Skip to main content

iscibirligi20102

Page 1

YIL: 1 • SAYI: 4 • MAYIS 2010

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ ‹ fi Ç ‹

-

K ‹ T L E

G A Z E T E S ‹

HERKES‹N YETENE⁄‹NDEN, ‹HT‹YACINA GÖRE BU SAYIDA:

1 May›s Nedir? 1 May›s "çiçek bayram›" ya da alelade bir tatil günü de¤ildir. ‹flçi S›n›f›n›n Dünya Partisi olan 1. Enternasyonal'in sekiz saatlik ifl yasas› için yürüttü¤ü uluslararas› siyasal mücadeleden do¤up geliflen 1 May›s, dünyan›n her yerinde burjuva hükümetlerine iflçiler taraf›ndan tatl›l›kla ya da yalvarmayla de¤il, mücadele yoluyla ve zorla kabul ettirilmifltir. 1 May›s'› anlatmak için s›kça kullan›lan "Birlik, Mücadele ve Dayan›flma" sözcüklerinin içi bofl bir tekerleme haline getirilemesine izin verilemez. "Birlik", "millî birli¤i" de¤il tek tek ülkelerdeki ve tüm dünyadaki bütün milletlerden dünya iflçi s›n›f›n›n Enternasyonal Birli¤ini, "Mücadele", iflçiler aras›nda kapitalist sistemi temellerine kadar sars›p alafla¤› edecek gerçek bir Devrimci Mücadele ruhunun canland›r›lmas›n›, "Dayan›flma" da, bütün ülkelerin iflçilerinin kendi s›rtlar›ndan zenginleflen "kendi" millî sömürücü s›n›flar›yla koyunca dayan›flmas›n› de¤il, iflçi s›n›f›n›n nihai kurtulufl mücadelesinde s›ms›k› uluslararas› Devrimci Dayan›flmas›n› anlat›r. 2009 1 May›s›'ndan önce, Türkiye burjuvazisi ve onun hükümeti, 12 Eylül'den sonra ilk kez 1 May›s'› resmî tatil ilan et-

mek zorunda kald›. Zorunda kald› diyoruz çünkü bu, iflçileri aç›kça "ayak tak›m›" yerine koymak isteyen hükümetin sundu¤u gibi sömürücü "bafllar›n" bir lütfu de¤il, genel planda Cumhuriyet öncesi dönemindeki ilk 1 May›s kutlamalar›ndan günümüze kadarki, daha özel olarak da iflçilerin 1 May›s 1977 Katliam›n›n 30. y›l›n› Taksim Meydan›’nda anmak için harekete geçti¤i 2007 y›l›ndan beri devam eden son derece zorlu ve inatç› mücadelenin bir sonucuydu. 12 Eylül Faflist Darbesinden sonra burjuvazi Türkiye'de 1 May›s'›n uzun süre, mümkünse sonsuza kadar sözünü ettirmemeyi tasarl›yordu. Gerçekten de T.C. devleti 1925-1975 aras›nda tam 50 y›l boyunca hiçbir kitlesel 1 May›s gösterisinin yap›lamamas›n› sa¤layabilmiflti. Ancak bu umutlar uzun süre yaflama flans› bulamad›. 1 May›s'› kapal› salon toplant›lar›ndan ç›kartarak fabrikalara ve alanlara tafl›ma mücadelesi hiçbir zaman yokedilemedi. 1989 y›l›nda hükümetin aç›k tehditlerine ra¤men iflçiler ve devrimci güçler 1 May›s'› Taksim'de kutlamak için harekete geçtiler. Mehmet Akif Dalc› adl› genç bir

devam› sayfa 9’da

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetemizden Okurlar›m›za Merhaba! ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetemiz kolektif çabalarla üretim faaliyetine devam ediyor. Burjuva ideolojisi ve revizyonizmden yüzde yüz ba¤›ms›z, yüzde yüz iflçi s›n›f› ve emekçi halklar›m›z›n sosyal-s›n›fsal-evrensel kurtuluflunu gündemine alan bizimki gibi bir ‹flçi-Kitle gazetesinin finansman›ndan, üretiminden da¤›t›m›na kadar tüm süreçlerde kolektif üretim yöntemiyle haz›rlanmas› elbette kolay de¤ildir. Denenmeye pek cesaret edilemeyen, denense bile yar›m kalan, böyle zor bir ifli gündemimize ald›¤›m›z için hem seviniyoruz, hem de geliflmeler karfl›s›nda gurur duyuyoruz. Karfl›laflt›¤›m›z çok yönlü sorunlar› da inat, ›srar, süreklilik, ifl ve emek sevgisi, çal›flkanl›k gibi proleter devrimci nitelik ve yönelifllerimizle ifl içinde ö¤renerek mutlaka çözece¤iz. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetemiz ilk say›m›zda da duyurup çerçevesini çizdi¤imiz gibi iflçi s›n›f›n›n sendikal ve siyasal birli¤ini gündemine alan herkesle diyaloga, kolektif ifl ve üretim yapmaya aday ve haz›r bir niteli¤e sahiptir. ‹lke ve amaç birli¤i bir ve ayn› olanlar›n kolektif bir kürsüsüdür. Bu kürsüyü merkezi kolektif disipline sahip bir Kurum’a dönüfltürmek durumunday›z. Gazetemiz iflçi hareketinin pratik amaçlar›n› karfl›layacak, ortak çal›flmaya dönük tüm kolektif anlaflmalara girmekten asla kaç›nmaz. Ancak, iflçi s›n›f› ve emekçi halklar›m›z›n sosyal-s›n›fsal-evrensel kurtuluflu mücadelesinde ilke ve amaçlarda herhangi bir masa bafl› pazarl›¤a girmez. Bilimsel ö¤retinin, teorinin temel ilke ve sorunlar›ndan taviz vermez. “Dipsiz kuyu bofl ambar” türünden ifllevsiz, iflçi s›n›f› hareketimizi ve süreci gelifltirmeyen “ayd›n” tart›flmalar›na girmez. ‹lke ve amaç birli¤i yolundaki tart›flmalardan da kaçmaz. ‹deolojik-teorik sorunlar›m›zla bu yoldaki bilimsel çal›flmalar›m›z› devrimci esneklikler gözeterek iflçi s›n›f› ve emekçilerin en ileri, en militan unsurlar›na tafl›man›n kayg›s›n›

tafl›r. ‹flçi s›n›f›n›n henüz sosyal-s›n›fsal ç›karlar›n› görememifl kesimlerini kendi davas›na kazanman›n mücadelesini verir. Tüm kurullarda iflçi s›n›f›n›n söz ve karar sahibi olmas›n› bilince tafl›r. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetemize terini ak›tan, kolektif emek güçlerini buluflturup yola ç›kan gazetemiz emekçilerinin samimi, dürüst ve ilkesel amac› iflçilerin s›n›fsal-sendikal birli¤inin sa¤lanmas› yönündedir. Gazetemizin henüz ›ra¤›nda olmad›¤›m›z pek çok eksi¤i ve sorunu oldu¤unun bilincindeyiz. Karfl›laflt›¤›m›z sorunlar› ifl ve üretim faaliyeti içinde, kolektif çabalarla çözce¤iz. Yaz›lar›m›zdaki dil birli¤i ve uyum ilkeselli¤inin de ifl ve süreç içinde yerine oturaca¤› aç›kt›r. Gazetemizin da¤›t›m›nda rol alanlar›n bölgelerden sözlü-yaz›l› canl› bilgilerin ulaflt›r›lmas›, protokol da¤›t›m›, sat›fllar›n disipline edilmesi, okurlarla sürekli diyalog ve iflçilerin nabz›n›n tutulmas›, büroya sürekli bilgi, haber, foto¤raf vb. ak›fl›n›n sa¤lanmas› gibi pek çok sorunumuz vard›r. Bu konuda okurlar›m›za da ifl düflmektedir. Profesyonel kadrolara fliddetle ihtiyaç duyulmaktad›r. Gazetemiz yöresel kadrolar›n› bu amaçla ifl içinde e¤itip yetifltirmekle görevlidir. Elimizdeki 4. Say›m›zla kolektif üretim çabalar›m›z› bir basamak daha ileri tafl›man›n heyecan›n› tafl›yoruz. Gündemde olan “anayasa”, “darbe”, TEKEL iflçilerinin her türlü bask›lara ve tuzaklara ra¤men bir türlü söndürülemeyen direnifli, 8 Mart, 21 Mart, 1 May›s konular›n›n tümünde do¤ru oldu¤una inand›¤›m›z mesajlar›m›z› ciddiyetle anlatmaya çal›flt›k. Kolektif çabalarla tutarl› bir ‹flçi-Kitle gazetesi olmay› baflaraca¤›z. Çünkü baflaraca¤›m›z›n somut iflaretini sosyal pratikteki ilgilerden al›yoruz. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetemize ilgi gösterilmesi; iliflki kurmak, hiç çekinmeden biçimden içeri¤e her alanda elefltirel katk› getirmek anlam›n› tafl›r. Kurulmak istenen iliflkileri do¤ru de¤erlendirmek de bizim görevimizdir. Tüm okurlar›m›z› bu düflüncelerle tekrar selaml›yoruz. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

TEKEL Direniflinden Ç›kan Baz› Sonuçlar TEKEL iflçisi ö¤retmeye devam ediyor. s. 2 Newroz Pîroz Be!.. Merhaba Newroz!.. Günümüzde emperyalist-kapitalizme karfl› verilen savafllarda NEWROZ'un anlam› büyüktür. s. 3 Aç›l›m›n Di¤er Ad› Bask› ve fiiddet Kürt hareketi ve halk›na yönelik bask›lar h›z kesmeden devam ediyor. s. 3 ‹flçilerin Örgütlü Gücü Patronlar› Korkutuyor! "AKP'li Esenyurt Belediyesi'nde 68 iflçi 8 ayd›r direnifllerini sürdürüyor." Dünyadan Derlediklerimiz Yunanistan'da Gösteri ve Grev Dalgas› Yükseliyor s. 5 Türkiye'de S›n›flar›n Durumuyla ilgili Baz› Veriler 2010'da "K›rk Haramiler" Kârlar›na Kâr Katt› s. 6 Siyasal ‹slâm›n Geliflim Süreci, AKP ve Son Geliflmeler H›zla geliflen islâmî sermaye ile geleneksel burjuva kesimler... s. 7 Soyk›r›m Tart›flmalar› ve Ermeni ‹flçiler s. 8 Liberaller ve ‹flçi S›n›f› Hareketi s.9 Röportaj Mersin’de bir apartman görevlisiyle röportaj s.10 1 MAYIS'› Direniflle Karfl›layan iflçiler Hep beraber 1 May›sa s.11 Günümüz Sendikac›l›¤›n›n Açmazlar› Türkiye'de sendikalar devlet güdümlü bir tarzda kurulup geliflmifltir. s.12 "Geçici ‹flçilik" Düzenini Kural Haline Getirmek ‹stiyor OECD “geçici iflçili¤in” yayg›nlaflmas›n› istiyor s.13 Okurlardan Mektuplar Tipik Bir Tekstil Firmas›nda ‹flçilerin Çal›flma Koflullar› s.14 ‹stanbul Üniversitesinde Temizlik ‹flçilerine Tafleron Zulmü s. 15

1


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Güncel

TEKEL Direniflinden Ç›kan Baz› Sonuçlar TEKEL direniflini ele ald›¤›m›zda en baflta belirtmemiz gereken nokta; tarihin, TEKEL direniflini olas› sonuçlar›ndan da ba¤›ms›z olarak,- Türkiye iflçi s›n›f›n›n tarihinin en önemli eylemleri aras›nda kaydedece¤idir. TEKEL direnifli; Kavel, 15/16 Haziran, TAR‹fi, Mersin fiifle-Cam, Adana TEKEL, 1989 bahar eylemlilikleri, 1992-94 Zonguldak direniflleri gibi s›n›flar mücadelesinin kilometre tafllar›ndan birisidir. Yasal düzenlemeyle sonuçlanmas› halinde 15/16 Haziran direniflinden sonra ilk kez bir direnifl yasal kazan›mla sonuçlanacakt›r. Bu aç›dan ele al›nd›¤›nda tarihsel önemi olan direnifllerden biridir. Türkiye iflçi s›n›f› hareketi için tafl›d›¤› tüm bu olumluluklara ra¤men TEKEL direnifli siyasal ve sendikal önderlikten yoksun kalm›flt›r. Sendikal bürokrasi istemeye istemeye eyleme kat›lm›fl, daha do¤rusu TEKEL iflçisinin sürüklemesi nedeniyle kat›lmak zorunda kalm›flt›r. Eylemi içine sindiremeyen sendikal bürokrasi direnifl boyunca itfaiye rolü oynam›fl, burjuvazinin merkezinde harlanan atefli söndürmek için elinden geleni yapm›flt›r. TEKEL iflçisine gereken maddî ve manevî deste¤i vermemifltir. 78. günde çad›rlar›n sökülüp iflçilerin memleketlerine gönderilmesinde baflrolü oynam›fl, direniflin en ileri k›tas›n›n da¤›t›lmas›na neden olmufltur. ‹flçilerin dinamizminin h›flm›na u¤ramamak ad›na 1 Nisan’da Ankara’ya geri dönülece¤ini, 1 May›s’› de¤erlendireceklerini ve 26 May›s’ta ülke çap›nda ifl b›rak›laca¤›n› vaat etmifltir. Ancak sendikal bürokrasi 1 Nisan eylemine ciddî bir destek vermemifl, birçok yerde araba dahi kald›rmam›flt›r. Bu dolayl› engellemeler, egemenlerin Ankara giriflindeki engellemeleriyle bütünleflmifl fakat s›n›f›n ve s›n›f dostlar›n›n etkin kat›l›m› TEKEL direnifline engel olamam›flt›r. Bu anlam›yla TEKEL direnifli sendikal bürokrasinin gerçek yüzünü a盤a ç›karm›flt›r. Türkiye’de özellefltirme sald›r›s› neo-liberal politikalarla bafllat›lm›fl olmas›na karfl›n sendikal bürokrasi iflçi s›n›f›n› buna karfl› harekete geçirme konusunda ciddî hiç bir fley yapmam›flt›r. Bu türden bir karfl› duruflu “bürokratik” sendikac›l›ktan beklemek hayal olurdu. TEKEL iflçisinin deyimiyle “alkol özellefltirilirken g›k›n› ç›karmad›; özellefltirmeler yap›l›rken de sesini ç›karmad›; SEKA direnifline destek vermek isteyen iflçilerin önünü kesti.” TEKEL eyleminde de yer almak istemiyordu. Ancak “TEKEL iflçisi sendikay› önüne katarak hareket ettirdi.” TEKEL direnifli iflçi s›n›f›n›n sendikal önderlik gibi siyasal önderlikten de yoksun oldu¤unu göstermifltir. Kendilerini yaflad›¤›m›z co¤rafyan›n devrimci

politik özneleri olarak gören Sol hareketlerin verdikleri destek hem moral kayna¤› olmufl hem de daha ileri taleplerin dillendirilmesinde etkili olmufltur. Ama somut olan gerçek flu ki, mevcut Sol ve Devrimci hareketler destekçi olman›n ötesine geçememifllerdir. Bu durum onlarca özne iddias›na ra¤men, özne bofllu¤unun var oldu¤unu bizlere göstermektedir. TEKEL direnifli, co¤rafyam›z siyasal yaflam›nda yeni bir cephenin aç›lmas› anlam›na gelmektedir. Uzun zamand›r siyasal yaflam›m›z› etkileyen 3 cephe bulunuyordu. Bunlardan ikisi egemen s›n›f

içindeki cephelerdi. Birinde Fethullah Hoca, MÜS‹AD’›n arkas›nda durdu¤u muhafazakâr ve k›smen liberal burjuva kesimleri taraf›ndan desteklenen AKP’de somutlaflan cephe, di¤erinde ise geleneksel burjuva kesimlerinin arkas›nda durdu¤u TÜS‹AD, ordu, yarg› kesimlerinin oluflturdu¤u “ulusalc›” cephe. fiüphesiz bu iki cephe aras›ndaki çat›flma sömürüden kimin daha fazla pay alaca¤› üzerine kurulu bir çat›flmad›r. Üçüncü cephe Kürt cephesidir. Kürt ulusal kurtulufl hareketinin 1984’lerde yükseltti¤i mücadele 1999’da ideolojik bir k›r›lma yaflamas›na ra¤men, burjuvazinin e¤relti çözümlere bile yanaflmamas›, Kürt dinamizmini harlayan etkenlerin bafl›nda yer almaktad›r. Bu y›l›n Newrozu’nun da gösterdi¤i gibi milyonlar›n ayakta olmas› T.C. aç›s›ndan korkulu rüya olmaya devam etmektedir. TEKEL iflçisinin yürüttü¤ü mücadele siyasal ve sendikal önderlikten yoksun olsa da yeni bir cephe anlam›na gelmektedir. TEKEL iflçisinin yürüttü¤ü mücadele ezilenlerin birli¤i noktas›nda at›lm›fl

önemli bir ad›m özelli¤i tafl›maktad›r. Kad›n-erkek, Türk-Kürt-Arap-Laz-Çerkez,…, Alevi-Sünni’yi birlefltirmifltir. Eyleme kadar birbirine önyarg›l› hale getirilmifl kesimler, dostlar›n›n ve düflmanlar›n›n kim oldu¤unu somut olarak görmüfller ve kendilerine dayat›lan çitleri y›km›fllard›r. Mücadele yoldafll›¤›, sistemin dayatt›¤› önyarg›lar› parçalam›flt›r. AKP hükümeti 2009 y›l›n›n bafllar›ndan itibaren “yeni aç›l›mlar”(!) gündemlefltirmeye bafllad›: “Kürt aç›l›m›”, “Alevi aç›l›m›”, “Demokrasi aç›l›m›”, “Roman aç›l›m›” … gibi. Kürt aç›l›m›n› yapt›¤› süreçlerde Kürt halk›na yönelik operasyonlar› artt›r›p DTP’yi kapatm›fl, Alevi aç›l›m› çerçevesinde gündemlefltirdi¤i çal›fltaya Marafl katliam›n›n sorumlular›ndan bir faflisti davet etmifltir. “Demokrasi aç›l›m›n›” gündemlefltirdi¤i bu günlerde de TEKEL iflçileri 1 Nisan’da vahflice sald›r›ya u¤ram›fllard›r. TEKEL direnifli AKP hükümetinin iflçi ve emekçi düflman› gerçek yüzünü a盤a ç›karm›flt›r. Bunun fark›nda olan Baflbakan utanmadan Ankara’ya gelenlerin TEKEL iflçileri olmad›¤›n›, tersine “olay ç›karmak için gelen yasad›fl› afl›r› uçlar” oldu¤unu belirterek hükümetin TEKEL iflçisine yönelik tavr›n› ortaya koymufltur. Bu haliyle AKP nezdinde devletin iflçi s›n›f› ve emekçilere düflmanca bak›fl› bir kez daha a盤a ç›km›flt›r. TEKEL direnifli özellikle son 15 y›ld›r yaflam›m›za iyice giren ve geleceksizli¤i ifade eden güvencesiz ve tafleron çal›flmaya karfl› önemli bir tepki ve mücadeleyi ifade ediyor. Güvencesiz ve tafleron çal›flma, ifl yaflam›n›n her alan›na dayat›lmaktad›r. S›n›fa kölelik yasalar›n›n dayat›lmas›n›n yan›nda krizin faturas›n› emekçilere y›kt›klar›n›n belirtisi olan zamlar›n (otobüs, minibüs, elektrik, do¤algaz vb.) s›n›f mücadelesini körükleyece¤inden kuflku duymamak gerekiyor. Bu y›ldan bafllayarak önümüzdeki sürecin s›n›flar mücadelesi aç›s›ndan çok s›cak geçece¤ini tespit etmek bir kehanet de¤ildir. Bu nokta görevlerimizi de hat›rlat›yor. Kölelik yasalar›na, geleceksizli¤e, tafleronlaflt›rmaya karfl› lokal tepkileri birlefltirip merkezilefltirmek büyük bir önem tafl›maktad›r. 1 May›s, 26 May›s, Haziran ve Temmuz takvimleri belli olanaklar sa¤lamaktad›r. Bu olanaklar, iflçi s›n›f› ve emekçilerin s›n›fsal ve sendikal birli¤ini savunanlar aç›s›ndan güncel görevler aras›nda büyük önem tafl›maktad›r. Özkan Ayd›nl›

"Halk›m›n Talebi"... Hükümetlerin "benim vatandafl›m›n talebi" ad› alt›nda hangi s›n›f›n tercümanl›¤›n› yapt›klar›na küçük bir örnek: AVM'ler Büyük Ma¤azalar ve Zincir Ma¤azalar Kanunu Tasar›s› Tasla¤› Hakk›nda TÜS‹AD 10 Ocak 2010 Tarihli "Görüfl"ü (birkaç al›nt›): "Piyasada etkin çal›flmayan, kalite ve hizmet gücü bulunmad›¤› için piyasada oluflan rekabete dayanamayan aktörlerin korumac› hukuki düzenlemeler ile piyasada yapay olarak yaflamas›na imkân vermek, piyasadaki rekabetin devlet eli ile bozulmas›na yol açaca¤› gibi, toplumun genelini menfi yönde etkileyecek ve refah kayb›na yol açacakt›r. (...) Bu tasar› ile getirilmekte olan s›n›rlamalar, özellikle piyasaya girifl engel-

2

leri, sektörde yap›c› rekabetin geliflimini engellemekte ve tüketici faydas›n› azaltmakta, serbest rekabetin ruhuna ayk›r› bir nitelik tafl›maktad›r. (...) Bu çerçevede, etkili bir rekabet ortam›n›n sa¤lanmas› ve sektörde verimlili¤in korunmas› ad›na “Al›flverifl Merkezleri, Büyük Ma¤azalar ve Zincir Ma¤azalar Kanunu Tasar›s› Tasla¤›”na ihtiyaç olmad›¤›na iliflkin de¤erlendirmemizi bilgilerinize arz eder, sayg›lar›m›z› sunar›z." (bkz. http://tinyurl.com/tusiadAVM) Bunun halk›n anlayaca¤› dile tercümesini Tayyip Erdo¤an’›n 11 Nisan 2010 tarihli bir bas›n toplant›s›nda Al›flverifl Merkezlerine iliflkin yasa tasar›s›n›n gündeme gelip gelmeyece¤ine iliflkin bir soruya verdi¤i yan›ttan okuyabiliriz:

"Art›k AVM’lerini bir kenara koyal›m, AVM olmas›n, AVM’ler pazar günü çal›flmas›n’ böyle bir anlay›fl›n olmas› mümkün de¤il. Biz burada halk›n talebini öncelikli olarak düflünmek durumunday›z. Benim vatandafl›m hafta sonu çolu¤unu çocu¤unu yan›na al›yor ailesiyle birlikte AVM’ye gidiyor. ‹flleri o kadar ilerlettiler ki çocuklar›n bafl›na e¤itmenini de koyuyor, ilgileniyorlar. Öbür tarafta hem daha ucuz, hem taze ürününü al›yor. Bu vatandafl›n, ciddi önemli talebi." Baflbakan›n›n "halk›n talepleri"ne gösterdi¤i yak›nl›k bazen gerçekten göz yaflart›yor... Ama keflke halk›n (özellikle büyük sermayenin talepleriyle örtüflmeyen) di¤er talepleri için de bu kadar duyarl› olabilse demeden edemiyor insan.

"Proletarya ya devrimcidir, ya da bir hiçtir." (Marx)

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Güncel

Newroz Pîroz Be!.. Merhaba Newroz!..

21 MART 2010 NEWROZ’unu da geçen y›llarda oldu¤u gibi yaflad›¤›m›z co¤rafyadaki kütlesel ç›k›fllar›n en coflkulusu, en görkemlisi ve en anlaml›s› olarak selaml›yoruz. Anadolu, Mezopotamya ve Asya halklar›n›n NEVRUZ, NAVROZ, NOVRUZ, NEWROZ olarak dil farkl›l›klar›yla adland›rd›klar› 21 MART kutlamalar› bayram havas›nda gerçeklefltirilmifltir. 21 MART gece ile gündüzün eflitlendi¤i, karal›ktan ayd›nl›¤a geçildi¤i, yeni bir gün, yeniden dirilifli simgelemektedir. Do¤aya uygun ve 3 bin 500 y›ll›k bir gelenektir. Mitolojideki bu anlaml› gelene¤i iyimser, ilerici ve dinamik bir yorumla günümüzün sosyal mücadeleler tarihine ba¤lamay› baflard›¤›m›zda NEWROZ kutlamalar› yerli yerine oturtulacakt›r. T.C.de iki türlü kutlama yap›lm›flt›r. Birincisi Devletin NEVRUZ adland›rmas›yla yumurta tokuflturma, demir dövme, mahalli oyunlar, Mehter Tak›m› ve marfllar› vb. yap›lan resmî kutlamalarla sistemin Türkçü, ›rkç›, floven görüfllerinin sergilendi¤i etkinlikler; di¤erleri Kürt ulusal hareketinin bafl›n› çekti¤i, Sol ve Devrimci hareketlerin pankartlar›yla kat›ld›¤› NEWROZ kutlamalar› biçiminde gerçeklefltirilmifltir. Diyarbak›r’da bir milyona yak›n insan›m›z, ‹stanbul’da da yüzbinlerce insan›m›z bu etkinliklerde taleplerini dile getirmifltir. ‹lerici-devrimci güçlerin bu NEWROZ’a ulusall›k-s›n›fsall›k dinamikleriyle birlikte yürümesi, deneyim aktar›m›nda bulunmas›, birbirinin dilinden anlamas› ve sosyals›n›fsal kurtulufl yolunda tutarl› bir iktidar projesiyle sistemi sorgulamas› bahsinde özledi¤imiz düzeyde etkili olamam›flt›r. Bizler ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetesi olarak ulusall›k-s›n›fsall›k dinamiklerini incelerken iflçi s›n›f› ve emekçi halklar›m›z›n sosyal-s›n›fsal-enternasyonal kurtuluflunu amaç ediniyoruz. Kendi sentezimizi üretmeye çal›fl›rken de halk hareketlerinden, köylü isyanlar›ndan, hak arama eylemlerinden, iflçi s›n›f›n›n kütlesel ç›k›fllar›ndan ve in-

Aç›l›m›n Di¤er Ad› Bask› ve fiiddet AKP hükümeti “Kürt aç›l›m›” sürecek dedi. Yani; “Kürt hareketini tasfiye süreci noktas›nda geri ad›m atmayaca¤›z” dedi ve “Kürt aç›l›m›yla” ilgili 26 maddelik bir broflür yay›nlad›. Yay›nlanan broflüre göre Kürtçe üzerindeki yasaklar kalk›yor. Bunun yan› s›ra bölgede T.C.nin kuruluflundan sonra Kürtlerin yaflad›¤› co¤rafyada yap›lan isim de¤ifliklileri “Türkçeye çevrilen yerleflim yerlerine eski isimlerini kullanma izni verilecek.” denilerek, Kürtçe yer adlar›n›n geri verilmesi sa¤lanacak. Okullarda okutulan “Türküm Do¤ruyum, Çal›flkan›m …” diye bafllayan okul and› okunmayacak… vs. vs. AKP hükümeti bir taraftan bunlar› ifade ederken, di¤er taraftan devlet politikas› olarak Kürt Ulusal Hareketine yönelik tasfiye sürecine devam ediyor. Kapat›lan DTP’nin yerine aç›lan Bar›fl ve Demokrasi Partisi’ne (BDP) yönelik operasyonlar h›z›n› kesmeden devam ettiriliyor. Hükümet nezdinde ne zaman bir demokratik aç›l›m konuflmas› yap›lsa hemen ard›ndan operasyonlar bafllamaktad›r. Anlafl›l›yor ki; Kürtlere ve demokratik anlamda her hakl› talebe karfl› aç›l›m›n niteli¤i daha çok fliddet ve daha çok bask› olarak flekillenmektedir. Emek, ulus, az›nl›klar ve mezhep düflmanl›¤› ekseninde kurulan T.C. devleti, DTP’nin kapat›lmas› ile 86 y›l sonra da bu politikay› yeni biçimler alt›nda devam ettirdi¤ini gösteriyor. Hükümet taraf›ndan çizilen yol haritas›, yani 26 maddelik broflür asl›nda aç›l›m›n ne kadar içi bofl oldu¤unun da göstergesi oluyor. Kald›ki, yap›lan aç›l›mda Kürtlerin talepleri dikkate al›nmam›flt›r. Fiilî olarak Kürt halk›n›n temsilcisi olan DTP kapat›lm›fl, Bar›fl ve Demokrasi Partisi’ne yönelik sald›r› ve fliddetin dozu daha da art›r›lm›flt›r. Aç›k olan bir fley var ki AKP Hükümeti Kürt sorunu konusunda di¤er sorunlarda oldu¤u gibi çözümle alakas› olmayan bir düzenleme içindedir. T.C.nin iç politikas›, Kürt dinamizmini k›rarak, Kürt co¤rafyas›nda kendi alternatiflerini oluflturma politikas›-

sanlar›m›z›n düflünce-davran›fllar›n› belirleyen kültürel birikimlerden yararlanmak durumunday›z. Komünistler; Mezopotamya’daki masal, efsane ve mitolojik anlat›mlar› sözlü tarihten yaz›l› tarihe geçirirken ilerici, dinamik ve iyimser bir yorumla incelemek duru-

mundad›r. Bu görevi bu türden bir yorumla ele almay›nca gerici, idealist ve metafizik yorumlar “rahatl›kla” iflbafl› yapabilmektedir. Tarihsel anlam›yla Kawa’n›n eylemi Yeni Gün’ün habercisidir. Yeni Gün, yeniden do¤ufl-dirilifl demektir. ‹nsana ve do¤aya uyumlu bir bafllang›çt›r. Do¤aya uyumlu her ileri ad›m devrimcidir, de¤ifltiren ve dönüfltürendir. Günümüzdeki NEWROZ kutlamalar›n› ezilen bir halk›n tarihselden güncele uzanan gerçekçi bir kütlesel ç›k›fl olarak alg›l›yoruz. Devrimci Kawa’n›n zalim Dehak’a karfl› yakt›¤› atefli Ça¤dafl Kawa Mazlum Do¤an, günümüzün Dehak’lar›na karfl› yeniden yakarak güncellefltirmifltir. Bu isyan ateflini günümüzde TEKEL iflçilerinin flahs›nda bütün

d›r. Yani sistem içi bir çözümün oluflturulmas› do¤rultusunda ad›mlar at›lmaktad›r. T.C. bölgede BDP’yi devre d›fl› b›rakmak için aray›fl içindedir. Bu türden bir politikan›n pratikte yaflam bulmas› mümkün de¤ildir. Habur’dan gelen “34 kiflilik Bar›fl Heyeti”nin karfl›lanmas›nda yüz binlerce insan›n bulunmas› gösterdi ki bölgede iflbirlikçi, gerici, ›rkç›, floven partilerin yaflama flans› yoktur. T.C. ideolojik politik alanda ciddî bir dönüflüm içerisindedir. Önceki dönemlerde Kürt halk›na b›rak›n kimi basit haklar› tan›may› varl›klar›n› dahi kabul etmezken flimdilerde Kürt sorununu çözmekten bahsediyor. Kürt sorunu, Ermeni meselesi, laiklik, kemalizm, vb. konularda sistemin bugüne kadar hiçbir esneme göstermedi¤i bütün alanlarda bir dönüflüm yaflanmaktad›r. Bu dönüflümün ad› bahsedildi¤i gibi “demokratik aç›l›m” de¤il devletin yeniden yap›land›r›lmas›d›r. Bu dönüflümün arka plan›nda ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi (BOP) yatmaktad›r. ABD bir yandan BOP kapsam›nda bölgeyi yap›land›rmaya çal›fl›rken, öte yandan T.C.’yi bölgede zay›f halka olmaktan ç›karacak düzenlemeleri gelifltirmektedir. Bölgedeki düzenlemelerin en yumuflak karn›n› ise Kürt Sorunu oluflturmaktad›r. Kürt ulusal sorununda, dil ve kültür alan›ndaki çözüm bile devletin yeniden yap›land›r›lmas›n› zorunlu k›l›yor. 86 y›l boyunca s›n›f, ulus ve az›nl›klar ile mezhepler inkâr edildi ama art›k ifller eskisi gibi yürümüyor. Gelinen noktada T.C.’nin geleneksel devlet politikas›n› sürdürerek Ortado¤u’da üstlenece¤i rolü yerine getirmesi pek mümkün gözükmüyor. Bu anlam›yla Kürtlerin son 30 y›l boyunca yürüttü¤ü mücadele görmezlikten gelinerek, geleneksel yöntemlerle sorunun çözülemeyece¤i net bir flekilde ortaya ç›km›flt›r. Geleneksel politikay› terk etmek ise bir iç hesaplaflmay› ve yeniden yap›lanmay› zorunlu k›l›yor. T.C. burjuvazisi ABD’nin Ortado¤u’da T.C.’ye biçti¤i misyonu yerine getirmesi için sistem aç›s›ndan engel teflkil edebilecek sorunlar› sistem içi çözümlerle yeniden yap›land›rmay› hedefliyor. Gelinen noktada Kürt Ulusal Mücadelesini geriye düflmesiyle birlikte süreç h›zland›r›lmaya çal›fl›l›yor. Kürt Ulusal Hareketinin son 10 y›ld›r yürüttü¤ü mücadele, önceki sürecin tersine, devletle cepheden hesaplaflmay› de¤il, hedefi küçültüp dil ve kültür alan›ndaki hak-

halklardan iflçi s›n›f› ve emekçiler tafl›maktad›r. Anadolu’nun, Asya’n›n ve Mezopotamya’n›n emekçi halklar›ndan Ermeniler, Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar, Lazlar, Çerkesler, Süryaniler, Keldaniler hâkim gerici s›n›flarca sürekli bask› alt›nda tutulmufllard›r. ‹nkâr, imha, asimilasyon politikalar›yla tarihleri, co¤rafyalar›, ilerici kültür ve gelenekleri, dilleri, inançlar› yok say›lmak istenmifltir. NEWROZ eylemleriyle tüm ezilen ve sömürülen halklar taleplerini hayk›rmaktad›r. Halklar›n talep ve ihtiyaçlar› kapitalist sistemde de¤il, ancak sosyalist sistemde gerçekleflme flans›n› elde edecektir. Günümüzde emperyalist-kapitalizme karfl› verilen savafllarda NEWROZ’un anlam› büyüktür. NEWROZ; bir yan›yla eflitlik, özgürlük, hak arama, bar›fl, direnifl, dirilifl, aflk, sevgi, dostluk, yoldafll›k ve proletarya kardeflli¤i gibi de¤erlerimizin tek yürek oldu¤u yeni bir gündür. NEWROZ kutlamalar›ndaki görevimiz; kütlesel ç›k›fllar› ba¤›ms›z s›n›f tavr› gözeten kadrolar›n eflitlik ve özgürlük mücadelesiyle buluflturup bütünlefltirmek ve küresel kriz döneminde anlaml›- ileri bir sese dönüfltürmektir. ‹nsan›n ve insanl›¤›n sosyal-s›n›fsal-enternasyonal kurtuluflu mücadelesinde NEWROZ’lar› bu düflüncedavran›fl çizgilerimizle anmak ve kutlamak Ân’›n en devrimci görevidir. Dünyan›n tüm ezilen ve sömürülen halklar›n›n NEWROZ Bayram›n› bu düflüncelerle yürekten kutluyoruz. BIJÎ NEWROZ! BIJÎ BIRAT‹YA GELAN! YAfiASIN HALKLARIN KARDEfiL‹⁄‹! ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

lar›n talep edilmesi mücadelesine dönüfltürülmüfltür. Kürt ulusal hareketinin stratejik yaklafl›m›ndan vazgeçip sorunu dil, kültür noktas›na indirgemesine ra¤men devlet, partilerini kapatmaya, operasyon ve provokasyonlar› yaymaya devam ediyor. AKP hükümeti sürekli demokrasiden bahsederken asl›nda pratikte “demokrasinin” kimin için “demokrasi” oldu¤unu da en iyi flekilde ortaya koymufltur. AKP hükümetinin demokrasi tarifi flöyledir; “kendileri için sonsuz demokrasi, emekçiler için sonsuz bask›.” Yani; istedi¤i gibi çalabilir, istedi¤ini iflten ç›karabilir, istedi¤i zaman fliddet uygulayabilir, istedi¤i kadar kadrolaflabilir, s›n›f mücadelesini düflündü¤ümüzde do¤rusuda budur; burjuvazi kendi s›n›f ç›karlar› için çal›flacakt›r. Sürekli “demokrasi” kelimesini a¤z›ndan düflürmeyen hükümetin, Kürt halk›na ve iflçi s›n›f›na yönelik sald›r›lar› sürmektedir. Devlet, TEKEL iflçilerinin direniflinde sergiledi¤i fliddetle burjuva devletinin as›l ifllevinin ne oldu¤unu göstermifltir. 1 Nisan’da tekrar Ankara’ya gelen TEKEL iflçilerinin flehir merkezine girmesini engellemeye çal›flarak fliddet uygulam›flt›r. TEKEL direniflinin s›n›f mücadelesine katt›¤› olumlu havan›n yeniden oluflmamas› ve yay›lmamas› iflin ç›rp›nan hükümet sözcüsü Tayyip “bunlar asl›nda iflçi de¤il provokatör” Kürt iflçileri kastederek “bunlar›n nerden geldi¤ini biliyor musunuz” diyerek bilinçleri bulan›klaflt›rmaya, flovenizmi körüklemeye çal›flm›flt›r. Önceki direniflte de Kürt iflçileri kastederek “siz teröristsiniz” ifadelerini kullanm›fl ve iflçilere fliddet uygulatm›flt›r. Kürt Ulusal Hareketi demokrasi ve s›n›f mücadelesinin dinamiklerden biridir. Devletin BDP nezdinde Kürt Ulusal Hareketine ve Kürt halk›na yönelik gerici, floven, ›rkç› ve faflist sald›r›lar› ayn› zamanda eme¤in hak aray›fl›na, devrimci ve demokratik güçlere yap›lm›fl bir sald›r›d›r. Tüm bunlar bize gösteriyor ki Mart ay›nda yak›lan Newroz ateflini gerici, floven, ›rkç› ve faflist sald›r›lara karfl› harlayarak yaklaflan 1 May›s’la birlikte, Kürt Ulusal Mücadelesini iflçi s›n›f› mücadelesiyle ortaklaflt›rman›n, iflçilerin birli¤ini oluflturman›n tam zaman›d›r.

"Baflka bir ulusu ezen uluslar asla özgür olamaz." (Marx)

Diren Zafer

3


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Güncel

‹flçilerin Örgütlü Gücü Patronlar› Korkutuyor! "AKP'li Esenyurt Belediyesi'nde 68 iflçi 8 ayd›r direnifllerini sürdürüyor." AKP’li Esenyurt Belediyesi, Belediye-‹fl sendikas›na üye olduklar› için 68 iflçiyi iflten att›. Önce 9 kifliyi iflten atan Belediye, 2 fiubat'tan sonra 59 kifliyi daha iflten att›. ‹flçiler ise, ifllerini kaybetmek pahas›na sendikalar›na, sendikal haklar›na sahip ç›kt›lar ve sendikal haklar›n› kullanmalar›n› engelleyenlere karfl› yaklafl›k 8 ayd›r direnifllerini sür-

dürüyorlar. Sendika yöneticileri ve iflçilerle yapt›¤›m›z görüflmelerden, Belediye yöneticilerinin iflçilere yo¤un psikolojik bask› uygulad›¤›n› ö¤rendik. ‹flçileri sendikadan istifa ettirmek için özel ikna odalar› kurulmufl ve iflçiler bu odalarda sorgulanm›fllar, iflten at›lmakla tehdit edilmifller. ‹flçiler günde birkaç kez Belediye binas›na ça¤r›l›p istifaya zorlanm›fllar. Sendikadan istifa etmeyen iflçileri iflten atan AKP’li Belediye, istifa edenleri ise tekrar ifle alm›fl. ‹flçiler bize, Belediye yöneticilerinin ayn› tip istifa dilekçeleri haz›rlad›klar›n›, onlara bu dilekçeleri imzalatt›klar›n› ve onlar› toplu halde araçlara bindirip notere götürdüklerini söylediler. Noter, bu flekilde istifa etmenin suç say›labilece¤ini hat›rlat›nca da Belediye yöneticileri bu yöntemden vazgeçmifller. Topluca notere götürüp istifa ettirme yöntemi patronlar taraf›ndan yayg›n olarak farkl› iflyerlerinde de uygulan›yor. Sendikalar›na ve haklar›na sahip ç›kacaklar›n› söyleyen iflçiler, bu uygulamalara karfl› toplumu bilgilendirmek için eylemler yap›yorlar ve destek ça¤r›lar›nda bulunuyorlar. 24 Mart Çarflamba günü önce, grevdeki ATV iflçilerini ziyaret eden belediye iflçileri daha sonra da Bak›rköy Adliyesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›lar. Ard›ndan da Esenyurt Be-

lediye Baflkan› ve di¤er yöneticileri hakk›nda savc›l›¤a suç duyurusunda bulundular. Anayasa, yasalar ve uluslararas› sözleflmeler sendikal örgütlenme hakk›n› güvence alt›na alm›flt›r. En az›ndan ka¤›t üzerinde bu böyledir. Buna ra¤men AKP’li Esenyurt Belediyesi hukuka tamamen ayk›r› biçimde hareket ederek psikolojik bask›, tehdit ve zorlamalarla iflçiler üzerinde adeta terör estiriyor. ‹flçiler ise flu ana kadar hep hukuki yollara baflvurarak haklar›n› arad›lar. Daha önce yine ayn› nedenle yani sendikaya üye olduklar› için iflten at›lan Esenyurt Belediye iflçileri mahkeme karar›yla ifllerine geri dönmüfllerdi. Fakat Belediye Baflkan› mahkeme karar›yla ifllerine dönen iflçileri tüm yasalar› ve mahkeme karar›n› hiçe sayarak yine ayn› nedenle iflten att›. Patronlar, iflçilerin örgütlenmesinden neden bu kadar korkuyorlar? Kendileri patron sendikalar›nda, derneklerinde, siyasi partilerde, uluslararas› kurulufllarda örgütlenen, meclisten istedikleri yasalar›n ç›kmas›n› sa¤layan patronlar iflçilerin örgütlenmesine neden tahammül edemiyorlar? Gerçekte iflçilerin örgütlü mücadelesinin baflar›ya ulaflaca¤›n› patronlar da biliyor. Patronlar, bu türden yöntemlere baflvurmazlarsa, iflçilerin bilinçlenmesine izin verirlerse daha kolay ve sistemli sömüremeyeceklerinin bilincindeler. Bu nedenle yasalar›, mahkeme kararlar›n› hiçe sayarak bask› uygulamaktan çekinmiyorlar. ‹flçiler bilinçlenmesin, güçleri bölünsün diye patron yanl›s› iflçi sendikalar› kuruyorlar. ‹flçiler olur da bir gün topluca haklar›n› aramas›n, patronlar›n karfl›na ç›kmas›n diye aç›k ve gizli silahl› örgütler kuruyor ve bask› uyguluyorlar. Yaklafl›k bir y›ld›r Türkiye’de "demokratik aç›l›m", "sivil anayasa", "yarg› reformu" gibi meseleler tart›fl›l›yor. Ama Esenyurt Belediyesi’nde iflçilere yap›lanlar bütün sözde demokratik aç›l›mlar›n ve sivil anayasalar›n iflçileri "te¤et geçece¤ini" çok aç›k bir biçimde gösteriyor.

165 Y›l Önceki Polis Nizamnamesi Fiilen Hâlâ Yürürlükte (Taksim Polise Bu Sene de Aç›kt›)

‹flçilere y›llard›r kapal› olan, geçen y›l 1 May›s tatil günü ilan edilmesine ra¤men ancak polisin çizdi¤i s›n›rlar içinde izin verilen Taksim Meydan›, polis gösterilerine her y›l oldu¤u gibi bu y›l da seve seve aç›ld›. “Türk Polis Teflkilât›’n›n 165. kurulufl y›ldönümü”, yürüyüfller, konserler, mehter marfllar›yla kutland›, çocuklara polis üniformas› giydirildi, spor karfl›laflmalar›nda

4

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

TRT fiefl, TRT Arapça, TRT… TRT fiEfi'ten sonra TRT Arapça 4 Nisan’da yay›na bafllad›. Bu kanal 24 saat Arapça yay›n yap›yor. Devlet yetkilileri yak›nda Ermenice, Çerkezce yay›n yapan kanallar›n da aç›laca¤›n› belirtiyorlar. ‹nsan, yeni kanallar›n aç›ld›¤›n› duyunca ilk elden kendine flu soruyu soruyor: T.C. nin egemen oldu¤u co¤rafyada on y›llard›r varl›klar› yok say›lan bu ulus ve ulusal az›nl›klar›n dillerinde yay›n yapmak nereden ç›kt›? Yoksa T.C. gerçekten demokratiklefliyor mu? Devletin TRT fiEfi’ini bir noktaya kadar anlamak mümkün. Kürt halk›n›n on y›llard›r sürdürdü¤ü bir mücadele sonucunda bir kaç kifliden bafllay›p birkaç milyona kadar ulaflan ve T.C. nin tüm bask› ve engellemelerine ra¤men, halk›n›n ço¤unlu¤undan destek alan bir mücadele söz konusudur. Bu mücadele son on y›lda en temel insani taleplerden dil ve kültür özgürlü¤ünü ön plana ç›karm›flt›r. Buna ra¤men bu taleplerin karfl›lanmas› noktas›nda devlet taraf›ndan en ufak bir çaba olmam›flt›r. ‹nsanlar kendi anadilleriyle konuflma yapt›klar›, tafl›d›klar› pankartlarda X, W, Q harfleri oldu¤u için kovuflturmalara u¤ruyor ve cezalara çarpt›r›l›yor. Öbür tarafta TRT fiefl’te Kürtçe konufluluyor, X, W, Q harfleri kullan›labiliyor. Ahmet Kaya’n›n de¤imiyle “bu ne yaman çeliflki ?… Gerçekten yap›lan “demokratik bir aç›l›m” ise ulus ve az›nl›klar›n en temel haklar›n›n iade edilmesi gerekmiyor mu? Hadi uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk›n› bir kenara koyuyoruz ama en baflta resmî okullarda kendi anadillerinde okuma haklar›n›n verilmesi gerekmez mi? Bunun yan›nda kültürlerini gelifltirmeleri önündeki engellerin kald›r›lmas› gerekmez mi? Bu haklar›n en baflta Kürtler için oldu¤u kadar ulusal az›nl›klar, ulusal topluluklar ya da etnik gruplara-ad›na ne desek diyelim- iade edilmesi gerekmiyor mu? Ama bu haklar› vermek bir yana, bu talepleri dile getirenlerin a¤›r bask›, iflkence ve zorbal›klarla karfl› karfl›ya gelmesi tesadüf olabilir mi? Aç›kt›r ki bu haklar iade edilmedi¤i sürece demokratik bir aç›l›mdan, ya da demokratikleflmeden bahsetmek göz boyamaktan ibaret kalacakt›r. Yaflad›¤›m›z co¤rafyada Türkler ve Kürtlerden sonra en kalabal›k nüfus Arap nüfusudur. Belirli bölgelerde, yap›lan tüm demografik de¤ifltirme çabalar›na karfl›n nüfusun ço¤unlu¤unu oluflturmaktad›rlar. Burada yaflayan milyonlarca insan›n meflru ulusal, demokratik ve insani haklar› vard›r. Bunlar›n bafl›nda da resmî okullarda kendi anadilleriyle e¤itim görme ve kültürlerini sürdürme ve gelifltirme hakk› bulunuyor. Ama bu meflru haklar kulland›r›lmadan 24 saat yay›n yapan TRT Arapça neden yay›na bafll›yor? TRT Arapça co¤rafyam›zda yaflayan Araplar›n hangi sorunlar›n› dile getirecek, hangi sorunlar›n› çözecek? Aç›kt›r ki kocaman bir hiç! O zaman neden TRT Arapça? Bu durum emperyalizmin bölgesel planlamas› ve yerli iflbirliklerine verilen rollerle ba¤lant›l›d›r. “Reel sosyalizmin” y›k›lmas›ndan sonra emperyalizmin T.C. ye biçti¤i rollerden biri (Arap ülkeleriyle iliflkileri anlam›nda) “demokratik”, “laik” ve “Müslüman” yap›s›yla model oluflturmak yani ›l›ml› ‹slâm projesini yaflama geçirmek ve ‹srail’le birlikte bölgesel vurucu güç haline gelmektir. Bu çerçevede ordunun modernlefltirilmesi ve ‹srail’le askeri iliflkilerin en ileri noktaya tafl›nmas› gündeme gelmifltir. Tayyip hükümeti geldi¤inden bu yana -Tank projesinde, Konya havaalan›n›n kullan›lmas›nda, teçhizat ve di¤er noktalarda, k›sacas› askeri iliflkilerde- olumsuz giden tek bir fley olmufl mudur? Irak iflgalinde bir milyondan fazla insan katledilirken ciddî anlamda bir karfl› ç›k›fl› var m›d›r? Filistin halk› ‹srail Siyonizmi taraf›ndan katledilirken kuru gürlemenin ötesinde bir fley yap›lm›fl m›d›r? Örne¤in yapt›r›m olarak ‹srail’le yap›lan herhangi bir anlaflma ask›ya al›nm›fl m›d›r? Tabii ki hay›r. O zaman Tayyip’in Davos ve yak›n zamanlardaki gürlemesi flikelidir; timsah gözyafl›d›r. Emperyalizm, Siyonizm ve yerli iflbirlikçilerinin tezgâh›d›r. Planlar›na Araplar nezdinde meflruluk kazand›rma giriflimidir. Tayyip ve hükümeti Araplar›n dostu de¤ildir. Bu nedenle flu noktan›n alt›n› kal›n çizgilerle çizelim: TRT Arapça, emperyalizmin ve iflbirlikçilerin bölgesel planlar›n› kolaylaflt›rmak için gündeme getirilmifltir. Ülkenin demokratiklefltirilmesiyle uzaktan yak›ndan bir iliflkisi yoktur. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

pankartlar aç›ld›, bildik görüntüler eflli¤inde topluma polisin 165 y›ld›r ayn› görevi yapt›¤› hat›rlat›ld›. Bundan tam 165 y›l önce, 10 Nisan 1845’te ilan edilen Nizamnamesi’nde, polise iflçi s›n›f›yla ilgili flu görev verilmiflti: Madde 12: ‹flini ve gücünü b›rak›p, sadece kullara ifl b›rakt›rma amac›nda olan iflçi ve iflçi türünden kiflilerin cemiyet ve toplant›lar›n› ve gene bunun gibi kamu asayiflini bozacak her türlü fitne ve fesat cemiyetlerini da¤›t›p yok ederek ihtilal olay›n›n önünün kesilmesi ifline sar›lmak ve sürekli bununla u¤raflmak. Her türlü gösteriye aç›k olan Taksim Meydan›’n›n

iflçilere kapat›lmas›, her y›l 1 May›s gösterilerinin gaza bo¤ulmas›, coplar, tazyikli sular, panzerler kimseyi flafl›rtmamal›. “Türk polisi”, bir buçuk asr› aflk›n süredir, daha atelyelerin ve iflçilerin say›l› oldu¤u günlerden beri, kendisine verilen görevi yerine getirmek, “ihtilal›n önüne geçmek üzere iflçilerle iflçi s›n›f›n›n davas›n› savunanlar›n dernek, örgüt ve toplant›lar›n› da¤›tmak ve yok etmek” için canla baflla çal›fl›yor. ‹flçi s›n›f› ise siyasi ve ekonomik “kulluktan” kurtulmak için örgütlenme ve toplant› yapma hakk› u¤runa y›lmadan mücadele etmeyi sürdürüyor.

"‹flçi s›n›f›n›n kurtuluflu, bizzat kendi eseri olacakt›r." (Marx)

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Dünyadan

Yunanistan'da Gösteri ve Grev Dalgas› Yükseliyor

Kas›m 2009’da aç›klanan Bütçe Raporu’nda Yunanistan’›n bütçe a盤›n›n çok yüksek ç›kmas›ndan hemen sonra, uluslaras› finans kurulufllar› 2009 y›l›n›n Aral›k ay›nda Yunanistan’›n kredi notunu düflürdü. Ertesi gün Baflkan Papandreou “kaybedilen güveni geri kazanaca¤›na” söz verdi ve sosyal güvenlik harcamalar›n› yüzde on oran›nda k›saca¤›n› bildirdi. Kredi kurulufllar› al›nan önlemin yeterli olmayaca¤›n› bildirerek Yunanistan’›n kredi notlar›n› düflürmeye devam ettiler. Papandreou ise buna yeni “önlemlerle” yan›t verdi: Memur maafllar› ve emekli maafllar› donduruldu, maafl ikramiyeleri iptal edildi, tüketim maddelerine zam yap›ld›. Papandreou’nun bu aç›klamay› yapt›¤› gün, Mücadeleci Sendikalar Birli¤i (PAME), 55 kentte gösteriler düzenledi. Önlem paketinin Meclis’ten geçece¤i gün olan 5 Mart tarihinde ise 62 kentte kitlesel gösteriler düzenlendi ve yirmi dört saatli¤ine ülkede hayat›n durduran, oldukça baflar›l› bir grev yap›ld›. Bu grevin bir baflar›s› da, sar› sendika bürokratlar›n›n tüm engelleme çabalar›n›n bofla ç›kart›lmas›, iflçi s›n›f›n›n tam kat›l›m›n›n sa¤lanmas› oldu. Mart ay› içerisinde kat›l›mc› say›s›n›n giderek artt›¤› gösteriler ve dört baflar›l› grev yap›ld›.

8 Nisan’da yap›lan gösteriye sadece iflçiler de¤il, yoksul köylüler, gençler, emekliler ve iflsizler de kat›ld›. 21-22 Nisan’da PAME’nin ça¤r›s›yla 48 saatlik bir genel grev düzenlenecek.

Yunanistan’da Papandreou hükümetinin kamu aç›klar›n› kapatmak gerekçesiyle ald›¤› kararlardan sonra iflçi s›n›f› baflta olmak üzere milyonlarca emekçi ve genç Mart ve Nisan aylar›nda ülkenin tüm kentlerinde gösteriler düzenlediler, polisle çat›flt›lar ve genel grevler örgütlediler. Yunanistan son y›llarda kitlesel gösterilere sahne oluyor. 6 Kas›m 2008 tarihinde 15 yafl›ndaki Alexis Grigoropoulos'un polis taraf›ndan katledilmesinin ard›ndan Yunanistan'›n dört bir yan›nda büyük ve militan kitle gösterileri patlak vermiflti. K›sa süre sonra yap›lan seçimlerde Baflbakan Karamanlis a¤›r bir yenilgi alm›fl, Sosyal-Demokrat aday Papandreou demokratikleflme ve ekonomiyi düzeltme sözleriyle iktidara gelmiflti. Son olaylar, Sosyal-Demokrat Papandreou’nun da maskesini düflürüyor. Panik halindeki burjuva partileri

ve reformist sendikac›lar, sorunu sadece “yolsuzluk”, “rüflvet”, “kötü yönetim” gibi bireysel hatalara ba¤layarak emekçi halk›n ve gençli¤in öfkesini sapt›rman›n, “daha iyi” bir burjuva yönetim hayallerini ayakta tutmaya çal›fl›yorlar. Proleter devrimci güçler ve s›n›f bilinçli iflçiler ise iflçi s›n›f›na ve di¤er emekçilere sorunun flu ya da bu hükümetin, flu ya da bu kiflinin hatas›ndan de¤il, kapitalist sistemden kaynakland›¤›n›, bu sistemin zorunlu bir sonucu oldu¤unu, kapitalist sistemden kurtulmadan krizlerden, iflsizlikten, ücret ve sosyal hak kesintilerinden kurtulman›n bofl bir hayal oldu¤unu anlatmaya çal›fl›yorlar. Önümüzdeki dönemde burjuvazi, elindeki tüm araçlar› kullanarak sistematik bir biçimde halkta sahte umutlar do¤urmaya çal›flacak, olaylar› çarp›tacak, sorunlar›n gerçek nedenini gizleyecektir. Emekçi kitlelerin verdi¤i mücadelenin sonucu, burjuvazinin bu sistematik aldatma kampanyas›n› proleter devrimci güçlerin kitleler önünde teflhir etmeyi ne kadar baflarabilece¤ine ba¤l›d›r. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

Irak: ‹flgalci Namlusunun Gölgesinde Seçimler 8 Mart günü, iflgal alt›ndaki Irak’ta roket ateflleri ve havan toplar› Yeflil Bölge’yi ve ülkedeki Amerikan askeri üslerini vurdu¤u s›rada parlamento seçimleri yap›ld›. ‹flgal alt›ndaki Irak’ta bulunan Amerikan yönetimi ve müttefikleri, seçimi demokrasinin zaferi olarak selamlad› (Newsweek dergisi son say›s›n›n kapa¤›na “Nihayet Zafer” manfletini atacak kadar ileri gitti), ama gerçek bunun tam tersidir. Seçimler, ayn› yasad›fl› ve haks›z iflgalin, Amerika’n›n Irak’› iflgal etti¤i ve Irak hükümetini devirdi¤i 2003 y›l›nda bafllayan politik sürecin devam›ndan baflka bir fley de¤ildir. Son seçimler, yaln›zca, Amerikan iflgaline sad›k bir kukla rejimin varl›¤›n› sa¤lamlaflt›rmaya hizmet etmektedir. Seçimlerin iki aday›n› ele alal›m, mevcut Baflbakan Nuri el-Maliki ve eski Baflbakan Iyad Allavi. Allavi, “kitle imha silahlar›na iliflkin sahte bilgileri ‹ngiliz ‹stihbarat›na veren kiflidir; bu sahte bilgiler 2003 y›l›nda Irak’›n iflgal edilmesine k›l›f olarak kullan›ld›. Saddam Hüseyin hükümetinin devrilmesine yard›m etmek için birçok yabanc› istihbarat bürosuyla iflbirli¤i yapt›. Allavi, iflgalci güçlerin bir ufla¤› olarak 2004 y›l› Kas›m›’nda binlerce Irakl›n›n öldürüldü¤ü, Amerikan ordusu taraf›ndan moloz y›¤›n›na dönüfltürülen Felluce kentine düzenlenen korkunç sald›r›ya liderlik etti. Direnifl güçlerini ve direniflçilerin yandafllar›n› hedef alan ölüm mangalar› kurulmas› için yard›mlar›n› sürdürdü; bu ölüm mangalar› on binlerce insan› katletti. Birleflik Devletler güçlerinin, 2006 ve 2007 y›llar›nda “yükselen” Irak ulusal direniflini yok etme çabalar›na ortak olan Nuri El-Maliki’nin ise ellerinde yüz binlerce Irakl›n›n kan› var. Maliki hükümeti, Sünni Irakl›lar› hedef alan tarikatç› ölüm mangalar›na verdi¤i destekle kötü bir üne sahiptir. Amerikan iflgalinin bu sad›k hizmetkârlar›ndan demokratik ya da ilerici hiçbir fley beklenemeyece¤i aç›kt›r. Bask› Sistemi Seçim, Birleflik Devletler’in yüz bin kiflilik askeri birli¤i ile 675 bin iflgalci polis ve askerin gözetimi alt›nda gerçekleflti. Son haftalarda adaylara gözda¤› veren ve suikast tehdidinde bulunan, seçim hilesi ve seçmenlerin sat›n al›nmas›n› içeren birçok rapor ortaya ç›kt›. (Irak dünyan›n en yozlaflm›fl hükümetleri s›ralamas›nda 180 ülkeden 176. s›rada bulunuyor). Kukla Baflbakan Nuri el-Maliki, gizli Baas Partisi destekçisi olduklar›n› ileri sürdü¤ü befl yüzden fazla aday›n se-

çimlere kat›lma haklar›n› engelledi. Irak gazetesi Azzaman seçimlere bir hafta kala Ba¤dat morguna 67 cesedin kald›r›ld›¤› ve hepsinin de susturucu silahla öldürüldü¤ü haberini yay›nlad›. Azzaman gazetesinin kaynaklar›na göre öldürülenlerin ço¤u devlet memuru, eski Baas üyesi ve ordu subaylar›ndan olufluyordu. Ertesi gün Yüksekö¤renim ve Bilimsel Araflt›rma Bakanl›¤›n›n ‹nsan Haklar› bölümünün baflkan› Dr. Thamer Kamel vurularak öldürüldü.

Irakl› direniflçiler seçimleri boykot etmeye ça¤›r›yor Birleflik Devletler’e ve iflgalci güçlere karfl› flimdiye dek yüz sekseni aflan say›daki sald›r›lar›n› her hafta sürdüren Irakl› direniflçiler parlamento seçimlerini boykot etmek için harekete geçti. Irak’taki en büyük direnifl örgütlerinden biri olan Cihad ve De¤iflim Cephesi ad›na konuflan Irak’taki Müslüman Bilim Adamlar› Birli¤i Genel Sekreteri Profesör fieyh Haris el Dari “Irak’ta iflgal sürdü¤ü müddetçe seçim sürecinde ve politik süreçte yer alan bir parti olmayaca¤›z,” aç›klamas›n› yapt›. “Bu ilkeye sad›k kalacak ve iflgal sona erene kadar ayn› tutumu sürdürece¤iz.” On farkl› direnifl grubunun koalisyonu olan Cihad ve De¤iflim Cephesi flu demeci vermifltir: “Irak halk› ve direniflçiler, siyasî sürece kat›lan bloklar›n, partilerin ve bireylerin, Irak halk›n›n iradesini temsil etmedi¤ini düflünmektedir. Seçime kat›l›m, iflgalin iradesini güçlendirmek, iflgalcilere ç›karlar›n› gerçeklefltirecek anlaflmalar› uzatma ve dayatma olana¤› vermek anlam›na gelir. Bu bize y›k›mdan ve yozlaflmadan baflka bir fley getirmeyecektir.”

Irak'taki gerçek Komutan Raymond Odierno ve hâkim medya taraf›ndan çizilen ümit verici tablonun aksine, Irak’ta durum son derece kötü. Son alt› y›l içinde bir milyondan fazla insan iflgalci güçler taraf›ndan geride milyonlarca yetim ve parçalanm›fl aile b›rakarak katledildi. On binlerce insan iflgal hapishanelerinde ac› çekiyor. ‹ki milyon Irakl› ülkeden kaçt›; 3,7 milyon insan ülke içi mülteci konumuna düfltü. Yüz binden daha az insan evlerine geçen y›l döndü. Ba¤dat halk› elektrikten günde ortalama on befl saat faydalanabiliyor. Nüfusun ancak yar›s› günde on iki saatten fazla elektrik kullan›yor. Irakl›lar›n yüzde ellisi bar›nma olanaklar›ndan yoksun; toplam nüfusun ancak yar›s› içme suyuna ulaflabiliyor ve yaln›zca yüzde yirmisi sa¤l›¤a uygun koflullarda yafl›yor. Irakl›lar’›n yaln›zca yüzde otuzu sa¤l›k hizmetlerinden faydalanabiliyor-hastanelerin ço¤unda ise personel ve malzeme eksi¤i var. ‹flsizlik ve eksik istihdam, ailelerini k›t kanaat geçindirmeye çal›flan milyonlarca Irakl›’n›n yakas›n› b›rakm›yor. 1970’li ve 80’li y›llarda petrol gelirleri Irak nüfusunun tamam›n›n yarar›na kullan›l›yordu. Irak Orta Do¤u’daki en ileri sa¤l›k sistemlerine, en iyi e¤itim sistemine ve en yüksek okuryazarl›k oran›na sahip olan ülkelerden biriydi. Bugün bunlar›n hepsi yok edildi. ‹flgale son ‹flgal yedinci y›l›na girerken savafl karfl›t› hareketin yeniden inflas›na ve Birleflik Devletler’in Irak’tan çekilmesi için yap›lacak bask›ya duyulan ihtiyaç hiç bu kadar büyük olmam›flt›. Bu ihtiyaca ra¤men uydurulan yalanlara ve yap›lan propagandaya karfl›n Irak’taki nefret uyand›ran iflgal sona erene ve Irak halk› kendi kaderini özgürce tayine edene dek bu topraklarda demokratik ya da ilerici hiçbir fley ortaya ç›kamaz. ABD’deki ve tüm dünyadaki ilericiler, iflgale direnen yurtsever güçleri desteklemeli ve Irak’›n kurtuluflunu h›zland›racak olan her fleyi yapmal›d›rlar. Kosta Harlan kaynak: http://www.fightbacknews.org/2010/3/10/iraq-elections-under-barrel-occupier-s-gun çeviri: ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

“Filozoflar dünyay› yaln›zca çeflitli biçimlerde yorumlam›fllard›r; oysa sorun onu de¤ifltirmektir” (Marx)

5


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Güncel

Türkiye'de S›n›flar›n Durumuyla ilgili Baz› Veriler ‹flçi S›n›f› ve Emekçilerin Durumu: Sendikalar›n yapt›rd›¤› araflt›rmada ortaya ç›kan 2010 fiubat ay› verilerine göre açl›k s›n›r› 850 TL, yoksulluk s›n›r› ise 2500 TL olarak aç›kland›. Hürriyet gazetesinden fiükrü K›z›lot’un aktard›¤› verilere göre “Türkiye’de 2009 y›l›nda, kifli bafl›na düflen milli gelir, yüzde 19 azald›. 2008 y›l›nda 10 bin 436 dolar olan kifli bafl›na düflen milli gelir, 2009 y›l›nda yüzde 19 azalarak 8 bin 456 dolara indi. Böylece yüzde 19 fakirleflirken nominal milli gelir, 1950’den bu yana ilk kez 2009 y›l›nda gerilemifl oluyor.” Gazeteci yazar Mustafa Sönmez de, “gerçek enflasyonun alt ve orta s›n›flar için yüzde 25-30 band›nda seyretti¤ini” belirtiyor. “G›da maddeleri genelinde yüzde 15’e ulaflan enflasyon, ailelerin harcamalar›nda önem tafl›yan sebze-meyve, et, süt ürünleri gibi kalemlerde y›ll›k yüzde 30-35’lik fiyat art›fllar› görmüfl durumda. Resmî a¤›zlar›n söylediklerinden çok daha yüksek yaflanan enflasyon, iflçi ve emekçileri yoksullaflt›rd›. Mustafa Sönmez bu durumun sanayi iflçilerini yoksullaflt›rmas›n›n yan›nda “memurlara verilen ilk ay›n yüzde 2.5’luk zamm›, aç›klanan resmî enflasyon karfl›s›nda tutunamad› ve kamu çal›flanlar› aras›nda da yoksullaflman›n h›zland›¤›n›” belirtti. Bunun yan› s›ra geçti¤imiz gün aç›klanan 2009 y›l› iflsizlik verileri, 1 y›lda resmî iflsizli¤in yüzde 11’den yüzde 14 basama¤›na t›rmand›¤›n›, resmî iflsiz say›s›n›n 1 y›lda 860 bin artarak 3.5 milyona yaklaflt›¤›n› ortaya koydu. Bu iflsizlerin yüzde 38’inin en az lise diplomas› olan “okumufl iflsiz” oldu¤u, her 100 bilgisayar fakültesi mezunundan 21’i, her 100 e¤itim fakültesi mezunundan 15’inin iflsiz oldu¤u ortaya ç›kt›.. Dahas›, bilinen gerçek, yüzde 14 iflsizlik oran›n›n ve 3.5 milyon iflsiz verisinin “resmî” datalar oldu¤u, yine TÜ‹K’çe istatisti¤i tutulan “umudunu yitirmifl iflsizler” ile birlikte bu oran›n yüzde 20’lere, iflsiz say›s›n›n da 6 milyona yaklaflt›¤› gerçe¤idir. 2010’da “K›rk Haramiler” Kârlar›na Kâr Katt›: Forbes Türkiye dergisinin her y›l yay›mlad›¤› “Türkiye’nin en zenginleri” araflt›rmas›n›n 2010 sonuçlar› belli oldu. Sonuçta dikkat çeken noktalar: Türkiye’nin en zengin 25 ailesi servetlerini iki kat art›rm›fl. Bu aileler toplamda 60 milyar dolarl›k bir serveti yönetiyor. Servetine

6

servet katanlar: Erman Il›cak 2009’da 800 milyon dolar, 2010’da 2 milyar dolar, fiar›k Tara 2009’da 1,6 milyar dolar, 2010’da 2,600 milyar dolar, Ferit fiahenk 2009’da 1,100 milyar dolar, 2010’da 2,100 milyar dolar, Murat Ülker 2009’da 1,100 milyar dolar, 2010’da 2,100 milyar dolar ve liste Filiz fiahenk, Semahat Arsel, Rahmi Koç, Suna K›raç, Mehmet Rüfltü Baflaran, Hasan Çolako¤lu, Ali A¤ao¤lu, Bülent Eczac›bafl›, Mustafa Lütfü Toptafl… Devam ediyor. Türkiye’nin en zengin ailesi 10,3 milyar dolar servetiyle Sabanc› ailesi oldu. Koç ailesi ise 7,1 milyar dolar servetiyle ikinci oldu. AKP hükümetiyle sorunlar yaflayan Ayd›n Do¤an’›n serveti 2008 y›l› listesinde 2 milyar dolar iken 2009 listesinde Ayd›n Do¤an dahil tüm Do¤an ailesi fertleri milyarder unvanlar›n› kaybetti. Ayd›n Do¤an’›n vergi cezalar›n›n düflürülmedi¤i 2010 y›l› listesinde girifli son anda oldu. Listede yer alan 75 kiflinin serveti enerji sektörüne yap›lan yat›r›mdan geliyor. 2009 y›l›nda 13 “dolar milyarderi” küresel milyarder listesine girerken 2010’da 28 kifli bu listede yer alacak. Ezilen kesimlerde yaflam standartlar› h›zl› düflüfl kaydederken dolar milyarderi say›s›n›n 13’ten 28’e ç›kmas› manidar. Türkiye’de en zengin %1’lik kesim gelir pastas›n›n yaklafl›k %8’ini en zengin binde 1’lik kesim %2’sini, en zengin on binde 1’lik kesim ise pastan›n 0,5’ini al›yor. Süper zenginlerin evine ayda 148 bin dolar giriyor. Bu veriler gösteriyor ki: Bizler yoksullaflt›kça onlar zenginleflmektedirler. Bizler kriz “geçirdikçe” onlar rahatl›yor. Bizler kurufllara talim ettikçe onlar “milyar”lara talim ediyor. Ve bizler aya¤a kalkmad›kça zenginler kulübü yaflamaya ve içine daha çok zengin girmeye devam edecektir. Kapitalizmin dayand›¤› emeksermaye çeliflkisinde sermaye cephesindeki her kazanç emek cephesindeki binlerce kayba iflaret etmektedir. Haliyle emek cephesini güçlendirmek ve sermayeyi geriletip tarihin çöplü¤ündeki yerini almas› için örgütlenip mücadele etmekten baflka ç›kar yol yoktur. Örgütlenmenin do¤ru adresi: ‹flçi s›n›f›n›n sendikal ve siyasal birli¤ini savunan, ba¤›ms›z s›n›f tavr› gözeten yerdir.

Sermaye S›n›f›n›n Anayasa De¤iflikli¤inden Beklentileri Anayasa de¤iflikli¤i tart›flmalar› sürerken, 24 Mart Çarflamba günü, TOBB, T‹SK, TÜRK-‹fi, HAK-‹fi, KAMU-SEN, TESK ve TZOB biraraya geldiler. Yapt›klar› aç›klama, burjuva bas›n›nda, "ifl dünyas›n›n görüflleri" olarak yer ald›. Oda baflkanlar›n›n görüflleri, gene burjuva bas›n›nca, "anayasan›n ruhu, giriflimcilik özgürlü¤üne engel olmaktan ç›kart›lmal›" olarak özetlendi. TÜRKONFED (Türk Giriflim ve ‹fl Dünyas› Konfederasyonu) baflkan› Celal Beysel, "giriflimcilerin" düflüncelerini flöyle aç›klad›: "1982 anayasas› planl› kalk›nma ilkesi, kamulaflt›rma, devletlefltirme, kamu yarar› gibi, 21. yüzy›l›n ekonomi anlay›fl›yla uyumlu olmayan çok say›da ifadeyi bar›nd›r›yor. ... Yeni anaysan›n ruhu, giriflimcilik özgürlü¤ü önünde engel olmaktan ç›kart›lmal›. ... Devletin ekonomi üzerindeki gücünü s›n›rland›ran, devletçi ekonomi bak›fl aç›s›n›n yerine giriflimcili¤i ön plana ç›kartan bir bak›fl aç›s› hakim k›l›nmal›. ... Bu çerçevede özellikle, kamu yarar› ilkesinin mutlaka gözden geçirilerek ["tamamen bir yana b›rakarak" demek istiyor -b.n.] piyasa liberalizasyonunun önünün aç›lmas› ... gerekir."

"Ege Bölgesi Sanayi Odas›" (EBSO) baflkan› Ender Yorganc›lar'›n ifadeleri de, bas›nda "mahkemelerde kararlar uzuyor" bafll›¤›yla verildi: "Baflta Telekom olmak üzere, ‹zmir Liman› ihalesi gibi pek çok özellefltirme ihalesi Dan›fltay'a tak›lan davalar yüzünden sürecin uzamas›na neden oldu. 1 milyar 275 milyon dolara özellefltirilen ‹zmir Liman› Dan›fltay'›n itiraz süreci nedeniyle ihaleyi alan 2 firma taahhütlerini yerine getiremedi. fiimdi yeni bafltan ‹zmir Liman› için çözüm bulunacak." Görüldü¤ü gibi oda baflkanlar›, anayasa de¤iflikli¤inden, patronlar›n önünde var oldu¤unu iddia ettikleri engellerin kald›r›lmas›n›, "kamu yarar› ilkesinin" tamamen silinmesini (sanki halihaz›rda pek gözetiliyormufl gibi) ve kendi ç›karlar›n› ilgilendiren ifllerin "h›zla" sonuçland›r›lmas›n› bekliyorlar. K›sacas›, sermayenin anayasa de¤iflikli¤inden bekledi¤i fley çok aç›k: 12 Eylül'ün sosyo-ekonomik uygulamalar›n›n kald›¤› yerden devam ettirilmesi! *Al›nt›lar 25 Mart tarihli Dünya Gazetesi'ndendir. Vurgular bize aittir. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

Azadiya Welat Çal›flan›n›n Öldürülmesi 3 Nisan günü gazete da¤›t›m› yapt›¤› mahalleden saat 14.00 sular›nda ayr›ld›ktan sonra kendisinden bir daha haber al›namayan Azadiya Welat gazetesi Adana çal›flan› Metin Alatafl, 4 Nisan günü Had›rl› Mahallesi’nde bir evin bahçesindeki portakal a¤ac›na as›l› olarak bulundu. 2010 y›l›n›n Ocak ay›nda, sivil bir araçtan inen 3 kiflinin sald›r›s›na u¤rayarak darp edilen Alatafl, çevresindekilere sürekli olarak takip edildi¤ini belirterek yak›n zaman önce Adana Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulunmufltu. Adana'dan bir ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ okuru arkadafl›m›z›n bize aktard›¤› baz› bilgiler flöyle: "Metin Alatafl'›n cenazesinin bulundu¤u yer, eskiden portakal a¤açlar›n›n bolca oldu¤u bir yermifl. fiimdi ayn› yerde çok az portakal a¤ac› bulunmaktad›r. Adana belediyesi, o alanda çok fazla suç iflleniyor diye oray› düzenlemifl. Eskiden gün afl›r› bir ölü bulunuyormufl orada." Okurumuzun anlat›m›yla "Adana sistemin küçük bir örne¤i gibi ve bu yönden hiç de ‹stanbul, ‹zmir gibi büyük flehirlerden farkl› de¤il. ‹ncirlik üssü, polis akademisi ve Organize Sanayi bölgesi yanyana. M‹T'in genifl "bahçeli" mekân› da okulun ve yurdun hemen bitifli¤inde. Kenar bir il gibi gözüküyor, ama devletin neredeyse tüm gerçe¤i burada." ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

Hatay’da Alevi Kurslar›na Karfl› Tutuklama Bask›s› Nisan 2010 Hatay’›n Samanda¤ ilçesinde, Ulvi De¤erler Derne¤i’nin öncülük etti¤i “Alevi inanc›n› yayma” amaçl› kurslar, Kaymakaml›¤›n talimat›yla sivil polislerin tutanak tutmas› sonras› kald›r›ld› ve ders veren Aleviler tutukland›. Dernek baflkan› Zülfikar Çiftçi de tutuklananlar aras›nda yer al›yordu. Tutuklular hakk›nda Samanda¤ Sulh Ceza Mahkemesi’nde “Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›'n›n Kuran Kurslar› ile Ö¤renci Yurt ve Pansiyonlar› Yönetmeli¤i'ne ayk›r› olarak izinsiz e¤itim kurumu açmak”tan dava aç›ld›. Bu dernek ve yürüttü¤ü faaliyetler, AKP hükümetinin “Alevi Aç›l›m›”n› ve “Alevi Çal›fltay›”n› olumlu buldu¤unu aç›klayan Alevi Kültürünü Araflt›rma Derne¤i (AKAD) taraf›ndan da destekleniyordu. AKAD baflkan› Hasan At›c›, bu tutuklamalar›n “Baflbakan›n aç›klamalar›na ayk›r› oldu¤unu” ileri sürdü. Ayr›ca yaz aylar›nda da benzer nedenlerle 10 Alevi hakk›nda suç duyurusunda bulunuldu¤unu belirtti. At›c›, tutuklamalardan çok k›sa bir süre önce, polise ve hükümete yak›nl›¤›yla bilinen Zaman Gazetesi’nin Adana bölge temsilcili¤inin düzenledi¤i bir kahvalt›ya kat›larak, hükümetin Alevilere yönelik att›¤› ad›mlar› desteklediklerini bildirmiflti.

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

"Baflka bir ulusu ezen uluslar asla özgür olamaz." (Marx)

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

Politika

Siyasal ‹slâm›n Geliflim Süreci, AKP ve Son Geliflmeler

Siyasal ‹slâm›n Geliflim Süreci: Bölgemizde siyasal ‹slâm›n as›l geliflme y›llar› 1970’li y›llar›n sonlar›d›r. Bu dönemde gerçekleflen iki önemli geliflme do¤ru halkay› yakalamak için önemlidir. Birincisi, ‹ran fiah› R›za Pehlevi iktidar›n›n iflçi s›n›f›n›n öncülük etti¤i 1979 Devrimi ile devrilmesinin ard›ndan çeliflkili bir sürecin sonucunda Ayetullah Humeyni önderli¤inde mollalar›n iktidara gelmeleri. ‹kincisi, Sovyetler Birli¤i’nin (SB) Afganistan’a girmesiydi. ‹ran flah› R›za Pehlevi’nin iktidardan düflürülmesiyle ABD emperyalizmi bölgedeki en güvenilir müttefikini kaybeder. Ayn› dönemlerde Sovyetler Birli¤i'nin Afganistan’a girmesi bölge dengesini ilerici güçler lehine sarsar. Bölgedeki geliflmeleri lehine çevirmek do¤rultusunda ABD emperyalizmi komünizmi "yeflil kuflak”la sarmalayacak projeyi etkin hale getirir. Bu projeye göre bölgedeki ‹slâmî hareketler siyasallaflt›r›lacak, desteklenecek ve komünizme karfl› üs olarak kullan›lacakt›. Komünizmin çepeçevre sarmalanmas› do¤rultusunda Pakistan, Afganistan, Türkiye'deki ‹slâmi hareketler desteklenecekti, desteklendi de. Afganistan'daki ‹slâmî hareketler 'Sovyet ‹flgali'ne karfl› desteklenirken, Pakistan ve Türkiye'de Askerî faflist cuntalar tezgâhlan›r ve bunlar üzerinden tarikatlar›n, cemaatlerin önü aç›l›r. Mollalar iktidar› da ‹ran’da s›n›fsal ve ulusal mücadele veren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), TUDEH ve Halk›n Fedaileri’ni zor kullanarak ezerken; emperyalizmin iflbirlikçileri Pakistan ve Türkiye’deki askeri faflist iktidarlar da sol ve devrimci muhalefeti fliddet temelinde ezer. Co¤rafyam›z aç›s›ndan geliflmeleri ele ald›¤›m›zda devrimci, sosyalist hareketin ezilmesiyle etkinlik kurdu¤u yoksul emekçi semtlerinde yaflanan boflluk, askerî faflist cuntan›n destekledi¤i tarikat ve cemaatler taraf›ndan doldurulur. Cunta, tarikatlar›n ve cemaatlerin önünü açarken, ‹mam Hatip okullar› ve Kuran kurslar›ndan da yararlan›r. Kürt ulusal

kurtulufl hareketinin geliflmesinden sonra ayn› yöntem Kürdistan'da da uygulan›r. Siyasal ‹slâm da bu ortamlardan yararlanarak ekonomik ve siyasal alanda h›zla geliflmeye bafllar ve dikkat edilirse yaflanan süreçlerle birlikte siyasal ‹slâm’›n en güçlü oldu¤u yerler yoksul emekçi semtleriyle Kürt illeri olur. Özal iktidar› döneminde Arap ülkeleriyle gelifltirilen iliflkilerden sonra “‹slâmî sermaye” h›zla geliflme sa¤lar; özellikle sanayi ve finans alan›nda büyük geliflmeler yaflan›r. Ayr›ca Avrupa'da çal›flan Türk iflçilerinden ortakl›k vb. adlarla toplan›lan dövizler siyasal ‹slâm’›n geliflmesinde önemli bir katk› sa¤lar. AKP’nin Ortaya Ç›k›fl›: Yaflanan geliflmeler ‹slâmî sermayenin h›zla geliflmesi ve holdingleflmesini sa¤larken ‹slâmî hareketin s›n›fsal aç›dan ayr›flmaya bafllamas›na neden olur. Refah Partisi’nden AKP’nin ç›kmas› ve sonras›nda AKP-Saadet ayr›flmas› bu geliflmenin ürünüdür. H›zla geliflen ‹slâmî sermaye ile geleneksel burjuva kesimler aras›ndaki ç›kar çat›flmas› ortaya ç›kmaya bafllar. Sürecin bafllar›nda AKP’de ifadesini bulan holdingleflen/tekelleflen ‹slâmî sermaye (ki muhafazakâr orta s›n›flar›n önemli bir k›sm›n›n deste¤ini de alm›flt›r) çok dikkatli davran›r ve geleneksel tekelci sermaye gruplar›yla çat›flmamaya özel flekilde dikkat eder. Ancak AKP’nin 2. kez iktidara gelifliyle durum farkl›laflmaya bafllar. AKP’nin Yeniden ‹ktidara Gelifliyle Yaflanmakta Olanlar: AKP’nin 2. defa iktidar olufluyla birlikte geleneksel sermaye gruplar›n› gerileterek alan kapma mücadelesi ön plana ç›km›fl ve bu aflamadan itibaren s›k s›k rakip burjuva klikleriyle aras›nda çat›flk›lar yaflanmaya bafllam›flt›r. Hâkim s›n›flar aras›ndaki bu mücadelelerin d›flavurumu kimi zaman “laik-anti laik”, “devletçilerle-siviller”, “orduAKP”, “Yarg›-AKP” ve kimi zaman Do¤an Holding nezdinde AKP-TÜS‹AD biçiminde kendini göstermifltir/göstermektedir. Bu çat›flk›lar s›ras›nda AKP’de ifadesini burjuva kli¤in “devletçileri”, “laikçi-

leri” geriletti¤i, orduyu ve yarg›y› belirli bir hizaya getirdi¤i, TÜS‹AD’a örgütlenen burjuva kli¤inden baz›lar›n›n etki alan›n› s›n›rlad›¤› biliniyor. Sonuç: Burjuva klikleri aras›nda yaflanan bir it dalafl›d›r. ‹flçi ve emekçileri kimin ve nas›l daha fazla soyaca¤› dalafl›d›r. Bu türden dalafllar›n demokrasiyle, demokratikleflmeyle bir ilgisi bulunmuyor. AKP hükümeti bugüne kadar gelip geçmifl en Amerikanc›, en emperyalizm yardakç›s› hükümetidir; emperyalizm ve özellikle ABD emperyalizmi ad›na bölge halklar›n›n kalbine saplanan zehirli bir hançerdir. AKP hükümeti ayn› zamanda co¤rafyam›z aç›s›ndan iflçi s›n›f›, emekçilere ve ezilen tüm kesimlere en a¤›r flekilde sald›ran hükümetlerin en bafllar›nda yer almaktad›r. AKP’nin -halen devam eden- e¤itim ve sa¤l›k hakk›na nas›l sald›rd›¤›n› hat›rlamayan var m›? “Demokratik aç›l›m” eflli¤inde milyonlar›n destekledi¤i DTP’yi nas›l kapatt›¤› ve Kürt halk›na yönelik çocuk kad›n demeden nas›l dizginsiz sald›rd›¤›n› bilmeyen var m›? TEKEL direnifli nezdinde iflçi s›n›f›na neler yapt›¤›n› ve neleri dayatt›¤›n› duymayan›m›z kald› m›? … AKP’nin TEKEL iflçilerine yönelik tavr›, AKP’nin s›n›fa bak›fl aç›s›n›n somut fleklidir. Zira AKP’nin Emperyalist sermayenin yerli ortakl›¤›-iflbirlikçili¤i, yardakç›l›¤› ve ezilenlere karfl› sald›rgan tutumu varl›k koflulunu oluflturan etkenlerin bafl›nda yer al›yor. Burjuvazinin it dalafl›nda kazanan kim olursa olsun kazanacak taraf›n ilk yapaca¤› fleyin iflçi s›n›f›, emekçiler ve tüm ezilenlere sald›raca¤›ndan kimsenin kuflkusu olmas›n. ‹flçi s›n›f› ve emekçilerin bu kavgada kaybeden olmamas› için bu it dalafl›n›n bir taraf›nda olmak de¤il, kendi ba¤›ms›z s›n›f›n›n ç›karlar› do¤rultusunda bir örgütlenmeye ve mücadele etmeye gereksinimi vard›r. Tüm emek güçlerini bir rotada buluflturma hedefini kuflanan güçlerin bu noktaya daha fazla emek harcamas› gerekmektedir. Akman Erifl Hannao¤lu

Eylemdeki Sloganlar›n Dili -IIIHem burjuvazinin sloganlaflm›fl söylemlerini hem de sol güçlerin eylemlerdeki sloganlar›n› sorgulad›¤›m›z yaz› dizisine bu bölümde de devam ediyoruz. 1.) Hâkim gerici s›n›flar›n “rahatl›kla” baflvurdu¤u temel hak ve özgürlüklerimizin gasp eylemine karfl› flu slogan s›kça kullan›lmaktad›r: “… Türkiye’ye yak›flm›yor” ya da “….bu Türkiye’nin ay›b›d›r” , oysa yaflad›¤›m›z co¤rafyada iflçi s›n›f›na ve emekçi halklara karfl› düflmanca tav›r alan hükümetlerin do¤al davran›fl›d›r, tüm bu uygulamalar. Hâkim gerici s›n›flar›n ideolojik, politik ve örgütsel konumuna tam da kendilerine yak›flan eylemi gerçeklefltiriyorlar. Bunlar onlar›n ay›b› de¤il, s›n›fsal ç›karlar›na ve s›n›f kimliklerine uygun davran›fllard›r. Bu sistemden çok büyük zarar gören iflçi ve emekçi halklar›n iktidar›nda insana ve insanl›¤a yak›flan uygulamalar olacakt›r. 2.) Son y›llar›n dillere âdeta pelesenk olan flu slogan floven kesimlerce dillendirilmektedir: “fiehitler ölmez, vatan bölünmez!” Dini bir söylem olan “flehit” kelimesini “devrim flehitleri” fleklinde baz› sol güçler fazla sorgulamadan kullanmaktad›r. Bu slogan› halk›m›z da kullan›yor veya kulland›r›l›yor. Emekçi halk çocuklar› olan “flehitlerimiz” ne hazin ölüyor. Öldürülüyor. “Ne u¤runa?” sorusu can yak›c› ve kitleleri bilinçlendiren bir sorudur.

“fiehit”ler bizim çocuklar›m›zd›r. Ad›na “vatan” dedikleri toprak parças› ise devlet tekelci kapitalizminin, gerici sermaye devletinin ç›karlar›n›n korunup kolland›¤› yerdir. ‹nsanlar›m›z› önce zengin-fakir olarak onlar böldü. Alevi-Sünni bölücülü¤ünü ve k›flk›rtmas›n› onlar gerçeklefltirdi. Türk-Kürt karfl›tl›¤›n› yine onlar yapt›. Kirli ve haks›z savafllar› da onlar bafllatt›… Fakat kapitalist anarflinin iflledi¤i tüm suçlar bu sistemi kökten de¤ifltirip dönüfltürmek isteyen bizim insanlar›m›z›n hanesine yaz›ld›. 3-) Geçmifl y›llarda, 1984’de Zonguldak Genel Maden ‹flçileri Sendikas›n›n grevinden sonra Zonguldak-Ankara tarihî yürüyüflünde iflçilere att›r›lan: “Ankara Ankara Duy Sesimizi, Bu Gelen ‹flçinin Ayak Sesleri!..” slogan› günümüzde de iflçilere söyletilmektedir. Bu slogan üzerinde de düflünmek durumunday›z. ‹flçi s›n›f› bu grev ve yürüyüflte tutarl› davranm›flt›r. Sesini yükseltmifl, taleplerini hayk›rm›fl, s›n›fsal bilincini de son kertesine kadar göstermifltir. Siyasî iktidar da bu eylemin Ankara’ya s›çray›p yayg›nl›k göstermesinden korkmufltur. Lâkin sendika bürokrasisi bu yürüyüflü siyasî iktidarlar›n bask›s› karfl›s›nda geri ad›m atarak Mengen’de durdurmufltur. Bu slogan› ne zaman iflitsek akl›m›za Zonguldak-Mengen yürüyüflü ile sendika bürokratlar›n›n iflçi s›n›f›na ihanetleri geliyor… Ya da iflçi s›n›f›n›n birleflerek, irade göstererek aya¤a kalkt›¤›nda neleri yapabilece¤ini… ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

"S›n›f bilincinin büyük bölümü tarih bilincidir." (Lenin)

7


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ S›n›f ve Politika

Soyk›r›m Tart›flmalar› ve Hedef Tahtas›na Konulan Ermeni ‹flçiler

Ermeni Soyk›r›m› Bat›l› ülkeler taraf›ndan her gündeme getirildi¤inde, sermayenin farkl› partilerinin Yaflar Yak›fl, Canan Ar›tman ve Onur Öymen gibi sözcüleri, tam bir söz birli¤i içinde y›llard›r ayn› tehdidi savuruyorlar: "Türkiye'de kaçak çal›flan Ermeni iflçileri s›n›rd›fl› ederiz, zaten kendi vatandafllar›m›z ifl bulam›yor". Bu tehdit geçenlerde ABD Temsilciler Meclisi D›fliflleri Komisyonunundaki Ermeni Soyk›r›m›yla ilgili oylama dolay›s›yla bir kez de Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an taraf›ndan yinelendi. Daha sonra da sözlerinin çarp›t›ld›¤›n› savunarak "Türk vatandafl› olan Ermenileri de¤il kaçak Ermenileri kastetti¤ini" belirtmifltir. Yok bir de vatandafl olanlar› kastetseydin diyen de "necip Türk bas›n›m›zdan" ç›kmam›flt›r. ABD Temsilciler Meclisindeki bir oylamadan dolay› Türkiye'de üç kurufla hayat›n› ve ailelerinin hayat›n› kazanmaya çal›flan insanlar› tehdit etmek Yak›fl, Ar›tman, Öymen, Erdo¤an gibilere göre çok normal bir fleydir. T.C. hükümetinin bafl›n›n bu türden tehditlerini, emperyalist ülkelerde çal›flan Türkiyeli iflçiler çok iyi tan›maktad›r. Türkiyeli iflçiler Almanya'da ve di¤er geliflmifl Avrupal› kapitalist ülkelerde her f›rsatta kovulmakla tehdit edilmektedir: "Türkler iflimizi çal›yorlar". Bir yandan Alman devleti, Türkiyeli iflçilerle Alman iflçilerinin birli¤ini engellemek için, Neo-Nazizmi el alt›ndan sistematik olarak desteklemifl, Türk ve di¤er uluslardan göçmenler Neo-Nazi gruplar taraf›ndan vahflice sald›r›larla katledilmifltir. Böylece onlara bu ülkelerde birer "s›¤›nt›" olduklar› hat›rlat›lmak istenmifltir. Di¤er taraftan Türk devleti de, ‹slâmc›l›¤› ve Türk milliyetçili¤ini körüklemifltir. Bu amaçla çeflitli Turanc› ve dinci kurulufllarla dernekler için iflçilerden para toplanm›fl ve iflçiler soyulmufltur. Bölünme ve cemaatleflme tablosu, her iki ülke sermayesi taraf›ndan karfl›l›kl› olarak desteklenmifl veya buna göz yumulmufltur. Avrupa'ya yoksul ülkelerden çal›flmaya giden di¤er iflçiler için de durum benzerdir. K›sacas›, kapitalistler her ülkede, kendi düfltükleri herhangi bir zafiyet durumunda, önce yabanc› iflçilere ve az›nl›klara sald›rmakta ve ço¤u zaman da onlar› bir flantaj unsuru olarak kullanmaya çal›flmaktad›r. Ermeni iflçilerin hedef tahtas›na konulmas›na vesile olan Ermeni soyk›r›m› tart›flmas›, burjuva politikac›lar›, tarihçileri ve uzmanlar› taraf›ndan kitlelerin beyninin flovenizmle zehirlenmesi için sistematik biçimde kullan›lmaktad›r. Bizdeki burjuva tarihçilerinin en sevdikleri ve anlata anlata bitiremedikleri demagojilerden biri de "bizi arkadan vurdular" edebiyat›d›r. Osmanl›'n›n Türk olmayan neredeyse bütün uluslar›, Yunanl›lar, Bulgarlar, Ermeniler gibi H›ristiyan olanlar kadar, Müslüman Arnavutlar ve Araplar da, hepsi "bizi arkadan vurmufltur"! Acaba niye? Bunu düflünmenize gerek yok, sadece "bizi arkadan vurduklar›n›", "bize ihanet ettiklerini" ve böylece "Türkün Türkten baflka dostunun olmad›¤›n›n" kesinkes kan›tland›¤›n› bilin yeter. Gelin görün ki bizim tarihçilerimizin "arkadan vurma" dedi¤i fleye bütün dünya ulusal kurtulufl hareketi demektedir, Osmanl› tebaas› olan halklar›n uluslaflma sürecinin do¤al bir sonucu olarak görmektedir. Çünkü bu tür tarihsel olaylar›n temeli kapitalist iliflkilerin geliflmesinde yatmaktad›r ve bütün çok halkl› imparatorluklarda görülen bir olgudur. Çarl›k Rusya's›n›n son dönemlerinde çeflitli halklar›n (Polonya, Kafkaslar, vs...), ‹ngiliz ‹mparatorlu¤u'nda ‹rlandal›lar›n ayaklanmalar› ve ba¤›ms›zl›k hareketleri buna örnek gösterilebilir. Ne var ki günümüz Rusya's›nda da, eskiden imparatorluk olan di¤er ülkelerde de, "arkadan vurulduk" edebiyat› yapan kifliler tarihçi olarak fazla ciddiye al›nmaz. ‹flte Osmanl› Devletinde hâkim ulus olan Türklerin

fiilî egemenli¤i alt›nda olan halklardan modern uluslaflma sürecine en geç girenler Ermeniler ve onlardan sonra da Kürtler olmufltur. Di¤er milletler ba¤›ms›zl›klar›n› nispeten k›sa bir mücadeleyle elde ederken, en geç uluslaflan bu halklar›n yeni yeni geliflmekte olan ulusal kurtulufl hareketleri Osmanl› Devlet yönetimindeki hâkim Türk unsuru taraf›ndan ac›mas›zca ezilmifltir. Ermenilerin ulusal hareketlerinin ezilmesinde ve Anadolu’daki Ermeni varl›¤›n›n fiilen ortadan kald›r›lmas›nda o dönemde daha geri ulusal bilinç seviyesinde olan Kürtlerden de yararlan›lm›flt›r. Türkiye Ermenilerinin 1915’te yaflad›¤› soyk›r›m› ayr›nt›l› tart›flmak, bu yaz›n›n as›l amac› de¤ildir. Bu dönemin objektif tarihi Türkiye’de yaz›lamasa da olay› bilenler bilmektedirler. Dönemi yaflayanlar›n tan›kl›klar›na dayanan Orhan Kemal gibi ilerici yazarlar, "Kanl› Topraklar", "Bereketli Topraklar Üzerinde" gibi kitaplar›nda iki halk aras›ndaki çat›flmalar› ve Türk burjuvalar›n›n, eflraf›n, tehcirde el konulan Ermeni mallar›ndan nas›l zengin olduklar›n› ayr›nt›lar›yla anlatm›fllard›r. Bu

TSK Ne Zaman "‹dareye El Koyar"?

“28 fiubat 1997 postmodern darbenin sözcülerinden emekli bir general, bir TV program›nda, ‘Peki TSK idareye ne zaman el koymay› düflünür?’ fleklindeki aç›k ve tuzak olmayan bir soruya, MGK Raporunda s›ralanan ‘üç tehlike’ (irtica, terör, ›rkç› faflizm) detaylanarak anlat›lacak san›rken, emekli general; ‘‹çinde bulundu¤umuz konjonktürde TSK’n›n bir müdahalesi yak›fl›k almaz, ama görüldü¤ü gibi e¤er ekonomik kriz sonucu patlak vermeye bafllayan iflçi eylemlerinde, yani grevlerde bir yayg›nlaflma söz konusu olursa, iflte o zaman TSK üzerine düflen so-

“Ergenekon” iddianamelerinde de ad› Ergenekoncular›n Millî Savunma Bakan› aday› olarak geçen bir emekli generalin y›llar önce kendisiyle yap›lan röportajdaki bir soruya verdi¤i anlaml› bir cevab› hat›rlatarak, devam eden "darbe" tart›flmalar›na biraz farkl›, tarih ve s›n›f bilincine dayal› bir bak›fl aç›s› getirmek istiyoruz:

8

“Ermeni iflçilerin hedef tahtas›na konulmas›na vesile olan Ermeni soyk›r›m› tart›flmas›, burjuva politikac›lar›, tarihçileri ve uzmanlar› taraf›ndan kitlelerin beyninin flovenizmle zehirlenmesi için sistematik biçimde kullan›lmaktad›r.” tarihsel bir gerçektir ve iflçilerin bu gerçe¤i inkâr etmekte hiçbir ç›kar› yoktur. Bütün milletlerden Türkiyeli iflçiler, Türk burjuvazisinden ve yoksulluktan, iflsizlikten nihai olarak kurtulmak için öncelikle ba¤›ms›z bir dünya görüflü temelinde örgütlenmek zorundad›rlar. Bu, bilimsel sosyalizm ve enternasyonalizmdir. Bunun için, flovenizmle ve milliyetçilikle, Türkiye’nin kanl› burjuva geçmifliyle hesaplafl›lmas› ve bu gerçekli¤in utanc›n›n proleter devrimci temelde kabulü gerekir. Sahte gündemleri silecek, as›l mücadeleyi gündeme tafl›yacak olan da yaln›zca budur. Gericili¤in, “biz ifl bulamazken bunlar (sadece Ermeniler de de¤il Gürcüler, Türkmenler, K›rg›zlar, Azeriler vs…) gelip bizim iflimizi çal›yor” dedi¤i bu insanlar›n Türkiye’de ucuz iflgücü olarak kaçak ve güvencesiz çal›flmalar›n› teflvik eden kimdir? Politikac›lar›n›n a¤z›ndan onlar› sürmekle tehdit eden ve Türkiye iflçilerini onlara karfl› k›flk›rtan sermayenin yine kendisidir. Ayn› sermaye Türkiye iflçilerini büsbütün iflsizli¤e ve açl›¤a mahkûm edecek olan "geçici istihdam"›, “esnek çal›flma”y› daha da yaymaya çal›flmaktad›r. ‹flçiler, burjuvazinin tehdit sistemini ve flovenizmi bu sistemin çarklar›n› ya¤lamak için nas›l da maharetle kulland›¤›n› iyi kavramal›d›rlar. Burjuvazi, Ermeni iflçiye : "Sen zaten kaçak çal›fl›yorsun. Güvencesiz çal›flmak ifline geliyorsa çal›fl. ‹fline gelmiyorsa defol git."; güvencesiz çal›flmaya karfl› sesini ç›karan iflçiye: "Ülkede milyonlarca iflsiz var, ya bu koflullarda çal›flmay› kabul et, ya da ben kabul edecek baflkas›n› bulurum."; iflsizli¤i protesto eden iflçiye de: "Ülkemize d›flar›dan yüz binlerce kaçak geliyor. Size verece¤imiz ifli bunlar elinizden al›yor. ‹flsizli¤in nedeni budur" demektedir. Böylece, güvenceli, güvencesiz, kaçak, çal›flan bütün emekçileri esaret alt›na alan düzenini, bu tehdit zinciriyle kabul ettirmektedir. ‹flçi s›n›f›, s›n›f olarak ortaya ç›kmak,

hakk›n› aramak ve esaret zincirinden kurtulmak için, bu döngüyü k›rmak zorundad›r. S›n›f mücadelesinin deneyimlerini bilmeyen, bilinçsiz bir iflçi, bu aldatmaca karfl›s›nda, bir an için flöyle düflünebilir: "Neden olmas›n? Belki de yabanc›lar kendi ülkelerine giderlerse, onlar›n iflleri bize kal›r. Onlar kendi ülkelerinde çal›fls›nlar, biz de kendi ülkemizde. Birbirimize zarar vermeden çal›flal›m. Böylece hepimizin hayat› daha iyi olur." Bu düflünce do¤ru mudur? Ermeni iflçiler ülkelerine gönderilse, buradaki iflçilerin hayatlar› iyileflecek midir? Tehcirlerden, mübadelelerden sonra emekçilerin durumlar›nda bir iyileflme oldu mu? Tüm ülkelerin s›n›f mücadelelerinin tarihi göstermektedir ki, egemen s›n›flar, zay›f bulduklar› bir ulusa karfl› girifltikleri her harekat›, iflçi s›n›f›n›n bütününü daha iyi sömürmek ve bask› alt›na almak için kullanm›fllar, bundan sonra da kullanacaklard›r. Burjuvazinin Ermeni iflçilere müdahalesi, Türk iflçilerin durumlar›nda hiç bir iyileflmeye yol açamaz, aksine kötülefltirir. Herhangi bir fabrikada çal›flan bir iflçi, iflsizli¤e gerçekte neyin neden oldu¤unu günbegün görmektedir: Fabrikaya gelen her yeni makine, 1-5-10-100 iflçiyi iflinden etmekte, iflsizler ordusunu fliflirmektedir. Bu durum iflçilerin kaderi midir? ‹flçiler, bunun kader olmad›¤›n›, üretim araçlar› sömürücü bir s›n›f›n elinde olmad›¤› zaman, makinelerdeki her geliflmenin iflçi s›n›f›n›n yaflam›n› iyilefltirmek için kullan›labilece¤ini, bu durumu yaflam›fl, bu tarihi görmüfl yada anne ve babalar›ndan duymufl olan, Ermeni, Gürcü, Türkmen, Kazak, K›rg›z vb. eski Sovyet ülkelerinden gelen kardefllerinden ö¤renebilirler, ve ö¤renmelidirler. Sermaye s›n›f›, "biz idare ediyoruz", "biz ifl veriyoruz", "biz geçindiriyoruz" der. Gerçekteyse üretim araçlar›ndaki her geliflmeyle çal›flt›rd›¤› iflçilerin say›s›n› azaltmak için kendi kendisiyle yar›flmaktad›r. SSCB'yi, uzun süren bir sald›r› sonucu parçalay›p, burjuvazinin olmad›¤› bir düzende sömürülmeden yaflayan emekçileri, hem kendi aralar›nda, hem de baflka ülkelerin emekçileriyle rekabet etmek zorunda b›rakan da, uluslararas› sermayenin ta kendisidir. Burjuvazi, on binlerce Ermeni iflçiyi ülkesine gönderse, baflka ülkelerden, daha da kötü flartlar alt›nda çal›flmay› kabul edecek yüz binlerce baflka emekçiyi getirecektir. Güvencesiz, düflük bir ücretle, a¤›r flartlarda iflçi çal›flt›rmakta sermayenin büyük ç›karlar› vard›r. Burjuvazinin kaçak yabanc› iflçi çal›flt›rmas›n› engellemenin tek yolu, onu yabanc› iflçileri "kaçak" olarak de¤il, güvenceli çal›flt›rmaya zorlamakt›r. Ancak yabanc› iflçileri kaçak olarak çal›flt›rma imkan›n›n kalmad›¤›n› gördü¤ü zaman, sermaye bu sömürüyü s›n›rland›rmay› düflünecektir. Di¤er iflçilerle ayn› flartlarda çal›flan yabanc› iflçilerinse, iflçi s›n›f›na kataca¤› çok fley vard›r. T.C. vatandafl› olan iflçiler, vatandafl olmayanlar›n haklar›n› savunmal›, güvenceli çal›flma hakk›n› koparan iflçiler, güvencesiz çal›flanlar›n hakk›n› savunmal›, çal›flan iflçiler, iflsizlerin hakk›n› savunmal›, iflçi s›n›f›, kazand›¤› her mevziiyi, daha zor durumdaki kardefllerinin durumlar›n› iyilefltirmek için kullanmal›d›r. Burjuvazinin tehdit zincirini k›rman›n baflka yolu olamaz. Unutmayal›m ki "kapitalistleri iktidarda tutan sihir iflçiler aras›ndaki her türden bölünmelerdir". Bütün ülkelerden s›n›f kardefllerimizle dayan›flmakla kaybedece¤imiz hiç bir fley yok, kazanaca¤›m›z çok fley vard›r! Ahmet Tektafl

rumlulu¤u yerine getirmek üzere ister istemez idareye el koyma durumuyla karfl› karfl›ya kalabilir.’ fleklinde cevap vermifltir.” (bkz. S›rr› Öztürk, Tarihselden Güncele Ba¤›ms›z S›n›f Tavr›, Sorun Yay›nlar›, s. 110, 1999.) Özcesi: NATO’cu, IMF’ci, CIA’c›, “Avrasyac›” sa¤l› “sol”lu burjuva partileri ile emekli ve emeksiz paflalar›n iflçi s›n›f›na, emekçi halklar›m›za bak›fl aç›s› hep ayn›d›r. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

“Kapitalistleri iktidarda tutan sihir, iflçiler aras›ndaki bölünmedir.” (Marx)


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ S›n›f ve Politika

1.sayfadaki “1 May›s Nedir?” yaz›s›n›n devam›:

devrimci iflçi göstericilerin üzerine atefl açan polis taraf›ndan katledildi. ‹kisi a¤›r olmak üzere 50 gösterici yaraland›. Gün boyu süren çat›flmalarda 600’ü aflk›n kifli de gözalt›na al›nd›. 1990 1 May›s›'n› devam eden yasa¤a ra¤men Taksim’de kutlamak isteyen devrimcilerin ve iflçilerin üzerlerine yine polis taraf›ndan kurflun ya¤d›r›ld›, Gülay Beceren adl› bir üniversite ö¤rencisi felç edildi. ‹stanbul'da 2000'den fazla kifli gözalt›na al›nd›. Di¤er illerde de 336 kifli gözalt›na al›nd›. Sonraki y›llarda 1 May›slar giderek yeniden on binlerce kiflinin kat›ld›¤› gösterilerle kutlanmaya baflland›. Ancak burjuvazi, hükümetleri, medyas› ve aç›k ve gizli silahl› güçleriyle 1 May›s'› her f›rsatta provoke etmeye ve böylelikle onu ortadan kald›ramasa bile devrimci içeri¤inden boflaltabilece¤i koflullar› haz›rlamaya çal›flmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. 1996 y›l›nda burjuvazinin gözünü korkutacak boyutlara ulaflan 1 May›s gösterisini provoke etmek için daha eylem bafllamadan yine polis taraf›ndan kitlenin üzerine atefl aç›larak Hasan Albayrak ve Dursun Odabafl adl› iki devrimci iflçi alçakça katledildi. Mitingi da¤›tmak için bir kez daha kitlenin üzerine atefl aç›lmas› sonucunda Yalç›n Levent adl› bir devrimci daha öldürüldü. Ayn› gün Kad›köy meydan›nda gözalt›na al›nan bir baflka genç devrimci iflçi, Ak›n Rençber, on gün boyunca a¤›r iflkencelere tabi tutuldu; serbest b›rak›ld›ktan k›sa süre sonra durumu kötüleflti ve ci¤erleri parçalanarak öldü. O da henüz 18 yafl›ndayd›. Burjuva medyas› ise vahflice katledilen bu insanlar› görmezden gelerek Kad›köy meydan›nda "çi¤nenen lalelere" ve "k›r›lan camlara ve trafik lambalar›na" günlerce a¤›t yakmay› tercih etti. Televizyonlarda ve gazetelerde günlerce bu olaylar› yorumlamak için arz› endam eden uzman-yazar-çizer tak›m›na bak›l›rsa olanlar merkezi alanlarda kitlesel olarak kutlamakta baz› kurulufllar›n "anlams›zca ›srar etti¤i" 1 May›s'lar›n nas›l da "gözü dönmüfl k›z›l terör örgütleri taraf›ndan kullan›lmaya müsait oldu¤unu" ve ayr›ca "varofl gençli¤inin medeniyet alametlerine karfl› nas›l da z›vanadan ç›km›fl bir ruh hali içinde oldu¤unu" vb. bir kez daha gözler önüne sermiflti. Ki bu da "Devletin bekas›" isteniyorsa polis devletinin daha da güçlendirilmesi gerekti¤ini kan›tlayan çok say›daki uyar›lardan sadece biriydi. 96 provokasyonundan sonra 1 May›slar uzun y›llar devlet sendikac›l›¤› çizgisinden hiçbir zaman kopamayan sendikalar›n ve onlar›n kuyru¤una tak›lan güçlerin de deste¤iyle etkisiz, zarars›z, yasak savma niteli¤inde eylemlere mahkûm edil-

meye çal›fl›ld›. Ancak 1 May›s'› devrimci ruhuna uygun olarak kutlamak isteyen güçlerin mücadelesi devam etti. 2007 y›l›ndan beri her 1 May›s'ta ‹stanbul'u adeta bir aç›k toplama kamp›na dönüfltürme ve aç›k bir s›k›yönetim provas› yapan hükümet-vali-emniyet ablukas›na ra¤men, iflçiler ve devrimciler sokak sokak mücadele ederek her sene daha büyük bir kitleyle 1 May›s Meydan›’na ç›kmay› baflard›lar. ‹stanbul halk›n›n 1 May›s'a tepki duymas›na yol açaca¤› düflünülen bütün taktikler ters teperek 1 May›s'la dayan›flman›n artmas›ndan baflka bir fleye yol açmam›flt›r. Hükümetleri, medyas› ve partileriyle sermayenin tüm sözcüleri Türkiye'nin dünyan›n 16. Ekonomisi olmas›yla her f›rsatta övünmektedir. Oysa iflçilerin kendi ürettikleri bu zenginlikten ald›klar› pay geçen zamanla artaca¤›na istikrarl› biçimde azalmaktad›r. Son otuz y›lda Türkiye'de büyük bir kapitalist geliflme yafland›¤› inkâr edilemez. Bu geliflme efli az ülkede görülen bir adaletsizlikle, 12 Eylül faflizminin iflçi düflman› yasalar›yla elde edildi¤i içindir ki, iflçi s›n›f›n›n siyasal ba¤›ml›l›k zincirini parçalamas›, siyasal örgütlülü¤ünü artt›rmas› yönündeki her ad›m sistem için en büyük ve en gerçek tehdittir. Sistemin ka¤›da dökülmemifl gerçek anayasas›nda "iç tehdit" listesinin bafl›nda gerçekte her zaman bu madde yer alm›flt›r. ‹flte bu da bize "dünyan›n 16. Büyük ekonomisinde" iflçilere her 1 May›s'ta uygulanan devlet terörünün neden dünyan›n en geri ülkelerinde bile görülmeyen boyutta oldu¤unu, 1 May›slar›n neden burjuva cumhuriyetin ilk y›llar›ndan beri provoke edilmeye çal›fl›ld›¤›n› aç›klamaktad›r. 12 Eylül'den sonra ve önce, baflta iflbirlikçi tekelci Türk burjuvazisinin gerçek yüzünü en çarp›c› biçimde ortaya koydu¤u 1977 1 May›s Katliam›nda olmak üzere, 1 May›s'›n Enternasyonal ateflini yaflatmak için yaflamlar›n› veren onlarca devrimci asla bofluna yitirilmediler. Onlar›n yaln›zca isimlerini alt alta yazmak bile Türkiye'de bütün milliyetlerden iflçi s›n›f›n›n ve emekçilerin en yi¤it evlatlar›n›n, bütün dünya proletaryas›n›n ayn› günde k›z›l bayraklar›yla alanlara ç›kt›¤› bu mücadele gününe nas›l kahramanca sahip ç›kt›klar›n›, ne kadar vahflice, ne kadar gözü kara olursa olsun hiçbir sald›r›n›n, provokasyonun ve yasa¤›n 1 May›s'› zincire vuramayaca¤›n› kan›tlamaya yeter de artar. 12 Eylül'ü mahkûm etmenin flampiyonlu¤unu kimselere b›rakmayan sa¤l›-"sol"lu liberal yazar-çizer tak›m›n›n hiçbir zaman sözünü etmedi¤i bir gerçektir bu. 1 May›s'›n liberal gündemlere ba¤lanmas› için belli kuyrukçu güçler taraf›ndan alttan alta örgütlenen sistemli çabalar

s›rf bu nedenle bile iflçi s›n›f›na ve 1 May›s'a ihanet anlam›na gelir. S›n›f bilinçli iflçiler ve s›n›f›n kurtulufl mücadelesinin bütün gerçek dostlar› bu giriflimlere karfl› en az devlet terörüne karfl› mücadele ettikleri kadar kararl›l›kla mücadele etmek zorundad›r. Sözkonusu giriflimlerin bafl›nda da 1 May›s'›, s›n›f›n ba¤›ms›z mücadelesinin gündemi yerine "darbecileri yarg›lama" ad› alt›nda birkaç tek ayaklar› çukurda omzu kalabal›¤› sözümona yarg›layarak, 12 Eylül Faflizminin, tasar›mc›s› ve sahibi oldu¤unu hiçbir zaman gizlememifl olan iflbirlikçi tekelci büyük sermayeyi, Koçlar›, Sabanc›lar›, Narinleri ve di¤erlerini ve sonuç olarak onlar›n bütün sistemini aklamak ve temize ç›karmak için sürdürülen liberal kampanyan›n damgas›n› vurdu¤u bir güne çevirme giriflimleri gelmektedir. 12 Eylül Faflizmini ve ona giden yoldaki 77 1 May›s Katliam›n›, iflçi s›n›f›na ve emekçi halklara karfl› sömürücü s›n›flar ve onlar›n devleti taraf›ndan ifllenmifl olan bütün suçlar› tüm sorumlular›yla yarg›layacak olan Türkiye proletaryas›n›n Devrim Mahkemeleri olacakt›r. Türk sermaye devleti flimdiye kadar iflçi s›n›f›na ve emekçi halklar› boyunduru¤u alt›nda tutmak için bask›, terör, faflizm, provokasyon ad›na ne varsa hepsini uygulam›flt›r. Sömürücülerin ve cellatlar›n bütün bu köhnemifl silahlar› er ya da geç ters tepmekten kurtulamam›flt›r, bundan sonra da kurtulamayacakt›r. Bu yöntemlerle emekçi y›¤›nlar› daha uzun süre y›ld›rman›n mümkün olmad›¤›n› baflka bir yönteme sahip olmaman›n acizli¤i içinde sistemin sahipleri de art›k aç›kça görmektedir. Baflta her Newroz'da alanlar› dolduran milyonlar olmak üzere ezilen ve sömürülen onmilyonlarca emekçinin önderli¤ini ele alarak bu köhnemifl sistemi bütün silahlar›yla birlikte hakketti¤i tarihin çöplü¤üne atmak için iflçi s›n›f›n›n önünde gerçekte tek bir engel kalm›flt›r. O da "liberal", "ulusalc›", reformist, vb. binbir renkten kuyrukçulu¤un elbirli¤i içinde iflçi s›n›f›n›n öncüsünü hâkim s›n›f gündemleriyle parçalamas›, onun ba¤›ms›z siyasal örgütlenmesini kazanma mücadelesini sürekli "içerden" baltalamay› bugüne kadar baflarm›fl olmas›d›r. As›l düflman, önümüzdeki tek gerçek engel, sermayenin içimizdeki uzant›lar›d›r! 2010 1 May›s'›n›, "proleter güçlerin uluslararas› askeri yoklama gününü", Mustafa Suphi'lerin TKP'sinin ve Enternasyonal'in ba¤›ms›z devrimci s›n›f mücadelesi bayra¤›n› aya¤a kald›rmak için s›n›f düflman›na ve onun içimizdeki bütün uzant›lar›na karfl› gerçek bir mücadele gününe çevirelim! ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

nin ç›karlar›n› tehdit edebilecek proletaryan›n ba¤›ms›z s›n›f gündemini ön plana geçirme potansiyelini ortaya koyuyorsa, liberal yazarlar›n yaz›lar›n›n sat›r aralar›ndan düflmanl›k ifadeleri okunmaya bafllar. TEKEL Direnifli’nin bafllar›nda liberal yazarlar ("sol" hatta "sosyalist" iddial› olanlar da dâhil olmak üzere) iflçilerin CHP'nin ve "ulusalc›" söylemin floven mesajlar›yla belli bir oda¤›n kuyru¤una kolayca tak›labileceklerini düflünüyorlard›. ‹flçilere karfl› s›n›f düfl-

va e¤itiminin, medyas›n›n ve politikac›lar›n›n sistematik olarak fl›r›ngalad›¤› floven, milliyetçi önyarg›lar› h›zla aflma yolunu tuttular. Örne¤in bir TEKEL iflçisi flöyle diyordu: "Biz burada kardeflli¤i gördük. Kürdü, Alevisi, Laz›, Çerkesi heTEKEL Direnifli, baflka önemli gerçeklerin yan›s›ra, pimiz burda tekiz. Tayyip aç›l›m diyor. Gelsin de aç›l›m "demokrasi mücadelesi" ad›na konuflma hakk›n› kimneymifl görsün. Ne yalan söyleyeyim buraya gelene selere b›rakmayan liberal denen yazar-çizer tak›m›n›n, kadar Kürd arkadafllara önyarg›m vard›. Ama bak›n iflçi s›n›f› hareketine karfl› konumunu da, daha genifl (üstündeki Diyarbak›rspor atk›s›n› göstererek) flimdi bir kesimin gözünde aç›kl›¤a kavuflturdu. omuz omuzay›z ekme¤imiz için. Tayyip oyalamaKapitalizm koflullar›nda "demokrasi" bir “Militarist Liberal” s›n aç›l›m-maç›l›m diye. Birlik olursak biz aç›l›m yaavuç zengin ve ayr›cal›kl› insan için demok"Ben felsefe olarak ne öyle anti-militarist ne de anarflist bir paca¤›z Tayyip’e” diyerek eylemin verdi¤i s›n›fsal rasidir ve en genifl ezilen ve sömürülen kitinsan›m. Tam tersine ordumun çok güçlü olmas›n› isteyen bir bilinci konuflturmaktad›r." (bkz. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹, say› leler için ise siyasal ba¤›ml›l›k demektir. insan›m. TSK'n›n denetimi vb. konusundaki elefltirilerimi de 3, s.1) Benzer sözler kendilerine mikrofon uzat›lan Genifl kitleler için yaln›zca 4-5 y›lda bir önüonun çok daha güçlenmesi için yap›yorum." - Prof. Dr. Eser bütün iflçilerin a¤›zlar›ndan dökülüyordu. Bu tablone sermaye taraf›ndan konulan seçenekKarakafl (10.04.2010, Haberturk tv) da, "Bölge"nin koflullar› içinde devlete karfl› mücalerden birini "seçme özgürlü¤ü"nden ibaretBu söylemi son dönemde liberal etiketli yazar-çizerdele etmenin ne demek oldu¤unu hergünkü denetir, seçenekleri belirleyenler ise bu bir avuç akademisyen tak›m›ndan s›kça duyuyoruz. "Dünyada en s›k› yimlerinden çok iyi kavram›fl, kavramak ve ö¤reninsand›r. Liberallerin hararetle savunduklamek zorunda b›rak›lm›fl olan Kürt iflçilerin hiç böyle denetlenen ordu ABD ordusudur, ama dünyan›n en güçlü r› "demokrasi" de iflte bu kapitalist demokbir deneyimi olmayan di¤er iflçilere moral öncülük rasidir. Herkese ders vermeyi pek seven ve ordusu da odur. Biz TSK'n›n da ABD ordusu gibi güçlü etmesinin büyük bir pay› vard›. Bu ayn› zamanda her konuda kendilerini tart›flmas›z otorite olmas›n› istiyoruz" kabul eden emperyalizmden "Taraf" liberal buyuruyorlar liberal flöhretlerimiz. Kim emperyalizm "taraf"giri Türkiye'deki floven siyasal sistemi temelden sars›p devrimci biçimde dönüfltürme potansiyeline gerideologlara inan›rsak Türkiye tarihindeki liberalizmin militarizmle ba¤daflmayaca¤›n› iddia ediyordu? çekten sahip olan tek s›n›f›n hangisi oldu¤unu da gelmifl geçmifl en büyük "demokrasi kahraman›", iflçi düflman› s›fat›n› 12 Eylül'den önce yöneti- manl›klar›n› "demokrat" maskelerini fazla aralamadan görmek istemeyenlere bir kez daha gösteriyordu. Geminde bulundu¤u sermayenin bir sald›r› örgütünün dile getirebilmek için bütün demagoji y›¤›naklar›n› da lin görün ki flovenizme karfl› mücadelede son derece (MESS) bafl›nda iflçilere karfl› yürüttü¤ü azg›n müca- buna göre haz›rlam›fllard›. Zaten iflçiler ve sol art›k iddial› olan sa¤l›-"sol"lu liberal flöhretlerin hiçbiri bu deleyle deyim yerindeyse "bile¤inin hakk›yla" hakket- "ulusalc›" olmufltu, enternasyonalizmi günümüzde tablonun ne anlama geldi¤ini yorumlamak istemediler. mifl olan Özal'd›. Bu yüzden liberallerin demokrasisin- ABD ve Alman, Frans›z, ‹ngiliz emperyalizmleri temsil Çünkü bu onlar›n s›n›fsal konumlar›n› a盤a vuruyor ve de iflçi s›n›f›n›n hak mücadelelerinin fazla bir yeri yok- ediyordu(!) Ama bekledikleri olmad›. Türkiye'nin dört kitlelerin önüne umut olarak sürdükleri sahte aç›l›m tur. Özellikle de bu mücadeleler liberallerin politik gün- bir yan›ndan gelen iflçiler bir araya gelmenin ve birlik- politikalar›n›n ç›karlar›na hizmet etmiyordu. Yusuf Özçelik demleriyle ve amaçlar›yla örtüflmüyorsa ve sermaye- te mücadele etmenin yol açt›¤› bilinç uyan›fl›yla, burju-

Liberaller ve ‹flçi S›n›f› Hareketi

“Opotünizm bafl düflman›m›zd›r”. (Lenin)

9


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Röportaj

Mersin’de Apartman Hizmetlisi Olarak Çal›flan ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Okuru Hasan Ali K›z›lkaya ile Yap›lan Röportaj ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹: Yapt›¤›n›z ifli anlatabilir misiniz? Hasan Ali K›z›lkaya: Genellikle kap›c›l›k olarak bilinen yapt›¤›m›z ifl apartmandaki tüm sakinlerin al›fl verifl, temizlik, güvenlik, bahçe bak›m› vb. iflleri kapsamaktad›r. Çok eski tarihlere dayanan bir geçmiflimiz olmas›na ra¤men çal›flma yaflam›nda hiçbir sayg›nl›¤›m›z yoktur. Bunun sebebi ise örgütlü olmay›fl›m›zdan kaynaklan›yor. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹: Bu sektörde çal›flan iflçilerin say›s› ve bunlarla ilgili bilgi verir misiniz? Hasan Ali K›z›lkaya: Elimizde çok somut veriler olmamakla birlikte çal›flt›¤›m ilde 2000’in üzerinde insan çal›flmaktad›r. Bu insanlar›n %60-70’i sosyal güvenceden yoksundur. Birço¤u da ücret almadan çal›flmaktad›r. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹: Sizleri bir araya getirecek örgütlü bir çal›flma içine girdiniz mi? Hasan Ali K›z›lkaya: Asl›nda 15 y›ld›r apartman görevlileriyle ilgili D‹SK’e ba¤l› bir sendikam›z olmas›na ra¤men (Genel-‹fl Sendikas›na ba¤l› Konut fiubesi) gerek çal›flma hayat›m›z›n çok da¤›n›k olmas›ndan dolay›, gerekse sendikalar›n gerekli duyarl›l›¤› göstermemesinden kaynakl› örgütsüzlü¤ümüz sürmektedir. Sendikan›n sadece aidat toplay›p çal›flan arkadafllar›m›z›n sorunlar›na yönelik politikalar üretmemesinden dolay› birçok üye istifa etmifltir. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹: Mevcut sendikay› neden ifllevsel k›lma noktas›nda çaba sarf etmiyorsunuz? Hasan Ali K›z›lkaya: Sendikalar›n tarihsel geliflimi, s›n›f›n genel ihtiyaçlar›n› karfl›lamaktan uzak oluflu, özellikle 12 Eylül darbesinden sonraki süreçte iflbirlikçi sar› sendikac›l›¤›n önünün aç›lmas› ile D‹SK’i de içine alan bir çürüme ve yozlaflma dönemini yaflamaktay›z. Bu durum hem iflçi s›n›f›n› hem de hizmet sektöründe çal›flan bizleri sendikalara üye olma noktas›ndan uzak tutmufltur. Apartman görevlilerinin oldukça da¤›n›k, örgütlenmesi zor ve zahmetli oldu¤undan sendikalar›n bu alana yeterli çaba göstermemesine yol açm›flt›r. Benim çal›flt›¤›m 7 y›ll›k dönem içerisinde D‹SK’e ba¤l› Genel-‹fl Sendikas› Konut fiubesi önemli say›da bir üyeye sahipti. Bu dönemde bürokratik sendikac›l›¤› aflmayan sendika yetkilileri ile üyelerin aidatlar›n› toplamaktan öteye gitmeyen bir süreç yaflad›k. Bu dönemde onlarca arkadafl›m›z iflten at›lmas›na ra¤men sendika seyirci kalm›flt›r. Hâlâ birçok arkadafl›m›z günlük 12 saatin üzerinde çal›flmakta, birço¤u sosyal güvenceden ve herhangi bir ücret almadan çal›flmaktad›r. Bunun yan› s›ra çal›flt›¤›m›z sektörde hizmet üretti¤imiz apartman sakinleri ve yöneticilerin psikolojik bask›s›yla da y›prat›lmaktay›z. Birçok arkadafl›m›z yaflanan ruhsal sorunlardan dolay› tedavi görmektedir. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹: Yaflad›¤›n›z bu sorunlar› çözmek için neler yap›labilir? Hasan Ali K›z›lkaya: Bizim yaflad›¤›m›z sorunlar›n daha a¤›r›n› farkl› sektörlerde çal›flan iflçi arkadafllar›m›z yaflamaktad›r. Bizi di¤er iflçilerden ay›ran en temel sorun da¤›n›k iflyerlerinde çal›flmam›zd›r. Örgütlenme konusunda bizi zorlayan en önemli unsurun bu oldu¤unu düflünüyorum. Di¤er bir etken ise bizim sektörde çal›flan arkadafllar›m›z›n büyük bir ço¤unlu¤unun örgütlenme ve mücadele konusunda bir geleneklerinin olmamas›d›r. Mevcut sendika bürokrasisinin iflçi s›n›f›n›n mücadelesinin önünde ciddî bir engel oluflturdu¤unu düflünüyo-

10

rum. Ülkemizdeki sendikal yaflam›n tarihsel geçmifline kabaca bir göz att›¤›m›zda bile bugünkü sendikal yap›yla karfl›laflmam›z sürpriz olmam›flt›r. Örne¤in çal›flma yaflam›nda s›n›f›n ilk profesyonel anlamda örgütlendi¤i Türk-‹fl Konfederasyonu C‹A patentlidir. Hemen hemen tüm darbelerin yan›nda yer alarak s›n›f karfl›t› ve karfl› devrimci bir çizgi izleye gelmifltir. Hatta 12 Eylül faflist darbesinin kurmufl oldu¤u hükümete bakan bile vermifltir. Sad›k fiide’nin bakanl›k yapt›¤› dönemde iflçi s›n›f›n›n büyük bedeller ödeyerek kazand›¤› tüm demokratik haklar›n›n gasp edilmesinde önemli rol oynam›flt›r. Bunun yan› s›ra iyi saatlerle iliflkisi yüzünden Türk‹fl baflkanlar›ndan bakan olan fievket Y›lmaz’›n vukuat›n› da anmamak eksiklik olur. ‹flçi s›n›f›n›n mücadele tarihinde önemli bir yere sahip olan D‹SK’in de geçmifli bu anlamda çok temiz de¤ildir. 1960’l› y›llar›n dünya ve ülkemizdeki geliflen sosyalist ve demokratik mücadelenin atmosferini de düflündü¤ümüzde Türk-‹fl’ten kopan ve ba¤›ms›z birçok sendikan›n bir araya gelerek oluflturdu¤u D‹SK, iflçi s›n›f›n›n birçok demokratik kazan›m›na önderlik etmesine ra¤men, iflçi s›n›f›n›n mücadele tarihinde kilometre tafl› olan 15/16 Haziran direniflini k›rma ve tasfiye etme yolunda devletle iflbirli¤i içerisine girmifltir. D‹SK’in 12 Eylül sonras› yeniden s›n›f içerisinde örgütlenmeye bafllad›¤› dönemden günümüze kadar geçen süreç içerisinde siyasal iktidarlar›n ve IMF’nin dayatmalar› karfl›s›nda yüz binlerce iflçinin soka¤a at›lmas›nda gerekli duyarl›l›¤› göstermeyip geçmiflinden daha sa¤ ve geri bir politika izlemifltir. Günümüzde çal›flan insanlar›n çok büyük bir bölümü sendikal örgütlülükten yoksundur. 12 Eylül yasalar›n›n çal›flma yaflam›n›n önündeki engeller karfl›s›nda da yeterli direnci gösterememifltir. ‹flçi s›n›f› günümüzde yeni bir sendikal anlay›flla ve tüm yaflam›n› kapsayacak nitelikte bir örgütlülü¤e ihtiyaç duymaktad›r. Sendikal mücadeleyi çal›flma yaflam›n›n somut koflullar›n› göz önüne alarak infla etmek durumunday›z. Örne¤in yasalarca güvence alt›na al›nan günlük 8 saat haftal›k 45 saatlik çal›flma süresi günümüzde birçok sektörde günlük 12 saatin üzerine ç›kmaktad›r. Patronun tamamen keyfine ve insaf›na terk edilen iflçi s›n›f› mevcut bürokratik sendikac›lardan umudunu kesmifltir. Yeniden infla edilecek iflçi s›n›f›n›n sendikal örgütlülü¤ü sadece ekonomik-demokratik taleplerle kendisini s›n›rlamamal›d›r. Çünkü karfl›s›ndaki güçler politiktir. Fiilî olarak üretimin içinde görülmeyen ama çok a¤›r koflullarda hayat›n yükünü çeken ev iflçileri kad›nlar›m›z› da oluflturaca¤›m›z sendikal örgütlülü¤ün içerisinde örgütlemeliyiz. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹: Bu konuda son söyleyecekleriniz nelerdir? Hasan Ali K›z›lkaya: ‹flçi s›n›f›n›n üzerine çöken y›lg›nl›¤›, teslimiyeti ve pasifizmi bir nebze de olsa umuda dönüfltüren TEKELiflçilerinin direniflini selaml›yorum. Önümüzdeki süreç s›n›f aç›s›ndan zorlu ve sanc›l› olacakt›r. Ama ayn› zamanda yarataca¤› dinamiklerle kurtulufla do¤ru giden yolda kendi örgütlülü¤ünü yaratacakt›r. Tüm ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Gazetesi çal›flanlar›na ve okurlar›na baflar›lar diliyor, selaml›yorum.

Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde 4-C Söylentisi Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde sözleflmeli olarak çal›flan iflçiler aras›nda, hastanenin tafl›nmas›n›n gündeme gelmesiyle birlikte 4-C söylentileri kulaktan kula¤a yay›lmaya bafllad›. Pendik Devlet Hastanesi’ne tafl›nmas› planlanan hastanede iflçiler, yönetimin bu f›rsattan istifade ederek kendilerine 4-C’ye geçifli dayatmaya çal›flabilece¤inden flüpheleniyorlar. Hastanede çal›flan sözleflmeli iflçiler, flu anda Sa¤l›k-Sen’e üye durumdalar. Fakat sendikan›n kendilerini korumad›¤›ndan flikayetçiler. Daha önce Tez-Koop-‹fl 2 no’lu flubede örgütlü bulunan iflçiler, bir süre önce sa¤l›k sektöründe çal›flt›klar› için mahkeme karar›yla Sa¤l›k-Sen’e geçirildiklerini belirtiyorlar. Sa¤l›kSen yöneticileri, kendileriyle bir toplant› yaparak, bu sendikaya iradeleri d›fl›nda geçtiklerini hat›rlatm›fl, bu yüzden sendika ne isterse ona uymak zorunda olduklar›n› ima etmifller. ‹flçiler, sendika yönetcilerinin kendileriyle adeta dalga geçtiklerini ifade ediyorlar. Bununla birlikte, say›lar› 200'ü bulan sözleflmeli iflçiler, Tez-Koop-‹fl zaman›ndan gelen bir örgütlülük deneyimine sahip. Bahsi geçen 2 No’lu flubede, bundan birkaç y›l öncesine kadar, flubeyle iflçiler aras›nda yak›n bir iliflki bulundu¤unu belirtiyorlar. Daha sonra bu flube, Faruk Üstün ve arkadafllar›n›n sar› sendika yöneticileri ve sendikay› tepeden ele geçirmeye çal›flan kariyerist bir çevrenin iflbirli¤iyle önce hukuksuz bir flekilde sendikadan uzaklaflt›r›lmalar›na, ard›ndan kendileriyle birlikte hareket eden bilinçli iflçilerin deste¤iyle yeniden genel kurula kat›lmalar›na ra¤men 2006 y›l›nda sahte oylar›n sonucu belirledi¤i söylenen bir seçimle yönetimi kaybetmelerine sahne olmufltu. O dönemde kendisinin de aldat›ld›¤›n› belirten, görüfllerini ald›¤›m›z bir iflçi arkadafl bize flunlar› söyledi: “O zaman ben de genç, deneyimsizdim. Bize daha önce sendika yönetiminde olanlar›n sendikay› zorla iflgal etti¤ini söylediler. Oysa onlar›n döneminde patronla aram›zda bir sorun ç›kt›¤›nda flubeyi hemen yan›m›zda buluyorduk. Sonradan yerine getirilen kiflileri ise bir ya da iki kez gördük. Tam dört y›l sendikam›z›n durumu sürüncemede kald› ve ne sözleflme yapabildik ne de zam alabildik. Sa¤l›k-Sen’e mahkeme karar›yla geçirildikten sonra bir sözleflme yap›ld› fakat geçmifle yönelik hak etti¤imiz zamlar› alamad›k. Tam bir patron iflbirlikçisi niteli¤indeki bu sendika, iflçilerden uzak, yönetimle kapal› kap›lar ard›nda pazarl›k yapma e¤iliminde.” Bugün, 4-C söylentileri aras›nda, haklar›n› korumayan tipik bir sar› sendikac›l›k anlay›fl›yla muhatap olan iflçilerin, gene de moralleri bozuk görünmüyor. Çünkü Tekel direniflinin önemli bir etki yapt›¤›n›, bu söylentilerin gerçekleflme flans›n›n zay›f oldu¤unu düflünüyorlar. Mahkeme karar›yla geçtikleri sendikan›n durumu ne olursa olsun, geçmiflten gelen örgütlülüklerinin devam etti¤ini ve bunun da¤›t›lmas›na izin vermeyeceklerini söylüyorlar. Ancak flu tart›flmas›z bir gerçektir ki, iflçi s›n›f› sar› sendikac›l›¤›n baltalamalar›ndan gerçek anlamda kurtulabilmek için ba¤›ms›z s›n›f ç›karlar› temelinde siyasal ve sendikal birli¤ini sa¤lamaya yönelik kararl› bir mücadele vermek zorundad›r. Can Atefl

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

“‹flçi s›n›f›n›n kurtuluflu kendi eseri olacakt›r.” (Marx)


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ ‹flçi Gündemi

1 MAYIS'› Direniflle Karfl›layan ‹flçiler

Kapitalizmin uygulad›¤› Neo-Liberal politikalar sonucu gerek Türkiye’de gerekse dünyada milyonlarca emekçi alanlara ç›karak sömürü ve ya¤maya karfl› sesini yükseltiyor. Türkiye’de yoksullaflmaya, iflten ç›karmalara, güvencesiz, sigortas›z ve sendikas›z çal›flt›rmaya karfl› direnifle geçen iflçilerin haberlerinden bir derleme yapt›k. Direniflteki iflçiler elbette ki bu sayfada okuyacaklar›n›zdan ibaret de¤ildir.

“Direniflteki ‹flçiler Platformu” Sermayenin bask› ve sald›r›lar› karfl›s›nda farkl› tarihlerde direnifle bafllayan TEKEL, MARMARAY, Esenyurt Belediye, Atv-Sabah, S‹NTER, ‹SK‹, Samatya Devlet Hastanesi inflaat, ‹tfaiye ve At›k ka¤›t iflçileri ortak hareket etme karar› alarak “Direnifl Platformu”nu oluflturdular. Direniflteki iflçiler “‹flçi s›n›f›na dönük sald›r›lar› püskürtmek, direnifllerimizin dayan›flmas›n› sa¤lamak, u¤runa bedeller ödedi¤imiz 1 May›s’a direnifllerimizin ortak iradesiyle yürümek, 1 May›s’› ve s›n›f›n gündemlerini belirleyenin ihanetçi sendika bürokrasisi de¤il iflçiler olmas› gerekti¤ine inand›¤›m›z için direniflteki iflçiler platformu alt›nda birlefltik.” diyerek direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

Marmaray ‹flçileri A¤›r çal›flma koflullar›na karfl› ç›kt›klar› için Ocak ay›nda iflten ç›kar›lan Marmaray proje iflçileri 3 aya yaklaflan süredir Yenikap›’daki iflyeri önünde direnifllerini sürdürüyorlar. Marmaray iflçileri “insanca bir yaflam” talebini hayk›rmaya devam ediyorlar. “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

‹SK‹ ‹flçileri Tafleron flirkete ba¤l› olarak çal›flan ve 15 Mart’ta iflten at›lan ‹SK‹ iflçileri ‹SK‹ Bölge Müdürlü¤ü binas› önünde direnifle geçtiler. “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

Sinter Metal ‹flçileri Sendika üyesi olduklar› için iflten at›lan ve direnifllerini önce fabrika iflgali, daha sonra da açl›k grevi ile devam ettiren S‹NTER Metal iflçileri 1 y›l› aflk›n süredir mücadelelerini sürdürüyorlar. S‹NTER ‹flçileri, “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak 1 May›s’› direniflte karfl›layacaklar.

Samatya Devlet Hastanesi ‹flçileri ‹stanbul E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi Samatya Poliklini¤i’nde deprem güçlendirme inflaat› yapan tafleron flirkete ba¤l› iflçiler 6 ayd›r maafllar›n› alamad›klar› gerekçesi ile inflaat›n 6. kat›nda direnifle geçtiler. Ücretlerinin ödenmemesi halinde direnifllerine devam edeceklerini belirten iflçiler “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak 1 May›s alanda olacaklar›n› ilan ettiler.

40 Yafl ‹flçileri 40 yafl›n› doldurduklar› için geçen y›l iflten at›lan ve direniflleri sonucu yeniden ifle al›nan Mersin Toros Devlet hastanesinde çal›flan tafleron temizlik iflçileri 2 ayl›k bir sürenin ard›ndan maafllar› ödenmeden tekrar iflten ç›kar›ld›lar. 40 yafl iflçileri hastane bahçesinde sürdürdükleri direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

TEKEL ‹flçileri TEKEL ‹flçileri, Ankara’daki direnifl çad›rlar›n› kald›rd›ktan sonra Sendikan›n 1 Nisan’da 1 gün, 2 May›s’ta 2 gün, 3 Haziran’da 3 gün, 4 Temmuz’da 4 gün süreyle Ankara’da merkezi eylem karar› üzerine 1 Nisan’da Ankara’da toplanm›fl ve polisin sert müdahalesi ile karfl›laflm›fllard›. AKP’li bakan ve milletvekillerinin il ziyaretlerinde yerel eylemlerini devam ettiren TEKEL iflçileri 2 May›s’taki Ankara buluflmalar›n› erteleyerek 1 May›s’a odakland›lar. “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olan TEKEL iflçileri direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

ATV-Sabah ‹flçileri Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmeleri sürecinde ATV-SABAH medya grubunun sahibi Turkuaz flirketler grubunun görüflmelerden çekilmesi üzerine TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikas›) üyesi iflçiler greve ç›km›fllard›. Grev üzerine Turkuaz flirketler grubu kanunsuz ve keyfi biçimde 13 fiubat 2009’da iflçileri iflten ç›kartm›flt›. ‹flten ç›kar›lan ve direnifllerinin 154. gününde grevleri mahkeme karar› ile durdurulan ve bu karar›n Yarg›tay 9. Hukuk dairesi taraf›ndan bozulmas› üzerine 4 Mart’ta grevlerine kald›klar› yerden devam eden ATV-SABAH iflçileri direnifllerinin 185. gününe girdiler. “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

‹tfaiye ‹flçileri Ocak ay›na girerken ba¤l› bulunduklar› tafleron flirketle sözleflmesi biten ve ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi taraf›ndan sözleflmeleri yenilenmeyen ve iflten at›lan itfaiye iflçileri direnifllerini Büyükflehir Belediye Baflkanl›¤› binas›n›n karfl›s›ndaki Saraçhane Park›nda çad›r kurarak bafllatm›fllard›. ‹tfaiye ve Zab›talar›n gece yar›s› çad›rlara barbarca sald›rarak sökmesinden sonra direnifllerine ara veren itfaiye iflçileri, direnifle geçen TEKEL, MARMARAY ve di¤er iflçilerin eylemlerine destekte bulunmufllard›. ‹tfaiye iflçileri “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak 1 May›s’› direniflte karfl›layacaklar.

At›k K⤛t ‹flçileri Geçimlerini sokaklardan, çöplerden toplad›klar› ka¤›t, naylon, teneke ve di¤er geri dönüflümlü maddeleri toplayarak sa¤layan iflçiler yaflad›klar› bask›lara karfl› s›k s›k eylemler düzenliyorlar. Son olarak ‹stanbul’da aralar›nda çocuklar›nda bulundu¤u bir grup at›k ka¤›t iflçisi tutuklanm›flt›. Bask› ve tutuklamalara karfl› At›k K⤛t ‹flçileri “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak 1 May›s alanda olacaklar.

Esenyurt Belediye ‹flçileri Esenyurt Belediyesi taraf›ndan sendikadan istifa etmeleri için bask› yap›lan ve istifa etmedikleri için iflten at›lan 68 iflçi 8 ayd›r direnifllerini sürdürüyorlar. “Direniflteki ‹flçiler Platformu” bilefleni olarak direnifllerini 1 May›s alan›na tafl›yacaklar.

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

“Proletarya ya devrimcidir ya da hiçdir.” (Marx)

11


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

S›n›f ve Sendika

Günümüz Sendikac›l›¤›n›n Açmazlar› Yay›mlanan tüm göstergeler iflçi s›n›f› ve emekçilerin yaflam ve ifl koflullar›n›n giderek kötüleflti¤ini, ulusal gelirden ald›klar› pay›n azald›¤›n›, iflsizli¤in had safhaya vard›¤›n›, … patronlar›n ise kârlar›na yeni karlar katt›klar›n› gösteriyor. 2010 fiubat ay›ndaki verilere göre açl›k s›n›r›n›n 850 TL, yoksulluk s›n›r›n›n ise 2500 TL oldu¤unun aç›kland›¤› bir dönemde, Türkiye’nin en zengin 25 ailesinin servetlerini iki kat art›rd›¤›n›, 2009’da 13 olan dolar milyarderi say›s›n›n 2010’da 28’e yükseldi¤ini Forbes dergisinden ö¤reniyoruz. Bu göstergeler kapitalizmin yaflad›¤› bunal›m›n faturas›n› kimlere y›kt›¤›n› ve krizi kimlerin f›rsata çevirdi¤ini somut olarak gösteriyor. Peki, sendikalar bunun karfl›s›nda ne yapt›lar, ne yap›yorlar? Yan› bafl›m›zdaki bir halk/ulus demokratik, siyasî ve hatta insanî haklar› için bir mücadele yürütürken sendikalar bunun karfl›s›nda ne yapt›lar, ne yap›yorlar? Emperyalizm ve iflbirlikçileri eme¤i ile geçinen emekçilere barbarl›¤› dayatm›flt›r; barbarl›¤a karfl› muhalif olabilecekleri unutmam›fllard›r: Siyasal cezalar› a¤›rlaflt›r›p, yeni tip cezaevleri dayat›rken sendikalar bunun karfl›s›nda ne yapt›lar? Bu türden sorular› hakl› gerekçelerimizle iflçi s›n›f›n›n kurtulufl mücadelesinde saf tutan siyasal güçler olarak öncelikle kendimize yöneltmeliyiz. Çünkü iflçi s›n›f›n›n sendikal birli¤i onun siyasal birli¤i u¤runa verdi¤imiz mücadeleden ayr› düflünülemez. Bu, sendikalar›n tek bafllar›na çözüme kavuflturaca¤› bir sorun de¤ildir. Tüm bu uygulamalar gündemdeyken sendikalar neden sessiz kalmaktalar? Bunun birkaç nedeni üzerinde durulabilir. Birincisi, Türkiye'de sendikalar devlet güdümlü bir tarzda kurulup geliflmifltir. S›n›f bilinci güçlü burjuvazi 1946’da sendikalara izin verirken, amac› geliflmekte olan s›n›f hareketini sendikalar arac›l›¤›yla sistem içinde tutmakt›. Biçimsel olarak verilen bu hak, k›sa sürede onbin civar›nda iflçinin Sendikalar Birli¤i çat›s› alt›ndaki ba¤›ms›z sendikalarda örgütlenmesi ile gerçek bir hakka dönüfltürülmüfltür. Bunu ciddî bir tehdit olarak gören devletin 6 ay gibi k›sa bir sürede bunu geri almas› da tarihimizde son derece ö¤retici bir derstir. Türkiye'de sendikac›l›k "milli sendikac›l›k" olarak kurulmufl ve geliflmifltir. Bunun anlam› fludur: 2. Dünya Savafl›’ndan sonra uluslararas› gericilik savafl›n gerçek galibi Sovyetler Birli¤i’nin iflçiler üzerindeki prestijini k›rmak noktas›nda “so¤uk savafl›” bafllatm›flt›r. Devlet sendikac›l›¤› sar› sendikac›l›k- çok geçmeden Türkiye'de de yank›s›n› bulmufltur. Türk-‹fl'in kuruluflu bu temelde olmufltur. Yöneticileri ABD'de e¤itimlerini alan, böylece geliflebilecek s›n›f hareketini paralize etmenin örgütü olarak 1952 y›l›nda kurulan

12

Türk-‹fl'in izledi¤i politika esas olarak hiç de¤iflmemifltir. Türk-‹fl'in en önemli parolas› "gelen a¤am giden paflam" olup gelen tüm hükümetler-

le anlaflmakt›r. ‹kincisi, 1960'l› y›llarda s›n›f hareketinin geliflmesi karfl›s›nda Türk-‹fl'in devlet yanl›s› ihanetçi tavr›n›n yo¤unlaflmas› s›n›f içinde ona karfl› bir tepkiyi güçlendirmifltir. Yöneticileri T‹P'in etkisinde bulunan baz› sendikalar bir araya gelerek 13 Enternasyonal’de örnek gösterilen Türkiye devrimci hareketi, 1960'lar sonras›nda bir çok etkenden kaynakl› olarak çal›flmas›n› küçükburjuva zemine kayd›rm›fl ve s›n›fla olan aras›ndaki mesafe giderek aç›lm›flt›r. Devrimci ve reformist renkleriyle solun sendikal örgütlenme konusunda flöyle tehlikeli bir yaklafl›mlar› olageldi: Sendikal yönetimi ele geçirdi mi kendini sendikada örgütlü say›yordu. fiubat 1967’de D‹SK'i kurmufllard›r. D‹SK bir yandan geliflen kendili¤indencili¤in, öbür tarafta reformizmin etkisi alt›nda kendini hem devrimci ve hem de s›n›f sendikas› olarak tan›tmas›na karfl›n gerçekte ne devrimciydi ne de s›n›f (yani k›z›l) sendikas›yd›. S›n›f› devrimci politikadan uzak tutmakla son tahlilde kapitalizmin afl›r›l›klar›n› törpüleme ifllevi görmüfl ve s›n›f› sisteme ba¤lamada araç olmufltur. Kritik tüm süreçlerde -15/16 Haziran, 1974 K›br›s müdahalesi gibi- s›n›f hareketinin politikleflmesi/devrimcileflmesi önünde engel olmufltur. Buna karfl›n 12 Eylül 1980 askeri faflist cuntas› taraf›ndan kapat›lm›fl ve durum 1990'l› y›llar›n bafllar›na kadar sürmüfltür. 1991'de tekrar aç›lan D‹SK bu sefer daha önce bulundu¤u konumun da gerisine düflmüfl di¤er sendikalarla olan ay›r›m çizgisi iyice silikleflmifltir. Üçüncüsü, Sol hareketin sendikalara bak›fl aç›s› da sorunludur. Geçmiflte küçükburjuva devrimci örgütlerin stratejilerinden kaynakl› olarak köylülü¤ü temel almalar› sendikal/s›n›f hareketine yeterli a¤›rl›¤› vermemesi, sendikal çal›flmala-

r›n›n da gerçekte reformizmi aflamamas›; sendikal çal›flmalara a¤›rl›k verenlerin reformist olmas› ve s›n›f hareketini devrimci mücadelenin öznesi haline getirmekten uzak durufllar›, günümüz sendikal hareketi önemli ölçüde etkilemifltir. ‹lk ç›k›fl›nda s›n›f hareketi içindeki çal›flmalar› Komünist Enternasyonal’de örnek gösterilen Türkiye devrimci hareketi, 1960'lar sonras›nda bir çok etkenden kaynakl› olarak çal›flmas›n› küçükburjuva zemine kayd›rm›fl ve s›n›fla olan aras›ndaki mesafe giderek aç›lm›flt›r. Devrimci ve reformist renkleriyle solun sendikal örgütlenme konusunda flöyle tehlikeli bir yaklafl›mlar› olageldi: Sendikal yönetimi ele geçirdi mi kendini sendikada örgütlü say›yordu. Bunun sonucunda sendikal yönetimin ele geçirilmesinde yaflanan sorunlar ço¤u zaman devrimci hareketleri karfl› karfl›ya getirmifltir. Bunun yan›nda solun savunageldi¤i “s›n›f ve kitle sendikac›l›¤›” anlay›fl›n›n s›n›f temelinden h›zla kaç›fl yaflanmas›, iflçileri yaln›zca kitle olarak görmeye; kitle örgütlenmesi olarak yaklafl›l›nca ve kitle talebi ekonomik planda olunca, ekonomik taleplerden dolay› sendikal örgütlenmeye yönelme anlay›fl› gündeme gelmeye bafllad›. Bu anlay›fl iflçi s›n›f›n› olumsuz yönde etkilemifltir. Tüm bunlara ek olarak “reel sosyalizm”in çöküflü, 1989 bahar eylemlilikleri karfl›s›nda tav›r ve sonralar› yo¤unlaflan tasfiyecilik devrimci hareketle sendika ve s›n›f aras›ndaki iliflkileri daha da olumsuz hale getirmifltir. Üretimin esneklefltirilmesi, s›n›f›n parçalanmas› ve sendikal örgütlülü¤ün da¤›t›lmas›na yönelik sermaye s›n›f›n›n yo¤unlaflan bask›lar› da sendikal mücadeleyi önemli ölçüde olumsuz etkilemifltir. Buna karfl›l›k sendikalar iflçi s›n›f›n›n mücadelesini örgütlemedeki basiretsizliklerini “üretim sürecinin teknolojik de¤ifliklikler sonucu parçalanmas›” bahanesiyle örtmeye çal›flmaktad›rlar. Bunun yan› s›ra 12 Eylül’ün öncü iflçileri biçmesi ve 1980 sonras› yaflanan yeni göçlerin s›n›f hareketine etkileri üzerinde durulabilir. 1980 sonras›nda yaflanan yeni göç dalgas› 12 Eylül'ün etkilerini yaflayan kesimlerdi. Bunlar ço¤u zaman örgütlülü¤e mesafeli davranm›fllard›r. Tüm bu geliflmeler, genel olarak s›n›f, özel olarak sendikal alanda yaflanan sorunlar› daha iyi kavramam›za neden olmaktad›r. Proleter yönelimli sol güçler bu sorunlara çözüm getiremedikleri ölçüde hem s›n›fla aralar› iyice aç›lm›fl hem de kendi iç sorunlar› bir kat daha artm›flt›r. S›n›f›n siyasal birli¤i sa¤lanmad›¤›, dolay›s›yla kurmayl›k görevi yerine getirilemedi¤i sürece sendikalar›n gelifltirece¤i siyaset, iflçilerin mücadelesini darlaflt›ran ekonomist bir siyaset olarak kalacakt›r.

“Elinizi proletaryadan çekin!” (M. Suphi)

Recep Hüseyin


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

‹fl ve Hukuk

Sermayenin Ulusal ve Uluslararas› Birlikleri ‘Geçici ‹flçilik’ Düzenini Kural Haline Getirmek ‹stiyor 12 Mart 2010 tarihli bas›nda yer alan bir habere göre, Ekonomik ‹flbirli¤i ve Kalk›nma Örgütü O.E.C.D.’nin “Büyümeye Geçifl 2010” raporunda, Türkiye’de hem k›dem tazminat›n›n kald›r›lmas›, hem de geçici iflçili¤in kolaylaflt›r›larak emek piyasas›nda esnekli¤in sa¤lanmas› önerilmifltir. O.E.C.D., merkezi Fransa’da olan, baflta ABD olmak üzere birçok geliflmifl ülkenin kurucu üyeleri aras›nda bulundu¤u, uluslararas› sermayenin düflünce ve görüfl al›flverifli yaparak tüm dünya çap›nda iflbirli¤ini kolaylaflt›ran, t›pk› ‹.M.F. ve Dünya Bankas› gibi belli bir ifllevi olan bir örgüttür. Belli dönemlerde çeflitli ülkeler hakk›nda raporlar haz›rlamakta, “tavsiye niteli¤inde” kararlar almaktad›r. Kapitalistler, bu gibi örgütler arac›l›¤›yla politikalar›n› dünya ve ülke çap›nda planlamakta, her yerde iflçileri nas›l soyacaklar›n›n ve nas›l yöneteceklerinin hesab›n› yapmaktad›rlar. Türkiye sermayesi ise, devlet örgütlenmesinin yan› s›ra tüm ülke çap›nda TÜS‹AD, T‹SK, TOBB, MESS gibi çeflitli dernek ve sendikalarda çok s›k› bir flekilde örgütlenmifltir. Bunlar›n kendi özel ifllevleri ve “millî” s›n›fsal ç›karlar›n›n yan› s›ra, yine s›n›f egemenli¤ine dayal› ayn› sistemin parças› olduklar› için uluslararas› sermaye ile ortak ç›karlar› vard›r. T‹SK ve MESS Yönetim Kurulu Baflkan› Tu¤rul Kutadgobilik’in Türkiye-AB Karma ‹stiflare Komitesi Efl Baflkan› olmas›, tesadüf de¤ildir. O.E.C.D. raporu bize flunlar› göstermektedir: Bugün, hem ülke hem de dünya çap›nda örgütlü sermaye, iflçi s›n›f›n›n her türlü yaflam güvencesini

ortadan kald›racak, onu büsbütün parya konumuna, iflsizli¤e ve açl›¤a düflürecek olan “esnek istihdam”›, “geçici iflçilik”i gündemine alm›flt›r. Türk burjuvazisi de, yukar›daki ve benzeri örgütleri arac›l›¤›yla “Bat›’ya uyum”, “AB standartlar›” gibi bahanelerle “geçici iflçili¤i” mümkün oldu¤unca kural haline getirmek için mücadele etmektedir. Burjuvazi uyumamaktad›r. Hiç durup dinlenmeden, iflçilere karfl› isteklerinden hiç taviz vermeden, bu isteklerini yapt›rman›n f›rsat›n› kollamaktad›r. Bu konuda d›flar›dan, “Hür Dünya”dan da güçlü bir destek almaktad›r. Devlet, gerek “sivil toplum kurulufllar›” ile, gerek üniformal› ve sivil bürokrasisi ile ve yarg› organlar›yla en ufak iflçi dayan›flmas›n›n dahi karfl›s›ndad›r ve sermayenin hizmetindedir. ‹flçi haklar›n›n yok edilmesi söz konusu oldu¤unda, “cumhuriyetin bekçileri” ile “Müslüman demokrat” hükümet ve liberaller el ele vermektedir. Ayn› iflyerinde çal›flan bir iflçinin di¤erine yard›m etmesi bile, Yarg›tay 9. Hukuk Dairesi’nin 24.09.2007 tarihli karar› gibi kararlarda, iflten ç›kar›lmak için “geçerli sebep” ilan edilmifltir. Eylem yapan iflçilerle en ufak dayan›flma göstermek, hükümete, polise ve idarenin zorbal›¤›na “mukavemet” suçudur. Ancak unutulmamal›d›r ki, mücadele ülke çap›nda bir mücadeleye dönüfltü¤ü, kitleselleflti¤i ve güçlendi¤i oranda, burjuvazinin ikiyüzlü zorbal›klar› hiçbir ifle yaramayacak ve kendine geri dönecektir. Bunun örnekleri de yaflanm›flt›r. Geçici iflçilik ve güvencesiz ifl, Devlet Memurlar› Kanunu’nun ünlü 4-C maddesi ile TEKEL iflçilerine

dayat›lmak istenmifltir. Kamu sektöründeki iflçiler “geçici personel” yap›l›p teslim al›n›rsa, haklar› bir yasaya de¤il Bakanlar›n keyfine kal›rsa, özel sektördekileri kim koruyabilecektir? Ancak tüm ülkedeki iflletmelerden gelip birleflen TEKEL iflçileri, direniflleriyle bu sald›r›y› flimdilik durdurabilmifllerdir. Polis müdahalesi ve hükümetin kabaday› tehditleri geri tepmifltir. Bir bak›ma bu geçici baflar›n›n flerefi dahi, devlet sendikas› TÜRK-‹fl’e, iflçileri da¤›tma bahanesi sa¤layan “tarafs›z yarg›”ya de¤il, iflçilere ve onlar›n mücadelesine aittir. Devletin mahkemesinin "yürütmeyi durdurma" karar› almas›n›n as›l amac›, hükümetin zorla da¤›tmakta baflar›s›z oldu¤u iflçileri tatl›l›kla oyalayarak yat›flt›rmakt›r. ‹flçilerin, bu örnekteki gibi ulusal ve uluslararas› düzeyde birleflmifl sermayenin egemenli¤inden kurtulmak için verecekleri mücadelenin flekilde ulusal, özünde ise uluslararas› bir mücadele, yani tüm dünya iflçilerinin birli¤i ile verilecek bir mücadele oldu¤u kan›tlanmaktad›r. “Milliyetçilik”, “ulusalc›l›k”, “muhafazakârl›k” vb. ideolojiler, sermayenin kendi s›n›f egemenli¤inin özünü gizlemek, iflçileri bölmek ve her bir bölüntüyü kendi kuyru¤una takmak için kulland›¤› ideolojilerdir. Kapitalist sömürünün ulusal ve küresel birliklerini parçalamak istiyorsak, Türkiye'de ve tüm dünyada bütün milletlerden iflçi s›n›f›n›n enternasyonal birli¤i için mücadele etmek bir zorunluluktur. Ali Kara

Geçici ‹flçilik Nas›l Uygulan›yor? 15 y›ld›r ayn› ifl yerinde çal›flan bir iflçi arkadafl soruyor: "Fabrikada çal›flan geçici iflçiler var. Sözleflmeleri bitince yenilenmiyor, onlar gönderilip yerlerine yenileri al›n›yor. Bu arkadafllar bana soruyorlar, biz çal›flmak istedi¤imiz halde sözleflmelerimiz neden yenilenmiyor diye. fiirket geçici iflçilerin sözleflmelerini neden uzatm›yor?" ‹flçiler sendikal› oldu¤undan beri, flirket en bilinçli iflçilerden bafllayarak sürekli iflçilerin say›s›n› azalt›p, yerlerine geçici iflçi ifle al›yor. Makineleri emanet edece¤i ifllerde tecrübeli iflçileri kullan›rken, etiketleme, kutulama vb. gibi basit el ifllerini geçici iflçilere yapt›r›yor. Alt› ayl›k sözleflme yap›lan bu iflçilere, sözleflme bitti¤inde güle güle denilerek, yeni bir alt› ayl›k iflçi kafilesi ifle al›n›yor. Yap›lan ifller de¤iflmiyor, iflçi say›s›nda büyük çapl› dalgalanmalar yok, olacak gibi de görünmüyor, yeni gelen iflçiler giden arkadafllar›n›n yapt›¤› ifli aynen devam ettirecekler. Bu durumda, iflçiler, neden ayn› ifl için sürekli farkl› insanlar›n çal›flt›r›lmas› gerekti¤inin mant›¤›n› anlayam›yorlar. Hatta belki sözleflme bittikten sonra da çal›flmaya devam edebiliriz umudunu koruyorlar. Mant›ks›zl›¤› iflçilerin kafas›n› kar›flt›ran bu döngünün basit aç›klamas›, ifl yasas›n›n maddelerinde yat›yor. Yasan›n belirli süreli ifl sözleflmesini düzenleyen maddesi, aynen flöyle diyor: "Belirli süreli ifl sözleflmesi, esasl› bir neden olmad›kça, birden fazla üst üste (zincirleme) yap›lamaz. Aksi halde ifl sözleflmesi bafllang›çtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir."

Yani flirket sözleflmelerini yenilese, bu iflçiler geçici olmaktan ç›kacak, sürekli çal›flan di¤er iflçilerle ayn› yasal haklar› kazanacak. fiirketin, kendi bünyesinde çal›flt›rd›¤› hukukçular, dan›flt›¤› hukuk müflavirleri, gerekti¤inde baflvurdu¤u avukatl›k bürolar› var. Burjuvazi, kanunlar› iyi biliyor, hangi davran›fl›n kendisine ceza getirece¤ini, hangisinin serbest oldu¤unu inceleyip hareket ediyor. fiirketin genel merkezi de, bütün yöneticileri uyar›yor: "Kanunlara uyun! Kanunlara uymamaktan elde edilecek küçük bir kazanç, muhtemel bir sansasyon yüzünden borsadaki hisselerimizin yaflayaca¤› kay›b›n yan›nda hiç kal›r." ‹flte bu yüzden, flirket yöneticileri kanuna uygun hareket etmek için, sözleflmesi biten iflçileri iflten at›p, yerlerine yenilerini al›yorlar! Yasan›n bu maddesi, görünüflte, iflçilerin haklar›n› korumak için yaz›lm›fl. Burjuvazi, belirli süreli ifl sözleflmesini, geçici bir nedenle k›sa süreli¤ine iflçi almak zorunda kald›¤› gerekçesine dayand›r›yor. Bu maddeyle, burjuvazinin bu bahaneyle yapt›¤› sözleflmeyi tekrar tekrar yenileyerek gerçekte sürekli çal›flt›rd›¤› iflçiyi geçici gibi gösterip yasal haklar›ndan mahrum etmesinin önüne geçilece¤i düflünülmüfl. Böylece, "geçici iflçilik istisnad›r, sürekli iflçilik kurald›r" ilkesine görünüflte ayk›r›l›k yok. Fakat yasa, mant›¤› gere¤i, "tek tek iflçilerin" patronlarla yapt›¤› kiflisel sözleflmeleri dikkate al›yor. Bir iflçi, sürekli yenilenen sözleflmesiyle haks›z yere geçici iflçi statüsünde çal›flt›r›l›rsa yasa buna karfl› ç›k›yor, fakat burjuvalar›n emrinde bütün bir iflsiz insan kitlesi haz›r bekledi¤inden, onlar tek tek iflçilerle sözleflme yenilemiyor, ama bütün bir iflçi kütlesiyle sürekli yeni sözleflme yap›yorlar, yap›lan

ifl ayn›, sözleflme ayn›, sadece alt›na at›lan imzalar farkl›. Böylece burjuvazi, bunlara daha düflük ücret veriyor, tazminat haklar›n› ellerinden al›yor vb, ama yasaya karfl› gelmemifl oluyor. Tek tek iflçileri geçici iflçi statüsünde sürekli çal›flt›rmak yasak, ama bütün bir iflçi s›n›f›n› bu flekilde sakatlamak serbest. Bütün ifl kanunun özü bu! Kapitalist üretim düzeni, sermayenin canl› emek üzerinde hakimiyetine dayand›¤›ndan, sermayenin emekçi s›n›f› mümkün olan en düflük ücretle çal›flt›rmas›n› ve kendi istedi¤i zaman, istedi¤i yerde üretime sokup tekrar üretimin d›fl›na atabilmesini gerektiriyor. ‹flçiler, burjuvazinin elinde oyuncak olarak, daha bir ifli tam ö¤renmeye bafllam›flken kap› önüne konuyor, bir kaç ay asgari ücrete raz› olup, sonra tekrar iflsiz kitlesine kat›l›yorlar. Böylece kapitalist sistemin damarlar›n› t›kamayan ucuz bir kan dolafl›m› sa¤lanm›fl oluyor. Yasa, iflte bu devridaime uygun flekilde haz›rlanm›fl. Bu küçük örnek gösteriyor ki, iflçiler, oradan oraya at›lmaktan, burjuvazinin elinde oyuncak olmaktan kurtulmak istiyorlarsa, yasalar› iyi ö¤renmek, mevcut yasalarda kendilerini koruyan neler var ve bunlarda düzeltilmesi gereken nelerdir belirlemek, ayr›ca, tek tek de¤il, örgütlü flekilde bir araya gelerek mücadele etmek zorundad›rlar. Karfl›lar›ndaki s›n›fla iliflkilerini düzenleyen yasalar› bireysel de¤il, s›n›fsal aç›dan de¤erlendirmelidirler. Günlük hayat›nda patronlarla karfl› karfl›ya gelen s›radan, herhangi bir iflçi yasalar› ve haklar›n› ö¤renmeyi talep ediyor, ama imkanlar› s›n›rl›. Daha bilinçli iflçilere bu talebi karfl›lama görevi düflüyor. Fikri Atefl

“Kapitalistleri iktidarda tutan sihir, iflçiler aras›ndaki bölünmedir.” (Marx)

13


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Okurlardan

Tipik Bir Tekstil Firmas›nda ‹flçilerin Çal›flma Koflullar› (T›rnak içindeki ifadelerin tümü firma patronuna aittir ) * Firma, ‹stanbul’da dokuz y›l önce kurulmufl ve y›ll›k cirosu ortalama iki milyon lira. Firmay› kuran kifli asl›nda bir yaz›l›m flirketinin sahibi; ama tekstille ‘hobi’ olarak u¤rafl›yor ve eflinin ‘evde can› s›k›lmas›n diye’ ona bu iflyerini aç›yor. Firma iç ve d›fl piyasan›n büyük markalar›na giysi üretiyor. Bu bilginin önemi flu, üretilen her fley üretim maliyetinin en az yedi sekiz kat›na al›c› firmaya sat›l›yor. Örne¤in maliyeti 7 lira olan bir elbisenin üzerine 55 lira etiketi konuyor. Tabii al›c› firma için bu para hiç önemli de¤il; çünkü onlar da ma¤azalar›nda bu ürünleri son kullan›c›ya ortalama 1000 liraya sat›yorlar. * ‹flçiler ürettikleri her fleyin maliyetini ve ma¤aza sat›fl fiyat›n› biliyor; ama bu ürünleri maliyet fiyat›na kendi iflyerlerinden sat›n almak istediklerinde patron bunu kabul etmiyor ve onlara da al›c› firma fiyat›ndan sat›fl yap›yor. Yani iflçi 7 liraya üretti¤i elbiseyi 55 liraya sat›n al›yor; ço¤unlukla da gücü yetmedi¤i için alam›yor. * Bu ifl yerinde toplam yetmifl kifli çal›fl›yor; bunlar›n altm›fl› iflçi (paketleme ve ütü için tutulan günlük iflçilerle birlikte iflçi say›s› yetmifli buluyor), ayr›ca on kiflilik bir yönetici personel var. Altm›fl iflçinin 49’u sigortal›, 11’i sigortas›z. Günlük tutulan iflçiler de sigortas›z çal›flt›r›l›yor. ‹fle giren her iflçi üç ay boyunca ‘deneme’ amaçl› sigortas›z çal›flt›r›l›yor; hatta bu süre dolduktan sonra da en az bir y›l boyunca sigortas› bafllat›lm›yor. * ‹flçilerin ihbar› üzerine bu y›l içinde iki kez SGK görevlileri iflyerine denetime geliyor. ‹lk denetimde patron sigortas›z çal›flan iflçileri apar topar iflyerinin asansör odas›na kilitliyor ve bu sayede hiçbir ceza almadan kurtuluyor. ‹kinci ihbar üzerine gelen görevliler sigortas›z çal›flanlar› görüp tutanak tutmaya bafllad›¤› s›rada, patron SGK’da çal›flan bir üst düzey tan›d›¤›n› arayarak tutana¤›n biraz ‘hafifletilmesi’ ricas›nda bulunuyor. Sigortas›z çal›flt›r›lan iflçi say›s› tutanakta 11’den 5’e düflürülüyor. Patron SGK görevlisine bu ifl-

çilerin ifle yeni al›nd›klar› ve deneme süresinde olduklar› yalan›n› söylese de iki iflçi bu yalan› reddedip iki y›ld›r sigortas›z çal›flt›klar›n› belirtiyorlar. Patron bu kez cezadan y›rtam›yor; ama o iki iflçiden de bir hafta içinde intikam›n› al›yor. * Son SGK denetiminin ard›ndan bütün iflçiler bir haftal›k zorunlu ücretsiz izne ç›kart›l›yor (yani bu izin maafllar›ndan kesiliyor). Bahane: ifllerin durgunlu¤u. ‹znin ikinci günü patron iflçilere ulafl›p ifl bafl› yapma talimat› veriyor, sigorta olay›nda yalan beyan vermeyi reddeden iki iflçiyi ise aram›yor. ‹ki iflçi olan bitenden habersiz evlerinde ifle dönmeyi beklerken iflten ç›kar›ld›klar› haberini al›yorlar. Sebep: Mazeretsiz olarak üç gün ifle gelmemek. * ‹flçiler günde 11 saat, haftada befl gün çal›fl›yor. Bu on bir saat içinde 45 dakika ö¤le yeme¤i ve 15 dakika da çay izinleri var; ama bu izin saatleri d›fl›nda ani bir ifli halletmek, fatura ödemek ya da hastalan›p doktora gitmek için izin isterlerse bu izinler (dakika dakika hesaplan›p) maafllar›ndan kesiliyor. ‹flyerinin bulundu¤u bölgede haftada birkaç gün ortalama 3 saat kadar elektrik kesintisi oluyor ve kesinti oldu¤unda iflçiler evlerine yollan›yor, bu saatler de maafllar›ndan kesiliyor. * ‹fl kanununa göre 2004 y›l›ndan itibaren çal›flma günü alt›ya ç›kar›lm›fl (Cumartesi de tam iflgünü say›lm›fl); ancak bu iflyeri bu kanundan haberdar olmad›¤› için iflçileri haftada befl gün çal›flt›rmaya devam etmifl. 2009 y›l›nda bu kanun de¤iflikli¤ini ö¤renen patron, son kanuna göre geriye dönük olarak iflçilerin çal›flmad›¤› günleri (befl y›l boyunca her hafta bir gün) muhasebecilerine hesaplat›p ç›kan tutar› iflçi maafllar›ndan kesmifl. * Hafta sonu ifle ça¤›r›lan iflçilerin mesai ücreti hesaplan›yor; ancak iflçiye bu ücretin ödemesi asla zaman›nda yap›lm›yor. Aral›k ay› itibariyle ancak Nisan ay› mesaileri ödenmifl bulunuyor. * 60 iflçi asgari ücretle çal›fl›yor; ama günlük tutulan iflçiler asgari ücretin de alt›nda maafl al›yorlar. ‹ki

y›ld›r iflçilere maafl zamm› yap›lm›yor. Aralar›ndan yaln›zca ustabafl›n›n maafl›na göstermelik bir zam yap›lm›fl. Patron bu flekilde ustabafl›yla aras›n› iyi tutuyor ve o da patronun kendisini kay›rd›¤›n› düflünüp iflçi arkadafllar›n›n bafl›na ikinci patron kesiliyor. * ‹flçilerin ö¤le yeme¤i, bir yemek flirketinden geliyor; ama anlaflma yap›lan flirketin yemekleri bazen yenilmeyecek kadar kötü ve sa¤l›ks›z oluyor (çünkü patron piyasadaki en ucuz yemek flirketiyle anlaflm›fl). ‹flçilerin baz›s› aç oldu¤u halde ö¤le yeme¤ine dokunmuyor. * ‹flçilerin iflyerinde kulland›klar› sabun, tuvalet k⤛d› gibi temizlik malzemeleri aç›k deterjan sat›lan yerlerden al›n›yor, özellikle en ucuz ve en kalitesiz olanlar seçiliyor. Muhasebeci bazen iflçilerin bu durumdan yak›nd›klar›n› patrona iletse de patron onlar›n ‘evlerinde bile tuvalet k⤛d› kullanmayan, ellerini sabunla y›kamay› bilmeyen hayvanlar’ olduklar›n› düflünüyor ve ‘bu onlara çok bile’ diyerek konuyu kapat›yor. * On kiflilik personelin çal›flt›¤› kattaki tuvalette ise kad›n çal›flanlar için makyaj malzemeleri bile bulunuyor; çünkü SGK bask›nlar›nda ya da büyük firma sahipleri ifl anlaflmas› yapmaya geldi¤inde patron, kad›n çal›flanlar›n›n süslü, makyajl›, ‘dikkat da¤›tacak kadar güzel görünmelerini’ istiyor. * 2009 y›l› içinde krizi bahane edip iflçi ücretlerini iki ay boyunca ödemeyen patron ayn› süre zarf›nda Milano’ya uçarak 10 bin dolarl›k al›flverifl yap›yor. ‹flte tipik bir tekstil firmas›ndaki yaflam ve çal›flma koflullar›ndan maddeler halinde küçük bir kesit. Bunlar anlat›labileceklerin sadece küçük bir k›sm› ama bu kadar› bile iflçiler için hergün yaflanan bir cehennem hayat›ndan farks›z olan bu sistemin sürgit devam etmemesi gerekti¤ini kan›tlamaya yetmiyor mu? ‹stanbul’dan bir ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ okuru

Deprem De¤il Devlet Öldürür Deprem, f›rt›na, sel, heyelan, kas›rga gibi genifl anlamda do¤al afetler diye belirtilen fakat günümüz teknolojisinin çok h›zl› ilerleyifli karfl›s›nda y›k›mlar› ve kay›plar› aç›s›ndan do¤all›¤›n› büyük ölçüde yitiren felaketlerin yol açt›¤› bunca ac›y› çekmek zorunda m›y›z? Konunun bafll›¤› abart›l› olmufl gibi görünebilir. Hadi can›m sende, diyenleriniz de olabilir, anl›yorum. Ancak, insanlar›na hak etti¤i de¤eri vermeyen, onlar› göz göre göre ölüm çukurlar›nda yaflam savafl› vermeye iten bir devlet zihniyetinin varl›¤›nda abart› olmad›¤› anlafl›l›r. Diyelim ki bir bina infla etmek istiyoruz; bir dizi izin, tapu, ruhsat, imar plan› ve imar izni gibi bürokratik ve yap›n›n sa¤l›kl›l›¤› için çok gerekli belki de flu an akl›ma gelmemifl ifllemle karfl› karfl›ya kal›r›z. Bu insanlar›n güvenli¤i aç›s›ndan çok kritik bir süreçtir ve sa¤l›kl› iflletilmesi gerekir. Fakat bu süreç hiç de beklendi¤i gibi ifllememekte, aksine insan yaflam›n› kâr h›rs› ile hiçe sayanlarca felaketlere zemin oluflturacak flekilde iflletilmektedir. Bunun sonucunda, insanlar›m›z›n kimisi u¤runa bir y›¤›n emek harcad›¤›, göz bebe¤i olan evlad›n›, kimi kardeflini kimi can yoldafl› sevdi¤ini, annesini-babas›n› k›sacas› en sevdiklerini sorumsuzlar›n, h›rs›zlar›n u¤runa kaybetmifltir. 1999 Marmara Depremini o bölgede yaflayanlardan›m. Deprem olmadan çok önceleri o bölgedeki “Hac› Mehmet Ovas›” diye bilinen ad›ndan da anlayabildi¤imiz gibi ova konumunda ve epeyce su dolu bir bölgenin o zamana kadar tek kat olan imar izninin ilk önce 3 daha sonrada 9 kata kadar artt›r›lmas› için belediye taraf›ndan düzenlemeler yap›lmaya çal›fl›ld›.

14

Bölge de çeflitli sivil toplum örgütlerince seçim yat›r›m› olarak yap›m› planlanan bu yap›lar›n çok sa¤l›ks›z olaca¤› konusunda toplant›lar düzenlenmiflti. Bu örgütler bahsi geçen ovan›n tüm Marmara’n›n pirinç ihtiyac›n› karfl›layabilecek kadar tar›ma elveriflli bir o kadar da imar› olarak sak›ncal› oldu¤unu belirtiyorlard›. Hakl›yd›lar ve hakl›l›klar›n› 17 A¤ustos’ta deprem de onaylad›. Hem de en ac› flekilde. Seçim yat›r›m› ve bir y›¤›n rüflvetlerle çok katl› binalar›n yap›m›na aç›lan ovada yüzlerce apartman çok k›sa bir zamanda tamamlan-

Ya¤mur ya¤ar, sel olur. Maden göçer, can gider. Devlet bilir, uyutur. Olan neden hep garibana olur? m›flt›. Bölgede tapu sahibi olan çiftçiler tar›mdan ailelerinin geçimine yetebilecek derecede umduklar›n› bulamay›nca kira geliri elde edeceklerini düflünerek imar izninin ç›kar›lmas› için belediyeye oylar› ile destek olmufllard›r. Evet, belediye baflkanl›¤› da kazan›ld›. Sonras›nda kaybedilecek onlarca cana ra¤men. Peki, bu sadece belediye ile ilgili bir durum mudur, yani sadece belediye onay› yeterli midir? Tabii ki hay›r. Devletin koskocaman bir bakanl›¤› Bay›nd›rl›k ve ‹skân Bakanl›¤›’n› anmadan tabii ki geçemeyiz. Hangi kirli iliflkilerle daha temelindeki suyun boflalt›lamad›¤› binaya imar izni artt›r›lm›flt›r? Bu insanlar›n› canl› canl› mezara koymak de¤ildir de nedir? Ve deprem, depremden sonraki sanc›lar, ac›lar ve ac›lar› saraca¤›n› söyleyen devletin toplanan yard›m

paralar›yla memur maafllar›n› ödeyifli. Bölgede yap›lan Deprem konutlar›n›n daha deprem olmadan insanlar›n elinde yapboz gibi kal›fl›na ne demeli? Bolca laf üretiyorlar bürokratlar yok deprem öldürmez, yap› öldürür diyorlar. Yalan! O izinleri sa¤layan devlet öldürür. Yak›n zamanda Elaz›¤’da da ayn› ac›ya tan›kl›k ettik. Devlet, tabii ki suçlusunu hemen ortaya ç›kartt›. Varl›ktan kendini flafl›rm›fl köylüler evlerini kerpiçten örmüfller de ondan ölmüfller! Bu evleri yeni keflfeden devlet de suçluyu yakalad›. fiimdi de yapboz Toki’leri yapma zaman›d›r diyerek kâr ortaklar›n› devreye sokman›n zaman›. Ölen ölsün bu sefer kerpiç de¤il müteahhit suçlu olur, bizlere ise olan olur. Marmara depremine tekrar dönece¤im. Depremden sonra hasar tespit çal›flmalar› yap›ld›. Ayakta duramayacak binalar yetkililere paralar yedirerek a¤›r hasarl› konumundan y›kt›r›lmamas› için orta hasarl›ya çevrildi. Nerdesin ey sosyal devlet! Göçükten ç›kar›lamayan insan bedenleriyle temelleri at›lan “deprem an›t›n›n” yarat›lmas›n›n üzerinden yaklafl›k olarak 5 y›l geçmiflti. Göçüklerin en fazla oldu¤u bölgelerden birinden geçerken iki bina ile karfl›laflt›m. Biri 5 katl›, depremde a¤›r hasar alm›fl, demirleri ve betonlar› ayn› bir üzüm salk›m› misali sallanan ve sadece 10 ad›m ötedeki kendi gibi 5 katl› fakat içinde çoluk çocuk ailelerin kald›¤› binaya do¤ru yan yatm›fl bir Azrail. Di¤eri ise yoksulluktan ve onun yaratt›¤› mecburiyetten Azrail’in gölgesi alt›nda yaflama tutunmaya çal›flan emekçilerle dolu bir bina. Soruyorum size suçlu, as›l AZRA‹L kim?. Ifl›n Akarsu


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ Okurlardan

‹stanbul Üniversitesi’nde Temizlik ‹flçilerine Tafleron Zulmü ‹stanbul Üniversitesi’nde çal›flan temizlik iflçilerinin yaflad›¤› o kadar sorun var ki hangisini yazay›m diye düflündüm. En önemlisini seçerek anlatay›m. Bizler hastane temizlik iflçileri olmam›za, hastane yönetimine karfl› sorumlu olmam›za, “sa¤l›k” hizmetinin bir parças› olmam›za ra¤men tafleronda çal›flt›r›l›yoruz. Tafleronda çal›flt›¤›m›z için de sürekli ihale “ediliyor”uz. Düzenli bir maafl›m›z yok. ‹halede ilan edilen maafl (bazen önceki maafltan üç befl kurufl fazla bazen az) üzerinden çal›fl›yoruz. Her ihale döneminde giden flirket son maafl› ya geç ödüyor ya da ödemiyor. Bunun son örne¤ini sizlerle paylaflmak istiyorum. Önceki tafleron flirketten kalan Aral›k ay›n›n maafl› 4 ay geçmesine ra¤men halen yatmad›. Ço¤umuz sendikal› olmam›za ra¤men iflsizlik, iflten at›lma korkusu, yaflanabilecek olumsuz bir durum (gözalt›, tutuklama vb.) korkusu yüzünden flu ana kadar kimse bir fley yapmad›. Hastane yönetimi de ödemesi gereken paray› ödemeyerek flirketi hedef göstermiflti. Ocak ay›nda sendika ifl b›rakma karar› alm›flt›. Bu karar› duyan yeni tafleron flirket “Maafl›n›z› ödemeyen ben de¤ilim, benim iflimi aksatacak flekilde ifl b›rakamazs›n›z, eyleme kat›l›rsan›z sizi iflten atar›m” diye tehdit ederek eylemin k›r›lmas›na neden olmufltur. Patron, gerilen ortam› yat›flt›rmak için paraya ihtiyac› olan iflçiye avans verebilece¤ini söylemifl ve ard›ndan Ocak ay›n›n maafl›n› erken yat›rm›flt›r. Bir ayl›k a盤› oluflan bir sürü

iflçi avans almak zorunda kald›. Ald›klar› avansla borçlar›n›, kiralar›n›, faturalar›n› ödeyen iflçiler tam rahatlad›m derken flirket avanslar› geri istemeye bafllad›. ‹flçiler daha belini do¤rultmadan, Aral›k ay› maafl› yatmadan ald›klar› avanslar› geri ödemek zorunda kald›lar. Bu nedenle yeniden borçland›lar. ‹flçiler olarak ne yapaca¤›m›z›, nerelere baflvuraca¤›m›z› bilmiyoruz. Sendikan›n bu konuda yeterli hassasiyeti ve çabay› göstermedi¤ini düflünüyorum. Ocak ay›n›n ifl b›rakma eylemine kat›lmad›klar› için iflçileri cezaland›r›yor mu bilinmez ama iflçilerin örgütü olarak en az›ndan hukuki bir mücadele bafllatabilirdi. Sendika iflçilerin bask›s› ve talepleri do¤rultusunda 24 Mart’ta iflçilerle toplant› yapm›fl ve eylem karar› alm›flt›r. Taksim tramvay dura¤›nda 700 ma¤dur iflçiden 200’e yak›n kifli toplanarak Galatasaray Lisesi’ne kadar sloganlarla yürüdük. Ço¤u iflçi ya bir bahane uydurarak ya da bunlar “bofl ifller” diyerek eyleme kat›lmad›. ‹flçiler aras›nda beraberlik olmad›¤› sürece bu dava kazan›lmaz. ‹nsanlar›m›z o kadar sindirilmifl ki haklar›n› aramaz hale gelmifller. Çal›flt›¤›m›z yerden, bizi duymas› gerekenlerden uzak bir yerde yapt›¤›m›z bir eylem olsa da, kat›l›m az olsa da, tek günle s›n›rl› kalsa da sesimizi duyurmaya çal›flt›k. Bir gün muhakkak sesimizi gürlefltirecek ve hakk›m›z olan› alaca¤›z. ‹stanbul Üniversite Hastanesinden ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ okuru bir temizlik iflçisi

Gürcistanl› Bir ‹flçi Kad›nla Tan›flma Merhaba, ‹flçi Birli¤i okurlar›na Türkiye’de kaçak olarak çal›flan bir Gürcü kad›n iflçiyle çok ilginç tan›flma hikayemi anlatmak istiyorum. Ayl›k befl yüz dolara, yat›l› olarak a¤›r hasta bir yafll›n›n bak›c›l›¤›n› yapan k›rkl› yafllar›ndaki bu kad›n, haftan›n alt› günü kendisine verilen her ifli büyük bir disiplinle yap›yor. Gürcistan’daki ailesiyle haberleflmek ve onlara para göndermek içinse izin gününü beklemek zorunda. Çal›flt›¤› evde birkaç kez karfl›laflt›¤›m ve çekingenli¤i yüzünden neredeyse hiç konuflamad›¤›m bu kad›n, son karfl›laflmam›zda da ailesine telefon açmak için d›flar› ç›kmak üzereydi. Ona benim evimden ailesini arayabilece¤ini söyledim. Utana s›k›la kabul etti. Eve geldi¤inde koltu¤un ucuna iliflip oturdu ve bir süre hiç konuflmad›. Sonra kitapl›ktaki Lenin kitaplar›na flaflk›nl›kla bak›p gülümsedi¤ini fark ettim ve ona ‹flçi Birli¤i gazetesinin son say›s›ndaki Stalin resmini gösterdim. “Sen komünist!” diyebildi kad›nca¤›z sanki uzun y›llard›r arad›¤› bir dostunu bulmufl gibi bir sevinçle. Stalin’in resmini görür görmez gazeteyi merakla evirip çevirmeye ve konuflmaya bafllad›. Yar›m yamalak Türkçesiyle defalarca, Stalin’in kentinde, Gori’de do¤up büyüdü¤ünü söyledi. Bunu söylerken gururlan›yordu. “Stalin’den sonra hep kötü, anlad›k ki y›k›lacak” dedi. Brejnev, Kruflçev, Gorbaçov isimlerini telaffuz ederken yüzünü buruflturuyordu; Türkçesi ancak “Allah belalar›n› versin,” demeye yetti. Ailesiyle görüfltükten sonra evden ayr›l›rken o ana dek çekingenli¤inden yüzüme bile bakmam›fl olan kad›n bana sar›ld›, teflekkür etti, birkaç kez “çok sevindim,” diye yineledi. Annesinin Rus oldu¤unu, kendisinin de bu sebeple Rusça bildi¤ini ve e¤er istersem bana ö¤retebilece¤ini de ekledi. Ülkesinden uzakta al›nteriyle a¤›r bir yaflam mücadelesi veren bu insan› tan›maktan hem çok mutlu oldum, hem de sosyalizmden kapitalizme geri dönen ülkelerde insanlar›n yaflad›klar› ve yaflamaya devam ettikleri y›k›mlar› düflününce üzüldüm. Bu insanlar›n deneyimlerinin ciltlerce kitaptan ö¤renebileceklerimizden daha ayd›nlat›c› olabilece¤ini düflünüyorum. Kendisiyle görüflmeye devam edece¤im. Gerek kendi ülkesinde gerek Türkiye’de yaflad›¤› deneyimleri ö¤renip aktarmaya çal›flaca¤›m. ‹stanbul'dan ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ okuru bir e¤itim emekçisi

Marx Okuyan Bir ‹flçinin Notlar› - III Marx’›n Ücret, Fiyat ve Kâr adl› eserinde özellikle bir bölüm beni çok etkiledi: “Rant, faiz ve s›nai kâr, meta›n art›-de¤erinin, yani meta›n içerdi¤i ödenmemifl eme¤in çeflitli bölümlerine verilen farkl› adlardan baflka bir fley de¤ildir ve bunlar›n hepsi de bu kaynaktan, yaln›zca bu kaynaktan elde edilirler.” (Ücret, Fiyat, Kâr, s.73) Art›-de¤erin ne demek oldu¤unu “Ücretli Emek ve Sermaye” adl› eseri okudu¤umda ö¤renmifltim. Sanayide elde edilen kâr›n, ödenmemifl eme¤imizden kaynakland›¤›n› biliyordum. fiimdi ise rant ve faizin de bizlere ödenmeyen emekten ortaya ç›kt›¤›n› ö¤reniyorum. Rant ya da faiz, t›pk› sanayide elde edilen kâr gibi, art›-de¤erin, yani ödenmemifl eme¤in çeflitli bölümlerine verilen isimlermifl yaln›zca. Daha önce ekonomi programlar›nda “faiz d›fl› fazla”, “faiz oranlar›n›n düflmesi”, “mevduat faizi” ve bunun gibi terimleri s›kça kullanan tak›m elbiseli adamlar› dinledi¤imde, adamlar›n sözleri bir kula¤›mdan girer, öbür kula¤›mdan ç›kard›. Bunlar› hayattan kopuk, dar bir çevreyi ilgilendiren konular olarak görürdüm. fiimdi ise, bu tür programlarda konuflulanlar›n tümünü flu aflamada kavrayamasam da, bu adamlar›n milyonlarca iflçinin ödenmemifl, el konmufl eme¤inden kaynaklanan de¤erler üzerine konufltuklar›n›, bizim yaratt›¤›m›z zenginlikler hakk›nda hüküm verdiklerini anl›yorum. Art›k bankalara olan borçlar›m›za da daha farkl› bir gözle bakmaya bafllad›m. Yüksek faizli kredi kart› borçlar› yüzünden ifllerini kaybetmekten çekinen ve bu yüzden patronun dayatt›¤› her türlü kötü çal›flma kofluluna, düflük ücrete boyun e¤mek zorunda kalan pek çok iflçi arkadafl›m var. fiimdi anl›yorum ki bizim gibi milyonlarca kifliye, el koyduklar› eme¤imizden elde ettikleri paralar› “borç” veriyorlar, sonra bu “borç”tan do¤an faizle bizi ömür boyu kölelefltiriyorlar. Milyonlar›n verdi¤i emek, milyonlar› kölelefltiren faize dönüflüyor. Salim Ç›nar

Lale Döneminden Layla Dönemine 18 yy. bat›laflma hareketi olarak bilinen lale döneminde halk›n büyük bir kesimi yoksulluk ve sefalet içinde yaflarken çok küçük bir kesimi zevk-ü sefa içinde yaflamaktayd›. Kültürel, sanatsal, askerî ve idarî bir çok yenilik yap›l›rken devletin özüne dair bir yenilik yap›lmam›flt›r. Zira zengin gene zengindir, yoksul gene yoksul. “Örnek al›n›p” yenilenen ülkeler zaten “demokratik”, “sosyalist”, “komünist” de¤il ki yoksullar ile zenginler aras›ndaki terazi yoksullardan yana e¤ilsin. Elbette ki efendiler “yiyecek”, “e¤lenecek”, “gezecek”, “mutlu az›nl›k olacak”, köleler de bu iflin cefas›n› çekecektir. Bugün de yeni bir lale dönemi yaflanmaktad›r ülkemizde. Fakat bu sefer bir harf aldatmacas› ile: “layla dönemi” Layla döneminde t›pk› lale döneminde oldu¤u gibi halk›n büyük bir kesimi yoksullukla mücadele ederken küçük bir kesimi de zevk ve e¤lence içinde yaflamaktad›r. ‹ktidar›n elinde olan medya da layla hayat›n› göstererek iflçi s›n›f› ve emekçilerin gerçek yaflam›ndan kopuk olan yaflamlar› göstermektedir. Ama bir de gerçek dünyaya bakal›m. Toplu tafl›ma araçlar›nda bir bak›n ne göreceksiniz? ‹nsanlar yaflam derdine öyle düflmüfller ki! Bütün insanlar›n gözlerinin feri gitmifl. Kimse-

nin elinde politik gazete, kitap göremezsiniz. Ya spor gazeteleri, iddia ekleri ya da say›sal loto oyunlar›n› görebilirsiniz ancak. Herkes umudunu onlara ba¤lam›fl. Çünkü biliyorlar ki ne kadar çal›fl›rlarsa çal›fls›nlar layla hayat› sürenler gibi yaflayamayacaklard›r. Kendine ve kendi gibi olanlara umudunu kesenler layla hayat› yaflamak için abuk sabuk yar›flmalara kat›lmaktad›rlar. “Elemelerde” ortaya ç›kan izdihamlar umutsuz insanlar konusunda bize bir fikir vermektedir. Bir yandan zengin ve lüks hayat› yaflayanlar di¤er taraftan yoksulluk bata¤›ndan kurtulmaya çal›flanlar! Bu ülke adaletsiz bir ülke ve pasta eflit dilimlere ayr›lmam›fl. Güç sahibi olanlar her zaman en büyük ve en güzel parçay› al›rken zay›f olanlar ise en küçük dilimi al›rlar. Bu sistem öyle bir flekilde iflliyor ki bu gidiflat çok sürmez! Ne zaman olur bilinmez ama bu çarp›k ve adaletsiz düzen muhakkak sona erecektir. Bu tarihsel kaç›n›lmaz son er ya da geç yaflanacakt›r. ‹nsan› ezen bir sistemin sonsuza kadar sürmesi imkâns›zd›r. T›pk› lale devrinin sona ermesi gibi layla devri de sona erip daha adil ve eflit bir dünyada yaflamak mümkün olacakt›r. Elbet bir gün. Selda Öz

15


‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

"… Ey dünya! Ey dünyan›n yap›c›s› olan iflçiler! "… Sizi esirlikten kurtaracak, size siyasî ve iktisadî hürriyeti verebilecek büyük dünya bayram›na kat›l›n›z. "… B›rak›n›z, insanlar› yumruklar alt›nda ezenler, insanl›¤› ise muhtaçlara sadaka vermekten ibaret bilenler ezilsin. B›rak›n›z, hak ve adalet karfl›s›nda bu zalim dünya titresin. Müslüman yoldafllar! Bütün dünya mazlum iflçileri gibi siz de bu ihtilal de bir fley kaybetmeyeceksiniz. Marx'›n dedi¤i gibi, kollar›n›z› s›kan zincirlerden baflka bir fley kaybetmeyeceksiniz! Birlefliniz bütün dünya iflçileri! Birlefliniz Müslüman iflçiler!" Mustafa Suphi, 1 May›s Bayram› Dolay›s›yla Bakû'daki Müslüman ‹flçilere Hitap, 1920

‹fiÇ‹N‹N O⁄LU Ben iflçinin, emekçinin, onurun ve mücadelenin o¤luyum, Benim babam; üreten, ürettikçe yoksullafland›r, Ezilen, ezildikçe baflkald›ran ve baflkald›rd›kça k›y›lan, Onurlu ölme¤i, onursuz yaflamaya tercih eden bir yi¤ittir. Benim babam dünyay› s›rtlayan bir devdir, Sabr› tafl›nca savuracakt›r yükünü, tepetaklak edecektir her fleyi, Cehennemin y›k›nt›lar› üzerine cenneti infla edecektir, K›z›l bir köprü olacakt›r son ile sonsuzluk aras›nda… Benim anam zaman›n ta kendisidir, Ayd›nl›k u¤runa kara sulara gömülen Suphileri görmüfltür, Ölerek ölümü yenen Mahir yi¤itleri görmüfltür, Dalgalar›yla karanl›k gemileri bat›ran h›rç›n Denizleri görmüfltür. Benim anam ve babam tanr›n›n müjdeledi¤i kurtar›c› Mesih’tir, Bir gün güneflin ayd›nl›¤›ndan do¤up hayk›racakt›r; Döktü¤üm al›nterimle ›slat›yorsam hâlâ bedenimi, Elbet kuflanaca¤›m demirci Kawa’n›n k›l›c›n› Ve inece¤im meydanlara, dikece¤im k›z›l bayraklar› Üzerinde;

Yaflas›n iflçiler, emekçiler ve dünya halklar›, yaflas›n SOSYAL‹ZM!

Y›ld›z Güney

‹flçi Birli¤i Gazetemizi ‹fade Eden Uygun Bir Amblem Haz›rlamay› Düflünüyoruz. Dostlar›n, Okurlar›m›z›n Bu Konudaki Önerilerine A盤›z. Katk› Sunmalar›n› Beklemekteyiz. ‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹

‹fiÇ‹ B‹RL‹⁄‹ ‹fiÇ‹-K‹TLE GAZETES‹ YIL : 1

SAYI :4

Nisan bafl›ndaki hükümet aç›klamalar›na göre devlet 20.000 (yirmi bin) yeni polis alacakt›r. Buna gerekçe olarak, “halk›n güvenlik ihtiyac›n›n” “Avrupa standartlar›na göre” karfl›lanmas› gerekti¤i, Avrupa’da polis memuru bafl›na daha az yurttafl düfltü¤ü gösterilmifltir. Acaba eylemlerde kifli bafl›na inen cop say›s›nda ya da yarg›s›z polis infazlar›nda ölen vatandafl say›s›nda AvrupaTürkiye karfl›laflt›rmas›nda durum nedir? Onu bilmesek de olur, ne de olsa "halk›n güvenli¤i"(!) sözkonusudur. Devlet iflletmelerinin özellefltirildi¤i, iflçilerin ifllerinden oldu¤u veya tasarruf tedbirleri gerekçesiyle sosyal güvenlik harcamalar›nda k›s›nt›ya gidildi¤i, özel sektörde de yüz binlerce iflçinin iflini kaybetti¤i bir ortamday›z. ILO (Uluslararas› Çal›flma Örgütü) raporlar›na göre ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’de 2 milyon kifli iflini kaybetmifltir. Herhalde bu asgari rakam olsa gerektir. Tüm bu olgular karfl›s›nda, yeni ve güvenceli ifl imkânlar› yaratmak yerine baflta iflçiler ve emekçilerin s›rt›ndan elde edilen vergilerin hiçbir fley üretmeyecek olan 20.000 yeni haz›r yiyiciyi beslemek için kullan›lmas› kapitalist sistem için anlaml›d›r. Bu adamlar›n görevi, iflsiz iflçiler ifl için ve iflçiler de güvenceli ifl için soka¤a ç›kt›klar›nda onlar› fifllemek, gazlamak, coplamak ve kurflunlamak olacakt›r. “AB standartlar›” bunu gerektirmektedir. Hükümete göre güvenceli ifl isteyen ve ÜRETEREK kazanmak isteyen TEKEL iflçisi ve di¤er iflçiler “tüyü bitmemifl yetimin hakk›n›” yemek istemektedirler! Ama 20.000 yeni haz›r yiyiciden ise sual olunmaz! Aç›kt›r ki, sermayenin düzeni ve bu düzenin hükümeti, iflsizli¤e çözüm getirememekte ve getirmek de istememektedir. Bunun yerine iflsizlerin aras›ndan parazit olmak üzere seçti¤i bir az›nl›¤›, polis memur-

lu¤u gibi tamamen iflçi s›n›f›na karfl› burjuvazinin mülkünü koruma amaçl› üretkenlikten uzak ifllere almaktad›r. Yine Nisan bafl›ndaki gazete haberlerine göre ‹stanbul Maltepe’de gecekondu sahipleri tapu isteyerek gösteri yapm›fllard›r. Haberde yer alan gecekondu sahiplerinin iddias›na göre, TOK‹ burada yapt›¤› konutlar›n ço¤unu mahalle sakinlerine de¤il "emniyet" mensuplar›na da¤›tacakt›r. Yani y›llard›r bar›nd›klar› yerlerde yap›lan ve haklar› olan yeni konutlar, yine o insanlar›n bar›naklar›n› y›k›m›nda görevli olan polis teflkilât›n›n mensuplar›na da¤›t›lacakt›r! Bu iddia do¤ruysa, önemli bir gerçe¤e iflaret ediyor. ‹flsizli¤in ve ekonomik bunal›m›n kronikleflmesiyle sermaye devleti, tedbir olarak daha çok polisi ifle al›yor ve bunlardan hepsine de¤il ama belli bafll› baz›lar›na mülk edindirerek polisin sistemle olan ba¤›n› daha da kuvvetlendiriyor. Aynen OYAK ve benzeri kurulufllarla askerin toplumda neredeyse bir kast haline getirilmesi ve böylece sermaye s›n›f›yla zaten güçlü olan ba¤lar›n›n daha da güçlendirilmesinde oldu¤u gibi. fiirket orta¤› albaylardan, banka yönetim kurulu üyesi generallerden ve kurmay subaylardan sonra, yemek s›ras› polise geliyor. Sistemin çürümesi, polis devletinin azmanlaflmas›yla birlikte inan›lmaz boyutlara varm›flt›r. Ama bu sistem yenilmez de¤ildir. Düzenin paral› ve coplu-üniformal› korumalar›, yoksul halk›n örgütlülük ve dayan›flma gösterdi¤i mahallelere girmeye korkmaktad›rlar. Bu yeterli de¤ildir. ‹flçi s›n›f› örgütlendi¤i ve ezilen ve sömürülen genifl y›¤›nlar›n öncüsü haline geldi¤i ölçüde, polis zoruyla ayakta tutulan bu sistem haketti¤i tarihin çöplü¤üne at›labilir. Hasan Demirci

Güvencesiz Çal›flt›rmaya Hay›r Demeliyiz!, Anadolu’da 73 halk yaflad›¤›n› biliyor musunuz?, ‹flçi ve Emekçilere, bafll›kl› bildirilerimizle ekteki stick›rlar›m›z Gazetemiz çal›flanlar› taraf›ndan yayg›n olarak da¤›t›lm›flt›r.

Posta Çeki No: 98213 • Banka Hesap No: ‹fl Bankas› Ca¤alo¤lu fiubesi (1095) 325 835 e-posta : iscibirligigazetesi@gmail.com web : www.iscibirligi.info

MAYIS 2010

Süresi: fiimdilik 2 Ayda Bir Yay›nlan›r Fiyat›: 1 TL Sahibi: S›rr› Öztürk Yaz› ‹flleri Müdürü: Özkan Ayd›nl› Yönetim Yeri ve ‹letiflim: Akb›y›k De¤irmeni Sok. No:33/A 34122 Sultanahmet -Eminönü -‹stanbul Telefon: (0212) 638 81 82 Fax: (0212) 638 81 72

16

‹flsizlik, Yoksulluk ve Azmanlaflan Polis Devleti Gerçe¤i

Abone: Yurtiçi y›ll›k: 6 Say› 10 TL • Yurtd›fl›: Üç kat› Yay›n ilkelerimizle ba¤daflmayan ilanlar kabul edilmez. Yay›n kurulu yazarlar› ve ilkelerimiz d›fl›nda yaz› kabul edilmez. Yaz›l› metinler kaynak gösterilerek kullanabilir. Teknik Büro: Sorun Teknik Büro Bask›: Kenan Ofset Davutpafla Cad. Güven Sanayi Sitesi C Blok No: 258 Topkap›/‹st. Tel: (0212) 613 31 20 Yay›n Türü: Yerel Süreli • ISSN: 1309-2669


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook