Skip to main content

AdaletWeb130

Page 1

YÖK’e İŞGAL’e TECRİT’e Karşı

6 Kasım’da Ankara’dayız Adalet

Ekmek ve

Ö¤renci, iflçi, köylü, gecekondulu genç kardefllerimiz; bu mücadele hepimizin!

‹flçiler, memurlar, esnaflar, ayd›nlar, halk›m›z, kitle örgütleri, bu mücadele gününde gençli¤inizi yaln›z b›rakmay›n! Gençlik Dernekleri Federasyonu, tüm genç kardefllerimizi ve halk›m›z› 6 Kas›m’da K›z›lay’da birlikte olmaya ça¤›r›yor.

info@ekmekveadalet.com

Haftal›k Dergi / Say›: 130 / Tarih: 31 Ekim 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net

1304687X 103

1 N isan Davas› Bafllad›

Devrimciler Oligarflinin Adaletini Sorguluyor!

TECR‹TTE KATLEDEN

AKP’D‹R ISSN:

www.ekmekveadalet.com

Adalet

Ekmek ve

GECEKONDULAR B‹Z‹M! Bar›nma hakk›m›z için direniyoruz!


TAYAD’l› Aileler: Gelin, hep birlikte hayk›ral›m:

ADALET ‹ST‹YORUZ! “Aylard›r kamuoyuna 1 Nisan komplosunu anlat›p, Türkiye’de Hukuk Yok Mu” diye soruyoruz. Aylard›r polisin sahte belgeler düzenleyerek dernekleri kapatt›¤›n› insanlar› tutuklad›¤›n› anlat›yoruz. Ve her yerde hayk›r›yoruz: ADALET ‹ST‹YORUZ!.. 1 Nisan komplosuyla tutuklananlar alt› ayd›r hapishanelerde, tecrit koflullar›nda yafl›yorlar. Duruflmalar›nda adaletin yerini bulmas› talebiyle yarg›lananlar›n yan›nda olaca¤›z. Bu davan›n müdahili olmak en do¤al demokratik haklar›m›za sahip ç›karak, kamuoyuna karfl› sorumlulu¤umuzu yerine getirmektir. Bu davada demokrasi mücadelesini 'yasad›fl›' say›p mahkum etmeye, demokrasi mücadelesi verenleri 'illegal' ilan etmeye çal›flanlar›n karfl›s›nda olaca¤›z! Bir ülkede adalet mekanizmas› do¤ru düzgün ifllemiyorsa, hiçbir fley olmas› gerekti¤i gibi olamaz. Polis-M‹T-Yarg› iflbirli¤iyle mafyac› faflistlerin koruyup kolland›¤›, iflkencecilerin mahkeme karar›yla akland›¤›, her türlü hukuksuzlu¤un yafland›¤› ülkemizde hukukun nas›l ayaklar alt›na al›nd›¤›n› görmek için, demokrasi mücadelesinin hiçbir bask› ve komployla engellenemeyece¤ini göstermek için gelin hep birlikte hayk›ral›m: ADALET ‹ST‹YORUZ!

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

1 Nisan Davas›’nda Yarg›lananlar Yarg›l›yor! 1 Nisan Davas›’nda, hakl› ve meflru olanlar “san›k” kürsüsünde, haks›z, gayri-meflru ve hukuksuz olanlar ise “yarg›layan” makam›ndad›r. Bu, gerçe¤in tersyüz edilmesidir. Yarg›lananlar ve ACM önünde yarg›lananlara sahip ç›kanlar, gerçe¤i yerine oturtuyorlar: Yarg›lananlar yarg›l›yor. Çünkü olmas› gereken bu. Hak ve özgürlüklerin, örgütlenmenin meflrulu¤unun savunuldu¤u kürsü, “san›k” kürsüsüdür. 1 Nisan “san›k”lar›n›n yan›nda olmak, hak ve özgürlükleri, mücadelenin meflrulu¤unu savunmakt›r. 1 Nisan duruflmalar›nda, ‹stanbul ACM önünde olmayanlar, yar›n neden orada olmad›klar›n› aç›klamak durumunda kalacaklard›r. Bu davan›n neden “onlar› ilgilendirmedi¤ini” aç›klamak durumunda kalacaklard›r. Devrimci, demokrat, sosyalist oldu¤unu, haklar ve özgürlükler mücadelesi verdi¤ini iddia edip, bu davaya ilgisizlik, aç›klanmas› mümkün olmayan bir tutars›zl›kt›r. Do¤ru ve tutarl› olan, oligarflinin hukuksuzlu¤una karfl›, adalet için yanyana olmakt›r. Oligarflinin adaletsizlik abidesi ACM’lerin önünde, adalet için birleflelim. Sald›r›lara hak ve özgürlüklerimizi sahiplenme kararl›l›¤›m›zla barikat örelim!

Devam Eden Duruflmalar›n Tarihleri:

1 Kas›m 2004 / 3 Kas›m 2004 5 Kas›m 2004 / Saat 9.30 ‹stanbul 12. A¤›r Ceza Mahkemesi

6 Kasım’da Ankara’dayız YÖK’e, ‹flgal’e ve Tecrit’e Karfl› Ankara’day›z. Hakl›, meflru talepler için alanlarday›z.

Radyo Televizyon

Gelece¤imiz, halk›m›z, vatan›m›z için kavgaday›z.

http://www.halkinsesi-tv.com/ E-mail: info@halkinsesi-tv.com Tel: 0032 2 734 45 20

Ö¤renci arkadafllar›m›z; bu onurlu mücadelede birlikte olal›m!

Gençlik Dernekleri Federasyonu

S alih ÇINAR 2004 / Cephe şehidi


Ekmek ve Adalet Say› 130 ‹çindekiler 3... 5... 6... 9... 12... 15... 16... 18... 20... 22... 25... 26... 28... 30... 33... 35... 36...

38... 41... 42... 45... 46... 47... 48... 50...

Eflitlik, Özgürlük, Adalet için... BELGELER‹N SAHTEL‹⁄‹ ARTIK RESM‹! 1 Nisan Komplo Davas› Bafllad›... “6 Kas›m’da K›z›lay’day›z” kampanya eylemleri sürüyor Armutlu’ya uzanan eller k›r›l›r Aydos’da Direnifl! AKP’nin imaj oyunu ve flovenizm fiafl›racak Bir fiey Yok! ‘Stratejik Önem’ Tüccarlar› Vatan› Yitirmemek ‹çin MIH’› Teslim Etmiyoruz Direndiler ve öldüler... Armutlu flehitlerini aileleri anlat›yor-Niyazi Koçyi¤it... Evrensel Sald›r›ya Karfl› Evrensel Bir Direnifl Mafya Ligi “Sa¤l›kta Dönüflüm” Ad›na Sa¤l›kta Eflitsizlik Direniflin 5. y›l›nda ne dediler? demokratik kitle örgütleri Bu Davada Her fiey Hukuksuz BURJUVAZ‹ ÖDÜLLEND‹R‹R Demokratik Toplum Hareketi Zulmün Tarihinde Katliam, Halk›n Tarihinde Direnifl A¤›rman: ‘Zaman Röportaj› Çarp›tt›’ ‹ade Karar›na Karfl› Kampanya “‹flgal alt›nda özgürlük ve demokrasi olmaz” Kahramanlar ölmez

Eflitlik, Özgürlük, Adalet için... Anti-emperyalist Anti-oligarflik Mücadele Basit ve ç›plak bir soru: “Türkiye’de hukuk var m›?” Ayn› yal›nl›kta iki soru daha: “Türkiye’de adalet var m›?”, “Türkiye’de eflitlik var m›?” Bir ülkenin sosyo-ekonomik durumu, siyasi sisteminin niteli¤i soyut veya keyfi ölçülerle tesbit edilemeyece¤ine göre, ölçümüz bu ve buna benzer olgular olacakt›r. Ülkemizde bugün akl› bafl›nda hiç kimse, adalet oldu¤unu, eflitlik oldu¤unu, her milliyetten ve inançtan halk kesimlerinin özgürlü¤ü oldu¤unu iddia edemez. Ülkenin Adalet Bakan›’n›n “yarg› sadece halka karfl› iflliyor” dedi¤i, ülkenin resmi kurumlar›n›n gelir da¤›l›m›n›n dünyan›n en adaletsiz ülkelerinden biri oldu¤umuzu gösterdi¤i, halk›n önemli bir kesiminin ulusal haklar›n› kullanamad›¤›, inançlar›n› özgürce yaflayamad›¤› yerde, eflitlik, adalet, özgürlük var diyen, bir yalanc›d›r. Eflitlik, özgürlük ve adalet, daha 1800’lerde s›n›flar mücadelesinin gündemine girmifl taleplerdir. Bu talepler, o dönem ilerici bir niteli¤e sahip olan burjuva devrimlerinin talepleriydi. Köylülü¤ün ve di¤er emekçi halk›n deste¤ini alan burjuvazi, feodallere karfl› burjuva devrimleri gerçeklefltirerek kendi sistemini kurdu. Burjuvazinin s›n›fsal egemenli¤i alt›nda bu taleplerin asgari ölçülerde karfl›land›¤› rejimlere burjuva demokrasisi denildi. Bizim ülkemizdeyse böyle bir burjuva devrim hiçbir zaman olmad›. 1920 Kurtulufl Savafl›’yla gerçekleflen Kemalist Devrim, yar›m kalm›fl bir burjuva demokratik devrimdi, hiçbir zaman da tamamlanamad›. Dolay›s›yla eflitlik, özgürlük, burjuva demokrasilerde oldu¤u kadar da hayat bulmad›. Tersine, Türkiye halk›, 1945’lere kadar küçük-burjuva diktatörlü¤ü, emperyalizme tam ba¤›ml› hale getirildi¤imiz 1945’lerden bu yana da faflizm alt›nda yaflad›. Bütün bunlar›n yerli yerine oturtulmas›, bir: “Nas›l bir ülkede yafl›yoruz?” sorusuna, iki: “Ne yapmal›y›z, ne için, hangi hedefe yönelerek mücadele etmeliyiz?” sorusuna do¤ru cevap vermek için gereklidir. Oligarfli, ony›llard›r “demokrasimiz” diyerek aldat›yor genifl kitleleri. Ama aldanan, yan›lan sadece bilinçsiz kesimler de¤il. Türkiye ayd›n›n›n, Türkiye solunun reformist ve revizyonist kesimlerinin temel yan›lg›s›, “burjuva demokratik devrimin gerçekleflmifl” oldu¤unu, baflka deyiflle ülkemizde bir burjuva demokrasisi oldu¤unu düflünmeleridir. AB’ye uyum yasalar›yla birlikte ayd›nlar›n ve solun bu yan›lg›s› daha da derinleflmifltir. Daha öncesinde burjuva demokratik devrimin tamamlanmam›fl oldu¤unu söyleyen kimileri bugün AB’ye uyumla birlikte bu sürecin tamamland›¤›ndan sözediyorlar. Siyaseten körleflenler, yaflananlar› da anlayamazlar. 1 Nisan Komplosunu da, F Tiplerini de bunun için anlayamad›lar. Bu ülkede yürürlükteki hukukun, burjuva demokrasisi hukuku mu, faflizmin hukuku mu oldu¤unu do¤ru tesbit edememektedirler. 1 Nisan Komplosu, hangi hukukun geçerli oldu¤unun göstergesidir. Tabii tek gösterge bu de¤ildir; infazlar, iflkenceler, kay›plar, bunlar›n soruflturulmay›p devlet kat›nda sahiplenilmesi gibi bir çok olgu, bu ülkede bir demokrasi olmad›¤›n› gösteriyor. Demek ki, halk olarak, devrimciler olarak, demokrasi için mücadele


etmek durumunday›z. Ama halk›n, devrimcilerin isteyece¤i demokrasi burjuvazinin demokrasisi de¤ildir. Burjuva demokratik devrimler ça¤› çoktan kapanm›flt›r. Art›k burjuvazi (baflka deyiflle emperyalizm), demokrasiyi yokeden as›l güçtür. Adalet, eflitlik, özgürlük, emperyalizme ba¤›ml› olundu¤u için yoktur. Hal böyleyken, demokrasi için, özgürlük için emperyalizmden medet ummak, emperyalist burjuvaziyi demokrasi mücadelesinin müttefiki olarak görmek-göstermek, tarihi ve siyasal gerçeklerin çarp›t›lmas›d›r. AB’ci sol, iflte bu çarp›tmayla bugün halk›m›z›n mücadelesinin önünde ideolojik, politik bir engel haline gelmifltir. Oligarflinin ve emperyalizmin demokrasi yalan›, flimdi onlar›n a¤z›ndan tekrarlanmaktad›r. AB’ci solcular, görünürde oligarfliye karfl› ç›k›yorlar, oligarflinin faflist iktidar›na karfl› AB’nin “burjuva demokrasisiyle” ittifak yap›yorlar. Yalan, aldatma, çarp›tma. Türkiye oligarflisi ba¤›ms›z, kendi bafl›na bir güç de¤ildir. Oligarflinin içinde emperyalizm de var. Oligarfliye karfl› ç›k›yor görünüp emperyalizme karfl› ç›km›yorsa, asl›nda oligarfliye de karfl› ç›km›yorlard›r. Veya di¤er taraftan bakal›m: Emperyalizme karfl› ç›k›yor görünüp oligarflinin faflist iktidar›na karfl› ç›km›yorsa, onda da bir tutarl›l›k yoktur. Ülkemizdeki sahte milliyetçiler de, sahte demokratlar da iflte bu zeminde ortaya ç›k›yorlar. Demokrasi, ba¤›ms›zl›ktan ayr› de¤ildir. Antiemperyalist, anti-oligarflik devrim, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi sorununu birlikte çözer. Demokrasi mücadelesi, anti-emperyalist, antioligarflik bir mücadeledir. Demokrasiyi yokeden onlard›r. Dolay›s›yla, demokrasi mücadelesiyle ba¤›ms›zl›k mücadelesi, birbirine s›k›ca ba¤l›d›r. E¤er bu ülkede ba¤›ms›zl›k ve demokrasi olacaksa, bu ancak anti-emperyalist, anti-oligarflik bir mücadele sonucunda Ne ba¤›ms›zl›¤›m›z gerçek olacakt›r. ba¤›ms›zl›k, ne demokrasimiz Devrimciler, “ülkemizgerçek demokrasidir. Ülkemiz- de eksik gedik de olsa de neden eflitlik, özgürlük, bir demokrasi var” diadalet olmad›¤› bellidir. Bunla- ye kendilerini kand›rr› yokedenler emperyalizm ve m›yorlar. Devrimciler, oligarflidir. Halk›m›z›n düflman- oligarfliye karfl› ç›karlar› bunlard›r. Kim ki bu müca- ken kendilerine emperyalistlerden müttedelenin bedellerini ödemekten fik aram›yorlar. Devkorkup halk›m›z›n düflman›n› rimciler, ABD, AB emgörmesine engel olursa, onlar peryalizmine karfl› halka en büyük kötülü¤ü ç›kmak ad›na faflizmin yapanlard›r. sürdürücüsü Genelkurmay’la ittifak saç-

mal›¤›na düflmüyorlar. Evet, biz ba¤›ms›zl›k ve demokrasinin anti-emperyalist, anti-oligarflik mücadeleden geçti¤ini biliyor ve bu nedenle de, emperyalizme, oligarfliye, onlar›n tüm kurumlar›na, iflbirlikçilerine topyekün karfl› ç›kma cesaretini gösteriyoruz. Elbette bu cüretimizin bedeli büyük oluyor. ‹nfazlarda katlediliyoruz. F Tiplerine at›l›yor, hücrelerde öldürülüyoruz. 1 Nisan komplolar›yla tutsak ediliyoruz. Halka bu gerçekleri anlatmayal›m, halk› anti-emperyalist, antioligarflik mücadele bayra¤› alt›nda toplayamayal›m diye, bizi tecrit etmek ve sindirmek için yeni bask›, ceza yasalar› ç›kar›l›yor. F Tiplerinde tecrite karfl› 117 flehit vererek sürdürdü¤ümüz mücadele, 1 Nisan komplosunu bofla ç›karma mücadelemiz de bir demokrasi mücadelesidir; ama burjuva demokrasisi için yürütülen bir mücadele de¤il, faflizme emperyalizme karfl› halk›n demokrasisi için yürütülen bir mücadeledir. Mahkeme kürsülerinde bunun için oligarfliden adalet istemiyor, oligarflinin adaletini yarg›l›yoruz. Burjuva hukukunu bile uygulamaktan uzak faflizmin bask› mekanizmalar› oldu¤unu gösteriyoruz. Bu düzende eflitlik, özgürlük ve adaletin gerçek anlamda asla olamayaca¤› gerçe¤ini hayk›r›yoruz. Emperyalist demokrasi, burjuvazinin diktatörlü¤üdür. Halklar›n mücadelesi sonucu tan›mak zorunda kald›klar›, ama her f›rsatta da gaspetmeye, s›n›rlamaya çal›flt›klar› mevcut hak ve özgürlükler, bu gerçe¤i de¤ifltirmez. Ülkemizdeki oligarflik diktatörlük, tekelci burjuvalar, toprak a¤alar›, tüccarlar ve onlar›n iflbirlikçileri d›fl›nda tüm halk için bir diktatörlüktür. Oligarflik diktatörlük, azg›n sömürüyü, emperyalizme uflakl›¤›, burjuva demokrasisiyle sürdüremeyece¤i için ülkemizi faflizmle yönetmektedir. Ne ba¤›ms›zl›¤›m›z gerçek ba¤›ms›zl›k, ne demokrasimiz gerçek demokrasidir. Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi yokedenler bellidir. Ülkemizde neden eflitlik, özgürlük, adalet olmad›¤› bellidir. Bunlar› yokedenler emperyalizm ve oligarflidir. Halk›m›z›n düflmanlar› bunlard›r. Yürütülmesi gereken mücadele anti-emperyalist, anti-oligarflik mücadeledir. Kim ki bu mücadelenin bedellerini ödemekten korkup halk›m›z›n düflman›n› görmesine engel olursa, kim ki kendi statükolar› için ba¤m›s›zl›¤›n ve demokrasinin gerçek yolunu gizleyip halklar› ABD’ye, AB’ye s›¤›nmaya ça¤›r›rsa, onlar halka en büyük kötülü¤ü yapanlard›r.


BELGELER‹N SAHTEL‹⁄‹ ARTIK RESM‹!

Sahte Belgelerin Delil Olamayaca¤› Mahkeme ve Savc›l›k Karar›yla Resmileflti 1 N‹SAN KOMPLOSU ÇÖKTÜKÇE ÇÖKÜYOR! ✔ “Diskette ad›n geçiyor” diye dava aç›lan Av. Zeki Rüzgar hakk›nda TAK‹PS‹ZL‹K karar› verildi. ✔ Av. Selçuk Koza¤açl› hakk›nda “Diskette ad›n geçiyor” diye dava aç›ld›; mahkeme,“cezaland›r›lmas›n› gerektirecek delil ve emare yoktur” diyerek BERAAT karar› verdi. ✔ Bursa Cumhuriyet Savc›s›; “bu tür belgeler delil niteli¤i tafl›maz” diyerek “diskette ad› geçiyor” diye karfl›s›na ç›kar›lanlar› TUTUKLAMAYI REDDETT‹. ✔ Nurhan Y›lmaz ve Sad›k Ero¤lu, “diskette ad›n geçiyor” diye tutukland›lar. ‹zmir ACM, sahte belgeleri yeterli delil olarak görmeyip ikinci duruflmada TAHL‹YE karar› verdi. ✔ fiimdi de, sahte belgelerin delil olamayaca¤›n› söyleyen Erzurum 2. ACM karar›...

HUKUKSUZLU⁄A SON VER‹N! 1 Nisan hukuksuzluk terörü s›ras›nda Ünye’de gözalt›na al›narak haklar›nda “diskette adlar› geçti¤i” gerekçesiyle yarg›lananlar hakk›nda, Erzurum 2. A¤›r Ceza Mahkemesi, 19 Ekim tarihli duruflmada BERAAT karar› verdi. Önce C. Savc›s› Hüseyin Ayar mütaalas›n› okudu: “Tüm san›klar hakk›nda, ‹stanbul’da ele geçen dosya içerisinde mevcut dokümandan baflka san›klar›n örgüt üyesi olduklar›na dair cezaland›r›lmalar›na yeter kesin delil elde edilemedi¤i tüm dosya kapsam›ndan anlafl›ld›¤›ndan, tüm san›klar›n beraatlerine karar verilmesi talep olunur.” Mahkeme heyeti de savc›l›¤›n bu talebine uydu ve tutanaklara flu karar› yazd›rd›: “San›klar›n üzerlerine at›l› suçtan kendilerini hükümlendirmeye yetecek her türlü flüpheden uzak, kesin ve inand›r›c› delil bulunmad›¤›ndan ayr› ayr› BERAATLER‹NE...” Savc›n›n da, mahkemenin de beraat karar›n›n gerekçesi son derece aç›k: Bu dosyaya belge diye koydu¤unuz fleyler, hukuken bir belge de¤il. *** Fiyaskoya bak›n; Türkiye Cumhuriyeti’nin polis teflkilat› onlarca flehirde seferber oluyor, yetmiyor, yan›s›ra 5 Avrupa ülkesi de seferber ediliyor, onlarca kurum bas›l›p yüzü aflk›n kifli gözalt›-

na al›n›yor. Peki neden? Neyle suçlan›yorlar bunlar? “Sahte belgeler” gösteriyor ki, zaten operasyonu yapmadan önce, ellerinde tek bir delil yoktur. Yani, “delilden san›¤a gitme” diye bir fley yok. Komplocu polis, san›ktan delile gitme plan› kuruyor ve o kadar bask›ndan, gözalt›ndan, yüzlerce insandan al›nan ifadelerden sonra elinde bir disketle ortaya ç›k›p, “bak›n hepsinin ismi, ana ad›-baba ad›yla birlikte burada geçiyor” diyor. *** Hukuktan bir gram nasibini alm›fl bir savc›, hakim, ancak kargalar› güldürecek ve çocuk bile kand›ramayacak bu belgeleri ciddiye almaz elbette. Bursa C. Savc›s›, 1 Nisan’da gözalt›na al›n›p karfl›s›na getirilen ve ifade veren Hayriye Gündüz’e flöyle diyordu. “Hiçbir fley izah etmene gerek yok. Bu tür belgeleri internete herkes b›rakm›fl, yazm›fl olabilir, delil niteli¤i tafl›m›z.” *** Polisin “disket ç›kt›s›” diye düzenledi¤i sahte belgelerin FOYASI ç›km›fl, kendi mahkemeleri taraf›ndan da sahte belgelerin delil kabul edilemeyece¤i resmilefltirilmifltir. 1 Nisan Davas›, toptan düflürülmelidir. Akl›n ve hukukun baflka yolu yoktur.

Say› 130 5 31 Ekim 2004


1 Nisan Komplo Davas› Bafllad›...

Devrimciler Oligarflinin Adaletini Yarg›l›yor 'Adalet istiyoruz'. Bu slogan ‹stanbul A¤›r Ceza Mahkemesi önünde 25 Ekim günü bafllayan davan›n slogan›yd›. Pankartlarda, ring araçlar›n›n demir parmakl›kl› pencerelerinden parmaklar› zafer iflaretlerine dönüflen tutsaklar›n hayk›r›fllar›nda, komplo sonucu tutuklanlarla dayan›flma amac›yla mahkeme önünde toplanan yüzlerce insan›n dilinde bu hayk›r›fl vard›.

Say› 130 6 31 Ekim 2004

1 Nisan 2004’te Türkiye ve dört Avrupa ülkesinde eflzamanl› olarak gerçeklefltirilen ve “yasad›fl› örgüt operasyonu” havas› yarat›larak, demokratik kurumlar›n bas›ld›¤›, çal›flanlar›n›n sahte belgeler düzenlenerek tutukland›¤› davan›n duruflmas› nihayet bafllad›. “Nihayet” diyoruz, çünkü, hukuksuz olarak düzenlenen operasyonun davas› da, oligarflinin kendi yasalar› ayaklar alt›na al›narak yasal süre afl›larak geç bafllat›ld›. 25 Ekim günü bafllayan duruflmalar, 27 Ekim günü sürdü. Bundan sonra da 1-3 Kas›m’da devam edilecek olan davan›n ilk duruflmas›ndaki karar, 5 Kas›m günü aç›klanacak.

25 Ekim: "Adalet istiyoruz" 82 insan›n sahte belgeler düzenlerek tutukland›¤› 1 Nisan operasyonunun ‹stanbul aya¤›nda tutuklanan 64 kiflinin ilk duruflmas›nda, Gebze, Tekirda¤ ve Kand›ra F Tipi hapishanelerinden 16 tutsak getirildi. "Komplolar› bofla ç›karaca¤›z" sloganlar› ve zafer iflaretleri ile ringlerden inen tutsaklar, ‹stanbul 12. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde (ACM) mahkeme önünde toplanan kalabal›k grup taraf›ndan "Adalet istiyoruz" sloganlar› ile karfl›land›lar. fiadi Naci Özpolat, Mehmet Yayla, Y›lmaz Kaya, Aynur Karaaslan, Gülizar Kesici, Perihan Demirk›ran, Seval Yaprak, Metin Yavuz, Alp Yarbafl, Yeliz Türkmen, Zeliha Koyup›nar, Serkan Onur Y›lmaz ve Hasibde Çoban’›n getirildi¤i ilk duruflmada toplu savunma yap›larak oligarflinin adalet mekanizmas›, operasyonun hukuksuzlu¤u ve düzenlenen sahte belgeler tüm ç›plakl›¤›yla gözler önüne serildi. Mahkemeyi izlemeye gelen kitlenin tamam› salona s›¤mazken, d›flar›da HÖC'lüler bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. "Adalet ‹stiyoruz” pankart› ve dövizlerin aç›ld›¤› eylemde aç›klamay› okuyan Fah-

rettin Keskin, "Bu davan›n müdahili olmak en do¤al demokratik haklar›m›za sahip ç›karak, kamuoyuna karfl› sorumlulu¤umuzu yerine getirmektir” dedi. Duruflmay› izlemeye, HÖC’lülerin yan›s›ra, Genel-‹fl, EHP, ESP temsilcileri ile Fransa, Almanya, ‹talya ve Yunanistan'dan gelen heyetler de vard›. Mahkeme boyunca, ACM (DMG) önünde sloganlar ve marfllar hiç susmazken, içeride devrimciler oligarflinin adaletini saatlerce yarg›lad›lar. Bu adaletin insana, hukuka verdi¤i de¤er, zaman zaman hakimin uyuklamas› ile de ortaya ç›karken, savunmay› okuyan fiadi Özpolat, hakimi “dinliyorsunuz de¤il mi?” diye uyarmak zorunda kald›. Özpolat savunmas›nda, kendisinin örgüt yöneticisi olmakla suçland›¤›n› ancak dosyada yer alan iddialar›n somut delillere dayanmad›¤›n› söyledi. Polisin demokratik kurumlar› tehlike unsuru olarak gördü¤üne dikkat çeken Özpolat, "Polis bask›n yapt›¤› kurumlar› kamuoyuna, 'hücre evi' olarak ilan etmifltir. Benim de bu hücre evlerinde yakaland›¤›m› aç›klam›flt›r" dedi. Demokratik kitle örgütlerinde çal›flmalar yürüttü¤ünü belirten Özpolat, "Devrimci düflüncelerimden dolay› 24 saat polisin gözetimindeyim. E¤er hakk›mda bir aranma karar› ç›kart›lm›fl olsayd›, beni kolayl›kla bulacaklard›. As›ls›z iddialarla 7 ayd›r hapishanede tutulmaktay›m. Tahliye ve beraatimi istiyorum" diye konufltu. Y›lmaz Yay›nc›l›k'ta gözalt›na al›nd›¤›n› belirten Ekmek ve Adalet Dergisi Genel Yay›n Yönetmeni Gülizar Kesici ise polisin as›l amac›n›n dergiyi basmak olmad›¤›n› söyledi. Gazetecili¤in yasalarda suç olmad›¤›n› ifade eden Kesici, "Hakk›mda bir arama karar› olsayd› polis tebligat gönderip beni savc›l›¤a ça¤›rabilirdi. Ama bunu yapmad›. Benim flu an tutuklu bulunmam, 19 Aral›k 2000 tarihinde


hapishanelere yap›lan operasyonlarda diri diri yak›lan arkadafllar›mla ölmememdir. Arkadafllar›m›n yaflamlar›n› yitirmesi polise yetmedi. Ben 2002'de tahliye oldum, ama polis 2000'de dergide çal›flt›¤›m› iddia ederek tüm acemili¤ini göstermifl oldu. Çünkü, dergimiz 2002 fiubat'ta yay›n hayat›na girdi" dedi. Zeliha Koyup›nar da, "Polis beni hem Kürdistan hem de gençlik sorumlusu olarak göstermifl, ama hiçbir dayanak sunmam›fl" dedi. Benzer ifadeler veren tutsaklar›n dinlenmesinin ard›ndan mahkeme heyeti, karar›n 5 Kas›m günü aç›klanaca¤›n› duyurdu.

27 Ekim: "Hakl›y›z Kazanaca¤›z" 1 Nisan duruflmalar›na 27 Ekim günü devam edildi. Gebze M Tipi ve Tekirda¤ F Tipi hapishanelerinden, Münevver Köz, Kudret Sar›gül, Gülsen Salman, Çayan Güner, H›d›r Gül, Ali Arac›, Mehmet Ali Kaya, Ali Uluda¤, Necla Can, Ali Çimen, Murat Yücel, Mustafa Erol, Fadik Ad›yaman, Orhan Eski ve Eylül ‹flcan’›n getirildi¤i duruflmalar yine devrimcilerin, davay› bir adalet kavgas›na dönüfltürmesine sahne oldu. Duruflmada ilk olarak ifade veren Grup Yorum eleman› Ali Arac›, iddianamede kendisine yönelik hiçbir somut delil olmad›¤› ifade ederek, ‹dil Kültür Merkezi’nin bas›l›p oradan gözalt›na al›nd›¤› belirtti ve "‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü, operasyonun ard›ndan aç›klama yapt›. Aç›klamada, örgütün 'hücre evi'ni bast›klar›n› ve tüm üyelerini gözalt›na ald›klar›n› belirtiyorlard›. Emniyet, bas›n arac›l›¤›yla yapt›¤› aç›klamayla mahkemeyi de etkisi alt›na almay› amaçlam›flt›r. Grup Yorum var oldu¤u süre boyunca egemenler taraf›ndan hep susturulmaya çal›fl›lm›flt›r. Çünkü, y›llarca hep ezilenlerin ezgisi olmufl, halk›n isyan›n› dile getirmifltir. Bugün bu sesi, bir disketle mi susturacaklar?" dedi. Rabia Eylül ‹flcan ise, gözalt› boyunca yo¤un iflkence ve tacize maruz kald›¤›n› belirterek, Gençlik Gelecektir Dergisi’nde çal›flt›¤›n› ve derginin gençli¤in sorunlar›n› ele alan, alternatif çözümler arama noktas›nda sorgulayan bir içeri¤e sahip oldu¤unu söyledi. D›flar›da ise HÖC imzal› “ADALET ‹ST‹YORUZ” pankart› aç›larak, bu kavgan›n sesi olan HÖC’lüler ve tutsaklarla dayan›flma amac›yla gelen kurum temsilcileri vard›. ‹lk gün oldu¤u gibi, tutsaklara destekten oldukça rahats›z olan terör flubesi polisleri, kitleyi kameraya kaydederek gözda¤› vermeye çal›flt›. Ayn› gün, 12 y›ld›r süren ve Sezgin Çelik, Rasim Öztafl, ‹smet Bülbül ve Birol Abatay'›n tutuklu bulundu¤u Devrimci Sol davas›n›n da karar durufl-

mas› vard›. Mahkeme sonunda tutsaklar›n 4'ü de “a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet” cezas› ald›lar. "Hakl›y›z Kazanaca¤›z!" marfl› bu kez de onlar için hayk›r›l›yordu hep bir a¤›zdan.

Heyetlerden Tepkiler Bu arada, davay› izlemeye Avrupa’n›n çeflitli ülkelerinden, gazeteci ve avukatlar da geldiler. Önümüzdeki günlerde de çeflitli ülkelerden heyetlerin gelece¤i ö¤renildi. Alman heyet içinde bulunan gazeteciler Peter Nowak ile Jürgen Speidel duruflmaya iliflkin bir yaz›l› aç›klama yay›nlad›lar. Dava hakk›nda bilgi veren Alman gazeteciler, tüm demokratikleflme iddialar›na karfl›n Türkiye’de sol muhalefete yönelik adli kovuflturma konusunda pek birfley de¤iflmedi¤inin alt›n› çizdiler. 1 Nisan Komplosu’na iliflkin bir baflka tepki de ‹talya’dan geldi. 26 Ekim günü, ‹talya'n›n Floransa flehrinde bulunan Tuskanya Eyalet Meclisi’nde bir bas›n toplant›s› düzenlendi. Bas›n toplant›s›na Komünist Partisi, Yeniden ‹nflaa Partisi (PRC), Eyalet Meclisi PRC Grup Baflkan› Giovanni Barbagli, Uluslararas› Bar›fl ve Özgürlük ‹çin Kad›nlar Federasyonu (WILPF) ad›na Paola Cecchi kat›ld›. Ölüm orucu direnifli ve tecrite de yer verilen konuflmalarda, ‹talya’dan bir heyetin devam eden duruflmalar› izlemek için Türkiye’ye gelece¤i hat›rlat›larak, komplo k›nand› ve Türkiyeli devrimcilere yönelik destek tekrarland›.

Hukuk Savafl› Sürüyor; Sen De Kat›l Sahte belgelerle, polisin istedi¤i kifliyi, istedi¤i zaman tutuklatmak amac›yla içine her türlü bilgiyi ekledi¤i ve eklemeye devam etit¤i “disketle”, aldat›lm›fl, korkutulmufl bir iki zavall› gence imzalatt›r›lm›fl yalan ifadelerle 82 insan yarg›lan›yor. 1 Nisan komplo davas›, bu ülkede adaletten yan- nay›m diyen herkesin davas›d›r. Sacco ile Vanzetti trajedisini bir kez de ülkemizde ve çok daha kitlesel boyutuyla yaflamak istemiyorsak, böyle bir hukuksuzlu¤a gözyumman›n onursuzluk oldu¤unu düflünüyorsak, bu hukuk savafl›na destek olal›m. 1-3 ve 5 Kas›m’da sürecek duruflmalara kat›l›n, “Adalet ‹stiyoruz” diyenlere siz de sesinizi kat›n!

Say› 130 7 31 Ekim 2004


“Henüz hiçbir yarg› süreci bafllamadan, bas›lan kurumlar›n hükümetin yetkili a¤›zlar›ndan ve medYarg›lanmadan ‘Örgüt yadan illegal kurumlar oldu¤u, gözalt›na Üyesi’ ‹lan Edildik al›nanlar›n ise terör Komplo sonucu tutukörgütü üyesi oldu¤u ilan land›ktan sonra tahliye olan edildi. Bu durum tek bafl›na Mehmet Güvel, Münire Dehak ve özgürlük mücadelesi mirel ve Sad›k Ero¤lu 28 verenlere karfl› bir operasEkim günü ‹stanbul Okmeyyon oldu¤unu göstermektedan›'ndaki Sibel Yalç›n Didir.” renifl Park›'nda "Adalet ‹stiDaha sonra, ‹zmir’de tuyoruz" pankart› ile bir bas›n tuklanan Sad›k Ero¤lu ile aç›klamas› yapt›lar. TAAnkara’da tutuklanan MehYAD’›n düzenledi¤i eylemmet Güvel birer konuflma de, “Sahte belgeler ile tuyaparak, tutuklanmalar›ntuklananlar serbest b›rak›ldaki hukuksuzlu¤u gözler s›n" sloganlar› at›ld›. önüne serdiler ve “hiçbir TAYAD ad›na konuflan delil olmadan tutukland›k, Münire Demirel, 82 insan› ayn› durumdaki insanlar hahat›rlatt› ve flöyle konufltu: la tutuklu” dediler. Say› 130 8 31 Ekim 2004

ASMAYACAK, “A¤›rlaflt›r›lm›fl Müebbet”LE TECR‹TTE ÖLDÜRECEKLER! 12 y›ld›r süren ve 24 devrimcinin yarg›land›¤› Devrimci Sol Davas›’nda 27 Ekim günü karar aç›kland›. Davan›n son duruflmas›nda, ‹stanbul 11. A¤›r Ceza Mahkemesi, 10 tutsa¤a “a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet” cezas› verirken, DGM’leri aratmayaca¤›n› da herkese kan›tl›yordu. Aç›klanan kararda, Devrimci Sol Davas› tutsaklar›ndan Kenan Kahramanoglu, Halil Keskin, Ali Ekber Akkaya, Seyit Veyis Poyraz, Muammer Pakkan, Rasim Öztafl, ‹smet Bülbül, Birol Abatay, Halil Acar ve Sezgin Çelik, “Anayasal düzeni silah zoruyla de¤ifltirmeye teflebbüs etmek”ten a¤›rlaflt›r›lm›fl müebbet cezas›na çarpt›r›ld›lar. 5 tutsa¤›n cezalar› 59. madde uygulanarak “müebbet a¤›r hapis cezas›”na indirilirken(!) di¤er tutsaklar hakk›nda 59. maddede uygulanmayarak, onlar a¤›rlaflt›r›lm›fl hücre koflullar›na mahkum edildiler. ‘A¤›rlaflt›r›lm›fl Müebbet’ cezalar›na devrimci tutsaklar›n cevab› “Hakl›y›z Kazanaca¤›z” oldu. Tutsaklar son sözlerinde “Dava mahkemeniz aç›s›ndan bitebilir ancak bizim aç›m›zdan bitmeyecek. Biz kazanaca¤›z” derken salonu da “Cezalar, Tecritler Bizi Y›ld›ramaz” sloganlar›yla terkettiler.

✔

KOMPLOLARI BOfiA ÇIKARTACA⁄IZ

20 Ekim günü Adana Adliyesi önünde gözalt›na al›n›p ertesi gün tutuklanan Karip Polat için Adana HÖC bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Karip Polat'›n “diskette ad›n var” denilerek sahte belgelerle tutukland›¤›n› ve derhal serbest b›rak›lmas›n› isteyen HÖC’lüler "Komplolar› Bofla Ç›kartaca¤›z" pankart› açt›lar. 26 Ekim günü Adana Adliyesi önünde yap›lan aç›klamada “Adalet ‹stiyoruz, Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" dövizleri aç›ld› ve “Karip Polat'a Özgürlük" sloganlar› at›ld›. HÖC ad›na aç›klamay› Mehmet B›ld›rc›n okudu.

✔

‹STANBUL’DA EV BASKINLARI

✔

‹ZM‹R’DE POL‹S TERÖRÜ

Bir yandan sahte belgeler tüm ç›plakl›¤›yla teflhir olurken, öte yandan ‹stanbul polisi, pervas›zca operasyonlar›n› sürdürerek bu havay› tersine çevirmeye çal›fl›yor. Hukuk, yasa onlar› ilgilendirmiyor. ‹stanbul Temel Haklar taraf›ndan verilen bilgiye göre; 26 Ekim günü Alibeyköy Temel Haklar Baflkan› Naci Vurgen, Temel Haklar Üyesi Sultan Gök ve Emin Aslan evleri sabaha karfl› bas›larak gözalt›na al›nd›lar. Yine Bahçelievler Temel Haklar kurucu üyelerinden Ali Sinan Düzyol “üzerine ifade var” bahanesi ile ayn› saatlerde evi bas›larak gözalt›na al›nd›. Aç›klamada ayr›ca yine derne¤in kurucu üyelerinden olan Ahmet Ayd›n'›n hastal›¤› nedeniyle evinde bulunmamas›na ra¤men evinin bas›ld›¤› ve her taraf›n arand›¤› ifade edildi. 27 Ekim tarihinde ise Anadolu yakas›nda gözalt›lar devam etti. 1 May›s Mahallesi’nde saat 06.00 civar›nda Hüseyin fiahin evi bas›larak gözalt›na al›nd›. Yine ayn› gün Cemalettin Ç›nar ‘aranmas› oldu¤u’ gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan Ali Sinan Düzyol ve Cemalettin Ç›nar tutuklan›rken, di¤erleri serbest b›rak›ld›.

‹zmir’de dergimiz çal›flanlar›na yönelik polisin bask›, takip ve tacizleri sürüyor. 20 Ekim günü çal›flan›m›z Orçun Ekeno¤lu'nun keyfi flekilde kimlik kontrolü yap›lmak istendi. Yasal yetkileri olup olmad›¤›n› soran Ekeno¤lu polis taraf›ndan yerlerde sürüklendi ve tehdit edildi. 21 Ekim günü ise okurumuz Songül Ekeno¤lu'nun ailesinin evi bas›larak ev talan edildi ve annesi tehdit edildi.


Gençlik’den Gençlik Örgütleri:

“6 Kasım’da Kızılay’dayız”

"6 Kas›m'da K›z›lay'day›z" yaz›l› pankart tafl›yan ö¤renciler, eylemlerinin "YÖK'e , tecrite ve emperyalist savafla karfl›” oldu¤unu vurguluyarak, tüm gençli¤i kendileriyle omuz omuza olmaya ça¤›rd›lar.

YÖK’ü Y›kaca¤›z! Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z! ‹zmir Dokuz Eylül Üniversitesi E¤itim Fakültesi’nde de 27 Ekim’de “YÖK'e, Tecrite, ‹flgale Karfl› 6 Kas›m’da Ankara’day›z” fliar›yla bir flenlik düzenlendi. ‹zmir Gençlik Derne¤i taraf›ndan düzenlenen flenli¤in aç›l›fl konuflmas›nda YÖK’ün ve YÖK’e karfl› mücadelenin tarihi anlat›larak, “tüm bask› ve yasaklar›na ra¤men YÖK’ün gençli¤in verece¤i mücadele sonucu kald›r›laca¤›” belirtildi. Grup Harmanyeli’nin de kat›ld›¤› flenlikte, ö¤rencileri 6 Kas›m’da Ankaraya ça¤›ran bildiriler da¤›t›ld›.

‹flçiler, ‹flsizler, Memurlar, Ayd›nlar, Sanatç›lar, Yoksul Halk›m›z! YÖK gençli¤in üstüne, Irak iflgali Ortado¤u halklar›n›n üstüne, tecrit Türkiye’nin üstüne bir karabasan gibi çökmüfltür. YÖK gençli¤in, iflgal Ortado¤u halklar›n›n, tecrit Türkiye halklar›n›n gelece¤ini karartan bir politika olarak dayat›lm›fl durumdad›r. Ülkemizin devrimci, ilerici, vatansever gençli¤i, iflte bunlara karfl› 6 Kas›m’da Ankara K›z›lay’da olacak. Geçti¤imiz hafta boyunca üniversitelerde YÖK’e, iflgale, tecrite karfl› mücadele ça¤r›s›n›n dile getirildi¤i çal›flmalar yap›ld›. Panellerle, anfi konuflmalar›yla, afifller, pankartlar, bildiriler ve gösterilerle sürdürülen bu çal›flmalar, Türkiye gençli¤inin emperyalizmin ve faflist iktidar›n karfl›s›na güçlü bir biçimde ç›kmas›n› sa¤lamak içindi.

“Karanl›¤› yok etmek için K›z›lay'da olaca¤›z" 6 Kas›m’da K›z›lay’a ça¤r› eylemlerinden biri de Ankara gençli¤i taraf›ndan yap›ld›. 23 Ekim günü Ankara Yüksel Caddesi'nde bir araya gelen Gençlik Dernekleri Federasyonlu Ö¤renciler, Sosyalist Gençlik Derne¤i, Demokratik Üniversite Komiteleri, Devrimci Parti Güçleri, Devrimci Proleter Gençlik, Yeni Demokrat Gençlik, Genç Direniflçi üyeleri, YÖK'ün kurulufl tarihi olan 6 Kas›m'da K›z›lay'da bir eylem yapacaklar›n› aç›klad›lar.

Gençli¤in 6 Kas›m’da K›z›lay’a ç›kma nedenleri, herkes için geçerlidir. Gençlerimizi e¤iten de¤il tek tiplefltiren, e¤itimi ticarillefltirerek halk gençli¤ini okuyamaz hale getiren YÖK’e karfl› ç›kman›n, Irak’taki iflgale karfl› ç›kman›n, 117 insan›m›z› öldüren tecrite karfl› ç›kman›n iflçilerin, memurlar›n, ayd›nlar›n sorunu olmad›¤›n› kim söyleyebilir? Bu talepler hepimizin, mücadele hepimizin mücadelesidir. Yüksek okulu ‹flçinin, memurun, ayd›n›n, gecekondu emekçilerinin, ö¤rencilerin birbirinden kopar›ld›¤› bir ülkede güçlü bir mücadele gelifltirilemez. Bu “kopuflu” dayatan iktidarlard›r, polis zorbal›¤›d›r. Bu dayatmaya boyun e¤meyelim. Ö¤renci gençlik, asgari ölçülerde de olsa, iflçilerin, memurlar›n eylemlerine kat›larak destek vermifltir. En baflta K›z›lay Meydan› bunun tan›¤›d›r. Ama tersine bir destek pek yaflanmam›flt›r. Bunun neden böyle oldu¤unu düflünmeli ve bu durumu de¤ifltirmeliyiz. Sendikalar, çeflitli kesimlerin demokratik kitle örgütleri K›z›lay’da bu ülkenin devrimci, vatansever gençlerinin yan›nda olmal›! 6 Kas›m gelene¤i, bu ülkenin gençli¤inin emperyalizm ve faflizm taraf›ndan teslim al›namay›fl›n›n tarihidir. Gençlik can vererek, okullardan at›larak, zindanlara at›larak ödedi¤i büyük bedellere ra¤men, mücadeleden vazgeçmemifltir. Fedekar ve vatansever gençlerimizi mücadelelerinde yaln›z b›rakmayal›m!

Say› 130 9 31 Ekim 2004


✍ Gençli¤in Kaleminden

Say› 130 10 31 Ekim 2004

NEDEN ANKARA’YA G‹D‹YORUZ?

1980 Cuntas›’n›n üniversiteye yans›mas›n›n ad› YÖK oldu. Kuruluflundan itibaren YÖK’ün tek amac› düzene uygun, sormayan, sorgulamayan, baflkald›rmayan tek tip ö¤renci yetifltirmektir. Böylelikle istediklerini rahatl›kla hayata geçirebileceklerdi. 1980 öncesi ve sonras› gerek uygulanan politikalar gerekse de buna karfl› sergilenen tav›rlara k›sa da olsa bir bakal›m. 1960’l› y›llar›n ikinci yar›s›nda büyüdü, örgütlü hale geldi gençli¤in mücadelesi. ‘70'li y›llar, daha deneyimli ve yayg›n bir mücadelenin bafllad›¤› y›llard›r. ‘71 darbesi gençli¤i daha da ileri boyutta mücadaleye sevk etmifltir. Art›k hedeflenenler büyümüfl, gençlik kendi gelece¤inin, üniversitesinin gelece¤inin kurtar›lmas›n›n toplumsal bir mücadeleden geçti¤i gerçe¤ine ulaflm›flt›r. Bu dönemde sorunlar ve sald›r›lar da daha kapsaml›d›r. Üniversiteler üzerindeki bask›lar sadece paral›laflt›rma, özerkli¤in kald›r›lmas› vb. sorunlar de¤ildi. Bunun yan›nda üniversite gençli¤i bizzat devlet taraf›ndan oluflturulan faflist gruplarla, kafatasç› beyinlerle de mücadele etmek zorundayd›. 1971 ve 1980 aras› dönemde ünivesite gençli¤inin geneldeki talepleri, demokratik-özerk üniversite, örgütlenme özgürlü¤ü, 1750 say›l› Üniversiteler Yasas›'n›n kald›r›lmas›, ders araç-gereç ve notlar›n›n ö¤rencilere sa¤lanmas›, ö¤rencilerin korunmas› ve okula gidifl gelifl için servis arac› sa¤lanmas›, ö¤renci kredilerinin art›r›lmas›, yemeklerin ucuz ve kaliteli olmas›, mediko-sosyal faaliyetlerinin geniflletilip en genifl flekilde ö¤rencilere sunulmas›d›r. O günden bugüne bakt›¤›m›zda sorunlar›n de¤iflmedi¤ini daha da katmerleflti¤ini görüyoruz. Yine ö¤rencileri tek tiplefltirme, araflt›rmayan, sorgulamayan, kendi sorunlar›na duyars›z bir gençlik haline dönüfltürme çabalar› vard›r. En do¤al demokratik temel haklar ve özgürlükler mücadelesi verdi¤inde, okuldan atma, burslar› kesme, disiplin cezalar› ile karfl› karfl›ya kalmaktad›r. Böylelikle, ö¤renci gençlik, hareketsizlefltirilmeye, kendi kabu¤una hapsedilmeye, dünyaya ülkemize halk›n sorunlar›na ilgisiz alakas›z bir kesim haline getirilmeye çal›fl›l›yor. Bunda k›smen baflar›l› da oluyor. Üniversiteyi bitirme kayg›s›yla karfl›ya karfl›ya kalan gençlik iyice içine kapanarak okulu bitirme çabas›na girmifltir. Üstelik okulu bitirdikten sonra iflsiz kalaca¤›n› bile bile. Gençli¤e gelecek vaad etmeyenler rahatl›kla geleceklerini yoketmekle tehdit edebiliyorlar. Bunu tarihin her aflamas›nda görmek mümkün.

Ama gençli¤in de bu bask›lara karfl› her zaman bir cevab› olmufltur. Nas›l ki ‘70'li y›llarda "Ayr›cal›kl› Ve Paral› E¤itime Son” dediyse, ‘80'lerde "Cunta, Bilim, Özgürlük Düflman›d›r" slogan›yla YÖK'e Hay›r dediyse flimdi de yine ayn› sloganla, taleplerle yoluna devam ediyor. DEV-GENÇ’in, TÖDEF’in, onlarca ilde kurulan devrimci gençlik derneklerinin miras› omuzlar›m›zdad›r. Bu miras gücümüzdür. Gençli¤in anti-emperyalist tarihini, boyun e¤meyen gelene¤ini sürdürece¤iz. fiöyle bir bakt›¤›m›zda ne taleplerimiz, ne de bu talepler için verilen mücadelede gençli¤e yönelik tutum de¤iflmemifltir. Öyleyse, nas›l ki gençli¤in tarihinde gereken tav›r sergilenmiflse flimdi de bu tav›r, daha kararl› bir flekilde sergilenmelidir. Y›llardan beridir ö¤rencilerin üzerine karabasan gibi çöken YÖK'e dün oldu¤u gibi bugün de HAYIR diyerek karfl› koyma zaman›d›r. Ufkumuz kendi sorunlar›m›zla da s›n›rl› de¤ildir. Yan›bafl›m›zda Irak’ta bir iflgal var. Emperyalist zorbal›k bir halk› katlediyor, bu iflgalle tüm halklara gözda¤› veriyor. Çok daha yak›n›m›zda, ülkemizin hapishanelerinde insanlar tecrit zulmü alt›nda katlediliyor. Ve tecritle halk›n her kesimine gözda¤› veriliyor. ‹flte tüm bunlar›n karfl›s›na gençlik olarak ç›kmak için 6 Kas›m’da K›z›lay’day›z. K›z›lay ça¤r›s›nda imzas› olmayan gençlik örgütleri de, gençli¤in birli¤ini gözeterek bu tutumlar›n› gözden geçirmelidirler. Kitle çal›flmas›yla, yerel eylemlerle K›z›lay birbirinin alternatifi haline getirilemez. K›z›lay’da gençli¤in en genifl birli¤ini sa¤lamal›, 6 Kas›m gelene¤ini sürdürmeliyiz. K›z›lay'a ç›kmal›, taleplerimizi, gür ve güçlü bir flekilde hayk›rmal›y›z. Biz gençlik olarak bu 6 Kas›m'da da yine Ankara'da olacak, bu iflin muhataplar›na K›z›lay'dan seslenece¤iz. Alanlar bizim hakk›m›zd›r. Kimsenin alanlara ç›kma hakk›m›z› elimizden alma hakk› yoktur. Alanlar ülkesini vatan›n› karfl›l›ks›z ç›kars›z sevenlerindir. Alanlar hak gasplar›yla karfl› karfl›ya kalanlar›nd›r. B‹zlerin y›llard›r alanlara ç›kmak için çok nedenimiz var. Peki bizleri alanlara sokmayanlar›n kaç nedeni var? 6 KASIM'DA HAKLILI⁄IMIZDAN ALDI⁄IMIZ GÜÇLE, B‹RL‹KTEL‹⁄‹N GÜCÜYLE KIZILAY'DA ALANLARDA OLALIM!

Gençlik Federasyonu


Liseli Gençlik Dayan›flma fienli¤i

YAfiASIN L‹SEL‹ GENÇL‹⁄‹N ÖRGÜTLÜ GÜCÜ Yüzlerce genç yürek, c›v›l c›v›l, coflkulu, dinamik yüzlerce liseli, ‹stanbul Gençlik Derne¤i Lise Komisyonu’nun 24 Ekim’de ‹stanbul Okmeydan›’nda bir dü¤ün salonunda düzenledi¤i flenlikte bir araya geldi. Liseliler için bir dü¤ün günüydü zaten o gün. Örgütlü bir liseli olmak için, ülkesinin, halk›n›n sorunlar›na duyarl›, paylaflan, dayan›flma içinde olan bir liseli olmak için söz kestiler o gün. fienlik boyunca K›smet Y›ld›z’›n Kürtçe türküleriyle halaylar çekip, Grup Hozat’›n Anadolu Rock tarz›nda söyledi¤i türkülerle, Ruhan Mavruk’un fliirleri ve Nurettin Güleç’in türküleriyle cofltular, zaman zaman türkülere efllik ettiler. Genç yürekler, türkülerle coflup e¤lenirken, sorunlar›n› da konuflmamazl›k etmediler. Gençli¤in mücadele tarihini anlatan konuflmalar yap›ld›. Yafl›m›z küçük demeyip ülkenin, halk›n büyük sorunlar›n› ele ald›lar. 5. y›l›na giren ölüm oruçlar›na, 82 insan›n

Canan ve Zehra, Bizimle! 19 Ekim’de ‹stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kantininde Gençlik Federasyonu taraf›ndan düzenlenen anmada, gençli¤in ölüm orucu direniflinde flehit verdi¤i iki k›zkardefl; Zehra ve Canan an›ld›lar. Saat 13:00'da bafllamas› gereken anma polis ve ÖGB taraf›ndan engellenmeye çal›fl›ld›. Canan-Zehra Kulaks›z’›n babas› Ahmet Kulaks›z’›n kat›l›m›n›n engellenmesi üzerine polisle ö¤renciler aras›nda arbede yafland›. 100 kadar çevik kuvvet gaz mazskelerini yüzlerine takarak sald›r›ya haz›rland›. Bunun üzerine GDF'li Ö¤renciler bu keyfi tutumun hesab›n› sormak için rektörlü¤e do¤ru yürüyüfle geçti. Bunun üzerine geri ad›m atmak zorunda kalan rektör polisleri çektirerek kap›lar› açt›rd› ve anma programland›¤› gibi yap›ld›. Yaklafl›k 50 ö¤rencinin kat›l›m›yla gerçeklefltirilen anmada Canan ve Zehra filminin gösteriminin ard›ndan Ahmet Kulaks›z'la ölüm oruçlar› üzerine bir sohbet gerçeklefltirildi.

sahte belgelerle tutukland›¤› 1 Nisan operasyonuna, ülkemizin emperyalistlere peflkefl çekilmesine de¤inip okul, aile, polis bask›s›yla beyinleri dumura u¤rat›lmak istenen genç kardefllerine flöyle seslendiler: “Evet sorunlar›m›z var, üstelik acil... Peki bu durumda biz ne yapaca¤›z? ‹ki seçene¤imiz var. Ya sessiz kalaca¤›z ya da en do¤al hakk›m›z olarak hak ve özgürlükler mücadelesinin birer neferi olaca¤›z. ... fiimdi ellerimizi birlefltirme seslerimize ses katma zaman›d›r. Sizleri ‹stanbul Gençlik Derne¤i Lise Komisyonu çat›s› alt›nda mücadele vermeye ça¤›r›yoruz. Bizlere dayat›lan bu yoz kültüre, anti-bilimsel, ezberci, gerici e¤itime karfl› gelin birlikte mücadele edelim.” Gençlik Federasyonu'nun, Okmeydan› Temel Haklar Giriflimi'nin, Yeni Demokrat Gençlik’in gönderdi¤i mesajlar›n okundu¤u gece boyunca liseliler özlemlerini, taleplerini s›k s›k sloganlarla dile getirdiler. Sanatç› Güleç'in söyledi¤i Kürtçe bir parçay› F tipindeki bütün tutsaklara arma¤an etmesi “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur " sloganlar›yla karfl›land›. Yaklafl›k 650 kiflinin kat›ld›¤› flenlik Grup Yorum dinletisiyle sona erdi.

"Müflteri de¤il ö¤renciyiz" Eskiflehir Anadolu Üniversitesi ve Osman Gazi Üniversitesi ö¤rencileri, Yunus Emre Kampüsü önünde bir çad›r kurarak, yurt ücretlerinin, ev kiralar›n›n ve haraçlar›n yüksekli¤ini protesto ettiler. "Müflteri De¤iliz Ö¤renciyiz", "Kira Art›fllar› Denetlensin, Kamuya Ait Yurtlar Aç›ls›n", "Har(a)çlar Kald›r›ls›n, Paras›z E¤itim ‹stiyoruz" yaz›l› dövizler tafl›yan ö¤renciler, yurt ve kiral›k evlerin pahal›l›¤› nedeniyle bar›namaz hale geldiklerini vurgulad›lar. Üniversite harçlar›n› bile ödeyemez durumdayken, haz›rlanan Yeni YÖK Yasa Tasar›s›’yla sesini yükselten ö¤rencilerin burslar›n›n, ö¤renim kredilerinin kesilmesi tehdidiyle yüz yüze oldu¤unu belirten ö¤renciler, “yolunacak kaz” gibi görülmelerini protesto ettiler. Eskiflehir Gençlik Derne¤i, Sosyalist Gençlik Derne¤i, EHP Gençli¤i, Yurtsever Gençlik, Sosyalist Demokrasi Gençli¤i ve Ö¤renci Koordinasyonu taraf›ndan 26 Ekim’de bafllat›lan eylem, 27 Ekim’de düzenlenen bir forumla sona erdirildi.

Say› 130 11 31 Ekim 2004


‹zmir: Tecrit Duvarlar› Y›k›lana Kadar...

F Tipi hapishanelerde tecrite karfl› süren ölüm orucunun 20 Ekim günü 5. y›l›na girmesi nedeniyle ülkenin çeflitli kentlerinde eylemler sürüyor. Bir çok kentteki eylemleri geçen haftaki say›m›zda yer verdi¤imiz, 20 Ekim günü yap›lan eylemlerden biri de Antalya’dayd›.

4 y›ld›r F Tipi hücrelerde direnenler ‹zmir’de 23 Ekim günü düzenlenen eylemle selamland›. ‹zmir HÖC’lüler, Kemeralt› Çarfl›s› giriflinde "Tecride Karfl› Direnifl 5. Y›l›nda Hücreleri Y›kal›m" pankart› açarak, "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", "Tecridi Kald›r›n Ölümleri Durdurun" sloganlar› att›lar. HÖC ad›na bir aç›klama yapan Karasu Sürmen, “‹lk gün söyledi¤imiz gibi, asla tecriti kabul etmeyece¤iz. Ölüm oruçlar› 5 y›ld›r sürüyor. Kimsenin kuflkusu olmas›n ki tecrit duvarlar› y›k›l›ncaya kadar sürecektir" dedi. Mücadele Birli¤i Platformu'nun destek verdi¤i ve k›z›lbayraklar tafl›nan eylemde, 20 Ekim günü ‹stanbul ve baflka yerlerde yap›lan eylemlere polisin sald›r›s› da protesto edildi.

Antalya: Sald›r› Y›ld›ramad›

Eskiflehir: 117 ‹nsan›n Katili AKP

HÖC’lüler Antalya AKP il binas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapmak ve 117 insan için temsili bir tabutu bina önüne koymak istediler. Hasan Subafl› Caddesi’nde toplanan HÖC’lülerin önü çevik kuvvet polislerince kesildi. Halk›n yo¤un ilgisi karfl›s›nda sivil polisler, toplanan halk› da¤›tmaya çal›flt›. Güvenlik fiube Müdürü, uyar› yapma gere¤i dahi duymadan kitleye sald›r› emri verdi. HÖC’lüler sald›r›ya karfl› sloganlarla, kenetlenerek direndi. Bir yandan halka eylemin amac›n› anlatan HÖC’lüler, eylemlerinin yasal bir hak oldu¤unu, yasad›fl› davranan›n polis oldu¤unu hayk›rd›lar. Coplayarak, tekmeleyerek tehdit ve küfürlerle 9 kifliyi gözalt›na alan polis, “‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek", "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar›n› susturamad›.

24 Ekim günü Adalar Migros önünde toplanan Eskiflehir Gençlik Derne¤i üyeleri, “Ölüm Orucu 5. Y›l›nda, Tecrit 117 Can Ald›" pankart› açt›. At›l›m, SDP ve DEHAP gençli¤inin de destek verdi¤i bas›n aç›klamas›nda AKP iktidar›na seslenilerek, “Tecrit tam 117 insan› katletti. Sorumlular› sizsiniz. Sessiz kalarak, yok sayarak, sansürle, zorla müdahale ederek direnifli bitiremezsiniz. Tecritle düflüncelerimizi yok edemezsiniz! Tecriti kald›racaks›n›z! Zafer her zaman oldu¤u gibi yine direnenlerin olacakt›r” denildi. Eylemde, "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez", "Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z", "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur" sloganlar› at›ld›.

Keyfi gözalt›na karfl› susma hakk›n› kullanan HÖC’lüler, polisin psikolojik iflkence amaçl› tekbir ve mehter marfllar›na sloganlar ve marfllarla karfl›l›k verdiler. Ertesi günü savc›l›¤a ç›kar›lan HÖC’lüler serbest b›rak›ld›lar.

‹stanbul: Sald›r›ya Suç Duyurusu

kampanya eylemleri sürüyor

Say› 130 12 31 Ekim 2004

Sald›r› E¤itim-Sen Antalya fiubesi taraf›ndan k›nan›rken, Antalya Temel Haklar, 22 Ekim günü K›fllahan Meydan›'nda yapt›klar› yürüyüfl ve bas›n aç›klamas›yla sald›r›y› protesto ettiler. "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz" sloganlar› at›lan eylemde, gözalt›na al›nanlar›n gördükleri iflkenceleri raporla belgeledikleri belirterek, DKÖ ve sendikalara bu hukuksuzlu¤a karfl› ç›kma ça¤r›s› yap›ld›.

20 Ekim günü AKP polisinin Sultanahmet Meydan›’nda HÖC’lülere vahfli sald›r›s›, ‹stanbul Temel Haklar taraf›ndan protesto edildi. Sald›r›ya iliflkin 21 Ekim günü Sultanahmet Adliyesi'nde suç duyurusunda bulunan ‹stanbul Temel Haklar, baflta katliamc›l›¤› tescillenmifl fiefik Kul olmak üzere tüm ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü'ne ba¤l› polislerin cezaland›r›lmas›n› istedi. Suç duyurusuna iliflkin bir bas›n aç›klamas› yapan Özgür Ayd›n, AKP polisinin tecrit ve ölüm oruçlar›yla ilgili hiçbir fleye tahammül edemedi¤ini belirtti. Bugün en demokratik haklara bile biber gazlar›, coplarla azg›nca sald›r›l›rken bir taraftan demokrasi flovlar› yap›ld›¤›na de¤inilen aç›klamada "bask› ve zulüm devam ettikçe her yerde hakl›l›¤›m›z› hayk›raca¤›z" dendi. "Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz" pankart›n›n aç›ld›¤› ve “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar›n›n at›ld›¤› aç›klaman›n ard›ndan suç duyurusunda bulunuldu.

‹stanbul: Esenyurt’ta Dinleti, Hukuk Fakültesi’nde Pankart Esenyurt Temel Haklar Kültür Komisyonu, ölüm orucu direniflinin 5. y›l› nedeniyle bir dinleti


‹zmir

"Ölüm Oruçlar› 5. Y›l›nda, Tecrit Sansür= 117 Ölüm. Sorumlusu Avrupa’d›r. Tutsak Yak›nlar›" pankart›n›n as›ld›¤› Berlin SPD iflgalinde ise partililerle görüflüldü. Direniflle ilgili bir dosyan›n sunuldu¤u SPD’nin uluslararas› iliflkiler yetkililerine, 117 insan›n öldü¤ü hat›rlat›ld›ktan sonra, “büyük bir sansür uygulan›yor. ‹nsanlar 5 y›ld›r ölüyor. Türkiye devleti ve Avrupa izliyor. Ölümlerden sizin iktidar›n›z da sorumlu. SPD olarak bir aç›klama yapman›z› ve Türkiye’ye heyet göndermenizi talep ediyoruz” denildi. düzenledi. Dinleti öncesi afifl as›m› s›ras›nda dernek üyeleri Atilla Runa ve Abdurrahman Urbay jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nanarak tehdit edilip b›rak›ld›lar. Herfleye ra¤men bafllayan dinleti program›nda flair Ruhan Mavruk, “özgür tutsaklar›n teslim al›namayaca¤›na” vurgu yaparken, Ahmet Kulaks›z “Tecrite Karfl› Direnifl 5. Y›l›nda. Hücreleri Y›kal›m” kampanyas›na kat›l›m ça¤r›s› yapt›. ‘Yaflatmak ‹çin Öldüler’ filminin gösteriminin yap›lmas›ndan sonra Grup Yar›n türküleriyle kitleyi coflturdu. Kampanya hakk›nda yap›lan bilgilendirmeyle etkinlik sona erdi. ‹.Ü. Hukuk Fakültesi girifline as›lan "Tecrite Karfl› Direnifl 5. Y›l›nda Hücreleri Y›kal›m / Gençlik Dernekleri Federasyonu" yaz›l› pankart ve koridorlara as›lan ölüm orucu flehitlerinin resimleri 19-22 Ekim tarihleri aras›nda as›l› kald›.

Yurtd›fl›: Parti Binalar›nda ‹flgaller u Avusturya: 22 Ekim günü, Viyana ve Innsbruck'ta Sosyal Demokrat Partisi (SPD) binalar› iflgal edildi. Viyana’da partinin merkez yöneticileri ile görüflen tutsak yak›nlar› ölüm orucu ile ilgili bir bilgilendirme dosyas›n› sundular. Bir parlamenter ile görüflme randevusu al›nd›ktan sonra bina terk edildi. Ayn› gün Innsbruck’daki iflgalde, ellerinde flehitlerin resimleri ile parti binalar›na giren tutsak yak›nlar›, parti yetkilileri ile görüfltüler. Partinin bölge sorumlusu Jakop Riser ile görüflen tutsak yak›nlar›, direnifl hakk›nda bilgi verdikten sonra, AB’nin Türkiye faflizmine deste¤inin bu ölümlere destek oldu¤unu anlatt›lar. Bu esnada parti binas›n›n ön cephesine, “ÖLÜM ORUCU 5. YILINDA TECR‹T + SANSÜR = 117 ÖLÜM” yaz›l› pankart as›ld›. Jakop Riser'in, konuyu parti merkezinde tart›flmaya açaca¤› sözü vermesinin ard›ndan tutsak yak›nlar› parti binas›n› terk ettiler. u Almanya: 22 Ekim günü, iktidar partisi SPD’nin Berlin merkez binas›, Nürnberg ve Köln SPD binalar› iflgal edildi. Nürnberg’de iki saat süren iflgalde parti binas›na Almanca "Türkiye Hapishanelerinde 117 ‹nsan öldü! Sorumlusu Avrupa’dır” yazılı pankart asıldı.

Görüflmenin yap›ld›¤› SPD yetkilileri Achim Post ve Dr. Schauff bu konu ile ilgili AB Komisyonu’na genifl bir rapor sunacaklar›n›, 2005 bafl›nda heyet olarak Türkiye’ye gideceklerini belirttikten sonra iflgal bitirildi. Hamburg’da iktidar›n di¤er orta¤› Yefliller Partisi’nin binas› da ayn› gün iflgal edildi. Binaya, “Ölüm Orucu 5. Y›l›nda! Tecrit ve ‹zolasyon = 117 ölüm. Avrupa Sorumludur! Tecriti Kald›r›n!” yaz›l› pankart as›ld›. Alman solcular›n›n da kat›ld›¤› eylemde, iflgalin amac›n› anlatan bir aç›klama yap›ld›ktan sonra, partinin Hamburg Senato Üyesi Antje Möller ile gö-

Cephe Güçleri Beyo¤lu Adliyesi’ni Molotoflad›: “Hapishanelerde 117 ‹nsan› Öldürdüler! Tecriti Kald›r›n” ‹stanbul Hal›c›o¤lu’nda bulunan Beyo¤lu Adliyesi, 28 Ekim günü sabah saatlerinde molotoflarla yak›ld›. Cephe Güçleri, Adliye karfl›s›na 10x4 ebatlar›nda olan ve üzerinde “Hapishanelerde 117 ‹nsan› Öldürdüler! Tecriti Kald›r›n-Cephe Güçleri” yazan büyük bir pankart asarak, Adliye binas›na att›klar› çok say›da molotofla, binan›n ön cephesini tutuflturdular. Bir süre burada sloganlarla molotof atmaya devam eden Cephe Güçleri, çevrede bulunan bir polis ekibinin atefl açmas›n›n ard›ndan kay›p vermeden eylem yerinden çekildiler.

Say› 130 13 31 Ekim 2004


‹sviçre

Say› 130 14 31 Ekim 2004

Berlin SPD

rüflüldü ve aç›klama Alman bas›n› ile, D›fliflleri Bakan› Joschka Fischer`e gönderildi. 2 saat süren iflgal, Fischer’in aç›klama yapma sözünün ard›ndan bitirildi. TAYAD Komite üyeleri ayn› gün Yefliller’in Köln binas›na giderek, il baflkan› Dr. Diana Siebert ile görüfltüler. u ‹sviçre: 25 Ekim günü Sosyalist Parti (SP) merkez binas› Zürih’de iflgal edildi. 4 y›ld›r süren direnifle iliflkin bilgi veren tutsak yak›nlar›, Avrupa’n›n faflist Türkiye hükümetinin katliam politikas›na aktif destek verdi¤ini dile getirdiler. SP’nin tecrit ve Türkiye hükümetinin katliamc›l›¤›na karfl› tavr›n› kamuoyuna aç›klanmas› istenen eylem, Türkiye hükümetine tecritin kald›r›lmas› için faks çekme ça¤r›s› yap›larak bitirildi. Basel flehrindeki SP iflgalinde ise, TAYAD Komite üyeleri "Türkiye'de Ölüm Orucu 5. Y›l›nda, Tecrit ve Sansür Sonucu 117 Ölüm, Sorumlusu Avrupa'd›r, Tecriti Durdurun!" yaz›l› pankart ast›lar. Basel SP Sekreteri ve milletvekili Mustafa At›c› ile yap›lan görüflmeler sonucunda SP'liler ölüm orucu ve tecritle ilgili olarak giriflimlerde bulunacaklar› ve kendilerinin de tecriti k›nayan bir protesto metni haz›rlayacaklar› sözü verdiler. Eylem boyunca megafonla pencereden ölüm orucu ile ilgili konuflmalar yap›ld›. u Fransa-Hollanda-Belçika: Fransa'da iktidar partisi UMP’nin Paris'teki Genel Merkezi’ne giden TAYAD Komite üyeleri; Erdo¤an'›n ziyaretinin ard›ndan, biz de Türkiye gerçe¤ini anlatmak istiyoruz dediler. Uluslararas› ‹liflkiler Yetkilisi ile görüflen TAYAD

Berlin Irç›l›¤a Karfl› Mücadele Derne¤i, IKAD'da 24 Ekim’de bir anma düzenlendi. Anmada yap›lan konuflmalar›n yan›s›ra flehitleri anlatan video gösterimi izlendi ve marfllar söylendi. Brüksel’de 5 y›ld›r düzenlenen ATTAC film festivalinde, Halk›n Sesi TV’nin organizasyonu ile, 26 Ekim günü tecriti anlatan “Sessiz Ölüm” filmi gösterildi. Film öncesi bir ölüm orucu gazisi de kitleye hitaben bir konuflma yapt›. Nürnberg Halk Kültürevi'nde 24 Ekim günü Tokat flehitleri ve Ölüm Orucu flehitleri için bir anma gerçeklefltirildi. Hafta sonunda ise, kent merkezinde bildiriler da¤›t›ld›. Belçika'n›n Liege flehrinde, “Liege'deki Türkiyeli Vatan-

u 5 Y›ll›k Destan›n Sesi Her Yerde Hamburg'da TAYAD Komite taraf›ndan aç›lan stantda ölüm orucu ile ilgili bildiriler da¤›t›ld› ve 3 saat süresince tecrite karfl› imza topland›. Ayr›ca Hamburg Anadolu Derne¤i taraf›ndan 24 Ekim günü bir anma düzenlendi. Köln TAYAD Komite 22 Ekim günü, Dom Kilisesi önünde 117 mumla 117 yazarak kahraman flehitleri and›. Ayr›ca Köln Kültürevi’nde de 24 Ekim günü bir anma yap›ld›.

Komiteliler, tecriti ve direnifli anlatan bir dosya verdiler. UMP’linin “demokratikleflme sürecinin ka¤›t üzerinde kald›¤›n› bildiklerini” söylemesine karfl›l›k, bu konuda Avrupa hükümetlerinin sorumlu oldu¤u hat›rlat›ld›. Ayn› gün Frans›z Komünist Partisi (PCF) Genel Merkezi’nde ise Uluslararas› ‹liflkiler Sekreteri Jacques Fath ile görüflüldü. TAYAD Komiteliler PCF’yi, Avrupa’n›n katliama deste¤i konusunda hiçbir elefltiride bulunmamalar› konusunda elefltirdiler. PCF yetkilisi tecrit konusunda parti organlar›nda görüflme yapaca¤›n› belirtti. TAYAD Komiteliler, Belçika’n›n baflkenti Brüksel’de hükümet partisi VLD yetkilileri ile bir görüflme yapt›lar. Ölüm orucu ve tecritin anlat›ld›¤› görüflmede VLD ad›na Uluslararas› ‹liflkiler Sorumlusu yer ald›. TAYAD Komite üyeleri, ayr›ca VLD’li Baflbakan Guy Verhofstadt’e ve D›fliflleri Bakan› Karel Gucht’e birer faks göndererek, sahte belgeli tutuklamalar ve tecritle ilgili görüflme talebinde bulundular. Hollanda TAYAD Komite 22 Ekim günü, Gronelinks, CDA ve Stadspartij partileri ile Rotterdam Belediyesi’ndeki bürolar›nda birer görüflme yapt›lar. Görüflmelerde Hollanda Parlamentosu’na, Adalet Bakanl›¤›’na ve D›fliflleri Bakanl›¤›’na çekilmek üzere birer faks metni verilerek tercit ve ölümler anlat›ld›. Bu görüflmelerin ard›ndan üzerlerinde 'Duydunuz mu?; Türkiye Hapishanelerinde Tecrit ‹flkenceleriyle 117 ‹nsan Öldürüldü” yaz›l› önlüklerle flehir merkezinde toplu bildiriler da¤›t›ld›.

Berlin

severler” imzas›yla as›lan ve üzerinde, “Türkiye'de 117 Siyasi Tutuklu fiehit Düfltü ve Yüzlercesi de Sakat Kald›. Ölüm Orucu Direnifli 5. Y›l›nda” yaz›l› pankart bir buçuk saat as›l› kald›. Ayr›ca bildiriler da¤›t›ld›. 20 Ekim günü ‹talya'n›n Floransa flehrinde, Ozidareli Halk Merkezi’nde bir panel yap›ld›. Panelde TAYAD Komite temsilcisinin yan›s›ra, 1 Nisan mahkemesini izleme komitesinin ‹talyan koordinatoru Paola Cecchi bir konuflma yaparak, Türkiye devletinin "disket" operasyonunu anlatt›. Ayr›ca aç›lan bir foto¤raf sergisi ile ölüm orucu anlat›ld›. 22 Ekim günü Avusturya Parlementosu’nun karfl›s›na, direniflin 5. y›la girdi¤ini duyuran pankart as›ld›. Ayr›ca 23 Ekim günü Viyana merkezinde bilgilendirme stand› aç›larak bildiriler da¤›t›ld›. Viyana, Insburg, Neokirchen Anadolu Kültür Merkezleri'nde anmalar yap›ld›.


TEKNOKENT PROJES‹ ENKA, ALARKO, ATA, ORMO HOLD‹NGLER‹N‹N ÇIKARI ‹Ç‹N 50 B‹N ‹NSANIN EV‹ YIKILMAK ‹STEN‹YOR

Halk Belediyeye Yürüdü: Armutlu’ya uzanan eller k›r›l›r

Armutlu’da y›k›m karar›, ‹TÜ Ar› Teknokent Teknoloji Gelifltirme Bölgesi Projesi’ne (Teknokent) dayand›r›l›yor. Proje 50 bin insan›n bar›nma hakk›n› tehdit ediyor. Bo¤az’da villa ve daha baflka rant hesaplar› biliniyor. Peki bu proje arac›l›¤›yla kim ç›kar sa¤l›yor? 50 bin insan› evsiz b›rak›p kimin ç›kar sa¤layacaklar›na bakal›m: Projeyi üstlenen flirkete ‹TÜ VAKFI’n›n yan›s›ra, ENKA Holding, ALARKO Holding, ATA Holding ve ORMO ‹nflaat flirketleri ortak.

Evlerinin y›k›l›p yerine "‹TÜ Ar› Teknokent Teknoloji Gelifltirme Bölgesi" kurulmas›na karfl› ç›kan Armutlu halk›n›n eylemleri sürüyor. Geçen hafta Sar›yer Belediyesi’ne yürüyen Armutlulu’lar, 26 Ekim günü de Büyükflehir Belediyesi’ne yürüdüler.

isteyen Armutlulu’lar, yap›lan görüflmeler sonucunda, heyete Kadir Topbafl ile görüflme sözü verilince yolu açt›lar. Bir heyet belediye baflkan› ile görüflmeye giderken kitle de Saraçhane Park›’nda sloganlarla heyetin gelmesini bekledi.

Öfkeli Gecekondu Halk› Yürüyor Barikatlar Aç›l›yor Armutlu halk›n›n bar›nma hakk›na, evine sahip ç›kma kavgas›n›n karfl›s›na ç›kan polis, sabahtan itibaren Armutlu Köprüsü’nü panzerle ve yüzlerce çevikle keserek, halk› Büyükflehir Belediyesi’ne tafl›yacak otobüsleri mahalleye sokmad›. Belediyeye dilekçe verme hakk›n› bile yasad›fl› flekilde engellemek isteyen AKP’nin polisi ile bir yandan heyetin görüflmesi sürerken, öte yandan halk›n öfkesi giderek yükseldi. Yolun aç›lmas›n› bekleyen halk, bir süre sonra yürüyüfle geçti. Üzerine gelen yoksullar› gören tekellerin polisi, köprüyü açmak zorunda kald›. Yolun aç›lmas›ndan önce, otobüs duraklar›nda bekleyen halk burada bir bas›n aç›klamas› yapt› ve otobüslerin polis taraf›ndan engellenmesi karfl›s›nda ‹ETT ve Halk Otobüslerine binerek, Belediyeye yönlendirdi. Yap›lan aç›klamada, tapu tahsis belgelerinin tapuya dönüflene kadar mücadelenin sürece¤inin alt› çizildi.

8 kiflilik heyet, Topbafl’ın belediyede olmad›¤›n› ö¤rendikten sonra telefonla görüfltü ve kendileriyle görüflmeyece¤i bilgisini ald›. ‹ktidar›n belediye baflkan› halktan, halk›n sorunlar›ndan kaçarken, AKP’nin göstermek istedi¤inin tersine yoksullara düflman, onlar› hor gören bir parti oldu¤u bir kez daha görüldü.

AKP’li Belediye Baflkan› Halktan Kaçt› Fatih Sultan Mehmet, Baltaliman› ve Reflitpafla mahallelerinin Halk Konseyi’nin ald›¤› kararla yola ç›kan 4 binden fazla Armutlulu Saraçhane Park›’na otobüslerle geldi. Armutlu’nun ilk kuruluflunda, y›k›mlarda onlarca kez gelmifllerdi bu belediye önüne. Y›kt›rmay›z kondumuzu diyerek mücadele etmifller ve bar›nma haklar›n› bedellerini ödeyerek kazanm›fllard›. Polis burada da halk›n toplanmas›n› engellemeye çal›flt›. Bunun üzerine halk, Saraçhane-Fatih Caddesi’ni trafi¤e kapad›. Belediye Baflkan› Kadir Topbafl’›n kendilerine aç›klama yapmas›n›

Bunun üzerine, Halk Konseyi ad›na Metin Kal bir bas›n aç›klamas› yapt›. Kal, “Projenin teknolojiyi gelifltirmek için de¤il, rant için üretildi¤ini” söyleyerek, konut haklar›n› sonuna kadar kullanacaklar›n› belirtti. Aç›klaman›n ard›ndan binlerce dilekçe belediyeye verildi. Daha sonra kitle "Armutlu Bizimdir Bizim Kalacak, Baflkan fiafl›rma Sabr›m›z› Tafl›rma, Armutlu ‹TÜ'ye Mezar Olacak ve “Armutlu’ya Uzanan Eller Kırılır” sloganlar›yla eylemi sona erdirdi. AKP iktidar› Armutlu halk›n›n sabr›n› s›namaya devam ederken, halk da örgütlü direnifl konusundaki kararl›l›¤›n› flimdiden gösteriyor.

GÜLSUYU DA D‹RENECEK AKP iktidar›n›n y›k›m plan›nda bulunan yerlerden biri de Maltepe’ye ba¤l› Gülensu ve Gülsuyu gecekondular›. Büyükflehir Belediyesi’nin imar naz›m plan› kapsam›nda, yoksul emekçi halk›n oturdu¤u bölgeden, 68 bin 315 insan gönderilmek isteniyor. Gülensu Gülsuyu Güzellefltirme Yardım ve Kültür Derne¤i düzenledi¤i bir panelle belediyenin plan› hakk›nda halka bilgi verirken, panelde mücadele kararl›l›¤› dile getirildi. Plan›n yoksullar› yerinden edip, bir avuç zengine rant sa¤lama amaçl› oldu¤unun alt› çizilirken, halen imza kampanyas› da sürüyor.

Say› 130 15 31 Ekim 2004


Aydos Halk› Direniyor

Kondular›m›z› bafl›m›za y›kan, binlerce polisi üstümüze salan O’dur. Emperyalist tekellerin emirlerini ikiletmeyen Tayyip, yoksullar›n düflman›d›r.

Aydos’da Direnifl! Gecekondular Bizimdir Yoksullar› afla¤›layan, azarlayan, “ac›madan y›k›n” talimatlar›yla, kondular›n› ellerinden al›p zenginlere peflkefl çekmek isteyen AKP iktidar›, Pendik Aydos Mahallesi’nde yoksullar›n öfkesine tan›k oldu. Yalanla, hileyle, din sömürüsü ile halk› aldatmaya al›flm›fl olan, polis-ordu gücüm var, yakar y›kar geçerim pervas›zl›¤›yla hareket eden iktidar, bu kez halk›n direnifline çarpt›.

üflman Topra¤›na Bask›n Yapar Gibi Geldiler; Halka Düflmand›rlar

D Say› 130

AKP Aydos’da uzun süredir, “Milli E¤itim Bakanl›¤›'na ait arazi üzerine” ev yapt›klar› bahanesiyle y›k›m planl›yor, halk eylemlerle tepkilerini dile getirir31 Ekim 2004 ken, bir yandan da direnifle haz›rlan›yordu. Bundan bir süre önce, Haklar ve Özgürlükler Cephesi mahalle halk›na da¤›tt›¤› bildiride, iktidar›n gerçek yüzünü teflhir etmifl ve bugün 14 evi y›k›p okul yapaca¤›z diye bafllayan yalan›n, daha sonra 48’e ç›kt›¤›n› hat›rlatarak, “bu vatan, bu topraklar sizindir. Emek verip yaratan halkt›r. Aydosumuzu yokedip denize naz›r villalar dikmek istiyorlar. B›rakal›m kondumuzu mezarlar›m›z›n üstüne dahi villalar diktiler” demiflti. Aydos halk› evlerini ancak direnerek koruyabilece¤inin bilinciyle, 27 Ekim sabah› Kondular›m›z› y›k›p villa yapmay› düflügelen oligarflinürken öfkemizi kat›n hesaba, yoksullanin polis güçlerini direniflle r›n öfkesinin bin y›ll›k ezilmiflli¤in, açl›karfl›lad›. ¤›n öfkesi oldu¤unu unutmay›n! 16

Bir sabah, düflman topra¤›na girer gibi, halk uykudayken panzerler, yüzlerce çevik polisi, y›k›m ekipleri ile girdiler. “fiafak Bask›n›” demifller Aydos y›k›m›n›n ad›na. ‹sme ba-

k›n! Oligarflinin polisinin, askerinin çok sevdi¤i ve kulland›¤› bir deyimdir bu. Bir devrimci üssü ya da bir gecekondu mahallesini, hapishaneleri ya da bir üniversite yurdunu basm›fl olmas› fark etmez, hep “flafak”ta yaparlar bask›nlar›n›. Bu savafl dilidir. Devlet, AKP iktidar› halka karfl› savafl›yor.

alk 7’den 70’e Direndi, Milletvekili Villalar› Taflland›

H

Halka savafl açanlar, halktan gereken cevab› ald›lar. Ellerinde 130 gecekondunun y›k›m karar›yla gelmifllerdi. Aydos halk› y›k›mlar›n gerçekleflece¤ini duyunca yafll›s›ndan çocu¤una kadar herkes sokaklara barikatlar kurarak direnifle geçti. Panzerler sürüldü halk›n üzerine, yine de k›ramad› halk›n direniflini. Polis gaz bombalar›, sis, biber gaz› bombalar›, tazyikli sularla halka sald›r›rken, y›k›m ekipleri 14 evi y›kt› bu arada. Polis, çevre mahallelerden direnifle destek için gelenlere karfl› giriflleri de kapatt›. Masabafl›nda savafl plan› yapar gibi, halk›n evlerini nas›l y›kacaklar›n› hesaplay›p geldikleri belli olmas›na karfl›n, k›sa sürede toparlanan halk saatlerce direndi. Organize olan ve ara sokaklardan, çat›lardan, sokaklara kurduklar› barikatlar›n ard›ndan polisi tafl ya¤muruna tuttu. Tafla karfl› gaz bombalar› ile cevap veren polis, halk uykudayken yakar y›kar ç›kar›z hesab›n›n tutmad›¤›n› gördü. 700 civar›nda çevik polisine takviyeler yap›lmas› halk› y›ld›rmak bir yana daha da öfkelendirdi. Gecekondunun gençleri, yafll›lar›, kad›nlar›, erkekleri örgütlü bir flekilde hareket ederek 6 saat boyunca direndiler. Aydos’un üst taraf›nda milletvekillerine ait bofl villalar taflland›, camlar› k›r›ld›. Panzerlere h›nçla vuran yoksul gençlerimiz, oligarflinin korkusu olmaya devam edeceklerini bir kez daha gösterdi. Binden fazla polis, panzerler, y›k›m ekipleri direnifl karfl›s›nda çaresizdi, geri çekilmek zorunda kald›lar. Konuyla ilgili bir aç›klama yapan Gençlik Dernekleri Federasyonu halk›n direnifline sahip ç›kt›.

inlerce Öfkeli Gecekondulu Belediye Binas›na Yürüdü

B

Gece barikatlarda, nöbette geçti. Zaman zaman


panzerlerin barikatlar› kald›rma giriflimleri tafllarla karfl›land›. Ertesi günü sabah saatlerinden itibaren toplanan Aydos halk› Pendik Belediyesi’ne yürüdü. 3 binden fazla insan›n kat›ld›¤› yürüyüflte, “Aydos'u Y›kt›rmayaca¤›z” yaz›l› pankart tafl›nd›. Önleri polis taraf›ndan kesilen halk, polise öfkesini burada da dile getirirken, 20 kiflilik heyet AKP’li Belediye Baflkan› Erol Kaya ile görüfltü. Görüflme sonucunda “baflka y›k›m›n olmayaca¤›, evi y›k›lanlara yard›m yap›laca¤›” sözü üzerine eylem bitirildi. 5 ay önce de ayn› sözleri vermifllerdi. Bu nedenle Aydos halk›, verilen sözlere güvenmiyorlar. Halk›n Sesi TV’nin görüfltü¤ü mahalle halk›, bu düflüncelerini ifade ederken, öfkenin halen dinmifl olmad›¤›n› belirtiyorlar. Ancak flu aç›k ki, halk›n direnifliyle y›k›m durdurulmufltur. Aç›k olan baflka bir fley de yine gelecekleridir...

›k›m› “Zafer” Diye Karfl›layan Burjuva Bas›n›n Halk Düflmanl›¤›

Y

‹slamc›s›yla, holding bas›n›yla burjuva bas›n, Aydos halk›n›n direniflinden hiç hoflnut kalmad›¤› gibi, 14 evin y›k›lmas›n› da sevinçle karfl›lad›. Direnen halk istemezler. Hele, halk›n böylesine sindirildi¤i bir ortamda, tüm yoksullara örnek olmas›ndan korkarlar. Binlerce insan›n evsiz kalmas›, y›k›lan yuvalar onlar› ilgilendirmez. Bir sak›z gibi çi¤nedikleri “büyükflehirlerin gecekondu sorunu” tart›flmalar›n›, halk› konutsuz b›rakmak için yaparlar. Köflelerinden kin kusar, haberlerinde adeta gecekondular sorununu yaratan halkm›fl gibi sunarlar. Yine öyle oldu. Do¤an Medya’n›n gazete ve TV’leri yoksullara büyük bir tiksinti ve nefretle sundu haberlerini. Hürriyet, “Lejyoner’in gecekondu y›k›m zaferi” dedi. (28 Ekim) Polisin kalkanlar›n› tafllara siper etmesi, Roma “lejyonerleri”nin takti¤iymifl. Ve Roma’n›n “lejyonerleri” Aydos’da 14 evi y›karak zafer kazanm›fl... Halklar Roma istilalar› ve “lejyonerleri”nin zulmü karfl›s›nda hiç boyun e¤di mi ki? Nerede flimdi o görkemli “lejyonerleri” olan Roma? Hürriyet’in düzeninin “lejyonerleri” olan polisler de, ancak atalar› kadar zafer kazanabilirler halk›n karfl›s›nda. Yoksul halka düflmanl›ktan vazgeçin! TGRT ve Star kameramanlar›n›n mahalle halk› taraf›ndan “bizleri terörist ilan ediyorsunuz, giremezsiniz” denilerek dövülmesi bas›na, kendi habercili¤ini sorgulatmal›d›r...

›rp›nmay›n; Devrimciler Halk›n ‹çinde, En Önündedir

Ç

Milliyet, Sabah Gazetesi’nin Armutlu Katliam› öncesi att›¤› “Buras› Filistin De¤il ‹stanbul” haberini hat›rlat›rcas›na “Filistin De¤il Pendik” (28 Ekim) bafll›¤›yla verdi haberi. Neredeyse bütün burjuva bas›n haberlerinde oldu¤u gibi, direnenler “d›flar›-

Antakya’da da y›k›m Antakya’n›n Saraykent Mahahallesi Kümeevler mevkiinde barakalarda, oldukça kötü koflallurda yaflamak zorunda b›rak›lan halk›n bu kez de evleri bafllar›na y›k›ld›. 28 Ekim günü yüzlerce polis kuflatmas› ile gerçekleflen y›k›mda, direnmeye çal›flan az say›da insan gözalt›na al›nd›. Belediye baflkan›n›n protesto eden halk, seçimde oy istedi¤ini hat›rlatarak, “flimdi evimizi bafl›m›za y›k›yor, çocuklar›m›z› soka¤a at›yor. Hesab›n› soraca¤›z, Baflkan Yelo¤lu art›k bizden korksun” dediler. dan gelen militanlard›” habere göre. ‹stisnas›z, halk›n her direniflinde “yasad›fl› örgüt militanlar› d›flar›dan gelir”! Hiçbir gecekondu mahallesinin direniflinde “içeriden” de¤ildirler... Bu ülkenin devrimcilerinin yeri yurdu yoktur! Utanmasalar uzaydan geldiklerini bile söylerler. Elbette bu haberler safça, s›radan de¤ildir. Devrimcileri halk›n d›fl›nda, halktan kopuk göstermenin propagandalar›d›r. Bu demagoji mant›ks›z oldu¤u kadar art›k bayatlam›flt›r. Hiç bofl yere ç›rp›nmay›n, direnen gecekondu yoksullar›d›r, yoksullar›n devrimcileridir. Halk, devrimcilere güvenerek onlar›n öncülü¤ünde direnifl yolunu seçtikçe, daha bu demagojiyi çok yinelemek zorunda kalacaks›n›z.

nlar Y›kt›kça Biz Dayan›flmam›zla Yapacak ve Direniflle Kazanaca¤›z

O

14 evimiz y›k›ld›. Halk ayn› gün, dayan›flma içinde gecekondular›n› yeniden yapmaya bafllad›. ‹lk olarak Salih Gülbahar'›n ailesiyle birlikte yaflad›¤› gecekonduyu yeniden yapmaya bafllayan yoksullar, daha sonra y›k›lan di¤er evleri de infla edeceklerini belirttiler. Gecekondu direnifllerinin en önemli yan›d›r bu. Kimi zaman olur ki, binlerce polisi, panzeri, dozeri ile fiziki olarak üç befl evin y›k›m›n› engellemek de mümkün olmayabilir. Önemli olan yeniden yapabilmektir. Bir daha y›kabilirler. Yine yapmal›y›z. Belki onlarca kez tekrarlanabilir bu durum, ›srarl› olmak durumunday›z. Halk›n kararl›l›¤› ve direnifli karfl›s›nda hiçbir iktidar›n uzun süre dayanma gücü yoktur. Gecekondular›n yoksul halk›n›n tek çaresi örgütlülüktür! Örgütsüzlü¤ün oldu¤u, direniflin olmad›¤› yerde, evlerimizin yerle bir edilmesini engelleyemeyiz. Y › k › m › n h e d e f i n d e k i Onlar y›kt›, halk yeniden yap›yor gecekondu h a l k › , b a r › n m a hakk› için örgütlenmelidir!

Say› 130 17 31 Ekim 2004


‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu ‘Az›nl›klar’ Raporu

AKP’nin ‹maj Oyunu ve fiovenizmi

Rapor; AKP iktidar›n›n faflist flovenist yüzünü, ‘insan haklar›’na nas›l bakt›¤›n› ve bu amaçla kurdu¤u kurumlardan vitrin olmay› bekledi¤ini kan›tlad›. Raporu haz›rlayanlar s›rt›n› AB’ye yaslay›p demokratl›k taslayanlard›r. Prof. ‹brahim Kabo¤lu baflkanl›¤›ndaki Baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu’nun (‹HDK) haz›rlad›¤› “Az›nl›k ve Kültürel Haklar Raporu” ile “‹nsan Haklar› 2004 Raporu” tart›flma yarat›rken, AB süreci ile birlikte yüzlere tak›lan maske nedeniyle aç›kça gösterilmek istenmeyen kimi gerçekleri de alenilefltirdi.

KP ‹ktidar› Kuruldan Vitrin Olmas›n› ‹stiyor

A Say› 130 18 31 Ekim 2004

AKP iktidar›, AB süreci paralelinde demokrasicilik oyunun gere¤i olarak baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu oluflturdu. Kurula kat›lanlardan beklenen AKP iktidar›n›n nas›l insan haklar›na sayg›l› oldu¤unu kan›tlamakt›. Faflist düzende kat›l›mc›l›k oyununu, faflizmin bask› ve katliamlar›n› perdelemede vitrin olmay› kabul edenler kurulda yer ald›lar. Kurul, ‘‹nsan haklar›ndan sorumlu devlet bakan›’ s›fat›yla Abdullah Gül’e ba¤l› olarak çal›fl›yor ve içerisinde “üç kategoriden” kifli ve kurumlar bulunuyor. 78 üyeli kurulda birinci grupda, resmi devlet memurlar›, Jandarman›n, M‹T'in, iktidar›n, ‹çiflleri, Adalet bakanl›klar›n›n temsilcileri yer al›yor. ‹kinci grubu, derneklerden, sendikalara kadar AKP’ye vitrinli¤i kabul eden “STÖ”ler oluflturuyor. Bunlar da “sol”dan, liberallere, iktidar yalakalar›ndan flovenistlere kadar çeflitlilik gösteriyor. Üçüncü kesimde ise, ö¤retim üyeleri ve “uzmanlar” yer al›yor. Raporu kaleme alan da Prof. Dr. Bask›n Oran baflkanl›¤›nda bu üçüncü kategoride yer alanlar. Kurul, tamamen göstermelik olarak kuruldu. Gül’ün, aç›l›fl toplant›s›n› yap›p tam alt› ayd›r kurul üyelerinin randevu iste¤ine cevap vermemesi de bunun göstergesidir. Zira rapor karfl›s›nda Gül’ün, “ben ya da hükümet böyle rapor haz›rlay›n diye talimat vermedik” tepkisi de bu bak›fl›n ürünüdür. Tüzü¤ünde dahi, kendilerinin insiyatif ile rapor haz›rlayabilecekleri belirtilirken, dile getirilen bu tepki, aç›kça emir talimatla çal›flan bir kurul istediklerinin kan›t›d›r.

AKP iktidar›, “bak›n biz sivil toplum örgütleri ile koordinasyon içinde insan haklar› çal›flmas› yap›yoruz” diyebilecekleri bir vitrin istiyordu. Ancak, az›nl›klar konusunda AB daha ileri ad›mlar istiyor. Raporu haz›rlayan kurul da s›rt›n› AB’ye dayayarak böyle bir rapor haz›rlay›nca, AKP’nin oyunu kendini vuran bir silaha dönüfltü. Bundan sonras›nda yaflananlar ise, insan haklar›n›n zerresinden anlamayan bir iktidar›n “anahtar saklamaya” kadar varan sergiledi¤i komedi oldu. Tart›flmalar›n fliddetlenmesinin temelinde ise, vitrin olsun diye kurulan ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu’nun resmi statüsü ve haz›rlad›¤› raporun resmi devlet raporu oluflu.

alklar›n Haklar› Koflulsuz Olarak Tan›nmal›d›r

H

Rapor, bir çok yönüyle Türkiye gerçe¤ini dile getiriyor. “Az›nl›k ve Kültürel Haklar Raporu” hakl› olarak az›nl›klar›n haklar›n›n gaspedildi¤ini, Lozan Anlaflmas›’nda 'gayrimüslimler' olarak tan›mlanan az›nl›klar içinde hiçbir milliyetin özel olarak belirtilmemesine karfl›n, oligarflinin bunu “Museviler, Rumlar ve Ermeniler” olarak niteleyip, Süryaniler, Keldaniler, Asuriler gibi az›nl›klar›n yok say›ld›¤›n›, Kürt halk›n›n haklar›n›n tan›nmad›¤›n›, Aleviler’in inanç özgürlü¤ünün yok say›ld›¤›n› vb. dile getiriyor. ‹kinci raporda da, iflkencenin sürdü¤ü, “parlamenter rejimin Baflbakanc› rejime dönüfltü¤ü” vurgusu yap›l›yor. Bunlar do¤ru, hakl› ve demokratik taleplerdir. AKP iktidar›n›n bu talepleri “hakaret” olarak nitelemesi, göstermek istedi¤inin tersine, özünde flovenist, faflist niteli¤inden kaynakl› oldu¤u kadar, medyan›n ve AB’cilerin deste¤iyle büyük oranda pürüzsüz süren demokrasicilik oyununun yara almas›ndand›r. Oligarflik iktidar, flovenist politikalar›nda ›srar edece¤ini aç›kça ilan etmektedir. Bütün az›nl›klar›n haklar›, Kürt halk›n›n kendi kaderini belirleme hakk› dahil bütün demokratik talepleri koflulsuz yerine tan›nmal›d›r. Alevi halk›m›z›n inanç ve ibadet özgürlü¤ü koflulsuz olarak yerine getirilmelidir.

KP ‘Kat›l›mc›l›k, Demokrasi’ Kap›s›n›n Kilidini Saklad›!

A

Raporun ard›ndan AKP iktidar›n›n, oligarflinin flovenist, faflist yüzü tüm aç›kl›¤›yla ortaya ç›kt›. Raporun içeri¤ine fliddetle karfl› ç›kt›klar›


gibi, Dıfliflleri Bakanı Gül, kurulu denetim alt›nda tutmakla görevlendirdikleri Baflbakanlık ‹nsan Hakları Baflkanı Vahit Bıçak’a hemen talimat vererek, “Bu raporun Baflbakanlı¤a ait olmadı¤ını açıklamalar›n›” istedi. Talimat yerine getirildi. Gerici, faflist çevreler harekete geçti. Mehmet A¤ar’dan Emniyet sözcüsüne, iktidar yalakas› bas›ndan, sözde liberal özde flovenist yazarlara kadar, raporu lanetleme kuyru¤u olufltu. ‹slamc› kesimde de “bölücü rapor”, “zehirli hançer” gibi tan›mlar görüldü. fiayet raporun bir yerinde türban meselesi geçseydi, öteki herfleyi görmezden gelirlerdi. Ony›llard›r süren inkar, imha, asimilasyon, insan haklar›nda makyajlama yöntemine halel geldi¤inin telafl› içindeydi bu kesimler. Demokrat geçinen, iflkenceye s›f›r toleranstan, hak ve özgürlüklerden söz eden AKP iktidar›, “sen nas›l benim be¤enmedi¤im bir rapor haz›rlars›n” diyerek, ‹HDK’nin baflbakanl›kta bulunan odas›n›n anahtar›n› de¤ifltirdi. Yani resmen “oyun bitti defolun” dedi. Olay›n bas›na yans›mas› ile bu kez de maskenin düflmesi telafl› bafllad›. ‹HDK’nin bas›n eflli¤inde baflbakanl›¤a gidece¤i gün, anahtar yeniden de¤ifltirildi!!! ‹ktidara bak›n, ülkeye bak›n, demokrasiye bak›n; demokratikleflmenin anahtar› Avrupa Birli¤i’ne teslim edilmifl, iktidar anahtar saklama oyunu oynuyor!!! Sermayenin isteklerine “emredersiniz” diyor, halk›n demokratik talepleri sözkonusu oldu¤unda “anahtar sakl›yor”!!! Ya vitrin olur ya da gidersiniz diyor AKP. Demokrasicilik oyununun s›n›rlar›n› ben belirlerim, kat›l›mc›l›k dediysek, göreviniz benim söylediklerime kat›lmaktan ibarettir demeye getiriyor. ‹HDK’nin flovenist kesimlerin, iktidar›n bask›lar› karfl›s›nda geri ad›m atmas› da onlar›n demokratl›klar›n›n niteli¤ini gösteriyor. ‹HDK, flovenist tepkiler karfl›s›nda raporunda geri ad›m atarak, Lozan Antlaflmas›'na iliflkin 2 paragraf› ç›kard›, ama bu da tart›flmalar› bitirmedi. Bu örnek, AKP iktidar›n›n kendisi gibi düflünmeyenler üzerinde nas›l bask› oluflturdu¤unun küçük bir örne¤idir. Resmi bir kurum üzerinde kurulan bask›, ilerici, devrimci, demokrat güçlere, halka yönelik bask›lar›n hangi boyutta oldu¤unun göstergesidir. AKP iktidar›n›n halk›n hak ve özgürlükleri ile, demokratikleflmeyle alakas› yoktur. Ne geleneklerinde, ne siyasal dokusunda böyle bir zihniyete sahip de¤ildirler. AKP iktidar›n›, bask›c›, despot, faflist politikalar› kesintisiz uygulayan gerçe¤inin tam tersine gösterenler flaflk›nlar bu tepkiler karfl›s›nda. Hatta flaflk›nlar aras›nda raporu haz›rlayan Bask›n Oran

da var. 25 Ekim tarihli Radikal’de Nefle Düzel ile yapt›¤› röportajda, “AKP'nin bizim söylediklerimizle çok çat›fl›r bir yan› yok ama bu kurul anlafl›lan vitrin olarak kals›n, hükümete sorun getirmesin isteniyor.” diyor Prof. Oran. Bafltan belli olan bu gerçek bugün anlafl›ld›ysa, bu da bir ilerlemedir!!! Parlat›lan AKP ve gerçek AKP; kar›flt›r›lan budur. Oysa bir bütün olarak ülke tablosuna bakan bir ayd›n, AKP gerçe¤ini çok rahat görebilir. Halk›n tüm kesimlerine yönelik her alanda süren sald›r›lar, cesetlere yap›lan iflkenceler, hapishanelerde ölümler, evsiz b›rak›lan gecekondulular, soka¤a taflan iflkenceler görülmeyecek düzeyde de¤ildir...

B ‘Çözüm’ De¤il, Politikas› Çerçevesinde ‘Koz’ ‹stiyor

A

Raporda dile getirinler, demokratik talepler olmas›na karfl›n, sorun burada bitmiyor. Raporu haz›rlayan ve destek verenler, bugüne kadar bu ülkede yaflam›yor muydu? Devrimciler bu gerçekleri ony›llard›r dile getirdiklerinde neredeydiler? O zaman AB flemsiyesi yoktu!! fiimdi “AB flemsiyesi alt›nda kendilerini güvende hissederek” demokratl›k tasl›yorlar. Öte yandan demokratl›¤›n k›stas› haline dönüflen ve “‹nsan Haklar› 2004 Raporu” gibi bir raporun en bafl›nda yer almas› gereken hapishanelerdeki 117 ölüm karfl›s›nda suskunlar. Niye? Çünkü 117 ölüm AB onayl›, F tipleri AB’nin projesi. Rapor AB paralelinde haz›rlanm›fl bir rapordur. Kan gölü içindeki Türkiye tablosunda en önemli sorun olarak “Ruhban Okulu” sorununu öne ç›karan Avrupa emperyalistleri esas olarak Kürt halk›n›, Alevi halk›m›z› kendi yede¤ine alarak kullanmak, politikalar› çerçevesinde bir “koz” haline getirmek istiyor. Kürt halk›n›n imhas›na onay verenler onlard›r. Alevi halk›m›z› ony›llard›r ezen, katleden iktidarlara destek verenler onlard›r. Ne AKP ne baflka bir oligarflik iktidar, ne de AB bu haklar› tan›mayacak, göstermelik olarak kalmas›n› isteyecektir. Bu nedenle faflist bir düzende halk›n tüm kesimleri her türlü hak ve özgürlüklerini ancak mücadele ederek, örgütlenerek kazanabilirler.

Say› 130 19 31 Ekim 2004


fiafl›racak Bir fiey Yok!

mas›n›, ya da en az›ndan fazlas›yla abart›lm›fl olmas›n›, içtenlikle temenni ediyorum.”

Devam›nda 1 Nisan hukuksuzlu¤uyla ilgili somut örnekleri aktaran Atefl, yaz›s›n›n sonunda bir kez daha anlat›lanlar›n do¤rulu¤unu bilemeyece¤ini belirterek ekliyor: “Fakat bir bölümü bile do¤ruysa, yeterince kötü ve tehlikeli. Devletin görevlileri, e¤er o devletin yasalar›n› zorlarsa ve uymazsa; ‘kaos’ ve ‘anarfli’ nas›l engellenir?”

Çünkü BURASI TÜRK‹YE! Ve burada demokrasi yok! Türkiye gerçe¤ini yanl›fl kavrayanlar, Türkiye’de yaflananlar karfl›s›nda daimi bir flaflk›nl›k içinde olmaktan kurtulamazlar. Bu gerçe¤i yanl›fl tan›mlad›¤›n›zda, faflizmin uygulamalar› sizi her gün takzip eder.

Say› 130 20 31 Ekim 2004

“Tam AB’ye girerken bu Türkiye’ye yak›fl›yor mu?” sözünün bu kesimlerin a¤z›nda sak›z olmas›n›n nedeni budur. Bu söz y›llard›r tekrarlan›p duruyor. ‹flkencelerde, infazlarda, Ulucanlar, 19-22 Aral›k gibi katliamlarda, Bingöl’de oldu¤u gibi kitlenin taranmas›nda, meydanlarda aleni iflkence yap›lmas›nda, biber gaz›n›n bile vahflice kullan›lmas›nda, insana de¤er vermeyen binlerce uygulamada e¤er bu söze baflvurulmak durumunda kal›n›yorsa, bunun mant›ki sonucu fludur: Demek ki, AB’ye girmek, bunlara engel de¤ildir. Demek ki, bize hem iktidarlar, hem AB sözcüleri taraf›ndan “demokratikleflme” diye sunulan politika bir oyundan, göstermelik düzenlemelerden ibarettir... “AB’ye uyum”, Türkiye’de sistemin temel niteli¤ini de¤ifltirmemektedir. Peki “Türkiye’de sistemin temel niteli¤i” nedir? Türkiye’deki yönetim biçiminin ad›, faflizmdir. Demokrasi yok, bunun yerine demokrasicilik oyunu vard›r. Bunu görmeyenler, kabul etmeyenler, flafl›rmaya devam ediyor. Oligarflinin uygulamalar› karfl›s›nda “Bu kadar da olur mu?” hayretini gizleyemiyorlar. Geçen hafta bas›nda bunun çarp›c› iki örne¤i yerald›.

‹nan›n; bunlar bu ülkede yaflan›yor Cumhuriyet Gazetesi yazar› Prof. Toktam›fl Atefl, 23 Ekim günkü yaz›s›nda, 1 Nisan hukuksuzluk terörüyle ilgili F tiplerinden kendisine gönderilen “Türkiye’de hukuk yok mu?” broflüründen sözediyor ve devam›nda flöyle diyor: “Yaz›lanlar›n do¤ruluk derecelerini araflt›rmam, elbette mümkün de¤il. Fakat e¤er anlat›lanlar›n bir bölümü bile do¤ruysa, de¤il Avrupa Birli¤i üyesi bir demokrasi olmak, demokrasi say›labilmemiz bile mümkün de¤il. Ve bu nedenle, anlat›lanlardan bir bölümünü sizlerle paylaflmakla birlikte; anlat›lanlar›n do¤ru olma-

K›sacas›, Toktam›fl Atefl, bir sorumluluk örne¤i gösterip 1 Nisan hukuksuzlu¤unu sütunlar›na tafl›rken, yine de inanmakta güçlük çekiyor; evet do¤rudur; “az-çok, iyi-kötü bir demokrasimiz var” diye düflünülürse, bunlar inan›lmazd›r. 82 kiflinin bu kadar sudan bahanelerle bu kadar zaman hapiste tutulmas›n›n hukukun “h”sinin oldu¤u bir ülkede yaflanmas› zordur. Ama bizim ülkemizde yaflan›yor. Bizim ülkemizde, vatandafl›n can ve mal güvenli¤ini tehlikeye sokanlar›n bafl›nda “can ve mal güvenli¤ini sa¤lamakla görevli” polis gelir. Bizim ülkemizde hukuku uygulay›p adaleti yerine getirmekle görevli “yarg›” kurumu, hukukun ›rz›na geçenlerin bafl›nda gelir. Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in de itiraf etmek durumunda kald›¤› gibi, “yasalar sadece halka karfl›” geçerlidir. Devletin kurumlar›, görevlileri kendilerini yasalar›n d›fl›nda görüyorlar. Toktam›fl Atefl’in deyifliyle, devletin görevlileri devletin yasalar›na uymuyorlar! Devlet teorisi konusunda az çok bilgi sahibi olan herkes bilir ki, bir devlet kendi yasalar›na bile uymayan bir noktaya gelmiflse, o devlet çürümüfltür, gayr›-meflrudur; böyle bir devlet baflkalar›ndan bu yasalara uymas›n› isteme hakk›n› kaybetmifltir. Evet, 1 Nisan’a iliflkin anlat›lanlar›n eksi¤i var, fazlas› yoktur. Dolay›s›yla, Toktam›fl Hoca’n›n hükmüyle, bu koflullarda “demokratik say›labilmemiz mümkün de¤ildir!” Bu ülkede yaflayanlar, ya bu hukuksuzluklara inanmayacak, ya da bu ülke nas›l bir ülke sorusuna do¤ru bir cevap arayacakt›r.

Daha çok ürkeceksiniz! AB de sizi korkular›n›zdan kurtaramaz! Geçen hafta “tam da AB’ye giriyorken bu da ne?” diye yazanlardan biri de AB’nin bafl avukatlar›ndan, gönüllü ajanlar›ndan Mehmet


Altan’d›. Altan’a bunu söyleten ise, “polis devletini” pekifltirme do¤rultusunda at›lan bir ad›m. Mehmet Altan, önce 12 Ekim tarihli Vatan Gazetesi’ndeki bir haberden al›nt› yap›yor: “Ankara Emniyeti, polisle gönüllü iflbirli¤i yapan ajan-vatandafl uygulamas› bafllatt›. 17 bin kifli göreve bafllad›...” (Gazetem.Net) Ard›ndan “Bu haber beni ürküttü” diye yaz›yor Altan. Ne san›yordunuz, demokrasi geldi¤ine, polis devleti olmaktan ç›kt›¤›m›za m› inan›yordunuz? Mehmet Altan, Türkiye’nin ekonomisine, tar›m›na, d›fl politikas›na, yasalar›na iliflkin bir çok bilgiyi, rakamlar› size sayabilir; ama bütün bu “bilgilerine” ra¤men Türkiye gerçe¤ini bilmez. Ankara polisinin iflkencelerini, meydan dayaklar›n› görmez; bizzat sözkonusu etti¤i ajanlaflt›rma olay›n› da daha önce görmemifltir. fiimdi hasbelkader gözüne çarpm›fl. Ankara polisinin muhbirlik teflkilat› kurmas› oldukça eskiye dayan›yor. Burjuva bas›n da yazd›, biz de yazd›k. (Bkz, Ekmek ve Adalet, say› 6, 29 Nisan 2002, “Ankara Emniyeti’nin Muhbirlefltirme Faaliyeti” bafll›kl› yaz›.) Altanlar, AB’cilikle o kadar sarhofltur ki, AB ajanl›¤› göreviyle o kadar doludurlar ki, zaten yabanc› olduklar› ülke ve halk gerçe¤inden iyice kopmufllard›r. Altan, 1 Nisan davas›n› da bilmez, ilgilenmez de. Muhtemeldir ki, bir yerlerde gözüne 1 Nisan’la ilgili herhangi bir fley çarpt›ysa “kaba solcular›n AB karfl›tl›¤›” deyip geçmifltir. Ama 1 Nisan komplosuna vak›f olsayd›, mant›ken ayn› sözkonusu yaz›s›ndaki gibi “Bu haber beni ürküttü” diye yazmas› gerekirdi. Çünkü 1 Nisan, “polis devleti” aç›s›ndan Ankara Emniyetinin muhbir teflkilat›ndan çok daha vahim bir gerçe¤i gösteriyor; bu ülkede yasalar›n geçersiz oldu¤unu, polisin hak ve özgürlükleri savunanlar› etkisizlefltirmek için her türlü komployu kurabildi¤ini ve yasalar› hiçe sayabildi¤ini gösteriyor. Altan, sözkonusu yaz›s›nda diyor ki: “AB istikametinde ileriye do¤ru ad›m att›¤›m›z sevincini yaflarken, topluca polis devletine dönüflmemize ne denir?” Ahmet Altan, bu cümleyi 1 Nisan gerçe¤i karfl›s›nda niye yazm›yor peki?

Çare, AB’nin ipine sar›lmak m›? Altan ve onun gibiler, sadece Türkiye gerçe¤i konusunda de¤il, Avrupa gerçe¤i konusunda da yan›lg› (veya bilinçli bir yan›ltma) içindedirler. Hayran› olduklar› Avrupa’da yok mu bunlar?

“Polis devleti”nin en karakteristik örne¤i, Almanya de¤il midir? 1 Nisan hukuksuzlu¤unun ortaklar› Avrupa de¤il miydi? Avrupa’da da hak ve özgürlükler “terör” gerekçesiyle birer birer rafa kald›r›lm›yor mu? Altan gibileri, faflizmin uygulamalar›ndan ürktükçe, AB’nin ipine daha fazla sar›l›yorlar. Yazar Orhan Pamuk da Yefliller’in ‹stanbul toplant›s›nda diyordu ki, “Avrupa ülkelerine gidince kendimi güvende hissediyorum.” Do¤rudur, faflizmin uygulamalar› ürkütücü, korkutucudur. Peki çare Avrupa m›? AB’ye uyum da bu “ürkütücü” uygulamalar› sona erdiremedi¤ine göre, o zaman ya topyekün Avrupa’ya iltica edeceksiniz, ya da bu topraklarda kal›p cüretle, bedel ödeyerek yaflamay› ö¤reneceksiniz!

Buca’da ‹flkence! Buca Hapishanesi’nde adli tutuklu ve hükümlülerin “insanca yaflam koflullar›n›n sa¤lanmas›” amac›yla gerçeklefltirdikleri isyan›n sorumlusu olarak gösterilen Mahir Bulut adl› hükümlüye iflkence yap›ld›. Mahir Bulut’un ailesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada, o¤ullar›n›n flu an ayakta duramayacak kadar kötü iflkence gördü¤ü belirtildi. Bulut'un annesi Zeytun Alkan bas›n toplant›s›nda flunlar› anlattt›: “Hasta olan arkadafllar›na bak›lmad›¤› ve yaflam koflullar› düzenlenmedi¤i için o¤lum ve arkadafllar› tepkilerini dile getirdiler. Tepkiler yükselince cezaevi yönetimi elektrikleri kesti. As›l isyan o zaman bafllad›... Kurban seçilen o¤lum ve iki arkadafl› 18 Ekim'de Buca K›r›klar 1 No'lu F Tipi Cezaevi'ne gönderildiler. Ancak, oraya götürülmeden bir gece önce, gardiyanlar›n deyifliyle 'veda partisi' düzenleyerek o¤luma iflkence yapt›lar. Önce kaba dayak, ard›ndan da falakaya yat›r›lan o¤lum flu an yürüyebilecek durumda de¤il." ‹flkenceyi yöneten Baflgardiyan Gani Uzun’un sözleri ise, iflkencenin “sistematik devletin sistematik uygulamas› olup olmad›¤›” tart›flmalar›na bir cevapt› sanki. Baflgardiyanla telefonda görüflen Bulut’un ailesi, “böyle bir iflkenceyi nas›l yapabilirsiniz?” diye soruyor. ‹flte baflgardiyan Gani Uzun’un cevab›: “Da¤ bafl›nda m› yafl›yoruz? ‹darenin emri ile yapt›k, biz emir kuluyuz." Do¤ru, buras› da¤ bafl› de¤il; devletin Dicle k›y›s›nda kaybolan koyundan da, herhangi bir yerde inen coptan da haberi vard›r.

Say› 130 21 31 Ekim 2004


‘Stratejik Önem’ Tüccarlar› Avrupa emperyalistleri için Türkiye’nin üyeli¤inin anlam› çok daha net; “stratejik önem” ve “pazar”... ‹ktidar›, tekelleri, medyas›, Genelkurmay› ile oligarfli de bunu bilerek “stratejik önem” pazarlamac›l›¤› yap›yor ve Avrupa’ya ‘emperyalist emellerinize bizimle daha kolay ulafl›rs›n›z’ diyor Sat›fla ç›kard›klar› Türkiye’dir, vatan›m›zd›r. Sat›fla karfl› ç›kmak bütün vatanseverlerin görevidir Say› 130 22 31 Ekim 2004

Egemen s›n›flar, AB’cilik konusunda halk deste¤i sa¤lama sürecinde s›kça “AB’nin halka ifl, afl sa¤layaca¤›” propagandas›n›, “demokrasi getirece¤i” yalan›n› kulland›lar. Avrupa cephesinden bak›ld›¤›nda da, tekellerin ç›karlar›n› perdelemek için “insan haklar›” maskesi kullan›ld›. Bu deste¤i sa¤lad›klar›n› düflündükçe, gerçek düflünceler de dökülmeye bafllad›. Avrupa cephesinden, Almanya Baflbakan› Schröder’den, sömürge valisi olarak ülkemizi denetleyen AB Komiseri Gunter Verheugen’e, AB Dıfl ve Güvenlik Politikaları Koordinatörü Javier Solana’dan Avrupa Birli¤i Komisyonu, “Etki Raporu”na kadar AB emperyalistleri, “Avrupa Birli¤i’nin Ortado¤u ve Kafkaslarda etkili olmak istiyorsa, Türkiye’nin stratejik konumunu, pazar›n›, güvenlik ve askeri potansiyelini kullanmas› gerekti¤ini” aç›kça ifade ettiler, etmeye devam ediyorlar. Her ne kadar AB’ci ayd›nlar, reformist sol AB’nin niteli¤inin üzerinden atlasa ya da bilinçli olarak üzerini örtmeye çal›flsa da AB emperyalist bir birliktir. Bu nedenle Avrupa’n›n Ortado¤u, Balkanlar, Kafkaslar’da emperyalist emellerini gerçeklefltirmek için Türkiye’yi kullanmak istemeleri do¤ald›r. Emperyalizmin do¤as› bunu gerektirir. Peki kullan›lmak istenenler cephesinden bak›ld›¤›nda durum farkl› m›? De¤il. ‹ktidar›, med-

yas›, tekelleri, genelkurmay›, AB misyoneri STÖ’leri ile, AB’ye üyelik konusunda en büyük ‘koz’un Türkiye’nin stratejik önemi oldu¤unun alt› sürekli çiziliyor. Bunun Türkçesi, stratejik önemin pazarlanmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bu pazarlamada stratejik önemin yan›s›ra, yine bununla ba¤lant›l› olarak, Ortado¤u ülkelerine yönelik olarak AKP’nin “islamc›” kimli¤i de pazarlan›yor. Türkiye ad›na ne varsa pazarda, ne varsa emperyalist masada pazarl›k kozu, sat›lacak mal durumunda. Sat›yorlar! Ülkemizin içinde bulundu¤u ba¤›ml›l›k iliflkilerini çok daha köklü hale getirecek AB üyeli¤ini halk›n yarar›naym›fl gibi aldatarak, vatan›m›z› sat›yorlar. AKP, koltu¤unu sa¤lama ald›kça sat›flta ars›zlafl›yor, zenginliklerimizi “babalar gibi satmay›” meflrulaflt›ran zihniyet, “stratejik konum”u babalar gibi pazara sürüyor.

mperyalistler ve Uflaklar› Ayn› Dili Konufluyor

E

AKP iktidar›n›n, medyan›n zaman zaman dile getirdi¤i bu pazarlamac›l›¤›, AKP ideologlar›ndan Yalç›n Akdo¤an aç›kça formüle ediyor ve iktidara, “Türkiye kendi gücünü, potansiyelini ve üstünlüklerini bilerek hareket etmeli ve daha dik bir iliflki tarz› gelifltirmelidir” diye ö¤üt veriyor. Demek ki, “ben k›ymetli mal›m” diyerek ortal›kta arz-› endam eden fahifle edas›yla kendini pazarlaman›n ad› “bafl› dik iliflki” oluyor!!! Hakk›n› vermek laz›m, AKP iktidar› ve onun elebafl› Tayyip bunu “fellik fellik” gezerek Avrupa ülkelerinin pazarl›k masalar›n üzerinde lay›k›yla yerine getiriyor. Masan›n etraf›nda mal be¤enmeye gelmifl sömürgeciler el ç›rpt›kça tüccar, “yüzümüze bak›n anlars›n›z, yüzümüz gülüyor” diye kendinden geçiyor. Nedir bu Akdo¤an’›n sözünü etti¤i “güç” ve “potansiyel” diye bakt›¤›n›zda ise, Avrupa emperyalistlerinin gördüklerinden, söylediklerinden farkl› tek bir kelime göremezsiniz. Sömürge ülkenin iktidar›, medyas›, ordusu, islamc›s›, efendileri gibi düflünüp, “Türkiye’nin stratejik öneminin k›ymetini bilelim... kendimizi AB’ye iyi pazarlayal›m... pahal›ya satal›m” diyorlar. Örne¤in flöyle diyor Akdo¤an: “Türkiye AB'nin küresel bir güç haline gelmesine imkan sa¤layacakt›r. Türkiye Asya, Avrupa ve Ortado¤u aras›ndaki jeopolitik konumu, kültürel kimli¤i ve potansiyeliyle AB'nin çok genifl bir alanda etkin bir güç olmas›na olanak sa¤-


layacak... Bu bölgeler üzerinde etkili olabilecektir. Türkiye AB için yeni ufuklar ve yeni f›rsatlar demektir.” (25 Ekim Yeni fiafak) Avrupal› bir emperyalist de¤il, AKP’li konufluyor. Emperyalistlerin Ortado¤u ve Kafkas halklar›n› denetimi alt›na almas›na hizmet edelim diye ç›rp›n›yor iflbirlikçi kiflilik. Avrupa emperyalistleri de farkl› düflünmüyorlar zaten: “E¤er Avrupa Birli¤i Ortado¤u ve Kafkaslarda d›fl politika oyuncusu olmak istiyorsa, Türkiye’nin co¤rafi konumu, güvenlik ve askeri potansiyeli özellikleri önemlidir.” (Avrupa Birli¤i Komisyonu, “Etki Raporu”) Devam ediyor s›ralamaya AKP’li Akdo¤an: “Türkiye önemli bir enerji kavfla¤›nda yer almaktad›r. Gerek Ortado¤u'daki petrol kaynaklar›, gerekse Hazar havzas›ndaki do¤algaz ve petrol yataklar› Türkiye'nin önemini artt›rm›flt›r. Türkiye AB'nin enerji güzergah›nda yer almaktad›r.” (25 Ekim Yeni fiafak) Avrupa emperyalistleri ne diyor? “Türkiye’nin kat›l›m›, Avrupa’ya enerji kaynaklar›na daha kolay ulafl›m yolunu sa¤layacak.” (AB Komisyonu, “Etki Raporu”) Devam ediyor sömürge ülkenin islamc›s›: “Türkiye yurtd›fl› misyonlarda bugüne kadar baflar›l› olmufltur. Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk, Ortado¤u, Gürcistan ve Afganistan'da kendisine verilen görevi baflar›yla tamamlayan Türkiye edindi¤i tecrübeyle de krizlerde aranan bir istikrar aktörü haline gelmifltir.” (25 Ekim Yeni fiafak) Bu da, gelin bizi kullan›n 盤›rtkanl›¤› yapan islamc› iktidar›n sözcüsünün kendi beyninden ç›km›yor. Emperyalistler ony›llard›r NATO içinde kulland›klar› oligarflinin ordusunu, yeni iliflkiler ve dengeler paralelinde kullanma konusunda gayet aç›k sözlüler: “Türkiye'nin inan›lmaz bir askeri potansiyeli var. Bu özellikle AB'nin kriz durumlar›na müdehalesinde yararl› olacakt›r.” (AB Dıfl ve Güvenlik Politikaları Koordinatörü Javier Solana, Aktaran Sabah, 3 Ekim 2004)

‹slamc› pazarlamac› Türkiye’nin emperyalist tekeller için bir pazar olmas› konusunda da, farkl› düflünmüyor, “Türkiye AB için yeni ve dinamik bir Pazar olacak, AB ekonomisine ivme kazand›racak” buyuruyor, efendileri gibi. Akdo¤an’›n s›ralad›klar›, emperyalist ç›karlard›r, tekellerin dünya hakimiyetine hizmet etmektir. Türkiye halk›n›n ç›karlar›yla zerre kadar ilgisi yoktur, 70 milyon halka iflbirlikçili¤i, sömürge olmay› kabul edin demektir. Yüzy›l önce Afrika’ya “medeniyet götüren” Avrupa sömürgecilerinin de bunlar gibi iflbirlikçileri vard›. Tarih onlar› hakettikleri yere koydu, sömürgecilik utanc›n›n pespaye iflbirlikçileri olarak an›l›yorlar flimdi. Küreselleflme sürecinin “reel politi¤i” gere¤i, sömürgecilerin bugünkü iflbirlikçileri bu misyonu bir meziyet olarak sunuyorlar. Uflak oligarflinin “bafl› dik politika yapmak” dedi¤i de bu “reel politi¤in” s›n›rlar› içindedir ve orada anlam›n› bulmaktad›r. AB’nin bölge halklar›n› sömürmesine, yeralt› kaynaklar›n› ya¤malamas›na arac› olmay›, ordusunu ba¤›ms›zl›k isteyen halklar›n karfl›s›na emperyalistlerin ucuz askeri olarak dikmeyi “Türkiye’nin stratejik özellikleri” gören bir zihniyetle karfl› karfl›yay›z. Bu zihniyet kendini pahal›ya satarak Türkiye halk›na diyorki, “evet biz utanmaz iflbirlikçileriz, ama bak›n kendimizi pahal›ya satarak AB üyeli¤i al›yoruz, bu da senin yarar›nad›r”. Do¤allaflt›r›lmak istenen bu ç›plak gerçektir. Fahifle, satt›¤› etinin bedelini halka sus pay› olarak sunuyor. Ki, bir an onurunu, namusunu, ba¤›ms›zl›k düflüncesini bir yana b›raksak dahi,

AB Rüflvetinin ‹mza Töreni Tayyip Erdo¤an, Fransa-Almanya ortak yap›m› 36 Airbus uça¤› al›m› ile ilgili anlaflmay›, 26 Ekim günü Schröder ve Chirac'›n huzurunda imzalad›. Fransa, rüflveti kabul etti ve AB konusunda destek mesaj› verdi. Airbus ihalesinin Türkiye halk›na bedeli ise, 1.5 milyar dolar... Kim demifl “rüflvetin belgesi olmaz” diye, riyakar islamc›lar›n emperyalistlerle “dans›nda” rüflvetin imza töreni bile var.

Say› 130 23 31 Ekim 2004


ortada gerçekte bir sus pay› da yoktur. Halka karfl› s›kça kullan›lan aldatma malzemesi “serbest dolafl›m” konusunda, iflsizlerin Avrupa ülkelerinde ifl bulabilece¤i, istedikleri ülkeye ellerini kollar›n› sallayarak gidebilecekleri konusunda yalanlar ortaya ç›km›fl durumda. Avrupa tekellerinin ucuz emek gücüne ne kadar ihtiyac› varsa, onu almaya devam edecektir. Bugün de bunu yapmakta, olas› AB üyeli¤inde de yaflanacak olan bundan ibarettir.

e¤erimizi Bilelim, Emperyalistlere Kendimizi Pahal›ya Satal›m...

D

Say› 130 24 31 Ekim 2004

Yalç›n Akdo¤an bir istisna de¤il, AKP’nin, oligarflinin bütün kesimlerinin bak›fl aç›s›n› dile getirmektedir. Oligarflinin genelkurmay›, iktidarlar› ony›llard›r bu “stratejik önemi” Amerikan emperyalizmine pazarlad›lar, bugünkü sömürge ülke gerçekli¤imiz bu sürecin ürünüdür. fiimdi Avrupa emperyalistlerine pazarlamak için 盤›rtkan bir tüccar edas›yla boy gösteriyorlar. Sat›fl›n, iflbirlikçili¤in, ba¤›ml›l›¤› derinlefltirmenin ad›, “büyük politika, ak›ll›l›k” olarak pazarlan›yor, Tayyip, “dünya gerçe¤i” pragmatizmi ile bu durumu meflrulaflt›rmak istiyor. Reformist sol, AB’ci ayd›nlar beyinlerinden ba¤›ms›zl›k düflüncesini söküp atm›fl, bu aç›k vatan hainli¤ini “yads›namayacak olgu, küreselleflme gerçe¤i” diyerek mazur göstermekle kalm›yor, çeflitli k›l›flara büründürerek destekliyor. “Stratejik önem” pazarlamac›l›¤›; “gelin bizi ucuz asker olarak kullan›n” demektir. “Stratejik önem” pazarlamac›l›¤›; “biz emperyalist ç›karlar için bölge halklar›na karfl› ordumuzu kul-

lanmaya haz›r›z” demektir. Bölge halklar›na karfl› düflmanl›¤›n ilan›d›r. Irak iflgalinde ABD ad›na yerine getirilen misyonun çok daha boyutlusuna haz›r olundu¤unun ilan›d›r. “Stratejik önem” pazarlamac›l›¤›; “ba¤›ms›zl›k, onur, namus gibi kavramlar›n bizim beynimizde yeri yoktur, biz tekellere hizmet için var›z” demektir. “Stratejik önem” pazarlamac›l›¤›; Türkiye topraklar›n› bütün zenginlikleri, iflgücü, insan› ile emperyalistlere sat›fla ç›karmak demektir.

atan Haini Tüccarlar›n Karfl›s›nda Ba¤›ms›zl›k fiiar›m›zla Biz Var›z

V

Satal›m ama pahal›ya satal›m; iktidar›n ihaneti böyle flekilleniyor. ‹hanetin karfl›s›nda biz var›z, devrimciler var. Bugün ars›zca esen AB’cilik rüzgarlar› karfl›s›na dikilmek, Türkiye’nin sat›fl›na karfl› ç›kmak, ba¤›ms›z bir Türkiye istemektir. AB ile iliflkileri “ama olumlu geliflmeler de oluyor” diye mazeretlendirmek, bu onursuzlu¤u kabullenmektir. Biz kabullenmiyoruz. Türkiye’de bir demokrasi olacaksa, bu, halk güçlerinin mücadelesi ile olacakt›r. Ba¤›ms›zl›¤›n olmad›¤› yerde demokrasiden söz etmek halk› aldatmakt›r, hayaldir. Bu nedenle bugün, “ba¤›ms›z, demokratik Türkiye” fliar› yükseltmek, ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› en yükseklerde dalgaland›rmak dünden daha önceliklidir. Katliamlara u¤rat›lsak, sesimiz k›s›lmak istense de bayrak elimizden hiç düflmeyecek.

Emniyet Kitab›n› Polis De¤il AB Yazd›

‹flkenceciler AB’den Memnun! AB’nin iflkence konusundaki “elefltirileri” karfl›s›nda polis, “var ama münferit, çürük elmalar, e¤itiyoruz” demagogjisine baflvururdu. Tabii bu bir oyundu. fiimdi oyunun ikinci perdesi oynan›yor. AB, “sistematik iflkence olmad›¤›n›” söyledi ya, Emniyet Genel Müdürlü¤ü raporlar›ndaki o münferitler de kayboldu. Türkiye polisi, Avrupa’dan hep bir ad›m önde gidiyor anlayaca¤›n›z. Emniyet Genel Müdürlü¤ü taraf›ndan haz›rlanan ve polisin 2002-2003 y›llar› aras›ndaki raporda, iflken-

Tayyip’in iflkenceden söz edenleri “terörist” ilan etmesindeki cüreti AB veriyor.

cenin münferiti bile yok!.. Her fley güllük gülüstanl›k. Kim demifl, uygulamada baz› sorunlar var, münferit iflkence olaylar› var diye? Kitapta, 4 binden fazla polise disiplin cezas› verildi¤i, 731 polisin meslekten at›ld¤›, ancak bu polislerden sadece birinin “kötü muamele” suçlamas›yla ceza ald›¤› belirtiliyor. Yani iflkence bile de¤il, “kötü muamele”. Böylece bak›n biz affetmiyoruz denilmifl oluyor.

Avrupa ülkemize böyle bir demokrasi getiriyor. ABD emperyalizmi öncülü¤ünde iflkencenin yasallaflt›r›lmas› tart›fl›l›rken, (ki ABD yayg›n olarak kendisi zaten yap›yor) Avrupa da oligarflinin iflkencelerine k›l›f görevi görerek, bu tart›flman›n d›fl›nda olmad›¤›n› gösteriyor. Bugüne kadar 117 insan›n katili Adalet Bakanlar›n›n dilinde “AB F tiplerini onaylad›” sözü vard›, flimdi iflkencecilerimizin de “AB iflkence yok dedi” sözü var.

Bu kitab› polis de¤il, Avrupa Birli¤i yazd›. ‹flkenceciler böyle cesaret kazan›yorlar.

Katiller, iflkenceciler ve “Demokrat Avrupa” elele iflkenceye, katletmeye devam!


Vatan› Yitirmemek ‹çin MIH’› Teslim Etmiyoruz direniflimizin

5.

y›l›nday›z

“... Muharrem'in hofluna gitti¤i için bana da yazd›¤› bir dörtlü¤e rastlad›m defterimde. "... Bir m›h yitirdik, naldan olduk Bir nal yitirdik, attan olduk Bir at yitirdik, atl›dan olduk Bir atl› yitirdik, zaferden olduk Bir zafer yitirdik, ülkeden olduk..."

HÜCRELER‹ YIKACA⁄IZ!

117 flehit, 600 sakat verdik; TESL‹M OLMADIK!

Görüyorsun ya, bir m›h ne kadar önemli. Hele ki s›n›flar mücadelesinin m›hlar›! Oportünizmin görmek istemedi¤i ya da görse de gere¤ini yapamad›¤› bu iflte. Varsayal›m, beflinci y›l›na giren destan›m›z, bu büyük devrim kavgas›n›n bir m›h› olsun. Ki kaybetmeye gelmez iflte. Tam da bu nedenle kaybetmeyece¤iz zaten. Çünkü ülkeden olmak istemiyoruz. Bu noktada ölçütümüz zaman de¤il. Öyle düflünenler m›h› da yitirdiler, kendilerini de... Geçen gün, Moncado bask›n› sonras› Castro'nun k›zkardefli Lydia'ya yazd›¤› mektubu okuyordum. Bilirsin, Batista onlar› b›rakmak için "bar›fla hizmet ve rejime sayg› sözü" vermelerini ister. Castro bu iste¤e karfl› diyor ki "... Af dilencili¤i yapm›yorum, asla da yapmayaca¤›m. Burada 20 y›l›m› harcamaya ya da belki daha önce kinimle ölmeye yetecek kadar onurluyum..." Bu mektubun baflka bir yerinde de diyor ki yine "...Hay›r, yorgun de¤iliz biz. 20 ay sonra ilk gün oldu¤u gibi kararl› ve ayaktay›z..."

Devrald›¤›m›z bayrak, flimdi bizim omuzlar›m›zda:

Denilebilir ki, o gün orada Batista'n›n o dayatmas›na karfl› bu tav›r al›nd›¤› için, yani m›h yitirilmedi¤i için Castrolar kazand›; ülkeyi kazand›lar. Velhas›l m›h› yitirip yitirmemek belirleyicidir, zaman de¤il.

DHKP/C Davas› Tutsaklar›

Mesela destan›m›z› ele alal›m. ‹lk söylediklerimiz aynen akl›mda, demifltik ki "Hiçbir sald›r›, ideolojik sa¤laml›ktan kaynaklanan inanc›m›z›n, geleneklerimizin, halk ve vatan sevgimizin doruklar›na ulaflamaz" ‹flte beflinci y›la giriyoruz, ulaflabildiler mi? Ulafl›pta kirletebildiler mi? ‹deallerimiz, düflüncelerimiz ve inanc›m›z yerli yerinde olmakla kalmad›, daha da büyüdü. M›h elimizde ve hiçbir gücün ç›karamayaca¤› denli, hayat›n derinliklerine çak›yoruz.

Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi Fehim Horasan Vedat Çelik M. Kemal Eren M. ‹nan Ifl›k H. Sergül Albayrak TKEP/L Davas›’ndan Remzi Ayd›n

Denilebilir ki, yola ç›karken iflaret etti¤imiz hedefe henüz ulaflamad›k. Do¤ru ama o yolda onca fleye ra¤men beflinci y›l›m›za giriyoruz. Biz durmad›k, hiçbir güç bizi durduramad›. Vazgeçmenin adeta al›flkanl›k oldu¤u bir dünyada biz tüm bedelleri göze alarak vazgeçmedik. Ve tarihe, vazgeçmemenin, boyun e¤memenin en görkemli örneklerinden birisini yazd›k. Bugün bize Atefl Geçitleri'ndeki 300 Spartal› örnek oluyorsa, bu destan da bundan sonra ideallerinden vazgeçmeyen onurlu insanlar›n, halklar›n rehberi olacakt›r. Dedim ya, durmad›k ve kimsenin gücü de bizi durdurmaya yetmedi. Coflkumuz bundand›r!.. Ümit ‹lter, 18 Ekim 2004, Kand›ra F Tipi Hapishanesi


Direndiler ve öldüler... Teslim al›namayan bir halk, kurtuluflu için direnen ve özgürlü¤ü için can›n› feda eden kahraman evlatlar› olan halkt›r. Ba¤›ms›zl›k bayra¤› hep yükseklerde dalgalanan topraklar, u¤runda canlar›n› tereddütsüz feda eden yi¤itlerinin oldu¤u vatand›r. Büyük Direnifl’in 117 flehidi “Bir can›m var. bu vatan için, bu halk için ölüme Bu can›m halk›gülerek gittiler. “Ben, benden ma ve vatan›ma sonrakiler için de yaflad›m, mücadele ettim...” (Fatma Hülya feda olsun.” Tümgan) diyebilmenin o büyük Ahmet ‹bili erdemi, fedakarl›¤› ve huzuruyla yatt›lar ölüme. Hiçbir fley için ölmeye de¤meyece¤inin tüm propaganda araçlar›ndan pompaland›¤› bir dünyada “bir can›m var. Bu can›m halk›ma ve vatan›ma feda olsun” diyerek al›nlar›na k›z›lbantlar› takt›lar. O k›z›l bantlar ki, namusumuz, vatan›m›za karfl› sorumlulu¤umuzun ve borcumuzun niflanesi dediler. K›z›ll›¤›m›z ki, halk›m›za reva görülen zulme ve sö“Bütün hücrelerim mürüye, vatan›m›z›n emperyalist efendilerin pazarl›k masalahalk›m›n kurtuluflu r›na yat›r›lmas›na isyan›m›zd›r için çarp›flacak” diye hayk›rd›lar. Fidan Kalflen Hayk›r›fllar›n› duymayanlar, isyanlar›ndaki o alevi “hayat kutsald›r” diye küllemek isteyenler oldu, dönüp bakmad›lar ihanetin ça¤r›s›na. Tarih bilmeden, halklar›n mücadelesinden anlamadan, ülkelerin ba¤›ms›zl›klar›n›, halklar›n kurtulufllar›n› nas›l gerçeklefltirdiklerini unutup “ölerek mi vatan kurtaracaks›n›z” diye düflünenlere aslolan›n direnifl oldu¤unu ölümleriyle anlatt›lar. Tarihi direnenlerin yazd›¤›n›, beyinleri kahramanl›klar›n sarst›¤›n›, “Halk›m! Sizin halklar›n bilincinin, birikimin sonucu oldu¤unu bir yana b›rak›p “ölümiçin yan›yorum. leriniz halk›n umurunda de¤il” diye Kan›m da can›m günübirlik düflünenlere, “kendimi feda bu vatan için da etme gücünü halk›ma duydu¤um feda olsun” güvenden al›yorum” (Selma Kubat) diyerek tutuflan bedenleriyle cevap verdi-

Selma Kubat

ler. Halka güvenmeyenlerin, vatana büyük bir tutkuyla ba¤lanmayanlar›n geleceklerinin olmad›¤›n›n bilinciyle, güvenlerini ve o büyük sevdalar›n› bilimsel ve tarihsel bir gerçeklik olarak somutlad›lar. Ve Anadolu duydu onlar›. Bin y›ll›k isyanlar›m›z duydu. Toprak duydu ve al›p tohumlar› bast› ba¤r›na. Dört bir yandan bireycilik ö¤ütlenirken, can›n› vermeyi “halk›ma ve yoldafllar›ma olan sorumlulu¤umu yerine getirece¤im” (Veli Günefl) diyebilmek büyük bir güçtür. Bu sorumluluk bilinci, bütün zorluklar› aflmada en büyük silah, önüne ç›kar›lan engelleri y›kmakta buldozerdir. Vatana ihanetin, halk›n kurtuluflu için savaflmaktan dönmenin dayat›ld›¤› noktada tereddüt etmediler, bir an olsun dönüp arkalar›na bakma gere¤i duymad›lar. Çünkü neden ölüme gittiklerini çok iyi biliyorlar ve tüm dünyaya hayk›r›yorlard›: “Ölümüm halk›m›n adalet özlemi, umudu, kurtulufludur. Ölümüm halk›m›n onurlu, namuslu yaflam›d›r. Halk›m›n özgürlük özlemidir. Can›m halk›ma feda olsun” (Fidan Kalflen) Ve bütün hücreleriyle, tutuflan bedenleriyle halk›n ve vatan›n kurtuluflu için çarp›flt›lar. Silah elde, savafl siperlerinde, top mermileri alt›nda, aç›k bir düflmana karfl› bir savafl de¤ildi bu. Hücre hücre, irade irade, tüm dünyan›n egemen güçlerinin ve beyinlerini çoktan emperyalizme teslim etmifl küreselleflmenin solcular›n›n hep bir a¤›zdan “ölmeyin” diye hayk›rd›¤›, dört bir yandan kuflat›l›p büyük yaln›zl›kla teslim al›nmak istedikleri koflullarda gerçekleflen bir savafl bu. Ve onlar ölebilmenin direnmekle özdeflleflti¤i böyle bir savaflta tüm yarat›c›l›klar›n› alevlere verdiler. Bu savafl›n kahraman› 117 yi¤it insan, açl›k bedenlerini eritip yok ederken, gericilik rüzgarlar›n›n alabildi¤ine sert esti¤i, “devlet geri ad›m atmayacak” düflüncelerinin pompaland›¤› bir havada, zaferin yak›nda olmad›¤›n› bilerek, ancak yürek ve beyin gözü olanlar›n görebilece¤i ufuktaki zafere duyduklar› büyük inançla girdiler alevlerin aras›na. Halk ve vatan sevdas›n›n ateflle imtihan›yd› bu. O büyük sevdadan ald›klar› güçle yazd›lar destanlar›n› tarihin alt›n sayfalar›na. Büyük Direnifle “içeriden” bakamayanlar›n anlamakta zorlanaca¤› bu kadar uzun bir sürenin bafl›nda ne dedilerse, 117 kez zulmün duvarlar›n› dövdüklerinde de ayn›s›n› söylediler. Büyük savafllar›n insanlar›, “dünyay› bir kez de Türkiye’den sarsma” kararl›l›¤›nda olanlar, ayn› zamanda bü-


HALK VE VATAN ‹Ç‹N! yük tahammüllerin, efli görülmedik sabr›n da insanlar› olmak zorundad›rlar. Kahramanlar›m›z Cephelilerin sabr›n›, tahammülünü, irade ve kararl›l›¤›n› tüm dünyaya kan›tlad›lar. Ancak halk ve vatan sevdas›yla yüre¤i yanan, ba¤›ms›z bir Türkiye için tutuflan, bedeni alevler içindeyken, ülkemizi emperyalistler ad›na iflgal alt›nda tutan oligarflinin ordusunun ölüm mangalar›n›n kurflunlar›n›n üzerine “Yaflas›n Ba¤›ms›z Türkiye” sloganlar›yla yürüyebilenler yaratabilirdi bu sonucu. Ahmet ‹bili direniflin bafl›nda k›z›lbant›n› takarken, bütün direniflçilerin duygular›n› “bir can›m var. Bu can›m halk›ma ve vatan›ma feda olsun” diye özetliyordu. Bundan tam 4 y›l sonra, kendinden önce 110 can›n niye öldü¤ünü bilen Selma Kubat da “veda mektubu”nda Türkiye halk›na flöyle sesleniyordu: “Ben, siz aç kalmayas›n›z, çocuklar›n›z›n r›zk›ndan kesip semirmifl yönetenlere yedirmeyesiniz diye ölüyorum. Ben, siz daha fazla ac› çekmeyesiniz diye ölüyorum... Halk›m, sizin için yan›yorum... Kan›m da can›m da bu vatan için feda olsun...” *** Sahte ile gerçek olan›n bu kadar çarp›c› olarak ortaya ç›kt›¤› bir süreç efline ender rastlan›r. Bir yan›yla sahte ile gerçe¤in savafl›d›r yaflanan. Bir yanda; “vatan millet” diye diye halk› katlederek kasalar›n› dolduranlar var. Öte yanda; tam da bu sahte milliyetçilerin kurflunlar›na, zulmüne “ülkemiz ba¤›ms›z, halk›m›z özgür olacak” diye meydan okuyan kahramanlar›m›z var. Bir yanda; seçim meydanlar›nda yoksul halktan söz edip onlar›n oylar›n› alarak iktidar koltu¤una oturup ilk ifl olarak yoksulun gözünü oyan riyakarlar var. Bir yanda; halk için, vatan için hiçbir fedakarl›k yapmadan, zulme karfl› direnmeden halk›n kurtuluflundan söz eden, solu sol olmaktan ç›kartarak ezilenlere bilincini köreltenler var. Öte yanda tüm bunlar›n karfl›s›nda; “halk›m›n, sat›lmak, yok edilmek istenen umutlar›, onuru için... Yak›lan köylerimiz, sürgün edilen köylülerimiz, katledilen çocuklar›m›z, iflkenceden geçirilen analar›m›z için... Türk, Kürt, Arap, Laz tüm halk›m›z›n kurtuluflu için bafl ba¤lad›m bu kavgaya” diyen Ali R›zalar’›m›z var. Ali R›zalar’la sürüyor bu savafl. Sahte ile gerçek savafl meydan›nda ay›rt ediliyor. Kim ne derse desin, Türkiye halklar›n›n bilincinde yer ediyor 117 kahraman›n yaratt›¤› bu destan. Hiçbir karfl›l›k beklemeden kendini feda edenler, “her koyun kendi baca¤›ndan as›l›r” sözünü beyin-

lere yerlefltirmeye, halk› yaln›zlaflt›rmaya çal›flan bu kokuflmufl düzenin ideologlar›ndan çok daha güçlüdür. Dünyan›n dört bir yan›nda direnen halklar ve büyük direniflin kahramanlar› inanm›fl insan iradesinin en büyük güç oldu¤unu kan›tlamaya devam ediyor. Gerçekleri bir süre gizleyebilirler, tutuflan “Türk, Kürt, Arap, Laz bedenlerin niye tutufltu¤unu, tüm halk›m›z›n kurtuhücre hücre eriyen bedenlerin niye ölüme yürüdü¤ünü gözlerluflu için bafl ba¤laden, beyinlerden ›rak tutmaya d›m bu kavgaya” çal›flabilirler. Ama geçicidir Ali R›za Demir sansürler, geçicidir terörizm demagojisiyle süslenmifl yalanlar. Geçicidir halk›n aldat›lmas›. Gerçe¤in yalana karfl› savafl›nda zaferi yalan›n kazand›¤› tarihsel olarak görülmemifltir. Devrimcili¤imizin mayas›d›r vatanseverli¤imiz ve halk›n kurtuluflu için en büyük fedakarl›klara imza atmam›z. Sahtekarl›klar›n, riyakarl›klar›n karfl›s›nda vatanseverli¤i ve halk›n kurtu“Kendimi feda etmeyi, luflunu büyük direniflin kahhalk›ma ve vatan›ma raman flehitleri, onlar›n; hakarfl› bir sorumululuk pishane hücrelerinde, kentin olarak görüyorum” gecekondular›nda, fabrikalarda, da¤larda direnen, saYazgülü Güder Öztürk vaflan yoldafllar› temsil ediyor bugün. Emperyalizmin hücrelerinde 5. Y›l›na giren direniflimiz, emperyalizme ve iflbirlikçilerine direnme, teslim olmama kararl›l›¤›m›z›n en üst boyutta ilan›d›r. Halk›n kurtulufl umudunun karart›lmas› karfl›s›nda cesetlerimizle kurdu¤umuz barikat devrim iddiam›z›n sökülüp at›lamayaca¤›n›n kan›t›d›r. “Bir can›m var. Bu can›m halk›ma ve vatan›ma feda olsun” diyenler oldukça, hiçbir güç bu halk› “Can›m halk›ma teslim alamaz, ülkemiz üzerindeki ve vatan›ma feda hiçbir emperyalist plan ilelebet baolsun” flar›l› olamaz. Ne mutlu ki bize böyle kahramanlar›m›z var.

U¤ur Türkmen


Niyazi Koçyi¤it: “O’nu Hep Sahiplenece¤iz” Songül ne zaman, nas›l devrimcili¤e bafllad›? Ailesi: (Babas› Niyazi Koçyi¤it ve kardeflleri Derya ve Devrim Koçyi¤it.) Önder Özdo¤an akrabam›z olurdu. Bir sürü kitap getiriyordu, Songül'le beraber okuyorlard›. Onun sayesinde tan›flm›flt› bu düflüncelerle. Daha o zamanlarda devrimci olmay› kafas›na koymufltu. Songül'ün en büyük özlemi da¤lard›. Önder katledildi¤i zaman düflüncelerinde daha da netleflmiflti. Songül'ün evden ayr›l›fl›n› nas›l karfl›lad›n›z?

Say› 130 28 31 Ekim 2004

Ailesi: Biz zaten al›flm›flt›k. Yani öyle tepki falan olmad›. Çevrede ise duymayan kalmam›flt›. Ulafl küçük bir yer. Akrabalar ilk zamanlar tepkiliydi. Sonra onlar da al›flt›. (Abisi Devrim) Gittikten sonra s›k s›k jandarma ve sivil polisler rahats›z etmeye bafllad›lar. (Babas›) Kaç kez al›p götürdüler beni. Çok dayak yedim, çok iflkence gördüm. Sürekli nerede oldu¤unu soruyorlard›. Ben nerden bileyim. Bir keresinde flikayet ettik savc›l›¤a. fiikayet eti¤imiz için polis köydeki evimizin kap›lar›n› k›rd›. Yine flikayet ettik, "bizim polisimiz yapmaz öyle fley, solcular gelip k›rm›fl" dediler. En son yine gelip götürdüler beni. Songül'ün, Sebahattin'in Tokat'ta a¤›r yaral› olduklar›n›, söylediler. "Gidip teslim olmalar›n› söyle. E¤er söylersen ikisini de sana gösterece¤iz, k›llar›na zarar gelmeyecek" dediler. "Yerlerini nerden bilirim" dedim. "Madem yaral› olduklar›n› biliyorsunuz, nerede olduklar›n› da biliyorsunuzdur" dedim. Sonra tehdit ettiler. fiehit düfltü¤ünde neler hissettiniz? Ailesi: Üzüldük tabii. Ama en çok zorumuza giden flu oldu. Gerek Songül gerekse Sebahattin y›llard›r da¤lardayd›lar. Kar›fl kar›fl biliyorlad› oralar›. Jandarma onlar›n ad›n› dahi duydu¤unda titriyordu. Songül'den flöyle sözediyorlard›; 5 dakikada bir tabur askeri yokedebilecek kadar yetkin ve hemen ortadan kaybolabilecek kadar h›zl›. Tokat'ta bir sürü eylemde onlar›n ad› geçiyordu. Duydukça gururlan›yorduk. Bir askerin öldü¤ünü söylüyordu. Daha fazla olmas›n› beklerdik. Gücümüze giden bu. Songül bize hep "ben öldü¤ümde a¤lamayacaks›n›z, benim b›rakt›¤›m yerden siz devam edeceksiniz" derdi. Onun istedi¤i gibi de oldu. Biz onu her zaman sahiplendik, her zaman da sahiplenece¤iz.

(Babas›) fiehit düfltü¤ü zaman ça¤›rd›lar beni. Yeflil kart için demifller. Biz de Derya'ya yeflil kart ç›kartmaya çal›fl›yorduk. Karakola gittim. Songül'den haber al›p almad›¤›m› sordular. Baba yüre¤i iflte, "Songül vuruldu mu yoksa?" dedim. 5 kifli ile birlikte vuruldu¤unu söylediler. Savc› aram›fl, cenazeyi alacaklar m› diye. Yavrum tek kemik de kalsa alaca¤›m dedim, sa¤ iken sahiplendim, ölüsünü de sahiplenirim. Tokat'a gittik. Hastanede önce Devrim'i gösterdiler bu mu k›z›n diye. Yok dedim de¤il, ama o da benim evlad›md›r. Nas›l götürece¤imi sordular. Gerekirse s›rt›ma ba¤lay›p öyle götürece¤imi, ne olursa olsun yavrumu onlara b›rakmayaca¤›m› söyledim. Bir de elbiselerini istedim, elbiseleri delik deflik olmufl, çat›flmada birbirlerini vurmufllar diyerek vermediler. Cenazeyi al›p ç›kt›¤›m›zda tafllamaya, yumurta atmaya bafllad›lar. Bilmiyor muyum atan kim, hepsi polis, MHP'liler. (K›z kardefli Devrim) fiehit düflersem üzerime karanfil at›n, k›z›l bayrakla gömün diyordu. Herfleyi k›rm›z›yd›. Baflta düflündük ‹stanbul'a m› getirsek diye sonra anam›z›n ve kendisinin vaadi vard›, Sivas'ta gömülmek istiyorlard›. Herfley onun istedi¤i gibi oldu. Gazetenin birinde ç›km›flt›. Amazon kad›nlar›na benzetmifller. Güya gö¤sünün teki yokmufl. Ben y›kanmas›nda vard›m. Sadece gö¤sünde kurflun izi vard›. O kadar.

Mum Ifl›¤›nda Kitap Okurdu Songül'ü bize k›saca anlat›r m›s›n›z? Ailesi: Çok çetin bir k›zd› Songül, h›zl› çevik ve kuvvetliydi. Ço¤u kimsenin yapamayaca¤› fleyi tek bafl›na yapabilirdi. Ac›ya karfl› çok dayan›kl›yd›. Bir defas›nda üstüne kaynar su dökülmüfltü, hiç sesi ç›kmad› bile. "‹nsanlar ne ac›lara katlan›yor, bu daha ne ki" derdi hep. Köyü çok severdi, hatta biz köyden ayr›ld›¤›m›zda k›zm›flt› bize ne ifliniz var buralarda, niye b›rakt›n›z köyü diye. (Abisi) Okumay› çok severdi. Elektrik olmasa mum ›fl›¤›nda okurdu. Hep yeni yeni kitaplar al›rd›. O zamanlar dergiye de u¤ruyordu. Eve getirirdi, hepimizi karfl›s›na al›r bizimle beraber okurdu. Ablam okumazd› fazla, ona bile okuma al›flkanl›¤› kazand›rd›. Hepimize kazand›rd› asl›nda. Çok samimi, cana yak›nd›. Herkesle iyi anlafl›rd›, aras›n›n bozuk oldu¤u kimse yok-


tu. Sevmedi¤i insana bile sayg›l› davran›rd›. (K›z kardefli) Bazen tart›fl›rd›k. Ama küslü¤ümüz hiç olmazd›. (Abisi) Çal›flkand› ayn› zamanda. Yorulmak bilmezdi. Asl›nda onunla ilgili anlatacak o kadar çok fley, o kadar çok an› var ki. Günler yetmez belki anlatmaya.

Çocuklar›m›z Onlar›n ‹smiyle, Onlar›n Direnifllerini Dinleyerek Büyüyecekler Songül Koçyi¤it'in Ablas› Kiraz KAÇAR: Songül çok iyi bir insand›. Bütün insanlar› severdi ve onlara yard›m etmek isterdi. Köylülerin tarlas›na, harman›na yard›m ederdi. Çok duygusald›, bir kar›ncay› bile incitmezdi. "Sen nas›l gerilla olacaks›n?" derdim. O da, "bu baflka, böceklerin kime ne zarar› var, düflmana karfl› ayn› merhameti göstermeyece¤im" derdi. Küçük yaflta çal›flmaya bafllayarak ailemize destek oldu. Bu duygusall›¤›n›n yan›nda, çok cesaretli ve h›rsl›yd›. Öyle ki; daha devrimcileri tan›madan önce bile hep bu düzene karfl› kin duyar, yoksullu¤umuzun sebebi olan zenginlerden nefretini dile getirir, hep hesap sormak gerekti¤ini söylerdi. Bir de sözünü hiç sak›nmadan söylerdi. Diyebilirim ki Songül'ün gençli¤inin ilk y›llar› Devrimci Solcular› aramakla geçti. Biz köyden Sivas’a göçtükten sonra ilk ifli bu oldu. Birgün sevinçle eve dönüp Onlar› buldu¤unu söyledi¤inde sevinci görülmeye de¤erdi.

Gerillaya gitme istedi¤ini söylerdi. Ancak gerillan›n bu zulüm düzenine bu yoksulluk düzenine sonverece¤ine inan›yordu. Birlikte flehit düfltükleri Sebahattin YAVUZ'u tan›d›ktan sonra art›k onun için gerillaya gitmek, hayat›nda gerçekleflmesini istedi¤i tek hayal haline gelmiflti. Kardeflim oldu¤u için insan›n içi yan›yor. Ama sadece O de¤il Sebahattin ve di¤er yoldafllar›n ölümü de ac› veriyor. 4 y›ld›r süren ölüm orucunda flehit düflen arkadafllar›n ölümünde de ayn› ac›y› yafl›yorum. Ama bu ölüm karfl›s›nda benim en büyük tesellim onun bir kahraman olarak flehit düflmesidir. ‹sterdim ki, daha uzun y›lar mücadele etsin, devrimi görsün. Ama o hep do¤ru bildi¤i gibi yaflad›, do¤ru bildikleri için savaflt› ve onun için öldü. Gurur duyuyoruz. 10 y›l gerillada kald›. Bir çok zorlukla karfl›laflt›¤›na inan›yorum. Buna ra¤men y›lmad›, ihanet etmedi, bafl›m›z› dik tuttu. E¤er y›lg›nlaflsayd›, biz ailesi olarak bafl›m›z dik olamazd›k. Ancak flimdi ac› çekiyor olsak da, bafl›m›z dik, aln›m›z ak. Devlet onlardan, cenazelerinden ve hatta mezar tafllar›ndan korkuyor. Cesetlerine iflkence yapacak kadar alçaklafl›yorlar. Ama Onlar ölerek bitmezler. Herkes bir gün ölecek. Ancak Songül böyle bir ölümle tarihe ad›n› yazd›rd›. Herkes art›k onlar› tan›yor. Böyle anlaml› ve kahramanca bir flehitlikten dolay› art›k onlarca çocuk onlar›n isimleriyle ve onlar›n direniflleriyle büyüyecek, böylesi bir kardeflimin olmas› kadar büyük bir gurur olamaz. Onun u¤runa can›n› verdi¤i davas›n› sürdürenler hep olacak, Bu mücadele mutlaka baflar›ya ulaflacak.

Gülflen ‹fleri: ‘Evet Ac›l›y›m, Ama O Bir Savaflç›yd›...’ Sonuçta siz birini yitirdiniz bu bir flekilde ac› olarak yans›yor.... Bu flu demek de¤il y›k›l›p kahrolmak, niye savaflt›¤›n› biliyorum, orada olmas› bana göre bir umuttu, sadece abim için söylemiyorum, orada bulunmak halk için bir umut veriyordu... Hala da öyle, bir yazar dostum flöyle bir soru sormufltu? “E¤er herfleyi b›rak›p dönseydi" diye. fiunu söyledim “evet abimi çok seviyorum ama her fleyi b›rak›p gelseydi 10 y›ld›r görmedi¤im abimi affetmezdim... Onu bir daha asla görmek istemezdim... O bir savaflç›...” fiafl›rm›flt›.... "ama abin" diye yineledi.... fiimdi bafl›m dik, onunla gurur duyuyorum... Elbetteki ac›l›y›m, ilk ö¤rendi¤imde yaflad›¤›m ac›y› tarif edemem... Abinizin flehit düfltü¤ünü nas›l ö¤rendiniz, neler düflündünüz?

Ben ayn› zamanda Birgün Gazetesi’nde muhabirlik yap›yorum, sabah gazeteye gelidi¤imde bir çat›flma oldu¤unu duymufltum. AA haberlerine bakt›m. 4 kiflinin flehit düfltü¤ü yaz›s›n› görünce isimlere bakamad›m.. Yitirdi¤imiz her bir kifli için ayr› ac› yaflan›r ama bu can›ndan bir parça olunca biraz daha fazla yakar. O korkuyla bir süre bakmad›m ama gazeteden arkadafllar benden önce bakm›fllard›, bilmiyorlard› abim oldu¤unu soyad›mdan kaynakl› bir yak›n›m oldu¤unu düflünmüfl, Mustafa ‹fleri de var dediklerinde gerçekten inanmad›m. Ama do¤ruydu.... O an Armutlu’da yaflad›klar›m›z gözümün önünden film fleridi gibi geçmeye bafllam›flt›... Beni kendi elleriyle orta okula kay›t ettirdi, okumam gerekt¤ini söylüyordu Avu-

kat olmamdan yanayd› ama ben gazeteci olmufltum... Bir gün abimi yazaca¤›m diyerek... Ama o bunu hiç bilmedi... Abim biraz içine kap›n›k biriydi; bizim aile yap›m›zda bu var, ama abimin en çok bana benzedi¤ini söylerler, yanyana geldi¤imizde gün boyu susard›k, konuflmay› çok fazla sevmezdi. Belki bofl konuflmaktan yana de¤ildi. Asl›nda bu konuda çok fazla birfley söyleme hakk›m yok...

Say› 130 29 31 Ekim 2004


Evrensel Sald›r›ya Karfl› Evrensel Bir Direnifl Ölüm orucu direnifli, bütün dünya halklar› ad›na, dünyan›n her yerinde tecrit alt›nda tutulanlar ad›na bir direnifltir Devrimci Sol Dergisi’nin Temmuz 2004 tarihli 19. say›s›ndan yararlan›larak haz›rlanan yaz›m›z›n önceki bölümlerinde, tecritin emperyalizmin politikas› oldu¤unu örneklerle ele alm›fl ve bu politikaya karfl› dünya üzerindeki en büyük direniflin Türkiye hapishanelerinde yafland›¤›n› dile getirmifl, ideolojik sald›r› ve kuflatmaya karfl› Marksizm-Leninizm’in gücünü temsil etti¤imizi vurgulam›flt›k.

Direnmeme Karar› ve Emperyalizmin Dayatt›¤› ‘Solculuk’ Demokratl›ktan S›n›fta Kalan Ve Vicdan› Kirlenen Sol Türkiye solunun büyük bir kesimi, bu 4 y›ll›k süreçte, deyim yerindeyse devrimcilikten ve demokratl›ktan s›n›fta kald› ve tecrite angaje oldu.

Say› 130 30 31 Ekim 2004

Hâlâ, b›rak›n DEVR‹MC‹ olmay›, DEMOKRAT bile olamayan bir pratik sergilemeye devam ediliyor. Bir; sald›r›n›n kapsam›n›n devrimci hareketle s›n›rl› olmad›¤›n›n görülmesine ra¤men, özelefltiri yap›lmad›. Tecrit, direnifl ve F tiplerini Cephe’nin sorunu olarak görme tavr› sürdürülüyor. Tahlillerde tersi denilse de pratiklerinin ortaya koydu¤u budur. ‹ki; demokratik mücadele kapsam›nda bile, zulme karfl› bir direniflin yan›nda olma sorumlulu¤u gösterilmedi. 117 flehit verildi; “Biz ne yap›yoruz” veya “niye yapm›yoruz” demiyor sol. Tam tersine, “yapt›k” diye, gerçe¤i çarp›t›yor. Örne¤in, ÖDP Genel Baflkan› Hayri Kozano¤lu, 13 Haziran 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki demecinde, ÖDP’yi tan›mlarken, devrimci soldan ayr›flt›¤› iki noktay› flöyle say›yor: “(ÖDP) Geleneksel sol anlay›fllarla Kürt sorunu, ölüm oruçlar› sürecinde ayr› düfltü. Bir yandan demokratik taleplere sahip ç›karken, insan haklar› ve özgürlükler konusunda aktif tavr›n› sürdürürken ortodoks zihniyetle çat›flt›.” “Ayr› düfltük” dedi¤i devrimcili¤i bir yana b›rakt›k. Demokrat olmak, sald›r› an›nda, zulmün karfl›s›nda, direnenlerin yan›nda olmakt›r. Bunun için sosyalist olmaya da gerek yoktur, tutarl› bir demokrat dahi, bu tavr› gösterebilir. Peki ÖDP “demokratik taleplere sahip ç›kma” ad›na, “insan haklar› ve özgürlükler” ad›na hangi “aktif tavr›” gösterdi? Oligarflinin ilk ciddi sald›r›s›n›n yafland›¤›, 19

3

Aral›k katliam›n›n hemen öncesinde, (Ankara K›z›lay sald›r›s›) parti teflkilatlar›na “acil acil acil” üst yaz›s› ile genelge yay›nlayarak, kesinlikle soka¤a ç›kmay›n, ölüm orucunu destekleyen eylemlere kat›lmay›n, talimat› verdi. Bu mu demokratik taleplere ve özgürlüklere sahip ç›kmak? Sonraki süreçte de pratikleri bu çizgide devam etti. Ne katliam›n hesab›n›n sorulmas›nda, ne de tecritin teflhir edilip sansürün parçalanmas›nda elle tutulur hiçbir faaliyetleri yoktur. F tiplerinden ç›kan tabutlar ço¤ald›kça, b›rak›n pratik bir tav›r almay›, usulen yap›lan “yaz›l› aç›klamalar” bile yap›lmaz oldu. Varsa, yay›nlar›nda ortaya koysunlar da, kimsenin haberi olmadan yapt›klar› flu pratikleri herkes ö¤rensin. Yoktur böyle bir fley. “Ayr› düfltük” derken, esas olarak biz emperyalist dayatmay› kabullendik ve emperyalizmin ve oligarflinin “yasak alanlar›”ndan uzaklaflt›k denilmektedir. Bafltan beri anlatt›¤›m›z da bu noktadaki direnme veya direnmeme karar›yd›. ÖDP, emperyalizmin politikas›na direnmeme, ona tabi olma karar›n› “geleneksel soldan ayr›flma” olarak izah etmeye çal›flmaktad›r. Siyasi tecrit de böyle düflündürtülerek yaflama geçiriliyor. ÖDP reformizmi hayat›n her alan›nda, her konuda prati¤iyle bu ayr›flmay› daha da netlefltirmek, her f›rsat› oligarfliye “bak›n ben farkl›y›m” demek için kullanmaya çal›flmaktad›r. Irak’ta iflgale karfl› kurulan örgütlenmeden kopuflu, tam da emperyalizmin küreselleflme sürecine denk düflecek flekilde örgüt yerine bireyi kutsay›fl›, radikal olan her fleyden uzak durmas›, içinde Avrupa’n›n da yer ald›¤› emperyalist sald›r› örgütü NATO’yu hedefe koymak yerine “Gelme Bush” slogan›na sar›lmas› ve hatta ortak bir bildiride “emperyalizm” sözcü¤ünün geçifline dahi itiraz eder duruma gelmesi, “fliddet karfl›tl›¤›” ad›na PKK’nin ateflkesi bozma karar›n›n ard›ndan AB’nin politikalar›na paralel bir noktada duruflu, gelinen noktay› çok net özetlemektedir. Bu arada ÖDP’nin “ayr›flt›¤›” ikinci nokta olan Kürt sorunundaki demokratl›¤›n›n ölçütünün, s›n›rlar›n› Avrupa’n›n belirledi¤i “kültürel haklar›” savunmaktan, bunu Kürt halk›na dayatmaktan ve daha fazlas›n› isteyenlere, “AB sürecini tehlikeye at›yorsunuz” diye kin kusmaktan öteye gitmedi¤i de son süreçte daha da netleflmifltir. “Biz ne yap›yoruz” veya “niye yapm›yoruz” diye sormayan elbette sadece ÖDP reformizmi


de¤ildir. O, daha ilk günden çok özlü flekilde “ayn› mahalleden de¤iliz” diyerek, tecrit politikas›na angaje olaca¤›n› ilan etmiflti. ‹lk günden tavr›n› ortaya koyan bir baflka reformist grup da TKP oldu. Yoldafllar›m›z›n cesetleri so¤umadan tasfiye edildi¤imizi ilan edecek kadar durumdan hoflnut olan TKP’nin bu tavr›, siyasi oldu¤u kadar ahlaki olarak da kitleler nezdinde sorgulanmaya devam edecektir. Kimileri ise, “baflka gündemimiz var” diyerek bu sorumluluktan kaçt›lar, bir baflkas› kendi görevlerinin üzerinden atlamay› “cepte keklik mi sand›n›z” diye izah etti. Direniflin belli bir aflamas›nda yer alan oportünist sol ise, direnifli b›rakt›ktan sonra pratik olarak gündeminden ç›kard›. Görev savma kabilinden üç befl protesto eylemi bu gerçe¤i de¤ifltirmemektedir. Onlar›n bir türlü kimsenin görmedi¤i baflka gündemleri vard›, faflizm birilerine sald›r›rken onlar “bu sald›r› devrim cephesinedir, öyleyse hep birlikte direnmeliyiz” diyecek kadar “keklik” de¤illerdi, onlar kendilerini devrimcilerle ayn› mahalleden görmüyorlard› ama emperyalizm ve oligarfli “hay›r siz de daha da gerileyeceksiniz” dedi. Sald›r›n›n tüm sola, her alanda ve türlü biçimlerde yürütülen büyük bir tasfiye plan› oldu¤unu süreçle birlikte herkes görüp kabullenmek durumunda kald›. Oligarfliyle birlikte bizi tecrit etmek isteyenler, oligarflinin tecritiyle karfl›laflt›lar, en s›radan eylemlerinin dahi “marjinal” olarak adland›r›lmas›ndan, demokratik eylemlerine “terörizm” damgas› vurulmas›ndan kurtulamad›lar. Ancak, hala F tipleri ve büyük direnifl söz konusu oldu¤unda yine görmezden gelmeye devam ediyor, özelefltiriden kaç›yorlar. “Özelefltiri”nin anlam›, emperyalist tasfiyeye karfl› direnifl cephesinde yer almakt›r. Ölüm orucunu bir eylem biçimi olarak destekleyip desteklemediklerinden ba¤›ms›z olarak, flu veya bu biçimde direnifl cephesinde yer alarak verilebilirdi bu özelefltiri. Büyük tasfiye plan›na karfl›, direnifli her cephede büyüterek gösterilebilirdi. PKK’nin durumu ise ayr› bir kategoride ele al›nmak durumundad›r. Bu konuda, 19 Aral›k ve sonraki tav›rlar›n› de¤erlendiren yaz›lar›m›z hat›rlanacakt›r, bunlar› yinelemeyece¤iz. Ancak, PKK’li tutsaklar›n da gruplar halinde F tiplerine at›lmas›yla birlikte “fark koyma” politikas›n›n, “sa¤duyulu davran›fl”›n kimin ne ifline yarad›¤› çok daha aleni hale geldi. Oligarfli 19 Aral›k’ta aç›kça PKK’li tutsaklara “siz s›ran›z› bekleyin, kar›flmay›n” dedi, beklediler. F tiplerinde belli bir yol ald›¤›n› düflündü¤ünde de yeniden dönüp, “tamam s›ra sizde” diyerek tutup F tiplerine atmaya bafllad›. Yine direnilmedi, yine o meflhur “sa¤duyu” ile aç›kland› bu tav›r. PKK’li tutsaklar,

hapishanelerde oligarflinin politikalar›na karfl› tutsaklar cephesinin “yumuflak karn›” olmaya devam ettiler. Oligarflinin muhalif bütün güçleri, özelde silahl› güçleri tasfiye operasyonunun d›fl›nda kalabilecekleri yan›lg›s›n›n kayna¤› da yukar›da ifade etti¤imiz gibi, emperyalizmin dayatmas›n› kabul edip etmemekle do¤rudan ilgilidir. ‘Büyük politika’ ad›na, emperyalizmin ve oligarflinin hapishanelerdeki politikas›na ‘ses ç›karmazsam tasfiye plan›n›n d›fl›nda kal›r›m’ hesab› yap›ld›. Tecritin sadece hapishanelerle s›n›rl› olmayan çok daha genifl kapsaml› bir sald›r› plan› oldu¤u görülmek istenmedi, görülmüfl olsa dahi, direnifl karar› al›nmad›. Bugün, PKK içeride ayn› tecrite tabi tutuldu¤u gibi, d›flar›da da yo¤un bir kuflatma alt›na al›nmak isteniyor. DEP’lilerin tahliyesi ard›ndan bafllat›lan süreç tam da budur. Solun, tecrit ve direnifl konusunda tutarl› bir demokrat tav›r dahi almad›¤› bugün art›k s›r de¤ildir. Ancak bunun da ötesinde, solda ciddi bir vicdani kirlenmenin de yafland›¤› gün yüzüne ç›km›flt›r. Bütün geleceklerini, düzenle karfl› karfl›ya kalacaklar› alanlar›n d›fl›nda durmaya ba¤layan bu solun, ölümler karfl›s›ndaki tav›rs›zl›klar›n›, ne siyasi kararlar›, ne demokrat olmay›fllar› da aç›klamaya yetmiyor. Vicdan› kirlenmeyen, ahlâki de¤erlerini yitirmeyen hiç kimsenin duyars›z kalamayaca¤› bir tablo vard›r ortada. Bu nedenle, solun devrimcilikten, demokratl›ktan ‘s›n›fta kal›fl›’n›n da ötesinde, solun yok olan (ya da kirlenen) vicdan› da sorgulanmal›d›r. Halk riyakarl›klar› çok iyi görür, tesbit eder ve onlardan uzak durur. Her olayda ‘duyarl›l›k ça¤r›s›’ yapanlar›n, 117 insan›n ölümü karfl›s›ndaki ‘duyars›zl›¤›n›’ da çok iyi tesbit etmektedir. Ayn› kesimlerin, en çok ‘yaflam›n kutsall›¤›ndan’, ‘insan haklar›’ndan, ‘bar›fl’tan söz edenler olmas›n›n, ‘fliddete en çok karfl› ç›kanlar’ olmas›n›n alt›nda yatan ikiyüzlülü¤ü de görmektedir. 117

Büyük Direnifl, Türkiye Devrimi için büyük bir mirast›r. Türkiye Devrimi bu miras›n üzerinde yükselecektir. Direniflin yaratt›¤› ideolojik ve moral güç, yar›n çok daha zorlu çarp›flmalarda yol gösterici olacak, kuflatmalar karfl›s›nda, teslimiyetin dayat›ld›¤› anlarda, “Büyük Direnifl’teki gibi” direnilecektir.

Say› 130 31 31 Ekim 2004


devrimcinin ölümünü izleyen bir sol, halk›n ac›s›yla yüre¤inin yanaca¤›na kimi inand›rabilir?

Direniflin Miras› Türkiye Devriminin Yolunu Ayd›nlatacakt›r 5. y›l›na giren direniflin gösterdi¤i en net olgu, emperyalizmin ve oligarflinin stratejik sald›r›s›n›n amaçlar›na ulaflamad›¤›d›r. Emperyalizm ve oligarfli 19 Aral›k 2000’de bafllayan bu sald›r›yla, devrimci örgütleri tasfiye etmeyi, halk› sindirmeyi, demokratik mücadeleyi geriletmeyi amaçlam›flt›. Oligarflinin “hapishaneler sorunu” diye formüle etti¤i de, basit bir “ko¤ufl” sorunu de¤il, tüm dünyada 1990’larda esen tersine rüzgarlara karfl›n Marksizm-Leninizmde ›srar edenlerin fiziki, ideolojik ve örgütsel olarak yok edilmesiydi.

Say› 130 32 31 Ekim 2004

Oportünist ve reformist solu ideolojik ve politik olarak belli oranlarda geriletmifltir. Kitleler nezdinde belli bir geri çekilmeyi yaratt›¤› da söylenebilir. Ama tüm bunlar sald›r›n›n temel hedefi aç›s›ndan talidir. Aslolan, devrimin, silahl› mücadele cephesinin geriletilmesiydi. Di¤er alanlardaki geçici baflar›lar›n› tersine çevirme dinami¤ine sadece silahl› devrim cephesinin sahip oldu¤unu çok iyi biliyordu oligarfli. Bu nedenle, sald›r›n›n baflar› ya da baflaras›zl›¤›n› belirleyecek olan nokta da buras›yd›. ‹flte sald›r›n›n nihai sonucunu belirleyecek bu noktada hiçbir baflar›s›ndan söz edilemez. Onlarca devrimci katledilmifltir, ama Cephe ne silahl› mücadeleden, ne direniflten, ne de ideolojik hatt›ndan taviz vermedi. Emperyalizmin ve oligarflinin amaçlad›¤› gibi, meydan “emperyalizmin küreselleflmeci solu”na b›rak›lmam›flt›r. ‹çinden devrim düflüncesinin yok edilmek istendi¤i bu “solculuk” reddedilmifl ve Türkiye devrimci hareketine tasfiyeci düflüncelerinin hakim olmas› engellendi. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için da¤larda, flehirlerde sürdürülen savafl, kararl›l›¤›ndan hiçbir fley kaybetmeyen, aksine büyüten direnifl, bunun en aç›k kan›t›d›r. Oda¤›nda F tipleri olan tasfiye politikas›n›n baflar›s›n›n ilk koflulu, direniflin k›r›lmas›yd›. Direnifl k›r›ld›ktan sonra, içeriden bafllayacak ve tüm halka dalga dalga yay›lacak demoralizasyon beraberinde yürütülecek ideolojik, örgütsel bir tasfiye plan› uygulamaya konulacakt›. Hapishaneler, direniflin de¤il, y›lg›nl›¤›n, ‘girenin düflüncelerinden piflman hale getirildi¤i’ yerler haline getirilecekti. Bilinir ki, dünyan›n bütün devrimleri için en büyük tehlikelerden biridir bu. Hapishanelerin “tövbe” yeri haline getirildi¤i bir ülkede devrimin önüne de büyük bir barikat kurulmufl demektir. Emperyalizm ve oligarfli, s›n›rl› bir alanda, s›n›rl› bir tutsak kitlesi ile sürdürdü¤ü-

müz, d›flar›da çeflitli eylem biçimleriyle güçlendirdi¤imiz direniflimizi k›ramam›flt›r. Sald›r›n›n sonraki aflamalar›n› uygulamaya koymas›n›n önüne cesetlerimizle barikat kurduk. Hapishaneler yine direniflle, militanl›kla an›lmaktad›r. Bu sonuç karfl›s›nda; 19 Aral›k katliam›n›n hemen ard›ndan “Art›k herkes bu devletle bafledemeyece¤ini anlam›fl olmal›d›r” diyen devlet cephesi de, cenazelerimiz yerde dururken “tasfiye edildi¤imizi, devrimci demokrasinin bitti¤ini, art›k toparlanamayaca¤›n›” söyleyen, TKP’sinden ÖDP’sine kadar reformist cephe de flaflk›nd›r. Aç›k ya da gizli sevinç 盤l›klar› atanlar›n sevinçlerini kursaklar›nda b›rakt›k. En çok “s›n›f”tan söz edip, s›n›f›n ideolojisinin nas›l büyük bir güç ve direnme kararl›l›¤› demek oldu¤unu unutanlara, bu gerçe¤i yeniden hat›rlatt›k. Bu güç, 34 y›ll›k tarihimizin ve ideolojimizin gücüdür. Marksist-Leninist ideolojimizin gücüyle direniyoruz. Halklar›n binlerce y›ll›k direnifller tarihinden ald›¤›m›z güçle direniyoruz. O tarihe dünyan›n Türkiye’sinden görkemli bir sayfa eklemenin onurunu tafl›yoruz. 2000-2004 Büyük Direnifli, kendinden önce yarat›lan bütün de¤erleri bünyesinde toplayan, gelifltirip köklefltiren, “tövbe” dayatmas›n›n karfl›s›nda Marksizm-Leninizm silah›na daha fazla sar›lan ve ölüme meydan okuyan bir ruhla dikilen bir direnifltir. Bu, Türkiye devrimi için büyük bir mirast›r. Türkiye devrimi bu miras›n üzerinde yükselecektir. Direniflin yaratt›¤› ideolojik ve moral güç, yar›n çok daha zorlu çarp›flmalarda yol gösterici olacakt›r. Kuflatmalar karfl›s›nda, teslimiyetin dayat›ld›¤› anlarda, “Büyük Direnifl’teki gibi” direnilecektir. Bu mirasta, s›n›rs›z bir feda, kararl›l›k, efli görülmedik bir sab›r vard›r. Marksizm-Leninizme inanc›n dergi sütunlar›ndan, konferans söylemlerinden ç›kar›l›p ete kemi¤e büründürülmesi vard›r, ki bu, Parti-Cephe’nin 34 y›ll›k tarihine damga vuran olgudur. Direniflin miras›, Türkiye ve dünya halklar›n›n ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde hiç sönmeyen bir ›fl›k olacakt›r. Miras› büyütmeye, tarih yazmaya devam ediyoruz. Halklar›n onurlu tarihinde yaz›lacak olan da, ne sansür, ne içeride-d›flar›da devrimci hareketi tecrit etme çabas›, ne de sol ad›na savunulan, emperyalistlerin üretti¤i pespaye düflünceler de¤il, direnenler olacakt›r. Çok bilinen dizelerle söylersek; “Bugünlerden geriye bir yar›na gidenler kal›r, bir de yar›nlar ad›na direnenler!” - Bitti -


MAFYA L‹G‹ 23 Ekim tarihli Milliyet’in manflet konusu flikeydi. “Mafya yeflil sahada” diye yazm›fllard›. Günayd›n! Amerika’y› yeniden keflfetmifl Milliyet. Haberdeki olgular elbette çarp›c›yd›. Peker çetesinin lig maçlar›na nas›l müdahale etti¤i somut kan›tlarla gösteriliyordu. Ama futboldaki bu düzenin nas›l ortaya ç›kt›¤›, nas›l iktidarlar›n himayesinde oldu¤una dair tek bir sat›r yoktu. Sonraki günlerde, bir çok yazar, bu haberin bas›nda “gerekli yank›y›” yaratmad›¤›ndan, herkesin bu aleni flike ve mafyalaflmay› görmezden geldi¤inden flikayet etti. Buna da günayd›n! Burjuva medyan›n futboldaki flike ve mafyalaflma karfl›s›ndaki sessizli¤inde de hiçbir yenilik yok. Burjuva medya, o mekanizman›n ne kadar d›fl›nda ki, üzerine gidebilsin!

“fiike skandallar›” s›k s›k patlar; ve her seferinde la¤›m›n üstü örtülür! 18-19-20 fiubat 2002: Gazete yine Milliyet. Tuncay Özkan “Futbol’da fiike” manfletiyle Susurlukçu mafyac› Ali Fevzi Bir’in hakemleri ve

maçlar› nas›l sat›n ald›¤›n› tefrika halinde yay›nl›yor... Peki o zaman ne oldu dersiniz? Bugün ne olduysa, o oldu. Çünkü, o zaman yazd›¤›m›z gibiydi durum: “Spor Susurlukçular›n elinde. Yeflil sahalarda çeteler cirit at›yor. ... ‘fiike skandal›’ diyorlar; yanl›fl! Skandal yok ortada. Düzene yak›fl›r ifller var. Sporu ‘teröre karfl›’ bir araç olarak görenler, spor ifllerini de kontralara havale etmifllerdir.” (Özgür Vatan, say›: 12, 25 fiubat 2002) Ali Fevzi Bir, Susurlukçu mafya hiyerarflisinde zurnan›n alt deliklerinden biriydi. Futbol liglerine müdahalesi de çap›yla orant›l› olarak alt düzeydeydi. Amatör kümeyle, en fazlas› 2. Ligle u¤rafl›yordu. Ama Peker olay›nda herkes gördü ki, futbolun mafyalaflmas›, öyle s›radan klüplerle s›n›rl› de¤il. Milyonlarca “taraftar”› olan büyük klüpler de flike ve mafya bata¤›n›n tam ortas›ndalar.

Gayri-meflru ifli olan her kesimin futbol klüpleriyle de bir ifli vard›r! Milliyet’te yay›nlanan “telefon görüflmeleri”ne göre, Sedat Peker ve adamlar›, bir çok 1. Lig maç› öncesinde, kimin kimi yenece¤ini kararlaflt›r›yor ve bunun için ya hakemleri, ya o tak›mlar›n futbolcular›n›, ya da yöneticilerini ayarl›yorlar. O kadar ki, iki gün önceki telefon konuflmas›nda flu flunu yenecek, ilk golü de flu atacak diye konufluluyor; iki gün sonra maç oynan›yor, ilk gol de, sonuç da “reis” denilen Peker’in dedi¤i

Susurlukçular, M‹T’çiler, kaçakç›lar, mafyac›lar, emniyet müdürleri, belediye baflkanlar›, tekelci burjuvalar; HEPS‹ BU L‹G’DE!

zSusurlukçu polis flefi, Çatl›’n›n, Bucak’›n orta¤› Hüse-

zUyuflturucu kaçakç›s› armatör Kalkavan’lar, hayali

yin Kocada¤; FB yönetim kurulu üyesi.

ihracatç› Erkan Sert ve Turan Çevik, kaçakç› Mehmet

zHas Holding sahibi Mete Has, doland›r›c›l›¤›yla ünlü

Üstünkaya, çeflitli dönemlerde Befliktafl’›n yönetimin-

Erol User: FB yönetim kurulu üyesi.

zM‹T mensubu Süleyman Seba: BJK Baflkan›. zMHP belediye baflkan› aday› Cemil Turan: FB futbol flube sorumlusu.

zBefliktafl Kongresinde MHP’li Mehmet Gül, kongre çal›flmas› yap›yor, Susurlukçu Turgay Ciner yönetim kuruluna giriyor, kumarhaneciler, aday olarak ortada dolafl›yordu!

zBefliktafl

yöneticisi Sinan Engin, Çak›c›’n›n bir

numaral› adam›.

deydiler. zfiaibeli ihalelerle tan›nan, Çak›c›’yla ortak olan M. Ali Y›lmaz, Sadri fiener, Trabzonspor Baflkanl›¤› yapt›lar.

zMafyac› faflist Oral Çelik: Malatya Spor Klübü baflkan›.

zHayali ihraçatç› Turan Çevik, uyuflturucu kaçakç›s›, Susurlukçu Nurettin Güven: Malatya Spor Klübü baflkan›.

zJet-Pa Holding Siirtspor’u, Kombassan Holding Konyaspor’u, Yim-Pafl Holding Yozgatspor’u, Uzan Holding ‹stanbulspor’u, Erol Aksoy Sakaryaspor’u sat›n ald›lar.

Say› 130 33 31 Ekim 2004


gibi oluyor. Belirtti¤imiz gibi, yay›nlanan olaylar çok çarp›c›, ama flafl›rt›c› de¤il. Futbol Federasyonu Baflkan› Haluk Ulusoy’un, Sedat Peker’in düzenledi¤i gecede boy gösterdi¤i, Futbol Federasyonu Baflkanl›¤› seçimlerinde Ulusoy’un bafl destekçilerinin Sedat Peker, Mehmet A¤ar ve Korkut Eken oldu¤u, Çak›c›’ya Befliktafl’›n pasaport verdi¤i, Oral Çelik gibi faflist mafyac›lar›n klüp baflkan› oldu¤u bir ülkede, bütün bunlar ortadayken, bu örneklerde flafl›lacak ne var? Futbol klüpleri, oligarfli için kitleleri uyutma ve oyalama arac›yken, özel olarak da kontrgerilla için hem bir finans kayna¤›, hem de bir kurumlaflma arac›d›r. Pasaport temininden muhtelif “sevkiyat”lara, kara para aklama ifllerine kadar pek çok konuda futbol klüpleri kullan›lmaktad›r. Dolay›s›yla, bu ülkede kanl› ve kirli iflleri olan her kesimin futbol klüpleriyle de bir biçimde iliflkisi vard›r.

AKP, bu konuda da birfley yapamaz! Say› 130 34 31 Ekim 2004

Bugüne kadarki, hiçbir iktidar futboldaki mafyalaflmaya, flikeye karfl› hiçbir fley yapamam›flt›r. Peki AKP yapabilir mi? AKP Hükümetinin Spordan Sorumlu Devlet Bakan› M. Ali fiahin: “Suç örgütlerinin sporu kullanmas›na seyirci kalamay›z. Milliyet’in haberinden sonra harekete geçtik. Sonuna kadar devam ettirip yarg›ya intikal ettirece¤iz.” (Milliyet, 27 Ekim 2004) Devletin bakan›, futboldaki flikeden, mafya ba¤lant›lar›ndan ancak bir gazete yaz›nca haberdar oluyorsa, o bakan zaten “bakarkör”dür. Elbette “bakarkör” de¤iller; herfleyi onlar da biliyorlar. Faflizm, futbolu bugüne kadar nas›l kulland›ysa, AKP de daha fazlas›yla kullanma yolundad›r. Spordan sorumlu bakan, mafyalaflma ve flike bu kadar deflifre olunca “mecburiyetten” bir demeç vermifltir. Yine “mecburiyetten” bir dava aç›l›r ve sonra üstü örtülür. AKP’nin futbol klüplerine “müdahalesi” olsa olsa, futbol klüplerindeki yeflil sermaye etkisini art›rmak do¤rultusunda olur. Bilindi¤i gibi, “tarikat holdingleri” de uzun süredir bu alana el atm›fl durumdad›rlar; Siirt JetPa, Kombassan, Yozgat Yim-Pafl bilinen örneklerdir. Mafyan›n futbol sevgisi ve merak›n›n nedeni neyse, tarikatlar›n futbol merak›n›n nedeni de ayn›d›r: Kara para aklama, örgütlenme, gayr›-meflru ifllere kamuflaj vb.

Sorun, “Spor klüpleri”nin spor klübü olmamas›d›r Profesyonel spor klüpleri, kitleleri uyutma ara-

c› misyonunu yerine getirdikleri için devletin her türlü deste¤ine sahiptirler. Tamamen kâr amaçl›d›rlar. Zaman zaman polis müdürlerinin, klüp yöneticilerinin “flikayetçi” göründü¤ü “fanatikler”, “holiganlar”, bizzat onlar›n örgütledi¤i gruplard›r. Böylelikle fanatikli¤i kitlelere yaymaya çal›fl›rlar. Bütün klüp taraftarlar›n›n birbiriyle kanl› b›çakl› olmas›, onlar›n iste¤idir. Çünkü böyle sunni bir nedenle birbirine düflürülen halk, baflka bir konuda da birleflmekte zorlanacakt›r. Düzen futbolu ve profesyonel futbol klüplerini böyle kullanmaktad›r. K›sacas›, spor klüpleri, spor yapmaktan, sporu gelifltirmekten baflka herfleyle meflguldürler. Yap›s› böyle olan klüplerin mafyayla içli d›fll› olmas› da çok normaldir. Oligarflinin iktidar›nda futbol ligleri hep böyle kirli kalmaya mahkumdur.

Taraftarlar! Bak›n flu tabloya; tak›mlar sat›l›k, futbolcular sat›l›k. Mafya babalar›ndan alacaklar› primler karfl›l›¤›nda, iktidar›n bakanlar›na yaranmak için, maçlar› sat›yorlar. Sizin “spor klübü” diye bildi¤iniz klüpler, ihale yolsuzluklar›n›n, kara para aklaman›n, mafyac›lar›n gayri-meflru ifllerinin, faflist katillere meflruiyet kazand›rman›n arac›d›rlar. Kime, neye taraftar oldu¤unuzu görün. Tuttu¤unuz tak›mlar›n yöneticisi mafyac›. Futbolcusu mafyan›n “evlatlar›”... Siz, “damar›m›z› kesseniz siyah-beyaz, sar›-lacivert, sar›-k›rm›z›... akar diyorsunuz ama onlar›n damarlar›nda “dolardan” baflka bir fley akm›yor. Daha yararl›, gerekli yerlere harcayabilece¤iniz paralar›n›z› götürüp stadyumlarda mafyaya yediriyorsunuz. Daha yararl›, gerekli alanlara harcayaca¤›n›z enerjiyi, klüp rekabetine harc›yorsunuz. Karaktersiz, sporcu ahlak›ndan yoksun, para için de¤il tak›m›n›, herfleyi satabilecek mafya çömezlerini ilah›n›z yap›yorsunuz. “Fanatik taraftarl›k” ad› alt›nda, hayat›n gerçeklerinden kopuyorsunuz. Dünyan›z› onunla doldurup uyutulman›za çanak tutuyorsunuz. Sizi futbolla uyutanlar, siz uyurken, bu halk› soyup so¤ana çeviriyor, zulmediyorlar. B›rak›n bu pisliklerin taraftarlar› olmay›. Paran›z›, enerjinizi, deste¤inizi, “lig” denilen mafya batakl›¤›nda harcamay›n!


"Sağlıkta Dönüşüm” Adına Sağlıkta Eşitsizlik ve Sefalet Dayatılıyor “Paran kadar sa¤l›k anlay›fl›n› reddediyoruz" AKP Hükümeti’nin "Sa¤l›kta Dönüflüm Program›" ad›n› verdi¤i yasa tasar›s›n› TBMM’ye sevketmesi üzerine, baflta sa¤l›k kurulufllar› olmak üzere, sendikalar, odalar, SSK’n›n devrine karfl› eylemlere bafllad›lar. Emek Platformu, SSK’n›n devrine karfl› mücadele karar› alarak çeflitli illerde gösteriler yaparken, TTB, Eczac›lar Odas›, Hasta Yak›nlar› Derne¤i(HAYAD), SES gibi sa¤l›k kurulufllar› da çeflitli eylemlerle SSK’n›n devrini protesto ediyorlar.

‹ktidar yalan söylüyor: D‹SK, SSK’n›n devrine karfl› SSK hastaneleri önünde “koruma çad›rlar›” kurdu. 22 Ekim’de SSK Göztepe Hastanesi önündeki eyleme kat›lan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, iktidar›n e¤itim ve sa¤l›k alanlar›n› tümüyle “paral› hizmet” haline getirmek istedi¤ini belirterek flunlar› söyledi: “SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›'na devriyle daha kaliteli hizmet getireceklerini söylüyorlar. Bu büyük bir yalan. Bu oyunu bozaca¤›z.” Evet, AKP her konuda oldu¤u gibi bu konuda da yalan söylüyor. Çünkü bugün sa¤l›k hizmetlerinin “tek elde toplanmas›” diye sunulan devir ifllemi, yar›nki büyük talan›n ön haz›rl›¤›. ‹lk aflamada SSK’lar›n Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devriyle böyle bir tablo ulaflacak. Ancak bundan sonraki aflamada ise hastanelerdeki tüm hizmetlerin parça parça özel tafleron flirketlere devri gelecek. Devam›nda ise, sa¤l›k kurumlar›n›n ‹l Özel ‹dare yönetimlerine ve belediyelere devriyle sa¤l›k hizmetleri iyice parçalanacak, özellefltirmenin önü aç›lm›fl olacak.

SSK: Talan edilecek hazine! SSK, 537 adet sa¤l›k tesisine sahip bir kurum, bunlara ek olarak SSK'nin lokantalardan otoparklara, arazilerden dü¤ün salonlar›na kadar farkl› iflkollar›nda çok say›da tafl›nmaz› var. SSK'n›n varl›klar›n›n bugünkü de¤eri, 1 katrilyon liran›n üzerindedir. ‹flte bu “zenginlik”, IMF talimatlar›yla herfleyi emperyalist ve iflbirlikçi flirketlere devretme politikas› izleyen AKP’nin gözlerini kamaflt›r›yor. Sendikalar oyal›yor: Emek Platformu, SSK’n›n devrine karfl› müca-

Emekçiler’den

dele karar› ald›. D‹SK, koruma çad›rlar›yla belli bir faaliyet sürdürüyor. Ne var ki, bu kararlar, sald›r›y› püskürtecek bir kararl›l›k ve militanl›ktan uzakt›r. Sendikalar›n bugüne kadarki sald›r›lar karfl›s›ndaki tereddütlü, yalvaran, icazet dilenen tav›rlar› emekçileri güvensizli¤e itmifl, bu da bugünkü eylemlerin kitleselli¤ini alabildi¤ine düflürmüfltür. IMF program› böyle püskürtülemez. IFM program›n›n tek tek maddelerine karfl› k›smi eylemliliklerle bir sonuç al›namaz. Sendikalar oyal›yor. Yap›lmas› gereken, özellefltirmeden SSK’n›n devrine, memurlar›n sendikal haklar›ndan kölelik yasalar›na kadar tüm IMF program›na karfl› genel bir direnifl örgütlemektir. Gerekti¤inde iflgallere, daha militan eylemlere baflvurarak iktidar›n bu kararlar› kolay uygulayamayaca¤›n› göstermektir. Sendikal› ve sendikas›z iflçiler, sendika içinde ve d›fl›nda ba¤›ms›z örgütlenmelerini gerçeklefltirmedikçe, mevcut sendikal anlay›fllarla böyle bir çizgiyi uygulamak da zordur. hiçbir direnifl gerçeklefltirilemez. Devrimci iflçiler, memurlar, emekçiler, esnaflar, mevcut eylemlerin içinde, mevcut sendikalar›n içinde, ama kendi alternatif örgütlenme ve mücadelerini örgütlemeye çal›flmal›d›rlar. De¤ilse, bugün de, yar›n da, Emek Platformu’nun oyalamac› çizgisinin pefline tak›lmaktan baflka bir fley yap›lamaz.

Beyo¤lu Belediyesi’nde Grev Beyo¤lu Belediyesi iflçileri 26 Ekim’de greve ç›kt›lar. Belediye ad›na yetkili flirket M‹KSEN'in iflçilere % 0'la % 10 aras› zam dayatmas› sonucu 300'e yak›n iflçi greve ç›kt›. Beyo¤lu Belediyesi merkez binas›na Grev pankart› as›l›rken bir aç›klama yapan Genel-‹fl Örgütlenme Daire Baflkan› Erol Ekici, greve kadar gelinen süreci anlat›rken anlaflma sa¤lanamamas›n›n sebebinin M‹KSEN'in dayatmalar› oldu¤unu belirtti. Greve bafllayan iflçiler talepleri kabul edilene kadar direnifllerini sürdüreceklerini belirterek tüm ilerici ve demokrat kurumlara destek ça¤r›s› yapt›lar.

Say› 130 35 31 Ekim 2004


r la or ta j rö p

Direniflin 5. Y›l›nda

Kim Ne Dedi?

Demokratik Kitle Örgütleri Sendikac›lar, demokratik kitle örgütleri, siyasi hareketler, ayd›nlar, sanatç›lar, gazeteciler, islamc›lar, hukukçular... direniflin 5. Y›l›n› de¤erlendiriyor... Röportaj sorular›: Say› 130 36 31 Ekim 2004

1-) F tiplerinde sürmekte olan ölüm orucu direniflinin 5. Y›l›na girmesini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? 2-) Bu süreçte toplumsal muhalefeti ve kurumunuzu yapt›klar›yla ve yapmad›klar›yla nas›l de¤erlendiriyorsunuz? ‹çeride ve d›flar›da 4 y›ld›r uygulanan tecrit politikas› nas›l etkisizlefltirilecek?

TUAD: Direnenlere Sayg›m›z Büyüktür TUAD Üyesi Yüksel Alt›ndemir ve Sayman Abdullah Aydil... F tipleri tecrit mant›¤›yla kurulmufltur. Buna karfl› ölüm oruçlar›na ve ölüm oruTUAD Sayman› cuna yatanlara sayg›m›z büyüktür ama bu Abdullah Aydil konuda yorum yapmay› istemiyoruz. Çok büyük bir eylemdir. Sayg›yla yaklafl›yoruz. Yaln›z bafl›ndan beri bizim yapaca¤›m›z bir eylem gibi görmedik, çok da uygun da göremedik. Önemli olan devletin yaklafl›m› ve al›nan sonuçlar. fiu an yeni yasalar var. Zorla çal›flt›rma, tek tip elbise... Tecrit daha da a¤›rlaflt›r›lmaya, tabiri caizse kurumsallaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. Ölüm orucuna bafllama nedeni ve flu an ki durum de¤erlendirildi¤inde devlet çözüm yerine tecriti a¤›rlaflt›rd›. Muhalefet ad›na de¤erlendirmek gerekirse, 19 Aral›k döneminde bir duyarl›l›k vard› ve

kamuoyu oluflturulmufltu ama sonra gündemde yer almamaya bafllad›. Bunun bafll›ca sebebi hükümetin yaklafl›mlar›d›r. Yani sansürdür. Burada bas›n›n rolünü de yads›mamak gerekir. Bununla birlikte devrimci mücadele yürüten yap›larda da eksiklikler var. fiu an 6 kifli ölüm orucunu sürdürürken ve 117 can bedel verilmiflken, d›flar›da bunun mücadelesi hakk›yla verilemiyor. Birbirimizle çak›flan noktalarda bir birliktelik sa¤layam›yoruz. Bu olmad›¤›nda kamuoyu da oluflturulamad›. Duymuflsunuzdur, Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› bir birlik oluflturuldu. Biz içerisinde 2 ay kald›k ve daha sonras›nda çözümsüzlüklerden dolay› ayr›ld›k. F tiplerinin tamamen kapat›lmas› fikrini çok gerçekçi bulmuyoruz. Ama hapishanelerde sa¤l›kl› yaflam koflullar›n›n yarat›lmas› talebimiz var. Bu talepler için de güçlü eylemlilikler ve güçlü bir durufl gerekiyor. Burda da yine birliktelikler çözüm amaçl› toplanmal›, tart›flmalar eylemler ve sunuç al›c›l›k üzerinden yürütülmelidir. Yoksa bugün sol içinde birlikteliklerin sa¤lanamamas› ya da yetersiz kalmas› siyasetlerin birbirlerine olan yaklafl›mlar›d›r. Çözüm için önce bu sorunlar afl›lmal›d›r. Biz bu koflullar alt›nda tüm birlikteliklere kat›lmaya haz›r›z.

Gençlik Federasyonu: Hücreleri Y›kmaya Ça¤›r›yoruz Direniflin bu kadar uzamas›, tecrit sald›r›s›n›n ne kadar büyük boyutlarda oldu¤unu ve buna karfl› mücadelenin de o oranda büyük oldu¤unu gösteriyor. Bugün Avrupa Birli¤i’ne girmek için bin takla atan AKP hükümeti ‘‹lerleme Raporu'nda bile karfl›s›na ç›kan büyük direniflin a¤›rl›¤› alt›nda eziliyor. Yaln›z AKP mi, onun iflbirlikçileri, tekelciler yani bu ülkede IMF politikalar›n›, aç›l›¤›, zulmü dayatanlar›n hepsinin üzerinde direniflin a¤›rl›¤›. Çünkü direnifl egemenlerin gerçek yüzünü a盤a ç›karan, demokratl›k maskelerini yerlere çalan bir misyona sahip. Devlet kendisi gibi düflünmeyen herkesi suçlu görerek hapishanelerde tecrit etmek, düflüncelerini yok etmek istiyor. F tipleri bunun büyük bir ad›m›. Bu aç›dan bakt›¤›m›z 5. Y›l›na giren direniflin önemi, ciddiyeti aç›kt›r. Devletin herkesi susturma, muhaliflerini yok etme sald›r›s› karfl›s›nda direnifl büyük bir barikat, “hay›r düflüncelerimizi de¤ifltirmeyece¤iz” diyen cesetlerden bir da¤! Halk güçleri için büyük bir moral kayna¤›, direnilebilece¤ini görüyorlar direniflte. Etkileri süreçle daha net a盤a ç›kacakt›r. Direnifl bugün hala haklar ve özgürlükler mücadelesinin devam edebilmesinin en


önemli nedenidir. Kurum olarak tecrite karfl› verilen mücadele içerisinde her zaman yer ald›k. Bunun bedelini ödemekten çekinmedik. Ölüm orucu flehitleri Zehra ve Canan Kulaks›z, Özlem Durakcan F tiplerine ve tecrite karfl› mücadelede Gençli¤in kararl›l›¤›n›n simgesi olmufllard›r. Tabiki yeterli oldu¤unu düflünmüyoruz. Çünkü tecrit hala devam ediyor. Ve mücadelemiz devam edecektir. Toplumsal muhalefet direniflin ilk zamanlar›na k›yasla gerilemifl durumda. Bunun nedeni de bize göre ödenecek bedellerin a¤›rlaflmas›d›r. Tecrit duvarlar›n› nas›l y›k›laca¤›n› da büyük direniflin kendisi gösteriyor. Bu mücadele bedel istiyor, emek, sab›r istiyor. Herkes bunu anlamal›. fiunu düflünüyoruz; TECR‹T art›k bu ülkede b›rak›n kendine devrimci-demokrat-ilericiyim diyen, kendine insan›m diyen herkesin sorunu olmal›d›r. Bunun için 5. Y›lda, kim, ne yapt› ne yapmad› bunun muhasebesi yap›lmal›. ‹nsanlar hala ölmeye, sakat kalmaya devam ederken k›l›n› bile k›p›rdatmadan durmak yeni ölümlerin sorumlulu¤unu paylaflmakt›r. Biz de Büyük Direniflin 5. Y›l›nda herkesi Hücreleri Y›kmak için mücadeleye ça¤›r›yoruz.

Çorap Emekçileri Derne¤i: Ölümlere Gözyumulmamal› Çem-Der Baflkan› Nejdet Dernek... Çok büyük bir direnifl. ‹nsanlar›n 5 y›ld›r hala ölüm orucunda olmas›, her gün bedenlerinden birer parça vermesi, tecritin bitmedi¤inin göstergesidir. Tecrit sadece hapishanelerde de¤il, bizim de çal›flt›¤›m›z iflyerlerinde, sokakta hayat›m›z›n her an›ndad›r. ‹flçi arkadafllar›m›z birbirleriyle konuflturulmuyor. ‹ki üç kifli yanyana geldi¤inde "ne konufluyorsunuz? Tezgah›n›za gidin" deniliyor. ‹nsanlar›n yanyana gelmesini engellemeye çal›fl›yorlar. Tecrite karfl› ç›kan devrimcileri yok etmeye çal›fl›yorlar. Türkiye'de devrimciler susturuldu¤unda tüm halk› daha kolay teslim alacaklar›n›, susturabileceklerini düflünüyorlar. Ama flu bir gerçektir ki 5 y›ld›r devrimciler, içerde ve d›flarda yarat›lmaya çal›fl›lan tecrite karfl› büyük bir direnifli kararl›l›kla sürdürüyorlar. Bu 5 y›ll›k süre içerisinde Çem-Der'li iflçiler olarak yap›lan bas›n aç›klamalar›na kat›lmaya çal›flt›k ve üyelerimize gerçekleri anlat›yoruz. Bence kendisine ben demokrat›m, ayd›n›m diyen hiç kimse gerçeklere gözyummamal›, gerçekleri halka anlatmal›d›r. Tecrit duvar›n›n y›k›lmas› için emekçilerin, ayd›nlar›n sessiz kalmamas›, hep birlikte dur demesi gerekiyor. Biz de buradan ça¤r› yap›yoruz bu konuda.

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakf›: ‹natlafl›lmadan Çözülmeli G e n e l Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Nedim fiahhüseyino¤lu... Bu kadar sürmesini, devlet erkini elinde tutan siyasi gücün insan yaflam›na ve haklar›na karfl› duyars›zl›¤›na ba¤l›yoruz. ‹kinci sorunuza gelince. Sorumlulu¤umuzu ve duyarl›l›¤›m›z› demokratik kitle örgütleriyle birlikte göstermeye çal›flt›k. Elbette ki bu tepki ve uyar›lar›m›z› yeterli görmüyoruz. Ne var ki ölüm orucunda olan canlar›n siyasi düflüncelerini insan yaflam›yla iliflkilendirmeleri ve siyasi iktidarlar›n bask›c› uygulamalar›yla insan yaflam›na ve haklar›na karfl› olumsuz tutumunu sürdürmesi sonucunda bu tür ac› olaylar›n yaflanmas›na neden olmaktad›r. ‹natlaflarak de¤il, demokrasiyi ve insan yaflam›n› gözönünde tutarak yeniden de¤erledirilmesini yararl› görüyoruz. ‹nsan yaflam›n›n ve haklar›n›n güvenceye al›nmas›, her türlü bask›, yasak ve iflkencelere son verilmesi, demokrasi, laiklik ve bar›fl ortam›n›n oluflturulmas› öncelikli amac›m›zd›r. Bu yönde u¤rafl vermekteyiz.

Helsinki Yurttafllar Derne¤i: ‹nsan Haklar› Çerçevesinde Çözülmeli Helsinki Yurttafllar Derne¤i yetkilisi Sinan Gökçen, önce “F tiplerinin kendi çal›flma alanlar› olmad›¤›n›” söyleyerek röportaj›m›za olumlu bakmad›. F tipinin ayn› zamanda bir insani sorun oldu¤unu anlatmak zorunda kalmam›z›n ard›ndan, afla¤›daki cevab› iletti dergimize: Helsinki Yurttafllar Derne¤i, Türkiye'nin insan haklar› yönünden özlenen düzeye ulaflmas› için 10 y›ld›r faaliyet göstermektedir. Derne¤imiz, Türkiye'de ve dünyada yaflanan tüm hak ihlallerine karfl› duyarl›d›r. F tipi cezaevleri ve ölüm oruçlar› sorunu da insan haklar› çerçevesinde de¤erlendirilmelidir. HYD, pek çok insan›n hayat›na mal olan bu sorunun, uluslararas› insan haklar› standartlar› gözetilerek bir an önce çözülmesini temenni eder ve bu yönde at›lacak tüm ad›mlar› destekler. * Yer verdi¤imiz DKÖ’ler d›fl›nda, TMMOB, T‹HV, TTB de bulunmaktad›r. Kendilerine sorular iletilen bu kurumlar›n cevaplar› da elimize ulaflt›kça yay›nlamaya devam edece¤iz. - Sürecek -

Say› 130 37 31 Ekim 2004


TAYAD’l› Mehmet Güvel Ankara Polisinin Komplosunu Anlat›yor

Bu Davada Her fiey Hukuksuz TAYAD'›n ‘Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?’ kampanyas›n›n iktidar üzerinde bask› yaratt›¤› bir süreçte Ankara'da "DHKP-C operasyonu" ad›yla tutukland›lar ve ilk mahkemelerine kadar 8 ay kald›lar. Geçen hafta tahliye olan Nurcan Temel, Erdem Güdeno¤lu ve Mehmet Güvel polisin komplo operasyonunu anlatt›lar Nas›l gözalt›na al›nd›n›z? Sizce polisin bu operasyonla amac› neydi? Size hangi suçlamalar yöneltildi ve hangi delillere dayand›r›ld›? Mehmet Güvel: TAYAD'l› aileler olarak, hapishanelerde tecritin kald›r›lmas›, ölümlerin durdurulmas› için, ölüm oruçlar›na baflland›¤› günden bu yana devrimci tutsaklar›n d›flar›daki sesi olmak için bir çok faaliyetlerde bulunduk. Tüm bu faaliyetlerimizi koyu bir sansürle, bask›lar, iflkenceler ve hapisliklerle kesmeye çal›flt›lar. Baflaramad›lar. D›flar›da bizler de evlatlar›m›z, kardefllerimiz, dostlar›m›zla birlikte ölüme yatt›k. En de¤erlilerimizi, Gülsüman, fienay, Hülya, Zehra, Canan’›... ölümsüzlü¤e u¤urlad›k. Say› 130 38 31 Ekim 2004

‘Arama ‹zni Sorars›n Ha’ Dediler ve Yumruk ve Tekmelerle Sald›rd›lar ‹flte bu faaliyetlerimizden biri de "Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü Duydunuz mu?" isimli kampanyam›zd›. Koyu sansürü delmek, yok say›lan ölümleri, ölüm oruçlar›n› sa¤›r kulaklara duyurmak, tecrit iflkencesinin kald›r›lmas› için ölüm-

Nurcan Temel: Amaç Demokratik Muhalefeti Sindirmek Nas›l gözalt›na al›nd›n›z? Sizce polisin bu operasyonla amac› neydi? Size hangi suçlamalar yöneltildi ve hangi delillere dayand›r›ld›? TAYAD'›n kampanyas› kapsam›nda bir bas›n aç›klamas›na giderken, henüz aç›klama yerine varmadan 5 arkadafl›mla birlikte yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›nd›m ve tutukland›m. Bas›n aç›klamas›ndan kaynakl› al›nd›¤›m›z› san›yorduk. TEM'de tutuldu¤umuz 3 gün içinde say› 42'ye ulaflt›. Kampanya afifli yapanlar al›nm›fl, Ankara Gençlik Derne¤i, Temel Haklar, Ekmek ve Adalet bas›l›p, çal›flanlar› al›nm›fl ve Abdi ‹pekçi Park›'ndaki ailelerimiz bile gözalt›na al›nm›fllard›. Demokratik kurum çal›flanlar›n› gözalt›na al›p "DHKP-C Operasyonu" dediler. Tutukland›¤›m›z süreçte hapishanelerde 107 insan hayat›n› kaybetmiflti ve direnifl sürüyordu. Direnifl sansürle bo¤ulmak istendi. "Hapishanelerde 107 ‹n-

lerden ve sakatl›klardan sorumlu olan hükümetin, Adalet Bakanl›¤›’n›n bulundu¤u Ankara'ya geldik. Abdi ‹pekçi Park›'nda bir y›l›n› geride b›rakan eylemimize bafllad›k. ‹lk gün sald›r›ya u¤rad›k, iflkencelerden geçirildik, AKP'nin polisleri kafam›z› gözümüzü patlatt›, kollar›m›z› k›rd›. fiubede iflkenceler sürdü. Mahkemeye ç›kart›ld›¤›m›zda eylemimizi savunduk. Serbest kal›r kalmaz parka dönerek eylemimize devam ettik. Battaniyelerimize, giyeceklerimize el koydular, so¤ukla y›ld›rmaya çal›flt›lar. Daha sonra birkaç kere daha sald›rd›lar. Bizi y›ld›racaklar›n› sananlar yan›ld›klar›n› anlad›lar. Abdi ‹pekçi direnifli ve kampanya etkisini gösteriyordu. Halk›m›z›n yo¤un ilgisi, ölümlerin sorumlular›n› rahats›z etmeye bafllam›flt›. Sansürlerinde gedikler aç›lmaya bafllay›nca komplolara baflvurdular. Önce parka, sonra dinlendi¤imiz eve sald›rd›lar. Bu sald›r› yaln›z bizimle s›n›rl› de¤ildi. Bizi destekleyen Ankara Gençlik Derne¤i, Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ve derginiz çal›flanlar›n›n da içinde bulundu¤u bir çok kurum bu sald›r›dan nasibini ald›. san Öldü Duydunuz mu?" kampanyas› direnifli halk›m›za anlatmak, suskunlu¤u bozmak ve sansürü delmek amaçl›yd›. Kampanya etki yarat›yordu. Polisin operasyonla amac›; gerçeklerin halka ulaflmas›n› engellemek, yasal-demokratik kurumlar› terörize ederek, korku yaratarak demokratik muhalefeti sindirmekti. Hiçbir gerekçe gösterilmeksizin “yard›m yatakl›k” suçundan tutukland›m. 6 ay sonra haz›rlanan iddianemeyle hiçbir delil olmadan suçlama “örgüt üyeli¤ine” yükseldi. Savc› davay› "DHKP-C operasyonu" diye adland›r›yor fakat bu iddiay› dayand›rabilece¤i somut herhangi bir kan›t› yok. Polis fezleke haz›rl›yor, savc› da fezlekeyi iddianame haline getirip mahkemeye sunuyor. Delil olarak sunulanlarsa, kan›t olamayaca¤› bilinen yasal-demokratik eylemlerin foto¤raflar›. Ellerinde hiçbir kan›t yok. Polis komplo kuruyor, savc›l›k da polis fezlekesiyle hukuku ayaklar alt›na al›p dava aç›yor. Herkesin yaflanan hukuksuzlu¤a karfl› ç›kmas› gerekti¤ini düflünüyorum.

Erdem Güdeno¤lu: Yasal Eylemlerin Resimleri, ‘Örgüt Üyeli¤i Kan›t›’ Ben ve befl arkadafl›m TAYAD'›n kampanyas› dahilinde


Ben ve 7 arkadafl›m›n o gece evde dinlenme günüydü. Önce parkta bulunanlara sald›rd›lar. Oradaki tüm eflyalar›m›z› yakt›lar. Eve geldiler, kap›y› k›rarak 10-15 kadar sivil polis içeriye dald›lar. "Arama yapaca¤›z, kimse k›m›ldamas›n" dediler. Arkadafllardan biri -TAYAD'l› Sezai Demirtafl- "arama izniniz var m›?" diye sorunca sald›r›ya u¤rad›. "Arama izni sorars›n ha!" diyerek yumruk ve tekmelerle d›flar›ya ç›kartt›lar. Sonra bize dönerek "baflka arama izni soran var m›?" diye tehtit ettiler. Eflyalar› k›rarak evimizi talan ettiler. Aramalar› bitince hepimizi iflkencelerle d›flar›ya ç›kartt›lar.

Neyle Suçland›¤›m›z› Söylemediler Amaçlar› devrimci tutsaklar›n d›flar›daki en güçlü sesi TAYAD'› susturmakt›. Neyle suçland›¤›m›z› flubede kald›¤›m›z 4 gün boyunca hiç birimize söylemediler. DGM'ye getirildi¤imizde polisler elimize birer ka¤›t tutuflturdu. Orada ö¤rendik neyle suçland›¤›m›z›; "DHKP-C kampanyas› olan 'Hapishanelerde 107 insan öldü. Duydunuz mu?' isimli kampanya do¤rultusunda afifl asma, çeflitli faaliyetlerde bulunma" deniyordu. Tek delilleri bu yasal afifllerdi.

Savc› ve Polis Ayn› Hukuksuzlu¤un Ortaklar› Savc› da TAYAD kampanyas›na "DHKP-C kampanyas›" diyor. Bilinir ki, polis bu hukuksuzlu¤u s›kça yapar. Dernekleri yasad›fl› gibi göstermek, komplolar kurmak onun en iyi bildi¤i ifl. Peki, bir hukukçu olan savc› bu iddiay› hangi kan›ta dayand›r›yor? TAYAD'›n kampanyas›n›n DHKP-C kampanya15 fiubat günü K›z›lay'da afifl yaparken gözalt›na al›nd›k. Ayn› günün sabah›, bizden önce ayn› afiflleri yapan 13 arkadafl›m›z da gözalt›na al›nm›fllard›. Gözalt›na al›nmam›z›n hukuki anlamda hiç bir mant›kl› izah› yoktu. Yasal bir derginin özel say›s›yd› afifllerimiz. Bunu polis de iyi biliyordu. Zaten polisten hukuki bir izah da beklemiyorduk. Tecrübelerimiz ve ülke gerçe¤i böyle bir beklentinin ne kadar anlams›z olaca¤›n› aç›kca gösteriyordu. Arkadafl›m›n da belirtti¤i gibi, hapishanelerdeki ölümler ve direnifl efli benzeri görülmemifl bir sansürle gizlenmek isteniyor, ölümler hiç yaflanm›yormufl, öyle bir fley yokmufl gibi gösteriliyordu. TAYAD'›n kampanyas› da böyle bir süreçte gerçe¤i halka duyurmak, bu koyu sansürü k›rmak ve teflhir etmek amaçl›yd›. Bu gerçeklerin bilinmesi demek, bu ülkede en zor koflullarda dahi direnenlerin varl›l›¤›n›n bilinmesi, nas›l direnilmesi gerekti¤inin ö¤retilmesi demekti. Operasyon bunun için yap›ld›. Sömürü düzeninin sahipleri "Tecritle katleder sansürle bo¤ar›m, buna karfl› ç›kanlar› da F tiplerine atar›m" diyerek halka ve devrimcilere gözda¤› vermek istiyordu. Yasal bir afifli yap›flt›r›rken gözalt›na al›nm›flt›k ve elbette bu tutuklanmam›za gerekçe olamazd›. 42 kifli hepimiz yasal demokratik kurumlar›n çal›flanlar›yd›k. Savc›l›kta gör-

s› oldu¤unu söyleyen savc›n›n hiçbir delili yok, olamaz da. Söyledi¤iniz gibi bunu iddia eden savc› "hukukçu". Ama bak›fllar› ayn›, ayn› hukuksuzlu¤un ortaklar›d›r. Biliyorsunuz, Temel Haklar’›n 1 Nisan komplosu çerçevesinde bir kampanyas› var. "Türkiye’de Hukuk Var m›? Sahte Belgelerle 82 insan Tutukland›." Asl›nda bu sorunun cevab›n› bu soruyu soranlar da, bizler de biliyoruz. Önce Susurlukla ç›kan devletin yap›s› ve son süreçte Mafya-Yarg›tay iliflkisiyle ortaya dökülen pislikler, hukukusuzlu¤un a盤a ç›kmas›ndan baflka birfley de¤il. Onun için de hiçbir kan›t gerekmiyor. 1 Nisan operasyonu da bize yap›lan operasyon da hukuksuzlu¤un hüküm sürdü¤ü bir pisliktir. Bunun de¤erlendirmesini devrimciler bir cümleyle, çok yal›n bir flekilde yapt›lar. Pisli¤in temizlenmesi laz›m. "Pisli¤i Devrim Temizler".

fiaflk›n Bir Savc›n›n Gülünç ‹ddias›... Dosyan›za bak›ld›¤›nda, suçlamalar›n mesnetsizli¤i görülüyor. Buna karfl›n ne kadar tutuklu kald›n›z? Bir de, Savc›l›k ve hakimlikte sizin "DHKP-C'yi toparlamak için Ankara'ya geldi¤iniz" söylenmiflti san›r›z. Neye dayand›rd›lar bunu? 8 ay tutuklu kald›k. Ortaya atmaya çal›flt›klar› "delillerin" inand›r›c› olmad›¤›n› kendileri de çok iyi biliyor. ‘Ne kadar yat›rsak kard›r’ diyorlar. Yasalar›, en geç 6 ay içinde ilk duruflmaya ç›karmak dük ki, bizi suçlayacak hiçbir bahanesi olmayan polis, haz›rlad›¤› fezlekeye, kat›ld›¤›m›z bas›n aç›klamalar›nda, mitinglerde çekti¤i foto¤raflar› koyarak yasa, kural tan›mazl›¤›n› gösteriyor, kendi yasalar›nda hak olarak tan›mak zorunda kald›¤› faaliyetleri yasad›fl› ilan ediyordu. Polis bizi tutuklatmak istiyordu, tutuklatt› da. Tutuklanmam›za gerekçe olarak gösterilen iddialardan birisi de TAYAD'›n kampanyas›n›n "DHKP-C kampanyas›" oldu¤u iddias›yd›. Asl›nda polis de, savc› da çok iyi bilir ki, TAYAD yasal bir dernektir ve kampanyalar›n› bu çerçevede örgütler. Bunlar›n hiçbir yasad›fl› içeri¤i yoktur. Savc›l›k buna ra¤men polisin önüne getirdi¤i fezlekeyi aynen iddianame haline getirdi. Yasal bir derne¤i yasad›fl›, kampanyay› da örgüt kampanyas› ilan etti. Aç›kça polis yalanlarla komplo kurdu. Savc› da hiçbir delile ihtiyaç duymadan, kendisi de yeni as›ls›z suçlamalar ekleyerek bu hukuksuzlu¤a ortak oldu. Bir kez daha hukuksuzluk üzerine kurulu bir düzende adalet olmayaca¤› görüldü. Gerçek adalete ancak sömürü ve zulmün olmad›¤› bir düzeni kurarak kavuflabiliriz.

Say› 130 39 31 Ekim 2004


Say› 130 40 31 Ekim 2004

zorunlu diyor, zorunlu haller d›fl›nda tutuklama olmamal› diyor, ama görüyorsunuz. Resmen hiçbir delil yok ve 8 ay yatt›k. Bu davada hukuka uygun hiçbir fley yok ki! Hakime ç›kt›¤›m›zda savc›n›n iddias›n› okudu. "DHKP-C’yi toparlamak için Ankara'ya geldi¤imi” iddia etmifl. Herfleyiyle flaflk›n bir kafadan ç›km›fl gülünç bir iddia. Abdi ‹pekçi'deki TAYAD'l›lar›n direnifline kat›larak m› toplayacakt›m DHKP-C'yi? Ayr›ca benim gibi wernicke-korsakoff hastas›, kendimi toparlayamazken koskoca bir örgütü nas›l toparlar? (Hastal›¤›mla ilgili raporlar, Cumhurbaflkan›n›n “af” karar› da vard›. Ki bu da tutuklanmam›n hukuksuzlu¤unun bir baflka boyutudur) Hakim bu kadar uçuk bir iddiay› inand›r›c› bulmad› ama tutuklamas› gerekti beni. Tutuklad›. Ne parkta, ne evde benimle gözalt›na al›nan arkadafllar›m›n hiç biri tutuklanmad›. Ben kime, nas›l yard›m-yatakl›k etmiflim, ortada yok. Ankara’da da¤›ld›¤›n› ilan ettikleri (bu da tam bir klifle) örgütün toparlay›c›s›, sorumlusu oldu¤uma göre, kendi kendime yard›m etmifl oluyorum demek ki...

A¤›r Ceza Mahkemesi DGM’yi De Aratt›.. Tutuklulu¤umuz süresince DGM'ler "kald›r›ld›", "A¤›r Ceza Mahkemesi" kuruldu. "Gelen gideni

arat›r" derler. ACM savc›s›, DGM'nin istedi¤i cezay› yeterli bulmam›fl. Demokratik mücadele içerisindeki geçmifl eylemlerde, gözalt›na al›n›p, serbest b›rak›lmam›z› s›ralay›p bizi "potansiyel suçlu" ilan edip "bu kadar eyleme kat›lan, ayr›ca flubede Açl›k Grevi yap›p, ifade vermeyenler için yard›m yatakl›k olmaz, örgüt üyeli¤inden cezaland›r›lmas› gerekir" demifl. ‹flte bizim "bu kadar a¤›r suçlar›m›z" bunlar. Bu "suç"lar› ifllemeye de devam edece¤iz.

Her Türlü Bask›ya Karfl› Direniyoruz Sincan F Tipindeki koflullara iliflkin söyleyecekleriniz var m›? Tüm di¤er F tipi hapishanelerde oldu¤u gibi en a¤›r iflkence olan tecrit alt›nday›z. Ya tek kifli b›rak›l›yor, ya da en çok üç kifli kal›yoruz. Baflka hiçbir arkadafl›m›zla görüflme imkan›m›z olmuyor. Zaman zaman hastaneye ç›kt›¤›m›zda koridorda bir arkadafl›m›zla karfl›laflt›¤›m›zda selam bile vermemizi "nas›ls›n" dememizi bile engellemeye çal›fl›yorlar. Hücreden girifl ç›k›fllarda onursuzca aramaya tabi tutuluyoruz. Teslim olmam›z, düflüncelerimizden vazgeçmemiz için her türlü psikolojik, fiziki iflkenceye tabi tutuluyoruz. Her türlü bask›ya karfl› direniyoruz. Bu bize güç veriyor, ayakta kalmam›z› sa¤l›yor.

Abdi ‹pekçi Direnifli Sürüyor

Bir ayakkab› boyac›s› yaklafl›yor yanlar›na, merakl› yoksul gözleriyle bak›yor 117 insan öldü yaz›l› dövize; “Ne yap›yorsunuz burada?” Anlat›yor TAYAD’l›lar. Her zamanki gibi polisler halk›n ilgisini kesmek, korkutmak için oradalar. Anlamamas›, ilgilenmemesi gerekti¤ini düflünüyor genç. “iyi kazançlar” diyerek

gidiyor... Birkaç saat sonra bir kad›n elinde bir tepsi ikram ile geliyor yanlar›na; “O¤lum sizin neden burada oldu¤unuzu anlam›fl, ama korkmufl polisten, yak›nlaflamam›fl...” fiair ne de güzel anlatm›fl onlar›; “Onlar'd›r büyük maceray› yapan / Onlar ki toprakta kar›nca / suda bal›k / havada kufl kadar / çokturlar. / Korkak, cesur / cahil, hakîm / ve çocukturlar. / Ve kahreden / yaratan ki Onlar'd›r, / flark›lar›mda yaln›z Onlar'›n maceralar› vard›r...”

Anadolunun Sesi Yay›nda RTÜK’ün 30 gün yay›n durdurma cezas› verdi¤i Anadolunun Sesi Radyosu tekrar yay›nda. Radyo taraf›ndan Ankara 12. Bölge ‹dare Mahkemesi’ne yap›lan itiraz sonucu, RTÜK karar› durduruldu ve 5 gün susturulan radyo yeniden yay›na bafllad›. Anadolunun Sesi taraf›ndan yap›lan aç›klamada, “Anadolu’dan yükselen bu ses hiç susmayacak” denilerek, flu ifadelere yer verildi: “Kuruluflundan bu yana Anadolu kültürünü yaflatma ve tan›tma perspektifi ile hareket eden radyomuz buna uygun bir anlay›fl ile yay›n yapmaktad›r. Yay›nc›l›k anlay›fl›m›z, bu topraklar üzerinde nesiller boyunca yaflam›n› sürdüren Anadolu insan›n›n kültürünü korumak ve gelifltirmektir. Radyomuz, bu ülkenin muhalif kimliklerine de söz hakk› vermifl, medya tekellerinin görmezden geldi¤i olaylar› ve konular› ele alm›flt›r. Radyomuzun mikrofonlar› kuruluflundan bu güne hep hakl›dan yana aç›k oldu ve olmaya devam edecek... Anadolu’dan yükselen bu sese kulak verin!”


Siyasi Sürtüklü¤ü Biz Lanetleriz,

BURJUVAZ‹ ÖDÜLLEND‹R‹R! Okurlar›m›z Oya Baydar’›n “Erguvan Kap›s›” ad›n› verdi¤i, ama do¤ru ismi “Bir siyasi sürtü¤ün paranoyalar›” olmas› gereken kitab›n› hat›rlayacaklard›r. Dönekli¤ini takiben romanc›l›¤a soyunan Oya Baydar, bu kitab› yazma nedenini aç›klarken “feda, inanç, kurban gibi meseleleri deflmek istedim” diye büyük laflar ediyordu. Bir döne¤in haddi miydi bu konular› deflmek? O da zaten bu meseleleri de¤il, kendi beynini en pislik bölgelerini deflmifl ve ortaya roman ad›na Baydar’›n paranoyalar›, sapk›nl›klar›, düflmanl›klar› ç›km›flt›. Bu kitab› ‘tan›tt›¤›m›z’ yaz›m›zda “Oya Baydar bu kitab› niye yazd›?” diye sormufl ve flöyle demifltik: “S›rf burjuvaziden bir ödül alabilmek için, o ödüllerin ve kazan›lacak paralar›n içinde hayvanca yaflayabilmek için bu kadar pespayelik.” (Ekmek ve Adalet, say› 111, 6 Haziran 2004) “Ödül” için fazla bekletmediler Oya Baydar’›. TÜYAP Kitap Fuar› kapsam›nda düzenlenen Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, 24 Ekim’de dü-

’e Yak›flm›fl! “Valla biz de¤iliz, onlar örgüt!” Yine TÜYAP Kitap Fuar›’nda, Birgün Gazetesi’nin düzenledi¤i “Bu medya ile baflka bir dünya mümkün mü?” panelindeyiz. Panelde bir dinleyici “Birgün’ün bir siyasi yapıya angaje olup olmadı¤ın›?” soruyor. Konuflmac› Birgün yazar› Rıdvan Akar, cevap veriyor: “... Özgür Gündem ve Evrensel gibi gazeteler belli bir siyasetin çizgisine girmifltir... Birgün’ün ise, inflaasında belli bir siyasi çevrenin eme¤i bulunmaktad›r ancak gazetenin bu siyasi çevreye angaje olması gibi bir durum sözkonusu de¤ildir.” Sanki dinleyici Akar’a Özgür Gündem’i, Evrensel’i sormufl. Grupçuluk çok bulafl›c›. ÖDP-Birgün grupçulu¤uyla, orada burjuva medyayla sol bas›n› k›yaslayaca¤›na, “rakip” gördü¤ü Gündem’i, Evrensel’i “teflhir” ediyor. Hatta teflhirin de ötesinde “ispiyonluyor”. Onlar bir örgüte angaje, biz de¤iliz! Aferin. Birgün’ün logosunun üstüne “bizim hiçbir örgütle

zenlenen bir törenle Oya Baydar'a verildi. Ödülün verilme gerekçesi, “yazar›n ustal›kla, çok önemli bir dönemi yans›tmas›” olarak belirtildi. Bu ödül gerekçesi, Semih Gümüfl, Feridun Andaç, Nezihe Meriç, Ahmet Oktay'dan oluflan Seçici Kurul’un hayata, mücadeleye bak›fl aç›s›n› da ortaya koyuyor. Görülüyor ki, bak›fl aç›lar› Oya Baydar’la ayn›d›r. Böyle bir ayn›l›k olmaks›z›n “bir siyasi sürtü¤ün paronayalar›na” ödül verilemez çünkü. Çünkü objektif her okuyucunun görece¤i gibi, Erguvan Kap›s›’nda “bir dönemin yans›t›lmas›” de¤il, “bir dönemin ÇARPITILMASI” vard›r. Oya Baydar da ödül töreninde yapt›¤› konuflmada “ödülü almaktan onur duydu¤unu” söylemifl. Neyin ONURUNU duydu acaba? Erguvan Kap›s›’na bir daha bak›n, onu yazan beyinde onur diye bir kavram var m›? Yok. Dönekli¤i, siyasi sürtüklü¤ü ve küfürleri, asalak burjuvazi taraf›ndan taltif edilmifl bir yazar. Hepsi bu. Ekmek ve Adalet’teki ‘tan›t›m’ yaz›m›zda flöyle demifltik yine; “Oya Baydar biliyor, burjuvaziyi elefltirse, devleti yerden yere vursa, ne Radikal Kitap’a kapak olacak, ne CNN Türk’e ç›kar›lacak...” Ve tabii, ne de böyle ödüller alabilecek. Devrimcilere, direnmeye küfür ve dönekli¤in, bireyin, sapk›nl›klar›n kutsanmas›, gecikmeksizin ödüllendirildi... Aferin Baydar; devam et! Bak ödül de ald›n, flimdi daha fazla küfret...

iliflkimiz yoktur” diye niye yazm›yorsunuz hala? ÖDP, bu gazetenin ç›k›fl›na R›dvan Akarlar›n bir sütunu olsun diye mi yard›mc› olmufl sadece? ÖDP “darülacuze” gibi, yazacak bir köfleye muhtaç olanlara hiç karfl›l›ks›z köfle da¤›t›c›s› m›? Söylenenlerde ne ak›l var, ne mant›k var. Ama bir zihniyet var. Bu zihniyet örgütsüzlü¤ü alk›fllayan, “ideolojik olmamay›” öven tasfiyeci zihniyettir. Bu gelenek y›llarca sendikalar› ele geçirmek için devrimcilere karfl› “flunlar falanc›, bunlar yasad›fl› örgüt, onlar› seçerseniz bafl›n›z belaya girer” diye az m› propaganda yapt›lar. Bu yüzden R›dvan Akar’›n cevab› hiç flafl›rt›c› de¤il. Akar, Birgün’e tam uyumlu! Bu zihniyetin gazetecisi “biz hiçbir siyasi çevreye angaje de¤iliz” der. Bu zihniyetle, ÖDP’nin Genel Baflkanl›¤›n› yapm›fl biri BAK’a gelir, ben ÖDP’liyim ama burada “birey” olarak bulunuyorum der. Sanki BAK toplant›lar›na giriflte, siyasi kimliklerin as›l›p b›rak›ld›¤› bir vestiyer var!.. Tam bir oyun. Burjuvazi, örgütsüz olun, hiçbir örgüte angaje olmay›n, birey olun diye dayat›yor. Bunlar da “biz böyleyiz” diye övünüyor. Burjuvazinin istedi¤i gibi olmakla övünen, maafl›n› burjuva medyadan alan R›dvan Akar da kendince “solculuk” oynuyor iflte.

Say› 130 41 31 Ekim 2004


A yn› S afta

Demokratik Toplum Hareketi ve “Demokrasi”li Platformlar

Kürt milliyetçi hareketi, Demokratik Toplum Hareketi ad›yla yeni bir oluflum yaratmaya çal›fl›rken, Türkiye solunun baz› kesimleri de Kürt milliyetçi hareketinin de içinde oldu¤u bir “demokrasi platformu” oluflturma çabas›ndalar. Demokratik Toplum Hareketi’nin ne olup olmad›¤›na bakmak, Kürt milliyetçili¤inin de içinde yeralaca¤› bir “Demokrasi Platformu”nun ne olup olamayaca¤›n› da ana hatlar›yla gösterir. Bu nedenle Demokratik Toplum Hareketi’ni ve “Demokrasi Platformu”nu birlikte ele almak daha uygun olacakt›r. Leyla Zanalar bu “ilke”lerle hangi cephede yeralacaklar? AB sürecini desteklemekle, fliddete karfl› ç›kmakla, her koflulda bar›fl› savunmakla kiminle paralellik kuruluyor?

Demokratik Toplum Hareketi Say› 130 42 31 Ekim 2004

Fakat bugünden söylenebilir ki, bunun pratik bir hükmü olmayacakt›r. “Türkiye partisi olma-Türkiyelileflme” iddias›, bundan önce Kürt milliyetçileri taraf›ndan kurulan hemen tüm partiler taraf›ndan dile getirilmifl; ancak hiçbirinde hayat bulmam›flt›r. Bunda da bulmayacakt›r. Türkiye partisi olacak bir anlay›fla ve kültüre sahip de¤illerdir. Politikalar›nda da, pratiklerinde de herfley gelip yine “Kürt sorunu”nda dü¤ümlenmektedir. Kürt sorununun “çözümü” için önerdikleri çerçeve de “Kürt sorununun co¤rafi bütünlük içinde, bar›flç›l ve demokratik çözümünü hedeflemek”tir. Çözümün en önemli araçlar›ndan birinin de “anayasa” olarak görüldü¤ü anlafl›l›yor. Bir di¤er ilkede flöyle deniyor:

“Hareketin temel ilkeleri” olarak 16 madde s›ralan›yor. (Bkz, 23 Ekim 2004, Özgür Politika) Bunlar›n içinde di¤er hepsini belirleyen baz› maddeler var.

“Yeni, demokratik ve evrensel bir anayasa ile Kürtler de dahil olmak üzere tüm etnik farkl›l›klar›n Türkiyelilik üst kimli¤i alt›nda tan›mlanmas›n› sa¤lamak.”

Leyla Zana taraf›ndan aç›klanan ilkelerin bafl›nda flu geliyor: “AB sürecini desteklemek.”

Bir iktidar hedefi olmaks›z›n, iktidar›n niteli¤inden hiç bahsetmeksizin “anayasal çözümler” peflinde koflmak, zaman zaman çeflitli ülkelerde görülmüfl, ancak sonuç hüsran olmufltur.

Bu “ilke”, ideolojik, politik tüm çerçeveyi ortaya koyuyor. Bu hareket, Türkiye’nin bir “sömürge” olmas›na karfl› de¤ildir. Bu hareketin istedi¤i demokrasi “Avrupa emperyalist demokrasisi”dir. Zanalar’›n bir baflka ilkesi de bu anlay›fl› tamaml›yor: “Toplumsal sorunlar›n zor ve fliddet yoluyla çözümüne karfl› ç›kmak ve her koflulda bar›fl› savunmak.” Toplumsal sorunlar›n bar›flç›l yoldan m›, zor yoluyla m› çözülebilece¤ini belirleyen tarihsel koflullard›r. Kimse bu konuda halklar›n iradesine bir tahdit koyma hakk›n› bulamaz. Bu s›n›rlamay› koyan yaln›z burjuva politikas›d›r. Kürt milliyetçi hareket, bu noktada da emperyalizmin “terör demagojisiyle” paralel bir söylemi tercih ediyor. Demokratik Toplum Hareketi, kurucular›ndan, kurulufl sürecinden ve ilkelerinden de anlafl›laca¤› üzere Kürt sorunu temelinde kurulan bir harekettir. Bunun dezavantajlar›n› geçmiflte yaflayan Kürt milliyetçi hareket, bu kez “ilke”lerin içine yerlefltirdi¤i “Türkiye'nin tüm sorunlar›n› en az bu sorun kadar önemsemek” maddesiyle bu görünümü de¤ifltirmeye çal›flm›fl.

K›sacas›, Demokratik Toplum Hareketi’nin ilkeleri, AB s›n›rlar› çerçevesinde bir oluflumun göstergesidir. Zaten “halk hareketi” de¤il de “toplum hareketi” kavram›n›n tercihi de burjuva demokrasisi tercihinin sonucudur.

Demokrasi Platformu Baflta da belirtti¤imiz gibi, Türkiye solunun baz› kesimleri, bir süredir “Demokrasi bloku, demokrasi platformu” diye adland›rd›klar› bir birlik kurma çal›flmas› içindeler. “Demokrasi”yi belirleyici nitelik olarak seçen Demokrasi Platformu’nun önünde öncelikle cevaplamas› gereken bir soru vard›r: Nas›l bir demokrasi? AB demokrasisi mi? E¤er böyleyse, bu platformun, oynayaca¤› rol itibar›yla mesela kendilerini Avrupa Hareketi diye adland›ranlardan ne fark› olacak? “Hay›r, biz demokrasiden AB demokrasisini anlam›yoruz” cevab›n› da verebilirler. Ancak bunu iddia etmelerinin ise hiç bir inand›r›c›l›¤›


yoktur. “Ana güç”ünü, bafl ilkemiz “AB sürecini desteklemektir” diyen bir hareketin oluflturaca¤› “Demokrasi Platformu”nun demokrasiden ne anlad›¤› ve anlayaca¤› da bellidir. Bunlar› savunan Kürt milliyetçi hareketi, “Demokrasi Platformu”na girince kimlik mi, çizgi mi de¤ifltirecek? Bu anlamda, bu platformu “emek eksenli birlik”, “halklar›n birli¤i”, “anti-emperyalist demokrasi cephesi” gibi s›fatlarla sunmak, en fazla kendini kand›rmakt›r. DEHAP, kendilerinin anti-emperyalist olmad›¤›n› göstermek, kan›tlamak için daha ne yaps›n? Ama muhataplar› bir türlü bu gerçe¤i görmek istemiyorlar. DEHAP’a sahip olmad›¤› bir nitelik yükleyip, onu oldu¤u gibi de¤il, kendilerinin görmek istedi¤i gibi görüyorlar. Ondan sonra da kendilerinin yaratt›¤› bu hayali DEHAP’la “anti-emperyalist, emek eksenli” birlikler infla ediliyorlar. Bu kendini kand›rmak de¤il de nedir? Yan›lsaman›n üzerine infla edilen bir bina ne kadar dayan›kl› olabilir acaba? Bu bina, halk›n mücadelesinin a¤›r yükünü tafl›yabilir mi? Kürt milliyetçi hareketinin konumu bellidir. Böyle bir platform, Kürt milliyetçi hareketine ve onun anlay›fl›na yedeklenmifl bir zeminden baflka hiç bir fley olmayacakt›r. “Baflka” bir fley olmaya kalkt›¤›nda ise, onun içinde Kürt milliyetçi hareketi olmayacakt›r. DEHAP, kendisinin merkezinde olmad›¤› bir birlikte yer almaz. Kürt sorununun baflta olmad›¤› bir cümle bile kurmaz. Kurulmas›na da izin vermez. ‹ttifak ve iliflkilerini de ayn› s›n›rlar içinde belirler. Bu çizgiye tabi olanlar, yedeklenmeyi kabul edenler “birlikçi”, de¤ilse “devlet yanl›s›”d›r. DEHAP, anti-emperyalist, anti-oligarflik, anti-düzen olmay› bilmez. DEHAP, demokrasiyi de bilmez. Bu anlay›flla hangi demokrasi platformu kurulacak? “Kürt sorunu birincil sorundur, Kürt sorunu çözülmeden hiç bir fley çözülmez” anlay›fl›ndan hareket eden herhangi bir birli¤in b›rak›n emek eksenli olmas›n›, anti-emperyalist olmas›n›, demokrasi sorununu bile en genel hatlar›yla kapsayabilmesi mümkün de¤ildir. Böyle bir birlik, ad›na ne denirse densin, flu veya bu biçimde AB eksenli bir demokrasi cephesidir. Kürt milliyetçili¤inin gözünde AB, emperyalist de¤il, demokrasiyi getirendir. Barzani için de ABD demokrasi getiriyor. NE FARKI VAR o zaman bu iki anlay›fl›n?

Bu farks›zlaflmaya gözlerini kapatan grup ve anlay›fllar, emperyalist demokrasi hedefli politikalara angaje olmaktan da kurtulamazlar. “Ba¤›ms›zl›¤›n” olmad›¤› bir “demokrasi” tarifiyle karfl› karfl›yad›r sol. Sömürge bir ülkede demokrasinin nas›l varolabilece¤ine yeni bir teorik aç›klama getirmeleri gerekiyor. Tabii bu teorik bir aç›klama olamayaca¤› için de ancak “k›l›f›na uydurma” olacakt›r. Yeni-sömürge bir ülkede demokrasi mücadelesi, anti-emperyalist ve anti-oligarflik bir muhtevada olur. Ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi yokeden oligarfliyle içiçe geçmifl emperyalizmdir. Bizim gibi bir ülkede, elbette demokrasi mücadelesi sorunu vard›r. Ama bu mücadele AB’cilik zemininde yürütülemez. Devrimciler demokrasi mücadelesini AB’ye endeksli platformlarda de¤il, devrimci bir zeminde yürütmelidirler.

Demokrasi mücadelesi içinde Devrimci Birlik! “Demokrasi platformu” çevresindeki birlik giriflimi, Türkiye solunun “güce yaslanma”, “pragmatizm”, “özgücüne güvensizlik” gibi bir çok zaaf›n› içinde bar›nd›r›yor. Bu zaaflar nedeniyle, ideoloji adeta bir yana b›rak›lm›fl, pragmatik hesaplar içinde dönülüyor. Ama devrimciler, AB’cili¤in bu kadar alenileflti¤i bir noktada, bunu maskeleyecek bir birli¤in aleti olma zaaf›na düflmemelidirler. Bunun tarih ve halk karfl›s›ndaki sorumlulu¤u daha a¤›r olacakt›r. Bu zaafa düflmek, çok daha büyük ideolojik savrulmalar›n da yolunu açacakt›r. Geçmiflte Kürt milliyetçi hareketiyle çok çeflitli “blok”lar, “platformlar” oluflturuldu. Adlar› farkl› farkl›yd›, ama hepsinin karakteristik özellikleri de¤iflmezdi. Bu karakteristik özellikler “seçim endeksli ve Kürt sorunu merkezli olmas›”yd›. Herkes ona k›rk türlü rol yüklüyordu, ama onlar›n gerçe¤i sadece bu iki karakteristik özellikle belirlendi. Tarihe böyle geçtiler. Bugün daha farkl› olmas› için bir neden yok? Üstelik bugün böyle bir platformun daha olumsuz bir rol oynayaca¤› konusunda çok aç›k göstergeler var. Tüm devrimci gruplar, bu noktada aç›k, net, sorumlu olmal›d›rlar. Reformizm AB’cilik bata¤›ndad›r. Bu belli. Bata¤a baflkalar›n› da çekmek istiyorlar. Devrimciler, emperyalist demokrasi için mücadele etmezler. Burjuva demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini de halk›n iktidar› mücadelesine tabi olarak ele al›rlar.

Say› 130 43 31 Ekim 2004


Bir bedel ödeyeceksek, emek harcayacaksak, bu do¤ru kanalda olmal›d›r. Bizim yapmam›z gereken “Avrupa’n›n sahte demokrasicili¤ini tüm boyutlar›yla ortaya ç›karmak”t›r. Çünkü konjonktürel olarak devrimin, halk›n mücadelesinin önündeki en ciddi engellerden biri Avrupac›l›kt›r. Tersi bir anlay›fl, Kürt milliyetçili¤i veya ÖDP gibi AB sürecini destekleyen bir politika, halk›n mücadelesini gelifltirmez; aksine emperyalist demokrasiyi pekifltirir. Kitleleri emperyalizm konusunda ayd›nlatma görevli olan bir sol, tam tersine kitleler nezdinde emperyalist demokrasiyi ve emperyalist sömürgecili¤i meflrulaflt›rm›fl olur. O halde,

Say› 130 44 31 Ekim 2004

- Emperyalizme ve oligarfliye karfl› halk›n demokrasisini savunan, - Uzlaflmac› olmayan, - Faflizmin bask›, yapt›r›m ve dayatmalar› karfl›s›nda boyun e¤meyen, - Milliyetçilik bata¤›nda bo¤ulmayan, - fiovenizme prim vermeyen, - Düzenle asgari kopufl sa¤lam›fl, - Devrimci olan herkesin ve her yap›n›n yer alabilece¤i, devrimci bir birlik oluflturmal›y›z. Kapitalizmin restorasyonunu reddetmeli, emperyalizmi ve oligarfliyi hedeflemeli, Türkiye’de Kürt sorunu ve demokrasi sorunu devrim meselesidir gerçe¤inden hareket etmeliyiz. Bu anlay›fl temelinde DEVR‹MC‹ B‹R MERKEZ oluflturulmak durumundad›r. Ancak böyle bir merkez “halk›” merkezine al›r, ancak böyle bir merkez tutarl› ve kararl› bir anti-emperyalist niteli¤e sahip olabilir. Devrimci birlik, reformizmle, haklar ve özgürlükler temelinde s›n›rl› çeflitli birlikleri yads›maz. Ama “demokrasi” denildi¤inde, ona tabi olmaz, aradaki fark› net çizer. Biz ba¤›ms›zl›k, demokrasi için mücadele deyince, bundan halk›n iktidar›ndaki bir demokrasiyi kastediyoruz. AB’nin ya da ABD’nin getirece¤i demokrasiyi de¤il. Devrimcilik, bugün bu netli¤i sa¤lamakt›r. Devrimci bir merkez iflte bu netli¤i sa¤laman›n güçlü araçlar›ndan biri olabilir. Reformizmden kopamayarak, flu veya bu güçten yararlanma hesaplar› yaparak buna engel olanlar, tarihe karfl› sorumludur. AB’cilik paralelindeki politikalarla, platformlarla kimseyi aldatmayal›m, oyalamayal›m. Halk›n, devrimin, sürecin ihtiyac› bunlar de¤ildir.

HÖC Soruyor: Nakliyat-‹fl + TÜMT‹S sorunu kangrenleflmifltir

HALA SEYREDECEK M‹Y‹Z? Haklar ve Özgürlükler Cephesi, 27 Ekim’de KESK’in ‹zmir’de SSK’lar›n devrine karfl› yapt›¤› eylemde Nakliyat-‹fl’lilerin TÜMT‹S’lilere sald›r›s› üzerine bir aç›klama ve ça¤r› yapt›. Afla¤›da bir özetini sundu¤umuz aç›klaman›n tamam›na www.haklar-ozgurlukler-cephesi.org adresinden bakabilirsiniz. *** 19 Kas›m 2002’de ‹stanbul Ambarlar’da üç iflçinin öldürülmesiyle patlak veren ve bugüne kadar da çeflitli biçimlerde süregelen sorun, son olarak 27 Ekim’de KESK’in ‹zmir’de SSK’lar›n devrine karfl› yapt›¤› eylemde kendini gösterdi. 19 Kas›m 2002’den bu yana yaklafl›k iki y›l geçmifltir. ‹ki y›lda böyle bir sorunu çözememek, çözememenin de ötesinde çözümü do¤rultusunda ciddi bir çaba harcamam›fl olmak, solun zaaf›d›r. Sendikalar, DKÖ’ler, siyasi hareketler, hala seyretmeye devam edecek misiniz? Çat›flman›n do¤rudan muhatab› olan güçler, hala aç›k bir muhasebe yapmayacak m›s›n›z? Sorun, solu, iflçi s›n›f› mücadelesini, sendikal örgütlenmeleri y›pratmaya devam ediyor. Aç›k ki, sadece sald›ran› de¤il, tüm solu y›prat›yor. Ve, sadece sald›r›lan› de¤il, tüm solu vuruyor. Ve solda tam bir duyars›zl›k, bananecilik hüküm sürmeye devam ediyor. Kimin sorunu bu? Çözümünü, oligarflinin polisinden mi bekliyoruz? Oligarflinin polisiye yöntemleriyle çözülebilir mi? Sendikalar, DKÖ’ler ve bütün olarak Türkiye solu “sorun bizim sorunumuz” diyebilmeli ve çözümü için sorumluluk üstlenmelidir. Bu tür sorunlarda Türkiye solunun geçmiflinde a¤›r basan yan grupçuluktur... Bugün, “grupçuluktan” daha vahim bir sorunla yüzyüzeyiz. fiimdi “bana ne” deniyor. Aç›kça apolitik bir tutum sergileniyor. Devrimci ilkeler ve de¤erler hat›rlanmal›d›r. Haklar ve Özgürlükler Cephesi olarak, hepimizi y›pratan, mücadelemize zarar veren, güvensizlik ve moral bozuklu¤u yaratan bu sorunun çözümü için görev ve sorumluluk üstlenme ça¤r›s› yap›yoruz. ‹lk ad›m olarak, sendikalar, DKÖ’ler ve siyasi yap›lardan oluflacak genifl bir zeminde, sorunun çözümünün yönteminin, biçiminin ele al›nmas›n› öneriyoruz. Burada tesbit edilecek yöntem ve politika temelinde, oluflturulacak bir komisyon da h›zla çözüme ulafl›lmas›n› sa¤lamal›d›r.


5 Kas›m 2001 ARMUTLU...

Zulmün Tarihinde Katliam, Halk›n Tarihinde Direnifl Büyük Direniflin d›flar›daki oda¤›, ölüme yatanlar›n sansürlenmek istenen sesini tüm dünyaya duyuran Armutlu gecekondular›, o gün “ikinci 19 Aral›k katliam›”n› yaflad›. TAYAD’l›lar›n ölüme yatt›¤› Armutlu oligarfli için yok edilmesi gereken bir direnifl oda¤›yd›. Direnifli sansürle bo¤ma, direniflçileri tahliye ederek direnifl cephesini güçsüzlefltirme, rüflvetle k›rma politikalar› burada bozulmufltu. TAYAD’l›lar›n yan›s›ra, tahliye edilen onlarca Cepheli, rüflveti reddederek direnifli burada sürdürmeye bafllam›flt›. Öte yandan Armutlu sansür duvarlar›n› parçalayan, her gün yüzlerce emekçinin ziyaret etti¤i, kuflatmalara karfl›n ilginin hiç kesilmedi¤i bir yer haline gelmiflti. Keza, o güne kadar bir çok ölüm orucu direniflçisi de burada ölümsüzleflmifl ve sloganlar, k›z›lbayraklarla Armutlu sokaklar›ndan gökdelenlere meydan okuyarak u¤urlanm›fllard›. Cenazelerinde tafl›nan meflaleler Türkiye’yi ayd›nlatan, katliamc› devlet gerçe¤ini, direnifl gerçe¤ini herkese duyuran bir iflleve bürünmüfltü. Yok edilmeliydi bu direnifl oda¤›... Oligarflinin flefleri yine “hayat kurtarma” demagojisiyle geldiler. Tahliye rüflvetini reddeden, dört duvar aras›nda olmamas›na karfl›n d›flar›da ölüme yatanlar›, ölümden, “örgütten” kurtaracaklard›!!! Bu ars›z demagojiler kimseyi inand›rmasa da, katliamc›lar her zaman pervas›z olagelmifllerdir. Önce bir, sonra iki, ard›ndan üç

olan ve onlarca ölüm orucu direniflçisinin ölüme yürüyüflünü sürdürdü¤ü direnifl evlerini yok etmek, Armutlu üzerinden bütün direnenlere gözda¤› vermekti amaçlar›. *** Zaten günlerdir kuflat›lm›fl durumda olan, ülkenin en büyük kentinin ortas›nda s›k›yönetim alt›nda tutulan Armutlu, sald›r›lara karfl› sokaklar›n› barikatlarla doldurmufl, ölüm orucu direniflçilerinin kararl›l›¤›n› barikatlarda da yaflataca¤›n› herkese ilan etmiflti. Bugün direnifli uzaktan seyredenler o gün de ad›m ad›m daralan kuflatmay› ve ellerini uzatsalar tutabilecekleri direniflçileri uzaktan izlediler. Gecekondulardan, fabrikalardan, okullardan, iflyerlerinden ç›k›p gelen binlerce insan yoksul sokaklarda düzene öfkesini hayk›r›rken, katliamc›lar hain planlar›n› çoktan yapm›fllar, zeminini haz›rlamaya çal›fl›yorlard›. 19 Aral›k katliam›nda büyük rol oynayan burjuva medya yine görev bafl›ndayd›, katliam günü Sabah Gazetesi “Buras› Filistin De¤il ‹stanbul” manfletiyle ç›kt›. Oligarfli katliam karar›n› bu manfletle ilan ediyor, burjuva bas›n kanl› rolünü oynuyordu. Dönemin ‹stanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ve yard›mc›s› fiefik Kul yönetiminde, binlerce ölüm mangas›yla, panzerlerle, bombalarla yap›lan sald›r›da, ölüm orucu direniflçisi Arzu Güler ve direniflçilerin refakatç› ve ziyaretçilerinden Sultan Y›ld›z, Bülent Durgaç, Bar›fl Kafl yak›-

larak, bo¤ularak katledildiler. Barikatlarda direnifl saatlerce sürdü. Gecekondular›n üzerini gaz bombalar›n›n bulutu kaplarken sokaklarda gecekondu gençleri öfkelerini sloganlar, molotoflar, tafllarla gösteriyorlard›. *** Katliama karfl› baflka bir öfke de F tiplerinde patl›yordu. Armutlu’dakiler hücrelerdekiler için direniyordu. Hücrelerde bedenler Armutludakiler için tutufltu. Sald›r›y› duyar duymaz F tiplerinin hücrelerinde Nail Çavufl, Eyüp Samur ve Muharrem Çetinkaya bedenlerini tutuflturarak ölümsüzlefltiler. ‹çerisi ile d›flar›s›n›n bütünleflmesi bundan daha çarp›c› anlat›lamazd›... *** 6 Kas›m faflizmin tarihine katliam, halklar›n tarihine direnifl olarak yaz›ld›. Direnifli katliamla k›ramad› faflizm. Direniflevlerinde yürüyüfl sürdü. 13 Kas›m sabah› erken saatlerde yeniden sald›rd›lar. Barikatlarla direnildi. Kurflunlar, bombalar aras›nda yüzlerce gündür aç olan onlarca insan gözalt›na al›nd›. O gün gözalt›na al›nanlardan biri refakatç› olarak bulunan Selma Kubat’t›. Selma, Gültekin Koç Ölüm Orucu Ekibi’nde (10. Ekip) savaflç› olarak yer al›p, 1 May›s 2004’de bedenini tutuflturarak ölümsüzleflti. Direnifl ise 5. Y›l›na girdi! Katlederek tüketmeyi, direnifli k›racaklar›n› düflünenler bugün yoklar. Ne hükümet ne de avantac› Hasan! Direnenler, uzun yürüyüfllerini soluksuz sürdürüyor!!!

Say› 130 45 31 Ekim 2004


A¤›rman: ‘Zaman Röportaj› Çarp›tt›’ Tokat flehitlerinden Devrim’in babas› Niyazi A¤›rman ile yap›lan ve 18 Ekim tarihli Zaman Gazetesi’nde ve Kanal 7'de "K›z› da¤a ç›k›nca akl›n› yitirdi" bafll›¤›yla verilen haberi ile ilgili olarak, Niyazi A¤›rman ile görüfltük.

Say› 130 46 31 Ekim 2004

Bu röportajdaki ifadeler gerçek mi, size mi ait, nereler çarp›t›ld›? Hay›r bana ait de¤il. Zaman ve Kanal 7 söylediklerimi kesintiye u¤ratarak, çarp›tarak yay›nlam›fl ve söylediklerimden çok farkl› anlamlar ç›km›fl. Muhabire röportajdan önce söyledim, çarp›tmazsan›z yapar›m dedim. O da söylediklerimi yazacaklar›n›, bir fley katmayacaklar›n› söyledi. ‹stedikleri gibi yorumlam›fllar ve anlamlar› de¤iflmifl. Örne¤in: - "K›z› da¤a ç›k›nca akl›n› yitirdi" yaz›yor. Eflimin, k›z›m›n da¤a ç›kmas›ndan çok önce ruhsal rahats›zl›klar› vard›. Ona da söyledim... - "Terör ac›dan baflka bir fley b›rakm›yordu ard›nda" yaz›yor. K›z›m› da¤da devlet öldürdü. Sa¤ yakalayabilirdi. Bir de cesedine iflkence yapt›. Kollar› paramparça, ayaklar›na, dizkapaklar›na, parmaklar›na tek tek kurflun s›km›fllard›. Aya¤›, boynu k›r›kt›. Anlatt›m. Acaba niye yazmad›? - "Ailesi var›n› yo¤unu ortaya koyup onu okutmak istiyordu. Ama Devrim'in akl›n› çelmifllerdi bir kere" diye yaz›yor. Onun akl›n› kimse çelmedi. O zaten bir devrimciydi. Bu ülkede yafl›yor, ülkenin flartlar›n›, sömürüyü, zulmü görüyordu. Kurtulufl yolu olarak oray› görmüfl. - "...her baba gibi k›z›n› gelinlikler içinde görmek istiyordu. Bir nebze olsun ac›s›n› dindirmek için tabutuna gelinlik örttürdü" diyor. Tabiiki görmek isterdim. Ancak k›z›m›n karar›na sayg› duyuyorum. Duvak tak›lmas›n› da evet istedim. Çok da güzel yak›flm›flt›. Ama nedense tabuttaki duvak Zaman’›n gözüne batt›. - Volkan’›n devrimcilik yapmas›na izin vermiyordum. Ama o da 2000'de komployla tutukland›. Kand›ra F Tipi'nde tecritte tekbafl›nayd›. Defalarca söyledim cezaevi müdürlü¤üne. Tecritten dolay› çocu¤um bunal›mdayd›. TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu Baflkan›’na anlatt›¤›m›n ertesi günü o¤lumun ölüm haberi geldi. Devlet o¤lumu sa¤ ald›, ölüsünü verdi. - Niyazi A¤›rman, yasal olmayan ifllerin sonunda ac›dan baflka kazanç sa¤lanmad›¤› vurguluyor" diye yazm›fllar. Ben böyle bir fley söylemedim. Çocuklar›m›n suçu vatan›m›z›n ba¤›ms›zl›¤› ve halk›n›n özgürlü¤ü için mücadele etmekti. Keza söylendi¤i gibi di¤er çocuklar›m› devrimcilik yapmas›nlar diye yurtd›fl›na göndermifl de de¤ilim, uydurmufl.

Yoksullar›n Savaflç›lar› YUNUS GÜZEL ve AHMET ÖZTÜRK Harbiye’de An›ld› Gözalt›nda katledilen Yunus Güzel ve Mersin’de infaz edilen Ahmet Öztürk, 24 Ekim günü Hatay'›n Harbiye Beldesi'nde an›ld›. ‹lk olarak Yunus Güzel'in ailesinin evinde toplanan kitle, caddelerden geçerek "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" pankart› ve "Haklar ve Özgürlükler Cephesi" imzal› çelengi tafl›yarak mezarl›¤a yürüdü. Elerinde k›z›l bayraklar, Yunus’un foto¤raflar› ve gözlerinde öfke vard›. Beyazbaflörtülü

aileler "Yunus Güzel Ölümsüzdür, ‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek" sloganlar›yla mezarl›¤a geldiler. Sloganlar› duyan halk etrafta toplan›p anmay› ilgiyle izledi. Yap›lan konuflmalar, okunan fliir ve marfllar›n ard›ndan Arap geleneklerine uygun olarak Bahur yak›ld›. Ard›ndan 26 Ekim 1994'te katledilen Ahmet Öztürk'ün baflka bir mezarl›ktaki mezar›na gidildi. Giriflinde "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" pankart› aç›ld›. Yap›lan konuflmada Ahmet’in devrimci yaflam› anlat›l›rken, Erdinç Aslan'›n annesi A¤›t (muvvel) yakt›, aileler zalimlere beddua ettiler.

Tülin Aydın Bakır 5. Y›l›nda Anıldı 5 y›l önce, yakaland›¤› hastal›ktan kurtulamayarak aram›zdan ayr›lan Tülin Aydın Bakır, Ayvansaray Mezarl›¤›'ndaki mezar›nda 23 Ekim günü an›ld›. Temel Haklar ve üyesi oldu¤u ve y›llarca emek verdi¤i Elektirik Mühendisler Odas› (EMO) taraf›ndan düzenlenen anma, sayg› durufluyla bafllad›. Kardeflinin ve EMO yönetim kurulu ad›na yap›lan konuflman›n ard›ndan Temel Haklar'dan Gülay Özpolat bir konuflma yapt›. Konuflmalar›n ard›ndan mezar›na karanfiller b›rak›ld› ve "Tülin Ayd›n Ölümsüzdür, Devrim fiehitleri Ölümsüzdür" sloganlar› at›ld›. Anma "Bize Ölüm Yok" marfl› ile sona erdi.

TKP/ML’den Tokat fiehitleri ‹çin Mesaj TKP/ML Karadeniz Bölge Komitesi, Tokat da¤lar›nda flehit düflen DHKC gerillalar› için bir mesaj yay›nlad›. “Kahraman silah arkadafllar›m›z›n yaral›-cans›z bedenlerine alçakça kurflun boflaltan düflmandan her merminin hesab›n› sormak boynumuzun borcu olsun.” ifadelerine yer verilen mesajda flöyle denildi: “‹hanetin, inançs›zl›¤›n ve teslimiyetin hüküm sürdü¤ü flu günlerde; tercihlerini silahl› mücadeleden ve can pahas›na direniflten yana yapan kahraman DHKP-C Komutan ve savaflç›lar›n›n silah elde topra¤a düflmeleri; savafl›m›za yeni bir soluk, h›nç ve azim katmakla beraber yüre¤imizde derin bir yara açsa da, yaralar› sarmay› ve hesaplar›n› faflist diktatörlükten sormay› görev biliyoruz... fian olsun toprakta tohum, kavgada umut olanlara...”


Yurtd›fl›ndan

‹ade Karar›na Karfl› Kampanya Avrupa Emekçileri Yunanistan Yüksek Mahkemesi, Almanya’ya iadesi talebiyle yedi ayd›r tutuklu bulanan Türkiye’li devrimci Sinan Bozkurt’un iadesine karar verdi. Mahkeme süreci boyunca aralar›nda milletvekili, parti temsilcileri, sendikalar ve konfederasyon temsilcilerinin de oldu¤u genifl bir kesim taraf›ndan takip edilen davada Sinan Bozkurt’un dokuz y›l önce gerçekleflen bir eylemde “flüpheli” oldu¤u, gerekçesiyle Almanya’ya iadesi isteniyordu. Ayn› suçlama ile daha önce iki ay Alman hapishanelerinde kalan Bozkurt, delil yetersizli¤i nedeniyle serbest b›rak›lm›fl ve Alman makamlar›ndan tazminat alm›flt›. Almanya taraf›ndan iadesine neden olarak gösterilen di¤er iki iddia ise mahkeme taraf›ndan zaman afl›m›na u¤rad›¤› gerekçesiyle kabul edilmedi. Sinan Bozkurt’un iadesi ile ilgili son karar› Adalet Bakanl›¤› verecek. ‹ki, üç ay sonra verilmesi beklenen karar›n ise dönüflümü yok, yani iade için son aflama. Bundan dolay› Sinan Bozkurt ile Dayan›flma Komitesi çal›flmalar›n› h›zland›rd›. Sinan Bozkurt’un iade edilmemesi ve özgürlü¤üne kavuflmas› talebiyle bafllat›lan kampanya devam ediyor. fiu ana kadar 43 milletvekili ve onlarca konfederasyon, federasyon ve demokratik kitle örgütü taraf›ndan kamuoyuna, destek aç›klamalar› yap›ld›. Komite gelecek günlerde bir heyet oluflturarak Adalet Bakanl›¤› ile görüflmeyi planl›yor. Ayr›ca yürüyüfl ve gösteri gibi bir çok eylemin yap›laca¤› ö¤renildi.

Kesbir’in ‹adesi Durdurulsun! Kürt yurtseveri Nuriye Kesbir’i iade karar› alan Hollanda hükümetine karfl› tepkiler sürüyor. ‹ade karar›n› protesto etmek amac›yla Hollanda’n›n Den Haag kentindeki Kürt Kültür Derne¤i'nde açl›k grevi yap›l›yor. Türkiyeli devrimcilerin de ziyaretleri ile destek verdi¤i eylemin tek talebi, Kesbir’in iadesinin durdurulmas›.

Tayland’da Gözalt› Katliam› Hükümetin verdi¤i silahlar› militanlara vermekle suçlanarak tutuklanan 6 köy korucusunun serbest b›rak›lmas› iste¤iyle yap›lan gösterilere silahlarla müdahale eden polis ve askeri birlikler, gözalt›na ald›¤› 78 insan› katlettiler. Müslümanlar›n düzenledi¤i gösteri sonras› gözalt›na al›nan 1300 kifli kamyonlara dolduruldu. Kamyonlarda havas›z b›rak›lan 78 insan bo¤ularak yaflam›n› yitirdi. Daha önce de polis 6 kifliyi katletmiflti. Tayland Baflbakan› olay› “yanl›fll›k oldu” diye aç›klad›. Yanl›fll›¤a bak›n! Önce bombalarla, kurflunlarla gösteri yapanlara sald›r›yor sonra gözalt›na ald›klar›n› katlediyor! Bu aç›klama tarz›n› da emperyalist efendilerinden ö¤renmifl anlafl›lan...

Eylemlerini Sürdürüyor Hollanda-Almanya - Hollanda hükümetinin sosyal haklarda k›s›tlama öngören yasaya karfl› emekçilerin tepkileri genel greve dönüfltü. 27 Ekim günü yap›lan ve sanayi sektöründe son 15 y›l›n en büyük genel grevi olan bir günlük grev, patronlar› tedirgin etti. Alman tekellerin sald›r›lar› sürerken, iflçilerin eylemleri de devam ediyor. T‹S görüflmelerinin sürdü¤ü Volkswagen iflçileri alanlardayd›. Salzgitter kentindeki Volkswagen Fabrikas›’nda çal›flan iflçiler 26 Ekim günü 7000 kiflinin kat›ld›¤› bir eylemle iflten ç›karmalar› protesto ettiler ve sendikan›n teklifinin Volkswagen patronu taraf›ndan kabul edilmesini istediler. 27 Ekim günü ise Wolfsburg’daki fabrika alan›nda toplanan 30 bin iflçi iflten ç›karma ve iki y›l zam yapmama yönündeki karar› protesto etti. ‹flçilere Baunatal iflçilerinin de destek verdi¤i belirtilirken, Hessen Eyaleti’ndeki Baunatal Fabrika Alan›’nda da ayr›ca 6 bin iflçi gösteri düzenledi.

Dolar’a Yasaklama Küba - Küba yönetimi, 8 Kas›m tarihinden itibaren ülkede ABD dolar›n›n dolafl›m›n› yasaklad›¤›n› duyurdu. Küba Merkez Bankas›’n›n aç›klamas›nda ticaret ve al›flveriflte, yurtd›fl›ndan para transferinde dolar kullan›lmamas› istendi. Bilindi¤i gibi, ABD, Küba’da Komünist iktidar› y›kmak için askeri, siyasi bask›lar›n›n yan›s›ra, ekonomik olarak da kuflatma alt›nda tutuyor. Bu karar, Küba yönetiminin ABD’nin ekonomik kuflatmas›na teslim olmama kararl›l›¤›n›n bir göstergesi olarak de¤erlendirildi. Castro böylece, Dolar›n vazgeçilmez oldu¤unu düflünen, Dolara tapan iflbirlikçi iktidarlara, böyle olmad›¤›n› gösteriyor.

Say› 130 47 31 Ekim 2004


“‹flgal alt›nda özgürlük ve demokrasi olmaz”

Say› 130 48 31 Ekim 2004

Felluce 2 Ekim’den bu yana kuflatma alt›nda. 2 Ekim’den bugüne Felluce’de kaç Irakl› katledildi? Bunun cevab›n› veremiyoruz. Ne iflgalciler katliamlar›n›n bilançosunu aç›kl›yor, ne burjuva medya bilanço ç›kar›yor. Irak halk› bir yandan cenazelerini kald›r›yor, yaralar›n› sar›yor, bir yandan direniyor. Tek bir gerçek var Irak’ta: ‹flgal ve direnifl. Felluce d›fl›nda çeflitli flehirlerde de çat›flmalar sürmekle birlikte, Felluce kuflatmas› öne ç›km›fl durumda. ‹flgalciler, Irak’taki seçimlerden önce Felluce’de bir “zafer” kazanmak istiyorlar. Demokrasicilik oyununa inand›r›c›l›k kazand›rabilmek için Felluce’de direniflçilerin denetiminin k›r›lmas› amaçlan›yor. Direnifl aç›s›ndan Felluce’nin tafl›d›¤› bu önem, bir kez daha farkl› direnifl güçlerinin dayan›flmas›n› sa¤l›yor. fiii lider Mukteda es-Sadr, kuflatma alt›nda bulunan Sünni Felluce liderlerine bir mesaj göndererek yanlar›nda olduklar›n› bildirdi: “Felluce mücahidlerine yard›ma haz›r›m. Bu bildiriyi kan›mla yazmak isterdim, ama neyim varsa elimden gelenin en iyisini yapmaya söz veriyorum. Mücahidlerin seçece¤i yolu destekleyece¤iz. Irak’taki bütün kentlerin istilas›n› k›n›yorum. ‹flgal alt›nda özgürlük ve demokrasi olmaz. Irakl›lar kendi yazg›lar›n› belirlemekte hür olmal›. Irak bizim ülkemiz, kentleri de bizim.” Emperyalizmin Sünnileri ve fiiileri birbirine düflürme, en az›ndan birbiri karfl›s›nda duyars›z b›rakma planlar›n› bir kez daha bozan Sadr’›n mesaj› bir çok aç›dan ö¤reticiydi. Bunlar›n bafl›nda iflgal alt›nda özgürlük ve demokrasi olmayaca¤› vurgusu geliyor. Geliflmelere direniflin penceresinden bakan herkesin görece¤i gerçek budur; ama kendine sol, sosyalist vb. diyen kimileri iflgal alt›nda demokrasinin olabilirli¤ini tart›flabiliyor, ABD müdahalesinin Irak’›, Irak’›n kentlerini özgürlefltirebilece¤ini söyleyebiliyor.

D‹REN‹fi VURUYOR... Direniflçilerin iflgalcilere yönelik eylemleri, artarak sürüyor. ABD’nin kay›plar› 1100’ü geçerken, ‘iflgal batakl›¤›’ derinlefliyor.

Sadr bir islamc›. Emperyalizmle çeliflkileri olsa da, temelde kapitalizme karfl› de¤il. Bu anlamda emperyalizme karfl›tl›¤› da daha yüzeyseldir. Ama somut bir iflgal gerçe¤i var. Ve Irak’ta bugünün bafl çeliflkisi de iflgalcilerle Irak halk› aras›ndaki çeliflkidir. Bu çeliflkiyi do¤ru tesbit etmek için Marksist-Leninist olmak gerekmiyor, direnifl saf›nda olmak yeterlidir. Marksist-Leninist, sosyalist, yurtsever geçinip Irak direnifline “terör” diyenler, elbette yanl›fl yerden bakt›klar› için çeliflkiyi de yanl›fl tesbit ediyorlar. Irak iflgalini onaylayanlar, “kötünün iyisi” olarak görüp gösterenler, “uluslar›n kaderini tayin hakk›” ad›na meflrulaflt›ranlar, emperyalizme ve mevcut dünya konjonktürünü de¤erlendirmekde Sadr’dan daha geri bir noktad›rlar. Mesajdaki ikinci nokta; direnenlerin iradesine sayg›d›r! Sadr, Felluce’deki direniflçilere gönderdi¤i mesajda diyor ki, “Mücahidlerin seçece¤i yolu destekleyece¤iz... Hangi eylem yolunu seçerseniz seçin, sizinle el eleyim...” Sadr’›n bu konuda farkl› düflünceleri olabilir, ki mesaj›n›n bir yerinde de “ayn› zamanda savafltan uzak olmalar›n› istedi¤ini çünkü iflgalcilerin ac›mas›n›n olmad›¤›n›...” belirtiyor. Ama sonuç, direnenlerin iradesine uyaca¤›d›r. Yine bir islamc›n›n gösterdi¤i “direnifl demokrasisi” olarak adland›rabilece¤imiz bu tavr›, ülkemiz solunun büyük bölümünün tavr›yla karfl›laflt›r›lamayacak kadar ileri bir yaklafl›md›r. 5. Y›l›na giren büyük direnifl karfl›s›nda solun bir çok kesiminin tavr›, “Ben senin eylem biçimini –ölüm orucunu–, zamanlaman› yanl›fl buluyorum, onun için de desteklemiyorum...” fleklinde tezahür etmifltir. Sadr’a, islamc› ideoloji ve politikan›n tüm tutars›zl›klar›na karfl›n bunu söyleten mevcut duruma yine direnifl cephesinden bak›yor olmas›d›r. Ülkemiz solu nezdinde yaflanan ise, geliflmelere emperyalizme-oligarfliye karfl› direnifl cephesinden bakmay›p, direniflin iradesini tan›mak yerine, direnifle kendi iradesini dayatmaya çal›flmak biçiminde olmufltur. Tek bir gerçek var Irak’ta: ‹flgal ve direnifl. Asl›nda bu gerçek, ülkemiz de dahil olmak üzere, tüm sömürge ve yeni-sömürge ülkelerin gerçe¤idir. Dünyay›, Irak’› ve ülkemizi do¤ru görmeyi sa¤layacak tek fley de, bu gerçe¤in penceresinden bakmakt›r. Ülkemizin gerçe¤i de budur.


Yak, y›k, çekil! fiaron’un ‘Gazze’den Çekilme’ Plan› Bir yandan Filistin Gazze’de katliam sürüyor, bir yandan ‹srail’in “Gazze’den çekilme plan›” tart›fl›l›yor. Gazze’den çekilme plan›’yla birlikte Gazze’nin bir çok kentine, kamplara peflpefle sald›r›lar düzenlendi. ‹srail en kaba haliyle, çekilmeden önce, yak›p y›k›yor, katlediyor. ‹srail’in 28 Eylül’de bafllatt›¤› ve “Tövbe operasyonu” ad›n› verdi¤i bu sald›r›larda, BM’nin aç›klamalar›na göre 107 Filistinli katledilirken, 431 Filistinli yaraland›, ölenlerin üçte birini 18 yafl›n alt›ndakiler oluflturuyor. Sald›r›da 675 kiflinin bar›nd›¤› 143 aileye ait 91 ev y›k›ld›. Siyonist katliamc›lar, en son 24 Ekim’de Han Yunus kamp›na düzenledikleri 30 saat süren sald›r›da 17 Filistinliyi katlettiler. 28 Eylül’den bu yana, tam bir ayd›r ‹srail tanklar›, uçaklar› döne döne bomba ya¤d›r›yor Filistin halk›n›n üzerine. Bu k›y›m, bu vahflet, Amerikanc›lar›n ve Avrupac›lar›n yüzünü k›zartm›yor, gözlerini açm›yorsa, onlar, yan›lg› içindekiler de¤il, halklara ihanet içindekilerdir.

Gazze’den çekilme ‘bar›fl yolu’nu mu açacak? Katliamc› baflbakan fiaron’un Gazze’den çekilme plan›, kimileri taraf›ndan “bar›fl›n yolunu açacak bir ad›m” olarak, hatta “Filistin Devletine giden yol” olarak pazarlan›yor. Bu tam bir aldatmacad›r. Kimsenin siyonist katliamc›lara Gazze’den çekilmeyin deme durumu yok elbette. Ne var ki, bu çekilme daha kapsaml› bir plan›n sadece bir parças›d›r ve o plan›n kendisi, savafl› daha da fliddetli hale getirecek bir pland›r. Plan›n ne anlama geldi¤ini, neye hizmet edece¤ini bizzat fiaron’un bafl dan›flmanlar›ndan Dov Weisglass’›n a¤z›ndan aktaral›m: “Çekilme plan› önemli, çünkü bar›fl sürecini donduruyor. Süreci dondurunca, bir Filistin devletinin kurulmas›n›, göçmenler, s›n›rlar ve Kudüs konular›ndaki tart›flmalar› engelliyorsunuz. Filistin devleti denen paket, tüm ayr›nt›lar›yla birlikte fiilen, süresiz olarak gündemimizden ç›km›fl oluyor.” (Aktaran Ergin Y›ld›zo¤lu, Cumhuriyet, 25 Ekim 2004) ‹srail’in Gazze’den çekilmesi, direnifl karfl›s›nda “bafledemeyip” at›lm›fl bir geri ad›md›r. Ancak Siyonist iktidar, bu geri ad›m› atarken, bir baflka

cephede Bat› fieria’da iflgalini pekifltirme hesaplar› yapmaktad›r. Filistin topraklar›n› 50 y›ld›r parça parça iflgal eden ‹srail, son olarak çok daha büyük bir parçay› koparmak peflindedir. fiaron’un plan›na göre, Gazze’deki Yahudi yerleflimcilerinin bir k›sm› Gazze’den ç›kacak, buna karfl›l›k Bat› fieria’daki yerleflim yerleri büyütülecektir. ‹srail’in Gazze’den çekilmesi Gazze için de tam bir özgürlük anlam›na gelmiyor. Çünkü Gazze yine havadan, karadan ve denizden israil taraf›ndan abluka alt›nda tutulmaya devam edilecektir. K›sacas›, ABD’nin de destekledi¤i bu plan›n esas›, Gazze’yi tam abluka alt›na al›p, Bat› fieria’ya kal›c› olarak el koymak ve sonuçta Filistin halk› için “dünyan›n en büyük hapishanesini” kurmakt›r. Böylelikle ‹srail hem topraklar›n› büyütmüfl, hem direnifli daha dar bir alana s›k›flt›rm›fl olacakt›r. Filistin konusunda bugüne kadar emperyalizmin ve ‹srail’in insiyatifinde onlarca plan, yol haritas› aç›klanm›fl ama bunlar›n hepsi, iflgal ve direnifl gerçe¤i de¤iflmedi¤i için tarihin çöplü¤ünü boylam›flt›r. Gazze’den çekilme plan› da, Bush ve fiaron’un hesaplad›¤› gibi geliflmeyecektir. Filistin halk›, Siyonizmin Bat› fieria’ya el koyma plan›n› da bofla ç›karacakt›r.

41 Ayd›r Tutsak! 1929 do¤umlu, 75 yafl›ndaki Arafat, tam 41 ayd›r karargah›nda tutsak hayat› yafl›yor. 1952’de Filistinli Ö¤renciler Federasyonu Baflkanl›¤›’ndan bu yana hep en önünde oldu¤u mücadelenin son 3,5 y›l›n› ‹srail tecriti alt›nda geçirdi. Bir halk›n meflru, yasal temsilcisi o. Ama yasall›k, demokratiklik sözlerini dillerinden düflürmeyen emperyalist ülkeler, bu haks›z, bu alçakça kuflatmaya karfl› ç›kmak yerine, elbirli¤iyle Siyonist kuflatman›n zincirlerini kal›nlaflt›rd›lar. Elbirli¤iyle tecrit alt›nda çürütüyorlar Arafat’›. 27 Ekim’de Arafat’›n sa¤l›k durumunun kötüye gitti¤i yans›d› bas›na. Dergimiz yay›na girerken henüz netleflmifl bir durum yoktu...

Say› 130 49 31 Ekim 2004


kahramanlar ölmez 23 Ekim - 29 Ekim fiehitlerimiz Ahmet ARIÖZ, Orhan Veli SAYDEM‹R 3 Kas›m 1999 Isparta’da 3 Kas›m günü geçirdikleri trafik kazas› sonucunda aram›zdan ayr›ld›lar. ‹kisi de devrimci hareketin taraftarlar›yd›lar. Isparta’da demokratik mücadelede yerald›lar. Usanmadan halka devrimci düflünceleri tafl›d›lar. Ahmet Ar›öz, Vatan Dergisi’nin da¤›t›mc›s›yd›.

Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler Arzu GÜLER (TAYAD) 5 Kas›m 2001 4 Haziran 2001’de TAYAD’l›lar›n ‹kinci Ölüm Orucu Ekibi’nde Armutlu direnifl evinde ölüm orucuna bafllad›. Açl›¤›n 150’li günlerindeyken, Armutlu’ya sald›ran polis taraf›ndan katledildi. 8 Mart 1978 Tunceli Hozat do¤umludur. 1992’de Hozat’ta devrimcilerle ba¤ kurdu. Daha sonra tafl›nd›klar› Mersin’de ve ‹stanbul Bahçelievler’de Devrimci Halk Güçleri içinde mücadelesini sürdürdü. F tiplerinin gündeme gelmesi üzerine, TAYAD’l›lar›n mücadelesinde yerald›. Hapishanedeki devrimcilerin onun için hep özel bir anlam› oldu. Nas›l olmas›nd›? Day›s› ve halas›n›n k›z› tutsakt›. ‹lk gözalt›lar›n›, 1996'da ‘84 ölüm orucu flehitlerini anma pikni¤inde, 98'de de 96 ölüm orucu flehitleri anmas›nda yaflad›, iflkencelerden geçirildi. Y›lmad›. Evliydi. Efli düzen içi bir yaflam› tercih ediyordu. Kopar›p att› bu ba¤›. Ablas›yla birlikte bant takm›fllard›. Ablas›n›n ihanetine ra¤men o yoluna devam ederek ölümsüzleflti.

Bülent DURGAÇ (DHKP-C) 5 Kas›m 2001 1991’de mücadeleye kat›ld›. Mersin’de mücadelesini sürdürürken, 1993’de tutsak düfltü. 1996 Ölüm Orucu’nda Birinci Ekip’de yer ald›. 19 Aral›k katliam› s›ras›nda Bursa’dayd›. Yoldafllar›yla birlikte direndi. Daha sonra Edirne F tipi Hapishanesi’nin hücrelerine at›ld›. 13 Ekim 2001’de Adli T›p Raporu’yla tahliye edildi. Armutlu’da katledildi¤inde 8.5 y›ll›k tutsakl›¤›ndan sonra tahliye edileli henüz iki hafta olmufltu. O, devrimciydi. Direniflin içinden geliyordu. Tahliye olunca da Armutlu’daki direniflçilerin yan›na kofltu. Ölümsüzlükle orada bulufltu.

Ekmek ve

Adalet

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

Ordu Aybast›’da jandarmayla girdi¤i çat›flmada son mermisine kadar çat›flarak flehit düfltü. Liseli DEV-GENÇ ve Bursa’da mahalli birimlerde çeflitli sorumluluklar alm›fl, daha sonra k›rsal alanda görevlendirilmiflti. Devrimci hareketin ilk k›r gerillas› gelene¤ini yaratanlardand›r.

Numan KAYGUSUZ 4 Kas›m 1978 ‹stanbul fiehremini’de faflistler taraf›ndan kaç›r›l›p iflkenceyle öldürüldü. Y›ld›z DMMA’da DEV-GENÇ örgütlenmesinde yeralan militan bir devrimciydi.

Sultan YILDIZ (TAYAD) 5 Kas›m 2001 Direnifl mahallesi Armutlu’da direniflin hem emekçisi, hem yöneticisi olarak ölüm orucu savaflç›lar›n›n, tutsak yak›nlar›n›n yan›ndayd›. Armutlu sald›r›s›nda katledildi. 1973 Sivas Kangal Topard›ç Köyü do¤umludur. K›rflehir’de Gazi Üniversitesi E¤itim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat›’nda okurken gençlik mücadelesinde yer ald›. K›rflehir’de yerel K›z›l›rmak Gazetesi’nin yaz› iflleri müdürlü¤ünü yapt›. Gençlik örgütlenmesinde görevler ald›. 1999'da ‹stanbul’da Kurtulufl Gazetesi’nde çal›flmaya bafllad›. 2000’de ise F tipi hapishaneler sorununun gündeme girmesi üzerine, kendini tümüyle TAYAD’l›lar›n mücadelesine verdi. Hücreleri tüm dünyan›n gündemine sokan bir çok TAYAD eyleminin örgütleyicilerinden biriydi Sultan.

Bar›fl KAfi (DHKP-C) 5 Kas›m 2001 Devrime, devrimcili¤e inanan biriydi. O nedenle Armutlu’daki direniflçilere destek olmak için kalk›p Dersim’den gelmiflti. Armutlu’da polis taraf›ndan katledildi. 1981 Dersim Pertek Do¤rultay Köyü do¤umluydu. Çocuklu¤undan beri devrimcileri, da¤daki gerillalar› tan›m›flt›r. Devrimci hareketin bir taraftar› olarak çeflitli eylemler, görevler içinde yerald›. Akrabalar›ndan tutsak olanlar vard›. Kendisi de mücadele içinde iki kez k›sa süreli tutsakl›klar yaflad›.

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Pembe Özlem OLGUN Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi Küçük Langa Caddesi No:29 C-26 Akflahin Pasaj› Aksaray-Fatih-‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Necdet P‹fiM‹fiLER 5 Kas›m 1981

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net

Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0 422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Düzenli Ulusoy ‹fl merkezi Çömlekevi Yokuflu Daire: 2 Osmangazi/Bursa No: 42 Trabzon Tel-faks: 0 224 224 93 97 Tel-faks: 0 462 321 14 80


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook