Kanser Uzman› Olmadan Kanser Hastas› Güler Zere’nin Tahliye Edilmemesine Karar Verdiler
ADL‹ TIP, B‹L‹ME, HALKA, HUKUKA DÜfiMAN!
Ey Zulüm Güler’i senin ellerine b›rakaca¤›m›z› san›yorsan yan›l›yorsun. Senden daha kararl›y›z! GÜLER’‹ senin elinden ALACA⁄IZ!
Ba¤›ms›zl›k, Demokrasi, Sosyalizmden Yana Olanlar›n Sesi
HALK GERÇE⁄‹ Haftal›k Dergi / Fiyat›: 1 TL (kdv dahil) / 6 Eylül 2009
Say›: 12
* ‹ncirlik Üssü’nde 100 Bin Amerikan Askeri ‹çin Haz›rl›k * Afganistan’a 800 asker daha * Ülkemize Amerikan füzeleri yerlefltirme planlar›...
ANADOLU, AMER‹KA’NIN ASKER‹ ÜSSÜ DE⁄‹LD‹R!
* ‹ncirlik Kapat›ls›n! * Yankee’lerin Topraklar›m›za Ayak Basmas›na ‹zin Veren Vatan Hainidir!
Güler Zere’den Mektup Var: B i r d o s t g ü lü fl ü g ö n d e ri yo r u m s i z l e re; sevgiden, kavgadan yana... Merhaba fiu anda gecenin bir vakti, sesinizi duyuyorum yine. Nas›l ki sizin sesiniz ulafl›yor bana, biliyorum ki benim sesim de size ulafl›yor. Yüre¤imin at›fllar›na kar›fl›yor, sizin yürek at›fllar›n›z. Sonra kocaman bir yürek oluyor sol yan›mda. Yürek... nas›l da dolu doludur yüreklerimiz... Neleri neleri s›¤d›rmam›fl›z ki biz yüreklerimize.Benim yüre¤imde öyle çok fley var içinde. En baflta o büyük sevgili; karanfil kokulular›m›z, yan›bafl›mda kokusu k›r çiçeklerine kar›flanlar›m›z, sizler, canlar›m, tüm sevdiklerim, yar›m b›rakt›¤›m her fley, sevgisini hissetti¤im herkes... Ne zaman dara düflse yüre¤im, ac›ya kesse bedenim parmaklar›m›n ucuna dokunuyorsunuz, gözleriniz de¤iyor gözlerime, bu küçük hücrem kalabal›klara kar›fl›yor, birden çok ses ç›kar›yor. Ben içinde kalakal›yorum. Her sese tebessümle cevap veriyorum. Bilerek de¤il, kendili¤inden! Sizler ise gülen gözlerinizle karfl›l›yorsunuz içimden kopan her sesi. ‹ster yan› bafl›mda olsun, ister bir ad›m ötemde kap› önünde, ister bir sokakta olun, ister herhangi bir flehrin bir yerinde otu-
run, ister adli t›p önünde oturun ben sizleri hissediyorum. S›cakl›¤›n›z, gücünüz, sesiniz, beni sar›p sarmal›yor. Bundand›r bu illet beni her s›k›flt›rd›¤›nda karfl›s›nda bafl›m› dik tutmam. Ona çelme takmaya haz›rlanmam bundand›r. Sizler benimlesiniz ya, gerisi bofl! Hele bir de k›sac›k bir yolda gözleriniz, gözlerime tak›l›nca bir serçe telafl›nda oluyor yüre¤im. Evet sizlerden bahsediyorum Adana’n›n s›ca¤› kadar s›cak yüreklilerim, Seyhan’›n yakamozlar› gibi parlayan ›fl›l ›fl›l gözlülerim. Seviyorum sizleri. Kap› önünde de¤il, iflte tam fluramda oturuyorsunuz. fiimdi bir de kavgam›z›n flehrinde oturanlar var. Günlerdir oradas›n›z. Ve ben kimbilir kaç kez uzand›m size bilir misiniz? Uzan›p dokunuyorum size. En çok da umutlu hallerinize. Hani o yüre¤inizin sesinin gözlerinizin ferine kar›flt›¤› anlardaki hallerinize.Ben hep sizinleyim. Her seferinde ço¤alarak dönüyorum hücreme. Ve her seferinde sizin gücü-
nüzle yerle bir ediyorum hücremi. Sar›l›yorum ellerinize s›ms›k›. Sar›l›yorum bütün gücümle. Sonra gönlümün hep hasretli demlerinde olanlar var. Sevgisini, yoldafll›¤›n›, dostlu¤unu sat›rlara yükleyip her seferinde buraya koflan, her seferinde umut tafl›yan can›m›n can› yoldafllar›m; öyle özledim ki sizleri, öyle seviyorum ki ben sizleri... Dostlar›m›z da var tabi bu kavgada. Dost yürekleriniz her daim yan›mda bunu bana hep hissettirdiniz. Sesinizi sesime katt›n›z. Her kavgada insan dostunu omuz bafl›nda görünce duygusu çok farkl› oluyor biliyorsunuz. Bir dost gülüflü gönderiyorum sizlere; sevgiden, kavgadan yana... Selam olsun sizlere. Kime ne desem, ne yazsam yar›m kalacak biliyorum. Hangi köflesini tutsam bir baflka köfle öksüz kalacak. ‹yisi mi burada bitirmek. Ama gözlerinizin ta içine dikiyorum gözlerimi. Sevgimin derinli¤ini görün diye. Ve son olarak tekrar ediyorum; seviyorum sizleri... hem de çok! 01.09.2009 Gü le r Ze r e
YAfiIYORLAR
Halk›n›n mücadelesine DEV-GENÇ saflar›nda kat›lan bir devrimciydi. 12 Eylül 1979’da Okmeydan›’nda faflistlerle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü.
11 Eylül - 17 Eylül Dersim Mazgirt’e ba¤l› Dar›kent beldesinde, Kürt milliyetçileri taraf›ndan 11 Eylül 1994’de öldürüldü. Mücadele Dergisi okuru olan ‹nan, Dar›kent’te ö¤retmenlik yap›yordu. Yak›nlar›n›n baflka yere tayin olmas› yönündeki bask›lar›na ra¤men, Kürt halk›na olan sevgisi nedeniyle bunu kabul etmemiflti.
Yüksel KAfiIKÇI
Vedat ‹NAN Faflistler taraf›ndan 12 Eylül 1979’da Kars Yeni Mahalle’de katledildi. 1969 Samsun Vezirköprü do¤umlu olan R›fat., devrim mücadelesine üniversite y›llar›nda kat›ld›. Mücadele Gazetesi’nin Sivas temsilcili¤ini yapt›. Mücadele’de çal›fl›rken de, da¤larda silah çatarken de vatan ve halk sevgisi ile devrime dört elle sar›ld›. 2 Temmuz Sivas katliam› sonras›nda faR›fat flistlere karfl› tepkileri örgütleyen komite ÖZGÜNGÖR içindeydi. Ahmet Karlangaç K›r Birliklerinde iken, 15 Eylül 1994’de Hafik’in Ekinözü köyünde jandarma taraf›ndan tutsak edilip iflkencelerden geçirilerek katledildi.
Meh met S OY LU
Victor JARA fiili’de devrimci bir sanatç›yd›. Emperyalizme karfl› mücadeleyi sanatsal faaliyetlerinin oda¤›na koymufltu. CIA destekli faflist Pinochet darbesinin ard›ndan tutsak edildi. Tutsak olarak götürüldü¤ü stadyumda türküleriyle direndi. 16 Eylül 1973’de dudaklar›nda direnifl türküleriyle katledildi.
1969, Yozgat fiefaatli’ye ba¤l› Halaçl› köyünde do¤an Ümüfl, mücadeleye 1992’de kat›ld›. Ankara’da, Malatya’da, Bursa’da çeflitli görevler ald›. Ümüfl, mütevaz›l›¤› ve emekçili¤i ile her zaman hat›rlanacakt›r. Emekçili¤i ve inanc› ile çok daha zor görevlere haz›rd› Ümüfl. 1997 Mart’›nda tutsak düfltü. Tutsakl›k onun aç›s›ndan Ümüfl mücadelenin kald›¤› yerden devam etmefiAH‹NGÖZ siydi. 2000’de F Tipi sald›r›s›na karfl› bafllat›lan ölüm orucu direniflinde, Ümraniye Hapishanesi 1. Ölüm Orucu Ekibi’nde yerald›. Direniflin ilerleyen günlerinde tahliye edildi. Tahliye rüflvetini oligarflinin surat›na çarparak, direniflini Küçükarmutlu’da sürdürdü. Direniflinin, 330. gününde 14 Eylül 2001’de ölümsüzleflti.
‘Ona lay›k olaca¤›z’ Merhaba... Day›’m›zla olan “ayr›l›¤›m›z”›n birinci y›l› geride kal›rken; O’nun ö¤rettikleri ile kavgam›zda dimdik yürüyoruz. Day›m›z’› her ad›m›m›zda bilincimizde ve yüre¤imizde, tafl›yaca¤›z. Hep yan›bafl›m›zda olacak; Yenilgilerden zaferle ç›kmak için, yolumuzu ayd›nlat›rken; zaferde coflkumuzu paylaflaca¤›z yine. Ö¤retmenimiz, kavgam›z›n kurmay› Anadolu tarihinin bilge insan›... O’na lay›k olaca¤›z. 3 A¤ustos 2009 Edirne F Tipi Özgür Tutsaklar›
Salvador ALLENDE 1908’de fiili’nin Valparaiso kentinde do¤an Allende'nin gençli¤i, ö¤renci hareketi içinde mücadeleyle geçti. 1933’de Sosyalist Parti’nin kuruluflunda yer ald›. 1970-1973 aras› devlet baflkanl›¤› yapt›. Baflkanl›k döneminde emperyalizmi ve oligarflinin ç›karlar›na ayk›r› politikalar izlemesinin karfl›l›¤›nda faflist bir darbe yap›ld›. Parlamenterist bir mücadele çizgisinin savunucusu olsa da, Baflkanl›k saray›n› kuflatan orduya karfl› üç saate yak›n çat›flt› ve 11 Eylül 1973’de silah› elinde çarp›fl›rken katledildi.
“Geri çekilmeyece¤im!” Allende, Baflkanl›k Saray›’nda kuflatma alt›ndayken, son defa halk›na seslenmeye karar verdi. Saat 9:30 s›ralar›nda Magallenes Radyosu’nda bir konuflma yapt›. Afla¤›daki sözler, iflte bu konuflmadan al›nm›flt›r:
“Yurttafllar! Bu konuflma size seslenmek için son f›rsat›md›r. ... Bu geliflmeler karfl›s›nda bana flunu söylemekten baflka bir seçenek kalm›yor: Geri çekilmeyece¤im! Tarihi bir seçim yaparak halk›ma sadakat içinde yaflam›m› feda ediyorum. Ve size flunu söylüyorum: Binlerce hatta yüzbinlerce fiilili’nin soylu bilinçlerine ekti¤imiz tohumlar›n büyümesi hiçbir zaman engellenemeyecektir. Güç onlar›n elinde. Onlar bizi bununla alafla¤› edebilirler. Ama toplumsal de¤iflim süreçleri ne fliddet ne de katliamlarla durdurulabilir. Tarih bizimdir. Tarih halklar taraf›ndan yaz›l›r. (...) Bunlar benim son sözlerimdir ve inan›yorum ki benim kendimi bu yolda feda etmem bofluna olmayacak. Eminim ki en az›ndan bu ahlak dersi, ihaneti, korkakl›¤› ve dönekli¤i cezaland›racak!”
İçindekiler Amerikanc›lar’›n yönetti¤i 4 Türkiye! ‹ncirlik’in kap›lar› 6 ard›na kadar aç›l›yor Emperyalistler emrediyor iflbirlikçi AKP ve Genelkurmay 9 yerine getiriyor Adli T›p’ta bilim yok, 12 hukuk yok, adalet yok! Onlar Abdi ‹pekçi 14 Direnifli’nin Ö¤rencileridir Ö¤retmenimiz: Dev-Genç’li 16 olmak iddial› olmakt›r Gen çli¤in Kaleminden : Kay›t paras› adaletsizlik, 19 hukuksuzluktur AKP tutuklu say›s›n› artt›r›yor 19 hapishaneleri ço¤alt›yor 20 Tecritten mektuplar O kelepçeler y›llard›r var ve 22 bafl savunucular› da sizdiniz Röportaj: ‹TO Genel Sekreteri 23 Hüseyin Demirdizen Bir Dev-Genç’imiz var 25 4. bölüm Sendikac›l›k nas›l bo¤uldu, 28 nas›l kurtulur? “Güçlü Ordu” emperyalizme 30 daha fazla ba¤›ml›l›kt›r 32 Yalanla yönetiyorlar Ayd›n tavr›, faflist devletin, gerici iktidar›n politikalar›na 33 yedeklenmek olamaz Irkç› dayatmaya devam: “Vatandafl Türkçe yaz, 35 Türkçe oku, Türkçe düflün!” Kürt aç›l›m›nda tek amaç: 36 TASF‹YE ÖDP’nin 38 “Emperyalizme Uyum” ilan› 41 Güler Zere için... “Merhametinizin de¤il, yasalar›n›z›n gere¤ini 42 yerine getirin” Emperyalistler ve iflbirlikçileriyle 46 bar›flmayaca¤›z Polis terörüne karfl› 48 içi bofl genelde Devrimci ‹flçi Hareketi’nden: 49 Dokuz soru bir cevap 50 Bu yürek...
Ça¤r› /Duyuru
ÇIKTI!..
TOPLATILDI
Tarih: 3 Eylül7 Eylül 2009 Yer: Tuzluçay›r Tek M ezar Park› Mamak / ANKARA Tarih: 9 Eylül11 Eylül 2009 Ye r : Ahmet Arif Park› Dikmen / ANKARA
ÇIKTI!..
Tel: 0212 241 26 41 Faks: 0212 241 11 16
Haftalık Süreli Yerel Yayın Fiyatı: 1 TL Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ünal Ç‹MEN Adres: Kocatepe Mah. Feridiye Cad. Farabi Sok. No: 7/9 Beyo¤lu ‹STANBUL Telefon-Faks: 0212 225 52 33 Ofset Haz›rl›k: Ozan Yay›nc›l›k Adres: Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. Atlas Apt. No: 155-157 Kat: 5/14 fiiflli/ ‹STANBUL
Bask›: Ezgi Matbaac›l›k-Sanayi Cad. Altay Sokak No:10 Çobançeflme/ Yenibosna / ‹ST. Tel: 0 212 452 23 02 Da¤›t›m: Turkuvaz Da¤›t›m Pazarlama San. ve Tic. A.fi. Tel: 0 212 354 37 67 ISSN: 1308-3007
Avrupa: 4 Euro Almanya: 4 Euro Fransa: 4 Euro ‹sviçre: 6 Frank
Hollanda: 4 Euro ‹ngiltere: £ 3 Belçika: 4 Euro Avusturya: 4 Euro
ünya halklar› geçen yüzy›lda emperyalizme karfl› destans› savafllar verdiler, büyük zaferler kazand›lar. Emperyalizmin her alanda pervas›zlaflt›¤›, sald›rganlaflt›¤› günümüzde, dünya halklar› için antiemperyalist savafllar kaç›n›lmazd›r ve halklar›n kurtuluflu için zorunludur. 20. Yüzy›l›n anti-emperyalist savafllar›n›n ço¤u, emperyalizmin ülkeleri tank›yla, topuyla aç›kça iflgal etti¤i koflullarda verildi. 20. Yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan itibaren bu durum de¤iflti. Emperyalizm ülkeleri iflbirlikçileri, kuklalar› arac›l›¤›yla iflgal etmeye bafllad› ve do¤al olarak kurtulufl savafllar›n›n da niteli¤i de¤iflti. Art›k emperyalizmden kurtulmak için, sadece emperyalistlerle savaflmak yetmiyordu; emperyalizmin iflbirlikçileriyle de savaflmak flartt›. Ço¤u durumda da savafl, pratikte, iflbirlikçilere karfl› sürüyordu. Çünkü emperyalizm halklar›n karfl›s›na ç›km›yordu do¤rudan.
D
ugün, açl›¤›m›z›n, iflsizli¤imizin, hayat›n her alan›nda karfl›m›zda olan bask› ve zulmün sorumlusu emperyalizmdir. Ama ondan –emperyalizmden– hesap sormak istedi¤inizde karfl›n›za, onun iflbirlikçileri ç›kar; hükümet ç›kar, ordu ç›kar; emperyalizmin hükümeti, emperyalizmin ordusudur onlar. Ve bu koflullarda, emperyalizme karfl› savafl, ayn› zamanda onun iflbirlikçilerine karfl› savaflt›r. ‹flbirlikçilerine karfl› mücadele edilmeden, emperyalizme karfl› ç›k›lamaz; ç›k›ld›¤› iddias› tutarl› olmaz.
B
merikan emperyalizmi iflbirlikçi AKP sayesinde Anadolu’nun koynuna sokuldukça sokuluyor. Kendisine ekonomik, siyasi, askeri anlamda yeni ya¤ma alanlar› ve üsler elde ediyor. Emperyalizm verilenle, bir önceki dönemde elde ettikleriyle asla yetinmez. Sömürüsünü, ya¤ma ve talan›n› sürekli olarak geniflletmeyi dayat›r. Bunun içindir ki, her gelen iktidar, flaflmaz bir flekilde, kendinden öncekilerden daha iflbirlikçi, daha ya¤mac› olur. AKP de bu kural› bozmam›fl ve emperyalizme ba¤›ml›l›k ve hizmette, ken-
A
4
6 Eylül 2009 / Say›: 12
Amerikanc›lar’›n Yönetti¤i Türkiye! dinden öncekileri geride b›rakm›flt›r. Emperyalizm cephesinden ise, yeni-sömürgelerindeki kukla iktidarlar›n bafl›nda Demirel, Özal veya Tayyip Erdo¤an olmas›, temel olarak çok fley farketmez. Kuflkusuz düzen partileri içinde de emperyalizmin özel olarak tercih ettikleri olabilir, ama emperyalizmin ülkemizdeki tahakkümü, flu veya bu burjuva politikac›s›na ba¤l› olarak bafllay›p biten bir iliflki de¤ildir; ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri olarak kurumsallaflm›fl, yerleflmifl, içselleflmifl bir iliflkidir söz konusu olan. ligarflinin tüm kesimleri, Amerikan emperyalizmine biat etmekte hemfikirdir; aralar›nda hiçbir fark yoktur. O yüzden ‹ n c i r l i k konusunda “oligarfli içi bir çat›flma!” yoktur, olmamaktad›r... Ülkemizde s›n›rs›z bir ya¤ma ve peflkefl sürmektedir. Bu ya¤ma, talan, ekonomik, sosyal, kültürel ve askeri her alandad›r. Askeri alan ço¤u kez gözlerden ›rakt›r. Ülkemizde kaç Ame rikan üssü, kaç bin Amerikan ask e r i v a r, bunlar›n cevaplar› da meçhuldür...
O
ahir Çayan’›n k›sa formülasyonla ifade etti¤i gibi, bizim gibi ülkelerde emperyalizm “içsel leflmifl” bir olgu durumundad›r. Ve bu durum, yaln›zca bizim ülkemize özgü olmay›p, tüm yeni-sömürgeler için geçerlidir. Baflka bir ifadeyle, emperyalizm, özel olarak da Amerikan emperyalizmi bugün onlarca ülkede “içselleflmifl” bir güç durumundad›r. Yeni-sömürgecilik iliflkisi, Amerika’y› onlarca ülkede, ekonomik, siyasi, askeri bir güç haline getirmifltir.
M
merika’n›n kaç ülkede, kaç üssü ve kaç askeri var sorusunun net ve kesin bir cevab›n› bulmak ço¤u kez mümkün de¤ildir. Fakat, bir-
A
birinden k›smen farkl› da olsa, tüm rakamlar›n gösterdi¤i ayn›d›r; dünya halklar›n›n karfl›s›nda, dünyan›n her köflesine yay›lm›fl, kelimenin tam anlam›yla bir a h ta po t gi bi dünyay› sarm›fl bir güç vard›r. 2007 y›l›na ait ABD Savunma Bakanl›¤› raporuna göre ABD’nin dünyan›n 39 ülkesinde toplam 823 adet üssü bulunuyor. Bu rakam, belli bir büyüklük ve kurumlaflmaya tekabül eden üsleri dile getiriyor. En genel anlamda Amerikan askeri varl›¤› olarak al›nd›¤›nda ise, 130'a yak›n ül kede Amerika’n›n askeri varl›¤› bulunuyor. Bugün dünyan›n çeflitli ülkelerindeki Amerikan askerlerinin say›s› ise, 400 bin civar›ndad›r. merikan emperyalizmi gerek ekonomik, gerek askeri gücüyle bugün dünya genelinde onlarca ülkeye hükmetmekte, onlar hakk›nda kararlar al›p, politikalar belirlemektedir. Kuflku yok ki, Amerikan emperyalizminin her bölgeye, her ülkeye yönelik politikalar üretebilmek için, her bölge ve ülke için oluflturdu¤u kurumlaflmalar, bu kurumlarda istihdam etti¤i askeri, ekonomik, politik uzmanlar vard›r. Fakat, san›ld›¤›n›n aksine, yeni-sömürgeleri bunlar arac›l›¤›yla yönetmez Amerika. Yönetemez de. Bunlar en fazla yard›mc› güçlerdir. Amerika, yeni-sömürgeleri, esas olarak bizzat o ülkelerdeki A m e r i k a n c › l a r vas›tas›yla yönetir. Emperyalizmin “içselleflmifl” olmas›n›n bir yan› da budur. u içselleflmenin pratik karfl›l›¤› olarak, bizim gibi yeni-sömürge ülkelerde iflbirlikçi tekelci burjuvazi , i flbirli kç i hükümetl er ve emperyalist kumanda alt›na al›nm› fl o rd u vard›r. Emperyalizm esas olarak bunlara dayan›r. Ve tersinden, bu güçler de iktidarlar›n› sürdürmek için emperyalizme dayan›r-
A
B
lar. Emperyalizm, iflbirlikçiler, kukla yönetimler, ba¤›ml› ordular yaratmaks›z›n yönetemez. Sadece ekonomik veya sadece askeri güce dayanarak yürütemez. Bu anlamdad›r ki, Amerikan emperyalizmi yüzbinlerce askerinden, tank›ndan topundan daha fazla, iflbirlikçiye ihtiyaç duyar. Tanklar, toplar, ayn› zamanda o iflbirlikçileri korumak içindir. ligarflinin temsilcileri, zaman zaman, özellikle de flovenist politikalar›na yönelik herhangi bir elefltiri oldu¤unda, “kimse içifllerimize kar›flamaz” diye ortal›¤a dökülseler de, her alanda politikalar› belirleyenin emperyalizm oldu¤u aç›kt›r. Mesela, emekçilerin talepleri karfl›s›nda “IMF’ye söz verdik, daha fazlas›n› veremeyiz” diye ç›kmalar› da bu ba¤›ml›l›¤›n itiraflar›ndan biridir. Ba¤›ml›l›¤›n itiraf edilmesi veya ba¤›ms›zl›k demagojilerinin öne ç›kmas›, bir yan›yla da burjuva politikac›lar›n o günkü ihtiyaçlar›yla ilgilidir.
O
a¤›ml›l›k ise, çok eski bir olgudur ve 1940’lar›n ikinci yar›s›na uzan›r. ‹smet ‹nönü bu döneme iliflkin flunlar› anlat›r:
B
"Daha ba¤›ms›z, flahsiyetli d›fl politika izlenmesini istiyorsunuz. Herkes ayn› fleyden bahsediyor. Nas›l yapaca¤›m ben bunu? ... Bir görev veriyorum. Neticesi bana gelmeden Washington'a gidiyor... Böyledir bu ifller. Peygamber edas› ile size dünyalar› vaad ederler, imzay› att›n›z m› ertesi günü gelmifllerdir. Ondan sonra sökebilirsen sök...” Ondan bu yana sökememifllerdir. Ondan bu yana, Amerikan emperyalizmi ülkemizi yönetmifltir. Bu bazen aç›k, bazen dolayl› yollar ve yöntemlerle gerçekleflir. Ve fakat ister aç›k yöntemleri kullans›nlar, ister dolayl›, dayand›klar› güç ayn›d›r: ‹flbirlikçiler. mperyalizmin bugünkü sald›rganl›¤›, ya¤mac›l›¤› ortadayken, Amerikan emperyalizminin demokrasi ve özgürlük getirece¤ini, halklar›n sorunlar›n› çözece¤ini ileri sürmek, halklar›n mücadelesine
E
verilebilecek en büyük zararlardan biridir ve bugünün, yani gerçekte emperyalizmin ne olup olmad›¤›n›n herfleyiyle ortada oldu¤u bir dünyada, emperyalizme iliflkin yan›lg›lar yaratarak halklar›n mücadelesine böyle bir zarar vermek, bir yanl›fll›k ya da hata olarak görülemez. ak›n zamanda ükemizi ziyaret eden ABD Baflkan›, bu ülkeyi gerçekte kimin yönetti¤ini tart›flma götürmez bir aç›kl›kla ortaya koymufltur. S›radan IMF ve Dünya Bankas› memurlar›n›n, bakanlar›, bürokratlar›, karfl›lar›nda hizaya dizdikleri bir yeni-sömürgecilik iliflkisi içinde, Obama’n›n konumunu bu kadar aç›k ve güçlü vurgulamas›nda flafl›lacak bir fley yoktur. bama’n›n TBMM’de yapt›¤› konuflma, ülkemizi Amerikanc›lar›n yönetti¤i konusunda bir örnektir. Obama’n›n Türkiye oligarflisinden neleri istedi¤i konusunda bir
Y
ma, isteklerini gayet aç›k ortaya koymufltur ve AKP’nin o günden bu yana izledi¤i politikalar›n, ald›¤› kararlar›n bu do¤rultuda oldu¤u aç›kt›r. AKP, “Kürt Aç›l›m›”n› da ayn› flekilde ABD’nin ç›karlar› ve dayatt›¤› politikalar çerçevesinde gündeme getirmifltir. Bizim gibi ülkelerde, temel hiçbir konuda, emperyalizmden ba¤›ms›z bir politika düflünülemez. Kürt sorunu da bunun istisnas› de¤ildir.
izim gibi yeni-sömürge ülkelerde vatanseverli¤in, ilericili¤in tek bir ölçüsü vard›r: E m p e r y a l i z me karfl › ç › kmak. Hangi gerekçeyle, hangi konuda olursa olsun, emperyalizme karfl› ç›kmamak, emperyalizme destek ve onay vermek, herhangi bir emperyalist politika karfl›s›nda sessiz kalmak, vatanseverli¤in, ilericilerin tavr› olamaz. Emperyalizmle iflbirlikçileri aras›nda yukar›da ortaya koydu¤umuz iliflki nedeniyle de, diyebiliriz ki, ilericilik, demokratl›k, emperyalizm iflbirlikçisi iktidarlara karfl› mperyalizmin bugünkü sald›rganl›¤›, ya¤mac›l›- mücadeledir. mperyalizme, özel olarak da ¤› ortadayken, Amerikan emAmerikan emperyalizmine peryalizminin demokrasi ve özkarfl› duygulara düflüncelere sagürlük getirece¤ini, halklar›n sohip olan herkesi, anti-emperyalist runlar›n› çözece¤ini ileri sürmücadelenin saflar›na kazanmak mek, halklar›n mücadelesine veribizim görevimizdir. Hatta, flovelebilecek en büyük zararlardan bi- nist k›flk›rtmalarla devrimcilere, vatanseverlere sald›rt›lan kesimridir ve bugünün, yani gerçekte emperyalizmin ne olup olmad›¤›n›n ler içinde bile hiç kuflku yok ki, gerçekten ulusal duygular› güçlü, herfleyiyle ortada oldu¤u bir gerçekten emperyalizme karfl› bir dünyada, emperyalizme iliflkin fleyler yapt›¤›n› sananlar vard›r. yan›lg›lar yaratarak halklar›n Onlar›n yan›lg›lar›n› düzeltip, onlar› as›l olmalar› gereken yere kamücadelesine böyle bir zarar zand›rmak da görevimizdir. Bu vermek, bir yanl›fll›k ya da hata ne gereksizdir, ne de imkans›zd›r. olarak görülemez. Her fley, bizim anti-emperyalist mücadele bayra¤›n› mücadelenin her biçimiyle yükseltebilmemize s›r yoktur. Emperyalizmin talimatba¤l›d›r. Bugün en temel görevlerilar›, kapal› kap›lar ard›ndan de¤il, mizden biri budur zaten. Devrimci TBMM kürsüsünden yap›lan bir kohareketin eski ve çok isabetli ve öznuflmayla verilmifltir. Türkiye’ye lü bir slogan›na (IMF’nin Yönetti¤i verilen “enerji koridoru” olma göreDe¤il, Ba¤›ms›z Türkiye) atfen, vi, Ermenistan’la iliflkiler, Kürt sosözlerimizi flöyle tamamlayal›m: rununda yap›lacaklar, Ruhban oku“ A m e r i k a ’ n › n Yönetti¤i De¤il, lu gibi az›nl›klara dair sorunlar koBa ¤ › ms ›z T ü r k i y e ! ” nusunda ABD Devlet Baflkan› Oba-
B
O
E
E
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
5
Anadolu’da Emperyalist Bir Sald›r› Üssü
‹ncirlik’in Kap›lar› Ard›na Kadar Aç›l›yor 100 B‹N KAT‹L ülkemize geliyor! ‹ncirlik Üssü, Türkiye’nin Amerika’ya ba¤›ml›l›¤›n›n sembolüdür. VE elbette ‹ncirlik Üssü’ne ve Amerika’ya karfl› mücadelede, vatanseverli¤in, anti emperyalist olman›n ölçüsüdür.
Amerika Defol! Bu Va t a n Bizim! 6
6 Eylül 2009 / Say›: 12
Bir emperyalist üs nedir? O, gizli olarak iflgal edilmifl yeni sömürge bir ülkede, emperyalistlerin aç›k egemenlik alan›d›r. Emperyalistlerin bayraklar›n› aç›kça dalgaland›rd›klar› yerlerdir. Her emperyalist üs, halklara karfl› bir suç oda¤›d›r. Emperyalistlerin halklara karfl› kanl› sald›r›lar›n› ve kontrgerilla operasyonlar›n› düzenledikleri yerlerdir. K›sacas›, kimse taraf›ndan gereklili¤i, meflrulu¤u, do¤rulu¤u savunulamayacak bir iflbirlikçiliktir emperyalizme üs vermek. Emperyalistlere üs verdi¤inizde, art›k emperyalistlerin o üssü kullanarak iflleyece¤i tüm suçlar›n da ORTA⁄ISINIZ demektir. T›pk›, Amerikan emperyalizminin Irak’› iflgalinde, Türkiye oligarflisinin de suç orta¤› oldu¤u gibi. fiimdi yeni bir suç ortakl›¤› için haz›rl›k yap›l›yor. Anadolu, iflbirlikçi AKP yönetiminin ald›¤› kararlar sonucunda, Amerikan katillerine zorunlu “ev sahipli¤i” yapacak. Irak'tan çekilecek 100 bini aflk›n Amerikan askeri Aral›k ay›ndan itibaren ‹ncirlik Hava Üssü’ne gelecekler. ‹flgalci ordunun askerlerinin Amerika’ya sevkiyat› ve Amerika’dan yeni iflgalcilerin Irak’a sevkedilmesi, ‹ncirlik üzerin-
den sa¤lanacak. Üste 100 bin askerin konaklayaca¤› flekilde haz›rl›klar bafllat›ld›. Amerika'dan tonlarca malzeme ‹ncirlik'e tafl›n›yor. Üs içerisine yüzlerce prefabrik ev kurulmas› için çal›flmalara baflland›. Uçak hangarlar› bak›ma al›n›yor, pist say›s› artt›r›l›yor, yeni terminaller yap›l›yor… Aral›k ay›nda bafllay›p 2011'e kadar sürecek çekilmede, periyodik aral›klarla üsse gelecek Amerikan askerleri 10'ar gün konaklayarak, kendi ülkelerine geri dönecekler. 7 y›l boyunca yüzbinlerce Irak’l›y› katleden, iflkence’den geçiren, tecavüz eden, evlerini bombalayan 100 B‹N KAT ‹ L ülkemize geliyor. Irak’› iflgal eden, yakan, y›kan, cehenneme çeviren, milyonlarca Irak’l›ya kan kusturan bu katiller ülkemizden gelip geçecekler. Ba¤dat’›n üzerine, “naklen yay›n” eflli¤inde bombalar ya¤d›rd›lar. Irak halk›n›n evlerini bas›p çocuk, kad›n demeden katliamlar yapt›lar. Gencecik k›zlara, kad›nlara, erkeklere tecavüz ettiler. Ebu Gureyb’te köpekleriyle, bütün sap›kl›klar›yla, en afla¤›l›k iflkenceleri yapt›lar. Öyle insanl›ktan ç›km›fllar ki yapt›klar› iflkencelerin bile yüzlerce foto¤raf›n› çektiler. Sokaklarda do¤rudan çocuklar› he-
def alarak katlettiler. Büyük bir paronoya halinde flüphelendikleri ne varsa kurflun ya¤muruna tuttular. Milyonlarca insan› evinden ettiler, göçe zorlad›lar. Binlerce çocu¤u anas›z, babas›z b›rakt›lar. Ö l ü m k u s t u l a r, oluk oluk kan a k › t t › l a r. Yaln›zca Irak’da de¤il, Afganistan’da, Vietnam’da, Latin Amerika’da, Afrika’da dünyan›n dört bir taraf›nda dünya halklar›na karfl› en kanl› savafllar› yürüten, darbeler tezgahlayan, faflist diktatörlükleri destekleyen Amerikan impatorlu¤unun askerleri geliyor. Ülkemizdeki faflizmin destekcisi, kontrgerillan›n yarat›c›s›, onlarca katliam›n bafl sorumlusu Amerikan askerleri ülkemizde konaklayacaklar. A K P i k t i d a r › , dünya halklar›n›n bafl düflman› conilere ülkemizin kap›lar›n› sonuna kadar açt›. ‹ncirlik Üssü’ndeki hummal› çal›flma bunun için. Bir savafl merkezi, dünyan›n en az›l› katillerini a¤›rlamak için haz›rlan›yor.
Emperyalizmin Sald›r› Merkezlerinden Biri: 39. Hava ve Seferberlik Kanat Komutanl›¤› ‹ncirlik, Anadolu’nun ba¤r›nda bir sald›r› üssü-
dür. ‹ncirlik, bu topraklar üzerinde kara bir lekedir, sökülüp at›lmak zorunda olan bir u r’dur. Bu üs, kuruldu¤u günden beri ABD’nin emrinde bir savafl merkezi olmufltur. Üssün inflaat›na, daha Türkiye NATO'ya üye olmadan, 1951 'de Amerikal› mühendislerle baflland›. ‹ncirlik Üssü 23 Haziran 1954’te Türkiye ve ABD aras›nda imzalanan Askeri Kolayl›klar A n t l a fl m a s› ’n›n ard›ndan, A r a l › k 1 9 5 4’de Türk Silahl› Kuvvetleri (TSK) ve Amerikan Hava Kuvvetleri’nin ortak kullan›m›na aç›ld›. ABD askerleri bu anlaflma sayesinde çok genifl imtiyazlara ve ekonomik muafiyetlere sahip oldular. Kontrol edilmeden ülkeye girifl ve ç›k›fl yapabilmelerine yasal olanak sa¤land›. ‹ncirlik Üssü, ABD’nin Ortado¤u, Akdeniz ve Karadeniz üzerinde rahatça hakimiyet kurabilece¤i ve denetim sa¤layabilece¤i merkezi bir konumdad›r. ABD için stratejik bir öneme sahiptir. Üs bir dönemler, Sovyetler Birli¤ine karfl› önemli bir tehdit unsuru olarak kullan›ld›. ABD’nin bu üsse yerlefltirdi¤i füzeler ve U2 casus uçaklar› ile Türkiye Sovyetler Birli¤ine karfl› bir tehdit merkezine dönüflmüfltür. 1969’da ABD ve Türkiye aras›nda O r t a k S a v u n m a v e ‹ fl b i r l i ¤ i Anlaflmas› imzaland›. 2 9 M a r t 1 9 8 0 ’de imzalanan ‘Savunma ve Ekonomik ‹flbirli¤i Anlaflmas›’ ile Türkiye’deki üs ve tesislerin statüsü yeniden belirlendi ve daha a¤›r yükümlülükler getirildi. Anlaflmadaki “‹‹ n c i r l i k Tesisi Uygulama Antlaflmas›” ile, NATO planlar› çerçevesinde ABD askerlerinin ve uçaklar›n›n “destek ve e¤itim” için ‹ncirlik Üssü’nden yararland›r›lmas› karara ba¤land›. ‹ncirlik Üssü ‹ran, Irak, Filistin, Afganistan, Lübnan halklar›n›n kan›n›n dökülmesinde g e rek lojistik g e re k s e d e d o ¤ r u d a n a s k e r i b i r sald›r› üssü olarak kullan›ld›. ‹ncirlik Üssü 23 Haziran 2003 d e B a ka n la r Kurulu’nun gizli bir
k a r a r › ile ABD askeri birliklerinin kullan›m›na iyice aç›ld›. O günden beri de bu karar her y›l Bakanlar Kurulu onay›yla uzat›l›yor.
Halklara Karfl› Düflmanl›k ve “Anti Terör” Üssü ‹ncirlik, halklara karfl› bir düflmanl›k üssüdür. ABD, Ortado¤u’ya yönelik olarak yürüttü¤ü bir çok operasyonda ‹ncirlik’i do¤rudan kullanm›flt›r. -‹lk olarak, 1958 y›l›nda ABD deniz piyadelerinin L ü b n a n'a yapt›klar› ç›karmada kullan›ld›. -11970'li ve 80'li y›llar boyunca bölgede gerçeklefltirilen operasyonlara ‹ncirlik'ten destek sa¤lad›. -11991 ’de emperyalistlerin 1. Körfez sald›r›s›nda yo¤un biçimde kullan›ld›. Yaln›zca 1991 Körfez savafl› s›ras›nda, üsten kalkan Amerikan uçaklar›, Irak üzerinde 14.000 saat uçufl yapt›, 3.000 adet bomba att›, 100’ün üzerinde füze f›rlatt›, 4 Irak uça¤›n› düflürdü ve toplam 100 sald›r› düzenledi. 42 gün süren sald›r›da 100 bin Irak’l› katledildi. -11997’de üsdeki birlik tugay seviyesine yükseltildi. 1998’de ‹ncirlik bir kez daha kimlik ve isim de¤ifltirerek "10. Tanker Üs Komutanl›¤›" oldu. - Ir a k, 1 6 Aral›k 1998’de ‹ncirlik’ten kalkan uçaklarla bombaland›. - 2002’de ABD'nin “Sonsuz Öz g ü r l ü k O p e r a s y o n u ” ad›n› verdi¤i Afganistan'a yap›lan sald›r›da, ‹ncirlik yine “ ‹ l e r i K a r a k o l ” olarak kullan›ld›. - Amerikan›n “teröre karfl› savafl” ad›yla halklara karfl› savafl›n› t›rmand›rd›¤› bu dönemde, ‹ncirlik üssü de bu politikaya göre yeniden flekillendirildi. Üs, 2004 bafl›nda " A n t i Te r ö r Ü s s ü " ad›n› ald›. ‹ncirlik’in " A n t i Te r ö r Ü s s ü " yap›lmas› karar› AKP taraf›ndan 2003 H a z i r a n ay›nda al›nm›fl ve halktan gizlenmiflti. Türkiye halk› bu karar›,
Anadolu misafirseverli¤i, o n l a r › k a p s a m › y o r, kapsamayacak Bir ellerinde köpekleri, bir ellerinde silahlar›yla iflkence yap›p di¤er taraftan kahkahalarla gülerken gözlerinizin önüne getirin bu katiller sürüsünü. Ve içinde kendileriyle birlikte Ebu Garip’i bombalamas› için kardefllerine yalvaran, Irak’l› kad›nlar›n feryatlar›n› duyun kulaklar›n›zda. O yak›lan, günlerce bombalanan ülkenin kendi ülkeniz oldu¤unu düflünün. Amerikan conilerinin tüm bunlar› sizin ülkenizde yapt›¤›n›, y›k›lan evlerin kendi eviniz oldu¤unu, tecavüze u¤rayan, iflkenceden geçirilen yüzlerce Irak’l› kad›n›n kendi kar›n›z, k›z›n›z oldu¤unu düflünün. Sokaklarda vurulan o çocuklar kendi çocuklar›n›z olsayd› yüre¤inize düflecek atefli içinizde hissedin. Bir halk›n ac›lar›n›, yaflad›¤› ›zd›rab› ve bir ülkenin iflgalinin nas›l bir felaket olabilece¤ini hayal edin.. . ‹flte tüm bunlar› yapan iflkenceci, sap›k, tecavüzcü, ellerinden kan akan, silahlar›yla yüzbinlerce insan›n can›n› alan katiller geliyor ülkemize. Postallar›yla bast›klar› her kar›fl topra¤›m›z› kirletecekler.... Buna izin vermek, buna sessiz kalmak, kabul edilebilir mi?
alt› ay sonra Amerikan bas›n›ndan ö¤rendi. -22006 'da, üzerinde patlay›c› madde yaz›l› t›rlar üsten ç›karak Lübnan ve Filistin'e karfl› kullan›lmak üzere ‹srail'e gönderildi. - Temmuz 2006 y›l›nda ‹srail, Say›: 12 / 6 Eylül 2009
7
Lübnan’a sald›rd›¤›nda ‹ncirlik Üssü, bu kez Lübnan'da kaçan 1700'den fazla “Amerikan vatandafl›na” hizmet veriyordu.
Irak ve Afganistan ‹flgalinin Merkez Üssü 1 Mart’ta Tezkere'nin reddi ile ‹ncirlik'ten ayr›lan F-16 filolar›, 2004 bafl›nda AKP hükümetinin karar›yla yeniden ‹ncirlik'e döndüler. Bu gerçek halktan gizlendi. AKP Hükümeti’nin D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül “Askeri malzeme olmayacak” diyerek, “g›da ve benzeri sevk›yata izin verildi¤i"ni duyurdu. Her konuda oldu¤u gibi yalan söyleyip, yine halk› kand›rmaya çal›flt›lar. Emperyalizmin hiçbir insani amac› olmayaca¤› gibi, iflgal için verilecek hizmetin de böyle bir içeri¤i olamazd› zaten. “‹nsani amaç” ad› alt›nda Irak’a binlerce askeri araç ve cephane sevkiyat› yap›ld›. “‹nsani amaçl›” z›rhl› Hummer Jeepleri'nin üzerine K›z›lhaç amblemleri yap›flt›r›ld›. ‹ncirlik’ten yap›lan sevkiyatlar içinde binlerce Irakl›‘y› katleden S t i n g e r füzelerinin de tafl›nd›¤› ortaya ç›kt›.
100 Bin Emperyalist Sald›r› Uçuflu Milli Savunma Bakan› Vecdi Gönül, bu y›l›n bafl›nda yapt›¤› bir a ç › k l a m a d a , son 7 y›lda ‹ncirlik’ten Irak ve Afganistan’a 100 bi n i n üzerinde uçufl gerçeklefltirildi¤ini aç›klad›. Emperyalist savafl boyunca ‹ncirlik’ten Irak’a günde ortalama 40 uçak kalkt›. Bakan Gönül’ün aç›klamas›na göre, Türkiye Hava Sahas› ve ‹ncirlik Üssü, 2001-2008 y›llar› aras›nda, Amerika taraf›ndan, Afganistan ba¤lant›l› 13 bin 500, Irak ba¤lant›l› 84 binden fazla uçufl için kullan›ld›. Afganistan ve Irak'a indirilen kargonun yüzde 50’si, ABD askerlerine lojistik destek veren kargonun yüzde 70'i ‹ncirlik Üssü'nden tafl›n›yor.
8
6 Eylül 2009 / Say›: 12
To p r a k l a r › m › z › Amerikan askerlerine peflkes çeken vatan hainlerinden iflbirlikçi iktidarlardan hesap soral›m. Hep birlikte anti-emperyalist mücadele bayra¤›n› yükseltelim ‹spanyol Havaalanlar› ve Havac›l›k Merkezi’nin raporunda, CIA’n›n s on 5 y › l d a , ‹ncirlik’ten ABD’nin iflkence merkezlerine 24 sefer yapt›¤› belirtiliyor. “fiu anda Amerika'n›n Irak'a giden askeri kargo uçaklar›n›n yüzde 50'si ‹ncirlik'ten geçiyor. Her gün 6 - 8 u ç a k ‹ n c i r l i k ' t e n h a v a l a n › y o r. Bugün 1500'ü asker olmak üzere 4 b i n 5 0 0 A m e r i k a l › ü s t e g ö r ev ya p › y o r.... ‹flte Amerikanc› AKP iktidar›, bugün itiraf ettikleri gibi ‹ncirlik’i Amerika’ya böyle kulland›rmaktad›r. Amerika, özellikle Irak’›n iflgali sürecinde ‹ncirlik’i sorgusuz sualsiz ve s›n›rs›z kulland›. Amerika’n›n savafl›na karfl›ym›fl gibi görünen AKP iktidar›, ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da, Lübnan’da, Filistin’de iflledi¤i bütün suçlara ortak oldu.
100 Bin Yankee’ye karfl› Anadolu’nun sesi olal›m: Defol Amerika! ‹ncirlik, yukar›da anlat›lan rollerinin ötesinde ayn› zamanda Amerika’n›n en önemli “nükleer silah” depolar›ndan ve nükleer sald›r› merkezlerinden biridir. " Av r u p a ' d a k i A m e r i k a n N ü k leer S i l a h l a r › " adl› rapora göre, ‹ncirlik Üssü’nde, 50’si A m e r i k a n , 40’› T ü r k i y e u ç a k l a r › n a k o n u fl land›r›lm›fl nükleer bombalar bulunmaktad›r. Ayr›ca varl›¤› reddedilen 90 nükleer bafll›k daha oldu¤u belirtilmektedir. Gerçekte ‹ncirlik’in tamamen Türkiye yönetiminin denetiminde oldu¤u söylenemez. Amerika say›-
s›z aç›k veya örtülü operasyonda, iflgallerde oldu¤u kadar k o n t r g e r i l l a o p e r a s y o n l a r › n d a da ‹ncirlik’i çeflitli biçimlerde kullanm›flt›r. Elbette bunlar›n büyük ço¤unlu¤unda oligarfliden ne izin almak ve ne de bilgi vermek lüzumunu duymufllard›r.... ‹ncirlik Üssü, T ü r k i y e ’ n i n Amerika’ya ba¤›ml›l›¤›n›n sem b o l ü d ü r. Kuruldu¤u günden beri bütün iflbirlikçi iktidarlar, bu üssün ABD taraf›ndan istenildi¤i biçimde kullan›lmas›na ses ç›kartmam›fllard›r. ‹ncirlik ve ülkemizdeki bütün üsler, ancak ba¤›ms›zl›¤›m›z› ka z a n m a k l a bu ülkeden sökülüp at›labilirler. Anadolu’nun ba¤r›na saplanm›fl bu harçerleri kald›rmaya ancak h a l k i k t i d a r › n › n g ü c ü y e t e r. To p r a k l a r › m › z › n y ü z b i n i a fl k › n Yanke’nin kanl› postallar›yla çi¤ nenmesine hep birlikte karfl› ç›kal›m !. . . Irak, Afganistan halklar›n›n katillerinin topraklar›m›z› kanl› postallar›yla kirletmelerine sessiz kalamay›z. Topraklar›m›z›n iflbirlikçi AKP iktidar› taraf›ndan yüzbini aflk›n Yanke’ye aç›lmas›na karfl› mücadele her fleyden önce devrimcilerin, demokratlar›n, vatanseverlerin esas görevidir. Sendikalardan odalara, Alevi örgütlenmelerinden yöre derneklerine, her kesimin sorunudur bu. Yankelerin babalar›n›n çiftli¤ine girer gibi ellerini kollar›n› sallayarak ülkemize gelemeyeceklerini göstermeliyiz. Topraklar›m›z› Amerikan askerlerine peflkes çeken vatan hainlerinden, iflbirlikçi iktidarlardan hesap soral›m. Hep birlikte a n t i - e m p e ryalist mücadele bayra¤›n› yüksel telim. ‹ncirlik Üssü, halk›m›z ve Ortado¤u halklar› için ölüm kusan bir savafl merkezidir. ‹ncirlik ve ülkemizdeki bütün üsler derhal kapat›lmal›d›r. Dünya halklar›n›n bafl düflman› Ya n k e e l e r ’e ülkemizde yer yok, DEFOLUN!
Türkiye’nin Afganistan’da ne ifli var? Emperyalistler Emrediyor, ‹flbirlikçi AKP ve Genelkurmay Yerine Getiriyor
TSK, Amerikan iflbirlikçisi bir Afganistan yaratmak için oraya gidiyor ABD’nin ucuz askeri olmayal›m!
Amerika Defol! Bu Va t a n Bizim!
NATO, Türkiye’den Afganistan’a 805 asker daha göndermesini istedi. Kas›m’da gideceklerle birlikte Türkiye’nin Afganistan’daki asker say›s› 1600’e ç›kacak. TBMMden 10 Ekim 2001'de ç›kart›lan tezkereden bu yana Afganistan’a sürekli asker gönderiliyor. TSK'ya ba¤l› birlikler, 8 y›ld›r Afganistan'da e m p e r y a li st ifl ga l i n s ü rd ür ücü sü olarak görev yap›yorlar. Oligarfli, emperyalizmin ç›karlar› için onlar›n hizmetine asker veriyor. D›fliflleri Bakan› Davuto¤lu, yeni gönderilecek askerlerin Afganistan da “muharip asker” olarak görev yapmayaca¤›n› aç›kl›yor. Afganistan’›n “huzuru ve imar› için” TSK, iflbirlikçi Afgan ordusuna e¤itim vermeye devam edecek!.. ABD’nin, NATO’nun Ortado¤u’daki ç›karlar› için kendi halk›n› katleden bir Afgan ordusu yaratt›lar. NATO ve iflbirlikçi Afgan ordusu birlikte Afgan halk›n› katlediyorlar. Afganistan’daki asker say›s› artt›r›l›yor. ABD, Irak’taki askerlerin bir bölümünü daha Afganistan’a kayd›racak. Emperyalistler, Afganistan’› da Irak gibi yeni-sömürge bir ülke haline getirene kadar iflgali devam ettirecekler. NATO ve ABD’nin sad›k müttefi¤i Türkiye’nin askeri birlikleri ye n i k a t li-
a m l a r için Afganistan’a gidiyor. Emperyalizmin Afganistan’da sapland›¤› b a t a k l › k t a n ç›kabilmesi için d a ha çok as ke r e ihtiya c› var. Afgan halk› iflgale karfl› direniyor. NATO sürekli kay›plar veriyor. Göstermelik seçimler de fiyaskoyla sonuçland›. Halk›n büyük bir ço¤unlu¤unun oy kullanmad›¤› Afganistan’da yine Amerika’n›n kuklas› Karzai seçildi. NATO askeri gücünü artt›rarak, Afganistan’› tes lim al m a k istiyor. ‹flte bunun ifadesi olan emperyalist plan›n özeti: “Afganistan'da flu anda 63 bini ABD'li olmak üzere 103 bin yabanc› asker bulunuyor. Ancak bu say›n›n y›l sonuna kadar 110 bin i n üzerine ç›kar›lmas› planlan›yor... NATO, 2012 y›l›na kadar Afgan askerlerinin say›s›n› 88 bin'den 250 bine, polislerin say›s›n› ise 82 binden 160 bine ç›karmay› hedefliyor. ” Emperyalistler art›k sözde bile olsa “halk›n›n dini ba¤nazl›ktan kurtar›lmas›, ülkenin imar›, kad›nlar›n özgürlefltirilmesi...” gibi konular›n sözünü etmiyorlar. Bafllang›çta sanki tekellerin ç›karlar› için de¤il de bunlar için Afganistan’› iflgal etmifller gibi çok söz ediyorlard› bunlardan. Emperyalistler kad›n, çocuk demeden sivil halk›
katletmekten çekinmiyorlar. Bu da, halk›n emperyalizme olan tepkisini gün geçtikçe daha da art›r›yor. Yine de Rasmussen yap›lanlar› yeterli bulmuyor; “Türkiye'nin ISAF bünyesindeki mevcut katk›lar›n› büyük bir takdirle karfl›l›yoruz, ancak müttefik ülkeleri daha ço¤unu yap maya da teflvik ediyoruz.” diyor. Afganistan halk›n› teslim alabilmek, direnifli k›rmak için daha çok katliam yapmal›y›z, bunun için daha çok asker vermelisiniz diyor.
Söz hak k› emp e r yalizmin, ask e r v e rme gö r evi olig a rfli n i n d i r D›fliflleri Bakan› Davuto¤lu, Rasmussen’le yapt›¤› görüflmede “Türkiye NATO yoluyla dahil olaca¤› her türlü operasyonda s ö z h a k k › n a s a hip ol m al› d › r.” diyor. Hay›r, Türkiye’ye düflen tek görev emperyalizmin ucuz as ke r i olmakt›r. NATO, emperyalizmin kurulufludur ve orada emperyalistlerin hükmü geçer. Yeni sömürgelerin rolü, NATO’ya sadece asker vermektir. Emperyalizm nereye asker gönderilmesini istiyorsa oraya asker göndermektir. IM F’de ya da NATO ’ d a b ugüne kad a r h a n gi ko n u d a f i k r i n i zi s o rd u l a r, h a n gi ko n u d a Say›: 12 / 6 Eylül 2009
9
s ö z h a k k › n ›z o l d u d a b u g ü n s ö z h a k k› is t i y o r s u n u z ? Yu gos l a v ya’y› bom b a l a r ken si ze mi sor d ul a r me sel a ? I r a k ’ › , Afga nis t a n ’ › ifl gal ederk e n s o rd ul a r m › ? Türkiye’nin emperyalistler karfl›nda hiçbir söz hakk› yokt u r. Daha dün NATO’ya kafa tutup, Rasmussen’in NATO sekreterli¤ine karfl› ç›kmak isteyen Türkiye’ye göz da¤› verip, dize getirmifllerdi. Bunun karfl›l›¤›nda da sözde ‘NATO Genel Sekreter Yard›mc›lar›ndan birisinin Türk olmas› sözünü vermifllerdi. Ahmet Davuto¤lu, NATO Zirvesinde verilen sözleri hat›rlat›yor, NATO-AB iliflkileri konusunda “Taahhütlerin yerine getirilmesini bekledi¤ini” söylüyor. Emperyalistler verdikleri sözü tutmuyorlar ama karfl›l›¤›nda asker istiyorlar. Türkiye de¤il söz hakk›na sahip olmak, verilen sözün yerine getirilmemesinin hesab›n› bile soram›yor. ‹kinci bir tav›r almaya cüret edemiyor. Emperyalistler kendi sözlerini tut-
mad›klar› gibi, K u zey Afr i ka ve O r t a do¤u ile ilgili planlar›nda Türkiye’nin daha et k i n rol oynamas›n› -yani daha çok asker göndermesini, dünya halklar›n› katletmek ve yeni iflgaller için daha çok görev almas›n›- istiyorlar. Ba ¤›m l› l›k ilifl kile r i böyle yürüyor. Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olmas› hiçbir fleyi de¤ifltirmiyor.
Af ganis tan’›n iflgal edil me si, halk lar a k a rfl› d ü fl m a n l›k t › r ‹flgale ortak olmak, düflmanl›¤a ortak olmakt›r. ‹flgale ortak olmak, Afgan halk›n›n iflgale karfl› hakl› direniflinin karfl›s›nda olmakt›r. Afganistan’da yaflanan bütün katliamlarda, akan kanda Türkiye oligarflisinin de sorumlulu¤u vard›r. ‹flgal Amerikan tekellerinin ç›kar› içindir. ‹flbirlikçi Türkiye oligarflisi, baflka ülkelerin iflgali ve baflka halklar›n›n katledilmesi için kendi askerini emp e rya liz m i n m a fla s› olarak kullan-
10
6 Eylül 2009 / Say›: 12
NATO, askeri ve teknolojik üstünlü¤üne karfl› Afgan halk›n› teslim alam›yor. Afganistan’da sapland›¤› batakl›ktan ç›kam›yor. Halk›n direnifline engel olam›yor. Emperyalizmin iflgallerle, katliamlarla nas›l bir “demokrasi” getirdi¤i Afganistan’da da görülmüfltür. Türkiye oligarflisi, Afgan halk›n›n dostu de¤il düflman›, emperyalistlerin suçlar›n›n orta¤›d›r. TSK, Ame r i kan iflb i r lik çi s i b i r Af g a nis t a n y a r a tm a k için oraya gidiyor. Türkiye, ABD’nin Ortado¤u’daki jandarmas› olmaktan ve Afganistan’daki katliam ortakl›¤›ndan vazgeçmelidir.
zi kabul etmedi. Siz yine de, onunla ayn› masaya oturdunuz. AKP’lilerin bütün efelenmeleri riyakarcad›r. Önce kafa tutar gibi yaparlar ard›ndan da hemen çark ederler. Erdo¤anlar’›n, Güller’in iflbirlikçi kimlikleri, “müslüman” kimliklerinden önce gelir. Onlar için emperyalistlerin ç›karlar›, müslüman halk›n afla¤›lanmas›ndan, hakarete u¤ramas›ndan daha önceliklidir. AKP gibi iflbirlikçi “‹slamc›lar”, emperyalistlerin müslüman halklar› teslim almak için kulland›klar› birer kukla olmaktan öteye geçemezler. Rasmussen, “Türkiye’de ald›¤›m güçlü destekten d o l a y › m i n n e t t a r › m” diyor. Elbette minnet duyar! Bir “‹slam düflman›”, sözde “‹slamc›” bir parti taraf›ndan iftar yeme¤inde bafltac› edildi, akland›. Minnet duymay›p da ne yapacak! Üstelik de kendisine bu kadar flov imkan› verilmiflken. Bay Rasmussen’in iftar salonuna girifli, tam da ezan›n okunmas›na denk getirililiyor... Lakin küçük bir gecikme oluyor, Rasmussen 3 dakika geç geliyor. Ne önemi var emperyalist efendiyi memnun etmek için Allah da bekleyebilir, kul da... Nitekim bekletiyorlar. Ezan, Bay Rasmussen için 3 dakika geç okutuluyor. Emperyalist efendiyi memnun etmek için, namaz›n vaktini bile de¤ifltiren istismarc›lak, neler yapmaz ki ...
‹ftar Harikulade, Ucuz Asker Daha Harikulade... Rasmussen AKP’nin iftar yeme¤ine kat›ld›. Yemekten sonra “ h a r i k u l a d e b i r olay” diyerek memnuniyetini dile getiriyor. "Hazreti Muhammed'i beline bombalar sar›lm›fl bir terörist olarak" gösteren karikatürleri "düflünce özgürlü¤ü!" ad›na savunan, müslümanlar›n inançlar›na sayg› göstermeyen bir adamla ramazanda ayn› sofraya oturup iftar yeme¤i yedi AKP’liler. ‹flte Tayyipler’in, Güller’in, Davuto¤lu gibilerinin “islam’›n de¤erlerini savunmas›” konusunda tutarl›l›klar› da buraya kadar… Adam ukala bir emperyalist, sizin en kutsal sayd›¤›n›z fleylere hakareti normal gören, müslümanlara karfl› k›flk›rtma siyaseti izleyen biri… Hadi tav›r alsayd›n›z ya!... Biz böyle bir ‹slam düflman›n› ülkemizde misafir etmeyiz deseydiniz ya!... Ama diyemezsiniz... ‹ fl b i r l i k çili¤iniz buna izin vermez. Özür dilemesini istediniz, dilemedi. Hiçbir talebini-
d›rmaktad›r. Afganistan’da sürdürülen savafltan Türkiye halklar›n›n hiçbir ç›kar› yoktur.
‹flbirlikçi A KP, topraklar›m›z› e mperyalistlere peflkefl çekmeye devam ediyor ABD’nin Füze Kalkan› Projesi ‹çin Adaylardan Biri Türkiye “Polonya'da yay›mlanan Wyborcza gazetesinin ard›ndan Amerikan New York Times gazetesi de ABD'nin Avrupa'ya kurmay› düflündü¤ü füze kalkan sistemi için Türkiye'nin ad›n›n geçti¤ini yazd›. Gazete yeni plan kapsam›nda … Türkiye ya da Balkanlar'a roket at›fl rampas› ve radarlar yerlefltirilebilece¤ini belirtti.” (Sabah, 30 A¤ustos 2009) ABD bölgesel stratejik ç›karlar› gere¤i ülkemizde yeni üsler kurmaya haz›rlan›yor. 1954’de kurulan ‹ncirlik Üssünden sonra üsler Anadolu’nun dört bir yan›na yay›ld›. Emperyalizmle ba¤›ml›l›k iliflkisinin sonucunda ülkemiz emperyalizmin askeri üsleriyle donat›ld›. Bir ülkenin baflka bir ülkeye kendi topraklar›nda askeri üs vermesi, ba¤›ml›l›k iliflkisinin en pekiflmifl halidir. Bir kere bu üsler aç›ld› m›, bir daha kapanmas› da mümkün de¤ildir. ‹ncirlik Üssünün süresi sürekli olarak uzat›ld›. Amerikan askerlerine Irak iflgali s›ras›nda her türlü lojistik oradan sa¤land›. Irak halk› ‹ncirlik üssünden kalkan uçaklarla bombaland›. Bu üslerin Türkiye’nin siyasi ya da askeri ç›karlar›yla hiçbir ilgisi yoktur. Tamam›yla NATO’nun ABD’nin ç›karlar›na hizmet etmektedir. Üsler, ABD’nin ç›karlar›na ters düflen ülkeler için birer t e h d i t u n s u r u d u r. “Stratejik müttefik” Türkiye denilmesinin önemi de
burada yatmaktad›r. Türkiye, ABD’nin Ortado¤u’daki stratejik ç›karlar›n› korumak için topraklar›n› Amerikan emperyalizmine peflkefl çekmektedir. ABD, Ortado¤u, Asya, Afrika üzerindeki askeri etki gücünü art›rmak için yeni üslere ihtiyaç duymaktad›r. Bu amaç do¤rultusunda en iyi kullanabilece¤i ülke de Türkiye’dir. ABD nerede bir ülkeyi iflbirlikçilefltirmifl ard›ndan hemen orada bir üs açm›flt›r. Dünyan›n dört bir yan›na yay›lm›fl Amerikan üsleri, Amerikan ordusunun nefes borular›d›r. ABD üsler sayesinde hem askeri, lojistik ihtiyaçlar›n› kendi ülkesine gitmeden karfl›layabilmekte, hem de üsler bulunduklar› yerler itibar›yla baflka ülkeler üzerinde bir tehdit oluflturmaktad›r. Üsler, üslere yerlefltirilen radarlar, füze rampalar› dünya haklar›n› katletmek için inflaa ediliyorlar. Amerikan radarlar›n›n, füzelerinin topraklar›m›zda ifli yoktur. Bunlar›n “ k o r u n m a y l a ” da ilgisi yoktur. Hepsi halklara karfl› tehdittir, gözda¤›d›r, sald›r›d›r. Yeni üsler, yeni füzeler, katliamlar demektir. Yeni üslerin aç›lmas›na izin vermeyelim. Üslerin kapat›lmas›n›n yolu ba¤›ms›z bir ülke olmaktan geçiyor. Üslere karfl› mücadele etmek, emperyalizme karfl› mücadele etmektir. Mücadelemizle ba¤›ms›zl›¤›m›z› kazan›p, ülkemizdeki bütün üsleri kapatt›ral›m.
Kolombiya’daki 7 Amerikan Üssü Latin Amerika Halklar›n› Tehdit Ediyor On y›llard›r Latin Amerika halklar›n› tehdit eden, iflgaller gerçeklefltiren, faflist darbeler örgütleyen Amerikan emperyalistleri yeni sald›r› planlar› yapmaktad›r. Kolombiya’da kurduklar› 7 üs ile bölge halklar›n› tehdit eden Amerikan emperyalizmi, ilerici, anti-emperyalist ülkelere de gözda¤› vermektedir. Kolombiya faflist iflbirlikçi iktidar›ndan 7 üs için kolayca “izin” alan ABD, bu üslere yerleflme gerekçesi olarak, “uyuflturucu kaçakç›l›¤› ile mücadele”yi sayd›. Oysa ABD dünyadaki en büyük uyuflturucu üreticisi ve tüketicisi-
dir. Uyuflturucuyla mücadele gerekçisi, bir perdedir sadece. Zira ABD as›l olarak Kolombiya’daki devrimci mücadeleyi geriletmek, devrimci mücadeleye darbeler vurmak için oradad›r. Yine yeni aç›lan 7 üs ile birlikte faflist, gerici iktidarlara güven vermekte, iflbirlikçilerinin iktidarlar›n› ayakta tutmak istemektedir. Küba devriminin önderi Fidel Castro bu konuda flunlar› söylemektedir; “ABD’nin bu askeri üslerle amaçlad›¤› Latin Amerika ülkelerine birkaç saat içerisinde eriflebilmektir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda
Brezilya Ordusu kurmay heyeti Kolombiya’daki askeri üslerin aç›lmas›na çok üzülmüfltür. Palanquero üssü Brezilya s›n›r›na çok yak›nd›r. Bu üslerin yan›s›ra Malvinas Adalar› (Falkland Adalar›), Paraguay, Peru, Honduras, Aruba, Çuraçao’daki üsler sayesinde ABD, Latin Amerika’n›n her yerine an›nda müdahale edebilecek kapasiteye gelmektedir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda bölgede görevli Güney Saha Komutanl›¤› elindeki geliflmifl uçak gemisi ve son teknoloji ürünü silahlar sayesinde istedi¤i yere birkaç saat içerisinde müdahale edebilecek kabiliyettedir.” (Prensa Latina) Amerikan emperyalistlerinin halklar› tehdit eden politikalar›nda bir de¤ifliklik yoktur.
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
11
Adli T › p K a d rosunda Onkolog Yok A m a K a n s e r l i H a s t a l a r H a k k › n d a Ö l ü m H ü k m ü Ve r i y o r l a r ! ADL‹ T I P TA B ‹ L ‹ M YOK, HUKUK YOK, ADALET YOK! - Ö n c e O n k o l o g ( K an ser uz ma n ›) o lm a da n kanser hastas› Güler Z e r e iç in “h apis han e’ d e infaz ›na devam edebil ir” dediler. - Adli T›p ‹htisas K u r u l u n a G eç i c i o l a r a k onkolg getirdiler, bu kez de “eksik evrak var” gerekçesiyle tahliye e t m e d i l e r G ü l e r Z e r e ’ y i . .. - Z e r e i çi n sa n i y e l er önemliyken, onlar onun ö lü mü n ü za m an a yaymaya, direnifli zay›f latmaya çal›fl›yorlar. -Yan›l›yorlar! Güler Zere’ye Özgürlük demeye devam edece¤iz. Adli T›p Kurumu, 27 A¤ustos 2009’da yapt›¤› Genel Kurul toplant›s›nda onkoloji raporlar› olmad›¤› gerekçesiyle Güler Zere ile ilgili karar› erteledi. Toplant›ya ‹stanbul Üniversitesi'nden iki onkologun ça¤r›lmas› Adli T›p Kurumu’nun daha önce verdi¤i raporlar› onkolog olmadan verdi¤ini göstermektedir. Güler Zere hakk›nda ölüm karar› veren 3. ‹htisas Kurulu raporunu bilimsel de¤erlendirmeler yaparak vermedi. Ya da günler süren gözlemler sonucu da böyle bir rapor haz›rlamad›lar. Tersine, Çukurova’n›n dayan›lmaz s›ca¤›nda, geçirdi¤i ameliyatlara ra¤men Güler Zere, 14 saatlik bir yolculuktan sonra getirildi¤i Adli T›p’ta “göz ucuyla” bak›l›p, 3-5 dakikal›k bir “muayene”den geçirilmiflti. Karfl›lar›nda a¤›r kanser hastas› olan bir tutsak vard›. Nitekim, d›flarda tedavisine devam edilmesi
12
6 Eylül 2009 / Say›: 12
için verilmifl raporlar vard›. Ancak bunlar›n hiçbirinin önemi yoktu. Kararlar› daha bafl›ndan belliydi. Karfl›lar›nda devrimci bir tutsak de¤ilde, bir halk düflman›, bir sap›k ya da halk› doland›ran bir para babas› olsayd› kuflkusuz onlar›n gerçekten hasta olmas›na bile gerek yoktu. Nitekim halk düflmanlar›na böyle onlarca düzmece raporlar verip, onlar› tahliye edip d›flar› gönderdiler. Verdikleri sahte raporlar öyesine aleniydi ki bunu saklama gere¤i bile duymad›lar. Halka karfl› yürütülen kontrgerilla operasyonlar›n› yönetenlerden halk düflman› ‹brahim fiahin’in “belle¤ini kaybetti¤ine” hükmettiler. Bu rapor ile ‹brahim fiahin hapishaneye girmekten kurtuldu. “Belle¤ini yitirdi¤i” söylenen ‹brahim fiahin ise o dönem halk düflmanl›¤›na devam ediyor, Anadolu’nun dört bir yan›n› dolaflarak, etraf›na katilleri, çapulcular› topluyor, yeni katilamlar için haz›rl›k yap›yorlard›. Yine Adli T›p Kurumu 14 yafl›ndaki bir k›z çocu¤una cinsel istismarda bulunan Vakit gazetesinin yazar› sap›k Hüseyin Üzmez’i kurtarmak için her yola baflvuruyordu. En önemlisi Adli T›p Kurumu iflkenceci ve katil polislerin de hamisiydi. ‹flkence ve katliam davalar›nda hep iflkenceci ve katilleri aklayan bir rol oynad›. ‹flte Adli T›p Kurumu bu halk düflmanlar›n›n, tüm sap›klar›n kurtar›c›s›yd›. Öte yandan ölümcül hastal›klar› olan tutsaklar ya Adli T›p’a gönderilmiyor, gönderilse de bu düflmanl›kla karfl›laflarak haklar›nda dakikalar içinde ölüm kararlar› veriliyordu. Güler Zere nezdinde devrimci, yurtsever tutsaklara karfl› düflmanl›klar› öylesine a盤a ç›kt› ki bunu herkes gördü, izledi.
Güler Zere a¤›r kanser hastas›yd›. Kanser hastal›¤› son evreye gelmifl ve yaflam›n› ciddi ciddi tehdit etmekteydi. Bu durumda Adli T›p’a ç›kt›¤›nda bir doktorlar kurulu taraf›ndan muayene edilmesi gerekirdi. Bu kural ve ifllerlik dünyan›n her yerinde böyledir. Dal›nda uzman olan, uzmanl›k dallar› farkl› olan bir doktorlar kurulu Güler Zere’yi muayene etmek zorundad›r. B›rakal›m muayene etmeyi, kanser hastas› olmas›na ra¤men kurulda bir onkolog yoktu o gün. Yani Güler Zere’yi bir onkolog olmadan oluflturulan formalite bir kurul ile ka¤›t üstünde muayene edip “hapishanede ölebilir” raporu verdiler. Adli T›p Kurumu, devrimcilere düflmanl›kta öylesine pervas›zd›r ki, kendi varl›k nedenini bile ortadan kald›rmak pahas›na onkolog olmadan karar aç›klam›flt›r. Do¤al ki, Nazi kafalar› flöyle çal›flt›; “Ne gerek var flimdi bir onkolog bulup zaman kaybetmeye. Onkolog’ta kat›lsa karar›m›z ayn›d›r. ” Onun içindir ki, Nur Birgen’lerin aceleleri vard›. Güler Zere’yi bir an önce ölüme mahkum etmek için, doktorlar kurulunu bile tamamlamad›lar. Güler Zere’yi bir onkolog kontrol etmeden, karar verdiler. Kuflkusuz bunu yapanlar bir bilim adam› de¤il, Nazi kafas›na sahip “öönce devletim” diyen bilim ve halk düflmanlar›d›r. “Önce doktorum” diyemiyen, giydi¤i beyaz önlü¤e ihanet eden, a¤›r bir kanser hastas›n›n hastal›¤›n› yok sayarak, onu ölüme mahkum edenler olsa olsa günümüzün Nazi
Güler’i ‹stiyoruz!
art›klar› Mengeneler olurlar. Güler Zere ile ilgili olarak, bilime göre karar vermediklerini söylemifltik. Ama en az›ndan görünümü kurtarmak için o raporlarda bir onkologun imzas›n›n, katk›s›n›n oldu¤u düflünülebilirdi... Fakat o da yok! Nur Birgenler buna bile ihtiyaç duymad›lar. Çünkü onlar›n Gülerler’e düflmanl›klar› köklüdür. Bir kere karfl›lar›nda merhamet dileyen, teslim olmufl bir tutsak de¤il, boyun e¤meyen bir devrimci tutsak vard›. Dün onkolog olmadan “Öls ün” d i ye nl e r, b u g ü n z a m a n a y a y a r a k “ ö l d ü r m e y e ” ç a l › fl › y o r l a r. Dün Onkoloji uzman› yokken “hapishanede infaz›n›n devam›na” karar verdi Adil T›p Kurumu. Güler Zere bir hapishanenin kör bir tecrit hücresinde a¤r›lar içinde, haftalarca yatalak bir biçimde yaflam›n› sürdürebilir ve ölebilirdi. Güler Zere’ye reva görülen “son” buydu! Bir hapishane hücresinde tek bafl›na bir kanser hastas›n›n son günlerinin nas›l olaca¤›n›n pek önemi yoktu onlar için. Zira daha önce katlettikleri onlarca tutsaktan biri olacakt› Güler Zere. Daha önce yine kanser hastas› olan bir adli tutuklunun efli ve 2 çocu¤unun “hhiç de¤ilse son g ü nl e ri ni yan›m›zda geçirsin” talebini bile reddetmiflti sa¤›r kulaklar. Son anlar›n› efli ve 2 çocu¤u yan›nda de¤il, kör bir tecrit hücresinde, tek bafl›na geçiren kanser hastas› tutsak burada a¤r›lar ve ac›lar içinde katledilmiflti. ‹nsana, insana dair ne varsa hepsine düflmand› bunlar. Nazi kafalar› ile a¤›r hastal›klar yaflayan tutsaklar›n son günlerini bile cehenneme çevirmek için adeta birbirleriyle yar›fl›yorlard›. fiimdi ise onkoloji uzman› yok diyerek Güler hakk›ndaki karar› ertelediler. Adli T › p k u r u m u k a r a r › e r t e l e y e re k s e s s i z i m h a n › n d e v a m › n a k a r a r verdi. Zira Güler Zere’nin yaflam› için her dakikan›n öneminin oldu¤u bir durumda karar vermeyip, “eksikler
var” deyip, erteleme karar› vermek niyetlerini de göstermifltir. Dün, hiçbir kurala uymadan alenen ölüm karar› verirken, bugün ifli a¤›rdan alarak Güler’in ölüme bir ad›m daha yaklaflmas›na neden olmaktad›rlar. Adli T›p Kurumu’ndaki herkes Güler Zere’nin zamana karfl› mücadele etti¤ini bilmektedir. Güler’in “mahkum hücresinde” geçirdi¤i her gün yaflam›n› biraz daha k›saltmakta, iyileflme flans›n› yok etmektedir. Her geçen gün de¤il art›k, her geçen saat de de¤il, art›k Güler Zere için dakikalar›n, saniyelerin önemi var. Bu gerçek biline biline aylar sonra ç›k›p, “eksik evrak var” demek, Güler Zere’nin ölümünü zamana yaymakt›r. “Eksik evrak var” deyip, karar› belirsiz bir tarihe b›rakmak, “Güler Zere ölsün!” demektir. “Eksik evrak var” deyip, karar› keyiflerinin istedi¤i bir zamanda vermek demek, hastane hücresinde ac›lar içinde günlerini geçiren ve durumu a¤›rlaflan Güler Zere’nin ölümünü aç›ktan istemektir. Adli T›p, halen bu düflmanl›kla ve küçük hesaplarla hareket etmektedir. Bir yanda Güler Zere’nin art›k geri dönülmez bir noktaya gelmesine neden olmakta, di¤er yanda sa-
‹st. Adli T›p hiplenmeyi engelleyeceklerini düflünmektedirler. Yanl›fl hesap yapt›klar› ortada. Zira ne yaparlarsa yaps›nlar, hangi takti¤e baflvururlarsa vursunlar, Güleri zulmün elinde b›rakmayaca¤›z. Mücadele daha da büyüyerek sürecektir. En az›ndan bunu Adli T›p önündeki özgürlük nöbetinden de görebilirler. 27 A¤ustos 2009’da karar vermek için topland›klar›nda tüm gün boyunca “Güler Zere’ye Özgürlük” sloganlar› onlar›n toplant› salonundan bile duyuluyordu. fiunu hiç unutmas›nlar, Anadolu’nun dört bir yan›nda “Güler Zere’ye Özgürlük” sloganlar›n› daha çok duyacaklar. Güler Zere’yi zulmün elinden çekip alma kararl›l›¤›m›z her zamankinden daha fazlad›r bugün.
Adli T›p’›n erteleme karar›na cevap; Bir Kez Daha Taksim’deyiz ! TAYAD’l› Aileler, Adli T›p Kurumu’nun erteleme karar› ile ilgili olarak 27 A¤ustos 2009’da aç›klama yapt›lar. “Adli T›p Kurumu bir karar aç›klamayarak Güler Zere’yi ölüme terk etmek istiyor” bafll›kl› aç›klamada; “Kanser hastas› Güler Zere her gün ölüme biraz daha yaklafl›rken Adli T›p Kurumu'nun insan yaflam›na verdi¤i de¤er bir kez daha tüm ç›plakl›¤›yla gözler önüne serildi. Onkolog olmadan haz›rlanan raporlar belli ki Adli T › p ' › n , i k t i -
Adalet ‹stiyoruz!
dar›n "Sessiz ‹mha" politikas›na ortak oldu¤unu göstermekted i r.” denildi. Aç›klama Güler Zere’yi zulmün elinden çekip almak için, her hafta Taksim’de yap›lan yürüyüfle ça¤r› ile bitti. Adli T›p, karar› belirsiz bir zamana yayarak, Güler Zere’yi bir “mahkum hücresi”n de katletmeye çal›fl›yor. Güler Zere’yi zulmün elinden alma mücadelesini sürdürmeye devam edece¤iz.
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
13
Balcal›’da Oturma Eylemi, Adli T›p Önünde ‘Özgürlük Nöbeti’ Devam Ediyor
Onlar Abdi ‹pekçi Direnifli’nin Ö¤rencileridir TAYAD’l› Aileler, Çukurova Üniversitesi Balcal› Hastanesi önünde oturma eylemine bafllarken, “flu kadar günlük oturma eylemi yapaca¤›z” diye bir süre belirlememifllerdi. Fakat net olan bir süreleri de vard›. Bu sürenin zaman ölçüsü günler, haftalar, aylar... de¤ildi. “Güler tahliye edilene kadar burada oturaca¤›z” dediler. Oturma eyleminin zaman ölçüsü ÖZGÜRLÜK oldu. Oturma eyleminin ilk günlerinde polis sald›rarak eylemi da¤›tma girifliminde bulundu. Fakat TAYAD’l›lar› sald›r›larla y›ld›raca¤›n› sananlar çok geçmeden anlad›lar sonuç alamayacaklar›n›. Onlar, polis coplar›na, linç giriflimleri ve her türlü sald›r›lara karfl› koyan, kar-k›fl, ya¤mur, so¤uk-s›cak demeden tam 1230 gün Ankara Abdi ‹pekçi Park’›nda, o “el”in alt›nda direnenlerin ö¤rencileriydi. Balcal› Hastanesi önünde de polis sald›r›s›ndan iki saat sonra yeni pankartlar›n› as›p, oturma eylemine devam ettiler. Balcal› Hastanesi önünde, 10 Temmuz’da bafllayan TAYAD’l›lar›n oturma eylemi bu hafta içinde ikinci ay›n› dolduruyor. *** ‹stanbul Adli T›p Kurumu önünde 10 A¤ustos’ta bafllat›lan Özgürlük Nöbeti ise ikinci ay›na girecek. ‹stanbul Adli T›p Kurumu’nun 27 A¤ustos’taki karar›na bak›l›rsa AKP, oyal›yor. Zamana yayarak Gülerler’in sesinin k›s›laca¤›n› hesap ediyor. Fakat yan›l›yor. Onlara tekrar Abdi ‹pekçi Park›’ndaki direnifli hat›rlatmak isteriz. AKP iktidar›, Adli T›p Kurumu hangi hesaplar içinde olursa olsun, flunu bilmeliler ki, Güler’i zulmün eline terk etmeyece¤iz. Güler’i onlar›n elinden çekip alaca¤›z. Güler’i alana kadar Balcal› Hastanesi’nin
14
6 Eylül 2009 / Say›: 12
önünden kalkmayaca¤›z. Adli T›p Kurumu önünde Özgürlük Nöbeti tutmaya devam edece¤iz. Ta ki, Güler özgür olana kadar. Oyalayarak, zamana yayarak Güler’in unutulaca¤›n› sananlar, yan›ld›klar›n› görecekler. Sessizce imha etmek istedi¤iniz Gülerler’in sesini ülkenin her yerinden hayk›raca¤›z. Gülerler’in sesi her yerde yank›lanacak. Zulmünüzü duymayan kalmayacak. Balcal› Hastanesi önünde de, ‹stanbul Adli T›p Kurumu önünde de direniflimiz sürüyor. Güler’i anlat›yoruz, AKP’nin zulmünü anlat›yoruz herkese.
Özgürlük Nöbeti Günlü¤ü’nden 28 A ¤ u s t o s 2 0 0 9 , Ö z g ü r l ü k Nöbetinde 19. Gün Adli T›p Kurumu’nun Güler Zere hakk›nda, karar›n ertelenmesinden bir gün sonras›... Zulmün, adaletsizli¤in hüküm sürdü¤ü düzende Güler, adaletin, ahlak›n, onurun, hakl›l›¤›n, do¤rulu¤un, sembolü oldu. ‹nsanl›¤›n vicdan› oldu Güler. Hepimiz öfkeliyiz. Karar›n verilmemesi üzerine oturma eylemimize devam ediyoruz. Yan›m›za u¤rayanlar sonucun ne oldu¤unu merak ediyorlar. Karar›n ertelendi¤ini ve gün boyu yaflanan geliflmeleri anlatt›¤›m›zda lanetler ya¤d›r›yorlar. Bir halk›n flerrinden korkmak laz›m. Bu halk nefret ediyor adaletsiz b›rakanlardan, vicdans›zlar d a n... Saat 19.30... Üç kiflilik bir aile geldi, oturma eylemimize destek oldu. Ne zamand›r buradan gelip geçtiklerini, hep u¤ramak istediklerini ve bugün bizi görünce yan›m›za
3,5 y›l... 41 ay... 176 hafta... 1230 gün... A b d i ‹pekçi’de böyle yaz›ld› tarih... D i ren e nl er, yeni Abdi ‹pekçiler d e y a r a t › r elbet! gelmeye karar verdiklerini söylediler. Karar›n ne oldu¤unu, Güler’in ne durumda oldu¤unu sordular. Saat 21.00... Çevremizdeki konfeksiyonda çal›flanlar gelerek karar›n ne oldu¤unu sordular. Karar›n verilmeyerek ac› çektirmeye devam ettiklerini anlatt›k. Saat 22.00... Anka Kültür Merkezi’nden bir aile Avc›lar’dan ziyaretimize gelerek bizimle gece yar›s›na kadar nöbet tuttular. Saat 04.00... Üç arkadafl gelerek bizimle beraber gece bir buçuk saat oturdular. Karar›n aç›klanmas› saatinde gelemediklerini, çok merak ettiklerini söylediler. Sonucu ö¤renince çok öfkelendiler. Saat 05.30... ‹ki abla geldi yan›m›za. Güler için verilen karar›n sonucunu çok merak etmifller. Durumu anlat›nca çok üzüldüler ve Adli T›p’a sitem ettiler. Israr›m›z› ve ar k ada fl› m › za sa hip ç › k›fl ›m › z › t a kdir e t t i k l e r i n i v e b i z e d e s t e k ol a c a kl a -
Güler’i ‹stiyoruz!
r›n› söyleyerek gittiler. Saat 06.00... Gün boyu k›sa ya da uzun aral›klarla u¤rayanlar, karfl› duvardaki kocaman “Güler Zere’yi Öldürtmeyece¤iz” yaz›s›n› dikkatle okuyanlar, sonucu merakla sordular. Çok ilgi vard› bugün. Hemen hepsi bunun için u¤rad› yan›m›za. Saat 10.45... E¤itim-Sen’li bir ö¤retmen karar›n ne oldu¤unu sordu ve Taksim’deki eyleme gidece¤ini söyledi. Saat 11.30... Cenaze sahipleri tekrar geldiler. “Güler ölmesin” diye bir imza metni ka¤›d›n› imzalar›yla doldurdular. Ac›lar›n paylafl›ld›kça azald›¤›n›, birbirimizi ac›lar›m›zdan tan›d›¤›m›z› söyleyen halk›m›z ne de do¤ru söylemifl... Bir arkadafl›m›z, “ac›l›d›rlar, yanl›fl anlayabilirler” diye imza metnini oradakilere götürmeyince, cenaze sahiplerinden birisi, “ac› çe ken ac›y› bilir” diyerek ka¤›d› kendisi al›p bizzat imza toplayanlardan birisi haline geldi ve otuz kiflinin imzas›n› ald›. Yoldan arabas›yla geçen bir vatandafl o binlerden birisi. Yan›m›za gelip “bugün burada herhangi bir eylem olacak m›?” diye sordu. Taksim’de eylemin devam edece¤ini söyleyince oraya gidece¤ini söyleyip ayr›ld›. Bugünkü ziyaretçilerimiz aras›nda 1996 Ölüm Orucu flehidi Yemliha Kaya’n›n akrabas›, karfl›-
m›zdaki iflyerinde çal›flan iflçiler, Ba¤c›lar’da ayakkab› imalat›nda çal›flanlar vard›. ***
Balcal› Önü Günlüklerinden 28 A¤ustos 2009 Merhaba Güler, Senin için çok üzgünüz. Bir an önce serbest b›rak›lman› ve özgürlü¤e kavuflman› istiyoruz. MAHMUT 28 A¤ustos 2009 60 yafllarda bir teyze 35 yafllar›nda o¤luyla birlikte yan›m›za gelerek bilgi istedi.Durumu anlat›nca o¤lu stand›m›zda duran dergiyi al›p sayfalar›n› çevirip bir yandan'da annesine tercüme ediyor. “14y›ld›r hapismifl, hem kanser hem hapis hem de piflman de¤ilmifl. Bir de bayan! Helal olsun. Siz onu tan›yor musunuz?”, “Hay›r ama kafam›z da, yüre¤imiz de bir.” “Size de helal olsun hem birde bu piflman olsa yapt›¤›ndan kimse sevmez dimi onu.” “Onu, o yapan piflman olmamas› zaten” dedik. “ Bir gün bir fleyler olacak deyip dergiyi okumaya devam ettiler 1 Eylül 2009 Sa¤›r ve dilsiz 5 kifli geldi. Yaz›flarak sohbet ettik. Desteklediklerini anlatt›lar. Sa¤›r olan Çetin bizim tam anlayamad›¤›m›z bir yaz›yla duygular›n› paylaflt› ve Güler'e desteklerini ifade ettiler.
BALCALI ÖNÜNDE Z‹YARET Mazlum-Der, Adana Yazarlar Birli¤i, ‹nsani Yard›mlaflma Vakf› ve Bar›fl Radyo'dan dört kiflilik heyet 2 A¤ustos’ta Adana'daki oturma eylemine destek için ziyarette bulundu. Heyet ad›na bi aç›klama okuyan Mazlum-Der Adana Temsilcisi Ali Aygün “Yaflam hakk› kutsald›r, ihlalini k›n›yor, Güler Zere’ye Özgürlük diliyoruz...Bizler buradan TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu’na, Adalet Bakanl›¤›’na, Cumhurbaflkanl›¤›’na ve tüm duyarl› kurum ve kurulufllar›na bu durumu seyretmemeleri gerekti¤ini hat›rlat›yor ve bir an önce yaflam hakk› ihlali olan bu duruma el koymaya ve çözmeye davet ediyoruz” denilerek bunun insan olman›n gere¤i oldu¤u vurguland›. Yar›m saate yak›n süren ziyarette kurum olarak Güler Zere ile ilgili ellerinden geleni yapacaklar›n› ifade ederek Güler Zere’nin bir an önce tahliye olmas›n› temenni ettiler.
Adalet ‹stiyoruz!
Güler Zere’nin Sa¤l›k Durumundan Son Bilgiler Güler halen radyoterapi tedavisi görüyor. Vücudunda bunun yara t t › ¤ › y › p r a n m a g ö rü l ü y o r. Yan›na en son gidenlerde n b iri olan avukat›n›n izlenimlerini a fl a ¤ › d a a k t a r › y o r uz:
Güler Zere ile dakikalar› say›l› görüflmemizde; göze ilk çarpan art›k gelen misafirlerini ayakta karfl›layam›yor oluflu idi. O her zaman ziyaretçisini ayakta karfl›lamaya ve yolculamaya çal›fl›rd›. Radyoterapi dedikleri tedavi canl› hücrelere de öylesine düflmand› ki, haftalar süren tedavi onu güçsüz düflürmüfltü. Konuflmaya çal›flt›. Konuflamad›.. Bir gayret daha... Onu susturmak zorunda kald›m. A¤›z içi, yaralar ile kaplanm›fl ve yaralar›n bir k›sm› dudaklar›na taflm›fl durumda. Bu yan›k-yara durumu onda yutkunma zorlu¤u ve ifltahs›zl›k yap›yor. Günde dört tane almas› gerekli olan mamalar› art›k alam›yor. Doktorlar› onu serumla damardan beslemeye çal›fl›yorlar. Görme duyusu zay›flam›fl ve gözlerinden okunuyor yorgunlu¤u art›k. Doktorlar›ndan radyoterapinin yan etkileri oldu¤unu ve bunlar›n zamanla iyileflebilece¤ini ö¤reniyoruz... Ona d›flar›y› anlat›yorum. Adli T›p önünde sabah akflam bekleyenleri. Çocuklar› kucaklar›nda onlar› ziyarete gelenleri.. Taksim Meydan›’nda o ve onun gibi hasta tutsaklar için sloganlar›n› hayk›ran binleri anlat›yorum. Gülümsüyor... Bu gülümseyifle nas›l vekalet edeyim flimdi. “Sizi seviyorum” diyor ayr›l›rken. Son gücünü de bu sese harcad›.. Bu söz, duydu¤u ›zd›raba ra¤men ç›kan, ne de¤erlidir bilir misin Güler.... ‹ki gün sonra bitecekmifl radyoterapisi... Doktorlar› rapor yazacaklar Adli T›p’a gönderilmek üzere... Adli T›p, matematik bir hesap yapacak sonra. Genel Kurul masa ve sandalye demek de¤il ise nas›l, insan da kalp, ci¤er, böbrek de¤il. Adli T›p Genel Kurulu bu gerçe¤i anlayacak m› görece¤iz?
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
15
mayanlar› niye takip etsin? Burada flunu asla unutmamal›y›z, devrimciler de faaliyetlerini yürütürken daima kitlelerin seviyelerini göz önüne al›rlar. Onlardan fazla kopmamaya, onlar›n bir ad›m önünde yürümeye önem verirler. Kitlelerin anlayaca¤›, benimseyece¤i bir uslupla sorunlar› dile getirirler. Burada belirleyici fark fludur, devrimciler bunu kitlelere kendilerini daha iyi anlatmak ve onlar› devrimcilefltirmek için yaparlar. Kendilerini kitlelerin seviyesine indirgemek için de¤il. Bu tarz, ekonomik-akademik demokratik mücadele vermek-
Öğrendiklerimiz En s›k düflülen iki hata, sa¤ ve sol anlay›flt›r. SA⁄ ANLAYIfi; örgütlemek ad›na kitle kuyrukçulu¤u yapmay› savunur. Tutars›zd›rlar. ‹cazet aray›fl› içindedirler. Pasifizmlerine, uzlaflmac›l›klar›na bahane olarak hep K‹TLELER KALDIRAMAZ, K‹TLELERDEN KOPARIZ mazeretlerini uydururlar. Kitlelerden kopmamak mazereti ile kitleleri, kendili¤inden sahip oldu¤u geri bilinç seviyesine çekmeye çal›fl›rlar. Kitlelerin mücadelesini ekonomik-akademik demokratik mücadele ile s›n›rlarlar. Kitlelerin kendili¤inden bilincine adeta taparlar. Kitlelerin kendili¤inden bilinci düzen s›n›rlar›n› aflamayaca¤›na göre, devrimci mücadeleyi düzen s›n›rlar› içine hapsetmeye çal›fl›rlar. Kitleleri devrimcilefltirmek de¤il, devrimi kitlelerin bilinç seviyesine indirgemek isterler. Oysa devrimcileflmenin olmad›¤› yerde kitle mücadelesinden bahsedilemez. Esas olan kitleleri devrimcilefltirmek, onlara devrimci bilinç vermektir. Bu amac›n unutulup, ne pahas›na olursa olsun kitleselleflmenin savunuldu¤u yerde devrimden vaz geçme vard›r. Bunlar savunduklar› gibi hiçbir zaman kitleleri sürükleyememifllerdir. Kitlelerde de kendine lay›k›yla önderlik edecek yap›lara yönelme e¤ilimi daima güçlüdür. ‹nsanlar, kendine kendi bildi¤i-gördü¤ü d›fl›nda bir alternatif sun-
uzak oldu¤u soyut siyasi sloganlarla onlar› harekete geçirebileceklerini san›rlar. Kendi dar örgütlülükleriyle ve s›n›rl› güçleriyle her fleyi yapabilecekleri gibi mant›ks›z ve ak›ls›z bir hayalin peflinde koflarlar. Kitlelerin seviyesine uygun bir hedef, program ve söylemden uzakt›rlar. Bu sol anlay›fl›n faflizmin hüküm sürdü¤ü ülkemizde özel olarak ortaya ç›kan biçimi, silahl› mücadelenin her fley olarak kavranmas›d›r. Bunlar silahlar patlad›¤›nda kitlelerin devrim saflar›na akaca¤›n› san›rlar. Onun için klasik kitle çal›flmas›n›n önemini kavrayamazlar. Klasik kitle çal›flmas›yla bütünleflmeyen bir silahl› mücadelenin hiçbir fleyi baflaramayaca¤› gerçe¤inden habersizdirler. Devrimci saflarda az›msanmayacak oranda kiflide, gizli veya aç›k bu tür düflünceler tafl›yanlar vard›r. Bunlar devrimci hareketin tarihini, politikalar›n›, kitle çizgisini bilmemektedirler. Ve bu yanl›fl anlay›fllar›yla kitlelerin kazan›lmas› mücadelesine zarar vermektedirler. Bugün gençlik içinde kitle çal›flmas› yaparken liseli ve üniversiteli gençlik ayr› ayr› ele al›nmal›d›r. Liseli gençli¤e yaklafl›m›m›zla, üniversiteli gençli¤e yaklafl›m›m›z ayn› olamaz. Yine gençli¤in bulundu¤u yurtlar ve dersaneler de ayr› ayr› ele al›nmas› gereken alanlard›r. Çünkü bunlar›n her birinin sorunlar› ayr› ayr›d›r. Liselilere yönelik ajitasyon propagandam›zda, bunlar› dikkate alan, onlar›n seviyesine hitap eden, sorunlar›n› iflleyen, daha basit, daha anlafl›l›r bir biçim uygulamazsak baflar›ya ulaflamay›z. ‹kinci olarak gençlik içinde yer alan çeflitli ak›mlara da ayr› yaklafl›m yöntemleri bulunmal›-
DEV-GENÇL‹ OLMAK ‹DD‹ALI OLMAKTIR BU ÜLKEN‹N TÜM GENÇL‹⁄‹ B‹Z‹M OLMALIDIR
16
6 Eylül 2009 / Say›: 12
ten bile aciz bir tarzd›r. Kitleleri harekete geçirmek, örgütlemek diye bir sorunu adeta yoktur. Tam aksine kitlelerin örgütlülüklerini da¤›t›c›, kitleleri apolitiklefltirici bir tarzd›r. Tek bildikleri aç›klamalar, raporlar, bas›n aç›klamalar› vb. ile " k a m u o y u o l u fl t u r m a k ”t›r. Yaratt›¤› kamuoyunu örgütleme diye bir derdi de hiç yoktur. S O L A N L AY I fi A gelince, bunlar da kitlelerin bilincinin çok ilerisinde slogan ve taleplerle ortaya ç›karlar. Kitlelerin meflruiyet aray›fl›na gereken önemi vermezler. Kitlelerin ancak meflru ve hakl› gördü¤ü fleyler u¤runa mücadele edebilece¤i gerçe¤ini gözard› ederler. Ekonomik-akademik demokratik mücadeleyi küçümserler. Kitlelerin henüz kavramaktan
y›z. Bu ak›mlar faflizmin bilinçli olarak yaratt›klar› veya kendili¤inden do¤mufl olabilir. Bu önemli de¤ildir. Hiçbirini d›fllamadan, onlar› örgütlemeye yönelik program ve politikalar gelifltirilmeliyiz. Bunlar›n içinde yer alanlar asl›nda devrimin içinde yer almas› gereken kiflilerdir. Bu nedenle her fleyden önce bunlara örgütlenebilir gözüyle bakmak gerekir. Sonra ayr› ayr› duyarl›l›klar› oldu¤u düflünülerek, bu duyarl›l›klar›na hitap eden politikalar gelifltirmek gerekir. K›sacas›, gençlikte kitle çal›flmas› yaparken, her fleyden önce tüm gençli¤in örgütlenebilece¤i, gençlik kitlesinin genel olarak devrimin potansiyeli oldu¤u bilinciyle hareket etmeliyiz. Bunun için en baflta gerekli olan fley, kendimizi tüm gençli¤in temsilcisi olarak görmek, tav›r ve davran›fl›m›z›, politikalar›m›z› buna göre belirlemektir. Biz Dev-Gençliyiz. Bu iddian›n tek sahibi biziz! Biz Dev-Gençliyiz, bu iddam›z› gerçeklefltirmek için her bir liseliyi, her bir üniversiteliyi tek tek ikna edebilecek inanca ve enerjiye sahibiz. Biz Dev-Gençliyiz, sahip oldu¤umuz bu inaç ve enerjiyi tarihsel birikimimizden al›yoruz. Biz Dev-Gençliyiz, tarihimiz en büyük gücümüzdür. ‹nsanlar›m›z, bulunduklar› her okulda, her yurtta, her dershanede kendilerini o okulun, yurdun veya dershanenin tamam›n›n temsilcisi olarak görürler ve o misyonla hareket ederlerse, orada yer alan insanlar›n hepsini örgütlenebilir in sanlar olarak görürlerse, er geç onlar› örgütlemeyi baflaracaklard›r. Yeter ki kitlelerin gerçek temsilcileri gibi onlar›n sorunlar›yla yan›p tutuflsunlar, onlara yaklafl›mda hiçbir s›n›r tan›madan yarat›c› olsunlar. Elbette ki bu, herkesi örgütleme çabas› içinde bo¤ulup gitmeyi, kime ne zaman, nas›l yönelece¤imize dair bir program ç›karmamay›, en gerçekçi sonuç alaca¤›m›z kesimlere öncelik tan›mamay› gerektirmez. Aksine böyle somut programlarla hareket etmeli, mevcut gücümüzü en verimli flekilde de¤erlendirmeyi bilmeliyiz.
Yürüyüfl Sergisi Sürüyor... Yürüyüfl dergisinin beflinci y›l› nedeniyle düzenlenen sergi ‹stanbul Kartal ve Ankara da aç›ld›. A n k a r a : Mamak’ta Yürüyüfl dergisi sergileri ilçenin de¤iflik yerlerinde parklara aç›ld›. 3 Eylül günü, Tuzluçay›r Mah. Feyzullah Ç›nar park›na, aç›lan sergi akflam saatlerine kadar aç›k kald›. Serginin aç›lmaya bafllamas›yla parkta oturan, devrimcileri tan›yanlar serginin malzemelerinin yerlefltirilmesine yard›m ettiler. Sergiyle ilgili bildiriler da¤›t›l›p Yürüyüfl dergisinin stand›n›n aç›ld›¤› sergide derginin geçmifli, bugünü ve mücadele çizgisi halka anlat›ld›. 4 Eylül günü ise Natoyolu Tekmezar Park›na Yürüyüfl sergisi aç›ld›. Devrimcileri eskiden beri tan›yan mahalleli sergiden memnun kald›klar›n› söylediler. Ve sergiyi açanlara ne yapaca¤›z, nas›l eskisi gibi olaca¤›z sorular›n› yönelttiler. Yürüyüfl dergisine tekrar nereden ve nas›l ulaflacaklar›n› sordular. ‹stanbul: Kartal Meydan›’nda, Kartal Belediyesi taraf›ndan düzenlenen festival alan›nda aç›lan Yürüyüfl sergisi, Kartal halk› taraf›ndan ilgiyle izleniyor. 23 y›ld›r gerçekleri anlatmaya devam eden devrimci bas›n›n önemli halkalar›ndan biri olan Yürüyüfl dergisinin sergisi, 3 Eylül günü verilen bir dinletiyle aç›ld›.
Ankara Gülsuyu’da 15 gündür Nurettin Sözen Park›’nda devam eden sergi, 25 A¤ustos akflam› yap›lan dinletiyle sona erdi. A d a n a : Üç ayd›r ‹stanbul ve Anadolu’nun birçok ilinde aç›lan Yürüyüfl sergisi Adana’da engellendi. Denizli Mahallesi’nin giriflinde bulunan parkta 28 A¤ustos’ta aç›l›fl haz›rl›klar›n›n yap›ld›¤› sergi yerine gelen polisler ortam› terörize ederek, sergiyi yasad›fl›ym›fl gibi yans›tmaya çal›flt›lar. Buna karfl›n Yürüyüfl okurlar› pek çok ilde bu serginin aç›ld›¤›n›; gerekli ifllemleri yaparak da olsa Adana’da da açacaklar› karfl›l›¤›n› vererek parktan ayr›ld›lar.
Yürüyüfl Dergisi S a t a r k e n Tu t u k l a n a n l a r Tahliye Edildi 8 A¤ustos ‹zmir Aktepe’de Yürüyüfl dergisi sat›fl› yapar-ken ‹smail Hakverdi, Ferit Mutlu, Gökhan S›rmac› ve Ça¤r› Çevik polisler taraf›ndan biber gaz› kullan›larak gözalt›-na al›nm›fl mahkemeye ç›kar-t›larak tutuklanm›fllard›. Ge-rekçe olarak “polise mukave-met, karakol önünde icrai reza-let” gösterilmiflti. K›r›klar 2 Nolu F tipi hapishanede tutulan dört kifli 31 A¤ustos günü tah-liye edildiler.
Sesimiz her yerde... Dergimiz okurlar› her hafta sürdürdükleri tan›t›m ve sat›fllar› bu hafta da sürdürdüler. Hatay’da, Bursa’da, Antalya’da yap›lan dergi sat›fllar›nda yüzlerce dergi halka ulaflt›r›ld›.
Bursa Say›: 12 / 6 Eylül 2009
17
Gençli¤in Kaleminden Eylül’le birlikte ilkö¤retim, lise ve üniversitelerin kay›t dönemleri bafllad›. Ülkemizde kay›t dönemi demek yeni okul, heyecan, yeni fleyler ö¤renme iste¤i de¤il, para, çekilen çileler, uzayan s›ralard›r. Ne zaman rahat bir flekilde yap›ld› ki kay›tlar. Uzun bekleyifller, asla tamamlanamayan evrak eksiklikleri, kavga gürültü, hiç eksik olmad› ki okullarda. Ve elbette, kay›t paralar›. Her sene Milli E¤itim Bakan›’n›n yapt›¤› aç›klamalara ra¤men ›srarla al›nan paralar... Bir kay›t klasi¤i yani? ‹lkö¤retim ve liselere bafllayacak ö¤rencilerde ayr› bir heyecan olur. Yeni bir okul, büyümenin iyice hissedilmesi, belki de daha küçükler için okuma yazma ö¤renme merak› vard›r. Ama velilerde a¤›r basan para yetifltirme, k›s›tl› bütçeyle çocu¤unu eksiksiz okula gönderme iste¤i ve s›k›nt›s›d›r. ‹flte bu s›k›nt›lar› atlatt›ktan, okul masraflar› bittikten sonra s›ra kay›tlara gelir dayan›r. Kay›tlarda karfl›lar›na “adrese dayal› kay›t” diye bir sistem ç›kar. Bu sistem; ancak ikamet etti¤iniz mahalledeki okula gitmenizi zorunlu k›lar. Bunda ne var diyeceksiniz. Böylelikle yol ve servis masraf›ndan da kurtulunur. Fakat bunu yapmakta ki amaç ne kadar “masum” gibi gözükse de bu ö¤rencileri ve velileri tek okula mahkûm etmekte ve bu da okul müdürlerini pervas›zlaflt›rmaktad›r. Mesela kendi mahallesi d›fl›nda bir bölgedeki okula yerlefltirmek isteyen velilere zorluk ç›kart›l›yor. Baz›lar› hiç kay›t yapt›ram›yor, baz›lar› ise okulun belli ‘ihtiyaçlar›n›’ karfl›lamak kofluluyla kay›t yapt›rabiliyor. Her f›rsatta e¤itimin paras›zl›¤›na vurgu yapan iktidar kay›t paralar›n›n bu kadar rahat al›nmas› karfl›s›nda kay›ts›z kal›yor, sadece dönem bafllarken bir uyar› yapmakla
18
6 Nisan 2008 / Say›: 146
Kay›t paras› adaletsizlik, hukuksuzluktur - Gençlik Federasyonu yetinen Bakanl›k, kay›t dönemi boyunca aç›klama yapm›yor sadece ihbar(!) bekliyor. Oysa y›llard›r yaflanan olaylar›n çok da farkl›s› yaflanm›yor ve velilerin ihbarlar› da de¤erlendirilmiyor Bakanl›k taraf›ndan. De¤erlendirilse de okullar minareyi çald›klar› gibi k›l›f›n› uyduruyorlar; ya okul aile birlikleri müdürden habersiz topluyor o paralar› ya da k⤛t, fotokopi paras› olarak geçiyor. ‹flleminiz ne olursa olsun o paralar› mutlaka ödüyorsunuz. Yani e¤itimin paras›z oldu¤una hiç tan›k olmad›k fakat, her kay›t dönemi velilerin biraz daha paras›zlaflt›¤› çok aç›k. ‹lkokul ve ortaokullarda durum buyken üniversitelerde durum daha da vahim boyutlara ulafl›yor. Harçlardan bahsetmek dahi abes zaten, haftalard›r harçlara yap›lan zamlar konufluluyor. Protestolar yap›l›yor, zamlar geri al›ns›n talebi dile getiriliyor. Ama gözünü para bürümüfl YÖK ve iktidar, a¤›zlar›n›n suyunu silmekten ve paralar› nerelerde harcayacaklar›n› düflünmekten ö¤rencilerin taleplerine de, yaflad›klar› sorunlara da gözlerini s›k› s›k› kapatm›fl durumdalar. % 500’lerden % 8’e çekilen zamlar ve bu durumu sanki bir lütufmufl gibi gösterme zihniyeti, kay›t dönemlerinde kendini daha çok hissettiriyor. Adeta ölümü gösterip s›tmaya raz› ediyorlar. A¤ustos bafl›n-
da, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan›’n›n ve YÖK’ün nüfus cüzdan› ve sab›ka kayd› istenmeyece¤ini aç›klamas›na ra¤men ö¤rencilere ›srarla bu belgelerin getirilmesi zorunlu tutuluyor. Büyük bir heves ve umutlarla gelinen üniversite kap›s›nda ö¤renciler bürokrasiye bo¤uluyor ve hevesleri kursaklar›nda b›rak›l›yor! K a y › t masraflar›n›n üstüne harçlar, onlar›n üstüne kalacak yer masraflar›, üstüne ulafl›m harcamalar› derken, gençlerin bir y›l boyunca ter dökerek kazand›klar› üniversiteler, s›rf masraflar›n› karfl›layacak imkanlar› olmad›¤› için ellerinden kay›p gidiyor. S›rf paralar› olmad›¤› için gençler hayallerinden vazgeçmek zorunda kal›yorlar. Okuma kampanyalar› düzenleyen, üniversitede kontenjanlar aç›p yeni üniversiteler kurarak göz boyayan hükümet, kay›t paralar› ve harçlarla verdi¤inin 5-10 mislini al›yor. Yani e¤itim kap›s›n› sonuna kadar aç›k gibi gösteren hükümet o kap›dan tam girerken ö¤rencilerin yüzüne çarp›yor o kap›y›. Kay›t masraflar› hukuksuzlu¤un ve adaletsizli¤in en aleni biçimlerinden biridir. E¤er bu ülkenin anayasas›nda “e¤itim ücretsizdir” ibaresi varsa bu ülkenin okullar›nda al›nan karne veya kay›t paras› olarak geçen para ki bu düpedüz rüflvettir al›namaz. Al›n›yorsa ve bu engellenmiyorsa bu olaylar münferit de¤ildir. Aksine bir devlet politikas›d›r ve her dönem bafl› yap›lan “para almay›n” ça¤r›lar› yaland›r. Yalan de¤il diyorlarsa bu ülkenin hiçbir okulunda kay›t paras› iflkencesi hiçbir ö¤renciye yaflat›lmam›fl olmal›, bunu kan›tlamal›d›rlar.
AKP tutuklu say›s›n› art›r›yor hapishaneleri ço¤alt›yor ‹ktidar bir yanda hapishaneleri t›ka basa doldururken, di¤er yanda ise tecrit ile tutsaklar› ezmeye, sindirmeye çal›fl›yor. Hapishanelerden kesintisiz bir flekilde tabutlar›n ç›kt›¤› bir ülkedir buras›. Halen de ülkemizde yaklafl›k 700 bin kifli hakk›nda “yakalama emri” var. Bunlar›n tutuklanmas› halinde ise bu kadar tutuklunun ve hükümlünün kalaca¤› yer için yeni hapishaneler yapmak zorunda kalacaklard›r. Ama daha önemlisi, arananlar ve tutuklu hükümlülerle birlikte, yaklafl›k 1 M ‹ LYON K‹fi‹Y‹ SUÇLU ilan etmifl bir düzen var karfl›m›zda. K›sacas›, sistem çürüdükçe tutuklu say›s› art›yor, art›r›l›yor ve yeni hapishane ihtiyac› ortaya ç›k›yor. AKP ise sorunun sadece hapishane yapmak k›sm› ile ilgilidir. Adalet Bakan› Sadullah Ergin “ y e ni c e z a e v le rin i biti rme k üz e re yi z , en k› sa s ür e de aç ma ya ç al › fl› yoruz” müjdesini veriyor.. Türkiye’de flu an 503 hapishane bulunmaktad›r. Her ile 6 hapishane düflmektedir. Adalet Bakan› ise halen hapishane müjdesi vermekle meflguldür.
Hapishanelerin ‘kapasitesi’ 75 bin! Mevcut tutuklu hükümlü say›s› 113 bin! Halen de ülkemizde yaklafl›k 700 bin kifli hakk›nda ‘yakalama emri’ var. AKP iktidar›n›n kuflkusuz baflar›l› oldu¤u(!), övünebilece¤i iflleri de var. Bunlar›n en bafl›nda izledikleri politikalarla hapishaneleri t›kabasa doldurmalar› geliyor. Okul, fabrika açarak de¤il ama açt›¤› ve a¤z›na kadar doldurdu¤u hapishaneler ile övünebilir AKP. “ H a p i s h a n e k a m p ü s l e r i ” kurmak da AKP’nin övünece¤i eserleri(!) aras›ndad›r. Bir iktidar düflünün ki halk iflsizlikten k›r›l›rken, açl›k ülkede kol gezerken hapishane yapmakla övünüyor olsun. 2002’de yani AKP iktidar›n›n hemen öncesinde 59 bin olan tutuklu ve hükümlü say›s›, AKP’nin 7 y›ll›k iktidar› döneminde hep artt›. Bu geliflmenin de¤il, yoksullaflman›n ve yozlaflman›n bir ifadesiydi. 2003 y›l›nda 64 bin, 2004 y›l›nda 70 bin oldu say›. Son 4 y›l içinde tutuklu ve hükümlü say›s›n› 2 k a t › n a ç›kard› AKP iktidar›. 2007 y›l›nda Türkiye’deki 458 hapishanenin mevcut kapasitesi 78 bin 318 kifliydi. 2007 y›l›nda hapishanelerde ise 90 bin tutuklu ve hükümlü bulunmaktayd›. 2009 y›l›nda tutuklu hükümlü say›s› 113 bin 500 kifliye ulaflt›. Oysa hapishanelerdeki mevcut yatak kapasitesi 75 bindir. Ve bu durumda 40 bin “kapasite fazlas›” vard›r. Demek oluyor ki, 40 bin tutuklu ve hükümlünün “yatacak yata¤›” yok. 1 kifliye 1 yatak düflmüyor. Tutuklu ve hükümlüler nöbetlefle yat›yorlar. Hapishanede “nöbetlefle” bir yaflam sürdürüyorlar. Aziz Nesin mizah›na konu olacak hikayeler yaflan›yor hapishanelerde.
“ Ta fl a t a n ç o c u k l a r ” › n müjdesi de ayn›: Yeni hapishane! “Adalet Bakan› Sadullah Ergin, Diyarbak›r merkezinde 300 kiflilik çocuk ve gençlik cezaevi inflaat›na bafllanaca¤›n›, 2014 y›l›nda da tamamlanaca¤›n› bildirdi.” (Milliyet, 31 A¤ustos 2009) Yine ayn› konuflmas›nda bakan Diyarbak›r’da herbirinin kapasitesi biner kiflilik olan 2 h a p i s h a n e d a h a yap›laca¤›n› söyledi. “Tafl atan çocuklar” için yap›lacak hapishane iyi bir fleymifl gibi
bas›n bu haberi “Tafl atan çocuklara müjde” diye verdi. Bu ülkede egemen s›n›flar›n çocuklar›m›za verdi¤i müjde yeni hapishanelerdir. Tecrit ve ölüm hücreleridir. Gözalt›na al›n›rken bafllayan iflkencenin hapishanelerde süreklilefltirilmesidir. 12 yafl›ndaki çocuklar›n kurflunland›¤›, okul yüzü görmeyen binlerce çocu¤un hiçbir gelece¤inin olmad›¤› bir ülkede yafl›yoruz. “Çocuklara hapishane müjdesi” veren bir iktidar olarak geçecek ülkemiz tarihine AKP. Burjuvalar›n, tüccarlar›n, a¤alar›n, k›sacas›, zenginlerin çocuklar›na her tür olana¤› sa¤layan, özel okullarda okutan, yokluk çektirmeyen AKP iktidar› halk›n çocuklar›na yeni hapishaneler reva görüyorlar. Y›llard›r halka kan kusturanlar, bu kez özel yasalar ç›kararak, çocuklar›m›z› özel mahkemelerde yarg›lama yolunu açt›lar. Halk› kurflunlayan, halk› düflman olarak gören polise karfl› o küçücük yürekleri ile karfl› koyan, bir tafl atan çocuklar yafllar› kadar hapiste kalacaklar. T›pk› ‹srail iflgalcilerinin Filistinli çocuklara yapt›klar› gibi AKP iktidar› da yoksul halk›n çocuklar›na kurflunu, zindan›, yafl› kadar tecrit alt›nda tutsakl›¤› reva görüyor. Onun içindir ki, bu ülkenin Adalet Bakan› hiç utanmadan, hiç s›k›lmadan “müjde” veriyor!.. Hat›rlanaca¤› gibi, daha geçen hafta da Diyarbak›r Hapishanesi’nin kapat›lmas›ndan, okul yap›lmas›ndan sözediyorlard›! Yalan, riya, istismar; ama hepsinin ötesinde faflizm! Hapishanelerin reva görüldü¤ü o küçücük yürekler yar›nki kavgan›n en önünde olacaklard›r. Unutmas›nlar ki, “rüzgar ekenler, f›rt›na biçe ceklerdir.” Say›: 12 / 6 Eylül 2009
19
Te c r i t ’ t e n M e k t u p l a r Tecrit’te Herfley Yasak, Her fiey Sak›ncal›, Her fiey Keyfi - U y d u r m a g e rekçe le rle e l konulan tutsak mektuplar›... - Mahkeme karar›n› uygulamay›p, “yasa biziz” diyenler... - Ve r i l m e y e n k i t a p l a r - Bir tutsa¤›n sa¤l›k bilgile r i n i n b i l e “ d e v l e t g ö re v l il e r in i h e d e f g ö s t e r m e k ” g e r e kç e s i yl e sak›ncal› bulunmas›... - Kelepçesi aç›lmayan, tedavisi engellenen tutsaklar...
Ümit ‹lter ’ i n M e k t u b u n d a n ; ‘Güler Zere'ye Özgürlük’ iç e ri ¤ i n d en d o la y › ‘sak›ncal›’ “... Nurettin'e gönderdi¤in bir mektubun ile bana gönderdi¤in iki mektubun “sak›ncal›” bulundu¤u için elimize geçmedi. Neden bahsetmifl olabilirsin birebir bilemeyiz ama sürece bak›p tahmin edebiliriz. Muhtemel ki, "Güler Zere'ye özgürlük" talebi ve mücadelesiyle ilgili mektubun. Dolay›s›yla "Güler Zere'ye Özgürlük" içeri¤inden dolay› "sak›ncal›" bulunmufl olabilir. Ya da "Day› Biziz" içeriklidir mektubun ve o zaman kesin "sak›ncal›" bulunmufltur. Bu arada, Nurettin'in Day›'m›zla ilgili bir desen çal›flmas› ile Ramadan arkadafl›m›z›n bir fliiri de "sak›ncal›" bulundu. KÖRO⁄LU Dergimiz eline geçti¤inde görece¤in eksiklik iflte bunlard›r. Ayr›ca Sevgili Didem Akman'›n bize gönderdi¤i el yap›m› bir kart bile "sak›ncal›" bulundu. Ne olabilir o kartta? San›r›m Day›m›za dairdir. Elbette bunlara itiraz ettik, edece¤iz. Diyelim ki, hasbelkader itiraz›m›z kabul edildi ve mahkeme "sak›ncal›" karar›n› kald›rd›. Olmas› gereken "sak›ncal›" karar› kald›r›lan mektubun bize ve-
20
6 Eylül 2009 / Say›: 12
rilmesi de¤il mi? Ama Bolu A ¤ › r C e z a M a h k e mesi'nin 2009/839 say›l› karar›na konu olan bu kapsamdaki mektubumuz niye verilmiyor o z a m a n ? S a n › r › m b u n u n cevab› fludur: " B i z “ s a k› n c a l › "d e d i y se k s a k › nc a l › d› r. Mahkeme bizim sak›ncal› karar›m›z› kald›rsa bile o mektup verilm e z " . fiimdi bu örne¤e özel bir yorum yok. Çünkü ne denli "sak›ncal›" bulunursa bulunsun biz "Güler'e Özgürlük" ve "Day› Biziz" demeye devam ediyoruz her an.” (Bolu F Tipi Hapishanesi, 19 A¤ustos 2009)
Ali Osman Köse’nin Mektubundan; ‘Tutsaklara A¤›r Sa¤l›k Sorunlar› Ya fl a t a n l a r Suçlar›n› Biliyor...’ “Buralardan bahsedeyim de¤il mi? TAYAD'l› Mehmet (Güvel)'den mektup gelmiflti. Sa¤l›¤›mla ilgili bilgiler edinmek için 20'den fazla soru sormufl. Sorulardan kimileri, mevcut rahats›zl›klar›m›n hangi koflullarda olufltu¤una iliflkindi. (Yani gözalt›larda, hapishanelerde yaflad›klar›m›n etkilerini de yazm›flt›m). 16 A¤ustos'ta gönderdim. Ama Disiplin Kurulu "sak›ncal›" bulmufl. (18 A¤ustos 2009 Tarih ve 2009/426 No'lu Karar) Gerekçeleri de flöyle; söz konusu taahhütlü mektupta d e v l e t g ö r ev l i l i l e r i n i h e d e f g ö s t e r en ifadeler b u l u n d u ¤ u , a y r › c a ö r gütsel haberleflmenin yap›ld›¤› tespit edilmifltir. " ‹flte gerekçe bu... Sa¤l›k sorunlar›na devam edelim... Göz rahats›zl›¤› nedeni ile revire-hastahaneye gidip gelen arkadafllar›m›zdan biri de Murat Topçu.
Murat uzun süredir gidip-geliyor. Ama bir türlü muayene olamad›. Durumu ciddi de. 20 A¤ustos'ta hastaneye (Devlet) gitti¤inde doktora derdini anlatm›fl. O arada Jandarmada kelepçesini açm›fl. Ve doktor gözüne bir ilaç sürüp, "Yar›m saat sonra muayene edece¤im" demifl. Ama yar›m saat sonra "doktor yok" demifller. Ve hapishaneye geri getirmifller. 21 A¤ustos'ta tekrar götürmüfller. Yine ayn› doktor varm›fl. Bu sefer kelepçesini açt›rmam›fl. Jandarma da açmam›fl. Gerekçesi “güvenlik zaafiyeti” imifl. Oysa küçücük yerde 5-6 silahl› jandarma varm›fl! Kelepçeyi açmayan jandarma telefonda birisiyle konufluyormufl. “(...) Biz 6 ayd›r b u n l a r l a m ü c a d e l e ediyoruz. (...) Burada bofluna m› psikolojik savafl veriyoruz.”. Gö rüldü¤ü gibi herkes ne yapt›¤›n› biliyor.” ( Edirne F Tipi Hapishanesi, 23 A¤ustos 2009)
Ta n e r K o r k m a z ’ › n Mektubundan; Gerekti¤inde S›k›yönetim Yasaklar› Bile Gerekçe Kand›ra 1 No’lu F Tipi’nde Taner Korkmaz isimli tutsa¤a “Ekonomi Politik-Nikitin” isimli kitap yat›r›l›r. Ancak hapishane idaresi kitab›n 1982 y›l›ndan toplatmas› oldu¤u gerekçesiyle kitab› vermez. Akla hayale s›¤maz bir gerekçedir. Tecrit iflte böyle bir keyfiyettir ayn› zamanda. 27 y›l önceki bir yasa¤› gerekçe yaparak bir kitab› vermiyor hapishane idaresi. Oysa kitap hakk›ndaki toplatma karar› daha sonra kald›r›lm›flt›r. Yine verilmeyen kitap bu yasaktan y›llar sonra bas›lm›flt›r. Ama bunlar›n hiçbirinin önemi yoktur. Kand›ra’da yasakç›l›k öyle bir noktadad›r ki, keyfi gerekçelerle tutsaklara s›k s›k mektup cezalar› verilmektedir. Cezas› olmayan tutsaklar›n mektuplar› ise “sak›ncal›” bulunarak gönderilmemektedir. Taner Korkmaz’›n 32 mektubu bir hafta içinde
Tecrit ‹flte Böyle Bir fieydir Kand›ra 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde kanserden ölen Y›lmaz Keskin’in ölümünü hemen yan›ndaki hücrede yatanlar, günler sonra, d›flar›dan, bas›ndan ö¤rendiler. 10 A¤ustos’ta 2009’da Y›lmaz Keskin’in a¤›r hasta oldu¤undan da haberleri yoktu. 33 ay kald› o hapishanede Y›lmaz Keskin. Günlerce a¤r›lar›ndan dolay› uyuyamad›. Günlük ihtiyaçlar›n› karfl›layamad›. Hastal›¤›n›n kanser oldu¤unu ö¤rendi¤inde, haftalarca hastahaneye götürülmedi¤inde, bunlardan hiç kimsenin haberi yoktu. Yan›bafl›nda tutsaklar vard› ama onlara da ulaflam›yordu. Keskin, adli bir tutukluydu. Örgütsüzdü. Ve tecrit alt›nda örgütsüzlük, K‹MSES‹ZL‹KT‹. Kimsesizdi Keskin. Yan›bafl›ndaki tutsaklar ise Y›lmaz Keskin’in ad›m ad›m ölüme gitti¤inden habersizdi. Hele hastal›¤›n›n iyice ilerledi¤i Temmuz ay›n›n sonunda art›k yürüyemez hale gelmiflti Keskin. Tüm bu yaflad›klar›ndan, ac›lar›ndan, b›rakal›m hapishanedeki tutsaklar› yan›ndaki hücrede kalan tutsaklar›n
Ya n › n › z d a k i h ü c rede ölenin h a b e r i n i , g ü n l e r, h a f t a l a r sonra, d›flar›dan gelen bir mektuptan, ya da gazeted e n ö ¤ re n i r s i n i z !
sak›ncal› bulunarak gönderilmemifltir.
TAYAD’l› fiahin Güzel’i Kaybettik
Keyfi Ya s a k El bist an E t ipi H apis ha nesi’nde tutuklu bulunan Cengizhan Pilaf’›n görüflçüsü olan Malik Özkoca, görüfle gitti¤inde Cengizhan Pilaf ile görüfltürülmedi. Gerekçe, Pilaf’›n a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet hapis cezas›n›n infaz›n›n bafllamas› idi. Cengizhan Pilaf gönderdi¤i faksda, daha önceden ald›¤› müebbet hapis cezas›n›n oldu¤u ve infaz yasas›na göre bu cezas› bitmeden, daha sonra ald›¤› a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet cezas›n›n infaz›na bafllan›lmamas› gerekti¤ini ve görüfl yasa¤›n›n keyfi oldu¤unu belirtti.
haberi bile olmad›. Kocaeli’de yerel bas›nda Y›lmaz Keskin’in ölümü ile ilgili bir kaç sat›rl›k haber ç›kt›. Ancak o gazeteye abone olanlar gazetenin sat›rlar›ndan ö¤renebildiler bu ölümü. ‹flte tecrit böyle bir fleydi... Ayn› hapishanede olunmas›na, yan yana hücrelerde kal›nmas›na ra¤men kimsenin kimseden haberi bile olmuyor, ac›lar›n›, sevinçlerini paylaflam›yordu. Tecrit alt›nda her hücre tek kifli l i k b i r h a p i s h a n e gibidir. O nedenle Y›lmaz Keskin’in aylar süren ölüm yolculu¤undan haberleri olmad› tutsaklar›n. Zaman zaman hapishanelere iliflkin, hasta tutsaklar›n durumuna iliflkin listeler yay›nlan›yor. Örne¤in kanser hastas› olmas›na ra¤men o l is te de Y › l m a z K e s k i n ’ i n a d ›
yoktu. Kanser hastas› oldu¤una dair hiçbir yerde de ad› geç-
medi. O nedenle bilinmelidir ki a¤›r hasta 19-20 tutsa¤›n isminin geçti¤i o listeler eksiktir. Bilinmeyen, ulafl›lamayan ve ancak Y›lmaz Keskin gibi öldü¤ünde gazetelere 1-2 cümlelik haber oldu¤unda ö¤renilebilen a¤›r hasta tutsaklar vard›r. Aç›klanan listelerde 20 kifli varsa, bilin ki, a¤›r hastalar›n say›s› onun en az iki kat›d›r... Eksik bilginin sorumlusu tecrittir. Hapishanelerde tecrit alt›nda yaflanan sa¤l›k sorunlar› ve bunun bir katletme politikas› haline getirilmesi, yüzlerce tutsa¤› hastal›klara mahkum etmifltir. Ve böylece hapishaneler ölümlere aç›k hale getirilmifltir. fiu anda hapishanelerde beton hücrelere gömülü a¤›r hastal›klar yaflayan onlarca Y›lmaz Keskin vard›r. Ve iflte bu nedenle, h a s t a t u t s a k l a r a s a hip ç›kma mücadelesi, tecrite karfl› mücadeleyle B ‹ R L E fi M E K ZORUNDADIR. Aksi halde, eksik bir mücadele olarak kal›r.
TAYAD’l› fiahin Güzel, kanser hastal›¤› sonucunda 29 A¤ustos günü aram›zdan ayr›ld›. TAYAD’l› Aileler, fiahin Güzel’in vefat› dolay›s›yla yapt›klar› aç›klamada flunlar› belirttiler: Y›llard›r TAYAD’l› olan, hapishanelerdeki evlatlar›m›za sahip ç›kma mücadelemizde hep yan›m›zda olan, emekçi, mütevaz› fiahin Amcam›z› kaybettik. 19 Aral›k Operasyonu’ndan önce ve sonra bedeller ödemesine ra¤men hapishane kap›s›n› terk etmeyenlerdendi. Hemen her eylemde tutsaklar›n sesi oldu. Gözalt›na al›nd›, iflkence gördü. Ama hiç y›lmad›. Hep tutsaklar›n sesi olmaya devam etti. Onunla gurur duyuyoruz. An›s›n› mücadelemizde yaflataca¤›z. Hepimizin, tüm halk›m›z›n, tutsaklar›m›z›n bafl› sa¤olsun.
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
21
O kelepçeler y›llard›r var ve bafl savunucusu da sizdiniz!
“Hastanede doktorlar Ergenekon san›¤›y›z diye kelepçelerimizi açt›rmadan muayene ediyorlar. Yan›m›zda gaspç›lar bulunuyor. Onlar›n kelepçesi ç›k›yor, bizimkisi aç›lm›yor. ” (Hürriyet, 28 A¤ustos 2009) Ergenekon san›klar›ndan E m i n G ü r s e s kelepçeli muayeneden flikayetini böyle anlat›yor... Oysa, Gürses’in flimdi karfl› karfl›ya kald›¤› bu uygulama ülkemizde çok eski bir uygulamad›r. Ve bu uygulaman›n dayat›ld›¤› kesimlerin bafl›nda da devrimciler gelir. Devrimciler y›llard›r kelepçeli muayene dayatmas›na karfl› mücadele ediyorlar. Devrimcilere bunlar yap›l›rken, düzen cephesinden tepki
gösterilmiyordu. Ergenekoncular da bu anlay›fl›n temsilcileriydiler. Ama flimdi kendileri de ayn› bask›larla karfl›lafl›nca flikayet ediyorlar!... ‹flte düzen böyle bir zindanc›l›k anlay›fl›na, böyle bir “sa¤l›k” politikas›na sahip. Ya kelepçeli muayene olursunuz ya da tedavi olamazs›n›z! sürünürsünüz, ölürsünüz. Hastal›klar tutsaklar üzerinde bir bask› arac› olarak kullan›l›yor. Ergenekoncular F Tipleri’ni savunuyor hatta F Tipleri’nin reklam›n› yap›p, “5 y›ld›zl› otel” olarak tan›t›yorlard›. Tecritle devrimcilerin teslim al›nmas›na, katledilmesine itirazlar› yoktu. Kendi kazd›klar› kuyuya düfltüler bir bak›ma... Bir gün o F tiplerine düflebileceklerini hiç düflünmediler. Bugün kendileri de tecrit politikalar›n›n ma¤duru(!). fiimdi feveran ediyorlar. 9 y›ld›r devrimcileri tecritle teslim almaya çal›fl›yorlar. Devrimci tutsaklar üzerindeki bask›lar F Tipleri’yle bafllamad› elbette. F Tipleri’nden önce de devrimci tutsaklara kelepçeli muayene dayatmas› vard›. Her türlü bask› uygulan›yordu. Kelepçeli muayene de bunlardan yaln›zca biri. Kelepçeli muayene dayatmas› insanl›k d›fl› bir uygulamad›r. Hiçbir doktorun böyle bir muayene biçimini kabul etmemesi gerekir. Ama bu yayg›n bir uygula-
mad›r. Hasta olan tutsaklar y›llarca bu dayatmay› kabul etmedi¤i için tedavi olamamaktad›r. F Tipleri’nde olan birinin hukuki, insani hiçbir “hakk›” yoktur. Ancak oligarflinin tecrit politikalar›na boyun e¤erse bu “haklar”dan yararlanabilir. E¤mezse oligarflinin yaratt›¤› hastal›klar bir süre sonra tutsaklar› teslim almaya ve yavafl yavafl öldürmeye bafllar. O zaman sessiz imha silah› devreye girer. Kelepçeli muayene dayatmas›, ölüme do¤ru gidilen yolda at›lm›fl ilk ad›md›r. ‹flte hapishanelerin bu sa¤l›k politikas› yüzünden onlarca tutsak ölümün efli¤ine geldi, onlarca tutsak böyle katledildi. Ergenekoncular›n savunduklar› F Tipleri’nin kelepçeleri flimdi kendi kollar›nda. Tecrit böyledir, her fleyi bir dayatma, boyun e¤dirme arac› haline getirirler. Yar›n F Tipleri’nden ç›kt›klar›nda, muhtemeldir ki, yaflad›klar›n›, kelepçeli muayeneleri unutup devrimcilere karfl› tecrit ve imha politikalar›n› savunmaya devam edeceklerdir... O halde Gürses’e ve onun konumundakilere söyleyece¤imiz flu bir çift sözdür: Ya F tiplerini savunarak yanl›fl yapt¤›n›za dair halka özelefltiri verin ya da hiç s›zlanmay›n, flikayet etmeyin!
lananlar Serbest B›rak›ls›n!” yaz›l› pankart aç›ld›. Dernek ad›na aç›klamay› okuyan Utku Aykar, demokratik aç›l›m yalanlar›yla göz boyayan AKP hükümetinin, Amerikan emperyalizminin ç›karlar›na hizmet etmekten baflka bir fley yapmad›¤›n›, bu ülkede emperyalizme karfl› mücadele verenlerin, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi faaliyeti yürütenlerin ise keyfi olarak tutukland›¤›n› söyledi. Utku Aykar, Samsun’da Grup
Yorum konseri öncesi “büyük operasyon” havas› yarat›larak yap›lan bask›nlarda tutuklanan 5 kiflinin, aylar sonra ç›kar›ld›klar› ilk mahkemede yaflad›klar› hukuksuzlu¤u anlatarak, verilen kararla bu keyfili¤in devam etti¤ini belirtti. Aç›klamada Erzurum Hapishanesi’nde olan 6 kifliyle, Samsun’da tutuklanarak flu anda Sincan Hapishanesi’nde tutulan 5 kiflinin derhal serbest b›rak›lmalar› istendi. Eylem adalet talebinin hayk›r›ld›¤› sloganlarla sona erdi.
Bir kez daha hayk›r›yoruz: KONSER DÜZENLEMEK SUÇ DE⁄‹LD‹R! Karadeniz Özgürlükler Derne¤i, Grup Yorum konseri nedeniyle tutuklananlar›n 28 A¤ustos’ta görülen mahkemelerinde tahliye karar›n›n ç›kmamas›n› protesto etti. Samsun’da Süleymaniye Geçidi’nde 31 A¤ustos günü yap›lan bas›n aç›klamas›nda, “Grup Yorum Konseri Düzenledikleri ‹çin Tutuk-
22
6 Eylül 2009 / Say›: 12
‹TO Genel Sekreteri Demirdizen AKP’nin sa¤l›kta yeni düzenlemelerinin anlam›n› özetledi:
‘Yoksullar için sakatl›k ve ölümlerin artmas›’ u Hastaneler gruplar halinde biraraya getirilecek ve iflletmeye dönüfltürülecek u Kâr eden hastaneler kalacak, “para kazanmayanlar” bakanl›¤a devredilecek u Hastaneler bir flirket gibi yönetilecek, arazileri, binalar› sat›labilecek u Sigortal›lar art›k ilaç ücretlerinde daha çok “katk› pay›” ödeyecek! Sa¤l›k alan›nda halk›n haklar›n› gasbeden, halk›n sa¤l›k hizmetlerinden yararlanmas›n› daha da imkans›z hale getiren bir çok düzenleme yap›l›yor pefl pefle. Bunlar›n bir ço¤u ne do¤ru dürüst tart›fl›l›yor, ne halka anlat›l›yor; tersine ço¤unlukla halktan gizli sakl› gerçeklefltiriliyor. Son yap›lan baz› düzenlemelerle ilgili ‹stanbul Tabip Odas› Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen’le görüfltük.
“Kamu Hastaneleri Birlikleri Yasas›” ç›kt›¤›nda neler getirecek? u D e m i r d i z e n : Yasa tasar›s›, kamu hastanelerini iflletmeye dön ü fl t ü r m e k t e d i r. Farkl› büyüklüklerde 10 hastane bir birlik alt›nda toplanmakta ve A-E aras›nda s›n›flanmaktad›r. E s›n›f›nda bulunan, yani zarar eden hastahane Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilmektedir. Kâr eden hastaneler, iflletmede kalmakta ve birlik yönetim kurulu taraf›ndan kârl›l›k esas›na göre yönetilmesi öngörülmektedir. Ç a l › fl a n l a r sözleflmeli olarak istihdam edilmekte, maafllar› da dahil tüm gelirleri döner sermaye g e l i r l e r i n e b a ¤ l a n m a k t a d › r. ‹flletme gelir ve kâr elde edemezse üc-
retler düfler ya da ödenemez.
Hastanelerin birlefltirilmesi, kapat›lmas›, arazilerinin sat›lmas›, ne kadar yayg›n bir uygulama durumunda? u Dem irdizen: Hastane birlefltirmeleri ve kapatmalar›, SSK hastahanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilmesi sonras› uygulanmaktad›r. Örne¤in ‹stanbul'da Heybeliada Gö¤üs Hastal›klar› Hastanesi ve Beykoz Çocuk Gö¤üs Hastal›klar› Hastanesi gel irle ri ve pe rforma nsl a r› d ü fl ü k o l d u ¤ u gerekçeleri ile Süreyyapafla Gö¤üs Hastal›klar› Hastanesi’ne tafl›narak kapat›lm›flt›r. Bu hastanelerin seçilmesi sahip olduklar› arazilerinin rant de¤eri ile ilgili görülmektedir. Kamu hastaneleri taslak yasas › , i ç i n d e t i c a re t o d a s › t e m s i l c i l e r i nin de bulundu¤u 7 kiflilik yöne tim kuruluna birlik üzerine kay›tl› mallar›, binalar› kiralayabilme ve satma yetkisi vermektedir.
‹laç katk› paylar›na sosyal güvenlik kurumunun yapt›¤› katk› düflürüldü, bu uygulama hakk›nda bilgi verir misiniz? u D e m i r d i z e n : 1 Temmuzda yay›nlanan tebli¤ ile al›nan eflde¤er ilaç ve t›bb› malzemeler için, en ucuz ilac›n fiyat›n›n % 20 fazlas›n› ödeyen kurum, bunu % 15 ’ e d üflürdü. Böylece ha s t a l a r › m› z › n c e b i nden % 5 daha fazla para ç›kmaya bafllad›. Ayn› genelge ile kat›l›m paylar› da emekli ve çal›flanlar için s›ras›yla % 10’dan % 15’e, % 20’den % 30'a yükseltilirken uzun süreli ilaç kullan›m› ile ilgili kurallarda yap›lan de¤ifliklikle de örne¤in koleste-
rol düflürücü ilaçlar›n rapor kapsam›na al›nmas› zorlaflt›r›lm›flt›r. Son u ç t a b i r t a ra f ta n h iz m et k ap sam› daralt›lmakta, di¤er t a r a f t a n katk› ve kat›l›m paylar› art›r›lmakta ve hizmete ulafl›m engel l e n m e k t e y a d a p a m u k e l l e r cebe d e n i l m e k t e d i r. ‹flçiler, memurlar, emekliler ve genifl yoksul, iflsiz, toplum kesimi için anlam›; eflitsizli¤in derinleflmesi, yoksullu¤un, hastal›klar›n daha da artmas›, hastal›k tedavi s ü re ç l e r i n i n z o r l a fl m a s › n e d e n i y l e sakatl›k ve ölümlerin artmas› dem e k t i r.
Bütçeden
sosyal güvenlik kurumuna aktar›lacak kaynaklar›n s›n›rland›r›lmas› konusunda nas›l bir haz›rl›k var?
u Demirdizen: IMF reçetelerinin ve görüflmelerinin temel konular›ndan birisi y›llard›r sosyal güvenlik sisteminin verdi¤i iddia edilen “ a ç › k l a r ”d›r. Bütçeden sosyal güvenlik kurumuna yap›lan kaynak aktar›m› azalt›lm›flt›r. Yerel seçim öncesi aç›lan musluklar birer birer k›s›l›rken son 4 ayda sa¤l›k iflletmelerine SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) ödemeler % 40 oran›nda azalt›lm›fl, 45 gün olan ödeme planlar› 90 güne ç›kar›lm›fl ve baz› kurumlara ödemeler kesilmifltir.
AKP’nin sa¤l›k politikas›n› nas›l özetleyebiliriz?
u Demird izen : AKP 7 y›ld›r uygulad›¤› sa¤l›kta dönüflüm program› ile sa¤l›k hizmetlerini önemli ölçüde piyasalaflt›rm›fl, ticarilefltirmifltir. “Sa¤l ›k tüketimi” teflvik edilmifltir. 2003-2009 y›llar› aras›nda sa¤l›k harcamas› yaklafl›k 9 milyar dolar-
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
23
dan 35 milyar dolara ç›kar›lm›fl ve bu yolla ilaç ve t›bbi teknoloji flirketlerine 2009 y›l› rakamlar› ile y›lda yaklafl›k 20 milyar dolar kaynak aktar›lm›flt›r. Yap›lan yasal düzenlemeler bunun içindir. ‹flsizlik fonuna el konulmas›, katk› ve kat›l›m paylar›n›n artt›r›lmas›, ücretlerin düflürülmesi, çal›flma sürelerinin uzat›lmas› ve hizmet kapsam›n›n daralt›larak kapsam d›fl› hizmet paketinin giderek büyümesi vb.
Hak gasplar› karfl›s›nda, tabip odalar›, sa¤l›k emekçileri, sendikalar ne yapmal›? u D e m i r d i z e n : Emekçilerin 1800’lü ve 1900'lü y›llarda elde ettikleri baflta sosyal güvenlik, sa¤l›k hakk› olmak üzere pek çok ekonomik, demokratik ve sosyal haklar› gasb edilmifl, geri al›nm›flt›r. Çözüm bu haklar›n geri al›nmas› ve gelifltirilmesi için tüm emekçilerin yoksullar›n ve iflsizlerin ortak mücadelesinden geçmektedir. Herkese sa¤l›k ve güvenli gele "H cek için birleflik mücadele" cümlesi içinde varolan sosyal, ekonomik, demokratik ve siyasi talepler bir programa dönüfltürülerek mücadele süreklili¤inin gere¤i yerine getirilmelidir.
“Gönderilen hastalar›m›z›n sa¤l›¤›ndan endifleliyiz” Bak›rköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastal›klar› Hastanesi'nde kalan hastalar›n bir k›sm› kendi iradeleri d›fl›nda baflka yerlere gönderildi. Sa¤l›k Emekçileri Sendikas› (SES) Bak›rköy fiubesi sa¤l›k emekçileri, hastalar›n gönderilmesini 20 A¤ustos günü baflhekimlik önünde protesto ettiler. SES ad›na aç›klama yapan Ebru Erbulan; gönderilen hastalar›n ne durumda olduklar›ndan ve sa¤l›klar›ndan endifleli olduklar›n› belirterek “Hastalar›m›z› kâr h›rs›na kurban ettirmeyece¤iz” dedi.
24
6 Eylül 2009 / Say›: 12
Ar t ›k H as ta n e l e r d e O te l l e r G i b i Y› l d › zl › !
Hem yoksul hem hastaysan öl! Diyelim hastas›n›z; öyle her hastaneye gidemezsiniz. En iyi flurada tedavi olurum diye düflünseniz de o ölçüyle hareket edemezsiniz. Art›k hastaneler de oteller gibi y›ld›zlan›p kategorilere ayr›lacak. Belki “hastaneyle otel ayn› fley mi?” diyeceksiniz fakat, AKP iktidar› hastaneleri de oteller gibi alenen birer ticari kurulufl haline getiriyor. Sa¤l›k Bakan› Recep Akda¤, Türkiye genelindeki, tüm özel hastaneleri b e l l i k r i t e r l e re g ö re ince leyip, ote lle rdek i y›ld›z sistemi gibi 1’de n 5’e k a d a r 5 ayr› kategoriye ay›racaklar›n› aç›klad›. Önce özel hastanelerde bafllayacak “ p a r a n k a d a r sa¤l›k hizmeti” anlay›fl›, giderek tüm kamu hastanelerinde de uygulanacak. Recep Akda¤, paras› çok olana her tür lüks hizmetin verildi¤i oteller gibi, y›ld›zl› hastanelerin de fiyatlar›n›n olaca¤›n› belirtip, fiyat tarifesini de aç›kl›yordu. Buna göre; “....5’inci gruptakilerde(yani-5 y›ld›zl› olanlardabn)) tedavi görenlerden yüzde 70, birinci grup hastanelerde tedavi gö r enlerden yüzde 30 katk› pay› al›nacak.” (28 A¤ustos 2009, Sabah) AKP iktidar›n›n sa¤l›k politikas›, sa¤l›k alan›n›n tamamen ticarilefltiril m e s i d i r. Sa¤l›k hizmetleri bir hak olmaktan ç›kar›lm›fl, parayla al›n›p sat›lan, ticarilefltirilen bir alan olmufltur. Tedavide katk› pay›, ilaçta katk› pay› diye diye, bu gidiflle her türlü sa¤l›k hizmeti, tamamen paral› hale gelecek. Sa¤l›k Bakan›’n›n “tasarruf yap›lacak” alanlar içinde “ s a ¤ l › k h a rca m a l a r › n › ” saymas›, mant›klar›n› da ele vermektedir. Düflünün, “55 y›ld›zl›” hastanelerde tüm sa¤l›k hizmetleri eksiksiz verilecek, para kazanmak ad›na hastanelerde t›pk› 5 y›ld›zl› otellerdeki gibi “kral daireleri” bile olacakt›r. Zenginler 5 y›ld›zl› hastanelerde, özel odalarda, özel doktorlar ile tedavi edilecektir. Peki paras› olmayan milyonlarca emekçi, y›ld›zlanacak bu hastanelerde nas›l tedavi olacak? Onlar 5 y›ld›zl›, 4 y›ld›zl› hastahanelerin kap›s›n›n önünden bile geçemeyecektir. P a r a n y o k s a s ü r ü n”dür. Sa¤l›¤›n Bunun ad›, “pp a r a n y o k s a ö l” dür. “P paral› hale getirilmesi, lüks oteller gibi düflünülüp ticarilefltirilmesi binlerce çocu¤un tedavi edilemeden ölmesi demektir. Sa¤l›¤›n paral› olmas› binlerce yafll›n›n ölmesi, sakat kalmas› demektir. Yeni ölümler, yeni sakatl›klar ve sa¤l›ks›z bir toplum demektir. Bütçe aç›k veriyor diye sa¤l›ktan tasarruf yapmak, binlerce insan›n ölümüne imza atmakt›r. Sa¤lam olmayanlar›n ölmesini istemektir; t›pk› Naziler gibi. AKP’nin sa¤l›ktaki bu politikalar›yla fiziken güçsüzleri, hasta ve sakatlar›, çürükleri ölüme mahkum etmesinin, Nazilerin “ z a y› f l a r› a y› kl a m a ” politikas›ndan özünde hiç fark› yoktur. ‹nsana de¤er vermeyen, yoksullar› insan olarak görmeyen bu sistem onlar›n “ifle yaramayacak” olanlar›n›n yaflamas›n› da gereksiz görmektedir. O nedenle milyonlarca insan› sa¤l›k hakk›ndan ve ihtiyac›ndan mahrum b›rakmaktad›r. Milyonlarca insana “umurumuzda bile de¤ilsiniz” diyen AKP iktidar› sa¤l›k alan›nda da yeni zenginler yaratma peflindedir.
Gelenekleriyle
Kazan›mlar›yla
40 Y›ll›k Tarihiyle
4. B ö l ü m 1970’lerin ortalar›nday›z. DevGenç tarihinde dolaflmaya devam ediyoruz. O y›llar› kimimiz hat›rlar, kimimiz yeni ö¤renirken, bu ad›n, Dev-Genç ad›n›n nas›l zorlu bir kavgan›n ürünü oldu¤unu görüyoruz. Bir örgütlenmenin, bir ad›n 40 y›l nas›l yaflayabildi¤ini, isim olarak yaflaman›n da ötesinde, bir örgütlenmenin 40 y›l nas›l kesintisiz olarak örgütsel varl›¤›n› sürdürebildi¤ini görüyoruz bu tarihte. *** Faflizmin sald›r›lar›n›n artt›¤› ve gençli¤in merkezi bir örgütlenmeye daha çok ihtiyaç duydu¤u bu y›llarda oportünizmin, revizyonizmin grupçulu¤u nedeniyle gençlik faflizme karfl› mücadelede böyle bir örgütlenmeden yoksun kald›. Sorun sadece örgütlenme düzeyindeki bu parçalanm›fll›k da de¤ildi. Faflizme karfl› mücadelede de çarp›k anlay›fllar ortaya ç›km›flt›. Buna ra¤men 1976’n›n yaz aylar›nda kurulan ‹YÖD, ‹stanbul gençli¤inin örgütlenmesi ve faflizme karfl› mücadelesinde bir boflluk do¤mas›na izin vermedi. ‹YÖD sayesinde ‹stanbul’daki bütün okullarda i r a d i bir mücadele örgütlendi.
ev-Genç ‹ smini K ullanmaya K orkanlar... El-
D
bette sürece dair tart›flmalar, ayr›flmalar, örgütlenmeler sadece gençlik
alan›nda cereyan etmiyordu. Sürecin daha tam görülüp anlafl›labilmesi aç›s›ndan bu noktada da birkaç not düflelim. Cepheciler kendilerini K u r t u l u fl G r u b u olarak ifade etmeye bafllad›lar bu dönemde. Mahir’in ortaya koydu¤u devrimci stratejinin sa¤ ve sol yorumlar› temelinde yeni gruplaflmalar›n ortaya ç›kmas›yla birlikte ideolojik mücadelenin önemi de artm›flt›. ‹deolojik mücadeleyi güçlü bir biçimde yürütebilmek için en önemli ihtiyaçlardan biri de bir dergiydi. Tüm ülke çap›ndaki Cephe potansiyelini toparlamak, Parti-Cephe çizgisinin ele al›n›fl›ndaki sapmalara karfl› ideolojik mücadeleyi gelifltirmek, Cepheciler aras›nda ideolojik birli¤i sa¤lamak için, Ankara ve ‹stanbul’daki Cephe savunucular›n›n ortak karar›yla 1975 A ra l › k ay›nda Devrimci Gençlik dergisi ç›kar›lmaya baflland›. Bunun ard›ndan da ülke çap›nda geenç l ik örgüt l en mel e rini n merke zilefltirilmesi hedefleniyordu. Devrimci Gençlik dergisinin ç›kmas›, Dev-Gençliler aras›nda coflku ve heyecanla karfl›land›. Hatta, Cepheciler, bir çok yerde bu ismi kullanmaya bafllad›lar. Ama ilginçtir, Ankara’daki pasifist ve tasfiyeci hizip, Dev-Genç isminin kullan›lmas›n› da e r k e n (!) buluyor ve bu ismin kullan›lmas›na karfl› ç›k›yordu. Dev-Genç ismine iflte o tart›flma içinde de Cepheciler’in önderlik etti¤i ‹stanbul gençli¤i sahip ç›km›fl ve 12 Mart öncesinden yarat›lan bu
onurlu, flanl› isim, bu sahiplenmeyle birlikte buradan tüm Türkiye geneline yay›lm›flt›r. Dev-Genç dergisi, Ankara’daki sa¤c› pasifist kafa yap›s›n›n yans›mas› olarak, daha ilk say›s›ndan itibaren anti-faflist mücadele ve Kürt sorunu konular›nda çarp›k bir anlay›fl› savunarak ç›kmaya bafllad›. Bu da ‹stanbul’daki Cephecilerle Ankara’daki “Cepheciler” aras›ndaki ayr›m› derinlefltirdi.
G
ençli¤in M erkezi Ö rD GDF... gütlenmesi
Dev-Gençliler ‹stanbul d›fl›nda, Ankara’da, Erzurum’da da örgütlenip derneklerini kurmufllard›. Keza bunun d›fl›nda da birçok flehirde Dev-Gençliler örgütlenmekteydiler. Merkezi örgütlenme daha büyük ve kaç›n›lmaz bir ihtiyaç haline gelmiflti. ‹flte bu paralelde, ‹stanbul ve Ankara’daki Cephecilerin ortak karar›yla merkezi bir gençlik örgütlenmesi kuruldu. 1976 Kas›m ay›nda AYÖD (Ankara Yüksek Ö¤renim Derne¤i), EY Ö D (ErzurumYüksek Ö¤renim Derne¤i) ve ‹YÖD (‹stanbul Yüksek Ö¤renim Derne¤i) taraf›ndan D e v r i m c i Gençlik Dernekleri Federasyonu (DGDF) kuruldu. Yönetim Kurulu’nu oluflturan 10 kifliden 5’i ‹stanbul’dan, 5’i Ankara’dan seçilmiflti. ‹stanbul’daki Cepheci grubun beklentisi, bu merkezileflmeyle birlikte, hem gençli¤in anti-faflist mücadelesinin güçlendirilmesi, hem ideolojik netli¤in sa¤lanmas›yd›, fakat ne pratikte merkezilik ne de ideolojide netlik sa¤lanamad›. 1976-77 y›llar› anti-faflist mücadelenin en üst düzeye yükseldi¤i y›llar oldu. Bu süreçte A n k a r a ’ d a faflizme karfl› mücadele, s a ¤ b i r a nlay›fl ortaya ç›karken, ‹stanbul DevGenç, yürüttü¤ü militan anti-faflist mücadelesiyle öne ç›kt›.
aflist ‹ flgaller Dev Genç’in Ö ncülü¤ünde K›r›ld›... Demirel, Türkefl ve Erba-
F
kan’n›n oluflturdu¤u Milliyetçi Cephe (MC) hükümetinin kurulmas›yla Say›: 12 / 6 Eylül 2009
25
birlikte devletin bütün kurumlar›nda yukar›dan afla¤›ya faflist bir kadrolaflmaya gidildi. Mahalleler, fabrikalar, okullar faflistler taraf›ndan iflgal edilerek, terör estirildi. Faflistlerin iflsiz, lümpen gençlik baflta olmak üzere gençli¤in çeflitli kesimlerini aldatarak oluflturdu¤u Ülkü Ocaklar›, polisle iflbirli¤i halinde okullarda, yurtlarda sald›r›ya geçti. Her gün birkaç devrimcinin katledildi¤i bir ortamda can güvenli¤inin sa¤lanmas› bütün halk kesimlerinin temel taleplerinden biri haline geldi. Ya faflist terör karfl›s›nda boyun e¤ilecek ya da bu sald›r›lar› durdurmak için mil i t anc a bi r mücadele verilecekti. Bu soruya verilen cevap, sol içinde yeni ayr›flmalar›n da yaflanmas›na neden oldu. Oportünizm “provakasyona gelmifl oluruz” anlay›fl›yla faflizme karfl› militan bir mücadelenin uza¤›nda kald›. 1976-77 döneminde faflistler tüm okullarda sald›rmaya bafllad›lar. Üç okulda pefl pefle 7 devrimci ö ¤ renci katledildi. Bunun üzerine Dev-Genç “ F a fli s t ‹fl g al l er i K › ra l›m” kampanyas› bafllatt›: Cepheciler etkin olduklar› okullar›n faflistler taraf›ndan ele geçirilmesine karfl› mücadele ettiler. Bununla da yetinmeyerek faflist iflgal alt›ndaki okullarda da faflist iflgalleri k›rmak için mücadele verdiler. Dev-Gençliler yeri geldi okullarda ve yurtlarda 1015 kifliyle de olsa faflist iflgalleri k›rmak için cüretli ve zorlu kavgalara girdiler. Her iflgalin k›r›lmas› bafll› bafl›na sab›rl›, kararl›, militan ve cüretli bir çal›flman›n ürünüydü. O okullarda, okul d›fl›nda sab›rla örgütlenme çal›flmas› yap›l›yor, okulun ilerici ö¤renci kitlesine de¤iflik yollarla ulafl›l›yor, ad›m ad›m örgütlenme gelifltirilerek iflgaller de ad›m ad›m k›r›yordu. Yani öyle hemen faflistlere karfl› bir sald›r› yapal›m, okulu kurtaral›m denilerek sürdürülmüyordu bu mücadele; zaten öyle sonuç da al›namazd›. Pek çok okuldaki faflist iflgaller Dev-Genç’in militan mücadelesiyle k›r›ld›. Dev-Genç’in uzun bir süre sürdürdü¤ü “ F a fli s t ‹fl ga l l e ri K › ra -
26
6 Eylül 2009 / Say›: 12
l›m” kampanyas›, faflistlerin iflgalleri yayg›nlaflt›rmas›n›n da önünü kesti. Oportünist, revizyonist gruplar›n genellikle bu mücadelenin uza¤›nda kalmas›na ra¤men, kampanyayla demokratik mevzilerin faflistlere terkedilmesi engellendi. Faflist iflgallere karfl› difle difl kavga verilen bu süreç, ayn› zamanda faflist teröre karfl› mücadele vermeyen oportünizm ve revizyonizmin de kitlelerin gözünde teflhir olmas›n› beraberinde getirdi. Faflist teröre karfl› yürütülen kararl› mücadele sonucunda, faflist iflgal nedeniyle okullar›ndan ayr›l›p memleketlerine giden birçok ö¤renci yeniden okullar›na dönebildi. Dev-Genç faflizme karfl› militan mücadele anlay›fl›yla yeni bir m ü cadele gelene¤inin yarat›lmas›n›n öncüsü oldu. Bu kararl›l›¤› sayesinde kitlelerin güvenini kazan›rken, gençlik mücadelesinin önn d e r gücü haline geldi.
itleselleflen, Ö ncülü¤ü Pekiflen Dev-Genç, Tarihe ‹ zler B›rak›yor... Devrimci
K
Gençlik, anti-faflist mücadeleyi gelifltirirken ‹stanbul’daki üniversitelerin ço¤unda birim dernekleri kurarak bunlar arac›l›¤›yla akademikdemokratik mücadelenin yükseltilmesine de öncülük yapt›. Gerek anti-faflist, gerekse de akademik-demokratik mücadele, gençli¤in belli ölçülerde bilinçlenmesini, politikleflmesini de sa¤l›yordu. Dev-Genç bu mücadeledeki tart›fl›lmaz öncülü¤ü ve sab›rl›, emekçi örgütlenme çal›flmas›yla, gençlik kitlesi için bir çekim merkezi olmufltu elbette; güçlenme, kitleselleflme, cenaze törenlerinden di¤er mitinglere kadar kendini her biçimde gösteriyordu. Mesela, 1 May›s 1977’de 50 bin kiflilik bir k o r t e j l e yürüyordu Taksim alan›na. D‹SK’in engellemelerine ra¤men alana giren Dev-Genç korteji, Taksim an›t›n›n çevresine yerleflmifl ve an› ta ast›¤› Dev-Genç pankart›, 1 May›slar’›n tarihi resimlerinden biri olarak miras kalm›flt›r. Katliam s›ras›nda da
alanda kalan ve örgütlü davranan tek güç olarak haf›zalara kaz›nd› Dev-Gençliler. Gençli¤e yönelik sivil ve resmi devlet terörü sürerken, Dev-Genç bu sald›r›lar›n hiçbirini karfl›l›ks›z b›rakmad›. 25 Ocak 1977'de Cerrahpafla ö¤rencisi olan Hüseyin Yabuz ve Baki Ünlü'nün, Site Yurdundan ç›karken katledilmesi üzerine C e rr a h p a fl a T›p Fakültesi’nin ‹stanbul’un her yerinden gelen binlerce ö¤rencinin kat›l›m›yla ‹flgal edilmesi örne¤inde oldu¤u gibi, sald›r›lara militan ve kitlesel cevaplar verildi. Keza, 16 M art 1978 ‹sta nbul Üniversitesi katliam›, Marafl, Çorum, Sivas, Malatya, Elaz›¤’da faflistler taraf›ndan gerçeklefltirilen katliamlara karfl› da çeflitli eylemler örgütlendi, Dev-Genç’in bunlara iliflkin eylemleri, katliamlara verilen en güçlü cevaplar oldu. Eylemlerin daha çok ‹YÖD arac›l›¤›yla örgütlendi¤i bu dönemin önemli yanlar›ndan biri de Mahirler’i sahiplenmenin hem ideolojik, politik düzeyde netleflmesi, hem anmalar›n art›k daha sistemli hale gelmesidir. 1977’nin 30 Mart anmalar›, birkaç aç›dan önceki y›llardan ayr›l›yordu. Birincisi, alabildi¤ine yayg›nd› bu kez anma ve eylemler; Yürüyüfller mitingler d›fl›nda ‹stanbul'un her yerinde afifllemeler, pulla-
malar ve duvar yaz›lamalar› yap›lm›flt›. Ayr›ca hemen tüm yurtlarda ve okullarda forumlar düzenlendi. Ayr›ca 1977 y›l›n›n 30 Mart anmalar›n› ay›rdedici k›lan bir yan› da anmalar›n, forumlar›n yap›ld›¤› üç yurda o gece faflistler taraf›ndan sald›r› düzenlenmifl olmas›yd›. Silahl› sald›r›lara silahla cevap verildi; üç yurtta çat›flmalar sabaha kadar sürdü.
ev-Genç’ten Sol ‹çi Çat›flmaya Tav›r... Bu
D
dönem ayn› zamanda solda olumsuz bir gelene¤in uç verdi¤i, sol içi çat›flman›n da yaflanmaya bafllad›¤› bir dönemdir. Anti-faflist mücadelede yer almayan sol, birbirine karfl› « M a oc u b o z k u rt , sosyal faflist, sosyal emperyalist» tezleriyle sald›rmaya bafllam›flt›r. DevGenç bu tezleri ideolojik olarak mahkum ederken, pratik olarak da sol içi çat›flman›n d›fl›nda kalm›fl, bu tür tav›rlar›n anti-faflist mücadeleyi engelledi¤ini söylemifltir. Faflizm karfl›s›nda birlik olunmas›, tek cepheden mücadele yürütülmesi gerekti¤i bir dönemde, solun kendi ideolojisine güvensizli¤i ve çarp›k devrimcilik anlay›fl› sonucunda sol içi düflmanl›klar, çat›flmalar yaflanm›flt›r. Dev-Genç anti-emperyalist, anti-faflist mücadelenin, akademik-demokratik mücadelenin gelifltirilmesinde ilkleri yarat›rken, militan bir devrimcilik anlay›fl› gelifltirirken sol içi çat›flmaya da tav›r alarak, soldan kendisine yönelen sald›r›lara ra¤men bu çat›flman›n d›fl›nda kalarak, bu noktada bir baflka gelene¤in yarat›c›s› oluyordu. Dev-Genç sol içi çat›flmay› mahkum eden gelene¤in de yarat›c›s› olmufltur. Dev-Genç sol içinde yaflanan sorunlarda i k n a yöntemini ve ideolojik mücadeleyi tercih etmifl, baflka ülkelerin Komünist Partileri’nin “flubesi” fleklinde gelifltirilen anlay›fl› reddederek, her ülke devrimci mücadelesinin kendi koflullar›na uygun bir flekilde sürdürülmesi gerekti¤ini savunmufltur. Faflizme karfl› mücadelede bir tek kurflun s›kma-
16 Mart Katliam› Protestosu Dev-Genç cenazeleri kald›rd›ktan sonra okuldaki polisleri kovarak, Merkez binay› 2000 kifliyle iflgal etti. Liseliler, ortaokul ö¤rencileri, iflçiler, memurlar halktan binlerce insan iflgale kat›ld›. Ertesi gün Dev-Genç öncülü¤ünde, binlerce kiflinin kat›ld›¤› büyük yürüyüfllerden biri düzenlendi. 16 Mart katliam›ndan sonra okuldaki faflist iflgale son verildi.
