Sanayi devrimi, her yerde, geleneksel iliþkiler, dönüþüme uðratarak tarihi hýzlandýrýcý bir etki yapar. Kapitalizmin geliþimi, hangi þekilde olursa olsun, sonunda büyük sanayinin egemenliðiyle biter. Uluslar, büyük sanayinin getirdiði rekabetin tehdidi altýnda yok olmamak için sanayileþmeye zorlanýrlar. Büyük sanayinin geliþtiði her yerde de büyük bir ekonomik yýkým yaþanýr. Eski sýnýflar bu yýkýmýn altýnda kalýrlar. Fakat büyük sanayi yýktýðýndan daha fazlasýný yerine koyar. Ekonomik ve toplumsal iliþkilerde büyük bir deðiþim ve ilerleme saðlanýr. Kapitalizmde deðiþim süreklidir. Feodal toplum durumunu koruyarak, apitalist üretimin iki yönü baþka bir þey deðildir. varlýðýný sürdürebilirdi; kapitalist topGeliþen büyük sanayi geleneksel vardýr: Yýkýcý olan ve devlum ise sürekli deðiþime uðrayarak rimci olan. Kapitalizm ta- iliþkiler üzerinde devrimcileþtirici bir varlýðýný sürdürebilir. Dönüþe dönüþe, rol oynadý. Çünkü büyük sanayinin rafýndan sürekli mahvedilen küçüksonunda kendi yadsýnmasýna doðru teknik temeli devrimcidir. Geleneksel mülk sahipleri, durumlarý gereði yalhýzla ilerler. Bu süreçte üretimin topnýzca yýkýcý yaný görürler. Politik tem- ekonomik iliþkilerin dönüþtürülmesiylumsallaþtýrýlmasýný hýzlandýran her silcileri de, kapitalist topluma baktýk- le baþlayan süreç, küçük kapitalistlere geliþme tarihte devrimci rol oynar. ve tüm tekel-dýþý ekonomik iliþkilere larýnda, ortalýkta yalnýzca sefalet göTekellerin böyle bir misyonu vardý. kadar geldi. Üretim araçlarý ile emekrürler. Bunun yaný sýra geliþip, güçÇünkü tekeller, toplumsal üretimi ileri lenmekte olan devrimci bir yön oldu- gücünün toplumsal yoðunlaþmasý, noktaya götürürler. Kapitalist toplumsermaye birikiminin tarihi eðilimidir. ðunu göremezler. Ýnsanlýðý özgür bir da etkin bir iþlevi olan borsalarýn da Tekeller ve devlet-tekel bütünleþmesi, geleceðe götürecek olan da iþte bu böyle bir tarihsel devrimci etkisi var. bu eðilimin bugün vardýðý noktayý andevrimci yöndür. Küçük kapitalistlerin büyük kapitaKapitalist üretimin geliþimi ve e- latýyor. Sermayenin merkezileþmesi listler tarafýndan yutulmasýný saðlayagemenliðiyle birlikte, geleneksel üre- yalnýzca tek tek ülkelerle sýnýrlý olmarak üretim araçlarýnýn toplumsallaþyýp, dünya çapýnda gerçekleþmiþtir. tim çöktü ve ortadan kalktý: Ancak, masýný hýzlandýrýrlar. Büyük sanayi, geleneksel üretim kalýntý olarak da ol- Tekellerin uluslararasý birleþmeleri ve bankalar, borsalar toplumda yýkým geetki alanlarý her gün yeni boyutlar kasa, kapitalist biçim içinde varlýðýný tiriyor diye, küçük burjuvalar gibi osürdürür. Çünkü “saf” kapitalizm yok- zanýyor. Tüm bu birleþmeler aslýnda, turup sýzlanamayýz; bizim parolamýz tur. Eski, bir süre daha yeninin içinde toplumsal üretimin hangi boyutlara geriye deðil, ileriye doðrudur: Tröstkendini muhafaza eder. Geleneksel ü- vardýðý hakkýnda bize kesin ölçütler leri vb. aþarak demokratik halk iktidaveriyor. Küçük üreticinin mülksüzleþretim yapan üreticiler ortadan kalksa rýna, oradan sosyalizme. da, kapitalizm kendisine baðýmlý yeni mesiyle baþlayan bu serüvenin sonunBatý ile sýký iliþkileri olan ve bu ida nereye varacaðýný Marx, Kapital’in küçük-burjuva tipi yaratýr. Ne var ki, liþkilerden etkilenen Türkiye de, gesermayenin merkezileþmesiyle birlik- 1. cildinin sonunda özetliyor: “Ama cikmeli de olsa kapitalizmin egemenkapitalist üretim, bir doða yasasýnýn te onlarý da tasfiye eder. Küçük mülliði altýna girmiþtir. Kapitalizmin ve kaçýnýlmaz zorunluluðu ile kendi yadkiyetin yok edilmesi kapitalizmin esanayinin geliþimi Batý’dan farklý bir sýnmasýný doðurur.” Kendi yadsýnmagemenliði boyunca devam eder. seyir izlemiþtir. Eski iliþkilerin dönüsýný doðurdu ve doðurmaktadýr. KapiMarx’ýn belirlediði gibi, kapitalist üþümü devrimci tarzda olmadýðý için, talizm pratikte toplumsal üretim biçiretim biçimi “son kertede, bütün bidönüþüm süreci çok daha sancýlý olmine dayanmaktadýr. Bu toplumsal üreylerin üretim araçlarýndan yoksun muþtur. Fakat sonuçta kapitalizmin ve retim, toplumsal mülkiyete dönüþebýrakýlmasýný kendisine amaç edinbüyük sanayinin egemenliði saðlancektir; ya da, ancak toplumsal (ortakmiþtir.” (Kapital Cilt II. 388 sf.) Bu mýþtýr. Bu egemenlik, her yerde oldunedenle, küçük-burjuvazinin gözünde laþa) mülkiyete dönüþebilir. Ve dönüþðu gibi, bizde de beraberinde tam bir mektedir. kapitalizm yýkým içinde yýkýmdan yýkým getirdi. Küçük mülkiyetin yýký-
BURJUVAZÝ DEVRÝMÝ HIZLANDIRIYOR! K
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
3
mý, mülksüzleþme, iflaslar ve göçüp giden sýnýflarýn acý anýlarý tarihe geçti. Sanat literatürü ve politik literatür, eskinin aðýtlarýyla doludur. Sosyalist sanatçýlar, özellikle de roman yazarlarý ve þairler, eski toplumun “hüzünlü” yýkýmýna geniþ yer verdiler. Onlar, eski toplumun yýkýmýnýn kaçýnýlmaz olduðunu bilmelerine raðmen, duygu olarak bunu hiçbir zaman kabullenemediler. M. Kagan, Estetik ve Sanat’ta, Gorki’nin bu durumla ilgili görüþlerini aktarmýþtýr. Gorki, sanatçýlarýn, eski yaþam biçiminin yerini, yeni yaþam biçiminin alacaðýný ve eski toplumun çözüleceðini, bunun yasallýðýný ve doðruluðunu bilseler bile, coþkusal olarak hala eskiye baðlý kalýp, geleceðin güzelliðini duyamadýklarýný, belirtmektedir. Gorki’nin belirttiði, sanatçýnýn çeliþkisidir. Aristoteles, çok önceden sanatýn gerçek iþlevini ortaya koyar: Aristoteles’e göre sanat, insanlara neyin olduðunu deðil, neyin olabileceðini haber vermelidir; ve eðer sanat, gerçek olaylar’dan haber veriyor ise, bunlarý olmasý mümkünmüþ ya da zorunluymuþ gibi vermelidir. Geleceðin güzelliði bu þekilde duyumsanabilir. Gorki’nin belirttiði çeliþkiyi, bizdeki sosyalist sanatçýlar deðil, genel olarak sosyalist hareket de yaþýyor. Küçük burjuva sosyalist hareket, eski toplumun kaçýnýlmaz çöküþünü kabul etmekle birlikte, yine de bunun karþýsýnda büyük öfke duymuþ ve burjuvaziye sert eleþtiriler yöneltmiþtir. Bugün halen, sermayenin halk kitlelerini yýkýma sürüklemesine derin bir öfke duyuyor ve tepki gösteriyor. Ortalama sol basýna bakýldýðýnda, bu açýkça görülür. Her gün, iþbirlikçi tekellerin ya da emperyalist tekellerin kaç küçük üreticiyi mülksüzleþtirdiði, kaç dükkancýnýn iflas ettiði vb. vb. haberleri ve buna duyulan kýzgýnlýk dile getiriliyor: Oysa bu, ekonomik bir zorunluluktur. Kapitalizm sürekli bir dönüþüm içindedir ve bu dönüþüm sýrasýnda eski iliþkiler ile küçük mülkiyet yý-
4
kýma uðrar. Biz halk kitlelerin mülksüzleþmesini istemeyiz; ancak bunun karþýsýnda gözyaþý da dökmeyiz. Oportünist ve reformist hareket ise, hüzün, gözyaþý ve öfke içinde. Yapmamýz gereken geçmiþe aðlamak deðil; kapitalist ekonominin zorunlu ve kaçýnýlmaz yasalarýný anlatmak ve yine bu ekonomik biçimin, kaçýnýlmaz olarak daha yüksek bir ekonomik biçime dönüþeceðini ve bunun koþullarýnýn olduðunu açýklamaktýr. Ortalama sol hareket bu konuda, toplumun ortalama bilincini, “gündelik bilinç”i aþamýyor. Ortalama sol hareket, kendi içinde gerici bir yön taþýyor ve bu yönünü bir türlü yenemiyor. Sermayenin daha az elde toplanmasýyla, büyük halk kitlelerinin mülksüzleþmesi ve proleterleþme süreci derinleþiyor. Ama artýk bu süreç proleter olmayla sonuçlanmýyor. Sonuçta ne küçük burjuva olan ne de proleter olan; hiçbir sýnýfa ait olmayan insanlarýn sayýsý çýð gibi büyüyor. Özelleþtirmeler, sermaye birleþmeleri vb. yollarla yapýlan saldýrýlar sonucunda kitlesel iþten çýkarmalar katlandý. Ýþsizlerin çoðunluðu toplumsal üretime dönmedikleri için lümpen-proletaryanýn sayýsýnda çok büyük artýþ var. Çalýþan iþçi kitlelerin ise ücretleri düþürülüyor, ekonomik haklarý gasp ediliyor, çalýþma koþullarý aðýrlaþtýrýlýyor ve iþsiz kalmakla tehdit ediliyor; hiçbirisinin yarýn ne olacaðý belli deðil. Halk kitleleri her yönden büyük bir baský altýnda, saldýrýya uðruyor ve sefalet içinde yaþýyor. Bütün bu süreç kapitalizmin iç çeliþkilerini derinleþtiriyor. Emek-sermaye çeliþkisi keskinlik kazanýyor. Bu temele baðlý olarak sýnýf savaþý yoðunlaþýyor ve þiddetleniyor. Bütün þartlar, bütün sorunlar ve sorunlarýn çözümü bir devrimi, kaçýnýlmaz bir devrimi dayatýyor. Burjuvazi, kendi iradesi dýþýnda devrimi hýzlandýrýyor. Devrim her gün biraz daha güçlenerek hedefine doðru ilerliyor. C.DAÐLI 36. Sayý / 2-16 Mart 2005
Sermayenin daha az elde toplanmasýyla, büyük halk kitlelerinin mülksüzleþmesi ve proleterleþme süreci derinleþiyor. Ama artýk bu süreç proleter olmayla sonuçlanmýyor. Sonuçta ne küçük burjuva olan ne de proleter olan; hiçbir sýnýfa ait olmayan insanlarýn sayýsý çýð gibi büyüyor. Özelleþtirmeler, sermaye birleþmeleri vb. yollarla yapýlan saldýrýlar sonucunda kitlesel iþten çýkarmalar katlandý. Ýþsizlerin çoðunluðu toplumsal üretime dönmedikleri için lümpenproletaryanýn sayýsýnda çok büyük artýþ var. Çalýþan iþçi kitlelerin ise ücretleri düþürülüyor, ekonomik haklarý gasp ediliyor, çalýþma koþullarý aðýrlaþtýrýlýyor ve iþsiz kalmakla tehdit ediliyor; hiçbirisinin yarýn ne olacaðý belli deðil. Halk kitleleri her yönden büyük bir baský altýnda, saldýrýya uðruyor ve sefalet içinde yaþýyor.
“Sýnýf Savaþýmýnýn Seyri
SOSYALÝZM YÖNÜNDEDÝR”
S
adece Türkiye ve K.Kürdistan’da deðil, dünyada yoksul ve emekçi halklar ayaða kalktý. Kapitalist sistemin varlýðý, baþlý baþýna bir nedendir ayaklanmak için. “Bu sistem, 200 yýldýr var, niye þimdi her köþede ayaklanmalar meydana geliyor” sorusu ile yeni evreye ulaþýrýz. Yeni Evre, emperyalist-kapitalist sistemin, sýçramalý çöküþ sürecidir. Sömürü sisteminin varlýðý daim deðildir. Üretimin toplumsallýðý, bölüþümün de toplumsallýðýný zorunlu kýlmaktadýr. Bu, nesnel bir zorunluluktur. Sosyalist sistemi getirecek olan ise öznel gücün harekete geçmesidir. Bu güç, proletaryanýn ellerindedir. Devrimi sonuna kadar götürecek tek devrimci sýnýf proletaryadýr. Disiplinli, örgütlü, sonuna kadar tutarlý oluþu sayesinde toplumun diðer ezilen, sömürülen kesimini de harekete geçirmeyi baþaracak tek devrimci güç. Yeni toplumun oluþturulmasý, insanlýðýn kurtuluþunun gerçekleþmesi, proletaryanýn mücadelesine baðlýdýr. Burjuvazi egemenliðini dünya geneline yaydýðýnda, karþýtý da (proletarya), dünya geneline yayýlmýþ oldu; burjuvazi, karþýtý olmadan varolamaz. Burjuvazi ve proletarya arasýndaki savaþ, artýk dünya geneline yayýlan bir savaþtýr: Küresel iç savaþ. Bu savaþý burjuvazi 90’lý yýllarda baþlattý. Girdiði ekonomik krizi aþmanýn yolu, daha fazla sömürüdür. Sermaye hep
daha fazla egemenlik ister. Bunun sonucu, dünya nüfusunun yarýsý açlýkla karþý karþýya. Sýnýflararasý uçurum günden güne artmakta. Dünya gelirinin %11,3’ünü dünya nüfusunun yarýsý alýrken, 60 milyonluk en yüksek gelir grubu da %10’u alýyor. Yani 3 milyar kiþinin toplam geliri, 60 milyonun geliriyle ayný. Üretimin artmýþ olmasý, toplumun tüm kesiminin de gelirinin artmasý anlamýna gelmiyor. Ýstatistik olarak söyleyecek olursak, son 50 yýlda üretim 5 kat artmýþ olmasýna raðmen, mutlak yoksulluk iki katýna çýkmýþ bulunuyor. 1 milyarlýk en yoksul kesim, günde 1 dolarýn altýnda bir gelirle geçinmesinin sonucu olarak, kronik açlýk çekiyor günümüzde. 3 milyar insaný da günde 2 dolarýn altýnda bir gelirle çok farklý bir son beklemiyor. Bu durum, ilelebet süremez. Ýnsanlýk varlýk yokluk arasýnda seçim yapmak durumuyla karþý karþýya. Ya yaþamdan kovulmamak için mücadeleye atýlacak, ya yok olacak. Yaþamdan kovulmak istenenler, seçimlerinin burjuvaziyle mücadele olduðunu gösterdiler. Emekçi halklarýn anti-emperyalist, anti-kapitalist eylemlilikleri, 90’lý yýllarýn sonlarýndan itibaren baþladý. Burjuvazi bu gidiþin kendi sonu demek olduðunu gördü. Ve proletarya ve emekçi halklara karþý baþlattýðý savaþý daha da yaygýnlaþtýrdý. Þimdi mücadeleyle kazanýlmýþ haklarý bir bir geri almaya çalýþmaktadýr. 90’larda toplu iþten çýkarmalarla baþlayan süreç, sosyal haklara saldýrýlarla devam ediyor. Almanya’da iþsiz sayýsý 7-8 milyon dolayýnda ve her geçen gün artýyor. Ülkenin baþkaný da açýklama yapýyor, “artýk bu ülkede tembellik hakký yoktur” diyerek. Haftalýk çalýþma süresini 40-42 saate çýkarýlmasý, 1 saat ücretsiz çalýþma, izin haklarýnýn kýsýtlanmasý, iþsizlerin oturduklarý evlerden çýkarýlýp, “daha makul” bir eve taþýnmasý gibi maddeler içeren yasalar (Hartz I, II, III ve IV) çýkarýlýyor, Çalýþma Bakaný’nýn “çalýþmak istemeyen karakoyunlarý tespit edip, yaptýrýmlar uygulayacaðýz” sözleri eþliðinde. Sermaye sahiplerine bunlar da yeterli gelmiyor olacak ki, saðlýk ve emeklilik sigortalarý özelleþtiriliyor, üniversiteler paralý hale getiriliyor, kütüphaneler, kreþler, okullar kapatýlýyor. Emekçi kesim, yaþamýn bu alanlarýndan da kovuluyor. Fransa’da da haftada 35 saatlik çalýþma süresi yükseltiliyor, saðlýk alanýnda özelleþtirmelere gidiliyor. Balkanende hükümeti, Hollanda’da sosyal haklarýn kýsýtlanmasý, hatta baþarabilirlerse, yok edilmesi için uðraþýyor. Finlandiya’da sermaye temsilcileri, hükümetten iþ yasalarýnýn grev hakkýný tanýmlayan
