundaki kararını Parti dostlanna da duyurmaktadır, Gerçek ve kurtuluş yolu olan sosyalizmin ve sosyalist mücadelenin güçlendirilmesi, aynı zamanda faşizme karşı mücadelenin de kalıcı sonuca ulaşmasını saillayacaktır. Yurtseverler, antiCaşlstler, Ilericiler, demokratlar !\im sosyalistler! .., Bailış kampanyasına. Görev başına!
TüRKİVE ıŞÇı PARTISI GENEL MERKEZı TORKlYE IşçI PARTISI Baitı, Kampanyası, Hesap No: 60 Ziraat Bankası · Çemberlitaş Şubesi ıSTANBUL
CHP Trabzon milletvekilinin Fis· kobirlik
yönetimindeki
yakını
tarafından kurumun arka kapı· sından yeniden Işe alındı. Daha da Ilginç olanı, faşistle· rin işe alınmalan için bulunan yeni
formüllerıli,
önce CHP 'ye
üye
Faşistlerın yapılmasıyla
Fiskobirlik'e işe alınmalannııı ö· nündeki
engeUerin
kaldınldıl!ı
bildirildi. Bu haberlerden sonra,
YDROYtI$
UGO Genel Başkanı 'nın da CHP' ye
geçerek,
Fiskobirlik
Genel
Müdürü olacailı söylenebilir ml?, Elbette Fiskobirlik'te olup bl· tenler şaşırtıcı deilll, CHP altır' lıklı hükümetin birçok bakanlı· ilında oldultu gibi Tıcaret Bakan· lıilı'na baillı Işyerlerinde de, fa· şistlerln temizlenmesi bır yana, yenı Işe alınanlar arasında faşist·
Sahibi: VOrOyOş Yayıncılık Ltd.Ştl. adına Ni HAT SARG IN. Genel Yayın Yönetmeni: Zeki KILIC • Yazı 151erl Müdürü: NC!I$et KOCA.
BIVIKOCLU .Teknlk Sekreter BOlent ARTAMLI • Yönetim: Ko nur Sak. 15/8 Kızılay · ANKARA Tel 17 45 81 .1 stanbul Bürosu: 'Plyerlotl Cad. 21/1 Cemberlitaş • ISTANBUL Teı: 26 35 67.Avru pa TemsilciliOl: COOQtFF 13/2 Square WIser . 1040 Bruxolles . BELCIKA, Tel: 230 34 72.llan KoşUlları Arka kapak renkli 22.500 TL. Arka Kapak sıyah beyaz l8.000.TL.. Iç sayfalar sOtun santımı 8 0 TL .. Vayın ılanları % 50 Indirimlidir.Baskı: Oally News Web Ofseı Tesıslerı
.Abone koşulları: Vıllık 300.- TL, altı aylık 150.- TL'•• Avrupa: VIIIIk 60 OM, altı aylık 30 OM,.Amerika: Vıiiık 2000.-TL, altı ay
lerln özeUlkle seçilmesi ıçın elve·
lık
rişle koşullar bulunuyor, Hükü·
1250 TL.
metin kuyusunu kazan da, Caşlst· lerle bu ölçüde uzlaşması deilil ml?.. CHP'
•
1000.-
TL.. Avustralya..Japonya: Vıllık
2500 TL..
altı aylık
ödeme adr.sl: TURKIVE: VOROVOŞ DERGISI POSTA ÇEKI • AVRUPA: COODIFF POSTA CEKI: 000-1164657.75
100234
BRUXELLES-SELCIKA
nORT SINAV VE ÇETIN CEVIZ CAN AÇIKGOZ Geçtiğimiz salı günü Hürriyet Gazetesi'ni ellerine alan
daki toprak kaymaya başlamış, h.il:i da kaymaya devam edi·
berin ba�lığl "DoğuJular Parti Kurma HUlI'hğında" idi. Ha
nin sayfalanndan izleyebiJirsirUz. Anti·komünizm batağmda
lar birinci sayfada biiyük manşetleri,. bir haber gördüler. Ha
berde, böyle bir partiyi oluşturmak istı=ycnlcrin amacırun
"dağmık solu bir araya toplamak" olduitu 1x6rtili yordu.
bu fonnilller için gerekli olan başbakan adaylarına vanncaya
yor. Bugün söylediklerini en geniş biçimiyle Hergün gazetesi
kadar sayılmaya ba,olandı.
battıkça batıyor. O da ıStanbul'dan aday.
Yeni bir ı2 Mart önusi mi yaşanıyor?
Hürriyet gautesi böyle bir- partiyi kunnak isteyenlerin
ki tavrının "kurulmamış işçi sınıfı partisinin ilkeleri çerçeve parti" kunnak istediği çeşitli ddalar gazetele?de haber olarak
arasında Diyarballı' Belediye Başkanı Mc:hdi Zana'nın da bu
'özgeçmişine ilişkin çeşitli bilgiler yer alıyordu.
rekiyor. Çünkü 12 Mart 'ın aynen tekrarlanması hem olanaksız
DISK Genel Başkanı ise bir açıklamasmda seçımJerde
lunduğunu bildiriyordu. Haberin sonunda ise Mehdi Zana'nın
hem de bir ÇıkıŞ yolu değil. Buıju\lazi 12 Mart'tan en azından
sinde olacağuu" söylüyor. DISK'in "solu birleştirecek bir
'. Ama bu soruya "E ,,-et" cevabı da verilebilir. Çünkü de
Önce eksik bilgileri tamamlamak gerekiyor. Mehdi Za
na 1961·1971 döneminde Türkiye Işçi Partisi üyesi idi. Parti'·
Ote yandan Tiirk�ş'de bir '�fçi partisi" kunnak iste
nin Gmd Yönetim Kurulu'nda da görev alnuştı. 1968'dcn
yenlerin çoğaldığıııa ilişkin haberlerin yoğunla.şuğı görülüyor
Aybartm safında yer tuttu. Dördüncü Büyük Kongre'de içinde
onda 'Türkiye işçi Partisi'nin kurucusu" olarak tanıtmaya
sonra Pani içinde bilimsel sosyalist muhaJcfctt karşı dönck bulunduğu grup iLc birlikte hareket �d�rek pasif bir mu hale
f(:t sürdürdü. Türkiye Işçi Partisi'nin 1975 yılmda y�niden ku
Denizcier Türk-iş'e ba,kan olunca buıjuva bumı onu sayfaIa
ozcn göstermişti.
rulması sırasında bütün Parti üycl(:rin� başvurulurken kendisi ilc d e görüşüldü. Türkiy� Işçi Partisi kuruculan listesinde yer
aldı. Kurucu kurul tarafından Merkez Yön�tim Kurulu üye li
ğinl' getirildi. Anca..k Birinci Büyük Kongre'y,: kadar Merkn
Yönetim Kurulu üyeliğini dnam ettiremedi. Hakkında soruş
İstanbul'da bir başka bağırnsa aday daha \lar. Iyi bir
anneanne,iyi bir anne, iyi bir demokratvb ... O da sosyalistle
rin,demokratlann i� ve eylem birliğini sağlamak için scçiml� re katıldığını açıklıyor.
sunulan Merka Yönetim Kurulu Raı:4IP'n
!lÖıü,iinü yadsıyıp yerel örgütJerin bir bölümüne farklı yapı
insiyatif kazandırmak isteyen 'bundçu' birkaç ki,i
ii.
\le
n
kariyerist toplam
açıklama yaparak, ''bizim solumuza gidecek oylar Ar'ye,
nanbr arasmda bir siirc bulundu. 8u arada TSıp kc-ndi�i ile
iii,lU kurdu. Bu iiıki Zana'run dahil olduğu grubu da i\'cri
karamayacaklardlr" dedi. CHP'nin "transfer"cibaşı Topuz bu
anlar "milleLV�kili pazarlan"ndan geri çekildi, transrer işleri ara
verdi ve Istanbul'a karargah kurarak "APye. MHP'ye
çabasıoa düştü. Daha Önceki seçimlerde yaptığı gibi bir kez
daha "oylan bölmeyin, CHPye verin" propagandasmı yürüt meye koyuldu.
yordu. Mehdi Zana, 1977 yerel seçimlerinde ''bağımsız''ola
,.k adayhğmı koyduiunda seçim kampanyasını
Tsip iLC bir'
likte yürüttü. Ve 'bağımsız" olard B�lediye Başkanlığı se
Bütün bunlar 14 Ekim seçimleriM bir aydan az bir :ca
man kaldığı sında yer alan gelişmelerin bir mmı.
söz verilerek "lOlun birliğini engelleyenlere" Çaıması sağlan
Bupnlerde Iolla ydından iıgiJenm�e başlayan Hürri
tptydir duyulmaktay. Daha sonra da bir Parti 'nin haftaJık
yayın organı olan bir derginin yayınını günlük olarak. lürdüre
..kon..
Bu derstea gtçenkTc ikinci soru: 5' n.i.r.ut seçi
de n� yapttlar? işçi sınıfının bağ'ımsız politik çizeiıini mi sa
vuDılla.lar,yoksa burjuvazinin k.uYrui.n. "" talıfddar?
Bu drrstca gc'Çe'nlere .çüncü soru: i Mayıs J 979'da ne
yapt1lar? Buıju\laz'iye teslim mi oldular, yoksa işçi sıoıfınıızın
birlik,mücadele günine,ı Mayıs'lmlZa sahip mi çıktılar? t,çi
.. oıflJllJZID onurunu korumak, demokratik hak ve özgiirlükJe re sahip çıkmak için ne yaptılar?
Bu derst�n de sımha kalanlar,ı 4 Ekim 1979 seçimle·
rinde de daha ıimdiden sınıf ta kalmışlardu. Bunu söylemek
için de ı!) Ekim sabahını bcklemtye gt:rek yoktur. Çünkü
Türkiye Işçi Partisi işçi sınırının bağımsız politik çizg1shıilı
dqmanlıiı zemininde Küskün CHP 1ilerle d� aynı işi yapma
tşçi Partisi işçi sınırının bağıma'lZ politik çizgisini yıllardan
.. yeni bir parti ku· de .. Bir ilde: denen .şu: "Seçimlerdrn so nf
kendilaiai harekeııen dışltyorm. Bunu bir anlamda doğal
rulacak. Biz dt onun içinde olacağı:c. Ama 14 Ekim'de nrvela
ISLa.ni>uI'dan da bir avukat bağımuz olarak adaylığını
koydu. augün ıstanbul'dan bağımsız olarak adaylığını koyan
bu avukat da bir aralar ılirkiye I,çi Partiıi'nin üyesi oldu.
dar ki, kendi kafalında bir parti için bile karar verememiş
olan bir k.i,i çıkıyor ortaya ve "solu birle,tirmek için aday
oldum" diyebiliyor. Ve· 'birleştiriyor: üç be, küçük grup ken di,ini d«:5ıekltdiğini açıklıyor.
Bir esli ıurkiyt I,çi Panili daha: Aybıtr. Bir um.nlar
Parti'nin Genel Ba,kanJığl'ol da yapmış. Sonra ayasının ahın-
Evet, 12 Mart 'tan bir ay önce buıjuvazinin bir SÖZCÜtÜ
bu1juvazinin bir yayın organında,"fusat bugüne kadar iki de· fa kaçtı,artık kaçmasUl" diyordu. Bir ay sonra iK ı 2 Mart gekli.
Şimdi o "çetin ceviz" devamlı bivii-ckte
\le
sei,mct.·
tedir. Bunu buıjuvazi. o.un den-iz aıın ağababalan çok iyi IÖriiyor. Bu arada CHP, CHP içinde de özellikle bazalan ço" iyi görüyor. Herkes kendine göre bir hesap yapıyor. Ve bu hesaplarda çaluşan bir nokta
\IIIiU":
[)noam" büyüyen, gc6şC'.l
mine esir olarak. Ama hep bu hesap yapıhyor.
Ancak,ıı Şubat 1971'de düşünüldiiiü ve daha sonra
gerçekleştirildiği gibi Parti'yi "kap:.tmak" artık zor. Artık
beri hiçbir ödün tanımadan
mak" zor,bu nedenle de önü kelilmeye çahşılıyor.
sürdürdügü için €k "ödüncü'ler
bir stlişme olara" nilcltmek gerekiyor.
ge6şiyar, yurdun dört bir yanına kol sanyor. Artlk "kapat
F��i.ı teroriin en azgm olduğu, CHP
lı Yönetim Kunt
Lu baıı�ıfardan istifa edip, CHP ElazIS'd.. örgütsüz kaldığı bir
14 Eki"m öncesindeyil. ve bazı sollar ncsnrl olarak uğur·
suz bazı görevlrri üstlenmiş bulunuyorlar. Hesaplannı bi.itü
nüyle 14 Ekim �çimlerinc dayandırıyorlar. Bütün bunlar ht" saplann.. 14 Ekim seçimlerine göre yaparlarken, burjuvazinin hesaplarının daha uzun \lı&delj olduğunun belirtileri d� iyice
net görülmtye ba�landl.
dönemde Türkiy(: Işçi Partisi Elazığ lı örgütü kuruldu. Türki· yt Işçi Partisi. Elazığ rı örgütü, kimilrrinin Eluığ 'dan
göç
etmeye başladığı zaman, Elazığ 'ın faşist MHP'nin kaleleri n
dtn birisi ilan edildiği günlerde göre\l( baı;:ladl.
V(:
o günden
beri çalışıyor. hçt' öllCüllerini kuruyor, faşizm� karı;:ı td. aı·
lemaıif olur.ık K�li,ip güçltniyor. Elazığ 'ın iki ilçesinde Tür
kiye Işçi Panilile::re yapılan ııaldtrılar Y OROY O Ş \in IcÇtiği miz iki ıayısında yer alan habrrler arasında.
Şimdi adaylığını koyuıaktaki amacının "solun birliği"ni sağ
laaak olduğunu açıklıyor. Buıları iyice komikleıiyor. O k.a.
;uye Iktisat Gautesi, 11 Şubat i 97ı).
kolayca "kapatılmayaca" bir Parti var. Ve bu Parti devamlı
maJıyız." TIp dü,manlığı, işçi sınıfı diişmaıılığı, sosyalizm parti itc "ıahiplt!rine" hayırlı olsun.
rin siyasi heyetine tcr.keuiği günlttde veyahut hiç olmaz.. 21
savunuculuğu görnıini ylllardır ödi,insüz sürdürüyor. Türkiye
TIP'in boyunun ölçüıünü alması lazım. Bunun içiıı beraber ol
dÜfmanlJiıdu. Işçi smıfı düşmanlığı temdinde kurulacak bir
maddeleri bizzat kollektivist parti tanfIDdan Anayasa Mab"�
"çetin ceviz ''i n önünü kamek. Kimi tezgahlarnayı planladılı
"Birlikçi" bazı TSıP'liler ise, bazı illerde "solun birli
ya çabaladıkJan iller var. Ama yine TiP düşmanlığı z�minin
buna müteferri kanunlan anlayış havası o zamanlar buna ptk
baskı günleri için, kimi küçük tekkesi için,kimi de kariyeriı:·
olarak basılma,sı için tcaislerini açtı. Bu hafıalık. dergi şimdi
ğini" sağlamak için ittifaklar yapıyorlar. Türkiye Işçi Partisi
halinde iken önlerup söndüriüebi6rdi. Camiada Anayasa'yı ve
(ıur
";'tıliır? Türkiye Iş
ceği ötrcnildi. Hürriyet gazetesi bu derginin günlük bir gazeıe yayınını bir günlük pzete olar....k sürdürüyor.
hükümeti veya iktidarlanyla ?amanmda tatbikata geçiribeydi
çi Partisi'nin klılnıluşuna karşı nasıl bir tutum içinde oldular?
külünü de: anlatarak onu herkese tanıtmaya çalı,ıyor.
yet Gaı:�tesi'nin "101" bir günlük gazete Çıbracağı haberleri
gü.
kanun dıŞı parti mahkemeye verilip kapm" sed"1iü bcnd edi)· toplanm� olan gruptan ayrıldığına ilişk.in ha· tt miş olsa)'dı, maksat da hasıl olurdu. Olmada,olamadı.
i Mayıs 1975'ck bitiin bunlar ne y
ediiyordu.
Şimdi Hürriyet gazeteli "Doğu'da yeni bir parti kuru
"Anayasa'dan ba,lamak SUrttiyle mevzuatı kaplara
re mücssir hale getinneden tehlikeleri bertanf etn:ııeye bugün
artık imkan kalmamiftır. Eldeki mevzuat milli bir kodsyon
Mayıs 1963 ayaklanmasını müteakip ortamdaki crrtyan eden
berler duyulmaya ba,la.ndı. Duyulanbr arasında ağa suçlama
Iu,u" laabc:rlerini vuirken,M�hdi Zana'ıun re5imli yaJam Ö)'
12 Mart'tan bir ay önce buıjuva:ıinin bir sözdila Tür
kiye iktisat Gazetesi 'nde şöyle ya:ınyordu:
partilerin kısaca şu sınavlardiuı ğcçip seçmediklerine bakmak
gerekiyor.
lOnra sahip olduğu bir çok olanağa kadar bit sürü şeyden söz·
tin ceviz".
. mesanc �türülmüştür. Mescla Milli Birlik Komitesi yerini dey.
defalarca durulan bir kişi oldu. Sonralan Mehdi Zana'nın bir
br da yer ahyor, ilitkilerinden, Belediye Başkanı olduktan
gücü
Ne var ki bazı değerlenetinnderi hemen yapabilmek
için belirli ölçiitJer de var. Yukanda söz edilen kişi,grup ve
etrafınd'a
Etkinliği sayısal
nün çok ötesinde,oyunlan bozacak kadar fazla olan bir "çe
ala müsait idi. �ününüz ki,Cc:ıa Kanunundaki 141·142 nci
dı. Daha sonra TSıP'in "birlikçi politikasının SOIDUt bir ör
dcrp
pıyorlardı. Yapılan bütün hesapların içinde bu "çetin ceviz"
son d<rece dikkatlice ele ahnıyordu. Bu "çetin ccviz"'"-Ttirkiye
Işçi Partisi idi. 1961 sonrası politik yaşama bir anlamda dariı
memleketle Marksist cereyaJltn doğurduğu anarşi daha üfe
çimkrini kazandı. TSıP'in Ikinci Kongresi 'n4e de kendisine
.qi" olarat aynı Parti 'nin Genel Başkanı tarafından üzerinde
Bir başka konuda da çok önemli bir benzerik var. 12
ağababalan bir "çetin cevizilden kurtulmanın hesaplanna ya
MHP'ye verilmiş oylardu, çünkü solumuzdakiler senatör Çl
g;decek oylann" demokrasiden yana kullanılmasını sağlamak
Mehdi Zana daha sonraları bi.r dergi etrafında topla
ninjeopo6tik önemi de\lamh artıyor.
gasını vuran,politik yaşama cn etkin biçimde işçisırutınııı ba
Ve nihayet CHP1i Ali Topuz ... O da ıstanbul'da bir
ne
: 2 Mart ön
cesi gibi Türkiye kapitalizmi kör bir çıkmazın içinde girmi,
bulunuyor. Sürekli değişen Ortadoğu dengesi içinde Türk.iye'·
ğımsız sesini sokan bir "çetin cCVİz ".
kalmadan hndi kendini Parti bünyesinden ta.sfiy� �tti. Birinci
le yazılacaktı ''Demokratik M�rkeıiyetçilik ilkesini ve Parti
ğişenlerin yanısıra bcnı.a durumlar da var. Tı.,:...ı
Mart öncesi. burjuvazinin bütün strateji uzmanlan,denizaşin
tunna açıldı, ama herhangi bir disiplin kovu,wnnaSlna g�rck
da M�hdi Zana \Le k�ndisi gibi olan iki arkadaşı ha.kJunda şöy
belli alanlarda beldediklerini gcrçekle,tirem�def'! çıkmak zo
runda kaldı. Türkiye toplumu ı 2 Mart öncesinden çok farklı, çok şey değişo.
çıkmıştı. Şimdi "erkesin 14 Ekim seçimlerinde ''boy sırasına
ginnesi" bekleniyor olmdı.
Büyük Konp't'ye
Bu soruya kestirmeden bir 'Hayır" cevabı verm�k ge
•
Amt'ribn emperyalizminin gizJj
açık tüm örgüllt'ri.
ajanlan Türkiye iLC: yinr artan bir yakmltkla ilKiltnm�ye ba$ ladılar. Uzun sürl'dir "ne yarjmalı" diye dü�ünen büyük buıju
vazi yapılacaklan bulmayıt ha.şladı. Hirincisi, AnaYa.,a degişik
li"i. Daha sonra da bu dcği.şikliğt' bağlı olanlk �endikalar
yusasının dt'ğişliıih'ccği helirtiliyor. Onu dt'rnt'klc�r yasasında >'c'
st'çim yasa�ındaki dcği�ikliklı'rin izkyt'ceg i söyJc·niyor. Ta
hii bÜl'Ün hunlarla birliktt·, Keni� tabanh hükümet formülleri,
Türkiye lş\·j Partisi 14 I-.:kim seçimlerine dt" Elazığ 'da
örgüılcnmeye geçtiKi :t umankİ anlayışı ilr giriyor. Büyük bur
juvazinin has ve faşisı partilerini başhca hedd kabul ederek. Onlarla
uzlaşan CHP 'yi sc'rgilcyt're:: k. Bu mücadeledrn
Ekim'de:: de
14
ba,anyla çıkacıığm inanar..k. Ve bazı ''sollan''
uya.rmak görevint" de önem vererek. Bütün bunlar onun için
yazılıyor.
Faruk Sükan'ın bıifaı;:ı üzerine Türkiye Işçi Partisi Başkanlık Kurulu 20 Eylül gti�ü bir açıklama yaptı. Sü· kan ın istifasının. Amerikan emperya lizmiyle büyük burjuvazi ve büyük top· rak sahiplerinin operasyonlarının yeni bir adımı oldu�u belirtilen açıklama· rla, seçimler sonrasında politik, ekono· mik. hukuksal düzeyne daha baskıcı bir rejimin findeme getirilmek isten· diği vurgulandı. TIP Başkanlık Kuru· lu. getirilmek istenen anti·demokratik rejimin. Tlirkiye Işçi Partisi vc demok· ratik güçlerin birleşik ve kararlı direni· şini karşısında bulacağını bildirdi. "Devlet Bakanı Sti kan'ın istifasının, 30 A�ustos dolayısıyla ya:>ılan resmi beyanların, Anayasada de�işiklik ya· pılması girişimlerinin başlatılınasının. CIA 'da görevli bazı 'amerikalıların da katıldığı ve OECD ve Amerikan �a· vunma Enstitüsü tarafından Türkiye' ne düzenlenen t"plantıların hemen sonrasında yer alması dikkat çekici· dir.
Bunalımın bilançosu Türkiye'nin bir "politik bunalımlar" dönemini yaşadı·
!!ından artık hiç kimsenin kuşkusu yoktur. Bütün siyasal tar· tışmalar, daha doj!ru bir deyişl� ülkedeki tüm siyasal mücade· lelcr, politik bunalımlardan çıkış yolunun doğmltusu üstünde odaklanmaktad ır.
di:
Açıklamada daha sonra şöyle den·
"Tekrar belirtmek gerekir ki, bu girişimlerin asıl hedefi işçi sınıfıdır, tüm emekçi halk. kitleleridir, ilerici ve demokratik güçlerdir. Emperyalizm ve
tı olmuştur. "Artık herkesçe anlaşılması gerekir ki, ülkemizin demokratik gelişmesini işçi sınıfının ve sosyalist hareketin a�ırlı�ı sa�layacaktır. Işçi sınıfımızın ve emekçi kitlelerin �rg�,ıü birleşik ha·
reketinin geli�mesi ve Türkiye Işçi Par· tLsi'nin varlı�ı ve sürekli güçlenmesi, demokratik gelişmenin, demokratik hak ve özgürlüklerin korunup daha da geliştirilmesinin güvencesidir. "Işçi sınıfımız, yoksul köylüler. tüm ilerici ve demokratik güçler de· mokrasinin kararlı savunucularıdır. Ge tirilmek istenen anti·demokratik rejim . Türkiye Işçi Partisi ve demokratik güç lerin birleşik ve kararlı direnişini kar· şısında bulacaktır."'
12 Marl'eılara geCit yok -
rt
açık biçimde ortaya çıklı. SÜ· kan'm istifası, yalnız hükümetin parlamentodaki bugiinkü sayısal deste�iyle ilgili olmakla kalına· yan, do�rudan yeni hükümet bi· çimlerine geçişi de amaçlayan politik hedenere yönelmişti. SÜ· kan, istifasının gerekçelerini açıklarken Genel Kurmay flaşka·
Büyük, tekelci burjuvazinin ve onların işr6rtağı emperya· Iizmin bunalımm kaynağı nerede gösterilmeye çalıştıkları, çıkış yolu olarak hangi hedefeSaldırıya hazırlandıkları açıkça ortaya çıkmış bulunuyor. Onlara göre bunalımın kayna!!ı, işçi sınıfının ve müttefiklerinin mücadelesinin güçlenmesi, hat ta bizzat bu mücadelenin varlığıdır. Dolayısıyla "çıkış yolu", işçi sınıfının ve müttefiki emekçi kitlelerin mücadelesini dur·
nı ile Cumhurbaşkanı'mn 30 Aj!ustos demeçleriyle aynı uslu·
durmaya yönelik bir saldırıya geçmekten, bu mücadelenin güç , a1dıj!1 demokratik mevzileri ortadan kaldırmaya yö.ıelik kurumsal düzenlemeleri gerçekleştirmekten geçmektedir.
bu kullanıyor ve şi;yle diyordu: "Sınıf mücadelesi yapmak ve
Genel Kurmay Başkanı ile Cumhurbaşkanı'nın 30 Agus· tos demeçlerinden sonra Faruk Siikan'ın istifa gerekçesi ola· rak yapııgı açıklama, b" niyet ve planlan hiç kuşkuya yer hı· rakmayacak biçimde sergilemiştir. Bu böyledir ama, büyük sermayenin sözcüleri hunalımın gerçek kaynaj!ının ipuçlarını da aynı zamanda açıga vurmak· tadırlar. Faruk Sükan'ın istifasıyla birlikte ünlü Lockheed yol· suzlu!!u üzerine yaptı!!ı açıklama bunun bir örne�i olmuştur. Sükan'm, söz konusu açıklamasında Demiren, Ferit Me· len'i ve Semih Sancar'ı "suçlu" olarak teşhir etmesi, hiç kuş·
bir smıfı egemen kılmak veya e· gemenligi sadece heUi bir sınıfın
elinde toplamak, bu suretle sos yalizm yahut başka maske al· tında memlel,etimize komünist
veya . faşist bi{ rejim getirınek mümkün değildir. lIalbuki IJugün memleketimizne sınıf mücadele·
si yzpılıyor diye, Türk Devletini parçalamaı, ve 1 ürk milletini
kusuz, kendi gönlünde de yatan "geniş tabanh" formüllerin önünü tıkayabilecek engelleri "harcamaya" yöneliktir. Ama Sükan'ın aynı açıklaması, burjuvazinin devlet yönetimi me· kanizmasındaki çürümenin boyutlarını da sergilemiştir.
bölme oyunlan, açıkça ve perva· slZca sergilenmektedir. 'Kurtarıl· mış bölge adı altında, her karışı binlerce şehit kanı> la sulanmış Vatan topraklan üzerinde, tıpkı geçmişte bazı ülkelerde yapıldı�ı gibi, Komlınist Ihtilalini hazırla· ma ve gerçekleştirmek için köp· rü başlan kurulmak istenmekte· dir. " Sukan daha sonra, yeni bir "sistem" arayışı içindeki hiiyük sermayenin ça!!rılarına uyarak "Türkiye'nin gündemine devletin
Işte bu çürüme, burjuvazinin toplumu eski, alışılmış yöntemlerle yönetmekte düştü�ü aezin sonuçlanndan biridir ve politik bunalımın kaynaj!ında da bu aez yatmaktadır. Bü·
yük, tekelci burjuvazi sımf egemenli�ini sürdiitmenin yeni biçimlerini aramakta; işçi 'sınıfımn ve emekçi kitlelerin mü· cadelesinekarşı bu egemenli!!i daha a!!ır baskı yöntemleriyle koruyacak bir yönetim biçimine yönelmektedir.
Derinleşen politik bunalunın ve demol<ratik hak ve öz· giirlüklere karşı a�ırlaşan tehditlerin bilançosunun bir yanı budur. Ama bir başka yam daha vardır. Emperyalizmin, iş· birlikçisi tekelci büyük sermayenin, onlann emrindeki gizli·
kaderi I'e heka şartlarının yeni· den tayini sorununun geldi�in·
açık odakların tümüyle baskıcı bir rejime geçiş için tezgah·
Iadı!!ı oyunlara kapıyı açık tutan, bilerek ya da bilmeyerek bu oyunlara araç olan CIIP merkez yönetimi de a!!ır bir so·
den" söz ediyor, hükümetin se çimlerden cle önce istifasını zo· runlu göstermek için şöyle de· vam ediyordu: "Röylesine bir is·
rumluluk altındadır. CHP merkez yönetiminin demokratik güçlerin işbirligini temelinden yadsıyan, işçi ve emekçi kit·
lelerin yaşamsal çıkarlannı hedef seçen ve gericilik karşısında ödün üstüne ödün vermeye dayanan politikası, karanlık tertip· leri n şimdiki boyutlara ulaşmasına fırsat vermiştir.
tikrarsızlık ortan:. içerisinde bü·
yük ölçüde otoritesi sarsılmış bir hükümetle demokratik rejime hayatiyet veren sandık başına gitmenin devlet ve ülke için te·
Evet. 13un.lıMın kaynagı, emperyalizmin iş orta�ı büyiik, tekelci burjuvazinin ü1kevi artık eski yöntemlerle yönetenıez hale gelişidir. Yeni yöntem arayışlan da hiçbir kalıcı sonuç vermeyecektir. Dahası, işçl sınıfının ve müttefiki emekçi kit· lelerin, tiim demokratik güçlerin direnişi, böylesi "yeni" yön· temlerle burjuvazinin sınıf egemenli�ine demir ökçeler tak�· masına izin vermeyecektir. Ve Wkeyi bunalımdan kesin olarak çıkaran da. emperyalizmin tahakkumüne, tekelci büyük hurjuvazinin ecemenli�ine son ı' eren işçi sınıfı ve müt· tefikleri olacaktır.
Ecevit ve eski yol arhadaşları. Sükon. Feyzioğ/u
yordu: "Bu durumda Türkiye'
nin a�ır bunalımlardan çıkışına uygun bir siyasi ortam hazırlan· ması tarihi bir zorunluluk haline gelmiştir."
nıeh nıet .�öıer·
·tırmış, dış ilişkilerde de IMF'ye, Dünya Bankası'na, OECD'ye ve benzerlerine hep boyun eemlş,
�
ın ıstıfasını, olayla aynı günde yayl?lanan açıkl ı Slyla de�er· �� � lendırdl. Cuma gunu bır denıcç vere� TIp Genel Başkanı Ooran da şoyle dıyordu: " · üçlü devlet', 'etkin idare' . f?�mülu altl�d8. kısıtlı demokra·
Co
�
kan acaha bir ara rejimin koktı· sunu mu aldı" kuşl",lanyla �ar· şılanan bu satırlann do�urduğu sorulan da kendisi şöyle yanıtlı·
de büyük tekelci burjuvaziye kendini beğendirme, ona güven· celer \'erme üzerinde yo!!unlaş·
Kısacası Sukan, işte böyle bir onların isteklerini kabullenmiş· "siyasi ortam"ın hazırlanması Ve tabii "kennisine de en uygun" tir. CHP yönetiminin bu politi· konumlann ortaya çıkması için kasının sonucu, emperyalist ku· istifa ediyordu. Aym gün yaptı!!ı rııluşların Türkiye'nin ekonomi· açıklamayla Lockheed yolsuzlu· sine tam el koyma noktasına gel· ğuyla Bgili sadece bir kısım ger· nıesi ve yurt içinde yaşamın ge· çeklerı açıklayarak en başta De· niş kitleler için cehenneme dön· mirenn Iıu y�lsuzluktaki rolünü /( mosi olmuştur; kitleler bu ger· ıeşhır cd n Sukan, boylece yeni çe!!i her geçen gün daha açık se· ." 12 �lart çıların yolunu da açı· çik görmektedirler. yordu. "Kendi soluyla güçbirli!!ini tP Başkanlık Kurulu, Siikan' reddedeiı, buna karşılık burjuva·
tık ortanı' b ı�hutun ortadan kal· . dırıeı, husbutun baskıcı bir ikti· . dar oluştur;n.a yolunda yapıl· lafisi b'ÜÇ sonuçlar do�urncagı . m�kta �Ia � gırışımıer, eliP üst endişeleri haklı olarak görül· . yonetımımn emperyalizm ve iş mektedir. Devlet ve rejim için orta�ı tekelci buylik burju\'azi)'· çol' tehlikeli olayların meydana i� uzlaşma, onlara teslimiyet po· gelmesi ihtimali. gelmemesi ih· Iıtıkasının ke'<ln ına.ının kanıı. timalinden daha ku",'etlidir." ları ır. Hir gun sonraki basında "Su·
) YURUYUŞ· 24 EYLUL 1979·4
sürdürüırnek ve seçim sonrası politik, ekonomik, hukuksal düzeyde daha bas· kıcı bir rejim gündeme getirilmek is· tenmektedir."
gidişi kolaylaştıran bir etken olmuş· tur. Son olay, CHP yönetiminin uzlaş· ma politikasımn inasının yeni bir kanı·
Bu te ipler, Devlet Bakanı Faruk Sükan'ın istifasıyla en
maktadır. Temel sorun, politik bunalımlıi nedenlerinin ve so· rumlularının belirlenmesidir.
•
"ülkede tam bir kargaşa ortamı ya· ratılmak istenmektedir. Devletin çeşit· ii kurumlarında tuttukları mevzileri CHP iktidarında da koruyan gerici·fa· şist mihraklar ile arkalarında karanlık ilişkiler bulunması kuvvetle olası sol görünümlü bazı gruplar son günlerde daha geniş çapta piyasaya sürülmüşler· dir. Yaratılmak istenen kargaşa ortamı
büyük burjuvaziyle tam bir uzlaşma· ya dayanan, onların gerici politik kadrolarıyla işbirli�ine girme)'i tek yol gören, buna karşılık kendi solu ile güç. b irli�ini reddeden CHP yönetimi,bu
i�birlikçi Emperyalizmin, tekelci büyük burjuvazinin çıkar· ları ve onlann emrindeki gizli· açık odakların planları do�rul· tusunda, büsbütün baskıcı hir re jime geçiş için atılan adımlara geçti�imiz hafta içinde yenileri eklendi.
Bunalımdan çıkış yolu olarak önerilen bütün çözüm yol· ları ise, bunalımm kayna!!ına ilişkin bir saptamaya dayaa·
"Bu istifa, Amerikan emperyaliz· mi ve onun ortakları büyük burjuvazi ıle büyük toprak sahiplerinin zaten kı· sıtlı olan demokratik ortamı daha da darallmak yolundaki operasyonlarının yeni bir adımıdır.
eliP yönetimi kendisine umut bnglayan, destek olan, oy veren kitleleri hep 'çantada kek· lik' bilmiş, bütün gayretini lçer·
zinin gerici politik kadrolarıl'la
işbirli!!ine gimıeyi tek yol gören
CHP yönetimi. bu politikasının faturasını kendisi de a�ır bir şekildc ödemektedir." 13oran, denıecinin son böıü·
münde ise şöyle diyordu: "Demokratik hak v. özgürlük·
gti
ven· lerin, halkın çıkarlarının ccsi işçi, köylü, emekçi kitlelerin kennisinir I'e sermaye sınınarın· dan bağımsız kendi politik parti·
sidir, Türkiye Işçi Partisi'dır. 14 Ekim seçimleri, işçi emekçi kitlelerin oylarım kendi öz parti. lerinde toplayarak güçlerini dosta düşmana göstermeleri ,..
iilkenin politik yaşamını etklle· yebilmeleri için kaçırılmamUl gereken bir fırsattır."
Elaziğ ce,zaev i katillerin y uvası Bugüne dek birçok silahlı sal· dınnın düzenlendiei ve bu saldı· rılarla birçok
ilericininin yara·
landı�ı ya da öldürüldüeü Elazıi! Cezaevfnl faşist1er gene kana bu· ladı. 14 Eylill günü, havalandır· maya çıkan ilerici tutuklular \ize· rine
otomatik
silahlarla
ateş
açan faşistler, 5 'i aj!ır olmak üze· re 12 kişiyi yaraladılar. tlerici·demokratik kamuoyun· da
nefretle karşılanan
saldın,
gerçekte her an beklenlyordu ve bu nedenle çeşitli kereler
ilgiti.
lere uyarıda bulunulmuştu. An· cak,
i 2 kişinin ağır yarşlanmasıyla sonuçlanan olay, ilericı tutukluların eylemi üzerine bir süre önce cezeevindeki fa· şistlerin elinde otomatik silahlann ele geçirilmiş olmasına rağmen tertiplenebilcti. Yaralılar, MHP'nin kontrolü altın· daki has tanede gerekli bakımı göremediler ; ameliyat sıra· sında MHP'Ii belediye tarafından elektrikler kesildi. •• Sargın: "Kontrgerilla örgütü ve ardındaki gizli ilişkiler
••
Sıkıyönetimin denetimi altında
yapmaktan çekinmeyen cezaevi
bulunan askeri bir cezaevinde fa·
görevlilerinln görevden alınması,
şistlerin eline otomatik silahların
haklarında soruşturma açılması
Hazığ
nasıl geçtiei ve bir grup faşistin ilerici tutukluları nasıl !aradıkları derhal
yanıtlanması
gereken
sanığı Raif Çiçek. MHP'nin bölgedeki yüksek rütberı
sorulardır.
den gericili!!!n hükümet içinde etkin bir konum elde etmesi olarak deRerlendirildi. Kısa bir süre sonra Sükan, Başbakan tarafından, "örgütlü terörün nedenlerinln araştınlmaSl ve kay· naklarına inllmesl, iç güvenlik istihbaratının' reorganizasyon ve koordinasyon şartlarının araştırılması" konulannda çalış· ma yapmak üzere de görevlendirildi. Bu, Sükan'ın Ecevit hü' kümet! içinde de Demirel hükümetlerindeki uzmanlık alanına yenlden kavuştunıldui!unun bir göstergesiydi. Ne var ki Sükan, geçmişte kanıtlanan açıkça gerici konu· mundan aklanmak, "h'ikümet içinde saj!duyunun bir temsıı· dsi" görünümüne bürünmek için CHP ai!ırhklı hükümetteki yerini kullanma yönünde hesaplı kitaph adımlannı atmaya başladı. Sükan'ın özellikle kimi yolsuzluklann, herhalde açı· i!a çıkarılması zamam gelınlş yönlerinl ortaya dökmesi, ilerici olarak bitinen çevrelerin de kendisiyle ııgili gerçekleri "unut· malanna" yardımcı oldu. Sükan'ın, böylece hem "sağduyulu devlet yönetimi iste· yen" etklti ve yetkili merkezlerden, hem de ııerici bilinen bazı çevrelerden topladıi!ı kredinln kullanma zamanı, "ge. nlş tabanıı" hükümet önerilerinln revaç bu lmasıyla birlikte geldi. Sükan'ın Ecevit'le arka arkaya iki kez görüşmesinden sonra açıklanan, ancak uzun süre önce kesinleştiği anlaşılan istiCasl, geçen Perşembe günü gerçekleşti. Sükan, istifa gerek· çesi olarak yaptıltı açıklamayla, bir yandan en gerici çevrele· rin hükümete karşı yöneltti!!! çıkışlan paylaşıyor, dilter yan· dan da hükümetin "zaaflanna "ndan kendisinl ustaca sıyırma· ya çalışıyordu. Fakat bununla da kalmadı. tstifasıyla Ecevit hükümetlne ve özellikle Ecevit'e önemli bir darbe indirirken, Lockheed yolsuzlultu üzerine aynı gün aptıltı bir açıklamayla Demirel ' e de sert bir vunış indirdi. Sükan'ın açıklaması, Demirerın dönemin Savunma Bakanı Ferit Melen, Genel Kunnay Baş· kanı Semih Sancar ve Genel Kunnay Askeri Savcısı ile birlik· te Lockheed yolsuzlultuyla ilgili gerçekleri bilerek gizledllti yönündeydi. Sükan Demirel 'in ve Melen'In Yüce DIvan'da he sap vermesinl Istiyor, Sancar ile askeri savcı hakkında da ilgili mercilere duyunıda bulunulmasını talep ediyordu. Kısacası Sükan, bir yandan 14 Ekim seçimlerinden sonra şimdiki hükümetin devrilmesinl saltlayacak bır ortama doltnı adım atılmasını saltlıyor, dilter yandan da yeni bır hükümetin Demirel dışında "geniş tabanlı" bir temele dayanması için kendine düşeni yapıyordu. Sükan'ın başlattıltı bu girişiminln arkasında hangi güçle rin bulundui!u konusuna, Koç'un yeni gazetesi Milliyet'In Cuma günkü başyazısı önemli bır ışık tuttu. Başyazıda şöyle denlliyord u : "Sükan'ın istlfaSl ve daha sonrasında, iç siyasal alandaki gelişmeler özellikle Ecevit'in alacaeı çizgiye büyük çapta baj!h olacaktır. Kuşkusuz bu aşama, aynı zamanda Tür· kiye'nln Içinde yer aldJRı dünyanın da yapabilece!!i çeşitli tercihler� derinden 'ba!!Iı 'bulunacaktır. "Belki de oyunun asıl belirleyici boyutlan zaten orada dü!!ümlenmektedir" ,
y
kndl.�
.. . bıe ıOadtrUerdı bt•.
tı.u.. 'dakI )'Vdnm.
� &-
-::mıa:: o:::n�� nı::� ::: Çlç.k çwyor, Uıun .1Irt MHP'
''"' -.• �-"'''....
nlo Eıwı ..
bô"es�dr..ı blrlncl wulı ç.h" tılı, bu uadl Anlııı. \� Saw, önemlı Pt,ıtr �tn· C!LRI btllrtl�n Ralf Çlçtk'!:ıFf' u,rln. htr ,,-"""nd.. muu.k. bır d[uydırld &6,...1151
y.'dt dı.
lular, can güvenlikleri olmadıeını ve bazı görevlilerce faşistlere dı·
ki_Ii.lluyor.
şarıdan silah temin edildielni be· gün boyunca açlık gre·
vi yapmışlar ve bu eylem sonun· da yapılan aramada
faşistlerin
Yürüyüş Elazığ cezaevindeki tertipleri açığa vurmuştu,
ca ve 68 adet mermi ele geçiril·
1965 sonrası Demirel hükümetlerinln, "komünistlerin ne· (esinl bile dinlemek"le karlyer yapan ünlü zehir hafiye�i, Ece· vit hükümeti içinde kendisine verilen misyonu tamamlaya· rak yeni misyonlara doj!ru bir yolculuğa başladı. &ikan'ın Ecevit hükümetinde Başbakan yardımcısı olarak lÖrev\endirilmesi, demokratik güçler tarafından daha ilk gün .
m�.
dUrdU.
Woc:l MC dlhıemlDd• .&Inkll UJJK!1&ı ba.ldt bulv.-.yaa fU, ii Ç�tk, MH7ı1 &altı, Babı:ıa' nın E_ıı', ,.ı.sıı aua. 1Iatuı' ın ,.,_I.,.bt.aııcta ob.!nalıııaU brUob rotliJü4j ... .rtı.t tın. b h••
IÇERDE DE
üzerinde 1. adet otomatik taban·
Ze hi r hafi ye , nerede n nereye
n•• nul"riıuMkI bu çn.tln, o.. lıcI)'. n.....ıu tualuuk" Mrırun ko"un Iınlltrwlı. ...dılı ""dık
RAİF çıçDC:
Daha çok kısa bir süre önce,
5
V...rtMf 'ıülıı,IıI �"1 s."ı.Ul.ıı F.ıUlıÇ'I 8 M.J1I''';' eı·
nı
YAŞtıMIN' ELEBAŞlSI
Ai!ustos ayı içinde ilerici tutuk·
!iterek
Bıı lIonu � bir çot Iın IwnIlOYWUI .. ....1111 . makamı.· )'I.MlUldıı NM hiç bır 100U(' alııwn.dı. Sonuç .ımu bir ya
ı('ıkı.. .
cezaevindeki
son cinayetlerin
ortaya dökülmedikçe ve faşist MHP ile yan kuruluşlan ka· patılıp tüm soruml ular hakkında kesin takibata geçilmedik· çe, cinayetlerin durdurulacağı iddiası havada kalmaya mah· kumdur." gibi bir girişimde bulunulmadı.
faşistlerle açıkça işbirli!!!
MHP TERÖRÜ CEZAEVLERINDE DE KAN DÖKÜYOR
külmemiş çok önemli boyutları olduğunu ortaya koydu. "Birincisi, daha önceleri, {a lemler alınmadı. şistlerin silahlandınıdığı konu· sunda cezaevi yetkililerinin uya RAIF ÇtÇEK GENE rıldığı ve Ağustos'da 5 günlük SAHNEDE açlık greuiyle son kez dikkat çe· ki/diği halde Sıkıyön�tim ma· kamlarının hiçbir önlem alma dıklarının ortaya çıkışıdır. Iki 12 kişiyi yaralayan iki faşis· Un kimlikleri belirlenmiştir. . otomatik silahın cezaevine nasıl sokulup faşistlere uerildiği ue Bunlardan birincisi, 1978 yılı olayın sorumluları hakkında ta içinde Elazığ'da meydana gelen kibata geçild ğini i belirten bir 68 cinayet olayından 45 'Inin fai· açıklamanın dahi, aradan bu ka li olarak yargılanan MHP'nln dar .üre geçtiği halde, yapılma' Elazıe 'daki k.demli görevlilerin· mış olması ayrıca dÜfündüriicü den Raif Çiçek'tir. Di!!eri ise, dür. MHP'den aldı!!ı silahla cinayet "Olayın dahası da uardır. Ya· işledi!!!nl itiraf eden Lütru Çöre· ralılar, faşist/erin kontrolü alhn· da olduğu .öylenen Hcutane de li'dir Sayısız cinayetin Caili olan gerekli bakımı görmemiş,dahası bu iki faşistin hAla silahlı olarak tam ameliyat ıırcuında. MHP 'ni" cezaevinde dolaşmalarını engelle· elinde bulunan Belediye 'nin yemeyen sıkıyönetim yetkilileri· elektrikleri k.,tiği göriilmüşıÜr. ' nln son saldırıdan sonra ne gibi Sargın sözlerine şöyle devam önlemler alacakları da doj!rusu etti: merakla beklenecektir. "Olay her yanıyla dikkat çe/tici ve düşündürücüdür. Saldı Türkiye tşçl Partisi Genel rı ve cinayetleri önlemek üzere Sekreteri Nihat Sargın Elazıe ilan edilen Sıkıyönetim, dol/ru· cezaevindeki faşist saldırı ve bu dan kendi idaresindeki cezaevi saldınnın ardındaki bazı gerçek· ne bile hakim 'olamamakta ve leri aydınlatan bir açıklama yap· faşistler burada bi/e istedikleri tı. Sargın 19 Eylill tarihli açıkla· gibi silahlanıp menfur cinayetle· masında şu görüşlere yer verdi : rini rahatlıkla işleme olanal/ını 'Bir süre önce Elazığ S,kıyö bulabi/mektedirler. Sorumlular netim Cezaevi'nde 801 görüşlü tu hakkında ne yapılıp yapılmadıl/ı tuklular bahçedeyken kendileri· iıe tamamen meçhuldür. ne cezaeui binCJ&ından faşistlerin 'Dil/er yandan, kendisinin otomatik silahlarla yaylım ateşi kon trgerillaya mel18up oldul/u· açtıklan ve 5 '; alır olmak üzere nu söyleyen mükerrer katil fa· 1 2 kişiyi yaraladıkları küçük bir şist l.amando Cengiz Ayhan'ın haber olarak gazetelerde yer al· da Afersin'de bir Emniyet A miri ' m,şh. Partimizin llOnu üzerinde nin evinde gizlendilini açıklama ki incelemesi, okryın ortaya dö· BI bir o kadar daha düşündürücümişti.
Sıkıyönetim
Komutanlı·
j!ınca buna ra�men gerekli ön·
dür. Yurdun değişik yörelerinde cinayetlerin IlÜrgit devam e tm"i olgU$unu bu bilgilerin ışığında del/erlendirmek gerekir. '12 Mart 'tan beri .üriip gelen kon trgerilla örgülü ue ardındaki gizli ilişkiler ortaya dökülmedik· çe ue faşist MHP ile yan kuruluş· ları kapahlıp /Üm sorumlular hakkında k.,in takibeta geçi/me· dikçe, cinayetlerin durdurulaea1/1 iddia" hauada kalmaya mah· kumdur. Ve de, bülün bunlar ya· pılmadıkça, . hergün öncekilere yenileri eklenen saldın ve cina yetlerden, bunlan yapanlar ka· dar, en az onlar kadar, ,er�kli m· kibata girişmeyen hükümet .... re,mi mokamlar �da .orumlu ola caR/ır. "
TİP AOlN
İLÇE
YöNETlCILERt SERBEST BlRAIULDl
öte
yandan, bır
süre önce
Ttp Elazılt Aeın nçe binasının faşistler
taraCından
bombalan·
masının ardından saldırgan Ca· şisUer yerine TİP ilçe yönetici· lerinl gözaltına alan sıkıyöneti· min gayretkeşli!!! de boşa çıkar· tıldı. YasadIŞiiI bir uygulama so nucu gözaltına alınan
'I1P
Uçe
yöneticileri, TİP Merkez Yöne tim Kurulu üyesi Zeki Kılıç'm Aeın 'ı ziyareti ve Elazıe U yö· neticilerinln
girişimleri
sonucu
10 gün sonra serbest bırakıldı. Kaymakam, jandarma, alay ko mutanı ve savcı, uygulamanın ya. sadışılıltını kabul etmek zorunda kaldılar.
Bir faşist tezgah . daha
A dan a k a tliam z
...---.-._-,...
Adana Yapı Meslek Lisesi lojmanların � geçtiğimiz Salı akşamı düzenlenen silah H bir saldırı sonucunda 6 öğretmen hayatını yitirdi . Katliam, Adana'da planlı olarak tırmandırılan faşist terörtin yeni bir aşa· masını ortaya koydu. Öldürtilen öğretmenlerin dördünün ile· rici öğretmen ve teknik eleman kuruluş. larının üyesi, yandaşı oldukları, ikisinin ise MHP yanlısı Ülkü·Bir'in yöneticile arasında yeraldığı açıklandı. Ilerici öğretmen ve teknik eleman ör· gütleri, yaptıkları açıklamalarda, katlla· mın amacı ve biçimi bakımından düpedüz faşist bir tertup olduğunu vurguladılar ve olayın arkasındaki karanlık güçlerin açığa çıkarılmasını ıalep ettiler.
�
Adana katliamından Bonra
MHP kimden mı cüret alıyor
•••
Pehlivancılar
•
• •
MHP, Hitler'in mirasçısı Alman neofaşisı panisi Nnp ile yakın hir işbirliği içinde bulunuyor. . "CHP'den Haberler Dergisi" �tHP'nin f.şisı olduğunu açıklarken, CHP faşist paniyi kapatmak için neden hiçbir girişimde bulun· muyor?
MHP 'nin emperyalist eizU servislerle içli rlışltlıeı ve uluslararası faşist hare· ketin ülkemizdeki parçası oldutu öteden beri qilini· yor. Ve öteden beri ilerici· demokmtik güçler, (CHP ' nin istedie; kanıtlan da or· taya sererek!) MHP 'nin fa· ,ist, tek suçlu parti oldu· tunu söylüyor, "e bu ne· denle kapatılmasını istiyor· lar. Demokrasi güçlerinin bu ısrar\ıl�ı sonunda, bazı gerçekleri CHP 'de kabul etmek zorunda kaldı :"CHP den Haberler Dergisi "nde yayınlanan bir belgede, Al· man neoCqist partisi NDP bqkanı Adolf Von Thad· den'in 'I\irke,'e yazdıeı mektupta, iki partinin or· tak amaç birUj!i içinde ol· dutundan sözedilerek, bir· Ukte yapılacak çalışmalar açıklanıyor. Alman faşist Uderinin Başbuj!'a yazdıeı mektup aynen şöyle:
' Say ın Türke" M.ltlubunuz b.ni çok .vindirdi. Benim ve par tim hokkındaki övücü 'öz· ı.riniz için çok t'f.hkür .· derim. Partilerimiz arasın da amaç birligine i/jfkin anlayl,lnlZ b.ni öz.lUkı. çok Kvindirdi. 0.0 Partiltrimiz araıında 1,'m.1 orlah id.olojik ilk.· ı.r meucuttur. Bu do.tluk ili,kiı.rini g./j,tirme)!i ut güçlendirm.yi rizin d. ar·
zuladıbınıza eminim. Bıı nedenle, partilen'miz ara · .ındaki ilişkileri hapsemiı bir biçimde g.li,tirm.ye yönelik önerilerinizi mem karş,'ı;ı'orunı. n uııiyetle G.nçlik hollamıın gruplar halinde mübadelesin; oy birliJ1i il. habul ettik. o _ o Sizi kişisel misafirim okırak kabul etmeme izin verir misiniz ? Vlkelerimi zin politik sorunkırını ko nuşmak ve karşılıklı yar dım olonaklarını aramak benim için büyük bir zevk okıcaktır. .. Bu mektup ilericilerin, sosyaUsUerin bugüne dek ısrarla beUrttikleri gerçek· leri bir kez daha kanıtla· maktadıro Şimdi bu belge· yi bizzat açıklayan parti· nin bu gerçeklerin üzerine gitmesi ve !.IHP'nin kapa· tılması için girişimlerde bulunması gerekmektedir. Atılacak ilk adımlar arasın· da, CHP 'nin kendi açıkla· dıj!ı mektupta yeralan su ç · lann hesabının sorulması vardır. MHP ve onun Baş· buj!'u Alman neofa,ist partisi ni nasıl övmüş tür? MHP Alman faşistleriyle hangi amaç üzerinde anlaş· mı,tır ve aralanndaki or· tak ideolojik ilkeler neler· dir'? Fqist hareketin Baş· buj!'un NDP 'nin hangi ka· ranlık dostluk ııı,kileri bu· lu nmaktadır ve bu ilişkile· rin geUştirilmesi ve güçlen·
Ge n ç Önc ü Y ay ı nevi kapatı l d ı Sıkıyönetim uygulamalannın temel hak ve özgürlükleri hedef alışının yeni bir örne�i geçti· j!imlz günlerde Ankara'da yaşandı. 16·17 E yliil gece yansından sonra sıkıyönetim görevllleri ve 0Us Genç öncü Yayınevi 'nın bürosuna geldiler. çerde kimsenin olup olmadı�ına bakmadan ka· pıyı kırarak içeri girdiler. Faşist katillerin ve çe· telerin yakalanmasında göremedij!imiz bir görev qkıyla içerde bulunan tüm yayınlan ve - rşivi çu· valiara doldurdular, 17 Eylül sabahı Yayınevi'nin çevresindeki "geni, güvenllk önlemleri"ni gören· ler hayret etmekten kendilerini alanıadılar. Oysa olay yasal bir Yayınevi'nin basılıp içerde ne var ne yoksa kapıya yana,tırılan askeri kamyonlara doldurulmasıydı, Sonunda Yayınevi'nin kapısı mühürlenerek "operasyon" tamamlandı. Yasal bir yayınevinin , Anayasa glivencesi .1tındald bir ba.jtn kuruıu,unun gerekçe bile göste· rilmeksizin böylesine basılması, kapısının mühür· lenip kapatılması, demokratik hak ve özgiirliikle· rin ayaklar altına alınması sürecinin nerelere vnr· dırllabllecej!lnin yeni bır göstergesidir, Işe ilerici, sosyaUst yayınlan yasaklamakla başlayan Sıkıyö. netim bu tutumunu tiyatro gösterilerini yasakla· maya, derneklerin kapısını mühürlemeye , yayın· evlerini kapatmaya kadar vardırmıştır. Ilerici, sosyalist basın hasb al tı na alınıp sus· turulamaz.
f,
clirilmrs.i bugüne dek ne yönde olmı:�LUr'! �nlP'nin katil çeteleri bozkurtlarla N DP'nin i 1it lerri gençleri· nin gruplar hali nde müba· delesini önerme cüretini Daşbul! nerden almakta· d ır? Ve bugüne dek böylesi kaç milbadele yapılmış, bozkurtlar Hitler'cilerden neler öj!renmişlerdir'? Bu mektubun yazıldı�ı ı 970 yıl ınd an bu yana 'I\irkeş birçok kereler AI· manya 'ya kararılık ve gizli geziler yapmış NDP ile bu konulan gÖlÜŞmüştür. Şimdi bu gerçeklerin " e b u belgelerin MHP 'nin ve onun Ba,buj!'unun Hitler' ci olduj!unu kanıtladıj!ını kim, nasıl inkar edebiUr? Gelgelelim bu sorular yalnızca CHP 'ye de MSP de bir süre önce "MHP Dosyası" adıyla bir broşür yayıniad:. Broşürde MHP 'nin suçlan bir bir clö· külürken, Türkeş'in ırkçı· turancı Uderlerle iUşkileri· nin de belgeleri yeralıyor, Ne varki, MSP 'nin bu giri· şimi de aynen CHP'ninki gibi yalnızca seçim yatı· nmlan içinde oy hesabıyla yapılıyor, Du nedenle de sonuç alıcı olması olanak· Sız, CHP ı'e MSP 'nin bu belgeleri ortaya serdikten sonra yapacakları tek bir iş vardır: MHP 'nin hapatıl· masını istenıek lle bu istem har. ket. doJ1ru/tu.unda g.çm.k! M HP 'nin Raşbufunu cesaretlendiren, hatta ona "yavuz hırsız" misali CHP' yi tehdit etme cüretini ve· ren de CHP 'nin bu tutarsız ve kararsız tutumu dej!iI mi? Türke" CHP 'nin ken· dilerine faşist demesinden sonra yapması gereken tek işin partisini kapatması ol· duj!unu söylüyor . C I I P bu yola gitmem�kle �" HP'yi temize çıkarmış, meşrulaş· tırmış olmuyor mu? 'mr· keş gibilerine böylesi teh· dltlerde bulunma <ifretini verenin yalnızca eliP, M SP gibi partilerin iki yüz· lü poUtlkasl olduj!u artık apaçık deeıı mi'! 14 E kım seçimleri, ra· şist partinin lçyüzünlin açıklandı�ı bir kampanya olarak de�erlendiriııyor. Ama aynı zamanda C'HP a�ırlıklı hükümetin faydarı basiretsiz. Ikiyüzlü polili· kasının da teşhir edildi � i bir dönem oluyor. . . Hitler'd partiden hu he· saplan eninde sonunda ii.· rlci·c1emokrati k giiçler soracaklamır. Faşist parti· yi hugiine dek eiiret lencli· ren u lu s lAraras ı faşist ör· �ü t lt:' rde işte fo ZRMan artıl, �'ıını ()lam3�'a('o k ,
Şimdi o bina yıkıldı, tabela da yok. Verine yeni bina yapıldı am. o tabela bir daha görülmedi. 1 5 yıl kadar önce Ankara'da In-kil.p sokakta üç katlı es· ki bir binanın ona kat b.lkonundan sarkıtılan o tabelada şunu okurdunuz: " Şöhretli Pehlivanları Tanıtma Der· neği ' Bendeniz dahil, önünden gelip ge. çenler, tabelayı okurduk da, içeriğini diişiinmek pek almıza gelmezdi herhal· de. Bir giin b.ktım I..; , iş bir hayli cid· d i ! ." Öyle ya. Adam şöhretse tanıtmağa ne gerek v.rdı? Yok hiç tanınm.mışsa bu nasıl şöhretti? ' .. Şöhretli pehlivan . ların yaşam öykülerinin 'derinleme· sine" incelenmesi için bu dernek ileri· de ac.ha ensıitiiye mi dönüşecekti, di· ye sor.rsanız, doğrusu işin orasını pek iyi bilemiyorum ama benim yargım şuydu ' Kat.kulli!. .. "K.muy. yararlı dernekler" teni· binden ve fonund.n yıll.rca ve hala ne dümenler döndürüldüğünü bilenler, du· y.nlar için ıierhald< varılması, ulaşıi· ması zor bir yargı olmasa gerekıi . Ve bir yönüyle de bu işte pehlivan· I.rın hiç günahı yoktu, belki haberleri bile yokıu böyle bir derneğin varlığın· dan. Oysa pehlivancılar çoktan deme· ğin tüzüğünü vilayeıe onaylatıp, tabela· yı s.rkitmışlardı b.lkandan. Sıra, Ba· kanl.r Kurulu'nun bu derneğin 'ka· muy. y.rarlı" olup olmadığını on.yla· masın. ve tahsisaı çıkarmasına gelmişti belki de. Belki hiç de böyle değildi. Üç.beş kişi bir .raya gelerek, 'milli şuur"un etkisiyle düny.ca tescilli "Türk gibi kuvvetli" belgisini kurumsal bir merkeze k.vuşturmak istemişlerdi ! ' Izin verirseniz biraz safça olacak am. son bir olasılık d.ha olamaz mıy· dı? Belki de, üç·beş .şırı güreş mer.k· Iısı bu yolla "şöhretleri" biraz daha ka· muoyun. tanıtm. özverisini yüklemiş· lerdi belki de! . ..
ği ne y.ğ sürmek olacak galiba" diyen azılı CHP'lisi"e , şahsi gayretiyle adını hisse senedine çevirmeğe çalışanından, "bir platform çerçevesinde bağımsız, T Ip, TSıp ve CHP'li ilerici demokrat· lara oy verelim ' berr.klığında öneri getirenlere kadar bir bakın. Doğrusu bu ya, geriye, T uman feyzioğlu nun üç·dön ay önce meclis kulislerinde gazetecilere söyledikleri kalıyor. Ne demişti Kayseri milletve kili Feyzioğlu: ". Bizim Mehmeı Ali gibi olsal.r �yi..." Beri yanda .d.m gazetesinde almış oy .tac.ğı bağımsız adayın adını yaz· mış, allta yazıyor: ". Başlıkıakı adı iyi belleyin," Elli satırlık yazının yarısı: " . Önümüzdeki günlerde bu ad çok duyulacak... Iyi belleyin bu adı ... Bu ad pek f.zla duyul.cak .... . Başta söyledik ya , pehlivanların yok· tur bu işıe pek öyle günahı. Ama gelin görün ki, onl.rın bir demedikleri "bu markaya dikkat ' kalır". Öte yandan adam alır "siyaset"ini .çıklar '. Seçimleri boykot ediyoru�!.. ' Bu sirk.li "siyaset" bilin ki, ya gi dip CHP'ye atacaktır, ya d. sandığa giımeyecek MC'ye yem olacaktır. Siz hangi ilkelerden, hangi sorumlu luk ve ıutarlılıklardan söz ediyorsunuz, • • •
Pehlivancılık zor iş, ince hastalık. Bunl.ra sorulmayacak mıdır? - Siz 5 Haziran 1977'de ne halt ediyordunuz? Efendim, pehlivancıların topu 'bin aılı akınıarda çocuklar kadar şen ' san· dık başına koştular, sol adına, sosya listlik .dın. CHP'ye oy verdller. Şim· di k.lkıp, "gene deeksik olmasınıar, AP'ye de �1HP'ye de atabilirlerdi ' mi diyeceğiz?..
Şöyle ya da böyle, olgu, bir tabela yüzeyinde "güler misiniz, ağl.r mısı· nız?" sorul.rıyla karışık ıspanak y.p. r.ğı gibi sall.nıp duruyordu. Bir y.n· d. olaydan habersiz, suçsuz ama şöh· retli pehlivanlar, beri yanda pehlivan· dan pchliv.nCl, her biri birbirinden ma· rifcıli cazgırl.r ...
Bunlar iç inde UDC bezirganlığı ne demişti sonra biliyor musunuz: ". Seçimdeki t.ktiğimizin başarısı ortaya çıktı. MC partileri geriledi, DP ve CGP eridi!... ' Güler misiniz, ağlar mısınız? - Peki, y. AP ile MHP ne oldu? Ve o CHP ne oldu, ne yaptı?..
. . .
Sornı.zl.r mı .dama? H.ngi birine sor.caksınız.D.ha bir .y önce bir gaztte ankeıinde "sol bö· lünmüştiir" yargısını payl.ş.n üç "par· ıi" şimdi seçimlerde ... Bir zam.nl.r "sosyalisı büro" kuracaksınız, daha dün "solun böliinmüşliiğünde" birleşe· ccksiniz sonr. , soldan seçimlere gire· ceksiniz. Girin girmesine de h.ddinizi bilin. I liç değilse rahmetli Meşhur Pehli· vanları T.nırm. Derneği "k.muya ya· r,rl ı ' " olmaya çalışıyordu! '.l.alesef [;ı ri h bu gibi poliıika ve va� aları\ 'sermayeve ' rliyor ...
Şu günlerde tozu toprağı pakl.nıp, ampullerle aydını.ıılan b.zı Iilbelal.ra baktıkça I nkilap sokakıaki o eski tabe· I.nın oldukç. masum k.ldığını düşünü· yorum. Mezhepçilik gi�esinden hasıl.ı tut· turmaya çalı�.nından, varını yoğunu "TIP'in çıkmaZl"n. yatıranına, "Be· nim bildiği sosyalistler akıllıdır, acaba I"ın la r ı C I A [nı biiidii" diye hayıfla· nan ·.kıllı 'sındar., "CHP'ye verin oy· ları nemek içimek-n ..:e lm iyo r ama liol partilere O� ..ıt!1l� ı.. da fa şi ı i c�me-
mn
,
ferh a t Gün 1·('II I'I·C.';' · 2.J u'-ı ı'ı ' 4 i� -
MHP kimden mı cüret alıyor
•••
P ehlivancılar
•
• •
MHP, Hitler'in mirnçısı Alman n!'Ofaşist partisi Nrıp ile yakın hir işbirliki içinde bulunuyor. . "CHP'den Haberler Dergisi" �IHP'nin faşist olduğunu açıklar�en, CHP faşist partiyi kapatmak için neden hiçbir Mirişimde bulun· muyor?
MHP 'nin emperyalist gizli ..rvisı..-Ie içli d14lılıel ve uluslararası faşist hare· ketin ülkemizdeki parçası oldueu öteden beri l1i1ini· yor. Ve öteden beri ilerici demokratik güçler, (CHP ' nin istediei karutlan da or taya sererek!) MHP 'nin fa şist, tek suçlu parti oldu eunu söylüyor, "e bu ne denle kapatılmasını istiyor lar. Demokrasi güçlerinin bu ısrar\ıl�ı sonunda, bazı gerçekleri CHP 'de k abul etmek zorunda kaldl:"CHP den Haberler Dergisi "nde yayınlanan bir belgede, Al man n!'Ofaşist partisi NDP başkaru Adolf Von Thad den'in Thrkeş'e yazdıeı mektupta, iki partinin or tak amaç birliei içinde ol dueundan sözedilerek , bir likte yapılacak çalışmalar açıklanıyor. Alman faşist liderinin Ba,bue'a yazdıeı mektup aynen şöyle:
' Sayın Türk." M.klubunuz b.ni çok Mvindirdi. Benim Lle par tim hakkındaki övücü .öz �riniz için çok t.,.kkür e derim. Partilerimiz arGlın da amaç birUitiM ili,kin anlayı,ını.r beni özellik� çok ..vindirdi. 0 . 0 Partilerimiz oralında ı,'m el orlah id.olojik ilke �r mevcu /tur. Bu daılluk ili,kiı.rini g.li,tirm.yi ve ,iiçlendirm,y; Azin de ar-
zuladltınıza eminim . Bıı nedenle, partilerimiz ara "ndaki ilişkileri hapsantı, bir biçimde geUştirme)' ı! yönelik önerilerinizi mem karşılı:ı,'orunı. nuniyetle Gençlik ko/lamıın gruplar halinde mübadelesi"; oy· birliği ile kabul eıtik. ... Sizi kişisel misafirim olarak kabul etmeme izin ven"r misiniz ? (JIkelerimi· zin politik 6Ç>runlannı ko nuşmak ve karşılıklı yar· dım olanaklarını aramak benim içiıı büyük bir zevk Lo olacaktır. Bu mektup ilericilerin, sosyalistlerin bugüne dek ısrarla belirttikleri gerçek leri bir kez daha kanıtla maktadlI. Şimdi bu belge· >i bizzat açıklayan parti· nin bu gerçeklerin üzerine gitmesi ve MHP 'nin kapa· tılması için girişimlerde bulunması gerekmektedir. Atılacak ilk adımlar arasın da, CHP 'nin kendi açıkla dıeı mektupta yeralan suç lann hesabının sorulması vardlI. MHP ve onun Baş· bufu Alman neofaşist partisini nasıl övmüştür' MHP Alman faşistleriyle hangi amaç üzerinde anlaş mıştıı ve aralanndaki or tak ideolojik Ilkeler neler dit'? Faşist hareketin Baş bufun NDP'nin hangi ka ranlık dostluk ili�kileri bu1unmaktad r ve bu ilişkile rin geliştirilmesi ve güçlen-
Ge nç Önc ü Y ay ı nevi kapatı l d ı Sıkıyönetim uygulamalannın temel hak ve özgürlükleri hedef alışının yeni bir örneği geçti· eimiz günlerde Ankara'da yaşandı. 16-17 F.yliil gece yansından sonra sıkıyönetim görevlileri "e polis Genç öncü Yayınevi 'nin bürosuna geldiler. I çerde kimsenin olup olmadıltına bakmadan ka· pıyı klIarak içeri girdiler. Faşist katillerin ve çe telerin yakalanmasında göremedieimiz bir görev aşkıyla içerde bulunan tüm yayınlan "e -rşivi çu· valIara doldurdular. 17 Eylül sabahı Yayınev!'nin çevresindeki "geniş güvenlik önlemleri"ni gören ler hayret etmekten kendilerini alanıadılar. Oysa olay yasal bir Yayınevi'nin basılıp içerde ne var ne yoksa kapıya yanaştlIılan askeri kamyonlara doldurulmasıydı. Sonunda Yayınevi 'nin kapısı mühürlenerek "operasyon" tamamlandı. Yasal bır yayınevinin , Anayasa güvencesı al· tındaki bır başın kuruluşunun gerekçe bile göste rilmeksizin böylesine basılması, kapısının mühür· lenip kapatılması, demokratik hak ve öz gi irliikle · rin ayaklar altına alınması sürednin nerelere "ar· dırılablleceelnin yenı bır göstergesidir. Işe ııerici, sosyalist yayınlan yasaklamakla başlayan Sıkıyö netim bu tutumunu tiyatro gösterilerini yasak la· maya, derneklerin kapısını mühürlemeye, yayın· evlerini kapatmaya kadar vardırmıştır. Ilerici, sosyalist basın has�ı altına alın ıp sus· turulamaz.
clirilmrsi bugüne dek ne yönde olnıı:�tur'? �HIP'nin katil çeteleri bozkurtlarla N DP'nin ı ıitler'ci gençleri nin gru pla r halinde müba· delesini önerme cüretini Daşbue nerden almakta· dır? Ve b ugü ne dek böylesi kaç mubadele yapılmış, bozkurtlar Hitler'cilerden neler öğrenmişlerdit'? Bu mektubun yazıldığı 1970 yılından bu yana Thrkeş birçok kereler Al manya 'ya karanlık ve gizli geziler yapmış !'iDP ile bu konulan gö!tişmüştür. Şimdi bu gerçeklerin " e b u belgelerin �1HP 'nin ve onun Başbuğ'unun Hitler' ci oldueunu karutladığını kim, nasıl inkar edebilir? Gelgelelim bu sorular yalruzca CHP 'ye de �ISP de bir süre önce "MHP Dosyası" adıyla bir broşür yayınlad:. Broşürde MHP'nin suçlan bir bir <ıö· külürken, Türkeş'in lIk Çı turancı liderlerle ilişkileri nin de belgeleri yeralıyor. Ne varki, �ISP 'nin bu giri şimi de aynen C HP 'ninki gibi yalnızca seçim yatı· nmlan içinde oy hesabıyla yapılıyor. Du nedenle de sonuç alıcı olması olanak Sız. CHP "e MSP 'nin bu belgeleri ortaya serdikten sonra yapacakları tek bir iş vardır: MHP 'nin kapalıl masın, istemek ve bu i,tem dol!rultuBunda harekele geçmek! MHP'nin Raşbuj!'unu cesaretlendiren, hatta ona "yavuz hlIslZ" misali CHP' yi tehdit etme cüreUni ve ren de CHP 'nin bu tutarsız ve kararsız tutumu değil ml? Türk_ş, CHP 'nin ken· ılllerine faşist demesi nden sonra yapması gereken tek işin partisini kapatması ol· duğunu söylüyor. CIIP bu yola gitmem.kle �1HP'yi temize çıkarmış, meşrulaş·
tırmış olmuyor mu? 'nir keş gibilerine böylesi teh ditlerde bulunma eürelini verenin yalnızca CHP, MSP gibi partilerin Iki yüz· lü politikası oldueu artık apaçık deAII mi'! 14 Ekım se çim leri, fe· şist partinin ıçyüzüniin açıklandıeı bir kRmpanya olarak de�erlendiriliyor. Ama aynı zamanda C'ııp ağırl ı kl ı hlikümetln faydacı Iıasiretsiz. Ikiyüzlü politi· kasının da teşhir edildi�i bir d ön em ol uyor. . . Hlllerd partiden bu he· saplan eninde sonunda il.· rlci·d em okrat i k güçler soracaklardır. F a ş i st parti· yi hu giin e dek <tiretiendi· ren "Iusl.rarası raşlst ör· �ütı(>rrle işle ' o 7.A�'3n artılc \'.:ırc· olar.ı.:ıy r.rdl\ ,
Şimdi o bina yıkıldı, tabela da yok. Verine yeni bina yapıldı ama o tabela bir daha görtilmedi. 1 5 yıl kadar önce Ankara'da Inkilap sokakta üç katlı es ki bir b inanın orta kat balkonundan sarkıtılan o tabelada şunu okurdunuz: " Şöhretli Pehlivanları Tanıtma Der neği ' Bendeniz dahil, önünden gelip ge çenler, tabelayı okurduk da, içeriğini diişiinmek pek almıza gelmezdi herhal de. Bir ılün baktım ki, iş bir hayli cid di!. .. Öyle ya. Adam şöhretse tanıtmağa ne gerek vardı? Yok hiç tanınmamışsa bu nasıl şöhretti? ... Şöhretli pehlivan ların yaşam öykülerinin 'derinleme sine" incelenmesi için bu dernek ileri· de acaha enstitüye mi dönüşecekti, di ye sorarsanız, doğrusu işin orasını pek iyi bilemiyorum ama benim yargım şuydu ' Katakulli!. .. "Kamuya yararlı dern.kler" terti binden ve fonundan yıllarca ve hala ne dümenler döndürtildüğünü bilenler, du· yanlar için herhald< varılması, ulaşıl ması zor bir yargı olmasa gerekti. Ve bir yönüyle de bu işte pehlivan ların hiç günahı yoktu, belki haberleri bile yoktu böyle bir derneğin varlığın dan. Oysa pehlivanCllar çoktan derne ğin tüzüğlinü vilayete onaylatıp, tabela· yı sarkitmışlardı balkandan. Sıra, Ba kanlar Kurulu'nun bu dern.ğin 'ka muya yararlı" olup olmadığını onayla masına ve tahsisat çıkarmasına gelmişti belki de. Belki hiç de böyle değildi. Üç-beş kişi bir araya gelerek, 'milli şuur"un etkisiyle dünyaca tescilli "Türk gibi kuvvetli" belgisini kurumsal bir merkeze kavuşturmak istemişlerdi ! ' I z i n verirseniz biraz safça olacak ama son bir olasılık daha olamaz mıy dı? Belki d., üç-beş aşırı güreş merak lısı bu yolla "şöhretleri" biraz daha ka muoyuna tanıtma özverisini yüklemiş lerdi belki de! . ..
ği ne yağ sürmek olacak galiba" diyen aZlIı CHP'lisine, şahsi gayretiyle adını hisse senedine çevirmeğe çalışanından, "bir platform ç.rçevesinde bağımsız, TIp, TSıp ve CHP'li ilerici demokrat lara oy ver.lim ' berraklığında öneri getirenlere kadar bir bakın. Doğrusu bu ya, geriye, T urtlan Feyzioğlu nun üç-dört ay önce meclis kulislerinde gazetecilere söyledikleri kalıyor. Nt demişti Kayseri milletve kili Feyzioğlu: "- Bizim Mehmet Ali gibi olsalar �yi..." Beri yanda adam gazetesinde almış ay atacağı bağımsız adayın adını yaz mış, altta yazıyor: "- Başlıktakı adı iyi belleyin." Elli .. tırlık yazının yarısı : "- Önümüzdeki günlerde bu ad çok duyulacak ... iyi belleyin bu adı ... Bu ad pek fazla duyulacak ..... Başta söyledik ya , pehlivanların yok tur bu işte pek öyle günahı. A.ma gelin görün ki, onların bir demedikleri " bu markaya dikkat ' kalır ... Öte yandan adam alır " siyaset"ini açıklar '- Seçimleri boykot ediyoru�!.. ' Bu sirk.li "siyaset" bilin ki, ya gi dip CHP've atacaktır, ya da sandığa gitmeyec.k MC'ye yem olacaktır. Siz hangi ilkelerden, hangi sorumlu luk ve tutarlılıklarrlan söz ediyorsunuz. • • •
Pehlivaneıiık zor iş, ince hastalık. Bunlara sorulmayacak mıdır? - Siz 5 Haziran 1 977'de ne halı ediyordunuz? Efendim, pehlivancıların topu 'bin atlı akınıarda çocuklar kadar şen ' san dık başına koştular, sol adına, sosya listlik adına CHP'ye oy verdiler. Şim di kalkıp, "gene deeksik olmasınıar, N" ye d. �lHP'ye de atabilirlerdi ' mi diyeceğiz? . .
Şöyle ya da böyle, olgu, bir tabela yüzeyinde "güler misiniz, ağlar mısı nız?" sorularıyla karışık ıspanak yap rağı gibi .. Ilan ıp duruyordu. Bir yan da olaydan habersiz, suçsuz ama şöh retli pehlivanlar, b.ri yanda pehlivan dan pehlivancı, her biri birbirinden ma rifeıli cazgırlar
Bunlar iç inde UDC bezirganlığı ne demişti sonra biliyor musunuz: "- S.çimdeki taktiğimizin başarısı ortaya çıktı. MC partileri geriledi, DP ve CGP .ridi! ... ' Güler misiniz, ağlar mısınız? - Peki, ya AP ile MHP ne oldu? Ve o CHP ne oldu, ne yaptı? ...
...
Sornıazlar mı adama? Hangi birine soracaksınlZ.Daha bir ay önce bir gazete anketinde "sol bö· lünmiJşt!ir" yargısını paylaşan üç "par ti" şimdi seçimlerd•... Bir zamanlar "sosyalisı büro" kuracaksınız, daha dlin "solun böliinmüşliiğünde" birleşe ceksiniz sonra , soldan seçimlere gire ceksiniz. Girin girmesint de haddinizi bilin. I liç değilse rahmetli Meşhur Pehli v�nları Ta,,"ma Derneği "kamuya ya r.ı rl ı ! " ulnıaya çalışıyordu! 1.I'Jlesef ""ih bu gibi politika .. ' ' vit� aları\ sermay ev e diyor. . .
Şu günlerde tozu toprağı paklanıp, ampullerle aydınlatılan bazı "'belalara baktıkça Inkilap sokaktaki o eski tabe lanın oldukça masunı kaldığını düşünü yorum. Mezhepçilik gi�esinuen hasılaı tut· !Urmaya çalı�anınclan, varını yoğunu "TIP'in çıkmaZl"na yatıranın., "Be· nim bildiği sosyalistl.r akıllıCıır, acaba hunları CIA illi b iiid ii" diye h"yıf/a nan 'akıllı '"ndan. "CHP'ye verin oy ları nemek i ç imdıın �elmiyor ama liol partilere O� .ıtııı:\h da faşiııııin e�me-
,
Ferhat Gün
Sol serüve nciliie kar MEHMET KöK Lenin'in Ağustos·Eylül 1 91 7'de yer· altı çalışması sırasında yazdığı ve Mark· sist "devlet" kuramını ' ele aldığı Devlet ve Devrim kitapçığının 2. bölümünde, "Marx 1 852'de Sorunu Nasıl Koyuyor. du?" başl ıklı bölüm 1 9 1 9 yılında Lenin tarafından eklenmiştL Lenin bu bölüm· de Mehring'in 1907'de, Neue Zeit'te, Marx'ın Weydemeyer'e yazdığı 5 Mart 1 852 tarihli bir mektuptan parçalar ya· y ınladığına dikkati çekerek şu alıntı· ları yapm IŞtı: "Kendimle ilgili olarak şunu söyleye· bilirim ki, modern toplumdaki sınıfların varlığını olsun, aralarındaki savaşımı ol· sun keşfetmiş olma şerefı benim değil· dir. Benden çok önce bazı burjuva tarih· çiler, bu sınıflar savaşımının tarihsel ge· lişimini anlatmışlar, bazı burjuva iktisat· çılar da bunun ekonomik yapısını dile getirmişlerdL Benim yeni olarak yaptı· ğım şu ndan ibaretti : 1 )Sınıf/arın uar/ığı' nın, yalnızca üretimin belirli tarihsel ge· /işim eure/erine bağlı olduğunu; 2) Sı· nıflar savaşımının zorunlu olarak prole· tarya diktatorya8lna götüreceğini; 3) Bizzat bu diktatoryanın bütün sınıflann ortadan kalkmasına ve sınıfsız bir toplu· mun kurulmasına geçişten ibaret oldu· ğunu göstermek.. " (Lenin, Toplu Eser· ler, c. 25, s. 416) . Bilimsel sosyalist hareketin önderleri sapmalara karşı mücadelenin yolunu aydınlatıyor.
Marx üç temel buluşunu kendisi böy' lece özetliyordu . Sınıflar her zaman var· olmamışlardır, üretim ilişkilerinin belir· ii aşamalarında ortaya çıkmışlardır. Sı· nıf mücadelesi zorunlu olarak proletarya di�tatörlüğüyle sonuçlanır. Proletarya diktatörlüğü ise Sınıfları ortadan kaldırır ve sınıfsız toplumu kurar. Daha da kısal· tarak şöyle anlatabiliriz: Sınıflı toplum geçicidir. Proletarya, di ktatörlüğünü ve arkasından sınıfsız toplumu kurar. Günümüzde bilimsel sosyalizmin bu üç temel ilkesi saptırılmaktadır. Sınıflı toplum kaçınılmaz gösterilmektedir. Proletarya diktatörlüğünün zamanı geç· miş olduğu yalanı işlenmektedir. Ve sı· n ıfsız, sömürüsüz toplumun hayal oldu· ğ u kafalara sokulmaktadır. çağımız kapitalizmden sosyalizme geçiş çağıdır. Ve dünyamızın üçte biri şimdiden bu geçişi başarmış ve sınıfsız topluma doğru yol almaktadır. DEVRIM-PROLETARYA I L i ş KISI
tek sınıftır." (a.g.e, s. 408-9). Bu satırlardan biraz aşağıda ise Leni n proletaryanın politik egemenliğini, yani diktatörlüğünü, Marx'ın proletaryanın kimseyle paylaşmadığı, bölünemez ve doğrudan yığınların silahlı gücüne daya nan bir iktidar olarak tanımladığını be lirtir. (a.g.e., s. 409)
mekle yetinmemek zorunda olduğu yo lundadır, der (a.g.e., s. 419). 1 871 Ko mün deneyi bunu kanıtlamıştır. 20. yüz yılda ise diğer sosyalist devrimler Marx' ın ve Lenin'in görüşlerini pekiştirmiştir.
Lenin, sınıflar savaşımının kabulünü, kabulüne dek genişleten kişinin bir marksist 'olabilece ğini yazar. (a.g.e., s. 4 1 7) Marksisti alel ade küçük (ve büyük) burjuvadan temel den ayırdeden şeyin bu olduğunu anla tır. Marksizmin gerçekten anlaşılıp ka bul edildiğini bu denektaşıyla ölçmek gerektiğini söyler. (a.g.e., s. 4 1 7). Prole tarya diktatörlüğünü, demokratik dikta törlük olarak açıklayan, Lenin, sosyalist devleti tanımlarken, " ..bu dönemin dev leti zorunlu olarak, yeni bir biçimde de mokratik (genel olarak proleterler ve mülksüzlerden yana) ve yeni bir biçimde diktatoryal (burjuvaziye karşı) olmak zorundadır." der (a.g.e., s. 4 1 7 )
Aynı kitapçığın Parlamentarizmin Ortadan Kaldırılması başlıklı bölümünde Lenin, "Marx, özellikle, koşulların dev· rim için uygun olmadığı durumlarda, burjuva parlamentarizmi "ahır"ından yararlanmaktaki yetersizliği yüzünden, anarşizmle arayı iyice açmış; ama aynı zamanda parlamentarizmin gerçekten proleter ve devrimci bir eleştirisini yap mayı da bilmişti." diyor (a.g.e., s. 427). ayrıca parlamentolarda, yalnızca "�de vatandaşlar"ı aldatmak ereğiyle geveze likten başka bir şey yapılmadığını da belirtiyordu (a.g.e., s. 428). Marx'ın "e zilenlere, dönem dönem, ezenler sınıfı nın temsilcileri arasından, birkaç yıl için parlamentoda kendilerini kimin temsil edeceğini ve ayaklar altına alacağını ka rarlaştırma izni verilir" şeklindeki sözle. rioe de aynı eserde yer verilmiştir. (a.g. e., s. 466)
proletarya diktatorya8lnın
"PA RLAMENTARlzM" ÜZERINE
Lenin Marksist kurama dayanarak ay· nı kitapçıkta, "Zora dayanan devrim ol· Lenin, burju�a devlet biçimlerinin maksızın, burjuva devlet yerine proleter son derece çeşitli, ama özlerinin hep devleti geçirmek 6fanaksızdır."(<I.g.e., s. ayn ' ve bütün bu devletlerin son çözüm 405) demiştir. Lenin'e göre, "Burjuva lemede, şu ya da bu biçimde, zorunlu egemenliği ancak proletarya tarafından olarak bir burjuua diktatör/üğü olduğu Leni n aynı eserde Mark,istleri anarş alaşağı edilebilir; proletarya, ekonomik nu yazar, kapitalizmden komünizme ge şistlerden ayırdeden üç özelliği belirtir. varlık koşulları bu alaşağı etme göreuini çişin siyasal biçimler bakımından büyük (a.g.e., s.489) Bu üç özellikten üçüncüsü hazırlayan ve ona bu göreui başarma ola· bir bolluk ve geniş bir çeşitlilik göstere· bugün Türkiye ıçin de söz konusudur: nak ve gücünü veren biricik sınıftır." (a. ceğini ama hepsi nin özünün zorunlu ola· g.e., s. 408) "Büyük üretimde oynadığı rak aynı kalacağ ını belirtir. Bu öz prole' "-Marksistler, çağcıl devletten yarar. ekonomik rol nedeniyle, proletarya, tarya diktatoryasıdır. (a.g.e., s. 418). lanarak, proletaryanın devrime eğiti/me' burjuvazinin çoğunlukla proleterlerden sini isterler; anarşistlerse böyle bir dav· daha çok sömürüp ezdiği ve kurtuluşları Lenin, Marx'ın değiştirilmesi çabalaranışa karşıdırlar." için bağım... bir savaşıma yeteneksiz rına karşı, Marx'ın düşüncesi, işçi sınıfı . bulunan bütün çalışan ve sömürülen yı· nın "hazır devlet makinesini" kırmak, Lenin anarşistin ı gözBpek, sert, ama ğınların yol göstericisi olmaya yetenekli parçalamak ve yalnızca onu ele geçiraynı zamanda yığın hareketi nin pratik -------
koşullarını da hesaba katan somut bır devrimci eylemi değil, umut.uzluk takti ğini benimsediğini vurgular. (a,g.e., s. 493) . Lenin1n Devlet ve Devrim'de, devri min arifesinde yazdığı bu ünlü yapıtında devlet, devrim, proletarya diktatoryası ve pa(lamento üzerine yazdıklarını anım· sattıktan sonra hemen Lenin 1 n bir baş ka ünlü yapıtını da ele almak gerekiyor, Bugün Türkiye'de goşistler nedense Dev let ve Devrim'i başucu kitabı yapmaIarı na rağmen -ki bunda haklılar- bir türlü "Sol" Komünizm Bir Çocukluk Hastalı ğı adlı yapıtını hazmedemiyorlar. -Ki bunda çok haksızlar"Sol" Komünizm,lIir Çocukluk Has talığı , Üçüncü Enternasyonalin ilk kong resine hazırlık döneminde, bazı ülkelerin komünist partilerinde görülen ve ikinci enternasyonalin sağ oportünizmlne karşı tepki niteliği taşıyan "sol" komünist e ğilimleri etkisiz hale getirmek ve üçüncü Enternasyonalin çatısı altında toplana cak olan partilerin, marksist-leninist çiz gide birleşmelerini sağlamak için yazıl mıştır. I lkönce 1 920 yılında Sovyet Rusya'da basılmıştır. Kitaptan yapacağ ımız alıntılar her tiirlü goşizan eğilime bugünkü Türkıye koşulları içinde d. kesin yanıt niteliğin dedir. Dikkatle okunması, üzerinde dü şünülmesi gerekir. "Parlamentarizm 'tarihsel olarak za manını doldurmuş '. Propoganda anla mında bu doğrudur. Ama herkes bilir kı, prntiht. altedilmekten hala çok uzaktır. Onlarca yıldan beri, kapitalizmin ' ıarlıı.
i SDS alizmin alfabesi sel olarak zamanını doldurduğu' haklı olarak söylenebilir; ama bu , bizim kapi talizm olanında uzun süren ve inatçı bir mücadeleyi sürdürmemizi gereksiz hale getirmez kL" "Sol" komünizm, Bir Ço " CUKluk Hastalığı, Sol Y_, s_ 56) "Eğer 'milyonlarca' proleter, sadece genel olarak parlamentarilmden yana olmakla kalmayıp, aynı zamanda, açık ça Itkafşı-devrimci" iseler, "parlamenta rizmin siyasal olarak zamanını doldur muş olduğunu" nasıl söyleyebi!:.-iz?" (a_g_e_, s_ 58)_ "Gerici parlamentolardan devrimci amaçlarla yararlanılması gibi çetin bir sorunun üstünden 'atlayarak' bu zor luktan 'kaçınmayı' denemek tam bir çocukluktur_ Hem yeni bir toplum ya ratmitk istiyorsunuz, hem de gerici bir parlamentoda inanmış, fedakiir, yiğit komünistlerden kurulu bir parlamento grubu yaratmanın güçlükleri karşısında geriliyorsunuz! Bu çocukluk değil mi dir?" (a_g.e_, s_66)_ "Deneyimsiz devrimcil. -, çok kez, le gal mücadele araçlarının oportünizm le kesini taşıdıklarını sanırlar, çünkü bu a landa, burjuvazi çok kez, (özellikle barış zamanlarında devrim zamanlarında de �ıı) işçileri aldatmış, işçilerin güveniyle oynayabiimiştir, ve bu devrimciler ille sal mücadele araçlarının en Oevrimci a raçlu oldu�unu sanırlar. Bu, yanlıştır_" (a_g.e_, s_ 1 10)_ "DEVRIM SIMYACI LAR I " Marks v e Engels, öte yandan, devrim de maceracı tutumlara ve suni olarak bir devrime gebe bunalım yaratmak üzere başvurulan aceleci girişimlere de karşı çıktılar_ Marks ve E ngels, böyle tehlikeli bir tutum içine girenlere "devrim alşi mistleri (simyacıları)" adını takmışlar ve "devrimci gelişim süreci nin önünde ko şan, suni bir bunalım yaratıp gerekli ko şullar oluşmadan expromptu (emrivaki) olarak devrim yapmak i steyen" herhan Ji bir girişimi, sosyalizm davası için son :lerece tehlikeli kabul etmişlerdir _ (Le ıinciliğin Sosyalist Devrim Teorisi, P_N_ =edoseyev, konuk y_) Lenin, "örgijt olmazsa, kitleler irade ,irli�ini gerçekleştiremezler." der_ Ve 'u örgüt işçi sınıfının partisinden başka ,irşey değildir_ Tarih devrimi başlatma nını (momentini) kaçıranlar kadar çok abırsız davranan partileri de affetmez_ Bugün birçok ülkenin komünist parti ıri, sosyalist devrim için laha geniş bir it le tabanı gözeterek sadece emekçile n çoğunluğunu değil, nüfusun da ço unluğunu kazanmayı savunmaktadır ır_ (a_g_e_, s_ 63)_ Sosyalizme geçişin farklı biç imleri onusundaki görüş, aynı zamanda ba ıŞÇı ve barışçı olmayan geçişlere de ygulanabilir, işçi sınıfının iktidarı, bu içimierden biri ya da her ikisinin bile imi kullanılarak elde edilebilir_ Kapita zmden sosyalizme geçiş biçimi nasıl lursa olsun, sosyalist devrim ve prole-
----____
Sol serüue ncilik, kitlelerin örgütlü ue birleşik mücadelesine irıançsızlıkfan kaynaklanıyor.
tarya diktatörlüğünün kuruluşunun özü aynı kalır_ (a_g.e_, s_ 65)_ DEVR i MIN OBJ E KTIF VE SÜBJEKTIF KO ŞULLARI Devrimin obiektif ve sübiektif koşul larının oluşması tartışmaları da Türkiye' de çok ciddiyetten uzak yürütül mekte dir_ Bugün devrimci saflarda "kendiliğin denci" görüş sadece sağ kanat oportü nizmi biçiminde değil, aynı zamaMa "sol" kanat oportünizmi biçiminde de ortaya ç ıkmaktadır_ Kimse devrim "ken diliğinden" olacak dememekte fakat bir çok solcu aslında "örgütsüz", "hetero ien", "amorf (şekilsiz} " ' gelişmelere ve "kendiliğinden" girişimlere bel bağlama konumuna düşmektedirler. "Sol" gözük melerine rağmen umutsuzluk ve yılgın lık içine girmişlerdir. Bu durum macera cılığa yol açmakta, maceracılık ise "ken diliğindencilik"ten başka birşey ola ma maktadır. Sübiektivizm, tarihteki objektif ko şulları dikkate almadan, sübjektif faktö re, özellikle devrimci iradeye ve devrim ci şiddete önem verir. Böyle bir tutum, anarşistler, Blankistler, Bakuninciler ve komünist hareketteki aşırı-sol unsurlar gibi, küçük burjuva devrimcileri tarafın dan benimsenir. Bunlaruan bazıları, e mekçilerin doğal isyancılar olduğunu ve ayaklanıp en cesur değişiklikleri gerçek leştirmekle yükümlü bulunduğunu öne sürerek halkı kalkışmaya teşvik ederler. Bu tuwm, pratikte maceracılığa, politi-' kada ise devrimci durumun varolup ol madığını hiç düşünmeksizin yığınları a yaklandırmaya yol açar ve dolayısıyla daha başlangıçtan itibaren yenil meye mahkum olur. "Sol" -kanat oportünizmi, bir partiyi sektarizme sürüklemek, onu halktan kopararak kitlelerin eylemleri yerine bir komplocular grubunun eylem · lerini geçirmek e�ilimlni taş ır. Bu dev-
rim anlayışı, tümüyle yanlış ve baştan başa idealizmle doludur. Toplumların tarihi, herhangi bir deği şikliğin, herhan gibir özel zamanda gerçekleşmesine ce vaz vermez; bir değişiklik, ancak daha önceki gelişimler doğal bir şekilde oluş muşsa ve gerekli objektif önkoşullar bu lunuyorsa meydana gelir. (a.g.e_, s. 74) Ancak subjektivist girişimlerin eleşti risi bile işçi sınıfı partileri için söz ko nusudur. Türkiye'de ise maceracılık gi ri şimleri ve subiektivizm, partilerinden bile yoksundur ve bu bakımdan ayrı bir özellik göstermektedir_ Bu yüzden Türkiye'de subjektivizm, maceracılık gi rişimleri öğrenci gençliğe dayalı küçü� burjuva görünümünden ötürü tarihsel anlamda 'sol' kanat oportünizmi olarak bi le yeri ne oturmuyor. Bu görüşümüzü biraz daha açmak için subjektif koşullardan ne anlaşıldı ğ ını belirtmek gerekir. Subjektif koşullar, özetle şöyle sıra lanabi lir: 1} Emekçiıerin, devrimci bir bilinç ve mücadeleyi sonuna kadar götürme azmi içinde bulunmaları; 2) Emekçilerin, yüksek bir örgütlenme düzeyine ve devri mi başarı ya götürecek olan tüm güçleri birleştirip onları uyum içinde yönlendir me durumuna ulaşmış olmaları, 3} Ye terince deneyimden geçmiş, mücadele içinde yoğrulmuş ve mücadelenin strate jisini ve taktiklerini doğru saptayıp onla rı uygulamaya koyabilecek bir partinin öncülüğü.(a.g.e., s. 1 1 4-5\. Işte bu üç koşul gözönüne alındığın da Türkiye'deki 'devrimci durum' tartış maları ve birçok sol grubun 'eylem' an layışının bozukluğu ve ciddiyetsizliği hemen ortaya çıkar. Türkiye 'de subjek tif koşulları olmayan subjektivizm, ya ni bir nevi grupçuluk anarşizmi, kliçUk burjuva bireyciliği almış başını gitmekte ve bu türlü sapmalara savrulanlar da bir türlü bilimsel sosyalizmi öğrenmeye ya-
naşmamaktadırlar . Devlet, Proletarya DiktatoryilSl, Pu lamenter Çalışma, Devrimin Koşulları gibi bilimsel sosyalist literatürün kavram ları üzerine bu yazdıkluımızdan sonra yazımıu Engels'in, Karl Marx'ın Fransa' da Sınıf Savaşımları yazısına yazdıAı girişinden aldıAımız şu kısım� son verir sek herhalde 'devrimci'ler Engels1 parla mentarizmle suçlayamayıcaklardır: "Eğer genel oy sistemi, bize, her üç yılda bir kendi kendimizi sayma olana ğından, oy sayısının, d!iZenli bir şekil de denetlenen ve son derece hızlı a"ışı ile, işçilerde zafere olan güveni, düşman larda ise aynı ölçüde korkuyu artırmak tan ve böylece bizim en iyi propaganda aracımız olmaktan; bize kendi kuvveti miz hakkında ve aynı şekilde bütün kar Şı partilerin kuvvetleri hakkında tam ve doğru bilgiyi vermekten ve böylelikle de bize kendi eylemimizi gücümüzle orantılı tutmak için bütün ötekilerden üstün bir ölçüt vermekten ve bu şekilde bizi yer siz bir korka klık ve çekingenli kten oldu ğu kadar, yersiz delice atılsanlıktan da korumaktan başka bir yarar sağlamasay dı da - evet, hizim genel oydan elde etti �imiz tek �azanç bu olsaydı, gene yeter de artardı. Ama genel oy, daha fazlasını da yapmıştır. Seçim ajitasyonu ile, biz den henüz uzak bulundukları yerlerde halk yığ ınları ile ıemasa geçmek konu sunda, bütün parıileri, tüm halkın gözü önünde, bizim saldırımıza karşı kendi görüşlerini ve eylemlerini savunmak zo runda bırakmak konusunda bize öyle bir araç vermişıir ki, bir benzeri daha yok tur; ve aynca, bizim temsilcilerimize, Reichıag'da bir kürsü sunmuştur ve bizim temsilcilerimiz bu kürsünün tepe sinden parlamenıodaki hasımlarına karşı olduğu kadar, d ışarıdaki yığınlara da, basında ve toplantılarda olduğundan bambaşka bir yetki ile ve bambaşka bir özgürlükle konuşabilmişlerdir.
.... .. .... .., .. .., .. __, .. a.c .. __ I�m.��I .. .. I .. __ ...... j .. .. .... ......
.. ._.. ._ .. .. .. .. .. .. .. ..
n
1 9 Ey lül dire nişi ve
ff ü ç T � al ı şan lara pol iti k ff özgürl ü k
Yin kitle eylemi uzerine
Thrkiye Işçi Partisi Basın Bürosu Sekreteri
işçi·memur ayrımıyla birçok haktan yoksun
talep etmektedir.
özgürlüklerinin
mücadele dışında tutmak için oynanan oyunlar
belirtti.
tanınması gerekti�ini
Mutluay, açıklamasında şu görüşlere yer verdi : "Devlet daire re kurumlarında çalışan yüz·
binleıce insan memur adı altında sendikal ve po·
Iitik haklardan yoksun bırakılmışlordır. Yaratı·
lan lşçi·memur ayrımının hiçbir ciddi dayana·
�I yoktur.
"Sendikal haklardan yo .;sun bırakılan me·
murlar, ö�retmenler, teknik elemanlann iicret·
işçi ve emekçi kitıelerin politik, ekonomik ve sosyal yaşamında ken· dini göstermektedir. Koç'lann, S abıancı'ı arı n , ::. r Janna kar katabilmesi için tüm
toplu sözleşme ve grev haklannın tanınmasını ' 1şçileri,
köylüleri, emekçi haikı poUtik
ve baskılar memurlar için kesin bir yasak olarak ortayı çıkmaktadır.
"Thrkiye Işçi Partisi memurlann politik öz·
gürlükleri, siyasi partilere üye olabilme haklan için mücadele ediyor.
"Memur adı altında sendikal ve politik özgür·
lükleri ,ISbedilmiş tüm çalışanlan,. bu uRurdl
yürütülen mücadeleyi güçlendirmeye çaRınyo·
leri tek taraflı olarak işvereıı- taraCından tesbit e·
ruz.
�ında alaca�ı ücret üzerinde söz hakkının olma·
baklarimlZl ,ubeden AP'den, MHP ve M SP'den
dilmektedir. Çalışan insanın em�inin karşılı·
Kapitalizmin çıkmazı en açık belirtileri ve en alıır sonuçları ile
buglinkli yapay işçi·memur aynmına son veril· mesini; tüm çalışenlarla birlikte sendikaiaşma,
edildi�ini ve tüm çalışanların sendikal "e politik
19 Eylül günü bütün Türkiye'de mimar ve mühendisler ekonomik
send i ka l
Gündüz ',futluay bir açıklama yaparak devlet
kuruluşlannda çalışan yüzbinlerce emekçinin
haklarını elde etme yolunda bir gün direniş yaptılar, iş bıraktılar.
ve
"Memurlar, ö�retmenler, teknık elemanlar;
ması demokrasiyle b�daşmaz.
hesap ıoraiım.
tim ve denetim işlerini görenler dışında k�anla·
dlkai haklannı tanıyacaRını vadeden CHP ve
" Türkiye Işçi Partisi; devlet işlerinin yöne
nn memur tanımı "e kapsamından çıkanlarak
"1977 seçimlerinde bütün çai14anlara sen·
Ecevit 'den hesap soralım."
ş� n�n�k�·iu' �.:���: �E�c:za�� cl�b:a� '·Ia!!:! �Ia�._�=====================================
çaiışanlar yoksulJulıa, açlılıa ve
Devlet Demi ryollan 'nda baskılar yoğunlaş ıyor
ölçülerde
işsizli�e daha büyük
::.
itilmekledir. Tekelci büyük ser·
.nayenin sömürü çarklarını iste·
dir. Burjuva iktidarlarının süre·
Faşistlerin saldırı Üssii olarak � u ııan· şist·polis işbirliğiyle gerçekıeştirilen ope· dıkları TCDDY Ankara Yiikse� Öğ r en ci tasyon sonucunda işyerinde büyük ted irgin· Vurdu demiryolu emekç iler i n in yoğun mii· li k yarat ıl d ı , odalara girilerek ilericilere teh· cadelesi sonucunda k apatı lm ıştı . Sorun ditler savuruldu, çay ocajiında oturan ileri· yurdun kapatılması ile bitmedi. Yurttan Çı' cilerin üzerine saldırıldı, adlarının önceden
ve zalim tertipler tüm çaiışanla·
kısı
di�i gibi işletebilmesi için işçi ve kitlelerin
emekçi
sınırlı
zaten
olan ekonomik, demokratik hak·
ları iyice kısıtlanmak istenmekte·
karttlan faşistlerin emekçiler ,istündeki bas·
bilmesi için baskı, terör, en kanlı
yutlarda sürdü. Son olarak 19
nn üzerinde yürütülmektedir.
ması başta işçi sınıfırnız olmak
üzere emekçi sınıf ve tabakalann
sadece
hoşnutsuzlulııınu
artır·
makla kalmıyor; kitlelerin talep· lerini ertelenemez bir duruma' ge . tiriyor. Işçilerin, köylülerin, es·
nar nn,
ve zanaatkarların, memurla·
elemanlann, ölıret
teknik
tüm
menlerin,
E y lül günü fa·
alıırlaş·
k oşullarının
Yaşanı
polisin de yardımıyla giderek art an bo·
çalışanlann ya.
şam ve çalışma koşullarının dü·
zeltıımesi yolunda haklı talepleri
vardır. Ancak Türkiye'de egemen
sınıflar, bu talepleri bir ödün ola·
rak bile karşılamak niyetinde de·
Iıildirler. Bu koşullar, kitlelerin
ekonomik ve demokratik haklı . taleplerinin uRrunda örgütlü, bır·
leşik , ortak ve bilinçli mücade·
lesini zorunlu kılmaktadır.
Kitlesel mücadelenin etkınli·
Iıi, içerilıi ve gücüyle görünür. Bi·
Iimsel sosYalistler kitlelerin mü·
cadelesinin sınıfsal Içerilıini her
raldır. Bu kapsamda ele alınan
yürütülen kitlesel mücadele;
ve
kitleleri
e�iten,
bilinçlendlren,
geliştiren, yeni ve daha üst ·dü·
zeyde mücadeleye hazırlayan bır işlev görür. Kitlelerin kendilılıın·
denci eeilimine teslim olmama·
nin
belirler.
gücünü
mücadelenin ortak, birleşik
iz
yıp,
bırakmadan
i!k
bakışta
Döylesi
ne
sönmeye
eylemler
kadar "büyük"
görünürse görünsün, son tahlilde
kitlelerdeki birikimi bir çırpıda
boşaltan sonucuyla egemen sını'· lar için tercih edilir bir özelUk
taşır.
Dilimsel sosyalistler kitlelerin
mücadelesinin sınıfsal özünü te·
mel alan anlayışlarını mücadele·
nin gücüne verdikleri önemle bü·
tünleştirirler.
yürütülen
Verili
mücadele
koşullarda
örgütlü ve
YOR OYOŞ · 24 EYL OL
1 9 79 · 1 0
birikimin çok gerisinde kalan bır
ve mimarların haklı ve uRrunda
eylem denemesine girilmesinin.
mücadele edilmesi gereken talep
terör karşı·
sendika
hakkı, yan
kimi ııruplann "insiyatif koyma·
sı" ortamını hazır tutma amacı·
sında can güvenliRi, grevll·toplu sözleşmeli
nı taşıyıp taşımadılıı sorusu da
cevaplanmış deelldir.
ödeme kat sayısının artırılması talepleri
kitlesel
bir
Bütün bunlar bazı siyası çiz·
özellik
gllerce "kazanç" sayılabilir. Fa·
kazanmıştır" Elbetteki mimar ve
kat asıl önemli olan, çaiı,an kıt·
Iimsel sosyalistler Ipuçlan ortaya
racaklardır. Bu bir zorunluluk,
çıkan bu tehlikeli �iIIme fırsat
vermeyecektir. Bir yanda ortak
bir çalışma içinde olan örgütle·
Ne var ki, bu talepler sadece
rin, dilıer yanda tek başına ayrı
mimarların de�i1,
davranmadaki aceleci eellimlerl
memur statüsündeki tüm ç"lışan·
başka
ların ortak talebidir. Bu talepler
tak bir çalışma ve ey'eme dönüş·
Bu e�i1imlerden burjuvazinin
türıne diizeyinde ele alınmış du·
karşılaşmakta, ancak bu olum·
dır. Bilimsel sosyalistler ki t1ele·
de çok rahatsız olmadıf!ı açıktır.
dı�ı engeller vardır ve olacakbr. Bu
TMMOB
açıdan,
19
yönetiminin
Eylül'de de�işlk
ma hesabını yapmış olabilirler.
Dahası. demokratik kitle örgüt·
lerinin
ortaklaşa
yürütmesi ge·
reken çalışmalarda "öncülükleri·
örgütlerin ortak ve örgütlü müca·
düzeyde sabırlı ve inatçı bir ça·
türme çalışmaları henüz başlan·
böyle bir anlayışın CHP hüku.
lere sahip kitlelerin bir kesimi
rı)' la da çakışması do�aldır. CHP hükiimetinin kendı çI2"i�i sınır.
dele potansiyelini eyleme dönüş·
Iışmanın içindedir.
gıç aşamasındavkcn. ortak talep·
Iişen bir kütıesel mücadeleyi. kit
durumundaki üyelerini tekbaşına
mücadele potansiyelini en etkılı
d. durulması gerekiyor.
lamaktadır. Kuşkusuz bu çabala·
rrler.
Bu çabalar progranılı ve ge· ve
eyle"..e sokmuş olmasının üzerin·
biçimde de�erlendirmeyi amaç·
Böylesi bır tutumla bazı çev·
lelerin
yükselen
talepleri
lin önünde sadece kimi "siyasi çizgilerin ' açık olumsuzl"n de· Ri!, bununla beraber burjuvaZi·
burjuvazinin
Çünkü
nın do�rudan ve dolaylı çıkar·
rin bilinçli, ortak ve örgütlü ey·
lemlni gerçekleştirmek üzere her
örgütlerde de gözlemlen·
mektedir.
çalışanlann örgütlerince de or·
gütleri bu çalışmayı birlik tA? yü·
potansiyelini
"parselleme" anlayışıdır ki, bi·
dayatan yaşamsal bir gerekUlik·
mühendis ve
mücadele
lelerin
mücadele edecekler, haklarını al·
�ir.
ortak inlllyatlli
dışında ve talepleri kitlelerdeki
Rerlendirmek gerekir. Mühendis
Faşist
poUtIk
tıRıru ıösterrnlştlr. Demokratik
kitle örgütlerinin
bu temel ilkeler ışı�ında de·
vardır.
gibi
"show'1ara dönüştürmeye çalış·
TMMOB'nin 19 Eylül eyleıni·
leri
ıötümıe '
lekçe
larını kolaylaştınr
suzluklar aşılmaya çalışılmakta·
mahkumdur.
min dışında Ba,bakanlıla "di
mesi biçiminde yürütülen eylerr..
ni
beliniz
ba,I-5OI1u
yönlere ,ötürüp, saptanJnlf eyJe.
ler olsa olsa burjuvazinin hesap
man bir saman alevi gibi parla·
tiften yoksun eylemler her za·
landırarak,
ol·
ması yerine parçalanması, böıÜn·
rütürken birçok olumsuzluklarla
birikiminin
lem Için eylem" anlayışıyla iii·
Kitlesel
üzerine kurulan, sırufsal perspek·
öfke
da, böyle eylemleri salt bır " ey.
nuçlarını elde etmek, miicıadele·
rumdadır. Demokratik kitle ör·
yarattıııı
ııerlcl kuruluşlann Işleyişi dı,m·
ve bunun eylemde yansıyan so
nın yolu budur. Nesnel koşulla· nn
,ıst ııruplann da. etkin oldukları
herkesi katacak örgütlü bir çaba
mak için kitlesel eylemler kota·
zeyde belirlemek şaşmaz bir ku·
19 Eylül günü olanlar. bazı go
o mücadeleye katılması gereken
ten somut koşullann taşıdı�ı sı·
taleplerini ve hedefini sınıfsal dü·
hiçbir yaru yoktur.
Mücadelenin yürütüldü�ü alanda
mühendisler bu talepleri u�runa
nıfsal özü; mücadelenin somut
•
birleşik bir mücadele olmal'.dır.
zaman temel unsur olarak görür·
ler. Kitleleri mücadeleye yönel.
saptandığı anlaşılan emekçiler yemek ç ık ı· şında ve çay ocağından alınarak hiç bir ge· rek çe gösteri lme ksizi n gözaltına alındı.
20 Eylül'de saldırılar daha da yoAun· laştı. Koridor başları, yemekhane önü tu· tuldu. ı şyerinde büy ük bir baskı ve terör havası estirildi. Bu tutuma karşı DDY yet· kilileri kayıtsız kalarak baskıların yoAunlaş· ması,,", yardımcı oluyorlar.
teknik
·kitle .. 1
elenıanlann
haklı
eylem" istemini t ek ha·
!im,t re her ne pnhasına
latmin
elmi� olmanın 8\'8lllujmı topla·
ni '
muş
kanıtlayabileceklerini olabilirler.
Hiç
um·
kuşkusuz
metinln kısa vadeli, dar çıkarla·
lar içinde kalan ve siyasal lçeri�i boşaltılmış
ki tlesel
yöriinümlü
eylemlerden, "demokratlı"" id· diasını kanıtlamak. hat!., sıkıyö· neti:nir.
bi'· "güleryüzlülii�ü"nü
göstenne"
için yanırlnnma he·
sapları Içinde olmasının şaşırtıcı
en
büyük
korkusu kitlelerin bilinçli, örgüt·
lü
ve
ortak
mücadelesidir. Bu
dof!rultuda gelişen potansiyelin
bölünmesi ve kapsamının sulan·
dlr)lmasl kuşkusuz burjuvazinin
ş
işlerini kolayla tırır.
19 Eylül TMMOB eylemi bu
yönüyle
ö�eticldir.
Goşizmin
uzlaşmacı tavırları karşısında bi· Ilmsel sosyalistler uyanıktır. Bu uyanıklık kitlelerin sınlC müca· delesini geliştirecek güvencedir. 19 Eylül günü mühendis ve mi· haklı Istemlerinin ya. nında yer alınırken bu uyanık·
marlann
Iıkla hareket edilmiştir.
Empe ryali zm •
•
19 1n
pilot böıge Türkiye ECEVIT HÜKÜMETi , 1 4 EKiM :DEN SONRA DA TEK ALTERNA TIF OLARAK KALABiLMEK i ç i N , EMPERYALis T KURULUŞ LAR IN DESTEGiNI YENi ÖDÜNLERLE KORUMAYA c,;ALl r ş. , ı r '.. ' !'1 , YOR. <'t' ,i-
YUSUF DOGAN Türkiye, 12 Mart perdesi ka pandıktan altı yıl sonra yeniden "ara rejime" itilmek isteniyor. CHP ağırlıklı hükümetten istifa larla bu yönde bir ortam oluştu rulmasına çalışılıyor. 1973 ve 1 977 seçimlerine, "demokrasiyi korumak" sözüy le giren CHP'nin de, "ara reji mi" kaçınılmaz bir. yazgı. olarak gördüğü izleniyor. Son günlerde CHP'nin çabası, "ara rejimin" sorumluluğunu üStlenebilmek • olarak gözüküyor. Türkiye'de gü nümüz koşullarında aynı zaman da Batı için de, "yeni bir Başba kan'ın maliyetinin yüksekliği" savına dayalı bu çabada ör;ı,mli �şamalar kaydedildiği öne sürülü yor_ Ecevit hükümeti, 14 Ekim ara seç imleri öncesi ya da sonra sında düşse bile, MSP'siz bir CHP iktidarının en güçlü olasılık oldu-
E� lHABERLER
AET'nin
ğunu öne sürenler, 29 Ekim ko nuşmalarınoa, bu hükümete par lamento dışından etkili bir des tek bulunabileceğini de ekliyor lar_ BATI'NIN TUTUMU
Batılı merkezlerin ise Türki ye'yle bağlanan anlaşmaların bir an önce uygulanmasından ya na olduğu seziliyor. IMF 'nin Ge nel Direktörü Jacques Larasiere, Türkiye ile taze para ve borç er telemesi anlaşmaları yapan ya bancı bankalara bir yazı gönde rerek, Türkiye'nin 'stand-by" düze�lemesinin bütün gereklerini yerine getirdiğini duyurdu. Ya bancı bankalardan, Türkiye'ye sağlamayı öngördükleri kredi için katkılarını başlatmalarını is tedi. Öte yandan uzun sürecek bir hükümet bunalımı durumunda 'yeşil ışığın" sönmesinin kaçı-
yınına göre, Türkiye uluslarara
sı kredi kuruluşlarından 19741978 yıllarını içine alan beş yıllık dönemde 883,8 milyon dolar tutarında kredi aldı. 860 milyon dolarlık bölümü "Euro credit ' adını alan krediler şek linde olan bu borcun 23,8 mil yandalarıık kısmı da tahvil Çı karımı yoluyla saglandı.
• • TICARI BANKALARA BORÇ 2,2 MILYAR DOLAR Ortadogu' daki petrol ihraç geliri olmayan ülkeler arasın da, 1Urkiye, ticari bankalara en çok borcu olan ikinci ülke dıi rumunda. tık sırada bulunan Cezayir'in borçları 1978 yılı sonunda 3 milyar dolar düz!\: yine yükseldi. 1Urkiye'nin ti cari bankalara olan borcu ise 1977 yılı sonunda 2 milyar 1 5 1 milyon iken, 1978 sonuna kadar 57 milyon dolar daha arttı ve 2 milyar 208 milyon dolara ulaştı. Uluslararası öde meler Bankası'nın kayıtlarına göre petrol ihracatçıSl olma yan II ülke arasında, uluslar arası ticari bankalarda en ya gun mevduat bulunduran ülke
lerin başında Lübnan geliyor. Lübnan, bu bankalardan net 3,7 milyar d olar alacaklı görü nüyor. öte yandan, "Uluslararası Sermaye Piyasalarından Borç Ianma" adlı Dünya Bankası ya-
"" """"'- r. 1.'� 1
PAMUK AlıMıNDA ÖNEMLI ARTıŞ Pamuk destekleme alımla nyla görevlendirilen Çukobir lik 'in pamuk alım kampanyası .ürüyor. Çukobirlik kooperatif lerince 15 Agustos'a kadar 40 bin tonu aşkın pamuk alımında bulunuldu. Pamuk alımlarında, 1976-77 dönemine göre yüzde 153, 1977-78 dönemine göre yüzde 90 ve 1978-79 dönemine göre de yüzde 167 oranında ar tıŞ saglandı.
• HÜKÜMET DEMI RYOLLARı GREVINI YENIDEN ERTELEDI Devlet Demir Yolları Işlet mesi Genel Müdürlü�ü ile kısa adı D Y F- I Ş olan Türkiye De miryolları Işçi Sendikaları Fe derasyonu arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmele rinin anlaşmazlıkla sonuçlan masının ardından, uzlaştırma görüşmeleri de başarısızlıkla so-
Geçici Dönem Buşkanı
o 'Kennedy An kara 'du
nılmaz olduğu biliniııDr . bir durumda, pek çoğu kapalı kapılar ardında kalmış pek çok siyasal orunun da yeniden göz den geçirilmesi gerekiyor. ABD' nin Ankara Büyükelçisi Ronaıa Spiers'in sözleriyle, bu konular da "ileri adımlar atılmış" bulu nuluyor ve Türkiye ile ABD ara sında, baş.ta Ortadoğu sorunu olmak üzere "endişe yaratacak derinlik ve boyutlarda" görüş farklılıkları bulunmuyor. Bu ko şullarda, Ecevit hükümetinin ça bası, 14 Ekim seçimlerine dek ' verilecek yeni ödünlerle, em peryalist merkezleri daha sıkı bi çimde kendisine bağlama yönün de yoğunlaşıyor. ABD Büyükelçisi Spiers, AN KA Aiansı'nın sorularını yanıtnuçlandı. DDY IşletmeSi iste nilen ücret artışıan nı "çok raz la" buldugunu belirterek, Sen dikaya birinci yıl için 16, ikin ci yıl için ise 18 liralık ücret ar tı�ı öneriyar. Bilindigi gibi DY F- I ş Agustos ayında yapı lan toplu iş sözleşmesi görüş melerinden bir sonuç alınama ması üzerine, Iimanlarla, tren. lerdeki yemekli işletme işyer leri dışındaki öteki işyerlerinde grev kararı almış, ancak bu ka rar, "ülke saglıgı" ve "milli gü venlik " açılarından sakıncalı
bulanarak Bakanlar Kurulu'n ca 30 gün süre ile ertelenmişti. Erteleme süresinin 21 Eylül'de dolması ile Bakanlar Kurulu 2. kez 60 gün süre ile grevi yeni den erteledi.
• LASTI K ÜRETIMI KAPASITENiN ÇOK ALT INDA Türkiye'de faaliyette bulu nan, 3'ü yabancı sermayeli' 4 lastik fabrikasının, kapasiteleri nin çok altında üretim yaptık ları belirlendi. ııinek lasti�inde,
dört fabrikanın yıllık 2 milyar 756 bin adet olan kapasitesine karşın, ilk 7 ayda bunun yüzde 30,5'i kullanıldı ve 842 bin bi
nek lasti�i üretildi. Kamyon ve otobüs lastiklerinde ilk yedi ay lık kapasite kullanım oranı yüz de 34,4, greyder-traktör lastik lerinde yüzde 42,5 ve iç lastik lerde yüzde 23,6 d üzeyinde .
"ABD'nin yardımları toplam miktarlar biçiminde ele alındı ğında, Türkiye'nin Mısır ve ısrail' in gerisinde kaldığı doğrudur_ Bu kısmen özel bir durı.mun, Camp David anlaşmalarının bir sonucu dur. Ancak, geçen yıl silah ' ambargosunun kaldırılmasına ça lıştığımız sıralarda biri çıkıp da bana, bir yıl sonra Türkiye'ye ABD yardım önerilerinin 400 milyon dolara çıkacağını, bir başka deyişle Türkiye'nin en çokABD' yardımı alan üçüncü ül ke durumuna geleceğini söyle miş alsaydı, kendisine durumu yeniden gözden geçirmelerini, olanaklarını bir daha incelemele rini söylerdim. Bu yardım o sıra lar bana olanaksız görünüyordu. Gelecek yıl durumun ne olacağı nı şimdiden kestirme k olanaksız. Bütün bunlar ,gelişen ekonomik ve politik durumun gereklerine göre pragmatik biç imde ele alın malıdır. Türkiye, ekonomik güç lüklerinden kurtulmak için ger çek çabalar gösterdiği sürece ve tabii güçlükler varlıklarını sürdür dükleri sürece bu olumlu eğili min aynı doğrultuda sürmemesi için bir neden göremiyarum. Çünkü bu yardımı sağlamak bi zim de çıkarımızadır_"
Ronald Spiers in vurguladığı olgu, 1 979 yılı başında Guade loupe Doruğu'nda somutlaştı rılan Türkiye'nin görevleriyle il gilidir. Bir başka deyişle, Türki ye'nin Sovyetler Birliği'ne karşı üs görevini pekiştirmesi Ortada ğu'da ise Arap'lara yakınlık gös termemesini içermektedir.Spiers' in "Doğu ile Batı arasındaki güç dengesinin değişmeye başlaması karşısında Türkiye'nin güçlendi rilmesi özel bir önem kazanmak tadır" biçiminde özetlediği bu günkü durum, Camp-David e ya da benzeri bir sana kadar uzatıl mak istenmektedir. CHP'nin, ya da bir başka mevcut iktidar alternatifinin gün deminde, Türkiye'nin sotunları nın IMf ve ABD d.ışında çözüm-
lenmesi bulunmadığına göre, IMF'nin tutumıı ve Spiers'in söz leri önem kazanmaktadır.Türki ye de bu konuma CHP'den daha gönüllü başka adaylar buluna bileceği kuşkusuzdur. Ancak, böyle bir durumda, CHP kendi hükümetleri eliyle sağlanan iki yıllık'birikimin heba olmamasını elinde koı olarak tutmaktadır_ Bu arada, CHP'nin solu baskı al tında tutma yönündeki avantaj ları da bütünüyle yitirilmiş değil dir. YENI EKONOMIK DüZEN
Yukarıda özetlenen siyasal ge I işmelerin ekonomik yaşamda da yansımaları bulunmaktadır. Tür kiye'de �asa ekonomisi kural larının egemenliği için yoğun bir çaba harcanmaktadır. Sözkonusu çabaların ilk aşa ması, I MF'nin stand-by düzenle mesinde, kamu iktisadi ıeşeb büslerine sağlanan kredilerin sı nırlanması ile gerçekleştirilmiş durumdadır. IMF Genel Direktö rü urosiere'nin yabancı banka lara gönderdiği yazı da bu ilk adımın atıldığını kanıtlamakta dır. Piyasa ekonomisi kurallUlnın egemenliği için düşünülen ikinci "operasyon" ise ' bütününde kamu yatırımlarına öncelik veren Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı'na yöneliktir. Bu amaçla, Dünya Bankası Plan'ın değişmesi "gereğini" vurgulayan bir rapor hazırlamıştır. 27 Eylül'de OECD ile masaya oturulduğunda gün demdeki en önemli madde Dör düncü Plan ın günün ekonomik koşullarına uygun hale getiril mesi olacaktır. Görüşmelerin $0nuçları da Ekim .yındaki açık lamalar ve uygulamalarda so mutlanacaktır. 1 978 yılı başından bu yana, hangi sınıf yaranna ve p�hasına atıldığı açık-seçik ortaya çıkan, ekilen tohumları biçmeye sıra geldiğinde, burjuvazi "ara rejim" den "kara rejime" geçmekten öte bir çözüm getiremiyor_
yaR ayaş - 24 EYL aL
1 9 79
•
11
Silahlan m ada NATO 'n u D Sovye t kalkınma h ızı ye n ı ABD 'nin iki katını aş tı tırmanıs ı •
•
NATO Genel Sekreteri Joseph Luns bundan bir süre önce yaptı �ı bir konuşmada, Sovyetler Bir li!!!'nin Avrupa'da nükleer güçler açısından daima üstünlü!!e sahip oldui!Unu belirterek şöyle dedi: "SALT-2 görüşmelerinden son ra, taktik nükleer silah stoklan arasındaki dengesizli!!in artması tehlikesi ortaya çıkacaktır." "Dengesizlik" iddialarını ya nıtlamadan önce, belirli NATO çevrelerinin "ortak savunma" sistemi kurulmasıyla ilgili eşgü dümlü çai!nlan ve bu üç ülke den bir grup şirketin, nükleer si· lahlar taşıyabilecek "Tomado" tepkili bombardıman uça!!ırun Ingiltere, Federal Almanya ve ıtalya tarafından ortaklaşa yapı mı için vardıklan büyük sözleş me arasındaki iUntinin neden ibaret oldui!unu düşünmek ilginç olacaktır. NATO'daki ABD temsilcileri bundan birkaç ay öncesine gele ne kadar, Batı Avrupa'lı ba!!la şıklannı, tank sayısı bakımından Sovyetler BirUj!i'nin çok büyük bir üstünlüi!e sahip oldui!una i nandırmak için yo!!un çaba har camaktaydı. Onlara göre, bu teh likenin etkisiz kılınması için, nötron başlıklara sahip Amerika yapısı "Larıs" balistik füzeleri sa· vaş konumlanna yerleştirilmeliy di. Şimdi ise birden bire, Sovyet ler Birlij!i'nin taktik nükleer si lahlar alanında da büyük bir üs tiiı)üi!e sahip oldu!!u anlaşıldı. Avrupa'nın her noktasına ulaşa bildii!! öne aüriilen orta menziıli SS - 20 adlı yeni Sovyet balis tik füzesine kaqı gerekli önlem ledn alınabilmesi Için NATO 'ya üye Beh Avrupa ülkeleri grubu nun kendi kendini savunma so runlannı düşünmesi gerektli!i görüşü ileri sürülmektedir.
5
"SOVYET SALDıRıSı" NASIL öNLENIR !
Ne var ki, ABD, ana hatlan artık belirginleşmiş olan bu bü yük nükleer silah pazarlıi!ının dı şında kalmadı. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Ha rold Brown bir konuşmasında, şimdi "Orta Avrupa'ya Sovyet ,1' .uahalesi" tehlikesinin çok bü yük oldu!!unu belirterek, Ameri ka yapısı "Avrupa menziıli" "Pershing-2" füzelerini, "Cruise" !üzelerini ve çok hedefli "F-16 " savaş uçai!ını "karşı koyma" a raçlan olarak önerdi. Bu durum, ''Tomado'' savaş uçai!ının Batı Avrupalı yapımeılan için düşün dürücÜYdü. Bazı öngörülere bakı lacak olursa, ortaya çık8n bu tar tışma, yıl sonunda Lahey'de ya pılacak olan N ATO Nükleer Planlama Grubu'nun dönem top lantısında çözüme ba!!lanacaktır. NATO Genel Sekreteri J osepb Luns, bu konuda bir yetkili eda sıyla şöyle demektedir: "O za mana kadar, Sovyetler Birlij!i Batı Avrupa'ya saldırmayacak tır."
ABD, Bah Avrupa'daki üsle rinder., 50'li yıllarda Sovyet Sos yalist Cumhuriyetleri Birlii!i 'ne ilk nükleer darbeyi indinne ha zırlıi!ı yaparken, Ingiltere, Fran sa, ıtalya ve Fedenıl Almanya topraklanna büyük miktarda nükleer silah ve nükleer savaş başlı!!ı yıi!dı. Avrupa'ya önce A merikalılar orta menzluı balistik roketler ve nükleer savaş başlık
lan ("Juplter" ve "I'or") yerleş tirdiler. Sovyetler Birlij!i, bu ey lemlere yanıt olarak, Batı Avru pa'daki hedefiere Batı'da SS-4 ve SS-S adlanyla blUnen kendi ba lıstik füzelerini yÖneltmek zo runda kalınca, Batı Avrupa'da
',, 'ada. Itall.r'.r
)
ıSRAIL IŞGAL ETfICI BöLGEDE ARApÇA DERS KITAPLARıNı Y ASAKLıYOR Fıllltln halkına kaqı tam bır aoykınm po Dllkası uygulayın ısrail, ı,gal etlllll Arap top raklarında bulunan 29 Arapça okul kitabını yaukladı. Itgal altmdakl Batı Urdün 'de bulu nan FıDltlnll çocuklann ö!!renlm kitapian o lan 29 Arapça kitap, Tel Am'deld hUkUmit ınekaınlaruıın ı.teııl iizerlne ı,gal bölgellnde id laraII ıllikamlan tarafından yasaklandı, Fı DltlnII çocuklano okumalan yasak edılen kı· taplarm taılh, cotrafyı ve dlnael etitime IU' Idn olduklan belirtildi_ larail'lI i,galcllerln ki tap yasaklarmın bununla kalmayacaeı ve bu davranı,m FıDltln'1I çocuklann ei!!t1ml Uzerln de urall tarafından uygulanrnaaı amaçlanan büyiik bır bukı _ döneminin haberclli oldui!U bildIrlUyor,
NIKARAGUA'DA HALKıN YıKıLAN KONUTLARı YENIDEN YAPılıYOR Nııw.cuı'nın bUyük kentlerinde Iç savaş ııraanda SomOl:a rejiminin uçaklan tarafından bombalanarak y'1rle bır edılen çok sayıda ko-
YVR VYVŞ
-
24
EYLVL
,
Sovyetler Birli!!i'nin 1978 yılındaki ekonomik gelişme hı zıyla ilgili veriler bu ay içinde yayınlandı. Istatistik veriler arasında Sovyetler Blrlii!i'nin son yıllardaki geUşme hızıyla ABD'nln kalkınma temposu nun karşılaştınlmasına yer ve rildi. 31 Aralık 1978 verilerine göre 262-4 milyonluk Sovyet ler Birlij!i nüfusunun yüzde 85' inin işçi ve memur ailelerinden, yüzde 15 'inin \se kolhoz köylü ailelerinden oluştu!!u bildirildi. Sovyetler BirU!!I'nde yayın lanan istatistiklere göre, ülke nin ulusal gelirindeki artış 1978 yılında yüzde 4.8 oranın da gerçekleşti. Bu artış, ulusal gelirin 1976-1977 yıUanndaki artışı yüzde 0.2 oranında geride
bıraktı. öte yandan sanayi üre lında ise bu artışın yiizde 3(J' tinıindekl artışın yine yüzde dan yüzde 80'e doeıu bır 4.8, tanm üretimindeki artı,ın rama biçinıinde ııerçe tJet!lll" ise yüzde 3 oranında oldu!!u vurgulandı. Sovyetler açıklandı. nın sanayi üretiminin � Yine son bilgilere göre 1978 de dünya üreliminin bette biLL yılında ·10.5 milyon Sovyet nı karşıladıllı da belirtildi, kooperatıflerin yurttaşının, Bu olguların de�erIendIrIl devlet katkısıyla yapımını ger inell 1951·1978 dÖDIm çekleştirdikle,ri yeni konutlara Sovyetler Birnıı l'nde yıllık .. taşındı!!ı açıklandı. nayl üretimi am.ının yiizde 9.1 Sovyetler Blrli!!i ile ABD' ernek üretltenHııı artqııı m yili. nin gelişme hızlannın karşılaş de 6.7, ulusal ielir artıtının iıe tmlması ise, iki sistem arasm yimde 7,7 hızıyla gerçeklettIli daki ekonomık yanşmada ''sos ni ortaya koydu. ABD ıçın bu yalizmin en hızlı adımlarla ller verilerin k�ı1ıi!ı sırasıyla yili. ledl!!lnl bır kez daha ortaya de '4_3, yüzde 2.2 ve yüzcıa 3.5 koydu, Yapılan açıklamada biçImInde gerçeklefınlt bulu 1950 de ABD'nin yüzde 31 'I nuyor, oıi!er pir dey\fle Sovyıt düzeyinde olan Sovyet ulusal kalkınma hızının ABD'n!D tki geıırinln 1978'te yüzde 68 ora· katını aşarak yiikaeldiii � nına ula,tıllı, sanayi üretımı da· lenlyor.
BIJttIt':
NATO silahlanması soğuk savaş kışkırt 'cıl/ğını körüklemeyi hedef alıyor. .
gerçekçi düşünceye sahip kimi po ııtika çevreleri, Amerika'run sal dırgan çıkarlanna, kendi ülkeleri· ni kurban vennemeleri gereııini anladılar. 1954
yılında,
Bundeswehr
nutun yeniden yapımı ve konutlUZ kalanlarm birer konuta kaw,tuNlmuı ıçın genl, kap· lIJIIiı bır progrlDllD lIJIII lanmaya blfladılı blldlrlDyor, Nlkaragu& bkan Bakanı MJculı Er· neRo VIgIl'ln yaptılı açıklımaya göre, llk ola rak hasar gören 4000 konutun onarılıııuı ön· görülüyor, Bunun yanı sıra Be,kent Manaeua Ile bombardımanlardan en çok zarar gören E. teU kentinde 5000 konutun yenlden yapımuıa en kısa süredt bqlanacai!ı da bkan Bakanı ta rafından açıklandı, Bu arada SomOl:a'dan 100 ra ülkeyi terkedenlerin evlerindeki ma\zemele rln de yenl yapılacak konutlarda kullanılacalı !>1lc!irIldl.
PORTEKIZ'DE BOYüK ÇIFÇiLER TOPRAK REFORMU ALANLARıNı ZORLA IŞGAL ETMEYE ÇACIRILDI
PortekıZıl büyük çlCtçl1er1n örgüW olın "Portekiz Tanmc:ılar Blrlli!!"(CAP), Kadın başbakan Marta turdes PlntuılllO'nun kurdu· Au yeni hükümetin, en kısa sUrede toprak re , fonnu Ile büyük çiftçilerin ellnden alınan alın· lan geri vennedli!! takdirde, bu alanlann üyele ri tarafından zor kullanılarak ı,gai edılmelını istedi. CAP yönetiminin açıklamumda, büyük çı ftçUerin eıınden alınan topraklaJın dört hat ta içinde geri verılmesı Istendi. Büyük toprak sahiplerine geri verılmesı Istenen 90 büyük ta· nm alanının bulundui!U bildlriUyor. 1975 yı )ında yapılan toprak reformu Ile bUyük çiftçilerden alınan 140.000 hektar tanm alanı daha önce geri verilmişti.
yani 12 tümenük (toplam 500. 000 asker) ve 2.000.000 dolaysız yedekli Federal Almanya ordusu oluşturuldu. Fedenıl Almanya ordusuna, nükleer silah taşıma işlerinde kullanılan "F-104 Star flghter" savaş uçaklan sai!landı. Bununla birlikte Federal Alman ya hükümeti, kendi nükleer slla hına sahip olma yolunda yo!!un çaba harcamaktaydı, Ne var ki, 1961 yılında ortaya çıkan BerUn krizi, Avrupa 'da sınırlı nükleer savaşın olanaksız oldui!Unu gös terdi. Fransa'nın ve bizzat Ame rika Birleşik Devletleri 'nin tepki si sonucunda Bonn yöneticileri nükleer silaha sahip olma amaç lannı gemlemek zorunda kaldı lar. 70 'li yıllann başında Sosyal Demokrat ve Hür Demokrat Par tileri temsilcilerinden kurulu Al manya Federal Cumhuriyeti hü kümeti "gerçekçi" bir politika Izlemeye başladı. SALT GöRU ŞMELERINI BALTALAMA GIRIşIMLERI Stokholm Banş Sorunlanm inceleme Enstıtüsü'nün (SIPRI) verilerine göre Varşova Antlaş ması ülkeleri Orta Avrupa'da bu lundurduklan tank sayısı bakı mından belirli bır üııtünlü!!e sa hiptir. Ordular arasındaki orantı şöyledir: NATO 981 .000 askere ve Varşova Antlaşması 987.300 askere sahiptir. Bu durumda Orta Avrupa'daki güçler dengesi, NATO'nun nükleer savaş ba,lık lan alanındaki üstünlüi!ü ve sos yalist ülkelerin sahip olduklan tank sayısının büyüklüi!ü tarafın· dan belirlenmektedir. Orta Avru pa'da silahlı kuvvetler ve silahlar da Indirim yapılması konusunda ki Viyana görüşmelerine katılan Varşova . Antlaşması ülkeleri bu
dUNmdan hareketle, bundan be IIrU bır zaman önce, Beh'lı ülk. ler asker sayısını 32.000 kıt! a zalttı!!ı ve nükleer sava, başlıkla· nnda 1000 başlık Indirim yaptı· !!ı takdirde, kendı aakerlerlnl 60, 000 ki§1 ve tank sayısmı beBrll ölçüde azaıtma önerılinde bulun· du. Ne var kı, N AT01u ülkeler, Vaqova An�Ia,ması 'nın resmen bildirilenden 180.000 daha fazla askere sahip olduRUnu beDrttiler, Böylece de, öz Itibariyle, sosyı list ülkelerin yapıcı önerisi:ıl red detml, oldular. Fransa Cumhur başkanı Valery Glscard D 'Esta Ing'in, gelecekte yapılacak olan SALT-3 ıöru.melerlne Fransa nın katılmayaca!!mı açıklaması m ve Inllltere'nln ise bu öııemD stratejik sorun konusunda hil' duraksama ıöstennealnl löz önünde bulunduracak olursak, SALT göru.meleri çerçevesinde Sovyet nükleer potanliyeD ıınır· landınlırken, Inglllz ve Fransız nükleer silah stoklanrun her türlü sınırlandırma dışında kalmııı olasılı!!ının ortaya çıktı!!ı anla şılacaktır. NATO ülkeleri ve Fransa 'nın bu yapıcı olmayan konumuna karşın, Sovyetler BirD!!1 askeri a landa yumu,amaya &ldllmell hattını sapmakıızın izlemeyi sUr dürmektedir. Tam ,Imdi, yınl SALT - 2 görüşmelerinin bqı nyla sonuçlanmasından sonrı, Avrupa'da nükleer silahlanına yı nşının sürdürüll\lesi Için deRII, Viyana görüşmelerinin bu qı masının başanyla devam etmeal ve başanlı bir sonuca kavu,turul, ması için elverişD ko Ullar yara ı tılmaktadır. Leonld . Brelnev, bu yılın 17 Hazıran günü Viyana' daki SALT-2 ıörüşmelednde şöyle demişti : "Umut edelim ki, bu Viyana öteklslne atılım kı zandırsm ... "
1 9 79 - 1 2
_ __ • __ _ __ _ __ _ _ _ __ _ • __ • ._ """' _ __ _ _ _ "' caı:ı __ __ __ __ :orı. ____,_
Federal Almanya Savunma Ba kanlıltı, geçen haftalarda "Feaeral Almanya Cunıhuriyetinin Güvenli�i ve Federal Orduda Gelişme için Be
yaz Kitap-1979" adlı bir kitap ya yınladı_ Federal Bakan Apel tara fından açıklanan ve bu yılın pro�ta
mını içeren "Beyaz Kitap-1979 ", Federal Orduda N ATO çerçevesi i
çinde silahlanmanın arttırılmasını savunuyordu_ Uzun bir süreden beri dünyadah; gerici güçlerle işbirli�i i
inti k a m c ı l ı g ın savas ha zı r lı g ı na h ay i r
I
.ıkhı
c<ık seçimlerin değer
Seçimlerde gerek
I
•
Böylelikle, son yıllarda yumuşama
Federal Alman işçi sınıfı partisi'
nin açıklamasında, Federal hüküme mekçileri için büyük tehlike taşıdı
i!ı da vurgulandı,
DKP'nin açıklamasında bu silah
lanma politikasının emekçilere yeni
yükler
getirece�i
şöyle devam edildi :
de
belirtilerek
" 'Beyaz Kitap-1979, silahlanma çalışan
insana
yeni
politika, ei!itim, sa�hk ve çevre ko
ruma alanlannda ihtiyaç duyulan
milyarlar böylelikle halktan çalına
caktır_ Ei!er 'Beyaz Kitap-1979'da
önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek
silahlanma
politikasına
uygun NATO silahlanma programı
olurSa, 1993 yılına kadar 1000 mil
ki, Federal Almanya hükümeti bu
yar Mark 'ı
pati duymakla kalmıyor, aynı za
keri politikası, 'Beyaz Kitap-1979'
manda bu yanşta ABD ile birlikte
DKP'nin açıklamasında Sovyet
aşkın astronomik
bir
miktar harcanacaktır_ Bonn'un as da açıklandı�ı biçimiyle, Federal
araY1şı oluştunn.-ıkta.
N ATO planlannın Batı 'nın tek ta
nun temel nedeni kuşkusuz, Sosyal Demokrat ikti
göstermedikleri
asıl düşündürücü olması gereken konudur. Bu olgu
vurgulandı ve
dar ilc onun yerini alan sağ koalisyonun temel poti tikalan arasında esas itibariyle bir fark olmayışdır. Böylelikle sağ koalisyon içinde en sağ unsur "gerçek
yetler ve sosyalist ülkelerin büyük
sağ politikaJar. güçlü hükümetler" önerisi ilc bunalı
gerçekleştirilmesi için barışa gerek
mckte ve oylarını artırmaktadır.
ekonomik ve toplumsal amaçlannın sinim
duyduklarını
kaydeden
ma çözüm getirileceği görüşüne taze taban bulabil
Al
man Komünist Partisi 'nin açıklama
sında daha sonra şu görüşlere yer
'sveç 'te hassas denge,
verildi :
"Federal
hükümetin,
eDU
ve
CSU tarafından da desteklenen si
lahlanma politikası açıkça göster
Gelişmeler içerisindt Merkez sağ paniler gdeneksel
mektedir ki, tarihin ö�retileri IŞI
olarak izlC'me iddiasında oldukları denge politikasına
�ında ülkemiz ve Avrupa için banşı
zeınin bulamamaktadırlar. Çünkü ortada öz açısın·
güvenli�e kavuşturma yolunda he
dan dengelenecek temelden karşıt politikalar bulun
nüz büyük çabalar göstermemiz ge
mamaktadır. Böylece işlevlerini yitiren b u partiler
rekmektedir, Barış ve güvenlik için
mücadele, çalışan insanın önünde temel bir görev olarak durmaktadır_ DKP bu olgunun ışı!!ında ülkenin
lanmaya
Için özel bir tehlike taşımaktadır,
lusal çıkarlanna ters düşmektedir_"
dır,"
mızın banş çıkarlanna, ülkemizin u
hükümetler"
rin askeri üstünlük kurmak için ça
ba
istemleriyle çelişki içindedir, Halkı
sık yinelenen "banş ve yumuşama"
'güçlü
Bu ..ırayış içerisinde bwjuva partiıerinin en sa.ğda yer alaru Muhafazakar Parti'nin oy oranını artırabilmesi
kapitalizm ile sosyalizmin sınır böl
gesinde bulunan Federal Almanya
bir ülke olar.ık sunuldu. Sosyal Demokrat iktidar ye) neıiminde "sosyalizmin" gerçekleştiği ileri sürüldü.
bilecek
ler Birlij!i ile di�er sosyalist ülkele
tüm banştan yana güçlerini Bonn' un Sılahlanma histerisine kapılma
politikası,
f"ukarlar önemli kazanımlar s:ığlamışlard ır.· sveç uıun yıllar tüm temel sorunlann çözümlendiği
madı. 1 9 7 3 seçimlerinden b u yana İsveç'te günde
hükümet yetkilileri tarafından sık
silahlanma
olmayacaktır. Çünkü. se·
ra belirginleşen kapitalizmin bunalımı dışında kal·
yönetici bir rol de oynuyor_ Ancak NATO 'nun
yanl:ş
Merkezciler oy ve sandalya kaybına uğrarken Muha·
yükler de getirmektedir, Toplumsal
belgeledilti betirtildi ve şöyle dendi:
tehlikeli silahlanmaya sadece sem
düzeyinde
min baş maddesini ekonomik bunalımı çö�ümleye
raflı askeri üstünlük saj!lamas) ama
öngörülen
' ''Beyaz Kitap-1979' gösteriyor
Pı:ırtisi gerekse Sosyal
Ne var ki bu "yeryüzü cenneti" de 1 9 7 2 ' Ierden son
cına yönelik oldu�u belirtildi. Sov
IGtap-1979 "un önümüzdeki yıllarda artaca�ını
SOVYETLERlN ÇA BALARı
ile kazanılan her şey tehlike altına
atılmamaktadır, "
politö1<asıyla
silahlanmasının
Komünist
değişikliklerdir. I lükümet onaklanndariLiberaller ve
yetkililerinin "banş ve yumuşama
N ATO
çıkartmak
çim sonuçlarının ortaya çıkardığı bir b�ka önemlı
EMEKÇILERE YENI YÜKLER
DKP'nin açıklamasında, "Beyaz
sonuçlar
olgu da hükümet partileri arasında oy dağılımındaki
kutlanan 1 Eylül'de Batı Alman hü
NATO VE FEDERAL ALMANYA
altemJi
sağa k;ıyarak çıktığını söylemek genel bir değerkn· dirme
kümet yetkililerinin demeçleri ha tırlatıldı, Bu demeçlerde hükümet
ltmı bildirdi.
bazı
Demokrat Parti oy ve sandalye sayılarını arllrdılar.
tin bu girişimlerinin en başta ülke e
''Beyaz Kitap-1979'1a tüm bu de
ilc
Ancak buna rağmen isvcç'in seçimlerden daha da
Alman Komünist Partisi 'nin a Alman faşistıerinin Polonya 'ya saldırdıklan gün olan ve
meçlerin sahte oldu�unun anlaşıldı
ol.ısılık
hatları
Icndirilmesinden
nş ve ilerleme güçlerinin büyük tep kisiyle karşılandı. Bu silahlanma programına karşı en sert tepkiyi de,
lediklerini belirten DKP, yayınlanan
I(clcn ana
mümkündür.
Savunma Bakanlı1!l'nın "Beyaz IGtap-1979"u, ülkedeki ba
için herşeye hazır olduklannı" söy
tck
sClnu\'I"ndl.
devam eımesidir. An
km dırenış'
Federal
bütün dünyada "Banş Günü" olarak
ilc:
mevcut hükümet yapı· sının
lntikam cı/ığa karşı panzelıir: Emekçi haı)
D KP'NlN TEPKİSı
çıklamasında,
p.u tilt:rinin
sandalyeJik hir ço�un· SetJ.im sonrası için ilk
•
kitabı, Batı Alman emperyalizmin in "banşın güvenlii!i ve yumuşama" konulannda ne denli "içten" oldu i!unu gözler önüne seriyordu,
mada, banş düşmanı olan bu kitap protesto ve mahk-um edildi.
hukuınct
parlamento'ria luğu
çinde Neonazizmin gelişmesine göz yuman Batı Alman hükümetinin bu
Batı Alman işçi sınıfı partisi göster di. Alman Komünist Partisi (DKP' nin konuya ilişkin yaptı!!ı açıkla
s"cç seçimıeri mevcut
büyük ölçüde oy kaybına uğramaktalar.
S
katılmaya
mcl tercihlerde alternatif bir politika önerisi suna· mamasına bağlıdır. İ!ıvec sosyal demokrat hareketinin di�er burjuva partilere �örc ilerici özelliği gele
maya, kararlı ve birlik olarak silah karşı silahsızlanma mü
cadelesine
osyal Demokrat Parti'nin uylarını fazlalaştırmasına karşın eski konumuna gelernemesinin nedeni de te
neksel olarak uluslarardsı politikadaki konumunda daha belirginleşmekıedir. Ancak. emperyalist siste
ça�ırmakta
min genel bunalım koşullarında cmpe.ryaJizmin stra tcjisinde sosyal dcmoı.. rasiyc son yıllarda yüklenen iş levler ve Brandt'ın yönetimindeki Sosyalist Enter·
Bonn , NATO 'da ge diklerin onarılması i çin ısrarlı yayınlıınan ve Bonn 'un yenı silahlanma tasan
2
tan
kıyla ilgW slpari,lerinin bu sonbaharda gerçek
le,_i!1 açıklanan beyaz kitapta, 1980 yılında
4887 saldın tankı ile 575 adet DCA zırhlı ara
çerçevesi ıçınde politik askeri kararlarla "sl
labianmanın denetimi" için alınan politik ka
rarlann daha' sıkı bir bütünleşme Içinde alınma taleplerdi.
Amaç olarak açıkça
NATO'nun nüklel!r gücünün arbnlrna.sını hedef
gösteren bu talep, Bonn'un NATO'daki gedlk
lerin bır an önce onarılması ve SALT antlaşma
lannın S, Blrlial 'ne karşı daha "sert" çıkışlarla '
ıınırlandınlması konusundakl .. rannın bir belir
tisi olarak yorumlandı,
alıkoymu şto r.. Sosya.l Demok
litika suıımakıan vlV.geçmcmlş olmasının en belirgin zanam..ıması h:ılinde bile kumünistlerle olası bir koa· Iisyonu peşinen reddedişidir. Isve( seçimlerinin önemli bir başka olgusu da Ko münistlcrin uy ve sandalya oranını şimdiye kadarki en yüksek düztyc ulaşt ırmalarıdır. Bu durumun sos· yal demokratların da oylarını artırdıkları bir "am,ma
kı kampanyası genış boyutlara ulaştı, A�ustos
rastlttması, sal oyların bilimsel sosyalistlere kanali.te
ayı ortasında 60'. yakın tanınmış ilerici politik
olmasında
tedrid bir geçiş; zorunlu bir sosyal de
önderln �tuklanmasınd8n sonra, Sedat hükü
mOkrtl l dur.ık anıyanların, ya da komunistlere verile·
ra bölgelerindeki geniş IP'ev hareketlerine karşı
nin t yanlışlığını da sergilemektedir.
metinin Helvan, ıskenderiye ve Mahlell.el Kob- '
sert baskı yöntemlerini planladı�ı bildiriliyor,
ayında "Halk Me�lisi "ni feshetmiş ve Temmuz
Beyaz Kitap'ın en ilginç böllimü Ise, NATO
Isvcç Sosyal
göstergesi, sağ partiler k.ırşısında salt çoğunluğu ka·
feti bastırmak üzere girıştıltı CIA patentli bas
silahlarını artırmalan yönündeki Bonn görüşü
unı \steyen
cihler açıklamaktan
Tel Avlv Ihanet anlaşmasına karşıtlim muhale
Sedat yünetlmi "ihanet anlaşması"na tüm
tekrarlandL
sağlama surunları
rat Parti'nin tüm �ul göruntüsünc rağmen sağ bir po.
patentli baskı
cını silahlı kuvvetlerine katacai!ı da bildirildi.
Ayrıca tüm NATO ülkelerinin konvansiyonel
uyum
Demokratlanni bu alanda da diğer burjuva hareket lerden ayrımını kitleler gözünde kristaUeştirecek ter
Mısır'ın gerici Sedat yönetiminin Kahlre
' lannı açıklayan "Beyaz IGtap"dünya banşçı F, Almanya'nın 1800 adet Leopard
Sedat , C IA plan ını uyguluyor
�', Almanya Savunma Bakanlı�ı tarafından
kamutlyunda sert tepkllerie karşılandı,
nasyunal le
tepkileri sindirebilmek umuduyla geçen Mayıs
cek oylann sağ karşısında solu böleceği düşüncesi·
S
onuç olar.ık Isvcç'te seçim sonuçl..ırı sandalye So.'\yısı açısından ortaya hassas bir denKe \ ,karımıştır. An cak böylt: bir hassas denge 'lin önemli hükümet buhr..ınına yol aC;ması da beklcnmcmclidir. Ane..ık "gtiç
ayında sahte bır seçim düzenlemişti, Ai!ustos
lu hUkümet" oluşturma ö,t1emleri gundeındt yer al·
Ezz el Hariri ve Ahe Ahmed Toha gibi ilerici mmetvekilleri de tutuklanmışt ..
dlikçu haşka türh.i (llm;ı olıısılı�ı da yoktur. K..ıpitn·
tutuklamalarında eski "Halk Meclisl "nin Abuel
Sedat yönetiminin yaygın tutuklama kam panyası, Mısır Komünist Partisi 'nın sözümona
'yıkıcı" faaliyetleri gerekçesiyle lanse etmesi, Ort.do�u U1kelerinde öncülük ettiRI büyük boyutlu antldemokratik baskı girişimle
ClA 'nın
m.ıyn devıım
edecektir.
Kapitnli7min buhranı sur
liLmin bunalımı ise derin ve kıılıctdır. E n gcli)jkin ol· dui\u Isvcç'te bile. sosyal demukrusinin sınıfsal uzhış mu temelinden kopaıı pOlitikulıır sunamumasının ve bilimsel soı;.yal�stlcrh: i�birliğine yanaşmamasının su· nULU,
" ağ" utoriter rejim istemlerine .temin ha.tırla·
mııktun b:ışk.ı bir şty olaOlamaktadU'.
rinin de�lşmez özelli�inl korudur:unu da gös
•
terdI.
YURUYUŞ -
24
raşit kaya
EYLUL
1 9 79 - 1 3
Sansüre geçit yok ! CHP ağırlıklı hti,ünıeıin eko· nomik
alanda, dışa bağ ımlılığı
siirdürme politikası ve sonucun· da işçi ve emekçi kitlelerin yok· sulluğa mahkum edilmesi, gide· rek kazanılmış demokr.aı i � hak· Iannın kısıılanmaya çalışılması, "umuı "un çekimine kapılmış i· lerici kültür ve sanal adamlarına gerçeği gösıermeye )'eımedi. 1 2 Mart'ın v e MCnin baskı ve kısıı· lamalarına ka!şı duyarlı olanlar. "umuı"un şair kişiliğinden kuş· ku duymadılar. Hele, 1 960·lar· dan !ıeri, her alanda düşünce öz . gürlüğünü savunmuş olması, bu kişi lerin iki yıl süreyle oyalanma· ları na halta kullanılmalarına yol açtı. Aslında ülkemizde kÜılür ve ' sanal alanında uzun y ıllarda n be ri verilen mücadele küçümsenmi· yecek boyutlardadır. Bir Nazım H i kmet"ın yayımlanıp okunabil
mesi
için verilen mücadele, eko
nomik, demokratik
ve
poliıik
haklar için verilen mücadele ile içiçe geçmiştir. Nazım, sanatçı kişiliğiyle bayrağı .-
sınıf
olmuş
mücadelesi n i n ve
kendinden
sonra yetişen sanaıçılara sorum luluklarını öğretmiştir. Ne var ki Nazım',
öğrenemeyenlere bu·
gün yaşam öğretiyor. Sosyal de mokraı görünümlil iktidarların baskıcı uygulamalarına karşı du· yarlılık
kızanamayan
kişiler,
gelişmelerde
oynadl�ları
Bilindiği
çenek de' vard ı . Bu sansür ıüzük·
gibi Alınıeı Taner
�Once ve ııauıma özgiırlüğünün
lerinin i kisine de karşı çıkıp dü
K ışlalı, göreve başladığı zaman,
savu nulmasıdır, Niıekim bu se
çalışmalarının
"ulus. l l ı k " ' "de : mokrati�li k " ve "halkçılık · ilke
çeneği gören i ki Yarkurul üyesi çıkmı�ıır
k
leri üzerinde yürüıüleceğ i n i açı .
Kültür
lamış ve "demokraı i k ô i k ' ilkesi
Ba/lOnı
rında uzman kişi ve kuruluş lem
fazla birşey ifade etmez. Kaldı ki
nın saptanması için "Kültür Yük
bu
ilimıştır.
bazı alt kurullar (yarkurul
lar) da oluşturularak, bu alanlar da daha gerçekçi ve doğru kdrar
kası"nı saptamakl. görevlendiril
dü
lad ı . Kurulda görev alan iyi ni yetli b i r çok kişi "yiikse k " söz cüğündeki parılııdan rahnsız 01adı
bugün yine "yü"sek " sözclığü ile
mantıklı,
somut
sonucudur.
birinci
bölümü ta
kendince doğru olanı yapmakta
lümde. Bu yeni tüzüğe Sinema
dır. i şte hu nedenle Yasa Tasarısı
Yarkurulu da karşı, Bakan da,
kağıt
kumdur. lIazırlanan "ulusal kül
Başbakan·da.. Ama uygulamaya ' konuldu ve hükmünü sürdürüyor.
tür poliıikası" "rapor"u da bur·
Öyleyse
juvazi tarafmdan övızüyle karşıla
tüzüğü daha hazırlaııımalı' hem
üzerinde
kalmaya
mah
Kültür
anda
I'a"anlıgı,
iki
yılda,
ğı "giriş" i ç i n hekletiliyor. Sap tanan
"ulusal küllür politikası"
s ı götürehilmiştir, Döner Serma ' ye Kuruluş Yasas ı . Bun un dışın·
IJuliıml)'o« ! )
nın içeriğini yayımlandığı za!T'an
da ne Tür� Sinema k.urunıu Ya
de
göreceğiz. Ancak, Bakan'ın bu
sa Tasarısı ne
züğünün çıkışından bu yana ileri
güne
nını düzenlemeyi öngören yasa
ci, demokraı, sosyalisı kişi ve
açıkladığı ve çerçevesini belirle
tasarısı
kuruluşlar,
diği hiçimde sın ıfsal özden yok
her ikisi de köklü önlemler ge·
yapıp böylesine anıidemokr_ıi k
sun
şimdiden hatırlatalım,
tiren tasarılardır. Ama burjuvazi
b i r uygulamaya kesi nlikle karşı
yeni sansür tüzüğünden ç o k daha
bu konularna mecli.ıe tartışmayı
olduklarını belirtıiler. Bu açıkla
fazla tep"i görecektir.
başlaımaktan dahi kaçınmıştır.
eski eserler ala
götüriılmüştü .. Bunların
malar basında geni ş ölçüde ve
Uzun çalışmalardan sonra ha
Tüm bunların dışında K i iltür Ba
ayrınıılarıyla yer alıyor. Biz bu·
zırlanan ve muhtemelen olumlu
kanlığı'nın kenni kuruluş yasası
rada, konunun gelişimini değ i l .
yanlar taşıyan bu "rapo,.', uygu
bile orıada yoktur.
küllür v e sanaı ddamlarının b u
lamaya
Bu ortamda "ulusal kültür po-
elbette
hemen yeni bir sansür
OICUL.. .f.n:RI
. t·· urk·· uıU
B U SAY ı DA
A L IlUCDAY IN TURtdlsU (P,blo' NERUDA) 2 _ SAIlDUNYAYA AC rr (Can YIlCEL)
3 . GELtNC!K 4 . BEItÇ! KAZ DI TUıtıdlsU (Yaşar HlRAÇ) 5 . HAPUSIIAHE KAPISI (Nau HIKMET) 6 . BEYAZIT MEYDANI ' NDAKI öLU (Nazı.. HIKMET)
..
B ı . SONBAHARDAN çIZGILER (Kemal BURKAY) 2 . öZGURLUK (Yaşar H!RAÇ) 3 . B l R öLU DAHA GEÇTl (Ya,ar HlRAÇ) 4 . SEN (Nazım HIKHET) 5 . lşç! IWlŞI (Can "YIlCEL)
Zerrin Selim Derya
ca -=
GENEL DA(;/TIM NlJJlmI Ş.n.I IMÇ 6. Blok No: 6430
..!E c::;..
-
..:.:: CD
-a..
•
Ileıııol.. ratikleşme ve >osyaüzm nıüca
dde.i bütünllığ ü : ğitimler
ve
F Y ü l)OCı
I lk ılğre t im de çağdas e ( !)r. Ercan
nygulamalar,
U
ilköğretim ( Mehmet KOÇ)
•
Sayıları.
•
E m pery.lisı kil/türiuı saldın aracı: An·
TEZIN) sınıft a kalmanın ıopluma
,""Iopedileı: I Tamer •
jlküğretimd<
",aüyeli ( I landan ATTAR ) •
SınaVın" TURAN )
Üııiversiıe Giriş
lerimiz (Çetin
i
ve
i;J:rendl k
- 24
EYLUL
1 9 79 - 1 4
Bu,
kendi
etti kleri
�endilerini
görülmemiştir.
sosyal demokrasinin güler
yüzü ardında yatan sınıf düşman Iığının ilerici, demokrat kültür ve sanat ariamlarına onaylaıılmasın· dan başka birşey değildir. Sinema Yarkurulu'nda görev alan Mahmut Tali Öngören, Ve· dat Tlırkali ve Nijat Özön tüzü ğün kabul edildiği toplantıda bu lunmamışlardır. Yarkurul, Lütfi Akad,
Atilla
Dorsay,
Süreyya
Duru, Oğuz Onaran ve Halit Re fiğ'in
katılımıyla toplanmış ve
oy çokluğuyla karar almıştır. 1 9 E ylül tarihli Cumhuriyet Gazete si 'nde Yarkurul üyeleri nin yap lı"ları açıklamalardan anlaşıldı ğın, göre Tüzük, Atilla Dorsay, Süreyya Duru, Oğuz Onaran ve Halit
Refığ'in
olumlu,
Lütfi
·Akad·ın olumsuz oylarıyla çık mıştır. Olumlu oy kullanan üye lerin kendilerince haklı gerekçe leri ne olursa olsun, sansüre kök ten karşı ç ıkmamış olmoları on ları vebal altına girmekten kurta
l i s Vazife ve Selahiyetleri Kanu
davranan ve son sürekökten karşı
nunun 6. maddesi değiştirilemi yeceğin.
göre
(!)
(Bu
madde
filmlerin polis t.rafından deneı lenmesini
öngörmektedir) Türk
Sinema Yasası 'nın da çıkıusına olanak yokıur( ! ) Hep birlikte ye ni sansür tiizüğüne söğüp, hazırla· tılacak
ölan
"en yeni" tüzüğü
beklemekten başka çare yok( ! ) Uzun süre sessiz kalan ve 1 9 Eylül 'de görüşlerini Cumhuriyeı Gazetesi'ne açık layan Yarkurul üyelerinden bazılarını uyarmak gerokiyor. Şu anda uygulanmak ta olan yeni sansür tüzüğüne "kü 'çük de olsa olumlu yanlar taşıdı ğ ı için" oy veren üyelerin sözcü· Dai resi
' Başkanı Oğuz Onaran .. ... Kültiir Bakanı'
şöyle diyor :
nın ve Yarkurul'un önünde iki seçenek vardı : Eski tÜZliğü oldu ğ u gibi bıra�ma" ya da yenisini kabullenmek. Bunlardan başka seçenek
yokıu.
Ru tüzük
çok
ufak da olsa bir iki olumlu hük mü içerdiğinden Yarkurul bu tü
Bu
olduğunu
konuda belirterek
en
tutarlı
Yarkurul
dan i.tifa eden �Iahmut Tali Ön· gören'in değerlendirmesi t�müy le doğrudur ve övgüye değer bir tavırdır."
...
Tüzüğün birtokım
kolaylıklara sahip olduğuna da inanmıyorum, hem böyle daha kolaylaşıırıcı olsa ne çıkar? Bi zim özledig i m iz , bize söylenen ve , bizim yaptığımız çolışmalar sansürün toptan kaldırılması doğ rulıusundaydı." Sonuç
olarak şunu öne",ıe
hclirtme" �ere�: KUltür ve sanot sınıfsaldır, Bu alanda verilen mü cadele d. sınıfsal öz taşır. Bur juvazi bun"n bili ncindedir ve e linden geleni yapma"tadır. Ono a"ll verme" i ş ç i sınıfına ve onun külıür ve sanaı adamlarına düş }11ez. Tavrını işçi sınıfından ya na koyn'uş 'ydınların, burjuva zinin reformisı kanadının verdiği sözlere,
yaptığı
demagojilere
kanması hoş karşılanamaz, Yeni sansür tiiziiğü örneğinde olduğu gibi,
burjuvazinin, içinde
belirlediği
züğün kabul edilmesi, bu tüzüğUn
çerçeveler
de değiştirilmesi için vakit geçir·
karaı almak
zorunda olduğunu düşünmek, bu
meden çalışmalar yapılması ka·
kişilerin öznel niyetleri ne olursa
rarını verdi . ... Ama bu aşamada
ol.un, buri uvaziye hizmet sonu
yap.bileceğimiz birşey yokttı .. " Önce tiizüğUn gerçektrn "çok u fak..da...., Ua" getirdiği "bir iki o· lumlu hükmün" ne olduğun� ba kalım. Bu hükümlerden sinemacı· lara en çekici geleni . sansür kuru luna yabancı filmler için kopya verme zorunluluğunun kalkması
i i� ı ı : 30. Yıll� " "/lııesi : 1 5 0 Lira . \ d res: O K U L OEFI E R I � 2! 2 2 'cca ı i hey l :ıılde,j - A i'. K A R A
sansür
r,maz.
dır ki bu tam anlamıyla ticari bir içerik taşıma�ıadır. ı\(aha, tiıznI.: karşısında tavır alma" için yalnızca iki seçene" mi vardı: l Ia)'ır. üçıincü bir se·
YURUYUŞ
bir
de '"ılerici" olmak koşuluy a . Po
cü ve Kültür Bakanlığı Sinema
buldeay'"
Ktu.t ue P141ı öDEMELI GöNDERILIR Gün;" Sok. / 6/1 K.D.re-ANKARA
perasyonun
nu açıklad ı . Şimdi sıra ikinci bö
tisi'ni karalamaktan yeni Sansür
Yeni Türkü
Şu anda sansür konusunda o
oyu önünde "mahçup" olduğu
Tüzüğü'ne karşı ç ı k maya zaman
konuln.adıkça
rak. konuyu ele almasıdır.
tarlı bir yasa ta.arı.ı hazırlarken
meclise anca� bir ıek yasa tasarı
ise,
vekilleri i ç i nden kaç �işi olumlu
öbür yanda burjuvazi bildiğini v
ayında
düşeni
değildir. I$ir Türk Sinema Kılru
'mamlandı. Kültür Bakanı kamu
Ahmet Taner K ışl,Iı'non yazaca·
üzerlerine
durum öyle
Bir yanda iyi niyetli aydınlar tu
nacak ama lIy�ulanmayacaktır,
vesilelerle
C f1"
mamaktadır.
değil, burjuvazinin b i r bütün ola·
için
b u köşe yazarı Türkiye i ş ç i Par
çeşitli
C H P istese b i l e bazı yasalar ç ı ka
oy verir? Sorun AP-CHP sorunu
siirdürnıek
Cumhuriyeı in öykücü. romancı
değin
meclis aritmetiği "titrediği " i ç i n
ğını
�
"yüksek" sözcüğü üzerinde baş
me" ifad;;.i yanlış--onlawmama
rinde durmaktadır. Iktidar varlı·
uyanıklığın
verildi. I lk tartışma, bu.kurulun
şu
Kurulu" üyeleri kendi kendileri
mu Yasa Tasarısı'na CHP millet
dadır. Yeni sansür tüzüğü de bu
rilmesi ve onaylanması görevi de
tamamlandı,
geçip Yüksek
Yasa Tasarısı, şu and,a sadece bir belge olarak Bakanlığ ın arşivle .
gerçekçi ve uyanık olmak zorun·
ş
di. B u kurula yarkurullarda olu turulacak kararların gözden geçi·
kültür politikası" geçen Haziran
alanını
hazırlanan Türk Sinema K urumu
kurul, Bakan tarafından
Bir de Oktay Akbal gibiler var.
sinema
zenlemek ve geliştirmek amacıy
Türkiyenin "ulusal kültiir politi
aylık çalışmadan sonra "ulusal
gidemeyecektir.
la Sinema Yarkurulu tarafından
na değinmek gerekiyor,
doğal olarok iyi niyeıli kişilere.
öteye
Türkiye'de
Önce "Kültür Yüksek Kurulu'
Sözkonusu kurulca, onsekiz
" Kiiltür
ııdır. Kültür Bakanı'na sorarsanız
çinde kurulmuş ve çalışmalarını
anılıyor.
de
meclisten
maktan
sürdürmiiştür.
yanlış yapıyorlar. Bu sözlerim iz
gelişmeler
zenlemelerin geçmeyeceğ i ni
ne sormalıdırlar. "Meclisten geç
lar alınması öngörülmüş idi. Sine
meı ediyorlar ve yanlış üstüne
Son
litikası"nın gereKtirdiği yasal d ü..
gösteriyor ki, bu urapor" , lyi ni yetle hazırlanmış bir belge 01-
ma Yarkurulu da bu kapsam i
kurulun
"rapor", iktidar ıarafından
bizzat uygulanmak üzere hazırla·
ca Bakanlığın çalışma alanlarına
Ama nedense
sanatçıların
hesabı
sek Kurulu"nu kurmuş idi. Ayrı
on,uzlarına tarihsel
rihinin hiçbir döneminde, ilerici
yönetmeliğinin
mesi ve "ulusal kültür politikası"
dt •.
lerinin
vehal yiiklemektedir. Türkiye ta
sansür
silcilerinin görüşlerinin alınabil
(Mahmut T a li Öngö , Akad), Oysa tüzü
liıtfi
ğiin giiıiirdükleri Yarkuruı üye
Antidemokratik
rulması aşamasında. kendi alanla
Bu
ren ve
Kış/alı:
geres ince de kararların oluşıu
göre
T RA YRAKTA R
rolü
ele alnıa� isıiyoruz.
"kültür. Yüksek Kurulu"nda ve 'Yarkurul"larda "umut"a hiz
Sinel'(layla ilgili yeni sansür ıü
YA 5A1�
cunu yaratır. . Rrechı Kabare'nin Ankara'da yasa�I,�m .. I�c!a Sinem, Yarku· rulu'nen payı çoktur. Burjuvazi, mücadele alanında açıığı , gedik ten girip diger mevzileri imha etme"ı.n bir ,.ıniye bile geri dur· maz, Giın , birlik günüdür. Saldırıl.r ancak iirgiitlü hirleşi� giiçle gö ğiislrnebili .. i ş ç i sınıfının kiiltilr \e
sanat
�iicü.
bu
alanında
örgütlenmiş
görevin bilincindedir.
1 2 sana t k u·r uluş u
•
i '.I"... . .... k.i Yığınların karşısına çıkınca Birkaç yaııdır somutlamaya çalıştığı mı sanıyorum. Kendi larla,
kafamızdaki doğru·
seçimlerde
kendileriyle
uyum sağlamaya çalışacağımız sınıf ve tabakalardan kişilerin kafalarındaki doğrular arasında nasıl koşutluk sağlayacağız?
Ama, - Sergilediğin gerçeğ i kor· kuyla karşılayanlar olacak ara· larında, - Sergilediğin
ben nasıl savaşırım diye düşü· nenler olacak aralarında ...
"se·
O zaman tarihin ağırlığını koyabiliyor musun ortaya. Geneli değil, özeli. Yereli... Tarihlerin yazmadığı kuv·
lamL." dediğin andan itibaren
vayı milliye cephelerini, onla·
Genel
kuralları
sıralamak
zor değiL. Ama
kahveye
girip,
özel koşullar başlıyor ki n;,sıl... Göreceksin.
rın çakmaklı tüfeklerle kurduk·
sin önce.
CHP aRırlıklt hükümetin �e onun Kültür Bakanı Ahmet Ta· ner Kışlalı'nın işbaşına geldikleri günlerde vaadettiklerinden biri de, kültür ve sanat üzerindeki baskılan ve bu baskılann en çir· kinl olan saD5ÜrÜ ortadan kaldıra· caklanydı. Hükümetin ve CHP' nin proıramında da benzer gö· rüşler yeralıyordu. tlerici, de· mokrat nitelikte sanat kuruluşla· n ve sanatçılar hükümetten bu vaadlerini yerine getireoei!ini uzun bır lÜ1'I! beklediler. Kültür ve sanatm engeDerle kaqılaşma· dan . ııell,ebileoeRI demokratik bır ortama kavu,ulacal!ı sanılı· yordu. ülteUk de "sanatçı" bir başbakan bulunuyordu hüküme· tin başında! Ne var kl, umuları1ann tümü de bo.. çıktı. Kültür ve sanat ya· şamının önüne binbir türlü engel çıkartıldı, demokratikleştirilece· RI beklenen ortamın sınırlan bu· güne dek oldui!undan daha fazla daraltıldı ... Kültür ve sanat düş· maniıRının en koyusu olan kaRıt zamlan akıl almaz düzeylere e rişti. Kitaplar gene yasaklandı, toplatıldı. herici tiyatrolar, mm· ler sansür illetine ve daha başka baskılara uRratıldı. GeçtiRimiz günlerde, önce Antalya ŞenliRI'nde bazı filmle· rin göıterilmesine izin verilmedi, ardından da Ankara 'da Dostlar TIyatrosu 'nun "Brecht-Kabare" ve Birlik Sahnesi'nin 'tnsan Manzaralan" oyunlan çeşitli baskı ve yasaklarla karşılaştı. Bu antidemokratik yasadışı uygulamalar, ilerici kamuoyunun baklı ve sert tepkUeriyle karşılaş· tı. Çe,ltli sanat kuruluşlan dü· zenledlklerl basın toplantılanDda bu tepkilerini dile getirdiler. Tüm Tiyatro Sanatçılan BirIIRi ('I1-8AN), Türk Sinematek Der· neRI (TSD), Oyun Yazarlan Der· nei!I(OYD), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Yönetmenler· Senarllt lerJ'. Yönetmenler Der. (YON·SEN), S,inema Yazarlan Sinema (SI-Y AD), DerneRi Emekçileri Sendikası (DISK Sı· NE-SEN), Devlet TIyatrosu Ça· Iışanları (DETÇA), Sanatçılar BirIIRI, Işçi Kültür DerneRI, Film Seslendirme Sanatçıları Der. (FILM-SES), TRT-DER Istan· bul'da DISK ve Istanbul Barosu tarafından da desteklenen ortak
bir açıklama yaptılar. Bu açıkla· mayı aynen yayırılıyoruz: "Ülkemiz sanat ve düşün ya· şamı giderek yoj!unlaşan antı· demokratik baskılann hedefidir. 12 Mart ve MC dönemlerinin "BOLYOZ 'ıanna karşı aydınla· ra, sanatçılara, demokratik güç. lere 'mIUT' vaadedenler bu gün sansür ve yasa dışı yasaklamala· nD kimi zaman doj!nıdan sorum· lusu, kimi zaman suskun destek· çisl. "Demokratik düzenin yüzka· rası sansür kaldırılacak denirken daha da al!ırlaştınlarak ülkemiz sinema sanatının üzerine çöktü. rüldü, ilerici içerikli fllmler ya· saklandı, sürdürülebilen ender sa· nat gösterilerinden Antalya Şen· liRi ilk kez bu yıl yapılamadı. "Siyasal·parasal baskının her türlüsüyle yaşam alanı alabildil!i· ne daraltılan baRımsız tiyatro ha· reketinin büsbütün kurutulması· na yönelik anti-demokratik uy· gulamalar yaRıyor ardarda. "Dostlar TIyatrosu'nun bütün bir tiyatro dönemı boyunca Is· tanbul ve Ankara'da devlete alt salonlarda sahneledll!i "Brecht Kabare"nln gösterileri Ankara' da gerekçesiz yasaklandı, Birlik Sahnesi 'nin "Insan Manzaralan" yasa 1lŞı tehditlerle karşı karşı· ya. "Sanata yönelik baskılar kar· şısında, en üst devlet yetkilileri yasaklanan rilmlerl bizzat göre· rek ya da durdurulan oyunlan bizzat okumaya girişerek kamu· oyunu yatıştırmayı umarken, sansür ve baskıya doj!nıdan sa· hip çıkmakta, nice aydınlarln gö· nÜıIü desteRiyle oluşturulmuş ''Yarkuruilar'', "Yüksek kültür danışmanlan" suskun. "Sanat emekçileri Ise ne bÖY' lesi uygulamalan hOfgörebilir ar· tık, ne de ancak 'kapıkuUanna' yaraşan bu korkak suskunluRu paylaşabilir. "Bizler sanatın çeşıtlı dalla· nnda örgütlenmiş emekçiler dü· şün ve sanat yaşamının demokra· tlkleşmealnin yöneticilerden Iü· tut bekleyerek deRII, ancak de· mokratlk savaşımla sa�lanablle· ceRI bilinciyle, anti-demokratik uygulamalara karşı eylemlerimizi blrleştirecei!lnılzl kamuoyuna kararlılıkla duyururuı."
"SelamL."
dediğin
andan
itibaren karşısındaki susan de· nizin gözlerine bakarak konu· şurken sesini duyabiliy"r mu· sun? I şte ikinci koşuL. Sesini duyacaksın sesini. - Mıgırdıç Şellefyan Behi· ce Boran'ın mı, Demirel ailesi· nin mi ortağıdır? - So · ru · yo . rum... Yok· sa birlikte mi şirket kurdunuz Mıgırdıç Şel.lef·yan·la? ... Sesini
duydukça verdiğini;
dinleyenlerinin
gözlerini
gör·
dükçe algllananı denetleme ola· nağı
bulmak
kuramla eylem
birlikteliğinin can alıcı nokta· sına getirecek seni. Yıllar yılı renkli basının ya· rattığı koşullamaların sökrne· diği çizgi başlamış demektir ar· tık. Karşısındaki
susan
deniz,
içindeki tüm gizli gücü (potan· siyeli) ile seninle olmayı kabul etmişse, us güçleriniz arasında· ki uyum içinde bir çekişme de başlamıştır.
Bu nedenle kavramları ne kadar yalına indirgeyebilirsen o kadar anlaşılır sözcüklerle ver. mek bu aşamanın sorunu ol· maktadır. O zaman görünme·
yen
tartışma eşit koşullara yaklaşacak, o zaman (yıllar yılı gerçeğin aldatmacaya dönüştü· rüldüğü bir ortamda bile) te",sil ettiğin doğrulara dinleyenleri. nin güven duymaya başladıkla. rını gözlerine yansıyan ışıklar.
da göreceksin.
biliyor musun? Zaman mı? Karşındaki
susan
deniz,
içindeki gizli güçle senin olma· yı kabul etmişse ... !torunu, slogandan bilgiye, bilgiden varolma bilincine dönüştürebilmişsen ... Onların gözleri, kola)' kolay yeter demeyecek Ki sana.
As ı l kavga "so lcu korsan "la
Varlığının ilk habercisi, ko· şulu bu: Görmesini öğrenecek·
; 'SAN AT Y A Ş AMı TE HDİT A LTIN DA "
gerçeklerle
ları cepheleri, Kuvvayı Milliye Destanı'nın içtenliği ile anlata·
En pelini Nazım
lemişti .
"Aynı kiraz dalı
defa daha aynı rüzgarda ... "
bir
Usta söy·
sRııanrnaz
Atılan kurşunun nam1uya geri döndüğü göriilrnemiştir. Yanlış1anm ve doğnılanmla savaşını giiciüiıı ortaya koy· muşsam, bireysel tarihimin bir evresinde ı;esim yankılanacak demektir. Nereye kadar? Sesimiıı dııIga1annın etkisiz kılacağı sınıra kadar. Bireysel tariJılerimizi belir· leyen koşul1aruı başında auuf· sal gerçektere bağh b irleşmeler geliyor berba!. Toplum1ar tüm kazanımlanm bire)'ldle top lumsıı1m koşuduğundan elde ediyorlar. Labii,.tuvuda deney ya.,.... ken abnnu kıı1Ianan benim. Ama aldığım ıonuç toplu· mundur.
Şiirimi yazarken, tezgaIııma
özgü beceruerimle, yeni pjzel· likler, yeni düşün
ufuklan ara·
yan benim. Ama yaratımın bir aahıbi de,
bana anamın kucağından itiba· .ren dilimi kazandıran tODlum. Kişiliğinıl, Partiınin kişiliği ile birleştirirken, bu gazetenin var olıtUISlna, şu ilçe örgütünün
ıruzdaki uyurnun güzelliğinde var. Yahya Demirel'in amcası p. bller çıkar çarkınm yarattığı başka bir uyumda rezil etmeye bakıyor bu güzelliği ... Sosyal demokrat, beni ve sizi tarihsel konumumuzdan so· yut1amaya bakarak kendisiyle koşudamağa Çalıştı hep. Ahir zaman düşiiniirleriııden Mehmet Ali Aybarıeğerr üaIu· bunu Iboşmaıııı şa, siz ilerken bile kendini an1ıyordu. OaIubu ile birlikte kafayı da dağıttığı yerde NOıat Erim'e &üvenoyu vererek 12 Mart'a teiam dwdu. Mao'nun baIefi "Kediııiıı rengine bakıruyonız fareniD tutulmasına bakıyOnIL." ..bi1erdeıı yaveler yumıırtı8rkeıı , Makyavel'den keııdiııIDe kadar gelip taribiıı çöplüğünde yerle rini alan tüm demilioputa ak· rabahğıru ilan etti. "Ne ... , aramızdaki uyu· mun güzelliğinde vıır.. .. derken yalnız Süleyman Deınirel'den, Mehmet Ali Aybar'a, 1OS)'lIl de mokrattan, Denıl'e kadar ara·
bozucu1an anımsayınca aüJüm· seyip geçiyorum. Ama, şair Aragon un '101·
min bilinç düzeyinde açan etki·
cu konan" diye nitelediği yir. minci yüz yıl tipi var ya ... Düşiiıe ıd . Sanatta. Toplum avaşımmda . Onun aramıza gjrınesiııe yar. dımCl olan tarihsel konıan dü·
leridir.
şündürüyor beni.
yaşama geçuıesine etken olan benim gücüm. Ama gücümün kaynağ ı ,Parti·
Ne varsa benimle sizin ara·
• •
• • • •
• • •
Aıd kavgam orun1a.
Ekım SEçIMLERI-Nereden nereye Gündüz Mutluay Türkiye'de siyasal kurumsalla,ma ve devletin ekononılk I'· levieri. G.nCtly Şaylan Halka karşı yabancı ve yerlı sermaye lşbirllj!1 Aylin Ba,ar CHP: "Akgünlere"den bugüne Ay,. KuıUan Burjuva demokrasisi : Tutulmayan sözler E. Kuzmin "Sanat Raporu" Uzerine Ada/.t AIJaolJlu, Aziz Ca/lf/ar, Yılmaz Onay, Yauu.,r C·tinkaya Fa,lzm kapitalizmin ve sınıflann dışında mıdır? N.cla Caglayan "Ekım fırtınası ve sonrası " GÜn.y Gönenç Birikim 'e birkaç not Omür SezıPn
YVR VYVŞ · 24 EYLVL
1 9 79 · 1 5
j ,
Iıilenlerde" Prof. Erol �ıunisalı, Prof. Osman Okyar, Prof. Nusret Ekin'in Y e ni Fonun'un yazı ailesi içinde yer· lerini hulmaları na raslan tı mıynı? Ilk ç ı ktı ğ ı 1 � 5 � ' de n bu yana gerici ve ıeslimiyetçi re,mi ideolojinin faşist frekanSlnı ranslt.makta� ÖLe yenilik ta·
ABD'oin Türkiye Planı
şımayan derginin ilk sayısında Kı bazı yazı başlıkları Amerikanın Türkiye'ye müdahale-zemin ve gerekçelerine ışık tutacak nitelik teydi Dirkaç şöyleydi : : '·�.LUçların Benzerliği " "·--Tür'fiye Komünist Partisi-nde B6lünmeler" ". Sol
Yayınlar Nasıl Destekleni
y or ' " ". Orta
•
Olay "
Doğu
Vniversi tesindehi
". Baglan tısızları Sovye tlerin Kuca· ğına Itme Çabaları " ". Türkiye 'deki Kürtçülük Eylemle· rini A n la tan Bir Kitap"
"- Sovye tler Birliği Guneye nerleyi şini Hızla.ndınyor. . .
Geçtigimiz aylar için Türkiye'deki
Avrupadaki Birleşik ' Amerikan Ha va Kuvvetleri (USAFE) Karargahının II Eylül tarihli şu açıklamasını okuy.lım:
fO_
ri.
.
Birleşik A mf'rika Hava Kuvvetle
Eylül ayı
ortalarından Ekim ayı
ortalarına kadar, Colorada 'daki Buck ley HalXl Milli Mu/uıflZ Ussündeki 1 40. Taktik
Hava Alayına bağlı
18
IDne
A-7D Corsair uçağını Meniton Hava Vaü 'ne gönderecektir. Bu birlik Güney Avrupa Müt tefik KuvL'etlerinin, k ısa lXIdeli tak tik 'ıullanış planlarının bir parçası olan (Di&play of Determination -
Kararlılık
Gös terisi)
manevrolarına
katıla.cakhr ... "
Ankara'da Paris Cad desinde bulu nan "Birleşik Devletler Uluslararası Iletişim Kurumu" irtihat bürosunean basına yapılan bu yazılı açıklamadan tam bir hafta sonra 1 9 Eylül günü, baş kent Ankarada, Türkiy" deki Ameri kan askeri üslerinin geleceğini garanti altına· alacak olan Savunma Işbirliili Anlaşması üzerindeki görüşmeleri sür dürmek üzere Türk-Amerikan yetkilile ri Dışişleri Ilakanlığı nda bir araya geli yorlardı. Geçen yılın Ekim ayında siiah ambargosunun kaldınlmasıyl� birlikte geçici işlerlik statüsünde bir yılrlır faa liyetlerini sürdüren Türkiyedeki Ame rikan üslerinin işlerlik süresi önümüz· deki 9 Ekim günü doluyordu,
NATO Kararlılık Gösterisi manevra Iannın bu tarihlere denk düşmesi de bir parça "kararlılığın" ifadesi olsa ge rekti, CIA'NIN
rak Ortado�u'da izlemesi gerekli poli' tikaları" görüşıiyorlardı, Toplanuyı dü zenleyen örgütün adı da şuydu "Av rupa ve Yakındo�u için Amerikan Sa , vunma Enstitüsü" , " * I M F bu ayın başınna bütün yaban cı bankalara gönderdi�i bir yazıda "Türkiye'nin Temmuz "e Agustos ay ,
Iannda bütün l'ükümlülüklerini yerine getirdi!!ini'':'bild iriyordu " , ' * Madeni eşya sanayı ışverenlen "muhtemel altı aylık grevlere karşı" mal stoklannın iverli olarak tesbitini istiyordu, * V e "Türkiye'nin eşi (!inde bulun dul!u siyasal de!!işim ve ekonomik zor lukları aşmayı sa!!lamak Için" kamu yönetimindeki sivil yüksek memurla nn 'güvenlik e!!itiminden geçirilıneleri yolunda hazırlıklar yapılıyordu, Bu ça lışmalara göre, vali, müsteşar. genel
müdür. kaymakam ve önemli yönetim kademelerindeki bürokratlar "�Iilli Gü, venlik Akademileri" çatısı altınd. !-Iarp Akademisinde eğitim gören kur ma}' subayl�,la birlikte egitimden ge, çirileceklerdi " , Agızlarda "yarına ha zırlıklı olmak" sözleri dolaşıyordu",
--nütün bunlar nasıl bir araya �eli�'or ve bir annani ohışturuyorrlu? . .
T E ZG " l l '
ı' M i K i l E K G ;
B u arada geçtiginıız 1 5 Eyliıl gıınii yayın hayatına geçirilen hir ctergi (1ı�n söz etmek gerekecek lir. ') oımhya Oteli' nde "Avrupa ve Yakır. n,,�u için Aıne,
G C N DE�I
1 4 Ekim seçimleri yönünde dikkat lerin yoğunlaştınldı!!ı Türkiye'de
* Anayasada
bazı �egişiklikler ve
danışmanı Brezinski geçti�imiz hafta yaptığı açıklamada eski görüşlerini bir kez d_ha tekrarlıyor, "Çıkarlarımızın zedelendi�i her yere müdahale etmekte kararlıyız," diyordu, * Istanbul'daki Tarabya Oteli 'nde
yapılan bır bı!ş ka toplantıda ise gene yerli-yabancı "bilim adamı ' ve diplo matlar "Türkiye'nin NATO üyesi ola-
dostu · Turhan Feyziolllu 'nun başan mektubuna da er veriyordu. Ilk Fo rum'un kurucularınoan Turan Güneş'
y
in mektubuna da ikinci sayıda yer veri leeegi muştulanıyordu", , O Turan Güneş. önceki ayın sonla rınn. Hürriyet Gazetesi patronu Erol Simavi'yi Horlrum'da ziyaret ederek, kendisiyle bir günlük görüş alış-verişin de bulunmuş, daha sonra da Hürriyet mani,'el"sl"la iki büyiik partinin lideri ne ' Birlik' ve Beraberlik Ça'ğrısı" ya pılmasında üneınli hir rol oynamıştı, Acaba 4 büyük bankanın ilan des teğiyle bu derginin bugünlerde ortaya çıkması nedendi?
Ru gelişmelerin, Türk-Amerikan Sa ,'unma lşbirli!!i Anlaşması için gö�' '11eH;>riıı finaJ bölümüne rastlamasından
doQal ne olabilirdi? Sovyetler llirliği hakkı ndaki istihba ralın yüzde 30'unu sağladı!!ı bildirHen rürkiyedeki Amerikan üslerinin sürek li işlerlığe ka\uş lurulmasım öngören karşılıklı göriişınelerde pazarlıkların şu ii ok talarda toplandığı haber veriliyor ıtıı: ' 1 'ürkiye, Silalılı
"'uvvetlerin mo
dernleş lirÜmesi ınaliy.etine önemli dü zevde katkıda bulunaca�ı umuduyla di;rı yıl için A merika'dan 2.5-3,5 mil yar elolar nolayıqda askeri yardım isti yordu. Amerikanın karşı teklifi ise 500 milyon dolar düzeyinde kalıyordu, * Tiırkiye, silah endüstrisi kurma pro �amına Amerika' nın yardım etme
sini talep ediyordu. Pentagon'dan bu k onuda bir araştırma ekibi Türkiye'ye gelerek yaptıgı çalışmaların sonurunu hazırlıyordu, • Türkiye iislerde eşit sayıda kendi personelinden de bulundurmak istiyor d u , Amerika Türkiye de gelişmiş ele· man bulunmadı�ı gerek çesiyle bu ko nuda isteksiz davranıyordu. • Görüşmelerin belki de e n önemli konusun� gelince: Türkiye, Amerika' nııı us leri Ortado�u'daki herhangi bir
önemli ve birbirini tamamlayan geliş meler gözlenmektedir, Bunlardan bir kaçını sıralamakta yarar vardır:
bazı kurumsal düzenlemeler üzerinde tartışmalar yapılıyordu, * AP Genel Başkanı Süleyman De mirel, partisinin seçim kampany'asını başlattıllı Konya'da şunları söylüyor du: " 1 4 Ekim'den sonra AP'nin hükü met olacagını söylemiyorum. 14 Ekim' den sonra CHP hükümetten gidecek, Sonra bir hükümet bunalımı ve onu da devlet bunalımı izleyecek", ' * ıstanbul'da Bo�aziçi O niversitesi' nde OECD tarafından düzenlenen top lantıda " [)evlet yönetiminin b�içlü kı Iınması"konusu görüşülüyordu, Top lantıya CIA ajanları takviyesiyle yerli· yabancı "bilim adamı" ve diplomaUar katılıyordu, , * ABD Başkanı Carterııı güvenlik
faaliyetleri ayyuka çıktıgı için sessiz ce Türkiyeden çekilen Amerikan Dü yükelçili�i yetkililerinden Robert Aleksandr Peck'in yakın aile dostu ProL Aydın Yalçın "Yeni Forum"u çı kartırken ilk sayısında köklü ve yakın
,orunda kuııanabileceği ihtimaliyle. uslerin yalnızca N A TO faaliyetlerinde kuııanılmasının belırlenmesini istiyor du, Amerika ise buna yanaşmıyordu, Amerik a'nın bu konudaki kaypak for mülasyonu şöyleydi: " [Is lerin NATO
gereksinimlerini desteklemesi , , , " Federal Alman Frankfurter Aııge
"Parlamenloya a rt ı k i na n ın /y aYlı m
ii
Tikan Savunma EnsLiLUsü" adlı örgiıl tarafından yapılan toplantıya Birleşik Amerikalı, Federal Alman, Ingiliz, Fransız, Norveçli meslektaşlarıyla bir, likte katılan Prof. Aydııı Yalçın'ın Çı' karttı�ı "Yeni Forum" dergisini n orta ya çıkışı herhalde raslanıı olmasa ge rek ti ,T. rabya ( ) ı ell'ndeki toplantıya katılanlar arasında adları tesbit edile-
mein. gazetesi yorumcusu Adelberg Weiıızınann gazetesinde şöyle yazıyor diL: ". Türlliye ı'e A meriha Birleşik Dev·
l e t le ri arasındaki Sot'utlmo Işbirlig; An· la şmas ı 'n HI yem' Ilnşlıllur"lI "e lirle mek üzere
yürütillc"
ıema'\lnrrla ,
formıillu
"zerinde sf1l'nş ılerildlJ:!i L'(' lıer ihı tara
ii"
do b u saııuşa
Türliler,
bıı
Iwtıld,i.!ı
soy/em'bilir,
us/erm A l la " tiJ�
emrinde olt/uğu gerçeRini"
Itti{J kıııın
atılaşmoda belirtilMesinde 18rar ec/iyo rlar A merj· Itılltlarsa. daha e� n ph
('P \'orıwılanab ilir bir formu/den ı'analar. ı-ier illi tarafı da
edecek bir uZUışma,
lat"ıı"
herhaıae
başfUlıgı ç t a öngörüldüğünden daha tuz
lu ya patlayacalı batı için . . . .
Son cümle bir kez daha okunursa olay ortaya serilecek tir_ Açıkça söy
lenmek istenen şudur: Iki taratı tatmin eelecek uzlaşma batıya tuzluya mal olur. Ilauya tuzluya patlamayacak {or n:ül nedir? Tek tarafı. yani Amerika'yı yani emperyalistleri tatmin edecek uz laşma . . .
'ı A L U' G E L i R S E Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Soiers geçtiğinıiz hatta verdi ei bir de �eçte şunları söylemektedir: " Amerika' nın Ortadoeu' da talep edilmeden müdahalede bulundullunu
hatırlamıyorum .. . Iş, talebe kalıyordu, Koç Holding Yönetim Kurulu Baş kam Rahmi Koç 'u n geçtillimiz aylar içinde Amanka: da yayınlanan "Lea ders" dergisinde yayınlanan jllZllll tekrar hatırlayalım: N� diyordu bay işbirlikçi: '- Biz Türkler, doğru bir hüküme ti,
doğru bir liderliği gerekli iç,
işbaşına gflh-"rek,
dış ve ekonomik politika
dönüşümlerini gerçekleştirerek
;aeri·
mize düşeni yapacağız. Bunu da tica· ret ortaklarımula. batılı do" ve mütte· fiklerimizle gerçekleştireceğiz". "
TOSIAD kurucusu Rahmi Koç'un bu talebini, TüSIAD üyeleri Erol Si mavi, Kemal Ilıcak ve Ercüment Kara can'ın, Hürriyet, Tercüman ve Milliyet gazetelerinin yayın politikalan ııe bir likte ele almak çok şeyleri anlatınalta yetecektir_ A B D NE ISTIY O R ?
Amerika'nm
Türkiye'den
istedilli,
dayattığı ve kuşattı!!ı koşullar nedır? Bunun
yanıtı için, YOROYO�'ün
Mayıs ayının ilk yansında Yayınlanan 2 1 3 _ sayısınm satırlannı bir kez daha hatırlamak gerekmektedir, Ne istiyor Amerika? "- Sovyetler Birliğine dUlXlr! Kont rol dışı Arap Ulkekrine karşı tarafaz II,k !. . .
Bu ne demektir Sovye tler Birliği ve .ooyaıüt üJlıe/er le ilişkileri
kökten k••mek, öte yari
dan 'tarafıızlık ' .taw.ünde
I_il '. d..-
tek olmak! Sorun bu kadar b".itti!"
So"yetler BiriiRi ik ilişkiı.rin kök ten kesilmesi için gerekli ue yeterU propaganda rüzgarını estirmek emper yalutler için .orun deRiidi. Dışta git tikçe büyüyen Sovyet tehdidi' edebi yatma hız vermek, içte de ne yapıp. ne ettiği hiç de meşkuk olmayan TKP düğmesine
basmak! . . . Ikisi de zahiri,
içi boş, ama alevi büyiik olacağı var- .
sa)' ılan rampoları ılteşlcme�e dayan,· )' ordu. .. Peki ya A rop ülJ�elerine karşı 'taraf slzllkJ nasıl yürürlüğe konacakt,? Bu· nun gerek çeleri ne olacak h ? Işte o za man da
'Kürt sorunu ' imdada yetişe·
cekti!...
Komşu Arap ülkeleriyle
ilişkiler '
sevdalina
'iyi
'ülken;n milletiyle
bölünmezUğ;'n; tehlikeye atmanın an· lamı mı olacaktı ' " i p ü S T ü N D E P A Z A R LıK
Evet, Amerikan patronajındaki em peryalist güçlerin Türkiye'ye çizdikle
ri rol, ip üstündeki adamın rolüdür. Bilinmektedir ki, ip üstündeki adamın "talep" ve kabuııeri daha teslimiyetçi ve kolay olacaktır, •
Şimdi o günler yaşanmaktadır, Bu tablo, kanla, cinayetle, katliam ve örgütlü faşist terörle, binbir tezgah ve tertiple oluşturulmuştur. Emperyalist ve faşist güçlerin her türlü tertip ve dayatmasında geri çeki len açık iktidar odagıyla, gizli faşist iktidar odagının, yeni "dönüşüm" ve "kurumsal düzenlemeler"le özdeşleştI rilmesi aşamasına gelinmiştir, Ancak ! ",
Büyük tekelci güçler ve her soydan siyasal uşakları istlyor diye, burjuvazi "talep" ediyor diye Türkiye'nin ABD' nin 5 1 'nci yıldızı olmasına "evet" ml denecek tir? Haydi oradan! Sevr günleri aşılacak, Sevr parçala nacaktır",