Devrimci Hareketin MarksistLeninist anlay›fl›n›n ve do¤ru devrimci politikalar›n›n sonucunda y›llar içinde bir Cephe kültürü haline gelerek geleneksellefltirilmifltir.
ev-Gençliler ‹flçilerDle...
Dev-Genç’i gençli¤in de ötesinde, Türkiye halklar› nezdinde böylesine sayg›n, unutulmaz yapan nedenlerden biri de hemen bütün tarihi boyunca, halk›n di¤er kesimlerinin direniflleriyle iç içe olmas›d›r. Bu konuda öyle çok örnek vard›r ki.. Dev-Genç bir çok yerde fabrikalardaki iflçi direniflle r i n e destek verirken, kimi yerlerde de do¤rudan iflçi s›n›f› içinde örgütlendirme, bilinçlendirme çal›flmas› yürütmüfltür. Ki bu çal›flmalar devrimci hareketin daha sonMarafl Katliam› Protestosu radan gelifltirece¤i iflçi örgütlenmesinin de ilk ad›mlar›n› y›p, devrimcilere sald›ran anlay›fllaoluflturmufltur. Dev-Genç’in grevler›n karfl›s›nda olmufltur. re deste¤i de kitlesel destek ver1977 Nisan ay›nda ‹stanbul Simekten, grev çad›rlar›n› faflist sald›yasal Yüksek Okulu’nda faflist salr›lara karfl› korumaya, iflçiler içinde d›r›lara karfl› nöbet tutan ö¤rencisi siyasal çal›flma yürütmekten maddi Dev-Genç’li K e m a l K a r a c a , KSD dayan›flmay› örgütlemeye kadar çok taraf›ndan pusu kurularak katledilyönlü bir destektir. di. KSD, Dev-Genç’in geliflimini 70’lerin sonlar›ndan baz› örnekmücadele içinde engelleyemeyeceleri aktar›rsak, flunlar öne ç›kar. ¤ini anlay›nca sald›r›lardan medet 1976 Profilo iflgali, Dev-Genç’lileummufltu. Böylece Dev-Genç’i, sol rin yo¤un kat›l›m› ve deste¤iyle içi çat›flma ortam›n›n içine çekerek gerçekleflmifl direnifllerden biridir. zay›flatm›fl, prestij kayb›na u¤rama1978 MESS grevi, yine Dev-Gençs›n› sa¤lam›fl olacakt›. Ancak Devlilerin fiili kat›l›m›n›n önemli olduGenç, Kurtulufl’un bekledi¤i tarzda ¤u bir grevdir. 1977-78’de P a n c a r karfl›l›k vermedi. Sol içi çat›flma baM o t o r direniflinde aktif rol oynad›. takl›¤›na düflmedi. 1976-77-78’de Ber e ç , D e m i r d ö ‹stanbul çap›nda yürütülen teflhir k ü m , M a n , S u n g u r l a r, fiahin, Mokampanyas› ile bu cinayet kitleler t o r, Tek-San, Mintaks, Tekel Ci ve sol nezdinde mahkum edildi. Bir b a l i , S h e r a t o n , ‹ n t e rc o n t i n e n t a l , çok insan bu teflhir sonucunda KurE t a p , ‹ E T T fabrika ve iflyerlerintulufl’la iliflkisini keserken, bir ay deki grev ve direnifllerde de vard› sonra Kurtulufl’un ‹stanbul’daki Dev-Gençliler. Asl›nda flöyle söylevarl›¤› yok denecek hale geldi. mek daha do¤ru olacakt›r; ‹stanbul’da o dönemde Dev-Gençlilerin Dev-Genç sol içi fliddete ald›¤› gitmedi¤i, ulaflmad›¤› hemen hiçbir devrimci tav›r ve sorunu çözme büyük iflçi direnifli yoktur... yöntemiyle Türkiye solunda devrimci bir gelene¤in daha yarat›lma- süreceks›na öncülük etmifltir. Bu anlay›fl,
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
27
Sendikac›l›k nas›l bo¤uldu, nas›l k urtulur? AKP iktidar›n›n bafl›ndan bu yana, Hak-‹fl ve Memur-Sen'in üye say›s›, yüzde 800 oran›nda artt›. Kuflku yok ki, s›k görülebilecek normal bir art›fl de¤ildir. Bu art›fl, gerici AKP iktidar›n›n bask›s›, yönlendirmesi, tehdit ve rüflvetleriyle gerçekleflen bir art›flt›r. Bu art›fl, ayn› zamanda “sendikac›l›¤›” öldüren bir art›flt›r. Çünkü bu gerici sendikalar›n güçlenmesi, hakim hale gelmesi demek, sendikal mücadelenin rafa kald›r›lmas› demektir. Memurlarla ilgili olarak halen sürmekte olan “toplu görüflmeler” bunun en somut kan›t›d›r. Kuflku yok ki, bunlar› tespit etmek, önemli ama yeterli de¤ildir. D‹SK, Türk-‹fl ve KESK de bu duruma karfl› çeflitli vesilelerle tepkilerini dile getiriyorlar. K E S K Genel Baflkan› Sami Evren, geçen hafta yapt›¤› bir aç›klamada bu durumu flöyle de¤erlendiriyordu: “Devlet otoritesi yasalarla birlikte iflçiler üzerine bask› kurdu. ‹ktidara biat eden bir anlay›fl ortaya ç›kt›. Sonuçta da emek hareketi bo¤ u l m a n o k t as › n a g e l d i… Türkiye’de sendikal› çal›flanlar›n say›s› toplam çal›flanlar›n yüzde 5’lik k›sm›n› oluflturuyor. Bu flartlar alt›nda hak alma mücadelesi çok zay›flam›flt›r… Geçmiflte iflçiler, mücadele eden sendikalara yönelirdi. Kim iflçinin hakk›n› koruyorsa iflçiler o sendikaya üye olurdu. Bugün bu mücadele zemini ortadan kald›r›ld›.” (Cumhuriyet, 27 A¤ustos 2009) Bu sözler bir çok aç›dan tart›fl›lmal›d›r. Ancak buna geçmeden D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi’nin bu konudaki sözlerini de aktaral›m: “‹flçileri bask› alt›na almak isteyen sendikalara karfl› Sendikalar Yasas›’n›n de¤ifltirilmesi gerekiyor. ‹flçilere, özgürce sendika hakk› tan›nmal› ve iflçilerin bu sendikalara üye olmalar› sa¤lanmal›d›r.” (Cumhuriyet, 27 A¤ustos 2009)
28
6 Eylül 2009 / Say›: 12
Kuruldu¤u günden bu yana, faflist iktidarlar›n deste¤ini alm›fl olan Türk-‹fl bile, bugünkü durumdan flikayetçi. T ü r k - ‹ fl Genel Mali Sekreteri Ergün Atalay diyor ki: “Özellikle belediye iflkolunda örgütlü sendikalar›m›za yönelik bu hukuk d›fl› bask›lar iflçilerimizi baz› iktidar partisi milletvekilleri ve belediye bürokratlar› arac›l›¤›yla tehdit edecek boyutlara vard›.” Türk-‹fl de flikayetçi; çünkü flimdi mevcut iktidar›n tercihi kendileri de¤il. Dün, o hukuk d›fl› bask›lar, devrimci ilerici sendikalara yöneldi¤inde hiç flikayetçi de¤illerdi. Türk-‹fl aç›s›ndan bunu not düflerek devam edelim.
Tek neden iktidar›n bask›s› de¤il Sendikalar›n bo¤ulmas›nda, emperyalizm ve iflbirlikçi iktidarlar›n bask›s›, zulmü, örgütsüzlefltirmesendikas›zlaflt›rma politikalar›, kuflku yok ki en temel nedenlerden biridir. Ama bu sürecin egemenler aç›s›ndan adeta s o ru ns u z sürmesi, sorunun bir di¤er boyutunu gösterir. O da bu bo¤ulmada sendikalar›n politikalar›n›n, sendikal anlay›fllar›n›n da rolü oldu¤udur. Bunlar›n do¤ru bir biçimde tahlil edilmesi
Bugün o rtaya ç ›kan t ablo ilerici sendikalar›n izledi¤i uzlaflmac›, icazetçi, reformist politikalardan b a¤›ms›z de¤ildir. Devrimci sendikac›l›k anlay›fl›ndan uzaklafl›ld›kça... i ktidarlar›n b ask›, tehdit ve rüflvetlerinin etkili olabilece¤i bir ortam do¤mufltur.
son derece önemli ve gerekli, çünkü, sendikalar nas›l ve hangi nedenle bo¤ulduysa, o nedenler, bo¤ulmaktan kurtulman›n yollar›n› da gösterir...
Sami Evren’in aç›klamas›nda “Hak arama mücadelesi zay›flad›, iktidara biat eden bir anlay›fl ortaya ç›kt›” deniliyor. Böyle bir anlay›fl nas›l bu kadar geliflme zemini bulabildi? Di¤er sendikalar bu durum karfl›s›nda ne yapt›lar? Böyle bir sonucu engellemek için nas›l bir mücadele anlay›fl›na, programa sahip oldular? ‹ktidar›n sald›r›lar› karfl›s›nda emekçilerin haklar›n› korumak için neler yapt›lar? Üyelerini kaybetmemek için nas›l bir kitle çal›flmas› yürüttüler? Üyelerini, neden s›n›f bilinciyle e¤itemediler?.. Görüldü¤ü gibi sorular birbirini izliyor. Bugün Hak-‹fl’e, Memur-Sen’e elefltiri getiren, durumdan flikayetçi olan sendikalar, öncelikle kendi sendikac›l›k anlay›fllar›n› sorgulamak, önlerine yeni bir mücadele ve örgütlenme program› koymak zorundad›rlar. As›l sorun, ilerici sendikalar›n çekim merkezi olmalar›n› sa¤layan özelliklerini kaybetmifl olmalar›d›r. Bugün ortaya ç›kan tablo KESK’in, D‹SK’in izledi¤i uzlaflmac›, icazet çi, reformist politikalardan ba¤›ms›z de¤ildir. Devrimci sendikac›l›k anlay›fl›ndan uzaklafl›ld›kça, devrimci sendikac›lar tasfiye edildikçe, sendikalar›n üye say›lar› da düflmüfl, iktidarlar›n bask›, tehdit ve rüflvetlerinin etkili olabilece¤i bir ortam do¤mufltur. ‹ktidar›n bask›lar›n›n karfl›s›nda direnemeyen, emekçilerin haklar›n› kararl› bir flekilde savunamayan, ilkelerinden ödün veren bir sendikac›l›k emekçilere güven veremez. Evren “geçmiflte iflçiler mücadele eden sendikalara yönelirlerdi” di-
yor. S o r u n d a b u r a d a . Bugün KESK, D‹SK ya da Türk-‹fl elefltirilen sendikalardan farkl› olarak ne yap›yor? Hak gasplar›, bask›lar karfl›s›nda kararl›, tutarl› bir mücadele örgütleyebiliyorlar m›? Emekçilerin aleyhine bir sürü yasa ç›kart›ld›, iflten at›lmalar, sendikas›zlaflt›rmalar hat safhada yaflan›yor. Gerek iflçilerin toplu sözleflmelerinin, gerekse de memurlarda toplu görüflmelerin nas›l yap›ld›¤›, iktidarla nas›l uzlafl›ld›¤› ortada. Ve gerçek flu ki hiçbir sendika bu uzlaflma ve icazetin çerçevesi d›fl›na ç›km›yor. Mesela, sendikalar, neden en temel silahlar›n›, grev hakk›n› kullanam›yorlar? Güçlerini birlefltirip, iktidar›n sald›r›lar› karfl›s›nda genel g rev silah›na baflvuram›yorlar?
Bo¤ulmaktan kurtulman›n yolu, devrimci sendikac›l›ktan geçer Kuflkusuz grev veya genel grev, hadi yapal›m demekle olacak fleyler de¤ildir. Bugünkü durumlar›nda “greve ç›k›yoruz” deseler de, bu grevin ne kadar etkili olabilece¤i meçhuldür. Buna denk düflen bir örgütlenme, buna denk düflen bir iç e¤itim, buna denk düflen uzun vade-
li, sab›rl› kararl›, bedelleri göze alan bir mücadele anlay›fl› yoktur ve bunlar olmad›¤› için de grev gibi temel mücadele yöntemlerini kullanabilmekten uzakt›rlar. Oligarflinin sald›r›lar› karfl›s›nda ne D‹SK’in, ne KESK’in “Hakk›m›z› söke söke al›r›z” tarz›nda bir mücadele çizgisinin oldu¤u söylenemez. Sald›r›lar karfl›s›nda sürekli geri ad›m at›lm›fl, memurlar aç›s›ndan sahte sendika yasas›na karfl› grevli-toplu sözleflmeli sendika hakk› savunulamam›fl, iflçiler, kölelefltirme yasalar›na karfl› direnifl örgütleyememifltir... Sonuçta uzun y›llard›r süregelen bu icazetçi, uzlaflmac›, pasif prati¤in sonucunda, sendikalar›n iktidar üzerinde hiçbir zorlay›c›l›¤› kalmam›flt›r. Çelebi gibi, “fabrikam›, iflimi s eviyorum”, “devlete küs ülmez.. bu devlet bizim..” diyebilecek kadar s›n›fsal bak›fl aç›s›ndan uzaklafl›l›rsa, elbette AKP’ye bu zemin üzerinden kendi güdümlü sendikalar›n› yaratma ve gelifltirme f›rsat› verilmifl olur. Sendikalar›n görevi, emekçilerin s › n › f d ü fl m a n l a r › n a karfl› s›n›f mücadelesi vermektir. Öncelikle düzeniçi sendikac›l›k anlay›fl›ndan, Avrupa Birlikçi bak›fl
Gerici Sendikac›l›¤›n Toplu Görüflme Oyunu Sürüyor:
‘Uzlaflmazl›k’ De¤il, TAM UZLAfiMA Var! Di¤er cephede ise, Kamu-Sen ve Memur-Sen toplu görüflmeleri sürdürüyorlar. AKP hükümetinin verdi¤i zam oran› yüzde 2.5... Bu görüflmeler sözde “uzl aflmazl›kla” sonuçland›. fiimdi devreye “Uzlaflt›rma Kurulu” girecek. Son karar› veren yine Bakanlar Kurulu olacak. Ortada ne bir hak arama, ne de grev ve toplu sözleflme hakk›n›n kaUzl afl zan›lmas›na yönelik bir mücadele var. “U mazl›k” de¤il asl›nda devletle tam bir u z l a fl m a v a r. Bu sendikalar›n emekçilere verebilece¤i hiçbir fley olamaz. AKP’yle masaya oturanlar, emekçilerin temsilcisi de¤iller. Onlar olsa olsa, e m e k ç i l e ri n d ü fl m a n › d › r l a r. Oynad›klar› oyun da zaten bunu gösteriyor.
aç›s›ndan uzaklafl›larak s›n›f ve kitle sendikac›l›¤›na dönülmelidir. Tersi durumda, böyle bir sendikac›l›¤›n bo¤ulmas›ndan do¤al bir fley yoktur. AKP’nin ekonomik politikalar›na, hak gasplar›na, bask›lar›na karfl› örgütlenme yap›lacak güçlü bir zemin vard›r. Ancak emekçilere güve n e n ve güven veren, militan bir sendikac›l›k anlay›fl› ve devrimci bir ruh yoktur. Sendikalar y›llard›r kitle çal›flmas› yapm›yorlar. E¤itmiyorlar. Kitle çal›flmas› yapmak yaln›zca üye say›s›n› ka¤›t üzerinde art›rmak da de¤ildir. Kitlelere emek vermektir, ö r g ü t l e m e k t i r. Emekçileri e¤itip s›n›f bilinciyle donat m a k t › r. Kitleleri örgütlemek kararl›, t u t a r l › b i r m ü c a d e l e p ro g r a m › n a sahip olmak, emekçilerin söz ve karar hakk›n›, pratikte kullanabilmesini sa¤lamakt›r. Sendikalar› bo¤ulmadan kurtaracak olan s›n›f ve kitle sendikac› l›¤› ve militan bir örgütlenme ve mücadele program›d›r. Bedel ödemeyi göze alan bir sendikac›l›k tarz›d›r. ‹lerici sendikalar›n bo¤ulup mücadele arenas›ndan tasfiye edilmesinin karfl›s›na iflte bu anlay›flla, böyle bir pratikle dikilmeliyiz.
Hay›r! Devlet faflizmin devletidir! AKP iktidar›, “Kürt Aç›l›m›”ndaki emperyalistlerin rolünü gizleyebilmek çok çeflitli kesimleri kendisine ortak etmeye çal›fl›yor. Bunun için ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay’› görevlendirmifl kap› kap› dolaflt›r›yor. Beflir Atalay 18 A¤ustos’ta da D‹SK’i ziyaret etti. Süleyman Çelebi görüflmeden sonra yapt›¤› aç›klamada flunlar› söylüyordu: “Devlete küsülmez. Devlet bizim devletimiz.” Öyle mi? Kap›na gelen devlet, seni 1 May›s’ta coplayan devletin ‹çiflleri Bakan›’d›r. Bu devlet nas›l senin devletin olur? Faflist bir devlete, oligarflik diktatörlü¤ün devletine
“bizim devleti m i z ” derken, D‹SK’in flehitlerini getirin gözünüzün önüne. O “sizin devletinizin” katletti¤i onbinlerce insan›m›z› hat›rlay›n. D‹SK ayn› günlerde “AKP Fondan Elini Çek” bildirisiyle AKP’nin ‹flsizlik Sigorta Fonu’nu “amaç d›fl›” kullan›m›n› elefltiriyor. Peki, iflsizlik fonunun kullan›m› için bir AKP’li bakan D‹SK’in kap›s›n› çal›yor mu? Haklar› böyle alenen gasbedilirken, Çelebi, “bizim devletimiz” diyebilecek mi?
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
29
“GÜÇLÜ ORDU” Emperyalizme Daha Fazla Ba¤›ml›l›k Faflizmin Daha Büyük Zulmüdür! 30 A¤ustos Zafer Bayram›’n›n 87. y›ldönümüne oligarfli, çok “özel” bir önem atfetti. Burjuva medyada da bu bayram, “ i l k l e ri n b a y r a m › ” diye yans›t›ld›. Bu ‘ilkler’in neler oldu¤una bakal›m: Geçen haftaki say›m›zda yazm›flt›k, ilk defa bu sene TSK’n›n tüm birliklerindeki sancaklar bu bayram için bir araya getirildi. Baflka bir “ilk”, gösterilerde kullan›lan askerin say›s› idi. Geçit töreninde yeralan askerlerin say›s› i k i k a t › n a ç›kart›lm›flt›. 8881 asker yürüdü bu y›l törenlerde. Bunun d›fl›nda törenlerde yer alan tanklar›n, toplar›n, uçaklar›n, helikopterlerin say›s› da artt›r›lm›flt›... Genelkurmay Baflkan› ‹lker Baflbu¤ ve beraberindeki komutanlar›n, illk defa trübünlerin önüne kadar giderek vatandafllarla sohbet etmeleri bile, bu bayram›n “ilk”leri aras›nda say›ld›. Bir ordu halka ancak bu kadar yabanc›laflabilir. Tribünlerdeki vatandafl›n yan›na gidip onlar› selamlamak, üç-befl kifliyle sohbet etmek tarihe geçecek ilklerden birisi oluyor. Peki, TSK’n›n çok özel önem atfetti¤i Zafer Bayram›’n›n 87. y›ldönümünü, geçen y›llara göre daha önemli k›lan ne gibi bir özelli¤i vard›? Generaller bu “güç gösterisine”, bu “halkla kaynaflma flovlar›”na neden ihtiyaç duydular? Veya soruyu flöyle de sorabiliriz: Kimeydi bu “güç gösterisi”? Burjuva bas›nda da, TSK’n›n 30 A¤ustos’taki gösterileri “TSK, adeta gövde gösterisi yapt›” diye de¤erlendirildi. Evet, 30 A¤ustos’un 87. y›l›n› önceki y›llardan ay›ran özel bir neden yoktu fakat TSK’n›n “gövde gösterisi”ne ihtiyac› vard›. 30 A¤ustos’un 87. y›l dönümüne yükledikle-
30
6 Eylül 2009 / Say›: 12
ri özel misyon buydu. TSK, amac›na uygun olarak slogan›n› da buldu:
“Güçlü ordu, güçlü Türkiye” Ordunun, emperyalistlerle olan iflbirlikçili¤i, uflakl›¤› ne kadar derinleflirse, milliyetçi, flovenist propagandaya, güç gösterilerine de o kadar ihtiyaç duyuyor. Ayn› flekilde demokratik taleplerin, devrimci mücadelenin flu veya bu biçimde güçlendi¤i her ortamda, ordu benzeri güç gösterilerine ihtiyaç duyar. Sancak gösterileriyle, “güçlü ordu, güçlü Türkiye” yalan›yla, floven, milliyetçi kesimlere güven vermeye çal›fl›rken, baflta Kürt halk› olmak üzere halk›n tüm kesimlerine gözda¤› veriyor.
Güçlü ordu, güçlü T ü r k i y e m i d i r? Oligarflinin sözcüleri y›llard›r NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olmakla övünür. Dört bir yan›m›z›n düflmanlarla çevrili oldu¤unu söyleyerek bütçeden en büyük pay› sürekli silahlanmaya yat›r›rlar. TSK’n›n NAT O ’ n un i k i n c i b ü y ük o r d u s u oldu¤u do¤rudur. Fakat bu, “güçlü Türkiye” anlam›na m› gelir? Bugünkü TSK, meflrulu¤unu ve gücünü emperyalizme karfl› ulusal kurtulufl savafl› vermekten alan
TSK, emperyalizmin ülkemizdeki gizli iflgalinin arac›d›r. TSK, faflizmin temel kurumsal dayana¤›d›r. O halde, aç›kt›r ki, güçlü ordu, güçlü emperyalist iflgal, güçlü faflizmdir!
cumhuriyetin kurulufl y›llar›ndaki ordu de¤ildir. 1945’lerden itibaren emperyalizmin yeni sömürgesi haline getirilen ülkemizde, Amerika ve di¤er e mp e rya l i s t l e r i n j a n d a r m a l › ¤ › n › yapan bir ordudur. Emperyalizmin ülkemizdeki gizli iflgalinin arac›d›r. Binlerce flehit vererek kovdu¤umuz emperyalistler, ekonomik-askeri anlaflmalarla ülkemizi yeniden sömürgeleri haline getirirken, ekonomik ve politik olarak iflbirlikçi burjuvaziye, askeri olarak da o r d u y a dayanm›fllard›r. Ordunun emperyalizme ba¤›ml›l›¤› pekifltirildikçe, ordu bizzat emperyalistler taraf›ndan daha çok silahland›r›larak güçlendirilmifltir. Dolay›s›yla “Güçlü ordu”, emperyalizmin gizli iflgalinin güçlendirilmesinden baflka bir anlama gelmez. Ordu, ayn› zamanda 1945’lerden beri, yukar›dan afla¤›ya infla edilen faflizmin temel kurumsal dayana¤›d›r. Ve bu anlamda da “Güçlü ordu”, faflizmin güçlenmesidir. Ordunun tarihsel rolü ve konumu bilindi¤inde, güçlü ordunun “Güçlü Türkiye” anlam›na gelmeyece¤i de kendili¤inden ortaya ç›kar. TSK’n›n slogan›nda sözü edilen güç, H A L K A KARfiI bir güçtür. Güçlü ordu, halk›n Türkiyesi’nin de¤il, oligarflinin Türkiyesi’nin güçlenmesidir.
Ordu, ulusal savunma ordusu de¤ildir Türkiye’de ordunun böyle bir misyonu yoktur. Ordu, emperyalistlerle yap›lan ikili anlaflmalarla tamamen Amerika’n›n hizmetine girmifltir.
Amerika’n›n ucuz asker gücüdür oligarflinin ordusu. Kore’de, Amerika ad›na savaflm›flt›r. Amerika ad›na öldürülmüfltür gençlerimiz. Oligarflinin ordusu, Somali’ye, Kosova’ya, Afganistan’a “milli ç›karlar” için de¤il, e m p e r y a l i s t l e r i n ç › k a r l a r › için gitmifltir. Bu ordu, emperyalizme öyle ba¤›ml›d›r ki, emperyalizmin izni ve onay› d›fl›nda, ne bir silaha sahip olabilir, ne s›n›r d›fl›na tek bir ad›m atabilir... Bunu K›br›s’ta denemifl ve boyunun ölçüsü alm›flt›r. Bu ordu, 1945’lerden bu yana, “ulusal savunma” ad›na tek bir kurflun atmam›fl, tek bir askeri harekat yapmam›flt›r. Att›¤› her kurflun, emperyalizmin ve oligarflinin ihtiyaçlar› do¤rultusunda at›lm›fl, her harekat›, tatbikat›, ayn› amaca yönelik olmufltur.
Ordu, halka karfl› örgütlenmifl bir iç savafl ordusudur Ordunun gücü halka karfl› darbeler yapmakt›r, iflkenceler yapmakt›r, köyleri yak›p y›kmakt›r... 12 Mart 1971’de, 12 Eylül 1980’de darbe yaparak iflkencelerle, infazlarla, idamlarla yüzlerce halk evlad›n› katletmifltir. Yüzbinlerce kifliyi iflkencelerden geçirmifl, hapishanelere doldurmufltur. Darbe yapmak elbette bir “ g ü ç ” gerektirir. Ve bu anlamda da TSK’da o “güç” vard›r. Ama bu güç, gerçekten TSK’n›n kendi gücü müdür? Bu güç, Türkiye’nin gücü müdür? 12 Eylül faflist darbesi gerçeklefltirildi¤inde Amerikal›lar›n “bizim çocuklar baflard›” demesi, bu sorular›n da cevab›n› veriyor. Burada, TSK’ya ve Türkiye’ye ait bir güç yoktur; bu güç emperyaliz m i n g ü c ü d ü r ve bunun do¤al so nucu olarak da bu güç sadece emperyalizmin ç›karlar› için kullan›l › r. Ordu emperyalizmin ordusudur ve ordunun yönetiminde de emperyalizmin, oligarflinin ç›karlar›n› savunacak generaller bulunur. Bakmay›n siz aras›ra at›p tuttuklar›na.
Darbe yapmak e lb et t e b i r ‘güç’ gerektirir. Ve TSK’da da o ‘güç’ vard›r? Ama bu g ü ç, g er ç e kt e n T S K’ n › n kendi gücü müdür? Bu güç, Türkiye’nin gücü müdür? 1 2 E y l ül fa fl i st d ar b e si ge r çeklefltirildi¤inde Amerikal›lar›n ‘bizim çocuklar baflard›’ demesi, bu sorular›n da cevab›n› veriyor. Konumlar›n›, oraya nas›l geldiklerini ve orada nas›l kalabileceklerini iyi bilirler. ABD’nin “bizim çoc u k l a r › ”d›r onlar. 30 A¤ustos töreninde tribünlere bir de “Ordumuz, Türk birli¤inin, Tür k ku dre t ve ka bi l i y et i n in , T ürk vatanseverli¤inin çelikleflmifl bir ifadesidir” yaz›l› pankart as›lm›flt›. ‹flbirlikçilik, vatana ihanet derinlefltikçe bu tür sözlere daha çok ihtiyaç duyuyorlar. Satmad›klar›, “milli” diyebilecekleri tek bir fley kalmam›fl, ABD, ülkemizi kendi askeri üssü haline getirmifl, istedi¤i gibi at koflturuyor, ‹ncirlik üssünde yüzbin askerin sevkiyat›n› yapmak için yeni düzenlemeler yap›yor, ve öte yandan iflbirlikçi faflist ordunun generalleri “vatanseverlik”ten bahsediyor. TSK, “Güçlü ordu” pankartlar› eflli¤inde çok sancakl›, çok askerli törenler, bayrak yürüyüflleri yap›yor. Bafl›n›za çuval geçirildi¤inde yapsayd›n›z ya yürüyüflü. Stadyuma 8881 askeri ç›kartmak kolay! fiimdi 30 A¤ustos’ta halka karfl› bu flovu yapan generallere sormak herkesin hakk›d›r: Halka karfl› aslan kesilirken kafan›za çuval geçirildi¤inde neden sesinizi ç›kartamad›n›z? Neden o, “kudretli” gücünüzü o zaman gösteremediniz? Nerde sizin vatanseverli¤iniz? “Bu ülke bizim, ülkemizi terkedin” diyebiliyor musunuz ‹ncirlik üssündekilere? Amerikal›lar’›n denetimi d›fl›nda ‹ncirlik üssünün içinde dolaflabilir misiniz?.. Gerçek vatanseverler, Devrimciler, Amerika üslerine karfl› ç›karken
siz devrimcilere sald›r›yorsunuz, iflkence yap›p katlediyorsunuz. Bunun için halktan de¤il ama Amerikan yönetiminden, NATO karargah›ndan “aferin” ald›¤›n›z kesindir.
Oligarflinin ordusu, gücünü, s›rt›n› dayad›¤› Amerika’dan al›r Oligarflinin ordusu, en güçlü silahlarla da donat›lsa, bu güç, ancak Amerika’n›n çizdi¤i s›n›rlar çerçevesinde kullan›labilir. Amerika’yla ç›karlar› örtüflmedi¤inde elindeki silahlar›n da hiçbir hükmü yoktur. Amerikan ç›karlar›na ters düflecek hiçbir ba¤›ms›z politika uygulayamaz. Hatta Amerika’n›n onay› olmadan darbe bile yapamaz. Amerika izin vermedi¤inde k›fllalardan d›flar›ya ad›m›n› bile atamaz. Onun için “Güçlü ordu, güçlü Türkiye” de¤ildir. Güçlü ordu, halk için daha çok bask›, daha çok zulüm, daha çok katliam demektir. Emperyalizm ad›na iflgalin, sömürünün güçlendirilmesi demektir. Ve bu nedenle bu ordu bizim ordumuz de¤ildir, halk›n ordusu de¤ildir. O, sahibinin, emperyalizmin ve oligarflinin ordusudur.
UYUfiTURUCUYA YOZLAfiMAYA HAYIR! Yamanlar Özgürlükler Derne¤i 19 A¤ustos’ta ‹zmir Yamanlar pazar yerinde “Uyuflturucuya ve Yozlafl-maya Hay›r Konseri” düzenlediler. Konser öncesi dernek çal›flanlar› mahallede evleri, kahveleri ve esna-f› dolaflarak konsere davet etti. Dernek Baflkan› Selda Bulut’un aç›l›fl konuflmas›n› yapmas›n›n ar-d›ndan Bingöl Karl›oval›lar Derne-¤i bünyesindeki halk oyunu ekibi sahneye ç›kt›. Baran Tuncel’in ve Afl›k Turabi’nin türkülerini seslen-dirmesinin ard›ndan Güler Zere’nin durumundan sözedilerek her hafta Kemeralt›’nda gerçeklefltirilen ey-leme destek ça¤r›s› yap›ld›. 350 kiflinin izleyici oldu¤u kon-serde Grup Yelin’in türküleriyle ha-laylar çekildi.
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
31
Ya l a n l a Y ö n e t i y o r l a r Yalan Onlar›n S›n›fsal Karakteridir!
Asker cenazeleri kald›r›l›yor. Gözlerinde kara gözlük, suratlar as›k, boy boy diziliyor devlet erkan›. Komutan›ndan parlamenterine, bürokrat›na hepsi hamasi nutuklar at›yorlar kürsüde. “fiehitlerimizin kan› yerde kalmayacak” diyorlar. Lakin, ölen askerlerin kan›n› döken kim? Bu tören, yalan üzerine kurulu bir tören. Her cenazede siyasal aç›dan birçok yalan söylüyorlar. O askerlerin ölüm nedenini, siyasal olarak yalanlarla anlat›yorlar. Ama bu defaki yalanlar› daha farkl›. Bu kez, ölümlerin fiziki nedeni konusunda da düpedüz yalan söylüyorlar. Yalan onlar›n s›n›fsal karakteridir. Kara gözlüklerinin arkas›ndan timsah gözyafllar› damlatarak o kadar da kolay söylüyorlar ki. Bu vatan için canlar›n› de¤il, t›rnaklar›n› bile vermezler. Onlar›n tuzu kuru, ölen, can› feda edilen halk›n çocuklar›. Onlar sadece ölen askerler üzerinden nutuk at›yorlar... Yalan dolu nutuklar. Önce katlet, sonra kahraman i l a n e t , a r k a s › n d a n n u t u k a t . . . 17 A¤ustos'ta Elaz›¤ Karakoçan Koçyi¤itler Karakolu'nda 4 asker öldü. Askerlerin ölümü, halka “kk a z a ” diye aç›kland›. O askerlerin cenaze törenlerinde yine hamasi nutuklar at›ld›. Timsah gözyafllar› döküldü. Ölen erlerin aileleri yalanlarla teselli edildi. Oysa... Birkaç gün sonra a盤a ç›kt› ki, dört eri katleden ordunun kendisiydi. Halka hesap vermekten korkup, kaç›p yalana s›¤›nm›fllard›. Yalanlar› a盤a ç›kt›, Koçyi¤itler Karakolu’nda bir er nöbette uyudu diye komutan›, ceza
32
6 Eylül 2009 / Say›: 12
olarak askerin eline pimi çekilmifl bir bomba tutuflturdu. Bomba bir süre sonra yorulan askerin elinde patlad› ve dört er böyle öldü. Ama Genelkurmay, yalan söylemeye o kadar al›flm›fl ki, hiç çekinmeden, bir gün a盤a ç›kar diye düflünmeden “kaza” diye aç›klama yapt›lar. Asl›nda Genelkurmay öyle düflünmekte de hakl›yd›. Çünkü onlarca y›ld›r kimbilir buna benzer ne kadar çok yalan söylemifllerdi ve istisnalar d›fl›nda, pek a盤a ç›kmam›flt›. Kimbilir kaç›nc› yalanlar›yd› bunlar. Kaç, halk evlad›n› katlettiler de, “kaza” deyip, “terör” deyip hamasi nutuklarla katlettiklerini “kahraman” ilan ettiler. Yalan onlar›n s›n›fsal karekteridir. Yalanlarla yönetiyorlar halk›. Ordu, K›br›s iflgali s›ras›nda k e n d i gemisini bat›rd›. Bu olay, ancak 16 y›l sonra ö¤renildi. J‹TEM var m› yok mu, halka y›llarca yalan söylediler bu konuda onca fleye ra¤men hala yalan söylemeye devam ediyorlar. Elaz›¤’daki dört erin katledilmesi tart›fl›l›rken Genelkurmay’›n bir baflka yalan› daha a盤a ç›kt›. 27 May›s 2009’da Hakkâri'nin Çukurca ilçesi k›rsal alan›nda bir askeri arac›n geçifli s›ras›nda 6 asker ölmüfl, 8 asker de yaralanm›flt›. Olay, halka, “PKK’nin döfledi¤i uzaktan kumandal› may›n›n patlamas› sonucu” diye aç›klanm›flt›. Bu da yaland›. Baz› sitelerde yay›nlanan bir konuflma kayd›, 6 askeri öldüren may›n›n ordunun kendisi taraf›ndan döflenen bir may›n oldu¤unu ortaya koyuyor: Ç u k u r c a Tu g a y K o m u t a n › Tu ¤ g e n e r a l Z . E . : Komutan›m uzaktan kumandal› de¤il. Maalesef H a k k a r i Tümen Komutan› G. K : De¤il mi? Z. E: De¤il komutan›m. Bizzat
kendim yerlefltirdim. Rütbelileri tek tek ça¤›rd›m gösterdim. Bütün bölük komutanlar› birbirine devretsin dedim. Ama komutan›m... Ama bir nöbet de¤ifliminde bu devir yap›lmam›flt› ve askerler, döflenmifl may›nlar›n üzerine sürülmüfltü. Ortada bir suç vard›. Ordu taraf›ndan ifllenmifl bir suç. Örtbas etmek için hemen resmen yalana sar›ld› ordu. Terör... “PKK may›n›” denildi mi nas›l olsa akan sular dururdu. ‹flte öyle yapt›lar. PKK deyip ç›kt›lar iflin içinden. 6 genci öldüren olaydaki ihmali, suçluyu, sorumluyu ne soruflturdular, ne cezaland›rd›lar. Nas›l olsa asker boldu ellerinde! Bilinmeli ki, aktard›¤›m›z iki örnek “istisna” de¤ildir. Yönetenler, yalanla yönetiyor. Gerçekleri ama her konuda, ekonomide, orduda, siyasette, emperyalizmle iliflkilerde gerçekleri halktan gizliyorlar. Baflka türlü yapamazlar, baflka türlü yönetemezler. Haks›z ve gayri-meflru bir yönetimin, sömürücü bir yönetimin flu veya bu flekilde yalan söylemesi zorunludur. Her fleyden önce sömürüyü ve burjuva diktatörlü¤ünü gizlemek için daha iflin bafl›ndan yalana bafllarlar. Sonras› gelir. Oligarflinin yönetim anlay›fl›nda hukukun önünde hesap vermek yoktur. Halka hesap vermek yoktur... Bu gerçeklerin a盤a ç›kmas›yla Genelkurmay Baflkan›’na soru soruluyor, k›z›p cevap vermiyor. Gerçekleri aç›klamak zor geliyor, kendilerine hesap sorulmas› daha da zor geliyor... Ama hesap vermekten, daha tam olarak söylersek, halka hesap vermekten kaçamayacaklar. Ve flunu da eklemeliyiz ki; halk›n hesap sormas›, AKP’nin hesap sormas›na, oligarfli içi dövüfle de benzemez...
AKP’nin Kürt Aç›l›m›
ABD OPERASYONUDUR
Ayd›n tavr›, faflist devletin, gerici iktidar›n politikalar›na yedeklenmek olamaz! AKP’nin “Kürt Aç›l›m›” için birçok kesim “Kürt sorununun çözümünde tarihi bir dönüm noktas›” oldu¤unu söylüyor. Bu kesimlerden birisi de ayd›nlar. Özellikle de kendilerini “sol”da gören, hatta “duruma göre” sosyalist gören ayd›nlar. Bunlardan baz›lar›, içine düfltükleri batakl›¤a baflkalar›n› da çekmek için sola, sosyalistlere, AKP’yi desteklemenin solculuk oldu¤unu kan›tlamaya kalk›fl›yor. Mesela Oral Çal›fllar, AKP’nin “Kürt Aç›l›m›”n› desteklemeyi “Solun Kürt meselesiyle imtihan›” olarak adland›r›yor. Çal›fllar’a göre sol AKP’nin “Kürt Aç›l›m›”n› desteklemezse “imtihan”› geçemeyecek. Ve devamla çarp›t›yor: “Kürtlerin yan›nda, onlar›n demokrasi talepleriyle birleflmeyen bir sol olamaz.” (Radikal, 18 A¤ustos 2009) Kürt halk›n› taleplerinin yan›nda olmakla, AKP’nin Kürt aç›l›m›n›n yan›nda olmay› özdefllefltirerek, aleni bir çarp›tma yap›yor Çal›fllar. Bir zaman sosyalist geçinip sonra burjuvazi ad›na kalem oynatmaya bafllayan bir küçük-burjuva ayd›n, emperyalizmin-oligarflinin politikalar›na yedeklenmeyi demokratl›k diye pazarl›yor bize. Bu ülkenin devrimcileri y›llard›r Kürt halk›n›n özgürlü¤ü, demokratik talepleri için büyük bedeller ödediler ve ödemeye devam ediyorlar. AKP’nin a¤z›ndan konuflarak demokratl›k olmaz. Bir baflka -eski sosyalist- ayd›n Zülfü Livaneli, Vatan’daki yaz›s›nda AKP’nin “Kürt aç›l›m›”na iliflkin flöyle yazd›: “AKP’nin karfl› ç›kt›¤›m›z ve ç›kmaya devam edece¤imiz bir çok temel politikas› var ama bu
durum, her söyledi¤ine gözü kapal› itiraz etmeyi gerektirir mi?” (16 A¤ustos 2009) Zülfü Livaneli “eski” bir sosyalist olarak, sosyalistlerin ulusal sorunun çözümü hakk›nda nas›l düflündüklerini bilmiyor olamaz. Eminiz bu konuda bir çok kitap da okumufltur. Dahas›, Livaneli, egemen s›n›f ve ezilen s›n›flar üzerine de okumufl, hatta yazm›flt›r. Fakat Livaneli, buna ra¤men yukar›daki soruyu sorabiliyor. Elbette, esas olarak soru da sormuyor, solu ve halk› AKP politikalar›na yedeklenmeye ça¤›r›yor. AKP’nin “Kürt Aç›l›m›”n›n Amerikan emperyalizminin bir politikas›, emperyalistlerin Ortado¤u plan›n›n bir parças› oldu¤unu söyleyenlere, oligarflik yönetimin sözcülerinin üslubuyla flu cevab› veriyor Livaneli: “Bu konuda komplekse kap›lmaya gerek duymayacak kadar büyük bir ülkeyiz” diyor. Daha da ileri giderek ekliyor: “Baz› yabanc› devletlerin -yani emperyalistlerinsöyledikleri ya da söylemedikleri bizi sorunlar›m›z› çözmekten al›koymamal›.” Bu “aç›l›m”, gerici AKP’nin de olsa, halklar›n bafl düflman› emperyalizmin plan› olsa da, desteklenmelidir diyor k›sacas›. Burjuva bas›n›n “köfle”lerine yerleflmifl ak›ll› solcu tayfas›ndan tutun da, düzen içi statükolar› içinde “sosyalist” olma iddias›n› sürdürmeye çal›flan çeflitli kesimlere kadar, hiç de küçümsenmeyecek bir ayd›n kesim, Çal›fllar’›n, Livaneli’nin yukar›da aktard›¤›m›z tavr›na benzer bir tav›r içindedirler. Bu tav›r çok çeflitli aç›lardan de¤erlendirilebilir ama, “faflist –veya gerici– AKP iktidar›n›n politikas› da desteklenebilir” diye bir düflünce savunuldu¤unda, veya “bir ABD plan› da olsa “koflulsuz desteklenmeli” denildi¤i noktada, en baflta tart›fl›lmas› gereken baflka bir fley-
dir: Bu noktada “ayd›n”›n ayd›nl›¤›, “solcu”nun solculu¤u tart›fl›l›r hale gelmifltir. Emperyalizmin ne oldu¤unu yeniden tart›flacak de¤iliz. Kürt sorununun çözümünde emperyalizmden, oligarfliden çözüm bekleyen herkes kendine sormal›d›r: Dünyan›n neresinde emperyalistler ezilen halklar›n, uluslar›n yarar›na tek bir fley yapm›flt›r? Tek bir örnek gösterin, gösterebilirseniz!
Ayd›n aldatmaya, oyalamaya or tak olamaz Oral Çal›fllar yukar›da sözünü etti¤imiz yaz›dan iki gün önce de, “AK Parti, Türkiye’nin demokratikleflme serüveninde as›l olarak olumlu bir ifllev yerine getirdi, getirmeye devam ediyor.” diye yaz›yordu. (Radikal,16 A¤ustos 2009) Bu sat›rlar ülkemiz gerçekli¤iyle ne kadar örtüflüyor? Gözünü ülke gerçe¤ine kapatan bir ayd›n›n “iktidara yanaflma” çabas›ndan baflka birfley yoktur yukar›daki sat›rlarda. Çal›fllar, 7 y›ld›r kendi yazd›¤› yaz›lar›na bile baksa gerçe¤in hiç de yazd›¤› gibi olmad›¤›n› görecektir. AKP’nin demokratl›¤› A m e r i k a n d e m o k r a t l › ¤ › n d a n farkl› de¤ildir. Kendisi gibi düflünmeyen en ufak bir muhalefete, tek bir sese dahi tahammülü olmayan bir iktidar için yukar›daki sat›rlar› yazmak, ayd›n s›fat›n› ve sorumlulu¤unu rafa kald›r›p, egemenlerin yan›nd a s a f t u t m a k t › r. Bir karikatür sergisi açt›klar› için 15 ayd›r tutuklu olan ö¤renciler var. Konser düzenledi¤i için tutuklananlar var. ‹flkencede katledilen Enginler, sokak ortas›nda vurulan Ferhatlar, hapishanelerde katledilen yüzlerce insan, gün gün katledilen a¤›r hasta tutsaklar var... Hapishaneler dolup tafl›yor. 8 Mart, 1 May›s terörleri unutuldu mu?.. ‹flçilerin, memurlar›n hakl› meflru eylemlerine coplu, panzerli, gazl› sald›r›lar Say›: 12 / 6 Eylül 2009
33
unutuldu mu?.. Ayd›nlar böyle bir iktidar›, “demokratikleflme” ad›na savunamaz. “Kürt aç›l›m›” m› diyorlar? Son befl ay içinde tutuklanan DTP’lilerin say›s› 500’ü buldu. “Kad›n da olsa çocukta olsa” diyerek 8-10 yafl›ndaki Kürt çocuklar›n katliam emrini veren Tayyip Erdo¤an’d›r ve o çocuklar›n Diyarbak›r sokaklar›na akan kanlar› kurumam›flt›r. Hapishanelere tafl atan çocuklar› dolduran da AKP de¤il midir? Ya da¤larda katletmeye devam eden?.. Ayd›n, aldatmalara, oyalamalara karfl› halk› uyar›r, bilinçlendirir! Faflist devlete, gerici iktidarlara yedeklenmek, bir ayd›n›n tavr› olamaz. Ayd›n, halk› emperyalizmin, oligarflinin politikalar›na yedekleyemez. Demokrasiyi, demokrasiyi yok edenlerden bekleyen bir “ayd›n” o s›fat›n çok uza¤›ndad›r. Bizzat fa flizmin uygulay›c›lar›n›n ülkeyi d e m o k r a t i k l e fl t i r d i ¤ i n d e n bahsetmek, art›k ayd›n›n sorumlulu¤unu yerine getirmemesi bir yana, h a l k › k a n d › r m a , a l d a t m a gibi, ayd›n›n tam tersi bir rolü üstlenmeye bafllad›¤›n› gösterir.
Ayd›n gericili¤e bel ba¤layamaz “Bir umut dalgas› kabar›yor.. Güzel günler yaflan›yor... Cumhurbaflkan› Gül’den bafllayarak devletin tepesindeki uyum da dikkati çekiyor. Tarihi bir f›rsatt›r bu.” (Milliyet, 16 A¤ustos 2009) Bunu da bir gazeteci, Hasan Cemal yaz›yor. Halka sahte umut pompal›yor. Hasan Cemal’in bahsetti¤i gibi ne kabaran bir umut dalgas› var, ne de bir f›rsat... Ama Kürt halk›n›n umudunu karartmak için oligarflinin tüm kesimlerinin uyum içinde oldu¤u do¤rudur. Hasan Cemal gibileri de farkl› bir cepheden buna ortak olmaktad›r. Ülkemiz ayd›nlar›n›n önemli bir bölümü, halktan kopmufltur. Halk›n sorunlar›, yaflad›klar› yoktur onlar için. G›dalar›n› burjuvaziden almaktad›r. Kürt Sorunu’nun çözümü hakk›nda sa¤a sola ak›l verirken,
34
6 Eylül 2009 / Say›: 12
Ayd›n, aldatmalara, oyalamalara karfl› halk› uyar›r, bilinçlendirir! Faflist devlete, gerici iktidarlara yedeklenmek, bir ayd›n›n tavr› olamaz. verdikleri ak›l emperyalistlerin akl›ndan baflkas› de¤il. Livaneli,“hep birlikte çekti¤imiz ac›lara son verilmesi”nden bahsediH e p b i r l i k t e” çekilen bir ac› yor. “H yok. Ac› çeken Kürt halk›d›r. Halk›m›z çekti onca ac›y› ve çekmeye devam ediyor. Ayd›n, s›n›fsal bak›fl aç›s›ndan k o p a r a k Kürt sorununu do¤ru de¤erlendiremez. S›n›fsal bak›fl aç›s›ndan uzaklaflan, emperyalizmin ve oligarflinin ne oldu¤u unutan ayd›nlar, bu nedenle Kürt sorununun çözümünde, oligarflinin d›fl›nda bir çözüm düflünemiyorlar. Hemen oligarflinin politikalar›na yedekleniveriyorlar. Soruna s›n›fsal baksalar, emperyalizmin neyi yap›p neyi yapamayaca¤›n› bilirler. Bak›n flu sat›rlar da Livaneli’ye ait. “Ad›m gibi biliyorum ki Türki ye, K ür t ve K› br › s s or unu nu ç öz e r se havalan›r, uçar, dünyan›n en zengin, en mutlu ülkel erinden biri si olur. O zaman bu ülkeyi kimse t u t a m a z . ” (Vatan, 22 A¤ustos, 2009) H a y › r yanl›fl biliyorsunuz. Yukar›daki cümle “neresini dü zeltelim” denilecek türdendir. Bi rincisi, Kürt sorununun kayna¤› çözüm için bel ba¤lad›¤›n›z emperyalizm ve oligarfliden baflkas› de¤ildir. Kürt sorununu yaratanlar, Kürt sorununu çözemezler. ‹kincisi, s›n›flar gerçe¤ini reddediyor Livaneli, tamamen burjuvazinin beyniyle düflünüyor. Türkiye’nin bir yeni-sömürge oldu¤unu unutuyor. Üçüncüsü, dedi¤i gibi, “dünyan›n en zengin ülkeleri” aras›nda yer alsa da Türkiye, halk›n durumunda de¤iflen birfley olmayacakt›r. Çözümü halk›n mücadelesinde, devrimde de¤il de burjuvazide arad›¤› için bugüne kadar defalarca ha-
yal k›r›kl›¤›na u¤rayan, defalarca yan›lan Zülfü Livaneli, Oral Çal›fllar, Hasan Cemal gibi ayd›nlar, bugün “umut” pompalad›klar› sat›rlar›n benzerlerini daha önce de defa l a rca yazm›fllard›r. Ama defalarca da umutlar›n›n bofla ç›kt›¤›n› yazarak, kendi kendilerini tekzip etmifllerdir. Fakat ders alm›yorlar. Çünkü ders almak, düzen d›fl›na ç›kmay›, en az›ndan egemen s›n›f iktidar›yla karfl› karfl›ya gelmeyi gerektiriyor. Bu yüzden ayd›nlar›n önemli bir k›sm›, tutarl›, istikrarl› bir demokrat bile olamamaktad›r. Demokratik mücadelede istikrarl› bir çizgi tutturamamaktad›rlar. Birgün demokratik bir talebi dile getirirken ertesi gün pekala iktidar cephesinden bir görüflü savunabilmektedirler. 16 A¤ustos’ta halk›, AKP’nin Kürt aç›l›m›n› desteklemeye ça¤›ran Livaneli, bir hafta sonra kayg› duymaya bafll›yor; “Erdo¤an, Ramazan’›n ilk günü, karfl›tlar› için ‘ispat etmeyenler namussuzdur’ cümlesini kulland›. Ülkedeki bar›fl havas› böyle mi oluflturulacak? Do¤rusu çok kayg› verici ve umut k›r›c› bir durum.” (Vatan, 22 A¤ustos 2009) Bujuvazinin penceresinden bakan ayd›n›n kaç›n›lmaz sonudur bu tür yan›lg›lar. Çabuk umutlan›l›r, çabuk umut k›r›l›r. Can Dündar, “‹ki Beflir Atalay var: Biri, Kürt aç›l›m› için kap› kap› geziyor. Türkiye’nin ezeli yaras›na deva ar›yor. (...) Di¤er Beflir Atalay, Emniyet Genel Müdürlü¤ü’nde 15 bin genç k›z›n sicillerini araflt›ran polislerin sicil amiri... ‹kinci Beflir Atalay, bu çabas›yla, birincinin inand›r›c›l›¤›n› baltal›yor.” diye yazm›flt›. (Milliyet, 24 A¤ustos 2009) Can Dündarlar’›n yan›ld›¤› nokta burada; ‹ki ayr› Beflir Atalay yok. ‹kisi de ayn› kifli asl›nda. Biri demokrasicilik oyununu sürdürüyor biri faflizmi... Ve ülkemizde bu ikisi genellikle bir arada olur. Faflizmi, emperyalizmi, demokrasicilik oyununu anlamayan ayd›n, AKP’nin Kürt aç›l›m›n› anlayamaz ve do¤ru tutum belirleyemez.
IRKÇI D AYATMAYA DEVAM:
‘Vatandafl Türkçe Yaz, Türkçe Oku, Türkçe Düflün!” Genelkurmay “Kürt aç›l›m›” tart›flmalar›na paralel geçen hafta bir afifl haz›rlam›fl: Üzerinde flöyle yaz›Türkçe yaz›yorum, okuyoyor: “T rum ve düflünüyorum... Güzel Türkçemizi Koruyal›m” 1930’lardaki “Va t a n d a fl T ü r kçe Konufl” kampanyalar›n›n sloganlar›n› hat›rlat›yor de¤il mi? O kampanya asl›nda hiç sona ermifl de¤ildir. Genelkurmay Baflkan› ‹lker Baflbu¤'un 30 A¤ustos aç›klamas›nda: "Türkiye devletinin, Dili T ü r k ç e ' d i r" vurgusuna özel önem vermesi, ertesi gün (31 A¤ustos) ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay’›n da bas›n toplant›s›nda “Resmi dilimiz ve e¤itim dilimiz Türkçedir” diye özel olarak belirtmesi, “Türkçe konufl” dayatmas›n›n güncel ifadeleridir. Bu afifller, sözler, oligarflinin “Kürt aç›l›m›”ndan, Kürtçe e¤itimden söz ederken bile, asimilasyondan vazgeçmedi¤ini göstermektedir. “ Tek millet, tek dil” dayatmas›, flovenist politikan›n sürdü¤ünün aç›k itiraf›d›r. Bir yanda Kürt kimli¤ini tan›d›klar›n› söylerken di¤er taraftan da bu tür kampanyalarla flovenizmi körüklüyorlar. Bu ülkede Kürtçe yay›n yapan bir devlet televizyonu bile açt›lar ama halen ink a r politikas› en üst düzey de sürdürülüyor. Kürt ulusal mücadelesi sonucunda Kürt kimli¤ini tan›mak zorunda kalan oligarfli, her f›rsatta i n k a r- a s i m i l a s y o n politikas›ndan vazgeçmedi¤ini hat›rlatmaktan da geri kalm›yor. Kürt halk›n›n kimli¤ini inkar eden, dilini yasaklayan ›rkç›, faflist politikada özünde bir de¤ifliklik yoktur. Oligarfli asimilasyon politikas›n›, bu topraklardaki farkl› milliyetlerden tüm halklara karfl› uygulam›flt›r. Bu politika 80 y›l› aflk›n bir
süredir yürürlüktedir. T ü r k l e fl t i r m e politikas› sonucunda Türk ulusu d›fl›ndaki di¤er ulus ve ulusal az›nl›klar, tam bir zorbal›k ve terör eflli¤inde yürütülen asimilasyon politikalar›yla Türklefltirilirken, Türkçe d›fl›ndaki bütün diller yasaklanm›fl, yok say›lm›flt›r. Zihniyet de¤iflmemifltir. Oligarfli aç›l›m, Kürtçe TV manevralar› yaparken de asimilasyonu hem ›rk-dil anlam›nda, hem düzene tabi k›lma anlam›nda sürdürme hesab› içindedir.
‘Bütün dillerin atas› Türkçe’ Anadolu’daki Türk olmayan halklar›n “Tek millet, tek dil” dayatmas›yla asimile edilmelerinin tarihi, ayn› zamanda kanl› bir tarihtir. Kemalistler, iktidar› devrald›ktan sonra “çok uluslu” ülke gerçe¤ini reddederek, di¤er haklara karfl› T ü r kl e fl t i r m e politikas›n› uygulamaya bafllad›lar. Bu politika do¤rultusunda 1927’de gayrimüslim ve Türk olmayan müslüman az›nl›klara yönelik “Va t a n d a fl , T ü r k ç e K o n u fl ! ” kampanyas› bafllat›ld›. Türk Ocaklar›’ndan Talebe Cemiyetleri'ne kadar bir çok kesim, bu kampanya için seferber edildi. Kampanyan›n as›l mimar› ve teflvikçisi devletti. 1928’de de devam eden bu kampanyada Kürtler, Araplar, Boflnaklar, Çerkezler, Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler, vapurlarda kendi dillerini konuflmaktan menedildiler. Türkçe'yi az bilenler bile, “umumi yerlerde” Türkçe konuflmaya zorland›lar. Tiyatro, sinema, lokanta, otel gibi yerlere, vapurlara ve tramvaylara Türkçe konuflulmas›n› “tavsiye eden” afifller, pankartlar as›ld›. Sokaklarda Türkçe konuflmayan insanlar dövüldü. Bu flovenist kampanyan›n arkas›ndaki Kemalist iktidar, Türklefltir-
me politikalar›n› hakl› ç›karmak için de tarihi, bilimi çarp›tarak, teoriler gelifltiriyordu. Bu uydurma teorilere “bilimsel” bir hava vermek için Eylül 1932'deki Birinci T ü r k D i l K u r ul t a y › topland›. Dil Kurultaylar›, 1934'te, 1936'da devam ettirildi. " T ü r k Ta r i h i Tezi, Tü rk D i l Te z i " gibi raporlarla, onlarca ulusun asl›nda “Türk kökenli” oldu¤u kan›tlanmaya(!) çal›fl›ld›. “Anadolu'nun dört bin y›ll›k Türk yurdu ve Türkçe'nin bütün dillerin anas› oldu¤u” görüflü, resmi görüfl olarak kabul edildi. Bu uydurma tarihi içeren G ü n e fl Dil Teorisi’yle, Türk dilinin tafl ve maden devrinden beri büyük bir kültür dili oldu¤u, Türkçe’nin neredeyse bütün dillerin anas› oldu¤u savunuldu. Bu teorinin bir uzant›s› olarak, Anadolu'da yaflayan Kürtlerin de "asl›nda Türk olup sonradan Kürtleflti¤i", Kürtçe'nin de asl›nda "Türkçe'nin bir lehçesi oldu¤u" iddia edilmeye baflland›. Di¤er halklar›n Türklefltirilmesi, devletin en önemli hedeflerinden biri haline geldi. Kürtçe ve di¤er diller yasakland›. E¤itim dili yap›lan Türkçe, di¤er halklar›n Türklefltirilmesinin ve dillerinin unutturulmas›n›n en önemli arac› haline getirildi. 27 May›s 1960 ihtilalinden sonra az›nl›klar› hedef alan bir kampanya daha bafllat›ld›; slogan ayn›yd›: “Va t a n d a fl T ü r k ç e k o n u fl ! ” 12 Eylül’de ise, Do¤udaki devlet dairelerinin kap›s›na “ T ü r k ç e ’ d e n b a fl k a b i r dil konuflmak kesinlikle y a s a k t › r ” duyurular› as›ld›. 82 Anayas›’na “ T ü r k v a t a n d a fl l a r › n a b a fl k a b i r d i l a n a d i l o l a r a k ö ¤ reti lemez” maddesi eklendi. Bugün, devletin resmi dilinin Türkçe oldu¤una dair hat›rlatmalar, “Güzel T ü r k ç e m i z i K o r u y a l › m ” afiflleri, devletin resmi politikas›nda hiçbir de¤iflimin olmad›¤›n› gösteriyor. Böyle oldu¤u içindir ki, “demokratik aç›l›m” derken de tüm yo¤unlu¤uyla asimilasyonu devam ettiriyorlar. Say›: 12 / 6 Eylül 2009
35
AKP’nin Kürt Aç›l›m›
ABD OPERASYONUDUR Beflir Atalay: ‘Bu iflin bafl› silahlar›n b›rak›lmas› ve tasfiye.’ Genelkurmay: ‘Bu mücadele, son terörist ortadan kald›r›l›ncaya sürdürülecektir.’
‘Kürt Aç›l›m›’nda Tek Amaç: A¤ustos’un bafl›yd›. Kürt milliyetçi bas›nda “Görüflmeler resmen bafll›yor.” manfletleri okunuyordu. Tayyip Erdo¤an uzun süredir boykot etti¤i DTP’yle görüflmüfltü. Bir süredir sözü edilen ”f›rsat” iflte nihayet gerçe¤e dönüflüyordu. Erdo¤an’la görüflen DTP Eflbaflkanlar›ndan Ahmet Türk, “Bizim görmek istedi¤imiz tablo... Herkesin sevgiyle kucaklaflt›¤› bir süreç için olumlu geliflmeler... Umutlu ve mutluyuz....” diye aç›klamalar yap›yordu. Burjuva bas›n, küçük-burjuva ayd›nlar, ortada somut hiçbir fley olmamas›na karfl›n, “Kürt sorunu çözüldü, çözülüyor” havas›ndayd›lar. Ayr› günlerde Abdullah Öcalan da bu sürecin farkl› ve yeni bir süreç oldu¤u tesbitini yap›yordu: “Öcalan: “Yeni bir süreç bafllad›. Bu yeni, farkl› bir dönem. Mustafa Kemal’in cumhuriyeti kurmas› kadar önemlidir bu süreç. Demokratik bir toplum infla edilecek bu dönemde.” Sonra, sanki herfley ters yüz olmaya bafllad›. Bize kal›rsa, ters yüz olan bir fley yoktu ama o büyük beklentilere girenlerin, “mutluyuz” diyenlerin bile reddedemeyece¤i, yads›yamayaca¤› bir “terslik” vard›. Önce “Kürt aç›l›m›” diye sunulmufltu giriflimin ad›. Sonra “demokratik aç›l›m”a çevrildi. Kürt kelimesini telaffuz edemeyenler, Kürt sorununu çözecekti! Demokratik aç›l›m da muhtemeldir ki, “afl›r› demokrasi taleplerine” neden oldu¤u için, o isim de de¤ifltirildi. ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay, 31 A¤ustos’taki bas›n toplant›s›nda AKP iktidar›n›n “süreç”le ilgili belirledi¤i yeni ad› kulland›: “ M i l l i B i r l i k P rojesi” Bu isimlendirme, oligarflinin ve
36
6 Eylül 2009 / Say›: 12
TASF‹YE
özel olarak da AKP’nin Kürt sorununda halâ “ i n k a r ” çizgisinde durdu¤unun veciz bir ifadesidir.
Devletin genifl mutabakat›: Hat›rlanaca¤› gibi, Abdullah Gül, “önümüzde büyük bir f›rsat var!” aç›klamas›n› yaparken, eklemiflti: “Devlette ilk defa bu kadar genifl mutabakat var. ” O mutabakat, hala sürüyor. Ama beklentilerden tamamen farkl› bir mutabakat bu. Bir çok kesimin AKP iktidar›ndan “Kürt sorunu”nda somut ad›mlar ve takvim bekledi¤i s›rada, iktidar “ t e r ö r l e m ü c a d e l e ” söylemiyle ç›kt› halk›n karfl›s›na. ‹flte 30 A¤ustos’un hemen öncesi ve sonras›nda halka karfl› somut olarak ortaya konulan o mutabakat: Hava Kuvvetleri Komutan› Orge neral H a s a n Aksay: “Hava Kuv vetleri olarak bu mücadeledeki baflar›l› hava operasyonlar›m›z eskiden oldu¤u gibi kararl›l›kla, son terörist ortadan kald›r›l›ncaya kadar sürdürülecektir. ” (Hürriyet, 26 A¤ustos 2009) Cumhurbaflkan› A b d u l l a h G ü l: “30 A¤ustos Zafer Bayram›'n› kutlad›¤›m›z bu büyük günde, t e r ö r l e mücadelenin en güçlü flekilde sürdürülece¤ini bir kez daha vurgulamak isterim.” (Cihan Haber Ajans› 30 A¤ustos 2009) Baflbakan Ta y y i p E r d o ¤ a n: “… milli birlik projesi kapsam›nda demokra t ik aç › l › m› n.. . en öne ml i ya n› olan terör sorunuyla mücadele kararl›l›kla devam ediyor, devam edecek” (‹HA, 30 A¤ustos 2009) Genelkurmay Baflkan› Orgeneral ‹ l k e r Ba¤bu¤: "Bizim TSK olarak birinci önceli¤imiz terörle mücadele. Amac›m›z, hedeflerimiz, bu te-
rörle mücadeleyi daha k›sa sürede bitirebilmek.” (1 Eylül 2009, Anka) Baflbu¤’dan, Erdo¤an’a, Gül’e kadar hepsi “terörle mücadele”de mutabakat halindedirler. “Aç›l›m” sözleri ortada dolafl›rken, “terörle mücadele” için yeni kurumlar olufl turuluyor. ABD, Irak ve Türkiye aras›nda “terörle mücadele konusunda üçlü mekanizma” kuruluyor. Oligarflinin bütün temsilcileri “terörle mücadelenin kararl›l›kla, son terörist yok edilene kadar devam edece¤ini” tekrarl›yorlar günlerdir. Bu sadece, belli bir kesimi “yat›flt›rmak” gibi bir amaçla ifade edilemez. Bu, oligarfli aç›s›ndan aslolan bir politikan›n ifadesidir. Emperyalizm ve oligarfli aç›s›ndan bir mücadeleyi, bir hareketi fiziki olarak yoketmekle, siyasi olarak yoketmek aras›nda o kadar büyük fark yoktur. Fiziki veya siyasi, h e r koflulda yoketme amac› oli garfli için vazgeçilmezdir. Kürt sorununun “çözümünden” anlad›klar›; Kürt halk›n›n ulusal talepli mücadelesinin bitirilmesi, Kürt milliyetçi hareketinin tasfiyesidir. Bu anlamda da, bütün çözüm planlar›, ça¤r›lar› önce “silahlar›n susmas›, gerillan›n teslim olmas›” üzerine flekillendirilmifltir. CHP’den, MHP’ye kadar bütün burjuva partileri de önce “terör” bitirilir, silahlar›yla teslim olurlar onda sonra bölge halk› için “aç›l›mlar” yap›labilir diyorlar. Aylard›r düzen cephesinden, reformizm cephesinden söylenen ve dayat›lan budur. Bugün Kürt kimli¤i, dili tan›nma noktas›na gelinmiflse, Özal’dan, Demirel’e, Erdo¤an’a, generallere kadar düzenin temsilcileri Kürt kimli¤ini tan›d›klar›n› aç›klamak zorunda kalm›fllarsa, bunu onlara yapt›ran Kürt halk›n›n silahl› müca-
delesidir. Ancak oligarfli, “Kürt realitesini” tan›sa da asimilasyon-imh a politikas›ndan vazgeçmemifltir. Kürt kimli¤ini, dilini tan›rken de amaç Kürt halk›n›n mücadelesini bo¤mak, kendi i fl b i r l i k ç i K ü r d ü n ü yaratmakt›r. Emperyalizm ve iflbirlikçi oligarfliler, sisteme, mevcut statülere flu veya bu temelde direnen bütün güçleri fiziki ve siyasi olarak tecrit etmek ve kuflatma alt›nda, gerekti¤inde de aç›k emperyalist teröre baflvurarak imha etmeye çal›fl›yorlar. Burjuvazinin 1990 bafllar›ndan bu yana allay›p pullad›¤› b a r › fl , ateflkes, diyalog süreçleri de esas olarak ayn› amaca yöneliktir. Büt ün e mpe ryal ist çözümle rde, silah b›rakt›r›larak gerillan›n tam tasfiyesi amaçlanm›flt›r. Bunun istisnas› y o k t u r. Bu anlamda da düzen cephesinden koro halinde söylenen tek çözüm; s i l a h l a r › n b › r a k t › r › l m a s › , gerilla teslim olana kadar d a “ t erörle mücadelenin” devam ettirilm e s i d i r.
Tasfiyeyi gizleyen m a n e v r a l a r v e d e m ag o ji l e r 30 A¤ustos törenlerinde Diyarbak›r’da askerler “ P i m ç e k b o m b a a t ” slogan›yla yürüyorlard›. Ayn› gün Diyarbak›r’da yap›lan bir toplant›da Aysel Tu¤luk “Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Çok umutlu ve çok kayg›l›y›z.” diyordu. Birkaç hafta içinde “Mutluyuz umutluyuz”dan “hem umutlu hem kayg›l›y›z” noktas›na gelinmifltir. Belki yar›n geriye sadece kayg› kalacak... Solun reformist kesimlerinde de büyük beklentiler oluflmufltu bu sürece dair: Mesela, Evrensel gazetesi’nin bundan bir ay önceki, 30 Temmuz tarihli manfleti böyle bir beklentiyi ifade ediyordu: “Da¤ fa r e do¤urmas›n” Ve ilginçtir ki; bu manfletten bir ay sonra, Beflir Atalay’›n 31 A¤ustos’taki bas›n toplant›s›n›n ard›ndan Ahmet Türk, “Da¤ fare bile do¤urmad›” diyordu. Evrensel’in manfleti
Burjuvazinin 1990 bafllar›ndan bu yana allay›p pullad›¤› bar›fl, ateflkes, diyalog süreçleri de esas olarak ayn› amaca yöneliktir. ... bu ülkelerin hemen hepsinde bar›fla efllik eden, TESL‹M‹YET ve TASF‹YE’dir. ve Türk’ün yorumu gösteriyor ki, sorun, olmayan bir “da¤”› var sanmaktan kaynaklan›yor. Yaz›m›z›n en bafl›nda sözetmifltik; A¤ustos bafl›nda “görüflmeler resmen bafll›yor” bafll›¤›n› atan Kürt milliyetçi bas›n, tam bir ay sonra, flu bafll›¤› atm›flt›: “Aç›l›m de¤il aldatma” (1 Eylül 2009, Yeni Özgür Politika) Do¤ruydu, aç›l›m de¤il aldatmayd›. Fakat bunu görmek için böyle bir sürecin geçmesi, yaflanmas› gerekmiyordu. Devrimciler, daha Abdullah Gül’ün a¤z›ndan “f›rsat” sözleri döküldü¤ünde, sonra Tayyip Erdo¤an’la Ahmet Türk’ün sonunda “mutluyuz, umutluyuz” aç›klamalar›n› yapt›klar› görüflmeler s›ras›nda, devrimciler hep uyard›lar; “aç›l›m de¤il, aldatmaca” oldu¤unu söylediler. Burada as›l önemli soru, bunun neden bafltan görülmedi¤idir. Mesela Ahmet Türk geçen hafta da flöyle demiflti: “Bu aç›l›m henüz bir projeye dönüflmedi. K›sa, orta ve uzun vadede nelerin yap›laca¤› konusunda henüz bir çal›flma yap›lmad› veya böyle bir tart›flma topluma yans›mad›.” (26 A¤ustos 2009) Peki bu kadar belirsizlik içinde neden mutluyuz, umutluyuz dediniz, as›l bu sorgulanmak durumundad›r. Kürt milliyetçi hareket, emperyalizm ve oligarfli cephesinden bir çok geliflmeyi bugüne kadar “bar›fl sürecine aç›l›m” olarak de¤erlendirmifl, çeflitli manevralar›, hatta s›radan demeçleri, ABD’nin, AB’nin, TÜS‹AD’›n, hatta MHP’nin sorunu çözme misyonunu üstlenece¤i fleklinde de¤erlendirmifltir. Buna ba¤l›
olarak da s›k s›k dünyadaki “bar›fl” örnekleri gündeme getirilmifltir. “Herkes teröristiyle bar›flt›, bir Türkiye kald›” içeri¤indeki bu yaklafl›m kendine kâh ‹rlanda’dan, kâh El Salvador’dan, kâh Uruguay’dan örnekler yaratmaya çal›flm›flt›r. Ama bu ve benzeri örneklerin hepsi, yukar›da da vurguland›¤› gibi, de¤iflmez biçimde iki sonucu içerir: B i r, halk›n silahl› gücünün tasfiyesi, iki, bu ülkelerdeki söz konusu siyasi hareketlerin amaç ve hedeflerinden VAZGEÇMES‹. Bu ikisi olmadan hiçbir yerde o sözü edilen “bar›fl” gerçekleflmemifltir. Aç›kt›r ki, bu ülkelerin hemen hepsinde bar›fla efllik eden, TESL‹M‹YET ve TASF‹YE’dir. ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay, 31 A¤ustos’ta “aç›l›m”la ilgili yapt›¤› yeni bas›n toplant›s›nda, yine bir fley anlatmam›fl, yine bir fley aç›klamam›flt›r, ama sorulara cevap verirken yukar›da belirttiklerimizi de kan›tlar flekilde flu noktalar› ortaya koymufl oldu: "Bu süreçle ilgili ayr› bir Anayasa de¤iflikli¤i gündemimizde yok. Biz af diye bir kavram zikretmedik, etmiyoruz. Ama bu iflin bafl› silahlar›n b›rak›lmas› ve tasfiye. Bunun için de çok çal›flmak gerekiyor. ” “Aç›l›m”›n özünü ortaya koyuyor bu sözler. AKP ve Genelkurmay›n “Kürt aç›l›m›” diye bafllatt›klar›, “süreç” olarak tan›mlad›klar› bu süreçte sonuçta nereye varmak istedikleri, bu toplant›da aç›kça ortaya konulmufltur: TASF‹YE. Kelime, gayet aç›k, net bir flekilde telaffuz edilmifltir. Hiç flüpheye yer yoktur. Dolay›s›yla “Kürt aç›l›m›”yla ilgili de¤erlendirme yapan, tav›r, politika belirleyen herkes, bu kelimeyi yok sayamaz. Burada tart›fl›lan ne “akan kan›n durmas›”, ne “analar›n gözyafllar›n›n dindirilmesi”, ne “Kürt halk›n›n ulusal taleplerinin karfl›lanmas›” de¤ildir. Bütün bunlar, tasfiye operasyonunu meflru ve mümkün k›lacak demagoji ve manevralardan ibarettir. Say›: 12 / 6 Eylül 2009
37
AKP’nin Kürt Aç›l›m›
ABD OPERASYONUDUR ÖDP’de Uras’›n tasfiyesiyle ‘devrimcilik dönemi’ sona erdi... ÖDP-DY reformizmi, asl›na geri dönüp, daha da geriye yöneldi... Emperyalizme ‘Havet’ten ‘Evet’ deme noktas›na gelindi... ÖDP’nin Kürt politikas›: ‘Akan kan›n durmas› ad›na’ emperyalizm desteklenebilir!
ÖDP’nin ‘Emperyalizme Uyum’ ‹lan›! AKP iktidar›n›n “Kürt aç›l›m›” karfl›s›ndaki tav›r, sol içinde de devrimcilikle reformizm, düzen içi çözümlerle devrimci politika aras›ndaki ayr›m› bir kez daha ortaya ç›kar›yor. Herkes, en genel anlamda mücadeleye bak›fl aç›s› çerçevesinde bu konudaki yaklafl›m›n› belirlerken, ÖDP, Kürt aç›l›m› karfl›s›ndaki tavr›yla, düzeniçileflmede, sisteme do¤ru bir ad›m daha att›¤›n› ilan etmifl oldu. Ayr›nt›lar›n› yaz›m›z›n ileriki bölümlerinde görece¤iz, ama ÖDP’nin tavr›n›n özü, emperyalizmin program›na ve çözümüne destek vermek olarak özetlenebilir. Bu politika, ÖDP Genel Baflkan› Alper Tafl’›n aç›klamas›nda ve ÖDP-DY’nin teorisyeni O¤uzhan Müftüo¤lu’nun konuya iliflkin yaz›s›nda aç›kça savunuldu ve teorilefltirildi. Alper Tafl, flöyle diyor:
"Kürt aç›l›m›, t›pk› Ergenekon'da oldu¤u gibi emperyalist ülkeler aras›ndaki dengelerden kaynaklan›yor. Ancak, buna ra¤men, akan kan›n durdurulmas› ad›na süreci destekli yoruz.” (Birgün, 22 A¤ustos 2009) ÖDP Genel Baflkan›, bu “aç›l›m”›n bir emperyalist operasyon oldu¤undan emindir, tekrar tekrar vurguluyor hatta bunu: “ Aç›l›m her ne
ABD’ye, AKP’ye, Orduya iliflkin peflpefle yap›lan bu olumlamalar, emperyalist dünya düzeniyle, oligarflik düzenle uzlaflma politikalar›d›r. Sömürücü egemen s›n›flar›n 21. yüzy›lda halâ ilerici, halktan yana politikalar izleyebileceklerini iddia etmektir ki; bu, s›n›fsal bak›fl aç›s›yla ba¤lar› kopar›p atmakt›r..
38
6 Eylül 2009 / Say›: 12
kadar iç siyaset ifliymifl gibi görünse de asl›nda d›fl siyasetle de direkt ba¤lant›l›. Art›k akan kan dursun, analar a¤ lam as› n. Biz ÖDP o l a r a k i fl i n bu taraf›yla ilgileniyoruz.” (Birgün, 22 A¤ustos 2009) ‹flin teorisini ise her zamanki gibi Müftüo¤lu yap›yor: Müftüo¤lu, bunun bir ABD operasyonu oldu¤unda net: “‹flin mutfa ¤›n d a bü y ü k ö lçü de A B D ’ n i n b u l u n du¤undan hiç kimsenin bir flüphesi yok....” Buna ra¤men Müftüo¤lu, mevcut durumun Kürt sorununun çözümü için uygun koflullar yaratt›¤›n› söylüyor: “ O r t a d a b i r ‘ f › r s a t ’ o l d u ¤ u aç›k.” Müftüo¤lu, “‹fl in a rk a pl an ›n da ABD’nin hegemonik ç›karlar›n›n b u l u n d u ¤ u n u ” da tesbit ediyor. Ve fakat sonra da yine flunu söylüyor: “ABD’nin y›llard›r yapt›¤› gibi her iki halk›n ba¤r›nda derin yaralar açarak sürüp gelen bu savafl›n sona ermesini engelleyecek politikalardan vazgeçmifl olmas› bile, bu sorunu gerçekten çözmek isteyenler için önemli bir f›rsatt›r.” (O¤uzhan Müftüo¤lu, Birgün, 21 A¤ustos 2009)
Amerikan Çözümüne Destek, ‘Akan Kan’ Söylemiyle Meflrulaflt›r›lamaz! Yukardaki de¤erlendirmeler ÖDP reformizminin Kürt sorununa bak›fl aç›s›n›n nas›l bir temel üzerine oturdu¤unu göstermektedir. “Kürt aç›l›m›”n›n emperyalist bir operasyon oldu¤u görülüyor ama buna ra¤men “akan kan› durdurmak ad›na” bu çözüm destekleniyor. ABD’nin eski politikalar›ndan
vazgeçmifl olup olmad›¤› tart›flmas› bir yana, flu DEVR‹MC‹LER AÇISINDAN ÇOK NETT‹R: Kendisine ilericiyim, devrimciyim, sosyalistim diyen hiçbir kifli ve hiçbir örgüt, e m p e r y a l i s t b i r çözümü savunamaz, destekleyemez. Kendisine ilerici, devrimci, sosyalist diyen bir örgüt, e¤er emperyalist bir politikay›, plan› destekliyorsa, orada o deste¤in, o çözümün do¤rulu¤u yanl›fll›¤›ndan önce, o örgütün ilericili¤i, devrimcili¤i sorgulanmak durumundad›r. ÖDP de iflte flimdi o noktadad›r. Esas tart›flma budur. Biz, gözü kapal› olarak diyebiliriz ki, “ e m p e r y a l i z m i n h e r h a n g i b i r çözüm plan›nda, Kürt halk› için bir ç ö z ü m y o k t u r.” Bunu söyleyebilmek için, o plan›n kendisini görmemiz gerekmez. Ayn› fleyi, oligarflik diktatörlük ad›na ülkemizi yöneten AKP için de söyleriz, ordu için de. Fakat bu devrimci zeminden, bu s›n›fsal bak›fl aç›s›ndan kaym›fl olanlar, art›k bütün bu olgular› ancak bir kaos içinde görmeye bafllarlar. Emperyalizm halklar›n sorunlar›n› çözer, faflizm demokrasi getirir, iflgalle özgürlük sa¤lan›r, tekelci burjuvalar ilerici olur vs. vs!!! Müftüo¤lu da böyle bak›yor. Emperyalist bir operasyonu desteklemeyi hakl› ç›karmak için, önce ABD’yi AKLAMAYA girifliyor. Önce diyor ki: “Bugüne kadar ABD’nin bölge politiklar›n›n esas› daima bölgedeki halklar aras›ndaki uyuflmazl›klar›n bir çeflit ‘pat’ durumunda sürümcemede kalmas› yönünde olmufltur. ”
Ama bugün ABD bu politikas›n› de¤ifltirmifl (Yaflas›n Obama!!). fiimdi ABD, halklar aras›ndaki sorunlar›n çözümünden yanaym›fl. Kan›t m›? O da var Müftüo¤lu’nda: “... provokasyonlar›n son dönemlerde en az›ndan flimdiye kadar zuhur etmemifl olmas›, sebebi ne olursa olsun, ABD politikalar›ndaki bu aç›dan çözümden yana meydana gelen de¤iflimin bir belirtisi de say›labilir.” Müftüo¤lu özetle diyor ki, bak›n “mutfa¤›nda ABD’nin oldu¤u” ve “ABD’nin hegemonik ç›karlar›n›n belirledi¤i” bir emperyalist operasyonu destekliyoruz ama art›k ABD de “eskisi gibi de¤il”. Art›k “çözümden” yana. Art›k “provokasyonlara baflvurmuyor.” Yani, demokratik emperyalizm. ÖDP’nin teorisyeni, asl›nda yeni hiçbir fley söylemiyor. En veciz flekilde O s m a n Ö c a l a n’›n dile getirdi¤i “demokratik emperyalizm” pespaye teorisini tekrarl›yor. Keza, Müftüo¤lu’nun süsleye püsleye yukar›da söyledi¤i sözler, ABD’nin Irak’› iflgalinden bu yana, Kürt milliyetçi hareket taraf›ndan onlarca defa dile getirildi. Böyle bir “ k o p y a ” olmas› kaç›n›lmaz elbette; çünkü her iki kesim de emperyalizme verdikleri deste¤i izah etmeye çal›fl›yorlar. Hangi gerekçeyle olursa olsun, emperyalizmi desteklemek, tart›fl›lamaz ve kabul edilemez; böyle bir politika, devrimcilik, sosyalistlik içinde görülemez. Ama bir an için “akan kan› durdurma” gerekçesini tart›flmaya “de¤er” görsek bile, bu gerekçe de temelsiz ve mesnetsizdir. “Akan kan›” bu emperyalist proje de durdurmayacakt›r. Bizzat bu “ k a n› a k › t a n l a r ”, halklara katliamlar yaflatanlar, “akan kan›” durduramazlar. 20. yüzy›l›n tüm tarihini hat›rlay›n. Veya yak›n tarihin Irak’›na, Afganistan’›na, Filistin’ine bak›n. Veya kendi ülkemize bak›n. Halklar›n “kan›n› ak›tan” sadece ve sadece emperyalistler ve onlar›n iflbirlikçileridir. E¤er “akan kan› durdurma” yolu olarak teslim olma ve uzlaflma görülüyorsa, bu da yanl›flt›r. Birileri teslim oldu, uzlaflt› diye halklar›n ulusal ve sosyal kurtulufl özlemleri bitmez; savafl devam eder, kan yine akar... Ana-
Biz, gözü kapal› olarak diyebiliriz ki, “emperyalizmin herhangi bir çözüm plan›nda, Kürt halk› için bir çözüm yoktur.” lara gözyafl› döktüren, onlara evlat ac›s› yaflatan, faflizmdir, flovenizmdir, emperyalizmdir, iflbirlikçi iktidarlard›r. “Akan kan›n durmas›”, “Analar›n a¤lamamas›” Amerikan çözü m ü n ü d e s t e k l e y e rek gerçekleflmez.
Müftüo¤lu’nun ‘bar›flç›’ ordusu, hangi tercihi gösteriyor? Kuflku yok ki, düzen içi politika yapmakla, devrimci politikan›n tarz›, ölçüleri, üslubu, yöntemi farkl› farkl›d›r. Düzen içi politikada, günü birlik tespitler ve savrulmalar “normal”dir. Dün dedi¤inin ertesi gün yalanlanmas› veya yanl›fl ç›kmas› burjuva politikac›s› için sorun de¤ildir. Müftüo¤lu için herhalde sorun olmal›d›r. Mesela, AKP ve ordu hakk›nda afla¤›daki sat›rlar› nas›l bir “tahlil” yanl›fl›yla yazm›flt›r? Bir tahlil yanl›fl› yoksa, bir politika tarz› tercihi mi söz konusudur? Söyledi¤i fluydu Müftüo¤lu’nun: “Hükümetin nedenleri ne olursa olsun -en az›ndan flimdilik- oldukça kararl› göründü¤ü ‘demokratik aç› l›m’ süreci, baflta Kürt halk› olmak üzere, toplumun genifl kesimlerinde ‘çözüm ve bar›fl’ için büyük bir umut yaratm›fl durumda.” (Birgün, 21 A¤ustos 2009) AKP ve ABD’nin “aç›l›m›”n›n kimlerde nas›l bir umut yaratt›¤› bir yana, ÖDP’de büyük umut yaratt›¤› kesindir. Devam edelim. AKP’yi ülkemizi d e m o k r a t i k l e fl t i ren bir parti olarak tespit eden Müftüo¤lu, Ordu için de ayn› fleyleri düflünüyor: “... ordu ile hükümet aras›nda bu konuda ilk defa bir görüfl birli¤inin meydana gelmifl olmas›ndan da söz ediliyor. Bu, art›k ordunun da askeri ç öz üm d ›fl› nda ba r ›fl ta n ve çöz üm de n y a na b i r e ¤i l i m i b e ni m s e m i fl o l m a s› manas›na geliyor ki, bu durum da her yönden umut verici bir geliflmedir. ” (age) Ülkemizi çok yak›ndan tan›mayan biri, ordunun bir iki demecine bak›p böyle bir tespit yapsa, bunu normal karfl›layabilirsiniz. Ama yukar›daki
tespiti yapan, ‘70’lerden bu yana ülkemiz siyasetinin içinde olan biridir. O halde bunu basit bir siyasal yan›lg›, bir tahlil hatas› olarak görmek mümkün de¤ildir. ABD’ye, AKP’ye, Orduya iliflkin peflpefle yap›lan bu o l u m l a m a l a r, emperyalist dünya düzeniyle, oligarflik düzenle uzlaflma politikalar›d›r. Mevcut sistemi, meflru görmenin ifadesidir. Dahas›, sömürücü egemen s›n›flar›n 21. yüzy›lda halâ ilerici, halktan yana politikalar izleyebileceklerini iddia etmektir ki; bu, s›n›fsal bak›fl a ç › s › y l a b a ¤ l a r › k o p a r › p a t m a k t › r... O¤uzhan Müftüo¤lu, 21 A¤ustos tarihli yaz›s›nda, bir de flöyle bafll›k kullanm›fl: “1992’deki önerilerimiz bugün dille rde.” Anlafl›l›yor ki, bundan kendilerine bir övünç pay› ç›kar›yor. Ama önce flu aç›kl›¤a kavuflturulmal›, o zamanki DY’nin önerileri, bugün k i m l e r i n dilinde? Devrimcilerin, Marksist-Leninistlerin de¤il; burjuvazinin, küçük-burjuvazinin, reformizmin dilinde. Çünkü zaten, o zamanki önerileri de, ancak bu kesimlerin s›n›fsal ve politik tercihlerine paraleldir. Aç›kça d üz e n i ç i d i r. Avrupa Birli¤i paralelindedir. Düzenin kabul edilebilirlik s›n›rlar›ndad›r. T › p k › , 2 0 0 6 ’ d a Ö D P ’ n i n i l e r i s ü r d ü ¤ ü “Birarada Yaflam› Savunal›m” politikas› gibi. Burjuva politikalar çerçevesinde ne zaman neler revaçtaysa, ÖDP de bunlar› gözetmifltir. ‹flte, Müftüo¤lu’nun övündü¤ü 1992’deki önerinin düzeniçili¤i daha o “çözüm paketi”nin flu maddesinde görülmektedir: “ ‹lk ifl, m e v c u t s a v a fl a s o n v e r il m e si ( d i r ) . .. ” Sonra devam ediyor: “ Kürt sorununda dayat›lan aske ri çözüm yoluna karfl› dem okrati k b ir çö z üm siy ase tin i … ›sra rla sa v un mak (gerekir)… “ Bar›flç›-demokratik bir siyasi çözüm yolunun gelifltirilmesi[ne] karfl› önyarg›l› bir flekilde yaklafl›lmamal›...” Burjuvalar, küçük-burjuvalar bu “çözümü”, niye dillerine almas›nlar? Ama bizce Müftüo¤lu, bundan bir övünç ç›karaca¤›na kendilerine dönüp flu soruyu sormal›: Bizim önerimiz n a s › l bi r öneri ki, ABD’den Say›: 12 / 6 Eylül 2009
39
Kürt milliyetçilerine, AB’den bilcümle küçük-burjuvalara kadar herkesin dilinde olabiliyor?
ÖDP’de ‘geçici devrimcilik dönemi’nin sonu! Hat›rlanaca¤› gibi, ÖDP içinde Ufuk Uras grubuyla, Müftüo¤lu grubu aras›nda aç›k bir iktidar savafl› sürdü¤ü dönemde, özellikle Müftüo¤lu kesiminde yeralanlar›n dili, alabildi¤ine militan, ihtilalci bir dile dönüflmüfl, y›llard›r hat›rlamad›klar› flehitleri hat›rlamaya bafllam›fllar, y›llard›r dillerine pek almad›klar› emperyalizmden, faflizmden ve devrimcilikten sözeder olmufllard›. Bu tart›flmalara dair yazd›¤›m›z her yaz›da, bunun geçici bir durum oldu¤unu, sadece kendi iç çat›flmalar›nda güç kazanmak için baflvurulan bir yol oldu¤unu belirtmifltik. fiimdi, ortaya konulan flu politikalar, o “geçici” dönemin bitti¤ini –ve elbette bizim ÖDP-DY’ye iliflkin bu öngörümüzün de yerine oturdu¤unu– gösteriyor. Müftüo¤lu ve beraberindekiler, bu “devrimcilik” döneminde, daha önce Ufuk Uras’la birlikte savunduklar› AB’ye uyum destekçili¤ini bile, sanki onun teorisini kendileri yapmam›fl gibi elefltirmeye kalkm›fllard›. AB konusundaki “havet” politikas›n› sadece Uras kesimine aitmifl gibi göstermeye çal›flanlar, arflivlerin kendilerini yalanlad›¤›n› piflkince görmezden geldiler. Mesela, AB’ye uyum sürecinin bir anlamda “ y u k a r › d a n d e m o k r a t i k d e v r i m ” oldu¤u teorisini yapan Müftüo¤lu’nun grubundakilerdi. Ama herfleye ra¤men, o günlerde Avrupa emperyalizmi karfl›s›ndaki tav›r “ h a v e t ” biçimindeydi. Yani görünürde “ne hay›r”, “ne evet” diyorlard›. “Utangaç” bir emperyalizm destekçili¤i vard›. fiimdi art›k h a v e t’ten evet’e gelinmifltir. Hem de “ t e re d d ü t s ü z ” evet. Ona göre, devrimci siyaset, “ Kürtlerin dillerini kültürlerini özgürce yaflay›p gelifltirebilecekleri, her geliflme, ne kadar eksik olursa olsun, kim taraf›ndan yap›l›rsa yap›ls›n, ... tereddütsüzce destekler.” Kim yaparsa yaps›n; bu teori de Barzaniler’den al›nma. Onlar da kendi haklar› için Amerika’yla iflbirli¤ini
40
6 Eylül 2009 / Say›: 12
Emperyalist düzenin, oligarflik düzenin batakl›¤›na gitmekte olan ilericileri, demokratlar› oraya gitmekten al›koymak için sesimizin yetti¤i kadar hayk›r›p uyar›r›z onlar›, elimizi tüm gücümüzle uzat›r›z ve flimdi yapt›¤›m›z budur. böyle teorilefltirmifllerdi. Müftüo¤lu döne döne tekrarl›yor: “‹flin arka plan›nda ABD’nin hegemonik ç›karlar›n›n bulunmas› ... izlenecek sosyalist politika aç›-s›ndan bir tereddüt unsuru oluflturamaz.” Tekrarl›yor Müftüo¤lu, ki bir tereddüt olmas›n: “d›flardan kotar›l›p gündeme getirilmifl olmas›nda flafl›lacak bir fley olmad›¤› gibi bu durumun izlenecek siyaset aç›s›ndan herhangi bir tereddüt unsuru oluflturamayaca¤› da aç›k olmal›d›r. ” San›r›z kimsenin bir tereddütü kalmam›flt›r: A m e r i k a n e m p e r y a lizminin politikalar›na aç›kça evet d e n i l m e k t e d i r. Yar›n bir kaç hak k›r›nt›s› gerçekleflirse, “demokratik emperyalizm, yukar›dan demokratik devrimi sürdürüyor” diye teori yapmalar› da flafl›rt›c› olmaz. Ama hayat, yine yalanlar onlar›. Devrimcilikten uzak düflünceler egemen olmaya bafllad›¤›nda, sapla saman birbirine kar›flt›r›l›r. Pratik yine ayr›flt›r›r. Müftüo¤lu’nun AKP’yi “demokratikleflmede kararl›” diye, orduyu “bar›fltan çözümden yana” diye öven yaz›s›n›n mürekkebi kurumadan, her ikisi de “son terörist yokedilinceye kadar...” söylemine sar›ld›lar tekrar. Müftüo¤lu’nun yaz›s›, adeta iki günde hükümsüz hale geldi. Elbette hükümsüz hale gelen bir yaz› de¤il, o yaz›n›n ortaya koydu¤u uzlaflmac›, sorunlar›n çözümünü egemen s›n›flardan bekleyen icazetçi politikalard›r. ÖDP reformizminin Kürt sorununa iliflkin devrimci bir çözümü yoktur. Çözümü düzeniçidir ve esas olarak da egemen s›n›flara havale edil m i fl t i r. Devrimci Yol anlay›fl›n›n Kürt sorununu emperyalistlere veya oligarflinin partilerine, ordusuna havale etmesi, esas olarak bu anlay›fl›n bafltan beri içinde bar›nd›rd›¤› bir e¤ilimdir. Daha 1978’de, DY tasfiyecili¤i-
nin elefltirisini yaparken, DY’nin Kürt sorunu konusunda tamamen faydac› davrand›¤›, “Kürdistan’da da var olmak”tan öteye bir program› olmad›¤›n› ve DY’in konuya yaklafl›m›nda da flovenizmin egemen oldu¤unu ortaya koymufltuk. ÖDP’nin mevcut durumdaki tavr›, en kaba haliyle yukar›da ifade edilenlere denk düflmektedir. Sorunu sahiplenen, k e n d i s o r un u olarak gören, çözüm için siyasi iradesini koyan bir yaklafl›m› yoktur ÖDP-DY anlay›fl›n›n. Demokratl›¤›n ölçüsü, faflizme karfl› olmak, ilericili¤in ölçüsü, emperyalizme karfl› olmakt›r. Ki bu ikisi günümüzde art›k içiçedir. ÖDP, bir ABD operasyonu olan AKP’nin Kürt aç›l›m›”na destek politikas›yla, iki ölçünün de uza¤›na düflmektedir. Parti içi hesaplarla, devrimci de¤erleri istismar edip, Mahir Çayanlar’›, Dev-Genç’i, anti-emperyalist mücadeleyi, flehitlerini savunuyor gözükenler, tasfiyeden sonra rahatlam›fllard›r. ÖDP-DY’nin tarihi bu tür savrulmalar ve ayak oyunlar› ile dolmufltur. Ama bir baflka sonuç da fludur ki, bugün ÖDP, emperyalist çözümleri savunmakta daha cüretlidir. Cüret dedikse, bu elbette bedeller ödemeyi göze alan bir cüret de¤ildir. Uzlaflman›n, teslimiyetin tarihsel olarak lanetlenmifl cüretidir; de¤ilse, bugün emperyalist politikalar›, AKP’nin politikalar›n› desteklemek için hiç cüret gerekmiyor. Cüret, anti-emperyalist, anti-oligarflik mücadeleye at›labilmektedir; cüret, mesela ABD’ye karfl› karikatür sergisi açmaktad›r, ABD’nin ne kadar de¤iflti¤ine dair teori yapmakta de¤il... Ustalar›m›z›n vasiyetidir; emperyalist düzenin, oligarflik düzenin batakl›¤›na gitmekte olan ilericileri, demokratlar› oraya gitmekten al›koymak için sesimizin yetti¤i kadar hayk›r›p uyar›r›z onlar›, elimizi tüm gücümüzle uzat›r›z ve flimdi yapt›¤›m›z budur. Fakat, o kesimler, o batakl›¤a, kendileriyle birlikte bizi ve baflkalar›na da çekmeye kalkar, emperyalizmin politikalar›na yedeklenmenin teorisini yapmaya kalkarlarsa, onlar›n kimseyi yanlar›nda sürüklemeden bir an önce o batakl›¤a var›p solun üzerinden gölgelerinin kalkmas› için de elimizden geleni yapar›z...
Güler Zere ‹çin... Güler Zere için Bir Kitap: Düflünün ki yeryüzüne akan bütün canlar gibi Ekmek kokusu yan›bafl›m›zda dursun diye Her gün yüreklerimize su verdik! ‹flte o okyanus damlas›yla yürüyoruz. Güler Zereler ne istedi, neyi buldu? Hepimizin içinde duran vicdan ve vefa a¤›tlar› flimdi yüz y›llar›n cevab›yla kap›m›zda bekliyor . Yeryüzü Çocuklar› yazd›! CANIMIZ GÜLER ZERE ‹Ç‹N isimli kitap bu sat›rlarla karfl›l›yor okuru... Yazar Ak›n Ok’un öncülü¤ünde oluflturulan derleme çal›flmas›na Yar Yay›nlar› da kitab› basarak katk› sunmufl. Elli ayd›n ve sanatç›n›n Güler Zere için yazd›¤› yaz›, fliir ve çizgilerden oluflan kitapta Güler Zere’ye Özgürlük talebi hakim. Kitab›n sat›rlar›nda kimi dizeler vicdan ad›na, kimisi gelecek ad›na, kimisi umut ad›na Güler Zere’ye Özgürlük istiyor. ...ses verin, ses verin, ses verin diye ba¤›ran sat›rlarla ayn› düflüncede birlefliliyor bu kitapta; GÜLER ZERE SERBEST BIRAKILSIN!
Türkiye Yazarlar Sendikas›’ndan;
“Hücre, Kelepçe Ve Kanser” Güler Zere'nin yakaland›¤› kanser hastal›¤›, t›bb›n iyilefltirme gücünün yetmeyece¤i bir aflamay› geçmifl görünüyor. Bugüne dek verdi¤i pek çok raporla güvenirli¤i hayli tart›fl›l›r hale gelen Adli T›p Kurumu, Güler Zere'nin "hapishanede/ hücrede kalmas›" yönünde baz› raporlar verdi. Oysa t›bb›n kanser konusunda uzmanlaflm›fl öteki kurumlar›, Adli T›p Kurumu'nun tam tersini söylemekte ve bir insan›n yaflam› bak›m›ndan irkiltici olgular› art arda s›ralamaktad›r. Bu süreçte, bütün yazarlar›n, ayd›nlar›n, bas›n mensuplar›n›n kendi etkinlik alanlar›nda (Yazarak, haberlefltirerek, Zere ve öteki mahkûmlar için düzenlenen etkinliklere, eylemlere kat›larak ve bunlar›n duyurulmas›na katk› sa¤layarak) Zere'yi ve benzer konumda olan tutuklular› desteklemesini diliyoruz… ‹nsan›, insanl›¤› savunmak insana düfler.” ( 28 A¤ustos 2009)
Hakan Do¤an'› Kaybettik Hakan Do¤an, 22 A¤ustos ‘ta Stuttgart'taki evinde yaflam›na son verdi. Hakan, 1983 Nazimiye/Dersim do¤umluydu. 2000 y›l›na kadar ‹stanbul Sar›gazi’de oturuyordu. Cephe sempatizan›yd›. 2000 y›lnda Almanya’ya giderek devrimcileri buldu. 2004 y›l›nda Stuttgart Kültür ve Sanat Evi'nin kurulufl çal›flmalar›nda ve yönetiminde yer ald›. ‹çine düfltü¤ü bir anl›k bunal›m ve zaaf, Hakan’› intihara sürükledi. Stuttgart Halk Cephesi'nin Do¤an için yapt›¤› aç›klamada “Aram›zdan bizi üzerek ayr›ld›n... Seni bitmez tükenmez neflenle, samimiyetinle hat›rlayaca¤›z” denildi. Hakan Do¤an’n›n cenazesi, 25 A¤ustos’ta Stuttgart’ta Halk Kültür Evi'nde arkadafllar›, ailesi ve dostlar›n›n bulundu¤u törenle vasiyeti gere¤i Dersim Nazimiye u¤urland›.
“Say›n M. Sadullah Ergin Adalet Bakan› Kanser hastas› tutuklu Güler Zere daha iyi koflullarda tedavi görmesi için derhal serbet b›rak›lmal›d›r. Güler Zere, dünyan›n gözleri önünde ve hepimizin tan›kl›¤›nda günden güne ölüme yaklaflmaktad›r. Çukurova Üniversitesi Adli T›p Ana Bilim Dal› taraf›ndan haz›rlanan iki ayr› raporda da Güler Zere’nin Yaflam›n›n a¤›r risk alt›nda oldu¤u, cezaevi ve hastahanelerin mahkum koflullar›nda bak›m ve tedavisinin sa¤l›kl› olarak yerine getirilmesinin mümkün olmad›¤›, iyileflinceye kadar hapis cezas› infaz›n›n ertelenmesinin uygun olaca¤› belirtilmesine ra¤men serbest b›rak›lmam›flt›r. ‹nsan hakk›na, t›b bilimine, hukuka ve vicdana s›¤mayan bu davran›fl› do¤ru bulmayan biz yazarlar, durumu nazik olan kanser hastas› Güler Zere’nin bir an önce sa¤l›kl› bir flekilde tedavi edilmesi için serbest b›rak›lmas›n› talep ediyoruz. PEN Yazarlar Derne¤i Baflkan› ‹nci Aral Hapisteki Yazarlar Komitesi Halil ibrahim Özcan 2 Eylül 2009
Faruk Ereren'in Davas› Sürüyor
Özgürlük Ça¤r›s› 33. Haftas›nda
Almanya Düsseldorf'daki tecrit hücresinde tutulan devrimci tutsak Faruk Ereren'in davas›na 26-27 A¤ustos tarihlerinde devam edildi. 26 A¤ustos’ta davada tan›kl›k yapan polis memuru Türkiye'nin iflkenceci polisleri taraf›ndan al›nan emniyet ifadelerinden örnekler verdi. Devrimci tutsak Faruk Ereren'de 26-27 A¤ustos tarihli duruflmalarda dinlenen-tan›kl›k yapan polislere sordu¤u bir çok soruda iki polisten de "hat›rlam›yorum", "unuttum" cevaplar›n› ald›. Dava 2 Eylül’e ertelendi.
Almanya Köln flehrinde her hafta Cumartesi günü yap›lan özgürlük eylemi 33. haftas›n› geride b›rakt›. 10 ay önce tutuklanan Anadolu Federasyonu çal›flanlar› halen mahkemeye ç›kar›lmad›lar ve tecritte tutuluyorlar. Türkiye'deki faflist rejimin avukatl›¤›na soyunan Alman devletinin savc›lar› iddianame bile haz›rlayamad›.
Adalet ‹stiyoruz!
29 A¤ustos’ta yine Dom kilisesi önünde özgürlük pankart› aç›larak federasyon çal›flanlar›n›n tutuklanmalar› protesto edildi, bildiriler da¤›t›ld›. Say›: 12 / 6 Eylül 2009
41
TAKS‹M
Merhametinizin de¤il yasalar›n›z›n gere¤ini yap›n! 04 Eylül...Yine Taksim’deydi umutlu kalabal›k. Güler’i o iflkencehaneden çekip alaca¤›na inananlar neredeyse bir saat öncesinden toplanmaya bafllam›flt›. Haftalard›r her cuma buradan hem Güler’e selam gönderiliyor hem de adalet iste¤i yineleniyordu. Küçük gruplar halinde birikmifllerdi iflyerinden ç›kanlar, çal›flt›klar› derneklerden gelenler, mahkeme salonlar›nda ifllerini bitirenler, evinde çocu¤unu, hastas›n› b›rakanlar, arkadafl›yla buluflmas›n› iptal edenler, buluflma noktas› olarak saat 19.30’u ve Tramvay Dura¤›’n› seçenler, koluna annesini tak›p da gelenler... Hasta oldu¤u halde bir baflka hasta kurtulsun diye, Güler kurtulsun diye geçti yafll› bir anne pankart›n ucuna. Geç kalma telafl›yla çocu¤unun arabas›n› kan ter içinde süren bir baflka anne kar›flt› o kalabal›¤a. Trafi¤e tak›l›p da geç kalanlar can s›k›nt›s›yla hemen ald›lar dövizleri ellerine, “Güler Zere’ye Özgürlük” slogan›n› dalgaland›rmaya bafllad›lar... Önde yine Güler Zere’nin büyük, elleri kelepçeli foto¤raf› beyaz baflörtülüler taraf›ndan sarmalanm›fl. Arkas›nda “Güler Zere’ye Özgürlük/Hasta Tutsaklar Serbest B›ra-
42
6 Eylül 2009 / Say›: 12
k›ls›n” pankart›n›n hem Türkçe hem ‹ngilizce yaz›lm›fl iki ayr› hali tafl›n›yor yafll›lar ve gençler taraf›ndan. Serbest b›rak›lmas› istenen hasta tutsaklar›n listesi hemen yan›bafl›nda. “Merhamet De¤il, Adalet ‹stiyoruz” diyorlar, Güler Zere’ye özgürlük isteyenler, hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için çabalayanlar. Sloganlar›n toparlay›c›l›¤›yla yine ‹stiklal Caddesi geçiliyor. Sabr›n taflt›¤›n› gösteren “Katil Devlet Hesap Verecek” sözleri en gür haliyle at›l›yor. Keza “Bedel Ödedik, Bedel Ödetece¤iz” de öyle. Alk›fllar, ›sl›klar, z›lg›tlar bu iflten vazgeçilmedi¤inin, özgürlük talebi karfl›lanmadan devletin yakas›n›n b›rak›lmad›¤›n›n iflareti. Yürüyüflün ortas›nda kalabal›k yine oturma eylemi yap›yor ve hep bir a¤›zdan sanatç› Ercan Ayd›n eflli¤inde Çav Bella’y› söylüyorlar. Bu sesin Güler Zere’ye gitti¤ini bilerek, buna inanarak... Galatasaray Lisesi’nin önüne gelindi¤inde bir saatlik yürüyüfl öfkeyle tamamlan›yor. Çevreden el sallayanlar, alk›fllarla destek verenler, soru soranlar, yürüyüfle kat›lanlar, pencerelerden izleyenler. Buras› tan›kt›r ki Güler Zere’yi zulmün elinden çekip ala-
cak bu inanm›fl insanlar... Eylemi örgütleyen k›rka yak›n kurum ad›na ortak aç›klamay› KESK Dönem Sözcüsü Azim fiamilo¤lu okuyor. Aç›klaman›n ard›ndan Av. Taylan Tanay’›n, Güler Zere’nin yazd›¤› mektuptan bölümler okumas› ikibinbeflyüz insan›n h›nçla slogan atmas›na neden oluyor. Her hafta burada toplanan bu kalabal›k, “merhamet de¤il adalet istiyor!” ***
Adli T›p’a Faks, A d alet Ba k a nl›¤›n a Ta b u t ... An t a l ya’da 26 A¤ustos’ta Güllük PTT'sinin önünde yap›lan eylemle Adalet Bakanl›¤›’na tabut postaland›, Adli T›p’a ise faks gönderildi. Ortak imzayla gerçeklefltirilen eylemde ÇHD Genel Baflkan Yard›mc›s› Münip Ermifl bas›n aç›klamas›n› okuyarak "Güler Zere’yi öldürtmeyece¤iz" dedi. *** H a t a y'da 26 A¤ustos günü akflam saatlerinde KESK, HALK CEPHES‹, ESP, ‹HD, ALINTER‹, TÖP, SOSYAL‹ST PART‹, DTP, SEH, HALKEVLER‹, EMEP, ANTAKYA DEMOKRAT‹K KÜLTÜR SANAT DERNE⁄‹ ortak bir yürüyüfl ve bas›n aç›klamas› yapt›. Sloganlarla Ulus Alan›na gelindi¤inde ‹HD'den Av. Adnan Ery›lmaz aç›klamay› okudu.
Güler’i ‹stiyoruz!
H a t a y’da bir baflka eylem de 31 A¤ustos’ta TAYAD’l›lar taraf›ndan yap›ld›. Seval Arac›’n›n okudu¤u aç›klamada; “Adli T›p'›n karar› her ne yönde olursa olsun biz kararl›y›z. Hasta tutsaklar› tecrit hücrelerinde, izbe mahkum ko¤ufllar›nda öldürtmeyece¤iz” dedi. E yleme EHP de destek verdi. *** Güler Zere'ye Özgürlük Platformu 26 A¤ustos’ta Ko caeli'de Güler Zere’’yi zulmün elinden almak ve zulmü herkese duyurmak için bir yürüyüfl yapt›. 120 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfle Kocaeli esnaf› da alk›fllarla kat›ld›. Merkez Bankas›'ndan ‹nsan Haklar› Park›'na kadar yap›lan yürüyüflün ard›ndan ‹nsan Haklar› Park›'nda bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. *** E ski fle h i r ’de bir çok demokratik kitle örgütünün biraraya geldi¤i 26 A¤ustos tarihinde yürüyüfl ve Güler Zere ile ilgili bas›n aç›klamas› yap›ld›. "Güler ZERE'ye Özgürlük, Güler ZERE Serbest B›rak›ls›n Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde 27 A¤ustos’ta toplanacak Adli T›p Kurulu’na seslenilerek t›bba ve hukuka uygun davranmalar› istendi. *** ‹HD Ank ar a fiubesi her hafta yapt›¤› “Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n” ça¤r›s›n› bu hafta da 29 A¤ustos günü yineledi. K›z›lay Yüksel Caddesi'nde "Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n" pankart›n› açarak eylem yapan ‹HD’ye TAYAD'l› aileler de destek verdi.. S›k s›k "Hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n, içerde d›flar›da hücreleri parçala" sloganlar›n›n at›ld›¤› eyleme 40 kifli kat›ld›. *** A d a n a ’da geçen hafta demokratik kitle örgütleri ile birlikte yap›lan oturma eylemine bu
hafta da devam edildi. 30 A¤ustos günü ‹nönü Park›’nda yap›lan oturma eyleminde “Güler Zere’ye Özgürlük Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n” pankart› aç›ld›. Ortak aç›klamay› Mehmet B›ld›rc›n okuyarak, 27 A¤ustos günü ‹stanbul Adli T›p Üst Kurulu’nun erteleme karar›n› ve di¤er geliflmeler hakk›nda da bilgi verdi. *** M e r s i n ’de “Güler Zere’ye Özgürlük” eyleminin bu hafta yedincisi yap›ld›.1 Eylül günü yap›lan eylemde TAYAD’l› Aileler ad›na aç›klamay› Hasan Biber okudu. Eyleme ‹HD, BES ve SES de destek verdi. *** 2 Eylül günü ayd›n›, avukat›, ö¤rencisi, ev kad›n› ve iflçisi, memuru ile Güler’in sesi bir kez daha Ank a r a’da Adalet Bakanl›¤› önünde yank›land›. Çeflitli kurum temsilcilerinin kat›l›m› ile baflta Güler Zere olmak üzere tüm hasta tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için bir eylem yap›ld›. 55 kiflinin kat›ld›¤› eylemde bas›n aç›klamas›n› Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i Genel Baflkan› Selçuk Koza¤açl› okudu. *** Bu rsa’da, 3 Eylül’de Bursa Güler Zere’ye Özgürlük Platformu, Adli T›p Üst Kurulu’nun 27 A¤ustos günü verdi¤i ölüm karar›n› protesto etmek için, Osmangazi Metro ‹stasyonu giriflinden Kent Meydan›’na kadar yürüyüfl yapt›. Platform ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Yalç›n Do¤ru “adalet özlemimizden ve mücadelemizden asla vazgeçmeyece¤iz!” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan oturma eylemine geçildi ve Adli T›p’› teflhir eden bir oyun oynand›. Güler’in mektubu nun okundu¤u eylemde fliirler, marfllar ve sloganlar eyleme kat›lan seksene yak›n kifli taraf›ndan hep birlikte söylendi.
ADANA
ANKARA
Adalet ‹stiyoruz!
BURSA
HATAY
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
43
Adli T›p’ta Toplant›, Meydanlarda “Güler Zere’ye Özgürlük” Sloganlar› Vard›
44
26 A¤ustos günü A d a n a'da DHF, ‹HD, HALK CEPHES‹, BDSP, ESP, ALINTER‹,ÇHKM, HALKEVLER‹, D‹P, ODAK Adli T›p karar›ndan bir gün önce bir bas›n aç›klamas› yaparak Güler Zere hakk›nda karar aç›klan›ncaya kadar sürecin takipçisi olacaklar›n› duyurdu. Av. fiiar Perinçek’in okudu¤u aç›klamada "Güler Zere'ye Özgürlük, Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n, Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Erol Zavar'a Özgürlük" sloganlar› s›k s›k at›ld›.Aç›klamaya 50 kifli kat›l›rken eylemin ard›ndan 15 kifliden oluflan heyet, otobüse binerek Balcal› Hastanesi önüne gitti. *** 27 A¤ustos’ta ‹ z m i r Tecrite Karfl› Mücadele Platformu Bayrakl› Adli T›p önünde bir eylem yapt›. Eyleme KESK ‹zmir fiubeler Platformu, ÇHD, Halkevleri, Köz imzac› olarak kat›l›rken ÖDP, DTP, BDSP de eyleme destek verdiler. Ayn› gün akflam saatlerinde, Adli T›p Üst Kurulu’nun Güler Zere ile ilgili tahliye karar›n› vermemesi üzerine Kemeralt› Girifli’nde toplanan Halk Cepheliler yapt›klar› eylemle “Güler Zere’yi almakta kararl› olduklar›n› vurgulad›lar.
Aç›klaman›n ard›ndan her hafta oldu¤u gibi oturma eylemi yap›ld›. Otuz kiflinin kat›ld›¤› eyleminde Özgür Tutsak ve Bize Ölüm Yok marfllar› söylendi. *** B u rsa’da 27 A¤ustos’ta Adliye Saray› önünde Bursa Güler Zere’ye Özgürlük Platformu’nun yapt›¤› eylemde “Güler Zere’ye Özgürlük Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n” ve hasta tutsaklar›n isimlerinin bulundu¤u “ÖLDÜRTMEYECE⁄‹Z!” yaz›l› pankartlar aç›ld›. K›rk kiflinin kat›ld›¤› eylemde aç›klamay› okuyan Av. Asl› Evke Yetkin Güler Zere’yi zulmün elinden almakta kararl› olduklar›n› vurgulad›. *** Adli T›p Kurumu Üst Kurulu’nun topland›¤› gün bir baflka eylem de Ant a lya’da yap›ld›. Halk Cephesi, DHF, D‹P Giriflimi, ESP, Pir Sultan Abdal Derne¤i, ÖDP, MESOP K›fllahan Meydan›’nda bir aç›klama yaparak oturma eylemi bafllatt›. Akflam saatlerine kadar süren oturma eylemi Adli T›p’›n “evrak eksikli¤inden” dolay› karar› erteledi¤i haberinin gelmesinin ard›ndan yap›lan aç›klamayla sona erdi. Aç›klamada “Adli T›p Güler Zere’nin ölümüne imza atm›flt›r. Çün-
kü Güler’in zaman lüksü yoktur. Karar›n takipçisi olmaya devam edece¤iz” denildi.
*** 3 Eylül günü ‹s t a nb u l’da Adli T›p önü yine kalabal›kt›. Güler Zere hakk›nda bir karara var›l›p var›lmad›¤›n› ö¤renmek için Adli T›p Kurumu baflkan›yla görüflmek üzere randevu alan avukatlar›n içeriye girmesinin ard›ndan d›flar›da yaklafl›k 150 kifli sloganlarla görüflmenin sonucunu bekledi. Görüflmenin ard›ndan bas›na bir aç›klama yapan Av. Oya Aslan, iki farkl› sürecin iflledi¤ini; bunlardan birinin Elbistan Savc›l›¤›’n›n kendi yetkisini
kullanarak Cumhurbaflkanl›¤›na Güler Zere’nin “affedilmesi” için baflvurdu¤unu ve bu dosyan›n 3. ‹htisas Kurulu’nun önünde oldu¤unu; di¤er sürecin ise Güler Zere’nin avukatlar› taraf›ndan “cezan›n infaz›n›n ertelenmesi için” yap›lan baflvuru dosyas›ndaki eksikliklerin flu ana kadar giderilmemesi...oldu¤u belirtti. Adli T›p Kurumu Baflkan› Haluk ‹nce’nin “af dosyas›n›n ifllemlerinin daha h›zl› yürüyece¤i” yönünde görüfl belirtmesi, di¤er dosyadan ka-
rar›n ç›kmas›n›n üç ay kadar bir zaman bile alabilece¤ini söylemesinin ard›ndan Adli T›p Kurumu önünde bekleyen kalabal›k “Merhamet De¤il Adalet ‹stiyoruz, Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz” sloganlar›yla durumu protesto ederek karfl›l›k verdiler. Ortak aç›klaman›n ve Güler Zere’nin mektubunun okunmas›n›n ard›ndan bir gün sonra Taksim eyleminde görüflmek üzere eylem bitirilirken Adli T›p önüde bafllat›lan Özgürlük Nöbeti devam ediyordu.
6 Eylül 2009 / Say›: 12
*** 27 A¤ustos’ta bir baflka eylem M e rsin’de yap›ld›. Güler Zere’ye özgürlük isteyenler ‹HD önünde toplanarak Taflbina’ya kadar yürüdüler. “Güler Zere’ye Özgürlük, Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde Halk Cephesi, ‹HD, DHF, EHP ve Al›nteri ad›na bas›n aç›klamas›n› Hasan Biber okudu. *** Güler Zere’ye özgürlük isteyen demokratik kitle örgütleri 27 A¤ustos günü Güler Zere’nin sesini A n k a r a’da A d alet Bak a nl›¤› önüne tafl›d›lar. Ankara Güven Park’ta Güler Zere’nin serbest b›rak›lmas› için oturma eylemi yapan kurumlar gelen ziyaretçilere Güler Zere’nin durumunu anlatt›. 60 kiflinin kat›ld›¤› eylemde Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i Ankara fiube Baflkan› Av. R›za Karaman “Hasta tutsaklar›n hapishanelerde tecritle, sessiz imha yöntemiyle öldürülmesine seyirci kalmayaca¤›z” fleklinde bir aç›klama okudu.
Güler’i ‹stiyoruz!
Yurtd›fl›ndan... Düsseldorf Konsoloslu¤u ö n ü n d e G ü l e r Z e re’ye Özgürlük Ça¤r›s› Adli T›p Kurumu’nun 27 A¤ustos günü Güler Zere'nin serbest kalmas›n› geciktirmesi 31 A¤ustos’ta Halk Cep-hesi taraf›ndan Almanya’’n›n Düssel-dorf flehrinde Türkiye Konsoloslu¤u önünde protesto edildi. Yap›lan eylem-de Güler Zere'ye Özgürlük pankart› aç›ld›. ***
Stuttgart Halk Cehesi: “ G ü l e r Z e re S e r b e s t B›rak›ls›n" Adli T›p Kurumu'nun aç›klayacak-lar› karar› ertelemesi üzerine ilk olarak 29 A¤ustos’ta Stuttgart flehir merke-zinde stand aç›ld›. Stantta Almanca olarak "Kanser Hastas› Güler Zere Serbest B›rak›ls›n" pankart› ile Güler Zere'nin foto¤raflar›n›n oldu¤u döviz-ler tafl›nd›. 31 A¤ustos’ta TC Konsoloslu¤u önünde bir eylem yapan Halk Cepheliler slogan atarak Güler Zere’nin serbest b›rak›lmas›n› istediler. ***
Viyana Konsoloslu¤u ö n ü n d e " G ü l e r Z e re' ye Özgürlük" eylemi 28 A¤ustos’ta Viyana'n›n 13. böl-gesinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti Baflkonsoloslu¤u önünde "Güler Ze-re'ye Özgürlük" yaz›l› Güler Zere’nin resminin oldu¤u tiflörtler giyen Özgür-lük Komitesi üyeleri, "Kanser Hastas› Güler Zere'ye Özgürlük" pankart› aça-rak eylem düzenlediler. *** 29 A¤ustos’ta Fransa Özgürlük Komitesi çal›flanlar› taraf›ndan Paris sokaklar›na "Türkiye Hapishanelerin-de Tecrit Öldürüyor", "Kanser Hastas› Güler Zere'ye Özgürlük" yaz›l› 450 afifl as›ld›. Ayn› gün yine Özgürlük Komitesi taraf›ndan Güler Zere için Adli T›p ta-raf›ndan verilecek karar›n ertelenme-sine iliflkin bas›n aç›klamas› yap›ld›. Eylemde "Kanser Hastas› Güler Ze--
re'ye Özgürlük, Özgürlük Komitesi" imzal› pankart aç›ld›. Frans›zca bildiri okundu. Eyleme At›l›m-Devrimci Demok-rasi- K›z›l Bayrak- ‹flçi Köylü ve Odak dergisi okurlar› da destek verdi. ***
BERL‹N
H o l l a n d a ’ d a G ü l e r Z e r e iç i n stant aç›ld› Hollanda Halk Cephesi taraf›ndan 30 A¤ustos’ta Rotterdam flehir merke-zinde kurulan stand ile Güler Zere an-lat›ld›. Türkiye'ye fakslanmak üzere imzalar topland›. Bildiriler da¤›t›ld›. ***
DÜSSELDORF
Köln’de bildiriler G ü l e r Z e re i ç i n d a ¤ › t › l d › Almanya'n›n Köln flehrinin merkezi tren istasyonunda 30 A¤ustos günü Güler Zere için bildiri da¤›t›m› yap›ld›. ***
‹ n g i l t e re: “ G ü l e r Z e re ' y i z a m a n a y a y a r a k öldürmelerine izin vermeyelim ” Londra'da TAYAD'l› Aileler 31 Agustos’ta Woodgreen Kütüphanesi önünde Güler Zere'ye Özgürlük istediler. Gösteride 1000 adet ‹ngilizce ve 500 adet de Türkçe bildiri da¤›t›ld›. Ayr›ca Almanya’da tutuklu bulu-nan Anadolu Federasyon baflkan› Nur-han Erdem ve Federasyon çal›flanlar› Ahmet ‹stanbullu ve Cengiz Oban ile ilgili "Türkiye'deki faflist rejime karfl› olduklar› için Almanya'da yarg›lan›-yorlar" bafll›kl› ‹ngilizce bildiri da¤›-t›ld›. ***
‹NG‹LTERE
V‹YANA
H a m b u r g ’ d a n G ü l e r Z e r e i ç in Acil Hayat Ça¤r›s›! Almanya Hamburg Halk Cephesi Güler Zere için Acil Hayat Ça¤r›s›’n-da bulundu. Yap›lan aç›klamada Gü-ler Zere ve hasta tutsaklara sahip ç›k-mak için yap›lacak eylemlere ça¤r› yap›ld›. Ça¤r›da “Türkiye devletinin Güler Zere'yi öldürme karar›n› ve AKP hükümetinin zulmünü, Adli T›p'›n iktidar yanl›s› tavr›n› protesto etmek için iflyerlerimizde, evlerimiz-de, bulundu¤umuz her yerde 2 günlük Protesto Açl›k Grevi yapaca¤›m›z› ka-muoyuna duyuruyoruz.” denildi.
Adalet ‹stiyoruz!
SUTTGART
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
45
“Emperyalistler ve ‹flbirlikçileriyle Bar›flmayaca¤›z” 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü için Halk Cephesi 1 Eylülde ‹stanbul Taksim Tranvay Dura¤›nda eylem yapt›. “Emperyalistler ve ‹flbirlikçileriyle Bar›flmayaca¤›z” yaz›l› pankart›n tafl›nd›¤› eylemde aç›klamay› Halk Cephesi ad›na Alev Atefl okudu. Atefl, aç›klamada Bar›fl Gününün tarihi ve içeri¤i anlat›larak emperyalistlerle ve halk düflman› faflist iktidarlar ile bar›fl yap›lmayaca¤›na de¤indi. “19 Aral›k 2000’de hapishanelerde katledilen insanlar›m›z›n ailelerinin, yoldafllar›n›n Hikmet Sami Türkler’le bar›flmas› düflünülebilir mi? Marafl’ta, Sivas’ta katledilen insanlar›m›z›n yak›nlar›n›n faflizmle bar›flmas› düflünülebilir mi? Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da kan› ak›t›lan insanlar›n Amerika’yla bar›flmas› düflünülebilir mi?”denilen eylemde “Katil ABD ‹flbirlikçi AKP, Kahrolsun Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz, Emperyalizm Yenilecek Direnen Haklar Kazanacak, Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl, Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z” sloganlar› at›ld›.
Hatay’da Yeflilp›nar Festivali 28-29-30 A¤ustos günlerinde Antakya’n›n Yeflilp›nar Beldesi’nde 6. Defne Kültür ve Sanat Festivali yap›ld›. 28 A¤ustos’ta turnuvalar ve yerel müzik gruplar› konserler verdi. 29 A¤ustos’ta Erkan Mirio¤lu, Grup Aves ve Grup Asi müzik dinletisi sundu. fiiir dinletisi ile Yeflilp›nar Belediyesi halkoyunlar› gösterilerinin ard›ndan Hakan Yeflilyurt türkülerini söyledi ve Güler Zere’nin serbest b›rak›lmas›n› istedi. Festivalde Hatay Özgürlükler Derne¤i stant açt›. Stand›n etraf› Güler Zere’nin afiflleriyle çevrilirken arka duvarda da ‘Kanser Hastas› Güler Zere’ye Özgürlük Hasta Tutsaklar Serbest B›rak›ls›n’ pankart› yerald›. Festivale gelenler Güler Zere hakk›nda son geliflmeleri ö¤renmek için standa gelip bilgi ald›lar. 30 A¤ustos günü yerel gruplardan sonra sahneyi alan Ferhat Tunç Güler Zere’den de bahsederek ‘…Ülkemizde çeteler, mafyalar, hortumcular ve ergenekondan al›nanlar bir bir serbest b›rak›l›rken hasta bir kad›n s›rf siyasi oldu¤u için hala serbest b›rak›lmad›. Üstelik Güler Zere kanser hastas› bir insan. …Güler Zere’nin serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz.’ Sözlerinin ard›ndan ‘Güler Zere’ye Özgürlük’ sloganlar› at›ld›. Ferhat Tunç’un konserinin ard›ndan program sona erdi.
“ Adana’da 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü” Adana’da 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü için Adana Halk Cephesi bir eylem yapt›. 1 Eylül günü ‹nönü Park›’nda yap›lan eylemde “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i, Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak, Güler Zere’ye Özgürlük” sloganlar› at›ld›. “Emperyalistlerle Ve ‹flbirlikçileriyle Bar›flmayaca¤›z-Halk Cephesi” pankart› tafl›nd›. Halk Cephesi ad›na aç›klamay› okuyan Cihan Zereyak, “Dünya halklar›na bar›fl› getirecek olan, Obamalar'›n, Erdo¤anlar'›n bar›fl masallar›, ‘demokratik aç›l›mlar›’ de¤il, emperyalizme ve oligarfliye karfl› mücadeledir” dedi.
Pülümür Bal Festivali Tunceli Pülümür'de 29 A¤ustos günü Pülümür Bal Festivali yap›ld›. Festivalde Erzincan Gençlik Derne¤i "Yoksullu¤a Ve Yozlaflmaya Karfl› Birleflelim, Erzincan Gençlik Derne¤i" pankart›n›n yerald›¤› stant aç›ld›. Festival boyunca Halk Gerçe¤i dergisi sat›fl› yap›ld›, Güler Zere ile ilgili konuflmalar yap›ld›, imza topland›. Güler Zere’nin afiflleriyle yürüyüfl yap›ld›. Sanatç› Mikail Aslan sahne ald›ktan sonra Güler Zereyle ilgili yapt›¤› konuflmada tahliye edilmesi gerekti¤ini söyledi.
46
6 Eylül 2009 / Say›: 12
HATAY’DA FEST‹VAL Antakya’n›n Yayl›ca Beldesi’nde 26 A¤ustos’ta Yayl›ca Sosyal Yard›mlaflma Derne¤i halk festivali düzenledi. Festivalde, gündüz yap›lan voleybol, satranç turnuvalar›n›n ödülü verildi. Programda tiyatro, fliir ve ADA müzik grubu vard›. Umut Veren AS‹ gazetesi festivalde stant açt›. Stantta Güler Zere’nin resimleri yer ald›. Festival program›nda fliir ve tiyatrodan sonra ADA müzik grubu sahneye ç›kt›. Söyledikleri flark›larla insanlar› coflturan ADA’n›n, Güler Zere’nin hala serbest b›rak›lmad›¤›n› ve bir an önce serbest b›rak›lmas› gerekti¤ini söylemesi üzerine “Güler Zere’ye Özgürlük” slogan› at›ld›.
Bursa’da Futbol Turnuvas› Bursa Haklar Derne¤i’nin düzenledi¤i 2. Dostluk ve Dayan›flma Futbol Turnuvas› 31 A¤ustos günü bafllad›. Bursa’n›n emekçi mahallelerinden kat›lan sekiz tak›mdan oluflan turnuvan›n ilk maçlar› oynand›. Kolektivizmin güzel bir örne¤inin sergilendi¤i turnuva, 9 Eylül günü oynanacak olan final maç› ile sona erecek.
Y›k›ma karfl› halk flenli¤i Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Sar›yer fiubesi Gençlik Komisyonu'nun düzenledi¤i 6.Armutlu Güz Festivali 18 ve 19 Eylül aras›nda konserler, paneller ve sevilen sanatç›lar›yla Küçükarmutlu'da yap›lacak. 6 y›l› geride b›rakan Armutlu Güz festivali bu sene Sar›yer Belediyesinin katk›lar›yla gerçekleflecek. festivalin ilk gününde panel ve sinema gösterimi olacak. Panelin bu seneki konusu Y›k›m ve Sürgün üzerine… Kat›l›mc›lar: S›rr› Süreyya Önder, Alper Turgut, Tayfun Görgün, Torez Dinçöz, Av. Oya Aslan, Hasan Öztürk, Av. Özgür Y›lmaz... Moderatör ise Mehmet Göçebe. Panelistler Y›k›m ve Sürgün üzerine görüfllerini bildirecek. Sonras›nda aç›k havada 19:30'da yönetmen ve senarist S›rr› Süreyya Önder’inde kat›l›m› ve söyleflisiyle Beynelminel filmi gösterilecek. ‹kinci sürgünü yaflamak istemeyen Armutlu halk›yla dayan›flmak için yap›lan festivalin ikinci gününde dev bir konserle y›k›ma hay›r denilecek. 19 Eylül 13:00’de bafllayacak konsere, Grup Yorum, Murat Kekilli, Seyfi Yerlikaya, Sevcan Orhan, Duygu Koçak, Karmate, Cesim Bager, Aladdin Us, Yasemin Göksu, Almus Kültür ve Dayan›flma Derne¤i Semah Ekibi ve tiyatro ekibi kat›lacak. Armutlu Güz flenli¤ine türküleri hep bir a¤›zdan söylemek için herkes davetli. Yer: Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Sar›yer fiubesi, F.S.M. Mah., G – 14 Sok. No: 19 Tel: (0212) 229 93 77 GSM: 0536 769 37 95 www.pirsultansariyer.net
Gazi’de Aleviler, Star TV’yi Protesto Ettiler! Gazi Koçgirililer Derne¤i giriflimi ve Devrimci Alevi Komitesi, Star TV'de canl› yay›nlanan '' Dest-i ‹zdivaç'' adl› sabah program›nda Alevilere yap›lan hakareti ‹stanbul Gazi Mahallesi’nde düzenlenen eylemle protesto etti. 29 A¤ustos’ta, Gazi Cemevi önünde toplanan 1500 kifli, ''K›z›lbafl›z, Aleviyiz, Onurluyuz” yaz›l› pankartla ve çeflitli dövizlerle yürüyüfle geçtiler. “Devlet Elini ‹nanc›mdan Çek”, “Star fiafl›rma Sabr›m›z› Tafl›rma”, “Aleviyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z”, “Devletin Alevisi Olmayca¤›z!..” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde aç›klamay› Ferhat Tafl okudu. Eylem aç›klaman›n ard›ndan at›lan sloganlarla sona erdi.
AS‹ GAZETES‹N‹N 10. YILI KUTLANDI Hatay’da ç›kar›lan, 15 günlük haber sanat yorum gazetesi, “Umut Veren Asi” nin 10. y›l› 28 A¤ustos günü kutlad›. Samanda¤’da Aspendos Dü¤ün Salonu’nda yap›lan kutlaman›n aç›l›fl konuflmas›nda Asi Gazetesi’nin yöre halk›n›n susturulamayan dili, bafle¤meyen inanc› oldu¤u söylendi ve “Bu kararl›l›kla 10. y›l›m›z› sizlerle, halk›m›zla beraber kutluyoruz” denildi. Devrimci Memur Hareketi’nin dayan›flma mesaj›n›n ard›ndan fliirler okundu. Asi emekçilerinin oynad›¤› “Me¤ersem Neymifl” ve Epik Tiyatro grubunun “Susmak” isimli oyunlar› oynand›. Son olarak sahneyi alan Grup Umuda Yolculuk’un seslendirdi¤i flark› ve türkülerin ard›ndan kutlama sona erdi.
Davutpafla katliam› ma¤durlar›n›n adalet aray›fl› 10. haftas›na girdi Davutpafla’da yaflanan patlaman›n sorumlular›n›n yarg›lanmas›n› isteyen Davutpafla katilam› ma¤durlar›n›n Taksim Tramvay dura¤›nda yapt›¤› eylemlere her hafta oldu¤u gibi bu Cumartesi günüde devam edildi. 10. haftas›na giren adalet aray›fl›nda aileler, kararl› olduklar›n› belirterek eylemlerinin devam edeceklerini söylediler. Yaklafl›k 20 ay önce, 21 kiflinin yaflam›n› yitirdi¤i Davutpafla patlamas›n›n sorumlular› hakk›nda tek bir dava dahi aç›lmad›. Aileler ise sorumlular›n yarg›lanmas›n› istiyor.
Nur Birgen, herkesi susturmaya çal›fl›yor! Adli T›p 3. ‹htisas Dairesi Baflkan› Nur Birgen, Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› Yönetim Kurulu Baflkan› fiebnem Korur Fincanc› ve Gerçek Gündem.com Genel Yay›n Yönetmeni Bar›fl Yarkadafl hakk›nda savc›l›¤a suç duyurusunda bulundu. Nur Birgen, fiebnem Korur Fincanc› ve Bar›fl Yarkadafl’›n “hakaret” suçlamas› ile yarg›lanmas›n› istedi. 22 Temmuz 2009’da bir röportaja kat›lan fiebnem Korur Fincanc›, Nur Birgen’in 3. Ihtisas Kurulu Baflkanl›¤›na getirilmesini “sadakatinin ödülü” olarak de¤erlendirmiflti. Nur Birgen, bir yandan halk düflmanl›¤›n› sürdürüken di¤er yandan da davalar açt›rarak herkesi sindirece¤ini sanmaktad›r. ‹stiyor ki, halka zarar veren faaliyetlerinden dolay› kimse kendisini elefltirmesin, hiç kimse konuflmas›n. Kendisi ise halk düflman› faaliyetlerine rahatça devam edebilsin.
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
47
Polis Terörüne Karfl› ‹çi Bofl Genelge Polisin katletme özgürlü¤ü, bu kez de Gaziantep’te yoldan geçen ‹brahim Özkaymak ad›nda bir vatandafl›n can›n› ald›. 28 Temmuz’da fiahinbey ‹lçesi’nde bir polis, 23 Nisan Mahallesi fiahinbey Uzay Çat›l› Pazar yerinden motosikletiyle giderken baflka bir otomobil sürücüsüyle tart›flt›. Tart›flman›n kavgaya dönüflmesiyle polis silah›n› çekip, otomobil sürücüsüne atefl etti. Ancak kurflun yoldan geçen ‹brahim Özkaymak isimli bir vatandafl›n gö¤süne isabet etti. A¤›r yaralanan Özkaymak, kald›r›ld›¤› hastanede yaflam›n› yitirdi. Son y›llardaki infazlar›ndan dolay› teflhir olan polis, tepkileri yumuflatmak için Emniyet Genel Müdürü O¤uz Ka¤an Köksal, il emniyet müdürlerine bir genel-
“T‹S Yoksa Grev Var” AKP iktidar›n›n memur maafllar›na yüzde 2,5+2,5 zam önerisi KESK’e ba¤l› memur sendikalar› taraf›ndan protesto edildi. Emekçiler ‹stanbul, Ankara, ‹zmir, Diyarbak›r, Samsun, Van gibi illerde bir araya gelerek AKP iktidar›n›n toplu ifl sözleflmesi görüflmelerindeki emekçi düflmanl›¤› tutumunu protesto etti. 29 A¤ustos’ta Ankara’daki eylemde konuflan KESK Baflkan› Sami Evren, hükümetin zam önerisi için “eme¤iyle geçinen herkesle alay etmek de¤il de nedir?” diye sorarken di¤er memur sendikalar›n› birlikte hareket etmeye ça¤›rd›. Eylemlerde “Genel Grev Genel Direnifl, Sefalete Teslim Olmayaca¤›z, Sadaka De¤il Toplu Sözleflme” sloganlar› at›ld›.
48
6 Eylül 2009 / Say›: 12
ge göndererek uyarm›fl: “Silah ve zor kullanma sonucu meydana gelen ölüm ve yaralama olaylar› hakk›nda günün hangi saati olursa olsun il emniyet müdürünce taraf›ma sözlü olarak derhal bilgi verilecek. Silah ve zor kullanma yetkisi s›n›r›n›n afl›lmas› sonucu meydana gelen olaylardan fail personel ile birlikte, il emniyet müdürü idari ve disiplin yönünden bizzat sorumlu olacakt›r” demifl. Polise s›n›rs›z öldürme özgürlü¤ü tan›, yasal ya da yasa d›fl› her türlü yöntemlere bafl vurarak katilleri koru, ondan sonra da zevahiri kurtarmak için hiçbir anlam› olmayan genelgeler yay›nla. Yay›nlanan bu genelge Ferhat Gerçek, Engin Çeber, Ça¤dafl Gemik, Baran Tursun gibi bir çok olaydan sonra teflhir olmufllu¤unun sonucunda bir fleyler söyleme zorunlulu¤u duyan ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n tepkileri yumuflatmak için yapt›¤› bir manevrad›r. AKP iktidar›n›n 2007 y›l›nda meclise getirdi¤i ve muhalefetin de deste¤iyle ç›kart›lan Polis Vazife ve Selahiyet Kanu-
Esenyurt Belediyesi’nde ‹flten At›lan ‹flçiler Belediyeye Yürüdü Sendikal› olduklar› için iflten at›lan Türk-‹fl’e ba¤l› Belediye-‹fl Sendikas› üyesi iflçiler 29 A¤ustos’ta belediyeye yürüdüler. “Sendikal Örgütlenmemizden Dolay› ‹flten At›lmalara Karfl› Mücadele Edece¤iyiz” pankart›n›n aç›ld›¤› yürüyüflten sonra belediye önünde yap›lan aç›klamada AKP’li ‹stanbul Esenyurt Belediyesi’nin yerel seçimler sonras› sendikal› iflçilerin sendikadan istifa etmeleri konusunda bask› yapmaya bafllad›¤›n›, sonuç alamay›nca da iflten at›ld›klar› ifade edilirken, iflçilerin direnifllerinde kararl› olduklar› vurguland›. 19 A¤ustos’tan bu yana 7 iflçi iflten at›l›rken, iflçilerin iki haftadan beri belediye önündeki bekleyiflleri de sürüyor.
nu’ndaki de¤iflikliklerle polise “öldürme” dahil s›n›rs›z haklar getirmifltir. Polis de halka karfl› bu hakk›n› sonuna kadar kullanmaktad›r. Polis, “dur” ihtar›na uymad› deyip adam öldürmektedir. Engin Çeber, Ferhat Gerçek, Ça¤dafl Gemik davalar›yla polisin katliamc›l›¤› sürekli gündemdeyken bu kadar pervas›z olabilmeleri, onlar›n ‹çiflleri Bakanl›¤›’ndan bafllayarak karakol amirlerine kadar sürekli korunuyor ve kollan›yor olmas›ndand›r. Genelgede, bu tür olaylar› “s›radan asayifl olay›” olarak görmeyin diyor. Bugüne kadar polisin silah›n› çekip birini tehdit etmesi, yaralamas›, öldürmesi o kadar s›radan bir olay olarak görülmüfl ki bundan sonra meydana gelecek olaylardan, olaya kar›flan personel kadar il emniyet müdürü de sorumlu tutulacakm›fl. Bunlar›n hepsi oyalamaca; gerçek olan bir fley varsa o da bu tür olaylara kar›flan, Enginler’e iflkence yapan, Ferhatlar’› vuran polisler ve onlar›n amirleri hiçbir zaman cezaland›r›lmam›flt›r. Ortada aç›k bir infaz varken ço¤u zaman dava bile aç›lmam›flt›r. Aç›lsa bile katiller korunmufltur. Terfi ettirilerek ödüllendirilmifllerdir.
Seher Tümer’in Tutuklu¤una Protesto Ankara SES Yönetim Kurulu Üyesi Seher TÜMER'in 28 A¤ustos’ta görülen duruflmas›nda, 11. A¤›r Ceza Mahkemesi Seher TÜMER'in tutukluluk halinin devam›na karar verdi. Duruflman›n ard›ndan Adliye binas› önünde yap›lan eylemle KESK üzerindeki bask›lara son verilmesini istedi.
Pazarc›lar Esenyurt Belediyesi Önünde Direniflte AKP’li Esenyurt Belediyesi’ne ait semt pazar›n›n yap-ifllet-devret modeliyle özel bir flirkete verilmesine tepki gösteren pazarc›lar belediye önünde 16 A¤ustos’tan beri eylem yap›yorlar. Pazarlar›n özellefltirilmesine karfl› olan pazarc›lar, ödedikleri bedellerin ve emeklerinin karfl›l›¤›n› alana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtiyorlar.
Devrimci ‹flçi Hareketi’nden
Dokuz Soru, Bir Cevap AKP iktidar›n›n yedi y›ld›r süren bask›s›yla Hak-‹fl ve Memur-Sen’ in yüzde 800 büyüdü¤ü ileri sürülüyor. Hak-‹fl ve Memur-Sen’in büyüme oran›na bak›p emekçilerin örgütlendi¤i san›lmas›n. Tersine AKP iktidar› bir yandan emekçileri örgütsüzlefltirirken, varolan örgütlü, sendikal› kesimi ise düzen lehine bir tercihe zorluyor. Hak-‹fl ve Memur-Sen yüzde 800 oran›nda büyürken, di¤er sendikalar ve konfederasyonlar ise her geçen y›l biraz daha küçülüyor. Kuflkusuz bu küçülmedeki etkenlerden biri iktidar›n bask›lar›. D‹SK, KESK gibi ilerici sendikalara üye iflçi ve memurlar, bu sendikalardan istifa ettirilip Hak-‹fl ve MemurSen’e üye olmaya zorlanmaktad›r. ‹lerici sendikalar ve üyeleri her türlü bask›ya maruz kal›rken arkas›na iktidar›n deste¤ini alan devlet güdümlü sendika ve konfederasyonlar›n ise önleri alabildi¤ine aç›kt›r. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, iflçilerin devlet güdümlü sendikalara zorla üye yapt›r›lmas›n› elefltirerek “Sendikalar Yasas›’nda yap›lacak düzenleme ile bu duruma ciddi cezalar getirilmelidir” diyor. Çelebi, AKP’nin sendikal politikalar›n› elefltirerek “Hükümet sendikalar›, meslek odalar›n› kendine yanaflt›rmaya çal›fl›yor. ‹flçi ve memurlar› zorla üye yapmak isteyen sendikalara karfl› a¤›r yapt›r›mlar›n uygulanmas› gerekiyor” diyor. Yerel yönetimlerde sendikal yönden en büyük bask›lar›n D‹SK’e yönelik oldu¤unu savunan Çelebi, “Hak‹fl ve Memur-Sen’e bakt›¤›m›zda bu iki sendika AKP iktidar› döneminde oldukça büyümüfltür. Di¤er taraftan üyelerimiz sürgünlere gönderiliyor. ‹flçileri bask› alt›na almak isteyen sendikalara karfl› Sendikalar Yasas›’n›n de¤ifltirilmesi gerekiyor. ‹flçilere, özgürce sendika hakk› tan›nmal› ve iflçilerin bu sendikalara üye
olmalar› sa¤lanmal›d›r.” diye aç›klan›yor. KESK Genel Baflkan› Sami Evren de, Türkiye’de çal›flma yaflam›n›n demokratik olmad›¤›n› belirterek “Devlet otoritesi yasalarla birlikte iflçiler üzerine bask› kurdu. ‹ktidara biat eden bir anlay›fl ortaya ç›kt›. Bir ülkede çal›flma hayat› demokratik de¤il ise orada sendikal hareket de zay›f demektir. Bu flartlar alt›nda hak alma mücadelesi çok zay›flam›flt›r.” diyor. Bu tabloyu nas›l de¤erlendirece¤iz? Bu tablodan ne dersler ç›karaca¤›z? Bu tablonun nedeni nedir? B‹R, bask›y› uygulayan iktidar; iktidar›n sendikal tercihi devlet güdümlü sendikalar› büyütmek, devrimci ilerici sendikalar› bitirmektir. O halde AKP’den sendikalar yasas›nda zorla üye yapmay› engelleyen düzenlemeler getirmesi beklenemez. Peki sendikalar yasas›ndaki düzenlemeyi hangi güç, nas›l yapacakt›r? ‹ K ‹ , örgütlenmek, sendika kurmak, sendikaya üye olmak bir hakt›r. ‹flçiler özgürce sendika hakk›na sahip olmal›d›r. Peki emekçiler bu hakk› nas›l kullanacak, bu hakka nas›l sahip olacakt›r? ÜÇ, “sendikalar siyasi partilerden ba¤›ms›z olmak zorunda” deniyor. Oysa sendikalar› CHP’si, DSP’si, SHP’si ile düzen partilerine yedekleyen ayn› anlay›fl, seçimlerde
Demokratik olmayan bir ülkede çal›flma yaflam› da demokratik olamaz. Demokratik olmayan bir ülkede emekçilerin koflullar›n› demokratiklefltirmek ve güçlü bir sendikal hareket yaratmak bedel ödemeyi göze almayan bir çizgiyle nas›l sa¤lanabilir?
düzen partilerine oy vermeye ça¤›ran ayn› anlay›fl de¤il midir? D Ö RT, demokratik olmayan bir ülkede çal›flma yaflam› da demokratik olamaz. Demokratik olmayan bir ülkede emekçilerin koflullar›n› demokratiklefltirmek ve güçlü bir sendikal hareket yaratmak bedel ödemeyi göze almayan bir çizgiyle nas›l sa¤lanabilir? B E fi , s›n›f mücadelesini ve emekçilerin örgütlenmelerini bo¤mak, burjuva düzeninin temel hedeflerinden biridir. Devlet emek hareketine yönelik bu sald›r›da burjuvazinin- patronlar›n yan›ndad›r. Bu burjuva devlet gerçe¤idir. “Devlete küsülmez” diyen sendikac› bu gerçekler içinde nereye oturur? ALT I , Türkiye’de çal›flan emekçilerin yüzde 5’i sendikal›d›r. Geri kalan yüzde 95’lik k›s›m sendikas›zd›r, yani örgütsüzdür. Genifl emekçi y›¤›nlar› neden örgütsüzdür? Sendikalar›n, sendikac›lar›n genifl emekçi y›¤›nlar›n› örgütlemek için nas›l bir program› vard›r? Yoksa sendikac›lar mevcutu koruma anlay›fl›nda m›d›r? YED‹, hak alma mücadelesinin zay›fl›¤› flartlar›n olumsuzlu¤uyla de¤il, hak alma bilincinin gerili¤i ve mücadeleye önderlik edilibilmesiyle ilgilidir. Hak alma bilincini gelifltirmekte sendikalar›n rolü ne olmal›d›r? S E K ‹ Z , “geçmiflte iflçiler mücadele eden sendikalara yöneliyordu, ç›karlar›n› savunan sendikalara üye oluyordu” deniyor. Bugün iflçiler, emekçiler neden D‹SK’e, KESK’e yönelmiyorlar? D‹SK ve KESK mücadelenin, emekçilerin ç›karlar›n› savunman›n neresindedir? DOKUZ, emekçilerin gücü, sendikalar›n gücü nereden gelmektedir? Emekçilerin gücü TAR‹HSEL HAKLILIKLARInda; say›sal çokluklar›nda; SINIF B‹L‹NC‹ne sahip olmalar›nda; s›n›fs›z, sömürüsüz bir dünya kurma MÜCADELES‹nde ve ÖRGÜTLENMELER‹ndedir.
Say›: 12 / 6 Eylül 2009
49
“S›k›ysa ya¤mas›n ya¤mur, S› k›ysa uy ku dan u yanm as›n da¤. Bu yürek, ne güne vurur...” (Ahmed Arif) Yürek dedi¤in nedir, söyler misin? Gö¤üs kafesinin içindeki bir organ m›... Hayat›n içindeki bir durufl mu? Hangisi daha k›z›l? Hangisi daha kanl›? Ve hangisine, zaman›n bunalt›c› yaygaras› ve yalan›n k›l›c› kâr etmez. Söyler misin, flu meydanda atan, flu meydanda çarp›flan nas›l bir yürektir?.. Sahi, yürek dedi¤in nedir? Vücuda kan pompalayan et ve kas bileflkesi mi sadece? Yoksa, tarihin gö¤sünden zaman›n içine umut tafl›man›n en k›sa ad› m›d›r yürek? Sömürücü egemenin karfl›s›na ç›k›p gö¤sümüzü aç›p iflte buraday›m ve sana meydan okuyorum diyebilmenin ad› m› yoksa? U¤runa ölümlere gidilip gelinen bu aflk› tafl›yan yürek, ortas›ndad›r hayat›n. Meydandad›r olanca k›z›ll›¤›yla. Ö f k e s i ü r y a n d › r, s e vd a s› a t e fl l i , k a n › m ü re k k e b i d i r i s y a n › n . Ki afl›¤›n can›, tatl› olmaz asla. Yeri gelince “bir can›m var” deyip feda eder ömrünü bu aflka o yürek.. Söylesene, yürek dedi¤in nedir? Ve nas›l tafl›n›r öyle dimdik? Kim yüre¤ini boynunda tafl›r, e¤meden böyle. Kim yüre¤ini yumruk edip savurur. Ve kimin yüre¤i, hayat›n ve halk›n umut y›ld›z›d›r, söyler misin?.. Denildi¤i gibi; cü ret ve eme¤in bileflkesidir i r a d e . Yeri gelince, tek bafl›na ve bald›r› ç›plak ve yal›n k›l›ç dikilmektir modern zalimin karfl›na. Ve iflte ancak, o cüreti içinde
tafl›yan bir yürekle yap›labilir bu. Ve ancak, böyle çarpan bir yürek, sözünü e¤meden, boynunu bükmeden konuflur son anda bile... Yüre¤in ad›, bir olur Spartaküs’tür bu yüzden. Bir olur Börklüce’dir ak libasl›... Mahir’dir bazen yürek... Cevahir yürekliler deyimi
¤ilse, nedir yürek denilen fley? Ve e¤er öyle de¤ilse, soluk al›p veren bir hiçliktir ömür. Düfltükçe dipsizleflen, çirkinlefltikçe dizginsizleflen korkular›n hamal› olmaz m› o zaman bu kalp... Katlimize ferman ç›karm›fllard›r evvelden beri. Hakk›m›zda “listeler” haz›rlam›fllard›r flimdiki zamanlarda. ‹p bize, kurflun bize, cop bizedir. Ve hakk›m›zdaki fermanlar› y›rt›p atan da, listeleri buruflturup onlar›n yüzüne f›rlatan da elimiz de¤il, yüre¤imizdir gerçekte. Elimiz en fazlas›, yüre¤imizin emrinde, hizmetinde bir organd›r... Kurfluna meydan okuyan da, copa direnen de yüre¤imizdir yine. Bundand›r, dünyan›n baflka bir yerinde haks›z yere bir cop indi¤inde s›rt›m›z›n de¤il de yüre¤imizin s›zlamas›... ‹flte böyle yamand›r yüre¤in hali. Özünde tafl›d›¤› atefliyle eritir, kapitalist esaretin bütün zincirlerini. Yüre¤in flark›s›d›r Mahir dudaklarda; “Biz baflka alem isteriz...” Bu yürek iflte o güne, o baflka aleme vurur. Yüre¤imizden baflka bir fleyimiz yok. Geçmifl ve gelecek, hasret ve vuslat, an›lar›m›z ve canlar›m›z, yang›n›m›z ve h›nc›m›z.. Herfley ama herfley o kanl›, o capcanl›, o her daim vuran yüre¤in içindedir. Ve kardefl kardefl atan bu yürek, Mahirler’den, Day›m›zdan, yüre¤i son kez devrim için att›ktan sonra duran yoldafllar›m›zdan yadigard›r bize. Ki yürek, “Gün ola, devran döne, umut yetifle” diyerek, flark›larla marfllarla devrime yürüyendir... Ay a k l a r › y l a de ¤il , yüre k l e r i y l e y ü r ü y e n l e r i n iflidir zaten devrim.
bu yürek de böyle ç›km›flt›r... ‹nsan olmakt›r yürekli olmak. ‹nsan olmayan›n yüre¤i yoktur. Adaletiyle, onuruyla, vicdan›yla, namusuyla, ahlak›yla insandan söz ediyoruz; bunun d›fl›ndaki bir insan türü varsa e¤er, ki var, onlarda yürek yoktur bilin ki... Yürek dedi¤in adalet duygusuna sahip olmak de¤ilse, nedir? Vicdan ve vefa, isyan ve adalet içermiyorsa bir yürek, çarp›yor mudur gerçekten? Cevap ver derinden, cevap ver içten. Cevap ver ama herkes duysun, herkes... Haks›zl›¤›n alçakl›¤›n›, yalan›n çirkefini sineye çekmemek de-