HÖC’lüler 1 May›s Direniflini Anlat›yor:
Taksim’de ‹fiGAL ve D‹REN‹fi Vard› Taksim’de AAKP’nin KP’nin HHALKI ALKI S‹ND‹RMEK ‹‹steyen steyen Faflist TTerörü erörü Taksim’i ZAPTETME Ve V e T aksim’i Z APTETME ‹‹RADES‹N‹ RADES‹N‹
Temsil Eden HÖC’lüler Vard› Ba¤›ms›zl›k, Demokrasi, Sosyalizmden Yana Olanlar›n Sesi
HALK GERÇE⁄‹ Haftal›k Dergi / Fiyat›: 1 YTL (kdv dahil) / 11 May›s 2008
Say›: 6
Taksim Direnifli Devrimci ‹syand›r
o gün yüre¤imizde mavzer günefl aln›m›z› yak›yor beflbin kardefl yürüyor günefle Mehmet kavgay› ö¤retiyor
Adres: Kocatepe Mah. Feridiye Cad. Farabi Sok. No: 7/9 Beyo¤lu ‹STANBUL
20 May›s 1998’de Dersim Hozat Tavuklu Köyü yak›nlar›nda bir Cephe gerilla birli¤iyle, oligarflinin askeri güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada, saatlerce çat›fl›p birli¤in kuflatmay› yarmas›n› sa¤layarak flehit düfltüler. Çat›fl›rken son anlar›nda ellerindeki malzeme ve dökümanlar› imha edecek bir cüret ve iradeyle kucaklad›lar ölümü. Hüseyin, 1977, Malatya Akçada¤ Kas›mufla¤› do¤umluydu. Mücadeleye 1991’de Malatya’da lise ö¤rencisiyken kat›ld›. Bir süre de ‹stanbul mahalli bölgelerde çal›flt›. Zeynep, 1975, KilisSö¤ütlü do¤umluydu. Mücadeleye lise y›llar›nda kat›ld›. 199396 aras›nda Gaziantep Mücadele ve Kurtulufl Gazetesi temsilciliklerinde bulundu. 1997’de gerillaya kat›ld›.
20 May›s 2003’de Ankara K›z›lay’da feda eylemi haz›rl›¤› içindeyken kazayla meydana gelen patlama sonucu flehit düfltü. fiengül, 18 May›s 1977 do¤umluydu. Mücadeleye Malatya Gazi Lisesi’nde kat›ld›. Daha sonra Malatya ve ‹stanbul’da Kurtulufl bürosunda çal›flt›. Nurtepe gecekondu halk›n›n örgütlenmesinde yer ald›. Defalarca gözalt› ve tutsakl›klar yaflad›. 19 Aral›k 2000 katliam› karfl›s›nda tereddütsüz feda savaflç›s› olmak istedi. Bu görevi üstlendi¤inde, yine tereddütsüz yürüdü zalimlerin üstüne. Halk›n adalet özleminin ad› olarak ölümsüzleflti.
Al i fiAH‹ N 2000'den bu yana tutsakt›. 19-22 Aral›k katliam›nda kurflunla yaraland›. Katliam operasyonunu takiben Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi'ne sevkedildi. Burada 8. Ölüm Orucu Ekibi içinde yer ald›. Direniflin belli bir noktas›nda zay›fl›k gösterdi ve ölüm orucunu b›rakt›. Daha sonra ciddi rahats›zl›klar bafl gösterdi vücudunda. Tedavisinin yap›lmamas›, hastal›¤›n›n a¤›rl›¤›na ra¤men tahliye edilmemesi nedeniyle 21 May›s 2004’de, 26 yafl›ndayken, tecritin ald›¤› 112. can olarak aram›zdan ayr›ld›.
Maksut POLAT
CANAN KULAKSIZ 4. ALT E R N AT ‹ F Ö⁄RENC‹ fiENL‹⁄‹ Yer: Ege Üniversitesi Tarih: 14–15 May›s 2008
Yeni Sömürge Türkiye’de Eğitim Kurultayı’nda Bulaşalım Yer: Fidan Düğün Salonu Tarih: 18-19 Mayıs Saat: 11.00-17.00
Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ünal Ç‹MEN
Hüseyin KILIÇ (Tuncay) Zeynep KORKMAZ (Canan)
hasretin o büyük güne savaflarak varaca¤›z silah›m›z söyleyecek son sözü hakl›y›z kazanaca¤›z
Ça¤r› /Duyuru
Haftalık Süreli Yerel Yayın Fiyatı: 1 YTL
16 May›s-22 May›s
zapt etti¤imiz alanlara sesini tafl›yaca¤›z kan›m›zla yaz›yoruz tarihi hakl›y›z kazanaca¤›z
kufland›k genç öfkeni tafllar›n kucaklar›m›zda
Vize Linç Davas›: Yer: Vize Asl. Ceza Tarih: 14 May›s Saat: 10.00
YAfiIYORLAR
aln›ndaki kurflun yaras› sönmeyen bir atefl flimdi büyüyor inatç› kavgam›zda büyüyor sar›yor halk›n yüre¤ini
bak›n bir sokak iflte Mehmet ç›k›yor öbür sokaktan yine Mehmet ç›k›yor beflbin Mehmet kofluyor günefle ölüm ya¤muru hiç dinmiyor
Kültür Sanat Yaflam›nda Tav›r Dergisi’nin May›s 2008 Say›s› ÇIKTI
fiengül AKKURT
bizlere ö¤retti¤in kavga kavgam›z büyüyor omuzlar›m›zda
Mehmetler, Yine Taksimdeydi...
17 May›s 1994’de Adana’da Yeflilevler Mahallesi’nde polis taraf›ndan yak›n mesafeden taranarak infaz edildi. Maksut 1969, Sivas Divri¤i Tepehan Köyü do¤umluydu. 1988’de mücadeleye kat›ld›. 1992’de Ortado¤u’da kamp çal›flmalar›nda yer ald›. fierafettin fiirin Malatya K›r Birli¤i’nde görevlendirildi. Mustafa Sefer’in flehit olmas›yla 1993 Kas›m’›nda Toros K›r Birlikleri’ni oluflturmak üzere Akdeniz’e gönderildi. Bu görevi sürdürürken flehit düfltü.
“Ortak Düflman Amerika’d›r” Konseri ED‹RNE’DE... ED‹RNE G r u p Yorum / Suavi / T K M Müzik To p l u l u ¤ u / E rd a l B a y r a k o ¤ l u / ‹ d i l T i y a t ro At ö l y e s i / T i y a t r o S i m u r g Ye r : Meltem Dü¤ün Salonu Ta r i h : 10 May›s 2008 S a a t : 18.30
“Ortak Düflman Amerika’d›r” Konseri ÇANAKKALE’DE... ÇANAKKALE’DE G r u p Yorum / S uavi / Erda l B a y r a k o ¤ l u / ‹ d i l T i y a t ro A t ö l y es i / T i y a t r o S i m u r g Ye r : Amfi Tiyatro Ta r i h : 17 May›s 2008 S a a t : 18.30
Telefon-Faks: 0212 225 52 33
Yenibosna / ‹ST. Tel: 0 212 452 23 02
Ofset Haz›rl›k: Ozan Yay›nc›l›k
Da¤›t›m: Merkez Da¤›t›m Pazarlama San. ve Tic. A.fi. Tel: 0 212 354 37 67
Adres: Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. Atlas Apt. No: 155-157 Kat: 5/14 fiiflli/ ‹STANBUL Tel: 0212 241 26 41 Faks: 0212 241 11 16 Bask›: Ezgi Matbaac›l›k-Sanayi Cad. Altay Sokak No:10 Çobançeflme/
ISSN: 1308-3007
Avrupa: 4 Euro Almanya: 4 Euro Fransa: 4 Euro ‹sviçre: 6 Frank
Hollanda: 4 Euro ‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 4 Euro Avusturya: 4 Euro
Mete Naz›m DÖLEK
hit düfltü.
Jose MART ‹
Mücadeleye KTÜ Fatih E¤itim Fakültesi Tarih Bölümü ö¤rencisiyken kat›ld›. TÖDEF faaliyetlerinde yer ald›. Mezun olduktan sonra Elaz›¤ E¤it-Sen içinde mücadelesine devam etti. 16 May›s 1994’de ani bir rahats›zl›k sonucu aram›zdan ayr›ld›.
Hamit KAYA
Aykut KAYNAR Bolu’da mücadelenin ön saflar›ndayd›. Daha sonra Aybast› bölgesinde çal›flmaya bafllad›. 19 May›s 1980’de ayn› yerde faflistler taraf›ndan katledildi. Aykut flehit düfltü¤ünde 19 yafl›ndayd›.
Mustafa ALBAYRAK Üç çocuk babas› bir devrimciydi. Emekçiydi. 16 May›s 1980’de ‹stanbul Ferahevler mahalli çal›flmalar›nda bölgeyi faflist sald›r›lardan korumak için tutulan gece nöbetlerinden birinde bir sol grup taraftarlar›nca çevrildi, silah› olmas›na ra¤men kullanmad›, vurularak fle-
22 May›s 1980'de ‹stanbul Gültepe'de faflistlerin kald›klar› evi basmas› sonucu flehit düfltü.
‹brahim KAYPAKKAYA 1960’lar›n ikinci yar›s›ndaki devrimci geliflmenin içinde yer alan devrimci önderlerdendir. Revizyonizmden, reformizmden kopuflun son ad›m›nda içinde bulundu¤u ve bafl›n› Do¤u Perinçek’in çekti¤i PDA’dan koparak TKP/ML’nin kurulmas›na önderlik etti. Klasik halk savafl› modelini temel alan bir stratejiyi savundu. 12 Mart Cuntas›’na karfl› silahl› mücadeleyi sürdürürken, 24 Aral›k 1972 gecesi Vartinik'e ba¤l› Mirik Köyü’nde bir grup yoldafl›yla birlikte kuflat›ld›. Çat›flmada Ali Haydar Y›ld›z flehit düflerken, Kaypakkaya çat›flmadan bir süre sonra yaral› olarak tutsak düfltü. Dersim, Elaz›¤ ve Diyarbak›r'da aylarca iflkencede kald›. Direndi. 18 May›s 1973’de Diyarbak›r iflkencehanelerinde ölümsüzleflti.
Latin Amerika’n›n ihtilalci gelene¤inin yarat›c›lar›ndan biridir. Küba'n›n ‹spanya'ya karfl› ba¤›ms›zl›k savafl›n›n önderiydi. 1853'te Havana'da do¤du. 17 yafl›nda ba¤›ms›zl›k savafl›na kat›ld›¤› için tutukland›. Sürgünde Küba Devrimci Partisi'nin kurulufluna önderlik etti. KDP; gerilla savafl› temelinde ba¤›ms›zl›k savafl›n›n öncüsü oldu. Marti, 11 Nisan 1895'de gizlice Küba'ya döndü. Ne var ki, bir ay sonra, 19 May›s 1895'de bir çat›flmada vurularak flehit düfltü
Ferhat KURTAY Eflref ANYIK Mahmut ZENG‹N Necmi ÖNER Diyarbak›r Hapishanesi, 12 Eylül Cuntas›’n›n zulmünün en a¤›r yafland›¤› yerlerden biriydi. Zulüm, bir noktada teslim alm›flt› bütün hapishaneyi. 1982’nin 17 May›s’›n› 18 May›s’a ba¤layan gecesinde, dört devrimci, bedenlerini tutuflturarak flehit düfltüler. O gece Diyarbak›r zindan›nda yükselen “söndürmeyin, atefli söndürmeyin... Su döken haindir.” seslenifli, teslimiyete, zulme, vahflete meydan okuyor, herkesi direnifle ça¤›r›yordu. Dört yurtsever tutsak tinerli pamuklar ve üç kibritle yeniden aya¤a kalk›fl›n öncülerinden oldular.
İçindekiler
‹syan› Büyütelim!
‹syan› Büyütelim!
3
‹flçiler, Köylüler, Emekçiler...
5
AKP’nin 1 May›s de¤erlendirmesi: 6 “Hükümetimiz... ‹flgal Ve Direnifl1921/2008
8
1 May›s’›n ruhuna coflkusuna kararl›l›¤›na uygun...
11
Reformizmin 1 May›s’›: Kerhen Taksim!
16
HAK-‹fi’in misyonu nedir?
19
Tekellerin partileri emekten yana olamaz
20
Böyle mi olmal› halk›n vekili ?
22
1 May›s ve sendikalar
23
S›n›f sendikac›l›¤› nedir?
26
HÖC: AKP’nin Faflist Sald›r›lar› “Taksim 1 May›s...
29
Tursun: “Adalet duygular›m befl paral›k oldu”
31
Hak yok, imkan yok, de¤er verme yok;...
32
Linç sald›r›lar›n›n nedeni ‘sosyolojik’ de¤il, politiktir
34
Tekellerin Demokrasi Oyunu
35
AKP’nin Geceyar›s› Gözda¤› Operasyonu
36
Devrimci 1 May›s Platformu: Bask›ya, zorbal›¤a ve...
37
Avusturya: Viyana'da...
38
Sen flimdi haramilerin elindesin ‹stanbul
40
Gözalt› ve tutuklama terörü sürüyor!
42
Açl›k büyüyor, tekeller palazlan›yor!
45
Özgürlü¤ün bedeli
46
K›sacas›: Kaza!
48
Myanmar'da kas›rga: Onbinlerce ölü
50
Yafl›yorlar
51
aflist terör karfl›s›nda y›lmayan, gerilemeyen, politik hedefinde ›srar eden bir direnifl gerçeklefltirdik 1 May›s’ta. Taksim direnifli, bir isyand›r. Gecekondu semtlerinden, fabrikalar›ndan, okullar›ndan ç›k›p Taksim’i zaptetmek için yürüyenler, geçen sene nas›l bir terörle karfl› karfl›ya kal›nd›¤›n› biliyorlard›. Buna ra¤men geldiler. Taksim direnifli, faflist teröre karfl› bir isyand›r. Zulme meydan okumad›r. ‹syan, mevcut yasalara, yasaklara baflkald›r›d›r. Tüm tehditlere ve teröre ra¤men, saatlerce Taksim’i zaptetme hedefiyle çat›flmak, faflist iflgale karfl› cüretli bir isyand›r. Taksim’deki bu isyan› yaratan, politikalar›yla, örgütlülükleriyle devrimcilerdir. Ne yaz›k ki, 1 May›s’ta Taksim’de olma karar›nda hemfikir oldu¤umuz güçlerin önemli bir bölümü bu isyan›n içinde yer almam›fllard›r. unun yerine konfederasyonlar nezdinde “eylemi bitirme” geri ad›m› at›l›rken, reformist cephede de icazetçi, pazarl›kç›, çat›flmadan ve direniflten uzak tav›rlar gelifltirilmifltir. Bunlar› direnifl olarak de¤erlendirmek, direnenlere karfl› haks›zl›kt›r. ‹cazet, isyan de¤ildir. ‹cazet s›n›rlar› içinde isyan edilemez. Devrimcilerin önderli¤inde bir direniflle icazet reddedilerek, Taksim statükosuna karfl› isyan edilmifltir. fiiflli’de, Pangalt›’da, Bomonti’de, Cihangir’de... k›sacas› Taksim çevresindeki bütün cadde ve sokaklarda HÖC’lüler en önde ve en kitleseldirler. Bu anlay›flla çat›flm›fl ve direnmifllerdir. ‹çinde HÖC’ün de yer ald›¤› Devrimci 1 May›s Platformu Taksim etraf›nda çat›flan tek örgütlü güçtür. ligarfli 1 May›s öncesinden bafllayarak çok yönlü bir sald›r›ya geçti. Sald›r›, bir yandan ideolojik, politik bir kuflatmay›, bir yandan da tehdit ve gözda¤›n› içeriyordu. En baflta ideolojik, politik olarak bu sald›r› karfl›s›nda dik durmak gerekiyordu. ‹nsanlar›n, kitle örgütleri-
F
B
O
nin, siyasi hareketlerin, bombalar, tazyikli sular karfl›s›nda ayakta durabilmesini sa¤layacak olan ideolojik, politik kararl›l›kt›. Böyle oldu¤u için, D‹SK binas› önünde bombalar, tazyikli sular karfl›s›nda gösterilen direnifl, sürdürülemedi. ‹SK ve KESK yönetimi, iktidar›n dayatmas›n› aflacak bir kararl›l›k gösterememifllerdir. Bu tavr›n “sorumluluk” ad›na, “sa¤duyu” ad›na, “provokasyonu önleme” ad›na al›nd›¤›n› söylemek do¤ru de¤ildir. Aç›k bir geri ad›m at›lm›flt›r. ‹flgale boyun e¤ilmifltir. Bu tavr›n “faciay› önledik” diye aç›klanmas› yerinde de¤ildir. u bak›fl aç›s›, ayn› zamanda solun reformist, revizyonist kesimlerinde ony›llard›r varolan “provokasyon teorisi”nin sonucudur. Bu yaln›z D‹SK’in anlay›fl› olmay›p, çok eski bir hikayedir. S›n›flar mücadelesi, nerede ne zaman geliflse, bu teoriler de hortlar. Mücadele ne zaman bujuvazinin icazetinin d›fl›na ç›ksa, ne zaman burjuva meflrulu¤unun ötesine geçilse, hemen provokasyon edebiyat› bafllar. Burjuvazinin statülerini aflanlar “provokatör” ilan edilir veya en hafif deyimle, macerac›, sorumsuz, kitleden kopuk gibi s›fatlarla itham edilir. Provokasyon olmayan nedir? Bunun tek cevab› vard›r: Düzeniçi olmak! iz düzeniçi olmay› reddediyoruz. Hayat›n her alan›ndaki isyan›n politik zemini de budur zaten. Düzeniçi olmak, isyan etmemek veya edememek; düzenle uzlaflma içinde yaflamakt›r. Reformist anlay›fl, bu nedenle Taksim direniflinde bizimle olamam›flt›r. Türkiye tarihi kan›m›z›n akt›¤› bir tarihtir. Türkiye devrimci hareketinin tarihinde, devrim ve iktidar hedefli büyük yürüyüflümüzün bafllamas›ndan bu yana, yaklafl›k 40 y›ld›r, kan›m›z›n akmad›¤› tek bir dönem yoktur. Hapishanelerin devrimcilerle dolu olmad›¤› tek bir dönem yoktur. Ve bu gerçe¤e ra¤men, ony›llard›r sosyalizm, ko-
D
B
B
Say›: 6 / 11 May›s 2008
3
münizm ad›na mücadele verdi¤ini iddia eden kimilerinin tek bir flehit vermemesi, büyük laflar etmekte kimseden geri kalmayan baz›lar›n›n tek bir tutsa¤›n›n dahi olmamas›, hem hayret verici, hem muhasebesi gerekli bir olgudur. Bizim gibi bir ülkede böyle bir fley nas›l mümkün olabilmektedir? endi binas›n›n meflrulu¤unu militanca savunamayan bir anlay›fl, elbette direnifller yaratamaz. Bak›n, demokratik kurumlara karfl› gerçeklefltirilen sald›r›lar karfl›s›nda devrimciler d›fl›nda, kimse kurumlar›n› militanca savunmaz. Sadece bu bile meflruluk, yasall›k sorununun nas›l çarp›k kavrand›¤›n› göstermeye yeter. Polis, tam bir keyfilikle, tam bir vahfletle bir partinin, bir konfederasyonun yasal, demokratik ve meflru kurumuna sald›r›yor. Böyle bir durumda kendi meflrulu¤una inanan bir örgütlülük, barikat› kurar direnir. Bu onlar›n “yasal” olmasa da, en do¤al hakk›d›r. Kald› ki, polisin sald›r›s› ne kadar “yasal”sa, barikat da en az onun kadar yasald›r; dahas›, polisin sald›r›s›n›n meflrulu¤u yoktur ama bu sald›r› karfl›s›nda kurulacak barikat›n meflrulu¤u t a m d › r... Ama bu durumda bile barikat kurmay› düflünmüyor reformizm. Neden, yasal partiler, demokratik örgütler, barikat kuramaz m›? Bu anlay›fl nereden al›nd›, kimler yerlefltirdi bu gelene¤i? May›s direniflinde reformizmle devrimciler aras›nda ortaya ç›kan fark›n kayna¤› da iflte budur. Polisle anlafl›p aç›klama yap›p gitmek, direnilen, çat›fl›lan ve dolay›s›yla gaz bombalar›n›n havalarda uçufltu¤u alanlardan uzak durmak, kendi meflrulu¤una inanmayan, düzenin yasall›¤›na tabi ve teslim olan bir icazetçili¤in sonucudur. u tart›flman›n, bu sorgulaman›n önemini ve zorunlulu¤unu görmek için sadece fluna bakmak yeter: E¤er 1 May›s 2008 günü, herkes, TKP gibi, EMEP gibi,
K
1
B 4
11 May›s 2008 / Say›: 6
u tart›flman›n, bu sorgulaman›n önemini ve zorunlulu¤unu görmek için sadece fluna bakmak yeter: E¤er 1 May›s 2008 günü, herkes, TKP gibi, EMEP gibi, ÖDP gibi yapsayd›, herkes D‹SK binas›n›n önünden 20 metre bile yürüme iradesi göstermeyen iradesizli¤e, ard›ndan da “eylemi burada bitiriyoruz” aç›klamas›na tabi olsayd›, ortaya nas›l bir tablo ç›kard›? O zaman ortada “1 May›s direnifli” diyebilece¤imiz bir fley olur muydu?
B
ÖDP gibi yapsayd›, herkes D‹SK binas›n›n önünden 20 metre bile yürüme iradesi göstermeyen iradesizli¤e, ard›ndan da “eylemi burada bitiriyoruz” aç›klamas›na tabi olsayd›, ortaya nas›l bir tablo ç›kard›? O zaman ortada “1 May›s direnifli” diyebilece¤imiz bir fley olur muydu? imse ucuz “alan fetiflizmi” gibi kavramlarla, direnifli küçümsemeye ve kendi pasifizmini perdelemeye kalkmas›n. fiablonculuk ve dogmatizm arayan, “fetiflizm” suçlamas› yapan reformizm, kendi teorisine ve prati¤ine bakarsa, bunlar› fazlas›yla görebilir. Zafer yolu bazen Taksim’den, bazen bir baflka alandan geçer; haklar›, özgürlükleri kazanmak için bazen yasal mitinglerde yürümek, bazen barikatlarda direnmek gerekir. Bu ülke tarihi, mücadele tarihi tan›kt›r ki, statükolar›n, flablonlar›n esiri olan devrimciler de¤il, reformizmdir. Bunlar afl›lmal›d›r. ncesi ve sonras›yla 1 May›s sürecinde a盤a ç›kan zay›fl›k ve zaaflar›m›z›n üzerine gitmeliyiz. Tart›flmamak, varolanla yetinmek, oligarflinin statükolar›na isyan etmeyen asgari bir direnme çizgisiyle yetinmek, bizi ilerletmez. Bir bütün olarak solun kitleselleflme sorunu halen sürmektedir; bu sorun, kimsenin “1 May›s’ta Taksim de¤il, Kad›köy olsayd› daha kitlesel olurdu” kolayc›l›¤›yla külleyemeyece¤i bir
K
Ö
sorundur. Tam tersine, sol, düzenle, sistemle çat›flmama çizgisini, çat›flmaya, isyana cüret edememeyi sorgulamal›d›r. Çünkü, kitleleri soldan uzaklaflt›ran, kitlelerin sola güvensizli¤ine yol açan tek neden de¤ilse de, en önemli nedenlerden biri budur. Y›llard›r, kitlelerin en geri e¤ilimlerine seslenmek üzere, sa¤c›l›¤›, pasifizmi, kitle kuyrukçulu¤unu, icazetçili¤i, parlamenterizmi teorilefltirenlerin, bu ony›llarda ald›¤›, alabildi¤i, yaratabildi¤i sonuç ortadad›r. aksim’de ortaya konulan kararl›l›k ve gerçeklefltirilen isyan, solun kitlelerin güvenini kazanabilmesinde bir ad›m olarak görülmeli ve bu isyan büyütülmelidir. ‹syan› büyütmemizin araçlar›ndan biri, solun birli¤ini sa¤lamakt›r. Ça¤r›s›n› yapt›¤›m›z Devrimci Demokratik Cephe, isyan› büyütmemizin arac› olabilir. 1 May›s oligarflik iktidar›n zay›fl›¤›n› da göstermifltir. Solun çok büyük bir kitleselli¤i hayata geçiremedi¤i koflullarda bile, 1 May›s gündemi oligarfliye dayat›lm›fl ve AKP iktidar› bu noktada s›k›flt›r›l›p teflhir edilebilmifltir. Ve önceki say›m›zda da belirtti¤imiz gibi, Taksim’in 1 May›s Alan› olmas›n› da er geç tan›yacaklard›r. Bunda, belli bir noktaya kadar da olsa, solun çeflitli kesimlerinin birlikteli¤ini sa¤lam›fl olman›n pay› vard›. Bu birlik parçaland›¤› noktada, oligarfli güçlü konuma geçmifltir. aksim’deki devrimci isyan, güç olmufl, moral vermifltir. Bu, isyan›n içinde olmayanlar için de geçerlidir. Statükolar›, geri tav›rlar› meflrulaflt›rmaya, teorilefltirmeye çal›flmak yerine, bu moral ve güç büyütülmelidir. 1 May›s oligarfliyle çat›flma konular›ndan yaln›zca biridir ve s›n›flar mücadelesinde çat›flma süreklidir. Bizim yaln›z 1 May›s için de¤il, bu kavgay› daha güçlü sürdürmek, faflizme, emperyalizme karfl› isyan›m›z› büyütmek için bir cepheye ihtiyac›m›z vard›r.
T
T
‹flçiler, Köylüler, Emekçiler, Devrimci Demokratik Cephe’yi Kural›m!
1 May›s’ta gördük; iktidar sendikalar› bölüp birbirine düflürmek istedi. Sendikalarla di¤er demokratik kitle örgütlerini birbirine düflürmek istedi. Sendikalar ve demokratik kitle örgütleriyle de çeflitli siyasi hareketler aras›nda oluflmufl ittifak› bozmak istedi.
Burjuvazi bölmek, parçalamak istiyor. Bu, sömürücü egemen s›n›f›n hükümetinin, bas›n yay›n kurulufllar›n›n hiç bitmek bilmeyen politikas›d›r. Çünkü, böldükçe güçsüzlefltirirler. Güçsüzlefltirdikçe, daha çok ve daha kolay sömürürler. Sömürdükçe daha çok palazlan›rlar. Bu oyunu bozman›n yolu, MÜ C A D E L E ve D ‹ R E N ‹fi’tir. Mücadele etmek ve direnmek, Ö R G Ü T L Ü olmakt›r. Örgütlü olmayanlar, mücadele edemez, direnemez, bireysel olarak dirense de sonuç alamaz. Tek tek flu veya bu fabrikaya, flu veya bu mahalleye, halk›n flu veya bu kesimine özgü örgütlenmelerle de istedi¤imiz sonucu alamay›z. Çünkü karfl›m›zda, örgütlü, birleflik bir sömürücü güçler bloku vard›r. Emperyalistler ve iflbirlikçileri bir bloktur. ‹flbirlikçiler, tekelci burjuvazisiyle, toprak a¤as›yla, tefeci tüccar›yla bir bloktur. Düzen partileri, sa¤c›s›yla, solcusuyla bir bloktur. Düzenin kurumlar›, yasamas›, yürütmesi ve yarg›s›yla bir bloktur. Düzenin hükümetleri ve Genelkurmay’›, bir bloktur. Aralar›nda çeliflkiler vard›r elbette; ama halka karfl› yine de çeliflkilerini erteleyip, tali plana b›rak›p, tek bir blok olarak davran›rlar.
Emperyalizmle, iflbirlikçileriyle blok olarak mücadele edebilmeliyiz. Faflizmin karfl›s›na tüm emekçilerin blokuyla ç›kabilmeliyiz. Bir patrondan, toprak a¤as›ndan veya iflkencecilerden, katliamc›lardan, tüm emekçilerin ortak örgütlülü¤ünü arkam›za alarak hesap sorabilmeliyiz. Bunun için, Devrimci Demokr a t i k C e p h e’yi öneriyoruz. Oligarflinin her kesimi, halk›n en meflru eylemlerine ayn› kelimelerle sald›r›yor; “yokoldular, eridiler, varolmak için yap›yorlar...” En s›radan eylemler, mesela ücret zamm› için yapt›¤›m›z eylemler için bile tekrarlanan bu demagojinin bir kez daha tekrarlanmas›na 1 May›s’ta tan›k olduk. Halk› örgütsüzlefltirerek yok etmek istiyorlar. Çünkü örgütsüz halk, “YOK”tur gerçekten de. Halk› örgütsüzlefltirerek, devrimci, demokratik örgütlenmeleri kitlelerden t e c r i t ederek, s›n›f mücadelesinden kurtulmak istiyorlar. Halk›n “VAR” olmas›, örgütlü olmas›d›r, B‹RL‹K olmas›d›r. B‹RL‹K OLMAK; Kürt, Türk, Arap, Laz, Çerkes, Çingene, Gürcü, Boflnak, bütün milliyetlerden, Alevi, Sunni veya farkl› tüm inançlardan halk›, iflçi, memur, köylü, esnaf, serbest meslek sahibi, sömürülen, ezilen tüm emekçi kesimleri biraraya getirmek demektir.
Emekçi halk olarak, ilerici, de m o k r a t , v a t a n s e v e r güçler o l a r a k bizim baflaramad›¤›m›z ama baflarmam›z gereken fley budur.
Oligarflik devlet, solun çeflitli kesimlerini bir s›raya koyup, sald›r›lar›n› öncelikle “en tehlikeli” gör-
düklerine karfl› yo¤unlaflt›r›yor olsa da, son tahlilde ay›rm›yor: Gerici, faflist mant›k flöyle çal›fl›yor: “Komünist komünisttir!” B‹RL‹K OLMAK;
Tüm ilerici, devrimci, demokrat, sosyalist, vatansever, k›sacas›, kendisini emperyalizme, faflizme, kapitalizme karfl› olarak gören tüm kesimleri, birlefltirmektir. Aradaki görüfl farkl›l›klar›, aradaki hedef farkl›l›klar›, ortadan kalkmayacakt›r elbette. Birlik olmak için bu farkl›l›klar›n kalkmas› da gerekmiyor. Mesele, o r t a k h e d e f l e r do¤rultusunda birleflebilmektir. Birlik, O RTA K H E D E F demektir. Devrimci Demokratik Cephe, halk›n tüm kesimlerini, tüm sol kesimleri ortak hedefte birlefltirecektir. Devrimci hareket, Devrimci Demokratik Cephe ça¤r›s›n› yaparken, bunun biçimini, muhtevas›n›, program›n› mutlaklaflt›rm›yor; bu konuda s›n›rlar koymuyor. E¤er birlik olmakta hemfikir olunursa, halk›n ve solun ortak bir cephesini kurmakta istekli ve kararl› olunursa, böyle bir Cephe’nin örgütsel biçimi, muhtevas›, onun zorunlulu¤una inananlar taraf›ndan halk›n mücadelesini en uygun koflullarda gelifltirebilecek bir anlay›flla flekillendirilecektir. Ba¤›ms›z demokratik bir Türkiye, düzen partilerinin de¤il, ancak halk›n eseri olabilir. Halk, böyle bir eseri, tüm güçlerini birlefltirip seferber ederek baflarabilir. Ba¤›ms›z, demokratik Türkiye’yi kazanmak için Devrimci Demokratik Cephe’yi olufltural›m! Say›: 6 / 11 May›s 2008
5
AKP’nin 1 May›s De¤erlendirmesi:
“Hükümetimiz, gerekeni yapm›flt›r” AKP iktidar›, 1 May›s’ta emekçilere ve halka yaflatt›klar›yla, en genifl kesimlerin tepkilerine maruz kald›. AKP’nin 1 May›s’ta yapt›klar›na kendi yandafllar› d›fl›nda destek veren, savunan ç›kmad›. Fakat, AKP iktidar›, 1 May›s’ta estirdikleri terörü savunmaya devam ediyor. 1 May›s de¤erlendirmelerinin özünü, Baflbakan’›n; “H ü kü me t i m i z , de v l e t , ge r e ke ni , üzerine düfleni yapm›flt›r” aç›klamas› ifade ediyor. Onlara göre, gereken; emekçileri Taksim Alan›’na sokmamak, bunu baflarmak için ‹stanbul’u iflgal etmek, halk›, 1 May›s’› kutlamak isteyen kitleyi joplamak, kurflunlamak, gaz bombas›na bo¤mak, gözalt›na almakt›r. Onlara göre; “ge r e k e n ”, sendika binalar›na, parti binalar›na, hastaneye gaz bombas› at›larak yap›lm›flt›r. 1 May›s’ta yaflananlar bunlard›r. AKP tüm bunlar›, emekçileri Taksim’e sokmamak için yapt›. Taksim’e emekçileri sokmad›klar› için, kendilerini 1 May›s’ta baflar›l› ilan ediyorlar. Adeta, Taksim oligarflinin emekçileri sokmad›¤› iflgal etti¤i bir kale idi. Tayyip’le Vali Güler, bu kaleyi oligarfli ad›na savunanlar. Kimileri, 1 May›s’ta bu boyutta terör estirilmeden de, Taksim’e kitlenin girmesinin engellenebilece¤i düflüncesiyle, “orant ›s›z güç kul lan›m›”, “afl›r› güç kullan›m›”
6
11 May›s 2008 / Say›: 6
mas› de¤ildir, emekçilerin Taksim iradelerinin, dolay›s›yla, direnme, örgütlenme, mücadele etme, hak arama iradelerinin k›r›lmas›d›r. Kendini “demokrat” diye tan›mlayan AKP ve oligarfli aç›s›ndan gereken hal k› si ndirme kti , yap›lan da budur. Bu yan›yla, AKP aç›s›ndan yeterli düzeydeki fliddetin ölçüsü de bu amaca göre belirlenmektedir.
‹flgalin Mimar› ‹ki Demagog; Biri Ülkeyi, Di¤er i ‹ st anbul’ u Yönetiyor ‹stanbul Valisi Muammer Güler, geçti kameralar›n karfl›s›na, hastaneye gaz bombas› at›lmas›ndan, sabah›n 6.30’unda D‹SK binas›na sald›rmalar›na, 1 May›s’la uzaktan yak›ndan ilgileri olmayan turistlerin joplanmas›na kadar hepsini savundu, bunlar› savunmak için bir gerekçe uydurdu. Örne¤in, ekranlara yans›yan turisti joplayan polis görüntüleri için getirdi¤i izah, “o turist de¤ildi” fleklinde idi. Yere düflen k›z›n tekmelenmesi talihsizlikti. H a s t a n e y e eylem oldu¤u için sald›rm›fllard›, böyle bir eyleme polisin müdaha le etmesi hastane bile olsa kaç› n›lmazd›. O arada hastanenin gaz bombas›na bo¤ulmas› da kazayd›. ‹flte size, AKP iktidar›n›n ‹stanbul gibi bir ili yönetmekle görevli
valisinin mant›¤›. Turist joplamaya izah getirmeye çal›fl›rken, mant›¤›n› da ortaya koyuyor; “ J o p l a n a n k i fl i t u r i s t d e ¤il”mifl.. Turist de¤ilse sorun yok, bizim halk›m›z olunca can›n›n ne k›ymeti var, bas jopu. Bir yerde eylem ve eylemci varsa, valinin anlafl›lan hastaneye sald›racak kadar gözü dönüyor. AKP iktidar› da kuflkusuz ayn› kafadad›r ki, bu aç›klamalara bir tepki göstermiyor. Tersine Tayyip yapt›¤› aç›klama ile, Vali’nin halk düflman› mant›¤›n› geride b›rak›yor. Adeta birbirleriyle yar›fl halindeler. Tayyip “ K i m b u p o l i s ? B u n l a r uzaydan m› geldi?” diyerek, polisin 1 May›s’taki terörüne yönelik tepkilerin karfl›s›na dikildi. Uzaydan gelmedi¤ine göre, polisin halk› joplama hakk› da olmal› tabi. ‹flçiler, emekçiler uzayl›, onlara Taksim’de kutlama yapmak bile yasak, ama, polis Tayyip’in “ k a rdefli, evlad›”. Tayyip ad›na zulüm uygulad›klar› sürece, eminiz daha fazlas› da olur. AKP, adeta 1 May›s politikalar›na ve valiye, emniyete yönelik tepkileri susturmak için, 1 May›s zulmünü nas›l savunacaklar›n› flafl›rd›lar. 1 May›s’taki gibi aç›k bir zulmü, devlet terörünü savunmaya kalk›flmak, kifliyi Vali ve Tayyip örne¤inde oldu¤u gibi, demagog yap›yor. AKP’lilere, ‹stanbul Valisi’ne sorarsan›z, 1 May›s’ta “ b ü y ü k p rovokasyonu önlemifl”ler. Vali Güler diyor ki, “Taksim’de gözalt› na al›nanlar içinde, daha önceden terör örgütünden yarg›lananlar da var...” Bak›n nas›l bulmufl Vali 1 May›s’taki suçu. Ne anlama getiriyor Vali, “ Te r ö r ö r g ü t ü n d e n ” yarg›lananlar 1 May›s kutlamas›na gelemez mi? Hukuken serbest olanlar›n, Vali’nin gözünde 1 May›s’a kat›lmas› suç mu oluflturuyor? Valinin söyledi¤inin anlam› budur. O diyor ki, yasal olarak, 1 May›s kutlamas›na kat›lmaya hakk›
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
elefltirileri yap›yorlar. Oysa, bu AKP iktidar›n›n politikas›n› çözümleyemeyen bir düflüncedir. Tayyip Erdo¤an’›n “ g e rekeni y a p t › k ” söylemiyle anlatt›¤›, sadece emekçilerin Taksim’e sokulma-
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
bile olsa, ben ona yasal haklar›n› kulland›rmam. Benzeri bir kafa yap›s› da Baflbakan da vard›r. Emekçilerin Taksim’de 1 May›s kutlama ›srarlar› için diyor ki, “Ben istedi¤im yerde istedi¤imi yapar›m mant›¤› de mokratik kurulufllar›n de¤il, ille gal yeralt› örgütlerinin iflidir.”. Kim, bu örgütler? D‹SK, KESK, Türk-‹fl ve birçok kitle örgütüdür. Tayyip’in kafas›na göre, Taksim’i emekçilere kapatmas› meflru, fakat, emekçiler Taksim’de 1 May›s kutlamak için ›srarc› olurlarsa, “istedi¤im yerde istedi¤imi yapar›m” anlam›na geliyor ve bu örgütler illegal örgüt mant›¤›yla davranm›fl oluyorlar. Elbette kafas›nda demokratik haklar için mücadele diye bir kavram yok. O otur dedi¤inde oturan, kalk dedi¤inde kalkan sendikalar, kitle örgütleri istiyor. Üzerlerinde bask› kurabilmek için, “illegal örg ü t m a n t › ¤ › ” diye bir söylem gelifltiriyor. Yasal DKÖ’leri, çal›flanlar›n›, üyelerini “illegal örgüt ve örgüt üyesi” ilan ediyorlar. Bir Baflbakan, bir vali yasalar› bir kenara b›rak›p, “ y a s a l a r öyle demese de b e n b i l i y o r u m , o n l a r illegaller” diyebilir mi? O zaman, demek ki, senin bu kurumlara, kiflilere yönelik politikalar›n› yasalar de¤il, bu keyfi bak›fl aç›n, daha aç›k ifadeyle düflmanl›¤›n belirliyor. Elbette ki böyledir ve söylenenlerle bu gerçeklik itiraf edilmifltir.
B i r Ya n d a n S a v u n B i r Ya n d a n Ü z e r i n i Örtmeye Çal›fl Elbette AKP’nin aç›klamalar›nda sadece bu polis terörünü canh›rafl savunmak yoktu. Bir yandan da, bu tart›flmalar›n art›k sürdürülmemesini, herkesin 1 May›s’ta yaflananlar› unutmas› isteniyordu. AKP 1 May›s’ta uygulad›¤› terörün kendisini vurdu¤unu da görmektedir. Bu nedenle, Bakanlar Kurulu toplant›s›ndan sonra Cemil
A K P iktidar› için, 1 May›s terörünü savunmaya kalk›flmak da, baflkas›n›n üzerine y›kmaya ya da unutturmaya çal›flmak da k u r t u l u fl d e ¤ i l d i r. 1 May›s’ta yap›lanlar›n hesab›ndan tek kurtulufl yolu vard›r ki, bu da halka yapt›klar›n›n hesab›n› v e r m e k t i r. Çiçek yapt›¤› aç›klamada; “ 1 M a y › s ’ t a k i t a t s › z o l a y l a r › g e rid e b › rakmal›y›z!” dedi. Sen 1 May›s’ta adeta ‹stanbul’da iflgal gerçeklefltir, sonra da yapt›klar›n›n hesab›n› vermek yerine, “ ge r i de b › ra km a l › y› z ” diyerek iflin içinden s›yr›lmaya çal›fl! Peki, halka yaflatt›¤›n ne olacak? Kurflunlad›klar›n, yaralad›klar›n, zehirli gaz yutturduklar›n ne olacak, bunun bir karfl›l›¤› yok mu? Çiçek al›flm›fl, halka istedi¤ini yap ve üzerini külle. Her türlü zulmü yap, istedi¤in sonuçlar› elde ettikten sonra, unutulmaya terk et. Hay›r, yaflananlar› geride b›rakmamal›y›z. Üzerine gitmeliyiz, her an yeniden gündeme getirmeliyiz ki, herkes AKP iktidar›n›n nas›l bir iktidar oldu¤unu daha iyi görebilsin. Hesab›n› sormal›y›z ki, bir daha bunlar yaflanmas›n. Halen 1977 1 May›s katliam›n›n hesab› oligarfliden sorulmad›¤› için, bugün 1 May›slar’da halen terör estirilmeye devam edilebiliyor. AKP, 1 May›s 2008’deki faflist terörün hesab›n› vermelidir.
Polis Terörüne Ucuz ‹zahlar Demokrasi e¤itimini AKP’de tamamlayan Turizm Bakan› E r t u ¤ r u l G ü n a y da; “kanunsuz gösteri de direttiler. Polis de sinirlendi, öfke lendi... ka nunsuz gös teril eri yapan insanlar›n daha büyük so rumlulu¤u var.” de¤erlendirmesi yapt›. Demek ki, polis sinirlendirildi¤i için bunlar yaflanm›fl, suçlular da Taksim’de 1 May›s kutlamak iste-
yenler. AKP demokrasisinde, polisin sinirlenip ‹stanbul’u savafl alan›na çevirme hakk› ve emekçiler için de, “polisi sinirlendirme suçu” var. Çal›flma Bakan› Faruk Çelik ise; “polisin iflin bafllang›c›nda sert davranmas›n›n mülki amirler taraf›ndan bir izah› gerekiyor.” dedi. Çelik’e göre, “iflin bafllang›c›nda sert davran›lmas›?” yanl›fl olmufl, biraz daha beklenip sald›r›lsayd› sorun yoktu herhalde! Peki, bu ucuz söylem, AKP iktidar›n› sorumluluktan kurtard› m›? Tüm halk biliyor ki, o gün ‹stanbul’da yaflananlar›n hepsi AKP’nin denetiminde yaflanm›flt›r ve en küçük bir ayr›nt›dan bile AKP iktidar› bizzat sorumludur. Dolay›s›yla, bunu AKP hükümeti izah edecek, baflkas› de¤il. ‹stanbul polisi ile medyan›n ortaklafla numaras›, “takviye kuvvet sorun yaratt›” fleklinde idi. ‹stanbul polisi çok kibarm›fl da, bütün vahfleti, di¤er illerden getirilen polisler yapm›fl. Zaten geçen y›l, lokantadaki Kürkçügil’i tokatlayan da baflka illerden getirilen bir polismifl.
1 May›s’ta Ya p › l a n l a r › n Hesab›n› Ve r m e k t e n B a fl k a Yol Yok AKP iktidar› için, 1 May›s terörünü savunmaya kalk›flmak da, baflkas›n›n üzerine y›kmaya ya da unutturmaya çal›flmak da kurtulufl de¤ildir. 1 May›s’ta yap›lanlar›n hesab›ndan tek kurtulufl yolu vard›r ki, bu da halka yapt›klar›n›n hesab›n› vermektir. Ki, bu hesaptan kaçman›n yolu da yoktur. Halk, flu ya da bu flekilde bunlar›n hesab›n› sormas›n› bilecektir. Say›: 6 / 11 May›s 2008
7
‹flgal alt›ndayd› ‹stanbul. Barikatlarla kesilmiflti Taksim’e ç›kan yollar. fiimdi bu koflullarda, bu yollarda bir irade savafl› verilecekti. Tarihin benzeri birçok dönemecinde oldu¤u gibi, flimdi iflgal ve kuflatma alt›ndaki bu bölgede, ayr›flmalar yaflanacakt›. Y›llard›r Taksim’i zaptetme iradesini ortaya koyanlarla, Taksim’e kerhen gelenler, meflrulu¤u düzenin yasalar›nda arayanlarla, kendi meflrulu¤unu ve hakl›l›¤›n› esas alanlar, iflgal karfl›s›nda, ya militan bir direnifl çizgisinde birleflecek, ya da devrimci tav›rla, pasifizm ayr›flacakt›. Fakat her ne olursa olsun, kim ne yaparsa yaps›n, Türkiye tarihi, 1 May›s 2008’de iflgale boyun e¤ildi¤ini kaydetmemeliydi. Kim bu tarihsel misyonu üstlenirse, tarih önünde onun bafl› dik aln› aç›k olacakt›. * ‹flgal alt›ndayd› ‹stanbul. ‹flgal alt›ndayd› Taksim’e ç›kan yollar. Taksim’e ç›kan yollar› de¤il, devrime giden yolu kesmekti amaçlar›... Çünkü devrime giden yol, nerede faflizmin barikat› varsa, nerede sömürü, zulüm zorbal›k varsa, oradan geçer. S›n›flar mücadelesinde, düflmana, sömürücü zorbalara, burjuvalara dokunmadan “flu yan yoldan dolanay›m” deme imkan› yoktur. Bu yolda ancak çat›fla çat›fla, difl ile t›rnak ile dövüfle dövüfle yürünecek ve flairin dedi¤i gibi, var›lacak yere kan içinde var›lacakt›r. Devrimin baflka bir yolu yoktur. Oldu¤unu iddia edip, çat›flmas›z, dövüflsüz yollara sapan “ak›ll›” solcular, evet joplanmayacaklar› bir
8
11 May›s 2008 / Say›: 6
‹flgal vard› Taksim’de. ‹ fl g a l i n o l d u ¤ u y e r d e d i r enifl olmal›yd› ve olacak t›. Tüm ›rmaklar›n denize akt›¤› g ib i, o n l a rca irili ufakl› dereler, ›r m a k l a r ol u p a k t › k Taksim’e... K i m i b a r i k a t l a r › a fl t › k ; kimin i n ö n ü n d e s a a t l e rce çat›flt›k ... Z a p t e d e m e d i k h e n ü z Ta k sim ’ i. Fakat, zaptetme irademiz kaz an d› 1 May ›s 20 08’i. .. Taksim’i iflgal edecekler, a r t › k neyle karfl›laflacaklar›n› bilecekler. ‹flgalin oldu¤u yerde, Taksim’e giden yollar, dövüfle dövüfle yürünecek ve Taksim, böyle zaptedilecek! yol bulmufl olabilirler, ama o yolun devrim yolu olmad›¤›, onlar› devrime götürmeyece¤i kesindir. * ‹flgal alt›ndayd› ‹stanbul. Y›l 1921’di. 1 May›s’tan dört gün önce 27 Nisan’da ‹stanbul ‹flgal Kuvvetler i K o m u t a n › General Harrington, komutanl›¤›na ba¤l› ‹stanbul Zab›ta Komisyonu Reisi Miralay Ballar'a flu talimat› verdi: "1 May›s'ta amele miting yap mayacak!" Korkuyordu ‹ngiliz iflgalcileri. Sovyet devrimi henüz çok yeniydi, iflçilerin her eyleminden korkuyordu iflgalci burjuvazi... Bu korkuyla 1 May›s’› yasaklad›lar. Hem zaten, ülkeyi iflgal etmemifller miydi, iflgal alt›ndaki ülkede hak hukuk mu olurdu... ‹ngiliz iflgal komutanl›¤›n›n yasak karar› üzerine ‹stanbul Zab›ta Reisi Miralay Ballar da iflçilere kar-
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
1921/2008
fl› bir talimat yay›nlad›: "1. Her türlü siyasi veya di¤er mitingler, gösteriler askeri kumandan›n emriyle yasaklanm›flt›r. 2. Bu emri ciddiye almayarak eyleme kalk›flanlar›n cezaland›r›laca¤› ahaliye beyan edilir. 3. Gerek 1 May›s münasebetiyle ve gerek di¤er gösteriler için herhangi bir müracaat nazar-› itibara al›nmayacakt›r." * ‹flgal alt›ndayd› ülkemiz. Tankl› toplu bir iflgal de¤ildi bu. Ama gerek duydukça, halka karfl› polisi, askeri seferber ederek iflgal ederlerdi ülkemizin herhangi bir yan›n›... ‹flte flimdi yine gerek duymufllard› böyle bir iflgale. Taksim iflgal edilecekti. Taksim emekçilere karfl› “koruma” alt›na al›nacakt›. Düflman aya¤›, yani emekçilerin aya¤› her ne olursa olsun basmayacakt› Taksim’e... Emperyalizmin iflgal hükümeti AKP, Bakanlar Kurulu’nu toplayarak 1 May›s’›n Taksim’de kutlanamayaca¤› karar›n› ald›. Karar 70 milyona tebli¤ edildi. * Baflbakan Erdo¤an, iflgal edilecek kentte, ‹stanbul’da, ‹çiflleri Bakan› Beflir Atalay ve ‹stanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile 3 saate yak›n bir toplant› yapt›. ‘Taksim Zirvesi’nde, emekçilerin nas›l engellenece¤i kararlaflt›r›ld›. * ‹flbirlikçi iktidardan “yasak” tebli¤ini alan ‹stanbul Valisi Muammer Güler, ‹stanbul Zab›ta Reisi Miralay Ballar gibi, talimatlar›n› aç›klad›: “1. Taksim'de 1 May›s günü herhangi bir flekilde toplant› yap›lmas› yasakt›r. 2. Kanunsuz toplant›ya davet etmek de suçtur... Taksim'de toplant› için davette bulunan yetkililer hakk›nda cumhuriyet savc›l›¤›na suç duyurusunda bulunulmufltur... 3. Buraya davet eden afifl ve belgelere de izin verilmeyecektir...
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
4. Böyle bir toplant›ya kat›lmak da kanunen suç teflkil etmektedir. 5. Güvenlik güçleri gerekti¤inde kanun gere¤i zorla da¤›t›lmak durumunda kal›nacaklard›r... Zorla da¤›t›lacaklar›n› mutlaka bilsinler. * ‹flgal alt›ndayd› Taksim. ‹flgalciler, konfederasyonlar›n ve devrimci hareketlerin iktidar›n yasa¤›na ra¤men Taksim ›srar›n› sürdürmesi karfl›s›nda “provokasyon istihbarat›” demagojisini temcit pilav› gibi ›s›t›p yeniden halk›n önüne koyuyor, tehditler savuruyorlard›. 1921’deki iflgal yöneticileri de iflçilerin 1 May›s’› kutlama kararl›l›¤› karfl›s›nda, en az›ndan kat›l›m› düflürmek için ayn› yönteme baflvurmufllard›: “Her türlü suikast ve siyasi eylemlere giriflme teflebbüsünde bulunanlar; fabrikalarda alet ve edevat› tahrip edenler veya ameleyi iflinden al›koyan kifliler, askeri mahkemelerde yarg›lanacakt›r!” * 1 May›s sabah›, bu tehditler alt›nda yola ç›kt›lar emekçiler. Gazi’den, Okmeydan›’ndan Sar›gazi’den, Beykoz’dan, Armutludan, Ba¤c›lar’dan, Esenler’den... yola ç›kan binlerce HÖC’lü, fiiflli’nin çeflitli bölgelerine gelmifllerdi. Direniflin organizasyonuyla görevli yoldafllar›, onlara ilk önce gelebiliyorlarsa D‹SK merkez binas›n›n oldu¤u bölgeye gelmelerini, gelemezlerse Pangalt›’ya yönelmelerini ve o bölgede D‹SK’ten Taksim’e do¤ru yap›lacak yürüyüflün bafllama saati olan saat 10.00'a kadar beklemelerini söylediler. Pangalt›’n›n yolu da aç›k de¤ildi; yer yer çat›flarak Pangalt›’ya kadar ulaflt› HÖC’lülerin bir k›sm›. Orada CHP binas›n›n arka taraf›ndan caddeye ç›kmay› zorluyorlar. Ancak karfl›lar›nda polis barikat› var yine. Direniflin organizasyonu, yürüyüfl zaman›na kadar o sokakta tutunmalar›n›, beklemelerini söylüyor... Saatler ilerliyor. ‹flgalciler,
belli bir toplanman›n oldu¤u her yerde sald›r›ya geçiyor. Ayn› saatlerde, de¤iflik mahallelerden HÖC’lüler de, örgütlü gruplar içinde veya tek tek Bomonti, fiiflli Etfal gibi yerlerde gruplar halinde toplan›yorlar. Mecidiköy-fiiflli aras›, iflgali k›rmaya, Taksim’i zaptetmeye haz›rlanan gruplarla dolu flimdi... Ama harekete geçmiyorlar flimdilik. Yürüyüfl saati bekleniyor. Herkes bulundu¤u yerde, bir kofluya bafllayacak atletlerin sab›rs›zl›¤›nda... Saat ilerledikçe, baflta Pangalt› olmak üzere, bulunulan yerlerde tutunmak zorlafl›yor. Hem gruplar gittikçe kalabal›klafl›yor, sokaklardan
tafl›yor, hem de polis, iflgali yay›p, ara sokaklara dahi sald›rmaya bafll›yordu... Bekleme, ayn› zamanda çat›flmaya dönüflmüfltü. Bulunduklar› alanda beklemeleri, çat›flarak mümkün olabiliyordu ancak. ‹flgal alt›ndayd› Taksim. Zulmün bekçileri kesmiflti Taksim’e ç›kan yollar›... Teflvikiye Caddesi üzerinde HÖC’lüler giderek kalabal›klafl›yor... Bir ara 10.00’u biraz geçe, bin kifliyi afl›yor kitle, Devrimci 1 May›s Platformu’ndan da kat›lanlar oluyor yine.. Ara sokaklarda olan HÖC’lüler de var o s›ra. Çok düzenli olmasa da bir kortej oluflturulup, sald›r›ya geçen polisin üzerine Gündo¤du Marfl›’n› söyleyerek yürüyor HÖC’lüler. Polis sürekli gaz bombas› at›yor. Saat 10.00'u geçti¤i halde sendikac›lar hala ç›k›p yürüyüfle bafllamam›flt›. Saat 10.00’dan çok k›sa bir süre önce, ki o esnada milletvekilleri de D‹SK binas›na gelmifllerdi, iflte tam
o esnada polis, D‹SK önüne birikmifl olan kitleye bir kez daha sald›rd›. Adeta tam yürüyüfl bafllama saatinden hemen önce verilen son bir gözda¤›yd› bu sald›r› da. ‹flgal ve direnifl içinde, oligarfli cephesi, iradesini karfl› tarafa kabul ettirmek için tüm güçlerini seferber etmifl, özel taktiklere baflvuruyordu. ‹flte saat 10.00’dan hemen önceki o an, kararl›l›¤›n s›nand›¤› bir and›. Karfl›-devrim cephesi, sald›rmakta kararl› oldu¤unu, karfl›s›nda “milletvekilleri dahi olsa” sald›racak kadar da pervas›z oldu¤unu ortaya koymufltu. Taksim’deki iflgal, Taksim’e ç›kan yollarda bol miktarda kullan›lan gaz bombalar›yla, tazyikli sularla, panzerlere joplarla pekifltiriliyordu. Cevap verme s›ras›, emek güçlerinin saf›ndayd›. ‹flte o anda sendika yönetimlerinden d›flar›ya yans›yan kararl›l›k de¤il, tereddüt oldu. Sen sald›rmakta bu kadar kararl›ysan, ben de direnmekte bu kadar kararl›y›m, sen Taksim’i iflgal etmekte bu kadar gözü karaysan, ben de Taksim’i zaptetmekte ayn› ölçüde gözü karay›m... Bunu diyemedi sendikac›lar. Fakat denilmesi gereken buydu ve elbette, bunu diyecek olanlar da vard›. Saat onbuçu¤a do¤ru art›k sendikalar›n yürüme iradesi ve cüreti gösteremeyece¤i az çok netleflmiflti. Hemen bunun ard›ndan sendika baflkanlar›n›n aç›klama yaparak eylemi bitirecekleri ö¤renildi. HÖC’lülerin aras›ndaki telefon trafi¤i bu anda h›zland›. Kimisi telefonla yetinmeyip veya öyle ulaflamay›p, fiiflli’nin muhtelif bölgelerindeki HÖC’lülere ulaflmak için h›zla sokaklara dald›. Art›k beklenecek bir fley yoktu; tüm HÖC’lülerin dilinde ve beyninde o andan itibaren tek bir cümle vard›: “Ar t › k h e d e f Ta k s i m ’d i r!” Say›: 6 / 11 May›s 2008
9
Y ü r ü y o r u m u d u n o r d usu... HÖC’lüler bulunduklar› her yerden Taksim'e do¤ru yürümeye bafllad›lar. Birleflebilenler birleflerek, birleflemeyenler, ikili üçlü gruplar halinde bulabildikleri her yoldan saat 12.30'da Taksim'de olacak flekilde hareket edecekti... Çat›flmalar içinde Maçka taraf›na çekilen bir grup da yine ayn› saatte, ‹stiklal Caddesi’nde Bekar Sokak’ta toplanmak üzere küçük gruplara ayr›l›yorlar. Ve ak›fl bafll›yor. Sokaklardan ç›kan gruplar, cadde üzerlerinde birlefliyor, bazen 5060, bazen bir kaç yüz kiflilik onlarca grup, Taksim’e do¤ru yürüyordu. O an›n, o sahnenin tamam›n›, gökyüzünden görebilmek mümkün olsayd›, kimbilir nice görkemli bir sahneydi tan›k olaca¤›m›z... Sanki, onlarca küçük dere ak›yordu Taksim’e do¤ru. Yer yer dereler birlefliyor, küçük ›rmaklar oluyor, ›rmaklar›n önüne ç›kan engeller karfl›s›nda o ak›fl biraz sonra yeniden birleflmek üzere yeniden küçük dereciklere ayr›l›yor, ama her ne olursa olsun, bütün dereler, ›rmaklar, Taksim’e kesintisiz ak›fl› sürdürüyordu... Bütün ›rmaklar›n denize akt›¤› gibi, bir araya gelen her HÖC’lü grup Taksim’e dönmüfltü yüzünü. Ak›yordu kortejler denize do¤ru. Deniz Taksim! Taksim’e do¤ru bu kadar yayg›n bir ak›fl, polisin o ana kadar ald›¤› önlemlerin bir k›sm›n›n bofla ç›kar›lmas›n›, polisin her yere yetememesini de beraberinde getirmifl ve bir çok grup, Taksim’e oldukça yaklaflm›flt›...
10
11 May›s 2008 / Say›: 6
k›nda. Bu yüzden yüzleri hep Taksim’e dönük, bu yüzden bu defa olmad› deyip, bir kez daha ç›k›yorlar ‹stiklal Caddesine. Taksim’i zaptetme iradesini yans›tan bir olay daha yaflan›yor bu arada. Daha D‹SK binas› çevresinde çat›flmalar sürerken, bölgeyi tan›mayan bir grup HÖC’lü, fiiflli Etfal Hastanesi’nin yak›nlar›nda sald›r›ya u¤rad›klar›nda Befliktafl taraf›na do¤ru çekiliyorlar. Oradan Taksim'e gideriz diye düflünüyorlar. Düflündükleri, bölgenin yap›s›na oldukça ters; ama yine de vazgeçmiyorlar. Bu grubun bir k›sm› Maçka taraflar›nda gözalt›na al›n›yor, yine hedeften vazgeçilmiyor. Di¤er HÖClülerle ba¤lant› kurup, o bölgede uzun yürüyüfller yapt›ktan sonra direniflin bitifl saatine yak›n bir zamanda da olsa, Taksim civar›na gelebiliyorlar. * Taksim’i zaptetmek, yaln›zca bir eylem talimat› de¤il, bir politikayd›. Oligarflinin Taksim iflgali karfl›s›nda gelifltirilen devrimci politikan›n mevcut durumdaki özetiydi bu iki kelime. Bu iki kelime, ony›llard›r hayat›n her alan›nda statükolar› parçalayan iradenin hedefini somutluyordu. Taksim’de iflgale son verilecek. Buna inan›yordu bugüne kadar nice statükolar› parçalam›fl olan HÖC kitlesi. Taksim’e ç›kan bir çok caddede bu inançla çat›fl›ld›. 1922’de 1 May›s’ta yürüyen iflçilerin pankartlar›ndan birinde flöyle yaz›yordu: “Mürteciler, Muhte kirler (Vurguncular), Kapitalistler, Emperyalistler Kahrolsun!" Onlar› kahredecek güç iflçi s›n›f›ndad›r. Onlar› kahredecek irade, ‘80 sonlar›ndan bu yana gelifltirdi¤i iradi ve kararl› politikalarla 1 May›s hakk›n›, alanlar› kazanan, ve er geç Taksim’i de zaptedecek olan iradedir. ‹flgale karfl› direnifli örgütleyen bu büyük irade, bu büyük sab›r, bu büyük kararl›l›k, umudun yürüyüflünü zafere ulaflt›racak olan iradenin ve kararl›l›¤›n kendisidir.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
Bekleyen ayaklar, kararl› ad›mlarla hedefe yöneldi.
Irmaklardan biri büyüdü büyüdü ve Taksim yak›n›na geldiklerinde o ›rmak içinde akanlar›n say›s› üç- dör t bi ni buldu... HÖC’lüler ve Taksim’e ç›kma iradesini benimsemifl çeflitli gruplardan devrimciler, ilericiler bu büyük ›rma¤›n içinde Taksim’e do¤ru ak›yorlard›. Harbiye önlerinde kesildi yollar›. Polis bu kadar büyük bir grubu Taksim’e yaklaflt›rmamak, grup ise, barikat› aflmak için çat›fl›yordu. Grup, çat›flma içinde yeniden küçük gruplara da¤›lmak durumunda kald›. Grubun büyük bölümü, ara sokaklardan Kurtulufl sokaklar›ndan geçerek Taksim yak›n›na Dolapdere’ye kadar geldiler.. Grup, Dolapdere’nin alt taraf›ndan Taksim’e girmeye çal›fl›yor bir kez daha ve bir kez daha sald›r›ya u¤ruyorlar burada. Da¤›l›yorlar, ama yeniden toplanmak üzere... Bugün hiçbir HÖC’lü, eylem iradi olarak bitirilmedi¤i sürece, da¤›lmayacak, hiçbir HÖC’lü, Taksim’e do¤ru yürüyüflünü durdurmayacak. Da¤›ld›¤›nda, yeniden toparlanacak, durduruldu¤unda ilk f›rsatta yeniden yürüyecek... ‹stiklal Caddesi üzerinden Devrimci 1 May›s Platformu’nu oluflturan di¤er gruplardan devrimcilerle birlikte, Taksim zorlan›yor tekrar tekrar... ‹stiklal Caddesi, direk Taksim’e aç›lan büyük bir cadde; yol boyu yana aç›lan sokaklar›, Taksim’i zaptetme iradesinin “cephe gerisi” ifllevini görüyor flu anda. Sokaklarda bir araya gelinip tekrar caddeye ç›k›l›yor... Polisin ve soka¤a ç›kan kitlenin konumuna çat›flmalar k›sa veya uzun sürüyor, gruplar yeniden sokak aralar›na çekiliyor. Bu çat›flmalar, gelip gitmeler boyunca, yüzler hep Taksim’e dönük. Bütün HÖC’lüler, genç yafll›, ‹stanbul’un kondular›ndan veya Anadolu’dan gelmifl, hepsi Taksim’i zaptetmenin salt fiziki bir olay olmad›¤›n›n far-
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
“1 MAYIS’IN RUHUNA COfiKUSUNA KARARLILI⁄INA UYGUN B‹R D‹REN‹fi OLDU” Taksim’de 1 Mayıs’a katılan
Sürekli cadde zorlanıyor,
Haklar ve Özgürlükler Cephe-
geri çekiliniyor, polis saldı-
liler’le, direniş üzerine röportaj yaptık. Yaşadıklarını, duy-
rısı yaşanıyor. O arada caddeye çıkabilen arkadaşlar
gularını, Taksim kararlılıkları-
halay çektiler. Yani o 1 Ma-
nın nedenlerini sorduk.
yıs’ın coşkusunu, oraya çıkabilmenin coşkusunu bu halayla kutlamış oldular... Çıkıp tüm o saldırılara rağmen köreltilemeyen 1 Mayıs coşkusunu herkese göstermişlerdi.
Halk Gerçe¤i: 1 May›s’› kutlamak için nerde topland›n›z. Saat kaçta ve kaç kifliydiniz? Z . T.: Saat 07.00 civar›ndan itibaren fiiflli’deydim. Akabinde insanlar›n sürekli D‹SK’e bir ak›fl› sözkonusuydu. Orada toplanmaya çal›fl›l›yordu, fakat kitlenin önüne barikat kurulmaya bafllanm›flt›. Bizim belirlenmifl buluflma alan›m›z, öncesinde farkl› bir yerdeydi. Fakat D‹SK’e yönelik sald›r›lar üzerine, biz de D‹SK’e yöneldik. fiöyle bir düflünce oluflmufltu; “biz de orada olal›m, oradakileri de al›p birlikte yürüyelim.” Sonras›nda bütünüyle girifller ç›k›fllar kapand›. H a l a s k a rgazi Caddesi üzerinde, D‹SK bi nas›na giden merdivenlerde, Agos önünde toplanmaya bafllad›k. Bunlar olurken bir yandan da ta Mecidiyeköy’den bafllayan bir polis barikat› kurulmufltu. ‹nsanlar›n gelifli engelleniyordu.
“ Halaskargazi Caddesi’nden, D etay Mü zi¤ in a ra s›n da ki so k akt an ö zell i kl e ik i k ol dan sü rek li zo rlan ›yo rd u ” Zaten fiiflli Cami’nin önünde sabah çok erken saatlerden itibaren bir iflgal, Osmanbey Metro’nun orada bir iflgal sözkonusuydu. Ara noktalarda da girifller kesilmiflti. Biz toplanmaya çal›flt›kça sald›r› yaflan›yordu. Buluflmay› sürekli engellemeye çal›fl›yorlard›. Biz ise, sald›r› alt›nda kortej oluflturmaya çal›fl›yorduk. Halaskargazi Caddesi’nden, Detay Müzi¤in aras›ndaki
sokaktan özellikle iki koldan sürekli zorlan›yordu. Vali Kona¤› Caddesi ve di¤er yerlerdeki zorlamalar onun sonras›nda geliflti. Di¤er yandan Kurtulufl taraf›nda da çat›flmalar bafllam›flt›. Bir flekilde Halaskargazi Caddesi’ne gelip buluflmaya çal›fl›yorduk. Fakat o buluflman›n önüne sürekli bir barikat kuruluyordu. Caddeyi zorlarken gidip gelmeler sözkonusuydu. Sürekli cadde zorlan›yor geri çekiliniyor, polis sald›r›s› yaflan›yor. O arada caddeye ç›kabilen arkadafllar halay çektiler. Yani o 1 May›s’›n coflkusunu, oraya ç›kabilmenin coflkusunu bu halayla kutlam›fl oldular. Bafltan beri böyle bir f›rsat olmam›flt›. O arada yakalanan bir f›rsatt› ve güzel de oldu. Ç›k›p her fleye ra¤men tüm o sald›r›lara ra¤men köreltilemeyen 1 May›s coflkusunu herkese göstermifllerdi.
sald›r› olursa olsun flöyle bir d ü flüncemiz yoktu ; “ t a m a m s a l d › r › oldu çat›flt›k yeter çekilelim”. Asla böyle bir düfl ünce yoktu. Buluflma noktas›na ç›kmak için sürekli barikat zorlan›yordu. O b uluflma noktas›na gidip Dalc› ’n ›n p a n k a r t › n › a ç m a k g e re k i y o r d u , D a l c › ’ y › o r a y a t a fl › m a k g e reki y o rd u . Bunun için epeyce bir çaba sürdü. Ki sonras›nda Dalc›’n›n pankart› ve Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin pankart› tafl›nabildi. Bu ›srar›n bütün sald›r›lara ra¤men süren iradenin kendisini göstermesiydi. Çok ciddi bir disiplin de vard›. Yani orada bütün 1 May›s’›n ruhuna, coflkusuna, kararl›l›¤›na uygun bir direnifl sözkonusu oldu. Caddeye ç›kmay› zorlarken de öyleydi. Yani sa¤a sola tafl atmalar, insanlar›n, cam k›rmalar, insanlar› rahats›z etmeler kesinlikle böyle bir fley yoktu. Orada yüzü kapal› olan, maskeli olan polislerdi, sa¤a sola evlere bomba att›lar mesela. Yani oradaki insanlar› rahats›z eden bütünüyle polisti. Ve bu yüzden orada, gerek esnaflar›n, gerekse de Niflantafl›’nda oturanlar›n da bir deste¤i vard›. Ki, sonras›nda Cihangir’de çat›flmalar s›ras›nda da ayn› flekilde destek oldu. Örne¤in, bize apartmanlar›n camlar›ndan yön gösterenler vard›.
De v ri mci 1 M a y ›s Pl atf o rmu nun ald›¤› karar do¤rultusunda ‹stiklal Caddesi’nden Taksim zorl an acakt› De¤iflik noktalardan ayn› hede-
“ Rumeli Caddesi üzerinden zo rl am a ep eyce kal abal › k o ld u. B i r i r a d e ç a t › fl m a s › y d › .” Polis toparlananlar› sürekli parçalay›p, ay›rmaya çal›fl›yordu. Özellikle Rumeli Caddesi üzerinden zorlama epeyce kalabal›k oldu. B i r irade çat›flmas›yd›. Ne kadar Say›: 6 / 11 May›s 2008
11
fe do¤ru odaklanm›fl bir flekilde zorlayacakt›k, ancak olmazsa de¤iflik noktalardan Taksim’e ilerleyecektik. Yavafl yavafl bu do¤rultuda Taksim’e akmaya bafllad›k. Taksim’in de¤iflik yönlerinden Taksim’i zorlad›k. fiiflli’ye ulaflamay›p Mecidiyeköy’de kalan da epeyce bir kitle var. Saat 12.30’da Devri mc i 1 Ma y› s Pl atformu ’n u n ald›¤› karar do¤rultusunda ‹stiklal Caddesi’nden Taksim zorlanacakt›. Taksim cephesinde ara sokaklarda süren ve epeyce yo¤unlaflan bir direnifl sözkonusuydu. Orada hemen hemen bütün gruplar vard›. Fakat ilerleyen saatlerde bu gruplar azald›. Tekrar o havay› soluman›n coflkusunu yafl›yordu herkes. Orada Kazanc› Yokuflu’na gitmek zorlan-
d›. Kazanc› Yokuflu’nu zorlamak bizim aç›m›zdan önemliydi. Çünkü ‘77 katliam›nda katledilen insanlar›m›z› anmak için de Kazanc›’ya girmenin anlam› olacakt›. Kazanc› Yo k u fl u ’n a ç › k a m a d › k a n c a k 1 May›s fiehitleri Ölümsüzdür slog a n l a r › y l a o r a y a y ü r ü m e k d e, i n s a n l a r › ç o k f a r k l › e t k i l e m i fl t i. 14.30’da Kazanc› Yokuflu’ndan Taksim’e yürümeyi de zorlamam›z›n ard›ndan iradi olarak eylemi bitirme karar› ald›k. Bütün çat›flmalar›n sonucunda devrimin iradesini ortaya koyduk. Yok edilemeyecek bir iradeyi, 31 senedir süren bir ›srar› ortaya koyduk. Biz, HÖC olarak her yerdeydik. Çok genifl bir kitle ile çat›flma alanlar›ndayd›k. Ha l k Ge rç e ¤i : Sizin direndi¤i-
niz alanda gözalt›, yaralanma oldu mu? Z . T.:: Yaralanan arkadafllar›m›z oldu. Yani gaz›n etkisiyle yaralanan, bay›lan arkadafllar›m›z oldu. Orada bulundu¤umuz alanda müdahale ediyorduk. Yani bir evin önündeysek hemen evden limon uzatanlar yard›m eden birçok insan oldu. Esnaftan da böyle yard›m eden çok oldu. Biz, herhangi bir barikat kurmadan yürüdük. Barikat arkas›nda olan o iflgalcilerdi, iflgalciler kuflat›ld› orda bütünüyle. O iflg a l c i l e re k a r fl › d ö r t b i r y a n d a n insanlar yürüdü ve bu büyük bir c ü re t t i . A s k e r i o l a r a k d a p o l i t i k o l a r a k d a b ü y ü k b i r c ü retti ve çok ö n e m l i y d i . ayn› sokaktan ‹stiklal’e ç›kt›k, bir öncekine göre daha sert bir sald›r› ile karfl›laflt›k ve cihangire çekildik. Di¤er sol burada ayr›ld›. Biz ve Anarflistler Cihangir’de tekrar topland›k. Bu arada heyecan›m›za heyecan katan bir fley oldu, Mehmet Akif Dalc›’n›n resminin oldu¤u pankart› Cihangir’de açt›k. Yine HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER CEPHES‹ pankart›n› da açarak Taksim’i Kazanc› Yokuflu’ndan 300-400 kifliyle yeniden zorlad›k. Coflkulu yürüyüflümüzde, “Mehmet Akif Dalc› Ölümsüzdür”, “Taksim fiehitlerinn Hesab›n› Soraca¤›z” sloganlar›n› att›k. Burada da bir süre çat›flt›k.
Ha l k G erç e ¤i : 1 May›s’ta yaflad›klar›n›z› anlat›r m›s›n›z? C . K . : Agos önünde polis müdahalesine u¤rayan kitle da¤›lmak yerine Taksim’e yöneliyordu. Ben de bunlardan biriydim. Galatasaray Lisesi önüne ç›kt›k. Hedefimiz Taksim’e ç›kmak, ‘77 katliamc›lar›ndan hesap sormakt›. Ara sokaklardan birine girdik, orada bir k›s›m sol vard›. Herkes Taksim’e ç›kmaya çal›fl›yordu. Biz de onlara kat›ld›k, o arada polis tekrar müdahale etti tekrar toparlanmaya çal›fl›rken 12.30’da HÖC kitlesini bulduk. Kitle toplanm›flt› art›k. Kitlemiz oldukça kalabal›kt›. HAKLAR VE ÖZGÜRLÜK-
12
11 May›s 2008 / Say›: 6
L E R C E P H E S ‹ yaz›l› pankart›m›z› açt›k ve pankart›m›z›n arkas›na geçtik. Gaza karfl› ald›¤›m›z önlemlerden biri olan k›rm›z› fularlar tak›ld›. Haz›rl›klar›m›z sürerken heyecanlan›yorduk herkesin gözlerinden 1 May›s alan› Taksim’e yürümenin, sokak sokak çat›flman›n coflkusu görünüyordu. Mehmet Akif Dalc›’n›n tafllar› da kitlenin kucaklar›ndayd›. HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER CEPHES‹ pankart› ile öndeydik ve arkam›zda di¤er sol vard›. “ M a h i r Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl, Kurtulufl Kav gada Zafer Cephede ve Taksimi Zaptedece¤iz” sloganlar› eflli¤inde Taksim’e do¤ru yürüyüfle geçtik. Polis gaz bombalar› ile sald›rd›. Kitle tafllarla, sloganlarla cevap verdi. Polisler geri çekilirken yo¤un gazdan dolay› kitle de geri çekildi. Tekrar solla bir durum de¤erlendirmesi yapt›k. Taksim’i nas›l zorlayaca¤›m›z› konufltuk. Herkes ortak karara uyuyordu. Polis tekrar kitleyi sard›. Tekrar
Ha l k G e rç e¤ i: Sizin direndi¤iniz alanda gözalt›, yaralanma oldu mu? C . K . : Çat›flmalarda yaralananlar gördüm. fiiflli’de, D‹SK’in önünde sald›r›ya u¤rayan iflçi bir abimiz yaralanm›flt›. Yine baflka bir abinin, yana¤›na gaz bombas› gelmifl ve yana¤› yar›lm›flt›. Onlar› bir taksiye bindirip tedavi edilmeleri için Okmeydan›’na yollad›k. Ayr›ca her yerde, gaz bombalar›n›n etkileri oldu.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
“Herkesin gözlerinde Taksim’e yürümenin coflkusu görünüyordu.”
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
“Sen olsan da olmasan da biz Taksim’e ç›kaca¤›z. Biz sizinle varolmad›k ki. Sürekli flehitler veren biziz.” Hal k Ger çe¤ i: 1 May›s’› kutlamak için nerede topland›n›z.?O gün neler yafland›? M . M (‹stanbul, Ba¤c›lar);; Biz sabah saat 08.00 civar›nda Mecidiyeköy Cevahir’in oradan, Teflvikiye Caddesi Niflantafl› taraf›na gittik. Megafondan 1 May›s Marfl› çal›yordu. Sabah oraya gitmenin coflkusu bir baflkayd›. Çok farkl› bir duyguydu. O duyguyu herkes yaflamal›yd›. Hani Sovyet filmlerinde olur ya öyle bir coflku vard›. 09.35’te Osmanbey metrosunun oraya geldik tekrar. O s›rada ön tarafta 30 kiflilik HÖC grubu vard›. Sloganlarla geliyordu arkadafllar. Polisle arbede yaflan›yordu, polisler barikat kurdular. Direnifl polis sald›r›s›yla bafllad›. Ana caddede bir yo¤unluk vard› saten Teflvikiye Caddesi’nin oralarda ara sokaklardan arkadafllar geldi. Bizim grubumuz da saat 10.00’a do¤ru yaklafl›k 700 kiflilik bir kitle oldu. Polisler sald›rana kadar tafll› müdahale yapmam›flt›k. Esnaflara konuflmalar yapt›k, bizden bir zarar görmeyeceklerini anlatt›k. Çevredeki halktan da bize sahip ç›kanlar oluyordu. Bir binadan bir abla bize limon ve limon suyu att›. Biz de alk›fllad›k. Orada flimdi daha çok burjuva kesim oturuyor. Arkadafllar da bu davran›fl karfl›s›nda flafl›rd›lar. Bir Okmeydan› ve farkl› bir gecekondu mahallesinde normal yaflayabilece¤imiz bir fley flimdi orada olmas› farkl› bir duygu yaflatt›. Saat 10.00 civar› çat›flmalar yo¤unlaflt›. HÖC kitlesi 10.00-11.00 aras› yaklafl›k 1000 kifliyi aflt›. Teflvikiye Caddesi üzerindeydik, ara sokaklarda olan HÖC’lüler de vard›. Onlardan haber al›yorduk. Polis sürekli gaz bombas› at›yordu. Kitle az bir fley geri çekiliyordu sloganlarla tekrar polisin üzerine gidiliyordu. Alk›fll› protestolar yap›l›yordu. Polis panzerle su s›kmaya bafllad›.
Orada iflçi, emekçi, genç, yafll› evine ekmek götürme kayg›s› tafl›yan birçok insan vard›. Kar a r l › y d › l a r, yoksullu¤un sebebini, karfl›s›ndakinin düflman› oldu¤unu biliyorlard›. Düflmandan hesap sormak için gel m i fl l e r d i. Polis üstümüze gelmeye bafllay›nca biz de tafllarla karfl›l›k verdik. Çok güzel bir çat›flma oldu. Kaçan biz de¤ildik. Duran onlard›. ‹lk baflta üstümüze geldiler ama daha sonra panzer olmas›na ra¤men hiç gelemediler. Yaklafl›k yar›m saat boyunca, polisi oldu¤u yerde durdurduk. Kitlenin coflkusu çok güzeldi. ‹nsanlar›n birbirlerine yard›m etmeleri güzeldi. Sa¤dan soldan nerden buldularsa bir sürü limon ç›kt› ortaya. Agos’un önüne geçmeye çal›flt›k. Bu sefer oradaki caddenin önünü tutmufllard›. O s›rada televizyonlarda gösterdi bir sivil polis arac› önümüzden geçmeye bafllarken arkadafl›n biri tafl att›. Bakt›k sivil polis arac›ym›fl, bir elini silah›na koymufl tek eliyle araba sürüyordu. “ d a ¤ › t › n a r a b a y › ” sesi duyuldu. Kitle tafl atarken araba h›zla olay yerinden uzaklaflt›. Camlar› parçaland› araban›n. Niflantafl›’ndan afla¤› do¤ru iniyorduk. Bir ara çift tarafl› panzer sald›rd› çevik polislerle birlikte. En son 300-400 kiflilik bir grup kald›k. 400 kiflilik kitleyle tekrar polise sald›r›ya geçtik. Sonra Taksim’e yöneldik. Taksim’e giderken esnafa konuflmalar yapt›k. “Biz ‹stanbul’un birçok gecekondu semtlerinden geldik. Bize ayak tak›m› diyen AKP i k t i d a r › , b i z i m ü l k e m i z i Am eri ka’ya sat›yor. Biz bunu istemiyo r u z . H er k e s i n e fl i t v e ö z g ü r o ld u ¤ u
ba ¤ ›m s› z ve de m okr a ti k b ir ül ke de y a fl a m a k i st i y o r u z . B i z i m h e d e f i miz Taksim’dir. Ve 1 May›s’› kutla makt›r. Terörü yapan devlettir. ‹zin ve r mifl olsa h iç b ir so r un ç›k m a ya c a kt ›.” Konuflmalar yapt›k orada. Etkili oldu¤unu da düflünüyorum. Esnaflardan hiçbir tepki gelmedi. Saat 11.30’da Taksim’e geçmeye çal›fl›yorduk. Hal k Ger çe¤ i: Di¤er ara sokalardaki çat›flmalardan bilginiz var m›yd›? M . M . : Taksim’e gitmek için Befliktafl’a geçenler oldu. Ara sokaklarda da içlerinde HÖC’lü arkadafllar›n da oldu¤u kitle vard›, onlar da sürekli çat›flma içindeydiler. Kalabal›k oldu¤unda herkes kendi grubunu oluflturup ara sokaklara da¤›l›p direnifli sürdürüyordu. Daha örgütlü Taksim’e yönelme hedefleri vard›. Kitlemiz bizi dinledi gerçek bir HÖC’lü olarak davrand›lar. ‹nsanlar disiplinli davrand›. Bir ara sokaktan arkadafllar geldi. Ama oraya karakol polislerini koymufllar. Bizi kalabal›k görünce Teflvikiye’den Agos’a ç›kan sokaklardan birinde üzerimize silah s›kt›lar. O sokaktan bizim arkadafllar karakol polislerini tafllayarak uzaklaflt›r›yorlar. Biz Befliktafl Evlendirme Dairesi’nin oradan meydana kadar ç›kt›k. Orada da çevik kuvvet polisleriyle bir çat›flma yafland›. Yaklafl›k bir yar›m saatte orada çat›flmalar sürdü. Polis biraz geri gitti, 15 dakika sonra panzerlerle birlikte tekrar sald›rd›. Oran›n çat›flma koflulu biraz daha az oldu¤undan da¤›lma yafland›. Da¤›lma olunca Bilgi Üniversitesi’nin oraya gittik. Orada da afl›r› bir polis y›¤›na¤› vard›. Polisler Tarlabafl› civar›nda sokaklara gruplar halinde da¤›lmaya bafllad›lar. 50-60-70’flerli gruplar olarak, soSay›: 6 / 11 May›s 2008
13
Hal k Gerç e¤i : Konfederasyonlar›n eyleme son vermesi ça¤r›s› kitleyi nas›l etkiledi? M.M.: Biz Teflvikiye’deyken bir haber geçti. Sendikalar direnifli b›rakt› diye. Kitle buna daha çok k›zd›. Nas›l olur yani sen her yerden her fleyi göze alarak geliyorsun.
H alk G erçe ¤i : Neden Taksim? M . M . : ‘77’de yaflanan katliam›n›n hesab›n› soracakt›k. Belki 500 bin kifli olmayacakt›k Taksim Meydan›’nda. 500 bin kiflinin, orada yaflad›¤› anlar›n hesab›n› soracakt›k. Öfke ve kararl›l›¤›m›z, sloganlar›m›z olacakt›. Devlet korkuyordu. Korkmam›fl olsayd› alan› açard›. Erzurum’dan Kars’tan polis getiriyorsa bu devletin korkusundand›r. Biz geçmiflten güç al›yorduk. ‘78’de yüzbinlerin katliama ra¤men Taksim’e ç›kmas›, ‘89’da Mehmet Akif Dalc›’n›n Taksim için direnlapdereye do¤ru yürüyüfle geçtik... Cihangir’e do¤ru devam ettik ara sokaklarda, sivil polislerin ellerinde odunlarla dolaflt›klar›n› gördük. Cihangir’e vard›¤›m›zda 400 kiflilik bir kitle vard›, büyük bir ço¤unlu¤u HÖC’ lüydü. Bizim d›fl›m›zda Anarflistler vard›. Tekrar Taksim’e ç›kmak için Kazanc› Yokuflu’na do¤ru yürüyüfle geçtik. “Kurtulufl Kavgada Za fer Cephede”, “Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl”, “Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z”, “Yaflas›n 1 May›s” sloganlar›n› att›k. Cihangir’de halk›n camlardan balkonlardan alk›fllamas› coflkumuzu daha da yükseltiyordu. Kazanc› Yokuflu’na yaklaflt›¤›m›zda tekrar
“Fiili olarak meydana girmesek de her yeri Taksim yapm›flt›k” Halk Gerçe¤i : 1 May›s’ta Taksim çevresinde yaflananlar› anlat›r m›s›n›z? G.B. (‹stanbul, Okmeydan›):: ...Taksim’e ç›kmak için gelmifltik ve sürekli Taksim’i zorluyorduk. Polisin yo¤un sald›r›s›na ra¤men Taksim’i kazanmak için gerekirse sabaha kadar çat›flaca¤›z diyorduk... Fakat, konfederasyonlar›n eylemi bitirme haberi geldi. Yan›m›zda olan sendikal› arkadafllar çok tepkili idi, bizler de hedefimizin Taksim oldu¤unu belirtip direnifle devam edece¤imizi belirttik ve Do-
14
11 May›s 2008 / Say›: 6
mesi, kararl›l›¤› bize yol gösterici oldu. Orada iflçi, emekçi, genç, yafll› evine ekmek götürme kayg› s› tafl›yan birçok insan vard›. Kar a r l › y d › l a r, yoksullu¤un sebebini, karfl›s›ndakinin düflman› oldu¤unu biliyorlard›. Düflmandan hes a p s o r m a k i ç i n g e l m i fl l e r d i. Yafll›lar da, 14 yafl›nda gençler de vard›. 70 yafl›ndaki insanla 15 yafl›ndaki bir genç yan yanayd›. Hep birlikte ‘Fafli zme Karfl› Omuz O m u z a ’ sloganlar› at›yorlard›. ‹nsanlar aras›nda dayan›flma çok güzeldi. Biri gaz yedi¤inde di¤eri geliyor gözüne limon sürüyor yard›m ediyordu. Panzer çift tarafl› geldi¤inde yere düflenler oluyordu bazen, di¤erleri hemen kald›r›yordu. ‘Ta k s i m ’ d e p a n k a r t a ç t › r m ayaca¤›z’ dediler. Taksim Meydan›’nda olamad›k ama politik olarak bunu kazand›k. Sokaklar›nda, caddelerinde her yerinde bizim ad›mlar›m›z vard›, bizim sloganlar›m›z yükseldi. Öfkemizle bilincimizle sürekli Taksim Meydan›’nda olduk. Taksim kazan›lm›flt›r. 2009 1 May›s’›nda da Taksim Meydan›’nda olaca¤›m›z› düflünüyoruz. gazbombalar› ya¤maya bafllad›, silahla da atefl ediyorlard›. K›sa bir çat›flman›n ard›ndan geri çekildik. H a l k Ge rç e ¤i : Sizin direndi¤iniz alanda gözalt›, yaralanma oldu mu? G.B.: Pangalt›’nda bir HÖC’lü arkadafl›m›z›n gözünün yan taraf›na gaz bombas› isabet etti. Yüzü kan›yordu gözleri kan dolmufltu bölgeden uzaklaflt›rmaya çal›flt›k fakat arkadafl›m›z gitmeyece¤ini ve Taksim’i mutlaka görmek istedi¤ini belirtti herkesin elinde yüzünde mutlaka yaralar vard› ama kimse umursam›yor direnifl sergiliyordu fiili olarak meydana girmesekde her yeri Taksim yapm›flt›k Taksim’de 1 May›s’› kutlaman›n devleti ne kadar korkuttu¤unu gördük ve biz kazand›k.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
kaklar›n içine giriyorlard›. Ana gövdesi caddede bekliyordu. Dolapdere’den TRT’nin alt›na geçtik. 12.30’da Taksim’de olmam›z gerekiyordu. Tekrar bir deneme yapt›k polisin üzerine yürüdük geçemedik. Dolapdere’nin içinde kald›k. Dolapdere’nin ara sokaklar›nda Taksim’i zorlad›k.
Günlerdir televizyonlarda Taksim’e ç›kaca¤›z diye ça¤r› yapt›lar. Ama bundan vazgeçtiler. Kitle daha da öfkeliydi. “Sen olsan da olmasan da biz Taksim’e ç›kaca¤›z. Biz sizi nl e v aro lma d› k k i. S üre kl i fl ehi t ler veren biziz.” Kitle bu sefer befl tane tafl ataca¤›na on at›yordu. Daha fazla zorlad› polis barikat›n›. Biz barikat kurmad›k . Polisle aç›k bir sokak çat›flmas› vard›. Kaçan yoktu polis sald›ram›yordu ki. Sonuçta hakl› oldu¤umuz Taksim ›srar›m›z› bilmiyorum anlayabildiler mi? Biz onu anlatmaya çal›flt›k.
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
“TAKS‹M’‹N HÖC’LÜLER‹N KAFASINDA NE KADAR MEfiRU OLDU⁄UNU GÖRDÜM” Ha l k G e rç e¤ i : 1 May›s’› kutlamak için nerede topland›n›z. O gün neler yaflad›n›z? N.K (‹stanbul, ‹flçi).. O gün tek hedefimiz Taksim’e girmekti. Agos Gazetesi taraf›ndan polisin sald›r›s› üzerine ara sokaktan direk Niflantafl›’na geçtik. Oradan Taksim’i zorlayacakt›k. Toplanmayla birlikte sloganlar at›l›yordu. G ü n d o ¤ d u Marfl›’n›n söylenmesiyle birlikte kitlenin say›s› baya¤› bir a r t m a ya bafllam›flt›... Yo¤un bir flekilde gaz bombas› atmaya bafllad›lar ve plastik mermi s›kt›lar. Ki özellikle yaklafl›p öyle kitlenin üzerine s›k›yorlard›. As›l amaç hedef alarak, insanlar› yaralamakt›. Kitle panzeri yo¤un bir flekilde tafllamaya bafllad›. Bir panzer esnaf›n cam›na, bas›na da su s›k›yordu. O r a d a b i r a r a kitleden kopan 25 kiflilik bir grup polisin üzerine do¤ru yürüd ü . F u l a r l a r › ç › k a r d › l a r, ellerin d e n t a fl l a r › b › r a k t › l a r. Bu meflru b i r hakk›m›z neden engelliyorsu nuz, sizden korkmuyoruz diye polise ba¤›r›yorlard›. Polis onla ra tazyikli suyla sald›rd›. ...Ara sokaklardan sürekli Taksim hedefiyle caddeyi her zorlad›¤›m›zda çat›flmaya dönüflüyordu. Oradaki halk bizi yönlendiriyordu; “fluraya gidin, buradan geli-
‹ s t a n b u l ’ d a n Ö ¤ renci Ö. Y. Yaklafl›k 3000 kiflilik kitle, Kurtulufl’un ara sokaklar›ndan sloganlar ve marfllarla Dolapdere üzerinden Taksim’e do¤ru yürüyüfle geçti. Ara sokaklardan yürürken sokak sakinlerinin tepkisi çok güzeldi. ‹nsanlar evlerinin camlar›ndan bizleri alk›fll›yor, sloganlar›m›za efllik ediyor ve bize yukar›-
Biz Gündo¤du Marfl›’yla sokaklardan yürürken i n s a n s e l i a k › y o r g ibiydi sokaklardan ve bu çok etk ileyici bir g ö r ü n t ü y d ü . O coflkuyu anlatmak çok z o r... bir k a d › n a p a r t m a n d a i re s i n i n c a m › n d a n ‘ b e n s i z e k u r b a n o l u r u m ! ’ diye ba¤›r›yordu. y o r l a r ” vb... diye. Niflantafl›, Teflvikiye’deki sahiplenme de bize moral oldu. Konfederasyonlar›n aç›klamas› o s›rada kulaktan kula¤a yay›lm›flt›, aç›klamay› iflçileri sat›fl diye konufluyorlard› insanlar. Bir sendikal› vard›, telefonda konufluyordu, “ b e n Antalya’dan geldim. Bu ifl b u r a d a b i t m e z . B e n Taksim’e gi d i y o r u m ! ” diyordu. Özellikle bir HÖC’lü olarak kitlemizi gördüm, kararl›l›¤›n› gördüm. Taksim’in HÖC’lülerin kafas›nda ne kadar meflru oldu¤unu gördüm... Biz Gündo¤du Marfl›’yla sokaklardan yürürken insan seli ak›yor gibiydi sokaklardan ve bu çok etkileyici bir görüntüydü. O coflkuyu anlatmak çok zor. O yürüyüflteki kararl›l›¤› belirliyordu yani Gündan çiçek at›yorlard›. Kimileri de son ses 1 May›s Marfl›’n› çal›yordu. Kitle ise ellerindeki karanfilleri evlerinin camlar›ndan alk›fl tutan insanlara veriyordu.
A n k a r a ’ d a n Ö ¤ re n c i O . G . : Ankara’dan 2 gün öncesinden sal› gecesi yola ç›kt›k. Tüm arkadafllarda inan›lmaz kararl›l›k ve
do¤du marfl›. Ve o kararl›l›¤› coflkuyu gören dost olsun düflman olsun flafl›r›yordu yani. Biz Gündo¤du Marfl›’yla yürürken bir kad›n apartman dairesinin cam›ndan ç›km›fl bize sesleniyordu ‘ben size k u r b a n o l u r u m ! ’ diye ba¤›r›yordu. Yani insanlara da coflku vermiflti bizim o coflkumuz ve marfl› söylerken ses öyle bir ç›k›yordu ki ciddi ciddi geçti¤imiz sokaklar› sars›yorduk diyebilirim. Çat›flman›n ortas›nda en çok coflku yaflad›¤›m›z yerlerden biri Niflantafl› taraf›nda HÖC pankart›n›n aç›ld›¤›n› görmemizdi. Orada düflündü¤ümüz fley flu oldu bu pankart Taksim’de de aç›lmal› dedik ve pankart› Taksim’e götürdük. H al k G e rç e¤ i : Sizin direndi¤iniz alanda gözalt›, yaralanma oldu mu? N.K.: Bizim oldu¤umuz bölgede yo¤un bir çat›flma devam ederken bir yan›m›zda bir arkadafl kafas›ndan yaralanm›fl, yo¤un bir flekilde kan ak›yordu. Çat›flma s›ras›nda yaralanan bir arkadafl›n abisi yan›ma geldi, kardeflinin yaraland›¤›n› haber verecekti tam o s›ralarda kendisi de plastik mermiyle yaraland›. Taksim’e girilece¤i inanc› vard›... Panzerden k›rm›z› boyal› su s›k›l›yor sa¤›nda ve solunda polisler, önünde ise bir tek ad›m atmayan HÖC’lüler oturuyordu, onlara destek verenler de vard›, geri çekilmeye çal›flanlar da. Ancak geri çekilmeye çal›flan kitleyi de HÖC’lüler oturmaya davet ediyorlard›. Taksim kararl›l›¤› gösteriyordu kendini.
Say›: 6 / 11 May›s 2008
15
Reformizmin 1 May›s’›: Oligarflinin 1 May›s 2008 günü tan›k oldu¤umuz türden her kapsaml› sald›r›s›nda, halk güçlerini sindirmekten, o güçler aras›nda “ayr›l›klar” yaratmaya çal›flmak gibi, çeflitli amaçlar yanyana bulunur. Bu y›l, AKP iktidar› daha 1 may›s öncesinde Taksim karar›n› veren güçleri bölmeye özel bir gayret sarfetti. 1 May›s öncesinde bunda fazla baflar›l› olamasa da baz› çatlaklar yaratabildi. Bu çatlaklar, oligarflinin yo¤un sald›r›s› alt›nda derinleflti ve konfederasyonlarla devrimcilerin ayr›flt›¤› bir sonuç ortaya ç›kt›. 1 May›s’ta bu anlamda iki tav›r vard› ön planda. Fakat bu ayr›flman›n yan›s›ra, reformizmin 1 May›s prati¤ine de ayr›ca de¤inmekte yarar var. Özellikle 1 May›s’ta Taksim’e ç›kman›n “kerhen” savunucusu durumundaki EMEP ve TKP, bir yandan konfederasyonlar›n birlikte yola ç›kt›klar› güçleri yar› yolda b›rakan tavr›, di¤er yanda Taksim’i zaptetmek için sokak sokak çat›fl›lan o günde, bu çat›flmalar›n d›fl›ndayd›lar. Devrimciler ve legal reformist partiler de ayr›flm›flt› 1 May›s’ta. Taksim’i zaptetme hedefiyle prati¤in içinde pek yanyana gelinmedi. “Gönülsüz afl, ya kar›n a¤r›t›r, ya bafl”; reformizmin 1 May›s 2008 prati¤i bu söze uygundu daha çok. Bu ayr›flma, 1 May›s’›n ertesinde TKP’nin ve EMEP’in yay›n organlar›nda ustaca “ k a m u f l e ” edildi. Her biri bunu kendi tarzlar›nda yapt›lar. Reformizmin 1 May›s haber ve de¤erlendirmeleri, efline ender rastlanabilecek türde bir i n k a rc›l›k üzerine flekillenmifltir. O kadar ki, asl›nda 1 May›s Direnifli yoktur onlar›n sayfalar›nda ve de¤erlendirmelerinde.
16
11 May›s 2008 / Say›: 6
‹ fl g a l i y a z › p , d i r enifli y o k s a y a n E v r e ns el ‹flgali anlat›yorlar bol bol. Do¤rudur, gerçekten de tam bir iflgal alt›ndayd› Taksim ve çevresi. Bol bol da faflizmden sözediliyor. Do¤rudur. Tüm zulmü ve zorbal›¤›yla orada karfl›m›zdayd› faflizm... Fakat faflizmden sözetmek, 1 May›s 2008’i anlatmaya yetmez yine de. Herkes söz ediyor, faflizm de ucuzlad› bir anlamda. Polis terörünü gören, coplanan, faflizm diyor. Faflizmi sadece bu günlerde hat›rl›yor. Faflizmi daya¤a, iflkenceye indirgiyor ve en vahim yanl›fl›n› burada yap›yor. Faflizmin ne olup olmad›¤›n›n tan›m›n› yapmayaca¤›z burada. Ama faflizme dair hemen tüm reformistlerin paylaflt›¤› yan›lg›y› de ortaya koymak gerek. E¤er bu ülkede faflizm varsa, legal particilik anlay›fl›n›zdan bafllayarak stratejileriniz, taktikleriniz bir dizi ciddi yanl›fl› bar›nd›r›yor demektir. Legal partici, yasalc› reformist çizginizi sorgulatt›rmamak için “ola¤an” zamanlarda faflizmden adeta hiç sözetmezken, arada bir böyle bask›lar üzerine faflizmden sözetmek ise, hem siyasal olarak tutarl› de¤ildir, hem kitleleri ülkemizdeki sistem konusunda yanl›fl bilinçlendirmektir. Yeniden Taksim’e dönersek; iflgal var, faflizm var; peki, sonras›? Hani flu devrimcilerin yok olmas›n› isteyen EMEP, iflgal güçlerine karfl› ne yapm›fl acaba? Bunun cevab›n› bulamad›k pek gazetelerinde. Çünkü, iflgale karfl› direniflte yoktular. Evrensel, faflizmi anlat›yor, iktidar›n zulmünü anlat›yor; bunun karfl›s›nda bir direnifl var m› yok mu, varsa nas›l, kimler direnmifl, buras› ise belli de¤il.
Haks›zl›k etmeyelim; TKP bu kadar inkarc› de¤il, polis terörüne karfl› direnenlerden söz ediyor yer yer... Fakat onun da gerçe¤e sadakati orada bitiyor. O da sadece kendisinin göründü¤ü bir Taksim tarif ediyor. fiöyle yazm›fllar: “TKP ve Yurtsever Cepheliler... engellemelere, sald›r›lara karfl›, karar verdikleri saatte, karar verdikleri yere, Taksim’e, 1 May›s Alan›’na ulaflt›lar. Ne çok flansl› ne de çok kahramand›lar. Akl›n örgütlülü¤üne ve örgütlülü¤ün gücüne dayan›yorlard›. ‹flçi s›n›f›n›n 1 May›s k ar a r › n › Taksim’e tafl›mak komüni stle re düfltü.” Di¤er devrimciler ne tafl›yordu acaba?... Neyse, bir baflka yaz›da da flu sat›rlar› okuyoruz: “TKP üyeleri ise Taksim'in fiiflli taraf›ndaki giriflinde toplanarak yapt›klar› eylemle, geçen y›ldan sonra Taksim'i bu y›l da 1 May›s'a açt›. ” ‹flçi s›n›f›n›n 1 May›s karar›n› Taksim’e tafl›mak onlara düflmüfl... Devrimciler de zaten “Taksim’i zaptetmek” için bofluna çat›fl›yor olmal›l›lar; çünkü TKP, Taksim’i hem geçen y›l, hem bu y›l 1 May›s’a açm›fl... Grupçuluk u¤runa gerçeklikten bu kadar kopulmas›n› anlamak zor. EMEP, Taksim’i zaptetmekle hiç ilgisi olmayan “taktikleri”yle, devrimcilerle bir arada olmay› da hiç düflünmeksizin, kendi bafl›na ayn› ve elbette hem Taksim’den, hem çat›flmadan uzak biçimde 1 May›s’› “kutlay›p” da¤›lm›flt›r. TKP ise, kendi deyimleriyle “çok ak›ll›ca” bir flekilde Taksim yak›nlar›na gelip, dört bir yanda çat›flmalar sürerken, “Biz burada aç›klama yap›p gidece¤iz” pazarl›¤›yla gerçekten de aç›klamas›n› yap›yor, bayraklar›n› aç›p resmini çekiyor ve gidiyor. Sonra da bu pa-
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
Kerhen Taksim!
Ta k s i m ’i b i r b a fl › n a fetheden T K P
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
zarl›kç› prati¤i, yay›n organlar›nda “Taksim’i zaptetmek” gibi, “Taksim’de sözümüzü söylemek” gibi sunuyor; bir bafllar›na Taksim’i 1 Ma y› s’a açt ›klar› iddias›na dayanak yap›yor. Biri 50-60 kifli, öteki birkaç yüz kifli, bir aç›klama yap›p, bir kaç resim çekip “da¤›lacaklar”... Taksim’i zaptetme iradesi yok. Onun yerine polisle pazarl›k var; Pazarl›k Taksim’e ç›kmak için de de¤il. Sadece orada bir kaç “söz” söylemek için. Sonra “Taksim’e ç›kt›k” diye yaz›lacak.. Böyle ç›ksan ne olur zaten! Karfl›m›zdaki bu sahneler, devrimci iddiadan ve büyük düflünmekten uzaklaflm›fl, ufku daralm›fl bir siyasetin prati¤idir. Bu mudur Taksim direnifli? Taksim direnifli, polis barikatlar›n› aflmak için direnifltir... Taksim direnifli 77’nin hesab›n› sormakt›r... Taksim isyand›r, ölümüne direnifltir. Ama, pazarl›kla “Aç›klama yap›p da¤›laca¤›z” demek de¤ildir. Taksim’i kazanmak için flehitler verildi bu ülkede. TKP belki bilmez bu tarihi, sonradan ö¤renmiflse de, içinde yoktur. Bu ülkede devrimcilerin kan› dökülmeden hiçbir fley kazan›lmam›flt›r. Öyle ucuz yoldan Taksim’i 1 May›s’a açmak da ancak TKP’nin hayal ve reklam dünyas›nda mümkün olabilir. 1 May›s› kazanmak için, 1 May›s Alan›n› geri almak için Dalc›lar’› flehit verdik ve belki yeni Dalc›lar’› flehit vermek gerekecek... Türkiye böyle bir ülke. Hayal dünyas›nda yaflayanlar fark›nda olmasa da böyle. Taksim direnifli, dört bir yanda çat›flmalar sürerken, “Biz burada aç›klama yap›p gidece¤iz” demek midir? Bunu da “Taksim’de sözümüzü söylemek” olarak sunmak m›d›r? Peki oligarfli izin vermezse? “Ne yapal›m o zaman aç›klamam›z› yapmaktan da vazgeçeriz” demek midir? D‹SK’in yapt›¤› gibi.... Bu noktada TKP’nin D‹SK’in 1 May›s günü ortaya koydu¤u tav-
ra iliflkin de¤erlendirmesi de dikkat çekicidir:
T K P, geri ad›m› niye meflrulaflt›r›yor? TKP’nin D‹SK de¤erlendirmesi flöyledir: “D‹SK karar›n›n arkas›nda durdu... D‹SK yönetimi son derece olumsuz koflullarda ve çok a¤›r bir bas›nç alt›nda, 1 May›s’tan bafl› dik ç›kt›.” Taksim’e ç›kma do¤rultusunda D‹SK merkezinden yürüme insiyatifi bile gösterilmeden, D‹SK merkezinin etraf›nda ve Taksim’in dört bir yan›nda çat›flma sürürken D‹SK “bitirdik” diyor, dayatmaya boyun e¤iyor, yola birlikte ç›kt›klar›n› yar› yolda b›rak›yor. Bu mudur “bafl› dik olmak”? Peki TKP niye böyle söylüyor? Çünkü kendisi de esas olarak ayn› tavr› alm›flt›r. Bu tavr›n özü, “oligarflinin izin verdi¤i s›n›rlar içinde” kalmakt›r. TKP de, D‹SK de ayn› meflrulu¤a, burjuva meflrulu¤una inan›yor. Yasal bir parti, yasal bir sendika olunabilir; ama bu, burjuvazinin tan›d›¤› meflrulu¤u esas almay› gerektirmez. ÖDP, TKP, EMEP, onlarla ayn› anlay›fltaki D‹SK, KESK, bu çarp›k meflruluk anlay›fllar› nedeniyle ço¤u kez halk›n mücadelesinin d›fl›na düflmektedirler. Ortalarda fazla görünmeyen bir di¤er reformist hareket de tahmin edilece¤i gibi Ö D P ’ d i r. Fazla sözetmeyiflimiz ÖDP’nin reformist cenahtan ayr› davrand›¤›n› düflündürmesin. Bu tarz›n as›l kompedan› ÖDP’dir. Eskinin TKP’nin olumsuz geleneklerinin, T‹P parlamenterizminin, DY’nin meflrulu¤u düzen içinde arayan yaklafl›mlar›n›n hepsinin miras›n› kendinde toplam›fl, sola empoze etmektedir. Ama ÖDP bu noktalarda kendini çok fazla ele vermemeye çal›fl›yor yine de. Biraz daha “ak›ll›ca” yap›yor. ÖDP anlay›fl›n›n Taksim konusundaki inançs›zl›¤› ve ikirciklili¤i, kendini milletvekilleri ve genel baflkanlar› Ufuk Uras’›n o günkü
Türkiye gibi, iflgallerin, faflizmin o ldu¤u b ir ülkede, çat›flmas›z, risksiz, bedelsiz solculuk, ayn› zamanda i ddias›z, i ktidar hedefsiz solculuktur. tav›rlar›nda, hem ÖDP’lilerin genel tavr›nda ve ayn› zamanda KESK’in prati¤inde de aç›k olarak ortaya ç›km›flt›r. Türkiye çap›nda merkezi olarak ‹stanbul’a, Taksim’e gelece¤ini aç›klayan KESK; bu aç›klamas›na denk düflen bir prati¤i örgütlemedi. Aksine, bir yandan di¤er büyük flehirlerde miting örgütleyicisi olurken, onlar›n d›fl›nda bile Taksim’e yönelik bir yo¤unlaflma içinde olmad›. Bunun sonucudur ki, 1 May›s direniflinde KESK’in varl›¤›yla yoklu¤u belli de¤ildir.
K e r h e n Taksim! fiimdi gelelim esasa. Hem EMEP’e, hem TKP’ye sorulacak ilk soru fludur: Taksim’i çevreleyen tüm semtler, Taksim’e ç›kan hemen tüm caddeler direnifl ve çat›flma alan›na dönmüflken, siz n e redeydiniz? Bu fark, bu iki tablo, “ak›ll› solculuk”un fark› m›d›r? Ak›ll› solcu, gaz bombas› yemez, coplanmaz... öyle mi? Peki ötekiler; gaz bombalar› alt›nda direnenler, coplananlar, onlar bunu goflistliklerinden, macerac›l›klar›ndan, “düello”culuklar›ndan ve ak›ls›zl›klar›ndan m› yap›yorlar? Gerçek fludur ki, TKP de, EMEP de Taksim’e ç›kmay› k e rhen savunmufllard›r. Daha do¤ru bir deyiflle, savunmak zorunda kalm›fllard›r. Solun büyük bölümünün ama onlar aç›s›ndan daha önemlisi, konfederasyonlar›n Taksim’e ç›kma karar›n› almalar›yla birlikte,
Say›: 6 / 11 May›s 2008
17
18
11 May›s 2008 / Say›: 6
tikas› yoktur, buna ra¤men, sanki hala kendi politikalar›n›n “kan›tland›¤›” havas›ndad›r. Prati¤e dayanmayan, adeta kurgusal bir öncülük iddias› hüküm sürüyor. EMEP’in teorileri, TKP’nin 1 May›s haberleri bunu tipik bi tezahürü. Biri, 1 May›s’› iflgale, bask›ya indirgiyor. Di¤eri, bir aç›klama yapmay› Taksim’i zaptetme olarak sunup, iflçi s›n›f›n›n Taksim’de temsilcili¤ini üstleniyor... K›sacas› kendilerine göre kendilerinin teorilerinin ve öncülüklerinin tart›fl›lmaz oldu¤u bir tarih yaz›yorlar. Tarih dediysek, asl›nda sadece bir gün önceki olaylar› yaz›yorlar ve bu kadar pervas›zca çarp›tabiliyorlar; bir de ayn› günü, 20 y›l sonra yazd›klar›n› düflünün..
Reformizm geriye, devrim ileriye çeker 1 May›s 2008’de devrimci irade ve devrimci meflruluk kazanm›flt›r. Taksim’in 1 May›s Alan› olmas›, bugün dünden daha meflru, daha tart›flmas›zd›r. Öyle ki, Taksim’i zaptetme politikas›na bugüne kadar uzak duran ayd›nlar bile, kimi “direnme hakk›” aç›s›ndan, kimi demokrasi mücadelesi aç›s›ndan, kimi AKP terörüne boyun e¤ilmemesi gibi çeflitli aç›lardan gelecek sene Taksim’de olunmas› gerekti¤ini belirtirken, TKP, EMEP reformizmi, 2 May›s’tan itibaren bu devrimci politikaya karfl› bir politika gelifltirmeye soyunmufllard›r. Çünkü iflgal, direnifl, çat›flma, legal particili¤in rahat solculuk statükosuna denk düflmemektedir. Geçmiflleri itibar›yla farkl› geleneklerden gelen bu iki hareketin bu kadar benzerli¤i dikkat çekicidir gerçekten. ‹kisi de Taksim’e karfl›. ‹kisi de Taksim direniflinde çat›flmalar›n içinde de¤il, farkl› yerlerde ayn› tarzla “direniyorlar”. ‹kisi de bir daha olmas›n yaklafl›m›ndalar... Benzerlikleri yeni ortaya ç›km›fl de¤il elbette. Mesela, eskiye uzanan bir baflka benzerlikleri, her ikisinin de solda az rastlan›r bir üslup ve tav›rla, devrimcilerin yok olma-
s›n› istemeleri, bundan memnunluk duyacaklar›n› ortaya koymalar›d›r. Onlar› birlefltiren, böylesine ayn› düflüncelere ve ayn› prati¤e götüren nedir? fiu kadar›n› söyleyebiliriz ki, sistem içi bak›fl aç›s›, meflruiyetini düzenden alan politik çizgi, kaç›n›lmaz olarak bu benzerlikleri üretiyor ve üretecektir. Çat›flmayacak, hiç dayak yemeyecek, dayak yeme ihtimali varsa, ondan uzak duracak, mesela F Tipleri meselesinde oldu¤u gibi, çat›flmal› konular› gündemlerine almayacak... ama kolay ve ucuz yoldan da “öncü” olacak... Bu siyaset, “devrimciler yokolsun” istiyor elbette. Çünkü devrimciler yok olunca, bu tarz›n, bu tür devrimcili¤in, bu tür komünistli¤in önü aç›lm›fl olacak. Karfl›da devrimci, militan bir tav›r olmay›nca, onlar›n pasifizmi teflhir olma riskinden kurtulacak. Hesap bu, istek bu. Politikalar, bunun üzerine gelifltiriliyor. Fakat hayat bunlara uymuyor. Hayat›n gerçe¤i farkl›. Öyle ki, EMEP gibi y›llard›r devrimcilerin önerdi¤i 1 May›s politikalar›na karfl› ç›kan bir hareket, Taksim karar›na kat›lmak zorunda kal›yor. TKP “ayr› kutlamak”tan vazgeçmek zorunda kal›yor... Türkiye gibi, iflgallerin, faflizmin oldu¤u bir ülkede, çat›flmas›z, risksiz, bedelsiz solculuk, ayn› zamanda iddias›z, iktidar hedefsiz solculuktur. ‹flgaller varsa, faflizm varsa, komünist olmakta ›srarl›larsa, o zaman çat›flma da olacak, risk de olacak, bedel de ödenecek... Mücadeleyi yani devrimi gelifltirmek istiyorlarsa, yine ayn› kural geçerlidir. Bizce TKP ve EMEP, 1 May›s politikalar›n›n bir de bu aç›dan muhasebesini yapmal›d›rlar. (*) Gerçi o zaman EMEP, partilerinin Anadolu yakas›n›n Kad›köy’e, Avrupa yakas›n›n Taksim’e kat›laca¤› gibi “oportünist” bir aç›klama yapm›flt›; herkes biliyordu ki, EMEP gönlüyle de, gövdesiyle de Kad›köy’deydi. Taksim’e de bir “yakas›”n› göndermesi, ayn› bu y›l ki gibi mecburiyettendi.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
her zamanki politikalar›n› savunmalar›, onlar›n bile gerisine düfltüklerini a盤a ç›karacakt›. Bu noktada onlar da Taksim’e ç›kma politikas›n›n d›fl›nda kalamazlard›. Buna ra¤men 1 May›s’›n arifesinde bile, bu kararl›l›¤› zay›flatacak, bu mücadelenin önemini buland›racak yay›nlar yapmaktan geri kalmad›lar. Geçen y›l 1 May›s’› yine Türk‹fl’in kuyru¤unda Kad›köy’de kutlayan EMEP(*) o zaman da 1 May›s’› Taksim’de kutlama politikas›na karfl› adeta düflmanca yay›nlar yapm›flt›. EMEP, 1 May›s sonras› yapt›¤› aç›klamalarda da “ Ta k sim’de kutlama ›srar›n›n sorgu lanmas›” gerekti¤ini söylüyor. TKP de Taksim’e ç›kma tavr›na, “bunun geçen y›l›n tekrar› olaca¤›” gerekçesiyle karfl› ç›k›yor, “hiçbir fleyin y›¤›nsal bir gösterinin yerini alamayaca¤›” düflüncesini tafl›yordu. (Taksim’de olmay›nca ne kadar y›¤›nsal olaca¤› da bir baflka tart›flmal› konu, ama buna girmiyoruz flimdi.) Nitekim 1 May›s sonras› yapt›¤› de¤erlendirmelerde de gelecek sene için flimdiden “böyle olmas›n” teorisini gelifltiriyor: “Buradan devam edemeyiz. Yaln›zca inad›m›z› kan›tlayarak yol alma flans›m›z yok. Daha fazla iflçiyi katmal›, ço¤almal›y›z.” Anlafl›lan o ki, TKP, Taksim direniflini, bir “ i n a t k a n › t l a m a ” olarak görüyor. Devrim mücadelesinin halk düflmanlar›na yönelmesini ve diyalektik bir flekilde devrimin karfl›-devrimle birlikte büyümesini, oligarflinin infazlar›n›, katliamlar›n› “ddüello” olarak gören bir mant›¤›n, Taksim direniflini de böyle de¤erlendirmesi do¤ald›r. Öncesiyle, sonras›yla Taksim’i kazanma mücadelesine böyle bakan reformizmin direnmemesi, çat›flmamas›, hiç flafl›rt›c› de¤ildir; tersi olsayd› flafl›rt›c› olacakt›. Reformizm, 1 May›s’ta, 1 May›s Alan›’n› zaptetme mücadelesinin geliflmesine ayak uydurmak zorunda kalm›flt›r. Kendi özgün poli-
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
HAK-‹fi’in Misyonu Nedir? Üç konfederasyon, çeflitli demokratik ve politik örgütler, 1 May›s’› Taksim’de kutlama karar› alm›flken, iktidar iflbirlikçisi Hak-‹fl, Ankara Tando¤an Meydan›’nda “ k u tla m a ” karar› ald›. Tablo çok aç›kt›. ‹ktidar Taksim yasa¤› koyuyor ve Hak-‹fl de iktidar›n gerekçelerine paralel söylemlerle Taksim’den kaç›yordu. Fakat, Hak-‹fl’in bu konumunu iflçilere, emekçilere anlatmas› o kadar kolay de¤ildir. Kolay olmad›¤› için, Hak-‹fl de t›pk› AKP iktidar› gibi, t›pk› ‹stanbul Valisi gibi, en baya¤› “ t er ö r ” demagojisine sar›l›yor. Hak-‹fl Genel Baflkan› Salim Uslu, kat›ld›¤› bir TV program›nda bak›n ne diyor; “Araflt›r d›m, bak›n 7.30’da kimler vard› D‹SK’in önünde. En ö n de 7 sen di k a c› var, a r k a s› n d a HÖC, Al›n teri, Devrimci 1 May›s Platfor mu, Devrimci Durufl, ESP... CD’si var, göndere yim”. Niye araflt›r›yorsun? Senin görevin mi bu? CD’si
varm›fl. Nerden ald›n o CD’yi, polisten mi? Yoksa Hak-‹fl art›k ajan istihdam etmeye mi bafllad›?! Bir sendikan›n misyonu ne olmal›d›r? O iflçilerin, emekçilerin ç›karlar›n› savunmak için var olmaz m›? Hak-‹fl’e bak›l›rsa öyle de¤il. Bak›n Hak-‹fl, polisin emekçilere sald›r›s›n› araflt›rm›yor, o polis ad›na, iktidar ad›na, “ p o lisin sal d›r › s› n› ve ken di ik tid a r iflb i rlik çi li ¤im i n a s›l mefl r ulaflt› r abi lir i m ” diye araflt›rma yap›yor. Hem de ne araflt›rma, polisin a¤z›yla, 1 May›s’a kat›lan demokratik kitle örgütlerini “illegal” ilan ediyor, onlarla ayn› alanda birlikte olmak istemedi¤ini söylüyor. Salim Uslu, senin ne haddine de devrimcilerin 1 May›s alan›nda olup olmayacaklar›n› tart›fl›yorsun? Siz, 12 Eylül öncesinde, 1 May›s’› “komünist ifli” olarak görüyordunuz, karfl›yd›n›z. Bugün de 1 May›s’ta devrimcilerin olmas›na karfl›s›n›z. emekçil e r d i . Anadol u ' d a Va k i t , Taksim ›srar›n›n alt›nda, darbecileri arama baflar›s›n› gösteriyordu.
1 May›s’a ‹slamc› Bak›fl 1 May›s 2008’de gerçekleri görmek isteyen bir gözün alg›lad›¤› nedir? ‹flçi ve emekçiler, demokrat ve devrimciler, 1 May›s’› Taksim’de kutlamak istiyor, bunun için direniyor. Bunun karfl›l›¤›nda, iflgal güçleri Taksim’e girmelerini engellemek için, kal›n sopalarla, joplarla, panzerlerle, gaz bombalar› ve tabancalarla terör estiriyorlar. Fakat, 1 May›s’› izleyen ‹slamc› bas›n gerçekleri de¤il, anti propagandalar›na malzeme arad›¤› için, bu tablo onlar›n sayfalar›nda yoktu. Dolay›s›yla, 1 May›s’› islamc› bas›ndan izleyenler, o sayfalarda gerçekleri de¤il, emekçi düflmanl›¤›n› görmüfllerdir. Örne¤in, T ü r k i ye G a ze t e si’ne göre, emekçilerin Taksim’e ç›kma istekleri ‘Ta hr i k ’ti. Haliyle, polisin vahfletinden de sorumlu olanlar
Z a m a n ; “ 1 M a y›s'›n iki yü z ü ” manfletiyle verdi¤i haberinde, Taksim Meydan›’n›n sakinli¤ini anlat›yor, “devletin istihbarat› do¤ru ç›kt›” diyerek, elinde sapanl› bir direniflçinin foto¤raf›n› yay›nl›yordu. Bununla, devletin tüm provokasyon, istihbarat edebiyat›n› “ b i r a d e t s a p a n ” üzerine kurdu¤unu söylemifl oldu¤unun belki fark›nda de¤ildi. “ ‹fl çi siz 1 Ma y›s ” manfleti atan S t a r ’a göre, o gün Taksim’e ç›kmak isteyenler içinde iflçi yoktu. Yeni fiaf a k, “D‹SK Fat ur as›” manfletiyle, faturay› D‹SK’e kesiyor, ' K ar › flt›r am ad›l a r ' Te r c ü m a n ; manfletiyle Taksim’de 1 May›s kutlamak isteyenleri ortal›¤› kar›flt›rmak istemekle suçluyor, Sab a h, ise, ‹stan-
Her ikisinde de, mant›k ayn›d›r. Komünizme düflmanl›k o zamanda politikalar›n›z› belirliyordu, bugün de belirliyor. Siz, komünizm ve devrimci düflmanl›¤›n› terk etmeden emekçilerin haklar›n›n savunucusu da olamazs›n›z. Nerede, halktan, emekçilerden yana bir mücadele varsa, o mücadelenin içinde, önünde devrimciler vard›r, bundan sonra da olacakt›r. Fakat, biz Hak-‹fl’in emekçilerden yana nas›l bir mücadelenin yürütücüsü oldu¤unu merak ediyoruz. Anlat Salim Uslu da bilelim. Siz emekçiler için ne yapt›n›z, ne yapars›n›z? Hay›r, siz elinizden geldi¤i kadar, emekçilerin mücadelesini zay›flatmak için çal›fl›rs›n›z. Bu çizginizle AKP’nin deste¤ine övgüsüne mazhar olabilirsiniz, fakat iflçilerin, emekçilerin gözünde bir iflbirlikçisiniz. Ne yaparsan›z yap›n, iktidar iflbirlikçili¤i ve 1 May›s’taki bozgunculu¤unuzu gizleyemezsiniz. bul Valisi ve Emniyet Müdürünun resimlerinin yan›na ‘G a zc› kardefll e r ’ bafll›¤› atarak, hem polis terörünü yumuflat›yor, hem de AKP’yi sorumluluktan s›y›r›yordu. Hepsinin ortak noktas› ise, AKP’nin emekçilere 1 May›s ve Taksim’i yasaklamas›n›, polisin terörünü görmezden gelmeleriydi. Bunu sadece islamc› bas›n›n “ i ktid a r iflb i rlikçili¤i”yle aç›klamamak gerekir. ‹slamc› bas›n, en m uh alif oldu¤u dönemlerde bile, 1 May›slar’da “devletten” yana oldu. Çünkü, 1 May›s onlara göre komünizmdir ve onlar›n komünizm düflmanl›¤› her fleyden önce gelir.
Say›: 6 / 11 May›s 2008
19
Düzen partilerine sorarsan›z, onlar herkesten daha çok emekçiden yanad›r. Kimisi zaten iflçi kökenlidir, kimisi tüm yaflam›n› iflçilerin haklar›n› savunmaya adam›flt›r! Örne¤in, Zeki Sezer 1 May›s’a kat›ld›, iflçi dostu mu oldu? Tayyip Erdo¤an 1988’de grev ziyareti yapm›fl, iflçi dostu muydu? Deniz Baykal, iktidardan Taksim’i emekçilere açmas›n› istedi. ‹flçilerin haklar›n›n savunucusu mu say›lmal› flimdi? Kuflkusuz, hiçbirisi de¤il. Zira onlar› ancak “ d o s t l a r al›flveriflte görsün” misali iflçilerin yan›nda görebiliriz. Oralarda bir poz verip, bunun bolca reklam›n› yapt›ktan sonra, iflçiler bir daha kim bilir ne zaman onlar›n gündemlerine girebilecektir! Tersine, düzen partilerinin tümü, iflçiye emekçiye düflmand›rlar. Bu onlar›n s›n›fsal karakterinden ileri gelen bir özellikleridir. ‹simleri sosyal demokrat, demokratik sol ya da adalet gibi s›fatlar› tafl›yabilir, fakat gerçek kimliklerini bu kavramlar de¤il, hizmetinde olduklar› tekellerin ç›karlar› belirler. Bununla birlikte hepsi de emekçilerin oylar›n› almak zorunda olduklar› için, çeflitli zeminleri de¤erlendirerek emekçilerin yan›nda olduklar› görüntüsü vermeye çal›fl›rlar. Bu y›lki 1 May›s kutlamalar›nda da yaflanan budur. 1 May›s’ta Taksim’e gelenler içinde; DSP Genel Baflkan› Zeki Sezer gibi, emperyalist ve iflbirlikçi tekellerin ç›karlar› için Uluca nlar, 19 Aral›k gibi hapishaneler katliamlar›n›n ve F Tipi hapishanelerin sorumlusu olan bir partinin Genel Baflkan›’n›n da olmas› bu nedenle flafl›rt›c› bir durum de¤ildir. Keza, burjuva bas›n›n 1988’den bulup gündeme getirdi¤i, Tayyip Erdo¤an’›n Refah Partisi ‹stanbul ‹l
20
11 May›s 2008 / Say›: 6
Baflkan› iken, grevdeki Darphane iflçilerini ziyaret ederek, grev gözcüsü önlü¤ü giymifl olmas›nda da bir orjinallik yoktur. Y›llard›r emekçilerin sorunlar›n› gündemine almayan, hak ve özgürlüklerin yok edilmesine yönelik politikalara destek veren Baykal’›n, tekrar sosyal demokrat bir imaj yaratma politikas›n›n bir parças› olarak, bu y›l 1 May›s’ta tekrar iflçileri hat›rlamas› da, burjuva politikas›nda ola¤an bir durumdur. Fakat, bu görüntüler burjuva partilerinin özlerini belirlemez. Onlar, kitlelerin oylar›n› almak için bukalemun gibi renk de¤ifltirebilirler ama özleri hep ayn›d›r. Özleri, tekellerden yana ve emekçilere, halka karfl›d›r.
Faflist Te r ö r Alt›nda O n l a rca Y › l d › r S ü ren Taksim Yasa¤› Bugün 1 May›s kutlamas› için Taksim’e gelen Zeki Sezer, kendi iktidarlar›nda da Taksim’in yasakl› bir alan oldu¤u gerçe¤ini, o dönemlerde de 1 May›s’a kat›l›m› azaltmak için, “ P rovokasyon yapacak lar”, “1 May›s’ta olay ç›karacaklar”, “1 May›s’› kana bulayacakl a r ” söylemleriyle provokasyon edebiyat›n›n yap›lmas›n› izah edemez. Yine 1999, 2000 y›llar›nda 1 May›s’a kat›l›m› engellemek için, günler öncesinden devrimci demokratik k u r u m l a r › n , y a s a l d e r g i b ü r olar›n›n bas›lmas›, insanlar›n göz a l t › n a a l › n m a l a r› n › aç›klayamaz. Bugüne kadar, tüm iktidarlar taraf›ndan 1 May›s yasaklar› sürdürülmüfl, ancak “ p rovokasyon” diye nitelendirdikleri mücadele ve ödenen bedeller sayesinde 1 May›s kutlamalar› yap›labilmifltir. Ayn› flekilde, CHP’nin iktidar orta¤› oldu¤u dönemlerde de, Tak-
sim alan› yasa¤› sürdürüldü. Ve daha önemlisi fludur ki; ne Zeki Sezer ve ne de Deniz Baykal bugün de de¤iflmifl de¤iller, yar›n iktidar olsalar, ayn› yasaklar›n uygulay›c›s› durumunda olacaklard›r. Düzen partilerinin iktidarda olmalar› demek, tekeller ile emekçiler aras›nda süren çat›flmay›, tekeller ad›na bizzat yürüten konumda olmalar› anlam›na gelir. Dolay›s›yla, 1 May›s’a da, emekçilerin örgütlenmesine de, hak taleplerine de sermayenin ç›karlar› çerçevesinde bakarlar. Bu durum muhalefette olduklar› koflullarda da de¤iflmez, onlar yine sermaye ad›na iktidar olacaklar› koflullara göre örgütlenir, kadrolar›n› bu ihtiyaca cevap verebilecek nitelikteki kiflilerden oluflturur, parti programlar›n› olufltururken, emperyalizme ve tekellere güven vermeyi esas al›rlar. Dolay›s›yla, tüm düzen partilerinin emek düflmanl›¤›n› belirleyen sermayenin temsilcileri olmalar›d›r. Bunun yan›nda, AKP gibi partilerin ek olarak, islamc› kimlikleri de, emekçilerin mücadelesine düflmanl›klar›nda belirleyicidir. ‹slamc›lar›n tarihsel olarak komünizm düflmanl›klar› ve eme¤in hakk›n›, 1 May›s’› savunmay› komünistlik olarak görmeleri de, 1 May›s’a ve emekçiye düflmanl›klar›nda temel bir rol oynamaktad›r. Bu nedenledir ki, islamc› Tayyip Erdo¤an’›n geçmiflte iflçi olmas› ya da bir zamanlar bir grevi ziyaret etmifl olmas›, onun emekçilere bak›fl aç›s›n› flekillendirmez. Sorun, politik olarak hangi s›n›f›n ç›karlar›n›n savunucusu olundu¤u sorunudur. Tayyip Erdo¤anlar, Sezerler, Baykallar, hiçbir zaman emekçilerin haklar›n›n savunucusu olmam›fllard›r.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
Tekellerin Partileri Emekten Yana Olamaz
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
Onlar, kapitalist sömürü düzeninin savunucusudur. Kapitalist düzenin kurallar› ise, emekçilere karfl› olmay› gerektirmektedir. Emek sömürüsü ne kadar artarsa, kapitalist ekonomi o kadar iyi iflliyor demektir. ‹flçiler, emekçiler ne kadar örgütsel olarak zay›fsa, s›n›f ve mücadele bilincinden uzaksa kapitalist sistem o kadar sorunsuz iflleyebilir. Kapitalizmde, halk yoktur, halk›n, emekçilerin yaflamlar›n› düflünmek, insana de¤er vermek yoktur. Kapitalizm, halktan ne kadar k›sarsa ve sermayeyi tek elde ne kadar fazla biriktirirse, egemenler için o kadar “ s o r u n s u z ” iflleyen bir sistem olur. Dolay›s›yla, e¤er kapitalist düzenin savunucusu iseniz, halka bask› kurmak, emekçiyi mümkün olan›n en az›na raz› etmek ve tekellere sermaye biriktirmek için çal›flacaks›n›z. E¤er, bir parti tekellerin iktidar›-
na karfl› de¤ilse, e¤er emperyalizmin ülkemizi sömürgelefltirmesine, AB’ye üye olmaya, Amerika ile kurulan sömürgecilik iliflkilerine karfl› de¤ilse, emekçilerin haklar›n›n savunucusu da olamaz. Bak›n, AB’ye, ABD’ye en keskin elefltiriler yap›yor gibi görünen düzen partilerinin bile, AB’ye üye olmaya, ABD ile yürütülen sömürgecilik iliflkilerine karfl› olmad›klar›n› görürsünüz. Bilmeliyiz ki, tekellerin partileri hiçbir zaman emekçilerden yana olmazlar. Grev gözcüsü önlü¤ü giyen Tayyip’le, Baflbakan Tayyip’in, iktidarken Taksim yasa¤›n› sürdüren Sezer ile, 1 May›s kutlamas›na kat›lan Sezer aras›nda emekçilere bak›flta bir farkl›l›k yoktur.
Önerge Oyununu B›rak›n Hemen ço¤u düzen partilerinin milletvekilleri hemen bir iki hafta
Avukatlar: Gerçek Provokatör Hükümet ve Validir 1 May›s’ta yap›lan sald›r›lara protesto sesleri yükselmeye devam ediyor. ‹stanbul Barosu’na ba¤l› Ça¤dafl Avukatlar Grubu 5 May›s’ta fiiflli Adliyesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›ktan sonra suç duyurusunda bulundular. Avukatlar ad›na Av. Kemal Aytaç yapt›¤› aç›klamada “Gerçek provokatör hükümetin ve valili¤in ta kendisiydi. Hükümet, valilik ve güvenlik güçleri yasal haklar›n kullan›lmas›n› engelleyerek, hukuka ayk›r› gözalt› ifllemi yaparak karakollarda ve gözalt› ifllemleri s›ras›nda fliddet uygulayarak suç iflledi. Yasal haklar›n› kullanan emekçilere provokatör diyerek insan sa¤l›¤›n› tehdit edecek gaz bombalar› kullanarak suç iflledi” dedi. 60 avukat›n kat›ld›¤› eylemin ard›ndan ‹çiflleri Bakan›, Vali, Emniyet Müdürü ve emniyet güçleri hakk›nda fiiflli Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulunuldu. Avukatlar daha sonra fiiflli Adliyesi’nden D‹SK’in önüne kadar “Yaflas›n 1 May›s” sloganlar›yla yürüdüler.
Devlet Terörü Protesto Edildi Adana 1 May›s Tertip Komitesi 2 May›s’ta ‹nönü Park›’nda Adana’da ve Taksim’de 1 May›s’a yönelik sald›r›larla ilgili bir protesto eylemi yapt›. E¤itim-Sen önünden ‹nönü Park›’na kadar “Faflizme Karfl› Omuz Omuza, Yaflas›n Taksim Direniflimiz, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde E¤itimSen Baflkan› Güven Bo¤a 1 May›s’ta uygulanan devlet terörüne tepki gösterirken Adana’daki mitingten da¤›lan kitleye sald›r›larak 47 kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n› belirtti. HÖC’ün de destek verdi¤i eyleme 100 kifli kat›ld›. Aç›klama bafllamadan önce fiakirpafla ‹flçi Kültür Evi’nin de polis taraf›ndan bas›ld›¤› ve aç›klama esnas›nda arama yap›ld›¤› bilgisi verildi.
öncesinde, 1 May›s’›n tatil ilan edilmesi, bayram olarak kutlanmas› için önerge verirler. Bu durum, bu y›l da tekrarland›. AKP Çorum Milletvekili Agah Kafkas 1 May›s’›n “Birlik ve Dayan›flma Günü” olarak resmi tatil ilan edilmesini, CHP ‹zmir Milletvekili Bülent Baratal› ise ‘‹flçi Bayram›’ olarak kutlanmas›n› teklif etti. Fakat her y›l oldu¤u gibi, bu y›l da 1 May›s için önerge verme oyununda, son haftalar beklendi. Elbette önergelerin yasallaflacak bir süre bile kalmam›flken verilmesi emekçilerin taleplerinin istismar edilmesinin ucuz yollar›ndan biridir. 1 May›s istismarc›lar›na söyleyece¤imiz fludur; samimiyseniz haydi flimdi meclisin gündemine tafl›y›n, 1 May›s’›n tatil olmas›n› sa¤lay›n, yasallaflt›r›n 1 May›s’›. Taksim’i emekçilere aç›n.
Nurtepe’de 1 May›s Yasa¤› Protestosu HÖC’lüler 1 May›s’ta emekçilere yönelik sald›r›y› Nurtepe Sokullu Caddesi’nde yapt›klar› eylemle de protesto ettiler. 1 May›s günü saat 18:30’da biraraya gelen HÖC’lüler eylemin ard›ndan da¤›lmak üzereyken eyleme müdahale etmeye gelen iki polis arac› kitle taraf›ndan tafllanarak mahalleden uzaklaflt›r›ld›. Çevredeki insanlar›n da kat›l›m›yla say›s› 100’e ulaflan kitle caddeye barikat kurarak beklemeye bafllad›. S›k s›k sloganlar atan kitle saat 21:30’da tekrar sald›rmaya gelen polisi ikinci kez püskürtüp mahalle d›fl›na att›lar. Mahalle halk› camlardan limon atarak alk›fllarla deste¤i eylem bitene kadar sürdü. 23:00’da tekrar gelen polis sald›r›ya geçti yaklafl›k yar›m saat süren çat›flma HÖC’lüler taraf›ndan iradi olarak bitirildi. Çok say›da polisin yaraland›¤› görüldü. Say›: 6 / 11 May›s 2008
21
1 May›s kutlamalar› için, D‹SK binas› önüne gelenler içinde, milletvekilleri de vard›. Fakat, 1 May›s’ta tav›rlar› ne oldu? Bu sorunun cevab› olumlu de¤ildir. 1 May›s’ta milletvekili olma misyonlar›na uygun bir rol oynamad›lar. Düzenin milletvekilleri gibi, kendilerini kitleden ay›rd›lar, kitlenin Taksim alan›na yürümek gibi, en meflru haklar›n›n savunucusu olmak yerine, da¤›lmalar› yönünde telkinde bulundular. Oysa öyle mi olmal›d›r halk›n vekili? Neden kitlenin en önüne geçip, Taksim’e yürümediler? Düflünün, milletvekilleri, sendika yöneticileri en önde yürüyorlar, yerlerde sürüklenip, gözalt›na al›n›yorlar. Fakat onlar, buna ra¤men kitleyi coflkuyla Taksim’e yönlendiriyorlar. Böyle bir sonuç elbette ki, düzeni teflhir aç›s›ndan çok daha etkili olacakt›r. Bunu yapt›klar›nda, düzen daha fazla
s›k›flacak, demagoji zemini daha fazla daralacakt›r. Oysa onlar öyle yapm›yor, kitleye da¤›lmalar› telkininde bulunuyor, olmad› kitlenin içine kar›flmamaya özen göstererek, bir ara sokaktan alan› terk ediyorlar. Düzenin demagoji yapmas›na zemin haz›rl›yorlar. Kitlenin önüne geçip yürümek, gerekti¤inde yerlerde sürüklenmek, coplanmak, gözalt›na al›nmak milletvekillerine uygun bir tav›r de¤il mi? Milletvekilli¤i sadece diplomasi yürütmek mi? Polisle pazarl›k yapmak, valiyle telefon görüflmesi yapmak için mi gelindi 1 May›s’a? Hay›r, bu tav›rlar halk›n vekillerine yak›flmaz. Halk›n vekilleri gerekti¤inde halk›n ç›karlar›n› en büyük bedelleri göze alarak savunurlar. Ancak bunu yapmay› baflard›klar›nda, kitleler onlar› izler, sahiplenir ve güven duyar. Ve elbette, gerekti¤inde can›n› vermek bir emekçi için ne kadar geçerli
ise, halk›n temsilcisi vekiller için de geçerlidir. Bu noktada, kendilerini halktan ay›ran vekil, halk›n ç›karlar›n›n, taleplerinin gerçek anlamda savunucusu olamazlar. 1 May›s milletvekillerinin, halk›n en meflru haklar›n› savunmak için önemli bir zemindi. Onlar kitlelerin önüne geçmediler. Kitleler vekillerinin peflinden yürümeyi de¤il, Taksim’e yürümeyi tercih ettiler. Kitlelerin meflru taleplerine öncülük etmeyen vekillerin düflecekleri durum bu olur. Oysa, tersini yapabilirlerdi. Bir fley kaybetmezlerdi. Bedel ödeyebilirlerdi, fakat, hem direnifli büyütür, hem kendileri kitlelerin gözünde büyürlerdi. Kuflkusuz ki, olmas› gereken buydu. Kitlelerin polisle karfl› karfl›ya geldi¤i noktada, kitleyi da¤›tmaya çal›flan, olmad›, polisin önünden çekilerek kitleye sald›r›ya gözünü kapatan vekil, düzen s›n›rlar› içinde vekil olabilir, fakat gerçekte halk›n vekili olma misyonunu yitirir.
yet’te: “Aralar›nda... Ufuk Ura s '›n da bul u ndu¤u ÖDP'li grup polis t a r a f›n d a n d u r d u r u l d u . U r a s ' › n g eçifline izin veren polis, ber aber i ndekilere ise izin vermeyerek gaz bombas› ve copl a rla engelledi” diye yaz›yor. ‹nsanlar gaz bombas› yerken, arkana bakmadan giderek mi akl› selim olunuyor? Uras Taksim alan›na ulaflt› ve aç›klama yap›yor. Diyor ki; “b en arkadafllar›n ‘1 May›s polis bayr am›’n› kutlad›m. Çünkü bur ada emniyetten baflka kimse yok.” Müthifl zeka örne¤i bir espri! O “ m ü thifl zek as›yl a ” elefltirileri, esprilerin arkas›na gizliyor. Sözde elefltiriyor, gerçekte sert cümleler kurmayarak, özenle burjuvazinin hofluna gidecek cümleler kurmaya çal›fl›yor. Adeta beyni, espri yapmaya, burjuvaziden övgüler alaca¤› sözler sarfetmeye odaklanm›fl durumda.
Tek Bafl›na Ne ‹flin Var O Alanda? Taksim’ de tek bafl›na bir vekil. Ad› Ufuk Uras. Taksim An›t›’ na karanfil b›rak›yor. O milletvekili ya, onun Taksim An›t›’na karanfil b›rakma hak k› var. Polis onu engellemiyor. Çünkü vekillerin icazeti ve dokunulmazl›¤› var. Soruyoruz Uras’a: Niye ç›kt›n Taksim alan›na? Tek bafl›na ne yap›yordun Taksim alan›nda? En az›ndan niye ÖDP’lilerle birlikte gitmedin? Uras kitlelerle hareket etmiyor. K i tlel e r U r a s ’ › n d üzenden icazetli “meflr ulu¤un u ” b ozuy o rl a r. 1 May›s’› örgütleyenler, konfederasyon baflkanlar›, Taksim An›t›
22
11 May›s 2008 / Say›: 6
önünde temsili bir anma yap›lmas›na izin verme oyununun aleti olmay› reddediyor, fakat Uras tek bafl›na gidip Taksim An›t›’na karanfil b›rakarak, Taksim alan›n›n temsili anma yeri haline getirilmesi politikas›n›n oyunca¤› oluyor. Peki tek bafl›na o alana gittin de halk›n kazan›m› ne oldu Uras? Uras, onu düflünmüyor. Milletvekilli¤i dokunulmazl›¤›na s›¤›narak reklam yap›yor. Hangi zemin olursa olsun, boy göstermeden duram›yor, “ b e n b u r a d a y › m ” diye ba¤›r›yor. Oligarfliye, tekellere dokunmayan bir iki aç›klama yap›yor. “ A kl› selim” milletvekili oldu¤unu gösteriyor. Muhtemelen burjuvazinin övgülerine de mazhar oluyordur. Sahi Uras, “ a kl› selim” olmak laz›m deyip duruyorsun, nas›l “ a kl› selim” olunuyor? Örne¤in 2 May›s tarihli Cumhuri-
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
Böyle Mi Olmal› Halk›n Vekili?
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
Konfederasyonlar›n d a h alka v e devrimcilere özür borcu v ar!
1 May›s ve Sendikalar Kararlar uygulanmak için al›n›r, sözler tutulmak için verilir. Halk›n örgütlü güçleri aras›ndaki iliflkilerde uyulmayan her karar, tutulmayan her söz, iliflkilerde gelece¤e yönelik kayg›lar, tereddütler ve güvensizlikler yarat›r. 1 May›s 2008, birçok aç›dan oldu¤u gibi, halk güçleri için bu aç›dan da de¤erlendirmeye muhtaçt›r. Konfederasyonlar ve onlarca devrimci, demokratik örgüt ve kurum ad›na 1 May›s arifesinde çeflitli aç›klamalar yap›lm›fl, belli politik tav›rlar ilan edilmifltir. Her devrimci, demokrat örgüt, 70 milyona aç›klad›¤›m›z kararlar› ne kadar hayata geçirip geçirmedi¤imizin hesab›n› vermek, izah›n› yapmakla yükümlüdür. 1 May›s’› Taksim’de kutlama karar›nda hemfikir oldu¤umuz iflçi ve memur konfederasyonlar›n›n tavr›n› de¤erlendirmek, bu yükümlülü¤ümüzün bir parças›d›r. 2007 1 May›s’› sonras›nda D‹SK, 2008’de Taksim’de olaca¤›na dair aç›klamalar yapm›flt›. KESK’in ve daha sonra TÜRK‹fi’in de bu tavra kat›lmas›yla, üç konfederasyon, 1 May›s’ta Taksim’de olacaklar›n› halka aç›klad›lar. Üç konfederasyon 1 May›s’› Taksim’de kutlama karar›yla ilk kez biraraya geliyorlard›. D e v r i m c i 1 M a y › s P l a t f o r m u, gerek 2007 sonras›nda yapt›¤› aç›klamayla, gerek 2008 1 May›s’›n›n arifesindeki aç›klamas›yla Taksim kararl›l›¤›n› bir kez daha ortaya koymufltu. Üç konfederasyonun da bu yönde tav›r aç›klamas›yla, do¤al olarak bu süreci birlikte organize etme yönünde çal›flmalar bafllat›ld›, görüflmeler yap›ld›, ortak kararlar al›nd›. 1 May›s 2008 günü oligarflinin yo¤un sald›r›s› alt›nda, Devrimci 1 May›s Platformu ve onun bir parças› olan Haklar ve Özgürlükler Cep-
hesi, al›nan kararlar› uygulamaya çal›fl›rken, konfederasyonlar bu iradeyi göstermemifl, kararlara ba¤l› kalmam›fllard›r. O gün aç›s›ndan iki tav›r özellikle önemli ve belirleyiciydi.
Taksim’i zaptetme iradesi gösterilememifltir Oligarflinin sald›r›s›, mutlak de¤ildi elbette, fakat ihtimal d›fl› da de¤ildi, beklenmedik de¤ildi. Ve zaten, al›nan kararlar, oligarflinin bask›c›, yasakç› ve sald›rgan tav›rlar› düflünülerek al›nm›fl kararlard›. E¤er sendikac›lar, toplant›larda sald›r› ihtimalini konuflmakla birlikte, asl›nda bunun olmayaca¤›na inan›yor idilerse, kuflku yok ki, hala devleti ve iktidar› tan›ma konusunda ciddi bir sorun var demektir. ‹kincisi, Taksim’in direniflsiz, çat›flmas›z zaptedilece¤ini düflünmüfllerse, yak›n tarihimizi bile gözönünde bulundurmam›fllard›r. Neden hangisi olursa olsun, aç›k olan fludur ki, sendika yönetimleri, Taksim’i zaptetme iradesini gösteremediler. Oligarflinin Taksim yolunu sald›r›larla kesmesi karfl›s›nda, önce ara bir yol bulmaya çal›flt›lar. Ama bu gerileme oligarfliyi daha da cüretlendirmeye yetti ve adeta sendika yönetimlerinin “burnunu sürtmek” istercesine, yeni dayatmalarda bulunuldu. Barikatlar›n üzerine yürüme cüreti gösteremeyenler, ifl ga l e v e b a r i k a t l a ra t e s l i m ol du l a r. Burada en önemli sorun, sendika yönetimlerinin, emekçilerin, devrimci demokrat örgütlenmelerin gücünü ve iradesini esas alarak Taksim’e yürümek yerine, milletvekillerinin, düzen partilerinin meflrulu¤una yaslanmak isteyen tavr›d›r. Emekçilerin, devrimcilerin meflrulu¤una inanmayan bu anlay›fl, mil-
letvekilleri ve sanatç›lar› öne koyarak Taksim’e gidebilece¤ini düflünmüfl ama bunda da yan›lm›fllard›r. Faflist devlet gerçe¤iyle karfl› karfl›ya kalm›fllar ve o güvendikleri “meflruiyet” faflist barikatlar› aflmaya yetmemifltir. Kendi meflruluklar›na da, kendi güçlerine de bir güvensizlik sergilemifllerdir. Bu güvensizlik, Taksim’i zaptedebilece¤ine de inançs›zd›r do¤al olarak. Bu nedenledir ki, mesela KESK “tek merkezi 1 May›s” derken, baflta Ankara ve ‹zmir olmak üzere, baflka mitingler örgütleyebilmifltir. Ayn› mant›k, Anadolu’dan gelenleri geri göndermifltir.
Ortak kararlara uyulmam›fl, direnenler yüzüstü b›rak›lm›flt›r Bunlardan birincisi, oligarflinin bask› ve dayatmalar› alt›nda “tek pankart, tek sloganla” ve s›n›rl› say›da insanla yürüme pazarl›¤› yap›lmas›, oligarfliye bu yönde taahhütte bulunulmas›yd›. Bu karar tamamen devrimcilerin bilgisi ve onay› d›fl›nda al›nm›fl ve aç›klanm›flt›r. Bu, politik olarak bir boyun e¤me anlam›na geldi¤i gibi, al›nan ortak kararlara da uyulmamas› demekti. “Bir engelleme oldu¤u takdirde, hadi aç›klamam›z› Taksim’de de¤il, flurada yapal›m” denilmeyecek, Taksim ›srar› sürdürülecekti. ‹kincisi, sald›r›n›n ard›ndan tespit edilen saat geldi¤inde Taksim’e yürüyüfl bafllat›lmad›¤› gibi, yine devrimcilerin d›fl›nda al›nan bir kararla, “eylemin bitirildi¤i” aç›kland›. Bu tav›r, siyasi anlamda ortak kararlara, ittifaklara s›rt çevirmek oldu¤u kadar, ahlaki anlamda da sorgulanmas› gereken bir tav›rd›. Oligarfli, toplanma yeri olan D‹SK Genel Merkez binas›na vahflice sald›rm›flt›. Ve o sald›r›n›n ard›ndan yap›lmas› gereken çok aç›kt›: Sendikac›lar, devrimcilerle birlikte, daha önce al›nan karar› uygulamakta ›srarl› olup, barikat›n üstüne yürüyeceklerdi; hepsi bu kadar. Say›: 6 / 11 May›s 2008
23
Provokasyon edebiyat›n›n karfl›s›na do¤ru bir tutumla ç›k›lamam›flt›r E¤er sendikac›lar, toplant›larda sald›r› ihtimalini konuflmakla birlikte, asl›nda bunun olmayaca¤›na inan›yor idilerse, kuflku yok ki, hala devleti ve iktidar› tan›ma konusunda ciddi bir sorun var demektir. D‹SK Merkez binas›na karfl› gerçeklefltirilen sald›r›da emekçiler direnmifltir, devrimciler direnmifltir devrimci sendikac›lar direnmifltir. Sorun bu sald›r›n›n kitleyi y›ld›rmas›ndan de¤il, “sendika yöneticilerini” tereddüte düflürmesinden ç›km›flt›r. Sald›r› sonras› at›lan her geri ad›m, faflist terörü daha da azg›nl›flt›r›rken, iktidar› uzlaflmaz hale getirmifltir. Emekçiler, sald›r›dan dolay› de¤il, icazetçi politikalardan dolay› yürüyemediler Taksim’e. Belki gözalt›na al›n›rlard›, belki coplan›rlard›; ama kazanan emekçiler olurdu. Ama üç konfederasyonun yönetimleri, bunu yapmad›lar. Süleyman Çelebi sabah sald›r› oldu¤unda yapt›¤› ilk aç›klamada “bundan sonra ne yapacaks›n›z?” sorusuna; “buna örgütleyen tüm güçler karar verecekler” diye cevap vermiflti. Ancak öyle olmad›. Konfederasyon yönetimleri, bu mücadeleye birlikte at›ld›klar› baflta Devrimci 1 May›s Platformu olmak üzere, tüm di¤er güçleri bir yana b›rak›p, milletvekilleriyle görüflüp, bir aç›klamayla eylemin bitirildi¤ini ilan ettiler. Bu, en aç›k deyimle, birlikte yola ç›kt›klar›n› yar› yolda b›rakmakt›. Ve üstelik bu a¤›r bir sald›r› alt›nda yap›l›yordu. Konfederasyonlar, “eylem bit mifltir” aç›klamas›yla, Taksim’e ç›-
24
11 May›s 2008 / Say›: 6
Oligarflik devletin temsilcilerinin ve AKP iktidar›n›n “provokasyon yap›laca¤› istihbarat›” üzerinden gelifltirdi¤i demagoji, baflta burjuva bas›nda bile çok ciddiye al›nmad›. Zaten bir önceki y›l da ayn› demagoji, ayn› kelimelerle gündeme getirilmiflti. Ancak sendika yönetimleri, “provokasyon” meselesine adeta tak›l›p kald›lar. Provokasyon ve terör demagojilerinin karfl›s›na, net ve oligarfliyi suçlayan, y ar g› l a y a n bir tutumla ç›kmak yerine, kendilerini “savunma”ya çal›flan, bir tutumla ç›kt›lar. Bu kadar vahfli bir sald›r› karfl›s›nda konfederasyon yöneticilerinin “bir tafl bile atmad›klar›n›” kan›tlamaya çal›flmalar›, sendikac›lar›n içinde bulundu¤u ruh halini de gösteriyordu. Bu ruh hali içinde, provokasyon söyleminin karfl›s›na da çarp›k bir bak›fl aç›s›yla ç›kt›lar.. KESK Genel Sekreteri bas›n toplant›s›nda aynen flu cümleyi kurabilmifltir: "Madem provokatörleri biliyorsunuz madem elinizde istihbarat bilgileri var, daha önce, 1 May›s’tan üç gün önce operasyon yap›p gözalt›na al›yordunuz ve 1 May›s geçtikten sonra b›rak›yordunuz, flimdi de öyle yap›n"... Burjuvaziye yol gösteriyor. Bir anlamda devrimcileri, oligarflinin ›srarla “illegal” diye lanse etti¤i demokratik kurumlar› hedef göstermifl oluyor. ‹lerici bir sendikac›n›n mant›¤› böyle mi çal›flmal›? Provokasyon demagojisinin karfl›s›na böyle mi ç›k›l›r? Diyor ki, ey burjuvazi, böyle yap. “S›n›f”, bu tavr›n, bu söylemin neresinde? Bu tav›rda demokratl›k da yok, Taksim’i zaptetme iradesi de. KESK Genel Sekreteri, daha
sonra kendisine yöneltti¤imiz elefltiriler karfl›s›nda belirtti¤i gibi “öyle demek istememifl” de olabilir. Ama bu, soru ve sorgulama ihtiyac›n› yine ortadan kald›rm›yor; bu söylem nas›l yerleflmifl? Bu üslup hangi anlay›fl›n sonucunda geliflmifltir? Sorunun cevab› fludur: “Sendikalarda s›n›f anlay›fl› tümden kaybolmufltur. S›n›f anlay›fl› kayboldu¤u için s›n›f üslubu da kaybolmuflt u r. Sendikac›lar, sendikalar›n mevcut durumunu, iflçi s›n›f› mücadele ve örgütlenmesinin gerili¤i sorununu tart›fl›rken bile, s›n›fsal bir anlay›flla ilgisi olmayan bir üslupla konuflmaktad›rlar. S›n›f anlay›fl›yla birlikte devrimcilik de kaybolmufltur. ” (Kurtulufl Yolumuz, say›: 2, fiubat 2005) P ro v o k a s y o n a g e l m e m e a d › n a , meflruluktan v a z g e ç i l m i fl t i r. KESK Genel Baflkan› Tombul da, 5 May›s’ta yapt›klar› aç›klamada flöyle diyordu: “Gözalt›na al›nan hiç kimsenin üstünden provakatif malzeme ç›kmad›. Provokasyonun bizden de¤il ülkeyi yönetenlerden gelece¤inden korktuk. Vali ve hükümetin provokatif oyununa gelmek istemedi¤imiz için yürümedik.” Eylemi bitirme tavr›ndaki uzlaflmac›l›¤›, geri ad›m› gizlemek için, D‹SK Genel Baflkan› Çelebi de, “ b i r faciay› önledik” tarz›nda izah etmeye çal›flm›flt›r. Hay›r, bu tavr›n›zla hiçbir fleyi önlemifl olmad›n›z. “ P rovokasyona gelmeme” ad›na mazur gösterilmeye çal›fl›lan bu tav›r, sadece meydan› ard›na kadar devletin sindirme politikas›na b›rakm›flt›r. Tav›r, faflist terör karfl›s›nda kitlelere direnme de¤il, boyun e¤me yolunu göstermifltir.
Gücümüzü abart›dan de¤il, kararl›l›¤›m›zdan ve emekçilerden almal›y›z! Sendikalar bugün ne kadar kaale al›nmakta, sözlerine ne kadar önem verilmektedir?.. Bu sorunun cevab› bir yan›yla iktidarlar›n “demokrasi” anlay›fl›n› yans›t›r elbette.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
kan yollarda çat›flan emekçileri, devrimcileri y ü z ü s t ü b › r a k m › fl l a rd › r. ‹flte, her fleyden önce bunun için halktan ve devrimcilerden ö z ü r dilemelidirler.
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
Fakat sorunun öteki yan›, sendikalar›n kendilerini neden dinletemedikleridir. 2000’li y›llar›n bafl›ndan bu yana, IMF’nin, emperyalist tekellerin direktifleriyle emekçilerin ekonomik ve demokratik haklar›na yönelik say›s›z sald›r› gündeme geldi. Ancak sendikalar bunlar karfl›s›nda bütünlüklü, istikrarl› bir direnifl gelifltirmediler. Gelifltirmeye de çal›flmad›lar. Tam tersine; emekçilere güvensizlik, mücadeleyle sonuç al›nabilece¤ine inançs›zl›k ve düzen içi sendikac›l›k anlay›fl› nedeniyle, yasak savmac› protestolarla yetindiler. Bu yasak savmac› eylemlerin hemen hepsi “uyar› eylemi” olarak adland›r›ld› ve yine hemen hepsinde “e¤er iktidar bu uyar›m›z› dikkate almazsa... flunlar› yapaca¤›z, bunlar› yapaca¤›z” denildi. ‹ktidarlar, sendikalar›n H‹ÇB‹R uyar›lar›n› dikkate almad›lar. Ancak sendikalar buna ra¤men, “yapar›z, ederiz” dediklerini yapmad›lar, yapmaya bile çal›flmad›lar. Böyle bir sendikay›, böyle bir siyaset anlay›fl›n› hangi sömürücü egemen güç dikkate al›r ki? Ayn› üslup, 1 May›s’ta, önce 500 bin emekçi getirece¤inden sözetti. Sonra kimileri h›z›n› alamay›p 1 milyona ç›kartt› rakam›. Peki bu abart› kimi vurdu? ‹flte Tayyip Erdo¤an’dan befl para etmez gerici yazarlara kadar, hepsi bunu diline dolam›fl durumda. Devrimciler gerçekçi olmal›d›r. Güvenilir olmal›d›r. Abart›larla, ucuz tahlillerle bir yere var›lamaz. Solda özellikle “iflçici”, Sovyet devrimi flablonunu ülkemize uyarlamaya çal›flan kesimlerde s›k görülür; iki kitlesel eylem olur, hemen “devrim dalgas› yükseliyor”, “rüzgar emekçiden yana döndü” tahlilleri yap›lmaya bafllan›r. Ama sonra beklentiler gerçekleflmeyince, bofl beklentilerin yerini büyük hayal k›r›kl›klar›, kendine güvensizlik ve moralsizlik al›r. Abart›l› “500 bin emekçi” söyleminin yaratt›¤› sonuç da bundan farkl› de¤ildir. Bir yanda 500 bin
kifli söylemi vard›r, öte yanda ise 1 May›s günü, Ankara’dan 7, Bursa’dan 2, ‹zmir’den 2 otobüs insan... bu kadar. Deyin ki bunun üç kat›yd›... Bu somut gerçeklik ›fl›¤›nda 500 bin rakam› abart›n›n da ötesinde, güçsüzlü¤ü, kendine güvensizli¤i gizleyen bir söylem olmufltur. Ama sonuçta, hayat›n gerçe¤i hükmünü sürdürür. Elbette, Taksim’de yüzbinleri toplayabiliriz; ama bunun için çal›flmak ve cüret etmek gerek. De¤ilse, bofl böbürlenmelerle bunun sa¤lanamayaca¤› aç›kt›r. Sendikalar›n neden al›nan kararlar›n savunucusu ve uygulay›c›s› olamad›klar›, tart›fl›lmak ve sorgulanmak durumundad›r. Konfederasyonlar, öncülük rekabeti içinde, “damga vurma” hesaplar› içinde, k o l e k t i f b i r k o m i t e oluflturulmas›ndan, ortak örgütlenmeden kaçt›lar. Bu konudaki önerileri çeflitli manevralarla adeta geçifltirdiler. ‹ktidarla, polisle yap›labilecek pazarl›klara engel olurdu çünkü
ortak komite.. 1 May›s gece yar›s› D‹SK yetkilileri taraf›ndan “eylem komitesi olufltural›m” önerisi getirilmifltir ancak bunun da bir anlam› yoktu. Devrimciler, onlar›n yan›nda olacak, ama devrimcilerin iradesi olmayacakt›. Buna izin verilemezdi. Çünkü, herkesin bildi¤i gibi, o sokaklarda direnenler, çat›flanlar, a¤›rl›kl› olarak devrimci hareketlerin insanlar›yd›. Taksim’e yürüyememenin sorumlulu¤u esas olarak D‹SK-KESK yönetimine aittir. Bu sürecin art›lar›n›, eksilerini ortaya koymal›y›z ki, hem s›n›flar mücadelesini gelifltirmek için, s›n›f bak›fl aç›s›ndan ortaya ç›kan sorunlar› a盤a kavuflturmufl, hem de gelecek y›llara dair dersler ç›karm›fl olal›m. Üç konfederasyonun aç›klad›¤› “Taksim ›srar›m›z› sürdürüyoruz” tavr› ancak böyle bir muhasebeyle bu seneyi olumlu anlamda aflan bir sonuç yaratabilir.
D‹SK, KESK, T ÜRK-‹fi: TAKS‹M I SRARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ D‹SK, KESK, Türk-‹fl 1 May›s’ta yaflanan sald›r›larla ilgili D‹SK Genel Merkezi’nde bir bas›n toplant›s› düzenleyerek “Taksim ›srar›m›z› sürdürüyoruz” dedi. 5 May›s günü yap›lan toplant›ya kat›lan KESK Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul, D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, Türk-‹fl Genel Sekreteri Mustafa Türkel yapt›klar› aç›klamalarla sald›r›lar› protesto ettiler. Çelebi taraf›ndan okunan aç›klamada “1 May›s konusundaki tutumu ve ‹stanbul sokaklar›ndaki pervas›z fliddeti AKP hükümetinin mazlumlar›n de¤il zalimlerin saflar›nda yer ald›¤›n› göstermifltir” denildi. Bas›n›n “seneye Taksim ›srar›n›z sürecek mi?” fleklindeki sorular› üzerine Çelebi yapt›¤› aç›klamada “Biz Taksim ›srar›m›zdan ve talebimizden vazgeçmedik. fiimdiden hangi tedbirleri alacaksa güçlü devlet, güçlü hükümet als›n diyoruz” dedi. Bas›n toplant›s› hükümete 1 May›s 2009’un Taksim’de kutlanmas› için süreç flimdiden bafllat›lmal› ça¤r›s›yla son buldu. ** D‹SK Trakya Bölge Temsilcili¤i, Edirne’de sendika binas›nda 2 May›s’ta yapt›¤› bas›n toplant›s›nda ‹stanbul’da halka uygulanan devlet terörünü protesto etti. D‹SK/Trakya Bölge Temsilcisi Arif Kuday taraf›ndan yap›lan aç›klamada “Yaflad›¤›m›z bütün bu kanun d›fl› uygulamalar›n, emekçilere ve halk›m›za karfl› ifllenen bu suçlar›n her platformda takipçisi olaca¤›z” denildi.
Say›: 6 / 11 May›s 2008
25
ki; Taksim direniflini her boyutuyla savunmakta tereddütler gösterdiler. Yarg›layan de¤il, kendi “masumlu¤unu” kan›tlamaya(!) çal›flan bir konumda oldular.
kalsayd›, iflçi s›n›f› içindeki etkisi bu kadar olmazd›. Burjuvazinin bu düflüncesi kendisine hemen her dönem, soldan da taraftarlar bulmufltur. Sendikalar, Marks’›n deyiflleriyle “kapitalistlere karfl› mücadelede bir silah” oldular ve “iflçi s›n›f› için ileriye do¤ru at›lm›fl bir ad›m”d›lar. Ama ayn› sendikalar, iflçilerin önünde bir prangaya da dönüflebilme potansiyeli tafl›yordu. O prangan›n ilk ad›, ekonomizm oldu.
S›n›f sendikac›l›¤› nedir?
Tafl atmayan sendikac›l›k! 1 May›s öncesi ve sonras›nda, konfederasyon yöneticilerinin bas›nda, televizyonda gazetecilerin sorular›na verdikleri cevaplar, kendilerini elefltiren iktidar karfl›s›nda gelifltirdikleri savunmalar, sendikalar›n ne olup olmad›¤› noktas›nda ciddi bir meflruluk sorunu oldu¤unu gösteriyordu. Sendikac›l›k, illa düzeniçi olacak diye bir kural m› var? Bu burjuvazinin empoze etti¤i sendika ve sendikac›l›k anlay›fl›d›r. Burjuvazinin “olur” dedi¤idir. Evet yasal olabilir sendikalar, ki öyledirler. Ama yasal olmak “ d ü z e n içi” olmakla ayn› anlama m› gelir? Bu konuda çarp›k bir kavray›fl sözkonusudur. Böyle bir çarp›kl›k oldu¤u içindir
26
11 May›s 2008 / Say›: 6
Devrimci sendikac› “asla tafl at maz” m›? Neden? Kim koydu bu kural›? Devrimci sendikac› barikatlar kurmaz m›, kendisine sald›ranlarla çat›flmaz m›? Kim biçimlendirdi böyle bir sendikac›l›k anlay›fl›n›? Ülkemiz iflçi s›n›f›n›n tarihinde iflçiler hiç mi tafl atmad›lar, hiç mi barikatlarda çat›flmad›lar? Bu tarihte herkesin bildi¤i gibi onlarca büyük iflgal var. 15-16 Haziran’dan Profilo’ya, Maga’ya, Paflabahçe’ye uzanan direnifller var. Tarifl var. ‹flçiler haklar›n› savunmak için, sald›r›lar› püskürtmek için polise, jandarmaya karfl› gerekti¤inde tafllarla, sopalarla çat›flt›lar da... Gerekti¤inde patronlar›n araçlar›n›, kurumlar›n› tahrip etme gibi eylemlere baflvurdular. Grev k›r›c›lara karfl› fliddet uygulad›lar... Fakat emekçiler, y›llard›r, burjuvaziden ve reformizmden gelen yo¤un bir ideolojik sald›r› alt›nda bu tarihlerini unutmakla yüzyüzeler. “Her türlü fliddete karfl›” olma söylemi, “uzlaflma”y›, diyalog”u adeta k u t s a l l a fl t › r a n v e m u t l a k l a fl t › r a n siyaset anlay›fl›, s›n›f bilincini, s›n›f kinini törpüledi. Emekçiler buna ra¤men öfkeleriyle mücadele arenas›na ç›kt›klar›nda, o öfkeyi, burjuvaziden, burjuvazinin polisinden önce reformist sendikal anlay›fl “yat›flt›rmaya”, “söndürmeye” çal›fl›yor. Peki kim flekillendiriyor bu sendikac›l›k anlay›fl›n›? Bu flekillendirmenin as›l mimar› hiç kuflkusuz burjuvazidir. Diyor ki egemen s›n›f›n sözcüleri, flu sorundan size ne, siz kendi ekme¤inizle u¤rafl›n... Burjuvazi, sendikalar›n ortaya ç›kt›¤› 1830-40’lardan bu yana, bu anlay›fl› empoze ediyor. Fakat bu sadece burjuvazinin empoze etti¤i bir düflünce olmakla s›n›rl›
Apolitik sendikac›l›k! Sendikalar iflçi s›n›f›n›n ekonomik-demokratik mücadelesinin araçlar›d›r. Devrimci sendikal anlay›fl, bu mücadeleyi, ekonomist bir anlay›flla de¤il, devrimci bir anlay›flla sürdürür. Fakat ülkemizde özellikle 1980 sonras›, sendikalarda ekonomist anlay›fl hakim olmufltur. D‹SK’te “ça¤dafl sendikac›l›k” diye adland›r›lan anlay›fl bu sonucu yarat›rken, devrimci, militan bir mücadele içinde kurulan memur sendikalar›nda ise, reformistlerin yönetime çöreklenmesine paralel olarak ekonomizm de geliflmifltir. Ekonomizmin ilk sonuçlar›ndan biri apolitikleflmedir. 1990’lar›n ilk yar›s›nda infazlar, kaybetmeler alabildi¤ine yo¤unlaflm›flken, belli sendikalar›n d›fl›nda, konfederasyonlar›n gündemine girememifltir bu sald›r›lar. Veya yak›n dönemin en yo¤un mücadele süreçlerinden birini oluflturan Irak’›n iflgaline karfl› anti-emperyalist mücadelede de sendikalar›n kat›l›m› s›n›rl› kalm›flt›r. F Tipi hapishaneleri gündemlerine almaktan da ›srarla kaçm›fllard›r. Sendika yönetimlerinin aç›klamas› klifledir: “Irak iflçinin gündeme de¤il... NATO zirvesi iflçinin umurunda de¤il... F Tipleri iflçileri ilgilendirmiyor...” Peki ne gündemindedir iflçilerin? IMF mi, hak gasplar› m›, zamlar m›? Peki o konularda yap›lan ne var?.. Bu sorular›n cevab› da, y›llard›r tek bir sald›r›y› püskürtememifl olmalar›n-
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
Üç konfederasyon (D‹SK, KESK, TÜRK-‹fi), Taksim karar›yla, ülkemizdeki sendikal hareketin son y›llardaki en olumlu kararlar›ndan birini ald›lar. Fakat bu karar›n hayata geçirilifl süreci, bir bak›ma, sendikal hareketin tüm zay›fl›klar›n›n ve zaaflar›n›n da a盤a ç›kt›¤› bir süreç olmufltur. 1 May›s 2008 prati¤i, çeflitli geliflmeler ve tav›rlar aç›s›ndan tart›fl›lmaya muhtaçt›r, fakat en az bunun kadar gerekli olan, bu prati¤i ortaya ç›karan anlay›fl›n tart›fl›lmas›d›r. 1 May›s’ta ortaya ç›kan tav›rlar, o güne dair, o ana dair yanl›fllar olmaktan çok, sahip olunan anlay›fl›n, sendikalara, mücadeleye bak›fl aç›s›n›n bir sonucudur. Bu anlamda, 1 May›s’taki prati¤in, ideolojik, politik kökleriyle birlikte tart›fl›lmas› do¤ru ve yerinde oland›r.
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
dan bellidir. Sivil toplumculu¤un solun özellikle reformist, revizyonist kesimlerini büyük ölçüde teslim almas›yla, bunun sendikalara yans›mas› da kaç›n›lmazd›. Ekonomizm, apolitikleflme, daha vahim biçimlere büründü böylelikle. Militanca mücadele anlay›fl›n› mahkum eden, “kendi sorunu” d›fl›ndaki sorunlar› gündemine almay› “iflçinin umurunda de¤il” diye teorilefltiren sendikal yönetimler, iflçileri nas›l mücadeleye sevkedecek? Zaten edememektedirler. Mücadele yerine düzeniçi beklentilere sevketmektedirler. Apolitikleflmeden söz etti¤imizde, bunun tamamen politikadan uzak olunmas› anlam›na gelmedi¤ini de belirtmeliyiz. TÜRK-‹fi, D‹SK veya KESK yönetimi de politikaya uzak olmam›fllard›r pek. CHP’den, DSP’den, ÖDP veya 10 Aral›k Hareketi üzerinden hemen hepsi politikayla ilgili ve politik hesaplar, beklentiler içindedirler. Ama bu politika hep “düzen içi” politikad›r. Biz ise, elbette ekonomizmi ve bunun do¤urdu¤u sonuçlardan biri olarak apolitikleflme tespitini yaparken, burjuva politikas›na yedeklenerek veya onun yöntem ve araçlar›yla siyaset yapmay› kastetmiyoruz. Do¤rudan bir s›n›f örgütü olarak, s›n›fsal tav›r al›fl içinde, halk›n tüm kesimlerine yönelik sald›r›lara karfl› tav›r al›fl içinde bir siyasetten söz ediyoruz. Bu anlamda bir siyasetin uza¤›ndad›r düzeniçi ve reformist sendikac›l›k. Bu anlamda da s›n›f›n ç›karlar›n› savunmaktan uzaklafl›p, sistem için sendikac›l›k ve sistem içi politika yapmakta; sendikalar› sistem içi politikan›n arac› olarak kullanm a k istemektedirler. Bu sistem içi siyaseti hayata geçirmek için de tüm reformist kesimler, sendikalardan devrimcileri tasfiye etmekte her zaman hemfikir olmufllard›r. KESK ve D‹SK içinde devrimcileri tasfiye etmeye yönelik politikalar hep var olmufltur. Bu tas-
fiyede, devrimcilere karfl› burjuvazinin kulland›¤› “terör” söylemine baflvurmaktan da çekinmemifltir reformizm. Ama ne olmufltur; bu tasfiyenin az çok baflar›ya ulaflt›¤› sendikalar, giderek dinamiklerini kaybetmifl, düzen sendikalar›na dönüflmüfl ve deyim yerindeyse TÜRK-‹fi’leflmifltir. “TÜRK-‹fi’leflme” elbette giderek merkezleri de etkisi alt›na alm›flt›r.
S›n›f sendikac›l›¤›, her koflulda s›n›f›n ç›kar›n› savunur Devrimci bir kurum, sosyalist bir kurum, ilerici, emekçilerin ç›karlar›n› savunan bir örgütlenme, sistemle mücadele eder. S›n›f anlay›fl›yla düflünür ve davran›r. Çünkü, devrimci, sosyalist, ilerici olman›n, emekçilerin ç›karlar›n› savunman›n gere¤i budur. Belirtti¤imiz gibi, sendika, iflçilerin ekonomik demokratik mücadele arac› olarak ortaya ç›kt›. Ama devrimci sendikac›l›k, kendini ekonomik demokratik mücadele ile s›n›rlamaz. Çünkü onun görevi, sendikada da ekonomik demokratik mücadeleyle birlikte devrimi örgütlemektir. Bunu yapmas›n›n örgütsel, politik biçimleri dönemlere göre de¤iflse de özü de¤iflmez. Sendikalar iflçilerin “s›n›f örgütlerinden biri”dir. Böyle oldu¤u için, devrimci sendikac›l›k, orada kendi üyelerine s›n›f bilincini yani baflka bir deyiflle iflçi s›n›f› ideolojisini vermeye çal›fl›r. ‹fl çi s› n› f › i d eol oj i si , i flçi l er e, t üm emek çil ere, sömürüden kurtulman›n sosyalizmle mümkün oldu¤unu, sosyalizme ulaflman›n yolunun da devrimden geçti¤ini söyleyen bir ideolojidir. S›n›f sendikac›l›¤›, emekçiye iflte bunu söyler. Elbette her ülkenin kendine özgü koflullar› vard›r; her ülkenin farkl› dönemlerinin de farkl› özellikleri olmas› do¤ald›r. Sendikac›l›k da ülkelere, dönemlere göre farkl›l›klar içerebilir. Her yerde, her dönem geçerli olabilece¤i iddias›yla bir flablon çizmiyoruz. Ama her yerde, her dönem
geçerli ilkeler vard›r. Bu ilkelerden biri, her koflulda s› n›f›n ç›kar›n› savunmakt›r. Bu, s›n›f sendikac›l›¤›n›n, baflka deyiflle devrimci sendikac›l›¤›n olmazsa olmaz koflullar›ndand›r. Bu ilkelerden bir di¤eri de fludur; sendikac›, emekçilerin ç›karlar›n› savunacaksa, zalime karfl› ahlaki ve siyasi olarak sak›ncas› olmayan her türlü direnifl arac›n› kullan›r. S›n›f sendikac›l›¤›, s›n›f›n ideolojisini, simgelerini aç›kça ve cüretle savunur. Gerici, faflist sözcüler, mesela 1 May›s mitinginde k›z›l bayraklar, Marks-Lenin resimlerinin tafl›nmas›n› elefltiri konusu yap›yorlar. Bunun karfl›s›nda D‹SK Genel Baflkan› “ama Türk bayraklar› da vard›” diye refleks veriyor. Oysa konu o de¤il. Fakat sistem içi sendikac›l›k anlay›fl›, böyle bir konuda bile kendini düzene kan›tlama ihtiyac› duyuyor. Bunu normal bir çizgi olarak kavr›yor. Burada genel ve soyut anlamda “s›n›f›n ç›kar›!”ndan söz etmiyoruz. S›n›f›n ç›kar›, en özlü haliyle devrim mücadelesini gelifltirmektir. Bu noktada da tüm politik tav›rlar› bu ölçüye vurmak zorunday›z. Bu ülkede solun birli¤ini sa¤lamaya çal›fl›rken, devrimci demokratik kurumlar›n karfl›s›na “tüzel kiflili¤e sahip olup olmama” gibi ölçüler ç›kar›lm›flt›r. ‹flte bu ölçüler, m e fl r u l u k konusundaki çarp›kl›klar›n sonucudur. Emek Platformu prati¤inde, kendini meflru görmeyip, kendi gücüne güvenmeyip meflrulu¤u ve gücü TÜRK-‹fi’in yani “ i k t i d a r l a r l a ve devletle bar›fl›k bir s e n d i k a d a ” araman›n etkili olmad›¤› söylenebilir mi? Emek Platformu prati¤inde de karfl›m›za ç›kan sorun ço¤u kez ayn›d›r. TÜRK-‹fi’i daha ileriye çekmek, çekmeye çal›flmak elbette gerekli bir politikad›r. Fakat politikada bir baflka do¤ru ve gerekli tav›r, gerekti¤inde ayak ba¤› olan güçlerden kopmas›n› bilmektir. Bu kopufl inisiyatifinin gösterilemedi¤i veya gerekti¤inde ba¤›ms›z tav›r gelifltirmekten kaç›n›lmayaca¤› kararl›l›¤› ortaya koSay›: 6 / 11 May›s 2008
27
S›n›f›n sendikas› m›, sistemin sendikas› m›? Ülkemiz sendikal hareketindeki tüm sapmalar ve zay›fl›klar, s›n›f bak›fl aç›s›ndan de¤il, sistemin bak›fl aç›s›ndan bakman›n sonucunda ortaya ç›kmaktad›r. 1 May›s’ta “Provokasyonu, faciay› önleme” ad›na gelifltirilen tav›r bunun sonucudur. Halk›n mücadelesini gerileten, s›n›flar mücadelesindeki geliflmelere halk›n de¤il, düzenin penceresinden bakan KESK’in “ s a ¤ d u y u” ad›na gelifltirdi¤i tav›rlar, bu anlay›fl›n ürünüdür. Sa¤duyu, devletle, oligarfliyle, i k t i d a r l a r l a b a r › fl › k b i r sendikac› l›k anlay›fl›n›n pasifizminin ad› ol m u fl t u r ülkemizde. Ülkemizde 1990’larda bu anlay›fl› flekillendiren ÖDP reformizmdir. ÖDP anlay›fl› taraf›ndan yönetilen KESK’te bu flekillenmenin en karakteristik yans›malar›n› görürüz. Bu anlay›fl›n, mesela KESK’in kongrelerine MHP’yi ça¤›rarak, D‹SK’in TÜS‹AD’la ayn› kurumlarda yer alarak yapmaya çal›flt›¤›, kendini düzene kan›tlamakt›. Peki flimdi sormak gerekir KESK ve D‹SK yönetimine; sizin yaklaflmaya çal›flt›¤›n›z, çeflitli kurumlarda birlikte “mesai” yapt›¤›n›z patronlar, Avrupa Birli¤i için birlikte Brüksel seferleri düzenledi¤iniz kurumlar, siz coplan›rken, bombalan›rken neredeydiler?.. Hiç de k›sa olmayan bir süre içinde yer ald›¤›n›z “ E k o n o m i k Sosyal Konsey” de sald›r›lar› seyredenler içinde miydi acaba? Reformist sendikal yönetimler, iflçi-memur tüm emekçileri, s›n›fsal bilinçle e¤itmek yerine, s›n›fsal bi l i n c i b u l a n › k l afl t › r a c a k, iflçileri yanl›fl yönlendirecek politikalar›n sahibi
28
11 May›s 2008 / Say›: 6
oldular. Mesela, özellikle D‹SK’in Avrupa Birli¤i konusunda, üstelik tekelci burjuvalarla, TOBB, Türkiye Bankalar Birli¤i, T‹SK gibi tekelci kurumlarla birlikte, cansiperane çabalar›, “emekçilerle burjuvazinin ç›karlar›n›n ayn› oldu¤u” gerici düflüncesini tafl›m›flt›r emekçilerin saflar›na. Bu politika, tekelci burjuvazinin klasik “hepimiz ayn› gemideyiz” demagojisine güç vermekten baflka bir sonuç yaratmam›flt›r do¤all›kla. Ama iflte hayat›n gerçe¤i fludur ki; o “gemide” yer alanlardan D‹SK’in merkez binas› bombalan›rken, D‹SK’li sendikac›lar gaz bombalar›na bo¤ulurken, D‹SK’in tekelci burjuvalarla birlikte yer ald›¤› “Türkiye/ AB Karma ‹stiflare Komitesi” de hiç oral› olmam›flt›r. Daha da vahimi, D‹SK’in ve KESK’in can› gönülden destekledikleri Avrupa Birli¤i de bu vahfli sald›r›y› seyretmifl, günler sonra zoraki bir k›nama yapm›fllard›r. “Eme¤in Av r u p a s › ” anlay›fl›n›n içinin bofllu¤u da yine bu vesileyle bir kez daha görülmüfl olsa gerek.
“Ça¤dafl sendikac›l›k”, burjuvazinin anlay›fl›d›r ve terk edilmelidir Evet, bugün en baflta D‹SK’in de, KESK’in de yapmas› gereken; ça¤-
“.... Emekçi sendikalar›, ka pitalizm karfl›s›nda günlük savafl› ma çok f azl a dal d ›k l a r ›ndan ücr et köl eli ¤i s is tem i ne karfl› eylem güçlerini h e n üz tü mü yle k avra m›fl d e¤il lerdir. Bundan ötürü de gen el t op lu msal ve si yasal h a reketlerden uzak durmakta d›r. Oysa ilk amaçlar›n›n yan›s›ra, iflçi s›n›f›n›n tam kur tu l ufl u na y ö ne lik e y lem d e bulunmay› ö¤renmelidirler. B u y ö n d ek i t üm to p lu m sa l ve si ya s a l ha re ke t le r e ka t ›l mal›d›rlar...” ( K a r l M a r k s , Enternasyonal’in Birinci Kong re s i ’ n d e k i k o n u fl m a s › n d a n )
dafl sendikac›l›k veya baflka isimler ve biçimler alt›nda reddedilen s›n›f ve kitle sendikac›l›¤›na yeniden dönmektir. S›n›f ve kitle sendikac›l›¤›n› reddedip benimsedi¤iniz “ça¤dafl sendikac›l›¤›n” böyle “ça¤d›fl›” bir faflist sald›r› karfl›s›nda önerdi¤i bir fley var m›?.. Yoktur. Olamaz da. fiunu bir kez daha hat›rlatal›m ki, D‹SK’i D‹SK yapan, KESK’i var eden devrimci iflçiler, memurlar ve onlar›n devrimci pratikleridir. D‹SK’ e o gün o kadar etki gücü yaratan “ça¤dafl sendikac›l›k” de¤ildi. O etkinin kayna¤›nda s›n›f ve kitle sendikac›l›¤› anlay›fl› vard›. Ayn› flekilde yasak olan memur sendikalar›n›n kurulmas› sürecini açan da diyalog veya uzlaflma siyaseti de¤il, devrimci sendikal anlay›fl olmufltur. Bu tarih unutulmamal›d›r. Bu noktada mesela flunun görülmesi gerekir ki; D‹SK, yüzbinlerce emekçiyi alana toplayan, etkileyen D‹SK de¤ildir. Peki o D‹SK nas›l bir D‹SK’ti? ‹flte ilk tart›fl›lmas› gereken noktalardan biri budur. O D‹SK’in de elefltirilecek birçok yönü vard›r. Fakat en az›ndan meflruluk konusunda bugünden ileride oldu¤u aç›kt›r. Sosyalizmi, s›n›fsall›¤› savunma noktas›nda bugünden ileridedir. Bunlar› en az›ndan program›na yazacak siyasi cürete sahiptir. Taban›ndaki devrimci, militan sendikac›l›¤›n ve genel s›n›f mücadelesinin etkisiyle, TÜRK-‹fi’i parçalayan, faflist katliamlar karfl›s›nda sessiz kalmayan bir D‹SK vard› süreçte. O D‹SK’in ça¤r›lar›n›n, sözünün a¤›rl›¤› vard›. Bu a¤›rl›¤› tekrar kazanmak, s›n›f sendikac›l›¤›yla, devrimci bir anlay›fl› hakim k›larak mümkündür. Oligarfli hayat›n her alan›nda sald›r›lar›n› sürdürecek. Sosyal Güvenlik sald›r›s›n› “‹stihdam paketi” sald›r›s› izliyor iflte. E¤er bunlara ve halka yönelik tüm öteki sald›r›lara karfl› mücadele edilecekse, s›n›f›n sendikas› olunmal›d›r. Baflka yol yoktur.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
nulmazsa, o zaman kendiniz ileriye çekmeye çal›flt›¤›n›z gücün yan›na çekilirsiniz. Onu kendi yan›n›za çekmek yerine, onun yan›na siz gidersiniz. Onu sürükleyece¤im derken, onun ard›ndan sürüklenirsiniz.
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
HÖC:AKP’nin Faflist Sald›r›lar› “ Taksim 1 May›s A l a n › d › r ” G e r ç e ¤ i n i D e ¤ i fl t i r em ez ! Afla¤›daki aç›klama, Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin 5 May›s 2008 tarih ve 106 say›l› aç›klamas›d›r: Ülkemizin emekçileri, devrimcileri, zorlu bir kavgadan al›nlar›n›n ak›yla ç›kt›lar. 1 May›s’ta kontrgerillan›n provokasyon tehditlerine boyun e¤mediler. AKP’nin faflist terörü karfl›s›nda y›l›p sinmediler. Emekçiler ve devrimciler, faflist teröre karfl› direndiler ve iktidar›n halk› sindirme hesaplar›n› bofla ç›kar›p, maskesini afla¤› düflürdüler. O gün Taksim ve çevresi, ony›llard›r “sosyalizm öldü” iddialar›yla solu ve devrim mücadelesini yoketmek, “elveda proletarya” sözleriyle emekçilere emekçiliklerini unutturmak isteyen politikalar›n iflas etti¤inin ilan edildi¤i bir alana dönüflmüfltür. Devrimciler ve emekçiler, “öldü” denilen, “elveda” denilmesi empoze edilen de¤erlerini, faflizme karfl› savunmufllard›r. 1 May›s 2008’de faflist terör karfl›s›nda eme¤i savunduk, devrimi savunduk, sosyalizmi savunduk! 1 May›s’taki irade ve direnifl, halka ve devrimcilere inanc›n› kaybeden bir çok kesime, faflizm karfl›s›nda direnen ve direnecek bir gücün var oldu¤unu da gösterdi. Biz halk›z, 70 milyonuz, birleflirsek, örgütlenirsek, mücadeleye at›l›rsak, faflizmin gücü bize yetmez. 2008’in 1 May›s’› bunu tarih önünde bir kez daha kan›tlam›flt›r. 2008 1 May›s’›, zalimle mazlumun, haks›z ve gayri-meflru olanla, hakl› ve meflru olan›n en kesin çizgilerle ayr›flt›¤› bir gün oldu. 1 May›s gününden bize, hakl› ve meflru olman›n onuru, zalimin zulmüne b o y u n e ¤ m e m e n i n g u r u r u kald›. AKP’ye bugünden kalan ise, sadece ve sadece uygulad›¤› f a fl i s t t e r ö r ü n s u ç u v e u t a n c › d › r.
Taksim’de bofl hayaller y›k›ld›, gerçekler gün yüzüne ç›kt›! AKP halka karfl› 1 May›s öncesinden aç›k bir savafl ilan etti. ‹stanbul Valisi ve bizzat Baflbakan Tayyip Erdo¤an’›n a¤z›ndan tehditler savruldu. “Ayaklar bafl olursa k›yamet kopar” denilerek, halk hem afla¤›land›, hem halka karfl› “k›yameti” koparmakla gözda¤› verildi. Nitekim 1 May›s’ta onbinlerce polisle, panzerleriyle, gaz bombalar›yla ‹stanbul’u emekçiler için bir “ccehennem”e çevirdiler. AKP’nin polisi, halka karfl› tam bir vahflet uygulad›. Hastanelerin bile gaz bombalar›na bo¤uldu¤u, yüzlerce insana coplarla, sopalarla sokak ortas›nda iflkence yap›ld›¤›, herhangi bir fleyi “önlemek” de¤il, ezmek için halk› sindirmek için uygulanan bir vahfletle karfl› karfl›yayd›k. Vahflet, yüzlerce kiflinin iflkencehanelere tafl›nd›¤› gözalt› terörüyle tamamland›. ‹ktidar ve onun polisi, karfl›s›nda bu ülkenin demokratik hakk›n› kullanmak isteyen vatandafllar› de¤il de, DÜfiMAN varm›fl gibi davrand›. AKP’nin emek ve halk düflman› oldu¤u, 1 May›s 2008 günü, tart›flmaya yer b›rakmayacak flekilde tescil edilmifl oldu. 1 May›s 2008, h a y a l l e r ve gerçekler aras›ndaki fark›, tart›flma götürmez aç›kl›kta ortaya koymufltur. “Demokrasiye do¤ru giden” bir Türkiye söyleminin bofl bir hayal oldu¤unun tablosudur o gün tan›k olunan. AKP’ye “demokrat” diyenler, Avrupa Birli¤i’nden ülkemize “demokrasi” gelece¤inden çok emin olanlar, faflist terörle yüz yüze kald›lar. “AKP’nin demokratl›¤› buraya kadarm›fl, özgürlükleri sadece kendisi için istiyormufl...” diyerek hayal k›r›kl›klar›n› ortaya koyuyorlar. Oysa devrimciler bu ger-
çe¤i y›llarca hep anlatt›lar. Peki bu kesimler niye anlamad›lar bu kadar yal›n bir gerçe¤i? AKP hakk›nda nas›l bu kadar büyük bir yan›lg›ya düfltüler?.. Bu yan›lg›lar›n sahipleri, sorular›n cevab›n› yine bize, devrimcilere kulak vererek bulabilirler. Oligarfliyi tan›mayanlar, devleti tan›mayanlar, emperyalizme ba¤›ml›l›¤›m›z›n fark›nda olmayanlar, devlet, demokrasi ve düzen partilerinin manevralar› karfl›s›nda yeni yan›lg›lara düflmekten kurtulamazlar.
AKP’nin faflist t erörü, Taksim’i zaptetme iradesi karfl›s›nda y enik d üflmüfltür: Türkiye’nin dört bir yan›ndan binlerce polis, panzer, gaz bombas› takviyesiyle ve s›n›rs›z bir pervas›zl›kla sald›ran faflizm karfl›s›nda, D‹REN‹fi vard›. Direnifl, kararl›l›kt›. Direnifl, Taksim’in 1 May›s Alan› oldu¤u gerçe¤inden al›yordu meflrulu¤unu. Taksim’i çeviren bütün semtlerde, meydana aç›lan bütün caddelerde difle difl, gö¤üs gö¤üse mücadele edildi. Saatler boyu AKP’nin faflist terörüne karfl› Taksim’i zaptetme iradesiyle direnildi. Direnenlerin iradesi, AKP iktidar›n› öylesine ürküttü ki, 1 May›s gecesi, saat 24.00’de hala Taksim’i iflgal etmeye devam ediyorlard›. Gecenin yar›s› Taksim’i iflgal etmek, Ta k s i m i r a desi karfl›s›nda iktidar›n içine düfltü¤ü acizli¤in resmidir. Emekçiler ve devrimciler, birçok yerde fedakarca ve cüretle direnifli sürdürürken sendikalar›n “eylemi bitirme karar›” almalar›, bir karars›zl›k ve olumsuzluk ifadesidir. Önceden al›nan kararlara, ve bunun da ötesinde direniflin mant›¤›na, Taksim’i kazanma hedefine ters düflen bu tav›r, “tek pankart, tek slogan” gibi karars›zl›klar, tereddütler, faflizmin Say›: 6 / 11 May›s 2008
29
elini güçlendirmifltir. Oysa, her yöntemle, her koflulda direnmek gerekirdi. Sendikalar bu kararl›l›¤› gösteremedi. Kuflkusuz halk güçleri bunun de¤erlendirmesini yap›p, gereken dersleri ç›karacaklard›r. Fakat flu kadar›n› söyleyelim ki, sorunun temelinde sendikalar›n s›n›f gerçe¤ini, devlet gerçe¤ini reddetmeleri vard›r. Oligarfliyle halk aras›nda süren bir s›n›f mücadelesi var; AKP iktidar› ve bütün olarak devlet, bu mücadelenin halk›n, eme¤in karfl›s›nda olan taraf›d›r. Bu s›n›fsal saflaflmay› görmemek, sendikalar›, demokratik kitle örgütlerini yanl›fl politikalara, “diyalog, sa¤duyu...” ad›na karars›z ve icazetçi tav›rlara savurmaktad›r. Yads›nan veya görmezden gelinen bütün bu gerçeklerin fark›nda olundu¤unda, politikada net olundu¤unda, mücadelenin çok daha büyük bir güç ve sonuç al›c›l›k kazanaca¤› kesindir. Emperyalizme ba¤›ml›, faflizmle yönetilen bir ülkede, haklar ve özgürlükler mücadelesinin mant›¤› aç›k ve nettir: Kazanmak için direnmek gerekir. Zulmün faflist terörünü püskürtmek, barikatlar›n› aflmak için, direnmek gerekir. Bunun d›fl›nda bir yol yoktur. “Var” diyenleri bekleyen sadece hayal k›r›kl›klar› veya yanl›fl yerlere savrulmakt›r.
Ergenekon i ktidardad›r; Taksim’i k atliamc›lardan söke söke al›yoruz! AKP faflist iktidar›n›n amac›, devrimcilerin yok edilmesi, halk›n devrimci mücadelesinin engellenmesidir. AKP’nin bütün derdi budur ve bunun için, kendinden önceki iktidarlar›n da ony›llard›r baflvurdu¤u kontrgerilla yöntemlerine, faflist teröre baflvurmaktad›r. E r g e n e k o n dün iktidardayd›, bugün de iktidard›r. Kimse Veli Küçük gibi bir kaç kifliye karfl› gelifltirilen operasyonu, Ergenekonlar’›n, Susurluklar’›n tasfiyesi sanmas›n. Ergenekon oligarfli ihtiyaç duydukça vard›r. Ergenekon devlettir. Ergenekon 1 May›s 2008 günü vahflice
30
11 May›s 2008 / Say›: 6
sald›ranlard›r. 1 May›s 2008’deki f a fl i s t t e r ö r ü u y g u l a y a n l a r, 1 Ma y›s 1977’deki katliam› yapanlard › r. Faflist terörün biçimi ve boyutu farkl›d›r, o fark da iktidarlar›n farkl›l›¤›ndan de¤il, oligarflinin ihtiyaçlar›n›n farkl›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. 1 May›s günü tan›k oldu¤umuz faflist terör, Ergenekon’un Veli Küçükler’den ibaret olmad›¤›n›n aç›k kan›t›d›r. 1 May›s 1977 katliam› “sadece bir grup karanl›k adam”›n ifli olmad›¤› gibi, 1 May›s 2008’de baflvurulan faflist terör de sadece ‹stanbul Valili¤i’nin veya polisinin tavr› de¤ildir. Uygulanan faflist terör, merkezi bir devlet politikas›d›r. AKP; emek ve halk düflmanl›¤›yla bu politikay› tereddütsüz ve vahflice hayata geçirmifltir. 1 May›s 2008’de, emekçiler ve devrimciler, faflizme, 1977 katliamc›lar›na karfl› direnmifllerdir. Taksim’in 1 May›s Alan› olmas›nda, o alana kan›m›z› döken katliamc›lar›n “pay›” vard›r. O alanda kan›m›z› döken de, alan› ony›llard›r emekçilere yasaklayanlar da onlard›r. Ve biz bugün onlara karfl› direnifli sürdürerek, büyüterek Taksim’i yeniden kazan›yoruz. Kararl›l›¤›m›z ve direniflimiz bu y›la özgü de¤ildir. 1980 sonlar›ndan bu yana Mehmet Akif Dalc›lar’› flehit vererek, bedeller ödeyerek bu mücadele bu noktaya kadar geldi. Ve bu direnifl, Taksim, t a r i hs e l s a hi p l e ri n e kavufluncaya kadar difle difl sürecek. Hiçbir güç, Taksim’in 1 May›s Alan› oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltiremez. Faflist iktidar k a y b e t m i fl t i r. Direnifl onlara kaybettirmifltir. Sald›r›, oligarflinin iktidarlar›n›n Taksim’deki iflgali sürdürebilmek için kelimenin tam manas›yla son ç›rp›n›fllar›d›r. Er ya da geç, Taksim, “1 May›s Alan›” olarak emekçilere aç›lacak, Taksim An›t›’n›n gölgesinde yine k›z›l bayraklar›m›z, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için mücadeleye ça¤›ran pankartlar›m›z dalgalanacakt›r.
Faflist terör devam edecek; mücadelemizi faflizme karfl› devrimci demokratik cepheyle büyütelim: Faflizm sürüyor. AB’ye uyum yasalar›ndan “demokratikleflme” paketlerine kadar; hepsi faflizme dokunmadan demokrasicilik oyununu sürdürmeyi hedefleyen manevralar›d›r, bu anlamda her “demokratikleflme” hamlesi göstermelik ve aldat›c›d›r. Ülkemizin yönetiminde nitelik olarak hiçbir fley de¤iflmemifltir. Tan›k oldu¤umuz faflist terörün amac›n› do¤ru tahlil etti¤imizde, yapmam›z gerekeni de do¤ru tesbit ederiz. AKP iktidar›, emperyalizm ve oligarflinin ç›karlar› do¤rultusunda, “ a y a k l a r › ”, asla iktidar olmay› düflünmeyecek flekilde ezmek ve sindirmek istemifltir. AKP’nin ve oligarflinin tüm kurumlar›n›n devrim mücadelesini ezmek istemesi, özünde, emekçi s›n›flar› mücadelenin a¤›r bedelleriyle korkutarak b ö l ü p p a r ç a l a m a y › ve i k t i d a r hedefli mücadeleden ve düflüncelerden vazgeçirmeyi amaçlar. Faflizm, devrimcilere, demokratlara, bütün olarak halka karfl› nas›l birleflip sald›r›yorsa, biz de birleflmeliyiz. Devrimci Demokratik Cephe’yi oluflturup onunla direnmeli, sald›r›lar› onunla püskürtmeli ve onunla iktidar› hedefleyen bir mücadeleyi gelifltirmeliyiz. 1 May›s 2008’de faflist terör karfl›s›nda onur ve gurur duyaca¤›m›z bir direnifl yaratm›fl olman›n coflkusu ve gururuyla, bu direniflin bize yükledi¤i yeni sorumluluklar›m›zla, tüm emekçilere, tüm ilerici, devrimci demokratik halk güçlerine bir ça¤r›da bulunuyoruz: Faflizme karfl› Devrimci Demokratik Cephe’yi kural›m. Bütün halk kitlelerini birlefltirelim ve emperyalizme, faflizme karfl› mücadeleyi yükseltelim.
H a k l a r ve Özgürlükler Cephesi
Mehmet Tursun
“Adalet duygular›m befl paral›k oldu”
Bir iktidar, ancak bu kadar ismiyle çeliflkili bir görüntü verebilir. AKP’nin ismindeki adaletin zerresini mahkeme salonlar›nda bulmak mümkün de¤ildir. Ve bu durum salt AKP iktidar› dönemi için de¤il, bu düzen içinde hangi parti iktidarda olursa olsun de¤iflmeyen bir gerçek olmufltur. Baran Tursun, ‹zmir’de 25 Kas›m 2007’de, “dur ihtar›na uymad›¤› gerekçesiyle” bir polisin kurflunlar›yla hayat›n› kaybetti¤inde, Tursun’un babas› Mehmet Tursun, polisin cezaland›r›lmas› için tüm gücünü kullanaca¤›n› söylüyordu. Henüz o zaman düzenin adalet mekanizmas› ile yeni tan›flan Tursun’un adalete inanc› bu ölçüde sar-
s›lm›fl de¤ildi. Fakat, mahkeme kap›lar›na gidip geldikçe, bu düzenin adaletini yak›ndan tan›d›. Tursun, o¤lunun katili polisin yarg›lanmas›na devam edilecek olan 9 May›s’tan önce, halka aç›k bir mektup yazarak, yaflad›¤› hukuksuzluklar› anlatt›. Mektubunda, “Dostlar›m, adalet du ygul a r› m be fl pa ral › k o l mufl, re z il o l m u fl d u r u m d a ” diyen Tursun, mahkemede, o¤lunu vurmaktan tutuklu olan polis Oral Emre Atar’›n “Hedef gözeterek atefl ettim” fleklindeki ifadesinin hakim taraf›ndan “ u n u t t u m ” gerekçesiyle tutana¤a geçirilmedi¤ini söyledi. Mektubunda, adaletsizli¤e isyan›n› “fierefli bir hukukçu, flerefli bir y e tk ili ç › ks ›n d e s in k i: ‹ fl in c › lk› n› ç › k a r t t› n › z , a y › p a y ›p s i z e . . . B ö y l e h a -
Almanya’da da Katil Polise Yarg› Korumas› Almanya’da Adem Özdamar isimli genç, takip edildi¤i flüphesi ile polisten yard›m istemifl, 17 fiubat’ta sa¤lam girdi¤i karakoldan koma halinde ç›km›fl ve hastanede yaflam›n› yitirmiflti. Adem Ö zdamar Özdamar’›n karakolda iflkence gördü¤ü aç›k olmas›na ra¤men, Almanya devleti katil polislerin suçlar›n› gizlemeye çal›flt›. Alman Frankfurter Rundschau Gazetesi’ne de konuya iliflkin yapt›¤› haberde, Özdamar’› öldüren polislerin yarg›ya hesap vermeyeceklerini iddia etti. Özdamar’›n öldürülmesi ile ilgili geliflmeleri düzenli takip eden gazetenin, 3 May›s tarihli say›s›nda yapt›¤› haberde, Özdamar’›n öldürülmesine iliflkin soruflturmay› yürüten Hagen Savc›l›¤›’n›n, avukatlar›n önemli delillerin toplanmas› ve de¤erlendirilmesine iliflkin baflvurular›n›, polislerin yarg› önüne ç›kmas›n› sa¤layabilecek bilgi ve bulgular› dikkate almad›¤› belirtildi. Ayn› savc›, Özdamar’›n öldürülmesinin hemen ard›ndan da “fiiddet kullan›lmad› ve karakolda görevli polisler i n g ö r e v l e r i n i k ö t ü y e k u l l a n d › ¤ › yö n ü n d e d e l i l y o k ” aç›klamas› yapm›flt›. Türkiye’de oldu¤u gibi, Almanya’da da katil polisler korunuyor, göz göre göre insanlar›n öldürülmesi örtbas ediliyor.
kim olur mu? Böyl e mahke me olur mu? Böyle adalet olur mu?” sözleriyle ifade eden Tursun’a, “ a d e t a b i z fl e refli de¤iliz” denircesine, mahkemede adaletsizli¤e tepki gösterdi¤i için, 301. maddeden de dava aç›lm›fl durumda. Mehmet Tursun, mektubunda, polisin yarg›land›¤› 9 May›s’ta Karfl›yaka Adliyesi’nde görülecek duruflmaya kat›l›m ça¤r›s› yapt›. Asl›nda Mehmet Tursun’un mektubundaki ça¤r›s›, ayn› zamanda, hepimize yönelik bir uyar›d›r. Bu düzenin mahkemelerinin gerçek yüzünü, yaflayarak ö¤renmifl bir baban›n, kendi yaflad›klar›ndan adaletsizli¤i anlatt›¤› güzel bir örnektir. Bu adaletsiz düzen, karfl›s›nda etkili bir güç görmedi¤inde böylesine aç›kça adaletsizlik uygulayabilmektedir. Tursun’un ça¤r›s› ayn› zamanda, adaletsizli¤e karfl› birlik olma ça¤r›s› olarak anlafl›lmal›d›r. Ancak o zaman, düzen adaletsizli¤ini sürdüremez.
Polis Düzmece ‹fadelerle Komplo Peflinde Hukukun yok say›ld›¤› bir ülkede polisin hukuksuzlu¤u da sürekli art›yor. Polis son zamanlarda en çok komplolara baflvuruyor. 26 Nisan’da Nurtepe Çayan Mahallesi’nde dergimizin da¤›t›m›n› yapan 17 yafl›nda ve okuma-yazmas› olmayan Fetih Dülek’e dört sayfal›k düzmece ifade imzalatt›ran polis yeni Kaldiler yaratma peflinde. Konuya iliflkin bir aç›klama yapan Temel Haklar Federasyonu polisin yeni bir komplo peflinde oldu¤unu belirterek duyarl›l›k ça¤r›s› yapt›. 3 May›s’ta Federasyon binas›nda yap›lan aç›klamaya Fetih Dülek, abisi ve Temel Haklar üyesi Erdo¤an Çoban kat›ld›. Erdo¤an Çoban taraf›ndan yap›lan aç›klamada AKP polisinin Temel Haklar Federasyonu üyelerine karfl› yeni bir komplonun haz›rl›¤› içinde oldu¤u öne sürüldü. Yaflad›klar›n› anlatan Fetih Dülek de 26 Nisan günü Halk Gerçe¤i Dergisi’ni da¤›tt›ktan sonra polislerin önünü kesip çantanda ne var diye sorduklar›n› dergi var deyince Seyrantepe Polis Karakolu’na götürdüklerini kendisine tokat atarak korkutmaya çal›flt›klar›n› baflka bir odada bir fley yaz›p karfl›s›na getirdiklerini korktu¤u için bu ka¤›d› imzalad›¤›n› ka¤›tta ne oldu¤unu bilmedi¤ini çünkü okuma ve yazmas›n›n da olmad›¤›n› söyledi. Say›: 6 / 11 May›s 2008
31
Hak yok, ‹mkan yok, De¤er verme yok;
Kutsall›k’la ‹dare Edin! Her y›l May›s ay›n›n ikinci pazar günü “ a n ne l e r gün ü ” olarak kutlan›yor. Ne oluyor anneler gününde? Annelerin sorunlar› m› çözülüyor? Ya da bunun için bir ad›m m› at›l›yor, yeni kararlar m› al›n›yor? Bunlar›n hiçbiri olmuyor. Hediyelere indirgenmifl bir sevgi gösterisi ile annelerin sorunlar›n›n üzeri örtülüyor. Bu düzenin annelere verdi¤i baflka bir fley yok. Annelik dünyan›n en büyük sorumluluklar›ndand›r. Bu sorumluluk çocuk büyütme ve yetifltirme sorumlulu¤udur. Fakat, ülkemizde anneler, bu sorumluluklar›n› yerine getirirken, devleti yanlar›nda görmezler. Tersine annelerin bu yükünü çok daha fazla a¤›rlaflt›r›rlar. Oligarflik düzen, “cenn e t a n alar › m› z›n ayakla r › a l t › n d a d › r ” diyerek, annelerin yaflad›klar› sorunlar› gözlerden saklamak, annelere de¤er verdikleri izlenimi yaratmak isterler. Oysa, annelere verdikleri bir de¤er yoktur. B i r d üzen i n a n ne le r e
v e rdi ¤i de ¤ e r, onla r a t a n› n a n h a k ve im k a n l a r k a d a rd › r... Ülkemizde ise, annelerin anal›ktan kaynaklanan haklar› yok denecek kadard›r. Örne¤in çal›flmak zorunda olan anneler için çocuk yetifltirmek bafll› bafl›na büyük bir sorundur. Devletin, çocuk yetifltirmek için annelere sa¤lad›¤› bir olanak, yapt›¤› bir yard›m yoktur. Analara do¤um izni vermeyeceksin, hamileli¤inin son günlerine kadar çal›flt›racaks›n, krefl, emzirme yard›m›, çocuk büyütmesi için gerekli olanaklar› sa¤lamayacaks›n, ondan sonra “ a n a l › k k u t sal d › r ” diyeceksin.. Laftaki kutsall›¤›n analara herhangi bir yarar› yoktur. Annelere kutsall›k düzeyinde de¤er verenlerin, bunu somutta da göstermeleri gerekir. E¤er, bu düzenin egemenlerinin tüm “ k u t sal lar › n a ” verdi¤i de¤er, annelere verdikleri de¤er kadarsa, demek ki, onlar için “ k u t sal” dedikleri di¤er fleylerin de bir de¤eri yokmufl.
21 Mart 2008/ Va n
2000 A¤ustos A n k a r a
‘Cennet a nalarımızın a yaklarının a ltındadır’ söylemi, u hrevi b ir s öylemdir, f akat, analarımızın zulüm d üzeni t arafından a yaklar a ltına a lındığı gün g ibi g erçektir! Ancak, h alkın i ktidarında a nalar h ak e ttikleri değeri g örecektir .
32
11 May›s 2008 / Say›: 6
Çocuk Büy ü tm e k Annelerin Bir ey sel So r u mlulu ¤u De ¤ild i r Örne¤in Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin haz›rlad›¤› “ H a l k A n a y a s a s› Ta s l a ¤ › ’ n d a ” , “ K ad › nl a r, Ai le ve Çoc u k l a r ” bafll›kl› bölümde “ A n a l› ¤›n ve çoc u k b a k› m› n › n t o p l u m s a l b i r ifl ve gör ev ol d u¤u” söylenmektedir. Bu tan›m, bu düzenle halk›n iktidar›ndaki bir düzenin annelere bak›fl aç›s›ndaki farkl›l›¤a da iflaret eder. Sömürü düzenlerinde, çocuk bak›m› annelerin bireysel sorumlulu¤undad›r. Aileler, bu adaletsiz düzen içinde ne kadar olanak yaratabilirlerse, çocuklar›n› da o kadar sa¤l›kl› yetifltirebilirler. Çocuk sevgisinin yan›nda, bu koflullard›r ki, anneleri dünyan›n en büyük fedakarlar› haline getirir. Halk›n iktidarda oldu¤u bir düzende, çocuklar›n büyütülmesinden sadece anneler ya da aile sorumlu de¤ildir. As›l olarak toplum ad›na devlet o sorumlulu¤u üzerine almakta ve sa¤l›kl› çocuklar yetifltirmek için annelere her türlü olana¤› sunmaktad›r. Ülkemizde ise, çal›flan anneler için krefl, emzirme odas› gibi olanaklar ço¤u yerde sunulmamakta, annelerin çocuk yetifltirmede ihtiyaç duyduklar› temel gereksinmeler için yat›r›m yap›lmamaktad›r. Do¤um ve do¤um sonras› izin neredeyse yok denecek kadar azd›r. Halen bu temel haklar, 8 Mart gibi kad›n eylemlerinin öncelikli talepleri aras›ndad›r. AKP iktidar› ise, bu temel ihtiyaçlar›n› karfl›lamak bir yana, SSGSS yasas› ile, örne¤in emzirme ödene¤ini asgari ücretin üçte birinden onda birine ve bir aya indirmektedir. Yoksulluk, anneleri çal›flmaya zorluyor. Fakat, düzenin çal›flma koflullar›n› anneler için uygun hale getirmemesi yüzünden, çal›flan annelerin sorunlar› daha da büyümektedir. Kad›n iflçilerin iflten ayr›lma nedenlerinin yüzde 70’ini, patronla-
r›n da kad›n iflçileri iflten ç›karma oranlar›n›n yüzde 20’sini do¤um, yani anneli¤in oluflturmas›, bu sorunlar›n somut göstergesidir. Bu nedenledir ki, bakma olana¤› olmad›¤› için çocuklar›n› sokaklara b›rakan anneler, çocuklar›na bakmak için, gece gündüz demeden zenginlerin evlerinde hizmetçilik yapmak zorunda kalan, eme¤ini yok pahas›na sömürü çark›na sunan, hatta bedenlerini satmay› çözüm olarak gören anneler ülkemiz gerçeklerindendir. Sömürü ve zulüm düzeninin çocuklar›n› tutsak etti¤i, katletti¤i gözyafllar› dinmeyen anneler de ülkemizin en ac› gerçe¤idir. Ve düzenin bu annelerimize verdi¤i “de¤er(!)”, çocuklar›n› sahip-
lendikleri, çocuklar›n›n yaflamas›n› istedikleri için, yani en do¤al annelik duygusuyla hareket ettikleri için yerlerde sürüklemek, hapishanelere atmak, iflkence yapmak olmufl ve olmaktad›r. Anneler için zulüm olan böyle bir düzenin, annelerin her günü birbirinden daha büyük sorunlar içerirken, “ a nne l e r gün ü ”nü a¤z›na dahi almas› riyakarl›k, ikiyüzlülüktür. Elbette annelerimizi bir gün için de¤il, bir an bile sevindirmek, mutlu edebilmek için, de¤il bir hediye almak her türlü fedakarl›¤a katlanmaya de¤er. Fakat, annelerimizi mutlu etti¤imizi düflünürken, onlar›n katlanmak zorunda kald›klar› çilelerin üzerinin
Ankara HÖC: 8 Mart Mitingine Kat›lmak Suç mu? Ankara HÖC Temsilcili¤i 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’ne kat›ld›klar› gerekçesiyle tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas› için bir kampanya bafllatt›. 4 May›s günü yap›lan eylemde “ 8 M a r t M i t i ngi n e K a t›ld › k la r › ‹ ç i n 9 ‹nsan Tutukland› Duyd unuz m u ? ” yaz›l› dövizler tafl›narak AKP iktidar›n›n demokratikleflme yalanlar› teflhir edildi. Tutuklamalar› protesto eden sloganlar›n at›ld›¤› eylemde yap›lan aç›klamada “Yaflanan tüm bu sald›r›lar da göstermektedir ki devlet kendisi gibi düflünmeyen herkese her fleye karfl›d›r. ‹nfazlar yaparak yasal kurum ve kurulufllar› yasad›fl› göstererek yasal eylemlere kat›lanlar› gözalt›na alarak, tutuklayarak hakl›dan yana olan muhalif herkesi sindirmek istemektedir” denilerek haklar ve özgürlükler mücadelesinden vazgeçilmeyece¤i belirtildi.
örtülmesinin aleti durumuna da düflmemek, yine annelerimize karfl› duymam›z gereken sorumlulu¤un bir gere¤i olmal›d›r. Bu demek de¤ildir ki; anneler günü aldatmacas›na ortak olmayaca¤›z diye, “ a nnel e r gün ü ”nü gündemimize almaya gerek yoktur. Anneler günü gündemimize, annelerin bu düzende çözülmeyen sorunlar› çerçevesinde girmelidir. Bugün annelerin tüm sorunlar›n› hemen çözemeyecek bile olsak, en az›ndan bulundu¤umuz ortamda, bu düzenin annelere yaflatt›klar›n› da gündeme getirebiliyor, sorunlar›n›n üzerine örtü çekilmesine izin vermemeyi baflar›yorsak, bu da anneleri sahiplenmekte önemli bir ad›md›r.
Adana HÖC: Demokratik Haklar›m›za Sald›r›lara Son Ankara’dan sonra Adana polisi de 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’ne kat›larak devrim flehitlerinin resimlerini tafl›d›klar› gerekçesiyle tutuklama terörü estiriyor. 29 Nisan günü düzenlenen ev bask›nlar›nda ve yolda yürürken gözalt›na al›nan HÖC’lülerin “Tek tip giyinmek, Kevser M›rzak Ölümsüzdür, Sabahat Karatafl Ölümsüzdür, Devrime Meflale Bizim Kad›nlar›m›z” sloganlar› att›klar› gerekçesiyle gözalt›na al›nd›klar› belirtildi. Gözalt›na al›nanlardan Emirhan Özcan, K›ymet Erenler, fiükran Batu serbest b›rak›l›rken Bilgen Geçgil, Sevda Yavuz, Ramazan Ifl›k, Hazal K›lavuz ve Candafl Y›ld›z tutukland›lar. Adana HÖC Temsilcili¤i 2 May›s günü ‹nönü Park›’nda yapt›¤› eylemle son günlerde Adana’da artan bask›lar› ve tutuklamalar› protesto etti. Çukurova Üniversitesi’nde 1 May›s’a ça¤r› afifllerini asanlar da içinde olmak üzere 12 ö¤rencinin gözalt›na al›nmas›yla bafllayan bask›lar›n, K›br›s Caddesi’nde 1 May›s bildirileri da¤›tan 7 ESP’linin gözalt›na al›nmas›yla devam etti¤i ve 8 Mart’ta flehitlerin resimlerini tafl›yan 8 HÖC’lünün gözalt›na al›nd›¤› kaydedilen eylemde demokratik haklara yap›lan sald›r›lara son verilmesi istendi. Eylemde Al›nteri temsilcisi Mine Kaynak’›n aç›klama metnini okudu¤u, slogan att›¤› ve k›rm›z› kazak giydi¤i gerekçesiyle örgüt propagandas›ndan tutukland›¤› da ifade edildi. Eyleme E¤itim-Sen Baflkan› Güven Bo¤a, Halkevleri, DHP temsilcileri de kat›ld›lar. Say›: 6 / 11 May›s 2008
33
Linç Sald›r›lar›n›n Nedeni ‘Sosyolojik’ De¤il, Politiktir Linç sald›r›lar›n›n pefl pefle gelmesi nedeniyle, ‹çiflleri Bakanl›¤› ve Emniyet Genel Müdürlü¤ü “ S a karya’da sosyolojik inceleme” bafllatacaklarm›fl. Bu amaçla, görevlendirilen müfettifllerin haz›rlayacaklar› raporlar, MGK ve TMYK (Terörle Mücadele Yüksek Kurulu)’ya sunulacakm›fl. Burada bitmiyor, rapora göre, hemen harekete geçip, Sakarya için sosyal projeler bafllatacaklarm›fl. Görmüyor musunuz, linç sald›r›lar› karfl›s›nda nas›l mücadele ediyor devletimiz, daha ne yaps›n?! Asl›nda, MGK’n›n, TMYK’n›n rapor haz›rlatmaya ihtiyac› yok, onlar zaten Sakarya’da gerçeklefltirilen linç sald›r›lar›n›n politikas›n› belirleyenlerdir. Fakat sorun da burada zaten. Linç sald›r›lar›ndaki politik sorumlulu¤u saklaman›n yollar›ndan birisi, olay›n sosyolojik boyutunu gündeme getirmektir. 2005 y›l›nda Trabzon’da TAYAD’l›lara yönelik linç sald›r›lar› örgütlendi¤inde de benzer hikayeler uydurulmufl, yine “Neden Tr a b zon?” sorusu etraf›nda senaryolar yaz›lm›fl, yüzeysel aç›klamalar yap›lm›flt›. Sorunu Sakarya’n›n, Trabzon’un sosyal yap›s›yla izah etmeye çal›flmak, linç sald›r›lar›n›n “ h a l k t e p k i si” olarak gerçekleflti¤i demagojisine uygun bir çarp›tmad›r. Linç sald›r›lar› halk›n kendili¤inden tepkisi de¤il, örgütlenmifl sald›r›lard›r. Trabzon’daki linç sald›r›lar›n›n nas›l örgütlendi¤i, sonraki linç sald›r›lar›n›n nas›l örgütlendi¤i biliniyor. Linç sald›r›lar›n› örgütleyenlerin bafl›nda, devletin bölgedeki en yetkili isimleri gelmektedir. Yine örne¤in, Trabzon’daki linç sald›r›s›, Baflbakan’dan, Trabzon Valisi’ne, emniyet müdürüne hepsi taraf›ndan yap›lan aç›klamalarla sa-
34
11 May›s 2008 / Say›: 6
hiplenilmiflti. Bu durumda, bir araflt›rma ihtiyac› varsa, Baflbakan’dan, Genelkurmay’dan, düzen partilerinin baflkanlar›ndan bafllayarak, illerdeki uzant›lar›na kadar araflt›rma yapmak gerekirdi. Çünkü, linç sald›r›lar›n›n arkas›ndaki politik sorumluluk onlar›nd›r. Dahas›, bu durum gizli de¤il, aç›kt›r. Hepsinin linç sald›r›lar›n› nas›l sahiplendikleri, nas›l “ h a l k tepkisi” diye tan›mlad›klar›, nas›l yasal bildiri da¤›tanlar›n, yasal toplant› yapanlar›n “ h a l k › t a h r i k e t t i k l e r i ” aç›klamas› yapt›klar› bilinen kay›tl› belgelidir. Keza, Adapazar›’nda DTP’ye yönelik gerçeklefltirilen linç sald›r›s›ndan sonra Emniyet sitesinde olay›n, “flehit ailelerin tepkisi”, BBP Genel Baflkan› Muhsin Yaz›c›o¤lu’nun, DTP’yi bölgeyi kar›flt›rmak istemekle suçlayan aç›klamalar›, linç sald›r›lar›n›n kimler taraf›ndan ve nas›l sahiplenildi¤inin örnekleridir. Dolay›s›yla, sorun politiktir. Linç sald›r›lar›, politik hedefler için örgütlenmektedir. Bu politikay› flekillendiren, devletin en üst kurumlar›d›r, uygulayan devlettir. “Sosyolojik inceleme” bafllatmak da bu politikan›n parças›d›r. Amac›, linç sald›r›lar›n›n arkas›ndaki gerçekleri gizlemektir. Aç›kta olan gerçekleri çarp›tmaya çal›flmakt›r.
Linç Suç De¤il Haz›rlanan raporlar çerçevesinde, “ gençlerin sosyal alanlara ka na l i z e e di l e b i l me s i ve su ç t a n uz a k laflt›r›lmas› konu sund a p rojeler ge lifltirilecek ” mifl. Demek ki, devlet linç sald›r›lar›n› “ s u ç ” olarak görüyormufl. Gerçekte böyle midir? Peki çok say›da-
ki linç sald›r›lar›ndan kaç kifli cezaland›r›ld›? Yoksa, devletin gücü bu linç sald›r›lar›n› gerçeklefltirenleri bulmaya, cezaland›rmaya yetmiyor mu? Hepsi kamera kay›tlar›nda olan linç sald›r›lar›nda tek bir kiflinin bulunamamas› nas›l izah edilir? Örne¤in, Adapazar›’nda DTP’ye yönelik linç sald›r›lar›na kat›ld›klar› iddias› ile gözalt›na al›nan 10 kifli, 3 May›s’ta ç›kar›ld›klar› mahkeme taraf›ndan tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. Ortada aç›k bir linç sald›r›s› var, fakat suç ve suçlu yok. Gözalt›na al›nanlar›n avukat› Tayfun Zeki, linç sald›r›s›n› “ S a k a ry a ’ n › n b ö y l e b i r e t k i n l i ¤ i p ro t e s t o e t m e s i s u ç de¤ildir” diyerek sald›r›y› sahipleniyor, mahkeme de bu görüfle kat›l›yor olmal› ki, san›klar› serbest b›rak›yor. Polisinden yarg›s›na, hepsi devletin politikas›na uygun olarak linç sald›r›s›n› ya bizzat örgütlüyor, ya da sahipleniyor, sald›r›y› gerçeklefltirenleri koruyor.
Sorun Kontrgerilla Örgütlenmeleridir Sorunun sosyolojik oldu¤u söylemi, AKP iktidar›n›n basit bir manevras›d›r. Sorun, bu flehirlerde ve baflka flehirlerde var olan, kontrgerilla örgütlenmelerindedir. Linç sald›r›lar› bu örgütlenmeler arac›l›¤›yla gerçeklefltirilmektedir. Bu örgütlenmeler, devletin örgütlenmeleridir. Kimi zaman faflistleri kullan›rlar, kimi zaman islamc›lar› kullan›rlar. Bu de¤iflebilir, fakat, kullanan de¤iflmemektedir. Dolay›s›yla, linç sald›r›lar›n›n sorumlulu¤u devletindir. Linç politikas› sürmektedir. Bundan sonra da, devletin ihtiyac› oldukça linç sald›r›lar› yaflayaca¤›m›z ve arkas›ndan sosyolojik araflt›rmalara tan›k olaca¤›m›z anlafl›lmaktad›r.
Tekellerin Demokrasi Oyunu Güler Sabanc›, mecliste 301. maddenin özüne dokunulmadan yeniden geçirilmesi üzerine, “301 sorunu çözüldü” dedi. Ne de¤ifltirildi de çözüldü? Bundan sonra ülkemizde insanlar 301. maddeden dolay› yarg›lanmayacaklar m›? Sorun 301. madde üzerinde yap›lacak makyaj m›yd›? “ T ü r k l ü¤ü” ifadesi yerine “ T ü r k M i l l e t i ” , “ C u m h u r i y e t ” yerine “ T ü r k i y e Cumhuriyet i Devl eti ” getirilince art›k, elefltiri özgürlü¤ü mü geldi? B›rakal›m 301. maddenin de¤iflmesini, aç›k ki, bugüne kadar 301. maddeden aç›lan davalar ayn› flekilde, bu yeni düzenlemeye uygun olarak da aç›labilir. Elbette, Sabanc› bunu bilmez de¤il. Fakat, onun istedi¤i de zaten 301. maddenin kald›r›lmas› ya da demokrasi de¤il, makyajd›r. Sorun tek bafl›na 301. madde de¤il, tekellerin demokratik haklara iliflkin her konudaki yaklafl›mlar›
buna göre flekillenmektedir. Onlar, ancak sömürü düzenlerini demokrasi makyajl› bir faflizmle yürütebileceklerini bilirler. Bu nedenle de faflizmden yanad›rlar. Kimi zaman demokratikleflme üzerine aç›klama yapmalar›, tekellerin kendi imajlar› içindir; faflizmin denetim d›fl›na ç›kan, kitlelerin fazla tepkisine neden olan uygulamalar›na makyaj yap›lmas›n› istedikleri içindir; emperyalist AB’yle kurduklar› sömürgecilik iliflkilerinin sorunsuz yürümesini sa¤lamak içindir. Fakat, san›lmamal›d›r ki, tekellerin ç›karlar› demokratikleflmede, hak ve özgürlüklerin geniflletilmesindedir. Özellikle, bizim gibi sömürge ülkelerde, tekeller güçsüzdürler, bu nedenle de burjuva anlamda da olsa, demokrasinin savunucusu olamamaktad›rlar. Tekeller, kendileri için sorunsuz çal›flan bir sistem isterler. Böylesi bir sistem ise ancak hak ve özgürlükler k›s›tlanarak, sistemlefltirilmifl bask› politikalar› ile yürütülebilir.
‹flçilerin, emekçilerin örgütlenme, eylem yapma haklar›, ayd›nlar›n, ilerici devrimci demokrat kesimlerin, düflüncelerini aç›klama, yayma, örgütleme ve kitleleri eyleme geçirme olanaklar› ne kadar genifl olursa, sömürü düzenlerine karfl› muhalefet de o kadar büyüyecektir. Kuflkusuz bunu istemezler. Do¤rudan ya da dolayl› olarak, her hak ve özgürlük tekelleri ilgilendirir. Bu nedenle de, tekeller ülkemizdeki yönetimle yak›ndan ilgilidir. Fakat, bu ilgileri, yönetim biçimini demokratiklefltirmeye yönelik bir ilgi de¤il, tersine bask›lar›n sürdürülmesine yönelik bir ilgidir.
K›saca söylemek gerekirse; 12 Eylül Cuntas›’n›, “ art › k gül me s› ras› bizde” sözleriyle karfl›layan tekelci mant›k, bugün de geçerlili¤ini sürdürmektedir. Bu nedenledir ki, AB’nin de kabul etti¤i biçimiyle 301. maddedeki de¤ifliklik tekeller için yeterli olmufltur. na nas›l inanabiliriz? Kan emiciler, ayn› zamanda bizleri aptal yerine koyuyorlar. Kendilerini nas›l pazarlarlarsa, öyle kabul edece¤imizi, gözlerimizin gerçekleri görmeye, beynimizin gerçekleri alg›lamaya yetenekli olmad›¤›n› düflünüyor olmal›lar. Fakat, gözlerimizin, o kan emicilerin gerçek yüzlerini görebilecek kadar keskin oldu¤unu elbette bir gün gelecek anlayacaklar. Bugünün görüntüsüne bakarak, sömürü düzenlerine sessizce boyun e¤di¤imizi sananlar yan›l›yorlar. Sömürü düzenlerini bugün yürütebiliyorlar, bugün istedikleri yalan› üretme olanaklar›na sahipler, fakat içimizde büyüyen öfkemiz, gün gelecek hiçbirinin güç yetiremeyece¤i bir örgüt olarak karfl›lar›na dikilecektir. Maskelerini ç›kard›¤›m›zda, biliyoruz ki, alt›ndan vampir diflleriyle gerçek yüzleri ortaya ç›kacak.
Burjuvazinin Kan Emici Melekleri! 5 May›s tarihli Milliyet Gazetesi’nde “ Ka na ts ›z me l ekl er” bafll›kl› haberde, C a roline Koç, Suzan Sabanc› Dinçer, N e v b a h a r Koç, Ümit Boyner, C a role Hakko gibi tekelci burjuvalar›n nas›l yard›msever oldu¤u, nas›l hay›r peflinde kofltuklar›n› anlatan bir yaz› yay›nland›. Yaz›da, “cemiyet hayat›n›n ünlü isimler i, kurduklar› dernek ve va k›flarla zor durumdaki insanlara yard›m eli uzat›yor ” deniyor. Seçilen isimlere bak›n, Koç, Sa banc›, Boyner, Hakko... yani, iflçileri emekçileri en a¤›r sömürü koflullar›nda çal›flt›rarak sermayelerini büyüten kan içici tekeller. Tekelci burjuvazinin kan içici üyelerini yard›msever “ m e l e k l e r ” gibi görmemiz isteniyor. Bunu isteyen de, yine tekelci Do¤an Holding’in gazetesi Milliyet oluyor.
‹stiyorlar ki, eme¤imizi nas›l sömürdüklerini, bizi nas›l kölelik koflullar›nda çal›flt›r›p, açl›¤a mahkum ettiklerini görmeyelim, sorgulamayal›m. Sanki, iflçilerin her türlü ekonomik demokratik taleplerini iflten atmalarla, devlet terörüyle bast›ran bu tekeller de¤il. Sanki, açl›¤›m›z›n, yoksullu¤umuzun, iflsiz, evsiz kalmam›z›n sorumlular› onlar de¤iller? Sanki, tekeller gördükleri her yoksula yard›m eli uzat›yorlar? Sömürü düzenlerine tepkimizi yok etmek, sömürgecili¤i makul göstermek istiyorlar. Oysa eme¤imizi sömürmek, biz aç yaflarken al›nterimiz üzerinden sefa sürmek, dünyan›n en afla¤›l›k tavr›d›r. Bunu yapanlar›n yard›msever olduklar›na, “melek” olduklar›-
Say›: 6 / 11 May›s 2008
35
AKP’nin Geceyar›s› Gözda¤› Operasyonu Türk Tabipleri Birli¤i (TTB) Genel Baflkan› Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Ankara Tabip Odas›'n›n Genel Kurulu'na kat›lmak için geldi¤i Ankara'da kald›¤› otelden 3 May›s’ta sabaha karfl› saat 05.00’te gözalt›na al›nd›. Gürsoy, daha sonra ifade vermek için götürüldü¤ü adliyeden serbest b›rak›ld›. Gürsoy’un gözalt›na al›nmas› normal bir durum de¤ildi. Gürsoy geceyar›s› gözalt›na al›nmas›ndaki anormalli¤i, “ 2000 y›l›nda baflkan l›¤›n› yapt›¤›m Kültür Sanat Vak f›'n›n dergisi hakk›nda bir ön öde me da v a s › a ç ›lm ›fl . 2 00 4 y› l›n da n bugüne kadar beni adresimde bu l a m a m › fl l a r n e h i k m e t s e . 1 Ma y›s't a görülen fliddeti n bir baflka boyutu” sözleriyle anlatt›. AKP iktidar›n›n, Gürsoy gibi, sürekli olarak gözler önünde olan bir kiflinin ifadesini almak için, geceyar›s› otel bast›rmas›n›n, “polisin
ote ld e n ge le n b ilg iyi d e ¤e rle n di r mesi” ile aç›klanamayaca¤› aç›kt›r. Dahas›, bu aç›klama halkla alay etmektir. Gürsoy’un bu flekilde gözalt›na al›nmas›, muhalif kesimlere, tüm demokratik kitle örgütlerine yönelik bir gözda¤›d›r. Yüzüne demokrasi maskesi takmaya çal›flan AKP’nin, demokrasinin d’si ile ilgisinin olmad›¤›, muhalif kesimlere yönelik bu tür bask› politikalar› ile daha genifl kesimler taraf›ndan da görülmeye baflland›. Çeflitli kesimler AKP iktidar›ndan demokrasi bekliyorlard›. Fakat AKP, emperyalist ülkelerin de deste¤i ile iktidar›n› güçlendirdikçe, bask›c› yüzünü daha aleni ortaya ç›karmaya bafllad›. 1 May›s’ta ‹stanbul’u iflgal etmesi, emekçilere sald›r›lar›, Gürsoy’un gözalt›na al›nmas› bunun yeni örnekleridir. Fakat, bunlarla s›n›rl› olmad›¤› gibi, bundan sonra da bu politikay› sürdürecektir.
‹stanbul Tabip Odas›, TTB Baflkan› Gürsoy’un gözalt›na al›nmas›n› ve 1 May›s’ta devletin emekçilere sald›r›lar›n› 5 May›s’ta ‹TO önünden, Valilik’e yürüyüfl yap›p, siyah çelenk b›rakarak protesto etti. “ Hekimlik Onurunu Korumaya Kararl›y›z, Polis Devleti De¤il Demokrasi ‹stiyoruz” pankartlar› ve “fiiddetin Sorumlusu AKP H ü k ü metidir, Gencay Gürsoy Onuru muzdur, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” dövizleri tafl›yan hekimler ad›na aç›klama yapan TTB Merkez Konsey Üyesi Ali Çerkezo¤lu “Bu ül ke yi p o l i s d e v l e t i , a ç › k h a v a h a p i s hanesi haline getir meye çal› flan, 1 May›s'tan bafllayarak neredeyse soka¤a ç› kma yasa ¤› il an e de n an lay›flla mücadele ediyoruz.” dedi. 1000’e yak›n kiflinin kat›ld›¤› eylem, protesto amac›yla çelenk b›rak›larak bitirildi.
TÜS‹AD Da Elefltirmifl!
AKP’ye Tepkiler Sürüyor
1 May›s’taki faflist teröre gecikmeli tepki verenlerden biri de TÜS‹AD oldu. TÜS‹AD ad›na yap›lan aç›klamada flöyle dendi:
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri üyeleri, 2 May›s’ta Sakarya Caddesi'nden AKP ‹l binas›na kadar düzenledi¤i yürüyüflle 1 May›s’ta Taksim’e yürümek isteyen emekçilere sald›ran AKP’yi protesto etti. “Taksim Faflizme Mezar Olacak, Emekçi Düflman› AKP, Tayyip Seni Taksim’e Gömeriz” sloganlar› atan ve "Ayaklar Bafl Olacak, AKP ve Polis Terörüne Karfl› Direnece¤iz” pankart› açan emekçiler ad›na Yücel Gül bir konuflma yapt›. 1 May›s’ta AKP’nin gerçek yüzünün ortaya ç›kt›¤›n› söyleyen Gül, "AKP'nin kendine Müslüman demokrasi anlay›fl›, 1 May›s günü baflta ‹stanbul'da olmak üzere birçok ilde, halka yönelik vahfli bir fliddetle bir kez daha görüldü" dedi. 1 May›s’taki sald›r›lara bir protesto eylemi de Mersin’de gerçeklefltirildi. Büyükflehir Belediyesi önünde 1 May›s Tertip Komitesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada emekçilere sald›ran AKP protesto edildi. Aç›klamay› Petrol-‹fl fiube Baflkan› Adil Alaybeyo¤lu okudu.
“Demokrasi güç göstermek de¤il. Olaylar› ve güvenlik güçlerinin orant›s›z güç kullanmas›n› kayg› ve üzüntüyle izledik.. Bir bayram havas›nda geçmesi gereken 1 May›s’›n güç gösterisine dönüflmüfl olmas›, 130 y›ll›k Türk demokrasi gelene¤i aç›s›ndan kötü bir s›nav olufltur. Demokrasinin güç gösterme de¤il, uzlaflma rejimi oldu¤unu unutmamam›z gerekir.” Yalan söylüyorsunuz. Yar›n siz bu “orant›s›z” güç kullanan polise, 50 yeni araç hediye edersiniz mesela. Demokrasinin “güç gösterme rejimi” oldu¤unu unutmamay› tavsiye eden patronlar, halka karfl› tam bir güç gösterisi olan cuntalar›, yasaklar›, 19 Aral›klar’› nas›l destekliyordu peki?..
36
‹TO’dan P rotesto
11 May›s 2008 / Say›: 6
Devrimci 1 May›s Platformu: Bask›ya, zorbal›¤a ve devlet terörüne ra¤men, 1 May›s’ta devrimci irade ve kararl›l›k kazand›! ‹flçi ve emekçilerin birlik, dayan›flma ve mücadele günü olan 1 May›s, ‹stanbul’da devletin vahflice sald›r›lar› ve bu sald›r›lara karfl› sokak sokak yaflanan direnifllerle geride kald›. 2007 1 May›s’›nda fiili ve meflru gücümüzle Taksim’e ç›k›lmas›n›n ard›ndan bu y›lda Platformumuz erken bir tarihte Taksim’de olaca¤›n› ilan etmiflti. ‹lerleyen günlerde Konfederasyonlar›n da 2008 1 May›s’›n› Taksim’de kutlama do¤rultusundaki aç›klamalar› bu ça¤r›y› güçlendirmifl, tüm güçlerin, sendikalar›n, ilericilerin, devrimcilerin Taksim’de buluflmas› do¤rultusunda haz›rl›klar› h›zland›rm›flt›r. 2008’de de Taksim’de olmak bu ülkenin emekçi halk› aç›s›ndan büyük bir önem tafl›maktad›r. Y›llard›r bizlere kapat›lan 1 May›s alan›n›n sergilenen irade, kararl›l›k ve birleflik güçle yeniden kazan›lmas› iflçi ve emekçiler için maddi ve moral kazan›m anlam›na gelmektedir. Bu durumun fark›nda olan devlet, 1 May›s’› önceleyen günlerde tehditlerine, karalamalar›na bafllad›. Özellikle devrimci güçleri hedef göstererek günlerce ‘terör’ ve ‘provokasyon’ edebiyat›n› sürdürdü. Ancak biz biliyoruz ki iflkenceleriyle, katliamlar›yla, sokak ortas›nda infazlar›yla as›l ‘terörist’ de , ‘77 1 May›s katliam›nda oldu¤u gibi as›l provokasyon yaratan da devletin ta kendisidir. Devletin uygulad›¤› ‘terörü’ 1 May›s sabah› erken saatlerden itibaren gördük, yaflad›k. fiiflli ve Taksim’i içine alan tüm bölgede adeta s›k›yönetim ilan eden, okullar›, otobüs seferlerini, metro seferlerini, vapur seferlerini iptal eden devlet, 1 May›s’› kutlamak isteyen tüm güçlere vahflice sald›rd›. Sabah erken saatlerden itibaren
Devletin zulmü ve zorbal›¤› sökmemifl, fiiflli’den Ta k s i m ’ e k a d a r hemen her sokakta çat›flan emekçiler ve devrimciler Taksim kararl›l›¤›n› ve iradesini dosta-düflmana g ö s t e r m i fl l e r d i r. 1 May›s günü Ta k s i m ’ i k a z a n m a i r a d e s i sergileyen tüm güçleri iflçileri, emekçileri ve d e v r i m c i l e r i k u t l u y o r, Tak si m k a rarl ›l› ¤› n› v e d ireniflini selaml›yoruz! D‹SK’in önünde biriken iflçi ve emekçilere, devrimcilere vahflice sald›r› yaflanm›fl ve bu sald›r› 10:00’a kadar defalarca sürmüfltür. Ayn› flekilde fiiflli-Taksim aras›nda toplanma yerlerine ulaflmaya çal›flan tüm güçlere biber gazlar›yla, coplarla, boyal› sularla, Cevahir otelinin önü ve Teflvikiye’de oldu¤u gibi kurflunlarla vahflice sald›r›lm›flt›r. Bu sald›r›dan sadece eyleme gelen iflçi ve emekçiler de¤il halk›m›z da do¤rudan etkilenmifltir. Gözü dönmüfl polis, önüne gelene vahflice sald›rm›fl, fiiflli Etfal Hastanesi’ne girmifl, hastalar›n bulundu¤u bölümlere gaz bombalar›yla sald›rm›flt›r. Avukatlara da sald›ran, birço¤unun yaralanmas›na neden olan polis h›z›n› alamam›fl, fiiflli Adliyesi’nin içine de gaz bombalar›n› atmaktan çekinmemifltir. Tüm gün boyunca yaflanan çat›flma ve sald›r›larda 500’ün üzerinde insan›m›z gözalt›na al›nm›fl ve yüzlerce insan yaralanm›flt›r. Yaralanan arkadafllar›m›z›n içinde kolu baca¤› k›r›lanlar, kurflun yaras› olanlar vard›r. ‹stanbul’da neredeyse s›k›yöne-
tim ilan edilmesinin, iflçi, emekçilerin, devrimcilerin kendi taleplerini, 1 May›s alan› olan Taksim’de ifade etmelerinin engellenmesinin, tüm gün boyunca uygulanan her türlü zorbal›¤›n sorumlular› AKP hükümetinin kendisi, onun ‹stanbul’daki temsilcisi Vali Muammer Güler ve ‹stanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’t›r. Onlar bu sald›r›yla eme¤in ve özgürlü¤ün düflmanlar› olduklar›n› bir kez daha kan›tlam›fllard›r! Ancak devletin uygulad›¤› tüm bask› ve teröre, konfederasyonlar›n belli bir aflamadan sonra Taksim karar›ndan vazgeçmelerine ra¤men, binlerce emekçi ve devrimci Taksim ›srar›n› ve kararl›l›¤›n› sürdürmüfltür. Yüzünü Taksim’e dönen binlerce kifli her sokaktan Taksim’e ç›kmay› zorlam›fl ve saatler boyunca polisle çat›flma yaflam›flt›r. Devletin zulmü ve zorbal›¤› sökmemifl, fiiflli’den Taksim’e kadar hemen her sokakta çat›flan emekçiler ve devrimciler Taksim kararl›l›¤›n› ve iradesini dosta-düflmana göstermifllerdir. 1 May›s günü yaflananlar göstermifltir ki, bir kez daha devrimci irade kazanm›flt›r. Devrimci 1 May›s Platformu olarak, 1 May›s günü uygulanan bask›, terörü ve zorbal›¤› k›n›yor, sorumlular›n derhal görevlerinden al›nmas›n› istiyoruz. 1 May›s günü Taksim’i kazanma iradesi sergileyen tüm güçleri iflçileri, emekçileri ve devrimcileri kutluyor, Taksim kararl›l›¤›n› ve direniflini selaml›yoruz! Taksim 1 May›s alan›d›r, bu gerçe¤i ne at›lan geri ad›mlar ne de uygulanan devlet terörü de¤ifltiremez. 3 Ma y ›s 2 0 0 8
Devrimci 1 May›s Platformu Say›: 6 / 11 May›s 2008
37
Berlin’de DGB genel merkezi önünde bafllayan yürüyüfle 5000 kifli kat›ld›. HÖC yürüyüfle üç dilde “Yaflas›n 1 May›s” yaz›l› pankart, Che ve Mahir’in portreleri aras›nda bir sancak tafl›yarak yürüdü. 1.5 saatlik yürüyüflün ard›ndan, Baflkent Berlin’deki Almanya Federal Parlamentosu önündeki meydanda yürüyüfl bitirildi. Yürüyüfl sonunda 1 May›s 1977’de Taksim’de katledilen iflçiler ve M.Akif Dalc› flahs›nda devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan HÖC’lüler alandan ayr›ld›lar. F r a n k f u r t’da DGB sendikas›-
n›n düzenledigi Bornheim Guntersburgpark’da bafllayan, yaklafl›k iki buçuk saat sonra Römer toplanma alan›nda sona eren yürüyüflte HÖC ve Anadolu Federasyonu yaklafl›k 80 kiflilik kitlesi ile yerini ald›. D o r t m u n d’da DGB sendikas›n›n organize etti¤i 1 May›s yürüyüflü Stadt tiyatrosunun önünde bafllay›p Westfallenpark’ta bitirildi. Yürüyüfle DGB, Verdi sendikalar›, DKP ile SPD ve çeflitli Türkiyeli demokratik kitle örgütleri kat›ld›. Yaklafl›k 800 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte HÖC ve Anadolu Federasyonu 120 kifliyle yer ald›. Kortejde en önde küçük çocuklar›n tafl›d›¤› k›z›l bayraklar›n he-
Vi y a n a ' d a , onlarca kurumun pankart ve bayraklar›yla kat›ld›¤› Enternasyonalist 1 May›s Platformu’nun yürüyüflü gerçeklefltirildi. 1 May›s kutlamas›nda, Avusturya hükümetinin emekçilere yönelik politikalar› elefltirildi, ezilen halklarla dayan›flma mesajlar› verildi. Yaklafl›k olarak 700 kiflinin kat›ld›¤› Enternasyonalist kortejde en kitlesel korteji 235 kifli ile HÖC oluflturdu. Yürüyüfl boyunca Türkçe, Almanca ve Kürtçe “Ya fl a s › n 1 M a y › s ” , “ K a h r a m a n l a r Ölmez Halk Ye n i l m e z ” , “ M a h i r H ü s e y i n U l a fl K u r t u l u fl a K a d a r Savafl’’ sloganlar›n›n yan›nda, umudun sloganlar› da at›ld›. HÖC kortejinde Mahir Çayan resmi, k›z›l sancakl› temsili milis kuvvetleri, çocuk kortejinin tafl›d›¤› “C e ph e l i Ç oc uk l ar › z Irkç › l › ¤ a K ar fl› y›z’’ ve 1 May›s’la ilgili çeflitli sloganlar›n oldu¤u pankartlar ve Ölüm Orucu direniflçilerinin resimleri tafl›nd›.HÖC temsilcisi ve di¤er bir k›s›m örgüt temsilcilerinin yapt›klar› konuflmalardan sonra program, Simon Bolivar grubunun müzik dinletisinden sonra bitirildi. 1 May›s Avusturya'n›n I n n s b r u c k flehrinde yap›lan bir yürüyüflle kutland›. Demokratik ve devrimci kurumlar›n birlikte düzenledi¤i yürüyüflte HÖC'lüler de k›z›l bayrak ve pankartlar›yla kat›ld›lar. Museum Strasse'de bafllayan yürüyüfl s›ras›nda HÖC kortejinin en önünde Kev-ser M›rzak foto¤raf› tafl›n›rken arka-s›nda DHKC, “Yaflas›n 1 May›s” pankartlar› tafl›nd›. HÖC'lüler yaklafl›k 130 kiflilik kortejleriyle yürüyüfl boyunca “Ortak Düflman Amerika’d›r, Katil ABD ‹flbirlikçi AKP’’ sloganlar› att›lar.
Avusturya’da 1 Mayıs
38
11 May›s 2008 / Say›: 6
men ard›ndan, "2002-2007 Ölüm orucu flehitlerini an›yoruz" ile ölüm orucu flehitlerinin resimlerinin yer ald›¤› pankart tafl›nd›. D u i s b u r g’un Hanborn Rathaus semtinde 1 May›s, 1060 kiflinin kat›ld›¤› bir yürüyüflle kutland›. Alman sendika, örgütlerin ve Türkiyeli göçmen örgütlenmelerinin kat›ld›¤› yürüyüfl Thyssen Park’da bitirildi. Yürüyüfle Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Anadolu Federasyonu, DIDIF, Komkar, Yet-Kom, ATIK, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu, Demokratik Haklar Derne¤i, Alevi, Bektafli Kültür Merkezi, ÖDP, Antifa, Verdi, DGB kat›ld›. Yürüyüflün boyunca HÖC kortejinde s›k s›k sloganlar at›ld› Gündo¤du, DEV-GENÇ, Gazi Marfl marfllar› söylendi.
Belçika’da 1 May›s Belçika’n›n Liege fiehrinde yap›lan 1 May›s kutlamas›na yaklafl›k 2000 kifli kat›ld›. Türkiyeli devrimcilerden Cepheliler’in söz ald›¤› bölümde ilk olarak Bahar Kimyongür'e söz verildi. Frans›zca yapt›¤› konuflmas›nda, Türkiye 1 May›s tarihini k›saca anlatan B. Kimyongur, Taksim’le ilgili geliflmelerle ilgili de kitleye bilgi verdi. Daha sonra HÖC ad›na yap›lan konuflmada Taksim direnifli selamlanarak "Ey Taksim, buradan sana sesleniyoruz. Burada bulunan tüm devrimci, demokrat komünist herkesin kalbi orada at›yor. Yüre¤imiz sizlerle” denildi. S›k s›k umudun ad›n›n selamland›¤› sloganlarda “Ortak düflman Amerika’d›r” sloganlar›yla yap›lan yürüyüflle 1 May›s kutlamas›na devam edildi. Emperyalist haydutlar›n lanetlendi¤i yürüyüfl bafllad›¤› meydana dönüflte son buldu. “Ortak Düflman Amerika’d›r, Irkç›l›¤a ve Ayr›mc›l›¤a Karfl› Birleflelim” pankartlar›n›n yan›nda Büyük Direnifl flehitlerinin resimlerinin tafl›nd›¤› yürüyüflte HÖC korteji 65 kifli idi. Alanda daha sonra kutlamalar devam etti.
Taksim 1 May›s Alan›d›r!
ALMANYA’DA 1 MAYIS
ken “Devrimci Blok” ta yer alanlar ö¤leden sonra yap›-lacak alternatif etkinlikler için flehir merkezinde yer alan Helvetiaplatz’a gittiler. Burada polisin büyük bir y›¤›nak yapt›¤›, bölgeyi iflgal etti¤i meydan› ve tüm cadde bafllar›n› tuttu¤u görüldü. Yo-¤un ablukaya ra¤men biraraya gelen yaklafl›k 200-300 kiflilik bir grup Langstrasse Caddesi boyunca çöp korteynlerinden barikatlar kurup, polise flifle tafl vb. maddeler atarak saat 18.00’e kadar çat›flmay› sürdür-dü. Polis ve göstericilerden yaralan-lar oldu.
Hakl›y›z Kazanaca¤›z!
‹SV‹ÇRE’DE 1 MAYIS ‹sviçre’nin Z ü r i c h kentinde 1 May›s gösterileri Zürich tren gar›n›n yan›ndaki büyük postane önünden yürüyüflle bafllad›. Yürüyüfl korteji-nin en önünde Ünia Sendikas› yer al›rken onun hemen arkas›nda 1 Ma-y›s komitesinde yer almayan ‹sviç-reli sol, anti-emperyalist, anarflistle-rin oluflturdu¤u “Devrimci Blok” yürüdü. ‹sviçre’deki Cephe taraftar-lar› da önceki y›llarda oldu¤u gibi “Devrimci Blok”la birlikte yürüdü. Cepheliler, Almanca ve Türkçe “Ya-flas›n 1 May›s, Tek Yol Devrim” ya-z›l› pankart ve sloganlar›yla yürü-yüflte yerini ald›. Miting alan› olarak belirlenen Bürkliplatz’da var›ld›¤›nda yürüyü-fle kat›lan yaklafl›k 10 bin kiflilik kit-lenin yar›s› miting alan›n› terk eder--
Polis Terörü P rotesto Edildi Zürich polisinin 1 May›s günü Zürich Helvetiaplatz Meydan›’n› ifl-gal ederek burada yürüyüfle izin vermemesi ayn› akflam “Devrimci
DÜNYA’DA 1 MAYIS KUTLAMALARI 1 May›s, dünyada da büyük coflkuyla kutland›. R u s y a ' d a 1 M a y › s k u t l a m a s › Baflkent Moskova'daki Komünist Partisi'nin geleneksel olarak topland›¤› Ekim Meydan›'nda yap›ld›. Buradaki Lenin heykeli önünde toplanan binlerce emekçi, Teatralnaye Meydan›'ndaki Karl Marx heykeline kadar yürüdü. F i d e l C a s t ro ' d a n g ö re v i d e v r a l a n K ü b a Devlet Baflkan› Raul Castro, baflkent Havana'daki Devrim Meydan›'nda düzenlenen 1 May›s yürüyüflüne öncülük etti. Yürüyüfl devrimin devaml›l›¤›n› simgeleyen rejimin gençlik örgütleri önderli¤inde bafllad›. Filipinler'in baflkenti Manila'da da, 1 May›s için binlerce iflçi ve emekçi meydanlardayd›. Yu n a n i s t a n i s e , 1 May›s’a grevle girdi. Ulafl›m ve kamu hizmeti iflçileri, 1 May›s’ta özellefltirmelere ve sosyal güvenlik reformuna karfl› 24 saatlik grev ilan etti. Ta y l a n d ’ d a son y›llar›n en güçlü 1 May›s kutlamas› yafland›. J a p o n y a ’ d a ise, 44 bin kifli, Japonya Komünist Partisi’nin öncülü¤ünde Tokyo’da bir araya geldi.
Blok”un yapmak istedi¤i geceyi de engellemesini protesto etmek iste-yen “Devrimci ‹nfla” (Aufbau) 3 May›s Cumartesi saat 15.00 te Hel-vetiaplatz’da bir yürüyüfl yapmak istedi. Yürüyüfla izin vermeyen po-lis eylemcilerin önünü polis barika-t›yla kesierek çember içine ald›lar. Abluka alt›nda sloganlar atarak po-lisin tavr›n› protesto eden Aufbauc›-lar meydanda kendilerini izleyen kalabal›¤a megafonla 1 May›s günü yaflananlar› ve polistin tavr›n› pro-testo eden bildirilerini okudular, aç›klamalarda bulundular. Gösteri-ciler bir yandan barikat› aflmaya ça-l›fl›rken polis çemberi iyice daralta-rak göstericileri tek tek gözalt›na al-maya bafllad›. Yaklafl›k 1 saat süren gösteri ve gözalt›lar boyunca çevre-de birikerek olay› izleyen yüzlerce insandan bir grup sürekli att›klar› sloganlarla göstericileri destekleyip polisi protesto etti.
FRANSA’DA 1 MAYIS P a r i s'te 30 bin kiflinin kat›ld›¤› 1 May›s gösterile-rinde Cephe korteji de en önde bayrakl› milis korteji, ard›nda Mahir Çayan'›n fo-to¤raf›, hemen ard›ndan bü-yük boy DHKC yaz›l› pan-kart ve ard›ndan çeflitli slo-ganlar›n yer ald›¤› Frans›z-ca pankartlarla ve k›rm›z› bayraklarla birlikte yerini ald›. 250 kiflinin yer ald›¤› Cephe korteji disiplini, cofl-kusu kadar pankartlar› ve
milis yürüyü-flü ile dikkat çekti. Nancy’de Frans›z sendi-kalarla birlikte Türkiyeli ör-güt ve demokratik kitle ör-gütlerinin yer ald›¤› 1 May›s kutlamalar› sabah saatlerin-de bafllad›. 1 May›s yürüyü-flünde Cephe kortejinin en önünde milis korteji olufltu-ruldu ve büyük be¤eni ka-zand›. Toplam 2000 kiflinin kat›ld›¤› 1 May›s etkinli¤in-de, Cephe korteji 110 kifliy-le yerini ald›.
dan›’nda toplanmaya bafllad›. DHKC’liler de kendi pankart› ve bayraklar› ile bu kortej içinde yer ald›. “Yaflas›n 1 May›s, Yaflas›n enternasyonel iflçi s›n›f›n›n dayan›flmas›” sloganlar›n›n at›ld›¤› yürüyüfl sonunda hep birlikte Enternasyonal marfl› söylendi ve konuflmalar yap›ld›.
‹SVEÇ’TE 1 MAYIS 1 May›s ‹sveç’in 20 büyük flehrinde merkezi olarak kutland›. Göteborg flehrinde 5 büyük alanda kutlamalar yap›ld›. Saat 13.30’ da Komünist partisinin oluflturdu¤u ve Enternasyonel solun da içinde yer ald›¤› REDFRONT korteji Demir Mey-
Say›: 6 / 11 May›s 2008
39
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul Salk›m salk›m tan yelleri esti¤inde mavi patiskalar› y›rtan gemilerinle uzaktan seni düflünürüm ‹stanbul... er ülke, her flehir, keskin bir b›çakla bölünmüflçesine ikiye bölünmüfltür. Yoksullar›n Türkiyesi’yle, zenginlerin Türkiye’si farkl›d›r örne¤in. Gökdelenlerin ‹stanbul’uyla, gecekondular›n ‹stanbul’u da öyle... Ve kim ki iktidarsa, o ülkede, flehirde, o ülke ve flehir, o dönem için, onlar›n say›l›r... K›y›s›na bir hançer gibi saplanm›fl duran bir sarayd›r Ç›ra¤an ve Dolmabahçe ve atl› köflkler... ‹flte o saraylarda nice harami sefa sürerken, y›k›l›r bizim iki göz kondumuz. Söylesene ‹stanbul, bu nas›l bir adalet? Bebeklerimizi uyku tutmazken açl›ktan ve geçim denen fley hep bize dar iken, kadehler kalk›p iner o saraylarda. Ki sefaletimiz üzerine yükselir o sefahat. Kalkan her kadehin ard›ndan bir tabut kalkar yoksullar›n musalla tafl›ndan. Tersanede, emekli kuyru¤unda, trafikte, tedavi edilemeyen hastal›klar›n “ecelinde”... ölüm hep bize düfler. Tan›rs›n bizi ‹stanbul. Öyle ço¤uz ki, vaktini bekleyen tohum gibiyiz topra¤›nda. Ne zaman Taksim’e ç›ksam, 977’nin befl yüz bin emekçisini yan›mda hissederim; sanki onlar›n sloganlar› hala yank›lan›r durur o alan›n bir yerlerinde. O hisle daha bir dik tutar›m bafl›m›. Bilirim ki, zaman›ndaki birçok ülkeye nazaran en kitlesel 1 May›slar’dan biridir o. Bir kez daha bu topra¤›n emekçileriyle gurur duyar›m. Sonra flimdilerde y›k›lmas› düflünülen AKM’ye (Atatürk Kültür Merkezi’ne) bakt›¤›mda, Sergül’ü görürüm. Bedeni alev ve parmaklar›nda zafer, öylece durur orada. Görünen yüzüne ve yüre¤ine vurur elbette o Sergül’ün alevleri, içi ›s›n›r insan›n.
H
Ve uzaklardan seni düflündü¤üm bu günlerde Sen flimdi haramilerin elindesin ‹stanbul Her yan› tutmufltur emperyalist tekeller. ‹flte o haramilerin elinden kurtulman için elini uzat›r sana M e h m e t. fiiflhane’ye do¤ru yürürken görürüm bizim Mehmet’i.. Kuca¤›nda tafllar ve bir eliyle sinene uzan›p seni kald›rmaya çal›fl›r. Ve hep oldu¤u gibi, yine ifl bafl›ndad›r. Çünkü emekçidir ve yaras› hala kanamaktad›r. Beyo¤lu’ndan geçerken, yine Ali R›za A¤do¤an’la
40
11 May›s 2008 / Say›: 6
karfl›lafl›r›m. ‹flte yine bir elveda vakti daha. “Hoflçakal” diyemeden u¤urluyoruz onu ve zaman›n duvarlar›ndaki çeteleye bir çentik daha at›yoruz. ‹stanbul’da lodos, “bu kaç›nc›” diye esiyor. U¤uldayan bir soru ulafl›yor kulaklara: “Daha ne kadar sürecek bunlar?”... Bir cevab›n var m› istanbul, varsa söyle duysun herkes. Efkar basar bazen insan›n yüre¤ini. Ki h›nc›n ikizidir böylesi kederler. ‹flte o h›rsla h›zlan›r ad›mlar›m. Ya¤mur alt›nda kaybolur zaman. Ve fiiflli’de görürüm Gültekin’i. Umutlu ad›mlarla gelece¤e do¤ru ilerliyordur yine. Derdimi anlar, elini omuzuma koyar ve beraber yürürüz. “Merak etme der” bana dönüp varmas› gereken yere var›nca: “ Merak etme, mahflere kalmaz ah›m›z!”... Kula¤›mda yank›lan›r o ses ve yank›s› fliirler getirir bana:
Bofluna çekilmedi bunca ac›lar ‹ s t a n b u l Bulutlar›n ard›nda damla damla sesler G ü l e n ç e h re l e r i v e c e s a re t l e ri y l e A r k a d a fl l a r ç›kt› karfl›ma Di n di fla ka kl ar› m›n a ¤r› s› . (*) fiiir flark›ya dönüflür ve dilimde Adal›lar’›n türküsü büyür. Ve yürürken, türkü söylerken, her ad›mda biraz daha sana kar›fl›r›m ‹stanbul. Mimari çehren ne kadar de¤iflirse de¤iflsin, sen hep bizi bekleyen ‹stanbul olarak vars›n. Bu bir yazg›. Sen bize lay›ks›n; çünkü biz halk›z. Kenar mahallelerinde otursak, k›fllar›nda hep biz üflüsek bile, sen bizden gayr› de¤ilsin ‹stanbul. Daha bir bo¤az sefas› yapamam›fl olsak ve dahi kimimiz denizi daha görememifl olsak bile, sen bize lay›ks›n. Çünkü, çünkü as›rlard›r sana can verip, seni var eden biziz ‹stanbul. nca y›k›mla, y›k›mlar›n ve sömürünün üzerine yükselttikleri gökdelenleriyle sadece flehrin “zevahirini” de¤ifltirebilirler. Ama bu flehrin cevahiri hep yerli yerindedir. Çünkü “buras› ‹stanbul M a l t e p e”, buradad›r. Adal›lar’›n türküsü buradan yay›lm›flt›r dalga dalga... Onlar›n türküsüyle susmufltur yaygaralar. senin cevahirin sa¤lamd›r ‹stanbul. Bir rüzgar yeter ‹stanbul, bir rüzgar yeter, seni sahiplerinden al›p emperyalist tekellere peflkefl çekenleri bo¤aza dökmeye... Bak iflte, senin bir semtin, Gazi’n, ayakland›¤›nda bir gün, buna inanc›m daha da kesinleflti. Yürüdü¤ünde yoksullar, yedi tepen coflkudan sars›l›rken, onlar›n ya-
O
la anneler? Ah o anneler, ki hiç de¤iflmezler. ‹flte Alibeyköy ve Yenibosna, ne denli benzer birbirine. Ve hakikat›n sesi, ‹ r f a n’dan F e r h a t ’ a., sokaklar›nda yank›lan›p duruyor ‹stanbul. Zaman›n üstünde bir sen baki kal›yorsun, bir de hakikat. Hakikat savaflç›lar› da ezilip katledilseler de, infazlarda geçirilip kaybedilseler de, her daim yerlerindeler iflte. ratt›¤› sars›nt›, gökdelenlerde pani¤e dönüfltü.. ‹flte o rüzgara yelken açt›¤›m yüre¤imle var›r›m Befliktafl’a. Olanca kalenderli¤iyle ve zeybek aksan› sesiyle anlat›r Avukat F u a t. Anlat›r haklara, özgürlüklere ve hukuka dair hakikatlar›. Usulca iliflirim yanlar›na ve hiç bitmesin diyerek dinlerim ‹smet’in yoksullu¤un nedenlerini, E l m a s’›n örgütlenmenin önemini anlat›fl›n›... y ‹stanbul çeliflkilerin flehri; Niflantafl’›n ne kadar fl›k›r fl›k›r ise, Ayazma o kadar yanar cay›r cay›r... Etiler ne kadar par›l par›lsa, Armutlu’su, Gazi’si, öylesine toz toprak ve çamurdur. Yüreklerini kalem eyleyen halk afl›klar›, kanlar›yla ne destanlar yazd›lar senin döflüne. Umudu olan flehirler ölümsüzdür ‹stanbul. Ve yeri geldi mi o flehirler, kan deryalar› içinde bile “bize ölüm yok” diye yazarlar tarihlerine. Senin kanlar içindeki sokaklar›na üzülenler, kat›l›rlar türküne, derler ki, “kardefl kardefl atan bu yürek bizim...” Sokaklar›n kanlar içindeyken ve yi¤itlerinin parçalanm›fl bedenleri uzan›rken kan deryalar›na, teselli eder iflte o dize seni:
E
“bekle o güzel günler gelsin ‹stanbul.” 12 Temmuzlar da o güzel günler, gelsin diyedir ya zaten. Ve daha 16-17 Nisanlar. Bak, Ç i f t e h a v u z l a r ’ d a pencerede bir bayrak. Bayra¤›n ard›nda bir çift yürek, bir çift avaz; Aya¤a kalk ‹stanbul diyorlar ey ‹stanbul. Sanad›r bu seslenifl. Bekleyiflin k›sals›n diyedir. Sonra yolumuz Okmeydan›’na düfler ‹stanbul... Duyar›z ki, konuflmas›na devam ediyordur Sibel. 18 yafl›nda bir genç k›z. Daha hayat›n›n bahar›nda ve hayat bahar olsun diye el verir C a n a n ’ a. Hat›rlad›n m› ‹stanbul Canan’›?.. Hani flu senin kondular›ndan birinde ölüm orucunda can veren Canan’›. fiimdi söyle ‹stanbul, bekledi¤in zaman, Cananlar’›n “hayat› bahar yapma” mevsimi de¤il midir? Bekleyen varsa, gelecek olan da vard›r. fiimdi bekle ‹stanbul... Bekle, Sevcan gelecektir önünde sonunda. Armutlu’nun küçük k›z›, çocu¤um, kardeflim Sevcan, illa ki gelecektir. Hüsnü ‹fleri ve dahi Küçükarmutlu’nun ‹ p e k Yücel ablas›, fienay ablas›yla, G ü l s ü m a n Anas›, elinden tutup getirecektir onu. Ve bir gün sözlükler bile yazmayacakt›r; ezilmek nedir, horlanmak ne? O sokaklarda bizim çocuklar tek kale maç yap›yorlar m› hala ‹ r f a n? “Terli terli so¤uk su içme” diyor mu ha-
uyuyor musun, üç karanfilin sesi geliyor Ba¤c› l a r’dan. Saatler geçiyor ama karanl›¤a teslim olmuyor umut. Tilili olup tekstil atölyelerinden evlere, okullardan caddelere, beyinlerden yüreklere giriyor. Çal›yor vicdanlar›n kap›s›n› birer birer. “Duyduk duymad›k demeyin” diyerek bafll›yor anlatmaya... O kadar çok ki anlatan... Ey ‹stanbul, senin her soka¤›nda, her caddende, her meydan›nda bir anlat›c›n›n sesi yank›lan›p durur; bak iflte Küçükköy’den geliyor Sel ç uk Küç ükç iftç i’nin sesi. Bak iflkencehanelerinden yükselen K a r l a n g a ç’›n hayk›r›fl›d›r.. Sonra Bahçelievler’den Recai’nin, ‹ b o’nun ve Avni’nin sesi. Senin sokaklar›n› zulüm deryas›na çevirenlere “as›l siz teslim olun” diyer hayk›r›yorlar. Bak iflte, H a k k › , F e r d a ve Veysel, Kad›köy’de kavgan›n ve gelece¤in gerçe¤ini anlatmaktalar. Onlarca soka¤›nda, onlarca meydan›nda vurulup düflen ama yine de gerçe¤i anlatmaya ve kavgaya davete devam edenlerin hangi birini s›¤d›ray›m buraya... Hatice Özen yatar bir meydan›nda, ‹ s m a i l K a r a m a n baflka bir kuytulukta... fi ü k r ü’nün elinde tafl, Se m i r a n adalet... Sonra G ü l i z a r l a r, E ro l l a r, M u r a t l a r, dedim ya, hangisini...
D
er ad›mda art›k daha iyi anl›yorum ‹stanbul. O da flu ki, sen sadece bekleyen bir flehir de¤ilsin. Sen umudun yürüyen flehrisin. Karanl›¤a asla mahkum edilemezsin. Çünkü, Avrupa iflgalcilerini ve sonralar› Yankee’leri denize dökmenin tecrübesi dolafl›yor sokaklar›nda. Sen, “ya istiklal ya ölüm” naras›n› hiç ama hiç unutmuyorsun aziz ‹stanbul. Yedi düvelin iflgali alt›ndayken bile, zulanda bir umut tafl›yorsun iflte.. fiimdi tarihsel haf›zan›n devam›nda “Kurtulufla Kadar Savafl” fliar›yla dolafl›yor sokaklar›nda. fiimdi o umut, büyüyor meydanlar›nda. Her soka¤›nda nice karanfiller açt› ‹stanbul. Nice karanfiller soldu. Gazi ya da Ümraniye, ‹kitelli ya da Sar›gazi... Sonra okullar›nda, evlerinde ve ihtilalcilerin ve emekçilerin yüre¤indeki umutla güzellefltin sen ‹stanbul. Tam da bu nedenle, sen bize lay›ks›n iflte. Her zerrene can vermek gerekse de, seni hak edece¤iz ‹stanbul. O gün tarihin en güzel gününü yaflayacaks›n. Ne taht, ne taç kalacak üstünde. Çünkü o gün, emek en yüce de¤er say›lacak. ‹flte bu aflk›n ve hasretin Mahiriyiz biz aziz ‹stanbul ve sen elbette bize lay›ks›n, biz de sana....
H
(*)
Vedat Türkali’nin “‹stanbul” fliirinden Say›: 6 / 11 May›s 2008
41
Zulmü ve Direnifliyle Bir Türkiye Manzaras› Ülke genelinde 1 May›s’a kat›l›m› azaltmak için yap›lan gözalt›lardan birisi de Elaz›¤’da yafland›. Elaz›¤ polisinin “Silahl› Örgüte Üye Olmak” iddias›yla 29 Nisan’da Efkan›l Atasever, Haydar Zariç, Sevgi Tafl, Zehra Ergen, Cemal Duta¤ac› gözalt›na al›nd›. Hozat Garaj›’nda yürürken keyfi bir flekilde gözalt›na al›nan Efkan›l Atasever hukuksuzlu¤u slogan atarak protesto ederken, halk Atasever’i sahiplendi. Bunun üzerine 2 otobüs dolusu çevik kuvvet, onlarca sivil ve resmi polis Hozat Garaj›’na y›¤›nak yaparak Atasever’i zorla gözalt›na ald›. Gözalt›y› engellemek isteyen halk polis tehditleriyle karfl›laflt›. 50 yafllar›ndaki bir amcaya
42
“çekil yoksa ezerim” diyerek tehditlerini sürdüren polis pervas›zl›¤›n› bir kez daha gösterdi. Olay› protesto etmek için valili¤e yürümek isteyen halk›n önüne çevik kuvvet barikat kurarak engel oldu. Kömürhan Köprüsü’nde kimlik kontrolü esnas›nda gözalt›na al›nan Haydar Zariç’in ise evi bas›larak talan edilmifl, annesi Gönül Zariç’in Haydar Baflba¤’›n kardefli olmas›ndan kaynakl› büyük bir kinle eve girilmifl ve öfkeyle aileye ait olan kitaplar ve Haydar Baflba¤’a ait olan resimler dahi örgüt döküman› olarak de¤erlendirilmifl ve ortam terörize edilmifltir. Ayn› gün Elaz›¤ Temel Haklar’›n da bas›ld›¤› kitap ve bilgisayarlar›na el konuldu¤u ö¤renildi. Gözalt›lar 2 May›s’ta serbest b›rak›l›rken Elaz›¤ Temel Haklar yap-
5 HÖC’lü gözalt›na al›nd›; hiçbiri normal koflullarda ve normal biçimlerde de¤il, ezmeye, hal ka gözda¤› vermeye, halktan tecrit etmeye hizmet edecek biçimlerde göz al t ›na al ›nd› l ar. H a l k s a h i p ç › k › n c a , b i r kifli için iki çevik dolusu oto büs sevk e dildi.. Polisin halka bak›fl aç›s›: “ Çekil yoksa ezerim” H a l k h e p b e r a b e r va l i l i ¤ e y ü r ü m e k i s t e d i , çevik k uvvet eng el oldu.. E f k a n › l A t a s e v e r ’in evi hiç b i r yasa gözetilmeksizin b a s › l › p arand›.. Devrim flehitlerine düflmanl›k ve tahammülsüzlük: H a y d a r B a fl b a ¤ ’ a a i t re s i m l e r t a l a n e d i l d i . . Dernek bas›ld›, kitaplara el konuldu.. t›¤› yaz›l› aç›klamayla sald›r›lar› protesto etti.
Devrimcilere sahip ç›kmak ve anmak suç
Gözalt› ve Tutuklama Terörü Sürüyor!
Art›k anmalara kat›lmak, anmalarda demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde yaflam›n› yitirenlerin foto¤raf›n› tafl›mak suç oldu. Ankara, Adana’dan sonra Malatya’da anmaya kat›ld›klar› gerekçesiyle insanlar ceza ald›lar. Malatya’da bir y›l önce 15 Nisan 2007’de 30 Mart 17 Nisan etkinlikleri çerçevesinde yap›lan mezar ziyareti ile ilgili dava bir sene sonra sonuçland›. 15 Nisan 2007 günü Anakara’da üzerindeki bomban›n patlamas› sonucu yaflam›n› yitiren fiengül Akkurt ve Dersim Da¤lar›nda çat›flmada öldürülen Cihan Gürz’ün mezar› bafl›nda anma yapan 6 HÖC’lü jandarma taraf›ndan iflkence yap›larak zorla gözalt›na al›nm›flt›. Gözalt›na al›nanlardan 2 kifli; Nurcan Hanbayat ve Erhan Yavuz “görevliye mukavemet, hakaretten ve örgüt propagandas›n”dan tutuklanm›fllar, di¤erleri ise serbest b›rak›lm›fllard›. 2 ay sonra di¤er tutuklananlar da serbest b›rak›lm›fllard›. Ancak mahkeme devam ediyordu. 3 Nisan 2008 günü sonuçlanan davada 6 HÖC üyesine “görevliye cebir ve fliddet”ten 10 ay ve “örgüt propagandas›”ndan 10 ay olmak üzere toplam 20 ay hapis cezas› verildi. Ceza alan HÖC üyelerinin isimleri flöyle Asef Harman, Sevda Gürz, Özge Karatafl, fiahin Bahal›, Nurcan Hanbayat ve Erhan Yavuz.
Emperyalizme karfl› olmak, ba¤›ms›zl›k demokrasi mücadelesi vermek, Ortak Düflman Amerika demek suç. Ba¤›ms›zl›k mücadelesinde flehit düflenleri anmak da suç. Demokratik haklar›n› savunmak, kullanmak da suç...
11 May›s 2008 / Say›: 6
Bas›n A ç › k l a m a s › O k u d u D i y e G ö z a l t › Antalya’da Temel Haklar çal›flan› Dursun Göktafl bas›n aç›klamas›n› okudu diye 29 Nisan’da gözalt›na al›nd›. Bas›n aç›klamas› yapmak, aç›klama metnini okumak da suç kapsam›nda art›k. Yolda yürürken TMfi polisleri taraf›ndan gözalt›na al›nan Göktafl’›n hakk›nda 30 Mart 2008’de Antalya K›fllahan Meydan›’nda yap›lan bas›n aç›klamåças›na kat›lmak ve bas›n metnini okuyarak “suç ve suçluyu övme, yasad›fl› sol örgütünün propagandas›n› yapmak, kitleyi tahrik ederek devlete karfl› k›flk›rtmak” iddialar›yla Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan dava aç›ld›. Antalya savc›s›, polisi, Mahir Çayan ve yoldafllar›n›n an›lmas›ndan rahats›z olmufltur. Çünkü ba¤›ms›zl›k mücadelesinden rahats›zd›rlar. Antalya HÖC Temsilcili¤i yapt›¤› aç›klamada gözalt›ya tepki göstererek devrim flehitlerini her zaman anmaya devam edeceklerini ve onlar›n ba¤›ms›zl›k demokrasi mücadelesi bayraklar›n› dalgaland›racaklar›n› söyledi.
yönetiminin geri ad›m atmas› sonucu kald›r›lm›flt›. TAYAD’l› Aileler’in bu konudaki ›srar› ve çabas› sonucu fiiflli Belediyesi TAYAD’l› Aileler’in sergisine izin verdi. F Tipi hapishanelerde Özgür Tutsaklar’›n olanaks›zlara ve
Üreterek Direnen Direnerek Üretenler’in Sergisi Mecidiyeköy’de Üreterek Direnen Direnerek Üretenler’in Sergisi fiiflli Belediyesi’nin organize etti¤i 3. Ulusal Turizm Fuar’›nda Mecidiyeköy Meydan›’nda aç›ld›. 6 May›s’ta aç›lan fuarda birçok ilden, yöreden gelen kurumlar, dernekler kendi ürünlerini o ille özdeflleflmifl yöresel ve geleneksel ürünleri tan›t›p satarken TAYAD’l› Aileler de hapishanelerde tutsaklar›n tecrit koflullar›nda üretti¤i ürünleri sergiliyorlar. Daha önce Harbiye Demokrasi Park’›nda aç›lmak istenen sergi polisin fiiflli Belediyesi yöneticilerine uygulad›¤› bask›lar sonucu belediye
Ali R›za Çiçek Tahliye Edildi 27 Eylül 2007' de Dersim Hozat ‹lçesi, Boydafl Köyü k›rsal›nda, odun toplamaya giden Bülent Karatafl ve Ali R›za Çiçek, askerler taraf›ndan kurflunlanm›fl, Karatafl yaflam›n› yitirirken, Çiçek a¤›r yaralanm›flt›. Genelkurmay Baflkanl›¤›’n›n yapt›¤› resmi aç›klamada “teröristlerle çat›flma ç›kt›¤›, bir terörist öldürülürken, birinin de sa¤ yakaland›¤›” iddia edilmiflti.
imkans›zlara karfl› verdi¤i mücadele sonucu ürettikleri ürünler izlemeye gelenlerin de ilgisini çekerken TAYAD’l› Aileler sergiye gelenleri hem bu ürünlerin nas›l ortaya ç›kt›¤› konusunda hem de hapishanelerde yaflananlar konusunda bilgilendiriyorlar. Sergiyi her gün birçok insan ziyaret ediyor, özgür tutsaklar›n sesi tecrit duvarlar›n› afl›p her gün yeni insanlara ulafl›yor. Direniflin yaflama katt›¤› güzelli¤in örneklerinin gözler önüne serildi¤i sergi 11 May›s Pazar gününe kadar devam edecek.
Özgür Köse’yi Kaybettik Esenler Temel Haklar faaliyetlerine kat›lan Özgür Köse kendini asarak intihar etti. Askerli¤ini yapt›ktan sonra iflsizlik, yoksulluk sorunlar›yla karfl›laflm›fl, psikolojik sorunlar› daha da ilerleyen Özgür bu zor süreç de Esenler Temel Haklar’a gelmektedir. Dernek ona hayata tutunmas›nda bir dayanak olmufl, ancak ailesinin maddi s›k›nt›lar›na ve yoksullu¤una karfl›n ifl bakm›fl, günlerce hatta aylarca aramas›na ra¤men bir sonuç alamam›fl, bütün çabalar› bofla gitmifl. Ve bunun sonucunda bunal›ma girmifltir. Özgür’ün ölümünden bu düzen sorumludur. Bu düzen gençlerimizi mücadeleden uzak tutmaya çal›fl›rken onlara h›rs›zl›¤›, yoksullu¤u, bencilli¤i, intiharlar› çare olarak sunuyor.
‘Sa¤ yakalanan’ Ali R›za Çiçek Hozat Sulh Ceza Mahkemesi taraf›ndan "örgüt üyesi olmak ve örgüt ad›na faaliyette bulunmak" iddialar›yla tutuklanm›flt›. Katliam› örtbas etmeye çal›flan savc›l›k iddialar›na iliflkin tek bir delil sunamazken hukuksuzluk 8 ay boyunca devam etmiflti. Katiller de¤il, katledilenler, katliamdan flans eseri sa¤ kurtulan suçlu ilan edilmiflti. Yaklafl›k 8 ayd›r tutuklu olan R›za Çiçek 7 May›s tarihinde görülen duruflmada avukat› Taylan Tanay’›n savunmas›yla, tutuklu bulundu¤u Malatya E Tipi Hapishanesi’nden tahliye edildi. Çiçek’in avukatlar›ndan Hüseyin Akgün haks›z tutuklamadan kaynakl› ‹çiflleri Bakanl›¤› hakk›nda tazminat davas› açacaklar›n› söyledi.
Abdullah Gül, SSGSS'yi Onaylad› Emekçiler için hak gasplar› anlam›na gelen SSGSS Yasas›, Cumhurbaflkan› Abdullah Gül taraf›ndan da onayland›. Gül, sendikalar›n kendisine yapt›¤› “veto etmesi” do¤rultusundaki ça¤r›lar› dikkate almaks›z›n, kendisi için en do¤al olan› yapt›; AKP’rnin kararlar› ve emperyalist tekellerin beklentileri do¤rultusunda yasay› onaylad›. Say›: 6 / 11 May›s 2008
43
Gençlik’ konulu panelle bafllad›. Avukat Behiç Aflc› ve Halkevleri Baflkan Yard›mc›s› ‹lknur Birol’un konuflmac› oldu¤u panelde flenli¤in izinli olmas›na ra¤men rektörlü¤ün paneli Behiç Aflc›’n›n ‘örgüt temsilcisi’ oldu¤u gerekçesiyle engellemeye çal›flt›¤› gözlendi. Ö¤rencilerin ve ö¤retim görevlilerin müdahalesi sonucu tutanak tutulmas›yla rektörlü¤ün çabalar› sonuçsuz kald›. ‹lk olarak söz alan Av. Behiç Aflc› gençli¤in sadece kendi sorunlar›na de¤il çevresindeki ve ülkesindeki sorunlara da kafa yorup tart›flt›¤›n›, bunun için iktidarlar›n gençlikten her zaman korktu¤unu vurgulad›. Ard›ndan “6. Filo, Mahir Çayanlar, Deniz Gezmifller gençli¤in onuru ve
Geleneksel Alternatif ‹TÜ fienlikleri Bafllad›
Geleneksel Alternatif ‹TÜ fienlikleri 6 May›s Sal› günü saat 13.00’da KSB (Kültür Sanat Birli¤i) binas›nda yap›lan ‘Ba¤›ms›zl›k ve
gururudur. Birçok kesim bu insanlar› macerac› olarak de¤erlendiriyor. Bence bu mücadele bu kadar basit de¤il. Bu genç insanlar ülkesini, vatan› için ölümü göze ald›lar ve tereddüt etmediler. Ve bence ülkemizde binlerce Mahir var” dedi. Behiç Aflc›’dan sonra sözü alan ‹lknur Birol emperyalist kurumlar› s›ralay›p bu kurumlar›n bizim hakk›m›zda kararlar ald›¤›n› ve ba¤›ms›z olmad›¤›m›z›n alt›n› çizdi. Soru ve cevaplarla sohbet havas›nda geçen panele 30 ö¤renci kat›ld›. fienliklerin Cuma gününe kadar sürece¤i duyurularak etkinli¤e son verildi. Gençlik flenlikte düzenledi¤i faaliyetlerle sorunlar›na sahip ç›k›yor, hep birlikte çözüm üretiyor.
¤›’n›n cadde ve sokaklar›n› dolduran genç, yafll›, kad›n, erkek yüzlerce kiflinin Denizler’in as›larak unutturulmayacaklar›n› dile getirdi. Deniz Gezmifller’in resimlerinin tafl›nd¤› anmada “Devrim fiehitleri Ölümsüzdür” sloganlar› at›ld›. Anma mezarlara b›rak›lan çiçeklerle sona erdi.
Deniz, Hüseyin, Yusuf An›ld›... THKO önderlerinden Deniz Geçmifl, Yusuf Aslan ve Hüseyin ‹nan idam edilmelerinin 36. y›l›nda birçok ilde düzenlenen törenlerle an›ld›lar. Mücadele Birli¤i Platformu üyeleri 5 May›s’ta “Halk›n Denizi Denizleflen Halkla” mitingi düzenleyerek Denizler’i anmak istedi. Ancak “suçu ve suçluyu övme suçu” gerekçesiyle mitinge izin verilmedi. Konuya iliflkin bir aç›klama yapan ‹stanbul K ad›köy ‹skele Meydan›'nda Mücadele Birli¤i üyeleri mitingin engellenmesini protesto ettiler. Bas›n aç›klamas›ndan sonra polisler tertip komitesinden Züleyha Düztaban yapt›¤› konuflmalarda “Kürdistan” kelimesi geçti¤i gerekçesiyle gözalt›na ald›. Denizler mezarlar› bafl›nda da binlerce kiflinin kat›l›m›yla gerçekleflen anma töreniyle an›ld›lar. A n k a r a ’da Karfl›yaka Mezarl›-
44
11 May›s 2008 / Say›: 6
Bu arada PSAKD Çi¤li fiubesi’de 6 May›s’ta saat 18.30’da bir anma program› düzenledi. Dernek yöneticisi Deniz Y›ld›r›m Arpac› yapt›¤› konuflmada “Denizler’in tam ba¤›ms›z Türkiye ideallerini özümseyip yaflam›m›za geçirece¤iz. Her nesil Deniz’leri tan›mal›, her nesil K›z›ldere de Mahirler’in yazd›klar› Manifestoyu ö¤renmeli” diye konufltu. Yaren Müzik Grubu Denizler’e yak›lan türküleri söyledi. Ayn› gün Dersim EMEP ‹l Örgütü taraf›ndan bir anma düzenlendi. EMEP ‹l Örgütü’nden Sanat Soka¤›’na yürüyen kitle burada bir bas›n
aç›klamas› yapt›. Yap›lan aç›klamada “Denizler’den, Mahirler’den, ‹brahimler’den devrald›klar› mücadele bayraklar›n› bugün Kürt, Türk ve bütün milliyetlerden iflçiler ve emekçiler yükseltiliyor” denildi. 300 kiflinin kat›ld›¤› aç›klamaya E¤itim-Sen, HÖC, ESP, DTP de destek verdi. 7 May›s günü de EMEP Partisi ‹stanbul ‹l Örgütü üyeleri AKM önünden Dolmabahçe’ye yürüyerek Denizler’i and›lar. Anmada aç›klama yapan Evrim Durmaz, “Denizler’i idam ederek mücadelelerini yok edeceklerini düflünenler yan›ld›lar” diyerek Denizler’in mücadelelerinin sürdü¤üne dikkat çekti.
kellerin karlar›n› büyütmek için bilinçli olarak da, hububat s›k›nt›s› yarat›l›yor. Örne¤in, pirinç s›k›nt›s›n›n yaflanmas›nda, M›s›r gibi pirinç üreten ülkelerdeki üretim s›k›nt›s›n›n yan›nda, as›l belirleyici nedenlerden birisi, spekülasyonlar olmufltur. Bir avuç emperyalist tekelin, dünya halklar›n› istedi¤inde aç b›rakmay› baflarabildi¤i, dünya halklar›n›n yaflamlar› üzerinde bile bu kadar söz sahibi olabildikleri bir sömürü mekanizman›n varl›¤› as›l sorunu oluflturuyor. Ve emperyalist tekeller, bu mekanizmay› büyük kitlelere açl›k yaflatma pahas›na, kendi kasalar›n› fliflirmek için kullan›yorlar. Yoksullar aç, zenginler daha fazla zenginlefliyorlar. ‹flte “yeni dünya düzeni”nin düzeni bundan ibarettir.
Açl›k Büyüyor, Tekeller Palazlan›yor! Dünyada açl›k büyürken, tar›m tekellerinin karlar› katlan›yor. Cargill kar›n› yüzde 86 art›rd›, Monsato’nun kar› 1.44 milyar dolardan 2.22 milyar dolara ç›kt›. Mosaic Company kar›n› 12 kat art›rd›. Dünyada açl›k yaflanmas› da, hububat s›k›nt›s› yaflanmas› da, kendili¤inden olmuyor. Tüm bunlar›n sonucunda, dünyadaki say›lar› milyarlar› bulan yoksullar açl›k çekerken, ayn› zamanda, bir avuç emperyalist tekel, karlar›n› kat kat art›r›yorlar. Dünyada hububat eksikli¤i sadece, tar›m alanlar›n›n tahrip olmas›ndan, üretim yetersizli¤inden dolay› yaflanm›yor, te-
K u r a k l › k Te h l i k e s i Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i’nin (TZOB) yapt›¤› aç›klamaya göre, nisan ay› ya¤›fllar›n›n yetersiz olmas› nedeniyle, Do¤u ve Güneydo¤u'da bu¤day ve arpada yüzde 90, k›rm›z› mercimekte yüzde 60 kay›p yafland›. Ayr›ca, bölgede meralar›n yeflermemesi nedeniyle hayvanc›l›kta da s›k›nt› yaflan›yor. TZOB, çiftçilerin kay›plar›n›n karfl›lanmas›, Kredi Borçlar› Ertelenmesi gibi önlemler al›nmas› ça¤r›s›nda da bulundu. AKP iktidar›, geçen y›l oldu¤u gibi, “ya¤mur ya¤mad›” diyerek iflin içinden ç›kacakt›r. Hatta, belki yine ya¤mur duala-
r›na öncülük edebilir. Fakat, sulama sorunu salt ya¤›fl sorunu de¤ildir. E¤er, hububat s›k›nt›s›ndan kaynakl› olarak bir açl›k yaflanacaksa, bunun do¤rudan sorumlusu, AKP ve ondan önceki sulamaya yat›r›m yapmayan iktidarlard›r. Tar›m›n bitirilmesinde, emperyalist tekellerle, IMF ile iflbirli¤i yapanlard›r. Ormanlar› ya¤malatanlar, ormanl›k alanlar› zenginlere peflkefl çekenlerdir. Onlar›n politikalar› yüzünden bugün s›k›nt› yaflan›yor. Ve s›k›nt›y›, açl›¤› ise as›l sorumlu olanlar de¤il, halk çekiyor.
Toptanc› Esnaf›ndan Protesto Eylemi Batman Toptanc›lar Sitesi'nde 3 May›s 2004’de gaz s›k›flmas› sonucu yaflanan pat-laman›n 4. y›ldönümünde site esnaf›, patla-mada yaflam›n› yitirenlerin an›s›na harabe halindeki dükkanlar›n›n önüne karanfil b›-rak›p, sorunlar›n›n çözülmemesini tapu ve vergi levhalar›n› yakarak protesto ettiler. "Adalet öldü taziyemiz var" dövizle-rinin tafl›nd›¤› eylemde toptanc›lar ad›na bas›n aç›klamas› yapan Dernek Baflkan› Hüseyin Kara, 4 y›ll›k zaman zarf›nda herkesin kendilerine nasihat verdi¤ini, kimsenin soruna çözüm getirmedi¤ini belirterek cehennemi and›ran patlama ve akabinde ç›kan yang›n›n ac›s›n› hala yüreklerinde tafl›d›klar›n› söyledi. Büyük ac›lar yaflad›klar›n› belirten Kara aç›klamada, "Arkadafllar›m›z› yitirdik, dükkanlar›m›z mallar›m›z yand›. Uzun süre iflsiz kald›k. Bu soruna bir çözüm bulunmal›" diye konufltu.
Tersanede gözalt› 3 May›s’ta Tuzla tersaneler bölgesine giden Baflbakan Erdo¤an, "Tersanelerde insanca çal›flma koflullar› istiyoruz, ölmek istemiyoruz" pankart› açan ve kendisine tersane iflçilerinin sorunlar›n› iletmek isteyen Limter-‹fl Genel Sekreteri Kamber Sayg›l›'n›n da aralar›nda bulundu¤u 5 sendikac›y› yaka paça gözalt›na ald›r›rak susturdu. AKP’nin her türlü elefltiriye, demokratik örgütlülü¤e tahammülsüzlü¤ünün yeni bir örne¤i olan gözalt›lar sonras›nda, iflçiler ertesi gün serbest b›rak›ld›.
Kamyoncular, zamlar› protesto etti Marafl, Gebze, ve Adana’da kamyoncular, konvoylar oluflturarak flehir içi ve flehirleraras› yollarda yapt›klar› gösterilerle, mazota yap›lan zamm› protesto ettiler. Ankara Kamyoncular Derne¤i de Bakanl›k önünde yapt›¤› eylemle mazot fiyatlar›n› protesto etti.
Say›: 6 / 11 May›s 2008
45
Tarih Sayfalar› 3 May›s Dünya Bas›n Özgürlü¤ü Günü idi. Dünya bas›n›n›n özgür olmad›¤› bir zamanda, böyle bir gün ancak, elefltirilerin, taleplerin dile getirildi¤i bir gün olabilirdi. Ülkemizdeki Gazeteci Örgütleri Platformu da AKP'ye ça¤r›da bulunarak "gazetecilerin özgürce çal›flmas› önüne engeller ç›karmama, elefltirilere tahammüllü olma, medyay› tehdit eden ve hedef gösteren söylemlerden kaç›nma ve bas›n emekçilerinin örgütlenme hakk›n› kullanabilmelerinin önünü açma" ça¤r›s› yapt›. AKP bu ça¤r›y› duyar m›?
listeye yer veriyoruz. Devrimci hareketin flehit gazetecilerinin listesidir bu. * Devrimci gazeteciydiler. Oligarflinin iktidarlar›n›n gözünde, devrimci gazeteci, gazeteci say›lm›yordu. Misal; Süleyman Demirel’in dilindeki “onlar militan gazeteci” deyifli, onlara sald›r›labilir, onlara iflkence yap›labilir, onlar infaz edilebilir demekti.. Ve nitekim, ülkemizdeki bas›n tarihinin bir bölümü, tam da böyle yaz›lm›flt›r; o militan gazetecilere iflkenceler yap›lm›flt›r, militan gazetecilerin haber yapt›¤› “olay mahalli”nde, göstericilerle birlikte, onlar da coplanm›fl, gözalt›na al›nm›flt›r. Oligarflik yönetimin verdi¤i icazet üzre, onlarcas› infaz edilmifltir.
Bizce cevap belli: Duymaz. Evvelki y›l, AKP’nin iktidarda oldu¤u 2006’da “dünya bas›n özgürlü¤ü” s›ralamas›nda ülkemiz kaç›nc› s›radayd› hat›rlayan var m›? Hat›rlatal›m; Türkiye, 168 ülke içerisinde 98. s›radayd›. Ve ülkemizi bu utanç verici s›ralara itenler, bu ülkede kimi kesimler taraf›ndan “ d e m o k r a t ” ilan edilebiliyordu.
A K P, bas›n özgürlü¤ünden, hele ki halk›n haber alma hakk› gibi haklardan anlamaz. “ K u l ” kültüründe bunlara yer yoktur. ‹stenildi¤i kadar flu ya da bu konuya dair “özgürlük günü” ilan etsinler, bu konularda istenildi¤i kadar uluslararas› yasalar ve anlaflmalar yap›ls›n, özgürlükler söke söke kazan›l›yor; sökülürken de bedeller ödeniyor. Mücadelenin yasas› böyle. Devrimci bas›n, bu ülkede ony›llard›r gerçekleri yaz›yor, emekçilerin, mücadelenin sesi oluyor. Peki devrimci bas›n bunu ülkemizdeki genifl demokrasi sayesinde mi yap›yor? Hay›r, evet, bir özgürlük kullan›yoruz, ama bu, bedelini ödeyerek kazand›¤›m›z bir özgürlüktür. Bu haftaki “Tarih Sayfalar›”nda o bedelin ne kadar a¤›r ve büyük oldu¤unun görülmesini sa¤layacak bir
46
11 May›s 2008 / Say›: 6
Özgürlü¤ün Bedeli Gazeteci cemiyetlerinin, sendikalar›n›n bir ço¤una göre de militan gazeteci, gazeteci say›lmam›flt›r. Demireller’le, ayn› gözlükten bakm›fllard›r onlar da. Bu gözlük öyle bir gözlüktü ki, devrimci gazetelerin, dergilerin bürolar› bas›ld›¤›nda, bu sald›r›lar “bas›n özgürlü¤üne sald›r›” gibi gözükmüyordu. Onlar saysa da saymasa da, görse de görmezden gelse de, devrimci gazeteciydi onlar. Kavgan›n sesini en iyi flekilde duyurmaya çal›fl›yorlard›. Onlar›n gazetecili¤i habercilik aç›s›ndan da farkl›yd›; hangi gazeteci onlar kadar çok, kendi yoldafllar›n›n ölümünü haber yapmak durumunda kal›rd› ki... Hangi gazeteci, yazd›¤› bask›n›n, zulmün, iflkencenin bizzat hedefi haline gelirdi ki... Böyle sald›r›lara çok s›k maruz kald›klar› içindir
ki, bazen sald›r› oldu¤unda, ellerindeki kalemleri, kameralar› b›rak›p barikatlar kurarlard› bürolar›na. Ki iflte bundan dolay›; onlar, günü gelince sokaklardaki barikatlarda dö¤üflmeye de kolayca gider, mücadelelerinin alan›n› kolayca de¤ifltirirlerdi. ‹flte bunun için bu sayfada ad›n› okuyaca¤›n›z birçok devrimci gazetecinin kimi son nefesini yine bir gazeteci olarak verirken, kimi gerilla olarak, kimi ölüm orucu direniflçisi olarak, kimi gecekondular›n, kimi gençli¤in bir militan› olarak ayr›ld› aram›zdan. Özgürlük mücadelesi, sadece bas›n alan›nda de¤ildi. Ve nas›l ki, özgürlük için hayat›n her alan›nda difle difl bir kavga gerekiyorsa, özgürlük için de her alanda bedel ödeniyordu... Özgürlük, belki de dünyan›n bedeli en büyük de¤eriydi. * Özgürlü¤ü kazanmak için, baflka de¤erlerimizi feda ettik: Bülent ÜLKÜ; Gemlik'te ç›kan yerel K Ö R F E Z E BAKIfi'›n Yaz›iflleri Müdürlü¤ü’nü ve Bursa Ye ni Ç ÖZ ÜM temsilcili¤ini yapt›. ‹flçi alan›nda çal›fl›rken Mart 1992'de kontrgerilla taraf›ndan kaç›r›ld› ve iflkenceyle katledildi. Ayfle Nil ERGEN; K ü l t ü r ve San a t t a TAV I R çal›flan›yd›. 16-17 Nisan Operasyonu’nda katledildi. R›za GÜNEfiER; H A L K I N GÜCÜ Gazetesi’nin sahibiydi. 14 Temmuz 1993 günü darbeci kontra çetesi taraf›ndan katledildi. Tar›k KOÇO⁄LU; Adana'da bir süre Yeni ÇÖZÜM bürosunda çal›flt›. 31 Temmuz 1993'de Silifke K›robas›'nda katledildi¤inde Akdeniz Bölgesi Siyasi Sorumlusuydu. ‹rfan YEN‹LMEZ; Bursa'da Yeni Ç ÖZ ÜM ve M Ü C A D E L E Dergisi’nin temsilciliklerini yapt›. 12 Mart 1994 Ordu’da k›rsal alanda katledildi. Recep GÜLER; Yeni ÇÖZÜM’ ün ‹stanbul Merkez Bürosu ile ‹zmir bürosunda çal›flt›. 1994 Nisan'›nda kontrgerilla taraf›ndan kaç›r›larak
özgürlü¤ün bedelini biliriz / kurtuluflun yolunda düfleniz biz kaybedildi. Halil ‹brahim EK‹C‹B‹L; MÜC A D E L E E l a z › ¤ b ü ro s u n d a çal›flt›. 9 Ekim 1994'te Dersim'de gerilla olarak flehit düfltü. Ahmet ÖZTÜRK; M Ü CA DE L E Dergisi’nin Adana temsilcili¤ini yapt›. Derginin bürolar›n›n Akdeniz bölgesine yay›lmas›nda önemli çabalar› oldu. Mersin'de 26 Ekim 1994'te katledildi. R›fat ÖZGÜNGÖR; MÜCADELE Dergisi’nin Sivas temsilcili¤ini yapt›. Sivas k›rsal›nda 15 Eylül 1994’de sa¤ ele geçirilip katledildi. Erkan AKÇALI; Elaz›¤ MÜCAD E L E bürosunda çal›flt›. Dersim Çaytafl›’nda 6 Aral›k 1994’de bir gerilla olarak flehit düfltü. Ahmet GÜDER; Ye ni ÇÖZ Ü M ve M Ü C A D E L E'nin Elaz›¤ bürolar›nda sorumluluk yapt›. O da 6 Aral›k’ta Çaytafl›’nda flehit düfltü. Mikail GÜVEN; M Ü C A D E L E Malatya bürosunda çal›flt›. 6 Aral›k’ta Çaytafl›’nda flehit düfltü. Hüseyin COfiKUN; Uflak Yeni Ç Ö Z Ü M temsilcili¤ini yapt›. 4 Nisan 1995’de Gaziantep'te SPB’li olarak flehit düfltü. Suat ALKAN; Ö z g ü r KARAD E N ‹ Z Gazetesi’nde çal›flt›. 13 Nisan 1995 günü Tokat'ta flehit düfltü. Zeliha GÜDENO⁄LU; MÜCAD E L E'nin Konya bürosunu en kötü koflullarda dahi sahiplenen bir devrimci gazeteciydi. Suat Alkan’la birlikte flehit düfltü. Mustafa AKTAfi; D E V R ‹ M C ‹ G E N Ç L ‹ K Dergisi’nin Ankara temsilcisiydi. 30 Ocak 1996’da Sivas’ta gerilla olarak flehit düfltü. ‹rfan A⁄DAfi; 17 yafl›nda liseli bir K URTULUfi da¤›t›mc›s›yd›. 13 May›s 1996’da Alibeyköy’de polis taraf›ndan sokak ortas›nda katledildi.
Senem ADALI, Muhammed KAYA; K U RTULUfi da¤›t›mc›s›yd›lar. 20 A¤ustos 1996'ta Alibeyköy'de katledildiler. Mehmet TOPALO⁄LU; Adana K U RTULUfi temsilcisiydi. Bu görevini sürdürürken 28 Ocak 1998'de Adana'da katledildi. Altan Berdan KER‹MG‹LLER; Ankara'da Yeni ÇÖZÜM Dergisi’nde temsilcilik yapt›. 23 Temmuz 1996'da Sa¤malc›lar Hapishanesinde Ölüm Orucunda flehit düfltü. Müjdat YANAT; ‹zmir Ye n i Ç Ö Z Ü M temsilcili¤ini yapt›. 25 Temmuz 1996’da ölüm orucunda Ayd›n Hapishanesinde flehit düfltü. Ayçe ‹dil ERKMEN; K ü l t ü r ve S a n a t t a TAV I R Dergisi çal›flan›yd›. 1996’da Çanakkale Hapishanesi’nde ölüm orucunda flehit düfltü. Yemliha KAYA; Yoksul HALKIN GÜCÜ gazetesinin sahibi ve yaz›iflleri müdürüydü. 1996’da Sa¤malc›lar Hapishanesi’nde Ölüm Orucunda flehit düfltü. Yazgülü Güder ÖZTÜRK; Ü C A D E L E ve K U RT U L U fi ’un MÜ emektarlar›ndand›. 19 Aral›k 2000’ de Bayrampafla Hapishanesi’nde diri diri yak›lan kad›nlar aras›nda o da vard›. Nail ÇAVUfi; Ye n i Ç Ö Z Ü M Dergisi çal›flanlar›ndand›. Tecrite karfl› büyük direniflte, 7 Kas›m 2001’de feda eyleminde flehit düfltü. Murat ÇOBAN; Denizli MÜCA D E L E Dergisi muhabiriydi. 14 Nisan 2001’de ölüm orucunda flehit düfltü. Fatma Hülya TUMGAN; MÜ CADEL E Dergisi Samsun temsilcisi idi. 28 Nisan 2001’de ölüm orucunda flehit düfltü. Zeynep Ar›kan GÜLBA⁄; M Ü C A D E L E Merkez bürosu çal›flanlar›ndand›. 27 Eylül 2001’de
ölüm orucunda flehit düfltü. Özlem DURAK CAN; Ü L K E M ‹ Z D E G E N Ç L ‹ K Dergisi muhabiriydi. Henüz 19 yafl›nda iken, 28 Eylül 2001’de d›flar›da sürdürdü¤ü ölüm orucunda flehit düfltü. Semra BAfiY‹⁄‹T; K U RT U LUfi Dergisi’nin Bursa muhabiriydi. 30 Temmuz 2002’de ölüm orucunda flehit düfltü. Fatma B‹LG‹N; K U RT U L U fi Dergisi muhabiriydi. 10 A¤ustos 2002’de ölüm orucunda aram›zdan ayr›ld›. Selma KUBAT; D E V R ‹ M C ‹ G E N Ç L ‹ K Dergisi çal›flanlar›ndand›. 1 May›s 2004’de tutsakken feda eylemiyle flehit düfltü. Hamide ÖZTÜRK; a¤abeyi Ahmet Öztürk gibi devrimci gazetecilik yapt› o da. K U RT U L U fi muhabiriydi. 10 Eylül 2002’de ölüm orucunda flehit düfltü. Murat ÖZDEM‹R; Önce burjuva bas›nda çal›flt› bir süre. Sonra K URTULUfi Dergisi m e r k e z b ü r o s u n d a çal›flmaya bafllad›. 19 Aral›k katliam›na karfl› kendini feda edenlerden biriydi. Selami Kurnaz; Trabzon M ÜCA DEL E bürosu çal›flanlar›ndan biriydi. 12 A¤ustos 2004’de ölüm orucunda flehitli¤iyle tarih yazmaya devam etti. * Gerçekleri hayk›rmak, devrimci bas›n› sürdürmek iflte böylesine zor ülkemizde. Bas›n-yay›n, s›n›f mücadelesinin o kadar do¤rudan bir arac› durumundad›r ki, tüm karfl›-devrimci sald›r›larda en bafl hedeflerden biridir onu susturmak. Onun için en a¤›r ceza yasalar› yap›l›r. Düzene göre suç say›lan halk› mücadeleye ça¤›rmak gibi suçlar, “bas›n yoluyla” ifllendi¤inde cezalar iki, üç kat art›r›l›r. Ama iflte devrimci bas›n›n sesi, dünyan›n ve ülkemizin en kararl›, en ›srarl› seslerinden biridir; tüm bu bask›lara, bedellere, yasaklamalara ra¤men, yüzy›llard›r susmaz! Say›: 6 / 11 May›s 2008
47
K › s a c a s › ... KAZA! fiiflli Etfal Acil servisine gaz bombas› at›lmas› “pp a l a sk a k az a s › ”ym›fl. Vali ve Emniyet Genel Müdürü ad›na ‹çiflleri Bakanl›¤›’na gönderilen resmi raporda, olay›n kaza sonucu oldu¤u flöyle iddia ediliyor: “Yaral› bir personel di¤er personel taraf›ndan içeri tafl›nmak istenirken, palaskas›nda as›l› bulunan bir gaz bombas›n›n pimi tak›lm›fl ve araç içinde patlam›flt›r. ”
Delikanl›l›k AKP yalakas›, koltuk düflkünü Kültür Bakan› Ertu¤rul Günay, polisin 1 May›s’taki vahfletini savunmufl: “Kald›r›m tafl›n› söküp de polise atman›n savunulacak taraf› var m›? Kald›r›m tafl› at›l›nca karfl›daki de delikanl›, insan baz› haks›zl›k-
Yalan›n AB’cesi Avrupa Birli¤i Genifllemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, gazetecilerin 1 May›s’taki fliddete tepki göstermekte neden geç kald›klar› sorusunu flöyle cevaplam›fl:
“AB Komisyonu’ndakiler 1 May›s ‹flçi Günü tatil oldu¤undan o gün çal›flm›-
Altta Kalan›n TÜS‹AD’›n “Türkiye’de Tar›m ve G›da” raporunun tan›t›m›nda TÜS‹AD Baflkan› Arzuhan Do¤an Yalç›nda¤ durumu flöyle anlat›yor:
48
11 May›s 2008 / Say›: 6
* ÖDP’ye at›lan gaz bombas› da ne tesadüf ki, benzer bir kazadan do¤mufl. Muammer Güler’in masal› flöyle: “Partiye giren bir grubu takip eden polislerden biri zorla içeriye çekilmek istendi... onu kurtarmak isteyen bir baflka polisin belindeki gaz bombas› bu s›rada patlad›.” Ya bu palaskalarda bir bozukluk var, ya palaskalar› tafl›yanlarda, ya da halk› aptal yerine koyup bu aç›klamalar› yapanlar›n cibiliyetinde...
lar yapabiliyor. ” Keflke sen de bir gram delikanl› olabilseydin... Ya adam gibi yalakas›, ya¤c›s› ve bir parças› oldu¤un AKP’nin faflist terörünü savunurdun, ya da o terörün karfl›s›na dikilirdin... Ama delikanl›l›k olmay›nca, iflte böyle mant›k ve ahlak s›n›rlar›n› zorlayan bir laf salatas› yap›l›r.. yorlard›. Biz de do¤ru bilgiler gelsin diye bekledik. Daha sonra da hem dönem baflkanl›¤›yla, hem AB üyeleriyle bunu görüflmek istedik....” Bu kadar ucuz ve kaba bir yalan koskoca AB’ye yak›fl›yor mu? O kadar uzman› bofluna m› çal›flt›r›yorsunuz?!
“ Enflasyon g›dayla yük seliyor, alttakiler daha çok h isse d iy o r”. Yani bir anormallik yok; “altta kalan›n can› ç›ks›n” kapitalizmin kanunu de¤il mi zaten!
“A‹HM’e Gitme fiampiyonlar›” A‹HM, Türkiye ve Rusya’dan çok flikayetçiymifl. Çünkü elinde 85 bin dosya bulunan Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi (A‹HM)’in bu a¤›r “ifl” yükünün yüzde 50’si iki ülkeye, Türkiye ve Rusya’ya karfl› aç›lan davalardan olufluyormufl.
Avrupa k›tas›nda toplam 47 ülke A‹HM’e yarg› yetkisini tan›m›fl durumda. Yani 47 ülkenin 45’inin dava say›s›, iki ülkenin dava say›s›na eflit... Türkiye’yle ilgili olarak halen 9 bin 173 dosyan›n karara ba¤lanmas› bekleniyor. Haklar ve özgürlükler aç›s›ndan nas›l bir ülkede yaflad›¤›m›z› var›n hesaplay›n!
“fiu fakire bir sadaka”; Emperyalizmden! Almanya’da baz› eyaletlerde H a r t z I V ad› verilen bir tür yard›mla geçinen ailelerin çocuklar›n›n okul yemeklerinin de “hükümet taraf›ndan karfl›lanmas›” gündemde. Sözkonusu öneri, Eyaletler Meclisi’nde oylanacak. Önce yoksul b›rak›l›yor,
sonra yard›m ve sadakalar devreye sokuluyor. Art›k “yeni dünya düzeni” bu. Müslüman yeni sömürgelerde çok görülen ve epeyce yerlefltirilmifl olan s a d a k a sistemi, h›ristiyan emperyalist ülkelerde de yay›l›yor. Kapitalistlerin peygamberleri farkl› olsa da, fark etmiyor; sadaka, ‹sa’dan, Musa’dan, ya da Muhammed’den sözlerle meflrulaflt›r›l›p düzen sürdürülüyor...
Soru Ankara’daki 1 May›s mitinginde tafl›nan bu döviz, AKP islamc›l›¤›na yerinde bir soru soruyor:
Sorun “takviye kuvvet”teymifl! “Yetkililer, geçici görevli olarak baflka illerden toplanarak ‹stanbul’a gönderilen takviye kuvvetlerin zaman zaman müdahalelerde sorun yaflanmas›na neden oldu¤unu... geçen y›lki 1 May›s gösterileri s›ras›nda Kürkçügil’e tokat at›lmas› olay›n›n da d›fl kadrodan ‹stanbul’a gelen polis ekibi içinde yer alan bir görevli nedeniyle gerçekleflti¤ini... kaydetti.” (Milliyet, 4 May›s 2008) Yetkililer böyle diyor... Gerçekten de ‹stanbul polisi, adeta kibarl›ktan k›r›lacakt› 1 May›s günü.. Öyle de¤il mi yetkililer!
Tecavüzcülü¤ü Kur’anla savunmak, müslümanl›¤a s›¤ar m›? Vakit Gazetesi yazar› Duran Kömürcü, Vakit Gazetesi’nin tecavüzcü yazar› Hüseyin Üzmez’in ahlaks›zl›¤›n› Nur Suresi’yle savunan bir yaz› yazd›. Kömürcü flöyle diyor: “Üzmez’e yöneltilen isnattan dolay› bütün Müslümanlar üzülmektedir. Çünkü günah›n ispat›n› Allah: ‘Bir de dört flahit vermeleri gerekmez miydi? Madem ki bu flahitleri getirmediler. O halde onlar Allah nezdinde yalanc›lar›n ta kendileridir.’ (Nur Suresi 13) buyurarak, dört flahitle tesbit edilmeyen zina suçlamas›na yalanc› olarak beyan etmektedir. ” Bütün müslümanlar, bir tecavüzcüye tecavüzcü denilmesine niye üzülsünler? diye mi sorsak? Ve eklesek, “Hangi tecavüz olay› dört flahidin huzurunda (!) yap›lm›fl acaba?” diye sorsak Kömürcü’ye, acaba yüzü k›zar›r m›? Hiç sanm›yoruz. Bu kadar pervas›zca tecavüzcünün avukatl›¤›na soyunan birine, olsa olsa, “fi ›rac ›n› n avukat › bozac ›” denebilir...
1 May›s Yorgunlu¤u Bir zamanlar bir reklam vard›; “yönetici miz uyuyor m u ? ” diye ba¤›r›rd› apartman sakinleri. Evet, resmen gördü¤ünüz gibi, uyuyorlar. Ama bir de sorun bakal›m niye uyuyorlar? Eee, 1 May›s’ta fazla mesai yapt›lar.
8 Ay Aradan Sonra
FERHAT GERÇEK ‹FADE VERD‹ 2007’nin Ekim ay›nda Yenibosna’da Yürüyüfl Dergisi satarken polis taraf›ndan s›rt›ndan kurflunlanan Ferhat Gerçek 6 May›s’ta Bak›rköy Adliyesi’ne Baflsavc›l›k taraf›ndan olayla ilgili ifade vermeye ça¤r›ld›. Ferhat Gerçek’i vuran polisin cezaland›r›lmas› ve tutuklanmas› için aylard›r aç›klamalar yap›p adalet isteyen Temel Haklar Federasyonu üyeleri 6 May›s’ta Ferhat Gerçek Baflsavc›l›¤a ifade vermeden önce Bak›rköy Adliyesi önünde bir kez daha adalet taleplerini dile getirdiler. Eylemde Necdet Dernek bir aç›klama yapt›. Aç›klaman›n ard›ndan Ferhat Gerçek, olay tan›klar›ndan Ersin Kip ile birlikte kendisini vuran polis ve polisler hakk›nda yarg›lama sürecini bafllatmayan savc›l›k hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Yaklafl›k 6 saat süren savc›l›k ifllemleri s›ras›nda olayda görevli polisler keflif için getirildi. Ferhat Gerçek’in polisleri tek tek teflhis etti¤i keflif ve ifade ifllemlerine 13 May›s günü saat 15:00’de devam edilmesi karar› al›nd›.
Halk Gerçe¤i Halka Ulafl›yor... Okurlar›m›z bu hafta da ‹zm i r Narl›dere Huzur Mahallesi ve An t a l ya K›fllahan Meydan›’ndayd›. 1 May›s’taki direniflin coflkusunu halka tafl›yan okurlar›m›z ‹zmir’de 45, Antalya’da 41 dergiyi halka ulaflt›rd›lar. Halk Gerçe¤i F r a n s a’n›n baflkenti Paris’in Strasburg Saint Denis Semti’nde de halka ulaflt›r›ld›. 55 derginin da¤›t›m›n› yapan okurlar›m›z dergiyi alanlara 1 May›s sald›r›lar›n› ve Türkiye’de faflizm gerçe¤ini anlatt›lar.
Paris
Tecrite Karfl› Yeni Bir Ses “ÖZGÜR DOLAfiIR” Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeki Özgür Tutsaklar “Özgür Dolafl›r” ad›yla May›s ay›nda yeni bir dergi ç›kard›lar. Üreterek direnen, direnerek üretenlerin sesini, direniflini tecrit duvarlar›n› aflarak bizlere tafl›yan Özgür Dolafl›r, küllerinden yeniden do¤acak olman›n inanc›yla paylaflt›lar Selmalar’›n umudunu, inanc›n›… Be¤eni ile okuyaca¤›n›z “Özgür Dolafl›r” direniflin, umudun ve zaferin sesidir.
Say›: 6 / 11 May›s 2008
49
Myanmar'da Kas›rga:
göre örgütlenmemifl her ülkede yaflanan ve rastlanabilen sorunlar ve tart›flmalar, Myanmar’da da gündemde. En önemli tart›flma ise, Myanmar yönetiminin felaketlere karfl› gerekli uyar› mekanizmas›n› oluflturmamas› ve çeflitli ülkelerden gelen uyar›lar› da zaman›nda halka aç›klamamas›.. Bütün bunlar, sömürücü yönetimler için flafl›rt›c› ve beklenmedik olmayan fleylerdir.
Onbinlerce Ölü 3 May›s’ta Myanmar'› vuran Nargis Kas›rgas›’nda ölenlerin say›s› her gün onbinler halinde art›yor. Son aç›klanan rakam, ölü say›s›n›n yüz bini aflm›fl olabilece¤ini gösteriyordu. Güneydo¤u Asya’n›n yoksul ülkelerinden biri olan Myanmar’da Kas›rga en az 1 milyon kifliyi de evsiz b›rakm›fl durumda. Ölenlerin yaklafl›k yüzde 40’n›n çocuk oldu¤unun tahmin edildi¤i felakette, salg›n hastal›klardan korkuluyor. Baz› köyler, kasabalar adeta haritadan silinirken, pirinç ekili alanlar›n ço¤unun yok olmas› da açl›k tehlikesini büyütmüfl durumda. Myanmar, bir ülkenin, halk›n bafl›na gelebilecek en büyük felaketlerden birini yafl›yor. Halk›n ihtiyaçlar›na, ç›karlar›na
ABD: Liman iflçileri Irak’ta savafla karfl› ABD’nin çeflitli liman flehirlerindeki onbinlerce liman iflçisi, Irak savafl›n› protesto amac›yla bir günlük grev gerçeklefltirdi. ABD'nin Pasifik k›y›s›ndaki 29 limanda çal›flan yaklafl›k 25 bin Dok iflçisinin grevi nedeniyle yap›lan aç›klamada, Dok iflçileri sendikas› baflkan› Bob McEllrath flöyle dedi: "Washington'daki politikac›lara Irak'taki savafl› sona erdirmenin zaman› gelmifltir diyoruz." Grevler, belli bafll› büyük limanlarda iflleri gün boyunca tamamen felce u¤ratt›.
50
11 May›s 2008 / Say›: 6
Halk›n ac›lar›n› üzerinde tepinenler: Myanmar’la ilgili en çarp›c› geliflmelerden biri ise, milyonlarca yoksulun içine düfltü¤ü afetin, çaresizli¤in, emperyalistler ve sömürücüler taraf›ndan hala istismar edilmekte olufluydu. Emperyalist ülkeler felaketi, karfl› olduklar› Myanmar yönetimini y›pratmak amac›yla kullanma çabalar›, adeta s›r›t›yor. Yard›mlara “cuntan›n engel oldu¤u” ise, cuntan›n tavr› bir yana, emperyalist sistem aç›s›ndan koca bir yaland›r. Çünkü, yönetimleri emperyalizmle tam iflbirli¤i içindeki ülkelerde
Bolivya’da Kamulaflt›rma Bolivya Devlet Baflkan› Eva Morales, 1 May›s’ta düzenlenen törenlerde yapt›¤› konuflmada, burjuvazinin bafl›n› çekti¤i “referandumlara” misilleme olarak kamulaflt›rma kararlar› ald›klar›n› belirtti. Morales’in aç›klamas›na göre, ülkenin en büyük telekominikasyon flirketlerinden biri olan yüzde ellisi ‹talyan Telocom’a ait olan entel adl› flirketle, emperyalistlerin sahip oldu¤u dört do¤algaz flirketi kamulaflt›r›lacak. Entel adl› flirketin ofisleri, 1 May›s’tan iki gün önce Bolivya polisi taraf›ndan kuflat›larak denetim alt›na al›nd›.
meydana gelen felaketlerde de yard›mlar›n ne kadar ve nas›l yap›ld›¤›n› biliyor tüm dünya. Halklar›n gözünü boyamak için bol keseden verilen yard›m sözlerinin, iki günde nas›l unutuldu¤unu da biliyor. “Güneydo¤u Asya’n›n yoksul ülkelerinden” tan›m›, Myanmar’›n bir s›fat› gibi kullan›l›yor adeta. Yard›m konusundaki spekülasyonlar bir yana, as›l tart›fl›lmas› gereken bu ülkenin, Asya’n›n tüm öteki ülkelerinin neden ve nas›l böyle yoksul kald›¤› de¤il mi? Myanmar’›n yoksul halk›n›n ac›lar›n› paylafl›yor, baflsa¤l›¤› diliyoruz. Emperyalist dünya düzeninin ve sömürücü yönetimlerin tahakkümünden kurtulamayan halklar için, her do¤al afet, bir katliama dönüflebilecektir. Kas›rgalar›n, depremlerin, sellerin, tsunamileri tümüyle ortadan kald›ramayaca¤›m›za göre, bu do¤a olaylar›n› halklar için bir katliama dönüfltüren düzeni ortadan kald›rmak durumundad›r yoksul halklar. Afetler, ancak o zaman bu kadar y›k›c› ve k›y›c› olmaktan ç›kar›labilir.
21. Yüzy›l’da memleketimden manzaralar: fi›rnak’›n Beytüflflebap ‹lçesi’nde tek doktorun görev yapt›¤› Devlet Hastanesi’ne iki günlük geçici görevle 5 uzman doktorun gönderilmesi, hastalar›n hastaneye ak›n etmesine neden oldu. ‹lçedeki doktorun yetersiz kalmas› nedeniyle... 5 doktorun gönderildi¤ini ö¤renen köylerde yaflayan ve rahats›zl›¤› bulunan vatandafllar, hastaneye ak›n etti... (3 May›s 2008, bas›n)
Ankara’da suya zam! AKP iktidar› ve AKP’li belediyeler, “kriz yok, s›k›nt› yok” demeçlerini sürdürürken, bir yandan zamlar süreklilefliyor. Son olarak elektiri¤e, benzine ve do¤algaza yüklü bir zam gelece¤i haberleri yay›l›rken, Ankara’da suya yüzde 4.5 zam yap›ld›. Ankaral›lar, 8 May›stan itibaren suyu zaml› içecek.