Skip to main content

AdaletWeb134

Page 1

Ekmek ve

Adalet

Direnifl 5. Y›l›nda Bir direniflçi hastaneye kald›r›ld›

Haftal›k Dergi / Say›: 134 / Tarih: 28 Kas›m 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net

Cihat Aktafl; 16 yafl›nda bir hiç yüzünden öldürüldü!

Fatih Sözüer; 22 yafl›nda bir hiç u¤runa katil oldu!

GENÇLER‹M‹ZE KIYANLAR gençlerimize “politikayla u¤raflmay›n” diyenlerdir! Ekmek ve

Adalet

ISSN:

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

1304687X 132

Tutsak yak›nlar› 117 Tabutla AB önünde:

“117 Ölümden

SUÇLUSUNUZ!” AKP Irak’ta floförleri öldürüyor!

100 Bin Emekçi Ankara’da:

“Direnece¤iz!”


Hücrelerden dünyayı kucaklayanlar yazdı

korkuyorlar... tabutlardan gerçeklerden

umudumuz kararmas›n diye ölüme yürüyenlerin destan› Devrimci flair Ümit ‹lter’in ikinci kitab› olan ‘UMUT YA⁄MURU’ Boran Yay›nevi’nden ç›kt›...

korkuyorlar “Yürüyüflünüzü yap›n ama tabut tafl›may›n...” Ankara polisi, 22 Kas›m’da Ankara’da AB Temsilcili¤i önünde olaca¤›n› aç›klayan HÖC’lülere böyle haber gönderiyordu. 5. Y›lda 117 flehit gerçe¤ini hayk›rmak için yürüyenler, bunu kabul edemezlerdi elbette. Kabul etmedik ve tabutlar›m›zla birlikte Ankara’da topland›k. “Yürüyün ama tabut tafl›may›n.” Tafl›nacak tabutlar, herkes biliyor ki, semboliktir. Ama zaten iflte o “sembol” korkutuyor onlar›. Tabutlar›m›z sembolik, ölülerimiz gerçekti. Her tabutun karfl›l›¤›nda taze bir mezar vard›. ‹çi bofl sembolik tabutlar, bu ülkenin son befl y›ll›k tarihiyle dolu. 117 sembolik tabut, iktidar›n katliamc›l›¤›n› anlat›yor. 117 sembolik tabut, direniflin kararl›l›¤›n› anlat›yor. Tabutlar›n anlatt›¤› her fley, iktidarlar›n 5 y›ld›r gizlemek istedi¤i ne varsa, onlar› anlat›yor. Ve biz, 117 ölüm gizlenemesin diye, tüm dünya bu katliam› da, bu direnifli de duysun diye yollarday›z. Ankara polisi, iktidar›n talima-

t›yla, tabut tafl›mas›nlar da yürürlerse yürüsünler havas›nda. Kararl›l›k karfl›s›nda bir geri ad›m at›yor; “1 tabuta izin verebeliriz” diyor bu kez. Kabul etmiyor HÖC’lüler. 1 de¤il, 117 kez omuzlad›k çünkü biz o tabutlar›. Bu kez pazarl›kç› polis “5 tabut olsun”! diyor. 117’yi ne kadar küçültebilirse, onu kar görüyor. 117 tabut gerçe¤inin a¤›rl›¤› karfl›s›nda, üç-befl tabutla gerçe¤i gizleme politikas›n› sürdürebilece¤ini san›yor. Akl› s›ra, 117’yi küçültüp, bu ülkenin hapishanelerinden ç›kan tabutlar›n kervan oldu¤unu, cesetlerimizin da¤ oldu¤unu gizlemeye çal›fl›yor. Ama gerçek kendini anlatacak: 117 tabut diziliyor AB Temsilcili¤inin karfl›s›na. 117 tabut... Kara topra¤a verilen 117 insan... 117 direniflçi... 117 cinayet... 117 gerçek... Cemil Çiçek bofluna ç›rp›n›yor. Polis bofluna ç›rp›n›yor. Tabutlar› gizlediniz diyelim; peki MEZARLIKLARI ne yapacaks›n›z? 117 taze mezar var bu ülkenin dört bir yan›ndaki mezarl›klarda. Daha özgür bir yaflam için aç›lm›fl 117 taze

ÜRETMEK D‹RENMEKT‹R TAYAD’l› Ailelerin tutsaklar›n tecrit koflullar›nda üretti¤i ürünlerden haz›rlad›klar› sergi devam ediyor. 21-24 Ekim’de TMMOB'da, 2-9 Kas›m’da BES 2 Nolu fiube'de sergilenen

mezar. Onlar›n bafluçlar›nda yak›lan a¤›tlar, hayk›r›lan sloganlar yank›lan›yor hala bu ülkenin göklerinde. ‹nsanlar düflünceleriyle yaflayabilsinler diye kendini feda edenlerin mezarlar›n› da m› yokedeceksiniz? Ailelerinin, yoldafllar›n›n yüreklerinde aç›lan yaralar hala taze. Hala kan›yor yaram›z. Yara, bu ülkenin yaras›. Kan s›zmaya devam ederken, F tiplerinden tabutlar ç›kmaya devam ederken, 117 sembolik tabutu gizlemeye, yasaklamaya çal›flmak bofla kürek çekmek de¤il mi! Biliyoruz, korkuyorlar. Kim ki ölümleri gizlemeye çal›fl›yorsa, orada örtbas edilmeye çal›fl›lan bir suç vard›r. Suçlular, kendi eserleri olan 117 tabuttan korkuyorlar. “Yürüyün ama tabut tafl›may›n.” sözü, iflte bu korkunun sözüdür. Kendi doldurduklar› mezarl›ktan geçerken çald›klar› ›sl›kt›r. 117 sembolik tabutun gücünü, ne anlatt›¤›n› biliyorlar. Bildikleri için korkuyorlar. 117 tabutun gücünü, 117 tabutun anlam›n›, keflke sol da en az Ankara polisi kadar anlasayd›... Anlasayd›, hiç kuflkusuz, o tabutlar›n alt›nda onlar›n da omuzlar› olurdu...

ürünler, geçen hafta boyunca E¤itim-Sen 3 No'lu fiube'de sergilendi. Bu ürünler, tecrit koflullar›nda direniflin ortas›nda yarat›lan güzelliklerin bir parças›d›r. Devrimci yarat›c›l›¤›n ne zulümle, ne tecritle, ne ölümle yok edilemedi¤inin kan›tlar› olan ürünleri görmek, direnifle tan›kl›k etmektir.

Kitabevleri, ‹stanbul TAYAD ve Boran Yay›nevi’nden edinebilirsiniz ‹stanbul TAYAD: Kulo¤lu Mah. Turnac›bafl› Cad. No:31/1 Beyo¤lu-‹STANBUL

Boran Yay›nevi: ‹nebey Mah. Koçibey Sok. Yüksel ‹flhan› No:22-23 Fatih-‹STANBUL Tarihin içinden süzülüp gelen halklar›n direnifl destanlar›n›n kesintisiz bir anlat›m›, emperyalizmle fliirin diliyle, kavga adam›n›n yüre¤iyle cepheden bir hesaplaflma “Umut Ya¤muru”. Marksizmin ustalar›n›n, "...Burjuvazi, tüm uluslar› yok olma olas›l›¤›yla karfl› karfl›ya b›rakarak, kendisinin "uygarl›k" dedi¤i fleye, efl deyiflle burjuva üretim biçimini kabule zorlar..." sözleriyle bafll›yor destan. Ve tarihten ald›¤› o güçlü sesiyle hayk›r›yor devrimci flair: “Yazan, yaratan, yapan ki halkt›r O deryan›n elinde kalemdir karanfil Damarlardan zamana akan bir mürekkep Ve tarih yaz›ld›, yaz›l›yor, yaz›lacak O puflt sesler ç›kt›¤› yere t›k›lacakt›r... Spartaküs’ten Bruno’ya, Pir Sultan’dan Bedreddin’e; zulme karfl› isyanlar içinde soluksuz bir yolculuk yaparak, Pir Sultan’›n yoldafllar›n›n yaratt›¤› ölüm orucu destan›na geliyor. Bu destan› yaratan her bir kahraman ayr› bir yaflam, ayr› bir mesaj tafl›yor dizelerle. Dizelere, ölüme bir ad›m kala, ölümü altetmeye ç›kanlar›n son sözleri ekleniyor. 117 kahraman›n bedenleri nas›l bir top mermisi gibi zulmün kalesini dövdüyse, devrimci flairin

Ekmek ve

Adalet

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

Gitmek, yana yana gitmek yar›na ‹ki can p›nar› gibi süzülmek Hayat›n ve halk›n derinliklerine Kalbimiz umut at›yor dizeleriyle yang›nlar›n dili oluyor. Birbiri peflis›ra açl›¤›n yiyip bitirdi¤i bedenlerin ard›ndan; S›radanlaflt› seri katilin cinayetleri Kurflun, yang›n ve açl›kla ölüm Ve ipuçlar› ayn› faile ç›k›yor Ki hep ayn› cinayetin öleniyiz Zulmün s›ras›nda hizaya girmedi¤imizden diye direniflin ve katliam›n anlam›n› aç›k ediyor. Direniflin tarihselli¤ini yine onun dizelerinde görüyoruz: Dünün gücü, yar›n›n düflü, bugünün kavgas› Aln›m›zdad›r hayat›n yazg›s› Tarihin umutlu, delikanl› ve güzel y›ld›z› Açl›¤›n koynundan ve kondulardan ç›k›p Sokaklardan all› yeflilli geçerek Meydanlarda gürül gürül toplan›p Da¤lara ç›km›flt›r o k›rm›z› ve isyankar tarih...

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Pembe Özlem OLGUN Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi Küçük Langa Caddesi No:29 C-26 Akflahin Pasaj› Aksaray-Fatih-‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

dizeleri de ayn› hedefe vuruyor öfkeyle. Tarihi yapan halklar›n yüre¤iyle hissedip, direniflin içinden, direniflin diliyle yaz›yor ‹lter. Tecritin, teslimiyetin tüm bir halk›n hayat›na hakim k›l›nmas›n›n önündeki en büyük barikat olanlar›n destan›d›r anlatt›¤›. Onlar, umutsuzlu¤un bir karabasan gibi çökmek istedi¤i anda hücrelerini, alev alev bedenlerini sa¤anaklaflt›rd›lar. Umut olup ya¤d›lar Anadolu topra¤›na. Bin y›ld›r zulme bafle¤meyen Anadolu’nun isyanlar damar›n›n en güçlü halkas›n› oluflturdular. Ümit ‹lter bu destan›n içinde yaflayanlardan biri. Bu nedenle canl› dizeler, bu nedenle dizeleri ölüm orucunda dövüflüyor, alevler için isyan ediyor zulme. Halen Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nin hücrelerinde tutsak olan Ümit ‹lter, tecritin teslim alamad›¤› yüre¤inden kopup gelen, bir f›rt›na gibi kavga ve umut esen dizeleriyle 117 kahraman direniflçinin coflkusunu ve öfkesini yaflat›yor okuruna. Umut yitirilmesin diye bedenini tutuflturanlar›n ard›ndan;

‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net

Bürolar›m›z Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0 422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Düzenli Ulusoy ‹fl merkezi Çömlekevi Yokuflu Daire: 2 Osmangazi/Bursa No: 42 Trabzon Tel-faks: 0 462 321 14 80 Tel-faks: 0 224 224 93 97


Ekmek ve Adalet Say› 134 ‹çindekiler

3...

Tabutlar›m›zdaki çiviler

5...

HÖC’lüler AB’den Hesap Soruyor

9...

Bir Direniflçimiz Zorla Hastaneye Kald›r›ld›!

10...

Emekçiler AKP’yi meydanlarda uyard›

14...

‹flgal Rantç›s› AKP fioförlerimizin Katili

16...

Riyakarl›k Politik Kimlikleridir

17...

Mezar ziyaretine arama izni

18...

‹flkenceciler ‘Adli Kolluk’ Yap›ld›

19...

CHP koltuk kavgas›nda

20...

KAN GÖLÜ ORTASINDA SEÇ‹M OYUNU

25...

‹fiKENCE! Buras› Türkiye!

26...

“Stad cinayeti”nin sorumlular›...

29...

“HUKUK DEVLET‹”nden bir manzara:

30...

‘En sorunsuz uyum asimilasyondur’

32...

Tek Alternatif Olan Sosyalizmi Tart›fl›n

35...

GENÇL‹K FEDERASYONU’NDAN SUÇ DUYURUSU

36...

Kim ne dedi? ‹slamc›lar

38...

5. y›l de¤erlendirmeleri

41...

Kürt Milliyetçili¤inin Cazibe Merkezi

43...

Kürt Milliyetçi Önderli¤in ‹deolojik Savruluflu-4

47...

Yurtd›fl›ndan

48...

Yugoslavya... Gürcistan... flimdi de Ukrayna

50...

Kahramanlar Ölmez

Tabutlar›m›zdaki çiviler Haklar ve Özgürlükler Cephesi, geçen hafta 117 tabutla Ankara’daki AB Temsilcili¤i önündeydi. Avrupa’ya “sesimizi duyurmak”, Avrupa’n›n Türkiye’ye “müdahale” edip tecrit sorununu çözmesini istemek için de¤ildi bu eylem. AB’den hesap sormak için oradayd›k. AB’yi teflhir etmek için oradayd›k. AB’ye, bizzat sahibi oldu¤u tecrit politikas›ndan geri ad›m att›rmak için oradayd›k. Çünkü 117 tabutun çivileri Avrupa’dand›. 117 tabut, AB’nin demokrasi ve insan haklar› maskesini aralayan bir gerçektir. Demokrasi, önce sorunu var saymakt›r, gündemine almakt›r; taleplere kulak vermektir. 117 ölüm konusunda Avrupa kör ve sa¤›rd›r. B›rak›n talepleri gözönüne almay›, insanca, düflünceleriyle yaflamay› talep edenleri “tafl devrinde yafl›yorlar” diye “ça¤dafllaflt›rmaya” çal›flmaktad›r. “Ça¤dafllaflt›rmak”tan anlad›klar›, devrimci, sosyalist düflüncelerin beyinlerden silinmesidir. AB’nin “ça¤dafllaflt›rma” diye ifade etti¤i politikan›n F tiplerindeki karfl›l›¤› “rehabilitasyon”dur. Tecrit iflkencesi, devrimci tutsaklar› “rehabilite” etmek için uygulanmaktad›r. Katliamla mevcut hapishaneleri yak›p y›k›p F tiplerini açarak önce hapishaneleri mimari olarak “ça¤dafllaflt›rd›lar”; tecritte çürüterek, öldürerek de beyinleri ça¤dafllaflt›rmaya çal›fl›yorlar. F tiplerinin ilk tu¤las›n›n konuldu¤u andan 19 Aral›k sabah›na ve o günden bu yana, tecrit politikas›n›n her aflamas›nda AB’nin onay› vard›r. Onay›n ötesinde, F tiplerini teflvik etmifl, finansörlü¤ünü yapm›flt›r. AB, bugün de F tipleri ve “rehabilitasyon” konusundaki deste¤ini sürdürmektedir. Teflhir olmamak için de bu deste¤i mümkün oldu¤unca örtülü yapmaktad›r. Türkiye’nin en ücra köflelerindeki geliflmelerden haberdar olan, en marjinal konularda projeler gelifltiren AB’nin 117 ölüm karfl›s›ndaki körlü¤ü ve sa¤›rl›¤›, iflte bunun sonucudur. Avrupa emperyalizminin en önemli özelliklerinden biri sinsili¤idir. “Demokrasi ve insan haklar› flampiyonu” imaj›n›, bu sayede sürdürebilmektedir. 19-22 Aral›k 2000’deki hapishaneler katliam› yafland›¤›nda, bu imaj›n esiri olanlar, böyle bir katliam› AB’nin destekleyece¤ine ihtimal bile vermediler. Ama geliflmeler tersini gösterdi. AB’nin hemen her konudaki takti¤idir bu. Irak iflgalinde Avrupa’n›n rolü nedir? ‹ngiltere AB’nin en büyük ve güçlü üyelerinden biridir ve iflgalin orta¤›d›r. Hemen her konuda Avrupa Parlamentosu’nda görüflme açan Avrupa Birli¤i, Irak konusunda bir üyesinin ABD’yle tamamen ayn› politikay› izlemesi karfl›s›nda neden bir tart›flma yapmamaktad›r? ‹ngiltere’ye, kendi üyesine bir fley demeyen AB’nin ABD’ye yönelik elefltirilerinin bir inand›r›c›l›¤› var m›d›r bu noktada? Avrupa emperyalizmi, emperyalizme boyun e¤meyen bir ülkenin dize getirilmesinde ABD’den hiç farkl› düflünmemektedir. Silah elde ba¤›ms›zl›k için direnenlerin ezilmesinde farkl› düflünmemektedir. Felluce katliam›n› bu kadar büyük bir sessizlik ve so¤ukkanl›l›kla izlemesinin nedeni budur. Avrupa emperyalizminin fark›, bütün bu politikalar hayata geçirilirken, o hep bir elinde de “demokrasi, insan haklar› bayra¤›n›” tafl›r; fliddetin “afl›r› dozlar›n›” elefltirir. F tipleri ve tecrit konusundaki tutumu da ayn› olmufltur. 19-22 Aral›k’ta 28 tutsa¤›n katledilmesini “hapishaneler reformu” olarak onaylam›fl, Bayrampafla Hapishanesi’ndeki fliddetin “afl›r› dozda” kullan›lm›fl olmas›n› elefltirirerek de “demokrasi, insan haklar› savunucusu” maskesini öne ç›karm›flt›r. Dört y›ld›r süren tecrit konusunda da ayn› ikiyüzlü tavr›n› sürdürüyor. Son ‹lerleme Raporu’nda oldu¤u gibi, dört y›ld›r gerek DSP hükümetinin, gerekse de AKP’nin hapishaneler politikas›n› desteklemesine karfl›n arada tecritin sorun oldu¤unu söylüyor. Fakat bu onu 117 ölümün sorumlulu¤undan kurtarm›yor. 117 tabut onun için AB Temsilcili¤i önündeydi.


117 tabut AB Temsilcili¤i önüne konulmufltur, fakat ayn› zamanda o tabutlar, ülkemizdeki tüm AB savunucular›n›n kap›s›ndad›r. F Tiplerine geçifl ve tecrit, AB’nin politikalar›ndan biridir. “Ko¤ufl’a karfl› “oda”lar›, örgütlülü¤e karfl› “bireycili¤i”, Kopenhag Kriterlerini ve uluslararas› standartlar›n her savunuluflu, tabutlar›m›za çak›lan yeni bir çivi olmufltur. AB savunucular›n›n art›k görmesi gereken gerçek budur. 117 insan›m›z›n öldü¤ü katliamda, Irak iflgalinde, Felluce katliam›nda, Türkiye’nin “AB’ye uyum” sürecinde çok aç›k olan, AB’nin tamamen kendi emperyalist ç›karlar› do¤rultusunda davrand›¤›d›r. AB’nin demokrasi ve insan haklar› ölçütü, kendi sömürgecili¤ini sürdürebilmektir. Böyle oldu¤u içindir ki, AB, hem hapishanelerde 117 tutsa¤›n katledilmesini, tutsaklara “ya düflünce de¤iflikli¤i, ya ölüm” politikas›n›n uygulanmas›n› isteyendir, hem de baz› yasalar›n demokratiklefltirilmesini isteyendir. Esnek çal›flmay›, Kölelik yasas›n› dayatan da, sendikal haklar›n geniflletilmesini isteyen de ayn› AB’dir. Bunlar›n aras›nda bir çeliflki arayanlar, AB’nin emperyalist niteli¤ini görmezden gelenlerdir. AB’nin emperyalist yöntemleriyle “demokrasi, insan haklar› flampiyonlu¤u” imaj›na hizmet eden yöntemler aras›ndaki iliflki anlafl›lmad›¤›nda, AB’ye üyelik süreci de anlafl›lamaz. Avrupa emperyalizminin birbiriyle çeliflkili gibi görünen bu politikalar›, tamamen s›n›fsal bir politikad›r ve tekelci burjuvazinin ç›karlar›na göre biçimlenir. Bunu görmeyenler, AB konusunda sürekli yan›lm›fllard›r ve yan›lmaya devam edeceklerdir. “Sonradan olma AB’ciler” (ki bunlar›n bir bölümünü “sol”cular, bir bölümünü de “islamc›lar” oluflturuyor) AB’yi yere gö¤e s›¤d›ram›yorlar. O kadar ki AB sözcülerinden daha fazla övüyorlar AB’yi. AB’nin bile kendine yüklemeye cesaret edemeyece¤i misyonlar› yüklüyorlar. Do¤rudur, AB, sömürgecili¤ini pekifltirecek yüzlerce iste¤inin yan›s›ra, siyasi sistemin demokratik bir görünüm içinde ifllemesine iliflkin de baz› isteklerde bulunmaktad›r. Baflka bir deyiflle, bir yandan düzene karfl› alternatif olabilecek tüm güçleri tabuta göAvrupa, kimsenin isyan etmedi¤i, müp çivisini çakmaya direnmedi¤i, muhalefet etmedi¤i, çal›fl›rken, di¤er yankal›c›, istikrarl› bir sistem istiyor. dan düzene karfl› kulVe biz direndi¤imiz için, devrimi, lan›lamayacak hak k›sosyalizmi savunmaya devam etti- r›nt›lar›yla demokrasi ¤imiz için, Avrupa emperyalizmi görünümünü pekifltirhedefliyor. ve oligarfli, iflbirli¤i içinde devri- meyi AB’ye uyumla germi tabuta gömmeyi hedefleyen tecrit politikas›n› sürdürüyorlar. çeklefltirilmeye çal›fl›-

lan›n en yal›n özeti budur. Avrupa, kimsenin isyan etmedi¤i, direnmedi¤i, muhalefet etmedi¤i, kal›c›, istikrarl› bir sistem istiyor. Ve biz direndi¤imiz için, devrimi, sosyalizmi savunmaya devam etti¤imiz için, devrimci mücadele, her zaman emperyalist kapitalist sistem aç›s›ndan “istikrar› bozucu” bir unsur olarak görüldü¤ü için, Avrupa emperyalizmi ve oligarfli, iflbirli¤i içinde devrimi tabuta gömmeyi hedefleyen tecrit politikas›n› sürdürüyorlar. Avrupa’n›n ve Avrupac›lar›n yan›ld›¤› nokta; ne ekonomik, ne siyasal, ne sosyal aç›dan, ne uzak ve yak›n tarihi aç›s›ndan Türkiye’nin Avrupa emperyalist ülkeleriyle ayn› olmad›¤›d›r. Yeni-sömürge Türkiye’de devrimi gömemezler. F tiplerini devrimci hareketin mezar› olarak yapt›lar. Biz oray›, 117 flehit vererek direnifl mevzisine çevirdik. Efli görülmemifl boyuttaki hapishaneler katliam›yla ve tecritle, bizim de y›l›p, dünyadaki ve ülkemizdeki çeflitli ak›mlar gibi, devrimden, sosyalizmden vazgeçip AB’nin burjuva demokrasisine tabi olaca¤›m›z› beklediler. Y›lmad›k. Katledilsek de, bir bir topra¤a düflsek de, vazgeçmedik devrimi ve sosyalizmi savunmaktan. Her tabutumuz, bizi devrimden ve sosyalizmden vazgeçiremediklerinin kan›t› oldu. Tabutlar›m›za çakt›klar› her çivi, kendi güçsüzlüklerini gösterdi. ‹deolojik olarak bizi altedemediklerinin ve asla altedemeyeceklerinin kan›tlad›. AB heyetleri, katliam›n ard›ndan “acaba ak›lland›lar(!) m›, devrimden sosyalizmden vazeçtiler mi?” merak›yla F tiplerini ziyaret ettiler. Kararl›l›¤›m›z karfl›s›nda flafl›rd›lar. Direniflimizin 5. Y›l›na girmesine, 117 flehit vermesine ra¤men sürüyor olmas› karfl›s›nda da ayn› hayreti tafl›yorlar. Türkiye devrimine ve devrimci harekete tabut haz›rlayanlar çok oldu. Amerika bunun için cuntalar yapt›. Avrupa F tiplerini. ‹çerideki Amerikanc›lar ve Avrupac›lar, ellerinde çekiç, onlardan ald›klar› çivileri tabutlar›m›za çakt›lar. Ama yine de bizi yoketmeyi, gömmeyi baflaramad›lar. AB’nin önündeki 117 tabut, s›radan tabutlar de¤ildir. K›z›l bayraklara sar›lm›flt›r. Ölümlerimizle devrim ve sosyalizmi savunuyoruz. Teslim olmaktansa ölmeyi göze alarak ço¤al›yoruz. Devrim ve sosyalizm direniflimizle büyüyor. Türkiye halk›na, tüm demokratlara, vatanseverlere, ilericilere, ba¤›ms›zl›¤›n, demokrasinin yolunu gösteriyoruz. Demokrasinin, özgürlüklerin, adaletin AB’den medet umarak de¤il, direnerek, savaflarak, halk›n örgütlü gücüyle kazan›laca¤›n› anlat›yoruz.


kampanya eylemleri sürüyor

Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin “Tecrite Karfl› Büyük Direnifl 5. Y›l›nda Hücreleri Y›kal›m” slogan›yla bafllatt›¤› kampanya, Ankara’da Avrupa Birli¤i Merkezi önünde yap›lan eylemle sona erdi. Kampanya sona erdi, ancak Büyük Direniflin sesini duyurmak için d›flar›da çeflitli eylem ve etkinliklerin sürece¤ini hat›rlatmaya bile gerek yoktur. Çünkü direnifl sürüyor, tecrit sürüyor, ölümler sürüyor, iktidar suskunlukla, sansürle tüm bunlar yaflanm›yormufl politikas›nda ›srar ediyor.

HÖC’lüler AB’den Hesap Soruyor HÖC kampanyas›n›n son eylemi, Ankara’daki Avrupa Birli¤i Bilgi Merkezi önüne yürüyüfltü. Çeflitli kentlerden Ankara’ya gelen HÖC’lüleri, Ankara HÖC ve BES Genel Merkezi, Ankara fiubesi temsilcileri ile SDP'lilerin de bulundu¤u kitle karfl›lad›. ‹stanbul, ‹zmir, Uflak, Samsun, Ünye, Amasya, Antakya, Mersin, Adana, Antalya ve Ankara HÖC’lülerin oluflturdu¤u 300 kifli, Avrupa Birli¤i Merkezi önüne yürüyerek, dilekçe vermek, Avrupa’n›n tecritten, ölümlerden sorumlu oldu¤unu hayk›rmak, hesap sormak için harekete geçtiler. Baz› kentlerden ise otobüsler kar nedeniyle Ankara’ya ulaflamad›lar.

Marfllar hiç susmad›... Ankara’ya ulaflana kadar otobüslerde, yol boyunca marfllar söyleyen HÖC’lüler, flimdi Ankara sokaklar›nda sloganlar›n› hayk›r›yor, marfllar›n› söylüyorlard›. 117 can verilmiflti top-

TECR‹T‹N

ra¤a. Sorumlular›ndan hesab› sorulacakt›, bunun öfkesi ve kararl›l›¤›n› tafl›yordu herkes. Ankara yollar›na ilk kez düflmeleri de de¤ildi. Defalarca dayand›lar kap›lar›na zulmün sahiplerinin, yollarda copland›lar, yerlerde sürüklendiler, y›lmad›lar. Bu yang›n› görmeyen görsün, bu 盤l›¤› iflitmeyenler iflitsin diye yine Ankara’dayd›lar. Giflelerden itibaren polisin engelleme giriflimleri bafllad›. AB merkezine yürüyüfl için HÖC’lülerin belirledi¤i güzergah› kabul etmeyen polis, kendi belirledi¤i tecrit edilmifl bir yoldan yürümeyi dayatt›. HÖC’lüler ise kararlar›n› yaflama geçirmekte nettiler. Kitlenin yolu trafi¤e kapatmaya haz›rland›¤› s›rada, valili¤in HÖC’ün belirledi¤i güzergahta yürümesini kabul etti¤i belirtildi. Bunun üzerine kitle otobüslerle, AB Merkezinin bulundu¤u Gaziosmanpafla'ya geldi.

Say› 134 5 28 Kas›m 2004

117 ÖLÜMÜN

S O R U M L U S U

S O R U M L U S U

A V R U P A

A V R U P A


AB önüne yürümekte kararl›y›z... Burada otobüslerden inen HÖC’lüler, 117 flehidin temsili tabutlar›n› omuzlayarak kortej oluflturdular. Ankara polisinin, eylemin ilan edildi¤i günden beri paniklemesine neden olan görüntüydü bu. Günler öncesinden “kesinlikle tabutlarla yürütmeyiz” tehditlerinde bulunan Ankara emniyeti, yüzlerce polisi, panzeri y›¤m›flt›. Bu ülkenin hapishanelerinde 117 insan› katledenler bu gerçe¤in hayk›r›lmas›ndan, herkesin ö¤renmesinden büyük rahats›zl›k duyuyorlard›. Tabutlar en büyük korkular› haline gelmiflti.

Sendikac›lardan Destek

F Tipleri Halka ve Emekçilere Yönelik Bir Sald›r›d›r!

Say› 134 6 28 Kas›m 2004

HÖC’ün tecrite karfl› kampanyas› ve tecritin sorumlusunun AB oldu¤unu hayk›rmak için Ankara’da yapt›¤› eylem, sendikac›lar taraf›ndan da desteklendi. 18 Kas›m günü BES 2 No'lu fiube'de aç›klama yapan sendikac›lar, ölüm oruçlar›n›n 5 y›ld›r devam etmesinin AKP iktidar›n›n demokrasicilik oyununu da gözler önüne serdi¤ini belirttiler. Aç›klamay› okuyan Genel-‹fl 2 No'lu fiube Baflkan› Mehmet Karagöz, temel sorunun tecrit oldu¤unu söyleyerek, “Tecrit bir insanl›k sorunudur ve sahip ç›k›lmal›d›r." dedi. Genel-‹fl Genel Merkez yöneticisi Erol Ekici, 2 No'lu Bölge Baflkan› Mehmet Karagöz ile Sekreteri Cafer Erdil, 3 No'lu Bölge Baflkan› Veysel Demir ile Sekreteri Zeki Kaya, 3 No'lu fiube Baflkan› Mevsim Gürvelik, 7 No'lu fiube Baflkan› ‹smail Yurtseven, Trakya fiube Baflkan› Arif Kuday, Anadolu Yakas› 1 No'lu fiube Baflkan› Yunus Denizci, Anadolu Yakas› 2 No'lu fiube Baflkan› Hüseyin Durmaz, BES Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Abidin S›rma ve Kenan Akraba, BES 1 No'lu fiube Baflkan› Ejder Erbulan, 2 No'lu fiube Baflkan› Mustafa Aktafl ve Emekli-Sen Genel Yönetim Kurulu üyesi Hasan Kaflk›r’›n imzalar›n›n yer alan aç›klamada “Biliyoruz ki F tiplerinin, tecritin tüm halka ve emekçilere yönelik bir sald›r› oldu¤u” vurguland›.

En önde "Tecrite Karfl› Büyük Direnifl 5. Y›l›nda Hücreleri Y›kal›m” yaz›l› pankart açan HÖC’lüler yine kararl›yd›lar. Tabutlar AB önüne ulaflacak, Avrupa’n›n katil yüzü gösterilecekti. K›z›lbantl› TAYAD’l›lar›n en önde yer ald›¤› kortej, uzun süre polisle yap›lan pazarl›klar› bekledi. Gözlerinde ölümlerin sorumlular›na karfl› biledikleri öfke, yüreklerinde evlatlar›n›n 盤l›¤›n› tafl›yordu aileler. 117 tabutun her birinin üzerinde resimleri olan direnifl flehitleri, hesap soruyor, “bu direnifl senin için halk›m›z” diye hayk›r›yordu.

Eserlerinden korkan katillerin pani¤i... Ankara Valisinin kesin talimat› vard›; 117 tabutu kimse görmeyecek, duymayacakt›. Tüm sokaklar tutulmufl, AB merkezi korunmaya al›nm›flt›. Avukatlar ile polis aras›nda yaklafl›k 2.5 saat süren bir pazarl›k yafland›. Bu süre içinde kitle sab›rla, kararl›l›¤›ndan hiçbir fley kaybetmeden marfllar söyleyerek, sloganlar atarak bekledi. Polisin oyalama manevralar› ve demokratik hakk› engelleme giriflimini de¤erlendiren HÖC’lüler, görüflmeyi iradi olarak bitirerek, yürüyüfle geçmeye haz›rland›lar. Meflru bir eylemi savunman›n hakl›l›¤›yla hareket edeceklerini ilan ederek, bir yandan polisin sald›r› haz›rl›¤›na karfl› birbirine kenetlendiler, öte yandan isterlerse sald›rabileceklerini ama asla 117 tabutu b›rakmayacaklar›n› dile getirdiler. HÖC kararl›; keyfili¤e boyun e¤ilmiyor... AKP polisinin, her demokratik eylemi keyfi flekilde engelledi¤i, “da¤›l›n, yapt›¤›n›z 2911 say›l› kanuna ayk›r›d›r, yoksa müdahele etmek zorunda kalaca¤›z.” anonslar›, "Katil Devlet Hesap Verecek" sloganlar›yla bast›r›ld›. Kararl›l›k karfl›s›nda daha fazla teflhir olmay› göze alamayan polis, HÖC'lülerin AB’ye yak›n bir yere kadar yürüyüp, sonra temsilcilerin dilekçeleri vermesi önerisini kabul ettiler. Bunun üzerine yürüyüfl yeniden bafllad›. Polis, "Tecrite Karfl› Büyük Direnifl 5. Y›l›nda Hücreleri Y›kal›m" kufllamalar›n›n bafllar›na ya¤mas›n› çaresizce seyretmek durumunda kald›.

AB önündeki tabut suçun belgesidir... AB'ye 30 metre kala kortej durarak, belirlenen bir heyet AB Bilgi Merkezi ile görüfltü. Aflur Korkmaz'›n babas› Hüseyin Korkmaz ile Fahrettin Keskin ve Gülsen Karg›n’dan oluflan TAYAD heyetinin d›fl›nda, AB önüne üzerinde Aflur Korkmaz'›n foto¤raf› bulunan temsili bir tabut da götürüldü. Heyetin görüflme yapt›¤› s›rada, Aflur’un tabutu bafl›nda iki kifli sayg› nöbeti tuttu. Kitlenin bulundu¤u yerde de sloganlar, marfllar hiç susmad› ve tabutlar›n bafl›nda ayn› flekilde sayg› nöbet-


leri tutuldu. Afl›r› so¤u¤a karfl›n, hava sloganlarla ›s›n›yor, "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Tecritin Sorumlusu Avrupa Birli¤idir, Katil ABD ‹flbirlikçi AKP, Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede" sloganlar› hep bir a¤›zdan at›l›yordu.

AKP ve AB’ye ça¤r›; dökülen kan›n sorumlusu olmaktan vazgeçin!.. Görüflmenin ard›ndan Gülsen Karg›n taraf›ndan bas›na görüflme hakk›nda bilgi verildi. Tecritin ve 117 ölümün sorumlusunun AB oldu¤unun, ölümlerin halen devam etti¤i ve F tipi projesinin AB’ye ait oldu¤unun belirtildi¤i görüflme s›ras›nda, AB yetkilileri tutsaklar› ziyaret etmek istediklerini belirttiler. AB'ye verilen dilekçe de burada okundu. Ölümlerin ve direniflin özetlendi¤i aç›klamada, “117 tabutun sorumlusu AKP iktidar› AB emperyalistleridir. F tipi hapishanelere onay› 'demokrasinin befli¤i' Avrupal› emperyalistler vermifltir. ‹ktidar katletmekteki pervas›zl›¤›n› da AB standartlar›na dayand›rmaktad›r.” denildi. Öldürenin tecrit oldu¤una vurgu yap›l›rken, AKP iktidar›na ve AB'ye; dökülen kan›n sorumlusu olmaktan vazgeçme ve tecriti kald›rma ça¤r›s› yap›ld›. Heyetin kitlenin oldu¤u yere gelmesi 'Yaflas›n

Analar›n gözlerine öfkeyi, yüreklerine ac›y› yerlefltirenler asla unutulmaz, asla affedilmezler... Kalmaz yerde ahlar›... Ölüm Orucu Direniflimiz' sloganlar›yla karfl›land›. Tabutlar yeniden omuzlara al›narak AB önüne kadar tafl›nd› ve kap› önüne dizilip b›rak›ld›. Tabutlar›n bafl›nda sayg› duruflu yapan HÖC’lüler 'Bize Ölüm Yok' marfl›n› coflkuyla söyleyerek eylemlerine son verdiler. 7 otobüsle Ankara’ya gelen HÖC’lüler sloganlarla u¤urland›lar.

Say› 134 7

rak, “Samur Sibel Yalç›n Direnifl Park›'ndan Kürk'ün evlatlar›, analaSloganlarla U¤urland›lar r›, yine gidiyorsunuz. Kahraman›m›n o güzel sesini de beraberinizde götürün. Armutlu'da Etiler'e, bey flatolar›na bakarak flunlar› söylüyordu HÖC’lüler Ankara’ya, Okkahraman›m; "Size biat etmeyemeydan› Sibel Yalç›n Direnifl Parce¤im. Bu Hüseyin'in Karbela'da k›'ndan sloganlarla u¤urland›lar. söyledi¤idir. Size biat etmeyece21 Kas›m akflam› parkta bir aç›k¤im. Samur kürkleri s›rtlar›nda paralanas›calar. Onlar›n egelama yapan ‹stanbul HÖC Temmenli¤ine girmeyece¤im. Yolusilcili¤i, neden kampanyan›n son nuz aç›k olsun..." eyleminin AB önünde yap›ld›¤›n› anlatt›. 250 kiflinin kat›ld›¤› u¤urCoflkuyla alk›fllanan Erelamaya, Grup Yorum’un yan›s›ra, nus’un ard›ndan söz alan Ruhan Bilges Erenus, Ruhan Mavruk ve Mavruk mücadele ça¤r›s› yapaErcan Ayd›n da konuflmalar› ve rak, F tiplerindeki direniflçiler için fliirleriyle destek verdiler. yazd›¤› bir fliiri okudu. ‹stanbul Gençlik Derne¤i ö¤rencilerinin, Burada bir konuflma yapan Erenus’un kitab›ndan oynad›¤› Bilgesu Erenus, direnifli anlatt›¤› bir bölüm, sanatç›n›n duygulan‘Samur Kürk' kitab›na at›f yapa-

mas›na neden olurken, kitle taraf›ndan ilgiyle izlendi. K›sa bir skeç de canland›ran Ercan Ayd›n da, “Ateflle yürüyoruz zulmün üstüne. Ve flimdi yine ezgilerimizin bir yerinde söyledi¤imiz gibi yine düfltük yollara yine zorlu yollara. Biz onlar› feda savaflç›lar›n› ezgilerle u¤urlayaca¤›z.” dedi. Ard›ndan, Grup Yorum'la birlikte bir dinleti verdiler. Halaylar›n çekildi¤i ve "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Hücreleri Y›kal›m, Tecritin Sorumlusu AB'dir" dövizlerinin tafl›nd›¤›, sloganlar›n›n at›ld›¤› aç›klaman›n ard›ndan HÖC’lüler 4 otobüsle Ankara'ya hareket ettiler.

28 Kas›m 2004

Samur Kürk’ten bir bölüm oynand›


Yine k›, yine dondurucu so¤uklar ve yine onlar Abdi ‚pekçi’deler...

Say› 134 8 28 Kas›m 2004

“Açl›¤a neyse de, so¤u¤a dayanamad›m... Bir tabut çal›p yakaca¤›m.. Allah affetsin...â€? A›k ‚hsani’nin bilinen bir tĂźrkĂźsĂź yoksulun k››n so¤u¤u kar›s›ndaki durumunu bu sĂśzlerle anlat›r. So¤uk dondurur ilikleri, b›y›klardan buzlar sarkar, damarlardan kan çekilir, akmaz. Onlar›n ikinci k›› Abdi ‚pekçi Park›’nda. Ama onlar›n bedenlerine so¤uk ilemiyor, parmaklar›n› oynatacak halleri kalmasa dahi so¤u¤u duymuyorlar. ÇßnkĂź yĂźrekleri yang›n yeri onlar›n. 2003’ßn EylĂźl’ßn’de, “ey insanlar; duyun, gĂśrĂźn, sizden gizlenen gerçekleri ܤreninâ€? demek için geldikleri Abdi ‚pekçi Park›’nda, ilk gĂźnkĂź kararl›l›klar›yla bir k›› daha kar›l›yor TAYAD’l› Aileler. Bir çad›r kurmalar›n›n bile çok gĂśrĂźldߤß, hak arayan›n, gerçe¤i dile getirenin binbir tĂźrlĂź bask› yĂśnteminin yan›s›ra so¤ukla da teslim al›nmak istendi¤i bir zulĂźm Ăźlkesinin ortas›ndaki 盤l›kt›r onlar...

AKP Ă–nĂźnde Eylem

Malatya, Dersim, Elaz›¤ ve Diyarbak›r HĂ–C’lĂźler, yollar›n kar nedeniyle kapal› olmas›ndan dolay› Ankara’ya gidemeyince Malatya AKP il binas› ĂśnĂźnde eylem yapt›lar. "Tecrite Kar› Direni 5. Y›l›nda HĂźcreleri Y›kal›m" yaz›l› bir pankart›n aç›ld›¤› eylemde, aç›klamay› okuyan Çi¤dem Da¤deviren, iktidar›n ĂślĂźmler kar›s›ndaki sessizli¤ini hat›rlatt›. Çiçek'in F tiplerini "Devlet Konukevleri" tan›mlamas›na tepki gĂśsteren Da¤deviren, o konukevlerinden 117 insan›n ĂśldߤßnĂź belirterek, “katliamc›l›klar›n›n, zalimliklerinin Ăźzerini Ăśrtmek için halk› aldat›yorlar. Riyayla, demogojiyle 117 tabuttan oluan da¤› gizlemeye çal››yorlar" diye konutu. AB ile AKP’nin demokrasi ve insan haklar› diyerek, zulmĂź daha da katmerletirdi¤ini belirten Da¤deviren’in aç›klamas› s›ras›nda "Yaas›n Ă–lĂźm Orucu Direniimiz" sloganlar› at›ld›.

Kand›ra’da GÜrß Engeli

Kand›ra 1 No'lu F Tipi Hapishanesi’nde 29 Ekim Cumhuriyet Bayram› aç›k gĂśrßßnde yaanan jandarma mĂźdahalesi ve ailelerin aç›k gĂśrßßnĂźn engellenmesi, Ramazan Bayram›nda da yaand›. Yak›nlar›n› gĂśrmek için aç›k gĂśrß ziyaretine giden aileler, hapishanelerin iç k›s›mlar›nda bulunmas› kanunen de yasak olan jandarman›n gĂśrß mahalline girmesine kar› ç›kt›lar. Tutsaklar›n 1. MĂźdĂźrle gĂśrßme talebi Bagardiyan taraf›ndan, reddedilirken, kendisi de Ăśnce “elimden bir ey gelmezâ€? diyerek Bakanl›¤›n uygulanmayan bir genelgesine s›¤›nd›, ard›ndan da, “bundan bĂśyle asker nezaretinde gĂśrß yap›laca¤›n›" sĂśyleyerek keyfiyeti ortaya koydu. Bunun Ăźzerine tutsaklar ve aileler bu hukuksuzlu¤u protesto ederek gĂśrß yerine terk ettiler. Konu Ăźzerine bir aç›klama yay›nlayan TAYAD’l› Aileler, “Tecrit ikencesiyle 117 can›m›z› alanlar, yak›nlar›m›zla bir saatli¤ine de olsa yan yana oturmam›z›, birbirimizin yĂźzĂźnĂź kal›n camlar, parmakl›klar olmadan gĂśrmemizi engellemek için gĂśrß yerine jandarma almaya balad›. GĂśrß hakk›m›z gasp edildi.â€? dediler.

Direniin Sesi Halka Ulamas›n Diye Jandarma Ve Polis Bask›s› HĂ–C kampanyas› boyunca bir çok kentte, HĂ–C’lĂźlere yĂśnelik bask› ve gĂśzalt›lar hiç eksik olmad›. Direniin sesinin kitlelere ulamas› kar›s›nda panikleyen polis, gĂśzalt›larla bunu engellemeye çal›t›. 18 Kas›m gĂźnĂź Antalya'da kampanya çerçevesinde yap›lan kulamalar›n ard›ndan, Metin Konaç gĂśzalt›na al›nd›. Hukuk tan›maz polis, “sen yapm›s›nd›râ€? diyerek gĂśzalt›na ald›¤› Metin Koçan’› ertesi gĂźnĂź Konaç Adliye'sine sevk etti. Metin Koçan savc›l›kta kulamalar›n yasal oldu¤unu savundu ve serbest b›rak›ld›. Deniz Ă–zçelik, 20 Kas›m gĂźnĂź Antakya'ya ba¤l› Harbiye beldesinde, "Tecrite Kar› BĂźyĂźk Direni 5. Y›l›nda HĂźcreleri Y›kal›m HĂ–C" yaz›l› kulamalar› yaparken Jandarmalar taraf›ndan gĂśzalt›na al›nd›. GĂśzalt›nda psikojik ikenceye maruz kalan Ă–zçelik ç›kar›ld›¤› savc›l›kta serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan, yeniden jandarma karakoluna gĂśtĂźrĂźldĂź. Bu kez de kulland›¤› motosikletine el konularak, “ehliyetsiz motosiklet kulland›¤›â€? gerekçesiyle 392.151.000 TL para cezas› kesildi. Deniz Ă–zçelik Jandarman›n bu tahammĂźlsĂźzlߤßne kar›l›k, "‚nsanl›k Onuru ‚kenceyi Yenecek, Hapishanelerde 117 ‚nsan Ă–ldĂź Duydunuz mu?" sloganlar›yla kar›l›k verdi. Bu arada, Malatya'n›n bir çok semtinde, direniin beinci y›l›n› selamlayan Cephe Gßçleri imzal› yaz›lamalar yap›ld›.


Bir Direniflçimiz Zorla Hastaneye Kald›r›ld›! direniflimizin

5.

y›l›nday›z HÜCRELER‹ YIKACA⁄IZ!

11. Ölüm Orucu Ekibi direniflçilerinden K›r›klar F Tipi’ndeki M. ‹nan Ifl›k, geçen hafta kald›¤› hücresinden zorla al›narak hastaneye kald›r›ld›. Savc›l›¤›n, eyleminin 114. gününden sonra “hastanede kontrol alt›nda tutulmas›” karar› ç›kartt›¤› aç›kland›. ‹nan Ifl›k, hastaneye getirildikten sonra zorla t›bbi müdahalede bulunulmak istendi. Ancak Ifl›k, bilinci aç›k oldu¤u ve tedaviyi reddetti¤i için Mengelelerin bu sald›r›s› püskürtüldü. Adalet Bakanl›¤›, Sa¤l›k Bakanl›¤›’yla iflbirli¤i içinde, hala zorla müdahaleden medet umuyor. Hala direniflimizi k›rmak için zorla müdahaleyi bir yöntem olarak uygulamaya çal›fl›yor.

117 flehit, 600 sakat verdik; TESL‹M OLMADIK! Devrald›¤›m›z bayrak, flimdi bizim omuzlar›m›zda:

DHKP/C Davas› Tutsaklar›

Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi Fehim Horasan Vedat Çelik M. Kemal Eren M. ‹nan Ifl›k H. Sergül Albayrak TKEP/L Davas›’ndan Remzi Ayd›n

500’ü aflk›n insan›m›z› sakat b›rakt›n›z, yetmedi mi? Zorla müdahaleyle direniflimizi k›ramayaca¤›n›z› hala anlayamad›n›z m›? Anlafl›lan o ki, sakatlar yetmemifl hala. Hala direniflimizi zorla müdahaleyle k›rma hesaplar›ndan vazgeçmemifller. Bu irade savafl›n› biz kazanaca¤›z. Zorla müdahale yönteminizi de, Mengelelerinizi de altedece¤iz. Dört y›ll›k direnifl sürecinde direniflçiler, bunu yeterince kan›tlad› san›r›z. AKP iktidar›, ölüm orucu yok, tecrit diye bir fley yok diye tüm dünyaya ve halk›m›za yalanlar söylerken, hapishanelerdeki zulmünü sürdürme hesab› içindedir. Ebu Garip’teki iflkenceleri, Felluce katliam›n› k›nayan AKP riyakarl›¤›na yak›flan da budur. 25 Kas›m tarihli Yeni fiafak’ta AKP’nin sadece “›l›ml› islam”› de¤il, yaklafl›k iki y›ld›r tecrübe kazand›¤› F tipi katli-

amc›l›¤›n› da “pazarlad›¤›na” flahit olduk. Haberin bafll›¤› aynen flöyle: “F Tipi ihraç ediyoruz”... Devam›nda ise flöyle yaz›yordu: “Türkiye, F tipi cezaevi modelini, dünyaya pazarl›yor. Adalet Bakanl›¤›, "ölüm orucu ve açl›k grevleri" sonucu 200'e yak›n kiflinin hayat›na mal olan F tipi cezaevlerini, "örnek model" olarak yurt d›fl›na ihraç ediyor.” 200’e yak›n kiflinin hayat›na malolan bir “model”i ihraç etmek, gayet normal geliyor riyakar islamc›l›¤a. Cümle kendi içinde ne büyük bir paradoksu içeriyor. Hiç kuflkusuz Yeni fiafak, AKP’nin Adalet Bakan›’n›n aleyhinde olsun diye yapmad› bu haberi. Ama nesnel gerçek bu; haberin tek bir anlam› var: AKP katliamc›l›k ihraç ediyor. Hiç durmas›nlar, dünya bas›n›na “‹tinayla F tipleri aç›l›r” diye ilanlar versinler. Tabii ilanda “yan›nda operasyon ekibi de bedava!” diye eklemeyi unutmas›nlar! Öyle ya, dünyan›n neresinde olursa olsun, tutsaklar› hücrelere atmak, 19 Aral›k operasyonu gibi operasyonlar yap›lmaks›z›n mümkün olmuyor. “Bunlar dini de, herfleyi de satarlar” sözünün AKP nezdinde ne kadar isabetli oldu¤u bir kez daha görülüyor. AKP flimdi de hapishanelerdeki katliamc›l›¤›n› ihraç ediyor. Fakat her “müflteri”leri onlara flu kaç›n›lmaz soruyu soracakt›r: F tipleri bu kadar “baflar›l› bir model” de, sizin kendi F tiplerinizdeki direnifl nas›l ve neden 5 y›ld›r sürüyor? “Müflteri”lerinize ve emperyalist efendilerinize “bak›n direnifli k›rd›k” diyemeyeceksiniz. Zorla müdahaleleriniz de sökmeyecek. Tekrarl›yoruz: Direnifl kazanacak, biz kazanaca¤›z!


Emekçiler’den Emekçiler AKP’yi Meydanlarda Uyard›

fi‹MD‹ GENEL GREV ZAMANI ◆ SSK hastaneleri devredilemez, Köy Hizmetleri kapat›lamaz! ◆ IMF’ye hay›r! ◆ Yaflas›n Irak halk›n›n direnifli!

Say› 134 10 28 Kas›m 2004

Emek Platformu taraf›ndan 20 Kas›m günü Ankara’da düzenlenen mitinge 100 binin üzerinde emekçi kat›ld›. Meydana akan emekçiler, AKP iktidar›n›n sald›r›lar›na karfl› direnme kararl›l›¤›n› bir kez daha hayk›rd›lar. En çok at›lan sloganlardan birinin “‹flçi-Memur Elele Genel Greve” slogan› olmas›, sürecin nas›l karfl›lanmas› gerekti¤ini de somut olarak ortaya koyuyordu. Kortejler oluflturarak alana yürüyen emekçiler alan› doldururken, bir k›sm›n›n alana s›¤mad›¤› gözlendi. EP içinde yer almas›na karfl›n, mitinge kat›lmayan, iktidarla ters düflmek istemeyen Kamu-Sen, Hak-‹fl ve Memur-Sen’in tavr›n›n da protesto edildi¤i mitingte, SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devri ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü’nün kapat›lmas› kararlar›na karfl› emekçiler güçlü bir ses verdi. KESK korteji “E¤itim Sen

100 bin emekçi genel grev dedi

Kapat›lamaz” yaz›l› siyah pankart›n arkas›nda alana girerken, D‹SK’e ba¤l› sendikalar en önde “12 Eylül Zincirini K›ral›m” pankart›yla yürüdüler. TEKEL, havayollar› ve liman iflçilerinin özellefltirmelere karfl› sloganlar hayk›rd›¤› mitingde, en kitlesel kat›l›m› Köy Hizmetleri iflçilerinin örgütlü oldu¤u Türk-‹fl’e ba¤l› Yol-‹fl sa¤lad›. “IMF’nin Beyleri Kapanmas›n Köy Hizmetleri”, “SSK Hastaneleri Devredilemez, Köy Hizmetleri Kapat›lamaz” pankartlar› tafl›yan Yol-‹fl üyesi iflçiler, coflkular› ve turuncu flapkalar› ile alana hakim oldular.

“Genel Greve Haz›r›z” Cevab› “Sosyal Devlet, Sosyal Adalet” ad›yla düzenlenen mitinge ilk konuflmay› yapan EP Dönem Sözcüsü Resul Akay, bu y›k›ma tümüyle karfl› koymak zorunda olduklar›n› söyleyerek, iktidar›n geri ad›m at-

emekçiler halaylarla grev provas› yapt›lar

emekçilerin, ezilen halklar›n gelece¤i için direnen Felluce’nin sesini alana tafl›d›lar

mamas› durumunda iflçilere, “iflyerinize sahip ç›kmak için iflb›rakmaya haz›r olun” dedi. Akay’›n sözleri meydanda onbinler taraf›ndan “haz›r›z” hayk›r›fllar› ile karfl›l›k buldu. Türk-‹fl Genel Baflkan› Salih K›l›ç, meydandan ç›kar›lmazsa daha büyük eylemlere baflvuracaklar›n› belirtti. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi de, iktidar›n emekçilere kulaklar›n› t›kad›¤›n› belirterek, “emekçiler olarak birlik olursak, konuflma yerine omuz omuza verirsek, bizi yenecek güç yok” fleklinde konufltu. Çelebi’den sonra söz alan KESK Baflkan› Sami Evren ise, iktidar›n emekçilere yönelik sald›rgan politikalar›na dikkat çekti ve “Söz bitti, genel grev kap›ya gelmifltir” dedi.

Irak Halk›n›n Gerçek Dostlar› Emekçiler Emekçiler, taleplerini dile getirmenin yan›s›ra, att›klar› sloganlar ve tafl›d›klar› pankartlarla, Irak’ta iflgale ve iflbirlikçili¤e karfl› seslerini yükselttiler. Filistin ve Irak direnifllerini selamlayan dövizler tafl›yan emekçiler s›k s›k “Katil ABD Ortado¤u’dan Defol” sloganlar› att›lar. Irak halk›n›n katledilmesine öfke duyan, direnifline destek veren emekçilere meydanlara ç›kt›klar› için öfke kusan Tayyip’in, gerçekte Irak halk›n›n ac›lar›n›n orta¤› olmad›¤› buradan da belliydi. O, “küresel güçlerin adaletsiz-


li¤inden” flikayet ediyor gibi yaparken, yüzbin emekçi meydanlarda Amerikan emperyalizmini yüre¤inden gelen öfkeyle lanetliyordu. Buna karfl› da Tayyip’in cevab› emekçilerin hakl› eylemini lanetlemek oluyordu. Yüzbin emekçi meydana ç›kar da, hedeflerinde IMF ve Dünya Bankas› olmaz m›yd›. Tafl›nan pankartlar, dövizler ve

at›lan solganlarda IMF, Dünya Bankas› ve onlar›n program›n› uygulayan iktidara öfke vard›. Emekçiler y›llard›r canlar›n› yakan IMF programlar›na karfl› olduklar›n› hayk›rd›lar. Bu sald›r›lara nas›l karfl› konulmas› gerekti¤ini de, “geliyor geliyor genel grev geliyor” sloganlar› ile gösterdiler. Miting, üst üste gelen emekçilere yönelik sald›r› ya-

Güçlü Olan Biziz Ankara mitingi, iflçilerin, emekçilerin, halk güçlerinin gücünü gösterdi¤i, bu ülkenin, bu meydanlar›n bofl olmad›¤›n› iktidara hat›rlatt›¤› bir miting olmufltur. Alana toplanan yüzbinin üzerindeki kitle, öncülük edildi¤inde, örgütlendi¤inde, sald›r›n›n boyutu kavrat›ld›¤›nda emekçilerin alanlara ç›kabilece¤inin de göstergesidir. Sendika bürokrasisinin, kendi suçunu emekçilere yükleyerek, iflçilerin, emekçilerin sorunlar›na duyars›zl›¤›ndan dem vuran söylemleri S›hhiye Meydan›’na gömülmüfltür. Buna ra¤men, mitinge memurlar›n, özellikle KESK’in kat›l›m›ndaki düflüklük, memurlar›n “SSK ve Köy Hizmetleri sorununun kendilerini do¤rudan ilgilendirmedi¤i” gibi bir yaklafl›m›n ürünü olarak de¤erlendirilebilir. Bir di¤er nokta ise, Kamu-Sen, Hak-‹fl ve Memur-Sen’in durumudur. SSK ya da Köy Hizmetleri konusunda farkl› tav›r al›fllar, ya da Kamu-Sen’in dile getirdi¤i “Resul Akay’›n dönem sözcüsü olmas›” gibi gerekçelerin, meselenin özü olmad›¤› bilinmektedir. As›l sorun, iktidar›n bir politikas›n›n karfl›s›na ç›k›p ç›kmamad›r. Her üç konfederasyonun yönetimlerinin siyasal nitelikleri bilinmektedir. ‹ktidara yaslanarak di¤er sendikalar›n alt›n› boflaltmaya çal›flan Hak‹fl’in ya da ötekilerin Tayyip Erdo¤an’› böylesine dengesizlefltiren bir hareket içinde yer almamas› siyasi bir tercihin ürünüdür. Buradan ç›kar›lmas› gereken, “emek örgütü” kavram›n›n ve bu örgütler aras›ndaki birli¤in fetifllefltirilmemesidir. S›n›fsal olarak ayn› çerçeve içine al›nabilen güçler, siyasal olarak çok farkl› bir duruflun

salar›na, hak gasplar›na, grev yasaklamalar›na karfl› biriken öfkenin ifadesiydi. ‹flçi, memur sendikalar›n›n yan›s›ra, çok say›da siyasi grup, demokratik kitle örgütü de, IMF program›na, SSK hastanelerinin devrine, Köy Hizmetlerinin kapat›lmas›na ve hayat›n her alan›nda sermayenin sald›r›lar›na karfl› genel grev, genel direnifl slogan› öne ç›kard›lar.

ifadesi olabilirler. Nitekim bu konuda ülkemizden ve dünyadan bol miktarda örnekler vard›r.

Hayat› Durdurarak ‹ktidar›n Karfl›s›na Dikilelim Y›llard›r süren ve sendikalar›n hiçbir ciddi tav›r almad›¤› IMF patentli sald›r›lar karfl›s›nda iflçilerin öfkesi birikmifltir. Bu öfke bugüne kadar dizginlendi. Meydanda hayk›r›lan sloganlar, iflçilerin, memurlar›n, emekçilerin sald›r›lara “dur” deme gücü ve güvenini aç›kça yans›tmaktad›r. ‹ktidar›n geri ad›m atmayaca¤› ilk günden görülmüfltür. Ona geri ad›m att›racak olan hayat› durdurmakt›r, genel grevdir, genel direnifltir. “Daha güçlü eylemler yapar›z” tehditlerinin ifadesi bir saatlik ifl b›rakmalar de¤ildir. ‹flçiler, emekçiler olarak iktidar›n sald›r›lar›na karfl› birlik oldu¤umuzda, direnmeye karar verdi¤imizde, iktidar istedi¤i kadar s›rt›n› emperyalistlere dayas›n, boyun e¤direbiliriz. IMF karfl›s›nda el pençe duranlar›n, her f›rsatta emekçileri afla¤›layan, azarlayanlar›n s›n›f›n gücüne tan›k olma zaman› gelmifltir. Miting ancak bir uyar› olabilir. Boyun e¤dirmek, geri ad›m att›rmak gibi bir hedef sendikalar›n gündemiyse, “SSK hastanelerini peflkefl çektirmeyece¤iz, Köy Hizmetlerini kapatt›rmayaca¤›z, IMF programlar›na köle olmayaca¤›z” sözleri samimiyse, bunun gere¤i genel grevlerle hayat› durdurmakt›r. Emekçiler genel grev sloganlar› ile IMF’ci iktidar›n karfl›s›nda bütün iflçilerin, memurlar›n, ezilen halk kesimlerinin sesi olmufllard›r. Kürsüden “genel grev, direnifl” sözleri eden sendikac›lar bunun gere¤ini yapmal›d›r. Yap›lmad›¤›nda, bu kez meydanlara kulaklar›n› t›kayan sadece baflbakan de¤il, sendikac›lar da olacakt›r. Hayat› durdurarak bu ülkede emekçilerin yaflad›¤›n›, bize ra¤men bu ülkeyi yönetemeyce¤ini gösterelim. Genel grev ertelenemez bir görevdir.

Say› 134 11 28 Kas›m 2004


“Bu sizin ifliniz de¤il ki! Mitinge yapt›¤›n›z masrafla bir-iki tane hastane yapsan›z daha iyi olmaz m›?”

Say› 134 12 28 Kas›m 2004

Yüzbin emekçinin alan› doldurmas› karfl›s›nda IMF’ci baflbakan dengesini yitirdi. Meydanlarda, emekçilere, yoksul halka karfl› öfkesine, afla¤›lama ve azarlamalar›na defalarca tan›k oldu¤umuz Tayyip Erdo¤an, mitingin gerçeklefltirildi¤i gün, Afyon Adliye Saray›'n›n aç›l›fl›nda onbinlerce emekçinin baflkentin göbe¤inde yükselen sesini flu sözlerle de¤erlendirdi: “Sendikalar›n demokratik haklar›m›z› kullan›yoruz diye eylem yapmas›n› anlamak mümkün de¤il. Bu sizin ifliniz de¤il ki! Bu, sa¤l›kla u¤raflan insanlar›n ifli. Dünya nereye gidiyor, siz nereye gidiyorsunuz. Bunu (mitingi) yapaca¤›n›za, bu masrafla bir-iki tane hastane yapsan›z daha iyi olmaz m›?” Erdo¤an’›n bu sözlerine, BASK Baflkan› Resul Akay, “Baflbakan ve bakanlar›n kulland›klar› özel uçaklar›n ücretleriyle kaç tane hastane yap›l›rd›” sözleriyle cevap verirken, Türk-‹fl Baflkan› Salih K›l›ç ise, “‹ki hastane daha yapt›ral›m da onlara da m› el konulsun?” dedi. Tayyip Erdo¤an’›n 100 bin emekçiye cevab› bir zihniyeti, kafa yap›s›n› gösteriyor. Öncelikli olarak, bu kafa her türlü demokratik hakka tahammülsüz, eylemi, mitingi, yani halk›n görüfllerini dile getirme araçlar›n› gereksiz görüyor. O’nun demokrasiden anlad›¤› AB talimatlar›n› yerine getirip, emperyalist destekle koltu¤unu sa¤lama almak. Halk demokratik hakk›m›z di-

Bu Despot ve Tüccar Kafa Demokrat Olabilir Mi?!

yerek meydanlara döküldü¤ünde de “anlamakta zorluk çekiyor” ve ço¤unlukla da panzerlerle karfl›lar›na dikilip susturmaya çal›fl›yor. Demokratikleflme dilinden düflmüyor, miting yapanlara miting yap›yorlar diye k›z›yor. Meydanlara ç›kanlar iktidar› destekliyorsa, onun politikalar›na kitle gücü oluflturuyorsa sorun yoktur elbette. Muhalifse, azarlanmal›, susturulmal›, taleplerine kulak t›kanmal›d›r. ‹stedi¤i flu: O IMF program›n› uygulayacak, her fleyi babalar gibi satacak, ama emekçiler susacak. Hatta susmak ne kelime, alk›fllayacak! Böyle olmad›¤›nda, ayk›r› bir ses, elefltiri duydu¤unda dengesizlefliyor ve yüzüne takt›¤› ve AB’ci yalakalar›n ona zorla yak›flt›rd›¤› ‘demokratl›k’ maskesini unutup despot, demagog yüzünü a盤a vuruyor.

‹kincisi, demagogdur bu kafa. Tüccar zihniyeti ile birleflen bak›fl aç›s›, demokratik bir tepkinin karfl›s›na maddi bir konuyu koyuyor. Üstelik, hastane yapmak, sendikalar›n de¤il iktidar›n sorumlulu¤udur. Üçüncüsü; kitlelerin en geri duygular›na, bencilli¤ine sesleniyor. Bu, AKP iktidar›n›n tüm kadrolar›n›n, özellikle Tayyip Erdo¤an’›n bir çok örnekte ortaya ç›kan tavr›d›r. “Bu sizin ifliniz de¤il ki!” diyor Baflbakan. Gerçe¤in böyle olmamas› bir yana, sa¤l›kç›lar da SSK’lar›n devrine karfl› ç›kt›klar›nda, bu kez baflka demagojilerle onlara sald›r›yor. Tutun ki, bu ifl gerçekten iflçileri do¤rudan ilgilendirmiyor olsun; susmalar› m› gerekiyor? Evet! Zihniyet tam da budur! Halk sürüdür bu kafan›n gö-

zünde. Bu ülkede, hatta bu dünyada yaflanan her sorun karfl›s›nda tepki gösteren, düflünen insan istemiyor Tayyip. Kendi d›fl›nda her konuda “bana ne” diyen apolitik bir halk› yönetmek, yalanlarla inand›rmak kolayd›r. Dördüncüsü; halk›n hiçbir kesiminin sesine kulak vermeyen, dinlemeyen bir zihniyet vard›r karfl›m›zda. Ölüm orucu ve 117 ölüm konusundaki kulak t›kama tavr›n›, bu konuya özgü diye düflünenlerin yan›ld›klar› bu örnekle de ortaya ç›k›yor. Kimse konuflmas›n, düflüncesini aç›klamas›n, hiçbir fley talep etmesin istiyor. Kimseyi dinlemeyen Tayyip, sadece IMF’yi, AB’yi ve ABD’yi, yani emperyalistleri ve tekelleri dinliyor. Beflincisi; bu kafa emekçilere düflmand›r. Bu ülke halk›na emperyalist tekellerin ç›karlar›n› dayat›yor ve bunu halk›n ç›kar›naym›fl gibi sunuyor. Emekçiler bu yalanlara inanmad›klar›nda da emekçi düflman› yüzünü aç›k ediyor. “Dünya nereye gidiyor, siz nereye gidiyorsunuz” sözüyle kasetti¤i, tekellerin dünyas›d›r. Bu dünyada emekçinin özellefltirmelere, IMF’ye, tekellerin ç›karlar›n›n karfl›s›na ç›kmas› büyük suçtur. Erdo¤an’›n dünyas›, Irak’› iflgal eden, ölüm ya¤d›ran Amerikan imparatorlu¤unun dünyas›d›r. Baflbakan “anlamakta zorlan›yor”mufl. Emekçilere düflen, anlayaca¤› dille konuflmakt›r. Halk›n hiçbir kesiminin taleplerini kaale almayan bir baflbakan ancak hayat› felç edecek direniflin dilinden anlar.


Patronlar›n Cinayeti Belgelendi Bergama Tekel’de Kastamonu - Küre ilçesindeki maden oca¤›nda 8 Eylül taDirenifl Sürüyor rihinde meydana gelen ve 19 iflçinin ölümü, onlarcas›n›n yaralanmas›na neden olan yang›n ile ilgili haz›rlanan bilirkifli raporu, STFA’y› “yüzde 100 kusurlu” buldu. Küre Sulh Ceza Mahkemesi taraf›ndan bilirkifli olarak atanan Çal›flma Bakanl›¤› müfettifllerinin raporunda, STFA patronunun ifl sa¤l›¤› ve güvenli¤i için yerine getirmeye zorunlu tutuldu¤u çok önemli konulara uymad›¤› belirtildi. Ayr›nt›l› olarak patronunun bilinçli cinayetinin ad›m ad›m anlat›ld›¤› rapor, çok iyi bilinen gerçe¤in teyid edilmesidir. Düflünün ki, bir maden için hayati önemde olan “s›¤›nma istasyonlar›” dahi yok, mevcut havaland›rma kuyusu, iflçilerin tahliyesine uygun de¤il. Bu, iflçileri bilerek ölüme göndermekten baflka ne anlama gelir? “‹fl kazas›” diye bir fley yoktur, patronlar›n daha fazla kâr için masraf yapmaktan kaç›narak tedbir almamas› ve iflçileri katletmesi vard›r. Onlarca madende ayn› fley yaflanm›flt›r.

Kürecik Köylüsü Mermer Oca¤›na Tepkili Malatya - Kürecik ilçesinde, bölgedeki köylünün izni olmadan arazilerinden mermer ç›karan Elaz›¤ Alacakaya fiirketi köylülerin tepkisi ile karfl›laflt›. 4 y›l önce ruhsat› dahi olmadan, Durulova, Gürkaynak, Kahyal›, Hançerli ve Ortaköy'e ait yayla meralar›nda mermer ç›karma çal›flmalar› bafllatan flirkete köylülerin tepki gösterdiler. Köylülerin durumu farketmesi ve arazinin kendilerine ait oldu¤unu ispatlamalar›n›n ard›ndan, ald›klar› mahkeme karar› ile flirketin çal›flmalar›n› durdurdular. Malatya büromuzun görüfltü¤ü Durulova Köyü muhtar›, mahkeme karar›n›n ard›ndan flirketin bu kez, Netmer-Ercan isimli bir baflka flirketle ve Hançerli Köyü'nden birini de yanlar›na alarak, köylüyü aldat›p

Alia¤a’da Eylem ‹zmir - Alia¤a PETK‹M ve TÜPRAfi iflçileri, SSK hastanelerinin devri ile özellefltirmeleri protesto ettiler. PETK‹M Genel Müdürü Kenan Yavuz’un, özellefltirme propagandas› yapmak için, “PET-

yoksullu¤unu da kullanarak mermer ç›karmaya devam ettiklerini belirtti. Mahkemenin karar›n›n bir nöbetçi hakim taraf›ndan kald›r›ld›¤›n› belirten muhtar, Netmer flirketindeki, MHP’den ‹l Encümen Üyesi olan Mehmet Evin’in, TEDAfi’›n dozerlerini de kullanarak, bürokratik iliflkilerini devreye sokarak flirketin topraklar›ndan mermer ç›karmas›n›, do¤ay› tahrip etmesini sa¤lad›¤›n› söylüyor. Arazinin bofl hazine arazisi gibi gösterildi¤ini, oysa kendilerinin belgelerle mera oldu¤unu ispatlad›klar›n› hat›rlatan muhtar, “bütün köylüler olarak bu olay›n sonuna kadar üstüne gidece¤iz. Bütün demokratik haklar›m›z› kullanarak mücadeleyi devam ettirece¤iz” fleklinde konufltu. K‹M’i kâra geçirdik” aç›klamas›na tepki gösteren iflçiler, bunun yalan oldu¤unun y›llara göre kâr rakamlar›n›n aç›klanmas›yla görülece¤ini belirttiler. PETK‹M B Kap›s› önünde toplanan 2 bin iflçi, özellefltirmeye karfl› kararl›l›klar›n›n sürdü¤ünü hayk›rd›lar.

‹zmir - ‹fl akitleri feshedilen Bergama TEKEL iflçilerinin, bayram öncesinde fabrikay› terk etmeyerek bafllad›klar› direnifl sürüyor. ‹lk gün bafllad›klar› açl›k grevini sonland›ran iflçiler, ifle geri dönene kadar direnifllerini sürdüreceklerini belirtiyorlar. Patronun, tazminat ödemesini de kabul etmeyeceklerini, tek taleplerinin ifllerine geri dönmek oldu¤unu belirtiyorlar. Direnifli k›rmak için fabrikadan yükleme yapmak isteyen tafleronlar› içeri almayan iflçiler, Özellefltirme ‹daresi’nin, isterlerse bir ay içinde baflvurmalar› durumunda baflka bir kuruma yatay geçifl yapabilecekleri yönündeki yaz›s›na da güvenmediklerini dile getiriyorlar. Zira, biliyorlar ki, özellefltirilen bir çok kurum da ayn› yalanlarla emekçiler aldat›ld›. Say› 134

Esnaf Yol Kesti Hatay - Samanda¤ ilçesine ba¤l› Turunçlu ve Çekmece beldeleri sanayii sitesi esnaf›, iflyerlerinin tafl›nmak istenmesine karfl› yol kestiler. Alt yap›s› yetersiz, kiralar› yüksek olan ve rantç›lar taraf›ndan parsellenen yeni sanayii sitesine gitmek istemeyen esnaf, kendilerinin durumu düflünülmeden vali¤in, “tafl›nmazsan›z iflyerleriniz mühürlenecek” tebligat› yap›ld›¤›n› belirttiler. Yeni sitede yer dahi olmad›¤›n› söyleyen esnaflar kendilerine yer gösterilmeden iflyerlerini terk etmeyeceklerini söylediler. 19 Kas›m günü bir iflyerini mühürlemesi üzerine esnaflar Samanda¤-Antakya karayolunu kestiler. Bir saat alk›fllarla oturma eylemi yapan esnaflar, daha sonra topluca valili¤e gittiler. Yap›lan görüflmenin ard›ndan tafl›nma karar› yer gösterilene kadar ertelendi.

13 28 Kas›m 2004


F e l l u c e l i N a z z a l : ‘Mal tafl›d›klar› insan çocuklar›m›z› öldürüyor’ I r a k ’ t a y a r a l a n a n fl o f ö r ‹ s m e t K a r g › : ‘Irak’a gitmeyin. Oraya gitmek Amerikan katliam›na ortak olmakt›r’ D i r e n i fl ç i l e r : ‘‹flbirlikçilik için elde silah olmas› gerekmez! Burada onlar›n varl›¤›n› onaylayan her hareket, ihanettir’ V e T a y y i p E r d o ¤ a n : ‘Irak büyük pazar vazgeçmeyiz’

‹flgal Rantç›s› AKP fioförlerimizin Katili

Say› 134 14 28 Kas›m 2004

Yukar›da aktard›¤›m›z sözlerin, çok farkl› kültürlerin, kafa yap›s›n›n, dünyaya ve insana bak›fl›n ürünü oldu¤u çok çarp›c›d›r. Biri, katledilen çocuklar›ndan, yak›l›p y›k›lan ülkesinden söz ediyor. Bir baflkas›, Amerikan katliam›na ortak olmay›n diye feryat ediyor. Ötekisi iflbirlikçili¤in en yal›n tan›mlar›ndan birini yap›yor. Ve tüm bunlar›n üzerine bu ülkenin baflbakan› “bofl verin bu ahlaki, insani de¤erleri, bir ülkenin iflgal edilmifl olmas›n›, çocuklar›n cesetlerini, kad›nlar›n afla¤›lanm›fl onurlar›n›, bombalanan camileri... ben bunlar›n hiçbirini görmüyorum, sadece büyük bir rant pazar› görüyorum” diyor. Çok farkl› bir ahlak›n temsilcisidir konuflan. Dünyan›n neresine giderseniz gidin, kime sorarsan›z sorun, a¤›z dolusu yüzüne tükürülecek bir ahlakt›r bu. Kanda rant› görüyor bu ahlak. Felluceli Nazzal’›n, “6 bin bina yerle bir oldu” 盤l›¤›nda inflaat flirketlerinin ç›karlar›n› düflünüyor. Tayyip, Irak’a uzanan lojistik koridorunun bu ucuna oturmufl dolar sayarken, öbür ucunda büyük ac›lar yaflayan bir halk, çocuklar›n›n cesetlerini bile topra¤a veremeyen bir Felluce var.

Irak’a gitmeyin” aç›klamas› yap›yor. Gerçekten Irak’a gidilmesin diyen bir aç›klama de¤il bu. Sadece ölümler karfl›s›nda “biz uyard›k” diyebilmek için yap›lm›fl riyakar bir aç›klama. Çarp›c› olan ise, Irak’ta geçici hükümetin mensuplar›n›n dahi kendini koruyamad›¤›, koruma eskortlu konvoylara dahi sald›r›lar›n oldu¤u belirtilerek, bir anlamda biz floförlerin güvenli¤ini alamay›z diyor. Bu zaten bilinen bir fley. Ancak bu sözden sonra do¤al soru fludur: “Güvenli¤ini alam›yorsan neden gönderiyorsun?” Bilerek, ölenin yerine nas›lsa iflsiz binlerce insan var diye düflünülerek cinayet iflleniyor. Bu aç›klaman›n gere¤i, “ifli olmayan gitmesin” demek de¤ildir, iflgalciye deste¤e son vermektir. Adeta Irak’a gidenler seyahat etmeye gidiyormufl gibi gayri ciddi bir aç›klama ile durumu kurtarmaya çal›flan AKP, bunu yapmak yerine “hay›r Irak büyük pazar vazgeçmeyiz” diyor. Kapitalist ahlak›n en pespaye örne¤ini sergiliyor. Ölüme gönderdi¤i floförlerin ailelerine para verilmesinin tart›fl›lmas› da bu ahlak›n bir yans›mas›d›r.

Bu ahlak›n neresi müslüman, neresi insan?

“Biz Uyarm›flt›k” Aç›klamas› Resmi rakamlara göre, iflgale bizzat kat›lan ‹ngiltere 74 asker kay›p vermifl. Yine iflgalde yer alan ülkelerden; ‹talya’n›n kayb› 19 asker, Polonya 13 asker kaybetmifl. Peki Türkiye’nin? ‹ktidar›n sansürcülü¤ü, yalanc›l›¤› gözönüne al›nd›¤›nda gerçe¤in daha fazla olmas› büyük olas›l›k olsa da, resmi rakamlar bile durumun vehametini ortaya koyuyor. Tam 63 floförümüz öldü Irak’ta iflgalcilere malzeme tafl›rken. ‹flbirlikçili¤in faturas› bu! AKP iktidar› floförlerimizin ölümlerinin artmas› ve kamuoyu bask›s› karfl›s›nda yine manevralarla ve suskunlukla geçifltirmeye çal›fl›yor. D›fliflleri Bakanl›¤› “Zorunlu olmad›kça

‹ktidar›n Tek Savunucusu Amerikanc› Ertu¤rul Özkök ‹flgalcinin katliamlar› öyle bir boyuta ulaflt›, gönderilen floförlerin ne anlama geldi¤i, iflgale nas›l destek olundu¤u öyle deflifre oldu ki, kimse savunam›yor. Burjuva bas›ndan dahi, Irak’a gidilmemesi ça¤r›s› yap›l›yor. Sabah yazar› Ali K›rca 20 Kas›m’daki yaz›s›nda “Baflbakan'a aç›k ça¤r›” yap›yor: “Kamyonlar gitmesin! Türkiye'nin, kimi ‘giriflimci(!)’nin cebine gidecek birkaç yüz milyon dolar için ‘iflgalciyle iflbirli¤i’ töhmetinden kurtulmas› flartt›r. Aç›kça dile getirilmese de, Türkiye ‘iflgale tafleronluk’ ve ‘f›rsatç›l›k’ suçlamalar›n›n üstü kapal› muhatab› olmaktad›r Ortado¤u'da.”


AKP istedi¤i kadar “biz Irak halk›n›n dostuyuz” desin, herkes gerçe¤i biliyor. Bunlardan biri de, iktidara yak›n bir gazeteci olan Fehmi Koru. O da 20 Kas›m tarihli Yeni fiafak’ta “Türkiye’nin ABD'nin bölgedeki en yak›n müttefiklerinden biri” oldu¤unu belirterek, Türkiye’nin 'koalisyon güçleri listesi'nde ad›n›n yer ald›¤›n› hat›rlat›yor. fiöyle diyor Koru: “Asker deste¤i vermedi¤imiz halde... Irak'a asker ve malzeme sevkiyat›nda en önemli geçifl noktalar›ndan biri Türkiye; 'baflar›s›n›' kan›tlamak için 'yeniden infla' faaliyeti yürüten ABD için Türk eme¤i de vazgeçilmez. Ac›, ama gerçek; Felluce baflta olmak üzere Irak kentlerini yerle bir etmekten çekinmeyen ABD, Türk iflgücünün de yard›m›yla, 'yeniden infla' faaliyeti de yürütüyor.” Koru yaz›s›nda iktidar›n, ülkemiz insan›n›n ellerini kana bulamaktan uzak tutmas›n› isterken, burjuva medyada AKP’nin kanl› iflbirlikçili¤ine destek yine Ertu¤rul Özkök’den geliyor. 20 Kas›m’daki köflesinde, ölen floförlerin bilançosunu veren Özkök, TBMM’nin tezkereyi reddini hat›rlatarak, ars›zca, “Irakl›lar’›n asl›nda teflekkür etmesi gerekti¤ini” söylüyor. Türkiyeli floförlerin öldürülmesinin nedenini de çözmüfl Amerikanc› Özkök: “Anti-Amerikanc›l›k, ‘Anti-Türkçülük...’” Ayn› TBMM’nin, hükümetin Irak’a asker gönderme karar› da ald›¤›n›, ancak iflgalciler istemedikleri için gidemediklerini kimse bilmiyor tabii ki! Ya da iflgalciye lojistik malzeme tafl›man›n, kara-hava-deniz yolunu hizmetine sunman›n ne demek oldu¤unu kimse bilmiyor. Sözünü etti¤i tezkerenin kabul edilmesi için Özkök’ün az savafl vermedi¤ini herkes biliyor, yinelemeyece¤iz. Ama anlafl›lan, direniflin yükseldi¤inden bu yana dut yemifl bülbüle dönen Özkök sanc›s›n›, herkesi aptal zanneden böyle bir yaz›yla gidermeye çal›fl›yor. Esas s›k›nt›s›n›n da “Anti-Amerikanc›l›k” oldu¤u biliniyor. ‘Anti-Türkçülük...” konusuna ise de¤inmeye bile gerek görmüyoruz. Irak halk› Türkiye halk›n›n dostudur ve bu dostluk iflgale karfl› bir temeldedir. Elbette bu dostlu¤un için iflgal ortaklar›, Amerikanc›lar yoktur. ‹flbirlikçilik gerçe¤inin üzerini örtmek için, iktidar› ve içinde yer ald›¤› tekelci burjuvaziyi aklamak için, ölümleri “‘Türk olmaktan’ dolay› ödedi¤imiz bir bedel” olarak lanse ediyor. Suçlular›n güçsüz ç›rp›n›fl›ndan baflka bir fley de¤il. Peki Irak halk› nas›l bak›yor dizi dizi giden kamyonlara? ‹flgalciye, halka bombalar ya¤d›ran uçaklar›n yak›t›n› tafl›yan, iflgal askerlerine g›da tafl›yarak

Irak’a giden, gönderilen floförlerimiz, emekçiler; iflgalciye tafl›d›¤›n›z mazotla Felluce’nin tepesine bombalar ya¤d›ran uçaklar› düflünün! ‹nflaat malzemeleriyle iflgalcilerin zulüm karargahlar› inflaa ettiklerini, bir ülkenin ba¤r›na hançer gibi saplanan üsler kurduklar›n› unutmay›n! ‹flgalciye destek vermeyin, “ekmek paras›” gerekçesine s›¤›nmay›n! Ekme¤inize Felluceli çocuklar›n kimyasal silahla yak›lm›fl etini, sokaklarda dere olup akan kan›n› do¤ramay›n! katliam› sürdürmelerine hizmet eden, topraklar›na Amerikan karargahlar› yap›lmas› için inflaat malzemesi tafl›yan, flifle suyundan alkole kadar ihtiyaçlar›n› karfl›layan bir ülke.

“Bizim Kamyon fioförü ‹ntihar Komandosu Mu?” Bu söz, Tayyip Erdo¤an’a ait. Henüz 63 floförümüz ölmemiflti o zaman. Asker gönderip Anadolu gençlerinin kan›yla rant elde etmenin hesaplar› yap›l›yor, reddedilen tezkerinin yerine yenisi “pifliriliyor”du. CNN Türk’te kat›ld›¤› Taha Akyol'un "E¤risi -Do¤rusu" program›nda bak›n neler diyordu Erdo¤an: “Oraya ne gidiyorsa Türkiye'den gidiyor. Bizim kamyon floförü intihar komandosu mu? Hayatlar›n› tehlikeye atarak gidiyor oraya. Gitmekten endifle etmememiz laz›m. Türkiye'nin gelece¤i için de olumsuz bir ad›m olarak görmemeliyiz. Benim kiflisel düflüncem, aç›k olarak söylüyorum Irak'a asker göndermek istiyorum. Tezkere iyi piflirilerek TBMM'ye gelecek.” (7 Eylül 2003, Ekmek ve Adalet) Evet ne gidiyorsa Türkiye’den gidiyor. Evet, bu ülkenin baflbakan› iflbirlikçili¤i gönülden isteyerek yap›yor. Amerika ile stratejik iliflkilerden ç›kar› olan oligarflik güçlerle birlikte “piflirdikleri” onursuzluk, Amerikan uflakl›¤›n›n bedeli olarak bu ülkenin emekçilerinin kan› dökülüyor. O gün, Irak’a asker göndermek için floförleri bahane olarak kullanan Tayyip Erdo¤an’a flimdi biz soruyoruz; Kamyon floförlerimiz intihar komandosu mu?

Say› 134 15 28 Kas›m 2004


Riyakarl›k Politik Kimlikleridir

AKP Adana milletvekili Ömer Çelik, Babakan Tayyip Erdo¤an’›n badan›manlar›ndand›r. Her karede yan›ba›nda gÜrebilirsiniz. Tayyip’in ibirlikçilik ad›na, Amerika ile ilikiler ad›na att›¤› ad›mlarda mutlak pay sahibi olan AKP kadrolar›n›n ba›nda gelir. Bir de baka bir Ömer Çelik vard›r. Sabah Gazetesi’ndeki kÜesinden, -sistem içi olsa bile- emperyalist sisteme, hegemonya politikalar›na, igale, Amerikan hukuksuzluklar›na, ‚srail’in vahetine eletiriler yÜneltir. 19 Kas›m tarihli yaz›s› da bunlardan biriydi.

Say› 134 16 28 Kas›m 2004

Felluce vahetini “Bu yĂźzy›l›n foto¤raf›na ‘falçata’ ile aç›lan en derin yaralardan biriâ€? olarak niteleyen Çelik, eletiriyi barbarl›k noktas›na kadar gĂśtĂźrĂźyor. Ăœstelik eletirdi¤i sadece ABD de de¤il, AB’nin sadece derin "kayg›" duydu¤unu duyurmas›, BM'nin cinayet gĂśrĂźntĂźlerindeki askerlerin yarg›lanmas› yĂśnĂźnde "c›l›z" bir ses ç›karmas› da Çelik için tabloyu tamamlayan ĂźrkĂźtĂźcĂź gelimelerdi. AKP ve onun kadrolar›; riyakarl›¤›, ikiyĂźzlĂźlߤß, iki kiiliklili¤i bir istisna olmaktan, onlar›n deyimiyle sĂśylersek bir takiyye olarak kullanmaktan bir ad›m ilerisine gĂśtĂźrĂźp politika haline getirmilerdir. Timsah›n gĂśzyalar› bile onlar›n›nkinin yan›nda daha temizdir. DßßnĂźn ki; ‚srail’i eletiri bombard›man›na tuttu¤unun ßç gĂźn sonras›, “aray› dĂźzeltmek içinâ€? giden AKP heyetinin içinde yer almakta bile sak›nca gĂśrmĂźyor bu kiilik. Reel politik ahlaks›zl›¤›n› uyan›kl›k, iini bilme olarak gĂśren bu zihniyet, kendi iktidar›nda bu Ăźlkenin hapishanelerini kan gĂślĂźne çevirirken, zalimliklerden, zulĂźmlerden sĂśzedip lanetler ya¤d›rabiliyor. DßßnĂźn ki, Felluce’de ta ĂźstĂźnde ta, ba ĂźstĂźnde ba b›rakmayan bombard›man uçaklar›n›n yak›tlar›n› dahi kendisi veriyor, Felluce a¤›tlar› yak›yor. Herkesi kĂśr, sa¤›r, aptal, kendini uyan›k zanneden bu kafan›n koltuk için girmeyece¤i kimlik, yĂźzĂźne takmayaca¤› maske yoktur. Bo¤az›na kadar pragmatizmin bata¤›nda batm›t›r. ‚nac›n›, kimli¤ini, kiili¤ini çoktan terk etmi, “eletirdi¤iâ€? zulmĂźn cephesine kaydolabilmek için k›rk takla at›p seksen k›l›¤a girmi, Beyaz Saraylara yĂźz sĂźrmßtĂźr. Tan›y›n bu kiilikleri! Bu Ăźlkeyi kimlerin yĂśnetti¤ini, nas›l bir riyakar kiilikle kar›m›za ç›kt›klar›n› gĂśrĂźn! Ve unutmay›n Ă–mer Çelik istisna de¤ildir. Kap›m›z› çalan her AKP’linin, iktidar›n politikalar›n› “takiyyeâ€?, “asl›nda biz farkl› dßßnĂźyoruz, ABD’ye kar›y›zâ€? yalanlar›n› bu kiili¤in anlatt›¤›n› akl›n›zdan ç›karmay›n.

AKP içinde zulmĂź lanetleyebilecek en son kiilerden biri, Mehmet Elkatm›’t›r. 117 ĂślĂźmĂźn ç›kt›¤› hapishanelerde “sorun yokâ€? diyen bir kafa nas›l zulme kar› olabilir, nas›l ABD’nin Felluce katliam› için “bir soyk›r›m ve vahet uygulan›yor. Ne firavun ne Hitler ne Mussolini dĂśneminde bĂśyle bir soyk›r›m yap›lmam›t›r...â€? diyebilir. Taban›n bask›s› ile yap›lan bu zoraki aç›klama ne zulmĂźn aklay›c›s› yĂźzĂźnĂź Ăśrtebiliyor, ne de onun mĂźslĂźmanl›k duyarl›l›¤›n› gĂśsteriyor. Bu nas›l bir mĂźslĂźmanl›k ki, 117 ĂślĂźmĂźn ac›s›n› yĂźre¤inde hissetmeyi b›rak›n, cesetlerin Ăźzerine ç›k›p çi¤niyor. Hiç merak etmeyin, yar›n koltuklar›n›n tehlikeye girdi¤ini gĂśrĂźrlerse, tabana selam veren bu eletirileri bile yapmaktan vazgeçerler. ÇßnkĂź bu reel politikçiler ABD deste¤iyle oturuyorlar o koltukta.

‚HDK’ya Ya¤danl›k Takviyesi Haz›rlad›¤› Az›nl›k Raporu ve “‚nsan Haklar› Raporuâ€? gĂźnlerce tart››lan, hĂźkĂźmetin hiç houna gitmeyen Babakanl›k ‚nsan Haklar› Dan›ma Kurulu’na AKP hĂźkĂźmeti taraf›ndan yeni atamalar yap›ld›. Tahmin edilece¤i gibi, yeni atanan isimler, bĂźyĂźk ço¤unlu¤uyla AKP’nin dĂźmen suyundan ç›kmayacak, gerekti¤inde AKP’nin istedi¤i tĂźrde raporlar haz›rlayacak isimlerden oluuyor. Kurulun bo bulunan Ăźyelikleri için, kurul taraf›ndan hĂźkĂźmete sunulan Ăśneri listesinde yeralanlar›n hiçbiri kabul edilmedi. AKP’nin kurula atad›¤› isimler unlar: Prof. Dr. Mustafa Erdo¤an, Prof. Dr. Remzi F›nd›kl› (Polis Akademisi ܤretim Ăźyesi), Prof. Dr. Mehmet Altan (AB misyoneri), Doç. Dr. ‚zzet GĂśnenç, Murat Çelikkan (Radikal yazar›), Ali Bayramo¤lu (Yeni ďŹ afak yazar›), GĂźlay GĂśktĂźrk (TercĂźman yazar›) Fatih Altayl› (HĂźrriyet yazar›), Abdurrahman Dilipak (Vakit yazar›)... Ayr›ca AKP’nin kurula Ăźye yapt›¤› kurulular aras›nda ďŹ efkat-Der, Bursa ďŹ ehit Aileleri, TerĂśr Ma¤durlar› ve ‚nsan Haklar› Derne¤i gibi kurulular da yeral›yor. Bunlar›n hemen hepsi, gazetelerindeki kÜelerinde AKP’yi, Tayyip’i ĂśvĂźp duran isimler. AKP demokrasisi iliyor; AKP’nin ne farkl› gĂśrßlere, ne o anki politikas›na uygun olmayan raporlara ihtiyac› yok! Tayyip dan›acaksa da, yalakalar›na dan››r.


Böyle Savc›lar Varken Jandarma Keyfili¤i Biter Mi?

Mezar Ziyaretine Arama ‹zni AKP iktidar›n›n savc›lar›, mezar ziyaretinde bulunanlar›n aranmas› için de izin belgeleri haz›rl›yor. “AB yasalar› gere¤i üst aramas› için izin gerekiyor, keyfilikler olmayacak” diyen sahte demokrasi bezirganlar› dönüp baks›nlar; böyle savc›lar varken, jandarman›n, polisin hukuksuzlu¤u hiç biter mi? Ailesi ve bir grup devrimci, 14 Kas›m günü ölüm orucu flehidi U¤ur Türkmen'in, bayramda mezar›n› ziyaret etmek istedi. Mersin'e ba¤l› Yenice Belediyesi mezarl›¤›nda gerçeklefltirilmek istenen çok do¤al ve geleneklerimizde varolan bu ziyaret jandarma engeli ile karfl›laflt›. ‹nsanlar›n üzerini aramak isteyen jandarma, haz›r “arama izinlerini” de alm›fllard›. ‹znin gerekçesi ise fluydu:

lar› ve U¤ur Türkmen'in foto¤raflar›n› tafl›yan yoldafllar›, mezar› karanfillerle süslediler. Yap›lan konuflmalar ve sayg› duruflunun ard›ndan anma marfllarla sona erdi. Anma boyunca jandarma video ve foto¤raf çekimi yaparak, ‹çiflleri Bakanl›¤› genelgelerinin ne kadar aldatmaca oldu¤unu gösterdi.

A¤açlar›n aras›na gizlenerek kamera çekimi yapan bu polise iyi bak›n!

"Üzerlerinde yak›c›, patlay›c› maddeler olabilir”! S›radan bir yerden söz edilmiyor, bir mezar ziyaretine giden onlarca insan bu. Ama keyfilik, hukuksuzluk öyle boyutlu ki, baflka gerekçeler düflünme gere¤i bile duymadan, böylesine komik (pervas›z demek daha do¤ru) gerekçelerle keyfilikleri yasal k›l›fa büründürüyorlar. Kalkanlar, coplarla haz›r bekleyen jandarma insanlar›n kimliklerini toplayarak ziyaret bitene kadar al›koydu. Kortej oluflturarak mezarl›¤a yürüyüyen kitle bu gözda¤› giriflimlerine karfl›n anmay› gerçeklefltirdi. "U¤ur Türkmen Ölümsüzdür, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Bedel Ödedik Bedel Ödetece¤iz” slogan-

‹zmir ACM Polis Komplosuna Deste¤ini Sürdürüyor ‹zmir 1 Nisan davas›n›n 4. duruflmas› 19 Kas›m günü yap›ld›. ‹zmir 8. ACM'de yap›lan duruflmaya, tutuklu bulunan Sabahattin Filazo¤lu ve Ozan Anar kat›ld›. 24 Mart 2004 tarihinde Konak Emniyeti önünde kendini yakan akli dengesi yerinde olmayan Yusuf Poyraz'›n ifadesi ile halen tutuklu bulunan Filazo¤lu ve Anar’›n tutukluluklar›n›n devam›na karar veren mahkeme, duruflmay› 18 Ocak'a ertelendi. ACM, Poyraz'›n kendini yakmas›nda hiç kimsenin katk›s› olmad›¤›n› çok iyi bilen polisin fezlekesine, tehditle, psikolojik sorunlu olmas›n› kullanarak Filazo¤lu ve Anar hakk›nda Yusuf Poyraz’dan ald›¤› ifadeye dayanarak, hukuksuzlu¤u sürdürüyor.

Bu resim, Trabzon’da Selami Kurnaz’›n mezar›nda çekildi. Selami Kurnaz ile ayn› hücrede kalan Hasan To¤an’›n tahliye olmas›ndan sonra, yan›bafl›nda flehit düflen arkadafl›n›n mezar›n› ziyaret etmek istemesi ile jandarma, sivil ve resmi polisler mezarl›¤› kuflatt›lar. Köy kuflat›ld›. Köylü tedirgin edildi. Kamera çekimi yapan bu polise, yapt›¤›n›n yasad›fl› oldu¤u söylendi¤inde ise, bir suçlunun psikolojisi ile hemen oradan kaybolup, daha “zula” bir yer olarak düflündü¤ü baflka bir yerden çekimi sürdürdü. ‹çiflleri Bakan› Aksu’ya ithaf olunur! Hani kamera çekimi yap›lmayacakt›. Üstelik en pespaye flekilde yap›l›yor.

Malatya Temel Haklar Genel Kurulu Yap›ld› Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 20 Kas›m'da 1. Ola¤an Genel Kurul toplant›s›n› yapt›. Temel Haklar Derneklerinin federasyonlaflma ça¤r›s›n› olumlu olarak de¤erlendiren delegeler, Derne¤in tüzü¤ünde gerekli de¤ifliklikleri yaparak, Federasyonlaflma karar› ald›lar. Genel kurul bafllamadan önce yine polisin, genel kurula kat›lanlar›n üzerini arama dayatmas› gibi keyfilikleri sürerken, Temel Haklar üyeleri bu gözda¤› giriflimlerine karfl› baflar›l› bir genel kurul toplant›s› gerçeklefltirerek, mücadelelerinde bir ad›m daha att›lar.

Say› 134 17 28 Kas›m 2004


de¤ildir. Mevcut polis, jandarma birimlerinin Adli Kolluk say›lmas›yla, ‹fiKENCEL‹ ‹FADELER yasallaflt›r›lm›fl olmaktad›r. CMUK Tasar›s›'na eklenen bir hükümle, mevcut sistemdeki Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik bünyesindeki birimlerin ad›n›n “Adli Kolluk” olarak de¤ifltirilmesi sonucunda polisin yetkileri daha da artm›fl olacak. Sorgu, gözalt› ve yarg›lamalar, daha çok polisin denetimi alt›na girecek. Geçmiflte tek bafl›na geçerli kabul edilmeyebilen polis ifadeleri, CMUK’taki bu düzenlemeyle flimdi “Adli Kolluk” taraf›ndan al›nm›fl ifadeler gibi gösterilecek ve geçerli kabul edilecek. Keza CMUK’a bir de flu madde eklendi: “Adli Kolluk Amirleri, el koyma ve arama konular›nda Cumhuriyet savc›lar›n›n vermeye yetkili oldu¤u yaz›l› emri verebilecek.” Bunun anlam›, polis fleflerinin savc›l›k yetkisiyle donat›lmas› demektir. Böyle bir yetkileri yokken polisin neler yapt›¤›n› hat›rlad›¤›m›zda, bu yetkilerle donat›lm›fl polisin neler yapabilece¤ini, keyfiyeti nas›l ifrata vard›raca¤›n› tahmin etmek zor de¤ildir. Kural bozulmam›flt›r; “demokratikleflme” ad›na gündeme getirilen bir yasal de¤ifliklik daha, varolan faflist uygulamay› daha da pekifltiren bir düzenlemeyle sonuçlanm›flt›r.

‹flkenceciler ‘Adli Kolluk’ Yap›ld› Art›k iflkenceli ifadeler yasal

Say› 134 18 28 Kas›m 2004

Adli Kolluk’un kurulmas›, y›llard›r konuflulan, hemen her hükümetin gündemine flu veya bu biçimde giren bir konudur. AKP hükümeti taraf›ndan yeniden gündeme getirilen Adli Kolluk Tasar›s›, bu defa da hukuki deyimle “kadük” kald›. Meclis Adalet Alt Komisyonu’nda Adli Kolluk’un kuruluflunun gündeme gelmesi üzerine Emniyet Genel Müdürlü¤ü harekete geçti. ‹lk olarak polis fleflerinden oluflan bir heyet komisyon üyelerini ziyaret ederek “Adli Kolluk’un zararlar›n›” anlatt›. Polise göre, Adli Kolluk teflkilat›n›n kurulmas› “Uygulamada iflimizi zorlaflt›r›r. Bizim gücümüzü azalt›r. Kamu düzeninin korunmas› ve sa¤lanmas›n› zaafiyete u¤rat›r"d›. Polis, muhalefetini her düzeyde sürdürdü. Komisyon üyesi milletvekillerinin masalar›na imzas›z bildiriler koymaya kadar her türlü yolu kulland›. Polis “bizim gücümüzü azalt›r, kamu düzenini zaafiyete u¤rat›r” dedi miydi, akan sular dururdu. Faflist devletin polisi “güçsüz” olamazd›. Polis, rahats›z olmufltur bu giriflimden. Mevcut yetkilerinin bir k›sm›n› bile kaybetmeyi kabul etmek istememektedir. Öyle ya, bu ülkede hem gözalt›na alan, hem sorgulayan, hem iddianameyi haz›rlayan, hem de karar› verendir polis. Onlar iflkenceli sorgulara ve komplolara dayanan fezlekeler haz›rlarlar. Sonra fezlekeler iddianame olur. ‹ddianameler de “Türk milleti ad›na” karar veren mahkemeler arac›l›¤›yla hapis cezalar›na dönüflür. Bu mekanizma içinde karar “ba¤›ms›z yarg›n›n”, “Türk milleti”nin de¤il, düpedüz polisin karar›d›r. ‹lk gündeme geldi¤i biçimiyle Adli Kolluk, polisin bu yaz›l› olmayan yetkilerinin bir k›sm›n› baflka birimlere aktaracakt›... Cop tutan kollar varken, manyetoyu çeviren, Filistin ask›s›na çeken kollar varken, ne gerek vard› Adli Kollu¤a?! Polis itiraz›n› yapt› ve AKP bunun üzerine hemen bir manevrayla tasar›s›n› geri çekti. Polisin de itiraz etmedi¤i bir düzenlemeyle CMUK Tasar›s›'na bir hüküm eklenerek, mevcut sistemdeki Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik bünyesindeki birimlerin ad›n›n “Adli Kolluk” olarak de¤ifltirilmesi kararlaflt›r›ld›. Burjuva bas›ndaki bafll›klarda da dile getirildi¤i gibi “Adli Kolluk’un sadece ad› kald›”. Ama yap›lan de¤ifliklik bu kadarla da s›n›rl›

TECR‹T CAN ALIYOR! F Tipinde Bir “‹ntihar” Daha! Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Kongra-Gel davas›ndan Sezai Karakufl’un intihar etti¤i aç›kland›. Karakufl’un avukat›, intihar nedeninin gözalt›nda gördü¤ü iflkenceler olabilece¤ini belirtti. Karakufl savc›l›k ifadesinde yaflad›¤› iflkenceleri flöyle anlatm›flt›: “Testislerim s›k›ld›, darp edildim, saçlar›mdan çekilerek, bafl›m duvarlara vuruldu. Baz› iddialar› kabul etmem için vaatlerde bulunuldu. Avukat istememiflim gibi tutanak tutularak, okumama izin verilmeden imzalat›ld› ve hukuki haklar›mdan yararland›r›lmad›m..." Adli T›p’›n da “iflkence görmüfltür” raporu verdi¤i Karakufl, bu durumda F tipi hapishanelerin hücrelerinden birine at›ld›. ‹flkence TECR‹T’le sürüyordu F tipinde de. Sonuç 23 Kas›m’da hücresinde intihar etmifl olarak bulundu.


Halk yoksullu¤un pençesinde

Ülke emperyalist iflgal alt›nda

CHP koltuk kavgas›nda Baykal-Sar›gül kavgas›, günlerdir burjuva bas›n›n bafl gündemlerinden biri durumunda. Kavga halk›n kavgas› de¤il, kavga vatanseverlerin kavgas› de¤il. Kavga aylar öncesine uzan›yor, ama bu kavgada bugüne kadar halk›n ve ülkenin sorunlar› telaffuz edilmifl de¤il. Resmi rakamlara göre 24 milyon insan›m›z›n “muhtaç” durumda olmas›, Türkiye’nin iflgal orta¤› yap›lmas›, floförlerin öldürülmesi, Felluce’deki katliam, Kürt sorunu, ne Baykal’›n, ne de Sar›gül’ün umurunda de¤il.

kas›zl›kla yap›l›yor. Demokrasicilik oyununda seçim sonuçlar›n› politikalar de¤il, “imaj çal›flmalar›”, ABD’nin, AB’nin deste¤ini al›p almam›fl olmak gibi etkenler belirliyor. Sar›gül, politikas›z politikac› tipinin bir örne¤idir. Tayyipvari bir ç›k›fl yolu izliyor Sar›gül. Hamasi konuflmalar, Fetullahç›’lardan sosyal demokratlara her kesime göz k›rpmalar... Ve tabii ABD deste¤i.

Koltu¤una yap›flan Baykal!

Bu ülkenin gençlerinin K›z›lay’da coplanmas›, sendikac›lar›n gaz bombalar›na bo¤ulmas› da, bu ülkenin hapishanelerinde 117 insan›n ölmesi de umurlar›nda de¤il. IMF talimat›yla SSK’n›n devri de umurlar›nda de¤il. YÖK de onlar›n umurlar›nda de¤il. Umurlar›nda olmad›¤› için, bu konularda yap›lan eylemlere kat›lm›yor, bir aç›klama dahi yapm›yorlar.

Sar›gül’ün bir politikas› yok. Peki Deniz Baykal’›n var m›? Onun da yok!

Baykal’la Sar›gül aras›ndaki kavga, bu konulardaki politik farkl›l›klar üzerine sürseydi, bu kavga halk› da ilgilendiren bir kavga olurdu. Ama hiçbir politik farkl›l›¤›n tart›fl›lmad›¤› bir kavga, bafl›ndan bellidir ki, KOLTUK kavgas›d›r.

Baz›lar›, CHP’nin etkili muhalefet yapamamas›n› “Baykal’›n kiflili¤ine veya ekibine” ba¤l›yorlar. Oysa mesele bu de¤il. CHP neyin muhalefetini yapacak? Temelde karfl› ç›kt›¤› bir fley yok. Bu ülkenin ekonomisini, d›fl siyasetini, k›sacas› herfleyini belirleyen ABD ve AB’ye teslimiyete itiraz› yok. Dahas›, kitlelerin meydanlara ç›kmas›ndan, politikleflmesinden AKP ne kadar korkuyorsa, o da o kadar korkuyor.

Politikas›z politika! CHP Genel Baflkan› Deniz Baykal’a bayrak açan Sar›gül hakk›nda çok fley söylenip çok fley yaz›l›yor. Ama bu yaz›lar›n hepsini okuyanlar›n bile Baykal’la Sar›gül aras›nda ne gibi bir “fikir ayr›l›¤›” oldu¤unu ö¤renmeleri mümkün de¤il. Halen fiiflli Belediye Baflkanl›¤›’n› sürdüren Mustafa Sar›gül’ün kendisi de çok konufluyor. Ama o da hiçbir fley söylemiyor. Ülkemizin, halk›m›z›n temel meseleleri konusunda ne düflündü¤ü bir muamma. Mitinglerinde “döndüremezler beni” parças›n› çal›yor sürekli olarak. Hangi yolda gidiyor, kimler döndürmek istiyor, bunlar da muamma. Peki nas›l oluyor da, söyledi¤i difle dokunur bir görüfl olmayan, Baykal’dan ya da AKP’den farkl› herhangi bir politika öne sürmeyen biri, parti baflkanl›¤›na, baflbakanl›¤a aday olup meydanlarda mitingler yap›yor? Bu tablo, kitlelerdeki ve düzen siyasetindeki apolitikleflmenin bir yans›mas›d›r. Politika, politi-

Baykal CHP’si, “e¤er biz iktidarda olsayd›k, böyle de¤il de flöyle yapard›k... AB’nin flu isteklerini yerine getirmezdik... Irak konusunda farkl› politika izlerdik” diyebiliyor mu? Yok! Diyemedi¤i için de AKP’ye karfl› muhalefet yapam›yor.

CHP, 1960’lardan sonraki siyaset sahnesinin en büyük aldatmacalar›ndan biridir. “Sol”la bir ilgisi olmamas›na karfl›n, burjuva siyasetin “sol” kulvar› onunla doldurulmufl ve ilerici, demokrat, vatanseverler CHP’yle aldat›lm›flt›r. Oyun Sar›gül’le devam ediyor. “Washington’da ana muhalefet lideri gibi karfl›land›m” diyerek övünen, “s›rt›n› ABD’ye dayayarak iktidar basamaklar›n› t›rmanmaya çal›flan bir politikac›”d›r Sar›gül (Bkz. Ekmek ve Adalet, 112. Say›, “ABD tornas›nda lider e¤itimi” bafll›kl› yaz›). ABD’den icazet arayan Sar›gül’ün karfl›s›nda Baykal vatansever tavr› m› temsil ediyor? Ne gezer! ‹kisi de birbirinden farks›z oldu¤u için aralar›nda politik bir tart›flma da yok. Biri yolsuzluk dosyalar›ndan, öteki flovlardan medet umuyor. Vatanseverlerin, demokratlar›n CHP’den bekleyebilecekleri bir fley yoktur. Baykal-Sar›gül koltuk kavgas›n›n gösterdi¤i en ç›plak gerçek budur.

Say› 134 19 28 Kas›m 2004


KAN GÖLÜ ORTASINDA SEÇ‹M OYUNU ◆ Halk seçimini direniflten yana yapm›flt›r ◆ Felluce’nin kan› kapitalist ‘pazar’a doldu ◆ Irak’a demokrasi, ba¤›ms›zl›k savafl›n›n zaferiyle gelecektir

Irak’a özgürlük ve demokrasi böyle getirildi! fiimdi seçimle sürecek bu kanl› oyun. Gördü¤ünüz emperyalizmin dünyas›d›r. Kapitalizm propagandas› yapanlar, emperyalist demokrasiye tapanlar, tarih ve halklar önünde suçludurlar

Felluce’yi dünyaya kapatarak büyük bir katliam yapan ve “zafer kazand›klar›n›” aç›klayan iflgalciler, flimdi di¤er direnifl kentlerine yöneldiler. Musul, Ramadi, Samarra, Latifiye ve Ba¤dat baflta olmak üzere, bir çok yerde halka ve direnifl güçlerine yönelik sald›r› ve katliamlar yaflan›yor. 21 Kas›m günü, Ramadi'de Amerikan askerlerinin bir yolcu otobüsünü taramas› sonucu silahs›z, korunmas›z yedi Irakl›’n›n katledilmesi, Ba¤dat’ta Ebu Hanife Camiisi’ni basarak 4 kifliyi katletmeleri örneklerinde oldu¤u gibi. Hesap, hiçbir savafl kural›na uymadan katliamlar düzenleyerek direniflin iradesini k›rmak. Hedefleri, iflgale karfl› ç›kan, seçim oyununu reddeden tüm halkt›r. Ama yan›l›yorlar! Bafltan beri hiçbir hesab› tutmayan iflgalciler katliamlarla hiçbir fley elde edemeyecek. Halklar›n kan› üzerinde zafer kazanamayacaklar. Tarih buna tan›kt›r, bir kez de Irak’ta tan›k olacakt›r. Ne Felluce’de zafer kazanabildiler, ne de baflka yerde kazanabilecekler. Direnifl artarak sürecektir. Felluce’de dökülen kan tam ters bir etki yaratarak direniflin güçlenmesine hizmet ediyor. New York Times Gazetesi’nin yay›nlad›¤›, ABD ordu istihbarat›n›n de¤erlendirme raporu, iflgalcinin içinde bulundu¤u durumun küçük bir k›s›m›n yans›t›yor.

Raporda, ordunun Felluce'den önemli say›da asker çekmesi halinde direniflçilerin eskisinden daha fazla güçlenece¤i saptamas› yap›l›yor. Rapor, “direniflçilerle yaflanan yo¤un çat›flmalara karfl›n savaflç›lar›n say›s›n›n artt›¤›n›” da yaz›yor. (Cumhuriyet, 19 Kas›m) Öte yandan, ABD bütün Ortado¤u’da, dünyada daha fazla öfke yaratarak stratejik olarak daha büyük bir kay›p içindedirler. Herkes Amerikan demokrasinin, özgürlü¤ünün ne oldu¤unu bir kez de Felluce’de gördü. Kapitalist pazar›n gelece¤i içindir bu katliamlar. Felluce; tarihi boyunca katliamlar, savafllar, iflgaller, cinayetler, provokasyonlarla varolan “kapitalizmin en yüksek aflamas›” emperyalizmin, tarihsel yürüyüflününün bir aflamas›d›r. Kapitalizm savunucular› bu dünya düzeninden, Felluce’den do¤rudan sorumludurlar.

aral›lar›n ‹nfaz Emri Komutanlardan

Y

Felluce’de bir camiide yaflanan, yaral› Irakl›’y› infaz görüntüsü, bir yan›yla Amerikan hukuksuzlu¤unun, emperyalizmin gerçek yüzünün teflhirini sa¤lad›. Öte yandan ise, gerçe¤in bütününün üzerini örtmeye de hizmet ediyordu. ‹flgalciler tüm halklara da gözda¤› verirken, adeta vahflet ve hukuksuzluk saldece bu görüntüden ibaretmifl gibi yans›tmak istediler. O


görüntünün aç›klamas› ise, bir askere maledilecekti. “Uluslararas› kamuoyu” diye lanse ettikleri emperyalist ülkeler, BM ve Türkiye gibi iflbirlikçi ülkeler de zaten bu oyuna haz›rd›lar. ‹lk aç›klamalar› teti¤i çeken asker odakl› oldu. Ancak gerçek çabuk ç›kt› ortaya. ‹nfaz emirlerinin Amerikal› komutanlar taraf›ndan verildi¤ine gazeteciler tan›k oldular ve yazd›lar. Bir komutan, askerlerine “düflman, kad›n k›l›¤›na girmifl olabilir, ölü taklidi yap›yor olabilir. Hareketli ya da hareketsiz her fleyi vurun!” (camideki infaz bu emrin gere¤i de¤il mi?) emri verirken, bir baflkas› öldürüleceklerin yafl s›n›rlar›n› belirliyor: “15-51 yafl aras› tüm erkekleri öldürün!” (Cumhuriyet, 22 Kas›m). Evlere girmeden önce ev yo¤un atefle tutulup taran›yor. Ya evde direniflçi varsa! Askerlik yafl›ndaki her erkek “güvenli¤i tehdit” olarak görülüp katlediliyor. Emperyalizm tarihi boyunca hiçbir zaman savafl kurallar›na uymad› ki, bugün uysun. Hiroflima ve Nagazaki hangi savafl kural›na uyuyordu? ‹flgalciler için savafl hukukunun önemi yoktur, kurallar› ABD koyuyor ve uyguluyor. Camii cinayetinin tek örnek olmad›¤›, bugünlerde itiraflar›na bafllayan ilifltirilmifl gazetecilerin tan›kl›klar› ile de aç›kt›r. Benzerlerinin defalarca de¤iflik yerlerde yafland›¤›n›, “savafl suçu”nun tam da iflgalin kendisi gibi yayg›n olarak ifllendi¤ini ortaya koyuyorlar. Felluce katliam›n›n kesin bilançosu ise bilinmiyor. Günlerce yard›m da¤›t›lmas›na dahi engel olan, bas›na kapatan iflgalciler, suç kan›tlar›n› temizledikten sonra, kamyonlar dolusu cesetleri kent d›fl›na tafl›d›lar. Cesetlerin bir ço¤unun ise sokaklarda çürümeye terk

Emperyalist medyadan itiraf: ‘Dünyay› Aldatt›k’ Embedded (ilifltirilmifl) gazeteciler, iflgali ve yaflananlar› Amerika'n›n istedi¤i gibi yans›tt›klar›n› itiraf etti. BBC Radyosu’nda yay›nlanan ve Amerikan ve ‹ngiliz askerleri ile hareket eden BBC muhabiri Paul Wood, Martin Bell ve serbest gazeteci Lee Gordon’un kat›ld›¤› program, emperyalist medyan›n halklar›n beyinlerini nas›l dumura u¤ratt›¤›n›n, yan›ltt›¤›n›n da belgesidir. Gazeteciler, Irakl› sivil halk›n ac›lar›n› dünyaya duyaramad›klar›n› anlat›rken, “herfleye askerlerin gözüyle bakt›klar›n›, haberlerin insani bak›fl aç›s›ndan yoksun oldu¤unu” ifade ediyorlar. Emperyalist medyan›n “objektif edildi¤i, kentte kalan az say›daki insan›n ise t›bbi malzeme ve g›da s›k›nt›s› yaflad›¤› belirtiliyor. Kentte tüm binalar›n tank ve top at›fl›ndan zarar görmesi ne demektir? ABD “terör” yalan›yla tüm halka karfl› savaflm›flt›r. 21. Yüzy›l›n teknoloji ça¤›, globalleflen dünya gerçe¤i bu! Sokaklarda çürüyor cesetler, 250 bin insan kentten ç›kar›l›p geride kalanlar›n tepesine bombalar ya¤d›r›l›yor ve haftalard›r kente kimse sokulmuyor.

asak Olan Her Türlü Silah Kullan›ld›

Y

Sald›r›n›n ilk gününden itibaren kimyasal silahlar ve zehirli gazlar kullan›ld›¤› direniflçiler taraf›ndan duyurulmufltu. Cesetlerin durumu da bunu do¤rulamaktad›r. El Kuds Press Haber Ajans›’na aç›klama yapan direniflçiler ve tan›klar, yasad›fl› silahlar›n kullan›ld›¤›n›, çok say›da silahs›z insan›n bu ölümcül gazlardan hayat›n› kaybetti¤ini anlat›rken, Felluceli Dr. Muhammed el-Cemili, ABD’nin en büyük kay›plar›n› verdi¤i direniflin 2. gününde kimyasal silah ve zehirli gazlara baflvurdu¤unu,

habercilik” ilah› kabul edilen BBC’nin gerçek yüzünü, ‹ngiliz askerleriyle birlikte hareket eden Lee Gordon flöyle anlat›yor: “NBC, ABD askerini, yaral› bir Irakl›’y› vururken gösteren görüntüyü yay›nlad›. Bu, sigara paketlerinin üzerine sa¤l›k uyar›lar› koymaya benziyor. O uyar› oradad›r, ama kimse dikkat etmez. Bence bu, medyan›n bilinçli bir tercihi. Mesela, BBC muhabirlerinin savaflta Amerikan askerleri ile hareket etmesine karar verdi. Savafl›n sivillerle ilgili taraf›n› yans›tm›yor. Baflar›s›z olduk.” Evet tercih bilinçlidir ve emperyalist medya rolünü oynam›flt›r. kimyasal silahlar›n genifl bir alan içindeki ciltleri yakt›¤›n› ve insanlar› öldürdü¤ünü anlatt›. Bir baflka Irakl› doktor da, iki hastas›n›n bu gazlardan öldü¤ünün kesinleflti¤ini, kimyasal silahlarla öldürülen toplam 34 kiflinin gömüldü¤ünü, ancak gerçek rakam›n bilinemedi¤ini, iflgalcilerin cesetleri kendilerinin gömdü¤ünü, Colan ve el Saklaviye bölgelerindeki kimyasal sald›r› izlerini temizlemeye çal›flt›¤›n› aç›klad›. Fellluce yak›n›ndaki Saklaviya Köyü’nde yaflayanlar ise El Cezire’ye yapt›klar› aç›klamada, yanarak ölen 73 kad›n ve çocu¤un kömürleflmifl cesetlerini gömdüklerini anlatt›lar ve “ABD uçaklar› Napalm bombalar› at›yor” dediler. Irak’› kitle imha silah› yalan›yla iflgal etmifllerdi, kitleleri kimyasal silahlarla imha ediyorlar. Peki nerede flu BM denetçileri, nerede “insan haklar›” flampiyonu Avrupa Birli¤i?

flgalci Ve ‹flbirlikçileri Seçim Oyununda

‹

ABD, iflgali sürdürebilmek için böyle bir seçime ihtiyaç

Say› 134 21 28 Kas›m 2004


duymaktad›r. Hem uluslararas› dengeler hem de seçim hesaplar› nedeniyle direnifle kat›lmayan fiiileri daha fazla tutamayaca¤›n› düflündü¤ü için seçimi yapmak durumundad›. Yani seçim tercih de¤il, ABD için zorunluluktur. Ama san›lmas›n ki, yönetimi Irak halk›na devretmek, iradelerini tan›mak için seçim yapacak. 30 Ocak 2005'te yap›laca¤› aç›klanan seçimlerden ç›kacak sonuç ne olursa olsun, ABD iflgali sürecektir. Kimse, “BM yasalar›na

göre, iktidar istemezse iflgalci gitmek zorundad›r” diye düflünmesin. Bu iflgalde hiçbir kural yoktur. ‹ngiltere Genelkurmay Baflkan› Mike Jackson’›n, “Irak'ta y›llarca kalabilecekleri” sözleri bu konuda farkl› beklentileri olanlara da bir uyar›d›r. Seçimlerin iflgali meflrulaflt›rma ve ABD’nin kendine göre bir iktidar› bafla getirip, onun gölgesinde iflgali ve katliamlar›n› sürdürme arac› olaca¤› aç›kt›r. Bu anlamda, ‹slami pragmatizmin en pespaye

ve kanl› örne¤ini veren fiii lider Sistani de hesaplar›n›n tutmad›¤›n› görecektir. ABD, iflbirlikçili¤i Allavi düzeyinde sürdürmeyen hiçbir iktidara yaflam flans› tan›mayacak kadar direnifl karfl›s›nda zor durumdad›r. Gerekti¤inde “ne seçimi, ne demokrasisi” diyerek, planlar›n› uygulayacakt›r. Seçim oyunun önünü temizlemek için direnifl kentlerine yönelik katliam sald›r›lar› sürerken, seçimleri boykot etme ça¤r›s› yapan Sünni Ule-

Bu kafan›n neresi müslüman! Say› 134 22 28 Kas›m 2004

Bu nas›l “din adam›”, bu nas›l “müslüman”; Amerikan emperyalizmi Felluce’yi, tüm Irak’› kana boyuyor, Fethullah Gülen Amerika’daki karargah›nda

Ey Fetullah! Irak kana boyand›, haberin var m›!?

yafl›yor. Bir müslüman ülkede de¤il, ABD’de yaflama tercihi s›radan de¤ildir. Haydi bunu bir yana b›rakt›k. Felluce’de tam bir vahflet yaflan›rken, müslümanlar kendi kan›nda bo¤ulurken, Fetullah’tan ‘ç›t’ ç›km›yor. Sanki böyle bir olay yok! Bu tavr›n tek bir anlam› var; Fetullah, ABD’nin islam âleminde döktü¤ü kan›n orta¤›d›r. En küçük bir elefltiri dahi yapmamas›, “Ey Bush, direnifli katliamlarla k›r, imparatorlu¤un tebaas› olmayanlar›n kan›n› dök ki, o kan gölünün ortas›nda ‘›l›ml› islam’ rolümüzü oynayabilelim.” demektir. Fetullah, bütün insanl›¤›n yüre¤ini kanatan Felluce karfl›s›ndaki suskunlu¤u ile kendi çizgisinde tutarl›d›r. Gülen, Zaman Gazetesi’nde günlerce yay›nlanan röportaj›nda da, tek bir kelime ile dahi ne Irak iflgalini, ne Filistin’de dökülen kan› dile getirmemifl, iflgalcileri lanetlememiflti. Tam aksine, iflgalciye karfl› direnifl feda eylemleri nezdinde lanetlenmifltir. Fetullah, y›llar önce, “ABD’yle uyum içinde yaflaman›n müslüman›n yarar›na” oldu¤unun teorisini yapm›flt›r. Zalimle uyum içinde yaflayan›n elinin mutlaka kanl› olaca¤›n› Fetullah da bilir, ama iflin içinde ç›karlar› vard›r. ‹nançm›fl, müslümanl›km›fl ne önemi var. “Abant Platformu” toplant›lar›n› bu amaçla Amerika’ya tafl›m›fl, emperyalizmin islam ülkeleri için öngördü¤ü “›l›ml› islam” modelinde daha aktif rol oynayabilece¤ini düflünmüfltür. “Abant Platformu”, Amerikan islamc›l›¤›n›n platformu olmufltur. Fetullahç› Zaman’›n sayfalar›nda 11 Eylül’ün “islamc›lar›n Amerika ile iyi iliflkiler kurmas›na vesile olaca¤›” tesbitleri, bugün prati¤ini yaflamaktad›r. Söylenen, Amerika’n›n radikal islamc›lar› yok etmek için bu kesimleri öne ç›karaca¤›, himayesi alt›na alaca¤›yd›. Fetullah flimdi Bush’un himayesinde, Irak’ta dökülen kan› izliyor ve “›l›ml› islamc›”n›n nas›l olmas› gerekti¤inin örne¤ini sergiliyor tüm dünyaya.


ma’dan iki dini lider arka arkaya öldürüldü, bas›lan camilerden çok say›da dini lider tutukland›. “Demokrasi” iflgalle gelince, seçimlere kat›l›m da suikastlerle, iflgale karfl› ç›kanlar›n susturulmas›yla sa¤lanmaya çal›fl›l›yor!

riske etmekle birlikte, aslolan fludur: Seçim, iflgalcilerin ve iflbirlikçilerinin seçimidir, direnifl bu manevray› da altedecek güçte oldu¤unu gösterecektir.

Her konuda ‹flgalcinin yan›nda yer alan AKP, seçimlerde de ayn› rolünü oynuyor. Sünni islam kimli¤ini iflgalcinin hizmetine sunan AKP’nin D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül, sünnilere “sand›¤› boykot etmeyin!” ça¤r›s› yapt›. ‹flgali kabul edin, siz de demokrasicilik oyunununa kat›l›n, iyi bir iflbirlikçi olun diyor Gül.

M›s›r'›n fiarm el fieyh kentinde Uluslararas› Irak Konferans› yap›ld›. 23 Kas›m’da yap›lan toplant› iki aflamal›yd›. Birinci bölümde Irak'a komflu ülkeler, ikinci bölümde ise G-8, BM, AB, Arap Ligi, ‹slam Konferans› ve Çin yer ald›.

Emperyalizmin iflgalle özgürlük oyunu tutmad›¤› gibi, iflbirlikçi iktidarlar kurarak yapmay› planlad›¤› demokrasi manevralar› da tutmayacak. Mevcut direnifl, iflbirlikçiler aras›ndaki fark›l çeliflki ve çat›flmalar, seçimin 30 Ocak’ta yap›l›p yap›lmayaca¤›n› dahi

flgali Meflrulaflt›rma Toplant›s›

‹

Birincisi; ABD’nin böyle bir toplant›ya ihtiyaç duymas›, direnifl karfl›s›ndaki çaresizli¤indendir. Bölge ülkeleri ve Avrupa emperyalizminden destek arama amaçl›d›r. ‹kincisi; toplant› iflgali meflrulaflt›rma amaçl›d›r ve Irak halk›n›n iradesi yoktur. Irak ad›na kat›lan kuklalar›n bir avuç iflbirlikçi d›fl›nda kimseyi temsil etmedi¤i aç›kt›r.

Toplant›da AKP iktidar›n›n üç temel iste¤i de iflbirlikçili¤ine uygun olmufltur. Türkiye’nin istekleri; “Irak'›n toprak bütünlü¤ü, seçimde hiçbir grubun d›fllanmamas› ve Irak kaynakl› teröre karfl› önlem al›nmas›...” “Irak’›n gelece¤inde”, iflgale son verilmesi iste¤i yok. ABD ile komflu oluyoruz diye zil tak›p oynayanlardan beklenemez elbette böyle bir talep. Di¤er Arap ülkeleri de farkl› tutum almad›lar. Sonuç bildirgesinde de iflgale son verilmesi aç›k olarak yer almad›. Burjuva bas›n toplant›y› “Irak için son ümit” diye lanse etti. Güya “Irak’ta kan ve gözyafl›na son vermek için dünya M›s›r’da bulufluyordu”. Irak’›n tek umudu, kan ve gözyafl›na son verecek olan ba¤›ms›zl›k savafl›n›n zaferidir. Göstermelik seçimler ve bu toplant›lar, zaten Irak’› kan gölüne çevirenlerin, halk›n iradesini yok edenlerin icraatlar›d›r.

Gül, ‹flgalcilerin Avukat› M›? Abdullah Gül, iflgal güçlerinin vahflet ve katliamlar›n›n alt›nda yatan nedeni buldu! Ne emperyalizm gerçe¤i, ne tarih boyunca bütün iflgalcilerin ayn› yöntemlere baflvurmufl olmalar›, ne de iflgal ortaklar›n› bu katliamlardaki pay› yoktu bu “nedenler” içinde. ABD yönetiminin aklay›c›l›¤› rolünü üstlenen Gül’e göre, Felluce’de camiilere kadar girerek katliamlar gerçeklefltiren, “Amerikal›lar buran›n kültürünü bilmedi¤i için kutsal yerleri vuruyorlar”m›fl... (22 Kas›m, Hürriyet) Çok zeki! Dünya imparatorlu¤u kurmak için yola ç›kan Amerika bilmiyor, Gül hat›rlat›yor! ‹flbirlikçili¤in bu kadar› gerçekten fazla. Beyaz Saray’a yaranmak için ne yapaca¤›n› flafl›ran iflbirlikçi kafa, herkesi aptal yerine koyuyor. Tam tersine, iflgalciler bölgenin kültürünü de çok iyi bilirler. Kontrollerinde çekim yapt›rd›klar› bas›n›n bu görüntüleri tüm dünyaya yaymas›na da bu nedenle onay vermifllerdir. Direniflin iradesini k›rmak, Amerika’ya karfl› ç›kan› hiçbir kural, inanç, kültürel de¤er tan›madan katlede-

cekleri mesaj›n› vermek için yap›yorlar. Baflka bir yer de¤il de, özellikle caminin seçilmesi de s›radan de¤ildir. Bölge halk›n›n güç, moral ve motivasyon kayna¤› olarak gördü¤ü bir de¤eri ayaklar alt›na al›yor oradaki katliam›yla. Gül ne diyor; kültürünü bilmiyorlar! Bunu söyleyen de islamc›! Ne islamc›s›, ne müslüman›, düpedüz haçl› rituelleri ile Felluce’yi kana bulayan iflgalcinin yalakas›, suç orta¤›. Yaral› Irakl›’y› infaz eden iflgalci böyle savunmak size mi düfltü? Kültürünü bilerek iflgal nas›l oluyor, onu da anlat! ‹flgale itiraz› yok, dökülen her kanda Amerika’n›n stratejik orta¤› AKP’nin de teflhir oldu¤unu bilerek konufluyor. ‹flgalci katlettikçe, camileri y›kt›kça, AKP’nin Amerikanc› ‘Il›ml› ‹slam’ rolü riske giriyor. S›k›nt› burada. Ellerindeki kan, dillerinde mi¤de buland›r›c› bir iflgalci avukatl›¤›na dönüflüyor.

Say› 134 23 28 Kas›m 2004


Yalanc› devletin yalanlar› ‹ran’a yöneldi “Güvercin” diye lanse edilen ve Bush’un ikinci döneminde istifa eden ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, ‹ran’›n nükleer silah tafl›yacak füze gelifltirdi¤ini söyleyerek bu konudaki istihbaratlar›n›n kesin oldu¤unu söyledi. “Bu elimde gördü¤ünüz tüp, Irak'›n çiçek virüsü üretebilecek ve bunu silah olarak kullanabilecek kapasiteye sahip oldu¤unu gösteriyor.”

Ayn› oyun, ayn› pespaye yalanlar. Her gün Powell, Bush, Blair ve adamlar› taraf›ndan Irak için söylenen yalanlar› herkes biliyor. Sadece birini hat›rlatal›m. Bugün ‹ran için istihbaratlar›n›n kesin oldu¤unu söyleyen Powell’in, 5 fiubat 2003’te, BM’de uydu görüntüleri eflli¤indeki konufluyor. Bütün dünya medyas›n›n canl› yay›nlad›¤› toplant›da tüm dünyaya flu yalanlar› söylüyordu Powell: Say› 134 24 28 Kas›m 2004

“Bu uydu foto¤raflar›, grafikler Irak'›n cephaneliklerini gösteriyor. Bu tesislerin içinde kitle imha silahlar› var. Bak›n bak›n seyyar labaratuvar nas›l da hareket ediyor, bu kamyonlarda kitle imha silahlar› üretiyorlar.

Dinleyin kasetteki albay ve generalin konuflmalar›n›. Bir endifle var. Demek ki ellerinde bulundurmamalar› gereken birfley var... Irak lideri Saddam Hüseyin ile El Kaide aras›nda tehditkar bir ba¤lant› var. Irak; Rusya, Romanya, Slovenya ve Hindistan'dan uranyumu zenginlefltirmekte kullan›lacak elektromanyetik malzeme alma girifliminde bulundu. Irak'›n 100 ila 500 ton kimyasal silah malzemesi bulundu¤unu tahmin ediyoruz... Görgü tan›klar› anlat›m›, Irak'ta mobil biyolojik silah laboratuvarlar› oldu¤unu gösteriyor.” Peki sonra ne oldu? Nisan 2004’te, yani yalanlar ifllevini yerine getirdikten, Irak iflgal edildikten sonra kitle imha silahlar›n›n yalan oldu¤u yine bizzat Powell ve daha bir çok Amerikal› taraf›ndan dile getirildi. “BM’de sunumum o kadar sa¤lam temellere dayanm›yormufl gibi görünüyor.” dedi piflkince Powell. Dünya, emperyalizmin yalanlar›n›n bedelini iflgaller, ölümlerle ödeyecek, ama onlar yalanlara devam edecekler. Emperyalizmin dünyas› bunu da meflrulaflt›rmak istiyor. Herkes sizin istihbarat bilgilerinizin ne mal oldu¤unu biliyor.

Afganistan’da uyuflturucu üretimi patlama yapt› Amerika’n›n getirdi¤i düzenin, iktidar yapt›¤› savafl a¤alar›n›n icraat› iflte bu! Geçen hafta Birleflmifl Milletler'in aç›klad›¤› rapora göre, "Afganistan’da afyon üretimi tarihi rekor k›rd›." Üretim yap›lan arazi 131 bin hektara ç›karken, kurakl›¤a ra¤men üretim 4 bin 200 tona ç›kt›. (2 milyar 800 milyon dolar de¤erinde). Belirtelim ki, üretim yapan köylünün eline geçen sadece 600 milyon dolar. Yani 2.2 milyar dolar iflbirlikçi Afgan hükümetine getirilen savafl a¤alar›na ve elbette iflgalcilerin kasalar›na gidiyor. Oligarflinin ve ABD ile Avrupa’n›n iflgaldeki müttefiki Kuzey ‹ttifak› iktidar›nda, köylünün pay› yüzde 41 düflerken, uyuflturucuyu dünyaya yayanlar›n pay› yüzde 69 artm›fl. Yani hem dünya emperyalistlerin denetiminde uyufl-

turucuya bo¤ulurken, Afgan köylüsü daha da yoksullaflm›fl. Dünya uyuflturucu piyasas›n›n üçte birinin Afganistan kaynakl› oldu¤u gözönüne al›nd›¤›nda, emperyalizmin “barbar Taliban”dan kurtard›¤›n› söyledi¤i Afganistan’›n tüm dünya gençli¤inin (ve elbette ortaokullar›n önüne kadar yay›lan ülkemizin gençli¤inin) nas›l bir barbarl›kla yok edilmesinde pay sahibi oldu¤unu gösteriyor. Milyarlarca dolar, geçifl güzergah›ndaki Türkiye gibi ülkelerin, “uygar” bat›n›n istihbarat servislerini, bankalar›n›, borsalar›n›, kara para piyasalar›n› besliyor. Geriye dönüp bak›ld›¤›nda, Taliban iktidar›nda uyuflturucu üretimi yasaklanm›fl, üretim alan-

lar› 90 bin hektardan 7 bin hektara kadar düflmüfl, dünya piyasas›n›n yüzde 70'lik kayna¤› kurutulmufltu. BM de raporlar› ile bu sonucu onaylam›flt›. ‹flgalin ard›ndan uyuflturucu üretimi h›zla artarak bugünkü düzeyine geldi. Ülkede her fley iflgalcilerden soruluyor. Bu sonuç Amerika ve Avrupa emperyalistlerinin, iflbirlikçileri savafl a¤alar›n›n yaratt›¤› sonuçtur. Çünkü kapitalist piyasan›n, bat› bankalar›nda aklan›p piyasalara aktar›lacak kara paraya ihtiyac› var. “NATO'nun Afganistan K›demli Temsilcisi” ünvan›yla emperyalizme hizmet eden Hikmet Çetin’in görevlerinden biri de, bu ak›fl›n güvenli¤ini sa¤lamak de¤il mi zaten...


‹fiKENCE! Buras› Türkiye! Bafl› ve gö¤sü kesilmifl bir gerilla; kimin eseri bu vahflet? Kimin emiriyle? ‹flkencenin ve vahfletin belgesi, bu kez katledilen bir gerillan›n vücudundayd›. Batman'ın Befliri ilçesi kırsal alanında yaEgemen s›n›flar›n savafl ahlak› yoktur. Halklar, yüzy›llard›r ahlaks›zl›¤› ilke edinmifl düflmanlarla savafl›yor.

pılan operasyonda katledilen HPG gerillas› ‹dris Ulafl'ın cenazesini teslim alan ailesi, Ulafl’›n naafl›n›n bafl›n›n ve gö¤üs bölümünün olmadı¤ın› aç›klad›. Tokat’ta katledilen DHKC gerillalar›na da ayn› vahflet uygulanm›flt›. Vahflet tüm ç›plakl›¤›yla ortada olmas›na ra¤men, ne tek bir hükümet üyesinden, ne tek bir generalden, ne tek

‹dris Ulafl’›n cenazesi, bini aflk›n kiflinin kat›ld›¤› bir törenle Mardinkapı Mezarlı¤ı'nda topra¤a verildi. Cenaze, mezarl›¤a götürülürken, polis aracından "Beyler slogan atmayın, flu an hepinizi kameraya çekiyoruz. Yarın hakkınızda suç duyurusunda bulunaca¤ız. Sizi mahkemeye verece¤iz" fleklinde tehtitlerde bulunuldu. Tehditlere ra¤men halk, sloganlarla u¤urladı flehit gerillay›.

dürdükleri silahs›z Filistinli’yi soyup ç›plak cesedini bir araca koyarak üsse götürdükleri ve burada ç›plak cesedin foto¤raflar›n› çekerek e¤lendikleri belirtiliyor. Tokat’ta gerilla cesetlerine sigara basan, cinsel organlar›na kurflun ya¤d›ran, parmaklar›n› ezen, gö¤üslerine kurflun dolduran ahlakla ayn› ahlak! Tek bir fark var; ‹srail ordusu, sözü edilen olaylarla ilgili “soruflturma aç›ld›¤›n›” duyurdu. Ülkemizde ise aylard›r süren cesetlere iflkence olaylar›na iliflkin ne AKP’den, ne Genelkurmay’dan böyle bir aç›klama yok. Türkiye’nin fiaron’lar›n›n hukukla Siyonist fiaron kadar bile ilgisi yok.

‹fiKENCE! Buras› ‹srail!

Geçen hafta ‹srail’de bu ahlaks›zl›klara bir yenisi eklendi. ‹srail’li katillerin, öldürdükleri Filistinliler’in cesetlerine iflkence yapt›klar›, insanl›k d›fl› davran›fllar sergiledikleri ortaya ç›kt›.

Bas›na yans›yan bilgilere göre, bu olaylardan birinde, ‹srail askerleri bir feda savaflç›s›n›n kopan bafl›nda, a¤z›na sigara koyup yan›nda foto¤raf çektiriyor. Bir di¤erinde de siyonist katillerden biri öldürdükleri bir Filistin polisinin cesedinin yan›nda poz veriyorlar. “‹nsan” denen varl›kla uzaktan yak›ndan iliflkisi kurulamayacak bir baflka olayda, ‹srailli askerlerin Gazze fieridi'nde tanklara çok yaklaflt›¤› gerekçesiyle öl-

12 yafl›ndaki U¤ur, ‘ölü ele geçirildi’; ‘terörist’ ilan edildi!

bir savc›dan tek bir kelime aç›klama, soru yok. Vahflet iktidar›n onay›yla sürüyor.

‹NFAZ!

Kızıltepe'nin Turgut Özal Mahallesi'nde 22 Kas›m’da yap›lan jandarma-polis operasyonunda Ahmet Kaymaz ve 12 yaflındaki o¤lu U¤ur Kaymaz infaz edildi. ‹lçe Jandarma Komutanlı¤ı ve Emniyet Müdürlü¤ü'ne ba¤lı ölüm mangalar›, 2 HPG gerillasının mahalleye girdi¤i gerekçesiyle mahalleye bir operasyon düzenlediler. Operasyon sırasında evinden çıkarak, evinin önündeki kamyona binmek üzere olan DEHAP üyesi floför Ahmet Kaymaz ve 12 yaflındaki o¤-

lu U¤ur Kaymaz katledildi. ‹nfazdan sonra yap›lan resmi aç›klama, bildikti, tan›d›kt›: Mardin Valisi Temel Koçaklar, “2 teröristin ölü olarak ele geçirildi¤ini” aç›klad›. “Öldürülenler terörist”ti! Ahmet Kaymaz'›n annesi Emine Kaymaz, torununun vücudunda 10’u aflk›n kurflun izinin bulundu¤unu belirtti. Katlettikleri insanlar›n ac›lar›na da sayg› göstermeyen ölüm mangalar›, infaz›n hemen ard›ndan Ahmet Kaymaz’›n annesi ve eflini gözalt›na alarak tehdit ettiler. Baba-o¤ul Kaymazlar›n cenazesi K›z›ltepe’de “Katil Devlet!” sloganlar› eflli¤inde topra¤a verildi.

Say› 134 25 28 Kas›m 2004


“Stad cinayeti”nin sorumlular›,

Apolitiklefltirme politikas›n›n uygulay›c›lar›d›r

Say› 134 26 28 Kas›m 2004

Televizyon normal yay›n ak›fl›n› keserek “Son Dakika” spotuyla baflka bir yay›na geçiyor. Herhalde önemli bir fley var diye gözünüzü ekrana dikiyorsunuz, bir bak›yorsunuz ki falan klübün teknik direktörü veya bir yabanc› futbolcu “bas›n aç›klamas›” yap›yor. Ayn› gün, emekçiler haklar› için meydanlara ç›k›yor,ayn› gün birileri bu ülkenin hapishanelerinde 117 insan›n öldü¤ünü hayk›rmak için eylem yap›yor, ayn› gün bir sendikan›n üyeleri sendikam›z kapat›lamaz diye eylem yap›yor... Ve bunlar›, b›rak›n canl› yay›nla verilmesini, haber bültenlerinin k›sa haberler bölümünde bile göremiyorsunuz. TBMM toplant› saatlerini maçlara göre ayarl›yor. Bakanlar Kurulu toplant›s›n› yar›da kesip maç izlemeye geçiyor. Derby maçlar›nda sokaklar boflal›yor, kahvehaneler doluyor, dükkanlar kapan›yor. Futbol haberleri, gazetelerin birinci sayfas›nda sürmanflet oluyor. Spor sayfalar›n›n d›fl›ndaki köfle yazarlar› da üç befl günde bir futbol yaz›yor. Televizyonlardaki spor programlar›n›n say›s› her gün art›yor, süreleri uzuyor. Bir futbol tak›m›n› tutmamak neredeyse “ay›p” karfl›lanacak. Gazetelerde köfle sahibi olan ve ayn› zamanda sosyalist ayd›n geçinenler bile rüzgar›n d›fl›nda kalmaya cesaret edemeyerek, katliamlara, iflkencelere ay›rmad›klar› sütunlar›n› “ne olacak flu Galatasaray’›n hali” muhabbetlerine ay›r›yorlar. Bu tablo sa¤l›kl› bir toplum tablosu olarak görülebilir mi? Tablo, adeta futbolla yat›l›p kalk›lan bir cinnet halidir. Falan tak›m›n renklerindeki kaflkollar›, kravatlar› takmak, politikac›lar, tekelci burjuvalar için de¤iflmez bir flov arac›. Televoleler, futbolcular›n lüks ve yozlaflm›fl yaflam›n› “özenilecek yaflamlar” olarak sunuyor her gece. Futbolcular›n sevgilileriyle ayr›l›p bar›flmas›, magazin gazete-

“‹nönü’de Cinayet!” Bu cinayetin faili, 12 Eylül yönetimidir. Bu cinayetin faili, düzen partisi iktidarlar›d›r. Bu cinayetin faili, polisten YÖK’e, medyadan genelkurmaya kadar tüm düzen kurumlar›d›r. Gençlerimizi yozlaflt›ran, öldüren, geleceklerini karartan bu düzendir.

lerinin de¤il, spor gazetelerinin de¤il, en çok satan büyük gazetelere her gün haber oluyor. Elefltirdi¤inizde savunmalar› haz›r: Okuyucu bundan haberdar olmak istiyor. Ama iflte bütün mesele de burada. Okuyucuyu bu tür haberlerle yat›p kalkar hale getiren, futbol taraftarl›¤›n› bir manyakl›k derecesine yükselten, futbol fanatikli¤ini k›flk›rtan K‹M? K‹M stadlarda cinayeti haz›rlayan?

Apolitikleflmenin ad›: “futbolculuk” ‹nönü Stad›’ndaki bir maç s›ras›nda 22 yafl›ndaki bir “taraftar”›n, 16 yafl›ndaki bir “taraftar”› öldürmesi, düzenin sahipleri istemese de bu soruyu yeniden gündeme getirdi: K‹M bu hale getirdi futbol taraftarl›¤›n›? Bu tablo birdenbire ç›kmad› ortaya. Bilinçli, iradi, sistematik biçimde yarat›ld›. 12 Eylül askeri faflist cuntas›n› bu cinnet halinin bafllang›c› olarak görebiliriz. Futbolculuk 12 Eylül’le birlikte terörle, tehditle apolitiklefltirilen kitlelere gösterilen adres oldu. 12 Eylül’den sonra iktidar olan tüm düzen partileri bu politikan›n sürdürücüsü oldular. Futbol hastal›¤›n›n yayg›nlaflt›r›lmas› için büyük bütçeler ayr›ld›. YÖK, milli e¤itim gibi kurumlar seferber edildi. Burjuva medya, körükledikçe körükledi. Kitleler politikayla u¤raflaca¤›na futbolla u¤rafls›nd›! Yap›lmak istenenin özü buydu. Hayat bofllu¤u sevmez. Herkesin yaflam› bir biçimiyle bir fleylerle dolacakt›r. Apolitiklefltirilen gençli¤in uyuflturucuya, taraftarl›¤a, cinsel sapk›nl›klara yönelece¤i adeta bir kanundur. Ondan sonra toplum oturup günlerce “satanist gençlerin cinayetini”, “uyuflturucu bata¤›ndaki gençlerin oran›n›”, “tribünlerde ifllenen cinayetleri” tart›fl›p durur. Nitekim böyle olmufltur. “Futbolculu¤un” yayg›nlaflt›r›lmas› sporun yayg›nlaflt›r›lmas› gibi sunuldu. Hiçbir ilgisi yoktu. Kitleleri aktif olarak sporun içine katmak yoktu bu politikada. “Futbolculuk” bir kültürün ad›d›r. Bu kültür, kendisi oynamayan, sadece seyirci-taraftar konumunda olan, ama sanki kendi oynuyormufl gibi, sanki kendi kazan›p kaybediyormufl gibi, sanki dünyan›n merkezinde futbol varm›fl gibi yaflamakt›r. Futbolla yat›p kalkan kitlelerden düzene bir zarar gelmezdi. Yüzbinlik futbol stadyumlar›, adeta kitleleri uyutmak, sorunlar›ndan uzaklafl-


t›rmak, ülkesine, dünyaya yabanc›laflt›rmak için yap›lm›fl büyük beflikler gibiydiler. Düzen tüm kurumlar›yla, y›llard›r milyonlar›, içine yat›rd›klar› o befli¤i sallay›p duruyor. fiimdi “stad anarflisi”, tribün terörü” deyip sorumlulu¤u üstlerinden atmaya çal›fl›yorlar. Bütün toplumu “futbol manyakl›¤›na” iten kimlerse, bu cinayeti tahammüden haz›rlayanlar da onlard›r.

‘Futbol çeteleri’, tekelci burjuvazinin ve polisin himayesindedir Ama bir nokta geldi, futbol taraftarl›¤› öyle bir hastal›k haline geldi ki, taraftar kitleleri öfkelerini, hoflnutsuzluklar›n› birbirlerine karfl› boflaltmak e¤ilimi göstermeye bafllad›lar. Esas›nda halk›n “futbol” gibi bir “H‹Ç” yüzünden birbirine düflmesine, birbirine düflman olmas›na egemen s›n›flar›n hiçbir itiraz› yoktu. Halk birleflip düzeni yiyece¤ine, birbirini yesindi... Böyle düflündükleri içindir ki, y›llard›r tribünlerdeki kavgalar› görmezden gelmifllerdir. Yeni ‹stanbul Valisi atand›¤›ndan beri, televizyonlarda on kez canl› yay›na ç›kt›ysa, bunun dokuzu, “Derby maçlar›”yla ilgilidir. Yan›na büyük klüp baflkanlar›n›, emniyet müdürlerini de al›p bu meseleye ne kadar önem verdiklerini, ne büyük önlemler ald›klar›n› anlatm›flt›r her seferinde de. Ne kadar önlem ald›klar›, bu cinayetle bir kez daha a盤a ç›kt›. fiimdi tribündeki cinayetinin a¤›rl›¤› alt›nda burjuva bas›nda da anlat›l›yor ki; futbol çeteleriyle doludur ortal›k. Bu çeteler büyük klüplerin yönetimleri taraf›ndan beslenmektedir ve polisin de bilgisi dahilindedir. Tribünlerde ç›kan her olay, “taraftarlar” ad›yla yap›lan her türlü taflk›nl›k, sald›rganl›k, iradi olarak örgütlenmektedir. S›radan, “futbolculuk”, “taraftarl›k” maskesi alt›nda neler olup bitti¤inin fark›nda olmayan kitleler de k›flk›rt›larak bu kavgalar›n, hareketlerin içine sokulmaktad›r. Oligarfli yaratt›¤› sonucun karfl›s›nda yine meselenin tali yan›n›, polisiye yan›n› tart›fl›yor, gerçe¤in üzerinden atl›yor; kim körükledi fanatizmi? Kim gençlerimize “ülke sorunlar›yla ilgilenmeyin de futbolla ilgilenin” dedi... Futbola kan ilk kez bulaflm›fl de¤ildir. Neredeyse her hafta flu veya bu flehirde “taraftarlar” aras›nda kavgalar ç›k›yor. Ölü olmasa da yaral›lar oluyor. Polis “taraftarlar›” copluyor. 6 y›l önce de, iki ingiliz taraftar Taksim’in göbe¤inde “Türk holiganlar” taraf›ndan öldürülmüfltü. Medya, hükümet, üç befl gün tart›fl›p sonra yine üstünü örttüler. “‹nönü cinayeti”nde de farkl› olmayacakt›r.

Düzenin efendilerinin holiganl›ktan, fanatik taraftarl›ktan hiçbir flikayetleri yoktur. Ne zaman ki, do¤rudan kendilerine, düzene zarar vermeye bafllar, ancak o zaman biraz törpülemeye çal›fl›rlar. Ama tümden önlemek politikalar›na terstir. Önlemeyecek, tersine “futbolculu¤u” teflvik etmeye devam edeceklerdir. Oligarfli böyle bir “apolitiklefltirme” arac›ndan vazgeçemez.

“Terör”ü, “anarfli”yi yaratan yine kendileridir Trafik canavar›, kapkaç terörü, stad anarflisi, tribün terörü... Kendilerinin sorumlu oldu¤u ne varsa, sonuna bir “terör” kelimesi ekleyip sorumlulu¤u bilinmeyen güçlere havale ediyorlar. Y›llarca Koçlar, Sabanc›lar, OYAKlar kazans›n diye demiryollar› yapmayan, deniz ulafl›m›n› gelifltirmeyen, tüm ulafl›m ve tafl›may› karayollar›na s›k›flt›ran sanki kendileri de¤ilmifl gibi, bozuk düzenin katliamlar›n›n ad›n› “trafik terörü” koymufllard›. IMF politikalar›yla, sömürüleriyle kendi yaratt›klar› iflsizli¤in, yoksullu¤un, açl›¤›n bir sonucundan baflka bir fley olmayan h›rs›zl›k olaylar›n› da “kapkaç terörü” deyip polisiye bir vakaya indirdiler. fiimdi de ayn› oyun var karfl›m›zda: “tribün terörü”. O “terörün” bizzat klüplerin örgütledi¤i çetelerin eseri oldu¤u art›k aflikar. Kim bu klüp yöneticileri? Kelli felli ifladamlar›, büyük bürokratlar, mafyac›lar, ünlü gazeteciler... Çak›c› olay›n›, Peker operasyonunu hat›rlay›n; klüpler “spor”dan baflka herfleyle u¤rafl›yorlar. “Holiganlar”, iflte bunlar›n paral› adamlar›ndan baflkalar› de¤il ki! Paray› verip flu veya bu futbolcunun, yöneticinin aleyhine gösteri yapt›rd›klar› bir grup bunlar. Tak›mlar aras› rekabeti keskinlefltirip maçlara gelen seyirci say›s›n› ço¤altmaya çal›flan, futbol rekabetini hayat›n her alan›na, evlere, iflyerlerine kadar sokup apolitikleflmeyi derinlefltirmeyi hedefleyen de bunlard›r. “Taraftar”› böyle fanatiklefltiren, daha do¤ru bir deyiflle manyaklaflt›ran da bu klüp yöneticilerinden baflkas› de¤il. Klüpler, sorunun sadece bir halkas› elbette. Ama zincir devam ediyor. Klüpler, bu zincirin en sondaki halkas› asl›nda. Klüplerin besledi¤i çeteler polisin bilgisi dahilinde. Ama polis de himaye ediyor onlar›. Klüplerin pislikleri, yolsuzluklar›, hükümetlerin bilgisi dahilinde. Ama kitleleri apolitiklefltirmenin en temel araçlar›na onlarda dokunmuyor. Düzen partileri de herfleyin fark›nda. Ama yeri geldi¤inde oy hesab›yla kullanacaklar› için seslerini ç›karm›yorlar. K›sacas›, futbol klüpleri, apolitiklefltirme politikas›nda oynad›klar› rol

Say› 134 27 28 Kas›m 2004


nedeniyle dokunulmazd›rlar. Mesele en tepeden bafll›yor; ideolojik, politik, kültürel, ekonomik, tüm politikalarla besleniyor.

“B›rak sa¤c›l›¤›, solculu¤u futbolcu ol, hayat›n› yafla!” Lisede, üniversitede hakk›n› arayan bir genç gözalt›na al›nd›¤›nda, polisin ona söyledi¤i de¤iflmez bir söz vard›r: “O¤lum, b›rak bu iflleri, sa¤c›l›¤›, solculu¤u boflver, futbolcu ol, kar› k›z peflinde kofl, hayat›n› yafla... Bafl›n derde girmez.” Bu herhangi bir polisin fikri, herhangi bir polisin tavsiyesi de¤il. Düzen ony›llard›r bunu dayat›yor gençli¤e. ‹flkenceyle, infazlarla, F tipleriyle tüm topluma bu mesaj veriliyor.

Say› 134 28 28 Kas›m 2004

22 yafl›nda bir hiç yüzünden 16 yafl›ndaki bir gencin can›na k›y›p katil olan Fatih Sözüer adl› gencin hikayesini yaz›yor gazeteler; bütün amac› “tribün liderleri”nden biri olmakm›fl. (Tribün liderleri, asalak yaflayan, klüp yöneticilerinin bedava bilet, altlar›na lüks arabalar verdikleri kiflilere deniyor.) Gençli¤e bu “idealleri” düzen gösteriyor iflte. Asalak yafla, k›sa yoldan köfleyi dönmeye bak, baflkalar›n›n sorunlar›ndan sana ne! O gençler ki, ‹nönü’den Ali Sami Yen’e, Rüfltü Saraço¤lu Stad›’na, 19 May›s Stad›’na kadar top koflturulan tüm stadyumlar›n ad›n› bilir; ama Sincan’›n, K›r›klar’›n, Tekirda¤’›n, Edirne’nin, Kand›ra’n›n F tiplerini bilmezler. O gençler ki, David Beckham’›n ne yapt›¤›n›, ne söyledi¤ini günü gününe bilir de, Arafat’›n dört y›ld›r kuflatma alt›nda tutuldu¤unu bilmez. Hangi maç›n hangi dakikas›nda ne oldu¤unu izlemek için kanal kanal spor programlar› aras›nda dolafl›r da, Felluce’de neler olup bitti¤ini ö¤renmek için parma¤›n› oynatmazlar.

YOZLAfiTIRMAYA KARfiI MÜCADELE:

‹mzalar Valili¤e Verildi fiakirpafla Temel Haklar'›n 15 Eylül'de bafllatt›¤› "Uyuflturucuya Fuhufla ve Yoz Kültüre Karfl› Birlikte Mücadele Edelim" kampanyas›n›n eylemleri sürüyor. Da¤›tt›¤› bildiriler, düzenledi¤i toplant›lar ve yapt›¤› bas›n aç›klamalar›

Bu gençlerimizin duygular›, düflünceleri çarp›t›lm›flt›r, sap›klaflt›r›lm›flt›r. Kin ve sevgileri, siyah-beyaz, sar›-k›rm›z›, sar›-lacivert renklerine göre belirlenir. Boynunda siyah-beyaz atk› tafl›yan›, belki komflusu, belki ayn› yoksullu¤un bir parças› oldu¤u sar›-k›rm›z› atk›l› gence DÜfiMAN gibi bakar. 16 yafl›ndaki genci b›çaklayan Fatih Sözüer’in gözalt›na al›nd›¤›nda hala boynunda siyah-beyaz atk›s› vard›. Bu düzen ki, hemen her türlü simgeye düflmand›r. Devrimin, sosyalizmin simgesidir diye “k›rm›z›”y› yasaklar, islam›n simgesidir diye türban› yasaklar, Kürtlerin simgesidir diye, sar›k›rm›z›-yeflil olan herfleyi yasaklar. Böyle bir düzenin her türlü simgeye karfl› olup da futbol simgesine sonsuz, s›n›rs›z bir özgürlük tan›mas› bile, düzenin bu simgeleri yayg›nlaflt›rmakla neyi amaçlad›¤›n› yeterince göstermiyor mu? Bu simgelerin girmedi¤i, sokulmad›¤› bir televizyon program›, bir yaflam alan›, bir siyasi alan var m›? Fakat, toplumsal bir kurald›r; ifrata vard›r›lan herfley, bir noktadan sonra, istenilenlerin d›fl›nda da sonuçlar vermeye bafllar. Mafyac›l›kta böyle olmufltur; kendileri yayg›nlaflt›rm›fllar, ama bir noktadan sonra tekelci burjuvazinin kendisi ve bizzat devletin “güçlülük imaj›” zarar görmeye bafllam›flt›r büyüyen mafyadan. “Futbolculuk” da iflte böyle olmufltur. Kendi büyüttükleri canavar, flimdi denetimlerinden ç›kmaya bafllam›flt›r. 16 yafl›ndaki gencimizin katili, iflte bu canavar› büyütenlerdir. Cuntalarla, emniyet müdürlüklerindeki, jandarma karakollar›ndaki iflkencelerle, gazetelerindeki köfle yaz›lar›yla, televizyonlardaki programlar›yla, YÖK uygulamalar›yla, liselerdeki bask› ve dayaklar›yla apolitikleflmeyi ve “futbolculu¤u” teflvik eden herkes sorumludur 16 yafl›ndaki gencin öldürülmesinden.

ile halk› yoz kültüre, uyuflturucuya ve fuhufla karfl› mücadeleye ça¤›ran fiakirpafla Temel Haklar’›n son eylemi, 18 Kas›m günüydü. Kampanya pankart›n› açan Temel Haklar üyeleri, üzerinde yine kampanya sloganlar›n›n yaz›l› oldu¤u k›rm›z› önlükler giydiler. Dernek baflkan› Mehmet B›ld›rc›n’›n okudu¤u aç›klamada, "Uyuflturucu kullanmak fuhufl bata¤›na düflmek kader de¤ildir. Bu ortak sorunumuza sahip ç›kal›m.” ça¤›r›s› yap›ld›. B›ld›rc›n, ayr›ca “ça¤dafl” kültürmüfl gibi gösterilen emperyalist kültürle, “kendi kültür ve geleneklerimizden yoksun b›rak›larak düflünmeyen, sorgulamayan, çevresine duyars›z, kaderci bir gençlik yarat›lmak istendi¤ini” belirtti. Daha sonra Vali Cahit K›raç'la görüflen dernek üyeleri, uyuflturucuya karfl› toplad›klar› imzalar› Valili¤e verdiler.


“HUKUK DEVLET‚â€?nden bir manzara: ➼Korucular 8 kĂśylĂźyĂź kuruna dizdiler ➼H›nçlar›n› alamay›p kafalar›n› kestiler ➼Yarg›lan›p gĂźya ‘mĂźebbet’e çarptÄąrÄąld›lar ➼Ve hala ‘GĂ–REVLER‚N‚N’ BAďŹ INDALAR Katliam, 1993 y›l›n›n 20 Nisan’›nda Mardin’in Midyat ilçesinde gerçeklemiti. ÇalpÄąnar KĂśyĂź'nden DiyarbakÄąr Hapishanesi’ndeki yak›nlarÄąnÄą ziyaret etmek için yola çĹkan kĂśylĂźler, kĂśyden 2 kilometre kadar uzaklatÄąktan sonra korucular tarafÄąndan durduruldular. Kimlik kontrolĂź yapan korucular Ăśnce ‚smet Acar'Äą indirerek dipçiklerle dĂśvdĂźler. Ard›ndan minĂźbĂźslerdeki 20 kiiyi indiren korucular, Ăśnce ‚smet Acar'Äą, hemen arkas›ndan da bĂźtĂźn kĂśylĂźleri silahla taradÄąlar. Katliamda, kĂśylĂźlerden SĂźleyman Acar, ‚smet Acar, Hasan Akay, Mehmet A¤Ĺrman, Mehmet Akan, Abdulkadir Akan, Sabri Acar ve Mehmet Emin Acar ĂśldĂźler. Korucular ĂśldĂźrdĂźkleri baz› kĂśylĂźlerin de kafalar›n› kestiler. Yaral› dĂśrt kii, Mardin Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Mardin Sulh Ceza Mahkemesi, katliamdan 16 gĂźn sonra korucular hakkÄąnda "adam ĂśldĂźrmek"den tutuklama kararÄą verdi. Dava, “gĂźvenlikâ€? gerekçesiyle Denizli 2. A¤Ĺr Ceza Mahkemesi'ne gĂśnderildi. Korucular, 8 ay sonra “tutuksuz yargÄąlanmak Ăźzereâ€? serbest bÄąrakÄąldÄąlar. Dava 7 y›l sonra sonuçland› ve 20 Ekim 2000'de 10 korucu hakkÄąnda, “delil yetersizli¤iâ€? bahanesiyle beraat kararÄą verildi.

KÜylßye kurun

Katliamdan sa¤ kurtulanlar vard›, yani tan›klar vard›, kullan›lan silahlar, kÜylßleri Üldßren kurunlar, hepsi ortadayd›.

“O zaman›n hukuku Ăśyleydi!â€?

BĂśyle bir dava nas›l olur da beraatle sonuçlanabilir sorusunun cevab›n›, o gĂźnkĂź Midyat Cumhuriyet SavcÄąsÄą Recep Kibar, Üyle veriyor: "Korktum. ÇßnkĂź o dĂśnem herey çok keskindi. Yani, ya devletin yanÄąnda yer alÄąyordun ya da ĂśbĂźr tarafta. Hukuk da bu ekilde iliyordu" (Ă–zgĂźr Politika, 21 Kas›m 2004) Katledilen kĂśylĂźlerin tek suçu vard›; koruculuk dayatmas›n› kabul etmemilerdi. Dolay›s›yla devlet kat›nda “katli vacipâ€?tiler. Yarg›s›, OHAL’i elbirli¤iyle katliam› gerçekletiren korucular› koruyup kollad›lar. Savc›n›n dedi¤i gibi, “o zaman›n hukuku Ăśyleydiâ€?. Peki o zaman Ăśyleydi de, imdiki zaman›n hukuku nas›l? Bunun cevab›n› da davan›n sonraki aamalar›n›n geliiminde buluyoruz: Çok aç›k kan›tlar nedeniyle, Yarg›tay Denizli A¤›r Ceza’n›n “beraatâ€? karar›n› bozuyor. Yarg›lama yeniden yap›l›yor ve bu kez 10 korucu hakk›nda “kasten adam ĂśldĂźrmekâ€?ten mĂźebbet a¤›r hapis cezas› veriliyor. Ama “sonunda adalet yerini bulduâ€? diye dßßnmeyin yine de. ÇßnkĂź sĂśzkonusu korucular, bu cezaya ra¤men, halen ÇalpÄąnar'Äąn komu kĂśyĂź olan TÄąnato (Kutlubey) KĂśyĂź'nde koruculuk yapmaya devam ediyorlar!!! Hala devletten maalar›n› t›k›r t›k›r almaya devam ediyorlar!!!

Susurlukçu’ya eskortluk

22 Kas›m’da Ordu GÜlkÜy Damarl›’da çÜp dÜkßm sahas› yap›lmas›na kar› eylem yapan kÜylßlere jandarma mßdahale etti.

Susurlukçu uyuturucu kaçakç›s› Yaar Ă–z, 20 Kas›m’da Edirne F Tipi Hapishanesi’nden tahliye edildi. “Vatan milletâ€? ad›na uyuturucu kaç›kç›l›¤› yapan Susurlukçu’yu bir helikopter bekliyordu. Ama bundan daha fazlas› da vard›.

Jandarma, kÜylßlerin yßrßyßßnß engellemek için tehditlerin ard›ndan havaya ate açt›.

Tahliye an›ndaki tablo, halka kar› despotluktan baka bir yßzß gÜrßnmeyen polis ve jandarman›n Susurlukçular kar›s›nda nas›l uaklat›¤›n›n resmiydi. Jandarma, uyuturucu tacirinin valizlerini ta›rken, polis de helikopterine kadar eskortluk yap›yordu.

KÜylßler buna ra¤men yßrßyßß sßrdßrdßler. Protesto eylemi çÜp dÜkßm sahas›nda sona erdi.

Çok da yak›m›t›!

Say› 134 29 28 Kas›m 2004


‘En sorunsuz uyum asimilasyondur’ (Otto Schily)

Avrupa ›rkç›l›¤› körüklüyor Geçen haftaki say›m›zda ele ald›¤›m›z, Hollanda’daki ›rkç›, flovenist sald›rganl›k bizzat Hollanda devleti taraf›ndan körüklenerek sürdürülüyor. ‹deolojik, politik ve kültürel sald›r› fiili sald›r›lara dönüflerek müslüman halklara, özellikle de Türkiyeliler’e yöneliyor. Avrupa’n›n “en liberal, özgürlükçü” ülkesi olarak lanse edilen Hollanda’n›n, gerçekte özünde varolan ›rkç› damar›n yans›malar› asl›nda hayat›n her alan›nda vard›. Daha ince olarak yans›yan ›rkç›l›k flimdi daha aleni hale geldi. Sald›r›lar ve yükseltilen ›rkç›l›k atmosferini salt, Nazi art›¤› gruplara, kimi ›rkç› örgütlenmelere ba¤lamak, devletin politikas›n› gözard› etmek, sorunu hafife almakt›r.

Say› 134 30 28 Kas›m 2004

Film yönetmeni Theo Van Gogh'un öldürülmesinin ard›ndan bir “hukuk devleti”, olay›n faali ile u¤rafl›r. Ancak yaflananlar tam tersine, Müslüman halklara yönelik bask›lara, bir dizi bask›c› yasa haz›rl›klar›na kadar vard›r›lm›fl, devlet ›rkç›l›¤› önleyecek tedbirler almak yerine basit bir olay› bahane ederek körüklemifltir. Havaalanlar›n›n dahi uçufllara kapat›lmas›n›n, bir semtin tümden bas›lmas›n›n, evlerin aranmas›n›n bir cinayetle ne ilgisi olabilir? Hollanda devleti böyle bir hava yarat›p, yabanc›lar üzerine bask›y› kurumlaflt›rmak, sindirmek istemektedir. Sa¤c› milletvekilleri de elbette bu ortamda, “camileri kapatmay›, Hollanda'ya 5 y›l süreyle, bat›l› olmayan göçmen kabul etmemeyi” savunabiliyor, “Hollanda, bu hoflgörüsüz insanlara karfl› gere¤inden fazla hoflgörü gösterdi" diyerek difllerini gösterebiliyor.

Viyana’da Anti-Faflist Yürüyüfl 20 Kas›m günü Avusturya’n›n baflkenti Viyana’da Naziler bir toplant› düzenlediler. Hitler’in Viyana’da yapm›fl oldu¤u bir konuflman›n y›ldönümü sebebiyle yap›lan toplant› Anti-faflistler ve Cephe Güçleri taraf›ndan yap›lan bir yürüyüflle protesto edildi. Nazilerin toplant› yapt›¤› otelin önünden bafllay›p Viyana Üniversitesi’nde son bulan yürüyüfle 500 kiflinin kat›l›rken, “Faflizme karfl› omuz omuza, Naziler defolun, Yaflas›n enternasyonal dayan›flma” sloganlar› at›ld›. Cephe Güçleri yürüyüfle cephe bayraklar› ile kat›ld›lar.

Hollanda’da bafllayan tart›flmalar›n oraya özgü olmad›¤› da, baflta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin genel yaklafl›m›n›n bir ürünü oldu¤u, yaflanan tart›flmalarla anlafl›lmaktad›r. Tüm bu tart›flmalar›n temelinde, yabanc›lar› asimile etme, sindirme düflüncesi yatmaktad›r.

Asimilasyon dayat›l›yor Öncesi de olmakla birlikte, Hollanda’da yaflanan olaylar›n en s›cak tart›fl›ld›¤› yerlerden biri Almanya. 2,5 milyondan fazla Türkiyeli’nin yaflad›¤› Almanya’da en s›k tart›fl›lan kavram “uyum, entegrasyon”dur. Bunun ne anlama geldi¤ini ise, geçen hafta “sosyal demokrat” ‹çiflleri Bakan› Otto Schily çok aç›k ifade etti: “Uyumun en sorunsuz flekli asimilasyondur. Baflar›l› bir uyum için asgari flart, yabanc›lar›n Almanca ö¤renmeleridir.” Sorunun basit bir dil ö¤renme sorunu olmad›¤› ortada. Ayn› ›rkç› yaklafl›m›, Diyanet ‹flleri Türk-‹slam Birli¤i’nin Hollanda’daki olay›n ard›ndan, Avrupa devletlerine yaranmak için düzenledi¤i “teröre karfl› mitingde” de görüyoruz. Schily, böyle bir mitingi bile yeterli görmemifl, “Türkiye bayra¤› yerine Almanya bayra¤› tafl›malar›n› isterdim” dedikten sonra ekliyor; “Bu insanlar burada yaflamak istiyorsa, Alman vatandafl› olmufllarsa veya olmak istiyorlarsa, biz Alman›z demeliler...” “Almanlaflt›rma”!... Nazi ideolojisinden beslenen bu bak›fl, Schily’e özgü de¤ildir. Egemen politikan›n özünü oluflturmaktad›r. Ayn› mitinge konuflmac› olarak davet edilen Bavyera ‹çiflleri Bakan› Günther Beckstein, karfl›s›ndaki binlerce Türkiyeliye, “Almanca dili ö¤reneceksiniz, ya entegre olup kültürümüzü kabul edeceksiniz veya burada ifliniz yoktur” diyebiliyor. AKP’nin kendine yak›n buldu¤u ve AB üyeli¤i durumunda AP’de gruplar›na kat›lmay› planlad›¤› sa¤ partiler ise, en liberalinden en afl›r›s›na kadar ›rkçl›¤› daha net ifadelerle ortaya koyuyorlar. Focus Dergisi’ne aç›klama yaparak “Çok kültürlü toplum düflüncesinin tamamen iflas etti¤ini” söyleyen, CDU Genel Baflkan› Merkel’in, “burada her kim yaflamak istiyorsa Anayasam›za uymal› ve H›ristiyan-bat› kültürümüze uymal›d›r” sözleri; yine CDU’nun Brandenburg eyaleti ‹çiflleri Bakan› Jörg Schön-


bohm’in, “yabanc›lar Alman kültürünü kabul edip kültürlerinden vazgeçmelidir.” (Die Welt) aç›klamalar›; CSU Genel Baflkan› Edmund Stoiber’in, “Almanya yurtseverli¤i ve Hristiyan de¤erlerimizi koruyal›m. Yabanc›lar da bunlara zorunlu olarak uysunlar” beyanatlar› bunun örnekleridir. Ve bu ›rkç›, gerici aç›klamalar iktidardaki sosyal demokratlardan, Nazilere kadar destek bulmufltur. Demokratl›k gibi, “Avrupa de¤erleri” aras›nda en bafllarda say›lan “çok kültürlülük” konusunda da, Avrupa ikiyüzlüdür. Zeminini yaratt›klar›n› düflündüklerinde en ›rkç› yüzlerini göstermekten çekinmemektedirler. Halklar›n inançlar›n›, kültürlerini yok etmeyi, asimile etmeyi tart›flman›n dahi demokratl›¤›n zerresi ile iliflkisinin olmad›¤›n› herkes bilir. Avrupa emperyalistleri “fundamentalizm” tart›flmalar›yla, 11 Eylül sald›r›lar›n›n ard›ndan ABD imparatorlu¤unun körükledi¤i gerici dalgay› da kullanarak sald›rganl›klar›n› boyutland›rmaktad›rlar. 11 Eylül sonras› ç›kar›lan bütün yasalarda ilerici muhalif güçlerle birlikte, önce göçmenler hedef olmufltur. Mültecilik konusundaki k›s›tlamalar, Afrika’da toplama kamp› kurmay› tart›flmaya kadar götürülmüfltür. Tüm bu tart›flmalar›n en üst düzeyde, AB’de yap›ld›¤›n› unutmay›n. Hollanda’daki ›rkç› sald›r›lar, Almanya’daki pervas›z tart›flmalar gücünü buradan almaktad›r. AB Adalet ve ‹çiflleri Bakanlar›n›n tam da bu sald›r›lar›n yafland›¤› günlerde, 21 Kas›m günü aç›klanan kararlar› da ayn› politikan›n ürünüdür. Bu kararlara göre; Avrupa'da yaflayan göçmenlerin yaflad›klar› ülkelere entegre olmas› amaçlan›yor. Bunun için; o ülkenin dilini ve kültürel de¤erlerini ö¤renmek zorundalar. Üstelik bu kararlar güya “yaflanan gerilimleri düflürme amaçl›” olarak al›nm›fl. Dili, kültürü dayatman›n bir sonraki ad›m›n›n ne olaca¤›n› yukar›da Otto Schily’den aktard›k; Asimilasyon!

Örgütlenmeli, haklar›m›z› korumal›y›z Sömürgecilik günlerinin “medeniyet götürme” politikalar›n›n bugün inceltilmifl hali olan “uyum” ad› alt›nda dayat›lan asilimilasyonu reddetmeliyiz. Avrupa’da demokrasi, kültürlere sayg› dedikleri masald›r, yoktur böyle bir fley. Bize reva gördükleri asimilasyondur. Bu ›rkç›l›k, sald›rganl›k karfl›s›nda, sindirme ve asimilasyon politikalar› karfl›s›nda susmamal›y›z. Demokratik kurumlar›m›zla örgütlenmeli, meflru hak arama yollar›m›zla haklar›m›z› korumal›y›z. Örgütsüz bir kitleyi sindirmeleri ve bugün art›k aleni hale getirdikleri, kafalar›ndaki politikalar› dayatmalar› kolayd›r. Asimile olmayaca¤›m›z›, kültürümüz, düflüncelerimizle yaflama hakk›m›z›n oldu¤unu her platformda hayk›rmal›, de¤erlerimize daha s›k› sar›lmal›y›z.

Alman Ordusunda ‹flkence E¤itimi Bir Latin Amerika ülkesinde, acemi erlerin “teröre karfl› savafla” iflkence ile haz›rlanmalar› tart›flma konusu olmufltu. O ordu da emperyalizmin iflbirlikçisi bir orduydu, ama bunun önemi yoktu. TV’ler günlerce yay›nlayarak, “üçüncü dünyan›n barbarl›¤›n›” izletmiflti herkese. Ayn› AB’ci medyan›n hassasiyetini Alman Ordusu’nun askerlerini iflkence ile e¤itti¤inin ortaya ç›kmas›nda göremedik. ‹flkence AB ülke- ABD Ebu Gureyb’i yasindeyse, sözü mü edilirdi? ratt›, Almanya e¤itimiAlmanya’daki bir acemi bö- ni veriyor. Ülkemizde lü¤ündeki askerlerin “teröre kimileri de bu Avrukarfl› mücadele” haz›rl›klar› da iflkenceyle. Sözde tuza¤a düflü- pa’dan demokrasi bekrülüp esir al›nan acemi erlerin leme gafletinden bir kafas›na torbalar geçirilerek eltürlü uyanm›yor lerinin arkas›ndan plastik kelepçeler tak›l›yor ve tazyikli suya tutuluyorlar. Elektrik Say› 134 31 de verilen erlere yap›lan bu iflkencenin amac›, “genç askerleri ülke d›fl› görevlere haz›rlamak” ola- 28 Kas›m 2004 rak aç›klan›yor. Acemi erlerin rolü, esir al›nan düflman askerlerini canland›rmak. Demek ki, Alman Ordusu, t›pk› ABD Ordusu gibi, esir ald›klar›na iflkencenin yapacaklar›n› bugünden ilan ediyorlar. Alman Ordusu durumu “münferit” olarak aç›klasa da, 1996’da da benzeri bir video kaset ortaya ç›km›flt›. Irak’ta Ebu Gureyb Hapishanesi’ndeki o iflkence görüntülerini yaratanlar da t›pk› böyle e¤itildiler. Nas›l iflkence yapacaklar›n›n e¤itimlerini ald›klar›n› kendileri anlatt›lar. AB, “kriz bölgelerine müdahale gücü oluflturuyor”, Alman Ordusu askerlerine iflgal ettikleri topraklarda esirlere nas›l iflkence yapacaklar›n›n e¤itimini veriyor; hala Avrupa emperyalizminin demokrasi, insan haklar›, özgürlükler kalesi oldu¤unu söyleyenler, bu geliflmelere ne diyorlar? Fildifli Sahili’nde katliam yapan Fransa anlatamad›ysa, iflgal gücünün kuruluflu, Almanya’daki iflkence e¤itimleri de anlatm›yor Avrupa’n›n gerçek yüzünü? Bekleyin o zaman! Avrupa emperyalistleri kendini anlatmaya devam edeceklerdir. Yüzy›ll›k sömürgecilik tecrübelerinin yans›malar›n› daha çok göreceksiniz. Emperyalizmin egemenlik savafl›nda zor yönteminin ön planda oldu¤u bir sürecin içindeyiz. ABD ile her alanda rekabet eden Avrupa emperyalistleri, bu alanda da rekabete h›zla haz›rlanmaktad›rlar.


“Dünya nereye gidiyor... Dünya akl›n› yitirdi... Dünya tarihinin en kritik günleri...” diye tart›flanlar;

Emperyalizmin Dünya Düzenine Karfl› Tek Alternatif Olan Sosyalizmi Tart›fl›n Felluce’de tüm dünyan›n gözleri önünde gerçeklefltirilen, hukuk tan›mayan Amerikan vahfleti... BM baflta olmak üzere ‘uluslararas› güçler’in buna karfl› suskunlu¤u... Rusya’n›n “k›yamet bombas›” diye nitelenen bir bomba gelifltirdi¤ini aç›klamas›... Japonya’n›n “bar›flç›l” anayasas›n› de¤ifltirmesi... ‹srail katliamlar›... Chirac’›n “dünyan›n daha tehlikeli hale geldi¤i” aç›klamalar›...

Say› 134 32 28 Kas›m 2004

Tüm bunlar karfl›s›nda bas›nda ve daha genifl bir çevrede “dünya nereye gidiyor”, “dünya ç›ld›rd›” tart›flmalar› yap›l›yor. Kimileri ABD’nin BM’ye uymas›n› istiyor, kimileri ABD karfl›s›nda Fransa odakl› Avrupa’y› kurtulufl olarak görüyor, kimileri ABD politikalar›n› Nazilerin geliflimiyle özdefllefltiriyor, bir baflkas› “bu gidiflin ucu nereye kadar gidecek, ne yaz›k ki, bunu bile kestirmenin zor oldu¤unu” belirterek, bilinen tek fleyin, “bu devrin insanl›¤›n fetret devri oldu¤una...” hükmediyor. Ortak vurgu ise, “dünya tarihi aç›s›ndan çok kritik günler yafland›¤›”. ABD emperyalizminin halklar› askeri zorla dize getirme politikas› ve emperyalist blok içerisinde güç dengelerini zorlayan yaklafl›m› karfl›s›nda, kapitalizm d›fl› alternatif düflmeyenlerin içinde bulundu¤u pani¤in, korkunun bir yans›mas› bunlar. Özünde “yeni” olan bir fley yoktur esasen. Ama emperyalistler; gerçekleri görmek istemeyenleri uykudan uyand›rmakta, emperyalizm gerçe¤ini gözlerine sokarak hat›rlatmaktad›r.

Emperyalistler aras› çat›flmalar ve emperyalist kurumlar bu dünya düzeninin alternatifini do¤urmaz. Kimi reformist sol çevrelerde, özellikle Avrupa Komünist Partilerinde s›kça dile getirilen düflünce, Amerikan imparatorlu¤u karfl›s›nda BM’nin güçlendirilmesidir. Irak için öngördükleri “çözüm” de, “ABD çekilsin, BM üniformal› askeri güçler Irak’a yerleflsin”dir. Bu düflünce bafltan sakat ve Avrupa emperyalizmi odakl›d›r. ABD’yi BM arac›¤›l›yla dengelemek isteyen Avrupa emperyalistleridir. BM, Sovyetler Birli¤i’nin varl›¤› koflullar›nda belli bir anlam ifade etmekteydi. SSCB bask›s›yla halklar lehine dengeleyici unsur idi. Sovyetler Birli¤i’nin y›k›lmas›n›n ard›ndan BM’nin yeni fonksiyonu-

nun emperyalizmin sald›r›lar›n› meflrulaflt›rmak oldu¤u, Balkanlar’da, Afganistan’da, Irak’ta görülmüfltür. Fransa’n›n geçti¤imiz hafta içindeki ç›k›fl› da yukar›da ifade etti¤imiz emperyalistler aras› çat›flman›n ürünüdür. Fransa Cumhurbaflkan› Jacques Chirac, Bush’a "yeniden çok kutuplulu¤u canland›r›p, çok sesli ve adil bir dünya düzeni kurma" ça¤r›s› yapt›¤› konuflmas›nda flöyle diyordu: "Dünyay› güç mant›¤›na göre organize etmek hala mümkün... Ama deneyimlerimiz bize eninde sonunda çat›flma ya da krize sürüklendi¤imizi göstermifltir. Daha adil bir dünya için, hiçbir devlet bafl›na buyruk hareket etmemelidir. Bu da ancak çok kutuplu ve birbirine ba¤›ml› bir dünya realitesinden geçer." Chirac, ABD’ye dünya pazarlar›n› paylaflmal›y›z, yoksa kriz ç›kar, krizler çat›flmalar›, çat›flmalar devrimleri do¤urur uyar›s› yap›yor. Hem emperyalist sistemin bekaas› hem de Avrupa emperyalistlerinin pazarlardan daha fazla pay alma iste¤iyle konufluyor. Yoksa Fransa’n›n ve Avrupa’n›n “daha adil bir dünya”dan kastetti¤i, halklar›n eflit koflullarda yaflad›¤› bir dünya de¤ildir. Emperyalistler aras› bir “eflitlik”tir. Bunun yolunu da Chirac, "Reforme edilmifl ve güçlendirilmifl bir BM'ye dayal› çok tarafl›l›¤› canland›rmak” olarak formüle etmektedir. Sosyalist Blok’un da¤›lmas›ndan sonra haz›rlanan ve 10 y›l sonra, yani Amerika’n›n imparatorluk savafllar›n› bafllatt›¤› günlerde ortaya ç›kan “Yeni Bir Yüzy›l ‹çin Stratejiler” raporunu hat›rlayal›m. ‹mparatorluk amac›n›n aç›k bir flekilde dile getirildi¤i raporun “hedef” bölümünde, "ABD'nin global üstünlü¤ünü sa¤lama almak, büyük bir rakip gücün ç›kmas›n› engellemek, uluslararas› güvenlik düzenini Amerikan ilkeleri ve ç›karlar›na göre biçimlendirmek.” ifadeleri yer al›yordu. Mevcut güçler dengesi de bu çerçevede sürmektedir. Yani, Fransa’n›n “ça¤r›s›”n›n -en az›ndan bugün için- pratik bir anlam› yoktur. ABD emperyalistler aras› iliflkilerde de üstünlü¤ünü sürdürecektir. Tersinin mümkün oldu¤unu varsaysak dahi, bundan halklar›n hiçbir ç›kar› yoktur. Ne “Fransa çizgisi” ne de baflka bir emperyalist gücün dengeleyicili¤i, halklar için özgürlük, ba¤›ms›zl›k,


Türkiye’de ve dünyan›n ezilen halklar›n›n emperyalizme karfl› savaflt›¤› her kar›fl toprakta sosyalizmin k›z›l bayraklar›n› dalgaland›raca¤›z. Tarihin ak›fl›n› hiçbir güç durduramayacak adil bir dünya düzeni demek de¤ildir. Elbette halklar, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük savafllar›nda emperyalistler aras› çeliflkilerden yararlan›rlar, ama asla o güçlerden birinin pefline tak›lmazlar.

‹flgallerin, Savafllar›n, Vahfletin Yarat›c›s› Emperyalist Sistemdir Savafllar›n, iflgallerin, vahfletin nedeni emperyalist sistemin kendisidir. Bush ya da bir baflkas›n›n ABD baflkan› olmas›, ya da Avrupa emperyalistlerinin ABD karfl›s›nda dengeleyici olmas› bu gerçe¤i zerre kadar de¤ifltirmez. Düne kadar üzerinde tart›flma dahi yap›lmayan ve ikisi dünya çap›nda olmak üzere onlarca savaflla, sömürgecilik ve iflgaller tarihiyle sabit olan bu somut gerçekler bilinçli olarak çarp›t›lm›flt›r. Emperyalist tekellerin dünya hakimiyetini sa¤lamak için izledi¤i politikalar, Bush’larla, Blair’lerle aç›klanm›fl, ayn› emperyalist tekellerin birli¤i olan Avrupa Birli¤i neredeyse “dünya bar›fl›n›n teminat›” gibi sunulmufltur. Emperyalizmi, “kapitalizmin geliflmesinin en yüksek aflamas›” olarak niteleyen Lenin, bu geliflimin ekonomik özelliklerini, sermayenin, ileri ülkelerde ulusal devletin s›n›rlar›n›n d›fl›na taflmas›, rekabetin yerine tekellerin geçmesi... kitlelerin durumunun ekonomik, politik aç›dan kötüleflmesi” olarak s›ralar. “Militarizmin artmas›na, savafllara, gericili¤in güçlenmesine, ulusal bask›n›n ve sömürge ya¤mas›n›n pekiflmesi ve genifllemesine neden olur.” sözleriyle de, onun askeri ve siyasi planda ortaya ç›kard›¤› durumu özetler. (Lenin, Seçme Eserler-5, ‹nter Yay.) Bugünkü dünya düzenine bak›n, Lenin’in buraya özet olarak aktard›¤›m›z tan›mlamas›n› aynen görürsünüz. Emperyalizme “küreselleflme” demekle gerçekler de¤iflmiyor. Ve emperyalist kendini her f›rsatta hat›rlat›yor.

Alternatif Sosyalizmdir Emperyalizm konusunda tek geçerli tahlil olan ve gerçek yüzünün tüm ç›plakl›¤›yla ortaya konuldu¤u, Lenin’in emperyalizm tahlilinde, s›n›f çeliflkilerinin ola¤anüstü keskinleflmesine yol açan emperyalizmin, “sosyalizmi gerçeklefltirmenin tüm nesnel koflullar›n› yaratt›¤›na” da dikkat çekilmektedir. Bugünkü dünya düzenini elefltirenlerin görmesi gereken de budur. Çaresiz de¤iliz. Çaresizlik ancak alternatifine sahip ç›kt›¤›m›zda ortadan kalkabilir. Chirac’›n görüp, "Bat› tüm de¤erlerini dünyaya empoze edemez. Bu yaklafl›m, insanlar›n haf›zas›nda Bat›'n›n dayatmac›l›¤›n›n, emperyalizm ve sömürgecili¤in canland›r›lmas› olarak alg›lanabilir." sözleriyle uyard›¤›n›, emperyalizmin hakimiyetine karfl› ç›kanlar da görmelidir. Emperyalizm bu sald›rganl›k karfl›s›nda tüm sistemlerinin risk alt›nda oldu¤unun bilincindedir. Bu nedenle, yine ayn› Frans›z devletinin strateji kurulufllar›, ABD’nin Irak’taki yenilgisinin sadece onun de¤il, tüm bat›n›n yenilgisi anlam›na gelece¤i uyar›s›n› yap›yorlard›. Burada bir parantez açarak, Küreselleflme Karfl›t› Hareket olarak nitelenen, reformist önderliklerin yönlendirmesindeki çizgiye de¤inelim. “Baflka bir dünya mümkün” slogan›n› fliar edinen ve ülkemizde ÖDP gibi reformistlerce temsil edilen bu çizgi, ›srarla bu “baflka bir dünya”n›n, sosyalizmin dünyas› oldu¤unu dile getirmezler. Bu, s›radan de¤il, bilinçli bir tercihtir ve Avrupa emperyalistlerine dayanan icazetli reformist politikan›n ürünüdür. Bu nedenledir ki, iflgal bafllamadan önce Avrupa politikalar› paralelinde harekete geçen bu kesimler, Felluce’deki büyük katliam karfl›s›nda susmufllard›r. Kapitalizmin karfl›s›nda tek alternatifin sosyalizm oldu¤u geçti¤imiz yüzy›l boyunca en yayg›n flekilde dile getirildi ve halklar taraf›ndan sahiplenildi. Bugün k›r›nt› düzeyinde demokratik haklar varsa, sömürgelerde ba¤›ms›zl›k savafllar› kazan›lm›flsa, bu alternatifin varl›¤› büyük rol oynam›flt›r. Ancak flu bir gerçek ki, Sovyetler’in y›k›lmas›n›n ard›ndan sosyalizm alternatifi egemen güçler taraf›ndan unutturulmaya çal›fl›ld› ve bunda, kimi sol, reformist güçlerin, ayd›nlar›n büyük katk›lar› oldu. Sosyalizm alternatifini dile getirenler, bu dünya düzeninin karfl›s›nda halklar›n tek kurtulufl yolunun sosyalizm oldu¤unu söyleyenler daha bafltan susturulmak istendi. Hem katliamlar, sindirme operasyonlar›yla, hem de ideolojik bombard›man ile süren, halklar› alternatifsiz b›rakma sald›r›s› sonuna gelmifltir. Kimi küçük-burjuva ayd›nlar da günah ç›kararak bu gerçe¤i k›smen görmeye bafllam›fllard›r. Milliyet yazar› Can Dündar’›n Berlin duvar› üzerine

Say› 134 33 28 Kas›m 2004


yazd›¤› 13 Kas›m tarihli Milliyet’teki yaz›s›nda oldu¤u gibi. Berlin duvar›n›n y›k›l›fl›n›n y›ldönümünde, 15 y›l önceye dönerek, “Biz, izlerken umut dolmufltuk. O duvar›n enkaz›ndan yepyeni bir dünya do¤aca¤›na inan›yorduk.” diyor küçük-burjuva ayd›n›. Bugünkü dünya düzeninden, Filistin’den, Felluce’den kareler aktararak, Leonard Cohen'in “kehanet fal›” olarak nitelidi¤i flu dizelerini hat›rl›yor: "Berlin Duvar›'n› geri verin bana / Stalin'i ve Aziz Paul'u verin / ‹stikbali gördüm kankam / ‹stikbal: Katliam..." Ve ekliyor: “‹flte o fal aç›l›yor flimdi... Berlin'de kime sorsam duvar› özlüyor; onu yeniden örmeye gönüllü oldu¤unu söylüyor... Ac› ama gerçek; canavar› frenleyen bir kalkanm›fl me¤er o duvar...” Küçük-burjuva ayd›n› hep yan›lacak, hep günah ç›karacak, ama bu süre içinde halklar büyük ac›lar yaflayacak! Ne “ayd›nl›k” ama!

Say› 134 34 28 Kas›m 2004

Bu küçük-burjuva ayd›nlar, emperyalistlerin “sosyalizm öldü” propagandalar›n›n en büyük yay›c›lar› oldular. Beyinleri dumura u¤ratt›lar, genç insanlara bu düzenin alternatifsiz oldu¤unu, mücadele edilecekse de bu sistemi revize etmekten baflka bir yolun düflünülmemesi gerekti¤ini vaaz ettiler. Hem de bunu “sosyalistlik” s›fat›yla yapt›lar, ki onlardan istenen ve propagandalar›n›n etkili olmas›n› sa¤layacak olan da buydu. Bu yüzden burjuva medyadaki köflelerini “romantik sosyalist” diye reklam ettiler. Devrimciler, karfl›-devrimci rüzgarlara gö¤üs gererek o günlerde sosyalizmin bayra¤›n› dalgaland›r›rken, “terör, geri kafal›l›k, geçmiflte kalmak, ortodoksluk” gibi her türlü yaftay› yap›flt›ranlar, flimdi günah ç›kar›yor. Eh, bu da bir ilerleme; 15 y›l sonra olsa da, “kahretse” de, gerçeklerin ucunu yaklafl›l›yor. Çünkü emperyalizmin kendisi dayat›yor bunu. Görmek istemeyene gösteriyor, “demokratik emperyalizm” teorileri yapanlara, “küreselleflmenin nimetlerini” say›p dökenlere kocaman harflerle kendi gerçe¤ini ve onlar› nas›l kulland›¤›n› hayk›r›yor. Avcunun içindeki küçük-burjuva beyinleri tutup f›rlat›yor Felluce’nin ortas›na. Ve küçük-burjuva ayd›n› Felluce’nin kan›yla, “flok ve dehfletle” uyan›yor. Vahfli kapitalizmin iflgalleri, pervas›zl›¤›, azg›n sömürüsü ve halklar› boyunduru¤u alt›nda tutmas› karfl›s›nda yeniden sosyalizm alternatifi daha yüksek sesle dile getirilecektir. Yol, yöntem tart›flmalar›n› ayr› tutsak dahi, bu kaç›n›lmazd›r. Karanl›klar geçicidir, sabaha dönmek zorundad›r. Dünyan›n son 15 y›l›na damgas›n› vuran karanl›¤› sosyalizmin ›fl›¤› ayd›nlatabilir ancak. Yaflanan deneylerden dersler ç›karan dünya devrimcileri ve ezilen halklar, sosyalizm ›fl›¤›n› yeniden dünyan›n üzerine tutacakt›r.

Avrupa Birli¤i ‹flgal Gücü Kuruyor Beklenen, do¤as›na uygun olan karar› ald› Avrupa Birli¤i. 22 Kas›m günü, AB savunma ve d›fliflleri bakanlar›n›, “uluslararas› kriz bölgeleri” olarak niteledikleri ülkelere göndermek üzere iflgal gücü oluflturma karar› ald›lar. Halen tart›flmalar› süren Avrupa Ordusu’nun ilk ad›mlar› olarak nitelenebilecek acil müdahale birimleri 2005’ten itibaren “kriz bölgelerine” gönderilecek. fiimdilik 13 adet olan “acil müdahale birimleri” içinde, AB üyesi olmamas›na karfl›n Türkiye de yer alacak. 1950’lerden bu yana sadece emperyalizme hizmet eden bir orduya yak›fl›r elbette. Peki nerelere gönderilecek bu iflgal güçleri? Avrupa emperyalist tekellerinin nerede ç›kar› varsa, nerede bu ç›karlara karfl› pürüzler, direnifller varsa, nerede emperyalist sermayenin istikrar›n›n sa¤lanmas› gerekiyorsa, oraya. Yak›nda iflgal güçlerinin komutas›n› devralacaklar› Bosna bunlar aras›nda ilk s›rada. 7 bin Avrupa iflgal askeri Bosna’ya gönderilecek. 2007 y›l›nda tümüyle operasyonel bir güce dönüflecek olan bu gruplar›n her birinde 1500 asker var. AB’nin iflgal karar› ald›¤› ülkeye ilk müdahale bu güçler taraf›ndan yap›lacak. Avrupa emperyalizmi denilince, elbette ilk akla gelen sömürge bölgesi Afrika k›tas›d›r. K›tay› yüzy›l boyunca kana boyayan Avrupa, flimdi bunu farkl› görüntüler alt›nda sürdürmekte. Sudan ve Fildifli Sahilleri, baflta Fransa olmak üzere Avrupa emperyalizminin ç›karlar›n›n riske girdi¤i yerlerdir. The Guardian Gazetesi de bu iflgal güçlerinin “en muhtemel konufllanma bölgesi” olarak Afrika k›tas›n› gösterdi haberinde. Elbette bunlar›n ad› her zaman oldu¤u gibi, “bar›fl gücü” olacakt›r. “Bar›fl›, güvenli¤i tesis etme” ad›na, avrupa sermayesinin güvenli¤i tesis edilecektir. Elbette Afrikal›’n›n kan› dökülerek. Avrupa emperyalizmi sömürgecilik politikalar›nda ve katliamlarda Amerikan emperyalizminden çok daha deneyimlidir. Kara Afrika’n›n kana bulanan topraklar› çok iyi tan›r onlar›. AB, tarihine sahip ç›k›yor. Henüz ilk ad›m olsa da, ABD ile rekabeti askeri alana da tafl›yor. Avrupa’y› umut olarak görenler bu geliflmeler karfl›s›ndan ne düflünüyorlar acaba? ‹flgal gücü de Kopenhag Kriterleri’nin bir parças› m›?


Gençlik’den GENÇL‚K FEDARASYONU’NDAN SUÇ DUYURUSU 10 Kas›m sabah› yĂźzlerce polis taraf›ndan gaz bombalar› ile bas›lan Yeniden Ă–zlem Yay›nc›l›k’tan gĂśzalt›na al›nd›ktan sonra serbest b›rak›lanlar suç duyurusunda bulundular. Bask›nda Gençlik Gelecektir Dergisi'ni aramak için izin alan polis, Yeniden Ă–zlem Yay›nc›l›k'› basm› ve bĂźroyu talan etmilerdi. Gençlik Federasyonlu ܤrenciler, 18 Kas›m gĂźnĂź Beyo¤lu Adliyesi'ne gelerek polisler hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Ö¤renciler ad›na aç›klama yapan ‚brahim GĂśkçek, gençlik olarak YĂ–K'e, bu Ăźlkedeki yoksullu¤a, sĂśmĂźrĂźye kar› mĂźcadele ettiklerini belirterek, “Sabah›n alt›s›nda otomatik silahlarla, balyozlarla, onlarca çevik kuvvet ve Ăśzel timleriyle duvarlar› ve

kap›lar› parçalayarak, bĂźromuzu talan ederek gĂśzalt›na ald›lar. TĂźm bunlar› ‘AB sĂźrecinde demokratikleiyoruz’ palavralar› att›klar› dĂśnemlerde yapt›lar" eklinde konutu. Ard›ndan gĂśzalt›na al›nan 10 kii yap›lan tĂźm bu hukuksuzluklar için emniyet mĂźdĂźrlߤß, bata Star ve Kanal 7 olmak Ăźzere çarp›tarak haber yapan bĂźtĂźn gazeteler hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Bask›nla ilgili bir eylem de ‚zmir’de yap›ld›. ‚zmir Gençlik Derne¤i Ăźyeleri, 20 Kas›m gĂźnĂź Bornova Metro ĂśnĂźnde dĂźzenledikleri eylemle bask›n› protesto ettiler. “YĂ–K’e, tecrite, igale hay›râ€? pankart› açan ܤrenciler, ta›d›klar› dĂśvizlerle gençlik Ăźzerindeki bask›lar›, K›z›lay sald›r›s›n› protesto ettiler.

Savc›dan Tehdit ve Apolitizmi Tevik

Sivas'ta 23 Ekim’de "Komplolarla Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" el ilanlar› da¤›t›l›rken gĂśzalt›na al›nan Aliekber Kalender’e, savc›l›k taraf›ndan gĂźnler sonra ça¤r›larak, â€œĂ§evreyi kirlettigiâ€? gerekçesiyle 110 milyon para cezas› verildi. Sivas Gençlik Derne¤i as›l amac›n her biçim ve yolla gençli¤i y›ld›rmak amaçl› oldu¤unu belirterek, savc›n›n ayn› zamanda, “gitti¤in yol yol de¤il. Onlar senin karn›n› m› doyuruyor. Senden Ăśnce de çok kii bu yoldan gitti ama hepsi u an cezaevinde" diye tehditler savurdu¤unu, apolitizmi savundu¤unu belirttiler.

Ölßm orucu ehidi Muharrem ÇET‚NKAYA An›ld›

Ă–lĂźm orucu ehidi Muharrem Çetinkaya, 19 Kas›m gĂźnĂź Malatya’daki mezar› ba›nda an›ld›. "Kahramanlar Ă–lmez Halk Yenilmez" pankart›n›n aç›ld›¤› anma, sayg› duruu ile balad›. Daha sonra Muharrem'in hayat›n› anlatan bir konuma ile sĂźrdĂź. "Ă–lĂźm Oruçlar›ndan Sesleni" adl› bir iirin okunmas›n›n ard›ndan mezar›na karanfiller b›rak›larak anma sona erdi. “Muharrem ÇET‚NKAYA Ă–lĂźmsĂźzdĂźr, Kahramanlar Ă–lmez Halk Yenilmez, Yaas›n Ă–lĂźm Orucu Direniimiz" sloganlar›n›n at›ld›¤› anmadan sonra, HĂ–C’lĂźler Muharrem’in ailesini ziyaret ettiler.

UďŹ AK'TA BASKILAR SĂœRĂœYOR

"YĂ–K'e, Tecrite, ‚gale Kar› 6 Kas›m’da Ankara’day›zâ€? afii ast›¤› gerekçesiyle, Eda ďŹ iman hakk›nda okul yĂśnetimi soruturma balatt›. Hakk›nda herhangi bir mahkeme soruturmas› bulunmayan Uak Gençlik Derne¤i Ăźyesi ďŹ iman, tatil gĂźnĂź okula ça¤›r›ld›. Polis ibirlikçisi olan ve ܤretim Ăźyesi oldu¤u dahi aibeli olan Kamu YĂśnetimi bĂślĂźm bakan› Hasan HĂźseyin Akka, bir polis gibi Eda ďŹ iman’› sorguya çekti. "Eylemlerine devam ediyorsun, mĂźcadeleyi b›rakmad›¤›n sĂźrece cezan› çekeceksin, polisler benim dostum, onlar yalan sĂśylemez" sĂśzleriyle kafa yap›s›n› ortaya koyan Akka’›n sorgusu s›ras›nda okul kantininde de polisler rahatça kol gezmekteydi. Eda ďŹ iman’› ܤrencilerden tecrit etmeye çal›an polis daha Ăśnce gĂśzalt›na ald›¤› insanlara, “Eda’y› okuldan att›raca¤›zâ€? sĂśzlerini sarf etmiti. Ö¤retim yuvas›na bak›n! Ne ܤretimi, karakol! En demokratik eylem hakk› tam bir bask› kuatmas›na bahane yap›l›yor. Ancak, Gençlik Dernekliler bĂźrolar›n›n ĂśnĂźnde sĂźrekli bekleyen polis tacizine, sindirme amaçl› takiplere, soruturmalara kar›n y›lmayacaklar›n› dile getiriyorlar.

Say› 134 35 28 Kas›m 2004


rö po rta jla r

Direniflin 5. Y›l›nda

Kim Ne Dedi?

‹slamc›lar Sendikac›lar, demokratik kitle örgütleri, siyasi hareketler, ayd›nlar, sanatç›lar, gazeteciler, islamc›lar, hukukçular... direniflin 5. y›l›n› de¤erlendiriyor... Röportaj sorular›:

Say› 134 36 28 Kas›m 2004

1-) F tiplerinde sürmekte olan ölüm orucu direniflinin 5. Y›l›na girmesini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? 2-) Bu süreçte toplumsal muhalefeti ve kurumunuzu yapt›klar›yla ve yapmad›klar›yla nas›l de¤erlendiriyorsunuz? ‹çeride ve d›flar›da 4 y›ld›r uygulanan tecrit politikas› nas›l etkisizlefltirilecek?

Özgür-Der: Direnifli sürdürenler onurlu bir kavga vererek, bu ülkenin direnifl tarihinde sayg›n bir yer kazand›lar fiüphesiz düzenin cezaevlerinde kanl› ve vahfli yöntemlere baflvurarak uygulamaya koydu¤u tecrit, aç›k bir zulüm ve insanl›k suçudur. ‹ster yarat›l›fltan geldi¤i, isterse de temel insan haklar› sözleflmeleri ile güvence alt›na al›nd›¤› kabul edilsin, tecrit sonuçta temel bir hakk›n, insan›n sosyal bir varl›k oldu¤u gerçe¤inin inkar› demektir. F Tipi hücre sistemi insanl›k d›fl› bir cezaland›rma sistemidir. Hedeflenen fley do¤rudan insanlar›n teslim al›nmas›, otorite karfl›s›nda boyun e¤dirilmesi, ideolojik ve siyasi kimli¤inden yal›t›lmas› ve giderek kifliliksizlefltirilmesidir. Asl›nda tecrit politikas› toplumun tamam›na yönelik politikalar›yla bire bir örtüflmekte. ‹nsanlar› yaln›zlaflt›rmaya, bireysellefltirmeye ve dolay›s›yla daha kolay kuflatma alt›na almaya yönelik genel politika 12 Eylül'ün, Özalizm'in ve 28 fiubat'›n kesiflme noktas›. Devletin en genifl ölçekte halka depolitizasyonu dayatma ve muhalif örgütlülükleri fliddetle ezme politikas› cezaevlerine de F tipi ad› verilen tecrit uygulamas›yla yans›yor. Bu itibarla, ölüm orucu direniflinin büyük ac›lara

ve ödenen a¤›r bedellere karfl›n beflinci y›l›na girmifl olmas›n›n iki farkl› aç›dan ele al›nabilece¤ini düflünüyoruz. Tecrit zulmüne karfl› gerek cezaevlerinde, gerekse de d›flar›da her türlü fiziksel ve psikolojik bask›lara karfl› direnifli sürdürenler onurlu bir kavga vererek bu ülkenin direnifl tarihinde sayg›n bir yer kazanm›fllard›r. Bu insanlar, "her ne pahas›na olursa olsun" mant›¤›yla hayata tutunma e¤ilimlerinin giderek koyulaflt›¤› bir vasatta, u¤runda ölünebilecek de¤erler ve ilkelerin de oldu¤unu canlar›yla ortaya koydular. Direnenler, hayatlar›n› bu u¤urda feda edenler aç›s›ndan 4 y›ll›k süreçte ortaya konan tutum ve eylemlilik övünçle, sayg›yla an›lmay› hak etmektedir. Tecrit karfl›t› direniflin bu ülkede egemen güçlere karfl› sürdürülen mücadelede çok büyük bir ad›m ve kazan›m oldu¤u ortadad›r. Ne var ki, ayn› süreçte toplumsal muhalefet aç›s›ndan ise durumun hiç de parlak ve sayg›n bir görünüm arzetmedi¤i ortadad›r. Öyle ki, tecrit zulmü karfl›s›nda gösterilen c›l›z tepkiler, belki de daha do¤ru tan›mlamayla tepkisizlik, bu ülkede bir toplumsal muhalefetten söz edilip edilemeyece¤i tart›flmalar›n› dahi hakl› ç›kartacak boyutlardad›r. Niçin böyle olmufltur? fiüphesiz, çeflitli nedenleri mevcuttur. Bununla birlikte, tepkisizlik halinin en temelde düzenin gerek iç gerekse de uluslararas› flartlar aç›s›ndan yakalad›¤› son derece elveriflli konjonktürden kaynakland›¤›n› söylemek mümkün. fiöyle ki, F tipi tam da 28 fiubat örtülü darbesinin toplumsal muhalefet kanallar›n› törpüledi¤i bir vasatta uygulamaya konulmufltur. Bu süreç ayn› zamanda tank›yla, tüfe¤iyle ve gerekti¤inde hiçbir hukuk kural› takmayan yarg›s›yla her türlü muhalif sesi bo¤maya haz›r zorba bir anlay›fl›n kitleler aras›nda dehflet ve pasifizm dalgalar› yayd›¤› ve ayr›ca ideolojik manipülasyonlarla muhalif kesimleri birbirine karfl› kullanmaya çal›flt›¤› ve maalesef bunda da k›smen baflar›l› oldu¤u bir süreçtir. Nitekim bu süreçte, yükselen Kürt hareketine karfl› milliyetçi, ‹slami canlan›fla karfl› ise laik duyarl›l›klar ön plana ç›kar›lmak suretiyle "toplumsal muhalefet" zemini daralt›lm›fl, hatta yer yer normalde düzene karfl› tav›r almas› gereken kesimleri çeflitli manipülasyonlarla düzen yede¤ine almay› baflarm›flt›r. Uluslararas› flartlar aç›s›ndan ise emperyalist sald›rganl›¤›n dizginsizleflti¤i, dünya genelinde insan haklar› ve özgürlüklerin alabildi¤ine daralt›ld›¤›, bask› alt›na al›nd›¤› bir ortam sözkonusu. Özgür-Der olarak tart›fl›lmaya baflland›¤› andan itibaren F tipi uygulamas›na karfl› elimizden geldi¤ince kamuoyunu ve bilhassa da do¤rudan hitap etti¤imiz ‹slami kesimi duyarl› k›lmaya çal›flt›k. Çeflitli etkinlikler gerçeklefltirdik. Hemen her vesileyle, farkl› bir ba¤lam› oldu¤u düflünülen konularla irtibatland›rmak suretiyle de olsa Türkiye'nin yak›c› bir gündemi oldu¤una inand›¤›m›z tecriti gündeme tafl›maya çal›flt›k. Ne var ki, sorunun büyüklü¤ü ve


yak›c›l›¤› karfl›s›nda yapt›klar›m›z›n yetersiz ve c›l›z kald›¤›n›n fark›nday›z. Muhalefeti, daha da ac›s› bu ülke insan›nda adalet duygusunu bir hayli gerileten bir olguyla, bir F tipi Türkiye manzaras› ile karfl› karfl›yay›z. Buna karfl› direnen, direnmenin gereklili¤ine inanan herkes flartlar›, yap›lanlar› ve yap›labilecekleri bir kere daha gözden geçirmek ve mümkün olan her araç ve yöntemle "toplumsal muhalefetsizli¤imiz"i aflmak için çabalar›n› birlefltirmek zorundad›r. Öncelikle soruna duyarl› kesimlerin bir araya gelip, hem kendi özellerinden, hem genel perspektiften yaflanan süreci, dayatmalardan ve "nas›l alg›lan›r?" endiflelerinden uzak biçimde aç›k yüreklilikle tart›flabilecekleri, kendi deneyim ve birikimlerini aktarabilecekleri uygun zeminler oluflturmalar›n›n gereklili¤i aç›kt›r. Bu zeminin tecrite karfl› mücadele aç›s›ndan yararl› sonuçlar do¤uraca¤›na inan›yoruz.

Sibel Eraslan: Baflörtülü oldu¤umdan dolay› tecriti yaflad›¤›m için ne kadar a¤›r oldu¤unu biliyorum Bir hukukçu olarak ülkemizdeki suç ve ceza politikas›n› ilkeleri ve yönelik oldu¤u amaçlar› konusunda insani ve aç›k anlaml› bulmad›¤›m› söylemeliyim. Kanuni ve tarif edilmifl olmayan suçlardan düflünce suçlar› konusunda ise tam bir mu¤lakl›k hakim. Cezaland›rman›n gayesi, modern ceza sistemlerinde suçluyu topluma kazand›rmak olarak belirlenmifltir. Bizim ülkemizde yaflad›klar›m›z ise, iflkence kötü muamele ve tecriti kastediyorum, insanl›k d›fl›d›r... Mahkum veya suçlu da olsa herkesin onurlu yaflama hakk› vard›r. Hatta son uluslararas› sözleflmelerde “yaflama onuru” hakk›, “yaflama hakk›”n›n da üstünde zikredilmektedir. Tecrit, iflkence türlerinde biri olarak kabul edilmektedir. Ve ne yaz›k ki “F tipi” cezaevi koflullar› da mahkumlar› toplumsall›ktan tamamen yal›tmas› ve kapatmas› manas›nda tam bir iflkencedir. Tecriti yaflad›¤›m için ne kadar a¤›r bir fley oldu¤unu da gayet iyi biliyorum. Baflörtülü oldu¤um için toplumsal anlam›m ve hayata kat›lmam tamamen iptal edilmifl durumda. Bilimsel ve mesleki hayata oldu¤u gibi kamusal çal›flma ve var olma imkanlar›m da engelleniyor. Bu toplumsal bir ölüm anlam›ndad›r. Binlerce kad›n sadece “öyle oldu¤umuz” için tecrit edilmifl durumday›z. Cezaevlerinin bu insanl›k d›fl› durumunu birlikte hareket etti¤im Mazlum-Der, Özgür-Der ve Hukukçular Derne¤i gibi sivil kurumlar arac›l›¤›yla defaatle topluma duyurduk. Halen de çal›flmalar›m›z devam etmektedir. Köfle yazar› olarak da konuyu gündeme tafl›maya çal›fl›yorum. ‹stanbul Barosu'nun “Tecrite Hay›r” kampanyas›n› da destekledim. Bununla birlikte bu konuya toplumun çok duyarl› oldu¤unu düflünmüyorum.

Ayd›nlardan... Nihat Genç: A¤z›m dilim tutuluyor 1-) Korku ac›, panik ve dehfletle de¤erlendiriyorum. Akl›m›n almad›¤› fleyler oluyor. Ne yapaca¤›m›, ne oldu¤unu bütün yönleriyle flafl›rm›fl durumday›m. Avrupa ‹lerleme Raporu bu ifle ne diyor, Avrupa'ya ba¤land›k art›k. Bu olup bitene oradan ne diyorlar, bunun mahkemesi, insan hakk› nedir, ne olacak... Akl›ma geldikçe içime bir ac› hançer saplan›yor ve yedi¤im içti¤im herfley zehir oluyor. 2-) ‹çeriden arkadafllar›m ç›k›yor soruyorum, günlerce tart›fl›yoruz. Yap›lanlar, sessizlik... fiahs›m ad›na söylüyorum ben bozguna u¤ram›fl durumday›m. Bir büyük flehir çürüyor, sahtekarlafl›yoruz. F tipi için mücadele edenler, sakat kalanlar, ölenler... Hikayelerini, kitaplar›n› al›p okuyorum. Birkaç›na gittim, gördüm, konufltum. Ne yap›labilir? Zekam beynim durmufl durumda. ‹flin do¤rusu ben korkuyorum. Bu ölüm oruçlar›n› ‹ngiltere'den okumufltum, bu ifli bafllatan Gandhi'yi ezberlemifltim. Ama flimdi bunun bir yokolma savafl›na döndü¤ünü görüyorum, a¤z›m dilim tutuluyor. Endifle ediyorum, gücüm yetmiyor. Dünyada böyle birfley yok, böyle birfley görmedim, duymad›m, ne yapaca¤›m› bilmiyorum. Bildi¤im birfley var, Irak’taki iflgal, Amerikan askerleri... Onlara da ne diyece¤imi bilmiyorum, çünkü onlara karfl› topyekün savafl›lmal›, fikirlerimin buraya kadar olan› tamam, ama sonras›... Bilmem bu kadar zor sorularla neden hep biz yoksul çocuklar u¤rafl›yoruz.

Hukukçulardan... ‹zmir Barasu Baflkan› Nevzat Erdemir: Ça¤dafl infaz sistemi olmal› De¤erlendirmesini yapacak olan bu eylemleri gerçeklefltirenlerdir. Bir k›s›m iyilefltirmeler için insan hayat›n›n son bulmas› hofl de¤il. Tutuklu ve hükümlüler kendi yaflamlar›n› tehlikeye düflürmesi arzu edilir bir fley de¤il. Hümanist bir hukukçu olarak insan sa¤l›¤›n›n tehlikeye düflmesi arzu etti¤imiz bir fley de¤il. Ça¤dafl cezan›n temel amac›, suç iflleyenin suçun bedelini ödetmek de¤il, topluma yararl› bir birey olarak kazand›rmakt›r. Ceza ‹nfaz Sistemi bu söyledi¤im çerçevede olmas›na inan›yorum. Bu de¤erlendirme hiçbir flekilde ko¤ufl sistemine dönüfl anlam›na gelmemesini belirtmek isterim. Ça¤dafl ülkelerdeki nitelikte bir ceza infaz sistemimiz olmal›d›r.

Say› 134 37 28 Kas›m 2004


A yn› S afta

5. Yıl Değerlendirmeleri

SORUMLULUK ÜSTLENMELİYİZ!

Say› 134 38 28 Kas›m 2004

6 hafta boyunca, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi hareketlerin, ayd›nlar›n, sanatç›lar›n ölüm orucu direniflinin 5. Y›l›na girmesi vesilesiyle yapt›klar› de¤erlendirmeleri yay›nlad›k. Öncelikle Ekmek ve Adalet Dergisi olarak zaman ay›r›p emek harcayarak röportaj sorular›m›z› cevaplayan tüm kurum ve kiflilere teflekkür ediyoruz.

s›radan kurumlar, dernekler de¤ildir. Yüzbinlerce üyeleriyle, DKÖ olma misyonlar›yla, halk muhalefetinin belli bafll› örgütleridirler. Onlardan bir somutluk ve sorumluluk üstlenmelerini beklemek herkesin hakk›d›r.

De¤erlendirmelerini almak istedi¤imiz kifli, kurum ve örgütlerin say›s›, yay›nlad›klar›m›zdan daha fazlayd›. Ancak kimileri do¤al görülebilecek nedenlerle, kimileri de subjektif yaklafl›mlarla röportaj sorular›m›z› cevaplamad›lar.

Bafll›k yapt›¤›m›z bu söz, Hava-‹fl Genel Baflkan› Atilla Ayçin’in 5. Y›l de¤erlendirmesinden al›nm›flt›r. Bir çok de¤erlendirmenin içermedi¤i önemli bir noktad›r bu.

Yay›nlad›¤›m›z de¤erlendirmeler içinde direniflin geliflimini elefltiren görüfller de vard›, yap›lmas› gerekenin bu oldu¤unu söyleyenler de. Genel geçer de¤erlendirmelerin yan›s›ra, somut olarak öneriler içeren de¤erlendirmeler de yap›lm›flt›r. Tart›flma böyle geliflecektir. Röportajlar, kimin ne dedi¤inin daha belirli oldu¤u somut bir tart›flma zemini sunmufltur. Tecrite karfl› birlikte mücadeleye yap›lan yayg›n bir ça¤r› ortaya ç›km›flt›r. Bu yaz›m›zda demokratik kitle örgütlerinin, ayd›nlar›n cevaplar›nda öne ç›kan belli bafll› noktalar› ele alaca¤›z.

Sorumluluktan Kaç›nma

“Bofl Sözler Yerine Talepler Etraf›nda örgütlenilmelidir.”

Ayçin bu sözlerinin devam›nda flunlar› belirtiyor: “... Bu eylemin son bulmas› aç›s›ndan toplumsal muhalefeti oluflturan güçlere büyük görevler düflmektedir. Ancak geçen bunca zaman içerisinde olmas› gereken duyarl›l›¤› gösterdi¤i kan›s›nda de¤ilim. Sürece müdahil olmas› gereken güçlerin bofl ve hamasi sözler yerine, talepler etraf›nda örgütlenerek somut giriflimlerde bulunmalar› gerekiyor. Ulusal ve uluslararas› örgütlerle iliflkiye geçerek olay›n gündeme al›nmas›, bu giriflimin ilk ad›m› olacakt›r.” Sürece müdahil olma sorumlulu¤unu üstlenmeden “eylemin son bulmas›n› istemek”, Ayçin’in deyifliyle “bofl söz”dür.

Ölüm orucunun ve bu sürecin siyasal anlamda de¤erlendirilmesi noktas›nda farkl› farkl› görüfller var. Temelde demokrasi mücadelesine, devrime, devrimcili¤e bak›fl aç›s›ndaki farkl›l›klardan kaynaklanan bu düflünceleri bir çok yaz›m›zda ele ald›k. Bunlar üzerinde burada yeniden durmayaca¤›z. Fakat siyasal aç›dan sürece nas›l bakarsa baks›n, 5. Y›l de¤erlendirmelerinde kimsenin reddedemedi¤i bir gerçek var. Ortada süren bir ölüm orucu var ve sizin siyasal de¤erlendirmeleriniz ne olursa olsun, süren direnifl herkese demokratik anlamda görevler yüklüyor.

Sorumluluk üstlenmekten kaç›nman›n yans›malar›ndan biri de, birfleyler yap›lmal›, farkl› yollar denenmeli denirken, somut öneriler yap›lmamas›d›r.

Ölüm orucunu elefltirenler, bitmeli diyenler dahil, kimse bu görevi reddetmemektedir. “Art›k bu defteri kapatt›k” diyen birkaç istisna d›fl›nda kimse “Bizi ilgilendirmez” yaklafl›m› içinde de¤ildir.

Bu bir somutluktur. Meclise gitmek, ne kadar etkili olur, tart›fl›l›r, ama somutluktur. Dahas›, bunu kendi d›fl›nda “yap›lmas› gereken” bir fley olarak koymuyor, bu konuda görev üstlenmeye haz›r oldu¤unu deklare ediyor.

Fakat kendi demokratik görevlerini somutlamakta da alabildi¤ine tutuk bir durum vard›r. Evet birfleyler yapmal›y›z derken, sorumluluk üstlenmekten kaç›n›lmaktad›r.

Kan›m›zca, 5. Y›l› de¤erlendirirken, herkesin durdu¤u nokta, en az›ndan bu olabilmeliydi.

Bu de¤erlendirmeleri yapanlar›n bir ço¤u,

“Tepkilerimizi elbette yeterli görmüyoruz”

Örne¤in yazar Cezmi Ersöz flöyle diyordu de¤erlendirmesinde: “Toplumsal muhalefet aç›s›ndan yeni bir sürece girilmeli. Ayd›nlar, sanatc›lar, gazeteciler, sendikalar, odalar bir heyet oluflturmal›. Meclise gitmeli, bakanlarla görüflmeli ve kamuoyuna anlatmal›lard›r. ... E¤er bu konuda bana da görev verilirse en iyi flekilde yapar›m. Herkes bu aymazl›¤›, duyars›zl›¤› b›rakmal›d›r.”

“Neden”ler, “niçin”ler tart›fl›lmal›d›r


tesbiti, hemen hemen tüm demokratik kurumlar için geçerli. En az›ndan bunun ifade edilmesinde özelefltirel bir yan vard›r ve bu bir olumluluktur. Ancak yine de bir sorun var: Burada üç befl günlük bir eylem sürecinden sözedilmiyor. Daha “an”l›k süreçlerde, k›sa vadede de¤erlendirme hatalar› olabilir, pratik, örgütsel yetersizlikler olabilir... Fakat burada sözü edilen 5. Y›l›na giren bir direnifltir. Buna ra¤men, dört y›l›n neredeyse tamam›n› kapsayacak flekilde tepkilerin yetersizli¤inden sözediliyorsa, bunun nedenlerini, niçinlerini ortaya koymak gerekir. Örne¤in AB konusundaki yanl›fl beklentiler, örne¤in sivil toplumcu muhalefet tarz›n›n yerleflmifl olmas›, örne¤in oligarflinin tecrit politikas›n› görmemek, görüp karfl› politika gelifltirememek, bütün bunlar tart›fl›lmas› gereken nedenlerdir. Örne¤in, Genel-‹fl Örgütlenme Daire Baflkan›

Direnifle do¤ru bakabilmek, Spekülasyonlar›n esiri olmamaktan geçer! 5. Y›l de¤erlendirmelerinde az say›da da olsa, direnifli karfl› kullan›lan baz› demagojilerin hala etkisini sürdürdü¤ünü gördük. Mesela, DKÖ’lerden biri, “Direniflin bu kadar sürmesini, devlet erkini elinde tutan siyasi gücün insan yaflam›na ve haklar›na karfl› duyars›zl›¤›na ba¤l›yoruz.” derken ikinci sorunun cevab›nda direniflçilere yönelik olarak “‹natlaflarak de¤il, demokrasiyi ve insan yaflam›n› gözönünde tutarak yeniden de¤erledirilmesini yararl› görüyoruz.” demektedirler. Bir baflkas› ise, 9 Aral›k’taki “mutabakat”›n de¤erlendirilmesi gerekti¤ini tekrar etmektedir. “‹natlaflma”, direniflin ilk döneminde burjuva bas›n›n kimi kalemlerinin ve iktidar›n ortaya att›¤› ve baz› kesimlerin de diline dolanan bir söylemdi. Bugün hala, direniflin sürmesini “inatlaflma”yla aç›klayabilmek için, ‹ktidar›n tecriti her geçen gün koyulaflt›ran politikalar›n›, TTE dayatmalar›n›, Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› haz›rl›klar›n›, dört y›ld›r sürdürdü¤ü sansürü, tutsaklar›n direniflin çeflitli aflamalar›nda sorunun çözümü için taleplerinde gösterdikleri esneklikleri yok saymak laz›m... “‹natlaflma” söylemini kullananlar, ya bu geliflmelere vak›f de¤ildir, ya da direnifle yönelik spekülatif söylemlerin etkisinden ç›kamamaktad›r. Keza, 19 Aral›k katliam›na ve o günden bu yana dört y›ld›r yaflananlara ra¤men, görüflmelere kat›lanlardan o zaman›n FP milletvekili Mehmet Bekaro¤lu’nun bile “iktidar taraf›ndan aldat›ld›¤›n›” söylemifl olmas›na ra¤men, hala “o zaman b›rak›lmal›yd›” diyebilmek de, “bir kere öyle dedik” deyip tüm di¤er geliflmeleri yok saymakt›r.

Erol Ekici, kendi örgütlülükleri aç›s›ndan 5. Y›l› de¤erlendirirken flöyle diyor: “... flunu söyleyebilirim, bizim kurumumuz da özgül düflüncesinden çok, pratikte di¤erlerinden farkl› bir tutum gelifltirememifl ve kendi taban›n› devrimci tutsaklarla gönül birlikteli¤ine yönlendirememifltir.” Peki hangi sendika kendi taban›nda bu yönde bir çal›flma yapt›? Ekici’nin tesbiti, gerçekte hemen tüm sendikalar›n özelefltirisi olmas› gereken bir tesbittir. Ve bu da “tepkilerin yeterli olmamas›”n›n nedenleri aras›ndad›r. Devam edilecektir sorulara; sendikalar neden tabanlar›ndan böylesine kopuklar? Karfl›m›za sivil toplumculuk ç›kacakt›r... K›sacas›, “elbette biz de yetersiz kald›k” tesbiti özelefltirel olmakla birlikte aç›klay›c› de¤ildir. Demokratik kitle örgütlerimizin, sadece direnifl aç›s›ndan de¤il, baflta kendi alanlar› olmak üzere hayat›n her alan›ndaki görevlerini yerine getirip getirememeleri aç›s›ndan da bu “neden”ler, “niçin”ler tart›fl›lmal›d›r. Deri-‹fl Tuzla fiubesi Baflkan› Hasan Sonkaya, kurumlar›n direnifl sürecindeki yerini de¤erlendirirken flunu vurguluyor: “Bunlar (partiler, dernekler vd.) sürecin bafllang›c›nda üstlerine düflenleri kendi olanaklar›yla yapmaya çal›flt›. Tabii ki bunlar ödenen bedellerle k›yaslanamaz.” DKÖ’lerimizin yöneticilerinin baz›lar›, bu noktada kendilerine karfl› radikal de¤illerdir. Yapt›klar› çok do¤al ve s›radan bir kaç giriflimi sayarak “üzerimize düfleni yapt›k” kolayc›l›¤›na düflmüfllerdir. Oysa, herkesin üzerine düflenin ne oldu¤unu belirleyen oligarfliyle süren kavgan›n boyutudur. Bu kavga çok boyutluysa, –ki 117 flehit bu boyutu göstermektedir– herkesin üzerine düflen de her zamanki s›radan, ola¤an eylemleri aflacak demektir. Elbette herkese siz de bu flekilde bedel ödeyin demiyoruz. Bu ne gerçekçi olur, ne de bilimsel. Biz, herkesin kendi çizgisi, kendi kurumsal özellikleri ve özgünlükleri çerçevesinde yapmas› gerekenlerden ve yapt›klar›ndan sözediyoruz. Bu çerçevede dahi “yeterli olmama” durumu vard›r. Gerçek D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi’nin flu sözlerindeki kadar ç›plakt›r: “Bütün yap›lanlar yeterli de¤ildir, sorunun çözümü için herkesin bulundu¤u noktadan çaba göstermesi, kararl›l›kla tav›r almas› gerekmektedir.” Bunu bile söyleme cesareti gösteremeyenler, asl›nda bu sorunu kendi sorunlar› olarak görmekten uzaklaflanlard›r. Onlardan direnifle dair

Say› 134 39 28 Kas›m 2004


bir somutluk ve sorumluluk beklemek de gerçekçi de¤ildir.

“Bütün dünyan›n bakt›¤›”na, ülkemizde gösterilen kay›ts›zl›k! Amerikan emperyalizminin Irak’a sald›r› haz›rl›¤› yapt›¤› sürede ülkemizdeki ABD’ye karfl› gösterilerde s›k at›lan bir slogan vard›: “Irak onlara ›rak, bize yak›n!” Ama bu slogan› atanlar, F tiplerinin, 117 ölümün herkesten çok kendilerine yak›n oldu¤unu bir türlü görmek istemediler. Dünyan›n uzak bölgelerindeki ülkelerde çarp›c› dayan›flma örnekleri gösterilirken, direniflin tarihsel ve dünya çap›ndaki önemi daha aç›kça ortaya konurken, ülkemizde bunlar enderdi. Kuzey ‹rlandal› bir tutsak, F tiplerindeki bir Cepheli tutsa¤a yazd›¤› mektupta flöyle diyordu: “Art›k bütün dünya sizin durumunuza bak›yor. Özgürlük ateflini hep yak›l› tutun.” (John Cornolly, aktaran http://www.halkinsesitv.com/) Say› 134 40 28 Kas›m 2004

Dünya, Türkiye’deki bu direnifle bak›yor ama, Türkiye’deki solun baz› kesimleri bakm›yor. O kadar ki, direniflten sözetmek gerekti¤inde, süresini, flehit say›s›n› yuvarlay›p geçiveriyorlar, çünkü bilmiyorlar, çünkü izlemiyorlar.

“Yo¤unlu¤umuzdan dolay›...” Onu aflk›n kifli ve kurum, “yo¤unluklar›ndan dolay›” cevap veremeyeceklerini belirttiler. Kimileri de, çok daha gayri-ciddi biçimde bir hafta on gün, cevap verece¤iz diye oyalad›ktan sonra “yo¤unluk” gerekçesine s›¤›nd›. Burada tek tek isimlerini saymay› gerekli görmüyoruz. Amac›m›z tek tek flu veya bu kurumun, kiflinin teflhir edilmesi de¤il. Onlar kendi kendilerini teflhir ediyorlar zaten. Amac›m›z bir anlay›fl ve kültüre dikkat çekmektir. Bu “bahaneye” s›¤›nanlar›n bir k›sm›, burjuva bas›ndand›r. Onlar aç›s›ndan bir yere kadar “normal” karfl›lanabilir. Ama devrimci, demokrat kifli ve kurumlar›n bu türden bir cevab› normal görülemez. Birincisi, biz burjuva politikac›l›¤›n›n yöntemlerini benimsemiyoruz. Cevap vermek istenmiyorsa, bu konuda konuflmak istenmiyorsa, bu da söylenir. Nihayetinde bu da bir tav›r ve düflüncedir. Ve “yo¤unluk” uydurmas›ndan daha aç›k ve dürüst bir tav›rd›r. ‹kincisi, 117 ölüm üzerine üç befl kelime edecek zaman› olmayanlar›n bu ülkede hiçbir fleyle ilgileri yoktur. Onlar›n zamanlar› evleri, eflleri, çocuklar›, arabalar›na hasredilmifltir. Solculuklar›, demokratl›klar›, onlardan kalan zamanla s›n›rl›d›r. “Yo¤unlu¤umuzdan dolay›...” gerekçesi böyle bir solculuk türünü anlat›yor.

Çünkü izledikçe, kendilerinin o direniflin d›fl›nda olmalar› gerçe¤iyle yüzyüze olmak zorundalar. Bir Alman tutsa¤›n flu sözlerini de aktarmadan geçmeyelim: “Bu tarihsel mücadelede sizin yan›n›zda durabilme flerefi bana ait. Emperyalist canavara, yer yüzündeki ilerleyifline dur derken, sizin gibi yoldafllarla karfl› koyabilmek büyük bir ayr›cal›k.” (Rainer Dittrich) Bu çok aç›k bir gerçektir; emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin bu kapsamdaki bir sald›r›s› karfl›s›nda böylesine büyük bir direnifli baflarabilenlerle yanyana, omuz omuza olmak, her devrimci, sosyalist, komünist için, demokrat, ilerici, vatansever için, halktan, emekten yana herkes için, emperyalizme karfl› olan herkes için bir onurdur. Ama aç›k bir gerçektir ki, ülkemiz solunda kimi kesimler direnenlerin “yan›nda olma” onuru yerine direnenlerden “farkl› olduklar›n› gösterme” acizli¤ini tercih ettiler. Yukar›dakine benzer örnek ve al›nt›lar›, ülkemiz solundan yapmak isterdik. Böylesine tarihsel bir direnifl, tarihsel dayan›flma örneklerini de fazlas›yla hakediyordu elbette. Fakat ülkemiz solundaki demokratik kitle örgütleri ve siyasi hareketler, yar›n üyelerine, taraftarlar›na 117 flehit verilirken ne yapt›klar›n› anlatmakta s›k›nt› çekecekler. Böyle bir s›k›nt›ya düflmemenin yolu bellidir. Bu yaz›m›zda 5. Y›l de¤erlendirmelerini ele ald›¤›m›z demokratik kitle örgütleri ve ayd›nlar›m›z özelinde söylersek; direnifl halen sürmektedir; yap›lmas› gerekeni genel demokrasi mücadelesine, kim oldu¤u belirsiz demokratik güçlere havale etmeksizin, sorumluluk üstlenilmelidir. Birkaç istisna d›fl›nda, hiç bir demokratik kitle örgütümüz ve ayd›n›m›z, direnifli yads›yan, kendi sorumluluklar›n› reddeden bir yaklafl›m içinde de¤ildir. Oligarfli cephesinden estirilen teröre, reformist cepheden yap›lan karfl› propagandalara ra¤men gösterilen bu tav›r, bir olumluluktur, ve ete kemi¤e büründürülmelidir. Direnifl, bu ülkenin, bu halk›n direniflidir. Direnifl emperyalizme karfl› dünya çap›ndaki direniflin bir parças›d›r. Oligarflinin “F tiplerini a¤z›n›za almay›n” tehditleri de, direnifle karfl› subjektif, spekülatif yorumlar da bu gerçe¤i de¤ifltiremez. Demokratik kurumlar›m›z›n, devrimci, ilerici insanlar›m›z›n yapmas› gereken, hesaplardan kayg›lardan uzak, bu gerçe¤in gere¤ini yerine getirmektir. 5. Y›l de¤erlendirmelerindeki öneri ve ça¤r›lar, bu çerçevede ele al›n›rsa, Türkiye solunda direnifl karfl›s›nda ortaya ç›kan olumsuz ve yetersiz tablo de¤ifltirilebilir.


halklar›n umutlar›yla, özlemleriyle, gerçeklerle böyle oynamay›n. Kendi ad›n›za konuflabilirsiniz, AB’ye umut ba¤layabilirsiniz, ama buna bir de baflkalar›n› alet etmeyin; “AB dünyan›n tüm ilerici, demokratik ve özgürlük güçlerine büyük bir umut vaat etmektedir...” demeye hakk›n›z yok. Dünyan›n tüm ilerici, demokratik ve özgürlük güçlerinin sizinle ayn› düflünceleri paylaflmad›¤›n› siz de biliyorsunuz. Ama daha vahimi flu ki, sizi dinleyen Avrupal›lar da biliyor bunu. Onlar›, bu övgüyü afl›p “AB yagc›l›¤›na” dönüflen sözlerinizle etkileyece¤inizi mi san›yorsunuz. Emin olun, onlar s›n›fsal gerçeklerin ve s›n›fsal ç›karlar›n›n sizden daha fazla fark›ndad›rlar. Ve emin olun ki, sizi, istihza içinde dinlemifllerdir. “Biz kimlerin AB’den umut bekleyip beklemedi¤ini sizden iyi biliyoruz” diye geçirmifllerdir içlerinden. Büyük politika yap›l›yor. Hatip Dicle, Avrupa Parlamentosu’nda 22 Kas›m’da bafllayan “AB, Türkiye ve Kürtler” bafll›kl› konferansta AB’ye övgüler ya¤d›r›rken, ayn› gün KONGRA-GEL yönetiminden Mustafa Karasu, “Kürtler AB'nin politikalarında köklü de¤ifliklik var diyerek kendilerini kandırmamalı... Kürtler ABD ve Avrupa politikalarına karflı yeterli düzeyde elefltirisel yaklaflmamaktadırlar” diyor. (24 Kas›m 2004, Özgür Politika) Ne elefltirilerin temeli sa¤lamd›r; ne övgülerin gerçekte karfl›l›¤› vard›r. Bu s›¤l›k, AB’ye tabi olman›n sonucudur. Sosyalizm yoktur art›k bu düflüncelerde. Geriye kapitalizm kal›yor. Böyle oldu¤u için Kürt milliyetçi hareketin bütün ad›mlar›nda ufku, kapitalizmin burjuva demokrasisiyle s›n›rlanm›flt›r.

Kürt Milliyetçili¤inin

Cazibe Merkezi “Avrupa son yıllarda yaptı¤ı demokratik hamle ile insanlı¤ın ilerici de¤erlerinin sembolleflti¤i bir cazibe merkezine dönüflmüfltür...” “AB dünyan›n tüm ilerici, demokratik, özgürlük güçlerine büyük bir umut vaat etmektedir..” “200 y›ld›r büyük acılar yaflayan mazlum Kürt halkında, sorunlarının kalıcı çözümü yönünde derin bir heyecan ve beklenti yaratmıfltır...” (Eski DEP milletvekili, Demokratik Toplum Hareketi’nin kurucular›ndan Hatip Dicle) Yukar›daki sözleri okuyanlar belki gayri-ihtiyar› “bu kadar da olmaz” diyecekler. Ama oluyor, olacakt›r. Kürt milliyetçili¤inde tüm yollar AB’ye ç›k›yor. Demokratik Toplum Hareketi’ni örgütlemeye çal›fl›yorlar; hareketin ilkelerin bafl›nda flu geliyor: “AB sürecini desteklemek.” Avrupa Parlamentosu’nda Kürt sorunu konferans› düzenleniyor; AB’ye yukar›da okudu¤unuz övgüler ya¤d›r›l›yor. Ayd›nlar Ak›n Birdal öncülü¤ünde “Bar›fl Giriflimi” oluflturuluyor, umutlar AB’ye üyelik sayesinde “iki taraf› da” susturmaya ba¤lan›yor. Kendini sol, hatta sosyalist olarak tan›mlayanlar taraf›ndan politika, taktik ad›na, emperyalist Avrupa’n›n bu flekilde övgüye bo¤ulmas›, böylesine “umut” haline getirilmesi, trajiktir. Çünkü bu bir acizlik ve umutsuzluk tablosudur. Kendine, halk›na güvenini kaybetmifl, kapitalizme bir alternatif olaca¤›na inanc›n› kaybetmifl, emperyalistlere s›¤›nmaktan baflka çare kalmad›¤›na hükmetmifl bir ruh halinin yans›mas›d›r. Hatip Dicle’ye yak›flmam›flt›r bu sözler. ‹nsanl›¤›n ilerici de¤erleri, Spartaküs isyanlar›nda, fieyh Bedreddin ayaklanmas›nda, Ekim Devriminde, Küba devriminde, Hitler faflizmine karfl› savaflta, Filistin’den Latin Amerika’ya, Kürdistan’dan Balkanlara, halklar›n iflgallere, faflist diktatörlüklere karfl› direnifllerinde yarat›lm›flt›r. Bunlar m› AB’de sembollefliyor? Yapmay›n. Tarihe bu kadar pervas›zca sayg›s›zl›k etmeyin. “Büyük politika” yap›yoruz diye

‹flas etmifl bir yolda yürümekte ›srar, politika de¤il, politikas›zl›kt›r Sözkonusu konferansa kat›lan DEHAP Genel Baflkan› Tuncer Bak›rhan’›n orada bütün söyleyebildi¤i AB’ye “demokratik bir denetim ve baskı politikasını hayata geçirme" ça¤rısı yapmaktan ibarettir. Bununla ne “Kürt sorunu” çözülür, ne –e¤er öyle bir amaçlar› da varsa– Türkiye demokratikleflir. AB çözsün, ABD çözsün, NATO çözsün politikalar›n›n çözümsüzlük oldu¤unun görülmesi için dünyada daha kaç iflgal, kaç karfl›-devrim, kaç emperyalist darbe yaflanmas› gerekiyor? Bar›fl, ateflkes politikalar›yla bir yere var›lamad›¤›n›n, bu politikalarla amaçlanan hiç bir hedefe ulafl›lamad›¤›n›n, tersine bu politikalar›n sürekli bir siyasal gerilemeyle sonuçland›¤›n›n

Say› 134 41 28 Kas›m 2004


görülmesi için daha ne gerekiyor? ‹flas etmifl bir yolda bile bile yürümeye devam ederek var›lacak yerin emperyalizmin düzeni oldu¤u art›k aç›kt›r. Ve bütün mesele de buradad›r.

Devrim ve sosyalizm terkedildi¤inde yürünecek tek yol bu yoldur... Kürt milliyetçi hareketin bugünkü elefltirilen tüm politika, taktik ve söylemlerinin temelinde, devrim ve sosyalizm yolunda de¤il, emperyalist dünya düzeninin bir parças› olma yolunda yürümesi yatmaktad›r. Bu hareket ve ona paralel davranan tüm kesimler, Kürt halk› için “umut ve heyecan verici” tek yol olarak “AB’ye üyelik” yolunu göstermektedirler. Ekim ay›nda oluflturulan Bar›fl ‹çin Ayd›n Giriflimi de ayn› kulvara düflmüfltür.

Say› 134 42 28 Kas›m 2004

Bar›fl ‹çin Ayd›n Giriflimi, ilk olarak bir aç›klama yapt›; aç›klamada as›l vurgu, iki taraf›n da atefl kesmesineydi. Ard›ndan düzenlenen “‹stanbul-Diyarbak›r Bar›fl Yolculu¤u”nda ayn› ça¤r›lar yap›ld›. Bu giriflimle ne elde edildi? Kimin ifline yarad› yap›lanlar? Ve yap›lacaklar kimin politikalar›na hizmet edecek? “‹ki taraf da atefl kessin” politikas›, Avrupa’n›n çözümüdür. Peki devam›nda “iki taraf› da” silahs›zland›rabilecek misiniz? Bunun cevab›n›n hay›r oldu¤u bellidir. Kürt hareketçi silahs›zlanacak, oligarfli tüm silahl› gücüyle halk› tutsak etmeye, sömürmeye ve zulmetmeye devam edecek. Gerçekte burada istenen bir halk›n hakl› ve meflru ba¤›ms›zl›k kavgas›ndan, iktidar kavgas›ndan vazgeçmesidir. Emperyalistler için ana sorun da budur. Bir halk› veya örgütü, ba¤›ms›zl›ktan vazgeçirdi¤inde, iktidar iddias›ndan vazgeçirdi¤inde, onlar için sorun çözülmüfltür; ondan sonra o halka, örgüte verilecek haklar onun için teferruatt›r. Sorun kitleleri, örgütleri düzen içinde tutmakt›r. Halk›n fliddetini reddeden her yaklafl›m, iflte bu emperyalist çözüme hizmet etmektedir. Halk›n fliddetini reddeden her yaklafl›m, halklar› emperyalist sistem alt›nda yaflamaya mahkum etmekte, dolay›s›yla tüm ulusal, sosyal sorunlar›n›n gerçek anlamda çözümünü de imkans›zlaflt›rmaktad›r. Ne Kürt sorununu, ne de baflka bir sorunu bu flekilde çözemezsiniz. Devrim çözer. Att›¤›n›z her ad›mda bunu göreceksiniz. Bar›fl ‹çin Ayd›n Giriflimi’nin sözcüsü Ak›n

“AB’ye Türkiye’ye müdahale ve denetim ça¤r›s› yapan bir hareket, Kürt sorununda AB’den farkl› bir fley söyleyebilir mi? “AB sürecini desteklemek” temel politikalar›m›zdan biridir diyen bir hareket, oligarfliye karfl› mücadelede tutarl› olabilir mi? AKP de “AB sürecini destekliyor”. “‹ki taraf da ateflkessin” diyen bir Bar›fl Giriflimi, kime hizmet etmifl olur. Bu, Avrupa’n›n çözümüdür. Halklar›n çözümü bellidir. Halklar›n çözümü, devrimdir, sosyalizmdir. Halklar›n mücadelesi, “AB sürecini h›zland›rmay›” de¤il, halk›n iktidar› savafl›n› büyütmeyi gerektirir. “Her koflulda toplumsal sorunlar›n zor ve fliddet yoluyla çözümüne karfl› ç›kanlar”, AB’ye üyelikten baflka destekleyecek, savunacak bir fley bulamazlar. Halk›n fliddeti ve emperyalizmin-oligarflinin fliddeti ayr›m›n› koymayanlar, niyetleri ne olursa olsun, emperyalizmin “çözüm”lerine hizmet ederler. Bu “çözüm”de ise halklar için özgürlük, adalet yoktur, kurtulufl yoktur!

Birdal, iki taraf›n da ateflkesmesinin gerekçelerini aç›klarken, bak›n ne diyor: “Türkiye'deki çat›flma ortam› hayat›n her alan›n› etkiliyor, üretim iliflkilerini zay›flat›yor. ‹flçileri, emekçileri üretim sürecinden kopar›yor. Üreticileri, ürettikleri üzerinde söz, karar verme yetkisinden uzaklaflt›r›yor. Ayr›ca demokrasi kültürünün yerleflmesi önünde de engel oluflturuyor...” Bu giriflim içinde yeralan ayd›nlar›m›z›n bir k›sm›, baflta Ak›n Birdal olmak üzere, sosyalizmi savunmaktad›rlar. Fakat, bu sözleri söyleyebilmek için sosyalist literatürün, bilimin d›fl›na ç›kmak gerekir. Demek ki “çat›flma” olmasa, üreticiler, ürettikleri üzerinde söz, karar verme yetkisine sahip olacaklar. Peki “çat›flma” yokken böyle miydi? “Üreticilerin, ürettikleri üzerinde söz, karar verme yetkisi” deyifli bile sosyalist literatüre, devrimci mücadeleye aittir. Sosyalizmin sloganlar›n›, emperyalist çözümün gerekçesi yapmak, sosyalistli¤e de, ayd›n bilimselli¤ine de s›¤maz. Gerçekten bunu istiyorsan›z, çat›flman›n sona ermesine de¤il, halk›n devrimci iktidar savafl›n›n güçlendirilmesine ça¤r› yapmal›s›n›z. AB’ye de¤il, sosyalizme ça¤r› yapmal›s›n›z. Çünkü zaten, çözüm de buradad›r.


Kürt Milliyetçi Önderli¤in ‹deolojik Savruluflu Bölüm 4

Temmuz 2004 tarihli Devrimci Sol Dergisi’nin 19. say›s›ndaki ayn› bafll›kl› yaz›dan yararlanarak haz›rlad›¤›m›z bu yaz› dizisini, bu bölümle bitiriyoruz. Okurlar›m›z›n da farkedece¤i gibi, bu yaz›n›n haz›rlan›fl›ndan bu yana, burada ele al›nan bafll›klara Kürt milliyetçi cepheden yeni örnekler eklenmeye devam edilmifltir. Marksizm-Leninizmle, sosyalizmle, ba¤›ms›zl›ktan yana olmakla ilgisi olmayan düflünceler ortaya at›lmakta, ortaya at›lan her yeni düflünce, Kürt milliyetçili¤inin ideolojik-politik kaosunu derinlefltirmektedir. K›sacas›, bu yaz›n›n bafll›¤›nda iflaret edilen ideolojik savrulufl sürmektedir. Bu savruluflun ise onlar› emperyalist cepheye ve burjuva ideolojisine götürdü¤ü s›r de¤ildir. Halklar›n cephesinde olmas› gereken bir gücün ideolojik ve politik olarak burjuvazinin saflar›na savruluflu bizi üzer; bunu önlemek için k›yas›ya ideolojik mücadele yürütürüz, ki bu yaz›n›n amac› da budur. Kürt milliyetçi hareketin önderli¤i, yönetimi, kadrolar›, militanlar›, bir an durup “nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz?” sorusunun muhasebesini yapmal›d›rlar. De¤ilse, iflaret edildi¤i gibi, savrulufl karfl› saflarad›r.

Hayat›n her alan›nda fark koyma politikas›; “biz onlar gibi de¤iliz!” 19 Aral›k 2000 katliam› sonras›nda PKK’l› tutsaklar›n direnmemesini Öcalan’›n “fark›m›z› koyduk iyi oldu” diye de¤erlendirdi¤i biliniyor. Kürt milliyetçi hareketi bu fark› koymak için çok uzun süredir yo¤un çaba sarfetmektedir. Öcalan, daha 1990’lar›n bafl›nda burjuva bas›nla yapt›¤› bir röportajda “Biz devletle anlafl›r›z da, Dev-Sol’la ne yapacaks›n›z bilmem” derken, daha o zamandan kendilerinin “farkl›” oldu¤u mesaj›n› veriyordu. Tabii bugün bu “farkl›l›k” iddias›, teorik, politik, pratik bir çok tav›rla pekifltirilmifltir. “Fark koyma” politikas›n›n temelinde, emperyalizmin ve oligarflinin “terör” demagojisine kat›lmak vard›r. Öcalan sözünü etti¤imiz röportajda Devrimci Sol’un eylemlerini anarak sözlerini flöyle sürdürüyordu: “terörden biraz da bu anlafl›lmal›...” Bu noktada da o günden bugüne oldukça mesafe katedildi, “teröre karfl› uluslararas› iflbirli¤i” KADEK’in program›na konuldu. Amerika’n›n Irak’a müdahalesini “olumlu” gördü¤ünü belirtti¤i bir aç›klamas›nda Öcalan flöyle diyor: “ABD’nin yüz y›ll›k diktatörlerin afl›lmas›ndaki rolünü olumlu görüyorum. Kat› bir ABD karfl›tl›¤› yapm›yoruz. ABD ile görüflme ve demokra-

tik iflbirli¤i olabilir. ... Bush'un son zamanlarda diktatörlerin afl›lmas› yönündeki baz› de¤erlendirmeleri yanl›fl de¤ildi. Bizi terör örgütleriyle k›yaslamas›nlar.” (18 May›s 2003, Özgür Politika) Her devrimci, ilerici örgüt kendi fark›n› koymaya çal›fl›r. Bunu halk kitleleri nezdinde yapar. Ama Öcalan bunun tersini yapmaktad›r hep; emperyalizm ve oligarfli nezdinde, kendilerinin di¤er devrimci örgütlerden farkl› oldu¤unu kan›tlamaya çal›flmaktad›r. Halk nezdinde birbirinden fark›n› koymaya çal›flan örgütlenmeler, do¤all›kla kendilerinin daha devrimci, Marksist-Leninist oldu¤unu, devrimin kendi önderliklerinde gerçeklefltirilebilece¤ini anlatmak isterler. Ama “fark›n›z›” emperyalizme kan›tlamaya kalkt›¤›n›zda bu da tersine çevrilir. Öcalan’›n koydu¤u “fark”la anlat›lmak istenen de emperyalizm ve oligarfli aç›s›ndan daha tehlikesiz olundu¤udur. Bunun için gayet sorumsuzca devrimci örgütler, emperyalizme direnenler “terör örgütleri” olarak adland›r›lmakta, oligarflinin terör demagojisiyle devrimcilere yönelik sald›r›lar›na “k›nama” aç›klamalar›yla onlar da kat›lmaktad›rlar(1). Biz sizin iktidar›n›z için tehlikeli de¤iliz, biz sizin düzeninize uyum sa¤layabiliriz... Söylenen özetle budur. Öcalan’›n piflmanl›k yasas› konusundaki tutumu da bunun bir baflka örne¤idir. “Burada di¤er önemli bir husus, örgüt kendi r›zas›yla fliddete tümüyle son verdi¤ine göre, art›k ayr›ms›z, özel incelemeye tabi tutmaks›z›n, tüm mensuplar›na yasan›n uygulanmas›d›r. ... Muhtemel bir rehabilite, yani sosyal ortama uyma için denetim alt›nda kalma reddedilemez. Bu süreçte hem ruh, hem adaptasyon, bunun için e¤itim, hem de yeni yaflama bir meslek temelinde haz›rlanmak için, bir süre toplu veya gruplar halinde uygun ortamlarda kal›nabilir. Bu, güven sorununu da halledebilir.” (Öcalan’›n aç›klamalar›ndan, 3 Ekim 1999) Öcalan’›n bu sözlerinden bir kelimeye dikkat çekmek gerekir: Rehabilite! Bu s›radan bir kelime de¤il. Düzen taraf›ndan “rehabilite” edilmeyi kabul eden herhangi bir güç, ideolojik, politik olarak düzene uymay› kabul etmifl demektir. Bilindi¤i gibi, F Tipi hapishaneler konusunda sorunun özü emperyalizmin ve oligarflinin rehabilitasyon politikas›d›r. Tecrit, rehabilitasyonu kabul ettirmek içindir. 115 flehit, emperyalizm ve oligarfli taraf›ndan rehabilite edilmeyi kabul etmedi¤imiz için verilmifltir. Öcalan iflte böyle bir noktada “re-

Say› 134 43 28 Kas›m 2004


habilite reddedilemez” diyor. Biz reddediyoruz. Türkiye devrimcili¤i, oligarfli ve emperyalizm taraf›ndan rehabilite edilmeyi reddediyor. Ve bu, Kürt milliyetçi hareketiyle, Türkiye devrimcili¤i aras›nda gerçek bir FARK’t›r. Bu fark, kan›tlamaya ihtiyaç duymayacak bir farkt›r. Ama bir zamanlar devrimci, savaflç›, muhalif olan her güç için, emperyalizme kendini kabul ettirmek zordur. Öcalan düflüncelerinin emperyalist sistem için tehlikeli olmad›¤›n› kan›tlamak istedi¤i için, Marks’›, Lenin’i aflt›¤›n› iddia etmekte, devrimciler katledilerken seyirci kal›nmas›na “iyi oldu” demekte, devrimci örgütleri “terörist” ilan etmekte mahzur görmüyor. Düzenle paralellikler kurmak için Marks’› Lenin’i aflt›¤›n› söyledi¤i kadar, Musafa Kemal’le ayn› fleyleri düflündü¤üne vurgu yap›yor; “Ben Mustafa Kemal’in 20’lerdeki rolünü flimdi güncellefltirmek istiyorum. O, 19. Yüzy›l bilimiyle hareket ederken, ben 21. Yüzy›l bilimiyle hareket ediyorum.” (29 May›s 2004, Özgür Politika)

Say› 134 44 28 Kas›m 2004

Tabii ki Mustafa Kemal’le kendisini k›yaslad›¤› bu tesbitin de gerçekli¤i yok. Mustafa Kemal’in 20’lerdeki rolü aç›kt›r; emperyalizme karfl› ulusal kurtulufl savafl›n›n önderidir. 2004’teki Abdullah Öcalan ise, emperyalistlerin zaferini ilan ediyor. Bu rollerin neresinde benzerlik var? Fakat Öcalan için söylediklerinin gerçe¤e uygunlu¤undan çok, o an›n koflullar› içinde neye hizmet etti¤i önemlidir; mevcut koflullarda Mustafa Kemal’le benzerlikler kurmak veya ‹mral›’daki savunmas›nda yapt›¤› gibi, Mustafa Kemal’in 1920’lerdeki Kürt katliamlar›ndan asl›nda sorumlu olmad›¤›n› ilan etmek, düzenle yak›nlaflma manevralar›d›r. Düzene, bak›n, geçmiflteki Kürt katliamlar›n› da unutuyoruz, sizi o katliamlar›n sorumlulu¤undan akl›yoruz denilmektedir... Fark iyice oligarflinin gözüne sokulmaktad›r.

Sosyalizme yönelmeyen bir hareketin son tahlilde burjuva demokrasisine ve emperyalizme mahkum olmas› kaç›n›lmazd›r Ulusal kurtulufl savafl› s›n›fsal perspektife sahip

Düzen taraf›ndan ‘rehabilite’ edilmeyi kabul eden herhangi bir güç, ideolojik, politik olarak düzene uymay› kabul etmifl demektir. Öcalan iflte böyle bir noktada ‘rehabilite reddedilemez’ diyor. Biz reddediyoruz. Türkiye devrimcili¤i, oligarfli ve emperyalizm taraf›ndan rehabilite edilmeyi reddediyor. Ve bu, Kürt milliyetçi hareketiyle, Türkiye devrimcili¤i aras›nda gerçek bir FARK’t›r.

olmazsa, kurtuluflu sa¤lasa bile kapitalist-emperyalist sisteme tabii olmak durumundad›r. Kürt milliyetçi hareketi devrimini yapamadan yaflad› bu evrimi. PKK, örgütsel olarak “iflçi partisi” ad›n› benimsemifl, sosyalizmi, Marksizm-Leninizmi savundu¤unu söylüyor olsa da, daha bafl›ndan itibaren sosyalizmden etkilenmifl bir milliyetçi harekettir. PKK’y› vareden ideoloji, teori özünde milliyetçili¤e göre flekillenmifl, Marksizm-Leninizm bu teoride her zaman eklektik bir parça olarak kalm›flt›r. ‹deolojik temeldeki yanl›fll›k, zaman içinde MarksizmLeninizme, sosyalizme yönelme yerine, daha da pekiflmifl, milliyetçilik, ideolojide de söylemde de daha belirleyici olmufltur. PKK’n›n milliyetçili¤inin pekiflmesiyle t›kan›kl›klar›n›n büyümesi birbirine paralel bir seyir izler. Sosyalizm, PKK hareketinde ve düflüncesinde esas olarak bir “etkilenme” düzeyinde varoldu¤u için, PKK’n›n evrimi, sosyalizmden burjuva demokrasisine de¤il, milliyetçilikten burjuva demokrasisine do¤ru bir seyir olarak de¤erlendirilmelidir. Geliflme iki yönde de –sosyalizm ya da kapitalizm– olabilirdi, kapitalizm yönünde oldu. Bu sonuçta PKK’n›n milliyetçilikten uzaklaflamamas› en belirleyici ögelerden biridir. PKK’n›n dünkü teorisi içinde sosyalizm savunusu “belli belirsiz” bir biçimde yeral›yordu. Bugün de burjuva demokrasisinin PKK teorsinde yeral›fl biçimi ayn›d›r. Burjuva demokrasisinin savunusu yine belli belirsizdir. Yukar›da al›nt›larla gösterdi¤imiz gibi, asl›nda burjuva demokrasi tercihi nettir; fakat kadrolar› ve kitleleri nezdinde çok vurgulanmamakta, öne ç›kar›lmamaktad›r. Böyle bir geriye dönüfl tabii yavafl yavafl zamana yay›larak kitlelere kabul ettirilebilir. Yar›n daha aç›k hale gelecektir. Kapitalizmin savunuldu¤u çok aç›k söylenmese de, emperyalizmin hegomanyas› alt›nda bir dünyada yaflaman›n kabul edildi¤i daha aç›k telaffuz edilmektedir. PKK’n›n ideolojik-politik zemininin en çürük yan› hiç kuflkusuz “sömürgecilik” teorisiydi. Bu teorinin en önemli sonucu ise, PKK’n›n antiemperyalist bir çizgiyi hiçbir zaman benimsememesidir. “Emperyalizme dokunmama” çizgisi, hareketin sa¤a savrulmas›yla birlikte “emperyalizmin hegomanyas›n› kabul etme” politikas›na dönüfltü. Avrupa Birli¤i’ne üyeli¤in de, ABD’nin Irak’a müdahalesinin de bafl savunucusu PKK oldu. Daha KADEK’in Brüksel’de yap›lan kurulufl aç›klamas›nda “ABD’nin Irak’a yapaca¤› askeri müdahalenin demokratikleflmeyi sa¤layaca¤› için” desteklendi¤i aç›kland›. (16 Nisan 2002) Daha sonra da ABD’nin Irak’a müdahalesini onaylayan aç›klamalar defalarca yap›ld›. AB’nin “teorik, ideolojik savunuculu¤una” soyunuldu. Mesela, çeflitli devrimci demokratik çevrelerin birlikte yay›nlad›¤› “Türkiye dünya halkla-


r›yla Bütünleflmelidir, AB Emperyalizmiyle De¤il” bafll›kl› bildiri, Kürt milliyetçili¤inin çok sert elefltirisiyle karfl›land›; flunlar› söylediler: “Giderek daha iyi görülüyor ki, din dogmatizminin yerine reel sosyalizmin dogmatizminin geçmesi kadar tehlikeli bir olgu çok azd›r herhalde. Bunun sonucu ortaya ç›kan yap›lar da, eski ça¤lar›n mistik tarikatlar›n›n ça¤dafl biçimleri olmaktan öteye gidemedi¤i gibi, sözde karfl›tl›k yapt›¤› kapitalizmin en sol ucu olmaktan da kurtulam›yorlar. Pratik tarzla genel do¤rular aras›ndaki uçurumlar büyüdükçe de, ezberlenen kliflelere sar›lma da o denli art›yor. Ancak ak ve kara görebilen bir zihniyetin sonucu olarak, yüzy›llarca sanki iki s›n›f (iflçiler ve burjuvalar) dünyan›n tek gerçekli¤iymifl gibi bir anlay›fl›n körü körüne peflinden gidildi ve maalesef halen gidiliyor da.” (5 Temmuz 2002 Özgür Politika) Düflünün ki, Özgür Politika’n›n burjuvazinin a¤z›yla, dogmatik sosyalistlikle, “hala s›n›f mücadelesi anlay›fl›n›” savunmakla, körü körüne s›n›f mücadelesi gerçe¤inin peflinde gitmekle elefltirdi¤i bu aç›klamay› yapanlar aras›nda D‹SK, KESK, TMMOB, ‹HD gibi kurumlar da vard›r. Kürt milliyetçili¤i için bunlar›n “solculu¤u” bile art›k tahammül edilemez, dogmatik, afl›r› solculuk olarak görünmektedir. Nas›l ki, her türlü ideolojik karfl› ç›k›fl, her türlü eylem, oligarfli ve tüm Avrupac›lar taraf›ndan “AB’ye uyumu tehlikeye sokuyorsunuz” diye karfl›lan›yorsa, Kürt milliyetçili¤i de öyle bak›yor. Ama burada bir nokta var ki Kürt milliyetçili¤inin bu “elefltirisi”nin bile ne kadar “sahici” oldu¤unu tart›flmaya aç›k hale getirmektedir. AB’li çözüm beklentileri dolay›s›yla AB’ye övgüler ya¤d›ran da, KADEK ve Kongra-Gel’in AB taraf›ndan “terör örgütleri” listesine al›nmas› üzerine AB’ye çok “radikal” elefltiriler yöneltmeye bafllayan da Kürt milliyetçili¤idir(2). Yukar›da da iflaret etti¤imiz gibi, politika ve teori s›¤ ve günübirliktir. Bu ise, zaten teoriyi teori olmaktan ç›karmakta, bu teori çerçevesinde gündeme getirilen politikalar› daha bafltan etkisizlefltirmektedir. Devrimcilerin tüm elefltiri ve uyar›lar›na, prati¤in önlerine ç›kard›¤› açmazlara ra¤men sömürgecilik teorisinden ve milliyetçilikten vazgeçmemenin sonucu, emperyalizme ve oligarflik düzene dönüfl olmufltur. 15 y›ll›k gerilla savafl›n›n ard›ndan bir tercih yap›lm›flt›r. Sosyalizm ile burjuva demokrasisi aras›ndaki gel-gitler, burjuva demokrasisinin, emperyalizmin dünya düzeninin tercihiyle sonuçlanm›flt›r. Kürt milliyetçili¤i, ABD’ye, AB’ye karfl› de¤ildir. Dolay›s›yla, NATO’ya, ‹MF’ye karfl› de¤ildir. Kürt milliyetçili¤i bu tutumunu politik olarak çeflitli defalar ifade etse de, özellikle pratik içinde

Devrimcilerin tüm elefltiri ve uyar›lar›na, prati¤in önlerine ç›kard›¤› açmazlara ra¤men sömürgecilik teorisinden ve milliyetçilikten vazgeçmemenin sonucu, emperyalizme ve oligarflik düzene dönüfl olmufltur. Bu noktada, NATO’ya, IMF’ye, ABD’ye karfl› ç›kmayan, bu temeldeki halk muhalefeti içinde yeralmayan bir hareketin Türkiye soluyla nerede, nas›l bir araya gelebilece¤i cevaplanmas› gereken bir sorudur. bugüne kadar belli ölçülerde perdelemifltir. Haziran ay›ndaki NATO’ya karfl› eylemler sürecinde art›k böyle bir perdelemeye ihtiyaç duyulmad›¤› gösterilmifl oldu. Tabii bu noktada, NATO’ya, IMF’ye, ABD’ye karfl› ç›kmayan, bu temeldeki halk muhalefeti içinde yeralmayan bir hareketin Türkiye soluyla nerede, nas›l bir araya gelebilece¤i cevaplanmas› gereken bir sorudur. Burjuvaziyle ittifaklar peflinde kaybedilen y›llar, elden ç›kar›lan mevziler, Genelkurmay üzerine yap›lan yanl›fl hesaplar, emperyalizme bel ba¤lamalar, sonuçta buraya getirmifltir Kürt milliyetçi hareketini. Elini, kolunu, ama daha önemlisi beynini emperyalizme kapt›rm›fl bir konumun s›k›fl›kl›¤› yaflanmaktad›r. S›k›fl›kl›k o düzeydedir ki, Kürt milliyetçi hareketi içinde y›llarca elefltirilen Barzani övülüp, kendilerinin de Barzani çizgisini izlemesi gerekti¤i önerilebilmektedir. Do¤rudur, Barzani çizgisi bugün -savunduklar›yla tutarl›l›k ve savunduklar›n› pratiklefltirmek aç›s›ndan- daha ileridedir. Barzani de iflbirli¤ini savunuyor, Kongra-Gel de. Bu anlamda aradaki farklar silinmifltir, ya PKK da Barzanileflecek ya da farkl› bir ç›k›fl yolu arayacaklard›r. Elbette muhasebe yapmak, derinleflen bu açmazlardan devrimden yana ç›k›fllar bulmak için hala bir flans vard›r. Gelinen noktada bu flans art›k oldukça küçülmüfltür, emperyalizmin hegomanyas›na evet diyen, oligarflik düzen içinde yer almay› amaçlayan politika sorgulanmad›kça, böyle bir flans da olmaz. Kürt milliyetçi hareketi s›k ve çabuk görüfl de¤ifltirebilen bir harekettir. Yar›n, bugün savunulan görüfller için de “taktikti” denilebilir. Ama geriye dönüfl o kadar da kolay olmaz. Pratikte ise, kaybedilenler yerine konulamaz. Öcalan’› ve Kürt milliyetçi hareketini flu anda savundu¤u teoriler itibar›yla Marksizm-Leninizm cephesine yerlefltirmek mümkün de¤ildir. Bugün bunu tart›flm›yoruz zaten. Bugünkü tart›flma daha çok en genel anlamda bu düflünceler “halk›n cephesinde” midir sorusudur. Öcalan’›n bütün bu teorileri “Kürt halk›n›n özgürlü¤ü için gelifltirdi¤ini” söylemesi, bu soruyu ortadan kald›rm›yor. Politikada tart›fl›lan niyetler de¤ildir. Politikan›n kime,

Say› 134 45 28 Kas›m 2004


Say› 134 46 28 Kas›m 2004

neye hizmet etti¤idir. Burjuva demokrasisi savunuluyorsa, iktidar› almak hedeflenmemelidir deniliyorsa, kapitalizm mutlak görülüyorsa, bunun burjuvaziye hizmet edece¤i Marksist-Leninistler aç›s›ndan aç›kt›r. Öte yandan, ideolojik olarak burjuvazi cephesine kay›fl içinde olmakla birlikte, düzenle halen varolan çeliflkileri ve demokratik talepleri, Kürt milliyetçi hareketini halk›n saflar›nda tutmaktad›r. Bu ikili durumun ne kadar sürece¤i ve ne yönde bir seyir izleyece¤ini bugünden kesin olarak söylemek mümkün de¤ildir. Fakat milliyetçili¤in ve emperyalist düzen tercihinin bir hareketi nerelere savurabilece¤inin örne¤i de Barzani-Talabani nezdinde çok somuttur. Irak iflgalinin ilk dönemlerinde, Barzani-Talabani milliyetçili¤inin Amerikan iflbirlikçili¤i yo¤un olarak tart›fl›l›rken, devrimciler ülkemizdeki Kürt milliyetçi harekete flu soruyu sordular: “Böyle bir Amerikan müdahalesi Türkiye’ye yap›ld›¤›nda ne yapacaks›n›z?” Bu soruya do¤rudan bir cevap verilmemifltir. En az›ndan Barzani ve Talabani gibi yapmay›z denilmemifltir. Tersine, ABD sopas›yla oligarfliyi tehdit aç›klamalar›yla Amerikan müdahalesine yeflil ›fl›k yak›lm›fl, Barzani-Talabani iflbirlikçili¤i de meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Bunun gösterdi¤i fludur; mevcut politikalar de¤iflmedi¤inde çok daha vahim ayr›flmalar, saflaflmalar yaflanabilir. NATO’ya karfl› eylemlere kat›lmayan Kürt milliyetçi hareketi, bu “çekiliflini” nereye kadar sürdürecek? Bu geriye çekilifl durdurulmad›¤›nda, düzen içileflme sürer ve öyle bir nokta gelir ki Kürt milliyetçili¤i halk›n karfl›s›nda da yer alabilir... S›n›flar mücadelesinde bunun olmayaca¤›na dair hiç bir güvence yoktur. Kürt milliyetçilerine bugün söylenebilecek tek fley, gidiflat›n vahimli¤ini görüp, en az›ndan demokratik, anti-emperyalist bir noktada durmaya çal›flmalar› olacakt›r. Kürt milliyetçi hareketindeki bu geliflmeler, halk hareketi aç›s›ndan geçici bir zay›flamaya da yolaçm›flt›r. 15 y›ll›k silahl› savafl› boyunca, Kürt milliyetçi hareketinin, halk hareketine konjonktürel olarak kazand›rd›¤› fleyler de olmufltur; en genel anlamda halk›n mücadelesini geniflletmifltir. Bugün ise, kaybettirdikleri kazand›rd›klar›ndan daha büyük olmaktad›r. Dün pratik olarak silahl› mücadelenin mümkün ve baflar›l› olabilece¤inin bir kan›t› olan PKK, bugün neredeyse düzene karfl› mücadelenin gereksizli¤inin teorisini yapan hareket durumuna gelmifltir. Bunun verece¤i zararlar› asgariye indirmenin yollar›ndan biri, Kürt milliyetçi hareketin teorilerinin sol üzerindeki etkilerini s›n›rlayacak bir ideolojik mücadele sürdürmektir. Kuflkusuz bu ideolojik mücadele sürdürülecektir; ama öte yandan devrimcilerin esas gayreti, gerek Bat›’ya göçetmifl gerekse de halen Kuzey Kürdis-

tan’daki Kürt halk› içinde devrimci düflünceleri yayg›nlaflt›rmaya, devrimci hareketi bu kesimler içinde örgütlemeye yönelmek durumundad›r. Çünkü, soruna bir baflka aç›dan bak›ld›¤›nda görülür ki, Kürt milliyetçi hareketinin geldi¤i nokta, ayn› zamanda ulusal sorunda devrimci çözüm düflüncesinin hakl›l›¤›n›n da kan›tlanmas›d›r. Kürt milliyetçi hareketinin mevcut durumu, milliyetçili¤in açmazlar›n› iyice su yüzüne ç›karm›fl, Türk ve Kürt halklar›n›n birlikte mücadelesi ve örgütlenmesi olmaks›z›n, devrimi hedeflemeksizin bir kurtulufl olamayaca¤›n› kendi pratikleri içinde kan›tlam›flt›r. Görevimiz, ne Kürt halk›n›n, ne tüm Türkiye halklar›n›n PKK’n›n geldi¤i nokta nedeniyle umutsuzlu¤a kap›lmas›na izin vermeden, do¤ru devrimci politikay›, Kürt halk›n›n her kesimi içinde devrimci örgütlenmelere dönüfltürmektir. Hiç bir ülkede ulusal sorun düzen içinde veya emperyalizmin himayesiyle çözülemez. Emperyalizme karfl› olmayan, sosyal kurtuluflu hedeflemeyen hiç bir milliyetçi hareket de bu sorunu çözemez. Sorunun çözümü tektir; çözüm, birlikte örgütlenen, birlikte savaflan halklar›n anti-emperyalist, anti-oligarflik devrimidir. Halklar›n yüzy›ld›r sürdürdü¤ü ulusalsosyal kurtulufl savafllar› prati¤inin bir sonucu olan bu gerçek, ülkemiz prati¤inde de bir kez daha aç›kça görülmüfltür.

- son---------(1)

Bugün bu noktada çarp›c› bir geliflmeyle daha karfl› karfl›yay›z. Oligarfli Kongra-Gel’in ateflkese son verme karar›na karfl› Kürdistan’›n çeflitli flehirlerinde gösteriler örgütlüyor. Emniyet Müdürü Gaffar Okan için kitleleri soka¤a ça¤›ran, ‘terörü k›nama’ aç›klamalar› yapan, kendisi d›fl›ndaki her fleyi provokasyon, terör diye adland›ran Kürt milliyetçili¤i, oligarfliye bizzat Kürt milliyetçili¤inin örgütlü oldu¤u yerlerde terör karfl›t› kampanya ça¤r›s› yapma cesareti vermifl, kitleleri de bu demagojiye aç›k hale getirmifltir. (2)

Ama bu elefltirileri yaparken bile, ABD’nin ve AB’nin KONGRA-GEL’i terörist saymas›n›n nedenini hala ‘kendini iyi tan›tamama’ olarak gören de¤erlendirmeler yap›l›yor. Bu hafif bir de¤erlendirmedir. Diplomasiyi, s›n›flar mücadelesinin kendisi saymakt›r. Diplomasi, siyasetin biçimlerinden yaln›zca biridir. Evrimci geliflme, demokratik yol tesbitleri do¤al olarak ‘diplomasiye’ büyük bir önem atfedilmesine neden olmufltur. Fakat Kürt milliyetçili¤i hala görmek istemese de karfl›lar›ndaki burjuva politikac›lar, diplomasi yapm›yor, düpedüz s›n›fsal ç›karlar›yla hareket ediyorlar.


Yurtd›fl›ndan “POL‹TEKN‹K fiEH‹TLER‹ YAfiIYOR! ULUSLARARASI TECR‹TLE MÜCADELE SEMPOZYUMU ve TECR‹TE KARfiI ENTERNASYONAL M‹T‹NG MÜCADELE SÜRÜYOR!”

Yunanistan’da 17 Kas›m 1973’de Albaylar Cuntas›’na karfl› Politeknik Üniversitesi’nde gerçeklefltirilen büyük direniflin y›ldönümünde, 17 Kas›m 2004’te Atina, Selanik ve Girit baflta olmak üzere bir çok il ve ilçede faflizmi lanetleyen eylemler düzenlendi. Onbinlerce insan Politeknik direniflinin coflkusuyla, meydanlar› doldurdular. 14 Kas›m akflam› bafllayan anma etkinliklerine kat›lan Cepheliler açt›klar› standlar ve da¤›tt›klar› binlerce bildiriyle Türkiye'de süren mücadeleyi anlatt›lar. Etkinlikler kapsam›nda çeflitli konular›n tart›fl›ld›¤› panellerden biri de Türkiyeli devrimci Sinan Bozkurt'un Almanya'ya iade edilmek istenmesiyle ilgiliydi. Eylemlerin son günü ise Sinan Bozkurt'un telefon yoluyla yapt›¤› konuflma tüm Politeknik alan›na yerlefltirilmifl megafonlardan yay›nland›. Politeknik direniflini selamlayan S.Bozkurt, Türkiye'li bir devrimci olarak emperyalizme ve faflizme karfl› mücadele etti¤i için tutsak edildi¤ini ve iade karar›n› protesto etmek için açl›k grevine bafllad›¤›n› duyurdu. Bozkurt konuflmas›n› "Politeknik Yafl›yor! Mücadele Sürüyor!" sloganlar›yla bitirdi. Hemen ard›ndan binlerce insan›n kat›l›m›yla “Sinan Bozkurt'a Özgürlük!”, “Dayan›flma Halklar›n Silah›d›r! Kahrolsun Emperyalizm!” sloganlar› at›ld›.

Felluce Katliam›na Protestolar 16 Kas›m’da Viyana flehir merkezinde Felluce'de devam eden katliam› protesto etmek amac›yla bir gösteri düzenlendi. Çok say›da Irak ve Filistin bayra¤›n›n tafl›nd›¤› eylemde Cepheliler “Yaflas›n Felluce Direnifli”, “Irak Halk› Ulusal Onurunu Koruyor” yaz›l› dövizler tafl›d›lar. Eylemi destekleyen örgütlerden Anti-Emperyalist Koordinasyon, Siyah Kad›nlar, Filistinli Toplum, ‹flçi Görüflü ve DHKC Enternasyonal temsilcisi birer konuflma yaparak, Felluce'deki vahflete karfl› susmayal›m ça¤r›s›nda bulundular. *** 20 Kas›m’da Almanya’n›n Duisburg flehrinde, ABD’nin Felluce’ye yönelik operasyonuna karfl› bir eylem düzenlendi. HÖC-Duisburg d›fl›nda Initiativ E.V., KPD, ATIF ve HDR’nin de kat›ld›¤› gösteride, iflgal güçlerinin Felluce katliam› protesto edildi.

19-22 Aral›k 2000’de ülkemizde gerçeklefltirilen hapishaneler katliam›n›n dördüncü y›ldönümünde, yurtd›fl›nda bir çok etkinlik yap›lacak. Uluslararas› Tecritle Mücadele Platformu taraf›ndan düzenlenen etkinlikler kapsam›nda üç gün sürecek bir sempozyum ve bir miting de yeral›yor. Birincisi Hollanda’da, ikincisi ‹talya’da düzenlenen ve art›k gelenekselleflen Uluslararas› Tecritle Mücadele Sempozyumu bu y›l 15-17 Aral›k günlerinde Berlin’de yap›lacak. 17 Aral›k’ta ise Berlin’de dünya çap›nda tecrite son verilmesi talebiyle bir miting düzenlenecek. TAYAD Komite taraf›ndan mitingle ilgili yay›nlanan bildiride flöyle denildi: “Karfl› karfl›ya oldu¤umuz uluslararas› sald›r›lar› bofla ç›karmak için, haklar ve özgürlükler mücadelesinden yana olan herkesi biraraya gelmeye ve ortak bir tav›r sergilemeye ça¤›r›yoruz. Enternasyonal dayan›flma yükseltilmelidir.” Sempozyum, miting ve di¤er etkinlikler hakk›nda bilgi almak için afla¤›daki telefon numaras› ve email adresine baflvurulabilir: 00.32.2.230.08.66 isolation@post.com

Kâr ‹çin Halk› Zehirliyorlar Malatya'da Organize Sanayi Bölgesinde bulunan 300'e yak›n fabrika, bulunduklar› bölgeye zehir saç›yor. Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikalardan ç›kan zehirli sular fiAHNAHAN, D‹LEK, HATUNSUYU VE BATTALGAZ‹ bölgelerinden akmaktad›r. Bu zehirli sular›n geçti¤i bütün bölgelerde çocuklar hasta olmakta, köylülerin tek geçim kayna¤› olan meyve, sebze bahçeleri suyun yayd›¤› asitlerden dolay› çürümektedir. Görüfltü¤ümüz fiahnahan köylüleri, en son konuyu savc›l›¤a götürdüklerini, savc›n›n ise fabrikalarda çok insan›n çal›flt›r›ld›¤›n› ve önemli olan›n da bu oldu¤unu söyledi¤ini aktard›lar. Yani savc›ya göre insanlar iflsiz ve çal›flacak bir yerler bulmufllar ise buna flükretmeliler, binlerce yoksul zehirli sularla yavafl yavafl ölebilir, çocuklar› sakat do¤abilir, tüm tarlalar,bahçeler kuruyabilir... yeter ki tekellerin kasalar› dolsun. Bu mant›k bir savc›n›n de¤il düzenin mant›¤›d›r. Bu zihniyet insan sa¤l›¤›n› hiçe saymaktad›r. Tayyip Erdo¤an ayn› bölgede ar›tma tesisleri yine olmayacak yeni fabrikalar›n temelini atmaktad›r. K›sacas› çevredeki bütün insanlar›n hayat› ve dere yata¤›ndaki tüm bitkiler tehlikededir. E¤er bunun önüne geçilmezse daha büyük sorunlar do¤acakt›r.

Say› 134 47 28 Kas›m 2004


Dünya’dan

Yugoslavya... Gürcistan... flimdi de Ukrayna

STK Destekli Emperyalist Darbecilik Eski Sovyet Cumhuriyetlerinden Ukrayna'da yap›lan devlet baflkanl›¤› seçimlerinin ard›ndan, daha önce Yugoslavya’da, Gürcistan’da tan›k oldu¤umuz bir senaryonun tekrar› için emperyalistler harekete geçtiler.

Say› 134 48 28 Kas›m 2004

22 Kas›m günü aç›klanan seçim sonuçlar›na göre; mevcut yönetimin aday› olan Viktor Yanukoviç oylar›n yüzde 49.3’ünü, ABD ve Avrupa’n›n destekledi¤i Viktor Yuflçenko ise yüzde 46.7’s›n› ald›. “Hile yap›ld›¤›n›” aç›klayan “muhalefet” lideri Yuflçenko, taraftarlar›n› soka¤a ça¤›rarak parlamento önünde toplad›. Kendi kendini devlet baflkan› ilan eden Yuflçenko’ya ilk destek, Avrupa’n›n ülkelere müdahalelerinde araç olarak kulland›¤› AG‹T’ten geldi. AG‹T seçimden kayg› duyduklar›n› bildirdi. Ayn› anda, demokrasi ve hukuk anlay›fl›n› art›k tüm dünyan›n tan›d›¤› ABD, “iliflkimizi keseriz” tehditlerinin ard›ndan “seçimi tan›mad›klar›n›” ilan etti. Avrupa Birli¤i de bofl durmad›. Almanya, Fransa, ‹ngiltere ve Hollanda da seçimler hakk›nda “flüpheleri oldu¤unu” aç›klad›lar. Emperyalizmin demokrasisi bu: “benim aday›m› seçmezsen tan›m›yorum”! Yanukoviç’i destekleyen Rusya devlet baflkan› Vladimir Putin, seçimin sonuçlar› resmileflmeden yap›lan bu aç›klamalar›n Ukrayna’n›n içifllerine pervas›z bir müdahale oldu¤unu aç›klad› ve AG‹T gözlemcilerini böylesi emellere alet olduklar›nda uluslararas› prestijini ve varl›k hedefini yitirece¤i fleklinde uyard›. Muhalefet seçim sonuçlar›n› üst mahkemeye götürürken, ABD-AB blokunun harekete geçirdi¤i yüzbinden fazla insan halen Ba¤›ms›zl›k Meydan›’ndayd›. ‹roniktir, bu ad› tafl›yan meydanda bat›n›n sömürgesi olmak için bekliyor insanlar!

Kim, Neyi Savunuyor? Yukar›da özetledi¤imiz tablo, seçimin gerçekte ABD-AB cephesi ile Rusya aras›ndaki bir hegemonya savafl›n›n yans›mas› oldu¤unu aç›k olarak göstermektedir. Ki, adaylar da, seçim öncesi yapt›klar› konuflmalar ve vaatlerle saflar›n› aç›kça ifade etmifllerdir. ABD’de ö¤renim gören ve efli de Amerikal› olan Yuflçenko, Ukrayna’y› NATO’ya ve AB’ye üye yapmay› savunuyor. Mevcut devlet baflkan› Kuçma’n›n

halefi olan Yanukoviç ise Rusya’n›n bölge hakimiyeti ekseninde politikalar›n savunucusu. Yani hiçbir aday›n ba¤›ms›zl›k, ilerici bir iktidar gibi bir hedefi yok. Halklar bir kez daha emperyalistler aras› çat›flmada, bölgenin zenginliklerine el koyma savafl›nda kullan›l›yorlar. Rusya bölgede yeniden hakimiyet kurmak isterken, ABD Rusya’y› kuflatma hamlesine Ukrayna’y› da katmak istiyor. Somut isteklerinden biri, ülkede askeri üs kurmak. Bu üslerin ard›ndan nas›l bir ülke yarat›ld›¤›n› ülkemizden çok iyi biliyoruz. Avrupa da, siyasi, ekonomik olarak, AB’ye alarak bölgede varolmak ve 48 milyonluk ülkenin zengin kaynaklar›, pazar›n› sömürü a¤›na katmak istiyor. Yani çat›flma ve sözde seçim halklar›n iradesi kullan›lan, bölgeyi kimin ya¤malayaca¤›n›n seçimidir. Kitle hareketi bunun manipüle edilmesinin arac›d›r.

Yine Soros, Yine STK’lar... ‹lk örnek Yugoslavya’da yafland›. Spekülatör Soros’un finanse etti¤i, ABD’nin besleyip e¤itti¤i Sivil Toplum Kuruluflu ad›ndaki karfl›-devrimci örgütlenmelerce harekete geçirilen kitle, emperyalistlerin deste¤iyle baflkanl›k saray›n› kuflatt›. Karfl›-devrimin ad›na “kadife devrim” denildi. Sonras› biliniyor. STK destekli darbe ile iktidara getirilenler, Miloseviç’le birlikte onurlar›n› da satarak onu Avrupa’ya teslim ettiler. Yugoslavya karfl›-devriminde temel rolü oynayan ‘Otpor’ adl›, sözde ö¤rencilerin oluflturdu¤u STK idi. ‘Otpor’un ondan sonraki görevi eski Sovyet Cumhuriyetlerinde örgütlenme yapmak oldu. Gürcistan’da “Demokrasi için mücadele” seminerleri verdiler. Gürcü gençler aras›nda “yeter” anlam›na gelen “Kmara” adl› bir örgüt kurdular. Kas›m 2003’te Gürcistan’da fievardnadze iktidar›n› deviren gösteriler bu grup taraf›ndan yönlendirildi. ‘Otpor’ flimdi Ukrayna’da. Bu kez, PORA isimli bir örgütlenme oluflturmufllard›. Her fley “masum ingilizce kurslar›” ile bafllad›. Onlarca insan ABD ve Avrupa’ya e¤itime gönderildi. Bu gösterileri yönlendiren de Pora. Meflhur STK’lar ne ifle yar›yor görüyor musunuz? Bu arada, Polonya’daki karfl›-devrimin önemli isimlerinden Valesa’n›n da Amerikanc› muhalefete destek için ülkede bulundu¤unu hat›rlatal›m. STK destekli darbecili¤in son örne¤inde bekleyifl sürüyor. Kesin olan flu ki, halklar bu yönetimler alt›nda emperyalistlerin oyunca¤› olmaktan kurtulamaz ve Sovyetler döneminin ne refah›n›, ne özgürlüklerini yaflayamazlar.


NKP(M)’den Devrimle Dayan›flma Ça¤r›s›

Devrim kazanacak!

APEC Forumu'nda Bush'a Protesto fiili

Nepal’de iktidara yürüyen NKP(M)’nin, tutsak bulunan Siyasi Büro üyesi Chandra Prakash Gajurel imzas›yla yay›nlanan bir aç›klama ile, halk savafl›n›n son aflamas›ndaki savafl›n, “son zafer için flehirlerde sürmekte” oldu¤u belirtildi. Emperyalist güçlerin Nepal Monarflisini büyük silah yard›m› ile kurtarmaya çal›flt›¤› belirtilen aç›klamada, bunun tam bir soyk›r›m›n önünün aç›lmas› oldu¤u vurguland›. “Partimiz her zaman kan dökülmesini durdurmak için barıflçıl görüflmeler yolunu gelifltirmeye çalıflmaktadır. Fakat Nepal halkının deste¤ini ve güvenini tamamen kaybeden rejim her zaman oldu¤u gibi hakim ekonomik, sosyal ve politik sorunların askeri çözümünden yanadır ve imha savaflını sürdürmeyi istemektedir.” denilen aç›klamada, büyük güçlerin tüm bu gerçeklere karfl›n, sallantıdaki rejime aflırı miktarlarda her türlü askeri "yardımı" sa¤layarak ortalı¤ı karıfltırmak, istedi¤i belirtildi. Askeri yard›m›n, jenoside hız vererek binlerce Nepalli ezilen kitlenin öldürülmesi için oldu¤unun alt›n› çizen Gajurel, dünya halklarını, askeri "yardıma" hay›r seslerini yükseltmeye ça¤›rd›. NKP(M) aç›klamas›nda, Nepal'deki Halkın Devriminin bilimsel temellere dayanan, milyonlarca Nepalli taraf›ndan desteklenen, Halk Kurtulufl Ordusu taraf›ndan korunan ve dünya çap›nda ezilen halklar›n deste¤ine sahip olan bir devrim oldu¤u ve basit bir “terörizm” meselesi gibi gösterilmesinin büyük yan›lg› oldu¤u belirtilmekte. Nepalli devrimcilerin ezilen halklara, devrimcilere yönelik ça¤r›lar›nda ise flu ifadeler yer almakta: “Dünya halklarının, baflar›ld›¤›nda dünyada büyük bir olay olacak olan, 21. yüzyılın ilk baflarılı devrimi olacak olan Nepal devrimi ile dayanıflmasını ifade etmesinin tam zamanıdır. Bu amaçla dünya halklarının birlik ve dayanıflmasını kurmak en önemli görevdir. Dünyadaki tüm devrimci güçlerden, adalet sevenlerden ve savaflan halklarından, tarihi Nepal halk devrimine, onun flanlı zaferinde muazzam bir katkı yapabilecek olan yardım ve desteklerini ortaya çıkarmaları için kutsal bir ça¤rı ve ricada bulunuyorum. Devrim kazanacak. Halk yenilmez. Gelecek aydınlıktır!”

ABD’den Faflist Uribe’ye Destek

-Santiago’da, 19-20 Kas›m günlerinde yap›lan Asya-Pasifik Ekonomik ‹flbirli¤i Forumu (APEC)’na giden Bush, 100 bin kifli taraf›ndan protestolarla karfl›land›. Polisin panzerli, gaz bombal› sald›r›s›na maruz kalan göstericilerden 600’den fazlas› gözalt›na al›n›rken, fiili halk›, tafl, sopa ve molotoflarla karfl› koydu ve Amerikan bayraklar› yakt›.

SAO Protesto Edildi ABD -Ony›llarca Latin Amerika ülkelerinde darbeler gerçeklefltiren, ülkelerini kanla yöneten ve halklara büyük ac›lar yaflatan diktatörlere darbe ve iflkence e¤itimleri verilen, Amerikalar Okulu (SOA) 20 bin kifli taraf›ndan protesto edildi. Deflifre olmas›n›n ard›ndan ismi “Güvenlik ‹flbirli¤i için Bat› Yar›küre Enstütüsü” olarak de¤ifltirilmiflti.

Grevi K›ramad›lar Filipinler - fieker iflçileri ve tarlada çal›flan köylülerin grevini k›rma amaçl› olarak, 16 Kas›m günü bir katliam gerçeklefltirilmifl ve 14 kifli hayat› kaybetmifl, yüzlercesi yaralanm›flt›. Katliam grevi k›ramad›. Ücretlerinin art›r›lmas›n›, çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesini isteyen emekçiler direnifllerini sürdürürken, katliam sald›r›s›ndan kaybolan bir çok kifliden halen haber al›namad›¤› belirtildi.

Kolombiya - ABD, Kolombiya’da gerilla savafl›n›n geliflmesi karfl›s›nda iflbirlikçi Kolombiya rejimine daha fazla mali, askeri yard›m verme karar› ald›. Devrimi engellemek için milyarlarca dolar ak›tan, askeri uzmanlar›n› ülkeye gönderen ABD, “Kolombiya Devlet Baflkan› Alvaro Uribe’ye desteklerinin sürece¤ini” duyurdu. Emperyalistler her yerde halklar›n mücadeleleri karfl›s›nda gerici, bask›c› rejimlere daha fazla tutunmaya, zorla ayakta tutmaya çal›fl›yorlar. Ancak ne yaparlarsa yaps›nlar, silahlanan halk› yenemeyecekler. Kolombiya devrimi zafere ulaflacak.

‹flçi eylem yapt› Güney Kore - Emekçiler, daha iyi çal›flma koflullar› sa¤lanmas› talebiyle 21 Kas›m günü gösteri düzenledi. 10 binin üzerinde iflçinin kat›l›m›yla düzenlenen protesto gösterisinde geçici iflçili¤e de karfl› ç›k›ld›.

Say› 134 49 28 Kas›m 2004


kahramanlar ölmez 27 Kas›m - 3 Aral›k fiehitlerimiz

Erhan YILMAZ (Kenan) Mehmet YILDIRIM (Necati) 30 Kas›m 1998

29 Kas›m akflam› Denizli bölgesindeki Gölgeli Da¤lar› eteklerindeki Balk›ca Köyü’nde kuflat›ld›lar. 20 saat boyunca direndiler. Onlar› tesAbdülkadir ADANUR lim alamayan oligarfli, en son girdikleri köy evini havan toplar›yla, roketlerle yak›p y›karak iki Aral›k 1977 savaflç›n›n yak›lm›fl cesetlerini teslim alabildi. ‹DMMA Y›ld›z’da gece bölümü ö¤rencisiyken faflistler taraf›ndan b›çakErhan YILMAZ, 1976’da Diyarbak›r Bismil ‹lçesi’nde do¤du. Çolanarak katledildi. Anti-faflist mücadelecuklu¤undan itibaren yaflad›¤› yoksulluk ve haks›zl›klar, lise y›llar›nde üzerine düflen her türlü görevi yerine da onu devrimci düflüncelere götürdü. 1993'te Bal›kesir'de üniversigetiren bir devrimciydi. teye bafllad›¤›nda art›k bir Devrimci Solcu'ydu. H›zla geliflti. Gençlik çal›flmalar› yan›s›ra Bal›kesir, Band›rma, ÇINARI YIKMAK ‹Ç‹N Susurluk sorumluluklar›n› üstlendi. BALTAYI KÖKÜNE VURURLAR 3,5 y›ll›k bir tutsakl›k dönemi oldu. Tutsakl›¤› bitti¤inde her alanda görev yapmaÇ›nar› y›kmak için ya haz›rd›. Parti onu Ege K›r Gerilla Birli¤iKubilay YEfi‹LKAYA baltay› köküne vururlar. nin Komutanl›¤›’na atad›. evi y›kmak için Enver ER sokarlar kunda¤› temele. Mehmet YILDIRIM : 1964'de Kars'›n Ka28 Kas›m 1979 Kartal uçmaz olur ¤›zman ‹lçesi Oluklu Köyü’nde do¤du. ‹lko‹stanbul Hasköy’de, kanad› k›r›l›nca. kuldan sonra ö¤renimine devam edemedi. faflist sald›r›lara karfl› nödüflünebilir miyiz ‹flçilik yaflam›nda sömürü ve adaletsizliklebet tutarken, kurulan bir bafl›m›z vurulunca? rin en çarp›c› biçimlerini yaflad›. 1993'te pudevrimcilerle tan›flt›. ‹stanbul Alibeysuköy'de Devrimci Sol sempatizan› olarak faOnlar köküdür memleketin, d a aliyet sürdürdü. Çeflitli görevlerini yerine dallara yürüyen su katledildiler. Kubilay ve getirirken tutsak düfltü. Tutsakl›k koflullabu kökte sakl›d›r. Enver, mahalli birim örr›nda kendini yetifltirdi. Özgürlü¤üne kaOnlar umudun temeli, gütlenmesi içinde yeralvufltu¤unda “partimin emrindeyim" diyoronlar kanad› hürriyetin, an iki genç devrimciydi. du. 1995'de Karadeniz K›r Birli¤i’ne savaflhalk›n akl›d›r. ç› olarak kat›ld›. Burada savafl›rken donKaç kere kaç yerde baltaland› kök ma tehlikesi geçirdi yürümez oldu su ve tedavisi için flehidallar kurudu. re al›nd›. Sa¤l›¤›na K›r›ld› kanat kavufltu¤unda, yeniöldürdüler akl›; Mehmet MART Ve sonra yollad›lar insanlar› salhaneye. den savafl alan›na gitmek için emir bekAral›k 1979 Çünkü böyledir liyordu. Ege K›r Birliasr›m›z›n gerçeklerinden biri. ¤i Komutan Yard›m(Naz›m Hikmet) c›l›¤›'na atand›.

Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler

Zeliha ERTÜRK (DHKP-C) 30 Kas›m 2002

Kartal Hapishanes’inde 5. Ölüm Orucu Ekibi direniflçisi olarak 3 Haziran’da ölüm orucuna bafllad›, 6 ay boyunca açl›¤a, zulme karfl› direniflin bayra¤›n› tafl›yarak ölümsüzleflti. Zeliha Ertürk, 1978 ‹stanbul do¤umludur. Aslen Sivas-Zara'l›d›r. Yoksul bir ailenin çocu¤u olarak ilkokuldan sonras›n› okuyamad›. Çocuklu¤u, gençli¤i, çal›flarak geçti. Devrimcileri ve faflizmi Gazi ayaklanmas›nda tan›d›. 17 yafl›ndayd› o zaman. Daha sonra Cephelileri aray›p buldu. Mahalle çal›flmalar›na kat›ld›. 1996 ölüm orucu döneminde gözalt›nda iflkencelerden geçirilip tutukland›. Eskiflehir Hücre Tipi Ha8pishanesi’ne götürüldü. 2000’de yeniden F tipleri ve direnifl tart›fl›l›rken Ölüm orucuna gönüllülük yaz›s›nda flöyle diyordu: “Ben 96 Ölüm Orucu'nun ilk bafllad›¤› zamanlarda d›flar›dayd›m... hep benim akl›mda Berdan'›n görüntüleri yer etti. fiimdi s›ra bizde. Biz de 12'ler gibi bedenlerimizi siper edece¤iz.” Feridun Yücel, Eylül 1969 Mufl do¤umludur. Aslen Antalya-Finike’lidir. 1990’da, Uluda¤ Üniversitesi E¤itim Fakültesi’nde ö¤renciyken DEV-GENÇ’lilerle tan›flt›. 1991’de bulundu¤u fakültenin UL-DER temsilcisi oldu. TÖDEF toplant›lar›na kat›ld›. 1994’te okuldan at›ld›. Mücadelesini farkl› alanlarda sürdürdü. 1994 Eylülü’nde tutukland›. 19 Aral›k katliam sald›r›s›nda Ümraniye’deydi. Tüm tutsaklarla birlikte direndi. Ard›ndan Kand›ra F tipine sevkedildi. 2001’de tahliye oldu, ancak k›sa süre sonra tekrar tutukland› ve K›r›klar F Tipi’ne konuldu. Aral›k 2001’de örgütüyle iliflkisi kesilmifl olmas›na ra¤men, K›r›klar F Tipinde tecrite karfl› ölüm orucuna bafllad› ve flehit düfltü. Direniflin flehitlerinden biri oldu.

Feridun Yücel BATU (DHKP-C) 1 Aral›k 2002


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook