gundondu9

Page 1

Yeşiller bülteni – Sayı:9 – 9 Mart 2005

Toplumsal Şiddet ve Silahsızlanma Atölyesi Yeşiller-İstanbul gurubu Toplumda Şiddet ve Silahsızlanma konusunda bir atölye çalışması düzenledi. 27 Şubat 2005 Pazar günü Mihrimah Sultan Cafe'de yapılan etkinlikte siyasal şiddet, cinsel şiddet, ekonomik açıdan şiddet ve şiddetin dinamikleri ve bireysel silahsızlanma konularında tartışma grupları oluşturuldu. Siyasal şiddet grubunda Bilgi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yard. Doç.Dr. Ferhat Kentel, cinsel şiddet grubunda Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Nazım Serin, ekonomik açıdan şiddet grubunda Galatasaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Haluk Levent ve şiddetin dinamikleri ve bireysel silahlanma grubunda Umut Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayhan Akçan sunum yaptılar. Cinsel şiddet ve ekonomik açıdan şiddet gruplarının sunumları aşağıda. CİNSEL ŞİDDET NEDİR Cinsel şiddet bir bireyin istemi dışında güç uygulanan cinsel içerikli tüm davranışlardır. TÜRLERİ Cinsel şiddet fiziksel, sözel, duygusal tüm şiddet türlerini kapsar. KAYNAKLARI Cinsel şiddet ailede, eğitim kurumlarında, işyerinde, sanal ortamda... her yerde yaşanabilmektedir. Bunun önemli nedenleri cinsel şiddete zemin hazırlayan değerler, cinsiyetçi değerler (heteroseksist değerler), normale ilişkin atıflar, cinsler arasındaki algısal ve iletişimsel farklılıklar vb... HEDEF KİTLE Cinsel şiddete en çok maruz kalan gruplar eşcinseller, kadınlar, çocuklar ve engellilerdir. Cinsel şiddet sanılanın aksine yabancılardan çok yakın çevremizdeki insanlardan kaynaklanmaktadır. Cinsel şiddete uğrayan bireyler her zaman bunun farkında olmayabilir. Özellikle çocuklar bu gruba girmektedir. Bu durumlar saldırganın manipülasyonu ile gerçekleşebilir. Cinsel şiddete uğrayan mağdurların en sık karşılaştığı psikolojik sonuç travmadır. Bu tür durumlarda çaresizlik, korku, tiksinme, yalnızlık, kabus, anının sık sık hatırlanması gibi sonuçları vardır. Ayrıca başka ruhsal bozukluklara da yol açabilir örneğin; depresyon, panik atak gibi. ÖNLEM İÇİN Cinsel şiddeti destekleyen ve yaygınlaşmasını sağlayan toplumsal değerlere karşı bilinçlendirme yapılmalıdır. Bunun için kitle iletişim araçları medya gibi pek çok kaynaktan yararlanılabilir. Mağdur kişilerin desteklenmesi ve rehabilitasyonlarına yönelik her tür düzenleme ve kurumsal olanak sağlanmalıdır. Hukuk sistemi ve eğitim sistemi gibi kurumlarda cinsel şiddeti destekleyen veya teşvik eden unsurlar ayıklanmalıdır. Cinsel şiddete uğrayan kişilerin hukuksal haklarını bilmeleri sağlanmalı ve koruma yöntemleri konusunda bilinçlendirilmelidir. SONUÇ OLARAK Genel olarak şiddet, özel olarak cinsel şiddet bir sorundur. Bizler şiddetin insanda doğal olarak bulunduğunu düşünmüyoruz. Bu nedenle üzerinde çalışılırsa bu sorunun toplumdan bertaraf edilebileceğini düşünüyoruz. Mağdurlarının suçlu görülmesine ilişkin her türlü düşünce ve girişimi reddediyoruz.

EKONOMİK AÇIDAN ŞİDDET Yoksulluk,toplum tarafından bireye uygulanan en çıplak ve dolaysız şiddettir. Çünkü yoksul, temel insan hakkı sayılması gereken beslenme, eğitim, sağlık ve konut hakları bakımından toplum tarafından dışlanmış insandır. Bu dışlanma yani maduniyet hali insanın kendini gerçekleştirmesini kuşaklar boyunca engelleyen bir nitelik taşır. Bu durum bireyin yeteneksiz olmasının sonucu değil, doğrudan doğruya içinde bulunduğumuz toplumsal ilişkilerin sonucudur. Bu toplumsal ilişkileri belirleyen temel nitelik çalışma kavramına dayanır. Çalışma kapitalizmle birlikte bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır ve hayatta kalmanın tek yolu olarak bireye dayatılmaktadır. Çalışma hayatı, gerek içerdiği ilişkiler sistemi gerek hayatın önemli bir bölümünü kapsayan niteliği dolayısıyla kişisel gelişiminin önündeki en büyük engeldir. Bir kurum olarak emek piyasası görünürde özgür mübadele ilişkisi barındırmaktadır. Ancak emeğin bir meta haline dönüşmesi, eşitsiz mübadelenin ortaya çıkmasına ve artıdeğer üretimine dayalı bir sömürü mekanizmasının oluşmasına neden olur. Öte yandan günümüz toplumunda iktisadi temele dayalı olmakla birlikte esas olarak sosyolojik düzlemde ifadesini bulan, ırka dayalı, cinsiyete dayalı vb. gibi çeşitli ayrımcılıklar da bulunmaktadır. Bunları da, aile gibi çeşitli toplumsal kurumlar aracılığıyla bireye, salt “farklı” olmasından (kadın olmak, eşcinsel olmak vb gibi) dolayı uygulanan şiddet tipleri olarak değerlendirmek gerekmektedir. Ekonomik şiddetin önemli görünümlerinden biri de doğaya yönelik yıkımdır. Bunun temelinde aşırı ve amaçsız tüketim, ne koşulda olursa olsun tüketim yatar. Bugüne kadar yaşanan üretim pratiği, teknoloji, doğal kaynakların ölçüsüz biçimde tüketilmesine dayanmaktadır. Bunun sonucu, doğal kaynakların geri döndürülemez biçimde tüketimi, diğer bir deyişle doğa dolayımıyla insanlığa bütünsel olarak uygulanan şiddetin ortaya çıkışıdır. Kapitalizmin önemli kurumlarından biri piyasadır. Egemen görüş tarafından toplumsal kaynakların en verimli şekilde dağıtılabilmesinin tek şartı olarak görülen piyasa, işleyişi itibarıyle hem büyük bir israf mekanizması hem de kurumları itibariyle eşitsizlik üreten bir mekanizmadır. Piyasada varolan aktörlerin eşdeğer güçte olmaması rekabetin örgütlenmiş zor olarak ortaya çıkması anlamına gelmektedir. Bunun somut görünümleri, iflaslar, rüşvet, tehdit vb., gibi olguların ortaya çıkışı, diğer bir deyişle mafya ahlakının egemen olmasıdır. Uluslararası düzene baktığımızda rekabetin ticari standartlarıni koyan DTÖ, finansal standartlarını oluşturan IMF ve sosyal standartlarını belirleyen Dünya Bankası gibi uluslararası kurumlardır. Standartların belirlenme sürecinde ise bu rekabetin öznelerinden biri olarak çokuluslu şirketlerin çıkarları esas alınmaktadır. Küresel şirketlerin günümüzde ulaştığı güç olağanüstü boyutlardadır. Bu güç birikimi zor kullanımını sınırsız hale getirmiştir. Çokuluslu şirketler güç uygularken gizli servisler, uluslararası mafya ve hükümetlerle bütünleşmiş bir şekilde hareket eder. Bu çerçevede yaklaşıldığında savaşlar da küresel rekabetin görünüm biçimlerinden biri olarak değerlendirilebilir. İçinde bulunduğumuz sistemin temel görünümlerinden biri olan şiddeti engellemek, bütünsel bir mücadele gerektirir. Bu mücadelenin küresel düzeyde örgütlenmesi kaçınılmazdır. Ancak mücadelenin başarıya ulaşması yerel örgütlenmeler ve müdahalelerle mümkündür. Yerel düzeyde oluşturulacak alternatif toplumun nüveleri, gerçekleştirilebilir bir toplum projesi oluşturmak açısından son derece önemli bir adım ve deneyim olarak görülmelidir. Öte yandan, çeşitli toplumsal kurumlar karşısında, “egemen toplumsal değerler” bakımından farklı sayıldığı için ekonomik şiddete maruz kalan bireyi korumak amacıyla, her bireye temel toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabileceği düzeyde bir “sosyal ücret” ödenmesi gereklidir.

Yeşil Oda: İstiklâl Cd., Kurabiye Sk., No: 13, Kat: 3 (Parsifal'in üstü), Tarlabaşı-Beyoğlu/İstanbul (Hafta içi her gün 16:30-19:30 arası açıktır) Tel/Faks: (212) 243 83 33 E-Posta: yesillerinfo@yesiller.org Web-URL: www.yesiller.org


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.