YA DEVRÝM VE EMEÐÝN ÝKTÝDARI YA YOK OLUÞ
Yeni Evrede
Başyazı
Mücadele Birliði
D
evrimci bir süreçten, burjuva toplumu yýkýma götüren devrimci bir krizden geçiyoruz. Devrimci kriz, sýnýflar iliþkisinin geliþmesi tarafýndan besleniyor, derinleþiyor. Burjuva sýnýf krizi giderecek durumda deðil. Bu yönde baþvurduðu tüm yöntemler sonucu deðiþtirmedi. Emekçi sýnýflar ise eylemden eyleme yönelerek varolan bunalýmý geniþletiyor ve daha ileri götürüyor. Devrimci iþçiler, politikalarýný ve taktiklerini bu nesnel duruma ve ortaya çýkan kesin olgulara dayandýrýyor. Proleter sýnýf politikasýnýn hedefi, ortaya çýkan durumdan yararlanýp, burjuvazinin egemenliðini devirmek ve emeðin iktidarýný kurmaktýr. Ýçinde bulunduðumuz dönemin tümü boyunca, proletaryanýn burjuvaziye karþý savaþý, emekçilerin, aydýnlarýn, öðrencilerin tekelci egemenliðe karþý mücadelesi ve Kürt halkýnýn ulusal baskýya karþý savaþýmý tarafýndan beslendi, serpilip geliþti. Geleceðin þiddetli sýnýf savaþýmýnýn, devrimci ayaklanmalarýn tüm öðeleri bu dönemde oluþuyor. Bu nedenle içinde olduðumuz þartlarý yüzeysel olarak deðerlendirenler, olaylarý derinlikli olarak kavramayanlar, yaþadýðýmýz dönemin hangi geliþmelere gebe olduðunu da anlayamazlar. Bu topraklarda sýnýflar savaþýmýnýn son derece keskin biçimler almasý yani iç savaþ düzeyine ulaþmasý ve ayaklanmanýn gündeme gelmesi, tamamen içinden geçilen dönemin somut koþullarýnýn bir sonucudur. Ezilen ve sömürülen kitleler üzerinde kapitalist sömürü ve baskýnýn çok yoðun olduðu bir yerde, sýnýf kavgasýnýn keskin biçimler almasý ve en devrimci biçimine doðru ilerlemesi bir zorunluluktur. Sýnýflarýn isteðinden öte, sýnýflar iliþkisinin geliþiminin kaçýnýlmaz bir sonucudur. Sýnýf savaþýmýnýn keskinleþmesi ve þiddetlenmesi, birçok geliþmenin ve olayýn bir iþlevidir. Sömürünün yoðunlaþmasý, artan burjuva saldýrýlar, kesintisiz süren burjuva baský; emekçi ve sömürülenlerin kutbunda derinleþen yoksulluk ve yoksun-
luk, yýllarca süren faþist devlet terörü, tüm bu olgular, sýnýf savaþýmýnýn sert ve þiddetli geçmesini getirmiþtir. Küçük ayaklanmalarýn sýk sýk yaþanmasý, mücadelenin seyrinin genel bir ayaklanmaya doðru ilerlemesi, iktidarýn ele geçirilmesinin mücadelenin merkezine oturmasý, sýnýflar savaþýmýnýn geliþiminin sonucudur. Tarihin itici gücü, sýnýflar savaþýmýdýr. Sýnýf savaþý verilmeseydi, þiddetli bir sýnýf savaþý geliþmeseydi, bugünkü ileri noktaya varýlamazdý. Ýþçi sýnýfý, emeðin iktidarýna ve sosyalizme sýnýf savaþýmýyla varacaktýr. Karþýt kutuplarýn, emek-sermaye kutuplarýnýn arasýndaki çeliþkinin keskinleþmesi, iç savaþýn aldýðý boyut vb. kapitalizmin geliþiminin evrimi, tarih, geliþim sorunu keskin olarak ortaya koymuþtur. Ya devrim ve emeðin iktidarý, ya yok oluþ. Bugün patlama biçiminde ortaya çýkan milyonlarýn eylemleri, cesaretle ileri atýlmasý, yerel ve küçük çaplý ayaklanmalara giriþmesi, yýllarca süren devrimci mücadeleyle hazýrlandý. Eðer daha önceden devrimci temelleri atýlmasaydý, çok sert süreçlerden geçilmeseydi ve kavga her þart altýnda sürdürülmeseydi, bugün kitleler eylemlere böylesine yýðýnsal bir biçimde katýlamazdý. Kitleler eylem içinde ve eylem sýrasýnda bu denli çabuk ve becerikli olarak organize olabiliyorsa, bu büyük bir mücadeleden geçip geldiði içindir. Halk yýðýnlarýnýn eylemleri böylesine hýzlý ve yetenekli olarak örgütlemesi, burjuvaziye karþý verilen savaþta, emekçi sýnýflarýn bir avantajýdýr. Kitlelerin mücadelesine olduðu, gibi örgütlenmesine de devrimci bir açýdan bakýlmalýdýr. Ýþçilerin örgütlenmesi yalnýzca sendikalarla sýnýrlý görülemez. Emekçiler komite ve konseyler biçiminde de örgütleniyor. Kitleler yaygýn ve geniþ biçimde DKÖ’lerde örgütleniyor. Öðrencilerin ilerici-devrimci kesimi örgütlü bir biçimde hareket ediyor. Kürt halký son derece disiplinli ve örgütlü biçimde davranýyor. Bü181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
tün bunlar tartýþma götürmez gerçeklerdir. Burada artýk sorun yalnýzca daha fazla kitleyi örgütlemek deðildir. Örgütlü kitleleri hangi devrimci çizginin, taktiklerin, politika ve stratejinin zafere ulaþtýracaðý sorunudur. Ýþçi sýnýfý, bir sýnýf olarak egemenlerle karþý karþýya geliyor. Pek çok ekonomik istemleri burjuvazi ve hükümete karþý geliþtiði için ve egemen sýnýfý dýþtan bir baskýyla zorladýðý için politik bir karakter kazanýyor. Emekçilerin mücadelesinin politik karakteri ve aðýrlýðý çok belirgindir. Burada esas olan politikanýn içeriðidir, devrimci özellikler kazanmasýdýr ve hedefleridir. Bizde devrimci mücadele baskýn, öne çýkan ve etkin bir mücadeledir. Emekçilerin politik mücadelesi, bu topraklarda ancak devrimci nitelikleriyle bu kadar uzun süre sürdürülebilirdi. Burjuvazinin egemenliðine yönelmeyen, çatýþmalardan geçmeyen bir politik mücadele toplumda etkili olamaz. Türkiye ve Kürdistan proletaryasý ileri devrimci niteliklere sahiptir. Emekçi kitlelerin bu devrimci niteliði uzun ve çetin mücadelelerden ileri geliyor. Yükselen sýnýf savaþý ve ayaklanmaya devrimci niteliklerle girmek burjuvazinin yenilgisinde hýzlandýrýcý bir rol oynayacaktýr. Ýþçi sýnýfý hareketi, bir sýnýf hareketi olarak, toplumsal bakýmdan etkin bir güç durumuna gelmiþtir. Politik bir güçtür, bir devrimci savaþým gücüdür. Savaþan bir devrimci güç olarak devrimi gerçekleþtirmenin kesin bir aracýdýr. Sýnýf ve kitle hareketi, somut devrim hedefiyle yönlendirilmelidir. Devrim hedefiyle davranma halinde gerçek gücü ve enerjisi sonuna dek harekete geçirilebilir ve açýða çýkarýlabilir. Proletaryanýn ve kitlelerin kapitalist sýnýfa karþý savaþýmý kritik noktaya doðru ilerledikçe, yani savaþým iktidar sorunu etrafýnda meydana geldikçe daha kesin, daha ileri, daha devrimci biçimler alýr, almak zorundadýr. Çünkü bu aþamada her þey kesindir, keskin ve nettir. Burada tayin edici
3
Yeni Evrede
Başyazı
sonuç, emekçilerin daha ileri düzeye çýkmýþ devrimci eylemleriyle alýnýr. Devrimci pratik geliþtikçe sosyal pratik, pratiðe katýlan kitlelerin kendisini de dönüþtürüyor. Devrimci pratik, burjuvaziye karþý mücadeleyle baþlayan ve emeðin egemenliðiyle devam eden bir süreçtir. Koþullarýn ve insanlarýn ayný anda deðiþmesi devrimci pratikle olur. Biz böyle bir süreçten geçiyoruz. Devrimci pratiðe baþvurmamak, koþullarý ve çevreyi dönüþtürecek biricik araçtan kendimizi yoksun býrakmak olur; burjuva diktatörlüðü altýnda çürümek ve çöküp gitmek olur. Son derece iyi örgütlenmiþ, toplumu yönetme tecrübesine sahip olan burjuvazi ve onun egemenlik aygýtýný devirmek için, çok saðlam bir proleter örgütlenme ve yüksek sýnýf disiplini gerekiyor. Hareketin geleceði yüksek bir disiplinle hareket eden proletaryanýn önderliðine baðlýdýr. Emekçilerin kurtuluþ mücadelesi, devrim mücadelesi, küçük burjuva uzlaþmacýlýðýna karþý mücadeleden ayrýlamaz. Bugüne dek, devrimci sýnýf mücadelesinin hedefini saptýrmak için ýsrarlý ve kararlý bir çaba içinde olan bu akýmlar, kitlelerin daha ileriye, bir ayaklanmaya doðru atýldýðý bir sýrada çabalarýný çok daha yoðunlaþtýrýrlar. Eðer onlarý yeterince teþhir edemezsek, bu, ayaklanmanýn yenilgisine yol açar. Dün devrimci mücadelenin önüne engel olanlar, yarýn halklarýn devrimci zaferini burjuvazi adýna gasp etmeye kalkarlar. Her Leninist bunun bilinciyle hareket etmeli, proleter uyanýklýðý ve inisiyatifi elden býrakmamalýdýr. Sýnýf savaþýmý ve tarihi geliþmeler dümdüz bir çizgi izlemez ve ayný düzlemde devam etmez. Sýçramalar, alt üst oluþlar ve belirleyici mücadele biçimleri, mücadele yöntemleri ortaya çýkar. O an için hangi mücadele biçiminin ve yönteminin öne çýktýðý ve belirleyici olduðu somut olarak saptanmalýdýr. Bu ise söz konusu dönemin þartlarýndan çýkarýlýr. Kendi somutumuzda, içinde olduðumuz dönemde belirleyici olan, iþçi sýnýfýnýn ve kitlelerin devrimci yýðýnsal savaþýmýdýr, devrimci pratiktir. Burada belirleyici olan gerçek devrimci gücün, Leninist Parti’nin devrimci çizgisi ve önderliðidir.
4
C.DAÐLI
ANTEP ÝÞÇÝLERÝ EMEÐÝN DÜNYASI ÝÇÝN BULUÞTU Mücadele Birliði
Daha önce Ýstanbul ve Ýzmir’de gerçekleþtirilen “Emeðin Dünyasý Ýçin Buluþuyoruz” toplantýlarýndan birisi de Antep’te gerçekleþti. Antep Devrimci Ýþçi Komiteleri tarafýndan organize edilen toplantý 6 Þubat Pazar günü saat 13.00’te Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde yapýldý. Toplantýnýn gündem maddeleri, komite-konsey örgütlenmeleri ve çýkarýlacak olan “Emeðin Dünyasý” gazetesi oldu. Toplantý öncelikle DÝK’li bir iþçinin açýlýþ konuþmasýyla baþladý. Ankara OSTÝM’de yaþanan iþ cinayetinde yaþamlarýný yitiren iþçiler için saygý duruþunda bulunuldu; sonrasýnda iþçi sýnýfýnýn ve DÝK’in mücadelesinden kesitler sunan bir sinevizyon gösterimi yapýldý. Sinevizyon gösteriminin ardýndan ise toplantýyý yönlendirecek olan bir divan oluþturuldu. 70’li yýllardan itibaren bütün yaþamlarý iþçi sýnýfýnýn devrimci mücadelesi içinde geçen 3 yoldaþ ve bir inþaat iþçisi genç yoldaþ, katýlýmcýlarýn oy birliði ile divana seçildi. Öncelikle divan üyeleri, komite-konsey örgütlenmelerinin önemine deðindi. 80 öncesinde geliþen sýnýf mücadelesi ve sendikal mücadeleden örnekler verilerek konu zenginleþtirildi. 12 Eylül faþist darbesi beraber iþçi sýnýfýnýn mücadelesinin sekteye uðradýðý ve bu durumda komite-konsey örgütlenmelerinin yetersiz olmasýndan kaynaklý darbenin yarattýðý yýkýmýn çok daha þiddetli olduðu belirtildi. Komitelerin ne olduðu, nasýl oluþturulabileceði, hangi koþullarda bu örgütlenmelerin ihtiyaç haline geldiði ayrýntýlý bir þekilde anlatýldýktan sonra komite ve konseylerin hiçbir yasa ile kendilerini sýnýrlamadýklarý, bugünün mücadele ve ayaklanma organlarý olduklarý yarýnýn ise iktidar organlarý olacaklarý vurgulandý. Yaklaþýk 2 saat süren konuþmalarýn ardýndan 10 dakikalýk bir ara verildi. Verilen aranýn ardýndan ise katýlýmcýlar, düþüncelerini belirtmek üzere kürsüye davet edildi. Oldukça canlý geçen bu bölümde iþçiler bir bir düþüncelerini paylaþtýlar. Ýþçiler konuþmalarýnda dünyadaki, Türkiye ve Kürdistan’daki geliþmeleri, kendi yaþam koþullarýný ve çalýþma koþullarýný anlatarak sorunlarýmýzýn kaynaðý olan kapitalist sistemi yýkmak gerektiðini, bu sistemi yýkabilmek için ise Devrimci Ýþçi Komiteleri’nde örgütlenmek gerektiðini belirttiler. Kürsüye çýkan her bir iþçi adeta ayrý renkleriyle, özgünlükleriyle kendilerini ifade ettiler. Oldukça içten yapýlan konuþmalar sýk sýk katýlýmcýlarýn alkýþlarýyla selamlandý. Serbest kürsü bölümünün ardýndan ise sadece iþçilerin katýldýðý ve pratik sorunlar ve “Emeðin Dünyasý” gazetesinin pratik örgütlenmesinin konuþulduðu ikinci bölüm gerçekleþtirildi. Ýkinci bölümün ardýndan toplantý sona ermiþ oldu. Devrimci Ýþçi Komiteleri’nin düzenlediði bu toplantý, katýlýmcýlarýnýn hepsinin ortak düþüncesi olarak, oldukça verimli ve nitelikli bir þekilde geçtiði ve amacýna ulaþtýðý yönünde oldu. 181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Mücadele Birliði/Antep
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
U
ULUSAL SORUN, NEDENÝ VE POLETARYANIN ÇÖZÜMÜ
lusal sorunun özü, aslýnda bir ülke sorunudur. Bu baðlamda Kürt sorunu, Kürdistan sorunudur. Bu sorunun asýl nedeni, daha kuruluþundan itibaren Kürt ulusunu baský ve zorla egemenlik altýna alarak Kürdistan’ý iþgal ve ilhak eden, diðer ulusal topluluklarý da zorla ve baskýyla egemenlik altýna alan Türkiye kapitalizmidir. Ezilen ulus ve ulusal topluluklardan iþçi ve emekçileri sömüren, baský altýnda tutan Türkiye kapitalizmi, ayný zamanda yarattýðý bu sorunun çözümü için gerekli koþullarýný da olgunlaþtýrmýþ, çözüm güçlerini de yaratmýþtýr. Son Kürt ayaklanmasý, 80’li yýllarýn ortalarýndan bu yana önemli bir mesafe kaydetti. Ancak bunun öncesi de var. Kürt ulusal sorunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluþundan bugüne birçok defa isyana neden oldu. Her seferinde baskýyla, devlet terörüyle, þiddetle bastýrýldý. 71 devrimci çýkýþý ve THKO’nun verdiði devrimci mücadelenin de etkisiyle yeniden yükseliþe geçen Kürt halkýnýn ulusal, sýnýfsal kurtuluþ mücadelesi, özellikle son otuz yýlda önemli bir geliþme gösterdi. Ezilen bir ulus olan Kürt ulusunun kurtuluþ mücadelesinin en yaygýn ve yoðun olduðu dönemler, Türkiye ve Kürdistan’da genel olarak sýnýflar mücadelesinin yaygýn, yoðun ve sert olduðu dönemlerdir. Kürt uslunun verdiði bu mücadele 90’lý yýllarda ve sonrasýnda Kürt halkýnýn önemli bir kesiminin desteðini alarak, kitlesel boyutlara ulaþtý. Bunda, uzun bir zaman dilimine yayýlan silahlý mücadele etkili oldu. Kürt ulusunun yükselen kurtuluþ mücadelesi, silahlý eylemlerle baþlamadý, tam tersine, silahlý mücadelenin kendisi daha önce verilen kitlesel mücadelenin bir sonucu oldu. Zaten baþlayan ve geliþmekte olan Kürt ulusunun kurtuluþ mücadelesi, gerilla eylemiyle daha da sertleþmiþtir. Kürt ulusu uzun yýllara yayýlan oldukça çeþitli ve zengin bir mücadele deneyimine sahiptir. Uzun yýllardan beri Kürt halkýnýn verdiði özgürlük mücadelesi barýþçýl gösterilerden gerilla savaþýna, serhýldanlara dek, oldukça zengin ve çeþitli biçimlerde sürdü, sürüyor. Bu mücadele, Türk burjuva sýnýfý ve devletin resmi politikasýný boþa düþürdü, açmaza soktu. Burjuva cumhuriyetin kuru-
luþundan bu yana Türkiye egemenlerinin ve devletin ulusal sorundaki tek politikasý ulusal baský, inkâr, asimilasyon ve ilhakçýlýktýr. Çok çeþitli biçimlerde süren mücadele artýk inkâr, baský ve þiddetin bir sonuç vermediðini, vermeyeceðini göstermiþtir. Tam tersine, þiddet arttýkça, baský, inkâr devam ettikçe mücadelenin daha geniþ kitleleri içine çektiði ve derinleþtiði artýk iyice anlaþýlmýþtýr. Bu nedenle Türk tekelci sermayesi ve devleti, son yýllarda çeþitli politik manevralara baþvurmuþtur; 90’lý yýllarda “Kürt realitesini” kabul etmek zorunda kalanlar, þimdilerde “açýlým” politikalarýný uygulamaya koymak zorunda kaldýlar. Bu politik manevralar, yukarýdaki iki örnekle sýnýrlý olmayýp, yýllar içinde kimi deðiþiklikler göstermekle birlikte özü hep ayný kalmýþtýr. Bu öz, Kürt halkýnýn Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçileriyle birleþerek burjuva sýnýfýn ekonomik, politik egemenliðine son verecek olan bir toplumsal devrime yönelmesini engellemektir. Bu amaçla Türk burjuvazisi, Kürt ulusunun ezilen ulus konumunu devam ettirecek, burjuva egemenlik altýnda kalmalarýný saðlayacak biçimde, kapitalizm koþullarýnda kalmak üzere sýnýrlý bazý “ulusal haklarý” kabul etmek zorunda kalmýþtýr. Ulusal Kurtuluþ Hareketi zaman zaman farklý biçimlerde ifade etse de, artýk özünde dile getirilen talep özerkliktir. UKH, ulusal baðýmsýzlýktan vazgeçmiþtir. Bu gerçeði kendisi defalarca ifade etmiþtir.
“ÝKÝ DÝL” SORUNU Þurasý tartýþma götürmeyecek kadar net: Bir halkýn kendi dilini yaþamýnýn her alanýnda kullanmasý onun en doðal hakkýdýr. Buna karþý çýkmak en hafif deyimle gericiliktir. Ancak “Anadilde eðitim” olsun “özerklik” talebi olsun bunlarýn tümü Türk ulusunun egemen ve ezen ulus konumuna son vermez aksine bu durumu pekiþtirir. Özerklik tezi bölgesel ya da diðer ön eklerde olsun fark etmez, bu tezin özü, uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýnýn terk edilmesidir. Bu tez, yeni bir tez de deðildir. Tarihte sýkça örneðini gördüðümüz gibi, ne zaman ki ezilen ulusun özgürlük mücadelesi ileri boyutlar kazanýr, ezen ve egemen olan ulusun egemenliðini tehlikeye atarsa, orada, burjuvazi bu tezi ortaya atmýþtýr. Böy181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Ulusal Sorun
lelikle egemen ulusun burjuvazisi, kýsmi, güdük haklarý kabul ederek, kendi egemenliðini ve sömürüsünü devam ettirmeye çalýþýr. Adýna ne denirse densin, bütün özerklik tezleri, ezilen bir ulusun özgürlüðünü, egemenlik altýndaki bir ulus olma konumunu deðiþtirmez. Aksine, bu durumu kalýcýlaþtýrýp, egemen ulusun konumunu güvenli hale getirir. Yeri gelmiþken belirtmeden geçemeyeceðiz. Türkiye burjuvazisinin ve devletin Kürt halkýný egemenlik altýnda tutarak, ulusal ezen ulus konumunu ve egemenliðini kalýcýlaþtýrmak amacýyla uygulamaya yöneldiði “açýlým” politikalarýný ya da “yeniden açýlým sürecini” ileri ve olumlu bir geliþme olarak deðerlendirmek, ezen ulustan ilerici, demokratik devrimci güçler adýna bunu savunmak, sosyal þovenizmdir, kendi burjuvazisinin yanýnda yer almaktýr. Sosyal reformist partiler, burjuva egemenliðin güçlendirilmesine hizmet eden bu yönelimi Kürt halkýna kabul ettirmeye çalýþarak onu aldatýyorlar. Burada þu soruyu sormak gerekiyor. Türkiye tekelci sermayesinin ve Türk egemen güçlerinin Kürt sorunundaki resmi politikasý nedir? Baþtan söyledik ama tekrarlayalým. Resmi politika Kürdistan’ýn iþgal ve ilhakýnýn sürdürülmesi, Kürt halkýnýn ezilmesi, sömürülmesidir, ulusal baskýnýn devam ettirilmesidir. Bir soru daha. Türkiye burjuvazisi ulusal baskýdan, iþgal ve ilhak politikalarýndan vazgeçebilir mi? Hayýr, vazgeçemez. Türkiye tekelci kapitalizmi ve sermaye düzeni üzerinde yükselen faþist devlet öyle bir kurumsal yapýya sahip ki, bu yapýnýn temel taþlarýndan herhangi birinin sökülmesi, faþist devletin ve kapitalist düzenin birlikte çökmesine yol açabilir. Yani Kürt ulusunun gerçekten kurtulmasý anlamýna gelecek olan Kürt ulusunun kendi kaderini kendisinin belirlemesi, ayrýlýp ayrý devlet kurma hakkýnýn teslim edilmesi demek, kurulu sermaye düzeninin paramparça olmasý demektir. Þimdi bir soru daha. Kürt halký sermayenin egemenliði yýkýlmadan, bu faþist devlet havaya uçurulmadan özgür olabilir mi? Hayýr, olamaz. Ezilen ulusun özgürlüðüne kavuþmasý, ulusal baskýnýn son bulmasý demektir. Bu ulusal baskýnýn üzerinde yüksel-
5
Ulusal Sorun
diði alt yapý, ekonomik temel yýkýlmadan, Kürt halký da özgürlüðüne kavuþamayacaktýr. Bu ekonomik temel, Türkiye tekelci kapitalizmidir, bu temel üzerinde yükselen faþist devlet de, bu ulusal baskýnýn uygulayýcýsýdýr. Kürt halký bu yüzden faþist devlet yýkýlmadan, yani bir toplumsal devrim gerçekleþmeden özgürlüðüne kavuþamaz. Sermayenin ekonomik politik egemenliði yýkýlmadan ulusal baský politikasýnda kýsmi bazý deðiþiklikler olsa da, ulusal baský esas politika olarak kalacaktýr. Oysa asýl olan ezilen uluslarýn ve ulusal topluluklarýn özgürlüðüdür.
ULUSAL BASKININ EKONOMÝK TOPLUMSAL TEMELÝ Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý içerisinde birden çok ulus ve ulusal topluluk birlikte yaþamaktadýr. Türk ulusu egemen, ezen ulustur. Kürt ulusu ve diðer ulusal topluluklarsa, ezilen, sömürülen, egemenlik altýndaki ulus ve ulusal topluluklardýr. Türkiye sermaye sýnýfýnýn ve onun egemenlik aygýtý olan devletin, ezilen ulus ve ulusal topluluklar söz konusu olduðunda deðiþmeyen politikasý ilhak, iþgal ve ulusal baský olmuþtur. Türk burjuvazisi bu politikalarýný kapitalist ekonomik temel üzerinde sürdürmektedir. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda Kürdistan’da egemen olan üretim biçimi feodal üretimdi. Ancak süreç içerisinde bu üretim biçimi uzun ve sancýlý bir yoldan da olsa tasfiye edildi, kapitalist üretim sistemi Kürdistan’da da egemen oldu. Böylelikle Türkiye burjuvazisi, kapitalist üretim temelindeki pazar iliþkilerini bütün cumhuriyet sýnýrlarý içinde egemen kýldý. Bu pazarýn tamamýnda geliþen, büyüyen ticaret, sermaye birikiminin yoðunlaþmasýný ve merkezileþmesini artýrdý. Bu geliþim, ayný topraklarda yaþamalarýna raðmen, deðiþik ulus ve ulusal topluluklarýn birbirlerinden farklý olan ekonomik toplumsal iliþkilerini de iç içe soktu, kaynaþtýrýp bütünleþtirdi. Kapitalizmin kendi iþleyiþ yasalarý gereði sermayeyi merkezileþtirip yoðunlaþtýrdýðý gibi, üretimi ve nüfusu da ayný merkezlerde toplayýp yoðunlaþtýrdý, böylece metropoller ortaya çýktý. Bu metropoller esas olarak Türkiye’nin batýsýnda geliþtirildi. Kürdistan’da feodal üretimin çözülmesiyle birlikte üretim ve geçim araçlarýndan koparýlan önemli bir nüfus bu metropollere göç etmek zorunda kaldý. Ekonomik zorun yanýnda ulusal baskýdan kaynaklanan göç de yaþandý. Sonuç Kürdistan’dan Türkiye’deki metropollere kitlesel
6
Yeni Evrede
bir göç yaþandý, metropollerde önemli bir Kürt nüfus birikti. Ayný þey, diðer ulusal topluluklar açýsýndan da yaþandý. Kapitalizmin geliþimine paralel olarak burjuvazi, ezilen ulus ve ulusal topluluklardan üreticileri de mülksüzleþtirip proletaryanýn saflarýna itti. Bütün uluslardan ve ulusal topluluklardan ücretli emekçiler haline getirdiði iþçi yýðýnlarýný sömürerek sermaye birikimini daha da yoðunlaþtýrdý. Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý içindeki bütün alanlarda ücretli emek sömürüsü, sömürünün asýl biçimi oldu. Sermaye birikimini sürekli olarak artýran burjuva sýnýf, yeni yeni üreticileri de mülksüzleþtirip proletaryanýn saflarýna itti. Buradan çýkarýlacak ilk sonuç, burjuvazinin elinde biriken bütün sermayenin tüm ulus ve ulusal topluluklara mensup iþçilerden sýzdýrýlan artý-emekten ibaret olduðudur. Nüfusun önemli bir bölümünü devamlý olarak mülksüzleþtirip ücretli emekçiler haline getiren sermaye, bir yandan da bunlarýn sýrtýndan elde ettiði birikimle tekelci aþamaya geçerken, ayný zamanda geriye kalan küçük ve orta mülk sahibi üreticileri de çeþitli yollardan kendisine baðladý, denetim altýna aldý. Sermayeye dayalý üretim sistemi temelindeki üretim iliþikleri, cumhuriyet sýnýrlarý içinde egemen oldu. Bütün uluslardan ve ulusal topluluklardan üreticiler proleterler haline gelip artý-deðer sömürüsüne tabi tutuldular. Sermaye, ayný üretim iliþikleri içinde bir araya topladýðý bütün uluslardan ve ulusal topluluklardan iþçi emekçi yýðýnlarýný bir araya topladý, karþýlýklý baðýmlýlýklarýný geliþtirdi. Sermayenin kendi doðasýndaki bu geliþim diyalektiði farklý uluslardan burjuvalarý da ayný çýkarlar temelinde bir araya getirdi, bütünleþtirdi. Kapitalizmin bu geliþimi, toplumsal kurtuluþ mücadelesini esas mücadele durumuna getirdi. Bunun yarattýðý bir sonuç var: Ezilen ulus olan Kürt ulusu baþta olmak üzere bütün ezilen ulusal topluluklarýn ulusal kurtuluþ mücadelesiyle, Türkiye iþçi ve emekçilerinin toplumsal kurtuluþ mücadelesinin iç içe geçmesi gerçekleþti. Artýk ulusal kurtuluþla sýnýfsal kurtuluþ bütünsel bir süreçtir, mücadele de birlikte ele alýnmalýdýr. BÝRLEÞÝK MÜCADELE BÝRLEÞÝK DEVRÝM Yukarýda kýsa kýsa anlattýðýmýz nesnel geliþmeler daha önce farklý ekonomik temellerde geliþen ve farklý hedeflere sahip olan Kürdistan ve Türkiye’nin devrim dinamiklerini tek bir devrim dinamizmi o181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Mücadele Birliði
larak birleþtirdi. Her ne kadar Kürdistan’daki mücadelenin belirgin yaný halen ulusal kurtuluþ olarak devam etse de, artýk ulusal kurtuluþla toplumsal kurtuluþ iç içe geçmiþ, tek bir devrim süreci olarak birleþmiþtir. Türk iþçi ve emekçilerini de, bu topraklarda yaþayan ezilen ulus ve ulusal topluluklardan iþçi ve emekçileri de hiç ayýrt etmeksizin baský altýnda tutan, ezen ve sömüren tek bir sýnýf var: burjuvazi. Yani bu topraklarda yaþayan bütün uluslardan ve ulusal topluluklardan iþçilerle emekçilerin düþmaný ayný ve tektir. Ortak düþman Türkiye tekelci sermayesi ve onun devletidir. Ortak düþmana karþý ortak mücadele buradan açýkça anlaþýlacaðý gibi nesnel koþullarýn bir sonucudur. Birleþik mücadele ve birleþik devrim, nesnel koþullardan kaynaklandýðý için sübjektif çabalarla deðiþtirilemez. Bu, uzun yýllardan beri devam eden her iki ülkedeki devrimci mücadelenin ortaya koyduðu somut gerçektir. Türkiye’de sendikalarda olsun diðer meslek örgütlerinde olsun, bütün ekonomik örgütlerde bütün uluslardan ve ulusal topluluklardan iþçi ve emekçiler birlikte örgütlenmiþlerdir. Ayný iþyerinde birlikte çalýþan iþçiler ya da diðer emekçiler farklý uluslara ya da ulusal topluluklara mensup diye ayrý örgütlerde örgütlenmediler. Ekonomik koþullar nedeniyle birlikte örgütlendiler. Bunun nedeni politik bir tercih deðil, ekonomik yaþamýn kendisiydi. Birlikte örgütlenme hiç kimsenin ya da hiçbir örgütün tercihine baðlý deðildir. Bunu belirleyen ekonomik yaþamdýr. Ekonomik temel olmadan bu olmaz. Kürdistan’ýn iþgal ve ilhak edilmiþ olmasý, Kürt ulusunun ezilen, sömürülen egemenlik altýna alýnmýþ bir ulus olmasý, atýlacak her pratik, politik adýmda mutlaka göz önünde bulundurulmalýdýr. Düþmanýn tek ve ortak olduðu bir yerde farklý uluslarýn özgürlük mücadelesi veren güçleriyle iþçi sýnýfýnýn güçlerini ayný devrimci amaçlar için ortak devrimci örgütlerde birleþtirmek, tüm ezilenlerin ezilmiþliklerine son vermek için zorunlu koþuldur. Bütün uluslardan ve ulusal topluluklardan iþçi ve emekçilerin ekonomik ve politik örgütlerde en sýký birliði; iþçileri, emekçileri, tüm ezilenleri baský ve sömürüden kurtaracak örgütlenme anlayýþý budur. Esas olan proletaryanýn ve tüm ezilenlerin kurtuluþudur. Proletaryanýn, tüm ezilenlerin, ezilen ulus ve ulusal topluluklarýn özgürlüklerini getirecek olan, her türlü ekonomik, politik baskýya ve sömürüye son verecek olan zora dayalý devrim. Ýþte bütün uluslardan proletaryanýn yerine getirmesi gereken ertelenemez görevi budur.
DEVRÝMLER ÇAÐI PRATÝKTE BAÞLADI!
Yeni Evrede
Devrimler Çağı
Mücadele Birliði
T
unus emekçi ve yoksul sýnýflarýndan sonra bu sefer Mýsýr emekçi ve yoksul sýnýflarý, kendilerini yaþamdan kovan, kendilerine yaþam hakký tanýmayan, açlýk ve sefalete mahkûm eden düzene; düzeni temsil eden politik liderlere karþý ayaklandýlar. Tunus’ta olan biten büyük alt-üst oluþun, bir halk devrimi olduðu biliniyor. Tunus emekçi ve yoksullarýnýn yolundan giden Mýsýr emekçi sýnýflarý da Mýsýr’ý alt-üst eden bir ayaklanmayla bir Halk Devrimi gerçekleþtirdiler. Bu yazý kaleme alýndýðý sýrada, iktidarýn nasýl deðiþeceði ya da hangi sýnýfýn elinde kalacaðý anlamýnda halk devriminin sonucu henüz belli deðildi. Fakat politik iktidarýn hangi sýnýfýn elinde kalacaðý sorunu ortaya çýkan büyük alt-üst oluþu kavramlandýrmak açýsýndan artýk ikinci dereceden bir önem taþýyor. Olgunun özü ortaya çýkmýþ ve gerçekleþmiþtir. Mýsýr, büyük ve kanlý bir halk ayaklanmasý sonucu derin, köklü, sarsýcý bir deðiþim geçirmiþtir ve geçirmeye devam ediyor/edecek. Bu deðiþimin adý Halk Devrimi’dir. Tunus’tan sonra ortaya çýkan ikinci Halk Devrimi, Mýsýr Halk Devrimi oldu. Bu devrimin yukarda sözünü ettiðimiz anlamdaki sonucu henüz belli deðil. Mýsýr burjuva sýnýfýnýn bir baþka kesimi emekçi sýnýflarýn örgütlülük ve hazýrlýk bakýmýndan taþýdýklarý eksiklik ve zaaflardan yararlanarak, emperyalist sermayenin de yardýmýyla, iktidara el koymanýn arayýþý ve çabalarý içinde. “Müslüman Kardeþler” denen çete ve Muhammed El Baradey adýndaki ABD uþaðý, hiçbir politik aðýrlýklarý, devrimin ortaya çýkýþýnda hiçbir etkileri olmamasýna raðmen, böyle bir arayýþ içinde olanlarýn baþýnda geliyorlar. Bunlar emekçi sýnýflarýn kanlarýný dökerek elde ettiklerini, emekçi sýnýflardan çalarak burjuvaziye geri vermeye çalýþan asalaklardýr. Türkiye’nin hükümetiyle, medyasýyla, devletiyle “Müslüman Kardeþler” denen çeteyi ve Muhammed El Baradey denen ABD uþaðýný öne çýkarmak için bunca çaba harcamasý boþuna deðil. Tunus Halk Devrimi ama özellikle de Mýsýr Halk Devrimi alýnmasý gereken derslerle doludur. Bu derslerin tümünü bir makale yazýsýna sýðdýrmak elbette mümkün deðildir. Bu nedenle biz burada Mýsýr Halk Devrimi’nin birkaç yönüne deðinmekle yetineceðiz. Türkiye ve Kürdistan komünist/devrimci hareketinin Mýsýr Halk Devriminden çýkarmasý gereken birinci ders, devrimin koþullarý olgunlaþmýþsa, emekçi sýnýflar ve yoksul kitleler için yaþam dayanýlmaz bir hale gelmiþ ve bu kitleler artýk patlama noktasýna gelmiþlerse devrim ne komünistleri ne de baþka kimseyi bekler. Bu nokta Türkiye ve Kürdistan’daki oportünist hareketlerin devrimi uzak bir geleceðin sorunu olarak göstermek için baþvurduklarý “ama komünist öncü henüz hazýr deðil” bahanesinin ne denli temelsiz, demagojik bir yaklaþým olduðunu gösteriyor. Devrim patlak vermek için, kitleler düzene karþý saldýrýya geçmek için “öncü”lerini beklemediler. Ayný nokta þu gerçeði de öðretiyor: Emekçi sýnýflar ve yoksul kitleler kendi gerçek öncülerinden yoksun þekilde harekete geçmiþlerse ve son çare olarak hareket halindeyken kendi öncülerini öne çýkartamazlarsa o zaman kanlarýyla gerçekleþtirdikleri devrimin meyvelerinin ellerinden çalýnmasýna engel olamazlar. Mýsýr emekçi sýnýflarýný þimdi iþte bu tehlike bekliyor. Bu iki dersten çýkarýlacak ara ders, emekçi sýnýflara “komünist öncüleriniz hazýr olana kadar bir devrim yapmaya kalkýþmayýn” de-
mek deðildir. Yapýlmasý gereken þey, nicel güçleri ne olursa olsun bir ülkenin komünistlerinin emekçi sýnýflarý bir devrime ve iktidarý ele geçirmek üzere yönlendirmeye her zaman hazýr olmalarý gerektiðidir. Gerici-faþist islami politik akýmlarda “anti-emperyalizm, antikapitalizm” yönler keþfeden “islamsever” oportünist ve sosyal reformist partiler için kulaklara küpelik bir ders: Her iki devrim de gösterdi ki, bu tip akýmlar devrimlerin devrimci iktidarlara, halk iktidarlarýna yol açmasýný önlemekte emperyalistlerin elindeki stepnedir. Devrimlerin sosyalizme geçiþi saðlayabilecek devrimci iktidarlara, halk iktidarlarýna yol açma ihtimalinin ortaya çýktýðý yerlerde emperyalistler, dünya gericiliði bu tip akýmlarý arkalarýndan itekleyerek iktidara taþýmaya çalýþmaktadýr. Tunus bir örnek oldu, Mýsýr ikinci örnek. Her iki devrim de, bize yansýtýldýðý gibi, salt politik devrimler deðil ama ayný zamanda ekonomik içeriði de olan devrimlerdir. Emekçi sýnýflarýn ve yoksul kitlelerin “diktatörlere” karþý ayaklanmýþ olmalarý bu devrimlerin salt politik devrimler olduklarý anlamýna gelmiyor. Çünkü kitleler ayaklanýrken “diktatörler” kadar onlarla cisimleþmiþ olan sömürü sistemine ve onun açlýk, yoksulluk, iþsizlik, sefalet, gibi sonuçlarýna da baþkaldýrýyorlar. Kýsacasý bu devrimlerin anti-kapitalist içerikleri de güçlüdür. Ama bu böyledir diye kimsenin bu devrimlere “sosyalist devrim” deme ahmaklýðýna düþeceðini sanmýyoruz. Bu iki Halk Devrimi, rastlantý sonucu ortaya çýkmýþ devrimler deðildir. Aksine dipten gelen devrimci dalganýn öncü habercileridir bunlar. Bundan sonra bizi bekleyen ve sanýldýðý gibi, hiç de uzak bir geleceðin sorunu olmayan devrimleri anlamak için kapitalizmin bunalýmlarýyla devrimler arasýndaki diyalektik iliþkiyi doðru kavramak gerekiyor. Marx ve Engels bu sorunu daha 1850’lerde çözüme kavuþturmuþlardý. Þöyle diyorlardý: “Bir yeni devrim ancak yeni bir bunalýmýn ardýndan gelebilir. Ama bu da bu bunalým kadar kesindir.” Demek ki, emperyalist-kapitalist sistemin süregiden bunalýmý ne kadar kesin ise Cezayir’den Yemen’e; Yemen’den Ürdün’e ve daha öngöremediðimiz sayýsýz ülkeye kadar eli kulaðýnda devrimlerin bizi beklediði kesindir. Dünyamýz devrimler çaðýna pratik olarak girmiþtir. Ateþ üstündeki mýsýr taneleri gibi peþ peþe patlayacak devrimler için iþçi sýnýfýný ve diðer emekçi kitleleri her ülkede þimdiden hazýrlamak gerçek devrimci görevdir.
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
7
Yeni Evrede
BEDAŞ İşçileri
ARKADAÞLARLA BÝRLÝKTE BAÞIMIZ DÝK! Kapitalist sistem iþçiye emekçiye yaþam tanýmýyor. Neredeyse her gün bir direniþ, eylem haberi geliyor. Üretim sektörlerinde olsun, hizmet sektörlerinde olsun iþçiler, emekçiler haklarýný alabilmenin insanca çalýþma þartlarýna kavuþabilmenin kavgasýný veriyor. Ýnsanca bir yaþam için, insanca çalýþma koþullarý için, yaþamdan kovulmamak için mücadele ediyorlar. Ardý ardýna eylem haberleri geliyor. Nemtrans, PTT, Bericap, Konveyör... Adana Numune Hastanesi, Desa... Bunlar hemen akla geliverenler… Ve iþte bir tanesi daha: BEDAÞ taþeron iþçileri! Gaziosmanpaþa BEDAÞ’a baðlý taþeron firmada çalýþan iþçiler 1 Þubat Salý günü itibariyle Cebeci’deki iþyerleri önünde eyleme baþladýlar. BEDAÞ’a baðlý taþeron firmada çalýþan on kiþi þu anda iþyeri önünde eylemdeler… Aslýnda yeni deðil sorunlarý, 2009 yýlýndan bu yana maaþlarýný alamadýklarý için sýkýntýlarý sürüp gidiyor. 2009’da da iki günlük bir grev yapmýþlar ve alacaklarýnýn taksitlendirilerek ödenmesi konusunda anlaþmýþlar. Ama sýkýntýlarý bitmemiþ, maaþlarýn ödenmesindeki gecikmeler hep süregelmiþ bugünlere kadar. Geçen yýldan kalan maaþlarýný almak için yetkililerle görüþmeye baþlamýþlar tekrar… Bu arada bir de yeni bir uygulamayla karþýlaþmýþlar. Bir ibraname imzalamalarý istenmiþ iþçilerden. Boþ bir makbuz ve maddi manevi tüm alacaklarýný tahsil ettiklerine dair bir belge… Ama ücret ve mesai alacaklarýnýn yazýlý olduðu haneler boþ býrakýlýyor. Ýþçilerden bu boþ belgeyi imzalamalarý isteniyor. Bu durumla karþýlaþan iþçiler, maaþlarýnýn ödenmesini istediklerini ve bu ibranameleri de imzalamayacaklarýný söylüyorlar. Maaþlarýnýn bir kýsmý ödeniyor ama iþsiz de kalýyorlar. Bir önceki gün de sözlü olarak, “artýk iþe gelmemeleri” söyleniyor iþçilere. Hemen ulaþabildikleri emek dostlarýna duyuruyorlar iþten atýldýklarýný ve iþyeri önünde direniþte olacaklarýný. Sabah basýn açýklamasý için bir araya geldiklerinde BEDAÞ Müdürü, taþeron firma Aram Elektrik Ýnþaat Madencilik A.Þ. yetkilileriyle de görüþüyorlar. BEDAÞ yetkilileri “Biz sizin iþten çýkarýlmanýz konusunda herhangi bir istemde bulunmadýk” diyor. Sonra taþeron firma yetkilileri “Biz kurumun talimatlarý dýþýnda hareket etmeyiz, biz çýkartmadýk sizi iþten” diyorlar.. BEDAÞ iþçilerinin karþýlarýnda bir muhatap yok! Hiç kimse onlarý iþten çýkardýðýný kabul etmiyor, ama hiç kimse “mesainize baþlayýn” diye göreve de göndermiyor.
8
Mücadele Birliði
Ýþçiler bize þöyle aktarýyorlar durumu: “BEDAÞ yetkilisi diyor ki, ‘biz iþten atmadýk’, taþeron firma diyor ki, ‘biz iþten çýkarmadýk’, e biz niye buradayýz peki? Yani bizi kimse iþten atmadýysa biz niye burada iþyerimizin kapýsý önünde duruyoruz böyle… Ýþten atýlmadýksa niye bize görev verip iþimizin baþýna göndermiyorlar?... Yani.. bizim durumumuz karýþýk biz de anlamadýk bundan hiçbir þey…” Bir diðeri iþçi alýyor sözü o zaman “Bizi iþten atan yok arkadaþým… öyle bir þey yok… ama bizi iþe alan da yok… Hah.. iþte biz onun için böyle burada bekliyoruz… Yani biz bu on iþçi yokmuþuz gibi bir durum var ortada… Öyle bir þey yani…” “Yaþar ne yaþar, ne yaþamaz” durumu! Var mý, yok mu... iþten çýkarýldý mý, iþe alýnmadý mý... BEDAÞ mý, taþeron firma mý!.. Ýþte size taþeron sistemi! Ýþçiler sabah basýn açýklamasý için toplandýklarýnda polis geliyor ve sorular sormaya baþlýyor. “Ne yapýyorsunuz burada? Niçin bekliyorsunuz? Ne yapacaksýnýz?” Ýþçiler anlatýyorlar, paralarýný alamadýklarýný, kendilerine ibraname imzalatýlmak istendiðini, iþten atýldýklarýný ve iþlerine geri dönünceye kadar burada beklemeye karar verdiklerini söylüyorlar. Bu konuþmanýn ardýndan tek tek kimlikler alýnýp GBT araþtýrmasý yapýlýyor. Bu arada polislerden biri yanlarýna gelip “Bakýn arkadaþlar, yanlýþ anlamayýn da, ben merak ettiðimden soruyorum.. Burada bekleyip de ne olacak ki… Dikkat çekmekse amaç, burada sizin kimse farkýnýza varmaz… Mesela gidip BEDAÞ’ýn genel merkezi var Taksim’de, orada yapýn eylem filan olacaksa… Bak burada býrakmazlar sizi, izin vermezler…” gibi bir þeyler söylüyor. Ýþçileri eylemlerinden vazgeçirmeye, bir yandan da niyetlerini öðrenmeye çalýþýyor. BEDAÞ iþçilerinin hepsinin cevabý ayný oluyor: “Biz burada çalýþýyorduk. Ýþyerimiz burasý bizim. Her sabah bu kapýdan girip kart basýp, görevime bu kapýdan çýkýp gidiyordum. Onun için de bu binanýn önünde du181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
ruyorum… Paramý alýncaya kadar, iþime geri dönünceye kadar da bu kapýnýn önünden ayrýlmayacaðým… Belediye de gelse, polis de gelse… Çadýrýmýzý kuracaðýz… kaldýrdý mý… bir daha kuracaðýz… Ýþimize geri dönünceye kadar burada duracaðýz..” Basýn açýklamasýný sabah erken saatlerde yaptýklarý için çok fazla gelen olmamýþ, ama çevreden arkadaþlarý yalnýz býrakmýyor taþeron BEDAÞ iþçilerini… Gelip geçerken konuþup öyle gidiyorlar. Arabayla geçen dostlarý korna çalýyor, yavaþlayýp el sallýyor. “Ýhtiyaçlarýnýzý söyleyin, eksiklerinizi alalým” diye yardýmcý olmaya çalýþýyorlar. Bir arkadaþlarý çay gönderiyor onlara… Yerde küçük çadýrýn hemen önünde bir tenekede yanýyor eylem ateþi… Konuþmalar sýrasýnda bir arkadaþlarý geliyor… “Ben de birazdan çýkar giderim buradan arkadaþlar” diyor. Arkadaþlarýný “Sen nereye gidiyorsun, biz seni býrakacak mýyýz da gideceksin… Bizi burada býrakýp, yürüyüp gidecek misin yani…” diye cevaplýyorlar. “Nereye gideceðim arkadaþlar yahu.. Yani birazdan ben de iþsiz kalacaðým ya… Ben de geliyorum birazdan demek istedim…” Arkadaþlarý ibraname imzalatýlmak istenenlerden, onun durumu þu ana kadar belirsizliðini korumuþ, ama birkaç dakika sonra yetkililerle görüþmesinin ardýndan iþsizlere katýlabilir. Yetkililerin gelmesini bekliyor durumunun netleþmesi için. Ýþçilerden birisi gelenlerle konuþurken sürekli “Çok mutluyum abi ben bugün, çok mutluyum…” diyor.. Bir ara ona yöneliyorum… Mutluluðunun nedenini anlatmasý için.. “Eylemde, direniþte olmanýn verdiði bir coþku sevinç vardýr, senin ki de böyle bir coþku sevinç mi?” diye soruyorum. “Biz günlerdir bu tartýþmanýn, karmaþanýnýn içindeyiz, ne olacak, neyi tartýþacaðýz, ne konuþacaðýz, iþten atýlýnca ne yapacaðýz, kimlerle nasýl bir karara varacaðýz, düþündük durduk, benim de belki diðer arkadaþla-
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
rýn da günlerdir uykusu yok inanýr mýsýn? Biz akþamlarý dolaþýyorduk buralarda geç saatlere kadar sokak sokak… Konuþuyorduk, düþünüyorduk… Dün akþam var ya, sokak sokak gezdik buralarda gecelerin bir yarýlarý… Ama þimdi çok mutluyum be! Çok mutluyum gerçekten… Neden biliyor musun? Çünkü baþýmýzý eðmedik, yapýlan baskýya boyun büküp, susup kalmadýk, aman iþimizden olmayalým diye sinmedik… Çok sevinçliyim..! Çok güzel bir þey bu… Yani birlikte çalýþtýðýn arkadaþlarýnla birlik olup baþýný dik tutmak… Emeðimize sahip çýkmak, onurumuza sahip çýkmak… Þimdi buradaki arkadaþlarla birlikte söylüyoruz ya þu sözü, biz hakkýmýzý almadan, iþimize dönmeden bu direniþten vazgeçmeyeceðiz diyoruz ya… Çadýr kuracaðýz, pankart asacaðýz, belki bize engel olmaya çalýþacaklar, belki çadýrlarýmýzý kaldýracaklar, ama biz karar vermiþiz ya hep birlikte… Kazanýncaya kadar bu mücadeleye sürdüreceðiz diye…. Çok mutluyum iþte..!” Çok sürmüyor bir saat kadar sonra geliyor iþçi arkadaþ elinde daha önce imzalatýlmýþ bir ibraname ve boþ bir makbuz. “Bunu imzalattýlar bize geçen gün yaptýðýmýz görüþme tartýþma hengamesinde, ben de bunun peþindeydim, aldým geriye… Bakýn iþte içeride arkadaþlarýmýza imzalatýlmaya çalýþýlan ibraname bu..” diyerek gösteriyor. Arkadaþlarý da tamamlýyor onun sözlerini, “uzun zamandýr bunun mücadelesini veriyoruz. Ve bu daha da sürecek, bir çok sorun var aslýnda, sorun yalnýzca paramýzý almamýz, ya da sadece buradaki on kiþinin iþine geri dönmesinden ibaret deðil… Zamanla daha çok sorunlar yaþanacak burada… Ýbraname imzalatýlmaya çalýþýlýyor arkadaþlara… Yarýn daha çok insan kapýnýn önünde bulacak kendini… Ýþler yetiþmiyor, eksik yapýlýyor… malzemelerde eksiklik var, araçlarda eksiklik var, eleman sayýsý az… Ama bir yandan da iþçiler çýkarýlýyor… Bizim bu iþten çýkarýlýþýmýz, birçok sorunun birikmesinin sonunda ortaya çýktý… Biz seslerini çýkaranlar, baskýlara boyun eðmeyenler olarak öne çýktýk, iþten atýldýk. Çünkü bizler sorunlarý gören ve bunlarý anlatan insanlarýz, iþçinin gözünü açan, haklarýnýn farkýna varmasýný saðlayan insanlar olarak onlardan uzak tutulmak için iþten çýkarýldýk” diye özetliyorlar durumu. Bu ilk günlerinde yemek getiriyor arkadaþlarý, bir kýsmý da çadýrlarýný alýp getirmek için gidiyor… Çadýrlarýnýn gelmesini beklerken, taþeron iþçilerinden birinin babasý geliyor ziyaretlerine, onlara destek olmaya geldiðini söylüyor... Gençlik yýllarýnda iþten atýldýðýný anlatýyor… “Dürüst olursanýz, hakkýnýzý ararsanýz, iþten atýlýrsýnýz. Buradaki arkadaþlarý tanýyorum az çok, oðlumun mesai arkadaþlarý. Kime sorsan iþlerini iyi yapan iþçiler bunlar, kendime kefil bulamam, ama oðluma kefilim çok… Bu insanlar canla baþla çalýþanlar, ama iþten atýlanlar bunlar. Neden? Çünkü dürüst insanlar, haksýzlýða boyun eðmeyen insanlar, yalakalýk yapmayan insanlar, ben ona buna yaltaklýk yapayým, günümü geçireyim demeyen çalýþkan insanlar… Ama bu insanlarý çýkarýrlar iþten. Niye? Kendi düzenleri bozulmasýn, iþlerine kimse engel olamasýn, paralarýný rahat kazansýnlar insanlarýn sýrtýndan… Ben de yaþadým gençlik yýllarýmda… Yapýlan haksýzlýklara dayanmayýp geceler boyu uyumadýðýmý bilirim… Buna izin vermemek lazým…. Bunun için geldim buraya..” diye anlatýyor. BEDAÞ taþeron iþçilerinin seslerini duyurabilmeleri için neler yapýlabileceðini konuþuyoruz. Çadýrýn kurulacaðý yerlere yakýn çevreye pankartlar asmak, bildiri basýp baþta Gazi Mahallesi olmak üzere olabildiðince çok insana ulaþtýrmaya çalýþmak gerektiði geliyor hemen aklýma, bunlarý söylüyorum… Onaylýyorlar iþçiler. “Gazi Mahallesi emekçi semti yalnýz kalmazsýnýz burada, gelen, destek veren çok olur… Yeter ki þöyle bir dolaþýn mahallede..” diyorum…. BEDAÞ iþçileri de ekliyorlar… “Þanslýyýz gerçekten þurasý Gazi Mahallesi, burada biz yalnýz kalmayýz… Kazanacaðýz biz bu direniþi… Biz hele þu çadýrýmýzý bir kuralým… Sesimiz de duyulmaya baþlar o
BEDAŞ İşçileri
zaman.” Arkadaþlarý semaver getiriyor, çay demlesinler diye… Sevinçle, þakalarla, gülerek açýlýyor semaverin paketi… Odunlar tutuþturuluyor… Bir sevinç kaplýyor herkesi… Direniþimizin semaveri geldi… Çadýrýmýzý da kurduk mu… Saða sola pankartlarýmýzý da açtýk mý… Kazanacaðýz biz bu direniþi!.. cümleleri tekrarlanýyor…. Telefonlar geliyor, arkadaþlarýný, dostlarýný arýyorlar… “Biz direniþteyiz, desteklerinizi bekliyoruz, arkadaþlarýnýza, tanýdýklarýnýza söyleyin… Buraya gelip direniþ çadýrýmýzda çayýmýzý için…” diyerek. Eylemin ilk gününde iþçilerin yanýnda olmak onlarýn ilk günlerinin sevincini yaþamak güzel, ama, gidilmesi gereken saat geldi… Ayrýlmak zor olsa da “Sizinle sohbet güzel arkadaþlar, ama benim gitme zamaným geldi… En kýsa zamanda tekrar geleceðim… Bu ilk günü sizlerle paylaþmak güzeldi…” diyerek bir istekleri olup olmadýðýný soruyorum. “Direniþe geldin, bir de bunu duyurmak lazým… Baþka ne isteyelim…” diyerek cevaplýyorlar. Coþkuyla neþeyle, ilk çaylarýný demlemeye çalýþtýklarý sýrada ayrýlýyoruz BEDAÞ taþeron iþçileriyle… BEDAÞ Gaziosmanpaþa taþeron iþçileri, BEDAÞ Gaziosmanpaþa Bakým Ve Ýþletme Müdürlüðü önündeki direniþ çadýrlarýnda tüm emek dostlarýný direniþlerini büyütmeye, destek vermeye çaðýrýyorlar…
BEDAÞ: Mücadeleye Devam
Gaziosman Paþa BEDAÞ taþeron iþçileri eylemlerinin 8. gününde. 15 gün önce iþten atýlan 13 iþçi, iþ yerlerinin önünde kurduklarý çadýrla gece gündüz eylemlemelerini sürdürüyorlar. Ýþçiler 2009 yýlýndan bu yana maaþlarýný alamadýklarý için iki günlük bir grev yapmýþ ve alacaklarýnýn taksitlendirilerek ödenmesi konusunda anlaþmýþlardý. Ama yine maaþlarýnýn ödenmesinde gecikmeler hep sürmüþ. Geçen yýldan kalan maaþlarýný almak için yetkililerle görüþmeye baþladýklarýnda, yeni bir uygulamayla karþýlaþmýþlar. Bir ibraname imzalamalarý istenmiþ iþçilerden. Boþ bir makbuz ve maddi manevi tüm alacaklarýný tahsil ettiklerine dair bir belge… Ama ücret ve mesai alacaklarýnýn yazýlý olduðu haneler boþ býrakýlýyor. Ýþçilerden bu boþ belgeyi imzalamalarý isteniyor. Ýþçiler, maaþlarýnýn ödenmesini istediklerini ve bu ibranameleri de imzalamayacaklarýný söylüyorlar. Maaþlarýnýn bir kýsmý ödeniyor ama iþsiz de kalýyorlar. Sözlü olarak artýk iþe gelmemeleri söyleniyor iþçilere. Ne bir belge ne de niçin çýkardýklarýna dair bir bilgi! Ýþçilere iþ baþý yaptýrýlmýyor. Ýþçiler yaþadýklarýný anlatýyorlar. Geçmiþi, bugünü... “Burada yýllarca çalýþan iþiler var. Ama bu son yýllarda biz iþçiler olarak zor koþullarda çalýþtýrdýlar, maaþlarýmýzý yatýrmadýlar. Bu sorun hakkýnda iþçilerle hep konuþuyor, eylemlere karar veriyorduk. Ýki kere grev yaptýk burada. Ýlk defa oluyordu böyle þeyler, doðallýðýnda geliþen bir örgütlenmeydi, komite gibiydi. Biz çýkarýlan iþçiler hep olan haksýzlýklarý gören ve bir þeyler yapýlmasý için çabalayan iþçilerdik. Ýlk önce bizi çýkardýklar. Burada örgütlü olan TES-Ýþ var, onlarla çok görüþmelerimiz oldu. Hep bize ‘bu iþçileri bize üye yapýn’ diyorlardý. Biz de ‘eðer sýnýf bilincini ve mücadeleyi yükseltecekseniz, militan iþçiler yapacaksýnýz, iþçilerin söz hakký tanýnacaksa yaparýz; ama sadece üye yapmaksa sorun biz bunda yokuz kendi kendimize bir þeyler yaparýz’ dedik.” Sohbetler sürüyor... Çaylarýmýzý içerken çevrede geçen iþçiler merhabalaþýyor, selam söylüyorlar, kimileri oturup, iþçilerin ikram etiði çayý içiyor. Akþam torba yaya karþý yapýlacak olan eylemde görüþmek dileðiyle iþçilerden ayrýlýyoruz.
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
9
PTT İşçileri
HER YER EYLEM ALANI OLACAK
Mücadele Birliði
PTT eylemi 25. gününde. Basýn açýklamalarý yaparak, eylem ve etkinliklere katýlarak seslerini duyurmaya çalýþan PTT iþçileri, 29 Ocak Cumartesi günü saat 13.00’de Topkapý’daki PTT iþletmesi önünde bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdiler. Destek vermeye gelenler toplanýrken çevik kuvvet polisleri kalkanlarýyla PTT iþletmesi önünde yerlerini aldý. Polis kameralarýnýn sürekli çekim yapmaya baþlamasý üzerine PTT iþçileri içeri “En yasal hakkýmýz olan iþyerimiz önünde basýn açýklamasý yapmamýz engellenmeye çalýþýlýyor. Buraya polis yýðýnak yapýyor, polis kameralarýyla çekim yapýlýyor, insanlarýmýz fiþlenmeye çalýþýlýyor. Biz bu yöntemleri öncesinden biliyoruz, biz bunlarý Ankara’da Tekel iþçilerini kýþýn ayazýnda havuza atmalarýndan biliyoruz, biz bunlarý gazlarla, coplarla saldýrýlarýndan biliyoruz. Amaç bizleri yýldýrmaksa biz bunlarla yýlmayacaðýz ve direniþimizi siz desteðe gelen dostlarla daha da büyüteceðiz” denildi. Bunun üzerine kitle “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “PTT Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarýyla destek verdi. Basýn açýklamasýnýn okunmasýndan önce söz alan taþeron iþçisi Celal “25 gündür süren direniþimizi biliyorsunuz, bu kapitalist düzen iþçiyi, emekçiyi, öðrenciyi yok sayan bir düzen, her yerde eylem, direniþ çadýrlarý var. Ve iþçilerin üzerine öyle geliyorlar ki, bunlar küçük küçük yüklenmeler ama tüm süreçte büyük bir baský haline geliyor. Bakýn bizler burada iþyerimiz önünde basýn açýklamasý yapmaya çalýþýyoruz, buna bile engel olmaya çalýþýlýyor. Biz burada 5 kiþiyiz arkadaþlar, ama bundan dahi korkuyorlar. Bizler, bu düzen böyle gitmeyecektir diyoruz. Bizler çalýþan arkadaþlarýmýza sesle-
10
Yeni Evrede
niyoruz, Mart ayýndan sonra kadrolu iþçi, memur diye bir þey kalmayacak, ve tüm emek dostlarýmýza sesleniyoruz, bu sadece PTT iþçisinin direniþi deðildir, bu kölece çalýþma koþullarýna, taþeron sistemine karþý mücadeledir. Biz haklarýmýzý alana kadar direnmeye devam edeceðiz, Ýstanbul Uyuma Postacýna Sahip Çýk” diyerek sözlerini bitirdi. Daha sonra Topkapý PTT iþçisi Cafer Kavað basýn açýklamasýný okudu. Açýklamada özelleþtirmelere, torba yasa tasarýsýna ve diðer uygulamalarla iþçi ve emekçilere yönelik saldýrýlara karþý birlikte bir mücadele yaratmak gerektiðine deðinildi. “Taþeron çalýþma yasaklansýn, Taþeron iþçiler kadroya alýnsýn, PTT’nin A.Þ.’ye dönüþtürülerek özelleþtirme adýyla peþkeþ çekilmesi durdurulsun, Ýþten atýlanlar geri alýnsýn, Herkese iþ tüm çalýþanlara iþ güvencesi saðlansýn, Torba yasada yer alan iþçi ve emekçilerin kýrýntý düzeyindeki haklarýný dahi yok eden uygulamalar iptal edilsin, Ýþçi ve emekçilerden kesilen primlerle oluþan iþsizlik sigortasý fonunun patronlara peþkeþ çekilmesi sonlandýrýlsýn” taleplerinin dile getirildiði basýn açýklamasýnda, “PTT Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Atýlan Ýþçiler Kadroya Alýnsýn”, “PTT Ýþçisi Köle Deðildir”, “Ýstanbul Uyuma, Postacýna Sahip Çýk”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý atýldý. PTT iþçileri tüm emekten yana olanlarýn bu direniþi desteklemelerini beklediklerini ve bir çok yerde iþten atmalarýn yaþanmakta olduðunu hatýrlattýlar. Þu an hala eylemde olan iþyerlerini anýmsatarak “taþeron sisteme karþý hep birlikte olalým, desteklerinizle bu direniþ ateþlerini büyütelim, her yer direniþ, grev, iþgal alaný oluncaya dek, taþeron sistemi ortadan kalkýncaya dek eylemde, direniþte olan iþçilerin destekçisi olalým” çaðrýsý yaptýlar. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Grup Adalýlar ise PTT iþçileri ve desteðe gelenlere türkü, marþ ve halaylardan oluþan bir müzik dinletisi sundu. Basýn açýklamasýnýn ardýndan direniþ çadýrýna geçilerek sýcak çaylar eþliðinde sohbetler edildi. 2 Þubat günü de PTT iþçileri, Ankara’da torba yasayý protesto mitingine gitmek üzere hazýrladýklarý pankartý PTT bahçesine astýklarý için PTT baþmüdürünün ve polisin saldýrýsýna maruz kaldýlar. Pankartý astýktan kýsa bir süre sonra PTT Baþmüdürünün direktifiyle güvenlik güçleri gelip pankartýn iplerini kesmeye kalktýlar. “Yukarýdakileri” bu kadar rahatsýz eden pankart, “Torba Yasaya Karþý Ankara’ya Gidiyoruz, Direniþteki PTT Ýþçileri” idi. Direniþteki iþçiler pankartý içeriye asma nedenlerini, “Yarýn Ankara’da mitingdeyiz, çadýrý açamayacaðýz, çalýþan iþçi arkadaþlar bilsin istedik” diye anlatýyorlar. Yönetimin imdadýna polisler yetiþiyor. Pankartýn kaldýrýlmasýný istiyor amir. Ve asýlacaksa dýþarýya, yazýsý sokaða bakacak þekilde asýlmasýný söylüyor. Dertleri, çalýþan PTT iþçilerinin bundan etkilenecek olmalarý. Ýþçiler kabul etmiyor. Tartýþýyorlar. Çadýrdaki birkaç iþçi için 4 polis ekibi geliyor. Tartýþma ve arbede yaþanýyor. Daha sonra polis çekiliyor olay büyümeden, iþçilerin kararlýlýðýný görüyor. Pankart asýlýyor yeniden, bahçenin dýþ tarafýna ama içerideki iþçilere dönük yine. Bu olaylar yaþanýrken iþçilerin Topkapý köprüsüne astýklarý “Direnen PTT Ýþçisi Kazanacak” pankartýný da söküyor polis. Ýþçiler farkedince tartýþarak bu pankartlarýný da alýyorlar onlardan. Yaþanan bu arbededen kýsa süre sonra konuþmaya baþlýyoruz. “Bizi
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Yeni Evrede
PTT İşçileri
Mücadele Birliði
tahrik etmeye çalýþýyorlardý” diyor bir iþçi. Ve “Pazartesi günü daha iyi bir pankart yazacak, onu asacaðýz, herhalde bu sefer gözaltýna alýrlar” diyor gayet rahat. Mesai saati oluðu için çalýþan iþçi arkadaþlarýnýn da daðýtýmda olduðunu ve olaya tanýk olmadýklarýný söylüyorlar. Bu esnada posta aracýyla önlerinden geçen bir PTT iþçisi tüm engellemelere inat, elindeki portakallarý uzatýyor camdan direniþ çadýrýna. Gülüyor þakalaþýyorlar. Bir gün önce Ankara yürüyüþüne katýlan arkadaþlarýný arýyorlar telefonla, “neredesin sen, biz hepimiz gözaltýndayýz”. Yanlarýndan geçen, durumu soran arkadaþlarýna da açýklýyorlar ve takýlmadan edemiyorlar. “Yarýn Ankara’da eylemdeyiz, çadýrý açamayacaðýz, yerimize yarýn siz açarsýnýz çadýrý”. Sözcüklerle ifade etmeye gerek yok. Baskýlar, saldýrýlar iþçileri yýldýramýyor. Onlar, “Eylem umudun anasýdýr” diyerek güçlerini eylemlerinden ve sýnýftan alarak yürüyüþlerine devam ediyorlar.
USTA ÞÝKAYET EDÝLMEZ...
Ýkimiz de ayný yerde çalýþýyorduk. Zamanla birbirimizi tanýdýk. Sol görüþlü olduðumuzu fark ettik. Ama o farklý sol görüþü savunuyor ben farklý, buna anlam veremedim. Ben bunu anlamaya ve iþçi arkadaþlarýmý daha iyi tanýmaya karar verdim, ama çekiniyordum. Beni arkadaþlarýyla tanýþmaya davet etti. Arkadaþlarý çok sýcakkanlý ve sadece siyasi olmadýðý bir yer ve kadýna, emeðe emekçiye, sanata ve müziðe hitap eden bir yer olduðunu anladým zamanla. Arkadaþým “zamanla gide gele daha iyi anlayacaksýn, kendinden bir þeyler bulup doðru yere geldiðine karar vereceksin” dedi. Ama ailemden korkuyordum. Ben kayýnvalidemlerle beraber oturuyordum. Duymalarýndan korkuyordum. Ailem duysa “sen anarþist misin nesin, öyle yerlere gidilmez” der. Bunu onlara anlatmak çok zor. Onlara kalsa kadýn dýþarý çýkamaz. Çalýþmadýðý zamanlar; evde iþini yapsýn, yanýmýzda otursun, ister hep kayýnvalidem. Arkadaþýmý yeni tanýmaya baþlamýþtým ki iþçi arkadaþýmý iþten çýkardýlar. Ama onunla dýþarýda bir iki defa görüþtüm. Býrakmak istemiyordum. Kadýnlarla ilgili olan EKA’yý daha iyi tanýmak istiyordum. Ben hala iþime devam edip çalýþýyordum. Ýlerleyen zamanlarda iþyerinde baþýma bir olay geldi. Ustam tarafýndan sözlü tacize uðradým. Beni tehdit etti, kimseye söylememem için. Çok korktum kimse iþçilerden þikâyet duymak istemiyordu. Kime anlatacaktým derdimi… Aklýma iþyeri sahibinin akrabasý geldi. Ona anlatýrsam en üst kiþiye ulaþýr diye düþündüm ve anlattým. Bu kiþi iþçilerin servisçisiydi. Ama bir iþe yaramadý. Ben baðýrmak istiyordum. Nasýl bir ustayla çalýþtýklarýný herkese göstermek istiyordum…. Sonra arkadaþýma da yaptý aynýsýný ve hatta daha fazlasýný, herkes görüyor ama sesini çýkaramýyordu. Usta orada patronlardan cesaret alýyordu. Ýstediði kiþiyi iþten çýkarýr, istemediðini çýkarmaz. O da, buna güveniyordu….. Arkadaþýma çýkýþ verdi. Ben dayanamadým. “Ýkimiz bir olalým söyleyelim” dedim. Gittik ve bizim, ikimizin de çýkýþýný verdi iþyeri sahibinin ortaðý. Ben çok sinirlendim. Bize þunu söyledi: “usta þikayet edilmez, ustayý þikayet eden kendi çýkýþýný vermiþ olur” dedi. Ben de bize imzalatmaya çalýþtýklarý kaðýdý imzalamadým ve “sosyal sigortanýn vermiþ olduðu haklardan, güvencelerden yararlanacaðýz” dedim. Ýþ buluncaya kadar çýkmayacaðýmýzý söyledim. Bize illa “burayý imzalayýn ve çýkýn gidin” dedi. O sinirle ustanýn yanýna gittim. Senin yüzünden diye baðýrmaya baþladým. Elimde iþyerine ait býçak vardý. Onunla ustanýn bacaklarýna býçak salladým. Bacaðý kanamaya baþladý. Çok korktum. Kriz geçirdim. Bizi ayýrdýlar. Sonra o kýzla beraber polise gidip suç duyurusun-
da bulundum. Dava açtým. Onun yaþý küçük olduðundan çocuk polisine götürdüler. Onu davadan vazgeçirdiler. Ama ben vazgeçmedim. Çok uðraþtýlar benimle; “teksin vazgeç bir þey ispatlayamazsýn” dediler. “Ustan orada uzun zamandan beri çalýþýyor sen ise yenisin, hakim sana inanmaz” dediler. Ama ben yine de davayý açtým. Altý ay boyunca mahkemelere gidip geldim ve altý ayýn sonunda kazandým. Bu olayý arkadaþýma anlattým. Önceden beni mahkemeye çýkmadan önce, tanýþtýrdýðý emekçi kadýnlarýn bana güven vermesi, benim kendime güvenmemi saðladý. Anladým ki iþçi kadýnlar, iþçi erkeklere göre iþyerlerinde baský, sömürü ve tacize daha fazla uðruyorlar. Onlardan daha aðýr koþullarda çalýþýyorlar. Ýþçinin yanýnda her zaman iþçi var. Bundan dolayý insana cesaret ve güven geliyor. Arkadaþýmýn gittiði kültür sanat merkezlerine gittiðimde; benim gibi özgürlüðü arayan insanlar var orada. Bana benzeyen emekçi insanlar… Ben onlardan güç alarak sesimi biraz duyurdum ama sesini duyuramayan kadýnlar için de bir þeyler yapmam gerektiðini anladým. Sesimizi hep beraber olup daha planlý bir þekilde hareket ederek tüm herkese, Türkiye’ye ve dünyaya duyuracaðýmýza inanýyorum. Ýþçi kadýnlar ve emekçi kadýnlar olarak birlikte hareket edersek bizi kimse engelleyemez. Bir Ýþçi Kadýn
TUTUKLANAN DEVRÝMCÝ ÖÐRENCÝLERLE DAYANIÞMAYA!
Ankara’da 5 öðrenci, asýlsýz iddialarla 20 Ocak günü gözaltýna alýnmýþ ve 23 Ocak’ta çýkarýldýklarý mahkeme tarafýndan tutuklanmýþtýr. Yükselen devrimci gençlik hareketinden büyük korkuya kapýlan burjuvazi, emekçiler ve gençlik üzerinde korku yaratmak, devrimci gençliði sindirmeye çalýþmak için 5 devrimci öðrenciyi tutukladý. Burjuvazi bu saldýrýlarla gençliðin sosyalizm mücadelesini engelleyemeyecek. Burjuvazinin saldýrýlarý biz devrimci gençliði daha fazla devrim mücadelesine baðlýyor. Þimdi Tutuklanan devrimci öðrencilerle dayanýþmayý arttýrmalý ve mücadelelerini sahiplenmeliyiz. Mart Kültür Sanat ve Düþünce Derneði baþkaný ve Mücadele Birliði dergisi okuru olan Yusufcan Yýldýrým, Ali Haydar Yýldýz ve Rýdvan Akbaþ Sincan 1 No’lu F tipi cezaevinde, Uðurcan Soyubelli Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevinde, Didem Ezgi Serap ise Sincan Kadýn Kapalý cezaevinde bulunuyor.
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
DEVRÝMCÝ ÖÐRENCÝLERLE DAYANIÞMAYI YÜKSELTELÝM! ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK! (DÖB) Devrimci Öðrenci Birliði
11
Gündem
T
YENÝ EVRENÝN
unus’tan baþlayýp, Mýsýr’ý ateþe boðan ve Yemen’e kadar uzanan koca bir coðrafyada dünya halklarýnýn bayramýna dönüþen ayaklanmalar zinciri, duru gökte çakan bir þimþek deðil kuþkusuz. Tel örgüleri parçalayan, tanklarýn üzerine yürüyen bu cüret, vahiy misali gökten zembille inmedi. Leninist Parti, emperyalist kapitalist sistemin çöküþ sürecini belirlemiþ ve buna “Yeni Evre” demiþti. Nihayet, þurada burada daðýnýk bulunan ya da henüz geliþmekte olan çöküþ ögeleri bir araya yýðýldý, yoðunlaþtý; kýtasal büyüklükteki devrimci kopuþlarý gerçekleþtirmeye baþladý. Tarih artýk sýçramalý geliþim içinde diyordu Leninist Parti, olgulara ve süreçlere bakarak. Þimdi bu sýçramalý geliþimi hazýrlayan süreçler, nihayet kendi kaçýnýlmaz sonuçlarýný doðuruyor. Hiçbir ordu, hiçbir burjuva güç, salt nesnel bir olgu olmaktan çýkýp, halklarýn bilincini de sürükleyen Yeni Evre devrimlerinin önünde duramaz. Doðum sancýlarý, yerini, yeni yaþamýn çýðlýklarýna býrakýyor.
SERMAYENÝN KORKUYLA BEKLEDÝÐÝ Üst üste, art arda binen her olay, “geliyorum” diyen bugünkü devrimci ayaklanmalarýn habercisiydi. Latin Amerika’daki geliþmeler, Avrupa’yý ayaða kaldýran grevler, milyonlarý sokaða döken ekonomik kriz, açlýk isyanlarý ve daha niceleri, görmek isteyen her göz için iþaret fiþekleriydi. Bütün bu geliþmeleri son derece tedirgin izleyen burjuva sýnýf için de bugün yaþananlar bir sürpriz deðildi. On yýl önce NATO, 21. yüzyýlý “Ayaklanmalar Yüzyýlý” olarak tespit etmiþti. Ancak bu tespit, bilimsel bir yaklaþýmdan çok, NATO’nun kendi varlýðýný devam ettirebilmek için kendine bulduðu bir dayanaktan ibaretti. Böyle bile olsa, dünya sermayesi egemen konumlarýndan kaynaklanan deneyim avantajlarýyla, bir þeylerin kopup gelmekte olduðunu sezinlemiþti. Korkudan kaynaklanan bu sezgi, 2007 yýlýnda yayýmlanan raporla, ayaklarý yere basan çok ciddi bir uyarý halini almýþtý. Söz konusu raporu, Ýngiltere Savunma Bakanlýðý’na baðlý çalýþan, Geliþme –Doktrin- Kavramlar Merkezi yayýmladý. Ve adeta bugünkü devrimci patlamalarýn profili çizilmiþti. Rapor, derinleþen sýnýf uçurumlarýnýn, asýl olarak halkçýlýðý ve marksizmi güçlendireceðini açýkça itiraf ediyordu. Rapordaki tespitler, þu olgulara dayandýrýlmaktaydý: “Geliþmiþ ülkelerde egemen eðilimlerin
12
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
geliþmekte olan ülkelere yansýmasýna (yani tam ilhaka –bn.) baðlý olarak sekülarizm ve materyalizm daha da güçlenecek. (…) Kent yoksullarý, güvencesiz iþlerde sürünürken, orta sýnýflar yoksulluða sürüklenecekler, Marx’ýn proletaryaya yüklediði rolü üstlenerek devrimci bir sýnýf konumuna yükselecekler. (…) Emek piyasalarýnýn küreselleþmesi, ulusal refah devleti hizmetlerinin ve iþ olanaklarýnýn azalmasý, insanlarýn belli devletlere baðlýlýklarýný attýrabilir. (Rapor, sosyalist devletlere sempatinin artacaðýný, burada açýkça itiraf ediyor.); kendileriyle, sayýlarý çok az profili çok yüksek zenginler arasýndaki gittikçe artan gelir farklarý meritorasiye (sýnýf atlama mekanizmalarý) yönelik düþ kýrýklýklarýný körüklerken, alt sýnýflarýn sayýlarý, toplumsal düzene ve istikrara yönelik tehdidini arttýrdýkça; gittikçe aðýrlaþan borç yükü, emeklilik sistemlerinin gittikçe artan yetersizliði öfkeyi artýracak. Dünya orta sýnýflarýnýn bilgiye, kaynaklara eriþme becerilerini kullanarak birleþmeleri, uluslararasý süreçleri kendi sýnýf çýkarlarý doðrultusuyla geleneksel iþçi sýnýfýna yakýn bu orta sýnýflar, kýrsal iliþkilere baðlý konmuþ kapitalist meta iliþkilerinin etkisi altýnda þekillenmiþtir. Küreselleþme, bu sýnýflarýn belirtilerini yükseltmiþ, arzularýný kýþkýrtmýþ, ama bunlar karþýlanmadýðý için derin bir düþ kýrýklýðý içine düþülmüþtür. Bu yeni proleter kesimlerin, toplumun geri kalan kýsmýyla karþýlaþtýrýldýðýnda, benzersiz bir yatay, demokratik kendiliðinden örgütlenme kapasitesi yüksektir.” (Aktaran, E. Yýldýzoðlu, 7.5.2007 Cumhuriyet). Þu reformistlerin umarsýz karamsarlýðý yanýnda, burjuva sýnýfýn gerçekçiliði karþýlaþtýrýlsýn. Sermaye kendi sýnýfýný baðýra baðýra uyarýyor, rüyadan uyanýn devrimler kopup geliyor diye ikaz ediyor. Ýçerdiði bulanýk kavramlardan arýndýrýldýðýnda, bu raporun özetle sözünü ettiði þey þu: Emekçi sýnýflar yaratýlan zenginliðin doðurduðu özürlük olanaklarýný görüyor ve artýk bunlardan yoksun kalmaya dayanamýyor. Tunus’ta devrimin fitilini ateþleyen üniversiteli iþsiz gençlik ve yine Mýsýr’ý ayaða kaldýran 6 Nisan Gençlik hareketi, raporda sözü edilen, proletaryanýn en ileri teknik bilgi ile donanmýþ yeni müfrezelerdir. Ve bu yeni nesil, devrimin harekete geçirdiði tüm emekçi sýnýflar için bir volan kayýþý görevi görmekte. UMUTSUZLUKTAN UMUDA Tunus, Mýsýr ve diðerleri… Þimdi devrimin ateþi içinde her gün yeni yeni zaferler kazanan bu ülkelerde isyanýn asýl sebebini 30
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
yýllýk dikta rejimlerine baðlamak, bizi körlüðe taþýr. Kuþkusuz, bu sonu gelmez görünen baský, þimdiki patlamanýn önüne geçilmez öfkeli gücünü biriktirdi. Ancak, baský tek baþýna açýklayýcý bir unsur deðil. Wallerstein, “Bildiðimiz Dünyanýn Sonu” adlý kitabýnda, “Kitle desteðini seferber eden nedir?” diye soruyor. Baskýnýn derecesi bu seferberlikte rol oynamaz, tersine, baský, harekete geçmeye henüz cesaret edemeyenleri caydýrarak kendi iþini görür diyor. Ve nihayet, kendi sorusuna þu cevabý veriyor: “Hayýr. Kitleleri seferber eden baský deðildir: Umut ve kesinliktir; baskýnýn sonunun yakýn olduðu, daha iyi bir dünyanýn gerçekten yakýn olduðu inancýdýr. Bu umut ve kesinliði de hiçbir þey, baþarý kadar pekiþtiremez.” (Sf.33) Arap coðrafyasýný topyekûn ayaða kaldýran Tunus, devrimin ilk zaferini elde etmeye baþladýðýnda, geri kalan ülkelerdeki emekçilerin ihtiyaç duyduðu umut ve kesinliðe esin kaynaðý oldu. Ama ayný zamanda Tunus da, bu umut ve kesinlik üzerinden devrime yürüdü. Ortada henüz bir zafer yokken, bu umut vardý. Nedir bu umudun kökeni? Bu umudun kökeni, kapitalist geliþmenin emekçi kitleleri ve gençliði sürüklediði derin umutsuzluktur. Kapitalist üretim tarafýndan geçim araçlarý ellerinden alýnarak yoksulluða, açlýða, iþsizliðe mahkûm edilen emekçi sýnýflar ve gençlik, umutsuzluðun kýyýsýnda gezinirken ölümü de göze alarak, son bir umutla yaþama tutunmak için ileri atýlýrlar. Maddi yaþam koþullarýndaki bozulma emekçi sýnýflarý ve özellikle de gençliði açlýktan ölmek ile çarpýþarak ölmek arasýnda bir tercihe zorladýðý nokta birikmiþ yýkýcý duygularýn açýða çýktýðý, yani devrimlerin fitilinin ateþlendiði noktadýr. Tunuslu genç iþsiz, Tunus emekçi sýnýflarýna ve gençliðine, kendini ateþe vererek, iþlerin bu yol ayýrýmýna geldiðini gösterdi. Umutsuzluðun kýyýsýnda gezinen kitleler üniversiteli iþsiz, son geçim aracý da elinden alýnmýþ gencin mesajýný doðru okudular ama onun yolunu deðil, son bir hamleyle yaþama tutunma yolunu seçtiler. Sadece Ortadoðu halklarý deðil ama dünyanýn tüm ezilen, sömürülen, geçim araçlarý ellerinden alýnan emekçi sýnýflarý ve gençlik þimdi ayný yoldan yürümeye baþladýlar. Þüphesiz kapitalist ülkelerdeki aþýrý sermaye birikimi, kapitalist servet, toplumun artýdeðere boðulmasý ve bununla el ele giden ultra lüks tüketimin yoðunluðu, emekçi sýnýflarda
N DEVRÝMLERİ Yeni Evrede
Mücadele Birliði
burjuva sýnýfa karþý kin ve nefret gibi yýkýcý duygularýn birikmesinde önemli bir rol oynuyor. Dahasý, birikmiþ maddi ve teknik öðeler, üretimin belirginleþen toplumsal karakteri, gerçek özgürlüklerin temelini oluþturmaya yeterliydi ve en önemlisi: artýk bizzat bu zenginliðin yaratýcýsý ve teknik geliþimin parçasý emekçi sýnýflar, bu gerçeðin bilincine varýyordu. Tunus’ta devrimi ateþleyen olay, bu açýdan oldukça tipik. Üniversite mezunu iþsiz bir gencin iþporta tezgâhý elinden alýnmýþ, boyun eðip kabullenmek yerine kendini ateþe vermiþti. Tek baþýna bir olayýn Tunus’taki devrimi ateþleme gücü elde etmesinin altýnda yatan neden, hemen ayný ekonomik yoksunluk ve dayanýlmaz aþaðýlanmayý yaþayan milyonlarýn hali hazýrda içinde bulunduðu hissiyata tercüman olmasýydý. Tam ilhakýn gerçekleþtiði baðýmlý ülkeler gibi, Tunus da bu ilhakýn tüm acýmasýz sonuçlarýný baðrýnda biriktirmiþti. Küresel kapitalist üretim zincirinin bir parçasý olabilmek için, tekelci düzeyde sürüp giden sermaye birikimine paralel mülksüzleþme; olaðanüstü düzeyde artýp belirginleþen zenginlik ve artan sýnýf uçurumlarýnýn, orta kesimlere dahi sýnýf atlama imkâný saðlamayan keskinliði gibi koþullarýn hepsi bir araya gelip, emekçilerin kapitalist mülkiyete karþý harekete geçmesinin zeminini oluþturdu.
KAÐIT GÝBÝ SAVRULDULAR Buraya kadar koca bir coðrafyayý devrime kaldýran ekonomik ve sosyal ögelerden söz ettik. Dikkat çekici bir baþka nokta ise þudur: Neredeyse 30 yýldýr dört baþý mamur bir baský aygýtýnýn baþýndakiler, nasýl oldu da 30 günü bile bulmayan eylemlerle devrilebildi? Ayaklanmalarýn öfke dolu þiddeti yanýnda, bu iþbirlikçi iktidarlarý güçsüz kýlan belli baþlý etmenlerden söz etmek yerinde olur. Birincisi, baðýmlý kapitalist ülkelerde tekelci sermayenin sadece iþçi sýnýfýný deðil, tüm emekçi sýnýf ve katmanlarý ezen, yoksullaþtýran gücünün olaðanüstü artmýþ olmasýdýr. Bu ülkeler adeta, gözenekli toplumdan, nefes aldýrmaz gözeneksiz bir tekelci hegemonya toplumuna evrilmiþlerdir. Daha önceki evrede ekonomik yapýya þu ya da bu biçimde eklenerek geçimlerini idame ettirebilenler, iþporta tezgâhlarý bile ellerinden alýnan kölelere döndüler. Bu süreç, her dönem sýnýf atlama düþü kuran küçük mülk sahibi sýnýflarý olaðanüstü hýzla mülksüzleþtir-
di. Böylece en tepedeki bir avuç tekelci sermaye sahiplerine karþý toplumun en geniþ kesimlerinin, farklý çýkarlara sahip sýnýf katmanlarýnýn, ayný anda hýzla bir araya gelebilmelerinin önünü açmýþ oldu. Yalnýzca sanayi merkezlerinde deðil, hemen tüm þehir ve kasabalara yayýlan ayaklanmalar; ellerindeki muazzam baský aygýtýna raðmen tekelci egemenleri bir anda güçsüz düþürdü. Ýkincisi, emperyalist tam ilhak, baðýmlý ülke burjuvalarýnýn ekonomik ve toplumsal hegemonya aygýtlarýný etkisizleþtirmiþtir. Merkez Bankalarý, Hazine ve bütçe üzerindeki emperyalist kontrol, bu ülkelerdeki hükümet yatýrýmlarýný, küçük ve orta boy üreticilere daðýtýlan ucuz kredileri, saðlýk ve eðitim gibi temel sosyal hizmetleri kötürümleþtirdi. Hükümetler, idareciler olmaktan çýkýp, emperyalist tekellerin basit teknokratlarý haline geldiler. Ve bu durum, tekelci partiler ile emekçi sýnýflarýn çeþitli katmanlarý arasýndaki hegemonya-baðýmlýlýk iliþkisini erozyona uðrattý. Hükümetler, ellerinde kalan minimum ekonomik olanaklarý sadece kendi yandaþlarýna daðýtabilecek konuma geldi. Tekelci egemenler, sadece kendilerine toplumsal meþruiyet saðlayan küçük mülk sahipleri üzerindeki etkilerini kaybetmekle kalmadý, küçülen pastadan payýný alamayan burjuva kamplarýn artan düþmanlýðý karþýsýnda da güç kaybýna uðradý. Bu haliyle hükümetler, ne parasal sorunlara, ne kredi daralmasýna ne de gýda fiyatlarý artýþýna müdahale edebildi. Büyük ölçüde ithalat ve ihracat kalemlerine baðlanmýþ ve dýþ krediyle ayakta kalan üretim, iç pazarýn ögelerini denklemin dýþýna itelemiþti; iç pazarýn çöküþü, tekelci sermayenin birikim hýzýný etkilemedi. Böylece burjuva sýnýfý kendi varlýðýnýn kaçýnýlmaz gerekliliðine dair toplumsal söylemin altýný oydu. Üçüncüsü; iþbirlikçi tekelci sermaye toplum üzerindeki hegemonya araçlarýný kaybettikçe, baskýnýn karakteri de deðiþti. Hegemonya salt TV þovlarýna dönüþürken, baský da teknik takip düzeyine geldi. Kameralar, telefon dinlemeler, internetin kontrolü üzerine inþa edilen denetim mekanizmalarý, geleneksel burjuva baskýsýnýn toplumsal kýlcal damarlarýna kadar yayýlan organik iliþkilerini zayýflattý. Ayný zamanda, baskýnýn boyutunu toplumun tümü üzerinde eþit miktarda daðýtmýþ oldu. Sistemle hiçbir derdi olmayanlar bile, hayatlarýnýn en mahrem noktalarýna pervasýzca sokulan bu gözetleme mekanizmasýna tepki duydular. Burjuvazi geleneksel organik ve yaþayan uzantýlar
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Gündem
yerine koyduðu bu teknik baský mekanizmasý nedeniyle, emekçilerin ruh halini takip etme ve kontrol altýnda tutma gücünü büyük ölçüde yitirdi. Dördüncüsü; devlet organlarýný oluþturan bürokraside görülen yozlaþmadýr. Yozlaþmayý, yalnýzca rüþvet, kayýrma vb. biçimler içinde algýlamamak gerekir; ama gerçek varlýk amacýný kaybetmek olarak anlamak daha doðru olur. Bu ülkelerde bürokrasi, artýk neredeyse bir avuç teknokrattan baþka bir þey olmayan yönetici elitle kendisi arasýnda ortak aidiyet noktasý bulunmaz oldu. Teknokrat elitler yalnýzca rakamlarla ilgilendiler; bürokrasiyi canlý ve bir arada tutan büyük tarihi söylemler etkisini yitirdi; milliyetçilik, ulusal kalkýnma ve baðýmsýzlýk çoktan anlamýný yitirmiþ, alýcýsý olmayan yalanlara dönüþmüþtü; ideolojik çimento erimiþti. Bu yüzden, özellikle alt kademe bürokrasi ile bir avuç teknokrat yöneticiyle kol kola giren yüksek bürokratik elit arasýnda, ciddi çeliþkiler ortaya çýktý. Ve biz bu sürecin en açýk sonuçlarýný, büyük halk hareketleri karþýsýnda kýsa sürede teslim bayraðý çeken, tarafsýzlaþan ya da alenen taraf deðiþtiren polisler ve askerleri görünce daha iyi anlamýþ oluyoruz. Yozlaþma, koca koca ordularý, tahtakurusu gibi kemirip durdu. Ve son olarak, emperyalist merkezlerde belirgin hale gelen çöküþ, bu güç odaklarýnýn iþbirlikçilere, ihtiyaç duyduklarý güven ve desteði sunmaktan alýkoydu. ABD’nin ya da AB’nin tehditleri artýk halklarý geriletemiyor. Sýrtlarýný dayadýklarý o saðlam duvardan yoksun kalan iþbirlikçi sermaye, devrimler karþýsýnda kendini çok daha güçsüz hissediyor, paniðe kapýlýyor, teslim bayraðýný çekiyor. Marx’ýn dediði gibi; anlatýlan senin hikâyendir. Ayaklanmalar ve devrimci zaferlerle sarsýlan bu ülkelerin doðurduðu umut ve kesinlik, bölgenin diðer ülkelerine de hýzla yayýlma eðilimi taþýyor. Devrimi doðuran koþullar açýsýndan Türkiye ve Kürdistan’ýn eksiði yok, fazlasý var. Uzun döneme yayýlan devrimci mücadele bu topraklarý yeterince beslemiþtir, düþecek her tür umut ve kesinlik tohumu hýzla büyüyecektir. Þurada burada daðýnýk þekilde yürüyen, fakat üst üste binerek yoðunlaþan sýnýf mücadelesinin yeni bir evreye sýçramasý için, þimdi her þey eksisinden daha olgun, daha uygundur. Tunus ve Mýsýr, bu topraklardaki sýnýf mücadelesinin çýtasýný yükseltmiþtir. Bundan böyle, devrimci iktidarýn fethinden daha azýna razý olana, kitleler de dönüp bakmayacak.
13
Sokaklar
TORBA YASA TASARISINA KARÞI EMEKÇÝLER AYAKTA
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
nünde bir araya geldiler. Emekçiler buradan sloganlarla Kadýköy Belediyesi önüne yürüdüler. Burada açýklamayý yapan Akman Þimþek; “Meclis’te görüþmeleri devam eden torba yasa hepimizin geleceðini karartmak, emeðimizi sömürmek ve kaderimizi patronlarýn iki dudaðý arasýnda çýkacak söze baðlamak istiyor! Yollara düþmek zorunda kaldýk! Çünkü torba yasa ile çaðdaþ kölelik geliyor” dedi. Emekten yana siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve sendikalar Ankara’ya gidecek olan emekçileri sloganlarla yolcu ettiler.
Meclis’te görüþülmekte olan “Torba Yasa Tasarýsý”na karþý, her yerde protestolar, eylemler sürüyor.
Adana: DÝSK, KESK, TTB, TMMOB ve TürkÝþ tarafýndan örgütlenen yürüyüþ, 25 Ocak saat 18.00’da gerçekleþti. Eðitim-Sen, BES, DÝSK Genel-Ýþ ve TTB, SES, Numune Hastanesi’nde 25 gündür direniþlerini sürdüren iþçiler iki koldan AKP il binasý önüne yürüdüler. Ýþçi ve emekçiler, sloganlar ve ajitasyonlarla, yürüyüþü izleyen Adana halkýna torba yasanýn emekçilerin haklarýný ne ölçüde budadýðý anlattýlar. Yürüyüþ boyunca “Kölelik Yasasýna Hayýr”, “Katil ABD Ýþbirlikçi AKP”, “Emekçiler Torbaya Girmeyecek”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Savaþa Deðil Emekçiye Bütçe” sloganlarý atýldý. Çoðu yerde trafiði keserek ilerleyen iþçilere bazý iþyerlerinden ve kaldýrýmda bekleyen insanlar da alkýþlarla destek verdi. AKP Ýl binasý önüne gelindiðinde ise coþku giderek arttý. Diðer kol ile birleþen iþçi ve emekçiler coþkulu sloganlarýna devam ettiler. Basýn açýklamasýný SES Þube baþkaný Mehmet Antmen okudu. “Bizler, geleceðimizin bu yasa ile karartýlmasýna izin vermeyeceðiz. Emekçilerin mücadelesi AKP’nin
14
maskesini meydanlarda düþürecek ve sýrça saraylarda oturmalarýna son verecek güçtedir. Emek ve halk karþýtý politikalarda ýsrarýn adý olan torba yasasý geri çekilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceðimiz bilinmelidir” ifadelerinin yer aldýðý basýn metninin okunmasýnýn ardýndan eylem sona erdi.
Ýstanbul: 26 Ocak günü, Türk Ýþ, DÝSK, KESK Ýstanbul Þubeleri ve TTB akþam saatlerinde bir eylem düzenlediler ve Ýstiklal Caddesi üzerinde Tünel’den Taksim Meydaný’na kadar yürüdüler. Yaklaþýk 3 bin iþçi ve emekçi, yürüyüþ boyunca henüz harekete geçmeyen konfederasyonlarýný da eleþtiren sloganlar da attýlar, alkýþ ve ýslýklarla da sürekli hükümeti protesto ettiler. Taksim Tramvay Duraðý’na ulaþan kitleye konuþma yapan Türk-Ýþ Ýstanbul Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, tasarýnýn geri çekilmesini istedi. Büyükkucak, “Ýþçinin baþýna geçirilen bu çuvala karþýyýz” diyerek meclisi ve hükümeti iþçilerin sesine kulak vermeye çaðýrdý. Binlerce kiþinin sloganlar attýðý eylem, geç saatlerde sona erdi. 1 Þubat günü Ankara yürüyüþü baþladý. DÝSK, KESK, TTB, TMMOB üyeleri saat 12.00’de Kadýköy Haldun Taner sahnesi ö181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Ýzmir: KESK ve DÝSK’e baðlý sendikalar ile demokratik kitle örgütlerinin de katýlýmýyla, 27 Ocak günü Konak Sümerbank önünden AKP il binasýnýn önüne doðru “Ýþ Güvenceme Dokunma, Esnek ve Kuralsýz Çalýþmaya Hayýr” pankartýyla ve meþaleler ile yürünerek eylem gerçekleþtirildi. Yaðan aþýrý yaðmur ve dolu altýnda kitle öfkeli bir þekilde “Sendikalar Göreve Genel Greve”, “Ýþçi Memur El Ele Genel Greve”, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokak Kazanýlýr”, “Sözleþmeli Köle Olmayacaðýz”, “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz” sloganlarýný attý. AKP Ýl binasýnýn önünde yoðun güvenlik önlemleri alýnmýþtý. Yaðmurun þiddetlenmesine karþýn AKP Ýl binasýnýn önünden ayrýlmadý ve basýn metnini okudu: “Bu torba yasa tasarýsýnda emekçilerin, yoksullarýn, iþsizlerin yararýna hiçbir düzenleme yoktur… Emek ve halk karþýtý politikalarda ýsrarýn adý olan torba yasasý geri çekilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceðiz…” denilen basýn açýklamasýnýn okunmasýndan sonra eylem sona erdi. 28 Ocak günü tabanýn baskýsýyla harekete geçen Türk-Ýþ’in eyleminde çoðunluðu Belediye-Ýþ sendikasýna baðlý iþçiler ve TÜMTÝS’liler oluþturuyordu. UPS kargo iþçileri de yer aldý. Basmane Fuar kapýsýnda toplanan iþçiler, AKP Ýl binasýna doðru yürüyüþe geçtiler. Yürüyüþ sýrasýnda ve AKP’nin Ýl binasýnýn önünde sýk sýk “Genel Grev Genel Direniþ”, “Emeðe Uzanan Eller Kýrýlsýn”, “Ýþçiler Torbaya Sýðmaz”, “AKP Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Birleþe Birleþe Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz” sloganlarý atýldý.
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
Basýn açýklamasýnýn ardýndan 31 Ocak saat:17.00’de Torba Yasasýna karþý eylem yapacaklarýný ve geri atým atýlana kadar da eylemlerin devam edeceðini söylediler. 1 Þubat Salý günü Ankara yürüyüþünün Ýzmir kolu yola çýktý. Eylem, Konak YKM önünde baþladý. Yaklaþýk beþ yüz emekçinin katýlýmýyla gönderilen ekibin ilk duraðý Aydýn olacak. Denizli’de ilk molalarýný verecek yürüyüþ ekibi daha sonra Uþak-Afyon üzerinden Ankara’ya ulaþacak. Yürüyüþ ekibini uðurlamaya gelen kitle saat 12.30’da Konak-YKM önünde toplanarak Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’nin önüne kadar yürüdü. Sýk sýk sloganlarýn atýldýðý yürüyüþ boyunca kitlenin coþkusu kadar çevreden gelip geçenlerin de eyleme ilgisi alkýþlarla kendini gösteriyordu. Sloganlarýn hiç susmadýðý basýn açýklamasý, yürüyüþ kolunun otobüslere bindirilip uðurlanmasýyla sonlandýrýldý.
Antep: 24 Ocak günü yapýlan eylemin ardýndan 31 Ocak Pazartesi günü de DÝSK-KESKTMMOB-TTB tarafýndan bir basýn açýklamasý düzenlendi. Saat 12.30’da Yeþilsu’da düzenlenen açýklamaya Mücadele Birliði Platformu ve bir çok kurumun yaný sýra eyleme destek vermeyen Türk-Ýþ’e raðmen TÜMTÝS sendikasý da alanda yerini aldý. “Torba Yasasý Geri Çekilsin” pankartýnýn açýldýðý eylemde basýn açýklamasýný okuyan Genel Ýþ Antep Þube Baþkaný Nihat Bencan illerden gelen yürüyüþ kollarýyla beraber Ankara’ya hareket edeceklerini, yürüyüþ kollarýnýn yol güzergahýndaki illerde de yürüyüþler düzenleyeceklerini belirttikten sonra, illerden gelen katýlýmcýlarla 3 Þubat günü buluþarak meclise yürüyeceklerini belirtti. 1 Þubat günü de yürüyüþün Diyarbakýr kolunun Antep’te karþýlanacaðý belirtildikten sonra açýklama Torba Yasa’ya karþý atýlan sloganlarla son buldu. Amed’den gelen yürüyüþ kolu 1 Þubat Salý günü Antep’e ulaþtý. Belediye Tiyatro Salonu önüne gelecek olan yürüyüþ kolu, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri tarafýndan saat 18.00’e doðru slogan ve alkýþlarla karþýlandý. Amedli emekçilerle birlikte Antep caddelerinde bir yürüyüþ gerçekleþtirildi. Torba yasaya karþý atýlan sloganlarýn yanýsýra sýk sýk “Ýþçiler Birleþin Devrim Ýçin Savaþýn”, “Yaþasýn Emekçilerin Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm”, “Biji Bratiya Gelan” ve “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Herþey
Emeðin Olacak” sloganlarý kitle tarafýndan gür bir þekilde haykýrýldý. Yeþilsu Parký’na kadar gerçekleþen yürüyüþün ardýndan burada bir basýn açýklamasý gerçekleþtirildi.
Mersin: 2 Þubat günü düzenlenen eyleme birçok siyasi örgüt de destek verdi. Ayný zamanda Amed’den gelen iþçi ve emekçiler de Mersin’deki eyleme katýldý. Eylemin baþlamasýyla polisin yürüyüþe pankartsýz ve slogansýz devam edilmesi için uyarmalarý üzerine küçük çaplý bir gerginlik yaþandý. Daha sonra kamu çalýþanlarý pankartlarý ve sloganlarýyla yürüyüþlerini tamamladý. Mersin Büyükþehir Belediyesi Hizmet Binasý önüne gelen emekçiler ortak hazýrlanan bildiriyi okudular. Basýn açýklamasýný grup adýna KESK MYK üyesi Ýlhami Þahbaz okudu. Þahbaz konuþmasýnda Torba Yasa Tasarýsý’nýn emekçiler adýna her türlü hak kaybýný içerdiðini ancak sermayeye vergi indirimi ve borç aflarý içerdiðini belirtti. Eylemin baþlama anýnda güvenlik güçlerinin bu ülkenin iþçisine memuruna yürüyüþ izni tanýnmamasýna karþý da, zorla hiçbir zaman bir þey elde edemeyeceklerini, edilecek olsaydý %80 oyla baþa geçen Bin Ali’nin yapacaðýný dile getirdi. Artýk emekçilerin
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Sokaklar
haklarýný aramak ve yasalara müdahale etmek için yollara döküldüðünü, iktidarýn emekçileri duymamaya devam ettiði sürece dört bir koldan baþlayan yürüyüþün ülkenin her bir yanýna daðýlacaðýný ve ayný Mýsýr’da ve Tunus’ta olduðu gibi saraylarýnda rahat edemeyeceklerini söyledi. Þahbaz konuþmasýnda bu saldýrýlara karþý emekten yana bir cephenin mutlaka kurulmasý gerektiðini, yoksa emekçilerin AKP ve onun yasalarýyla daha çok karþýlaþacaðýný dile getirdi. Bu yasaklamalarýn devamý halinde genel grev ve direniþin geleceðini belirtip konuþmasýný sonlandýrdý.
ANKARA’DA MEYDAN MUHAREBESi! Torba yasaya karþý 81 ilden otobüslerle yola çýkan emekçiler, 3Þubat günü sabah saatlerinde Ankara’ya giriþte giþelerde durduruldu. Jandarmayla polisin kontrolünden ve aramalarýndan geçtikten sonra þehre giriþe izin verildi. Savcýlýk tarafýndan polise, þehir dýþýndan gelen bütün eylemciler için 3 Þubat sabahýndan 4 Þubat sabahý saat 07.00’a kadar arama izni verildi. Kurtuluþ Park’ýnda toplanmaya baþladý emekçiler. Meclis’e çýkacak bütün yollar polis barikatlarýyla trafiðe kapatýlmýþtý. 16 ayrý
15
Sokaklar
ilden jandarma ve polis takviyesi getirildi. Polis, buluþma yerindeki Kurtuluþ Parký ve çevresini panzer ve çevik Kuvvet ekiplerle sardý. Ýçiþleri Bakanlýðý ve valilik kararýyla, eylemcilerin Meclis’in bir kilometre yakýnýna yaklaþtýrýlmayacaðýný ve yapýlacak eylemin yasadýþý olacaðýný söyledi. Kurtuluþ Parký civarýnda toplanmaya baþlayan eylemcilerin sayýsý kýsa sürede 10 bin kiþiye ulaþtý. Saat 11.00’de Kurtuluþ Caddesi’ni trafiðe kapatan kitle önde pankartlarla yürüyüþe geçti. Polis aracýndan anons yapýldý: “Yaptýðýnýz eylem yasadýþýdýr, lütfen parkýn içinde basýn açýklamanýzý yapýn ve daðýlýn, aksi takdirde sizleri daðýtacaðýz!” Mithatpaþa Kavþaðý’na ve oradan da Kýzýlay’a yürüyüþe geçildi. Kolej’de çok sayýda panzer, akrep, toma araçlarý ve çevik kuvvet yola barikat kurmuþtu ve kortej polis barikatýnýn önüne kadar geldi. Kitle ýslýklar yuhalamalarla polisi protesto ederken, sendika ve kurum yetkilileri barikatýn açýlmasý için polisle tartýþmaya baþladý. Polis, barikatýn açýlmayacaðýný ve yürüyüþün sürmesine izin verilmeyeceðini, müdahale edileceðini anons etti. Çok büyük bir polis ve panzer yýðýnaðý vardý. Bu arada polise yumurta atanlar da oldu. Genel Ýþ’li iþçiler sað taraftaki yýðýnaða yüklendi, ellerindeki sopalarla barikatý tam aþacakken polis gaz sýktý, iþçiler geriye çekilmek zorunda kalý. Polisin sürekli “daðýlýn” uyarýsýna raðmen eylemciler polis barikatlarýna tekrar yüklenmeye devam etti. Sýk sýk “Faþizme Karþý Omuz Omuza” diye sloganlar atýlýrken, kitlenin arka tarafýndan sürekli polisin üzerine bir þeyler atýlmaya baþlandý. Saat 13.10’e gelirken, gerginlik son raddeye vardý, polis ara ara biber gazý sýktý. Her “daðýlýn” anonsunda kitlenin öfkesi daha da arttý. Barikat bir türlü açýlmýyordu. Eylemciler öfkelendi ve barikata yüklendi. Sopalarla, taþlarla barikatý yarmaya çalýþtý; polis ise ardý ardýna gaz bombalarý attý ve tazyikli suyu kullanmaya baþladý. Kýsa süreli gerileyen kitle tekrar toplandý ve artýk eylemciler de taþ ve pet þiþe kullanmaya baþladý, çatýþma þiddetlendi. Ön kýsým biraz geriye çekildi ve polisten yaralananlar olduðu görüldü. Artýk eylemciler de atýlan gaz bombalarýný polisin tarafýna geri atýnca polis de gazlardan etkilendi. Kitle Kurtuluþ Kavþaðý’nda ikiye bölündü, polis iki kitleye saldýrmak için iki tarafa bölündü; asýl çatýþma Kurtuluþ Caddesi’ne kaydý. Ara sokaklardan çatýþma haberleri gelirken polis tüm bölgeyi ablukaya almýþtý, tam bir iþgal söz konusuydu. Göstericilerden bir kýsmý Ziraat Fakül-
16
Yeni Evrede
tesi’ne geçicince polis de oraya girmeye çalýþtý. Göstericiler barikat kurdular ve giriþi engellediler. Polis baþarýlý olamadý, amirleri polisleri geri çekti. Çatýþmalarýn bir kýsmý da Kurtuluþ Parký’ndaydý. Göstericiler buradaki banklarla, tahtalarla barikatlar kurdular. Polis bu barikatý kolay yardý, fakat ilerleyemedi. Ýleri giderek gaz bombalarý atan polise bu bombalar anýnda iade ediliyordu, çatýþma Ankara Siyasal Bilgiler önünden Mamak’a kadar yayýldý. Bir askeri araç, banka camekânlarý ve reklâm tabelalarý tahrip edildi. Bir “ülkü ocaðý” da saldýrýdan nasibini aldý. Ve saat 14.45 gibi eylemler sona erdi. Saat 16.00 sularýnda, yani çatýþmalar bitmiþ ve eylemin de bittiði düþünülürken, emekçiler BES 1 Nolu þube önünde toplanmaya baþladý. Ne yapacaklarýna dair konfederasyonlarýn açýklamalarýný beklediler. “Tayyip Sonun Mübarek Olsun”, “Faþist AKP Hesap Verecek”, Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor” sloganlarý atýldý bekleme boyunca. Konfederasyonlar Sakarya Meydaný’nda bir basýn açýklamasý kararý aldý. Sakarya Meydaný’na doðru tekrar yürüyüþe geçen kitle, Mithatpaþa Caddesi’ni trafiðe kapadý. Polis daðýlmalarý yönünde anons etti ve kitleyi çembere aldý, emekçiler ise daðýlmamakta kararlýydý. Yolun ortasýnda oturan kitleye polis saldýrýnca kitle Sakarya Meydaný’na geçti ve polis barikatýna saldýrdý; polisler geri çekildi. Burada bir basýn açýklamasý yapma kararý alan konfederasyonlarýn baþkanlarýnýn gelmesi beklendi. Kitle yavaþ yavaþ meydana doðru akmaya devam etti ve 2 bin emekçi Sakarya Meydaný’nda toplandý. DÝSK, TTB, TMMOB ADINA, KESK Genel Baþkaný Döndü Taka Çýnar; “Bugün yaþananlar Türkiye’nin bir polis devleti’nin emekçilere yaþadýðý bir terördü, bugünü hiç bir zaman unutmayacaðýz, eylemlerimiz her yerde her örgütlendiðimiz iþyerinde sürecektir” dedi. Açýklamanýn ardýndan eylem sona erdi ve þehir dýþýndan gelenler otobüslerine yöneldiler.
SALDIRI PROTESTO EDİLİYOR Ýzmir 3 Þubat günü saat 17.00’de Konak Sümerbank önünde toplanan emekçiler basýn açýklamasýna “Tayyip Sonun Mübarek Olsun”, “AKP Yasaný Al Baþýna Çal”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor” sloganlarýyla baþladýlar. AKP Ýl binasýnýn önüne doðru yürüyüþe geçen kitle Hisarönü Duraðý önünde yolu trafiðe kapattý. Trafiðin kapalý kaldýðý sürede 181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Mücadele Birliði
yapýlan konuþmada Ankara’ya giden emekçilere yapýlan saldýrý kýnandý ve yasaya karþý eylemlerin devam edeceði dile getirdi. Konuþmadan sonra yürüyüþ güzergahýnda geri dönülerek eylem bitirildi. 4 Þubat Cuma günü de saat 12.30’da Konak Sümerbank önünde KESK Ýzmir Þubeler Platformu bir basýn açýklamasý düzenledi. “Tayyip Sonun Mübarek Olsun” sloganlarýnýn atýldýðý eylemde Ostim ve Ývedik’deki patlamalara da deðindiler. “Bizim mücadelemiz gaz bombalarýyla tazyikli sularla önlenecek bir mücadele deðil. Daha önce de çok yaþadýk, biz gaz bombalarýnýn, taþlarýn, barikatlarýn önünden gelmiþ bir örgütün üyeleriyiz. Onun için kimseye eyvallahýmýz yok” diyen emekçiler mücadelenin süreceðinin altýný çizdi.
Adana: 5 Þubat Cumartesi günü saat 13.00’da Adana iþçi ve emekçileri sendikalarýn çaðrýsýyla bir yürüyüþ gerçekleþtirdiler. Mücadele Birliði okurlarýnýn da yerini aldýðý yürüyüþ Ýnönü Parký’na kadar sürdü. Çakmak Caddesi boyunca “Tayyip Sonun Mübarek Olsun”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “‘Faþizme Karþý Omuz Omuza”, “Numune Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Katil ABD Ortadoðu’dan Defol”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý atýldý. Yürüyüþ sýrasýnda caddede bulunan insanlarýn da alkýþ ve sloganlarla eyleme destek verdiði görüldü. Ýnönü Parký’na gelen kitle, ilk önce iþ cinayetine kurban giden 20 iþçi için saygý duruþunda bulundu. Kurumlar adýna ortak basýn açýklamasýný SES Adana Þube Baþkaný Mehmet Antmen okudu. Okunan metninde “Tüm dünya demokratik tepkimizin nasýl bir þiddetle engellendiðini gördü. Demokrasiye tahammülsüzlüðün Tunus’taki, Mýsýr’daki sonuçlarýný bütün çýplaklýðýyla görüyoruz. Kurulan saltanatlarýn polisiye baskýlarla korunamayacaðý açýktýr” ifadeleri yer aldý. Eylem sloganlarla sona erdi.
TUTUKLAMALAR PROTESTO EDÝLDÝ
Yeni Evrede
Devrimci Öğrenciler
Mücadele Birliði
danlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarýný attýlar. Basýn açýklamasýný okuyan bir öðrenci “Faþist devlet umarsýzca saldýrmaya devam ediyor. ‘Kapitalizm karþýsýnda boyun eðmeyeceðiz’ diyenlerden, günlerdir Ankara DTCF’de ve ODTÜ’de yapýlan tüm saldýrýlara karþý sesiz kalmayarak ‘baþkaldýrýyoruz’ diyerek polis barikatlarýnýn üzerine yürümekten geri durmayan öðrencilerden korkuyorlar. Çünkü bu yaþamýn emekten yana akýþýdýr. Faþist devlet bu akýþ karþýsýnda duramayacaktýr. Asýlsýz iddialarla arkadaþlarýmýzý tutuklayan devlet tam kendi sýnýfsal karakterine uygun davranmaktadýr. Geliþen devrim mücadelesinin önünü kesmeye çalýþmaktadýr. Ama bütün çabalarý bu güne kadar olduðu gibi yine boþa çýkarýlacaktýr. Tutuklanan arkadaþlarýmýz derhal serbest býrakýlmalýdýr” dedi. Açýklamadan sonra ertesi gün tüm devrimci öðrencilerle birlikte Galatasaray Lisesi’nden Taksim Meydaný’na kadar yapýlacak olan yürüyüþe çaðrý yapýldý.
Ýstanbul: Son dönemde öðrenci gençliðe yönelik baský ve saldýrýlar artýyor. Ankara’da devrimci öðrencilerin hem de daha herhangi bir eylem yapmadan “eylem yapacaklardý, karþýt görüþlü öðrencilere saldýracaklardý” gibi tuhaf gerekçelerle gözaltýna alýnmasý ve tutuklanmasý, saldýrý dalgasýnýn son örneði oldu. 25 Ocak’ta Taksim Tramvay Duraðýnda toplanan öðrenciler, arkadaþlarýnýn tutuklanmasýný protesto ettiler. Öðrenciler, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük, Devrimci Öðrenci Birliði” pankartý açarak “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Tutuklamalar Gözaltýlar Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Zin-
26 Ocak günü Galatasaray Lisesi önünde, saat 18.00’da toplanan öðrenciler, tutuklanan arkadaþlarýnýn serbest býrakýlmasýný istediler. Eylemciler, tutuklu öðrencilerin isimleri yazan dövizler ve “Em Seri Hildidin! Girtin Binçav Kirin Zext Nikarin Me Tex Bibin!” ve “Baþkaldýrýyoruz! Tutuklamalar Gözaltýlar Baskýlar Bizi Yýldýramaz,” pankartlarýný taþýdýlar. “Tutuklamalar, Gözaltýlar, Bizleri Yýldýramaz”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Kahrolsun Faþizm Yaþasýn Mücadelemiz” sloganlarý atýldý. Öðrenciler adýna açýklama yapan bir öðrenci; “Korkuyorlar, gençliðin yükselen mücadelesinden ve bunun toplum üzerinde yarattýðý etkiden korkuyorlar, Tunus’ta, Fransa’da ve Ýngiltere’de gerçekleþen eylemlerin bu topraklarda gerçekleþmesinden korkuyorlar. Arkadaþlarýmýz Demetevler Parký’nda yürürken keyfi bir þekilde gözaltýna alýnmýþ ve evleri basýlmýþtýr. Arkadaþlarýmýz Yusufcan Yýldýrým, Ali Haydar Yýldýz, Uðurcan Soyubelli, Rýdvan Akbaþ ve Didem Ezgi Serap 2 gün gözaltýna tutulduktan sonra 23 Ocak günü çýkarýldýklarý nöbetçi mahkemede ‘terör örgütü üyesi olmak’ ve ‘örgüt propagandasý yapmak’ gerekçesiyle tutuklandýlar. Bizler gücümüzü örgütlülüðümüzden alýyoruz. Örgütlü bir gücü hiç bir kuvvet yenemez. Yapýlan bu tutuklamalar ve öne sü181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
rülen gerekçeler keyfidir ve hukuksuzdur. Tutuklanan arkadaþlarýmýz derhal serbest býrakýlmalýdýr” dedi. Açýklama Kürtçe olarak da okunduktan sonra, Ýstanbul Þubeler Platformu’nun Torba Yasa’ya karþý Ýstiklal Caddesi’nde yapacaklarý yürüyüþe destek vermek üzere yürüyüþe geçtiler. O sýrada Mehmetçik Lisesi öðrencileri (Devrimci Öðrenci Birliði, Demokratik Gençlik Hareketi, Yeni Demokrat Gençlik) “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarýyla gelerek eyleme katýldýlar.
27 Ocak’ta Taksim Meydaný bütün gün öðrencilerin eylemlerine sahne oldu. Baþbakan Erdoðan’ýn, Erzurum’da burjuva öðrencilerle yapmayý planladýklarý toplantýyý, devrimci, demokrat ve yurtsever öðrenciler pek çok ilde protesto etti. Akþam saat 19.00’da DÖB, DGH, Ekim Gençliði, Genç Sen, Kaldýraç, TümÝGD ve YDG’li öðrenciler Taksim Tramvay duraðýnda toplandýlar. Öðrenciler “Kahrolsun Faþizm Yaþasýn Mücadelemiz”, “Üniversiteler Bizimle Özgürleþecek”, “Soruþturmalar Gözaltýlar Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atarak Taksim Meydaný’ndan Galatasaray Lisesi’ne yürüdüler. Basýn açýklamasýný okuyan bir öðrenci “Bugün susturulmak istenen gençliðin özgürlük ve gelecek istemiydi. Ýstanbul Üniversitesi’nde okuyan 45 öðrenciye soruþturma açmýþ, Ankara’da 5 öðrenciyi tutuklamýþlardý. Bugün de Dolmabahçe’ye yürüyen arkadaþlarýmýza saldýrýlmýþ, Erzurum’a gitmek isteyen arkadaþlarýmýzýn yollarý hukuksuzca kesilmiþtir. Tüm iþçi ve emekçilerle omuz omuza vereceðimiz mücadeleden bizi ne bugün de yaþanan gözaltýlar ne de baþka bir baský alýkoyamaz. Mücadelemiz sürecektir” dedi. Açýklamanýn ardýndan eylem sona erdi. Ankara: 27 Ocak günü Ankara yine öðrenci eylemine ve yine çatýþmalara sahne oldu. Ayný gün Erzurum’da baþbakanýn 40 ÖTK temsilcisiyle görüþmesini protesto eden öðrencilerin eylemlerin Ankara ayaðý þöyle geliþti; Genç-SEN, Kaldýraç, Ekim Gençliði ve Devrimci Proleter Gençlik’in örgütlediði eyleme DÖB, YDG, Kýzýl Hareket, Tüm-ÝGD ve Dev-Lis de destek verdi.
17
Devrimci Öğrenciler
Eylem saat 12:00’de YKM önünde baþladý. Yaklaþýk üç buçuk saat boyunca Erzurum’dan haber bekleyen kitleye, Erzurum’a giden otobüsün yaklaþýk on kere durdurulduðu anons edildi. 3,5 saatin sonunda, polisle yapýlan pazarlýklar sonuçsuz kaldý. Kitle Baþbakanlýk önüne gitmek istiyor, polisler izin vermiyordu. Yapýlan yoðun tartýþmalarýn ardýndan çatýþma baþladý. Ýlk baþta barikata yüklenen kitleye, polis biber gazýyla saldýrdý. Bunun üzerine Baþbakanlýk istikametinden geri çekilen öðrenciler, GMK Bulvarý üzerinde Kýzýlay Meydaný giriþini trafiðe kapattý. Oradan Ýzmir Caddesi’ne çekilen kitle, Necatibey Caddesi, Strazburg Caddesi, Abdi Ýpekçi Parký, Kurtuluþ Parký istikametinden Cebeci’ye çekildi ve kitle yavaþ yavaþ daðýldý. Çatýþmanýn neticesi: 8 gözaltý ve yaralý polisler, öðrenciler... Gözaltýna alýnan 8 kiþinin adlarý þöyle; Çaðla Eroðlu, Etkin Þimþek, Berivan Gizem Þen, Berfin Aðtaþ ve Cem Iþýk (Çocuk Þube Müdürlüðü) Tuba Tavlý, Zennure Kocaaslan ve Ebru Atalak (Çankaya Emniyet Müdürlüðü). Kitle daðýlmýþtý ama akþam saat 18:00’de Sakarya Caddesi’nde toplanmak üzere! Saat 18:00’de Sakarya Caddesi’nde toplanan kitle, Ýnkýlap Sokak istikametinden, Ankara’da basýn açýklamalarýnýn merkezi olan Yüksel Caddesi’ne yürümek istiyordu. Ama Ýnkýlap Sokak, çevik kuvvet ekibiyle kapatýlmýþ, TOMA’lar yerleþtirilmiþti. Emniyet Amiri konuþmaya baþladý:
18
Yeni Evrede
“Siz hani olay çýkarmayacaktýnýz, iþiniz yok Yüksel Caddesi’nde, baþlarým basýn açýklamanýza, burada yapýn ya da coplayarak gözaltýna alýrým hepinizi...” Bu sözler yerini de bulmak üzereydi, Ýnkýlap Sokak iki yerden kapatýlmýþ ve grup arada sýkýþmýþtý. Bunun üzerine eylem komitesi Sakarya Caddesi’ne basýn açýklamasý yapma kararý aldý. Kitlenin dört yaný çevik kuvvetle sarýlmýþtý. Kitle basýn açýklamasýný yaptý ve açýklamanýn ardýndan daðýldýlar. 31 Ocak günü saat 12:30’da ÝHD Ankara Þube’de düzenlendi. Mücadele Birliði Platformu, BDP, DHF, Partizan tarafýndan düzenlenen basýn toplantýsýna tutuklanan öðrencilerden Yusufcan Yýldýrým’ýn ailesi ve Ali Haydar Yýldýz’ýn ailesinin yaný sýra; Ankara Düþünceye Özgürlük Giriþimi, Alýnteri, 78’liler Giriþimi, Mart Kültür Sanat ve Düþünce Derneði, Fikret Baþkaya, Temel Demirer, ÝHD Ankara þube ve ÇHD destek verdi. “Öðrencilerin akþam saatlerinde ayný parkta bulunmasýný ‘örgüt üyeliði’ ve ‘örgüt propagandasý’ olarak gören polis, haki renklerdeki þal, kaban ve parkalarý da suç delili olarak göstermekten çekinmedi. Bunun ardýndan bir üniversite öðrencisi daha gözaltýna alýndý ve devlet bilindik tezgahýný kurdu. Beþ öðrenci ‘Ayný anda PKK, DHKP-C, TKEP-L ve MKP’ye üye olmak’ þüphesiyle tutuklanarak Sincan F Tipi Hapishanesi’ne gönderildi. 5 öðrencinin tutuklanmasý 25 Ocak günü televizyonlarýn haber bültenlerinde ve 26
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Mücadele Birliði
Ocak’ta da günlük burjuva gazeteler ile internet ortamýnda spot baþlýklarla son dakika haberleri olarak duyuruldu. Ankara’da 5 öðrencinin gözaltýna alýnarak tutuklanmasý; Ýstanbul’daki cemevini yakanlar ile baðlantýlar kurma becerisi de yapýlan lincin bir baþka çarpýtmasý olarak boy gösterdi. Polisin kendisine verdiði görüntülerle çarpýtma bilgileri birleþtirip iyice þiþirerek topluma servis eden burjuva medya, gerçekleþtirilen sistematik saldýrýda üzerine düþen rolü son derece iyi bir þekilde oynamýþtýr. (...)Baþbakan’ýn Erzurum’da ÖTK baþkanlarýyla yaptýðý toplantýlarý protesto eden öðrencileri hedef alarak sarf ettiði ‘sokakta protesto edenlerle Ankara’da tutuklanan teröristler ayný amacý taþýmaktadýr’ açýklamasý da bir kez daha göstermiþtir ki, ‘demokrasi’ söylemlerini aðzýndan düþürmeyen devlet ve Baþbakan, asýlsýz iddialarla tutuklanan öðrencileri hedef haline getirmek istemektedirler. Bizler bu beþ öðrencinin cezaevine neden gönderildiklerinin farkýndayýz. Dolmabahçe’deki polis saldýrýsýndan sonra artarak devam eden gençlik eylemlerinin önünü almaya çalýþan faþist devlet, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, ODTÜ’de, Beyazýt’ta, YÖK önündeki eylemliliklerde, sokaklarda ve diðer birçok üniversitede gerçekleþen olaylardan açýkça korktuðunu böyle pervasýzca saldýrarak göstermiþtir. Öyle ki burjuva medyada bile ‘Yeni bir 68 kuþaðý mý geliyor?’ sorusunun haftalarca tartýþýldýðý bir dönemde, Avrupa’da ve Ortadoðu’da egemenleri alaþaðý etmek için sokaklara dökülenleri de görüp kendisi için tehlikeyi fark eden faþist devlet, hareketin önünü kesebilmek amacýyla her zaman yaptýðý gibi bugün de terör yöntemlerine baþvurmaktadýr. Her zaman için gençlik yeni bir yaþamýn mücadelesine öncülük etmiþtir. Ayný zamanda bu mücadelenin esas kaldýracý olmuþtur. Bu yüzden gençliðe yönelik bu saldýrýlarla, onlarý hapishanelerine atarak korku salmaya, sindirmeye çalýþmaktadýr.” denilen basýn açýklamasýnýn okunmasýnýn ardýndan, aileler, aydýnlar ve destekçiler konu üzerine duygu ve düþüncelerini aktardýlar. Bu konuþmalarýn ardýndan basýn toplantýsý “Tüm devrimci tutsaklarla dayanýþma” çaðrýsýyla sona erdi. Antep: Ankara’daki tutuklamalara karþý Antep Devrimci Öðrenci Birliði bir basýn açýklamasý düzenledi. Eylem 30 Ocak Pazar günü saat 14.00’te Yeþilsu Parký’nda yapýldý. “Gözaltýlar, Tutuklamalar, Baskýlar Bizi Yýldýra-
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
maz, Devrimci Öðrenci Birliði” yazýlý pankart ve DÖB bayraklarý açýldý. Basýn açýklamasýna Devrimci Ýþçi Komiteleri de destek verdi. Okunan basýn açýklamasýnda “Gençliðin dünyada yükselen mücadelesi ve bunun toplum üzerinde yarattýðý etki her geçen gün artarak geliþiyor. Kapitalizmin krizi derinleþirken iþçi, emekçi ve öðrenci gençliðin Fransa’da, Ýngiltere’de,Tunus’ta, Cezayir’de ve son olarak Mýsýr’da gerçekleþen ayaklanmalarý sistemi derinden sarsýyor. Yeraltý yangýný harekete geçti. Ve bu yangýn her geçen gün katlanarak devam ediyor. Bu yangýn dünyadaki iþçi, emekçi halklar ve öðrenci gençlik tarafýndan büyütülüyor. Ve biliyoruz ki iþçi emekçiler rotalarýný sosyalizme çevirmiþ durumda… Dünya ge-
nelinde geliþen ayaklanmalarýn bu topraklarda da gerçekleþmesinden korkan sistem saldýrýlarýyla gençliði sindirmeye çalýþýyor…” denildi. 5 öðrencinin keyfi ve hukuksuz bir þekilde tutuklandýðý da belirtildikten sonra açýklama “…Devrimci Öðrenci Birliði olarak, kapitalizme karþý ezilen ve sömürülen halklarýn daima yanýnda olduðumuzu baskýlarýn, gözaltýlarýn, tutuklamalarýn bizi yýldýrmayacaðýný sokaklardan bir kez daha haykýrýyoruz!” sözleriyle son buldu. Açýklamanýn ardýndan Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden bir iþçi de söz alarak Antep DÝK’in öðrencilere destek amaçlý açýklamasýný okudu. Açýklamasýnda “… gençliðe hiçbir gelecek sunamayan sermaye sýnýfý onu devrimci mücadelenin dýþýna atarak çürütmek, yozlaþtýrmak ve bir devrim
Devrimci Öğrenciler
belasýndan kurtulmak istiyor. Çünkü gençlik küresel düzeyde yükselen baþkaldýrýnýn baþýný çekiyor. Bir devrimin öncü ve temel gücü proletarya ise onun lokomotifi, dinamosu da proleter gençliktir” denildi. Öðrenci gençlik nasýl ki proletaryanýn mücadelesinin yanýnda yer aldýysa proletaryanýn da devrimci öðrenci gençliðin yanýnda olmasý gerektiðini belirtti. Eylem esnasýnda Antep sokaklarý “Gözaltýlar Tutuklamalar Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Öðrenci Tutsaklar Yalnýz Deðildir”, “Yaþasýn Ýþçilerin Öðrencilerin Mücadele Birliði”, “Denizlerin Yolunda DÖB Saflarýna”, “Yaþasýn Devrim ve Sosyalizm” sloganlarý ile inledi.
UPS KARGO ÝÞÇÝLERÝ KAZANDI!
UPS’de iþten çýkarmalarla 26 Nisan’da baþlayan eylem yolculuðu, 2 Þubat günü UPS Kargo iþçilerinin kararlý mücadeleleri sonucu iþe baþlamasýyla sonlandý. Ýþçiler kazandýklarý zaferi kamuoyuyla paylaþmak amacýyla 5 Þubat Cumartesi günü TÜMTÝS binasý önünden Konak Sümerbank önüne kadar bir yürüyüþ ve basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Saat 14.00’de “TÜMTÝS Ýzmir Þubesi” yazýlý pankartý açýp yürüyüþe baþlayan iþçilerin “Birleþen Ýþçiler Asla Yenilmez”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Asla Yalnýz Yürümeyeceksin”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “UPS Ýþçisi Direniþin Simgesi”, “Yaþasýn UPS Zaferimiz” sloganlarý Konak’ta yankýlandý. Konak Sümerbank önüne gelindiðinde TÜMTÝS Ýzmir Þube Baþkaný Þükrü Günseli konuþma yaptý. “Arkadaþlar hepiniz hoþ geldiniz, 282 gün boyunca onurlu direniþleriyle Türkiye’nin ve dünyanýn gündemi olan UPS iþçilerinin direniþinin zaferini hep birlikte kutlamak üzere buradayýz” diyerek baþladýðý konuþmasýnda, herkesi baþta Ankara’da bir gün önce Ostim’de yaþanan patlama sonucu yaþamýný yitiren 20 iþçi ve emek mücadelesinde, demokrasi mücadelesinde yaþamýný yitiren tüm iþçi-emekçiler için saygý duruþuna çaðýrmasýyla devam etti. Torba yasa tasarýsýna karþý protesto eylemi yapan iþçi-emekçilere yönelik yapýlan saldýrýlar üzerine, bu saldýrýlarý kýnadýklarýna ve protes-
to ettiklerine deðindiði konuþmasýna halaylar çekilmesi için ara verdi. Çekilen halaylardan sonra TÜMTÝS Þube Baþkaný Þükrü Günseli konuþmasýna devam etti. Konuþmasýnda UPS eylemini, gelinen süreci anlattý genel olarak. Ayrýca eylemin sonucuyla ilgili de “1 Þubat 2011’de UPS yetkilileriyle sendikamýz arasýnda uzun süreden beri devam ede gelen müzakereler anlaþmayla ve protokol imzalamayla sonuçlandý. Ýþten atýlan taþeron, acente iþçisi, kadro iþçisi olmak üzere 163 arkadaþýmýzdan 151’i Salý ve Çarþamba günü bulunduklarý bölgelerde Ýstanbul’da, Ýzmir’de, Ankara’da ve Balýkesir’de iþbaþý yapmýþtýr. Ýþten atýlan taþeron, acente iþçisi, kadro iþçisi olmak üzere 163 arkadaþýmýzdan 151’i Salý ve Çarþamba günü bulunduklarý bölgelerde Ýstanbul’da, Ýzmir’de, Ankara’da ve Balýkesir’de iþbaþý yapmýþtýr” bilgisini verdi. Ardýndan eyleme destek veren sendikalara, içlerinde Mücadele Birliði’nin de bulunduðu demokratik kitle örgütlerive devrimci kurumlara teþekkür ederken, özellikle bu mücadelenin kamuoyuna duyurulmasý ve mali destek sunulmasý bakýmýndan emek vererek bir etkinlik düzenleyen Ayýþýðý Sanat Merkezi’ne de teþekkür etti. Sonrasýnda sözü Türk-Ýþ Bölge Temsilciliði Baþkan Yardýmcýsý ile Tek Gýda Ýþ Genel Baþkan Danýþmaný Gürsel Köse aldý, “Burada bu mücadeleyi iþçiler emekçiler ortaklaþtýrýrsak bu mücadeleden güçlü ve baþarýyla çýkma þansýmýz var. Onun için bir kez daha buradan çaðrýmýzý yineliyoruz, birbirimize güç verelim, destek verelim! Evet, bizler güçlüyüz yeter ki bu gücün farkýnda olalým, bu gücü birleþtirmek için çaba sarf edelim” dedi. TÜMTÝS Ýzmir Þuba Baþkaný yeniden söz alarak “Ayrýca sürdüðümüz mücadeleyi ýsrarla görmezden gelen holding medyasýna inat direniþimizi ve haklý mücadelemizi kamuoyuna duyuran devrimci- sosyalist- muhalif basýna teþekkür ediyorum. Ama özellikle bir konuyu atlamamak gerekiyor, Amerika’dan, Ýngiltere’den, Brezilya’dan, Filipinler’den, Arjantin’den, Almanya’dan, Fransa’dan, Kanada’dan, Belçika’dan dünyanýn dört bir yanýnda bu haklý mücadeleye katký ve destek sunan sýnýf kardeþlerimize, baðlý bulunduklarý sendikalara, Uluslararasý Taþýmacýlýk Federasyon’u ITF’e, Avrupa Taþýmacýlýk Federasyonu ETF’ye de bir kez daha dostça yoldaþça kardeþçe teþekkürlerimizi saygýlarýmýzý sunuyoruz” dedi. Mücadele Birliði/Ýzmir
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
19
SOKAKLARDAN..... Sokaklar
DÜNYANIN 17. BÜYÜK EKONOMÝSÝ!
Evet Türkiye dünyanýn 17. büyük ekonomisi olmuþ. Büyüyoruz, iþler týkýrýnda! Lüks tüketim patladý! Hatta iþsizlik düþmüþ! Say say bitmiyor toz pembe tablonun ayrýntýlarý! Ama “maden faciasý”nda diri diri gömülmüþ karanlýklara iþçiler, ikisinin cesetlerine aylar sora ulaþýlabilmiþ... ne gam! Ýstisnasýz her gün birer ikiþer ölmüþ iþçiler “iþ kazalarýnda”... çalýþma þartlarýndan kaybetmiþler ciðerlerini, oksijen tüplerine baðlý kalmýþ ölümü bekler olmuþlar; üstelik tazminat haklarý bile alýnmýþ ellerinden... kime ne! Tersanelerde kum torbasý yerine doldurulmuþlar filikalara, ölüme atýlmýþlar... “Avrupa’nýn en büyük gökdeleni”nin inþaatýnda düþüp düþüp ölmüþler... Davutpaþa’da denetimsiz imalathanelerde patlamalarda parçalanmýþ bedenleri. Sellerde “servis araçlarýnda” boðuluvermiþ. Her gün cehennemi yaþamýþlar iþletmelerde, torbadan daha beterleri çýkmasýndan gayrý... Ne önemi var, sonuçta dünyanýn 17. büyük ekonomisi Türkiye! Dünyanýn “yükselen piyasasý”! Eski bakan (bakan eskisi) Kürþat Tüzmen deðil miydi “elin Çinlisi pirince talim ediyor bizim iþçimizin cebinde marlboro” diyen! Alývermeli o “marlboro”yu da! En aðýr koþullarda, en az ücretle, en güvencesiz þekilde çalýþtýrmalý ki, “Türkiye Avrupa’nýn Çin’i olacak” iddiasý buluversin yerini! Ucuz emek cenneti, sermaye için... Ve tam bir cehennem, emek için! Tüm gözeneklerinden iþçinin caný-kaný sýzan bir sistem! 3 Þubat günü yine yuttu iþçileri bu açgözlü cehennem. Ankara Ortadoðu Sanayi ve Ticaret Merkezi’nde (OSTÝM) öðleye doðru büyük bir patlama oldu. Ölenler, yaralananlar, enkaz altýnda kalanlar... Neydi, ne deðildi diye tartýþýlýrken daha, Ývedik’te meydana geldi bir ikinci patlama. Sonuç... 20 iþçi yaþamýný yitirdi onlarcaen iki patlamada toplam 17 iþçi hayatýný kaybetti; onlarcasý yaralandý. Bu vahþi kaza bir kere daha o toz pembe tablolar arasýnda unutulup giden gerçekliði serdi gözler önüne. Kapitalist sistem diþlilerinin arasýnda kötürüm býraktýðý iþçiyi öðütmeye devam ediyor. Emekle sermayenin zorlu hesaplaþmasýnda sermayenin suç dosyasý her geçen gün kabarýyor.
20
HEKÝMLER BULUÞUYOR
Ýstanbul Tabipler Odasý’nýn çaðrýsýyla toplanan pratisyen, uzman, asistan hekimler, öðretim üyeleri, muayenehane hekimleri, iþ yeri hekimleri, emekli hekimler, hekim adaylarý, 6 Þubat günü saat 12.00’de Þiþli Etfal Hastanesi Konferans Salonu’nda buluþtu. Açýlýþ konuþmasýný yapan Ýstanbul Tabipler Birliði baþkaný Prof. Dr. Tamer Gönül herkesi selamladýktan sonra “Þu anda saðlýk sektörü dünyanýn silah satýþlarýndan sonra en çok kar getiren bir sektör haline getirilmiþtir” dedi. Gönül; “saðlýk hizmetinin nitelikli hale gelebilmesi için sosyal saðlýk hizmetinin olabilmesi gerekiyor. Son 15 yýlda saðlýk hizmetinin tamamen sektörleþtirildi ve AKP hükumetiyle ‘acil eylem planý’ adý altýnda ciddi bir þekilde niteliksizleþtirildi. Hekimleri ve diðer personeli ucuz emek anlayýþýyla, hukuksal oyunlarla sömürmektedir. Buna karþý hekimler olarak bir araya gelemiyorduk ama, bugün hekimler buluþtu. Artýk sosyal saðlýk anlayýþý için mücadele etmeliyiz. 13 Mart’ta Ankara’da merkezi büyük miting ve 21 Mart’ta da Ýstanbul’da yürüyüþ düzenliceðiz. Eylem takvimimizi daha sonra paylaþacaðýz” dedi. Konferans çok geniþ katýlýmlý olurken hazýrlanan sinevizyon gösterisiyle ve sunumlar ile sürdü. PSÝKOLOGLAR YÝNE EYLEMDE
Taksim Tramvay Duraðý’nda toplanan psikologlar, Danýþmanlýk Merkezlerinin kapatýlmasýný ve mesleklerinin yasal anlamda tanýnmamasýný protesto ettiler. 6 Þubat günü Taksim Tramvay Duraðýndan Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüyüþ yapan psikologlar, “Serbest Çalýþma Hakkýmýz Engellenemez, Meslek Hakký Platformu” pankartýný açarak “Çerçeve Yasa Ýstemiyoruz”, “Danýþmanlýk Merkezleri Kapatýlamaz” sloganlarýyla yürüdüler. 100’e yakýn psikologun katýldýðý eylemde, grup adýna psikolog Korel Bensusan bir açýklama yaptý.
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
“Bizler, psikososyal danýþmanlýk ve psikoterapi hizmetlerinin sosyal güvence kapsamýnda alýnmasý gereken bir vatandaþlýk hakký olduðunu ve Saðlýk Bakanlýðý’nýn, bu alana yönelik kýsýtlamalarýnýn acilen durdurulmasý gerektiðini savunuyoruz. Psikiyatri uzmanlarý, psikologlar, psikolojik danýþmanlar, sosyal hizmet çalýþanlarý, psikiyatri hemþireleri ve tüm ruh saðlýðý alaný çalýþanlarýnýn eþit ölçüde deðerli görevleri olan meslek gruplarý olduðunu düþünüyor ve tüm bu meslek gruplarý ve kamuoyunu yaratýlamaya çalýþýlan bu rant kavgasýna, emekten yana müdahil olmaya davet ediyoruz” dedi. Açýklamadan sonra eylem sona erdi. ÝÞ CÝNAYETLERÝ
3 Þubat Çarþamba günü Ankara da iki patlama yaþandý. Ostim ve Ývedik yaþanan patlamada 19 kiþi hayatýný kaybetti. Yaþamýný kaybeden iþçiler için 5 Þubat Cumartesi günü saat 16.00’da Konak eski Sümerbank önünde Kurultaya Hazýrlýk Komitesi bir basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Basýn açýklamasýnda iþçi cinayetlerine deðinilerek, sömürü ve ölüm düzenine karþý örgütlü mücadeleye çaðrý yaptýlar. Basýn metni okunduðu sýrasýnda “Katil Patronlar Hesap Verecekler”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganlarý atýldý. Bizler Mücadele Birliði olarak eyleme destek verdik. Mücadele Birliði/Ýzmir BUCA BELEDÝYESÝ TAÞERON ÝÞÇÝLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ SON DURUM
(7Þubat 2011 Pazartesi itibari ile) Eylemlerinin 56. gününde anlaþmaya varan Buca Belediyesi Temizlik ve Park Bahçe iþçilerinden 5 iþçi yeni çalýþacaklarý çevre belediyelerde iþ baþý yapmaya baþladý, 2 iþçi ise görüþmelere devam ediyor. Cem Kýran ve Ýnan Sezer Karabaðlar Belediyesinde, Ziver Bulut ve Deniz Çakmak Bornova Belediyesinde, Cihan Çimenli Konak Belediyesinde taþeron þirket altýnda park-bahçelerde iþe baþladý. Batýgül Tunç Konak Belediyesi ile görüþmelere devam ediyor, Haydar Yýldýrak Gaziemir Belediyesi ile görüþme gitti. Ýlk görüþmesinde bir sonuç alamayan Haydar Yýldýrak tekrar Gaziemir Belediyesi ile görüþmeye gidecek. Mücadele Birliði/Ýzmir
Yeni Evrede
Sokaklar
YAÞAM BÝZDEN YANA
Mücadele Birliði
Belediye Ýþçisi Köle Deðildir
Karabaðlar belediyesinde eylem var! Ýþçilere yapýlan hakaretler, hoþ olmayan davranýþlar, iþçinin önemsenmemesi, iþçilerin çalýþma yaptýðý alanlardaki araç gereçlerinin temin edilmemesi ve köle gibi davranýlmasýný protesto eden iþçiler, basýn açýklamasý ve Belediye binasý önünde oturma eylemi yaptýlar. Belediye-Ýþ’te örgütlü olan iþçiler 8 Þubat günü saat 09.00’da toplandýlar. Belediye-iþ 4 nolu þube baþkaný Cemal Küpeli kýsa bir açýklama yaparak eylemi baþlattý. Cemal Küpeli’nin ardýndan sözü Belediye-iþ sendikasýndan bir arkadaþ alarak: “Ýþçilerin, onuruyla, haysiyetiyle oynamayýn. Çalýþanlara karþý tavýr ve davranýþlarý iþçileri köle gibi görmeleri emek örgütlerine saygý göstermemeleri hem mevcut iliþkiler için geçerlidir hem de yöneticiler için geçerlidir. Bu þekilde davranýþlara devam edildiði sürece eylemlerimiz belediyelerde devam edecektir.” dedi. Konuþmalar sýrasýnda “Emeðe Uzanan Eller Kýrýlsýn”, “Belediye Ýþçisi Köle Deðildir”, “Ýþ Ekmek Yoksa Barýþ da Yok” sloganlarý atýldý. Yapýlan açýklamalarýn ardýndan Karabaðlar Belediyesinin giriþ kapýsýna oturan iþçiler, belediye yetkilileri ile görüþmek için içeriye geçen arkadaþlarýný beklediler. Bir saatlik bekleyiþin ardýndan Karabaðlar Belediye baþkanýn iþçilerin yanýna gelerek sorunlarýn çözümü için ellerinden geleni yapacaklarýný söyledi. Ýþçilerden birinin “bürokratlar sorunun nedenidir” yollu sözü Belediye baþkanýný gerdi. Belediye baþkaný, Cemal Küpeli ve iþçi temsilcilerinden oluþan bir gurupla belediye binasý içinde 20 dakikalýk bir görüþme yaptý. Ardýndan heyetin yaptýklarý konuþmanýn olumlu geçtiði ve taleplerin dikkate alýnacaðý söylenerek eylem saat 11.15’te bitirildi Mücadele Birliði/Ýzmir
“Denizleþen bilincimizle sevdanýn, umudun, kavganýn ve emeðin ezgilerini haykýrmak için çýktýk yola. Sizleri, birlikte üretmeye ve Yaþam Bizden Yana demeye çaðýrýyoruz” diyerek albüm çalýþmalarýný sürdüren Grup Emeðe Ezgi, tanýtýmlarý için Gazi Mahallesi’nde bir konser düzenledi. 5 Þubat günü Gazi Ekin Sanat Derneði’nde yapýlan konserde Gazi halkýyla buluþan Emeðe Ezgi, her yaþtan dinleyicilerine her kuþaða ve zevke hitap eden türkülerini seslendirdi. Pir Sultan Abdal’dan Aþýk Veysel’e, Çavbella’dan Nataþa’ya Þarkýþla’ya, Söz Veriyoruz’dan Dersimo’ya kendi parçalarýnýn da aralarýnda bulunduðu onlarca parça söyledi. Halaylar için salona sýðmayan gençler, koltuklarý dýþarý çýkararak kendi alanlarýný oluþturup halay çektiler. Coþku salondaki herkese kýsa süre içinde bulaþtý ve konserin bitmesine izin vermedi izleyiciler. 3 saatten fazla süren konserde çoðu parça hep birlikte söylendi. Grubun diðer konseri ise 20 Þubat’ta Sarýgazi’de yapýlacak.
TORBA YASA, EMEK VE HALK KARÞITI POLÝTÝKALARDA ISRARIN ADIDIR Ankara’da 8 Þubat Salý Günü saat 18:30 sularýnda, Torba Yasa’yý protesto etmek amacýyla Sakarya Caddesi’nde toplanan KESK Ankara Þubeler Platformu, buradan AKP Ankara Ýl Binasý’na bir yürüyüþ ve basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Sakarya Caddesi’nden; Ziya Gökalp, Meþrutiyet ve Mithatpaþa Caddelerini trafiðe kapatarak yürüyen yaklaþýk 600 kiþilik kitle, “Ýþçi Emekçi El Ele Genel Greve”, “Hükümet Torbaný Al Baþýna Çal”, “Bu Yasa Meclis’ten Geçmeyecek”, “Tayyip Sonun Mübarek Olsun”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Tunus’tan Mýsýr’a Sýra Burada” sloganlarýyla yürüdü. AKP binasýnýn önüne gelindiðinde 3 panzer, 2 TOMA ve çok sayýda çevik kuvvetin binayý koruduðu görüldü. KESK Dönem Sözcüsü Tuðrul Culfa yaptýðý açýklamada, AKP iktidarýnýn her a-
dýmda ileri demokrasi laflarý ederken; gerçekte ise emekçiler üzerinde baskýsýný daha da arttýrmakta ve emekçilerin taleplerini görmezden gelmekte olduðunu söyledi. “3 Þubat 2011 Perþembe günü yaptýðýmýz eylemde binlerce eylemciye gazýyla, bombasýyla, faþizan tutumuyla demokrasi algýsýnýn tescilini göstermiþtir. AKP Hükümeti açýklamalarýnda, halk iradesinin üstünlüðünden, diyalogdan bahsederken, bunun tam aksi yöne davranarak yalnýzca sermaye sýnýfýnýn istediði yasalarý bir an önce tek taraflý olarak çýkarmak istemekte, emekçileri ve halký yok saymaktadýr. AKP yeni yasaklara ve baskýlara imza atmaktadýr. Torba yasasý bunun tezahürüdür” diyen Culfa, torba yasanýn emekçilere yönelik yeni bir saldýrý planý olduðunu, ikiyüzlülükle emekçi düþmanlýðýný ortaya koyduðunu belirtti. “Emek ve halk karþýtý politikalarda ýs181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
rarýn adý olan torba yasasý geri çekilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceðiz... Emekçiler geleceklerine ipotek koyan bu yasayý kabul etmemektedir. Yasa derhal geri çekilmelidir. Yaþasýn emek, barýþ ve demokrasi mücadelemiz!” diye sözlerini bitiren Culfa’dan sonra KESK Genel Baþkaný Döndü Taka Çýnar sözü aldý ve hükümetin saldýrgan yönelimine dikkat çekti. Medyanýn tutumunu sert bir dille eleþtirerek 3 Þubat Perþembe Günü çýkan olaylarda eylemcilerin yaptýðýný “eþkiyalýk” olarak niteleyen medya kuruluþlarýna da tepki gösterdi. Konuþmalarý ardýndan eylem sona erdi ve 11 Þubat Cuma Günü saat 12:30’da Meclis’in önünde yapýlacak olan eyleme çaðrýda bulunuldu. Kitle tekrar Kýzýlay’a istikametine doðru sloganlarla yürüyüþe geçti. Kitle, Yüksel Caddesi’nde daðýldý. Ankara / Mücadele Birliði
21
Posta
YOLDAÞLARA ÖNGÖRÜLER
Yeni Evrede
Mücadele Birliði
Orhan Ýyiler… Birgün Bile Yaþamak geleceði belirler belki, diyen marksist aydýn ve yazarýmýz… Birgün bile yaþamanýn önemli olduðu bir dönemde çaðýn illeti kanser ile boðuþuyor. Ama yazmaya, düþünmeye 21. yüzyýl gerçeðini anlamaya, anlatmaya devam ediyor… Bizim aracýlýðýmýzla tüm yoldaþlarýna, okurlarýna, dostlarýna ulaþtýrmak istediði mektuplarý sizlerle paylaþmak üzere sunuyoruz. -I-
(30.12.2010) Mücadele Birliði’nin Leninist Parti konusundaki tutarlýlýðý Türkiye halklarý ve iþçi sýnýfý için son derece önemli bir dayanak oluþturuyor. Açýkça belirtmek istiyorum, Leninist Parti vurgusu, neredeyse tümüyle ortadan silinmiþ gibi bir durum söz konusuydu. Leninist Parti’nin yapýsý, içeriði, gösterdiði hedefler çok iyi kavrandýðýnda ve kavratýldýðýnda dünyamýzýn içine düþtüðü kaostan insanlýðýn hýzla çýkmasý, yepyeni bir dünya oluþturmasý önünde hiçbir engel kalmayacaktýr. Leninist Parti, Marksizmin pratikteki bilimsel yorumu ve uygulamasýdýr. Dünyamýzýn, yeryüzünün, çaðýmýzýn en büyük ikinci devrimi olan Bolþevik Devrim ancak ve ancak Leninist Parti’nin güçlü yapýsý, dünyayý kucaklayan hedefleriyle gerçekleþtirildi. 1917’nin yenilgisi aslýnda Lenin ilkelerinin partide gittikçe çözülmeye baþlamasý, giderek terkedilmesiyle sonuçlandý.
Yoldaþlar; Lenin’e övgüyle yetinemeyiz. Onun yoðun çalýþmalarýyla oluþturduðu ilkeleri, mücadelenin damarýna þýrýnga etmek zorundayýz. Bu parti nasýl bir parti idi? Demokratik yapýsýnýn bugünkü burjuva partilerinden bile ileri oluþunun kendine özgüveni nereden geliyordu? Örneðin Lenin kendi karþýtlarýnýn düþüncelerini sonuna kadar savunmalarýný istiyor, “ola ki yarýn siz haklý çýkarsýnýz. Düþüncelerinizden caymayýnýz ama partinin demokratik merkeziyetçi kararlarýna da uyunuz”. Bu konuda Danilov Manastýrý’nda yeteri kadar gözden kaçýrýlmýþ veriler bulacaksýnýz. Yine Bir Gün Bile Yaþamak’ta Lenin’in insanlýðýn yolunu açan geniþ dünya görüþünün nasýl demokratik bir yapýyla Bolþevik Parti’nin öncülüðünde 1917 Devrimi’ni gerçekleþtirdiðini görmeniz, yeniden gözden geçirmeniz yararlý olacaktýr diye düþünüyorum. Kuþkusuz bunlar yetmez. Ýnsanlýðýn 21. yüzyýlda böylesine kuþatýldýðý, tutsak edildiði bir dönemde Leninist ilkeleri, Marksizmi tüm insanlýk mücadelesinin ögelerini daha da geliþtirmek ve derinleþtirmek zorundayýzdýr. Yoldaþlar beni baðýþlarsanýz þunu söyleme-
22
me izin verin: Reformistlerle mücadele kesinlikle Lenin ilkelerinin öðretilmesinin önüne geçmemelidir. Lenin reformizmle mücadele ederken karþýsýnda gerçekten nitelikli Menþevikler, Marksistler vardý. Onlarýn aþýlmasý kaçýnýlmazdý. Ülkemizde zaten sýð olan Marksist birikimin deðiþik, saptýrýcý söylemlerine kendimizi kaptýrýrsak hem kendi gerçeklerimizi hem dünya gerçekliðini gözden kaçýrýr, marjinal konumda kalmaktan kendimizi kurtaramayýz. Ayýþýðý ve Mücadele Birliði, Leninist Parti öðretilerini yoðunlaþtýrýp derinleþtirir ve iþçi sýnýfýna sunmayý gerçekleþtirirse sýnýf ve insanlýk ne yapacaðýný bilir ve hýzla demokratik burjuva devrimini aþarak insanlýðýn yeniden komünist bir dünya inþaasý için gözünü budaktan sakýnmaz. Yani insanlýðýn ve yeryüzünün tüm burçlarýna eþitlik, özgürlük, kardeþlik, barýþ ve ekmeði dalgalandýrýr. Yanlýþlarým ve eksiklerim için beni baðýþlamanýzý diliyorum. -II-
(31.12.2010) Yoldaþlar; Komünistlerin unutulan görevlerinden biri de iþçi sýnýfýnýn kendisi için bencil bir sýnýf olmaktan kurtarýlmasýna yardýmcý olmaktýr. Marks’ýn, sanýyorum Alman Ýdeolojisi ya da Manifesto’da, iþçi partileri ile Komünist partiler arasýndaki ayrýmýn en belirgin söylemi yeniden ama yeniden gözden geçirilmelidir. Gerek dünya genelinde, gerek Türkiye özelinde sosyalistlerin, komünistlerin bu önemli ayrýcalýðý gözden kaçýrmalarý, iþçi sýnýfýnýn erginleþmesini ve devrimin yolunu açmasýný çok ama çok geciktiriyor. Hiç kuþkusuz komünist partiler ve Leninci örgütler iþçi sýnýfýnýn sendikal mücadelelerinde, ücret istemlerinde, sosyal güvenlik taleplerinde ve diðer yaþam haklarýnda onlarla birlikte savaþým verirler. Onlarýn yanýndan uzak düþmezler. Ama komünistler kitlelerin her sokaða dökülüþünün devrim olmadýðý bilincini ve öngörüsünü gözden kaçýramazlar. Her isyanýn, sokaða kitlelerin dökülüþünün devrimin yolunu açmadýðýný en az Seattle toplantýlarýndan bugüne deðin gelen kitlesel, dev coþkulu, bazen ölümle bile sonuçlanan gösterilerde polisle ve güvenlik güçleriyle boðaz boðaza gelmelerinin bir sonuç getirmediðini artýk görmüþ olmalýdýrlar.
Yoldaþlar; Baþýnýzý geriye çevirip baktýðýnýzda alev alev yanan kentleri, harabeye dönmüþ binalarý, bir büyük savaþtan çýkmýþ gibi kendi içine yýðýlýp kalmýþ alanlarý, caddeleri görmeniz olasýdýr. Baþkaldýrýyla devrime giden yolun nasýl önemli bir aþamayla sonuç getirdiðini bize en iyi kanýtlayan Bolþevik Parti’nin öncülüðü oldu. Her
181. Sayý / 9 - 23 Şubat 2011
iþçi hareketinin, direniþinin hýzla yanýnda yeralmak, devrime ulaþýlacaðýný sanmak artýk üzerinde ciddiyetle durmamýz gereken büyük bir yanýlgý olarak ortada duruyor. Lenin, iþçi sýnýfý eðitilmeli ve öðretilmelidir derdi. Marks þimdi anýmsayamadýðým bir yazýsýnda “halka kendi gücünden korkmasý da öðretilmelidir” demiþti. Baþýboþ, hedefi iyi belirlenmemiþ, yalnýzca iþçi haklarý talepleriyle, sosyal güvenlik istemleriyle sokaklara dökülen kitlelerin barbarlýða kadar uzanacak sonuçlarýndan, sosyalizmin ve komünizmin ilkelerini oluþturanlar hep kaygý duydular. Komünistler iþçi sýnýfýnýn yeni bir dünya kurmada sorumlu olduklarýný, yalnýzca kendileri için birþey istemenin hiçbir zaman yeterli olmayacaðýný zaman zaman yalnýz kalsalar bile üsteleye üsteleye anlatmak, sýnýfý eðitmek zorundadýrlar. Ama hiç kuþkusuz bunun için kendilerinin son derece donanýmlý, eðitimli, insanlýðýn mücadele sürecinden önemli dersler çýkarmýþ olmalarý gerekir. Leninist partinin sevgili yoldaþlarý size zaman zaman yazmama, yaþadýðým tecrübeleri, bilgileri aktarmama izin vermenizi diliyorum. -III-
(02.01.2011) 1917 Devrimi’ni yaratanlar iþin baþýndan beri iþçi sýnýfýnýn ideolojik ve teorik eðitimine çok büyük önem ve çaba harcadýlar. Devrimin asýl dinamiðini oluþturan sýnýfýn iþçi ücretleri, sosyal güvenlik, sendikal haklar gibi dar kalýplar içinde sýkýþýp kalmasýný böylece önlediler. Onun yeni bir dünya kurma projesini bu kalýplardan kurtararak gerçekleþtireceklerini biliyorlardý. Bugün de bu dar kalýplardan kurtulmanýn yolu kapitalizmin global eleþtirisinden geçmektedir. Bu eleþtirinin ideolojik gücü gerçekleþtirildiðinde artýk sýnýf burjuvaziden koparabilecekleriyle deðil, yepyeni bir dünya kurma projesinin peþine düþecektir. Komünistler enternasyonalist kimliklerini unutmadan dünyayý avuçlarý içine alabilecek iþçi sýnýfýna tüm donanýmý ideolojik yetkinliði saðlayarak insanlýðýn tüm gericiliklerden, ortaçaðý bile aratacak dinsel kuþatmalardan, ýrkçýlýktan dünyamýzý arýtmanýn yolunu açmayý baþaracaklardýr.
Yoldaþlar; Global kapitalizmin global eleþtirisini iþçi sýnýfýnýn önüne mutlaka ama mutlaka koyunuz. 21. yüzyýlýn hiper-kapitalizminden, insaný daha da köleleþtiren boyunduruðundan tüm insanlýðý kurtarmanýn ve yepyeni bir dünya kurmanýn görevi yalnýzca ve yalnýzca Marksistlerin, Leninist partinin kýsacasý komünistlerin görevidir. Orhan Ýyiler www.orhaniyiler.com