Skip to main content

ED-17-EKIM-2012

Page 1

7 EKİM’DE ANKARA’YA Gelin Canlar Bir Olalım 7 Ekim'de Ankara'da Buluşalım Emeğin Dünyasını Kurup İnançları Özgürleştir mek İçin Mücadeleyi Yükseltelim! Aylık İşçi Gazetesi / Yıl: 2 / Ekim / Sayı:17 Fiyat: 1 Lira

EMEĞİN DÜNYASINA DOĞRU

Sf.7

Burasý

ANTAKYA’DA OHAL

THY TAKSİM SATIŞ OFİSİ ÖNÜNDE EYLEM

Texim Cumhuriyeti mi?

Sf.5

16

Eylül günü, devletin Suriye’ye karþý sürdürdüðü savaþ kýþkýrtýcýlýðýna karþý çýkan insanlarýn Antakya’da yapmak istediði basýn açýklamasýna polis, kudurmuþçasýna saldýrdý. Þu anda valilik tarafýndan Hatay’da tüm eylemler, basýn açýklamasý vb. de dahil olmak üzere yasaklanmýþ durumda. Suriye’den getirdiði karþý devrimcileri, Hatay’daki kamplarda eðittikten sonra(bu eðitimin ne tür bir eðitim olduðunu anlamak için “Özgür Suriye Ordusu”denilen çapulcularýn bazý üst düzey “komutan”larýnýn bu kamplarda çektirdikleri fotoðraflara bakmak yeterli; deyim yerindeyse kuþ uçurtulmayan kamplarda bu paralý katiller, her türlü eðitimden geçiriliyorlar)

Merter’de 54 gündür iþten atýldýklarý için eylemde olan 38 Texim iþçisine 4 gündür polis ablukasý var. Ýþçiler bunun nedenleri üzerine görüþlerini bildirdi. Kimine göre devlet yasasýna sahip çýkmýyor, kimine göre Texim cumhuriyet kurmuþ, Kimine göre ise iþçiler ancak birlik olursa özgürleþir.

H

avayolu emekçileri “Grev Yasağına” Karşı çıktıkları için işten atmalara ve yasağa karşı her cumartesi günü THY Taksim satış ofisi önünde protesto eylemlerini sürdürüyor. THY emekçileri işlerine geri dönmek ve grev yasasının kaldırılması talebi ile başlatıkları eylemlere devam ediyor.

Sf.2

Gençlik CHE’yi Taksim’de Anacak

D

evrimci Öğrenci Birliği ve Genç Emekçiler Birliği’nin düzenleyeceği bir yürüyüş ile Comandate Che ölümsüzlüğünün 46. Yılında Taksimde Anılacak. 6 Ekim Günü Saat 17.00’da Tünel’den başlayacak olan yürüyüş Taksim Meydanı’nda yapılacak etkinlikle son bulacak. DÖB ve GEB’in ortak düzenlediği yürüyüş geleneksel olarak her yıl yapılıyor.

10.s >>Tarihe Yön Veren Kadınlar

09.s >>ZAFER SAVAŞILMADAN...

S

Y

S

üzyýllardýr ezilen, baský altýnda tutulan, toplumsal yaþamda en alt tabakada olan ve kapitalizmin ucuz iþgücü olarak sömürdüðü kadýn, kendisini kurtaracak olan Ekim Devrimi’ne dört elle sarýldý....

ÝSTANBUL - 21.09.2012 edaþ Ýþçilerinin Genel Müdürlük baþlattýklarý eylem 124. gününe gelirken Sanatçý Pýnar Aydýnlar ve Grup Emeðe Ezgi de iþçilere destek verdi. Ýstiklal Caddesi üzerinde bulunan Rumeli Han önünde iþçilere destek amaçlý Grup Emeðe Ezgi müzik dinletisi verdi. Her hafta olduðu gibi Bedaþ Ýþçileri yine Kiðýlý ve THY’i protesto ettiler. Genel Müdürlük önünde basýn açýklamasý yaptý. Okunan basýn metninde BEDAÞ’a baðlý Çýra- Marsaþ ortaklýðý olan taþeron firmada çalýþtýklarýný iþten çýkartýlan 114 iþçi olduklarý hatýrlatýldý. Eylemlerinin 4 aydýr sürdüðü ifade edilerek sermayenin renginin, dilinin, ýrkýnýn olmadýðý söylendi. Basýn açýklamasýný okuyan iþçi, sözlerini þöyle sürdürdü: “Býrakmayýz, býrakmayýz. Ýçimizdeki mücadele ateþi yanmaya devam etmekte. Ýþten atýlmalara, iþ cinayetlerine, grev yasaklarýna karþý mücadeleye devam edeceðiz. Ve mutlaka kazanacaðýz” dedi.

B

07.s >>Gündem... ýnýflý, sömürülü bir toplumda esas olarak toplumun gündemi, egemen burjuva sýnýf tarafýndan belirlenir.Burjuvazi, egemen sýnýf olarak kendi egemenliðini sürdürecek politikalarý üretir. Bu politikalar esas olarak burjuva sýnýfýn çýkarlarýný koruyan, geliþtiren....

Bedaþ’ta 124. Gün

ýnýf sendikacýlýðý mücadelesi bu topraklarda da yýllardan beridir en yakýcý haliyle süregelmiþtir. DÝSK ve bugünkü KESK tarihine bakýldýðýnda bu örnekler çok net görülebilir. Bu sendikalarýn kurulma aþamasýndan, alanlardaki mücadelesine kadar....


Sayı 17 / Ekim 2012

İnşaat Çöktü İki İşçi Yaralı

24.09.2012

2

“Ancak, biz, tek ülkede değil bütün dünyadaki burjuvaziyi devirir, yener ve onları mülksüzleştirirsek, savaşlar olanaksız duruma gelir.” V.İ.Lenin emegindunyasi.info

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

THY Grevi 100. Gününde

Tekstil Sektöründe Çalıþan Bir İþçiyle Yaptýðýmýz Ropörtajý Yayýnlýyoruz EMEÐÝN DÜNYASI: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Ben 20 yaþýnda tekstilde çalýþan bir iþçiyim; ayrýyeten öðrenciyim. Tekstil sektöründe ortalama 2 yýldan beri çalýþýyorum. Bu süre içinde birçok atölyede çalýþtým. Beni etkileyen birçok olay yaþadým. Volteks’te çalýþtým ilk olarak; daha önce tekstilde çalýþmadýðýmdan dolayý tanýk olduðum olaylar özellikle ahlaki çürümüþlük bir kadýn olarak daha fazla etkilenmemi saðladý tabi olumsuz yönde. Bu sorunlarýn nedenini sormaya baþladým kendi kendime. Daha sonra çalýþtýðýmýz sektördeki insanlar arasýndaki iliþkilerin genel de bu boyutta yürüdüðünü gördüm. Aslýnda insanlarýn bu þekilde davranmasýný saðlayan aðýr iþ koþullarý diyebilirim. Çalýþma koþullarý çok aðýrdý. Ýnsanlarýn kendine ayýracaðý zamanlarý yoktu. Bundan dolayý bütün hayalleri özlemleri istekleri çalýþtýklarý yere göre þekilleniyordu. Ben ilk iþe girdiðimde stajyer olarak girdim. Paydos saatleri normalde 19.00’iken yoðunluktan dolayý sabah saat sekizden gece on ikiye kadar çalýþýyorduk. Toplam günde 13 14 saat çalýþýyorduk.Bu arada bir insan kendine nasýl zaman ayýrabilir. Bu bir ay boyunca devam etti. Çok fazla çalýþýp yoksul bir yaþam sürüyoruz

Ýþten Atýlan Ýþçilere Dayak MARAÞ – 10.09.2012 Teksif Sendikasýnýn örgütlenme çalýþmasý yürüttüðü Atlas Giyim firmasýnda 13 iþçi iþten atýldý. Teksif Sendikasýnýn açýklamasýnda “Atlas Giyim San. ve Tic. Anonim Þirketi Patronu Ali Rýza Kýsakürek, iþçinin örgütlenmesi karþýsýnda toplam 13 üyemizi iþten attý. Bununla da kalmayan iþyeri patronu, öfke kontrolünü tamamen yitirerek, kendisiyle insani bir þekilde konuþmak için giden Kahramanmaraþ Ýrtibat Bürosu Sorumlumuz Ahmet PALA, beraberindeki sendika çalýþanýmýz Umut KESKÝNTÝMUR ve basýn mensuplarýna sözlü ve fiziksel olarak saldýrdý.. Gözü dönen iþveren öfkesini, iþten atýlan arkadaþlarýna sahip çýkmak için bir araya gelen iþçilerin arasýndaki bir kadýn iþçiye yönelterek tokat atarak” almaktan geri kalmadýðý belirtildi.

EMEÐÝN DÜNYASI: Ýþçiler arasýnda birliktelik var mý? Kesinlikle yok diyebilirim. Sürekli iþe giriþ çýkýþ olduðundan dolayý iþçiler arsýnda bir uyum sorunu yaþanýyor. Bir baþka etken ise iþsizliðin yoðun olduðundan dolayý insanlar daha fazla bencilce düþünüyor ve buna göre hareket ediyorlar. Çalýþtýðým atölyede 50-60 iþçi çalýþýyordu. Ýþverenin iþçilere sigortalarýnýzý yatýrýyorum demesine raðmen iþçiler bir sorunla karþýlaþtýklarýnda sigortasýz olduklarýnýn farkýna varýyorlardý. Ya da tam olarak sigortalarý yatmýyordu. EMEÐÝN DÜNYASI: Bu eksikleri kapatmak için sizce ne yapmak gerekir? Mesela iþçilerin ücretleri ödenmediði zaman bir iþçi iþten atýldýðýnda sigortalarý ödenmediðinde ya da mesaiye kalýp mesaileri ödenmediðinde vb. konularda birlikte hareket edip bu örgütlenme sürekli devam ettirilirse durum farklý olabilir. Bunlarý yapmak için ilk önce kendimizi bencilce düþünceden alýkoymalýyýz. Daha cesaretli davrandýðýmýzda kendi gücümüzün farkýna varabiliriz. Ýþe ilk baþladýðým zamanlarda olaylarý kendimce yorumlayýp bir an-

Ş

işli Merkez Mahallesi Darülaceze Caddesi Nadide Sokak’ta meydana gelen göçük nedeniyle iki işçi yaralandı. İnşaat şantiyesinde sabah saatlerinde meydana gelen toprak göçmesi nedeniyle iki işçi toprak altında kaldı. Toprak altında kalan işçiler olay yerine gelen itfaiye ekiplerince kurtarıldı. Kurtarılan işçiler ambulans ile hastaneye kaldırıldı.

lam veremiyordum. Aslýnda bu sorunu bizim atölyede çalýþan iþçilerin yalnýz yaþamadýðýný ben makine baþýnda çalýþýrken, yeraltýnda çalýþan maden iþçilerinin, tarlada mevsimlik iþçi statüsünde çalýþan kadýnlarýn, inþaat sektöründe, aðýr sanayi sektöründe çalýþan iþçilerinin de ayný sorunla karþý karþýya olduðunu gördüm. Çocukluklarýný yaþamadan küçük yaþta çalýþmak zorunda kalan hayallerinin, özlemlerinin, masumiyetlerinin sistem tarafýndan nasýl yok edilmek istendiðini ve bunun acýmasýzlýðýný gördükten sonra örgütlenip birlikte hareket etmenin gerekli olduðunu gördüm. Bir kadýn iþçi olarak insanca bir yaþamýn mümkün olduðunu söylemek istiyorum. Buna ulaþmak için emekçi kadýnlar, iþçiler, emekçiler örgütlenip birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Bütün ezilenler sistem tarafýndan yaþamdan kovulmak istenen herkes bu bilinçle davranmalýdýr. EMEÐÝN DÜNYASI /ÝZMÝR

Kipa’da Ýþten Atmalar Protesto Edildi ÝZMÝR – 13.09.2012 - 28 Aðustos’ta iþten atýlan Kipa iþçileri Kipa maðazasý önünde basýn açýklamasý yaptýktan sonra bir saat oturma eylemi yapmýþlardý. Basýn açýklamasýný Kipa iþçileri adýna Kenan Gerçek okumuþ, açýklamaya Petrol Ýþ, Deri Ýþ þube baþkanlarý ve Tek Gýda Ýþ Genel Merkez Danýþmaný ile Mücadele Birliði, Kýzýl Bayrak olmak üzere devrimci kurumlar ve kitle örgütleri destek vermiþti. 13 Eylül’de eylemlerine devam eden Kipa iþçileri bir saat oturma eylemi yaptý. Oturma eyleminde sýk sýk “sendika hakkýmýz engellenemez” “atýlan iþçiler geri alýnsýn” “birleþen iþçiler asla yenilmez” “Kipa þaþýrma sabrýmýzý taþýrma” “birleþe birleþe kazanacaðýz” sloganlarý atýldý. Oturma eyleminden sonra Tek Gýda iþ Genel Merkez Danýþmaný bir konuþma yaptý. Köse þunlarý söyledi; “ Dokuz yýl boyunca yiðitçe mücadele eden Kipa iþçilerini buradan kutluyoruz. Sadece ve sadece düzenli bir çalýþma hayatý için insanca yaþayabilecek bir ücret için dokuz sene sonunda verilen yiðitçe mücadelenin öncüleri 39 iþçi kardeþimiz Kipa iþvereni tarafýndan haksýz ve hukuksuz bir þekilde iþten atýldý. Bu oyunu iþçiler bozar. Evet, iþten attýðýn 39 tane iþçi kardeþimizi yalnýz zannetme. Bugün 17. gün. Belki bugün az olabiliriz, bugün buraya katýlan emek dostlarýmýz kardeþ sendikalarýmýz bugünkü katýlanlarý temsili buraya katýlan dergi, dernek çevreleri emekten yana siyasi partililer temsili olarak katýldý. Bizler hem çalýþanýz hem tüketeniz. Unutma ki senin de Ýzmir’in Ege bölgesinde maðazalarýn var. Bu yaptýðýn haksýz hukuksuz uygulamalarýna son vermezsen tüm Kipa’larýna önü mahþer yerine döner. Bugün burada bunu laf olsun diye söylemiyoruz. Eðer aklýný baþýna almazsan iþten çýkarmalarý durdurmazsan iþçilerin anayasal hakký olan toplu sözleþmeyi örgütlenme hakkýna saygý duymazsan önümüzdeki günlerde sadece kapýnýn önünde deðil tüm maðazalarýn içerisinde ayný tepkiyle, tüketimden gelen güçle karþý karþýya kalacaksýn. Bizler iþten attýðýn iþçi kardeþlerimiz ve tüketiciler olarak buradan ikaz ediyoruz. Kipa’yý Kipa yapan biziz. Kipa’yý geri götürmesini de biliriz, bunu adam gibi de yaparýz. Önümüzdeki günlerde kardeþlerimizden talimat bekliyoruz. Kardeþler, emrinize amadeyiz. Ne önünüzdeyiz ne arkanýzdayýz yaný baþýnýzdayýz.” Açýklamanýn ardýndan kitle sloganlar eþliðinde daðýldý.

“Ben Halkýn Sanatçýsý Olarak Kalýrsam Benim Ýçin En Büyük Mutluluk Bu” Haber Merkezi - Nice ozanlarýmýz yitip gitti yeryüzünden sözleri kaldý kulaklarda, türküleri dillerden dillere yayýldý. Her ozan toplumun görülmeyen gerçeðini dile getirdi. Duyulmamýþ Âþýklarýn ezgilerini yaptý. Yaþattý söylediði türkülerle gönüllerde. Aþýk Veyseller, Ýhsaniler, Mahsuniler birer birer ayrýldý aramýzdan. Geçtiðimiz günlerde bir ozanýmýzý daha yitirdik yeryüzünden türküleri dillere destan olan gönülleri fedheden Neþet Ertaþ’ý. 1938’de doðan Ertaþ 1960’larýn sonlarýna doðru türkülerini Anadolu’nun dört bir yanýnda türkülerini kulaktan kulaða, dilden dile dinletir oldu. Ertaþ türkülerini halka adamýþtýr ki “devletin sanatçýlýk”makamýný ret ederek “Ben halkýn sanatçýsý olarak kalýrsam benim için en büyük mutluluk bu” diyerek halka baðlýlýðýný gözler önüne sermiþ oldu. Babasýnýn Ozanlýk geleneðini sürdüren Neþet Ertaþ türküleriyle gönülleri fedhetmeye devam edecek.

ÝSTANBUL - 05.09.2012 - Türk Havayollarý’nda“ grev yasaðý”na karþý yaptýklarý protesto nedeniyle 305 kiþi iþten atýldý. THY yetkililerinin saldýrýlarýna karþý iþten atýlan THY emekçileri 100 gündür havaalaný içinde eylemlerini sürdürüyorlar. Sermaye sýnýfýnýn iþçi ve emekçiler üzerindeki baský ve saldýrýsýndan nasibini alan THY emekçileri bu saldýrýlara karþý örgütlü mücadelenin kazanýmlarýndan vazgeçmemek için mücadele ediyorlar. 100 gündür iþten atýlan ve haklarý verilmeyen emekçiler “grev yasaðý”nýn uygulanmasý halinde sendikalarýn dernekten farklarýnýn olmayacaðýna vurgu yapýyorlar. Dolayýsý ile bu saldýrýlarýn örgütsüz, sendikasýz sözleþmesiz ucuz emek gücünü yaratarak çalýþtýrmaya dönük birer adým olduðunu açýkça dile getiriyorlar. THY emekçileri “grev yasaðýna boyun eðmiþ olsaydýk” diyorlar, kendilerinin de diðer uçuþ hizmeti veren firmalarda çalýþan örgütsüz emekçilerin aldýklarý düþük ücret, güvencesiz çalýþtýrýlmayla karþý karþýya kalacaklarýný söylüyor ve “sosyal haklarýmýz elimizden alýnýrdý” diyorlar. THY emekçilerini diðer havayollarýnda çalýþan emekçilerden ayýran özellik örgütlülükleridir. Sendikal mücadelenin vermiþ olduðu hak ve kazanýmlardan mahrum kalan havayollarýnda çalýþan emekçilerin örgütsüzlüðü sermayenin cebini kabartýrken THY’nin elini yakýyor. Elinin yanmasýný istemeyen THY cebinin kabarmasýný istiyor. Dolayýsý ile yapmasý gereken tek þeyin örgütlü mücadeleyi kýrmanýn yollarýný bulmak ve uygulamak olduðunu düþünme-

sinden kaynaklý Hava-Ýþ üyesi THY emekçilerine azgýnca saldýrýyor ve örgütlülüðün daðýlmasýný saðlamaya çalýþýyor. Ýþçiler ise bu konuda kararlýlýkla mücadele edeceklerini dile getiriyor. Kazanýlmýþ haklarýn gaspý konusunda kendilerinden vaz geçtiklerini yani kendilerinin tekrardan iþe alýnýp alýnmamalarýnýn önemli olmadýðýný asýl önemli olan þeyin ise içerde çalýþan arkadaþlarýnýn bu haklara sahip çýkmalarý olduðunu söylüyorlar.

THY Taksim Satýþ Ofisi Önünde Eylem ÝSTANBUL – 22.09.2012 - Grev yasaðýnýn kaldýrýlmasýný ve sendikal mücadele sayesinde kazanýmlarýna dokunulmamasý için mücadele eden iþçiler oturma eyleminde taleplerini haykýrdý. Basýn açýklamasýný okuyan Doðan Kalyoncu “Ýþten çýkarýlan iþçiler 116. gündür iþe geri dönüþ mücadelesi veriyor ve Atatürk Havalimaný Dýþ Hatlar Geliþ Bölümünde direniyorlar” diyerek hatýrlatmada bulundu. Kalyoncu,” havacýlýk sektörüne grev yasaðý getiren kanun teklifinin altýnda imzasý bulunan Ýstanbul AKP milletvekili Sayýn Metin Külünk, basýna verdiði demeçlerde ‘bu yasaðý THY A.O. yönetimi istedi’ diyerek, tarafsýzlýk yeminine raðmen belli bir sosyal sýnýfýn çýkarlarýnýn gözetildiðini, Anayasanýn eþitlik kuralýnýn hiçe sayýldýðýný açýkça itiraf etti” dedi.

Ýþten Atýlan Ýþçiler Haklarýný Ýstiyor

ÝSTANBUL – 21.09.2012 - Cankurtaran Holding’e baðlý Güven Elektrik þirketinde çalýþan 256 iþçi þirketin taþýnmasý bahanesiyle iþten atýldýlar. Birleþik Metal Ýþ sendikasýnda örgütlü olan iþçiler kýdem tazminatlarýnýn ödenmemesi nedeniyle eyleme baþladý. Þirketin Bomonti’de bulunan mali bürosu önüne çadýr kuran iþçiler 12 gündür eylemdeler. Sendika yetkilileri yaptýðý açýklamada, þirketin taþýnama bahanesi ile iþçileri iþten attýðýný ve kýdem tazminatý ve özlük haklarýnýn gasp edilmek istendiðine deðinerek, iþçilerin tazminat ve özlük haklarýnýn gasp edildiðini patronlarýn bunu yaparken neye güvendiklerini sordular ve hükümetin arkasýndaki sermayeye güvendiðini belirttiler; iþçi sýnýfý olarak, Birleþik Metal Ýþ ve DÝSK olarak buna izin vermeyeceklerini altýný çizdiler. Ýþçi sýnýfýnýn elinde kalan kýdem ve özlük haklarýnýn kýrpýlarak ellerinden alýnmasýna karþý uyanýk olmak zorunda olduklarýný belirten Atar, “ patronlar tazminat haklarýmýzý elimizden almaya çalýþýyorlar. Bunu iþyerlerinde zorla ya da yasalarla yapmaya çalýþýyorlar. Ama iþçi sýnýfýyla DÝSK’le birlikte vereceðimiz mücadeleyle onlarý yataklarýnda uykularýnda bile rahat býrakmayacaðýz” diye konuþtu.


Sayı 17 / Ekim 2012

30.09.2012

Zehir Saçan Fabrika Kapattırıldı İstanbul Büyükçekmece Muratbey Mahallesi’nde halkın faaliyetlerine son verilmesi için mücadele ettiği kaçak asfalt fabrikasında çalışmalar durdu. Muratbey halkı bir buçuk yıldır çevreye, tarım arazilerine ve insanlara zehir saçan fabrikayı çalıştıran ve çalışmasına göz yumanlardan hesap soracaklarını söylüyor.

“‘Sosyal’ vaizler ve oportünistler, geleceğin barışçıl sosyalizminin hayallerini kurmaya her zaman hazırdırlar. Ama bunları devrimci sosyal-demokratlardan ayıran şey, bu güzel geleceğe kavuşmak için gerekli çetin savaşımlar ve sınıf savaşları üzerine kafa yormaya yanaşmamalarıdır” V.İ.Lenin emegindunyasi.info

Sendikal Güç Birliði Platformu Baþkanlar Kurulu Toplantýsýný Gerçekleþtirdi HABER MERKEZÝ – 25.09.2012 - Türk-Ýþ’e baðlý 10 muhalif sendikanýn oluþturduðu Sendikal Güç Birliði Platformu Türkiye’deki sýnýf mücadelesi ve sendikal anlayýþ, sendikal mücadele üzerine deðerlendirmeler yaptý. Yapýlan deðerlendirmenin ardýndan 6 maddelik sonuç bildirgesi yayýnlayan SGBP önümüzdeki dönem çalýþma perspektifini de ortaya koydu. Yapýlan deðerlendirme sonucunda “Türkiye’de iþçi sýnýfýnýn SGBP’ye her zamankinden daha fazla ihti-

Marmara Park AVM Davasý Ertelendi Ý S TA N B U L – 14.09.2012 - Marmara Park AVM þantiyesinde çadýrlarýn alev almasýyla 11 iþçinin ölümünden dolayý Ýstanbul 4. Aðýr Ceza Mahkemesinde 2. Duruþma görüldü. Davada yangýndan sorumlu tutulan firmanýn çadýrlarda denetleme yetkilerinin olmadýðýný savunmalarý üzerine iþçilerin avukatlarý firmanýn inþaatý durdurma yetkisinin olduðunu vurguladý. Görülen ikinci duruþmada, yapýlan ihmalkârlýk yüzünden 11 iþçinin hayatýnýn kaybedildiði söz konusu edilmez iken, ölümlerden sorumlu herkes suçu birbirine atarak yakalarýný kurtarmaya çalýþtý. Mahkeme duruþmayý erteleyerek, eksikliklerin giderilmesine ve tutuklu bulunanlarýnýn tutukluluk hallerinin devamýna karar verdi.

yacý vardýr. Zira sendikal özgürlükler ve iþçi haklarý üzerindeki siyasi ve idari baský arttýkça, en büyük iþçi kitlesini bünyesinde barýndýran bazý iþçi konfederasyonlarý, hak aramak yerine daha da itaatkâr bir pozisyona bürünmüþlerdir. SGBP, bu boyun eðmiþ, suskun ve siyasi otoriteye mahkûm tavrý reddederek, iþçi hak ve özgürlükleri için mücadelesini sürdürme kararlýlýðýndadýr” hükümetin yüz binlerce iþçinin hakký-

ný gasp ettiðine deðinerek “TÜRK-ÝÞ ve HAK-ÝÞ, kanuni bir dayanaðý olmadýðý halde ertelenen TÝS yetkilerinin hesabýný sormak yerine, Hükümet ve iþverenlerle “baraj” pazarlýðýna girmekle büyük bir yanlýþýn içinde olduklarýný göstermiþlerdir.

Hazýrlanan tasarý sendikal hak ve özgürlüklerin önünü açmak bir yana, çalýþma hayatý ve iþçi sendikalarýný idari ve siyasi vesayet altýna alma çabasýnýn ürünü” dür denildi. Havayolu emekçilerinin grev haklarýnýn gasp edilmesine de deðinen bildiri de “bir gecede sivil havacýlýk hizmetlerindeki grevin yasaklanmasýný, THY çalýþanlarýnýn siyasi irade- iþveren ortaklýðý ile haksýz bir þekilde iþten çýkarýlmasýný bir kez daha þiddetle ký-

“Hızlı Geçiş Soygunu”

Ý S T A N B U L 19.09.2012 - Yapýyol Sen Þube Baþkaný Nizamettin Orhan OGS (Otomatik Geçiþ Sistim) ve (Kartlý Geçiþ Sistemi) KGS’nin karayollarýnýn ve köprülerin özelleþtirilmesi için zemin yaratýlmak üzere uygulamaya konduðunu söyledi. Hükümet tarafýndan gündemde olan otoyollarýn ve köprülerin özelleþtirilmesi ve OGS sisteminin kaldýrýlýp Hýzlý Geçiþ Sisteminin getirilmesine karþý karayollarý iþletimlerinde örgütlü Yapýyol Sen sendikasý, sendika binasýnda duruma iliþkin basýn açýklamasý gerçekleþtirdi. Yapýyol Sen Yönetim Kurulu adýna açýklama yapan Nizamettin Orhan; köprü ve otoyollarýn özelleþtirilmesinin uzun süredir

gündemde olduðunu hatýrlattý. Karayollarýnýn yaptýðý açýklamayý deðerlendiren Orhan; köprü ve otoyollardan son 10 yýlda geçen araç sayýsýnýn %76 artýþ gösterdiðini gelir artýþýnýn ise % 250 civarýnda olduðunu söyledi. Orhan; “ Köprü ve otoyollardan elde edilen gelir sürekli ve düzenli bir biçimde artýþ gösterirken hükümetin köprü ve otoyollarý hangi mantýkla satmaya çalýþtýðýný anlamak mümkün deðildir. Gerçi biz sebebini tahmin edebiliyoruz. Bütün özelleþtirmelerde olduðu gibi yine amaç kar eden iþletmelerin yandaþlara peþkeþ çekilmesidir. “ dedi. (HGS) Hýzlý Geçiþ Sistemine açýklýk getiren Orhan; HGS sistemi Hýzlý Geçiþ Sistemi deðil Hýzlý

Aliaða Belediyesi Ýþçileri Ýsyan Ettirdi ÝZMÝR – 26.09.2012 - Aliaða Belediyesinde çalýþan yaklaþýk 200 taþeron iþçisi çalýþma koþullarýna, ücret eþitsizliðine, iþ güvenliði ve saðlýðýnýn olmamasýna karþý isyan etti. Taþeron belediye iþçileri Demokrasi Meydaný’nda bir araya gelerek çalýþma koþullarýnýn iyileþtirilmesi, ücretlerin zamanýnda ödenmesini talep ederek eylem gerçekleþtirdi. Taþeron belediye iþçileri ücretlerinin zamanýnda yatmamasý nedeniyle maðdur olduklarýnýn altýný çizerek banka kredilerini ödeyemediklerinden dolayý ciddi sýkýntýlar yaþadýklarýný anlattý. Ýþçiler adýna konuþma yapan taþeron iþçisi Halis “Aslýnda biz sessiz bir oturma eylemi planlamýþtýk. Burada oturma eyleminde kuru ekmek soðan yiyecektik. Burada toplanmamýzýn amacý kurumlar ya da kiþilerle kavga deðil; bizim kavgamýz ekmeðimizi biraz daha büyütme kavgasý. Kimseye karþý bir kastýmýz yok. Yýllardýr taþeron düzenin kaldýrýlmasýný istiyoruz. Bugüne kadar yönetime karþý iyi niyetimizi bozmadýk. Ücret talebinde bulunmadýk. ‘Ücretlerimize zam yapýn’ demedik. CHP burayý kazandýðýnda asgari ücret 580 lira idi, bugün 730 lira. Bizim aldýðýmýz ücret ise ortalama bin 150 lira. Biz, asgari ücrete bile razýyýz ama taþeron düzenine karþýyýz. Maaþlarýmýz düzenli ödenmiyor, birçok arkadaþýmýz borç ve kredi ile yaþadýklarý için gününde ödeme yapamýyor. Maðdur oluyoruz. Maðduriyetin düzeltilmesini ve taþeron iþçi uygulamasýna son verilmesini istiyoruz” dedi.

3

Geçiþ Soygunudur. HGS sisteminde kullanýlacak kartlardan alýnan kart ücretleri de kaldýrýlmalýdýr. HGS giþelerinden ilk etiket/kart alýmlarýnda hesaba en az yatýrýlmasý gereken ücretler 1. sýnýf araçlar için 30 lira, 2. sýnýf araçlar için 37 lira, 3. sýnýf araçlar için 53 lira, 4. sýnýf araçlar için 67,50 lira, 5. sýnýf araçlar için de 81,50 lira olarak belirlenmiþtir.” dedi. Nizamettin Orhan Yapýyol Sen yönetim kurulu adýna taleplerin þöyle sýraladý; daha güvenli bir ulaþým için, iþçi ve emekçilerin haklarý için, bizim vergilerimizle inþa edilen köprü ve otoyollarýn yandaþlara peþkeþ çekilmemesi için, daha ucuz mal ve insan transferi için taleplerimiz; çalýþanlara insanca yaþanacak bir ücret verilsin çalýþma koþullarý iyileþtirilsin, özelleþtirilmeler durdurulsun, köprüler ücretsiz olsun. Güvenli ucuz ve yaygýn bir ulaþým aðý kurulsun. “ denildi.

Demir Çelik Ýþçileri Ýþten Atmalarý Protesto Etti HATAY – 19.09.2012 Ýskenderun Demir Çelik fabrikasýnda çalýþan 25 iþçinin hiçbir gerekçe gösterilmeden iþten atýlmasý çalýþan iþçiler tarafýndan eylem yapýlarak protesto edildi. Ýsdemir fabrikasýnda çalýþan 2000’e yakýn iþçi iþten çýkartýlan 25 arkadaþý için mesai bitimi eylem yaptý. Fabrika önünde toplanan iþçiler genel müdürlük önüne kadar yürüyüþ düzenledi. Ýþten atýlan iþçilerin geri alýnmasý talep edilen yürüyüþte “Fabrika Yönetimi Þaþýrma Sabrýmýzý Taþýrma” yönünde sloganlar atýldý.

namaktayýz. Talebimiz, grev hakkýnýn gaspýna karþý demokratik hakkýný kullandýðý için iþten çýkarýlan iþçilerin tekrar iþlerine geri döndürülmesi ve örgütlenme özgürlüðünü engelleyen bu tür uygulamalarýn durdurulmasý için gerekli yasal önlemlerin” alýnmasýdýr denildi. Sendikal Güç Birliði Platformu bileþenleri BASINÝÞ, BELEDÝYE-ÝÞ, DERÝ-ÝÞ, HAVA-ÝÞ, KRÝSTAL-ÝÞ, PETROLÝÞ, TEK GIDA-ÝÞ, TEZ KOOP-ÝÞ, TÜMTÝS, TGS

Ýþçiler E-5’i Trafiðe Kapattý Ý S TA N B U L 20.09.2012 Süreyya Paþa Devlet Hastanesinde çalýþan Dev-Saðlýk Ýþ üyesi iþçiler iþten atýldýklarý için hastane bahçesinde çadýr kurarak iþten atmalarý protesto ediyor. Taþeron iþçilerin iþe iade edilmeleri için mücadele eden iþçiler E-5 Karayolunu trafiðe kapatarak seslerini duyurdu. 60 gündür iþe geri dönme mücadelesi veren hastane iþçileri hastane yetkililerinin duyarsýzlýðý karþýsýnda E-5 Karayolunu trafiðe kapatarak durumu protesto etti. Dev-Saðlýk-Ýþ Genel Baþkaný Arzu Çerkezoðlu yaptýðý açýklamada iþçilerin iþlerine geri dönene kadar mücadele edeceklerini belirtti. Çerkezoðlu, uygulanan bu hukuksuzluðun son bulmasýný talep ederek iþçilerin biran önce iþlerine geri alýnmasýný talep etti.

“Yasadışı Halay Çektirmek”

6 Mayıs 2012 yılında Antep’te düzenlenen “Denizleşenlerimizle Yürüyoruz” mitinginin yasaklanması ile düzenlenen basın açıklamasında türkülerini seslendiren Emeğe Ezgi müzik grubuna “Yasadığı Halay Çektirmek” gerekçesi ile Terör Örgütüne Üye oldukları, yasadışı gösteriye katıldıkları yönünde dava açıldı. Grup Emeğe Ezgi www.ekinsanat.org üzerinden yaptığı yazılı açıklama ile kendilerinin bu yıl albüm çıkardıklarını albümlerinin ismini “Adım Deniz” olarak adlandırdıklarını ve bu albümü Deniz Gezmiş ve yoldaşlarına atfettiklerini dile getirerek açılan davanın kendilerini yıldıramayacağını belirttiler.

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

Merhaba Bireysel çýkar, benci(l)lik burjuva kültürün bir sonucudur. Bu kültüre göre benci(l)lik insanýn doðasýnda vardýr. Oysa biliyoruz ki, insanýn düþüncelerini belirleyen þey içinde bulunduðu toplumsal koþullardýr. O nedenle söyleyebiliriz ki, bireycilik, bencillik kapitalist özel mülkiyet sisteminin ürettiði bir kültürdür; çünkü bu sistemde üretim toplumsal olmasýna raðmen paylaþým bireyseldir. Bu nedenle zenginlik bireysel olurken, yoksulluk da toplumsal olur. Bu durum kapitalist özel mülkiyet sisteminden ve onun üretim iliþkilerinden kaynaklanýr. Kapitalist sistem batýyor. Ayný gemide olanlarý ayný akýbet bekliyor. Her kapitalist kendi ailesini kurtarmak için sýnýrlý sayýdaki filikaya el koyuyor. Bu nedenle birinin yaþamý diðerinin ölümü oluyor. Sermayenin arasýndaki iktidar (özel çýkar)kavgasý büyüyor. Burjuvazi dimyata pirince giderken, bir koyup üç almayý düþünürken, yeni Osmanlý olmayý hayal ederken, nesnel gerçekler onu eski Osmanlýya dönüþtürüyor. ”Dindar ve de kindar” yeni Osmanlýcýlýk zihniyeti onu çöküþe götürüyor. Çöküþü gören TC devletinin kurucusu ve onun iþletmesi ulusalcý “parti ve çeteler” isyan ediyor.” Düþüncemiz iktidar, kendimiz tutuklu bu nasýl adalet” diyor. Adalet herkesin dilinde pelesenk oluyor. Yeni Osmanlýcýlar, iþbirlikçi yeþil sermaye hýzla tekelleþirken Ortadoðu’da yeni nüfuz alanlarý yaratmak, Kürt ve Türk halklarýnýn birleþik devrimini ezmek istiyor. ”Dindar ve Kindar“ Müslüman kardeþlerine bir iktidar armaðan etmek istiyor. Ve Suriye’ye ilan edilmemiþ bir savaþ baþlatýyor. Tampon bölge vb. tüm kýþkýrtmalarýna raðmen seçim, geçim derdine düþmüþ Obama bu çýðlýðý duymuyor, duymak istemiyor. . ABD Genelkurmay baþkaný, “NATO bu iþin altýndan kalkamaz” diyerek TC ‘yi bir baþýna býrakýyor. Ve olan oluyor. Batý Kürdistan’da Kürt özgürlük hareketi, halk komitelerine dayanan nur topu gibi bir özerk Kürdistan doðuruyor. Ortadoðu, yeniden devrimlerle sarsýlýyor. Kuzey Kürdistan da ise özgürlük hareketi demokratik özerklik politikasýný kan revan içinde hayata geçirmek istiyor. Þemdinli daðlarýnda bir bakýyorsunuz Kürt özgürlük hareketinin bayraðý yükseliyor, bir bakýyorsunuz Türk egemen sýnýfýnýn bayraðý... Buradan da anlýyoruz ki K. Kürdistan’daki ikili iktidar dönemi Kürt özgürlük hareketinin lehine deðiþiyor. Antep Organize Sanayide patlayan grevler anlaþma, uzlaþmayla sonuçlandý. Ardýndan patlayan bomba ortalýðý toza dumana boðdu. At izi it izine karýþtý. 12 Eylül Darbecilerinin faþistleri yargýlanma komedisi devam ediyor. ”Sol “figüranlar iþbirlikçi tekelci sermayeden kendisine hayat öpücüðü sunan generalleri yargýlamasýný bekliyor. Cunta hükümetinin yasalarýný daha demokratik bulanlar “yetmez ama evet” diyenler þaþkýn ördek durumuna düþüyorlar. Okullar ve okullarýn özelleþtirilmesinin yolu açýldý. Baþbakan dershane sahiplerine dershanelerini birleþtirerek özel okullara dönüþtürmelerini ve kendilerinin de onlardan hizmet satýn almalarýný önerdi. Dert+Dert+Dert yasalaþtý ve yürürlüðü girdi. 4+4+4 ‘den dertlenenler, Eðitim Sen öncülüðünde 15 Eylül’de Ankara’da bir miting düzenlediler. CHP vb. partileri bu mitinglerde güçlendirenler bilmelidir ki, bu partiler bu gücü emekçileri ezmek için kullandýlar, kullanmaya devam ediyorlar. Maltepe belediye iþçilerinin gasp edilen iþ haklarýný geri almak için iþgal ettiði CHP binalarýnda yaþadýklarý linç giriþimi ,bu mitinglerde meþrulaþtýrýlma yerine mahkûm edilmelidir. Sýnýf siyaseti ve tutarlýlýk bunu gerektirir. Ýþbirlikçi sermaye tekelci devletin kurucusu bir partinin borazanlarýndan emekçilere özgürlük gelmez. Bakalým bu miting emekçilerin derdine nasýl merhem olacak. Özgür basýna yönelik saldýrýlar sürüyor. Hükümet emekçileri özgür basýn çalýþmalarýný “terörist” yaftasýyla mahkûm ederken, omzunda kamera yerine roket atar taþýyan ve Suriye’ye yasadýþý yollarla giren çapulcularýnýn gazeteci olduðunu iddia ediyor. Ýþte burjuva sýnýfýnýn gerçek yüzü! Burjuva sýnýf, sermaye sýnýfý hangi role soyunursa soyunsun, hangi kýlýða girerse girsin onun yüzünü açýða çýkarmanýn yolu sýnýfsal bakýþ yolundan yürümekle mümkündür. TC, Suriye’ye savaþ açmýþ durumda Suriye halký kendi kaderini tayin hakkýný kullanýyor; hem ulusal, hem de emperyalist sermayeye karþý savaþýyor. Biliyor ki, burjuvazi sömürücüdür. Onu sömürenin Kürt, Türk, ya da Arap olmasý önemli deðildir. Halklar, sýnýfsýz sömürüsüz savaþsýz, özgür ve mutlu bir dünyada barýþ ve kardeþlik içinde yaþamak istiyor. Onun için “emperyalist savaþý halk iktidarý önler” diyor. Türkiye ve Kürdistan ulusal ve sýnýfsal kurtuluþa gebedir. Unutulmamalýdýr ki, “Zor, her yeni topluma gebe eski toplumun ebesidir.” O zaman rolü iyi kavranmalýdýr. Çünkü “zor oyunu bozar” derler. Sevgiyle yeniden merhaba...


4

Eskişehir’de İş Kazası Davası Görüldü

Sayı 17 / Ekim 2012

Eskişehir'deki TEKSAN sanayi sitesindeki Tatfeet firmasının iş yerinin kaçak olması ve denetlenmemesi nedeniyle meydana gelen patlamada 4 genç işçinin hayatını kaybetmesinin ardından açılan davanın ilk duruşması, bugün Eskişehir Adliyesi'nde görüldü. Sorumlular en ağır cezaları alana, iş güvenliği ile ilgili yasalar gerçek anlamda uygulatılana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

“Silah elde etmeye ve bunların kullanılışını öğrenmeye çalışmayan ezilen bir sınıf, köle muamelesi görmeyi hakkeder.” V.İ.Lenin emegindunyasi.info

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

Burasý Texim Cumhuriyeti mi? Talat Yýldýz: 54 gündür buradayýz. 50 gün boyunca fabrikanýn karþýsýnda kaldýk. Hiç kimse karýþmýyordu güvenlik görevlileri sadece gelip gidiyordu. Ne olduysa Pazartesi günü (24 Eylül) 12 çevik kuvvet otobüsü 2 tane toma aracýný ile fabrikanýn etrafýný ablukaya almýþlar bizim fabrikanýn karþýsýnda gelmemize izin vermiyorlar. Sendika baþkanýmýz geldi manzarayý gördü. Fabrikanýn önünde basýn açýklamasý yapýlacaðýný belirtti. Ama polisler izin vermedi. Bizde fabrikanýn karþýsýna doðru yürümeye baþladýk polisler barikat kurarak geçmemizi engelledi. Ve arbede yaþandý. Yaþanan arbedene bir arkadaþýmýz bayýldý ve hastaneye kaldýrýldý. Biz sendikalý olduðumuz için iþimizi zorlaþtýrmak istediler. 4 makineye bakar iken 6 makineye çýkarttýlar. 6 makineye bakarken hata yaptýðýmýzda tutanak tutacaklarý konusunda bizi tehdit ettiler. Sendikaya üye olduðumuz için bize baský kuruyorlardý. Bizlerde bunlarý kabul etmediðimiz için bizi iþten çýkardýlar. Bu süreçte 38 arkadaþýmýzý iþten çýkarttýlar. Bizde sendikaya baþvurduk sendika da çadýrýmýzý kurdu. Sebahattin Özcan: Ben 2006 yýlýnda iþe baþladýðýmda Texim daha inþaat halindeydi. Yeni kurulan bir þirket idi. Þartlarýmýn güzel olacaðýný, iþveren ve iþçinin kardeþ olacaðýndan bahsediyorlardý. Ama maalesef bizleri 8 saat yerine 12 saat çalýþtýrarak iþe baþlattýlar. Sigorta primlerimiz tam yatýrýlmadý. Maaþ bordalarýmýza asgari ücret gösterilerek geri kalan parayý elden veriyorlardý. Pazar günleri mecburi çalýþma vardý. Eðer iþe gelmez isek bölüm þefi þöyle bir þey derdi bize “Pazar günü iþe gelmeyen yarýn ise gelmesin” gibi sözler söylendi. Ýþçiyiz çünkü fabrikanýn temelinde her þeyin de bizler varýz. Patronumuz bazý þeyleri bilir bu mesleði bilmeye bilir

ama biz iþçiler olarak fabrikayý ayakta tutan bizleriz. Sendikalý olduðumuz için baský yapýldý. Sürekli sendikadan bizi vazgeçirmek için nasihatlerde bulundular. Sendikanýn bizi satacaðýný vb. gibi þeyler söylediler. Bizi her zaman uyutan sözler söylediler. Ama çalýþtýðýmýz þartlar çok kötü idi. Örneðin iþyerinde rahatsýzlanan arkadaþlarýmýz oluyordu. Patron bize derdi ki gecenin saat kaçý olursa olsun beni arayýn hastaneye götüreyim diye ama biz hiç görmedik rahatsýzlanan arkadaþýmýzýn hastaneye götürüldüðünü. Ancak biz kendi aramýzda dayanýþma içinde olarak rahatsýzlanan arkadaþýmýzý hastaneye götürürdük. Ta ki biz 2010 yýlýnda sendika arayýp Teksif sendikasýný bulduk. 12 saat çalýþýyorduk 8 saate indirdik. Maaþ bordalarýmýz düzeldi. Bankaya maaþlarýmýz tam yatýrýlmaya baþlandý. Devletin kasasýna da bir sürü para girdi. Devlete de çok büyük katkýlarýmýz oldu. Çünkü neden iþveren vergi kaçýramaz oldu sendika sayesinde. Sendika sahip çýkmasa idi iþveren bizim emeðimizden, emekçiliðimizden çalýþýyordu. Devletin kasasýndan para çalýyordu bu hýrsýzlýktýr. Ýþçiyi soymak bir hýrsýzlýktýr yani. Ýþyerlerinde bazý þeyler var ki iþveren hep göz ardý ediyor. Biz bundan 54 gün önce sendikalý olduðumuzdan dolayý bizi iþten attýlar. Kimimizi gündüz, kimimizi öðle, kimimizi gece saat 23.00’da kapý önüne koydular. Biz elli gündür hiç kimseye bir þey yapmadýk. Çadýrýmýz fabrikanýn karþýsýndaydý. Kimsenin de bir þikâyeti yoktu. Polisler geliyorlardý. Pazartesi günü paranýn gücü büyük olduðu için bir yetkili makamý ayarladýlar 300 tane çevik kuvvet polisi geldi bize müdahale etmek için buraya. Müdahalede ettiler biraz arbede yaþadýk. Salý günü polislerin sayýsý 500’e çýktý. Yani insanlarý kýrdýrmaya getirdiler buraya. Ýþveren demek istiyor ki bakýn bizim paramýz var böylede gücümüz var. 38 kiþiye 500 kiþi Çok yanlýþ bir þey. Eðer ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaþý isem beni de korumak zorunda beni dövmek deðil. Ben suç iþlemedim benim arkadaþlarým suç iþlemedi. Devlet çok yanlýþ bir pozisyonda, emekçilerin haklarý gasp ediliyor bunun karþýsýna da güvenlik güçleri çýkarýlýyor. Bizim vergilerimizle polisi bizim üzerimize saldýrtýyorlar. Çok yanlýþ bir çeliþ-

Merter’de 54 gündür iþten atýldýklarý için eylemde olan 38 Texim iþçisine 4 gündür polis ablukasý var. Ýþçiler bunun nedenleri üzerine görüþlerini bildirdi. Kimine göre devlet yasasýna sahip çýkmýyor, kimine göre Texim cumhuriyet kurmuþ, Kimine göre ise iþçiler ancak birlik olursa özgürleþir. ki ben katýlmýyorum bu duruma. Hýrsýzlýðýmýz yok soysuzluðumuz yok, bizi öcü gibi görmelerini istemiyoruz. Devlet bir yandan 2 sendikaya üye olabilirsiniz diyor bir yandan da bizim sendikaya üye olduðumuz için iþten atýlmamýza göz yumuyor. Bu politikanýn yanlýþ olduðunu düþünüyorum. Tüm iþçi kardeþlerimi ve emekçilere sesleniyorum buradan. Herkes birlik olsun. A partisiymiþ b partisiymiþ kimse öyle bir þey düþünmesin. Futbol takýmý gibi kimse parti tutmasýn. Gerçekten emeðe sahip çýkanlara sahip çýksýnlar. Partiler gelip geçicidir. Ýþçilerin emekçilerin birlik olup emeðine haklarýna sahip çýkmasý gerekir. Çünkü ezilen, haklarý gasp edilen dayaðý yiyen bizler oluyoruz. Hükümete karþý durmamýz için iþçilerin birlik olmasý gerek üreten bizi çünkü. Ama onlar yiyor biz üretiyoruz. Sýrtýndaki ceketine gömleðine her þeyine varana kadar bizler yapýyoruz. Bu devlete nöbeti de tutan bizleriz, savaþa da giden bizleriz, çalýþanda bizleriz. Her þeyi yapan biziz yiyen onlar. Bunun için birlik beraberlik þart. Birlik olalým örgütlenelim bu düzeni deðiþtirelim. A partisi b partisi diye düþünmeyelim biz özgürlüðümüze sahip çýkalým. Bütün Türkiye’de ve dünyada ki çalýþanlara birlik çaðrýsý yapýyorum. Afrika’da bundan yaklaþýk 1-2 ay önce 30 tane maden iþçisini öldürdüler. Ýþçiler polisler tarafýndan tarandý. Bu durumla bizlerde karþý karþýya gelebiliriz. Pazartesi günü arbede yaþandý arkadaþýmýzýn biri bayýldý. Ölmeyeceði ne malum öle bilirdi de.

THY Ýþçilerinin Ýþe Ýade Davasýnda Ýlk Duruþma Görüldü ÝSTANBUL – 14.09.2012 - Türk Hava Yollarýnda grev yasaðýna karþý iþ býrakma yapan iþçilerin ilk grup duruþmasý Bakýrköy Adliyesi 2. Asliye Ýþ Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede, THY þirketinin avukatlarý tarafýndan, iþçilerin iþten çýkartýlmasýna dair belge gösterildi iþçilerin avukatlarý belgeleri savunmasýnda çürüttü, belge sundu. 29 Mayýs’ta, grev yasaðýný protesto eden THY iþçilerinden 305’i yönetim kurulu kararýyla tazminatsýz olarak iþten atýlmýþtý. Ýþçilerin bir bölümü sendikayla, diðer bölümleri de bireysel veya topluca dava açma yoluna gittiler. Sabah adliye önünde açýklama yapan iþçiler; “yaklaþýk 4 aydýr sabýrla, umutla ve metanetle yaþamlarýmýzý hem maddi hem de

Süleyman Aydýn: bizim burada ki sadece suçumuz hakkýmýzý aramak. 2007 yýlýnda Texim fabrikasýnda iþe baþladým. 12 saatlik çalýþma koþullarý vardý. 2 vardiya þekilde. Pazar günleri çalýþýrdýk. Resmi tatil ve bayramlarda mesai yaptýrýyorlardý. Bu þekilde bu yapýlanlara katlandýk. Örgütlenmeye baþlayýp 12 saatten 8 saate indirdiðimiz ve yanlýþlara hep tepki gösterdiðimiz zaman arkadaþlarýmýz ile hep dayanýþma içinde olduðumuz için iþten atýldýk. Ýstiyorlar ki sesi çýkmasýn, kulaðý duymasýn kölelik gibi bir sistem oturtmak istiyorlar. Bizde hakkýmýzý aramak için sendikalý olduk. Örgütlenirken de haklarýmýzý aradýk. Ýþveren sendikalý olduðumuzu öðrendiði zaman makine sayýmýzý 6’ya çýkarmaya baþlayýp bizi baþlarýndan atmak için baský kurmaya baþladý. Bizlere ihtarnameler gönderip sanki makinalarý çalýþtýrmýyormuþuz gibi gösterdiler. 6 senedir baktýðým makinalar 4 tane ne oldu da 6’ya çýkarýldý. Tabi bunlarýn hepsi sendikalý olduðumuz için yapýlýyordu. Ben bir vatandaþ olarak anayasal hakkýmý aramam suç mu? Ben bunu anlayamadým. Baþbakan diyor iki sendikaya üye olabilirsin. Nasýl sendikaya üye olalým bir tanesine üye bak baþýmýza neler geldi. Eðer bu yasalar çýkýyorsa bu haklarýmýz varsa devlet neden bu yasalarýn arkasýnda durmuyor.

8 saatlik süreci kazandýktan sonra maaþýmýz tam yatýrýldý bankaya. Biz bu sayede devletin kasasýna para aktarmýþ olduk. Hakkýmýzý ararken devletinde hakkýný aramýþ olduk. Devletten vergi kaçýrmayý da önledik. Ama maalesef iþveren devlete sýrtýný dayamýþ fabrikayý abluka altýnda tutuyor bize de dönmüþler içeri giremezsiniz. Biz nasýl vatandaþýz. Ýþçi nasýl emeðinin hakkýný arasýn. Nasýl ekmeðinin peþine gidecek. Ben buna hayret ediyor. Bu topraklar Türkiye Cumhuriyet’inin mi oluyor Texim cumhuriyetinin mi oluyor. Ya da bir yabancý ülke mi yaþýyoruz. Hüseyin Uzun: 50 gündür fabrikanýn önündeydik ama pazartesi günü bizi oraya almadýlar. 300 tane polisi yýktýlar buraya. Bilmiyorum artýk kendi amaçlarý be bizim sadece isteðimiz iþe geri dönmek. Biz 50 gündür direndik ne cam kýrdýk ne kötü biz söz söyledik. Tek amaç iþimize geri dönmek. Zaten sendika bize sahip çýkmasaydý bizi bir gün bile burada býrakmazlardý. Baþbakanýmýz diyor iþte birden fazla sendikaya üye ol nasýl üye olacaðýz sendikaya bir tanesine üye olduk baþýmýza neler geldi. Ýþçiler ile ilgili yaptýklarý yasalarýn arkasýnda durmasýný istiyoruz. Biz iþçiyiz yapanýz, yaratanýz, üreteniz.

Hey Tekstil Ýþçileri 230. Gününde

manevi zorluklara raðmen sürdürüyoruz. Biliyoruz ki bugünleri bize yaþatanlar dönüp geriye baktýklarýnda utanç dolu geçmiþleri ile yüzleþirken bizler yaþamlarýmýza baþý dik ve utanmadan devam edeceðiz” denildi. Saat 10.25’te Bakýrköy 2. Ýþ Mahkemesinde görülen ilk grup iþçinin davasý, karþýlýk sunulan belgeler incelenmek üzere ve sanýklarýn dinlenilmesine karar veren mahkeme heyeti “raporlu veya izinli olan kiþiler” olan iþçilere tanýklýk etmek için gösterilmek istenilen kiþiler mahkeme tarafýndan dýþarý çýkartýldý. Mahkeme 5 Aralýk’a kadar karþýlýk sunulan belgelerin incelenmesine ve tanýklarýn dinlenmesine karar verdi.

ÝSTANBUL – 28.09.2012 - 230 gündür tazminatsýz ve 4 aylýk ücretleri ödenmeden iþten atýlan Hey Tekstil iþçileri fabrikanýn önüne kurduklarý çadýr eylemini devam ettiriyorlar. TBMM’nin üstün hizmet ödülüyle ödüllendirdiði Hey Tekstil kendi iþçilerini maðdur ederken hükümet iþçileri görmezlikten geliyor. Ýþçilerin onlarca defa hükümet yetkilileri ile görüþmesi sonuç almazken bir yandan da tazminatlarý ve alacaklarý için açtýklarý dava sürüyor. Ýþçiler 19 Ekim günü Ba-

kýrköy Ýþ Mahkemesine görülecek olan 2. Duruþmaya emekten yana duyarlý olan tüm kesimleri destek ve dayanýþma göstermeye davet ediyor. Tazminatlarýný ve geriye dönük haklarýný alýncaya kadar çadýr eylemini sürdürmeyi düþündüklerini belirten iþçiler Cumartesi günü Bakýrköy ve Taksim’de yürüyüþ yaptýklarýný belirterek eylemlerine Sendikalardan, iþçi örgütlerinden ve demokratik kitle örgütlerinden destek olmalarýný talep etti.


Sayı 17 / Ekim 2012

25.09.2012

Zirve Tekstil İşçileri Haklarını İstiyor Halkalı'da bulunan Zirve Tekstil atölyesinde 2008'de Ağustos ayından itibaren 8 aydır maaşlarını alamayan işçiler fabrika önünde dün basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada; “ Bizler bugün ödenmeyen ücretlerimiz ve diğer haklarımızı almak için buradayız. 3 Yıl önce atıldığımız işyerimizin önünde bir kez daha eylemdeyiz” denildi.

“Burjuva pasifisti ya da oportünist olmaksızın, sınıflı bir toplumda yaşadığımızı, bu toplumdan kurtulmanın tek bir çıkar yolu olduğunu, bunun da ancak sıınf savaşımı olduğunu unutamayız.” V.İ.Lenin emegindunyasi.info

HATAY’DA OLAÐANÜSTÜ HAL UYGULAMALARI

16

Eylül günü, devletin Suriye’ye karþý sürdürdüðü savaþ kýþkýrtýcýlýðýna karþý çýkan insanlarýn Antakya’da yapmak istediði basýn açýklamasýna polis, kudurmuþçasýna saldýrdý. Þu anda valilik tarafýndan Hatay’da tüm eylemler, basýn açýklamasý vb. de dahil olmak üzere yasaklanmýþ durumda. Suriye’den getirdiði karþý devrimcileri, Hatay’daki kamplarda eðittikten sonra(bu eðitimin ne tür bir eðitim olduðunu anlamak için “Özgür Suriye Ordusu”denilen çapulcularýn bazý üst düzey “komutan”larýnýn bu kamplarda çektirdikleri fotoðraflara bakmak yeterli; deyim yerindeyse kuþ uçurtulmayan kamplarda bu paralý katiller, her türlü eðitimden geçiriliyorlar) yeniden Suriye içlerine gönderiyorlar. Kamplara dönerken Suriye askerleri tarafýndan fark edilip üzerlerine ateþ açýldýðý zaman da Türkiye “sýnýrý ihlal edilmiþ ülke” pozlarýna bürünerek hop oturup hop kalkýyor. NATO’yu geçici 4.maddeye dayanarak müdahaleye çaðýrýyor. Hatýrlayanlar olacaktýr; ayný oyun 1990’larýn sonunda Yugoslavya’ya karþý oynanmýþtý. Sonuçta Yugoslavya parçalanmýþ ve UÇK katiller sürüsü burada korkunç in-

sanlýk suçlarý iþlemiþti. Ama proletaryanýn büyük önderi Karl Marx’ýn Hegel’den alýntýlayarak dediði gibi “tarihte bütün büyük olaylar iki kez tekrarlanýr; birincisinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.” Türkiye’nin Suriye’ye karþý giriþtiði savaþ çýðýrtkanlýðý, Þarlo’nun “Büyük Diktatör”üne taþ çýkartýyor! Suriye’yi tetkik etmek amacýyla gönderdikleri keþif uçaðýnýn sulara gömülmesinden sonra irtifa kaybeden savaþ çýðýrtkanlýklarý þimdilerde yeniden depreþmiþ görünüyor. Bu nedenle içeride, özellikle de Hatay’da çýkabilecek en küçük çatlak sese tahammülleri yoktu. Burada yaþayan Alevi inancýna mensup insanlar üzerinde tam bir baský ve sindirme politikasý izleyerek, dinci faþistler eliyle yeni katliamlara hazýrlanýyorlardý; ama Antakya ve Samandað’da yaþayan Aleviler, sessiz sedasýz, kurbanlýk koyun gibi baþlarýný satýrýn altýna uzatmayacaklarýný gösterince, devlet adeta zývanadan çýktý ve halka saldýrmaya baþladý. Antakya’da basýn açýklamalarýnýn dahi yasaklanmasý, bu büyük korkunun ürünü deðilse nedir? Buralarda Olaðanüstü Hal uygulamalarýný aratmayacak

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

Uluslararası Mücadele Deneyimleri

Fransa Ýþsizler (Ýþsiz Ýþçiler) Hareketi

uygulamalara gidiliyorsa, devletin Suriye ile bir savaþa hazýrlandýðýný bundan iyi ne ele verebilir. Ama geliþmeler, bunun hiç de öyle kolay olmayacaðýný, evdeki hesabýn öyle hemencecik çarþýya uymadýðýný, uymayacaðýný gösteriyor. Yeni Osmanlıcýlýk hayalleriyle bölgeye müdahale etmeyi planlayan TC devletinin daha adýmýný atamadan içeride ciddi bir karþý koyuþla ve devrimci iç savaþla karþýlaþacaðýnýn göstergeleri þimdiden ortaya çýkmýþ bulunuyor. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olacaklarý o kadar açýk ki, o kükremelerin perde arkasýnda nasýl bir ruh halinin yattýðýný anlamak için kahin olmaya gerek yok.16 Eylül

günü Antakya Halký, bir saldýrý durumunda siyasi iktidarýn gözünün yaþýna bakmayacaðýný göstermiþtir. TC devleti, þimdi atacaðý her adýmda bunu gözetmek durumundadýr. Ýçeride devrimin, devrimci bir iç savaþýn baskýsý tüm açýklýðýyla kendini gösteriyorken Ortadoðu’da mehter marþýyla fethe çýkmayý düþünen ordu Halep’e varmadan arþýný görür! Antakya halkýnýn kararlý ve cesaretli tutumu, devlete bu mesajý vermiþtir; günlerce sokaklardan çekilmeyen yiðit insanlar devletin saldýrýsýný boþa çýkarmýþ, onun gerçek yüzünü dosta düþmana bir kez daha göstermiþtir.

ANTEP ORGANÝZE GREVÝ VE ÇIKARILACAK DERSLER Ýþçiler eyleme geçerken diðer iþ yerleriyle koordineli bir biçimde hareket etmediler. Bunun deðiþik nedenleri var. Birincisi her iþyeri ‘’biz kendi sorunlarýmýzý kendimiz çözeriz’’ düþüncesiyle bireysel hareket ediyor. Ýkincisi iþyerleri arasýnda koordinasyonu saðlayacak sýký örgütlenmeler, komite konsey gibi örgütlenmeler yok. 1) Ýþçiler kendiliðinden bir þekilde ücret ve sosyal haklarý için harekete geçtiler. Ýþçileri bu noktaya getiren þey onlarýn sýnýf bilinçleri, deneyimleri deðildi. Ýþçiler içinde bulunduklarý ekonomik ve sosyal sorunlarýn bir sonucu olarak bu noktaya geldiler. Yapýlmasý gereken þey, eksik olan sýnýf bilinci ve sýnýf örgütlülüðü yaratýlmasýdýr. 2) Ýþçiler birlikte çalýþtýklarý ve güvendikleri iþçi önderleri vasýtasýyla bu direniþi örgütlediler. Ýþçiler sendikalara, siyasi partilere güven duymuyorlar. Ýþçilerin güvenini kazanmýþ iþçi önderleriyle önceden bir iliþki kurarak onlarýn komiteler þeklinde örgütlenmeleri saðlanmalýdýr. Bu komitelerde iþçiler kendi gelecekleri hakkýnda söz ve karar sahibi olacak iþleyiþe kavuþturulmalý, demokratik merkeziyetçilik ilkesi temel alýnmalýdýr. Kararlar demokratik bir tartýþma sürecinden geçirerek alýnmalý, alýnan çoðunluk kararýna azýnlýk tabi olmalýdýr. 3) Ýþçiler kendi sýnýf bilincine sahip olmadýklarý için burjuva propagandanýn etkisi altýnda kalýyorlar. (Örnek: Aranýza ‘teröristleri’ sokmayýn, sizinkisi ekmek davasý, onlarýn ki ise …devrim davasý vb.. þeklinde iþçilere polislerin propagandasý) Bu nedenle polis yönlendirilmesinin etkisiyle ilerici devrimci çevrelerden uzak duruyorlar. Ýlerici devrimci unsurlar iþçilerin kendilerine uzak durma nedenlerini doðru kavramalý ve önlemlerini buna göre almalýdýrlar. Ýþçilerin güvenini kazanacak çalýþmalara bu günden baþlamalýdýrlar. 4) Ýþçiler eyleme geçerken diðer iþ yerleriyle koordineli bir biçimde hareket etmediler. Bunun deðiþik nedenleri var. Birincisi her iþyeri “biz kendi sorunlarýmýzý kendimiz çözeriz’’ düþüncesiyle bireysel hareket ediyorlar. Ýkincisi iþyerleri arasýnda koordinasyonu saðlayacak sýký örgütlenmeler, komite konsey gibi örgütlenmeler yok. O nedenle patronla anlaþmalar saðlanýrken bile her iþyeri kendi talepleri kabul edildiði anda iþ baþý yapýyor. Diðer iþyerlerinin taleplerinin kabul edilip edilmemesine bakmadan iþbaþý yapýyorlar. Bu durum iþçilerin kendi aralarýndaki dayanýþmayý engellediði gibi birbirlerine olan güveni ve ihtiyacý zede-

5

liyor. O nedenle iþçilerin talepleri ortaklaþtýrýlmalý ve mücadele birlikleri saðlanmalý, dayanýþma içinde eylemlere hep birlikte baþlayýp her birlikte son verilmelidir. 5) Ayrýca sadece bir iþ kolunda ( tekstil ) baþlayan direniþ tüm iþ yerlerinde taþýnmalý, kendi sorunlarý ve talepleri olamasa bile sýnýf kardeþleriyle dayanýþma içine girmelidirler. 6) Ýlerici devrimci güçlerin sýnýfla olan iliþkilerinin zayýflýðý ya da hiç olmamasý nedeniyle polis yönlendirmesiyle devrimcilere karþý mesafeli duran, onlarýn destek ve dayanýþmasýný reddeden yaklaþýmýn hýzla giderilmesi gerekiyor. Bu, daha çok ilerici devrimci güçlerin kendilerini sýnýfla bütünleþtirmesiyle mümkün olabilir. Bunun yol ve yöntemleri bulunmalýdýr. 7) Ýþçilerin ekonomik demokratik talepleri siyasi iktidar talebiyle bütünleþtirilmelidir. Ekonomik demokratik taleplerin politik mücadeleyle güvence altýna alýnmamasý halinde kazanýmlarýn kalýcý olmayacaðý, kaþýkla verilenin kepçe ile geri alýnacaðý kavratýlmalýdýr. 8) Ýþçilerin güvenini kazanmak onlarýn dostu olduðumuzu onlara göstermekten geçer. Bunun yolu ise onlarýn sorunlarýna samimi, içten ve dürüst yaklaþmaktan, onlarýn eylemlerine samimi bir biçimde destek olmaktan geçer. Eðer iþçilerin eylemlerine destek olmak için oradaysanýz onlarýn disiplinine uymanýz gerekir. Onlara yol ve yöntem gösterirken bir öðretmen edasýyla onlara ahkâm kesmekten daha çok onlarý anlayan onlardan öðrenen biri olmalýsýnýz. 9) Ýþçilerin dinci, milliyetçi tutum içinde olmalarý bizleri þaþýrtmamalýdýr. Çünkü onlarý eðiten ve örgütleyen biz olmadýk ama unutmayalým iþçiler kendiliðinden bilincini burjuva ideolojisinden alýrlar ve onlar dostlarýný da düþmanlarýný da ancak pratik hayat içinde öðrenirler. Yeter ki siz içten ve samimi olun. O zaman sizi anlar sizi tanýr ve size güvenirler. Böylece siz onlarýn peþinden koþarken, onlardan öðrenirken daha sonrasýnda onlar sizin peþinizden koþar ve sizden öðrenirler…

Bedaþ Ýþçilerinin Eylemi

110. Gününde ÝSTANBUL – 07.09.2012 Ýþten atýlan Taþeron iþçiler Bedaþ önüne kurduklarý çadýr eylemlerinin 110. gününü geride býrakýrken Galatasaray Lisesi önünden Bedaþ’a bir yürüyüþ düzenleyerek iþten atmalarý protesto etti. Ýþçiler iþlerine geri dönmek için sürdürdükleri eylemlerine devam edeceklerini belirttiler. Ýstiklal caddesinde, Kýðili Taksim’de de, THY satýþ önünde duran iþçiler dayanýþma amacýyla 1’er dakikalýk bekleme yaptý. Sloganlarla THY iþçilerinin yanýnda olduklarýný belirten iþçiler Bedaþ önünde 110. güne girdiklerini belirterek basýn açýklamasý yaptý. Okunan basýn açýklamasýnda “bugün tüm Türkiye haklarý topyekûn bir saldýrý altýnda olduðu þu süreçte toplumsal muhalefetin unsuru olarak sorumluluðumuzun bilincindeyiz, kazanmak zorundayýz.” dedi. Ýnan, Emperyalist savaþlara dikkat çekerek Suriye ile yaþananlar hakkýnda “emperyalist projeler dâhilinde savaþa sürükleniyor. Hatay’da neredeyse olaðanüstü hal ilan edildi bile. Hatay’da insanlarýn ses çýkarmasý yasaklandý. Sokaða çýkan gözaltýna alýnýyor” dedi.

Neo-liberal politikalarýn uygulanmasý sonucunda Fransa’da uzun dönemli iþsizlik artmýþtýr. Resmi olarak 12 milyon iþsiz sayýsý açýklanmaktadýr. Paralel olarak iþsizlik ödemeleri düþmüþtür. 1980’li yýllarla birlikte hayata geçen bu politikalar genel bir tepki birikimi yaratmýþtýr. Özellikle “yeni iþçilerin” yani genç, göçmen ve kadýn iþçilerin (getto hareketlerinin bileþenleri) büyük çoðunluðu iþsizlikle karþý karþýya kalmýþtýr. CGT 80’li yýllarda iþsizleri örgütlemeye çalýþtýysa da bunu bir iþsizler hareketine dönüþtürmeyi baþaramamýþtýr. Çünkü bu yýllarda en geniþ anlamda Avrupa Solu hala yeni iþçi kesimlerin iþçi sýnýfýnýn bir bileþeni olup olmadýðý tartýþmasýný yapmakta ve geleneksel reformizmin etkisi altýnda ayrýcalýklý iþçi kesimlerinin çýkarlarýný savunmaktaydýlar. Oysa günümüzde yapýsal bir süreklilik sonucu ortaya çýkan iþsizler (iþsiz iþçiler), gerek özerk anlamda örgütlenirken gerek de iþçi sýnýfýnýn bütünüyle ortak örgütlenmek vasýtasýyla yeni bir iþçi hareketinin etkili bir parçasý haline gelmektedirler. ASSEDIC kurumunun iþgaliyle baþlamýþtýr. Bu eylemi ertesi yýlda devam eden Bölge Çalýþma Daireleri iþgalleri, Borsa iþgali ve Paris’te seçkinler okulunun iþgali izlemiþtir. Hareketin temel talebi çalýþma hakkýdýr. Diðer talepler iþsizlik parasýnýn arttýrýlmasý, göçmen iþçilerin haklarýnýn tanýnmasý, Noel parasý verilmesi ve ileri yaþlarda iþsiz kalanlara erken emeklilik hakkýnýn tanýnmasý vb.dir. Eylem ve tartýþmayý birlikte yürütebilen hareket, diðer ilerici toplumsal hareketlerle (sans papiers ya da kaðýtsýzlar diye adlandýrýlan-oturma ve çalýþma iznine sahip olmayan göçmen iþçiler, iþçi gençlik ve köylü hareketleri) ortaklýk kurabilmiþtir. Bu sayede hareket, taleplerini topluma mal edebilmiþtir. Hayata geçirdiði doðrudan-militan (yoksulluk ve sosyal güvencesizliðe karþý acil toplumsal) eylemlilikler sonucu, Baþbakan iþçi temsilcilerinin yanýnda iþsiz temsilcilerini de hükümetle görüþmeye çaðýrmak zorunda kalmýþtýr. Hareketin militanlýðýný da bu nokta açýklamaktadýr. Çünkü hükümetler, toplumsal hareketler ancak ve ancak politik bir probleme dönüþtüðü zaman onlarla görüþme yaparlar. Bu durum iþsizler hareketinin doðrudan eylem tarzýný, anlayýþýný ve hareketin; ekonomik ve politik mücadeleyi birlikte ele aldýðýný kanýtlamaktadýr. Fransa Ýþsizler Hareketi birkaç örgütlenmenin oluþturduðu ama çoðunluðu örgütsüz iþsiz iþçilerin bileþiminden oluþmaktadýr. 1- CGT Sendikasýnýn Ýþsizler Komiteleri: Sendikalar içinde iþsizleri örgütleyen tek sendika CGT’dir. Ýþyeri dýþýnda bölgesel örgütlenme vasýtasýyla iþsizler komiteleri 1970’li yýllardan itibaren kurulmaya baþlanmýþ ama bu kesimin örgütlenmesine önem vermemiþtir. FKP’nin “ilerici demokratik düzen” anlayýþý ve iþsizlerin sýnýfýn bir parçasý olduðunu kavrayamama bu ilgisizliðin nedeni olmuþtur. 2- APEÝS (Ýstihdam, Enformasyon ve Destek Ýçin Birlik): 1987’de FKP tarafýndan kurulmuþtur. Ýþsizler için toplu taþýmacýlýðýn ucuzlaþtýrýlmasý, ya da iþsizlere toplu taþýmacýlýktan yararlanmalarý için iþsizlik parasý artýþý yapýlmasý talebini formüle etmiþtir. 3- MNCP (Ýþsizlerin ve Güç Durumda Olanlarýn Ulusal Hareketi): 1981-1982’de kurulan “Ýþsizler Sendikasý”nýn bölünmesi sonucunda 1987’de ortaya çýkmýþtýr. Sendikanýn sol kanadý MNCP’yi kurmuþtur. Hükümet, sendikalar ve iþverenlerle birlikte “istihdam ittifaký” talep etmektedir. 4- AC (Yeter Artýk-Act Together): Ýþsizler örgütleri içinde en ileri taleplere sahip, en ileri unsurlarý birleþtiren ve mücadelelerde en aktif yer alan örgüttür. 1992-1993’de kurulmuþtur. 1994’de ülke çapýnda birçok iþsizler yürüyüþü örgütlemiþtir. Birçok sol örgütlenmelerden oluþmuþtur. Birkaç bin üyesi olan bu örgütler on binlerce iþsiz iþçiyi harekete geçirmiþlerdir. Baþbakan Villepin ve hükümetin 2006 yýlýnýn baþýnda parlamentoya sunduðu –gençler arasýnda iþsizliði azaltacaðýný iddia ettiði- yasa tasarýsý, 26 yaþýn altýnda çalýþanlarýn iþ akdinde iþverenlere geçerli bir neden göstermeden iþ akdini feshetme hakký tanýmaktadýr. Tam da bu süreçte yükselen tepkiler, iþçi sýnýfý hareketinin yeniden inþasý için birçok olanaðý içinde barýndýrmaktadýr. 1.Bölge çalýþtayý


Senkromeç İşçisi Eyleme Devam Ediyor

Sayı 17 / Ekim 2012

24.09.2012

6

“Proleter kadınlar, derme-çatma silahlı ya da silahsız işçilerin, burjuvazinin adamakıllı silahlanmış kuvvetleri tarafından kurşunlanmasına seyirci kalmayacaklardır.” V.İ.Lenin emegindunyasi.info

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

İzmir Çiğli'deki Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Senkromeç fabrikasının işten çıkardığı 40 işçiden biri, Muharrem Ali Subaşı direnişine devam ediyor. Fabrika önündeki direnişinin patron tarafından karalanmak ve yıpratılmak istendiğine dikkat çeken Subaşı, “İlk günlerde işçileri yalıtmak amacıyla kapılar kapatılıp, servisler önümüzden dahi geçirilmedi.”dedi.

GEÇMÝÞTEN GELEN MÝRAS

K

anlý katliamlar onlarýn þanýndandýr. Kanlý katliamlar onlara geçmiþinden miras kalmýþtýr O nedenle, Sürgüde: Madýmak gibi sizi de yakarýz diye slogan atmýþlar. Evet yakarlar. Geçmiþ tarihte: Yezitten Kerbela katliamý, Yavuz Sultan Selim den alevi soy kýrýmý, faþist TC. dede Maraþ, Çorum, Malatya, Sivas ve Madýmak katliamlarý bugüne kalan örnek davranýþlardýr. Bunlar, Yezit in Kerbela katliamýný da, Yavuz Sultan Selimin Aleviler yaptýðý soy kýrýmý da Maraþ, Çorum, Malatya, Sivas, Madýmak cinayetlerini de büyük bir titizlikle muhafaza ediyorlar. Alevilerin önünde çok iyi görmeleri ve okumalarý gereken Kürt ulusal mücadelesi var. Kürt halký için sözde de olsa belli ölçüde demokratik haklara rastlanýyorsa bunlarýn tümü alýnmýþtýr, devlet tarafýndan verilmemiþtir. Aleviler bunu çok iyi bilmeliler. Buna göre davranmalýlar. Ne sorunlarý varsa, devletten isteyerek deðil, ancak kendileri alarak sorunlarýn çözebilirler. Devletin, yaptýðý” alevi çalýþtayý” vb. gibi giriþimlerinin tümünün zaman kazanma politikasý ile Alevileri oyalamaya yönelik ugün Aleçalýþmalar olduðunun bivilerin ihtilinmesi gerekir. Bütün yacý olanýn bunlar somut gerçekler iþçi ve emekçilerolmasýna raðmen, bir ta- le birlikte harekât kým sözüm ona Alevi ederek taleplerini dernek ve kurumlarý Ale- en güçlü biçimde vileri hala devletin etek- haykýrmak üzere lerinde tutturmaya Ankara’ya gitmek çalýþýyorlar. Aslýnda bu ve sorunu Alevilerin de sýnýfsal bir çözene kadar ayrýma ihtiyacý olduðunu Ankara’dan ayrýlgösteriyor. Bunun için de m a y a c a k l a r ý n ý Aleviler zaman kayýp et- söylemeleri. meden bu ayrýþmayý yaþamak zorundadýrlar. Yoksa devletin Alevileri olmaktan kurtulamazlar. Aleviler bu daðýnýklýk durumdan kurtulup, saðlam bir örgütlenme yaratmadan, büyük kitlesel hareketlere yön vermeden, milyonlarca Aleviyi sokaklara dökmeden TC devletini yýkmadan kendini bu baský ve saldýrýlardan kurtaramaz. Bu olumsuzluðu durdurmanýn tek yolu Alevilerin politize olmasýdýr ve örgütlenmesidir bundan baþka da bir çýkýþ yolu yoktur. Bunu bildikleri için burjuva Alevi yöneticileri Alevi tabanýnýn politize olmasýný istemiyor ve karþý duruyorlar. Onlarýn Solla, sosyalistlerle, yan yana gelmelerine tepki gösteriyorlar. Onlardan olabildiðince uzak durmalarýný istiyorlar. Çünkü biliyorlar Aleviler devrimcilerle yakýn olurlarsa onlar bugünkü yerlerinde duramazlar. Bugün Aleviler her zamandakinden daha fazla birliðe ve beraberliðe ihtiyaçlarý var. Hem de yalnýzca kendi içindeki birlikte yetmez, ayný zamanda Kürt halký ve diðer halklarla sýnýfsal bir temelde halklarýn mücadele birliðini örerek. Ýþte 7 Ekimdeki Alevi mitingi bunun için iyi bir fýrsat. Bu mitingin örgütlenmesi Alevilere iyi bir zemin yaratýyor. Her ne kadar mitingin talepleri burjuva sýnýrlarý aþamasada, yine de bu mitingi daha ileri taþýma þansýmýz var. Bunun için yapmamýz gerekenler tabanda örgütlenerek söz ve karar hakkýmýzý kendi ellerimize alarak baþkalarýnýn bizim adýmýza karar vermelerini engellemek. TC. Devleti kurulduðu günden bu güne hiç bir zaman laik olmadý ki, bugün laik olsun diye miting düzenleyelim. Bugün Alevilerin ihtiyacý olanýn iþçi ve emekçilerle birlikte hareket ederek taleplerini en güçlü biçimde haykýrmak üzere Ankara’ya gitmek ve sorunu çözene kadar Ankara’dan ayrýlmayacaklarýný söylemektir. Ancak bu küçük adýmlarla daha ileri adýmlarý atarak sorunlarýna kalýcý çözüm bulabilirler. Elbeteki kalýcý çözümün devrim ve sosyalizmde olduðunu akýlda tutarak. Gerçek özgürlükler ancak sosyalizmde mümkün.

B

Gürteks Fabrikasýnýn Önünde Ýþçilerle Yaptýðýmýz Röportaj Emeðin Dünyasý: Merhaba Harun arkadaþ. Biz seni her ne kadar Çemen direniþinden tanýsak da kendini kýsaca tanýtýr mýsýn?

Gürteks iþçisi: Adým Harun Yýldýz. Gaziantep Organize Sanayi’de çalýþýyorum tekstil fabrikasýnda. Biz yýllardan beri çoluðumuzun çocuðumuzun rahatlýðý için, rahat bir yaþam için mücadele ediyoruz. Ama buna iþverenler bir türlü fýrsat vermiyor. Sene 96’larda bizim 4 ikramiyemiz vardý. Mesailerimizi zamanýnda alýyorduk. Yýllar geçtikten sonra SANKO, Abdulkadir Konukoðlu ikramiyeleri kaldýrdý. Ýki ikramiyeyi kaldýrýp iki ikramiyeyi aylýklara böldü. Yani dört ikramiyeden þu an aldýðýmýz 100 lira. Aylýk 100 lira senede 1200 lira ediyor. Þimdi iþverenler veya devlet tarafý olsun bize yýllýk ortalama 50-60 lira zam yapýyor. Bunu da biz hastaneye gittiðimiz zaman, ben dört nüfusum, dördümüz hastaneye gittiðimiz zaman 32 lira devlete borçlanýyorum hiçbir tedavi görmeden, ilaca para vermeden. Zaten vermiþ olduðu zam da orda gidiyor. 2010’lardan önce bile durumumuz daha iyiydi. Ben 700 lira maaþ alýyorum, 250 lira ev kirasý veriyorum, 100 lira elektrik, su, ývýr zývýr. 350 liraya ben nasýl geçineyim. Ben eski bir Çemen Tekstil iþçisiyim. Orda da bir grev gerçekleþtirmiþtik. Orda patron bize “sendikadan istifanýzý verin gelin maaþý konuþalým” demiþti. Ama biz birbirimize tutunduk.” Biz “dedik “tükürdüðümüzü yalamayýz. Bu davayý ya kazanýrýz ya da kaybede-

riz”. Arkadaþlarla birlikte greve kalktýk ocak ayýnda. Havalar aþýrý bir þekilde ayazdý. Lastik yakmaktan herkesin yüzü gözü simsiyah olmuþtu. Casim Dað: Ben 2004’te Gürteks’e girdim. 10. ayda 9 seneye gireceðim. Þu an (zammý kabul etmedik) 815 lira olacaktý. Aile 5 kiþiyiz. 3 çocuðum var. Kiracýyým, 180 lira kira ödüyorum. Elektrik, su 100 lira civarý. Emeðin Dünyasý: Siz o direniþte o kadar direnmenize raðmen baðlý bulunduðunuz sendika DÝSK Tekstil Sendikasý sizin hem ekonomik hem de demokratik talepleriniz için haklarýnýzý korudu mu? H.Y: Sendika haklarýmýzý korumadý. Süleyman Çelebi iþçilerin sýrtýndan kazana kazan sonra milletvekili oldu. Emeðin Dünyasý: Burada da bir sendikanýz var mý? Harun Yýldýz: Buradaki arkadaþlar Öz Ýplik Ýþ sendikasýna üye. Ben üye deðilim. Burada 1500 civarý iþçi var bunlardan sadece 500 civarýnda iþçi Öz Ýplik Ýþ sendikasýna üye. Yani herkes sendikalý deðil. C.Dað: Ben sendikalýyým. Öz Ýplik Ýþ’e üyeyim. Þimdi sendika gerçekten iþçilerin haklarýný aramýþ olsaydý DÝSK , Çemen’de grev yaparken Öz Ýplik Ýþ gelip de Çemen’e girmezdi. Dürüst sendikacýlar olmuþ olsaydý sendika sendikaya yamuk yapmazdý. Emeðin Dünyasý: Þimdi sendikalar kendi aralarýnda bir rekabet içinde. Yani çok affedersiniz ama iþçileri yolunacak bir kaz gibi görüyorlar ve onlarýn sýrtýndan çok astronomik maaþlar alýyorlar. Bu konuda ne düþünüyorsunuz? H.Yýldýz: Ben kendimi bildim bileli gördüðüm bu sendikacýlarýn iþçiye hiçbir faydalarý olmadý. Kendilerine fayda saðladýlar. Ceplerine faydalarý oldu, iþverenlere faydasý oldu. Ve Çemen grevinden bu yana kadar da bütün iþçilerin hepsi uyan-

dý. Öz Ýplik Ýþin baþkanlarý buraya geldiðinde arkadaþlarýn hepsi onlarý buradan kovaladý. Öz Ýpliðin baþkanýný kovaladý burada. Emeðin Dünyasý: Burada yetkili sendika Öz Ýplik Ýþ. Dolayýsýyla sizleri örgütleyen, bu direniþi hazýrlayan, haklarýnýz için mücadele etmenizi saðlayan Öz Ýplik Ýþ sendikasý mý? H.Yýldýz: Hayýr, iþçiler kendi arasýnda örgütlendi. Artýk dayanacak güçleri kalmamýþtý. Kendi temsilcilerimizi kendimiz seçtik. Yani þu an sendika bizim aramýza giremez. Sendika getirsek bile biz kendimizi sendikalý olarak görmüyoruz. O sendikalarý aramýzda istemiyoruz. Ýþçiyi satacak sendikalarý istemiyoruz. Ýþçiyi tutacak iþçinin arkasýnda duracak sendikacýlarý istiyoruz. Emeðin Dünyasý: þimdi siz diyorsunuz ki hem DÝSK Tekstil’i tanýdým hem Öz Ýplik Ýþ’i tanýdým, bunlar iþçilerin haklarýný aramadan kendi ceplerini dolduruyorlar ama iþçilerin haklarýný aramadýlar. Dolayýsýyla biz daha önceden kazanmýþ olduðumuz Kazanýmlarýmýzdan bile geri düþtük. O zaman sendikalarýn yerine ne koyuyorsunuz? Komite mi koyuyorsunuz, iþçi birlikleri mi iþçi temsilcileri mi? Yani nasýl örgütleneceksiniz? H.Yýldýz: Biz kendi aramýzda konuþmalar yapýyoruz. Diyoruz ki arkadaþlar sendika biziz, sendika iþçi kýsmýdýr. Biz istediðimiz zaman baþtaki sendikacýlarý düþüreceðimizi istediðimiz zaman istediðimiz kiþiyi baþa koyacaðýmýzý biliyoruz. Þu an iþçilerin hepsi uyandý. Kimin

DİSK Bölge Temsilcilikleri Toplu Ýþ Ýliþkileri Kanun Tasarýsýný Protesto Etti ÝSTANBUL - 28.09.2012 Ýstanbul Disk Bölge Temsilciliði baþta olmak üzere ülke genelinde bölge temsilcilikleri Çalýþma Müdürlükleri önünde Toplu Ýþ Ýliþkileri Kanun Tasarýsýný Protesto Etti. Saraçhane’de toplanan DÝSK üyesi yaklaþýk 100 kiþi üzerinde “DÝSK” yazýlý pankart açarken tazminatlarý ve ücretleri ödenmeden iþten atýlan Cankurtaran Holding’e baðlý Metal-Ýþ Üyesi Güven Elektrik iþçileri de “Ýþçi Düþmaný Cankurtaran Holding Tazminatlarýmýzý Hemen Öde” pankartý ile katýldý. Sloganlar ile Unkapaný Bölge

Çalýþma Müdürlüðü önüne yürüyüþ yapan DÝSK üyeleri sendikal üzerindeki baskýlarý ve yasa tasarýsýný protesto etti. Okunan basýn açýklamasýnda “Demokrasilerin ABC’si sayýlan çalýþma hayatlarýnýn kriterlerinden sayýlan, saðýr sultanýn bile duyduðu”nu belirterek iþçilerin sorunlarýný iktidarýn bir türlü duymadýðýnýn al-

týný çizdi. Getirilmek istenen yasa tasarýsýnýn 12 Eylül’de dahi uygulanmaya konulamadýðýný ama iktidarýn bunu yasalarla sendikalarýn önünün keseceðini düþündüðünü belirterek “Diskin” sokakta mücadele ederek kurulan bir sendika olduðunu dile getirdi. Hükümetin yasa tasarýsýndan güç alan iþverenlerin þimdiden iþyeri panolarýna DÝSK’in kapatýlacaðý doðrultusunda ilanlarýn asýldýðýnýn vurgulandýðý açýklamada “DÝSK kimsenin icazeti ile kurulmadý. Tüm yasaklara ve barajlara raðmen mücadele ediyor” denildi.

nasýl hareket edeceðini çok iyi biliyorlar. Yani sendikacýlarýn artýk dalaverelerle iþçileri kandýrabileceklerini sanmýyorum. Emeðin Dünyasý: Zaten biz gördük, arkadaþlarýn sendika yöneticilerine karþý tavrý çok sertti. Buraya sokmadýlar.” Bizim kendi temsilcilerimiz var onlarla görüþün “dediler. H.Yýldýz: Þöyle söyleyeyim. Bizim sendikacýlarýmýz vardý. Her bir vardiyada da temsilcileri vardý. Baþ temsilciler, diðer temsilciler bizim aramýzda olmalarý gerekirken þu an hepsi içerde grev kýrýcýsý olarak çalýþýyorlar. Emeðin Dünyasý: Peki son söz olarak söylemek istediðiniz bir þey var mý? C.Dað: Son söz olarak diyeceðim, hakkýmýzdan vazgeçmek yok. H.Yýldýz: Ýþçilerin artýk gözü açýldý, uyandý. Asgari ücret artýk iþçilere yetmiyor. Birinin, öncelikle Þireci Tekstil ayaða kalktýðýnda diðerlerinin içinin titrediðini hissetti. Bu durum bize bütün fabrikalarýn bir iþçi olduðunu, bir kardeþ olduðunu gösterdi. Þu an fabrikalarýn hepsinden iþçilerin birlikte greve kalkmasý, eylem yapmasý iþverenleri aþýrý bir þekilde rahatsýz ediyor. Þu fýrsat iþçi sýnýfýnýn eline zor geçecek bir fýrsat. Eðer bütünlüklerini korurlarsa, bu birlik beraberliklerini korurlarsa zafer kendilerinin olacak, zafer bizlerin olacak. Buna da inanýyoruz, bunu da yapacaðýz. Emeðin Dünyasý: Mücadelenizde baþarýlar diliyoruz. Teþekkür ediyoruz. Ýþçiler: Biz teþekkür ederiz.

Güven Elektrik İşçileri Haklarını İstiyor

Güven Elektrik İşçisi: 3 ay oldu biz işten çıkartılalı. 3 aydır taksitlendirdiği tazminatlarımızı ve alacaklarımızı ödemediği için biz direşine başladık. Alacaklarımızı 13 taksite böldü işveren. 15’inden 15’ine ödeyeceğini tahhahüt etmişti. Kesinlikle 1. taksitini dahi ödemedi. O yüzden bizde eyleme geçtik. Talebimiz 265 işçinin tazminatlarının bir an önce ödenmesi. Güven Elektrik İşçisi: Fabrikayı Çorlu’ya taşıdı bizide işten attılar. Tazminatlarımız ödenmedi. Her şey anlaşıldı tazminatlarımızın 13 taksitle ödeneceği yönünde namus şeref sözü verildi. Hani Diyorlarya hukuk adalet var. Bunların Hukuku da bu adaleti de bu.


Sayı 17 / Ekim 2012

24.09.2012

İşçiden Tuvalet Ücreti Kesiliyor

A

skoç Tekstil patronları, işçilerine ödediği maaşın bir kısmını tuvalet ücreti olarak tahsil ediyor. İşçilere günlük 7 dakika tuvalet ihtiyacı için zaman veren patronlar bu 7 dakikayı 1 TL olarak işçiye fatura ediyor. Ayrıca işçilerin bir kısmından, bankaya yatan ücretlerinin 20-100 lira arasındaki tutarı iade etmesini istiyor.

"Dünyadaki her şey hareket halindedir... Yaşam değişir, üretici güçler büyür, eski ilişkiler çöker." KARL MARX emegindunyasi.info

EMEÐÝN DÜNYASINA DOÐRU

D

ünyaya þöyle bir baktýðýmýzda ne görüyoruz? Kan? Gözyaþý? Savaþ? Kin? Eþitsizlik? Bencillik?.. Elbette emperyalist-kapitalist sistemin hediyesi olarak bunlarýn hepsi var dünya üzerinde. Ve eðer böyle devam edecek olursa misliyle fazlasý da olacak; sermaye sýnýfý, bu açgözlülükle dünya üzerindeki her þeyi talan ve yaðma edecek; sadece maddi deðerleri deðil, insani tüm deðerleri de... Açlýk sivri týrnaklarýný insanlarýn boðazýna geçirmiþ, sýktýkça sýkýyor; dünya üzerinde yaþayanlarýn büyük bir kýsmý yeterli gýdaya ve daha önemlisi suya ulaþamýyor. Doðal kaynaklarýn ticarileþtirilmesi sonucu, eðer böyle devam ederse, yani “kapitalizmin kara kitabý” kapanmazsa insanlýk kýsa bir süre sonra havayý bile parayla solumak zorunda kalacak. Bu bir þaka ya da espri deðil. Bizden fazla deðil bir yüzyýl önce yaþayanlara, doðal kaynak sularýnýn bir gün þiþelere konularak satýlacaðýný söyleselerdi herhalde gülerlerdi! Ýþte kapitalizmin bir asýrda insanlarý ve doðayý getirdiði içler acýsý durum bu! Peki, bu durum böyle devam edebilir mi? Ýnsanlýk, göz göre göre insan soyunun ve doðanýn böyle tahrip edilmesine, kaynaklarýn böyle çarçur edilmesine kayýtsýz kalabilir mi? Yýlanýn dokunmadýðý kimse kaldý mý ki, birileri çýkýp “bana dokunmayan yýlan bin yýl yaþasýn” diyebilsin. Dünya üzerinde “Kapitalizmin Kara Kitabý”nýn üzerine kapanmadýðý, ezmediði kaç kiþi kaldý? Bugün tekeller karlarýna kar katarken geniþ yýðýnlar halinde biriken yoksullarýn, iþsizlerin, açlarýn buna sonsuza kadar göz yummalarý mümkün mü? Proletaryanýn büyük öðretmeni Engels’in sözleriyle söyleyecek olursak “..burada sömürü öyle elle tutulur duruma gelir ki, yýkýlmasý gerekir. Tröstler tarafýndan yönetilen bir üretime bütünün küçük bir kupon biriktirici-

leri tarafýndan bu derece utanmazcasýna sömürülmesine katlanacak bir halk yoktur.” Bugün gelinen noktada dünya üzerinde bir avuç tekel, halk arasýndaki tabirle, elini sýcak sudan soðuk suya sokmadan, asalak bir þekilde yaþarken milyonlarca, hatta milyarlarca insan açlýk ve yoksullukla boðuþuyor. Bu gerçeðin üzerini hiç bir þey örtemez; ruhsuz

dünyanýn ruhu, ezilenlerin iç çekiþi” olan din bile...Hiç kimse açlýk ve iþsizlikle boðuþan insanlara bunun bir kader olduðu, hallerine þükretmeleri gerektiði masalýný anlatamaz. Anlattýklarý ve bir süre daha insanlarý böyle oyaladýklarýný varsayalým, bu nereye kadar devam edebilecektir. Ne diyor þair “aç midelerden doðar, nur topu ihtilaller”.. Elbette bugün ihtilal(devrim) milyonlarca insanýn bilinçlenmesi, devrim bilinci almasý ile olmayacaktýr. Sayýsýz olay ve olgu

Bedaþ’ta 124. Gün

ÝSTANBUL - 21.09.2012 Bedaþ Ýþçilerinin Genel Müdürlük baþlattýklarý eylem 124. gününe gelirken Sanatçý Pýnar Aydýnlar ve Grup Emeðe Ezgi’de iþçilere destek verdi. Galatasaray Lisesi önünde toplanan iþçiler Bedaþ Genel Müdürlük önüne kadar bir yürüyüþ gerçekleþtirdi. Ýstiklal Caddesi üzerinde bulunan Rumeli Han önünde iþçilere destek amaçlý Grup Emeðe Ezgi müzik dinletisi verdi. Her hafta olduðu gibi Bedaþ Ýþçileri yine Kiðýlý ve THY’i protesto ettiler. Galatasaray önünden Bedaþ önüne sloganlar ve ýslýklarla yürüyen iþçiler Genel Müdürlük önünde basýn açýklamasý yaptý. Okunan basýn metninde BEDAÞ’a baðlý ÇýraMarsaþ ortaklýðý olan taþeron firmada çalýþtýklarýný iþten çýkartýlan 114 iþçi olduklarý hatýrlatýldý. Eylemlerinin 4 aydýr sürdüðü ifade edilerek sermayenin renginin, dilinin, ýrkýnýn olmadýðý söylendi. Basýn açýklamasýný okuyan iþçi, sözlerini þöyle sürdürdü:“Býrakmayýz, býrakmayýz. Ýçimizdeki mücadele ateþi yanmaya devam etmekte. Ýþten atýlmalara, iþ cinayetlerine, grev yasaklarýna karþý mücadeleye devam edeceðiz. Ve mutlaka kazanacaðýz” dedi.

insanlarý getirip bu eþiðe býrakacaktýr. Ve hatta bugün þöyle söylemeliyiz: býrakmýþtýr. Evet, bugün insanlýk bir eþiðe gelmiþtir. Bir yanda biriken servet daðlarý, bir yanda açlýk, yoksulluk, iþsizlik, savaþta ölüm tehlikesi...Ýnsanlýk emperyalist-kapitalist sistemin kendilerini mahkûm etmeye çalýþtýðý yaþama katlanmak zorunda deðillerdir. Katlanmak zorunda olmadýklarýný, katlanmayacaklarýný eylemleriyle ortaya koyuyorlar; isyan ediyorlar, ayaklanýyorlar. Dünya bugün kelimenin tam anlamýyla diken üzerindedir. Ýngiltere’den Yunanistan’a, Ýspanya’dan Güney Afrika’ya, Fransa’dan Türkiye ve Kürdistan’a kadar dünyanýn her yerinde iþçiler, emekçiler ayakta. Gün geçmiyor ki, dünyanýn herhangi bir yerinden eylem haberi gelmesin; havada, karada, denizde.. Her yerde eylem var; artýk kapitalizm ülkeler bazýnda iflasýný ilan ediyor. Evet, dünya artýk bir eþiðe gelmiþtir; bu sýçramanýn eþiðidir. Dünya ve insanlýk kapitalizmin sýçramalý çöküþüne tanýklýk edecektir. Ve buradan yeni bir dünyanýn, emeðin dünyasýnýn yükseliþine...Görülüyor ki,” Dünya Emeðin Olacak” sloganý sadece bir dileði ifade etmiyor, ayný zamanda somut durumu özetliyor. Dünya üzerinde biriken bütün deðerler, emeðin dünyasýnýn kuruluþunu mümkün kýlýyor. Ýnsanlarýn insanlarý sömürmediði, kimsenin kula kulluk etmediði, dahasý kul olmadýðý, savaþlarýn, kan ve gözyaþýnýn olmadýðý bir dünya mümkün. Bugün mümkün olanýn yarýn gerçeklik olacaðýný göreceðiz; ama bizler böyle bir dünyayý caný gönülden ister ve onun için mücadele edersek..

Her Ýki Kiþiden Biri Ýþsiz

1 Mayýs Kürsü Ýþgal Davasý Ertelendi ÝSTANBUL – 14.09.2012 - 2010 1 Mayýs’ýnda Tekel, ÝSKÝ ve Ýtfaiye iþçilerinin Taksim Meydanýndaki kürsüye çýkarak basýn açýklamasý yapmak istemeleri üzerine, Mustafa Kumlu’nun korumalarý ile iþçiler arasýnda arbede yaþanmýþ; korumalarý Kumlu’yu kaçýrýp, camlarýný kýrdýklarý Atatürk Kültür Merkezi’ne sýðýnmýþlardý. Bu konuyla ilgili açýlan davanýn 3. duruþmasý Çaðlayan Adliyesinde 20. Asliye duruþma salonunda görüldü. Tekel iþçisi Metin Arslan “yargýlandýklarý davanýn ilk önce Kültür Merkezi’nin camlarýný kýran korumalara açýldýðýný, ama þimdi olayýn iþçilerin üzerine yýkýlmaya uðraþýldýðýný söyledi. Arslan,” Türk Ýþ Genel Baþkaný Mustafa Kumlu ve korumalarý kürsüden koþarak kaçarken Atatürk Kültür Merkezinin (AKM) camlarýný kýrarak içine sýðýndýklarýný” belirtti. Arslan, mahkemenin adil yürütülmediðin, ilk duruþmada hâkimin raporlu olduðunu, ismi gizli bir polis tarafýndan tanýklýk edildiðini ve camlarý kýrýlan AKM’nin Mustafa Kumlu’nun korumalarýnýn kýrdýklarýný bunu da iþçilerin üzerine yýkmak istediklerini söyledi. 1 Mayýs 2010’da kürsüye el koyup kürsüyü iþgal eden kiþinin Mustafa Kumlu olduðunu belirten Arslan, Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) camlarýnýn da yine Kumlu iþçilerden kaçarken kýrýldýðýný belirtti. Mahkeme, Türk Ýþ Baþkaný Mustafa Kumlu’ya ise bir sonraki duruþmaya kadar ifadesinin alýnmasýna ve ÝHA ve DHA haber ajanslarýndan bulunan görüntülerin izlenmesine karar verdi; duruþma 17 Ocak 2013 tarihine ertelendi.

7

Haber Merkezi – 25.09.2012 - DÝSKAR (Devrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu Araþtýrma Enstitüsü)’nün 2012’nin ilk altý ayýna ait iþsizlik verilerini deðerlendirme raporunda hane halký iþçi gücü anketini yayýnladý. Rapora göre çalýþabilir durumda olan her iki kiþiden bir kiþinin iþsiz olduðuna vurgu yaptý. Ankete göre “Ýþgücüne katýlým oraný Haziran 2012 dönemi için %50,8 düzeyinde. Ýþsiz sayýlmayan umudu kesik iþsizlerin sayýsý ve ev içi emeðin görünmez olmasýnýn sonucunda açýða çýkan bu durumun Türkiye’de iþsizliði olduðundan düþük” gösterildiðinin altý çizildi. Yapýlan araþtýrmada AB ülkeleri ile eþleþtirmeler yapýldýðýnda Türkiye’nin 27 AB ülkesi içerisinde iþsizlik oraný bakýmýndan 11. sýrada olduðunun saptandýðýna deðinilerek “Türkiye iþsizlik oranlarý bakýmýndan 11. sýraya giriyor. Avusturya, Almanya, Romanya, Belçika gibi pek çok ülke için iþsizlik oraný Türkiye’den düþük. Kentsel yerlerde iþsizlik oranýna baktýðýmýzda Türkiye’de iþsizlik AB ortalamasýnýn üstünde” olduðu gösterildi. Ayrýca hazýrlanan raporda “Umudu olmadýðý için ya da diðer nedenle son 3 aydýr iþ arama kanallarýný kullanmayan ve bu nedenle iþsiz sayýlmayanlar dâhil edildiðinde iþsizlik oraný %8 deðil, %13,5, iþsiz sayýsý da 2 milyon 272 bin deðil, 4 milyon 3 bin oluyor. Gizli iþsiz olarak görülen eksik istihdam da ilave edildiðinde iþsizlik oraný %16,5 düzeyinde” olduðu gözler önüne seriliyor.

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

Gündem Sýnýflý, sömürülü bir toplumda esas olarak toplumun gündemi, egemen burjuva sýnýf tarafýndan belirlenir. Burjuvazi, egemen sýnýf olarak kendi egemenliðini sürdürecek politikalarý üretir. Bu politikalar esas olarak burjuva sýnýfýn çýkarlarýný koruyan, geliþtiren ve güvence altýna alan politikalar olurken o, bu politikalarý tüm toplumun çýkarýnaymýþ, tüm toplumun güvencesiymiþ gibi gösterir. Oysa sýnýflý, sömürülü toplumlarda egemen, ezen, sömüren sýnýfla, ezilen ve sömürülen sýnýfýn çýkarlarý bir ve ayný olamaz. Çünkü birinin yararýna olan diðerinin zararýnadýr. Türkiye, K. Kürdistan toplumu sýnýflý, sömürülü kapitalist bir toplumdur. Bu toplumun egemen, ezen, sömüren sýnýfý sermaye sýnýfý(burjuvazi), ezilen sömürülen ve baský altýnda tutulan sýnýfý ise emekçi sýnýfýdýr. Yoksul köylüler, emekçi sýnýfýyla sermaye sýnýfýnýn arasýndaki uzlaþmaz çýkar çeliþkilerinin derinliði, geniþliði onlarý bitmez, tükenmez sýnýf kavgalarýna sokar. Kýsaca söylersek onlarýn arasýnda süren bir sýnýf savaþýdýr. Sömürünün ortadan kalktýðý sosyalist bir topluma varýncaya dek sermaye sýnýfý bunu bilerek iþe baþlarken emekçi sýnýf bunu geliþen sýnýf mücadelesi içinde öðrenir. Emekçi sýnýflar kendi sýnýf çýkarlarýna uygun politikalarý öðrendikçe sýnýf savaþý þiddetlenir. Artýk öyle bir noktaya gelinir ki burjuvazi egemenliðini yitirir. Topluma egemen olamaz. Peki, kapitalist toplumda burjuvazinin egemenliðini yitirmesi ne anlama gelir? Her seferinde emekçi kitlelerin yeniden ve geniþletilmiþ sömürüsü emekçi kitleleri artýk yaþayamaz hale getirir. Ve emekçi kitleler yaþayamaz ve artýk eskisi gibi yaþamak istemediklerini eylemleriyle ortaya koyarlar. Böylece burjuvazi emekçi kitleleri eskisi gibi yönetemez. Bu durum ekonomik krizi, ekonomik kriz de politik krizi doðurur. Ekonomik krizin derinliði, geniþliði politik krizin derinliðini beraberinde getirir. Böylece burjuvazi geniþ emekçi kitleleri yönetemez duruma gelir. Bu onun artýk egemen olmadýðýnýn toplumu burjuva demokratik yöntemlerle yönetemediðinin göstergesi olur. Burjuvazinin egemenlik aracý parlamentosu, partileri, politikalarý artýk çözüm üretemiyorlardýr. Türkiye, K.Kürdistan’da artýk gündem burjuva sýnýf tarafýndan deðil, ulusal-sýnýfsal çeliþkilerin, çatýþmalarýn ulaþtýðý düzey tarafýndan belirleniyor. Çözüm; burjuva parlamentodan daha çok sokaklarda bizzat emekçi kitleler tarafýndan üretiliyor… Sermaye sýnýfý bir bütün halinde yasamasý, yürütmesi, yargýsýyla, ordusu, polisiyle sýnýfsal-ulusal kurtuluþ mücadelenin belirlediði gündemin peþinden sürükleniyor. Aslýnda burjuva sýnýfýn gündeminde küresel düzeyde süren ve giderek derinleþen ve yaygýnlaþan ekonomik kriz var. Emekçilerin kýdem tazminatlarýný fona devrederek gasp etme var. Yirmi yýl çalýþýp 5420 prim ödeyerek 2015 yýlýnda kadýnlarda 44, erkeklerde 48 yaþýnda emekli maaþý hak edecek olanlarýn emeklilik haklarýný 53 yaþýna uzatma isteði var. Ýntibak yasasý kapsamýnda hesaplama hatasý yapýldýðý gerekçesiyle emekli maaþlarýnda dörtte bir oranýnda kesinti var. Burjuva sýnýfýnýn gündeminde Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkýnýn gasp edilmesi, bir “çakýltaþý” vermeme isteði ve Kürt halkýnýn kendi esaretinin kendi onayýyla tescil edilmesi isteði var. Burjuva sýnýf, geniþ emekçi kitlelerin, yoksul köylülerin, Kürt Halkýnýn, öðrenci gençliðin, emekçi kadýnlarýn, gençliðin gelecek taleplerini karþýlayamadýðýný, karþýlayamayacaðýný, onlarý elinden kaçýrdýðýný, yönetemediðini ve bir daha yönetemeyeceðini biliyor. O nedenle yönetimde kalabilmek, ömrünü uzatabilmek için her türlü demagojiye aldatmacaya, hileye, ikiyüzlülüðe, haksýzlýða, zorbalýða, teröre ve þiddete baþvuruyor. Kürt özgürlük savaþçýlarýnýn kendi analarýyla kucaklaþmasýndan dehþete kapýlýyor. Kürt halkýnýn vekillerinden kendi çocuklarýnýn idam fermanýný onaylamasýný istiyor. Son tahlilde, burjuvazinin gündeminde devrim korkusundan kaynaklý kendi geleceðini güvence altýna alacak reformlar, kýsaca belirtirsek yeni bir toplumsal sözleþme, anlaþma, uzlaþma anlamýna gelen, yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç var. Burjuva sýnýfýn gündeminde bilimsel bilgiyi tümden dýþlayacak eðitim sistemi, 4+4+4 var. Ve esas olarak burjuvazinin gündeminde DÝNDAR ve KÝNDAR, þükürcü, araþtýrmayan, sorgulamayan, anti-komünist bir gençlik ve gelecek isteði var. Burjuvazinin gündeminde egemen sýnýf olarak kalma ve sonsuza dek ezme, sömürme, servet ve sermayesine dayanarak özgür ve mutlu yaþama isteði var. Peki, proletaryanýn gündeminde ne var? -Kýdem tazminatýnýn korunmasý -Taþeron sisteminin iptal edilmesi, esnek çalýþma sisteminin kaldýrýlmasý -Sendikal örgütlenmenin önündeki yasaklarýn kaldýrýlmasý vb. vb. Kýsaca söyleyecek olursak, tüm bu ekonomik demokratik haklarýn kazanýlmasý bile devrim ve iktidar mücadelemizi yükseltmemize baðlýdýr. Kaldý ki bunlar son tahlilde sistem içi çözümlerdir ve bütün kötülükler içinde yaþadýðýmýz toplumsal sistemden kaynaklanýyor. Bilmeliyiz ki bunlarý kazansak bile sömürülmekten kurtulamayýz. Oysa proletaryanýn tarihsel ve toplumsal görevi kendisiyle birlikte tüm ezilen ve sömürülen kitleleri baskýdan ve sömürüden kurtarmaktýr. Bu ise ancak bir toplumsal devrimle mümkündür. O nedenle proletaryanýn gündemi, nesnel koþullarý her zamankinden daha olgun hale gelen bir toplumsal devrim olmalýdýr. Bu da ancak ve ancak devrimci sýnýf partisinde, Leninist Parti’de örgütlenerek devrim ve iktidar mücadelesiyle mümkündür…


Eğitim-Sen Web Sitesi Erişim Engeli

Sayı 17 / Ekim 2012

24.09.2012

8

"İnsanların varlığını belirleyen şey, onların bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır." KARL MARX emegindunyasi.info

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

‘’Hiç bir alanda, daha önceki varoluþ biçimini yadsýmadan bir geliþme meydana gelemez!’’ Karl Marks Sýnýflý toplumlarýn tamamýnda, mutlaka bir ezen ve bir de ezilen sýnýf vardýr. Ve bu sýnýflar arasýnda vazgeçilmez bir mücadele... Ezen sýnýf sömürüsünün devam etmesini ve bunun için egemenliðinin devam etmesini saðlamaya çalýþýr. Ezilen sýnýf ise ezilmeye karþý çýkýp, sömürüyü azaltmaya, giderek ortadan kaldýrmaya çalýþýr. Ýþte bu iki sýnýf arasýndaki karþýtlýk ve karþýtlar arasýndaki mücadele; Ýnsanlýk tarihinin içinde yaþadýðýmýz kapitalist üretim evresinde süreç ve geliþmelerin ne olduðunu ortaya koymaktadýr. Böylesine sýnýflý bir toplumda, her toplumsal olgunun bu kaçýnýlmaz sýnýf mücadelesinde belirlendiði süreç içerisinde, insanlarýn yaptýðý ya ezen sýnýftan yana ve onlarýn çýkarlarý için olacaktýr ya da ezilen sýnýftan- iþçilerden yana olup onlarýn çýkarý için olacaktýr. Yaþadýðýmýz kapitalist evrenin; Stalin’ in deyimiyle kaçýnýlmazlýðý budur ve her insan yaþamsal tercihlerini bu ikisi arasýnda yapacaktýr. Bunun dýþýnda tercih yaptýðýný sananlar, zannýn gerçeði örttüðü sanal dünyada kaybolan yaþamlar olarak kalacaktýr sadece... Bizler bu coðrafyanýn iþçiler ve emekçileri; diyalektiðin kaçýnýlmazlýðý karþýsýnda, yaþamýmýzý bu ezen ezilen mücadelesi içerisinde, ezilenlerin toptan kurtuluþuna adamak, yaptýðýmýz her ne varsa bu kaçýnýlmaz sýnýf mücadelesi içerisinde ezilenlerin toptan kurtuluþu yolunda sarf etmek durumundayýz. YENÝ DEVRÝMLER ÇAÐININ ARÝFESÝNDE, Ýþçi ve emekçilere yakýþan dünya emeðin oluncaya, paçavraya dönüþmüþ kapitalist sistem yerle bir oluncaya kadar mücadelemize sýký sýký sarýlmaktýr. Bizler, sýnýflý toplumlarýn gereði olarak sýnýfsal irademize sahip çýkmakla ve o sýnýf iradesinin iktidarýný saðlamakla sorumluyuz. Sýnýfsal irademizin kapitalist ortamda þekillenmeye baþladýðýný gördüðümüz, iþçi sýnýfýnýn ortak iradesinin sorunlarý çözmek noktasýnda ne kadar iþe yaradýðýný göstermek noktasýnda örgütlediðimiz, kendi öz örgütlerimiz vardýr. Bu kendi öz örgütlerimiz, bizlerin; yani iþçi ve emekçilerin, yani ezilenlerin, yani kapitalizm tarafýndan yok sayýlanlarýn, deðer verilmeyenlerin örgütleridir. Bu öz örgütlerimiz içinde, karar verici bizler; yani iþçi ve emekçiler olamadýðýmýz sürece bunlar iþçi sýnýfýnýn kararlarýnýn alýndýðý ve yaþamsal sýnamalara tabi kýlýndýðý öz örgütleri olmaktan çýkarak, burjuvaziye hizmet eden; burjuvaziye karþý birikmiþ öfke ve mücadele selini küçük damlalara dönüþtürerek, sönümlendiren zavallý bir KONTROLLÜ GERGÝNLÝK ÜNÝTESÝNE dönüþecektir. Emek mücadelesinin tüm dünyada ayaða kalktýðý bu yeni evrede, emek mücadelesinin gazýný alacak, tepeden inme jakobenist bu tür kararlar, yaþadýðýmýz coðrafya üzerinde emek mücadelesine hiç bir þey katmadýðý gibi, mücadeleye inanmýþ insanlarýn inançlarýný sekteye uðratacak kadar tehlikeli oluþumlardýr. Emekçiler için kabul edilebilir tek oluþum, en kötüsü bile olsa kapitalistlerce yok sayýlan ezilen sýnýf iradesini toptan yansýtmak üzerine kurulu olandýr. Eðer kararýný bizler almayacaksak, ezilen sýnýf olarak bizim irademiz düþüncemiz yaþam bulmayacaksa, bu örgütlenemelere nasýl iþçi sýnýfýnýn örgütü diyebileceðiz? 15 Eylül eylemleri ve takibinde Ankara’ da yapýlan merkezi miting ezilen kitlelerin, ‘’Özgür, Bilimsel, Andilde Eðitim’’ taleplerini içeren eylemliliklerdi. Eðer bu eylemlilik ve merkezi mitingin amacý bizim bu konuda böylesine bir talebimiz vardýr, sizlerin de haberi olsun idiyse, bu talep karþýlýk bulmuþ, emekçilerin böylesi bir talebinin olduðu kapitalist egemenler tarafýndan duyulmuþtur. Ancak “bu taleplerimizin biz sonuna kadar arkasýndayýz ve bu en temel insani taleplerimiz alýncaya kadar mücadele edeceðiz”deniliyorsa ve böylesine jakobenist kararlarla ve dostlar eylemde görsün yaklaþýmlarýyla bu taleplerimizin karþýlanacaðýný umuyorsak, en iyi ihtimal çok saf olduðumuza kanaat etmek gerekmektedir. Her bir insan bilmelidir ki, insanlarýn insan olmaktan kaynaklý hak ettikleri özgür, bilimsel ve anadilde eðitim ancak ve ancak SOSYALÝST BÝR SÝSTEMDE olanaklýdýr. O yüzden emekçilerin bu konudaki talepleri, taleplerini dile getirmekle gerçekleþmeyecektir. Aksine taleplerinin takipçisi ol-

E

ğitim-Sen’e ait internet sitesine okullarda kurulu bilgisayarların erişimi engellendi. EğitimSen’in eylem haberlerini duyurularını paylaştığı site Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in istemiyle kapatıldığı söyleniyor.

malarý ve bütün kararlarý kendilerince verilen, emeðe ait bir dünyanýn yaratýcýsý olmak yolunda adýmlar atmalarý ile karþýlýk bulacaktýr. Bu yüzdendir ki emekçi kitlelerin gazýný almaya dönük, hak kazanma yolunda ýsrarý olmayan bu tarz eylemlilikleri sonuna kadar eleþtirmeli ve teþhir edici olunmalýdýr. Bu eylemlilikler kararý alanlarca bile sonuca yönelik olmayan olarak ifade bulmuþ eylemliliklerdir. Ve emekçilerin gücünü, çabasýný bu tür sonuçsuz, sonuç almaya yönelik gayreti olamayan eylemlilikler yerine tabanda her bir üyesi ile ortaklaþa alýnan ve sonuç alýnýncaya kadar talebinin peþini býrakmayan eylemlilikler bizler için asýl olmalýdýr. Yaþadýðýmýz bu yeni evrede, KESK, DÝSK ve TMMOB üzerinden gerçekleþen eylemler her ne kadar EMEK VE DEMOKRASÝ EYLEMLERÝ olarak adlandýrýlsalar bile özü itibari ile sendikalarda ve odalarda çöreklenmiþ bulunan ve kendilerini emek ve demokrasi güçlerinin temsilcisi olarak addeden ve buna raðmen aldýklarý kararlarý zahmet edip tabandaki üyesine danýþma gereði bile duymayan zavallý bürokratlarýn kendini var etmek kavgalarýdýr. Ve kapitalist sistem içerisinde kendisine yer açma, sistem içerisinde yer bulma, bulduðu yerdeki nemalanmadan vazgeçmeme üzerine kurulu kontrollü gerginlik savaþlarýdýr. Ve egemenlerin kendi aralarýndaki koltuk mücadelesinden çok da farklý olduðunu düþünmemek gerekir. Emekçiler kendi iradeleri üzerine þekillenen, kendi iradelerinin yaþamda karþýlýk bulduðu, kendilerinin olacak bir dünyaya kapý açamaya yönelik olmayan bu eylemlerden cemaatten kaçarcasýna kaçmalýdýr. Çünkü en nihayetinde kapitalist bir sistemde bir araya gelerek ortak aklýmýzýn, ortaklaþa irademizin nasýl çözümler ürettiðini sýnamak üzere kurulmuþ olan örgütlerimiz bu amaca hizmet ettiði sürece öz örgütümüz olabilecektir. Onun dýþýnda yapýlacak ve kararý tepeden inme olarak alýnmýþ her eylem burjuvaziye kan taþýyacak ve yeni devrimler çaðýna girdiðimiz bu yeni evrede devrimi geciktirici engellemeler olarak karþýmýza çýkacaktýr. Son 15 Eylül ‘ de bir kez daha gördük ki, kriz içerisinde kývranan kapitalizm, emekçilerin eylemleri üzerinden insanlarýn ve hayvanlarýn kaný üzerinden hayat bulan keneler misali yeni bir canlýlýk bulmuþtur. Ankara’ da ki bar esnafý baþta olmak üzere, sucular, simitçiler, ayrancýlar, çaycýlar, bayrak ve flamacýlar, matbaalar, kâðýtçýlar, kumaþ ve brandacýlar, otobüs firmalarý, lokantalar, maðazalar, alýþveriþ merkezleri ve hepsi emekçilerin kendi talepleri üzerinden yaptýklarý bu eylemden kaynaklý yeniden kanlanmýþ, yeniden canlanmýþ zararlarýnýn bir kýsmýnýn bu yoldan telafisini temin etmiþlerdir. Peki, emekçilerin eline ne geçmiþtir. Rapor almak isteyenlerin raporunu aldýðý, mahkeme etmek isteyenlerin mahkeme ettiði ve kayýt olmaktan yana olanlarýn kayýt olduðu, egemen sýnýflarýn bunun üzerinden norm fazlasýna varýncaya kadar istihdamý kendi ihtiyaçlarýna göre þekillendirdiði yani atý alanýn Üsküdar’ ý geçtiði bir zaman diliminde SESÝNÝ DUYURMUÞ olmakla kalýnmýþtýr. Bu yüzden emekçilere bir kez daha seslenerek; ‘’Size ait bir araç varsa ona gerektiði gibi sahip çýkýp bürokrasinin ellerine teslim etmeyiniz. Bürokrasi önce onu yavaþ yavaþ iþe yaramaz ve sonrasýnda burjuvazinin iþine yarar hale getirmesi kaçýnýlmazdýr.’’ diyoruz. Kapitalizme karþý mücadele içerisinde emekçilerce yaratýlan sendikalar, emekçilerin öz örgütü olmalýdýr. Bunu gerçekleþtirecek ise emekçilerin kendileridir. Dünyayý deðiþtirecek emekçiler, dünyadaki dönüþümü gerçekleþtirecek emekçiler; Dönüþüme ve deðiþime kendisinden ve kendine ait olandan baþlamalý ve kendine ait mücadele araçlarýný burjuvaziye hizmet eden bir gaz alma mekanizmasý olmaktan çýkarmalýdýr. Emeðin olacak dünyada, EMEKÇÝLERE layýk yaþamlarý her birlikte yaþamak dileðiyle....

HAPÝSHANELER ÝZLEME KURULLARI OLUÞTURULDU TTB, KESK, DÝSK, ÇHD, TÝHV, ÝHD, TAYAD, TUAD-DER ve TUYAB’ýn dâhil olduðu demokratik kitle örgütleri tarafýndan HAPÝSHANELER ÝZLEME KURULU kuruldu. Türkiye cezaevlerinde yaþanan sorunlarýn çözümüne katký sunmak ve sürece müdahil olmak üzere oluþturulduðu açýklandý. Açýklamada ; “Cezaevleri her dönem insan haklarý ihlallerinin yoðun olarak yaþandýðý ve günümüz koþullarýnda bu ihlallerin giderek arttýðý yerler olarak çözüme en acil ihtiyaç duyulan sorunlardan biri durumundadýr. Bu ülkede, geçtiðimiz yýl Eylül ayýnda, yangýn çýkan cezaevi aracýndan çýkamayan 5 mahkûm yanarak can verdi. Bu yýlýn baþýnda Pozantý Cezaevi’nde çocuklara uygulanan þiddet, cinsel taciz ve tecavüzün öfkesi ve utancý hala üzerimizdedir. Geçtiðimiz Haziran ayýnda Urfa Cezaevi’nde çocuklar dâhil her yaþtan hükümlü ve tutuklu her türlü insani iletiþim yolunun týkanmasý sonucu canlarý pahasýna, yanmak pahasýna seslerini duyurmaya çalýþtýlar. Bu örnekler ülkemiz cezaevlerinden yükselen çýðlýðýn, yaþanan dramýn yakýn zamandaki en somut, en yakýcý göstergeleridir. Ýþkence ve aðýr tecrit uygulamalarý, ciddi saðlýk hakký ihlalleri, aðýr disiplin cezalarý, iletiþim ve sohbet hakký engelleri, anadil yasaðý gibi öne çýkan ihlallerin yaný sýra cezaevlerinin aþýrý doluluðu sorunlarýn ana kaynaðýný oluþturmaktadýr.” Denilen açýklamada yaþanan hak gasplarýna örnekler verilen basýn açýklamasý þu sözlerle son buldu: Kurucusu olduðumuz “Hapishaneler Ýzleme Kurulu” bileþenleri olarak bizler, hapishanelerdeki birçok sorunun çözümünün mümkün olduðuna inanýyoruz. Bunun için hapishanelerin baðýmsýz izleme kurulu denetimine açýk olmasý gerekmektedir. Kurul hapishaneleri denetleyebilmeli, sorunlarý yerinde tespit edebilmeli ve çözüm konusunda muhatap alýnmalýdýr. Kurulumuz, hapishanelerdeki sorunlarýn çözümü konusunda etkili demokratik kitle örgütlerinden oluþmaktadýr. Talebimiz bu kurulun iradesinin desteklenmesi, Adalet Bakanlýðý tarafýndan tanýnmasý ve yetkilendirilmesidir.

KESK Gen. Baþkaný Lami Özgen Bedaþ Ýþçilerini Ziyaret Etti ÝSTANBUL – 25.09.2012 KESK Baþkaný Lami Özgen ve KESK Genel Sekreteri Ýsmail Hakký Tombul, Direniþ çadýrýný ziyaret etti. Ziyaretçiler Enerji Sen’e üye 116 iþçinin iþe dönüþ mücadelesini yakýndan takip ettiklerini belirttiler. Özgen ve Tombul Enerji Sen baþkaný Kamil Kartal ve çadýrdaki direniþçi iþçilerden direniþte gelinen noktaya dair bilgi aldýlar. KESK baþkaný Lami Özgen de çadýrdaki iþçilerle Türkiye’de yaþanan süreç hakkýnda ve son günlerde yaþanan KESK üzerindeki baskýlar hakkýnda sohbet etti. Birlikte ortak mücadelenin önemi vurgulandý.

Kamu Emekçileri 4+4+4’e Karþý Ankara’da Eğitim emekçisi, veli, öğrencilerden oluşan on binlerce kişi Ankara'da "4+4+4 durdurulsun" eyleminde buluştu. Sabah saatlerinde Hipodrom ve Dikimevi'nde buluşan kitle Sıhhiye'ye doğru harekete geçti. Eyleme "Genç Eğitimciler" ve "Sınıf Öğretmenleri"nin yanı sıra "Batıkentli Veliler" gibi eğitim hakkı mücadelesinin çok çeşitli bileşenleri katıldı... Eylemde Eğitim Sen'in yanı sıra Mücadele Birliği Platformu ve birçok siyasi parti ile devrimci kurum da destek verdi. Eylemde genel olarak “Özgür, Bilimsel, Anadilde Eğitim Sosyalizmde”, “Dünya Emeğin olacak” , “Savaşa savaşa kazanacağız” , “Kesk’li Tutsaklar Onurumuzdur” “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Çocuk Gelinler İstemiyoruz” , “Çocuk İşçiler İstemiyoruz” sloganları atıldı. Kürsüde ilk sözü alan Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız oldu. Yıldız, Ünsal Yıldız: "Suriye'ye yönelik emperyalist politikalardan ABD'nin emir eri gibi davranan AKP Türkiye'de de Kürtlere ve Alevilere yönelik şiddetten ve ayrımcılıktan yana bir politika izliyor" dedi. AKP’nin 4+4+4’ü reddeden, demokratik haklarını savunan KESK’lilere dönük tutuklama ve gözaltı saldırılarını hatırlatan Yıldız, Milli Eğitim Bakanı’nın 4+4+4 karşıtı kampanya yürüten eğitim emekçisi ve velileri hedef göstermesine de tepki gösterdi. Yıldız'ın ardından söz alan KESK Genel Başkanı Lami Özgen de AKP’nin içerde ve dışarıda sürdürdüğü savaş politikalarını eleştirerek “Eşit özgür bir arada barış içinde yaşama iradesini inatla hayata geçireceğiz” diye konuştu. Özgen’in ardından sahneye Moğollar çıkarak bir konser verdi.

EYLÜLÜN ARDINDAKÝ EKÝM ÜSTÜNE ! ÞAFAKLARI KIZILDI, KUÞLAR SAÇAK ALTLARINDA KENTÝ ÖZGÜRLEÞTÝRMENÝN KAVGASINI VERÝRDÝ. HEYBESÝNDE ACI DAMITAN BÝR TÜRKÜ BESTELERDÝ KIZIL KIRLANGIÇLAR TÜRKÜ BU OLUR A ÖRGÜTLENÝÞÝ AÞK ÜZREDÝR ,DÜÞ ÜZREDÝR, KAÇARI YOK BÝR HAYAT ÜZREDÝR. TÜRKÜ BU OLUR A DÜN YENÝLGÝLERÝMÝZDE AÐIT KOKAR TADI ARKADAÞ KAYBI TÜRKÜ BU OLUR DA BUGÜN ÞAHLANIÞI YARIN KIPKIRMIZI SEVDAYI ANLATAGELÝR. ÞÝMDÝ KESMELÝ SIZLANIÞI ÇOCUKLAR KURÞUN BEKLÝYOR BÝZÝM COÇUKLAR KASKETÝNDE KIZIL BÝR YILDIZ , AVUCUNUN ORTASINDA BEKLEYÝÞ GEZ GÖZ ARPACIK ..... DEK’li Bir Emekçi


Sayı 17 / Ekim 2012

27.09.2012

Zabıta ve İtfaiye Emekçileri Ankara’da Tüm Bel Sen, yerel yönetimlerin emekçileri olan zabıta ve itfaiyecilerinin sorunlarıyla ilgili olarak 27 Eylül 2012 Perşembe günü Ankara’da kitlesel eylem gerçekleştirdi. Tüm Bel Sen Genel Başkanı Vicdan BAYKARA’nın zabıta ve itfaiye emekçilerinin sorunlarına ve taleplerine ilişkin açıklama yaptı. Yaptığı açıklama ile emekçilerin haklarının gasp edilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

SAÐLIKTA TÝCARET ÖLÜM DEMEKTÝR Saðlýk emekçilerine yönelik þiddetin “saðlýkta dönüþüm” adýnda sürdürülen yýkým politikalarýnýn sonucu olduðunu pek çok kere dile getirdik. Son dönemlerde de bu saldýrýlarýn arttýðýný görüyoruz. SES’in her yerde basýn açýklamalarý devam ediyor. Ancak týrmanan bu þiddetin gelebileceði boyutlar endiþe verici. Son bir ayda gerçekleþen saldýrýlardan bazýlarý aþaðýda görülüyor. Sözlü hakaretlerin ve darp giriþimlerinin haberlere yansýmadýðýný belirtmek gerekir. Saðlýk emekçileri saðlýk sistemine yönelik öfkenin hedefi olmamalýdýr. Emekçiler öfkelerini birbirlerinden çýkartmak yerine ortak mücadeleyi örmeliler. 2 Eylül: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalý Araþtýrma Görevlileri Dr. Osman Civan ile Dr. Oðuz Özkavak, önceki gece acil servisteki nöbeti sýrasýnda E.K’nýn refakatçisi A.K. tarafýndan darp edildiler. Hastane personeli, Dr. Osman Civan’a yapýlan saldýrýyý kýnamak amacýyla bugün Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nde hastalarý muayene etmedi. Bölümün kapýsýna “Kýnýyoruz” baþlýðýyla “Dr. Osman Civan’ýn nöbet sýrasýnda darp edilmesi nedeniyle 3 Eylül 2012 tarihinde ortopedi kliniðinde poliklinik hizmeti verilmeyecektir” yazýsý asýldý. Olayýn ardýndan Antalya Tabip Odasý B Blok binasý önünde açýklama yaptý 4 Eylül: Batman’da özel bir hastanede acil serviste görev yapan Dr. Bedrettin Keskin, hasta yakýný tarafýndan darp edildi. Ýzmir Torbalý Devlet hastanesinde 4 Eylül 2012 Salý günü Acil serviste görev yapan hekim, hemþire, saðlýk çalýþanlarý, güvenlik görevlileri hasta yakýnlarý tarafýndan darp edilip linç giriþiminde bulunuldu. Konuyla ilgili SES Torbalý Devlet Hastanesinde basýn açýklamasý yaptý. 13 Eylül: Siirt Pervari Ýlçesine baðlý Beðendik Beldesi’nde görev yapan Aile Hekimi Recep Molla, gecenin bir vakti evi basýlarak fiili saldýrýya uðradý. 14 Eylül: Sakarya’nýn Serdivan ilçesinde eþini darp eden koca, eþine ilk müdahaleyi yapan iki saðlýk personelini de yaraladý. Eþi tarafýndan darp edilen kadýn ile yaralý saðlýk personeli Sakarya Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’ne kaldýrýldý. 16 Eylül: Ýzmir Tepecik Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Yoðun Bakým Servisi’nde görevli hemþire, yoðun bakýma giren hasta yakýnlarýndan fiziksel ve sözlü þiddet gördü. Yoðun bakýma alýnmayan bir hasta yakýný hemþireye tokat attý. Hemþirenin aldýðý darbeye baðlý boyun kýsmýnda kýzarýklýklar olduðu gözlendi. Mersin’in Silifke ilçesinde 112 Acil Servis doktoru solunum sýkýntýsý çeken hastaya müdahale ederken darbedildi. 19 Eylül: Kayseri Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi’nde görevli bir hemþirenin, alkollü olduðu iddia edilen kiþi tarafýndan darp edilmesi saðlýk çalýþanlarý tarafýndan kýnandý. Okmeydaný Eðitim ve Araþtýrma Hastanesinde Onkoloji bölümünde çalýþan bir hemþire hasta yakýný tarafýndan darp edildi. Hemþire 10 gün iþ göremez raporu aldý. Darp eden kiþi hakkýnda iþlem yapýlmadý. Saldýrgan saðlýk bakanlýðýndaki tanýdýklarýný devreye soktu. Baþhekim Doç. Dr. Emin Özbek tarafýndan saldýrganýn hastasý özel odaya alýndý. SES Þiþli Þubesinin yaptýðý çaðrýyla saðlýk çalýþanlarý baþhekimlik önünde eylem yaptý. 21 Eylül: Ýzmir’de bir kiþi, Ambulans istasyonunu basarak, kendisinden þikâyetçi olan 15 saðlýkçýya döner býçaðýyla saldýrdý. Elindeki döner býçaðý saðlýkçýlar tarafýndan alýnýnca, kaçtý. Dikili Devlet Hastanesi’nde görev yapan Genel Cerrahi Uzmaný Dr. Uður Neþet Demir’in hasta tarafýndan saldýrýya uðrayarak býçaklanmasý Dikili Devlet Hastanesi SES Ýþyeri Temsilciliði ve hastane çalýþanlarý tarafýndan basýn açýklamasý yapýlarak protesto edildi. Samsun Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi Acil Servisi’nde Nöroloji Uzmaný Dr. Ahmet Yýlmaz hasta yakýnlarýnýn önce sözlü daha sonra fiziki saldýrýsýna uðradý. Bu sýrada olaya müdahale etmek isteyen acil serviste görevli Dr. Nihat Kýlýç, Dr. Mehmet Teyfik Demir, Dr. Hacer Pýnar Öztürk ile Saðlýk Memuru Sinan Keleþ, hasta yakýnlarýnýn saldýrýsýna uðradýlar. Saldýrý sýrasýnda Dr. Nihat Kýlýç sað bileðinden ve parmaklarýndan yaralandý.

Öğretmenler Öldürülüyor 26.Eylül Çarþamba günü, Ýzmir’in Karabaðlar semtindeki Nezir’e Merzeci Ortaokulu’nda 8. sýnýf öðrencisi H.K (14), dün geç gelmesi nedeniyle tartýþtýðý Fen Bilgisi öðretmeni Sevilay Durukan’ý (40), derste býçaklamýþ, aðýr yaralanan Durukan ambulansla hastaneye kaldýrýlmýþ, öðrenci de gözaltýna alýnmýþtý. Öðretmen, Sevilay Durukan, aðýr yaralý olarak kaldýrýldýðý Özel Baki Uzun Hastanesi’nde tüm müdahalelere raðmen kurtarýlamamýþtýr. Konuyla ilgili olarak açýklama yapan Eðitim Sen, “Yaþanan bu üzücü olay, AKP’nin bugüne kadar uyguladýðý politikalarýn bir sonucu olduðu kadar, bundan sonra yaþanacaklarýn da habercisidir. Daha önce Gaziantep’te görev yapan bir doktorun yaþamýný yitirmesine, onlarca eðitim emekçisinin býçaklanmasýna, darp edilmesine neden olan þiddetin, bu denli yaygýnlaþmasýnýn tek sorumlusu siyasi iktidardýr. Piyasanýn ihtiyacýný karþýlamak üzere emekçileri her gün daha fazla yoksullaþtýran, ucuz ve güvencesiz koþullarda çalýþtýran AKP’nin politikalarý, bugün kamusal alanda ortaya çýkan tüm sorunlarýn sebebinin kamu çalýþaný olarak görülmesine neden olmuþtur. Hizmet alanýn müþteri, hizmet üretenin köle olarak görüldüðü ülkemizde, ne yazýk ki artýk yaþam hakký ciddi bir biçimde tehdit edilmektedir. Her gün gittikçe artan

bu þiddet olaylarýna yönelik hiçbir adým atýlmamasý, gün geçtikçe bu tehdidin büyümesine neden olmuþtur “ dedi. Eðitim Sen açýklamada ayrýca “Yeni eðitim sistemini, toplumun geniþ kesimlerinin itirazlarýna raðmen yürürlüðe koyan AKP, bu eðitim sistemi ile yaþanacak sorunlarýn sorumlularýnýn öðretmenler olacaðýný açýklamýþ; yaþanacak sorunlara iliþkin ‘biraz özveri’ istediði öðretmenleri hedef olarak göstermiþtir. Ýstenilen bu özveri ise AKP’nin çocuklarýn yaþamýný tehdit eden eðitim sistemine karþý öðretmenlerin kendi yaþamlarýný ortaya koymalarýdýr. Son kertede, hem çocuklarýmýzýn hem de eðitim emekçilerinin yaþama hakký, yeni eðitim sistemi ile büyük tehlike altýndadýr. 4+4+4 eðitim sistemi, daha fazla öðretmenin daha fazla þiddete maruz kalacaðý, üzerine lavabo düþmesi nedeniyle yaþamýný yitiren Efe Boz gibi örneklerin artacaðý tehlikeli bir dönemin habercisidir “ diyerek “bu tehlikeli dönemin tek sorumlusu, yeni düzenine uygun bir düzenleme ile eðitim alanýný baþtan aþaðý deðiþtiren siyasal iktidardýr. Eðitim Sen olarak, AKP’yi bir kez daha uyarýyoruz; çocuklarýmýzýn ve öðretmenlerimizin yaþam hakkýný tehdit eden, þiddeti meþrulaþtýran politikalarýnýzdan artýk vazgeçin!” çaðrýsý yaptý.

9

“Hiç abartısız diyebiliriz ki, bir gazetenin sık aralarla ve düzenli olarak basılması (ve dağıtılması), militan faliyetlerimizin bu önde gelen en temel kesiminin ne kadar iyi inşa edildiğinin kesin bir kıstası olabilir” V.İ. Lenin emegindunyasi.info

SAÐLIK EMEKÇÝLERÝNE SALDIRI KOÞULLARI HAZIR Bir doktorun öldürülmesi, býçaklanmasý ya da bir hemþirenin darp edilmesi güncel haberler arasýna yerleþti. Bundan on yýl önce böyle bir olay olaðanüstü bir haberken artýk sýradan bir hal aldý. Nasýl bu sürece geldik ve bundan sonra bizi ne bekliyor? Öncelikle bize ulaþan haberlerin oldukça kýsýtlý olduðunu söylemek gerek. Hastanelerde özellikle de acil servislerde saðlýk çalýþanýndan çok güvenlik elemanlarýnýn olmasý, saðlýk emekçilerinin iþlerini güvenlik görevlileri eþliðinde yapmasý mesleðin kendisine tümüyle aykýrý. Hasta-saðlýkçý iliþkisi özel bir iliþki iken ve cezaevlerinden getirilen bazen “azýlý katil” diyebileceðimiz mahkûmlarla bile hekimin yalnýz görüþmesini etik kurallarý içinde savunurken, bugün herhangi bir hastanýn muayenesine bile güvenlik görevlisi katýlýr oldu. Savunduklarýmýz deðiþmedi ancak koþullar tümüyle deðiþti. Deðiþen koþullarý gözden geçirmekte fayda var. “Saðlýkta reform” adýndaki paketle devletin saðlýk “giderlerine” harcamalarýný en aza indirmeyi planlayan bir dizi uygulama hastaneleri iþletme haline getirdi. Saðlýk çalýþanlarý mesleðin gereklerini yerine getirmek yerine çok çalýþýp çok “iþ üreten” bir kesim haline getirildiler. Hemen her hastanede neredeyse yarý yarýya saðlýk çalýþanýyla “iþler” yürütülüyor. Hýz her þeyin önüne geçti. Bilgisayarlar bizi ve iþimizi yönetiyorlar. Çok iþlem, çok hasta ve daha çok gelir yoluyla hastanelerin gelirlerini arttýrarak Saðlýk Bakanlýðý tarafýndan yapýlmasý gereken harcamalarýn iþletmeler tarafýndan tamamlanmasý, üstelik kalite kriterlerinin saðlanmasý temel görevimiz oldu. Saðlýk emekçilerinin yýllardýr buna paralel olarak yüzde 2-3 zamlarla sabit tutulan maaþlarý “döner sermaye” denilen ve ayný hýz yoluyla kazanýlan gelirlerden elde edilir hale geldi. Tüm bunlar, hastanelerimizi iþletme hastalarýmýzý da müþteri haline getirdi. Saðlýk emekçileri daha çok kazanmak ve üretilenden daha çok pay almak adýna daha az sayýda çalýþanla iþlerin yürütülmesine önce ses çýkarmadýlar. Hastane harcamalarýndan aslýnda paylarýnýn artmadýðýný gören çalýþanlar sonunda tükenme noktasýna geldiler. Gün aþýrý 24 saat nöbet tutan 31 yaþýndaki acil servis hemþiresinin kalp krizi geçirip hayatýný kaybetmesi, iþ yükünü bize hatýrlatan olaylardan biri oldu. Saðlýk çalýþanlarý bir zamanlarýn en saygýdeðer mesleðinin böylesi ayaklar altýna alýnmýþ olmasýna öfke duyuyorlar. Saðlýk Bakaný baþta olmak üzere, emekçilerin üzerine yýkýlan sistemi saðlýk emekçilerinin üzerine yýkmaya çalýþan geniþ bir kesim var. Saðlýk hizmetini alanlar olup bitenin arka perdesini göremediklerinden baþlarýna gelen sorunlarýn kaynaðýnýn sorumsuz ve kötü niyetli saðlýk çalýþanlarý olduðunu zannediyorlar. Saðlýk çalýþanlarý saðlýkta dönüþümü ve kendilerini yeterince anlatamadýlar. Artýk karþýmýzda hastasýnýn can güvenliði kadar kendi can güvenliðini düþünmek zorunda olan saðlýk emekçileri var. Bu durum saðlýklý hizmet vermelerine engel olacaktýr. Emekçiler birbirlerine sorunlarýný anlatabilmeli ve ortak düþmana karþý birleþmelidir. Bu nedenle iþçi ve emekçilerin ortak mücadelesi her zamankinden daha yaþamsaldýr. Saðlýk hizmetinin özelleþtirilmesinin tamamlanmasýna az kaldý. Zaten zenginlerin bizim hastanelerimizde yeri yok. Onlarýn gidecekleri yer belli. Bizim birbirimize daha çok ihtiyacýmýz var. Birbirimize saldýrarak deðil birleþip ortak düþman karþý mücadele ederek sosyalizmi ve bu sayede her insanýn doðuþtan hakký olan saðlýk hakkýmýzý elde edebiliriz. DEK’li Saðlýk Emekçisi

emegindunyasi

emegindunyasi@gmail.com

ZAFER SAVAÞILMADAN KAZANILMAZ Sýnýf sendikacýlýðý mücadelesi bu topraklarda da yýllardan beridir en yakýcý haliyle süregelmiþtir. DÝSK ve bugünkü KESK tarihine bakýldýðýnda bu örnekler çok net görülebilir. Bu sendikalarýn kurulma aþamasýndan, alanlardaki mücadelesine kadar, nasýl sýnýf sendikacýlýðý karakterine büründürüldüðü, bu sendikalarý oluþturan devrimci-demokrat komünist emekçilerle, sendika yönetimlerine bakýldýðýnda daha iyi anlaþýlabilir. Sýnýf sendikacýlýðý konusunda iddialý olan KESK, reformist anlayýþlarýn sendikadan devrimcileri tasfiye etmesi sonucu nasýl can çekiþir duruma geldiðini uzun zamandýr emekçilere ispatladý. Buna raðmen hala KESK içerisinde, Aðustos 2012 tarihi itibariyle, sendikasýný terk etmeyen emekçiler ki sayýlarý 240 bin civarýndadýr, sendikalarýný devrimci sýnýf mücadelesine katacak bilinç ve güce sahiptir. Sendikalarda örgütlü kimi devrimci-demokrat hareketlere baktýðýmýzda, sendikal hareketi eleþtirmekten öteye gitmeyen davranýþlar sergilendiðini görüyoruz. Bu eleþtirilerin birçoðu haklý eleþtiriler olmasýna raðmen, ne yapýlmasý gerektiði konusundaki çözüm önerilerinin ve sergiledikleri pratiðin, sendikalarýn teori ve pratiðini aþan deðil ,hatta sendikal hareketin gerisine düþen konumda olduðunu görüyoruz. Bu durumda zaten örgütünden memnun olmayan üyeler, ya örgütünü terk edip örgütsüzleþmekte, ya da devlet yanlýsý burjuva sendikalara geçerek kariyer arayýþýna sevk edilmektedirler. Bu eleþtirilerden bir tanesi, sendikalarýn burjuva devlet aygýtýnýn kurumlarý haline geldiði þeklindedir. Sýnýf hareketinin sendikal boyutuna iliþkin birçok þeyin unutulduðu ya da bilinçli bir þekilde unutturulmaya çalýþýldýðý bir dönemden geçiyoruz. Bugün birçok çevre, sendikal hareketin geliþimi içerisinde oluþan sendikal bürokrasinin, sýnýf mücadelesini frenleyen ve iþçi sýnýfýný burjuva düzene baðlayan bir rol oynamasýnýn kendiliðinden bir süreç olmadýðýný, bunun bir yandan burjuvazinin müdahaleleriyle diðer yandan da iþçi sýnýfý hareketi içindeki akýmlarýn zaaf ve yanýlsamalarýyla geliþtiðini rahatlýkla söyleyebilir. Bu anlayýþlara baktýðýmýzda, sendikalarýn burjuva yasalarla þekillendiði ve gücünü buradan aldýðý söylemi üzerinden ,eylemliliklerini bu yasalarla sýnýrlandýrýp, bu sýnýrlarý aþanlarý radikal olmakla suçladýklarýný görüyoruz. Þüphesiz iþçi sýnýfýnýn ekonomik mücadele örgütleri bugün hiç de arzu edilir bir durumda deðildirler. Ancak bu durum, bu tür örgütlerin yasal örgütler olmasý ve sýnýrlarýnýn yasalarla belirlenmiþ olmasýnýn yaný sýra, daha çok da emekçilerin burjuva siyasetini güden sendikacýlarýn sultasý altýnda olmasýndan kaynaklanýyor. Dolayýsýyla sorun yasal olanaklardan yararlanmak deðil, yasalcý olup olmamaktýr. Aslýnda sosyalist, devrimci olduklarýný söyleyenler, bu eleþtirileri kendilerine de yöneltmelidirler. Aksi takdirde böylesi bir tavýr yasal çerçevenin darlýðýný sadece sendikalarda görmek ve buradan kalkarak yalnýzca sendikalara karþý olumsuz bir tavýr takýnmaktan baþka bir iþe yaramaz. Sendikalara karþý olumsuz bir hava yaratmak komünist devrimcilerin iþi olamaz, olmamalýdýr. Sýnýfýn iktisadi mücadelelerini sýnýf mücadelesinden saymayan anlayýþlar da aslýnda ayný düþmanca tutuma teorik gerekçeler uydurma yanlýþýna düþüyorlar. Sendikalarýn burjuva devlet aygýtýnýn birer kurumu haline geldiði yaklaþýmý, sendikalarý iþçi sýnýfýnýn örgütleri olarak deðil, burjuvazinin örgütleri olarak görür. Düz mantýkla da bakýldýðýnda, devlet bir burjuva devleti ise ve sendikalar da onun örgütleri ise, bu durumda sendikalar iþçilerin sýnýf örgütü deðil, onlarýn sýnýf düþmanýnýn örgütüymüþ gibi algýlanabilir. Böyle saçma tezlerle bilinçli bir iþçinin ya da emekçi memurun karþýsýna çýkýlýrsa, bu kez o iþçi ya da emekçi memur, bizim onlarýn örgütlülüðünden deðil örgütsüzlüðünden yana olduðumuzu düþünecektir. Sendikalarý burjuva devletin kurumlarý olarak gören bu anlayýþlar, ne yazýk ki, sendikalarýn bir avuç üst bürokrat ve yöneticisi ile 240.000 üye tabaný arasýnda bir ayrým yapmaktan acizdir. Ellerindeki her türlü imkâný, bin bir türlü dalavereyi, delege oyunlarýný, devrimci emekçilerin yanýlsamalarýný kullanarak sendikalarýn tepesine tüneyenler ile tabanda yüz binleri, dürüst, mücadeleci, sýnýfýna sadýk emekçileri ayný kefeye koyarak ,iþe yaramaz burjuva yasallýðý damgasýný vurmak yanlýþtýr. Bu tutum, bir avuç bürokratý, sendikalý emekçiler ile özdeþ göstermeye varýr ki, böylesi bir durum, sendika bürokratlarýný teþhir etmeye yaramaz, tersine onlarýn elini güçlendirir. Oysa burjuvaziyle ve onun devletiyle iç içe geçen bir bütün olarak sendikalar deðil, sendikalarýn yönetici azýnlýðýdýr. Tek baþýna sendikalarýmýzla saldýrýya geçemeyeceðimizi biz de biliyoruz; ama en temel haklarýmýzýn savunusu ve iþçi sýnýfýnýn eðitimi için onlara ihtiyacýmýz var! Sendikal mücadeleyi küçümseyip kötüleyeceðimize satýlmýþlarý sendika yönetimlerinden defetmek için mücadele etmemiz gerekiyor.. Bir yandan sendikalarda bu mücadeleyi verirken bir yandan da iþçi ve emekçileri, kendi öz örgütlülükleri olan komite ve konseyleri örgütlemeye, burjuvazinin yasalarýyla sýnýrlandýrýlmamýþ bir örgütlülük içinde onlarý birleþtirmeye çalýþmamýz gerekir. Ýki çalýþmayý diyalektik bir bütünlük içinde götürmeyi baþarýrsak, emeðin iktidarýný kurmak zor olmayacaktýr.


10

RedHack Ulaştıma Bakanlığı’nda

Sayı 17 / Ekim 2012

emegindunyasi.info

emegindunyasi

04.09.2012

“Marks'ın dünya görüşü gibi onun temel yapıtı da her zaman geçerli ve nihai gerçeklerin ifadesi olan bir İncil değildir; aksine gerçeği bulma savaşında ve araştırmalarında ileriye dönük zihinsel çalışmaları esinlendiren tükenmez bir kaynaktır." Rosa Luxemburg eka.emekcikadinlar@gmail.com

Redhack, bugün basına yansıyan sansür haberlerine tepki olarak ulaştırma bakanlığı sitesini çökertti. Redhack eylemi twitter hesabından duyurdu. Bakanlığın yaptığı 'Facebook ve Twitter kullanımının gerekli görüldüğü anlarda kısa süreliğine kapatılabilceğini' açıklaması üzerine bakanlığın sitesi olan http://ubak.gov.tr/ akşam saatlerinde Anonymous ve Redhack tarafından yapılan saldırıların ardından çökertildi.

Ekim Devrimi’nin Kadýnlara Getirdikleri

Bu sene 7.si düzenlenen ve zindanlardaki devrimci tutsaklara atfedilen Geleneksel Sarýgazi Halk Festivali 12 Eylül’de Kazým Koyuncu Parký’nda Tulum Dinletisi ve Anadolu’nun Ýsyaný sinevizyon gösterimiyle baþladý. Etkinlikleri bir haftaya ve çeþitli semtlere yayýlan Sarýgazi Halk Festivali, 13 Eylül Perþembe günü Özgürlük Meydaný’nda Kentsel Dönüþüm, Yýkýmlar ve Sosyal Yaþama Etkileri baþlýklý panelle devam etti. Festivalin üçüncü günü program ve etkinlikleri “Cinsel, Ulusal, Sýnýfsal Sömürüye Karþý Sokaða Eyleme, Özgürleþmeye” þiarýyla tüm emekçi kadýnlar için organize edildi. Emekçi Kadýnlar (EKA), AKA-DER Kadýn Faaliyeti, DKH, ÖDKH, SKM, YDK, Çýra Kültür Sanat Merkezi Giriþimi’nin ortak örgütlediði program 14 Eylül günü saat 12.00’de Fotoðraf Sergisi ile baþladý. Devrimci önder kadýnlarýn, iþçi ve emekçi kadýnlarýn çeþitli karikatürleri, Kürt analarýnýn ve cinayete kurban giden emekçi kadýnlarýn fotoðraflarýyla sergi alanýna çevrilen Demokrasi Caddesi birçok emekçi kadýnýn ziyaretine ev sahipliði etti. Saat 17.30’da Devinim Tiyatro Atölyesi’nin gösterimini yaptýðý Itza’nýn Doðuþu adlý oyundan çeþitli pasajlar sergilendi. Günün anlamýna uygun katledilerek öldürülen Hypatia, týpký annelerimiz gibi Yaþamamýþ Kadýn, öldürülen Güldünya Tören ve finalinde Kamber Ateþ ve annesinin canlandýrýldýðý Kemal Özer’in þiiri “Görüþ Günü Konuþmasý”yla sonlandýrýldý. Seyircilerin duygu seline kapýlarak izlediði oyundan sonra saat 19.00’da emekçi kadýnlarýn Demokrasi Caddesi giriþine kadar yaptýklarý yürüyüþte “Kadýn Olmadan Devrim Olmaz Devrim Olmadan Kadýn Kurtulmaz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Devlet Elini Bedenimden Çek”, “Kürtaj Haktýr Roboski Katliam”, “Jin Jiyan Azadi” sloganlarý atýldý. Devinim Tiyatro Atölyesi oyuncularýnýn da kostüm ve bendirleri ile katýldýðý renkli yürüyüþ zýlgýtlar, alkýþlar, ýslýklarla coþkuyla sonlandý. Yürüyüþün ardýndan program kapsamýnda “Kürtaj Savaþ ve Kadýn Emeðine Dönük Saldýrýlar” paneli, Rojda Þendur’un moderatörlüðünde BDP Ýstanbul Ýl Baþkaný Asiye Kolçak, Av. Sevinç Sarýkaya, Eylemdeki THY Ýþçileri Deniz Eray ve Özlem Altýok ve Saðlýk Emekçisi Ece Yýlmaz’ýn katýlýmýyla baþlamýþ oldu. Panelin þiarýyla açýlýþ yapan Rojda Þendur, saygý duruþundan sonra “Tecavüze uðrayan kadýn doðursun biz bakarýz”, “Üç çocuk yetmez bundan sonra beþ çocuk” diyen devletin kadýna yönelik

sözlü ve fiili saldýrýlarýna da deðinerek kadýn sorununu kýsaca ele aldý ve panelistleri tanýtarak söz verdi. Av. Sevinç Sarýkaya Kadýna yönelik saldýrýlarý ve kadýn emeðinin sömürülmesinin hukuki boyutlarýný aktardý. Kürtaj yasasýný arkasýndaki nüfus politikalarý, ucuz iþ gücü devletin iki yüzlülüðünü, savaþ ve kadýný, tarih boyunca savaþ silahlarýnýn deðiþtiðini ancak kadýna yöneltilen silahýn hiç deðiþmediðini belirtti, tecavüze deðindi. Savaþ maðduru kadýnlarýn durumunu istatistiki veriler ve en çarpýcý yönleriyle açýkladý. Eylemlerinin 109. gününde olan THY iþçileri Deniz Eray ve özlem Altýok ise kendilerini eylem yapmaya zorlayan çalýþma koþullarý, süreçlerini ve kadýn olarak neler yaþadýklarýný anlattýlar. “Süs bebeði olarak görülmek istemiyoruz biz iþçiyiz” diyen THY iþçisi kadýnlar, yolcularý her daim memnun etme zorunluluklarý, 24 saat boyunca çoðu kez dinlenmeden uçuþ yaptýklarýný, yolculardan kendilerine yönelik þiddet ve tacizin olasý muhtemel aðýr çalýþma koþullarýný ve en önemlisi yaþadýklarý saðlýk sorunlarýný dile getirdiler. Uzun uçuþlarda sürekli ayakta olmaktan kaynaklý rahim sarkmasýnýn yaþanmasý, radyasyona maruz kaldýklarýndan dolayý çocuk sahibi olamamalarý ve bedenlerinde yaþamlarýný etkileyecek hasarlar býrakmasýný anlattýlar. Devletin koyduðu grev yasaðýna raðmen eylemlerini sürdüren THY iþçileri Deniz Eray ve Özlem Altýok her Cumartesi saat 15:00 da Taksim THY ofisi önünde oturma eylemlerine çaðrýda bulundular. Sözü BPD Ýstanbul Ýl Baþkaný Asiye Kolçak aldý. Genel olarak kadýn sorunu ve þiddete deðinen Kolçak, “Bu ülkede 30 yýldýr süren bir savaþ var, savaþ üzerine söylenecek çok þey var. Siz hiç savaþta patronlarýn, generallerin, milletvekillerinin çocuklarýnýn öldüðünü gördünüz mü?” dedi ve savaþýn asýl kaynaðýnýn kaynaklarý sömürmek olduðunu dile getirdi. Ardýndan Saðlýk Emekçisi Ece Yýlmaz kürtaj, sezeryan ve normal doðumu kadýn saðlýðý açýsýndan ele aldý. Kadýný kürtaja veya sezeryana iten zorunlu koþullarý devletin görmezden geldiðini, ikiyüzlü politika yürüttüðünü 1 ayda kürtaj olmak adýna hiç bir kadýnýn hamile olup olmadýðýný anlamasýnýn týbben de mümkün olamayacaðý üzerinde durdu. Kadýnlarýn ilgiyle izlediði panel konuþmacýlara ve izleyicilere teþekkür edilerek sonlandýrýldý. 16 Eylül Pazar günü sona eren Festival boyunca EKA olarak açtýðýmýz stantlarla Sarýgazi emekçi kadýnlarý ile bir arada olduk.

Ekim devrimi, ezilenin ezileni kadýn cinsinin kurtuluþunun ilk ve temel koþulunu yarattý. Kadýnýn köleleþmesine neden olan özel mülkiyet, 1917 Ekim Devrimiyle birlikte yerini toplumsal mülkiyete býrakýyordu. Devrimin ilk günlerinde 8 saatlik iþgününün, eþit iþe eþit ücretin, eþit oy hakkýnýn yasalaþmasý, kadýnla erkek arasýnda ayrýmcýlýk yapan yasalarýn tümüyle ortadan kaldýrýlmasý, kadýnlarýn hayatýnda yeni bir dönüm noktasýydý. Kadýnlarýn her açýdan erkeklerle eþit haklara sahip olduðunu kabul eden yasalarýn ardýndan, devrimin dördüncü günü çýkartýlan “Eþit iþe eþit ücret” ve 8 saatlik çalýþma yasasý kabul edildi. Emekçi kadýnlarýn özgürleþmesinin en önemli adýmlarýndan biri de onun toplumsal yaþama ve çalýþma yaþamýna çekilmesiydi. Bunun için, iþletmelerde belli sayýda kadýn gücünün çalýþtýrýlmasý zorunlu kýlýndý. Ayrýca “Çalýþmayana ekmek yok” genel anlayýþýnýn hayat bulmasýna dönük olarak saðlýk sorunlarý olmayan 16 ile 40 yaþ arasýndaki her kadýnýn çalýþmasý zorunlu tutuluyordu. Sadece, beþ kiþiden fazla kiþiye bakmak zorunda olan ya da 8 yaþýn altýnda ço-

cuðu olan kadýnlar, bu yasanýn dýþýnda tutulmuþlardý. Devrimin ilk bir yýlý içerisinde tam boþanma özgürlüðü yasallaþmýþtý. Meþru ve gayrimeþru çocuklar arasýndaki bütün farklarý ve bir dizi sýnýrlamalarý ortadan kaldýran kararnameler çýkartýldý. Resmi ve gayri resmi (fiili) evliliklerden doðan tüm çocuklar yasalar önünde eþit haklara ve devlet güvencesine sahip oldular. Devrimi izleyen ilk on yýl içinde düzenlenen okuma-yazma kampanyalarýyla ve 7 yýllýk zorunlu eðitimle, okur-yazarlýk sorunu büyük ölçüde aþýlmýþtý. Kadýnýn yasalardaki bu haklardan yararlanabilmesinin yolu ise, onu aptallaþtýran, acizleþtiren, yýpratýcý mutfak ve çocuk odasýndan, yani e-

vin dört duvarý arasýndan kurtarýlmasýydý. Bunun için kreþlerin, çocuk yetiþtirme yurtlarýnýn, ortak mutfak, çamaþýrhane vb. kurumlarýn her alanda yeterli sayýda açýlmasý zorunlu kýlýnýyordu. 1918 yýlýnda Anayasa düzeyinde güvence altýna alýnan bu hak ve ayrýcalýklar ne Rusya tarihinde ne de dünyanýn baþka bir ülkesinde görülmüþtü. 1920’de kürtajýn yasal hale getirilmesi ve gebelikten korunma yöntemlerinin yaygýnlaþtýrýlmasý, saðlýksýz ortamlarda ve yöntemlerle gerçekleþtirilen kürtajlar sonucunda kadýn ölümlerinin artmasýnýn önemli ölçüde önüne geçmiþti. Hamile kadýnlarýn aðýr iþlerde ve gece çalýþmalarý yasaklanýr. Anne iþsiz kalma tehlikesinden uzaktýr ve doðumdan hemen sonra çalýþmasý yasaktýr. Genel olarak kadýnlarýn hamile olsun olmasýn “saðlýða zararlý olmayan, güçlerini aþýrý zorlamayan” iþlerde çalýþmalarý saðlanýr, çalýþma saatleri düzenlenir.

“EKÝM DEVRÝMÝNDEN SONRA ANCAK BÝZ KADINLAR GÜNEÞÝ GÖRDÜK” (Pravda’da yayýnlanan kadýn iþçi mektuplarýndan alýntý) Yüzyýllardýr ezilen, baský altýnda tutulan, toplumsal yaþamda en alt tabakada olan ve kapitalizmin ucuz iþgücü olarak sömürdüðü kadýn, kendisini kurtaracak olan Ekim Devrimi’ne dört elle sarýldý. Rusya’daki kadýnlar da kendilerini kurtaracak tek þeyin devrim olacaðýný biliyor, Paris Komünarlarý gibi savaþýn en ön sýralarýnda yer alýyordu. Bolþevik saflara katýlan pek çok kadýn grev ve eylemlerde etkin rol aldý, fabrika ve köylerde propaganda yaptý, illegal yayýnlarýn saklanmasý ve daðýtýlmasýnda aktif görev aldýlar.

Tarihe Yön Veren Kadınlar

7. Geleneksel Sarýgazi Halk Festivali

Ekim Devrimi deyince ilk akla gelen isimlerin baþýndadýr Nadejda Konstantinovna Krupskaya. 26 Þubat 1869 doðumlu Krupskaya, 21 yaþýnda iken devrimcilerle, 4 yýl sonra da Lenin ile tanýþtý. Ýþçilerin Kurtuluþu Ýçin Mücadele Birliði’nde etkin görevler alan Krupskaya, Iskra’nýn Yazý Kurulu, Vperyod ve Proletari gazetelerinin sekreterliklerini; 1905’te Parti Merkez Komitesi Sekreterliði’ni yaptý. Uzun yýllarýný sürgün olarak yurtdýþýnda geçiren Krupskaya faaliyetlerini illegal olarak sürdürdü. 1917 Þubat Devrimi’nden sonra Bolþevik Parti Merkez Komite Sekreterlerinden biri ve sonra Merkez Komite üyesi olan Krupskaya etkin çalýþmalarýyla SSCB’de sosyalizmin kurulmasý ve yerleþmesinde önemli rol oynadý. Yaþamýný Partiye adayan Krupskaya, 70 yaþýnda iken Þubat 1939’da ölümsüzleþti. Aleksandra Mihalovna Kollontay da Sovyetler Birliði’nin en önde gelen kadýn devrimcilerinden biridir. 1872’de St. Petersburg’da doðan Kollontay, 1896’da iþçilerin yaþamý ve mücadelesi ile tanýþtý. 1899’da RSDÝP’e katýlan Kollontay 1905 Devriminde iþçi kadýnlarla çalýþtý, 1917 Þubat Devrimi’ne kadar da Avrupa’nýn çeþitli ülkelerinde faaliyetler yürüttü. Ekim Devrimi’nde Bolþevik Parti saflarýnda zaferi karþýlayan Kollontay, Sosyal Yardým Halk Komiseri olarak kadýnlarla çalýþtý. Ýlk kadýn el-

çi ve büyükelçiliði görevleri üstlenen Kollontay, 9 Mart 1952 günü ölümsüzleþti. Krupskaya ve Kollontay devrim yürüyüþü boyunca yalnýz deðillerdi elbette. Kendini proletarya mücadelesine adayan çok sayýda kadýn yoldaþlarý vardý. Bunlardan bir kaçýný daha sýralayacak olursak: Klavdia Kirsanova: 1905 Devrimi’nden hemen önce 16 yaþýnda iken Bolþevik Parti’ye katýldý. Ekim Devrimi’ne kadar tutuklanmalar ve yer altý faaliyetleri ile sürdü mücadele yaþamý. Devrimin ardýndan sorumlu mevkilerde görev aldý ve Anavatan Savaþý boyunca aktif çalýþtý, 1947 yýlýnda ölümsüzleþene kadar uluslararasý kadýn hareketinin örgütlenmesi için çalýþtý. Klavdia Ývanova Nikolayeva: 16 yaþýnda iken Bolþevik Parti’ye katýldý, defalarca tutuklandý, sürgüne gönderildi, sürgünde de iþçiler arasýnda propaganda çalýþmalarý yaptý, Ekim Devrimi’nden sonra da kadýn çalýþmalarýna katýldý. 1936’da Tüm-Birlik Sendikalar Merkez Konseyi Sekreteri oldu ve Lenin Niþaný aldý. 1944’te SBKP Merkez Komitesi üyesi iken ölümsüzleþti. Maria Ýlyiniçna Ulyanova: 1878 yýlýnda doðru ve tüm ömrü mücadele ile geçti. Ayný zamanda Lenin’in kýz kardeþi olan Ulyanova, pek çok kez tutuklandý, sürgüne gönderildi. Çeviriler yapan Ulyanova Ekim Devrimi’nden

sonra Pravda’nýn sekreteri ve iþçi kadýn sayfasý editörü oldu. Sovyet Kontrol Komisyonu bürosunda da görev alan Ulyanova 1937 yýlýnda ölümsüzleþti. Rozalina Samoilovna Zemlyaçka: 17 yaþýnda devrimci mücadeleye atýlan Zemlyaçka, 20 yaþýna geldiðinde RSDÝP Kiev Komite üyesi oldu. Tutuklamalarýn ardýndan 1905 Devrimi öncesinde Bolþevik Parti Petersburg ve Moskova Örgüt Sekreteri oldu. Ekim Devrimi öncesinde Parti Merkez Komitesi Moskova Bürosu üyesi, iç savaþ döneminde de ordunun siyasi bölümlerinden birinde sorumlu oldu. Ekim Devrimi binlerce adsýz kadýn kahramanýn mücadelelerine tanýk oldu. Tarihin bu ilk iþçi-köylü devletinde devrimin 4. gününde 8 saatlik iþ günü yürürlüðe kondu ve kadýnlarýn uzun saatler çalýþmasý, yine kadýn ve çocuklarýn yeraltýnda ve aðýr iþlerde çalýþmalarý yasaklandý. Ýlk bir yýlda kadýnlara tam oy hakký, miras, boþanma haklarý, meþru-gayrý meþru çocuk ayrýmýnýn kaldýrýlmasý, ücretli doðum izni vb. yasalar yürürlüðe kondu. Bütün bu haklarýn kâðýt üzerine kalmamasý için de anne evleri, kreþler, ortak yemekhane ve çamaþýrhaneler, bakým merkezleri açýldý. “Kadýnýn gerçek kurtuluþu, proletarya öncülüðünde ev iþlerine topyekûn savaþ açýlmasýyla gerçekleþecek” Lenin.


Sayı 17 / Ekim 2012

30.09.2012

Gazetecilere Açılan Dava Sayısı 10 Bin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, gazetecilere açılan davasının sayısının ise 10 bine ulaştığını açıkladı. Verilere göre, tutuklu gazeteci sayısı 3 yılda 3 kat arttı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından 5. Babıali Günleri etkinliği kapsamında ‘Gazete çalışanları ne kadar özgür’ paneli düzenlendi.

“Proletaryanın büyük öğretmenleri Marx ve Engels, -ütopik sosyalistlerin tersinesosyalizmin hayalcilerin (ütopyacıların) bir icadı olmayıp, modern kapitalist toplumun gelişmesinin zorunlu sonucu olduğunu ilk açıklayanlardı” Jozef Stalin emegindunyasi.info

emegindunyasi

“Para”sı Olmayanın Gereği De Yoktur. Üzerinde yaşadığımız topraklardan kilometrelerce uzaklarda ve okyanusların ardındaki o büyük kara parçasında dünyaya hükmeden kapitalizmin tahtındaki imparator ülke “Amerika”. Adeta felaket öncesi bir sükûnet hâkim; medeniyetten hissesine büyük bir paydayı toplamış olan şehirlerinden New York ve Pittsburg’da… Acısıyla yüreğimi sızlatan ve düzenli ritminde işleyen zihnimi kesintiye uğratan kaza haberiyle derhal yanına gittiğim oğlumun bulunduğu bu ülkede yaklaşık iki aydan fazla bir süre yaşadım. Yaşadığım, gördüğüm ve hissettiklerimi adeta şaşkınlığa uğramış küçük bir çocuk gibi yakınlarımla paylaştım, yurda dönen gurbetçiler gibi. İnsan alıştığı her şeyden öte doğup büyüdüğü topraklarda sahip olduğu kültürün bir parçası haline geliyor. İnsan başka bir kültürün içinde yaşadığında şaşkın bir çocuğa dönüşüyormuş meğer. Hele ki batıya gittikçe sistemin katı-pervasız egemenliğine tanıklık etmek zorunda kalınca… Sistemin karşı konulmaz gibi görünen baskın egemen görüntüsü sanki dünyadaki büyük çoğunluğun yaşadığı gerçekliğe göz kapamışçasına yaşam sürdürüyor. Kaldı ki; kendi gerçekliğinin, özünü bile çiğneye çiğneye yok sayıyor olmak bu sessiz çığlığın yankılanmısı mıydı acaba? “Sessiz çığlık” sokakta yürüyen insanların mutsuz yüz ifadeleri, adeta umutsuzluk ifadesi içeren donuk bakışlarda gizliydi. Sistemin tüketmek için üretmeye zorladığı bu ülkenin insanları gibi ben de benim yaşadığım topraklardaki insanlar gibi aynıyız. Zenci de olsa, sarı da olsa, beyaz da olsa “insanız”. Hepimiz aynı gezegende dünyada yaşıyoruz. Ülke sınırlarını çizerek bölüp parçaladığımız topraklarda yaşıyoruz. Birbirimizden ayrı kültürlerden gelsek de konuşup arkadaşlık ediyor hatta birbirimizi seviyoruz… İnsanlığımızın temel taşı “sevgi” ile hangi dil, din ve ırktan olursak olalım sessizlik içinde dahi insanlığın ortak dili olan duygu ve his-

KİTAP TANITIM

ler yoluyla anlaşabiliyoruz. Kapitalist sistemin bir düşmanı olan “sevgi”yi her şeye rağmen kaybetmediğimize tanık oldum şaşkınlıkla. Sokakta yürüyen insanlar bana selam veriyor, kıt İngilizcem ile adres sorduğumda tarif etmeye çalışıyorlardı. Hatta gideceğim yere kadar bana eşlik etmeyi teklif eden genç bir Çinli bayan taşımakta olduğum şaşkınlığımın en yüce kahramanı oluverdi. Bu dünyanın en gelişmiş ülkesinin adeta Tıp Merkezi olan şehri Pittsburg’da Pittsburgh Üniversitesi Hastanesi’nin acil ve yoğun bakım hizmeti veren bölümünde bir aydır oğluma refakat ediyordum. Kırkaltı yaşıma kadar kesintisiz yaşam sürdüğüm ülkemde hiçbir zaman görmediğim imkânlar ile hastaların sağlığına dönmesi sağlanıyordu. Teknolojinin tüm olanakları sağlık hizmetindeki donanımlarda kullanılıyordu. Oğlumun vücuduna bağlanan aletler sık aralıklarla gelen hemşirenin kontrolünde bilgisayara kaydediliyordu. Hemşireler oğlumun her sözünü dikkatle dinliyor ve yardımcı oluyordu. İyi bir eğitim aldıkları gibi iyi bir ücret aldıkları da her hallerinden belli oluyordu. Parayı değişim aracı olarak kullanmaya başladığımızdan beri hepimiz insani değerlerimizi yok sayıyor ve hızla unutuyoruz. Para, sistemin tek değişim aracı olduğundan tüm olgular, kavramlar ve değerler geçersizleşiyor, değersizleşiyor. Öyle ki oğlumun ameliyat sonrasında sağlık sigortasının limitleri aşıldığından kalan masrafları ödeyemez isek hastanede kalmasına izin verilemeyeceğini söyleyen telaşlı, donuk bakışlı sigorta temsilcisinin görüntüsü de şaşkınlığımın en çirkin kahramanıydı. Çirkin idi çünkü bakıma muhtaç bir hastanın parası yok diye gitmesi için çaba gösteriyordu. Çünkü para kazanabilmek için bu görevi başarıyla yerine getirmek zorundaydı. Hastane yönetimi masraflarını para ile karşılayamayan bir hastaya hiçbir hizmet vermeyecektir.

Sistemin tek değişim aracı “para”dır. Para yok ise hiçbir insana hizmet, yardım ve bakım söz konusu bile olamaz… Burada kalamayacağımız için başka bir bakımevine sonrasında eve dönmek umuduyla gitmek zorunda kaldık. Burası kapıdan içeriye girer girmez görece az para ile hizmet veren bir yer olduğundan çok kötü görünüyordu. Burada kalan hastalar bakıma muhtaç yaşlıların devlet desteği ile barındığı emeklilere ait bir bakımevi idi. Dar gelirli insanlar az para ödeyeceğinden veya devlet yardımına muhtaç olduğundan buraya maddi kaynak ayırmaya da gerek yoktur. Yaşlılar ve yardıma ihtiyacı olanlar, sağlıklı ve genç bir insan kadar üretken olamayacağı için gereksiz hatta yük-zarar olarak görülür. “Para”sı olmayanın gereği de yoktur. Yaşlı hastaların inlemeleri, odalarından koridorlara sızan pislik kokusu ile “yardıma muhtaç” olmak, “az para sahibi” olmak hali ile birleşince sistemin çirkin görüntüleri kendini ele veriyordu. Demek ki en gelişmiş kapitalist ülkede olmak demek; gösterildiği gibi hep beraber en iyi şartlarda yaşayan mutlu insanların çoğunlukta olduğu bir yer değildi. En çok parası olanların gelişmelerden en çok yararlanan insan olma hakkını kazanabildiğini görüp bir kez daha insanlık dışı bu durumu lanetledim. Sistemin bu gerçeği kendimizi evimize hapsettiriyor. En rahat ve en özgür olabildiğimiz tek yer “evimiz”. Biz de öyle yaptık. Oysaki biz insanlar toplum halinde yaşayabiliyoruz. İnsanoğlu birbiriyle beraber olduğunda daha mutlu, daha üretken, daha sağlıklı, daha iyi, daha yaratıcı her şeyden önce insan gibi olabiliyor. Paylaşarak çoğalabiliyoruz! Ben de yaşadıklarımı, yüreğimi cesaretle açıp duygu ve düşüncelerimi yazarak sizler ile paylaşabildiğim için mutluyum. Buna aracılık eden “Emeğin Dünyası”na teşekkür ederim. Emekli Bir Emeğin Dünyası Okuru

“PROLETERYA’NIN ÝKÝ YÝÐÝT EVLADI SACCO ÝLE VANZETTÝ”

Cani deðildiler, kurban gittiler bir cinayete, Kurban gittiler dolarlarýn emrindeki adalete, Hayatlarýnda olmadýlarsa da kitlelerin rehberi, Ölümleriyle þaha kaldýrdý kitleleri, Bu iki ihtilal neferi !!!!! … N.HÝKMET Böyle yazýyordu Nazým bu iki yiðit iþçi için. Onlar Ýtalyalý iki göçmen iþçiydi; SACCO ile VANZETTÝ.15 Nisan 1920’de Amerika’nýn Massachusetts eyaletinde bir soygunda iki kiþiyi vurmakla suçlandýlar. Yedi yýl boyunca yargýlandýlar ve yargýç 9 Nisan 1927’de idamlarýna karar verdi. Ýdamlarý 22 Aðustos 1927’de infaz edildi. 15 Nisan günü üç hýrsýz bir arabayla soygunu gerçekleþtirecekleri Massachusetts’teki kundura fabrikasýnýn önüne geldiler. Hýrsýzlar o gün 15.776 dolarý alýp arkalarýnda iki cinayet býrakarak uzaklaþtýlar. Soygunculardan bir tanesi Madeiros isimli biriydi. Bu kiþide Sacco ve Vanzetti’yle birlikte idam edilecekti ama baþka suçlarýndan dolayý. Madeiros , burjuva adaletinden daha ahlaklý biriydi. Cezaevindeyken bu soygunu kendilerinin gerçekleþtirdiklerini itiraf eden bir yazý kaleme aldý. Ne var ki bu itiraf Boston Amrican gazetesine ulaþamadý . Þerif yardýmcýsý Curtis bu itirafnameyi hasýraltý etti. Sacco ile Vanzetti davasý tam yedi yýl sürdü. Tüm dünyada yankýlar uyandýrdý. Ýngiltere, Fransa, Almanya, Sovyetler Birliði, Güney Amerika gibi daha pek çok ülkede iþçiler ve emekçiler alanlara indiler. Amerikalý ceza hukuku hocalarý bu davayý konferanslarda öðrencilerine anlattýlar. Bu yüzden üniversitelerden atýlmakla tehdit edildiler. Sacco ve Vanzetti davasýndaki yalan ve uydurma tanýklýklarý ortaya çýkardýlar. Bu iki iþçinin olay günü ve hayatlarýnda hiçbir zaman olay yerine gitmediklerini ispatladýlar. Bir ceza hukuku hocasý þöyle diyordu “ Bugün hatýrladýðým baþka günlere benzemiyor. Adaleti sevenlere ve vicdan hürriyetine inananlara hakaretin en büyüðünün edildiði bugün hiç unutulmayacak.” Sacco ve Vanzetti davasýnýn gerçekleþtiði kesitin tarihi süreci gerçekten irdelenmeye deðerdir.1917 Ekim Devrimi yeni olmuþ ,dünyada Paris Komünarlar’ýndan son-

11

ra Sovyet iþçi sýnýfý iktidarý ele geçirmiþti. Almanya’da devrimci ayaklanmalar gerçekleþmiþ ve devrimin önder kadrolarýndan Rosa Luxemburg - Karl Liebknecht katledilmiþlerdi. Amerika ve Ýngiltere iþçi grevleriyle sarsýlýyordu. Birinci emperyalist savaþ yeni bitmiþti. Bu savaþta emekçi çocuklarý cephelerde burjuvazinin çýkarlarý adýna savaþtýrýldýlar. Savaþtan hemen sonra yýkýcý bir ekonomik kriz-büyük 1929 bunalýmýkapýdaydý. Komünistler mücadelenin her cephesinde iþçi sýnýfýna namlularý kendilerini sömüren sýnýfa çevirmelerinin propagandasýný yapýyorlardý. Grevler örgütlüyorlar, Ekim Devrimi’nin büyük moraliyle sýnýfý devrime hazýrlýyorlardý. Sacco ve Vanzetti, iki devrimci iþçiydi. Fabrikalarda, mahallelerde örgütlenme çalýþmasý yapýyorlardý. Nazým “ ihtilalin sýra neferiydi onlar, ihtilalin namuslu iki neferi..” diyordu onlar için. Hukuk ve adalet iki uzak akrabadýr. Ve genelde aralarý pekiyi deðildir. Bu yüzdendir ki birinin bir yerdeki varlýðý diðerinin yokluðu anlamýna gelir. Marx komünist manifestoda ‘’devlet , burjuvazinin iþlerini gören bir komitedir. ‘’ diyordu. Ve hukuk burjuva devletin tepemizdeki kýlýcýndan baþka bir þey deðildir. Yaþamýndan umutsuz olan, sömürülen, ayaklanan emekçi halkýn ehlileþtirilmesidir burjuva hukuk. Tarihsel olarak güncelliðini koruyan bir davadýr Sacco ve Vanzetti davasý. Sanýk sandalyesine oturtulan iþçi sýnýfýnýn mücadele iradesidir. Ve o irade hiçbir vakit teslim alýnamamýþtýr. Bu iki yiðit iþçi idama giderken bile uðruna kavga verdikleri davalarýna sýrt çevirmemiþlerdir. Ýþçi idamlarýyla Amerikan iþçi sýnýfýna ders verme çabasýna giren burjuvaziye yanýt : 1927 yýlanda Baston toplanan yarým milyon Amerikalý emekçiden gelmiþtir. Ve kavga o günden bugüne hayatýn her alanýnda sürüyor ve iþçi sýnýfý öncü iþçilerden miras kalan yeteneði ve cüretiyle , bu çürümüþ sistemi yýkma iddiasýný hala sürdürüyor….. SACCO ÝLE VANZETTÝ YAZAR: Howard FAST –PAYEL YAYINLARI

Kurtuluş İşçilerin Ellerinde Yaz aylarının sıcağında toz duman içinde kalan ve ter içinde yıkanan bedenimizle, nasırlı ellerimizle, alınterimizle üretenlerin biz işçiler olduğunun farkındayız. İnşaatlar bizim emeklerimizle nasıl gelişiyorsa yanında birçok sanayi de gelişiyor demektir. Ama biz ürettiğimizin karşılığını alamıyoruz.

İ

ş kazalarında sakatlanma ve ölümlerle çoğu kez karşılaşıyoruz. İşte bu sonuçlar bizi daha fazla öfkelendiriyor. Sakatlanmalar ya da ölümler gerçekleşince o zamana kadar hiç yapılmayan sigortalar anında gerçekleştiriliyor. Tutanaklarında ise işe bugün başlandığı beyan ediliyor. Ve bizi uyutmaya çalışıyorlar. Böyle durumlarda bile haklarımız gasp ediliyor. Binaları, villaları, gökdelenleri vs. yapanlar biz inşaat işçileriyiz. O kadar binaları yapıyoruz ama çoğumuz eski ve çürük binalarda kira sıkıntısı yaşıyoruz. Bir de üstüne elektrik ve su faturalarıyla boğuşuyoruz. Saraylar inşa ediyoruz biz köleyken. Kendi ellerimizle ürettik her şeyi. Kendi ellerimizle de kurtuluşu getireceğiz. Çünkü bu dünya bizim ve bizim olana sahip çıkmalıyız. Burjuvaya karşı mücadele etmesini bilmeliyiz. Kurtuluş işçilerin ellerinde. Antep’ten DİK’li Bir İşçi

emegindunyasi@gmail.com

SÖZLÜK

FAŞİZM

F

aşizm ilk önce İtalya’da Mussolini ile iktidara geldi. Sonra Almanya’da Hitler, İspanya’da Franco, Portekiz’de Salazar iktidarı almıştır. Faşizmin ilk derli toplu sınıfsal tahlilini Bulgaristan Komünist Partisi genel sekreteri Georgy Dimitrov, Komünist Enternasyonal (III. Enternasyonal)'in 7.Kongresi'nde ortaya koymuştur: “Faşizm, finans kapitalin en gerici en şoven en emperyalist kesimlerinin açık terörist diktatörlüğüdür”. Faşizmi anlamak için kapitalizmin gelişim yasalarını bilmek gerek. Serbest rekabetçi kapitalist üretim ilişkilerinden tekelci kapitalist üretime geçişle birlikte emperyalizm ortaya çıkmıştır. Tekellerin ve mali sermayenin (bankaların) ortak hareket etmesi sonucu emperyalist ülkeler kendi çöküşlerini engellemek için birçok yönteme başvururlar. Bu, kapitalist sistemin son aşaması olan emperyalizmin karakterine uygun yönetme biçimidir. Emperyalizm her zaman gericiliği temsil eder. Kendi egemenliğini devam ettirmek için her türlü katliama başvurur. Faşizm milliyetçilik din vb. gibi insanların her türlü duygusal bağlarını sömürerek kendisine bir alan hazırlar. Kitle tabanını bu yöntemlerle oluşturmaya çalışır. Faşizmin iktidara gelmesinin iki yolu vardır. Bunların birincisi alttan yukarıya doğru, faşist kitle hareketiyle.. Buna örnek olarak Almanya ve İtalya verilebilir. İkincisi yukarıdan aşağıya doğru devlet eliyle faşist iktidarın kurulması buna da Şili ve Türkiye örneği verilebilir. Türkiye'de 12 Mart 1971 darbesiyle devlet faşistleştirilirken 12 Eylül 1980 darbesi ile de faşizm kurumsallaşmıştır. Emperyalist-kapitalist sistemler çöküş süreçlerinde bu çöküşlerini hızlandıran kitlelerin mücadelesine karşı faşizmi uygulayarak kitle hareketini engellemeye çalışır. Faşizmi kökünden yok etmek için tekelci sermaye sınıfının ve onun devletinin egemenliğine son vermek gerekir. İşçi sınıfı ve emekçiler faşizme karşı en büyük güçtür. İşçi sınıfı ve emekçiler tekelci kapitalizme karşı olan bütün güçleri birleştirerek faşizme karşı mücadeleye önderlik etmek zorundadır. Bulgaristan örneği faşizme karşı birleşik cephe oluşturmanın iyi bir örneğini tüm dünyaya göstermiştir.

Tarihin Süzgecinden

1

2 EYLÜL 1980'de Türkiye, gözlerini faşist askeri darbesiyle açtı. Başını emperyalist devletlerin çektiği ve Kenan Evren gibi generallerin maşalığını yaptığı darbe, Türkiye tekelci kapitalizmini içinde bulunduğu bunalımdan kurtarma ve gelişen sınıf hareketini, devrim mücadelesini durdurma amaçlı yapılan bir darbeydi. Kenan Evren radyo ve televizyonda amaçlarını şu şekilde duyurmuştu: “girişilen hareketin amacı… Devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmaktır. Parlamento ve hükümet feshedilmiştir. Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir” Bu saatten sonra bütün ülkede devlet terörü devreye girer. 12 Eylül askeri faşist darbesinde bütün kurumlar, dernekler, siyasi partiler ,sendikalar kapatıldı. Bir gecede binlerce cami yapıldı. Camii sayısı okul sayısından fazla oldu. Darbe sonrası 7 bin kişinin idamı istendi. Zindanlarda 229 kişi işkence yapılarak katledildi. 650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişi yargılandı. 1 milyon 683 kişi fişlendi. Bütün elde edilen haklar bir gecede yok edildi. 71 bin kişi yasadışı örgüte üye olma iddiasıyla yargılandı. Tonlarca ağırlığında dergiler binlerce kitap yakılarak yok edildi. Faşist diktatörlük yıllarca terör estirerek hareket etti.


Emeðin Dünyasý Gazetesi / Aylýk Süreli Gazete / Yýl: 2 / Sayý:17 /Ekim 2012 / Mart Yayýncýlýk / Sahibi ve Yazý Ýþleri Müdürü: Cenk Orçun Ýnal / Adres: 75. Yýl Mahallesi 1341 Nolu Sokak No: 47/B Sultangazi/ÝST/ Tel.: 0212 419 68 51 /emegindunyasi@gmail.com - www.emegindunyasi.info / Baský Tuks Matbaa & Ajans / Þirinevler Mah. 1. Sok. No: 27/16 Bahçelievler/ÝST

ABD’de Öðretmenler Sokakta

11.09.2012 - Þikago’da 30 bin öðretmen greve gitti. Grevin öðretmenlerin ABD’de ülke çapýnda artan sýkýntýlarýný yansýttýðý belirtiliyor. Greve ABD þehirlerinde de öðretmenler ve iþçi sendikalarý Þikago grevini destekleyen eylemler yaptýlar. Sendikalý öðretmenlerin maaþlar, iþ koþullarý ve imtiyazlarý konularýnda mücadeleleri giderek kýzýþýyor. Öte yandan belediye baþkaný, grev nedeniyle Obama’ya destek faaliyetlerine ara vermek durumunda kaldý.

G. Afrika’daki Madende Lonmin’de Zafer ve Yayýlan Grevler 3 Eylül Güney Afrika’daki mahkemeler, 44 iþçisinin katledilmesinden sorumlu tutulmak istenen 270 maden iþçisini serbest býraktý.” 19 Eylül’de Lonmin þirketinin iþlettiði Marikana platin madeninde çalýþan madencilerin altý haftadýr sürdürdüðü grev, yüzde 22 oranýnda ücret artýþýný kabul etmelerinin ardýndan son buldu. 21 Eylül’de beþ bin kiþinin çalýþtýðý Kopanang madenindeki grevcilerin, maaþlarýnýn % 100’den fazla artarak 12.500 randa, yani yaklaþýk 1500 ABD dolarýna çýkarýlmasýný istedikleri bildiriliyor. Maden, AngloGold Ashanti þirketine ait.

“Meclisi Ýþgal Et” Sloganýyla Meclis Kuþatýldý!

H

rasýnda kalan polisler feci þekilde dayak yedi. Güvenlik güçleri çok sayýda göstericiyi gözaltýna aldý. Ekonomik krizin etkisi ile 2011 yýlýnda kurulan ve kendilerini ‘öfkeliler’ olarak adlandýran hareketin ü-

yelerinin çaðrýsý ile düzenlenen eyleme, sivil toplum örgütleri de destek verdi. Öðleden sonra baþlayan eylemde, polis ile halk arasýndaki olaylar Madrid’in merkezindeki sokak aralarýnda ve meydanlarda da devam

etti. Öðleden sonra baþlayan gösteri gece boyunca sürdü. Benzer eylemler Ýspanya’nýn diðer kentlerinde de yaþanýrken halk, hükümetin aldýðý aðýr tasarruf tedbirlerini uygulamadan kaldýrmasýný istiyor.

HİNDİSTAN’DA MİLYONLAR SOKAÐA DÖKÜLDÜ!

07.09.2012 - Yüzlerce uçuþ iptal edildi. Ýþçiler, geçici personel çalýþtýrma, iþ güvencesi ve ücretlerinde artýþ stiyorlar. Lufthansa havayolu þirketinde çalýþan kabin iþçileri 24 saatlik grevleri gece yarýsýnda baþladý, yüzlerce uçuþ iptal edildi. Aralarýnda Frankfurt, Münih ve Berlin havalimanlarýnýn da bulunduðu 6 havalimanýnda süren 24 saatlik grev nedeniyle çok sayýda uçuþ iptal edildi. Gün içerisinde yaklaþýk 1200 seferin iptal edilmesi, grevin hafta sonunda yapýlacak uçuþlarý da etkileyeceði bildiriliyor.

Portekiz Halký Hükümete Geri Adým Attýrdý

20 EYLÜL 2012 - Hindistan’da hükümetin geçen hafta açýkladýðý ekonomik reformlara karþý geniþ çaplý sendikalar ve emek örgütleri gösteriler düzenleniyor. Hükümetin “reform” adý altýnda perakende piyasasýnýn küresel boyutta faaliyet gösteren süpermarket zincirlerine açýlmasýný istiyor. Grevin en büyük eylemi baþkent Delhi’de gerçekleþtirildi. Ýþçi sendikalarýnýn ve muhalefet partileri ve emek örgütlerinin yer aldýðý greve 50 milyon kiþinin katýldýðý belirtiliyor. Ýktidardaki koalisyonun ortaklarýndan biri planlarý protesto etmek amacýyla hükümetten çekildi. Hindistan’daki küçük iþletmeler ve ticari bir-

likler, büyük yabancý süpermarket zincirlerinin perakende piyasasýna girmesine izin verilmesine karþý çýkýyor. Ayrýca mazot ve tüp gaz fiyatlarýnýn artýrýlmasýna da karþý çýkýlýyor. Kongre Partisi’nin önderliðindeki koalisyon ise ülkenin yavaþlayan ekonomisini canlandýrmak için reformlarýn þart olduðunu savunuyor. Komünist partileri ve ana muhalefet partisi olan Bharatiya Janata Partisi (BJP) çaðrýsý üzerine baþlatýlan grev kapsamýnda, bugün birçok kentte okullar ve iþyerleri kapatýldý. Kamu ulaþýmý da durdu. Ýþçilerin Uttar Pradeþ ve Bihar eyaletlerinde demiryollarýna barikat kurduklarý bildirildi.

Yunanistan’da Genel Grev Ve Çatýþmalar

Alüminyum Ýþçileri Roma Sokaklarýný Ýnletti 11.09.2012 - Sardunya Adasý’nda faaliyet gösteren alüminyum fabrikasýnýn kapanacak olmasý, iþçileri isyan ettirdi. Baþkent Roma’ya gelerek alüminyum fabrikasýnýn kapanmasýný protesto eden yüzlerce iþçi, polisle yaþanan sert çatýþmalarda Roma’yý savaþ alanýna çevirdi. Zaman zaman güvenlik güçleriyle karþý karþýya gelen iþçiler, kaðýt ve sis bombalarýnýn yaný sýra yaktýklarý ateþlerle sokaklarý dumana boðdu. Çýkan arbedede, aralarýnda güvenlik güçlerinin de bulunduðu 14 kiþi yaralandý.

Havalimanýnda

Grev

ükümetin Kemer Sıkma Politikalarına Karşı İspanya’da Emekçiler Meclisi İşgal Etti. Kente Şiddetli Çatışmaların Yaşandığı Kaydedildi. Ýspanya’nýn baþkenti Madrid’de halk sokaklara döküldü, Madrid savaþ alanýna döndü. “Meclisi Ýþgal Et” sloganýyla parlamentoya yürüyen halk, polisin müdahalesiyle karþýlaþtý. Çatýþmalarda çok sayýda polis ve gösterici yaralandý. Hükümetin uyguladýðý tasarruf tedbirlerini protesto eden binlerce kiþi, ‘Meclisi Ýþgal Et’ eylemi adý altýnda parlamentoya yürüdü. Üç ayrý koldan meclis binasýna yürüyen halk, cadde giriþinde kurulan güvenlik barikatlarýný aþmaya çalýþtý, polis müdahale etti. Zaman zaman göstericilerin a-

Almanya

26 EYLÜL 2012 - Yunanistan Ýþçi Konfederasyonu (GSEE) ve Yunanistan Kamu Çalýþanlarý Konfederasyonu(ADEDY) çaðrýsýyla Haziran ayýndan bu yana ilk defa greve çýkýldý. Bu, Muhafazâr baþbakanýn iktidara geldiðinden bu yana en büyük eylem olarak nitelendiriliyor. Kamu ve özel sektör çalýþan iþçi ve kamu emekçileri, hükümetin 11,5 milyar Euroluk kesinti ve kemer sýkma önlemlerini protesto etmek için 24 saatlik genel greve gidildi. Yunanistan’da greve, yerel yönetim ve kamu çalýþanlarý, vergi memurlarý, öðretmenler, saðlýk çalýþanlarý, tüccarlar, avukatlar, mühendisler, banka memurlarý katýlýyor. Liman çalýþanlarýnýn da greve

gitmeleri nedeniyle feribot seferleri yapýlmadý. Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankasý ve Uluslararasý Para Fonu temsilcilerinden oluþan troyka heyeti 2013-2014 yýlý için kamu harcamalarýnda 11,5 milyar Euroluk kesinti istiyor. Atina’daki toplanan emekçilerin tansiyonu giderek yükseldi. Polis toplanan halka gaz bombasý ve panzerle saldýrdý. Çatýþmalarda eylemciler Molotof kokteylleri ve taþlarla polise karþýlýk verdi. Polis göstericilere göz yaþartýcý bombalarýyla daðýtmaya çalýþtý. Alýnan bilgiye göre çatýþmalarda polis 20 kiþiyi tutukladý, 100 kiþi ise gözaltýna alýndý. Çatýþmalarda 8 polisin de yaralandýðý bildirildi.

Hindistan’ýn kuzeyindeki Patna, Allahabad ve Varanasi kentlerinde protesto gösteriler düzenlendi. Doðudaki Kolkata (Kalküta) kentinde iþyerlerinin hemen hemen tümünün kapalý olduðu, kamu ulaþýmýnýn da aksadýðý bildiriliyor. BJP yönetimi altýnda olan güneydeki Karnataka eyaletinde de grev çaðrýsýna uyulduðu; okul, otel ve ticari iþletmelerin kapalý kaldýðý, yollarda hiç otobüs görülmediði bildiriliyor. IBM ve Microsoft gibi çok uluslu biliþim þirketlerinin yer aldýðý eyalet baþkenti Bangalore’da da çalýþma hayatýnýn tamamen durduðu gözleniyor.

Ýtalya Maden Ýþçileri Kazandý!

07.09.2012 - Ýtalya’da Carbosulcis kömür madeninde çalýþan iþçiler madenin kapatalýcaðýný duyunca yerin yüzlerce altýnda barikatlar kurdular. Maden iþçilerinin eylemi hükümete geri adým attýrdý. Ýtalya’nýn tek kömür madeninin kapatýlmamasý için madenciler geçen hafta yerin yaklaþýk 400 metre altýnda barikat kurmuþtu. Yaklaþýk 100 iþçinin patlayýcýlarla birlikte kurduðu barikat, Sanayi Bakanlýðý’nýn geri adým atmasý üzerine kaldýrýldý. “Ölene dek buradayýz” Geçtiðimiz hafta Ýtalya’nýn Sardinya adasýnda ellerinde yüzlerce kilo patlayýcý bulunan 460 madenci, kendilerini Cagliari yakýnlarýndaki Carbosulcis madenine kapatmýþtý. Hükümete bu eylemle seslerini duyurmayý ve baský yapmayý amaçlayan madenciler, Carbosulcis’in geleceðinin garantiye alýnmasýný talep ediyor. Ortak bir madencilik ve karbon yakalama projesiyle dönüþümü planlanan Carbosulcis madeninde 28 yýldýr çalýþtýðýný belirten 54 yaþýndaki madenci Sandro Mereu, “Madeni kapatacaklarýndan korkuyoruz.” dedi.

23.09.2012 – Halk Hükümetin “sosyal güvenlik katký payýný yükseltme” kararýný protesto etmek için sokaklara döküldü. Halkýn eylemleri kazanýmla sonuçlandý. Hükümet sosyal güvenlik katký payýný yükseltme kararýný geri çekmek zorunda kaldý. Portekiz’de halkýn karþý çýkmasý sonucu ciddi bir krize dönüþen hükümetin sosyal güvenlik katký payýný yüzde 11’den yüzde 18’e çýkarma kararý, gelen tepkiler üzerine rafa kaldýrýldý.Portekiz’in büyük kentlerinde son iki haftadýr, sosyalist örgütler ve sendikalar tarafýndan yapýlan büyük katýlýmlý gösteriler etkisini gösterdi.

Yeni Kesintiler Binlerce Yunanlý’yý Sokaða Döktü!

9.09.2012 - Yunanistan’ýn Selanik kentinde 15 binden fazla sendika üyesi hükümet karþýtý eylem düzenleyerek 11,5 milyar Euroluk kamu harcamalarý kesintisini protesto etti. Çiftçiler karpuzlarý sokaklara dökerken Euro’dan ayrýlmak isteyenler ise Avrupa Birliði bayraðýný yaktý. 3 bin 500 polisin görev aldýðý eylemde göstericiler ile güvenlik güçleri arasýnda ara ara arbede yaþandý. 2010’dan bu yana maaþlarýnýn 4’de 1’i kesilen binlerce emekli ise Atina sokaklarýna döküldü.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
ED-17-EKIM-2012 by sol yayin - Issuu