Skip to main content

s093

Page 1

Yeni Evrede

Baþyazý

Mücadele Birliði

DEVRÝMCÝ KÝTLELERÝN ARTAN ÖNEMÝ icelik olarak, yani ister büyük olsun, ister küçük olsun, olaylardan söz edildiðinde, olaylar sanki insanlardan ayrý birþeymiþ gibi ele alýnýyor. Olaylar insanlardan baðýmsýz geliþiyormuþ gibi gösterildiðinde, olaylarýn kendisi açýklanamaz. Kitlelerin dýþýnda toplumsal olaylar nasýl oluþabilir ki? Ýster kendinden olsun, ister bilinçli, planlý olsun, olaylar yýðýnlardan ayrý olarak ortaya çýkmaz. Tarihin akýþý, insanlarýn -soyut olarak insan deðil, her dönemin bireylerinin, sýnýflarýnýn- ekonomik, toplumsal iliþkilerinin, kültür durumunun dönüþümünden baþka bir þey deðildir. Her dönemde, insanlardan ayrý bir þey olmayan tarihî, günlük sayýsýz eylem meydana gelir. Tüm bu akýþ, bu olaylar, sonal olarak belirleyici olan belli bir ekonomik temel üzerinde hareket eder. Belirli tarihsel koþullanmýþlýk altýnda, kitleler kendi tarihlerini kendileri yaparlar. Tarihi eylemlerin daha derine gitmesine baðlý olarak, bu eylemlerden ayrý olmayan kitlelerin önemi de artar. Her egemen sýnýf, egemenliðini, kendisinden önceki egemen sýnýflardan daha geniþ bir temele dayandýrýr. Bu yüzden kendisine karþý olan sýnýfla arasýndaki mücadeleyi daha þiddetli, keskin ve köklü hale getirir. Kapitalist sýnýfýn durumunda görüldüðü gibi, kapitalist egemenliðini, feodalizmin egemen sýnýflarýna göre çok daha geniþ bir temele oturtmuþtur. Tarihsel akýþ içinde her egemen sýnýf bunu yapar. Böylece, egemenlik altýnda olan her sýnýf, egemenliði ele geçirmek için, daha önceki muhalif sýnýflara göre daha köklü bir devrime baþvurmak, daha derine gitmek zorundadýr. Kapitalist egemenlik, soylularýn egemenliðine göre daha derin bir toplumsal temele dayandýðýndan, bu egemenliði yýkacak sýnýf olan proletarya, önceki devrimci sýnýflara göre daha ileri gitmek, çok daha köklü bir toplumsal devrimi gerçekleþtirmek, bir dizi toplumsal dönüþümü yapmak zorundadýr. Bu yüzden proletaryanýn toplumsal devrimi, iktidarýn ele geçirilmesiyle baþlar, bir dizi köklü dönüþümler gerçekleþtirerek komünizmin zaferine kadar sürer. Bu devrim, derine giden bir devrimdir. Kapitalizmden komünizme geçiþ, devrimci dönüþüm çaðýnýn tümünü kapsar. Gerçekleþtirmek durumunda olduðu tarihi olaylarýn derinliði, devrimci bir sýnýf olarak proletaryanýn önemini artýrýr. Bu olaylarýn önemi nereden geliyor? Proletaryadan önce iktidara gelen her sýnýf en son olarak burjuvazi- bir sömürücü toplumsal düzeni yýkýp, yerine baþka bir sömürücü toplumsal düzen kurmaktan baþka bir þey yapmamýþtýr. Egemen olan her sýnýf, önceki sýnýfýn egemenliðini yýkarken, kendi egemenliðini, bir sýnýf egemenliði olarak yerleþtirmekten öteye gidememiþtir. Tarihte ilk kez ve yalnýzca proletarya sömürücü bir düzen yerine baþka bir sömürü düzeni deðil, eski düzenin yerine sýnýflarýn ve sömürünün olmadýðý, insanýn insan üzerindeki her türlü baskýsýnýn sona erdiði toplumsal bir düzeni hedefler. Yine ilk defa proletarya, kendi sýnýf egemenliðini yerleþtirici, kalýcý duruma getirmez; sýnýf egemenliðinin ortadan kaldýrýlmasýný hedefler. Ýþte proletaryanýn giriþtiði tarihi olaylar böylesine köklü ve böylesine önemlidir. Giriþilen tarihi olaylarýn bu derinliði ve önemi arttýðý için, bu olaylardan ayrý olmayan proletaryanýn önemi de artmýþtýr. Proletarya egemen sýnýf durumuna geldikten sonra, bu egemenliðine dayanarak sýnýflarý ortadan kaldýrýr. Ama sýnýflar, sýnýflarýn egemen koþullarý ortadan kalkmadýkça varlýðýný sürdürür. Proletarya, sýnýfsýz toplum hedefine varmak ve sýnýf egemenliðinin koþullarýný kaldýrmak için ekonomiyi, emeði yeniden örgütler. Toplumsal dönüþüm, kültür devrimi, bir bütün olarak zihniyet devrimi birçað

N

boyunca devam eder. Tüm bu dönüþüm, geçiþ döneminin politik biçimi olan proletarya diktatörlüðüne dayanarak gerçekleþtirilir. Proletarya diktatörlüðü, eski sömürücü sýnýf üstünde þiddet uygulamakla birlikte, proletarya diktatörlüðünün esasý þiddet deðildir. Proletarya diktatörlüðünün esasý sosyalist kuruculuktur. Sosyalist kuruculuk görevleri yerine getirilmeden, sýnýflarýn kaldýrýlmasý gerçekleþtirilemeyeceði gibi, sýnýf egemenliðinin gereksiz hale geleceði ileri hedeflere de varýlamaz. Üretim araçlarýnýn özel mülkiyetini, üretim araçlarýnýn toplumsal mülkiyetine dönüþtürmek, tarihin en köklü ve en önemli eylemidir. Bu tarihi eylemi gerçekleþtiren proletaryanýn devrimci bir sýnýf olarak önemi ortadadýr. Proletarya, sýnýflarý ortadan kaldýrmayý devrimci bir görev olarak kendine amaç edinmiþtir. Bu görev, ancak tarihsel olarak geliþmiþ maddi koþullar altýnda gerçekleþebilir; yine de, bu ereðe ulaþmak için proletaryanýn çetin bir mücadelesi gerekir. Proletaryanýn devrimci eylemi olmadan, bir dizi tarihi olay olmadan kapitalizm yýkýlýp, yerine sýnýfsýz, sömürüsüz komünist toplum kurulamaz. Kapitalizmden komünizme geçiþ, bugüne dek pratik olarak da görüldüðü gibi, son derece sancýlý ve þiddetli geçen bir süreçtir. Ekonomik koþullar ne denli olgun olursa olsun, çeliþkiler ne kadar keskin olursa olsun, zora dayalý bir devrim olmaksýzýn emekçi sýnýf hedefine ulaþamaz. Çünkü ölmüþ, donmuþ eski politik biçimler (kapitalist üst yapý) yeni topluma geçiþin önünde bir engel olarak kalacak ve direnecektir. Devrimci sýnýf bu eski politik biçimlerden ancak devrimci bir eylemle, devrimci zorla kurtulacaktýr. Yeni üretim ve bölüþüm biçimi, ona karþý uzun süre direnen eski politik biçimden ve eski bölüþüm biçiminin getirdiði engellerden kurtulmadan yerleþemez. Dünyayý kurtarma iþinin üstesinden gelecek olan proletarya devrimi, tarihin içinden doðmuþtur; insanlýðýn elde ettiði modern geliþme düzeyinin yitip gitmemesi için proletaryanýn toplumsal devrimi bir zorunluluktur. Proletaryanýn, gelecek toplumu, insanýn insaný ezmediði ve sömürmediði, insanlarýn birbirleriyle ve doðayla uyumlu olduðu bu toplumu, kafasýnda tasarlamasýna gerek yoktur; proletarya sýnýfsal konumu nedeniyle bu görevi yerine getirmekle yükümlü kýlýnmýþtýr. Proletarya, kapitalizmin insani olmayan koþullarýný deðiþtirmeden kendini kurtaramaz, emekçilerin kurtuluþunun koþullarý, yani çözümü, varolan maddi iliþkilerde vardýr ve bu koþullar her yönden olgunlaþmýþtýr. Bu nedenle gelecek toplumun zihinlerde tasarlanmasýna gerek yoktur. Maddi koþullar bugün öylesine geliþkin ki, emekçilerin bunlarý ortaklaþa mülkiyete dönüþtürmesi ve ortakça denetlemesi halinde var olan olanaklarý artýrarak insani toplum gerçekleþtirilebilir. Bu ereðini gerçekleþtirecek olan proletarya, bunun için gereken devrimci birikim ve yeteneðe sahiptir. Proletarya, kendisinin önemini artýran tarihi olaylara, komünist partisi içinde yer alarak öncülük edebilir. Emekçi sýnýf, kendiliðinden bir mücadele ile bu son derece devrimci görevleri yerine getiremez. Proletarya, politik olarak örgütlenmeden, devrimci sýnýf partisinde yerini almadan kurtuluþunu gerçekleþtiremez. Çünkü kurtuluþ, öncelikle program netliði ve devrimci bir politik örgütlenmeyi gerektirir. Komünist partisi, proletaryanýn kurtulmasýnda böylesine vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Komünist partisinin artan önemi ve konumu, olaylarýn tarihi öneminden ve proletaryanýn konumundan ileri gelir. Komünist partisinin, tarihin akýþýndaki etkin rolü ve önemi açýktýr. Komünist partileri kendi organlarýnýn, üyelerinin daha etkin bir görevi üstlenmesi gerektiðini, mücadelenin yoðun olduðu dönemlerde, bir mücadele kampanyasý sýrasýnda ya da enternasyonal bir görevi yerine getirmek için vb. gündeme getirirler -komünistlere enerjilerini üst düzeye çýkarmalarýnýn, sýnýrsýz fedakarlýkta bulunmalarýnýn ne denli önemli ve yaþamsal olduðu açýklanýr-. Komünistlerin bu öneminin genel anlamda proletaryanýn giriþtiði tarihi eylemlerden ve bu eylemlerin derinliðinden geldiðini açýkladýk. Komünistlerin dönemsel görevleri de bu temel görevin bir parçasýdýr; onun gerçekleþmesinin zeminlerini hazýrlamak içindir. Komünist çalýþmanýn önemi, yerine getirilecek görevin öneminden ileri geliyor. Bu görevlerin önemi ne kadar iyi kavranýrsa, o ölçüde harekete geçileceði açýktýr. O halde komünist partilerinin yerine getirmek durumunda olduðu görevler bilimsel olarak, politik olarak doðru biçimde ortaya konmalýdýr. C. DAÐLI

93. Sayý / 21 Mayýs-4 Haziran 2007

3


Yeni Evrede

“Cumhuriyet Mitingleri”

Mücadele Birliði

GERÇEKTEN TEHLÝKENÝN FARKINDALAR MI? G

eçen haftalarda, “eðer bir parti, baþka bir sýnýfýn programý haline gelmiþ slogan ve söylemlerini terketmemekte inat ederse, onun sürükleneceði yer bellidir: Perinçekleþmek” demiþtik. Þimdi bu tehlike, ADD’nin 14 Nisan Ankara’da topladýðý mitingle, bütün boyutlarýyla ete kemiðe bürünmüþ durumdadýr. Tekelci kapitalist düzen, devrim tarafýndan köþeye sýkýþtýrýldýkça, burjuva sýnýfýn düþman kamplara bölünmesi hýzlanýyor ve her bir kamp, anayasal ve kurumsal araçlarla birbirine üstünlük saðlayamadýklarý bu kavgada son çare olarak geniþ kitleleri sokaða dökme yoluna gidiyorlar. Tekelci sermayenin bunu baþarabilmesi için, kendi öz sýnýfsal çýkarlarýný ustaca saklayýp, sanki genel emekçi kitlelerin çýkarlarýný savunuyormuþ gibi ortaya çýkmasý gerekir. En genel, en soyut simgelerle ifade edilen bu gizlenmiþ çýkarlar, devrimin henüz eðitemediði, þu ya da bu kutba toplayamadýðý ortada kalan geniþ yýðýnlarý hedefler. Fakat bunu baþardýðý oranda, daha düne kadar politik hayata uyanmamýþ yepyeni kitle katmanlarýný, devrimin ve karþý-devrimin keskinleþen mücadelesinin ortasýna çeker. Burada önemli olan, devrimin kendi program ve sloganlarýný, sermayenin genel-soyut ve sembolik söylemlerinin tam karþýsýna çýkartabilmektir. Anti-kapitalist bir programýn parçasý olmayan soyut bir emperyalizm karþýtlýðýnýn, vatanseverliðin, tam baðýmsýzlýkçýlýðýn, þimdi bu ortada kalan geniþ kitleleri devrime doðru çekmektense, sermayenin politik hareketinin bir uzantýsý haline getirdiðini, getirmek zorunda oldu-

4

ðu, umarýz anlaþýlmýþtýr. Geliþmelerin berraklaþtýrdýðý devrimin bu en temel dersinin altýný bir kez daha çizdikten sonra, 14 Nisan mitingini diðer yönleriyle inceleyebiliriz.

Yükselen Yýpranýyor Yýpranan Yükseliyor Politik alanda devrimin bastýrýlmasý konusundaki anlaþmazlýk, ekonomik alanda ise tam ilhak sürecinin alt üt ettiði egemen konumlar nedeniyle adeta cephelere bölünen tekelci sermaye arasý kavga, Çankaya seçimleri yaklaþtýkça iyice kýzýþýyor. Bu kavga, Taksim katliamýnýn 30. yýlýnda Taksim’e çýkma kararlýlýðýnýn iyice yaygýnlaþtýðý ve Kerkük referandumunun artýk ufukta göründüðü günlere denk geldi. Hem içte, hem de dýþta kendi aleyhinde olan geliþmeleri bir türlü kontrol edemeyen, politika yapma alaný sürekli daralan tekelci sermaye, sürekli endiþe ve umutsuzluk içinde debelenmenin nevrotik sonuçlarýný yaþýyor: kavgacý, paranoyak ve saldýrgan. Ýki düþman kamp arasýndaki kavga kýzýþtýkça, devrim güçlerine karþý saldýrýlarý da o denli artýyor. Gazete baskýnlarý, kitlesel tutuklamalar, yeniden baþlayan sokak infazlarý, hemen her gösteriye acýmasýzca yapýlan saldýrýlar... Devrime karþý birleþseler de, aldýklarý her yenilgi, uðradýklarý her baþarýsýzlýk, kendi aralarýndaki çatlaðý daha da derinleþtiriyor. Ve bu kontrolsüz gidiþi durdurabilecek, tekelci sermayeye yeni politik açýlýmlar saðlayacak bir iktidar odaðý, henüz ortaya çýkabilmiþ deðil. Tersine, geliþmeler, böyle bir po93. Sayý / 21 Mayýs- 4 Haziran 2007

litik odaðýn ortaya çýkýþýný daha da imkansýz hale getiriyor. Sanki devrim, gerçek sýnýf içeriði geniþ kitlelerin gözünde iyice berraklaþsýn diye, tekelciliðin politik kurumlarýný sýrasýyla öne çýkartýyor, yýpratýyor ve onu burjuvazinin düþman kamplarýndan birine doðru savuruyor. Þemdinli olaylarý sýrasýnda ordu kurumu büyük yara aldý. Ve orada adý sýkça geçen komutan, Genelkurmay Baþkanlýðýna getirildi. Ýsmi etrafýnda kopartýlan fýrtýnalar nedeniyle Genelkurmay, prestijinden, otoritesinden ve politik aygýt içindeki etkinliðinden çok þey kaybetmiþ oldu. Tekelci sistemin yaþadýðý bu derin kriz ortamýnda, yýpranan yükselen konumlara getirildi. Oysa, saðlýklý düþünen bir egemenlik politikasý, tam tersi yönde davranýrdý. Ve þimdi sýra Çankaya’da. Genelkurmaylýk kurumunun baþýna gelenler, çok daha yaygýn bir tartýþma sürecinden geçerek, Çankaya’nýn baþýna geliyor. Karþýlýklý kýlýçlarý çeken burjuva kamplar, politik aygýtýn kurumlarýný paylaþma kavgasýnda, birbirlerinin açýklarýný ortaya serme, gerekirse rezalet çýkarma, olmadý kitleleri sokaða dökme yöntemiyle, bu kurumlarýn yýpranmasýna olaðanüstü katký saðlamýþ oluyorlar. Her yükselen, yýpranarak yükseliyor; tartýþmalý, otoriter etkisinden uzak bir kurum kalýyor elinde. Ve her politik kurum, zayýflayan etkinliðini bertaraf etmek için, düþman burjuva kamplardan birinin etkin faktörü haline geliyor. Oysa ki, tekelci sermaye egemenliðinin, önceki iktidar biçimlerine göre en büyük üstünlüðü, onun kurumsal olmasýdýr. Bürokrasi ve militarizmin baðrýnda toplanan bu kurumsal egemenlik gücü sayesinde tekelcilik, hiçbir seçim sürprizinin, þu ya da bu partinin farklý uygulamalarýnýn etkilemediði bir politik iktidarýn sefasýný sürer. Bu süreklilik sayesinde, tekelci sermaye birikiminin de sürekliliði garantiye alýnýr. Bu “partilerden baðýmsýz” olan iktidar, þimdi tam da þu veya bu partinin baðrýnda filizlenen bir düþman kamplaþmanýn kurbaný oluyor. Kurumsal yýpranmanýn en üst


Yeni Evrede

“Cumhuriyet Mitingleri”

Mücadele Birliði

boyutu, gizli kapýlar ardýnda kalsa bile, MGK’da yaþanýyor. Yaþamýný devletin bekâsýna adamýþ Ýlhan Selçuk’un ifadesiyle, “Milli Güvensizlik Kurulu”, genel politik düzenlemeler konusunda eski otorite ve etkinliðinden oldukça uzakta. Çankaya seçimi yaklaþtýkça, politik aygýtýn daha alt katmanlarýnda yaþanan cepheleþme, sonunda MGK’yý da sarsmýþtýr. Sadece son iki hafta içinde rektörler konuþtu, meclis baþkaný, Genelkurmay,baþbakan, cumhurbaþkaný, hepsi basýn toplantýlarýyla, kameralar önünde, tartýþmalar ve çatýþmalarla derinleþen egemenlik cephesinin þu ya da bu tarafýnda olduklarýnýn mesajlarýný verdiler.

Ve Geldik 14 Nisan’a Tepede tozu dumana katan kavga, orada kalmýyor; taraflar önünde sonunda geniþ kitlelere baþvurmak zorunda kalacaklardý, öyle oldu. 14 Nisan mitinginin hazýrlýklarý aylar öncesinden baþladý. Mitingi hazýrlayanlar, hiçbir tekelci burjuva partinin öne çýkmamasýna büyük özen gösterdiler. Çünkü bu durumda, siyasi partiler nezdinde billurlaþan tekelci egemenliðe olan güvensizlik, mitingin baþarýsýný gölgeleyebilir, hatta fiyaskoya neden olabilirdi. 14 Nisan Mitingi’ni hazýrlayanlar, düzenin solunu düzenin saðýyla bir araya getirip, AKP karþýtlýðýyla buluþturdular. Böyle bir bileþim, dört buçuk yýllýk AKP hükümeti döneminde ekonomik yýkým yaþayan geniþ kitleleri çekmek için uygun bir zemin yaratýyordu. Bu geniþ kesimlerde AKP’ye duyulan öfke öyle büyüktü ki, geçen yýl Ordu Fýndýk Mitingi’nde olduðu gibi bu öfke, kimi zaman ayaklanmalara yol açýyordu. Mitingciler, hem AKP karþýtlýðýný kullandýlar, hem de þeriat tehlikesinin güncel

olduðu algýlamasýný yarattýlar. Doðrusu, bu zokayý yiyecek yeterince insan vardý. DÝSK, KESK, TTB ve TMMOB gibi geliþkin politik tabana sahip kitle örgütleri ve emek örgütleri mitinge katýlmayacaklarýný açýklamýþ olsalar da, henüz politikaya yeni yeni uyanan geniþ bir kesim için yüzeysel bir emperyalizm karþýtlýðý, þeriat düzeni karþýtlýðý ve AKP karþýtlýðý yeterli olabiliyordu. Bu karýþýma inandýrýcýlýk katmak için, Nazým’dan dizeler, Edip Akbayram, Tolga Çandar ve Suavi’den türküler gerekiyordu. Bu karýþýmýn önemli bir sorunu var ki, mayasý bulunmuyor tutmayacak, geçici algýlarla yükselen heyecan geride kalýnca, hemen daðýlacak bir yapýya sahip. Ýnsanlarýn günlük yaþamlarýndaki en acil sorunlarýn hiçbirine ilaç olamayacak soyut simgelerin, soyut söylemlerin bu heyecanlý buluþmasý, uzun bir yol arkadaþlýðý vaadetmiyor. Sahnede ÖDP’nin gazetesinde yazýlar yazan Tolga Çandar, Tertip Komitesinde Þener Eruygur. Anýtkabir’in o aslanlý yolundan baþka bir yola sokulamayacak kadar mayasýz bir birlik. Bu mitingin burjuva kampta yaratacaðý etkileri hep beraber göreceðiz, ama iþin bu yaný, þimdi fazla önemli deðil. Akýntýya sürüklenip gitmek konusunda oldukça kötü bir þöhrete sahip olan ortalama sol, umarýz, tekelci sermayenin öz çýkarlarýný soyut bir anti-emperyalizm ve vatanseverlik ardýna ustaca gizlediði bu karýþýmýn mayasý olmaya kalkmaz. Ne de olsa, anti-kapitalist tam baðýmsýzlýkçý programlarýnda, bugüne kadar arayýp bulamadýklarý bir “milli burjuvalar” ittifaký her zaman yazýlý olageldi. Þimdi, mal bulmuþ Maðribi gibi, bu mayasýz hamura kimler atlayacak göreceðiz.

ÖCALAN ÝÇÝN BAÞLATILAN AÇLIK GREVLERÝ 38. GÜNÜNDE Fransa’nýn Strasbourg kentinde Ýmralý Zindanýnda tutulan Abdullah Öcalan’ýn saðlýk koþullarýna dikkat çekmek ve baðýmsýz bir heyetin Ýmralý’ya gönderilmesi talebiyle 11 Nisan’da Açlýk Grevi baþlatýlmýþtý. Bugün (18 Mayýs), Dönüþümsüz Açlýk Grevinin 38. gününe gelinirken, eylemcilerin saðlýk durumlarý giderek kötüleþiyor. Süresiz Dönüþümsüz Açlýk Grevini yürüten 18 kiþinin yaný sýra 50 kiþi de beþer günlük dönüþümlü olarak destek veriyor. Giderek saðlýk durumlarý kötüleþen eylemcilerden Tasiha Ýnan 17 Mayýs günü rahatsýzlanarak hastaneye kaldýrýldý. Ayrýca ayný gün Adana’da 20 kiþilik

grup, açlýk grevindeki eylemcilere destek olmak ve Abdullah Öcalan’ýn saðlýk durumuna dikkat çekmek için 3’er günlük dönüþümlü açlýk grevine baþladýlar. Açlýk grevine destek olmak amacýyla çeþitli iþgal eylemleri de yapýlýyor. 26 Nisan günü Paris’teki Uluslararasý Af Örgütü binasý 17 kiþi ile iþgal edildi. Eylemin taleplerinin kabul edilmesinden sonra iþgal eylemi 28 saat sonra sona erdi. 2 Mayýs günü 11 kiþilik bir grup France Televisions binasýný iþgal etti. 7 Mayýs’ta Ýsviçre’nin Zurich kentinde 30 Kürt eylemci SF (Schweizer Fernsehen) televizyon kanalýný iþgal etti. 93. Sayý / 21 Mayýs- 4 Haziran 2007

Eylem beþ buçuk saat sürdü. Yine ayný tarihte Roma ve Milano kentlerin Af Örgütü binalarý iþgal edildi. 8 Mayýs günü 15 kiþi tarafýndan Ýngiliz yayýn kuruluþu BBC binasý iþgal edildi. Yine ayný gün içinde Londra’da Uluslararasý Af Örgütü merkezi ve Danimarka’nýn Arhus kentindeki Af Örgütü binasý eylemciler tarafýndan iþgal edildi. 9 Mayýs’ta Kuzey Westpalya Eyaleti Parlamentosu 20 Kürt genci tarafýndan iþgal edildi. Polisin azgýnca saldýrmasý sonucu 17 kiþi gözaltýna alýndý. Yine 9 Mayýs günü Ýsviçre’nin baþkenti Bern’de bir grup Kürt genci Bern’de bulunan Af Örgütünü iþgal etti. Ayrýca Fransa’nýn Marsilya kentinde Fransýz televizyonu M6’nýn Marsilya lokali iþgal edildi. 18 Mayýs günü 15 kiþilik grup Graz kentinde Steieermark Kaymakamlýðý’na girerek iþgal eylemi gerçekleþtirdi ve bina içinde kendilerini zincirleyen gençler sýk sýk Öcalan lehine sloganlar attý.

5


Yeni Evrede

1 Mayýs

Mücadele Birliði

“Kimisi maðripten mal kaçýrýrcasýna 1 Mayýs için baþvuru yapýyor” diyor Ý.Sabri Durmaz. Kastettiði, yine DÝSK’in “Taksim’de olacaðýz” diye valiliðe baþvurmasý, daha doðrusu bildirimde bulunmasýdýr. Ve hemen karþýsýna Evrensel / EMEP’in politikasýný koyuyor: “Ancak kim ne yaparsa yapsýn , artýk Türkiye’nin her yaný 1 Mayýs Alaný’dýr” buyuruyor. Ve “merdi kýpti” olmasa da “þecaat arzederken sirkatini söylüyor”. “Ýþçi kesimi” diyor hazret, “býrakýn ‘1 Mayýs’ý Taksim’de mi baþka yerde mi kutlayalým’ tartýþmasýný, 1 Mayýs’ýn ne olduðunu, kutlanýp kutlanmadýðýndan bile haberdar deðil”. Kendini alim, alemi de cahil sanan bu reformist zat, “Ýstanbul’da en önemli sanayi bölgesindeki (Kýraç) iþçilere bile ulaþmayan bir 1 Mayýs kutlamasý (faaliyeti) Taksim’de olsa ne yazar, Kýzýl Meydan’da olsa ne yazar” diyerek öfkesini kusuyor. Her zaman iþçi sýnýfýnýn en ileri bölüklerinin bilincine göre deðil de, en geri bilince sahip olan kesimlerinin bilincine göre politika belirleyen bu reformist tayfanýn þimdilerde aðzýný býçak açmýyor nedense. Türk-Ýþ ile DÝSK arasýnda alanlar üzerine polemik gibi görünen, Evrensel’in de taraf olduðu tartýþmanýn 1 Mayýs’tan sonra da sürdürülmesi gerektiðini söyleyen hazret, sus-pus olmuþ durumda. Bu seneki 1 Mayýs’a Taksim’de yaþanan çatýþmalarýn damgasýný vurmuþ olmasý, iþçi sýnýfý ve emekçilerin dört bir taraftan Taksim’e çýkmak için önüne dikilen barikatlarý yara yara savaþmasý, buna karþýn EMEP’in tüm kitlesiyle katýldýðý Kadýköy Türk-Ýþ mitinginin sönük geçmesi, hazretin çenesini kilitledi anlaþýlan. Þimdi de diyebiliyor mu “Ýþçinin haberi yok Taksim’den Kadýköy’den” diye (Hazret, Evrensel’de Emek Günlüðünü yazan Seyit Aslan’ýn bu baþlýklý yazýsýna atýfta bulunuyordu)? Anlaþýlan o ki, geliþmeler karþýsýnda Ý. Sabri Durmaz sadece küçük dilini deðil büyük dilini de yutmuþ. O sadece, 1 Mayýs’ýn iþçilerin taleplerinin öne çýkarýlacaðý, iþçilere daha iyi yaþam koþullarýnýn talep edileceði birgün olmasýný düþlüyordu. Olaylar onun darkafasýný ezip geçti. 1 Mayýs’ý mücadele günü deðil, siyasi gösteri yapma günü olarak ele almakla suçladýðý siyasi yapýlar Taksim’i fethedince, Evrensel / EMEP çevresi, her þeye ve kendilerine raðmen kazanýlan bu zafer karþýsýnda lal oldular. Ne desinler þimdi? “Trajik Taksim tartýþmalarý” sonuç vermiþ, iþçi sýnýfý ve emekçiler 30 yýl sonra Taksim’e çýkmayý baþarmýþlardý. Leninistlerin politikasýný zafer kazanmýþtý. “Sýnýf partisi” dedikleri EMEP, kelimenin gerçek anlamýyla çuvallamýþtý. Bu durumu kendi taraflarýna bile açýklayacak mecalleri kalmamýþtý. Sorun sanki politik bir mesele deðilmiþ de, bölge sorunuymuþ gibi Anadolu yakasýnda olan taraftarlarýný Kadýköy’e, Avrupa yakasýnda olanlarý Taksim’e çaðýran EMEP, ortamýn tozu dumaný içinde yitip gitmiþti. Muhtemelen tüm kitlesini, çatýþma ihtimali belirince Kadýköy’de toplayan EMEP bu tarihi utancý sýrtýnda bir damga gibi taþýmaya devam edecektir. Ve bu utançta aslan payý Ý.Sabri Durmaz’ýn olacaktýr. Tabii biraz utanma duygularý kaldýysa.

REFORMÝZM BÝR KEZ DAHA ÇUVALLADI 1 Mayýs’ta 1 Mayýs Alanýna, Taksim’e çýkma kararlýlýðýnýn nasýl devrimci geliþmelere yol açtýðýný, 2007 1 Mayýs’ý tartýþmaya yer býrakmayacak þekilde herkese gösterdi. Taksim’in herhangi bir alan olmadýðý, her sene iþçi sýnýfý ve emekçilere 1 Mayýs’ta 1 Mayýs Alaný’nda, Taksim’de olunmasý gerektiðini propaganda etmenin “alan fetiþizmi” vb. ile bir ilgisinin olmayacaðýný, herkesi bir mýknatýs gibi kendisine doðru çeken Taksim Meydaný’nda yaþanan savaþ gösterdi. Þimdi herhangi biri kalkýp “Taksim fethedilecek bir kale deðildir” deme cüretini gösterebilir mi acaba? Oysa 1 Mayýs öncesi bu tür laflar havada uçuþuyordu. “Taksimcilik”in kýþkýrtýldýðý iddia ediliyordu. Ve hatta reformizmin kürsüsü Evrensel Gazetesi’nin “iþçi” köþe yazarlarýndan Ý.Sabri Durmaz, “Taksim’in son 10 yýldýr kimi siyasi mihraklar ve kimi DÝSK yöneticileri tarafýndan, ‘Kutsal bir mekan’ olarak gösterilmesi nedeniyle” bu yýlki 1 Mayýs’ýn “bölündüðünü” vaazediyordu. Ý.Sabri Durmaz’ýn hezeyanlarý bununla da sýnýrlý deðildi. Daha önceki senelerde sadece Leninistlerin çýktýðý Taksim Meydaný’na bu sene DÝSK’in de çýkma kararý almýþ olmasý, Ý.Sabri Durmaz’ý (siz Evrensel çevresi diye okuyun) deyim yerindeyse çileden çýkarmýþtý. Ve 1 Mayýs’ýn Taksim’de kutlanmamasý için kollarý sývamýþtý hazret. Tam da reformizmin “þanýna” yakýþýr bir tarzda, iþçi sýnýfý ve emekçilerin önünü kesebilmek, onlarý burjuvaziyle en geri çizgide uzlaþtýrabilmek için didinip duruyordu. Bir yandan “Taksimdeyiz” açýklamasý yapan DÝSK’e çatýyor, bir yandan iþçi ve emekçilere, herkesin kendi bulunduðu þehirde, semtte, iþletmede 1 Mayýs’ý kutlamasý çaðrýsýnda bulunuyordu. Bu kitle kuyrukçularýnýn klasik özelliðidir, sýnýf kendilerinden ileri bir adým attý mý hemen etekleri tutuþur. O güne kadar “sýnýfýn geriliðinden”, “sýnýfa önderlik etmek”ten bahseden bu hazretler, bir anda sýnýfýn önüne set çekmeye, onu daha ileri gitmemeye razý etmeye çalýþýrlar. Sýnýf uzlaþmazlýðýnýn zedelenmemesi, rahatlarýnýn kaçmamasý için, ortalarda dört dönmeye baþlarlar. Ne gerek vardýr, birkaç halayla filan günü geçiþtirmek dururken, 1 Mayýs’ý kapitalizme karþý bir savaþ gününe dönüþtürmeye. Reformizmin soluk alýp verdiði iklim bozulacak, Ý.Sabri Durmaz gibilerinin ipliði pazara çýkacak, iyice teþhir olacaklar...! Ý.Sabri Durmaz, 1 Mayýs öncesi Evrensel’de birbiri ardýna yazdýðý yazýlarda DÝSK’i hedef tahtasýna oturtmuþtu. DÝSK geri bir tutum aldýðý için deðil, tam tersine “Taksimdeyiz” kararý alýp, her yýl Emek Platformunun 1 Mayýs’ý ülke çapýnda kutlama (siz geçiþtirme diye okuyun) kararý almasýný bu sene zorlaþtýrdýðý için,

6

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007


Yeni Evrede

Irak

Mücadele Birliði çýlan bir laðým çukuru gibi, hergün en iðrenç yalanlarla dolu haberleri beynimize servis eden medya tekellerine bakýlýrsa, Irak’ta halklar birbirini boðazlýyor. ABD’nin de, eðer bir suçu varsa, bu boðazlaþmayý önleyememek oluyor. Bu iðrenç yalan, korkunç bir gerçeði saklamak için sürekli tekrarlanýyor. Ýþgalin baþladýðý günden bu yana, neredeyse bir milyona yakýn Iraklýnýn ölümünü gizlemekle, Nazilerin Auswictz ve diðer toplama kamplarýnda yaptýklarýný gizlemek arasýnda bir fark yok. Ama, her köþesi Nazi kýyým kamplarýna dönen Irak’ta, o kamplarda olmayan bir þey var: Halkýn silahlý direniþi. ABD’li araþtýrma enstitüsü Brookings’e göre, kaydedilmiþ saldýrýlarýn sayýsý haftada 1800, günde 185 veya her saatte 7-8 saldýrý; yine bu saldýrýlarýn %75’i iþgal güçlerine, %17’si iþbirlikçi hükümet güçlerine yöneliyor. Saldýrýlarýn sayýsý kadar, bunlarýn teknik kapasiteleri ve modern savaþ yöntemlerine uygunluðu da önemlidir. Her tür savaþta olduðu gibi, iç-savaþlar ve iþgal karþýtý direniþ savaþlarýnda, askeri tekniðin geliþim düzeyini hesaba katmayan, buna uygun modern savaþ yöntemleri geliþtirmeyen bir güç, zafer yüzü göremez. Ýngiltere’de çýkan Independent gazetesinin haberine göre, Iraklý savaþçýlar son dönemde kendilerini, iþte bu modern savaþ yöntemlerine göre eðitiyor. Gazete, bu eðitimin Ýran tarafýndan verildiðini iddia ederek, esir alýnan ve serbest býrakýlan Ýngiliz askerlerinin yerlerde sürüklediði emperyal Ýngiliz prestijini, Ýran’a karþý saldýrý gerekçeleri yaratarak kurtarmaya çalýþmýþ. Konunun bu yönü önemli deðil. Önemli olan, Irak’taki iþgal karþýtý savaþýn, artýk kör bir öfke deðil, zafere kilitlenmiþ, zaferi koparýp almayý amaçlayan bir ruh haliyle yürütülüyor olmasýdýr. Gazeteye röportaj veren Iraklý savaþçýlar, kendilerini modern kent savaþlarýna göre eðittiklerini ifade ediyorlar. Helikopterlerin, tanklarýn ve zýrhlý araçlarýn yokedilmesinin yeni ve etkili yöntemlerini geliþtiriyorlar. Ayrýca, kent savaþlarýnýn olmazsa olmazý, ev ev yürütülen çarpýþma tekniklerini öðretiyorlar. Gazeteye konuþan savaþçýnýn dediði gibi: “Güçlü bir düþmanla karþý karþýya olduðumuzu biliyoruz ve buna uygun teknik ve yöntemleri öðrenmek zorundayýz.” Iraklý direniþ savaþçýlarý, tank ve zýrhlý araçlarý, yakýn zamana dek yalnýzca yol kenarýna konulan çok güçlü bombalarla imha ediyorlardý. Hazýrlýklarý uzun süren, iþgal ordusunun kimi alýþkanlýklarýna (ayný yolu defalarca kullanmak gibi) baðýmlý olan ve ancak toprak bir zemine sahip yollar üzerinde iþe yarayan bu yöntem, ne yazýk ki geniþ çaplý sýcak kent çatýþmalarýnda kendine yer bulamýyordu. Kentlerin dar sokaklarýnda, tümüyle beton ve asfalt zemin üzerinde, tank ve zýrhlýlarýn imhasý için daha karmaþýk yöntemler iþe yarayabilirdi. Eski yön-

A

temle, ancak þehirlerarasý yollarda avlanabilen tanklar, üzerinde düþünülmüþ bir çok yöntemle, þimdi görüldükleri yerde imha olabilirler. Bunun için, tank ve zýrhlý araçlarýn zayýf noktalarýný bilmek ve bu zayýf noktalarý vurabilecek yetenekte bir teknik geliþtirmek gerekliydi. Bu türden modern yöntemlerin, Ýsrail’in son derece korkutucu tanklarýný nasýl durdurulduðunu, geçen yýlýn Temmuz ayýnda, Güney Lübnan’da gördük.

IRAK’TA HALKIN ZAFERÝ UZAK DEÐÝL

Savaþ Darkafalýlýðý Yýkýyor Iraklý savaþçýlar, iþgalin ilk dönemlerinde modern yöntemleri öðrenmek ve uygulamaktan zorluk çektiler. Baðlý bulunduklarý ideolojik çevrenin dar kalýplarý, çoðu Iraklýyý savaþýn modern niteliðini anlamaktan alýkoydu. Örneðin 2004 yýlýnda Necef’te ayaklanan Mehdi Ordusu, modern savaþ yöntemlerine uygun hareket geliþtirmemenin bedelini oldukça aðýr ödedi. Mehdi ordusu, kentte hareketli savaþ yerine, mevzi savaþýna giriþti. Onlarý bu þekilde davranmaya iten, Necef kentinin Þii inþaasýndaki kutsallýðýydý. Bu yüzden, onlar için en önemli nokta, kutsal sayýlan bu mekanlarýn korunmasý, düþman çizmelerinin buralarý kirletmemesiydi. Bu ideolojik dar kafalýlýk Mehdi Ordusu’nu, alanlarý korumaya yönelik mevzi savaþlarýna sürükledi. Ve iþgalci düþman, bu mevzi savaþýnda, sahip olduðu aðýr zýrhlý tanklar ve helikopterlerle, karþý güce büyük kayýplar verdirmeyi baþardý. Bu olay, bir kez daha kanýtlýyor ki, iç savaþlarýn ya da iþgale karþý direniþ savaþýnýn modern yöntemleri, ancak modern ideolojik çerçeve içinde uygulama alaný bulabilir. Bu nedenle Irak direniþ savaþý, halkçý olmak, halkýn en geniþ emekçi kesimlerine dayanmak, onlarýn içinde erimek ve buradan aldýðý güçle kentleri hareketli küçük savaþçý birliklerle donatýp düþmaný kuþatmak zorundadýr. Aradan geçen zaman içinde ABD’nin güçlü ordusunu yenebileceðini gören (Ýngiliz gazetesine konuþan Iraklý savaþçýnýn dediði gibi; “Amerikan Deniz Piyadeleri korkusunu yenen”) direniþ savaþý, zaferi kazanmak için daha ciddi düþünmeye, hareket etmeye doðru eðilim gösterdikçe, dar düþünce kalýplarýndan da arýnýyor. Ýþgalcinin Duvar Planý Modern savaþ yöntemlerine doðru yol alan direniþ savaþýnýn esas büyük gücünün, geniþ halk kesimleri içinde eriyebilme, o engin deniz içinde hareket esnekliðini kazanma olduðunu gören ABD, þimdi bu denizi kurutabilmek için akýl almaz vahþete ve yöntemlere baþvuruyor. Kent nüfusunun kalabalýk halde toplandýðý ve oldukça hareketli olan noktalarý ýssýzlaþtýrmak için, bu hareketliliði minimum seviyeye indirmek için, iþgalcinin kullandýðý yöntemlerden biri, bu kalabalýklar arasýnda patlatýlan bombalardýr. Son aylarda bu konuda öyle bir gayret gösteriliyor ki, kentlerin ka-

93. Sayý / 21 Mayýs- 4 Haziran 2007

7


Yeni Evrede

Irak

Mücadele Birliði

labalýk noktalarýnda patlayan bombalardan ölenlerin sayýsý, hergün yüzlerle ölçülür hale geldi. Týpký 35 yýl önce Beyrut’ta, insandan ve yerleþimden arýnmýþ Yeþil Hat gibi, kenti bölgelere bölen ölüm hatlarý oluþturmayý hedefliyorlar. Kentlerdeki geniþ emekçi kitlelerin hareketini önlemenin diðer yolu ise, bu kentleri birbirinden tecrit bölgelere ayýran büyük beton duvarlar inþa etmek. Ancak bu duvarlar, halktan daha çok, iþgalciyi hareketsiz kýlacaktýr. ABD, kentin bir bölgesinden diðerine hýzla ulaþmak için helikopterleri kullanmak zorunda kalacak. Bu yýlýn baþýndan bu yana 10 ABD ve 2 Ýngiliz helikopterinin düþürüldüðü akla gelince, doðrusu yakýnda Irak kentlerinde direniþ savaþçýlarýnýn çok daha fazla ABD kuþu avlamaya fýrsatlarý olacaðý çok açýk. Üstelik, halkýn en geniþ kesimlerinin destek ve sempatisini kazanmýþ bir direniþ savaþýnýn, içinden geçemeyeceði bir duvar yoktur. Ýþgalcilerin bunu, geçen haftalarda, onlarý þok eden bir saldýrýdan öðrenmiþ olmalarý gerekirdi. Çözülen Ýþbirlikçiler.... Ýþgalcileri þok eden geliþme, parlamento binasýndaki patlamaydý. Ýþbirlikçi kukla parlamentonun bazý üyeleri bu saldýrýda öldü. Böylece direniþ savaþý, Sadr gibi veya Sunni Ýslam Partisi gibi, iki sandalyede birden oturmaya çalýþanlara, kesin bir mesaj vermiþ oldu. Sadr gibi niceleri, hem direniþ savaþýna desteklerini ifade ediyorlar, ama hemde o kukla parlamento içinde iþgalcinin yönettiði bir tiyatronun parçasý oluyorlar. Ýþte bu parlamentoda patlayan bomba, sadece iþgalcileri ve onlarýn açýk destekçilerini deðil, ama suret-i haktan görünenleri de hedef alarak, gerçek bir siyasi þok etkisi yarattý. Nitekim Sadr grubu, direniþ savaþýnýn bu mesajýný doðru okumuþ olacak ki, bir haftaya kalmadan hükümetteki koltuklarýndan istifa etti. Bu bomba, Yeþil Bölge’ye yönelik ilk saldýrý deðildi. Kýsa bir süre önce devlet baþkaný Talabani’nin yardýmcýsý, yine bu Yeþil Bölge içinde yer alan bakanlýkta patlayan bir bomba sonucu öldürülmüþtü. Sözü edilen Yeþil Bölge, sadece Irak’ýn deðil, belki de dünyanýn en sýký korunan bölgelerinin baþýnda geliyor.

yýþýðý Þiir Atölyesi olarak düzenlenen Azýnlýk Þiiri Üzerine söyleþi 21 Nisan Cumartesi günü sanat merkezinin Devinim Sahnesinde gerçekleþtirildi. Açýlýþ konuþmasýný þair Ruhan Mavruk’un yaptýðý etkinlik, þiir atölyesinin hazýrladýðý Binbir Nakýþlý Ezgi adlý þiir dinletisi ile baþladý. Ermenilerin acýlý yüreðinin sesi olan Duduk, Lazlarýn kývraklýðýnýn simgesi kemençe ve çingenelerin darbukasýnýn birbiriyle söyleþisi olarak kurgulanan þiir drama çalýþmasý ilgiyle karþýlandý. Þiir dinletisinin ardýndan Tiyatro Simurg’un Sabahattin Ali’nin 100. Doðum günü için Deðirmen adlý öyküsünden oyunlaþtýrdýðý tek kiþilik oyun yer aldý. Aynur Diz’in oynadýðý oyun, Deðirmencinin kýzýna aþýk olan çingenenin aþkýnýný anlatýyordu. Oyun büyük beðeni ile izlendi. Kýsa bir aranýn ardýndan söyleþiye geçildi. Ermeni þiiri ü-

A

8

Baðdat’ýn ortasýnda, hükumet binalarýný, ABD elçiliðini ve parlamentoyu içinde barýndýran bu oldukça geniþ bölge, binlerce iþgal askeri, bir o kadar hükumet gücü ve hepsinden daha fazla sayýda özel güvenlik þirketlerinin aðýr silahlý elemanlarýnca koruma altýnda tutuluyor. Ýþgalciler, sadece Irakta deðil, dünyada süren savaþýn bu en kritik mevzisini, termal kameralar, harekete duyarlý sensörler gibi,tekniðin elverdiði bütün imkanlarla çevirmiþ durumdalar. ABD’nin ve onun dünya çapýnda sürdürdüðü savaþýn kaderini belirleyecek Yeþil Bölgeye, görevi olanlar dýþýnda halktan insanlarýn giriþi kesinlikle yasak. Buna raðmen direniþ savaþý, dünyanýn belkide bu en çok korunan bölgesine sýzmayý baþardý. Bu kaçýnýlmazdý, iþgalci bunun olmasýný önleyemezdi. Ýþgale karþý direniþ savaþýnýn ilk dönemlerinde, ABD’nin askeri gücü ve teknik kapasitesi karþýsýnda yýlgýnlýða düþenler, þimdi direniþ savaþýnýn iþgalciyi kovalayacaðýný ve zaferi mutlaka elde edeceðini daha net görmeye baþlýyorlar. Bu süreç ilerledikçe, hiç umulmayan noktalardan direniþ savaþýna destekler çýkmaya baþlýyor. Zafere olan inanç geliþtikçe, iþgalcinin yaþadýðý panik arttýkça, direniþ savaþçýlarýna en sýký korunan bölgelere sýzmasý kolaylaþýyor. Daha düne kadar iþgalciye sadýk bir hizmetkar gibi biat edenler, ve bu sayede onun en yakýnýna kadar sokulabilenler, kimi kellelerini kurtarmak için, kimi de kaybettikleri deðeri yeniden kazandýklarý için, yüzlerini direniþ savaþýndan yana çeviriyorlar. Böyle bir durum, zafere yakýn bir halk savaþýnýn ortaya çýkabileceði bir durumdur. Bu aþamaya varmýþ bir direniþ savaþý, bundan böyle hiç umulmadýk düzeylerden, mevkilerden kendine gizli ve aktif destekçi bulmayý hýzlandýracaktýr. Ýþgalciler için artýk güvenli bir bölge yok. BM’nin taze genel sekreteri Ban Ki-Moon’un basýn toplantýsý sýrasýnda fýrlatýlan füzenin patlamasýyla duyduðu o ölümcül dehþet, her saniye iþgalciyi daha sýký pençesine alacak, onu moral yönden zayýflatýp savaþ kapasitesini düþürürken, direniþ savaþçýlarýnýn zaferini kolaylaþtýracaktýr. Dünya emekçilerinin Baðdat’tan beklediði müjde, artýk daha yakýnýmýzdadýr.

Ayýþýðýnda Azýnlýk Þiiri Üzerine Söyleþi

zerine söyleþiye katýlmasý gereken konuðumuz iþ yoðunluðu nedeniyle gelemedi ama onun yerine Maria adlý Ermeni þair Ermeni halkýnýn acýlý sesini kendi dillerinde okuduðu þiirlerle

bizlere taþýdý. Ayýþýðý Þiir Atölyesinden Atila Oðuz, Rum þiiri üzerine konuþmasýný yaptýktan sonra sözü bir eðitimci ve þair olan Eþref Yýlmaz’a býraktý. Gürcü þiiri üzerine konuþan þair, Gürcistan’ýn Yedi Bilgesi olarak kabul edilen þairlerinin hayatlarýný ve þiirlerini sundu. Kendi þiirinden de örnekler okudu. Dolu dolu geçen etkinliðimiz akþamýn geç saatinde sohbetlerin ardýndan son buldu. Þiir Atölyesi bundan sonraki çalýþmalarýnýn Türkiyeli þairlerin þiirleri, sanata bakýþlarý ve yaþamlarý ile ilgili olacaðýný açýkladý. Bu çalýþmalarýnýn sonuçlarýný ise, 3 Haziran’da yapýlacak olan “Haziranda Ölmek Zor” etkinliðinde sunacaklar.

93. Sayý / 21 Mayýs- 4 Haziran 2007


Yeni Evrede

1 Mayýs

Mücadele Birliði

Dövüþenler Anlatýyor

1 Mayýs günü Taksim’de olan herkes, bir tarihe tanýklýk etti. 17 yýldýr yasak olan 1 Mayýs Alaný’na akýn eden emekçilerin ne pahasýna olursa olsun Taksim’i zaptettiðine tanýk oldu. Ayný þekilde tüm Ýstanbul halký, devletin nasýl pervasýzlaþabileceðine ve vatandaþlarýna nasýl vahþice saldýrabildiðine de tanýklýk etti. Ýstanbul 1 Mayýs günü bir savaþ alanýna dönerken, her köþesi de zindana dönüþtü. O gün bir kiþi katledildi, binden faz-

la insan Taksim’e ulaþmaya çalýþýrken gözaltýna alýndý, çok sayýda insan da yaralandý. 1 Mayýs günü saat 16.00’da Taksim Meydaný’nda “Yaþasýn 1 Mayýs, Bijî Yek Gulan” pankartý açan Mücadele Birliði Platformu da bu saldýrýlardan payýný aldý. Polisin eyleme saldýrýsýnda 19 kiþi gözaltýna alýnýrken, iki kiþi de aðýr bir þekilde darp edilerek ölüme terk edilmiþti. Bu saldýrýlarý protesto etmek için, 8 Mayýs günü, ÝHD Ýstanbul Þubesi’nde Mücadele Birliði Platformu tarafýndan bir basýn açýklamasý düzenlendi. Taksim Meydanýnda öldüresiye darp edilerek býrakýlan, gözaltý iþlemi yapýlmayan A.Rojda Þendur ve D.Ali Durur’la birlikte baþka bir davadan aramasý olduðu gerekçesiyle gözaltýndan serbest býrakýlmayýp 1 hafta tutuklu kalan Mesut ve Mücadele Birliði dergisi muhabiri Özlem Oral’ýn yaptýðý basýn açýklamasýnda; “(...) 15 yýldýr tek baþýmýza çýkýyorduk Taksim Meydaný’na. Bu ýsrarla iþçi ve emekçilere bir þeyi göstermeye çalýþýyorduk. Taksim Meydaný üzerinde, burjuvazi ile proletarya arasýnda bir irade savaþý yaþanýyordu ve bu savaþý kim kazanýrsa, diðerini aðýr bir yenilgiye uðratmýþ olacaktý. Ve bugün 2007 yýlýnda yenilgiye uðrayan burjuvazi oldu; çünkü iþçiler ve emekçiler 30 yýl aradan sonra Taksim 1 Mayýs Alaný’ný fethettiler. Hem de tüm baský ve engellemelere raðmen. Devlet

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

bu 1 Mayýs günü, deyim yerindeyse bir sýkýyönetim ilan etmiþti. Daha 1 Mayýs gelmeden önce DÝSK ve KESK’in bu 1 Mayýs’ta Taksim’de olacaklarýný açýklamalarý üzerine, devlet de buna izin vermeyeceðini açýklamýþtý. Karþýlýklý restleþmeler 1 Mayýs gününe kadar devam etti. Ve devlet, 1 Mayýs günü Ýstanbul’u abluka altýna alarak, 1977’de karþýlaþtýðý devrim gücünü bir daha görmeyi istemedi. Ama olaylar istedikleri gibi geliþmedi. Kitleler kendiliðinden 1 Mayýs Alaný’na akýn ettiler; ablukayý daðýttýlar ve Taksim’e çýktýlar” denildi. 1 Mayýs’ýn hemen ardýndan çekilen yaralý fotoðraflarýn da sergilendiði basýn açýklamasýnda metni okuyan A.Rojda Þendur “Üyelerimizin dördü aðýr olmak üzere hepsi yoðun bir þiddete ve iþkenceye maruz kaldýlar. Ýki kiþi, gözaltý aracýndan atýlarak ölüme terk edilmiþtir. Polis, durumu aðýr olan bu iki arkadaþýmýza gözaltý iþlemi dahi yapmamýþtýr. Bu saldýrýlarýn nedenini biliyoruz. Üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda devrim büyüyor. Ve Leninistlerin politikalarý, iþçi sýnýfý ve emekçi halklar tarafýndan her geçen gün daha fazla sahipleniliyor. Ama korkunun ecele faydasý yoktur. Kapitalist sistemin ölüm çanlarý her geçen gün daha gür çalýyor. Ýnsanlýðýn özlemlerine ulaþacaðý günler çok uzakta deðil. 1 Mayýslarýn özgür bir þekilde kutlandýðý günler de gelecek” dedikten sonra, herkes 1 Mayýs günü yaþadýklarý saldýrýyý ve nasýl yaralandýklarýný anlattý. Ardýndan, o gün basýn açýklamasýna katýlamayanlarýn saðlýk durumlarý hakkýnda bilgi verildi. Basýn açýklamasý, fotoðraflarýn basýna verilmesinin ardýndan ÝHD’de Emniyet Müdürlüðü hakkýnda suç duyurusunda bulunulmasýyla sona erdi.

9


Yeni Evrede

Okurlardan

Mücadele Birliði

Denizleþen Halktan Halkýn Denizlerine

“Artýk Leninist Politikalarýn Yanýnda Bolþevik Pratik Gereklidir” 1 Mayýs iþçi sýnýfýnýn mücadele ve kavga gününde ben de 1Mayýs Alaný’nda Taksim’deydim. Beyoðlu sokaklarýnda ve Ýstiklal Caddesi’nde çýkan çatýþmalardan sonra saat 16.00 civarýnda Mücadele Birliði pankartý açan yoldaþlarýn “Yaþasýn 1Mayýs”, “Biji Yek Gulan” slogan seslerini duyar duymaz yanlarýna gitmek için koþtum. Tam o sýrada pankartý tutan yoldaþýmýza biber gazý sýktýlar. Ben de daha önce temin ettiðim biber gazýný polislere sýktým. Neye uðradýklarýný þaþýrdýlar. Çýkan arbededen sonra beni gruptan ayýrarak polis araçlarýnýn arkasýna, su deposunun oraya döverek götürdüler. Onlara biber gazý sýktýðým için çok öfkelendiler. Coplarla, tekmelerle saldýrdýlar. Burnumdan ve kulaðýmdan kan akmaya baþladý. Saçlarýmdan çekerek bir polis kaldýrdý ve diðerleri yüzümü tekmelemeye baþladýlar. Sonra “sana biraz portakal tadý verelim” deyip kanayan yüzüme biber gazý sýktýlar. Kalçama ne olduðunu bilmediðim, iðne gibi cisim batýrdýlar. Bir an olsun durmadan cop ve tekme darbeleri arka arkaya gelmeye devam etti. Öldüresiye dövüyorlardý. Bir polis köpeði getirmesini istedi. Ama köpek bir þey yapmadý. Durumum aðýr olduðu için döve döve çiçekçilerin oraya attýlar. Olay sýrasýnda burnum kýrýldý, kulak zarýmda zedelenme oluþtu. Çenemden aldýðým darbeler sonucu sývý gýdalarla besleniyorum. Ve vücudumun çeþitli yerlerinde morluklar var. Bedeli ödenmeden zafer kazanýlmayacaðýný bildiðim için aldýðým fiziki darbeler benim için o kadar önemli deðil. Burada önemli olan iþçi sýnýfýnýn bilincini ve sýnýfsal öfkesini temsil edebilme onurunu yaþamamdýr. Ýþçi sýnýfý artýk savunma konumundan saldýrma pozisyonuna geçmelidir. Çünkü karþýmýzda çürümüþ bir sistem, kapitalizm ve onun çürümüþ asalaklaþmýþ bekçileri var. Ýþçi sýnýfý ve onun öncülerine düþen görev, 1 Mayýs coþkusuyla eylemlilikleri arttýrýp bu sömürü sistemini havaya uçurmaktýr. Leninistlerin 15 yýldýr gösterdiði doðru politikalar hayata geçmiþtir. Artýk leninist politikalarýn yanýnda bolþevik pratik gereklidir. YAÞASIN 1MAYIS BÝJÎ YEK GULAN DÜNYA EMEÐÝN OLACAK

AMED’TEN SELAM OLSUN Önümüzde iki seçenek vardý... Ya kapitalist vahþete sesimizi çýkarmayýp bu aþaðýlýk düzenin getirdiklerini “ne yapalým!”diyerek kendiliðindenciliðe býrakarak kabullenecektik ya da olmasý gerekenin bu olmadýðýný bilerek ve de bilmekle kalmayarak bunun deðiþmesini yürekten isteyerek mücadeleye baþlayacaktýk. Ýkinci yolu seçtik biz. Bu yol zorluydu, bunu biliyorduk. Bu yolda idamlar, iþkenceler, tehditler karþýladý bizi. Ve belki daha çok karþýlayacak. Bunun bilincindeyiz. Ama zafer yakýndýr, kayýp gibi gösterilmeye çalýþýlan herþey aslýnda kazanýmdýr bizim için. . Bu kapitalist-katil düzen Denizleri, Yusuflarý, Hüseyinleri bir 6 Mayýs günü idam ederek onlarýn düþüncelerini yoketmek istedi; ama düþünceleri asmaya bu iðrenç düzenin gücü yetmez. Bunu Türk ve Kürt iþçi-emekçileri nice Deniz’ler, Yusuf’lar, Hüseyin’ler olarak, yaþayarak, savaþarak göstereceðiz, bu kapitalist düzene. Ve de bu kapitalist düzen kendilerini sömürdüðü halde ses çýkarmayan ve yüreði saðýr olanlara... Sadece 6 Mayýslarda deðil her gün, her an, her saniye Deniz, Yusuf, Hüseyin olup Türk-Kürt iþçilerin emekçilerin yüreðine ve bilincine akmalýyýz. Denizleþen halk, halkýn deniziyle gündüzlerinde sömürülmediði, gecelerinde aç yatmadýðý Devrime, Ýktidara, Sosyalizme yürüyor... YAÞASIN KÜRT-TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ

Ýstanbul’dan Bir Mücadele Birliði Okuru

10

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

Diyarbakýr’dan Mücadele Birliði Okuru


Yeni Evrede

Avrupa

Mücadele Birliði

AVRUPA’DA SINIF SAVAÞININ GENEL ÇÝZGÝLERÝ vrupa proletaryasý yeniden ayaða kalktýðýnda en belirgin özelliði enternasyonalizm oldu. 1990’larýn ortalarýna doðru kitlesel eylemlere yönelirken sýnýf hareketi öz olarak uluslararasý idi. Eylemler küresel eylem özelliðini aldý. Uluslararasý sermayenin saldýrýlarý küresel boyuttaydý; proletaryanýn eylemleri de küresel olabilir ve bu eylemler dünya proletaryasýnýn eylemleridir. Avrupa’nýn her ülkesinde, ilk planda, yalnýzca kendileriyle ilgili sorunlardan ve istemlerden kaynaklanan eylemler de oluyor, ancak, sermayenin iç içe geçmesi ve proletaryanýn da bu iliþkiler temelindeki karþýlýklý baðýmlýlýðý, bu eylemlere uluslararasý nitelik veriyor. Avrupa proletaryasýnýn dünya proletaryasýyla birlikte, Uluslararasý tekellerin toplantýlarýna karþý giriþtiði eylemler dolaysýz enternasyonalist eylemler oldu. Amerikan emperyalizminin ve Ýngiliz emperyalizminin Asya ve Ortadoðu’daki iþgallerine ve saldýrýlarýna karþý proletaryanýn düþünsel ve pratik tavrý tamamen enternasyonal karakterdedir. Yine ayný þekilde, Filistin halkýnýn yanýnda yerini alarak bu yönelimini derinleþtirdi. Avrupa proletaryasýnýn enternasyonal eylemleri, dünyanýn ezilen halklarý üzerinde coþkunluk yaratýcý ve cesaretlendirici bir rol oynadý. Bunun temel bir etkisi de ezilen halklarýn proletaryayý izlemesi için gereken güven ve önderlik zeminlerini güçlendirmiþ olmasýdýr. Ezilen halklar ancak proletaryanýn hegemonyasý ile kurtulabilir. Dünya burjuvazisi küresel savaþla, dünya proleterlerini ve ezilen halklarý yakýnlaþtýrýyor, ortak olarak harekete geçiriyor ve proletarya enternasyonalizmini emekçilerin kurtuluþu için yegane silah haline getiriyor. Avrupa proletaryasý, 1945’ten sonra 68’e deðin kendi içine çekildi. 80’lerde ise Ýngiltere’deki madencilerin grevleriyle mücadele sahnesine çýktý. 68’lerdeki baþkaldýrý ve Ýngiltere’deki grev dýþýnda onyýllarca kapitalistleri ve devletlerini rahatsýz edecek herhangi bir giriþimden uzak kaldýðý gibi, kendi burjuvalarýnýn dünyanýn baþka kýtalarýna yönelik baský ve saldýrýlarý karþýsýnda da sessiz kaldý. Sessiz kalarak kendi kapitalistlerinin politikalarýna ortak oldu. Bu yüzden ezilen halklar mücadelelerinde uzun süre yalnýz býrakýldý. Ezilen halklar bu dönem boyunca

A

kendi güçleriyle yol aldý. Onlara tek destek sosyalist ülkelerden geldi. Dünya proletaryasýnýn sayý olarak büyük bir gücü olan ve büyük bir tarihi deneyime sahip Avrupa ve Amerikan proletaryasý destek vermediði için dünyanýn devrimci dönüþümü daha yavaþ ve sancýlý geçiyordu. Ama yeniden harekete geçerek -enternasyonalist mücadelede önder bir rol oynayacakdünyayý deðiþtirme eylemine yeni bir hýz kazandýrdý. Bunun nesnel zeminleri de doðmuþtur. Kapitalizmin çeliþmeli evrimi bir sýçrama, bir devrim aþamasýna gelmiþtir. Kapitalizmin çöküþ sürecinin sýçramalý bir durum kazanmasý, tek kurtuluþun dünyanýn devrimci dönüþümü olduðunun elle tutulur hale gelmesi, proletaryanýn harekete geçmesini saðlayan güçlü bir olgudur. Evriminin yüksek aþamasýnda bulunan kapitalist ülkelerin proletaryasýnýn bir sýnýf olarak harekete geçmesi, dünya tarihi açýsýndan, dünyanýn devrimci deðiþimi açýsýndan çok önemli bir durumdur. Avrupa proletaryasý yeni bir durumda bulunuyor artýk. Dünyanýn görünümü deðiþecektir. Avrupa proletaryasý baðýmsýz eylemlere yönelmekle, her þeyden önce, kendi kurtuluþ yolunu açtý. Onyýllarca kendi burjuvazisinin peþinden gitmiþ ve bu yüzden sýnýf hareketi felç olmuþtu. Bu anlamda baðýmsýz sýnýf eylemlerine yönelmekle burjuvaziden koparak, bu alanda bir devrim gerçekleþtirdi. Burjuvaziden ayrý ve burjuvaziye karþý harekete geçmek, proletaryanýn kurtuluþunun olmazsa olmaz koþuludur. Mademki ücretli kölelerin her türlü desteðinden artýk yoksun kaldý, burjuva egemenliði ayakta tutacak bir þey kalmadý demektir. Çünkü þimdiye kadar varlýðýný sürdürebilmesinin asýl dayanaðý kendi devlet gücü deðil, ücretli kölelerin, köleliklerinin kaldýrýlmasý için mücadeleden uzak kalmalarý olmuþtu. Proletaryanýn köklü bir tavýr deðiþikliði içine girmesinin en önemli etkenlerinden biri, ücretli kölelik koþullarýnýn aðýrlaþtýrýlmasý oldu. Kapitalistler, emekçilerin uzun sýnýf savaþýmlarýyla elde ettiði tüm kazanýmlarýný bir anda ortadan kaldýrýnca, emekçi sýnýf da ani ve sýçramalý bir giriþimle harekete geçti. Proletarya bu hareketiyle kendisini düzene baðlayan zincirleri kopardý. Þimdi sýra ücretli emeði özgürleþtirmekte.

93. Sayý / 21 Mayýs-4 Haziran 2007

Avrupa proletaryasý mücadelesini yeniden yükseltirken, çeþitli mücadele biçimlerini içeren renkli bir mücadele çizgisi izliyor. Zengin mücadele biçimlerini ortaya koymada tarihsel birikime sahipler. Ýngiltere’deki emekçi sýnýf geçmiþte ve günümüzde ekonomik mücadele biçimini artýk iyice yerleþtirirken, Fransýzlar genel bir çizgi olarak daha çok devrimci yöntemleri kullanýyorlar. Fransýzlarýn devrimci yöntemleri, diðerlerine göre daha kýsa sürede daha toplu, daha sonuç alýcýdýr. Fransýzlar’ý baþkalarý izledi. Ýspanyollar, Yunanlýlar, Ýtalyanlar, Almanlar devrimci yöntemlere defalarca baþvurdular. Sýnýf mücadelesinin bu deneyimi boþa gitmedi. Çünkü emekçi kitleler ne zaman ayaklansa, ilk önce, daha önce baþvurulmuþ örnekleri kendilerine model olarak alýrlar. Güncel sýnýf mücadelesinde buna yöneliþ var. Bunun yanýnda grev, genel grev Avrupa’da kullanýlan yaygýn bir araçtýr. Ýþçiler bu yolla sonuç aldýkça grev ve genel grevi hep kullanacaklardýr. Genel grevler sýnýfýn bütünlüklü olarak harekete geçmesine yol açtýðý için hemen politik karakter kazanabiliyor. Fakat son on yýlýn mücadelesi gösterdi ki, kitleler ekonomik biçimleri ve ýlýmlý politik eylemleri aþýyor ve aþabilir. Sýnýf mücadelesi küresel iç savaþ biçimini alýnca Avrupa’daki mücadele de þiddetli biçimler kazandý. Sokak eylemleri, barikatlar, çatýþmalar... Ve Avrupa emekçileri artýk yeniden savaþ hattýnda. Bir kere daha anlaþýlýyor ki hangi dönemde hangi mücadele biçimine baþvuracaðý proletarya için bir tercih meselesi deðildir. Tarihsel ve ekonomik koþullar ile politik durum emekçi kitlelerin devrimci yöntemlere baþvurmasýný zorunlu hala getirmiþtir. Yani devrimci yöntemlere geçiþ, birilerinin kafasýndan uydurduðu ve topluma kabul ettirmeye çalýþtýðý bir þey deðildir. Ýster genel olarak tüm kýtada, isterse tek bir ülkede halk kitlelerinin devrimci yöntemlere yönelmesi, Avrupa ve dünya tarihi açýsýndan yeni bir dönemin baþlamasý anlamýna gelir. Bunun anlamý, iki sýnýfýn büyük bir güç ve enerjiyle birbirine ve sonucu savaþýn tayin edeceði bir döneme girmesi demektir. Bu düzeyde bir çatýþma tek bir ülkede de baþlasa kýta ve dünya çapýnda sonuçlara yol açar. Bu savaþta galip gelecek olan dünya proletaryasý olacaktýr.

11


Yeni Evrede

Gündem

T

Mücadele Birliði

SÝSTEM KÝ DEVRÝMCÝ DURUM

ürkiye ve K. Kürdistan’ýn kritik bir tarihsel dönüm noktasýndan geçtiðine, artýk kimsenin kuþkusu kalmamýþ durumdadýr. Artýk yaþadýðýmýz günlerin her bir saati normal zamanlarýn aylarýna bedeldir. Sistemin týkandýðý artýk iþleyemez duruma geldiði o kadar açýk ki, genel seçimler erkene alýnmak suretiyle, týkanan sistemin çöküþü engellenmeye çalýþýlýyor. Bu, TC tarihinde kaçýncý düzeni kurtarma operasyonudur bilinmez; ama bilinen bir þey var ki, o da bunun da yaraya merhem olmayacaðý, kanamayý durduramayacaðýdýr. Seçimlerin “krize deva olmayacaðý”, ekonomik ve siyasi istikrarýn seçimler sonrasýnda da saðlanamayacaðý, yalnýzca bizim öngörümüz deðil. Bir çok ekonomist ayný tahlili yapýyor ve düzenin bundan sonra dikiþ tutmayacaðýný tespit ediyor. Durup durup Osmanlý imparatorluðu’nun “hasta adam” dönemine anýþtýrmalarda bulunulmasý boþuna deðil. Bu kim bilir kaçýncý “Lale Devri”nin, bir çöküþle sonuçlanacaðýný görmek için müneccim olmaya gerek yok. Günceli ele alýrken, olaylarýn asýl nedenini göz önünde bulundurmak yeterli. Toplumun tüm sýnýflarýný etkisine alan bir ekonomik ve siyasi krizin varlýðý, bu ekonomik ve siyasi krizin devlet katýnda büyük çatýrdamalarý beraberinde getirdiði çok açýk. Nasýl 2001’deki esnaf ayaklanmasýnýn nedeni Cumhurbaþkanýnýn MGK’da Anayasa kitapçýðýný Baþbakan’ýn suratýna fýrlatmasý deðildiyse, bugün de neden, hükümetle Genelkurmay arasýndaki çekiþme ve çatýþmalar deðildir. Bunlar sadece birer sonuçtur. Zorunlu olaylar dizgesinin zorunlu sonuçlarý... Ekonomik ve siyasi kriz derinleþtikçe bu tür olaylar daha da artacak, giderek tüm toplumu

12

harekete geçirecek büyük sarsýntýlar yaþanacaktýr. En son yaþanan “Cumhuriyet Mitingleri”ne milyonlarca insanýn katýlým göstermesi, mitingi örgütleyenlerin ve hatta katýlanlarýn niyetlerinden baðýmsýz olarak devrimci durumun olgunlaþtýðýný ortaya koydu. Milyonlarca insan siyasi iktidardan duyduðu memnuniyetsizliði sokaklara çýkarak, slogan atarak gösterdi. Burada 1905 yýlýnda Rusya’da baþlayan Devrim’in, gerici Papaz Gapon önderliðinde çarlýða taleplerini iletmek için giden kitlelerin hareketiyle baþladýðýný bir kez daha hatýrlatmak gerekiyor. Þimdi “yapýlmasý gereken toplumun kendisini ele almak deðil, toplumun hareketini ele almaktýr, sýnýflarýn kendisini deðil, sýnýflarýn hareketini, çatýþmalarýný ve bu çatýþmalarýn aldýðý biçimleri ele almaktýr. Çatýþmanýn, geliþmenin ve deðiþmenin diyalektiði irdelenmelidir. Yapýlmasý gereken milyonlarýn karþýlýklý iliþkisi, karþýlýklý konumlanýþý, karþýt mücadelesi ve bunun politik anlamýný irdelemektir” (U.Gündüz, D.Emek 30. Sayý) Ancak bu þekilde geliþen olaylarýn devrimci sonuçlar yaratacaðýný görmek mümkün olacaktýr. Biz Leninistler her zaman hareketin nesnel geliþimini ve bu geliþmenin en ileri yanlarýný politikalarýmýza temel aldýk. Bugün devlet katýnda yaþanan çatýþmalar kitleleri hýzla harekete sürüklüyor. Milyonlarca insan huzursuzluk içinde deviniyor ve çýkýþ arýyor. Herkes sistemin kilitlendiðinin farkýnda. Tek baþýna Baþbakan’ýn cumhurbaþkanlýðý seçimi için sarf ettiði þu sözler bile, her þeyi açýklamaya yetiyor: “Þu an süresi dolmuþ bir Cumhurbaþkaný’yla ülke idare ediliyor. Süratle oksijen çadýrýndan burayý kurtarmamýz lazým” Oksijen çadýrýnda olan sadece devletin en tepesi 93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

deðildir bir bütün olarak bünye, ancak oksijen çadýrýnda soluk alýp verebiliyor. Genelkurmay’ýn 27 Nisan muhtýrasý ise “hasta adam”ý ayaða kaldýrmak için “þok tedavisi”ne benziyor. Egemenler arasýnda çeliþki ve çatlaklar o kadar belirgin, o kadar yoðundur ki, artýk anayasa ya da yasalar birer kaðýt parçasýna, meclis de “noter” faaliyetlerinin yapýldýðý bir büroya dönüþmüþ durumdadýr. Bundan 10 yýl önce “balans ayarlarý” ile yetiniliyordu, þimdi açýktan açýða muhtýra yayýmlanmasý ve darbe ihtimalinden bahsedilmesi durumun vahametini gösteriyor. Baþbakan’ýn Genelkurmay baþkaný ile en son Dolmabahçe’de baþ baþa yaptýðý görüþmeden çýkýþta, “Görüþme hakkýnda konuþmama kararý aldýk” demesi bile, aðzýndan çýkacak tek bir sözle sistemin tepetaklak olacaðýnýn göstergesidir. Sistemin barometresi durumundaki borsa o denli hassas dengeler üzerinde duruyor ki, tek bir söz yeni bir çöküþün ve bunun arkasýndan baþlayacak bir ayaklanmanýn iþaret fiþeði olabilirdi. Baþbakan durup durup “Genelkurmay bana baðlýdýr” açýklamalarý yapýyor ama, fiiliyatta bunun böyle olmadýðýný herkes biliyor. Ve sanki bir gerilim filmini izler gibi, herkes filmin sonunu merak ediyor. Tekelci kapitalist sistem, tamamýyla kendisini tahkim etme derdine düþmüþ durumda. Cumhuriyetin kuruluþundan bugüne en büyük iþsizlik rakamlarýna ulaþmýþ olan bir ülkede, üretimin durma noktasýna geldiði, tamamen rantiye ekonomisinin yürürlükte olduðu bir ortamda, “ekonomi içi yöntemlerle” sonuç almak giderek imkansýz hale gelmektir. Bunun anlamý açýktýr. Egemen sýnýfýn baský ve zor aygýtý olan devlet, iþçi ve emekçilere karþý,


Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

ÝLÝTLENDÝ M OLGUNLAÞIYOR yoksul Kürt halkýna, devrimci ve ilericilere karþý saldýrý ve katliamlarýný artýracaktýr. Bu amaçla Malatya’da olduðu gibi provokasyonlara daha sýklýkla baþvuracak, politik cinayetleri daha çok tezgahlayacaktýr. Bir yandan da kapýþma içerisinde olan burjuvazinin bir kesimi, laik-antilaik çatýþmasýný daha çok körükleyecek, yapay olarak oluþturulacak kamplaþmalarý kendisine yedekleyerek diðerlerine üstün gelmeye çalýþacaktýr. Devlet katýnda kýran kýrana süren savaþ giderek sokaða inecek, burjuvazinin kendi arasýnda süren çatýþmalardan ortaya çýkan çatlaklardan, kitleler tarih sahnesine daha büyük oranda çýkacaklardýr. Artýk hareketin yönü ileriye doðrudur. Bu geliþmeleri hiç kimse durdurmaya muktedir deðildir. Devlet, karþý-devrim cephesini yeniden birleþtirebilmek için Kürt halkýna karþý yoðun bir saldýrý faaliyeti baþlatmýþ durumda. Bir yandan Kuzey Kürdistan’da operasyonlar devam ederken, bir yandan da Güney Kürdistan sýnýrýna asker yýðýlýyor. Devlet Kürt halkýna karþý savaþ baltalarýný biliyor. KKK’nin ‘Ekim 2006 tarihinde ilan ettiði ateþkes süreci ise doldu. Bundan sonra çatýþmalarýn daha da þiddetlenmesi kuvvetle muhtemel. Devlet pimi çekilmiþ bir bombanýn üzerine doðru gidiyor. Bunun ne zaman infilak edeceðini kestirmek güç ama infilak edeceðinden ve hem Türkiye’yi hem Kürdistan’ý saracaðýndan hiç kimsenin kuþkusu olmasýn. Devletin çözüm olarak düþündüðü “seçimler”in daha büyük bir kriz yaratacaðý ise þimdiden görülüyor. DTP’nin baðýmsýz adaylarla Meclis’e girmesinin önünü kesebilmek için devletin baþvurduðu “Osmanlý ayakoyunlarý” Kürt hal-

kýnýn kinini ve öfkesini daha da biliyor. Bir yönüyle de Kürt halkýnýn bir toplumsal devrimden çok seçimlere odaklanmasýný isteyen devlet, artýk öyle bir durumda ki, ne yapsa devrim için çalýþmýþ oluyor. Kürt halkýnýn temsilcilerini parlamentoya gönderilmesine göz yumsa bir türlü, buna engel olsa bir türlü. Yukarý tükürse býyýk, aþaðý tükürse sakal. Devlet açýsýndan en kötüsü ise bu kez seçimlerin sokaklarý temizleyemeyeceðini bilmesi. Eskiden olsa, seçime yönlendirilmiþ kitleler belki sandýktan çýkacak sonuçla oyalanabilirdi ama, þimdi o þans da yitirilmiþ görünüyor. Yeniden AKP’nin hükümet olmasýyla, yeni bir koalisyon hükümetinin olmasý arasýnda iþçi sýnýfý ve emekçiler açýsýndan hiç bir fark yok. Çünkü onlar artýk hem “sýtma”yý hem de “ölümü” tecrübe etmiþ durumdalar. Kendilerine “yeni” diye sunulan AKP’nin de tüm cilasý dökülmüþ durumda. Devrimci durumun günden güne olgunlaþmasý, halkýn gözünde burjuva partileri hýzla tüketiyor. Bugün tekelci sermayenin hiç bir partisine halk güvenmiyor. Partilerin kendi aralarýnda birleþiyor oluþu halkta herhangi bir umut yeþertmiyor. Tam tersine iþçi sýnýfý ve emekçi halkýn umutsuzluðu giderek derinleþiyor. Bunun sonucu halkýn arayýþlarýnýn yoðunlaþmasýdýr. Bu nedenle bizim devrimimizin de bir “umutsuzluk devrimi” olmasý þaþýrtýcý olmayacaktýr. Burjuva partilerinden umudunu kesmiþ olan milyonlarca insanýn, en yakýcý ihtiyaçlarýný temin etmek için harekete geçmeleri devrimin yolunu açacaktýr. Ýþte böylesi bir tarihsel dönemde Leninist Parti’nin, onun kadrolarýnýn rolü de, olaðanüstü artmýþ durumdadýr. Engels’in “günün geçici sorunlarý karþý93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

sýnda büyük temel düþüncelerin unutuluþu” olarak tanýmladýðý oportünizmin kitlelere önderlik etmesi onlarý iktidara yöneltmesi mümkün deðildir. Ancak Leninist Parti, toplumu oluþturan milyonlarca insanýn günlük yaþamýnda ortaya çýkan irili ufaklý deðiþimleri, geliþme ve sýçramalarý, bunlarýn insanlarýn yaþamý üzerinde nasýl etkide bulunduðunu ve onlarý daha ileri gitmek için nasýl zorladýðýný görebilir; çünkü bu diyalektik bir bakýþ açýsýný gerektirir. Þimdi yapýlmasý gereken, krizin yaygýnlýðýný ve derinliðini, kalýcýlýðýný kitlelere anlatmaktýr. Onlarý devrime, Leninist Parti saflarýnda örgütlenmeye çaðýrmaktýr. Seçimlerin çözüm olmadýðýný gelenin gideni aratacaðýný, sistemin kilitlenmiþ olduðunu ve bu düðümü çözecek olanýn sadece ve sadece devrim olduðunu, en yalýn haliyle onlara göstermek gerekiyor. Yýðýnlarýn birikmiþ öfke ve enerjilerini sistemin çatlaklarý arasýna daha fazla sýzdýrmak ve çözülen, daðýlan tekelci kapitalist sistemi parçalamak gerekiyor. Bunun için tüm güçler harekete geçirilmelidir. “Devrim döneminde durmak olanaksýzdýr” diyor büyük önder Stalin “Hareket etmek zorundasýnýz ya ileriye ya geriye. Bu yüzden devrim zamanýnda durmaya çabalayan, kaçýnýlmaz olarak geride kalmak zorundadýr ve geride kalan baðýþlanmaz: Devrim onu karþý-devrim kampýna iter”. Olaylarýn geldiði boyut, sýnýflar mücadelesini iþte bu denli keskinleþtirmiþ durumdadýr. Halklarýmýzýn özlemini çektiði devrim günleri uzak deðil. Yeter ki Leninistler, örgütlülüklerini on kat, yüz kat artýrsýnlar.

13


Yeni Evrede

DETAK

Mücadele Birliði

Zindanlarý Yýkacak ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!

ZÝNDANLARDAN MESAJ VAR!.. Sevgili Yoldaþlar; Mayýs þafaðýnda dalgalanan o bayrak, gösterdi gidilmesi gereken yolu. Nice savaþçýmýz, o bayraðýn kýzýllýðýna sarýlarak, dudaklarýnda bir þarkýyla geçtiler ölümsüzlüðün kapýsýndan, “Komünizmin þarkýsý! Þimdi o þarký, milyonlarca iþçinin ve emekçinin sýkýlý yumruklarýnda, onlarýn yoldaþlarý olan bizim inançlý sesimizde, kavgamýzda büyüyerek þarký söyleyen yarýnlarý hazýrlamaya devam ediyor... Ölenlerimiz ve yaþayanlarýmýzla birlikte görev devam ediyor... Zafere Kadar Daima... Leninist Kadýn Tutsaklar 1 Mayýs Alaný, iþçi sýnýfý için her zaman Taksim olmuþtur. Sermaye ve onun devleti Taksim’e karþý barikat kursa da burjuva sendikacýlar, reformistler ve oportünistler içerden iþçilere barikat kursa da 1 Mayýs Alaný hep iþçi sýnýfýnýn yüreðinde ve hedefinde oldu. Leninistler her yýl 1 Mayýs’ta 1 Mayýs Alaný Taksim’i ele geçirdi. Göðü ele geçirir gibi. 1 Mayýs 1977 katliamýnýn 30. yýlýnda iþçiler 1 Mayýs’ta Taksim’e çýkmaya hazýrlanýyor. Bu Leninistlerin zaferidir Ýþçi sýnýfýnýn zaferidir. YAÞASIN 1 MAYIS! BÝJÎ YEK GULAN! DÜNYA EMEÐÝN OLACAK! DENÝZLERÝN YOLUNDA LENÝNÝST SAFLARA! Kandýra F Tipi Zindanýndan Leninist Tutsaklar Canlarýmýz Merhaba, Uzun zaman bekledik, emekçileri yeniden kýzýl meydanda görmeyi... Bu zafer bizimdir! Yýllarca damla damla, inatla, umutla, kararlýlýkla ektik her yýl tohumlarý... Ve iþte, yine oradaydýnýz yoldaþlar... Ýnen her darbede de öfkemizden sýktýk yumruklarýmýzý... Ve bu yumruklar inecek yeri biliyor, zamanýný bekliyor yalnýz! Canlarýmýz, 1 Mayýs’ýn kahraman,yürekli savaþçýlarý, iþçi sýnýfýnýn ateþten dili sizlerle yerini bulacak, yükselecektir. Cesaretimiz sarsýyor emekçilerin yüreklerini, cesaretimiz, korkutuyor burjuvaziyi! Bu dövüþkenlik Denizlerin, kolektifimizindir! 1 Mayýs ve 6 Mayýs’ýn onuru ve coþkusuyla hepinizi selamlýyor, kýzýl yüreklerinizden öpüyoruz.. Daima birlikte... Yoldaþlarýnýz... Gebze Zindanýndan Leninist Kadýn Tutsaklar

14

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007


Yeni Evrede

Eylem

Mücadele Birliði

DENÝZLERÝN ÝDAMLARININ 35. YILINDA GAZÝ’DE LENÝNÝSTLERDEN KORSAN EYLEM 6 Mayýs þafaðý tekelci burjuvazi Denizleri idam ederek onlarýn nezdinde devrimi öldürebileceðini zannetti. 6 Mayýs þafaðý, burjuvaziye karþý açtýklarý savaþ bayraðýnýn geride kalan yoldaþlarýnca daha da yükseklere taþýnacaðýný bilmenin güveni ve onuruyla yürüdüler cellatlarýn üzerine ve daraðacýnda kendi sehpalarýný kendileri tekmelediler. Savaþ bayraklarýný geride kalan yoldaþlarýna býrakarak, son anda dahi burjuvaziyle uzlaþmaz tavýrlarýný koruyarak, devrime sonuna kadar baðlý kalarak... Oysa asýlan sadece yoldaþlarýn bedeniydi. 6 Mayýs þafaðý yoldaþlar idam edildiler ama týpký 13 Mart Savaþçýlarý gibi düþünceleri bugün hala yaþýyor, Leninistler devrimi büyütüyor. Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan yoldaþlar halklarýn yüreðinde ve bilincindedir artýk. Onlar Türkiye halklarýnýn gerilla önderleridir ve bugün artýk milyonlara mal olmuþlardýr. Leninistler olarak, idam ediliþlerinin 35. yýlýnda 6 Mayýs akþamý Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan yoldaþlarý iþçi ve emekçilerin yoðun olarak yaþadýðý Gazi Mahallesi’nde korsan bir eylem gerçekleþtirerek andýk ve Denizlerin yolundan yürüyen partimiz TKEP/Leninist’i selamladýk. Saat 21:00’da “TKEP/L” imzalý pankartýmýzý açarak Köþe Duraðý’na doðru yürüyüþe geçtik. Köþe Duraðýn’dan sonra barikatlar kurarak sloganlarýmýzla birlikte Gazi Karakolu’na doðru yürüyüþe geçtik. Tüm Gazi bizim sloganlarýmýzla inliyordu; “THKO’dan TKEP/L’ye TKEP/L’den Zafere”, “Deniz Yusuf inan Savaþa Devam”, “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist”, “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði”, “Denizlerin Yolunda TKEP/L Saflarýna”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”. Yol boyunca halka yönelik konuþmalar yaparak Gazi Karakolu’na kadar yürüdük. Karakola 200 metre kala faþist devlet güçleri Karakolu korumak için önümüzde dizilmiþti. Burada da halka yönelik ajitasyon konuþmalarý yaparak, faþist devletin kolluk güçlerini, çanak yalayýcýlarýný beklemeye baþladýk. O sýrada onlarca genç toplandý çevremize, eylem giderek kitleselleþiyordu. Faþist devletin kolluk güçleri gelmeye cesaret edeme-

diler. Orada uzun bir süre ajitasyon yaparak ve “TKEP/L Burada Faþist Devlet Nerede” þeklinde sloganlar atarak bekledik. Üzerlerine molotof atmamýza, inlerine kadar yaklaþmamýza raðmen korkudan yerlerinden kýpýrdayamadýlar, gelmeye cesaret edemediler. Bizlerde onlarý çekmek için tekrar Köþe Duraðýna doðru çevremizde toplanan kitle ile birlikte yürüyüþe geçtik. Köþe Duraðýn’da bir kamyon çevirerek MOBESE kamerasýný ateþe verdik. Faþist devletin kolluk güçleri gelmeye cesaret edemedi. Bunun üzerine halka yönelik ajitasyon konuþmalarýmýz devam etti. Çevremizde toplanan tüm gençler bizleri alkýþlarýyla desteklediler, özellikle MOBESE kamerasýný ateþe verdikten sonra birçok kiþi eylemimize fiili olarak da katýldý. Daha sonra yollara benzinle TKEP/L yazdýk ve ateþe verdik. Yaklaþýk 2 saat süren eylememizi ajitasyon konuþmalarý ve “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” sloganýmýzla sona erdirdik. Eylemden sonra güvenli bir þekilde hiç kayýp vermeden bölgeden geri çekildik. Hiçbir idam bizi yýldýramaz. Ne Denizlerin ne de 13 Mart Savaþçýlarý’nýn idam edilmesi bizi yýldýramadý aksine devrime olan inancýmýzý perçinledi, sýnýf kinimizi daha da biledi. Denizlerin yoldaþlarý olarak onlardan aldýðýmýz savaþ bayraðýný her geçen daha da büyüterek taþýyoruz, bir gün burjuvazinin tüm burçlarýna dikeceðiz. Gittikleri Gün Sonsuz Dönüþlerinin Adý Oldu Hani Cellat Verdiðin Hüküm Nerede? Her Geçen Gün Adlarýný Ve Kavgalarýný Daha da Büyütmenin Verdiði Haklý Onurla! THKO’DAN TKEP/L’YE TKEP/L’DEN ZAFERE! DENÝZLERÝN YOLUNDA TKEP/L SAFLARINA! YAÞASIN PARTÝMÝZ TKEP/LENÝNÝST! DENÝZ YUSUF ÝNAN SAVAÞA DEVAM! Gazi’den Leninistler

NOT: Elimize e-posta yoluyla ulaþan bu yazýyý haber niteliðinden dolayý yayýnlýyoruz.

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

15


Yeni Evrede

1 Mayýs

Mücadele Birliði

ALMANYA’DA 1 MAYIS Proletaryanýn kavga ve enternasyonal dayanýþma günü olan 1 Mayýs’ta, daha önce olduðu gibi bu yýl da Stutgart’taki eylemlerde yerimizi aldýk. Bu yýl ki eylemlerde reformist sendikalar ile Türkiye ve Kürdistanlý devrimci çevreler arasýndaki ayrýþmanýn öne çýktýðý görüldü. DGB (Alman Senikalar Birliði)’nin bu yýl sadece mitingle yetinip yürüyüþ yapýlmasýný engelleme yönündeki çabalarý, Türkiye ve Kürdistan’lý çevrelerin yürüyüþ yapma yönündeki isteði ve giriþimleri ile bozuldu. Polis yürüyüþ iznini DGB’ye verirken, Türkiye ve Kürdistanlý devrimci çevreler de, yürüyüþ esnasýnda önden giden ve temsili düzeyde katýlan DGB’ye mesafe koyarak yanýt verdiler. Stuttgart Marien Platz’dan baþlayan eylemde bulunan 2000 kiþinin % 90’ý Türkiye ve Kürdistanlý çevrelerden oluþuyordu. Yürüyüþ baþladýktan hemen sonra, Alman devletinin polisi iki HÖC’lüyü gözaltýna aldý. Bütün Türkiyeli ve Kürdistanlýlar olarak iki kiþi býrakýlana kadar protesto edeceðimizi polise bildirdik. Devrimci gruplarýn kararlýlýðýný gören polis, iki kiþiyi serbest býrakmak zorunda kaldý. Yürüyüþ sloganlarla devam ederken, polis bu sefer Abdullah Öcalan posterini taþýdýðý gerekçesiyle iki kiþiyi daha gözaltýna almak istedi. Bu tür provokatif saldýrýlarla devrimci gruplarýn refleksini ölçmeye çalýþan sermaye sýnýfý, yine kitlenin sahiplenen

tavrý yüzünden geri adým atmak zorunda kaldý. Yürüyüþ kortejimizde TKEP/L pankartý ve Almanca “Yaþasýn 1 Mayýs” pankartý açtýk. Sýk sýk Türkçe-Kürtçe ve Almanca sloganlar attýk Bir saat süren yürüyüþ Schloßplatz’da bitti. Burada DGB tarafýndan yapýlan içki ve standlarla yozlaþtýrýlan 1 Mayýs mitingine Türkiye ve Kürdistanlý çevrelerle ortak davranarak biz de katýlmadýk. Ancak burada 1 Mayýs’la ilgili olarak çýkmýþ olan Parti imzalý bildirileri daðýttýk. Bu yýl kortejimizde Alman ve Filistinli dostlarýmýzýn parti pankartý arkasýnda yürümeleri bizleri mutlu etti. Yürüyüþün bittiði yerde tek gündem maddesi Ýstanbul’daki 1 Mayýs çarpýþmalarýydý. Her yerde olduðu gibi bu yýl Almanya’da da tek konuþulan 1 Mayýs ve 1 Mayýs alanýndaki eylemdi. Almanya`dan Leninistler NOT: Bu haber elimize e-posta yoluyla ulaþmýþtýr

THKO’nun kurucularýndan Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan yoldaþlar, 1971’de faþizme tutsak düþmüþlerdi. Bu THKO’da nicel olarak bir azalmaya neden olsa da verilen savaþýn þiddetinde hiç bir eksilme yaratmadý; aksine daha bir kinle, daha bir inatla sýkýldý her kurþun. Üç yoldaþ faþizmin elinde tutsaktý ve idamla yargýlanýyorlardý. Ýdam edilmelerine kesin olarak bakýlýyordu. Bunu önlemek, yoldaþlarý kurtarmak için bir þeyler yapýlmalýydý. Ve THKO kurucularýndan, Alparslan Özdoðan, Kadir Manga, Sinan Cemgil kýrlarý tutuþturmaya gitmiþlerdi. Yine Türkiye halklarýnýn gerilla önderleri yoldaþlarýný, faþizmin elinde tutsak olan üç fidaný kurtarmak, idamlarýný engellemek için eylem gerçekleþtirmeye karar verdiler ve hemen harekete geçtiler. Hedef, Malatya Kürecik üzerindeki ABD Radar Üs-

NURHAKLARDA YAKILAN DEVRÝM ATEÞÝ HÝÇ SÖNMEYECEK

Geliþen büyüyen devrim her zaman bir kahramana, bir öncüye ihtiyaç duyar. Eðer bunu hazýr bulmazsa her ayaklanma, her devrim kendi kahramanýný ihtiyaç duyduðu öncüyü yaratýr. Türkiye ve Kürdistan topraklarýnda hýzla geliþen devrim, 60’lý yýllarýn sonunda THKO’yu yarattý. Nicel olarak az sayýda olmalarýna karþýn baþlattýklarý silahlý mücadele ile Türkiye ve Kürdistan’ý kaplayan bir devrim ateþi yaktýlar. Bugün Türkiye halklarý ve yoldaþlarý onlarýn yaktýklarý bu devrim ateþiyle yürüyorlar.

16

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

sü’ydü. ABD Radar Üssü’nü basarak Denizlerin idamlarýný engellemeyi planlýyorlardý. Fakat bir ihbar sonucu eylemi gerçekleþtiremeden Nurhak’ta kuþatýldýlar. Tarih bir kez daha hükmünü verdi. Devrim tarihine kýzýl bir sayfa daha açýldý. Alparslan Özdoðan, Kadir Manga ve Sinan Cemgil yoldaþ burada girdikleri çatýþmada ölümsüzleþtiler. Ve Nurhaklarda hiç sönmeyecek bir devrim ateþi daha yakýlmýþtý. Yine tarihin hükmü yerine getirilmiþ, devrim büyütülmüþtü. Týpký onlardan önce ölümsüzleþen yoldaþlarý gibi, onlar da düþmana yenilmediler, bedenlerini sessizlikte bomba, kararlýkta ateþ yaptýlar ve devrimin yolunu Türkiye ve Kürdistan halklarýna gösterdiler. Onlar ilk silahlý mücadeleyi baþlatarak, düþmanla uzlaþmazlýk temelinde illegal örgütlenmeyi seçerek devrime yürüdüler. Her biri devrim oldu. Bugün onlarýn yaktýðý devrim ateþi yoldaþlarýnýn ellerinde büyüyor. Ve Leninistler yoldaþlarýndan aldýklarý bu devrim ateþini zafere kadar onurla, týpký onlar gibi taþýyacak ve zafer günü tüm dünya halklarýna devredecekler.


Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

liði!” sloganý zemininde hareket edilmeli bence. Ezilen sýnýfýn, halklarýn mücadele birliði olmadan iþsizliðe, yoksulluða, açlýða, Kürt halkýna yapýlan ulusal baskýya karþý yani bunun nedeni olan kapitalist devlete karþý verilen mücadele baþarýya ulaþamaz. Y.E. Mücadele Birliði: Peki Türkiye Tüm Y.E.Mücadele Birliði emekçilerine ve okurlarýna merhaba. Diyarbakýr Dicle Üniversitesi’nde sözde eðitim(!) iþçi-emekçileri, ezilen-yoksul Kürt halkýnýn karþý karþýya kaldýðý ulusal-sýnýfsal saldýrýlara karþý nasýl bir tavýr almalýgören bir arkadaþýmýzla bir sohbet gerçekleþtirdik ve bunu dýr? sizlerle paylaþmak istedik. Öðrenci: Sonuçta Türkiye iþçi ve emekçilerinin yaþadýðý iþY.E. Mücadele Birliði: Merhaba, bize kendinizden biraz sizliðin, yoksulluðun, açlýðýn nedeni kapitalist sistemdir. Bu bahseder misin? yüzden Türkiye iþçi ve emekçileri de ortak düþmana karþý Öðrenci: Merhaba ben 21 yaþýndayým, Tunceli’liyim. Ýþçi ortak mücadele vermelidir. çocuðuyum. Diyarbakýr Dicle Üniversitesi öðrencisiyim. Y.E. Mücadele Birliði: Size verilmekte olan kapitalist eði- Y.E. Mücadele Birliði: Ýþçi sýnýfýnýn kapitalizme karþý birlik, mücadele ve savaþ günü olan 1 Mayýs için neler söyletim üzerine düþüncelerini bizimle paylaþýr mýsýn? mek istersiniz? Öðrenci: Egemen sýnýfýn olduðu bir yerde eðitim-öðretimi Öðrenci: Kapitalizm yok olmaya doðru sürüklendikçe, iþçi sýnýflarüstü, tarafsýz, eþitlikçiymiþ gibi gösteriyorlar. Ama attýðýmýz her adýmda bunun sadece bir yalan olduðu suratý- ve emekçilerin mücadelesini kanlý saldýrýlarla durdurmaya mýza bir tokat gibi çarpýyor. Çarpýk, anti-bilimsel, tek yanlý, çalýþýr. 1 Mayýs’ýn hem çýkýþý itibarýyla, hem de ülkelerimizdeki 1Mayýs 1977’deki katliam, bunun göstergelerinden saýrkçý-þoven, torpile dayalý bir eðitim sistemi mevcut. Egemen sýnýfýn istediði ses çýkarmayan, geleceðin ücretli emek- dece iki örnektir. Kapitalizmin, iþçi ve emekçilerin devrim mücadelesine karþý yaptýðý bu saldýrýlar bizleri korkutmaçi adaylarý oluþturuluyor. Tabi ki üniversite bittikten sonra, malý. Aksine daha büyük bir çabayla ve kararlýlýkla devrim yarýþ atlarý gibi bir sonraki sýnav engelini aþabilirseniz!.. Eðitim sistemlerinin, ne kadar bilimsel(!!) olduðunu þu- ve sosyalizm ateþini büyütmeliyiz. Bizleri korkutamadýklaradan anlayabilirsiniz. Öðretim üyeniz Atatürkçüyse sýký bir rýnýn ve devrimci irademizi kýramadýklarýnýn en somut göstergesi, vahþice tüm saldýrý ve tehditlere raðmen, LeninistleAtatürkçü, dinci-gericiyse sýký bir dinci-gerici olmanýz dayatýlýyor. Tabi bu arada öðretim üyesinin akrabasýysanýz ya rin her sene katliamýn gerçekleþtiði 1Mayýs Alaný Taksim’e da eli uzun(!) tanýdýðýnýz mevcutsa bunlara hiç gerek kalmý- ýsrarla ve kararlýlýkla çýkmasý ve devrimci proletaryayý orayor. Ancak bu sayede üniversite engelini aþýp ücretli emekçi da temsil etmesidir. Her yýl 1 Mayýs’ta düþmanýn tüm saldýrýlarýna ve tehditadayý olabilirsiniz. le ri ne; diðer devrimci hareketlerin bugüne kadar yalnýz býY.E. Mücadele Birliði: Bir iþçi çocuðu olarak ulusal baskýnýn, açlýðýn, yoksulluðun ve iþsizliðin yoðun bir þekilde ya- rakmasýna raðmen 1 Mayýs Alaný Taksim’e çýkan ve bu yýl da çýkacak olan Leninistlere Diyarbakýr’dan yürekten seþandýðý Diyarbakýr’da yaþamayý bize biraz anlatýr mýsýn? Öðrenci: Diyarbakýr’a gitmeden önce bize verilen düþünce, lamlarýmý gönderiyorum. Y.E. Mücadele Birliði: Sohbetiniz için teþekkür ederiz. Kürt halkýnýn hiçbir sorun yokken(!) sorun yarattýðý,Türkiye’yi bölmek istediði düþüncesiydi. Ama Diyarbakýr’da ya- Son olarak Mücadele Birliði emekçilerine, okurlarýna, iþçi ve emekçilere Diyarbakýr’dan söylemek istediðin bir þey þamaya baþlayýp, oradaki emekçi-yoksul halkýn yaþam koþullarýný, açlýðý, iþsizliði, devletin ýrkçý-þoven baskýsýný gör- var mý? dükçe; emekçi-yoksul Kürt halkýnýn verdiði tepkinin neden- Öðrenci: Baþarý ve zafer uzak deðildir. Yeter ki inanýlsýn ve “Türk ve Kürt Halklarýnýn Mücadele Birliði” temelinde siz olmadýðýný, haklý bir tepki olduðunu gördüm ve anladevrim mücadelesi yürütülsün. Sohbet için ben teþekkür edým. Y.E. Mücadele Birliði: Emekçi Kürt halkýnýn karþý karþýya derim. Çalýþmalarýnýzda baþarýlar. kaldýðý bu sýnýfsal ve ulusal saldýrýlar ve baskýlar karþýsýnda Yüreðimiz ve Bilincimiz Sizinle... Mücadeleniz Mücadetavrý ne olmalýdýr sence? lemizdir! Öðrenci: Öncelikle bu duruma boyun eðmemeleri lazým. Baþkaldýrmak onlarýn en doðal hakký. Ama bu baþkaldýrý, Amed’den Bir Y.E.Mücadele Birliði Okuru isyan Türkiye iþçi sýnýfý ve emekçi sýnýfýyla birlikte yürütülmeli. 1 yýldýr, Leninist politikalarý takip ettiðim kadarýyla, Leninistlerin “Yaþasýn Kürt Türk Halklarýnýn Mücadele Bir- Not: Bu röportaj 1 Mayýs’tan önce gerçekleþtirilmiþtir.

BAÞARI VE ZAFER UZAK DEÐÝLDÝR... YETER KÝ ÝNANILSIN

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

17


Yeni Evrede

Ýþçi

Mücadele Birliði

GRUP DENÝZE EZGÝ’DEN TÜMTÝS ÝÞÇÝLERÝNE DESTEK Antep’te sendikaya üye olduklarý için iþten atýlan Türkiye Motorlu Taþýt Ýþçileri Sendikasý’na (TÜMTÝS) baðlý iþçiler Balýklý Parký’nda açtýklarý “Ýþçi Kýyýmýna Son, Yasa Dýþý Çalýþmaya Hayýr” pankartýnýn önünde direniþi sürdürüyorlar. Denize Ezgi Müzik Grubu da iþçilerin sesine ses katmak için 27 Nisan Cuma günü saat 13:00’te Balýklý Parký’na, iþçilerin yanýna giderek türkülerini ve halaylarýný onlarla paylaþtý. Yaklaþýk 1 saat süren dinleti sýrasýnda iþçilerin dýþýnda parkta ve park çevresinde bulunan insanlarýn ilgisi görülmeye deðerdi. Denize Ezgi yaptýðý konuþmada, “ezilen, sömürülen ve mücadele eden bütün iþçilerin ve emekçilerin yanýndayýz,

mücadeleniz bizim de mücadelemizdir” diyerek her zaman iþçi ve emekçilerin yanýnda olduklarýný belirtti. Çeþitli halk türkülerinin ve marþlarýn söylendiði dinleti sýrasýnda iþçilerden birinin isteði üzerine Nurhak Türküsünü de iþçiler hep birlikte söyleyerek, iþçi sýnýfýnýn ölümsüz önderleri olan Sinan’larý, Taylan’larý, Deniz’leri unutmadýklarýný gösterdiler. Halay çekilerek bitirilen dinleti sonrasýnda bu kez türkülerin ardýndan sloganlar haykýrýlarak iþçi sýnýfýnýn birlikte mücadelesi kulaklara kazýnýyordu: “TÜMTÝS Ýþçisi Yalnýz Deðildir.” YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! TÜMTÝS ÝÞÇÝSÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR!

atölye sahibinin kardeþine Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden geldiðimizi söyleyerek, neden böyle bir saldýrý yaptýklarýný sorduk. Bize tehditkar bir tavýr ile yaklaþan bu adama, gerekli cevabý verdik. Bunun üzerine, orada bulunan bir diðeri, bize komitemizin bizim oraya gelmemizden haberi olup olmadýðýný ve komitenin bu þekilde iþlerle mi uðraþtýðýný sordu. Biz de “iþçi, emeðinin karþýlýðýný almaya gidiyor ve dayak atýlarak iþyerinden kovuluyorsa DÝK’liler tabi ki iþçinin yanýnda yer alacaktýr. Ýþçinini hakkýný arayacaktýr” cevabýný verdik. Sonrasýnda iþçi arkadaþýmýzý darp eden atölye sahibi geldi, bizimle özel görüþmek istedi. Ýþçi arkadaþý bize karalamaya çalýþtý ama biz ne olursa olsun ondan, arkadaþýmýza gidip özür di-

ÝÞÇÝ SINIFI ÖRGÜTLÜ ÝSE BÝR GÜÇTÜR Merhaba Y.E.Mücadele Birliði okurlarý, Bir iþçi arkadaþýmýzýn, kendisinin, eþinin çalýþtýðý tekstil atölyesine, eþinin emeðinin karþýlýðýný almaya gittiðini, fakat atölye sahipleri tarafýndan dövülerek atýldýðýný anlatmasý üzerine, Gaziosmanpaþa DÝK (Devrimci Ýþçi Komiteleri) olarak hemen bu konuya el attýk. Ýþçi arkadaþla beraber önce eþine gittik. Eþi, tekstilde allerjik rahatsýzlýk yaþamýþ ve bütün vücudu kýpkýrmýzý olmuþtu. Bunun üzerine atölyenin nerede olduðunu öðrenmek için gittiðimizde, atölyenin açýk olduðunu gördük ve içeri girdik. Orada, arkadaþýmýzý darp eden

18

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

lemesini istedik. Yapmýþ olduðu davranýþýn yanlýþ bir davranýþ olduðunu yinelememiz karþýsýnda, gidip arkadaþýmýzdan özür diledi ve ayný çirkin olayýn bir daha yaþanmayacaðý konusunda arkadaþýmýza söz verdi. Eþinin alacaðýnýn geri kalanýný da verdiði tarihte gelip alabileceðini söyledi. Devrimci Ýþçi Komiteleri, iþçilerin haklarýnýn savunucusudur. Ve en nihayetinde emeðin iktidarý için vardýr. Örgütsüz bir arkadaþýmýzýn baþýndan geçen bu olayý sizlerle paylaþmak istedik. Çünkü, bu olay da gösteriyor ki, iþçi sýnýfý örgütlü ise bir güçtür. Kendi öz örgütlülüklerimiz olan Devrimci Ýþçi Komiteleri’nde örgütlenelim, iktidar için savaþalým. Gaziosmanpaþa Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK)


Yeni Evrede

Yýkýmlar

Mücadele Birliði

KÝTLE ÝMHA ÝHALESÝ

kara dalýþ, yalnýzca Zorlu’ya özgü bir eðilim deðil. Açýlan yoldan diðer tekeller de geçecekler. Eðer üzerinde, fabrika inþa etmeyecekse, tütün-pamuk ekmeyecekse, böyle bir arazi, bir sanayi tekeli için ne ifade eder? Bir arazi-emlak, kendi baþýna artý-deðer üretmez. Denecek ki, üzerine evler, ofisler inþa edip kira alacak. Ama böylesi “kira” gelirleri, arazinin ve binalarýn maliyetlerinin 15-20 yýl gibi uzun sürelerde parça parça geri ödenmesinden baþka bir anlam ifade etmez. Artý-deðer üretimine ve olabildiðince hýzlý bir sermaye birikimine odaklanmýþ bir sanayi tekeli için bu arsanýn tek deðeÝstanbul’un orta yerinde pimi çekilmiþ bir bomba vardý, patla- ri, güzel manzarasý olmasa gerek. dý. Bu patlamanýn etkisi dalga dalga çevreye yayýlacak, ne kadar Bu derece fahiþ fiyatlý bir araziye olan ihtiyacýn nedeni, seryeþil alan, park ve masmavi gökyüzü varsa yutacak. Dahasý, emaye birikiminin ulaþtýðý düzeydir. Sermaye birikimi (baþka bir imekçi semtlere karþý baþlatýlan sürek avý ve yýkým savaþýnýn da fadeyle, tekelci þirketlerin büyüklüðü-ölçeði)belli bir düzeyin öteyeni bir döneme girmesi, artýk kaçýnýlmaz. sine geçtiðinde,sanayi tekelleri bu kez yapýnýn ihtiyaç duyduðu Boðaziçi köprüsünün Avrupa yakasý giriþinde bulunan karanakit artýþlarýný hýzlandýrmak için, menkul ve gayrý menkul varlýkyollarýna ait kamu arazisi 800 milyon dolar gibi rekor bir fiyata larýný sürekli þiþirmek zorunda kalýrlar. Tekellerin el altýnda tuttukZorlu Holdinge satýldý. Metrekaresi onbin dolarýn üstüne çýkan bu larý muazzam deðerlere sahip araziler, ofisler, hisseler veya bonoarazinin satýþý, kendi çevresinde dalgalar halinde bir sermaye sallar, tekeller arasýnda dolaþýp duran nakit ve kredi paranýn sigortadýrýsý için çok güçlü bir iþaret fiþeði. larýdýr. Eðer sanayi tekeli elinde yeterli oranda menkul-gayrý menKimileri, Ýstanbul’da arazilerin kul varlýk tutmuyorsa, sürekli ihtibu denli yüksek fiyata satýþýný, “ne yaç duyduðu nakit akýþýný garanti Gecekondu savaþlarýnda, emekçilerin de olsa taþý topraðý altýn” sözleriyle altýna almakta zorlanýr. Söz konusu karþýsýndaki muhatap, belediyeler deðildir, haklý çýkarabilir. Oysa, Ýstanbul’da olan, tekellerin büyüklüðü ölçübir arazinin metrekare fiyatýnýn, sanayi tekelleri ve bankalardýr. Yýkýmlarda sünde büyüyen bir nakit miktarýdýr Londra ve New York gibi uluslarabelediyeler üzerinde baský oluþturmak, onlarý oy ve kapitalist sistem böyle büyük rasý dev emperyalist tekellerin mali endiþesiyle etkilemeye çalýþmak, öylesine boþ bir meblaðlarýn tam karþýlýðý ve bir imerkezlerini bile geride býrakmasý, çaba ki, emekçilerin bu gerçeði anlamalarý uzun poteði olmadan el deðiþtirmesine kolay rastlanýr türden bir acayiplik izin vermez. Menkul ve gayrý sürmeyecektir. Tekellerin ve bankalarýn tüm deðil. Aslýnda, hýzla en yükseklere menkul varlýklar, sürekli nakit akýfýrlayan böyle fiyatlar, hem ekonovarlýklarýna toplum adýna el koymadan, bunu þýnýn garantisidir. Sistem, bu gamide hem de sýnýflar savaþýnda rantileri yaratmadan iþlemez. yapabilecek bir politik iktidarý zor yoluyla yüksek ateþli hastalýklarýn kanýtýdýr. Emperyalist ülkelerde tekeller fethetmeden, gecekondularda yaþayan emekçi Bu hastalýklarýn kaynaðýný gösve bankalar, nakit akýþýnýn garantihalklarýn barýnma hakký elde edilemez. termeden önce, bir konuyu daha asi olan emlaktan bir spekülasyon Geçtiðimiz dönemlerde, gecekondu semtlerinde aracý yarattý. Son beþ yýldýr, baþta çýklýða kavuþturalým. Sanýlmasýn ki Zorlu Holdingin açýkladýðý 800 yükselen barikatlar karþýsýnda geri adým atan ABD’de, bu emlak fiyatlarýnýn dümilyon dolar, devlet kasasýna akazenli olarak artýþýndan, (ya da þiþisermaye güçleri, þimdi hazýrlýklarýný cak...Hayýr, böyle bir þey olmayarilmesinden), mali sermaye devleri ta mam la dý lar. Ö nü müz de du ran ge ce kon du cak. Ýþbirlikçi tekellerin elinde, büyük getiriler elde ettiler. Ancak, savaþlarý yanýnda, geçen yýlkiler sadece bir böyle bir anda toza topraða saçacak unutulmamalýdýr ki böylesi þiþirimilyonlarý yok. Hatta böyle yüksek “nabýz yoklama” olabilir. Mortgage Yasasýyla len emlak fiyatlarý, yalnýzca bir paralar, pek çok uluslararasý tekel“nakit bolluðu” dönemlerinde hýzlý açýlan arazi spekülasyonu balonu, þimdi lerde de yok. Olsa bile, onlar kasermaye güçleri on kat, yüz kat bir kararlýlýkla mümkün olabilir. ABD’de emlak muya olan borçlarýný, kasalarýndan fiyatlarý, son beþ yýlda dünya ekogecekondu semtlerinde yýkýma sürükleyecek. deðil, baþka kaynaklardan çýkartýrnomisinde görülen nakit bolluðu Semtlerdeki emekçilerin de ayný kararlýlýk, lar. Örneðin geçen sene Türktelesayesinde kocaman bir balon halikom’u satýn alan Oger, ki arkasýnda ciddiyet ve uyanýklýkla hazýrlýklarýný hýzla ne geldi ve bu nakit akýþýn azalmazengin Dubai-Kuveyt petrol þeyhleya yüz tutmasýyla þimdi bu balontamamlamalarý gereklidir. ri ve Fransýz sermayesiyle Lüblar patlamaya baþladý. Ýþte, Zornan’ýn sahibi Hariri ailesi vardýr, lu’nun zirveye taþýdýðý emlak piyadevlete olan borcunu önce peþin ödeyeceðini açýkladý, sonra taksasý, tam da dünyadaki nakit akýþýnýn azaldýðý bu döneme denk sitler halinde ödeyeceðini... bu ilk taksitin karþýlýðýný ise, Telegeldi. ABD’yi beþ yýl idare eden “saadet zinciri”, Türkiye ekonokom’un þehir içi konuþmalarýna yaptýðý zamlardan karþýlýyor. Bu misinin orta yerinde, her an patlama ihtimali olan ve hýzla þiþen zam sirkete, 800 milyon dolar ek kâr getiriyor. Oger, el koyduðu bir balon olarak belirdi. Türk Telekom’un taksitlerini emekçilere ödetiyor. Oger’de yoksa Zorlu’nun dudak uçuklatan ihalesi, Mortgage Yasasýnýn yübu para, Zorlu’da hiç yoktur. rürlüðe girdiði haftaya denk geldi. Zorlu’nun arazi üzerinde yonca Peki ama, Vestel ve Taç-Linens gibi markalara sahip bir sana- yetiþtirmeyeceði, bu yasanýn içiriðinden yeterince anlaþýlýr. Daha yi tekeli, boðaz sýrtlarýndaki bir araziye, neden böylesi fahiþ bir fi- önce ele aldýðýmýz için burada tekrar Mortgage Yasasýnýn ayrýntýyat ödesin? Hemen belirtelim, arazi-emlak pazarýna böyle gözü larýna girmeyeceðiz. Þu kadarýný söyleyelim: tekellerin nakit aký93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007

19


Yeni Evrede

Yýkýmlar

Mücadele Birliði

Ýstanbul’un orta yerinde pimi çekilmiþ bir bomba vardý, patladý. Bu patlamanýn etkisi dalga dalga çevreye yayýlacak, ne kadar yeþil alan, park ve masmavi gökyüzü varsa yutacak. Dahasý, emekçi semtlere karþý baþlatýlan sürek avý ve yýkým savaþýnýn da yeni bir döneme girmesi, artýk kaçýnýlmaz. Boðaziçi köprüsünün Avrupa yakasý giriþinde bulunan karayollarýna ait kamu arazisi 800 milyon dolar gibi rekor bir fiyata Zorlu Holdinge satýldý. Metrekaresi onbin dolarýn üstüne çýkan bu arazinin satýþý, kendi çevresinde dalgalar halinde bir sermaye saldýrýsý için çok güçlü bir iþaret fiþeði. Kimileri, Ýstanbul’da arazilerin bu denli yüksek fiyata satýþýný, “ne de olsa taþý topraðý altýn” sözleriyle haklý çýkarabilir. Oysa, Ýstanbul’da bir arazinin metrekare fiyatýnýn, Londra ve New York gibi uluslararasý dev emperyalist tekellerin mali merkezlerini bile geride býrakmasý, kolay rastlanýr türden bir acayiplik deðil. Aslýnda, hýzla en yükseklere fýrlayan böyle fiyatlar, hem ekonomide hem de sýnýflar savaþýnda yüksek ateþli hastalýklarýn kanýtýdýr. Bu hastalýklarýn kaynaðýný göstermeden önce, bir konuyu daha açýklýða kavuþturalým. Sanýlmasýn ki Zorlu Holdingin açýkladýðý 800 milyon dolar, devlet kasasýna akacak...Hayýr, böyle bir þey olmayacak. Ýþbirlikçi tekellerin elinde, böyle bir anda toza topraða saçacak milyonlarý yok. Hatta böyle yüksek paralar, pek çok uluslararasý tekellerde de yok. Olsa bile, onlar kamuya olan borçlarýný,

kasalarýndan deðil, baþka kaynaklardan çýkartýrlar. Örneðin geçen sene Türktelekom’u satýn alan Oger, ki arkasýnda zengin DubaiKuveyt petrol þeyhleri ve Fransýz sermayesiyle Lübnan’ýn sahibi Hariri ailesi vardýr, devlete olan borcunu önce peþin ödeyeceðini açýkladý, sonra taksitler halinde ödeyeceðini... bu ilk taksitin karþýlýðýný ise, Telekom’un þehir içi konuþmalarýna yaptýðý zamlardan karþýlýyor. Bu zam sirkete, 800 milyon dolar ek kâr getiriyor. Oger, el koyduðu Türk Telekom’un taksitlerini emekçilere ödetiyor. Oger’de yoksa bu para, Zorlu’da hiç yoktur. Peki ama, Vestel ve Taç-Linens gibi markalara sahip bir sanayi tekeli, boðaz sýrtlarýndaki bir araziye, neden böylesi fahiþ bir fiyat ödesin? Hemen belirtelim, arazi-emlak pazarýna böyle gözü kara dalýþ, yalnýzca Zorlu’ya özgü bir eðilim deðil. Açýlan yoldan diðer tekeller de geçecekler. Eðer üzerinde, fabrika inþa etmeyecekse, tütün-pamuk ekmeyecekse, böyle bir arazi, bir sanayi tekeli için ne ifade eder? Bir arazi-emlak, kendi baþýna artý-deðer üretmez. Denecek ki, üzerine evler, ofisler inþa edip kira alacak. Ama böylesi “kira” gelirleri, arazinin ve binalarýn maliyetlerinin 15-20 yýl gibi uzun sürelerde parça parça geri ödenmesinden baþka bir anlam ifade etmez. Artý-deðer üretimine ve olabildiðince hýzlý bir sermaye birikimine odaklanmýþ bir sanayi tekeli için bu arsanýn tek deðeri, güzel manzarasý olmasa gerek. Bu derece fahiþ fiyatlý bir araziye olan ihtiyacýn nedeni, ser-

“Asýl Amacýmýzý ve Tarihsel Görevimizi Unutmamalýyýz”

EÐÝTÝM EMEKÇÝLERÝ EYLEMDE

Merhaba dostlar, Ben bir tekstil iþçisiyim. Geçenlerde elime geçen bir sendikanýn iþçi kurultayý bildirisini okudum ve bir deðerlendirmesini yapýp sizlerle paylaþmak istedim. Bildiride toplumsal barýþý bozmak isteyenleri görmemiz, toplumsal gerginlikleri ve þiddeti azaltmanýn,toplumsal barýþ isteminin demokrasiyi güçlendireceðinden söz ediliyor. Bu sözler, hiçbir iþçinin istemi olmamalý. Çünkü “toplumsal barýþý bozmak” derken hangi barýþtan söz ettiklerini anlamýþ deðilim; toplumun sýnýflara bölündüðü bir yerde toplumsal barýþtan söz edilemez. Ayrýca toplumsal barýþ istemi biz devrimci iþçiler için ters bir söylemdir. Toplumsal barýþ demek burjuvaziyle uzlaþmak demek ve bu bizi tarihi görevimizden uzaklaþtýrýr. “Toplumsal gerginlikleri ve þiddeti azaltmak” da doðru deðil diyr düþünüyorum. Hele hele burjuvazi tüm iþçi ve emekçilere “topyekün bir savaþ” baþlatmýþken. Sendikalar iþçinin iþveren karþýsýnda bazý haklar elde etmesini ekonomik anlamda mücadelesini saðlamak,iþçilere sýnýf bilincini vermek ve bu yolda eðitmek için vardýrlar. Ancak biz iþçilerin asýl amacýmýz ve tarihi görevimizi unutmamamýz gerekir. Bu da Kapitalizmi yýkýp sosyalizmi kurmaktýr. Bunun için de devrimci iþçi komitelerinde örgütlü bir mücadele vermemiz þarttýr. DÝK’TE ÖRGÜTLEN DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞ

Devletin emekçilere yönelik hak gasplarý devam ediyor. Son çýkan Ek Ders Genelgesi ile, bu zincire yeni bir halka daha eklendi. Eðitim emekçileri olarak, 25 Nisan Çarþamba günü, genelgeyi protesto etmek için eylemdeydik. Çarþamba sabahý, sevk alarak iþ býraktýk. Öðle saatlerinde yaklaþýk 5 bin emekçi, Sultanahmet Meydaný’nda bir araya geldik. Buradan, Ýl Milli Eðitim Müdürlüðü’ne doðru yürüyüþe geçtik. Yürüyüþ boyunca sýk sýk “Ek Ders Genelgesi Geri Çekilsin”, “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Faþizme Karþý Omuz Omuza” sloganlarý atýldý. Yürüyüþ, Ýl Milli Eðitim Müdürlüðü önünde sona erdi. Ardý arkasý kesilmeyen bütün bu saldýrýlar, emekçi düþmaný devlet ve onun koruduðu sermaye düzenine son verilmedikçe, emekçilerin kurtuluþ yüzü göremeyeceðini bize bir defa daha gösteriyor. Emekçi Öðretmenler

Ýzmir’den Leninist Bir Ýþçi

20

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007


Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

AYNI GÜNEÞÝN ALTINDA AYNI DERECEDE ISINMAK UMUDUYLA... Mücadele Birliði emekçilerine ve okurlarýna Merhaba... Sizlerle 3 saðlýk emekçisi (hemþire) adayý arkadaþlarýmýzla yaptýðýmýz sohbeti paylaþmak istiyoruz. Y.E. Mücadele Birliði: Merhaba arkadaþlar hoþgeldiniz. Bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Deniz Hemþire: 20 yaþýndayým, iþçi emeklisi bir ailenin çocuðuyum hemþirelik bölümünde okuyorum. Eylem Hemþire: Ben de hemþirelik bölümünde okuyorum, 21 yaþýndayým. Babam, aile geçimimizi saðlamak için þu an yurt dýþýnda iþçilik yapýyor. Bahar Hemþire: Benim babam da Türkiye koþullarýnýn dayatmasýyla yurt dýþýnda iþçilik yapýyor. Ben de hemþirelik bölümünde okuyorum. Yaþým 21. Y.E. Mücadele Birliði: Arkadaþlar bugünkü eðitim-öðretim üzerine düþüncelerinizi bizimle paylaþýr mýsýnýz? Deniz Hemþire: Ben üniversite öðrencisi olarak geldiðim yerden geriye baktýðým zaman, bugünkü eðitimi yetersiz buluyorum. Öðrenciler ezbere yönlendiriliyor, verilen eðitim bilimsel deðil. Verilen eðitimin eksikliðinden dolayý öðrenciler, üniversitenin kapýlarýný açabilmek için dershanelere yöneliyor ya da yönlendiriliyorlar. Parasý olan gidiyor, parasý olmayan da kendi baþýna bir þeyler yapmaya çalýþýyor. Gerçekten çalýþan istediði bölüme giremezken parasý olan paranýn gücünü konuþturarak istediði bölüme gidiyor. Yani parayý veren düdüðü çalýyor. Bunlar da yetmezmiþ gibi bazý öðretim üyeleri ýrkçý davranýþlar sergiliyor. Bazý arkadaþlar Alevi ya da sol görüþlü olduðu için farklý muamele görüyorlar ve okuldan soðutulmaya, uzaklaþtýrýlmaya çalýþýyorlar. Bu öðrencilerin mezun olmamasý için ellerinden geleni yapýyorlar. Yani ticari iþlerle yürüyen bir eðitim sisteminde ayakta durmaya çalýþýyoruz. Bütün bunlarý birleþtirdiðimiz zaman ben ve bir çok arkadaþým gelecek kaygýsý yaþýyoruz. Eylem Hemþire: Acýnasý bir eðitim sistemimiz var ne yazýk ki! Yýllar boyu yaðmur çamur demeden, kimi yýrtýk ayakkabýsýyla, kimi düðmesiz gömleðiyle, kimi de üstünde giyecek bir ceketi olmaksýzýn okula gitmeye çalýþýyor. O kadar emeðin karþýlýðýný bir gün alacak umuduyla. Ne yazýk ki iþ imkanlarý hiçbir zaman kapýmýz da hazýr durmuyor! OKS, ÖSS ve KPSS gibi bir kaç saatlik sýnavlarý geçmek mümkün deðilmiþ gibi, öðrenciler dershaneye yönlendiriliyor. Hatta dershaneler üniversiteyle lise arasýnda ara bir sýnýf olmuþ gibi. Peki dershaneye gitme gücü olmayanlara ne demeli? Ya iþ bulup hem okuyup hem çalýþacak ya da ailesi

sofrasýnda bulunan “2 tabak yemeðinden” biraz daha kýsýp çocuðunu dershanelere gönderecek. Yine maddi sýkýntýlar ve yine iþçi-emekçi aileleri! Maðdurlar belli ve bir parça et koparabilmek için hazýr bekleyen “AKBABALAR” belli!!! Keþke kimi gençlerimiz biraz daha bilinçlense, keþke insanlarýn zamanýný çalan ve tamamen boþ birer beyin yaratma çabasýnda olanlarýn ekmeðine yað süren þu TV programlarýný izlemek yerine onlarý bu koþullarda yaþamaya mahkum edenlere inat daha çok kitap okusalar ve bir gün dimdik karþýlarýnda durup hesap soracak kadar bilinçlenseler! Bahar Hemþire: Çarpýk bir eðitim sistemi. Liselerdeki fýrsat eþitsizliði, gençliði dershanelere yönlendiriyor. Amaç iyi bir eðitim deðil, kapitalizmin çarkýna para taþýmak. Bugün 2 milyarýn altýnda dershane yok, parasý olmayana üniversite kapýlarý kapanýyor. 3 saatlik sýnava geleceði sýðdýrmak akýldýþý ve komik. Bu da gençliðin toplumsal çöküþünü getiriyor. Ama, liselerde üniversitelerde, bu çarpýk eðitim sistemine karþý çýkan gençler de var. Baþý boþ gençliðin yanýnda geleceðini savunan, boyun eðmeyen bir gençlik var. Y.E. Mücadele Birliði: Okuduðunuz hemþirelik bölümünde 3 gün teorik, 2 gün staj (!) adý altýnda pratik eðitim alýyorsunuz. Bizlerle, staj (!) adý altýnda aldýðýnýz pratik eðitimi yaparken karþýlaþtýðýnýz ve yaþadýðýnýz olaylara dair gözlemlerinizi paylaþýr mýsýnýz? Ýsterseniz bu soruya tek tek deðil, ortak bir cevap alalým arkadaþlar. Deniz, Eylem, Bahar Hemþire: Öncelikle çalýþma koþullarýmýz çok aðýr, zor þartlar altýnda çalýþýrken, bizlerin de insan olduðumuzun unutulmamasýný istiyoruz. Öðlen yemeði verilmiyor. Hastalarý tedavi etmeye çalýþýrken, kimi insanlar “hizmetçisiniz ve yapmak zorundasýnýz” diyor. Staj adý altýnda ekonomik, insani sömürüye maruz kalýyoruz. Ayrýca, bayan olmanýn sýkýntýlarýný da yaþýyoruz. Bazen kimi erkek hastalar bazen de kimi erkek personel tarafýndan taciz ediliyoruz. Bizlere anlatýlan hastaneyle, çalýþtýðýmýz hastaneler arasýnda çok fark var. Uygulama alanlarýna çýktýðýmýz zaman aldýðýmýz teorik eðitimin havada kaldýðýný görüyoruz. Hemþire sayýmýz yetersiz, bir hemþire yeri geldiðinde gece nöbetinde 60-80 hastaya bakýyor. Saðlýk ticarete dökülmüþ durumda. Kimi hastane personeli, döner sermayeden çok para alacak diye gerekli olan malzemeyi kýsýyorlar. Eldivenler yetersiz, temizlik malzemesi yetersiz. Hasta sara nöbeti geçiriyor, müdahale için gerekli olan eldivenler yok. Mesela çocuk hastanesinde bir yatakta 2-3 çocuk yatýyor. Bunun sonucunda iyileþme umuduyla gelen hastalar, baþka

7002 narizaH 4 - sýyaM 12 / ýyaS .39

21


Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

bir hastalýða kapýlýp, baþka bir tedavi servisine sevk ediliyor. Bronþit tanýsýyla yatan çocuk hastalar, dizanteri ya da tifoya yakalanýyor. Acil servise gelen hastalar, yaþam ve ölüm arasýndaki ince çizgideyken insan hayatý hiçe sayýlarak, ölmek üzere olan hastanýn parasýnýn ya da saðlýk güvencesinin olup olmadýðý soruluyor. Bunlar yoksa, insanlar ölüme terk ediliyor. Geçenlerde, beyin kanamasý geçiren hasta, maddi durumu olmadýðý için baþka hastaneye gönderildi ve büyük ihtimalle öldü!... Hastanede iki tip bina var. Bir binada, farklý farklý hastalýklarý olan hastalar bir serviste tedavi görüyor. Odalar 6 kiþilik, saðlýk malzemesi eksik yada yok, kötü muameleye maruz kalan hastalar... Bu bina parasý olmayan hastalara ait. Diðer binada bir gecesi 120 YTL olan odalar var. Bu odalar tek kiþilik, plazma ekran bilgisayar, 72 ekran tv, faks cihazý, banyo-tuvalet özel, anlayacaðýnýz son derece lüks odalar. Tatile gelmiþ gibi lüks odalarda hizmet görüyorlar. Hasta yataðý olmasa, odayý Sabancýnýn çalýþma odasý sanýrsýnýz. Burda da nasýl parasý olan okuyorsa, parasý olan saðlýk hizmeti görüyor. Sermayenin hakim olduðu, her þeyin paraya dayalý olduðu bir ülkede yaþadýðýmýzý görüyoruz. Bu iki tip bina týpký “gökdelenlerin arkasýna saklanýlmýþ gecekondular gibi” Y.E. Mücadele Birliði: Peki arkadaþlar, sizler birer saðlýk emekçisi adayý olarak size göre saðlýk sistemi nasýl olmalý, bu soruya da ortak cevap alalým. Deniz, Eylem, Bahar Hemþire: Özellikle saðlýk sisteminin düzeltilebilmesi için kapitalist sistemin ortadan kaldýrýlmasý

gerekir. Çünkü eðitim, saðlýk vb. kurumlar kapitalist sisteme hizmet ettiðinden dolayý, kapitalist sistem ortadan kaldýrýlmadýkça bu kurumlarýn düzeltilmesi mümkün deðildir. Saðýlýk sistemine gelince, saðlýkta ticari kaygý-gelir kaynaðý beklentisi olmamalý. Tamamen insana hizmet amacý güdülmeli. Ýnsaný temel alan bir saðlýk sisteminde acil servislerde hastalarýn saðlýk güvencesi olup olmadýðýna bakýlmaksýzýn hastaya müdahale edilmeli, gözünü para hýrsý bürümüþ doktorlarýn cüzdanlarýný daha fazla þiþirmek için özel muayene, özel hastaneler kapatýlmalý. Herkes ayný koþullarda ve eþit temellerde saðlýk hizmeti görmeli, bilgisizlikten yada þartlarýn yetersizliðinden yanlýþ tanýlarýn konulmadýðý, tedavilerin ekonomik yetersizlikten dolayý kesilmediði bir saðlýk sistemi olmalý. Biz saðlýk emekçilerinin de birer insan olduðu unutulmadan, dana insancýl muamele görebile”ceðimiz, çocuklarýmýzý kendimizin yetiþtirebileceði kadar zaman, kendi saðlýðýmýzdan olmadan bize ihtiyaç duyan insanlarýn saðlýðýna hizmet edebileceðimiz uygun çalýþma koþullarý olmalý. Acil servislerde can pazarlýðýnýn yapýlmadýðý, sýnýf ayrýmý yapmaksýzýn, herkesin eþit haklara sahip olduðu, insana insan gibi davranýldýðý ve insanlarýn ölüme terk edilmediði bir saðlýk sistemini yaþama geçirmek umuduyla... Y.E. Mücadele Birliði: Arkadaþlar bize zaman ayýrdýðýnýz ve düþüncelerinizi paylaþtýðýnýz için yürekten teþekkür ederiz. Tekrar görüþmek umuduyla... Deniz, Bahar, Eylem Hemþire: Ayný güneþin altýnda, ayný derecede ýsýnmak umuduyla.... Antep’ten Leninistler

ANTEP’TE ESNAF VE ÞOFÖRLERE POLÝS SALDIRISI Ýþsizlik ve yoksulluk Antep’te çýð gibi büyüyor. Yoksul kesimlerde biriken öfkenin baþta adli olaylar olmak üzere çeþitli þekillerde patladýðý þehirde bu sefer de vesile yol sorunuydu. Þehir merkezinden Düztepe Mahallesi’ne çýkan Özdemirbey Caddesi’nin çift þeritten tek þeride düþürülmesi cadde esnafý, otobüs ve dolmuþ þoförleri tarafýndan tepkiyle karþýlandý. Daha önce Karþýyaka bölgesinde polisle çatýþmaya varan yol isyaný bu kez de Özdemirbey Caddesi’nde gerçekleþti. 12 Nisan Perþembe günü caddenin trafiðe kapatýldýðý noktada esnafýn toplanmasýyla baþlayan eylemde çevik kuvvet ve terörle mücadele polisleri hazýr bulundu. Polisin tüm ikna etme ve engelleme çabalarýna raðmen eylemciler caddeyi iþgal ederek trafiði kestiler. Otobüs ve dolmuþ þoförleri de kontak kapatarak eyleme destek verdiler. Taþýt giremez levhasýný da kýran eylemcilere karþý polis saldýrýya geçti. Onlarca insanýn katýldýðý eylemde saldýrý sonucu birçok kiþi yaralandý ve eylemciler daðýtýldý. Bu eylemden de görülüyor ki koþullar yoksul kesimleri her geçen gün daha çok devrim saflarýna itiyor. Bunun gibi eylemlerle bundan sonra da daha sýk karþýlaþacaðýmýz kesin. Devrimci hareketin yapmasý gereken ise irili ufaklý öfke patlamalarýný örgütlü bir hale getirmek ve doðru yöne kanalize etmektir. Nesnel koþullarýmýzýn devrimci olduðunu hemen hemen her gün meydana gelen olaylar gösteriyor. Bunu sadece görmek istemeyen politik körler göremez. EMEÐÝN ÝKTÝDARI ÝÇÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ’NE Antep Mücadele Birliði Platformu

22

93. Sayý / 21 Mayýs - 4 Haziran 2007


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
s093 by sol yayin - Issuu