Yeni Evrede
Baþyazý
Mücadele Birliði
HALK HERYERDE SERMAYE EGEMENLÝÐÝ ÝÇÝN TEHLÝKELÝDÝR B
ugünkü Modern Avrupa’nýn yaratýlmasýnda etkin bir rol oynayan halk, artýk bambaþka bir Avrupa kurmak istiyor. Avrupa, yeni temellerde kurulacak. Halk, Avrupa’yý yeniden örgütleyebileceðini yüz yýldan fazla bir süre içinde defalarca giriþtiði devrimci eylemlerle ortaya koymuþtur. En son olarak yapýlan referandumda gösterdiði baðýmsýz tavýrla, yeni bir dünya kurma olgunluðuna sahip olduðunu bir kez daha kanýtlamýþtýr. Avrupa kapitalistleri halktan korkuyor. Fransýz ve Hollanda burjuvazisinin ne kadar korktuðu bu referandum sürecinde daha iyi anlaþýldý. Ýngiltere, bu korkusunu tüm dünyaya ilan etti ve referandumu bilinmez bir tarihe erteledi. Genel olarak dünya burjuvazisi, özelde de Avrupa burjuvazisi, o çok övündükleri ve “demokrasi”nin ölçütü olarak ileri sürdükleri “genel oy”u kendisi için tehlikeli olarak görmeye baþladý. Ýngiltere ise -ki Kýta Avrupasýna göre daha “ileri” politik gelenekleriyle övünür- açýkça genel oy ilkesine ihanet etti. Burjuvazi son örneklerden sonra, genel oyu nasýl en kritik anlarda devre dýþý býrakacaðýný ya da hiç deðilse anlamsýz kýlabileceðinin hesaplarýný yapýyor. Genel oy, nüfusun çoðunluðunu halk oluþturduðunda, bir halk oylamasý niteliðindedirburjuvazinin korktuðu halktýr. Gerçekte olan þey, genel oy ile oluþan burjuva temsil organlarýnýn rolünün tamamen biçimsel olduðunun bir kez daha açýða çýkmasýdýr. Bir temsil organý olan burjuva parlamentosu, toplumla ilgili kararlarýn alýndýðý organlar deðildir.
Kararlar, tekellerin, holdinglerin, borsalarýn, bankalarýn ofislerinde alýnýr. Borsalar, bankalar, holdingler her þeydir, parlamento hiçbir þey. O halde halkýn genel oyu ile seçilen parlamento, halký aldatma organlarýdýr. Sermayenin “halkla iliþkiler” için kullandýðý bir organdýr. Týpký þirketlerin “halkla iliþkiler” bölümleri gibi. Her ikisinde de kararlar þirket merkezinde alýnýr. “Halkla iliþkiler” bölümünde deðil. Devlet-tekel bütünleþmesi koþullarýnda burjuva temsili organlarýn rolü, olabilecek en etkisiz düzeye indirgenmiþtir. Burjuvazinin korktuðu þey, reformistlerin ve oportünistlerin heveslendikleri þeyin aksine, parlamentonun halk tarafýndan “ele geçirilmesi” deðil, halkýn burjuvaziden ayrý, baðýmsýz ve ona karþý bir tutum koymasý; halkýn yeni bir toplum kurma eðilimidir. Halk devrimci eðilimini, isteklerini parlamento yoluyla deðil; parlamento-dýþý eylemlerle ortaya koyuyor. son bir yüzyýlýn tarihi ve Avrupa’nýn son yýllarýnýn tarihi, bunun tartýþmasýz tanýtýdýr. Burjuvazi ile proletarya arasýnda belirleyici olan iç savaþtýr. Avrupa’da da, tüm dünyada da, geliþen iç savaþtýr. Burjuvazinin þimdiye kadar kullandýðý yöntemler ve aldýðý önlemlerin tümü iç savaþa yönelik olmuþtur. Kapitalist ülkelerde, 20. yüzyýl boyunca mücadele, devrimci güç proletarya ile karþý-devrimci güç burjuvazi arasýnda geçti. Devrim ve karþý-devrim arasýndaki savaþ, askeri, politik, kültürel, teorik vb. çok geniþ alanlarda sürdü. Devrim ile karþý-devrim güçlerinin kar44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
þý karþýya gelmesi, sýnýf savaþýmýnýn ne denli þiddetli olduðunu gösterir. Þiddetli savaþýmda, burjuvazi bir baský aygýtý, emekçi sýnýflara karþý bir savaþ aracý olan devleti, devlet gücünü sonuna kadar kullanmýþtýr. Proletarya öncülüðündeki halk güçleri de, devrimci yöntemlere baþvurmuþtur. Burjuvazi bugün de, her yerde, zor önlemlerini devreye sokuyor. Halkýn, baðýmsýz bir çizgide gitme kararlýlýðý ve olgunluðu, burjuvaziyi zor önlemlerine daha geniþ olarak baþvurmaya götürmektedir. Burjuvazinin, halk hareketlerinden duyduðu korkunun nesnel zeminleri var. Emekçi kitlelerin içinde bulunduklarý ekonomik statüleri, kapitalizme karþý duyduklarý öfkenin ve kýzgýnlýðýn temel nedenidir. Ekonomik durumlarý, çaðdaþ yaþam standartlarýndan çok uzak olduðu gibi; ücretlilik sistemi içinde bu düzeye çýkmalarý da olanaksýzdýr. Üstelik, sermayenin birikim yasalarý, emekçilerin varolan yaþam düzeyini, her geçen gün ellerinden alýyor. Bu durumda, öfkenin ayaklanmaya dönüþmesi kaçýnýlmazdýr. Sýnýflarýn ekonomik karþýtlýðý ve çatýþmasý, zorunlu olarak teorik, politik ve kültür çatýþmasýna bürünür, yansýr. Karþýt sýnýflar arasýndaki çatýþma, devrim ile karþý-devrim arasýndaki savaþým, varolan ekonomiksosyal düzenin havaya uçurulmasýyla sonuçlanýr. Diðer bir etken, ardýlýnýn, sosyalizmin kapýyý çalmasýdýr. Kapitalist sýnýf bu baskýyý her alanda ve somut olarak yaþýyor. Bir toplumsal sistem olarak sosyalizmin tarihi, sosyalizmin uygulanabilir bir sistem olduðunu ve sosyalizmle insanlarýn daha ileriye gidebileceðini, sorulara yer býrakmayacak biçimde somutladý. Tarihte geçici geriye düþüþler, tarihin çarkýnýn mutlak ileriye gidiþini durduramaz. Bundandýr ki, geriye düþüþler, kapitalist düzenin kaçýnýlmaz sonuna çare deðildir. Emekçi halk, her defasýnda, hedefine ulaþmak için yeni bir sýçrama gerçekleþtiriyor. Burjuvazi ise sürekli, halkýn devrimci sýçramalarýnýn önüne geçebilmek için alacaðý yeni þiddet önlemlerini üretmekle uðraþýyor. Fakat ne yapsa yararsýz; kapita-
3
Yeni Evrede
Baþyazý lizm kendi yerini alacak olan toplumsal sistemin maddi ön koþullarýný kendisi geliþtirdi ve olgunlaþtýrdý. Yapacaðý hiçbir þey yeninin doðumunu durduramaz. Kapitalistlerin, emekçi halk kitlelerinden bu denli ürküntüye kapýlmalarýnýn ve bu yüzden onun her hareketini izlemelerinin, denetlenmeye kalkýþmalarýnýn ve baský altýnda tutmalarýnýn en önemli nedeni, halk sýnýflarýnýn öncüsü olan ve devrimi sonuna dek götürecek iþçi sýnýfýnýn geldiði düzeydir. Dünya iþçi sýnýfý hareketi, mücadele birikimi, örgütlü deneyim, teorik donaným, politik yetkinlik ve kültür düzeyi olarak öyle bir noktaya geldi ki, onun olduðu her yer, kapitalist egemenlik için tehlikelidir. Bu “tehlike” giderek tüm halk kitlelerini de kapsamaya baþladý. Yalnýzca proletarya deðil, tüm emekçi halk, sermaye düzeni için bir tehdit unsuru oldu. Halk kitleleri kendi kurtuluþlarýnýn, proletaryanýn kurtuluþuna baðlý olduðuna ikna olmuþ durumdadýr. Bu ikna, halk hareketinin iþçi sýnýfý öncülüðünde birleþmesini getiriyor. Emekçi kitleler, hep birlikte o devrimci çözüme doðru ilerliyorlar. Fransa, Hollanda referandum sonuçlarý ve Ýngiltere’nin ayný sonuç alma korkusu, emekçi kitle hareketlerinin birbirini zincirleme etkileyeceðinin ve farklý türden kitle hareketlerinin kýsa sürede tüm dünyayý sarabileceðinin güçlü bir tanýtýdýr. Bu durum, dünya düzeyinde daha sýk görülür oldu. Emekçi sýnýflarýn içinde bulunduðu ayný ekonomik koþullar, bir yerdeki kitle hareketinin, hemen baþka bir yere sýçramasýný getiriyor. Hareket çok kýsa sürede enternasyonal bir harekete dönüþüyor. Halklar, birbirinin baþarýlarýna seviniyor ve onu kendi baþarýsý sayýyor. Fransa’daki referandum sonuçlarý, tüm Avrupa emekçi kitleleri arasýnda büyük bir sevinç yarattý. Venezüella halkýnýn emperyalizme karþý direngen bir mücadele vermesi, Latin Amerika ve tüm dünya halklarýnýn alkýþlarý ve dayanýþmasýyla karþýlanýyor. Her hareket, baþka bir hareketi tetikliyor; yeni bir hareketi cesaretlendiriyor. Devrimin her yerde güncel bir duruma gelmesi, burjuvalarý dünya çapýnda ortak davranmaya, birlikte kararlar almaya ve anlaþmalar yap-
4
Mücadele Birliði
maya itiyor. Devrimci halk hareketlerinin tehdidi kapitalizmi sarsýyor. Böylesine birikimli, bilinçli, militan ve örgütlü insanlarýn olduðu bir yerde, sermaye sýnýfý egemen deðildir. Ýnsanlarýn her an ayaklanabildiði bir ortamda, alýnan ekonomik kararlar nasýl uygulanabilir. Tüm ekonomi politikalarý halk kitlelerini biraz daha ezmeyi hedefliyor. Bu yüzden ekonomik uygulamalar, halký kaçýnýlmaz olarak kapitalist egemenliðe karþý git gide yaygýnlaþan baþkaldýrýlara itiyor. Burjuva sýnýf, bu koþullarda iktidarýný nasýl koruyabilir, ayrýcalýklarýný nasýl güvenceye alabilir. Her yerde devrimci durum oluþuyor. Alýnan her ekonomik ve politik önlem, devrimci durumu biraz daha olgunlaþtýrmaktan baþka bir sonuç yaratmýyor. Bu durumda devrim olasýlýðý, güçlü bir olasýlýk olarak öne çýkýyor. Bu, burjuva egemenliðinin yýkýlýp, yerine geçecek olan proletaryanýn egemenliðiyle sonuçlanacak bir devrimci sürecin baþlamasý demektir. Kýsacasý, kapitalist egemenlik, devrimci kitle hareketi tarafýndan kuþatmaya alýnmýþ durumda. Sistem, kendisini yýkýlýp gitmekten kurtaracak durumda deðil. Çünkü bir sistemin çöküp gitmesini saðlayacak olan, o sistemin yapýsýnda geliþen çeliþkilerdir. Çeliþkilerin geliþip olgunlaþmasý karþýsýnda, ekonomik-toplumsal düzen ayakta kalamaz. Bu nesnel geliþmeye raðmen, daha önce çöküp-yiten özel mülkiyet toplumlarý gibi, burjuva toplum da, ekonomik evrime karþýt biçimde þiddete, daha çok çýplak þiddete baþvuruyor. Karþý-devrimci zor, kapitalist sýnýf tarafýndan daha geniþ ölçüde uygulamaya sokuluyor. Bu da, kapitalist rejimlerin ancak baskýyla ayakta kalabildiklerini açýklýyor. Bu yönelim, kapitalistler tarafýndan, kitleleri devrimden vazgeçirmek için, politik çevirmelere baþvurulmayacaðý ve zorunlu olunca oportünist-reformist akýmlarla ortak “koalisyon” kuracaðýný dýþlamaz. Sermaye sýnýfý ekonomik gücünü korumak için, “her yola” baþvurur. Fakat baský aygýtlarýna baþvurmak, sömürünün ve sermaye egemenliðinin her zaman için vazgeçilmez temel aracýdýr. Burjuva toplum, burjuva toplum o44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
larak çözülüp-daðýlýyor. Burjuva bireyleri bir arada tutan özel mülkiyet baðlarý, burjuva toplumu bir arada tutmaktan ve onlarý birbirine baðlayan baþka baðlarýn da temeli olmaktan çýkýyor. Kitlesel mülksüzleþme tüm hýzýyla sürüyor_ Hatta sýçramalý bir hal aldý. Her yer, sayýlarý gün be gün çýð gibi büyüyen mülksüzlerle dolu. Bu insanlarla, her tür ekonomik ve politik gücü ve nüfuzu elinde tutan çok az sayýdaki kapitalistlerin arasýnda hala toplumsal ve duygusal baðlarýn olduðunu kim söyleyebilir. Sadece öfke, kýzgýnlýk ve isyan duygularý var. Sayýlarý her geçen gün azalan sermaye sahiplerinin toplumla aralarýndaki son iliþkiler de kopuyor. Þimdi toplumun tüm yýkýcý güçleri, sermaye egemenliðinin üstüne yýkýlýyor. Hem tek tek toplumlarda, hem de dünyada mülksüzlerin, iþsizlerin, yoksullarýn sayýsý çýð gibi büyüyor. Ýþsizler yaþamdan dýþlanmýþ olarak ölüm sýnýrýnda, çalýþanlarýn büyük bölümü açlýk sýnýrýnda, yine baþka önemli bir kýsmý yoksulluk sýnýrýnda, geriye kalanlarýn ise ücretleri, gerçek alým güçleri sürekli düþüyor. Yani dünya nüfusunun milyarlarý bulan bir kýsmý, býrakalým çaðdaþ olanaklardan yararlanmayý, yaþamýný sürdürme olanaðýna bile sahip deðil. Yarattýðý her þey ona yabancýlaþtý ve aðýr bir yük olarak omuzlarýna bindi. Emekçi insanlýk, bu aðýr yükü artýk omuzlarýnda taþýyamaz hale geldi. Ve insanlar bu kadar aðýr koþullarda, bu denli ezilmeyi ve aþaðýlanmayý daha fazla kabullenemezler. Kabullenmediklerinin en güçlü kanýtý, dünyayý sarsan devrimci kitle ayaklanmalarýdýr. Yeni bir dünya, özgür insanlarýn dünyasý, bu ayaklanmalardan doðuyor. Burjuvalar, dünyayý ele geçirmeye kalkýþan devrimci kitlelerin eylemlerinde, kendi sonunu görüyor; bu yüzden halk kitlelerinden duyduðu korku, gün gün büyüyor. C.DAÐLI
Yeni Evrede
Kadro
Mücadele Birliði
HASAT ZAMANI B
u yýlýn baþýnda, dipten gelen devrimin kitle dalgasýnýn nihayet bizim kýyýlarýmýzý da dövmeye baþladýðýný söylemiþ ve soruyu ortaya atmýþtýk: Hazýr mýyýz? Geçen aylar boyunca binlerce insaný çeþitli organizasyonlarda bir araya getirme, binlerle iliþkiler kurma yeteneðimizi defalarca sergileme imkaný bulduk. “Amerikan pratikçiliði”nde önemli ilerlemeler kaydedildi. Çukurova Bölgesi’nde, gerek kitlesel ve militan Newroz gösterisi, gerekse Küba ve Denizler için yapýlan etkinlikler, 70’li yýllarda doðumumuza tanýklýk eden bu topraklarýn Leninistlerden aldýðý suyu yýllar sonra bile unutmadýðýný göstermesi açýsýndan oldukça önemliydi. Malatya’dan Mersin’e dek uzanan tüm bir bölge reformizmin ve Ulusal Kurtuluþ Hareketi’nin insafýna terk edilmiþti. 15 yýl boyunca bu önemli kitle gücü hareketsiz kaldý. Ve nihayet Leninist Parti, doðup geliþtiði topraklara geri dönmüþ bulunuyor. Þimdi Türkiye ve Kürdistan proletaryasý, Denizlerden bu yana sürekli geliþen komünist çizginin, yalnýzca Leninist Parti tarafýndan temsil edildiðini daha açýk ve canlý görüyor. Geniþ kitlelerle kurulan bu yeni iliþkiler, iþimizi kolaylaþtýrmýyor, aksine daha da karmaþýklaþtýrýyor. Örgütçü, propagandacý, ajitatör ya da eylemci; bütün insanlarýmýz, eski dar çevre içinde geliþtirdikleri yeteneklerinin sýnýrlarýný aþmak, yepyeni yeteneklerle donanmak zorunluluðu ile karþý karþýya. Eylemle, iddia ve kendine güvenle inþa edeceðimiz bu yeni yetenekler konusunda, çevremize toplanan binlerden öðreneceðimiz çok þey var. Yýðýnlarý Anlamak;
Öz’den Biçime… Leninist Parti, 70’li yýllardan bu yana ilk kez bu denli geniþ kitle baðlarýna ulaþmýþ bulunuyor. Burada unutulmamasý gereken, kitle baðlarýnýn 70’lerin tekrarý olmayacaðýdýr. Karþýmýzdaki kitle, 70’lerin kitlesi deðil. Emekçilerin olaðan bilincinin üzerinde etkili olan burjuva propaganda araçlarý, eskisiyle kýyaslanamayacak yetkinlikte. Gazeteler, tv ve radyolardan akan burjuva kültür bombardýmanýna eþlik eden burjuva siyasetine ait düþünce kalýplarý, sözler, davranýþlar ve alýþkanlýklar, devrimin zaferinden çok sonra bile, bir sorun olarak ortada durmaya devam edecektir. 70’li yýllarda burjuva kültür ve söylem, yaþam alýþkanlýklarý, emekçiler için henüz “dýþsal” bir olguydu. 70’li yýllarýn emekçileri, bu “dýþsal” güce karþý, esasýnda küçük-burjuva kültürü besleyen bir “halk” söylemi ve davranýþýyla direniþe geçmiþti. Oysa bugün, emekçiler aðýzlardan düþmeyen þarkýlar ve günlük konuþma diline kadar, burjuva bombardýmanýn altýnda yaþýyorlar. Fakat bu bizi yanýltmasýn. Arabesk dinleyen ya da Kurtlar Vadisi’ndeki tiplere öykünen bir emekçinin kendi sýnýf gerçeðini tamamen kaybettiðini düþünmek saçmalýk olurdu. O, bir emekçi olarak burjuvazinin egemen olduðu bir toplumda yaþýyor ve dilindeki þarkýlar, onun bu topluma eklemlenme biçimlerinden sadece bir tanesidir, özü oluþturmaz. Olaðan bilinç, günlük olgulardan beslenir, sosyal-kültürel ve siyasal bombardýmanýn yoðunluðuna göre bir biçim alýr. Burjuva bombardýmaný o denli yoðundur ki, yýðýnlarýn bundan kaçýnabilmesinin iki temel yolu var: Ya bu toplumda tamamen iliþkiyi kesen bir içe kapan44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
ma yaþanacak ya da devrimci bir faaliyetin bizzat göbeðinde olacak. Sýradan bir emekçinin tüm toplumla iliþiðini kesmesi ne mümkündür ne de olumludur. Öyleyse, 70’li yýllarda karþýmýza pek az çýkan burjuva kültür etkileri, bizi bugünün kitlelerinden uzaklaþtýrmamalýdýr. Kültürel kirlenmiþlik gözümüzü korkutmasýn. Bu, özü belirleyen bir kirlenmiþlik deðildir; günlük olgulara baðlýdýr ve gelip geçicidir. Aslolan, yýðýnlarýn sýnýf konumu, sýnýf iliþkileri ve bunun yarattýðý devrimci potansiyeldir. Yýðýnlarla baðlarýn kurulup korunabilmesi için, her þeyden önce, bu yýðýnlarýn içinde bulunduðu bilinç ve ruhsal durumu, biçimi ve söylemiyle deðil, özü ve eylemiyle kavramak gerekir. Emekçilerin günlük olaðan bilinçlerini ve ruhsal durumlarýný belirleyen, içinde bulunduklarý yaþam faaliyeti ve bu faaliyete eklemlenme biçimleridir. Koþullar sürekli deðiþir. Dönem ve koþullardaki deðiþim hesaba katýlmadan, geniþ yýðýnlarla kurulan iliþkileri geliþtirmek mümkün olmaz. Yüreklerdeki Tehlike Çaný: Ýþsizlik Korkusu Geçici günlük algýlar ve söylemler bir yana, iliþkide bulunduðumuz emekçi yýðýnlarýn yaþamlarýný ve ruhsal durumlarýný özünde belirleyen temel etkenlere bakalým. Bu etkenlerin en baþýnda, hiç kuþkusuz, iþsizlik korkusu geliyor. Henüz daha iþleri ellerinden alýnmamýþ olanlar bu korkuyla yaþarken, artýk hiçbir iþ bulma umudu kalmayanlarýn ruh hali bambaþkadýr. Ýþsizler, kendilerini o güne kadar var eden, yaþamlarýný ayrýntýlara dek denetleyen o en temel nedenden, emekten yoksun kalmýþlardýr. Umutsuzluk ve yüzüstü býrakýlma duygusu içinde boðulurlar. Sosyal ölüm çukuruna doðru yavaþ yavaþ çekilen bu büyük kitlede çoðu kez tevekkül, siyasi ilgisizlik, tek bir günün geçimliðini kurtarmak uðruna her türlü toplumsal ilkeyi ve köklü politik tercihleri çiðneyip geçme sabýrsýzlýðý bulunur. Ýþsiz bir insanýn kaybedecek hiçbir þeyi kalmamýþtýr. Bu sosyal ölüm, zaman zaman kendini bir an için de olsa yeniden topluma eklemleyen her türlü deðerin ve zehirin benimsenmesini beraberinde getirir. Yýlbaþý günü, iþsiz gençler Ýstiklal Caddesi’nde burjuvazinin sefahatine açlýk ve öfkeyle baktýlar. Birisi çýkýp onlara “Onuncu Yýl Marþý”ný okuttu. Bir an için de olsa, emek yoksun-
5
Yeni Evrede
Kadro
Mücadele Birliði
luðu nedeniyle toplumla aralarýna giren o büyük uçurumu ortadan kaldýrmýþ oldular. Bu geçici deðer yüklenmeleri, sosyal ölüme doðru gidiþi engellemez, fakat þaþýrtýcý bir devrimci atýlým bekleyiþinin tezahürüdür. Bir yanda iþsizlerin sosyal ölümü, diðer yanda çalýþanlarýn yüreklerinde hiç susmayan tehlike çanlarý. Bu tabloyu, karþýlarýndaki düþmanýn muazzam ölçülerdeki maddi gücü tamamlýyor. Ne de olsa düþman artýk köyün çarýklý aðasý deðil ya da kasabanýn eþrafý… Düþman, uluslararasý boyutlara ulaþmýþ, maddi olanaklarý büyük devletin bütçesini bile aþmýþ, görünmez geniþlikte egemenlik alanlarýna sahip dev tekeller ve onlarýn iþbirlikçisi yerli tekelcilerdir. Öyle ki, bu dev tekellerin dev cüssesinin gölgesinde bir insan, umudun bile karabulutlarýn arkasýnda kaldýðýný sanabililir, kendini alabildiðine aciz hissedebilir. Günümüzde yýðýnlarýn olaðan bilincine damgasýný vuran etmenlerden biri, iþte bu acizlik duygusudur.
Ancak, sosyal ölüm ve mutlak güç algýlamasý karþýsýndaki acizlik, kendi karþýtýný da doðuruyor: Ýnsan onuru ve haysiyetinin mutlak kurtuluþu. Sosyal ölüm, fiziki ölümün sadece bir adým öncesi ve insan onurunun büyük direniþi-savaþýmý, ölüm karþýsýnda yaþamýn savaþý kadar köklü ve mutlaktýr. Gücün sermaye lehine olaðanüstü birikimini gören insanlýk, bu güce baþ eðerek yaþamý sürdürmenin olanaksýzlýðýný gördükçe, yeni bir bilinç doðumuna tanýk oluyorlar. Emek sürecinin yarattýðý toplumsal bilinç, insan onuruna ve haysiyetine sahip çýkýyor. Bütün bu iktisadi ve sosyal çöküntünün onlarý sürüklediði felaket, iþçi sýnýfý ve emekçilerin adeta kanýna dokunuyor. Emeðin onuruna saldýran sosyal ölüm tehlikesi ve acizlik duygularý ortasýndaki insanlar, mutlak gücü yere sermeyen ama onu bir parça gerileten hak ve özgürlük mücadelesinin ya da biçimsel demokratik deðiþimlerin, insan onurunu ve geleceðini kurtarmaya yetmeyeceðini derinden seziyorlar. Emeðin onurunun mutlak kurtuluþunun bugünü ve geleceði sonsuz biçimde deðiþtirme potansiyeli, özellikle genç kitlelerin hareketine kaldýraç oluyor. “Baþka Bir Dünya Mümkün” sloganý, ne denli yetersiz bir politik içeriðe sahip olsa da, milyonlarý peþine sürüklemesinin ya da sosyalizmin yeniden sýçramalý bir geliþim seyri izlemesinin gizini, iþte bu süreç açýklýyor. Her þeyini kaybetmiþ ya da kaybetme korkusuyla yaþayan yýðýnlara, onurlu insanlar olduklarýný anlatýn. Bu onuru kurtarmanýn ve korumanýn yolunun sermayeyi havaya uçuran bir toplumsal devrime hemen katýlmak olduðunu anlatýn. Alýþkanlýk ve söylemlerindeki tüm burjuva etkilere raðmen, emekçiler bizi yüreklerinin en derinliklerindeki kulaklarýyla duyacak ve anlayacaklardýr. Sürecek... lerin örgütlenme araçlarý olan komitelerde ve konseylerde örgütlenmemiz gerekiyor. En büyük eksiðimizi tamamladýðýmýz zaman, geleceðimizi kurmak daha kolay olacak. Buradan umarým iþçi arkadaþlarýmýza örnek olabilmiþizdir. Bizler, baþlattýðýmýz ve kazandýðýmýz bu eylemle kalmayacaðýz, fabrikalara girip oralarda komite çalýþmasý yapacaðýz; sizlere çok teþekkür ediyoruz. yayýnlarýnýz bizleri aydýnlatýp yol gösteriyor, baþarýlar diliyoruz. Y.E.Mücadele Birliði: Asýl biz teþekkür ederiz. Mücadelenizde hep yanýnýzda olacaðýz.
“Kendi Gücümüze Güvenelim, Birlik Olalým” Y.E. Mücadele Birliði olarak, Gazi Mahallesi’nde bulunan Deniz Tekstil’de eylemde olan iþçilerle bir röportaj yaptýk. Y.E.Mücadele Birliði: Merhaba Ýþçi: Merhaba Y.E.Mücadele Birliði: Deniz Tekstil iþçileri olarak, atölyenizde eylemler gerçekleþtirdiniz. Bu eylemleri neden yaptýðýnýzý anlatýr mýsýnýz. Ýþçi: Bizim eylemleri yapmaktaki amacýmýz, geçici ekonomik talepler almak için deðildi. Bütün iþçi sýnýfýna sesimizi duyurup, sesimize ses katmaktý. Ekonomik talepler için mücadele etmenin yanýnda, asýl olarak siyasal devrimci mücadele vermek gerektiðini anlatmak, iþçi arkadaþlarýmýza iþçi sýnýfýnýn bilincini anlat-
6
mak göstermek içindi. Sanýyorum kýsmen de olsa bunu baþardýk. Y.E.Mücadele Birliði: Eylem olarak neler yaptýnýz? Ýþçi: Ýþyeri önünde oturma eylemimizi geceli gündüzlü olarak yaptýk. Dövizler hazýrlayýp iþ yeri önüne astýk. Halaylar çektik. Sloganlarla oturduk. Basýn açýklamamýzý yaptýk. Bir çok basýnda yer aldý. Radyoda haberlerde haberimiz çýktý. Gazi Mahallesi’nde gidebildiðimiz atölyelere gidip iþçilerle konuþtuk. Onlar da bize destek vermeye geldiler. Duyurmaya çalýþtýk. Hep birlikte durursak, yapamayacaðýmýz hiçbir þey olmadýðýný düþünüyorum. Biz önce 3 kiþiydik, 4 olduk, 5 olduk, 6... sonra sayýmýz daha da artý. Kendi gücümüze güvenelim, birlik olalým. Ýþçi44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
BÜTÜN ÝKTÝDAR EMEÐÝN OLACAK! Not: Bu haber, 43 Sayýmýz basým aþamasýnda olduðu sýrada geldiði için bu sayýmýzda yayýnlanýyor.
Yeni Evrede
Tarým
Mücadele Birliði
TAM ÝLHAK POLÝTÝKALARININ TARIMDAKÝ BAZI UYGULAMALARI
D
ÝE (Devlet Ýstatistik Enstitüsü) verilerine göre 2003 yýlýnda Türkiye’de tarým %2.4 oranýnda geriledi. 2004 yýlýnýn ilk çeyreðindeki küçülme ise 8.4 oldu. 2003 yýlý verilerine göre bunun tek tek üretim dallarýndaki daðýlýmý; buðdayda %2.6, arpada %2.4, baklagillerde %4.4, nohutta %7.7 oldu. Sanayiye yönelik tarým ürünlerinde küçülme daha da büyük. Zeytin üretimi %52.8 gerilerken, þeker pancarý %25, fýndýk %20 geriledi. Ormancýlýk sektöründeki gerileme %8.6… 1997 yýlýndan bu yana tarýmdaki üretimin GSYÝH (Gayrý Safi Yurt Ýçi Hasýla)’daki payý %16’dan %12’ye geriledi. Tarýmsal üretim sektöründe yaþanan bu gerileme, bu sektördeki saldýrýnýn bir sonucu. Türk tekelci sermayesi ve devletin bu alanda uyguladýðý politikalar, köklü saldýrý politikalarýdýr. Bu saldýrýlarýn asýl nedeni emperyalizmin yeni evresinde, baðýmlý ülkelerde hayata geçirdiði,ekonominin tam ilhaký politikalarý olmakla birlikte, bizdeki uygulamalar asýl olarak AB süreciyle birlikte hýzlanmýþ durumda. Tekelciliðin sanayide ve tarýmda egemen olduðu süreç boyunca, köylülüðün sýnýfsal parçalanmýþlýðý derinleþip, kýrlardaki nüfusun önemli bir bölümü tarým proletaryasý ve yoksul köylülük haline gelirken, önemli bir bölümü de topraklarýndan, geçim araçlarýndan ve mülkiyetinden uzaklaþtýrýldý. Mülkiyetini kaybeden ve kentlere göçmek zorunda kalan bu nüfusun bir bölümü o yýllarda kent proletaryasý olarak sanayi tarafýndan ezilirken, bir bölümü de baþta Almanya olmak üzere çeþitli Avrupa ülkelerine ucuz iþ gücü olarak gönderildi. Tekelci sermayenin, ekonomik ve politik egemenliði ele geçirdiði bu süreçte, kapitalizmin kendi iþleyiþ yasalarý gereði, kendi iç çeliþkilerinin olgunlaþtýðý ve buna baðlý olarak 60’lý yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren, her alanda giderek sertleþen sýnýf savaþý, kýrsal alanlarda “Doðu mitingleri”, küçük üreticilerin örgütlenme ve mücadelelerinden,
yoksul köylülüðün toprak iþgallerine kadar çeþitlilik ve yaygýnlýk gösterdi, sýnýflar arasýndaki güçler iliþkisi 70’li yýllarda baþlayan iç savaþý hazýrlayan temel oldu. Emperyalizmin yeni evresinde küreselleþme adý verilen tekelci sermayenin bu son kapsamlý saldýrýsý, baðýmlý ülkelerde ekonominin tam ilhakýnýn derinleþtirilerek sürmesini getirdi. Bölgesel entegrasyonlar, DTÖ(Dünya Ticaret Örgüatü)’nün, IMF’nin vb. “tarýmýn liberalleþmesi” adýna dayattýðý uygulamalarla bir çok yoldan bu saldýrýlar sürüyor. Sermayenin bu saldýrýsý, bizde AB süreciyle birlikte daha da sertleþti. Diðer bir çok alanda olduðu gibi tarýmda da Türkiye’nin kendi politikasý yoktur. Bu politikalar emperyalist merkezlerde belirlenerek IMF, DTÖ ve AB eliyle yürütülmekte olan politikalardýr. Yazýnýn giriþinde Türkiye tarýmýndaki gerilemeyi gösteren verilerin çok küçük bir kýsmýný verdik. Ziraat Mühendisleri Odasý, Türkiye’de “üreticilerin önemli miktarlarda araziyi iþletmekten ve üretmekten” vazgeçtiðini belirliyor. Türkiye’de tarým sektörüne yönelik belli baþlý politikalara gelince, en baþta bu sektörde de uygulanan özelleþtirmeler var. Bugün SEKA ve TEKEL ön planda olmakla birlikte, SEK (Süt Endüstrisi Kurumu), EBK(Et ve Balýk Kurumu), Gübre ve Yem Sanayi, TMO(Toprak Mahsulleri Ofisi), Sümerbank, Þeker Fabrikalarý gibi tarýma dayalý sanayi kuruluþlarýnýn çoðunluðu özelleþtirilmiþ, kalaný da parçalanarak özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Bu nedenle tarýmdaki en temel ürünler artýk üretilemez hale gelmiþtir. Örneðin, bir devlet tekeli olan SEK ve EBK hayvancýlýk, süt ve süt ürünlerinde fiyatlarýn belirlendiði devlet kurumlarýydý. Özelleþtirme sonrasý küçükbaþ ve büyükbaþ hayvancýlýk, süt ve süt ürünleri, “serbest piyasa”da tekellerin insafýna terk edildi. SEKA’nýn özelleþtirilmesi süreciyle birlikte ormancýlýk giderek kan kaybetti, kaybetmeye 44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
de devam ediyor. TEKEL’in özelleþtirilmesi süreciyle birlikte bir yanda baðcýlýk, öte yanda tütün üretimi yok ediliyor. Sümerbank’ýn özelleþtirilmesi pamuk üretimini komaya soktu. Þeker Fabrikalarýnýn özelleþtirilmesinin sonucu þeker pancarý üretimindeki düþüþ oldu. Bununla birlikte, daha önceki süreçte kendi ihtiyacýný karþýlayabilecek düzeyde gýda üretebilen bir ülke olan, hatta gýda ihracatý yapan Türkiye, þimdi gýda ithal eden durumuna düþürülmüþtür. Böylelikle tarýmsal üretim gerilerken, Türkiye pazarý hem gýda ürünleri hem de sanayiye yönelik tarým ürünleri açýsýndan emperyalist tekellerin bir pazarý haline getiriliyor. Emperyalist merkezlerde planlanan IMF, DTÖ vb. emperyalist kurumlar tarafýndan dayatýlan “devletin müdahalesinin ortadan kaldýrýlmasý”, “ekonominin liberalleþtirilmesi” dedikleri politikalar ise; -Sübvansiyonlarýn Kaldýrýlmasý: Bu, baðýmlý ülkelere dayatýlmakta, ancak emperyalist ülkeler kendi tarým ürünlerinde sübvansiyona devam etmektedirler. En çok bilinen örnek, bir çok AB ülkesinde sýðýr baþýna 2 dolar sübvansiyon saðlanýrken, ABD’de pamuk üretimini teþvik için kilo baþýna 35 cent (yaklaþýk 500 bin Ykr.) destek verilmesi. Yine, NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaþmasý) sonrasý süreçte, Meksika’da sübvansiyona son verilmesi dayatýlmýþ, mýsýr üreticilerinin bu yoldan desteði kesilmiþ; buna karþýlýk ABD’de sübvanse edilen mýsýr, Meksika’da Meksika çiftçisiyle girdiði ABD destekli “serbest rekabet”le Meksika çiftçisini kendi ülkesinde pazardan kovmuþ, milyonlarca Meksikalý yoksul köylüyü açlýða, yoksulluða, sefalete terk etmiþtir. -Taban-Tavan Fiyatý: Taban fiyatý her zaman düþük tutulduðundan, küçük üretici ürünlerini maliyetlerin altýnda satmaya zorlanýyor. Devlete yapýlan satýþlarda ödemeler hiçbir zaman zamanýnda yapýlmadýðý için,
7
Yeni Evrede
Tarým
Mücadele Birliði
küçük üretici tekelci tüccarýn keyfine býrakýlarak daha da yoksullaþtýrýlýyor. -Tohum ve gübre fiyatlarýnýn pahalýlaþmasýnýn yaný sýra üretimin yan giderleri (mazot, sulama, ilaç vb.) sürekli olarak pahalýlaþýyor. -Ziraat Bankasý’nýn tarým kredileri sürekli olarak hem zorlaþtýrýlýp hem de faiz-ipotek artýrýmýyla iyice azaltýlarak, kredi desteði de küçük üreticiden büyük tekellere aktarýlýyor. -Sel, don, zararlý böcek ve hastalýklar gibi doðal afetler karþýsýnda küçük üretici yalnýz býrakýlarak, doðal afet üzerine bir de kapitalizmin afeti bindirilip tam anlamýyla yok edilmektedir. -Üretici kooperatifleri gibi küçük üreticilerin birlikleri de, yasalarda yapýlan deðiþikliklerle etkisiz hale getirilip, küçük üreticiler “piyasa”nýn insafýna terk edilmektedir. Özellikle AB süreciyle birlikte tarýmýn ekonomiye yük olduðu öne sürülerek, tarýmdaki çöküþ süreci derinleþtirilmektedir. 2000 yýlýnda AB aday üyeliðiyle süreç baþladýðýnda, tarým alanýnda nüfusun %45’lik bölümünün yaþadýðý, istihdam edildiði, buna karþýlýk GSYÝH’nin %15’lik bir kýsmýnýn tarým alanýnda üretildiði biliniyor. Özellikle 2001 yýlýnda yaþanan büyük çöküþten sonra bu oran önemli ölçüde deðiþti. Ve bu süreç hala devam ediyor. Son rakamlar, nüfusun %35’lerin biraz altýnda bir bölümünün tarýmsal alanda yaþamýný sürdürdüðünü, GSYÝH’nin %12’lik kýsmýnýn tarýmdan geldiðini gösteriyor. Ancak sermayenin bu alandaki hedefinin hem nüfusun hem de GSYÝH’nin %10’lara düþürüleceði de çeþitli defalar ifade edildi. Bu durumda, tarýmla uðraþan ve kýrsal alanda yaþayan 15 milyon kadar insanýn daha kýrdan kente göç ettirileceði açýkça söylenmektedir. Kapitalizm kendi iþleyiþ yasalarý gereðince, küçük mülkiyeti bir yandan sürekli olarak ortadan kaldýrýp küçük üreticileri mülk-
süzleþtirerek proletaryanýn saflarýna iterken, ayný zamanda sermaye birikimini de artýrýr. Sermaye birikiminin yoðunlaþmasý, sabit sermaye yatýrýmlarýný artýrýr. Birikimin belli bir aþamasýnda kaçýnýlmaz olarak üretim düzenleri deðiþir; yeni bir teknoloji, yeni bir üretim düzeni devreye girer. Bu, ayný zamanda, bu birikim ve deðiþimi gerçekleþtirmeyenlerin yýkýmý demektir. Böylelikle, kapitalizm bir yandan yok ettiði küçük mülkiyeti bir yandan yeniden üretir. Þimdi yaþanan da, bir yanýyla budur. Kýrsal alanlarda küçük mülk sahipleri kendi topraklarýný ve yaþam araçlarýný tekeller lehine kaybederken, orta ve tekel dýþý kalmýþ çiftçilerin bir bölümü de mülklerinin bir kýsmýný tekellere kaptýrýp, küçük mülk sahibi durumuna geliyor. Mülkiyetini kaybeden, artýk kýrsal alanda yaþamýný devam ettiremeyen nüfus ise, sürekli olarak kentlere akmayý sürdürüyor. 60’lý yýllarda yaþanan kýrdan kente göç sürecinde, kapitalizmin hem Türkiye’deki te-
kelci geliþimi nedeniyle açýlan yeni üretim alanlarýnda bu nüfusun bir bölümü emdiðini, hem de kalan bölümü Avrupa’ya iþçi göçü biçiminde yolladýðýný belirtmiþtik. Ancak bu kez durum çok farklý. Emperyalizmin yeni evresinde sermayeye dayalý üretim sisteminin dünya çapýnda içinde yuvarlandýðý derin küresel kriz ve bundan kurtulmak amacýyla baðýmlý ülkelerdeki birikmiþ sermayeye el koymaya yönelmesi, baðýmlý bir ülke olan Türkiye’de de yeni üretim alanlarý açýlmasýnýn; böylelikle kýrdan kente göç ettirilen nüfusun bir bölümünü olsun emebilecek iþ alanlarý açýlmasýnýn önündeki engeldir. Tüm Avrupa ülkelerine gönderdiði iþsiz nüfusu bu kez oraya göndermesi de mümkün görünmüyor. Zaten AB’ye üyelik sürecinin en ciddi pazarlýk konularýndan birisi de bu. AB, emeðin “serbest dolaþýmýný” sýnýrlarken, Türkiye’den gelebilecek olasý bir iþgücü göç dalgasýnýn önüne engel koymaktadýr. Üretim düzenlerinin deðiþtiði, sabit sermayenin arttýðý ve buna baðlý olarak gerek emperyalist ülkelerde, gerek baðýmlý ülkelerde sanayi, önemli bir iþ gücünü üretim sürecinin dýþýna atýp, iþçilerin bir kýsmýný iþsizler arasýna yollarken, ayný zamanda kýrdan kente doðru kovulanlarýn göç dalgasýyla karþý karþýya kalýyor. Bu geliþmeler, toplumdaki alt sýnýflarýn patlamasýný hýzlandýracak olan Türkiye kapitalizminin krizini daha da derinleþtirip, çeliþkileri keskinleþtiriyor. Sermayeye dayalý üretimin çöküþ süreci sadece kent proletaryasý açýsýndan deðil, tarým proletaryasý, yarý proletarya ve yoksul köylülük açýsýndan da en uygun koþullarý hazýrlayarak, devrimimizin bütünsel geliþimini hýzlandýrýyor. Her þey, “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” þiarýna uygun olarak geliþiyor.
DETAK’TAN KAMPANYA Yeni Ceza Ýnfaz Kanunu’nun 1 Haziran’da yürürlüðe girmesiyle birlikte, zindanlardaki devrimci tutsaklara yönelik saldýrýlar hýz kazandý. Yeni CÝK, bir yandan eskiden beri zaten varolan uygulamalarý yasalaþtýrýrken, bir yandan da yeni uygulamalarýn startýný verdi. Devrimci Tutsak Aileleri Komiteleri, 1 Haziran-1 Temmuz arasý 1 aylýk süreyi Ceza Ýnfaz Kanunu’na karþý bir kampanya süreci olarak ilan etti. “Ceza Ýnfaz Kanunu’na Karþý Mücadele” baþlýðýyla baþlatýlan kampanyanýn ilk adýmý, Taksim Galatasaray Lisesi önünde 1 Haziran’da yapýlan basýn açýklamasý ile atýldý. Daha sonra DETAK’ýn çýkardýðý kuþlarýn yoðun olarak yapýlmasý ve bildirilerin yoðun olarak daðýtýlmasýyla devam eden kampanya, Ceza Ýnfaz Kanunu’na ve zindanlarda devrimci tutsaklarýn katledilmesine karþý top-
8
lumun iþçi ve emekçi tüm yoksul kesimlerini hareketlendirmeyi hedefliyor. DETAK, bu kapsamda devrimci tutsak ailelerinin mücadele birliðini saðlamak için çalýþmalarýný da sürdürüyor. DETAK’ýn mücadelesine sahip çýkalým, zindanlarda yoldaþlarýmýzýn, siper yoldaþlarýmýzýn katledilmesine izin vermeyelim. Devam etmekte olan Ölüm Orucu eylemini zafere ulaþtýrmak için tüm gücümüzle çalýþalým. YAÞASIN DEVRÝMCÝ TUTSAK AÝLELERÝNÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! YAÞASIN ÖLÜM ORUCU EYLEMÝMÝZ! ZÝNDANLARI YIKACAK ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ!
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
Yeni Evrede
Ropörtaj
Mücadele Birliði
CÝK ÜZERÝNE RÖPORTAJ Yeni yürürlüðe giren Ceza Ýnfaz Kanunu’na (CÝK) iliþkin bilgi almak için, Çaðdaþ Hukukçular Derneðine üye avukatlardan Eylem Erkarslan’la bir röportaj yaptýk. Y.E. Mücadele Birliði: Yeni Ceza Ýnfaz Kanunu, sadece infaza iliþkin hükümleri mi içeriyor yani sadece cezaevleri boyutuyla mý ele alýnabilecek bir kanun bu? Av. Eylem Erkarslan: Yeni “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Ýnfazý Hakkýnda Kanunu” (CGTÝHK) sadece infaza iliþkin yani mahkemece verilen bir kararýn uygulanmasýna yönelik ve sadece cezaevlerini ilgilendiren bir kanun olarak ele almak eksik ve yanlýþ olur. Son dönemde yürürlüðe giren yasalarýn tümü infaz yasasý da dahil olmak üzere hepimizin yaþamýný temelden etkileyen ve hem cezaevlerinde hem de dýþarýda insan haklarýna ve insan onuruna çok büyük darbeler indiren yasalardýr. Ýnfaz yasasý asýl olarak insanlarýn siyasi kimlik ve ideolojilerinden “arýndýrýlmasýný” toplumun, “saf, temiz, itaat eden” bireylerden oluþmasýný hedeflemektedir. Siyasi mahpuslar da “iyileþtirilmesi gereken hastalýklý insanlar” olarak ele alýnmýþ ve onlarýn tredmaný yani “iyileþtirilmesi” için neler yapýlacaðý ayrýntýlý olarak düzenlenmiþtir. Örneðin yasanýn 3. maddesi infazda temel amacý düzenlemektedir ve þöyle demektedir; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazý ile ulaþýlmak istenen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi saðlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç iþlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karþý korumak, hükümlünün yeniden sosyalleþmesini teþvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygýlý, sorumluluk taþýyan bir yaþam biçimine uyumunu kolaylaþtýrmaktýr.” Devamýnda 6. maddede ise þu düzenleme yer almaktadýr; “…… hükümlülerin Anayasada yer alan diðer haklarý infazýn
temel amaçlarý saklý kalmak üzere, bu kanunda öngörülen kurallar uyarýnca kýsýtlanabilir” Aslýnda bu cümlenin altýný defalarca çizmek gerekir. Sýnýflý toplumlarda hukukun neye hizmet ettiðini ve egemen sýnýfýn tehdit ve tehlikeyi hissettiði anda Anayasayý bile yok sayabileceðini göstermektedir bize. Yasada daha buna benzer bir çok düzenleme mevcut. Yapýlan her yasa ile ulaþýlmak istenen bir amaç vardýr bu yasanýn amacý özetle dýþarýda ve içeride insanlarý kiþiliksizleþtirip yozlaþtýrarak düþünmeyen tartýþmayan bir toplum yaratmaktýr. Daha da önemlisi devrimci muhalefetin ve sosyalist düþüncenin yok edilmesini temel almaktadýr. Y.E. Mücadele Birliði:: Yeni Ceza Ýnfaz Kanunu’nda yeni olan ne var ? Varolan uygulamalarýn yasalaþtýrýlmasý mý yoksa fazladan hükümler de içeriyor mu? Av. Eylem Erkarslan:Aslýnda CGTÝHK’ un yeni bir þey içerdiðini söyleyemeyiz. Yasa, genel olarak uygulamanýn yazýlý hale getirilmesi yani “meþrulaþtýrýlmasýndan” ibarettir. Yasada var olan düzenlemelerin geneli özellikle F Tipi Cezaevlerine geçiþ süreci ile birlikte zaten uygulanýyordu. Örneðin mektup yasaklarý; ölüm orucundaki bir mahpusa yazýlan mektuplara el konulmasý, sýrf içinde Kürdistan kelimesi geçtiði için mektubun gönderilmemesi veya baskýn þeklinde ve kiþi ve vücut dokunulmazlýðýný dahi ihlal ederek iþkence diye tanýmlayabileceðimiz þekilde yapýlan aramalar, bazý mahpuslarýn tek kiþilik koðuþlarda kalmasý gibi daha bir çok þey yasadan çok önce uygulanmaktaydý. Özetle CGTÝHK, var olan ve koþullardan dolayý uygulanmasý zaman zaman sekteye uðrayan kurallarýn “meþru metni”dir. Y.E. Mücadele Birliði:Pratik olarak söyleyecek olursanýz tutsaklarýn yaþamýnda somut olarak neler deðiþecek? Av. Eylem Erkarslan: Yukarýda yap44 Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
týðým açýklama doðrultusunda düþündüðümüzde deðiþen çok fazla bir þey olmayacaðýný söyleyebiliriz. Dediðim gibi sadece verilen disiplin cezalarý ve var olan fiili durumlarýn artýk bir yasasý var. Bence deðiþen þey cezaevlerinde mahpuslarýn hangi koþullarda yaþadýðýnýn ve bu koþullara karþý nasýl mücadele ettiklerinin hepimizin kafasýnda daha da somutlanmasý olmuþtur. Ýþte yasanýn sadece cezaevi boyutu ile ele alýnamayacaðýný burada tekrar söyleyebiliriz. Y.E. Mücadele Birliði: Ceza Ýnfaz Kanunu bu haliyle tartýþýlmaya devam ediliyor mu yoksa herkes uygulamanýn nasýl olacaðýna mý bakacak? Av. Eylem Erkarslan: CGTÝHK ile ilgili tartýþmalar hala devam ediyor. Bir yasanýn uygulanmasýný beklemek ve bundan çýkarýlacak sonuçlara göre neler yapýlacaðýný belirlemek yasanýn uygulanmasýna yardýmcý olmak anlamýna gelir bence. Tartýþmalarýn hala devam ediyor olmasý uygulamanýn da zorlaþmasýna neden olacaktýr. Üzerinde bu derece tartýþmalarýn ve kitlesel karþý çýkýþlarýn olduðu bir yasanýn ayakta kalabilmesi imkansýzdýr. Y.E. Mücadele Birliði:Devrimci tutsaklarýn bu kanuna karþý tavýrlarý sizce ne olacak? Av. Eylem Erkarslan: Cezaevine en son gidiþimde mahpuslarýn iki günlük açlýk geri yaptýklarýný öðrenmiþtim. Aslýnda yasanýn yürürlüðe girmesinden çok önce mahpuslar, kendilerini yok sayan ve onurlarýnýn zedelenmeye çalýþýldýðý uygulamalara karþý mücadele ediyorlardý, hala devam etmekte olan Ölüm Orucunu da bundan ayrý düþünemeyiz. F Tipi Cezaevleri insanlarý yavaþça ve de sessizce öldürmekte, çýkarýlan yasalar da bu ölümü desteklemekte ve kolaylaþtýrmaktadýr. Y.E. Mücadele Birliði:Bu kanuna karþý kamuoyundan beklentileriniz neler ? Av. Eylem Erkarslan: Bizler cezaevlerinde müvekkilleri bulunan avukatlar olarak yaþanýlanlarý, onlara dayatýlan hukuka ve insan onuruna aykýrý durumlarý görüyor ve yaþýyoruz. Þimdi ise artýk “kral çýplak”. Bu yasa duyarlý, demokrat, aydýn, avukat, doktor, iþçi, insan haklarý savunucusu yani her ne kimlik ve sýfatta olursa olsun hiç kimsenin görmezden gelemeyeceði yok sayamayacaðý kadar burnumuzun dibindedir. Hiç kimse görmedim, duymadým, bilmiyorum diyemez. Ýki seçenek var; ya suça ya da mücadele ile kazanacak insanlýðýn baþarýsýna ortak olacaðýz.
9
Yeni Evrede
15-16 Haziran
Mücadele Birliði
DÝSK’TEN 15-16 HAZÝRAN EYLEMÝ
D
ÝSK Baþkanlar Kurulu ve Yönetim Kurulu üyelerinin 15-16 Haziran Büyük Ýþçi Eyleminin yýldönümünde, 13 Haziran’da Kocaeli’nden baþlattýklarý yürüyüþ(!) 16 Haziran’da Ýstanbul Kartal Meydaný’nda yapýlan basýn açýklamasý ile son buldu. “Ýnadýna Sendika Ýnadýna DÝSK” sloganýyla baþlayan yürüyüþ, özelleþtirmelere, kýdem tazminatlarýnýn gasp edilmesine, iþten atmalara, dayatýlmak istenen sosyal güvenlik önlemlerine, asgari ücret tartýþmalarýna karþý baþlatýlan kampanyanýn bir ön adýmý olarak deðerlendirildi. Yürüyüþ kolunun baþýnda “patronlarla çýkarlarýmýz ayný” diyen Süleyman Çelebi’nin olmasý, yürüyüþün içeriði hakkýnda yeterince bilgi veriyordu zaten. Yýllar yýlý iþçileri kandýran, düzen içi sýnýrlarda oyalayan burjuva sarý sendikacýlar, yine yasak savma peþindeydiler. Her yýl rutinleþmiþ bir nostaljik anma ile geçiþtirdikleri 15-16 Haziran’ý bu yýl da “dostlar alýþveriþte görsün” mantýðýyla geçiþtirdiler. Bu yýl, öncekilerden farklý olarak büyük 15-16 Haziran ayaklanmasýnýn baþladýðý yerden Ýstanbul’a doðru yürümüþ oldular. Tarihi 15-16 Haziran’da Kocaeli’nden Gebze’den Ýstanbul’a yürüyen iþçiler, önlerindeki barikatlarý aþa aþa, çatýþa çatýþa yürüyorlardý. Onlar, kendiliðinden bir sýnýf olmanýn sýnýrlarýný aþýp kendisi için bir sýnýf olmaya baþladýklarýný gösteriyorlardý. Ve iþçi sýnýfýnýn bir kere ayaða kalktý mý, neleri yapabileceðini kanýtlýyorlardý. Oysa onlardan yýllar sonra onlar adýna yola çýkanlar, sýnýftan tamamen uzaklaþmýþlardý. Yürüyüþ kolunda iþçilere yer verilmemesi, bunun en açýk göstergesiydi. Burjuva sarý sendikacýlar, yeni 15-16 Haziran’larýn yaþanmasýndan korkuyorlardý çünkü. Patronlarla çýkar ortaklýklarýnýn bozulmasýndan korkuyorlardý. Yürüyüþ kolu Ýstanbul Kartal Meydaný’na ulaþtýðýnda, mitinge katýlacaklar da toplanmaya baþlamýþlardý. Sendikalý olduklarý için iþten atýlan Coca Cola iþçileri, yenilerde bir arkadaþlarýný “iþ kazasý” (siz bunu cinayeti diye okuyun)nda kaybeden Limter-Ýþ Sendikasýna üye iþçiler, Anadilde eðitim hakkýný savunduðu için kapatýlan Eðitim-Sen üyesi eðitim emekçileri ve Emekli Sen alandaki yerlerini almýþlardý. Biz de Mücadele Birliði ve DÝK (Devrimci Ýþ-
10
çi Komiteleri) olarak alandaydýk. Sloganlarýmýzý iþçi ve emekçilere ulaþtýrýyorduk. “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri”, “Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiçbir þeydir” sloganlarýmýz alanda yankýlanýyordu. DÝK ve Mücadele Birliði kuþlamalarý, iþçi ve emekçilerin dikkatini çekmiþti. “Yeni 15-16 Haziranlarý Devrim ve Ýktidar Ýçin Örgütleyelim” yazýyordu kuþlarda. DÝSK Baþkanlar Kurulu ve Yönetim Kurulu ise, adeta yangýndan mal kaçýrýrcasýna, eylemi bir an önce bitirmeye çalýþýyordu. Zaten basýn açýklamasýna da duyurduklarý saatten 15 dakika önce baþlamýþlardý. Öyle ya, “Biz kendimize iþkence olsun diye yürümedik” diyenler, sýcaktan þikayet edenler, biraz daha olsun sýcaðýn altýnda kalýp iþçilere, emekçilere seslenme lütfunu gösteremezlerdi! Hemen apar topar konuþma bitirildi. Ve daðýlma anonsu yapýldý. Bir 15-16 Haziran daha boþ geçmemiþti; günah savulmuþ, adet yerini bulmuþtu. Miting daðýlýrken, alanda artýk sadece Mücadele Birliði ve DÝK’in sloganlarý duyuluyordu…
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
Yeni Evrede
15-16 Haziran
Mücadele Birliði
“GELENEKTEN GELECEÐE 15-16 HAZÝRAN” PANELÝ 8 Haziran Cumartesi günü Gaziosmanpaþa Eðitim Sen 4 Nolu Þube’de iþçi sýnýfýmýzýn mücadele tarihinde önemli bir yer tutan 15-16 Haziran büyük iþçi eylemi ile ilgili bir panel yapýldý. Panele 15-16 Haziran’ý örgütleyen ve dönemin sýkýyönetim mahkemesinde bundan dolayý yargýlanan iþçi önderleri, “tarihi yapanlar” katýldý. O dönem, DÝSK Tüm Maden Ýþ Sendikasý üyesi olan, Ýzmit Türkkablo Fabrikasý iþçisi Sýrrý Öztürk’ün baþkanlýk ettiði panele, yine o dönem DÝSK Tüm Maden Ýþ Sendikasý üyesi ve Ýstanbul Sungurlar Fabrikasý Baþtemsilcisi olan Vahit Tulis, eylemlerin içinde aktif olarak yer alan Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öðrencisi Sefer Güvenç ve TEKEL iþçisi Yýlmaz Ekþi katýldý. Panelin ilk bölümünde, Sýrrý Öztürk’ün sunum konuþmasýndan sonra sözü alan Yýlmaz Ekþi, konuþmasýnda 15-16 Haziran’ý hazýrlayan koþullarý ve 15-16 Haziran’ýn tarihsel önemini anlattý. DÝSK’in 1967’de kurulmasýnýn önemine deðinen Yýlmaz Ekþi, 15-16 Haziran’da iþçilerin tanklarýn üzerlerinden aþarak yürüyüþe devam ettiklerini söyledi. Ýstanbul’un Anadolu yakasýndan iþçi kitlelerinin devrimin kýzýl meydaný, proletaryanýn çekim merkezi Taksim’e doðru aktýðýný; vurguladý. Dönemin baþbakaný Süleyman Demirel’in “bu bir ayaklanmadýr” dediðini, olaylarýn DÝSK yönetimini çok aþarak bir ayaklanmaya dönüþtüðünü söyledi. DÝSK baþkaný Kemal Türkler’in radyodan yaptýðý konuþmada “iþçiler, evlerinize dönün, aranýzda kýþkýrtýcýlar var, þerefli Türk ordusuna taþ atanlar var, onlara uymayýn” çaðrýsý yaptýðýný hatýrlattý. Yýlmaz Ekþi, konuþmasýnda 19 Aralýk ile 15-16 Haziran büyük iþçi eylemi arasýnda da paralellik kurdu. 19 Aralýk katliamý tv’lerden canlý olarak izlettirilip devrimci tutsaklara “hadi bakalým iþçiler sizi kurtarsýn” demek istediklerini, 15-16 Haziran’da da, devrimcilere, gençlik önderlerine “bakýn ben sizin önderiniz proletaryayý eziyorum” mesajý verdiklerini söyledi. Ondan sonra söz alan Sefer Güvenç, 15-16 Haziran’ýn bir dönemeç noktasý olduðunu, genç, diri, taze bir hareket olduðunu, sadece
1
Kocaeli’nden Kadýköy’e yapýlmýþ bir yürüyüþ olmadýðýný, Tüm Ýstanbul’u saran bir eylem olduðunu dile getirdi. Sefer Güvenç, 15-16 Haziran’ýn küçük-burjuva hareketi suçüstü yakaladýðýný söyledi ve en büyük eksikliðin, o dönem iþçi sýnýfý partisinin olmamasý olduðunu söyledi. 15-16 Haziran’ýn sendikalarý küçümsememek gerektiðini gösterdiðini, istenirse sýnýfý harekete geçirebileceklerini ortaya koyduðunu vurguladý. Vahit Tulis ise konuþmasýnda, o yýllarda marksist klasiklerle tanýþtýklarýný ve dünyayý adeta yeniden keþfetmeye baþladýklarýný söyledi. “Eðer bugün dünya üzerinde bir sosyalist sistem yoksa, bunun nedeni sosyalizmin yanlýþ olmasý deðil, onu kurmaya soyunan insanlarýn bu iþin adamý olmamasýndandý” dedi. O yýllarýn kendileri için sosyalizmi anlama ve anlatma dönemi olduðunu, 3-4 saatlik uykuyla sosyalizm mücadelesi verdiklerini söyledi. Vahit Tulis, 15-16 Haziran’ýn kendilerini Sungurlar Fabrikasý’nda direniþtelerken yakaladýðýný söyledi. Hemen harekete geçtiklerini, “Gün bizim günümüzdür. Ýþçiler ayaða kalktý. Haydi” diye fabrika fabrika, kahve kahve dolaþarak 25 bin insan topladýklarýný söyledi. Bereç bölgesi’nde fabrikalarda yatýp kalktýklarýný, bu sýrada sýký yönetim ilan edildiðini ama kendilerinin direniþi sürdürdüklerini, fabrikadan dýþarýya tünel kazdýklarýný anlattý. Mahkemede 15-16 Haziran’ý savunduklarýný, mahkeme baþkanýnýn kendilerine “hep direniþ, hep direniþ, siz baþka bir þey bilmez misiniz” dediðini, kendisinin de “biliriz, bir de sosyalizmi biliriz, o gün geldiðinde biz artýk direnmek zorunda kalmayacaðýz” dediðini aktardý. Sonra söz alan Sýrrý Öztürk ise, 15-16 Haziran öncesinde yarý legal Anayasal Direniþ Komiteleri’nin olduðunu, yine Ýþçi Birliklerinin kurulduðunu söyledi. Ýllegal bir komünist partisi olmadan legalde hiçbir þey yapamayacaklarýný bildiklerini söyleyen Sýrrý Öztürk, 15-16 Haziran’ýn proletaryanýn yaygýn olduðu tüm kentlerde yaþandýðýný vurguladý. Polis gücüyle 15-16 Haziran’ýn durdurulamadýðýný, eyleme 150-200 bin kiþinin katýldýðýný, gençliðin o dönem hareketin içine alýndýðýný, ve “gençlik ne
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
öðrenecekse bizim aramýzda öðrenecek” diye düþünüldüðünü aktardý. Çorum’dan Ankara’ya yürüyen iþçilerin önünde Deniz Gezmiþ’in olduðunu, onun hep iþçi eylemleri arasýnda yer aldýðýný söyledi. Sýrrý Öztürk, 15-16 Haziran’ýn kendiliðinden bir hareket olmadýðýný, Anayasal Direniþ Komitelerinin arý gibi çalýþmasýyla hazýrlandýðýný söyledi. “Bizim o dönem partimiz yoktu” dedi ve 15-16 Haziran’dan çýkarýlmasý gereken en önemli dersin parti olduðunun bir kez daha altýný çizdi. Panelin ikinci bölümünde, daha çok günümüzde yaþanan iþçi eylemleri, bunlara nasýl yaklaþýlmasý gerektiði ve örgütlenme modelleri tartýþýldý. Ýlk sözü alan Yýlmaz Ekþi, Türkiye iþçi sýnýfýnýn en yiðit evlatlarýný devrime adadýðýný ve hala adamaya devam ettiðini, süren Ölüm Oruçlarýnýn bunun bir örneði olduðunu söyledi. Sorunun hem siyasal, hem de sýnýfsal anlamda önderlik sorunu olduðunun altýný çizen Yýlmaz Ekþi, devrimin nesnel koþullarýnýn olduðunu, yapýlmasý gerekenin bugünün mücadele ve ayaklanma, yarýnýn iktidar organlarý olacak komite ve konseyleri örgütlemek olduðunu, bunlar olmadan çatý örgütlenmesinin altýnýn boþ kalacaðýný söyledi. Yýlmaz Ekþi, Türkiye’de proletaryanýn devrimci sýnýf partisi olduðunun altýný kalýn çizgilerle çizdi. Sonrasýnda söz alan Vahit Tulis ise, “teoride bir sorun olmadýðýna, kitlelere de suç bulamayacaðýmýza göre suç bizde” dedi. Kitlelerle iliþki kurmanýn sihir iþi olmadýðýný söyleyen Vahit Tulis, “aklýmýzý ve yüreðimizi kullanarak bunu yapmalýyýz” dedi. Onlarýn somut sorunlarýndan yola çýkarak, onlarýn dilini anlayarak bunun baþarýlabileceðini söyledi. Sýrrý Öztürk ise, Türkiye’nin gündeminin yarým saatte deðiþebileceðini söyledi. Bir kez daha II.tüm Türkiye Komünistleri Kongresi’ni önerdi. “Biz devrimci bir ütopya kuruyoruz, eleþtirel katkýya açýðýz” dedi. Ayrýmýn gerçekleþtiðini, bir yanda Ortodoks marksistlerin, bir yanda ise liberal postmodernlerin olduðunu vurguladý. Panel daha sonra soru ve cevaplarla son buldu. Katýlan herkes panelin dolu, bilgilendirici bir panel olduðunda hemfikirdi.
11
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
FAÞÝZME KARÞI Son haftalarda üniversitelerde geliþen olaylar faþist devletin sivil faþistlerin ipini saldýðýný gösteriyor. Sivil faþistler polisin çok açýk desteðiyle devrimci öðrencilere ardý ardýna býçaklý satýrlý saldýrýlar düzenlemeye baþladýlar. Devrimci öðrencilerin bu saldýrýlara kararlýlýkla karþý koymalarý, hatta çoðu yerde faþistleri inlerine kadar kovalamalarý aniden geliþen bu saldýrý dalgasýnýn nedenleri ve önemi üzerinde durma gereðini ortadan kaldýrmamalý. Öðrenci hareketindeki geliþmeler toplumun bütünü içinde süren çeliþki ve çatýþmalar bütünü içinde ele alýnýp bir yere oturtulursa doðru þekilde çözümlenebilir.
Þimdi yapýlmasý gereken faþizme karþý devrimin tüm toplumsal güçlerini bir ara- Dýþ Politika Ýç Politikanýn Dolaysýz Devamýdýr ya getirmek ve Baþbakanýn ABD baþkaný ile yaptýðý güçlü bir birleþik devrim görüþmeden çýkar çýkmaz Türkiye’nin Ortadoðu’da “barýþ elçisi” misyonuna soyuncephesi kurmaktýr. duðunu açýklamasý ve ilk olarak Suriye’nin Ýç savaþýn büyük adýný telaffuz etmesi, ABD’nin yeni hedeçatýþmalarýndan baþka finin Suriye olacaðýný ve Türkiye’ye bu konuda özel bir rol biçildiðini gösteriyor. türlü zaferle çýkma Türk devletinin dýþ politikasýnýn ne olanaðý yoktur. derece kaygan olduðunu bilen herkes, bugün söylediklerini yarýn yalanlayabilecekMadem ki karþý devrim lerini tahmin etmekle ve bu nedenle ihticephesi, devrime karþý yatlý yaklaþmakla birlikte Türkiye’nin birleþik hareket ediyor, ABD’yle iliþkileri her þeyin üzerinde tutacaðýndan emindir. Tüm olay ve olgular devrim cephesi de, Türk devletinin Geniþletilmiþ Ortadoðu devrim ve iktidar için Projesi (GOP) kapsamýnda bir dýþ savaþa birlikte hareket etmeyi hazýrlandýðýný gösteriyor. Ancak, devlet bir dýþ savaþa girmeden önce iç savaþý kazanbilmelidir. mak istiyor; çünkü sermayeye hizmet eden Ancak faþizme karþý her devlet gibi, bunu yapmadýðý taktirde mücadelede asýl hedef doð- “kendi mezar kazýcýlarý” tarafýndan tarihin çöplüðüne atýlacaðýný biliyor. Türk devleti, ru tespit edilmeli. iþçi sýnýf ve emekçilere, ve onlarýn devrimÝþçi sýnýfý ve emekçiler, ci öncülerine karþý baþlattýðý ve uzun yýlbütün iktidar ele geçirilme- lardýr sürdürdüðü burjuva iç savaþý kazanmadan bir dýþ savaþa giriþecek olursa den mücadelenin hiç bir “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olacaðýný” pekala biliyor. Ve tüm hakazanýmýnýn kalýcý ve zýrlýklarýný buna göre yapýyor. güvencede olamayacaðýný Newroz sonrasý “bayrak provokasyobilmek zorundalar. nu” ile baþlatýlan saldýrýlarýn bu kapsamda 12
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
deðerlendirilmesi gerekiyor. “Taþlarýn baðlanýp itlerin serbest býrakýlmasý”nýn en baþta gelen nedeni budur. Faþizm sýnýrlý sayýdaki kitle tabanýný harekete geçirerek iþçi sýnýfý ve emekçileri, Kürt halkýný ve devrimcileri sindirmek, baský altýnda tutmak istiyor. Son dönemde üniversitelerde devrimci öðrencilere karþý geliþtirilen faþist saldýrýlar, devletin çeþitli kademelerinde planlanýyor ve hayata geçiriliyor. Faþist saldýrýlarýn her defasýnda üniversitelerde baþlamasý ya da baþka yerde baþlasa bile kýsa sürede üniversitelere sýçramasý tesadüf deðil. Burjuvazi faþist saldýrýlara her zaman bir “sað-sol çatýþmasý” görüntüsü vermeye çalýþtý. Her zaman kendisi hakem konumuna çekilerek, hedef þaþýrttý. Özellikle 12 Eylül öncesinde kimi sol örgütler, faþizme karþý mücadeleyi sivil faþistlere karþý mücadeleyle sýnýrlamak suretiyle, aslolaný gözden kaçýrdýlar. Faþizmi MHP ile sýnýrlý görmek yanýlgýsýna düþen bu örgütler, eylemlerinde daha çok MHP’lileri hedef aldýlar. Burjuvazi, iþçi sýnýfý ve emekçilere karþý sürdürdüðü iç savaþa, devrimci bir iç savaþla karþýlýk verilmesinden korktuðu için, özellikle proletaryanýn sivil faþistler eliyle geliþtirilen saldýrýlar karþýsýnda sessiz kalmasýný istiyor. Burjuvazi, tüm ezilen ve sömürülen sýnýflarý kendi bayraðý altýnda toplayýp dövüþtürülebilecek tek sýnýfýn proletarya olduðunu bildiði için, iþin baþýnda ýsrarla onu bu iþin dýþýnda tutmaya çalýþýyor. Týpký Nazi faþizminin asýl hedefinin en baþýndan beri Sovyetler Birliði olmasýna raðmen, bunu gözlerden saklamasý, önce Sovyetlerin uzaðýnda saldýrýlara giriþmesi gibi. Devrimci öðrencilere karþý sivil faþistler eliyle üniversitelerde baþlatýlan azgýnca saldýrýlar, boyutlanarak sürüyor ve daha þimdiden reformist cenahta feveranlara neden olmaya baþladý bile. Siz bakýn þu burjuvazinin iþine! Tam da reformistlerimiz Türkiye’nin Avrupa Birliðine girdiðini hayal etmeye baþlamýþlardý, tam da faþizmin iç baþkalaþým geçirerek çözüldüðünü herkese vaaz edip duruyorlardý, tam da
Yeni Evrede
Gündem
Mücadele Birliði
I SÝLAH BAÞINA MHP’nin paramiliter bir örgüt olmaktan çýkýp merkez saða çekildiðini iddia etmeye baþlamýþlardý tam da Alice Harikalar Diyarý’nda tatlý düþler içinde geziniyordu! Birden bire sýnýflar savaþýmýnýn o sert yasalarý kendisini bir kez daha hatýrlatmýþtý. Bir kez daha Marx’ýn o “her devrim karþýsýnda bir karþý devrim örgütleyerek geliþir” sözü kendini tüm yakýcýlýðýyla hissettiriyordu. Bir kez daha devrimden kaçarken reformizme tutulanlar devrimin sarsýcý etkisiyle tatlý düþlerinden uyandýrýlýyorlardý. Açýk ki, son dönemde yapýlan operasyonlar, keyfi tutuklamalar, faþist yasa düzenlemeleri,Ýþçi hareketindeki kabarýþ ve burjuvazinin buna meydan okuyan tavrý,üniversitelerde devrimci öðrencilere yönelik çok yönlü baský ve saldýrýlar iç savaþýn yeni bir aþamasýnda olduðumuzu gösteriyor. Burjuvazi saldýrýlarýný, her tarafta yoðunlaþtýrýyor. Kimi yerlerde asker ve polis eliyle, kimi yerlerde sivil faþistler eliyle, kimi yerlerde yasalarýyla, kimi yerlerde tank ve topuyla. Tarih bize egemenliðini tehlike altýnda gören her sömürücü sýnýfýn en azgýnca teröre baþvurmaktan çekinmeyeceðini öðretiyor; ama marksizm de, devrimin bir sýnýfýn stratejisini diðer sýnýflara zorla kabul ettirmesi olduðunu öðretiyor. Açýk ki bizim devrimimiz çok þiddetli olacak. Bugüne kadar yaþanan iç savaþ süreci bunun en açýk göstergesi. Bundan sonra bu süreç daha da yoðunlaþarak ve elbette hiçbir zaman eskiyi tekrar etmeden geliþmeye devam edecek. Bugün hiç kimse iç savaþýn büyük çatýþmalarýný göze almadan bir devrim olabileceði hayaline kapýlmasýn. Ve þimdi biz, tam da böylesi bir aþamadayýz. Bugün artýk hiç kimse elini baðlayýp faþizmin iþçi ve emekçilere, devrimci öðrencilere nihai saldýrýsýný bekleyemez. Bugünden milislerin örgütlenmesi, silahlanmasý ve hazýrlanmasý gerekiyor. Bu sürecin sonunda kazanan elbette iþçi sýnýfý ve emekçi halklarýmýz olacak. Tarihsel sýnýrlarýnýn sonuna gelmiþ olan kapitalizmin aþýlmasý bir zorunluluk, ancak sermayenin politik zor aygýtý olarak devlet ve faþizmin paramiliter güçleri da-
ðýtýlmadan, iþçi sýnýfý ve emekçilerin iktidar için önlerinin açýlmasý mümkün deðildir. Devrimin toplumsal güçleri mücadeleyi bütünlüklü sürdürmelidirler. Bir yandan faþist devlet aygýtýný daðýtmak için hazýrlýklarýný sürdürürken, bir yandan da sivil faþistlere anlayabilecekleri tek dilden, örgütlü ve kitlesel þiddetle karþýlýk vermelidirler.
Faþizme Karþý Birleþik Devrim Cephesi Bugün yaþanan olaylarýn hepsinin diyalektik iç baðýntýlýlýk yasasýna göre geliþtiðine þüphe yoktur. Dünyada ve üzerinde yaþadýðýmýz topraklarda ortaya çýkan tüm olay ve olgular belli bir diyalektik bütünlük içerisinde ortaya çýkýyor ve geliþiyorlar. ABD emperyalizminin dünya halklarýna karþý baþlattýðý 3.Dünya Savaþý tüm þiddetiyle devam ediyor ve günden güne baþka alanlara yayýlýyor. Üzerinde yaþadýðýmýz topraklar ise hem emekle sermaye arasýndaki çeliþkilerin, hem de emperyalist devletlerarasý çeliþkilerin en çok yoðunlaþtýðý yerlerin baþýnda geliyor. Ulusal sýnýfsal çeliþkilerin bu kadar güçlü olduðu bir yer daha uzun süre patlamadan bekleyemez. Özelleþtirmeler sonucu, çalýþtýklarý fabrikalardan atýlan iþçiler, her gün daha büyük bir baský altýna alýnan yoksul Kürt halký, bu duruma sürgit tahammül edemez. Artýk tüm olay ve olgular bir sýçrama ile her þeyin tersine döneceði günlerin öncesinde olduðumuzu gösteriyor. “Karanlýðýn en koyu olduðu an, þafaðýn en yakýn olduðu andýr”. Faþist saldýrýlarýn bu kadar artmýþ olmasý devrimci ve komünistleri korkutmuyor. Aksine bunun giderek iç savaþýn taraflarý arasýnda bir saflaþmayý getireceðini herkes önsezileriyle görebiliyor. Ýþçi sýnýfý ve emekçi halklarýmýzýn faþist saldýrýlar karþýsýnda sessiz kalmayacaklarýný bu saldýrýlarýn hedefinde asýl olarak kendilerinin olduðunu görebildiklerini öngörmek gerekiyor. Her ne kadar ödlekler ve dönekler ortalýkta saðduyu çaðrýlarý ile dolaþýyor olsalar da, kimsenin onlarý dinlemeye niyeti yok. Ýþçi sýnýfý ve emekçiler, olaylarýn kanlý44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
kavgalý bir savaþa doðru gittiðini kendi deneyimleriyle görüyor ve anlýyorlar. Ýþten atýlan, yaþamdan kovulan onbinlerce iþçi þimdi hiçbir burjuva hükümete güvenmemek gerektiðini, her gelenin gideni arattýðýný tecrübe etmiþ durumdalar. Kendilerine yapýlan asker, polis saldýrýsýyla, üniversitelerde devrimci öðrencilere sivil faþistler eliyle yapýlan saldýrýlarýn bir ve ayný merkezden yönetildiðini anlamakta ise güçlük çekmeyeceklerdir. Þimdi yapýlmasý gereken faþizme karþý devrimin tüm toplumsal güçlerini bir araya getirmek ve güçlü bir birleþik devrim cephesi kurmaktýr. Ýç savaþýn büyük çatýþmalarýndan baþka türlü zaferle çýkma olanaðý yoktur. Madem ki karþý devrim cephesi, devrime karþý birleþik hareket ediyor, devrim cephesi de, devrim ve iktidar için birlikte hareket etmeyi bilmelidir. Ancak faþizme karþý mücadelede asýl hedef doðru tespit edilmeli. Ýþçi sýnýfý ve emekçiler,bütün iktidar ele geçirilmeden mücadelenin hiç bir kazanýmýnýn kalýcý ve güvencede olamayacaðýný bilmek zorundalar. Leninistler, özellikle de genç yoldaþlar þimdi faþist saldýrýlar karþýsýnda direnen devrimci öðrenciler yanýnda aktif biçimde yer almalýdýr. Ýþçi yoldaþlar, öðrencilerin mücadelesine daha çok destek vermeli, onlara faþizme karþý nasýl savaþýlmasý gerektiðini öðretmeliler. Bu konuda kaybedilecek her an faþistleri cesaretlendirecek ve saldýrýlarýný arttýrmalarýna neden olacaktýr. Oysa örgütlü ve kitlesel þiddetle karþýlaþan faþist odaklarýn hýzla çözüleceðini ve kýsa sürede daðýlacaklarýný biliyoruz. Bu moment kaçýrýlmamalýdýr. Ýç savaþýn bu yeni evresinde cesareti ve kararlýlýðýyla öne çýkmasýný bilen komünist bir örgüt kitleleri peþinden sürükleyebilecek ve devrime götürebilecektir. Þimdi savaþan bir partinin þiarý; “Faþizme Karþý Silah Baþýna” olmalýdýr..
13
Yeni Evrede
Devrime Adanmýþ Yaþamlar
Mücadele Birliði
mýzý ziyaret edip bakýyorlardý. Ben de bunu atýn gitsin, ne yapacaksýnýz bu körü diyordum. O da ‘her insanýn mücadeleye katabileceði bir þey vardýr’ diyerek bana karþý çýkýyordu. Çok güler yüzlüydü. Bazen ‘ben sýkýldým, kalkýn yastýk dövüþü yapalým’ der, çocuklarý alýr yastýk dövüþü yapardý. Bazen aðlardým, ona bir þey olacak, baþýna bir þey gelir diye. Gitme derdim ona. O da gözyaþlarýmý siler, takýlýrdý bana, “aðlamak senin arkadaþýn mý’ diye. ‘Ben yine geleceðim, benim adým Aysun, ben ölene kadar bu mücadeleyi devam ettireceðim’ diyordu. Amacýna eriþti. Gözaltýna alýnmýþtý kollarý yara bere içindeydi. O zaman onun kararlýlýðýný daha çok gördüm. Çok kararlýydý çok, onun gibi 30 kiþi olsa çok þeyler gerçekleþir. Baðlama çalmayý yeni yeni öðreniyordu, çok seviyordu baðlamayý. Ölüm Orucunda olduðunu bilmiyordum. Bir gün bir arkadaþým, Ölüm Orucunda ölenlerin isimlerini okudu bana. Aysun’un ismini duyduðumda tüylerim diken diken oldu. Çok üzüldüm ama ayný zamanda çok gurur duydum. Onu asla unutmayacaðýz.”
“AYSUN BENÝM ÖZÜMDE HEP YAÞAYACAKTIR” “Ey o güne adanmýþ yaþamlar Sayamadým adlarýnýzý Adlarýnýz ne kadar çok… Adlarýnýzý sayamýyorum yoldaþlar!..” Ayýþýðýmýza, Aysunumuza olan hayranlýðýmýz bir kez daha arttý. Ayýþýðý Sanat Merkezi, Aysunumuzdan aldýðý güçle proleter kültürle sosyalizme olan inançla, Ýzmir topraklarýnda “zafer ateþimizi harlandýracak kývýlcýmlarý” atýyor her geçen gün. “Gözlerimiz ýþýltýlý, gözlerimiz alev alev. Bayraklaþanlarýmýzý uðurlarken gözlerimizdeki bu alev, coþku, inanç ve karalýlýk onlara; kendilerinin yaþamlarýyla yapý taþý olduðu zaferi söz veriyoruz. Öfkemizi büyüterek, gücümüzü büyüterek, gücümüzü büyüterek, ateþi büyüterek ilerliyoruz.” Bizler, Ýzmir Ayýþýðý emekçileri, Aysunumuzla bire bir tanýþma fýrsatý bulamadýk.O bize çok büyük bir güç býraktý. Proleter kültürü ve bu kültürü yaygýnlaþtýracaðýmýz bir alaný devretti. Bizlerin de gözleri ýþýltýlý,gözleri alev alev. Seni alnýndaki kýzýl bantla uðurlarken ölümsüzlüðe, birer Aysun olarak doðmanýn onuruna sahip olmaya çalýþacaðýz… Ýzmir’de Aysunumuzu tanýyan arkadaþlarýmýzýn izlenimlerini biraz anlatmak istiyoruz. Belediye Emekçisi: “Aysun bambaþka biriydi. O zamanlar Dokuz Eylül Üniversitesi’nde okuyordu. Mücadelede çok kararlýydý. Onunla sürekli politik sohbetler eder çok hoþ vakitler yaþardýk. Ölüm Orucunda olduðunu duyduðumda daha çok saygý duydum. Ben onun kadar olamazdým. Onun öldüðüne inanamýyorum. Dediðim gibi o bambaþka biriydi.” Belediye Emekçisinin Eþi: “Aysun’la ilk hastanede tanýþtým. Gözleri görmeyen bir arkadaþý-
14
Emekçi Bir Aile: “Aysun benim tanýdýðým birçok devrimci gibi çok kararlýydý. Davasýna tamamen inanmýþ, yaptýklarýnýn sorumluluðunda olan biriydi. Çok coþkuluydu. Biz ailece onu tanýdýðýmýz için çok onur duyuyoruz. Bize sýk sýk gelirdi. Bu sayede onu sadece kavga içinde deðil, ayný zamanda günlük yaþamýn içinde tanýma, kiþiliðini de görme þansým oldu. Örneðin, saçlarý çok uzundu. Benim saçlarým çok uzun, sizin þampuanýnýzý çok kullanýyorum derdi. Yani bu kadar ince düþünceliydi. Her þeyle ilgilenmeye çalýþýrdý. Mesela, eþim, ben sigaraya alýþmayayým diye bana paket vermez, cebinde taþýrdý. Aysun buna bir keresinde çok kýzmýþ, ‘paketi ortaya koy, yoksa pencereden fýrlatýr atarým’ demiþti. Eþim de, tamam tamam kýzma deyip paketi ortaya koymuþtu. Annem ve çocuklarýmla hep Aysun’dan bahsederiz.Çocuklarýmýn da Aysun gibi olmasýný çok isterim. Ölümsüzleþerek istediði mücadeleye eriþti. Çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük olurdu. Çok neþeliydi. Ama ciddi konularda çok sert bir þekilde tavrýný koyardý. Ben ona ve davasýna çok saygý duyuyorum. Aktif olarak onun kadar olamasam da, maddi ve manevi elimden geldiðince sonsuz destek veririm.”
44 Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
Yeni Evrede
Devrime Adanmýþ Yaþamlar
Mücadele Birliði
Aysun’u Tanýyan Bir Yoldaþý: “1998’de Mart Ekin Sanat Merkezi yeni açýlmýþtý, Aysun’la orada tanýþtým. O dönem genel olarak devrimciler üzerinde çok yoðun bir baský vardý. Bu mücadeleyi sürdürmek çok büyük özveri isterdi. O dönemlerde, Ýzmir’de kültür sanat mücadelesini, sosyalizm mücadelesini iþçi ve emekçilere taþýyanlardan biri de oydu. Sert bir görünüþü vardý. Ama paylaþýmda bulundukça böyle olmadýðýný anlýyordunuz. Mart Ekin Sanat Merkezi’ne baskýn olmuþtu. Gözaltýna alýnmýþ, yoðun iþkence görmüþ, kolu kýrýlmýþtý. Gözaltýndan çýktýktan sonra, sanat merkezine, onu görmeye gitmiþtik. O denli cana yakýndý ki o haliyle… Bazý insanlar vardýr istediðin kadar anlatmaya çalýþ, anlatamazsýn. Aysun da böyle insanlardan biridir. Onu ancak mücadele alanlarýnda birebir tanýyanlar, tüm yönleriyle onu anlama þansýna sahip olabilirler. Kelimeler Aysun’u anlatma-
GAZÝ’DE OKURLARIMIZA BASKI Gazi Mahallesi’nde Mücadele Birliði okurlarýndan Onay YÜRÜKLÜ, 13 Haziran 2005 tarihinde akþam saat 20.15 sularýnda Terörle Mücadele Þubesi’nin sivil polislerince silahla tehdit edilerek zorla bir sivil otomobile bindirilmiþ ve ormanlýk bir alana götürülmüþtür. Okurumuza tek tek isimler sorularak onlarý tanýyýp tanýmadýðý, onu Gazi Mahallesi’nde kimin yönlendirdiðini sorarak; ailesinin maddi durumlarýnýn kötü olduðunu bildiklerini ve onu paraya boðacaklarýný, kendisine iþ bulacaklarýný söyleyerek iþbirliði ve ajanlýk teklifinde bulunmuþlardýr. Bunun gibi baskýlar ve tehditler, Gazi Mahallesi’nde daha önce defalarca karþýmýza çýkmýþtýr. Bizler, hiçbir zaman mücadele vermekten vazgeçmeyecek ve sistemin sonunu hazýrlamaya devam edeceðiz. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Mücadele Birliði Okurlarý / GAZÝ
ya yetmez. Her zaman þunu söyleriz mükemmel diye bir þey yoktur. Ama Aysun benim için mükemmel biriydi. Gerek özverili, fedakar ve mücadeleci olmasýyla gerekse doðruyu sonuna kadar savunmasýyla ve hiç bir þeyden kaçmamasýyla mükemmel biriydi. Bitmez tükenmez bir enerjisi vardý. En son onunla Bayrampaþa’da görüþtük. Cezaevinde olan arkadaþlarýn ihtiyaçlarýný karþýlýyordu. Onlara sürekli moral ve destek veriyordu. Ayný zamanda dýþarýdaki birçok yoldaþlara da kartlar, mektuplar göndererek asla boþ durmuyordu. Genç yoldaþlara ve özellikle kültür sanat emekçilerine söylemek istediðim, Aysun’un izlediði yoldan ilerlemeleridir.” Onun attýðý tohumlarla Ayýþýðý bu günlere geldi. Onun kararlýlýðýyla mücadele azmiyle sanat merkezi þimdi çok saðlam bir yerde. Aysun sahip olduðu ilkelerden asla taviz vermedi. Bizim de onun gibi kararlý ve ilkeli olmamýz gerekir. Ýzmir Ayýþýðý Sanat Merkezi Emekçileri
ÝHD’DE BASIN AÇIKLAMASI Okurumuz Onay Yürüklü’nün Gazi Mahallesi’nde 13 Haziran Pazartesi günü polisler tarafýndan zorla kaçýrýlýp iþbirliði ve ajanlýk teklif edilmesiyle ilgili olarak, Ýstanbul Ýnsan Haklarý Derneði’nde bir basýn açýklamasý yapýldý. Basýn açýklamasýnda, son birkaç ayda yaþanan olaylarýn burjuva iç savaþýn yoðunlaþtýðýný ve farklý bir aþamaya geçtiðini gösterdiði vurgulandý. Gazi Mahallesi’nin, devrimin yüreðinin attýðý emekçi mahallelerinden biri olduðunun söylendiði açýklamada, “95 yýlýndaki Gazi Ayaklanmasý, burjuvaziye unutamayacaðý bir korku yaþatmýþtýr. Denebilir ki, burjuvazi ilk defa iþçi ve emekçi yýðýnlarýn kýzgýn soluðunu ensesinde bu kadar yakýn hissetmiþ ve tam bir devrim paranoyasýna tutulmuþtur” denildi. Gazi Mahallesi’nde o gün bu gündür, burjuvazinin bir yozlaþtýrma faaliyeti sürdürdüðü vurgulanan açýklamada, “bütün bunlara raðmen, Gazi’nin emekçi ve yoksul halký, devrimci geleneklerini korumayý biliyor. Her geçen gün baðrýnda devrim ordusuna katýlmak üzere yeni neferler çýkarýyor. Mücadele Birliði okuru Onay Yürüklü de bunlardan biridir” denildi. Açýklamada ayrýca, bu baský ve saldýrýlarýn amacýnýn devrimin geliþiminin önünü kesmek olduðu, Mücadele Birliði’nin tarihin omuzlarýna yüklediði görevi tereddüt etmeden yerine getirmeye devam edeceði vurgulandý.
44 Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
15
Yeni Evrede
Eylemler
Mücadele Birliði
ANTEP’TE AFÝÞ ÇALIÞMASI VE DÜÞMANIN TAHAMMÜLSÜZLÜÐÜ þçi ve emekçiler uzun yýllar iktidar hedefinin dýþýndaki hedeflerle oyalanýp durdular. bizler ise Denizlerden günümüze, geleneðimizden aldýðýmýz güçle iþçi ve emekçilere iktidarý devrim yoluyla ele geçirmeden sorunlarýmýza köklü çözüm bulamayacaðýmýzý, býkmadan usanmadan senelerdir anlattýk ve anlatmaya da devam ediyoruz. Bu amaçla çýkardýðýmýz “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Herþey Emeðin Olacak, Mücadele Birliði” imzalý afiþlerimizi, Antep’in emekçi semtlerine ve þehir merkezine yapýþtýrdýk. Emekçi semtlerden özellikle Düztepe ve Vatan Mahallesi’nde insanlarýn yoðun ilgisiyle karþýlaþtýk. Birçok insan yanýmýza gelip ne yaptýðýmýzý sordu. Bizler de bu afiþleri onlar için yaptýðýmýzý ve Emeðin Birliði geleneðinden geldiðimizi anlattýk. Onlar da tabii ki her zaman karþýlaþtýðýmýz tepkiyi gösterdiler; “Emeðin Birliði’ni bilmez miyiz, onlar burada çok güçlüydüler” dediler ve ardýndan güzel sohbetler geliþtirdik. Bir ara afiþ yaptýðýmýz esnada bir kiþinin bizleri izlediðini fark ettik. Yanýna gittiðimizde ise “beni seneler öncesine götürdünüz, ben de Emeðin Birliði’ndendim” diyerek bundan çok
Ý
mutluluk duyduðunu söyledi. Yine tanýþmanýn ve güzel bir sohbetin ardýndan çalýþmalarýmýza devam ettik. Bu zamana kadar bir çok çalýþmamýzda engellemeyle karþýlaþtýðýmýz için bu afiþleme esnasýnda hiç durdurulmamamýza þaþýrmýþtýk. Tam “bu adamlar görevlerini iyi yapamýyorlar” diye düþünmeye baþlamýþken, yaklaþýk 4 saatin sonunda sivil polisler tarafýndan durdurulduk. Bizleri durdurduklarýndaki þaþkýnlýklarý görülmeye deðerdi. Her tarafý nasýl donattýðýmýzý ve kaç ekiple bu iþi yaptýðýmýzý sormaktan kendilerini alýkoyamadýlar. kimliklerimiz GBT’den geçirilirken ve afiþ bilgileri kontrol ediliyorken bir ekip daha çaðýrýldý. yeni ekibin gelmesiyle iþ “uzmanlarýna” býrakýlmýþ oldu. Bu esnada polislerden biri bizlere nasihat çekmek istedi ve ardýndan da “ben size evimin adresini vereyim, gelin sýkýysa o duvara afiþ yapýn. Hepinizin kafanýza sýkarým, ardýndan da polislere cesetlerinizin fotoðraflarýný çektirtirim” diyerek açýk tehditler savurdu. Bizler de onlara görevlerini hatýrlatarak görevleri neyse yapmalarýný, bizlerin de iþimizi yapacaðýmýzý söyledik. Kimlik kontrolünü
beklediðimiz esnada çevrede toplanan insanlarý da baðýrarak korkutarak daðýtmaya çalýþtýlar. Yarým saat bekletilmemizin ardýndan kimliklerimizi geri aldýk ve çalýþmalarýmýza devam ettik. 15-16 Haziran Ýþçi Ayaklanmasý’nýn yýldönümünde gerçekleþtirdiðimiz afiþ çalýþmalarýmýzla Antep iþçi ve emekçilerine siyasi iktidar bilincini taþýdýk. Çalýþmalarýmýz, her geçen gün daha fazla Antep iþçi ve emekçisine ulaþýrken, bu durum düþmanýn da korkusuna korku katýyor. Bizler ise Antep’i, bir gün yine onbinlerin aðzýndan çýkacak “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Herþey Emeðin Olacak” sloganlarýyla inleteceðimizden o kadar eminiz ki. Bunu hiç bir güç engelleyemeyecek. Antep Mücadele Birliði Platformu
BESNÝ VE GÖLBAÞI’NDA EÐÝTÝM SEN EYLEMLERÝ Eðitim-Sen’in kapatýlma kararýna karþý Adýyaman’ýn Besni ve Gölbaþý ilçelerinde de eylemler gerçekleþti. Eylemlerin ilki 30 Mayýs 2005 günü Besni’de gerçekleþti. Saat 17.30’da Eðitim-Sen’in önünde toplanýlarak Kaymakamlýk binasýnýn önüne yüründü. Birçok insanýn büyük bir ilgi gösterdiði eylem, yaklaþýk 50 kiþilik bir katýlýmla gerçekleþti. Yarým saat süren eylem, basýn açýklamasýnýn ardýndan sona erdi. Ýkinci eylem ise, 31 Mayýs 2005 günü Gölbaþý’nda gerçekleþti. Saat 18.30’da Eðitim-Sen’in önünden baþlayan eylem, yaklaþýk 45 dakika sürdü. Eyleme 100 civarýnda emekçi katýldý. Eylem basýn açýklamasýnýn ardýndan atýlan sloganlarla sona erdi. Her iki eylemde de sýk sýk “Eðitim-Sen Kapatýlamaz”, “Anadil Haktýr Engellenemez”, “Eðitim-Sen Güneþi Karartýlamaz” sloganlarý atýldý. Besni’den Mücadele Birliði Okuru
16
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
Yeni Evrede
Eylem
Mücadele Birliði
mýþtýr. Sözleþmenin ise 2005’in sonuna kadar olmasý, iþçilerin geleceðini þimdiden düþündürtmekte. Biz Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak bu zamana kadar sürekli Özbelde iþçilerinin mücadelesinin yanýnda yer aldýk. Ve DÝK olarak Özbelde iþçilerinin mücadelesinin asýl olarak bundan sonra önem kazandýðýný düþünüyoruz. Çünkü örgütsüz iþçi isteyen belediyenin düþünceleri deðiþmemiþtir. Bundan sonra yapacaklarý ilk iþ, yýl sonuna yani iþ sözleþmesinin bitiminde yeni bir saldýrý gerçekleþtirmek. Bu yüzden örgütlülüðümüzü devam ettirmekten, güçlendirmekten baþka yol yok. Yeni saldýrýlara karþý þimdiden hazýrlýklý olmalýyýz. Mücadele Birliði aracýlýðýyla bir kez daha onlara seslenmek istiyoruz! Özbelde iþçisi arkadaþlar! Bu zamana kadar sizlere DÝK’i her fýrsatta anlatmaya çalýþtýk. Ve yine tekrarlýyoruz ki komiteler iþçi sýnýfýnýn öz örgütlenmeleridir. Sorunlarýmýz köklü bir þekilde çözüme ulaþmadan yani sermaye iktidarýna son verip kendi iktidarýmýzý kurmadan bu tür saldýrýlarla daha çok karþýlaþýrýz. Bu saldýrýlara son vermek istiyorsak, sorunlarýmýzýn köklü çözümünü istemek zorundayýz. Bunu da ancak komitelerde örgütlenerek gerçekleþtirebiliriz. Bunun hayal olmadýðýný unutmayalým. Yeter ki gücümüzün farkýna varalým.
ÖZBELDE ÝÝÇÝLERÝ ÝÝLERÝNE GERÝ DÖN-
Ö
rgütsüzlüðü toplum içerisinde yaymak isteyen Antep Büyükþehir Belediyesi, bu amaçla Özbelde þirketine baðlý iþçileri sendikalý olduklarý gerekçesiyle iþten çýkarmýþtý. Özbelde iþçilerinin mücadelesinin sonucunda ise belediye, iþçileri iþe geri alýnmak zorunda kaldý. 9 Haziran 2005 günü iþbaþý yapan DÝSK Genel-Ýþ’e baðlý 100 iþçi, park ve bahçe düzenlemede iþlerine baþladýlar. 5 aydýr iþlerinden uzak kalarak açlýða terk edilen iþçilere 4 aylýk SSK ve maaþlarýnýn yatýrýlmasý ve 1 aylýk da iþsizlik sigortasýnýn yatýrýlmasý üzerine belediye ve sendika arasýnda anlaþma saðlandý. 16 Haziran 2005 Perþembe günü de, Büyükþehir Belediyesi’yle sendika arasýnda sözleþme imzalandý. 01 Ocak 200531 Aralýk 2005 tarihleri arasý dönemini kapsayan sözleþmeye göre; - Asgari ücretin üzerine %12’lik bir artýþla maaþlara zam yapýldý. - Ýþçilerin yýllýk izin hakký saðlandý. - Haftada 45 saat çalýþma süresi kabul edildi. Ýþten çýkarýlmadan önce 450 milyon maaþ alan iþçiler bu sözleþmeye göre 392 milyon maaþ alacaklar. Yani bu sözleþmeyle iþçiler iþe iade edilmiþ oldu, fakat daha da yoksulluða itilerek. AKP’li belediye bu sözleþmeyle kýsmen de olsa istediklerini al-
ADANA’DA YAZILAMA Sistemin saldýrýlarý her gün baþka biçimler altýnda zindanlarda ve dýþarýda sürmekte. Bu saldýrýlar baþka biçimler altýnda tek amaç etrafýnda örgütleniyor: devrimi sindirmek. Ancak saldýrýlarýnýn yoðunluðunun artýþý aslýnda burjuvazinin devrim karþýsýnda ne kadar çaresiz olduðunun göstergesidir. Çaresiz olan yalnýzca burjuvazi deðil, onunla birlikte çanak yalayýcýlarý da ayný kaderi paylaþýyor. Faþizmin saldýrýlarýna içerden ve dýþardan gerekli yanýtlar veriliyor. Yaklaþýk olarak 5 yýldýr süren Ölüm Orucu Eylemi bunun en güzel göstergelerinden biridir. Evet bir kýzýl bantlý daha güneþe uðurlandý, kendini feda ederek ölümsüzleþti. Ölüm Orucu 119 ölümsüzleþen savaþçýsýyla. F tipleri, Ölüm Orucu Eylemi sadece Ölüm Orucunu sürdüren yapýlarýn deðil, herkesin sorunudur. Bizler Adana DÝK olarak 12-14 Haziran 2005 tarihleri arasýnda Þakirpaþa, Meydan, Kocavezir, Yamaçlý ve Cemalpaþa Mahallelerine DÝK ve Mücadele Birliði Plt. Ýmzalý; “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Zindanlarý Yýkacaðýz Zaferi Biz Kazanacaðýz”, “Aysun Bozdoðan Ölümsüzdür”, “Faruk Kadýoðlu Ölümsüzdür”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Ýktidar Ýçin DÝK”, “Ya Devrim Ya Ölüm” yazýlamalarýmýzý yaptýk. ZÝNDANLARI YIKACAÐIZ ZAFERÝ BÝZ KAZANACAÐIZ! DEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! YAÞASIN HALKLARIN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ
DÝK/Adana
KOMÝTELERDE ÖRGÜTLEN ÝKTÝDAR ÝÇÝN SAVAÞ! FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HERÞEY EMEÐÝN OLACAK! Antep DÝK
ADANA’DA MÝTÝNG Eðitim-Sen’in anadilde eðitim istemine yönelik açýlan dava Eðitim-Sen’in kapatýlmasýyla sonuçlandý. Üzerinde yaþadýðýmýz topraklarýn dört bir yanýnda protesto eylemleri gerçekleþirken Adana’da da bir miting düzenlendi. 4 Haziran günü saat 16.00’da Mimar Sinan önünde toplanan kitle Uður Mumcu Meydaný’na doðru yürüyüþe geçti. Yürüyüþte sendikalarýn yaný sýra demokratik kitle örgütleri de yer aldý. Bizler de Mücadele Birliði olarak kortejdeki yerimizi aldýk. Eylem boyunca emekçilerle birlikte “Eðitim-Sen Kapatýlamaz”, “Eðitim-Sen Naye Gýrtýn”, “Anadilde Eðitim Engellenemez” sloganlarýný attýk. Biz, iþçilerin emekçilerin kurtuluþunu ancak sermaye sýnýfýna karþý savaþtýðý zaman elde edebileceðini biliyoruz. Bu nedenle miting alanýnda politikamýzý yansýtan þiarlarýmýzý gür bir þekilde haykýrdýk; “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”. 19 Aralýk katliamýnda ölümsüzleþen Murat yoldaþý, Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen Aysun ve Sibel yoldaþý bir kez daha andýk emekçilerle; “Aysun Yoldaþ, Sibel Yoldaþ, Murat Yoldaþ Yaþýyor Savaþýyor”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar” sloganlarýmýzý haykýrdýk hep birlikte. Yaklaþýk olarak 3.000 kiþinin katýldýðý miting, yapýlan konuþmanýn ardýndan sona erdi. Adana’dan Mücadele Birliði Okurlarý
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
17
Yeni Evrede
Dersim’de Çatýþma
Mücadele Birliði
Dersim’de 17 MKP Gerillasý Katledildi DEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR! “günler aðýr, günler ölüm haberleriyle geliyor en güzel dünyalarý yaktýk ellerimizle ve gözümüzde kaybettik aðlamayý bizi bir parça hazin ve dimdik býrakýp gitti gözyaþlarýmýz ve bundan dolayý biz unuttuk baðýþlamayý varýlacak yere kan içinde varýlacaktýr ve zafer artýk hiçbirþeyi affetmeyecek kadar týrnakla sökülüp koparýlacaktýr” Demokratik Haklar Platformu tarafýndan 18 Haziran’da yapýlan açýklamada, yerel kaynaklardan aldýklarý bilgiye göre, Dersim Ovacýk Kýrsalýnda son iki gündür devam eden çatýþmalarda, 17 halk savaþçýsýnýn ölümsüzleþtiði bildirilmiþtir. Ayný kaynaklardan edinilen bilgiye göre, 3 kiþinin de sað olarak yakalandýðý bildirilmiþtir. Sað yakalandýðý iddia edilen üç kiþinin isimlerinin açýklanmamasý, bu insanlarýn yaþamý hakkýnda endiþeler yaratmýþtýr. Demokratik Haklar Platformu tarafýndan 19 Haziran’da yapýlan açýklamada yer alan ölümsüzleþen gerillalar, Cafer CANGÖZ, Aydýn HANBAYAT, Ali Rýza SABUR, Alaattin ATAÞ, Taylan YILDIZ, Ahmet TERKTAÞ, Gülnaz YILDIZ, Okan ÜNSAL, Berna ÜNSAL, Kenan ÇAKICI, Ýbrahim AKDENÝZ, Binali GÜLER, Ökkeþ KARAOÐLU, Dursun TURGUT, Cemal ÇAKMAK ve Çaðdaþ CAN’dýr. Devlet, gerillalarý katletmekle kalmamýþ, cenazeleri ailelerine teslim etmeyerek tüm etik deðerleri ayaklar altýna almýþtýr. Son dönemlerde bölgede yoðunlaþan operasyonlarda devletin kolluk güçlerinin nasýl bir gözü dönmüþlük içinde olduklarýný gözlemlemek mümkündür. Ýç savaþýn yeni bir aþamasýna geçildiðini gösteren bu geliþmeler, iþbirlikçi tekelci burjuvazinin devrimden ne kadar çok korktuðunun göstergesidir. Burjuvazi saldýrýlarýný arttýrarak, toplu katliamlara giriþerek devrimin geliþimini engelleyeceðini düþünüyor. Ölümsüzleþen gerillalar, bu topraklarda devrimin ne kadar güçlü köklere sahip olduðunu gösteriyor. Onlar, devrim davasýnýn yýlmayan savaþçýlarý olduklarýný kahramanca çatýþarak gösterdiler. Aralarýnda zindandan çýktýktan sonra daðlarýn doruklarýna koþanlar var, Ölüm Orucu savaþçýlarý var. Gerillalar, mücadelenin tek bir çarpýþmadan ibaret olmadýðýný, bütün bir yaþam boyu sürmesi gerektiðini gösterdiler dosta düþmana. Devrim, onlarýn anýlarýyla boy atmaya devam edecek. MKP militanlarý ve HKO savaþçýlarý, devrim mücadelemizde sonsuza kadar yaþayacaklar. Topraða düþen bedenleri devrime hayat vermeye devam edecek. Anýlarýný Zafere Taþýyacaðýz!
18
44 Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
Yeni Evrede
Eylem
Mücadele Birliði
ÝZMÝR’DE 15-16 HAZÝRAN EYLEMÝ Çiðli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen eylemin ardýndan, 16 Haziran Perþembe günü de Hilton Oteli’nin önünde buluþtuk. Eylem alanýna giderken iþçilerin coþkusunu duyumsamamak mümkün deðildi. Alkýþlar, sloganlar herkesin dikkatini çekmiþti. Ýnsanlar bu haykýrýþlarý ve beþ yýldýzlý otelin kapýsýndaki “Bu Ýþyerinde Grev Var” pankartýný görünce çok þaþýrmýþlardý. Oysa ki kapitalist sistemde iþçiler nerede çalýþýrlarsa çalýþsýnlar-isterlerse 5 yýldýzlý otellerde- sömürülürler. Bizler alana girdiðimizde DÝK imzalý pankartýmýzý açtýk. “Zafer Savaþan Ýþçilerin Olacak” yazýsý hemen herkesin dikkatini çekti. Polis çeþitli gerekçeler yaratarak pankartýmýza müdahale etmeye çalýþtý; fakat bizler Devimci Ýþçi Komiteleri pankartýmýzý daha bir gururla yukarýya kaldýrdýk. “Yaþasýn Ýþlerin Mücadele Birliði!” baþlýklý ve DÝK’lerde örgütlenmenin gerekliliðini anlatan DÝK broþürlerimizi eylem alanýnda bulunan tüm iþçilere ulaþtýrdýk. Eylem boyunca, sýk sýk “Yaþasýn 15-16 Haziran Direniþimiz!”, “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek” ve benzeri sloganlar atýldý. Konuþma yapan sendikacýlar, “15-16 Haziran direniþinin, þuan ki eylemlerin önünü açtýðýný, eylemlerinin devam edeceðini, ayrýca basýnýn iþçilerin greve gitme nedenlerini saptýrdýðýný ve bunlarýn doðru olmadýðýný” dile getirdiler. Gimas - Hilton iþçileri de alanda yerlerini alarak, grevlerini sonuna kadar sürdüreceklerini gösterdiler. Ýþçiler, “Yaþasýn Hilton - Gimas Grevimiz!” sloganýný yumruklarýný kaldýrarak, gür bir þekilde tüm cesaretleriyle daha coþkulu haykýrdýlar. Burjuvazinin yaptýklarýnýn yanýna kalmayacaðýnýn en temel göstergesidir yaþanan iþçi ve emekçi eylemleri. Ýþçi eylemlikleri Türkiye ve Kürdistan’ý sarmýþ durumda. Artýk iþçiler baðýrýyorlar: “Bizim hakkýmýz bu deðil. Bizi sömürüyorsun…” diye. Artýk iþçiler beraberce deðiþeceðine inanýyorlar bu sömürü düzeninin. 15-16 Haziran ruhuyla hareket etme noktasýnda hemfikir artýk iþçiler… Biz DÝK’liler olarak, her yerde emek-sermaye çeliþkisinden bahsediyoruz. Bu çeliþkinin uzlaþmaz olduðunu anlatýyoruz. Ýþçiler sömürülüyorlar… Ýþçiler sömürülecekler… Ýþçiler iþsiz kalacak, ezilecek,aç kalacaklar… Taa ki devrim bilinciyle donanýp, iktidar için savaþmaya baþlayana dek… YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HER ÞEY EMEÐÝN OLACAK!
ÝZELMAN ÝÞÇÝLERÝ GREVE HAZIRLANIYOR Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’ne baðlý Ýzelman þirketinde çalýþan Genel-Ýþ üyesi iþçilerle belediye arasýnda süren Toplu Sözleþme Görüþmelerinde anlaþma saðlanamayýnca, iþçiler çeþitli eylemlerle belediyeye uyarýda bulunuyorlar. Sakal býrakma, iþ yavaþlatma ve belediye önünde yapýlan oturma eylemleriyle mücadelelerini sürdüren Ýzelman iþçileri, coþkulu ve kararlý bir þekilde greve hazýrlanýyorlar. Son olarak 17 Haziran Cuma günü akþam saat: 17:00 da Büyükþehir Belediyesi önünde toplanan iþçilere hitap eden Genel-Ýþ 1 ve 3 Nolu þube baþkanlarý belediyenin ayný iþi yapan iþçilere ayný ücreti vermediðini, iþçileri birbirine düþürmeye çalýþtýðýný bundan dolayý görüþmeden sonuç alamadýklarýný dile getirdiler. Þube baþkanlarý ayrýca bundan sonra belediyeden gelen her teklifi iþçilere ileteceklerini ve son kararý iþçilerin arasýnda yapacaklarý oylama sonucunda vereceklerini söylediler. Eylemde sýk sýk “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Ýzelman Ýþçisi Köle Deðildir”, “Sadaka Deðil Toplu Sözleþme” sloganlarý atýldý. Bizler de Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak Ýzelman iþçisinin yalnýz olmadýðýný haykýrmak için eyleme katýlarak destekte bulunduk. Eylem alanýnda daðýttýðýmýz Devrimci Ýþçi Komitelerinin broþürüne iþçiler yoðun ilgi gösterdi. Bir çok iþçi broþürleri bizden alarak kendi arkadaþlarýna kendileri daðýttý. ÝZELMAN ÝÞÇÝSÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR! YAÞASIN ÝZELMAN ÝÞÇÝLERÝNÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! ZAFER SAVAÞAN ÝZELMAN ÝÞÇÝSÝNÝN OLACAK!
DEVRÝMCÝ ÝÞÇÝ KOMÝTELERÝ/ ÝZMÝR 44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
Ýzmir Devrimci Ýþçi Komiteleri
19
Yeni Evrede
Eylem
Mücadele Birliði
ZAFER SAVAÞAN EMEKÇÝNÝN OLACAK!
Son süreçlerde iþçilere-emekçilere ve devrimcilere yönelik saldýrýlarýn artmasýna karþý tepkiler ve eylemler de artýyor. Bunlardan en sonuncusu Eðitim emekçilerinin örgütlenme hakkýna yapýlan saldýrý ve Eðitim-Sen’in kapatýlmasýyla ilgili yapýlan bölgesel mitinglerdi. Ege Bölgesi Mitingi de, 5 Haziran günü saat 17.00’da Ýzmir Bornova Cumhuriyet Meydaný’nda yapýldý. Bizler Mücadele Birliði okurlarý olarak, eðitim emekçilerinin bugüne kadar yaptýklarý her eyleme katýlarak onlara desteðimizi gösteriyorduk. Bu mitinge de emekçilere iktidar için savaþmalarý gerektiðini, iktidar sermaye sýnýfýnýn elinde kaldýðý sürece alýnan hiçbir hakkýn kalýcý olamayacaðýný, mücadeleyle kazandýðýmýz demokratik haklarýmýzý da koruyamayacaðýmýzý
ÝÞÇÝLER ÝKTÝDARA Son zamanlarda Türkiye ve Kürdistan’daki fabrikalarda isyanlar yükseliyor. Kimi özelleþtirmeye karþý greve giderken, kimisi düþük ücret nedeniyle eylemler yapýyor.. Yani iþçiler, burjuvazinin karþýsýna dikilerek hakkýný istiyor, direniyor. Kapitalizm, insanlarýn baþýnýn belasýdýr. Onlarý -özellikle iþçileri- sömürmek için her yolu deniyor. Burjuvazinin tüm çabalarýna raðmen iþçiler mücadele ediyor. Lenin’in de belirttiði gibi kapitalizm, sosyalizme gebedir. Burjuvazi yaptýðý haksýzlýklarla, sömürülerle devrimin yolunu açýyor. SEKA ile baþlayan bu hareketlenme Antep’e, Batman’a, Seydiþehir’e sýçradýðý gibi, Ýzmir’de de kendisini gösterdi. Gimas–Hilton iþçileri, grevlerini onurlu ve kararlý bir þekilde sürdürüyor. Diðer yandan belediye iþçileri de, sakal býrakma ve yavaþlatma eylemlerine baþvuruyor Çiðli Organize Sanayii’deki Gimas Fabrikasý önünde, GimasHilton iþçilerinin grevi üzerine bir basýn açýklamasý düzenlendi. Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 Haziran Çarþamba günü saat 11.30 da toplanan iþçiler, Gimas Fabrikasý önüne kadar yaklaþýk 10 dakika sloganlar eþliðinde yürüdüler. Yürüyüþ sanayi bölgesinde çalýþan diðer iþçilerin de dikkatini üzerinde topladý. Bazýlarý bizimle birlikte alkýþ tutarken, bazýlarý da yüzlerindeki þaþkýnlýðý gizleyemiyordu. Çünkü, tek yumruk olmuþ haykýrýyordu kitle: “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek!”
20
anlatabilmek için; üzerinde “Zafer Savaþan Emekçinin Olacak! Mücadele Birliði” yazan pankartýmýzla katýldýk. Emekçilerin yürüyüþ için toplanacaklarý Bornova Stadý’nýn önünde buluþtuk ve pankartýmýzý açtýk. Yürüyüþ için hazýrlanýrken bazý sendika yöneticilerinin ‘Eðitim-Sen pankartlarý ve flamalarý dýþýndaki pankartlar indirilsin’ duyurusu dikkate alýnmadý. Ve saat 16.30 sýralarýnda yürüyüþ baþladý. Yürüyüþ boyunca “Zafer Savaþan Emekçinin Olacak!”, “Ýktidar Dýþýnda Her þey Hiç bir Þeydir!”, “Emekçiler Ýktidar Ýçin Savaþalým”, “Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Anadil Hakký Engellemez”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak!”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Jibo Azadi Aþiti Þer Þer Þer”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar” sloganlarýmýzý iþçi ve emekçilere duyurmaya çalýþtýk. Saat 17.30 sularýnda miting alanýna vardýk ve orda da sloganlarýmýzý attýk. Miting saygý duruþuyla baþladý. Daha sonra sendika yöneticilerinin konuþmalarý baþladý. Konuþmalarýn ardýndan, miting müzik yayýnýyla sona erdi. Biz de biraz daha bekleyip sloganlarýmýzý attýktan sonra daðýldýk.
EMEKÇÝLER ÝKTIDAR ÝÇÝN SAVAÞALIM! ZAFER SAVAÞAN EMEKÇÝNÝN OLACAK! Ýzmir’den Bir Mücadele Birliði Okuru Bizler de, Genç Emekçiler Birliði Derneði imzalý dövizlerimizle onlarýn yanýndaydýk. “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði!” ve “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek!” sloganlarýný attýk. Kitlenin büyük bir kýsmý da sloganlara ortak oldu. Bundan sendikanýn rahatsýz olmamasý beklenemezdi. DÝSK’e baðlý Birleþik Metal-Ýþ Sendikasý’nýn görevlileri yanýmýza kadar gelerek, kendi belirledikleri sloganlarýn atýlmasýný istedi. Yani sendika, sendikacýlýðýný yaptý. Biz de proletaryanýn baðýmsýz sýnýf çizgisini temsil etmenin verdiði sorumlulukla iþçi ve emekçilere doðru bakýþý ulaþtýrmaya devam ettik. Sendika yönetimi tarafýndan okunan basýn açýklamasýnda taþeron iþçilere de deðinildi. Ve bir sonraki eylemin Hilton Otelinin önünde yapýlacaðýnýn belirtilmesinin ardýndan basýn açýklamasý son buldu. Þu bir gerçekliktir ki yaþadýðýmýz kapitalist sistemde, iþçiler istedikleri zamlarý alsalar bile sömürü altýnda olacaklardýr. Burjuvazi onlarýn emek gücünü sülük gibi emecektir. Ki zaten bu þekilde bulunduklarý yere gelmemiþler midir. Ýþçiler emekçiler, bu sorunu temelden çözecek bir hedef belirlemelidirler. Belirlemelidirler ki sömürüsüz sýnýfsýz bir toplum düzenine, yaný komünizme varýlabilsin. Ýþçiler, Emekçiler Tek Çözüm Devrimdir. Ýktidar Ýçin Mücadele Etmektir.
ZAFER SAVAÞAN ÝÞÇÝLERLE GELECEK! BÜTÜN ÝKTÝDAR EMEÐÝN OLACAK!
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
GEB-DER/Ýzmir
Yeni Evrede
Ýþçi Eylemleri
Mücadele Birliði
HER YERDE EYLEM HER YERDE ÝNSANCA BÝR YAÞAM ÝSTEÐÝ
A
nadilde eðitim istediði için kapatýlan Eðitim-sen’in üyelerine yönelik saldýrýlar durmuyor. Irkçý gerici kadrolaþma giriþiminde bulunan devlet demokratik sendikal faaliyetleri yürüten eðitim emekçilerinin bazýlarýný daha öncede çeþitli cezalara çarptýrmýþtý. Bunun son örneðinde ise Baðcýlar Cumhuriyet Ýlk Öðretim Okulu öðretmenlerinden Eðitim-Sen üyesi Saniye AKYILDIZ Esenler’e sürgün edildi.Baðcýlar Ýlçe MEB’in önünde yapýlan basýn açýklamasýnda konuþan Bakýrköy Eðitim Sen Baþkaný Nihat DEDE; “okul müdürü Engin GÖKYILDIZ, üyemizi odasýna çaðýrarak ‘okulu düzeltmeye geldim, buranýn huzurunu bozuyorsun, dikkatli ol! Ayaklarýný kýrarým’ diyerek üyemizi tehdit etmiþtir. Ayrýca yasal hakký olan sevk isteðini de vermemiþtir. Sonrasýnda ise soruþturmaya uðramýþ ve önce maaþý kesilmiþ sonra da Esenler ilçesine sürülmüþtür” dedi. “Saldýrýlarýn yoðunlaþtýðý þu dönemde bu gibi uygulamalarýn takipçisi olacaðýz” dendikten sonra basýn açýklamasý sloganlarla son buldu. Ýþçi Kenti Kocaeli’de Ýþçi Eylemleri Yükseliyor Ýlk ses Baysan iþçilerinin sesiydi.Kocaeli Baysan Trafo Radyatörleri Fabrikasý’nda iþçiler anayasal haklarý olan sendikaya üye olduklarý için iþten atýldýlar. Birleþik Metal-Ýþ Sendikasýnda örgütlenen iþçiler iþten atýlmalara karþý basýn açýklamasý yaptýlar. AD Demirel iþçilerinin ve bazý sendikalarýnda destek verdiði eyleme 100 kiþi katýldý. Önce, söz alan sendika baþkaný Ahmet Dursun konuþmasýnda Baysan patronunun anayasayý açýkça çiðnediðini söyledi. Daha sonra söz alan sendika yöneticilerinden, Özkan Atar ise “nasýl
lastik iþçileri direnerek aldýysa, nasýl Trakya iþçileri direnerek aldýysa, Baysan iþçileri de ayný þekilde kazanacaktýr” dedi. Eylem daha sonra atýlan sloganlar ve alkýþlarla son buldu. Ýkinci ses ise (12 Haziran 2005 itibari ile) 73 gündür Filtresan Otomotiv patronunun kulaklarýný saðýr ediyor. Öfke Seli Olup Aktý Seydiþehir Ýþçileri Seydiþehir’de Eti Alüminyum fabrikasýnýn özelleþtirilmesine karþý iþçiler öfke seli halinde Ankara’ya aktýlar. Eþleriyle, çocuklarýyla Abdi Ýpekçi Parký’ný dolduran onbinlere, bazý sendikalarýn Ankara temsilcilikleri, fabrikada çalýþan taþoren iþçiler, yoðun þekilde katýlan TÜPRAÞ iþçileri, kamu emekçileri, Ýskendurun, Çankýrý, Karabük’ten çelik iþçileri ve maden iþçileri destek verdi. “Özelleþtirmeye Hayýr, Seydiþehir Vatandýr Vatan Satýlmaz” pankartlarýný açan iþçiler,
bir mücadele veremezsiniz diyorlardý” buna ne diyorsunuz dediði zaman iþçiler öfkeli bir þekilde yuhalayarak cevap verdiler. Oðuz, Baþbakana seslenerek, “Amerika’ya gidenlerin uykusunu kaçýracaðýz” dedi. Çelik-iþ Baþkaný Feridun Tankut kürsüde “mücadele biber gazýyla copla önlenemiyor” diye konuþmaya baþladýðýnda iþçiler” biz gaz yerken sen neredeydin?Seydiþehir Karabük olmayacak” diye yanýt verdiler. Tankut; Ýsdemir, Erdemir, TÜPRAÞ ve Telekom’la birleþeceklerini söyledi. Hak-iþ Genel Baþkaný Salim Uslu’da iþçilerin protestosu nedeni ile uzun süre konuþamadý. Bunun üzerine söz alan Muharrem Oðuz, iþçileri yatýþtýrmaya çalýþtý. Daha sonra sloganlar arasýnda konuþan Uslu, özelleþtirmeleri eleþtirdi. “Her Yer Eti, Her Yer Direniþ, Eti Vatandýr Satýlamaz, Aþ Ekmek Vatan, AKP’dir Satan, Þalter Ýnecek Bu Ýþ Bitecek” sloganlarýnýn atýldýðý eylemde baretler sallanarak hükümet istifaya çaðýrýlarak, eylem son buldu.
Tibet Ýþçisi Direniyor 73 gün (14 06 2005 itibari ile ) önce Tibet þirketler grubunda sendikalý olduklarý için iþten atýlan 25 Tibet iþçisi, direniþe, fabrika yanýna astýklarý pankart ve karþýsýna kurduklarý baraka çadýrlar ile devam ediyorlar. Sendikalý olduklarý için 10 iþçide Gebze deki fabrikaya gönderilmiþ. Tek Gýda Ýþ, Koop Ýþ, Petrol Ýþ’te örgütlü iþçiler, ortak eylemlerine 73 gündür kurduklarý barakada devam ediyorlar. Petrol Ýþ Kurtköy temsilcisi; Karabey “Özelleþtirmeye karþý ölmek var dönmek Diktaþ ile yaptýðýmýz sohbette yok, Alüminyum demir ulus deðer, bu yolda Diktaþ; “ hiçbir siyasi parti, sendika ve ölmeye deðer, Kulube yapamayan fabrika sakitle örgütleri bizi ziyaret etmiyor bizim moral tamaz” dövizleri taþýdýlar. Ýþçi tulumlarý, kask- ve maddi, manevi ihtiyaçlarýmýz var. Özelleþlarý gözlükleri ile alaný dolduran emekçiler tirme ve iþten atmalarla ülke satýlýyor, bir an dostunu düþmanýný, iyi biliyor, tanýyorlar. Buönce iþçi ve emekçi örgütlerinin birleþmesi ve nu miting sýrasýnda yapýlan konuþmücadeleyi yükseltmesi gerekiyor. Burjuvazi malarda gördük. yeni oyunlarýn peþinde, Tibet Fabrikasýnýn patronu 10 üyemizi Gebze’deki fabrakaya gönderip burada ki bölümü kapattý. BizTuzla T ersanes de oraya gönderilen üyelerimize oi rada ev tuttuk. Burada ise direniþ yapmanýn yanýsýra hukuksal olarak dava açtýk. Uzmanlarý teftiþ için çaðýrdýk ama henüz gelmediler. Mahke-
Seydiþehir
TelekomÝþçileri
Çelik-iþ Seydiþehir Þube Baþkaný Muharrem Oðuz’un “bize siz mücadele edemezsiniz diyorlardý, üç beþ çapulcusunuz, örgütlü
44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005
21
Yeni Evrede
Ýþçi Eylemleri menin üçüncü duruþmasý Kartal Adliyesinde 18 Temmuzda görülecek. Tibet patronu yasalarý resmen çiðniyor. Bu da patron devlet iliþkisinin nasýl iç içe geçtiðini gösteriyor” dedi. Tibet iþçileri de mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini söylediler. Daha önce Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde direniþte olan iþçilerle dayanýþmak için bir tiyatro etkinliði düzenlendi. 300 kiþinin katýldýðý etkinlikten maddi anlamda istenilen yardým elde edilemedi. Ýþçiler þimdi seslerinin duyulmasýný bekliyorlar…. “Tüpraþ Geleceðimizdir Satýlamaz’” Özelleþtirme saldýrýlarýnýn yoðun olduðu dönemimizde dünyanýn 5.büyük rafinerisi konumunda olan Tüpraþ da bu saldýrýlardan nasibini fazlasýyla alýyor. Tüpraþ’ý 19 yýldýr özelleþtirmeye çalýþýlan hükümetlerin þimdiki adý ise AKP. Kamuya ait hissenin %51’i blok blok peþkeþ çekilmeye çalýþýlýyor. Yabancý tekellerden SHELL, Ýtalyan ENI, yerli tekellerden Zorlu Grubu, POAÞ, OYAK, OPET, birbirleri ile yarýþýyorlar. (Ýçlerinde dikkat çekici bir tekel ise OYAK; Ordunun þirketi olan OYAK, bu fabrikayý kendi tekeline almak için can atýyor.) Petrol-Ýþ Sendikasý yöneticilerinden Ayfer Eðilmez ile yaptýðýmýz sohbette konuya iliþkin açýklamalarda bulundu. Eðilmez “Türk metal-iþ, Haber-iþ,ile birlikte bir kampanya baþlattýk. Standlar açýp bildiri daðýtýyoruz. Kesinlikle Tüpraþ’ý sattýrmayacaðýz. Çünkü Tüpraþ’ý yabancý sermayeye peþkeþ çekmek istiyorlar. Tüpraþ’ý almak isteyenler savaþ tüccarlarý, bölgede rant kurmak isteyenler, insanlýðýn sömürücüleridir. Halkýmýza hiçbir faydasý yoktur. Bu yüzden Kocaeli, Kýrýkkale ve Aliaða’da iþçi toplantýlarý düzenleyeceðiz. Billboardlara ‘Tüpraþ Geleceðimizdir Satýlamaz’ afiþlerimizi astýk. Söylediðim gibi, Tüpraþ’ý kesinlikle sattýrmayacaðýz” dedi. Ýhale 1-29 Temmuz’da gerçekleþecek. Tüpraþ’ýn %65.76’lýk bölümünün özelleþtirilmesi için geçen yýlýn Ocak ayýnda yapýlan ihaleyi, Türk tekellerden Zorlu Grubu 1 milyar 302 milyon dolara satýn almýþ, ancak açýlan dava sonucu bu karar Danýþtay tarafýndan bozulmuþtu. Telekom Çalýþanlarý Da Meydanlarda 2004 yýlýnda 2.1 katrilyon kar eden ve kurumlar vergisinde ilk sýrada bulunan, 3 milyar dolarlýk menkul ve gayrimenkulüyle ve dünyanýn 13. Türkiye’nin 1. haberleþme þebekesine sahip dev bir kuruluþ Telekom. Ýþçisiyle memuruyla tam 57 bin insanýn iþ ve ekmek kapýsý. Ýþte Telekom’u özelleþtirme ve taþeronlaþtýrma kýskacýna alýp yok etmek isteyenler böylesi bir varlýðý yok etmek istiyorlar. Telekom’u tasfiye etmek isteyenler, taþeronlaþtýrma ile saldýrýlarýna baþladý. Ülke genelinde
22
Mücadele Birliði Düzce, Antalya, Muðla, Kastamonu, Tekirdað illerindeki Telekom müdürlüklerinin þebeke hizmetlerinin tamamý, Ýstanbul’da ise Büyükçekmece ve Gaziosmanpaþa ile Pendik ilçelerindeki Telekom müdürlüklerinin tüm þebeke hizmetleri 1 Temmuz’dan itibaren taþerona devrediliyor. Telekom çalýþanlarý ise Hükümet kararý geri çekene kadar mücadeleyi sürdürmede kararlý. 23 Haziran ve 1 Temmuz’da ülke genelinde iþ býrakacak olan Telekom memur ve iþçileri, öncesinde Gayrettepe, Büyükçekmece’de yaptýklarý eylemin sonuncusu olarak Gaziosmanpaþa’da basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. 300 kiþinin katýldýðý eyleme Mücadele Birliði ve Devrimci Ýþçi Komiteleri de sloganlarýyla katýldýlar. T.Haber-sen, Habersen, Haber-iþ, Birlik Haber-sen üyeleri 16 Haziran saat 12:30’da GOP meydanýnda toplandý. Okunan ortak basýn açýklamasýn da “Telekom iþçilerinin mücadele bayraðý, Seydiþehir’deki ETÝ Alüminyum iþçilerinin mücadele bayraðýyla, Eðerli’deki demir çelik iþçilerinin, TÜPRAÞ iþçilerinin mücadele bayraðýyla birlikte dalgalanýyor. Özeleþtirmeye karþý, taþeronlaþtýrmaya karþý, IMF ve iþbirlikçilerine karþý, yükselen bu sesler, mücadelemizin birleþerek ilerleyeceðinin en somut iþaretidir” dendi. Okunan basýn açýklamasýnýn ardýndan sloganlarla eylem sona erdi. Tersane Ýþçileri Öfke Kusuyor Tuzla Tersanesi’nde gün geçmiyor ki yeni bir iþçinin ölüm haberi gelmesin. Torgem Tersaneleri’nde yapýlan kaynak sýrasýnda LPG
gazý sýkýþmasý sonucu Ekrem Bektaþ isimli iþçi ölmüþ, bir iþçi kaybolmuþ, üç iþçide yaralanmýþtýr. Yaþanan bu iþçi cinayetine iþçiler, DÝSK Limter-Ýþ’in çaðrýsý ile 16 Haziran sabah 07:30’da Selah Tersanesi önündeki göbeði kapatarak, insan zinciri oluþturarak karþýlýk verdiler. Tuzla Tersane Ýþçileri Komiteleri’nin de öncülük ettiði eylemde 25 öncü iþçi, iþlerine giden iþçileri yoldan çevirerek durumu anlattýlar. Bunun üzerine iþçiler “bir günlük yevmiyemde yansýn, bir þey yapmýþ oluruz” diyerek eyleme katýldýlar. Sabah 7:30’da yapýlan basýn açýklamasýnýn ardýndan trafiði kapatarak yürüyüþe geçen iþçilerin sayýsý saat 10:00’u geçtikten sonra 3000’e ulaþmýþtý. Torgem Tersaneleri’nin önüne siyah çelenk býrakan öfkeli iþçileri panzerleriyle gelen çevik kuvvet polisleri bile durduramadý. “Tersanede ölmek istemiyoruz, Ýnsanca yaþamak istiyoruz, Tersanede ölmek kader deðildir, Katil GÝSBÝR(Gemi Ýnþa Sanayicileri Birliði) Katil GÝSAÞ” þeklinde sloganlar atan iþçilerden Þaban Kavakbaþý “3 yýldýr burada çalýþýyorum. Her an varsýn, her an yoksun, bugün Ekrem öldü yarýn biz ölebiliriz. Bu yüzden eylem yapýyoruz. Daha büyük eylemler yapmalýyýz” dedi. Torgem Tersanesi önünde iþçiler taleplerinde “insanca çalýþma koþullarý, taþerona son verilmesi, iþ güvenliðinin saðlanmasý, sigorta ve örgütlenme hakký ile örgütlülüklerinin tersane patronlarý tarafýndan tanýnmasýný” istediler. Öfkeli iþçiler yeni eylemler örgütlemek ve mücadelelerini yükseltmek için eylemi sona erdirerek alandan ayrýldýlar.
KAPÝTALÝZM ÖLDÜRMEYE DEVAM EDÝYOR Kapitalizm için insan hayatýnýn hiçbir önemi yoktur. Daha fazla kar yapmak uðruna insan hayatýný riske atmaktan çekinmez. Maden Ocaklarý da bu ihmalin sýkça yaþandýðý yerlerdendir. Maden iþçilerinin yaþamlarýnýn hiçbir güvencesi yok! Ýþte bunun son örneðini de, 17 Haziran tarihinde yaþadýk. Zonguldak Maden Ocaðýnýn Kilimli Ýþletmesi Kömür Ocaðýnda göçük meydana geldi. Bu göçükte Erol Gökbayrak, Erkan Çengel, Mehmet Çoban, Baki Veren, Ýsmail Yavaþçý ve Durmuþ Dereli adlý iþçiler kapitalizm tarafýndan katledilmiþlerdir. Kapitalizmi ortadan kaldýrmadýðýmýz sürece bu katliamlar da devam edecektir. 44. Sayý / 22 Haziran-6 Temmuz 2005