Skip to main content

hg008

Page 1

Salih Sevinel

Bu tabutlardan biri onundu! Tecritte Katledilmiflti, Katilleri Beraat Ettirildi!

HALK GERÇE⁄‹ Haftal›k Dergi / Fiyat›: 1 YTL (kdv dahil) / 9 Kas›m 2008

GAZA YÜZDE 22.5 ZAM!

●

ZULÜM SÜRÜYOR: TECR‹TLE, ‹fiKENCEYLE, KURfiUNLAYARAK... Ba¤›ms›zl›k, Demokrasi, Sosyalizmden Yana Olanlar›n Sesi

Say›: 8

“Ya Sev Ya Terket” diyenler; Anadolu halklar› de¤il, siz gideceksiniz!

● Mad›mak katillerine de zaman afl›m›

◆ AKP, Sömürü ve Zulüm ‹ktidar›d›r ◆ Emperyalistlerin ve ‹flbirlikçilerin ‹nsaf› Yoktur!

Zama Zulme Boyun E¤meyelim!


YAfiIYORLAR

Engin’in katledilmesini yazman›n yasakland›¤›n› yazd›¤› için, yasa¤› hükümsüz k›ld›¤› için toplat›ld›... Yay›n› Durduruldu! ‹STANBUL 14. A CM'N‹N K ARARI:

KAT L E D E N L E R E KORUMA YAZANLARA YASAK Emperyalizme ve Oligarfliye Karfl› Yürüyüfl Dergisi’ nin 5. say›s›n›n toplat›lmas›yla ilgili yap›lan aç›klaman›n özetini afla¤›da sunuyoruz: Dergimizin 2 Kas›m 2008 tarihli 5. say›s› ‹stanbul 14. A¤›r Ceza M ahke mesi kara r›yla toplat› ld› ve ya y › n › m › z b i r a y s ü re y l e d u r d u r u l d u . Mahkemenin 3 Kas›m 2008 tarihli karar›yla Em-

peryalizme ve Oligarfliye Karfl› Y ü r ü y ü fl Dergisi ’n i n 5. say›s›nda “Terör Örgütünün Propagandas›n› Yapmak , Suçu ve Suçluyu Övmek, Terör Örgütlerine Hedef Gösterme, Suç ‹fllemeye Ta h r i k” suçlar›n›n ifllendi¤i iddia edilmektedir. B u i ddi a ya d ay an › l ara k ke yf i v e h u k u k s u z b i r fl e k i l d e d e r g i m i z toplat›lm›fl ve 1 a y s ü re y l e y a y › n › d u r d u r u l m u fl t u r. M a h k e m e n i n k a r a r › h u k u k i , m e fl r u b i r temele dayanmaktan öte tamamen siyasi iktidar›n, A K P ' n i n g e r ç e k l e re o l a n t a h a m m ü l s ü z l ü ¤ ü n ü n , y a l a n l a r › n › n , d e m a g o j il e r i n i n o r t a y a d ö k ü l m e s i n d e n d u y d u ¤ u r a hat s› zl ›¤› n s onucudur. “Suç ve terör”, yasal bir derginin sat›fl›n› yapan insanlar›m›z›n gözalt›nda ve hapishanede iflkenceyle ö l d ü r ü l m e s i d i r, d u r ihtar›na uymad›¤› için gençleri m i z i n k u r fl u n l a n m a s › d › r. Biz... A K P i k t i d a r › n › n s u ç l u l a r › k o r u d u ¤ u n u y a zd›k. Al›nan el koyma v e y a s a k l a m a k a r a r › ... katiller i k o r u m a y a y ö n e l i k t i r. B u k a r a r iflkencenin, katli amlar›n, sömürünün pervas›zca sürmesini isteyenlerin hukukla nas›l oynad›klar›n›n, yarg›y› nas›l kull a n d› kl a r› n › n g ös t e rg e s i d i r. K u r fl u n l a y a r a k , i fl k e n c e y l e ö l d ü re re k v e y a r g › y › kullanarak halka gerçekleri ulaflt›rma çabam›z engellenmek istenmektedir. A n c a k t ü m b u ç a b a l a r bizim halk›m›za gerçekle r i u l a fl t › r m a m › z › , anlatmam›z› engelleyemez. Dergi m i z t o p l a t › l s a d a , y a y › n › m › z d u r d u r u l s a da sesimiz i halklar›m›za ulaflt›rmaya devam edece¤iz. 3 Kas›m 2008 E M P E RYA L ‹ Z M E V E O L ‹ G A R fi ‹ Y E K A R fi I Y ÜRÜYÜfi

Yürüyüfl okurlar›; Yasa¤› hükümsüz k›lmak, sizin yollar› daha çok ad›mlaman›zdan, daha çok kap› çalman›zdan, daha çok sesinizi yükseltmenizden, ayakkab›lar›n›z›n daha çok gecekondular›n çamurlar›na b ulaflmas›ndan, d aha ç ok o kul, daha ç ok f abrika d olaflman›zdan, a rkadafllar›n›za, akrabalar›n›za, k omflular›n›za daha fazla g erçekleri anlatman›zdan... geçecektir. Yasa¤› h ükümsüz k ›lmak, emektir, f edakarl›kt›r, k ararl›l›kt›r.

14 Kas›m-20 Kas›m Sevcan YAVUZ 1985 do¤umlu Sevcan, Küçükarmutlu’da bir ilkokulu iflgal edip karakola çeviren polislerin panzerleri taraf›ndan, 17 Kas›m 1992’de okulun bahçesinde ezilerek öldürüldü. Y›k›mlara, zulme boyun e¤meyen yoksullar›n, ad› direnifllerle an›lan bir semtin çocuklar›ndand› o.

Tülay KORKMAZ 24 Eylül 1976, Hatay ‹skenderun do¤umlu olan Tülay, zengin bir çevrede büyüdü. Ama içinde büyüdü¤ü burjuva yaflam› de¤il, devrimci mücadeleyi tercih etti. Devrimci tercihini ’95 May›s’›nda yapt›. 1996’da Çukurova Üniversitesi hemflirelik ö¤rencisiyken gençlik örgütlenmesinde yer ald›. 1998’de ‹stanbul'da illegal alanda görevler ald› ve 1999 Kas›m’›nda tutsak düfltü. 19 Aral›k Katliam›’nda, Ümraniye Hapisahanesi’nde direnen tutsaklardan biriydi. Katliamdan sonra götürüldü¤ü Kartal Özel Tip Hapishanesi’nde 4. Ölüm Orucu Ekibi’nde direnifle bafllad›. 19 Kas›m 2001’de flehit düfltü.

‹mdat BULUT Enver GÖKÇE Sosyalist flairlerimizdendi. fiiirleriyle, bunun yan›nda dergilerden, derneklere uzanan birçok biçimde sosyalizm için mücadele etti. Bu yüzden hapis yatt›, sürgünlere gönderildi. "Dost Dost ‹le Kavga" ve "Panzerler Üstüne Kalkar" gibi fliir kitaplar›n›, devrimci bir sanatç› tavr›n› miras b›rakarak 19 Kas›m 1981’de aram›zdan ayr›ld›.

1966, Kars-Akyaka do¤umlu olan ‹mdat, yoksulluk içinde büyüdü. Sadece ilkokulu okuyabildi. Sömürü ve zulme yak›ndan tan›k oldu. Askerli¤ini bitirdikten sonra, bu yoksullu¤a ve adaletsizli¤e son vermek için devrimci mücadele içinde yer ald›. Bir süre sonra Karadeniz da¤lar›nda bir gerillayd›. 2000 Mart’›nda tutsak düfltü. 19-22 Aral›k Katliam›’nda, Ümraniye Hapishanesi’nde direnifl destan› yazan tutsaklardan biriydi. Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde, 3 Haziran 2001’de 5. Ölüm Orucu Ekibi’nde bafllad›¤› direniflini, 19 Kas›m 2002’de ölümsüzleflene kadar kararl›l›k ve onurla sürdürdü.

Seyyid RIZA ve Yoldafllar› Seyyid R›za, Dersim isyan›n›n önderlerindendi. ‹ktidar anlaflma vaadiyle elçi gönderip onu Erzincan’a getirttikten sonra tutuklayarak, göstermelik bir yarg›laman›n ard›ndan 18 Kas›m 1937’de idam etti. Elaz›¤ Bu¤day Meydan›’nda, içlerinde o¤lunun ve kardeflinin de bulundu¤u 11 yoldafl›yla birlikte idam edilen Seyyid R›za’n›n cesedi teflhir edildikten sonra yak›ld›.

KAYIP Hayrettin EREN 1954 do¤umlu olan Hayrettin, Kafkasya’dan Biga’ya göç etmifl Çerkez kökenli bir ailenin çocu¤uydu. Hasköy ve Okmeydan›’nda anti-faflist mücadele içinde yer ald›. 12 Eylül Cuntas› iflbafl›na geldi¤inde de mücadelesine devam etti. 20 Ka s›m 1980’de ‹stanbul’da gözalt›na al›nd›. ‹flkenceciler taraf›ndan kaybedildi. Gözalt›nda kay›plar›n ilklerinden biriydi.

Sevcan’dan Sultan’a Unutmayaca¤›z Y›l 1992’ydi Sevcan Küçükarmutlu’nun bir köflesinde panzer alt›nda ezildi¤inde. Sultan, Arzu, Bülent ve Bar›fl, panzerlerin kuflatt›¤› direnifl evinde katledildiklerinde 2001’di tarih. 9 y›l geçmiflti aradan. 9 kavga dolu y›l. Direnifllerle geçen 9 y›l. Sultanlar’› katletmeden önce “Armutlu Filistin gibi” diye manfletler atm›fllard› ya; sadece o günü, o günleri kastetmiyorlard›. Asl›nda her zaman Filistin gibiydi Armutlu. Sokaklar›ndaki barikatlarla de¤il, hiçbir zaman teslim olmamas›yla Filistin gibiydi Armutlu. Sevcanlar, Hüsnü ‹fleriler, genci ve yafll›s›, kad›n› erke¤iyle tutsak düflen say›s›z Armutlulu ve nihayet Sultanlar... bu direniflin ad›yd›lar. Yedi y›l önce... 5 Kas›m 2001'de Küçükarmutlu'da katledilen Sultan Y›ld›z, Arzu Güler

Bülent Durgaç, Bar›fl Kafl, 8 Kas›m’da Küçükarmutlu Cemevi’nde ve katliam›n yap›ld›¤› evin önünde an›lacaklar. TAYAD'l› Aileler 5 Kas›m’da katliam›n y›ldönümünde “KÜÇÜKARMUTLU KATL‹AMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACA⁄IZ!” bafll›kl› aç›klamalar›nda, flehitlerini anarken, düzenleyecekleri anma törenine de ça¤r› yapt›lar. Aç›klamada ça¤r›lar›n›n yan›nda flunlar› söylüyordu TAYAD’l›lar: “Onlar F Tipi hapishanelerdeki tecridin kald›r›lmas› için mücadele ediyorlard›. ‹ktidar tecridi ortadan kald›rarak sorunu çözme yerine içeride ve d›flar›da bask›y› art›rma, iflkence ve katliam yapma yolunu seçti... Örgütlenmek, halk›n sorunlar›na sahip ç›kmak yasak olmufltu. Bu yasak Armutlu’da da geçerliydi. Armutlu’da ölüm orucuna yatanlar iktidar›n hedefi olmufltu. ... Katliam ertesi gün sabah erken saatlerde geldi. ... Bu katliam ölüm orucu eylemcilerinin iradelerini k›rmak için, tecrit politikalar›n› uygulayabilmek için, tüm halka gözda¤› vermek için yap›ld›. Ama ölenlerin direniflleri bir

barikat oldu. Onlar ve di¤er yaflam›n› kaybedenlerin ödedikleri bedeller ülkemizin ba¤›ms›zl›k-demokrasi mücadelesinin sayfalar›na alt›n harflerle yaz›ld›. Onlar halklar›n›, vatanlar›n› sevdikleri için öldüler. Onlar› unutmad›k, unutturmayaca¤›z.”


ir yandan sofram›zdan lokmalar çal›n›yor, bir yandan s›rt›m›za coplar iniyor. Bir yandan zamlar yap›l›yor, bir yandan infazlar. Baz› kapal› kap›lar ard›nda IMF’yle görüflmeler ve baflka kapal› kap›lar ard›nda da iflkenceler yap›l›yor. Zam ve zulüm; düzenin iki yönü; biri di¤erini tamaml›yor. Birini sürdürebilmek için di¤erini yap›yor düzen.

Zama ve Zulme Karfl› Mücadele Birlikte Yürütülmelidir!

B

ktidar sözcülerinin konuflmalar›nda hayali bir Türkiye resmediliyor. Orada ekonomi ray›nda, kriz tehlikesi yok, orada milli gelir anormal ölçülerde art›yor. Bir de gerçe¤in Türkiyesi var. Burada, iki fley hüküm sürüyor: yoksulluk ve zulüm!

‹

kisi hep birlikte bulunuyor. Halk› zamlarla, izledi¤i emperyalist karakterli ekonomi politikalar›yla daha fazla yoksullaflt›ran her iktidar, halk›n yoksullu¤a isyan›n› engellemek için daha fazla zulme baflvurur. Bu s›n›flar mücadelesinin bir kural› gibidir. “Zam zulüm iflkence, iflte faflizm” sözü bu durumu ifade eden bir slogan olarak ç›km›flt›r.

‹

em ekonomik alanda, hem siyasal alanda, iktidar›n sald›rganl›¤›n›n en önemli özelliklerinden ikisi, pervas›zl›¤› ve yayg›nl› ¤ › d › r. Öyle bir pervas›zl›k ki, mesela iktidar iflkence ve polis terörü konusunda alabildi¤ine teflhir olmuflken, iflkence ve polis terörü yine tüm fliddetiyle sürdürülebilmektedir. Keza ekonomide de ayn› pervas›zl›k söz konusudur; h›rs›zl›klar›n›n, yolsuzluklar›n›n en ayyuka ç›kt›¤› zamanlarda kendilerine veya yak›n çevrelerine rant sa¤layacak yeni düzenlemeler yapmaktan çekinmemekte, yüzde 22.5 gibi ola¤anüstü büyük oranlarda zamlar yapabilmektedirler.

H

ervas›zl›k da bir politikad›r ve kitleleri sindirmenin, halk› çaresizlik girdab›na itmenin, halk örgütlülüklerinin kendine güvenini sarsman›n bir arac›d›r. Oligarflik iktidar pervas›zl›¤›yla “siz bana engel olamazs›n›z, hiçbir fleyi de¤ifltirmeye gücünüz yetmez” düflüncesini ha-

P

4

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

kim k›lmak istemektedir. ekeller ve tekellerin hükümetleri, y›llard›r zamlara k›rk dereden gerekçe getirmifllerdir. Zamm›n gerekçesi var m›? Engin Çeber’in iflkencede katledilmesinin ne kadar gerekçesi varsa, sömürü düzeninin zamlar›n›n da o kadar gerekçesi vard›r... Ülkemizdeki gelir da¤›l›m› rakamlar› ortadad›r. Emekçilerin eline geçen ücretin miktar›yla, asgari geçim için gereken rakamlar, açl›k ve yoksulluk s›n›rlar›n› oluflturan rakamlar ortadad›r. 10 milyonu aflk›n insan›m›z açl›k s›n›r›nda, 40 milyonu aflk›n da yoksulluk s›n›r›nda yaflarken, do¤al gaza on ayda yüzde 82 zam yapman›n izah› olabilir mi? Fakat izah› olmasa da yap›yorlar. Çünkü sorun asl›nda bir izah sorunu olmaktan çok, s›n›flar mücadelesinde güçlerle, örgütlülük ve mücadeleyle ilgili bir sorundur.

T

flte burada ekonomik, siyasi sald›r›lar›n ikinci özelli¤ine geçebiliriz. Gerek ekonomik sald›r›lar, gerekse de iflkenceden infaza, yasaklardan keyfiliklere kadar hak ve özgürlüklerin her çeflidine yönelik sald›r›lar o kadar yayg›n ve yo¤un ki, adeta her kesim, hangi birine tepki gösterece¤ini bilemez hala sokuluyor. Örgütsüz halk kesimleri bu noktada tam bir çaresizlik içine itilirken, halk›n örgütlü kesimleri de ne yapaca¤›n›, nas›l yapaca¤›n› bilemeyen bir ruh hali içine sokuluyor. Çaresizlik de, ne yapaca¤›n› bilememezlik de, halk ve halk›n örgütlü güçleri aç›s›ndan kabul edilemez.

‹

emokratik güçlerin gerçekten de ekonomik ve siyasi alandaki bu sald›r›lar›n herbirine ayr› ayr› tav›r koymas›, tepki göstermesi hem

D

mümkün de¤ildir, hem de yararl› ve sonuç al›c› de¤ildir. Öyleyse ne yap›lacakt›r? Bu soruya do¤ru cevap verebilmek, ekonomik ve demokratik mücadeleyi do¤ru bir biçimde birlikte ele almaktan geçer. sl›nda ayn› politikalardan ve ayn› güçlerden kaynaklanan talepleri birlefltirmek, birlikleri gelifltirmek, hedefleri birlefltirmek, mücadeleyi gelifltirmenin çeflitli biçimleridir. Ama bunlardan da önce as›l olan, bak›fl aç›s› olarak bütünlüklü bir bak›fl aç›s›na sahip olabilmektir. Ekonomik mücadeleyle, demokratik mücadelenin veya demokrasi mücadelesiyle ba¤›ms›zl›k mücadelesinin, politik mücadeleyle ideolojik mücadelenin birbiriyle ba¤›n› göremeyenler, kuramayanlar, mücadelede ve örgütlenmede tek yanl›l›klara düflmekten kurtulamazlar. Tek yanl›l›k, halk›n mücadelesini hem örgütsel, hem politik bak›mdan zay›flat›r.

A

kme¤imiz için mücadeleyle, zulme karfl› mücadele iflte öncelikle bu yüzden içiçedir, bir ve bütündür. Kim ki emekçilerin mücadelesini ekonomik taleplerle s›n›rl›yorsa, s›n›rlanmas› gerekti¤ini söylüyorsa, o emekçilere yanl›fl yön gösteriyordur. Kim ki, salt hak ve özgürlükten söz edip, emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin ekonomik politikalar›na karfl› ç›km›yorsa, onlar da halka yanl›fl› öneriyorlar demektir. Do¤rusu, z a m a da, I M F program›na da, E n g i n l e r ’i katleden iflkenceye de, F T i plerindeki tecrite de karfl› ç›kmakt›r, bunlarla ilgili mücadeleleri hedefler itibar›yla birlefltirmektir.

E

u bak›fl aç›s› hakim k›l›namad›¤›nda ortak mücadele birliktelikleri oluflturmakta da zorluklar

B


olaca¤› aç›kt›r. Mesela, baz› kesimler, emekçilerin yoksulluk, iflsizlik, ücret düflüklü¤ü, zamlar gibi ekonomik taleplerini ele al›rken, emekçilerin iflkenceden tecrite, IMF’ye kadar uzanan di¤er sorunlarla ilgilenmelerini ne mümkün görüyorlar, ne gerekli. Onlara göre bunlar iflçilerin memurlar›n “umurunda ve gündeminde” de¤ildir. Bu bak›fl aç›s› esas olarak düzen sendikac›l›¤›n›n ve onlarla ayn›laflan ekonomizmin, reformizmin bak›fl aç›s›d›r. ‹flçilerin ve halk›n çeflitli kesimlerinin bilinç düzeyi flu veya bu düzeyde olabilir. Ama halka önderlik etme iddias›ndaki devrimci veya demokrat, ilerici güçler, soruna “umurlar›nda, gündemlerinde de¤il” diye yaklaflamaz. ‹lerici, devrimci, demokrat olman›n, halktan yana bir hareket veya demokratik kitle örgütü olman›n gere¤i zaten, onlar›n “umurunda olmas›n›” sa¤lamak, gündemlerine sokmakt›r. i¤er bir uçta ise, demokrasi mücadelesini, haklar ve özgürlükler mücadelesini hem ekonomik politikalardan, hem ba¤›ms›zl›k sorunundan koparan yaklafl›m vard›r. En belirgin özelli¤i AB’cilik olan reformist kesimlerde somutlaflan bu yaklafl›m›n sahipleri de, kitleleri haklar ve özgürlükler alan›nda “siyasete müdahaleye”, “AB sürecini desteklemeye” ça¤›r›rken, IMF programlar›, emperyalist tekellerin ya¤malar› onlar›n gündemine girmiyor. Ve ortaya yine bütünlü¤ü olmayan, halk›n mücadelesini ve bilinçlenmesini hedefleyen bir “demokratik mücadele” ç›k›yor. u çarp›k bak›fl aç›lar›n›n baflka biçimleri de vard›r, fakat ana çizgileri bunlard›r ve iflte bu noktada, zama ve zulme karfl› mücadeleyi birlefltirmek bir zorunluluktur. Elbette bunu söylerken, çeflitli dönemlerde kitlelerin çeliflkilerinin, sorunlar›n›n ve taleplerinin baz›lar›n›n öne ç›k›p baz›lar›n›n geri planda kalabilece¤ini de unutulmamas› gerekir.

¤› her dönemde, ekonomik çeliflkiler de genifl kesimlerin öncelikli çeliflkisi haline gelir. Bu koflullar, "maiflet" derdini bir çok derdin önüne geçirir. Bu sorunu yok sayarak kitleleri maiflet derdinden ç›karamayaca¤›m›z gibi, onlar› bütünlüklü bir mücadeleye de sevkedemeyiz. Ekonomik sorunlar› ve talepleriyle, demokratik sorun ve talepler aras›ndaki ba¤› anlatmak, kitle çal›flmas›n›n önemli yanlar›ndan biri olacakt›r. Hedefimizde elbette iktidar olacakt›r, devrim ve sosyalizm olacakt›r ama bunun kitle çal›flmas›na yans›y›fl› somuttaki güncel çeliflkilerden hareket etmek zorundad›r. “ Bu koflullardaki kitlelerin ekonomik demokratik mücadelesini yads›yarak onlar› do¤rudan ‘devrim’ için ‘sosyalizm’ için harekete geçirmeyi hayal edenler, kitle hareketlerinin niteli¤ini anlayam›yor demektir."

D

B

B

ugün oldu¤u gibi, yoksullu¤un, iflsizli¤in, zamlar›n yo¤unlaflt›-

emokratik güçlerin gerçekten de ekonomik ve siyasi alandaki bu sald›r›lar›n herbirine ayr› ayr› tav›r koymas›, tepki göstermesi hem mümkün de¤ildir, hem de yararl› ve sonuç al›c› de¤ildir. Öyleyse ne yap›lacakt›r? Bu soruya do¤ru cevap verebilmek, ekonomik ve demokratik mücadeleyi do¤ru bir biçimde birlikte ele almaktan geçer.

D

akat buradan hareketle, kendini ekonomik mücadeleyle s›n›rlamak da tersinden bir noktaya savrulmakt›r. Bu da kitle hareketinde ters uçtan bir t›kan›kl›¤a yol açacakt›r. Salt ücret talepli, ekonomizmin s›n›rlar›na ve ideolojisine hapsedilmifl bir mücadele, kitle hareketini gelifltirmez, kitleleri daha ileri mücadelelere haz›rlayacak bir ide-

F

olojik bilinçlendirmeyi içermez. ‹flte bu noktada mücadele aç›s›ndan çarp›kl›klara, sapmalara engel olabilecek tek fley, do¤ru devrimci bak›fl aç›s›na sahip olmakt›r. konomik olarak muhtaç hale getirilmifl bir toplum, ekonomik açmazlar›, çaresizlikleri, s›k›nt›lar› içinde bencilli¤e, yozlaflmaya çok daha kolay itilebilir ve hem yoksul, iflsiz, hem yozlaflm›fl bir toplum çok daha kolay yönetilebilir. AKP iktidar› bir yandan yoksullaflt›r›rken, bir yandan “sadaka-yard›m” politikas›yla, muhtemel tepkileri bafltan nötralize etmeye çal›fl›yor. Yoksulluk kan›ksanan ve kal›c›l›¤› kabul edilen bir olguya dönüfltürülüyor. Kitle çal›flmam›zla, sendikalar›m›zla, derneklerimizle, eylemlerimizle bunun karfl›s›na ç›kabilmeliyiz.

E

itleler günün 24 saati aral›ks›z yalanla ve hülyalarla harmanlanm›fl bir propaganda bombard›man› alt›ndad›rlar. Gerçekler kitlelere öyle çarp›t›larak yans›t›l›r, olaylar ve olgular öylesine tersyüz edilir ki, biz o olaylar›n gerçe¤ini göstermedi¤imiz sürece at izinin it izine kar›flmas› kaç›n›lmazd›r. Zulmü kim neden yap›yor, yoksulluk, zamlar neden sürüyor, bunlar basit ama genifl kitlelere b›kmadan, onlar›n anlayabilece¤i yal›nl›k ve netlikte anlat›lmas› gereken gerçeklerdir. Bütün bunlar› yapmadan zama zulme karfl› mücadele de geliflmeyecektir do¤all›kla. Zam da, zulüm de tüm pervas›zl›¤›yla hak›n üzerine geliyor; bu noktada devrimci, demokratik örgütlerin öncelikle görevi elbette tart›fl›lmaz olarak, halk›n zama zulme karfl› aya¤a kalk›fl›n› örgütlemektir. As›l sorunumuz bu aya¤a kalk›fl› nas›l örgütleyece¤imizdir. Bu kalk›fl› örgütlemek ise, zama zulme karfl› mücadeleyi birlikte ele alan do¤ru bir bak›fl aç›s›na sahip olmaktan, hiçbir fleyin kendili¤inden geliflmeyece¤ini bilerek kitle çal›flmas›n› gelifltirmekten ve mücadeleyi gelifltirmek için gereken emek, fedakarl›k ve cüreti ortaya koymaktan geçecektir.

K

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

5


Soygun Düzeni Zam ‹ktidar› ZAM... ZAM... ZAM...

Halk›n yoksullu¤u her geçen gün art›yor. Fakat, bunun öncelikli gerekçesi dünyada yaflanan kriz de¤ildir. Öncelikli nedeni, AKP iktidar›n›n krizlerin faturas›n› halka kesen, krizleri f›rsat bilerek, zamlar› s›raya dizen sömürücü, soyguncu politikalar›d›r. AKP’nin kriz gerekçesi arkas›na s›¤›narak, do¤algaza bir seferde yapt›¤› % 22.5’lik zam, bu politikan›n ifadesidir. Zam, 1 Kas›m geceyar›s›nda yap›ld›, halk sabah zam haberiyle uyand›. Do¤algaz Aral›k ay›nda yeni bir zam daha bekliyor. Do¤algaza y›lbafl›ndan bu yana yap›lan zamlar›n toplam›, vergiler ve hizmet bedelleri dahil edildi¤inde % 82’ye ulaflt›. Bir baflka zam haberi elekt r i ¤e iliflkindi. Elektri¤e yap›lmas› beklenen zam oran› % 1 0 ve y›lbafl›ndan itibaren geçerli olacak. Elektri¤e y›lbafl›ndan bu yana mevcut durumda yap›lm›fl olan zam oran› zaten çoktan % 57’yi bulmufltu. Yine 2009 bafl›ndan itibaren uygulanacak zamlardan birisi de, v e rgi, harç ve cezalar a yap›lan % 1 2 zam oldu. Buna göre örne¤in, Motorlu tafl›t vergisi, en düflü¤ü 351 YTL’den 393 YTL’ye ç›kacak. 1 y›ll›k pasaport harc› 163 YTL’ye yükselecek. Damga vergisi, çevre temizlik vergisi de yüzde 12 artacak. Fatura, gider pusulas›, müstahsil makbuzu vermeme ve almaman›n cezas› artacak ve 166,9 YTL’ye ç›kacak!.. Liste böyle uzay›p gidiyor.

Z a m la r › n ‹ z ah› Yok t u r AKP’nin Maliye Bakan› Kemal Unak›tan, bir gazetecinin, “Me mu-

6

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

Do¤algaz’a % 22.5 zam yap›ld›. 10 ay›n zam toplam› % 82 zam! Vergi, harç ve cezalara % 12 zam! Elektri¤e % 10 zam Ocak 2009’da... Elektrikte 10 ay›n zam toplam› % 57 zam! Genel Sa¤l›k Sigortas› Kanunu’na göre, art›k devlet, fakülte ve özel hastanelerde ve ilaçta katk› pay› ödeniyor... Zam›n ad›, katk› pay› oldu! ra yüzde 5 zam, do ¤algaza yüzde 80 zam. Mem u r n as›l bun u n a lt›ndan kalkac a k ? ” sorusuna, Unak›tan’›n cevab› “me mur u n m a afl› n a ya p› l a n e l de ki im k a n l a r a g ö r edir...” oldu. AKP’nin demagojisinin bir yan›n› bu oluflturuyor. Maafllara zam verme imkan› yok. Fakat, tekeller için, oligarflinin di¤er kesimleri, AKP yandafllar› için “imkanlarda” bir s›n›rl›l›k yok. “Yoksullar›n partisi” diye pazarlanan AKP’nin, bir tek halk›n temel ihtiyaçlar› için imkanlar› yok. Memura, iflçiye verecek paralar› yok, ama tüketim maddelerine zam yaparken, bunu hesaba katmak da yok. Halk % 82’lik do¤algaz zamm›n›, % 57’lik elektrik zamm›n› n a s›l ödeyecek? Unak›tan’›n bu soruya cevab› da yok. Diyor ki; “d› fla ba¤l› olar a k geliflen bu dur u m u h ükümete mal etmeyin...” Peki kime maledilecek? AKP’nin gerekçesi çok, ne var ki, o gerekçeler halk›n faturalar› ödemesine hizmet etmiyor. Halk için, zamlar›n teknik izah›n›n bu noktada bir anlam› yoktur. Do¤algaz’›n al›m anlaflmalar›n› halk de¤il, AKP yapm›flt›r, fiyatlar› belirle-

yen AKP’dir, halk›n önüne sadece fatura konulmaktad›r. O zamm›n içinde, tekellere ak›t›lan paralar var, AKP’nin yolsuzluklar›n›n faturas› var, AKP yöne ti ci ler i nin ço c u kla r › n›n gemicikleri ve flirketlerinin, lüks tüketimlerinin, AKP’li belediyelerin borçlar›n›n hepsinin faturas› vard›r. Halk, neden bir avuç asala¤›n kasalar›na doldurduklar›n›n, lüks tüketiminin faturas›n› ödemek zorunda kals›n? AKP iktidar› yalanlar› b›rakmal› ve bunun cevab›n› vermelidir. Halk için sorunun cevab› basittir; ya¤ma ve talan› b›rak›n, ülkeyi emperyalist tekellere, IMF’yi peflkefl çekmeyin, tekellerin sömürüsüne son verin, ya¤may›, talan›, soygunu durdurun... AKP’nin demagojiyle üstünü örtmeye çal›flt›¤›, zamlar›n belirleyici nedeni bunlard›r. Utanmadan, burjuva bas›nda bu koflullara yoksullar›n nas›l katlanabilece¤ine iliflkin ak›llar veriliyor. Yok yemek piflirirken nas›l tasarruf edilebilece¤i, elektri¤in nas›l daha az kullan›labilece¤i ve benzeri anlat›l›yor. Özü, halka daha az tüketmenin yollar› anlat›l›yor. Halk›n zaten en asgari düzeydeki tüketimi de onlara fazla görünüyor. Oysa burjuvazi, lüks kelimesinin bile ifade etmekte yetersiz kald›¤› tüketimlerini minimum düzeyde bile k›smay› düflünmüyordur.

‘Kat›l›m Pay›’ Adl› Soygun Kapitalist sistemde “soy g u n ”un ad› do¤rudan “soy g u n ” diye konulmaz. Halk›n cebinden gasbedilecek paralara, süslü isimler verilerek, yal›n gerçe¤in üzeri örtülmeye çal›fl›l›r. “ K at›l›m pay›” da bunlardan birisidir. ‘ K at›l›m pay›’ ismini verdikleri soygun, 1 Ekim’de yürürlü¤e giren Genel Sa¤l›k Sig ort as› Kan u-


Sistemin Kurgusu: n u’nda yapt›klar› düzenlemelerden birisidir ve art›k hastanelere muayene için giden hastalar, devlet hastanelerinde 3 YTL, fakülte hastanelerinde 6 YTL, özel sa¤l›k kurumlar›nda ise 10 Y TL “ k at›l›m pay›” ad› alt›nda ödemektedirler. Bir de ilaçta yüzde 20 ilaç kat›l›m pay› ödeniyor. Yasa 1 Ekim 2008’den itibaren geçerli oldu¤u halde, 2008 bafl›ndan itibaren yap›lan muayene, tedavi ve kullan›lan ilaçlar› da kapsayacak flekilde uygulan›yor. AKP, halk›n sa¤l›k harcamalar›na, böylesi bir uygulamayla kat›l›m›n› düzenlerken, halka m› sordu? Yok. Halk›n bunu ödeme gücü var m›? O da yok. AKP’nin emekçiler için belirledi¤i ücret ortadad›r. Fakat, bunun AKP için bir önemi de yok. Dolay›s›yla, bu “ k a t› l›m pay › ” n›n anlam›, “ t e d a vi ol m a y › n ” d›r. “ P a r a b u l a m a z s a n › z ö l ü n ”dür. “ P a r a y› öde ye me di ¤i niz için has t ane l e rd e reh i n k a l›n”d›r. Bu örnek, Genel Sa¤l›k Sigortas› Kanunu’nda AKP’nin yapt›¤› düzenlemelerin anlam›n› göstermektedir. Kanunun tamam› halka yeni yükler getirmekte ve bugüne kadar sigortal› olmay› kendisi için flu ya da bu düzeyde “sa¤l›k güvencesi” olarak gören halk›n, art›k böyle bir “ g ü ven ce si n i n ” kalmad›¤›n›n da göstergesi olmaktad›r. Bu yasalar, halk› de¤il ama IMF ve tekelleri, kuflkusuz ki mutlu etmifltir.

Me z a rd a E m e k li li ¤in ‹ t i r a f›: Eli Aya¤› Tu t an a E m e k lilik Yok Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Faruk Çelik, AKP iktidar›n›n G e ne l S a ¤ l›k Si g o r t a s › K a n u n u’nu ç›karma mant›¤›n› özlü bir flekilde anlat›yor. Çelik diyor ki; “‘Ben çal›fl mak için var›m’... Benim çal›fl mam gerekiyor. Kaç yafl›nda olursam olay›m, ayak ta, elim tuttu¤u sürece çal›fl mam gerekiyor... Bu sis temin kurgusu bu.” Halk ölene kadar kimin için çal›flacak? Elbette, tekeller için. Reform diye ç›kard›klar› yasayla

Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Faruk Çelik: “‘Ben çal›flmak için var›m’... Benim çal›flmam gerekiyor. Kaç yafl›nda olursam olay›m, ayakta, elim tuttu¤u sürece çal›flmam gerekiyor... Bu sistemin kurgusu bu.” emeklili¤i ortadan kald›rd›lar, emekçiyi eli tuttu¤u sürece tekeller için çal›flmak zorunda b›rak›yorlar, fakat Çelik bunu b a ll a nd› r a b a ll a nd› r a anlat›yor. Halk da, bakan Çelik’in a¤z›ndan emekli olman›n ‘ne kadar kötü ve gereksiz bir fley oldu¤unu(!)’ ö¤renmifl oluyor. AKP iktidar› aç›kça halk› aptal yerine koymaktad›r. Emekçilerin “ m e z a rd a e m e k lilik” diyerek tepki gösterdi¤i kararlar›, sanki emekçilerin lehine olsun diye yapm›fllar gibi sunuyor. Çelik, bu düzenlemeleri IMF’nin iste¤i ile yapt›klar›n›, insanlar›m›z›, emperyalist ve iflbirlikçi tekellere köle haline getirecek yasalar ç›kard›klar›n› anlatm›yor. Bu düzende soygun ve talan›n s›n›r› yok. Halk isyan edene kadar, zamlarla, soygun kararlar›yla yoksulluk ve açl›k dayat›l›yor. Bugüne kadar, yap›lan birçok zamm›n gerekçesi, petrol fiyatlar›ndaki art›fl idi, oysa bugün petrol fiyatlar› 150 dolardan, 60 dolarlara kadar inmifl durumda, ama petrol fiyatlar› düfltü diye, örne¤in, emekçilerin ücretleri artm›yor, tüketim maddelerinin fiyatlar›nda bir düflüfl olmuyor, tersine yeni yeni zamlar gelmeye devam ediyor. Dahas›, benzinin fiyat›nda bile düflüfl olmuyor. ‹ktidar›n zamlar zorunlu sözlerinin bir demagojiden ibaret oldu¤unu ve soygunun boyutunu gösteren bir örnek verelim: 12’lik mutfak tüpünün piyasa fiyat›, 50 Y T L. Oysa, TÜPRAfi ç›k›fl fiyat› 12 li r a 8 8 k ur u fl ( k i b u ü r et i m f i y a t › d e ¤ i l , k â r l› fi y a t t › r ). Bunun üzerine, da¤›t›m flirketi 19 Y T L ekliyor, geriye kalan

18.12 Y T L ise KDV’siyle ÖTVsiyle vergi oluyor. Yani bunu da devlet ekliyor. Her ad›mda bir kesim halk› soyuyor.

Boyun E¤ me ye lim AKP piflkince, açl›¤› dayatmaktad›r. Yapt›¤› zamlarla, ç›kard›¤› yasalarla, halk›n önemli bir kesimine, ölmeyecek kadar karn›n›z› doyurun yeterlidir, baflka bir ihtiyac›n›z› düflünmeyin demektedir. Açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamak zorunda b›rak›lan insanlar›m›z›n durumu budur. Bunu kabul etmemeliyiz. Bize dayat›lan adaletsizli¤i, bir avuç zenginin sefa içindeki yaflam› için, açl›¤a mahkum edilmeyi kabul edemeyiz. Bize dayat›lan sadece açl›k da de¤ildir. Bu aç›k sömürüye boyun e¤memiz de dayat›lmaktad›r. Bunu da asla kabul etmemeliyiz ve kabul edemeyiz. Çal›flan, üreten ellerimiz, mücadele etmek için de yeteneklidir. Üretmek için çal›flan beynimiz, hakk›m›z› almak için de düflünebilir, bize yol gösterebilir. AKP iktidar›, emekçileri, yoksullar› çaresiz sanmakta, her gün yeni bir faturay› halk›n önüne koymaktad›r. Öyle olmad›¤›n› göstermeliyiz. Ç ar esiz de ¤i liz. Bizlere dayat›lan koflullara teslim olamay›z. Kavgaysa kavga, mücadele ise mücadele, kendi ç›k›fl yolumuzu kendi ellerimizle yaratmal›y›z. Aç›k ki, bu düzende eme¤imiz, hakk›m›z için aya¤a kalkmaktan, örgütlenmekten ve mücadele etmekten baflka bir yolumuz yoktur. Zamlara, açl›¤a karfl› mücadele en meflru haklar›m›zdan birisidir. Bu mücadele açl›¤›, adaletsizli¤i, zulmü yenme mücadelesidir. Bu onurlu mücadele için biraraya geldi¤imizde, görece¤iz ki, AKP’nin de, tekellerin de güçleri bize yetemeyecektir. ‹ktidar›n sürekli olarak önümüze koydu¤u faturalar›, onlar›n önüne koymal›y›z. AKP’ye de, bu düzene de halka sömürü ve zulmünün bedelini ödetmeliyiz.

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

7


AKP, IMF'YE KARfiI MI?

maya geçifl, sosyal güvenlik hak Peki öyleyse 6 y›ld›r I M F ’ y l e a n l a fl m a l a r y a p a n , gasb› yasas›n›n 1 yürürlüI M F t a l i m a t l a r › y l a y a s a l a r ç › k a r › p k a r a r l a r a l a n , Ekim’de ¤e sokulmas›, girI M F ’ y e t › k › r t › k › r faiz ödeyen kimdi? di maliyetlerindeki art›fl›n tüketiciye yans›t›lmas›, AKP lideri Erdo¤an, yerika’n›n ülkemize bakan olarak ataakaryak›t ürünlerinden al›nan vergid›¤› Dünya Bankas› memuru Kemal niden tart›fl›lmaya bafllanan nin art›r›lmas›, personel harcamalaDervifl’in uygulad›¤› IMF programIMF’yle anlaflma yap›l›p yap›lmar› oran›n› azaltacak bir "kamu perlar›n›n ayn›s›n› AKP de uygulad›. yaca¤› konusunda geçen hafta flu sonel reformu" yap›lmas›, evet, Bundan hiç sapmad›lar. Dolay›s›yla demeci verdi: bunlar da o “ni yet” mekt ub u n d a iktidar koltu¤u AKP’de olsa da ipler "IMF’ye ümü¤ümüzü s›kt›rmav a rd› ve geçen alt› ay içinde de bu IMF’nin elinde oldu hep. y›z, flartlar›m›z› kabul ederlerse anni yet l e r g e rçe¤e dön ü fl t ür ü l dü. * lafl›r›z!" * IMF ile yap›lan 18. Stand-By Ama ayn› günlerde "Biz IMF 19. Stand By anlaflmas›n›n üzeanlaflmas› 4 fiubat 2002'de bafllad›. düflman› de¤iliz", "IMF bize anlarinden önemli bir süre geçmesine Ocak 2005'te 19. Stand-By anlafly›fll› davranmal›" diyen de Erdora¤men hala IMF ile yeni bir anlaflmas› imzaland›. AKP, bu anlaflmada ¤an’dan baflkas› de¤ildi. man›n yap›lmamas› iflbirlikçi burjuda IMF taraf›ndan öne sürülen tüm Erdo¤an, henüz iktidara haz›rvazinin örgütü TÜS‹AD’› harekete koflullar› kabul etti. IMF düzenli deland›¤› dönemden beri, sanki geçirmifl durumda. Tekelci burjuvanetlemesini sürdürdü. IMF'ye karfl›ym›fl, IMF'ye direnizi, AKP’nin bir an önce IMF ile anIMF denetim ve yönetiminin çeyormufl gibi bir imaj yaratmakta, laflma yapmas›n› istiyor. Patronlar, flitli biçimleri olan “Gözden geçirbelli kesimlerde IMF’ye teslim olmevcut kriz ortam›nda, yüksek faizme’”ler, “Niyet mektuplar›”, bugümayan baflbakan görüntüsü vermele döviz almak ve al›nacak döviz ne kadar sürüp geldi. meye çal›flmaktad›r. için de borç alt›na girmek istemiBütün bu anlaflmalar›n hepsinin Fakat pratikte olan ise, IMF’yle yorlar. M a fl a v a rken elimizi niye ortak noktalar› vard›: Kamu harcaiflbirli¤i sürecinin devam etmesidir. yakal›m diye düflünüyorlar yani. malar› k›s›tlanacak, özellefltirmeler Hükümet ve IMF de onlar›n maflas› AKP, bugün her ne kadar 2009 h›zland›r›lacak, istenen yasalar ç›olacak; IMF’den al›nacak borç ve Mart’›nda yap›lacak yerel seçimlerkar›lacak, tekellere yeni imtiyazlar faiz yükünü halka yükleyecekler. den dolay› IMF ile anlaflma yapmatan›nacak, bunun karfl›l›¤›nda kredi y› a¤›rdan alsa da, bunun pek de Nihayetinde gerek emperyalistdilimleri serbest b›rak›lacakt›. mümkün olmad›¤›n› kendileri de bilerin, gerekse de iflbirlikçi burjuvaEmekçiler için hak gasplar› getiliyor. Tayyip kürsülerde “ümü¤üzinin iste¤i üzerine, IMF’yle anlaflren Sosyal Sigortalar ve Genel Sa¤müzü s›kt›rmay›z” diye ba¤›r›rken, ma görüflmeleri sürdürülüyor. Art›k l›k Sigortas› (SSGSS) Yasas›, IMF IMF’yle görüflmeler sürüyor zaten. 20. Stand-By anlaflmas›n› m› yapartalimatlar›yla ç›kar›lan bir yasayd›. lar, IMF denetimine baflka bir biçim AKP’nin 3 Kas›m 2002’de iktiMemurlara düflük zam, IMF tami bulurlar, önemli de¤il, ama mevdara geliflinden bugüne kadar IMF raf›ndan dikte ettirilen bir politikaycut ba¤›ml›l›k sürecektir. ile iliflkisine bak›ld›¤›nda, AKP prod›. K‹T ürünlerine yap›lan zamlar, pagandas›yla uygulanan politika AKP iktidar›, IMF'ye ba¤›ml›IMF talimatlar›yla yap›ld›. Herfley aras›ndaki fark aç›kça görülür. l›kta kusur etmeyece¤ini bugüne ayn› merkezden gelen talimatlarla kadar kan›tlam›flt›r. 2002 seçimleri, 2001 ekonomik özellefltirildi. krizinin ard›ndan gerçekleflmiflti. Öyle ki, Türkiye-IMF iliflkilerinK›sacas›, bütçeden dövize müAKP propagandas›, o dönemde de de, son iki Stand-By an lafl m a s› dahaleye, enflasyon hedefine, zamh a r i ç hiç bir Stand-By anlaflmas› flimdiki gibi "P azarl›k yapaca¤›z, lara ve ücretlere kadar herfley sonuna kadar tam olarak uygulanaöyle teslim olmayaca¤›z... iflimiz biIMF’yle birlikte belirlenip uygulanmam›flt›r. Uygulanan son iki anlafltince de en k›sa zamanda göndered› 6 y›l boyunca. ma da, AKP iktidar›ndad›r. AKP bu ce¤iz" diyordu. Dolay›s›yla “ümü¤ümüzü s›kt›rkadar sad›k ve uysald›r emperyalistFakat, aradan geçen 6 y›ll›k may›z” sözleri bofl sözl e rd i r. lere biat etmekte. Bakmay›n siz AKP iktidar›nda b›rakal›m IMF’yi Daha, sadece alt› ay önce, 28 Nionun d›fl›nda ç›kard›¤› kuru gürültü“göndermeyi”, tersine hiçbir hüküsan 2008’de IMF’ye bir niyet mekye. Bugün dünyada IMF'nin en iyi metin yapmad›¤› kadar IMF ile ilifltubu daha verilmiflti. m ü flte r i si Türkiye'dir. Daha do¤rukilerinde "istikrarl›" oldular. Uzatt›su AKP. ¤› her anlaflmay› imzalad›lar. Ame- Elektrikte otomatik fiyatland›r-

8

9 Kas›m 2008 / Say›: 8


IMF’YE MUHTAÇ OLAN HALKLAR DE⁄‹L EMPERYAL‹STLER VE ‹fiB‹RL‹KÇ‹LER‹D‹R Bir süre öncesine kadar art›k gereksizli¤i tart›fl›lmaya bafllanan, kurumsal yap›s›n›n küçültülmesi gündemde olan IMF; emperyalist sistemdeki krizle birlikte yeniden aranan, baflvurulan bir kurum haline geldi... M ac a ris ta n, P ak is ta n, Belarus, ‹zlanda, S›rbistan, Ukrayna IMF'yle masaya oturdu. Ukrayna ve Macaristan'la anlaflma yap›ld›. 1990-2000’li y›llarda emperyalistlerle yeni-sömürgeleri aras›ndaki sermaye, kredi ak›fl›nda, do¤rudan emperyalist tekellerle, finans tekelleriyle ve yer yer de do¤rudan devletlerle yap›lan al›flverifller belli ölçülerde öne ç›km›flt› ve bu noktada IMF bir ölçüde devre d›fl› kalm›flt›. 180’den fazla üyeye sahip IMF, son y›llarda sadece 10 ülkeyle ortak programlar uyguluyordu ve bunlar›n rakamsal hacmi de oldukça s›n›rl›yd›. (IMF’nin bu dönemde bile en iyi müflterisi Türkiye oligarflisi olmaya devam etti.) Bu geliflmeye paralel olarak emperyalist devletler ve tekeller, yeni sömürgelerin ekonomi politikalar›n› daha do¤rudan yönlendirmeye bafllam›fl, istediklerini daha do¤rudan elde edebilecek bir pozisyona gelmifllerdi. Bu geliflmeler pek çok kesimde IMF’ye art›k gerek kalmad›¤›, misyonunu tamamlad›¤› düflüncesini yaratm›fl olsa da, emperyalistler onu el alt›nda bulundurmaya devam ettiler. Niye el alt›nda bulundurduklar› da iflte bugün daha somut görülüyor. Düne kadar IMF’yi gereksiz gösteren fley neyse, bugün de gerekli hale getiren neden ayn›d›r. Her iki halde de esas olan emperyalist devletlerin ve tekellerin ihtiyaçlar›n›n nas›l karfl›lanaca¤›d›r. Dün IMF’yi k›smen devre d›fl› b›rak›p do¤rudan iliflki kurmak, bugün ise IMF’yi kullanmak, ç›karlar›na daha uygun Dolay›s›yla da düflmektedir. IMF’nin tekrar ihtiyaç haline gelmesi de h a l k l a r aç›s›ndan de¤il, emperyalistler ve iflbirlikçileri aç›-

s›ndan duyulan bir ihtiyaçt›r.

Halklar› I MF’ye M uhtaç Gösterenler ‹flbirlikçili¤i ve Ba¤›ml›l›¤› Meflrulaflt›rmak ‹steyenlerdir IMF’nin sistem içindeki yerinin en özlü ifadesi fludur: IMF, ülkeleri emperyalizmin denetimine sokmak, yeni-sömürge ülkelerin ekonomi politikas›n› yönlendirmek için kullan›lan bir uluslararas› emperyalist kurumdur. IMF’nin ka¤›t üzerindeki rolü flöyle s›ralan›r: “ Dünya çap›nda para meselelerinin çözülmesi için iflbirli¤i sa¤lamak; Milletleraras› ticaretin dengeli flekilde geliflmesini, üye devletlerin tam istihdam ve yüksek büyüme h›z›na ulaflmas›na imkan haz›rlamak; Ödemeler bilançosu güçlüklerinin çözümünde yard›mc› olmak; Kambiyo istikrar›n› kurmak; D›fl ödemeler sisteminin kurulmas›n› sa¤lamak...” Tüm bu düzenlemeler, elbette, emperyalist ülkelerin ve tekellerin lehine, sömürge, yeni-sömürge ülkelerin aleyhine olarak ele al›n›r. Bu düzenlemelerin yap›lmas› ve iflbirlikçi egemen s›n›flar›n di¤er ekonomik sorunlar›n›n “geçici olarak çözülmesi” için mali kayna¤› sa¤layan IMF’dir. IMF bunun karfl›l›¤›nda ülkelerin ekonomi politikas›nda söz sahibi olur. ABD Hazine Bakan› Paul O’Neill, IMF’nin ülkeleri nas›l boyunduruk alt›na ald›¤›n› flu sözlerle itiraf ediyordu: "Mali deste¤in koflulu olarak, Türkiye’yi birçok karar› almaya zorlad›k. E¤er son haftalarda gazeteleri okuyorsan›z, Türkiye’nin art›k, eskiden pek çok kiflinin imkans›z sayaca¤› türden fleyler yapmaya bafllad›¤›n› görürsünüz." (Aktaran, Vatan, say›: 93, 4 Haziran 2001) Bu sözler, hükümetlerin kararlar› nas›l ald›¤›n›, TBMM’den kanunlar›n nas›l ç›kt›¤›n› da anlat›yor. Bu

“koflul”lar›n iflbirlikçiler taraf›ndan kabul edilmesi sonucunda, Türkiye halk›n›n, iflçisinin, köylüsünün aleyhine ve emperyalist tekeller lehine say›s›z karar al›nm›flt›r. Böyledir IMF’nin “yard›mlar›”. Hal böyleyken ülkemiz egemenleri bizi IMF’ye muhtaç ederler. Ülkemizin IMF’nin kredilerine ihtiyac› oldu¤unu söylerler. Bugün de benzer sözleri duyuyoruz: ‘Krizi IMF’siz aflamay›z’, ‘Türkiye IMF’siz yapamaz’ vb. vb. Öyle mi gerçekten? Bizim gibi yeni-sömürge ülke ekonomilerinin IMF ile olan iliflkisi borç al›p borç ödeme üzerine kuruludur. Ülke ekonomisi IMF’den ya da baflka emperyalist bir kurulufltan kredi, borç almaks›z›n yaflayamayacak durumdad›r. Emperyalist ülkelerdeki krizlerin bizim gibi ülkelerde daha ciddi yans›malara neden olmas› bundand›r. Krizle birlikte emperyalist kurulufllar bizim gibi ülkelerin piyasas›ndan kendi paralar›n› çekmekte, bu da emperyalist sermaye ve finans deste¤i olmaks›z›n yaflayamaz durumdaki yeni-sömürge ekonomilerini daha büyük krizlere sokmaktad›r. Buna ra¤men, “IMF’ye muhtac›z” demek, aç›k olarak bu iflbirlikçili¤in ve ba¤›ml›l›¤›n savunulmas›, meflrulaflt›r›lmas›d›r. Mevcut kriz ortam›nda, tüm emperyalistlerin ortak örgütü olarak IMF’nin as›l rolü yeniden ön plana ç›kt›. Krizin, sistem aç›s›ndan kredi, sermaye ak›fllar›n›, yeni sömürgelerin borçlar›n› ödemesini engelleyici bir hale dönüflmemesi için IMF bir sigorta ifllevi üstlenmektedir. Bu nedenle dün gereksiz gibi görünen bugün tekrar ihtiyaç haline gelmifltir. ‹htiyac› duyan da muhtaç olan da emperyalistlerin, iflbirlikçilerin kendileridir. Halk›m›z›n IMF’ye bak›fl› aç›k ve nettir: I M F ’nin Yönetti¤i D e ¤ i l , B a¤ ›m s› z T ü r k i y e ! Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

9


‹flkencecileri Koruyan Mekanizma Devrede tÇeber’i iflkenceyle KATLEDEN gardiyanlara ‘iflkence’den de¤il, ‘yaralama’dan dava aç›l›yor. cezas› 8-12 y›l hapis!

kol kanat geren bir yarg› mekanizmas›, yar›n, iflkencecileri ‘yaralama’dan bile cezaland›rmay›p, beraat ettirir ya da zaman afl›m›ndan kurtar›r.

t‘‹flkenceyle öldürme’nin cezas›

t‹flkencecilerin cezas›z kalmas›na

tTCK’ya göre ‘yaralama’n›n

ise, müebbet hapis! Engin Çeber’in katledilmesiyle ilgili olarak geçen hafta, polis ve gardiyanlar›n ifadelerinin al›nmas›na devam edilirken, 6 gardiyan tutukland›. Bak›rköy Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan yürütülen soruflturmada, 5 Kas›m günü Metris Hapishanesi’nde görevli 30 g a rdi ya n ›n “flüpheli” s›fat›yla ifadeleri al›nd›. Keza ayn› gün, Sar›yer ‹lçe Emniyet Müdürlü¤ü’nde görevli 35 pol i s me mu ru da “flüpheli” olarak ifadelerinin al›nmas› amac›yla savc›l›¤a getirtildi. Teflhis edilmeye de, teflhir olmaya da çok al›fl›k olmayan iflkenceciler için kuflkusuz adeta iflkenceci bir güruh halinde, iflkence yapt›klar› devrimcilerin karfl›s›na ç›kmak, çok al›flt›klar› bir durum olmasa gerek. Ama merak etmesinler. Amirleri ve efendileri, daha bugünden onlar› cezadan kurtarmak için hukuksuzlu¤a bafllam›fl bulunuyorlar.

Tu t u k l a m a G e rekçesi Nas›l De¤iflti? Engin Çeber, Cihan Gün, Aysu Baykal ve Özgür Karakaya’ya iflkence yapmaktan dolay›, hat›rlanaca¤› üzere daha önce 19 gardiyan a盤a al›nm›flt›. Bunlardan alt›s› ise, 3 Kas›m’da Bak›rköy Adliyesi’nde

10

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

tDaha bafltan iflkencecilere böyle

izin vermeyelim!

verdikleri ifade sonras›nda tutukland›lar. Ancak müdür ve gardiyanlar›n tutuklanma gerekçesi, as›l suçlar›, yani iflkence yapmalar› de¤il, onlar›n k›sa sürede tahliye olmalar›n› mümkün k›lacak bir TCK maddesiydi. Tutuklama belgelerine göre, Metris Hapishanesi ‹ n f a z K o r u m a M ü d ü r ü Fuat K., ‘Görevi ihmalden ölüme sebebiyet verme' suçundan, di¤er befl gardiyan Selahattin A., Yavuz U., Murat C., Sami E. ve Nihat K. ise `Ölüme sebebiyet verecek flekilde kasten yaralama' ve `Yaralanmaya sebebiyet verecek flekilde kifliye eziyet etme' suçlar›ndan tutuklan›rken, yarg›, daha bafltan ifl kencede ölümü inkar eden bir yaklafl›m içine girdi. ‹flkenceci katiller, as›l suçlar›ndan yarg›lansalard›, TCK’n›n 95. Maddesine göre, “iflkenceyle öl d ü r m e ” suçundan haklar›nda m ü ebbet hapis cezas› verilmesi gerekiyordu. Fakat yukar›da belirtilen uydurma tutuklama gerekçelerine göre, gardiyanlar en fazla 8-12 y›l aras› bir cezayla yarg›lanacaklar. Engin Çeber’in iflkencede katledildi¤i devletin resmi kurumlar›n›n resmi nitelik tafl›yan raporlar›yla sabit. Ama buna ra¤men, yarg›, bunu inkar edip, yaralama gibi bir suç tarifi yap›yor. Yaz›m›z›n giriflinde de belirtti¤imiz gibi, gerek yarg›, gerek Adalet

Bakanl›¤›, daha flimdiden iflkencecileri nas›l kurtar›r›z planlar› yapmaktad›rlar. Ülkemizdeki normal prosedür odur ki, iflkenceciler ya beraat ettirilir ya zaman afl›m›yla kurtar›l›r. Bu davada da ayn›s›n› yapmaya çal›flacaklar›na flüphe yoktur.

Yay›n Ya s a ¤ › n a ‹ t i r a z › n Reddine!.. Önceki say›m›zda duyurdu¤umuz üzere, ‹stanbul Bak›rköy 9. Sulh Ceza Mahkemesi Engin Çeber ile ilgili haberlere yay›n yasa¤› koymufltu. Engin Çeber'in ailesinin avukatlar› olarak Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›, 28 Ekim günü bu yasak karar›na itiraz ettiler. ‹tiraz, özet olarak, yay›n yasa¤›n›n asl›nda hukuksuz bir karar oldu¤u gerçe¤ine dayan›yordu. Ancak Bak›rköy 14. Asliye Ceza Mahkemesi 30 Ekim günü itiraz› reddederek, yay›n yasa¤›n›n devam›na karar verdi. Mahkemeye göre, yay›n yasa¤›na gösterilen gerekçeler, “ y e r i n d e ” idi. Yay›n yasa¤›n› yerinde bulanlardan biri de düzenin Hatay’daki yarg›s›yd›. Hatay'da bütün yerel bas›na, Bak›rköy 9. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 24.10.2008 tarihli karar› ile yay›n yasa¤› uyguland›. Yasak yaz› iflleri ve haber müdürlerine geldi.


Halk Cephesi Hatay Temsilcili¤i taraf›ndan yap›lan aç›klamada, “ bu yasa¤›n hükümsüz oldu¤unu, Engin Çeber’i anlatmam›za hiçbir gücün engel olamayaca¤›n› ve Engin'i katledenler cezas›n› bulmadan susmayaca¤›m›z› ilan ediyoruz” denildi.

‹flkenceye Karfl› A n l a fl m a l a r Çok; Uygulama Yok! CHP ‹stanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, iflkence konusunda bir soru önergesi verdi. Sevigen Adalet Bakan› Mehmet Ali fiahin'e yönelik verdi¤i önergede, tam resmi ad› ''‹flkence ve Di¤er Zalimane, ‹nsanl›k D›fl›, Afla¤›lay›c› Muamele veya Cezalar›n Etkili Biçimde Soruflturulmas› ve Belgelendirilmesi ‹çin El K›lavuzu'' olan ve k›saca ‹stanbul Protokolü olarak bilinen iflkenceyle mücadele anlaflmas›n› uygulamaya Engin Çeber olay›ndan bafllamay› düflünüp düflünmedi¤ini sordu. Sözkonusu protokol, iflkencenin soruflturulmas› ve belgelendirilmesi amac›yla 1996’da haz›rlanm›fl, 1999 y›l›nda da BM Genel Kurulu’nda onaylanm›flt›. Ama benzeri onlarca sözleflme gibi, o da uygulanmadan tozlu raflarda bekliyor. Bu soru önergesi de kuflku yok ki, AKP iktidar›ndan ya hiç cevap bulamayacak ya da geçifltirilecektir. Çünkü Engin Çeber’in sokaktan karakola, oradan hapishaneye uzanan iflkenceler sonucunda katledilmesi alenen ortaya ç›km›fl, iflkence mekanizmas› böylesine teflhir olmuflken, AKP hükümetinin Adalet Bakan› “özür!” diliyorken, evet, böyle bir ortamda dahi, ülkemizin dört bir yan›ndan iflkence, infaz ve çeflitli polis terörü haberleri gelmeye devam ediyor. ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay “ifl ke nc e ye ka rfl › bü yük me sa fe ka te t tik” diyor. Bunu ne zaman söylüyor, Engin’in iflkencede katledildi¤i, her gün bir yerde iflkence haberinin geldi¤i, AB raporuna iflkencenin girdi¤i bir zamanda! AKP iflkence konusunda önlem alm›yor, cezaland›rm›yor, sadece demagoji yap›yor!

y› okudular. Engin’in katledilmesindeki geliflmeleri aktar›l›p,“Özür dileme” kand›rmacas›yla suçlar›n› gizlemeye çal›flan AKP iktidar›nda as›l olarak bak›lmas› gereken yerin icraatlerinin oldu¤unun anlat›ld›¤› aç›klamada “‹flkence gibi tüm kamuoyuna mal olmufl bir konuda olay›n alenen ortaya konulmas› yerine gözlerden kaç›r›lmaya çal›fl›lmas› AKP özrünün kabahatinden büyüklü¤üdür” denildi. “Engin’in Katili AKP ‹ktidar›d›r” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde çevredeki halk›n aç›klamay› dinledi¤i görüldü. Halk Cepheliler aç›klaman›n ard›ndan “Bu Yasak Hükümsüzdür” ve “Özür De¤il Katileri ‹stiyoruz” bildirilerini da¤›tt›lar.

Engin Çeber’in yay›n yasa¤› kald›r›ls›n 31 Ekim günü Halk Cepheliler Bak›rköy Özgürlük Meydan›’nda yapt›klar› eylemle Engin Çeber’e iflkence yap›lmas›yla ilgili haberlere yay›n yasa¤› getirilmesini protesto ettiler. “Engin’i Yazmak Yasak, Bu Yasak Kald›r›ls›n” pankart› açarak, “‹flte AKP Hukuku, ‹flte AKP Özrü, ‹flte AKP Adaleti” bafll›kl› aç›klama-

‹flkenceci polisler serbest! Engin Çeber ve arkadafllar›n› gözalt›na al›rken ve daha sonras›nda karakolda, hastahanede sürekli iflkence yapan ve flüpheli s›fat› ile yarg›lanan polislerin 5 Kas›m günü Bak›rköy Adliyesi'nde ifadeleri al›nd›. Davan›n görüldü¤ü Bak›rköy Adliyesi’nin önünde toplanan Halk Cephesi üyeleri yapt›klar› aç›kla-

mayla Engin'in iflkenceyle katledilmesinden sorumlu olanlar›n tutuklanmas›n› talep etti. Yap›lan aç›klamada AKP iktidar›n›n yay›n yasa¤› koyarak iflkencecilerin yan›nda oldu¤unu gösterdi¤i belirtilerek, iflkencecileri aklama politikas›ndan vazgeçmesi, polise iflkence yapma, adam öldürme yetkisi veren yasay› iptal etmesi ça¤r›s› yap›ld›. Adliyede ifade veren Engin’e iflkenceyle suçlanan polisler ise savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›ld›. tafl›nd›. Ferhat Gerçek’i vuran polislerin ve Engin Çeber’in katilleri, Enteller Caddesi boyunca ve çarfl›da yap›lan konuflmalarla anlat›ld›. Yürüyüfl dergisinin tan›t›m› ve sat›fl› yap›ld›. Hasan Biber’in okudu¤u aç›klamada 2008’in yaln›zca ilk alt› ay›nda 32 kifli vurularak öldürülmüfl 2 kifli yaralanm›flt›r. En yak›n örnekleri, Ferhat Gerçek, Engin Çeber ve Ça¤dafl Gemik’tir” denildi. Aç›klamada Engin Çeberle ilgili haberlere yay›n yasa¤› getirilmesi de protesto edildi.

Engin Çeber’in katili devlettir, hesab›n› soraca¤›z! Mersin’de 3 Kas›m günü DHP, ESP, Halk Cephesi ve Partizan taraf›ndan Taflbina önünde yap›lan eylemle Engin Çeber’in katledilmesi protesto edildi. “Engin ÇEBER’in Katili Devlettir Hesab›n› Soraca¤›z” yaz›l› pankart›n tafl›nd›¤› eylemde “Katiller Halka Hesap Verecek” sloganlar› at›ld›. Engin’i katledenlerin tutuklanmas› istenen eylemde dövizler, resimler ve Yürüyüfl dergisi de elde

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

11


g› ve Adalet Bakanl›¤›, Baran’›n babas›n›n yakas›na yap›flt›. Adalet Bakanl›¤› Tursun ailesinin bu sözlerinden dolay› 301. Maddeden yarg›lanmas›na izin verdi. Hat›rlatal›m; Baran ‹flkence ‹le Mücadele Toplant›s›nda Bile! Tursun’u vuran polis memuru Oral Emre Geçen hafta, 30 Ekim’de, Ankara Hakimevi’nde Atar, ilk duruflmada tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›lm›flt›. Ayn› Feyzullah Ete’nin katillerinin b›rak›lBaflbakanl›k ‹nsan Haklar› Baflkanl›¤› taraf›ndan düzend›¤› gibi ve baflka bir çok infaz, iflkence davas›nda oldulenen bir toplant› vard›: “‹flkence ve Kötü Muamele ile ¤u gibi... Mücadele Toplant›s›”! * K›sa süre önce evlad› iflkencede öldürülen Ali Tekin ve TAYAD’l›lar da o toplant›dayd›lar. Engin Çeber’i iflkencede katledenlerin hala tutuklanmam›fl olmas›n› dile fi›rnak’›n Cizre ilçesinde ekim ay›nda yap›getireceklerdi. Ama getiremediler. lan gösterilerde 15 yafl›ndaki Yahya MenekDaha a¤›zlar›n› açt›klar› anda çulland› polisler ve kofle’nin polis panzeri taraf›ndan ezilerek öldürülrumalar üzerlerine. Herkesin ve kürsüde konuflan Devmesi olay›nda, Menekfle’yi katleden polisler let Bakan›’n›n gözleri önünde adeta iflkence yapt›lar. hakk›nda Cizre Kaymakaml›¤› soruflturma izni Orada TAYAD’l›lara karfl› o kötü muameleyi yapma vermedi. cüretini gösteren polisler, flüphe yok ki, AKP’li bakanKaymakaml›¤a göre, panzer alt›nda ezildi¤i lar›n yapt›klar›na bir fley demeyece¤ini biliyorlar, belki Adli T›p raporuyla da belgelenmifl olan Menekfle’nin de gözlerden ›raktayken onlardan “ a f e r i n ” bile al›yorölümü konusunda “yeterli delil yok”mufl. Polisin elini lard›. so¤utmaman›n ad›, “delil bulunamad›” oluyor demek ki. Bu toplant›da yap›lan iflkence ve demokratik hakk›n› * kullanan insanlar› hemen iflkencehaneye tafl›ma iste¤i, AKP’nin iflkence konusundaki riyakarl›¤›n›n simgesel bir örne¤i oldu geçen hafta. 30 Ekim gecesi, ‹stanbul Beyo¤lu’nda dört kiflilik bir Ama AKP iktidar›nda örnekten bol bir fley de yok. ailenin üyeleri, t›kanan trafi¤i açmas› için yard›m istePolis ve yarg›n›n iflkencesi, terörü, hukuksuzluklar› gedikleri polisler taraf›ndan dövüldüler. çen hafta da devam etti. Polisten yard›m isteyen Baba Mehmet fi.A.’ya ‘gö* revimi bana sen mi ö¤retiyorsun?” diye giriflen polis, ard›ndan ticari taksiden inen ailenin di¤er üç ferdini de dövmeye bafllad›. Daha sonra Baba Mehmet fi.A. ve o¤Feyzullah Ete’nin ölümüne neden olan polis lu, polis otosuna bindirilip oradan götürüldü. Baba o¤ul, memuru Ali Mutlu tahliye edildi. dövüldükten sonra bayg›n flekilde bofl bir soka¤a at›ld›Ete, polisin Avc›lar’da do¤rudan gö¤süne lar. vurdu¤u bir tekme sonucunda hayat›n› kaybet* miflti. Yerleflmifl hukuk kurallar›na göre, iflkence infaz gibi Karara k›z›p mahkeme heyetine tepki göstekötü muamelelerde “bb i r i d a r i u y g u l a m a d a n ( y a n i d e ren Ete’nin a¤abeyi hemen gözalt›na al›nd›. let politikas›ndan) söz edebilmek için iki unsur aran›* yor: a) Tekrar eden belirli say›da ihlaller bulunmas›, bu ihlallerin birbirleriyle ba¤lant›l› olmas› ve bir sistem Baran Tursun, ‹zmir’de “dur” ihtar›na uymad›¤› geiçinde meydana gelmesi. rekçesiyle polis kurflunuyla katledilmiflti. Baba Mehmet Tursun, o¤lunun öldürülmesiyle ilgili davada, adliye b) Hükümetin bu ihlallere tolerans göstermesi. ( Akönünde yapt›¤› aç›klamada “Mahkemede figüran ol taran emekli yarg›ç R›za Türmen) mak istemiyoruz. Adalete güvenmiyoruz” demiflti. Yukar›daki tablo, bütün bu zulümün “ i d a r i b i r uy Vay sen misin bunu diyen? g u l a m a ” olup olmad›¤›n› aç›kça ortaya koymaya yeter san›r›z. ‹flkencecilerin, katillerin yakas›na yap›flamayan yar-

HER YERDE ‹fiKENCE

Soruflturmak y asak

Beyo¤lu’nda Aileye ‹flkence

Bu k adar ‘tutukluluk’ yeter!

Adalet’in Utanmazl›¤›

12

9 Kas›m 2008 / Say›: 8


Okmeydan›

TAYAD, tecriti 122 ölüm orucu flehidinin tabutlar›yla anlatt› sili tabutlar› da tafl›nd›. Okmeydan›’nda tabutlu eylemle, TAYAD'›n ça¤r›s›yla Okmeydan› Dikilitafl Park›'nda toplanan kitle burada düzenli ‹zmir’de, Antalya’da, Bursa’da, kortejler oluflturarak yürüyüfle Gemlik’te bas›n aç›klamalar›yla, geçti. Üzerinde ölüm orucu bildiri da¤›t›m›, kahve flehitlerinin resimlerinin de konuflmalar›yla, bulundu¤u tabutlar omuzlarda tafl›n›rken, mahalle halk› da ‹stanbul’da, Adana’da, eyleme alk›fllar›yla destek verdi. Mersin’de paneller, seminerler, Eyleme kat›lan 250 kifli halk toplant›lar›, radyo yürüyüfl boyunca "Sohbet programlar›yla, Hakk› Uygulans›n", "Engin'in Katilleri Tutuklans›n", "Ölüm TAYAD’l› Aileler seslerini Orucu fiehitleri Ölümsüzdür", duyurmaya devam ediyor, "Adalet ‹stiyoruz", "Engin'in Hapishanelerde TECR‹TE SON, Katili AKP ‹ktidar›d›r", "Adalet Bakan› Sözünü Tutsun" SOHBET HAKKI UYGULANSIN sloganlar›n› att›. diye hayk›r›yorlar. Okmeydan› sokaklar›nda, hapishanelerde tecrit ve iflkenTAYAD, 1 Kas›m 2008 tarihinde cenin devam etti¤i, bu iflkencelerin hapishanelerde hala devam eden Engin Çeber'in ölümünün de nedeni tecrit ve iflkenceyi anlatmak için ‹soldu¤u, sohbet hakk›n› uygulamatanbul Okmeydan›’nda bir eylem yan Adalet Bakan›’n›n yalan söyledüzenledi. di¤i halka anlat›ld›. Sloganlarla devam eden yürüyüfl Sibel Yalç›n ParTAYAD'l› Aileler imzal› "Adalet k›'nda sona erdi. Bakan› Yalan Söylüyor", "HapishaSibel Yalç›n Park›'nda yap›lacak nelerde Tecrit ve ‹flkenceye Son bas›n aç›klamas› öncesinde 122 Sohbet Hakk› Uygulans›n" yazan ölüm orucu flehidinin tabutlar› düiki ayr› pankart›n aç›ld›¤› eylemde zenli bir flekilde yana yana dizildi. tecrite karfl› ölüm orucu direniflinde Tabutlar›n yerlefltirilmesinin ard›nhayat›n› kaybeden 122 insan›n tem-

dan tüm devrim flehitleri için sayg› durufluna geçildi. Ard›ndan TAYAD Yönetim Kurulu Üyesi Fahrettin Keskin bas›n aç›klamas›n› okudu. Keskin'in aç›klamas›nda flu ifadelere yer verildi: "122 insan›n yaflam›n› yitirdi¤i, 600'den fazla insan›n sakat kald›¤› büyük direnifl tarihe kaz›nd›. Direniflle geçen 7 y›l boyunca yalanlarla, yasaklarla direniflin sesini bo¤maya çal›flanlar; direniflin kararl›l›¤›, gücü karfl›s›nda 22 Ocak 2007 tarihinde kazan›lan 'sohbet hakk›' ile direnifl sona erdi. Sohbet hakk›n›n kazan›lmas›yla tecrit tümden ortadan kalkmam›flt› ancak 'sohbet hakk›' ile tecrit k›r›lm›flt›. Hapishanelerde iflkence ve ölümler devam ediyor. Karakollarda, sokak ortas›nda, iflyerlerinde iflkencenin yap›ld›¤›, insanlar›n dur ihtar›na uymad› diye kurflunland›¤› haberleri günlük bas›ndan eksik olmazken, Adalet Bakan› hala "münferit" olaylar diyebiliyor. Tecrit iflkencedir, ölümdür. Bunun en son kan›t› Engin olmufltur. Adalet Bakan› iflkencelere, ölümlere ra¤men yalan söylüyor, yalanlarla gerçekleri gizleyebilece¤ini san›yor. Ancak bizler 122 evlad›m›z› unutmad›k. Sohbet hakk› 122 evlad›m›z›n can› ile kazan›lm›flt›r. Bu hak uygulanmal›, Adalet Bakan› yalanlar›na son vermelidir." Okunan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan eylem at›lan sloganlarla ve alk›fllarla sona erdi. *

‹zm i r : “ H at › r lay›n” ‹zmir’de TAYAD’l› Aileler 1 Kas›m günü Kemeralt› giriflinde yapt›klar› bir aç›klamayla Adalet Bakanl›¤›’n› verdi¤i sözü tutmaya ça¤›rd›. Aç›klamay› TAYAD’l› Aileler ad›na okuyan Fatma Alan, 2000 y›l›n›n 19 Aral›k gününde 20 hapishaneye yap›lan kanl› operasyonu hat›rlatarak “ Hat›rlay›n! Çocuklar›m›z bu zulme karfl› gün gün eriyerek direndikleri ölüm orucunda ölürken, biz ailelerin de hapishanelerde tabut tafl›maktan omuzlar›m›z nas›r tutmufltu. 122 evlad›m›z› topSay›: 8 / 9 Kas›m 2008

13


Gemlik

ra¤a verdikten sonra ülkedeki ilerici, ayd›n, kitle örgütleri temsilcilerinin AKP iktidar›n›n 45/1 dedikleri tecriti bir parça k›ran genelgesine kefil olduklar›n› söylemesi ile çocuklar›m›z ölüm orucuna ara vermifllerdi. O zaman Adalet Bakan› 10 kiflinin haftada 10 saat bir araya gelerek sohbet etmesi anlam›na gelen genelge için “zaman içinde bu 10 saati 20 saate de ç›karaca¤›m” sözünü verdi… Bu güne kadar halka verdi¤i hiçbir sözünü yerine getirmeyen AKP iktidar› ve ayd›nlar sözlerini unuttular...” dedi. Alan “Hapishanelerden ç›kacak her tabutta bizleri karfl›n›zda bulacaks›n›z” sözleriyle kararl›l›klar›n› ifade etti. Aç›klama bittikten sonra, TAYAD üyeleri 500 bildiriyi yar›m saatte Kemeralt›’ndan geçen insanlara da¤›tt›. Eyleme Mücadele Birli¤i de destek verdi.

A d a l et B a k a n› Ya lan Söy lü y o r Antalya ve Bursa'da TAYAD'l› Aileler düzenledikleri bas›n aç›klamalar›yla “Adalet Bakan› Yalan Söylüyor, Sohbet Hakk› Uygulans›n” dediler. B u r sa ’ daki aç›klama HeykelBelediye önünde yap›ld›. TAYAD’l› Aileler ad›na aç›klamay› Yalç›n Do¤ru okudu. Hapishanelerde uygulanan tecrite ve iflkenceye de¤inilen aç›klamadan sonra tecritle ilgili TAYAD’l› Aileler imzal› bildiriler halka da¤›t›ld›. BDSP’nin de destek verdi¤i ey-

14

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

lem “Sohbet Hakk› Uygulans›n, Engin’in Katilleri Tu t u k l a n s › n ” sloganlar›yla sona erdi. TAYA D ’ l › Aileler imzal› tecriti anlatan bildiriler Bursa’n›n yoksulemekçi mahallerinde de halka da¤›t›ld›. Hapishanelerde tecrit ve ölüm orucu direniflinin anlat›ld›¤› Panay›r, Teleferik, Vatan, Esenevler, Yavuzselim ve Arabayata¤› mahallelerinde yap›lan bildiri da¤›t›mda toplam 1200 bildiri halka ulaflt›r›ld›. An t a l ya’daki eylem Yavuz Özcan Park›’nda yap›ld› TAYAD’l› Aileler ad›na Mehmet Ali U¤urlu’nun okudu¤u aç›klamada direniflin bir kazan›m› olarak Adalet Bakan›’n›n yay›nlad›¤› 45/1 say›l› genelgeyle tecritin varl›¤›n›n da kabul edildi¤i belirtilerek flunlar ifade edildi: “Adalet Bakan› sözünde durmad›¤› gibi, hapishanelerde iflkenceler her geçen gün artt›. Engin Çeber Metris Hapishanesi’nde katledildi. Daha Engin’in kan› kurumadan 18 yafl›nda Ça¤dafl Gemik Antalya’da polis kurflunuyla katledildi. Tüm bu cinayetlerin sorumlusu siyasi iktidard›r. Katiller cezas›z kal›yor ve yarg›lanm›yor.” Aç›klamadan sonra TAYAD’l› Aileler F Tipi hapishanelerde tecriti anlatan 500 bildiriyi Güllük Caddesi’nde da¤›tt›lar.

TAYAD'l› l a r Tec r i ti Anlat› y o r G e mlik’te 3 Kas›m günü yap›lan eylemle anlat›ld› tecrit. Hapishanelerde sohbet hakk›n›n uygulanmas›n› isteyen TAYAD’l› Aileler ad›na Tuncel Ayaz’›n okudu¤u aç›klamada “Adalet Bakan› Yalan Söylüyor, hapishanelerde, karakollarda, sokakta her yerde tecrit ve iflkence

artarak devam ediyor” denildi. Aç›klama sonras› TAYAD’l›lar aç›klamay› dinleyen halka “Adalet Bakan› Yalan Söylüyor, F Tipi Hapishanelerde Sohbet Hakk› Uygulanm›yor” bafll›kl› bildirileri da¤›tt›. Daha sonra Dereboyu Caddesi’nde esnafa bildiri da¤›tan TAYAD’l›lar 6 kahvehanede de konuflmalar yapt›lar.

‹st a n b u l ’ d a Tecr i t P ane li TAYAD’l› Aileler 2 Kas›m günü 45/1 nolu genelgedeki sohbet hakk›n›n uygulanmas› ve Adalet Bakan›’n›n sözünü tutmas› için bir panel düzenlediler… Sanatç› Bilgesu Erenus, D‹SK Genel Baflkan Yard›mc›s› ‹smail Yurtseven, KESK MYK Üyesi Akman fiimflek, TAYAD Baflkan› Av. Behiç Aflc›, Av. Selçuk Koza¤açl›, Tecrite Karfl› Avukatlar ad›na Av. Güray Da¤’›n kat›ld›¤› panelin aç›l›fl konuflmas›n› TAYAD’l› Ahmet Kulaks›z yapt›. 250 kiflinin kat›ld›¤› panelde konuflan Ahmet Kulaks›z hapishaneler sorununun art›k kangren oldu¤unu, her gün hapishanelerden sevk, sürgün, iflkence ve ölüm haberleri geldi¤ini, bu panelden bir sonuç ç›kmas›n› istediklerini belirtti. Aç›l›fl konuflmas›ndan sonra sözü alan sanatç› Bilgesu Erenus “art›k hapishanelere mektup yazam›yorum, bunun nedenini sorguluyorum, buna üzülüyorum ve bu yüzden TAYAD’›n bu davetini kabul ettim” diyerek Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Rabbena Hanedar’›n mektubundan öykülefltirdi¤i bir metin okudu. Sanatç› Erenus’un ard›ndan konuflan TAYAD Baflkan› Av. Behiç Aflç› da hapishaneler tarihinin büyük bedeller ve direnifller tarihi oldu¤una de¤indi. Yedi y›l süren direniflte tutsaklar›n teslim olmad›klar›n› ve 122 can ve 600 sakatla direnifli sürdürdüklerini belirten Aflç› “22 Ocak 2007’de, hükümet 10 tutsa¤›n haftada 10 saatlik sohbet hakk›n› öngören 45/1 say›l› genelgeyi imzalam›flt›r. Bu genelge k›sa süreli ola-


rak baz› hapishanelerde uygulanm›flt›r. Ama flimdi uygulanmamaktad›r” diyerek F Tiplerine yerlefltirmede yeterli personeli bulan bir devletin, sohbet hakk› için yeterli personeli ve yeri bulamad›¤›n› söylemesinin inand›r›c› olmad›¤›n›, bakan›n yalan söyledi¤ini belirtti. Ko¤ufllar› olan hapishanelerle F Tipi hapishaneleri karfl›laflt›ran Av Koza¤açl› ise “F Tipleri belki banyo, yemek ve yatak bak›m›ndan ko¤ufl tipi hapishanelerden daha iyidir ama ko¤ufl tipi hapishanelerde Engin Çeber’i öldüremezlerdi çünkü ona bir fley yapt›klar› zaman arkadafllar› onu mutlaka doktora götürtürlerdi ve erken müdahaleyle Engin kurtulabilirdi” dedi. D‹SK Genel Baflkan Yard›mc›s› ‹smail Yurtseven Adalet Bakan›’n›n kendisinden önceki Bakan Hikmet Sami Türk gibi yalan söyledi¤ini belirterek içerde ve d›flar›da iflkencenin sürdü¤ünü ifade etti. Yurtseven “Biz D‹SK olarak TAYAD’›n her türlü eyleminde yan›n›zda olaca¤›z” dedi. KESK MYK üyesi Akman fiimflek de tecritin yaln›zca hapishanelerde uygulanmad›¤›n› emperyalizmin ülkeleri ve örgütleri de tecrit etti¤ini belirtti. fiimflek, hapishanelerdeki tecritle ilgili olarak da “KESK sohbet hakk›n›n uygulanmas›nda kendisini bu iflin öznesi saymad›. Ama bundan sonra KESK ad›na bunun öznesi olaca¤›m›za söz veriyorum” dedi. “Ülkemizde de 5275 say›l› yasayla F Tipi hapishanelerin yasal zeminleri oluflturulmufltur. Art›k kapat›lan tutuklu ve hükümlüler sa¤alt›lmas› gereken hastalar olarak görülmektedir” diyen Tecrite Karfl› Avukatlar ad›na konuflan Av. Güray Da¤ sohbet hakk›n›n uygulanmas›n› istedi. Panelin ikinci turunda hapishanelerde tecritin-iflkencenin devam etti¤i, sohbet hakk›n›n uygulanmas› gerekti¤i, hapishanelerin ezen ve ezilenlerin mücadelesinin en aç›k flekilde verilen yerler oldu¤u, hak ve özgürlüklerin korunmas› ve yeni

kazan›mlar için mücadelenin büyütülmesi do¤rultusunda konufllar yap›ld›. Panel haz›rlanan sinevizyon gösteriminiyle sona erdi.

‹ k i t e l l i ’d e H a l k Top l a n t›s› 29 Ekim’de ‹kitelli Temel Haklar’da tecritle ilgili halk toplant›s› düzenlendi. Halk toplant›s›nda konuflmac›lar hapishanelerde yaflanan tecrit ve tredman baflta olmak üzere çeflitli sorunlara de¤indiler. Adalet Bakanl›¤›’n›n 22 Ocak 2007 tarihinde 45/1 say›l› bir genelge yay›nlad›¤› ama hala sohbet hakk›n›n uygulanmad›¤› belirtildi. “Adalet Bakan›’n›n sözünü tutmas›n›, sohbet hakk›n›n uygulanmas›n› istiyoruz” denilen toplant›, tecriti ve ölüm oruçlar›n› anlatan bir sinevizyon gösterimiyle devam etti. Sinevizyon gösteriminin ard›ndan toplant› alk›fllarla bitirildi.

A d an a ’ d a Tecrit Semine r i TAYAD’›n hapishanelerdeki tecritle ilgili bafllatm›fl oldu¤u kampanya çerçevesinde Adana Özgürlükler Derne¤i’nde 29 Ekim günü bir seminer yap›ld›. ‹lk sözü alan fiemsettin Kalkan hapishanelerde yaflanan sorunlar› ve bunlara karfl› devrimci tutsaklar›n direnifllerini anlatt›. ‘84, ‘96 ve 2000-2007 ölüm oruçlar›n›, açl›k grevlerini anlatt›¤› konuflmas›nda hapishanelerde her dönem sald›r›lar oldu¤u ve buna karfl› direnifllerin oldu¤unu belirtti. Son olarak 45/1 say›l› genelgenin de direnifl sonucu ç›kar›ld›¤›n› söyleyen Kalkan bedellerle kazan›lan bu genelgenin uygulanmas› için mücadele edilmesi gerekti¤ini belirtti. Ard›ndan söz alan Mehmet B›ld›rc›n Engin Çeber’in iflkence sonucu katledilmesini anlatarak gözalt›nda ve hapishanelerde iflkencenin hiç durmad›¤›na dikkat çekti. Seminer soru ve cevap bölümüyle sona erdi.

Yer el Radyo d a Tecr i t R ö p o rt a j› Mersin'de yay›n yapan Radyo Metropol’de 7 Kas›m günü tecritle ilgili röportaj yap›ld›. Röportaja TAYAD’l› Aileler ad›na Sevtap Türkmen kat›ld›. Programda sorular› cevaplayan Türkmen F Tipi hapishanelerdeki tecrit gerçe¤ini ortaya koydu. F Tiplerine geçiflin k›saca tarihçesinden bahseden Türkmen “tecrit bir insanl›k suçudur. Tecrite dur demek için 20 Ekim 2000’de tutsaklar ölüm orucuna yatt›lar” dedi. 22 Ocak 2007’de bakanl›k taraf›ndan yay›nlanan genelge ile tecritin varl›¤›n›n kabul edildi¤ini ve 10 saatlik sohbet hakk›n›n kazan›ld›¤›n› söyleyen Türkmen, bakanl›¤›n geçen süre içinde sözünde durmad›¤›n› belirtti. Türkmen “yeniden ayn› ac›lar› yaflamak istemiyoruz” sözlerine vurgu yapt› ve herkesi duyarl› olmaya ça¤›rd›. TAYAD’›n bafllatm›fl oldu¤u kampanyay› anlatan Türkmen, kampanyada bas›n aç›klamalar› yap›ld›¤›, halk›m›za tecriti anlatabilmek için bildiri da¤›tt›klar›n› ve duyarl› demokrat kurumlara haz›rlad›klar› tecrit dosyas›n› verdiklerini belirtti. Tecrit koflullar›nda “Direnerek Üretenlerin” sergisinin bu kampanya temelinde Dilan Kafe’de sergilenece¤inin de duyurusu yap›ld›. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

15


122 Tabuttan Biri Onundu; Katilleri Beraat Ettirildi Salih Sevinel’in katilleri beraat ettirildi. Salih, 20 Temmuz 2004’te tecrit hücrelerinin katletti¤i 116. devrimciydi. Kald›¤› Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’ndeki hücresinde kalp krizi geçirdi, tecrit politikas›na uygun olarak, hastaneye sevkedilmedi ve öldürüldü. Dört y›l önce aç›lan dava, 3 Kas›m 2008’de Tekirda¤ 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin “Delil Yetersiz li¤i” gerekçesiyle verdi¤i BERA AT karar› ile kapat›ld›. Davada, 7 “infaz koruma memuru” “Görevi ‹hmal” ve bir doktor ise “Taksirle Ölüme Neden Olmak” suçundan yarg›lan›yordu. Oysa, suçlular ve deliller ortadayd›. Ama mahkeme, insan öldürme suçunu cezaland›rmak için delil aramak yerine, suçu örtbas etmek için delilleri yok saym›flt›r. Salih’in ad›m ad›m nas›l öldürüldü¤ünü hat›rlayal›m.

Salih Tecrit Politikas›yla, Bilinçli Olarak Katledilmiflti Á Salih Sevinel, 20 Temmuz 2004’te, sabah spor yaparken vücudunda a¤r› hissetti. Dinlenirken a¤r›lar› artt›. Bunun üzerine hücre arkadafllar› butona basarak gardiyanlar› ça¤›rd›.

Á Salih revire ç›kar›l›yor. Revirde doktor i¤ne yap›p, kas gevfle tici ilaçlar yazarak, “ ön e ml i bi r fle yi olmad›¤›” gerekçesiyle, 10-15 d a k i k a d a h ü c resine gönderiyor. Á Salih, hücreye döndükten son-

16

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

Salih Sevinel: 20 Temmuz 2004’te Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde öldürüldü 7 gardiyan ve 1 doktor hakk›nda aç›lan dava, 3 Kas›m 2008’de katillerin beraat ettirilmesi ile sonuçland› ra titremeye bafll›yor. Arkadafllar›, doktorun verdi¤i kremlerden sürüyorlar. Birkaç dakika sonra Salih’ten h›r›lt›l› sesler geliyor. Nefes alam›yor. ‹ki kez gardiyanlara haber veriyorlar. Gardiyanlar gelip Salih’i almad›klar› gibi, Ç A ⁄ R I BUTO NUNU DA K A PAT I Y O R L A R . Bunun üzerine hücredekiler kap›lara vurmaya bafll›yor.

Á Ancak a r a d a n 2 s a a t geçtikt e n s o n r a gardiyanlar geliyor. O durumuna ra¤men S al i h’i re v i re s e d y e y l e d e ¤ i l , y ü r ü t e re k g ö t ü r ü y o r l a r.

Á Salih, saat 11.15-11.30 s›ras › n d a revirde can veriyor.

Á Salih’in ölümünün hemen ard›ndan, hapishane idaresinin ilk yapt›¤› suçun delillerini ortadan kald›rmaya çal›flmak oluyor. Salih’in kald›¤› hücreye bask›n yap›p, hücreyi talan ederek, doktorun verdi¤i ilaçlar› geri al›yor, reçeteyi ise bulam›yorlar. Peki, S a l i h’ i n k a t i l l e r i ni b e r a a t e t t i re n h a k i m l e re s o r u y o r u z ; Bu geliflmeler içinde hangisi belgesiz? Salih’i hücresinden götürme-

yen gardiyanlar› m› tespit edemediniz? Salih’in öldürüldü¤ü gün hapishanede görevli olan 2. Müdürleri ya da 1. Müdürü mü bulamad›n›z? Revir doktorunun ismini mi bulamad›n›z? Salih’in revire hangi saatlerde nas›l götürüldü¤ünü, kalp krizi geçiren bir kiflinin revirden tekrar hücresine gönderildi¤ini mi tespit edemediniz? Oysa, adaleti yerine getirmek için yarg›lama yapan bir mahkeme, davay› “ g ö revi ihmalden” de¤il, “ k a s › t l a ö l d ü r m e k t e n ” açar, salt aç›kta olan suçlularla da yetinmez, o suçun ifllenmesine vesile olan sistemi de yarg›lar. Fakat, elbette, oligarflinin mahkemelerinin yarg›lamalar›nda adalet diye bir kavram yoktur. Onlar, katillerini kurtarman›n derdindeler. Onun için, en somut deliller, düzenlerinin aleyhinde ise, kabul görmez. Oysa, o mahkemede yarg›lananlar, Salih’in katilleri de¤il de, devrimciler olsayd›, onlarca y›l cezalar vermek için, hukuki hiç bir de¤eri olmayan fleyleri, düzmece oldu¤u aç›k olan belgeleri bile delil kabul ederlerdi. ‹flte oligarflinin “adalet”i.

Yarg›, Tecrit ‹flkencesini Onaylam›flt›r Adalet Bakanl›¤›, Salih’i öldürenleri a盤a bile almayarak, tecrit politikas›n›n arkas›nda durmufltu. Mahkemenin beraat karar› da, tecrit politikas›n›n onaylanmas› anlam›na gelmifltir. Mahkemeye göre, tecrit hücrelerinde hastalanan tutuklular› revire ç›karmamak, tedavisini yapmamak, göz göre göre öldürmek “suç de¤il d i r ” . O zaman, tecrit de sürsün, yeni ölümler de sürsün. Yine gardiyanlar, hastalanan tutuklular› revire ç›karmas›nlar, ça¤r›lara cevap vermesinler, kalp krizi geçirenleri, a¤›r hastalar› yürümeye zorlayarak öldürsünler. Nas›l olsa, ortada tüm bunlar›n suç olmad›¤›na iliflkin, mahkeme karar› var. Beraat karar›, suçlular› koruman›n yan›nda, daha önemlisi tecriti


savunmak için verilmifltir. Salih’i öldüren gardiyanlardan, doktordan daha fazla tecrit politikas›d›r. Dolay›s›yla, mahkemede yarg›lanan da öncelikle tecrittir. Tecrit, bu mahkeme karar› ile meflrulaflt›r›lmak istenmektedir.

Suçu Örtbas ‹çin Ya r g › l a m a O y u n u Oligarfli, kimi zaman katillerini yarg›n›n karfl›s›na bile ç›karmaz, haklar›nda soruflturma bile açt›rmaz, koruma alt›na al›r. Fakat, katillerin mahkeme karfl›s›na ç›kar›lmas› da, illa yarg›lanaca¤› anlam›na gelmemektedir. Çünkü, Salih’in katillerine beraat karar›nda oldu¤u gibi, kimi zaman da göstermelik yarg›lamalarla, katillerini koruma alt›na al›r. Sözde, suç mahkemede soruflturulmufl, yarg›lanm›fl, fakat “ y e t e r l i d e l i l ” bulunamad›¤› için de, beraat ettirilmifltir. Oligarfli, bu göstermelik yarg›lamalarla diyor ki: “Beraat ettiler, demek ki suçlu de¤iller. Art›k adalet araman›za gerek yok.” Hay›r, adaletin zerresi bulunmayan, bu kararlar› tan›m›yoruz. Salih’in katilleri ve tecrit politikas›n› uygulayanlar beraat edemeyecekler. ‹ki elimiz yakalar›nda olacakt›r.

TAYAD: Adalet Aray›fl›m›z› Bitiremezler Salih’in katledilmesi davas›n› bafl›ndan bu yana takip eden TAYAD’l› aileler, duruflman›n yap›ld›¤› Tekirda¤ Adliyesi önünde, beraat karar›n› protesto ettiler. Eylemde, TAYAD’l› aileler ad›na yap›lan aç›klamada, “SA L ‹ H S E V ‹ N E L’‹ ÖLDÜREN LER CEZALANDIRILSIN. ADALET ‹ S T ‹ Y O R U Z ” denilerek, Salih’in tecrit politikas› ile bilinçli olarak katledildi¤i, tecrit politikas›n›n halen de sür-

dü¤ü ve hücrelerden yeni ölüm haberleri geldi¤i, ancak Salih’in katillerinin beraat ettirildi¤i belirtildi. Tecrit hücrelerinde hiç bir hakk›n olmad›¤›n› belirterek, “Sa¤l›k da olmayan haklardan biridir” diyen TAYAD’l› Aileler, beraat karar›n›n adalet aray›fllar›n› bitiremeyece¤ini de vurgulad›lar. “Salih Sevinel’in katilleri c e z a l a n d › r › l s › n ” , “ Ad alet ‹sti yoruz” sloganlar›n›n da at›ld›¤› eylemde aç›klama yapan, H a l k › n H u k u k B ü ro s u a v u k a t l a r › n d a n E b r u T imtik de, davan›n bafl›ndan beri h i ç b i r taleple rinin kabul edilmedi¤ini, mahkeme heyetinin hapishanede k e fl i f y a p › l m a s › n a b i l e g e re k duymad›¤›n› söyleyerek, davada beraat karar›n›n daha bafltan verildi¤ini, sonuca itiraz edeceklerini belirtti.

H H B : “Ölümler Sürüyor... Mahkemeler Aklamaya Devam Ediyor!” Mahkemenin beraat karar›n› de¤erlendiren Halk›n Hukuk Bürosu da, aç›klamalar›nda; bir yandan ölümler sürerken, bir yandan da mahkemelerin katilleri aklamaya devam ettiklerini belirttiler. Aç›klamada; “Ayhan ÇARKIN’lara, Engin ÇEBER’i iflkence ile katledenlere dokunamayan yarg›, 16 Mart katliamc›lar›n› zamanafl›m› ile koruma alt›na al›rken Salih SEV‹NEL’i katledenleri beraatle akl›yor. ” denilerek, kararla, “devlet görevlileri”ne suç iflleme özgürlü¤ü oldu¤unun, bir kez daha görüldü¤ü belirtildi. Aç›klamada ayr›ca, “ b u k a r a r l a r › v e r e n mahkemeler sadece hukuka ay k›r› ka ra r v e rme me kte ay n› za man da bu i nsa nl › k d›fl › e yl e mle ri meflrulaflt›rmaktad›r” denilerek, mahkeme karar›n›n, neye hizmet etti¤i de belirtildi.

TECR‹TTEN HABERLER Gökhan Gündüz'ün mektubundan: “Cumhuriyet Bayram› aç›k görüfllerine halen ceza silsilesi devam eden arkadafllar ç›kamad›... ‹ki ay sürecek olan, yeni mektup cezalar› bafll›yor... - 19 Eylül'de fazladan aranmaya itiraz edip, slogan att›¤›m›z için hepimize birer ay mektup cezas› verildi. (Bu, önümüzdeki günlerdeki aç›k görüfllerin gasp› anlam›na da geliyor...) - Duvara raptiye çakmaktan k›nama cezas› verildi. - Birkaç fasikülü hakk›nda toplatma karar› var diye, 8 ciltlik ‘Sosyalizm... Ansiklopedisi’ verilmedi. - Tecrit tüm a¤›rl›¤›yla sürüyor, sohbet hakk› uygulanm›yor.” (Kand›ra 1

N o ' lu F T i p i - 2 6 E k i m 2 0 0 8 )

*** S ü r gün Sevkte ‹flkence Sincan F Tipi’nden, K›r›kkale F Tipi’ne sürgün edilen üç tutukluya, iflkence yap›ld›. Hücrelerinden apar topar, iflkence yap›larak al›nan tutukludan birisi olan Ali Gülmez’in yak›nlar›, Gülmez’in sevk s›ras›nda saç ve sakallar›n›n yolundu¤unu ve günlerce yemek verilmedi¤ini anlatt›lar.

*** K› r› kl ar’ da ‹flk ence K›r›klar 1 No’lu F tipi’nde, hastaneye sevk edilen Fehmi Çapan ve ‹leri K›z›laltun, sevk s›ras›nda ring arac›nda jandarmalar taraf›ndan dövüldüler. Sald›r› sonucunda bayg›nl›k geçiren Çapan’›n kafas›n›n k›r›ld›¤› ve dikifl at›ld›¤›, K›z›laltun’un da yüzünde flifllik ve morluklar olufltu¤u belirtildi. ÇHD ‹zmir fiubesi’nden avukatlar›n aç›klamalar›na göre, Çapan ve K›z›laltun’un tedavileri de yap›lm›yor. TAYAD’l› Aileler, ‹zmir K›r›klar F Tipi Hapishanesi'nde ‹leri K›z›laltun ve Fehmi Çapan’›n sald›r›ya u¤ramas›n› Kemeralt› giriflinde yapt›klar› aç›klamayla protesto ettiler. 6 Kas›m günü yap›lan aç›klamada, avukatlar›n sald›r› sonras› görüflmesiyle iflkencenin izlerini bizzat gördükleri belirtildi. Aç›klamaya kat›lan ve ‹leri K›z›laltun’un ablas› Duygu K›z›laltun, aç›klamadan sonra ‹leri'yle görüflmesini anlatt›. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

17


Öğrendiklerimiz Devrimcilerin tek güç kayna¤› halkt›r. Biraz düflünüldü¤ünde bunu anlamak zor olmayacakt›r. Bir devrimci hareket için baflka ne gibi güç kayna¤› olabilir? Devrimcilerin mal›-mülkü, sermayesi, ekonomik gücü mü var? Askeri ve sivil devlet bürokrasisi içinde taraftarlar› ve bunlardan kaynaklanan gücü mü var? Ya da bu düzende geçerli, akl›m›za gelen gelmeyen baflka bir güç kayna¤› m› var? Hiçbiri yoktur. Zaten bu güç kaynaklar›na sahip olanlar, devrimci olmazlar. Toplumsal konumlar› gere¤i karfl›-devrim saf›nda, devrimci harekete düflman konumdad›rlar. Peki geriye ne kal›yor? Sadece kitleler! ‹flte bu nedenledirki, devrimciler HALKTAN koptuklar›nda güçlerinin hemen tamam›n› yitirirler. Davalar›n› savunmakta ne kadar kararl› olurlarsa olsunlar, düflman onlar› yenmekte fazla zorlanmaz. Çünkü DEVR‹M asla bir avuç seçilmifl, kendini fedaya haz›r insan›n ifli de¤ildir. Devrim davas›, büyük adamlar›n iyi niyetlerinden, çok zeki insanlar›n düflüncelerinden ibaret de¤ildir. Halk içinde örgütlenmek ve halk› devrimci saflara çekmek, devrim yapabilmenin TEK YOLUDUR. Devrimci mücadelede gerekli olan her fleyin kayna¤› yine HALKTADIR. Güç olmak istiyorsan, olanak yaratmak istiyorsan, siyasal geliflmeleri etkilemek istiyorsan, HALKI örgütlemek zorundas›n. Devrimcilerin tek yolu budur. Bu, tam anlam›yla bir varl›k yokluk sorunudur. Bu gerçek, devrim yapt›ktan

sonra da de¤iflmez. Devrimin ayakta kalmas›n› istiyorsan, yine kitleleri SÜREKL‹ VE DÜZENL‹ örgütleme çabas›n› sürdürmek zorundas›n. Yoksa devrim y›k›l›r gider. Devrimciler iktidarda olsun olmas›n, HALKTAN koptuklar›nda bir çocuk kadar güçsüzleflirler. Karfl›-devrimin onlar› alt etmesi, bu durumda ciddi bir sorun olmaktan ç›kar. Bir devrimci, bir eylem, bir dernek

Yani kendi sonunu kendi haz›rlar kapitalizm. Baflka deyiflle, kendinin mezar kaz›c›s›d›r ya kapitalizm; Bundan dolay›, kendisi, kendisine engeldir. Çünkü orada halk yoktur. Orada kâr ve sermaye vard›r. Bu nedenle kendini yenileyemez. Sadece tüketir. Sosyalizmde ise halk ve insan vard›r. Bu nedenle kendini sürekli yeniler ve tükenmez. Asla tükenmez. Kayna¤› da hedefi de halkt›r. Sosyalist ülkelerin y›k›lmas›n›n temel nedenlerinden biri budur. Revizyonizm önce dev ri mi kit le lerden kopar m›flt›r. Kitleler devrime ve politik sorunlara duyars›zlaflt›r›lm›flt›r. Hem de sosyalizme sahip ç›kmak için tek kurflun atmayacak kadar duyars›zlaflt›r›lm›flt›r. Karfl›-devrim bu zeminde egemen olmufltur. Bu gayet do¤ald›r. Çünkü devrimciler iktidarda olsun olmas›n, kitlelerden koptuklar›nda, gerçekten bir çocuk kadar güçsüzleflirler. Böyle oldu¤u için, karfl›-devrimin onlar› alt etmesi çok zor olmad›. Halktan kopmufl sistemlerin nas›l kolayca y›k›labildi¤ini gördük hepimiz. Halk, yani –gerçek güç kayna¤›– y›k›lmaz. Halktan kopmayanlar da y›k›lmaz. Halk› ustaca tarif eden flairin dedi¤i gibidir gerçek. «Onlar ki toprakta kar›nca suda bal›k havada kufl kadar çokturlar, korkak / cesur / cahil hakîm / ve çocukturlar ve kahreden / yaratan ki onlard›r, destan›m›zda yaln›z onlar›n maceralar› vard›r. ‹flte bu nedenle halka gitmeliyiz. Yenilginin de, zaferin de sahibi halkt›r. Herfley kitlelerdedir. Sorunun da çözümün de kayna¤› halkt›r.

DEVR‹M K‹TLELER‹N ESER‹D‹R Devrimcilerin tek güç kayna¤› HALKTIR!

18

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

veya baflka bir örgütlülük g›das›n› –güç ve enerji kayna¤›n›– halktan almal›d›r. Halka dayanmayan her kurum ve kifli güçsüzdür. Halka dayanmayan, kitlelerden kopan her kadro, çocuk kadar güçsüzdür, çaresizdir. Her sorunun çözümü halktad›r. Mücadelede gerekli gücün kayna¤› halktad›r. Bir kifli veya kurum, düflüncelerini, kültürünü ya halktan alacakt›r ya burjuvaziden. Baflka kaynak yoktur. Kitlelerden de¤il burjuva kültüründen beslenenler, çaresiz güçsüz ve yaln›zd›rlar. Düzendeki hemen her insan güçsüz ve çaresizdir. Güçsüz, çaresiz ve yaln›z. Halk yaratand›r. Türküleri de halk yarat›r, eylemleri de, devrimleri de. Biz halk›z. Biz miyonlar›z. Biz var›z, biz alt› milyar›z. SERMAYEN‹N ÖNÜNDEK‹ EN BÜYÜK ENGEL, Y‹NE SERMAYED‹R demifltir ya MARKS.


Ölmek Gerekti¤inde ‘Vatandafl’›z Yaflamak Gerekti¤inde ‘Vatan Haini’yiz “Va t a n t o p r a k l a r › i ç i n ö l ü n ” diyor, oligarflinin sözcüleri... Ölmek gerekti¤inde, bu vatan›n hepimizin oldu¤unu, yoksul halk›n da bu ülkenin “ v a t a n d a fl › ” oldu¤unu söylüyorlar... Peki gerçekten öyle mi? Yoksul halk› bu ülkenin vatandafl› ve bu topraklar› da hepimizin vatan› olarak görüyorlarsa, neden bu vatan topraklar›ndan yoksullara bir gecekonduluk arsa düflmüyor? Ne den, bu vatan topraklar›n›n üzerine yapt›¤›m›z bir gecekonduyu bafl›m›za y›kmak için, polisler, askerler, panzerler, y›k›m ekipleri seferber ediliyor? Neden yaflamak için en do¤al haklar›m›z, en temel ihtiyaçlar›m›z için mücadele etmek zorunda b›rak›l›yoruz? Ve n e d e n, evlerimizin y›k›lmas›na karfl› direndi¤imizde, mücadele etti¤imizde “ v a t a n h a i n i ” olmakla suçlan›yoruz? ‹flte, daha yeni Antalya-Alt›nova’da 80 gecekondunun y›k›m›na baflland›. Daha yeni, A n k a r a M a m a k ’ t a 20.000 ev için y›k›m karar› al›narak uygulanmaya baflland›. Demek ki, ölmek gerekti¤inde “ v a t a n d a fl olan(!)” bizler, y a fl a m a k söz konusu oldu¤unda “ v a t a n d a fl ” olarak görülmüyoruz. Gerçek budur. Bu gerçe¤in kendisini gösterdi¤i yer, salt gecekondu y›k›mlar› da de¤ildir. Halk›n hemen her türlü ihtiyac›nda, v a t a n d a fl l › k rafa kald›r›l›r. Onun yerini, bir avuç zengin ve milyonlarca yoksul aras›ndaki farkl›l›k al›r. Gerçekte, oligarfli için, tüm halk “ s öz d e v a t a n d a fl ”t›r. Hat›rlanaca¤› üzere Genelkurmay 2005 Newroz’unda flovenizme boyun e¤meyenleri, “ s ö z de v a t a n d a fl ” diye adland›rm›flt›. Oligarfli esas olarak, salt Kürt halk›n› de¤il, tüm milliyetlerden halk›m›z› “ s öz d e v a t a n d a fl ” olarak görmektedir. ‹flte, gecekon-

dular›n› y›kt›klar› yoksullara yapt›klar› muamele de “sözde vatand a fl ” muamelesidir. Açl›¤a, yoksullu¤a mahkum ettikleri, zam, zulüm alt›nda yaflatt›klar›, sa¤l›ktan, e¤itime, örgütlenmeye tüm haklar›n› gaspettikleri emekçilerin gördü¤ü muamele de “s özd e va t an dafl ” muamelesidir. Bu durumda, “ h e p i m i z i n o r t a k v a t a n › ” ve “ v a t a n d a fl l › k ” söylemlerinin de, salt bir demagoji oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Oysa, bizlere küçük bir parças› bile çok görülen bu topraklar, emperyalist tekellere peflkefl çekiliyor, ya¤malan›yor, talan ediliyor. Onlar, vatan topraklar›n›n her kar›fl›na yay›ld›kça, bizler evlerimizden, topraklar›m›zdan at›l›yoruz.

Vatan›m›z› ‹flgal Edenle ‘Va t a n d a fl ’ Olamay›z Kendi vatan topraklar›m›zda göz ev yapt›¤›m›z için, bir “iflgalci” muamelesi görmemizin nedeni, v a t a n › m › z › n e m p e r y a l i s t l e r ve iflbirlik çilerinin iflgali alt›nda olmas›d›r. Evet, bir avuç iflbirlikçi egemenle ayn› topraklar üzerinde yaflad›¤›m›z do¤rudur. Fakat, ayn› topraklar üzerinde yafl›yor olmak, bu vatan›n hepimizin ortak vatan› oldu¤unu göstermiyor. Bizler, bu düzenin egemenleri Sabanc›lar, Koçlar gibi tekelcilerle, torpak a¤alar›yla, tefeci-tüccarla, oligarflinin partilerinin yöneticileriyle, emperyalizm iflbirlikçisi generallerle “ v a t a n d a fl ” de¤iliz. Gecekondular›m›z›n bafl›m›za y›k›lmas› da göstermektedir ki, ülkemiz topraklar›, ayn› anda hem bizler ve hem de oligarfli için vatan olamaz. Ya emperyalistler ve iflbirlikçi oligarfli bu topraklar› istedikleri gibi kullanmaya devam edecekler ya da tüm milliyet ve inançlardan halklar

olarak, ülkemizin ba¤›ms›zl›¤› için savaflarak üzerinde yaflad›¤›m›z bu topraklar› kendimiz için “ v a t a n t o p r a ¤ › ” yapaca¤›z. Çünkü; ancak, o topraklarda iflgale son vermek için ba¤›ms›zl›k bayra¤› dalgaland›r›l›yorsa, o topraklardaki halk›n özgürlü¤ü için can›n› verenler varsa, üzerinde yaflad›¤›m›z topraklar v a t a n t o p r a ¤ ›d›r.

Va t a n ‹ ç i n Ö l m e k Topraklar›m›z› iflgal etmifl olan, bir avuç iflbirlikçi, “vatan için öl m e k g e rekti¤ini” söylediklerinde, tersine, vatan topraklar›n› emperyalizme peflkefl çeken, ya¤malayan iktidarlar›n› sürdürmeleri için ölmemizi istemektedirler. Oysa oligarfli cephesinden savafla girmek, vatan için savaflmak de¤il, halka ve vatana karfl› savaflanlar›n cephesinde yer almakt›r. Bu topraklar için gerekti¤inde ölece¤iz elbette. Biliyoruz ki, vatan için ölüme gitmek, onurlu bir tav›rd›r. Fakat vatan topraklar› için can vereceksek, oligarflinin savafl›nda de¤il, emperyalizm ve oligarfliye karfl› ba¤›ms›zl›k savafl›nda verece¤iz. Oligarflik düzenin egemenlerinin, “ v a t a n d a fl ” tan›mlar› da, “ v a t a n h a i n i ” söylemleri de gerçe¤i yans›tmaz. Onlar, her iki tan›m› da kendi ç›karlar› için çarp›tmaktad›rlar. Ülkemiz topraklar›n›, emperyalizmin ve bir avuç iflbirlikçinin iflgalinden kurtarmak, evlerimizin bafl›m›za y›k›lmad›¤› özgür vatan topra¤› yapmak için savaflanlar, bu u¤urda canlar›n› vermekten kaç›nmayanlar devrimcilerdir. Bu nedenle vatanseverler olan d ev ri mc i l e r, vatan hainleri ise oli g a r fl i d i r. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

19


“ A m a b u sa b › r n e re y e k a d ar olur... Vatandafl e¤er elinde böyl e b i r i m kâ n› va rsa, ke ndi si ni s avunma yol u na gidecektir.”

“Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, de d i k . Bu n a ka rfl› ç› ka n › n b u ülkede yeri yok. Bu y ur su n i st e d i ¤i yere gitsin.”

Biz De¤il, Siz Gideceksiniz! Tayyip Erdo¤an, 2 Kas›m’da Hakkari’de flöyle sesleniyordu Kürt halk›na: “ Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dedik. B u n a kim karfl› ç›kabilir. Buna karfl› ç›k a n › n bu ül ke d e ye r i y ok. Buy ur sun istedi¤i yere gitsin ... ” Bir gün önce Van’da yapt›¤› konuflmada da, vurgu “Tek mi llet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” üzerineydi. Deyim yerindeyse, Do¤u, Güneydo¤u gezisinde Baflbakan Erdo¤an aç›s›ndan “ t a k k e d ü fl t ü , k e l g ö r ü n d ü ” . AKP’nin faflist, flovenist özü daha net olarak ortaya ç›km›fl oldu. “Kürt sorununu çözecek demokrat parti” diye pazarlanan AKP, Kürt ulusal sorununa dair politikas›n› gayet net özetliyor: “ K a r fl › ç › k a n gitsin”! En ›rkç›, en faflist parti olan M H P’nin “Ya Sev Ya Te r k e t ” slogan›n›n baflka bir biçimi, özü ayn›. Bu tablo, oligarflik düzen partilerinden en ›rkç›s›n›n da, demokrat diye pazarlanan›n da ayn› çizgide oldu¤unun ifadesidir. Ayn› Tayyip Erdo¤an, 2005’te Diyarbak›r’da, “Kürt sorunu vard›r, o sorun benim de sorunumd u r... Sorunu daha çok demokrasi, daha çok vatandafll›k hukuku, da ha çok refahla çözece¤iz” diyerek sahte umutlar da¤›t›yordu. Kuflkusuz, o sözleri gerçe¤i ifade etmiyordu. Tekellerin sözcüsü, takiyyeci Tayyip Erdo¤an’›n yalan söylemesinde bir anormallik de

20

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

yoktu. Sorun, AKP ve Tayyip Erdo¤an’›n gerçek yüzünü görmeyerek, bu demagojik propagandif sözlerine kanmakta idi. AKP, o günden bu yana birçok kez gerçek yüzünü a盤a vurmufltur. Erdo¤an’›n son aç›klamalar›ndan sonra, AKP’nin hala demokrat oldu¤unu sanan, kimi söylemlerine kan›p, Kürt sorununu çözece¤ini düflünen kesimler de, gerçekleri görmüfl olmal›d›r. Sayfalar›m›zda, çeflitli zamanlarda AKP’nin Kürt sorununda da, oligarflinin di¤er partilerinden farkl› bir politikas›n›n olmad›¤›n› yazd›k. Tayyip Erdo¤an’›n Kürt sorununa iliflkin att›¤› her ad›m, söyledi¤i her söz, her politikas›, bunu do¤rulam›flt›r. Dahas›, AKP ›rkç›, floven sloganlar›, asimilasyoncu politikalar› art›k kendisinden önceki birçok iktidar partisinden daha büyük bir aç›kl›kta dile getirmektedir. Tayyip Erdo¤an, ayn› konuflmas› içinde, “Etnik mi lliyetçili¤e hay›r, bölgesel milliyetçili¤e hay›r, dinsel milliyetçili¤e de hay›r ” diyerek gerçekleri de çarp›tmaktad›r. AKP iktidar›, basbaya¤› › r k ç › d › r, flovenisttir ve asimilasyon politikalar›n›n uygulay›c›s›d›r. Kürtleri, zorla T ü r k l e flt i r m e politikas›n›n uygulay›c›s›d›r. Ki, Tayyip Erdo¤an’›n son konuflmalar› da bunun d›fl›nda de¤ildir. “ Tek millet, tek bayrak, tek va tan, tek devlet” dayatmas› Türklefltirme politikas›d›r. Tek milletin ad›,

T ü r k m i l l e t idir. Geçmiflteki, “ K ü r t yok, da¤ T ü r k ’ ü v a r ” söyleminin, bugünkü versiyonu “ Tek Millet”tir. Tayyip Erdo¤an demektedir ki, “Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” hepsi, tek millet olacak! Tek millet dayatmas›n› kabul ettirme yolu da Tayyip Erdo¤an taraf›ndan ifade edilmifltir. Türk olmay› kabul etmeyenler “ istedi¤i yere git sin ”. AKP’nin bu dayatmalar›na boyun e¤meyenlere karfl› çözümü de, kuflku yok ki kendinden önceki iktidarlar gibi, bask› ve katliamdan baflka bir fley olmayacakt›r. Fakat, yine Tayyip Erdo¤an’›n Kürt halk›na karfl› pompal› tüfekle sald›ranlara iliflkin son söyledikleri gözönüne al›n›rsa; AKP, katliam politikas›n›, sadece düzenin askeri örgütleri arac›l›¤›yla gerçeklefltirmekle de yetinmeyecektir. Erdo¤an, bu politikay›, flovenizmin etkisi alt›ndaki kesimlere yaymaya çal›flmakta, yasalar›, hukuku bir yana b›rakarak, adeta bu ›rkç›, faflist kesimleri silahlanmaya ça¤›rmaktad›r.

Baflbakan Halk› Birbirine K›rd›rmaya Ça¤›r›yor Diyarbak›r’daki oturma eylemine destek vermek için ‹stanbul’da bir protesto gösterisi yapan DTP’li kitlenin üzerine, faflist bir güruh sald›rd›. Bu güruhun içinden bir faflist ise, elindeki pompal› tüfekle kitleye atefl açt›. Sald›r› sonras›nda gazetecilerin bu olaya iliflkin sorular›n› ce-


vaplayan Tayyip Erdo¤an flöyle diyordu: “Va t a n d a fl a s a b › r t a v s i y e e di y or um . A m a b u s a b › r n e r e y e k a dar olur, bunun da endiflesi içerisindeyim. Hayat›na kastetti¤iniz vatandafl kalk›p da e¤er elinde böyl e b i r t ed b i ri , b ö y l e im k â n › v ar sa , kendisini savunma yoluna gide cektir” dedi. Erdo¤an’›n 3 Kas›m’da düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda yapt›¤› bu aç›klamay› yorumlamak bile gereksizdir. Erdo¤an, aç›kça ›rkç›, floven söylemlerle k›flk›rt›lm›fl kesimlere, Kürtlere karfl› silahlanma ve sald›r› ça¤r›s› yapm›flt›r. Aç›kça, sivil faflist örgütlenmelere, faflist milislerin oluflturulmas›na ça¤r› yapm›flt›r. Bu ça¤r›n›n anlam› ise çok aç›kt›r. Öyle ki, oligarflik düzenin savunucular›ndan, Kürt sorununda düzenin politikalar› çerçevesinde hareket eden Oktay Ekfli bile, bu ça¤r›n›n anlam›n›, “Bu zat sözlerinin k ard efl k an ›n a y eflil ›fl ›k y ak t› ¤› n› görmüyor mu?” fleklinde de¤erlendirdi. Keza, Kürt sorunu gündeme geldi¤inde, “demokratl›¤›” unutan Melih Afl›k da, Erdo¤an’›n bu ça¤r›s›na “Baflbakan... ateflle oynuyor. ‹ç savafla yeflil ›fl›k yak›yor...” tepkisi gösterenlerdendi. Fakat, buna ra¤men bir baflbakan›n yasalar› bu kadar aç›ktan çi¤nemesi, aç›ktan halk› birbiriyle çat›flmaya davet eden sözlerinin, burjuva bas›nda gerekli tepkiyi gördü¤ü de söylenemez.

Oligarflik ‹ttifak; ‘Güneydo¤u’da AKP’liyiz’ Oligarflinin çeflitli kesimleri, aralar›nda çeliflkiler bile olsa, Kürt sorununda, devrimcilere karfl› gelifltirilen programlarda aralar›ndaki çeliflkileri tali plana at›p “ b l o k ” halinde davran›yorlar. Örne¤in, son iki seçimde, TSK’n›n Do¤u ve Güneydo¤u’da AKP’yi destekledi¤i bilinmektedir. Ordu ve AKP aras›nda güya o kadar sert çat›flmalar, çeliflkiler var, ama flovenist politikalar› sürdürmek söz konusu oldu¤unda hemfikirler.

Ayn› durum önümüzdeki belediye seçimlerinde de geçerlidir. Örne¤in, DTP Genel Baflkan›’n›n aç›klamas›na göre, K›z›ltepe Kaymakam› bölgedeki düzen partilerinin önde gelenleri ile, DTP’ye karfl› tek aday ç›karmalar› için görüflme yap›yor. Yine, AKP ile çeflitli çeliflkileri olan kesimlerin, Do¤u ve Güneydo¤u’daki seçimlerde AKP’yi desteklemesi de bunun ifadesidir. Örne¤in, Milliyet yazarlar›ndan G ü n e r i C i v a o¤ l u: “Diyarbak›r ’› AKP k a zanmal›. Çünkü DTP’nin d›fl›nda o yörede sadece AKP var” diye yazd›. Yine, Akflam Gazetesi’nden S e rd a r Tu r g u t , “AKP’nin... kazanma s› i çin dev le t eli nd en ge len bü tü n i m k a n l a r › k u l l a n m a l › . ” derken, Hürriyet yazar› E r t u ¤ u r u l Ö z k ö k de, “Keflke dedi¤im an” bafll›kl› yaz›s›nda, bölgede Tayyip Erdo¤an’›n yan›nda olman›n “v at a nda fl l› k gör evi” oldu¤unu belirterek, “ G ü n e ydo¤u’da AKP’liyiz” tavr›n›n, Do¤an Medya’n›n da politikas› oldu¤unu resmilefltirmifl oldu. Hat›rlanaca¤› gibi, bu politikay› geçen hafta Milliyet’ten Do¤an He p e r “ G ü n e y d o ¤ u ’ d a A K P ’ l iy i z ! ” diyerek özetlemiflti. Evet, Kürt halk› karfl›s›nda hepsi gerekti¤inde AKP’li, gerekti¤inde MHP’li veya CHP’li de olurlar. Kürtler karfl›s›nda tüm çeliflkilerini bir kenara b›rakmaya haz›rlar. Zaten seçimlere indirgedikleri “ d e m o k r a s i ”lerinin, göstermelik kurallar›na bile uymay› gereksiz görüyorlar. Hepsi için as›l olan, bu bölgelerde, oligarflinin partilerinden birinin daha fazla güçlenmesidir. Görülmektedir ki, Tayyip Erdo¤an’›n ifade etti¤i politikalar da, içlerinde kimi ifadelerine kat›lmayacaklar olsa da, özü aç›s›ndan destekledikleri politikalard›r.

Vatan Bizim, Terkedecek Olan Oligarflidir MHP’si, AKP’si oligarflinin partileri a¤›zlar›n› açt›klar›nda, “ b e ¤enmeyen gitsin” diyorlar. Halka, “y a bo y u n e¤ er sin iz ya d a b u ü l ke -

Panzerlerin ezdi¤i 14 yafl›ndaki Sinan Çiftçi, Tayyip Erdo¤an’›n “ K ür t S o r u n u n a Çözümü”nün R esmidir de size yaflam alan› tan›may›z” diyorlar. Evet, oligarflik düzenin ›rkç›, floven dayatmalar›na boyun e¤miyoruz ve karfl› ç›k›yoruz. Fakat, ayn› zamanda, oligarflik iktidar›n bu ülke topraklar›ndan halk› kovamayaca¤›n› da biliyoruz. Bu topraklar için can›n› verenler, oligarfli içinde yer alan egemen s›n›flar, Tayyipler, Bahçeliler de¤ildir. Bu topraklar için can›n› verenler, geçmiflte de günümüzde de Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’›, Çerkez’i, Arap’›yla Anadolu halk›d›r. Ve Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap... halk›n hiç bir kesimi bu topraklar› terk etmeyecek. Buna karfl›, Anadolu topraklar›n›, emperyalizme peflkefl çekenler, emperyalizm ad›na iflgal edenler ise, oligarflik s›n›flar ve onlar ad›na iktidar olan düzen partileri ve iflbirlikçi ordudur. Dolay›s›yla, Anadolu halk›n›n birlikte mücadelesiyle, emperyalizmle birlikte ülkemiz topraklar›ndan at›lacak olanlar da onlard›r. Ne AKP iktidar›, ne de oligarflinin di¤er kesimleri, halk›n de¤iflik kesimlerini birbiriyle çat›flt›rma politikas› uygulamaya kalk›flmamal›d›rlar. Bilmelidirler ki, izledikleri bu halk düflman› politikan›n alt›nda kalacak olan öncelikle kendileri olacakt›r. Halk›, birbirine karfl› silahlanmaya ça¤›rmak, birbiriyle çat›flt›rmaya çal›flmak ya da bunu Kürt halk›na karfl› bir tehdit unsuru olarak kullanmak, halk düflman› bir politika olman›n yan›nda, kendilerinin de alt›ndan kalkamayaca¤› bir politikad›r. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

21


ifleyen it” benzetmesi yaparak, DTP’lileri tehdit etti. Geçen hafta da bir Hürriyet yazar› “avanak ayd›n de¤iliz!” diyerek, DTP’lilere sald›r›lara aç›k kap› b›rakt›klar›n› ilan ediyordu. Kendi ilkeleri gere¤i, hukuku savunmas› ve “yarg› mahkum etme dikçe hüküm vermemesi” gereken Türkiye Barolar Birli¤i (TBB) de sald›r› cephesine kat›ld›. TBB Yönetim Kurulu ad›na yap›lan aç›klamada; “Etnik kökenlerine dayal› ayr ›m i fade eden nitelendi rmel er üzerinden s iy as et yapmak, bunu Say›n Baflbakan’›n gezisi s›ras›nda ö rg ü t l ü s o k a k e y l e ml e r i n e v e m e y dan okumaya dönüfltürmek, ulusal bütünlü¤ümüze yöneli k ka bul edi lemez bir ayr›mc›l›kt›r... Bütün bu hainlikleri nefretle k›n›yoruz” denildi. Sald›r› cephesi içindeki isimlerden baz›lar›, sözde her talebin, her

Vurun DTP’ye Burjuva bas›nda, DTP’ye karfl› adeta bir sald›r› kampanyas› bafllat›ld›. Sald›r›y› gerçeklefltirenlerin içlerinde liberali, demokrat›, gericisi de var, ›rkç›s› da... Hepsi ayn› zeminde sald›r›yorlar. Liberalinin, demokrat›n›n da, flovenistlikleri, AKP ve Genelkurmay ya¤c›l›klar› daha önde geliyor. Radikal’den ‹smet Berkan, “ b u partiyi savunamay›z” diye yazd›. Vatan’dan Okay Gönensin, “DTP in tih ar ed i yo r” diyerek, DTP’yi “gerilimi t›rmand›rmakla” suçlad›. Milliyet’ten Taha Akyol, “ D T P ateflle oynuyor” diye yazd›. Posta’dan Rauf Tamer, “Sab›r Tafl›” bafll›kl› yaz›s›nda DTP’lilerin eylemlerine iliflkin “ c a m i d u v a r › n a

düflüncenin demokratik zeminde tart›fl›lmas›n› savunuyorlard›. Ama görülmüfltür ki, onlar, özgürlükleri, sadece düzenin “ka bul edi l ebi l i rlik” s›n›rlar› içinde kald›¤› müddetçe savunmaktad›rlar. Demokratik zeminde de olsa, Kürt halk›n›n sistemin belirledi¤i s›n›rlar› aflmas›na karfl›lar. S›n›rlar biraz zorlan›nca, hemen, flovenist politikalar çerçevesinde bir cephe içinde yer al›yorlar. Yapt›klar› aç›klamalara bak›n, Tayyip Erdo¤an’›n DTP’ye yönelik suçlamalar›ndan özde farkl› de¤il. Oysa, demokrat olmak, en az›ndan be¤ense de, be¤enmese de DTPnin, Kürt halk›n›n her türlü talebini dile getirme, bu zeminde politika yapma hakk›n› savunmalar›n› gerektirmez mi? Bu kafa yap›lar›, tam da demokrat tav›r almalar› gereken yerde ortaya ç›kmaktad›r. Onlara göre, düflünce özgürlü¤ü de, parlamento da, sistemi güçlendirmeli, de¤ilse, karfl›s›nda yer al›yorlar. demokratl›klar›, liberallikleri düzen savunuculu¤undan sonra geliyor. ko lo jik’ t a r a f› n a d a bakmam›z gerekir.” Yani, Kürtlerin bir bölümü Öcalan’a bir misyon biçiyorlarsa, sen de bunu dikkate al diyor. Öyle ya, bundan oligarfli birfley kaybetmez! Özkök’ün sözcülü¤ünü yapt›¤› kesim, Kürtçe kurs mu, verin, Kürtçe TV mi verin diye de düflünmekte ve iktidarlara bu zeminde ak›l vermektedir. Fakat, tüm bunlar› söylemelerindeki belirleyici neden, “ K ü r t h a r eke ti nin elin deki kozu al m a k ”t›r. Bir yandan, böylesi küçük ad›mlarla, “ K ü r t s or u nu yok sa y›l m› y o r ” denilerek düzenden beklentiler canl› tutulurken, di¤er yandan tasfiye politikas› da askeri yöntemler de kullan›larak sürdürülecektir. Oligarflinin “ak›ll›s›” da, “delisi” de Kürt halk›n›n örgütlenmelerinin da¤›t›lmas›, Kürt hareketinin tasfiye edilmesi zemininde buluflmaktad›rlar. Hiç birisi, Kürt sorununda farkl› bir çözüm düflünmemektedir.

Ak›ll› Burjuvaziden Ö¤ütler PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ‹mral›’da sald›r› haberleri, AKP iktidar› taraf›ndan ciddiyetsiz bir flekilde “yalanland›”. Fakat, AKP’nin aç›klamalar› kimse için ikna edici olmad›. “Ak›ll› burjuvazi”nin düflüncelerine tercüman olan Hürriyet Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni Ertu¤rul Özkök de, bunun üzerine AKP’ye “ak›ll› politikan›n” nas›l yap›lmas› gerekti¤ini anlatan bir yaz› yazd›. Özkök diyor ki, Öcalan için “sald›r›” iddialar› varsa, “Bu ola y› ay r › nt›l› biçimde arafl t›r›p, tatmin edici bir aç›klama” yap›n. “Hücresine, bütün kanallar› alan bir televizyon koyun. ‹stedi¤i gazeteleri verin.” Elbette, Özkök’ün dile getirdi¤i politikada da, Kürt halk›n›n hakl›, demokratik taleplerinin dikkate al›nmas› yok, tersine “ak›ll› politi-

22

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

ka”da da, Kürt halk›n›n mücadelesinin tasfiyesi var. Fakat, ona göre, hot zotla, as›p keserek, yani kaba yöntemlerle de¤il, incelikli politikalarla tasfiye gerçeklefltirilmeli... Özkök ve temsilcisi oldu¤u iflbirlikçi burjuvazi, bugüne kadar izlenen politikalar nedeniyle art›k söylemlerinin kitleleri ikna etmedi¤inin, sald›rgan politikalar nedeniyle, kitlelerin düzenden beklentilerin giderek daha fazla zay›flad›¤›n›n fark›nda ve art›k bu politikan›n de¤ifltirilmesi gerekti¤ini söyleyerek AKP’yi uyar›yor ve yol gösteriyor. Özkök, Öcalan için “biz istesek de istemesek de, bu ülkenin vatandafllar›n›n bir bölümü, ona baflka fleyler atfediyor” diyerek, sözlerini flöyle sürdürüyor: “ K ü rt s o r u n u n u ç ö z m e k , a k a n kan› durd u rmak is tiyorsak, art›k as keri önlemler yan › nda, iflin ‘psi-


Sorunlar / Çözümler Kara Kuvvetleri Komutan› Ifl›k Koflaner, geçen hafta Aktütün bask›n›yla ilgili yapt›¤› aç›klamada, “25 y›ld›r terör örgütü 50 bin kay›p verdi” demiflti. Bu “rakam” aç›s›ndan yeni bir aç›klamayd›. Aradan günler geçti. Ama sanki böyle bir söz hiç söylenmemiflti. Bir ülkenin Kara Kuvvetleri Komutan› böyle bir aç›klama yap›yor, kimse kalk›p da sormuyor, “Peki bugüne kadar ‘30 bin kay›p’ diyordunuz, yalan m› söylüyordunuz, 20 bin kifl i n i n ö l ü m ü n ü g i z l i y o r m uy dunuz?” 50 ile 30 bin aras›ndaki fark o kadar önemsiz mi? 20 bin tavuktan m› söz ediyor general? Yine kimse demiyor; “50 bin kiflinin öldü¤ü yerde, tart › fl › l m a s › g er e k e n b a fl k a fl ey ler de vard›r.” Evet var. Çünkü 30 bin, ya da 50 bin diye sözedilen halk-

t›r. Evet var; çünkü, 25 y›lda bir halktan 50 bin kifliyi katlediyor ve buna ra¤men “baflar›” elde edemiyorsan›z, karfl›n›zda reddedemeyece¤iniz ve katlederek de bitiremeyece¤iniz bir gerçeklik var demektir.

50 Bin Ölü! Emperyalizmin ve oligarflinin hizmetine sunmufl, beyni halk›n mücadelesini katliamla yok etmeye odaklanm›fl generallerin, bu gerçeklere ra¤men, “terör” demagojisini sürdürmeleri do¤ald›r. Fakat, bu ülkede kendisini ayd›n, demokrat olarak tan›mlayanlar, bu gerçe¤i neden tart›flm›yorlar? Bu rakam, ayn› zamanda, Kürt halk›n›n bir gerçek oldu¤unu ve bu mücadelenin yok edilemeyece¤ini göstermiyor mu?

Oligarfli ›srarla katliam politikalar›yla, bu gerçe¤in üzerini örtmeye çal›fl›yor. Birçok kesim ise, “Kürt halk›n›n bir gerçek” oldu¤unu kabul etmifl, fakat Kürt halk›n›n direnifl ve savafl hakk›n›n meflrulu¤unu kabul etmiyor flimdi de. Oysa 50 bin rakam›, bu hakl› ve meflru mücadeleyi anlat›yor. Koflaner, tipik bir katliamc› mant›¤›yla, öldürdüklerini söyledi¤i 50 bin Kürt üzerinden, ne kadar “baflar›l›” olduklar›n› anlatmaya çal›fl›yor. Bu katliamc›lara 50 bin ölümün, “baflar›lar›” de¤il, kaybe tti kler inin göstergesi oldu¤unu anlatmak gerekiyor. 50 bin ölümde “baflar›” gören katliamc› kafa, yeni katliam kararlar› al›yor. Evet, belki önümüzdeki 25 y›l içinde de, 50 bin kay›b› 100 bine ç›karabilirsiniz, fakat göreceksiniz ki, öldürmekteki baflar›n›z, bu savafl› kazanmaktaki baflar›s›zl›¤›n›zd›r. Ve zaten, halka karfl› bir savafl, asla kazanamayaca¤›n›z bir savaflt›r.

Ordu, Polis Eflli¤inde Do¤u Seferi

Tayyip Erdo¤an, Do¤u-Güneydo¤u bölgelerine “ gi rm e yi ” ve buralarda miting yapmay› oligarflinin bölgeye iliflkin politikalar›n› sürdürme aç›s›ndan belirleyici önemde gördü¤ü için, yan›nda adeta bir iflgal ordusuyla, 1 Kas›m’da Van’a, 2 Kas›m’da Yüksekova ve Hakkari’ye gitti. Gitti¤i üç yerde de, kalabal›k kitlelerin protesto gösterileri ve çat›flmalarla karfl›lanan Tayyip Erdo¤an, bölgeye girmelerinin engelle-

nemeyece¤ini belirterek “ T ü r k i y e ' de g e z m e d i ¤i mi z bi r me t r e k a r e yer kalmayacak” dedi. Oysa, bir baflbakan olarak, bölgeye ancak, ordu, polis eflli¤inde girebilen Erdo¤an, zaten kaybetmifl demektir. Tayyip Erdo¤an’›n gezisi s›ras›nda, DTP de, ‘Kürt sorununa demokratik çözüm’ slogan›yla Diyarbak›r’da oturma eylemi bafllatt›. 1 Kas›m’da bafllayan eylem, binlerce kiflinin kat›l›m›yla iki gün sürdürüldü. Eylemde, PKK lideri Abdullah Öcalan için at›lan sloganlar›n yan›nda, Tayyip Erdo¤an “Katil Erdo¤an” sloganlar›yla protesto edildi. Oturma eylemine DTP milletvekilleri ve Diyarbak›r Belediye Baflkan› Osman Baydemir de kat›ld›. Van’da yap›lan protesto gösterilerine kalabal›k bir kitle kat›l›rken,

Erdo¤an’›n konuflma yapt›¤› alan›n d›fl›ndaki birçok sokakta, polisle kitle aras›nda çat›flmalar yafland›. Gözalt›na al›nan 43 kifliden, 7’si tutukland›. Yüksekova ve Hakkari’deki protesto eylemlerine de polis sald›rd›. Her iki yerde de, kitle polisin sald›r›s›na çat›flarak cevap verdi. Kepenk kapatma eyleminin de yap›ld›¤› protestolarda, panzerin çarpt›¤› 14 yafl›ndaki Sinan Çiftçi ve bafl›ndan kurflun yaras› alan bir kifli a¤›r yaraland›. ‹stanbul’da ise DTP Taksim Meydan›’nda eylem yapmak istedi. DTP’lilerin Taksim’e girmesine engel olan polisin sald›r›s› sonucu, çat›flma yafland›. 103 kifli gözalt›na al›nd›. DTP ‹stanbul ‹l Baflkan› ve Fatih ‹lçe Baflkan› tutukland›. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

23


Halklara Karfl› ‹fllenen Suçlar›n

Zaman Afl›m› Yoktur “Art›k zaman aflt›” dediler. “Zaman aflt›¤›” için art›k katilleri, katliamc›lar› cezaland›rmaya gerek yokmufl. Art›k “zaman aflt›¤›” için zaten yarg›lanamazm›fl da 7 can›m›za k›yanlar. Böyle buyurdu hukuk! 16 Mart Katliam›n› gerçeklefltirenler art›k, sanki, Beyaz›t Meydan›’nda bombalarla o koca çukur aç›lmam›fl, meydana kanlar dökülmemifl gibi, 16 Mart Katliam› olmam›fl gibi yaflayabilecekler. Böyle hüküm verdi oligarflinin yarg›s›. Son olarak 1 6 M a r t Katliamc›lar› ve flimdi de M a d › m a k katilleri için kullan›lmaya çal›fl›lan “Zaman aflam›”; asl›nda eski bir yöntem, y›llard›r kullan›yorlar. Zaman afl›m›, halka karfl› suç iflleyen iflkencecilerin, katillerin burjuva hukuku eliyle kurtar›lmas›n›n yöntemlerinden biridir. Oligarflinin yarg›s›, önce zaman afl›m›na gerek kalmadan kurtarmak istemiflti 16 Mart Katliamc›lar›n›. Her fley ayan beyan oldu¤u halde “delil yetersizli¤inden beraat” karar› verilerek kurtar›lan katiller, daha sonra davan›n yeniden aç›lmak zorunda kal›nmas› nedeniyle tekrar yarg›lanmaya bafllanm›flt›. Ancak, yarg›lama mahkeme taraf›ndan özellikle u z a t › l a r a k , s ü r ü n d ü r ü l e r ek, gerçekleri ortaya ç›karacak her türlü araflt›rma ve soruflturma talebi r e d d e d i l e r ek, katilleri korumak için elden ne geliyorsa y a p › l a r a k , nihayetinde “zaman afl›m›” ile sonuçland›r›ld›. Oligarflinin hukuku, aradan 30 y›l geçti diye, katillere serbest ve cezadan muafs›n›z art›k dedi. Hukuk mu bu? Adalet mi?

24

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

Oligarfli, “devlet için”, kendi iktidar›n› korumak için halka karfl› suç iflletti¤i elemanlar›, flu veya bu biçimde deflifre oldu¤unda, onlar› korumak için elinden ne geliyorsa yapm›flt›r. Zaman afl›m› yöntemi de onun s›k›flt›¤›nda baflvurdu¤u yöntemlerden biridir. Bazen bunu kullanamadan davalar› sonuçland›r›p “ceza” vermek zorunda kalmas› da söz konusu olabilmifltir. Ama onlarda da verdi¤i cezalar tek kelime ile komik denilecek türden cezalar olmufltur. ‹flkencecinin, infazc›n›n yapt›klar›n› hafif gösterecek tüm yasa maddeleri zorlanarak kullan›lm›fl ve en alt s›n›rlardan cezalar verilip, ard›ndan da “iyi hal” ve benzeri her türlü indirimden yararland›r›lm›fllard›r. Halk düflmanlar›, iflkence yapmak, katliamlar tertip etmek gibi insanl›¤a karfl› en a¤›r suçlar› ifllemifl olsalar da oligarflinin hukuku ve onlar›n yarg›çlar›, savc›lar› nezdinde dünyan›n en “muteber kiflileri” olarak muamele görmektedirler. Çünkü onlar bu düzeni korumak için çal›flmaktayd›lar. E¤er düzeni sürdürmek, oligarflinin devletini korumak için yap›yorlarsa, yapt›klar› iflin afla¤›l›k, kirli, halka karfl› ifller olmas›n›n oligarfli için hiçbir sak›ncas› yoktur. Tersine bu tür insanlara sürekli ihtiyaç duydu¤u içindir ki, onlar›n “eli so¤uma -

Halka karfl› ifllenen suçlarda, zaman afl›m›, hukuki bir zoru n l u l u k d e ¤ i l , p o l i t i k bir terc i h t i r. O l i g a r fl i n i n terc i h i d i r. Zaman afl›m› bir h u k u k s u z l u k t u r, adaletsizl ikti r ve ol ig a rfl i, h uku ksuzlu¤unu, adaletsizli¤ini h u k u k p e r desi ar d › n d a gizlemek istemektedir.

s›n” diye yasa maddeleri de¤ifltirilmekte, tüm hukuk onlar› koruyacak flekilde yeniden düzenlenmekte, Adli T›ptan yarg›çlara kadar herkes onlar için çal›flmaktad›r. ‹nsanl›k suçu olarak kabul edilen iflkenceleri, kitle katliamlar›n› gerçeklefltirenleri bu kadar koruma ve kollama, ancak bunu yapanlar›n a h l a k › n a d e n k b i r a h l a k › gerektirir. ‹flbirlikçi burjuvazi her ne kadar kendini farkl› göstermeye, dünyan›n “ e n u y g a r kesimi” gibi lanse etmeye çal›flsa da, tarihinin her döneminde kendi ç›kar› için yapmad›¤›, yapt›rmad›¤› ahlaks›zl›k, ifllemedi¤i suç kalmam›flt›r. Soyk›r›mlar, toplu katliamlar, diri diri yakmalar, iflkenceler, infazlar... burjuvazinin tarihi bunun binlerce örne¤i ile doludur. Ayhan Çark›nlar, Abdullah Çatl›lar, O¤uz Yorulmazlar, Ferhat Tüysüzler, Haluk K›rc›lar, Hortumcu Süleymanlar, elleri kanl›, psikopat, uyuflturucu düflkünü katiller olarak; Mustafa Koçlar, Güler Sabanc›lar, Cem Boynerler, Vitali Hakkolar ise “beyefendi, han›mefendi”, ça¤dafl, uygar görülüyor de¤il mi!.. Ama gerçek fludur ki, Koçlar, Sabanc›lar, tüm bu iflkencecilerin, infazc›lar›n toplam›ndan daha fazla eli kanl›d›rlar. ‹nfazc›lar, belki devrimcileri katletmek için alkola, uyuflturucu haplara gerek duyarlar; ama Koçlar, Sabanc›lar, yüzlerce, binlerci insan›n katledilmesine, iflkence yap›lmas›na gayet so¤ukkanl› ve akl› bafl›nda iken karar verebilirler. Zaman afl›m›, iflte bu burjuvalar›n tetikçilerine sundu¤u küçük bir koruma duvar›d›r yaln›zca. Faflizmin de kendine ait bir hukuku olsa da, o, genel anlamda bir yasa tan›mazl›k ve hukuksuzluktur. Kendine ait yasalar› ve hukuk siste-


mini de gerekti¤inde çi¤nemekten geri kalmaz. Ki bizim ülkemizde de faflizmin hukuku, bir çok yönüyle, “demokrasicilik oyununun” bir parças› olman›n ötesinde bir anlam ifade etmezler. Oligarfli için temel olan düzenin ihtiyaçlar› ve “kontrgerilla hukuku”dur. Bu da halka karfl› her türlü suçun ifllenmesine imkan tan›yan ve bu suçlular› koruyup kollamay› esas alan bir “hukuk” uygulamas› ortaya ç›karm›flt›r. “K ah r o ls u n ‹ ns an H ak la r› ” diye yürüyüfller yapan, meydanlarda, sokak ortas›nda insanlar› iflkencelerden geçiren, s›radan nedenlerle karakola düflen en s›radan insanlar› dahi iflkencelerden geçiren bir katiller sürüsüyle ifl yapmaktad›rlar. Bunlar bir yandan namaz k›l›p oruç tutan, öte yandan halka iflkenceler yapan, katleden, uyuflturucu pazarlay›p fuhufl batakl›¤›ndan beslenen ve halka düflman olarak e¤itilen kiflilerden oluflmaktad›r. Bunlar›n yetmedi¤i yerde kullan›lmak üzere de ellerinin alt›nda sivil faflist çeteler vard›r.

Hukuk, katilleri akl›yorsa hukuk halk düflmanlar›n› cezas›z b›rak›yorsa, o hukuk ve hukuku yapanlar, tarih karfl›s›nda “meflru” de¤illerdir. ‹flte oligarflinin koruma ve kollama yasalar›, bunlar içindir. Zaman afl›m› ile oligarflinin savc›lar›, yarg›çlar› bu katiller sürüsüne adeta flöyle demektedirler; “siz istedi¤iniz kadar suç iflleyin, düzenimizi korumak için çal›flt›¤›n›z sürece sizi kurtaracak bir yöntemimiz mutlaka vard›r. Hiçbir fley yapamazsak davay› süründürür zaman afl›m›ndan kurtar›r›z.. Bu süre içinde de ortal›kta görünmeyin yeter. ” Kuflkusuz biz, oligarflinin bu anlay›fl›n› ve hukukunu, ahlaks›zl›¤› ve kurals›zl›¤› politika haline getirmifl olmas›n› bilmekteyiz ve ondan adalet beklentisi içinde de¤iliz. Ancak buna ra¤men ondan kendi yasalar›n› uygulamas›n› istiyoruz ve isteyece¤iz. Buna ra¤men adalet istiyoruz ve istemeye de devam edece-

¤iz. Halka karfl› ifllenen suçlarda, zaman afl›m›, hukuki bir zorunluluk de¤il, politik bir tercihtir. Oligarflinin tercihidir. Zaman afl›m› bir hukuksuzluktur, adaletsizliktir ve oligarfli, hukuksuzlu¤unu, adaletsizli¤ini hukuk perdesi ard›nda gizlemek istemektedir. Perdeleri y›rt›p atmal›y›z. Hukuk, katilleri akl›yorsa hukuk halk düflmanlar›n› cezas›z b›rak›yorsa, o hukuk ve hukuku yapanlar, tarih karfl›s›nda “meflru” de¤illerdir. Oligarflinin “ba¤›ms›z yarg›” ad›na katliamc›lar› himaye etmesindeki maskeleri düflürmeliyiz. Oligarfli iflkencecilerini, katillerini aklamak, cezalardan kurtarmak için her yönteme baflvurup, yarg›y›, hukuku kullanabilir; ancak oligarflinin yasalar› h e r fley demek de¤il d i r. As›l olan halk›n haf›zas›, vicdan› ve bilincidir. Halk›n haf›zas›nda ve bilincinde ise oligarflinin yasalar›n›n ve kurallar›n›n hükmü yoktur; orada zaman afl›m›na da yer yoktur. Halka karfl› ifllenmifl suçlar›n hesab› er veya geç görülür.

2 Temmuz 1993 : S›vas’ta Katliam Zaman› 2 Temmuz 2008 : Katiller ‹çin ‘Zaman Afl›m›’ Zaman›!

Ankara 11. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı Davası’nda 4 Kas›m günü yap›lan duruflmada, Cumhuriyet Savc›s› Mustafa Bilgili, zaman afl›m› süresinin doldu¤unu belirterek, “2 Temmuz 2008’de tüm san›klar hakk›n daki kamu davas›n›n düflürülmesi ne karar verilmesini” talep etti. Savc›n›n talebiyle Sivas Katliam› san›klar›n›n da zamanafl›m› ile kur-

tar›lmas› gündemdedir. Mahkeme 19 Aral›k’a ertelendi. Müdahil avukatlar, zamam afl›m› süresinin 22.5 y›l olarak hesap edilmesi gerekti¤ini vurgulay›p, daha da önemlisi “Bu bir katliam suç u d u r, insanl›k suçudur” diyerek katillerin aklanmas›n›n kabul edilemeyece¤ini belirttiler. Zaman afl›m› bir yan›yla, oligarflinin katliam› üstlenmesidir. Çünkü, aç›kt›r ki, “ z a m a n a fl › m › ” oligarflinin katillerini kurtarma operasyonlar›ndan birisidir. Mad›mak Davas›’nda, bugüne kadar “yakalanmayan” san›klar bu flekilde kurtar›lmaktad›r. Bu operasyon ayr›ca bir AKP operasyonudur. AKP’nin içinden

geldi¤i dönemin Refah Partisi, bafl›ndan beri Mad›mak Katliam›n›n içinde olmufl ve katliam›n san›klar›n› aç›ktan sahiplenmiflti. fiimdi bu sahiplenme tavr› AKP içinde de sürdürülmektedir. Fakat, Sivas Katliam›n› halklar›n beyninden silmek mümkün olabilir mi? Elbette ki, bu mümkün olmayacakt›r. Fakat, sadece “zaman afl›m›” ile kurtar›lmaya çal›fl›lanlar› de¤il, katiller güruhunu yönlendirenleri, koruyanlar›, bugün kurtarmaya çal›flanlar› da belleklerimizden silemeyecekler. Oligarflinin mahkemeleri “zaman afl›m›” uygulayarak, adaletle uzaktan yak›ndan ilgilerinin olmad›¤›n› gösterse de, halk bu adaletsizli¤i kabul etmeyecektir. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

25


Biz de Tan›yoruz O'nu

Gebze Hapishanesi’ndeki Ö z g ü r Tu t s a k l a r a n l a t › y o r b u say›m ›zda Day ›’y›. A n › l a r › y l a , fleh itl i¤ in i ö ¤re n d i k l e r i a n d a k i duygular›yla, ama daha önem lisi, Day ›’y› n as›l yaflatacaklar›na ve gelece¤e nas›l tafl›yacaklar›na iliflkin düfl ünceleriyle, dizeleriyle Ö z g ü r Tu t s a k l a r k o n u fl u y o r. O'nu tan›mak ayr›cal›ksa -ki öyle- bu ayr›cal›¤a biz de sahibiz. Tan›yoruz O'nu. Her yönüyle hem de. Önder, komutan, ö¤retmen, özgür tutsak olarak tan›yoruz O'nu... Yoldafl olarak tan›yoruz. Her Cepheli tan›r Day›s›n›. Çok yak›ndan hem de. Militand›r Cepheliler. Gözü karad›r. Halklar›, vatanlar› için her türlü bedeli göze al›rlar. Kocamustafapafla gibi onlarca direnifle komutanl›k yapan Day›lar›ndan ve ‹brahim yoldafllar›ndan ö¤renmifllerdir militanl›¤›. Bilirler Day› ihtilalci çizgiyi Mahir'den devralm›flt›r. Cepheliler de Day›'dan. Ta r i h b i l i n ç t i r; asla geçmifl bir zaman dilimi de¤ildir. Ö¤rencisi olana en büyük okuldur. Bu okulda e¤itim kesintisizdir. Binlerce, yüzlerce ve daha yak›n, onlarca y›l öncesinden ö¤reniyoruz; gelecekte bizden ö¤renecekler. Nas›l ki Day›, yaflanm›fll›klar›, geçmifl tecrübeleri haz›r bir reçete olarak alg›lamad› ve hayat›n, yaflad›¤› topraklar›n gerçeklerine uygulad›ysa, Cepheliler de öyle ele alacak Day›’yla yaz›lan tarihi. Çünkü her Cepheli kendi omu-

26

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

zunun üstünde kendi bafl›n› tafl›r. Hem de güvenle. Sa¤dan soldan etkilenmez, yalpalamaz. Esen rüzgara kap›lmaz, kapitalizmin albenili yaflam›na kapt›rmaz kendini. Yeni, yepyeni bir hayat›n müjdesini tafl›rlar beyinlerinde ve yüreklerinde. Ve kalpleri o yeni dünyay› birgün kuracaklar›n›n inanc›yla çarpar. Buna inan›rlar. ‹nand›klar›n› söylerler ve söylediklerini yaparlar. Hem de ölesiye... Bu yüzden ölmeye, öldürmeye haz›rd›r Cepheliler. Kavgada yumruk say›lmaz. Öyle fütursuz dalarlar kavgaya. Cepheliler'in kanlar›n› ak›tmad›klar› bir mücadele alan› görülmemifltir. E¤er dikilecekse oligarflinin burçlar›na kurtulufl bayra¤›, yaz›lacaksa umudun ad› tarihe, bilirler kanla yaz›lacakt›r o tarih. Bilirler ve tereddütsüz dökerler kanlar›n›. En fliddetli çarp›flmalar›n ortas›na çekincesiz dalarlar. Nerede bir tokat patlasa ezilenlerin surat›na, ac›s›n› derinden hisseder her Cepheli. Yanar, kavrulur yüre¤i Irakl›, Filistinli, Endonezyal›... her milliyetten, dilden, dinden halklar için. Al›r yüre¤ini avuçlar›na, tereddütsüz savurur zulmün kalelerine. Öfkesinin ve kininin önü al›nmaz Cepheli'nin. Düflman›na kabus, ezilen halklara yoldafl, kardefltir Cepheliler. Bu yüzden uzlaflmazd›r Cepheliler. Karfl›lar›ndaki has›mlar›n›n Devasa silahlar›, ordular›, teknolojisi de olsa boyun e¤mezler. Bafllar› diktir her daim. Son nefeslerine ka-

Kavgay› flekillendirmifltir, kavgay› yürütecek devrimciyi flekillendirmifltir. Nas›l flekillendirdi¤i tarihin ve bizim malumumuzdur. O halde hepimiz tan›yoruz Day›’y›. Kim iddia edebilir ki, görmeden, karfl›laflmadan tan›namayaca¤›n›! Tan›mak yüzyüze olmak m›d›r ille?

dar uzlaflmaz bir devrimci olarak ölümsüzleflen Day›'d›r Cepheliler'i uzlaflmaz k›lan. Halklar›n›n içinde bafl› dik gezebilmenin onurunu ö¤retmifltir Day› onlara. Ö¤retmifltir ki, bu zafer için olmazsa olmazlardand›r. Bu yüzden hiçbir koflulda teslim olmaz Cepheliler; "Biz buraya dönmeye de¤il ölmeye geldik" sözü k›lavuzlar›d›r. Kuflatmalarda, kurflun ya¤murlar› alt›nda duvara kanlar›yla umudun ad›n› yazarlar. Direnmenin yeri, zaman› ve biçimi yoktur onlar için. Üslerinde, iflkencelerde, mapuslarda, sokaklarda... Bedenlerini silah yapar Cepheliler, gerekti¤inde hücre hücre erir, gerekti¤inde alev topuna dönerler. Ölümü tilililer, sloganlarla karfl›larlar, suskunlu¤u direnifle çevirirler. Bu iradeyi, bu inanc› Day›lar›ndan ö¤renmifllerdir. Bu kavgada flehitlik de vard›r, gazilik de, tutsakl›k da. Bilir Cepheliler savafl›n bedelini. Topra¤a düflerler; toprakta tohum olurlar. Baflka Cepheliler de do¤arlar yeniden. Tutsak düflerler. Kavga devam eder, de¤iflen sadece mekand›r. Savafl›n bir mevzisidir dört duvar, tel örgüler. De¤irmen misali ö¤ütülmek istenir inançlar›, siyasi kimlikleri. Nedamet getirmeleri istenir iflbirlikçilerin karfl›s›nda. Çok denedi oligarfli bunu, çok yan›ld›. Cepheliler çok yendiler, çok yan›ltt›lar düflman›. Ama halklar›n› ve bir de Day›lar›n› yan›ltmad›lar. Day›lardan, Haydarlar’dan ö¤renmifllerdi tutsakken özgür olmay›. Tutsak Cepheliler'in ad› bu yüzden Ö z g ü r Tu t s a k't›. Özgür Tutsak, Day›’dan miras bir kimlikti. Ki, bu kimlik, ateflle s›nan›p kazan›lm›flt›. Sel yata¤›n› buldu mu akar gider. Önüne set de çekilse, bent de kurulsa bu ak›fl engellenemez. Devrim bir alt-üst oluflsa -ki öyledir- Cepheliler bu alt-üst oluflun iddias›na ve cüretine sahiptirler. Bu;


tüm zorluklara, en a¤›r bedellere karfl› azimle, yorulmak bilmez bir güç ve enerji ile, coflkuyla “ Day› gi bi çal›flmak” demektir. Bu, hiçbir koflulda umutsuzlu¤a kap›lmamak demektir. En azg›n dalgalarda dahi Day› gibi sosyalizm bayra¤›n› en yükseklerde dalgaland›rabilmektir. Böyle olabilmeyi, bu iddiay› her koflulda sürdürebilme gücünü Day›'dan al›r Cepheliler. Day›'n›n devrim iddias›, iktidar› alma kararl›l›¤› örnektir. De¤il mi ki "Devrimci olmak, devrimi, ülkeyi ve halk›n kurtuluflunu her an beyninde yaflamakt›r" diyor Day›, o halde her Cepheli böyle ele alacakt›r devrimcili¤i, yani büyük hedeflerin ve iddialar›n insan› olacakt›r ve ölçüsü Day› olacakt›r. Ne devrimcili¤inde, ne emekçili¤inde, ne düfllerinde s›n›r tan›maz Cepheli. Yönünü flafl›rmaz Cepheli. Rotas›ndan sapmaz. Pusulas› Day›'d›r. Ve nas›l sevdiyse halk›n› ve vatan›n› Day›, öyle sever halk›n›, vatan›n› Cepheli. Day›, nas›l adad›ysa ömrünü halk›na, Cepheli de öyle adayacakt›r ömrünü halk›na; adamazsa, o s›fat› hakedemez, Day›’n›n yoldafl› ve ö¤renci olamaz... Üreten beynimize, çarpan yüre¤imize, konuflan dilimize ve yazan kalemimize ayn› duygular ve düflünceler yön veriyor. Anadolu'da devrimin destan› yaz›l›yor ve üreten beyin, çarpan yürek, konuflan dil, yazan kalem, o destan›n parças›d›r. Destan› yazan ve yazd›rand›r Day›m›z. Kavgay› flekillendirmifltir, kavgay› yürütecek devrimciyi flekillendirmifltir. Nas›l flekillendirdi¤i ise tarihin ve bizim malumumuzdur. O halde hepimiz tan›yoruz Day›’y›. Kim iddia edebilir ki, görmeden, karfl›laflmadan tan›namayaca¤›n›! Tan›mak yüzyüze olmak m›d›r ille? Cepheliler'in hepsi tan›r Day›lar›n›, hem de hepsi. Böyle tan›r, ba¤lan›r, böyle severler. Bu büyük bir güçtür. Ölümleri mücadele kararl›l›¤›na çeviren, insan› çeliklefltiren bir güç. Bu yüzden Cepheli olmak bir ayr›cal›kt›r.

‘Önderim... Sen hala bizimlesin!’ Ö n d e r i m , flehitlik haberini hapishanede ald›k. Ac›m›z büyük, öfkemiz de bir o kadar. “Ben ölseydim, senin yerine ben ölseydim” ; Haberini ald›¤›m›zda ilk akl›mdan geçendi bu duygular. Böyle bir duygu yo¤unlu¤u içindeyiz. Bir yandan yapmam›z gerekenleri yaparken, bir yandan da seninle sohbetteyiz. Bugün fiziki olarak yoksun. Ama bugün bizler dün oldu¤u gibi senin yol göstericili¤inde ilerliyoruz. Düflman›m›z› sevindirmeyecek, açt›¤›n yolda zafere kadar yürüyece¤iz. Sen hala bizimlesin... Senin gibi bir öndere sahip olmak onur ve gurur verici... Bu bilinçle hareket edecek, bu u¤urda flehit düflece¤im. Seni u¤urlayanlar aras›nda bizler de vard›k. Koca bir halk vard›. Hapishanelerden ulaflt›rd›k slogan ve marfllar›m›z› Gazi'ye... O yoksul kondulardaki yüzlerce emekçi vard› u¤urlayanlar aras›nda. Çünkü sen halkt›n. Ve senin flehitli¤in huzurunda bir kez daha diyorum ki sana ve kahraman flehitlerimize ailemiz içinde lay›k olaca¤›m. Sevgi ve Ba¤l›l›¤›mla..

‘B i z b a ¤ › m › z › e n k o p m a y a n › n d a n k u r d u k z a t e n ’ 15 A¤ustos 2008 Sana " t e r ö r i s t " diyorlar; 70 yafl›ndaki kad›nlar hangi "terörist"in tabutunu öpüp gözyafl› döker? Y›llarca, ömrü boyunca ezilmifl, horlanm›fl korkutulmufl ama y›lmam›fl bir ana senin tabutunun pefli s›ra yürürken; binler seni omuzlam›flken, bunu gören, "terörist" diyeni görmez bile... Hiç kimse senin gibi vatan›n› sevmez. Hiç kimse senin gibi "insan›" varedemez. Bugün cenaze töreni ile topra¤a kar›flacak beden önderimizindir. Aram›zda bir kan ba¤› kurmaya hiç gerek yok. Biz ba¤›m›z› en kopmayan›ndan kurduk zaten. Bir yaz günü seninle tan›flt›¤›mda hayat›m›n bu kadar anlam kazanaca¤›n› bilemezdim. ‹nsan›n ne oldu¤unu bize, bana sen ö¤rettin. Devrimci Solcular varken bu ülkede hiçbir kimse de¤ersiz de¤ildir. Çünkü onlar Anadolu'da yaflayan her canl›ya de¤er verir. Onlar›n gelece¤ini düflünürler. Bu ülkede Parti-Cepheliler oldukça hiçbir güzellik, hiçbir iyilik de¤erinden hiçbir fley kaybetmez. Sen bunlar› bize ö¤retensin. Sen insan›n tan›m›s›n. Sen önderimiz, ölmeyenimizsin. Sonsuz Sayg›lar›mla. Cepheliler der ki; Day›’y› tan›yoruz. Ta n › m a k ise, t a n › k l › k t › r ayn› zamanda tarihe. Tan›kl›ksa sor u m l u l u k y ü k l e n m e k t i r. Yükleniyoruz Day›m›z› tan›man›n sorumlulu¤unu. Sorumluluk O'nu yaflamakt›r. O'nu yaflatmak, "Dünyan›n Türkiye'sinde devrim yapmak için yola ç›kan” Mahirler'e, "Dünyay› bir kez de Türkiye'den

sarsaca¤›z" diyen Day›’ya, kahraman flehitlerimize ve halk›m›za karfl› borcumuzu, sözümüzü yerine getirmektir. Söz; onlara devrimi arma¤an etmektir. Ve bunun ötesi yoktur. Varsa da daha denilecek, diyelim o halde; Onurluyuz, Day›m›z› tan›yoruz. Gururluyuz, böyle bir ailemiz var. fiansl›y›z, çünkü Cepheli'yiz. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

27


Day›m›za, Büyük Ailemize,

‘Her an›m›zda bu sorumlulukla yaflayaca¤›z.’ Namussuzlu¤un en büyük erdem olarak ö¤retildi¤i, dünyan›n her yerinde halklar›n kâr u¤runa alçakca katledildi¤i, açl›¤a, yoksullu¤a, ölüme terkedildi¤i, insan›n köle tüccarlar›n› aratmayacak denli vahflice sömürüldü¤ü bu asalak düzene karfl› baflkald›rmaktan, ezilen halklar›n tek kurtulufl yolu olan sosyalizm için savaflmaktan daha onurlu ne olabilir ki! ‹flte bu nedenledir ki, bu savafl›n bedeli her ne olursa gülerek karfl›lar›z. Tutsakl›k da bu bedellerden biriyse diyece¤imiz bellidir; Büyük Direniflimizin son flehidi Fatma Koyup›nar’›n dedi¤i gibi: " Tutsakl›k aln›m›z›n ak cefas›d›r." Onurla tafl›r›z Özgür Tutsakl›¤› zulmün hücrelerinde. Düflüncelerimiz, üretimlerimiz ve yaflam disiplinimizle kavgan›n tam ortas›nda, hayat›n nabz›n›n att›¤› her yerdeyiz biz. Özgür Tutsakl›k da böyle bir ruh halidir iflte; kab›na s›¤mayan, coflkun, inançl›, umudu her daim diri tutan ve zincir vurulamayan. Ölümlere yatt›k, defalarca kez. Kan›m›zla y›kad›k mapus duvarlar›n›, Buca'da, Ümraniye'de. Hamamlarda ter yerine kan ak›tt›k Ulucanlar'da, Ifl›l ›fl›l bakan gözlerle fedaya kofltuk, s›ra s›ra... Ölümle niflanl›y›z, nereden ve nas›l gelirse gelsin hofl gelir sefa gelir demifliz bir kez. Direnmenin, bafl› dik yaflaman›n onuru, gururu hiçbir fleye de¤iflilmez çünkü. Ödenecek her bedel, bir s›namad›r asl›nda; iradenin ve inanc›n s›nav›. Ki Özgür Tutsakl›k kimli¤i bu s›navlardan geçmekle ete kemi¤e bürünür. Bu s›navlar›n en büyüklerinden birini yafl›yoruz. Parti-Cephe'yi küllerinden yeniden yaratan ve bugün ad› halklar›n dilinde ve yüre¤imizde "umut" olan hareketimizin

28

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

baflkomutan›n›, önderimizi, Day›m›z› kaybetmenin s›nav› bu. Hiçbirimiz böyle bir ac› yaflayaca¤›m›z› düflünmemifltik daha önce. Böyle bir fley ihtimal olarak dahi gelmiyordu akl›m›za... Gelmemeliydi. Ama birgün... Yeri-gö¤ü s›ca¤›yla kavururken A¤ustos, bilemedik yüreklerimizi de kavuraca¤›n›. S›¤mad› yüreklerimiz zindan duvarlar›na. Nefesimiz kesildi. Taflt› gitti yüreklerimiz yoksul Gazi'nin sokaklar›na. Biz de oradayd›k, omuz verdik Day›m›z›n vatan topra¤›yla kucaklaflmas›na. Gözlerimiz bulufltu, binlerin ac›l› fakat umutlu gözleriyle. Yüreklerimiz tutufltu, binlerin s›zlayan fakat coflkulu yürekleriyle. Ve fakat yetmedi hiçbiri... Biliriz hayat›n gerçekli¤idir "ölüm"; ancak konduramad›k Day›m›za. Hep vard› O, hep varolacak. Bizim ölümden anlad›¤›m›z yaln›zca fiziki bir ayr›l›flt›r. Devrimciler aslolarak düflünceleri ve mücadeleye katt›klar›yla halklar›n bilincinde ve yüre¤inde yaflamaya devam ederler. T›pk› Mahirler, Cevahirler, Niyaziler, Sabolar, Sinanlar gibi... Hepsi birer bayrakt›r ve u¤runa yaflamlar›n› feda ettikleri idealleri büyük bir mirast›r. Day›m›z›n bize b›rakt›¤› miras çok büyüktür. Day› bize Türkiye Devrimini gerçeklefltirme hedefini miras b›rakm›flt›r. O, bize bulundu¤umuz her yerde örgütlülü¤ümüzü büyütme görevini vermifltir. O, bize devrimcili¤imizi yenileme, güçlendirme ve süreklilefltirme görevini vermifltir. O, bize süreci anlayan, kavrayan, düflünen, politika üretebilen ve örgütlülü¤ün politikalar›n› her koflul alt›nda hayata geçirebilen bir devrimci olma görevini vermifltir.

O, bize Özgür Tutsakl›k kimli¤ini büyütmek, üretmek ve düflman›n politikalar›n› bofla ç›karmak görevlerini vermifltir. O, bize yaflam›m›zda ve beynimizde düzenle tüm ba¤lar› kopar›p, her zamankinden daha kararl›, daha coflkulu ve çal›flkan olma görevini vermifltir. O, bize yaflam›m›z›n her an›nda iradi olma görevini vermifltir. Çünkü bunlar gerçeklefltirilmeden devrimin engebeli, dolambaçl› ve sarp yollar›nda yürünemez. Day› yaflam› boyunca ve ölüme yürürken de bize bunlar› ö¤retti. Bundan sonra da ö¤retmeye devam edecek. Ö¤rencileri olarak bu s›nav› da baflar›yla geçece¤imize inan›yoruz. O flimdi çok sevdi¤i halk›n›n gözleriyle bizi izlemeye devam ediyor. Bunun sorumlulu¤u büyüktür elbette ve biz, her an›m›zda bu sorumlulukla yaflayaca¤›z. ‹nanç ve ba¤l›l›¤›m›zla Ö z g ü r Tu t s a k l a r

***

“ifl te d ed im, iflte...” 19 A¤ustos 2008 Merhaba; fiu an akl›mdan geçenleri anlatmak çok zor. O kadar çok duygu iç içe ki; ac›, öfke, onur, gurur... Hepsini yaflatt›n bizlere. Seni onbinlerle, yoldafllar›m›z›n omuzlar›nda, halk›m›z›n ba¤r›nda, yüzlerce kez flehitlerimizin kan›yla sulanan topraklar›m›za u¤urlad›k. Orada olmayan onbinlercesinin yüre¤i seninle çarpt›, seni aln›ndan


öpebilmenin hasretiyle yand›, biliyoruz. ‹stedi¤in gibi oldu herfley; bunun huzuruyla doluyuz. Ve bilmeni isterim ki bundan sonra da öyle olacak. Herfley istedi¤in, düflledi¤in gibi olacak. Ç ü n k ü bize düfl kurabilmeyi ve en önemlisi de düfllerimizi hayata geçirebilmeyi sen ö¤rettin. Daha da ö¤renece¤imiz çok fley var. Devrime, halk›na adanm›fl ömründen, özverinden, eme¤inden, sabr›ndan, sevdandan, cüretin ve öngöründen ö¤renecek çok fleyimiz var. Fiziken ayr›lm›fl olsak da ö¤renmeye devam edece¤iz. Sen orada yoldafllar›m›z›n omuzlar›nda, halk›m›zla son yolculu¤una u¤urlan›rken; iflte dedim, iflte, devrime de böyle yürüyece¤iz. Böyle onurlu, böyle cüretli, öfkeli ve coflkulu. Bayraklar›m›zla.. Ve tek beden, tek yürek.. Senin omuzlar üstünde gidiflini izlerken milyonlar›n öfkesini, kararl›, inançl› ad›mlarla devrime yürüyüflünü gördüm. Bu güç senin eserin. ... Bizlere b›rakt›¤›n miras› büyütecek, yar›nlara tafl›yaca¤›z. And›m›z olsun ki, u¤runa herfleyini feda etti¤in mücadelemizi zaferle taçland›raca¤›z. ... Ve ben de bu u¤urda tüm varl›¤›m› feda etmeye haz›r›m. Bundan sonra da yaflam›mla, prati¤imle, düflüncelerimle sana, sizlere lay›k olmaya çal›flaca¤›m. Eme¤i, sabr›, özveriyi ö¤renecek, daha h›zl› ad›mlarla yürüyece¤im. ‹lk ve son bir kez görebilmeyi çok isterdim seni, aln›ndan öpebilmek, dokunabilmek... ... Selam olsun sana, önderimize, ö¤retmenimize, baflkomutan›m›za! Selam olsun yi¤it, fedakar, kahraman flehitlerimize! Selam olsun zaferi kazanacak hareketimize. ‹nanç ve ba¤l›l›kla.

And ‹çeriz

Önderimiz Baflkomutan›m›z Bizler Tu t s a k y o l d a fl l a r › n o l a r a k Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k Faflizme karfl› demokrasi Sömürüye karfl› Sosyalizm mücadelesinde Halklar›m›z›n yan›nda Özgür vatan u¤runa Silahlar›m›z›n son mermisine Kan›m›z›n Son damlas›na kadar Savaflaca¤›m›za Senin huzurunda Bir kez daha And içeriz And içeriz And içeriz ! Önderimiz Baflkomutan›m›z And olsun ki Anadolu'nun H e r kar›fl›nda Senin sesin yank›lanmaya Devam edecek . Hayat›n Kavgam›z›n nabz› Seninle atmaya Biz yoldafllar›n›n kalbi

Seninle çarpmaya Devam edecek . Önderimiz Baflkomutan›m›z Ö ¤ re t m e n i m i z De ¤e rli yoldafl›m ›z Seni Kahraman flehitlerimizin yan›na Rengini fiehitlerimizin kan›ndan alan Orak-çekiçli Bayraklar›m›zla u¤urluyoruz And içiyoruz ki Kahraman flehitlerimize ve S a n a Devrimi arma¤an edece¤iz Önderimiz Baflkomutan›m›z And içiyoruz ki Bu u¤urda Can›m›z Kan›m›z Sana Parti-Cephemize Türkiye Halklar›na Feda olsun Feda olsun Feda olsun! Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

29


❖ Yüzü kapat›lm›fl olsa da biliyoruz ki, o bizim

çocu¤umuz. ❖ Onu iplerle ba¤layan ise, bu resimde görünmese de biliyoruz ki, “devletimiz” oldu¤unu iddia eden ama hiçbir zaman bizim olmayan bir devlettir.

Oligarfliye Çocuk Emanet Edilmez! Çocu¤unuzu kimlere emanet etmezsiniz? Bir h › r s › z a emanet etmezsiniz mesela de¤il mi? Veya bir › r z d ü fl m a n › n a ? Çocuklara tecavüzü çok önemli bir suç olarak görmeyen birine hiç emanet etmezsiniz?.. Bir ifl kenceciye de kuflkusuz emanet etmezsiniz çocu¤unuzu... E¤itim deyince, “disiplin” deyince, bundan sadece daya¤›, azarlamay› anlayan bir “e¤itimciye” teslim edebilir misiniz çocu¤unuzu? Oligarflinin devleti, iflte bunlard›r; h›rs›z, ›rz düflman›, iflkenceci, dayakç›... hepsidir. ‹flte bundan dolay›, bu toplum, çocuklar›n›, yetimlerini teslim edemez devlete. Ederse ne olur? Y›llard›r ortaya ç›kan say›s›z “skandal”dan ötürü, bunun cevab›n› biliyoruz. Y›llard›r çocuk yetifltirme yurtlar›ndan iflkence, dayak, tecavüz olaylar› yans›r. Ankara'daki Saray Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan gazetelere, televizyonlara yans›yan yeni resimler de, bizim zaten bildi¤imiz bir gerçe¤i bir kez daha kan›tlad›. Çocuklar›m›z›n içimizi s›zlatan görüntülerine bak›p bir kez daha lanetledik bu kahrolas› düzeni. Biz biliyorduk ki, gördü¤ümüz bu sahneler, tek bir yurda veya sadece bir döneme özgü de¤ildi; Yetifltirme yurtlar›, çocuk esirgeme kurumlar›, ony›llard›r böyledir ülkemizde. Ve ony›llard›r de¤iflmez durum. Çünkü

30

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

de¤iflmesi için bütçe ay›rmak gerekir, yönetimlerini de¤ifltirmek ve denetlemek gerekir; ama en önemlisi, sistemi vareden politikalard›r. Çünkü yetifltirme yurtlar›ndan yans›yan bu olumsuzluklar, bir zihniyetin, bir yönetim anlay›fl›n›n ifadesidir.

Anlat›lan -ne yaz›k kiülkemizin gerçe¤idir Bir ‹ngiliz, Sarah Ferguson, 2 ay önce ‹stanbul Zeytinburnu ve Ankara'daki Saray Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na ait kimsesiz çocuk yurtlar›na kimli¤ini gizleyerek giriyor ve oradaki çocuklara yönelik kötü muameleleri kameraya kaydediyor. Geçen hafta bas›n yay›n organlar›na yans›yan bu görüntüler, yetifltirme yurtlar›nda, bak›m merkezlerinde hala de¤iflen bir fley olmad›¤›n› gösterdi. Ferguson tan›k olduklar›n› flöyle anlat›yordu: "Çocuklar›n saç› kaz›nm›fl... koridorlar idrar, d›flk› ve kusmuk kokusundan geçilmiyor... Çocuklar›n çifl bezlerinin paras›zl›k yüzünden de¤ifltirilmedi¤i söylendi... “Çocuklar insan görünce korkup 盤l›k at›yor. Baz›lar› köpek gibi duvar ve ranzalara ba¤lanm›fl... yüzlerce çocuk ve genç ellerinden ya da dizlerinden yataklar›n metal çubuklar›na ba¤lanm›fllard›... “Bir odaya girdi¤imde ayn› yata¤› paylaflan iki kad›n, insan d›flk›s› içindeki yataklar›ndan aya¤a f›r-

lad›. Hemen haz›r ola geçip ellerini arkalar›nda kavuflturdular... Manzara karfl›s›nda benim ve kameraman›m›n gözleri doldu.” Bunlar› anlatan ‹ngiltere egemen s›n›flar›na mensup biri. Burjuva kesimlerin çocuk haklar›, insan haklar› savunuculu¤unun riyakarl›¤› üzerine birçok fley söylenebilir, fakat bunlar, Saray Çocuk Yurdu’ndaki tabloyu de¤ifltirmiyor.

Sorumlular›n kurtulma çabalar› Herfley ortada. Fakat özürlü çocuklara reva görülen bu uygulaman›n sorumlular›, “komplo, tertip” deyip yapt›klar›n› gizlemeye kalk›yorlar. Bu sorumsuzlu¤un sorumlulu¤unu üstlenip oturdu¤u koltu¤u terketmesi, halktan özür dilemesi gereken SHÇEK Genel Müdürü ‹s mail Bar›fl “Görüntülerde bir kiflinin karyolaya ba¤l› oldu¤u görülüyor. Bunun tertip oldu¤unu düflünüyorum” diye aç›klama yap›yor. Yurtlar›n, yuvalar›n bafl sorumlusu Nimet Çubukçu: “Ferguson art niyetli” diyerek sorumluluktan s›yr›lmaya çal›fl›yor. “Tam AB ‹lerleme Raporu’nun aç›klanaca¤› dönemde” olmas›n›n bu art niyetin kan›t› oldu¤unu ileri sürüyor. “Ferguson art niyetli” olabilir; sen onu b›rak; sen çocuklar› d›flk›lar içine att›n m› atmad›n m›, onlar› zincire vurdun mu, vurmad›n m›, bunlar›n hesab›n› ver. Devlet Bakan› Nimet Çubukçu, ‹ngiltere’de bu görüntüleri yay›nlayacak olan televizyonun, görüntülerin yay›nlanmas› için kendilerinden izin istedi¤ini ve cevap hakk› da verdi¤ini belirtiyor. Bir suçun yoksa, yaratt›¤›n bir rezillik yoksa, ç›k konufl. Ç›k›p konuflam›yor elbette, ne konuflacak, neyi savunacak? Bu-


Saray

❖ Yine ayn› teraneler: “Komplo, tertip, münferit,

Bir ülke düflünün; hapishaneleri, karakollar› zulüm Türkiye’yi karalamak isteyen d›fl güçler...” yeri, hastaneleri zulüm yeri, ❖ B›rak›n bunlar›; yaratt›¤›n›z tablo iflte ortada. özürlülerin, yafll›lar›n, ye❖ Üstelik sadece Saray’daki de¤il, onlarca çocuk timlerin güya bak›m için Malatya konuldu¤u yerler iflkence yuvas›, yetifltirme yurdu daha beter durumda. ve sefaletin içiçe geçti¤i yerler halinde... ❖ Bu tabloyu yaratan düzenin ezilene, mazluma, Raporlar›n, komisyon yetime, halka düflman zihniyetidir. üyesi milletvekillerinin anlatt›klar›n›n gösterdi¤i gibi, hins el Öz ürl ül erin Ha kl ar›’ adl› nun yerine bilinmeyen herhangi bir fley yoktur. AKP hükümekuruluflun Eylül 2003-Temmuz Bu sorunlar bilindi¤i halde y›llard›r ti seferber olmufl, görüntülerin yay›n2005’te ülkemizdeki incelemelerinçözülmemektedir. lanmas›n› engellemeye çal›fl›yor. den sonra haz›rlad›¤› raporun Saray Tam bu noktada s›k s›k baflvuBak›m ve Rehabilitasyon MerkeKendi gerçekleriyle yüzleflmeye r u l a n b i r oyuna da dikkat çekmezi’yle ilgili bölümünde yer al›yordu. cesaretleri yok. Al›flm›fllar herfleyi miz yerinde olacakt›r. Buna benzer ö r t b a s etmeye. Ama daha durun “sab›kas›” daha olaylar, bir flekilde halka, bas›na bitmedi bu yurdun. Çubukçu, “inceledik, orada utayans›d›¤›nda, baflta iktidar yetkililen›lacak bir durum yok” diyor. Bu, ri olmak üzere, birçok kurum, sanki Bu rapordan bir y›l önce de milorada, Saray’daki bak›m merkezinbu ilk kez duyuyorlarm›fl, sanki bu letvekilleri gitmiflti Saray’daki bade utan›lacak bir fley olmad›¤›n› detür fleyle ülkemizde ilk kez oluyork›m merkezine. ¤il, art›k bu merkezleri yönetenlerin mufl gibi flafl›rm›fl görünüyorlar. Ve Komisyon üyelerinden AKP’li sonra, bir müfettifl göndermekle, bir ar damar›n›n çatlad›¤›n›, böyle bir Gürol Ersoy, Orhan Erdem, CHP’li komisyon oluflturup gerekirse bir de durumdan bile utanmad›klar›n› gösÖzlem Çerçio¤lu ve Ahmet Y›lmazyasal düzenleme yap›laca¤› vadediteriyor. ‹nsanlar d›flk›lar içinde yat›kaya, bas›n toplant›s›nda manzaray› lerek, sorun unutulmaya terkedilir. r›l›yor ve o hala utanm›yor. O, “gizflöyle anlatm›fllard›: Ne yaz›k ki, bu, iktidarlar›n hemen li çekimi farketmeyen” görevlilere “Eleman eksikli¤i bulunuyor. 15 her zaman baflvurduklar› ve istisnasoruflturma açmakla meflgul. kiflilik ko¤ufllarda 30-40 kifli kal›lar hariç her sefer de sonuç ald›klaÇubukçu’nun baflvurdu¤u “tam yor. 3 ile 36 yafl›ndaki zihinsel özürr› bir yöntemdir. da bu dönemde...” söylemi de afla¤›lüler ayn› yerde. Zarar vermesinler Her seferinde sergiledikleri “flafll›k bir demagojidir. Kim, o yurtlara, diye çocuklar bellerinden iplerle k›nl›klar›”yla, tüm bu olumsuzlukyuvalara ne zaman giderse gitsin, yataklara ba¤lan›yor. Kaçmaya çalar›n hep “gizlice” yap›ld›¤›, devlekarfl›laflaca¤› tablo ayn›d›r. Nitekim l›flt›¤› iddia edilen üç k›z çocu¤u tin, ‘kamuoyunun’ haberi olunca de öyle olmufltur. 2004’te Saray’a psikolo¤a da haber verilmeden hiçbunlara son verilece¤i düflüncesi gidenler, ayn› fleyi görmüfltür, bir eflyan›n olmad›¤› so¤uk bir odayarat›l›yor. Ama öyle olmuyor. Yine 2005’te durum yine farkl› de¤ildir. da kilitli tutuluyor. Tuvaletler pis, olmayacak. çarflaflar kirli.” S o r u n l a r b i l i n m i y o r d e¤il Baz› göstermelik önlemler al›naHadi diyelim ki, Sarah Ferguson bilir, bu kadar teflhir oldu¤u için, “Bir kez sekiz -dokuz yafllar›nda “art niyetli”; peki ya bunlar› anlatan birkaç yurt ve yuva, vitrin haline bir çocu¤un yerde yatt›¤›n› gördüm. dönüfltürülebilir, ama çark, yine çosizin kendi milletvekilleriniz? Yer kanla kapl›yd›. Hemflirenin elincuklar›m›z› daya¤a, açl›¤a, d›flk›lade kerpeten vard›, çocu¤un üzerinr›n içinde yaflamaya mahkum edeÇ ö z ü m n e re d e , n a s › l ? de oturuyordu ve diflini çekti. A¤l›rek sürer. Çünkü bu çark›n k›r›labilyordum. Hemflire ‘Onlar ac› hissetOkurlar›n akl›na flu soru da gelemesi, yetim çocuklar›m›z›n, ö z ü r l ü miyor’ dedi.” bilir; peki milletvekilleri de görmeinsanlar›m›z›n, emeklilerimizin, “Tecavüze u¤rayan pek çok k›z sine ra¤men bir fley yap›lmam›fl m›? yafll›lar›m›z›n, yurt, yuva ad› veribiliyorum. Daha büyük o¤lanlar ziAraflt›rma, soruflturma komisyolen am a ne yurt , n e yu va o la ma hinsel engelli k›zlar› bir yere götünu üyeleri, esas olarak düzen ad›na yan yerlerdeki kaderinin de¤iflebilrüyorlar. Yata¤a ba¤l› çocuklar da bir fley yapmaz, düzenin konuyla mesi, onlar›n insanca yaflam koflultecavüze u¤ruyor. ” “hassasiyetle” ilgilendi¤i görünülar›na kavuflturulabilmesi için, büt“Çal›flanlar spastik çocuklar› münü verip, belki bir dönemdeki çeden personele, e¤itimden yasal so¤uk zemine yat›r›p bazen kaynar tepkileri yumuflatmakla, sorunlar›n düzenlemelere kadar çok fley geresu, bazen so¤uk su püskürtüyorlar. ” üstünün zamana yay›l›p yavafl yavafl kir; ama en baflta halktan yana bir Bu anlat›lanlar, ‘Uluslararas› Ziiktidar gerek! örtülmesiyle görevlidirler. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

31


AKP’nin, Adli T›p’›n ve Düzen ‹slamc›lar›n›n

TECAVÜZCÜ SEVG‹S‹ Al›n te cav üzcü nüzü; b a ¤ r › n › z a bas›n! Bir tecavüzcüyü savunup sa hi p le nm ek a y ›b › hep i ni ze y e te r! .. . ‘Utanmaz adam’m›fl! Utanmaz bir tane mi? UTANMAZ adam diye yazd› bir gazete. Do¤ru. Ama eksik de. Bir de¤il, befl de¤il utanmazlar. Adam›n piflmifl kelle gibi s›r›tan kar›s› UTANMAZ. Afla¤›l›k adama ilk günden beri sahip ç›kan islamc›lar UTANMAZ. Bu sap›¤› aklamak için hala ç›rp›nan Vakit gibi islamc›lar UTANMAZ. Adam› reyting u¤runa her akflam televizyon ekranlar›na ç›kartan b u r j u v a m e d y a UTANMAZ. Herfley ayan beyan hale gelmiflken hala Üzmez’i korumaya çal›fl›p bu ahlaks›zl›¤a yer vermeyen Enver Abi’nin Türkiye’si, Fethullah Hoca’n›n Zaman’›, Erbakan’›n Milli Gazete’si UTANMAZ. Bu insan müsveddesini kurtaracak bir yasa tasar›s› haz›rlamaya giriflen A K P UTANMAZ (tepkiler karfl›s›nda daha sonra tasar›y› geri çekseler de karakterlerini ortaya koymufl oldular). Türbanla kad›n›n namusunu savunmaya soyunup bu namussuzlu¤a sesini ç›karmayanlar UTANMAZ. Görevi oldu¤u halde, tacize u¤rayan B.Ç’ye avukat tutmayan SHÇEK UTANMAZ. Tecavüze u¤rayan k›z çocu¤unun ruh ve beden sa¤l›¤› bozulmam›flt›r diye rapor veren Adli T›p doktorlar› UTANMAZ. Devrimcileri, kan›ts›z, belgesiz y›llarca hapishanelerde yat›r›p bu sap›¤› alelacele tahliye eden yarg› UTANMAZ... Velhas›l; UTANMAZLIK D‹Z BOYU. *** Hüseyin Üzmez olay›, haftalard›r gazetelerin, televizyonlar›n gündeminde. Fakat bafltan belirtelim ki, bu sorunun tart›fl›lmas›nda, ele al›nmas›nda önemli bir çarp›kl›k hakimdir.

32

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

Sorun, hemen tüm çevreler taraf›ndan adeta b i reysellefltirilmektedir. Veya kimisi sadece belli bir islamc› çevreyle s›n›rl› tutmakta, kimisi ise sorunu sadece Adli T›p, yarg› gibi boyutlar›yla ele almaktad›r. Sorunu “bireysellefltiren”, münferit gösteren herkes, yanl›fl içindedir. Çünkü Üzmez olay›nda karfl› karfl›ya oldu¤umuz birçok olgu vard›r. Yaz›m›z›n bafl›nda say›lan “utanmazlar” listesi, olay›n düzenin tüm kurumlar›na uzanan bir yan› oldu¤unu gösteriyor. Ama mesele kurumlar›n da ötesinde, bir k ü l t ü r meselesidir.

Bu Sadece Bir Himaye De¤il, B i r Anlay›fl Ve K ü l t ü r d ü r Mesele sadece bir sap›¤›n korunmas›, hapishaneden kurtar›lmas›yla s›n›rl› de¤ildir. Bu, bir yan›yla da sonuçtur. Üzmez gibi ayn› ahlaks›zl›¤›, suçu iflleyenler de, emin olun ki, bu iktidar ve kurumlar› taraf›ndan ayn› himayeye mazhar olacaklard›r. Çünkü, Üzmez’i kurtaran Adli T›p raporunda imzas› olan uzmanlardan Dr. Gökhan Erifl, Adalet Bakanl›¤› bünyesinde 9-10 Ekim’de yap›lan cinsel suçlarla ilgili bir toplant›da, flu öneriyi yapanlar›n içindedir: “Evlenme yafl›n›n 14'e indirilmesi, 'reflit olmayanla cinsel iliflki'de suçun cezaland›r›lmas› için gereken flikayet koflulunun 15 yafltan 14'e çekilmesi, tecavüz edenin, ma¤durla evlenmesi durumunda cezadan kurtulmas› ve efle tecavüzde 7 y›la kadar olan cezan›n 1 y›la indirilmesi...”

‹flte sorun bu kafadad›r. Nitekim, buradaki öneriler çerçevesinde AKP bir tasar› haz›rlam›fl, ancak bu giriflimin “Hüseyin Üzmez’i kurtarma yasas›” olarak adland›r›lmas› ve bu noktadaki tepkiler üzerine haz›rl›ktan vazgeçilmifltir. Sözkonusu tasar›daki anlay›fla bak›ld›¤›nda, Hüseyin Üzmez gibi bir sap›¤›n kurtar›lmas›n›n son derece tali bir unsur oldu¤u görülür. Burada tecavüzün kendisini meflrulaflt›ran, kad›na her türlü cinsel bask›y› meflrulaflt›ran bir yaklafl›m söz konusudur. “ Te c a v ü z c ü n ü n m a ¤ d u r l a e v l e n d i r i l m e s i ” ni öneren Gökhan Erifl’in de içinde bulundu¤u Adli T›p’a göre, düzmece raporla tahliye ettikleri Üzmez sap›¤›, taciz etti¤i ma¤durla evleninrse bir sorun kalmayacakt›! Ne hukuken, ne ahlaken! Hukuklar› da, ahlaklar› da budur ve Üzmez olay›nda as›l tart›fl›lmas› gereken de budur. Üzmez’i tart›fl›rken AKP’nin ahlak›n›, kültürünü, kad›nlara iliflkin bak›fl aç›s› ve politikas›n› tart›flmamak, elefltirmemek, ikiyüzlülüktür. Hemen herkes yok say›yor, görmezden geliyor veya hat›rlam›yor; AKP, yeni TCK’da, reflit olmayanlarla ilgili cinsel suçlar›n cezas›n› da ÜÇ Y I L D A N ‹ K ‹ Y I L A ‹ N D ‹ R M ‹ fi T ‹ ve flikayete tabi hale getirmiflti. Yani ceza mekanizmas›n›n iflletilmesi “flikayete ba¤l›”d›r art›k. Bu tür durumlarda ma¤durlar›n flikayet etmesinin önündeki engeller ise, herkesin malumudur. AKP iktidar›, tecavüz suçlar›nda cezalar› indirmeyi düflünen bir zihniyetin temsilcisidir. Kapitalizmin kad›n› bir cinsel meta olarak gördü¤ü ortada. Peki islamc›lar, onlar farkl› m› görüyor? Hay›r, onlar da kad›n› evden d›flar› ç›kar›lmayacak kendilerine ait cinsel bir mal olarak görüyorlar; kad›-


n›n karn›ndan s›pay›, s›rt›ndan sopay› eksik etmeyeceksin bu kültürün yaratt›¤› bir deyifltir.

‘Üzmez S›nav›’ndan Geçemeyen ‹slamc›lar Ne Yeni fiafak’›n ancak Üzmez kanal kanal dolafl›p konuflarak “islamc›lara zarar vermeye bafllad›¤›” noktada “sus be adam” manfletini atmas›, ne de Vakit’te bir yazar›n aylar sonra bu olay› elefltiren bir yaz› yazmas›, islamc› camiada bu konuda a盤a ç›kan derin zaaf› örtmeye yetmez. ‹slamc› çevreler, büyük ço¤unlu¤uyla ya sap›¤› himaye eden ya da en az›ndan sessizlikle geçifltiren bir tutum tak›nm›fllard›r. Burada da sorun islamc›l›¤›n kad›n sorununa, kad›n erkek iliflkilerine, müslümanl›¤›n tarihine bak›fl aç›s›ndan kaynaklanmaktad›r. Keza, o tarihin bugün sömürücü islamc›lar taraf›ndan nas›l kullan›ld›¤› da ortadad›r. Bu istismara hemen bütün islamc›lar sessiz kal-

Bu afla¤›l›k olaydaki figür l e re çok k›z›p öfkelenebi liriz. Bu yanl›fl da olmaz, ama bu, soruna do¤ru teflhis koymaya yetmez. Ta m t e r s i n e , s o r u n u n b i reysel s› n › r l a r içinde tutulmas›, yeni Üzmezler ’e , yen i u t an maz l›klara davetiye ç›karmaktan baflka anlama gelmez. d›¤› için, köfleyi dönen islamc›lar metresli lüks sefahat içinde yaflama geçiyor, Üzmez gibiler, sap›kl›klar›n› “peygamberimiz de 9 yafl›nda evlenmiflti” diye savunabiliyor. ‹slamc› çevrelerde revaçta olan “Herfleye ra¤men AKP’yi desteklemek” tavr›, ister istemez bütün bu sömürü, soygun ve ahlaks›zl›klar›n da meflrulaflt›r›lmas›n›, bunlar karfl›s›nda sessiz kal›nmas›n› beraberinde getirmektedir. Keza, herfleye “laiklik-fleriatç›l›k” çeliflkisinden bakan bak›fl aç›s› sonucunda, “Taciz davas›, Ergeneolmufllar, doktora yapm›fllar, profesörlük s›fat›n› alm›fllar ama hukuku, adaleti, gerçekleri savunacak ahlak ve cürete sahip de¤iller. Yaz›k içlerinde kad›nlar var. Yaz›k, muhtemel ki, içlerinde B.Ç.’nin yafl›nda k›zlar› olanlar vard›r. Ayn› fleyle karfl›laflt›klar›nda, b›rak›n k›zlar›n›, kendilerinin ruh ve beden sa¤l›klar› bozulmayacak m›? Yoksa o kadar m› bozulmufllard›r ahlaken? ‹flkencecileri, yani dünyan›n en afla¤›l›k suçunu iflleyenleri aklaya aklaya, elbette insanda ne ahlak kal›r, ne namus? Sonras› gelir. Ahlaks›zl›k, namussuzluk dipsiz kuyudur çünkü. En büyük ahlaks›zl›k ise, iflkenceyi savunmak, iflkencecileri korumak, faflist devletin koruyucusu kesilmekle bafllar! Sonras› iflte, Üzmez gibi sap›klar›n hamili¤idir!...

T›bb›n Utanç Listesi ‹slamc›-faflist diye kendilerine yak›n gördükleri bir sap›¤› kurtarmak için 14 yafl›nda cinsel tacize u¤ram›fl bir k›z çocu¤u hakk›nda, “ruh ve beden sa¤l›¤› bozulma m › fl t › r ” diye rapor veren/verebilen ‹stanbul Adli T›p Kurumu 6’nc› ‹htisas Kurumu’nun raporu alt›nda imzas› bulunan üyeleri flunlar: Adli T›p Kurumu Baflkan› Uz. Dr. K e r a m e t t i n K u r t, 6’nc› ‹htisas Kurulu Baflkan› Ruh Sa¤l›¤› Hastal›klar› Uzman› Dr. Yalç›n Ergezer, üyeler Kad›n Hastal›klar› ve Do¤um Uzman› P rof. Dr. Seyfettin Ulud a ¤ , Üroloji Uzman› Prof. Dr. H a m d i Ö z k a r a, Radyoloji Uzman› Doç. Dr. Gülgün Engin ile Adli T›p Uzmanlar› D r. Ya s e m i n Ç a k m a k ve D r. Gökhan Erifl. ‹nsan flu yukar›daki listeye bak›nca, t›p ad›na, bilim ad›na, hukuk ve adalet ad›na utanç duyar. Uzman

kon davas›n› baflka noktalara çekme organizasyonundan baflka bir fley de¤ildir” diye yazan Vakit’in komplo teorileri, örtülü veya aç›k kabul görmüfltür uzun süre. Düzen islamc›l›¤›n›n gerçekte hiçbir inanc› yoktur ve olamaz. Onlar bugün islam›, zenginleflmek için, lüks ve sefahat içinde yaflamak için, sapk›nl›klar› için kullan›yorlar. AKP iktidar›n›n koruma flemsiyesi alt›nda olan budur. AKP’ye tav›r almayanlar, buna flu veya bu biçimde ortak olur.

Sisteme Bak›n! Hangi sistem, hangi kültürel ortam, hangi ba¤naz gerici anlay›fl bunlar› yarat›yor, ço¤alt›yor ve meflrulaflt›r›yor. Bunlar sorgulanmadan meseleyi “bireysellefltirmek” tecavüzü aklaman›n bir baflka biçimidir. Afliret, tarikat iliflkileri içinde küçücük çocuklar›n 70-80 yafllar›ndaki adamlarla evlendirilmesi (yani asl›nda düpedüz sat›lmas›), kapitalizmin küçük çocuklar›, genç k›zlar› cinsel meta haline getirmesi, fuhufl ‘sektöründe’ kullanmas› sorgulanmadan bu konulara do¤ru teflhis konulamaz. 14 yafl›ndaki k›z›n› Hüseyin Üzmez’e aç›kça pazarlayan “aan ne ( !)”lerin, kocas›n›n sap›kl›¤›n› y›l›fl›kça gülerek karfl›layan Üzmez’in kar›s› gibi afla¤›l›k karakterlerin nas›l, hangi iklimin ürünü oldu¤unu, bunlarda yoksullu¤un pay›n›, bunlarda düzenin ony›llard›r sürdürdü¤ü yozlaflt›rma politikalar›n›n pay›n› sorgulamadan, bu ahlaks›zl›klar›n nas›l kan›ksand›¤›n› sorgulamadan yine do¤ru bir tav›r al›nm›fl olmaz... Bu afla¤›l›k olaydaki figürlere çok k›z›p öfkelenebilir, tüm öfkemizi onlar›n üzerine boflaltabiliriz. Bu yanl›fl da olmaz, ama bu, soruna do¤ru teflhis koymaya, do¤ru tav›r almaya da yetmez. Tam tersine, sorunun bireysel s›n›rlar içinde tutulmas›, yeni Üzmezler’e, yeni ay›plara, utanmazl›klara davetiye ç›karmaktan baflka anlama gelmez. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

33


ADL‹ TIP ‹fiKENCEC‹LER‹N TECAVÜZCÜLER‹N H‹ZMET‹NDE! Adli T›p’›n son marifeti Hüseyin Üzmez isimli Vakit Gazetesi yazar›, islamc›-faflist bir sap›¤› hapisten kurtarmak oldu. Y›llard›r iflkencecileri, katilleri korumak için çal›flan bir kurum için hiç flafl›rt›c› olmayan bir durumdu bu. Fakat bu kez, sap›kl›¤›n› meflru gören ve savunan konuflmalar›yla tepki toplayan Üzmez için haz›rlad›klar› “ k o r u y u c u ” rapor, kurumun kendisini de tart›flma konusu yapt›. Bugüne kadar bu kurumun kararlar›n›n t a r t › fl › l m a z oldu¤unu, “ s a d ece t›p ve hukuka göre” raporlar verdi¤ini düflünenler, bu vesileyle durumun pek de öyle olmad›¤›n› görmüfl oldular. Tacize maruz kalan 14 yafl›ndaki B.Ç. için "ruh ve beden sa¤l›¤› boz u l m a m › fl t › r " raporu veren bir kurumun t›p veya hukuk ölçüleriyle davrand›¤› düflünülebilir mi? Tek ölçüleri “ ke nd i cep h el er i nd e n” gördükleri islamc› faflist sap›k Üzmez’i kurtarmakt›. Belli ki; Hüseyin Üzmez gibi bir ahlaks›z› kurtarmak için bile böylesine “düzmece!” bir rapor düzenleyebilen bir kurumun bünyesinde yer alan doktorlar›n H i p o k r a t’a, hukukçular›n ise h u k u k a zerre kadar sayg›lar› yoktur. Adli T›p, sistem içindeki teknik ifllevinin ötesinde, genel olarak oligarflinin ç›karlar› do¤rultusunda iflkencecileri, katilleri (ve flimdi buna tecavüzcüleri de ekleyebilirsiniz) korumak için çal›flan bir kurum olmufltur. Kurum içinde zaman zaman mesle¤inin hakk›n› vermeye çal›flan doktorlar, hukukçular yer alsa da bu, sözünü etti¤imiz ifllevini de¤ifltirmemifltir. Özellikle son dönemde ise faflist, gerici kadrolaflma daha da pekifltirilmifltir. Adli T›p’da kendi kadrolaflmas›n› yapan AKP, atamalarla ve istifaya zorlayarak kurum üyelerinin üçte ikisini de¤ifltirmifltir. Dolay›s›yla, Üzmez’i kurtaran bu düzmece

34

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

rapordan siyasi olarak A K P s o r u ml u d u r. Adli T›p Kurumu’na yap›lan müdahale, AKP iktidar›n›n bilime, gerçe¤e, adalete bak›fl›n› da anlat›yor; ne gerek var bilime, ne gerek var gerçeklerin bu bilimsellikle ortaya ç›kar›lmas›na. AKP’nin istedi¤i raporlar› haz›rl›yor mu, haz›rlam›yor mu? Sorun bu. Bu kadrolaflman›n daha ilk dönemlerinde belirtti¤imiz gibi; “Antikomünist, devrimcilerin davalar›na, iflkenceciler hakk›nda açt›klar› davalara, AKP kafas›yla bakacak bir Adli T›p’a ihtiyaçlar› var. ” (18 Ocak 2004, Ekmek Ve Adalet) AKP iflte böyle iflkencecileri koruyan, halka yap›lan zulmü raporlar›yla örtbas eden bir Adli T›p yaratm›flt›r. Bugün Üzmez’in sap›kl›¤›n› meflrulaflt›ran raporu veren heyetin bafl›ndaki doktor “mercek alt›na” al›n›yor. Kendini adeta iflkencecileri korumaya adayan N u r Birgen gibi bilimle, gerçekle, adaletle alakas› olmayan birinin kurumun bafl›na atanmas›, Adli T›p personelinin niteli¤ini de gösteriyor. Gerici, faflist kadrolaflman›n ilk sonuçlar›ndan biri, ö l ü m o r u ç l a r › nd a sakat kalan ve iyileflemez raporlar›yla tahliye edilen devrimcilerin ye n id e n ha pi s h an e l ere gönderilmesi için raporlar haz›rlamak olmufltur. Haz›rlanan bu yeni raporlar, o kadar bilimsellikten uzakt›r ki, en son A‹HM de bu raporlar›n “tarafl› oldu¤una, bilimsellikten uzak oldu¤una” kanaat getirerek, t e d b i r karar› alm›flt›r. Burada dikkat çekmemiz gereken bir di¤er nokta, biz Adli T›p’›n bu kararlar›na dikkat çekerken, bugün Adli T›p’› sorgulayan veya elefltiren çevrelerin ço¤u, elefltirilerimize inanmad›lar. Adli T›p’›n anti-bilimsel ve gerici kararlar›, zaten devrimcilere karfl› oldu¤u için, düzen güçleri aç›s›ndan bunun bir sak›ncas› yoktu! Mesela burjuva medya böyle ba-

k›yordu olaya. Kimisi ise, devletin resmi kurumu, yalan yanl›fl rapor haz›rlar m› diye düflünüyordu. Demek ki haz›rl›yormufl! Sap›¤› kurtarmak içir haz›rlad›klar› raporla öyle teflhir oldular ki, daha önce Adli T›p’a iliflkin yap›lan tüm uyar›lar› kaale almayan Adalet Bakanl›¤› bile, bu rapor hakk›nda inceleme bafllatt›¤›n› aç›klad›. Bu teflhir olma sonucu burjuva bas›nda da Adli T›p’a yönelik elefltiriler yap›lmaktad›r. Fakat elefltiri ve tepkiler, esas olarak son raporla s›n›rl›d›r. Kurumun iflkencecileri, infazc›lar› aklamas›, devleti aklamay› kendi görevi saymas›, bilimsellikle alakas› olmay›p gerçekleri pervas›zca tersyüz edebilmesi, elefltirilmelidir. Üzmez’e verdikleri rapor da temelde bu kafa yap›s›n›n bir ürünüdür. Y›llarca iflkenceler konusunda ald›¤› kararlarla devleti aklayan bu kuruma iliflkin ciddi bir tav›r al›nmam›flt›r. Ne burjuva bas›n, ne de hukuk ve t›p alan›ndaki kurumlar›n›n bu konuda ciddi, sonuç al›c› bir tav›rlar› söz konusu de¤ildir. Oysa, bilimselli¤i, adaleti, gerçekleri savunmak, Adli T›p’›n bu tür tüm kararlar›n› sorgulamay› gerektirir. Aynen Adli T›p gibi, olaylara, düzenin ç›karlar›, tekellerin ihtiyaçlar›, devletin bekas› aç›s›ndan bakanlar, Adli T›p’›n (ve genel olarak polisin, jandarman›n) bir çok halk düflman› uygulamas›n› görmezden gelmektedirler. Bugün bir sap›¤› kurtarmak için rapor düzenlemekten çekinmeyen bir kurumun bilim ad›na, hukuk ad›na ne kadar utanç verici bir noktada oldu¤u su götürmez bir gerçektir. ‹flkence, katliamlar ve tecavüz, hepsi de insanl›k ad›na insanl›k suçunun ve ahlaks›zl›¤›n dip noktalar›n› ifade eden durumlard›r. Ve bir kurum düflünün ki bunlar› aklamaya soyunmufl, bunlar› yapanlar›n korunmas›n› kendine görev edinmifl. Bu kurum ki, yarg›n›n ald›¤› kararlarda da belirleyici bir kurumdur. Peki bu durumda, böyle bir kurumun raporlar›n› esas alan yarg›n›n kararlar›n›n adil olabilmesi mümkün mü?


nelikleri için para toplayarak evlerin y›k›lmayaca¤›na dair söz vermiflti. Y›k›mlar›n ard›ndan 1 Kas›m günü y›k›mlar›n durdurulmas› ve bar›nma hakk› üzerine toplant› yap›ld›. Mahallede yap›lan toplant›ya Alt›nova Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i çal›flanlar› ve avukatlar kat›ld›. Toplant› bafl›nda mahalleli gecekondular›n› nas›l yapt›klar›n›, anlat›lar. Mahallelilerin ard›ndan avukatlar haklar›n› nas›l arayabileceklerini anlat›rken, Alt›nova Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i çal›flanlar› da bar›nma hakk›n›n anayasal bir hak oldu¤unu ve devletin halk›n can›n›n ve mal›n›n güvenli¤ini almas› gerekti¤ini, kimsenin böyle yüzüstü sokakta b›rak›lamayaca¤›n› söylediler. Toplant›ya yaklafl›k 50 kifli kat›ld›.

Antalya’da Gecekondu Y›k›mlar› 30 Ekim günü Antalya Alt›nova’ya ba¤l› Menderes Mahallesi’nde 20 ev tapular› olmad›¤› gerekçesiyle Kepez Belediyesi taraf›ndan y›k›ld›. Sabah saatlerinde 3 panzer ve 2 kepçe ile gelen polisler, insanlar› zorla evlerinden ç›kartarak evleri y›kt›. 80 ev hakk›nda y›k›m karar› ç›karan, ev sahiplerine haber bile vermeden kap›lar›na çevik kuvvet polislerini y›¤arak, eflyalar›n› almalar›na bile izin vermeden 20 evi y›kan belediye 60 evinde y›k›laca¤›n› belirtti. Daha önce P›narl› Belediye Baflkan› Mustafa Avc› su ve elektrik abo-

Gökçek Elini Evimizden Çek Kentsel dönüflüm projesi ad› alt›nda son y›llarda Ankara’da binlerce ev y›k›ld›. Halk›n evlerinin zorla y›k›lmas› karfl›s›nda Araplar, Derbent, Bo¤aziçi, Köstence mahallesi sakinleri y›k›mlar› protesto etmek için 30 Ekim günü Mamak Belediyesi önünde bir eylem gerçeklefltirdiler. Eylemde aç›klamay› ÇHD avukatlar›ndan Özgür Y›lmaz okudu. 130 kiflinin kat›ld›¤› eylemde “mahallemizi çöplü¤e çevirdiniz, enkazlar› kald›r›n!” pankart› ve dövizler aç›ld›. Aç›klamada 2005’den itibaren “kentsel dönüflüm” projesinin 3 kez mahkeme karar› ile durduruldu¤unu belirten Y›lmaz projede geçen ve y›k›lacak olan ev say›s›n›n 20 bin civar›nda oldu¤unu söyledi. Konuflma s›ras›nda s›k s›k “Gökçek Elini Evimizden Çek” sloganlar› at›l›rken Av. Özgür Y›lmaz aç›klaman›n sonunda talepleri bir kez daha s›ralad›. Aç›klamadan sonra temsili bir heyet, mahalle halk›ndan toplanan yaklafl›k 1000 (bin) imzay› vermek ve konuflmak için Mamak Belediyesi Baflkan› Gazi fiahin ile görüflmeye gittiler. Görüflmeden sonra “yap›lan bir kanunsuzluk var, biz bunun hesab›n› soraca¤›z” denilirken eylem sonunda halk Baflkan Gazi fiahin’i yuhalayarak da¤›ld›.

d›. Yeni yönetimin seçilmesinden sonra Leyla Arac› söz alarak; “Ülkemizde ada-letsizli¤in, yozlaflman›n, açl›k ve yoksul-lu¤un var oldu¤u sürece bunlara karfl› mü-cadele edece¤iz” dedi. E¤itim-Sen, Hatay Özgürlükler Derne¤i ve Adana Özgürlük-ler Derne¤i’nin dayan›flma mesajlar›n›n okundu¤u Genel Kurul yap›lan müzik dinletisiyle sona erdi.

Mersin ve ‹skenderun Temel Haklar’da Ola¤anüstü Genel Kurul Yap›ld›! Mersin ve ‹skenderun’da 2 Kas›m günü Ola¤anüstü Genel Kurullar gerçeklefltirildi. Mersin Temel Haklar’da yap›lan genel kurulda ko-nuflan Dernek Baflkan› Murat Türkmen ülkemizdeki hu-kuksuzluklardan, iflkencelerden ve yozlaflmadan sözetti, örgütlenmenin önemine de¤indi. Genel Kurul’’da derne-¤in ismi Mersin Haklar Derne¤i olarak de¤ifltirildi. Ge-nel Kurula Kesk fiubeler Platformu, Emekli-Sen, ESP ve Partizan kutlama mesaj› gönderdi. ‹skenderun Temel Haklar ve Özgürlükler Derne-¤i’nde de yap›lan Genel Kurul’’la isim ve tüzük de¤iflik-li¤i yap›larak yeni yönetim seçildi. Genel Kurul, Dernek Baflkan› Seval Arac›’n›n ko-nuflmas› ile bafllad›. Ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücade-lesine vurgu yapan Arac›, “Bizlere reva görülen bu ya-flam kaderimiz de¤ildir ve bunu de¤ifltirmek elimizde-dir” dedi. ‹sim de¤iflikli¤i görüflülerek derne¤in yeni ad›n›n ‹skenderun Haklar Derne¤i olmas› karara ba¤lan--

Hüseyingazi Kültür Araflt›rma Derne¤i Aç›ld›! Uzun süredir kurulufl çal›flmalar› süren Hüseyingazi Kültür ve Araflt›rma Derne¤i 2 Kas›m günü aç›ld›. Ma-halle çocuklar›n›n okudu¤u “Davet” fliiriyle bafllayan programda, dernek ad›na konuflma yapan Erdinç Ero¤lu halk›n sorunlar›n›n çözümünün birlikte mücadeleden geçti¤ini belirterek derne¤in amaçlar›n› anlatt›. Konufl-man›n ard›ndan yap›lan müzik dinletisinde birlik ve be-raberli¤e vurgu yapan flark›lar söylendi. Etkinlii¤e kat›-lan halk ozan› Mustafa Say›l›r da Anadolu türküleri ve deyifller söyledi. 70 kiflinin kat›ld›¤› aç›l›flta Say›l›r Derne¤i sahiplenme ça¤r›s›nda bulundu. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

35


Ö ğ renelim Öğ retelim

ARTI D E⁄ER ve K ÂR Emekçiler olarak, bir ömür boyu çal›fl›yoruz, ama bir türlü açl›k ve yoksulluktan da kurtulam›yoruz. Daha çok çal›flmak, daha çok üretmek, yaflam koflullar›m›zda olumlu yönde bir de¤ifliklik yaratm›yor. Neden? Çünkü, ne kadar çok çal›fl›r, ne kadar çok üretirsek üretelim, elimize geçecek bellidir. Çünkü bir patronun yan›nda iflçiysek, bütün çal›flma saatlerimiz ve ürettiklerimiz B ‹ Z E A ‹ T D E ⁄ ‹ L D ‹ R. Örne¤in, bir günde 8 saat çal›flt›r›ld›¤›m›zda, bunun 4 saatini kendimiz için çal›fl›yorsak, geri kalan 4 saatini de kapitalist için; veya günde 10-12 saat çal›flt›r›ld›¤›m›zda, yine bunun 4 saatini kendimiz için, 6-8 saatini de kapitalist için çal›fl›yoruz. ‹flte, çal›flt›¤›m›z bu fazla süreye, “ a r t › e m e k z a m a n › ”, bu sürede harcad›¤›m›z eme¤e ise “ a r t › - e m e k ” diyoruz. Yine, bu fazla çal›flma süresinde üretti¤imiz “ d e ¤ e r ”e de “ a r t › d e ¤ e r ” diyoruz. Yani çal›flt›¤›m›z bir iflgününde, tüketimimiz için gerekti¤inden fazlas›n› ( a r t › - d e ¤ e r ) üretiyoruz. Ve, üretim araçlar›n›n ve sermayenin sahibi olan kapitalistler, üretti¤imiz art›-de¤ere, bir ücret ödemeden el koymufl oluyorlar. ‹flte, k a p i t a l i s t ü retim biçiminde sömürünün as›l boyutunu da bu a r t › - d e ¤ e r ’e el konulmas› oluflturmaktad›r. Marks, Kapital’de flöyle der; “ Ka pi ta li st üre ti m, yal n› zc a meta üretimi de¤il, es as olarak art›de¤er üretimidir.” Sömürünün, bu biçimi kapitalizme özgüdür. Feodalizmde ya da kölecilikte sömürünün biçimi bundan farkl›d›r. Örne¤in, köleci toplumda,

köle sahipleri; kölenin sadece eme¤ini de¤il, tamamen kendisini sat›n al›rlar, kölenin sahibi olurlar ve dolay›s›yla kölenin eme¤ini kullanmak için bir ücret ödemezler. Köleler tüm yaflamlar› boyunca, tümüyle köle sahibi için çal›flmak ve üretmek zorundad›rlar. Yine f e o d a l t o p l u m d a ; yoksul ve topraks›z köylü (serfler) ve feodal beyler aras›ndaki sömürü iliflkisinde de, serflerin eme¤inin ücret karfl›l›¤›nda sat›n al›nmas› söz konusu de¤ildir. Kölecilikten farkl› olarak serfler, feodal beyin topra¤›nda çal›fl›rken, ürettiklerinden belli bir miktar veya oranda kendileri de pay al›rlar. Fakat, ne çal›flma koflullar›n›n belirlenmesinde etkili olabilir ne de çal›flmalar›n›n karfl›l›¤›nda ald›klar› ürün miktar›n›n pazarl›¤›n› yapabilirler. Bunu yapabilmeleri için, kendi emek güçlerinin sahibi olmalar› gerekir. Oysa, bulunduklar› bölgedeki feodal beye ba¤›ml› olan serflerin, serfin belirledi¤i koflullarda çal›flmak d›fl›nda bir alternatifi yoktur. Kapitalist toplumda ise, sömürünün biçimi farkl›laflm›flt›r. Kapitalist sömürüde, art›k iflçi ile kapitalist aras›ndaki iliflki, ticaret iliflkisidir. Köle ve serften farkl› olarak, iflçi, kendi emek gücünün sahibidir ve geçimini sa¤lamak için emek gücü nü kapitalist pazarda sat›fla ç›kar › r. Kapitalist ise, iflçinin eme¤ini sat›n alarak üretime sokar. Burada iflçinin “emek gücü”, al›n›p, sat›labilen bir m a ld›r. M a r k s , Kapital'de emek gücünü flöyle tan›mlar; “ Emek-gücü ya da emek kapasitesi sözünden, insan›n kendisinde bulunan ve hangi türden olursa ols un bir kull an›m-de¤er i ür eti rken harcad›¤› zihinsel ve fiziksel yetilerin toplam› anlafl›lmal›d›r.” Emek gücünün fiyat› ise, o n u n y e n i d e n ü retilebilmesi için gerekli zamanla belirlenen de¤iflim de¤e r i ’dir. Yani, emek gücünün fiyat›; iflçinin her iflgünü yeniden çal›flabilmek için beslenmesine ve emek gücünün süreklili¤ini sa¤lamak için, ailesinin geçimine yetecek olan ücrettir.

Kapitalist, sat›n ald›¤› iflçinin eme¤ini, yeni metalar›n üretiminde kullan›r. Fakat, iflçi sadece ald›¤› ücretin karfl›l›¤› olan de¤eri üretme süresi kadar çal›flmaz. Ayr›ca art›-de¤er üretmek için de çal›fl›r ve kapitalist, iflçiye üretti¤i “ a r t › - d e ¤ e r ” için ücret ödemez. K a p i t a l i s t i n , k â r de di¤i fley, iflte el koydu¤u bu “art›d e ¤ e r ” d i r. K›sacas›, kapitalistin k â r dedi¤i fley, iflçinin sömürülen eme ¤ i d i r. ‹flçinin ne kadar kendisi için, ne kadar kapitalist için üretece¤i, iflçi ile kapitalist aras›ndaki çeliflki ve çat›flman›n da temelidir. ‹flçi, eme¤inin karfl›l›¤› kadar ücret almak ister. Bunun için iki temel talep gündeme getirir. Birincisi, ücretin art›r›lmas›, ikincisi çal›flma süresinin düflürülmesi’dir. Kapitalist ise, k â r › n › , yani a r t › d e ¤ e r üretimini art›rmak ister. Bunun için; 1) ‹flçinin çal›flma süresini uzatmak ister. ‹flçi günde 8 saat yerine 12 saat çal›fl›rsa, (yine kendisi için çal›flma süresini 4 saat varsayarsak) “ k a p i t a l i s t i ç i n a r t › - d e ¤ e r” üretim süresini 4 saatten 8 saate ç›karm›fl olur. 2) ‹flçiye ödedi¤i ücreti düflürmek ister. Böylece, iflçinin ücretli çal›flma süresini azaltarak, “ a r t › - d e ¤ e r ” üretim süresini art›rm›fl olur. 3) Eme¤in verimlili¤ini artt›ran teknik yenilikler uygulanarak, art›de¤er üretimine daha çok zaman ay›rmas› ve daha çok art›-de¤er üretmesi sa¤lan›r. Bunun da, esas olarak faydas› iflçiye de¤il kapitaliste olur. Kapitalist için, iflçinin ücretini düflürebilece¤i alt s›n›r, iflçinin ve ailesinin “ ö l me ye c e k ka d a r t ü k e t m e si” s›n›r›d›r, di¤er bir ifade ile “ a s g a r i ü c re t ”tir. Kapitalistler ad›na iktidar olanlar›n “ k e m e r s › k m a ” diye ifade ettikleri de bu s›n›r›n zorlanmas›d›r. ‹flçilere, “ d a h a d ü fl ü k ü c r e t l e ya fl a ma y › b a fla r › n” derler. Asgari ücreti, salt simit ve çay tüketimi üzerinden hesaplayan iktidarlar, bu s›n›rlar› nas›l zorlayabildiklerini de göstermifl oluyorlar.


Yürüyüfl Okunuyor ve Okutuluyor Yürüyüfl dergisi okurlar› yine mahalleleri sokak-sokak, ev-ev dolaflarak halka dergilerini, Enginler'ini Ferhatlar'›n› anlatt›lar... Ülkemiz gerçe¤ini anlatt›lar... ‹stanbul G azi Mah a l le si'nde yap›lan toplu dergi da¤›t›m›nda 12 kifli yer ald›. Yürüyüfl yaz›l› önlükler giyen okurlar, megafonlarla dergilerini tan›tt›lar. 165 dergiyi halka ulaflt›rd›lar. B u rsa'da okurlar emekçi mahallelerinden Teleferik ve Panay›r mahallelerine Yürüyüfl dergileri ile gitti ve halk›n ilgisiyle karfl›laflt›lar. Yürüyüfl okurlar› halka ülkemizde yabanc›s› olmad›klar› “adalet” gerçe¤ini anlatt›lar. ‹nflaat iflçileriyle konufltular. Yürüyüfl okurlar› ‘çalmad›k kap›, gidilmedik ev b›rakmayaca¤›z, gerçekleri anlataca¤›z’ demifllerdi... Yürüyüfllerini sürdürdüler. Antalya, ‹zmir, Adana ve Ankara'da halka gittiler, dergilerini tan›tt›lar... Ant a l ya'da Alt›nova’n›n Sinan Mahallesi'nde ve Menderes Mahallesi'nde Yürüyüfl dergisinin tan›t›m› yap›ld›. Sinan Mahallesi, alevi halk›n›n a¤›rl›kl› olarak yaflad›¤› ve geçti¤imiz günlerde polis kurflunuyla katledilen Ça¤dafl Gemik’in yaflad›¤› bir mahalledir. Menderes Mahallesi’de Kürt halk›n›n a¤›rl›kl› olarak

Politika’ya Yay›n Durdurma Haftal›k yay›n yapan Politika Gazetesi’nin 2. say›s›, “suç ve suçluyu övdü¤ü” gerekçesiyle toplat›ld›. ‹stanbul 10. A¤›r Ceza Mahkemesi ayr›ca gazetenin yay›n›n›n bir ay süreyle durdurulmas›na da karar verdi.

yaflad›¤› mahalledir. Yürüyüfl dergisi okurlar› yapt›klar› konuflmalarda “Engin Çeber’in, Baran Dursun’un ve Ça¤dafl Gemik’in katilinin ve sorumlusunun ayn› oldu¤unu; AKP iktidar› oldu¤unu aç›klad›lar. Buradan Menderes Mahallesi’ne giderek evleri y›k›lan aileleri ziyaret etti Yürüyüfl okurlar›. Evleri y›k›lan yoksul insanlar›m›z; sokak ortas›nda polis kurflunlar›yla, hapishanede iflkencelerde katledilen insanlar›m›z; açl›k-yoksulluk, iflsizlik. ‹yi tan›y›n, bize bunlar› reva görenleri diye seslendi okurlar halka. ‹z m i r’in emekçi mahallelerinden Uzundere ve Yamanlar’da derginin tan›t›m ve sat›fl›na ç›kan okurlar halka Engin ve Ça¤dafl’la seslendiler. Engin’e, Ça¤dafl’a sahip ç›kmak, katillerinin yakas›na yap›flmak adalete, onurumuza sahip ç›kmak dediler. Enginlerle, Ça¤dafllarla yok etmek istedikleri adalettir, umuttur. Vaz geçmemeliyiz dedi okurlar halka. Uzundere’deki Yürüyüfl sat›fl›nda ise “Yunus” ad› verilen polisler “ihbar var” diyerek da¤›t›ma engel olmaya çal›flt›. Arad›klar›n› bulamayan polisler giderken okurlar da dergi da¤›t›m›na devam ettiler. Yamanlar Mahallesi halk› ise her zaman oldu¤u gibi Yürüyüfl okurlar›n› sahiplendi. A d an a’da bu hafta Meydan ve Gülp›nar mahallelerindeydi Yürüyüfl okurlar›. Esnaflar, ev kad›nlar› okurlar›n ulaflt›¤› kesimlerdi. Yürüyüfl okurlar› bu kez de Ank ar a Yüksel Caddesi’nden seslendiler halka. Dergi sat›fl›n› bitirip da¤›lan okurlar, polisin tahammülsüzlü¤üyle karfl›laflt›lar. Rahats›zl›k okurlar›n halkla buluflmas›ndan, halka gerçeklerin ulaflmas›ndan. Yürüyüfle Devam!..

Yürüyece¤iz! Mahalle-mahalle, sokaksokak, ev-ev. Kad›n, erkek, genç, yafll›, iflçi, memur, ev kad›n› ulaflaca¤›z her kesimden her yafltan insanlar›m›za. Kazanmak için yürüyece¤iz! Uzanaca¤›z ve uzataca¤›z Yürüyüflümüzü. Kurtuluflumuz için.

Okumal›, okutmal›y›z. Ö¤renmenin yafl› yoktur diyerek. Bize karanl›¤›, çaresizli¤i, açl›k ve yoksullu¤u dayatanlara inat, okuyaca¤›z Yürüyüflümüzü. Kucaklad›kça her kesimi daha da büyüyecek Yürüyüflümüz!

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

37


YÖK’E HAYIR Gençlik Federasyonu “YÖK'e Hay›r” demek için haz›rl›klar›n› sürdüyor. Birçok ilde de¤iflik etkinliklerle gençlik YÖK konusunda bilgilendirilerek 7 Kas›m'da Ankara'da "YÖK'e Hay›r" demeye ça¤r›l›yor...

Samsun... Gençlik Federasyonlu Ö¤renciler Samsun’da 2 Kas›m günü YÖK’e karfl› mücadeleyi anlatan bir panel düzenledi. Emekli-Sen’de yap›lan panelde YÖK’ün kuruluflu ve kurulufl amac›n› anlatan Geçlik Federasyonlu ö¤renciler YÖK’e karfl› verilmesi gereken mücadeleye dikkat çektiler. Cuntan›n gençlik üzerindeki planlar›, bunun bir parças› olan YÖK’ün kurulmas› ve 1980‘li y›llardan bu güne gençli¤in verdi¤i mücadelenin anlat›ld›¤› panelde YÖK’ün gençleri nas›l yozlaflt›rd›¤› ifade edildi. “YÖK’e Tecrit’e Karfl› Demokratik Halk Üniversiteleri ‹çin 7 Kas›m’da Ankara’day›z” pankart›n›n as›ld›¤› panelde son olarak ö¤renci gençli¤in sorunlar›na ve son dönemde artan faflist sald›r›lara karfl› mücadele ça¤r›s› yap›ld›.

Kars... 1 Kas›m günü Kars Gençlik Derne¤i Giriflimi ö¤rencileri taraf›ndan, E¤itim-Sen Kars fiubesi’nde "YÖK" konulu panel düzenlendi. Panele konuflmac› olarak Gençlik

Federasyonu’ndan Sinan Gürbüz, E¤itim-Sen E¤itim Sekreteri Selahattin Özflahin ve E¤itim-Sen’li ö¤retmenlerden Yener Tanr›verdi kat›ld›. Sayg› durufluyla bafllan›lan panele "YÖK" ü anlatan k›sa bir slayt gösterimiyle devam edildi. Panelde devrimci gençli¤in YÖK'e karfl› verdi¤i mücadeleden bahsedildi ve ö¤renci gençli¤in sorunlar›n›n kayna¤›nda YÖK’ün ve YÖK’ü kuran zihniyetin yatt›¤›n› belirtildi. Kat›l›mc›lara YÖK Baflkan› Yusuf Ziya Özcan'›n göreve gelir gelmez söyledi¤i “paras›z kimse okumayacak” sözünün hat›rlat›ld›¤› panelin sonunda Gençlik Dernekliler YÖK'e Hay›r demek için 7 Kas›m’da Ankara'da olacaklar›n› duyurdular. Kars Gençlik Derne¤i Giriflimi müzik grubu "K›z›l Karanfiller"in söyledi¤i türküler ve çekilen halaylarla panel sona erdi.

Dersim... Dersim Temel Haklar Gençlik Komisyonu yay›nlad›¤› yaz›l› aç›klama ile 7 Kas›m'da Ankara'da YÖK'ün önünde olaca¤›n› duyurdu. “Üniversitelerin tekellere hizmet etmesine, e¤itimin tekellerin ç›karlar›na göre düzenlenmesine karfl› ç›kmak ve "halk için bilim halk için e¤itim" talebimizi dile getirmek için 7 Kas›m'da Ankara'day›z” diyen ö¤renciler taleplerini dile getirerek “YÖK’e Hay›r” dediler.

Edirne... Edirne Gençlik Derne¤i yay›nlad›¤› yaz›l› aç›klama ile 30 Ekim günü ‹stanbul Üniversitesi'nde yaflanan faflist sald›r›y› k›nad› ve "Üniversitelerimizi Faflistlere B›rakmayaca¤›z" diyerek 7 Kas›m’da “YÖK’e Hay›r” ça¤r›s›nda bulundu.

Kars

Biga... Biga Gençlik Derne¤i Giri-

38

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

Samsun flimi' 5 Kas›m günü Halk Bilim Toplulu¤u'nda YÖK semineri gerçeklefltirdi. Seminerde YÖK'ün üniversite gençli¤i üzerinde yaratt›¤› sorunlar ve bunlara alternatif olarak uygulanabilecek çözümler konufluldu. Etkinlik ba¤lama eflli¤inde söylenen türkülerle son buldu.

Ankar a... Ankara’da 4 Kas›m günü YÖK’e Hay›r konulu bir seminer düzenlendi. Seminerde konuflan Melis Ciddio¤lu YÖK’ün tarihini, nas›l bir kurum oldu¤unu, 12 Eylül faflist cuntas›ndan hemen sonra kurulmas›n›n tesadüf olmad›¤›n›, devletin ö¤renci gençlik üzerinde bask›y› artt›rmak için bilinçli olarak YÖK’ü kurdu¤unu anlatt›. Daha sonra söz alan Mustafa fiahan Uyan›k, Demokratik Halk Üniversitelerinde e¤itimin halk için halk›n yarar›na olaca¤›, e¤itimin bilimsel demokratik olaca¤›na, ö¤rencilerin düflüncelerini paylafl›p tart›flabilece¤i ortamlar›n yarat›laca¤›na de¤indi. Ayr›ca YÖK’ün ö¤renci gençli¤e yönelik sald›r›lar›na örnekler veren Uyan›k, ‹stanbul Üniversitesi'nde faflistler taraf›ndan Gençlik Federasyonu üyesi iki devrimci ö¤rencinin yaraland›¤›n› anlatarak, bask›lar›n sadece soruflturmalarla s›n›rl› kalmad›¤›n›, cana kastedildi¤ini söyledi. Seminer 7 Kas›m’daki "YÖK’e Hay›r" eylemine ça¤r› yap›larak sona erdirildi.

Gençlik’ten Tan›flma Toplant›lar› Adana... 2 Kas›m günü Adana Gençlik Dernekli ö¤renciler tara-


f›ndan tan›flma toplant›s› düzenlendi. Üniversitelerde ve liselerde ö¤renci gençli¤in yaflad›¤› sorunlar› dile getiren anlat›mlar›n yap›ld›¤› toplant›da e¤itim sistemindeki bozukluklar tart›fl›ld›. Üniversitelerde ö¤rencilerin yaflad›klar› ulafl›m yemek yurt ve di¤er sorunlar›n tart›fl›ld›¤› toplant›da tüm gençlik üzerinde uygulanan politika ve alternatiflerine de¤inildi. E¤itim yeri olan üniversitelerin polis yuvas› ve faflist sald›r›lar›n odak noktas› haline getirildi¤i, buna karfl› gençli¤in toplumsal duyarl›l›¤›n› artt›rmas›n›n düflünen, sorgulayan bir gençli¤in olmas› gereklili¤inin önemi vurgulanarak YÖK’ün ne oldu¤u üniversitelerdeki ifllevlili¤i tart›fl›ld›. 7 Kas›m’da Ankara’da olma ça¤r›s›n›n yap›ld›¤› toplant› Adana Gençlik Derne¤i müzik grubunun verdi¤i dinletiyle ve çekilen halaylarla sona erdi.

E rzincan...

Erzincan Gençlik Derne¤i'nde 2 Kas›m günü düzenlenen tan›flma çay›nda "Gençlik Federasyonu’nun kurulufl amac› veYÖK' üzerine konuflmalar yap›ld›. Program halaylar çekilerek sona erdi.

Mersin...

Mersin Temel Haklar Derne¤i Gençlik Komiyonu taraf›ndan 4 Kas›m günü bir tan›flma toplant›s› düzenlendi. Mersin Temel Haklar Derne¤i binas›nda bafllayan etkinlikte derne¤in amaçlar›ndan ve gençlik mücadelesinden söz edildi. Yap›lan sohbette YÖK ve gençli¤in sorunlar›ndan bahsedildi. Günümüzde gençli¤in önünde duran sorunlar ve bunlar›n çözümlerinin gençli¤in örgütlü mücadelesinden geçti¤i anlat›lan toplant›da gelenlerin sordu¤u sorular ve paylaflt›klar› düflüncelerle devam etti. Türkülerin söylenmesiyle devam eden program 7 Kas›m'da yap›lacak "YÖK'e Hay›r" eylemine kat›l›m ça¤r›s›yla sona erdi.

‹.Ü.’deki Faflist Sald›r›ya Protesto...

KAHROLSUN FAfi‹ZM YAfiASIN MÜCADELEM‹Z 30 Ekim tarihinde ‹stanbul Üniversitesi’nde faflistler taraf›ndan gerçeklefltirilen sald›r›da Gençlik Federasyonu ö¤rencilerinden Musa Kurt ve Günay Da¤ ald›¤› sat›r ve b›çak darbelerinden kaynakl› yaralanm›fllard›. Yap›lan sald›r› ertesi gün ‹stanbul Üniversitesi’nde devrimci-demokrat ö¤renciler taraf›ndan düzenlenen eylemle protesto edildi. “Kahrolsun Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz” pankart› ve sald›r›da a¤›r yaralanan Musa Kurt’un resimlerini tafl›yan kitle, Edebiyat Fakültesi önünden Merkez Kampüsü önüne kadar sloganlarla yüründü. ‹çerden toplu ç›k›fl yaparak eyleme kat›lmak isteyen ö¤rencileri, fasist idare kap›lar› kapatt›rarak d›flar› ç›kartmak istemedi. Bu dayatman›n alt edilmesinin ard›ndan bir araya gelen yaklafl›k 250 ö¤renci “Beyaz›t Faflizme Mezar Olacak, Kahrolsun Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz, Faflizmi Döktü¤ü Kanda Bo¤aca¤›z” sloganlar› att›. At›lan sloganlar›n ard›ndan bas›n aç›klamas› okundu. Sald›r›n›n planl› bir flekilde polis ve faflistlerin iflbirli¤inde yap›ld›¤›n›n de¤inildi¤i aç›klamada, “Tüm bu sald›r›lar›n tek amac›; sormayan, sorgulamayan, her fleye boyun e¤en, itaatkar kiflilikler yaratmakt›r. YÖK ancak egemenli¤ini bu flekilde devam ettirebilir. YÖK’ün üniversitelerde egemenli¤ini sürdürmek için kulland›¤› güçlerden biri de faflist çetelerdir.”denildi. Halk ‹çin Bilim Halk ‹çin E¤itim fliar›n› gerçeklefltirene kadar y›lmadan mücadele edilece¤inin belirttildi¤i aç›klaman›n ard›ndan eylem at›lan sloganlarla sona erdi. ‹stanbul Üniversitesi’ndeki protestonun ard›ndan ö¤renciler sald›r› hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Ö¤renci Kültür Merkezinden toplu ç›k›fl yaparak adliye önüne gelen ö¤renciler burada “Kahrolsun

Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz” pankart› açt›lar. “Kahrolsun Faflizm Yaflas›n Mücadelemiz”, “Faflizme Karfl› Omuz Omuza”, “Faflizmi Döktü¤ü Kanda Bo¤aca¤›z” sloganlar›n›n at›ld›¤› suç duyurusunda sald›r›ya u¤rayan ö¤rencilerden Günay Da¤ sözlü bir aç›klama yaparak faflistlerin 6 Kas›m öncesi sald›r›y› bir gelenek haline getirdiklerini vurgulad›. Üniversitelerde idare-polis taraf›ndan korunduklar›n› söyleyen Da¤, bugün ö¤rencileri sat›rlayanlar›n ellerini kollar›n› sallayarak üniversitelerde polis korumas›yla gezdi¤ini ve yeni sald›r›lar›n da planland›¤›n› ancak sald›r›lar›n mücadeleyi engelleyemeyece¤ini, sald›r›lar›n önene geçmenin yolunun mücadeleyi büyütmek oldu¤unu söyledi. Konuflman›n ard›ndan suç duyurusu için avukatlar›yla birlikte adliyeye giren ö¤renciler burada savc›ya kendilerine sald›ranlar› isim ve eflkalleriyle ayr›nt›l› olarak anlatarak cezaland›r›lmalar›n› istediler. Suç duyurusunun ard›ndan ö¤renciler soruflturman›n da takipçisi olacaklar›n› belirttiler. Mu¤la ve Kars Gençlik Dernekleri Giriflimi ö¤rencileri yay›nlad›klar› yaz›l› aç›klama ile yaflanan faflist sald›r›y› k›nayarak, yaral› arkadafllar›na "geçmifl olsun" dileklerini sundular.

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

39


Gençli¤in Kaleminden

FAfi‹ZM HER SALDIRIYLA KEND‹ SONUNU HAZIRLIYOR

Gençli¤i, devrimci-demokrat ö¤rencileri sindirebilmek için faflist sald›r›lar art›yor. S›k s›k ülkemizin bir köflesinde faflist sald›r› ya da linç giriflimine maruz kal›yoruz. 30 Ekim’de de ülkücü faflist güruh taraf›ndan ‹stanbul Üniversitesi Halk Bilim Kulübü’nden arkadafllar›m›za faflist sald›r› gerçeklefltirilmifltir. Bu sald›r› sonucu iki arkadafl›m›z a¤›r yaralanm›flt›r. YÖK’ün kurulufl y›ldönümüne iliflkin protesto haz›rl›klar›n›n yap›ld›¤› bu dönemde gerçeklefltirilen sald›r›, tam da YÖK’ün yaratt›¤› sonuçlardand›r. Denilebilir ki, YÖK’ün hedeflerinden birini bu sald›r› anlatm›flt›r. YÖK, bir yan›yla üniversitelerde, gençli¤e yönelik, polis iflbirli¤iyle faflist sald›r›lar örgütlenmesi demektir. Faflizm, tüm halka, tüm gençli¤e düflmand›r ve faflizme karfl› örgütlenmek, mücadele etmek hepimizin ortak görevi ve sorumlulu¤udur. Bu sald›r›lar ilk de¤ildir. Y›llard›r her faflist sald›r› bize aç›kça göstermifltir ki “bana bir fley olmaz” demenin faflist terör karfl›s›nda hiçbir hükmü yoktur. Faflizm kimseyi ay›rt etmez. Örne¤in 16 Mart 1978’de faflistler taraf›ndan gençli¤in üzerine at›lan bombalar bir kitle katliam›na yol açm›flt›r. Marafl, Çorum katliamlar›n› düflünelim. Faflistler vahflice katlederken, örgütlü, örgütsüz, devrimci, devrimci olmayan ayr›m› yapmam›flt›r. Bugün de faflistlerin karakterleri ayn›d›r. Üniversite ve liselerde okuyan tüm ö¤renciler, faflist de¤ilse onlara kölece, onursuzca boyun e¤miyorsa onlar›n düflman›d›r. Kimse faflizmden merhamet beklememelidir. Çünkü, faflist sald›r›lar, ancak mücadele ile, direnerek, sald›r›lar karfl›s›nda örgütlü tav›r al›flla püskürtülebilir. Bugün bizlerden ülke gerçe¤i gizlenerek çevremizde olup bitenden bihaber hale getirilmek isteniyoruz. Yaratmak istedikleri mant›k, “bana dokunmayan y›lan bin yaflas›n” mant›¤›d›r. Ama biz; “Bana dokunmayan y›lan bin y›l yaflas›n” demeyece¤iz. S›ran›n bize gelmesini beklemenin hiçbir mant›¤› yoktur; çünkü faflizme karfl› olmak bugünün dünyas›nda insana ait olumlu de¤erlere sahip ç›kman›n karfl›l›¤›d›r. Biz de bunu bildi¤imiz için y›llard›r faflizme karfl› mücadele ediyoruz. Demokratik üniversite için, paras›z, bilimsel e¤i-

Tabutluk De¤il, S › n › f ‹ s t i y o r uz Marmara Üniversitesi, Bahçelievler Kampüsü önünde 30 Ekim günü toplanan ö¤renciler, amfi binalar›n›n y›k›lmas›n› ve bunun ard›ndan yeterince büyük olmad›-

40

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

tim için sürdürdü¤ümüz mücadele, faflizme karfl› mücadelemizden ayr› de¤ildir. Çünkü, faflist sald›r›lar›n bafll›ca hedeflerinden biri de, bu mücadelemizi, kazan›mlar›m›z›, örgütlenmemizi engellemektir. Onlar YÖK’ün, faflist e¤itiminin “sivil” bekçileridir. Her alanda, her birimde gençli¤e düflman sistemin sald›r›lar›n› bofla ç›kartmak ve bunun yan›nda yeni mevziler kazanmak için ad›mlar atmak gerekir. Sadece savunma mant›¤›yla hareket eden bir örgütlenme, belki günü kurtarabilir, ama yar›n›n›n getireceklerine karfl› haz›rl›ks›zd›r. Halbuki faflist sald›r›lar› geri püskürtecek, okullar›m›z›, yurtlar›m›z›, gençli¤in bulundu¤u alanlar› faflist sald›rganlar›n etkisinden kurtaracak bir bak›fl aç›s›yla hareket etmek gerekir. Mücadelenin en önemli yanlar›ndan biri de mevzi kazanma savafl›m›d›r. Devrimci-demokrat gençli¤in mevzilerini geniflletecek bir bak›fl aç›s›yla hareket etmek gerekmektedir. Bunun için biz denetim kurmal›y›z okullarda. Faflistleri okullara, kampüslere sokmamal›y›z. Çal›flma yapt›rmamal›, yaflam hakk› b›rakmamal›y›z. Sald›r›lar›n› karfl›l›ks›z b›rakmamal›y›z. Evet, faflist sald›r›larla ilk kez karfl›laflm›yoruz. Tarihimizde onlarcas›, yüzlercesi var bunlar›n. Ve hepsinde de gençli¤in devrimci örgütü DevGenç’imizin flanl› direniflleri var. Okul iflgallerinden, kitlesel direnifle kadar say›s›z direniflimiz önümüze örnek alaca¤›m›z bir tarih sermektedir. Bu tarih bizim için büyük bir güç, büyük bir birikimdir. Tarihimizden ö¤renmeliyiz. Dev-Genç’li flehitlerimizden fiaban fien, Hamiyet Y›ld›z, Seher fiahin yeri geldi¤inde tek bafllar›na savunmufllard›r faflistlere karfl› okullar›n›. Ülkemizde faflist sald›r›lara karfl› mücadele, direnifl denilince ilk akla gelen Dev-Genç olur. DevGenç’liler faflizme karfl› cürettir, kararl›l›kt›r, öfkedir. Bizlerde Dev-Genç’ten ald›¤›m›z bu miras› sonuna kadar sürdürece¤iz. Daha ileriye tafl›yaca¤›z. Faflizm, karakteri gere¤i kitlelerden uzakt›r, bir avuçtur. Bizler, tüm ö¤renci gençlik olarak binlerceyiz. Biraraya gelelim. Amfiler, okul bahçeleri, yurtlar bizlerin olsun. Faflist sald›r›lar› püskürtelim.

¤›ndan s›¤mad›klar›, fiziki koflullar› nedeniyle e¤itime elveriflli olmayan dersliklere doldurulmalar›n›, yapt›klar› eylemle protesto ettiler. Yaklafl›k 200 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, “fiantiyede De¤il Kampüste E¤itim ‹stiyoruz” pankart› ile kampus önünden yürüyüfle ge-

çilip flantiye önüne gelinerek aç›klama okundu. Taleplerini ifade eden çeflitli dövizler tafl›yan ö¤renciler “Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z” ve “E¤itim Hakk›m›z Engellenemez” sloganlar› ve alk›fllarla eylemlerine son verdiler.


Devrimci ‹flçi Hareketi

taslaklara yans›tt›klar›n› söylerler. Söy-

‹flçinin Sa¤l›¤› ve Güvenli¤i ‹flçinin Mücadelesinden Geçiyor AKP’nin Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› ‘‹fl Sa¤l›¤› ve Güvenli¤i Yasa Tasar›s›’ haz›rl›¤› içinde. Düzenledi¤i toplant›larla yasa tasar›s› hakk›nda bilgi veren Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Faruk Çelik, taslakla ilgili olarak sosyal taraflarla çeflitli kereler bir araya geldiklerini ve tasla¤a nihai fleklini vereceklerini söylüyor. Çelik, bugüne kadar “sosyal taraflar›n talep ve de¤erlendirmelerini tasla¤a yans›tmaya çal›flt›k”lar›n› dile getiriyor. Tasla¤›n önemli düzenlemeler getirdi¤ini söyleyen Çelik, ‘Bu taslakla bütün çal›flanlar ifl sa¤l›¤› ve güvenli¤i kapsam›na al›nmaktad›r. Sa¤l›k ve güvenlik önlemleriyle ilgili çal›flan s›n›r› kald›r›lmaktad›r. Sa¤l›k kurulufllar›na, kendilerine intikal eden ya da tespit ettikleri ifl kazas› ve meslek hastal›klar›n› 10 gün içinde bildirim yükümlülü¤ü getirilmektedir’ diyor. Bu söylenenler, düzen partilerinin, hükümetlerin tipik yaklafl›m› ve demagojisidir. Söyledikleri yalana göre; bir yanda ‘sosyal taraflar’ vard›r, bir yanda da hükümetler, AKP’si, CHP’si, MHP’si, DSP’si ile partiler. Hükümet olan bu düzen partileri ‘sosyal taraflar’ dedikleri “patronlarla iflçilere” eflit mesafededirler ve her iki kesimin de taleplerini haz›rlad›klar›

ledikleri yaland›r. Haz›rlad›klar› yasa tasar›lar›nda, esas ald›klar› patronlar›n ç›karlar›d›r. Hem iflçilerin hem de patronlar›n taleplerine “ifl sa¤l›¤› ve güvenli¤i”ne iliflkin bir taslakta yer vermeleri söz konusu olamaz. Patronlar›n ç›karlar›, ifl sa¤l›¤›n›n ve güvenlik önlemlerinin yok say›lmas›ndan yanad›r, iflçilerin ç›karlar› ise tersidir. Nitekim, ifl sa¤l›¤›n› ve güvenli¤ini ortadan kald›ran tek bir gerçek vard›r: Patronlar›n, burjuvazinin daha fazla kâr h›rs›... Daha fazla kâr, daha az maliyeti gerektirir. Maliyetin daha az olmas› için patronlar iflçinin sa¤l›¤›n›, güvenli¤ini, yani hayat›n› hiçe sayarlar. Yani, “ifl sa¤l›¤›n› ve güvenli¤ini” sa¤layan bir yasa, patronlar›n taleplerini içermez. AKP, sosyal taraflar›n taleplerini yans›tt›k dedi¤inde, bu patronlar için yasa tasar›s› haz›rland›¤› anlam›na gelmektedir. IMF’nin emrinde, s›rt›n› emperyalist ve iflbirlikçi tekellere dayam›fl olan bir partinin ‘ifl sa¤l›¤› ve güvenli¤i’ni iflçiler cephesinden ve onun lehine düzenlemesi de zaten düflünülemez. ‹fl sa¤l›¤› ve güvenli¤inin as›l unsuru ve as›l ma¤duru iflçiler, emekçilerdir. Sa¤l›k ve güvenlikten sözedilecekse, bu öncelikle iflçiler cephesinden ele al›nmal›d›r. Yani düflünülmesi ve çözüm üre-

Do¤algaz ve ulafl›ma yap›lan zamlar Ankara’da KESK fiubeler Platformu ve baz› demokratik kitle örgütleri taraf›ndan protesto edildi. 5 Kas›m akflam› Ankara 1 No’lu E¤itim-Sen fiubesi önünde toplanan yaklafl›k 400 kifli polisin engellemesiyle karfl›laflt›. Kitlenin kararl› duruflu karfl›s›nda polisin barikat› açmas›n›n ard›ndan Ankara Büyükflehir Belediyesi’nin önüne yürüyen kitle “Yok-

Zam, Zulüm, ‹flkence ‹flte AKP

tilmesi gereken iflçinin sa¤l›¤› ve güvenli¤idir as›l olarak. Rakamlar›n, istatistiklerin kendisi de bu gerçe¤e iflaret eder. Bakan Çelik kendisi de, geçen y›l 80 bin ifl kazas›nda 1043 iflçinin yaflam›n› yitirdi¤ini söylüyor. Çelik, 2003 y›l›nda 76 bin, 2004'de 83 bin, 2005'de 73 bin, 2006'da 79 bin, 2007'de 80 bin ifl kazas›, yine 2003 y›l›nda 440, 2004'de 384, 2005'de 519, 2006'da 74, 2007'de 1208 meslek hastal›¤› tespiti yap›ld›¤›n› bildirdi. ‹fl kazalar› sonucu 2003 y›l›nda 810, 2004'de 841, 2005'de 1071, 2006'da 1592, 2007'de 1043 iflçinin, ayr›ca meslek hastal›klar› sonucu 2003 y›l›nda 1, 2004'de 2, 2005'de 24, 2006'da 9, 2007'de 1 iflçinin yaflam›n› yitirdi¤ini kaydediyor. Bak›n tabloya ölen, yaralanan, hastal›klara yakalanan, ‘ifl kazas›’na u¤rayan hep iflçiler. Bir patronun ifl kazas›nda ya da meslek hastal›¤›ndan öldü¤ü, yaraland›¤› yok. Demek sorunun muhatab› ‘sosyal taraflar’ de¤il. Sorunun as›l ve tek muhatab› iflçilerdir. Öncelikle ve as›l olarak iflçilerin sorun ve talepleri esas al›nmal›d›r. Ancak dedi¤imiz gibi bunu AKP’nin yapmas› olanakl› de¤ildir. O ‘sosyal taraflara’ eflit mesafede, tarafs›z görünen gerçekte ise patronlar›n taraf›nda olan bir düzen partisidir. O iflçinin sa¤l›¤› ve güvenli¤ini de¤il, patronlar›n kâr›n›, patronlar için sorunsuz bir ifl yaflam›n› düzenlemenin hesab›ndad›r. ‹flçinin sa¤l›¤› ve güvenli¤i, AKP’si, CHP’si, MHP’si gibi düzen partilerinde de¤il kendi mücadelesindedir.

sullu¤un, Yolsuzlu¤un, Krizin Faturas›n› Emekçiler Ödemeyecek!” pankart› ve çok say›da dövizler tafl›d›. Belediye binas›n›n önünde KESK Ankara fiubeler Platformu Tu¤ran Turan’›n okudu¤u aç›klaman›n ard›ndan KESK ve D‹SK’in ortak düzenleyece¤i 29 Kas›m mitingine davetle eylem sona erdi.

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

41


Kontrgerilla fiefi Mehmet A¤ar Mahkemede Do¤rudur. A¤ar yarg›lanacaksa, hemen onun yan›ndaki san›k sandalyelerine ony›llard›r devletin zirvesinde y e r a l a n l a r d a o t u r t u l m a l › d › r. A¤ar’›n sözlerini hat›rlamaya devam edelim: “Biz öne ç›km›fl gibi görünüyoruz. Oysa, çok üstümüzde büyük görevler yapm›fl insanlar var... Halen hizmet vermeye devam eden (...) deflifre olmayan kahramanlar var...” (13 fiubat 2000, Hürriyet). Adaletin yerini bulmas› için, A¤ar’›n “çok üstünde büyük görevler yapan”lar da dahil edilmeli bu davaya: San›k sandalyesindeki A¤ar’›n yan›na o büyükleri ve deflifre olmam›fl arkadafllar› da oturtulmal›d›r. Yine hat›rl›yoruz: “‹ flimi ze yar ayan herkesi kulland›k.” Halka karfl› kontrgerilla savafl›nda kullanan ve kullan›lanlar›n kimler oldu¤u da sorulmal› A¤ar’a. Kimler ve n e rede kullan›lm›fl? Ve kullananlar da, kullan›lanlar da, A¤ar’›n yan›na, san›k s›ralar›na oturtulmal›. Hat›rl›yoruz; “ne yapt›ysam dev let için yapt›m, müsterihim” diyordu A¤ar. Yaln›z adalet için de¤il, bu devletin n a s › l b i r devlet oldu¤unu da herkesin görüp anlamas› için, devlet için neler yap›ld›¤›n›n a盤a ç›kmas› gerek. Biliyoruz ki, A b d u l l a h Ç a t l › l a r ’ l a , H a l u k K › rc › l a r ’la -onlar›n nikah flahidi olacak kadar- iç içeydi her zaman. Onlar da olmal› A¤ar’›n yan›nda. * Oligarfli cephesinden bunun ciddi bir yarg›lama olmad›¤› ve olmayaca¤› aç›k. Zaten, 1000 Operasyon yapt›klar›n› söyleyen bir kontra flefine istenen cezan›n komikli¤i, yarg›laman›n niteli¤ini de gösteriyor. Yarg›lamada iddian›n niteli¤inde bir de¤iflme olmazsa kontrgerilla flefi Mehmet A¤ar 2-6 y›l aras› hapis istemiyle yarg›lanacak.

‘1000 Operasyonun Hesab›n› Ver!’ 1996 3 Kas›m’›ndaki Susurluk kazas›ndan bu yana yaklafl›k 12 y›l geçti. Y›llard›r her türlü kontrgerilla operasyonunun içinde olan Mehmet A¤ar, o kazayla birlikte daha da deflifre olmufl, o dönemde oturdu¤u Adalet Bakanl›¤› koltu¤undan istifa etmek zorunda bile kalm›flt›. Fakat buna ra¤men, aradan geçen 12 y›lda, iflledi¤i suçlardan, itiraf etti¤i “1000 operasyon”dan dolay› yarg›lanamad› A¤ar. Daha do¤ru ve tam bir deyiflle, Susurluk nedeniyle hiç kimse yarg›lanmad›, yarg›lanamad›. A¤ar’›n sonraki y›llarda milletvekili olmas›, onun yarg›lanamamas›n›n görünürdeki biçimsel nedeniydi. (Burada belirtmek gerekir ki, ony›llard›r kontrgerilla örgütlenmelerini ve operasyonlar›n› yönetenlerin yarg›lanamay›fl›n›n as›l nedeni siyasald›r.) A¤ar’›n “dokunulmazl›¤›n›n” sona ermesi üzerine, Dan›fltay 1. Dairesi, bu y›l›n fiubat ay›nda, A¤ar hakk›nda “ Emniyet Genel Müdürlü¤ü döne mi nde, suç i fllemek ama c›yla örgüt kurmaktan Susurluk davas› kapsam›nda yarg›lanmal›” karar› verdi. A¤ar iflte bu karar do¤rultusunda, 11 Kas›m’da Ankara 3. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yarg›lanmaya bafllanacak. Gerçekten bafllanacak m›? G e r ç e k t e n b i r yarg› olacak m›?

42

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

* A ¤ a r ’›n suçlar›, düzenin suçlar›d›r. A ¤ a r ’›n suçlar›, kendisinin de belirtti¤i gibi, ama belirtmese de bilindi¤i gibi, MGK’n›n (yani gelmifl geçmifl tüm hükümetler ve generallerin) o r t a k s u ç u d u r. A ¤ a r ’›n suçlar›, oligarflinin suçlar›d›r. San›k sandalyesindeki suçlular bunlar oldu¤u içindir ki, onlar› kimse yarg›layamaz. Böyle bir yarg›lamay› hiçbir düzen partisi yapamaz. Dolay›s›yla AKP de. * A¤ar ne diyordu hat›rlayal›m: “Bana soraca¤›n›z her sorunun cevab› MGK’da... Toplay›n devletin zirve sini, ora da ko nufla l›m. ”

Hukukçular›n ça¤r›s› A ¤ a r yarg›lanmak de¤il a k l a n m a k i s t e n i y o r. Hesap S o r m a k ‹ çin A n k a r a ' y a g i d i y o r u z … A ¤ a r ' a b i r kez daha bu defa Ankara 3. A¤›r C ez a Ma hk em e si 'nd e " 1 0 0 0 O p e r a s y o n u n H esa b›n› Ver!" demek ve suçla r›n› hayk›rmak için davaya müdahil oluyoruz.


Bu ceza “suç ifllemek için örgüt k u r m a k ”tan dolay› isteniyor. Fakat “örgütün iflledi¤i suçlar” yarg›lama kapsam›nda de¤il. Çünkü onlar, “ S u s u r l u k k a p s a m › n a ” giriyor. “Bin operasyon yapt›k” diyene o operasyonlar sorulmuyorsa, orada gerçekleri a盤a ç›karmay› ve suçlular› cezaland›rmay› hedefleyen bir yarg›dan söz edilemez. A¤ar’›n yarg›lanmas›, AKP için de yeni bir “s›nav” olacakt›r. AKP’nin kontrgerillaya karfl› olup olmad›¤› bu davada bir kez daha görülecektir. Biz görülecek olan› biliyor ve söylüyoruz: AKP kontrgerillaya karfl› de¤ildir. AKP kontrgerillay› yarg›layamaz. Söylediklerimizi test etmek isteyen, sadece A¤ar davas›n› izlesin yeter.

Ç H D K a m p a n y a s › : “1 00 0 Operasyonun Hesab›n› Ve r ” Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i üyesi hukukçular, kontrgerilla flefi Mehmet A¤ar'›n yarg›lanmas›na müdahil olmak, “1000 operasyonun hesab›n› sormak” için bir kampanya bafllatt›lar. Bu kampanya çerçevesinde bir internet sitesi kuran ÇHD'li hukukçular, sitede çeflitli bilgi, belge ve dökümanlara yer veriyorlar. Kampanyaya, “1000 operasyonun hesab›n› ver” diyen herkesin kat›labilece¤ini belirten ÇHD’liler, müdahil olmak isteyen avukatlar›n da siteden kendilerine ulaflabilece¤ini belirtiyorlar. Bilgi ve iletiflim için site adresi: www.a garhe sa pver.org

Bir Kontrgerillan›n Yükselifli 1980’de ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’nde görevliydi. 20 Kas›m 1980’de devrimci oldu¤u için gözalt›na al›nan Hayrettin Eren’in kaybedilmesinde, ayn› dönem, Ahmet Karlangaç’›n iflkenceyle katledilmesinde yerald›. Eylül 1980’de, Faruk Tuna’n›n iflkencede katledilmesinde, 18 Mart 1981’de Bak›rköy’de Abdullah Gö-

zalan’›n, 3 Nisan 1981’de Karaköy’de Mehmet Selim Yücel’in, ayn› gün Küçükköy’de Mustafa Ifl›k’›n, 7 Nisan 1981’de Küçükköy’de Selçuk Küçükçiftçi’nin, Haziran 1982’de, Maslak’ta, Tahsin Elvan’›n infaz edilmelerinde yerald›. ‹flkencecilerin, infazc›lar›n iflkence ve infaz yapt›kça terfi ettirilmelerinin en simgesel örne¤i olarak, A n k a r a E m n i y e t M ü d ü r l ü ¤ ü’ne atand›. DAL’da iflkenceler, hamile kad›nlara bile iflkence yapan pervas›zl›k, Ankara’da her gün kitle örgütlerine, sosyalist dergi bürolar›na yönelik bask›nlar; terfi devam ediyor. A¤ar, ‹ s t a n b u l E m n i y e t M ü d ü r l ü ¤ü’ne atan›yor. 1990’lar›n bafl›: A¤ar, ilk ifl ö l ü m m a n g a l a r › n › oluflturuyor. 14 Mart 1991’de Yusuf Eriflti ve 27 Ekim 1991’de Hüseyin Toraman kaybedildiler. ‹nfazlar, ‹stanbul’da günlük yaflam›n bir parças› oldu. 12 Temmuz 1991’de 10 devrimci onun emri alt›ndaki ölüm mangalar› taraf›ndan katledildi. Katliam›n ard›ndan infazc›lar›n “gözlerinden öp en” oydu. A¤ar daha sonra Erzurum Valisi, ard›ndan da Em ni ye t G e n e l M ü dü r ü yap›ld›. Ölüm mangalar› ve infazlar, kaybetmeler, onun yönetiminde yayg›nlaflt›r›ld›. A¤ar, kontrgerilla faaliyetlerine Çiller hükümetinde Adalet Bakan›, Refahyol hükümetinde ‹çiflleri Bakan› olarak devam etti. Susurluk sü-

www.agarhesapver.org

Yakas›na yap›flal›m A ¤ a r ’›n yakas›na yap›flmak, faflizme karfl› ç›kan, emperyalizme ba¤›ml›l›¤a karfl› ç›kan h e rk e si n g ö revidir. H a k t a n , özgürlükten, adaletten yana olan herkes yap›flmal›d›r A ¤ a r ’›n yakas›na.

Mehmet A ¤ar, ‹smet Sezgin, Süleyman Demirel; onlar, bu ülkede kontrgerillaya iliflkin pek çok fleyi bilenlerin bafl›nda geliyorlar. Fakat b iz d e B ‹L‹YORUZ. Biliyor ve hesap soruyoruz. recinde “deflifre” olmas› nedeniyle geriye çekildi; ama her dönem oligarflinin has kadrolar›ndan biri oldu.

Adalet ‹çin, Oyunu Bozmak ‹çin A¤ar’›n Yakas›na Yap›flal›m Mevcut düzen içinde hiçbir savc›, hakim, sorulmas› gereken sorular› soramaz A¤ar’a. Çünkü, cevaplarda devlet vard›r, polis, M‹T, jandarma, Genelkurmay vard›r. T ü r k i y e demokrasisinin, meclisinin, yarg›s›n›n içyüzleri vard›r. Emperyalizm ile iliflkilerin gerçek niteli¤i vard›r. Sivas’›n, Gazi’nin, infazlar›n, kay›plar›n sorumlular› vard›r. Oligarflinin savc›lar›, yarg›çlar› soramazlar, ama biz sorar›z. Soraca¤›z. Bu hesap, mahflere kalmayacak. Bu “s›r”lar, er ya da geç ortaya dökülecek. A¤ar’›n yakas›na yap›flmak, faflizme karfl› ç›kan, emperyalizme ba¤›ml›l›¤a karfl› ç›kan herkesin görevidir. Haktan, özgürlükten, adaletten yana olan herkes yap›flmal›d›r A¤ar’›n yakas›na. Oligarfli kendi kontra fleflerini yarg›lamaz, ama demokrasicilik oyunu nedeniyle san›k sandalyesine oturtmak zorunda kalm›flt›r. Öyyleyse oyunu bozmal›y›z. Ya yarg›la ya yarg›lamayaca¤›n› aç›kla! Ya A¤ar’›n cezas›n› verin ya halka karfl› tüm suçlar› devlet olarak, sistem olarak iflledi¤inizi üstlenin!

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

43


Polisi Aklamak, Ça¤dafllar’› Bir Kez Daha Kurflunlamakt›r Ça¤dafl Gemik, Antalya’da arkas›ndan atefl eden polis taraf›ndan öldürülmüfltü. Bu apaç›k cinayete karfl› ç›kmak, cinayeti gerçeklefltirenlere tav›r almak, her demokrat›n, ilericinin, bunlar da bir yana, adaletten yana olan herkesin asgari görevidir. Bu duygularla Ça¤dafl’›n cenazesini sahiplenmek için toplananlar, orada baz› kesimlerin bu sorumlulukla hiç ba¤daflmayan tav›rlar›na tan›k oldular. CHP ‹l Yönetimi ve Antalya’daki Hac› Bektafl Veli Anadolu Kültür Vakf›, Ça¤dafl’›n katillerinin yakas›na yap›flmad›klar› gibi, Ça¤dafl’›n cenazesinde, Ça¤dafl’›n katillerini aklaman›n peflinde idiler. Fakat, cenazede bulunan devrimciler, hakl› olarak buna izin vermediler. Ça¤dafl’›n katillerini halka teflhir ettiler. Bu kurumlar›n yöneticileri, Ça¤dafl’›n cenazesinin bafl›nda yapt›klar› konuflmalarda, “Ça¤dafl’›n yanl›fl l›k la vu r u l d u ¤ u n u ” söylediler, Ça¤dafl’› vuran polisin yakaland›¤›n› söyleyerek, E m ni yet Müd ür ü ne teflek k ü r et ti l e r. Ça¤dafl’›n katledilmesine iliflkin düzenlenen bas›n aç›klamas›nda da, CHP ‹l Baflkan› Emniyet Müdürü’nü aklayan konuflmalar yap›p, suçlunun sadece vuran polis oldu¤unu söyledi.

Ça¤dafl’›n katillerinden hesap sorulmas›, adaletin yerini bulmas› gibi bir düflünceleri yok. Tek düflünceleri, halk›n polislere duydu¤u tepkinin önüne geçmek, halk›n öfkesini sakinlefltirmek. Polis teflkilat›n›n Ça¤dafl’›n vurulmas›ndaki sorumlulu¤unu yok saymak, katilleri aklamak, Ça¤dafllar’› bir kere daha kurflunlamakt›r. CHP’nin de, Hac› Bektafl Veli Anadolu Kültür Vakf›’n›n da yapt›klar› bu olmufltur. Ça¤dafllar’›n katledilmesi, bu kesimler için temel önemde de¤ildir. Onlar öncelikle, düzenle kurduklar› ç›kar iliflkilerini düflünürler. Öncelikli olan, Ça¤dafllar’›n katledilmesine karfl› ç›kmak de¤il, düzenle kurduklar› ba¤› pekifltirmektir. CHP de, bir yandan halk›n yan›nda gibi görünerek, prim yapmaya çal›fl›rken, as›l misyonuna uygun olarak, halk›n düzene tepkisinin önüne geçmeye çal›flmaktad›r. Öte yandan yine belirtmek gerekir ki, bu düzen içi kesimlerin yüklendikleri misyona o r t ak o l m a k , aç›klamalar›na destek vermek veya sessiz kalmak, devrimcilikle, demokratl›kla ba¤daflt›r ›lamaz. Devrimciler, bu düzen içi kesimlerin hangi biçimde olursa olsun halk› aldatmalar›na izin veremezler. Devrimcilerin gö-

revi, Ça¤dafl’›n gerçek katillerini halka göstermektir. Ça¤dafl’a kurflun s›kan bir polistir. Fakat o polisin s›kt›¤› kurflunlar›n sorumlulu¤u, polis teflkilat›ndan iktidara, bir bütün olarak sisteme kadar hepsinindir. Polis, sokak ortas›nda insanlar› kurflunlayabilece¤ini, kurflunlad›¤›nda bafl›na bir fley gelmeyece¤i güvenini onlardan alm›flt›r. O polis ve bütün polisler, düzenin bugüne kadar tüm katil polisleri sahiplendi¤ini görmüfllerdir, amirlerinin her türlü keyfili¤e, iflkenceye desteklerini görmüfllerdir. Kuflku duymak bile gereksizdir ki, bugün de amirleriyle, bakan›yla, iktidar›yla, düzen, katillerin arkas›ndad›r. Olay›n di¤er bir boyutu, Ça¤dafl’›n katillerini aklamaya çal›flan Antalya’daki Hac› Bektafl Veli Anadolu Kültür Vakf› ile CHP’lilerin de, tav›rlar›yla katil polislere güven verdikleridir. Ça¤dafllar’›n katledilmesinin önüne geçmek için, katilleri aklamaya çal›flmak yerine, katillerin yakas›na yap›flmak gerekmektedir. Söz konusu kifliler ve kurumlar›, ald›klar› tavr›n anlam›n› görmek zorundad›rlar. Hangi hesaplarla olursa olsun, onlar› katillerin yan›na götürecek tav›rlardan uzak durmal›d›rlar. Halka kurflun s›kanlar›n yan›nda olarak, ne Alevilik kimli¤ini tafl›mak ne demokrat bir kimli¤e sahip olmak mümkün de¤ildir.

Ege Temel Haklar KAPATILDI Ege Temel Haklar Ve Özgürlükler Derne¤i hat›rlanaca¤› gibi dernek imzal› ç›kar›lan takvim bahane edilerek bas›lm›fl ve kap›s› mühürlenip faaliyetleri geçici olarak durdurulmufltu. 31.10.2008 tarihinde ‹zmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruflma sonunda dernek kapat›ld›. Temyiz hakk› bulunan davada temyiz dönüflüne kadar da derne-

44

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

¤in faaliyetlerinin tedbiren durdurulmas› yönünde verilen eski kararda de¤ifltirilmedi. Savc› mütalaas›nda dernekte bulundu¤u iddia edilen ancak dosyada asl› bulunmayan delillere dayand›. Hakl›y›z Kazanaca¤›z adl› yaz›n›n Dursun Karatafl’› hat›rlatt›¤›, dernekte Sabahat Karatafl’›n resminin bulundu¤u iddias›, derne¤in bast›rd›¤› takvimde örgüt ambleminin herkesin anlayaca¤› flekilde yer al-

d›¤›, dernekte göz alt›na al›nan kiflinin aranan kiflilerden olmas› nedeni(!) gibi gerekçelerle derne¤in kapat›lmas› yönünde görüfl bildirdi. Bask›na gerekçe, Mahir Çayan resimleri bulunan takvimler iken savc›l›k mütalaas›nda neredeyse Mahir Çayan’dan hiç bahsedilmedi. Mahkeme sözkonusu suçlamalarla ilgili bilirkifli incelemesi talebini de reddetti. Mahkemenin gerekçeli karar›n› daha sonra yazaca¤› belirtildi.


Önce FRANSA, fiimdi A L M A N YA...

Bask›nlar, Gözalt›lar, Tutuklamalar... Avrupa emperyalizminin devrimcilere yönelik bask› ve sald›r›lar›, baflta Fransa, Almanya, Belçika gibi ülkeler olmak üzere AB’nin hemen tüm emperyalist ülkelerinde süreklilefltirilmifltir. 5 K a s › m ’ d a A l m a n y a ’ d a, A n a d o l u F e de ra s y on u ve Federasyona ba¤l› dernekler olan, Köln A n a d o l u H a l k K ü l t ü revi, Dortmund Anadolu Kültür Merkezi, D ui s bu rg A n a dolu E¤itim Kültür Merkezi'ne bask›nlar yap›ld›, N u r h a n E R D EM, Ce ngiz OB AN ve A h m e t ‹ S TANBULLU gözalt›na al›narak tutukland›. Fakat, halen tutuklamalar›n hukuki dayanaklar› aç›klanm›fl de¤il. Köln, Dortmund ve Duisburg'da Federasyona ba¤l› derneklerin, Federasyon Merkezi’nin kap›lar› k›r›lm›fl, dernek üyelerinin evleri bas›lm›fl, talan edilmifl, paralar›, bilgisayarlar›, foto¤raf makinalar› ve çeflitli eflyalar› gaspedilmifltir. Saatlerce süren aramalar s›ras›nda kurumlara ziyarete gelenler de kimlik kontrolünden geçirilerek, girifl-ç›k›fllar› engellendi. Almanya’da yaflayan göçmenlerin, hak ve özgürlüklerini savunmak ve korumak, hak ihlallerine karfl› mücadele etmek için kurulmufl olan dernekler, emperyalizmin sald›r›lar›na maruz kald›. Derneklerin yan›nda, bu derneklerde çal›flan, derneklere gidip-gelen birçok kiflinin evlerine de bask›nlar yap›ld›. Emperyalist demokrasi de, ›rkç› politikalar›na teslim olmayan dev-

‹sviçre: ‘Türkiye'de ‹flkence Sürüyor’ Engin Çeber’in iflkenceyle katledilmesini protesto için, Halk Cepheliler taraf›ndan ‹sviçre'nin Zürich flehrinde, 1 Kas›m’da eylem yap›ld›.

Alman polisinin bask›n düzenledi ¤i A na do l u F e de r a s y on u , b u gü n e k a d a r Almanya’daki say›s›z bask› ya karfl› halk›n haklar›n› savunan d e m o k r a t i k b i r k u r u m d u . Yu k a r › d a k i re s i m d e d e b u b a s k › l a r a , k e y f i l i k l ere k a r fl › A n a d o l u F e d e a s y o n u B a fl k a n › N u r h a n E r d e m s o r u y o rd u : “ A l m a n y a ’ d a Adalet Va r M › ? ” Son bask›nlarda Nurhan Erdem d e t u t u k l a n d › ; fl i m d i s o r u b i r kez daha gündemde... rimcilerin karfl›s›na bask›c›, sald›rgan yüzüyle ç›kmaktad›r. Devrimciler, emperyalizmin ›rkç› politikalar›n›n karfl›s›nda da direnen, halk› örgütleyen bir güçtür. Devrimcilerin örgütlü olduklar› derneklerin bas›larak, terörize edilmesi, insanlar›n y›ld›r›lmaya çal›fl›lmas›, tutuklamalarla gözda¤› verilmesi ve örgütlenmelerinin engellenmeye çal›fl›lmas› bu nedenledir.

‘Tu t u k l a n a n l a r Serbest B›rak›ls›n’ Yapt›¤› aç›klama ile, bask›nlar fiehrin ifllek caddelerinden Bahnofstrasse’de, üzerinde Engin Çeber'in resimlerinin bulundu¤u “Türkiye'de ‹flkence Sürüyor, Engin Çeber ‹flkenceyle Katledildi, Halk Cephesi” yazan pankart açan Halk Cepheliler, ayr›ca bildiri da¤›tarak, Türkiye oligarflisinin iflkenceci, katil yüzünü teflhir ettiler.

hakk›nda bilgi veren Anadolu Federasyonu, tutuklanan arkadafllar›n›n derhal serbest b›rak›lmas›n› istedi. Federasyon aç›klamas›nda, “ A n a d o l u F e d e r a s y o nu;... hak alma mücadele sinde, hep hal k› m› z›n ya n›nda önünde olmufltur. Anti-demokratik, ayr›mc› ve ›rkç› yasalara karfl› halk›m› z›n sesini yükseltmeye çal›flm›flt›r” denilerek, susturulmaya çal›fl›lan›n halk›m›z›n sesi oldu¤u belirtildi. Ayr›ca, Avusturya Anadolu Federasyonu, Rotterdam Anadolu Halk Kültür Ve Sanat Derne¤i ve Almanya Göçmen ‹flçiler Federasyonu (AG‹F)’de yapt›klar› aç›klamalarla sald›r›ya tepki gösterdiler.

Bofluna, Devrimciler Hep Olacak Bu Almanya’n›n ilk sald›r›s› de¤ildir. 129. yasa maddesi kapsam›nda Stammheim Davas›’nda tutuklad›¤› devrimcileri iki y›ld›r, delilsiz, belgesiz, hukuki dayanaklardan yoksun olarak yat›rmaktad›r. 5 Kas›m’daki bask›nlar›n bir benzeri, 9 Haziran 2008’de Fransa’da Paris Anadolu Kültür ve Dayan›flma Derne¤i ile dernek üyelerinin evlerine yönelik gerçeklefltirilmifl ve dört devrimci tutuklanm›flt›. Paris Anadolu Kültür ve Dayan›flma Derne¤i üyelerinin evlerine yönelik bask›nlar fleklinde sürdürmüfltü. Orada da bir çok devrimci hala tutuklu. Almanya da biçimine kadar Fransa’daki bask›nlar›n benzerini gerçeklefltirmifltir. Emperyalistler, bu bask›larla sonuç alacaklar›n› düflünerek yan›lmaktad›rlar. Sonuç alamazlar. Sald›r›lar›na son vermeli, kendi hukuklar›na bile uymayarak tutuklad›klar› devrimcileri bir an önce serbest b›rakmal›d›rlar.

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

45


‘Bu bir ihtilal!’

DE⁄‹L!

riyle anlaflma içinde ç›km›flt›r. Zaten böyle bir anlaflma içinde olmayan herhangi birinin ABD baflkanl›¤›na oynamas›, Amerikan sisteminde mümkün de de¤ildir. * Filistin Yönetimi Baflkan› Mahmud Abbas, yeni ABD Baflkan›’na “de¤iflim bekliyoruz. Bu de¤iflimin bize bar›fl getirece¤ini umut ediyoruz” diye demeç veriyor. Bofl beklentide s›n›r yok. Daha seçim döneminde ‹srail’e gidip “ ‹ sra il ’ in da vas› beni m davam d › r ” diyen biri Obama. * Bir siyah›n ABD Baflkan› olmas›, Amerika’n›n ›rkç› geçmifli hat›rland›¤›nda kuflkusuz önemsiz görülemeyecek bir olayd›r. Fakat bu noktada tekeller ›rkç›l›k ve zenci-beyaz sorununu düzen için en zarars›z olacak bir düzeye getirmifllerdir zaten çok uzun süre önce. Obama’n›n bir “siyah” olarak bu kadar kolay kabul edilmesi, bu süreç gözönünde bulundurulursa daha iyi anlafl›labilir. Obama’yla ABD yönetimine ilk kez bir siyah gelmifl olmuyor, eyalet yöneticiliklerinden bafllayarak merkezi hükümette bakanl›klara, ABD Baflkan Yard›mc›l›¤› gibi görevlere gelen bir çok “siyahi” yönetici olmufltu daha önce. Yak›n dönemde Colin Powell, Condoleezza Rice ilk akla gelenlerdir. * Milliyet yazar› Derya Sazak, yukar›da bir cümlesini aktard›¤›m›z yaz›s›n›n bafll›¤›n› da “ O b a m a d e v r i m i ” diye koymufl ve yaz›y› da “Türkiye’de demokratlar›n bir Obama ç›karacaklar› günler gelecek mi? Dar›s› bafl›m›za” diye bitirmifl. Kimse kendini böyle büyük bir aldatma ve aldanmacaya teslim etmemelidir; de¤iflen bir fley yoktur, bir devrim yoktur ve gerçek anlamda, devrim niteli¤inde bir de¤iflimin yolu da zaten buradan geçmemektedir. Ülkemize de bir Obama hiç laz›m de¤il.

Bofl hayallere yer yok! “ B u b i r de vr im! ” sözünü olur olmaz ne çok yerde duymufluzdur. ‹flte flimdi biriyle daha karfl› karfl›yay›z. ABD seçim sonuçlar›n›n “bir devrim” oldu¤unu ileri sürüyorlar. Hürriyet, manfletinde özetledi bu iddiay›: “Am er ikan i hti lal i” ! “ B u b i r devrim! -ya da ihtilal” sözünü en çok kullananlar, devrimlerle, devrimcilikle hiç ilgisi bulunmayan burjuva, küçük-burjuva çevrelerdir. Bu yüzden, e¤er devrimciler d›fl›nda birileri herhangi bir olay›, olguyu “ d e v r i m ” diye adland›r›yorlarsa, orada bizzat devrimin kendisini sul a n d › r m a y a yönelik bir tav›r söz konusu olaya ve olguya iliflkin bir a b a r t› oldu¤undan emin olabilirsiniz. Bunu belirterek ABD seçimlerine dönelim yine. Sonraki say›lar›m›zda Amerikan seçim sistemine ve esas olarak da Amerikan demokrasisine dair de¤erlendirmelere devam edece¤iz. Ancak bu say›m›zda esas olarak seçimlerin hemen ertesinde estirilen ve yukar›da iflaret etti¤imiz “devrim olmufl” havas›na dair birkaç noktay› belirtmek istiyoruz. Önce bu abart›l› havay› tam yans›tabilmek için birkaç al›nt›da yarar var san›r›z. “Tarih de¤iflti” “Amerika, dünyadaki tüm demokrasilere örnek oldu. Amerikan halk› de¤iflimi tercih etti.” (Milliyet’in manflet ve spotlar›) “‹nan›lmas› son derece güç bir devrim yafl›yoruz. Amerikan toplumu bir devrim gerçeklefltirdi.” (M. Ali Birand) “Amerikan demokrasisi aç›s›ndan, insanl›k aç›s›ndan o l a ¤ a n ü s t ü bir olay... 200 y›l önce köle olarak getirilenler, bugün yönetime geldiler. Bu

46

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

kendi bafl›na çok büyük bir olayd›r. (Mehmet Altan) “Amerika’da de¤iflim ve ‘dev r i m ’ heyecan› kap›y› çald›. Obama’yla daha iyi bir gelecek umudu...” (Hasan Cemal) “‹nsan haklar›na sayg› dalgas›n›n dünyaya yay›lmas› bekleniyor.” (Okay Gönensin) “21. yüzy›l›n Roma’s› ABD imparatorlu¤unda Spartaküs’ün eski Roma’da yapamad›¤›n› Obama’n›n baflarmas›n› heyecanla izledik. Alk›fllad›k.” (Derya Sazak) * Görüldü¤ü gibi, Obama’n›n seçilmesine yüklenen misyonlar büyük. Beklentiler büyük. * Beklentiler kadar yan›lg› da büyük. * Hasan Cemal gibileri, “Obama demokrasi, özgürlük, eflitlik, umut ideallerini hayata geçirecek...” diye yaz›yorlar fakat Amerikan ordusunun asker say›s›n› art›rmak, orduya daha çok donan›m almak da var Obama’n›n projeleri aras›nda. Peki Obama neden istiyor Amerikan ordusu’nun büyütülmesini? Neden daha fazla helikopter istiyor? Herhalde “do¤al afetlerde” kullanmak için de¤il. Gerçekte Irak’ta iflgale karfl› ç›kmamas›na karfl›n, o konuda muhalifmifl gibi bir imaj vermeyi baflaran Obama, Pakistan’da yeni bir cephe aç›lmas›n›n da savunucusu. Yeni bir cephe ise, kuflkusuz silah tekellerinin ellerini ovuflturmas› için yeterli. Burjuva bas›na da yans›d›¤› gibi, Obama siyaset sahnesine silah tekelle-


Siyasette

‹LKE Uluslararas› Hukuk Mu Orman Kanunu Mu? Amerika, ülkeleri bombal›yor, halklar› katlediyor, fakat Amerika’y› yarg›layan bir hukuk yok. 27 Ekim’de Suriye’deki ABD operasyonunda 8 kifli katledildi. Suriyeliler’in büyük kitlesel gösterilerle protesto ettikleri bu sald›r›yla ayn› gün, Pakistan’›n Güney Veziristan bölgesine, ABD’ye ait insans›z uçaklar›n düzenledi¤i iki ayr› füze sald›r›s›nda 31 kifli öldü. Geçen hafta da benzer bir sald›r› Afganistan’da gerçeklefltirildi. Amerikan helikopterleri, insans›z hava araçlar›, bir uçak gemisinden veya ABD’nin bir üssünden havalan›yor ve gidip bir baflka ülkenin, uluslararas› hukuka göre “egemen bir ülke”nin s›n›rlar› içine girip, orada katliamlar gerçeklefltirip sonra ç›k›p gidiyor. Bir ülkenin s›n›rlar› alenen ihlal ediliyor, egemenlik haklar›-

na aç›kça tecavüz ediliyor. Fakat, Amerikan karfl›tlar›n› yarg›layan “Uluslararas› hukuk” bu katliamlar ve ihlaller için k›l›n› k›p›rdatm›yor.

Bu durumda, gerçekte uluslararas› bir hukuk var m›? Verdi¤imiz örnekler, bu sorunun cevab›n› da veriyor.

Uluslararas› bir hukuk de¤il, güçlü olan›n hukukunun geçerli oldu¤u bir dünya düzeni var. Ki bunun ad› da hukuk de¤il, Orman Kanunu’dur. “ Yeni Dün ya Düze ni” de, bir bak›ma bu demektir zaten. Uluslararas› hukuk denilen, emperyalizmin halklara karfl› kulland›¤› bir silah olman›n ötesinde bir anlam tafl›m›yor. Baflta Amerika olmak üzere, emperyalist iflgalleri meflrulaflt›rmak için kullan›l›yor. Amerikan sald›rganl›¤›na hukuki k›l›f giydirmeye yar›yor. Amerikan emperyalizminin, çok say›da kitle katliam› ortaya ç›kt›, katliam s›ras›nda çekilmifl görüntüler yay›nland›, iflkence

Köln: Stammheim Davas›’na Karfl› Panel Almanya’da DHKP-C davas› tutsaklar›n›n yarg›land›klar› S t a m mheim Da va s› tutsaklar›na destek vermek, davan›n dayand›r›ld›¤› 129 yasa maddesini teflhir etmek, Almanya’n›n devrimci ve göçmenlere yönelik politikalar›n› protesto etmek amac›yla düzenlenen panellere bu hafta da devam edildi. Onbirincisi, 2 Ka s›m’da Köln’de

yap›lan panel, K› z›l Ya rd›m ve Ta y a d K o m i t e taraf›ndan organize edildi. Panelde, dinleyiciler, 129 yasa maddesi ve Mart 2008’de bafllayan Stammheim Davas› ve Alman ceza yasas› hakk›nda bilgilendirildi. Stammheim davas› özelinde, 129. yasa maddesine karfl› yap›lan eylemler anlat›ld›. Bu davan›n 129-b yasas›n›n uyguland›¤› ilk dava oldu¤u ve ç›kacak karar›n bundan sonraki kararlarda emsal olarak kullan›laca¤› anlat›ld›. Davaya iliflkin duyarl›l›k ve tutsaklarla dayan›flma ça¤r›s› yap›ld›. K›z›l Yard›m ve Tayad Komite olarak Stammheim Davas›’na karfl› mücadelenin devam ettirilece¤i belirtildi.

suçlar› belgeleriyle ortaya serildi ama bunlar›n hiç birisinde dünya halklar› “Uluslararas› Mahkemeler”in harekete geçtiklerine tan›k olmam›flt›r. Aç›kt›r ki, bugün emperyalizmin hakimiyetindeki dünya düzeninde, uluslararas› kurumlar da, emperyalizmin hizmetindedir. Bu kurumlar›n ne ilkeleri, ne göstermelik de olsa bir tutarl›l›klar› yoktur. Dahas›, bu kurumlar›n Amerika baflta olmak üzere, emperyalistler üzerinde bir yapt›r›m güçleri de yoktur. Dolay›s›yla, emperyalizmin hakimiyetindeki uluslararas› kurumlar›n halklar nezdinde bir güvenilirli¤i, inand›r›c›l›¤› söz konusu olamaz. Bugünlerde Amerika’yla ilgili yaz›lar, Amerika’n›n flu veya bu konudaki politikalar›na iliflkin; “ b a k a l › m O b a ma b u k o n u da ne y apacak?” diye bitiyor genellikle; ama biz bu soruyu sormayaca¤›z. Çünkü, emper yalist haydutluk söz konusu oldu¤unda gereksiz, yanl›fl ve temelsiz bir soru bu. Obama’n›n bu konuda ne yapaca¤›n› biliyoruz. Tekellerin ihtiyac›, politikas› hangi zamanda neyi gerektiriyorsa, Obama da onu yapacak.

Metal ‹flçilerinin Uyar› Grevi A l m a ny a’ da , 3,5 milyonu afl-k›n metal iflçisinin toplu pazarl›k sürecinde anlaflmazl›¤›n ortaya ç›kmas› üzerine, 3 Kas›m günü, ülke çap›nda uyar› grevleri yap›l-d›. On binlerce metal iflçisinin ka-t›ld›¤› uyar› grevine özellikle oto-motiv ve beyaz eflya sektöründe çal›flan iflçiler yo¤un kat›l›m gös-terdiler. Uyar› grevine paralel olarak mitingler de yap›l›rken, iflçiler, yüzde 8 ücret art›fl›nda kararl› dav-ranacaklar›n›, sendikalardan da bunu beklediklerini vurgulad›lar. Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

47


Tarih Sayfalar› 1986 y›l›ndan bu yana tam 22 y›ld›r gerçe¤inin sesinin susmad›¤›, susturulamad›¤› bir tarih, ilk günkü kararl›l›kla devam etmektedir. Tam 22 y›ld›r bask›lar›, sald›r›lar›, iflkenceleri ve ölümleri yaflamad›¤›m›z tek bir gün dahi olmadan devam eden bir Yürüyüfl’tür bugün devam etti¤imiz. Devrimci bas›n, s›n›flar mücadelesinde saf›n› hakl›dan, ezilenden yana belirlemifl bir bas›n olarak ç›km›flt›r ortaya. Ezilenin, sömürülenin, hakl› ve onurlu sesi olmay› kendine ilke edinmifltir. Böyle oldu¤u için de üzerinden oligarflinin bask›lar› hiç eksik olmam›flt›r. 1986 A r a l›k, devrimci bas›n mevzisinde Yeni Çözüm Dergisi’nin ilk say›s›n›n ç›kt›¤› tarihtir. Ayl›k olarak yay›nlanan Yeni Çözüm ile 12 Eylül faflist cuntas› sonras›nda devrimciler bas›n yay›n alan›nda ilk güçlü mevzilerini oluflturmufl oldular. Cuntayla devrimcileri susturmak için yapmad›klar› kalmam›flt›. Onca bask› ve zulme ra¤men devrimciler yok olmam›fl ve iflte bas›n alan›nda da karfl›lar›na gerçekleri, devrimi hayk›rarak ç›k›yorlard›. Oligarflinin buna tahammül etmesi mümkün de¤ildi! Yeni Çözüm Dergisi’nin ilk say›s›, tahmin edilece¤i gibi hemen toplat›ld›. Bask›lar, sadece derginin toplat›lmas›yla s›n›rl› kalmad› elbette; derginin ‹stanbul ve Anadolu’nun birçok ilinde bulunan bürolar› bas›lm›fl, temsilci ve muhabirleri defalarca gözalt›na al›n›p iflkencelerden geçirilmifl ve tutuklanm›fllard›r. “Sizi yaflatmayaca¤›z... size dergi ç›kartt›rmayaca¤›z...” tehditleri o dönemde polisin a¤z›ndan hiç düflmeyen sözlerdir. Oligarfli devrimcilik yapman›n ve devrimcilerin sesi olan bir dergi ç›karman›n bedelini ödetmek için elinden geleni yap›yordu. Bu bedelleri göze almadan devrimcilik yapmak da, devrimci bir dergi,

48

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

gazete ç›karmak da mümkün de¤ildi. Ama daha bu derginin ilk kelimesi ka¤›t üzerine yaz›l›rken, bu bedel göze al›nm›flt› elbette. ‹flte bu bedel göze al›nd›¤› içindir ki, devrimcilerin bas›n alan›ndaki varl›¤›n› bugüne kadar engelleyemediler, bu sesi susturmay› hiçbir zaman baflaramad›lar. 3,5 y›l boyunca bu bask›lara karfl› mücadele eden Yeni Çözüm, bayra¤› bir süre sonra yükselen mücadelenin sesi M üca de le’ye devretti. Devrim mücadelesinin bas›n alan›ndaki temsilcisi Mücadele’dir art›k. S›n›f mücadelesinin keskinli¤ine, kavgan›n yükselmesine paralel olarak söylenecekler artm›flt›r. Ayl›k bir dergi bu ihtiyac› karfl›layamayacakt›r art›k. Bu ihtiyaca paralel Mücadele önce 15 günlük, bir süre sonra da h a f t a l›k yay›nlanm›flt›r. 1990’da ç›kt›¤› andan itibaren Mücadele de her devrimci, ilerici yay›n organ› gibi bask›larla, sald›r›larla mücadele etmek zorundad›r. Fakat M üca de le’nin ç›kt›¤› koflullar, bu aç›dan daha zorlu ve özgündür. Zira, Mücadele’nin yay›nlanmaya bafllamas›n›n hemen öncesinde ç›kar›lan ve SS (Sansür ve Sürgün) K a r a rn a me le r i olarak adland›r›lan bir kararname, ad›na uygun olarak Nazi zihniyetiyle devrimci, ilerici, demokrat bas›n› yoketmeyi hedefliyordu. SS Kararnamelerine ra¤men yazmak, sürekli toplatmalar›, cezalar› göze almay› gerektirmektedir. Sayfalar› simsiyah yap›lm›fl dergiler ç›karmak zorunda kal›nsa da, gerçe¤in sesi olmaya devam etti Mücadele. Bürolar bas›l›yor, tüm eflyalar› talan ediliyor, yaz›, foto¤raf arflivi gasbediliyor, yay›n için gerekli elektronik eflyalar k›r›l›p dökülüyor; bu bask›nlardan sonra her fleyi adeta yeni bafltan kurmak gerekiyordu. Madem böyle gerekiyordu, devrimciler bunun gere¤ini de yapacaklard› elbette. Dergiler bu anlamda defalarca yeniden kuruldu, çal›flanlar›, muhabirleri, bürolar› defalarca yenilendi. 1995 y›l›na geldi¤imizde dev-

DEVR‹MC‹ B ASIN MEVZ‹S‹NDE

22 YIL rimci bas›n mevzisinde art›k K u rt ulufl vard›: K a vga n›n Ses i K u rt ulufl! Devrimci bas›n alan›nda y›llar›n deneyimi söz konusuydu. Dolay›s›yla, daha geliflmifl, daha geniflletilmifl bir mevzi, daha güçlü bir ses olmal›yd› Kurtulufl. Bu hedefle yay›nlanmaya baflland›. Kurtulufl da kendinden öncekilerin yaflad›klar› bask›lar› aynen yaflam›fl ama buna yeni bask›lar da eklenmifltir. Derginin ç›kmas›n›n hemen ard›ndan ellerinde dergilerle caddelere, sokaklara dökülen dergi da¤›t›mc›lar› ve okurlar›, mücadelenin sesini daha genifl kitlelere ulaflt›rman›n yeni bir biçimini hayata geçirmektedirler. Oligarfli buna karfl› tahammülsüzlü¤ünü yine en iyi bildi¤i yöntemle, katlederek gösterdi. 1996 y›l›nda 17 yafl›ndaki ‹ rfan A¤d a fl dergi da¤›t›m› yapt›¤› s›rada sokak ortas›nda kalleflçe s›k›lan kurflunlar-

Yeni ÇÖZÜM: 1986 Aral›k'›nda yay›na bafllad›. 1990 Mart'›na kadar 33 say› yay›nland›.

Emperyalizme ve Oligarfliye Karfl› MÜCADELE (15 Günlük): Yay›n hayat›na 15 Temmuz 1990'da bafllad›. 4 5 say› yay›nland›.

Emperyalizme ve Oligarfliye Karfl› MÜCADELE (Haftal›k): 4 Temmuz 1992'de yay›nland›. 1 1 4 say› ç›kt›.

Emperyalizme ve Oligarfliye Karfl› KURTULUfi: 28 Ocak 1995'te yay›nland›. 8 Temmuz 95'e kadar 22 say› ç›kar›ld›. Zafer Yolunda KURTULUfi: 15


ra, komplolara dönüflece¤inin bir örne¤i ise, 1 Nisan komplosunda oldu¤u gibi, çal›flanlar›m›z›n, muhabirlerimizin tutuklanmas›yd›. Devrimci bas›n› izlemek, okumak, bürolar›na gidip gelmek, “örgüt üyeli¤i” ile efl anlaml›yd›. Örgüt üyeli¤i de elbette iflkence, tutuklanma ile efl anlaml›yd›... Devrimci bas›n böylece okunamaz, sahip ç›k›lamaz hale getirilmek isteniyordu. 1999 y›l›nda devrimci bas›n mevzisinde yeni bir ses olarak yay›nlanmaya bafllayan Ya flad› ¤› m›z Va t a n Dergisi’nden E k m e k v e A d a let Dergisi’ne kadar devrimci bas›n›n yaflad›¤› bask›lar hiç azalmam›fl, tersine her geçen gün daha da artm›flt›r. Demokrasicilik oyunu, bir yandan yasal olarak devrimci, demokrat dergilerin, gazetelerin yay›nlanabilmesini mümkün k›l›yor, ama öte yandan bu demokrasicilik, devrimci bas›n üzerindeki bask›ya, teröre engel oluflturmuyordu. Nitekim Ekmek ve Adalet’ten sonra yay›nlanmaya baflayan Yü r üyüfl’ün okurlar›na yönelik sald›r›lar bunun en aç›k ifadesi olacakt›. Meydanlarda, yoksul semtlerde dergi sat›fl ve tan›t›m› yapan Yürüyüfl okurlar› defalarca sald›r›ya u¤rad› ve F e rTemmuz 1995'te ilk say›s› ç›kh a t G e rçek s›rt›ndan t›. 27 Temmuz 96'ya kadar 55 vurulup felç edildi. say› yay›nland›. Son olarak da E ngin KURTULUfi: 3 A¤ustos 96'da Çe b e r... yay›nlanmaya bafllad›. 5 Ekim Belirtelim ki, 96'ya kadar 10 say› yay›nland›. BUNLARA RA⁄Halk ‹ çin KURTULUfi: ‹lk say›MEN SUSTURAMAs› 12 Ekim 96'da yay›nland›. DILAR, SUSMAYay›n›n› üç y›l sürdürdü. DIK!.. GERÇEKLER‹ Yaflad›¤›m›z Vatan: 13 SADECE KALEMLE A¤ustos 1999’da yay›nlanmaya DE⁄‹L, GEREKT‹bafllad›. 137 say› yay›nland›. ⁄‹NDE CANLARIEkmek ve Adalet: ‹lk say›- MIZI ORTAYA KOYARAK SAVUNs› 25 Mart 2002’de ç›kt›. YaklaDUK! fl›k üç y›l süren yay›n hayat›nda 165 say› yay›nland›. Faflizmin oldu¤u bir ülkede halk›n, müYürüyüfl: 22 May›s 2005’de cadelenin, gerçe¤in seyay›nlanmaya baflland›.

la katledildi. Bir hafta sonra ise Kurtulufl da¤›t›mc›lar› Se nem A d al› ve M uh a mm e d K a ya, kald›klar› evde katledildiler. Devrimci yay›nlar›n önüne konulan engeller, evde, sokak ortas›nda infaz boyutlar›na ulaflm›flt›. Bu bir s›n›f savafl›yd›. Oligarfli düzenini korumak için devrimin teorisini, ça¤r›lar›n›, propagandas›n› yayan bir yay›n organ›n› engellemek için elinden geleni yap›yordu. Elinden ise, bask›dan, yasaktan, sald›r› ve katliamdan baflka bir fley gelmiyordu. Nitekim, gözalt›na al›nan devrimciler, “büyük operasyon” havas›nda bas›n›n karfl›s›na ç›kar›l›rken, önlerindeki masaya silahlar›n, bombalar›n yan›na mutlaka dergilerimiz de konuluyordu. Bürolar›m›z, silahl› bir üsse bask›n düzenlenir gibi tam donan›ml› polis güçleriyle bas›l›yor, duvarlar› y›k›l›p, kap›lar› k›r›l›yor. Bunlar›n elbette sadece bizim büromuzun kap›s›n› k›rman›n ötesinde anlam› ve amaçlar› vard›. Polis bu yöntemlerle halka “bu yay›nlar› okumay›n, bunlar› okursan›z iflkencelerden geçirilirsiniz, bafl›n›z belaya girer” diyerek gözda¤› veriyordu. Gözda¤›n›n tutuklamala-

Bu ses susmaz!

‹rfan Ferhat Engin si olmak ve bunu 22 y›l kesintisiz devam ettirebilmek kuflkusuz ki salt kalemle baflar›labilecek bir fley de¤ildir. Bu nedenle devrimci bas›n olarak misyonumuzu yerine getirebilmek için yeri geldi¤inde iflkenceleri, tutsakl›klar›, hücreleri göze ald›k, yeri geldi¤inde canlar›m›z› da ortaya koyduk, yeri geldi¤inde açl›k grevleriyle, yeri geldi¤inde bürolar›m›zda barikatlar kurarak savunduk mevzilerimizi. Öyle zamanlar oldu ki, bir gün içinde dergiyi üç defa tekrar basmam›z gerekti. Çünkü sansürle bo¤ulmak isteniyorduk; kendi yasalar›n› dahi hiçe sayan bir pervas›zl›¤a, daha güçlü olan devrimci pervas›zl›kla cevap vermesini bildik. Daha matbaadan yeni ç›kan, deyim yerindeyse mürekkebi kurumam›fl olan dergilere, okuma gere¤i dahi duyulmadan ç›kar›lan toplatma kararlar›na karfl›l›k hemen ayn› gün ve saatlerde yeni bir say› ç›kar›larak cevap verilmifltir. Halk›n, mücadelenin ve gerçe¤in sesini asla susturamayacaklar› iflte böyle böyle gösterildi. Bu alanda da bir gelenek yarat›ld›. Bu, devrimin yenil mez li ¤i nin devrimci bas›n mevzisindeki yans›mas›yd›. Burada da bir i r ade sa va fl› vard›. T›pk› bugün dergimiz Yürüyüfl’ü sürekli toplatmalar›na, bir aya varan kapatma cezalar› vermelerine ra¤men halk›n, mücadelenin ve gerçe¤in sesinin kendine mutlaka hayk›racak bir yol bulmas›nda oldu¤u gibi... Dünden bugüne, tam 22 y›ld›r devrimci bas›n mevzisinde gerçe¤in sesi kesintisiz olarak hayk›r›lmaktad›r. Dünden bugüne yaflanan tüm bask›lara, sald›r› ve katliamlara ra¤men susturamad›lar. Bugün, E nginle r i katlederek susturmaya çal›fl›yorlar. Yine baflaramayacaklar. Halk›n, hakl›n›n, mücadelenin ve gerçeklerin sesini hayk›rmaya devam edece¤iz.

Say›: 8 / 9 Kas›m 2008

49


Sen Vardın Bilemezsin ne çok bekledik seni. Kaç gün, kaç gece, kaç mevsim, kaç y›l geçti aradan. B›kmadan, usanmadan, yorulmadan, bir gün gelece¤ini sihirli sözler gibi f›s›ldad›k hayat›n kula¤›na. Ve bir kez olsun vazgeçmedik senin için dövüflmekten ve seni düflünmekten. Açl›¤a yatarken bedenlerimiz, al›nlara sar›l›rken k›z›l bantlar›m›z hep sen vard›n sözlerimizde ve gözlerimizde. Hep sen vard›n kucaklaflmalar›m›zda ve kavuflmalar›m›zda. Eriyen bedenlerde, yanan hücrelerde sen vard›n. Seni hayk›rd›k 19 Aral›k’ta kurflunlan›rken bedenlerimiz, çeflit çeflit gazla bo¤ulmak istenirken umudumuz... Kan›m›z›n her damlas›nda, soludu¤umuz son ne feste sen vard›n. “Bir can›m var, feda olsun halk›ma” diyerek atefllere sar›lan Ahmet ‹bili’nin fedas›nda sen vard›n. Fidan’›n fedas›nda, Umut’un son nefesinde, Ercan’›n ba¤lamas›nda, R›za’n›n tebessümünde, Gülsüman’›n sabr›nda, Hülya’n›n bilgeli¤inde, Canan’›n gençli¤inde sen vard›n. Ve seni ça¤›r›rken, yüzlü günlerdeki açl›¤›m›za ra¤men ölüm bize direnirken; ve “ölmüyorlar” diye rezilce say›klarken düflman; bir Newroz günü düflen Cengiz’in yakt›¤› ateflte sen vard›n. Elinde demirci Kawa’n›n balyozuyla vurdu yalan›n surat›na, zulmün karas›na Cengiz. Zulme vurulan her balyozda sen vard›n. Sen vard›n ölüme merhaba demiflken, en güzel düflleri, en kavgac› dövüflleri ve tüm gülüflleri çal›nm›fl haf›zalarda. Sen vard›n, köyünden, yurdundan yokluk belas›na göç etmifllerin kavgayla kurdu¤u Armutlu’nun sokaklar›ndaki sevdada. “Kahramanlar do¤urmakla yetinmeyip kahramanl›klar do¤uran” fienay, Gülsüman analar›n gül kokusunda sen vard›n. Sen vard›n, Zehra ile Canan’›n

50

9 Kas›m 2008 / Say›: 8

s›n›rs›z sevgisinde, paylafl›lan açl›¤›nda, ölüme yürürken bile hayata gülümseyifllerinde. Sen vard›n, 19 kiloluk bedeniyle sevgiyi nak›fl nak›fl iflleyen Sevgi’nin her bak›fl›nda. Sen vard›n, “Bizim ellerimizde güzelleflmekte dünya” derken parmaklar› çal›nan, yang›nlara sevdal› ‹bo’nun son tüten sigara duman›nda. Ve sessizlik bir kefen gibi sarm›flken hayat› ve umut can bedeli savunuluyorken “yorulduk” demifllerdi birlikte yola ç›kt›klar›m›z. Bedenleri ayakta, ruhlar› yenik insanlar fersiz gözlerle bak›yorken hayata, art›k günefl vurmazken yüzlerine ve senin ad›n› alm›yorlarken a¤›zlar›na, biz, “Dö¤üflenler de var bu havalarda” dizesinin kan›t› olarak yürümeye devam ettik. “Yürümeyenleri arkam›zda bofl sokaklar gibi b›rakarak” susturulmuflluklara ve s›rt›m›za saplanan ihanet hançerlerine ra¤men yürüdük. Yürüdü¤ümüz yolun ufkunda, yol boyu att›¤›m›z her ad›mda sen vard›n. Sen vard›n, Ankara’n›n ayaz›nda “EL”in alt›nda, analar›m›z›n, babalar›m›z›n, kardefllerimizin üflüyen ellerinde, s›ms›cak yüreklerde. Sen vard›n dört duvar aras›nda bo¤ulmak istenen sesimizi sokaklara, meydanlara tafl›rken, coplanan her can›m›z›n s›zlayan, morarm›fl, kanam›fl onur yaras›nda.

Sen vard›n, avucuna umudun y›ld›z›n› ifllemifl, “Ben son olay›m, baflka yoldafl›m ölmesin” diyen, Antep’in selvi boylu yi¤it k›z› Fatma’n›n kömür karas› gözlerinde. Sen vard›n, insanl›¤›n en büyük duruflmas›nda. Ve avukat›n Behiç Aflc›’yd›, “Hukukun bitti¤i yerde direnmek hakt›r” diyerek cüppe yerine halk›n umudunu aln›na kuflanm›flt›. Sen vard›n, bir Anneler Günü’nde kuca¤›n› açl›kla dolduran bir annenin, Gülcan’›n kollar›nda. Sen vard›n, katledilen Sevgiler’in ölümsüzlü¤ünü kendi direniflinde kan›tlayan Sevgi’de. Sen vard›n tabut tafl›maktan nas›r ba¤lam›fl omuzlarda. Sen vard›n yak›lan a¤›tlarda, dökülen gözyafllar›nda. Sen vard›n karanfilin k›rm›z›s›nda dalgalanan bayraklarda. Sen vard›n linçlere, faflist teröre ra¤men Ankara’y› yol eyleyenlerin ad›mlar›nda. Sen vard›n bize ölüm yok diyen sloganlarda. Sen vard›n Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez yazan mezar tafllar›nda. 7 y›lda, 2284 günde Sen vard›n eyy Z A F E R ! Sen vard›n Ve daima var olacaks›n! Ey zafer, yolu yok, bizim ola c a k s › n.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
hg008 by sol yayin - Issuu