Yeşiller bülteni – Sayı: 3 – 19 Ekim 2004
Silahlara, Silahlanmaya hep karşıyız, yine karşıyız! Almanya Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları’ndan Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için tarih verilmesinin, Almanya’dan Türkiye’ye silah satışına ilişkin kısıtlamalarda gevşemelere neden olacağı bildirilmiştir. Bu kapsamda tam üyelik müzakereleri öncesinde yüzlerce Leopard II tankının Türkiye’ye verilmesinin planlandığı açıklanmıştır. Türkiye’de Yeşiller, geçen 20 yılda hep silahlanmanın durdurulmasını ve silahların susmasını savunmuşlardır. Bu politikalarımız bugün de değişmiş değildir. AB’nin güvenliği gerekçesi ileri sürülerek yüzlerce Leopard II tankının ve başka silahların Türkiye’ye verilmesine karşıyız. Bizler Türkiye’nin silahlanarak komşu ülkelere tehdit unsuru olamaya devam etmemizin, bize de, girmeyi düşündüğümüz AB’ye de yarar sağlamayacağına inanıyoruz. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar bu toprakların bekçiye değil, dosta ihtiyacı olduğunu savunuyoruz. Türkiye’ye silah ihraç eden ülkeler arasında önemli bir konumda bulunan Almanya hükümetinde koalisyon ortağı olan Birlik 90/Yeşiller Partisi’nin de, Türkiye’ye silah satışı konusundaki tavır değişikliğine ilişkin kararını derhal gözden geçirmesini bekliyor, bu konudaki karşı tavrımızı iletiyoruz. Ne daha fazla tank, ne daha fazla silah.
Biz Barış istiyoruz, Barış!
2004 Nobel Barış Ödülü Bir Yeşile Verildi Kenya’da Mazingira Yeşil Parti ve Yeşil Kuşak Hareketi kurucusu Wangari Mathai, Nobel Barış Ödülünü kazandı. 2002 yılında yapılan ilk serbest seçimlerde Yeşil Parti'den Kenya Parlamentosu'na seçilen Maathai, özellikle kadınlar için eşitlik, demokrasi, insan hakları, Kenya’nın iç çatışmalarında arabuluculuk ve çevre konusunda uzun bir kariyere sahip. Nobel kazanan ilk Afrikalı Kadın olan Maathai, 1991 yılında ormansızlaştırmaya karşı yürüttüğü çalışmalar nedeniyle hapis yatmıştı. Aynı zamanda 2004 Petra Kelly Ödülü sahibi de olan Maathai, Yeşiller arasında, diktatörlüğe, rüşvete, şirket açgözlülüğüne karşı, Kenya halkı ve toprağı adına meydan okuyan bir kişi olarak anılıyor. Ödülün 'doğanın korunmasının barışın korunması için önemine atfen' verilmesi ise altı çizilmesi gereken başka bir nokta. Geçen yıl İranlı kadın hukuk uzmanı Şirin Ebadi’nin ödüle layık görülmesinden sonra, bu yıl da Wangari Maathai’nin seçilmesi, Nobel Barış Ödülü'nün azalan itibarına yeni bir soluk kazandırmak olarak da değerlendiriliyor.
Dünya ihtiyaçlarımıza yanıt verebilir, ihtiraslarımıza asla... MUNZUR AKMAZSA BELGESELİ GÖSTERİLDİ
Seni de, benzerlerini de istemiyoruz!....... Yeşil Odada Avustralya’dan bir misafir Toplumsal Ekoloji grubundan Emet Değirmenci ile, 12 Ekim Akşamı Yeşilodada bir söyleşi yapıldı. Avustralya’daki ekoloji mücadeleleri ve yeşil hareket konusunda bilgi aktaran Değirmenci ile, daha sonra Türkiye’deki otonom gruplar ve Yeşillerin bu otonom gruplarla olan ilişkileri tartışıldı. Belirli bir amaca yönelik projelerde otonom gruplarla birlikte hareket edilebileceği görüşü dile getirildi.
Yönetmenliğini Nezahat Gündoğan'ın yaptığı "Munzur Akmazsa" belgeselinin İstanbul'daki ilk gösterimi Bilgi Üniversitesi sinema salonunda 9 Ekim cumartesi günü yapıldı. Müzikleri Metin-Kemal Kahraman tarafından yapılan ve Mümtaz Sevinç tarafından seslendirilen yaklaşık 45 dakikalık belgeselde, Tunceli'de bulunan Munzur vadisine yapılmak istenen barajlar konusu tüm yönleriyle ele alınıyor, uzmanların ve yöre halkının görüşlerine yer verilerek baraj projelerinin vadiyi sular altında bırakarak bölge için bir yıkım getireceği, halkın göç etmek zorunda kalacağı ve Tunceli coğrafyasının ve doğasının bütünüyle tehdit altına girdiği anlatılıyor. Belgeselin İstanbul'daki ilk gösterimini destekleyen Yeşiller, 2 Ekim tarihinde Tunceli'deki ilk gösterimi de Tunceli yerel konferansı çerçevesinde yapmıştı.
Yeşil Oda: İstiklâl Cd., Kurabiye Sk., No: 13, Kat: 3 (Parsifal'in üstü), Tarlabaşı-Beyoğlu/İstanbul (Hafta içi her gün 16:30-19:30 arası açıktır) Tel/Faks: (212) 243 83 33 E-Posta: yesillerinfo@yesiller.org Web-URL: www.yesiller.org
MV Ulla Halâ denizin altında, çevre suçlarına iki yıl erteleme
Dünya batsa umurunuzda olacak mı? Umursamak üzerine Pink Floyd’un Animals Albümünden... Uçan Domuzlar* - 1 Benim ne halde olduğumu umursamasaydın, Ve ben de seni umursamasaydım, Yiterdik karanlık denizlerin derinliklerinde. Ara sıra yağan yağmura başımızı kaldırıp, Hangi sersemleri suçlayacağımızı düşünürdük. Ve seyrederdik Uçan Domuzları. Uçan Domuzlar – 2 Bilirim ki umursarsın beni. Ve ben de umursarım seni, Böylece hissetmiyorum yalnızlığı yada taşın ağırlığını. Kemiklerimi gömecek bir yer de buldum. Ve köpeklerde bilir herkesin bir eve ihtiyacı olduğunu Korunabilmek için uçan domuzlardan *Uçan Domuzlar: İkinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin Alman V-1 füzelerine taktığı isimdir.
Ulla batarken, hükümetin umursamazlığı yeni yeni su yüzüne çıkıyordu...
Canavar Balon Türkiye Turuna devam ediyor GDO’ya Hayır Paltformu’nun çabaları ve Friends of The Earth ve Heinrich Böll Vakfının destekleri ile Türkiye’ye getirilen Canavar Balon Taksim’den başladığı Türkiye Turuna devam ediyor. Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Türkiye’de üretim ve tüketimine karşı Tur boyunca imza kampanyası yürütülüyor. Tur 2 Kasım’da Ankara’da sona erecek. Şimdiye kadar 40 bine yakın imza toplanan kampanyada 100 bin imza toplanması hedefleniyor
Çok şey düşünüyor ama henüz istifayı değil
MV Ulla adlı 2200 ton toksik atık içeren gemi 6 Eylül Günü İskenderun körfezinde sulara gömüldü. Aslında geminin batacağı çok önceden belli olmasına, bu konuda yerel çevre örgütlerinin, Greenpeace Akdeniz Ofisinin olay öncesinde uyarılarda bulunmasına rağmen, hükümet bir öncekilerden devraldığı 4 yıldır var olan umursamazlığı sürdürmüş ve Doğu Akdeniz’e adeta kendi eliyle bir saatli bomba yerleştirmiş oldu. Şimdi bu bomba ne zaman patlayacak kimse bilemiyor. Ama hükümet, umursamazlığını artırarak devam ettiriyor. Gemi battıktan sonra kameraların karşısına geçen ve her sözü ile duyarlı bireylerin yüreğinde daralmalara neden olan Çevre Bakanı Osman Pepe, son olarak çevre suçlarının 2 yıl süre ile ertelenmesine ilişkin Türk Ceza Yasası değişikliğini de şöyle açıkladı. “TCK'nın 181. ve 182. maddeleri uygulanırsa, 3 bin 200 belediye başkanı ertesi gün hapse girer. Şimdi (düzenli çöp tesisi, arıtma tesisi yapın) diyorsunuz. Ne kadar zamanda yapacaksınız bunları? Bu boyacı küpü mü? Akşamdan koyup sabahtan çıkaracaksınız bunu?” Biz de diyoruz ki, sizin aklınız nerde? TCK yasası ne zamandır gündeminizde? Neden ilgili kuruluşlara baştan uyarıları yapmadınız? Hadi lafı uzatmayın da itiraf edin çevresel umursamazlığınızı. Ne de olsa siz değil misiniz, “zengin yer altı kaynakları üzerinde yaşayan fakir insanlar olamayız” diyerek Maden yasasını çıkaran, Orman arazilerini daraltan? “Mega” kentler, “dev” projeler üreten, “Sanayileşmiş Büyük Türkiye” misyonunu devam ettirip iki karış boş toprak parçası bulsa ya betonlayan, ya asfaltlayan? Sizin için “çevre”nin ve insanların önemi olsaydı, “Bergama’da Altın Madenini nasıl tekrar açarım?”ın derdine düşmezdiniz. Milli Park olarak ilan edilmiş bir doğal değeri sulara gömecek baraj projelerini yürürlüğe koymazdınız. Sınır değerleri aşan kükürtdioksit değerlerine rağmen, bile bile termik santral çalıştırmazdınız. 4 yıldır karasularınızda demirli olup kendi ihmaliniz sonucu batmış bir toksik atık gemisini en küçük bir duraksama yaşamadan derhal çıkarmaya çalışırdınız. Ama nerde o duyarlılık nerde?
Yeşiller 1. Gençlik Yaklaşımları Doruğuna Katıldı 9-10 Ekim tarihlerinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde düzenlenen etkinlikte Yeşilleri tanıtan bir stand açıldı. Çeşitli siyasi parti ve oluşumların bir arada yer aldığı “Katılmaya başlamak, birkaç öneri” başlıklı panelde Yeşiller adına Ümit Şahin bir konuşma yaptı.