Skip to main content

gundondu8

Page 1

Yeşiller bülteni – Sayı: 8 – 14 Ocak 2005

Suçlular Aranızda! “Suçla mücadele” gerekçesiyle sokakları, meydanları gözetleme kameralarıyla donatmaya kalkıyorlar Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından geliştirilen ve Nisan ayında İstanbul’da uygulamaya sokulması planlanan “Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu” kapsamında, “şehrin güvenliği” için belirli merkezlere konulması düşünülen 24 saat gözetleme yapacak kameralar gündemde. Antalya Korkuteli’de yerel yönetim tarafından yaklaşık bir yıl önce uygulamaya konulan benzer bir örnek, bölgedeki duyarlı bir avukat tarafından “insan hakları ve özel yaşamın gizliliği ilkesine aykırı olduğu” gerekçesi ile TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na taşınmıştı. Kamusal alan tartışmalarının göbeğine düşen kameraların, suçu azaltıcı etkisi olduğu ileri sürülüyor. Bir yandan hukukçular, neresi özel, neresi kamusal alan tartışmaya devam ederken, diğer yandan uygulamanın nereye varacağı da tartışma konusu. Oysa suçluları sokakta aramaya gerek yok, suçlular aranızda! Emniyet Genel Müdürlüğü değil mi, iki milyon insanın eline silah ruhsatı tutuşturan? Beş milyon ruhsatsız silahın dolaşmasına engel olamayan? Hükümet değil mi, 350 YTL asgari ücret ile çalışanları ve onların çocuklarını açlığa ve yokluğa mahkum eden? Gelir dağılımını düzeltmek için kılını kıpırdatmayıp, ramazan ve kurban bayramlarında mahallenin zenginlerinin yardımlarından medet uman? Cumhurbaşkanı Demirel değil miydi, 258 tane silah hediye eden (Bir tanesi suikast silahı Uzi’ydi ve Sonradan Genç Parti Başkanı olacak Cem Uzan’a hediye edilmişti)? Başbakan Erdoğan değil miydi, Devletin valisinden hediye edilen silahı kabul eden? Medya değil mi, her türlü şiddet görüntüsünü çocukların ve toplumun beynine kazıyan? Mafya dizilerini büyük bir iştahla programına koyan? Ama yok, oyunun kuralını hatırlatıyorlar sadece; Suçlular olmalı ki, “güvenlik” görevlileri olsun! Silahlar olmalı ki, korku imparatorluğu kök salsın! Kameralar olmalı ki, Teknoloji Tanrısı sizi korusun! Oyunun kuralını bozmaya ne dersiniz? İnsan denen canlının, devlet denen mekanizma karşısında hakları olduğunu hatırlasanız. Her mahalleden birer zengin yaratma uğraşına son verip, mahallelinin halini iyileştirmeyi deneseniz. Rekabet zehirini ilaç diye yutturmaya son verip, paylaşım aşısını takviminize alsanız. Oraya buraya kamera koyacağınıza önce şu silahları toplasanız milletin belinden. Avrupa Birliği’ne her dört aileden birinde silahla mı gireceksiniz? Uzun lafın kısası; Etrafımızda silahlara ihtiyacımız yok! Bizi gözetleyecek kameralara da!

Bozdur, bozdur harca; Asgari Ücret 350 YTL Hükümet AB için liderler zirvesinden tarih aldıktan sonra, çalışanlara yönelik beklemeye aldığı uygulamaları teker teker hayata geçiriyor. CHP’deki iç karışıklığın olanak sağladığı ilk anda tartışmalı SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devrine ilişkin düzenlemeyi bir çırpıda Meclisten geçirdikten sonra şimdi de sosyal güvenlik sistemini birleştiren, ancak birleştirirken de çalışanlar için emekliliği uzak bir hayal konumuna sokan yasa taslaklarını kamuoyuna açıkladı. Şüphesiz çalışanları en derinden ilgilendiren ve sosyal güvenlik kesintilerinin de kaynağı olan Asgari Ücret ise net 350 YTL olarak açıklandı. 4 kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken ve açlık sınırı olarak da bilinen gıda harcaması tutarı 549 YTL, yine 4 kişilik bir ailenin gıda, barınma, sağlık, bakım ve benzeri tüm gereksinimlerini karşılayabilmesi için yapılması gereken ve yoksulluk sınırı olarak da bilinen aylık harcama tutarının 1508 YTL olarak hesaplandığı göz önüne alınırsa, Hükümetin çalışanlara neyi reva gördüğü daha iyi anlaşılır. Yeni yılla kuruşları da piyasaya süren Hükümet, çalışanlara bozdur bozdur harca mesajını veriyor. Yanda % 1’lik gelir gruplarına göre yapılmış Gelir Dağılımı Tablosunu görüyorsunuz. İşte 50 yıldır süren her mahalleden bir zengin yaratma çabasının sonucu. Asgari Ücreti 350 YTL yaparak el koyulan gelirin nereye gittiği çok açık. Hükümeti uyarıyoruz; İktidarda iki yılınızı doldurdunuz. Gittiğiniz yol yol değildir. Emeği ile geçinene hakkını vermedikten sonra, ne AB ne de Şanghay Beşlisi sizi kurtarır.

Yüzde 1’lik Gelir Grupları

Gelir İçindeki Payı %

En Fakir % 1

0,10

En Fakir 2. % 1

0,15

En Fakir 3. % 1

0,18

En Fakir 4. % 1

0,20

En Fakir 5. % 1

0,22

En Zengin 5. % 1

2,66

En Zengin 4. % 1

2,96

En Zengin 3. % 1

3,47

En Zengin 2. % 1

4,47

En Zengin % 1

12,83

Yeşil Oda: İstiklâl Cd., Kurabiye Sk., No: 13, Kat: 3 (Parsifal'in üstü), Tarlabaşı-Beyoğlu/İstanbul (Hafta içi her gün 16:30-19:30 arası açıktır) Tel/Faks: (212) 243 83 33 E-Posta: yesillerinfo@yesiller.org Web-URL: www.yesiller.org


Gökkafes’e göstermelik yıkım! İstanbul’un ortasında insanlık ve hukuk adına bir utanç abidesi olarak yükselmeye devam eden Gökkafes’te “Kış Bahçeleri” diye adlandırılan bina eklentileri geçen Cuma günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından yıkıldı. İnşa edilebilmesi için her türlü yolsuzluğun yapıldığı ana bina, Yargıtay’ın tapu kayıtlarındaki tahribatı düzeltici kararı sonrası tamamen usulsüz olarak ayakta durmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi ise, binanın tamamına ilişkin bir yıkım kararı alma cesaretini kendinde bulamayıp göstermelik bir yıkımla adeta yasak savdı. Bina sahiplerinin avukatları da pişkinliklerinin doruğuna çıkıp, tapudaki bina yapılamaz şerhinin bütün vadiye ait olduğunu iddia ediyorlar. Bizce sakınca yok, hepsi yıkılsın. Ama önce Gökkafes! Gökkafes yıkılsın ki, bu ülkede adamına göre muamelenin artık sona erdiği cümle aleme gösterilebilsin. Paraya ve çıkara değil, insana ve doğaya değer verilen bir ülke için, yıkılana kadar Gökkafesin peşindeyiz.

Ampul, Güneşi aydınlatabilir mi? Başbakan Tayyip Erdoğan, Rize Vakfı tarafından düzenlenen bir Konferansta, suların boşu boşuna Karadeniz’e aktığını iddia ederek, “Bu suyu enerjiye dönüştüremezsek, bunu bize Allah da sorar, millet de sorar. Bu çevrecilerle ne yapacağız? Hayat mücadele. Bunlarla da mücadelemizi vereceğiz.” demiş. Tanrı’nın Tayyip kuluna soracağı tek şey, suyu enerjiye dönüştürememesi olmayacak herhalde! Suların altında can verecek milyonlarca canlı için Tanrı’nın bir sözü yok mu? Nesli tükenip gidecek türlerin hesabını kim verecek? Yurdundan sökülüp atılacak binlerce kişinin “kul hakkı” ne olacak? Tanrı sormaz mı sonra; “Ey benim Tayyip’im, ben sana sonsuz enerji kaynağı güneşi verdim, tepelerinden aşıp giden rüzgarı verdim. Bunlar dururken, sen nasıl giderde benim kurduğum düzene set çekersin?” Ne diyelim; Ampulle güneşi aydınlatmaya kalkmak bu olsa gerek!

Nükleer Karşıtı Platform toplanıyor Hükümetin nükleer santral yapımına ilişkin propaganda faaliyetlerini yaygınlaştırmasıyla, nükleer karşıtları da bir araya gelmeye başladılar. 29 Ocak’ta Ankara’da yapılacak toplantıyla kuruluş aşamasını tamamlayacak olan platforma oldukça geniş bir katılımın olması bekleniyor. Yeşiller daha öncesinde olduğu gibi, yeni kurulacak platformda da yerlerini alacaklar. 18 Aralık’ta Ankara’da yapılan ilk toplantıya Yeşillerden Abdullah Anar, Bilge Contepe, Emine Eker, Erhan G Ersoy, Ertuğrul Akçaoğlu, Nurdan Bilgin ve Ümit Şahin katılmıştı. Ayrıntılı Bilgi ve İletişim için; EMO Genel Merkezi'nden Serpil Boğa 0312 . 425 32 72/27 Greenpeace'ten (Yeşilbarış) Özgür Gürbüz 212 . 292 76 19-20

Doğa haykırıyor;

Varlığın, varlığıma bağlı! Hint okyanusunda meydana gelen ve yüzyılın felaketi olarak nitelendirilen deprem, oluşturduğu dev dalgalar ile 200 bine yakın insanın yaşamını yitirmesine, 500 bin kişinin yaralanmasına ve 5 milyon insanın evsiz kalmasına yol açtı. Öyle görülüyor ki bu olay karşısında da, bundan öncekilerde olduğu gibi önce şaşkınlığa düşüp, sonra yardım elimizi uzatarak yaralarımızı sarmaya çalışıp, daha sonra da yıkılan evlerimizin üzerine “daha dayanıklı” yeni evlerimizi inşa edeceğiz. Oysa şimdi oturup düşünme zamanı. Olup bitene biraz dünya dışından bakıp gerçeklerin farkına varma zamanı. Doğaya egemen değil dost olmanın zamanı. Aşağıdaki iki resim olayın kısa özeti; doğayı katledenler dalgaların önünde boğulup gidiyor, ama orman yine eskisi gibi ayakta.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
gundondu8 by sol yayin - Issuu