Skip to main content

s051

Page 1

PROLETER ÝÇ SAVAÞ HALK KÝTLELERÝNÝ BÝRLEÞTÝRÝR

T

arihsel olan toplumsaldýr. Toplumsal olan sürekli bir geliþim ve dönüþüm içindedir. Her toplumun geliþimini etkileyen, ona egemen olan yasalar farklýdýr. Her toplum ancak ayrý ve somut olarak çözümlenebilir. Soyutlama gerçekliði bile ancak somut tahlil temeline dayandýrýlmalýdýr. Diyalektik çözümleme yöntemi bunu gerektirir. Burjuva toplum, sýnýflý bir toplum olarak, karþýtlýklar temelinde ilerleyen bir toplumdur. Burjuva toplumun geliþimiyle birlikte, temelindeki karþýtlýklar ve uzlaþmazlýklar da geliþir. Bu toplumun geliþimiyle, yapýsýnda taþýdýðý çeliþkileri öyle bir noktaya ulaþýr ki, burjuva toplum sonunda daðýlmaya baþlar. Burjuva toplum, daðýlmasýna yol açacak öðeleri daha en baþýndan itibaren, içinde taþýr. Burjuva toplum, öyle bir toplum ki, ancak maddi koþullarý sonuna dek geliþtirerek ilerleyebilir. Maddi koþullarýn geliþmesi, burjuva toplumu karþýtýna dönüþtürür. Burjuva toplumun zorunlu olarak yadsýnmasýna doðru gitmesi, kendi kendini yok etmesi, yapýsýna egemen olan yasalarýn geliþiminin kaçýnýlmaz sonucudur. Burjuva toplum, geliþimiyle birlikte çözülüp, daðýlýrken; buna karþýn, kapitalizmin sömürüp, ezdiði emekçi kitleler birleþip, kaynaþýr ve dayanýþýrlar. Ezilen ve sömürülen emekçi sýnýflar ayný sefalet içindeki yaþam koþullarý nedeniyle, kendi içinde zorunlu olarak birleþmeye ve dayanýþmaya giderler. Kapitalist toplumun geliþimi, emekçi hareketin birleþmesinin þartlarýný hazýrlar ve hýzlandýrýr. Sermaye birikiminin tarihsel hareketi, üretim araçlarýnýn toplulaþmasýný getirir. Üretim araçlarýnýn toplulaþmasý da, ücretli emekçiler

sýnýfýnýn toplulaþmasýný getirir. Birleþen, örgütlenen ve harekete geçen emekçi yýðýnlarýn bu birliði ve dayanýþmasý öyle bir noktaya ulaþýr ki, kaçýnýlmaz bir devrim yoluyla yeni bir topluma varýr. Uzlaþmaz sýnýf karþýtlýklarýna dayanan burjuva toplum; yerini, uzlaþmaz karþýtlýklarýn dýþta kaldýðý topluma býrakýr. Burjuva toplumu baþtan baþa, toplumsal çatýþma alaný yapan, maddi yaþamdaki çatýþmadýr. Toplumsal emeðin ürünleri, her gün emeðe yabancýlaþýrken; ortak emeðin tüm bu sonuçlarý, kapitalist sýnýfýn zenginliðinin, refahýnýn ve kültürünün temelini oluþturuyor. Yani üretim araçlarýnýn özel mülkiyetini elinde bulunduran bir grup insan, üretilen zenginlikleri kendine mâlederken; tüm bu maddi zenginliklerin yaratýcýsý olan emekçi sýnýflar; toplumsal zenginlikleri ürettikçe, yoksullaþýyor. Kapitalizm geliþtikçe, burjuva toplum ilerledikçe, sýnýf farklýlýðý ve toplumsal uçurum daha bir derinleþir. Burjuva toplumda, bu tabloyu deðiþtirmenin olanaðý yoktur; burjuva toplum, sýnýflý bir toplum olarak iki kutuplu bir toplumdur; zorunlu olarak iki kutuplu olarak kalýr. Toplumsal kutuplar arasýndaki savaþým, ekonomik temele baðlý olarak zorunlu bir savaþýmdýr. Kapitalizmin ilerlemesiyle, maddi yaþamdaki çatýþma yoðunlaþýr, þiddetlenir. Toplumun bir grubuyla, diðer grubu arasýndaki bu çatýþmada, burjuva dünyasýnýn güçleri kendini tüketip, daðýtýrken; emek güçleri ise her geçen gün biraz daha yakýnlaþýr ve ortak hareket etme eðilimini güçlendirir. Ekonomik temeldeki çatýþma gitgide toplumsal yaþamýn tüm alanýný etkisi altýna alýr. Tarihin itici gücü toplumsal karþýt güçlerin çatýþmasýdýr. Bu tarihi karþýlaþ51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

mada, sermaye sýnýfý, toplum üzerinde her geçen gün daha aðýr bir baský uygular. Daha az sayýda kapitalist, daha fazla miktarda ekonomik ve politik güce kumanda eder. Sermayenin daha büyük bir güç olmasý, daha büyük bir baský ve ezme gücü olmasý demektir. Sermaye, burjuva toplumun geliþimiyle beraber, yalnýz etkin bir baský gücü olmakla kalmaz, her tür özgürlüðü de ortadan kaldýrýr; egemenliðini her tarafa yayar. Bu açýdan bakýldýðýnda kapitalizm bir yýkýmdan baþka bir þey deðildir ve bir yýkým içinde ilerler. Ama öte yandan baþka bir yol, toplumsal kurtuluþ yolu, özgürlük yolu, emekçi sýnýflarýn savaþýmýndan doðup, açýlýr. Proletarya toplumsal konumu gereði, kapitalizme karþý, özgürlük mücadelesine önderlik edebilecek ve sonuna kadar götürecek biricik devrimci sýnýftýr. Tüm emekçi kitleleri, kendi etrafýnda birleþtirme yeteneðine sahiptir. Sýnýf savaþýmýnýn geliþimi, halkýn birliðini saðlayacak bir süreci de birlikte getirir. Karþýt kamplarda yer alan sosyal sýnýflar, iç savaþta þiddetli bir çatýþmaya tutuþur. Emekçi halk kitlelerine karþý yürütülen burjuva iç savaþ, toplumun çözülüp, daðýlmasýný hýzlandýrýrken; burjuva sýnýfa karþý verilen proleter iç savaþ, emekçi halk yýðýnlarýný birleþtirir Proleter iç savaþýn ilk güçlü örneði Paris Komünü’dür. Komün’ün iç savaþ dersleri, sonraki yüzyýlda da uluslararasý iþçi hareketi tarafýndan yakýndan incelendi. I. Emperyalist savaþ öncesi Basel’de toplanan II. Enternasyonal temsilcileri, proletaryaya savaþýn getireceði ortamdan iktidara gelmek için sonuna kadar yararlanmayý salýk verir ve Paris Komünü’nün derslerini örnek gösterir. Ýç savaþ temelinde geliþen Komün, emekçilerin birliðini yeni bir temelde gerçekleþtirir. Paris Komünü Fransýz ulusunun birliðini saðlama yolunda yapýlmýþ ciddi bir giriþimdi. Toplumun yeniden örgütlenmesini, iç savaþ sürecinden geçen proletarya gerçekleþtirilebilir. Paris Komünü’nün derslerini en geniþ biçimde ve ciddi olarak ele alan; Komün’ün büyük davasýný zafere ulaþtýran ilk görkemli örnek Ekim Devrimi’dir. Ekim Devrimi’ne gelene dek, Rus proletaryasý defalarca iç savaþ aþamalarýndan geçer. Birinci Rus Devrimi, Ýkinci Rus Devrimi birer iç savaþ örneðidir. Ekim Devrimi de, bir iç savaþ sürecinde gerçekleþir. Ýç savaþ Rus Proletaryasýný ve emekçi

3


halk kitlelerini otokrasiye ve burjuvaziye karþý birleþtirir. Ekim Devrimi, birleþmiþ ve kaynaþmýþ bir halk tarafýndan yapýlýr. Halk kitlelerinin kaynaþmasý bir devrimin ön koþuludur. Halk birliðinin saðlanamadýðý alanlarda birlik, Ekim Devrimi sonrasý “iç savaþ yýllarý”nda yaþama geçer. Mülk sahipleriyle henüz ayrýþamayan yoksul köylüler, iç savaþýn ateþi içinde ayrýþýrlar. Ýç savaþta, devrimci iþçi sýnýfý, mülk sahiplerini yenmesinde, köylülere yardým eder. Böylece proletarya ile yoksul köylülüðün birliði -Sovyetlerdeki birliðiiç savaþ yýllarýnda yaþam bulur. Ýç savaþ yýllarý ayný zamanda Rus halký ile diðer tüm halklarýn yeni bir temelde birliðinin yolunu da açar. Böylece yeni bir toplum, iç savaþ, ayaklanma, toplumsal devrim sürecinde biçimlenir. Türkiye ve K. Kürdistan’ýn yakýn tarihi ya iç savaþ, yada iç savaþa yakýn bir sertlikte geçti. Bu yýllar boyunca tüm toplum, dolaylý ya da dolaysýz biçimde iç savaþta yer aldý. Saflaþma herkesi etkiledi, insanlar savaþýn bu ya da þu tarafýnda yer aldýlar. Politik mücadele, sosyal hareket, bilinç ve kültürün tüm alanlarý iç savaþýn etkisini yansýtýr. Bugün toplumda etkin olan kuþaklar, iç savaþýn ateþ çemberinden geçmiþtir. Toplumun karþýt kamplarýnda yer alan bireyler, birbirini çok iyi biliyorlar. Yýllarca süren mücadelenin sonucunun, iç savaþýn nasýl sonuçlanacaðýyla baðý olduðunu da iyi bilirler. Sýnýf mücadelesinin iç savaþ düzeyine çýkmasý, toplumda eski dönemin kapanmasý ve yeni bir dönemin baþlamasý demektir. Yeni bir geleceðin tüm öðeleri bu süreçte yeterince birikmiþtir. Türkiye’nin iþbirlikçi tekelci sermayesinin, emperyalizmin de desteðiyle, emekçi halklara karþý yürüttüðü burjuva iç savaþ, toplumdaki iç kapýþmayý derinleþtirdi, ayrýþmayý hýzlandýrdý, toplumun daðýlmasýna güçlü bir itiþ verdi. Proleter iç savaþ ise, burjuvaziye karþý mücadelede emekçi kitleleri yakýnlaþtýrdý, kaynaþtýrdý ve birleþtirdi. Bu birleþmenin hangi noktaya geldiðini anlamak için, her ciddi politik olayda halk yýðýnlarýnýn hemen harekete geçmesine ve ortak davranmasýna bakmak yeterlidir. Reformistlerin ve oportünistlerin, toplumu (sýnýflarý) uzlaþtýrma çabalarýna karþýn, toplumun ekonomik konumuna denk biçimde saflaþmasý, karþýt kamplarda yer almasý devrim için bir kazanýmdýr. Sýnýflar mücadelesi, bu noktaya gelmeden, bir devrim olanaksýzdýr. Tarihin

4

motoru, toplumu oluþturanlarýn karþýt toplumsal güçlerin mücadelesidir. Karþýtlýk ne denli belirgin, toplumsal ayrýþma ne kadar derin ve çatýþma ne derece yaygýnsa, yeni toplumun doðuþu da o kadar çabuk olacaktýr. Oportünist ve reformist harekette, tüm toplumu sarsan olaylar ve olgular, ekonomik ve toplumsal iliþkilerin derinliklerinden deðil de sanki sadece zihinlerde oluþuyormuþ gibi tuhaf bir anlayýþ var. Oysaki zihinlere yansýyan, dýþýmýzdaki gerçekliktir. O halde, zihinlere yansýyaný anlamak için toplumsal gerçeklerin peþine düþmek gerekir. Görüntü ile görünen þeyleri birbirine karýþtýrmamak lazým. Ýdeoloji, sanat, estetik vb. alana yansýyan çatýþmalar, ekonomik alanlardaki sýnýf çatýþmasýndan baþka bir þey deðildir. Emeksermaye çatýþmasý, maddi yaþamdaki çatýþmanýn ulaþtýðý boyutu -iç savaþ boyutunu- gösterir ve bu þiddetli çatýþmanýn, taraflardan birinin yengisi kesinleþene kadar süreceði toplumsal bir olguya iþaret eder. Toplumsal olgular yok sayýlmakla, yok olmuþ olmuyorlar. Dýþýmýzdaki olgularý yok saymakla, olsa olsa bir algýlama problemi içinde olduðumuzu kanýtlamýþ oluruz. Ancak, yaþamýn gerçekleri, kendi gerçekliðini, algýlama sorunu olmayan herkese kabul ettirir. Güncel geliþmeleri ve olaylarý tüm karmaþýklýðý ve bütünlüðü içinde ve derinlikli olarak kavramalýyýz. Her gün sayýsýz olay yaþanýyor, sayýsýz eylem oluyor ve yeni geliþmelere tanýk oluyoruz. Çoðu kez olanlarýn farkýnda bile olmuyoruz. Ya da olup-bitenlerin sýnýf savaþýmýndaki anlamýný deðerlendiremiyoruz. Somutlarsak, haftalara, günlere sayýsýz, çatýþma, iþçi-emekçi eylemleri, miting, yürüyüþ, toplantý vb. sýðýyor. Ama, bunun devrimci anlamýný hiç düþünmeden geçip, gidiyoruz. Bu denli sayýsýz olay, eylem bu dönemde oluyor da, daha önce neden bu denli yoðun deðildi diye düþünmüyoruz bile. Bunca olayýn, ayný dönemde olmasý bir rastlantý olabilir, fakat rastlantý denen þeyler, aslýnda, bir zorunluluktan, ekonomik bir zorunluluktan baþka bir þey deðildir. Buradaki zorunluluk, eski toplumun içinde geliþip, olgunlaþan yeni topluma geçme zorunluluðudur. Proletarya ile burjuvazi arasýndaki iç savaþýn temelinde tartýþmasýz bu zorunluluk var. Ýç savaþ, saflaþma, toplumsal kutuplaþma kendi ilk sonuçlarýný yaratmýþtýr. 51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

Devrimci hareketi sürekli besleyen kaynak buradan geliyor. Bu kaynak devrim yolunda yürüyen halktýr. Halkýn tüm karþý-devrim güçleri karþýsýnda saflaþmasý bir kazanýmdýr. Bu kazaným, devrimin kazanýmýdýr. Ýç savaþý yadsýyanlar bile, bu savaþýn kazanýmlarý üzerine oturuyor. Bugün hangi kentte ilerici, devrimci bir sanat etkinliði olsa, binlerce insan katýlýyor. Emek hareketiyle, devrimci hareketle bir dayanýþma eylemi olsa yine binler yer alýyor. Halkýn istediðini dile getiren her politik hareket halkýn açýk desteðine sahip oluyor. Bugün devrimci mücadelenin temelinde, safýný belirlemiþ ve savaþan bir halk var. Geleceðe yönelik tüm hedefimizde yine savaþan bir halk var. Proleter iç savaþ sosyalizmin bir kazanýmýdýr. Kürt halkýnýn durumunu ele alalým. Halk yýllarca dünyanýn en þiddetli iç savaþlarýndan birinden geçti. Devrimci iç savaþ sayesinde bilinçlendi, örgütlendi ve yenilmez bir güç oldu. Bugün, halk bir çaðrýyla harekete geçiyor, yine bir çaðrýyla geri çekilebiliyor. Tamamen bir ordu gibi hareket ediyor. Bu kadar örgütlü bir halk hareketi devrim için bir kazaným deðil midir? Devrimci iç savaþ Kürt halkýný bölge çapýnda bir güç haline getirdi. Kürt halký ayný zamanda birleþik devrimin etkin bir devrimci gücüdür. Proleter iç savaþ halk kitlelerini birleþtirdi, devrimcileþtirdi, iktidar yoluna yöneltti. Yýllarca süren devrimci mücadele içinde yer almýþ milyonlarca kitle var. Bu, devrimi gerçekleþtirecek büyük bir kitlenin daha þimdiden hazýr olmasý demektir. Devrimin öznel koþullarýnýn henüz hazýr olmadýðýný söyleyenler bu olguyu göz önünde tutuyorlar mý? Çok açýktýr ki, kapitalizm koþullarýnda tüm ezilen ve sömürülen yýðýnlarýn burjuvaziden umudunu kesmesi ve baðlarýný koparmasý beklenemez. Sosyalizm altýnda bile, burjuvaziyle baðlarýný koparmayan insanlar olacaktýr. Böyleleri emekçiler arasýnda da olacaktýr. Fakat kapitalizmde, burjuva toplumun ilerlemesiyle, emekçi halk kitlelerinin daha geniþ bir kesimi devrime yönelecektir. Burada kapitalizme karþý belirleyici mücadele devrimci iþçi sýnýfýndan, devrimci halk kitlelerinden gelecektir. Bugün azýmsanmayacak sayýda devrimci kitle var. Tarihi yapacak olan devrimci sýnýflardýr, devrimci halk kitleleridir -her yerde burjuvaziyle çatýþan da bu kitlelerdir.

C. DAÐLI


BURJUVAZÝ BÜYÜK HESAPLAÞMAYI BAÞLATTI

T

aþlarý baðlayýp köpekleri saldýlar. Gözü dönmüþ, kendinden geçmiþ aðzý salyalý bir sürü, içinde bir avuç insanýn bulunduðu otobüsleri defalarca ateþe verdiler, saatlerce taþladýlar, 80’lik ihtiyarlarý öldüresiye dövdüler. Bozüyük kaymakamý ve belediye baþkaný, görevlerini hassasiyetle yerine getirdikleri için gözü dönmüþ kalabalýða teþekkür etti. Sermaye ve onun devleti hep bir aðýzdan, 80’lik ihtiyarlarý linç edecek kadar hasta ruhlu bu tosuncuklarýna “aferin” çekti. Yaþanan vahþetin hayvanlýðý içimizi öfkeyle doldursa da, biz de sermayeye bir teþekkür borçluyuz: Sonucu tayin edecek olan büyük meydan muharebesini baþlattýðý için. Tekelci Burjuvazi “Büyük” Düþünüyor 30 Aðustos resepsiyonunda M.Ali Birand’ýn dile getirdiði ve TSK’nýn da paylaþtýðý düþünceyi yeniden hatýrlayalým. Birand orada özetle, artýk mücadelenin bir takým haklarla kontrol edilebilecek noktayý çoktan aþtýðýný, bu yüzden de büyük düþünmek gerektiðini söylüyordu. Devrimin her yönden tehdidi altýnda kývranan tekelci burjuvazi için büyük düþünmek, e-

lindeki bütün kozlarý ve silahlarý sahaya sürmek ve kesin bir zafer için her türlü hazýrlýðý yapmak demekti. Tekelci kapitalist düzen, devrimin darbelerinden korunabilmek için hemen çevresine ordu-polis ve faþist yasalarla koruma duvarý oluþturdu. Bu da yetmedi, karþý-devrimin tüm kitle tabanýndan da bir baþka koruma duvarý örüldü. Bu denli kalýn bir duvar arkasýna gizlenen tekelci burjuvazinin üretebileceði tek bir politika olabilirdi: Þovenizm. Tekelci faþist egemenliðin büyük düþünmesine ve elindeki tek etkin silah olan þovenizmi sahaya sürmesine neden olan olaylar ardý ardýna geldi: Önce iþçiler; üstelik keskin bir politik tutum deðiþimi göstererek, sermayenin karþýsýna çýktýlar. Daha düne kadar en gerici, en þoven burjuva sendikacýlýðýn prangasýndaki SEKA, Seydiþehir, Erdemir gibi büyük fabrikalarýn iþçileri, polis ve jandarmayla çatýþa çatýþa eylemlerini sürdürdüler. Hemen ardýndan yaygýn olarak baþlatýlan gecekondu yýkýmlarý, devrimin ateþini, örgütlenmelerini tüm emekçi semtlere taþýdý. Ve nihayet Batman’da baþlayan Kürt halkýnýn serhýldanlar zinciri, tekelci faþist egemenliði, nihai hesaplaþmayý baþlatmaya zorladý. Kapitalist sistem artýk tüm gücüyle çýkýyor devrimin karþýsýna; askeri, polisi, adliyesi ve toplumsal tabanýyla. Karþý-devrimin toplumsal tabanýný harekete geçirmek için, tekelci faþist basýn çok özel bir çaba sarf ediyor, adeta çýrpýnýyor; yalan üzerine yalan, re51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

zilce bir kampanyayla yürütülen bu çaba, esasýnda tekelci burjuvazinin ne denli güçsüz olduðunu da açýða çýkarýyor. Bütün baþka politik araçlar denenmiþ, ama devrim karþýsýnda bir sonuç alýnamamýþtýr. Elde kalan tek politik silahýn, þovenizmin çok sýký kampanyalarla, etkinleþtirilmesi, burjuvazinin toplumda yitirdiði prestiji yeniden kurabilme çabasýdýr. Fakat, þovenizm silahýný böylesine etkin kullanmaya kalkan burjuvazi için geri dönüþ yoktur. Çünkü artýk iç-savaþa büyük kitlelerin doðrudan sokulmasýyla, iç-savaþýn yönetim ve denetimi de burjuvazinin elinden kaçar. Kitlelerin büyük kavgasý, sistemin büyük sarsýntýlar geçirmesi demektir. Bu sarsýntýlardan artýk devlet organlarý da kendisini koruyamaz. 90’lý yýllarda devlet, bir çok nedenin yanýnda, karþý-devrimin faþist kitlelerini Sivas katliamýný saymazsak- hiç bu kadar etkin kullanmamýþtý. Devlet kurumlarýna özgü disiplin, örgütlenme alýþkanlýðý, merkezilik gibi üstünlüklerden sonuna dek yararlandý. Çatýþmalar devlet güçleriyle devrim güçleri arasýnda sürdüðü müddetçe, bu üstünlükler onun iþine yarýyordu. Þimdiyse, çatýþmalar toplumun tümüne yayýlýyor. Burada artýk sonucu belirleyecek olan, devrim ve karþý-devrimin kitlelerindeki örgütlenme, disiplin, merkezilik ve moral üstünlüklerdir. Kavganýn seyri hangi tarafýn kendi üstünlüklerini etkin olarak kullanacaðýna baðlýdýr. Burjuvazi, devlet kurumlarýyla kontrolüne aldýðý iç savaþýn denetimini, zamanla kaybedeceði bir sürece girmiþtir. Sokaktaki büyük kavganýn her sonucuna katlanmak kaderi, burjuvazinin boynundadýr. Halklarýn Mücadele Birliði Ýçin Özel Çaba Bozüyük vahþeti, Kürt halký için çok önemli, çok ciddi bir olaydýr. Ezilen bir ulus, tarihini asla unutulmamasý gereken trajik olaylardan örer. Bozüyük böyle bir olaydý. Kürt halký, tam da böylesi trajik dönemlerde dostlarýný sýnar, bu onlarda gösterilen dostluðu da, düþmanlýðý da unutmaz. Kürt halký, iç savaþýn en kanlý günlerinde dahi, halklarýn kardeþliðini unutmadý. Biz, her ne kadar bu sloganýn içeriðini eleþtiriyorsak da, bu slogana Kürt halkýnýn sahip çýkmasýnýn bir anlamý vardý: Kürt halký ezen ulusun emekçilerine karþý öfke duymadýðýný bu sloganla ifade ediyordu. Ancak þimdi, Bozüyükle birlikte, Kürt

5


halkýnýn bu duygularýna darbe indi. DÝSK’in Kürt halkýný ve eylemlerini suçlayan açýklamalarý, bu darbeye tuz-biber ekti. Bu, tamiri olanaksýz bir darbe deðil; ama devrimcilerin artýk bu uðurda özel çabalarýný gerektiriyor. Nasýl olsa mücadelenin halklarý bir araya getireceðine, her iki ulustan emekçilerin ayný sermaye düzenine karþý savaþtýðýna olan inanç, mücadele birliði için özel bir çaba gerektiren bu dönemde, elimizi-kolumuzu baðlamamalýdýr. Halklarýn mücadele birliðine vurulan bu darbenin onarýlmasý, Türkiye iþçi sýnýfýna ve onun enternasyonalist öncülerine düþer. Bozüyük vahþetinden sonra bir çok sol grup bir araya gelip, Türk-Kürt çatýþmasý istemediklerini, iç savaþ istemediklerini belirttiler. Bu türden açýklamalar hiçbir iþe yaramaz, Kürt halkýna da yardýmcý olmaz. Böyle bir çatýþma ve iç savaþ yýllardýr var. Bir yanda ulusal özlemleri ve devrimci eylemleriyle Kürt halký, öbür yanda tekellerin iktidarýnýn devamý için þovenizmle kuþanmýþ faþist kitle. Böyle bir iç savaþta proletaryanýn tavrý savaþý istememek olamaz ya da barýþ-kardeþlik çaðrýlarý da deðil, böyle bir anda proletaryanýn tavrý kesin, net olur: Kürt halkýnýn yanýnda olmak. Bu iç savaþ, tekellerle, emekçi halklarýn savaþýdýr. Kürt halký ile emekçi kitlelerden oluþan devrimin toplumsal ordusuyla karþý devrimin kitle temelini karþý karþýya getiren bu iç savaþ, evet, belki de iç savaþlarýn en kanlýsý olacaktýr ama burjuvazi iç savaþý bu temel üzerinde kurdu diye, iç savaþý reddedemeyiz. Devrimci proletarya Kürt halkýnýn yanýnda olmalýdýr. Kürt halký, proletaryanýn devrim ittifakýdýr. Sosyal-þovenizmin zihinlerini bulandýrdýðý kimi çevrelerde, Türk þovenizminin bu derece azmasýnýn asýl suçunu, Kürt halk hareketinin “milliyetçiliði”nde olduðunu söyleyip durdular bugüne dek. Sanki Kürt halkýnýn mücadelesinin olmadýðý dönemlerde, Türk þovenizmi hiç yokmuþ gibi. 50 yýl önceki 6-7 Eylül olaylarýný hatýrlamak yeterli. O dönemde Kürt halký neredeyse ölüm uykusundaydý, ama Türk þovenizmi her zamankinden güçlüydü. Kürt halkýnýn ulusal özlemlerle ayaða kalkmasýný, doðrudan ya da dolaylý þekilde þovenizmin asýl sorumlusu olarak görmek, sos-

6

yal-þovenizmin dik âlâsýdýr. Bugün DÝSK’in içine düþtüðü alçaltýcý, rezil tutumdan bir farký yoktur. Burjuvazinin Sýðýndýðý Son Kaleyi Yýkalým Bozüyük, Seferihisar, Ayvalýk gibi yerlerde örgütlü faþist gruplar ve devlet kurumlarý tarafýndan azdýrýlan þovenizm girdabýna bir çok emekçinin kapýlýp gitmesini, onlarýn cehaleti ve aldanmýþlýklarýyla açýklamak yetmez. Bu, sonucu nedenin yerine koymaktan öte bir anlam ifade etmez. Ekonomik kriz, yýkým ve iþsizlik gibi, bu aldanmýþlýðýn alt yapýsýný besleyen nedenler var. Büyük kentlerde deðil ama, küçük kasaba ve kentlerde oldukça daðýnýk, örgütsüz ve sýnýflar savaþýnýn yýllardýr kenarýnda-köþesinde kalan bu kesimler, ekonomik yýkýmýn getirdiði mülksüzleþme ve iþsizlik tehdidiyle, kendilerini toplumun dýþýna sürülmüþ hissediyorlar. Ve faþist demagoji, bu daðýnýk kitlelerin içinde bulunduklarý bu öfkeli dýþlanmýþlýk duygusunu ustaca kullanmasýný biliyor. Faþist demagojinin ustaca kullanmasýný bildiði bu öfkeli ruh hali, ayný zamanda karþý-devrim cephesinin zayýf karnýný oluþturuyor. Bugün þovenizm etrafýnda bir araya getirilebilen bu kitle, tekeller tarafýndan ezilmekte, yýkýmla tehdit edilmekte. Bu kitlenin ekonomik yýkýmý en yakýcý þekliyle yaþadýðý durumlarda, sermayeye karþý nasýl öfke dolu olabildiðini 2001 Nisan’ýnda görmüþtük. 2001 yýlýnda, þove51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

nizmin en güçlü olduðu bölgelerde, emekçilerin aðzýndan düþmeyen bir söz vardý: “Biz yýllarca devlete baðlý kaldýk, karþýlýðý bu mu olacaktý?” diyorlardý. 2001 krizi, þovenizmin bayraktarlýðýný yapan MHP-DSP gibi partileri seçimlerde bir paçavraya dönüþtürmüþtü. Benzer bir ekonomik yýkým dalgasý kapýda. Þovenizmin belini kýracak bir geliþmedir bu. Devrimci proletarya, bir yandan Kürt halkýnýn yanýnda olduðunu pratikte gösterirken, öbür yandan þovenizmin kitle tabanýný güçten düþürmek için her türlü fýrsatý deðerlendirebilmelidir. Þimdiden öncü þoklarýný yaþayan büyük yýkýmýn hedefinde olan küçük-üreticiler, çalýþanlar ve diðer emekçi kitleler arasýnda yapýlan her devrimci çalýþma, ayný kitle üzerinde oynayan karþýdevrimi zayýflatacaktýr. Bu bir iç savaþ, karþý-devrimin toplumsal tabanýný tümüyle yanýmýza çekmek, bir hayal olur. Devrimin zaferinden sonra bile, geniþ bir karþý-devrim cephesiyle savaþmayý sürdüreceðiz. Karþý-devrimin, þovenizmin toplumsal tabanýný, yalnýzca örgütlenme ve propaganda yöntemiyle zayýflataklarýný düþünenler, bugüne kadar kafalarýný çok kez duvara vurdular. Karþý-devrimin, þovenizmin kan emici yüzünü teþhir etmek yetmez, onlarý kan içinde boðmak da gerekir. Faþizmin kitle tabanýný geniþletmesini önlemek için, onlarý bulunduklarý her alandan söküp atmak gerekir, devrimci eylem, zor araçlarý gerekir. Burjuvazi, ne yaptýysa devrimi alt edemedi, güçlenmesini önleyemedi. Þimdi, duvarlarýný þovenizm harcýyla ördüðü son kalesine doðru geri çekildi. Ayakta kalan bu tek kalesine geri çekilmekle, nihai sonucu belli edecek bir savaþýn fitilini de ateþlemiþ oldu. Kalenin surlarý ne kadar saðlam, yüksek, toplarý ne denli güçlü görünse de, kalenin içinde burjuvalarýn kendi iç kavgalarý var, orada iþsiz ve aç kitleler var. Devrimin kuþatmasý altýndaki bu kalenin fethi, þimdi kuþatmayý tek karargahtan yönetmeye, surlarda açýlacak gediklere ve kuþatmanýn moral üstünlüðünü sürekli yüksekte tutmaya baðlýdýr. Burjuvazi savunmaya çekildi. Devrim, tüm gücüyle saldýrmaya cüret edecek mi? Þimdi sorun budur.


ÝÇ SAVAÞIN SAFLAÞTIRICI GÜCÜ Olaylarla dolu devrim yýllarýnýn en önemli özelliklerinden biri, kiþilerin, siyasal örgüt ve partilerin gizli kalmýþ, görülmeyen, gözlerden uzak derinliklerde kalan özelliklerinin hepsini açýða çýkarmasýdýr. Böyle dönemlerde herkes, her kurum gerçek çehresiyle toplumun karþýsýna çýkmak zorunda kalýr. Her parti ya da örgüt böylesi dönemlerde kendi gerçek sýnýf karakterini ortaya koyar. Daha doðrusu, olaylar onu bunu yapmaya zorlar. Ýçinden geçtiðimiz süreç iþte bu özelliklere sahip olduðunu çeþitli parti ve örgütlerin açýklamalarýyla kanýtlýyor. Her parti ve örgüt daha önce hangi kavramlarýn ardýna saklanmýþ olursa olsun þimdi, olaylar karþýsýnda kendi gerçek sýnýf karakterini ele veren açýklamalar yapmak zorunda kalýyor. Türkiye ve Kürdistanda, karþý devrim ile devrimin birbirlerine “diþ gösterdikleri” Eylül ayýnýn o olaylar dizisi olmasaydý, örneðin DÝSK, burjuva iþbirlikçi yüzünü açýða çýkaran o açýklamalarý yapar mýydý? DÝSK yönetiminin sosyal þoven karakterini o açýklamalardan daha iyi kim ortaya koyabilirdi? Ama DÝSK o açýklamalarý kendi rýzasýyla yapmýþ deðil. Sýnýf savaþýnýn geliþim diyalektiði iþleri öyle bir noktaya getirdi ki, DÝSK’e kendi gerçek karakterini açýða çýkaran o açýklamalarý yapmaktan baþka çare býrakmadý. Öyleyse þimdi soruna öteki uçtan bakarak þöyle de diyebiliriz: Çeþitli örgüt ve partilerin kendi gerçek siyasal ve sýnýfsal karakterlerini açýða çýkaran açýklamalar yapmak zorunda kalmalarý bile devrimci bir dönemden geçtiðimizin baþlý baþýna bir kanýtýdýr. Bunlar devrimin geliþimi açýsýndan son derece yararlý ve önemli geliþmelerdir. Emekçi yýðýnlarýn, ezilen halklarýn bütün siyasi parti ve örgütlerin gerçek sýnýf ve siyasal karakterini tanýmasý devrimin geliþimi açýsýndan muazzam önemdedir. Bu nedenle, denilebilir ki, komünist hareketin tarihi bu örgüt ve partileri kitlelerin gözünde teþhir etme mücadelesinin tarihidir. Devrimin toplumsal ordusu olarak geniþ emekçi kitleler küçük burjuva örgüt ve partilerin politik etkisinden, onlarýn yarattýðý yanýlsamalardan kurtulmadýkça bir proleter devrim olanaksýzdýr. Sosyal reformist parti ve örgütlerin yaydýðý burjuvazi ile iþbirliði ve küçük burjuva hayalleri yýkmak, normal koþullarda bir ülkenin proleter devrimci hareketinin uzun yýllarýný alabilir. Sürenin uzunluðu ya da kýsalýðý sýnýf mücadelesinin geliþim hýzýna baðlýdýr. Devrim yýllarý bu süreyi olaðanüstü kýsaltarak birkaç ay içinde kitlelerin kafasýnda bulunan burjuvaziyle iþbirliði ve diðer küçük burjuva hayalleri yerle bir eder. Sonuçta süre kýsa yada uzun olsun, emekçi kitlelerin kafasýndaki bu hayaller yýkýlmadýkça burjuvaziyi devirmek ve iktidarý ele geçirmek mümkün deðildir. Konunun önemi burdan geliyor. Dolayýsýyla, burjuvazinin devrilmesi ve iktidarýn fethedilmesi mücadelesi, sosyal reformist partilerin teþhir ve kitlelerden tecrit edilmesiyle birleþtirilmezse bir ayaðý sakat bir mücadeleye dönüþür. Baþka bir ifadeyle, sos-

yal reformizme karþý mücadeleyle tamamlanmayan, onunla birleþtirilmeyen bir devrim mücadelesi boþ ve baþarýsýzlýða mahkum bir mücadele olur. Biçim ve alan bakýmýndan birbirinden farklý olan bu iki mücadele birbirine sýký sýkýya baðlýdýr ve birbirini tamamlar.

Al Birini Vur Ötekine

Bu adamlar, kendi düþünce ve konumlarýna uygun kavramlarla kendilerini ifade etmekten özenle kaçýnýrlar. Bunun yerine gerçekleþmesini hiç de istemedikleri, geliþmesinden korktuklarý devrimin kavramlarýný kullanmayý tercih ederler.Böyle yapmakla, kitleleri kendi gerçek konum, düþünce ve toplumsal rolleri hakkýnda yanýltmaya çalýþtýklarý açýk.Biliyorlar ki, devrimci kavramlar ve sloganlar kullanmadan kitleleri aldatmak, onlarý etkilemek mümkün deðildir. Devrimle uzaktan yakýndan ilgisi olmayan ödlekler ve dönekler partisi,ÖDP’nin “tek yol devrim” sloganýný kullanmasý bunun kanýtýdýr. Sosyal reformistlerin genel hal almýþ bu davranýþ biçimi bir baþka olguyu kanýtlar: Türkiye ve Kürdistan topraklarý devrimcidir ve bu yüzden devrim kaçkýný, uzlaþmacýlar bile sosyalizm kavramlarýna, devrim kavramlarýna sarýlmak zorunda kalýyorlar. Kendi toplumsal rollerini oynamak için buna mecburlar. Elbete, ÖDP bu yolda tek deðildir. Onun için “Vurun abalýya” yapmanýn kimseye yararý yok. ÖDP’nin özelliði þu ki, o “mahallenin adý çýkmýþ” partisidir. Gerçekte ondan geri kalmayan baþkalarý da var ve onlarýn gerçek politik kimlikleriyle teþhir edilmeleri günün görevidir. Vereceðimiz iki örnek, gerçekte diðerlerinin ÖDP’den hiç de farklý olmadýklarýný, hepsinin de ayný top kumaþtan kesme olduðunu göstermeye yetecektir. Ýlk örneðimiz EMEP’in görüþlerine yakýnlýðýyla bilinen Evrensel Gazetesi’ne ait ve þöyle: “Beyler, ülkeyi yönetme sorumluluðundaki beyefendiler, muhterem zevat! Bu, ‘sivillerin terörizmle mücadele’ye katýlmasý yolu, ilk bakýþta size pek hoþ gelebilir. Ama bu tehlikeli bir yoldur ve Türkiye’yi gerçek bir bölünmeye götüren yoldur bu.” (abç, Evrensel, 6 Eylül) Ýkinci örneðimiz SDP’ye ait. Eylül ayýndaki faþist saldýrýlar karþýsýnda tam bir panik havasýna giren SDP, yüzündeki “sosyalist” maskesini parçalamak pahasýna iç savaþtan duyduðu korkuyu açýða vuruyor; iç savaþý önleme görevini omuzluyor ve o da týpký “kardeþ” EMEP çevresi gibi yetkilileri “yaklaþan bir felaket” konusunda uyararak, Türkiye’yi “yaklaþan felaket”ten kurtarma önerilerini sýralýyor. SDP’de iç savaþtan duyulan korku, panik havasýna dönüþtüðü için, genel baþkanlarý iþi hükümetin fahri danýþmanlýðýna kadar götürüyor. Þu sözler SDP genelbaþkaný’na ait: “Eðer hükümet ‘demokratik açýlýmlardan geri adým atýlmayacak’ derken samimiyse, herþeyden önce, yarýn sona erecek eylemsizlik durumunun sürdürülmesi yönünde teþvik edici bir tutum takýnmalýdýr. Çünkü, askeri operasyonlarýn sürdüðü koþullarda, bu operasyonlara karþý Kürt tarafýnýn bir aylýk eylemsizlik konumundan savaþ durumuna geçerek vereceði silahlý yanýtlar, hükümeti za-

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

7


Kendilerini iç savaþýn getirdiði ve ten sýnýrlý olan demokratik açýlýmlardan Ýç savaþ kapitalizmin çeliþkilerinin anti demokratik yönelimlere doðru sügetireceði büyük acý ve yýkýmlarýn korüst üste yýðýlmasýnýn, rükleyecek, bu ise onun toplumsal temekusuna kaptýrmýþ olan bu çevreler biraz kesiþmesinin, birikmesinin, lini zayýflatarak, politik krizlere, giderek düþünebilselerdi, biraz düþünme yetenetoplumsal patlayýcýlarýn olaðanüstü ðinde olsalardý þu iki basit gerçeði anlarekonomik krizlere kapýyý açacaktýr.” Biz, bu sözlerin içeriðini eleþtirecek lardý: Birincisi, iç savaþ birilerinin isteði artmasýnýn sonucudur. Ýç savaþ, deðiliz. Deðmez. Kapitalizmin ekonosonucu doðmayacaðý gibi birilerinin istesýnýf savaþýnýn bir devamý, bir mik krizlerinden, politik krizlerinden, ðiyle de sona ermez. Ýç savaþ kapitalizaþamasý olarak bütün bir hükümetin toplumsal temelinin zayýflamin çeliþkilerinin üst üste yýðýlmasýnýn, toplumsal geliþme tarafýndan masýndan duyulan kaygýyý ifade eden kesiþmesinin, birikmesinin, toplumsal sözleri biz, Sabancýlardan, Koçlardan, patlayýcýlarýn olaðanüstü artmasýnýn sohazýrlanýr. Onun için bir ülkede Hükümet ve Cumhurbaþkaný danýþmannucudur. Ýç savaþ, sýnýf savaþýnýn bir desýnýf savaþý iç savaþ düzeyine larýndan duymaya alýþmýþýz. Þu kadarýný vamý, bir aþamasý olarak bütün bir topsöyleyelim: Adýnda “Sosyalist” kavramý gelmiþse, bütün aðlama-sýzlamalar, lumsal geliþme tarafýndan hazýrlanýr. Oyalvarýp yakarmalar onu ortadan nun için bir ülkede sýnýf savaþý iç savaþ bulunan bir parti için -bu parti sosyal refomist bile olsa- bunlar utanýlacak sözkaldýrmaya yetmez. Bu anlamda düzeyine gelmiþse, bütün aðlama-sýzlalerdir. Ýçinde “Sosyalist” kavramý bulumalar, yalvarýp yakarmalar onu ortadan sosyal reformistlerin iç savaþ nan bir tabelanýn altýnda bu sözleri söykaldýrmaya yetmez. Bu anlamda sosyal karþýsýndaki durumlarý sadece lemek için kiþinin utanma duygusunu reformistlerin iç savaþ karþýsýndaki duumutsuzluk ve çaresizlikle ifade rumlarý sadece umutsuzluk ve çaresizlikçoktan yitirmiþ olmasý lazým. Sýnýf bilinçli iþçiler ve emekçi kitleedilebilir. le ifade edilebilir. ler burjuva bir hükümetin “toplumsal teÝkincisi, marksist olma iddiasýný taþýmeli”nin zayýflamasýndan, bunun “politik krizlere, giderek ekoyýp da düþünme yeteneðini yitirmemiþ olanlar, iç savaþ olmadan nomik krizlere kapýyý açmasý”ndan korkuya kapýlan, bunun tekapitalizmden sosyalizme geçiþin mümkün olamayacaðýný; iç dirginliðini yaþýyan bir partinin kaç ayar “sosyalist” olduðunu savaþ olmadan tarihte hiç bir büyük devrimin gerçekleþmedigini ölçmeyi bileceklerdir. bilirler. Ýç savaþ, her savaþ gibi, acý, yýkým, kan ve gözyaþý, uÞimdi bu iki partinin ÖDP’yle aynýlýðýný gösteren sözleri mutsuz karýþýklýk demektir. Ama bunlar olmadan kapitalizmin, aktaralým. Ýþte ÖDP’nin sözleri: “Bu yaklaþýmlar (devletin yakburjuva egemenliðin yýkýldýðý nerede ve ne zaman görülmüþ! laþýmlarý kastediliyor, bn.) Türkiye’nýn geleceði açýsýndan doðru Tam da bu nedenle, iç savaþ sosyalist devrimin kaçýnýlmaz koþudeðildir ve bundan vazgeçilmelidir”. (Gündem, 16 Eylül). lu ve ayrýlmaz parçasýdýr. Görülüyor, sosyal-reformist partilerin biri “Türkiye’nin böOnun için bir marksistin iç savaþ konusundaki tutumu, elünmesi”nden, diðeri “Hükümetin toplumsal temelinin zayýflamekçi yýðýnlarý savaþ hakkýnda aydýnlatmak, savaþý kazanacak masý”ndan, bir öteki “Türkiye’nin geleceði”nden kaygý duyuyor. þekilde örgütlemek ve yönetmektir. SDP ve diðerleri bunu yapaHazretler, birer parti deðiller de hükümetin ve Türkiye’nin gelecaklarýna, iç savaþ sanki umutsuz bir karýþýklýðý kapitalizmin ceðini kurtarma vakfý gibi çalýþýyorlar. Üstelik ücretsiz ve sosyamekanizmasýnda, burjuva toplumun temellerinde deðil de kendi lizm adýna! Burjuvazi adýna bundan iyisi daha ne olabilir! Ýç savaþýn sertleþmesi sosyal reformist partileri iþte böyle bir partilerinde çýkaracakmýþ gibi -doðrusu pek de haksýz sayýlmazbulamaç halinde aynýlaþtýrýyor ve gerçek yüzlerini açýða çýkaran lar- derin bir korkuya kapýlmýþlardýr. Ýþte SDP’nýn iç savaþla ilgili görüþlerini aktaran gazete haaçýklamalar yapmaya zorluyor. Emekçi kitleler için artýk bunlar beri: “SDP Genel Baþkaný Filiz Koçali, hükümetin inisiyatifi elarasýndaki farký anlamak diye bir sorun kalmamýþtýr: Al birini den kaçýrdýðýný belirterek, iç savaþ tehlikesiyle yüzyüze olunduvur ötekine. ðunu söyledi. Linç olaylarý için ‘Felaket yaklaþýyor’ diyen KoçaÝç Savaþ Korkusu li, ‘Bir iç savaþ tehlikesiyle yüzyüzeyiz. Ordunun ve CHP’nin Bizim bu üç örneði seçmemiz sosyal reformist parti ve örbaskýsý karþýsýnda hükümet demokratik açýlým inisiyatifini kaygütlerin bunlardan ibaret olduðu þeklinde anlaþýlmamalý. Aksine betti. AB müzakere süreci ile ilgili kriz sokaklarda masum insanbu cenah oldukça geniþtir ve çok deðiþik kavramlar, isimler ya larýn linç edilmesiyle birleþince, hükümet krizine gebe bir ortam da kýlýflarla karþýmýza çýkmaktadýr. yarattý’ dedi. CHP ve kimi sorumsuz ordu mensuplarýnýn, faþist Ancak, hangi kýlýfla çýkarlarsa çýksýnlar hepsini ele veren merkezlerce yönlendirilen linç güruhunu cesaretlendirdiðine dikortak noktalar vardýr ve bundan kaçýnmalarý mümkün deðildir. kat çeken SDP Genel Baþkaný Koçali, ‘ABD’yi PKK’ye karþý Bu ortak noktalardan biri iç savaþ karþýsýndaki konumlarýdýr. Sý‘yardýma’ çaðýrdýkça, daha fazla ABD emellerine alet oluyorlar’ nýf savaþýnýn bu en sert ve keskin biçimi karþýsýnda sosyal reformistler tüm kaçamak yollarý týkanmýþ biçimde ayný hizaya, ayný dedi”. Artýk çok açýk, bütün sosyal reformistlerin temel düþünceleortak davranýþa geçerler. ri, temel kaygýlarý emekçi sýnýflarýn tam kurtuluþu, sosyalizm deOrtak davranýþlarýnýn temel çizgisi iç savaþtan duyduklarý ðil kapitalist Türkiye’nin geleceðidir. Onun için hepsi de “yurtkorkudur. Onlar, kendi korkularýný halkýn korkusu gibi yansýtasever”dir, hepsi de burjuvazinin önünde yerlere kadar eðilmeye rak, emekçi yýðýnlarýn en geri duygularýna seslenerek ellerinihazýrlar. Hükümetin toplumsal temelinin zayýflamasýndan kaygýkollarýný baðlamaya çalýþýyorlar. Ýç savaþ acý ve yýkým; kan ve gözyaþý demektir, öyleyse ondan kaçýnmak, mümkünse önlemek lanacak kadar burjuva muhalefetin bile gerisine düþmüþlerdir. Ýç savaþ iþte böyle saflaþtýrýcý ve ayrýþtýrýcýdýr. gerekir. Bütün düþüncelerinin özü ve özeti bundan ibarettir.

8

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005


KÜRT HALKI YALNIZ DEÐÝLDÝR

M

ücadele Birliði Platformu, 18 Eylül günü sarý-kýrmýzý-yeþil renklerdeki “Kürt Halký Yalnýz Deðildir, Mücadele Birliði Platformu” pankartý açarak Taksim Meydaný’nda bir basýn açýklamasý yaptý. Kýzýl bayraklarýyla ve “Yaþasýn Kürt Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði”, “Kürt Halký Devrimle Özgürleþecek”, “Kürt Halký Yalnýz Deðildir”, “Kürt Halkýna Kalkan Eller Kýrýlacak”, “Kürt Halkýna Kendi Kaderini Tayin Hakký” yazýlý kuþlamalarýyla alaný zapteden eylemciler, Mücadele Birliði Platformu adýna okuduklarý açýklamada: “Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkýna ancak kendi sýnýfsal çýkarlarýnýn nerede olduðunu bilmeyecek denli þovenizmle zehirlenmiþ olanlar karþý çýkabilir. Bugün Kürt halkýna saldýrýp onlarý linç etmeye çalýþanlar, devletin yönlendirdiði bir avuç faþisttir. Ve ne kadar çok saldýrýrlarsa, Kürt halkýnýn savaþma azmini o kadar çok artýrmaktadýrlar. Özgürlüðü için ayaða kalkan bir halký hiçbir güç durduramaz. Ýþçi sýnýfý, emekçiler ve bütün halklar, Kürt halkýnýn bu mücadelesine sahip çýkmalýdýr. Halklar arasýndaki sarsýlmaz güven ve kardeþlik

baðlarý, ancak böyle kurulacaktýr” (…) “Kürt halkýna karþý giriþilen linç saldýrýlarý karþýsýnda her zaman onlarýn yanýnda olacaðýz. Devrim, halklarýmýzýn mücadele birliðinin saðlanmasýyla ete kemiðe bürünecektir. Burjuvazinin hiçbir saldýrýsý, devrimin geliþimini engelleyemeyecektir. Buradan bir kez daha haykýrýyoruz: Kürt Halký Yalnýz Deðildir!” denildi. Ýþçi ve emekçi halklara “topyekün savaþ” ilan eden sermaye sýnýfýnýn Kürt halkýna yönelik saldýrýlarýný protesto ettiler. Fabrikalarý kapatanlarla linç giriþimlerini örgütleyenlerin ayný olduklarýný belirten Mücadele Birliði Platformu, üzerine kurþunlarla, tank ve topla, linç saldýrýlarýyla gidilen Kürt halkýnýn, sinmek, korkmak þöyle dursun, daha bir öfke ve kinle dolduðunu ve savaþma azmi kazandýðýný belirterek, Kürt halký’nýn devletin bu saldýrýlarýna serhýldanlarla karþýlýk verdiðini; ve yýllardýr sömürülen, aþaðýlanan, baský ve zulmün her türlüsüne maruz kalan Kürt halkýnýn içinde biriktirdiði öfkeyi sokakla-

Taksim'de Özgür Gündem Gazetesi Daðýtýmý Kürt halkýna ve kürt basýnýna yönelik baskýlarýn arttýðý bir dönemden geçiyoruz. Bizde Mücadele Birliði okurlarý olarak Kürt Halkýna destek olmak amacýyla Gündem gazetesi daðýtýmý yapmaya karar verdik. Gündem Gazetesinin bürosuna uðrayarak belli bir miktar gazete aldýk. Aldýðýmýz gazeteleri saat 14.00’da Ýstiklal Caddesi’nde daðýtmaya baþladýk. Yaptýðýmýz daðýtýma caddeden geçin halk yoðun ilgi gösterdi ve bizden Gündem Gazetesi alan birçok kiþi bizlere destek olduklarýný açýkladýlar. Daðýtým yaparken sýk sýk Gündem Gazetesi’nin manþeti olan “12 Eylül Kurumsallaþtý” baþlýðýný öne çýkardýk. Bunun yaný sýra, “Kürt Halký Yalnýz Deðildir”, “Gündemi

ra taþýdýðýný dile getirdiler. Atýlan “Yaþasýn Kürt Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði”, “An Þoreþ An Mýrýn”, “Ya Devrim Ya Ölüm”, “Kürt Halký Devrimle Özgürleþecek”, “Kürt Halký Yalnýz Deðildir” sloganlarýnýn ardýndan, çekilen zýlgýtla basýn açýklamasý sona erdi. Bu sýrada eylem alanýnda bulunan Leninist bir iþçi, söylemek istediði þeylerin olduðunu belirterek söz aldý ve; “Türkiyeli iþçi ve emekçiler olarak, sosyalistler olarak þunu söylüyoruz, Kürt halkýnýn güvenini kaybetmektense, kellemizi kaybetmeyi göze alýrýz.” “Eðer Kürt halkýný kaybedersek, asla devrim yüzü göremeyiz. Gerçek barýþý, ancak iki halkýn ortak mücadelesi saðlayacaktýr” diyerek halklarýn mücadele birliðine vurgu yaptý. Daha sonra eylemciler, Ýstiklal Caddesi’ne doðru kuþlama yaparak eylemlerini bitirdiler.

‘Özgür Gündem’den Takip Edin”, “Yaþasýn Kürt Ve Türk Halklarýnýn Mücadele Birliði”, “12 Eylül Faþist Darbesinin Yarýn 25. Yýlý”, “Geliþmeleri Takip Etmek Ýçin Ezilen Halklarýn Özgür Sesi ‘Ülkede Özgür Gündem’ Okuyun” þeklinde sesli ajitasyon yaptýk. Gazete daðýtýmýna gösterilen yoðun ilgi sayesinde aldýðýmýz gazetelerin hepsini birkaç saatlik süre içerisinde daðýttýk. Gazete daðýtýmý yaparken bir kez daha gördük ki, sermaye sýnýfýnýn ve onun sözcüsü olan burjuva medyanýn Kürt-Türk halklarýný karþý karþýya getirme çabasý boþunadýr. Halklarýn içinde güçlü bir mücadele birliði ruhu var. Bize düþen bu ruhu geliþtirmek ve Kürt ve Türk hallarýnýn mücadele birliðini örmektir.

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

KÜRT HALKI YALNIZ DEÐÝLDÝR! YAÞASIN KÜRT-TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ!

9


ÖZGÜR GÜNDEM’E AÇIK MEKTUP Deðerli dostlar, Yiðit Kürt halký, Sözlerimize “Kürt Halký Yalnýz Deðildir” diyerek baþlamak istiyoruz… Bu bugünün en temel, en güçlü haykýrýlmasý gereken þiarý, olmalýdýr.. Bu þiarý yaygýnlaþtýrmak, mazlum Kürt halkýna karþý tarihsel, sýnýfsal, insani ve ahlaki sorumluluðumuzdur. Nasýl ki Türkiye iþçi sýnýfý, emekçi halklarý sýnýfsýz, sömürüsüz bir dünya için en yiðit evlatlarýný feda ediyorsa ve büyük bedeller ödüyorsa, mazlum Kürt halký da Kürdistan’ýn özgürlüðü ve halklarýn kardeþliði için on yýllardýr sürdürdüðü savaþýmda büyük bedeller ödedi, ödemeye devam ediyor. Bu nedenle rahatlýkla söyleyebiliriz ki Kürt halký yiðit bir halktýr ve ulusal-sýnýfsal mücadele, kendi geleceðini özgürce belirlemek, onurlu, özgür ve mutlu bir gelecek kurmak onun da hakkýdýr ve bu hakký mutlaka kazanacaktýr. Deðerli dostlar, Yiðit Kürt Halký, Türkiye ve K. Kürdistan’da kapitalizmin tarihsel geliþiminin bir sonucu olarak bir özgünlük oluþtu. Esas olarak burjuva devrimlerin bir sorunu olan ulusal sorunun çözümü iþte bu özgünlükten ötürü ulusal sorunun köklü çözümü artýk proleter bir devrimle mümkün olabilir, kazanýlabilir… Bunun için iki halkýn birleþik mücadelesi, birleþik devrimi gerçekleþmeden ne iþçi sýnýfý kurtulabilir nede halklarýmýz özgür olabilir… Deðerli dostlar, Yiðit Kürt Halký, Bizler deðiþik iþ kollarýndan, deðiþik milliyetlerden iþçiler olarak, Fabrikalarda birlikte çalýþýyor, hayatý birlikte üretiyoruz… Tüm zenginliklerin ve güzelliklerin yaratýcýsý ve gerçek sahibi biziz, biziz Kürt’ü, Türk’ü, Arap’ý, Laz’ý, Çerkez’iyle, kadýný, erkeðiyle, yaþlýsý genciyle hayatý var eden … Yüreðimizin yarýsý Kürt Yüzümüzün diðer yanaðý Kürt… Kürt gibi bakar, Kürt gibi görür bir gözümüz,

ÖZGÜR POLÝTÝKA SUSTURULAMAZ Eylül ayý baþýnda Avrupa’da yayýn yapan Özgür Politika gazetesi ile MIR müziðin emperyalist Alman devleti tarafýndan kapatýlmasýna yönelik eylemler devam ediyor. Ýçinde Reutlingen Emek Kültür Merkezi’nin de yer aldýðý Stuttgart Ve Çevresi Demokratik Kurumlar Platformu Kürt kurumlarýnýn kapatýlmasýný ve Kürt halkýna yönelik saldýrýlarý protesto etmek için 17 Eylül Cumartesi günü Stuttgart’ta bir yürüyüþ ve miting düzenledi. Üçyüzün üzerinde kiþinin katýldýðý eylemin en önlerinde Almanca olarak hazýrlanmýþ ve Platform imzalý “Özgür Politika Gazetesinin Kapatýlmasýný Lanetliyoruz”, “Kürt Halkýna Yapýlan Saldýrýlarý Protesto Ediyoruz” pankartlarý yer aldý. Stuttgart’ýn iþlek caddelerinden geçen kitle son dönemlerdeki gösterilerde

10

Kürt gibi duyar diðer kulaðýmýz, Ayaðýmýzýn biri Kürt’tür, yurdumuz ayný zamanda Kürdistan’dýr da Çünkü biz “Yurdumuz bütün cihandýr” bizim diyenlerdeniz… Tüm tehditlere raðmen 1 Eylül Dünya Barýþ vesilesiyle Gemlik’e yürüyenlerin geri dönüþte uðradýðý saldýrýlarda bizim de canýmýz yandý, Gemlikte, Sakarya’da, Trabzon’da… Yaþanan “LÝNÇ GÝRÝÞÝMLERÝNDE” bir yanaðýmýz acýdýysa, diðeri kýzardý utançtan… Biz öldük, biz öldürüldük aslýnda… Esas olan, çok yaþamak deðil onurlu, erdemli yaþayabilmektir. “Söylemeye de dilimiz varmýyor ama” kabahatin çoðu bizde, biz iþçi sýnýfýnda canýmýz kardeþlerimiz… Baðýþlayýn… Henüz gücümüzün farkýna varamadýk daha… Yeterince birleþip, yeterince örgütlenip, yeterince kavgaya katamadýk daha sýnýfý… Deðerli dostlar, Yiðit Kürt Halký, Biliyoruz ki “Baþka bir ulusu ezen bir ulus asla özgür olamaz.” Ezen ulusun proleterleri olarak biz de özgür deðiliz. Ama özgürlük kendi ellerimizdedir… Yaþamý üreten hayatý var eden, tüm zenginliklerin ve güzelliklerin yaratýcýsý, üreticisi ve gerçek sahibi biziz; ama açlýða mahkum edilen, sosyal yýkýma uðratýlan iliklerine kadar sömürülen ve yaþamdan kovulan da bizleriz… Emperyalist ve onlarýn iþbirlikçileri tekelci kapitalistlerin geleceðimizi karartmasýna, ülkelerimizin yaðmalanmasýna, yakýlýp yýkýlmasýna, halklarýmýzýn aþaðýlanmasýna, kýyýma uðratýlmasýna izin vermeyelim. Artýk bu gidiþe dur demek, kendi geleceðimizi kendi ellerimize almak için devrimci iþçi komitelerinde örgütlenelim, birleþelim, birleþik mücadeleyle birleþik devrimimizi gerçekleþtirelim…

KÜRT HALKI YALNIZ DEÐÝLDÝR! YAÞASIN HALKLARIN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ!

(DÝK) Devrimci Ýþçi Komiteleri/ ÝSTANBUL olduðu gibi diri ve tepkiliydi. Platform tarafýndan daha önce ortak olarak belirlenen sloganlar yürüyüþ boyunca sokaklarda yankýlandý: “Özgür Basýn Susturulamaz”, “Özgür Politika Susturulamaz”, “Kahrolsun Faþizm Yaþasýn Mücadelemiz”, “Kürdistan Faþizme Mezar Olacak”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”... Bu sloganlarýn Almancasý da sýk sýk atýldý. Biz, EKM imzalý Almanca ve Türkçe olarak hazýrlanmýþ dövizlerimizle yürüyüþteki yerimizi aldýk. Bir saatlik yürüyüþün ardýndan miting alanýna ulaþtýk. Burada 12 Eylül Faþizmini teshir eden ve zindanlardaki saldýrýlara da dikkat çeken çeþitli metinler okundu. Kürt halký ve Türkiyeli emekçiler saldýrýlara karþý sokaklarda, eylemlerde birleþtiler. Önümüzdeki dönemde mücadele birliðini pekiþtiren eylemlilikler devam edecektir. Geliþmeler bize bunu iþaret ediyor.

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

YASASIN KÜRT VE TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Y.E. Mücadele Birliði Okurlarý/ Almanya


KÜRT ULUSUNA KENDÝ KADERÝNÝ TAYÝN HAKKI

S

on süreçte yaþanan geliþmeler ulusal sorunu yeniden tartýþma gündemine taþýdý. Bir devrim olmadan ulusal sorunun çözülebileceðine dair düþünceler, Baþbakanýn Diyarbakýr gezisinde söylediði “Kürt sorunu benim sorunumdur” sözünden sonra daha sýklýkla dillendirilir oldu. Bunun nasýl büyük bir yanýlsama olduðu, TC devletinin þu birkaç aylýk süre içinde Kürt halkýna karþý giriþtiði çok yönlü saldýrýlardan kolayca anlaþýlabilir. Ancak burada konunun baþka yönlerinin de açýlmasý gerekiyor. Ulusal Kurtuluþ Hareketi, þu tezi sýk sýk yineliyor: “Ulusal sorunu yaratan biz deðiliz, aksine bizi yaratan ulusal sorundur. Ulusal sorun çözülürse onun sonuçlarý ortadan kalkar.” Bu tespitte gerçeklik payý var. Fakat gerçekliðe sonuna kadar baðlý kalmak gerekir. Ulusal hareket devletle “barýþ” yapsa bile, ulusal sorun çözülmüþ olmayacaðý için kendi sonuçlarýný oluþturmaya devam edecektir. Bir devrimi yaratan koþullar ortadan kalkmadýðý sürece o devrim ortamý kendi sonuçlarýný mutlaka yaratýr. Bu ezilen ulusun özgürlük hareketleri için de geçerlidir. Þunu bugüne kadarki tarih bize öðretmiþtir: TC devletinin sorunu ve çözme isteði ve yeteneði yoktur. Ulusal sorunu ezilen ulusun kendisi çözecektir. Egemen ulusun deðiþmez politikasý Kürdistan’ýn ilhaký ve Kürt ulusunun ezilen ulus durumunda tutulmasýdýr. Ezilen ulusun temel politikasý da özgürlüðü kazanmaktýr. Dolayýsýyla iki politika karþýttýr, ancak birbirini dýþtalayarak sonuçlanabilir. Bugün burjuvazinin “Kürt sorunu”ndan bahsediyor oluþu bu gerçekliði deðiþtirmiyor. Burjuvazinin buradan anladýðý Kürtlerin bireysel insan haklarýdýr. Oysa, Kürt sorunu özünde, ulusal bir sorundur. Baðýmsýz devlet kurma hakký dahil kendi geleceðini kendisinin belirleme hakkýdýr. Yani kendi üzerindeki her tür politik tasarruf hakkýný kendisinin kullanmasýdýr. Burjuvazi uluslarýn kendi kaderini tayin hakký’ný yok saymak için bu tezini öne sürüyor. bugün “Kürt sorunu”nun varlýðýný kabul etmesi ise tamamen Kürt halkýnýn devrimci yürüyüþünü önlemek içindir. Kürt ulusuna kültürel haklarýn tanýnmasý uluslarýn kendi kaderini tayin hakký’nýn tanýnmýþ olmasý deðildir. Tersine bu haklarýn önlenmesine yöneliktir. Böylece ezilen ulus kültürel haklar vb.’ni kabul ederek ezen ulus konumunu ve bu konumun devamýný kabul etmiþ olur. Çünkü ezen ulusun, kendi kaderini tayin hakký anlamýndaki hakký dýþýndaki her þey egemen ulusun egemenliðini güvenceye alýr ve kalýcýlaþtýrýr. Bugüne kadar yaþananlar ve verili durum ulusal çeliþkilerinin çözümünün, sosyal çeliþkilerin çözümüne baðlý olduðunu gösteriyor. Ancak ezilen ulusun kendi geleceðini belirleme hakkýnýn gerçekleþmesi, halklarýn ortak kurtuluþundan önce olmasý zayýf bir olasýlýk da olsa, savunulmalý ve desteklenmelidir. Çünkü ezilen ulusun kurtuluþu, ezen ulusun halkýnýn da kurtuluþunu getirecektir. K. Kürdistan’da ulusal, sýnýfsal kurtuluþ iç içedir. Kürdis-

tan’daki yakýn tarihteki politik mücadele de bunu doðrulamýþtýr. Kürt halkýnýn özgürlüðünün önünde olduðu gibi Türk halkýnýn özgürlüðünün önündeki engel de aynýdýr. Düþman tek ve ortaktýr. Halklarýn kurtuluþu da birlikte olacaktýr. Bu anlamda Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin “Türkiye yöneliþi”i iþçilerin en sýký birliði ve halklarýn mücadele birliðinin güçlenmesini saðlayacaktýr. Zaten bunun maddi, ekonomik temeli var. Fakat halklarýn mücadele birliði öznel olarak da örülmüþ olacak. Ulusal sorunun çözümüne yönelik her adým ya da yöneliþ, sýnýfsal kurtuluþ mücadelesini ön plana çýkarýr. Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin yeni yöneliþinin nesnel sonuçlarý bunu hýzlandýracaktýr. Fakat burada bir þeyin altýný önemle çizmek gerekiyor, o da Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin sosyal reformist hareketler karþýsýndaki hoþgörülü tutumudur. Öyle ki, bazen kapsayýcý olmak adýna onlarla güç ve eylem birliktelikleri yapýlmaktadýr. Oysa reformistler, burjuvazinin baþlattýðý “Kürt sorunu” kampanyasýna baþka bir biçimde destek olmak için “ulusal sorun illa ki baðýmsýz devlet kurmak deðildir” diyerek aslýnda uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýnýn özü olan ayrýlma yani baðýmsýz devlet kurma hakkýný açýkça yadsýmýþlardýr. Gerçek anlamda “Türk solu” durumunda olan reformist ve oportünist hareket ulusal sorunda, lafta uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný savunsa da pratikte ve özde sosyal-þovendir. Bütün savunusunu ve taktiklerini Kürt ulusunun ayrýlmamasý, Türk ulusu ile birlikte kalmasý üzerine inþaa ediyor. Böylece pratikte uluslarýn kendi kaderini tayin hakkýný yadsýmýþ oluyor. Þimdi bizim bunlardan baðýmsýz olarak þu soruyu sormamýz gerekiyor: Ulusal Kurtuluþ Hareketi karþýsýnda Türkiye proletaryasýnýn ve onun devrimci hareketinin ilkesel tavrý ne olmalýdýr? Bu ilkesel tavýr, Ulusal Hareket demokratik ve devrimci yoldan yürüdükçe desteklenmesi biçiminde olacaktýr. Marksistler halklarýn ortak ve merkezi birliðinden yanadýrlar. Çünkü güçlü merkezi yapý, halklarýn ekonomik kurtuluþunun güçlü bir kaldýracý olacaktýr. Ve açýk ki, ulusal-sýnýfsal kurtuluþa Kürt proletaryasý ve komünist partisi önderlik edecektir. Yaþananlar da bunu doðruluyor. Leninist Parti enternasyonalist bir partidir. Geçmiþ geliþim sürecinden bu yana yalnýzca Türkiye proletaryasýný deðil, Kürdistan proletaryasýný da teorisinde, politikasýnda, örgütsel yapýsýnda temsil etmiþtir. Leninist Parti Uluslarýn Kendi Kaderini Tayin Hakký ilkesinin en sadýk savunucusudur. Tüm tarihi bunun kanýtýdýr. Þimdi yapýlmasý gereken Leninist Parti’nin ulusal sorun konusundaki çizgisini herkesin görebileceði þekilde pratik olarak ortaya koymaktýr. YAÞASIN KÜRT-TÜRK HALKLARININ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ!

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

11


güçlenmesini bekledi. Ve koþullar kendisi için en uygun olan zamanda saldýrarak eylemi bitirdi. Çok daha öncesinde Paþabahçe’de yaptýðý ve þimdi Seydiþehir ve Erdemir’de yapmaya çalýþtýðý þey bu. Þunun çok açýklýkla bilinmesi gerekiyor. Bu uluslararasý sermayenin bir eðilimidir; özelleþtirmeler sermaye sýnýfý için olmazsa olmazdýr. Sermaye ile emek arasýndaki çeliþkilerin kristalize olduðu politikalardan birisidir bu. Ve açýk ki, burada burjuvazinin yararýna olanýn proletaryanýn yararýna olmasý mümkün deðildir. Çeliþkinin uzlaþmaz oluþu, çatýþmalarý zorunlu kýlýyor. Burjuvazi bunu bildiði için zamaný uzatarak, kendi lehine sonuç almaya çalýþýyor. Ayný þey Ölüm Orucu Eylemi için de geçerlidir. Eylemin bu kadar uzun sürmesinin nedeni, burjuvazinin devrimci bir örnek yaratýlmasýný istememesidir. Burjuvazi biliyor ki, bu eylem devrimci tutsaklarýn istemlerinin kabul edilmesiyle sonuçlanacak olursa, çok önemli bir örnek teþkil edecektir. SEKA eylemi bir örnek oluþturmuþtu ve bu, hýzla yaygýnlýk kazanýyordu; burjuvazi bunu engellemek için saldýrdý SEKA’ya… Bütün bu olay ve olgular, iþçi sýnýfý ve emekçilerde biriken patlamaya hazýr öfkenin kendisini bir yerde açýða çýkaracaðýný gösteriyor. Bunun potansiyel halde uzun süre durmasý mümkün deðildir. Halkýn arasýndaki deyimiyle bunun kuvveden fiile çýkmasý kaçýnýlmazdýr. Olaylar bir sýçrama noktasýna doðru hýzla ilerliyor. Seydiþehir iþçilerinin eylemlerinin zor öðesini giderek daha fazla içeriyor oluþu bunun bir göstergesi. Gecekondu yýkýmlarýna karþý halkýn silahlara baþvurmaya baþlamasý bir baþka örnek. Kürt halkýnýn gerilla cenazelerini her gün daha kitlesel kaldýrmasý ve linç eylemleri karþýsýnda serhýldanlara yönelmesi bir baþka örnek. Artýk halk devletin yasalarýný hiçe sayarak kendi yasalarýný uygulamaya baþlamýþtýr. Dersim’de yapýlmasý devletçe yasaklanan festivalin fiili olarak yapýlmasý bunun en iyi örneðidir. Ýþçi sýnýfý ve emekçiler, Türkiye ve K.Kürdistan’ýn her yerinde sisteme duyduklarý öfkeyi açýkça göstermeye baþladýlar. Eleþtiri silahý yerini, silahlý eleþtiriye býrakmaya baþladý. Bu, proleter iç savaþ sürecinin yükselmekte olduðunu gösteriyor. Baþta Ýstanbul, Adana gibi iller olmak üzere birçok metropolde birbiri ar-

dýna ayaklanmalarýn olmasý iþten bile deðildir. Bunu, Paris Komünü öncesi Fransa’da oluþan ortama benzetebiliriz. Orada da “baldýrý çýplaklar”ýn sisteme duyduðu öfke, vuracak bir nokta arýyordu ve buldu. Bütün devrimler, bir kez devrimci durum oluþtu mu, ayaklanmayý ateþleyecek bir “genel bahane”ye ihtiyaç duyar. Bunun bugün Türkiye ve K. Kürdistan’da ne olacaðýný önceden kestirmek zor, ama olaylarýn geliþim doðrultusu, kitlelerin eðilimi bu yönde. Þimdi tam da Lenin’in dediði gibi “devrimci sorular sorma zamaný”. Herhalde sorulmasý gereken ilk ve temel sorulardan biri þu olmalýdýr: Birbirinden ayrý yürüyen iþçi eylemlerini, iþçi eylemleri ile emekçi eylemlerini ve bunlarla yoksul Kürt halkýnýn ulusal-sýnýfsal mücadelesini nasýl birlikte yürütebilir, bunlar arasýndaki mücadele birliðini nasýl saðlayabiliriz? Ýkincisi, burjuvazinin zaman kazanma, eylemleri zamana yayarak güçten düþürme taktiðine karþý, biz nasýl bir taktik izleyebilir ve hangi mücadele araç ve yöntemlerini etkin kýlabiliriz. Devrimin Yaratýcý Katkýsý Bu sorulara cevap aramadan önce þunu belirtmeliyiz ki, her somut durumun kendi içinde deðerlendirmesini yapmalý ve mutlaka somut sonuçlar çýkarmalýyýz. Bu konuda devrimci geliþimin diyalektiðini takip etmeliyiz. Devrim her adýmýnda önümüze yeni fýrsatlar ve olanaklar çýkaracaktýr. Ayrý ayrý geliþen eylemlerin mücadele birliðini oluþturabilmek için, bunlar arasýnda volan kayýþlarýnýn saðlam baðlanmasý gerekiyor. Bu da tamamen Leninistlerin etkinliðine ve yaratýcý çalýþmalarýna baðlýdýr. Bütün bu olaylarýn belirli bir tarihsel kesitte bir arada ortaya çýkmýþ olmasýnýn asýl nedenini doðru bir þekilde tespit ettiðimize göre proletaryanýn devrimci sýnýf partisinin, proletaryanýn baðýmsýz sýnýf çizgisini daha çok öne çýkaran eylemlere yönelmesi gerekiyor. Bunun yaný sýra, iþçi sýnýfý ve emekçilerin eylemlerine iktidarý hedefleyen sloganlar daha fazla götürülmeli, iþçi sýnýfý ve emekçileri Devrimci Ýþçi Komiteleri ve Devrimci Emekçi Komiteleri’nde örgütlenmeye çaðýran canlý ajitasyonlar yapýlmalýdýr. Yazýlý ve sözlü propaganda kesintisiz sürmelidir ama özellikle bu dönem kitlelerin arasýnda 51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

sesini duyurabilecek güçlü ajitatörlere ihtiyacýmýz var. Kitlelere iktidar dýþýnda her þeyin hiçbir þey olduðunu canlý bir dille anlatacak Leninist ajitatörler… Gecekondu halkýnýn içinde örgütlenme çalýþmasýna aðýrlýk vermek, onlarý büyük savaþlara pratik olarak hazýrlamak gerekiyor. Yýkýmlara karþý gecekondu halkýnýn mücadele birliðini mahalle komitelerinde saðlamalýyýz. Onlarý silahlandýrmalý ve kendi içinde örgütlü hale getirmeliyiz. Kürt halklýyla devrimci eylemler içinde hareket birliðimizi güçlendirmeliyiz. Onlarýn eylemlerine devrimci olduðu sürece katýlmalý ve halklarýn mücadele birliðini propaganda etmeliyiz. Kürt Ulusuna Kendi Kaderini Tayin Hakký istediðimizi, bunun devrimle ve geçici devrim hükümetiyle saðlanacaðýný durup dinlenmeden anlatmalýyýz. Ve zindanlarýn yýkýlýp tutsaklarýn özgürleþtirilmesi için iþçi sýnýfý ve emekçileri, devrimci eylemlere çaðýrmalý, her an devrimci tutsaklarýn yanýnda olduðumuzu devrimci eylemlerle göstermeliyiz. Ancak devrimin bu ana sorunlarýna yoðunlaþýrsak, bunlarýn her birini baþarýyla yerine getirebilirsek, bunun için bitmek bilmeyen bir enerjiyle çalýþýr, proletaryanýn devrimci sýnýf partisini kitlelerin gözünde takip edilmesi gereken bir güç olarak öne çýkarýrsak istediðimiz volan kayýþlarýný sýký bir þekilde baðlayabilir, ayný zaman dilimi içinde farklý alanlarda yükselen mücadeleyi tek bir kanal içinde iktidar mücadelesine sevk edebiliriz. Yoðun devrimci bir döneme giriyoruz. Proleter iç savaþ daha da yükselecek, þimdi tüm iþçi ve emekçilerin ve onlara önderlik edecek olan Leninistlerin devrimin canlý geliþimine uygun hareket etmeleri ve örgütlenmeleri, yeni örgütlülükler yaratmalarý bir zorunluluk halini almýþ bulunuyor.

13


PROLETER ÝÇ SAVAÞIN YÜKSELÝÞÝ Bütün bu olay ve olgular, iþçi sýnýfý ve emekçilerde biriken patlamaya hazýr öfkenin kendisini bir yerde açýða çýkaracaðýný gösteriyor. Bunun potansiyel halde uzun süre durmasý mümkün deðildir. Halkýn arasýndaki deyimiyle bunun kuvveden fiile çýkmasý kaçýnýlmazdýr. Olaylar bir sýçrama noktasýna doðru hýzla ilerliyor. Seydiþehir iþçilerinin eylemlerinin zor öðesini giderek daha fazla içeriyor oluþu bunun bir göstergesi. Gecekondu yýkýmlarýna karþý halkýn silahlara baþvurmaya baþlamasý bir baþka örnek. Kürt halkýnýn gerilla cenazelerini her gün daha kitlesel kaldýrmasý ve linç eylemleri karþýsýnda serhýldanlara yönelmesi bir baþka örnek. Artýk halk devletin yasalarýný hiçe sayarak kendi yasalarýný uygulamaya baþlamýþtýr. Dersim’de yapýlmasý devletçe yasaklanan festivalin fiili olarak yapýlmasý bunun en iyi örneðidir. Ýþçi sýnýfý ve emekçiler, Türkiye ve K. Kürdistan’ýn her yerinde sisteme duyduklarý öfkeyi açýkça göstermeye baþladýlar. Eleþtiri silahý yerini, silahlý eleþtiriye býrakmaya baþladý. Bu, proleter iç savaþ sürecinin yükselmekte olduðunu gösteriyor. Baþta Ýstanbul, Adana gibi iller olmak üzere birçok metropolde birbiri ardýna ayaklanmalarýn olmasý iþten bile deðildir. Bunu, Paris Komünü öncesi Fransa’da ortama benzetebiliriz. Orada da “baldýrý çýplaklar”ýn sisteme duyduðu öfke, vuracak bir nokta arýyordu ve buldu.

12

T

ürkiye ve K. Kürdistan, patlamaya hazýr saatli bomba gibi ve giderek saatin tik-taklarý daha net ve sýk aralýklarla duyuluyor. Olaylarýn geliþim hýzý baþ döndürücü. Daha büyük geliþmelerin ise eli kulaðýnda. Sanki her þey bir mýknatýsýn etrafýndaki demir parçalarýný çekmesi gibi belirli bir noktaya doðru odaklanýyor. Bu sýkýþma bir sýçrama ile karþýtýna dönecektir. Tekelci kapitalist sistem iþçi sýnýfý ve emekçiler için durmaksýzýn yýkým üretiyor. Sistemden kaynaklý sorunlar biriktikçe birikiyor. Ýnsanlar bir sonraki günün kendilerine ne getireceðini bilmiyorlar. Duyduklarý yaþam kaygýsý, yaþadýklarý geçim sýkýntýsý günden güne artýyor. Çalýþmak isteseler bile iþ bulamýyorlar. Bu iþsizlikte varsayalým ki iþ bulabildiler, hiçbir sigorta vb. olmadan, aylarca ücretlerini alamadan, öldüresiye çalýþtýrýlýyorlar. Ve baþlarýnýn üzerinde iþsizlik keskin bir kýlýç gibi sallanmaya devam ediyor. Her an fabrikalarý kapanabilir ve sokaða atýlabilirler. Her an iþyerleri özelleþtirilebilir ve iþten çýkarýlan onbinlerce insandan biri olabilirler. Açlýk, kemirgen diþleriyle kapýnýn ardýnda bekliyor. Belki eskiden o kapýdan çýkýnca baþka bir kapýya gidebilir, baþka bir iþ bulabilirlerdi; artýk günümüzde bu neredeyse imkansýz hale geldi. Emperyalist-kapitalist sistemin tüm dünya üzerinde yaþadýðý kriz, üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda daha derinden hissedilir oldu. Deyim yerindeyse býçak kemiðe dayandý. Ýþsizliðin üzerine bir de evlerinin yýkýmý eklendi. “Kentsel Dönüþüm Projesi” adý altýnda lüks villalara, saraylara yer açabilmek için derme-çatma gecekondulara, kulübelere savaþ açýldý. Devlet, ordusuyla, polisiyle, tanký, topu ve panzeriyle emekçi semtlerindeki gecekondularý yýkmaya baþladý. Karþý koyanlara saldýrdý, sermayenin zor aracý olduðunu bir kez da51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

ha gösterdi. Son süreçte yoksul Kürt halkýna saldýrýlar da yoðunlaþtý. Devlet eliyle Kürt halkýna yönelik linç saldýrýlarý bir histeriye dönüþtü. Devlet, þovenizmi körükleyerek özgürlüðü için ayaða kalkmýþ olan Kürt halkýný sindirmeye çalýþtý. Ayný þekilde zindanlarda süren Ölüm Orucu Eylemi için dýþarýda yapýlan eylemlere de saldýran devlet, bir süre sonra bu iþi, MHP’li faþistlere havale etti. Ve artýk nerede bir devrimci eylem ya da basýn açýklamasý vb. olsa faþizmin kitle tabaný harekete geçirildi ve oraya saldýrtýldý. Bütün bu saldýrýlar bir burjuva iç savaþýn göstergeleri olarak zaten uzun yýllardýr devam ediyordu. Burjuvazi kimi zaman asker ve polisiyle, kimi zaman harekete geçirebildiði sivil faþistler eliyle bu saldýrýlarý yürütüyordu. Amacý devrimin geliþimini engellemek, içinde bulunduðu bunalýmýn sistemi yýkýlýþa götürmesini durdurabilmekti. Ama devrimi ortaya çýkaran güçlü nesnel temeller vardý ve bu þekilde bu nesnel nedenleri yok etmiþ olmuyordu. En fazla, devrimin kararsýz unsurlarýnýn dökülmesine neden oluyordu ki, bu da devrimi zayýflatmak þöyle dursun, daha güçlü bir geliþimin önünü açýyordu. Devrimin geçici yol arkadaþlarý saflardan temizlendikçe, devrim kendi yolunda daha güçlü bir þekilde ilerliyordu. Burjuvazinin saldýrýlarý karþýsýnda proletaryanýn sessiz kalmasý beklenemezdi. Bütün bu yýllar boyunca içinde büyük bir öfke biriktiren iþçi sýnýfý ve emekçiler, nihayetinde ayaða kalktýlar ve burjuvaziye duyduklarý öfkeyi eylemleriyle dile getirmeye baþladýlar. SEKA örneði, burjuvaziyi korkuya sevk etti. Ve devlet, geliþip sýçrama yapmasýndan korktuðu tüm eylemlerde yaptýðý gibi, herhangi bir tutum geliþtirmeden eylemi zamana býraktý. Zamanla güçten düþmesini, iç zayýflýklarýnýn


Zindanlarý Yýkacak ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ! ÖLÜM ORUCU SÜRÜYOR Serpil Cabadan Ölüm Orucu Eyleminin 95. Gününde Onlar “Nehirler Gibi Aka Aka” susuz topraklara baharýn gülüþünü armaðan etmek için çýktýlar yola. Nehirler gibi türkü söyleyerek, nehirler gibi korkusuz, dur-durak bilmeden… “Þarký söyleyen yarýnlarý hazýrlamak” için. Bütün çiçekler soldurulsa da, baharýn geliþini hiçbir gücün engelleyemeyeceðini göstermek için, cesaret ve umutla, umudu bilinçli eylemle yaratarak yürüyorlar… Fidan Kalþen Ölüm Orucu Ekibi’nden (12. Ekip) Serdar Demirel ve Fatma Koyupýnar, bugün eylemlerinin 143. günündeler. Serpilimiz ise 95. gününde.

“Devrim Sende Yoldaþ” Ýçimdeki bütün çýðlýklarý yüreðindeki insan kokusuyla besleyen… Öfkemi duruþuyla kavurup her zaafýmý tek tek yok eden… Gülüþünü sakladýðým. Ve insanlýðý iliklerime kadar hissetmenin ne demek olduðunu gösteren… yoldaþým. Biliyorum ki yeterli olmayacak elinden tutma, sýkýca sarýlma isteðim. Ama bilincimiz, parlak yüreðinin soluduðu havayý soluyor bilesin. Ýnan sözcükleri bile hapsettikleri yerde o kadar güzel anlatýyorsun ki devrimi. Devrim sende yoldaþ, sen bizdesin. Haberin olsun, güneþ bugün çabuk sakladý yüzünü. Küs olduðundan deðil. Yarýn daha bir coþkuyla çýkacak karþýmýza… Ayrýca o yokken Ayýþýðýmýz bir uçtan bir uca taþýyor bizleri. Ve hissediyorum aydýnlýk bakýþlarýndaki umudun, can çekiþen barbarlýðý yok oluþa götüreceðini… Sevgi ve baðlýlýkla… Daima! Seninleyiz…

Ölüm Orucu Savaþçýlarý, eriyen bedenlerinde devrimi büyütüyorlar. Her günü, her aný savaþ olan bu eylemde zafere olan inançlarýyla yürümeye devam ediyorlar. Onlarýn kararlýlýðý, cesareti ve azmi iþçi sýnýfý ve emekçilere güç veriyor. Þimdi artýk iþçi sýnýfý ve emekçilerin de onlara güç vermesi gerekiyor. Devrimin güçlü ayak seslerinin, “Uyanan makasçýlarýn” uðultularýnýn burjuvalarýn uykularýný karabasana çevirmesi, ayaklanma ve devrimle zindanlardaki devrimci tutsaklarýn özgürleþtirilmesi gerekiyor. Ölüm Orucu Eylemi’nde zafer, onun için savaþanlarýn olacaktýr.

Ölüm Orucu Savaþçýlarýna

ADIMLAMAK... Adýmlamak, sessiz ve sarsan adýmlarla... Hergün içine yeni okyanuslar sýðdýrýrken, sevdayý damla damla akýtmak yeni güne... Tezat düþler kurmak birbirine... Bir yandan asi gelincik tarlalarýnda avazýn çýktýðý kadar baðýrarak, türkülere renk vermek, Bir yandan topraðýn kokusunu özlemek. Kýmltýsýz bir ormanda yol alýrken, yaþamýn köklerindeki devingenlikle ve ayný dilde þiirler okumak birbirine Adýmlamak sessiz ve sarsan adýmlarla... Sevmek, inanmak, baðlanmak... insana, hayata, sevdaya... Çoðul düþlerle yol almak nehrin yataðýnda serüvenlerce çarparken kayalara, gözlerine okyanuslar sýðdýrabilmek Kucaklamak güneþleri, alnýnda ter damlalarýyla gülümsemek... Adýmlamak, sessiz ve sarsan adýmlarla bir türkü tutturmak yollar boyu sürecek Her durakta gözlerinden süzülenlerde, sesi yükseltmek yalnýzca Gözler yarýna kilitliyken ölümüne, dünde filizlenen geleceðe sadýk, bügün olabilmek. Adýmlamak sessiz ve sarsan adýmlarla... Ýçinde “Adiloþ bebe”nin üç gün sonras? saldýrdýðý gibi memeye, kana kana içmek tutkusu, yaþamýn tüm renklerini; Kök olmak kýrmýzýya, kök olmak yeþile, maviye, sarýya... Adýmlamak sessiz ve sarsan adýmlarla Yürümek Yürümek, ileriye...

Ýzmir’den Bir Leninist

14

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

A. Akyüz


26 EYLÜL 1999 ULUCANLAR KATLÝAMI “ÖLÜRÜZ AMA TESLÝM OLMAYIZ”

A

nkara’nýn þehir içinde kalan gecekondularý, bir gece yarýsý silah sesleriyle uyandý uykularýndan. Bir þehrin göbeðinde, bir gece vakti cellatlar sürüsü, makineli tüfekleri, gaz bombalarý, kalkanlarý, kasklarý, kasaturalarý ve bütün teçhizatlarý içinde büyük korkularýyla devrimci tutsaklarýn baþýna üþüþtüler. Bu katliamý aylardýr planlýyorlardý. Ve aslýnda sadece Ulucanlar Cezaevi deðildi hedefleri. Daha sonra 19 Aralýk Katliamýný yaptýklarýnda bunu itiraf etmiþlerdi. Ulucanlar Katliamý, 19 Aralýk Katliamý’nýn provasý olmuþtu. O zaman düþmaný sadece Ulucanlar’da tutan, devrimci tutsaklarýn destansý direniþi olmuþtu. Sadece Ulucanlar’daki deðil tüm cezaevlerindeki devrimci tutsaklar harekete geçmiþ, ölmeye ve öldürmeye hazýr olduklarýný tüm dünyaya duyurmuþlardý. Öyle ki, artýk yükselen barikatlar, devrimci tutsaklarý düþman saldýrýsýndan deðil, düþmaný devrimci tutsaklarýn saldýrýndan korur olmuþlardý. Ve nihayetinde baþta Ulucanlar olmak üzere, pek çok cezaevinde barikatlar kaldýrýlarak düþmana saldýrýlmýþtýr. Ýþte bu kahramanca savaþma azmidir ki, düþmaný duraksatmýþtýr. Nasýl Stalingrad Direniþi Nazi ordularýný bozguna uðratmýþsa, Ulucanlar Zindaný’ndaki ve katliamý haber aldýklarýnda harekete geçen diðer zindanlardaki devrimci tutsaklarýn kahramanca direniþi, düþmaný geri çekilmek zorunda býrakmýþtýr. Ulucanlar katliamý, tüm dünyadaki zindanlarda yapýlan katliamlarýn en vahþilerinden birisidir. 10 devrimci tutsak en aðýr iþkencelerden geçirilerek katledilmiþ, yüzlercesi Nazilerin gaz odalarýný aratmayacak yerlerde iþkenceden geçirilmiþ, aðýr yaralanmýþtýr. Burjuvaziyi böylesine gözü dönmüþçesine saldýrtan þey, her þeyden ön-

ce kapitalist sistemin içinde bulunduðu aðýr bunalýmdý. Ecevit hükümeti ABD’den para dilenmeye gidiyordu ve yanlarýnda götürecekleri her damla devrimci kaný için onlardan daha fazla para alacaklarýný biliyorlardý. Bir diðer neden, zindanlardaki devrimci tutsaklarý katletmeden dýþarýyý kontrol altýna alamayacaklarýný düþünmeleriydi, çünkü zindanlardaki devrimci tutsaklarýn yaratmýþ olduðu devrimci örnek, dýþarýsý için moral kaynaðý oluyordu. Devrimci tutsaklarýn yýllardýr sürdürdüðü mücadele ile elde ettiði mevziler, burjuvaziyi korkutuyordu. ’96 Ölüm Orucu’nda görülen þey, devrimci tutsaklarýn kitlesel kahramanlýðýydý. Cellatlar sürüsü daha Ulucanlar’ý yeni kuþattýklarýnda ilk aldýklarý cevap: “Ölürüz Ama Teslim Olmayýz” olmuþtu. Burjuvaziyi bu denli korkutan ve saldýrganlaþtýran þey, iþte bu kararlýlýk olmuþtur. Devlet, karþýsýnda devrimin gücünü somutlaþmýþ olarak görüyordu. Ulucanlar Katliamý ve hemen arkasýnda gelen Burdur Cezaevine saldýrýnýn bir amacý da, toplumda korku ve panik yaratmaktý. Vahþice saldýrarak hem devrimci tutsaklara hem de iþçi sýnýfý ve emekçi halklara gözdaðý vermek istediler; ama bunu baþaramadýklarýnýn göstergesi aradan 1 yýl geçtikten sonra, bu kez ayný þeyi onlarca zindanda yapmalarý olmuþtur. Ve devrimci tutsaklardan yine ayný cevabý almýþlardýr. Zindanlarda yapýlan katliamlardan hiçbirisi devrimin geliþimini engelleyememiþtir. Devrimin türküsü zindanlarda söylenmeye devam ediyor. Bir gün zaferin türküsünün söyleneceði günler de elbette gelecektir.

Selam Olsun Proletaryanýn Devrimci Sýnýf Partisinin

16. MÜCADELE YILINA!

Bir avuç komünist-devrimci insan... Güneþin ve ateþin çocuklarý... Ateþ geçitlerinden yürüyüp, insanlýk tarihinin yüreðine-beynine ilmek ilmek iþlenmiþ, ilkeli, tutarlý, proleter devrimci uzlaþmazlýkla, “yeni insan” kültürüyle, çelik disiplinle yaratýlmýþ 16. mücadele yýlý... Marx-Engels’in yürekli, çalýþkan öðrencileri insanlýðýn yarattýðý tüm birikimleri beyninde ve yüreðinde toplayan proleter devrimler çaðýný baþlatan Lenin Yoldaþ’ýn savaþçýlarý, Deniz’lerin baþ eðmez yoldaþlarý, Komutan Che’nin “Yeni Ýnsan”larý, Agit’in, Murat’ýn, Sibel’in, Aysun’un yoldaþlarý... Umudun çocuklarý, devrimin ordusu Leninistler... Ve her bir Leninist’in tek tek ama kolektif bir bilinçle, disip-

linle, özveriyle, sorumlulukla, cüretle oluþturduðu, tüm komünist deðerleri tek bir yerde topladýðý, orak-çekiçli kýzýl bayraðýný “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak!” þiarýyla dalgalandýrdýðý Leninist Parti... Ýnsanlýðýn en güzel türküsünü tüm insanlýkla, tek bir yürek ve tek bir ses gibi söyleyen, umudun ordusu... Ve yürüyor umudun ordusu yürekten, gülerekten, düþmana korku, ezilenlere coþku vererek; yürüyor umudun çocuklarý devrimin ordusu olmak için... Ve haykýrýyorlar tek bir aðýz, tek bir yürek gibi: DEVRÝM BÝZÝZ BÝZ DEVRÝMÝZ! Ýzmir’den Bir Leninist

Her Þeyin Emeðin Olacaðý Bir Devrim için! Merhaba Yoldaþlar; Ben size ilk defa yazýyorum. Yirmi yaþýnda bir iþçiyim. Gýda daðýtýmý yapan bir fabrikada yani emeðimizi satmak zorunda kaldýðýmýz, sömürüldüðümüz bir yerde çalýþýyorum. Ýþe baþlama saatinin belli, iþ bitiþinin ise belli olmadýðý, mesai ücretinin verilmediði, insan ayrýmýnýn yapýldýðý bir ortamda çalýþýyorum. Bu söylediklerim size tanýdýk gelmiþtir. Çünkü, hepimiz böyle sömürüldüðümüz bir kapitalist sistemde çalýþýyoruz. Bizlere bu iþkenceyi yaparak bizi devrimden uzaklaþtýrmaya

çalýþýyorlar. Kendileri de biliyorlar ki bir iþçinin isyaný, bir insanýn açlýktan ölmesi, dünyanýn neresinde olursa olsun bir emekçinin köle gibi kullanýlmasý devrimi tetikliyor. Þu an da bir devrim sürecindeyiz, bu süreci hýzlandýrdýklarýný biliyorlar ve önüne geçemezler. Bu süreçte her þeyin emeðin olacaðý bir devrim için hep birlikte yürümeliyiz.

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN, EMEKÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝGÝ! Y.E. Mücadele Birliði Okuru/Ýzmir

15


11 EYLÜL Yalanlarýn Arkasýna Gizlenemeyen Gerçek

B

undan dört yýl önce, tarihe 11 Eylül olaylarý olarak geçen, tarihin en büyük “provokasyonu”nda, ABD halklarý binlerce kurban verdiler. Ölenler gerçekten de “kurban”dý. Ýkiz Kulelerin dumaný henüz tütüyorken, Leninist Parti, bu olayýn, 3. Dünya Savaþý’ný baþlatmak için ABD’nin baþvurduðu bir provokasyon olduðunu duyurdu. O günlerde, yalnýzca bir dizi politik gerekçe ve geliþmelere dayandýrýlan bu iddia, zamanla ortaya çýkan yüzlerce kanýtla daha güçlendi. 11 Eylül saldýrýlarýnda oðlunu kaybeden emekli öðretmen Bob McÝlvane’nin sözlerini, 21 Eylül 2005 tarihli Evrensel gazetesinden okuyalým: “Ýnsanlar bana, ‘nasýl olur da hükümetin 11 Eylül saldýrýlarýna karýþtýðýna inanabilirsin’ dediðinde, onlara neden inanmam gerektiðini soruyorum. Meksika savaþýna kadar gidebilirsiniz, hükümetlerin gizli gündemlerini yürütmek için provokasyonlar yarattýðýný da görürsünüz.” Ýlk olarak Leninist Partinin ortaya çýkarýp duyurduðu bu provokasyon gerçeði, zamanla ortaya konan kanýt ve iddialarýn güçlü desteðiyle, artýk yavaþ yavaþ genel kabul görüyor. Ýstanbul’da toplanan Irak Dünya Mahkemesi baþkaný Richard Falk, ayný iddialarý, yaptýðý açýlýþ konuþmasýnda dile getirmiþti. Emekli öðretmen Bob gibi, biz de soralým: 11 Eylül’de ABD’nin parmaðý olduðuna inanmamak için saðlam bir gerekçe var mýdýr? 11 Eylül’ün El-Kaide ya da buna benzer bir oluþum tarafýndan yapýldýðýna halen daha inananlarýn, genellikle dile getirmekten kaçýndýklarý temel düþünce þudur: Onlara göre, emperyalist ülkelerde burjuvazi kendi halký üzerinde her bakýmdan egemendir. Tekeller, bu ülkelerde emekçileri kendi politikalarýna rahatça uydurabilir, onlarý satýn alabilir. Bu yüzden de provokasyonlara ihtiyaç duymaz, vs. vs. Oysa görüyoruz ki, emperyalist ülkeler, bizzat kendi emekçilerinin kitlesel eylemleriyle politik krizlere sürükleniyorlar. Buna ABD, özellikle dahildir. Immanuel Wallerstein, yakýn zamanda yayýmlanan bir yazýsýnda, ABD’de toplumu iki kutba bölen bir iç savaþ iklimi yaþandýðýný belirtiyordu. Burjuvazinin, toplumun ancak bir bölümüne egemen olduðu ülkelerde iç savaþlar kaçýnýlmazdýr; provokasyonlar da… Dört yýldan bu yana her fýrsatta dile getirdiðimiz ve her geliþen olayda bir kez daha kanýtlanan saðlam politik gerekçeleri, yeniden sýralamak gereksiz. Ama, 11 Eylül katliamýný bizzat ABD’nin tezgahladýðýna iþaret eden kimi gerçekleri burada kýsaca hatýrlatalým. Olur ya, politik nedenleri kavrayamayanlar, belki bu gerekçelerle biraz olsun uyanýrlar. 1) 11 Eylül 2001’den birkaç hafta önce, havayolu þirketlerinin New York borsasýndaki hisse senetlerinde olaðanüstü hareketlilik yaþandýðý ortaya çýktý. Özel bir opsiyon iþlemiyle çok sayýda havayolu hissesi alýnýp satýlmýþtý. Bu özel iþlem þöyleydi: Alýcý, borsadan istediði kadar hisseyi para ödemeden alýyor ve ayný gün satýyor. Borcunu ise bir ay sonraki ayný hisselerin fiyatlarý üzerinden geri ödüyor. Bu opsiyon iþleminin kazancý, fiyatý gelecekte düþecek kaðýtlarý tahmin etmeye dayanýyor. 11 Eylül’den hemen önce borsada bu özel iþlemi yapan birkaç þirket var ve hepsinin yöneticisi ayný isime çýkýyor. Emekli bir CIA þefi.

16

2) 11 Eylül 2001 günü, uçaklarýn ikiz kulelere çarptýðý aný ve sonrasýný canlý yayýnda izleyenler, sonraki günlerde bir çok görüntüyü bir kez daha göremediler. Dünyaya hakim büyük medya tekellerince, bir çok görüntü, sonraki yayýnlarda hiç ama hiç yer almadý. Bu çýkan görüntülerde neler mi vardý? Ýkiz kulelere çarpan ikinci uçaðýn yakýn plan görüntüsü ve yýkýlmadan hemen önce kulelerin içinde ardý ardýna meydana gelen büyük patlamalarýn görüntüleri. Çünkü, yakýn çekime takýlan ikinci uçak bir yolcu uçaðý deðil, ABD ordusunun havada yakýt ikmali yapmak için kullandýðý tanker uçaklardan biriydi. Ve ilk görüntüleri izleyenlerin çok net görüp duyduðu patlamalar ise, kulelerin kontrollü biçimde yýkýlmasýný saðlamak için binanýn içine önceden döþeli patlayýcýlardý. 3) Pentagon’a çarpan uçaða dair tek bir görüntü bile yok. Oysa Pentagon, 5 km ötedeki havaalanýndan kalkan bütün uçaklarýn rotasýný bilgisayar aracýlýðýyla denetlemekle kalmýyor, her uçaðý Pentagon savunma alanýna (3 km uzunluðunda) yerleþtirilen onlarca kamerayla izliyordu. Bu uçaklardan birinin rotasýnda en küçük bir deðiþiklik olduðunda bilgisayar alarm veriyor, tüm kameralarý ve elbette uçaksavar bataryalarýný söz konusu rota deðiþtiren uçaða doðru yöneltiyordu. 11 Eylül günü, rotasýndan saptýktan sonra, 10 km kavis çizip Pentagon’a saplanan uçaða dair tek bir görüntü yok. Pentagon’un yýkýntý halini inceleyen herhangi bir kiþi çok rahatlýkla görecektir ki, ortada ne bir uçak kalýntýsý var, ne de içeride yangýn çýktýðýna dair bir iz. Aksine, Pentagon’u havaya uçuran, patlayan benzin deposu deðil, basýnç etkili bombadýr. 4) Beyaz Saray’a doðru uçtuðu sýrada, Pensilvanya’da düþtüðü söylenen dördüncü uçaða ait herhangi bir görüntü, aradan geçen 4 yýla raðmen ortaya çýkmýþ deðil. 5) Ýkiz Kulelerin cehennemi andýran yýkýntýlarý arasýnda, her nasýlsa iki günde sapasaðlam þekilde bulunan bir pasaportla eylemin sorumlusu ilan edilen Muhammed Atta’nýn, Miami merkezli, Küba karþýtý CIA beslemesi çetelerin arasýnda barýndýðý, bu CIA çetelerinin yöneticilerinden birine ait kursta eðitim gördüðü, bizzat Fidel Castro tarafýndan açýklandý. Burada sadece küçük bir kýsmýna yer verdiðimiz benzeri yüzlerce kanýtý, konuyla yakýndan ilgilenen herkes, 11 Eylül üzerine yazýlmýþ kitap ve makalelerden rahatlýkla izleyebilir. ABD’nin, bütün kaynaklarýný zorlayarak girdiði 3.Dünya Savaþý’na, kendi halkýný ikna edebilmesi mümkün deðildi. Dahasý, 99 yýlýnda Seattle’da baþlayan anti-kapitalist kitle hareketi, emperyalist tekellere bu konuda hareket alaný býrakmýyordu. 11 Eylül provokasyonunun hedeflerinden biri, ABD halkýný savaþ yanlýsý politikalardan tarafa çekmekti. Aradan geçen 4 yýlda, 11 Eylül, yarattýðý etkiyi yitirdi. ABD halkýnýn savaþa desteði %30’lara kadar geriledi. Oysa ABD, baþlattýðý 3. Dünya Savaþý’nda ulaþmaya çalýþtýðý hedefe alabildiðince uzak. Çok daha güçlü askeri iþgallere, nükleer bombalarýn geniþ çaplý kullanýlacaðý savaþlara ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, 11 Eylül’ün yanýnda devede kulak gibi kalacaðý çok daha kanlý provokasyonlarýn gerçekleþme ihtimalini þimdiden hesaba katabiliriz.

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005


apitalist sistem bir K devrime gebedir. Sermaye iktidarý, iþçileri e-

Yaþanýlabilir Bir Gelecek Ýçin Kapitalizme Karþý Mücadele Edelim

mekçileri baský altýnda tutarak kontrol etmeye çalýþýyor; çünkü iþçi sýnýfý ile burjuvazi arasýnda uzlaþmayacak bir çeliþki vardýr. Ýþçiler devamlý üretirler . Üretenler halkýn çoðunluðunu oluþturmakta . Bu çoðunluðun üzerinden kar elde etmek isteyen küçük bir azýnlýk ise iþçiler hakkýný aramasýnlar, kendi aralarýnda örgütlenip bu azýnlýða karþý baþkaldýrmasýnlar diye elinden geleni yapýyor. Ýþçiyi iþçiye düþürmeye çalýþarak iþçiler arasýnda güvensizlik yaratmak istiyor .Sermaye sahipleri bu döneme kadar bunda kýsmen baþarýlýda oldular.Fakat son yýllarda bu tür çabalarý iþçiler üzerinde çok fazla etkili olmuyor.Ýþçiler kapitalizmin nasýl iþlediðini son dönemlerde daha iyi görebiliyor. SEKA’nýn, Telekom’un, Mersin limanýn özelleþtirilmesi, F tipi hücrelerinde yapýlan baský ve iþkencelerin yeni çýkan yasalarla yasallaþtýrýlmasý, emekçi,iþçi semtlerindeki yýkýmlar vb. politikalarýyla saldýrýlarýna devam eden kapitalist sisteme karþý iþçilerin eylemleri giderek büyüyor.Faþist devlet buna raðmen saldýrýlarýndan geri durmuyor aksine daha da arttýrýyor. Peki bu durumda iþçilerin gerçekleþtireceði eylemler yeterli olabiliyor mu ? Ýþçilerin baþlattýðý eylemler tek baþýna yeterli deðil. Ýþçiler birlikte mücadele edemiyor. Ýþçiler kendilerine zarar gelmediði sürece zarar gören iþçilere destek vermeye çekiniyorlar. Ýþlerini kaybetme korkusu var. Ýþçilerin birbirine destek vermemesi, iþini kaybetmemesinin yalnýzca süresini biraz uzatýr. Ama sýra kendine de mutlaka gelecektir. Bunu görmek gerekir. Türkiye ve Kürdistan’daki iþçiler, emekçiler ancak birleþerek, baskýlara ve saldýrýlara göðüs gerebilirler ve kazanýrlar. Her þeyi üreten iþçilerin hep birlikte bir saatlik bir greve gitmesinin bile sonuçlarý düþünüldüðünde iþçi sýnýfý-

biliriz. Faþist sisteme karþý birleþik halk cephesini oluþturmalýyýz ve her türlü saldýrý karþýsýnda tek vücut olmalýyýz. Ya kapitalizmde çocuklarýmýz açlýktan ölecek, iþsiz kalýp sefalet içinde yaþayacaðýz, yani yaþanýlabilir bir dünyada zindaný yaþayacaðýz ya da tüm sorunlarýmýzýn kaynaðý olan kapitalizmi yýkýp yerine iþçilerin sömürülmediði, eðitimin, saðlýðýn,ulaþýmýn, barýnmanýn yani yaþamsal ihtiyaçlarýn ücretsiz saðlandýðý sosyalizm için mücadele edeceðiz. Sosyalist Küba’ya bir bakalým. Ýnsanlarýn mutlu bir þekilde yaþadýðý, eðitim saðlýk vb. ihtiyaçlarýn ücretsiz karþýlandýðý, iþçilerin sömürülmediði, paranýn deðil de insanýn temel alýndýðý bir sistem 46 yýldan beri cinayet iþlemeyen, Amerika’nýn ve diðer emperyalist güçlerin ambargosuna karþý kararlý bir þekilde mücadele eden küçük bir ada. Ýþsizlik ordusunun olmadýðý, insanlarýn insanca, ayrým yapýlmadan yaþayacaðý sosyalist sistem için Küba’yý örnek göstermemiz, bu da yetmez; O’nu savunmamýz ve Küba devrimiyle dayanýþma amacýyla kendi ülkelerimizdeki devrimi yükseltmemiz gerekir. Bu insanca yaþayabilmek için bir zorunluluktur. Ýþçiler, emekçiler, üreten, yaratan, ve hizmet sunan insanlar hep beraber kapitalizmi tarihin derinliklerine atýp sosyalizmi kurmak için gelin güçlerimizi birleþtirelim. Ayaklanma ve devrim için seferber olalým.

DÜNYA EMEÐÝN OLACAK!

lananlarýn serbest býrakýlmasý için Mücadele Birliði olarak eylem yaptýk. Önce, direniþinin 123. gününde olan Sarýgazi Ekin Sanat Merkezi’nin önünde, her hafta olduðu gibi etkinlik düzenlendi. Tutuklanan 9 kiþi ve ailesine destek olmak için bu kez erken bitirilen etkinlik saat 19.00’da baþladý. Kýsa bir konuþmadan sonra hep beraber þarkýlar söylendi halaylar çekildi. Daha sonra Grup Emeðe Ezgi’nin söylediði þarký ve marþlardan sonra yapýlacak eylem için çalýþmaya baþlandý. Ve halk akþam saat sekizde baþlaya-

Tutsaklarý Özgürleþtirelim

Dinci, gerici, faþist AKP’li belediyenin Sarýgazi’de düzenlediði festivalin boykot edilmesinden sonra tutuklanan 9 kiþiye ve ailelerine destek olmak ve tutuk-

nýn gücünün farkýna varabiliriz. O zaman ne fabrikalardan, atölyelerden sesler gelir, ne gemi, ne tren, ne otobüs ilerleyebilir, ne elektrik olur ne de su. Bunu daha canlý görebilmek için de dünya iþçi hareketinin deneyimlerine baka-

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

Antep’ten DÝK’li Bir Ýþçi

cak, tutuklanan 9 kiþiye destek için eyleme çaðrýlarak meydana kadar yüründü. Saatin sekiz olmasýyla birlikte “Tutuklanan 9 Kiþi Sarýgazi Halkýdýr Tutsaklarý Özgürleþtirelim Mücadele Birliði” yazýlý pankart açýldý ve meþalelerin yakýlmasýyla eylem baþladý. Gerçekleþtirilen eyleme Sarýgazi halkýnýn gösterdiði yoðun ilgi ve yol kenarýndaki halkýn alkýþla destek vermesi gözlerden kaçmadý. Düzenlenen eylem boyunca, “Tutuklanan Halktýr, Halk Burada”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Kürt Halkýna Uzanan Elleri Kýrdýk Kýracaðýz”, “16.Yýlýnda Leninist Saflara” þeklinde sloganlar atýldý. Daha sonra tutuklanan 9 kiþiden ikisinin ailesi ziyaret edilerek, tutuklanan 9 kiþinin Sarýgazi halký olduðu vurgulandý. Her zaman yanlarýnda olacaðýmýz söylendi. Ziyaret edilen aileler de yapýlan ziyaretten dolayý memnun olduklarýný söyleyerek destek veren tüm duyarlý devrimcilere teþekkür ettiler.

17


“Düþmana inanýlmayacak kadar uzak yepyeni bir insan boyu uzaktý Moskova’dan” / Nazým

II. Dünya Savaþýnýn Dönüm Noktasý: STALÝNGRAD DÝRENÝÞÝ Nazi ordularý 22 Haziran 1941’de Sovyetler Birliði’ne saldýrdýktan sonra Sovyetler Birliði içlerine kadar ilerlemiþ ve hatta Moskova’nýn 30 km. yakýnýna kadar sokulmuþlardý. Tüm dünyanýn gözü-kulaðý Sovyetler Birliði’ndeydi. Sosyalist bir ülke bütün bir insanlýðýn kaderini tayin edecek bir savaþ veriyordu. Kýzýlordu önderliðinde yapýlan “Sosyalist Anayurt Savunmasý”, aslýnda tüm dünyanýn faþizme karþý yürüttüðü bir savaþýmdý. Ýnsanlýðýn yüreði orada atýyordu. Ve Baþkomutan Stalin her konuþmasýný “Pobet Budet Naþa” (Zafer Bizim Olacak) diye bitiriyordu. Bu hem Sovyet halklarýna da hem de faþizmin saldýrýsý altýnda olan bütün ülkelere büyük bir güven veriyordu. Sovyet halklarý, bir bütün olarak karþý koyuyordu faþizme. Hepsi tek bir yumruk halinde Moskova’nýn etrafýnda birleþmiþlerdi. Stalingrad Direniþi, faþizme karþý halklarýn duyduðu ortak nefretin odaklandýðý yer olmuþtu. Herkes Sov-

yetlerin kazanmasýný istiyor, bekliyordu. Elbette emperyalistler hariç. Onlar Hitler’in kazanmasýný, sosyalizmi ezmesini caný gönülden istiyor, “sosyalizm belasý”ndan kurtulmak için can atýyorlardý. Sovyet halkýnýn kahramanlýðý onlarýn hayallerini suya düþürdü; Nazi faþizminin de. Yenilmez sanýlan, dünyanýn en donanýmlý ordusu sayýlan Nazi ordusu, Stalingrad’da önce durduruldu ve 200 gün süren bir

savaþýn ardýndan da aðýr bir yenilgiye uðratýldý. 17 Temmuz 1942’de baþlayan Stalingrad Direniþi, 2 Þubat 1943’te Kýzýlordu’nun zaferiyle sonuçlandý. Sovyetler tüm savaþ boyunca kaybettikleri 27 milyon insanýn, 1 milyona yakýnýný burada kaybetmiþtir ama Stalingrad Direniþi savaþýn kaderini tayin etmiþtir. Eðer Hitler faþizmi burada durdurulmamýþ olsaydý, emperyalist devletlerin “Normandiya Çýkarmasý” safsatasý dahi olmazdý. Tüm dünya bilmektedir ki, Nazi faþizmi Normandiya Çýkarmasý ile deðil, Stalingrad Direniþi sonucu yenilmiþtir. Bundan sonra Kýzýlordu, Hitler ordularýný kovalamaya baþlamýþ ve inine kadar gidip orada baþýný ezmiþtir. Hitler’i intihara götüren süreç Stalingrad’da baþlamýþtýr. Bugün Stalingrad Direniþi, Irak’tan Filistin’e, Türkiye’den Latin Amerika’ya emperyalist-kapitalist sisteme, tekellerin faþist devleti ABD’ye karþý savaþ yürüten herkes için örnek olmaya devam ediyor.

GAZÝ’DE DÖB EYLEMÝ Gazi Mahallesi’nde Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB), sermaye sýnýfýnýn okullarý ticarethaneye çevirmesine karþý ve öðrencilerin parasýz, bilimsel, anadilde eðitimi için eylem yaptý. Yapýlan eylem, Gazi Ýlköðretim Okulu’nun önünde saat 17.00’de “Parasýz Bilimsel Anadilde Eðitim Devrimle Gelecek/Devrimci Öðrenci Birliði” yazýlý pankartýn açýlmasýyla baþlandý. Eyleme, halkýn ve öðrencilerin ilgisi yoðundu. Dörtyola doðru yürüyen kitle, “Parasýz Bilimsel Eðitim Ýçin Mücadeleye”, “Deniz Yusuf Ýnan Savaþa Devam”, “Anadilde Eðitim Devrimle Kazanýlacak”, “Yaþasýn Devrimci Öðrenci Birliði”, “Gençlik Gelecek Gelecek Sosyalizm” þeklinde sloganlar attýlar. Daha sonra yol trafiðe kapatýldý ve Merkez Dörtyol’da basýn açýklamasý okundu. Okunan basýn açýklamasýnda “… sermaye sýnýfý bizlere topyekün bir saldýrý baþlatmýþ durumda. Özelleþtirmeler yoluyla iþçileri ve emekçileri yaþamdan kovarken, bir yandan da paralý eðitim sistemi ile gençliðin geleceðini karanlýða itmek istiyor. Bir yandan iyi eðitim demagojileri ya-

18

parken, diðer taraftan da daha çocuk yaþta bizleri kötü koþullarda çalýþmaya zorluyor ve hiç utanmadan baðýrýyorlar ‘eðitimde fýrsat eþitliði var’ diye. Hayýr! Eðitimde fýrsat eþitliði yok. Paralý eðitim sistemi bunun en iyi kanýtý. Parasý olan iyi koþullarda, iyi eðitim alýrken, parasý olmayan kayýt dahi yaptýramýyor; yaptýrsa bile en kötü sýnýflara gönderiliyor. Bu, sýnýf farklýlýðýnýn bir baþka biçimidir. Burjuvalarýn çocuklarýn bir yere, iþçi ve emekçilerin çocuklarý bir yere” dendi. Ve “… okullarda aldýðýmýz kapitalist eðitim kapitalist sistemin bir parçasýdýr. Yani kapitalizmin zorunlu bir sonucudur. Bu nedenle, bu kapitalist eðitim sistemine karþý verilecek olan mücadeleyi içinde yaþadýðýmýz kapitalist sistemden baðýmsýz düþünemeyiz; çünkü kapitalist eðitim sistemi emek-sermaye çeliþkisinin ta kendisidir” þeklinde vurgulamalar yapýldý. Ve çözümün kapitalist sistemin yýkýp onun yerine insanýn özgür geliþiminin bütün koþullarýnýn var olduðu sosyalizmi kurmak olduðu belirtildi. Basýn açýklamasýnýn okunmasýndan sonra eylem baþarýyla sona erdirildi.

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005


-eleb süduK erög enireliclismet irelkilriB ileV natalþab utokyoB -löb ub ýðýdaþay nirelilnitsiliF ,nýn’ýðýlnakaB mitiðE liarsÝ ev iseyid ninibebes ninisememtlezüd ýnýralluþok mitiðe ikadralluko ikedeg -A le saR ,navliS nitneK .royiriteg elid unuðudlo kýlýcmýrya kitilop -yE 3 ,icnerðö 002.8 nayaþay ednireleglöb rabaquM lebaJ ev dum -oD edrelnüg ikedzümünö ,tokyoB .royimtig aluko anay ub ned’lül .royünürög ibig kacayaspak ad ýralluko reðid iket’süduK uð royürüdrüS iyeledacüM reliçþÝ ýdlýtaS þarpüT kýça niniselahi þýtas nalýpay ed’letO tnekliB araknA ný’þarpüT miþiriG katrO llehS-çoK iyelahi neþelkeçreg ednümülöb amrýtra -nazak uburG .ýd ný’þarpüT ,iselahi þýtas -ilA ný’þarpüT -akkýrýK ,aða ev ileacoK ,el ad’namtaB -ifar 4 uluruk -aY eli isiren -orteP acmýr -siset aymiK naþýlaç ednirel iseyü þÝ-lorteP -nýfarat reliçþi .idlide otsetorp elyirelmelye amkarýb þi nüg mat nad anýralnaþýlaç þarpüT ed reliçþi iseyü þÝ-lorteP ýnaþýlaç mikteP .ralýtkarýb þi nüg mat kererev ketsed -komed ,ralakidnes ,relitrap isayis ünüg lülyE 21 ad ad’araknA 000.1 kýþalkay naþulo nednireliçþi ÞARPÜT ev ireltügrö eltik kitar -püT karapay melye rib ednünö iseradÝ emritþellezÖ ,eltik rib kiliþik .relitte otsetorp ýnýþýtas ný’þar ireliçþÝ iseyideleB avonroB nalýtA netþÝ royürüdrüS inirelmelyE -ðab en’iseyideleB avonroB nalýta netþi ünüg isetrazaP lülyE 21 taas ünüg lülyE 02 .royide maved enirelmelye ,isiçþi kilzimet 152 ýl -akidneS þÝ-eyideleB nanalpot ednünö iseyideleB avonroB ad’00:01 .ralýtpay ýsamalkýça nýsab irelelia ev içþi 152 ýs eyideleB“ ,”zuroyitsÝ izimiðemkE“ ,”rýyaH ayamþalnoreþaT“ -at inirelzivöd ,”mýdlýtA netþÝ zýstanimzaT“ ”ridliðeD zýnlaY isiçþÝ -ýlkaH nedeN reliçþÝ naþýlaÇ edn’iseyideleB avonroB“ ,reliçþi nayýþ .raluduko iridlib rib ýlkýlþab ”rýd otsetorP en’iseyideleB yökrýkaB nedreliçkemE -emþelzös ulpot ,nadnýfarat ireleyü ebuÞ ul’oN 1 neS-leB-müT alyýcama kemte otsetorp in’iseyideleB yökrýkaB nayamalugyu irel nýsab adn’ýnadyeM külrügzÖ yökrýkaB ad’03.21 taas ünüg lülyE 02 .ýdlýpay ýsamalkýça -mÝ“ ,ýnakþaB ebuÞ ul’oN 1 neS leB müT nala zös adamalkýçA -alkay anýþab iþik ,ýlkanyak nedemþelzös iki reh zumuðudlo þýmalaz zimiðecelibaþalna kýlýþrak azýmýðacala nalub iy’LTY 005 nib 8 kýþ etakkid zimibelaT .zuroyide pelat ýnýsamlýrakýç ýmargorp emedö rib eyideleB .ziðecetürüy zisitnisek keretüyüb izimeledacüm aszamnýla rýdýlamkýç pihas anýralazmi ireleyü silceM eyideleB ev ýnakþaB .ided ”zýyadnýsakra nýzýmazmi relzib üknüç yökrýkaB nüg reh radak eyecniliriteg enirey irelpelat ,reliçþÝ -nýdra ninirelemridlib ýnýralkacapay melye adn’ýnadyeM külrügzÖ .relidrev nos enirelmelye edniðilþe ralnagols nad ýralnaþýlaÇ TTP ed’rimzÝ ýtkarýB þÝ ,niniçþi rib naþýlaç edn’üðülrüdüM izekreM emtelþÝ atsoP rimzÝ

DEVRÝMÝN AYAK SESLERÝ DÜNYAYI SARSIYOR itseK unuloY araknA-lubnatsÝ reliçþÝ -oyotO MET araknA-lubnatsÝ ,ireliçþi rimedrE ,ünüg lülyE 61 -kaY .ralýdapak eðifart karalo iltireþ iki ,ednimisek ýðaD uloB un’ul -oy nadnýdra nimelye nerüs taas iki ,uburg içþi rib kiliþik 000.1 kýþal ýðaD uloB nunuloy araknA-lubnatsÝ ,nekrerüs melyE .ýtça eðifart ul .utþulo uðuryuk çara rib kilertemolik 5 ednimisek ýttalþaB imelyE amrutO isiçþÝ aloC-acoC ýðatro eyikrüT nýn’aloC acoC ,ireliçþi aloC acoC ünüg lülyE 71 -ede lubak iyemþürög elyirelidnek ninireliliktey purG ulodanA nalo -A ,radak en purG ulodan -ekreM leneG rib ednünö iz -elye amruto .ralýttalþab im -oC nýsaþaY“ -eriD aloC ac -ýtA ,zimiþin -eG reliçþÝ nal -ay ”nýsnýlA ir -a traknap ýlýz -nagols ,karaç .ralýtta ral ad’araknA itseK unuloY ýnalaavaH klaH -niseveçreç isejorp müþünöd lestnek nin’iseyideleB riheþküyüB ,irelnikas isellahaM yöksaH ðadnýtlA ýðacalýkýy nýraludnokeceg ed .ýtpay melye rib ünüg lülyE 51 -ü ýsamtapak uloy edniikvem karuD noS uloy aðobnesE nýklaH -irey yalo enirezü nunuB .utþulo uðuryuk çara ecrelertemolik enirez -üM ebuÞ kilnevüG .idlide kves ibike tevvuk kiveç adýyas koç en -lýça eðifart loy enirezü isemte anki irelicmelye ninirelpike üðülrüd .ýd 002.8 et’süduK uðoD attokyoB icnerðÖ -uK uðoD ed’liarsÝ adluko 01 nanulub et’süd ,ninirelkilriB ileV ültügrö -luþok mitiðe ikadralluko ýðýttalþab elyineden ýral .royýlýyay keredig ,tokyob -ðö 05 etkilsred rib keT ev uðudnulub ninicner -tak murdob nirelicnerðö -nüg edrelkilsred ikadnýral -a mitiðe taas 4 ecedas ed -erðö edeglöb irelkidlibal ub nadnýþab nýnýlýy min 002.8 ,tokyob nerüs anay .ýtþalu amýlýtak rib kiliþik

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

19


rarasý delege de engellendi. Delegeler, Cakarta Hükümeti’nin tarým lisanslarýný geri almasýnýn ardýndan yaþam alanlarýný savunan köylülere yönelik insan haklarý ihlallerini araþtýrmakla görevliydiler. Gelen bu delegeleri karþýlamak üzere bölgede bekleyen yaklaþýk 1.000 köylü de polisin saldýrýsýna maruz kaldý. Polisin kitlenin üzerine açtýðý ateþ sonucu yaralanan 37 köylüden bazýlarýnýn durumu aðýr.

çalýþma koþullarýnýn aðýrlýðýna dayanamayarak intihara teþebbüs etmesi üzerine PTT çalýþanlarý 20 Eylül günü iþ býraktý. Yaklaþýk 200 PTT çalýþaný, intihara teþebbüs eden iþçinin kaldýrýldýðý hastaneye kadar yürüyüþ düzenleyerek bir günlük iþ býraktý. Diyarbakýr Akyýl Tekstil Ýþçileri Eylemi 1. Haftasýnda Diyarbakýr’da Akyýl Tekstil Fabrikasý’nda 7 aydýr maaþ alamayan 600 iþçi, 13 Eylül’de iþ býraktý. Ýþçiler, iþe geri dönmek ve sigorta primlerinin tam yatýrýlmasý için Diyarbakýr Valiliði, SSK ve Çalýþma Bölge Müdürlüðü’ne dilekçeyle baþvuruda bulunacak. Fabrika önünde oturma eylemi yapan yaklaþýk 600 iþçi, eylemlerini haklarýný alýncaya kadar sürdüreceklerini, bu konuda asla taviz vermeyeceklerini dile getirdi. Hollanda Liman Ýþçileri Kararlý Hollanda’da Çalýþma ve Sosyal Ýþler Bakaný Aart Jan de Geus’in önerdiði ve hükümet tarafýndan da benimsenen ILO Sözleþmesi’nin rafa kaldýrýlmasý planlarýna, liman iþçilerinin tepkisi sert oldu. Rotterdam limanlarýndan gelen 1.500’ü aþkýn iþçi, önce Maliveld’de bir mitingle hükümeti uyardý. Ardýndan parlamento önüne gelen iþçiler, parlamentoya giden sendikacýlar ve bir grup iþçinin yaptýðý görüþmeleri beklerken, dýþarýda protestolarýný sürdürdü. Ýþ elbiseleri ve miðferleri ile alanda, hükümeti protesto eden limancýlar, ILO Sözleþmesi’nin 137. maddesinin iptal edilmesinin derhal durdurulmasýný istediler. 4 Eylül günü tüm gün sürdürdükleri grev ile partileri doðru tutum almaya çaðýran iþçiler, eylemlerinin sonuna doðru Den Haag’ýn giriþ yollarýndan birini trafiðe kapattýlar. Burada polisler ile iþçiler arasýnda çatýþma çýktý. Çatýþmada 13 iþçi gözaltýna alýnýrken, iki polis yaralandý. Nikaragua’lý Köylüler Cafta’ya Karþý Yürüdü 30 binden fazla Nikaragualý, Amerika ile Güney Amerika ülkeleri arasýnda imzalanmak istenen Serbest Ticaret Anlaþmasýna (CAFTA) karþý Managua kentinde gösteri yürüyüþü yaptýlar. Aralarýnda sendikalarýn, sosyal gruplarýn, öðrencilerin bulunduðu 70’den fazla kuruluþ “Ulusal Amaç Birliði Organizasyonunu” oluþturarak birlikte mücadele etmeye karar vermiþti. Prensa Latina’ya bir açýklamada bulunan Organizasyon, CAFTA’nýn 3 milyondan fazla insana zarar vereceðini, özellikle de çiftçi ailelerinin çok olumsuz etkileneceðini, ülkedeki iþsizliðin açlýðýn ve yoksulluðun artacaðýný belirtti. Endonezya: Polis Köylülere Ateþ Açtý 37 Köylü Yaralandý Uluslararasý çiftçi örgütü Via Campesina’nýn 18 Eylül’de Endonezya’nýn Bali yakýnlarýndaki Lombok adasýnda 22 Eylül’de düzenlediði toplantýya polisin ateþ ederek saldýrmasý sonucu 37 köylü yaralandý. Toplantýya katýlmak üzere Endonezya’ya gelen 15 ulusla-

20

51. Sayý / 28 Eylül-

Onbinlerce Çiftçi Manisa’da Buluþtu Hükümetin uyguladýðý IMF politikalarý sonucu çiftçilerin yok olma noktasýna geldiðini belirten on binlerce tarým üreticisi, 22 Eylül günü, “çiftçi alanlara iniyor” mitinginde buluþtu. Türkiye Ziraat Odalarý Birliði tarafýndan organize edilen miting, Manisa Laleli Meydaný’nda gerçekleþtirildi. Ülke genelinden yoðun katýlýmýn olduðu mitingde Mersin, Adana, Konya, Kastamonu, Tokat ve Muþ’tan 50 bin çiftçi bir araya geldi. Hükümet karþýtý protestoya dönüþen çiftçi mitinginde “Hükümet Ýstifa”, “Ankara’ya Meclis’e Gidelim” þeklinde sloganlar atýldý. Mitingde konuþma yapan Türkiye Ziraat Odalarý Birliði Genel Baþkaný, IMF’nin istediði ve desteksiz olarak deðerlendirdikleri tarým reformunun kaldýrýlmasýný istedi. Kocaeli Halký Eðitim Hakký Ýçin Yürüdü ‘Eðitimi, Saðlýðý, Limanýmýzý, Tüpraþýmýzý; IMF’den, Sermayeden, Ýktidardan, Korumak Ýçin Kocaeli Halký Yürüyor’ sloganýyla kurulan “Kocaeli Halký Yürüyor Platformu”, 21 Eylül günü ilk yürüyüþünü gerçekleþtirdi. “Parasýz Eðitim” diyen platform; 22 Eylül günü “Parasýz Saðlýk Ýçin”; 23 Eylül günü Derince Limaný’na limanlarýn özelleþtirilmesine karþý; 24 Eylül günü de Tüpraþ’a, Tüpraþ’ýn satýlmasýna karþý yürüyeceklerini açýkladý. Binlerce Genç Putin’i Protesto Etti Rusya’nýn baþkenti Moskova’nýn Slaviaskaj Meydaný’nda binlerce genç, polisin geniþ güvenlik önlemleri altýnda eylem yaptý. Devlet baþkaný Putin’in politikalarýný sert þekilde eleþtiren eylemciler, taþýdýklarý dövizlerle asgari ücretin artmasýný, saðlýk ve eðitimin parasýz olmasýný talep ettiler. Birçok komünist örgütün destek verdiði eylemde, gençler günlük ihtiyaçlarýný karþýlayamadýklarýný belirterek “kötü gidiþata son verilmesini” istediler. Sýk sýk “Kapitalizme ölüm”, “Babamýz SSCB’dir” sloganlarýnýn atýldýðý eylem, olaysýz bir þekilde sona erdi. Uþak Köylülerine Jandarma Saldýrýsý Bölgelerinde siyanürlü altýn madeni iþletilmesine karþý çýkan Uþak’ýn Ýnay Köyü sakinleri, madenci firma TÜPRAG’ýn þantiye kurma ve boru hattý döþeme çalýþmalarýný durdurmak için eylem yaptý. Madene 3 km. kala toplanan köylüler yolu kapatarak çalýþan dozeri taþlayarak camlarýný kýrdýlar. Bunun üzerine köylülere saldýran jandarma, 11 kiþiyi yaraladý ve 12 kiþiyi de gözaltýna aldý. TÜPRAG þirketi, yýlbaþýnda siyanür kullanarak altýn arama fa-


SARIGAZÝ’DEN ÝZLENÝMLER-II Ýþçi kadýn, yanýmýza gelip oturan, bize çay getiren anaya soruyor: “Sen yanýmýzdaydýn eylemde, nereye kayboldun?” Ana: “Ne yapayým, çocuklar oradaydý, onlar için çok korktum. Silah sesleri vardý, merak ettim, sürekli silah atýldý.” Kadýn: “Burada önemli olan halkýn katýlýmýydý. Gençlerin çoðu, 1 Mayýs’taki festivale gitmiþti, 4 otobüsle. Burada çok az insan kalmýþtý. Ama halkýn desteði vardý.” Ana: “Bu sene festivale gitmedim. Bir baktým, barikatlarý kurulmuþ, bizim çocuklar da içindeydi. Kitlenin içinde sivil polis de vardý. Çocuklara gösterdim, bunlar polis dedim. O alanda topladýklarýný o kuruyemiþçiye doldurdular, beni de. Sürekli küfrediyorlar. Biri ‘n’olur izin verin komutaným bunlarý öldüreyim’ diyor. ‘Senin anan, bacýn yok mu, sen niye öyle küfrediyorsun’ dedim. Ondan sonra bizi karakola götürdüler. 53-54 kiþi erkekti, 11 kiþi bayandý.” Ýþçi: “Baþka yerde bayan alýnmadý zaten, alýnanlar bu köþede kuruyemiþçinin orada alýndý. Çoðu eylemci deðil, ama orada izleyen, destek verenlerdi.” Ana: “Destek vermek için oradaydýk. Kendi çocuklarýmýz olmasa da, hepsi bizim çocuklarýmýz. Yemin ediyorum, ben kendi çocuklarýmdan çok onlarý merak ediyorum. Karakolda çok gýrgýr þamata oldu. Onlara hep neþeli göründük. Aðlayýp sýzlanmadýk. Türküler söyledik, mican oynadýlar. ‘Taþdelen’de konser var, býrak bizi oraya gidelim, sonra gene alýrsýnýz’ dedik komutana. Ev hanýmýyým, 47 yaþýndayým. Daha önce gözaltýna alýnmadým hiç. Tunceli’den geldik, hiçbir þeyimiz yoktu, evlerimizi yaktýlar orada. ‘PKK’lýlar yaptý’ dediler. Yalan. Kendileri yaptýlar. PKK’lýlar bir þey yapmadý. Biz de buraya gelmek zorunda kaldýk. O gün burada silahlar atýlmaya baþlayýnca ben oraya gittim. Kadýnlardan biri, kuruyemiþçiye bisküvi almaya gelmiþ, onu da aldýlar. Bisküvi de bizimle birlikte karakola geldi, onu orada yedik (gülüþüyorlar) ‘bunu boþuna götürme eve’ dedik. Orada bir uzman çavuþ vardý. Bizi savcýlýða götürdü. ‘siz Tuncelilisiniz, Tuncelililer merttir, yalan söylemez’ dedi. ‘Evet’ dedim. ‘Biz her zaman doðruyu söyleriz’. Ben olay anýnda ne kaçmaya çalýþtým, ne bir þey yaptým. Gördüm ya çocuklarýn o halini… Çok kötüydüler. Aðýzlarý, burunlarý kýrýlmýþtý. Biz gözaltýndayken dýþarýda grup grup beklemiþler gençler. Yorulaný eve dinlenmeye göndermiþler, yenileri gelmiþ. Sonra da bizi grup grup hastaneye götürdüler.” Kadýn: “Suç duyurusunda bulunmak, dava açmak lazým. Ýnsanlar o kadar dayak yemiþ, hakarete maruz kalmýþ. Doktordan rapor almak lazým. Bir kýz vardý, onun çok kötü olduðunu söylüyorlardý. Baronun avukatlarý hiç ilgilenmedi. Onlar, savcýlýkta iken suç duyurusunda bulunmalýydýlar. Burada o kadar olay oldu, 70 kiþi gözaltýna alýndý, 4 saat çatýþýldý, Evrensel, Gündem vb hiç haber vermedi. Ama iþin iyi tarafý devrimcilerin gözaltýna alýnmamasý oldu. Yoksa daha çok tutuklama olurdu, o da bu bölgedeki devrimci hareketin geriye düþüþü olurdu.” O sýrada içeri giren bir Leninist de sohbete ortak oldu. Leninist: “Barikatlarda 500 kiþi vardý. Sarýgazi halký katýldý hep, çok iyi oldu. Bir gün önce biz ev ev dolaþýp bildiri daðýtmýþtýk festivalin boykot edilmesi için. Diðer yapýlarla konuþtuk, biz protesto edeceðiz bu festivali, siz de katýlýn diye. Katýldýlar, çok iyi oldu. Bu çok iyi oldu. Jandarma hiç beklemiyordu bunu, kitlenin merkezi daðýtacaðýný, sonra barikatlar kuracaðýný hiç beklemiyordu. Kitleler için çok iyi moral oldu. Kitle festival alanýndan çýktý, merkeze yürümeye baþladý, oradaki jandarma arabasýný taþladý. Ama bunu devrimciler yapmadý, halk yaptý, güzel olan buydu. Sonra barikatlar kuruldu. Hiç ummadýðýmýz insanlar oradaydý. Hemen inisiyatif oluþturuldu. O kadar yakýn mesafeden çatýþmasýna raðmen hiç kimse geri çekilmedi. Bu, bizleri de çok

heyecanlandýrdý.” Ana: “Ben hiçbir þeyden korkmuyorum, kaybedecek bir þeyim yok ki, neden korkayým.” Leninist: “Ýnsanlar çok sessiz diyorlardý ya, halk geri çekildi, boyun eðdi diye… Bu onlara çok iyi bir cevap oldu. Devamý da geliyor. Ýnsanlar þimdi devrimcilere daha olumlu yaklaþýyor. Onlar bir kývýlcým bekliyorlardý. Barikatlarda gördüðümüz insanlar, bu kývýlcýmý bekliyordu. Bizim o ateþi yakmamýzý bekliyorlardý ki, geldiler barikatlara, çatýþtýlar. Çünkü onlarýn yüreði kin dolu bu kapitalizme karþý, nefretle dolu.” Çayýmýzý içmiþ, sohbetimizin sonuna gelmiþtik. Teþekkür ederek ayrýldýk ve annesiyle birlikte gözaltýna alýnmýþ genç bir kýzýn yanýna gittik, ve önceki yýllarda festivale katýlýp katýlmadýðý ve bu yýlki festivalle farklarý sormakla baþladýk sohbete. Genç Kýz: “Çok fark var. Sanatçýlar farklý bir kere. Hiç kavga çýkmýyordu, çok harika geçiyordu. Bu sene sanatçýlar iðrençti. Herkes çok tepkiliydi. Parlamak için bir þeyler bekliyordu. AKP bu sene çok kýþkýrttý. Özellikle festival alanýnda halkýn istediði þarkýlar söylenmedi mesela.” Leninist: “Sivas Katliamýný yapan dinci gericilerin, gelip buraya sahneye semah ekibi çýkarma cüretini göstermesi ciddi tepki topladý.” Genç Kýz: “Baktýlar buradaki insanlar alevi, demokrat falan, sola yakýn sanatçýlar getirmeye çalýþtýlar. Murat Kekili, Songül Karlý… alakalarý bile yok oysa. Mesela Songül Karlý alevi ama aleviliðini saklýyor. Buraya gelen sanatçýlarý hiç onaylamadýk. Festivali boykot çaðrýsý yapýlýyordu. Destek olmak için gittik. Yoksa gitmek gibi bir niyetimiz yoktu.” Mücadele Birliði: “Olaylar nasýl baþladý?” Genç Kýz: “Festivalde bir sorun yaþandý mý, ben görmedim. Konser çýkýþýnda Demokrasi Caddesi’ne barikatlar kuruldu, onlarý gördüm ve katýldým onlara. Jandarma saldýrdý ve gözaltýna aldý. Gözaltýna alýnanlar hep alakasý olmayan kimselerdi. Örneðin bir bayan iþyerinden çýkýyor ve komutan o bayaný alýyor, bir aþaðý, bir yukarý top gibi savuruyorlar. Resmen maç yaptýlar. Bizi hastaneye götürdüklerinde o bayanýn bir saat röntgen çekilmesi sürdü ve tekerlekli sandalyedeydi.” Mücadele Birliði: “Nasýl gözaltýna alýndýnýz?” Genç Kýz: “Annemle halan kardeþimi aramaya gittiler. Ben de çýktým. Ben, internet cafenin önünde alýndým. Birden saçýmdan sürüklemeye baþladýlar, ne olduðunu anlamadým. Ýzah etmeye çalýþýyorum, tekme, jop, hakaretler… ‘sizi götürünce neler yapacaðýz size’ diye tehditler savuruyorlardý. Çok aðýr küfürler ediyorlardý. Hiç acýmadan vuruyorlardý (bacaklarýndaki morluklarý gösteriyor). Burada, merkezde 3 komutan, biri kelepçe taktý, biri kafama silah dayadý. Askeri araca bindirirken belime bir tekme attýlar. Bayan olduðumdan kaynaklý, taciz içeren sözlere, aðýr küfürlere maruz kaldým. ‘Bak bak, bir de beyaz pantolon giymiþ, gidince ben senin …’ diyordu biri. ‘Bak sana neler yapacaðýz gidince’ diyorlardý. ‘Sen reinaya git, burada bu serserilerle ne iþin var senin’ diyorlardý. Adliyeye giderken bir saat konuþtular böyle arabada. Bizi karakolda aç býrakýrken kendileri karþýmýza geçip cips yiyor, çay içiyorlardý. Bize ertesi gün karakol önüne gelen Sarýgazi halký yemek getirdi.” Mücadele Birliði: “Gözaltýnda jandarmanýn tavrý nasýldý?” Genç Kýz: “Bayanlarý ayrý yere koydular, erkekleri ayrý. Boþ bir odadaydýk, 3 tane sandalye vardý, bir de masa. Biz 11 kiþiydik masanýn üstüne oturuyorduk, kýzýyorlardý bize. Odanýn kapýsý sürekli açýktý. Kapýda duran jandarmalar tuhaf sözler söylüyorlardý bize. Biz hiç onlarý muhatap almadýk.” Benim ifademde þöyle yazýyordu: ‘molotof kokteyl atmak, askeri aracý yakmak, belediyeye saldýrmak, askere saldýrmak, askerin kafasýný kýrmak…’ onlarýn verdiði ifadeyi imzalamadým. Bana hakaret edenler hakkýnda suç duyurusunda bulunacaktým, baronun avukatlarý bana, ‘þimdi ciddiye almazlar, baþka zaman yaparsýn’ dediler. Ama þikayetçi, olacaðým, 10 günlük rapor verdiler, ama jandarma aldý raporlarýmýzý. Avukatlar geldiklerinde bize bir þey söylemediler. Ýfade vermeme, susma hakkýmýz olduðunu falan söylemediler. Orada, ‘bu ifadeyi kabul etmiyorum’ diye ifade verdik. Ama o adamlarýn karþýsýnda

51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005

21


ifade vermek çok aðýrýma gitti. Mutlaka imza attýrmaya zorladý avukatlar. Sonrasýnda çok aðladým. Hiçbir þey etkilemedi ama, o küfürler çok aðýr geldi bana, orada korkudan uyuyamadýk zaten. Savcýlýkta bizim ifademizi almadýlar. 9 kiþinin kimliðini ayýrdýlar, onlarýn ifadesini aldýlar, onlarý da zaten tutukladýlar. Halkýn gözaltýna alýnmasý iyi oldu. Yoksa daha çok tutuklama olurdu ve olaylar çýkabilirdi. Çünkü halk çok öfkeli.” Leninist: “Görmedin mi barikatlarý?” Genç Kýz: “Gördüm. Tam sokaðýn baþýndaydýk. Bir peynirci vardý, onun dükkanýnýn arkasýnda tenekeler vardý, onlarý sokaðýn ortasýna koydular. Kamyondan 3 tane genç indi, bunlarýn hepsini yolun ortasýna itti. O sýrada O. geldi. Üstünü, baþýný, gömleðini parçalamýþlardý. Dudaðý falan patlamýþtý, çok kötü olmuþtu. Gençlerden birinin kulaðýnda küpe vardý, kulaðýný bir çevirdiler, kanlar içinde kaldý. Ona ‘senin kulaðýnda delik var, …. de bir delik açmazsam’ dediler. Ýnþaat iþçilerini bile almýþlar. Evine giden inþaat iþçisini arabadan indirip almýþlar. Bir tane adam vardý, komutana derdini anlatmaya çalýþýyordu, bir yumruk attýlar, kafasýný duvara çarptý.” Mücadele Birliði: “Neden sizce halktan birilerini aldýlar?” Genç Kýz: “Çok öfkelilerdi. Hýnçlarýný çýkarmak için bizi seçtiler. Kahretsin, keþke katýlsaydýk.” Ýþçi: “Zaten devrimcilerin hiçbirini alamadýlar, onun için halka azgýnca saldýrdýlar.” Genç Kýz: “Atýlýmýn muhabiri de bizim yanýmýzdaydý. Komutanlar ona baktýkça ellerini ovuþturuyorlardý, ‘sen bizim elimize kalýrsýn’ diye. Onun fotoðraf makinesini istemiþ bir komutan, ‘bana ver, ihtiyacým var’ diye, bence þaka deðildi bu, ciddiydi. Onu ‘sahte muhabirlik’le suçladýlar. Karakolda biz neþeliyiz diye kýzýyorlardý. ‘Bak siz kaþýnýyorsunuz, tek tek nezarethaneye alýrým görürsünüz’ diyorlardý. Erkeklerin durumu ise çok kötüydü. Teker teker aþaðýya götürüyorlardý. Sürekli çýðlýk sesleri geliyordu. Hatta çok zayýf bir çocuk vardý, zaten çocuk hasta, nasýl çýðlýk sesleri geliyordu. Onunla hastaneye ayný araçta gittik. Konuþamýyordu, ayakta duramýyordu, su verdik, suyu bile içemedi. Karakolda bir asker bizim için çok üzüldü. Suyumuz bitmiþti, gitti, doldurdu ve getirdi. Sonra komutandan tokat yedi. ‘bunu atýn aþaðýya’ dedi komutan.”

Sarýgazi’de Ekin Sanat Merkezi’nin kapatýlmasýndan sonra birçok eylem yapýldý. Bunlardan biri de Ekin Sanat Merkezi’nin önünde her Cumartesi yapýlan müzikli etkinlik. Ekin Sanat Merkezi, bu etkinliðini faþist AKP belediyesinin yaptýðý festival sonucu çýkan çatýþmalarda tutuklanan 9 kiþi ile dayanýþma etkinliðine dönüþtürdü. Ýlk sokak konseri 17 Eylül günü Demokrasi Caddesi’nde gerçekleþtirildi. 2 saat süren konsere jandarma müdahale etmek istemiþ, Ekin Sanat Merkezi çalýþanlarýnýn devrimci tavrýyla ve halkýn desteðiyle yuhalanarak jandarma kovulmuþtu. Ýkinci sokak konseri, 24 Eylül günü yine Demokrasi Caddesi’nde ayný yer ve saatte baþladý. Konser baþlamadan jandarma gezinmeye baþlamýþtý. Buna raðmen konser baþlatýldý ve aradan yarým saat geçmeden “Þarkýþla” türküsünden sonra jandarma, orada bulunan halka, Ekin Sanat Merkezi ve Emeðe Ezgi müzik grubu elemanlarýna saldýrarak 8 kiþiyi gözaltýna aldý. Müzik aletlerini de parçalayan faþist jandarma çocuklara, kadýnlara ve evlerin içerisine girerek halka saldýrdý.

Mücadele Birliði: “Bir dahaki sefere festival nasýl olacak sizce?” Genç Kýz: “Bence olmayacak. Olursa çok büyük olaylar çýkacaðýný düþünüyorum. Ayný organizasyon gerçekleþirse çok büyük olaylar çýkacaðýný düþünüyorum. Sarýgazi’de ilk defa böyle bir þey yaþandý. Asker gençleri bilinçli kýþkýrttý. Festival esnasýnda protokoldeki baþkanýn korumalarý gençlere, ‘al iþte, havanýzý aldýnýz mý’ diyormuþ. ‘Sizin dediðiniz artýk olmayacak, biz üstüz’ gibi laflar söylüyorlarmýþ.” Ýþçi: “Halk da tepki gösterdi. Gördüler neyin ne olduðunu.” Genç Kýz: “Halký çok kýþkýrttýlar. Kimse istemez böyle olaylarýn çýkmasýný, bilinçli çýkardýlar. Timler gelmese bu kadar büyümezdi. Siviller de çoktu. O kadar jandarma göndermenin ne gereði vardý ki, sanki Irak’a asker gönderiyorlar.” Leninist: “Çatýþma esnasýnda da esnafa zarar verilmemeye çalýþýldý. Barikat malzemeleri inþaattan alýndý. Bir pastane vardý sadece, faþist, iþbirlikçi, tüm Sarýgazi biliyor onu. Onun camlarý kýrýldý, o da bilerek. Onun dýþýnda esnaf hep ‘bizim çocuklarýmýz’ diyorlardý. Onlarýn camlarýný jandarma joplarla kýrmaya çalýþtý, hýrslarýný alamadýlar, esnafýn tepkisini bizim üzerimize çekmek için yaptýlar. Biz, bizi bildiri daðýtýrken görüp jandarmaya ihbar eden iþbirlikçi esnafýn camlarýný kýrdýk.” Genç Kýz: “Ben alýnýrken etrafýmda bir sürü insan vardý. Artýk korkudan mý, iþbirliði mi bilmem, hiç biri müdahale etmedi. Hep bacaklarýmý tekmelediler. Karakolda da komutan geldi, ‘aç kýz bacaðýný’ dedi. ‘Doktor musun, açmayacaðým’ dedim, kýzdý, ‘aç kýz’ dedi, ben açmayýnca geldi, kendi açýp baktý morluklara, þiþliklere. Annem de gözaltýndaydý. O, festival alanýndaymýþ. Bir kadýn, elinde telefon, halkýn, devrimcilerin resimlerini çekiyormuþ. Annem görmüþ ve kadýna müdahale etmiþ, saçýný çekmiþ, telefonu istemiþ. Kadýn telefonu fýrlatmýþ kalabalýðýn içine.” Leninist: “Kadýn tam devrimcilerin ortasýndaydý. Sonradan öðrendik ki, bir subayýn karýsýymýþ, dövmek istedik, annesi izin vermedi, bir yumruk yedi sadece bizden. Kadýn sonradan karakolda anneyi teþhis etmiþ.” Saatler epey ilerlediðinde, biz de sohbetimizi sonlandýrdýk. Herkese tekrar geçmiþ olsun deyip, sohbetler için teþekkür ederek oradan ayrýldýk.

men jandarma gelmeye cesaret edememiþtir. 1,5-2 saat süren eylemde sýk sýk “ Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Sarýgazi Faþizme Mezar Olacak”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Tutuklamalar, Gözaltýlar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. Eylemin amacýna ulaþmasýndan sonra bir arkadaþýmýz halka ajitasyon çekerek eylemin bittiðini duyurdu ve eylem sonlandýrýldý. Bu eylemde Leninistlere yardýma gelen diðer devrimci yapýlar da vardý. Ancak eylemi ortaklaþtýrma çabalarýmýza raðmen, arkadaþlarý bir araya toplayamadýk. Barikatlardan çýkýp ileriye, Sarýgazi Meydaný’na doðru sloganlarla yürüdüðümüz zaman Leninistlerin dýþýnda diðer yapýlardan bir iki arkadaþýn dýþýnda kimseyi göremedik. Daha sonra son barikat kurulduðunda Leninistlerin eylemi bitirdiklerini açýklamasýndan sonra bu devrimci yapýlar eylemi sahiplenmeye kalkmýþ ve “tek baþýnýza eylemi bitiriyorsunuz” diyerek bizleri eleþtirmeye kalkmýþlardýr ve eylemi sürdüreceklerini söyleyerek beþ dakika sonra daðýlmýþlardýr. Sarýgazi’den Leninistler

SARIGAZÝ FAÞÝZME MEZAR OLACAK

22

Jandarmanýn bu saldýrýsýna karþýlýk Leninistler, gözaltýna alýnanlarýn serbest býrakýlmasý için Demokrasi Caddesi’nde hemen barikatlar kurarak, gelen jandarmanýn zýrhlý akrebini taþlamýþ ve araç hýzla uzaklaþmak zorunda kalmýþtýr. Ýlk barikatýn ardýndan cadde üzerine baþka barikatlarda kurulmuþ ve ateþe verilmiþtir. Sloganlarla halk barikata çaðýrýlmýþ, uzun süre beklenilmesine rað51. Sayý / 28 Eylül-12 Ekim 2005


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook