Skip to main content

DYIK39

Page 1

www.iscikoylu.org

126345 Say›: 2002-21

39 * Y›l:2 * 25 Ekim-7 Kas›m 2002 * Fiyat›: 500 000 TL ISSN: 1303-0299

Boykot ça¤r›s›na kulak ver

Sand›k bafl›na gitme! Boykotla isyan› büyütelim, devrim ateflini körükleyelim! Egemen s›n›flar›n çürümeye yüz tutmufl sistemlerini, halk kitleleri nezdinde güvenilirli¤i zay›flam›fl parlamentolar›n› tazelemek için birkez daha baflvurduklar› “SEÇ‹M” oyununu bozal›m. Onlara bugüne kadar halklar›m›za çektirdikleri ac› ve gözyafllar›n›n sürdürülmesi olana¤›n› vermeyelim. Unutmayal›m ki sand›¤a gidilerek at›lacak her oy sömürü, iflkence ve katliamlar›n daha pervas›z uygulanmas›na onay vermek anlam›na gelecektir. Buna oylar›m›zla destek sunmayal›m. Gücümüzü, binbir türlü yalan ve aldatmaca ile bizden istedikleri oyu vermeyerek gösterelim. Verilmeyen her oy faflizme bir tokatt›r. Her tokat faflizmin yüzünde patlayarak isyan› büyütecek, devrim ateflini körükleyecektir. Sesimizi ve gücümüzü “BOYKOT” takti¤ini her alanda uygulamaya çal›flarak gösterelim.

‹flçi-köylü’den 3 Kas›m seçimleri, Irak operasyonu ve devrimci tav›r Sayfa 30


25 Ekim-7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

2

Açl›¤›n içinden insan manzaralar›... G O P Belediyesi Aşevi Tülay Solak: Dört kifliyiz. Çal›flan yok. Yard›m toplayarak geçiniyoruz. Buradan eve yemek götürüyorum. Karfl›l›¤›nda da burada gönüllü olarak çal›fl›yorum. Mecburum yard›m toplamaya. Beyim çal›flacak durumda de¤il. Evim su içinde. K›fl geliyor, sobam›z bile yok. Aç›ktay›z ne yapaca¤›m› bilmiyorum.

B

u sözler 21. yy’ın ilk yılların-da artık sık sık duymaya alıştığımız, hatta kanıksadığımız sözler haline geldi. “Komşun açken sen tok yatamazsın” sözü de kâr etmiyor artık. Çevrede tok yatan komşu kalmadı çünkü. “İşim var, her ay düzenli maaşım var, evim var” diyenler dahi artık yoksullukla yüzyüze. Onlardan da “çocuğumu okutamıyorum”, “Hastaneye gidecek param yok”, “eve ekmek götüremiyorum” çığlıkları yükseli-yor. Ülkedeki yoksulluğu tespit etmek için öyle çok uzaklara gitmeye ya da istatistiklere boğulmaya hiç gerek yok. Bunu görebilmek için aşevlerine, yardım çadırlarına ya da halk ekmek kuyruklarına gitmek yeterli. Sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan kuyruklarda kimler yok ki... Parasızlıktan okuyamayan ve küçücük yaşta çalışmak zorunda kalan çocuklar; emekli maaşıyla artık eve ekmek dahi götüremez hale gelenler; işsizler; haftada bir ya da iki gün çalışan inşaat işçileri; T. Kürdistanı’ndan göç etmiş ayrı ayrı kira vermemek için 3 aile birarada yaşamak zorunda kalanlar; objektiflerden sürekli kaçan, “kocam

duyarsa beni mahveder” diyen, içinde bulunduğu durumdan utanan kadınlar; çöpten topladıklarıyla geçinenler, evi olmayanlar... Bunlar saymakla bitmi-yor, tıpkı aşevinde uzayıp giden ve sürekli artan sıralar gibi. Utanıyoruz bu hali-mizden diyen bu insanların utanacak neleri vardı? Kim getirmişti onları bu hale ve asıl utanması gerekenler acaba utanıyorlar mıydı? Yüzlerini kızartarak aşevinden yardım alan bu insanların çığlıkları acaba asıl utanması gereken yüzsüzlerin kulağını tırmalıyor muydu? Fazla yoruma gerek duyulmayacak kadar açık olan ülkenin içinde bulunduğu durumu aktarabilmek, aşevlerine hücum edenlerin sayısının bu yıl ikiye katlandığını bizzat yerinde gözlemlemek ve halkın duygularının dili olabilmek için aşevlerine gittik. Yanımıza usulca yanaşıp iş isteyenler, yardım için geldiğimizi sanıp, ne dağıttığımızı soranlar çeviriyor etrafımızı. Zeytinburnu ve Gaziosmanpaşa Belediyelerine bağlı aşevlerinde gördüğümüz manzara neyle karşılaşacağımızı bildiğimiz halde bize bir kez daha insanlığımızı sorgulatmaya yetti. Zeytinburnu Aşevinden yararlananların sayısı 2500 kişi.

Yemekler iki mahalleye gezici aşevleriyle dağıtılıyor. Diğerleri direkt gelip aşevinden alıyor. Gaziosmanpaşa aşevinde ise yardım alanların sayısı 13-14 bine yükselmiş. Burada da aşevinin yemekhanesinin yanında 28 mahalleye dağıtım yapılıyor. Bizi farkeder etmez utanıp kaçan bu insanlar, bir kap yemek alabilmek için öncelikle muhtarlıktan fakirlik belgesi alıyor, ardından bunları belediyeye onaylatıyor. Bu belgede ailesinde kaç kişi olduğunu da belirtmesi, onların da kimliklerini belediyeye vermesi gerekiyor. Belediyeler de evdeki kişi sayısına göre günde bir öğün yemek ve ekmek dağıtıyor. Halkı bir kap yemeğe muhtaç eden, yoksulluğa sürükleyen bu çürümüş sistem şimdi de onların karşısında bir sürü seçim vaadiyle çıkıyor. Halkla adeta alay edercesine “herkese ev veriyoruz, araba veri-yoruz” diyen onların oyunu aldıktan sonra, onları bir göz odada ya da sokaklarda açlığa terkeden de yine aynı kişiler değil miydi?... 10 yaşındaki Ş.H’nin “parasızlıktan hiç okula gidemedim, çalışıyorum” sözleri Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu özetlemeye yetiyor diye düşünüyoruz.

işçi-köylü senin sesin!

Cemil Delegöz: Bir seneden beri benim bir çocu¤um kay›p. 18 yafl›ndayd›. Sa¤›r ve dilsiz. Bilmiyorum çocu¤umu buldular m›, kestiler mi. Her yere gittim. Karakollara baflvurdum bulamad›m çocu¤umu. Ben K›br›s gazisiyim. ‹nflaatlarda çal›fl›yorum. Her zaman ifl bulam›yorum. 8 çocu¤um var, biri kay›p. Evimi bir gelip görseniz. Su içindeyiz. Geçen gün bir dilsiz buldum. Ayn› benim çocu¤uma benziyor. Sigarayla arkalar›n› yakm›fllar. Y›kad›m, paklad›m, çocuk yuvas›na götürdüm almad›lar. Biz bunla u¤raflamay›z dedi-ler. Ben gene onu evime ald›m. O¤lumu bulun ne oldu? Kestiler mi? Att›lar m›? Bilmiyorum. ‹smi Samet, ayn› bana benziyor. Kirada oturuyorum. Baz›s›n› veriyorum, baz›s›n› veremiyorum. Aflevine sadece ben geliyorum. Ailem gelmiyor. D›flar› ç›kmalar›n› istemiyorum. Bir tanesi zaten kayboldu, bir de onlar m› kaybolsun. Hasan Pulafl: Biz yedi kifliyiz. Bir tek o¤lum var çal›flan. Afedersin çöp topluyor, onla geçiniyoruz. Evimiz kira. fiimdilik 60 milyon kira veriyoruz. Ali Gönül: Ben Lüleburgaz’dan geldim. Dergahta yatar›m. Camide yatar›m. Yaln›z yafl›yorum. Ufak tefek inflaat iflleri yap›yorum. Haftada bir ya da iki tane. Geçen k›fl Ça¤r› Camisinde yatt›m. Sadece ö¤lenleri geli-yorum. Ne yeflil kart›m var, ne de baflka bir yard›m. ‹brahim Gülen: 74 yafl›nday›m. Boyac›l›k yap›yorum. Emeklili¤im yok. Ben Avrupa’ya da gittim. ‹sviçre’ye, Marsilya’ya, ‹talya’ya. Ben de yaln›z›m. Ameliyat oldum. Ne yapal›m mecburum buraya gelip yemek yemeye. Ac›nacak halimiz var. Ama ne yapal›m biz yüz k›zart›c› birfley yapmad›k ki. Vecdi Kipriko¤lu: Kötü bir gecekonduda oturu-yorum. Fareler cirit at›yor. Kira paras›n› zor biriktiriyorum. Sinemada çal›fl›yordum, ç›kartt›lar. fiimdi uzun süredir iflsizim. Kardefllerim var, gelen yok. Çocu¤um yok. Han›ma da bakam›yorum. Köye akrabalar›n›n yan›na gönderdim. Ben de ö¤lenleri haftada bir kere burada yemek yiyorum. Hastay›m, doktora gidecek param yok. Hüseyin Çelik: ‹flte vaziyetimiz budur. 5 kifliyiz. Evde çal›flan yok. Hepsi küçük. 200 milyon emekli ayl›¤› al›yorum. Elektrik paras›, su paras›, ayakkab› paras›, çocuklar›n okul masraflar›... ‹dare edemi-yoruz. Seçimler geliyor. Daha oy kullan›p kullanmayaca¤›m›z kesin de¤il. Çünkü hepsi birbirinin ayn›. Kullan›rsam ufak partilere verece¤im, sizin gibi partilere verece¤im. Öbürleri birfley yapm›yor.

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


25 Ekim-7 Kasım 2002

3

işçi-köylü 39

Savafl hükümetine oy vermeyelim! Y›llard›r sömürdükleri ve sadece seçim dönemlerinde hat›rlad›klar› halk›n karfl›s›na, kendileri için bir gömlek de¤ifltirmek kadar kolay olan yüzlerini de¤ifltirerek ç›kan egemen s›n›f temsilcileri son günlerde haz›rl›klar› h›zlanan olas› Irak sald›r›s› karfl›s›nda tak›nd›klar› tutum ile de gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar. 3 Kas›m seçimlerine az bir zaman kala seçimi ertelemek için bin bir oyuna baflvuran partilerden, baraj› indirmek için u¤raflanlara; emperyalizm taraf›ndan fliflirilerek tekrar tekrar önümüze koyulanlardan, yeri geldi¤inde ›rkç›, yeri geldi¤inde “solcu” oldu¤unu iddia eden tüm burjuva parti temsilcilerine kadar hepsini seçim ve bu yolla elde etmeyi planlad›klar› meflruiyet telafl› sarm›fl durumda. Y›llard›r sömürdükleri ve sadece seçim dönemlerinde hat›rlad›klar› halk›n karfl›s›na, kendileri için bir gömlek de¤ifltirmek kadar kolay olan yüzlerini de¤ifltirerek ç›kan egemen s›n›f temsilcileri son günlerde haz›rl›klar› h›zlanan olas› Irak sald›r›s› karfl›s›nda tak›nd›klar› tutum ile de gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar. Nas›l ki bugün yapt›klar› yar›n yapacaklar›n›n teminat› ise tersinden ele al›nd›¤›nda bugün yapamad›klar› yar›n da yapamayacaklar›d›r. Yani efendilerinin istekleri ve dayatmalar› d›fl›na ç›kamayacak ve halk› Ortado¤u’da yarat›lan ateflten gömle¤in içine at›vereceklerdir. Söz konusu bu partilerin geliflmekte olan Irak sald›r›s› karfl›s›ndaki tutumlar›na bakt›¤›m›zda da ANAP ve DYP baflta olmak üzere hepsinin halk düflman› yüzünü rahatça görebiliyoruz. Hatta DYP Genel Baflkan› Tansu Çiller’in bu sald›rganl›k karfl›s›nda ald›¤› tav›r dudak ›s›rtacak cinsten. Tansu Çiller da ha önceki sald›r› dönem lerinden deneyimli oldu -

¤unu ileri sürerek kendi ni emperyalistlere be¤en dirme çabas›ndad›r. Bu bir yandan da kan dökmedeki ve halka zulüm etmedeki ustal›¤›n belgelenmesi ve de katliamlar üzerinden dahi oy simsarl›¤› yapabilmenin kan›t› durumundad›r.

kendisinde sürekli hale gelen Kürt devleti paronoyas›n› öne sürerek ABD’nin sald›rganl›¤›n›n bafl savunucusu görevini ü s t l e n m e k t e d i r . Ecevit ise DSP’nin düzenledi¤i Kars mitinginde insanlar›n “Kahrolsun ABD”, “Savafla hay›r” sloganla-

duklar› ve parlamentoya meflruluk kazand›ran politikalar›d›r. Bu pratikler, içinden geçti¤imiz süreç aç›s›ndan daha da büyük bir önem arz etmektedir. AB’ye üye olma, ça¤dafllaflma, demokratikleflme fliarlar›n›n havada uçufltu¤u böy-

Seçimleri boykot için, semtlerde, okullarda k›sacas› kitlelerin bulundu¤u her yerde ve her f›rsatta ajitasyon/propagandaya önem verelim. Birleflilebilecek bütün güçlerle birleflip yayg›n bir flekilde s›n›f, kahve, iflyeri vb. konuflmalar› gerçeklefltirelim, seçimleri düzenin teflhirinin bir arac› haline getirelim ve halk kitlelerini devrimci saflara yöneltelim, devrimcilerin ve komünistlerin, ilerici, ayd›n ve demokratlar›n seçim tavr› böylelikle yaflam bulsun (do¤ru tav›r, taktik budur) Bunu hayata geçirelim. ANAP Genel Baflkan› Mesut Y›lmaz’›n da Tansu Çiller’den altta kal›r bir yan› yoktur. Kat›ld›¤› bir Türki seçim mitinginde “T ye bu harekat›n içinde mutlaka yer almal›d›r” diyen Y›lmaz ileride ya pacaklar›n›n da garanti s i n i v e r m e k t e d i r . Ayn› flekilde MHP Genel Baflkan› Devlet Bahçeli de

r›n› atmas›na karfl›l›k “Hay›r, hay›r. ABD bizim gerçek dostumuz” diyecek kadar düflkünleflmifl ve sat›lm›flt›r. SEÇ‹M “TAKT‹KLER‹” Bu konuda irdelenmesi gereken bir di¤er nokta da çeflitli devrimci çevrelerin ve DEHAP’›n taktik ad› alt›nda baflvur-

le bir süreçte egemenlerin seçimden bekledikleri de tam olarak budur. Yani sistemlerini meflru laflt›rmakt›r. As›l demek istedikleri “bizi, sistemimizi, parlamentomuzu onaylay›n. Sak›n ha umudunuzu yitirmeyin”dir. Böyle bir ortamda ad›na taktik ya da herhangi baflka bir fley de dense

parlamentodan umudunu kesmifl insanlara ayn› yolla umut afl›lamak geri ciliktir ve egemenlerin de¤irmenine su tafl›mak anlam›na gelmektedir . Çünkü zaten kitlelerin kendinden gelen bir oy kullanmama potansiyeli mevcuttur. Öyleyse bugün egemenlerce sand›¤›n “halk›n irade kullanmas›, söz sahibi olmas›” gibi gösterilmesine çanak tutmak, insanlar›n kafas›nda oluflan k›r›k, dökük, y›pranm›fl parlamento yarg›s›n› onarmaktan baflka bir anlam içermemektedir. Bu ise süreci, kitlelerin ve devrimin ihtiyaçlar›n› kavrayamamak anlam›na gelmektedir. Özellikle DEHAP aç›s›ndan bak›ld›¤›nda görülecektir ki vaat edilen fleylerin yap›labilmesi faflizm koflullar›nda parlamento içerisinde kesinlikle mümkün de¤ildir. Bu sorunlar›n çözümü asla parlamentodan geçmemektedir. Örne¤in emperyalist sald›rganl›k karfl›s›nda bir tav›r gelifltirmenin ya da engel olman›n yolu ülkemiz koflullar›nda parlamentoda yer almak de¤ildir. Bunun ve benzeri sorunlar›n çözümü sadece ve sadece alanlardan ve halk›n öfkesinin do¤ru yerlerde örgütlenmesinden geçmektedir. Bu koflullar içinde bak›ld›¤›nda DEHAP’›n vaatlerinin de di¤er partilerinkinden bir fark› yoktur. Çünkü hiçbirisi faflizm koflullar›nda parlamentodan kazan›lacak haklar de¤ildir.


4

25 Ekim-7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

AB emperyalistleri Türkiye’yi yine eflikte tutuyor Son bir haftad›r her kesimden insanlarda yank›s›n› bulan ve herkesin kendine göre bir yorum getirdi¤i tart›flma konular›ndan birisi de Avrupa Birli¤i ilerleme raporunda Türkiye’nin s›n›fta kalm›fl olmas› ve de üyelik görüflmeleri için kendi-

tematik olup olmad›¤›, az›nl›k milliyetlere nas›l davran›ld›¤› konular› en beklenmedik gazetelerin en beklenmedik köflelerinde yay›nlan›r oldu. Bu bekletmenin amac› elbette ki uyum ad› verilen yasalar›n yürürlü¤e sokulmas› ve Türkiye’nin de-

tutarak “belki düzelir” umudunu canl› tutarak düzen içine hapsetmektir. ‹lerleme raporunda tamamen kötü yönlerin verilmeyip “fiunlar, flunlar iyi. Ancak di¤erlerini de yapmak laz›m. Önemli olan prati¤e yans›mas›d›r” diyerek yap›lmak iste-

Bu “mutlu aile” tablosu daha uzun bir süre sadece foto¤raflarda kalacak.... sine net bir tarihin verilmemesi oldu. Demokratikleflme, iflkencenin önlenmesi, DGM’lerin ifllevi ve daha birçok konuda Türkiye’nin ilerlemelerini yetersiz bulan AB, Türkiye’yi yine kap›n›n d›fl›na itti. Ve birden bire iflkencenin varl›¤›, sis-

mokratikleflmesi de¤ildir. Zaten AB emperyalizminin dayatt›¤› yasalar ile demokrasi gelece¤ini düflünmek tamamen hayal olurdu. Birincisi emperyalizmin kendi ihtiyaçlar› için gerekli ortam› kollamas› iken ikincisi de Türkiye’yi kap›n›n efli¤inde

nen de budur. Zaten Türkiye’de yaflanan katliamlar›n, iflkencelerin, gözalt›lar›n tüm bu söylemlere ra¤men sürekli bir art›flta oldu¤unu görmek için sadece kuflbak›fl› bakmak dahi yeterli olacakt›r. En son örnek yüzlerce KESK üyesi-

nin haklar›n› almak için yapt›klar› yürüyüfle kimi illerde yasak konmas›d›r. ‹fiKENCE S‹STEML‹ DE⁄‹LM‹fi Ancak bir yanda tüm bunlar olurken bir yandan da egemenler har›l har›l AB’nin dayatt›¤› yasalar› ç›karmakla meflguller. AB raporunda yer alan, Türkiye’ye eksi puan kazand›ran ve en güncel olan konulardan bir tanesi de Manisa davas›d›r. Bu dava örnek gösterilerek Türkiye’de iflkencenin varl›¤› ve de sorumlular›n cezaland›r›lmamas› raporda yer alm›flt›r. Bu iddialar karfl›s›nda hemen kameralar›n karfl›s›na geçen Emniyet Müdürü ve Adalet Bakan›’n›n sözleri ise adeta bir itiraf niteli¤indedir. Emniyet Müdürü her zamanki gibi “Türkiye’de iflkence yoktur. Bu yaflananlar ise sadece münferit olaylard›r” derken Adalet Bakan› ise “evet Türkiye’de iflkence vard›r. Ama sistematik de¤ildir” diyerek durumu kurtarmaya çal›flmaktad›r. Tüm bunlar yetkili a¤›zlardan yetersiz itiraflar olmas› aç›s›ndan oldukça önemlidir. Ancak Türkiye’de her gün yeni Manisa olaylar›n›n yafland›¤› da bir gerçektir. Ve her ne kadar iflkencenin önlenmesi AB raporunda belli bir yer kaplasa da flu an Türkiye’de en büyük iflkence-

lerin yafland›¤› F tiplerinin de Avrupa’dan ithal oldu¤u unutulmamal›d›r. Tüm bunlar baflta da söyledi¤imiz gibi bir tek fleyi göstermektedir. O da birincisi AB emperyalizminin bu yasalar› Türkiye’nin demokratikleflmesi için dayatmad›¤›; ikincisi de zaten emperyalizmi dayatmalar› ile dünyan›n hiçbir yerinde ilerleme sa¤lanamayaca¤›d›r. Bu arada AB emperyalizminin beklemesine yol açan olaylardan biri de Türkiye’nin bir seçim sürecine girmifl olmas› ve seçim sürecinden ç›kacak hükümetin tav›rlar› olacakt›r. Yeni hükümetin uyum yasalar›na ne derece bir önem verece¤i AB emperyalizmini düflündüren bir di¤er etkendir. Özellikle AKP konusunda kayg›lar› bulunan AB emperyalizminin bu kayg›s›n› Tayyip Erdo¤an seçim bildirgesinde “AB uyum yasalar› yerine getirilecektir” diyerek biraz da olsa hafifletmifltir. Ancak yine de ilerleme raporlar›n›n en önemli yerlerinden biri olan ve strateji paragraf› denilen paragraf her ihtimale karfl› bofl b›rak›lm›flt›r. Yani AB emperyalizmi de seçimlerden ç›kan sonuca göre Türkiye üzerindeki politikalar›na bir yön verecektir. Yaklaflan seçimler bu anlam› ile de oldukça önemlidir.


işçi-köylü 39

S›n›fsal yaklafl›m BOYKOT, H‹DDET ve fi‹DDET Seçimlere do¤ru son düzlü¤e girilirken, kampanyalar›n yo¤unlaflmas›yla beraber faflist partilerin baraj korkusuyla birbirlerine karfl› daha sald›rganlaflt›¤› ve vaat vaaz› verme iflinin dozunun artt›¤› koflullarda; emperyalistlerin gerek IMF politikalar›na itaat, gerek AB hayallerine yat›r›m, gerekse de Irak’a sald›r›(1) konusunda istikrarl› bir parlamento ve hükümet oluflturma amaçlar›na yönelik hamleleri yo¤unlaflm›fl bulunuyor. AB Komisyonu Geniflleme Strateji (‹lerleme) Raporu(2), ABD heyetlerinin birbiri ard›na turlar›(3), TÜS‹AD deklarasyonu(4) ve Barzani-Talabani meclisinin aç›l›fl›yla(5) yaflanan geliflmeler, faflist diktatörlü¤ün parlamento/hükümet düzene¤inin elveriflli biçimde flekillendirilmesi, yönlendirilmesi ad›na ABD ve AB emperyalistlerinin müdahalesi olarak da de¤erlendirilmelidir. Organik aç›dan zaten tek tip olan, programatik düzeyde tekleflen(6), söylem düzeyinde büyük ölçüde ayn›laflan hakim s›n›f partileri; farkl›l›klar›n› göstermek ad›na vaat ç›lg›nl›¤›na girmekte, iflportac› liderleri arac›l›¤›yla palavra meydanlar›nda nutuk çekmektedirler. Kemik (oylar›) erimesi hastal›¤› (toplamda yüzde 20’ye inmesi), tümünün bünyesini sarm›fl bulunmaktad›r. Aralar›ndaki görünüflteki çizgilerin büyük oranda silikleflmesi, mitingleri sirk tiyatrosuna çevirmifl, heybesinde hiçbir mal› kalmayanlar, kendilerinde pazarlanacak bir fley de olmay›nca, tipik/klasik “bofl vaat” yöntemini benimsemek durumunda kalm›fllard›r. Meydanlar›n, sokaklar›n ve hatta envai çeflit anketlerin ortaklaflt›¤› en önemli husus; halk›n ezici bir bölümünün mevcut rejimle/düzenle, dolay›s›yla bu sistemin kurumlar›, ürünleri olan partilerle ekonomik, sosyal, siyasal hiçbir sorunun çözülemeyece¤ine olan kanaatleridir(7). Çekirdek diye tabir edilen kemik oyla-

25 Ekim-7 Kasım 2002

5

r›n büyük oranda erimesi, patron-a¤a partilerinin 1-2’si hariç kendi kurduklar› baraj›n alt›nda kalaca¤›n›n neredeyse kesinleflmesi, k›sa süreye ra¤men mevcut koalisyon partilerinin yüzde 53’den yüzde 10-15’lere do¤ru rekor bir düflüfl trendine girmesi, k›smen daha fazla oy alacaklar› tahmin edilen partilerin tümünün “tepki” yönelimiyle fliflirilmifl birer balon olduklar› gerçe¤i, bu durumu do¤rulamaktad›r. Açl›¤a, sefalete, iflsizli¤e itilen kitlelerin devletle olan ba¤› ciddi bir biçimde zay›flam›fl, düzenle iliflkisi büyük oranda bozulmufl durumdad›r. Ancak ezilenler, bununla ters orant›l› biçimde, kurtulufllar›n›n devrimle ve kendi elleriyle gerçekleflece¤i bilincinde de¤illerdir. Bu nesnel durumun komünistlerin kitleler içerisinde kökleflememesi, ilerleme kaydedememesi olgusuyla birleflti¤i ve etkileflti¤i oranda kurtulufla giden yol uzamaktad›r. Tam da bu noktada, dipten gelen bir dalgan›n varl›¤›, geçici parlamalarla da olsa kendini hissettirmektedir. Kald› ki bu geliflme ve ilerleme mutlakt›r ve daha fazla gecikmemesi de, buna s›n›f bilinçli iflçilerin önderlik etmesi de kaç›n›lmazd›r. Bu düzenden yakas›n› kurtarmak isteyen kitleleri, parlamentoya s›rt çevirme arzusundaki ezilenleri, komprador patron-a¤a partilerinin yalanlar›na, ikiyüzlülüklerine tahammülü kalmayan emekçileri, faflizmin demokrasi maskeli sahtekarl›¤›na atefl püsküren gençleri, emperyalizme uflakl›k yar›fl›nda afla¤›l›k bir tablo sergileyen faflizmin bütün temsilcilerine öfke dolu halk›m›z›; pespaye bir aldatmaca olan seçim tuza¤›na gelmemeleri, bu tuza¤a düflmemelerini söyleyerek, faflizmin varl›k koflullar›n› reddetmek ad›na “seçtirme” faaliyetini protesto etmeye ça¤›rmak, günümüzün biricik do¤ru takti¤idir. Faflist parti temsilcileri-

nin(8) ve faflist rejimi çeflitli ç›karlar u¤runa korumak isteyenlerin(9) ›srarla seçimi, sand›¤›, oy kullanmay› kutsamas› bofluna de¤ildir. Asl›nda seçimlerde iki seçenek bulunmakta, birisi her ne niyetle olursa olsun sand›k bafl›na gitmek, di¤eri de bir büyük aldatmacaya alet olmamak, sistemin iflletilmesine hizmet etmemek ve bu oyuna meflruiyet kazand›rmamak için oy kullanmaya gitmemek olarak flekillenmektedir. Faflist düzen partilerinin “cennet” vaatlerinden farkl› olmayan bir tarzda, parlamentoya girmekle, “ba¤›ms›z demokratik Türkiye” yolunda ilerleme sa¤lanaca¤› hayallerini yayanlar, büyük bir vebal alt›ndad›rlar(10) (11). “Devrim”in seçenek olmaktan ç›kar›lmas›, “hayal” derekesine indirilmesi için yürütülen emperyalist ideolojik sald›r›n›n bulundu¤umuz topraklarda da canl› tutulmas› için bu güncellikte yürütülen parlamenterizmi kutsama kampanyas›na; seçimlere iliflkin tav›r konusunda halka “basit ve berrak bir karar yerine kar›fl›k ve mu¤lak bir fley önerenler”(Lenin), ciddi katk›lar sunmaktad›rlar(12). Faflizmin ülkemizde bir devlet biçimi oldu¤u, y›k›lmas› ve demokratik halk iktidar› kurulmas›n›n ancak ve ancak fliddet yoluyla, devrimle mümkün bulundu¤u, bunun yolunun da silahl› mücadele biçiminin esas al›naca¤› halk savafl› olarak flekillendi¤i gerçe¤inin karart›ld›¤›, çarp›t›ld›¤›, suland›r›ld›¤›, revize edildi¤i, dahas› inkar edildi¤i teorik zeminlerde flekillenen bütün yap›lanmalar, kaç›n›lmaz biçimde düzenin içinde kalmaya, ona kan vermeye mahkum ve mecburdurlar. Halk›n aldat›lmas›, oyalanmas›, sisteme yedeklenmesi için faflizmin kulland›¤› en önemli argümanlardan birisi olan “seçim” oyunu bu çerçevede kavranmal›d›r. Taktik, somut flartlardan do¤ar, masa bafl›nda türetilmez. Taktik, s›n›f mücadelesinin ürünüdür, niyetlere göre belirlenmez. Taktik, yöneten ve yönetilenlerin gerçekli¤iyle flekillenir, de¤ifliklik olsun diye üretilmez. Ülkemiz yak›n tarihindeki bütün parlamento seçimlerinde (77, 83, 87, 91, 95, 99), komünistle-

rin, farkl› nedenlerle a¤›rl›klar› de¤iflen etmenlerle birlikte gelifltirdikleri, aktif veya pasif biçimde seçimleri boykot tavr›n›n; bir tak›m akl› evvellerin “apolitik seyircilik”, “gettolaflmak”, “kendine ve kitlelere güvensizlik”, “politikadan kaç›fl”, “taktiksizlik”, “lafazanl›k” gibi parlamenterizme bulaflman›n çaresizli¤i, utanc›, azab› ve h›rç›nl›¤›yla yapt›klar› nitelendirmelerin aksine, bugün de demokratik halk devrimi mücadelesini ilerletecek yegane taktik oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmez(13). Hiçbir taktik tav›r veya eylem biçimi anl›k sonuçlar do¤urmaz. Uzun süreli bir mücadelenin, bir stratejinin araçlar› olarak bu sürece azami düzeyde katk› sunduklar›, ilerletici rol oynad›klar› oranda anlam kazan›rlar. “Boykot fliar›n› ileri sürmeliyiz, çünkü o bafllamakta olan yükselifli destekliyor, gelifltiriyor ve geniflletiyor.”(14) Boykot ça¤r›s›, halk›n hiddetini fliddete dönüfltürmenin ç›k›fl noktas› olarak görülmelidir. 1 Robert Pearson, ABD Ankara Büyükelçisi, 15.10.2002, “Gazete haberlerine bakmay›n, Irak konusunda Türkiye ile uzlafl›yoruz.” 2 Erol Manisal›, 11.10.2002, “AB Türkiye’ye sadece umut pazarlam›flt›r...AB’nin Türkiye’yi alaca¤› inanc›n›n canl› tutulabilmesi.” 3 En son, ABD Merkez Karargah Komutan›, Irak valisi/paflas› olarak adland›r›lan Orgeneral Tommy Franks ile NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutan› Orgeneral Joseph Ralston 20.10.2002’de Ankara’ya geldi. ‹lk verdikleri demeç “Türkiye gibi bir müttefike sahip olmak çok güzel.” oldu. 4 TÜS‹AD, 12.10.2002’de, bütün siyasi partilere, “seçimden sonra da IMF program›na devam edilmesi, ekonomik ve siyasal reform sürecinde somut ad›mlar at›lmas›” ça¤r›s›n› içeren bir bildiri yay›nlad›. 5 Colin Powell, 04.10.2002, Meclis aç›l›fl›nda okunan mesaj›, “Irak’›n gelece¤iyle ilgili görüfllerimizi paylaflman›z-

dan ve zulme, adaletsizli¤e karfl› savaflta ABD’nin ortaklar› aras›nda olman›zdan onur duyar›m.” 6 Rahmi Koç, 25.09.2002, “Art›k memleketin gidece¤i bir yol vard›r. Onun alt taraf›, üst taraf› var. Yani yolun iki çizgisi var. Onun aras›nda gitmek mecburiyetinde. Hangi hükümet gelirse gelsin onun d›fl›na kolay kolay ç›kabilece¤ini düflünmüyorum.” 7 S.Demirel, 11.08.2002, “Halk›n yüzde 85’i bu parlamentodan memnun de¤il.” 8 D.Baykal, 17.10.2002, “Oy ›rzd›r, namustur, flereftir, flahsiyettir.” 9 Gelece¤e Notlar, Özgür Halk, 15 Eylül 2002, say› 130, sf.10 “Oy vermek kutsal bir görevdir. Her oy bir güldür de diyebiliriz, böyle bir slogan bile olabilir. Herkesi buna kat›lmaya ça¤›r›yoruz. Bir oy bir demokrasi gülüdür.” 10 Mahmut Boran, ESP Malatya Ba¤›ms›z Milletvekili Aday›, 12.10.2002, “Ezilenlerden yana politikalar› savunan ve yaflama geçirecek olan ESP’nin ba¤›ms›z, devrimci, sosyalist adaylar›d›r.” 11 Figen Yüksekda¤, ESP Adana Ba¤›ms›z Milletvekili Aday›, 19.10.2002, “Ezilenleri hayallerine ve umutlar›na yeniden kavuflturaca¤›z.” 12 Bir dizi devrimci, ilerici çevre; “düzen partilerine oy yok” dedikten sonra, “ba¤›ms›z aday” göstererek, “yine de oy vermek isteyenler varsa DEHAP’a versinler” diyerek, “reformistlere oy verilmemesi yönünde etkinlik gelifltirmemeyi” önererek, seçim “taktik”leri oluflturmufl bulunuyorlar. 13 Lenin, Komünizmin Çocukluk Hastal›¤› “Sol” Komünizm, Sol Yay›nlar›, sf.58 “Kuflku yok ki, y›¤›nlarda bir devrimci duygunun yoklu¤u halinde, böyle bir duygunun geliflmesine elveriflli koflullar da olmay›nca, devrimci taktik, hiçbir zaman eyleme dönüflmez.” 14 Lenin, Seçme Eserler, ‹nter Yay›nlar›, Cilt 3, sf. 397


25 Ekim-7 Kasım 2002

Gökçesu Maden iflçileri: “Biz bunlara oy vermeyece¤iz” Ankara: 7 Aral›k 2001 tarihinde ücretsiz olarak izne ç›kar›lan ve ifllerine geri al›nmayan Gökçesu maden iflçileri 4 Nisan 2002 tarihinde greve ç›km›flt›. On ayd›r kararl› bir flekilde direnifllerini sürdüren maden iflçileri jandarman›n ve patronun birçok sald›r›s›na karfl› direnifllerini sürdürüyorlar. Kararl›l›klar›n› her seferinde dile getiren iflçiler bunun bir ispat› olarak geçti¤imiz hafta Ankara’ya bir yürüyüfl düzenlediler. Dev Maden-Sen’e üye olan 25 maden iflçisi 6 Ekim’de Gökçesu’dan yürüyerek Ankara’ya gelirken di¤er iflçiler de 8 Ekim 2002 tarihinde eflleri ve

1999 süreciyle bafllayan sald›r› hükümeti görevini 4 Kas›m günü savafl hükümetine devretmeye haz›rlan›yor. Emperyalizmin yeminli sad›k ufla¤› TC devleti, birkez daha emekçi halk›m›z› emperyalist efendilerinin ç›karlar› do¤rultusunda geçmiflte Kore’de, Bosna’da, Afrika’da, Afganistan’da oldu¤u gibi bugün de Irak üzerine sürmek istiyor. Bu do¤rultuda h›zla savafl haz›rl›klar›n› sürdürüyor. Ba¤›ms›z kaynaklara göre 15 bine yak›n askeri güç Irak topraklar›nda konufllanm›fl durumda. 3 Kas›m seçimleri olas› operasyona ABD emperyalizminin yan›nda kat›labilecek partilerin kimler olaca¤›na karar verecek. (1946-2002) Her y›la bir hükümet düflen süreçte hakim s›n›flar yaflad›¤› ekonomik siyasi krizi aflma ç›rp›n›fl›yla 58. “hükümet”i 3 Kas›m seçim komedisiyle ç›-

işçi-köylü 39

6 çocuklar› ile Ankara’ya geldiler. Ankara giriflinde bir süre jandarma taraf›ndan engellenen iflçiler saat 10:30 civar›nda Enerji Bakanl›¤›’na do¤ru harekete geçti. Burada D‹SK yöneticileri taraf›ndan karfl›lanan madenciler bakanla görüflmek istediler. S›k s›k “Bakanl›k seyretme, görevini yap” slogan›n› atan madenciler maden ocaklar›n›n yeniden aç›lmas›n› talep ettikleri dilekçelerini bakanl›¤a vermek istediler. Bakanla görüflemeyen iflçiler D‹SK Genel Sekreteri Musa Çam ile birlikte dilekçelerini bakanl›k özel kalem müdürlü¤üne vererek buradan ayr›ld›lar. Buradan sloganlarla geldikleri Olgunlar sokaktaki madenciler an›t› önünde Genel-‹fl, ‹HD, BES, DEHAP, Halkevleri, TMMOB, Tüm-Tis ve üniversite ö¤rencileri taraf›ndan “Gökçesu iflçisi yaln›z de¤ildir” slogan› ile karfl›lanan iflçiler ad›na bas›n metnini Musa Çam okudu. Musa Çam iflçilerin hakl› mücadelesine de¤inerek “madencilerin bir gelenekleri vard›r. Madencilik babadan o¤ula geçer. Burada bulunan çocuklar 10-15 y›l sonra babalar›n›n yerine geçecekler” dedi ve herkesi Gökçesu maden iflçilerinin yan›nda olma-

karmaya çal›fl›yor. Savafl ve seçim süreci iç içe geçmifl durumda. Bu durum emekçilere giydirilen ateflten gömle¤in kollar›n›n daha da s›k›laca¤›n› göstermektedir. Ç›kacak sözde hükümetin savafl hükümeti oldu¤unu da hesaba katarsak -ki MGK flimdiden kalkaca¤›n› ilan etti¤i ola¤anüstü hal uygulamalar›n› uzatma ve yeni illeri de-siz bunu tüm ülkeyi anlay›n; kapsama alma haz›rl›¤›nda. Savafl gerekçe gösterilerek k›r›nt› demokratik haklar›n da kullan›m› engellenecek, her alanda s›k› yönetim uygulanacak. Son günlerde bunun en ç›plak örne¤i Tuzla Organize Deri Sanayi Havzas›’d›r. Buras› toplama kamp›na çevrilmek isteniyor. Sendika yöneticileri havzaya, iflyerlerine sokulmuyor. fiube baflkan›na aç›ktan iflkence yap›l›yor. Direniflteki iflçiler kaymakam em-

ya ça¤›rd›. Bu konuflmalar›n ard›ndan iflçiler arabalara binerek patron Nurullah Ercan’›n flirketi Ercanlar fiirketler Toplulu¤u’nun önüne gittiler. Burada tekrar bir aç›klama yapan Musa Çam iflçilerin hakl›l›¤›na de¤inirken “‹fl cinayetlerine son”, “Babalar iflsiz çocuklar aç” vb. sloganlar at›ld›. Sendikac›lar›n eylemin bitti¤ini söylemesine ra¤men ifl yeri önünden ayr›lmayan

Seçimi boykot et emper yalist savafla karfl› s›n›f savafl›n› yükselt riyle coplanarak sanayiden ç›kar›l›yor. Tüm iflçilerin onurlu direnifliyle devletin sald›r›s› püskürtüldü. Devlet tehdit, flantaj, iflkenceyle sald›r›lar›n› sürdürüyor. Böylesi bir süreçte kanla besledikleri sistemlerini seçim makyaj› ile tazelemek istiyorlar. Bu oyunu bozacak olan iflçi s›n›f› ve emekçilerdir. ‹flçi s›n›f› ve tüm emekçiler Proletarya Partisi’nin sesine kulak vererek taktik boykot karar›n› alanlar›na canl›l›kla uygulamal›, efl zamanl› savafl karfl›t› propagandaya, ajitasyona h›z vermeli. Bu görevi yaparken baz› dostlar›m›z›n yanl›fl anlay›fllar›yla da mücadele edilmelidir. Bu süreçte en sinsi, k›vrak, ilkesiz, parlamentoya ça¤r› politikalar›-

n› “emek, bar›fl demokrasi” blokunun yan›s›ra “sosyalist-komünist” oldu¤unu iddia eden gruplar yapmaktad›rlar. Düzen partilerinin ipli¤i pazara ç›km›flken bu küçük burjuva baylar›m›z kendilerini bile ikna edemezken sistemden umudunu koparm›fl kitlelere parlamento ah›r›n› göstererek çürüyeni yeflertmeye çal›fl›yorlar. Kendilerine yer açma gayretine giriyorlar. Bu duruflla tipik tatl› su devrimcili¤i örne¤i sergiliyorlar. Gazetelerinde ibretle izliyoruz; bloka yamanmak için ç›rp›nan Ezilenlerin Sosyalist Platformu burjuva pazarl›klar›n› yazmay› da ihmal etmiyor. Anlaflmada t›kanan konu; 2 kiflinin seçilecek yerler-

iflçiler ve eflleri belirterek oturma eylemi yapmaya bafllad›lar. Kad›nlar ad›na konuflan bir madenci efli “aylard›r efllerimiz iflsiz. Bizi bu hale getiren yar›n bizden oy istemesinler. Biz bunlara oy vermeyece¤iz” dedi. Daha sonra “Ekim ay› sonuna kadar taleplerimiz kabul edilmezse Kas›m ay›nda dönmemek üzere Ankara’day›z” diyen madenciler alk›fllar ve sloganlarla eylemi bitirdiler.

den aday gösterilmemesi. Pes do¤rusu; bu dostlar›m›z›n en büyük açmaz› fludur: ç›kard›klar› her gazete sayfalar›nda hükümetin kukla oldu¤u, iplerinin MGK’n›n elinde oldu¤u yaz›lmaktad›r. Peki seçildiklerinde ne olacaklar›n› söylememize gerek var m›? “Bitmeyen senfoni BOYKOT” elefltirisi olsa olsa emperyalizmin yeni liberal politikalar›na karfl› devrimci zeminde belli noktalarda yaflad›klar› k›r›lmay› kamuflaj içindir. Bizler s›n›f bilinçli iflçiler, mücadele tarihi tecrübelerinden biliyoruz ki her s›n›f kendi tavr›n› koyar. Nas›l ki küçük burjuvaziden proleter tav›r beklenmezse Proletarya Partisi’nden de küçük burjuva tav›r beklenemez. Bu durum s›n›fsal karakteristik özellikleridir. Proletaryay› proletarya yapan erdemler vard›r. Tek devrimci s›n›f olmas›,

ideolojisinin bilimsel olmas›, sapma ak›mlar karfl›s›nda yalpalamadan karfl› durmas› ve eflitlikçi olmas›. Bugün baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm emekçi halk›n geçti¤i çetin ve zorlu bir tarihsel süreç yaflanmaktad›r. ‹flçiler, emekçiler bu süreci örgütlü olarak kendi lehlerine çevirebilirler, yeter ki Proletarya Partisi’nin stratejik, taktik politikalar›n› alanlar›na canl›l›kla uygulayabilsinler. Bu anlamda aktif boykot karar›yla savafl karfl›t› eylemlerle çarfl›da, okulda semtte, fabrikada, ev, kahve toplant›lar›yla örgütlenelim. Hakim s›n›flar›n korkusunu büyütelim. Sand›¤a de¤il örgütlenmeye, hesap sormaya yönelelim. Emperyalizmin talan savafl›na hay›r! S›n›f savafl›n› gelifltir, kurtulufl kendi ellerimizdedir.


işçi-köylü 39

7

25 Ekim-7 Kasım 2002

Tuzla havzas› ›s›n›yor Yaklaflmakta olan seçimler vesilesiyle tüm parti liderlerinin meydanlarda, ekranlarda demokrasi vaatleri havada uçuflurken, ve özellikle AB’ye Uyum Yasalar›’n›n ç›kart›lmas›yla “demokrasinin” geldi¤ine hatta daha da ileriye gidilerek kendisine “solcuyum”, “ilericiyim” diyen baz› çevrelerin “Eme¤in Avrupas›” söylemini dillendirdi¤i bu dönemde Tuzla’daki deri iflçileri ve Deri-ifl Sendikas›’n›n maruz kald›¤› sald›r›lar, asl›nda tüm bu söylemlerin bir aldatmacadan ibaret oldu¤unu ve bu oyunun 3 Kas›m’dan sonra da sürece¤ini gösteriyor. Kartal: Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi yönetimi göreve bafllad›ktan bu yana yapt›klar› ve yapmaya çal›flt›klaryla öncelikli olarak deri patronlar›n›n ve ard›na ald›¤› jandarman›n dikkatlerini üzerine çekiyor ve sald›r›lar›n hedefi durumuna getiriyor. 20 Eylül’de Kampana, 30 Eylül’de Tabaksan ve 5 Ekim 2002’de Güven Karaca iflçilerinin sendikaya üye olduklar› için iflten at›lmalar›yla bafllayan direnifllere tahammül edemeyen patron ve jandarma sald›r›lar›n› art›rd›. Bunun için de bu iflin öncülerini y›ld›rma-

lar›, ortadan kald›rmalar› gerekiyordu. Jandarma patronlar›n emriyle direnifl yerlerinde bulunan 8 iflçi ve Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya’y› 11 Ekim 2002 Cuma günü nedensiz yere gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlardan Hasan Sonkaya fiziki ve psikolojik iflkence görürken di¤er iflçiler de psikolojik bask›ya u¤rad›lar. Bu sald›r› üzerine sendika üyeleri 12 Ekim Cumartesi günü üretimden gelen güçlerini kullanarak üretimi durdurdular. Gözalt›na

al›nanlar 12 Ekim günü Tuzla Adliyesi’ne getirilirlerken Deri-‹fl Genel Merkez yönetimi, Deri-‹fl Tuzla yönetimi ve sanayi iflçileri, gözalt›na al›nanlar› yaln›z b›rakmad›lar. Savc›, flube baflkan› ve iflçileri tutuklama istemiyle nöbetçi hakimli¤e sevk ederken hakim, flube baflkan› Hasan Sonkaya’n›n iflçileri direnifl yerine götürmemesi halinde herkesi serbest b›rakaca¤›n›, aksi takdirde tutuklayaca¤›n› belirtmesi üzerine Sonkaya iflçilere daima her koflulda sahip ç›kaca¤›n› söyledi. Bunun üzerine hakim, baflkan› ve

iflçileri tutuklad›¤›n› belirtti. Adliye önündeki iflçilerin tutuklamadan haberdar olmas› üzerine arkadafllar›n› sahiplenen iflçiler, “arkadafllar›m›z b›rak›lmadan buradan ayr›lm›yoruz. Pazartesi günü (14 Ekim) üretimden gelen gücümüzle üretimi durduruyoruz hadi bizi de tutuklay›n” diyerek kararl› bir durufl sergilediler. Bu kararl› durufl karfl›s›nda, hakim verdi¤i karar› geri almak zorunda kalarak tutuklanan iflçileri serbest b›rakt›. Serbest kalan iflçiler direnifllerine kald›klar›

yerden devam edeceklerini belirttiler. Patronlar›n emrinde çal›flan jandarma sanayinin içine hiçbir bas›n› sokmuyor. Neden olarak kaymakam›n emri gösterilirken sendikan›n arac› da sanayiye sokulmuyor. Direnifllerin sesi patron ve jandarma taraf›ndan bo¤ulmak isteniyor. Buna karfl›l›k Kazl›çeflme’lerden direnifl ruhunu alan Tuzla deri iflçileri gelecek sald›r›lar› dayan›flma ile bertaraf edeceklerini tüm dosta düflmana bir kez daha gösterdiler. Tüm bu yaflanan olaylar yaklaflmakta

olan (Mart 2003) toplu sözleflme sürecinin de ne kadar çetin ve direnifllerle dolu geçece¤inin göstergesidir. Tuzla Deri ‹fl sendikas› yöneticilerinin ve direniflteki iflçilerin sanayi alan›na al›nmamas› ve Cuma günü yaflanan gözalt›lar› protesto amac› ile 15 Ekim 2002 pazartesi günü yaklafl›k 2000 deri iflçisi ifl b›rakarak bas›n aç›klamas› düzenlediler. Ayd›nl› ve fiifa girifllerinde sabah saat 07.00’de toplanmaya bafllayan deri iflçileri buralardan ‘Birlik-Mücadele-Zafer’,

‘Y›lg›nl›k yok direnifl var’ vb sloganlar›yla sanayide birlefltiler. Jandarman›n yo¤un y›¤›nak yapt›¤› sanayide iflçilere hitaben Türk-‹fl 1. bölge baflkan› Faruk BÜYÜKKUCAK, Deri‹fl Genel Baflkan› Yener KAYA, Deri ‹fl Genel Baflkan Vekili Musa SERV‹, Tuzla Deri ‹fl Sekreteri Musa AVYÜZEN ve Tuzla Deri ‹fl fiube Baflkan› Hasan SONKAYA birer konuflma yapt›lar. H‹ÇB‹R BASKI B‹Z‹ D‹REN‹fi‹M‹ZDEN ALIKOYAMAYACAK fiaban Okur (Güven Karaca Deri ‹flçisi): 9 ayd›r Karaca Deride çal›fl›yorum. Bizi inflaat iflçisi gibi gösteriyordu. 5 Ekim 2002 Cumartesi günü maafllar›m›z› al›rken patron ç›k›fllar›m›z› verdi. Sendikaya üye oldu¤umuz için bizi ç›kard›. Jandarmaya inflaat›n bitti¤ini söylüyor. Biz deri iflçisiyiz. Bizi iflten at›nca sendikaya haber verdik. Sendikayla bir araya gelip durum de¤erlendirmesi yaparak direnifle bafllad›k. Direnifle bafllad›¤›m›z günden itibaren patronun ve jandarman›n bask›s› alt›nday›z. Jandarma bizi direnifl yerinden al›yor, sanayi ç›k›fl›nda b›rakarak bir daha buraya girmeyin yoksa kötü olur diyor. Biz bu bask›lara al›flt›k art›k. Bask›lar bizi y›ld›ramaz. Biz sendikal› olarak ifle geri dönmek istiyoruz. Bunun için de sonuna kadar direnece¤iz. B‹Z DAVAMIZDA HAKLIYIZ, SONUNA KADAR D‹RENECE⁄‹Z Burhan Boztafl (Kampana Deri iflçisi) Ben 8 ayd›r bu ifl yerinde çal›fl›yorum. 19-20 Eylül’de sendikaya üye olduk. Tafleronun akrabalar› arac›l›¤›yla patron sendikaya üye oldu¤umuzu duydu. Hiçbir neden göstermeden bizi iflten att›. Patron bizim sendikadan istifa etme-

mizi istedi. Biz istifa etmeyece¤imizi belirtince bizi tehdit ve fazla maaflla kand›rmaya çal›flt›. Biz patronun bu oyunlar›na karfl› sendikayla bir araya gelerek 20 Eylül’de direnifle bafllad›k. 11 Ekim’de haks›z nedenlerle sendika baflkan›m›z› ve 8 arkadafl›m›z› gözalt›na ald›lar. Sendika baflkan›m›z iflkence gördü. Patron fabrikada 15 kaçak iflçi çal›flt›r›yor. Bu iflçiler fabrikada yat›yorlar. Jandarma bize hukuk d›fl› davran›rken patronun kaçak iflçi çal›flt›rmas›na göz yumuyor. Biz davam›zda hakl›y›z. Hakl›l›¤›m›zdan ald›¤›m›z güçle sonuna kadar direnece¤iz. HAKSIZ UYGULAMALARIN SON BULMASINI ‹ST‹YORUZ Nuran Sar›bafl (Tabak San Deri iflçisi): Ben 3 senedir Tabaksan’da çal›fl›yorum. 3 ayl›k sigortam var. Biz ifle girerken patron bize 10 bin dolarl›k senet imzalatt›. Bize tüm sosyal haklar›m›z› verece¤ini söyledi. Ama iflyerimizde asgari ücretin alt›nda çal›flan iflçiler vard›. Bize verdi¤i sözleri tutmay›nca biz de sendikaya üye olduk. Sendikaya üye olunca 30 Eylül 2002 tarihinde iflten at›ld›k.14 iflçi direnifle bafllad›k. Patron imzalad›¤›m›z senetlerle bizi tehdit ediyor, gözümüzü korkutmaya çal›fl›yor. Jandarma da patronun taraf›n› tutuyor. Bu haks›z uygulamalar›n son bulmas›n› istiyoruz. ‹flimizi geri istiyoruz. Sendika yetkisi tan›n›ncaya kadar direniflimizi sürdürece¤iz. ‹HD’DE AÇIKLAMA 17 Ekim günü ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde Tuzla’da yaflanan gözalt› ve iflkenceyle ilgili bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamaya Nakliyat-‹fl, Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm, Limter-‹fl Genel Sekreteri ve gazete çal›flanlar›m›z da destek verdi.


25 Ekim-7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

8

Partilerden çiftçiye bofl vaadler Y›llard›r uygulanan politikalarla bitiflin efli¤ine getirilen köylülere düzen partileri, flimdi bir kez daha bofl vaatlerde bulunuyorlar. Tar›m›n tasfiyesine yönelik uygulanan politikalara bizzat kendileri öncülük ederken flimdi bunlar› unutmuflças›na seçim bildirgelerinde uygulanan ve öncülük ettikleri bu politikalar› uygulamayacaklar›n›n sözü veriliyor. Yaklaflan seçim süreciyle birlikte düzen partilerinin halktan oy toplama telafl› da bafllad›. Seçim meydanlar›nda bafllayan vaatleri bugüne kadar halk› aldatma oyununun bir devam› olarak izliyoruz, dinliyoruz. Sanki hiçbiri daha önce iktidara gelmemifl, hiçbiri bu halk› daha önce sömürmemifl, hiçbiri daha önce bu yalanlar› bir kez daha s›ralamam›fl gibi eskiyen, çürüyen maskelerini yenileme telafl›ndalar. Y›llard›r uygulanan politikalarla bitiflin efli¤ine getirilen köylülere düzen partileri, flimdi bir kez daha bofl vaatlerde bulunuyorlar. Tar›m›n tasfiyesine yönelik uygulanan politikalara bizzat kendileri öncülük ederken flimdi bunlar› unutmuflças›na seçim bildirgelerinde uygulanan ve öncülük ettikleri bu politikalar› uygulamayacaklar›n›n sözü veriliyor. Ülkede üretilen ürünlere konulan kotalarla, faizlerle hapishanelere konulan köylüler, bankalara olan kredi borçlar› yü-

zünden sat›l›¤a ç›kar›lan köyler, üretti¤i ürünü elinde kalan köylüler, topraklarda üretilemez durumda olan sebzelerin üretimine zorlanmas›, çiftçiye hiçbir deste¤in sunulmamas› ve üretti¤i ürünü tefeci tüccara yok pahas›na satan köylüler bugün devletin uygulad›¤› bu politikalardan kaynakl› büyük bir sefalet yaflamaktalar. Üretemez duruma getirilen köylülere düzen partileri hangi vaatlerde mi bulunuyor? “Uygulanan kotalar kald›r›lacak. Vergi al›nmayacak. Destekleme gelirleri art›r›lacak. Tar›ma daha fazla yat›r›m yap›lacak. Her köylüye bir traktör verilecek. Üretim olanaklar› sa¤lanacak ve gelifltirilecek” vb. vb. Daha buna benzer bir dizi bofl vaat. Bofl vaat diyoruz. Çünkü köylüyü bu duruma getiren IMF politikalar›n› var olan mevcut durumda hangi parti iktidara gelirse gelsin uygulamak zorunda. Birikmifl borç batakl›¤›nda bo¤ulmaktan da öte bir durum yaflayan Türk hakim

s›n›flar› bugün bu yard›mlara muhtaç bir durumda. Girilen ekonomik ve siyasi kriz egemenleri her geçen gün biraz daha korkutmakta. Kriz tüm u¤rafllara ra¤men derinleflerek devam etmekte. ‹çinde bulunulan bu gerçeklikle bugün köylüye yap›lan vaatlerin nas›l uygulanaca¤›, nas›l hayata geçirilece¤i sorulan soru. Köylünün s›rt›ndaki borçlar hangi ekonomiyle s›f›rlanacak? IMF’ye ba¤l› uygulanan ekonomik politikalarla m›? Borçlar ve faizleri hergün biraz daha artan bir ekonomiyle mi? Krizin faturas›n› en a¤›r biçimde ödeyen emekçi ve yoksul kesime yap›lan bu vaatlerin birer yalan oldu¤u gün gibi ortadad›r. Çünkü dün yapt›klar› yar›n yapacaklar›n›n da teminat›d›r. Onlar de¤il miydi dün köylüyü bitiflin efli¤ine getiren? Milletin efendisi köylüyü b›rakal›m efendili¤i dilenci durumuna düflüren, onlar de¤il mi borçlar› yüzünden bunal›ma giren köylüyü intihara sürükleyip altm›fl yafl›ndaki yafl-

l›lar›m›z› hapishanelere gönderen? Onlar de¤il miydi yine seçim meydanlar›nda utanmadan halk›m›z› kand›ran, onlar de¤il miydi üretilen ürünleri yok pahas›na satan, onlar de¤il miydi ülkemizin verimli topraklar›n› emperyalistlerin ç›karlar›na peflkefl çeken? Ve flimdi utanmadan bir kez daha ayn› yalanlara baflvurarak köylüden oy istiyorlar. Ülkemizin her kar›fl topra¤›n› emperyalistlere peflkefl çekenlere, bizi yoksullu¤umuzla vergi krizine sokanlara, üretti¤imiz ürünü yine patronlar›n ç›karlar› için üretimimize yasak getirenlere, her türlü deste¤i çekerek bizden durmadan para isteyenlere, sofram›zdaki ekme¤i dahi bize çok görenlere, b›rakal›m bize traktör vermelerini elimizdeki mallar› faiz borçlar›ndan dolay› elimizden alanlara verilecek tek bir oyumuzun olmad›¤›n› onlara hayk›rmak durumunday›z. Onlar›n bizi sadece oy pusulalar›ndaki damga olarak gördüklerini, sadece seçim zama-

n›nda hat›rland›¤›m›z› hat›rlayarak emperyalist uflaklara verecek oyumuz olmad›¤›n› söylemek durumunday›z. Bugün c›l›z da olsa ülkenin birçok yerinde dile getirdi¤imiz öfkemizi daha da büyüterek yüzy›llard›r ezilmiflli¤imize ve sömürülüflümüze neden olan bu partilerin seçim meydanlar›nda bizi kand›rmalar›na daha fazla izin vermeyerek üretenin biz, yönetenin de biz olmam›z gerekti¤i bilinci ile hareket ederek seçimleri boykot edelim. Onlar›n bofl vaatlerine kanmayarak y›pranm›fl ve kirlenmifl maskelerini seçimleri boykot ederek daha fazla y›rtal›m. ‹flçiyi, köylüyü, ö¤renciyi, esnaf›, memuru sefil bir yaflama sürüklemek kimsenin hakk› olmad›¤› kadar bu yaflam› kabul etmeyerek karfl› ç›kmak da bizim en do¤al ve meflru hakk›m›z. fiimdi bu hakk›m›z› s›n›rs›z kullanman›n zaman›.

Pamuk ür eticileri yol kesti Türkiye’deki pamuk üretiminin befli¤i Çukurova’da üreticiler ülkenin di¤er bölgelerinde oldu¤u gibi tepkililer. Pamuk taban fiyat›n›n henüz netlefltirilmemesine ve bu konudaki mu¤lakl›¤›n hala devam etmesine yapt›klar› eylemle tepkilerini dile getirdiler. Çukobirlik geçti¤imiz y›l pamu¤a 565 bin lira fiyat verirken, taban fiyat›n 2002 y›l› için 40 bin lira art›fl görerek 605 bin lira olmas› bekleniyor. Bu duruma tepki gösteren çiftçiler 10 Ekim günü Çukobirlik Mihmandar Kooperatifi önündeki caddeyi trafi¤e kapatarak eylem yapt›lar. Toplanan pamuklar› yok pahas›na tefeciye satmak yerine Çukobirlik’e teslim etmek için gelen çiftçiler taban fiyat›n 605 bin lira olarak aç›klanaca¤› duyumlar›n› almalar› üzerine Adana-Karatafl yolunu traktör ve kamyonlarla trafi¤e kestiler. Oturma eylemi bafllatan çiftçiler yaflanan duruma tepkilerini ifade ettiler. Eylem, Emniyet Müdürlü¤ünün ve Karatafl Ziraat Odas› Baflkan› Mustafa Yeflilyaprak’›n araya girmesiyle bitirildi.

Konuyla ilgili yapt›¤›m›z görüflmede pamuk taban fiat›n›n 605 bin lira olarak aç›klanmas› durumunda kendilerinin çok zor duruma girece¤ini belirterek “bizi üretim yapamaz duruma getirmek istiyorlar” dedikten sonra “Pamuk hasad› bafl-

lamadan taban fiyat› belirlenerek aç›klanmal›d›r. Pamuk toplama ifli k›sa bir zaman sonra bitecek. Aç›klanan taban fiyatla üretici bitifle sürükleniyor. Bu durum en çok tüccar›n ifline yar›yor. Pamu¤u onlara satmak zorunda kal›nca biz da-

ha fazla zarar ediyoruz onlar kazan›yor” diyor. Adana’da yap›lan eylemin ard›ndan aç›klama yapan Karatafl Ziraat Odas› Baflkan› Mustafa Yeflilyaprak pamuk al›m fiyat›n›n 875 bin liradan az olmamas› gerekti¤ini belirterek fiyat›n beklenen düzeyde aç›klanmamas› durumunda benzer eylemleri tekrarlayacaklar›n› belirtti. Ayr›ca yine soruna iliflkin Ziraat Odas› fiube Baflkan› Ayhan Barut da “AB’nin birikmifl ve elde kalm›fl stoklar›n›n Türkiye pazar›na girmesinin engellenmesi gerekir” diyerek “Çukobirlik ve di¤er al›c› firmalar›n pamuk taban fiyat›n› hesaplarken bu stok mallar›n Türkiye’ye giriflini bekliyor. Bu sayede firmalar pamu¤a vermeleri gereken gerçek taban› düflük tutuyor” aç›klamas›nda bulundu. Pamuk üreticilerinin benzer bir eylemi de Ad›yaman’da oldu. Üreticiler Ad›yaman’da yapt›klar› eylemde Çukobirlik’in camlar›n› k›rarak yolu trafi¤e kapatt›lar. fiimdi ülkenin birçok yerinde pamuk üreticileri gergin bir bekleyiflin içindeler.


işçi-köylü 39

9

25 Ekim-7 Kasım 2002

“Bu yaflam kaderimiz de¤il” Çukurova’n›n alt›n› pamuk, bu y›l da binbir çile ile topland› ›rgatlar taraf›ndan. Kamyonlara yüklenerek götürülen binlerce ton pamuk yüzlerce ›rgat›n al›nteri ve el eme¤i idi. T. Kürdistan›’ndan her y›l pamuk toplamak için gelen pamuk iflçileri ile görüfltük. Pamuk tarlas›na yaklaflt›¤›m›zda tarlan›n içine yay›lm›fl iflçiler görünüyordu hemen. Kad›n, erkek, çocuk, yafll› ve

yor sonra biz yiyoruz. Piflirip tarlaya getirdi¤imiz yemekler havan›n çok s›cak olmas›ndan dolay› hemen ekfliyor. Saklayacak yerimiz olmad›¤› için tarlada bir kenara b›rakt›¤›m›z yemekleri önce s›çanlar yiyor, sonra biz yiyoruz” diyor. Bir di¤er ›rgat, arkadafl›ndan sözü alarak içtikleri suyu anlat›yor. “Biz gene bu konuda flansl›y›z” diyerek söze bafll›yor. “‹çti¤imiz su di¤erlerine

de¤il. Bölgemize yat›r›m yap›lsa, ifl olanaklar› sunulsa hiçbirimiz buralara gelip bu periflanl›¤› yaflamay›z. Ama yapm›yorlar” diyerek sisteme olan tepkilerini ifade ediyorlar. Sohbeti bir kenarda s›k›lgan bak›fllarla konuflulanlar› dinleyen kad›nlarla devam ettiriyoruz. Yaflam›n zorluklar›n› en fazla gö¤üsleyenler olarak burada da kendilerini gös-

gelip bir de k›z›yorlar bize niye temiz toplam›yorsunuz diye. ‹nsanlar hakk›n› aray›nca da hemen terörist oldu diyorlar. Haklar›m›z› vermezlerse tabi ki savafl›r›z. Terörist diyorlarsa da desinler.” Sohbete küçük P›nar’› ve Mustafa’y› al›yoruz sonra. Onlar da di¤erleri gibi ö¤renci. Okullar›n aç›ld›¤›n› hat›rlat›nca “Mecburuz” diyor ve ekliyor; “Anam›z, babam›z burada. Biz de burada olmak zorunday›z. Okulumuzu arkadafllar›m›z› özlüyoruz. Ama burada çal›flmasak okula da gidemeyiz. Okul harçl›¤›m›z› ç›kar›yoruz burada. Yaz›l›lar bafllamazsa dert de¤il. Biz gidince arkadafllar›m›z› yakalar›z.” Sohbeti tamamlamadan eklemek istedikleri bir fleyin oldu¤unu söylüyorlar. “Biz Kürdüz diye bizi çok eziyorlar. Hakarete maruz kal›yoruz. Biz

bu ay›r›mlar yaflans›n istemiyoruz. Biz kardefllik istiyoruz. Günde 50 kilo pamuk toplay›p 3.5 milyon para al›yorsun. Bununla karn›m›z› m› doyural›m yoksa yol paras› m› yapal›m. Ya da para biriktirip memleketimize mi dönelim. Tek iste¤imiz hakk›m›z› al›nterimizi versinler, ayr›mc›l›k yapmas›nlar. Geçen sene grev yap›p hakk›m›z› ald›k. Bas›n geldi yaz›n dedik do¤ru düzgün yazmad›lar ama siz bizim sesimizi mutlaka duyurun” diyorlar. Yanlar›ndan ayr›l›rken boynunu büküp, dolu gözlerle bakan çocuklar ve ellerinde toplad›klar› pamukla el sallayan ›rgatlar arkam›zdayd›. Kirlenmifl üstleri, yara dolu yüzleri ve hüzün dolu o gözlere bakarken umut dolu güzel yar›nlar› yaflamak en çok onlar›n hakk› diye düflünüyoruz.

Bir aileden dört mevsimlik iflçi yaflam›n› yitirdi

genç, hepsi Ad›yaman’dan evlerini b›rakarak aileleriyle gelmifller bu ekmek kap›s›na. 70’lik nene gençlere tafl ç›kar›rcas›na büyük bir ustal›k ve el becerisi göstererek topluyor pamu¤u. Bu çabuklu¤unu çocuk yaflta bafllayan ›rgatl›¤›na ba¤l›yor. “fiimdi torunlar›m var, ben çocuklu¤umdan beridir el kap›lar›nda ›rgatl›k yapm›fl›m, böyle büyüdük biz, flimdi bizim torunlar›m›z da bizim gibi, bu çilemiz daha ne kadar sürecek bilmiyorum” diyor. Adana’n›n Yüre¤ir ilçesindeki pamuk tarlalar›nda görüfltü¤ümüz ›rgatlara yaflam koflullar›n›, beslenme, bar›nma, sa¤l›k gibi konularda yaflad›klar› s›k›nt›lar› sorduk. “Bizim yaflam›m›z büyük bir çile. Bu çilemiz her yerde devam ediyor. Küçücük çad›rlarda 11, 12 kifli kal›yoruz. Kad›n, çocuk, erkek hep bir araday›z ayn› istif haldeyiz. Yedi¤imiz yemekler mi? Önce s›çanlar yi-

göre biraz daha temiz. Afla¤› tarlalarda çal›flan ›rgatlar tankerlerle gelen suyu içmek zorundalar. Ayn› sularla çamafl›rlar›n› y›kay›p yapabilirlerse banyo yap›yorlar ve yine bu pis suyla yemek pifliriyorlar. Çocuklar ve yafll›lar çok çabuk hastalan›yorlar. Hiçbir sosyal güvencemiz de olmad›¤› için insanlar›m›z› kendi olanaklar›m›zla tedavi ediyoruz” diyor ve sözü bir di¤eri al›yor. “Buralara getirmek zorunda oldu¤umuz çocuklar›m›z s›tma ve dizanteri hastal›klar›na yakalan›yor. Bazen bu hastal›klar için kontrole geliyorlar. O da herkesi kontrol etmiyorlar. Kald›¤›m›z yerlerde sinekten, böcekten geçilmiyor. Ama dönüp kimsenin bakt›¤› yok. Sa¤lam geldi¤imiz memleketlerimize hasta ve periflan dönüyoruz. Bizi buralara gelmeye mecbur edenler bu halimizi bilmezler. Çocuklar›m›z yal›nayak dolafl›r buralarda ama onlar›n umrunda

teriyorlar. “Akflam 8’de eve gidebiliyoruz. Yemek, afl olmad›¤› için hemen onlarla u¤rafl›yoruz. Tarlada yapt›¤›m›z ›rgatl›¤›n yan›nda çocuklar›m›z›n ve erkeklerin karn›n› doyurmak zorunday›z. Sonra gece yar›lar›na kadar ekmek yap›yoruz. Sabaha karfl› kalk›p ›rgatl›¤a haz›rlan›yoruz. Günefl do¤madan tarlada çapa vuruyoruz. Çi¤ düflmüfl pamu¤u toplamak zordur. Üflüyoruz tarlada ta ki günefl do¤ana kadar. Sonra kavurucu s›ca¤›n alt›nda bütün gün çal›fl›yoruz. Ço¤u zaman 13, 14 saat çal›fl›yoruz.” K›zg›n ve öfkeli yüz ifadesi ile genç k›z ortak oluyor konuflmaya. “Ben yabanc› dil ve bilgisayar kursunu bitirdim. Ama ailemle gelip burada çal›flmak zorunda oldu¤um için çal›flam›yorum. Bizi sömürüyorlar ama hakk›m›z› vermiyorlar. Bir sürü çile çekiyoruz burada. Onca emek veriyoruz, bu pamu¤u topluyoruz. Sonra

Haber Merkezi: Mevsimlik tar›m iflçileri...Yaflamlar›n› idame ettirmek için memleketlerinden ç›kar, Ordu’da f›nd›k toplar, Çukurova’da pamuk, Konya’da pancar...Yaflad›klar› koflullara, maruz kald›klar› hakaretlere ald›rmadan alacaklar› yevmiyeyle k›fl› geçirebilmenin hesab› içerisindedir hepsi, tabi tüm bunlara ra¤men onca insan›n s›k›flarak bindi¤i römork devrilmez, Çukurova’da s›tmaya tutulmaz, Konya’da kald›klar› çad›rda tüpten zehirlenmezlerse... Pancar sökümlerinin yap›ld›¤› ekim ay› da bu gerçeklikle yoksul emekçi bir ailenin asla kan›ksayamayaca¤›m›z bir cinayetle yaflamlar›n› yitirmesine tarih oldu. Ailelerinin geçimini sa¤lamak için Konya Akburun köyüne pancar sökmeye giden dört kardefl, 15 Ekim günü kald›klar› çad›rda ölü bulundu. Günde on-oniki saat ve befl-on milyonluk yevmiye karfl›l›¤›nda insanl›klar› unutturulan U¤ur (22), Dudu (20), Ferhat (19) ve Emine Sürer (17) tarlalar›n kenar›na kurduklar› çad›rda kalmaktayd›. Kald›klar› darac›k çad›rda ayd›nlanmak için kulland›klar› tüpten zehirlenen dört kardeflin yaflamlar›n› yitirmeden önceki gece ancak birinin hastaneye kald›r›ld›¤› ve so¤uk alg›nl›¤› teflhisi ile geri gönderildi¤i hastane kay›tlar›nda görünmekte. Oysa ertesi sabah cesetleri bulunan kardefllerin hepsinin ölüm nedeni tüpten s›zan gaz zehirlenmesi olarak aç›kland›. Üç gün boyunca çocuklar›ndan haber alamayan ‹skender Sürer çocuklar›n›n çal›flt›¤› Akburun köyünde onlar›n›n cesediyle karfl›laflt›. Böylesine adaletsiz bir düzenin gençlere sundu¤u geleceksizlik Sürer, ailesinin dört gencini önce iflsizlikaçl›k-yoksullukla kuflatt› ve ard›ndan da geleceksizli¤in erken konulan noktas› ölümle. Tam anlam›yla cinayet diyece¤imiz bu olay›n tek sorumlusu devlettir. Ülkeyi emperyalistlere peflkefl çeken, üç kar›fl topra¤› olan› can›ndan bezdiren, olmayan› pamuktan-f›nd›¤a, pancardan-zeytine sürgün ederek süründüren DEVLET.


25 Ekim-7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

10

Direniflin 2. y›ldönümünde eylem F-Hücre tipi hapishanelerde tecrit ve izolasyona yönelik içerde tutsaklar›n, d›flarda tutsak yak›nlar› ve devrimcidemokrat kamuoyunun sürdürdü¤ü mücadele ikinci y›l›n› doldurdu. Bu iki y›l içinde 19 Aral›k operasyonunda ve Ölüm Oruçlar›nda 100’e yak›n flehit verilip, yüzlercesi de sakat b›rak›l›rken; d›flar›daki tecrit karfl›t› eylemlerde ise kolluk güçlerinin sald›r›lar›yla insanlar yerlerde sürüklendi, yaraland›, gözalt›na al›nd›, yafllar› 60’lara varanlar da dahil tutuklanarak hapishanelere konuldu. Ama ne içerideki direnifl k›r›labildi ne de d›flar›da onlar›n sesi olmaya çal›flanlar›n sesi susturulabildi. Bu süreçte özellikle Cumartesi Eylemlerinde Galatasaray Lisesi’nin önü tutsak yak›nlar›n›n ve tecrit karfl›tlar›n›n en baflta gelen eylem merkezi oldu. En yo¤un sald›r›lar da yine burada yafland›.

F Tipi Hapishanelere karfl›

mü olan 20 Ekim’de TUYAB,

tü’nün düzenledi¤i eylemin

üç yap›n›n bafllatt›¤› Ölüm

TAYAD, Halkevleri 1. Böl-

mekan› da yine Galatasaray

Orucu direniflinin 2. y›ldönü-

ge, SDP ‹stanbul ‹l Örgü-

Lisesi’nin

‹stanbul, Ankara ve ‹zmir Barosu Genel Kurullar› yap›ld› 19-20 Ekim 2002’de yap›lan genel kurullarda ‹stanbul’da Önce ‹lke Grubu, Ankara’da Demokratik Sol Avukatlar Grubu, ‹zmir’de Ça¤dafl Avukatlar Grubu yönetime geldi. 19-20 Ekim 2002 tarihinde yap›lan seçimleri ‹stanbul’da Önce ‹lke Grubu’ndan Kaz›m Kolcuo¤lu, Ankara’da Demokratik Sol Avukatlar Grubu’ndan Semih Güner, ‹zmir’de Ça¤dafl Avukatlar Grubu’ndan Bahattin Özcan Acar kazand›. ‹stanbul Barosu Genel Kurulu’nda; 7200 avukat oy kulland›. Ça¤dafl Avukatlar Grubu 2885, Önce ‹lke Grubu 3177, Ça¤r› Grubu 1064 oy ald›. Genel Kurul s›ras›nda Önce ‹lke Grubu avukatlar› taraf›ndan Türk bayra¤› yerinden al›narak kürsünün üzerine konuldu. Ard›ndan ‹stiklal Marfl› okundu. Oysa kürsünün üzerinde zaten bir bayrak vard›. Amaç sadece flov yapmakt›. Toplant›n›n bafllang›c›nda gerginli¤i t›rmand›rmak amac›yla yap›lan bu olaydan sonra da toplant› boyunca gerginlik sürdü.

Hiçbir avukat›n Türklere, Türklü¤e, bayra¤a yönelik bir elefltirisi olmad›¤› halde sürekli bu temalar› iflleyerek oy toplamaya çal›flm›fllard›r. Kendileri d›fl›ndaki gruplara özellikle de yönetimde olan Ça¤dafl Avukatlar Grubu’na sald›r›lar› hiç bitmemifltir. Önce ‹lke Grubu, avukatlar›n var olan sorunlar›n› tespit etmenin ötesinde somut çözüm önerileri sunamam›flt›r. Avukatlar tepkilerini “biz sorunlar›m›z› bilebilecek durumday›z. Esas çözüm önerilerinizi dinlemek istiyoruz” fleklinde ifade ettiler. Ayr›ca ‹stanbul Barosu’nda kurulan Bilim Araflt›rma Enstitüsü ve çeflitli çal›flma merkezlerine Önce ‹lke Grubu taraf›ndan tepkiler geldi. Ça¤dafl Avukatlar Grubu da bu tepkiye karfl›l›k; “Baroyu 10 kifli yönetmez. Merkezler ve enstitüler sayesinde kat›l›mc› bir yönetim gerekir” anlay›fl›n› savundu.

önüydü.

Saat

13:00’den önce lisenin 100 metre ilerisindeki Çiçek Pasaj›’n›n önünde toplanan yaklafl›k 150 kifli, polisin da¤›tmak istemesine ra¤men kararl›l›kla ellerinde karanfil ve flehit foto¤raflar›yla, slogan ve alk›fllarla eylem yerine yürüdüler. Burada ellerindeki karanfilleri atarak protestolar›n› sürdüren tutsak yak›nlar› ve tecrit karfl›tlar› bas›n aç›klamas› yapmak isteyince azg›nca bir sald›r›ya maruz kald›lar. ‹nsanlar› duvara s›k›flt›ran polis, tutsak yak›nlar›n› biber gaz› kullanarak ve döverek gözalt›na ald›. 100’ün üzerinde tecrit karfl›t› gözalt›na al›narak Vatan Emniyet Müdürlü¤ü’ne götürüldü. Gözalt›na al›nanlardan 8’i Siyasi fiubeye götürülürken di¤erleri ayn› gün Beyo¤lu Adliyesi’nden gece geç saatlere kadar süren sorgulaman›n sonucunda serbest b›rak›ld›.

Ulucanlar davas›nda bir geliflme yok Ankara: 26 Eylül 1999 tari- n›klardan duruflmaya kat›lanhinde faflist yüzünü bir kez lar›n olmamas› ve bir ço¤unun daha gösteren devlet, Ulucan- de¤iflik bölgelerde görev yaplar Hapishanesi’ne sald›rm›fl t›¤› gerekçesi ile foto¤raftan ve on devrimci tutsa¤› katlet- teflhis yap›lmas›na karar verilmiflti. Operasyonda iflkence di. Duruflmada ma¤durlardan gören ve tedavileri engellenen Önder Mercan’›n ifadesi al›nÖlüm tutsaklar›n operasd›. Mercan “Ö orucu eylemine kayona kat›lan ve emri verenlere yönelik Duruflmaya t›ld›m. Korsakoff oldu¤umdan dolay› açt›klar› davan›n katliam› 9 tahliye edildim. Bu duruflmas›na Ekim 2002 tarihin- gerçeklefltiren yüzden yaflanan k a t l i a m › k esit kede 6. A¤›r Ceza san›k sit hat›rl›yorum. Mahkemesi’nde göjandarma ve Hat›rlad›¤›m üze rülmeye devam edilgardiyanlar rimize ifl makineledi. Katliam› yaflayan ve flu an tutuksuz kat›lmad›lar. ri ile geldikleri, a¤›r makineli si olan san›klardan Hayriye Kesgin, Eslahlar ile atefl edil mehan Ekinci ve Önder Mer- di¤i ve arkadafl›m›z ‹smet Kacan ’›n kat›ld›¤› duruflmaya vakl›o¤lu’nun dövülerek katlekatliam› gerçeklefltiren san›k dildi¤idir ” dedi. Mahkeme jandarma ve gardiyanlar kat›l- heyeti duruflmay› ertelerken mad›lar. her iki taraf›n da mahkemeye Duruflmada katliam› yafla- kat›l›mlar› için gerekli ifllemyanlar ve katliamc›lar›n yüz- lerin yap›lmas›na karar verdi. lefltirilmesi düflünülürken sa-


işçi-köylü

39

25 Ekim-7 Kasım 2002

11

Tutsaklara yönelik bask›lar sürekli art›yor Ankara: F tipi hapishanelerdeki devrimci ve komünist tutsaklara yönelik bask›lar artarak sürüyor. Haberleflme haklar›, savunma haklar›, ziyaretçilere onursuz aramalar›n dayat›lmas›, hastaneye götürülürken a¤›z içi aramas›n›n dayat›lmas› vb. sald›r›lar bunlardan sadece birkaç›. Bu sald›r›lara direnen tutsaklar ise yeni cezalarla yüzyüze kal›yor. Birçok tutsakta kal›c› hastal›klar olmas›na ra¤men tedavileri yap›lm›yor. Son olarak ‹HD Ankara fiubesi’nin 16 Ekim 2002 tarihinde kamuoyuna sundu¤u rapor bu gerçekleri ortaya seriyor. fiube binas›nda saat 11:30’da yap›lan aç›klamada raporu kamuoyuna Yönetim Kurulu Üyesi Saadet Erdem sundu. Bu raporda öne ç›kan sald›r›lardan baz›lar› afla¤›daki gibidir; * Sincan F tipi hapishanesinde bulunan Ali Gülmez’e “kap›lar› yumruklay›p slogan att›¤› için bir ay ziyaretçi bir ay da mektup yasa¤› verilmifltir. * Yine Sincan F tipinde Ali Gülmez ve Bar›fl Gönülflen hakk›nda “kurallara uymad›klar›” gerekçesi ile Gülmez’e 2 ay, Gönülflen’e 2 ay ziyaretçi yasa¤› verilmifltir. * Sincan F tipinde 27 Haziran 2002 tarihinde yemekten zehirlenen tutsaklar›n Ankara 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’ne verdikleri dilekçelerdeki olay›n araflt›r›lmas›

Manisa’da “Sona” do¤ru Manisa’l› gençlere iflkence davas›, yo¤un kamuoyu bask›s›yla Türkiye ve dünya gündemine girmifl bir dava haline geldi. Devlet ise iflkencecileri aklamak için herfleyi yapt› ve yapmaya çal›fl›yor. Yedi y›l önce ço¤u lise ö¤rencisi Manisa’l› 16 gence iflkence yapan 10 polis hakk›nda, toplam 1020 ay hapis cezas› karar› verildi. Manisa A¤›r Ceza Mahkemesi’nde 16 Ekim tarihinde görülen karar duruflmas›na iflkenceci polislerden Baflkomiser Musa Geçer, Ramazan Kolak, Levent Özvez ile avukatlar› kat›l›rken, Manisal› gençleri Manisa Barosu Baflkan› Av. Serhat Özbek temsil etti. Duruflmada iflkencecilerin avukatlar›, soruflturman›n geniflletilmesi gerekti¤ini iflkence ile ilgili Prof. fiebnem Korur Fincanc›’n›n vermifl oldu¤u ve iflkenceyi belgeleyen raporun geçerli olmad›¤›n› belirttiler. Mahkeme heyeti avukatlar›n taleplerini reddetti. ‹flkenceciler son savunmalar›nda mahkemenin güvenilirli¤ini yitirdi¤ini ve

üzerinde bask› oldu¤unu iddia ettiler. Verilen aran›n ard›ndan karar› aç›klayan mahkeme heyeti, 26 Aral›k 1995’te siyasi flube taraf›ndan gözalt›na al›nan gençlere iflkence yapan polislere 5 y›l ile 10 y›l 10 ay aras›nda hapis cezas› verdi. BUGÜNE NASIL GEL‹ND‹? Manisa’l› 16 genç, 26 Aral›k 1995’te DHKP-C ad›na faaliyet yürüttükleri gerekçesiyle Siyasi fiube taraf›ndan gözalt›na al›narak 10 gün boyunca iflkence görmüfltü. Manisal› gençlerin hepsi yarg›lanmalar› sonucu beraat etti. ‹flkenceci polisler hakk›nda ise aç›lan dava 4 Haziran 1996’da bafllad›. ‹flkenceciler 11 Mart 1998 tarihinde beraat etti. Ancak Yarg›tay karar› bozdu. ‹flkence-

ciler, ikinci kez yarg›land› ancak yine beraatle sonuçland›. Karar yine Yarg›tay’dan döndü. Üçüncü yarg›lamada mahkeme iflkencecilere ceza verdi. Bu kez Yarg›tay polislerin son savunmalar›n›n yap›lmad›¤› gerekçesi ile karar› bozdu. Manisa A¤›r Ceza Mahkemesi’nin bu son karar›n›n da Yarg›tay yolu aç›k. ‹flkencecilerin davay› Yarg›tay’a tafl›malar› durumunda yarg›lama 25 Haziran 2003’te tamamlanmak zorunda. Aksi durumda dava, zamanafl›m›ndan dolay› düflerek iflkenceciler “aklanm›fl” olacak. ‹fiKENCE DEVLET POL‹T‹KASIDIR Manisa’l› gençlere iflkence davas›, yo¤un kamuoyu bask›s›yla Türkiye ve dünya gündemine girmifl bir dava

talebi reddedildi. * Sincan F tipinde hasta tutsaklar›n tedavileri yap›lm›yor. Özellikle Doktor fiükrü Uzun, tutsaklar›n tedavilerini engelleyip istedikleri ilaçlar› vermiyor. Tutsaklara “Birfley olmaz. Ölmezsiniz” diyen Uzun hastane sevklerini de engellemektedir. * Çank›r› E Tipi hapishanesinde tutsaklar arama bahanesi ile sorgulan›yorlar. * Amasya, Çank›r› ve Erzurum hapishanelerinde ziyarete gelen ailelere onursuz aramalar dayat›l›yor. * Kütahya E Tipinde tutsaklar›n tedavileri engelleniyor. * Halen Ölüm Orucu eylemini sürdüren Özlem Türk, Serdar Karabulut, Talat fianl›, Tanju Mete isimli tutsaklar Ankara Numune Hastanesinde zorla müdahale için haz›r tutuluyor. Ayr›ca Sincan F tipi hapishanesinde bulunan adli tutuklular kendilerine yönelik sald›r›lar› protesto etmek için 3 günlük açl›k grevi yapt›lar. Bask›lar›n devam etmesi durumunda süresiz açl›k grevi yapacaklar›n› belirten adli tutuklular›n talepleri tecrit, treadman vb. bask›lar›n son bulmas›. Yine geçti¤imiz günlerde Sincan F tipinde bulunan ülkücü-mafya üyelerinde cep telefonu bulunmufltur.

Direniflin y›ldönümünde direnifl evinde bas›n aç›klamas› TAYAD’l› aileler, tecrite karfl› direniflin 2. y›l›n› doldurmas› nedeniyle, tahliye olduktan sonra Ölüm Orucu’nu d›flarda sürdüren Feride Harman’›n evinin önünde 20 Ekim’de bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada; Harman’›n annesinin “200 günü aflk›n bir süredir k›z›m aç. Ölece¤ini biliyorum ama direnifli sahiplenece¤im” sözlerine, Ölüm Orucu gazisi Özkan Güzel’in tecritin insanl›k suçu oldu¤unu anlatt›¤› metine yer verildi. Alk›fllar, z›lg›tlar ve sloganlarla sona eren eylemde Feride Harman da eyleme kat›lanlara camdan k›rm›z› karanfil da¤›tt›.

haline geldi. Devlet ise iflkencecileri aklamak için herfleyi yapt› ve yapmaya çal›fl›yor. Ancak devletin bu tutumuyla iflkencenin bir devlet politikas› oldu¤u kamuoyu taraf›ndan daha iyi anlafl›ld›. ‹flkencecileri korumaya çal›flt›kça daha da batakl›¤a batan devlet, flimdi 3-5 kifliye ceza vererek kendini aklamaya çal›fl›yor. AB ilerleme raporunda da iflkence ile ilgili paragrafta Türkiye’deki iflkence davalar›n›n çok uzun sürdü¤ü ve davalar›n zaman afl›m›na u¤rayarak rafa kald›r›lmas› elefltiriliyordu. Buna örnek olarak da Manisa’daki

iflkence davas› gösterildi. AB, kamuoyunda büyük tepki yaratan Manisa davas›nda 3-5 kifliye ceza verilmesini büyük bir ad›m olarak de¤erlendirerek, faflist Türk devletinin aklanmas›na yard›mc› oluyor. Kamuoyunun dikkati Manisa’ya yöneltilerek di¤er iflkence davalar›n›n üzeri örtülüyor. Yine ayn› AB, faflist Türk devletinin hapishanelerindeki tecrit iflkencesine en büyük deste¤i sunmaktad›r. Manisa’daki davada da iflkencecilere ceza verilmesi ile faflist Türk devletinin iflkenceci yüzü asla gizlenemez.


12

25 Ekim -7 Kasım 2002

işçi-köylü

39

Emperyalist saldırganlığa hayır ‹fiÇ‹LER ABD BAYRA⁄INI YAKTI ‹stanbul: 16 Ekim’de Belediye-‹fl ‹stanbul fiubeleri taraf›ndan giderek yaklaflan emperyalist savafl tehditi ve ülkemiz egemenlerinin yaflananlar karfl›s›ndaki tutumlar› ile ilgili olarak bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Ellerinde “Savafla de¤il emekçiye bütçe”,“Emperyalist savafla hay›r“, “Amerikan askeri olmayaca¤›z”, “Katil fiaron Filistin’den defol” “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” yaz›l› dövizlerle sendika binas›n›n önünde toplanan 150 civar›nda iflçi, ülkemizdeki ve Ortado¤u’daki geliflmelere karfl› duyars›z olmad›klar›n› gösterdiler. Aralar›nda Tuzla deri iflçilerinin de bulundu¤u kitle “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Birlik mücadele zafer”, “Tuzla iflçisi yaln›z de¤ildir” soganlar›n› atarak ABD bayra¤›n› yakt›lar. Türk-ifl bölge baflkan› Faruk Büyükkucak ve EMEP Baflkan› Levent Tüzel’in k›sa birer konuflma yapt›¤› eylemde Belediye -‹fl 2 Nolu flube baflkan› Hasan Gülüm sloganlar eflli¤inde “Irak’a sald›rmalar›n›n nedeni Saddam’›n diktatörce davran›fllar› de¤il, Ortado¤u petrolleridir. Irak’la yeniden bafllamakta olan savafl›n 盤›rtkanl›klar› emperyalistlerin yeni sömürge giriflimleridir” diyerek Türkiye halklar›n›n bu savafla dahil olmak için hiçbir nedenlerinin olmad›¤›n›, Amerika istiyor diye böyle bir suça ortak olunamayaca¤›n›, savafl›n faturas›n› ise iflçi ve köylülerin ödeyece¤ini ifade etti. ‹flçiler siyasi partilere seslenerek “savafla hay›r” demelerini çocuklar›n›n Amerikan ç›karlar› u¤runa öldürtülmemesini istediler. Eylemde geliflmelere iliflkin bir iflçiden ald›¤›m›z k›sa görüflü aktar›yoruz. Mehmet Cengiz: Ben Büyükflehir Belediyesi’nde çal›flan bir iflçiyim. Ortado¤u’da ç›kacak bir savafl, emperyalistlerin savafl›d›r, bizim de¤il. Bu rezil egemen güçler ülkemizi de savafla sokmak istiyorlar. Bunun için de iflbirlikçi iktidar› kullan›yorlar. Bizim halk›m›z o kadar susturulmufl ki hiç tepki göstermiyor. Tepkiler de çok yetersiz ama en az›ndan bu eylem bir k›v›lc›m olur belki. Halk örgütsüz oldu¤u için, medya ile kand›r›ld›¤› için hep susuyor. Bizim meclis de egemenlerin elinde oldu¤u için ya-

ni kim gelirse gelsin de¤iflmeyece¤i için ben bu iflbirlikçi partilere oy vermiyorum. HEK‹MLER: SAVAfi ‹STEM‹YORUZ ‹stanbul: 12 Ekim’de Taksim Tepebafl›’ndaki TÜYAP önünde biraraya gelen hekimler, ellerinde rengarenk dövizlerle, eflleri ve çoçuklar› ile “savafla hay›r” dediler. “Savafl Öldürür” “Savafl ‹stemiyoruz“ yaz›l› dövizleri tafl›yan hekimler eylemde “Savafla hay›r” sloganlar›n› att›. Ard›ndan da ‹stanbul Tabib Odas› taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› okundu. Aç›klamada “Biz insan yaflam›n› en büyük de¤er olarak kabul eden hekimler, savafl›n neden olaca¤› eko-

nomik kay›plar› yada ç›kar hesaplar›n› bir yana b›rak›yor ve kap›m›za dayanan bu ölüm ça¤r›s›n› reddediyoruz” diyen hekimler gençlerin ve çoçuklar›n bu “ortaça¤ adaleti”nin tetikçisi yap›lmas›na karfl› olduklar›n› belirttiler. AVUKATLAR BARIfi ‹Ç‹N YÜRÜDÜ ‹stanbul:14 Ekim’de ‹stanbul Barosu taraf›ndan Ortado¤u’daki geliflmelerle ilgili olarak bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. ‹stiklal Caddesi’ndeki ‹stanbul Barosu önüne gelen avukatlar burada cüppelerini giyerek çiçeklerden yapt›klar› “Savafla Hay›r“ çelenginin arkas›nda Taksim Meydan›’na kadar yürüdüler. Coflkulu geçen eylemde

Avukatlar Taksim an›t›na çelenk b›rakarak bas›n aç›klamas› yapt›lar. ‹stanbul Barosu Baflkan› Av. Yücel Sayman’›n okudu¤u aç›klamada; “ABD 11 Eylül’de Afganistan’a sald›r›rken bu savafltan sonra Irak’a bir baflka zaman Suriye’ye, sonra Libya’ya, belki ‹ran’a, sald›raca¤›n› dünyaya ilan etti. Yine televizyonlarda ‹ngilizce bilenler Savafl anlatanlar›, bilmeyenler savafl çevirmenlerini dinleyecekler. Peki biz bu savafl›n neresindeyiz?. Kesin olan üslerin ABD’ye kulland›r›lacak olmas›d›r. Biz t›pk› Türkiye’nin yerine savafl› lanetleyen, bar›fl› kal›c› k›lmak isteyenleri bafl›nda görmek isteyen halk›-

m›z gibi; Irak’a sald›r›lmas›n üsler kulland›r›lmas›n, savafl›lmas›n diyoruz ve adaletin simgesi cüppelerimizle yürüyoruz” denilerek herkesin duyarl› olmas› istendi. ‹HD’DEN ABD SALDIRGANLI⁄INA HAYIR Ankara: ‹HD Ankara fiubesi 12 Ekim 2002 tarihinde yapt›¤› bas›n aç›klamas› ile ABD’nin Irak’a yönelik sald›r› haz›rl›klar›n› protesto etti. Saat 12:30’da Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde alk›fllar ve “ABD askeri olmayaca¤›z” sloganlar› ile toplanan ‹HD’liler on dakikal›k bir oturma eylemi yapt›lar. Oturma eylemi s›ras›nda flair Mehmet Özer de fliirlerini okudu. Ard›ndan ‹HD An-

kara flube baflkan› Ender Büyükçulha sözü ald›. Büyükçulha “Geliyorlar. Silahlar›, tanklar›, bombalar› ile geliyorlar. Ortado¤u ve topraklar›m›za savafl ve kan getirmek için geliyorlar. Biz bu savafla karfl›y›z” dedi. “Irakl› çocuklar›n bombaya de¤il süte ihtiyac› var”, “ABD Ortado¤u’dan elini çek”, “Filistin’de ‹srail terörüne son” vb. dövizlerin de aç›ld›¤› eylem “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” slogan› ile sona erdi. ‹HD’DEN SAVAfi PROTESTOSU Ankara: ‹HD Ankara fiubesi’nin oluflturdu¤u Savafl ve Yoksulluk Masas›, cumartesi

günleri savafla karfl› oturma eylemleri gerçeklefltirmeye bafllad›. ‹kincisi 19 Ekim’de gerçekleflen oturma eyleminde Savafl ve Yoksulluk Masas›’ndan Mete Ela “ABD Baflkan› Bush kongreden sald›r› yetkisi ald›. BM karar almasa da sald›r›n›n gerçekleflece¤ini aç›klad›. Amerika savafl bütçesini onaylad› ve bu bütçe TC bütçesinin 3 kat›. Irak’a yak›n olan ‹ran ve Kuveyt’in Irak’›n kendileri için bir tehdit oluflturmad›¤›n› aç›klamas›na ra¤men ABD bunu dikkate almad›. ABD’nin Irak’a sald›rmak için f›rsat kollad›¤› bu günlerde dünyada yaflanan ve terörist gruplar›n yapt›¤› iddia edilen bombal› eylemler bizleri biraz düflündürmelidir. Dünyan›n her yerinde yüzbinlerce insan›n kat›l›m›yla savafl

karfl›t› eylemler yap›l›yor. Türkiye bu sald›r›dan en çok etkilenecek ve en çok zarar görecek ülke olacak. Ancak Türk insan›n›n bu duruma sessiz kalmas› çok ironiktir. Bizim amac›m›z savafl karfl›t› mücadeleyi yükseltmektir” dedi. Oturma eylemi emperyalist savafl karfl›t› sloganlarla son buldu. SAVAfi KARfiITI TEPK‹LER BÜYÜYOR Bursa: 16 Ekim günü santral pazardaki metro önünde ‹HD, ÇHD, ÇGD, Tunceliler Derne¤i, DEHAP bileflenleri, E¤itim-Sen ‹flçi-Köylü ve At›l›m gazetelerinin kat›l›m› ile bir bas›n aç›klamas› yap›larak ABD ve ‹srail protesto edildi. Aç›klamay› okuyan ‹HD Bursa flube baflkan› Ayfle Batumlu “Dünyan›n en fazla ve en öldürücü silah gücüne sahip olan ABD, Irak halk›n› tehdit etmeye devam ediyor. Halepçe’deki binlerce Kürdün ölüm emrini vermifl, halk›n› zorbal›kla yöneten Saddam’›n iktidar› elbette de¤iflmelidir” diyerek bu de¤iflimin ABD’nin de¤il bölge halklar›n›n talepleri yönünde olmas› gerekti¤ini dile getirdi. Yine 15 Ekim tarihinde de Bursa Barosu ve Türkiye Barolar Birli¤i Kad›n Hukuk Komisyonu ayr› ayr› bas›n aç›klamas› yaparak Irak’a sald›r›y› protesto ettiler. GENÇL‹K ABD SALDIRGANLI⁄INA HAYIR DED‹ Ankara: 6 Kas›m YÖK protestolar›na haz›rlanan ö¤renci gençlik, 21 Ekim 2002 tarihinde Ziya Gökalp Caddesi’ndeki SSK ‹flhan› önünde toplanarak ABD’nin Irak’a yönelik olas› sald›r›s›na hay›r dedi. Ekim Gençli¤i, Koordinasyon, Kald›raç ve Gençlik ‹nisiyatifi’nin birlikte düzenledi¤i eylem 12:30’da bafllad›. K›z›lay’a ç›kan tüm sokak ve caddeleri yo¤un bir flekilde tutan polis, ö¤rencileri ablukaya ald›. Polisin “5 dakika içinde da¤›lm›zsan›z hepinizi gözalt›na al›r›z” tehdidine “ABD askeri olmayaca¤›z” sloganlar› ve alk›fllarla cevap verildi. Eylemde, “emperyalist sald›rganl›¤a hay›r”, diyen ö¤renciler s›k s›k “Her yer Filistin, hepimiz Filistinliyiz”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol” sloganlar›n› att›.


işçi-köylü 39

25 Ekim -7 Kasım 2002

13

“Sandığa gitmiyoruz” ‹stanbul: Seçimlerin yaklaflmas› ile saflar daha da belirginleflmeye, parlamentonun meflrulu¤unu kabul edenler ile etmeyenler aras›ndaki ayr›m da keskinleflmeye bafllad›. ‹flte tam da böylesi bir ortamda tavr›n› seçimlerde oy vermemekten yana koyan Büyükçekmece Tunceli Araflt›rma ve Sosyal Yard›mlaflma Derne¤i, Esenyurt’taki dernek binas›nda yapt›¤› bir bas›n aç›klamas› ile bu tavr›n› kamuoyuna duyurdu. 3 Kas›m erken seçim karar›n›n siyasal iktidar›n derinleflen krizinin so-

nucu oldu¤unun, seçim, demokrasi, parlamenter hür rejim maskeleri alt›nda oynanan bütün bu oyunlar›n sömürü çark›n› döndürdü¤ünün, bask›, fliddet alt›nda düzeni ayakta tuttu¤unun bu düzende adaletten, özgürlükten ve demokrasiden söz edilemeyece¤inin ifade edildi¤i bas›n aç›klamas›nda “dikkat ederseniz hiçbir düzen partisi ciddi bir seçim program›, bildirgesi ile ç›kmad› halk›n karfl›s›na. Çünkü biliyoruz ki tümü de IMF’nin emrindedir” denilerek uygulanan program›n IMF’ye ait oldu¤u

vurguland›. Aç›klaman›n devam›nda 3 Kas›m seçimlerinin demokrasi oyununun flov sahnesi oldu¤u, as›l mücadelenin Tayyip’le, Baykal aras›nda olmad›¤›, onlar›n ayn› de¤irmene su tafl›d›klar›, amaçlar›n›n da IMF ve MGK’n›n program›n› ülkemize uygulamak oldu¤u belirtilerek düzene olan tepkilerini “Bizler bu oyuna alet olmayaca¤›z, oy kullanmayaca¤›z“ fleklinde dile getirdiler. Niçin oy kullanmayacaklar›n› ise flöyle s›ralad›lar. - Halk›m›z›, yoklu¤a

ve sefalete mahkum ettikleri, iflçinin emekçinin ve yoksul köylünün taleplerini görmezden geldikleri için SANDI⁄A G‹TM‹YORUZ. -Yaflam›m›z› hücrelefltirip F tipine çevirerek ölüm oruçlar›na sessiz kald›klar› için SANDI⁄A G‹TM‹YORUZ -Munzur üzerinde oynanan oyunlara son verilmedi¤i için SANDI⁄A G‹TM‹YORUZ -Yak›lan boflalt›lan ve zorla göç ettirilen insanlar›m›z›n zararlar› karfl›lanmad›¤› için SANDI⁄A G‹TM‹YORUZ.

Diyarbak›r’da köyü bu kez a¤a satt›

Polisten Avrupa Birli¤i semineri Samsun: AB ilerleme raporunun aç›klanmas›yla yeniden gündeme gelen iflkence ve hak ihlalleri konusu, Türkiye’nin gerçekli¤ini bir kez daha ortaya ç›kard›. AB’ye girifl koflullar› olarak Türkiye’ye düzeltilmesi gereken konular listesinde sunulan iflkence ve hak ihlallerinde, verilen tarihi süre zarf›nda pek bir de¤iflikli¤in olmad›¤›n›n belirtilmesi Türkiye’yi “rahats›z” ederken; gözalt› sürelerinde k›s›tlamaya gidilmesi polisin de hofluna gitmemifl! Türkiye’nin iflkence ve onur k›r›c› davran›fl gibi pek çok sözleflmenin alt›na imza atmas›na ra¤men iflkence vakalar›n›n “münferiti aflan” bir flekilde art›fl göstermesi, yasalar›n göstermelik olarak ç›kar›ld›¤›n› bir kez daha do¤rularken özünü aynen korudu¤u görüldü. Son olarak da AB’nin raporuyla Türkiye bu konuda bir kez daha mahkum edilirken, polise AB konulu seminerlerin verilmesine baflland›. Samsun’da da yap›lan bir seminer ile AB uyum yasalar› polise anlat›larak, gözalt› süresinin aza indirilmesinin polisin iflini zorlaflt›rd›¤› belirtildi. Seminerde yap›lan konuflmada “baz› suçlar vard›r ki ailece yap›l›r yada hemen ailesine haber verilmesi, ilerleyecek olan sorgunun önünü t›kar” denilerek ç›kart›lan son yasan›n yan›na bir de kendilerine uygun olarak ek bir yasan›n ç›kart›lmas› gerekti¤i söylendi. Böylece gözalt›nda bulunan kifli ile daha fazla zaman geçirmek istediklerini vurgulayan polisler anlafl›lan sorgulad›klar› kifliye bir gün içinde zorla bir fleyler kabul ettirmenin pek mümkün olmayaca¤›n› düflünüyorlar. Zaten bugüne kadar polis ve asker siyasi olaylar› daha çok kapsamak üzere her zaman ayn› ek yöntemlere zaten baflvurmufltur. T›pk› bundan önceki TMY’nin alt›na eklenen küçük ek önlemler gibi.

Haber Merkezi: Son zaman- m›fl. Kime satm›fl? Ne diye sat- 1970’li y›llarda a¤al›k sistemilarda “sat›l›k köy” bafll›kl› ha- m›fl bilmiyoruz. Arazilerin ço¤u nin daha yo¤un oldu¤u dönemberlere s›kça rastlar olduk ba- hazine arazisi, biz y›llard›r bun- lerde a¤alar›n zapteyledi¤i tops›nda, kimi bankaya olan borçla- lar›n vergisini ödüyoruz. Ama raklar› iflgal ederek isyan bayr›n›n icraya verilmesi nedeniyle, Diyarbak›r’da a¤an›n raklar›n› açan köylü bu kimi a¤alar›n düzenledikleri vekili tayin edilen bir Köylüler gün ayn› dinamikten sahtekarl›klarla gündeme gelir- kifli arazileri dönümü yoksundur. Özellikle ken hepsinin gerçekli¤i özünde ikiyüzelli milyondan art›k ürete- T.Kürdistan›’nda hala ayn› fley, ülke topraklar›n›n ege- satl›¤a ç›karm›fl parça yo¤unlukla devam men güçler taraf›ndan emperya- parça sat›yor. Biz gittik mez duruma eden a¤a zulmü köylülizme haz›r pazar haline getiril- bu arazileri baflkas›na nün eriyen dinami¤igeldi mek istenmesidir. “B›rak›n ekip sataca¤›n›za bu paray› nin mayas›d›r. Bu mabiçmeyi ölümüzü gömecek ka- biz verelim arazileriyalanm›fl öfke er-geç dar bile topra¤›m›z kalmad›” di- mizi geri bize sat›n dedik. Biz- örgütlü bir güçle tan›flacak ve ye feryat-figan ba¤›ran köylüler den istedikleri dönüm bafl›na üç taflacakt›r. örgütsüzlükleriyle biçare bekle- milyara yak›n bir para. Biz ›rgatmekteler. ç›l›k yaparak geçiniyoruz. HepiDiyarbak›r’da 350 hanelik miz yoksul insanlar›z ne yapacaPirinçlik köyünün, köy a¤as› Fe- ¤›m›z› bilemez durumday›z gittah Gülyuva köylülere imzalat- tik mahkemeye baflvurduk. Bir Turhal: Tokat ve çevre illerinde yay›n yapan ve bizzat jandarma taraf›ndan kurut›¤› bofl ka¤›tlarla arazileri üstü- sonuç ç›kmazsa çoluk çocuk lan Yöre FM adl› radyonun icazetleri bölge halk› taraf›ndan bilinmekte ve tepkiyle ne geçirmifl ve Petrol Ofisi tesis- kendimizi yakaca¤›z baflka çarekarfl›lanmakta. Bundan iki-üç ay öncesine kadar iki kurufla, bir tas çorbaya kendini lerine satm›flt›r. Pirinçlik köyü miz yok” diyorlar. satan ve arkadafllar›n›n kan›yla kendine yaflam örmek için teslim olan itirafç›lar›n saçmuhtar› Ahmet fieflek Tüm bunlar bir kez mal›k ve yalanlar›na yer veren Yöre FM son günlerde baflka bir yol izliyor. Günün belköyün satl›¤a ç›kar›ldaha gösteriyor ki; li saatlerinde bu yönlü yay›n yapan bu radyonun bu günlerdeki malzemesi Mescit mas›na iliflkin flunlar› Diyarbak›r’da patron-a¤a devleti yaköyünden olan ve uzun y›llard›r bölgede gerilla faliyeti yürüttü¤ü belirtilen Sabahatdile getiriyor. “A¤a salar› ve hukukuyla bir tin Yavuz’un yafll› annesi. O¤ullar› devrimci oldu¤u için devletten görmedi¤i eziyet arazimizi parça parça 350 hanelik avuç sömürücünün yakalmayan yafll› anne, onca bask›dan sonra flimdi de devletin gerillay› halktan koparma satl›¤a ç›karm›fl. Kön›ndad›r. Ezilen yokpirinçlik telafl›n›n malzemesi yap›l›yor. yün sat›ld›¤›n› yol üzesul halk›n gözünün Devletin büyüklü¤üne, da¤lar›n silah›n çözüm olmad›¤›na dem vuruldu¤u cümlelerindeki arazilere kuru- köyü sat›ld› yafl›na bile bakmadan, ri ezberletti¤i yafll› kad›n› kullanan Yöre FM, bundan sonra daha neleri malzeme yapalan petrol istasyonlaüretti¤ini üç kurufla cak görece¤iz, ancak bir çaresizli¤in ürünü olan bu ç›rp›n›fllar›n gönlü gerilladan, devr›ndan ö¤rendik. Gelen elinden ald›¤›, üreterimciden yana olanlar› etkileyemeyece¤i muhakkakt›r. Kap›s›n› gerillaya açan, onlar› kiflilere sordu¤umuzda araziyi mez duruma soktu¤u yetmiyorsohbetlerine ortak eden yoksul emekçi Tokat halk›, bugüne kadar gerilla taraf›ndan sasat›n ald›klar›n› söylediler.” de- mufl gibi topraklar›n› da parsel ç›n›n bir teline zarar gelmedi¤ini tüm vahflete, bask›ya devletin askeri, polisi taraf›ndan di. Köylüler ise “A¤a köyü sat- parsel sat›yor, satt›r›yor. 1968maruz kald›¤›n› ay›rt edecek durumdad›r.

Tokat-Yöre FM’in yeni oyun malzemesi; devrimcilerin aileleri


25 Ekim -7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

14

Savafl›n içinde devrimci de¤iflim-dönüflüm Kendi gücünü keflfedip yeniden kendini flekillendiren, sorgulayarak geliflen kiflilikler kendini adeta yeniden yaratmaktad›r. Bu s›n›f savafl›m›n›n tarihsel gelifliminin do¤al sonucudur. Yaln›zca zay›f olan de¤il ayn› zamanda örgütsüz olan güçsüzdür. Tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin ç›karlar› birlik olmaktan, birlikte hareket etmekten geçer. Dünya tarihi, ortaya ç›k›fl›yla birlikte s›n›flar›n k›yas›ya bir mücadelesine tan›k olmufltur. Bir yanda sömüren mutlu bir az›nl›k, di¤er yanda eme¤inin çal›nmas›na k›zg›n kalabal›k y›¤›nlar. Mutlu az›nl›¤› oluflturanlar›n ad› köle sahibi, feodal bey-a¤a, burjuva patron olmufl; ezilen ço¤unluk ise köle, serf, köylü, proleter olmufl. Hakim, ezen, sömüren s›n›f sermayesini, kâr›n› art›rmak için insanl›k üzerinde aldat›c› oyunlara giriflerek katliamlar yapar. ‹flkence ve baflka bask› yöntemleriyle kitleleri sindirmeye çal›fl›r. Sömürü düzenini ancak bu yolla sürdürebilir ve kal›c›laflt›rabilir. Baflka bir yolu yoktur bunu yapabilmenin. Çünkü halk; eme¤inin çal›nmas›na, açl›¤a ve yoksullu¤a karfl› öfkelidir, k›zg›nd›r. Buna art›k bir dur demenin yolu hakk›n› zorla, söke söke almakt›r. Bunun da baflka yolu yoktur. Savafl iflte böyle birbirine karfl›t, z›t iki s›n›f›n girdikleri bir mücadeledir. Has›mlar birbirine zorla iradelerini kabul ettirmek isterler. Burjuvazi varl›¤›n›n tek koflulu olan sömürü çark›n› devam ettirebilmek için maddi aç›dan üretim araçlar›na sahip olmak ister, manevi aç›dan da bilinçleri tarumar ederek ya¤ma siyaseti ile kölelefltirmeyi ister. Emekçilerin hiçbir hak talebi olumlu karfl›lanmam›fl, bask›yla katliamla dile getirilmesi engellenmifl örgütlü bir kalk›flma ise yine karfl›s›nda örgütlenmifl faflist gücü görmüfltür. Böylesi bir k›yas›ya mücadele içerisinde ç›kan hata ve eksiklikler de¤erlendirildi¤inde sömürülen s›n›f kendini gelifltirmifl, bir sonraki çat›flman›n kazan›lmas›na çal›flm›flt›r. S›n›f mücadeleleri tarihinde gelinen aflamada halk savafl›, edinilen tecrübeler sonucu geliflmifl olup burjuvaziyi devirecek savafl›mda en etkili bir yol olmufltur. Halk savafl› geliflti¤i yerde kat›lan kitleyi, partiyi ve militan›n› de¤ifltirmifl, gelifltirmifltir. Savafl öncelikle kiflilerde do¤runun ve yanl›fl›n netleflmesini ister. Sadece bunlar da yetmez; güç, yüreklilik ve kararl›l›k da ister. Savaflta yer alan kifli, parti ve kitle yine bu savafl›mla s›nanacak, çelikleflecektir. Zaten baflka nas›l ö¤renilebilir ki? Öncelikle kifli bir tercih yapmak zorunda. Yani kararl›l›k sahibi olmal›; T›pk› tarihin bir kesitinde Fransa proleterlerinin yapt›¤› bir tercih gibi ya çal›flarak yaflanacak ya da savaflarak ölünecekti. Bir köle gibi yar› aç çal›flan kifli hastal›ktan, geçimsizlikten, bak›ms›zl›ktan dolay› ölüyordu

zaten. Çat›flma alan›nda ise tüm yaflad›klar› sömürüyü reddedip ölümüne çat›fl›yor, savafl›yorlard›. Yine “diz çökmektense ayakta savaflarak ölmek ye¤dir” sözünde oldu¤u gibi onurlu yaflam›n erdemlili¤ine dair düflünceler yine savafl›m›n bilinçlerde meydana getirdi¤i de¤iflimin ürünüdür. Bu zihinlerde gelen de¤ifliklik basitten karmafl›¤a do¤ru giden geliflim sürecinde, MarksizmLeninizm-Maoizm’le kendini zirvelere tafl›yan ifade olmufltur. Burjuvazi ve proletarya aras›ndaki çeliflmeyle bafllayan s›n›f savafl›m› çeliflki yasas›n›n da iflaret etti¤i z›tlar›n, karfl›tlar›n mücadelesinin

se bunun u¤runda ölmeye var m›s›n?” ‹flte bu soruya verilen yan›tt›r geliflimi ya da gerilemeyi sa¤layan. Yaflam art›k sana hep kaçt›¤›n, kaçamak cevaplar verdi¤in bu soruya yan›t olmay› dayat›yor. Cevap aç›k net; duruflun da buna göre kararl› olmak zorunda. Binlerce y›l suskunluktan, sindirilmifllikten sonra Kürt halk›n›n yürüttü¤ü ulusal kurtulufl mücadelesi bir halk›n nas›l savaflç›laflt›¤›na, yeniden dirilip aya¤a dikildi¤ine çok yak›n bir örnektir. Daha düne kadar afla¤›lanan, horlanan, ekonomik ve sosyal olarak hayattan d›fllanan, itilen ezilen bir ulus topyekün bir sava-

lar› s›klaflt›r›yor. Çocuklar bile neredeyse çocukluklar›n› yaflamadan savafla dahil oluyor, özgürlük türküleri söylüyorlar. Hele ki günümüz dünyas›nda bireycili¤in, bencilli¤in kutsand›¤›, bireysel kurtulufllar›n öne ç›kar›ld›¤›/ç›kt›¤› bir ortamda kiflinin kendisini saran esaret zincirlerini parçalayarak özgürlük mücadelesine kat›lmas› daha bir anlaml› olmaktad›r. Kurtulufl için ayn› zamanda bir zorunluluk, gerekliliktir. Tek tek insanlar›n birlikte oluflturdu¤u büyük kalabal›klar tek vücut halinde hareket eder olmufltur. Bu birliktelik duygusu kitlelerin bambaflka bir ruh hali kazan›p düfl-

sonucudur. Savafl›n, çat›flman›n gerçekleflti¤i alan ise bu çeliflkinin olabildi¤ince keskinleflti¤i, k›zg›nlaflt›¤›, k›yas›ya ölümüne ve birbirlerini yok etmecesine yafland›¤› yerdir. Kim daha h›zl›, daha uyan›k ve daha güçlüyse e¤er, o karfl›s›ndakini safd›fl› eder. Sadece karfl›dakinin fiziksel imhas› de¤il, savaflamayacak hale getirip safd›fl› etmek de savafl›n kazan›m›d›r. Bireyde, kiflide yaflanan ise daha keskindir. Kifli flu soruyu sorar kendine; “Sen yaflad›¤›n sefil hayata ses ç›karmadan katlanacak m›s›n yoksa onurlu bir yaflam ve gelecek için mücadele etmeye, gerekir-

fl›n içine girerek özgürlü¤ünü istiyor. Bunu kan dökerek, canlar feda ederek büyük iflkencelere, katliamlara ra¤men yap›yor. Annesini, babas›n› savafl içinde kaybeden çocuk savafl içerisinde büyüyüp ayn› savafl içerisinde hesap soruyor. Yediden yetmifline tüm halk, savafl›n bir parças› haline geliyor. Daha önce davar›n› güden, tarlas›nda ekin biçen köylü; fabrikada, sokakta eme¤ini satan iflçi, egemen faflist TC ordusunu da¤›tan, dize getiren bir çat›flman›n militan› olmufl, evinde ekmek yap›p yemek pifliren, çocu¤uyla u¤raflan kad›n özgürlük savaflç›s› olarak saf-

man› mahveden, kahredici öfkesini a盤a ç›kar›p sömürücülere yöneltmektedir. Bu karfl›s›nda durulamaz gücün kayna¤› ideolojidir, birlik ve ba¤l›l›k duygusudur. Bask› ve zulümle ortaklaflan, ortak ac›lar› ve ortak sevinçleri olan insanlar birlefltiklerinde farkl›laflabilirken yaln›z bafllar›na kald›klar›nda yaln›zl›k duygusuna kap›l›p düflman karfl›s›nda yenik düflece¤i duygusuna kap›labiliyorlar. Ezilen, sömürülen halklar sömürücülere karfl› yürüttükleri savafl içerisinde geliflecek ve çeliklefleceklerdir. Tüm ezilenler sömürüye karfl› birleflmek zorundad›r. Ancak bu fle-

kilde zafer elde edilebilir. Özgürlü¤e ulaflana kadar yani s›n›flar ortadan kalk›p da insan›n insan üzerinde emek sömürüsü kalmay›nca savafllara da gerek kalmayacakt›r. Kitle gösterilerinde, çat›flma alanlar›ndaysa horlanm›fll›¤›n, afla¤›lanm›fll›¤›n ve korkunun esiri olan kiflilikler hep birlikte düflmana karfl› koydu¤undaysa tek bafl›na oldu¤unun aksine nas›l da düflmana geri ad›m att›rabildi¤ini, onu geriletebildi¤ini gördü¤ünde kendi gücünün fark›na varmaktad›r. Kendi gücünü keflfedip yeniden kendini flekillendiren, sorgulayarak geliflen kiflilikler kendini adeta yeniden yaratmaktad›r. Bu s›n›f savafl›m›n›n tarihsel gelifliminin do¤al sonucudur. Yaln›zca zay›f olan de¤il ayn› zamanda örgütsüz olan güçsüzdür. Tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin ç›karlar› birlik olmaktan birlikte hareket etmekten geçer. Kitlelerin duyars›z oluflundan, insanlar›n artan sömürüye, iflkencelere ve katliamlara yönelik bir tav›r gelifltirmediklerinden flikayet eder dururuz. Oysa ki durumu biraz anlasak çözümleriz; Her insan belli bir s›n›f›n üyesidir. Davnan›fl, düflünüfl ve yaflam tarz› da bundan ba¤›ms›z de¤ildir. Dolay›s›yla herkes flu ya da bu oranda sistemin olumsuzluklar›ndan etkileniyor. Sorun harekete geçmeyip, örgütlenmeyip savaflmamakt›r. Oysa savaflt›¤›nda milyonlar›n, az›nl›k burjuvaziyi nas›l da unufak edece¤ini parçalay›p da¤›taca¤›n› görmesi zor de¤ildir. Kendili¤inden geliflen hareketlerde savaflan insanlar›n nas›l coflkuland›¤›n› ve s›radan insanlar›n nas›l militanlaflt›klar›n› gördü¤ümüzde bir de politik bilinçle yönlendirildi¤inde ne kadar etkili bir güç olacaklar›n› tahmin etmek hiç zor olmayacakt›r. Hiçbir haks›zl›¤a karfl› ç›kamayan yanl›fl da gelse hep baflkalar›n›n dediklerini yapan “iyi vatandafl”, “uslu çocuk” denilen kiflilerin sab›rlar› taflt›¤›nda nas›l da k›zg›nl›klar›n› a盤a ç›kard›klar›n›, de¤ifltiklerini hakk›n› arayan, soran kiflilere dönüfltü¤ünü görürüz. Görürüz, de¤iflirler onlar çünkü art›k onlar›n kaybedecek birfleyleri kalmam›flt›r. Elinde kalan son olumlu de¤erleri kaybetmemek onlar› güçlendirmek için s›n›f mücadelesinin dalgal›-f›rt›nal› denizinde özgürlü¤e do¤ru kulaç atmaya giriflir. Baflka ç›kar yol kalmam›flt›r. Ya kendine tüm yap›lanlara sessiz kal›p onursuz bir flekilde yaflayacaks›nd›r ya da art›k yeter deyip savaflacak; belki de bu u¤urda ölecek ama insanl›¤›n kurtuluflu için


işçi-köylü

ölen bir özgürlük savaflç›s› olarak tarihe geçeceksindir. Daha dün gibi zihinlerimizden silinmemifltir; 96 1 May›s’›nda üzerlerine atefl edildi¤i halde düflman›n üzerine tafl atan gençler. Ellerinde hiçbir silah bulunmayan, tafl, sopa ne varsa düflmana atan yine o hep suskun dedi¤imiz halkt›. Gazi direniflinde de topyekün tüm mahalle halk› ön saflarda katillerden hesap soruyorlard›. Hiçbir fleye ses ç›karmazken can›n› esirgemeden düflman›n üzerine yürüyen bilinç, yüzy›llar›n sömürüye, iflkenceye, ölüme, açl›¤›na ve yoksullu¤una olan tepkinin ürünüdür. Üzerlerindeki ölü topra¤›n› at›p silkinip do¤rulan, tarihi yeniden yaratan halk iflte budur. Daha da artacakt›r. Zulüm yeryüzü üzerinde oldu¤u sürece buna karfl› ç›kanlar da olacakt›r. Y›k›ma u¤ram›fl insanl›k bu onurlu güzel de¤erlerle aya¤a dikilecek, yüzy›llar›n biriken öfkesini, kinini kuflan›p zalimlerden hesap soracakt›r. ‹nsanlar›n bu hesap sorucu düzeye gelip; can siperane bir kavgaya giriflmesi öyle kendili¤inden olacak birfley de¤il. Bir bilinçlenme sürecinden sonra olacak bir fley. Bir saks›daki çiçe¤in büyümesi gibi savafl›n

d›fl›nda, kitlelerden kopuk bir flekilde bu bilincin edinilmesi mümkün de¤il. Hiçbir kiflilik böyle kopuk bir flekilde de¤iflmiyor, savaflç›, militan haline gelmiyor; Bunlar sonradan s›n›f mücadelesinin ö¤retti¤i, kazand›rd›¤› bir fley. Her toplumsal süreç kendi önderli¤ini hem de kahraman savaflç›lar›n› yarat›r. Süreç ne kadar yo¤un ve çeliflkiler ne kadar uçsa bu süreçteki kiflilerin militanl›klar› da o kadar geliflkin olur. Bu militan kiflilikler ve devrimci önderler de de¤ifltikçe hem kendisini hem de içinde bulundu¤u ortam›, toplumu da de¤ifltirecek etkileyecektir. Kurtulufl elbette ki tüm ezilen insanlar›n bilinçli, örgütlü mücadelesinden geçmektedir. Yüzmeyi ö¤renmek için suya girmek gibi kimse korkmamal›, çekinmemeli ve proletaryan›n sömürücülerin yüreklerine korku salan yürüyüflüne kavgas›na kat›lmal›d›r. Dün daha s›radan bir insan, ö¤renci veya köylüyken daha sonras›nda nas›l direniflçi kahraman oldu¤unu gördü¤ümüz yüzlerce örnek vard›r. Proletarya Partisi saflar›na kat›ld›¤›nda lümpen bir kiflilik olan Do¤an Altun k›sa süre içerisinde girdi¤i yo¤un pratiklerin yani savafl›m›n

PUSULA Politik çal›flmalarda, kampanyalarda önderli¤in rolü Kampanyalar›n yo¤unlaflt›r›lm›fl emek seferberli¤i oldu¤unu belirttik. Kampanyalarda sürenin belirlenerek, amaç ve hedeflerin netleflerek, araçlar›n zenginleflmesinden de bahsettik, bu yaz›m›zda ise yürüttü¤ümüz kampanyalarda önderli¤in rolünü anlatmaya çal›flaca¤›z. Önderlik, sürecin hareket yasalar›n› belirleyerek tespit etti¤i politikay› kampanyalarla ele alarak, yönlendirme merkezidir. Önderli¤in kendine özgü yönetme yöntemleri uygulanmadan, baflar› elde edilemez. Yine birçok konuda oldu¤u gibi bu konuda da baflkan Mao’nun tan›kl›¤›na, onun pratikte defalarca do¤rulu¤u ispatlanm›fl önderlik yöntemindeki uygulamalar›na baflvuraca¤›z. Her çal›flmada her faaliyette oldu¤u gibi yürütülen her kampanyada izlememiz gereken iki yöntem oldu¤u aç›kt›r. “Biri, geneli özelle; di¤eri önderli¤i kitlelerle birlefltirmektir.” Kampanya faaliyetinin baflar›ya ulaflmas› için genifl ve genel bir ça¤r› yapmak, seferberlik ça¤r›s› yapmak yetmez. Yani sadece seferberlik ça¤r›s› yapmakla amaca ulafl›lmaz. Ayn› zamanda yap›lan ça¤r›y› uygulamak için bizzat ça¤r›y› yapanlar›n kendileri ifle giriflmeli ve uygulamas›na giriflmelidir. Giriflilen iflte elde edilen baflar›, kazan›lan tecrübe, di¤er komitelerde yol gösterici

25 Ekim -7 Kasım 2002

15

39

olarak kullan›lmal›d›r. Bu tutum, genel ça¤r›n›n do¤rulu¤unu s›nama ve içeri¤ini zenginlefltirme imkan›n› ortaya ç›kar›r. Genel ça¤r›y›, özel bir rehberlikle birlefltirme yöntemiyle baflar› elde edilir. Aksi durum, baflar›s›zl›¤›n resmi olur. Genel ve genifl bir seferberlik ça¤r›s› yapmak yeterli de¤il dedik, ayn› zamanda yöneticilerin bizzat ifle kendilerinin giriflmesi gerekir; genel ça¤r›n›n özel yöntemle birlefltirilmesi için bu yöntem gereklidir. Yoksa yap›lan seferberlik ka¤›t üzerinde, ya da dudaklar aras›nda söylenen bofl bir söz olarak kal›r. Kampanyan›n baflar›s› için alt kademedeki birimlerdeki tek tek kiflilerden ve her bir olaydan somut dersler ç›karmayan bir yönetici sorumlulu¤u alt›ndaki komiteleri yönlendirmede yeterli olamaz. Bu yöntem, önderlikle ö¤renmenin birleflti¤i yöntemdir. Kampanya ya da herhangi bir politik çal›flmada faaliyet yürütenler ne kadar aktif olursa olsunlar faaliyeti kitlelerin faaliyetiyle birlefltirmedikçe, az say›daki aktivistin verimsiz çabas› olarak kal›r. Önderli¤in belirledi¤i politikalarla genifl emekçi kitlelerin çabas› birlefltirilmek zorundad›r. Önderli¤in belirledi¤i politikan›n kitlelerce benimsendi¤i oranda politika maddi güce dönüflür. Politikan›n maddi güce

içinde yenilenerek ve yetkinleflerek iyi bir savaflç› olabilmifltir. Gözünü k›rpmadan ve hiç bir tereddüt göstermeden düflman mevzilerine kadar sokulmufl, oradan yoldafllar›n› so¤ukkanl› bir biçimde düflman çemberlerinden ç›karabilmifltir. Yeter ki insan kararl› olsun; burjuvaziye, toprak a¤alar›na, faflizme ve emperyalizme karfl› duruflu net osun. Yeter ki onursuzlu¤u de¤il onurlu yaflam› tercih etsin. De¤iflmez denilen, olamaz yapamaz denilen ne varsa hepsi prati¤in göstericili¤i, gerçekli¤in yak›c›l›¤› karfl›s›nda duramayacakt›r. Do¤an Altun’daki harika de¤iflimi sa¤layan tam da budur. Savafl›n içinde kal›nd›¤› ve bunda ›srarl› olundu¤u için ö¤renilmifl ve geliflilmifltir. ‹deoloji, siyaset ve tarihsel hakl›l›¤›m›z herfleyi belirleyendir. Yani parti evinde partinin önderlik etti¤i savafl›n oca¤›nda tava gelecek, biçim alacak ve çelikleflecektir. Proletarya Partisi ve Halk Ordusunun deneyimlerinin aktar›lmas› da önemlidir. Herfleyi dolays›z bilgiden, pratiklerden ö¤renece¤iz diye birfley de yok. Dolayl› bilgiden de ö¤reniriz. 30 y›ll›k birçok savafl de-

neyimimiz var. Bunlar büyük bir bedel ödenerek kazan›lm›flt›r. PP’nin yürüttü¤ü son kampanyayla üzerinde durdu¤u noktalardan biri de budur. Yani var olan tecrübenin aktar›lmamas› sorunu. Savafl deneyimi çok olan bir partinin, ordunun, kiflilerin de¤iflmesine ra¤men yeniden yaflanmak zorunda kal›nmas›d›r sorun. Bu, savafl› daha üst boyutlara s›çratman›n, gelifltirmenin önünde engel olan birfleydir. Savafl›n kifliler, kitleler üzerinde nas›l bir de¤ifltirici etkisi oldu¤una de¤indik. ‹lk çat›flman›n, ilk temas an›n›n yaratt›¤› bilinmezlik ve korkunun yaratt›¤› tedirginlik bir süre sonra yerini so¤ukkanl›l›¤a, cesarete ve bilinçli harekete b›rak›yor. Kitlenin birbirine ba¤l›l›¤›, fedakarl›k ve ortak hareket etme bilinciyle birleflince durdurulamaz bir güç haline getiriyor insan›. S›n›f›n düflmana karfl› galip gelmesini sa¤layacak yegâne fley budur. En etkili silah cesaretle, bilinçle, kararl›l›kla, özgürlük umutlar›yla donanm›fl yürektir. Bundan daha etkili düflmana korku salan bir silah yoktur. Burada yine devreye örgütün, örgütlülü¤ün girmesi gerekiyor. Parti yani toplumun en bilinçli un-

dönüflmesinin anlam› budur. Önderli¤in belirledi¤i politikan›n kitleler taraf›ndan benimsenmesi kendili¤inden olmaz, kitleler, kendili¤inden önderli¤in belirledi¤i politikay› benimsemezler, benimseme ve uygulama ancak özel bir yöntem ve çabayla mümkün olur. Bu faaliyetin, çaban›n ad› “ÖNDERL‹⁄‹ K‹TLELERLE B‹RLEfiT‹RMEKT‹R”. Kitlelerle gerçekten birleflmifl ve kaynam›fl önderlik (merkezi ve alan) ancak kitle mücadelesi içersinde oluflur. Kitlelerden, kitle mücadelesinden kopuk bir flekilde önderlik oluflmaz. Kitle mücadelesinin tecrübelerini toparlamadan baflar› elde edilemez. Kitle tecrübeleri yerine subjektif fikirler ileri sürülerek, mücadele gelifltirilemez. Gerçeklerden, pratikten uzak, kopuk fikirler, bofl fikirlerdir. Kitlelerin gerçekli¤ini, tecrübelerini dikkate almayan, gerçeklerden kopuk bofl fikirlerle önderlik yapmak isteyen, bürokratlafl›r ve yozlafl›r. Önderli¤i kitlelerle birlefltirmek için az say›da faal unsurlardan meydana gelecek bir önder grup kurulmal›d›r. Bu önder grup, kendini kitlelerle s›k› s›k›ya birlefltirmelidir. Mücadele içinde geliflim gösteremeyen, yeteneksiz ve yozlaflan üyelerin yerine faal ve dinamik unsurlar getirilmelidir. Önder grubun bileflimi sürekli ayn› kalamaz. Mücadele içinde geliflim gösteremeyenler elimine olmal›d›r. Önderlik, do¤ru fikirler, do¤ru yöntemler ve s›n›rs›z bir emek, yo¤un bir çaba ile yarat›l›r. Çal›flmada baflar›, mücadelede geliflim ve s›çrama ancak kitlelerle kaynaflm›fl, yozlaflmayarak sa¤l›kl› kalm›fl önder grubun varl›¤›yla elde edilir.

Herhangi bir çal›flma ve kampanyada baflar›n›n anahtar› buradad›r. Do¤ru önderlik “kitlelerden kitlelere” ilkesini uygulamak zorundad›r. Bu ilke olmadan do¤ru fikirler, bu ilke olmadan baflar› elde edilemez. Do¤ru fikirler oluflturmak için kitlelerin derme çatma da¤›n›k ve sistemleflmemifl fikirlerini al›p, bunlar› derli toplu hale getirerek yeniden kitlelere gitmek; bu yöntem önderli¤in temel yöntemidir. Bilimsel MLM önderlik, yönteminde kitlelerin taleplerini dikkate almak zorundad›r. Önderli¤i kitlelerin talepleriyle birlefltirmek zorundad›r. Genel ça¤r›y› özel yöntemle birlefltirmek zorundad›r. MLM önderlik yöntemleri uygulanmazsa ne olur? Bu yöntemler uygulanmazsa subjektivist ve bürokratik yöntemler uygulanm›fl olunur, önderlik kitleden kopar, bürokratlaflarak yozlaflmaya do¤ru ad›m atar. Yürütülen çal›flma ve bütün faaliyetlerde, kampanyalarda devrimin hareket yasalar›na, önderli¤in yöntemlerine uyularak hedefe var›l›r. Yürüttü¤ümüz her kampanyada yukar›da anlatmaya çal›flt›¤›m›z yöntemlere ve ilkelere uyularak baflar› elde edilir. ‹nceleme tarz›nda, herhangi bir çal›flman›n denetlenmesinde kadrolar›n geçmiflinin incelenmesinde uygulamam›z gereken yöntemler; Geneli özelle, önderli¤i kitlelerle birlefltirmek olmal›d›r. Bu anahtar olmadan baflar›n›n kap›lar› aç›lmaz, kap›lar› k›rmadan, zorlamadan açmak, ancak özel türden insanlar›n yani komünistlerin iflidir. Bolflevikler özel türden insanlard›r. “Özel” lik, do¤ru fikirler elde etmede, do¤ru önderlik etmede, ça-

surlar›ndan oluflan ayg›t, öncü müfreze bu edinilen birikimleri toplayacak, sistemlefltirecek, aktaracakt›r. Bunlar› kitlelere kavratarak yaflama geçirtecek böylelikle savafl›n seyrinin iktidara yönelmesini sa¤layacakt›r. Kitleler bask›ya, zulme boyun e¤meyecek, savaflacaklard›r. Ancak bu da tek bafl›na yeterli de¤ildir. Kitleler iktidar› alana kadar savaflmalar› gerekti¤i bilincine ulaflmal›d›r. Aksi halde kitlelerin öfkesi bir saman alevi gibi parlayacak sonra somut bir hedef olmad›¤› için y›lg›nl›¤a kap›lacaklard›r. Bunun için kitlelere politik savaflma bilinci verilmeli, bu do¤rultuda savaflmalar› sa¤lanmal›d›r. Geçici yenilgiler bile al›nsa nihai zafere kadar savafl›m›n sürece¤i, sonucunda halk›n mutlaka kazanaca¤› gerçe¤i kavrat›lmal›d›r. Partinin önderli¤inde süren halk savafl›, Halk Ordusunun, savaflç›lar›n› e¤itip dönüfltürecek, onlara yüksek düzeyde de¤iflik yetenekler kazand›rarak devrimin savaflç›lar› ve kurmaylar› duruma getirmeye gücü vard›r. Yeter ki bu temelde örgütlenelim, birleflelim, savaflal›m.

l›flma ve dayan›kl›ktad›r. Özellikten anlafl›lmas› gereken bunlar olmal›d›r. Halihaz›rda yürütülen “‹BRAH‹MDEN MEHMET’E SINIF B‹L‹NC‹N‹, PART‹ B‹L‹NC‹N‹, ÖNDERL‹K B‹L‹NC‹N‹ KUfiAN” kampanyas›nda, uygulamam›z gereken yöntemler bunlard›r. ÇKP tarihi, SBKP (B) tarihi, Proletarya Partisi tarihi incelenmelidir. Proletarya Partilerinin tarihleri s›n›f savafl›m›n›n birer deneyim havuzudur, bilgi birikim merkezidir. S›n›f savafl›m›n›n ihtiyac› olan dolayl› fikirleri KP tarihlerinden almal› onlardan faydalanmal›y›z. Marksizm’in Çin’de somutlanmas›n›, kendili¤inden kitle hareketlerini partiyle bütünlefltirmede izlenen yöntemleri, partide demokrasi, merkeziyetçilik anlay›fl›n›n uygulama yöntemlerini, incelemeliyiz. Halk savafl› stratejisini somutlama pratiklerini ve yöntemlerini incelemeliyiz. Sürecimizin ihtiyac› olan sorunlar›, ayr›nt›l› bir tarzda incelemeliyiz. Devrimin hareket yasalar›n›, savafl›n yasalar›n›, partinin geliflim yasalar›n› incelemeliyiz. ‹brahim yoldafl› incelemeliyiz, Mehmet Demirda¤ yoldafl› incelemeliyiz, ilkeleri incelemeliyiz. ‹nceleme düflünme tarzlar›n›, olaylara gerçeklere yaklafl›mlar›n›, bak›fl aç›lar›n›, geliflim karfl›s›ndaki tutumlar›n› incelemeliyiz. ‹lkesiz, kurals›z ve kitlesiz önderlik yap›lamaz. Baflar› elde edilemez. Devrim kitlelerin eseridir, kitleleri harekete geçirecek, onlar› devrim denilen alt üst olufllar içinde e¤itip, yönlendirip, savaflt›racak olan da Proletarya Partisidir. Parti ve kitlelerle her fley mümkündür. Parti ve ilkelerle baflar› mümkündür.


25 Ekim -7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

16

Emperyalist sald›rganl›kta son haz›rl›klar Ortado¤u halk›n›n ak›t›lacak kan› üzerinde kurulu duran pazarl›k masas›na s›ras›yla bir devleti oturtan ABD bu pazarl›klar›n› öyle görünüyor ki son güne kadar devam ettirme tutumunda olacak. Ki yaflanacak olas› geliflmeler, kurulu bulunan pazarl›k masas›n› da¤›tarak yeni bir masan›n kurulmas›n› da sa¤layabilir. Aylard›r Irak’a yönelik savafl tamtamlar›n› çalan ABD, haz›rl›klar›n› h›zland›rm›fl durumda. Ortado¤u’yu kana bulayacak bu savaflta çat›flmalar bir di¤er anlam›yla bloklaflmalar da biraz daha belirginlik kazanmakta. Tabi bu durum sald›r›n›n bafllayaca¤› son ana kadar de¤iflmeyece¤i anlam›na da gelmiyor. Zira emperyalistler aras› iliflkiler ve güç dengelerinin zemini göründü¤ü kadar güçlü de¤il. Ortado¤u halk›n›n ak›t›lacak kan› üzerinde kurulu duran pazarl›k masas›na s›ras›yla bir devleti oturtan ABD bu pazarl›klar›n› öyle görünüyor ki son güne kadar devam ettirme tutumunda olacak. Ki yaflanacak olas› geliflmeler, kurulu bulunan pazarl›k masas›n› da¤›tarak yeni bir masan›n kurulmas›n› da sa¤layabilir. Bugün yaflananlara göz att›¤›m›zda; bafl›ndan beridir kamuoyunu ikna etme çabas› içinde olan ABD’nin bu noktada çok da fazla bir yol kat edemedi¤ini görüyoruz. Ortaya att›¤› her iddian›n yalan oldu¤u kan›tlan›nca ciddi s›k›nt›lar yaflamaya bafllad›. Bafl›ndan beri yak›n müttefiki ‹ngiltere d›fl›nda hiçbir ülke, çal›nan savafl tamtamlar›na bu kadar yüksek sesli kat›lmad›. fiimdi ABD tüm bu gerçekleri bir kenara atma çabas›yla savafl 盤l›¤›n› biraz daha büyütüyor. Yaflanan son geliflmelere bakt›¤›m›zda da bunu çok net görmekteyiz. ABD’nin birinci müttefiki ‹ngiltere Irak sald›rganl›¤› konusunda elinden gelen tüm çabay› harc›yor. Geçti¤imiz hafta Rusya ile görüflen ‹ngiltere, pazarl›k noktalar›n› bir kez daha masaya yat›rarak Rusya’n›n savafl durumundaki son nab›z at›fllar›n› ö¤renmeye çal›flt›. Rusya-‹ngiltere ikili görüflmesinden sonra yap›lan aç›klamalarda sürdürülen pazarl›klar›n ana noktalar›n›n neler oldu¤u ifade edildi. ABD’nin Irak operasyonu için destek almaya çal›flt›¤› kilit ülkelerin bafl›nda Rusya geliyor. Zira Rus petrol

ve silah flirketlerinin Irak’ta ciddi yat›r›mlar› var. Ayn› durum operasyona ihtiyatl› yaklaflan Fransa için de söz konusu. Bu iki ülkenin BM (Birleflmifl Milletler) daimi üyesi olmalar› ABD emperyalizminin BM onayl› savafl vizesi almas›n› zorlaflt›r›yor. Rusya ve Fransa’n›n Irak’taki ç›karlar› için garanti istemesi ve bu garantinin verilmesi durumunda operasyona destek sunmalar› hiç de flafl›rt›c› ol-

Bush’a “gerekirse Irak’› silahs›zland›rmak için güç kullanma” yetkisi veren yasa tasar›s›n›n hem Temsilciler Meclisinden geçmesi, hem de Senato’da kabul edilmesidir. Çok da sürpriz olmayan bu karar›n hemen ard›ndan bir konuflma yapan katil Bush; “Irak’›n yasalar› tan›mayan devlet olarak günleri say›l›” biçiminde bir aç›klama yapt›. Konuflmas›nda Irak’›n BM kararlar›na da oldu¤u gibi uymas› gerekti-

“YEN‹ ASKER‹ ‹LKELER” ABD yapaca¤› sald›rganl›k öncesi izleyece¤i savafl ilkelerini de “yeni askeri ilkeler” bafll›¤›yla kamuoyuna duyurdu. Hiçbir kural ve kanunu tan›mayacaklar›n› bir kez daha ilan eden ABD, di¤er ülkeler taraf›ndan tafl›nan kayg›lar›n hiçbir öneminin olmad›¤›n›, hiç kimseye vaadde bulunarak düzenleyece¤i harekat› frenlemeyece¤ini, ABD askerlerinin

mayacakt›r. ABD ve ‹ngiltere’nin yo¤un çabalar›n›n alt›nda yatan nedenler bunlard›r. ABD’nin Baflkan› Bush’un “Gerekirse tek bafl›na vuraca¤›z” yönlü aç›klamalar›n›n as›l nedeni özellikle Rusya ve Fransa baflta olmak üzere di¤er emperyalist ülkelerin operasyona ihtiyatl› yaklafl›mlar›n›n etkisini asgari düzeye çekmek içindir. Bu geliflmeyi takiben yaflanan di¤er bir geliflme de

¤ini belirterek yoksa baflka bir diyalog tercihinin yap›lamayarak bu duruma zorlanaca¤› tehdidini yapmaktan geri durmad›. Bunun yan›s›ra ABD’nin bölgeye yapt›¤› askeri sevkiyat ise tüm h›z›yla sürüyor. Savafl kurmaylar›n›n tümünü harekete geçiren ABD, bu noktada da bütçeden oldukça büyük bir pay ay›rarak kendi ülkesinde büyüyen yoksullu¤u bir kenara b›rakarak tüm sermayesini savafla seferber etmifl durumda.

ya da baflkalar›n›n öldürülme riskinin askeri harekat için yeterli bir karar olaca¤›n› duyurdu. ABD yapt›¤› bu aç›klamalarla dünyada geliflen tepkilere, baz› emperyalist ve uflak ülkelerin savafl karfl›s›nda duyduklar› tepkiye hiçbir biçimde önem vermediklerini duyurarak ne olursa olsun sald›raca¤›z tehdidini de bir kez daha yenilemifl oldu. Bu geliflmeleri takiben yaflanan di¤er bir geliflme ise 18

Ekim tarihinde BM’ye ba¤l› Ba¤lant›s›zlar Hareketi olarak ifade edilen grubun yapt›¤› toplant› oldu. Yap›lan toplant›da Irak üzerine görüfller flekillendirilerek tart›fl›ld›. Arap Birli¤i ad›na yap›lan aç›klamada Ortado¤u halklar› aç›s›ndan en önemli tehlikenin kitle imha silahlar› tafl›yan ‹srail yönetiminin oldu¤u, ancak bu gerçekli¤in görmezden gelindi¤i belirtildi. Irak BM büyükelçisi ise yapt›¤› aç›klamada ABD’nin bölgenin petrol yataklar›na sahip ç›kmak istedi¤ini belirterek Irak’› sömürgelefltirmek istedi¤ini belirtiyor. Toplant›da Türkiye her zamanki durumunu korumaya devam ederek sald›r›n›n bölgeyi daha fazla istikrars›zl›¤a sürükleyece¤inden dem vuruyor. Toplant›n›n genel atmosferi toplant›y› gerçeklefltiren ülkelerin ABD-‹ngiltere, Fransa, Rusya ve Çin olarak ikiye bölünmüfl olduklar› gerçe¤ini de gizleyemedi. ABD’nin gerek silah denetçileri gerekse de di¤er konularda bu ülkelere son zamanlarda yo¤unlaflt›rd›¤› bask›lara ra¤men bu konuda bir karar almayaca¤› yönündeki tutumunu da aç›klamaktan geri durmad›. Bu geliflmelerin yan›s›ra Bush katillikte kendisini aratmayacak ‹srail baflbakan› fiaron’la da bir görüflme yapt›. Yap›lan ikili görüflmede ABD Irak’a sald›r› konusunda fiaron’a yetki verdi. Kendilerine yönelik bir sald›r› durumunda kendilerini koruma haklar›n›n oldu¤unun belirtildi¤i aç›klamada Bush’un, baflar›lar›ndan dolay› fiaron’u tebrik etti¤i de aç›kland›. Son geliflmeler böyleyken her ne kadar savafl karfl›t› 盤l›klara kulaklar t›kanmak istense de ABD’nin sald›r› planlar›na yönelik protestolar ise büyüyerek sürüyor.


işçi-köylü 39

17

25 Ekim -7 Kasım 2002

TC savafl için seferberlik genelgesi ç›kard› Genelgede haz›rlanan planlar›n hayata geçirilmesi için, 505 milyon dolar› Dünya Bankas›n›n projeler için Türkiye’ye verdi¤i para olmak üzere iç kaynakla birlikte 1.7 milyar dolar para ayr›l›yor.

Irak’a sald›r› sinyallerinin olanca h›z›yla çalmaya bafllad›¤› bugünlerde Türk hakim s›n›flar› da kendini savafla göre ayarlaman›n telafl› içinde. MGK’n›n Irak gündemli toplanacak olmas›, meclisin yine bu gündemle ola¤anüstü toplant›ya ça¤›r›lmas›, seçimin iptal bile edilebilece¤i tart›flmalar› tüm bu telafl›n birer görüntüsü. ABD ile yap›lacak pazarl›klar, savafl için kullan›m›na izin verilecek üslerin karfl›l›¤›nda neler istenece¤i ve al›nan duyumlara göre TC’den istenmesi düflünülen askeri birlik üzerinden flekillenmektedir. Egemenler sald›r› durumunda özellikle yaflanacak ekonomik -ki bu ayn› zamanda siyasal anlamda yaflanacak krizi de beraberinde getirecek- s›k›nt›lar› efendileri ABD’ye bildirmifl ve bu konuda kendilerine güvence dilenmifllerdi. Bu noktada çok da fazla bir güvence vermeyen ABD bunun karfl›l›¤›nda taleplerini s›ralamaktan geri durmuyor. Savafla girme noktas›nda çok da hevesli olmad›¤› gibi bir izlenim çizilse de di¤er taraftan savafl için tüm haz›rl›klar ciddi olarak sürüyor. Bu haz›rl›klar kapsam›nda TC 14 Ekim tarihli bir Seferberlik Genelgesi yay›nlad›. Genelgenin amac› olarak Körfez savafl›na haz›rl›ks›z yakalan›ld›¤› için bir sürü s›k›nt› yafland›¤› özellikle de göç noktas›nda bu sefer ayn› s›k›nt›lar› yaflamak is-

temediklerini belirtiyorlar. Genelgenin içeri¤ine göre Baflbakanl›k “göç dalgas›na” karfl›, ilgili bütün birimleri alarma geçirirken Genelkurmay Baflkanl›¤› da bütün izinleri kald›rarak komutanl›klar›n “acil durum” konumuna geçmelerini istiyor. Genelgede haz›rlanan planlar›n hayata geçirilmesi için, 505 milyon dolar› Dünya Bankas›n›n projeler için Türkiye’ye verdi¤i para olmak üzere iç kaynakla birlikte 1.7 milyar dolar para ayr›l›yor. Ayr›ca gerekli önlemlerin al›nmas› ve sald›r› durumunda yaflanacak herhangi bir kriz durumuna karfl›l›k çeflitli genelgeleri inceleyen askeri kurmaylar, genelgenin yeterli olmad›¤› sonucuna vararak yenilenmesi karar› alm›fl durumdalar. Yaflanacak mülteci göçüne karfl›l›k ‹çiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan “Kriz yönetim talimatnamesi” yay›nlanarak, s›n›ra y›¤›lacak mültecilerin denetlenmesinin sa¤lanmas› amaçlan›yor. Haz›rlanan genelgenin büyük bir k›sm› mülteci sorununa ayr›larak bölgede yaflanacak bir y›¤›lma durumunda al›nacak önlemler ve sözde bu konuda yard›mlar›n nas›l organize edilece¤i belirtilmifl. K›z›lay gibi yard›m kurumlar›n› da bu duruma haz›rlayan devlet, çad›r ve malzeme gibi ihtiyaçlar›n haz›rlanmas› için talimat vermifl durumda.

Bu haz›rl›klar›n yan›s›ra Milli Savunma Bakanl›¤› 81 ildeki cip, kamyon, çekici gibi sivil araçlara sefer görev emri de ç›kartt›. ‹stanbul’da 763 cipe sefer görev emri gelirken; otobüs, kamyon, t›r, çekici gibi a¤›r ifl makinelerinin sahiplerine de haz›r olmalar› için yaz›lar gönderildi. Ayr›ca SES Genel Baflkan› ‹smail Tombul yapt›¤› aç›klamada “sa¤l›k müdürlüklerine görev sefer emirleri ç›kar›ld›. Acil bir durumda, doktor ve hemflirelerin 24 saat içinde görev yerlerine gitmeleri istenecek” diyor. Savafl haz›rl›klar›n› tüm h›z›yla devam ettiren egemenler, haz›rlanan bu genelgeyle özellikle de büyük bir k›sm›n›n mülteci sorununa ayr›ld›¤›n› da düflünürsek çizilmeye çal›fl›lan tabloda tüm iyimserli¤iyle Irak halk›n›n düflünüldü¤ü gösterilmek isteniyor. Ancak bunun sahte ve düzmece oldu¤u ortadad›r. Sa-

vafl durumunda parçalanacak yüzlerce aile, yaflad›klar› topraklar› yine savafltan dolay› terk etmek zorunda kalacaklar. Yaflanacak bu tabloya seyircili¤in ötesinde ev sahipli¤i yapan egemen s›n›flar bu durumun yarat›lmas›nda kendi rollerini bir kenara b›rakarak oluflacak mülteci y›¤›lmas›n›n haz›rl›klar›n› yapmaktalar. Askeri anlamda tüm h›z›yla sürdürülen haz›rl›klar›n küçük bir k›sm›n›n yans›t›ld›¤› genelgede TC’nin tüm kurmaylar›yla birlikte savafla haz›rland›¤›n› ve sald›rganl›¤›n da çok uzun bir döneme yay›lmayarak çok yak›n›m›zda oldu¤unu görmek mümkün. Para olmad›¤› ve sürekli krizden dem vurarak iflçi ve emekçilere verilen sefalet ücretleri ve her geçen gün biraz daha yok edilen sosyal güvenceleri binbir gerekçeyle bu duruma ge-

tiren devlet, genelgede de yay›nland›¤› gibi gerekti¤inde savafl için milyon dolarlar bularak savafla seferber edebiliyor. Emperyalistler de bu konuda musluklar› gevfletme haz›rl›¤›n› dünden daha h›zl› yapabilmekte. Tabi karfl›l›¤›nda istenilen tavizler de önemli. Emperyalistlerin ve yerli uflaklar›n›n tüm h›z›yla sürdürdükleri savafl haz›rl›klar›na karfl› biz de tüm gücümüz ve enerjimizle haz›rl›klar›m›z› yapmal›y›z. Aylard›r ABD destekli ‹srail siyonizminin Filistin’de ak›tt›¤› kan bugün Irak’da ak›t›lacak. Bu kan sadece Irak halk›n›n kan› de¤il tüm dünya halklar›n›n kan›d›r. Emperyalistlerin kendi ç›karlar› için pervas›zca sürdürdükleri bu sald›rganl›¤a karfl› ç›karak bunu durdurmak bizim elimizde. Olanlara seyirci kalmayarak sesimizi dünya halklar›n›n sesiyle birlefltirelim.

Ortado¤u Komünist Partileri ABD Ortadoğu’dan Defol Irak ve halk›n› diktatör Saddam’dan kurtarmak için bölgeye sald›raca¤›n› iddia eden ABD’ye Ortado¤u Komünist Partileri yay›nlad›klar› bir bildiriyle yan›t verdi: “Irak’taki politik sistemi demokratik bir temelde de¤ifltirme görevi yaln›z Irak halk›n›n ve onlar›n deste¤ini kazanm›fl yurtsever güçlerin sorumlulu¤udur.” Emperyalist burjuvaziye karfl› Ortado¤u halklar›n›n tek kurtulufl umudu olan komünist partileri, bölgelerindeki son geliflmelerle ilgili olarak 16 Eylül’de bir bildiri yay›nlad›lar. ABD’nin gerçek niteli¤inin ve amac›n›n belirtildi¤i, Arap rejimleri ile ilgili saptamalar›n yap›ld›¤› bildiri Ürdün, Irak, Suriye, Lübnan, Sudan ve M›s›r Komünist Partilerinin imzas›n› tafl›yor. “Bölgemizin karfl› karfl›ya kald›¤› durum, özellikle trajik 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra ABD politikalar›n›n yönlendiricili¤inde tehlikeli bir evrenin bafllayaca¤›n›n iflaretlerini veriyor. Amerika’n›n terörizme karfl› savafl›n›n ikinci aflamas› olarak Irak’› iflgal planlar›n›n, sald›r›y› meflrulaflt›rmak için kullan›lan bahane ile, yani kitle imha silahlar›ndan kurtulmakla hiçbir ilgisi bulunmuyor” denilen bildiride bu stratejinin, uluslararas› politikada yaln›z Amerikan kutbunun önderli¤ini pekifltirmeyi ve dünya kalk›nmas›n›n kaderini kontrol etmeyi hedefledi¤ine ve esas amaçlar›ndan birinin Irak’taki devasa petrol rezervlerini elde etmek oldu¤una ve sald›rganl›¤›n, “Evrensel Amerikan stratejisinin bir parças›n› oluflturdu¤una” dikkat çekildi. Bildiride Arap rejimlerine de de¤inilerek, “Özellikle diktatör Irak rejimi, kimi durumlarda ABD yönetiminin tüm planlar›n› meflrulaflt›rmas›na olanak sa¤layacak koflullar› yarat›yor. Irak’›n BM Güvenlik Konseyi kararlar›na uymas›; ABD’yi Irak’a sald›rma bahanelerinden edece¤i için Irak’a karfl› aç›lacak bir savafl› istemeyen uluslararas› güçler aras›ndaki dayan›flmay› büyütecektir. Irak’›n ayr›ca BM Güvenlik Konseyi’nin Irak’taki ‹nsan Haklar› ihlallerine iliflkin kararlar›na uymas› ve Kürt sorununa adil demokratik bir çözüm için harekete geçmesi gerekir” denildi.


25 Ekim -7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

18

2003 y›l› bütçesinde halka hiçbir fley YOK

D

ayatt›klar› IMF programlar›n›n istedikleri gibi gidip gitmedi¤ini kontrol etmek için arada bir Türkiye’yi ziyaret eden IMF Türkiye Masas› fiefi Juha Kahkonen’in son ziyareti de geçti¤imiz hafta içinde gerçekleflti. 4. gözden geçirme raporu için Türkiye’ye gelen Kahkonen’in bir önceki ziyaretinde de as›l konu IMF’nin verece¤i kredilerin seçim harcamalar›na gitmeyece¤i yönlü burjuva siyasetçilerden garanti almak amaçl› idi. Bu kez ise yine Türkiye’nin içinde bulundu¤u seçim süreci de önemli bir gündemi oluflturmakla birlikte as›l konu Türkiye’nin daha önceki raporlarda bulunan dayatmalar› yerine getirip getirmedi¤i oldu. Bu ziyaret asl›nda yeni hükümetin politikalar› ile ilgili de hepimize ip uçlar› vermektedir. Çünkü seçimlere az bir zaman kala gerçeklefltirilen bu ziyarette ileriye dönük ödevler veren IMF, oluflacak herhangi bir hükümete icraatlar›n›n emirlerini vermifl oldu asl›nda. Yani bu da göstermektedir ki hangisi gelirse gelsin uygulayacaklar› tek program bu program olmak zorundad›r. Bu dayatmalar nelerdir diye sorulursa; ilk olarak kamu daki istihdam›n azalt›l mas›n› almak gerekir. IMF’nin her niyet mektubunda özellikle dile getirdi¤i ve dayatt›¤› bu sistemin onca iflten atmalara karfl›n halen dillendirilmesi emperyalizmin gözünün hala doymad›¤›n› göstermektedir. Bunun d›fl›nda daha sonraki isteklerden en önemli olanlar aras›nda TEKEL’in özelleflti rilmesi ve de vergi refor munun acilen ç›kart›lmas› bulunmaktad›r. Ayn› flekilde 2003 y›l› bütçesi de Washington’da haz›rlanm›fl olan seçilecek

herhangi bir hükümetin ne kadar kukla bir görev alaca¤›n›n da bir göstergesi. Bu konu ile ilgili bas›na bir aç›klama yapan Maliye Bakan› Sümer Oral, seçti¤i sözcüklerde seçimlerin asl›nda hiçbir fleyi de¤ifltirmeyece¤ini kan›tl›yor. IMF dayatmalar›n› kasteden Oral flöyle söylüyor; “Türkiye’nin birinci gerçe¤i ve hedefi budur. ‹kinci hedef AB’ye entegre olmakt›r. Bunlar gözönünde bulundurularak bu program uygulanmal›d›r. Ka rarl›l›k ve titizlikle bu se çim döneminden sonra da uygulamak durumunda y›z. Bunun d›fl›nda bir tercih söz konusu olamaz.” Bu sözler asl›nda sat›lm›fll›¤›n kan›t› olarak haf›zalarda tutulmas› gereken sözlerdir. IMF’nin dayatmalar› ile her kesimden emekçi insanlar› açl›k s›n›r›n›n alt›nda bir yaflam sürmek zorunda b›rakan Sümer Oral gibileri tüm bunlara ra¤men utanmazca bir tav›r göstermekte ve Kahkonen’in gitti¤i di¤er ülkelerde y›k›m politikalar›n› en iyi flekilde uygulayan ülke olarak Türkiye’yi örnek vermesinden kendisine pay ç›kararak övünmektedir. Oysa bunu yaparak övündü¤ünü zanneden Oral asl›nda sat›lm›fll›¤› ile övünmeye çal›flan bir hain olup ç›kmaktad›r. IMF ile yap›lan görüflmeleri bas›na aç›klayan Sümer Oral’›n üzerinde en titizlikle durdu¤u konulardan birisi de özel lefltirmelerin en h›zl› bi çimde yap›lmas› idi. Özellefltirme s›ras›nda ise önce TEKEL ard›ndan da PETK‹M bulunuyor. Mevcut durumda 1.5 milyar dolarl›k kredi dilimini serbest b›rakmak için bugüne kadar yap›lan uygulamalar› yeterli bulmayan IMF özellefltirmelerin h›zlanmas›n›, iflten atmalar›n devam etmesini, sefalet ücretlerinde bir art›fl yap›lmamas›n› tembihleyerek Türkiye’yi terk etmifltir.

K‹M‹N ‹Ç‹N BÜTÇE 2003 y›l› bütçesine bakt›¤›m›zda karfl›m›za ç›kan bir di¤er gerçek de bütçe gelirlerinin %45’inin faize gitti¤idir. Toplam 143.2 katrilyon olan 2003 y›l› bütçesinden aslan pay›n› 66 katrilyon ile faiz öde meleri alm›fl oluyor böyle ce. Bu 66 katrilyon liran›n da 16.5 katrilyonu banka hortumlamalar›ndan kaynakl› faiz ödemeleri için ayr›lm›fl. Tamam›yla üretimden kopuk, borç üzerine kurulu bütçenin çarp›k olan bir di¤er yan› da henüz flimdiden 46.8 katrilyon aç›kla haz›rlanmas›d›r. Elbette ki emperyalizmin bu a盤›n› nas›l kapataca¤› sorusunun cevab› da çok zor de¤ildir; yeni vergiler, zamlar, ücret kesintileri vb... Bu bütçe asl›nda seçim meydanlar›nda ücretleri art›racaklar›n›, tar›m› destekleyeceklerini, zamlara son verceklerini söyleyenleri de yalanlamaya yetmektedir. Bütçeye bakt›¤›m›zda sosyal güvenlik için 11.6 katrilyon lira; vergi iadeleri için 2,1 katrilyon lira pay ayr›ld›¤›n› görüyoruz. Ve gördü¤ümüz bir di¤er geçek de ayr›lan bu payla vaat ettiklerinin hiçbirinin yap›lamayaca¤›d›r. Bütçenin bir di¤er gerçe¤i de faiz ödemelerinden sonra en yüksek pay›n savunmaya ayr›lm›fl olmas›d›r. Savunma Bakanl›¤› 10.8 katrilyon pay al›rken örne¤in Sa¤l›k Bakanl› ¤›’na 3.3 katrilyon, Tar›m Bakanl›¤›’na 723 trilyon ayr›lm›flt›r. Emperyalist sald›rganl›¤a sonuna dek destek vermek için ayr›lan pay sa¤l›¤a ayr›lan›n 3 kat› olmaktad›r. Bu da göstermektedir ki bu bütçe kesinlikle halka dönük de¤il emperyalizmin ç›karlar›na dönük bir bütçedir.


işçi-köylü 39

25 Ekim -7 Kasım 2002

19

Barışa değil emperyalist saldırganlığa ödül 2002 y›l› Nobel Bar›fl Ödülü ABD’nin 19771981 y›llar›nda baflkanl›¤›n› yapm›fl olan Jimmy C a r t e r ’ a verildi. Nobel Komitesi’ne Bar›fl Ödülü için önerilen 117’si birey 39’u kurulufl 156 aday aras›nda Dünya Ticaret Merkezi’ne 11 Eylül’de gerçeklefltirilen sald›r› s›ras›nda New York Belediye Baflkan› olan Rudolph Giuliani, Afganistan Baflbakan› Hamid Karzai, Papa 2. Jean Paul, ‹spanyol yarg›ç Baltazar Garzon, ABD Baflkan› George W. Bush, ‹ngiltere Baflbakan› Tony Blair gibi isimlerle Uluslararas› Savafl Suçlar› Mahkemesi gibi kurulufllar yer al›yordu. Nobel Komitesi, eski baflkan Carter’a ödülün, uluslararas› anlaflmazl›klara bar›flç› çözüm bulunmas›, insan haklar› ve demokrasinin ilerlemesi, ekonomik ve sosyal kalk›nman›n teflviki çabalar›ndan ötürü verildi¤ini aç›klarken Komite Baflkan› Gunnar Berge, 1 milyon dolar tutar›ndaki ödülün Carter’a verilmeABD Baflkan› sinin Bush’un politikalar›n› elefltiri anlam›na geldi¤ini belirtti. Jimmy Carter ise ödülün kendisine verilmesinin bar›fl ve insan haklar›n› savunan insanlar› cesaretlendirece¤ini söyledi. Carter’›n ödüle lay›k görülmesine neden olan eylemleri de flunlar; Baflkanl›¤› s›ras›nda ABD’nin dikta rejimlerine “hoflgörülü” tutumuna karfl› ç›kmak, Baflkanl›¤› sonras› Haiti, Kuzey Kore gibi Amerikan emperyalizmi için sorunlu bölgelerde “bar›fl” için çaba harcamak, kurdu¤u Carter Vakf› arac›l›¤›yla Afrika K›tas›nda yard›m çal›flmalar›nda bulunmak, yine Pe-

ru ve Do¤u Timor gibi ülkelerde seçim gözlemcili¤i yapmak. Ve nihayet Irak’a sald›r› içeren Bush politikas›na karfl› ç›kmak. Gerçekte kim taraf›ndan verilirse verilsin ad› bar›fl olan bir ödülün eski bir ABD Baflkan›na verilmesi dünya halklar›na karfl› yap›labilecek en

Salvador’ da komünistlere karfl› mücadelede ABD bizzat müdahil askeri güç olarak cepheN i k a r a g u a ’da deydi. Sandinist’lere karfl› Contralar örgütleniyor, silah mühimmat ve ekonomik olarak ABD taraf›ndan destekleniyordu. Kuzey Kore ve Küba’ya uygulanan ambargo ve

bunlar Jimmy Carter’›n 4 y›ll›k baflkanl›¤› s›ras›nda gerçekleflen olaylardan küçük bir kesit oluflturmaktad›r. Ne ABD’nin, ne de Carter’›n dünya halklar›na karfl› iflledi¤i suçlar saymakla bitmez. Bunca suçu iflleyen veya ifllenmesine göz yuman bir kiflinin “bar›fl ödülü” al-

büyük yüzsüzlüktür. ABD’nin bugünün dünyas›ndaki ifllevi ve misyonu ne ise 20. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndaki misyonu ve ifllevi ayn›d›r. Nas›l ABD bugün kendini dünyan›n jandarmas› ilan etmifl ve demokrasi ve insan haklar›n› sözde korumak u¤runa dünyay› kana boyuyorsa dün de “komünizme karfl› mücadele” ad›na dünyay› kana boyamaktayd›. Carter da bu eski dünyan›n yöneticilerinden biriydi. fiili’de Pinochet diktatörlü¤ü iflkence ve katliamlar›n› ABD silah ve teknolojisiyle gerçeklefltiriyordu.

dahas› halk›n beslenmesini sa¤layacak tar›msal alanlara biyolojik sald›r›lar yap›l›yordu. Ortado¤u’da M›s›r ve ‹srail bar›flt›r›larak Arap cephesi bölünüyor ve bu sayede ‹srail, Filistin halk›na karfl› katliam üzerine katliam yapabiliyordu. Arjantin’ de faflist darbecileri destekleyen ve Türkiye’de 12 Eylül AFC’sini bizzat planlayan da Carter’›n Savunma Bakanl›¤›’d›r. Peru ve Guatemala ’n›n katliamc›, iflkenceci asker ve polislerini de e¤iten yine Carter’›n Savunma Bakanl›¤›’d›r. Ve bütün

mas›na neden oldu¤u savlanan faaliyetleri de insanl›¤›n hayr›na de¤ildir. Carter nas›l baflkanl›¤› döneminde Amerikan emperyalizminin ç›karlar› için çaba harcam›flsa baflkanl›¤› sonras›nda da ayn› emperyalist amaçlar u¤runa çaba harcam›flt›r. Kurdu¤u vak›f arac›l›¤›yla Afrika K›tas›nda yard›m çal›flmas›nda bulunmas› Afrika halklar›na duydu¤u sevgi ve sayg›n›n bir sonucu de¤il tam aksine Amerikan emperyalizminin kara k›tay› sömürgelefltirmesine hizmet etmek amac›ylad›r. Önce Afri-

ka’n›n tar›msal üretim sistemini y›km›fllar, savafllar ve kurakl›klar sonucu açl›kla pençeleflen insanlara süt tozu yard›m›nda bulunmufllard›r. Carter gibilerin Afrika’ya yapabilecekleri tek yar d›m k›tay› silahlar›yla, yard›m kurulufllar›yla ta mamen terk etmeleridir. Ancak o zaman kara k›ta yaralar›n› sarabilecek yetene¤e kavuflacakt›r. Yine Carter’›n Bush’un sald›rgan politikas›n› desteklememesinin hiçbir anlam› yoktur. Zira ayn› Carter bugünün ABD baflkan›n›n devirmeye çal›flt›¤› Saddam Hüseyin’i kendi döneminin “Sapk›n Ortado¤ulusu” Humeyni rejimine karfl› k›flk›rtm›fl, silah ve teknoloji olarak destekleyerek ‹ran topraklar›na sald›rmas›n› sa¤lam›flt›r. 10 y›l süren ‹ran-Irak savafl›n›n asli sorumlusu bizzat Carter yönetimidir. Bugün Bush politikas›na karfl› ç›k›fl› bar›fl› ve insanl›¤› sevmesi de¤il mafla varken elini yakman›n gereksizli¤ine inanmas›ndan gelen yöntem farkl›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. Az buçuk ak›l ve vicdan sahibi herkes bilmektedir ki Jimmy Carter bar›fl ödülüne de¤il, iflledi¤i suçlar nedeniyle yarg›lanmaya ve cezaland›r›lmaya lay›kt›r. 1980 AFC’si nedeniyle ülkemiz çeflitli milliyetlerden halk›na karfl› ifllemifl oldu¤u suçlar tek bafl›na, cezaland›rma için yeterlidir. Nobel Komitesi’nin bu azg›n sömürgeci liderin ellerini y›kama çabas› tamamen bofl bir çabad›r. Dünya halklar› sömürgeci emperyalizme karfl› mücadelelerini büyüterek, zaferle taçland›racak güce ve yetene¤e sahiptir.


25 Ekim -7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

20

Köylüye y›k›m, emperyalist flirketlere kâr Son süreçte devletin tar›ma yönelik sald›r›lar› h›z›ndan hiçbir fley kaybetmeden devam etmektedir. Köylü düflman› yüzünü her f›rsatta gösteren devletin, alt›na geçti¤imiz y›l imza att›¤› birçok y›k›m yasas›n›n sonuçlar› yeni yeni ortaya ç›kmaktad›r. Örne¤in tütün yasas›, fleker yasas› ve son olarak da 4572 say›l› kanunda yap›lan de¤ifliklikler. Tüm bu konularla ilgili Türkiye Tar›m Vakf› Genel Baflkan› Abdullah Aysu’nun görüfllerini ald›k. -Türkiye tar›m›n›n hangi aflamalardan geçerek bugün bulundu¤u tasfiye sürecine girdi¤ini özetleyebilir misiniz? Genel olarak bakt›¤›m›zda tar›m sektörü flu anda tasfiye edilmek isteniyor. Tasfiye sürecine giren tar›m sektörü bu yolda h›zla yol al›yor. Bu tasfiye as›l olarak IMF ve DB denilen araçlarla yap›lmaktad›r. AB aç›s›ndan bakt›¤›m›zda onun da di¤erlerinden pek bir fark› yoktur. Bu iki oluflum daha çok 1980 sonras› gündeme oturmufl olsa da Türkiye ile iliflkileri çok daha önceki senelere dayanmaktad›r. Biraz geriye gidip bakt›¤›m›zda 1945 y›llar›nda Türkiye’ye üretim girdilerinde d›fla ba¤›ml› bir tar›m ülkesi olma rolünün verildi¤ini görüyoruz. Bu noktadan bakt›¤›m›zda Türkiye geri b›rakt›r›lacak ülkeler statüsüne girmektedir. Yani geliflmifl ya da az geliflmifl de¤il özellikle geri b›rakt›r›lm›fl bir ülkedir. Türkiye’ye neden böyle bir statü verildi diye sorulacak olursa bunun cevab› Marshall Plan› ile Avrupa ülkelerini besleme görevinin Türkiye’ye verilmifl olmas›d›r. O dönemde Türkiye’ye “üreteceksin ama girdide kesinlikle d›fla ba¤›ml› olacaks›n” deniliyordu. Yani ‹talya’ya traktör ürettirilirken Türkiye ondan traktör alacak ve öyle üretecektir. Özet haliyle Türkiye’yi üretim girdilerinde d›fla ba¤›ml› bir ülke haline getirmenin ad›mlar› at›l›yordu. Verilen görev de buydu zaten. Yani Türkiye yeni de¤il 1950’li y›llarda DB ile tan›flm›flt›r. O dönemde DB Türkiye’ye tar›msal depolamaya yönelik krediler vermiflti. Bu

tam da Türkiye’ye verilen görevlere uygun bir kredi idi. Çünkü Türkiye tah›l ve hububat üretip Avrupa’ya bakacakt›. Ve bu ürünleri depolamas› gerekmekte idi. O dönemde bunun gibi verilen di¤er kredilere de dikkat edersek hepsinin üretimi gelifltirecek krediler oldu¤unu görürüz. Çünkü verilen görev Avrupa’n›n beslenmesi idi. 1975’ten sonra ise art›k tar›m› desteklenen bir ülke olmaktan ç›kar›laca¤›m›z›n ilk sinyalleri verilmeye baflland›. Niye 75’ten sonra bu tür de¤ifliklikler oldu? Bize “tar›m ülkesi olun” dedikleri dönemden itibaren geliflmifl ülkeler, tar›mlar›n› ve sanayile-

bafllad›lar. Çünkü Kanada’da bu¤day da¤lar› oluflmufltu, Avrupa’da et buzullar›, süt nehirleri oluflmufltu. Ve bunlar› harcayacak pazarlara ihtiyaç duyuyorlard›. Bu nedenle küreselleflme ad› alt›nda tüm yoksul ülkelerin üstüne bir kabus gibi çöktüler. -Emperyalizmin ç›karlar› için verilen bu kredilerin iyi ya da kötü di¤er sonuçlar› ne olmufltur? Bu kredilerin asl›nda hem iyi hem de kötü sonuçlar› oldu. Kapal› olan Türkiye tar›m› pazar ile bulufltu. Bir miktar teknoloji kullan›ld›. Ve bu, üretimin artmas›na neden oldu. Ancak bir yandan çay›r ve

dular ya da azaltt›lar. Yani kontrol tamamen onlar›n ellerinde oldu¤u için her karar da onlar›n karar› olmaktad›r. K›sacas› ald›¤›m›z her tar›msal kredi bizi biraz daha ba¤›ml›laflt›ran krediler olmufltur. Daha sonraki y›llarda da ayn› flekilde verilen krediler bizi bir ad›m daha geriye götüren krediler olmufltur. Yani hepsi as›l olarak ürettirmemeye yönelik kredilerdir. -Emperyalizmin bizim gibi ülkelere dayatmalar›n›n neler oldu¤una ve sonuçlar›na de¤inebilir misiniz? Örne¤in tar›msal destekler kald›r›lacak, sübvansiyonlar kald›r›lacak, taban fiyat uygu-

IMF ve DB’nin bütün talimatlar›n› uygulad›¤›m›z andan itibaren tar›m›m›z› tam anlam› ile bitirmifl oluruz.

Biz GB’ye onlar›n dayatmalar›n› kabul ederek girdik. Ve bu anlaflman›n 4 y›lda Türkiye’ye bedeli 53 milyar dolar olmufltur.

Türkiye tar›m› derhal ele al›n›p tekrar incelenmelidir. IMF ve DB’nin dayatmalar› kabul edilmemelidir.

rini efl zamanda, ayn› zamanda gelifltirdiler. Bu geliflmenin sonucu olarak da giderek ellerinde stoklar oluflmaya bafllad›. Bu stoklar›n sonucunda pazar bulmalar› gerekiyordu. Bunun için de bir tak›m dayatmalar› Türkiye’ye getirmeye

meralar yok edilirken bir yandan da öz itibar› ile Türkiye’nin kendi iç dinamikleri ile geliflen bir durum olmad›¤› için ba¤›ml›l›¤› da gelifltirdi. Bu tamamen d›fla ba¤›ml› bir geliflme oldu. Öyle oldu¤u için de zaman› gelince durdur-

lamalar›ndan vaz geçilecek, tar›msal kredi faizleri yükseltilecek gibi uygulamalar IMF ve DB taraf›ndan dayat›lan politikalard›r. Bunlar›n tamam›na bakt›¤›m›zda hepsinin üreticinin üretmemesi için dayat›ld›¤›n› görüyoruz. Özel-

likle tar›msal K‹T’lerin özellefltirilmesi bir anlamda devletin kendini ortadan kald›rmas› ve üretici ile tüketici aras›ndaki rolünü unutup kendi yerine uluslararas› büyük tar›m flirketlerini koymas› anlam›na gelmektedir. Destekleme al›mlar› için de durum ayn›d›r. Örne¤in Avrupa ülkelerinde tar›m mutlaka desteklenmektedir. Mesela ABD’de en son 94 milyar dolar, AB ülkelerinde ise 127 Euro destek verilmifltir. Burada çok ikiyüzlü bir politika izlenmektedir. Bu bir anlamda ülkeleri tanks›z, topsuz iflgal etmek anlam›na gelmektedir. -Desteklerden bahsetmiflken DGD ile ilgili de devletin oldukça ikiyüzlü bir politikas› mevcut. Bunu da biraz açar m›s›n›z? Bunun do¤rusu da flöyledir. IMF “bütün tar›msal destekleri kald›r›n, yerine sadece DGD’yi verin” demektedir. Bunun dünya üzerinde baflka bir örne¤i daha yoktur. Oysa bize DGD’yi tek bafl›na uygulamay› dayatan ülkelere bakt›¤›m›zda onlar›n bunu üretim planlamas› olarak kulland›¤›n› görüyoruz. Di¤er desteklerin yan›nda bunu da ek bir destek olarak vermektedirler. Bunun anlam› fludur; diyelim ki tütün ekiyorsunuz. Ancak tütün ekimi fazlalafl›nca devlet size diyor ki; “bu sene Manisa civar›nda bunu ekmeyin, üzüm ekin” ve bundan do¤an zararlar› da üreticiye DGD’yi vererek kapat›yor. DGD budur. Genel anlam› ile de bu biçimde uygulanmas› gerekir. Bu anlam› ile ayn› zamanda sosyal bir yard›md›r. Bizde ise bütün destekler kald›r›larak DGD’nin tek bafl›na verilmek istenmesi üreticileri üretemez


işçi-köylü 39 hale getirmenin bir arac›d›r. Tepki duyan üreticilerin tepkilerinden kaynakl› onlar›n a¤z›na bal çalmak olarak da düflünebiliriz. Ayn› zamanda üreticiye verilen bir sus pay›d›r. Ayr›ca bu uygulamadan da büyük pay› yine toprak a¤alar› almaktad›r. Çünkü sahip olunan arazi baz›nda ödemeler yap›lmaktad›r. Bu kabul edilebilir bir uygulama de¤ildir. Ve Türkiye tar›m›n› iddia edildi¤i gibi asla gelifltirmeyecektir. Derhal vazgeçilmelidir. -Tüm bunlar›n geliflim seyri nedir? Elbette ki tüm bunlar bir gecede olup bitecek fleyler de¤ildir. Her fley planl› ve programl› yap›lm›flt›r. Örne¤in Tar›m ve Köy ‹flleri Bakanl›¤›’na 1984 y›l›ndan itibaren ödenek ayr›lmam›fl ve böylece üreticiden uzaklaflmas› sa¤lanm›flt›r. Gübrenin, ilac›n ve di¤er bütün girdilerin fiyat›n› belirlemek sat›c›n›n insaf›na kald›. Bugün Tar›m Bakanl›¤›’n› kapatsan›z ve bir sene sonra gidip köylülere sorsan›z eminim hiçbirinin bu kapat›lmadan haberi dahi olmayacakt›r. O kadar ilgisiz bir duruma getirilmifltir. Orada kendi kendine duran, konuflan, sadece resmi ifllerini yapan bir bakanl›k durumundad›r. Bir ifllevi yoktur. Bunu Tar›m Bakanl›¤›’n›n kendisi dahi “Türkiye tar›m› batm›flt›r” diyerek özetlemektedir. Yine daha önceki y›llarda ziraat odalar› ile ilgili kanunlar da ç›kart›larak gerekli önlemler al›nm›flt›r. 1984 y›l›nda devlet ziraat odalar›n›n yasas›n› de¤ifltirdi. Yeni yasaya “Ziraat odalar› kurulufl amaçlar› ve kanunda belirtilenler d›fl›nda hiçbir faaliyet gösteremez. Kendilerine kanunla verilen görevlerin yerine getirilmesi ile ilgili olmayan toplant› yapamaz, gösteri yürüyüflü düzenleyemez ve siyasetle u¤raflamazlar” cümleleri eklenmifltir. Bu baflka bir deyiflle tüm olup bitenler karfl›s›nda ziraat odalar›n›n elinin kolunun ba¤lanmas› anlam›na gelmektedir. -Tüm bu geliflmelerde özellefltirmenin rolü ne oldu? TEKEL, EBK, SEK ve yem sanayinin özellefltirilmesi “çiftçi dostu” olarak geçinen Tansu Çiller döneminde olmufltur. Örne¤in yem sanayi özellefltirildikten sonra yem fiyatlar› yüksek oranda artm›flt›r. SEK özellefltikten hemen sonra da süt fiyatlar› birden bire düflmüfltür. Ve üretici bu politikalarla üretemez hale

25 Ekim -7 Kasım 2002

21 getirilmifltir. Bu kurumlar özellefltirilmeden önce biz bu alanlarda kendi kendine yeter bir ülke konumunda idik. Ancak flu an bu özellefltirmelerden sonra silah al›m›ndan sonra bütçede en çok pay ay›rd›¤›m›z et ve et mamulleridir. Uygulanan politikalar bizi bu derece geri durumlara getirmifltir. -Son dönemlerde f›nd›kta sonuçlar› ortaya ç›kan 4572 say›l› kanunun getirileri neler olacakt›r? Geçen y›l Fiskobirlik baflkan› para olmad›¤› için al›m yapamayaca¤›n› aç›klam›flt›. Ama o dönem kimse bu söylenenleri ciddiye almam›flt›. An-

“biz size kredi veririz ama tüm iflçilerinizi atarsan›z. Arsalar›n›z› satarsan›z ve tüm flirketlerinizi özellefltirirseniz” demeye bafllad›. Bu koflullar yerine getirildi¤i koflullarda ise zaten kooperatifler sadece tabela olarak kalacakt›r. Borçlar silinmedi¤i için zarar ediyormufl gibi görünen bu kurumlara hiçbir banka kredi vermemektedir. Bu sene f›nd›kta bu olay yaflanm›flt›r. Bu noktada yeni bir ek madde de iflleri iyice zorlaflt›rd›. Bu da diyor ki “kooperatif ya da birliklere devlet ya da di¤er kamu kiflilerinden herhangi bir mali destek sa¤lanamaz. Bir ülke düflünün nüfusunun

ha önceki dönemlerde köylünün sözleflme yapt›¤› devletti. Ancak son geliflmelerle birlikte sözleflmeli çiftçilikte köylü sözleflmesini yabanc› ve yerli flirketlerle yapmaktad›r. Burada bütün risk köylüye ait. Kâr ise uluslararas› flirketlere ait. Devlet üretici ile flirketler aras›na girmiyor. Bu uygulama insanlar› çift kimlikli olmaya itiyor. Bir yandan Türkiye Cumhuriyeti’nin verdi¤i kimlik bir yandan da flirket ile yap›lan sözleflmenin karnesi. Ama ekonomik olarak flirkete göbekten ba¤l› oldu¤u için flirket vatandafll›¤› öne ç›kar diye düflünüyorum. -AB ve tar›m konusunda

cak f›nd›k sezonu gelip çatt›¤›nda ve fiyat hala verilmedi¤inde ortal›k kar›flt›. ‹flte bu sene böyle olmas›n›n nedeni budur. Bu kanunla flöyle bir yöntem gelifltirdiler. Bizim de onaylad›¤›m›z bir talep vard›. O da birliklerden devletin çekilmesi, yöneticileri üreticinin atamas› idi. Bu demokratik bir taleptir. Devlet de bunu yapt› gibi göründü. Ama yasaya bir de “yeniden yap›land›rma” gibi bir ek getirdi. Bu kurullar kooperatifin tamam›n› yönetmeye bafllad›. Bu yasaya göre 2000 y›l›na kadar kooperatiflerin tüm borçlar› silinecekti. Ayn› y›la kadar ç›kar›lan tüm iflçilerin k›dem tazminatlar› ödenecekti. Ama yeniden yap›land›rma kurullar› ayn› IMF ve DB gibi yapt›. Bu kurul da

% 40’› tar›mla u¤raflacak ve devlet tar›m› desteklemeyecek. -Bu noktada karfl›m›za sözleflmeli çiftçilik de ç›kmakta. Bu kara tablo içinde insanlar›n akl›na flöyle bir soru gelebilir; Biz üretmeyince bu mallar› nas›l alacaklar? Onun da çözümü var. Diyorlar ki “sen üreteceksin ama ilk önce bir gard›n düflecek. Teslim olacaks›n, benim dedi¤im flekilde üreteceksin. Benim ek dedi¤imi ekeceksin, benim ekme dedi¤imi ekmeyeceksin.” O zaman insanlar uluslararas› flirketler için üretmifl olacak. Buna da sözleflmeli çiftçilik deniyor. Bu uygulama ilk kez tütünde denendi. Bu asl›nda yeni birfley de¤il. Da-

neler diyeceksiniz? AB ülkelerine bakt›¤›m›zda kendi tar›mlar›n› desteklediklerini görüyoruz. Ama AB de kendi içinde bundan böyle kat›l›mc› ülkeler aras›nda ayr›m yapacakt›r. Zengin ve fakir diye. Ancak biz, bize dönük olan yüzüne bakt›¤›m›zda “siz IMF ve DB politikalar›n› aynen uygulay›n” dedi¤ini görüyoruz. Zaten IMF ve DB’nin bütün talimatlar›n› uygulad›¤›m›z andan itibaren tar›m›m›z› tam anlam› ile bitirmifl oluruz. Tükenmifl oluruz. Ondan sonra bir de AB vatandafll›¤› araman›n zaten bir anlam› olmaz. Çünkü zaten baflka bir ülkenin vatandafl› olmufl oluruz. AB’nin etkilerine varmak için Gümrük Birli¤i anlaflmas›n›n etkilerine

bakmak yeterli olur. Biz GB’ye onlar›n dayatmalar›n› kabul ederek girdik. Ve bu anlaflman›n 4 y›lda Türkiye’ye bedeli 53 milyar dolar olmufltur. -Sonuç olarak çözüm önerilerinizi alabilir miyiz? Bu yaflananlar Türkiye’yi öyle bir hale getirmektedir ki 20 milyona yak›n insan köylerde yaflayamayarak flehirlere göç etmekte ve flehirlerin etraf›nda öbeklenmektedir. Medeniyete 1 km yak›n ve onlarca y›l uzakta olan bu insanlar pimi çekilmifl bir bomba gibidir. Türkiye tar›m› derhal ele al›n›p tekrar incelenmelidir. IMF ve DB’nin dayatmalar› kabul edilmemelidir. Yine bu politikalar sonucunda oluflan tahribatlar›n derhal onar›lmas› gerekmektedir. Özellefltirmeler derhal iptal edilmelidir. Bunun için de ciddi bir iradeye gereksinim vard›r. S›kça baflvurulan bahane “kayna¤›m›z yok “ bahanesidir. Ancak bizim kayna¤›m›z vard›r. Ve de yeterlidir. Türkiye’nin DB ve IMF’ye borcu yoktur. Borcu olanlar bankalard›r ve uluslararas› müteahhitlerdir. Bu iradeyi göstermek çok önemlidir. Bunun için de en önemli flart örgütlü bir toplumdur. Çözüm önerilerimi s›ralarsam; 1- Madem ki bu ülkede sözleflmeli çiftçili¤i dayat›yorlar o zaman sözleflmelerde iki taraf olur. O zaman üreticiler de kendi örgütleri ile birlikte sözleflme masas›na oturabilmelidir. Ve sendikac›l›k gerekmektedir. Ama ifl kolu sendikac›l›¤›; yani üzüm üreticileri sendikas›, pancar yetifltiricileri sendikas›, tütün üreticileri sendikas›, ayçiçe¤i üreticileri sendikas› vb. Bunlar›n hepsinin sendika merkezleri olur ve sözleflme masas›na sendika oturur ve bir sorun oldu¤unda ise sendika mahkemeye baflvurur. 2- Ziraat odalar›n›n antidemokratik yasalar› de¤iflmelidir. Yönetimlere üye olunmal› ve yönetimler ele geçirilmelidir. 3- Tar›m sat›fl kooperatiflerindeki “yeniden yap›land›rma kurullar›” kovulmal›d›r. Her zaman yasalar herfley de¤ildir. Meflruluk çok önemlidir. 4- Ziraat odalar›n›n yönetimleri demokratiklefltirilmelidir. Bu dört madde Türkiye tar›m›n› yeniden aya¤a dikmeye yetecektir.


25 Ekim -7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

22

ABD’nin “Bar›fl Adam›” fiaron katletmeye devam ediyor Ortado¤u’ya oradan Pasifik’e uzanman›n derdiyle savafl start›n› veren ABD Afganistan halk›n›n kan›yla doymad›, s›ra Irak halk›n›n kan›nda. Efendisi ABD ile ayn› performansta katletmeyi beceren ‹srail de Filistin’i iflgaliyle yine kan dökmeye doymuyor. Geçti¤imiz hafta 8 Ekim günü bir Hamas militan›n›n evini kuflatan ‹srail askerleri militan›n yafll› annesini ve bir komflusunu öldürdü. Bunun üzerine sald›r›y› protesto eden

zorlayan ‹srail askerleri ayn› gece yaral›lar›n kald›r›ld›¤› hastaneye de sald›rarak birçok sa¤l›k görevlisini yaralad›, yüzlerce Filistinli’yi gözalt›na ald›. Ayn› günlerde Filistin’i tam iflgal sinyallerini veren fiaron “terörist faaliyetleri önlemek” ad›na yapt›¤› Han Yunus katliam›n› dünyan›n gözleri önünde savundu. Gazze’de hastanelere yap›lan sald›r›lar›n ard›ndan 12 yafl›ndaki k›z çocu¤unun öldü-

raland›. Bir yanda topraklar›n› savunmak için çocuk yaflta katledilen Filistinli çocuklar, gençler, evlatlar› militan oldu¤u için sürgün edilen, kurflunlanan, evleri y›k›lan Filistinli aileler ve bu siyonist vahfletin mayalad›¤› öfkeyle çekilen pimlerden saç›lan parçalarla ölen ‹srailliler. Ve bunca kan›n-vahfletin bafl aktörü fiaron. 2001 Mart’›ndan bu yana efendisi ABD’den emir almak üzere 8 kez ABD’ye giden fiaron ABD taraf›ndan

vazlanan ‹srail, bu jestlerin(!) ard›ndan Filistinlileri Ürdün’e sürme planlar›n› daha rahatça dillendirir oldu. Dünya kamuoyu önünde ikiyüzlü halk düflmanl›¤›n› çeflitli manevralar›yla sürdüren ABD’nin, Irak sald›r›s› öncesi Arap dünyas›n›n tepkisini azaltmak için ‹srail’e, Filistin’e yönelik ekonomik k›s›tlamay› hafifletme emri vermesi ise ABD’nin Ortado¤u üzerindeki planlar›n› deflifre edecek en bariz oyun olarak alg›-

Filistinli gerillalar Gazze sokaklar›nda çeflitli eylemler yapt›lar. Rutin sald›r›lar›na “mazeret” bulan ‹srail ise onlarca tank, helikopter ve askerlerle kalabal›¤› yayl›m atefline tuttu. Filistin halk›n›n direnifl tarihine Han Yunus katliam› olarak geçen bu sald›r›da karadan da f›rlat›lan füzelerle 8 Filistinli öldü, 115’i yaraland›. Bu vahfletinin s›n›rlar›n›

rülmesi 10 Ekim günü Gazze flehrindeki Refah mülteci kamp›na giren ‹srail askerlerinin 2 Filistinli’yi öldürüp 10’unu yaralay›p, 70’ini esir almas›, Filistinli örgütlerin tekrar eylem ça¤r›s› yapmalar›na vesile oldu. Tüm bunlar›n ard›ndan ‹srail’in baflkenti Tel-Aviv’de gerçekleflen intihar eyleminde bir ‹srailli ölürken 16’s› da ya-

utanmazca “Bar›fl Adam›” ilan edildi. fiaron son ABD gezisinde ABD’nin Irak sald›r›s› konusunda ‹srail’i daha çok yedekleme çabas›yla sald›r›dan üç gün önce ‹srail’e haber verme sözünü ald›. Bu söze ek olarak ABD, Irak Özel Dan›flmanl›¤›’na eski bir MOSSAD flefini görevlendirdi. ABD baflkan› George W. Bush taraf›ndan s›rt› iyice s›-

lanmal›d›r. Filistinli örgütlerin bu sahtekar aç›klamalara cevab› ise 15 Ekim günü yeni bir intihar eylemi oldu. ‹sraillilerin bulundu¤u bir otobüse yönelik yap›lan intihar eyleminde 5 ‹srailli yaraland›. Bu son intihar eylemi üzerine 18 Ekim günü Bat› fieria’n›n Refah kasabas›ndaki mülteci kamp›na giren ‹srail askerleri, 2’si çocuk, 2’si ka-

d›n toplam 8 kifliyi öldürdü, 60 Filistinli’yi de yaralad›. Sald›r› ard›ndan aç›klama yapan ‹srailli yetkililerin sözleri ise yine bildikti, “savunma(!)”... ‹srail’in savunma(!) ad›na sivil Filistinlilere yöneltti¤i bu sald›r›larda kulland›¤› tanklar ve makinal› tüfeklerden rastgele evlere aç›lan atefller, ‹srail’in nas›l bir savunma anlay›fl› oldu¤unu ortaya koyuyor. TANK MODERN‹ZASYONU ‹HALES‹N‹N ALTINDA YATAN “STRATEJ‹K ‹L‹fiK‹LER” TC’nin ‹srail’le yapt›¤› tank modernizasyonu anlaflmas›n›n stratejik amaçlar› anlaflman›n yap›ld›¤› IMI flirketinin yönetimi taraf›ndan itiraf edildi. Filistin halk›na s›k›lan kurflunlar›n, at›lan füzelerin finans›n› sa¤lamaktan öte birfley ifade etmeyen bu ihale eylül ay› sonunda resmen imzalanm›flt›. ‹haleye göre 5 y›l içinde 170 adet M-60 ve A-3 tipi tank modernize edilecekti. ‹srail Maliye Bakanl›¤›, Türkiye’nin ‹srail’e verdi¤i dev tank modernizasyonu ile IMI flirketinin zarar edece¤ini aç›klad›. TC 687 milyon dolarl›k bir maliyetle ifli ucuza kapatt›¤›n› dillendirirken ayn› zamanda ‹srail siyonizmine ak›taca¤› mermi paras›n›, 770 tank› daha projeye dahil etmek çabas›yla art›rmak derdinde. ‹flte ABD’nin ‹srail ve Türkiye üzerinde oynad›¤› oyunun aç›k resmi. ABD yönetimi projeye sadece mali aç›dan bakmad›¤›n›, ‹srail’in yapaca¤› zarar›n “stratejik iliflkilere” de¤ece¤ini belirtti. Bu ticari anlaflma ve ihalelerle yakalanmas› hedeflenen “stratejik iliflkiler” ABD’nin Ortado¤u’da ak›tt›¤› kan›n oluklar›n› geniflletecek ve TC’nin dünya halklar› karfl›s›nda ABD ve ‹srail’den yana oluflu, kendi sonunu h›zland›rmaktan baflka bir ifle yaramayacakt›r.


işçi-köylü 39

23

25 Ekim -7 Kasım 2002

F‹AT’ta iflçi k›y›m›na karfl› iflçiler direniyor 1899 y›l›ndan bu yana otomotiv sektöründe hizmet veren, ‹talya’n›n ulusal de¤eri olarak kabul edilen Fiat, iflçi k›y›m›na gidiyor. Fiat fabrikalar›nda 55 bin iflçi çal›fl›yor. Yeniden yap›lanmaya giden Fiat, her 5 iflçisinden birisini ç›kart›yor. 8100 iflçisini 2003 y›l› sonuna kadar ç›kartacak olan flirket, Fiat Aroso (Milano) ve Termini ‹meresel (Malermo) adl› fabrikalar›n› da kapatarak küçülmeye gidecek. Fiat geçti¤imiz may›s ay›nda da ikibin sekizyüz seksen yedi iflçisini iflten ç›karma karar› alm›flt›. Fiat’›n küçülmeye gitme karar›na bir aç›klama getiren ‹talya Baflbakan› ve D›fliflleri Bakan› Silvio Berlusconi en önemli endüstrimiz fabrikalar›n› kapatmak zorunda olduklar›n› ilan ediyor. Bunu önlemeyi, alternatif çözümler bulmay› umuyoruz. Elbette ki binlerce vatandafl›m›z› iflsiz b›rakmayaca¤›z” derken hükümetin ifl yasas›n›n 18. maddesindeki de¤iflikli¤i (hükümetin ifl güvencesini ortadan kald›rmaya çal›flmas›) CISL ve UIL gibi iki önemli iki sendika yöneticilerini kendi yanlar›na çektiklerine

hiç de¤inmedi. Berlusconi kendilerini iflçilerin taraf›ndaym›fl gibi gösterirken, Fiat Oto Baflkan› Paolo Fresco ve CEO’su Gabriele Galletii, iflçi ç›karma konusunu karara ba¤lamak için sendika baflkanlar›yla görüflmeye gittiler. Bu geliflmeler üzerine Fiat’›n Terminal Impreso (Pallermo) fabrikas›ndaki yaklafl›k 80 bin iflçi aileleriyle birlikte meydana indi. Meydanlarda iflçiler Palermo-Messina tren yolunu da ulafl›ma kapatt›lar. ‹flçiler daha sonraki günlerde de eylemlerine devam ettiler. 18 Ekim Cuma günü ‹talya’n›n 12 kentinde bir milyona yak›n iflçi, flalter indirerek meydanlara akt›. Greve ö¤retmen, ö¤renci, muhalefetteki, sol, komünist ve Yefliller Partisi yetkilileri de destek verdi. CGIL greve kat›l›m›n %90’lara vard›¤›n›, Fiat fabrikalar›ndaki kat›l›m›n ise %76 oldu¤unu bildirdi. Bir milyon iflçi alanlardayken uçak, tren, otobüs metro vb. araçlar sabah saat 09:00’dan akflam saat 18:00’e kadar çal›flmad›.

Avustralya’da savafl karfl›t› gösteri Avustralya’da 13 Ekim günü Vietnam Savafl›ndan bugüne kadarki en büyük

savafl karfl›t› eylem gerçeklefltirildi. 30 bin kiflinin kat›ld›¤› gösteride Endonez-

ya’n›n Bali adas›ndaki bombalama sald›r›s›n› protesto etmek için 2 dakikal›k sessizlik eylemi yap›ld›. Yap›lan konuflmalarda Washington’›n Irak sald›r›s›n›n gerçek nedenlerinin ekonomik ve politik oldu¤unun alt› çizilerek; ‘Bu ne kitle imha silahlar›yla ne de insan haklar›yla ilgilidir. Bu tamamen stratejik ç›karlar ve petrolle ilgilidir’ denildi. Vietnam Savafl›nda Avustralya askerlerinin ABD’nin yan›nda savaflmas› da yayg›n savafl karfl›t› protestolar› atefllemiflti.

Afrika halklar›na yard›m aldatmacas› Greenpeace ve Actionaid adl› kurulufllar yapt›klar› aç›klamalarda insani yard›mlar›n yoksul Afrika halk›n› tehdit etti¤ini ortaya koydu. ABD taraf›ndan yap›lan yard›mla, sadece ABD topraklar›nda üretilen ve gene-

tik müdahale görmüfl ürünlerin sat›n al›nmas› koflulunun dayat›ld›¤›n› belirten çevre örgütleri, bu sayede dünyada pazar bulamayan bu g›dalar için bir pazar aç›ld›¤›n› vurguluyorlar. Yine Greenpeace taraf›ndan ya-

p›lan aç›klamaya göre bu yard›m Swaziland, Lesotu ve Mozambik taraf›ndan kabul edilmifl durumda. Ancak Zombiya, Malavi ve Zimbabve ABD yard›m›n› kabul etmedikleri için bu ülkelere ABD taraf›ndan bask› ya-

p›l›yor. ABD yard›m›n› kabul etmeyen ülkeler, yoksul çiftçilerin ABD’den ithal edilen tohumlar› ekece¤ini, bunun da çevreyi ve gelecekteki g›da üretimini olumsuz etkileyece¤ini belirtiyorlar.

Malezya’da Bush ve Blair’› protesto Malezya’da 11 Ekim günü yüzlerce savafl karfl›t›, ABD ve ‹ngiltere’nin Irak’a yönelik savafl haz›rl›klar›n› protesto etti. Cuma namaz›n›n ard›ndan camiden Britanya Yüksek Komisyonu’na do¤ru yürüyüfle geçen göstericilere polis, gözyaflart›c› bomba ve tazyikli su ile sald›rd›. Savafl karfl›tlar›n›n Bush ve Blair’› ‘fieytanlar’ olarak adland›rd›¤› gösteride ‹srail Baflbakan› fiaron ve Malezya Baflkan› Mahamad da protesto edildi.

Pan-Malezya ‹slami Partisi’nin yöneticisi Hatta Mali yapt›¤› konuflmada ‘Tony Blair’›n Baflkan Bush’un ev köpe¤i olmamas› için bask› yapmal›y›z’ dedi ve önümüzdeki haftalarda ABD Konsoloslu¤u önünde benzer eylem yapacaklar›n› da duyurdu. ‘Kahrolsun Bush! Kahrolsun Blair!’, ‘Gerçek terörist Bush’tur’ sloganlar›n›n at›ld›¤› gösteride gözalt› ve tutuklaman›n yaflanmad›¤› aç›kland›.

Hindistan’da doktorlar grevde Tüm dünyada çal›flan kesimlerin durumu gittikçe kötüleflirken ve çeflitli eylemlerle bu gidiflat protesto edilirken, Hindistan’›n Uttar Pradesh eyaletinde de doktorlar grev yapt›. Devlete ait hastanelerde kötü çal›flma koflullar›n› ve atamalar›n gerçekleflmemesini protesto eden doktorlar eyaletin 250 devlet hastanesi ve 3500 sa¤l›k bak›m merkezinde 18 Ekim günü hizmet vermediler. Grev s›ras›nda hastanelerde tedavi gören hastalar›n ve ailelerinin ma¤dur duruma düflmesine ra¤men grev, nüfusun %65’i taraf›ndan desteklendi.

Almanya’da Neo-Nazilere geçit yok Neo-Nazilerin Münih’te savafl suçlular›na yönelik araflt›rmalar› protesto etmek için 12 Ekim’de yapmak istedikleri yürüyüfl, sol gruplar taraf›ndan engellendi. Alman ordusunun 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›nda “cesurca ve sayg›de¤er” bir flekilde savaflt›¤›n› iddia eden neo-Naziler “Araflt›rma yalanlar›n› durdurun” derken faflizm karfl›t› binlerce kifli ise caddelere barikatlar kurarak Almanya yasalar›nda yasaklanan Nazilerin sembolü gamal› haç tafl›yan göstericilerin önünü kesti. Polis neo-Nazilerden 9, sol gruplardan 11 kifliyi tutuklad›. Bu yürüyüflün toplum güvenli¤ini tehlikeye düflürece¤ini söyleyerek yürüyüflü yasad›fl› ilan eden Münih Belediyesi’nin karar›na karfl› mahkeme 11 Ekim günü yürüyüfle izin vermiflti.


11-24 Ekim 2002

Evrensel Bak›fl Irak Savafl› ve “Kürt Devleti” Bugün ad›na Irak denilen co¤rafyan›n hudutlar›n›n emperyalist haydutlar taraf›ndan masabafl›nda çizildi¤ini; Saddam diktatörünü yaratanlar›n ve Irak s›n›rlar› içerisinde yaflamaya mahkum edilen (Arap, Kürt, Türk vb.) halklar›n her türlü demokratik talebinin zalimce bast›r›lmas›n›n haydutlar koalisyonu taraf›ndan desteklendi¤ini tarih bilinci olanlar ve bütün benlikleriyle halklar›n özgürlük ve demokrasi mücadelesine kat›lanlar çok iyi biliyorlar. Bu bak›mdan, yak›n gelecekte gerçekleflmesi kuvvetle muhtemel olan ABD öncülü¤ündeki Irak savafl›n›n as›l hedefinin, genifl planda Ortado¤u, dar planda ise Irak co¤rafyas›na demokrasi ve özgürlük getirme amaçl› oldu¤unu; akabinde Saddam rejimini devirdikten sonra yerine ikame edilecek rejimin nüvesi olarak sunulan oluflumlar›n, baflta bölge halklar› olmak üzere dünya halklar›n›n umudunu ve gelece¤ini temsil etti¤ini düflünmek ve savunmak; insanl›¤›n ortak haf›zas›ndan nasiplenmeyenlerin ifli olabilir. Tutarl› ve ba¤›ms›zl›kç› bir perspektiften yoksun, gerici güçlerin vesayet ve onay›na dayanan hareket ve oluflumla-

işçi-köylü 38

24

r›n, halklara eflitlik ve özgürlük esas›na dayal› bir dünya yaratmas› ve yaflatmas› imkans›zd›r. Ulusal iradesi ipotek alt›na al›nan ve gerici diktatörlüklerin insaf›na terk edilen Kürt ulusunun Irak s›n›rlar› içerisinde kalan kesimi, bir kez daha haydutlar koalisyonunun paylafl›m masas›na meze olarak getiriliyor. Devletler hukukunda ve uluslararas› kamuoyunda “Kuzey Irak” olarak adland›r›lan (ki bu adland›rma, Kürt ulusunun ve onlara ait bir vatanlar›n›n oldu¤u gerçe¤inin yok say›lmas›n› amaçlayan ve meflrulaflt›ran bir adland›rmad›r. Bizce bu co¤rafya parças›n›n ‘Irak Kürdistan›’ olarak adland›r›lmas› daha do¤rudur) ve Musul-Kerkük’ü de kapsayan toprak parças›n›n Kürt ulusunun vatan› oldu¤u ve bu topraklar üzerinde devlet kurmak da dahil her türlü tasarruf hakk›n›n sadece ve sadece o topraklar›n gerçek sahipleri olanlara ait oldu¤u muhakkakd›r. Bu süreçte Türk devleti ad›na çekilen hamaset içerikli nutuklar›n, “Kürt devletini savafl gerekçesi sayar›z”, “Türkiye Irak’›n toprak bütünlü¤ünden yanad›r” vb. vb. türü aç›klamalar›n ise ciddiye al›nacak bir taraf› yoktur. Türk devletinin bu

Yap›lan bask›lara karfl› tek vücut olaca¤›z Deri-ifl Tuzla fiubesi Baflkan› Hasan Sonkaya 11 Ekim Cuma günü deri patronlar›n›n talimat› ile jandarma, direniflte olan üç ifl yerinde direniflteki 40 iflçiyi deri sanayinin d›fl›na ç›karm›flt›r. Bunun üzerine olay yerine gidip durumu ö¤renmek istedi¤imizde emniyet güçleri “bu bir emirdir Sendika yönetimi ve iflten ç›kar›lan iflçiler bir daha bölge içine sokulmayacak” diyerek “Siz teröristsiniz, TC vatandafl› de¤ilsiniz” vb. türden hakaretlerde bulundular. Sonunda Halkal›’dan getirilen Halkal› Komando Birli¤i Tuzla Karakol Komutanl›¤›’ndan subaylar beni ve direniflteki 7 iflçiyi tartaklayarak gözalt›na ald›lar. Karakol bahçesinde feci flekilde dövüldük. Yine karakolun yemekhanesinde kelepçelenerek dövüldük. Sabah savc›l›¤a götürülürken iflçilere gözda¤› vermek için beni yine dövdüler. ‹flkence gördü¤ümü raporlarla tespit ettirdim. Bu olaya karfl›l›k gözalt›na al›nd›¤›m›z Cuma günü temsilciler, toplant› yaparak Cumartesi günü sabah üretimden gelen gücümüzü kullanarak saat 11:00’de Tuzla Adliyesi’nin önünde bizimle dayan›flma içerisinde bulundular. Bugün (15 Ekim) ise Komple Sanayi’de yaklafl›k 200 deri iflçisi üretimden gelen gücünü kullanarak hakl› taleplerini dile getirdi. Bölgemiz flu anda Komando Birli¤i taraf›ndan kuflatma alt›nda. Bugün de iflçiler saat 15:00’e kadar üretimi durdurdular. Sendikaya sahip ç›kt›lar. Yap›lan bask›lara karfl› tek vücut tek yumruk hareket edece¤iz.

aç›klamalar›n›n as›l hedeflerinden birisi de afliret reisi ve savafl a¤as› olan Talabani ve Barzani’dir. ‹leride resmileflmesi muhtemel olan Kürt motifli Talabani-Barzani koalisyonlu oluflumla daha flimdiden düflmanl›k gelifltirerek t›pk› s›n›rlar›n›n komflusu olan (‹ran, Suriye, Yunanistan vb. vb.) di¤er rejimlerle kurdu¤u düflmanl›¤a ve gerilime dayal› iliflkinin temellerini atmakt›r. Çünkü gerilime dayal› bir iliflki Türk devletini, hem hükümranl›k kurdu¤u kendi halklar› üzerinde meflrulaflt›r›yor hem de efendileri olan emperyalistlerce muhatap al›nmas›n› koflulluyor. Komflu ülkelerin tehdidi alt›nda yaflad›¤›na inanan halk›m›z “Allah devletimize zeval vermesin” duas›na dururken zevalden korunan Türk devleti emperyalist haydutlar koalisyonunun sayg›de¤er ufla¤› olmay› garantilemifl oluyor. Tan›nmayan, meflru kabul edilmeyen, savafl gerekçesi say›lan “Kürt parlamentosuna” Türkmenlerin dahil edilmesi çabas›n›n ne anlama geldi¤ini, Abide-i Hürriyet meydan›nda M‹T sponsorlu¤unda ve TBMM baflkanvekili sözcülü¤ünde Türkmen mitingleri eflli¤inde Türkmenlerin de içerisinde yer ald›¤› bir rejim oluflturma çabas›n›n Irak’›n toprak bütünlü¤ünü savunmakla ne kadar uyufltu¤unu sormak ve tart›flmak ise tabi ki Türk devletinin ve sözcülerinin huzurunu kaç›r›yor, moralini bozuyor. Sonuç olarak; devletler hukukunda bugünkü ad› “Kuzey Irak” olan co¤rafya Kürt ulusunun, vatan›n›n bir parças›d›r ve bu topraklar üzerindeki her tür-

lü tasarruf hakk› bu topraklar›n as›l sahiplerinindir. Ama hat›rlatmak ve ›srarla belirtmek gerekir ki bu tasarruf hakk›n›n kullan›l›fl flekli ve ortaya ç›kan durumun hem bu tasarruf hakk›n› kullanan halk›n, ve hem de dünya halklar›n›n kardeflli¤i ve özgürlü¤ü temelinde kurulacak bir dünyan›n yarat›lmas›na m›, yoksa halklar aras›nda kin ve nefret duygular›n›n daha da güçlendirildi¤i mevcut dünyan›n yaflat›lmas›na m› hizmet etti¤ini tart›flmak ve tutum belirlemek de bizlerin hakk›d›r. Bu anlay›fl ekseninde flunu rahatl›kla ve kayg›s›zca söyleyebiliriz ki Kürdistan co¤rafyas›n›n bir parças›nda yaflanan geliflmeler ve kaydedilen ilerlemeler; Kürt ulusunun yüz y›ll›k ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadelesinin ilerici bir dura¤›, bir evresi de¤il aksine bu mücadelenin, bu kez hakim ve sömürgeci uluslar›n diktatörlerince de¤il, kendi uluslar›n›n iflbirlikçileri eliyle bo¤ulup bast›r›lmas› anlam›na gelen bir durak ve evredir. Kald› ki bugün Kürdistan co¤rafyas›n›n bir parças›nda yaflanan geliflmeler; Kürt ulusunun en ça¤dafl ve ilerici isyan› olan PKK öncülü¤ündeki son özgürlük ve ba¤›ms›zl›k mücadelesinden ayr› de¤erlendirilemez. Yani emperyalist haydutlar›n vakti ile yok sayd›klar›, Türkiye, ‹ran, Irak ve Suriye rejimlerince asimile edilmelerine göz yumduklar› Kürt ulusunun varl›¤›n› kabullenmek zorunda kalmalar› dünyan›n “yeniden dizayn›”nda Kürt ulusunun en gericilerini dahi olsa muhatap almak zorunda olmalar›nda son özgürlük mücadelesinin pay›n›n ve

etkisinin olmad›¤›n› düflünmek de büyük bir hata olur. Ne var ki, son özgürlük mücadelesinin bir zamanlar devrimci lideri olan ve muhtemelen bugün yaflanan geliflmeleri belli boyutlar›yla önceden kestirerek bu sürecin aktif bir ö¤esi olma hedefli politik manevralar›n›n kendi flahs›nda tutsakl›kla sonuçlanmas›; liderli¤ini yapt›¤› hareketin ise her yönüyle sürecin d›fl›nda tutularak d›fltalanmas›, yüz y›ll›k Kürt özgürlük mücadelesi tarihinin son trajedisi olsa gerek. Üstelik geliflmeler üzerine yap›lan “Kürtlere devlet de¤il demokrasi laz›m” aç›klamas›, bu trajedinin kapsam›n› daha da art›rmaktad›r. Ama bu trajedi ve kay›p, her fleye ra¤men salt Kürt halk›n›n de¤il özgürlük mücadelesi yürüten bütün dünya halklar›n›nd›r da. Ve son sözün son cümlesi; bizler Kürt co¤rafyas›n›n bir parças›nda yaflayan Kürt ulusuna bugün benimsetilmeye çal›fl›lan statüyü Kürt ulusunun özgür iradesinin bir sonucu olarak görmüyor; bu co¤rafyada yaflanan geliflmeleri Kürt ulusunun özgürlü¤e do¤ru giden yoldaki ilerici bir aflama olarak de¤erlendirmiyor ve desteklemiyoruz; ama buna ra¤men hiçbir d›fl güç ve kuvvetin her ne ad›na ve amaçla olursa olsun Kürdistan co¤rafyas›n›n bu parças›na fiili bir müdahalesini de onaylamayaca¤›m›z› ve gücümüz oran›nda bu ve benzer müdahalelerin karfl›s›nda olaca¤›m›z› peflinen ilan ediyoruz.

OMTAfi iflçilerine kitlesel destek Kartal: 24 Haziran 2002 tarihinden itibaren (105 gündür) direniflte olan OMTAfi iflçileri 7 Ekim Pazartesi günü fabrikan›n önünden Gebze Meydan›’na yürüdüler. Saat 16:00’da bir araya gelen iflçilere, Özçelik-‹fl Sendikas› temsilcileri, Birleflik Metal-‹fl’e üye iflçiler, D‹SK Genel ‹fl üyeleri, Tüm Emekli Sen üyelerinin yan›nda birçok fabrika iflçisi de destek verdiler. Yaklafl›k 2500 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte iflçiler yol boyunca “Birlik, Mücadele, Zafer”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “Kahrolsun IMF hükümeti” vb. sloganlar› att›lar. ‹flçiler Gebze Meydan›’na girdikten sonra, D‹SK ad›na bir aç›klama yap›ld›. Yap›lan aç›klamada; “OMTAfi’ta 52 üyemiz haks›z ve hukuksuz bir biçimde iflten ç›kar›lm›fl, ifl yerinde toplu sözleflme ve sendikan›n varl›¤›na son verilmek istenmifltir. Birleflik Metal-‹fl’in toplu sözleflme yetkisi olmas›na ra¤men yapt›¤›m›z hiçbir ça¤r›ya olumlu yan›t verilmedi. Sendikam›z yok say›ld›. Üyelerimiz bask› ve tehditlere karfl› kararl› ve inançl› bir flekilde mücadelelerine devam ediyor” denirken duyarl› insanlar›n OMTAfi iflçilerine destek olmas›n› istediler. Yap›lan konuflmalar›n ard›ndan eylem sona erdi.


işçi-köylü 38

25

11-24 Ekim 2002

Kamu emekçileri bir kez daha alanlardayd› KESK’e ba¤l› sendikalar enflasyondan do¤an haklar›n›n ödenmesi ve özlük haklar›n›n iyilefltirilmesi talebiyle 17 Ekim’de Türkiye’nin birçok yerinde alanlardayd›. ‹stanbul, Ankara ve Van’da polis engeli ile karfl›laflan emekçiler insanca yaflama talebini eylemleri ile dile getirmeye çal›flt›lar. Birçok ilde eylemler savafl karfl›t› gösteriye dönüflürken, baz› eylemler de seçim protestosuna dönüfltü. ‹stanbul’da Anadolu ve Avrupa yakas›nda ayr› ayr› gerçeklefltirilen eylemler sonras›nda ise toplam 45 kamu emekçisi gözalt›na al›nd›. Eylem sonras›nda KESK’e ba¤l› 11 sendikan›n yöneticisi bas›n aç›klamas› yaparak ‹stanbul Valili¤ini protesto etti.

2000-2500 aras› kamu emekçisinin kat›ld›¤› mitingde SES, BES, E¤itim-Sen, Tar›m Orkam-Sen, Kültür Sanat Sen, Yap› Yol-Sen, Tüm Bel-Sen pankartlar› açt›. Polisin zaman zaman taflk›nl›k yapmas›na ra¤men provokasyona gelmeyen kamu emekçileri, BTS Yönetim Kurulu üyesi ‹smail Yüzsever’le birlikte “Biz kamu emekçileri olarak, emperyalizme karfl›, savafla karfl›, özellefltirmeye karfl› her zaman, her türden bas-

malar›n yaflanmas›na neden oldu. Baz› KESK yöneticilerinin CHP yanl›s› olmas› nedeniyle KESK fiubeler Platformu ad›na yap›lan aç›klamay› dinlemeyen kamu emekçileri s›k s›k, “IMF defol, Dervifl evine”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Savafla de¤il, emekçiye bütçe” sloganlar›n› att›lar. BURSA Saat 9:00’da eyleme toplu viziteye ç›karak kat›lan E¤itim-

Meydan›’nda toplanan emekçiler att›klar› toplu sözleflme sloganlar› ile IMF programlar›na ve yasal engellemelere karfl› olduklar›n› gösterirken, enflasyon farklar›na da el konuldu¤unu dile getirdiler. KESK Dönem Sözcüsü Nezir Kelleci’nin aç›klama yapt›¤› eyleme yaklafl›k 250 kifli kat›ld›. Eylem sloganlar eflli¤inde son bulurken, kamu emekçilerine halktan da destek geldi.

‹STANBUL istanbul’da Aksaray Metrosu önünde biraraya gelen kamu emekçileri, eylem boyunca s›k s›k emperyalist savafl karfl›t› sloganlar att›. Eylemde KESK Genel Baflkan› Sami Evren, bir konuflma yapt›. Eylem sonras›nda 20’ye yak›n kamu emekçisi gözalt›na al›nd›. KARTAL Kad›köy Belediyesi önünden Kad›köy meydan›na yürümek isteyen yaklafl›k 300 kamu emekçisinin yürüyüflüne izin vermeyen polis, aralar›nda flube yöneticilerinin de bulundu¤u 14 kifliyi gözalt›na ald›. Yürüyüfllerine izin verilmeyen memurlar saat 14:30’da Kad›köy meydan›nda toplanarak gözalt›na al›nan arkadafllar›n›n b›rak›lmas› için oturma eylemi yapt›lar. “Kamu emekçileri ‹stanbul fiubeleri” pankart›n›n aç›lmas›n›n ard›ndan bas›n metnini KESK Genel Sekreteri Mustafa Avc› okudu. Aç›klamada “Hükümet eylül ay›ndan itibaren son üç y›lda 242 milyon liray› bulan erimeyi gidermek ve üzerine hakk›m›z olan enflasyon farklar›n› eklemek zorunda göz göre göre hakk›m›z›n yenmesine izin vermeyece¤iz” denildi. ANKARA Ankara’n›n çeflitli yerlerinde toplanarak yürüyüfle geçen kamu emekçileri polisin tüm engellemelerine ra¤men sloganlarla barikat› aflarak E¤itimSen 1 No’lu fiube önünde topland›. KESK Ankara fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü ‹smail Sa¤d›ç burada bas›n aç›klamas› yapt›.

k›ya karfl›, ilerlemeye, b›kmadan usanmadan ilerlemeye söz veriyoruz” diye hayk›rd›. ‹ZM‹R KESK’in ça¤r›s›yla ifl b›rakarak alanlara ç›kan ‹zmir’deki kamu emekçileri emperyalist savafl› ve IMF’yi protesto ettiler. Çeflitli pankartlar›n aç›ld›¤› ve yaklafl›k 2000 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, kamu emekçileri CHP amblemleriyle süslü ses arac›n›n alana girmesine tepki gösterdi. Arac›n üzerindeki CHP amblemlerinin üzerine “IMF defol, Savafla hay›r”, “Amerika askeri olmayaca¤›z”, “Dervifl defol, bu memleket bizim” yaz›l› dövizleri yap›flt›ran kamu emekçileri Kemal Dervifl’i ve IMF’yi protesto eden sloganlar att›lar. Baz› KESK yöneticilerinin ses arac› üzerindeki dövizleri indirmeye çal›flmas› k›sa süreli tart›fl-

Sen üyesi emekçiler, Kayan’daki Sa¤l›k E¤itim Merkezi Bafltabipli¤i önünde topland›lar. Baflhekimin e¤itim emekçilerine “toplu viziteye ç›kma” talebine olur vermemesi kuyrukta y›¤›lmalara neden olurken, emekçiler alk›fl ve sloganlarla baflhekimi protesto ettiler. Saat 11:00’de fiehreküstü’ye do¤ru yürüyüfle geçen e¤itim emekçilerinin say›s› alanda KESK’e ba¤l› sendikalar›n da kat›l›m›yla 2 bine ulaflt›. Alanda; KESK Bursa fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü E¤itim-Sen fiube Baflkan› Sayim Gültekin burada bir aç›klama yaparak; Bir kez daha savafl›n faturas› Türkiye’deki emekçilere ve yoksul halka kesilecek” dedi. SAMSUN 17 Ekim günü Cumhuriyet

ERZ‹NCAN ‹fl b›rakma eylemi Erzincan’da da SES, BTS ve E¤itimSen’in kat›l›m›yla gerçeklefltirildi. Eyleme a¤›rl›kl› olarak E¤itim-Sen üyesi yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Eylem sürecinde özellikle okullarda olmak üzere birçok iflyerinde yaflam›n etkilendi¤i gözlendi. Viziteye ç›kan kamu emekçileri 12:30’da Cumhuriyet Meydan›’nda sloganlarla toplanarak bas›n aç›klamas› yapt›lar. Aç›klamada toplu görüflme sürecinin yeniden bafllamas›; enflasyon farklar›n›n yeniden ödenmeye bafllanmas› ve demokratik bir toplum talebinde bulunuldu. MERS‹N Sabah saat 11’de Mersin Devlet Hastanesinde toplan›lan eyleme E¤itim-Sen, Birleflik

Tafl›mac›l›k Sendikas›, Kültür Sanat-Sen, Büro Emekçileri Sendikas›, Tüm Bel-Sen, Tar›m Orman Sen, SES gibi sendikalar kat›ld›. Yaklafl›k dörtbin kiflinin kat›ld›¤› eylem kalabal›k olmas›na ra¤men cans›zd›. Mersin E¤itim-Sen fiube Baflkan› ve KESK Dönem Sözcüsü Ünsal Y›ld›z bas›n aç›klamas›n› okumaya bafllad›. Y›ld›z’›n sözleri “Emekçiler Savafl ‹stemiyor” slogan›yla kesildi. Okunan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan kamu emekçileri sessizce da¤›ld›. K›rklareli, Eskiflehir, Çanakkale, Zonguldak, Van’da kamu emekçileri kitlesel flekilde alanlara ç›karak talepleri do¤rultusunda eylemlerini gerçeklefltirdiler. MÜHEND‹S VE M‹MARLAR ‹NSAN‹ YAfiAM ‹Ç‹N ALANLARDA Ankara: TMMOB’un “Gelece¤imize, meslek onurumuza, halk›m›z›n insanca yaflam hakk›na sahip ç›k›yoruz” fliar› ile Türkiye çap›nda düzenledi¤i miting 20 Ekim 2002 Pazar günü saat 10:00’da bafllad›. KESK, Hak-‹fl, ÖDP- EMEPDEHAP’›n da kat›ld›¤› yürüyüfl s›ras›nda kat›l›mc›lar yakalar›na geçti¤imiz günlerde Adana’da bir lastik fabrikas›nda kaçak elektrik yakalayan, sürgün edilen ve fabrika patronu taraf›ndan Urfa’da katledilen arkadafllar› Hasan Bal›kç›’n›n kokartlar›n› takt›lar. Yürüyüfl boyunca “Mai, Miga, Tahkim kahrolsun emperyalizm”, “Yaflas›n s›n›f mücadelesi” vb. sloganlar at›ld›. “Savafls›z, sömürüsüz ve insanca bir yaflam için sosyalizm” yaz›l› At›l›m pankart› ve “Emperyalist Savafla Hay›r” yaz›l› Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu pankart›n›n da aç›ld›¤› eylem alana girilmesinin ard›ndan yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflu ve konuflmalarla devam edildi. ‹lk konuflmay› Hak ‹fl Genel Baflkan› Salim Uslu yapt›. Onun ard›ndan da s›ras› ile KESK Genel Baflkan› Sami Evren ve Türk Difl Hekimleri Birli¤i Baflkan› Onur Songül konufltu. Son olarak sözü alan TMMOB Baflkan› Kaya Güvenç’in emperyalist sald›rganl›¤› k›nayan ve seçim sürecine de¤inen konuflmas›n›n ard›ndan miting sona erdi.


26

25 Ekim-7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

Ö z l e m ’ e d a i r . . . Özlem kimdi? Hayalleri, umutlar› neydi? Yaflama nas›l bakard›? Kendinden neler katt› yaflama? Aram›zdan usulca ayr›ld›¤›nda, arkas›ndan hangi umutlar›, hangi de¤erleri b›rakt› yoldafllar›na? En çok neye ilgi duyar, tepki duydu¤u fleyler yok muydu yaflam›nda? Huriye yoldafl (Özlem) Çorumlu’ydu. ‹brahim’le ayn› memlekettendi. Devrimci mücadele ile ilk tan›flmas› ‹brahim’e duydu¤u sempatiydi. ‹brahim’in yaflam›na dair, genel anlat›mlardan edindi¤i bilgiyle yüre¤i s›¤maz olmufltu kab›na… ‹brahim’in hayat›n› ve düflüncelerini, yine en iyi Onun eserlerini okumakla bafllam›flt› hayata. ‹brahim’in Dersim, Malatya vb… yerlerde sürdürdügü gerilla faaliyeti daha da önemlisi iflkencedeki duruflu Özlem’in devrimci mücadeledeki duruflunu önemli oranda koflullam›fl, kendi yaflam›n› tayin etmede önemli bir dönüm noktas› olmufltu. Okulda, gençlik faaliyeti içerisinde örgütlülü¤e bafllam›fl, çok k›sa zamanda kendisini gelifltirip, devrimci yaflama en üst noktadan bafllatmak gerekti¤ine inanm›fl, bu bilinçle nihai karar›n› o zaman vermiflti. Akl›n› meflgul eden tek fley vard› kafas›nda; gerilla olmak… “S›n›rl› da olsa faaliyet yürüttü¤ümüz alana dair, bir ön bilgi edinmemiz her zaman iyidir. Özellikle yeni yoldafllar›n bu konudaki deneyimsizliklerinin iyi görülmesi laz›m. Oraya gezmek için de¤il savaflmak için gidiyorsak e¤er, salt bu meselede de de¤il, genel anlamda tüm meselelere yaklafl›mda kendimizi iyi donatal›m ki düflmana sa¤lam vurufllar yapabilelim. Kal›c› zaferler elde edebilelim” deyiflin ö¤reticisiydi. Her bir yoldaflta olmas› gereken olumlu özelliklerin bir çocu¤unu Özlem’de de bulmak mümkündü. Mücadeleye kat›lan yeni yoldafllarla, özellikle bayan yoldafllarla çok fazla ilgilenir, umut vadeden her yoldaflla ayr› ay-

r› ilgilenmeye çok daha önem verirdi. Kad›n yoldafllar›n mücadeledeki gerili¤i, bir parça daha üzerdi O’nu. Kad›n yoldafllarla ilgilenmesi, onlara daha fazla zaman ay›rmas›, tek tek ilgilendi¤i yoldafllardan baz›s›n›n de¤iflmesi ve geliflme kaydetmeleri O’nu bir hayli mutlu ederdi. Kad›n, erkek iliflkisinde kad›n›n ikinci planda kalmas› günlük pratik görevlendirmelerde iflbölümü yap›ld›¤›nda

ra. Yoldafllar›n›n ciddi yanl›fllar›na karfl› kesinlikle ac›mas›zd› ve hiçkimsenin gözünün yafl›na bakmazd›. Ama ayn› Özlem, yoldafllar›na s›cak, içten bakmay› esirgemezdi. Hangi meselede olursa olsun kendisinin de içinde bulundu¤u tüm tart›flmalardaki genel yaklafl›m› alçakgönüllülüktü. Gerillaya ilk kat›ld›¤›nda koflullara adapte olamam›fl zorlanm›flt›. “Bugün zorlan-

Huriye Ç›tak bayan›n yapaca¤› iflte erkek yoldafl›n görevlendirilmesine müsaade etmezdi. Ki baz› bayan yoldafllar›n bu yönlü kabullenifline yönelik, gösterdi¤i çaba az de¤ildi. “Görevlendirmeler efl olmal›. Yapabilece¤imiz fleyleri yapmazsak e¤er, yar›n tek kald›¤›m›zda birçok fleyi biz yapmayacak m›y›z? Bugün yapmam›z›n önünde o halde hiçbir engel olmamal›. Yeter ki bu noktada biraz çaba ve emek harcayal›m! Özlem, iyi bir dinleyici oldu¤u gibi iyi bir konuflmac›yd›. Günlük yaflamda ç›kan ufak tefek sorunlara o anda müdahale etmeyi do¤ru bulmazd›. Do¤ru zamanda, do¤ru yerde elefltirmeyi bilirdi. S›radan baya¤› iliflkilere kesinlikle müsamaha göstermezdi. Gerekti¤i yerde gerekti¤i zaman konuflur, gerekti¤i yerde gerekti¤i zaman da müdahale ederdi sorunla-

mam pek do¤alken birgün uyum sa¤lar›m” deyifli onu hakl› ç›karm›flt›. Do¤an›n o sert ve dondurucu so¤u¤una meydan okumufltu adeta. Ondaki bu kayg›n›n nedeni bofluna de¤ildi üstelik. “E¤er bu do¤a koflullar›na uyumda sorun yaflarsam gerilla grubuna engel olabilirim. Gerilla grubunun yaflam›n› tehlikeye düflürebilirim” kayg›s› buydu. O, gerilla grubunu riske atmad›¤› gibi kendi çabas›yla o sorunu çoktan aflm›flt›. Bu yan›yla gelip de “al›flmakta zorluk çekiyorum” deyip gidenlere örnek oldu. Ondaki bu ›srar, bu çaba yoldafllar›na duydu¤u ba¤l›l›k, devrime olan sonsuz güvendi… Özlem, sevdi¤iyle birlikte gerillaya ç›kacakt›. Ama bir aksilik ç›km›fl, Ayhan kendisinden bir hafta önce k›ra gitmiflti. Ayhan ve beraberindeki yoldafllar›n bu deneyimleri fazla yoktu, bu anlam›yla ye-

ni say›l›yorlard› her bak›mdan. Ayhan Altunbafl ve beraberindeki di¤er yoldafllar gerilla yaflam›n› daha yeni yeni ö¤renmeye bafllam›flken bir ihbar sonucu Ayhan ve beraberindeki di¤er yoldafllar katledildiler. Ayhan’dan bir hafta sonra Özlem k›ra gelmiflti. K›r coflkusunu ve Ayhan’› görmeyi öyle çok arzuluyordu ki. Özlem Ayhan’›n flehit düfltü¤ünden habersiz, Ayhan’›n oldu¤u birli¤e kavuflman›n heyecan›n› yafl›yordu. Ayhan’›n flehit düfltü¤ünü orda ö¤renmiflti. Bu olay onu çok derinden etkilemiflti. Ayhan’› kaybetmenin ac›s›n› ve üzüntüsünü içine gömmüfltü. Gerilla birli¤ine ve yoldafllar›na Ayhan’dan ne kadar ciddi etkilendi¤ini yans›tmamakta özen göstermiflti. Onun Ayhan’a olan ba¤l›l›¤› ve sevgisi o kadar büyüktü ki ilk zamanlar onun ölümünü bir türlü kabullenememiflti. Aradan aylar geçmesine ra¤men O hala onun etkisinden ç›kamam›flt›. Onunla geçirdi¤i, paylaflt›¤› tüm süreçleri yüre¤inde ve bilincinde hayalini kurarak yafl›yordu. Ayhan’›n ac›s› hiçbir zaman yüre¤inden silinmedi Özlem’in… fiehit düfltü¤ü ana ve zamana kadar Ayhan’a olan sevgisini ve ba¤l›l›¤›n› sonuna kadar korudu. Özlem inançl›yd›, ba¤l›yd› yoldafllar›na, ba¤l›yd› kavgas›na. O, içindeki ac›n›n ba¤›ml›s› ve kölesi olmad› hiçbir zaman. ‹çindeki ac›y› sürdürmesini bir flekilde bildi. Yaflama olan ba¤l›l›¤› bunun en somut ifadesi de¤il miydi? O tercihini bafltan yapm›flt›. Ayhan’a olan ba¤l›l›¤› ve sevgisini mücadeleye olan güvenle bütünlefltirmiflti. “Düflmanla her daim yüzyüzeyiz. Bugün olmasa bile yar›n flehit düflece¤imi bilerek hareket etmeliyim. Yaflam›m› ona göre örgütleyip düzenlemeliyim.” derdi. Özlemin de içinde bulundu¤u bir gerilla birli¤i köye iniyor. Öncü grup köyü gözetlemek için önden gidiyor. Di¤er yoldafllar köye yak›n bulunan bir tepede mevzileniyor. O günde havan›n ya¤-

*

murlu ve puslu olmas› gerilla birli¤inin hareket alan›n› biraz güçlefltiriyor. Öncü grup köyü gözetlerken köyde asker oldu¤unu farkedip gerilla birli¤ini iflaretle haberdar ediyor. Gerilla birli¤i mevzilendikleri yerden grup grup alan› terketmeye bafll›yor. Özlem’in de içinde oldu¤u, grup arkada mevzileniyor. Öncü grubun ›sl›k sesini yanl›fl anlay›p Özlem’in grubu köye inifl yap›yor. Evin yak›n›na geldiklerini nöbetteki asker farkedip atefl etmeye bafll›yor. Askerin atefl etmesiyle birlikte yoldafllar olduklar› yerde mevzileniyor. Askerin açt›¤› ilk atefl sonucu Özlem dizinden yaralan›yor. Ateflin nerden ve kimden geldi¤ini bafllang›çta anlamakta güçlük çekiyor Özlem. Dizinden ald›¤› yaran›n etkisiyle s›zlan›yor. O, hala köyde yoldafllar var diye düflünüyor. Hatta bir ara “durun atefl etmeyin biziz” demeye kalmadan aln›ndan ald›¤› kurflunla flehit düflüyor. Özlem’e yak›n bir yerde mevzilenmifl olan Süheyla Da¤deviren, Özlem Sürgeç, Polat ‹yit de bulunuyordu. Süheyla, Özlem ve Polat, askeri fark eder etmez sürünerek köyü terkediyor. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu Özlem flehit düflüyor. Özlem flehit düfltü¤ünde düflman bir kuyu kaz›p gömmek istemiflse de köylüler buna karfl› koyup Özlem’i kendi elleriyle y›kay›p gömüyorlar. Özlem flehit düfltü¤ünde de sahipsiz de¤ildi. Ona sahip ç›kan yaln›zca yoldafllar› de¤il, Dersim halk› da sahip ç›km›flt›. O, Dersim halk›n›n yüre¤inde yafl›yor. Bir Özlem olup düfltü halk›n yüre¤ine, düfltü kad›nlar›n, genç k›zlar›n yüre¤ine. And olsun ki, seni mücadelemizde yaflataca¤›z… * 28 Ekim 1991 tarihinde Dersim Hozat’a ba¤l› Kurukaymak köyünde TC askerlerinin att›¤› pusu sonucunda flehit düflen T‹KKO gerillas› Huriye Ç›tak’›n an›s›na bir yoldafl›n›n yazd›¤› yaz›.


işçi-köylü 39

27

25 Ekim-7 Kasım 2002

Tarihi de¤ifltirmenin ad›:1917 Ekim Devrimi S›n›flar›n ortaya ç›k›fl›yla bafllayan sömüren-sömürülen iliflkisi Ekim devrimiyle birlikte s›n›f mücadelesinde bir dönüm noktas› oldu. Yeni bir ça¤› mufltulayan Ekim Devrimi, ezilen dünya halklar›n›n sömürüsüz bir dünya ütopyas›n› somut bir olgu haline getirdi. Marks’›n yüzy›llar›n bilgilerini derleyerek tarihin süzgecinden geçirip do¤ay› yaflam› ve toplumlar› tahlil etmesi ve toplumlar›n kurtulufl yolunu gösterdi¤i tarihsel materyalizmin toplumlar tarihine uygulanmas› Lenin’le gerçekleflti. 1871’de kurulan ve 72 gün süren Proletaryan›n ilk devleti Paris Komünü’nden ç›kar›lan dersler, Lenin taraf›ndan toparlanarak, somutlaflt›r›ld›. Bu derslerin en önemlilerinden biri de devrimci teoriyle silahlanm›fl bir partinin gereklili¤iydi. Kitlelerle bütünleflmifl bir örgütün kaç›n›lmazl›¤›n› dayat›yordu tarihsel deneyimler. Devrimci durumun olgunlaflmas›n› çok iyi de¤erlendiren Bolflevikler, kitlesel eylemliklere önderlik ederken; halk açl›kla yoksullukla yaflayamaz duruma gelmifl, yönetenler art›k yönetemez olmufltu. Kitlesel ayaklanmalar had safhadayd›. Yani toplumsal ayaklanmalar egemenleri sars›yordu. 1905 burjuva devriminden de önemli dersler ç›karan Lenin, devrimin burjuvazi önderli¤inde baflar›ya ulaflamayaca¤›n› ortaya koymufltu. Gerçek kurtulufl iflçi s›n›f› önderli¤inde baflar›ya ulaflacakt›.

Devrimci zorun tarihteki de¤ifltirme gücüyle kurulan proletarya diktatörlü¤üyle; kapitalizmin bireyci yoz kültürünün yerine, sosyalizmin kolektivizmi geldi. Yiyecek ve zorunlu tüketim maddelerinin al›m-sat›m›; fabrikalar›n, iflletmelerin mülkiyeti art›k tüm halk›n hizmetindeydi. Bir canl›n›n di¤er canl›y› sömürmesinin ortadan kald›r›lmas› için sosyalizmin inflas›na bafllanm›flt›. fiimdi hem emperyalizme, hem de burjuva üretim biçiminin yüzy›ll›k gücüne-dayatmalar›na karfl›n devrimi yaratma ve yaflatma kaç›n›lmazl›¤› duruyordu iflçi s›n›f›n›n önünde. Lenin 7 Kas›m (25 Ekim) 1917’de Petrograd ‹flçi ve Asker Temsilcileri Sovyet oturumunda gerçekleflen iflçi-köylü devriminin önemi üzerine afla¤›daki konuflmay› yap›yor: “Yoldafllar! Bolfleviklerin her zaman gereklili¤inden sözettikleri iflçi-köylü devrimi gerçekleflmifltir. Bu iflçi-köylü devriminin önemi nedir? Bu devrimin önemi herfleyden önce, bir Sovyet hükümetine, burjuvazinin hiçbir kat›l›m› olmadan kendi iktidar organ›m›za sahip olaca¤›m›zd›r. Ezilen kitleler devlet iktidar›n› bizzat yaratacaklard›r. Eski devlet ayg›t› temelden parçalanacak ve Sovyet örgütleri biçiminde yeni bir yönetim ayg›t› yarat›lacakt›r. Bu andan itibaren Rusya, tarihinin yeni bir dönemine ad›m atmaktad›r ve bu üçüncü Rus devrimi sonunda sosyalizmin zaferine yol açmak zorun-

dad›r... ‹lk görevlerimizden biri, savafl› derhal sona erdirme zorunlulu¤udur. Fakat mevcut kapitalist düzenle s›k› s›k›ya ba¤l› bu savafl› sona erdirmek için, -bu herkes için aç›kt›rbizzat sermayeyi alafla¤› etmek gereklidir. Burada bize, flimdiden ‹talya, ‹ngiltere ve Almanya’da geliflmeye bafllayan iflçilerin uluslararas› hareketi yard›m edecektir. Uluslararas› demokrasiye sundu¤umuz adil, acil bar›fl,

her yerde uluslararas› proletaryan›n bu güvenini sa¤lamlaflt›rmak için, tüm gizli anlaflmalar derhal yay›nlanmak zorundad›r. Rusya içinde köylülü¤ün büyük bir bölümü flunu dedi: Kapitalistlerle oyun yetti, iflçilerle birlikte yürüyece¤iz. Köylülerin güvenini tek bafl›na çiftlik sahiplerinin özel mülkiyetini ortadan kald›ran kararnameyle kazanaca¤›z. Köylüler, köylülük için kurtuluflun sadece iflçilerle ittifakta yatt›-

¤›n› anlayacaklard›r. Üretim üzerinde gerçek bir iflçi denetimi kuraca¤›z. fiimdi, hep birlikte beraber çal›flmay› ö¤rendik. Yeni gerçeklefltirilmifl olan devrim bunu kan›tl›yor. Herfleyi yenecek ve proletaryay› dünya devrimine götürecek olan kitle örgütünün gücüne sahibiz. fiimdi Rusya’da proleter sosyalist devletin inflas›na giriflmek zorunday›z. Yaflas›n sosyalist dünya devrimi!”

“Vur eskiye y›k›ls›n, omuz ver yeniye yeflersin”

Bar›fl Aslan

Cem Ergüldü

1 Kas›m 1999 tarihinde Tokat’›n Erbaa ilçesi H›zaralan deresi mevkiinde TC askerlerinin pususu sonucu T‹KKO gerillalar› Bar›fl Aslan ve Cem Ergüldü flehit düfltü. Bar›fl Aslan, 1978 y›l›nda Yozgat’›n Sorgun ilçesine ba¤l› Karabal› köyünde dünyaya geldi. 1991 y›l›na kadar do¤du¤u köyde yaflad›. Bu y›ldan sonra Almanya’da yaflayan babas›n›n yan›na yerleflti. Burada devrimci düflüncelerle tan›flan Bar›fl Aslan, Proletarya Partisi saflar›nda faaliyet yürütmeye bafllad›. Verilecek her göreve haz›r oldu¤unu belirten Bar›fl Aslan, 1998 yaz›nda ülkeye gelerek gerilla faaliyetine kat›ld›. Cem Ergüldü ise, Dersimli Kürt bir anne ile Yunanistan göçmeni bir baban›n çocu¤u olarak 1980 y›l›nda ‹zmir’de dünyaya geldi. 1996 y›l›nda Gençlik Örgütü TMLGB arac›l›¤› ile devrimci mücadele ile tan›flt›. TMLGB ‹zmir Lise sorumlulu¤u görevini üstlendi. fiehitlerden boflalan her mevziyi doldurman›n bilinciyle hareket eden Cem Ergüldü de t›pk› Bar›fl Aslan gibi gerilla faaliyetine 1998 yaz›nda kat›ld›.


28

25 Ekim-7 Kasım 2002

işçi-köylü 39

Sistemin yaratt›¤› sahte güzellik anlay›fl›; “güzellik” yar›flmalar› Emperyalizmin kad›n› sömürme, kullanma, ilk bak›flta anlafl›lmasa da ikinci s›n›f vatandafl yerine koyma araçlar›ndan biri de güzellik yar›flmas› ad›n› verdikleri yüzsüzlük örnekleridir.

resmin yan›nda ufak bir ka¤›da da bitirdi¤i okul, bildi¤i yabanc› diller, hoflland›¤› fleyler vb. ilifltirilerek ça¤dafl bir görüntü çizilmeye çal›fl›lmaktad›r. Emperyalizmin çizdi¤i s›n›rlara

yumda sal›nan genç k›z›n emperyalizmin üretti¤i gö¤üs, bel ve kalça ölçülerine ne kadar uygun olup olmad›¤›nda dü¤ümlenmektedir. Zaten bu s›n›rlar yar›flman›n düzenleyicileri tara-

genç k›zlar› sonuna kadar pazarlama hakk›n› da elde etmektedir. Yar›flman›n sonucunda birinci olan genç k›z›n güya önü aç›lmakta as›l olarak ise kendini çeflitli defilelerde pazarlamas› sa¤lanmaktad›r. Al›nan ve gözyafllar› ile karfl›lanan bu birincilik ve taç ise asl›nda kad›na “aferin kendini bize be¤endirdin” anlam›na gelmektedir. Bu da asl›nda hiç de bir ödül anlam›na gelmemekte, aksine bir anlamda afla¤›lama olmaktad›r. Bu anlay›fllar sonucunda kad›n kendini birilerine be¤endirmek zorunda olan bir meta olup ç›kmaktad›r.

Bu noktada her sene de¤iflen moda anlay›fl› çerçevesinde kad›n da güzel görünebilmek için her dönem kendini yenileyen daha do¤rusu gerçek fiziksel yap›s›ndan daha da uzaklaflan bir et y›¤›n› haline gelmektedir. K›sacas› “güzel” olabilmek, görünebilmek u¤runa kad›n bir palyaço haline getirilmektedir. Yani kad›n t›pk› bir gömlek, bir elbise, bir saç modeli gibi al›n›p sat›labilen, vitrinde pazarlanabilen, her sene de¤iflebilen bir marka gibi kullan›lmakta ve teflhir edilebilmektedir. Oysa ki gerçek güzellik her kad›n›n dahas›

her insan›n dünyay› de¤ifltirme mücadelesinde verdi¤i çaba ile ve de insanlaflma u¤rafl› ile orant›l›d›r. Ne zaman ki insan kendinden baflka insanlar›n ac›lar›na, açl›¤›na müdahale etme ve bu sorunlar› ortadan kald›rma mücadelesine daha çok girerse o derecede güzelleflir. Fiziksel olarak ise her insan ve konumuzun öznesi olmas› aç›s›ndan her kad›n ayr› ayr› özelliklere sahip olmas› ile güzeldir emperyalizmin belirledi¤i s›n›rlar›n alt›nda ya da üstünde oluflu ile de¤il. Yani özellikleri ile, kendine has güzellikleri ile güzeldir.

KURTULUfiUMUZA DO⁄RU:

Kad›nlar savafl ve emperyalizme hay›r diyor

Kad›nlar›n sadece fiziksel özelliklerinin de¤il de “kültürel, sanatsal, sosyal özeliklerinin de dikkate al›narak karar verildi¤i” söylense de son kertede kendilerince en güzel olarak elbette ki emperyalizmin yaratt›¤› ölçüler içine s›¤an kad›nlar “kraliçe” olarak seçilmektedir. ‹lk olarak bu yar›flmalar›n öncesinden bafllarsak flu an mevcut güzellik anlay›fl› çerçevesinde kendini güzel bulan onlarca k›z önce mayolu veya bikinili bir haliyle önden, arkadan, yandan vb. aç›lardan çekilmifl bir resmini yar›flmalar› düzenleyen bu kurumlara göndermektedir. Bu

göre “güzel” kad›n beli, boyu, gö¤üsleri kendileri taraf›ndan belirlenen ölçülerde olan kad›nd›r. Bunun d›fl›nda onlarca genç k›z oluflturulan bu yapay anlay›fl›n belirlenen s›n›rlar› içine s›¤mak için sonu gelmez diyetlere bafllamakta, milyonlarca lira harcamalar yaparak hayal etti¤i ve sadece televizyonlardan izledi¤i dünyaya ad›m atman›n rüyalar›na kapt›rmaktad›r kendini. Ve iflin içine her ne kadar bitirdi¤i okullar, bildi¤i yabanc› diller vb. girse de bunlar bir kültür ölçüsü oarak de¤ilbir makyaj gibi de¤erlendirilmektedir. Yine de as›l sorun pod-

f›ndan afla¤› yukar› belirlenmektedir. Yani “boyunuz flu, kilonuz flu, ölçüleriniz flu ise yar›flmam›za baflvurun”. Yok e¤er bu s›n›rlar› afl›yor ya da alt›nda kal›yorsan›z direkt olarak güzel de¤ilsiniz zaten. Bu durumda baflvurman›za da gerek yok. Kad›n cinsini belli s›n›rlar›n içine hapseden, sadece düflünsel olarak de¤il bedensel olarak da s›n›rlar›n› çizen bu anlay›fl›n sonunda ise yine kâr eden ayn› insanlar olmaktad›r. Düzenleyen firmalar reklamlardan vb. gelirlerden zaten oldukça yüklü miktarlarda kazanç sa¤larken bir yandan dereceye giren

Dünyan›n dört bir yan›ndan kad›nlar 1-4 Kas›m tarihlerinde VancouerKanada’da “Kurtuluflumuza Do¤ru: Emperyalizme ve Savafla Hay›r” Konferans› ile bir araya geliyor. Dünyan›n dört bir yan›ndan kad›nlar emperyalizme ve savafla hay›r diyor. Çünkü “ABD öncülü¤ünde savafl makinas› histeri atmosferini daha da art›r›rken, emperyalizmin kad›nlar üzerindeki etkisini de fliddetlendiriyor.” May›s 2001’de ilk Uluslararas› Kongresini yaparak kuruluflunu ilan eden Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS)’nin himayesinde yap›lacak olan konferans›n karar› da bu kongrede al›nm›flt›. Zira ILPS’nin mücadele edece¤i 18 konudan biri de “Kad›n›n kurtulufl davas›n› savunur; cinsel ayr›mc›l›¤a, sömürü ve fliddete karfl› mücadele eder” maddesi idi. Konferans›n amac› ise, “kad›nlar aras›nda sürekli bir diyalo¤un kurulmas› için ilk ad›m›n olmas› ve ayn› zamanda kad›nlar›n endifleleri ve hareketin emperyalizme karfl› nas›l geliflece¤ini ö¤renip, tart›flmak ve analiz etmek imkan› kazanmak” olarak ifade ediliyor. Konferanstaki konuflmac›lar sadece kendi ülkelerindeki emperyalizmin, savafl›n ve dini gericili¤in kad›nlara olan etkisine dikkat çekmeyecek ayn› zamanda kad›nlar›n de¤iflim için mücadelede oynad›¤› kritik ve tarihi role de önem verecekler. Konferans’›n hedefleri ise flöyle s›ralan›yor. “1- Emperyalist küreselleflmeyi, sald›rganl›k savafllar›n› ve onlar›n kad›nlar üzerindeki bask›lar›n› analize etmek için araçlar›m›z› güçlendirmek. 2- ABD öncülü¤ünde sürdürülen sald›rganl›k savafllar›na ve de emperyalist küreselleflmeye karfl› ç›kmak ve teflhir etmek için kampanyalar, harekete geçme planlar› ve seferberlikler gelifltirmek/yürütmek. 3- Sald›rganl›k savafllar›na, gericili¤e ve emperyalist küreselleflmeye karfl› olan anti-emperyalist kad›n örgütlerini ve hareketlerini birlefltirmek ve güçlendirmek. 4- ILPS’ye destek sunmak ve gelifltirmek.” Konferans, kat›l›mc› kad›n ve kad›n örgütlerinin çabas›yla “emperyalizme ve savafla hay›r” diyebilmenin, buna karfl› uluslararas› bir organizenin oluflmas›n›n bir mevzisi olacakt›r.


işçi-köylü 39

25 Ekim-7 Kasım 2002

29

ATİK-YDG’nin düzenlediği 12. Gençlik Kültür ve Sanat Yarışması büyük bir başarıyla gerçekleştirildi AT‹K Gençlik Kolu olan YDG (Yeni Demokratik Gençlik) her y›l aral›ks›z olarak düzenledi¤i Gençlik Kültür ve Sanat Yar›flmas›’n›n bu y›l 12.sini yapt›. 5 Ekim 2002 tarihinde Almanya’n›n Frankfurt flehrinde gerçeklefltirilen etkinli¤e 700’ü aflk›n kitle kat›ld›. Etkinlik büyük flair Naz›m Hikmet’e adand›. “100. do¤um y›l›nda Naz›m Hikmet’i sahiplen” fliar›yla gerçeklefltirilen etkinli¤e Almanya, Fransa, Hollanda, ‹sviçre, Avusturya’dan onlarca kifli kat›ld›. Müzik, fliir, tiyatro ve halk oyunlar› dallar›nda yar›flan onlarca genç yetenek eserlerini sunarak gelece¤in kültür ordusunun adaylar› olarak yerlerini ald›lar. Tam bir devrimci yar›fl içinde eserlerini icra eden gençler, kazanman›n bireysel olmad›¤›, sanat›n toplumsal mücadelenin hizmetinde olmas› gerekti¤i anlay›fl›ndan hareketle daha ileri gitmenin ilk ad›mlar›n› atm›fl oldular. Tüm eserlerin belirlenen jüri üyelerince de¤erlendirmeye tabi tutuldu¤u etkinli¤in sonunda aç›klanan yar›flma sonuçlar› salonda bulunan kat›l›mc› ve izleyicilerce dakikalarca alk›flland›. Her y›l oldu¤u gibi, bu y›l da Jüri Özel Ödülü’nün bir kuruma verilmesi için jüri üyelerine tan›nan inisiyatif do¤rultusunda, jüri bu y›l ki özel ödülün Naz›m Hikmet Vakf›’na verilmesini kararlaflt›rd›. Ödülü vermesi için Tiyatrocu Haflmet Zeybek görevlendirildi. Emperyalist yoz kültürün kitlelere fl›r›nga edildi¤i, sanat›n bireysel bir etkinlik ve yetenek oldu¤u, sanatç›n›n s›n›flar üstü oldu¤u, sanat›n ba¤›ms›z olmas› gerekti¤ini savunan, bireyci ve tüm popülist anlay›fllara karfl›, her y›l düzenlenen kültür ve sanat etkinli¤i, tüm bu yoz ve bireyci anlay›fllara karfl› alternatif, devrimci bir kültür ordusunun yarat›lmas›na giden yolda at›lm›fl küçük, ama içeri¤i büyük bir ad›md›r. Etkinli¤in sonuçlar›; fiiir Dal›nda; Gummersbach’dan Çi¤dem Gündo¤an Halk Oyunlar›; Heidelberg’ten Trabzonlular Kültür ve Dayan›flma Derne¤i Müzik; Grup, Koblenz’den Grup Hayk›r›fl Solist Dal›; Ludwigsburg’dan Selda Sar›ca Tiyatro; Darmstad’dan Sanat Tiyatrosu Birinci, Wiesloch’tan Boykot Tiyatrosu jüri özel ödülü Jüri Büyük Ödülü; Naz›m Hikmet Vakf›

Benerci kendini niçin öldürdü

Yazan: Naz›m Hikmet Uyarlama ve reji : Mehmet Ulusoy Oyuncular: Naz›m Hikmet: Celal Kadri K›no¤lu Benerci: Hakk› Ergök Somadeva: Kürflat Aln›aç›k ‘ ... Mevzubahs gencin ismi BENERC‹ Kendisi aslen Hintli olup maskat› re’si DELH‹’dir.. Dostlar›n›n nazar›nda tam adam, düflmanlar›n›n indinde azg›n bir delidir ve Britanya polisinde künyesi flüphelidir.. fieklü flemaline gelince: Ne PATAfiON gibi tombul bir cüce, ne MA‹ST gibi bir dev, ne de V‹LL‹ FR‹Ç gibi bir babik o¤land›r O,’ ‹stanbul’da tiyatro günleri bafllad›, flehir tiyatrolar› ve devlet tiyatrolar› birbirinden güzel oyunlar sergiliyorlar.

Bunlardan biri de ‹stanbul Devlet Tiyatrosu Atatürk Kültür Merkezi, Aziz Nesin Sahnesi’nde Naz›m Hikmet’in yazd›¤› ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’ fliiri. fiiir ve düzyaz›n›n çok baflar›l› bir sentezi tüm yo¤unlu¤uyla ortaya ç›k›yor... Metin, orijinal ve zekice bir mizansen ile destekleniyor. D›flta büyük, içte küçük bir çarktan oluflan aksam, de¤iflik biçimleriyle, zaman ve mekan› tuza¤a düflüren bir makine oluflturuyor: ev, toplant› salonu, hapishane, sokak, fabrika, vb oyuncular bu devasa yap›y› metinlerle tamamlayarak ayn› zamanda gerçek bir fiziksel performans sergiliyorlar... Yorum mükemmel, oyuncular yal›n ve zekice oyunlar›yla savunmakta olduklar› metnin seviyesine eriflmifller. Naz›m Hikmet’in yazd›¤› önemli yap›tlar›ndan biri olan ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’ fliirinin tiyatrosunu izlemek aç›kças› çok heyecan

vericiydi. Acaba nas›l uyarlanm›flt›, fliirin ve Naz›m’›n hakk›n› verebilecekler miydi? gibi kayg› ve önyarg›yla izlemeye bafllad›¤›m›z oyun, bafl›ndan itibaren kayg›lar›m›z› al›p götürdü. Oyuncular mükemmel bir performans sergileyerek fliirin noktas›ndan, virgülüne ezberlemifllerdi. fiiirdeki Benerci, Somadeva, Roy Dranat canlanm›fl, bizimle epik tiyatro arac›l›¤›yla konufluyorlard›. Bu büyük bir keyifti. Yönetmen Mehmet Ulusoy yaln›z fliirin çok önemli bir bölümünü yani (bizce) en can al›c› bölümünü ç›kartm›flt›. ‘... “Tafl hücre mahpusu Benerci’dir. Kitlelere heyecan, fluur ve hedef veren yaz›lar, vaktiyle Somadeva’n›n bafllad›¤› ve flimdi Benerci’nin devam etti¤i “Hindistan’›n Yirminci As›r Tarihi” isimli eserdir. Yaln›z, Benerci bunu, bile¤ini kesip kan›yla yazm›yor... Fakat, e¤er icap etseydi, eserin bir tek sat›r›n› yazmak için damarlar›ndaki bütün kan›n› ak›tabilirdi. ... Benerci yaz›s›n› bile¤inin kan›yla yazm›yor. Benerci yaz›lar›n› temiz beyaz ka¤›tlara kurflun kalemiyle yaz›yor. NASIL?.. Tafl hücre mahpusunun, senelerdir, bu ifli nas›l yapt›¤›n› anlatacak de¤ilim. Romanda da olsa, Britanya polisine

hizmet etmek istemem...” Yönetmen Mehmet Ulusoy’un yukar›daki bölümü oyuna almay›fl›n›n nedeni hizmet etti¤i burjuva ideolojisine ters düflmek kayg›s› olabilir. Somadeva öldü, bayra¤› Benerci ald›, mücadele devam ediyor. “...Ferdin tarihteki rolü malum. Ak›fl›n istikametini de¤ifltiremez. Yaln›z tempoyu h›zl›laflt›rabilir, yavafllatabilir. ‹flte o kadar.” Bu mesaj› vermek istememifl. Naz›m Hikmet’in oyunu, onu ba¤r›na basan izleyicilerin haf›zas›na uzun süre için kaz›nd›. ‹nsanlar bu mükemmel uyumda en küçük bir aksakl›k yaratma endiflesiyle sessizce güldü, sessizce a¤lad›. Hiçbir fleyin tesadüfi olmad›¤›, her sözcü¤ün, her virgülün, her tonlaman›n gerekli oldu¤u bu inan›lmaz fliir-trajedide uygunsuz bir noktaya neden olmaktan korkuyorlard›... Mehmet Ulusoy aflkla, titiz (eksik) bir sadakatle ve oyuncular›n›n yetene¤inin de yard›m›yla, her izleyicinin ihanet etmeden-çoklu okumalar metinde yap›ld›¤› gibi uyum gösterdi¤i bir Türkiyeli flairin metnini tekrar yaratm›fl. Yani k›sacas› yolunuz Taksim-AKM’den geçerse flans›n›z› kullan›n ve bu oyunu izleyin.

Tohum’a pranga vurulamaz Hiçbir muhalif düflünce, yaflay›fl ve anlay›fla tahammülü olmaks›z›n bütün insani de¤erlere hunharca sald›ran egemen yoz klik yine kendisine kökten muhalif bir kurum olan Tohum Kültür Merkezi’ne tahammülsüzlü¤ünü gösterdi. Tohum Kültür Merkezi 19 Ekim 2002 tarihinde yapm›fl oldu¤u yaz›l› bas›n aç›klamas›nda Tohum Kültür Merkezi Kartal fiubesinin keyfi bir flekilde kapat›ld›¤›n› kamuoyuna duyurdu. Yap›lan aç›klamada; “kuruldu¤u günden bu güne çeflitli milliyetlerden iflçi emek-

çi halk›m›z›n devrimci, demokratik, ileri kültür yanlar›n› muhalif bir tarzda yans›tan Tohum Kültür Merkezi ve flubeleri bu muhalif çizgisinden kaynakl› çeflitli bask›lara maruz kalm›flt›r. 18 Ekim Cuma günü saat 19.00 s›ralar›nda Kartal Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› Siyasi fiube ekiplerince kurumumuzun etraf› abluka alt›na al›narak evrak kontrolü yap›ld›. ‹flletme ruhsat› olmad›¤› bahanesi ile kurumumuz kap›s›na mühür vuruldu. Kartal flubemiz aç›ld›¤›ndan bugüne iflletme ruhsat› almak

için birçok kez Belediye’ye baflvurmufl ancak tüm giriflimler sonuçsuz b›rak›larak bizzat emniyet güçleri taraf›ndan kas›tl› olarak engellenmifltir. Tohum Kültür Merkezi Kartal fiubemiz flahs›nda ilerici tüm kurumlara uygulanan bu bask›, egemenlerin resmi politikas›d›r. Bu politika kendine devrimciyim, demokrat›m, ilericiyim diyen her kifli ve kurumun önünde yak›c›l›¤›n› koruyor. Bu hakl›l›¤›m›z› ve meflrulu¤umuzu koruyabilmek için kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz.” denildi.

TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹


30

25 Ekim-7 Kasım 2002

‹flçi-köylü’den 3 Kas›m seçimleri, Irak operasyonu ve devrimci tav›r Emperyalistler ve yerli uflaklar› aç›s›ndan oldukça önem tafl›yan 3 Kas›m erken genel seçimine say›l› günler kald›. Seçim meydanlar›, her renkten düzen partilerinin emekçi halk›m›z› yalan ve demagojik söylemlerle, bofl vaatlerle aldatmaya çal›flt›¤› yerlere dönüflmüfl durumda. Düzen partilerinin yan›s›ra birçok reformist parti ve gruplar ile baz› devrimci dostlar›m›z›n fa flist diktatörlü¤ün kay bolmaya yüz tutmufl meflrulu¤unu tazele mek ve bunun yan›nda hem ülke d›fl›na yöne lik emperyalist politi kalar›n, hem de ülke içine yönelik politika lar›n “baflar›yla” uygu lanmas› için baflvurdu¤u seçim tezgah›n›n peflinden sürüklendi¤ini de ibretle izliyoruz. Emperyalistler ve Türk hakim s›n›flar› aç›s›ndan 3 Kas›m seçimleri sonras› oluflacak yeni meclisin bileflimi oldukça önem tafl›yor. IMF ve DB programlar›n›n uygulanmas›nda en ufak bir tereddüt gösterilmesine dahi tahammülleri yok. Bu nedenle IMF yetkilileri iktidara aday olabilecek bütün düzen partilerinden programlar›n›n harfiyen uygulanmas› için imzal› belgeler alarak ceplerine koymufl durumdalar. Bu nedenle 3 Ka s›m’da verilecek her oy, yaln›zca çürümeye yüz tutmufl, halk›n gözünde meflrulu¤u gittikçe ze delenmifl parlamento nun canland›r›lmas›na yaramayacak ayn› za manda IMF ve DB poli tikalar›n›n daha kap -

saml› ve ac›mas›zca sürdürülmesine onay sa¤layacakt›r. 3 Kas›m seçimleri emperyalistler aras› pazar savafllar›n›n giderek daha aç›k yaflanmaya baflland›¤› bir süreçte yap›l›yor. Özellikle ABD emperyalizmi yaflad›¤› ekonomik krizinin etkisiyle dünya üzerinde kurdu¤u egemenli¤inin sars›lmakta oldu¤unu görerek kanl› ve katliamc› yüzünü bir kez daha sergilemekten çekinmeyece¤ini ilan etmifl durumda. 11 Eylül sonras› daha da pervas›zlaflarak Afganistan iflgaliyle Orta Asya’da üstünlük kurmaya yönelen ABD haydutu flimdi de Irak üzerinden Ortado¤u bölgesini yeniden flekillendirerek di¤er emperyalist ülkelerin kendi hegemonya alanlar›na girmesine engel olmaya çal›fl›yor. Irak operasyonu için haz›rl›klar›n› yo¤unlaflt›ran ABD emperyalizmi ufla¤› TC devletini savafl arabas›na bindirmek için 3 Kas›m seçimlerinin sonucunda oluflacak iktidar›n göreve bafllamas›n› sab›rs›zl›kla bekliyor. fiimdiden yo¤un görüflmeler yap›l›yor. Son olarak Irak operasyonunu yönetecek Org. Tommy Franks baflkanl›¤›ndaki bir Pentagon heyeti Ankara’ya gelerek Türk Genelkurmay› ile son ayr›nt›lar› masaya yat›rm›fl durumda. Ayr›ca Bush yönetimi, Türkiye’nin aktif olarak savafla kat›l›m› için 4-6 milyar dolarl›k bir yard›m paketi haz›rlam›fl bulunuyor. Financial Times’in gazetesi ABD haydutu ile TC aras›ndaki bu kirli al›flveriflin sürdü¤ünü yaz›yor. Emekçi halk›m›z›n kan›

üzerinden her türlü kirli pazarl›klar yap›l›yor. ABD haydutunun Irak halk›n›n kan›n›n yan›s› ra emekçi halk›m›z›n kan›n›n da ak›t›lmas› için giriflece¤i savafl›n figüran› olmak için yar› flan düzen partilerine ve onlar›n meclisine mefl ruluk kazand›rmak için at›lacak her oy Irak ve Türkiye halklar›n›n ka n›n›n ak›t›lmas›na vize vermek demektir. Savafl hükümetine, IMF programlar›n›n devam›na ve AB emperyalistlerinin özellikle ABD emperyalizminin Türkiye üzerinde varolan ciddi etkisini k›rmak ve Türkiye’nin AB emperyalizmine daha fazla ba¤lanmas› için gündeme soktu¤u “AB ÜYEL‹K” aldatmacas›n›n sürüp gitmesi için yap›lacak seçimlerde verilecek her oy faflist diktatörlü¤ün aklanma s› anlam›na gelmekte dir. Faflist diktatörlü ¤ün kendisini aklamas› na izin vermeyelim. Bu nun yolu sand›k bafl›na gitmeyerek seçimi boy kot etmekten geçiyor. Seçimleri boykot etmek baz› reformist partilerin ve devrimci dostlar›m›z›n sand›¤› gibi pasif de¤il, aktif bir eylem biçimidir. Hele ki dünyan›n bugünkü gerçekli¤i içerisinde çok önemli bir ifllev görmektedir. Dünya emekçi halklar›n›n “Bar›fl”, “Demokrasi” , “‹nsan Haklar›” n›n gerçeklefltirilmesi yalanlar›yla en ac›mas›z sömürü ve zulüme u¤rat›ld›¤›, buna karfl›l›k ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerinin “Terörizm” olarak lanse edildi¤i günümüz koflullar›nda “düzen içi lik” yerine “düzen d›fl›l›¤›” savunmak proleter devrimci bir durufltur. Kald› ki Türkiye gibi fa flist diktatörlü¤ün hü küm sürdü¤ü, en de mokratik hak alma mü cadelesinin azg›n bir fa flist terörle bast›r›ld›¤›, (seçimlerde oy kullan mamak, sand›k bafl›na gitmemek bile Türk “demokrasi”sinde ceza ya tabidir. Asl›nda bu

işçi-köylü 39 bile bizlere Türk “demokrasi”sinin nas›l bir demokrasi oldu¤unu göstermektedir) parlamentonun mevcut sisteminin gerçek yüzünü maskeleme ifllevi gördü¤ü bir yerde, parlamentoyu ve bunun arac› olan seçimleri kurtulufl yolu olarak göstermek ya da seçim sürecine kat›larak bununla “sosyalizm” propagandas›n›n baflar›l› olaca¤›n› düflünmek, en hafif deyimle siyasi körlüktür. Siyasi körlük, fiziki körlü¤e oranla çok daha tehlikeli bir durumdur. Bugün emekçi halk kitlelerinin sisteme yönelik yo¤un bir tepki içerisinde oldu¤u, hakim s›n›flar›n sözcüleri taraf›ndan aç›klanmaktad›r. Genç Parti gibi bir oluflumun bile bu tepkileri kendi bünyesinde toplayabildi¤i görülmektedir. K›sacas› kit lelerin sisteme yönelik tepkileri yine sistem içinde bir olufluma yö neltilmektedir. Bu tak tik faflizmin y›llard›r “iyi” kulland›¤› bir tak tiktir. Bu bizler için en önemlisi de “bitmeyen senfoni” diyerek ayn› köyün ezgisini y›llard›r söyleyen dostlar›m›z için de bir veri olmal› d›r. Üstelik bu devletin nas›l bir devlet oldu¤u, kimin devleti oldu¤u bu kadar aç›k bir biçimde ortaya ç›km›flken ve üstelik iflçi s›n›f›ndan, yöre derneklerinden, gençlik kesimlerinden yap›lan ça¤r› ve aç›klamalarda “boykot” tavr› bu kadar aç›kken yüzü müzü buraya de¤il, sis teme dönmek aç›kt›r ki faflizmin de¤irmenine su tafl›makt›r. Oysa biz biliyoruz ki tafl›ma suyla de¤irmen dönmez. Yap›lmas› gereken halk denizinin o bitip tükenmez enerjisini faflizme ve onun kurumlar›na yöneltmektir. Bunun yolu düzenin halka hiçbir fley veremeyece¤i, çün kü bu sistemin halk›n sistem olmad›¤›, seçim lerin, parlamentonun vb. “demokrasi” oyun lar›n›n tamamen düze nin kendi bekas›n› de -

vam ettirmenin bir ara c› oldu¤unun her f›rsat ta aç›klanmas›d›r. Bu gün proleter devrimci lerin tavr› budur. Saf›n› halktan, halk›n gelece¤inden yana koyanlar›n tavr› da bu olmak zorundad›r. Bu nedenle 3 Kas›m seçimleri devrimci ve komünist güçlerin, demokrat ve yurtsever kesimlerin gösterece¤i tav›r ve sorumluluk aç›s›ndan da oldukça önem tafl›yor. E m e k ç i halk›n gözünde gittikçe güvenilirli¤i azalm›fl parlamentoya verilecek oylarla kan tafl›mak, da ha da kötüsü bu oyuna halk› da alet etmeye ça l›flmak kitlelerin gerisi ne düflmekle eflanlaml› d›r. Kitlelerin kendili¤inden bilinçleriyle geldi¤i bu noktay› daha da ileriye tafl›yarak örgütlü güce dönüfltürmek ve bu örgütlü güçle emperyalizm ve faflist diktatörlü¤ün saltanat›na son vermek için h›zl› ad›mlar atmak geçti¤imiz süreçte devrimci ve komünist güçlerin en önemli sorumluluklar› aras›ndad›r. Bu sorumlulu¤un en somut ad›m› 3 Ka s›m seçimlerini aktif bir flekilde boykot ede rek at›lmal›d›r. Bu nedenle bütün çal›flma alanlar›nda; seçimleri boykot eden çevreler ile eylem bir liklerine önem verilmelidir. Okullarda, semtlerde, fabrikalarda, köylerde, aktif olmak gerekir. Bu kesimlerle birleflerek yakalanan her f›rsat sadece seçim leri boykot etmek de¤il, sistemin devletin ger çek yüzünün teflhir edil mesine ve devrimci ör gütlenmelerin yarat›l mas›n› sa¤layacak tarz da ele al›nmal›d›r.


Bafl taraf› sayfa 32’de Çaru Mazumdar önderli¤i ve rehberli¤inde Naxalbari’de patlayan dev-

S›n›f›m›z enternasyonal bir s›n›ft›r, ideolojimiz proletarya enternasyonalizmidir ve görevimiz yeni bir dünya yaratmakt›r. Bu yüzden kesinlikle s›n›f›m›z uluslararas› bir örgüte ihtiyaç duymaktad›r. Bu ihtiyaç “emperyalizm ve proleter devrimleri” ça¤›nda ve temel geliflmeler küresel flekil al›rken çok daha büyüktür. rimci ayaklanma Marksizm-Leninizm-Maoizmi en öne koyan “bahar f›rt›nas›” olarak Marksizmin en yüksek zirvesi GPCR’yi tesis etti ve revizyonizmin her rengine karfl› mücadele etti. Naxalbari’nin trampet sesleri Güney Asya ve ötesinde bugüne kadar yank›lanmaktad›r. fiu anda Nepal, Hindistan, (Dandakaranya, Bihar, Andhra ve di¤er yerlerde) süren ve Güney Asya’n›n di¤er bölüm-

Bölgedeki sorumluluklar›ndan ayr› olarak, CCOMPOSA uluslararas› proletaryan›n parças›d›r ve geliflimi uluslararas› Maoist güçlerin büyüyen birli¤inin bir parças› olarak görülmelidir. Komünist Manifesto’nun deklare etti¤i gibi “Bütün ülkelerin iflçileri birleflin” fliar› bize her zaman birli¤imizin gereklili¤ini ve olana¤›n› hat›rlatmaktad›r. lerinde yo¤un haz›rl›klar› devam eden Halk Savafllar›, Naxalbari ve Çaru Mazumdar’›n ö¤rettiklerinin uzant›s› ve ileriki süreçte geliflimi olarak kavranmal›d›r. Nepal’de Halk Savafl› büyük bir h›zla ve s›çrayarak ilerlemekte; ve ülke ça-

25 Ekim-7 Kasım 2002

31

işçi-köylü 39 p›nda bir güç olmaya yönelmekte. Dandakaranya, Bihar ve Andhra’da yükselen Halk Savafl›n›n düzeyi 1970’lerin bafllar›ndaki Naxalbari ayaklanmas›ndan daha ileri bir durumdad›r. Bununla birlikte atefli ilk tutuflturan ve do¤ru yönelimi sa¤layan Naxalbari’dir. Devrimci s›n›f savafllar›ndan ba¤›ms›z olarak, aras›nda Jammu ve Keflmir, Nagaland, Assam, Manipur ve di¤er KuzeyDo¤u devletleri, Sri Lanka’n›n Tamil Eelam ve Bangladefl’de Chittagong Hill Tracts’›n da bulundu¤u güçlü ulusal kurtulufl hareketleri/ulusal mücadeleler de Güney Asya’da sürmekte ve yükselmektedir. Ulusal Kurtulufl Hareketleri/Ulusal Mücadelelerin karfl›laflt›¤› problemler aras›nda proletarya önderli¤inden yoksun olmalar› ve Proleter Demokratik Devrimi’nin ulusal kurtulufl mücadelesini içerdi¤ini kavramaktaki eksikli¤idir. Bu bölgenin komünist devrimcileri, bunu çözmek için bu problemin karfl›s›nda olmal› ve ciddi olarak güç sarfetmelidir. Bölgedeki baz› tarihi, co¤rafi, ekonomik ve kültürel farkl›l›klar olsa da, dünya emperyalizmi özellikle de ABD emperyalizmi taraf›ndan desteklenen Hint yay›lmac›l›¤› halk›n ortak düflman›d›r. Bu sebeple bölgedeki ülkelerin devrimleri içten içe birbirine yak›nen ba¤l› ve ilgilidir. Her ülkede devrim, kendi özel koflullar›na ba¤l› olarak ülke çap›nda halk›n politik gücünün tesis edilmesi hedefini gerçeklefltirebilir, ancak bunu gelifltirmek, desteklemek ve sa¤lamlaflt›rmak için bölgedeki devrimci hareketlerin aktif deste¤ine ihtiyaç duyacakt›r. Yani Yeni Demokratik Devrimlerin yeni bir dalga olarak yükseldi¤i ve baz›lar›n›n baflar›l› olmalar›n›n güçlü olanaklar›n›n var oldu¤u Güney Asya’da bu, Maoistlerin kolektif olarak birlikte hareketin do¤ru çizgisini gelifltirme yeteneklerine ba¤l› olacakt›r. Yani, bölgede gerçek Maoist güçler aras›nda birli¤i infla etmek,

acil bir sorun haline gelmifltir. Marks, Lenin ve Mao’nun gerçek ard›llar› ve ö¤rencileri olarak bu bölgede Yeni Demokratik Devrimleri gerçeklefltirmek; sosyalizm ve komünizm için dünya devrimini gelifltirmek üzere bu f›rsat› kavramak gereklidir. GÜNEY ASYA’NIN MAO‹ST GÜÇLER‹ ARASINDA B‹RL‹K Maoist güçlerin birli¤i ilk olarak, yaln›zca teoride de¤il daha çok da özel olarak gelifltirilmesinin ilkesel konu oldu¤u Halk Savafl›’n›n prati¤e uygulan›fl tarz› oldu¤u MLM’nin onaylanmas› temelinde olmal›d›r. Ayr›ca, ana konulardan biri olarak, CCOMPOSA sald›r›lar›n› bölgedeki gericili¤in ana siperi olan Hindistan yay›lmac›l›¤›na odaklamal›d›r. Bölgedeki s›n›f mücadelesini/Halk Savafl›n› yo¤unlaflt›rman›n tek dayana¤› Güney Asya gerçek Maoistlerinin birli¤ini MLM ilkeleri temelinde derinlefltirmek ve gelifltirmektir. Bölgedeki sorumluluklar›ndan ayr› olarak, CCOMPOSA uluslararas› proletaryan›n parças›d›r ve geliflimi uluslararas› Maoist güçlerin büyüyen birli¤inin bir parças› olarak görülmelidir. Komünist Manifesto’nun deklare etti¤i gibi “Bütün ülkelerin iflçileri birleflin” fliar› bize her zaman birli¤imizin gereklili¤ini ve olana¤›n› hat›rlatmaktad›r. Bizler, Güney Asya Maoist Parti ve Örgütleri, bu fliardan sapamay›z. Yani CCOMPOSA uluslararas› tüm Maoist güçlerin birli¤inin bir parças›n›n giriflimi olmal›d›r. CCOMPOSA’n›n Güney Asya’n›n özel flartlar› içinde kendi özel hedefleri oldu¤u kavranmal›d›r. CCOMPOSA’n›n özel hedefleriyle ilgili aç›k perspektifini verebilmek için, “Birlik Demeci”nden baz› pasajlar› aktar›yoruz: “CCOMPOSA’n›n Koordinasyon Komitesi, Dünya Proleter Sosyalist Devrimi’nin geliflti¤i ve h›zland›¤› flartlarda Uzat›lm›fl Halk Savafl›’n› bölge-

de yayarak geliflen durumu karfl›lamak için Güney Asya’n›n Maoist Parti ve Örgütlerinin faaliyetlerini birlefltirmek ve koordine etmek üzere biçimlendirilmifltir. Bu genifl kapsaml› dönemin tarihi bir ad›m›d›r.” “Koordinasyon Komitesi; Peru, Filipinler ve Türkiye’deki Uzat›lm›fl Halk Savafllar›yla birlik içinde, tüm bölgede ve ötesinde Uzat›lm›fl Halk Savafl›’n›n ateflini körüklemek amac›yla güçlerini birlefltirmeyi ve devrimci mücadelelerini yükseltmeyi kararlaflt›r›r. Geliflen Uzat›lm›fl Halk Savafllar› için ana tehlike olarak –parlamenter ve silahl›- revizyonizmle savaflmay› ve yenilgiye u¤ratmay› kararlaflt›rd›k. Himalayalar’›n tüm par›lt›l› zirvelerinde ve bölgenin tümünde MLM ve Komünizmin K›z›l Bayra¤›n› yükseltmek için ilkeli birli¤imizi ve bilinçli kararlar›m›z› deklare ediyoruz. Bizler bu sorumlulu¤u enternasyonalist görevimiz ve emperyalist sistemi y›kmak ve Uzat›lm›fl Halk Savafl› yoluyla Yeni Demokratik Devrim’le nihai hedefimiz Sosyalizm ve Komünizmi kurmak için katk› olarak üzerimize al›yoruz.” “Dünya emperyalizmi, özellikle de ABD emperyalizmi destekli Hindistan yay›lmac› devleti Güney Asya halk›n›n ortak düflman›d›r. Bu Güney Asya devrimci güçlerinin birli¤ini infla etmek için geçerli politik temeli sa¤lar. Bu nedenle, “Birleflik Demeç” Güney Asya’da Maoist Parti ve Örgütlerin birli¤ini gerçeklefltirmek için temelleri belirlemifltir: 1- Birli¤imiz, s›n›f›m›z›n bilimsel ideolojisi olan MLM’yi temel alacakt›r. Büyük Proleter Kültür Devrimi ileri yürüyüflümüzün yolunda bu geliflmenin zirvesidir. 2- Ortak hedefimiz, Yeni Demokratik Devrimi gerçeklefltirerek ve proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimi sürdürerek dünya çap›nda sosyalizm ve komünizmi kurmakt›r. 3- Silahl› revizyonizm ve parlamenter ah-

makl›k dahil revizyonizmin tüm renklerine karfl› olaca¤›m›za söz veriyoruz. 4- MLM’yi genifl bir flekilde, özellikle afla¤› k›tada ve ayn› zamanda dünya çap›nda, tüm biçimleriyle revizyonizme karfl› propaganda yapmal›y›z. 5- Tüm dünyada anti-emperyalist mücadeleler ile dayan›flmay› infla etmek. 6- Özellikle ABD emperyalizmine ve Hindistan yay›lmac›l›¤›na karfl› güçlü bir anti-emperyalist direnifl hareketi infla etmek. 7- Afla¤› k›tada süren çeflitli ulusal hareketlerin silahl› mücadeleleriyle genifl bir cephe infla etmek. 8- Afla¤› k›tada Maoist güçler aras›nda çift tarafl› ve çok tarafl› iliflkileri derinlefltirmek, karfl›l›kl› yard›mlaflmalarda bulunmak ve deneyim al›flverifli yapmak. 9- Güney Asya’da Maoist Parti ve Örgütlerin birli¤ini koordine etmek ve sa¤lamlaflt›rmak. 10- ‹deolojik ve politik propagandan›n araçlar› olarak gazete ve dergiler yay›nlamak. MLM bayra¤›n› yüksekte tut! Devrim bayra¤›n› Himalayalar’dan denizlere kadar yay! Dünya devriminin f›rt›na merkezi ve dünya komünizmine yürüyüflte temel bölge olan Güney Asya’y› gelifltir! 1) PBSP (Bangladefl) 2) PBSP (MPK) Bangladefl 3) BSD (ML) Bangladefl 4) CPEB (ML) Bangladefl 5) CPC (Maoist) SriLanka, 6) Maoist Komünist Merkez Hindistan 7) HKP-ML (Halk Savafl›) 8) HKP-ML (Naxalbari) Hindistan 9) RCCI (Maoist) Hindistan, 10) RCCI (MLM) Hindistan 11) NKP (Maoist) Nepal


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
DYIK39 by sol yayin - Issuu