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
5
maddesinin yeniden düzenlenerek grev yapma hakkýnýn katý kurallara baðlanmasýný ve yasadýþý grev yapan iþçilere para cezasý verilmesini istiyor. Emperyalist ülkelerde göçmen iþçilerin zaten sýnýrlý olan haklarýn da ellerinden alýnýp, daha fazla iþsizlik ve yoksullukla karþý karþýya býrakýlýyorlar. Tüm ülkelerde iþletmelerin sigorta ve prim paylarý düþürülerek iþçininki yükseltiliyor. Ýngiltere’de 500 bin kiþi barýnma sorunuyla karþý karþýya. ABD’de 30 milyon, yani her 10 kiþiden biri barýnacak yer bile bulamýyor. Ýþsizlik çýð gibi büyüyor. Emeklilik hakký gasp ediliyor, saðlýk özelleþtiriliyor. Sermaye hiçbir sýnýrýn olmadýðý azgýnca saldýrýlarýna her geçen gün bir yenisini ekleyerek devam ediyor. Bu durum, yoksul ve emekçi halklarýn dünyanýn her yerinde harekete geçmesine neden oluyor. Proletarya kazanýlmýþ haklarýný savaþmadan býrakmaz hiçbir zaman. Baðýmlý ülkelerdeki emekçi sýnýflara yönelik saldýrýlar daha da þiddetli olduðundan toplumsal alt üst oluþ daha olanaklý hale geliyor. Çeliþkilerin en yoðun yaþandýðý yerlerde devrimin önü açýktýr. Türkiye ve K.Kürdistan’daki geliþen iþçi eylemlilikleri “ne duru gökte çakan bir þimþek”tir ne de birilerinin kýþkýrtmasý sonucudur. Eylemlilikler daha da yaygýnlaþarak devam edecektir. Sendikalarýn kapatýlmasýyla, özelleþtirilmelerle, genel saðlýk sigortasýyla, emeklilik yasasýyla iþyerlerinin kapatýlmasýyla, tarým yasalarýyla, iþbirlikçi tekelci burjuvazi, iþçi sýnýfýna ve emekçi halklara karþý saldýrýya geçmiþtir. 30 yýlý aþkýndýr var olan iç savaþ, son alýnan kararlar ve çýkartýlan yasalarla daha da yaygýnlaþtýrýlmýþ ve pervasýzlaþmýþtýr. Kürt halkýna, iþçi sýnýfýna, devrimci tutsaklara saldýrýlar, yýldýrma ve yok etme amaçlýdýr. 30 yýlý aþkýndýr burjuvazi, yanýna emperyalizmin desteðini de almýþ olmasýna raðmen, mücadeleyi ezememiþtir. Bu, devrimin gücünü, güçlü temellerini göstermektedir. Sermaye egemen olmak istiyor ama baþarýlý olamýyor. Çünkü tarihin ilerleyiþini hiçbir güç durduramaz. Nesnelliðin gücü acýmasýzdýr! Sermaye sýnýfýnýn sözcüsünün söylemlerinde toplumun tüm kesimlerini karþýsýna aldýðýný görmek mümkün. Baþbakan, asgari ücret müjdesini verirken açýklýyor: “beþ kiþilik bir aile, üç öðün simitin yanýnda çay içebilecek, hatta birikim de yapabilecek” ve rakam geliyor ardýndan, 350 milyon. Açlýk sýnýrý ise 650 milyon (650 ytl). Dalga geçiyor yoksullarla. Karþýsýna aldýðý 25 milyon çalýþan ve bunlarýn 2,5 milyonu 5-14 yaþlarý arasýnda çocuk. Bu tür söylemler Erdoðan için ilk deðil, son da olmadý. Çiftçilere “bu millet yatýp kalkýp sizin için mi çalýþacak” dediðini duymamýþ mýydýk. Oysa ki “bu millet” dediði, yýllardýr burjuvazi için çalýþýyor. Burjuvazi, onlarýn alýnteri ve hatta kanlarýyla besleniyor burjuvazi… SEKA iþçilerinin iþyeri iþgaline dönüþtürdükleri eylemleri için, “kimse ömür boyu çalýþamaz” diye buyuruyor. Emeklilik yaþýný 60-65’e çýkartan yasaya imza atmamýþ gibi. Ulusal sorun için de “Kürt sorunundan bahsetmezseniz, sorun ortadan kalkar” diyerek, zeka durumunu zaten göstermiþti. Erdoðan, sermayenin sözcüsü, sermayenin ihtiyacý doðrultusunda adým atýyor, atmak zorunda. Özelleþtirmeler, köy hizmetlerinin belediyelere devri, SSK’nýn Saðlýk Bakanlýðý’na devri, Deniz Ýþletmeciliði’nin belediyeye devri, iþyerlerinin kapatýlmasý, iþletmelerin daha az sigorta primi yatýrmasý, kýdem tazminatlarýnýn gaspý, tohum yasasý ve örnekler uzayýp gidiyor. Ýþsizlik 10 milyonu çoktan aþtý. Özelleþ-
6
tirmelerle iþsiz sayýsý daha da artacak. Çýkartýlan tarým yasalarýyla birlikte tahminen tarýmda da 20 milyon kiþi iþsiz kalacak. Dev bir iþsizler ordusu. Saldýrýlar çalýþan tüm kesime birden olunca, karþý koyuþu da birlikte oluyor. Biri bitmeden bir baþka direniþ baþlýyor. Sendikalarýn iþbirlikçi oluþu, burjuvaziye satýlmýþlýðý, bir süre gecikmelere neden olsa da artýk tabaný daha fazla tutamýyor. Ýþçiler yeni oluþumlara giderek, sendikalarý aþmak durumda kalacaktýr. Yol-Ýþ Sendikasý’nýn yöneticileri, Rusya gezisinde Erdoðan ve sermaye grubuyla birlikte yer aldý. Ve o günlerde yapýlan toplantýda binlerce yol iþçisinin düþünce ve istemlerini hiçe sayarak, Köy Hizmetleri’nin devriyle ilgili hiçbir þey yapmama kararý aldýlar. Ama bu karara raðmen yol iþçileri, 10 gün önce Malatya’da yapýlan, TEKEL’in özelleþtirilmesine karþý mitinge katýlarak, destek sunup, özelleþtirmenin, SEKA’nýn kapatýlmasýnýn karþýsýnda tutum aldýklarýný gösterdiler yeniden (bir ay önce de Ankara’daydýlar). Ýþçiler yaþam sorunu olarak gördükleri burjuvazinin alacaðý her karara karþý sonuna kadar mücadele etme dýþýnda baþka bir alternatif olmadýðýný görüyorlar. Satýlmýþ sendikalar da ezilip geçilecektir; yaþamak için bu zorunludur. SEKA’nýn kapatýlma kararýnýn ardýndan 18 Þubat’ta iþgalin bitirilmesi amacýyla müdahale kararý alýnmasýyla birlikte iþçiler, “buradan ölümüz çýkar” diyerek boyun eðmeyeceklerini gösterdiler. Ayný gün Adana’ya giden Erdoðan’ýn yolu, Adana TEKEL iþçilerince kesildi. Sermayenin kolluk güçlerince saldýrý sonucu 100 iþçi hastanelerde. Gözaltýna alýnanlarýn serbest býrakýlmasý talebiyle diðer iþçiler eylemlere devam edince, Adana TEKEL fabrikalarýnýn önüne yýðýnak yapýlarak Erdoðan’ýn ayrýlýþýna kadar iþçiler fabrikaya hapsedilmiþtir. Malatya TEKEL fabrikasýnda da SEKA operasyonunun durdurulmasý, Adana’daki gözaltýna alýnanlarýn serbest býrakýlmasý talebiyle iþyeri iþgali yapýlmýþ, talepleri kabul edilince de bitirilmiþtir. Tokat’ta da tekel iþçileri yolu trafiðe kapatmýþtýr. SEKA ile baþlayan eylemlilikler, TEKEL’le devam ediyor. Ýþçilerin mücadele birliði ile geçici olarak durdurulan SEKA operasyonu, (21 Þubat’a kadar) her an yeniden baþlatýlabilir. SEKA’lý iþçiler, çocuklarýný okula göndermeme kararý alarak, burjuvaziyle baðlarýný kestiklerini bir kez daha gösteriyorlar. “Ya SEKA yeniden üretime açýlacak ya da buradan ölümüz çýkar” kararlýlýðýyla sürdürüyorlar iþgallerini. Ve çaðrý yapýyorlar emekçilere: “Ya birlikte oluruz, ya birlikte ölürüz”. Ýleri bir bilincin ürünüdür bu sözler. Yýllardýr süren savaþýmýn verdiði bilinçle, mücadele birliðinin önemi vurgulanýyor. Ýþçi ve emekçilerin mücadele birliði saðlanmadan iktidar alýnamaz. Sýnýf savaþýmýnýn seyri, sosyalizm yönündedir. Burjuvazi proletaryaya açlýk, zulüm ve ölüm dýþýnda baþka bir þey veremez. Burjuvazinin, kapitalizmin ömrü dolmuþtur. Saldýrganlýðý bu yüzdendir. Çýkarýlan yasalara iþçi sýnýfý boyun eðmeyecek. Eðer eðerse ölüm emrini kendi elleriyle imzalamýþ olacaktýr. Yaþamak için mücadele etmek dýþýnda bir alternatif kalmamýþtýr. Sermayenin iktidarý alaþaðý edilmedikçe, ölümler yaþanmaya devam eder. Ölümü durdurmak, iþçi ve emekçilerin ellerindedir. Duyulan ses, kapitalizm için çalan çanlarýn sesidir. FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HERÞEY EMEÐÝN OLACAK!
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
ORTADOÐU VE TÜRKÝYE’YE BÝÇÝLEN ROL
B
ütün dünya 11 Eylül 2001 tarihinde Ýkiz Kulelerin çöküþünü izlerken, bunun yeni bir dönemin baþlangýcý olacaðýný hiç deðilse sezgileriyle anlayabiliyordu. O zaman insanlarýn göremediði bunun ABD eliyle tezgahlanmýþ bir kumpas oluþuydu; ancak aradan çok geçmeden bu da anlaþýlacak, bütün dünyada egemenlik peþinde koþan tekelci sermayenin nasýl uçsuz bucaksýz bir dehþet saçabileceði, yaþanarak görülecekti. ABD’nin baþlattýðý 3. Dünya Savaþý, dünya üzerindeki birçok dengeyi alt-üst etti. Özellikle BM’yi hiçe sayarak Irak’a saldýrmasý dünya üzerinde bulunan bütün halklarý tedirgin etti. ABD’nin saldýrýlarýnýn Afganistan ve Irak’la sýnýrlý kalmayacaðý yönünde açýklamalarý herkeste “acaba sýra þimdi nerede?” beklentisi yaratmaya baþladý. Bu saldýrganlýða karþý insanlarýn öfkesi ve kini günden güne büyüdü. ABD kendi stratejilerini hayata geçirirken emekçi halklar da buna sessiz sedasýz boyun eðmeyeceklerini her fýrsatta dile getirdiler. ABD adeta bir paratoner gibi dünyanýn tüm ezilen halklarýnýn öfkesini üzerine çekiyor. ABD’yi böylesi bir savaþa iten kendi içinde bulunduðu durumdu. Emperyalistkapitalist sistemin derinleþen krizi ABD kýyýlarýný dövmeye baþlamýþtý çoktan. ABD ekonomisindeki durgunluðun nasýl bir seyir izleyeceðini, burjuva ekonomistleri kestirmekte güçlük çekiyorlardý. Ve ortalarda öngörülebilir gelecek için kötümser tahminler dolanýyordu. ABD açýsýndan bir savaþýn zorunlu olduðunu görmemek mümkün deðildi. Tüm ekonomik ve siyasi göstergeler ABD’nin “ihtiþamlý”, “imparatorluk” heveslisi suretinin aslýnda ne kadar kýrýlgan olduðunu gösteriyordu. ABD, bir süredir dünya üzerindeki egemenliðini kaybediyor ve hýzlý bir çöküþe
doðru gidiyordu. Ancak bu kez tehlike daha büyüktü; çünkü dünya ekonomisinin ulaþmýþ olduðu düzey, ekonomik iliþkilerinin entegrasyonu, tehlikenin uluslararasý ölçekte olduðunu gösteriyor ve çanlarý daha bir güçlü çalýyordu. Bu emperyalist-kapitalist sistemin farklý bir evresi, sýçramalý çöküþ evresiydi. Bu yeni evrede sýçramalý çöküþten kurtulmanýn tek yolu bir yýkým savaþýný dünya üzerine sýçramalý bir þekilde yaymaktý. Savaþýn Asýl Arenasý: ORTADOÐU ABD, savaþý Afganistan’da baþlatmýþtý ama kýsa sürede asýl arenasýna döndü. Ortadoðu, savaþýn nirengi noktasýydý. Burasýnýn seçilmiþ olmasý, sanýldýðý gibi dünyanýn enerji yataklarýnýn burada olmasý deðil, dünya üzerindeki emperyalistlerarasý hegemonya mücadelesinin en yoðun yaþandýðý yer olmasýydý. Elbette ABD, Ortadoðu’da egemenlik kurarken buradaki petrol vb. yataklarýný da denetim altýnda alacaðýný düþünmüþtür; ama baþta da söylediðimiz gibi asýl neden bu deðildi. “Amerika’yý güvenli bir hale getirmenin en hýzlý yolu, Ýran, Kuzey Kore, Suriye gibi tehlikeli baðlantýsýz devletlere karþý, önceden sert bir þekilde müdahalede bulunmak ya da ‘sýradaki kim’ stratejisini gütmek. Amerika Orta Asya’da ve Ýran Körfezi’nde savaþa hazýrdýr…” diyor, 11 Eylül sonrasý ABD’nin yeni stratejisini þekillendirdiði iddia edilen Pentagon stratejistlerinden Thomas P. M. Barnett, “Ortadoðu merkeze katýlana kadar biz asla Ortadoðu’yu býrakmayacaðýz. Boþluðu küçültmek para ile olacak bir þey deðildir. Bu iþleme kan dökmek de dahil olacaktýr.” Ýþte ABD, “kendi güvenliði”ni garantiye almak için halklarla arasýna bir kan denizi sokmaktan çekin36. Sayý / 2-16 Mart 2005
meyeceðini, bu sözlerle göstermiþ oluyor. Asýl neden ABD’nin güvenliði (siz çöküþünün engellenmesi diye okuyun) ve bunu yapabilmek için de kan dökmenin zorunluluðudur. Hem Aðlar Hem Giderim Þimdi ABD Dýþiþleri Bakaný Condolezza Rice’ýn susadýðý ve peþinde olduðu þey de budur. O, þimdi zehirli bir yýlan gibi oradan oraya kayýyor ve her aðzýný açtýðýnda etrafa zehir saçýyor. 8 günlük dünya turunu 4 Þubat’ta Ýngiltere’den baþlatan bu zat, 5 Þubat’ta Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin, Ortadoðu’nun, Büyük Ortadoðu Projesi çerçevesinde yeniden þekillenmesinde üstleneceði rol ve son anketlerin gösterdiði Türkiye kamuoyunda giderek güçlenen ABD aleyhtarlýðý konusunda ne yapýlabileceði, bu ziyaretin ana gündemini oluþturuyordu. Yoksa kimsenin þimdi esamesi bile okunmayan Türkiye’nin “kýrmýzý çizgiler”ini filan tartýþmaya geldiði yoktu. ABD, sadýk uþaðýnýn nelerden hazzetmediðini pekâlâ biliyordu. Ve bu konuyu gerekli “not”larý düþerek geçti. Rice-Abdullah Gül görüþmesinde alttan alan tarafýn ABD tarafý olduðu söylendi ama gerçek bunun tam tersi. Baþka türlü olmasý da beklenemezdi zaten. Türk Dýþiþlerinin ana yönünü belirleyen her zaman ABD’nin istemleri, öncelikleri olmuþtur. Baþbakanýn Kerkük vb. konusunda efelenmesinin efendisinin nezdinde hiçbir deðeri
7
yoktur. Onlar, Abizaid aracýlýðýyla, TC hükümetinin yetkili aðýzlarýndan “Türkiye-ABD iliþkileri her þeyin üzerindedir” taahhüdünü almýþ bulunuyorlar zaten. Þimdi bu söz, “Türkiye-ABD iliþkileri tek bir konuya indirgenemeyecek kadar geniþ ve kapsamlýdýr” þeklinde, ordu tarafýndan da teyit edilmiþtir. ABD de, “Kerkük meselesi Irak’ýn kendi iþi” diyerek, Türkiye’nin olayýn bir tarafý olamayacaðýnýn altýný çizmiþ bulunuyor zaten. Irak’ta yapýlan seçimlerde, Kerkük’te Kürtlerin oylarýn yaklaþýk %70’ini almasý, TC devletinin ucuz söylemlerinin hiçbir geçerliliði olmadýðýný göstermiþ oldu. Burada üzerinde durulmasý gereken asýl önemli nokta ise, Güney Kürdistan’da yapýlan referandumda Kürt halkýnýn %95’inin baðýmsýzlýk istemesidir. TC devletinin uykularýný esas olarak kaçýrtan olgu budur. O, Güney’deki Kürt halkýnýn baðýmsýzlýk özlemlerinin ne kadar güçlü olduðunu kendi iþbirlikçi burjuva önderliðini de aþabilecek bir potansiyele sahip olduðunu biliyor. KDP ve YNK’yi aþan bir ulusal hareketin Kürdistan’ýn bütün parçalarýný harekete geçireceðini ve olasýdýr ki ilk harekete geçecek olanýn da Kuzey Kürtleri olacaðýný biliyor. TC devletini asýl kaygýlandýran ve bu kaygýlarýný dindirmesi için ABD’nin gözünün içine bakmasýna neden olan þey bu. Ve ABD bu acuzeye dilendiði umut ýþýðýný Rice’ýn þu sözleriyle yakýyor: “… gelecekteki önemli fýrsatlar.” Bu fýrsatlarýn ne olduðu tahmin edilebilir elbette ama burada asýl altý çizilmesi gereken, bunun bir gelecek sorunu olmasýdýr. ABD açýkça TC devletine, gelecekte giriþmeyi düþündüðü saldýrýlarda onlarý yanýnda görmek istediðini söylemiþtir. Rice’ýn 8 ülkeye yaptýðý gezide ele alýnan konular zaten daha çok geleceðe iliþkin konulardýr. ABD bundan sonra giriþeceði operasyonlarý daha geniþ bir ittifak cephesine oturtmaya çalýþýyor. Bu cephede en emin olduðu ise Türkiye’dir. 1 Mart gibi bir olayýn daha çok tekrarlanmamasý için þimdi, testi kýrýlmadan çocuðunu döverek terbiye ediyor. Türkiye ise “hem aðlar hem giderim” misali bir yandan toz pembe olmuþ kýrmýzý çizgilerine aðlýyor bir yandan da kendisine biçilen bu yeni role hazýrlanýyor. “Ýncirlik’in operasyonel kullanýmý” için izin verip vermemek TC devletinin elinde olan bir þey deðildir. Bu, ona dayatýldýðýnda hemen yelkenleri suya indirecek ve emre amade bekleyecektir. Önümüzdeki günlerde Türk-ABD heyetleri Türkiye’de bir araya gelecekler ve Ýncirlik konusu karara baðlanacak. ABD, þimdiden Ýncirlik’te yeni iki cephanelik inþa etmeye baþlamýþ bile. Durum hiç de bazýlarýnýn söylemeyi sevdiði gibi “TürkiyeABD stratejik ortaklýðý” deðildir. Bunun adý, Türkiye’nin ABD’ye olan stratejik baðýmlýlýðýdýr. Ve bunu deðiþtirecek herhangi bir geliþmenin olmasý beklenmemelidir. Tam tersine olaylar bunu güçlendirecek yönde geliþecektir. Türkiye ABD’nin Büyük Ortadoðu Projesi’nde saldýrýlarýn merkez üssü olma hazýrlýðýndadýr. Sadece söz konusu olan kendini aðýrdan satma çabasýdýr. Hükümet sözcüsü Adalet Bakaný Cemil Çiçek’in “Bölgedeki geliþmelerde devamýný zaruri kýlmaktadýr” diyor. “Bölgedeki geliþmeler” artýk herkesin malumu. ABD’nin Irak’ta içine düþtüðü durumdan kurtulma çabasý ve Türkiye’nin Kürt Halký’nýn özgür-
8
lük mücadelesinden duyduðu korku bu “geliþmeler”in kýsa özetidir. Irak’ta bir yandan halk direniþ savaþý güçlenirken bir yandan da Kürt Halký’nýn özgürlük istemi yükseliyor. Yeni Hedef: ÝRAN “Küresel zorba” ABD’nin, Ýran’a yönelik tehditleri giderek yeni hedefi belirginleþtiriyor. Bush’un Ýran’ý “dünyanýn en büyük terör sponsoru” olarak tanýmlamasý niyetlerini açýkça ortaya koyuyor. Rice’ýn Fransa temaslarýnda Ýran’a, sanki son bir þans verilecekmiþ gibi konuþmasý Pentagon’da haritalar baþýnda yapýlan planlarýn diplomasi koridorlarýnda dile getiriliþ þeklidir. ABD, Irak operasyonu öncesinde de Avrupa’nýn sözlerini dikkate aldýðýný gösterme çabasý içinde olmuþtu ama daha sonra Avrupa bu operasyona açýk destek vermeyince hiçbir þeye kulak asmamýþtý. Þimdi olan, bundan farklý bir þey deðildir. ABD, diplomatik ve politik hazýrlýklarý tamamladýktan sonra saldýrmaktan geri durmayacaktýr. Þimdi ABD, Türkiye’yi bu mayýnlý tarlaya sürme hazýrlýðý içindedir. Rice’ýn Abdullah Gül’le yapýlan görüþmede üslubunun yumuþaklýðý ne Türkiye’nin “kýrmýzý çizgileri”dir ne de bazýlarýnýn sandýðý gibi “%82 terbiyesi” (Türkiye’de yapýlan bir ankette halkýn %82’sinin ABD karþýtý olduðu görülüyor). Bu tamamen mayýnlý tarlaya sürülecek olanýn önüne konulmuþ ot demetidir. Kuru kuruya olmayacaðý da düþünülmüþ olacak ki ABD, Türkiye’ye “insan haklarý ve ekonomik istikrara destek” ve “NATO kapsamýnda faaliyetler için” 35 milyon dolarlýk bir yardým sunuyor. ABD, Türkiye’ye muzdarip olduðu devrim belasýndan korkmamasý gerektiðini salýk veriyor böylece. Herkes “savaþýn her yerde yol açtýðý açlýk ve yýkýmýn devrimci durum demek” olduðunu biliyor ve þimdiden savaþ için hazýrlanýyorken buna karþý önlemlerini alýyor. ABD, kendi saðlýk harcamalarýndan kesmek suretiyle askeri harcamalarý için ayýrdýðý miktarý artýrma yoluna gidiyor. Bu yýl askeri harcamalarýný 419.3 milyar dolara çýkarmayý planlýyor. Savaþ ekonomisinin kitleleri nasýl bir yoksulluða ve sefalete ittiði biliniyor. “Kapitalizm öylesine aðýr ve acýlý bir çöküþe yol açmýþtýr ki, artýk herkes için þu tamamen açýktýr: bir dizi zorlu ve kanlý devrim olmadan bugünkü savaþ sona eremez.” (Lenin) Dünyanýn baþýna bela olan ABD emperyalizminin ve onun tüm insanlýða karþý baþlattýðý 3. Dünya Savaþýnýn, tarihin karanlýklarýna gömülmesi için artýk devrimden baþka bir yol kalmamýþtýr. Devrim, þimdi yalnýzca insanlýða daha mutlu yaþayacaðý bir gelecek sunmak için bir gereklilik deðil, ayný zamanda insanlýðýn yýkýmýný engellemek için bir zorunluluk halini de almýþtýr. Türkiye ve Kürdistan’ýn proletaryasý, olasý bir savaþta “kendi” hükümetlerinin yenilgisi için çalýþmak ve devrimci iç savaþý yükseltmek zorundadýrlar. Savaþa, savaþýn insanlýða getireceði yýkýmlara karþý çýkmanýn, dünya üzerinde kalýcý barýþý saðlamanýn baþka bir yolu kalmamýþtýr. Þimdi artýk, eðer savaþ kaçýnýlmaz hale gelecek olursa bu savaþtan devrimci ayaklanmalar için yararlanmak, tek düþüncemiz olmalýdýr.
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
YAÞASIN EMEKÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! Son süreçte iþçi ve emekçiler üzerindeki saldýrýlar yoðunlaþýyor. Bunun doðal sonucu olarak da iþçi eylemlilikleri gün geçtikçe artýyor ve militan bir tarz alýyor. SEKA’daki iþçilerin direniþi ardýndan tüm Türkiye ve K.Kürdistan topraklarýnda geliþen dayanýþma eylemleri ve TEKEL iþçilerinin özelleþtirme karþýtý eylemleri iþçi ve emekçilerin gündemlerinde belirleyici rol oynuyor. Son olarak BES (Büro Emekçileri Sendikasý) aldýðý eylem kararlarýyla bu zincirin bir halkasýný oluþturuyor. Bu eylemlerden sonuncusu da 25 Þubat’ta Ankara’da yapýldý. Kararlý ve disiplinli bir tavrýn sergilendiði eylem, emekçilerin bundan sonraki eylemlerinde sendika tabanýnýn sendika yönetimine raðmen eylemlerde belirleyici olacaðýnýn göstergesiydi. 25 Þubat’ta BES emekçilerinin Ankara’da merkezi bir eylem yapacaklarý haberi üzerine, bizler de Ýzmir’den genç emekçiler olarak destek vermek için BES’li emekçilerle birlikte yola çýktýk. 25 Þubat sabahý Ankara sokaklarýndayýz. Hipodrom’da oluþturduðumuz düzenli kortejlerle gençlik parkýna doðru yürüyüþe geçtik. Ankara sokaklarýnda emekçilerin sloganlarý yankýlanýyor; “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Sözleþmeli Köle Olmayacaðýz”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”!... Gençlik Parký’na ulaþtýðýmýzda çevik kuvvet polisleri önümüze barikat kuruyor. Ayný zamanda Gençlik Parký içerisindeki kitlenin de önü barikatla kesilmiþ durumda. Tüm þubeler daha tam olarak buluþma yerine gelmemiþler. Kýsa bir bekleme sonrasý Ankara 1 ve 2 nolu þube kortejleri görülüyor ve barikatlar kararlýlýkla teker teker 16 Þubat Çarþamba günü TEKEL’in özelleþtirilmesi kararýnýn geri çekilmesi için Emek Platformu tarafýndan bir yürüyüþ ve basýn açýklamasý düzenlendi. Unkapaný’nda bulunan TEKEL Genel Müdürlüðü önünden baþlayan yürüyüþe sendikalarýn yaný sýra sosyalist dergi çevreleri ve DKÖ’ler destek verdi. Genel Grev biçiminde yapýlacaðý söylenen eylemin basýn açýklamasýyla geçiþtirilmesinin düþünülmesinden dolayý Türk-Ýþ’in 16 þubesi eyleme katýlmadý. Buna iliþkin KESK baþkaný Sami Evren Emek Platformu adýna yaptýðý yazýlý açýklamada “Genel grev kararý almalarýnýn platform bileþenleri açýsýndan zor olduðunu” söyledi. Polisin yoðun önlemleri altýnda baþlayan yürüyüþe Mücadele Birliði “Emekçiler Saldýrýlara Karþý Ýktidar Ýçin Savaþalým” pankartýyla katýldý. Ayrýca yürüyüþ sýrasýnda Mü-
aþýlýyor. Barikatlar aþýlýrken kitlenin içerisinden “Zafer Savaþan Emekçinin Olacak”, “Emekçiler Ýktidar Ýçin Savaþalým” sloganlarý duyuluyor. Barikatlarýn açýlmasýndan sonra Kýzýlay’a doðru yürüyüþe geçtik. Yürüyüþ boyunca kitle coþkuyla ilerliyor ve Ankara halkýný zafer iþaretleri ve sloganlarla selamlýyor. Çevredeki insanlar alkýþlarla, yanýmýzda olduklarýný söyleyerek kitleye desteklerini gösteriyorlar. Yürüyüþ güzergahý boyunca; “Dün SEKA’da Bugün TEKEL’de Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Emekçilerin Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Devrimci Emekçi Komiteleri”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar, Herþey Emeðin Olacak!”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Ölüm Orucu Sürüyor, Sürecek Zafere Kadar!” sloganlarýný coþkulu ve gür bir þekilde emekçilere ulaþtýrýyoruz. Ayrýca yol üzerindeki bir köprüye yaklaþtýðýmýzda “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði” ve “Denizlerin Yolunda Leninist Saflara” sloganlarý duyuldu. Kýzýlay’a geldiðimizde polis panzerleri yolu kesmiþ bir þekilde bekliyorlar. Burada yapýlan konuþmalar sonrasý 30 kiþilik bir grup baþbakanlýða giderek dilekçeleri verdiler. Eylem, “4 Mart’ta Grevdeyiz” sloganlarýyla bitirildi. Bizler eylem bitimi sonrasý ellerimizde bayraklarýmýzla Abdi Ýpekçi Parký’nda 519 gündür çadýr kuran TAYAD’lý aileleri ziyaret ederek Ankara eylemini bitirdik. YAÞASIN EMEKÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! Ýzmir’den Genç Bir Emekçi
ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ SERMAYEYÝ YENECEK
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
cadele Birliði kortejinden “Dün SEKA’da Bugün TEKEL’de Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Dünya Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri” sloganlarý yükseldi. Saraçhane Parký’na gelindiðinde kortejler alandaki yerlerini aldýlar. Mücadele Birliði Pankartý alanýn hakim bir yerinde tüm iþçi ve emekçilere izlenilmesi gereken yolu gösteriyordu. Sendikacýlarýn konuþmalarý sýk sýk sloganlarla kesildi. Mücadele Birliði kortejinden “Kahrolsun Sarý Sendikacýlýk Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri” sloganý yükseldi. Sendikacýlarýn konuþmalarýndan sonra eylem, her zamanki bildik halay görüntüleriyle sona erdi. Alanda duyulan en son Mücadele Birliði kortejinden atýlan “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganý oldu.
11
DÝK’TEN SEKA ÝÞÇÝLERÝ ÝÇÝN TAKSÝM’DE EYLEM
Ý
zmit SEKA fabrikasýnda direniþi sürdüren iþçilerin ailelerine 18 Þubat’ta polisin saldýrýsýný protesto etmek ve SEKA iþçilerinin yalnýz olmadýðýný göstermek amacýyla Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK) Taksim Meydaný’nda bir basýn açýklamasý yaptý. Saat 11’de “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” pankartý açan DÝK’lilerin ellerinde; üzerinde DÝK amblemi bulunan dövizler vardý. “SEKA Ýþçileri Yalnýz Deðildir” diyordu DÝK’liler. SEKA iþçilerinin ekmekleri ve onurlarý için savaþtýklarýný haykýrýyorlardý. Ýþçi sýnýfý ve emekçilerin kurtuluþunun onlarýn kendi ellerinde olduðunu, saldýrýlar karþýsýnda devrim ve iktidar için mücadele etmek gerektiðini söylüyordu DÝK’liler. Basýn açýklamasý sürerken çevik kuvvet polisleri DÝK’lilere saldýrdý. Sermayeye nasýl hizmet ettiklerini göstermenin telaþýna düþmüþlerdi. DÝK’liler saldýrýyý sloganlarla karþýladý-
lar. Saldýrýlar çevik kuvvet otobüsünde de devam etti. DÝK’lilerin saldýrýya saldýrýyla karþýlýk vermesi üzerine pencereleri kapatýp gaz maskelerini takarak DÝK’lilere gaz sýktýlar. Buna karþýlýk içerden DÝK’lilerin “Nazilerden hiçbir farkýnýz yok” diyen sesleri duyuldu. Gözaltýna alýnýp emniyete götürülen DÝK’liler daha sonra saðlýk kontrolü için Haseki Hastanesi’ne götürüldüler. Hastane bahçesinde bulunan insanlara propaganda yapan DÝK’liler, SEKA’nýn sesini her yerde duyurdular. SEKA iþçilerinin yalnýz olmadýðýný gösteren DÝK’liler daha sonra serbest býrakýldý. SEKA ÝÞÇÝSÝ YALNIZ DEÐÝLDÝR YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ!
baþta tehditler savuran Güvenlik Þube Müdürü, kalabalýðý ve kararlýlýðý görünce yürüyüþe müdahale edilmeyeceðini açýkladý. Bu sýrada atýlan “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her þey Emeðin Olacak” sloganý iþçi ve emekçilerin desteðini topluyordu. Bu coþkuyla yürünerek sloganlarla SSK’nýn önüne gelindi. Kitlenin bir kýsmý içeriye girmiþti ki, gövde gösterisi yapma isteðinden olacak, çevik kuvvet SSK’nýn kapýsýna barikat kurdu. Ama dertleri çatýþmak deðildi göründüðü kadarýyla. Ama iþçi-emekçiler uzlaþma tartýþmalarýna bile fýrsat vermeden barikata yüklenerek polisleri devirdi. Çýlgýna dönen, dayak yiyen çevik kuvvet, önlerine gelene cop sallamaya baþladý. Bu esnada muhabirimiz de saldýrýya uðradý. Ama iþçi-emekçiler geri adým atmýyordu. Ýþin büyüyeceðini anlayan emniyet, çevikleri geri çekti ve kitle SSK’nýn içine girerek eylemini burada sürdürdü. Bir saat kadar kalýnan SSK’dan daha sonra, saðlýk emekçileri dýþýndaki gruplar çýkmaya baþla-
SSK’nýn Özelleþtirilmesine Karþý
Ýzmir Ýþçi ve Emekçilerinden Eylem Ýþçi sýnýfýnýn ve emekçilerin hareketlenmesiyle doðru orantýlý ilerleyen bir saldýrý furyasý var. En son SSK’larýn özelleþtirilmesinin netleþtiði günlerde Ýzmir’de pek çok eylemin yapýlmasý kararý alýndý. Ýzmir’de 16 Þubat 2005 tarihinde yapýlmasý planlanan eylem SSK’larýn satýlmasýyla ilgiliydi. Bunun da bildik eylemlerden biri olacaðý sanýlýyordu. Saat 15.30 sýralarýnda Basmane Meydaný’nda toplanmaya baþlanýldý. Katýlýmcýlarýn sayýsý sürekli olarak artýyordu, kitle arttýkça coþku da doruða ulaþtý. Sendikalar adýna konuþanlar, polisleri, panzerleri hedef alan ajitasyonlara baþladýlar. Karamsar hava bir anda daðýlmaya baþladý, eylem insanlarýn kanýný ateþledi. Ýlk konuþmalarýn ardýndan AKP’nin önüne siyah çelenk býrakýldý. Ve yürüyüþ kolu oluþturuldu. Pankartlar, dövizlerle katýlýmcýlarýn tamamý Tepecik SSK’nýn önüne doðru yürüyüþe geçti. Bu coþkulu havada yürüyüþ baþladý. Ýlk
10
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
dý. Saðlýk emekçileriyse sabaha kadar hastanede eylemi sürdürdü. Bu eylem, Ýzmir’de uzun bir süredir, “kitle, çatýþmaya hazýr deðil” diyen oportünist ve reformist hareketlere, iþçi ve emekçilerden iyi bir yanýt oldu. Y.E. Mücadele Birliði/ ÝZMÝR
MILAÞAVAS NÝÇÝ RADÝTKÝ IÞRAK ARALIRIDLAS Son süreçte iþçi ve emekçiler üzerindeki saldýrýlar yoðunlaþýyor. Bunun doðal sonucu olarak da iþçi eylemlilikleri gün geçtikçe artýyor ve militan bir tarz alýyor. SEKA’daki iþçilerin direniþi ardýndan tüm Türkiye ve K.Kürdistan topraklarýnda geliþen dayanýþma eylemleri ve TEKEL iþçilerinin özelleþtirme karþýtý eylemleri iþçi ve emekçilerin gündemlerinde belirleyici rol oynuyor. Son olarak BES (Büro Emekçileri Sendikasý) aldýðý eylem kararlarýyla bu zincirin bir halkasýný oluþturuyor. Bu eylemlerden sonuncusu da 25 Þubat’ta Ankara’da yapýldý. Kararlý ve disiplinli bir tavrýn sergilendiði eylem, emekçilerin bundan sonraki eylemlerinde sendika tabanýnýn sendika yönetimine raðmen eylemlerde belirleyici olacaðýnýn göstergesiydi. 25 Þubat’ta BES emekçilerinin Ankara’da merkezi bir eylem yapacaklarý haberi üzerine, bizler de Ýzmir’den genç emekçiler olarak destek vermek için BES’li emekçilerle birlikte yola çýktýk. 25 Þubat sabahý Ankara sokaklarýndayýz. Hipodrom’da oluþturduðumuz düzenli kortejlerle gençlik parkýna doðru yürüyüþe geçtik. Ankara sokaklarýnda emekçilerin sloganlarý yankýlanýyor; “Yaþasýn Örgütlü Mücadelemiz”, “Sözleþmeli Köle Olmayacaðýz”, “Zafer Direnen Emekçinin Olacak”!... Gençlik Parký’na ulaþtýðýmýzda çevik kuvvet polisleri önümüze barikat kuruyor. Ayný zamanda Gençlik Parký içerisindeki kitlenin de önü barikatla kesilmiþ durumda. Tüm þubeler daha tam olarak buluþma yerine gelmemiþler. Kýsa bir bekleme sonrasý Ankara 1 ve 2 nolu þube kortejleri görülüyor ve barikatlar kararlýlýkla teker teker aþýlýyor. Barikatlar aþýlýrken kitlenin içerisinden 16 Þubat Çarþamba günü TEKEL’in özelleþtirilmesi kararýnýn geri çekilmesi için Emek Platformu tarafýndan bir yürüyüþ ve basýn açýklamasý düzenlendi. Unkapaný’nda bulunan TEKEL Genel Müdürlüðü önünden baþlayan yürüyüþe sendikalarýn yaný sýra sosyalist dergi çevreleri ve DKÖ’ler destek verdi. Genel Grev biçiminde yapýlacaðý söylenen eylemin basýn açýklamasýyla geçiþtirilmesinin düþünülmesinden dolayý Türk-Ýþ’in 16 þubesi eyleme katýlmadý. Buna iliþkin KESK baþkaný Sami Evren Emek Platformu adýna yaptýðý yazýlý açýklamada “Genel grev kararý almalarýnýn platform bileþenleri açýsýndan zor olduðunu” söyledi. Polisin yoðun önlemleri altýnda baþlayan yürüyüþe Mücadele Birliði “Emekçiler Saldýrýlara Karþý Ýktidar Ýçin Savaþalým” pankartýyla katýldý. Ayrýca yürüyüþ sýrasýnda Mü-
“Zafer Savaþan Emekçinin Olacak”, “Emekçiler Ýktidar Ýçin Savaþalým” sloganlarý duyuluyor. Barikatlarýn açýlmasýndan sonra Kýzýlay’a doðru yürüyüþe geçtik. Yürüyüþ boyunca kitle coþkuyla ilerliyor ve Ankara halkýný zafer iþaretleri ve sloganlarla selamlýyor. Çevredeki insanlar alkýþlarla, yanýmýzda olduklarýný söyleyerek kitleye desteklerini gösteriyorlar. Yürüyüþ güzergahý boyunca; “Dün SEKA’da Bugün TEKEL’de Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Yaþasýn Emekçilerin Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Devrimci Emekçi Komiteleri”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar, Herþey Emeðin Olacak!”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Ölüm Orucu Sürüyor, Sürecek Zafere Kadar!” sloganlarýný coþkulu ve gür bir þekilde emekçilere ulaþtýrýyoruz. Ayrýca yol üzerindeki bir köprüye yaklaþtýðýmýzda “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði” ve “Denizlerin Yolunda Leninist Saflara” sloganlarý duyuldu. Kýzýlay’a geldiðimizde polis panzerleri yolu kesmiþ bir þekilde bekliyorlar. Burada yapýlan konuþmalar sonrasý 30 kiþilik bir grup baþbakanlýða giderek dilekçeleri verdiler. Eylem, “4 Mart’ta Grevdeyiz” sloganlarýyla bitirildi. Bizler eylem bitimi sonrasý ellerimizde bayraklarýmýzla Abdi Ýpekçi Parký’nda 519 gündür çadýr kuran TAYAD’lý aileleri ziyaret ederek Ankara eylemini bitirdik. YAÞASIN EMEKÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ!
ÝÞÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ SERMAYEYÝ YENECEK
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
Ýzmir’den Genç Bir Emekçi cadele Birliði kortejinden “Dün SEKA’da Bugün TEKEL’de Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Dünya Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri” sloganlarý yükseldi. Saraçhane Parký’na gelindiðinde kortejler alandaki yerlerini aldýlar. Mücadele Birliði Pankartý alanýn hakim bir yerinde tüm iþçi ve emekçilere izlenilmesi gereken yolu gösteriyordu. Sendikacýlarýn konuþmalarý sýk sýk sloganlarla kesildi. Mücadele Birliði kortejinden “Kahrolsun Sarý Sendikacýlýk Yaþasýn Devrimci Ýþçi Komiteleri” sloganý yükseldi. Sendikacýlarýn konuþmalarýndan sonra eylem, her zamanki bildik halay görüntüleriyle sona erdi. Alanda duyulan en son Mücadele Birliði kortejinden atýlan “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” sloganý oldu.
11
Ýþçi Sýnýfý Saldýrýlara Karþý
ÝKTÝDAR ÝÇÝN SAVAÞMALIDIR aSEKA iþçilerinin, geçtiðimiz yýlýn Aralýk ayýnýn ortalarýnda baþlattýklarý eylem, geldiði aþama itibariyle, Türkiye ve Kürdistan’da yeni bir devrimci kitle eylemi dalgasý baþlatmýþ durumda. Ýþçi sýnýfýnýn devrimci kitle eylemleri iþgaller, gösteriler biçiminde Ýzmit’ten baþlayarak, dalga dalga Kürdistan’a kadar yayýldý. Bu süreçte, iþçi sýnýfýnýn ortaya çýkan yeni bir devrimci eylem biçimine yaklaþým tarzýný bir kez daha görmüþ olduk. Ýþçiler, sonuç alacaðýný düþündükleri yeni bir eylem biçimi bir yerde ortaya çýktýktan sonra onu hemen benimsiyor ve yaþama geçiriyorlar. SEKA iþçilerinin önce fabrikayý iþgal, iþyerini terk etmeme sonra da kendini fabrikaya kapatma biçiminde geliþen eylemleri, diðer fabrika iþçileri tarafýndan hemen benimsendi. TEKEL iþçileri bu konuda baþý çektiler. SEKA iþçilerinin geliþtirdiði eylem biçimini hemen benimseyerek, Adana TEKEL, Ýstanbul Cevizli TEKEL ve daha pek çok yerde iþçiler fabrikalarý iþgal eylemleri baþlattýlar. TELEKOM, TÜPRAÞ, PETKÝM, liman iþçileri gözlerini önce SEKA’ya sonra TEKEL iþçilerine çevirmiþ bekliyorlar. Devrimden ve her türlü devrimci geliþmeden umudunu kesmiþ sosyal reformistleri yani ölüleri bile ayaða kaldýran, onlarý silkeleyip canlandýran iþçi sýnýfýnýn bu yeni devrimci kitle eylemi dalgasý, duru gökte çakan bir þimþek deðil. Böyle bir eylem dalgasý, devrimci kitle eylemlerinde böyle bir kabarma için gereken koþullar, uzun süredir, Türkiye ve Kürdistan’da birikiyordu. Bu nicel birikimin belli bir olgunluk aþamasýndan sonra nitel bir sýçramaya dönüþmesi kaçýnýlmazdý. Sosyal reformistler bugün iþçi sýnýfýnýn kabaran eylem dalgasý karþýsýnda bunca þaþkýnlýða düþmüþlerse, bu gerçeði kavramamýþ olmalarýndandýr. Sosyal reformistlerin içine düþtükleri þaþkýnlýðý görmek için onlarýn yayýn organlarýna þöyle bir göz
12
atmak yeterlidir. Son eylem dalgasý, iþçi sýnýfýnýn bir baþka önemli özelliðini bir kez daha gösterdi. Ýþçiler, bir yerde ortaya çýkan eylem biçimini örnek almakla kalmýyorlar. Ayný zamanda eylemdeki arkadaþlarýnýn kararlýlýðýný da örnek alýyorlar. Dahasý, bu kararlýlýðý daha ileri bir noktaya taþýyorlar. SEKA iþçilerinin, “SEKA’dan Ancak Ölümüz Çýkar!” cümlesiyle özetlenen kararlýlýklarý, diðer fabrikalarýn iþçileri tarafýndan derhal örnek alýndý. Adana TEKEL iþçileri, Baþbakaný taþýyan otobüsün önüne yatýp yol keserek; Tokat TEKEL iþçileri karayolunu iþgal ederek, baþka fabrikalarýn iþçileri fabrika iþgalleri yaparak SEKA iþçilerinin kararlýlýðýný örnek aldýklarýný gösterdiler. Mücadele Birliði Geniþliyor Ýþçi sýnýfýnýn son eylem dalgasýnýn ortaya çýkardýðý bir diðer olgu, iþçilerin mücadele birliðinin pratikte ortaya çýkýyor olmasýdýr. Ýþçi sýnýfýnýn farklý farklý bölükleri kendi istemlerini de öne sürerek, ama asýl olarak birbirlerine destek amacýyla eyleme geçtiler. Böylece sosyal reformistlerin burjuva sendikacýlarla birlikte uzun yýllar savunageldikleri “Ýþçilerin Birliði” sloganý yerine, iþçi sýnýfý, Leninist Parti’nin “Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganýyla ifade edilen perspektifiyle hareket edeceðini göstermiþ oldu. Ýþçi sýnýfý içinde “Ýþçilerin Birliði” burjuva sloganýnýn deðil “Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganýyla ifade edilen Leninist düþüncenin yayýldýðýný artýk sosyal reformistler de itiraf etmeye baþladýlar. Þüphesiz bu, bir devrimci komünist parti olarak, Leninist Parti için son derece önemli bir geliþmedir. Bir komünist partinin düþünce ve sloganlarýnýn iþçi sýnýfý saflarýnda, eylemin içinde hayat bulmasýndan daha önemli ne olabilir. Leninist Parti açýsýndan son derece önemli olan bu noktaya þöyle bir vurgu yap36. Sayý / 2-16 Mart 2005
týktan sonra, þimdi iþçi sýnýfý saflarýnda mücadele birliðinin nasýl yayýldýðýný çok kýsa bir özetle gösterelim: SEKA iþçilerinin fabrika iþgalini kýrmak için polis cop ve gaz bombalarýyla iþçilere ve ailelerine saldýrýyor. Bu saldýrý üzerine, iþçiler geri çekilmek yerine eylemleri yayýyorlar. Bitlis ve Malatya TEKEL iþçileri kendilerini fabrikaya kapatýyorlar. Tokat TEKEL iþçileri anayolu iþgal ediyorlar. Adana TEKEL iþçileri Baþbakanýn yolunu onu taþýyan otobüsün önüne yatarak kesiyorlar. Polis buna cop ve gaz bombalarýyla yanýt veriyor. Bunun üzerine iþçiler gözaltýna alýnan arkadaþlarý serbest býrakýlana kadar fabrikayý iþgal ediyorlar. Polis, gözaltýna alýnanlarý ertesi gün serbest býrakmak zorunda kalýyor. Bu geliþmeler üzerine Ýstanbul Cevizli TEKEL iþçileri eyleme geçiyorlar. Önce Sigara bölümünde baþlayan eylem, ayný gün Yaprak Tütün ve Ambalaj bölümlerine sýçrýyor. Ýþçiler hem SEKA’ya destek hem de TEKEL’in özelleþtirilmesine karþý eylem yaptýklarýný açýklýyorlar. Ayný günlerde‚ Malatya TEKEL ve Bitlis TEKEL iþçileri yine ayný gerekçe ve taleplerle harekete geçiyorlar. Bunlarla birlikte TELEKOM, Þeker Fabrikalarý, TÜPRAÞ, Aliaða PETKÝM ve Liman Ýþçileri eyleme geçiyorlar. Böylece eylemler, farklý iþ kollarýna yayýlma eðilimi içine girmiþ oldu. Bu arada BES iþçileri, 22 Þubat’ta baþlattýklarý Ýstanbul’dan Ankara’ya yürüyüþ eylemini 4 Mart’ta iþkolu düzeyinde iþ býrakma eylemiyle noktalayacaklarýný açýkladýlar. Bu tablonun daha iyi anlaþýlabilmesi için, iki noktayý vurgulamak gerekir. Birincisi, bütün bu eylemler altý-yedi gün gibi kýsa bir zaman aralýðýnda gerçekleþti. Her eylem baþka eylemi, her fabrika baþka fabrikayý tetikleyerek harekete geçirdi. Ýkinci nokta ise þu: Ýþçi eylemleri burjuva sendikacýlarýn her türlü engelleme,erteleme zamana yaya-
rak tavsatma taktik ve çabalarýna karþýn yayýldý. 16 Þubat’ta Emek Platformu’nun çaðrýsýyla yapýlan eylemlerin son derece sönük geçmesinden birkaç gün sonra iþçiler hemen her yerde eyleme geçtiler. Ýþçiler, burjuva sendikacýlarý ve burjuva sendikalarý aþtýklarý, onlarýn etkisinden kurtulduklarý yer ve zamanda daha ileri gidebiliyorlar. Burjuva sendikacýlarýn iþçi sýnýfý hareketi karþýsýndaki rol ve görevleri artýk biliniyor. Onlarýn baþlýca görevi, varlýk nedeni, iþçileri devrimci eylemlerden, devrimci hareketlerden, devrimci düþüncelerden mümkün olduðunca uzak tutmak; hareketi düzen sýnýrlarý içinde, ekonomik mücadele zemininde tutmak, iþçileri bölmek, aralarýndaki dayanýþmayý parçalamak, ortadan kaldýrmaktýr. Burjuvazinin iþçi sýnýfý içindeki bu uzantýlarý artýk o derece teþhir olmuþlar ki, yakýn zamana kadar Emek Platformu’nu yere göðe sýðdýramayan sosyal reformistler dahi artýk ona sahip çýkamaz hale geldiler. Dahasý, þimdi burjuva sendikacýlarla birlikte batmamak için,dün önlerinde diz çöktükleri adamlarý yani Emek Platformu’nu bugün, “Mücadeleyi kontrol altýnda tutmakla” suçluyorlar. Sosyal reformistlerin dün önlerinde diz çöktükleri adamlarý bugün “sendika üst bürokrasisi” diye nitelemeleri ya da Leninistlere ait bir kavram olan “Burjuva sendikacýlýk”la suçlamalarý þu bakýmdan önemli: Demek ki iþçiler burjuva sendikacýlarýn örgütsel ve politik etkilerinden giderek ve hýzla kurtuluyor; onlarýn denetiminden çýkýyorlar. Ýþçi sýnýfý hareketinin devrimci bir atýlýmý için bunun ne kadar önemli olduðunu anlamak burjuva sendikacýlarýn bu hareketin önündeki en büyük engel olduðunu kavramaya baðlý. Burjuva sendikacýlarýn çok çeþitli ve son derece ustaca engellemeleri olmasaydý iþçi sýnýfý hareketinin bugünle kýyaslanmayacak derecede geliþmiþ olacaðýný rahatlýkla söyleyebiliriz. Sosyal reformistlerin önlerinde diz çöktükleri burjuva sendikacýlarýn burjuvaziye hizmetleri iþte böylesine büyük. Ne var ki, nesnel koþullar iþçi sýnýfý hareketini ileriye doðru ittikçe sosyal reformistlerle burjuva sendikacýlarýn etki gücü gittikçe azalýyor. Ýþçi sýnýfýnýn yeni eylem dalgasý ve her tarafta mücadele birliðinin geliþmesi bunun tartýþýlmaz kanýtýdýr. Yeni Dönemde Yeni Görevler Ýþçi sýnýfýnýn Türkiye ve Kürdistan’da geliþen yeni eylem dalgasý iç savaþ sürecinde yeni bir döneme girilmekte, hatta girilmiþ olduðunu gösteriyor. Bu yeni dönemin temel özelliklerinden birisi, toplumun uzlaþ-
maz iki sýnýfýnýn birbirlerine karþý daha kararlý savaþacaklarý bir dönem olmasýdýr. Burjuvazinin icra komitesi olarak çalýþan hükümet, kararlýlýðýný Baþbakanýn aðzýndan ilan etmiþ bulunuyor: “Gelinen noktadan geri adým atýlmayacak”. Buna karþýlýk, karþý tarafýn, yani proletaryanýn þimdilik sözcülüðünü üstlenecek kadar ileri atýlan SEKA iþçileri de proletaryanýn kararlýlýðýný ilan etmiþ durumdalar: “Bizim buradan ancak ölümüz çýkar!” Proletaryanýn kararlýlýðýnýn burjuvazinin kararlýlýðýndan farký þu ki, proletaryanýn bir yerde ortaya çýkan kararlýlýðý çok kýsa zamanda bütün güçlere yayýlýyor ve bilinçte bir sýçrama yaratýyor. Bu, proleter iç savaþýn burjuva iç savaþtan en üstün yanlarýndan biridir. SEKA iþçilerinin “Buradan ancak ölümüz çýkar” sözleriyle özetlenen kararlýlýklarýnýn nasýl bir etki yarattýðýný, iþçilerinin “SEKA iþçisi kývýlcýmý çaktý, TEKEL iþçisi Türkiye’yi yangýn yerine çeviriyor” diyen TEKEL iþçilerinin sözlerinde gördük. Ayný kararlýlýðýn iþçi sýnýfýnýn ezici bir çoðunluðunu etkisi altýna aldýðýndan kuþku yok. Dar kafalý sosyal reformistler ve onlardan pek bir farký kalmayan oportünistler bunun gelip geçici bir durum olduðunu düþünmekle ne kadar yanýldýklarýný çok geçmeden anlayacaklar. Toplumda birbiriyle kesin savaþa tutuþmuþ sýnýflarýn kararlýlýðý geçici bir durumu ifade etmiyor. Çünkü bu kararlýlýk, Türkiye tekelci kapitalizminin çok yönlü, derin ve kalýcý bunalýmý gibi bir maddi temelden besleniyor. Yani savaþan taraflarýn kararlý olmalarýnýn güçlü bir maddi temeli var. Tekelci burjuvazi çeliþkiler yumaðý içinde sallanan ve sarsýlan düzenini ayakta tutmak için proletaryanýn ve diðer emekçi sýnýflarýn yaþam koþullarýna, varlýk koþullarýna saldýrmaktan baþka çare bulamýyor. Emekçi sýnýflar ise, yaþamda kalabilmek için burjuvazinin saldýrýlarýna karþý koymaktan, onu iç savaþta yenmekten baþka bir alternatife sahip deðil. Bu anlamýyla her iki sýnýf da geri dönüþsüz bir yola girmiþ bulunuyorlar. Bu nesnel koþullar, proletarya ile burjuvazi arasýndaki iç savaþýn, kendi mantýðýna uygun olarak, taraflardan birinin yere serilmesine kadar süreceðini gösteriyor. Sosyal reformistler ve burjuva sendikacýlar gibi burjuvazinin proletarya içindeki uzantýlarýnýn varlýðý bu savaþta burjuvazinin avantajlarýdýr. Ancak iç savaþýn mantýðý bu uzantýlarý giderek etkisiz hale getiriyor. Buna karþýlýk, proletaryanýn yaþam savaþý, ayakta kalma savaþý veriyor olmasý bu sýnýfý mücadele içinde birleþtiriyor, proletaryanýn devrimci sýnýf partisi olarak Leninist Parti’nin 36. Sayý / 2-16 Mart 2005
düþüncelerinin benimsenmesine uygun zemin yaratýyor, onun çalýþma alanýný geniþletiyor. Leninist Parti geniþleyen çalýþma alanýnýn yarattýðý boþluklarý ancak yeni ve taze güçlere dayanarak kapatabilir. Bu bakýmdan, iþçiler, özellikle de genç iþçiler arasýndan yeni ve taze güçleri saflara katmak,onlara dayanmak, bu güçlere inisiyatif tanýmak son derece büyük bir önem kazanmýþtýr. Leninist Parti güçleri, pratik politikalarýnýn temeline iktidarýn fethini koymuþ olmalarý gerçeðine uygun olarak, iç savaþýn gelinen aþamasýnda karþýlarýna çýkacak yeni örgüt biçimlerine her bakýmdan hazýrlýklý olmalýlar. Bu örgüt biçimleri komite, konsey ya da baþka bir isim altýndaki yarý-legal kitle örgütleridir. Bir süredir sýnýf mücadelesinin içinde zaten ortaya çýkmakta olan bu tip örgütler, giderek yaygýnlýk kazanmaktadýr. Bugünün mücadele örgütleri olarak karþýmýza çýkan komite ve konseyler yarýn ayaklanma ve iktidar organlarýna dönüþeceklerdir. Leninist Parti, mücadele-ayaklanmaiktidar organlarý olarak komite ve konseylerin gerekliliðini yýllar önce görmüþ olmanýn pratik ve düþünsel avantajlarýna sahip. Fakat bu, rehavete kapýlmanýn gerekçesi yapýlamaz. Aksine, geliþmeler çok hýzlý olduðu için, Leninist Parti güçleri, sahip olduklarý bu avantajlarý daha hýzlý, daha enerjik bir çalýþmanýn kaldýraçlarý olarak kullanmak zorundalar. Devrimci Ýþçi Komiteleri, þimdi her yerde pýtrak gibi açan iþçi komiteleri konusunda bize büyük bir avantaj saðlýyor. Ortaya çýktýklarý yerde bu komitelerde yer almak,olmazsa en azýndan etkilemek; olmadýklarý yerlerde kurulmalarýna önayak olmak, iþçileri bu konuda aydýnlatýp ikna etmek, deney aktarýmý yapmak yeni dönemin en önemli görevidir. Tekrar etmekte sakýnca yok: Leninistler bu zor görevleri ancak iþçi sýnýfýnýn yeni ve taze güçlerine, genç iþçilere dayanarak çözebilirler. Ýktidar dýþýnda her þey hiç bir þeydir. Ýktidar ele geçirilmeden proletarya ne kendinin ne de diðer emekçi sýnýflarýn hiç bir yaþamsal sorununu kalýcý biçimde çözemez. Bu temel düþünceyi proletarya saflarýnda yaymak günümüzün en acil görevidir. Burjuva sendikacýlarýn ve sosyal reformistlerin sýnýf mücadelesini düzen içinde tutma çabalarý ancak bu görevin yerine getirilmesiyle etkisiz kýlýnabilir. Bütün iktidar proletaryanýn ve müttefiklerinin ellerine… Bütün Ýktidar Emeðin Olacak… Bu düþünce ve sloganý proletaryanýn saflarýnda yaymak için on kat yüz kat artan bir enerjiyle çalýþmanýn zamaný…
13
metinlerin “çeviri parasýný ödemediði” gerekçesiyle kendisine verilmediði vurgulandý. Bununla devrimci tutsaklarýn yabancý dilde yayýnlanan hiçbir metini okumamalarýný saðlamak olduðu söylendi. Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleþen Sibel Sürücü’nün annesi Sakine Sürücü’nün de katýldýðý açýklamada, oðlu Serbülent Sürücü’nün görüþüne gittiðini ve türlü türlü baskýlarla, engellemelerle karþý karþýya kaldýðýný söyledi. Görüþe giderken, duyarlý kapýnýn öttüðünü ve bu sebeple aðzýndaki diþliði çýkarmasý gerektiðini söyleyen jandarmalarla sert bir þekilde tartýþtýðýný, hakaretlere maruz kaldýðýný söyleyen Sakine Ana; “Bana, aðzýndaki diþliði çýkar, yoksa oðlunu göremezsin diyorlar” dedi. Serbülent Sürücü’nün zindanda olmasýna raðmen polislerin eve gelerek “Serbülent nerede?” diyerek
“Aðzýndaki Diþliði Çýkar Yoksa Oðlunu Göremezsin” Yeni Ceza Ýnfaz Yasasý’nýn devrimci tutsaklar üzerindeki baskýlarý gün yüzüne çýkýyor. Devrimci tutsaklara yönelik baskýlar her geçen gün artýyor. Devrimci Tutsak Aileleri Komiteleri, konuyla ilgili 17 Þubat günü saat 12:00’da ÝHD Ýstanbul þubesinde bir basýn açýklamasý düzenledi. Yapýlan açýklamada saldýrýlarýn kapsamlý ve çok yönlü olduðu vurgulandý. Tutsaklara yapýlan yanlýþ tedavilerin, ölümlere yol açtýðý buna raðmen cezaevi idarelerinin tutsaklarýn saðlýðýna kayýtsýz kalmayý sürdürdüðü vurgulanan basýn açýklamasýnda tutsaklara gönderilen ya da tutsaklar tarafýndan gönderilen mektuplarýn “uygun görülmedi” gerekçesiyle sahiplerine ulaþmadýðý, hasta olan tutsaklara ilaç verilmediði söylendi. Açýklamada, Tekirdað F Tipi Cezaevinde bulunan Baki Yaþ’a gönderilen Ýngilizce
baský yapmaya çalýþtýklarýný anlattý. Sakine Ana ayrýca tutsaklara tedavileri için ilaç verilmediðinden suç duyurusunda bulunduðunu, suç duyurusuna cevabýn posta yoluyla eve teblið edilmesi gerektiðini ama karakol tarafýndan çaðrýlarak tebliði alabilmesi için imza atmaya zorlandýðýný söyledi. Kendisinin ise “bunun baský amaçlý yapýldýðýný, bu nedenle imza vermeyeceðini” söylediðini belirten Sakine ana “çocuklarýma sahip çýkmaya devam edeceðim” dedi.
NATO Güvenlik Konferansý Protesto Edildi! Almanya’nýn Münih kentinde toplanan NATO Güvenlik Konferansý, çeþitli gösterilerle protesto edildi. 11 Þubat Cuma günü baþlayan protesto eylemleri, 12 Þubat Cumartesi günü gerçekleþtirilen uluslararasý yürüyüþle son buldu. 11 Þubat Cuma günü, Münih kentinde düzenlenen toplantý ve seminerlerde, NATO’nun anlamý ve bugün üstlendiði rol üzerinde duruldu. Toplantý ve seminerlerin ardýndan, ayný gün akþamý bir yürüyüþ düzenlendi. Bu yürüyüþ ayný zamanda Cumartesi gerçekleþtirilecek olan uluslararasý yürüyüþün bir provasý niteliðindeydi. Polis, gün boyu düzenlenen etkinliklerde, yürüyüþ öncesinde ve yürüyüþ esnasýnda provokatif bir tutum sergiledi. Cumartesi günü gerçekleþen uluslararasý protesto yürüyüþüne yaklaþýk 9 bin kiþi katýldý. Çeþitli anti-faþist, anti-kapitalist ve otonom Alman gruplarýnýn yanýnda, bir çok ülkeden komünist partiler, devrimci yapýlar ve anti-kapitalist gruplar eylemde yerini almýþtý. Filistinli gruplar, Portekiz Komünist Partisi, Ýran Sosyalist Partisi, Yunan Komünistleri... bunlardan bazýlarýydý. Türkiyeli gruplarýn eyleme katýlýmý ise, daha önceki eylemlere göre oldukça azdý. Gerek politik içeriði, gerekse de ruh hali o-
14
larak, Avrupa standartlarýnýn çok üstunde devrimci bir içeriðe sahip olan bu eyleme, Türkiyeli devrimci yapýlarýn ilgisi düþüktü. Eylemde, TKEP/L’nin dýþýnda MLKP ve Bolþevik Partizan pankart açtý. Bizler, Almanya’dan Leninistler olarak, üzerinde Ýngilizce “Zafere Kadar Devrim” yazýlý pankartýmýzla eyleme katýldýk. Bunun dýþýnda TKEP/L, Che ve Küba bayraklarý taþýdýk. Eylem süresince, pankartýmýz ve bayraklarýmýz, Alman gençleri tarafýndan yoðun ilgi gördüler. Eylem boyunca emperyalizme ve emperyalist savaþlara karþý, devrimci mücadeleye davet eden sloganlar atýldý. Uluslararasý devrimci dayanýþma vurgusu yapýldý. Kitlenin ruh hali oldukça iyiydi. Yürüyüþ baþtan sona gergin bir havada gerçekleþti. Zaman zaman polisle eylemciler arasýnda çatýþmalar yaþandý. Leninist gençlerin de yer aldýðý bu çatýþmalar, eylemin sonuna kadar devam etti. Polis saldýrýlarý ve çatýþmalar esnasýnda, toplam 50 kiþi civarýnda gözaltý yaþandý. 36. Sayý / 2-16 Mart 2005
Yaþasýn Proletarya Enternasyonalizmi! Kahrolsun Emperyalizmin Uluslararasý Terör Örgütü Nato!
Almanya’dan Leninistler NOT: Elimize e-posta yoluyla ulaþan bu haberi, haber niteliðinden dolayý yayýnlýyoruz.
B
u bir 8 Mart yazýsý deðil sevgili okur. Ne 8 Mart’ýn tarihçesinden söz edilecek, ne de emekçi kadýnlar gününde neleri ön plana çýkartmak gerektiðinden. Bu, aynayý kendine doðru tutma çabasýdýr. Yalnýzca geniþ emekçi yýðýnlar arasýnda deðil, en bilinçli proleter kadýnlarýn da senede bir kez gündeme getirdikleri bu sorunun çözümü için, hemen bugünden ve bundan sonra her gün nelerin yapýlmasý gerektiðini, birlikte düþüneceðiz. Baþlangýç için son birkaç söz: “Madem ki sadece 8 Mart dolayýsýyla kadýn sorununun hatýrlanýþý eleþtiriliyor; bu yazý neden þimdi çýkýyor?” türünden bir samimiyet testine de hazýrdýr bu yazý. Ne yazýk ki bir sorun ancak, en çok gündeme geldiði günlerde dikkati çekiyor. Bu yazý, kendini okutmak için bu tarihi seçti. Öyleyse, sevgili okur; ne “ilkel-komünal toplumdan…” ile baþlayýp, “bu sorunun çözümü sosyalizmdedir” ile biten bir tarih dersine hazýrlan ne de yaþadýðýmýz topraklarda emekçi kadýnlarýn öne çýkmasý üzerine analiz bekle. Bunlarý zaten biliyorsun. Eðer henüz bilmiyorsan, tam da bu konularda yazýlmýþ makalelerden bolca var. Fakat þunu bil ki, bu konuda henüz yolun baþýndayýz, kaplumbaða adýmlarýyla ilerliyoruz. Hýzlanmamýz gerek; ayaklarýmýzdaki paslarý, sýrtýmýzdaki kamburlarý atmamýz gerek. Bu bir yolculuk davetidir sana. Ama, ilkel-komünal toplumun köylerinde dolaþmayacaðýz, kadýnýn kurtuluþunun maddi zeminlerini yaratan modern sanayinin gürültülü atölyelerinde de… Bu yolculuk mahalle aralarýnda, eylem alanlarýnda, emekçi evlerin içinde ve en önemlisi, kendi içinde ey okur, senin iç dünyanda olacak. Alýþkanlýklarýnda, milyonlarca kez tekrarlana tekrarlana bize öðretilen düþünce kalýplarýnda, ön yargýlarda dolaþacaðýz. Meraklanma, öyle upuzun bir tren yolculuðu gibi deðil ama, belki kýsa bir müze gezisi gibi. Bu yazý bittiðinde, sen yolculuðuna devam etmelisin. Gel, önce eylem alanlarýna gidelim. En kalabalýk, en etkili olanlarýn birinden baþlayalým. 20 Kasým büyük iþçi mitingini hatýrlýyorsun deðil mi? O eylem alanýnda ne kadar kadýn vardý? Sayabilseydin, çok uzun ve zahmetli bir iþ olmazdý; çünkü öylesine az sayýdaydýlar. Emekçi bir kadýn, kendisi bizzat çalýþan bir iþçi olsa bile, eylem alanýna eþini, kardeþini, evladýný gönderiyor, O evinde kendi iþiyle uðraþmaya devam ediyor. Hükümete karþý politik bir eyleme damgasýný vuran proletarya, emin ol bu savaþý kazanmak için çok çok uðraþacak. Çünkü, emekçi kadýnlarý eylem alanýna çekememiþ. Oysa bir de SEKA eylemine bak! Sokak eylemlerinde ne de çok kadýn vardý deðil mi? Pendik-Aydos’ta barikatlarý kuranlar, yine en baþta kadýnlardý. Demek ki, gerçekten bir ölüm-kalým sorunu varsa, gerçekten devrimci bir eylem varsa, orada emekçi kadýnlar da var. Bu, yaþamýn bize öðrettiði bir derstir. Proleter bir kadýn hareketini hangi zeminlerde geliþtirebileceðimize dair bir ders. Toplumun en ezilen kesimlerinin, gerçek bir devrimci eyleme adeta içgüdüsel bir eðilim duymalarýnda þaþýlacak hiçbir yan yok. Eylem alanlarýndaki kýsa gezimizi sürdürelim. Aynayý bu kez kendimize tutalým sevgili okur. Biliyorsun ki, bizde eylemler sert-kavgalý geçer. Polis tehditlerine pabuç býrakýlmaz. O yüzden, diðerlerinden farklý olarak, eyleme katýlýmý, kaç kiþinin gözaltýna alýndýðýyla ölçeriz. Dürüst olalým, buna þimdi çok ihtiyacýmýz var. Gözaltýna alýnanlardan kaç tanesi kadýn yoldaþlarýmýz? Toplamýn dörtte biri, çoðu kez daha az: Buradan çýkan sonucu dile getirmekte sakýnca yok: Proletaryanýn devrimci sýnýf hareketinde de emekçi kadýnlar, hakkettikleri aðýrlýðý henüz kazanabilmiþ deðil. Sabýrsýzca soracaksýn; neden? Ayaðýmýzdaki paslar, sýrtýmýzdaki kamburlar. Ama bunlardan bahsetmeden önce, bilince çýkarmamýz gereken tarihsel bir gerçek var.
K A D I N L A R A
A C I M A Y I N
Bir devrimde kadýnlarýn, çoðu zaman belirleyici rolünü, bu topraklarýn insanlarý pek bilmez. Kadýný da, erkeði de… bu bilisizlikle geliyor aramýza. Kurtuluþun sosyalizmde olduðu sözü, sadece varýlacak hedefi özetliyor ama emekçi kadýnlarý eylemlere en etkin biçimde çekmenin yolarýný açýklamýyor. Hemen bugünden yapýlmasý gereken, deðiþmesi gereken o kadar çok þey var ki, “ Biz yapýyoruz vallahi” deyip, göðsünü yumruklayanlara kolay inanma. Bu konuda ölçüt, eylem alanlarýdýr. Ve bir gün sana, bu ülkede devrim neden olmuyor diye soracak olanlara þu cevabý hazýrla: çünkü, emekçi kadýnlarý devrimin politik mücadele arenasýna çekmek için pek ama pek az þey yaptýk da, ondan. Oysa tarih, bu görevi baþaranlarý devrimle ödüllendiriyor. Ekim Devrimi’nin genel bir provasý olan 1917 Þubat Devrimi, kadýnlarýn açlýk yürüyüþüyle patlak vermiþti. Paris Komünü’nde kadýnlarýn özgür bir dünyanýn yaratýlmasýnda oynadýðý büyük rolü ve kahramanlýðý gördüðünde Marx, “proletaryanýn ordusu sadece kadýnlardan oluþsaydý, ne müthiþ bir ordu olurdu” demiþti. Onyýllar boyunca, dünyanýn en güçlü emperyalistlerine kafa tutup, onlarý teker teker yenilgiye uðratan Vietnam halkýna sorun; bu zaferi nasýl kazandýlar diye. Ýlk alacaðýmýz cevap “kadýnlarýmýz sayesinde” olacaktýr. Muazzam gerilla güçleri kurdular Vietnamlý kadýnlar, “kara topuzlular” dediler adlarýna. Yemin etmiþlerdi, ülkeleri kurtulana dek saçlarýný kesmediler. Cezayirli kadýnlar, kara çarþaflarýnýn altýnda binlerce bomba ve silah taþýdýlar, ve iþgalci Fransýz ordusu, onlarla baþ edemedikleri için terk ettiler yüzyýllýk sömürgelerini. Çok uzaða gitmeye gerek yok. Kürt halkýna bak. Bir savaþ, bu kadar uzun süre nasýl yürütülür, bu denli büyük acý ve baskýlara nasýl göðüs gerilir sorusunun cevabýný öðren onlardan. Çok deðil, yirmibeþ yýl önce, Kürdistan’da genç bir kadýn, babasýndan, abisinden izinsiz bakkala bile gidemezdi. Þimdi gepegenç Kürt kadýnlarý, ailelerine haber vermeden atýlýyorlar daðlarýn doruklarýna… Ve eskiden, bir tek gün eve gelmeyen kýzlarýný, kýzkardeþlerini “töre”ye kurban etmeye hazýr olanlar, bugün aylarca haber alamadýklarý kýzlarýnýn, kýzkardeþlerinin nereye gittiklerini çok iyi biliyorlar. Onlarý büyük bir gururla sahipleniyorlar. Ve bu onurlu genç kadýnlar, insanlýklarý binlerce kez ayaklar altýna alýnmýþ binlerce erkeðe cesaret aþýlayarak, onlarý adeta peþinden sürüklüyor. Bir toplum, ancak kadýnýn etkin gücünü harekete geçirebilirse, gerçekten devrimci bir dönüþüm gerçekleþtirebilir. Gerçek Bir Hikaye Bir kadýn tanýrdýk. Biz ona “ana” derdik, o bize “yoldaþ”. Biz onu sanki, hep kaderinde yazýlý gibi duran “analýk” görevine layýk görürdük, onu bu þekilde yücelttiðimizi sanýrdýk; verdiðimiz tek þeydi sevgi. O bize daha fazlasýný, sevgisiyle beraber bütün yeteneklerini de vermeye hazýrdý. Bu yoldaþlýk duraðýna çok uzun bir yoldan gelmiþti ve -biliyor musunuz sevgili okur-, yalnýzca tek bir sözcüktü ona kanatlar takýp daðlarý daðlarý aþtýran. Bu “tek bir söz”ün hikayesi, aslýnda milyonlarýn hikayesiyle ayný. Yoldaþ ana, 30 yýllýk evliliðinde belki de her gün dayak yemiþ, aþaðýlanmýþtý. Karþýlýðýnda kocasýna günde belki on çeþit yemek yedirirdi. Çevrede onun için, “yýkadýðý giyilir, piþirdiði yenir” denilirdi ya, iþte emekçi kadýnlarýmýza bu köhne toplumun sunup sunabileceði en büyük tahttý. Ama karþýlýðý dayakla, acýyla, aþaðýlanmalarla ödenmiþ bir tenekeden taht. Yoldaþ ana, cezaevindeki çocuðunu bile, kocasýndan izin almadan ziyaret edemezdi. Cezaevinde gördükleri, duyduklarý, içindeki yanardaðý harekete geçirdi ya, korku daðlardan daha büyük. Ýþte o tek söz, tüm sihirlerden büyük gücüyle, kilitli kapýlarý tek tek açacaktý.
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
15
Günlerce, aylarca düþündü, korktu, çekindi, vazgeçti, ama her seferinde, yaþamýný deðiþtirecek o tek sözün kapýsýnda buldu kendini. Sabýrlý ol sevgili okur, o tek sözcük, öyle olaðanüstü güzellikte, Olimpos daðýndaki tanrýlar tarafýndan örste dövülüp, sedef kakmalý kutularda sunulan o olaðanüstü þiirsel sözlerle uzaktan yakýndan akraba deðil. Emekçi bir kadýnýn yaþamýnda olaðanüstü bir þeyler varsa, aþaðýlanmadýr, dayaklar ve horgörmelerdir, ve bütün bunlarýn karþýsýnda gösterilen olaðanüstü sabýr, fedakarlýk ve sorumluluk duygularýdýr. Oysa o tek söz, basitti, kocasýna, “ben gitmek için izin istiyorum” deðil, “gidiyorum, haberin olsun” diyecekti. Bu denli basit bir söz, yýllarýn dayak ve aþaðýlanmalarýnýn intikam kýlýcý gibiydi. Ve bu daha ilk darbe, alýnan ilk taksitti. Sýrtýndan büyük bir dað kalkmýþ gibi ferahladý, kendine güveni geldi. Ve, düþlerinde bile korktuðu koca figürünün, içi boþ bir çuval gibi yýkýlýþýný izledi. Ýzledik. Yolculuðuna böyle çýktý. Onyýllarýn sabrý, fedakarlýðý ve sorumluluk duygusu, artýk baþka bir dünyanýn yaratýlmasý için harekete geçiyordu, köhne bir toplumun acýlarýna katlanmak için deðil. Kýrýn zincirlerinizi emekçi kadýnlar, içine hapsolduðunuz saksýlarý kýrýn, bu saksý kristalden bile yapýlmýþ olsa. Her þeyiyle yüzyýllarýn yalanlarý ve alýþkanlýklarý üzerine kurulu bu ezilmiþlik, iþte bazen böyle tek bir sözle yerle bir olur. Özgürlüðe giden yol, iþte böyle küçük adýmlarla baþlayan uzun bir maratondur. Köhnemiþ düzenin kristal vazosudur kadýnýn ezilmiþliði. Kýrýldýðýnda, cam parçalarý kimilerinin ayaklarýný kanatacak. Gorki diyor ki: “Analara acýmayýn!”. Bir ekleme yapalým bu söze sevgili okur. Þöyle diyelim: “Kadýnlara Acýmayýn!”. Bakýn, bu aþaðýlýk düzen, milyonlarca emekçi kadýný, ev kadýnlarýný, kendi zindanýna kapatmak için, ne pislikler tertipliyor. Çamaþýr makinesini, hazýr bebek bezlerini ve gýda sanayini kapitalizm geliþtirdi ve bu sayede ev kadýnlarýna, emekçi kadýnlara bolca zaman yarattý, evet. Ama bu boþ zaman, gündüz vakti tv’lerde yayýnlanan biri bizi gözetliyor evleriyle, gelin-kaynana teþneleriyle, cehalet dolu bir yaþama nasýl da çevriliyor. Evde sürdürülen cehalete, televolelerle sokakta azdýrýlan cehalet eþlik ediyor. Tek hedef, milyonlarca devrim potansiyelini evlere hapsetmek. Biz bu kadýnlarý politik eyleme ve yaþama çekmeyi baþaramazsak, evlere hapsedilen cehalet, sokakta azdýrýlan cehaletle el ele, proletaryayý kemirmeye devam edecek. Bildirilerinizi ev kadýnlarýna ulaþtýrýn ve en kavgacý eylemlere onlarý çaðýrýn. Unutma sevgili okur: Bazen tek bir söz, tek bir davranýþ bile yeter. Bir Gerçek Hikaye Daha Haydi, biraz da, devrim cephesinin mutfaðýndaki yangýna bakalým
8 MART MÝTÝNGÝNE ÇAÐRIMIZDIR... 8 Mart’ý Tarihsel anlamý ve sýnýfsal özüne uygun olarak kutlamalýyýz! Basýna ve kamuoyuna! 8 Mart; Amerikalý tekstil iþçisi kadýnlarýn ‘Eþit iþe eþit ücret!’, ‘8 saatlik iþgünü!’, ‘Sendika hakký!’ talepleriyle yola çýktýklarý ve bizzat iþçi kadýnlarýn kanlarýyla sulanmýþ bir mücadele günüdür. Tarihin de gösterdiði gibi 8 Mart, iþçi sýnýfýnýn mücadele tarihinin bir ürünüdür ve özü itibariyle iþçi ve emekçi kadýna aittir. Bundan dolayý 8 Mart, bu sýnýfsal öze ve bu tarihsel mirasa uygun bir þekilde kutlanmalýdýr. Ancak ne yazýk ki; son yýllarda 8 Martlar ülkemizde bu gerçeklikten uzak bir þekilde kutlanmaktadýr. Öyle ki, bugünün emekçi kadýna ait olduðu gerçeði karartýlmaktadýr. Ayný zamanda yürütülen ‘kadýn-erkek’ tartýþmalarý asýl olarak sosyalist devrimci ideolojinin alanlardan dýþlanmasý anlamýna gelmektedir.
16
sevgili okur. Devrim cephesinin bütünü ele alýndýðýnda, kadýn sorununda, oradan kötü kokular yükseliyor, emin ol. Bilinen bir hikayedir. Bebekleri yeni doðmuþ bir çifti, bir yoldaþlarý ziyarete gider. Kadýn, eþi ve yoldaþlarý, salonda heyecanlý bir politik sohbete baþlarlar. Derken, adam eþine “caným, hadi bir kahve yap, içelim” der. Kahveler hazýrlanýr ve kadýn, sohbetin kaçýrdýðý bölümlerinin meraký ve þaþkýnlýðýyla konuþmalara yeniden dahil olur. Biraz sonra adamýn sesi, o þefkatli sesi, yine duyulur: “caným, karnýmýz acýktý, bir þeyler hazýrlar mýsýn?”. Sohbet yemek masasýnda devam eder ya, artýk kadýn ne denli merak ve ilgili olsa, yine de sohbetin dýþýnda kalmýþtýr. Ve nihayet bebeðin aðlamasý duyulur. O þefkat dolu ses, bir kez daha kadýna yönelir: “Caným, çocuk altýna yaptý galiba, bir bakar mýsýn?” Kadýn artýk patlar: “Yeter be! Senin payýna yüksek politika, benim payýma çocuk boku!” Evet sevgili okur, pis kokulardan söz ederken, abartmýyorduk. Ne yazýk ki bu, bir çok açýdan, bizim de hikayemiz. Belki, mutfaktan yükselen kötü kokularý, binlerce farklý yoldan kendilerine hazýr sunulan bir toplumsal avantajlarý kullanmaktan memnun erkek yoldaþlar duyamýyorlar. Hatta, yoldaþça bir güvene dayanarak, kendisini hep yüksek politika alanýnýn kýyýsýna iliþtirilmiþ bulmayý çok önemsemeyen kimi kadýn yoldaþlarýmýz da, bu kokuyu almýyor olabilirler. Ama… sevgili okur, buraya dikkat- çünkü, neden aktif mücadeleye çektiðimiz kadýnlarýn oraný yükselmiyor sorusunun cevaplarýndan birini bulacaðýz seninle- Özgürlük yolculuðuna, küçük de olsa, büyük de olsa, adým atan emekçi kadýnlarýn çoðu, köhnemiþ toplumun yaydýðý bütün kokulara karþý, olaðanüstü sezgisel bir duyarlýlýk taþýrlar. Ve seninle tanýþtýðý daha ilk saatlerde, binlerce alýþkanlýk ve davranýþla fark edemediðin o köhne toplumun kokusunu alýrlar. Çok basit bir örnek verelim. Daha kapýdan girer girmez, eðer mutfak bölümünde bir kadýn, politik tartýþma kürsüsünde bir erkek görürlerse, ne düþünürler dersin? “Zindan ayný, gardiyanlar farklý.” Biz kendimiz için deðil, tüm toplumun kurtuluþu için savaþýyoruz, öyleyse tartýþma kürsüsünde kimin olduðunun ne önemi var, diye düþünme. Bu savunu bir iþe yaramaz sevgili okur. Dünyayý ve yaþamý kökten deðiþtirmeyi hedefleyen bir insan, bu deðiþimi kendi yaþamýna uyarlamakta hiçbir özel çaba göstermezse, içten ve samimi görünebilir mi? Üzerine binlerce düðüm atýlmýþ bir sorunla karþý karþýyayýz. Hem düðümleri tek tek çözeceðiz, hem de Ýskender’in kýlýcýyla tek bir büyük darbe vuracaðýz. 8 Mart’ýn kutlu olsun.
Biz aþaðýda imzasý bulunanlar, bu yýl, 8 Mart’ý tarihsel anlamý ve sýnýfsal özüne uygun olarak kutlamak amacýyla bir araya geldik. 8 Mart’ta; Bir yandan ÝMF-DB eliyle, diðer yandan ‘AB uyum’ yasalarýyla sermaye sýnýfýnýn yürüttüðü sosyal yýkým saldýrýlarýna ve bu yýkýmdan en çok etkilenen emekçi kadýnlarýn çifte sömürüsü ve ezilmiþliðine karþý çýkmak için, Evde, sokakta, iþte, okulda yani toplumsal yaþamýn tüm alanla- 18 Þubat 2005 Galatasaray-Basýn açýklamasý rýnda, kadýna yönelik þiddet ve eþitsizliðin karþýsýnda durmak için, ve emekçileri, ilericileri, devrimcileri, 6 Mart Gözaltýnda, cezaevinde, tecritte kadýna yö2005 tarihinde Beyazýt Meydaný’nda gerçekleþnelik þiddetin son bulmasý için, tireceðimiz mitinge katýlmaya çaðýrýyoruz. Mazlum Kürt kadýnlarýnýn, sýnýfsal-cinsel Yaþasýn 8 Mart sömürünün yaný sýra ulusal baskýya karþý talepDünya Emekçi Kadýnlar Günü! lerini haykýrabilmek için, Emperyalizmin saldýrgan politikalarý sonuPartizan, ÖMP, BDSP, HKM, Devrimci Hacu iþgal ve savaþtan en fazla etkilenen Irak ve reket, Emekçi Kadýnlar, Kaldýraç, Ak-der, Filistinli kadýnlarla dayanýþmayý yükseltmek iDemokratik Kadýn Hareketi (Giriþimi), çin; DHP, ÇHD, PDD, Odak, EHP’li Kadýnlar Baþta emekçi kadýnlar olmak üzere tüm iþçi
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
yolundaki proletaryanýn sýnýf partisi, bugünden baþlayan ve önümüzdeki aylarda toplumu daha da büyük sarsýntýlarla harekete geçirecek sanayi proletaryasýnýn bu kesimleri üzerinde özel olarak durmalýdýr.
BOZKIRA DÜÞEN S E K A K I V I L C I M
O
laylarýn baþ döndürücü hýzý, burjuvaziyi yeniden büyük korkulara ve ölümcül reflekslere boðuyor. Polis coplarý ve kurþunlarý, bombalar yeniden havalarda uçuþuyor. Proletaryanýn, Kürt halkýnýn, yoksul ve küçük üretici köylülerin ve burada sayamayacaðýmýz denli irili-ufaklý toplumsal kesimlerin ard arda, üst üste binen eylemleri, sýnýflar savaþýnýn seyrini hýzla, en sert duruma doðru götürüyor. Bu bir büyük dönüþüm, sýçrama anýdýr. Her büyük geliþme ve sýçrama dönemlerinin ilginç bir özelliði -Lenin’in belirttiði gibi- eskiye ait yýkýntýlar yýðýnýnýn, yeninin tohumlarýndan çok daha hýzlý birikmesidir. Yýkýmlar ardý ardýna geliyor. Özelleþtirmeler, toplu iþten çýkarmalar, gecekondu yýkýmlarý, ortadan kaldýrýlan sosyal ve siyasal haklar, katliamlar, aþaðýlanmalar ve gözaçtýrmayan baskýlar biçiminde çok yönlü gelen saldýrýlar, neredeyse yeninin tohumlarýný görünmez hale getiren bir yýkým birikimi yaratýyor. Bu umutsuzluk ikliminde, býrakalým reformistler, karamsar haykýrýþlara boðulsunlar. Devrimci öncü, yeninin tohumlarýný korkunç bir güçle ayaða kaldýracak ve büyük yýkýmýn yarattýðý ölümcül çýrpýnýþlarý bir devrim gücüne dönüþtürecek olan zincirin ana halkasýný, bu yýkýntýlar arasýndan bulup çýkarmayý bilmelidir. Büyük dönüþüm ve sýçrama dönemlerinde bu ana halka bir kez ele geçirildi mi; olaylarýn baþ döndürücü hýzý her adýmda proleter öncünün yerini saðlamlaþtýrýr. Olaylar bu denli hýzlý ve bu denli çeþitliyken, hiçbir grup, hiçbir parti, bütün bu olaylara yetiþemez. O nedenle, öncü her tarafa yumruk sallamak yerine, bu ana halkayý kavrayýp ele alarak, kendi gücünü aþan binlerce farklý olaya yön verebilme yeteneðine kavuþur. Bütün devrimlerde söz konusu ana halka, öncü tarafýndan keþfedilmez; kitlelerin ve emekçi sýnýflarýn tarihi atýlýmlarýyla ortaya çýkar; yani kendini belli eder. Ve bugün, Türkiye ve K.Kürdistan’ýn her yerini kaplayan iþçi eylemleri, kavrayýp çekeceðimiz zincirin ana halkasýný belirgin hale getiriyor. Özelleþtirmelerin toptan iþçi kýyýmý haline gelmesiyle, SEKA-TEKEL-TÜPRAÞ gibi devlet tekelindeki en büyük sanayi iþletmelerindeki iþçiler çok sert bir mücadele dönemine girdiler. Güç örgütü olmak
I
Sanayi Proletaryasýnýn Öncülük Yeteneði Yalnýzca proletarya, büyük üretimdeki rolü sonucu -çoðu zaman daha çok sömürülen ve ezilen ama baðýmsýz eyleme geçme yeteneði olmayan- diðer emekçi sýnýflarýn önderi olma yeteneðine sahiptir. SEKA bu fitili ateþledi. Bu ateþ önce yine sanayi proletaryasýnýn ortasýna düþtü. SEKA’dan Ýzmit kentine, oradan Malatya, Adana, Tokat’a ve giderek de küçük üretici köylülere doðru. Þu an lokomotif SEKA’dýr, yarýn TEKEL olacaktýr. Sýrada özelleþtirilmeyi bekleyen çok daha büyük iþletmeler var. Ve eðer burjuvazi bu savaþýmda tek tek kaleleri düþürebilirse, sýra TÜPRAÞ ve PETKÝM’e de gelecektir. Fakat burjuvazinin tek tek kaleleri düþürme planý, SEKA’da bozuldu. Dahasý, diðer kalelerde harekete geçti. Ateþin daha da büyüyerek, özel sektörün büyük iþletmelerine sýçramasý olasý. 2005 yýlý tekstil için sýrat köprüsüdür. Tekstilde son iki yýlda çok düþük kârlarla ve borçla yapýlan üretimin týkanmasý, SEKA’nýn baþlattýðý eylemin üzerine binerse, sýnýflar mücadelesi çok daha ileri ve sert bir sürece gireceðinden kuþku olmasýn. SEKA eylemi, toplumun geri kalan kesimlerinin önemli bir bölümünü harekete geçirme yeteneðini kanýtlayan Türkiye iþçi sýnýfýnýn birikimi üzerine aþaðý-yukarý bir fikir veriyor. Daha düne kadar, “tuzu-kuru” olduðu için, yani kendilerinden çok daha fazla ezilenlere veya iþsizlere göre daha fazla ayrýcalýklara sahip olduðu için onlarýn acýlarýna yabancýlaþan, sanayi proletaryasýnýn bu en ileri kesimleri, esasýnda tayin edici güçlere sahiptir. Ve biz, hiçbir zaman onlarý “tuzu-kuru” olduðu için gözardý etmemeliyiz. Örgütlenme deneyimi ve çalýþma disiplini bir yana, büyük ölçekli üretimin onlara saðladýðý toplumsal güç, büyük iþletmelerde baþlayan eylemlerin direngenliðinin, daha küçük üretim havzalarýna kýyasla çok daha uzun erime yayýlabilmesi nedenleriyle, çevrelerini geniþ bir sempati ve destek örgütleyebilecek bir sýnýf varsa, iþte onlar SEKA’dýr, TEKEL’dir vb. SEKA ilkel bir uyanýþ deðildir. Burada salt bir umutsuzluk patlamasý ya da öc alma duygusu yok. Burada savaþým var. Çok yönlü mücadele biçimlerini bir arada ve uygun bileþimlerde kullanma birikimi var. Bu, salt SEKA’ya özgü deðil. Sümerbank’ta da görmüþtük. Bu birikim iþçi sýnýfýnýndýr. Adana’da R.T. Erdoðan’ýn konvoyunun önünü kesen TEKEL iþçileri gözaltýna alýnýnca, Malatya TEKEL’in iþçileri bir saat içinde fabrika iþgaline baþlýyor, Tokat’taki fabrika yol kesme eylemine giriþiyordu. Bu durum, iþçi sýnýfýnýn önemli bir kesiminin ne denli uyanýk, örgütlü ve eyleme hemen geçme yeteneðinde olduðunu kanýtlýyor. Bu kesimler, en geride ve uyuþuk olduklarý izlenimi verdikleri bir anda bile, bir anda öne sýçrama, örnek yaratma ve çevresinde büyük bir dayanýþma çemberi yaratma potansiyelinin, yalnýzca sanayi proletaryasýnda olduðuna kanýttýr. Savaþým, binlerce farklý yollardan, mücadele birliði sorununu çözüyor. SEKA iþçilerine ve ailelerine polis saldýrýsý olduðun-
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
17
da, Ýzmit’in emekçileri binlerce kiþiyle adeta polisi ablukaya aldýlar. Burada politik bir çatýþma var. Ýzmit halký bir süredir izledikleri SEKA eylemine, böylesine kritik bir anda destek verecek kadar birikime sahip. Polis zoru ve genel olarak “zulüm”, her gün kendi örneðini binlerce kez emekçiler üzerinde sergileyerek, halkýn bir araya gelmesini hýzlandýran “duygu birliði”ni yaratmýþtýr. Bu, ekonomik bir mücadelenin deðil, politik bir mücadelenin Cevizli TEKEL Ýþçileri birikimidir. Halkýn, polis coplarý ve soluduklarý biber gazý karþýlýðýnda tasarruf ettikleri ve en kritik anda kullanýma hazýr bekledikleri mücadele birliði birikimidir. SEKA ve TEKEL, iþçi sýnýfýnýn çoktan buyana dile getirdiði bir siyasal bilince can veriyor, onu kararlý bir eyleme döküyor. Bu siyasal bilinç, devlet ve hükümetlerin, IMF-DB ve diðer burjuvalarýn aldýðý kararlarýn yürütücüsü olduklarýdýr. Sermaye dünyasýný ve onun devletini hedef tahtasýna oturan toplumsal bir devrimin, binlerce farklý yoldan kendini gündeme taþýdýðý bir süreçtir bu. Henüz iþçiler bunu dile getirmese de, pankartlarýna yazmasa da, yeninin tohumlarýný yeþerten ve güçlendiren eylemler yaþýyoruz. Burjuva Sýnýrlar Aþýlýyor Ard arda gelen büyük ve direngen eylemler, iþçi sýnýfýna, ihtiyacý olduðu özgüveni yeniden kazandýrdý. Bu özgüveni SEKA ve TEKEL iþçilerinde görmek mümkün. Bu özgüven onlarýn hýzla eyleme geçmelerine neden oluyor. Yýllardýr, burjuva saldýrýlar karþýsýnda gerileyen, küçük çarpýþmalarý ard arda kaybeden, burjuva sendikacýlýk tarafýndan felç edilen iþçi sýnýfý hareketi, kendine güvenini yeniden kazandýran böyle direngen bir eyleme ihtiyaç duyuyordu. Bugün ard arda patlayan fabrika iþgalleri ve eylemler, burjuva sendikacýlýk çemberinin tamamen dýþýnda geliþiyor. Ýþçi sýnýfý, ayaðýndaki en büyük prangayý söküyor. Kuþkusuz, burjuva hükümet açýsýndan iktisadi ödünler vermek bugünkü eylemin her an büyümesi ve SEKA’nýn uyandýrdýðý kitleler göz önüne alýndýðýnda, çok daha ucuza mal olurdu. Bu yol 1998’de bir kez denendi. SEKA, benzeri bir direniþle o yýl, bu ödünü almýþtý. Sonuç, burjuvalar için tatmin ediciydi. SEKA iþçilerinin burjuvaziye güvenleri tazelenmiþti. Oysa þimdi, burjuvazinin attýðý adýmlar, büyük bir cephe savaþýný andýrýyor. Bu nedenle, uyanýþ ve harekete geçiþ devrimci nitelikler taþýyor. Yani, burjuvazinin bugünkü iktisadi ödünü, iþçilerin güvenini yeniden kazanmaya deðil, ama onlara tam da þimdi ihtiyaç duyduklarý bir zafere, moral bir desteðe yol açacaktýr. Burjuvazi burada iktisadi bir savaþým deðil, artýk politik bir savaþýmý temel alýyor. Eyleme geçen iþçiler de bunun farkýndalar. Dile getirdikleri talepler, her ne kadar iktisadi ödünler olsa da, baþlayan bu sürecin, sonuçta hükümeti devirebilecek bir genel eylemin ilk halkasý olduðunu derinden sezinliyorlar. Destek Yetmez, Yönlendirme Yeteneði Gerek SEKA eylemiyle bir sýçrama gösteren iþçi sýnýfý, yaþanan sorunlarýn derin iktisadi ve politik nedenlerinden ötürü, “bilinçli unsurun önemine” doðru yakýnlaþýyorlar. Büyük ölçekli üretim a-
18
lanlarýndaki sanayi proletaryasýnýn eylemlerinden çýkan politik bilinç kývýlcýmlarý, her yeri bir bozkýr gibi ateþe veriyor ve proletarya, yarattýðý toplumsal etkinliði gördükçe, kendisine olan güvenini yeniden kazanýyor. Fakat biz, somut koþullarýn ve içine girdikleri eylem sürecinin onlarý kaçýnýlmaz olarak devrim yoluna sürükleyeceði düþüncesiyle avunamayýz. Þu haliyle iþçi sýnýfý hareketi, örgütlü sosyalist hareketten daha etkin durumdadýr. Bu durumun hem olumlu, hem de olumsuz yönleri var. Olumlu yönü, örgütlü sosyalist hareketin önünü açmasý, onu toplumda kökleþtirmesidir. Fakat, olumsuz yön olarak, sosyalist hareket etkinliðini arttýrma yeteneðini geliþtiremezse, iþçi sýnýfý hareketinin, burjuvazinin çok farklý kýlýklara giren ideolojik etkisine girmekten kurtulamamasýdýr. SEKA ve TEKEL eylemlerini desteklemek, onlara “yalnýz deðilsiniz” demek, bu etkinliði arttýrmaya yetmez. Önlerine koyduklarý sýnýrlý-iktisadi hedeflere “en kararlý ve en militan biçimde” ulaþmalarý için yardýmcý olmak da yetmez. Bir leninistin görevi bunlarla sýnýrlý deðildir. Dahasý, günümüz koþullarýnda iktisadi hedeflerle görevlerini sýnýrlayanlar, reformizmin ve burjuva sendikacýlýðýn yedek lastiði olmaktan kurtulamazlar. Son aylarda ardý ardýna toplanan kurultaylar, iþçi sempozyumlarý, bu acý gerçeði kanýtlamaktan baþka bir anlam taþýmýyorlar. Bugün asýl öne çýkarýlmasý gereken, sanayi proletaryasýna gerçek kurtuluþlarýnýn toplumsal bir devrimde ve bütün iktidarý ele geçirmekte olduðunu anlatmak, bu konuda ýsrarcý ve özverili bir çaba içinde olmaktýr. Bu da yetmez; ayrýca onlara, kurtuluþlarýnýn gerçekleþmesini saðlayacak bütün ekonomik ve siyasi þartlarýn olgunlaþtýðýný göstermek; devrimci iktidarýn fethi için gerekli olan sýnýf iliþkilerinin ve mücadele birliðinin, en geliþkin sanayi proletaryasýnýn kararlý ve sonuna kadar giden eylemleri yoluyla nasýl yaratýldýðýný anlatmak gerek. Bir araya gelmeye baþlayan sýnýf güçlerinin nasýl kaçýnýlmaz olarak bir ayaklanmaya doðru gittiðini kavratmak, bu ayaklanmaya öncülük edebilecek biricik sýnýf olan sanayi proletaryasýnýn pratik hazýrlýklarýný biran önce tamamlamasýnýn önemine iþaret etmek gerek. Eðer, sanayi proletaryasýnýn en ileri kesimlerini, düzeni yýkma ve emekçilerin tümünün kurtuluþunu saðlama amacý etrafýnda toparlayabilirsek, bir kez onlarý bu amaca doðru çekersek, onlar da tüm emekçi sýnýflarý, salt eylemin ve direngenliðin gücüyle, özgüvenle kendi peþlerine takacak yeteneði göstereceklerdir; kaldý ki bu yeteneðe sahip olduklarýný þimdi de gösteriyorlar. Ana halka budur. Bu ana halka etrafýnda harekete öncülük edebilecek, yetenekli ve eðitilmiþ lider ve örgütçülerin sayýsý henüz pek yetersizdir. Fakat bu eksik hýzla giderilebilir. Þimdi olaylar ve onlarýn etrafa saçtýðý devrimci bilinç kývýlcýmlarý, bu yetenekteki insanlarý kendiliðinden ortaya çýkartýyor ve yetiþtiriyor. Bütün sorun, onlarý bir merkezi, profesyonel devrimci parti etrafýnda toparlamaktýr. Ýnisiyatif tanýmak, özendirmek ve sýký bir yönlendirme yardýmýyla, bu ana halkayý kavrayabilir, olaylara yön verebiliriz. Bu bir düþ deðil.
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
U
zunca bir süredir Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak, sendikalý olduklarý gerekçesiyle iþten atýlan 154 belediye iþçisinin mücadelesine ortak olduk. Bu noktada en çok fedakarlýk gösteren, dayanýþma örneði gösteren,çaba harcayanlarýn bizler olduðumuzu gönül rahatlýðýyla söyleyebiliriz. Bunu sadece bizler deðil bir çok belediye iþçisi arkadaþýmýz da dile getiriyor zaten. Antep Büyükþehir Belediyesi’nin anlaþmalý þirketi olan Özbelde A.Þ. bünyesinde çalýþan 154 iþçi, yeni belediyenin iþbaþýna gelmesinden sonra yeni yýla iþsiz kalarak bir giriþ yaptýlar. kurban bayramýnda AKP’li Belediye Baþkaný Asým Güzelbey’in adeta kurbaný oldular. Güzelbey o kadar “güzel” bir bey ki, yerel basýnda piþkin piþkin çýkýp halký kandýrmaya çalýþtý. Neymiþ iþçiler iþlerine geri dönebilirlermiþ. Bunun böyle olmadýðý sonradan anlaþýldý. Ýþe geri dönme þarta baðlanmýþtý: Sendikadan istifa edilecek! Yani iþçiler, yeni bir sendikasýzlaþtýrma saldýrýsýyla karþý karþýya geldiler. Belediyenin, anlaþmalý þirketi Özbelde A.Þ.’nin yerine yeni anlaþtýðý Gazi-Bel þirketi, sendikalý iþçi istemiyormuþ. Yani iþe devam etmek isteyen iþçilere tek bir seçenek sunuluyor: Sendikadan istifa etme. Böylesi bir durumda, bir sendika yöneticisinin, örgütlülüðü, sendikal mücadelenin, sendikalý olmanýn yasal bir hak olduðunu savunmasý gerekirken, mahkemede “sendikadan ayrýlmanýn 50-60 milyon masraf gerektirdiðini ve bunu iþçilerin ödeyecek durumda olmadýðýný” belirtmesi, bakýþ açýsýnýn ne kadar uzlaþmacý olduðunu açýk bir þekilde gösteriyor. Böyle bir kýlavuzu olanýn mücadelesi kararlý olabilir niydi? Böylesi bir söze en iyi cevabý da AKP’li rantçý Güzelbey verdi: “onun parasýný da ben veririm.” Sonuç: Sendikadan istifalar, 154 iþçiden kalan sendikalý iþçi sayýsý 107. Bütün bunlar olurken, bir de verilen mücadeleye bir bakalým. 14 Ocak öncesinde çýplak ayaklý yürüyüþ, 14 Ocak’ta baþlayan ve toplam 9 gün süren açlýk grevi ve sonrasýnda bir kaç eylem. Bu mücadele sonrasýnda sonuç oldukça olumsuz diyebiliriz. Ýþçilerde moral bozukluðu, kýsa vadede dahi mücadeleye olan inançsýzlýk, kendi aralarýnda sorunlar, tartýþmalar, gerginlikler.
düþüncelerimiz doðrultusunda da; - Özbelde iþçileri için çýkardýðýmýz yaklaþýk 3000 civarýnda bildiriyi iþçi semtlerinde kapý kapý sohbetler ederek daðýttýk. - Açlýk grevini ve Özbelde iþçilerini desteklemek amacýyla hazýrladýðýmýz A3 boyutundaki 70-80 kadar afiþi merkezi yerlere yapýþtýrdýk. - Ünaldý Dokuma Ýþçisi arkadaþlarýmýzý açlýk grevine destek ziyaretlerine götürerek emeðin birliðini saðlamaya çalýþtýk - Y.E.Mücadele Birliði dergisini en geniþ çevreye ulaþtýrarak, Özbelde iþçilerinin sesini baþka yerlere taþýdýk. - Sendika yetkililerinin ‘mahkeme tarihine kadar günübirlik iþ bulabilenler gitsin çalýþsýn’ derken bizler hemen hemen her gün onlarýn yanýna giderek onlara destek ve moral olmaya çalýþtýk. Bizler, Özbelde iþçileriyle böylesi bir dayanýþma, kaynaþma içerisindeyken bu sefer Ýzmit’te sýnýf kardeþlerimiz tarafýndan yükseltilen “SEKA Kapatýlamaz” çýðlýðý bütün ülkeyi sardý. SEKA iþçilerinin vermiþ olduklarý bu mücadele, bizleri ve Özbelde iþçilerini onurlandýrdý. SEKA iþçileri “gemileri yaktý” ve böylece mücadele tarihimizde örnek olacak bir direniþe imza attýlar. Fabrikayý iþgal ederek, iþçilerin istediðinde neler yapabileceðini gösterdiler. SEKA iþçilerinin dýþýnda, Adana TEKEL iþçilerinin Tayyip Erdoðan’ýn Adana ziyaretinde konvoyunun yolunu kesmesi de, yine SEKA iþçilerininki gibi mücadelemize örnek teþkil eden bir eylemdir.
ÖZBEL DE ÝÞÇ Ý K ALICI SÝNÝN KESÝN VE KURTU EMEÐÝ L U ÞU N ÝK TÝD ARIND ADIR
DÝK’in Düþüncesi Biz Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak, sürekli mücadeleyi geliþtirmek üzerine kafa yorduk. Gerçek, kalýcý zaferin ancak uzun vadeli ve ekonomik talepleri aþan iktidar için mücadeleyle elde edilebileceðini ve bunun da ancak kararlýlýkla olacaðýný söyledik. Ailelerin mücadeleye ortak edilmesi gerektiðini, komiteler þeklinde örgütlenerek halkla baðlar kurmak, direniþe destek saðlamak gerektiðini söyledik. Bu þekilde bir dayanýþmayla mücadelenin bütün ihtiyaçlarýnýn da karþýlanabileceðini söyledik. Ve bu
Ýþçi Arkadaþlar; Bizler sömürünün, baskýnýn açlýðýn, iþsizliðin en yoðun olduðu bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dönemde sermaye güçleri iþçi sýnýfýnýn moralini bozmak için elinden geleni ardýna koymuyor. Bu dönemde yaptýðýmýz her eylemin dýþýmýzdaki iþçilere örnek olacaðýný unutmayalým. Gerçek zaferimiz, ancak emeðin iktidarýný kuracaðýmýz zaman gerçekleþecektir. bunu kendi güçlerimizin dýþýnda aramayalým. Bizleri kurtaracak olan kendi kollarýmýzdýr. Bürokratlaþmýþ sendikacýlarý bir an önce tarihin çöplüðüne atýp, kendi içimizdeki öncüleri kendimiz çýkarmalýyýz. Onlar gerçek iþçi önderleri olacaktýr; çýkarsýz, samimi, dürüst... Ancak bu þekilde yolumuzda kararlýca yürüyerek sermayenin iktidarýný ve onun egemenlik aygýtýný paramparça eder ve kendi iktidarýmýzý kendi kollarýmýzla inþa edebiliriz. EMEÐÝN ÝKTÝDARI ÝÇÝN MÜCADELEYE! FABRÝKALAR TARLALAR SÝYASÝ ÝKTÝDAR HERÞEY EMEÐÝN OLACAK!
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
ANTEP/ DÝK
19
ANTEP DÝK’TEN BÝLDÝRÝ DAÐITIMI
ANTEP DÝK’TEN Saðlýk Emekçilerine Destek
A
ntep’te Özbelde iþçilerinin mahkemesine katýldýktan sonra saat 12.30 civarýnda, bu sefer SSK bahçesinde SSK’larýn özelleþtirilmesine karþý SES tarafýndan düzenlenen basýn açýklamasýna katýldýk. Basýn açýklamasýna, baþta Özbelde iþçileri olmak üzere TÜMTÝS üyesi nakliyat iþçileri ve Eðitim-SEN de destek verdi. Basýn açýklamasýna bizler de Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak destek verdik. “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Dünya Emeðin Olacak”, “SSK Satýlamaz” Devrimci Ýþçi Komiteleri imzalý dövizlerimizle katýldýk. Eylem anýnda sadece bizim döviz açmamýzdan kaynaklý da dövizlerimiz oldukça dikkat çekti. Özbelde iþçileri tarafýndan dövizlerimizin elimizden alýnarak taþýnmasý, sahiplenilmesi de bizleri mutlu eden bir olaydý. Eylem esnasýnda sýk sýk “AKP Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma”, “Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Verecek”, “SEKA’nýn Ýþçisi Direniþin Simgesi”, “Parasýz Eðitim, Parasýz Saðlýk” gibi sloganlar atýldý. Eylem, basýn açýklamasý metninin okunmasýndan sonra son buldu.
YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN EMEKÇÝLERÝN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ!
Sendikalý olduklarý gerekçesiyle iþten çýkarýlan Büyükþehir belediye iþçileri ile dayanýþmamýz devam ediyor. Ýþ mahkemesinde 18 Þubat 2005 tarihinde görülen ilk mahkeme davayý evraklarýn tamamlanmasý gerekçesiyle 25 Þubat 2005 tarihine erteledi. 25 Þubat 2005 Cuma günü gerçekleþen duruþmada ise, Özbelde iþçilerinin iþe iadeleri kararý verildi. Bizler Devrimci Ýþçi Komiteleri olarak Özbelde þirketine baðlý belediye iþçilerinin mücadelesini ilk günden beridir mücadele birliði bilinciyle destekliyoruz. Bu bilinçle de iþten atýlan Özbelde iþçileri için çýkardýðýmýz yaklaþýk 3 bin bildiriyi Antep’in iþçi ve emekçi mahallerinde kapý kapý daðýttýk. Karþýyaka, Cinderesi, Düztepe, Cengiz Topel ve Cumhuriyet mahallerinde daðýttýðýmýz bildiriler iþçi ve emekçiler tarafýndan ilgiyle karþýlandý. Bildiri daðýtýmý esnasýnda insanlarla yaptýðýmýz sohbetlerde de belediye iþçilerinin iþten çýkarýldýðýný ve onlarla birlikte mücadele etmek gerektiðini anlattýk.
YAÞASIN DEVRÝMCÝ ÝÞÇÝ KOMÝTELERÝ! Antep/DÝK
ANTEP BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝNDE SON DURUM 18 Þubat 2005 Cuma günü gerçekleþen ilk mahkemeden, dava evraklarýnýn bir dahaki duruþmaya kadar tamamlanmasý sonucu çýkmýþtý. 25 Þubat 2005 Cuma gününe ertelenen “Ýþe Geri Ýade” davasý, Antep 2 No’lu iþ mahkemesinde görüldü. Sonuç olarak da iþten çýkarýlan Özbelde iþçilerinin iþe geri iadesi kararý çýktý. Bizler de 25 Þubat 2005 günü mahkeme önünde toplanan iþçilere destek olmak amacýyla, saat 09.00’da mahkeme önüne geldik. Saat 10.00 civarýnda açýklanan karar, iþçilerde büyük bir sevinç yarattý ve sloganlarla karþýlandý. Sendika yetkililerinin basýna açýklama yapmasýnýn ardýndan, sendikaya gidildi. Mahkeme Sonrasý Ýþçiler Adliye Önünde Antep/DÝK
20
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
ANTEP/ DÝK
DÜNYA EMEÐÝN OLACAK Ýþçi ve emekçilerin eylemleri, tüm dünyada baþ döndürücü bir hýzla artarak yükseliyor. Son bir aylýk süreçte gerçekleþen eylemlere ve olaylara baktýðýmýzda, þunu rahatlýkla söyleyebiliyoruz, “21. yüzyýl, ayaklanmalar yüzyýlý olacak!..
nuþturmadýlar. wEmek Platformu, 16 Þubat’ta 81 ilde alanlara çýkarak, iþçi ve emekçilerin haklarýný gasp eden yasalarýn geri çekilmesi için eylem yaptý. wÖzelleþtirme Ýdaresi, 199 iþçinin Silifke’ye gönderilmesine iliþkin gönderilen tebligatý iþçiler kabul etmedi. Bu listelerin iþçileri bölmek için hazýrlandýðýný söyleyen iþçiler, bunu kabul etmeyeceklerini söylediler. wTEKEL Cevizli Sigara Fabrikasý iþçileri, 15 Þubat günü üretimi durdurarak Kartal Meydaný’na yürüyerek özelleþtirmeyi protesto etti. Ýþçiler, özelleþtirmeye karþý tüm illeri eylem alanýna çevireceklerini söylediler. w16 Þubat’ta, Ýzmir Tabipler Odasý ve SES, Ýzmir’de bulunan tüm SSK’larda iþ býrakma eylemi gerçekleþtirdi. wÝstanbul’da ise SSK Okmeydaný ve Eyüp’te saðlýk emekçileri iþ býraktý. wÇeþitli açýlýþlara katýlmak için Adana’ya gelen baþbakan Tayip Erdoðan’ýn yolu, TEKEL iþçileri tarafýndan kesildi. TEKEL iþçilerinin protestosunu polis, biber gazý ve cop kullanarak daðýttý, yaralanan iþçi sayýsý 100’ü buldu. w18 Þubat günü polis, fabrikalarýný iþgal etmiþ olan SEKA iþçilerine ve aile-
wMaliye Bakaný Kemal Unakýtan, Ýzmir’de özelleþtirmek istediði PETKÝM’i ziyaret edince, iþçilerin protesto eylemleriyle karþýlaþtý. wÝstanbul Bakýrköy’de bulunan Gals Tekstil Fabrikasý’nda iþten atýlan 255 iþçi eylem yaptý. wBursa’da Asil Çelik iþçileri, patronun toplu iþ sözleþmesindeki dayatmalarýný kabul etmeyerek 31 Ocak günü greve çýktý. wTuzla Rumeli Deri Fabrikasý’nda iþten atýlan 32 iþçi direniþ baþlattý. wMersin Limaný ve Samsun Limaný iþçileri, Özelleþtirme Ýdaresi’nin, TCDD Limanlarý’ný da özelleþtirilecek kuruluþlar arasýna almasýna karþý “Limanlarý sattýrmayacaðýz” diyerek eylem yaptý ve 2005 yýlýný “Mücadele Yýlý” ilan ettiler. w13 Þubat’ta Malatya’da TEKEL iþçisi ve tütün üreticisi yaklaþýk 10 bin kiþi bir miting düzenledi. TEKEL’in özelleþtirilmesini protesto eden iþçi ve köylüler, direniþteki SEKA iþçisine de yalnýz olmadýklarýný söylediler. wKocaeli’ne bir derneðin açýlýþýna gelen Orman Bakaný Osman Pepe, SEKA iþçilerinin ailelerinin protestolarýyla karþýlaþtý. Sloganlarla protesto eylemi yapan kadýnlar, Osman Pepe’yi ko- Malatya Tekel Ýþçilerinin Mitingi
36. Sayý / 2-16 Mart 2005
lerine biber gazý ile saldýrdý, fabrikalarýn giriþ çýkýþlarýný kapatarak iþçileri ablukaya aldý. Bunun üzerine iþçiler, kendilerini mekanik atölyesine kilitlediler. wAdana ve Ýzmit’te TEKEL ve SEKA iþçilerine yapýlan saldýrýlarý protesto etmek için, Malatya ve Bitlis’de TEKEL iþçileri eylem yaptý ve “SEKA-TEKEL Omuz Omuza” mesajý ile sýnýf dayanýþmasýný gösterdi. wTÜPRAÞ Ýzmir Rafinerisi’nde ücretlerini alamayan 841 taþeron iþçi iþ býraktý. wÝstanbul’da Desan Dokuma Fabrikasý iþçileri, iþten çýkarýlmalarýný protesto etmek için, iþyeri önünde direniþe baþladýlar. wAnkara’da BES, 22 Þubat günü Ulus’tan Kýzýlay Meydaný’na doðru yürüyüþe baþladý. Sýhhiye önünde polis tarafýndan yolu kesilen emekçilerin direngen tavrý, polis barikatýný açtýrdý ve 100 kiþiyle, Ziya Gökalp Bulvarý üzerinde basýn açýklamasý yaptý. (BES, kamunun tasfiyesi ve köleleþtirici çalýþma yasalarýna karþý eylem takvimi çýkartmýþtý.) w25 Þubat
21
Cuma günü tüm illerden gelen BES’liler Ankara’da buluþtular. Mithatpaþa Caddesi’nden Ziya Gökalp Meydaný’na polis barikatýný yararak çýkan emekçiler arasýndan 5 temsilci Baþbakanlýk’a giderek taleplerini ilettiler. Bu talepler, hükümet tarafýndan yok sayýlýrsa, 4 Mart’ta grev sözü vererek ayrýldýlar. wFransa’da yüzbinlerce emekçi haftalýk 35 saatlik çalýþma yasasýnýn ve kazanýlmýþ haklarýn gaspýný protesto için eylem yaptý. wAlmanya’da en büyük bira fabrikalarýndan biri olan Eicbahum Fabrikasý’nýn 1.000 iþçisi Ocak ayýnýn sonundan beri grevde. wBolivya’da yüzbinlerce emekçi, petrol sübvansiyonlarýnýn kaldýrýlmasý ve su hizmetlerinin özelleþtirilmesine karþý grevler ve yol kesme eylemleri düzenliyor; otobüs þoförleri ve sahipleri greve gidiyor. wAlmanya’da 5 þubat günü binlerce üniversite öðrencisi, harçlarýn serbest býrakýlmasýnýn eðitimi paralý hale getireceðini söyleyerek tüm büyük þehirlerde eylemler düzenledi. wFransa’da eðitim reformuna karþý 15 Þubat’ta yaklaþýk 70 bin öðrenci eylem yaptý. Fransa’da bir hafta önce de 100 bin liseli eylem yapmýþtý. wNepal’de, Kral’ýn maoist gerillalarýn eylemlerini bahane ederek hükümeti feshederek olaðanüstü hal ilan etmesi üzerine binlerce Nepalli’nin düzenlediði eyleme saldýran polis 12 kiþiyi tutukladý. w12 Þubat’ta Togo’da baskýcý liderin, devlet baþkanlýðýný oðluna devretmesini protesto eden halk, bu eylemlerin bir baþlangýç olduðunu söyledi. wAmerika’da, Philadelphia kentinde, idam mahkumu Mumia Abu Jamal’e destek için yüzlerce kiþi eylem yaptý. wBrezilya’nýn Goiania þehrinde polis, toprak iþgal eden köylülere karþý kanlý bir operasyon gerçekleþtirdi. 2 köylü öldürüldü, onlarcasý yaralandý ve 800 kiþi gözaltýna alýndý. Polis, 11 ve 15 Þubat’ta da bölgeye bombalý ve silahlý saldýrý düzenlemiþ, çok sayýda kiþiyi yaralamýþtý. Bölgede 3 bin topraksýz aile yaþýyordu. wÝngiltere’de kamu emekçileri, hükümetin emeklilik haklarýna saldýrýlarýna karþý 18 Þubat’ta eylemler düzenlediler. wBush’un Belçika’ya yapacaðý ziyareti protesto etmek için 22 Þubat günü Brüksel’de “hoþ geldin” gösterileri düzenlendi. Binlerce savaþ karþýtý, savaþý ve emperyalist politikalarý protesto eden sloganlar attý. wAlmanya’da VERDÝ sendikasý, Almanya çapýnda uyarý grevleri yapýyor. Bu grevlere, çeþitli eyaletlerde binlerce emekçi katýlýyor. wABD Dýþiþleri Bakaný Rice’ýn Ocak ayýnda yaptýðý açýklamada Küba, Burma, Belarus ve Zimbabve’yi “zorbalýðýn ileri karakollarý” olarak nitelendirip üstü kapalý tehdit etmesi üzerine, Fidel Castro, açýklama yaptý. Ülkesinin ABD tehdidi altýnda yaþadýðýný söyleyen Castro, Küba’nýn buna karþý kendini savunmak için uzun zamandýr hazýrlandýðýný belirtti. Ve “Bize saldýrmak ve istila etmek hatasýna düþerlerse, Bay Bush’a önerim, 50 nükleer silah kullanmasý ve bizi yok etmesi olacaktýr” diyerek, “cehennemde yaþamaktansa, cennette ölmeyi tercih ederiz” dedi.
22
Dün SEKA’da Bugün Tekel’de Savaþa Savaþa Kazanacaðýz
Özelleþtirmelerin, kapatmalarýn, satmalarýn, devretmelerin çýð gibi büyüdüðü günümüzde iþçi ve emekçiler de saldýrýlara karþýlýk fabrika iþgalleriyle, eylemlerle, direniþlerle, yürüyüþlerle tepkilerini ortaya koyuyorlar. 15 Þubat günü sabahýn erken saatlerinde Cevizli TEKEL’in önünde toplanan iþçiler hazýrlýklara baþladýlar. Devrimci Ýþçi Komiteleri de sabahýn erken saatlerinde gelerek iþçilerle sohbet etti DÝK’liler; verilen “TEKEL Kapatýlamaz” yazýlý önlükleri giyindiler. Fabrika içerisinde bulunan iþçiler de üretimi durdurarak “Satýlan TEKEL Deðil Türkiye’nin Geleceðidir”, “Kanýmýzla Aldýðýmýzý, Parayla Sattýrmayýz” vb. pankartlarla kortej oluþturarak fabrika dýþýndaki iþçilerle buluþtu. Devrimci Ýþçi Komiteleri de üzerinde “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak” yazan pankartlarýný açarak kortej düzenindeki yerlerini aldýlar. Yürüyüþ düzeni oluþturulduktan sonra minibüs yoluna doðru yürüyüþe geçen iþçilerin önü çevik kuvvet tarafýndan kesildi. Bunun üzerine iþçiler polisleri yuhaladýlar. Sendika yöneticileri ve polis arasýnda yapýlan pazarlýk sonucu yolun tek þeridinde yürümek kaydýyla yürüyüþe izin verildi. Yürüyüþ boyunca iþçiler “TEKEL Onurdur Satýlamaz”, “AKP’nin Ýtleri Sattýrmayýz KÝT’leri”, Yaþasýn SEKA Direniþimiz”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Dünya Yerinden Oynar Ýþçiler Birlik Olsa” sloganlarý atarken Devrimci Ýþçi Komiteleri de “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Fabrikalar Tarlalar Siyasi Ýktidar Her Þey Emeðin Olacak”, “Dünya Emeðin Olacak”, “Dün SEKA’da Bugün TEKEL’de Savaþa Savaþa Kazanacaðýz”, “TEKEL Ýþçisi Yalnýz Deðildir” sloganlarýyla kurtuluþun ancak siyasi iktidarýn ele geçirilmesiyle mümkün olacaðýný haykýrýyorlardý. Ýþçiler DÝK’in atmýþ olduðu sloganlarý bir süre sonra sahiplenerek kendileri atmaya baþladýlar. Yürüyüþ boyunca polis sürekli DÝK’lileri ve iþçileri tahrik etti. Zaman zaman polis ve yürüyüþçüler arasýnda itiþ-kakýþ yaþandý. Gerginlik Kartal Meydaný’na kadar sürdü. Yaklaþýk 1 saat süren yürüyüþ boyunca çevredeki insanlar alkýþlayarak ve bazen de sloganlara katýlarak destek verdiler. Meydana gelindiðinde DÝK, iþçileri iktidar için savaþa çaðýran bildiri daðýtýmýnda bulundu. Bildirilere iþçilerin ilgisi yoðundu ve dikkatle okudular. gözlendi. Yapýlan basýn açýklamasýnda “Topla tüfekle boyun eðdiremediler, fabrikalarýmýzý elimizden alarak boyun eðdirmeye çalýþýyorlar” denildi.
36. Sayý / 2-16 Mart 2005