1 Nisan Davas› ‹stanbul Duruflmalar› Duruflma Bafll›yor... Tarihleri: 25 Ekim 2004 27 Ekim 2004 1 Kas›m 2004 3 Kas›m 2004 5 Kas›m 2004 Saat 9.30 12. A¤›r Ceza Mahkemesi
Türkiye’de hukuk var m›? Görece¤iz! Türkiye’nin demokratlar› adaleti savunma cüreti gösterecek mi? Görece¤iz! Ekmek ve
Adalet
ISSN:
www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
1304687X 103
Adalet
Ekmek ve
Haftal›k Dergi / Say›: 128 / Tarih: 17 Ekim 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net
AB Raporunun Tart›fl›lmayan Bafll›¤›:
Hapishaneler ve ‹zolasyon “F tipi cezaevlerinde tutuklular›n izolasyonu ciddi bir sorun olmay› sürdürmektedir.”
AB ‹lerleme Raporu’nun tart›fl›lmad›k hemen hemen hiç bir bölümü kalmad›. Bir tek konu hariç: Hapishaneler. F tipleri ve tecrit üzerindeki sansür, AB ‹lerleme Raporu’nun bile sansürlenmesiyle sürüyor.
(AB ‹lerleme Raporu)
F tipleriyle ilgili olarak a¤z›n› her aç›flta “Avrupa Birli¤i de uygulamalar›m›z› onayl›yor” diyen Cemil Çiçek’i de yalanl›yor rapor.
19 Aral›k Katliam›’n›n onaylay›c›s›d›r. Hücre sistemi de Avrupa’n›n “standartlar›ndan” biridir. Fakat Avrupa’n›n “standartlar›” Türkiye’de büyük bir direnifle çarpm›fl, AB’nin insan haklar›, iflkence konusundaki ikiyüzlülü¤ü deflifre olmufltur. ‹flte bu nedenle, Avrupa Birli¤i “hapishanelerde sorun yok” diyemiyor bugün. E¤er bu direnifl olmasayd›, AB ‹lerleme Raporu’nda “cezaevleri reformu baflar›yla tamamlanm›fl, cezaevleri yüksek standartlara kavuflturulmufltur” cümlesinden baflka bir cümle okunmayaca¤›ndan herkes emin olabilir. Ama bugün, 117 ölüm, bunu söylemesine engeldir. Hala süren Ölüm Orucu bunu söylemesine engeldir. Dahas›; Rapordaki “cezaevleri” bölümü, Türkiye’nin Avrupa, Avrupa’n›n da Türkiye olmad›¤›n›n bir baflka göstergesidir. Avrupa’n›n standartlar›n›n, ifl-
AB ‹lerleme Raporu’nun ilgili bölümünde flunlar yaz›yor: “Cezaevi sistemi - Cezaevi sistemi 1999'dan sonra dikkate de¤er flekilde gelifltirilmifltir. - F tipi cezaevlerindeki durumun ise yüksek standartlarda oldu¤u tespit edilmesine ra¤men, tutuklular›n izolasyonu ciddi bir sorun olmay› sürdürmektedir. Cezaevlerindeki durumu incelemek üzere 131 ‹zleme Komitesi görev yapmaktad›r. Ancak bu ‹zleme Komiteleri'ne sivil toplum temsilcilerinin kayda de¤er bir kat›l›m› sa¤lanmam›fl durumdad›r... ‹nfaz Hâkimleri'nin bugün itibar›yla e¤itimi ise yetersizdir. Hükümlülerin hala uygun t›bbi tedavi alamad›¤›na iliflkin raporlar bulunmaktad›r.” Avrupa emperyalizminin F tiplerinin arkas›nda oldu¤u kimse için art›k s›r de¤ildir. AB, F tiplerinin yap›lmas›n› teflvik ve finanse edendir.
✹R ÇA⁄ DUYU
I U
kenceci Türkiye oligarflisinin elinde daha zalimce bir biçime dönüflece¤i s›r de¤ildir. Nitekim F tipi hapishanelerde de böyle olmufltur. Avrupa hapishanelerinde esas olarak “apolitik birey”lere karfl› uygulanan hücre sistemi fazla sorun ç›karmazken, Türkiye’de “örgütlü devrimci”lere karfl› uygulanan hücre sistemi, Avrupa’dakilerden farkl› sorunlar› da beraberinde getirecekti do¤al olarak. Avrupa hapishanelerindeki “ortak kullan›m alanlar›”, ülkemizde devrimci tutsaklara “düflüncelerini de¤ifltirmeleri” karfl›l›¤›nda tan›nacak bir “hak”ka dönüflmüfltür. Ve tutsaklar, düflüncelerini de¤ifltirmemek için, tecrite son vermek için ölmeye devam etmektedir. F tiplerinin bafl destekçisi AB bile, “izolasyonu” flöyle veya böyle sorun olarak görmek zorunda kalm›flt›r. S›rt›n› AB’ye yaslayan Cemil Çiçek, flimdi ne diyecek, neyle savunacak tecriti? Cemil Çiçek’in YALAN söyledi¤ini de kan›tl›yor bu rapor. Demek ki, AB’nin, CPT’nin dedi¤i gibi bir onay› da yokmufl! AB, en az›ndan ortada bir direnifl ve 117 ölüm oldu¤una göre, bir “sorun” da var diyor. AKP de “sorun”u kabul etmek zorundad›r. Baflka yolu yoktur. Ve son olarak AB’cilere bir soru: Avrupa Birli¤i de “izolasyonu” bir sorun olarak gördü¤üne göre, AB’ciler en az›ndan flimdi karfl› ç›kacak, flimdi bir fley yapacaklar m›? Onu da görece¤iz.
Direniş 5. Yılına Girerken “HÜCRELERİ YIKMAK” İçin Siz Ne Yapacaksınız?..
Radyo Televizyon http://www.halkinsesi-tv.com/ E-mail: info@halkinsesi-tv.com Tel: 0032 2 734 45 20
K‹TAP
‹da Da¤› Çöz Beni Ruhan Mavruk Kardelen Yay›mc›l›k
Davalar
1 Nisan Davas› ‹stanbul Duruflmalar› 25 Ekim 2004 Saat 09.30, ‹stanbul 12. ACM (4 No’lu DGM)
Çanakkale 19 Aral›k Davas› 19 Ekim 2004 Sal› Saat 09.50 Çanakkale ACM
Mustafa İŞERİ 2004 / Kır gerillası şehidi
Ekmek ve Adalet Say› 128 ‹çindekiler 3... 5... 6... 9...
10... 12... 14... 16... 17...
18... 19... 20... 23...
24... 26... 28... 31... 34... 36... 38...
41... 42... 44... 47... 48... 50...
Statükoculuk ve direnifl Nerede sorun varsa Temel Haklar dernekleri orada Her an› bir destan TAYAD a¤ustos-eylül hapishaneler raporunu aç›klad› Direniflten kaçmak, kendinden kaçmakt›r Gerilla yoksullar›n savafl›d›r Cesetlere iflkence ve infaza protesto Ya¤murlu flehitlerini yak›nlar› anlat›yor ‘Emperyalizm yenilecek direnen halklar kazanacak’ gecesi Gerillalar an›l›yor 1 Nisan Davas› duruflmalar›na ça¤r› Çakal sürüsü Dersim Temel Haklar Baflkan› ve Belediye Baflkan Yard›mc›s› Y›k›m iktidar› Karfl›-devrimin önünde barikat›z! Evrensel sald›r›ya karfl› evrensel direnifl Hiçbir fleyiniz kalmayacak! Mesele az›nl›k-ço¤unluk meselesi de¤il AB raporu ve reformist sol Komplocu polis iflbafl›nda; fiair Ruhan Mavruk gözalt›nda Prometheus’un o¤ullar›, k›zlar› ‘‹yi ki vars›n›z!’ ‘Uzlaflt›rma Kurulu’ da oyunun parças› DEV-GENÇ’in 35. y›l› flenli¤i fiahanl›k yak›fl›r ona Zulümlerden zulüm be¤enin! Kahramanlar ölmez
Statükoculuk ve Direnifl 117 kez öldük. Binlerce gün açl›kla savaflt›k. Düflman›n direnifli k›rmak için yakt›¤› alevlerin ortas›nda kald›k. Direniflin önüne ç›kar›lan engelleri aflmak için kendi tutuflturdu¤umuz alevlerin ortas›na dald›k. Efli görülmemifl bir irade, benzeri görülmemifl bir kararl›l›k sergiledik. Atefl alt›nda, yüzlerce günlük açl›klar›n koynunda, F tipinin tecrit hücrelerinde, iflkenceler, yasaklar aras›nda direniflte dört y›l› tamamlad›k. 5. y›la giriyoruz. Bu bizim gücümüzdür. Dünyada ve ülkemizde efli benzeri görülmemifl büyük direniflin bugüne kadar ortaya koydu¤u kararl›l›ktan, inanç gücünden, feda ruhundan gurur duyuyoruz. Halka ve devrime ba¤l›l›¤›n, sosyalizme, Marksizm-Leninizme inanc›n ulaflt›¤› bu boyut, devrimimizin güvencesidir. Türkiye devrimci hareketinin kendine güveni, her zamankinden büyüktür. Böylesine büyük bir sald›r› karfl›s›nda bu kadar uzun süreli ve bedelleri bu kadar büyük bir direnifli ortaya ç›karmak, bugüne kadar sürdürmek, Türkiye halklar›n›n kurtulufl mücadelesine büyük bir güç vermifltir. Devrim mücadelesinde yeralanlar, mücadelenin önümüzdeki y›llara ak›fl› içinde bu gücü çok daha yak›ndan hissedeceklerdir. Tarihin her aflamas›nda oldu¤u gibi, her büyük savaflta, her büyük çat›flmada yaflanan saflaflma, büyük direniflte de yaflanm›flt›r. Düzen içi solculukla statükoculuk, direnen ve savaflanlar›n saf›ndan ayr›lm›flt›r. Düzen içi solculuk, F tiplerine karfl› direniflin daha ilk ad›m›nda, oligarflinin terörü ve Avrupa emperyalizminin F tipine deste¤inin a盤a ç›kmas›yla safd›fl› kald›. Bafl›ndan itibaren F tiplerine karfl› ç›k›fllar›n›n siyasi temeli zay›ft›; esas›nda “F tipleri olsun ama... iflkence olmas›n” yaklafl›m› içindeydiler. Ne tecritin, ne hücrelerin siyasi anlam›n› görmekten uzakt›lar. Devrimcilerin, hapishanelerdeki örgütlülü¤ün, kollektivizmin tasfiyesinden yanayd›lar. Bu nedenle, kolayl›kla oligarflinin hücreleri, “oda” ad› alt›nda empoze etmesine angaje oldular. Oligarfliyle ayn› a¤›zdan “hapishanelerdeki örgüt denetimine” karfl› propaganda sürdürdüler, birey özgürlü¤ü ad›na “oda”lar› (hücreleri) meflrulaflt›rd›lar. Daha F tipleri aç›lmadan bu konuda tüm solu, demokratik kurum ve çevreleri uyard›k; yanl›fl bir noktadan tart›flt›klar›n› söyledik. Uyar›lar›m›z› dinlemediler. “Uluslararas› standartlar›”, “AB kriterlerini” savunman›n katlimize onay vermek oldu¤unu anlatt›k. Dinlemediler. fiimdi gelinen noktada flunu söylemek hakk›m›z ve görevimizdir: Hücrelere “oda” diyenler; birey özgürlü¤ü ad›na “ko¤ufl”a karfl› “oda”lar› savunanlar; itham ediyoruz: 117 ölümden siz de sorumlusunuz. Direnenlerin hakl›, meflru taleplerinin yan›nda yer almak yerine, “b›rak›n” ça¤r›lar› yaparak katliama zemin haz›rlayan, direniflin onlarca flehit verdi¤i süreçlerde dahi “b›rak›n” ça¤r›s› yapmaya devam edenler; itham ediyoruz: 117 ölümden siz de sorumlusunuz. Bize “demokratik mücadele verin” diyerek direnifli mahkum ve tecrit etmeye çal›flanlar, bizi karalayanlar, Avrupa’n›n hücrelerini savunuyorlar. AB’nin gönüllü ajanl›¤›n› yap›yorlar. De¤ilse... de¤ilse neden hücrelere, tecrite karfl› mücadele etmediklerini, neden mücadele edenlere karfl› ikinci bir tecrit duvar› örmeye çal›flt›klar›n›, neden oligarflinin sansürüne ortak olduklar›n› aç›klamal›d›rlar. ‹slamc› kesimde bile, AKP’nin önündeki en önemli sorunlar s›ralan›rken, asgari bir sorumluluk duygusuna sahip olanlar, bu sorunlar›n en önemlileri aras›nda F tiplerini say›yorlar. Ama bu nesnelli¤i solda gör-
mek mümkün de¤ildir. Onlara göre F tipleri ve ölüm orucu, ne gündemin ilk s›ralar›ndad›r ne Türkiye’nin “önemli meseleleri”dir. Çünkü bu gerçe¤i teslim etmek onlar›n “gündemimizde de¤il, baflka önceliklerimiz var” teorisinin tekzibi olacakt›r. Direnifl karfl›s›ndaki kaçk›nl›klar›n› meflrulaflt›rmak için bu nesnel gerçe¤e s›rtlar›n› dönmüfllerdir. Bu durum dört y›ld›r sürmektedir. Nesnel gerçe¤i bu kadar aleni biçimde görmezden gelebilen veya çarp›tabilenlerin ülkeye, halka iliflkin hiçbir tahlillerinin ve politikalar›n›n nesnelli¤i olamaz. 117 ölüm karfl›s›nda “bana ne”, “bana m› sordunuz” diyen bir anlay›fl, halk üzerine analiz yapamaz, halk›n “apolitikleflti¤inden, gericileflti¤inden”, 12 Eylül’ün halk üzerindeki yozlaflt›r›c›, apolitiklefltirici etkilerinden sözedemez. Çünkü kendi durumlar›n› görmekten acizdirler. Zavall› bir bencildirler. Kendilerinin merkezinde oldu¤u küçük bir dünyan›n tutsa¤›d›rlar. Oligarfli de onlar›n bu yan›ndan güç almaktad›r. Statükoculuk da, bu direniflin bafl›ndan itibaren direniflin karfl›s›nda olmufltur. Aylar süren tart›flmalara ra¤men ölüm orucuna evet demeyip, mevcut statükoyu sürdürebilecekleri yan›lg›s›na düfltüler. Kendini statükoyla s›n›rlayanlar›n direniflte her gün biraz daha geriye düflece¤i bilinen bir fleydi. 19 Aral›k sonras› zorunlu olarak kat›ld›klar› direnifli bir noktadan sonra sürdürmeyenler, mevcut statükoyu kabul edenlerdir. Biz etmedik. Statükoculuk, yerleflik bir anlay›flt›r. Ölüm orucu tart›flmalar› s›ras›nda 19 Aral›k öncesi statükoyu savunanlar, ölüm orucunu b›rak›rken, art›k F tiplerindeki “statükonun” savunucular›na dönüflmüfllerdi. Statükoyu savunanlar, “uluslararas› standartlara” s›¤›nm›fl, yani emperyalizmin statüsünü savunmufllard›r. “Uluslararas› standartlar” direnifli b›rakman›n k›l›f› olarak telaffuz edilmifl ve nitekim izleyen Statükoculu¤un yön süreç de bunu do¤rulam›flt›r. F tiplerini verdi¤i tüm emperyalizmin yapt›teori ve politikalar, iflasla ¤›n›, emperyalizmin sonuçlanm›flt›r... Evet, genel niteli¤ini unutboyutlu direnifller, boyutlu mufllard›r. “Uluslararas› standartlar” diye çat›flmalar statükolar› alt bir fley yoktur; emüst eder ve statükolar› alt peryalizmin stanüst etmenin bedeli de her dartlar› vard›r. B›razaman a¤›rd›r. Fakat bu k›n uluslararas› standartlar› reformizm a¤›r bedeller ödenmeden savunsun. Direnifli de zafer kazan›lm›yor. b›rakt›klar› iki y›l›
aflk›n sürenin sonunda bu statükonun sonuçlar›na karfl› “mücadele bayra¤›” aç›yorlar. Mevcut statükonun temelini oluflturan politika ve uygulamaya de¤il, buna ek olarak gündeme getirilen TTE ve zorla çal›flt›rmaya, infaz yasas›na karfl› ç›kmak gibi, tutars›z ve mesnetsiz bir politika izleniyor. Tutars›zl›¤›n kayna¤› grupçuluktur. Onlar da mevcut politikan›n temelinde neyin yatt›¤›n› biliyor ve görüyorlar. Fakat tecriti esas alan bir mücadelenin halen sürmekte olan direnifli güçlendirece¤ini düflünüyor ve grupçu, rekabetçi düflüncelerle kendilerine bunun d›fl›nda bir mücadele alan› ar›yorlar. Bunun devrim ve halk karfl›s›nda sorumlulukla ilgisi yoktur. Bu grupçulukla oluflturulan Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik, büyük flaflaayla bafllad›¤› kampanyas›nda 5 bin imza toplam›fl ve TBMM’ye götürmüfl. Bu küçültmüyor mu bizi? O kadar yap› bir araya geliyor, 5 bin imza topluyor. Tecrite, TTE’ye karfl› ç›kanlar bu kadar m›? Devrimin ç›karlar›n›n, mücadelenin güncel gereklerinin bir yana at›lmas›na yolaçan bu grupçu tarz›n terkedilmesini istiyoruz. F tiplerinin “asli unsurlar›” olan devrimciler, F tiplerine karfl› mücadelede birleflmelidir. Tali olanla de¤il, esas olanla u¤raflal›m. Tecrit duvarlar›n› y›kal›m. TTE’yi, zorla çal›flt›rmay›, Yeni ‹nfaz Yasas›’n› etkisizlefltirmenin yolu da tecrit duvarlar›n› y›kmaktan geçiyor. Herkes bunu çok iyi biliyor. Öyleyse mücadele program›m›z› da, ittifaklar›m›z› da buna göre oluflturmak durumunday›z. Statükoculu¤un yön verdi¤i tüm teori ve politikalar, iflasla sonuçlanm›flt›r. Ülkemizdeki direnifl ve mücadele tarihi bunun say›s›z örnekleriyle doludur. Evet, boyutlu direnifller, boyutlu çat›flmalar statükolar› alt üst eder ve statükolar› alt üst etmenin bedeli de her zaman a¤›rd›r. Fakat bu a¤›r bedeller ödenmeden de zafer kazan›lm›yor. Tecrite karfl› mücadelede statükoculuk terkedilmelidir. Statüko, onu savunan herkesi bo¤acakt›r. Herkes, F tipleri sald›r›s›n›n niteli¤i, tecrit, hapishanelerin ülkemizdeki mücadelenin yeri üzerine söyledi¤i do¤rular› hat›rlamal›d›r. Bu do¤rular› daha fazla grupçulu¤a, statükoculu¤a kurban etmemelidir. 5. y›l›na giren direnifl oligarflinin tüm politikalar›n›, statükolar›n› bozmaya devam ederek sürüyor. Statükoya teslim olunmayacaksa, birleflilmesi gereken nokta bellidir. D›flar›da oda¤›na tecriti koyan bir programda, hücreleri y›kma hedefinde, içeride ölüm orucunda birleflilmelidir. Direniflin 5. y›l›nda yap›lacak vicdani, ahlaki ve siyasi bir sorgulama, herkesi bu sonuca götürecektir.
Nerede Sorun Varsa Temel Haklar Dernekleri Orada Esenyurt Temel Haklar’dan ‹flçi Haklar› Paneli Esenyurt Temel Haklar, “‹fl Yasas› ve ‹flçi Haklar›” konulu bir panel düzenledi. 10 Ekim günü düzenlenen panelde sendikac› Tayfun Kaya, ‹fl Yasas› olarak ç›kar›lan kölelik yasas›n› de¤erlendirdi. ‹flçilerin çal›flma koflullar› ve temel haklar›n›n nas›l gasp edildi¤inin alt›n› çizen Kaya, yaklafl›k 2 saat süren panele kat›lan iflçilerin sorular›n› cevapland›rd›. Tayfun Kaya, sözlerini gasp edilen haklar›n mücadele ile kazan›ld›¤›n›n, kölelik yasas›n› emekçilerin kabul etmemesi ve mücadeleyi yükseltmesi gerekti¤inin alt›n› çizerek bitirdi.
‹kitelli Temel Haklar Evleri Yanan Yoksullara Sahip Ç›kt› ‹kitelli Ziya Gökalp Mahallesi’nde evleri yanan ailelere Temel Haklar sahip ç›kt›. ‹kitelli Temel Haklar düzenledi¤i bir etkinlikle, ma¤dur olan ailelere destek olmaya çal›flt›. ‹lk olarak çocuklar›n okul ihtiyaçlar› karfl›lanarak okula gitmelerini sa¤lad›. Etkinli¤e Vedat Gündo¤du, Fethiye Beyaztafl ve Karanfiller Müzik Toplulu¤u türküleri ile kat›larak destek verdiler. Dernek ad›na yap›lan konuflmada halk olarak birlik ve dayan›flma içinde olman›n alt› çizilerek, Temel Haklar’da örgütlenme ça¤r›s› yap›ld›. Konuflmay› yapan Mehmet Özdemir, kitleyi derne¤in faaliyetleri hakk›nda da bilgilendirdi.
Adana fiakirpafla Temel Haklar’›n Düzenin Pisli¤ine Karfl› Mücadelesi Sürüyor fiakirpafla Temel Haklar, uyuflturucuya, fuhufla, yoz kültüre karfl› bafllatt›¤› kampanyas›n› eylem, etkinlik ve halk› bilgilendirme çal›flmalar›yla sürdürüyor. 10 Ekim günü fiakirpafla’da bir bas›n aç›klamas› yapan Temel Haklar, “UYUfiTURUCUYA FUHUfiA VE YOZ KÜLTÜRE KARfiI B‹RL‹KTE MÜCADELE EDEL‹M" pankart›, k›rm›z› flamalar açt›. Üzerinde "Yoz Kültüre Uyuflturucuya ve Fuhufla Karfl› Birlikte Mücadele Edelim" yaz›l› önlükler giyen dernek üyeleri ad›na bir konuflma yapan Dernek Baflkan› Mehmet B›ld›rc›n, kampanyan›n 15 Eylül'de bafllad›¤›n› hat›rlatarak, “Emperyalist yoz kültürün de¤erlerimizi yok etti¤i, fuhuflun mahalle aralar›na kadar girdi¤i, uyuflturucunun sistematik olarak halk›m›z üzerinde yo¤unlaflt›r›ld›¤› aleni bir flekilde gö-
rülmektedir. Sokak aralar›nda uyuflturucunun peynir ekmek gibi sat›ld›¤›n› baflta yetkililer olmak üzere bilmeyen, duymayan yoktur. Sistem düflünmeyen, sorgulamayan insan tipi yaratmak için h›zla çal›fl›rken biz mahalle halk› ve Temel Haklar olarak, düflünen, sorgulayan, üreten, tart›flan ve toplumsallaflan insanlar yaratmal›y›z. Bunun içinde halk›m›z› mücadeleye ça¤›r›yoruz" dedi. Aç›klamada "Yaflas›n Örgütlü Mücadelemiz", "Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z", "Yoz Kültüre Son", "Çetelere Son" sloganlar› at›ld›.
‹stanbul Temel Haklar’dan Aç›klamalar Devlet Dedi ki; HALKIMIZIN ‹Y‹L‹⁄‹ ‹Ç‹N! TV'de "Sultan" adl› Türk filmini izlemiflsinizdir. Gecekondu mahallesinde geçer. Çamurlu yolu, su kuyusu bafl›ndaki kuyruklar›, yal›nayak çocuklar›, belki kimileri için geçmiflin günleridir. Ama bu sahne bugün yaflan›yor. Gecekondu y›k›m›na direnen Sultan kad›n› görürüz. Herkes ya zorla ya da direnmeden evini belli bir para karfl›l›¤›nda boflalt›p gider. O ise direnir. Bakt› olmaz al›r eline kazmay› "ben yapt›m ben y›kar›m" der 盤l›k 盤l›¤a. ‹stanbul'un göbe¤inde Alibeyköy'de, Armutlu’da ve ‹zmit Kemerliköy'de y›k›mlar yap›l›yor. Yüzlerce aile ma¤dur. Ne yapacaklar›n› bilmiyor. Hakl›l›k direnmekten geçiyor. Direnenlerin yan›nday›z. Y›k›mlar› protesto ediyoruz. Tunceli'de Komplolar Sürüyor... Tunceli Belediye Bflk. Vekili Mustafa Taflkale ve Temel Haklar Baflkan› Murat Kaymaz "yasad›fl› örgüte yard›m" iddias›yla gözalt›na al›nd›lar... As›ls›z iddialar; sahte belgeler, komplolar devletin güvenlik güçlerinin baflvurdu¤u yollard›. Bu yollarla Tunceli Temel Haklar Baflkan› defalarca gözalt›na al›nm›fl, tutuklanm›flt›r. Üzerindeki komplolar devam etmektedir. Haklar ve özgürlükler mücadelesi yürütenlere karfl› tahammülsüzlük öyle bir noktadad›r ki, Murat Kaymaz savc›l›ktan serbest b›rak›lmas›na ra¤men üzerindeki komplolar, bask›lar, tehditler devam etmektedir. Buna izin vermeyece¤iz. Haktan-hukuktan yana herkesi haklar ve özgürlükler mücadelesini sahiplenmeye ça¤›r›yoruz. 255 Y›l Yetmez! Sa¤l›k Emekçilerini As›n! "Herkese eflit, ücretsiz sa¤l›k"... "Savafla de¤il, sa¤l›¤a bütçe".. "Sa¤l›k hakt›r, sat›lamaz" Beyaz önlükleri, kepleriyle gördük sa¤l›k emekçilerini alanlarda. Yukar›daki talepleri hayk›rd›lar durmadan, s›cak-so¤uk demeden... Onlar›n hayk›ran sesiydi, talepleri halk›n talepleri... Ve flimdi yarg›lan›yorlar 255 y›lla. 255 y›lla yarg›lan›yor halk! Hakl› taleplerini dile getiren sa¤l›k emekçilerinin yarg›lanmas›n› protesto ediyor ve bu hukuksuzlu¤a derhal son verilmesini istiyoruz. ‹stanbul Temel Haklar Memur Komisyonu
Say› 128 5 17 Ekim 2004
Büyük Direniflte
20 Ekim 2000’den 20 Ekim 2004’e...
HER ANI BİR DESTAN 5.
Y›l
Bu büyük direnifli bu ülkenin devrimcileri gerçeklefltirdi. Her an› destan olan bu direnifli bizim kahramanlar›m›z yaratt›.
Direnifl öylesine büyük bir kararl›l›k sergiledi ki, hiç kimse onu yok sayamamaktad›r. Tecrit politikas›n› sürdüren hükümet, sansürü sürdüren medya ve F tiplerinin hamisi Avrupa Birli¤i, direniflin yok say›lamayaca¤›n› görmek durumunda kalm›fllard›r. AB’nin son ‹lerleme Raporu’nda “tecritin ciddi bir sorun olarak sürdü¤ünün” vurgulanmas› bunun ifadesidir. F tipi savunucular›n›n bir ço¤u gelinen noktada “iyi de ne olacak bu sorun?” sorusunu sormaktan kaç›nam›yorlar. 117 ölümün a¤›rl›¤› çöküyor üzerlerine. Bu sonuç kolay sa¤lanmad›. En baflta 117 flehitle sa¤land›. Bunun da ötesinde, bu direniflin her günü, say›s›z destanla, kahramanl›klarla, fedakarl›klarla doludur. Dört y›ll›k süreci kavramak, herkesin kendi sorumlulu¤unu görmesidir. Herkesin (her kifli ve kurumun) kendisiyle yüzleflmesi demektir. Büyük Direniflin dört y›l›n›n an an nas›l büyük bir çat›flmayla dolu oldu¤unu kavramak, “Tecrite karfl› büyük direnifl 5. y›l›nda! Hücreleri Y›kal›m” slogan›n›n anlam›n› ve bu slogandaki ça¤r›y› kavramakt›r. Geriye dönüp flöyle bir hat›rlayal›m; hat›rlatal›m... Oligarfli, F tipi hapishaneleri açmay›, F tipi hapishanelerin hücrelerinde devrimci tutsaklar› tecrit ederek onlar›n örgütlülüklerini da¤›tmay›, kolektif yaflamlar›n› bozmay› ve düflüncelerini de¤ifltirmeyi kararlaflt›rm›flt›. Emperyalizmin tam deste¤ini alan bu politika art›k uygulanma aflamas›ndayd›... Plan hapishanelerle s›n›rl› de¤ildi; hapishaneler ilk ad›md›; devrimci tutsaklar›n örgütsüzlefltirilmesi, halk›n örgütsüzlefltirilmesini, tutsaklar›n teslim al›nmas›, halk›n teslim al›nmas›n› kolaylaflt›racakt›.
Hücreleri Y›kal›m!
Hapishanelerde varolan tüm siyasi hareketlerin içinde yerald›¤› uzun süren tart›flmalar›n ard›ndan üç siyasi hareket, DHKP-C, TKP(ML) ve TK‹P davalar›ndan 816 tutuklu ve hükümlü, oligarflinin F tipi politikas›na karfl› 20 Ekim 2000’de Süresiz Açl›k
Grevi’ne bafllad›lar. Süresiz Açl›k Grevi’nin Ölüm Orucu’na dönüfltürülmesi perspektifi daha bafl›ndan itibaren vard› ve direniflin program› da buna göre ç›kar›lm›flt›. Sürecin zorlu geçece¤i, bu sald›r›n›n s›radan bir sald›r› olmad›¤› biliniyordu. Kas›m ve özellikle aral›k ay›n›n ilk yar›s›, F tiplerine karfl› oldukça yo¤un bir mücadeleye sahne oldu. Binlerce kiflinin kat›ld›¤› mitingler, gösteriler birbirini izledi. ‹stanbul’da ‹zmir’de Tayad’l› Aileler de Ölüm Orucu’na yatt›lar, sanatç›lar, ayd›nlar açl›k grevlerine bafllad›lar. Sendikalar, di¤er demokratik kitle örgütleri, solun çeflitli kesimleri eylemleriyle F tiplerine karfl› ç›kt›lar. Fakat bu kabarma, 6 Aral›k’tan itibaren düflmeye bafllad›. 6 Aral›k’ta Türk-‹fl, D‹SK, KESK ve Hak-‹fl baflkanlar›n›n yapt›¤› “ölüm orucunu b›rak›n” ça¤r›s›n›, bir süre sonra baflkalar› da izleyecekti. 9 Aral›k’ta Adalet Bakanl›¤›’n›n “toplumsal mutabakat sa¤lanmadan F tiplerinin aç›lmayaca¤›” aç›klamas›, devrimcilere de¤il devlete inanmaya e¤ilimli olanlar›; 11 Aral›k’ta Ecevit’in talimat›yla bafllayan sald›r›lar ise, oligarflinin icazeti d›fl›nda bir mücadeleye cüreti ve kararl›l›¤› olmayanlar› süreçten kopard›. Ve bunlar›n ard›ndan süreç gelip 19 Aral›k’a dayand›. 19-22 Aral›k’ta hapishanelerdeki tutsaklara karfl› efli görülmemifl boyutlarda bir sald›r› gerçeklefltirildi. 28 tutsak katledildi. Yüzlercesi yaraland›, iflkencelerden geçirilip F tiplerine at›ld›. 20 Aral›k’ta iktidar›n ve burjuva medyan›n havas› “direnifl bitti, hapishaneler sorunu çözüldü!” fleklindeydi. Solun bir çok kesimi de direniflin k›r›ld›¤›na inand›. Böyle bir sald›r› karfl›s›nda direniflin hala sürebilece¤ine pek ihtimal vermediler. Fakat tutsaklar, bu sald›r›y›, daha 19 Aral›k sabah›, “ya öleceksiniz ya teslim olacaks›n›z” ça¤r›lar›n› duyduklar›nda bedenlerini tutuflturarak püskürtmüfllerdi. Direnifl, Türkiye tarihinin en büyük hapishaneler sald›r›s›n› püskürterek ilk s›nav›n› verdi. Tutsaklar, ikinci s›nav›, F tiplerine at›ld›kla-
r›nda verdiler. Ölüm Orucu direnifli, tutsaklar›n tek tek iflkencelerle hücrelere at›ld›klar› F tiplerinde de sürdürülüyordu. ‹kinci s›nav an› da direniflin zaferiyle geçildi. ‹ktidar›n “Direnifl bitti, Ölüm Orucu falan yok, art›k devletle bafledemeyeceklerini anlad›lar” havas›, ancak bir kaç hafta sürebildi. ‹ktidar, katliam düzenlemifl, F tiplerini açm›flt› ama yine direniflle karfl› karfl›yayd›. Yeniden direnifli k›rmak için yöntemler gelifltirmeye çal›flt›lar. Asl›nda en büyük silah›, katliam silah›n› kullanm›fllard›. Art›k baflvuracaklar› hiçbir yöntem ondan daha etkili olamazd›.
Her yeni sald›r›, her yeni yöntem, direniflin yeni bir at›l›m›yla cevapland› ‹lk olarak Ölüm Orucu’ndaki direniflçilere zorla besleme uygulanmaya baflland›. Ard›ndan Terör Yasas›’n›n 16. Maddesi’nde bir de¤ifliklik yap›larak, F tiplerindeki tecrit ve ve zorla müdahale iflkencesi yasallaflt›r›ld›. Tutsaklar bu sald›r›lara 11 May›s 2001’de4. Ekip’leriyle cevap verdiler. May›s 2001’de zorla müdahale sonucu sakat b›rak›lanlar›n say›s› 40’› aflarken, TAYAD’l›lar bir kez daha Ankara yolundayd›lar. 2001’in May›s-Haziran’›nda oligarflinin direnifli k›rmak için gündeme getirdi¤i yeni taktik, direnifli sürdüren veya sakat b›rak›lm›fl tutsaklar›n tahliye edilmesiydi. ‹lk tahliye edilen tutsaklardan Sevgi Erdo¤an ve Gökhan Özocak’›n, Ölüm Orucu’nu d›flar›da da sürdürmeye bafllamas› ve devam›nda d›flar›daki direnifl evlerinin ço¤almas›yla bu manevra da etkisizlefltirildi. 3 Haziran’da 5. Ekip’lerle oligarflinin tahliye rüflvetine karfl› kararl›l›k pekifltirildi. D›flar›daki direniflin merkezi Küçükarmutlu’nun kuflat›lmas›, Armutlu’da flehit düflenlerin cenaze törenlerine karfl› düzenlenen sald›r›lar, F tiplerinde yeni yasak ve dayatmalar›n gündeme geliflinin cevab›, flehit düflen direniflçiler ve onlardan bayra¤› devralan 7. Ekip’lerin Ölüm Orucu’na bafllamas› oldu. Sürecin dört y›l boyunca gelifliminin temelinde bu irade ve kararl›l›k vard›r. Direnifli k›rmaya yönelik hiçbir sald›r›, hiçbir yöntem cevaps›z b›rak›lmam›flt›r. Sald›r›lar, kuflatmalar karfl›s›nda geri ad›m at›lmam›flt›r. Bunun en üst düzeydeki örne¤i ise, hücrelerdeki feda eylemleri oldu. Zorla “t›bbi”(!) müdahalenin aleni bir iflkenceye dönüfltürüldü¤ü ve adeta direnifli imkans›z k›lacak boyutlara ulaflt›¤› bir noktada, tutsaklar, bedenlerini tutuflturarak
Omuzlar›m›z nas›r ba¤lad› sözü mecaz olmaktan ç›k›p gerçe¤e dönüfltü. Omuzbafl›m›zda olmas› gerekenlerin yoklu¤u, omuzlar›m›zdaki cenazeler kadar gerçekti. Omuzlar›m›zdakiler, dört y›l›n her an›nda, söyledikleri her sözün gere¤ini yapanlard›. Halk için, vatan için, onur için, inançlar› için kendilerini feda edenlerdi. Yaln›z flehitlikleri de¤il, dört y›l›n her an› bir destand›. Aln› k›z›l bantl›lar›n destan› sürüyor. direnifli sürdürdüler. Kendine devrimciyim, demokrat›m sosyalistim, komünistim diyen herhangi biri, haktan, adaletten yanay›m diyen biri, iflkenceye karfl›y›m, insan haklar›n› savunuyorum diyen biri, bu kararl›l›k, bu fedakarl›k karfl›s›nda sessiz kalabilir mi? “Bana ne!” diyebilir mi? Kendini 117 kiflinin ölümü karfl›s›nda “sorumsuz” sayabilir mi? ‹flte dört y›ll›k bu direnifl destan›n›n, dört y›l›n her an›nda yaflanan bu zulüm ve direniflin tan›kl›¤›nda, tüm halk kesimlerini “HÜCRELER‹ YIKMAK” için mücadeleye ça¤›r›yoruz.
Ölümlere dur demek için, tecrit zulmüne son vermek için, direnenler karfl›s›ndaki ahlaki ve siyasi sorumluluklar›m›z› yerine getirebilmek için HÜCRELER‹ YIKALIM! Hücreleri y›kmak, zorlu bir kavgay› gerektiriyor. Çünkü hücreler, oligarfli aç›s›ndan sadece hapishanelerin mimari statüsüne iliflkin bir sorun de¤il. Hücreleri yapan ve tecrit politikas›n› sürdüren emperyalizm ve oligarfli, bu hücrelerde halklar›n mücadele dinamiklerini, kurtulufl umutlar›n› öldürmek istiyorlar. Hücreleri bir tehdit ve gözda¤› arac› olarak kullan›p, halk› susturmak, sindirmek istiyorlar. HÜCRELER‹ YIKMA mücadelesi, bu anlamda “tutsaklara destek” mücadelesi de¤il, tüm halk›n kendi mücadelesidir.
Say› 128 7 17 Ekim 2004
Y›l
nun kendi baca¤›ndan as›ld›¤›n› ö¤reten burjuva ideolojisi ve maiflet derdiyle örülen bu hücre duvarlar›, halk›n ve özellikle de gençli¤imizin önemli bir bölümünü dünya ve ülkemiz gerçeklerinden koparm›flt›r. Halk›m›z›n bu kesiminin F tiplerini, F tiplerindeki tecriti kendi sorunu olarak görmemesinin bir nedeni de budur. F tiplerinin hücrelerini y›kmak için mücadeleye kat›lmak, bencilli¤i y›kmakt›r, bananecili¤i y›kmakt›r.
HÜCRELER‹ YIKALIM! Hücreleri y›kmak; beyinlerimizdeki hücrelerimizi y›kmakt›r. Emperyalizmin ve oligarflinin çok çeflitli yöntemlerle yaflamlar›na hücreler ördükleri yaln›zca apolitik kesimler de¤ildir. Politikleflmifl kesimlerin beyinleri ve yaflamlar› da bu hücrelerle doludur. Terör demagojisiyle, yasall›k ve icazet kayg›lar›yla beyinlere örülen hücreler, F tipleri sald›r›s›n›n tüm boyutlar›n›n görülmesine engel olmufltur. Çünkü terör, yasall›k ve icazet kayg›lar›yla örülen hücrelerin penceresinden gerçe¤in tümünü görmek mümkün olmam›flt›r. O pencereden bakanlar, sald›r›n›n sadece “illegal mücadeleyi, fliddeti” savunan devrimcilere yönelik oldu¤unu sanm›fllard›r.
SA⁄IRLAfiAN KULAKLAR, “HÜCRELER‹ YIKALIM!” ÇA⁄RISINA AÇILMALIDIR! Direnifli 5. y›l›na tafl›yanlar, “HÜCRELER‹ YIKALIM!” fliar›yla bir kez daha yüklenecekler zulmün üzerine. “HÜCRELER‹ YIKALIM!” fliar›, direniflin d›fl›nda olanlar içinse bir ÇA⁄RI’d›r. Tecrit zulmüne karfl› bir kez daha aya¤a kalkma ça¤r›s›d›r. 117 flehit karfl›s›nda sorumluluklar›m›z› üstlenme ça¤r›s›d›r. Bu ça¤r› karfl›s›ndaki tav›rla, tarihin “117 flehit verilirken siz ne yapt›n›z?” sorusuna verilecek cevap da flekillendirilmifl olacakt›r... Bu soru, siyasi bir iddias› olan, tarih ve halk karfl›s›nda sorumluluk hisseden herkesin karfl›s›na ç›kacakt›r. Bu anlamda “HÜCRELER‹ YIKALIM!” ça¤r›s› ayn› zamanda sorumluluklar›n HATIRLATILMASI’d›r. Ça¤›rmak ve hat›rlatmak, tarih karfl›s›nda görevimizin gere¤idir. Sorumlulu¤umuzu böyle kavrad›¤›m›z için Direnifl 5. y›l›na giriyor olmas›na, bu ça¤r› ve hat›rlatmalar defalarca yap›lm›fl olmas›na karfl›n, yine yap›yoruz. Ne var ki, bundan ötesinde sorumluluk do¤rudan ça¤r›n›n muhataplar›n›nd›r. Hükümetler, Adalet Bakanlar› de¤iflti. Aylar, y›llar geçti. Direnifl sürüyor. Geçen dört y›lda flu veya bu kayg›yla, flu veya bu hesapla direnifl karfl›s›nda, kör, sa¤›r ve dilsiz kalanlar, kör, sa¤›r ve dilsiz kalman›n onlar› yaln›z ve yaln›z 117 ölümün suç orta¤› yapt›¤›n› hat›rl a m a l › d › r l a r. HÜCRELER‹ YIKALIM ça¤r›s›n› duymaksa, onurSendikac›lar, demokratik kitle dur, sorumlulukörgütleri, siyasi hareketler, aytur, zalimin karfl›d›nlar, sanatç›lar, gazeteciler, iss›nda, mazlumun lamc›lar, hukukçular... direniflin yan›nda bafl› dik, 5. y›l›n› de¤erlendirdiler. aln› aç›k olabilÖnümüzdeki say›da! mektir.
Hücreleri Y›kal›m!
magojilerle, burjuva kültürüyle, tüm kesimlere, “ötekilerden sana ne” politikas› dayat›lm›fl ve bu politika belli kesimlerde yerleflmifltir. Demokratik kitle örgütü olmay›, sadece kendi üyelerinin haklar›n› savunmak olarak benimseyen bir anlay›fl yerleflmifltir. Sadece tutsaklara de¤il, tüm di¤er kesimlere yönelik sald›r›lar karfl›s›nda ilgisiz, sorumsuz davranmaktad›r bu anlay›fl. Oligarfli bölüp
rö
HÜCRELER‹ YIKALIM! Hücreleri y›kmak; sendikalar›m›zda, partilerimizde, derneklerimizde örülen hücreleri y›kmakt›r. Bask›yla, terörle, de-
po
rta
Eski Adalet Bakan› Sami Türk’ün “F tipi cezaevlerine karfl› ç›kmak, teröristin ekme¤ine ya¤ sürmektir, ona yard›md›r. Bu ifli yapanlar hakk›ndaki davalar art›k 169. madde’den aç›lmal›d›r” demeci ve ard›ndan çeflitli kitle örgütlerine davalar aç›lmaya bafllanmas›, bu hücreleri daha da pekifltirmifltir. HÜCRELER‹ YIKMA mücadelesine kat›lmak, bu oyunu bozmakt›r.
parçalaman›n rahatl›¤›nda yönetmektedir. HÜCRELER‹ YIKMA mücadelesine kat›lmak, böl-parçala politikas›n›n önüne barikat örmektir. Kendi kendilerine hücreler yapanlar, kendilerini tecrit edenler, oligarflinin dayatt›¤› hücrelerde kalmay› kabul edenler, hücreleri y›kamazlar. Kendi hücrelerinizi y›kmak için, F Tipi Hücreleri y›kma mücadelesinde birleflelim.
r
5.
HÜCRELER‹ YIKALIM! Hücreleri y›kmak; düzenin yaflamlar›m›zda kurdu¤u hücreleri y›kmakt›r. Bencillik, bireycilik, her koyu-
jla
Büyük Direniflte
Direniflin 5. Y›l›nda
Kim Ne Dedi?
TAYAD A¤ustos-Eylül Hapishaneler Raporunu Aç›klad› Raporun tamam› için: www.tayad.org ve http://www.halkinsesi-tv.com/
Tecrit Yetmedi, Havaland›rma Duvarlar›na Jiletli Teller Yap›l›yor
TAYAD, hapishanelerde yaflanan hak ‹hlallerine iliflkin 'A¤ustos-Eylül 2004 Hak ‹hlalleri' raporunu aç›klad›. 12 Ekim günü TMMOB'da yap›lan bas›n aç›klamas›n› çok say›da kifli izlerken, Naime Kara raporu okudu, tutsak aileleri Melek Akgün o¤lu Hasan Tahsin Akgün’ün, Fahrettin Keskin ise o¤lu Ufuk Keskin’in yaflad›klar›n› anlatt›.
Tecrit Ve ‹hlaller Boyutlanarak Sürüyor Naime Kara, F tipi hapishanelerde hak ihlallerinin artarak devam etti¤ini belirterek, Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›'n›n tecriti boyutland›raca¤›na vurgu yapt›. “Hak ihlalleri ve bask›lar her geçen gün artarak devam ediyor.” diyen Kara, infaz yasas› ç›kar›lmadan bask› yöntemlerinin flimdiden devreye sokuldu¤unu belirtti. Görüfllerde ailelere keyfi bask› ve yapt›r›mlar uyguland›¤›n› belirten Kara, sözlerini flöyle sürdürdü: “Yeni Ceza ‹nfaz Kanunu, tecritin üzerine flekillendirilmifl, tecriti boyutland›rmay› hedeflemektedir. Mesela, Kand›ra 1 ve 2 Nolu F Tipleri’nde havaland›rmalar aras›ndaki duvarlara jiletli teller gerilmesi için ölçüler al›n›yor. Tutuklu ve hükümlülerin birbirleriyle iletiflim kurmas›n› engellemek için uygulanan bu sald›r› yöntemine yar›n baflkalar›n›n da eklenece¤i aflikard›r.”
Acil Hasta Tutuklulara Dahi ‹flkence “Keyfi aramalar sürüyor. Tutuklular arama yerine yal›n ayak gidip geldikleri ve dedektörle arand›klar› halde ayak alt› aramas› dayat›l›yor. Avukatlarla görüflmekten, savunmaya dair mektuplar›n imha edilmesine kadar de¤iflik biçimlerle savunma hakk› gasp ediliyor. Tedaviler için gerekli olan hastane sevkleri aylarca ç›kar›lmazken, her hastane gidifl dönüflü iflkenceye dönüfltürülü-
Abdi ‹pekçi direnifli
yor. Hasta tutuklular acil servisteyken dahi dövülüp, yerlerde sürüklenerek sald›r›lara maruz kal›yor. Ölümcül rahats›zl›¤› olan hastalara, “Seni dövdü¤ümüz için izi flikayet edersen ilaçlar›n› vermeyiz” denilebiliyor. Aile görüfllerinde, cinsel tacize dönüflen aramalar, keyfi yapt›r›mlar ve görüfl saatini keyfi olarak k›saltmalarla bask›lar artarak sürüyor. Hücrelere bölünmüfl olan ringlerde dahi tecrit uygulamak yetmiyor. Bir de bu hücre ringlerin içine kamera yerlefltirilerek tutuklunun her an› gözetleniyor. Tutuklu ve hükümlüler bir sirk hayvan› gibi her hareketlerinin gözetim alt›nda tutulmas›na karfl› ç›kt›¤› için sald›r›ya u¤ruyorlar. Haberleflme ve yay›n alma hakk›n› gasp etmek için ak›l almaz gerekçeler bulunuyor. ‹darelerin “sak›ncal›” bulmad›¤› mektuplar dahi e¤er iadeli taahhütlü ya da APS ile gönderilmiyorsa yerlerine ulaflm›yor. Hiçbir gerekçe bulunamad›¤›nda “yeterli personelimiz yok” denilerek, posta iflleyifli, yay›n, kitap ve eflya al›m› engelleniyor.”
Tecrite Boyun E¤meyece¤iz Naime Kara F tiplerindeki ihlalleri örnekleriyle anlatt›ktan sonra iktidar›n hapishanelere yönelik sald›r› politikalar›na de¤inerek, “AB’ye uyum artt›kça her alanda oldu¤u gibi hapishanelerde de zulmü, keyfili¤i, hukuksuzlu¤u art›yor.” dedi. Tecrite karfl› direniflin beflinci y›l›na girdi¤ini hat›rlatan Kara, tutsaklar›n suç duyurusu dilekçelerinin de ‹nfaz hakimi ve savc›lar› taraf›ndan “Bunlar… terör örgütü mensubu, dilekçeler ayr› kalemden ç›km›fl olsa da içeri¤i ayn›d›r” denilerek kabul edilmedi¤ini belirtti. Tecrite ne yak›nlar›n›n ne de kendilerinin boyun e¤meyeceklerini söyleyen Kara’n›n ard›ndan Melek Akgün ve Fahrettin Keskin de yaflad›klar›n› anlatan birer konuflma yapt›lar.
Buraday›z, çünkü tecrit uygulayanlar bu kentte Ankara Abdi ‹pekçi Park›'nda 400 gündür direnifllerini sürdüren TAYAD'l› Aileler, tecriti, 117 ölümü halka anlatmaya devam ediyorlar. Haz›rlad›klar› bildirilerle “Neden burada olduklar›n›” yal›n bir dille anlatanlardan biri de TAYAD’l› ‹smail KARA. ‹smail Kara, parkta eylem yapmaktaki amaçlar›n› flöyle anlat›yor: “F tipi hücrelerde tutuklu bulunan evlatlar›m›z›n içinde bulundu¤u tecritin kald›r›lmas›, gö-
rüfllerde tutuklu yak›nlar› ve tutuklulara yap›lan fliddet ve onur k›r›c› aramalar›n son bulmas›, mahkemeye gelifl gidifllerde uygulanan fliddetin son bulmas› için buraday›z. Ankara’day›z çünkü Cumhurbaflkanl›¤›, Baflbakanl›k, Adalet Bakanl›¤›, yani F tiplerinin sahipleri burada.” Kara, ayd›n, ilerici, demokrat, yurtseverim diyenlere ça¤r› yap›yor ve “direnifl 5. y›l›na girdi. Sen de kat›l, hücreleri y›kal›m” diyor.
Say› 128 9 17 Ekim 2004
Büyük Direniflte
5. Y›l
Hücreleri Y›kal›m!
Direniflten kaçmak, kendinden kaçmakt›r fiehitler ad›na, halk ad›na soruyoruz: “117 flehit verilirken siz ne yapt›n›z?” Tarihin bu sorusundan kimse kaçamaz! Direnifl karfl›s›nda kim ne tav›r gösterdi? 4 y›ld›r, tam dört y›ld›r 117 flehit verilir, oligarflinin tüm sansürüne ra¤men d›flar›da bask›nlara, yeni tutuklamalara ra¤men direnifl gündemde tutulurken, kim ne yapt› veya yapmad›? Tüm siyasi hareketler, legal partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, herkes hem kendi cephesinden, hem solun geneli aç›s›ndan bu soruyu sormak zorundad›r. Sormal›s›n›z kendinize; bu insanlar, bu ola¤anüstü koflullarda direnifli 5. y›l›na kadar tafl›may› baflard›lar da, biz nas›l belli bir sürenin sonunda pes ettik? Sürecin geliflimi herkesin malumudur. ‹ki önemli “k›r›lma” noktas› vard›r. Birinci k›r›lma noktas›nda reformist sol, ikinci k›r›lma noktas›nda devrimci gruplar, F tiplerine karfl› direniflte Cephelileri yaln›z b›rakm›fllard›r. Çeflitli legal partilerin, demokratik kitle örgütlerinin F tiplerine karfl› mücadelesi, ilk iki ay›n sonunda k›r›lm›flt›r. Hapishanelerde belli bir tutsak kitlesi bulunan siyasi hareketler ise, katliam sonras› bafllad›klar› ölüm orucunu ancak 1,5 y›l sürdürebilmifl ve bu sürenin sonunda onlar da sürecin d›fl›nda kalm›fllard›r. Bu k›r›lma noktalar›ndan bugüne, zaman zaman yap›lan aç›klamalar, çeflitli eylemler ise, hiçbir zaman sürecin içinde tam olarak yeralmaya, sorunu kendi sorunu olarak görmeye yönelmemifl, bir “d›fl destek” havas›nda gerçekleflmifl, ço¤u da zevahiri kurtarma boyutunda kalm›flt›r. Elbette herkes, yapt›klar›na ve yapmad›klar›na kendince baz› “aç›klamalar” getirdi. Teoriler yapt›. Onlar› yeniden tart›flmayaca¤›z. O teorileri, politikalar› sorgulamak, art›k bizden çok, kendilerinin iflidir. Aradan bu kadar zaman geçmifltir. Direnifl ONLARA RA⁄MEN sürmüfltür. Türkiye solu, gelinen noktada, en az›ndan kendisiyle tutarl› olmak için flu sorular›n cevab›n› vermek durumundad›r: “Ölüm orucu yanl›flt›r” diyenler,
“Demokratik mücadele verilmeli” diyenler, “Biz de F tiplerine karfl›y›z ama...” diyenler, “Gündemimizde de¤il” diyenler, Bu sürede -4 y›lda- NE YAPTINIZ? 117 flehit ad›na soruyoruz. Halk ad›na soruyoruz. Türkiye devrimci hareketi ad›na soruyoruz. Ne yapt›n›z?
Bizim yöntemlerimizi be¤enmeyen legal partiler, ne yapt›n›z? Bizim taktiklerimizi do¤ru bulmayan devrimci gruplar, ne yapt›n›z? Aç›klamayacak m›s›n›z halka? Sizi F tipleri konusunda, ölüm orucu konusunda birfleyler yapmaktan al›koyan o büyük ifllerinizi, kutsal görevlerinizi aç›klamayacak m›s›n›z? ‹HD’liler, “tek bir ölüm orucu direniflçisi bile kalsa direniflle ilgilenmeye, F tiplerine karfl› ç›kmaya devam edece¤iz” diyen siz de¤il miydiniz? Bak›n dört y›ll›k prati¤inize; bu sözün karfl›l›¤› m›d›r? Bunlar› aç›klamak zorundas›n›z. Bize de¤il, kendinize verebilmelisiniz bu sorunun cevab›n›. Reformist sol, parti binalar›n› direnenlere kapat›rken, devrimcilerin eylemlerini elefltirirken, direnifli kendilerince “mahkum” ederken söyledikleri büyük büyük sözlerin, “demokrasi mücadelesi” üzerine fetvalar›n›n aç›klamas›n› yapmak durumundad›r. Ölüm orucunu b›rakan gruplar, ölüm orucunu b›rak›rken, devrimci hareketi elefltirip, yüksekten uçan sözlerinin aç›klamas›n› yapmak durumundad›r. Kendi sözlerinin arkas›nda duramayanlar, kendi sözlerinin hesab›n› veremeyenler, kendi gerçeklerinden kaçm›fl olurlar.
Yanl›fl hesaplar, direniflten döndü! Vefat ilan›m›z› verenlerin ‘gözü ayd›n’ olmad› Hem reformizmi, hem di¤er devrimci gruplar› direnifl sürecinin d›fl›na ç›karan iki k›r›lma noktas›ndan sonra da, reformizm cenah›nda da, di¤er devrimci gruplar cenah›nda da direnifl karfl›s›nda büyük bir aymazl›k ortaya ç›kt›. Aymazl›k, zaman zaman burjuva bas›n›n sansürüne ortak olmaya kadar vard›. Reformizm
için F tipleri, tecrit sorunu gündemden ç›km›flt›. Oportünizm ise, F tipleri kendileri için “yaflan›lan” bir sorun olmas›na karfl›n, direnifle dergilerinde “haber” olarak bile yer vermemeye bafllad›lar. Difle difl süren bir çat›flma karfl›s›nda ortaya ç›kan bu sorumsuzluk, duyars›zl›k, bananecilik tablosunun, Türkiye solunun geçmiflinde benzer bir örne¤i yoktu belki de. Peki kendi sorumluluklar›n› unutacak kadar boyutlu bu aymazl›k nas›l mümkün olabilmiflti? Bu aymazl›k, kayna¤›n› direniflin “nas›l olsa!” yenilece¤i düflüncesinden al›yordu. Daha aç›kças›, bizim yokedildi¤imiz (veya edilece¤imiz), direniflin yenilgisiyle burnumuzun sürtülece¤i üzerine yap›ld› hesaplar. Legal parti çevreleri, silahl› mücadeleyi, illegaliteyi, devrimi savunan, iktidar› hedefleyen örgütlenmelerin, kendi deyimleriyle “devrimci demokrasinin” tasfiyesiyle, kendi önlerinin aç›laca¤› hesab›ndayd›lar. F tiplerinde Cephelileri yaln›z b›rakan solun ise, gizli veya aç›k, Cephenin bu direnifli tek bafl›na götüremeyece¤i, “burnunun sürtülece¤i” beklentileri içinde oldu¤u s›r de¤ildi. S‹P’in (Bugünkü TKP’nin) Sosyalist ‹ktidar adl› dergisinde TKP’nin Genel Baflkan› Aydemir Güler imzas›yla yaz›lan flu sat›rlar› hat›rlay›n: “devrimci demokrasi art›k siyaset d›fl›na düfltü... bu yolda ›srar edenlerin tasfiyesi kaç›n›lmazd›.” Neydi “bu yol”la kastedilen? “Bu yolda ›srar”la ne yap›lm›flt›? Yap›lan aç›kt›; emperyalizmin ve oligarflinin devrimci tutsaklar› teslim alma politikas› kabul edilmemifl, buna karfl› ölüm orucuna bafllanm›fl; oligarflinin ölüm orucunu k›rmak ve F tiplerini açmak için gerçeklefltirdi¤i 19 Aral›k Katliam›’na karfl› da direnilmiflti. Bu devrimci bir tav›rd›. Bu hangi stratejiyi, takti¤i savunuyor olursa olsun, tüm devrimcilerin her koflul alt›nda yapmalar› gerekendi. Bizim “tasfiye oldu¤umuza” hükmedenler, asl›nda devrimci hareketin de¤il, devrimci mücadelenin tasfiye edilmesinin kaç›n›lmaz oldu¤unu söylüyorlard›. Daha aç›k bir ifadeyle, emperyalizm ve oligarfli karfl›s›nda devrimci yöntemlerle direnilemeyece¤ini söylüyorlard›. Direnen yokedilirdi. Emperyalizm de ayn›s›yla tehdit ediyordu dünya devrimcilerini. Evet, biz o güne kadar da, o günden bu yana da bu yolda ›srar ettik ama kimilerinin “kaç›n›lmaz” gördü¤ü o tasfiye gerçekleflmedi.
Bu mitingte 7 bin kifli vard›. Ama daha önemlisi, Türkiye solunun 25 Kas›m 2000; F Tiplerine Karfl› Ankara Mitingi hemen her kesiminin bulunmas›yd›. Bu birliktelik, moral vericiydi. Ama da¤›ld›. ‹cazetçilik, grupçuluk, AB’cilik, düzen içi hesaplar, rekabetçi hesaplar, statükoculuk, korkular ve kayg›lar, bu birlikteli¤i da¤›tt›. Demek ki, solun gerçek ve genifl anlamda birli¤i için, terkedilmesi gerekenler de bunlard›r... Yokedilece¤imizi, burnumuzun sürtülece¤ini düflünenlerin “gözü ayd›n” olmad›. “Devrimci demokrasinin ölümünü” kutlayamad›lar. Sözü edilen tahliller üzerine “iflte biz demifltik” diye kadeh kald›ramad›lar. Üzgünüz. Hevesler kursaklarda kald›ysa, bizim suçumuz de¤il, kendi öngörüsüzlüklerinin sonucudur. Yaflamaya, direnmeye devam ediyoruz. Bu devrime kadar da devam edecek. Fakat flimdi, yokedilece¤imiz üzerine yap›lan hesaplar›n gözden geçirilmesi, yokedilece¤imiz hesaplar›yla direnifl ve F tipleri karfl›s›nda gelifltirilen sorumsuz politika ve tav›rlar›n muhasebesi zaman›d›r. Bu muhasebe, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm kavgas›nda yer almak isteyen herkes için flartt›r. Dört y›lda herkes ne yap›p yapmad›¤›n›n hesab›n› verecektir. Bu hesaptan kaç›fl yoktur. “F tipleri gündemimiz” de¤il diyen ve bu politikalar› aç›kça iflas edenler, görüyoruz ki, art›k bu konuda ahkam kesmeye de korkuyorlar. Ahkam kesmek için bile olsa, konuyu gündemlerine almalar› kendilerini vuracak çünkü. F tiplerini, ölüm orucunu a¤›zlar›na bile almay›fllar› bu yüzdendir. Ama direnifli “mahkum” etmek için spekülasyonlar›ndan vazgeçmifl de¤illerdir elbette. fiimdi hangi yalanlar› anlatmakla meflguller bilemiyoruz. Yüksek sesle konuflsun, yaz›l› hale getirsinler ki, herkes duysun, bilsin direnifl hakk›ndaki o önemli yorumlar›n› ve spekülasyonlar›n›. “Gündemimiz de¤il” diye ifade edilen kaç›fl politikas›, ölüm orucu konusundaki kaç›fl suskunlu¤u kendi politikalar›n›n iflas›n›n belgesidir. Direniflten kaçmak, kendinden kaçmakt›r. Solun büyük bölümünün yapt›¤› tam da budur. Ve böyle bir kaç›fl›n sonu da yoktur.
Say› 128 11 17 Ekim 2004
Gerilla yoksullar›n savafl›d›r
Say› 128 12 17 Ekim 2004
Songül Koçyi¤it; fiehirde çocuk bak›c›l›¤›, köyünde ›rgatl›k yapt›. Köyün en yoksul ailesinin k›z›yd›. Babas› hem çobanl›k yap›yor hem de tarlalarda ›rgatl›k yap›yordu. Hem annesi hem de babas›n›n a¤›r hastal›klar›n› tedavi ettirme gibi bir olanaklar› hiçbir zaman olmad›. “‹lkokula gidiyordum. Çok kez okula aç gitti¤imizi hat›rl›yorum, hatta okuldan eve yeme¤e gitti¤imizde evde yiyecek bir fley olmad›¤› için annemin a¤layarak bizi karfl›lad›¤›n› veya komflulardan bir kaç ekmek alarak eve geldi¤ini çok iyi hat›rl›yorum“ diyen Songül de devrimci olmas›nda bu yaflad›¤› koflullara duydu¤u kin ve öfkeyi özellikle belirtiyordu. Mustafa ‹fleri; Konfeksiyon iflçisiydi. Y›llarca Ça¤layan, Osmanbey, Topkap›, Maltepe, Merter, Esenler, Sanayi Mahallesi’nin konfeksiyon atölyelerinde çal›flt›, sömürüyü iliklerine kadar duydu. Gerillaya uzanan devrimcili¤inin maddi temellerinden birini de, “devrimcilerin yoksulun yan›nda olmas›” olarak ifade etti. Derya Devrim A¤›rman; bir iflçi k›z›yd›, gecekondularda büyüdü, yoksullu¤u tan›d›. Sebahattin Yavuz; Kürt bir ailenin o¤luydu. Yaflad›¤› topraklar, yoksullar›n, açl›¤›na isyanlar yeflertti¤i topraklard›. Yoksullar›n ezilmiflli¤inin en çarp›c› olarak ortaya ç›kt›¤› yerlerden biri olan hastane önlerinde, köylerden, flehirlerden yoksul insanlar›n ezikliklerini
içinde hissederek bilinci geliflti, öfkesi büyüdü. Dördü de yoksullu¤un sorumlusu düzene karfl› savaflmak için ç›kt›lar da¤lara. Tokat, Sivas köylerinde kuru tay›na talim eden yoksul köylülü¤ü tan›d›kça daha da kinlendiler sömürü düzenine. Yoksullar›n kurtuluflunun halk›n iktidar›nda oldu¤unu girdikleri her köyde, kap›s›n› çald›klar› her kerpiç evde anlatt›lar, örgütlediler, e¤ittiler. Gerilla tüm dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de yoksul halk›n savafl›d›r. Tokat flehitleri bu yan›yla örnektirler. Ki, böyle yüzlerce örne¤i mevcuttur. Emperyalist teorisyenlerin, küreselleflmeci solun bu gerçe¤i çarp›tmak, yoksul halk›n silahl› kurtulufl savafllar›n› yok etmek için açt›¤› kampanyalar sonuçsuz kalm›flt›r. Nepal’den Kolombiya da¤lar›na, Filipinler’den Türkiye da¤lar›na kadar duydu¤unuz gerillalar›n silah sesleri, iktidar savafllar›d›r. Emperyalist karagahlarda üretilen teoriler yine yoksul halk›n içinde, da¤lardaki savaflta yerlebir olmakta, kökten tekzip edilmektedir. Köylünün toprak sorunu oldukça, k›rlarda yoksullar oldukça bu gerçek de¤iflmeyecektir. Yok edilemeyen, katliamlarla durdurulamayan bir savaflt›r bu. Çünkü bu savaflta yoksullar vard›r, gerillan›n as›l gücünü yoksul halk oluflturur, dayand›¤› ve örgütlemeyi hedefledi¤i yoksul, topraks›z, az toprakl› köy-
lülerdir. Sadece bir bütün olarak yoksullu¤u yaratan düzene karfl› savaflmaz, ayn› zamanda o düzenin k›rlardaki ayaklar› olan tefeci tüccar ve toprak a¤alar›na karfl› da yoksul halk›n silahl› gücü olur gerillalar. Da¤larda yoksul halk›n savafl›n› sürdürenlerin oligarfli ve emperyalizm taraf›ndan "anarflistler", "teröristler" olarak nitelendirilmesi, ucuz, basit, hiçbir bilimsellik tafl›mayan “kand›r›lm›fl gençler” edebiyat›n› ›s›t›p ›s›t›p kullanmas› bu yüzdendir. Yoksul halktan, bu savafl›n kendi savafl› oldu¤u gerçe¤ini gizlemek içindir. Gerillalar› tan›yan köylerden f›s›lt›lar halinde dolaflan “bizimkiler” sahipleniflinin, tüm köyleri sarmas›ndan korkmaktad›r egemen s›n›flar. Nas›l ki, kentlerde “bir gün gecekondulardan gelip g›rtla¤›m›z› kesecekler” diye yoksullardan duyduklar› korkuyla yafl›yorlarsa, k›rlarda da o “bizimkiler” f›s›lday›fllar›n›n hayk›r›fla dönüflmesinden korkuyorlar. Da¤larda savaflanlar, halkt›r. Bu ülkenin yoksul, ezilen halk›d›r. Cephe gerillalar›, savaflmak, k›rsal alandaki halk kitlelerini örgütlemek, oligarflinin iktidar›n› y›k›p halk›n iktidar›n› kurma mücadelesinin askeri gücünü oluflturmak için da¤lardalar. Bu zulüm ve sömürü oldukça da da¤lar›m›z hiçbir zaman bofl kalmayacak, gerillalar›n silah sesleri susmayacakt›r. Bu sadece bir kararl›l›k ifadesi olmay›p, nesnel gerçekli¤in, yeni-sömürge bir ülke olan Türkiye’nin gerçe¤idir. Kentlerin kimi süreçte ön plana ç›kmas›, kent yoksullar›n›n devrim mücadelesinde daha etkin bir güç haline gelmesi, k›rlardaki mücadelenin önemini azaltmaz. K›rlar halk kurtulufl savafl›n›n stratejik önemdeki alanlar›d›r. K›rlarda oligarflik güçlerin denetiminin düne göre daha da yo¤unlaflm›fl olmas›, klasik deyiflle “yumuflak kar›n” olma esprisindeki de¤ifliklikler, bu tesbiti geçersiz k›lmaz. Sadece teknik, taktik de¤ifliklikleri gelifltirmeyi zorunlu k›lar. K›rlarda ve kentlerdeki savafl birbirine ba¤l›, birbirini etkileyen tarzda geliflmek ve iktidara yürümek zorundad›r. Bizim gibi ülkelerde yoksul halk›n kurtulufl savafl›n›n Birleflik Devrimci Savafl perspektifiyle yürütülmesi zorunludur. Devrimci hareketin yeterlilik ve yetersizlikleriyle ne da¤lar› bofl b›rakmamas›, ne de kentlerdeki mücadeleye tali bir rol biçmememesi de bu yüzdendir. Devrimci Hareketin 1979’da ilk örgütledi¤i gerilladan bu yana, Karadeniz’den Toroslara, Kürdistan’dan Ege’ye da¤lar›m›z hiç bofl kalmam›flt›r. Ne da¤lar›n gerillalar›n kanlar›yla sulanmas›, ne ihanetler, ne katliamlar, ne parçalanan cesetlerimiz, ne yüzlercemizin pusularda vurulup düflmesi bu gerçe¤i bugüne kadar de¤ifltirememifltir. Bu topraklarda inkar edilemeyecek bir gerçek varsa, herfleye ra¤men yoksullar›n bir iktidar savafl›n›n sürdü¤üdür. Kimse merak etmesin, yoksul halk› iliklerine kadar sömüren tekeller, toprak a¤alar› sevinmesin; Anadolu bu savaflta gerillalar›n ordulaflt›¤›na da tan›k olacakt›r.
Tayyip’in Din Kardefli Alevi Bezirganlar› Tokat flehitlerinin cenazelerinin Armutlu Cemevi’nde kald›r›lmas›n›n ard›ndan, AKP iktidar›n›n organizasyonu ve Fetullahç› Zaman Gazetesi’nin öncülü¤ünde sald›r› kampanyas› bafllat›ld›. Alevi din bezirganlar›n›n, oligarfliden “haydi konuflun” iflareti ald›klar› neredeyse her cenazede dile getirdikleri “teröristin cenazesinin cemevinde ne ifli var” aç›klamalar› kaplad› yine ortal›¤›. Gerçekte bir kurum, kurulufl ad›na yap›lm›fl bir aç›klama da de¤il, Zaman Gazetesi mikrofonu uzat›yor, onlar konufluyor. Fetullahç›lar’›n amac› aç›k; onlar hem iflah olmaz devrimci düflmanl›¤›n›n gere¤ini yap›yor, hem de Alevi düflmanl›¤›n›n, halen gündemde olan cemevlerine karfl› kampanyan›n savafl›n› sürdürüyorlar. Zaman faflist düzenin iktidar›n›n de¤irmenine su tafl›yor, peki bu aç›klamalar› yapanlar nereye su tafl›yor? Bu tür aç›klamalar yapan, Cem Vakf› Baflkan› ‹zzettin Do¤an, Ehlibeyt Vakf› Baflkan› ve AKP-FP müttefiki Fermani Altun, Alibeyköy Cemevi dedesi Musa Çetinkaya, Cem Vakf› Kültür sorumlusu Ayhan Ayd›n devletin kontrgerilla politikalar›n›n avukatl›¤›n› yap›yor, bin y›ld›r Aleviler’i k›l›çtan geçirenlere hizmet ediyorlar. Tayyip’in din kardeflleridir bunlar. Alevilere yönelik sald›r› m› var, cemevleri mi hedefte, onlar da AKP ile ayn› safta yer al›yorlar. Alevili¤in zulme isyan etme, ezilenden yana olmak gibi olumlu özelliklerini pazara ç›kar›p satm›fl din tüccar› bezirganlard›r bunlar. Tek dertleri Diyanet ödene¤inden üç befl kurufl almak olan, milletvekilli¤i adayl›¤› karfl›l›¤›nda Susurlukçu Çiller’e kendini satan ‹zzettin Do¤anlar’›n dinle, Alevilikle ne ilgisi var. Susurlukçular S›vas’ta, Gazi’de Aleviler’i katleder, diri diri yakar, onlar Susurlukçularla kolkola girerler. Zerre kadar Aleviler’i temsil gücü, yetkisi yoktur, böyle gösterirler kendilerini. Bu görev onlara verilmifltir. Oligarflinin en iflbirlikçiler olarak kendilerini ön plana ç›karmas›yla medyada boy gösterirler. Halk›n çocuklar›n› de¤il, Susurlukçu Hüseyin Kocada¤lar› a¤›rlamay› isterler cemevlerinde. Susurlukçular›n devlet oldu¤unu bilir, yaranmak için onlara sahip ç›karlar. Siz din adam› olamazs›n›z. Din adam› de¤il, devletin kontrgerillan›n politikalar›n›n avukat›s›n›z. B›rak›n Alevi inanc›n›n bilinen olumlu özelliklerini, hiçbir samimi din adam›, falancan›n cenazeler ibadet yerimize gelmesin demez. Halk›m›z›n geleneklerine, ezilen yoksul halk›n kurtuluflu için flehit düflen devrimcilerin inançlar›na uygun olarak Cemevlerinde de camilerde de cenazelerimiz kald›r›lmaya devam edecektir. Alevisi, Sünnisi ile her inançtan, her milliyetten binlerce insan, k›z›lbayraklar› sar›p o¤ullar›n›, k›zlar›n› sloganlarla da u¤urlayacakt›r buralardan.
Say› 128 13 17 Ekim 2004
Cesetlere ‹flkence ve ‹nfaza Protesto Kesilen parmaklar, cinsel organa s›k›lan kurflunlar, sürüklenen cans›z bedenler, parçalanan gö¤üsler, sa¤ ele geçirip infaz etmeler... Katillerin ruh halinin ve oligarflinin ahlak›n›n aynas›d›r ‹stanbul Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nde, 29 Eylül gecesi Tokat'ın Ya¤murlu Beldesi'nde oligarflinin askeri güçleri ile Cephe gerillaları arasında çıkan çatıflmada flehit düflen Sebahattin Yavuz, Songül Koçyi¤it, Derya Devrim A¤ırman ve Mustafa ‹fleri ile sa¤ yakalanıp sonra infaz edilen Salih Çınar'ın nasıl katledildiklerine iliflkin bir basın açıklaması düzenlendi. Say› 128 14 17 Ekim 2004
9 Ekim günü dernek binasında yap›lan açıklamaya ‹stanbul Temel Haklar Baflkanı Nazmiye Kaya, ‹stanbul Temel Haklar Genel Sekreteri Mehmet Püremifl, Halk›n Hukuk Bürosu avukatlarından Taylan Tanay ve çatıflmada flehit düflen Derya Devrim A¤ırman'ın babası Niyazi A¤ırman katıldılar. Açıklamanın yapılaca¤ı masanın arkasında katliam foto¤raflarının yer aldı¤ı bir pano vardı.
Susurluk Vahfleti Sürüyor Açıklamada ilk olarak Nazmiye Kaya söz alarak Sedat Bucak olayıyla Susurluk'un sürdü¤ünün bir kez daha gözler önüne serildi¤ini hat›rlatt›. Susurluk'un sürdü¤ünü kanıtlayacak olan›n sadece Sedat Bucaklar olmad›¤›n› belirten Kaya, gerillalar›n cesetlerine yap›lan iflkencelerin sergilendi¤i resimleri göstererek, “arka-
mızdaki katliam, vahflet foto¤rafları ülkemizdeki hukukun, adaletin nasıl iflledi¤inin en iyi kanıtıdır" fleklinde konufltu. Ardından Temel Haklar ad›na basın açıklamasını Mehmet Püremifl okudu.
Bedenlerinde Onlarca Kurflun Var Açıklamanın okunmasının ardından Av. Taylan Tanay söz alarak, foto¤raflara bile bak›ld›¤›nda, bu vahfletin çatıflma olgusuyla açıklanamayaca¤ın›n çok net oldu¤unu belirtti. Tanay konuflmas›n› flöyle sürdürdü: “Gerillaların bedenlerinde onlarca kurflun yarası vardır. Nasıl bir ahlak, nasıl bir beyindir ki gö¤üslere, cinsel organlara kurflun sıkabilmektedir. Biz ailelerin Tokat'da çatıflma çıktı¤ını söylemesi üzerine bölgeye gitmifltik. Yıllardır bölgede çobanlar, tarlada çalıflan köylüler terörist denilerek katledilmifltir. Gerillalardan Songül Koçyi¤it'in gö¤sü gazetelerde çıkan kontra haberlerde oldu¤u gibi kesilmifl de¤il, askerlerin kurflunları nedeniyle parçalanmıfltır. Gerillaların parmakları kurflunlarla parçalanmıfl, koparılmıfltır. Devrim A¤ırman ve Sebahattin Yavuz'un bacakları diz kapaklarından parçalanmıfl, kopacak duruma gelmifltir. Bedenlerinde onlarca yanık izi, onlarca kurflun izi vardır. Bu bir vahflet.”
Ç›nar Sa¤ Yakalan›p Katledildi Salih Ç›nar’›n silahs›z oldu¤unu, gerilla olmad›¤›n› hat›rlatan Av. Tanay sözlerini flu flekilde sürdürdü: “Susurluk sadece mafya de¤ildir. Böyle sananlar yanılıyorlar. Bugün ortadadır ki insanlar hala devletin bekası adına katlediliyorlar. Salih Çınar sa¤ yakalanıp katledilmifltir. Basında verilen ölü sayısının ilk olarak 4 olması, daha sonrasında ise 5'e çıkartılması bu durumun göstergesidir. Son süreçte ölü ele geçirildi¤i iddia edi-
len gerillaların kulakları kesiliyor, vahflice katlediliyorlar. Susurluk devletinden hesap soralım diyoruz. Biz bu katliamın peflini bırakmayaca¤ız. Otopsi raporları sonrası gerekli giriflimleri yapaca¤ız.” Daha sonra flehit düflen gerillalardan Devrim A¤ırman'ın babası Niyazi A¤ırman söz alarak, k›z›mla gurur duyuyorum dedi.
Oligarflinin Vahfleti Babalar›n, Kardefllerin Öfkesini Büyütüyor Niyazi A¤ırman konuflmasında k›z› Devrim'den yıllardır haber alamad›¤›n› hat›rlatt›ktan sonra o¤lu Volkan’›n da F tipi hücresinde ölü bulundu¤unu, o günden bu yana TAYAD'lı oldu¤unu belirtti. A¤›rman sözlerine flöyle devam etti: “Kızımın öldü¤ünü ö¤renince Tokat'a gittik. Kızımın bileklerini parçalamıfllardı, vücudunda onlarca kurflun yarası vardı. Korkaklar, katiller... Bir daha gerilla da¤lara çıkmasın diye katlettiler. Kızımla gurur, onur duyuyorum. 4 gerillayı öldürdüler ama 104 gerilla da¤lara çıkar. Bir Devrim giderse bin Devrim da¤lara çıkar. Korkaklar karanlıkta ıslık çalarlar. Mezarlıkların önünden geçerken ıslık çalarlar. Devletin silahını beline takmıfl dolanıyorlar. Çünkü korkuyorlar. Kızım sonuna kadar direnmifltir. Kahramanca, Pir sultanlar gibi, fieyh Bedrettinler gibi... Kızım benim yüre¤imde bir madalyadır. O'nu ölene kadar taflıyaca¤ım". A¤›rman’›n konuflmas› salonda bulunan kitle taraf›ndan yo¤un flekilde alk›fllarla karfl›land›.
Hani Kamera Çekimi Yasakt›? Polisin derne¤e girip basın açıklamasını izlemek istemesi, Temel Haklar üyeleri tarafından engellenirken, hukuksuzlukta ›srar bu kez farkl› biçimde sürdü. Polis dernek ç›k›fl›nda bekleyerek, kapının önünde insanları kameraya çekti. Da¤larda hukuksuzluk kendini vahfletle gösterirken, kentlerde s›radan bas›n aç›klamalar›nda, demokratik haklar›n kullan›lmas›nda bu tür hukuksuzlar, coplamalar, a¤›zlar›n içine sokularak s›k›lan biber gazlar› ile gösteriyor. Ve bir yandan olanca gücüyle ba¤›r›yor iktidar ve Avrupa Birlikçiler; Türkiye demokratiklefliyor diye. Da¤larda cesetlere iflkence ve vahflet, kentlerde pervas›z hukuksuzluk; evet demokratiklefliyoruz.
Bu da israil vahfleti Oligarfliyle fark› ne? Tarih 5 Ekim, yer Filistin. 13 yafl›nda Filistinli bir k›z, ‹man el Hams. Refah Mülteci Kamp›’nda ‹srail askerlerince vurularak öldürüldü. Binlerce Filistinli gibi, yüzlerce yafl›t› gibi... Ama vahflet sonradan ortaya ç›kt›. Baz› ‹srail askerleri bile kendi komutanlar›n›n yapt›¤› bu vahflete isyan etti ve gördüklerini anlatt›lar. ‹nfaz› gerçeklefltiren subay hakk›nda soruflturma aç›l›rken, görgü tan›¤› askerlerin anlatt›klar› flöyle: "Filistinli k›z elinde çantayla yaklafl›yordu. Askerler atefl aç›nca kaçmaya bafllad›, ancak fazla gidemeden vurulup yere kapakland›. Subay›m›z yerde yatan k›za yaklafl›p bafl›na iki el atefl etti, bununla da yetinmeyip tüfe¤i otomati¤e alarak flarjörü, zaten ölmüfl olan k›z›n üzerine boflaltt›. Durmas› için seslendik, ama bize kulak vermedi. Gördü¤ümüz çok kötüydü, hepimizi kirletti...'' K›z›n çantas›nda sadece kitaplar vard›. ‹man el Hams’›n bedeninden ç›kan tam 20 mermi ise, emperyalistler ve iflbirlikçilerinin dünyan›n her yerinde ayn› zihniyete sahip olduklar›n› gösteriyordu. Hams’›n kardefli ‹hab, "kafas› mermilerden da¤ olmufltu, ‹srailliler, cesaretlerini dünyaya böyle mi göstermek istiyor?" dedi. Evet böyle gösterirler, böyle gizlerler halklardan korkular›n› ve düzenlerini böyle sürdürürler. Bu vahflete baflta islamc› bas›n olmak üzere, “vahflet... Tam 20 kurflun... Cesede kurflun... ‹srail ordusunda çürüme...” bafll›klar› att›lar.
Tokat Ya¤murlu-Filistin Refah fiimdi dönün ülkemize, gidin Tokat Ya¤murlu da¤lar›na.... Kesilen parmaklar›, sürüklenen cesetleri, kurflun doldurulan bedenleri hat›rlay›n. B›rak›n vahflet diye yazmay›, katliamc›lara destek manfletleri att› bu medya. Biz sadece Sebahattin Yavuz’un cesedinin durumunu Halk›n Hukuk Bürosu’nun aç›klamas›ndan hat›rlatal›m: (Ki tüm cesetler benzer durumdad›r) “Sol gö¤sünde 2 adet kurflun, sa¤ flakakta kurflun yaras›, sa¤ ayak bile¤i kurflunlardan parçalanm›fl, büyük ve aç›k bir yara, el bilek üstünde kurflun yaras› ve yan›k, sa¤ ayak baflparma¤› kurflundan kaynakl› yok olmufl, sa¤ ayak bilek diz aras› 3 kurflun, parmaklar ezilmifl, sa¤ bacakta takip eden 8 adet kurflun yaras›, sol bald›rda kurflun izleri, fliflme, morart›” ‹srail vahfleti ile Türkiye oligarflisinin flanl› ordusunun vahfleti aras›ndaki fark› söyleyin! Daha fazla kurflun, daha fazla cesede iflkence, daha büyük vahflet... ‹srail göstermelik de olsa, dava aç›yor subaya. Oligarfli madalya tak›yor, kulak, parmak koleksiyonlar› yapan kontralar›n›n aln›ndan öpüyor. Filistin halk› siyonizmin vahfletine karfl› direnirken, biz de bu vahflete, bu çürümüfl ahlaka, kokuflmufl düzene karfl› mücadele ediyoruz.
Say› 128 15 17 Ekim 2004
Ya¤murlu fiehitlerini yak›nlar› anlat›yor: Songül Koçyi¤it’in kardefli Devrim Koçyi¤it: “Yoksullu¤u bildi¤i için, yoksullu¤u yoketmek için yola ç›kt›.” Ekmek ve Adalet: ‹lk olarak bafl›n›z sa¤olsun, hepimizin bafl› sa¤olsun. Devrim Koçyi¤it: Sa¤olun, halk›m›z›n bafl› sa¤olsun diyelim. fiehitlerimizin ailelerinin bafl› sa¤olsun. Çok üzülüyoruz ama yapacak bir fleyimiz yok. Songül Ablan›z’›n flehit düflmesini nas›l ö¤rendiniz, neler yaflad›n›z? Ablam›z›n flehit düflmesini televizyondan ö¤renmifltik. Ondan sonra tuhaf bir duygu vard›. Onun öyle flehit düflmesini hiç istemiyorduk. Daha uzun y›llar mücadele etmesini istiyorduk ama flehit düfltü¤ünü ö¤rendi¤imizde çok de¤iflik bir duygu içindeydik. Bir yanda gurur oluyor, bir yanda da üzüntü. fiehit düflmesi, her zaman bekledi¤imiz bir haberdi. K›rda oldu¤u için gelecek haberlere kendimizi haz›rlam›flt›k. Kendisi de söylemiflti. Ben bir gün flehit düflersem hiçbir zaman a¤lamay›n, bunu da bilin demiflti. Say› 128 16 17 Ekim 2004
Cenaze töreni nas›l oldu? Cenazemizi zaten babam kendisi getirmiflti. Tabii Tokat'ta baz› olaylar olmufltu. Tafllama, yumurta atma falan olmufltu ama kendi köyümüzde olmad› böyle birfley, yani sahip ç›k›ld›. Songül Ablan›z nas›l bir insand›, nas›l ne zaman devrimci oldu? Akrabam›z Önder Özdo¤an'›n etkisiyle oldu. O
flehit düfltükten sonra ablam da mücadele içine girdi. Ondan sonra aktif olarak çal›flmaya bafllad› Sivas'ta. Çok okurdu hep. Yemek yapmay› çok severdi mesela, yemek yaparken bile bir elinde de kitap okurdu. Ifl›klar olmasa bile mum ›fl›¤›nda, ya da bir atefl ›fl›¤›nda kitap okurdu bize ve baflka insanlara. Ailede çok sevilen birisiydi. fiiflman oldu¤u için herkes onu tombili diye severdi. Bize, sadece bir kardefl de¤il de, bir arkadafl gibi, bir baba flevkatiyle davrand›¤› için çok seviyorduk. K›sacas›, o çok gururlu, mücadeleye bafl koymufl birisiydi yani. Çocuklu¤u, hepimiz gibi yoksulluk içinde, köyde ›rgatl›k ederek, tarlalara giderek, a¤›l sürüyerek falan geçti. Yani o yoksullu¤u bildi¤i için, yoksullu¤u yoketmek için yola ç›kt›. ‹nsanlara birfley vereyim, biz yaflad›k baflkalar› yaflamas›n diye devrimci mücadeleye girdi. Ablan›z› bu mücadelede flehit verdiniz. Son olarak birfley söylemek ister misiniz? Onun düfltü¤ü yoldan her zaman gurur duydu¤umuzu, onun tafl›d›¤› bayra¤› her zaman gururla tafl›yaca¤›m›z› söylemek istiyorum.
Komutan Sebahattin Yavuz’un A¤abeyi Özgür Yavuz: “Bizim bafl›m›z da dimdik, onun gibi.” Ekmek ve Adalet: Bafl›n›z sa¤olsun Özgür Yavuz: Sa¤olun, hepimizin bafl› sa¤olsun. Kardeflinizin flehit düflmesini nas›l duydu¤unuzu, neler yaflad›¤›n›z› sizden dinlemek isteriz. Kardeflimin flehit düflmesi bize onur verdi, gerçekte onlara yak›fl›r bir flekilde, onun hep söyledi¤i gibi flehit düfltü. O hep söylüyordu, bizi al›flt›r›yordu. Ben flehit düflersem onurumla namusumla flehit düflece¤im, asla teslim olmayaca¤›m... Devlet, zaman zaman ona iliflkin gazetelerden yay›n yap›yordu. “Sebahattin’i yaral› yakalad›k, Sebahattin elimizde” gibi. Sebahattin flunu söylüyordu bize, bu devlet, her zaman böyle fleyleri yapabilir ama hiç inanmay›n, hiç telafla kap›lmay›n. Benim partim bu aç›klamay› yaparsa, öldü¤ümüzü, flehit düfltü¤ümüzü söylerse, o zaman benim flehit düfltü¤üme inan›n derdi. Biz de öyle yapt›k.
Devrimcili¤ini bize anlat›r m›s›n›z, nas›l, ne zaman, hangi koflullarda bafllad›? Biz Tokat'›n Almus Mescit Köyü’nde yafl›yorduk. Yoksul ve Alevi bir ailede. Rençberlikle u¤rafl›yordu babam. Onbir kardefltik. ‹lkokolu orada okudu Sebahattin. Çok istekliydi, çok çal›flkand›. Biz de flartlar›m›z› zorlayarak, Sivas'ta okutmaya bafllad›k. ‹lk bu dönemlerde ortaya ç›kt› haks›zl›¤a isyan›. Haks›zl›¤a tahammülsüzdü. Sebahattin 90 dönemlerinde bizim bölgede baflka yap›lardan olan devrimci gerillalar› görüyordu. Onlara yard›mlar› olmufltu. Devrimcileri çok seviyordu. Sivas'ta ortaokuldan sonra Dev-Genç'lilerle
tan›flm›fl ve o dönemde de devrimcili¤e bafllad›. Sebahattin o dönemlerde okul tatillerinde Mücadele Gazetelerini köye götürürdü ve köydeki gençleri toplay›p onlara okurdu, anlat›rd›. Köyün gençlerini çok kendine ba¤lam›flt›. Büyü¤üyle küçü¤üyle Sebahattin köyde çok sevilen bir insand›. Biz onun flehitli¤iyle gurur duyuyoruz. Cenazesine gidemedi¤im için biraz burukluk yaflad›m. Annem bana telefonda flunu söyledi. “O¤lum sak›n üzülme, benim yavrum Sebahattin’im onuruyla savaflt›, onuruyla flehit düfltü. Ona yak›flan› yapmaya çal›fl›yoruz. Bafl›n› e¤medi düflman›n karfl›s›nda. Bizim bafl›m›z da dimdik, onun gibi. O sonsuza kadar yaflayacak. Onun yoldafllar› onu sonsuza kadar yaflatacaklar dedi. Ondan sonra benim üzüldü¤ümü hissetti. Dedi bak ben 70 yafl›nday›m, ben a¤lam›yorum, slogan at›yorum” dedi. Telefonda “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” diye slogan att›. Yani gerçekten onara yak›fl›r bir flekilde cenaze töreni olmufltu. Hiç devrimcilerle alakas› olmayan insanlar telefon açt› bana, böyle bir törenin görülmedi¤ini, binlerce insan oldu¤unu anlatt›lar. Bunlar da bize gurur verdi gerçekten.
Mustafa ‹fleri'nin k›zkardefli Gülflen ‹fleri: “Devrimci düflüncesini emanet b›rakt›, ona iyi bakaca¤›z hepimiz.” Asl›nda onu anlatmak biraz zor olacak ama hepimiz biliyoruz niye oradayd› ve neden yaflama veda etti¤ini.... Evet Abimle çok güzel günlerimiz oldu... Günlerimiz diyorum çünkü y›llar› paylaflamad›k.... O gitti¤inde ben 14 yafl›ndayd›m... Küçük Armutlu’ya birlikte geldik, Armutlu'nun ilk kuruldu¤u y›llard›... Çok zor flartlarda va a¤›r koflullarda yaflama tutunmaya çal›flm›flt›k. Çok fley ö¤rendim abimden, bunlar hep söylenir ama ben gerçekten ondan mücadeleyi ö¤rendim. Hep bir bir karfl› duruflu vard› olanlara, yaflam bizden birfleyler al›p götürürken o hep bana flunu söylerdi; "evet yaflam zor ama biz bunun üstesinden gelece¤iz. Devrimci güçle gelece¤iz." O zamanlar anlamam›flt›m ama flimdi anl›yorum. Abimin içinde müthifl bir devrim atefli yan›yordu, bunu bana defterlerimin aras›na koydu¤u notlarla ya da yaz›larla anlat›rd›... "Ba¤c›larda Üç Karanfil'i" dinlerdim onun sesinden her gece... Tek bafl›na da olsa ayakta nas›l kal›n›r iyi biliyordu, bize ailesine bunu anlatmaya çal›flt›... Evet bir emanet b›rakt›; devrimci düflüncesini emanet b›rakt›, ona iyi bakaca¤›z hepimiz.
‘Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak’ Gecesi Ölüm Orucu 5. y›l›na girerken ‹sviçre’nin Basel kentinde bulunan Basel Kültür Merkezi 10 Ekim günü "Emperyalizm Yenilecek Direnen Halklar Kazanacak" ad›yla bir gece düzenledi. Sunuculu¤unu Mehmet Özer'in yapt›¤› gece Kültür Merkezi ad›na yap›lan konuflmayla bafllad›. Devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflundan sonra Deste Günayd›n, Sümer Ezgü türkülerini seslendirdi. fiair Nihat Behram'›n okudu¤u fliirlerin ard›ndan gecenin ilk bölümü sona erdi. ‹kinci bölümün bafl›nda Avrupa HÖC temsilcisinin tecrit, emperyalizmin sald›r›lar›, direnen halklar›n savafl› içerikli konuflmas›n›n ard›ndan Ölüm Orucu flehitleri Osman Osmana¤ao¤lu ve Sevgi Erdo¤an’› anlatan sinevizyon gösterimi salondaki kitlenin tümü taraf›ndan ilgiyle izlendi. Gösterimin ard›ndan Ahmet Kulaks›z tecrite karfl› süren direniflle ilgili bir konuflma yapt› ve direnifli sahiplenme ça¤r›s›nda bulundu. Grup Yorum "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" slogan›yla sahneye ç›kt› ve coflkulu türkülerini, marfllar›n› seslendirdi. 600 kiflinin izledi¤i gecede salona devasa boyutlarda "Ölüm Orucunda 117 fiehit” ve "Güçlü Olan Emperyalizm De¤il, Direnen Halklard›r" yaz›l› pankart as›ld›.
Cephe’den Nepal’e Destek Nepal ‹lerici Halk Forumu'nun ça¤rısı üzerine, Hindistan Ordusu’nun Nepal'daki devrim yürüyüflünü durdurmak için müdahale etme planını protesto etmek amacıyla, 8 Ekim günü Brüksel'deki Hindistan Konsoloslu¤u önünde protesto gösterisi düzenlendi. Eyleme DHKC Enternasyonal de katıldı. ABD plan› dahilinde Hindistan’›n Nepal’e müdahale tehditlerini k›nayan bir konuflma yapan Nepal ‹lerici Halk Forumu temsilcisi, Nepalli devrimci önderlerinin Nepal'e iade edilmelerini teflhir etti. Belçika Emek Partisi temsilcisinin konuflmas›n›n ard›ndan söz alan Cephe Enternasyonal temsilcisi, “34 yıldır Türkiye'de flehitler pahasına ba¤ımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini veren Parti-Cephe, Nepal'daki devrimcileri selamlıyor ve devrimci sürecini devrimci coflkuyla destekliyor.” dedi. Müdahale planlar› ve iadeleri protesto eden konuflma, “Nepal Devrimini savunmak her devrimci örgütün enternasyonalist görevidir. Sizin zaferiniz tüm dünya halklarının zaferi olacaktır. Katmandu'ya nihai yürüyüflünüzün çok yakında olmasını diliyoruz. O gün geldi¤inde, zafer gününüzde de yanınızda olup, mutlulu¤unuzu paylaflaca¤ız". sözleriyle son buldu.
Say› 128 17 17 Ekim 2004
Gerillalar An›l›yor
Say› 128 18 17 Ekim 2004
Armutlu’da 7 Yeme¤i: Tokat’ta flehit düflen 4 Cephe gerillas› Devrim A¤›rman, Mustafa ‹fleri, Sebahattin Yavuz ve Songül Koçyi¤it ile ÇEM-DER baflkan› Salih Ç›nar için 10 Ekim günü ‹stanbul Armutlu Cemevi’nde 7. gün yeme¤i verildi. 7. gün yeme¤i gerillalar nezdinde devrim flehitleri için sayg› durufluyla bafllad›. Ailelerin geleneklerini yerine getirmesinin ard›ndan flehit düflen gerillalardan Devrim A¤›rman’›n babas› Niyazi A¤›rman yemek öncesi bir konuflma yapt›. “K›z›m› çok seviyorum. Onunla gurur duyuyorum, onun devrimci olmas›, sevgimi daha da büyütüyor” fleklinde konuflan Niyazi A¤›rman dün Mahir’lerin kanlar›yla Karadeniz da¤lar›n› sulad›¤›n›, bugün de k›z›n›n o topraklara kan›n›n akt›¤›n› belertirek, “Bizim çocuklar›m›z flehit düfltükçe ço¤al›yor.” dedi. Oligarflinin katliamc›l›¤›n› da elefltiren A¤›rman, flöyle dedi: “Devlet katletmeye devam ediyor. Cezaevlerinde 117 flehit verdik. Da¤larda katletmeye devam ediyorlar. K›z›m ve flehit düflen di¤er çocuklar›m›z, devrim flehitleri ölümsüzdür.” Konuflman›n ard›ndan flehitler için yemek da¤›t›ld›. fiehitlerin foto¤raflar›n›n yer ald›¤› panoda insanlar foto¤raflara dokunmadan, öpmeden geçmezken, Armutlu halk›n›n gerillalar› sahiplenmesi, yeme¤e 1000’e yak›n insan›n kat›l›m›na da yans›m›flt›. Armutlu polisi de bu
sahiplenmeden duydu¤u korkuyu hukuksuzca insanlar›n yolunu keserek, arama kararlar›n› soran insanlara "yok ama sen yine de bize kimli¤ini göstereceksin" diyerek gösterdi. Armutlu Cemevi'nde verilen yeme¤in ard›ndan flehit aileleri Cebeci Mezarl›¤›'na giderek flehitlerin mezarlar›n› ziyaret ettiler. Analar›n a¤›tlar›nda katillere duyulan öfkenin en üst boyutta oldu¤u ziyaret saat 17.00'de ailelerin mezarl›ktan ayr›lmas›yla sona erdi. ÇEM-DER’de Anma: Gerillalarla birlikte katledilen Çorap Emekçileri Derne¤i (ÇEMDER) Genel Baflkan› Salih Ç›nar için, 10 Ekim günü dernek binas›nda anma düzenlendi. Çok say›da çorap emekçisinin kat›ld›¤› anmada sayg› duruflunun ard›ndan Salih Ç›nar'›n hayat› ve mücadelesine dair konuflmalar yap›ld›.
ERD‹NÇ ARSLAN 5. YILINDA ANILDI! 5 Ekim 1999'da Adana da polisler taraf›ndan infaz edilen Erdinç ARSLAN 5. y›l dönümünde 10 Ekim günü Samanda¤'da an›ld›. Aile evinde toplanan kitle "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez” pankart› ve k›z›l bayraklar›yla köyün ortas›ndan sloganlar eflli¤inde mezarl›¤a yürüdü. Erdinç’in mezar› bafl›nda devrim flehitleri ad›na yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan, Tekirda¤ Hapishanesi’ndeki Erdinç'in yoldafllar›n›n, mezar› bafl›nda okunmas› için gönderdi¤i Erdinç'i anlatan "Arap hançeri" adl› yaz› okundu. Tutsaklar ad›na Erdinç'in yengesi Özlem Arslan’›n okudu¤u yaz›n›n ard›ndan
Yurtd›fl›nda Anmalar: Türkiye da¤lar›nda flehit düflen gerillalar binlerce kilometre uzaktaki topraklarda da selamlanmaya devam ediliyor. Berlin'de 8 Ekim günü, Hamburg'da ise 9 Ekim günü yapılan anmalarda flehitlerin yaflam öyküleri ve devrimci kiflilikleri anlatıldı. Yapılan konuflmalarda, oligarflinin gerillaların cans›z bedenleri üzerinde yaptıkları iflkenceler vurgulanarak, faflizmin savafl ahlak› olmad›¤› gözler önüne serildi. Her iki anmada da Cephe’nin gerillalara iliflkin yapt›¤› aç›klama okunarak, Halk kurtulufl savafl›n›n durdurulamayaca¤› büyük bir inanç ve ba¤l›l›kla devam edece¤i bir kez daha dile getirildi. türkü ve marfllar söylendi, aileler Arap geleneklerine uygun dualar ettiler. Daha sonra ailesinin Erdinç için verdi¤i yemekle anma sona erdi. Anmada s›k s›k Erdinç Aslan Ölümsüzdür, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z” sloganlar› at›ld›. Anma esnas›nda Jandarma ve sivil polisler taraf›ndan mezarl›k ve köyün çevresi sar›larak her anmada oldu¤u gibi köy halk›na ve anmaya kat›lan herkese gözda¤› verilmeye çal›fl›ld›.
1 Nisan Davas› Duruflmalar›na Ça¤r› ◆ Bu komployu bofla ç›kartmak, haktan, hukuktan, adaletten yanay›m diyenlerin kaç›namayaca¤› bir görevdir.
◆ Faflizmin komplolar›na dur denilmezse, mevcut hak ve özgürlükler kullan›lamaz!
◆
Bu komplo bofla ç›kart›lamazsa, devrimci, demokrat, vatansever, islamc›, muhalif hiç kimsenin hiç bir güvencesi yoktur. Onlarca demokratik kurumun bas›ld›¤› ve kapat›ld›¤›, 82 kiflinin tutukland›¤› 1 Nisan terörüne karfl› “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” slogan›yla 1 Eylül’de bafllat›lan kampanya, 4 Ekim’de Ankara’da yap›lan eylemle sona erdirildi. Yaklafl›k bir ay boyunca pankartlarla, bildirilerle, panellerle, gösterilerle yurdun dört bir yan›nda “sahte belgeler” gerçe¤i duyuruldu. Yasalar› uygulamakla görevli polisin ve mahkemelerin nas›l hukuksuzlu¤un uygulay›c›s› olduklar› anlat›ld›. Herfleyin tozpembe gösterildi¤i ülkemizde hukuksuzlu¤un kolgezdi¤i gösterildi. Sansür belli ölçülerde de olsa parçaland›. Fakat burjuva bas›n bir bütün olarak 1 Nisan operasyonundaki suç ortakl›¤›n› sürdürerek, yap›lan eylemleri, aç›klamalar› da görmezden gelmeye devam etti. Oligarflinin polisi, sahte belge oyununun a盤a ç›kmas›n› engellemek için yine bildi¤i tek yönteme baflvurarak eylemlere sald›rd›, gözalt›lar, tutuklamalar yafland›. Ama gerçekler gizlenemez. Gerçekler, 25 Ekim’de bafllayacak duruflmalarda, mahkeme kürsülerinden de ortaya konulacak. Gerçek, bu davaya sahip ç›kanlar taraf›ndan savunulup, komplo bofla ç›kar›lacak. * Bas›lan yerleri hat›rlay›n: TAYAD, çeflitli flehirlerdeki Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri, Gençlik Gelecektir Dergisi, çeflitli flehirlerdeki Gençlik Dernekleri, Ekmek ve Adalet Dergisi, Halk›n Hukuk Bürosu, ‹dil Kültür Merkezi, Anadolu’nun Sesi Radyosu, Okmeydan› Halk›n Sesi Gazetesi, Adana Dayan›flma Derne¤i... Tutuklananlar› hat›rlay›n; tüm bu yasal, demokratik kurumlar›n üyeleri, çal›flanlar›, yöneticileridir. TAYAD Yönetim Kurulu Üyeleri, Ekmek ve Adalet Dergisi, Vatan Dergisi Yay›n Yö-
netmenleri, Temel Haklar Genel Sekreteri, Sayman›... Üyeleri... Bu liste, haklar ve özgürlükler mücadelesi yürütenlerin, halk›n demokratik örgütlenmesini savunan ve gerçeklefltirenlerin karfl› karfl›ya kald›¤› tehlikenin vehametini göstermektedir. Polis, bir disketle, sahte belgelerle düzenledi¤i aleni bir komployla onlarca kurumu bas›yor, onlarca kifliyi F tiplerine gönderebiliyor. Böyle bir ülkede mevcut yasalar›n tan›d›¤› örgütlenme özgürlü¤ünün, düflünce özgürlü¤ünün, bas›n özgürlü¤ünün ne hükmü kal›r ki? Polisin amac› tam da budur zaten; hak ve özgürlükleri devrimci, demokrat kesimler için kullan›lamaz hale getirmek! Bu komplonun bofla ç›kar›lmas›, sahte belgelerle gerçeklefltirilen hukuksuzluk terörünün püskürtülmesi iflte bu noktada tüm demokratik muhalefet için hayati bir öneme sahiptir. 1 Nisan davas› iflte bu nedenle, konfederasyonlar›n, sendikalar›n, odalar›n, yöre derneklerinin, alevi derneklerinin, hukukçular›n, sosyalist bas›n›n, k›sacas›, tüm devrimci, demokratik kurum ve kiflilerin, tüm gücüyle sahip ç›kmas› gereken bir davad›r. Bu sald›r› püskürtülemedi¤inde, “ad›n diskette geçiyor” denilerek haklar ve özgürlükler mücadelesinin, demokratik örgütlenmelerin tasfiyesinin yolu aç›lm›fl olur. * Bu dava, emperyalizmin dünya çap›nda terör demagojisiyle demokratik haklara ve örgütlenmelere yöneltti¤i sald›r›n›n bir parças›d›r ayn› zamanda. Emperyalistler ve iflbirlikçileri, “biz terör denilince akan sular dursun” istiyorlar, “terör” gerekçesiyle en temel insan haklar›n›n rafa kald›r›lmas›n›n “sezsizce” karfl›lanmas›n› dayat›yorlar. Bu davada hukuksuzlu¤un karfl›s›na dikilmek, terör demagojisiyle hak ve özgürlükler mücadelesinin gayri-meflru ilan edilmesine karfl› bir tav›r da olacakt›r. Devrimciler, demokratlar, ayd›nlar, hukukçular, bu dava flu veya bu kurumun de¤il, ba¤›ms›zl›ktan, demokrasiden, sosyalizmden yana olan tüm güçlerin davas›d›r. Emekten, halktan yana olan herkesin davas›d›r. 1 Nisan terörüyle sindirilmek istenen halksa, halktan yanay›m diyen herkes, bu davada, devlet terörünün karfl›s›na dikilmelidir.
Say› 128 19 17 Ekim 2004
Oligarflinin ‘Kahramanlar›’
ÇAKAL SÜRÜSÜ
Operasyon, ülkemizdeki çarp›k kapitalizmin IMF-AB eliyle restorasyonuna da uygundur. “Adam gibi kapitalizm”de, rant bu tür küçük mafyalara de¤il, as›l büyük mafyalar olan tekellere akmal›d›r.
Medyan›n (ve Can Dündar gibi Avrupa Birlikçilerin) operasyonu “mafyaya büyük darbe”, “dünün Türkiye’si ile yar›n›n Türkiyesi aras›ndaki son savafl” gibi sunmalar›, aldatman›n, Susurluk devletini makyajlama operasyonunun parças›d›r. Burjuva bas›n ve sözde solcu ayd›nlar burada “en pis rolü”, halk› aldatma rolünü üstlenmektedir. Peker’in Susurluk’un bir kolu oldu¤unu, AKP iktidar›n›n Susurluk’a karfl› olmad›¤›n› ve (Sedat Bucak’›n mahkemeye verdi¤i belgeler olay›nda da görüldü¤ü gibi) Susurluk’un üzerine gitme gibi bir niyet tafl›mad›¤›n› çok iyi biliyorlar. AB’cilik onlara, demokratiklefliyoruz havas› yaratma u¤runa ya da baflka hesaplarla Susurluk’un üzerini örtme misyonu yüklemektedir.
Bir mafya operasyonu ve oligarfli içi iktidar savafl› Faflist mafyac› Sedat Peker “operasyonu” ile bir kez daha, mafyan›n devletin sevgili çocu¤u oldu¤u görüldü. Generallerden polislere, valilerden hukukçulara, burjuva politikac›lardan bürokratlara kadar, Susurluk iliflkileri içinde kim varsa, Peker’in iliflkilerinde de onlar ortaya ç›kt›.
Peker Operasyonu Niye Yap›ld›?
Say› 128 20 17 Ekim 2004
7 Ekim günü yap›lan operasyonda Peker’in iliflkilerinin -en az›ndan bir k›sm›n›- deflifre eden bilgilerin ele geçirildi¤i aç›kland›. Operasyonu yürüten Organize Suçlar fiube Müdürü Ayhan Buran, “çetenin bir dizi yaralama, gasp, haraç, flantaj, y›ld›rma, tehdit, adam kaç›rma suçlar›na kar›flt›¤›n›” belirterek, “Peker ve adamlar›n›n sistematik bir flekilde ç›kar amaçl› birçok eylem yapt›¤›n›” söyledi. Tabii bu suçlar aras›nda, “çetenin” halka karfl› Susurluk devleti taraf›ndan nas›l kullan›ld›¤› yoktu, olamazd› da. Çünkü operasyonun amac›, gerçekten mafyan›n içinde yer ald›¤› sisteme karfl› de¤ildi. Peker ilk gözalt›na al›nd›¤›nda rahatt›, oligarflinin kahraman çocuklar›ndan biriydi ne de olsa. Hastaneye götürülüflünde ise rahatl›¤› gitmifl “komplo” diyordu. Oligarfli içindeki iktidar kavgas›n›n sonucu olarak operasyona maruz kald›¤›n› farketmifl, feryat ediyordu. Bu kavga, mahkeme aflamas›nda alenileflti. Mahkemeye ç›kar›lan Peker ve adamlar›, tam bir meydan okuyuflla serbest b›rak›ld›lar. Oligarfli içi kesimlerin aç›k bir çat›flmas›yd› yaflanan. Bir kesim operasyon yap›yor, di¤eri b›rakt›rarak ‘iktidar biziz’ diyordu. Karar›n AKP taraf›ndan en tepeden al›nd›¤› bizzat ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Aksu taraf›ndan “Say›n baflbakanla birlikte karar ald›k” sözleriyle aç›klanan Peker operasyonu neden yap›ld›? Operasyonun bir yan›, oligarfli içindeki iktidar kavgas›d›r. Öte yandan Avrupa Birli¤i paralelindedir. “AB ilerleme raporu”ndaki “yolsuzlukla mücadele” uyar›s›na uygun makyaj yap›lmaktad›r. AKP iktidar› gerçekte ne yolsuzluklara, ne Peker’in tam da ortas›nda oldu¤u Susurluk’a, ne de mafyaya karfl›d›r. O, iktidar›n› pekifltirmeye çal›flmaktad›r.
Polis Devleti Budur Peker’in serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan da iktidar kavgas› tüm h›z›yla sürdü. Serbest b›rakan hakim yeniden tutuklama karar› ç›karmak zorunda kald›. Önce haydi kaç diye b›rak›p sonra g›yabi tutuklama; tam bir komedi! T›pk› Çak›c› olay›nda oldu¤u gibi. Peker’in kendini güvenceye al›p, uygun bir zamanda serbest b›rak›laca¤› sözü almas›n›n ard›ndan lütfedip teslim olmas›yla yaflananlar ise tam bir polis devleti soytar›l›¤›. Kendisi teslim olmaya gelen Peker, mahkeme önünden polis taraf›ndan yakapaça gözalt›na al›nd›. Cürete bak›n! Hukukmufl, mahkemeymifl, yasal bir yetkisi yokmufl umurunda de¤il. Zaten tutuklama karar› verilmifl birini hem de mahkeme önünden gözalt›na almak, “herfley bizden sorulur, bizden izinsiz hiçbir fley olmaz” demektir. Polis devleti budur. Polisin mafyaya karfl› olmas› ise yaland›r. Mafya hiçbir zaman polisin bilgisi d›fl›nda olmad›, aksine hep içiçe oldular.
Peker Susurluk’un Bir Koludur Peker Operasyonu’ndan bas›na yans›yanlar, bir kez daha üzeri örtülmeye çal›fl›lan gerçekleri hat›rlatm›flt›r. Bu gerçek, Susurluk’un devlet oldu¤u ve bütün mekanizmalar› ile sürdü¤üdür. Susurluk gözard› edilerek kimse Peker olay›n› s›radan bir mafya organizasyonu olarak aç›klayamaz. 2'si bürokrat 20 kifliyle “özel hat”l› telefonlarla görüflen Peker, Susurluk’un bir koludur. ‹liflkileri de bu niteliktedir. Oligarflinin kulland›¤› kahraman ve de hepsi “büyük ulusalc›” tüm mafyac›lar gibi, Peker’in iliflkileri de Susurluk iliflkileridir. Susurluk
içinde kurulmufltur bu iliflkiler ve yine tüm mafyac›lar gibi Peker de Susurluk’a hizmetinin kendine sa¤lad›¤› avantajlar› kullanarak yükselmifltir. Bu düzen Pekerler’e gebedir. ‹flte, benzerlerini Susurluk ba¤lant›l› her olayda gördü¤ümüz, Peker’in iliflkilerinden bir k›sm›:
◆ Cumhurbaflkan›... A¤ar, susurluk kararlar›n› devletin zirvesinde ald›klar›n› söylemiflti. Mafyan›n devrimcilere karfl› kullan›lmas› bu kararlar›n önemli bir yan›yd›. Kulland›lar. O zirvede yer alanlardan biri Cumhurbaflkan› Demirel’di. Peker’in, Demirel’in ony›llard›r yan›bafl›ndaki koruma müdürü arac›l›¤›yla iliflki yürüttü¤ü ortaya ç›kt›. Demirel’den ise “ç›t” yok! ◆ Ordu... Peker’in, Susurluk’un yöneticisi generallerle iliflkisi de alenidir. Eski Kara Kuvvetleri Komutan› emekli Org. Aytaç Yalman’›n özel kalem müdürlü¤ünü yapan yüksek rütbeli bir subay ile iliflkisi ortaya ç›karken, telefon konuflmalar›ndaki ‘Komutan›n o iflini halledebildik mi?’ gibi ifadeler, generallerin çal›flma arkadafllar›n›n kimler oldu¤unu göstermektedir. Yine Peker’in Van ‹l Jandarma Alay Komutanl›¤›’nda görevli Albay Metin Kutlu¤ ile de iliflkisinin bulundu¤u dosyada yer alan bilgiler aras›nda. Aytaç Yalman’›n haberleri yalanlayarak, “flahs›m› ve TSK’y› y›pratma amaçl›d›r” aç›klamas› ise, soytar›l›kt›r. Ne zaman generallerin suçu ortaya ç›ksa, ayn› nakarat tekrarlan›r. Bo¤az›na kadar kana, pisli¤e bulaflt›klar› ortaya ç›kt›kça, “ordu y›prat›l›yor” diye feryat edip, susturmaya çal›fl›rlar. Bir baflka nakarat da, Genelkurmay’›n “soruflturuyoruz” aç›klamalar›d›r. Soruflturmazlar, sadece gizlerler. Susurluk’ta ad› alenileflen subaylar›n›n TBMM Susurluk Komisyonu’nda ifade vermesini bile engelleyen, Veli Küçükler’i Susurluk sonras› terfi ettiren onlar de¤il mi? Ordunun mafyac›larla ortaya ç›kan bu kaç›nc› iliflkisi? Çak›c› olay›nda ortaya ç›kanlar› soruflturdular m› ki, bunu sorufltursunlar.
◆ Yarg›... Alaattin Çak›c›-Yarg›tay iliflkisinde ad› geçen Yarg›tay Genel Sekreter Yard›mc›s› Ercan Yalç›nkaya’n›n Peker ile de iliflki içinde bulundu¤u ve arac› bir ‘ifladam›’ ile telefon görüflmesinde ‘Reise (Peker’e) sayg›lar›m› ilet’ dedi¤i, Çak›c›’ya ‘ba¤l›l›klar›n› belirtti¤i’, Peker’in aralar›nda Yalç›nkaya’n›n da bulundu¤u yarg› mensuplar›na hediyeler gönderdi¤i ve befl y›ld›zl› otellerde tatil imkan› sundu¤u, yine malumun ilan› geliflmeler aras›nda. (12 Ekim 2004, Milliyet) Hat›rlanacakt›r, 2000 y›l›nda DGM Baflsavc›s› Oktar Çak›r flaibeli bir flekilde Melik Giray isimli “ifladam›”n›n arac›nda Ankara yolunda kaza yapm›flt›. Kendisi de mafyac› alan Giray, Peker hapishanedeki villas›ndayken, ona buzdolaplar›, f›r›nlar
ve onlarca koyun gönderip ziyafet çeken kifliydi. Peker’in mahkemeden nas›l olup da b›rak›ld›¤›n› soranlar iflte bu iliflkilere baks›nlar. Ülkenin en üst hukuk kurumunun mafyac›ya ba¤l›l›klar›n›, sayg›lar›n› iletti¤i bir Türkiye’nin hukuk devleti oldu¤unu söyleyenler, Susurluk’un üzerini örtmeye çal›flanlar de¤ilse nedir?
◆ Vali... Baflta OHAL
Susurluk soruflturulmadan Peker ve benzeri mafya soruflturmalar› göstermeliktir. Susurluk iktidar› mafyay› yok edemez. Çünkü mafya Susurluk’tan ba¤›ms›z de¤ildir, Pekerler, Çak›c›lar, Çatl›lar oligarflinin kahramanlar›d›r. Hiçbir savc› ç›k›p generallerin iliflkilerini sorgulayamaz. Görevinin bafl›ndaki generaller buna izin vermez. ‹flte bu nedenle 1996’daki slogan hala geçerli: “Susurluk pisli¤ini devrim temizler.”
ve ‹stanbul valileri olmak üzere, oligarflinin valilerinin Susurluk’un uygulama aflamas›ndaki rolü bilinmektedir. Do¤al olarak mafya ile iliflkileri de her dönem olmufltur. Peker ile, eski Tokat, yeni Bilecik Valisi Ayhan Çevik aras›nda telefon görüflmeleri yap›ld›¤›, Peker’e vali taraf›ndan silah ruhsatlar› verildi¤i, Peker’in Çevik’i ‹stanbul’da a¤›rlay›p, hayat kad›nlar›, yüksek miktarda para gibi “ikramlarda” bulundu¤u ve hediyeler verdi¤i ortaya ç›kt›. (10 Ekim 2004, Hürriyet)
Devletin neresinden tutarsan›z tutun pislik ak›yor. Vilayetlerdeki temsilcilerine bak›n! Halka karfl› savaflan devlet çürür. Çürümüfl, katliamc› bir devletin sonuçlar›d›r bunlar.
◆ Susurlukçular... Susurluk tetikçilerinin komutan› Korkut Eken’e 2 milyon dolar veren Peker, 5 milyon dolar da “bir siyasi parti liderine” veriyor. O parti liderinin Susurlukçu A¤ar oldu¤unu söylemeye gerek var m›? Tabii bu arada Ayhan Çark›n’›n da Peker ile iliflkisini hat›rlamakta yarar var. Peker’in “adamlar›n›” araflt›r›n, mutlaka özel timcileri de görürsünüz. Üst düzey bir emniyet yetkilisinin “Sedat Peker’in yan›nda 3-5 özel timcinin çal›flt›¤›” sözleri belki unutulmufltur, hat›rlat›l›m. (31 Mart 2000, Milliyet)
◆ Bürokrasi-Polis-Siyaset... Peker’in ortaya ç›kan iliflkileri aras›nda elbette bürokrasi, siyaset ve polis teflkilat› da bulunuyor. Henüz isimleri bas›na yans›masa da, üst düzey polis fleflerinin, bürokrasi ve burjuva partilerden kiflilerin Peker’le iliflkide olduklar›n›n belgeleri dosyada yer al›yor. fiu tabloya bak›n; AKP iktidar› Peker’i tüm bu iliflkileri ile birlikte yarg›layabilir mi? Ya da böyle bir niyeti var m›? Susurluk konusundaki tavr› ne ise, Peker konusunda da fazlas›n› yapamaz. Mafyaya karfl› mücadele havas› yaratmak için yap›lan operasyon, onlarca örne¤inde oldu¤u gibi, iktidar çat›flmalar›na paralel olarak flekillenecek ve büyük olas›l›kla sonuçsuz kalacakt›r.
Say› 128 21 17 Ekim 2004
Çiçek’in Hamili¤ini Yapt›¤›, Generallerin ‘Kahraman’ Yarbay› Olan Susurlukçu Korkut Eken’e Mafyac›dan 2 Milyon Dolar Harçl›k Susurluk devletinin mafyac›lar› devrimci mücadeleye karfl› kullanmas›nda, iflin bafl›nda olanlardan biri Korkut Eken’di. Korkut Eken 2000 y›l›nda kendi aç›klamas›nda mafyac›larla iliflkilerini bak›n nas›l aç›kl›yordu: “Sedat Peker ve Alaaddin Çak›c›’y› görev icab› tan›r›m. Görev ciddiyetiyle arkadafllarla birlikte oldum. Askerlik nizam› içinde amir-memur mesafesi içinde bulunmuflumdur.” “Mafyan›n gücü nereden geliyor, Peker bu iliflkileri nas›l kuruyor, en yetkili bürokratlar, hukukçular, polis flefleri, siyasetçiler nas›l mafyac›lar›n önünde elpençe divan duruyor” diyenler, dönüp bu aç›klamaya yeniden baks›nlar.
Say› 128 22 17 Ekim 2004
Mafyac› ile devletin bir subay› amir-memur iliflkisinde. fiimdi bu iliflki tersine dönmüfl anlafl›lan, Eken mafyac›dan cep harçl›¤› al›yor. “2 milyon dolar›m olsa art›k Türkiye’de yaflamam.” diyen büyük milliyetçi Eken’in nas›l zavall› bir kiflilik oldu¤u görülüyor. Peki Eken’in hamileri kimler? Baflta, “her fleyi bilgimiz dahilinde yapt›, O kahraman bir yarbayd›r” diyen generaller. Ama onlarla s›n›rl› de¤il. Bugün TV kameralar› karfl›s›nda “hukuktan” söz eden Cemil Çiçek, Eken’in, Susurlukçular’›n iktidardaki hamisidir. Çiçek, mafyac›dan 2 milyon dolar alan Eken için flöyle diyordu; “Bunlar, suç iflledilerse bile, davulla zurnayla ilan edilerek deflifre edilmemeliydiler. Bu ülkeye
Çiçek: “Yarg› Halka Karfl›d›r” Gazeteciler Peker’in nas›l serbest b›rak›ld›¤›n› soruyor. Susurluk hamisi Çiçek, Eken’de oldu¤u gibi, rahat de¤il. Bu kadar alenileflmiflken Susurluk’un bir kolu olan Peker’e aç›k sahip ç›karak, “bu ülkeye bir daha hizmet edecek olan insanlar›n önlerini kesecek flekilde bir hareket tarz› içine girilmemeliydi" diyemiyor. Ve y›llard›r dile getirdi¤imiz bir gerçe¤i itiraf etmek zorunda kal›yor. “Savc›lar›n, vatandafl d›fl›nda eli kolu ba¤l›” (Hürriyet, 12 Ekim) diyor Çiçek. Ba¤›ms›z, demokratik bir Türkiye mücadelesi verenlere karfl› ony›llara varan cezalar veren, en küçük bir gerekçeyle tutuklayan savc›lar›n mafyaya karfl› elikolu ba¤l›ym›fl. Yarg› halka karfl›d›r bu ülkede. Susurluk yarg›s› dedi¤imiz de budur iflte. Binlerce operasyon yapan Susurlukçular’a ödül gibi cezalar veren, bir ço¤unu mahkeme önüne bile ç›karmayan yarg›d›r bu.
Susurlukçular’›n “Türkçülü¤ü” Oligarflinin kulland›¤› Çeçen Muhammet Tokcan ile iliflki yürüten, 1999’daki Futbol Federasyonu baflkanl›k seçimlerine müdahil olan, Susurluk’ta, Tar›k Ümit cinayetinde ad› geçen Peker, ayn› zamanda bütün katiller gibi bir “milliyetçi”, “Turanc›”. Susurlukçular›n Türkçülü¤ü’nün nas›l bir Türkçülük oldu¤unu anlamak için Pekerler’e bakmak yeterlidir. 23 May›s 2002 tarihinde düzenle‘Büyük Türk’ Veli di¤i “Öztürkler” gecesi, TürkçülüKüçük, Peker’in ifl ¤ün flaha kalk›p gösteriye ç›kt›¤› arkadafl› olarak gündü. O gün 1500 davetli aras›nda politikac›lardan generallere, gecede konufluyor profesörlerden sanatç›lara kadar bir çok davetli vard›. Eski KKK Org. Muhittin Fisuno¤lu ve Turanc›l›k nutku atan Susurlukçu Tümgeneral Veli Küçük de bunlar aras›ndayd›. Küçük’ün görevi s›ras›nda kendisine, “Emniyet birimlerine, aranan kiflilerin bulunmas›nda yard›mc›l›k ifli verdi¤ini” (Kanal 7, 29 May›s 2002) söyleyen Peker, tüm davetlilere alt›n da¤›tarak ne büyük Türk oldu¤unu gösteriyordu. Dikkat edin ne kadar katil, Susurlukçu, mafyac› varsa, hepsi “milliyetçi” geçiniyor. Milliyetçiliklerini namluya sürüp kan döküyor ve kasalar›n› dolduruyorlar. bir daha hizmet edecek olan insanlar›n önlerini kesecek flekilde bir hareket tarz› içine girilmemeliydi." (Emin Pazarc›, Tercüman, 22 Ocak 2003) Bu söz bir Adalet Bakan›’n›n. A¤ar’›n “deflifre olmam›fl arkadafllar›m›z var, onlar ifllerinin bafl›ndalar” sözüyle nas›l da ayn› mant›¤› yans›t›yor. Yeniden düflünün; Pekerler nas›l bir düzende, kimlerin yönetti¤i, adaleti kimlerin temsil etti¤i bir ülkede böyle gelifliyor? Cevab› için Cemil Çiçek’e bakman›z yeterlidir. Peker merak etmesin, daha önce oldu¤u gibi, yine F tiplerinde misafir olarak kalacak, her türlü emri Çiçek taraf›ndan yerine getirilecektir. fiubat 2003’de, Susurluk’u savunan Adalet Bakan›’n›n F tipi hapishanesinde mafyac› Sedat Peker’in bilgisayar ve telefonlar› da eksik de¤ildi. ‹lginçtir, bir aramada tesadüfen ç›kan bu malzemeler nedeniyle, yan hücresinde kalan Orhan O¤ur isimli devrimci bir tutsa¤a sald›r›lm›fl ve O¤ur, “art›k kald›ram›yorum, bir fleyler yapmak laz›m” diyerek, kendini yakm›flt›. Manzara yine farkl› olmayacakt›r; Susurlukçular, mafyac›lar lüks içinde zorunlu misafirliklerini geçirirken, Susurluk hamisi Adalet Bakan› devrimci tutsaklar› katletmeye devam edecek.
Dersim Temel Haklar Baflkan› Ve Belediye Baflkan Yard›mc›s›’na Komplo Dersim Temel Haklar Baflkan› Murat Kaymaz ve Belediye Baflkan Yard›mc›s› EMEP’li Mustafa Taflkale, “Kongra-Gel'e yard›m ettikleri” gerekçesiyle 8 Ekim'de gözalt›na al›nd›lar. ‹ddiaya göre; 4 Ekim'de Kutudere Mevkii'nde yaflam›n› yitiren HPG gerillas› Kadir Kömürcü'nün üstünde ç›kan ka¤›tta, Kaymaz’›n gerillaya 2000 Euro, belediye baflkan yard›mc›s›n›n ise 9 kg tütün yard›m›nda bulundu¤u yaz›yordu... Komik, as›ls›z, “ben komployum” diye basbas ba¤›ran ucuz bir sahte belge olay›yd› yaflanan. Katletti¤in gerillan›n cebinden ç›kt› diye bir ka¤›da istedi¤in kiflinin ismini yaz, gözalt›na al, tutuklatabiliyorsan tutuklat. 1 Nisan operasyonunda iflte bu pervas›zl›¤› anlatmaya çal›fl›yorduk. Herkese uygulayabilirsin; “falancan›n üzerinden ad›n ç›kt›” diye. Tutuklatmak için yeterli sahte belge üretemeyen polis, flimdilik amac›na ulaflamad›. 11 Ekim günü Dersim yeralt› çarfl›s› üzerinde bir bas›n aç›klamas› düzenleyen Dersim Temel Haklar ve Demokratik Haklar Platformu, komployu ve gözalt›lar› protesto ettiler. Murat Kaymaz gözalt› gerekçesinin bir komplo oldu¤unu anlatt› ve polisin hak ve özgürlükler mücadelesi karfl›s›ndaki acizli¤inin göstergesi oldu¤unu dile getirdi. Dersim'de son süreçte yaflanan sald›lar›n bunun bir göstergesi oldu-
¤unu belirten Kaymaz, konuflmas›nda son süreçte yaflananlar› özetledi. Binlerce hektarl›k ormanlar›n yak›ld›¤›n›, muhtarlar›n iflbirli¤ine zorland›¤›n›, teröre karfl› miting ad› alt›nda korucular›n tehdidiyle yürüyüfl yapt›r›ld›¤›n›, mahallelerde arabalardan indirilip kimlik kontrolü ad› alt›nda terör estirildi¤ini, DKÖ çal›flanlar›n›n polisler taraf›ndan sürekli takip ve taciz edildi¤ini hat›rlatan Kaymaz, “sald›r›lar devam edecektir, birlikte mücadele etmedikçe herkes teker teker bu sald›r›larla karfl›laflacakt›r” dedi. “Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde Kaymaz, suç duyurusunda bulundu.
Evrensel’in Habercili¤i! Gözalt›lar› üst üste haber yapan Evrensel Gazetesi’ni okuyan biri, Murat Kaymaz’›n gözalt›na al›nd›¤›n›, komployla tutuklanmak istendi¤ini ö¤renemedi. Çünkü, haberin yar›s›n›n sansürlendi¤i, yok say›ld›¤› bir habercilik anlay›fl› sergiledi Evrensel.
Burjuva medya Ve Çevrecilerin ikiyüzlülü¤ü Dersim ormanlar› yan›yor, devlet seyrediyor. Seyretmesi do¤al, çünkü “terör” bahanesiyle yakan onlar. Baflka seyredenler de var. Her orman yang›n›na günde befl defa canl› yay›nla ba¤lanan televizyonlarda bu yang›n yok. Ormanlardan, yeflillikler, kufllar, böceklerden söz etmeyi, TV flovlar› ile fidan dikmeyi pek seven çevreciler de suskun. Neden? Dersim’de yanan ormanlar orman de¤il mi? Niye görmezden geliniyor? Yakan devletse, hele terör demagojisi sözkonusu ile, b›rak›n Dersim’i tüm Türkiye’yi yaksalar sesleri ç›kmaz bunlar›n. Çünkü riyakard›rlar, devletle karfl› karfl›ya geleceklerse, savunduklar› her fleyi savunmaktan vazgeçerler.
lalara devletin diliyle küfrediyor ve festivalde F tipleri protestosunu özel olarak ele Günlük bir gazete okuruna al›yor. “Dersimli’nin F tipi karfl› haber vermekte sorumlugibi bir gündemi yokmufl, dur, asgari habercilik ilkelerini hatta tüm Türkiye’nin güngözetmelidir. Hele bu kendine deminde bu sorun yokken, sosyalist diyen bir gazete ise, buryeniden ve yine önce Tunjuva bas›n›n sansürledi¤i haberceli’de gündeme getirilmesi lerde çok daha hassas olur. Evilginç de¤il miymifl?” rensel ne yap›yor; haberin yar›s›Çok komplo hikayesi n› al›yor, öteki yar›s›n› görmüyor. dinledi¤i anlafl›lan Çakan’›n Böyle habercilik olur mu?!! her sat›r›, Dersimli kimli¤i ile faflizmin dilinden konufltu¤unu ele veriyor. Hem de z›r cahil. Dersim’in zulme karfl› isHürriyet Gazetesi’nin yurtd›fl› bask›s›nda (12-13 yanlarla dolu tarihinden zerrece nasibini almam›fl, Ekim) “Söz sizin” köflesinde Almanya’dan Güliskimli¤ini devletin gazetesi Hürriyet’in hizmetine sutan Çakan imzas› ile “Tunceli’de neler oluyor” nuyor. 5 y›ld›r neredeyse her gün bir eylemle günbafll›kl› bir yaz› yay›nland›. Hemen bir parantez demden hiç düflürülmeyen F tiplerinin ne oldu¤unu açarak belirtelim ki, bu köfle özellikle Aleviler’i böbildi¤i de kuflkuludur. Ama, ya¤ çekti¤i karakol kolüp parçalaman›n, yurtd›fl›ndaki halk›m›z› devlet gümutanlar›n›n Dersim’in evlatlar›n›n kan›n› dökenler dümündeki kurulufllarda örgütlemenin kürsüsüdür. oldu¤unu çok iyi bilir. Kendi köyü de yak›lm›fl ama o çareyi ya¤c›l›kta ar›yor. Dersim, bu tür düflkünleSözkonusu yaz›da, Munzur Festivali’ne gelen ri hep lay›k oldu¤u yere koyup, d›fllam›flt›r. Gülistan Çakan, devrimcilere hakaret ediyor, geril-
Hürriyet Kürsüsünde Bir ‘Dersimli’!
Say› 128 23 17 Ekim 2004
Alibeyköy
19 binadaki 56 daire y›k›ld›.
Y›k›m iktidar› Alibeyköy’de y›k›m... Armutlu’da y›k›m... Depremzedelerin kald›¤› prefabriklerde y›k›m... Tekellerin iktidar› ranta yer aç›yor, yoksul halk soka¤a at›l›yor... Yoksullar›n düflman› AKP iktidar› tüm gecekondular› hedef al›yor; bugün de¤ilse yar›n herkese s›ra gelecek. Y›k›mlara karfl› örgütlenelim, mücadele edelim. Say› 128 24 17 Ekim 2004
“Ac›madan y›k›n...” Bu söz, yoksullar› aldat›p oyunu alarak oturdu¤u iktidar koltu¤unda, ilk günden bu yana sermayeye, emperyalistlere hizmet eden Tayyip Erdo¤an’a ait. Emir yerine getiriliyor. Alibeyköy’de sel alt›nda b›rak›p y›k›ma gerekçe yaratt›klar› gecekondulular›n, Küçükarmutlu halk›n›n, depremzedelerin evleri bafllar›na y›k›l›yor.
Alibeyköy Y›k›m› ‹ktidar›n Aynas›d›r AKP iktidar› ve ba¤l› belediye, Alibeyköy'de selde evleri, eflyalar› batt›¤› yetmezmifl gibi, bir de halka evlerinin karfl›l›¤› olan paralar› vermeden alçakça ve yasad›fl› flekilde y›k›ma bafllad›. 11 Ekim günü, t›pk› “terör operasyonu” ad›yla yapt›klar› bask›nlarda oldu¤u gibi, sabah 6:30’da mahalleye 2 bin polis, panzerler, akrepler, zab›ta ekipleri, dozerler, ifl makineleri y›¤arak, önce halka gözda¤› verildi, ard›ndan y›k›m bafllat›ld› ve
Tayyip Erdo¤an; evinin y›k›lmas›n› öfke ve ac›yla izleyen bu çocu¤a da ‘reel politikay›’ anlat bakal›m! Anlat›n serbest piyasalar›n›z›, borsalar›n›z›... Korkun bu öfkeden, yar›n bu k›z›m›z da bu düzeni y›kma mücadelesinde yerini alacakt›r. Çünkü bu düzen onun gibi milyonlara sadece yoksulluk ve zulüm veriyor.
‹lk y›k›m denemesine direnen 10 kifli gözalt›na al›nd›. Alibeyköy Merkez, Karadolap ve Ç›rç›r mahallelerinde y›k›m yapmak isteyen belediye zab›talar› ve çevik kuvvet, evlerini y›kt›rmak istemeyen aileleri tartaklad›. Ç›rç›r Mahallesi'ndeki kad›nlar, polis ablukas› üzerine, "Gitsinler devleti soyanlar›n, doland›r›c›lar›n kap›s›na koysunlar o polisleri" diyerek öfkelerini dile getirirken, "‹srail de böyle y›k›yor. Bunlar›n ne farklar› var. ABD Irak’› Ramazan’da vurmad› ama kendilerine Müslüman’›m diyenler Ramazan öncesi evimizi bafl›m›za y›k›yorlar. Seçimlerde mahallemizden ç›kmayan Ahmet Genç flimdi nerede? Ellerimiz k›r›lsayd› da oy vermeseydik" dedikleri duyuldu. Evleri y›k›lacak olanlar›n avukat› Fatma Atanur, y›k›m için mahkeme karar› bulunmad›¤›n›, sadece belediye izniyle y›k›m›n yap›ld›¤›n›, y›k›lan yerlerin gecekondu olmay›p tapulu evler oldu¤unu belirtti. Halk›n ‹dare Mahkemesi’ne açt›¤› yürütme davas› henüz sonuçlanmam›flken yap›lan y›k›m, iktidar›n tekellerin ç›karlar› için nas›l hukuksuz davrand›¤›n›n da örne¤idir. DS‹ ve TMMOB raporuna göre y›k›m›n kamu zarar›na oldu¤unu söyleyen Atanur’un hukuktan söz eden aç›klamalar› bu nedenle havada kald›. ‹ktidar› ilgilendiren tekellerin yarar›/zarar›d›r. Gecekondulara yönelik y›k›m›n önünü açmakta Alibeyköy örnek olarak kullan›lmak isteniyor. Medyan›n iktidara deste¤i bu yüzdendir. Alibeyköy halk›n›n, hiçbir ›s›nma, elektrik, su gibi altyap›s› bulunmayan Çobançeflme’deki toplu konutlara yerlefltirilmesi de tepkiyi azaltman›n arac›d›r. Ki, halk›n konutlara yerleflebilmesi için ayl›k 500 milyon ödemeleri gerekiyor. Bu miktar›n yoksullar için ne anlama geldi¤ini anlatmaya gerek var m›? Alibeyköy halk›n›n, sele yönelik baflka çözümlerin oldu¤u bilinmesine karfl›n, yerinden yurdundan edilmesi bir yana, verilen y›k›m bedelleri de evlerin de¤erinin dörtte biri bile de¤il. Edinilen bilgilere göre, y›k›m devam edecek.
Depremzedelere Yaflam Hakk› Yok! Halk›n evinin bafl›na y›k›l›p soka¤a at›ld›¤›
Halk›n karfl›s›na hep böyle ç›karlar - Alibeyköy
Kocaeli-Depr emzedeler
Evet! Onlar da “terörist”, çünkü hak ar›yorlar yerlerden biri de, 300 ailenin yaflad›¤› Kocaeli Derince ‹lçesi'ne ba¤l› Ç›narl› Prefabrikleriydi. 5 y›ld›r konut sorunu çözülmeyen halk, y›llard›r seslerini duyurmak için birçok yola baflvurdu, iktidar bu hak arama eylemlerinden dolay› haklar›nda dava bile açt›. fiimdi k›fl›n so¤u¤unda soka¤a at›lmak isteniyorlar. 8 Ekim günü evlerinden ç›kar›lmak istenen depremzedeler direndiler. Halk, polis taraf›ndan boflalt›lmaya çal›fl›lan evin etraf›n› sararak y›k›ma engel oldu. Polis, halk› uzaklaflt›rmaya çal›flmak isterken halk direnifle geçti. Kendilerine müdahale eden polise taflla karfl›l›k veren halka polis jop ve biber gaz›yla müdahale etti. Kocaeli Gençlik Derne¤i, Halkevleri, EMEP ve SDP üyeleri direnen halk›n yan›nda yer alarak halkla birlikte çat›flt›lar. Depremzedelerin tepkisinin artmas› üzerine y›k›m durduruldu. Tek talepleri insanca yaflamak, bafllar›n› sokacak bir konut olan halktan 15 kifli gözalt›na al›n›rken, olaylar sonras› depremzedeler prefabriklerinin yakınlarına direnifl çadırı kurdular. Birlikte direnme karar› alan depremzedeler bir de bas›n aç›klamas› yapt›lar. 500 kiflinin topland›¤› eylemde konuflan Leyla Y›lan, halk›n çaresizli¤ine de¤indi. Kocaeli Depremzeler Derne¤i Baflkan› Nurcan Taflp›nar da Marmara depreminde y›k›lan 35 bin konut yerine sadece 17 bin konut yap›ld›¤›n› dile getirerek, “binlerce konut da orta hasarl›. Can güvenli¤i yok. 17 prefabrike konut alan›ndan geriye sadece Derince, Gebze ve Körfez prefabrikeleri kald›. Bu konutlarda da gereksinim sahibi aileler yafl›yor. Aileler sorunlar› çözülünceye kadar burada yaflamak istiyorlar. Kentin görünümünü bozdu¤u gerekçesiyle prefabrikelerin kald›r›lmas› insanca yaflam isteyen bu insanlara büyük haks›zl›k.” dedi. Halk›n örgütlenmesinden korkan belediye ise devreye polisini sokarak halka “seslendi”. Halkla konuflan polis, baz› sol gruplar›n olay› k›flk›rtt›¤›n› söyleyerek terör demagojisi yapt› ve halk› “uyar›p”, hukuki yollardan haklar›n› aramalar› gerekti¤ini söyledi. Hem y›k›yor, hem hukuki
yollarla hak aray›n diyor. Asl›nda direnmeyin, hakk›n›z› aramay›n demek istiyor. Bu arada terör demagojisi yapmay› da ihmal etmiyor. Çünkü direnen herkes mutlaka ya teröristtir, ya da teröristlerce k›flk›rt›lmaktad›r. 11 Ekim’de de y›k›ma gelen ekipler ve halka sald›ran polis, direniflle karfl›laflarak püskürtüldü. Bu direniflte de 10 kifli gözalt›na al›nd›.
Armutlu’da Y›k›m Gecekondu direnifllerinin yafland›¤› bölgenin d›fl›nda bulunan Baltaliman› bölgesinde 60 ev istimlak edilerek y›k›ld›. Gecekondu direnifllerinin simgesi Küçükarmutlu’yu y›kmay› hiçbir zaman gündeminden ç›karmayan oligarfli, flimdilik halk›n örgütlü oldu¤u bölgenin d›fl›nda y›k›mlar gerçeklefltiriyor. Ony›llar›n tecrübesine sahip Armutlu halk›n›n, gecekondular› y›k›m plan› önüne ciddi bir engel olarak ç›kaca¤›n› biliyor iktidar. Alibeyköy’den Armutlu’ya, ciddi direnifllerin yaflanmam›fl olmas› iktidar› cesaretlendiren bir geliflmedir. Her f›rsatta “gecekondular› y›k›m projeleri”nden söz eden AKP iktidar›n›n yoksul halka sald›r›lar› sürecektir. Bu sürece tüm gecekondu halk› örgütlenerek haz›rlanmal›d›r. AKP’nin konut sorununu çözme gibi bir plan› yoktur, aksine engel olamad›klar› gecekondular› y›k›p, villalar, tekellere ifl alanlar› açmak istiyor. Tabii bu arada kendilerine villa yapmay› da ihmal etmeyeceklerdir. Riyakar islamc› AKP’lilerin bu konuda onlarca örne¤i bulunmaktad›r.
IMF Emriyle Zam Sigara ve alkole yüzde 15, petrole yüzde 5 oran›nda zam yap›lmas› karar› al›nd›. IMF’nin istedi¤i Faiz D›fl› Fazla hedefinin tutturulmas› için yine zamma baflvuruldu. Daha bir hafta önce “ithal ürünler hariç zam yapma devri kapand›” diyen Tayyip Erdo¤an, gazetecilerin sorusu üzerine “gereken yap›lacakt›r” demekle yetindi. Ekonomi böyle düzeliyor; daha fazla zam ve emekçilere daha az ücretle IMF’nin istekleri yerine getiriliyor. Art›k IMF’nin talimat verme devrinin geçti¤ini söyleyen iktidar, halk› yalanla uyutup zam ya¤muruna devam ediyor.
Say› 128 25 17 Ekim 2004
HÜCRELERDEN
Karfl›-devrimin önü EMPERYAL‹ZM HALKIMIZI TESL‹M HALKIMIZIN KAHRAMA
emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte
5. y›l Büyük direnifl 5. Y›l›nda! 4 y›lda verilen 117 flehitten devral›nan bayrak, flimdi onlar›n omuzlar›nda:
DHKP/C Davas› Tutsaklar›
Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi Fehim Horasan Vedat Çelik M. Kemal Eren M. ‹nan Ifl›k H. Sergül Albayrak TKEP/L Davas›’ndan Remzi Ayd›n
F tipleri konusunda (egemen s›n›flar d›fl›nda) herkesin hemfikir oldu¤u nokta; F tipleri sald›r›s›n›n tüm halk› teslim almay› amaçlayan bir sald›r› oldu¤udur. 5. y›l›na giren direniflle, bu sald›r›n›n karfl›s›na büyük bir barikat örülmüfltür. Oligarfli, sald›rd›¤› ilk mevzide durdurulmufltur. Hapishanelerin ve tutsaklar›n teslim al›nmas› üzerine yap›lan planlar, birinci basama¤›nda iflas ettirildi¤i için öteki aflamalar›na geçememifltir. Bu barikat›n ana gövdesi 117 flehittir. Bu barikat›n güvencesi, kendini feda cüretiyle donanm›fl içerideki ve d›flar›daki devrimcilerdir. 117 flehit, yüzlerce sakat, büyük bir bedeldir. Fakat, faflizmin, emperyalizmin zulmü alt›ndaki halklar›n onurlar›n› korumas›n›n baflka yolu yoktur. Halklar, Filistin’de, Irak’ta bu bedeli ödeyebilecek kahramanlara sahip olduklar› ölçüde onurlar›n› koruyup direnebiliyorlar. Türkiye halk›n›n da kahramanlar› var. Kendi içinden kahramanlar ç›karamayan bir halk, de¤erlerini kaybetmifl, acizleflmifl, kuru kalabal›ktan öteye geçmeyen bir kütledir art›k. Türkiye halk›, onlarca y›ld›r üzerindeki her türlü zulme ra¤men kahramanlar ç›karmaya devam ediyor. Tek bafl›na bu bile, halk›n tüketilemedi¤inin ve çürütülemedi¤inin kan›t›d›r. Halk›m›z, bu kahramanlara sahip oldu¤u için, Türkiye’nin her kar›fl›na ölü topra¤› serpemiyorlar. Bu topraklar, bu kahramanlar› ç›kard›¤› için, halk› tümüyle örgütsüzlefltirmeyi, mücadeleyi tasfiye etmeyi baflaramad›lar. Evet, F tipleri aç›lm›flt›r, bu engellenememifltir. Ve oligarfli, F tiplerini bugün haklar ve özgürlükler mücadelesi yürüten her kesime karfl› bir tehdit ve gözda¤› unsuru olarak kullanmaktad›r. Ama bu tehdit ve gözda¤›n›n karfl›s›nda yine kahramanlar›m›z vard›r. Kahramanlar›m›z, bu bask› ve teröre direnmenin zorunlu ve MÜMKÜN oldu¤unu gösteriyorlar herkese. Zalimin zulmünün karfl› konulamaz olmad›¤›n› gösteriyorlar. Oligarflinin plan›na göre; hapishanelerin teslim al›nmas›, tutsaklar›n susturulmas› ve sindirilmesi, ilk sonuç olarak d›flar›da devrimci mücadeleyi sürdürenlerin moralsizleflmesini, kendine güvensizleflmesini beraberinde getirecek; bu ise halk›n her kesimine yans›yan çok daha büyük bir moralsizli¤e ve çürümeye dönüflecekti. 117 flehitle ve hala süren ölüm orucuyla iflte bunun önüne geçilmifltir. Birçoklar›n›n dile getirdi¤i gibi, kaybettiklerimiz, devrim mücadelemizin en de¤erli kadrolar›, savaflç›lar›d›r. Ama yerine getirdikleri görev de zaten çok büyük bir görevdir. Bu koflullarda, bu niteliklere sahip olamayanlar, zaten bu görevi de
ünde barikat›z! M ALAMAYACAK; ÇÜNKÜ ANLARI VAR! yerine getiremezdi. Onlar, karfl›-devrimin önüne ördükleri barikatla, halk›m›z› çok büyük savrulmalardan korumakta, devrim yürüyüflünün sürmesini sa¤lamaktad›rlar. Kahramanlar› küçümseyenler, direnifli küçümseyenlerdir. Direnifli küçümseyenler, halk› küçümseyenlerdir. Ama iflte 117 kahraman, küçümsedikleri bu halk›n içinden ç›kt›. Kahramanlar›m›z, halk›n isyanc› damar›n›n, direnen damar›n›n yokedilemedi¤inin kan›t›d›r. Bu damara ulafl›p, onu iflleyip kahramanlar› ço¤altmak yerine, halka k›zanlar, halk›n ne kadar gericileflti¤inden, apolitikleflti¤inden sözedip düzene dönenler, elbette büyük direniflin kahramanlar›n› da ya görmezden gelecek, ya küçümsemeye çal›flacaklard›r. Herkesin görmek zorunda oldu¤u gerçek, onlar›n halk oldu¤udur. 117 flehidin özgeçmifllerini okuyanlar, onlar›n “gençler” veya “üniversiteliler” denilerek belli bir kesime s›k›flt›r›lamayaca¤›n› da görür. Baz›lar› ›srarla ve inatla hapishanelerdekilerden ve direniflçilerden sözederken “gençler” kavram›n› kullan›yor. Bu aç›kça bir çarp›tmad›r. Bunlar, egemen s›n›flar›n devrimci mücadeleyi “bir avuç gencin macerac›l›¤›yla” aç›klayan propagandalar›n›n devam›d›r. Solun dönekleri, kendi dönekliklerini mazur göstermek için “gençler” edebiyat›na sar›lm›fllard›r. Onlara göre, silahl› mücadele, ölümüne direnifller “gençlerin” iflidir, cahilliktir, “olgunlafl›nca” bunlardan vazgeçilir... 30’lu, 40’l› yafllardaki kahramanlar›m›z, iflçi, memur, ö¤renci, esnaf, köylü kahramanlar›m›z, onlar› da TEKZ‹P ediyor. Onlar, ne baflka ülkelerden, ne de baflka halklar›n içinden geldiler. Onlar, bu halk›n kahramanlar›d›r. Tart›fl›lmaz gerçek budur; karfl›devrimin önüne barikat örenler de onlard›r. Kahramanlar›m›z›n yolu devrimin yoludur. Hedefimiz sosyalizmdir. Halklar›n tarihinden, Türkiye tarihinden az çok haberi olan herkes bilir ki, bu yol zorlu bir yoldur. Bu yolda emperyalizmin ve oligarflinin baflvurabilece¤i vahfletin, katliam›n haddi hesab› yoktur. Bu zorlu yol, kahramanlar›n öncülü¤ünde yürünüyor. Tarihte hep böyle oldu, bizde de böyle oluyor.
Statükoyu savunanlar, düzene biat edenler, “ölmeyin” diyorlar, “ölüm orucu yanl›fl” diyorlar... Peki ne yapal›m sorusuna ise cevaplar›n›n olmay›fl›n›n da gösterdi¤i gibi, netice olarak dedikleri fludur: “Mücadele etmeyin”! Ölmeyelim, bedel ödemeyelim, risk almayal›m demenin baflka hiçbir anlam› yoktur. Bu anlay›fl umutsuzluk yay›yor, zehir ak›t›yor. Kafalar› kar›flt›r›yor, beyinleri dumura u¤rat›yor. Yayd›¤› umutsuzlukla, emperyalizmin ve oligarflinin önünü düzlüyor. Fedakarl›k olmadan, cüretli, ileriye at›lan kahramanlar olmadan halklar›n emperyalizme ve oligarfliye karfl› zafer kazand›¤› görülmüfl mü? ‹flte tarihin tecrübesiyle Che konufluyor: “Fedakarl›k, yeni toplumun kuruluflunun bir parças›d›r. ... emperyalizmi hiçbir fedakarl›kta bulunmadan yok etmeyi umut edemeyiz, dünyan›n en büyük bask› gücüne hiçbir fedakarl›k yapmadan kafa tutmay› umut edemeyiz. ... Sosyalizmin, hem de kapitalist gericili¤in ortas›nda, hiç kimse bir fleylerini feda etmeden kurulaca¤›n› düflünmek bir masald›r.” Statükocular, düzen solcular› bize masal anlat›yorlar. Bu sömürü ve zulümden, parlamenter, bar›flç›l yoldan, demokratik mücadele biçimleriyle kurtulabilece¤imiz masal›yla oyalamak istiyorlar halk›. Onlar masal anlat›rken, devrimciler direniyor. Onlar masallar›yla “solculuk” oynarken, emperyalizm ve halklar aras›nda en fliddetli çarp›flmalar devam ediyor. Oligarflinin imha sald›r›s›na karfl› barikatlar örülüyor. Çok flükür ki, çeflitli ülkelerde oldu¤u gibi, masal anlatan bu düzen solculu¤u, solun tümüne hakim olamam›flt›r. Kahramanlar›m›z buna izin vermediler. E¤er, emperyalizme, faflizme karfl› direneceksek ve ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizmi istiyorsak, bedel ödemek gerekiyor. Kahramanlaflmak gerekiyor. Bunlar› reddedenler, mücadeleyi ve kurtuluflu reddediyor, düzene biat ediyor demektir. 5. y›la ulaflan kararl›l›¤›m›z›n iki kayna¤› var; halk ve vatan sevgisi ve Marksizm-Leninizm. Kahramanlar›m›z, güçlerini bitmez tükenmez bu iki kaynaktan almaya devam ediyor. Böyle kahramanlara sahip olan bir halk› hiçbir güç yenemez! Büyük Direnifl’te de, nihai kavgada da zafer bizim olacak.
Evrensel Sald›r›ya Karfl› Evrensel Bir Direnifl 1
Ölüm orucu direnifli, bütün dünya halklar› ad›na, dünyan›n her yerinde tecrit alt›nda tutulanlar ad›na bir direnifltir Bu yaz›, Devrimci Sol Dergisi’nin Temmuz 2004 tarihli 19. say›s›ndan yararlan›larak haz›rlanm›flt›r...
Say› 128 28 17 Ekim 2004
Ekim 2000’den Ekim 2004’e; Ölüm Orucu Direnifli’miz beflinci y›l›nda. Direnifl bu süre içinde, içeride 19 Aral›k Katliam›’n›, d›flar›da Armutlu Katliam›’n› yaflad›. Faflizm, sansürden “399. madde” tahliyeleriyle baflvurdu¤u rüflvete, zorla müdahaleden iflkencelere, yalan kampanyalar›na ve “yok saymaya” kadar, bütün politikalar›n› uygulad›. Sonuçta bu politikalar, direniflin gücü karfl›s›nda çaresiz kald› ve onu k›rmay› baflaramad›. Feda ruhuyla donanan yoldafllar›m›z, AKP iktidar›n›n yasallaflt›rd›¤› “zorla müdahale” engelini de aflarak, alevleflen bedenleriyle, “devrimci irade ve yarat›c›l›¤›n hiçbir engel tan›mayaca¤›” gerçe¤ini tüm dünyaya yeniden ilan ettiler. Bugün oligarflinin elinde sadece sansür silah› var. 2000’den bu yana büyük bir kuflatma ile karfl› karfl›yay›z. Bu kuflatmada, sadece emperyalizm, oligarfli ve onlar›n her türden kurumu yok karfl›m›zda. Reformizm, Avrupa Birlikçi sol da bu kuflatman›n bir parças› olarak, çeflitli biçimlerde devrimcileri tasfiye etme politikas›n›n içinde yer ald› ve almaya devam ediyor. Tüm bu katliamlara, sald›r›lara, büyük kuflatmaya karfl› dimdik ayaktay›z, direniyoruz. Savaflta ve ideolojide dik duramayanlar, hiçbir iddian›n sahibi olamazlar. Direniyoruz, çünkü; Marksist-Leninist ideolojimize inanc›m›zla, direnifl gelene¤imizle ve kendi gücümüze güvenimizle flekillenen devrimci kimli¤e sahibiz. Direniyoruz, çünkü; F tipi hapishanelerle somutlanan ama onunla s›n›rl› olmayan tecrit politikas›na karfl› direniflin, Türkiye devrimi ve dünya halklar›n›n ve devrimci güçlerinin ideolojik, pratik gelece¤i aç›s›ndan önemini biliyoruz. Emperyalizmin ve oligarflinin, Türkiye devrimci hareketini imha ve tasfiye operasyonunu, bu inanç ve kararl›l›kla püskürttük. Devrimci hareketin gelece¤i aç›s›ndan belirleyici öneme
sahip bir aflamada, sald›r›n›n önüne bedenlerimizden barikat kurarak, sonuç almas›n› engelledik. Büyük bedeller ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. Bilinir ki, büyük sald›r›lar, büyük bedeller ödenmeden savuflturulamaz, durdurulamaz. Neden bu kadar büyük bedelleri göze ald›¤›m›z› soran ve “gereksiz” görenler, gerçekte sald›r›n›n boyutunu anlamad›klar› gibi, direniflin siyasi, tarihsel muhtevas›n› da anlamayanlard›r.
Tecrit Emperyalizmin Politikas›d›r Adalet Bakanl›¤›’n›n F tiplerini savunma aç›klamalar›n›n klasik bir ifadesi vard›r. F tiplerine yönelik çeflitli kesimlerden gelen elefltirilerinin önünü kesmek için oligarflinin s›rt›n› dayad›¤› yeri de anlat›r bu ifade. Bütün aç›klamalar›na bak›n, “AB onaylad›...” ile bafllar, “Avrupa iflkenceyi önleme komitesi inceleyip olumlu rapor verdi” diye biter. Avrupa Birli¤i’nin bu onay›n›n tek anlam›, Türkiye faflizmine deste¤i karfl›l›¤›nda elde edece¤i siyasi, ekonomik ç›karlar› de¤ildir. Bununla birlikte, Avrupa Birli¤i kendi politikas›n› uygulayan oligarfliye onay veriyor, destekliyor. Tecrit politikas›, Amerikas›, Avrupas› ile emperyalizmin politikas›d›r. F tipleri bu politikan›n ülkemizde uygulan›fl biçimi olmufltur. Emperyalizm, direnen halklar› teslim almak, muhalif güçleri etkisizlefltirmek için baflvuruyor bu politikaya. Bunu, en aç›k flekilde Amerikan emperyalizminin dünya halklar›n› teslim almak için baflvurdu¤u imparatorluk sald›r›lar›nda görebilirsiniz. Emperyalizm, teslim almak, politikalar›n›n önünde engel olmaktan ç›karmak istedi¤i güçleri önce tecrit etmekte, yaln›zlaflt›rmakta, kuflat›p, sonra “terörizm” demagojisini de kullanarak imhaya yönelmektedir. Gözden kaç›r›lmamas› gereken nokta, bu politikan›n temelinde fiziki imhan›n ötesinde beyinlerin imha edilmesi, teslim al›nmas› ön plandad›r. Fiziki imha, buna hizmet eden bir araçt›r. Zira, direnifl yolunu seçenler yenilseler de, yok olmazlar ve
yeniden aya¤a kalkarlar. Bu nedenle düflüncelerin teslim al›nmas›, düzen içine çekilmesi, egemen s›n›flar aç›s›ndan çok daha belirleyicidir. Reformizmin kuflatmaya dahil oldu¤u nokta da buras›d›r. Devrimci düflüncenin tecrit ve tasfiye edilmesinden, kendi önünün aç›laca¤› sonucunu ç›kar›yor reformizm, ama yan›l›yor. Emperyalizm en radikal unsurlar› imha ederken, bütün muhalif güçlere mesaj vermekte, geriletmekte, düzenine daha da entegre etmektedir. Bize yönelik sald›r›da da böyle olmufltur. Bizi tasfiye etmek için baflvurulan katliam, bütün muhalif kesimlerin, halk kitlelerin gözünün korkutulmas› için bir araç olarak kullan›lm›fl ve reformizm de bundan pay›n› fazlas›yla alm›flt›r. Tecritin, emperyalizmin politikas› oldu¤u es geçildi¤inde, oligarfli aç›s›ndan neden hayati önemde oldu¤u görülmedi¤inde, “neden hala direndi¤imiz”in cevab› da bulunamayacak ve apolitik “inatlaflma” gibi kavramlarla aç›klanmaya çal›fl›lacakt›r. F tipi tecrit, ilk kez Avrupa emperyalistleri taraf›ndan oligarflik iktidar›n önüne konuldu. Oda¤›nda F tiplerinin yer ald›¤› bir tasfiye program›yd› bu. Emperyalistlerin NATO vb. zirve toplant›lar›nda ald›klar› “ya düflünce de¤iflikli¤i ya ölüm” karar›n›n bir yans›mas›yd›. 1990’larda sosyalist sisteme karfl› kazan›lan geçici zaferlerinin üzerine, hâlâ direniflte ve sosyalizmde ›srar edenler, emperyalist sistemin istikrar› aç›s›ndan flu veya bu biçimde engel teflkil edenler yok edilmeliydi. Bunun, Avrupa ‹flkenceyi Önleme Komitesi gibi “insan haklar›” k›l›f›na bürünmüfl AB kurumlar› taraf›ndan gündeme getirilmifl olmas› da sald›r› plan›n›n demagojik, sahte insan haklar› propagandas› yan›n› oluflturuyordu. Hücreleri “oda” diye adland›ran, “ko¤ufllar da kötüydü” diyenler bu aldatmaya hizmet ettiler. Zaten, emperyalizmin teslim almak istedi¤i güçlere karfl› ilk baflvurdu¤u yöntem de “insan haklar›” demagojisi de¤il miydi? Oda¤›nda F tipleri vard›, ama sald›r› sadece hapishanelerle s›n›rl› de¤ildi. Ona paralel olarak hayat›n her alan›nda uygulanacakt›. Düzenin
gerçek alternatifi olan, kitleleri örgütleme yetene¤i ve dinami¤ine sahip olan sadece bizdik, baflta Cephe olmak üzere devrimcilerdi. Dünyada yenilgi rüzgarlar›n›n esti¤i, bayraklardan orak-çekiçlerin ç›kar›ld›¤›, gerilla hareketlerinin silah b›rakt›¤› bir dünyada, devrim hedefinden, Marksizm-Leninizm’den bir ad›m bile geri atmayan bir devrimcili¤in temsilcileriydik. Oligarfli bütün o “ezdik... yok ettik... marjinal...” demagojilerine ra¤men, böyle bir kararl›l›k ve devrim iddias›n›n kokuflmufl bir düzende en büyük tehlike oldu¤unu çok iyi biliyordu. Emperyalistlerin ve iflbirlikçilerin dilinden düflürmedi¤i “istikrar”, bu tehlikenin bertaraf edilmesine, en az›ndan etkisizlefltirilmesine ba¤l›yd›. Ülkemizde emperyalizmin siyasi, ekonomik, askeri politikalar›n› rahatça uygulayabilmesinin önündeki tek engel olarak gördükleri devrimci hareketi tasfiye ettiklerinde, direnen hiçbir gücün kalmayaca¤›n› hesaplad›lar. Hesap, bir yan›yla do¤ruydu; bu ülkede düzen de¤iflikli¤i denildi¤inde oldu¤u gibi, demokratik muhalefet denildi¤inde de devrimcilerin öncülü¤ü vard›r. Bu olmadan, “muhalefet” olarak ortaya ç›kan hareketlerin egemen s›n›flar› rahats›z bile etmedi¤i gibi, demokrasicilik vitrininin süsü olma ifllevi gördükleri bilinen bir gerçektir. Ancak hesaptaki hata, Türkiye devrimci hareketinin direnme gücünün, dinami¤inin ve geleneklerinin bu kadar köklü oluflunu öngörememifl olmalar›d›r. Bugün, koyu bir sansürle direnifli yok sayma politikas›n› uygulasalar da, direniflin uzun vadede sistem için çok daha büyük bir tehlike potansiyelini, isyan ruhunu ve direnme kararl›l›¤›n› bu topraklara ekti¤ini çok iyi bilmektedirler. Daha fazla sansüre, tehdite, flantaja baflvurmalar› da buradan kaynakl›d›r. Ancak bu çabalar›n hiçbiri direniflin siyasi muhtevas›n›n üzerini örtmeye yetmiyor. Direnifl, Türkiye tarihinin en uzun, en kararl› direnifli olma özelli¤inin yan›s›ra, dünya çap›nda bir boyut kazanm›flt›r.
Tecritin, emperyalizmin politikas› oldu¤u es geçildi¤inde, oligarfli aç›s›ndan neden hayati önemde oldu¤u görülmedi¤inde, “neden hala direndi¤imiz”in cevab› da bulunamayacak ve apolitik “inatlaflma” gibi kavramlarla aç›klanmaya çal›fl›lacakt›r.
Say› 128 29 17 Ekim 2004
Sansür, bugün için sistemi, sansürün sahiplerini ve ortaklar›n› “rahatlatan” bir ifllev görebilir. Ama tarih yaz›yor. Gerek devletin katliamc›l›¤› aç›s›ndan, gerek solun içinde bulundu¤u “sessiz onay” aç›s›ndan, gerekse de direnifl aç›s›ndan tarihin sayfalar›na büyük puntolarla notlar düflülüyor.
Tecrite Karfl› Dünya Üzerindeki En Büyük Direnifl
Say› 128 30 17 Ekim 2004
Tecrit ve buna ba¤l› olarak tretman (yani düflünceleri de¤ifltirme do¤rultusunda uygulanan program) sadece ülkemizin sorunu de¤ildir. Bugün tecrit politikas› gerek hapishanelerde, gerekse de genel politika anlam›nda dünyan›n bir çok ülkesinde yaflama geçirilmektedir. Nerede halklar›n direnifli varsa, nerede emperyalizmin istikrar›n› bozanlar varsa, emperyalistler orada tecriti gündeme getirmifller ve getirmeye devam etmektedirler. Amerikan hapishanelerinden Avrupa hapishanelerine, emperyalizmin iflgal etti¤i ülkelerden iflbirlikçisi ülkelerin hapishanelerine kadar tecrit (izolasyon) uygulanmaktad›r. Amerikan emperyalizminin Guantanamo ve Irak Ebu Garib örneklerinde ortaya ç›kt›¤› gibi, iflkenceyi yasallaflt›rma, meflrulaflt›rma giriflimleri de bu politikadan ba¤›ms›z de¤il, bir baflka boyutunu oluflturmaktad›r. Emperyalizm, kendisine direnenleri bast›rmak, direnifl düflüncelerini yok etmek için her yolu kullanma hakk› oldu¤unu dayatmak ve kabul ettirmek istiyor. Dünden bugüne tecritte somutlanan bu politikaya karfl› çeflitli direnifller de yaflanm›flt›r. Ama hiçbir direnifl ülkemizde yaflanan ve hâlâ süren direnifl kadar uzun süreli olmam›fl, böylesine bir siyasi kararl›l›¤› ortaya ç›karmam›flt›r. Bu, bir yan›yla bizim ülkemizin devrimcili¤inin flekillenifliyle ve emperyalizmin bölge hakimiyeti aç›s›ndan stratejik önemi olan bir ülkede devrim için yola ç›km›fl olmam›zla da ilgilidir. Türkiye’de, silahl› mücadelenin, illegalitenin, devrim iddias›n› tafl›yanlar›n tasfiye edilmesi emperyalizm için hayati önemdedir. Ortado¤u baflta olmak üzere, Kafkaslar’da, Balkanlar’da
Böyle bir kararl›l›¤›n, disiplinin ve sabr›n manifestosu olan direnifl, emperyalizmin bütün dünyada gündeme getirdi¤i tecrit politikas›na karfl›, en kararl›, en uzun direnifltir.
büyük roller biçilen iflbirlikçi oligarflik düzenin istikrar›, emperyalizmin Türkiye’ye yönelik siyasi, askeri ve ekonomik politikalar›n› belirleyen ana unsurlar›n bafl›ndad›r. Emperyalizm ve oligarfli bu nedenle teflhir olmay›, demokrasicilik oyununun yara almas›n› göze alma pahas›na tecritten geri ad›m atmamaktad›r. Yani, tecrit sald›r›s›, stratejik bir sald›r›d›r. Buna karfl› direnifl de daha büyük bir kararl›l›k tafl›mak zorundad›r. Emperyalizme, devrim iddias›n›n yok edildi¤i bir Türkiye arma¤an etmeme kararl›l›¤›n›n ifadesi olmal›d›r. ‹flte direniflimiz bu kararl›l›¤› tart›flmas›z olarak ortaya koymufltur; Türkiye, emperyalizmin ve oligarflinin dikensiz gül bahçesi olmayacak, sermaye için “riskli ülkeler” aras›ndan hiçbir zaman ç›kmayacak ve devrim korkusu her zaman beyinlerini kemiren bir “ur” olmaya devam edecektir. Böyle bir kararl›l›k, böyle bir disiplin dünya yüzünde görülmedi, ilk defad›r. Bütün olumsuz koflullara, her türlü sald›r›ya ve büyük kuflatmaya ra¤men, yeni ölüm orucu ekipleri direnifl saflar›na kofluyor. Bu direniflte umutsuzlu¤a, y›lg›nl›¤a, zaman›n yaratt›¤› yorgunlu¤a asla yer yok. Büyük bir sabr›n manifestosu olan direnifl, emperyalizmin bütün dünyada gündeme getirdi¤i bir politikaya karfl›, en kararl›, en uzun direnifltir. Dünyan›n bütün tecrit alt›nda tutulan tutsaklar›, tecrit politikas›yla teslim al›nmak istenen halklar› ad›na direniyoruz. Ortaya koydu¤u siyasi kararl›l›¤›, kazanma azmi, feda ruhu ve sabr›yla tarih boyunca örnek gösterilecek bir direnifli yaratt›k. Daha önce de belirtti¤imiz gibi; “2000’den 2004’e Büyük Direnifl, emperyalizme ve oligarfliye karfl› nas›l direnilmesi gerekti¤inin en görkemli örne¤ine dönüfltü. Büyük Direniflimiz, sadece Türkiye devrimci hareketinin de¤il, tüm dünyan›n ezilen halklar›n›n örnek alaca¤› bir direnifltir. Direnifl ve savafl tarihimizin gücüyle, ideallerimiz için bedel ödemekten bir an bile tereddüt etmeyen kararl›l›¤›m›zla yaratt›¤›m›z direnifl, bugünün dünyas›nda emperyalizmin imparatorluk politikalar› karfl›s›nda, halklar›n direnifl cephesinin en güçlü damarlar›ndan biridir.” Direniflin dünya çap›ndaki önemini belirleyen, emperyalist politikan›n karfl›s›na pratik olarak kurulan bir barikat olmas› de¤ildir sadece. Bununla birlikte, siyasi, ideolojik olarak emperyalizmin dayatt›¤› ideolojinin görkemli bir reddedilifli ve alternatifinin tüm dünyaya ilan edilmesi söz konusudur. - Sürecek -
‘‹lerleme Raporu’nun Ard›ndan AB’nin Üyelik Koflulu Daha Da Net:
Siyasette, Ekonomide, E¤itimde, Kültürde, Dinde...
H‹ÇB‹R fiEY‹N‹Z KALMAYACAK! Devrimcilerin, ‘AB üyeli¤i sömürgecili¤in derinlefltirilmesidir’ tesbitini herkes kabul edecek ‹lerleme Raporu’nu okumadan, aç›kland›ktan birkaç saat sonra “rapor dengeli” aç›klamas› yap›p zafer kazand›k edas›nda iktidar›n› pekifltirdi¤ini düflünen Tayyip Erdo¤an’›n, adeta bayram ilan eden Avrupa Birlikçi burjuva medyan›n, yar›n bugünlere dönülüp bak›ld›¤›nda, “vatana ihanetin ayd›nlar›” olarak an›lmaktan kurtulamayacak olan AB’ci ayd›n, sanatç› ve bilim insanlar›n›n, halk›n hak ve özgürlükler mücadelesini, ekmek ve adalet için kavgas›n› emperyalist efendinin insaf›na b›rakan reformist solun, pisayasa ekonomistlerinin, borsa spekülatörlerinin, emekçilerin kan›ndan ve terinden beslenen tekelci sermayenin, tefeci, tüccar ve bezirganlar›n, dinini emperyalist pazara ç›kar›p satan din tüccarlar›n›n yaratmak istedi¤i havan›n alçakça bir aldatmaca oldu¤u ortaya ç›k›yor. Raporun ard›ndan sadece gazetelerde at›lan manfletleri hat›rlay›n; “Yolun açık olsun Türkiye” (Hürriyet), “Bugün daha güzel bir gün” (Milliyet), “Hayırlı olsun, kolay gelsin” (Radikal), “Evet, yeni bir Türkiye” (Sabah), “Evet AB, üyelik için yeflil ıflık yaktı” (D.B.Tercüman), “Final vizesi” (Yeni fiafak), “Türkiye’ye tarihi yeflil ıflık” (Zaman), “‹flte tarihimize altın harflerle yazılacak bir gün daha: 6 Ekim 2004” (Star), “Çok güzel oldu” (Posta), “Kapı açıldı” (Türkiye)...
B’cili¤in Bayraktar› Mesut Y›lmaz ‘‹lerleme Raporu’nu Anlat›yor
A
Bir ülke düflünün ki, iktidar›, medyas›, yukar›da sayd›¤›m›z, üyelikten bir flekilde ç›kar› olan tüm kesimleri, “‹lerleme Raporu” üzerine ahkam kesiyor, ama rapordaki sözleri, o sözlere yans›yan emperyalist zihniyeti halktan gizliyor. En iyimser tahminle ya raporu okumam›fl ya da okudu¤unu anlamam›fl. Biz, Avrupa Birlikçili¤in, son y›llarda zulüm ve yoksulluk düzeninin perdesi haline getirilmesinden biliyoruz ki, as›l olarak yap›lan aldatmad›r, çarp›tmad›r. ‘‹lerleme Raporu’nda da ortaya ç›kan sömürgeci bak›fl aç›s›n› bu sayfalarda binlerce örnekle anlatt›k. Son olarak geçen haftaki say›m›zda,
kendi konuflmalar›ndan “önemli olan›n Türkiye’nin stratejik önemi ve tekeller için pazar olmas›” gerçe¤ini ifade eden sözlerini aktard›k. Raporun detaylar›n›n ortaya ç›kmas›yla birlikte sömürgeci Avrupa’n›n Türkiye’ye bak›fl›nda art›k kimsenin kuflkusu olmamal›d›r. Bak›n Ecevit iktidar›nda AB bayraktarl›¤›n› yapan Mesut Y›lmaz bile ne diyor; “‹lerleme Raporu reddedilmelidir, üslubu terbiyesizcedir... Bir dehlize giriyoruz, nereye gidece¤imiz belli de¤il... Kand›r›l›yoruz. Verheugen ve Erdo¤an, raporu kamuoyuna farkl› pazarl›yor... Sanki bir sömürge valisi gibi davran›yorlar. Biz bayram yapmay› ye¤liyoruz. Adamlar, 'Bu Türklerin akli dengesi yerinde de¤il' diyecekler.” (HaberTürk, 11 Ekim) Türkiye egemen s›n›flar› ve onlar›n pefline tak›lm›fl Türkiye halk›n› aldatmada önemli bir misyon gören AB’ci ayd›nlar “deli” de¤il, ama ars›z bir iflbirlikçilik rüzgar› hakim k›l›nmak isteniyor ülkemizde. Y›lmaz’›n bile “sömürge valisi gibi” dedi¤i, terbiyesizce buldu¤u raporu yazan Verheugen’in “en büyük Türk dostu” ilan edildi¤ini düflünün, nas›l bir oyunla hava yarat›lmak istendi¤i görülecektir. Bu kampanya her türlü gerçe¤in gizlenmesi üzerine oturuyor. Ba¤›ms›z Türkiye diyenler, AB gerçe¤ini anlatanlar bu nedenle an›nda marjinal ilan ediliyor. Bunu yapanlar sadece burjuvazi ve onun iktidar› de¤il. Reformist sol ve ayd›nlar da bu konuda büyük çaba içindeler. T›ls›m›n bozulmas›n› istemiyorlar. Mesela, AB’ci solcu bir yazar, “AB karfl›tl›¤› art›k marjinal hale geldi” diyebiliyor. Sömürgeci ayd›n olmaktan zerrece rahats›zl›k duymayan bu kesimler, asgari Mesut Y›lmaz’›n objektifli¤ini bile tafl›m›yorlar.
“Her Ne Olursa Olsun; Türkiye Avrupa: AB’ye Tümüyle Demirli Kalmal›” Avrupa’n›n Türkiye’ye bak›fl›n›, müzakere süreci denilen sürecin ne anlama geldi¤ini özetleyen bir madde, AB konusunda halk›n nas›l aldat›ld›¤›n› göstermesi aç›s›ndan örnektir. ‹lerleme Raporu’nun orjinalinde flu ifadelerle dile getiriliyor bu madde: “Müzakere süreci, do¤as› gere¤i sonucu önceden garanti alt›na al›namayacak aç›k uçlu bir süreçtir. Müzakerelerle (üye ülke parlamentola-
Say› 128 31 17 Ekim 2004
Say› 128 32 17 Ekim 2004
r›ndan geçmesi gereken) 'onay sürecinin' sonuçlar› ne olursa olsun; AB ile Türkiye aras›ndaki iliflkiler, Türkiye'nin 'Avrupa yap›lar›na tümüyle demirli kalmas›n›' temin etmelidir...” Avrupac›lar bayram havas› estirirken, Avrupa “biraz da müzakere süreci diyerek kullanal›m” diyor. Ama as›l çarp›c› olan, bu sürecin üyelikle bitmemesi durumunda, AB’nin ne yapmas› gerekti¤ine iliflkin, sömürgeci kabal›¤›yla yaz›lan “AB ile Türkiye aras›ndaki iliflkiler, Türkiye'nin 'Avrupa yap›lar›na tümüyle demirli kalmas›n›' temin etmelidir...” ifadeleridir. Peki sömürgeci bak›fl›n en ç›plak hale geldi¤i bu cümle, iktidar ve medya taraf›ndan nas›l tercüme edilip halka anlat›l›yor? fiöyle: “Türkiye'nin 'Avrupa de¤erlerine' ba¤l› kalmas›n›n garanti edilmesi!” Basit bir tercüme hatas› de¤il elbette. Gizlenmek istenen, AB’nin sömürgecili¤in derinlefltirilmesi süreci oldu¤udur. Türkiye kolundan kanad›ndan bize ba¤l› olmal›, sömürgemiz olarak kalmal› diyor Avrupa emperyalizmi. Hem de öyle böyle de¤il, “tümüyle”. ‹lerleme Raporu’ndaki kimi ifadelere de¤iflik kesimler tepki gösteriyor. ‹slamc›lar, “bu üyelikle birlikte dinimiz de mi elden gidecek, ezan okunmas› da m› yasak olacak...” tart›flmalar› yap›yor. Bundan sonraki süreçte tar›m›n AB istekleri do¤rultusunda büyük darbe alaca¤› dile getirilen bir baflka konu. Görülmesi gereken fludur: Avrupa Birli¤i, ekonomide, siyasette, e¤itimde, dinde, kültürde, H‹ÇB‹R fiEY‹N‹Z KALMAYACAK diyor. Her konuda bana tabii olacaks›n›z diye bas bas ba¤›r›yor. Dayatmalar, ‹lerleme Raporu’nda yer alan maddeler hep bu anlay›fl çerçevesinde flekillenmektedir.
Birli¤i Yolunda AKP ‹ktidar›na Avrupa Yüklenen Misyon fiöyle geriye dönüp bak›n; bugün AKP’yi oluflturan kadrolar, dünün en h›zl› AB karfl›t› rolünü oynayanlard›r. Avrupa Birli¤i'ne karfl› ‹slam Birli¤i'nin, Ortak Pazar'a karfl› Müslüman Ortak Pazar›'n›n savunucular›yd›lar. Türkiye'nin yerinin AB'nin kuyru¤unda de¤il, ‹slam âleminin liderli¤inde oldu¤unu söylüyorlard›. Ve bugün sermaye AB sürecini bu kesimlerle götürmektedir. AKP’nin durumu bu yan›yla ironiktir. “Laik”lerin, “AKP’nin gizli hesaplar› var” fleklindeki itirazlar›n›n da bu noktada hiçbir anlam› yoktur. Hesaplar› ne olursa olsun, onlara yüklenen misyonu yerine getirmekten baflka yollar› yoktur. ‹ktidar koltu¤u böyledir. Dün savunduklar›n›z ne olursa olsun, sistem içinde iktidar olmuflsa bir
parti, oligarflinin ç›karlar› do¤rultusunda hareket eder. ‹ktidar›n “bu konuda hassasiyetimiz var” dedi¤i her konuda, oligarfli ve emperyalizm istedi¤ini yapt›r›yor AKP’ye. Parti içinde tarikatlar›n, taban›n kimi itirazlar› olsa da, iktidar bu sürece adapte olmufltur. Emperyalizmin iktidar› oldu¤unu gizleme gere¤i bile duymamakta, siyasette, ekonomide emperyalist ve iflbirlikçi tekellerin isteklerini yerine getirirken, inanç konusunda da ars›zca pazarlamac› rolüne soyunmaktad›r. Diyanet ‹flleri’nin flu son dönemdeki fetvalar›, “de¤iflim” tart›flmalar› ve AB’ye üyelik konusunda, Erdo¤an’›n “bizi almazsan›z o zaman bu dünyada medeniyetler çat›flmas›na haz›rl›kl› olmal›s›n›z” (Cumhuriyet 11 Ekim) sözleri bunun aç›k göstergesidir. ‹ktidar islamc› kimli¤ini pazarl›k masas›ndaki bir koz olarak görmekte ve sonuna kadar tepe tepe kullanmaktad›r. Elbette bu islam, Amerika’n›n, Avrupa’n›n istedi¤i ›l›ml› islam, yani emperyalizmin islam› olmal›d›r. Bu konuda da AKP cephesinde bir sorun yoktur.
slamc›lar›n AKP’den Beklentileri ve AB Konusundaki ‹kircikli Ruh Halleri
‹
AKP iktidar›n›n halk›n taleplerini de¤il, emperyalistlerin emirlerini yerine getiren bir iktidar oldu¤u her geçen gün daha genifl kesimlerce görülürken, islamc›lar hala beklentiyi körüklemeye çal›flmakta, AB konusunda da ikircikli bir tutum tak›nmaktalar. ‹slamc›lar, AB’ye karfl› m›d›r, de¤il midir, bugünkü tutumlar›na bak›ld›¤›nda net bir cevap yoktur. En genel tav›r, “AB olsun ama flöyle olsun”, “AKP, ‘reel politika’ yaps›n ama arada flunlar› da yaps›n” fleklindedir. Bu tutars›zl›kla hiçbir yere varamazlar. Sömürgecili¤in derinlefltirilmesi süreci, sadece ekonomik-askeri-yönetsel bir ba¤›ml›l›k de¤ildir. Bu ba¤›ml›l›k gerçe¤ine uygun olarak çeflitli kesimlerin ideolojik flekillenmeleri de bu sürecin parças›d›r. Solun reformistlefltirilmesi, devrimcilerin tasfiye edilmeye çal›fl›lmas›, radikalizmin yok edilip düzeniçi muhalefetin, sivil toplumculu¤un gelifltirilmek istenmesi bunun örnekleridir. ‹slamc›lar›n radikal kesimleri, emperyalizmin islam›n› reddedenler de bu sald›r›n›n hedefidirler. Sald›r›n›n AKP iktidar› eliyle sürdürüldü¤ünü görmemekte direndikleri noktada, kaybetmeye de devam edeceklerdir. Tüm açmazlar›na karfl›n iktidara yönelik elefltirilerini düne göre daha aç›ktan yapanlar yok de¤ildir ve giderek artmaktad›r. Örne¤in, Vakit Gazetesi’nde bu hava giderek hakim olmaktad›r. Yi-
ne Yeni fiafak’ta kimi yazarlar “AB’ye üyeli¤in inançlardan tümden vazgeçmek bedeli olup olmad›¤›n›” sorgulamaktad›r. Hatta, AKP ‹stanbul Milletvekili ve iktidar›n ak›l hocalar›ndan biri olan Nevzat Yalç›ntafl dahi, “iki seneyi devirdik, üçe giriyoruz. Halk›n bizden çözüm bekledi¤i birçok temel sorunda henüz elle tutulur bir fley yapamad›k” sözleriyle AKP gerçe¤ini tescil etmektedir. (11 Ekim Vakit) ‹ktidar koltu¤undan rant ç›kar› olmayan bütün islamc›lar flu soruya net cevap vermelidir; AB’ye karfl› m›s›n›z, de¤il mi? Üç y›ll›k iktidar› boyunca halk›n hiçbir talebini yerine getirmeyen, sadece IMF’nin “faiz d›fl› fazla” hedefli ekonomi program›n› uygulayan, tekellerin emirlerine amade oldu¤unu her f›rsatta gösteren, AB’nin dayatt›¤› faflizmi maskeleme yasalar›n› ç›karmay› en büyük görev sayan AKP iktidar›ndan ne bekliyorsunuz?
gibi göstermeye çal›flm›fl, kitleleri kendi ç›karlar›na destek gücü yapm›flt›r. Serbest dolafl›m›n Türkiye halk› için ucuz emek sömürüsünün bir arac› olmas› bir yana, bunun s›n›rlar›n› da tekeller belirleyecek. K›saca serbest dolafl›m tekelcileredir, emekçilere yok. AB’ye kim, nas›l giriyor? AB kime ne getiriyor? fiimdi daha net görülmelidir. AB, halk›n d›flland›¤›, sadece sermayenin girdi¤i bir birliktir. Halka s›n›rlar›n kapat›lmas›, AB’nin kimin birli¤i oldu¤unun ve emekçilere reva görülenlerin resmidir. 1980 öncesi devrimcilerin Avrupa’y› anlatmak için söyledi¤i “Avrupa ortak, biz pazar” sözü, bugün çok daha somut bir gerçekliktir. Avrupa Birli¤i’nin mutlak sömürgecilik dayatmalar› karfl›s›nda, orta yolcu, elefltirir gibi yap›p destekleme tavr›, “gireceksek onurumuzla girelim” soytar›l›klar›, “pazarl›k yapar›z” yalanlar› geçersizdir. Ya dayatmaya boyun e¤ersiniz, ya da ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› yükseltirsiniz. Ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› bu ülkede ony›llard›r biz yükseltiyoruz, devrimciler yükseltiyor. Ve gerçekten ba¤›ms›z ve demokratik Türkiye bu bayra¤›n alt›nda yarat›lacakt›r.
alk› AB Destekçisi Yapan “Serbest Dolafl›m” Balonu Patlad›
Almanya’dan Faflizme Silah Sat›fl› Karar›
H
Yap›lan anketlerde Türkiye halk›n›n yüzde 70’inin AB’ye üyeli¤e destek verdi¤i sürekli olarak AB’ciler taraf›ndan kullan›l›r. Abart›lar›n› bir yana b›raksak dahi, verili koflullarda bu destek bir gerçekliktir. Ancak üzerinden atlan›lmamas› gereken bir baflka gerçek de, bu deste¤in ortaya ç›kmas›nda bütün medyan›n, gelmifl geçmifl bütün iktidarlar›n, AB’ci ayd›n ve sanatç›lar›n korkunç düzeyde bir yalan kampanyas› yürüterek, halk›, “AB’ye girersek ifl-afl sorunu olmayaca¤›, istedikleri ülkeye gidip ifl bulabilecekleri” fleklinde propagandalarla aldatm›fl olmalar›d›r. Bir baflka deyiflle “serbest dolafl›m” AB yandafll›¤›nda “havuç” ifllevi görüyor, AB’nin dayatmalar› (sopas›) görmezden geliniyor, sineye çekiliyordu. Bu konu da “‹lerleme Raporu”nda gayet aç›k. Avrupa, “tekellerimizin ihtiyac› oldu¤u zaman, bizim istedi¤imiz kadar ucuz iflçi al›r›z, bunun d›fl›nda kap›lar›m›z kapal›d›r” diyor. ‹ktidar›n “bu kabul edilemez” itirazlar›, halk nezdinde AB’cilik t›ls›m›n›n bozulaca¤› endiflesinden kaynakl›d›r. Bunun anlam›, bu süreci oya, iktidar›n› pekifltirmeye çevirmek isteyen AKP iktidar›n›n tam tersi sonuç almas› demektir. Ayn› telafl sermaye için de geçerlidir. Zira AB Üyeli¤i’nden en büyük ç›kar› olan bu kesimler, ony›llard›r sanki halk›n da ç›kar› varm›fl
“‹nsan haklar› ihlallerinde ve Kürtlere karfl› kullan›ld›¤›” için daha önce Türkiye'ye silah satmayan Almanya, politikas›n› de¤ifltirdi. Alman tekellerinin hükümeti, silah tekellerinin iste¤iyle ald›¤› kararla, Türkiye'nin y›llardan beridir istedi¤i modern teknolojiyle donat›lm›fl Leopard II tanklar›n› satacak. Türkiye’de insan haklar› ihlallerinde art›k kullan›lm›yor mu bu silahlar? Yoksa Kürt halk›n›n yaflad›¤› topraklarda bomba sesleri mi kesildi? Elbette hiçbiri de¤il. Ortado¤u’daki ç›karlar, TSK’n›n Avrupa’n›n bekçili¤i konusunda alaca¤› göreve haz›rl›k ve daha bir çok etken sözkonusu. AB’ye üyelik süreci nelere kadir görüyorsunuz de¤il mi? Schröder hükümetinin Türkiye destekçili¤inin küçük bir nedenidir bu sat›fl. Önce “Türkiye demokratikleflti” yalan›n› raporlar›na yaz›yor, kendi kamuoylar›n›n tepkilerini böylece nötralize edip, AB maskesiyle örttükleri faflizme silah sat›yorlar. Demokratik Avrupa dedi¤iniz böyle yapar. Halk›m›z›n ba¤›ms›z, demokratik Türkiye mücadelesinin karfl›s›na, oligarfli art›k Alman demokrasisinin tanklar›yla da ç›kacak. Amerikan Skorksy’ler, ‹srail silahlar›n›n yan›nda Avrupa’n›n silahlar› da ölüm kusacak halk›m›za. Çünkü herkes bilir ki, bu ülkenin ordusu kendi halk›na karfl› silahlan›r.
Say› 128 33 17 Ekim 2004
AB Raporunda Aleviler ve Kürtler Mesele Az›nl›k-Ço¤unluk Meselesi De¤il;
EZEN-EZ‹LEN MESELES‹D‹R!
Say› 128 34 17 Ekim 2004
Kürtler ve Aleviler “az›nl›k” m›, de¤il mi? AB ‹lerleme Raporu’nda Kürtler’den ve Aleviler’den “Az›nl›k” olarak sözedilmesi (Daha sonra rapordan bu ifadeler ç›kar›lm›fl da olsa) yo¤un bir tart›flmaya yolaçt›. Egemen s›n›flar, koro halinde Kürtler’in ve Aleviler’in “az›nl›k” olarak nitelendirilmesine karfl› ç›kt›lar. Lozan’a göre Türkiye’de sadece gayri-müslimler “az›nl›k” olarak adland›r›labilirdi. Hem ne demekti az›nl›k; Kürtler, Aleviler bizim kardeflimizdi, can›m›z-ci¤erimizdi, bu ülkenin “asli unsurlar›”, “kurucu ortaklar›”yd›... Gören de, Kürtler’e ve Aleviler’e “az›nl›k” denilmesinin onlar› küçümsemek, daha afla¤› görmek anlam›na geldi¤ini, oligarflinin de bu nedenle karfl› ç›kt›¤›n› san›r. O kadar ki, Kürt halk›n›n ulusal mücadelesini bast›rmak için say›s›z katliam düzenleyen, Aleviler’e “potansiyel terörist” muamelesi yapan DYP Genel Baflkan› kontrgerilla flefi Mehmet A¤ar bile, “Alevi ve Kürt kökenli vatandafllar›n Türkiye'nin asli ve kurucu unsurlar› oldu¤unu” söylüyordu. O bile bu demagojiyi yaparken Aleviler’in, Kürtler’in “avukatl›¤›na” soyunup “Alevi ve Kürt kökenli vatandafllar›m›z›n asli unsur olma vasf› ellerinden al›namaz” diyordu. Aleviler’in ve Kürtler’in, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluflunda emperyalizme karfl› birlikte savaflt›¤› bir gerçektir. Peki ya sonras›? “Kurucu ortak, asli unsur” deyimleri yeni de¤ildir, Ulusal Kurtulufl Savafl› döneminde kullan›lm›flt›r. Ama Cumhuriyetin ilk döneminde, Kürtler’in “kurucu ulus” olarak an›ld›¤› dönemde, Millet Meclisi’nde Kürdistan Milletvekilleri s›fat›yla yeralan millletvekililleri de vard›. Kürtler kurucu ulustur diyenler, bugün Kürt halk›na bu hakk› tan›yorlar m›?
Oligarfli inkar ve asimilasyonda ›srar etti¤i için ‘az›nl›k’ tan›m›na karfl› ç›k›yor! Az›nl›k kavram›, Marksist-Leninist literatürde farkl›, burjuva hukukunda (ve dolay›s›yla AB hukukunda) farkl› anlamlara sahiptir. Keza
“az›nl›k” kavram›, sosyolojik ve hukuki aç›dan farkl›l›klar gösterir. Sosyolojik aç›dan “az›nl›k” olarak adland›r›lan kesimler, hukuken böyle tan›nmayabilirler. Çünkü hukuk, ayn› zamanda siyasetin bir yans›mas›d›r, az›nl›k olup olmamay›, s›n›fsal, ulusal, dinsel güç dengeleri belirler. Ama burada önemli olan, oligarflinin Aleviler’in ve Kürtler’in az›nl›k olarak adland›r›lmalar›na itiraz›n›n bilimsel, hukuki hiçbir ölçüyle ilgisi yoktur. Marksist-Leninistler aç›s›ndan, belli bir ülke s›n›rlar› içinde bulunan ancak bir “ulus” özelli¤i göstermeyen topluluklar “az›nl›k milliyetler” olarak adland›r›l›r. Örne¤in ülkemizdeki Laz, Gürcü, Çerkes topluluklar› bu durumdad›r. Ancak Kürtler, dil, kültür, tarih, yaflam birli¤i gibi etkenler aç›s›ndan bir ulus özelli¤i gösterirler. Bu anlamda da bir az›nl›k milliyet durumunda de¤illerdir. Ülkemizde çok sa¤l›kl› istatistikler olmasa da, Kürtler’in ülkemizdeki nüfusunun 15-20 milyon aras›nda, Aleviler’in nüfusunun ise 13-20 milyon aras›nda oldu¤u belirtilmektedir. Nüfus içinde bu kadar büyük bir oran oluflturan kesimlerin de az›nl›k olarak de¤erlendirilemeyece¤i söylenebilir. Fakat oligarflinin Kürtler’in ve Aleviler’in “az›nl›k” olarak tan›mlanmas›na itiraz› bu noktadan yap›lm›fl bir itiraz da de¤ildir. Türkiye oligarflisinin gözünde Kürtler ve Aleviler ne “az›nl›k”t›r, ne “ço¤unluk”, ne de “kurucu ortak”t›r. Oligarflinin gözünde onlar›n en iyi tan›m› “yokluk”tur. Oligarflinin AB raporundaki “az›nl›k” kavram›na itiraz› da bu nedenledir. “Az›nl›k” demeyi kabul ettikleri taktirde baz› haklar tan›mak zorunda kalacaklar› için reddediyorlar bu tan›m›.
Oligarflik devletin mezhebi Sünni, milliyeti Türk’tür. Oligarflik devlet her f›rsatta “laik” oldu¤unu söyler; “devletin dini yoktur” denir. Demagojidir. Devletin bir dini olmufltur hep. Bu din islamd›r, islam›n da Sünni mezhebidir. Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤› kurumu ve milli e¤itim politikas›, buna
göre flekillenmifltir. Aleviler yok say›lm›fl, zorla asimile edilmek, Sünnilefltirilmek istenmifltir. Ayn› fley Kürt halk› için de geçerlidir. Oligarflik devlet Türklük flovenizmi üzerine flekillenmifltir. Oligarflinin tüm cumhuriyet boyunca politikas›, bu kesimleri yok saymak, varl›klar›n› inkar etmek olmufltur. Gerek Kürtler’in, gerekse de Aleviler’in ulusal-dinsel hak ve özgürlük talepleri zorla bast›r›lm›flt›r. ‹nkarc›l›k ve asimilasyon oligarflik yap›n›n adeta genlerine ifllemifltir. Düflünün ki, bu ülkede say›lar› 20 milyona ulaflan bir ulusal toplulu¤un dili yasakt›r. Düflünün ki, bu ülkede say›lar› 20 milyona yaklaflan bir inanç toplulu¤unun dini ibadet yerleri yasakt›r. Bu politikada küçük gedikler aç›lmas›, ancak son bir kaç y›l içinde mümkün olmufltur.
AKP, ‘mezhep’ partisidir; egemen Sünnili¤in temsilcisidir Bu tart›flmada riyakarl›¤› en fazla s›r›tan kesimlerin bafl›nda da AKP’liler geliyor. Kürt sorunu konusundaki bak›fl aç›s›n› daha iktidara gelir gelmez “bu sorunu yok sayarsan›z, yok olur, ben öyle yap›yorum” diyerek ortaya koyan Tayyip Erdo¤an, flimdi Kürtler’in her türlü hakk›n›n oldu¤unu söyleyerek bu tart›flmadan s›yr›labilir mi? Veya bu ülkede Aleviler’in haklar›n›n gasbedildi¤ini gizlemek için “ben bunlardan daha Aleviyim” demagojileriyle ne kadar idare edebilir? AKP ne kadar “biz mezhep partisi de¤iliz” derse desin, kendi gerçe¤ini gizleyemez. AKP’nin 300 küsur milletvekilinin bir tekinin bile Alevi olmamas›n› nas›l aç›klayacak AKP? 2. Mahmut’un 1830’larda Hac›bektafl’a bir Nakflibendi fieyhi göndermesi gibi, Kenan Evren’in Hac›bektafl’›n tüm Alevi köylerine cami yapt›r›p imam atamas› gibi, AKP iktidar› da Alevi kesimlerden gelen taleplere “cami yapt›rmazsan›z hizmet yok” diyebiliyor. Tayyip Erdo¤an, cemevleriyle ilgili bir soruya “onu kar›flt›rmamak laz›m, oralar camilerle bir de¤il, ibadet yeri de¤il” diye cevap verebiliyor. Bu, Alevi inanc›n› yok sayman›n ve Aleviler’e camiye gitmeyi, Sünnileflmeyi dayatman›n baflka bir ifadesidir. AKP, hem Kürt sorununda, hem Aleviler ko-
nusunda inkar ve asimilasyonun sürdürücüsüdür. AB Raporu’ndaki “az›nl›k” kavram›na itirazlar›n›n tek nedeni de budur. Cemevlerinin “ibadet yeri olarak yasallaflt›r›lmas›” gibi alt düzeyde bir talebi bile tart›flma gündemine almamaktad›r.
Gerçek, Kürtler’in EZ‹LEN ULUS, Aleviler’in EZ‹LEN MEZHEP oldu¤udur Dili bile yasak bir halka, ibadet yeri bile yasak bir halka “kurucu ortak”, “cumhuriyetin asli unsuru” demek, kaba bir demagojiden, afla¤›l›k bir yalandan baflka bir fley de¤ildir. Kürtler EGEMEN ulus karfl›s›nda EZ‹LEN ulus, Aleviler EGEMEN mezhep karfl›s›nde EZ‹LEN mezheptir. Tek gerçek Kürtler’in ulusal haklar›n›n, Aleviler’in dinsel inanç özgürlüklerinin gasbedildi¤idir; “Az›nl›k m›, de¤il mi?” tart›flmas›yla Kürtler’in ve Aleviler’in haklar›n›n, inançlar›n›n, dillerinin, kültürlerinin bask› alt›nda oldu¤u gerçe¤i örtülüyor. Kürtler ve Aleviler üzerindeki ulusal ve dinsel bask›lar, belli bir kesimle, partiyle, dönemle s›n›rl› olmay›p, egemen s›n›flar›n sömürü düzeninin devam ettirilmesi politikalar›n›n bir parças›d›r. Bu nedenle iktidardaki partiler de¤iflse de, inkar ve asimilasyon politikalar› de¤iflmemifltir. Avrupa Birli¤i’yle bunun de¤iflece¤ini sananlar da yan›l›yor. Avrupa Birli¤i, bu kesimlerin düzene radikal karfl›tl›klar›n›n törpülenmesi için hak k›r›nt›lar›yla pasifize edilmeleri politikas›n› izlemektedir. Bu anlamda da AB göstermelik, k›smi haklar verilmesinden ötesini istememektedir. ‹htimali de¤il, gerçeklefleni söylüyoruz; Kürt sorununda yar›m saatlik Kürtçe yay›n oyunu, ve Kürtçe kurslar, AB için yeterli görülmüfltür. Aleviler için bu kadar›n› bile gerekli görmeyecektir. Bugün raporda Kürtler’e, Aleviler’e yer verilmesinin nedeni ise, bu kesimlerin AB’ye deste¤ini sa¤lamak içindir. Bu deste¤e ihtiyac› kalmad›¤›nda, bugün söylediklerini de unutacakt›r. Kürtler’in ve Aleviler’in, yüz, hatta yüzlerce y›ll›k ulusal, dini hak gasplar›na son vermelerinin yolu, her hak için bugünden difle difl mücadeleden, ve nihai anlamda da, içinde Kürtler’in, Aleviler’in, her milliyetten ve inançtan Anadolu halk›yla birlikte yeralacaklar› Devrimci Halk ‹ktidar›n› kurmaktan geçiyor. Bunun d›fl›ndaki yollara ve güçlere ba¤lanan umutlar, bofl umutlard›r.
Say› 128 35 17 Ekim 2004
A yn› S afta
AB Raporu ve Reformist Sol
AB Sopasıyla “Demokratikleşme” “Belki bizim devlete zaman zaman AB sopasının sallanmasında yarar bile görülebilir diyecek cesareti gösterebilmeliyiz.” (ÖDP Genel Baflkan› Hayri Kozano¤lu)
“Kürt sorunu art›k Türkiye’nin bir iç sorunu olmaktan çok AB’nin bir sorunu haline gelmifltir. O yüzden, Avrupa Birli¤i’nin müdahalesini beklemeden, evrensel standartlar›nda bir demokrasinin gerekleri yerine getirilmelidir. AKP siyasal yaflamda kal›c›laflmak istiyorsa, bunu baflarmak zorundad›r.” (DEHAP GeSay› 128
nel Baflkan› Tuncer Bak›rhan)
36 17 Ekim 2004
AB “ilerleme raporu”, oligarflinin her kesiminde oldu¤u gibi, reformist solun büyük bölümü taraf›ndan da “olumlu” karfl›land›. Reformist solun bir bölümü “istemem yan cebime koy” havas›ndayken, reformizmin bafl›n› çeken ÖDP ve Kürt milliyetçili¤i, AB’cilikte en aç›k davranan kesimler oldular.
ABD’nin Irak’› iflgali sonras›nda Kürt milliyetçili¤inin s›k baflvurdu¤u bir söylemi hat›rlatal›m önce; “Türkiye ya demokratikleflir, ya da ABD demokratiklefltirir.” Bu söylemi, ABD sopas›yla demokrasi savunuculu¤u olarak adland›rm›flt›k. Kendi sopas›yla, halk›n gücüyle emperyalizme ve oligarfliye karfl› ba¤›ms›zl›¤›-demokrasiyi savunacak siyasi cesareti gösteremeyenler, flimdi de AB sopas›na sar›ld›lar. Bunu hiç de utan›p s›k›lmadan yap›yorlar. Yaz›m›z›n bafl›nda aktard›¤›m›z sözler, sosyalistlik ad›na, yurtseverlik ad›na utanmazl›¤›n belgesi olarak tarihe geçecektir. Bu sözlerin, sosyalistlik içinde, yurtseverlik içinde de¤erlendirilmesi mümkün de¤ildir. Barzani, Talabani iflbirlikçili¤inin de¤iflik biçimlerde ifadesinden baflka birfley yoktur bu politikada.
Eme¤in Avrupas›, devrimci yolculuktan, AB yolculu¤una geçerken geçici olarak tafl›nan bir maskedir ÖDP Genel Baflkan› yukar›daki al›nt›y› yapt›¤›m›z yaz›s› içinde sosyalizmden, s›n›fs›z, sömürüsüz bir dünyadan da sözediyor. Tam bir riyakarl›k. Sizin sosyalizmle, s›n›fs›z, sömürüsüz bir dünyayla ne iliflkiniz kalm›fl ki?
Sol ayd›nlar›n önemli bir bölümü de içinde olmak üzere, reformist solun AB ‹lerleme Raporu karfl›s›ndaki tavr› “olumlu ama...” diye özetlenebilir. “Ama...”dan sonra söyledikleri herfley sadece egemen s›n›flardan farkl› görünmek için söylenmifl fleylerdir ve bugün için politik bir anlam› ve önemi yoktur. Esas olan, AB’ye girme sürecinin onaylanmas›d›r. Bu politikayla, emperyalizme ve oligarfliye, “sizin stratejik yönelimlerinizden farkl› düflünmüyoruz” denilmifltir. Reformizmin do¤as›na uygun olan da budur; icazet alt›ndaki varl›klar›n› sürdürmek için bu güvenceyi vermek durumundad›rlar.
S›n›fs›z, sömürüsüz dünyay› savunanlar, tereddütsüz anti-emperyalisttirler ve tereddütsüz kapitalizme karfl›d›rlar. Peki AB’ye üyelik sürecini savunarak nas›l anti-emperyalist, nas›l anti-kapitalist olunuyor?
Reformizm bu noktada devrimci soldan “fark›n›” da koymufl olmaktad›r. Fark›n Türkçesi, “onlar anti-emperyalist, biz de¤iliz”dir.
“Birincisi, AB sürecinin demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri alanındaki kazanımlarına sonuna kadar sahip çıkmak gerekiyor.
AB ilerleme raporu karfl›s›nda söylenenler de zaten bu anlamda bir ayr›nt›dan ibarettir. Esas olan anti-emperyalist çizgide olup olmamakt›r. AB’ye üyelik sürecinin veya bu sürecin çeflitli aflamalar›n›n nas›l de¤erlendirildi¤ini belirleyen budur.
‹kincisi, eme¤in Avrupa'sı, sosyal Avrupa talebine sahip çıkmak; sermayeden yana bir Avrupa tasavvurunun yanında emekten yana bir Avrupa ufkunun da bulundu¤unu anlatabilme sorumlulu¤umuz var.” (9 Ekim 2004, Birgün)
Reformizm, AB konusundaki tavr›yla emperyalizm ve kapitalizm savunuculu¤una iltihak etmifltir. Bunu gizlemek için de “Eme¤in Avrupas›” diye bir kavram icat edilmifltir. Hayri Kozano¤lu, ilerleme raporunu de¤erlendirdi¤i yaz›s›nda “Türkiye soluna düflen sorumluluklar›” flöyle özetliyor:
Siz b›rak›n “Türkiye soluna” düflen görevlere
B’ye hay›r diyemeyen sol, kendini inkar ve acz içindeki bir soldur.
kafa yormay›. Köklü bir anti-emperyalizm gelene¤ine sahip Türkiye solunun AB’ci reformistlerden ö¤renece¤i bir fley yoktur. Eme¤in Avrupas›’ndan kas›t, sosyalist bir Avrupaysa, bunun yolu Avrupa Birli¤i’ni savunmaktan geçmemektedir. Sosyalistler “eme¤in dünyas›” dediklerinde bundan emperyalizmin y›k›ld›¤›, halklar›n kendi iktidarlar›n› kurdu¤u bir dünyay› anlarlar. Bu dünya ise, emperyalistlerin kurdu¤u bir birli¤in çat›s› alt›na s›¤›narak, onlardan demokrasi bekleyerek kurulamaz. Hele hele, oligarflik iktidara karfl›, elinde emperyalizmin sopas›n› sallayarak hiç kurulamaz. Reformist sol için “Eme¤in Avrupas›”, emperyalizmin Avrupas›’na girerken tak›lan bir maskeden baflka bir fley de¤ildir. Ne bilimsel, ne politik hiçbir dayana¤› olmayan içi bofl bir kavramd›r.
Sol ad›na AB emperyalizmini savunmak, reformizmin tutars›zl›klar›n›n kayna¤›d›r Kürt milliyetçili¤inin ve ÖDP’lilerin yaz›lar›na bak›ld›¤›nda AB konusunda konusunda çeliflkiler ve yo¤un bir kafa kar›fl›kl›¤› görülüyor. Ama kafalar› kar›fl›k de¤ildir. Emperyalizmin ve oligarflinin stratejik yönelimleriyle “uyum” içinde olma konusunda nettirler. Yaz› ve aç›klamalar›ndaki “kar›fl›kl›k” ve çeliflkiler, bu aleni emperyalizm savunuculu¤unu sol etiketi alt›nda nas›l savunacaklar›n› bilememelerinden kaynaklan›yor. Örne¤in, daha geçti¤imiz günlerde Abdullah Öcalan’›n AB konusunda flu de¤erlendirmeleri yans›d› bas›na: “ABD imifl, AB imifl, bize bir fley vermez. ... AB bizi çok ucuza satt›; ... 40 milyonluk halk›m›z›n bir anaokulu dahi yok. Sen daha AB'den ne bekliyorsun? ... Baz›lar› Türkiye AB'ye girerse bir fleyler olur diyorlar. Bu laftad›r. ... AB size ne verecek? ... AB tam teslimiyeti dayat›yor, Leyla ile oynamak istiyorlar... Kürtler de bu teslimiyete karfl› uyan›k olmal›lar.” (Abdullah Öcalan, 29 Eylül görüflme notlar›) Bir yandan bunlar söylenirken, bir yandan AB sopas›yla Türkiye’nin demokratikleflece¤ine inan›l›yor. Tuncer Bak›rhan AB’den “daha ciddi talepleri karfl›layan reformlar›n yap›lmas› için hükümetin demokratik bask› ve denetim alt›nda tutulmas›n›” istiyor. Gerçek görülmek istenmiyor. AB’nin Kürt sorununu çözümünde, oligarfliden farkl› düflünmedi¤i anlafl›lmak istenmiyor. Günter Verheugen'in, ‹lerleme Raporu’ndan hemen önce sarfetti¤i “Kürtlerin kültürel haklar› tamamen güvence alt›na al›nd›” sözleri de görmezden geliniyor. Sonra DEHAP tamamen Verheugen’in
A “demokrasi” bekleyen sol, umutsuz, AB’den inançs›z, halka güvensiz bir soldur. Avrupas›, emperyalizmin Avrupas› yolunda Eme¤in tak›lan bir maskeden baflka bir fley de¤ildir. AB’cili¤i bünyesinden ç›kar›p atmal›, AB’cilikSol,te ›srar edenlerin, sol maskeleri düflürülmelidir! sözlerine paralel olan ‹lerleme Raporu aç›klan›nca da “AB ülkeleri, Kürt sorununun büyük ölçüde çözülüyor oldu¤una dair bir yan›lg› içerisindedir” diyor. Ortada bir yan›lg› yok. Ortada AB’nin “Kürt sorununda ne yap›l›p yap›lmad›¤›na iliflkin eksik bilgilenmesi yok. Avrupa emperyalizmi, Kürtlere bu kadarla yetinin diyor. Kürt milliyetçili¤i anlamak, görmek istemese de durum budur. Ama bir kez emperyalizmin icazeti alt›na girilmifltir, oradan ç›kam›yorlar. AB’ye iliflkin yukar›daki de¤erlendirmeleri yapan Abdullah Öcalan, yine ayn› görüflmede “Ben AB sürecine karfl› de¤ilim.” de diyor. Hem diyor ki AB teslimiyeti dayat›yor, hem diyor ki AB sürecine karfl› de¤ilim.
Say› 128
Anti-emperyalist olunmad›¤›nda, bu tutars›zl›klar kaç›n›lmazd›r.
17 Ekim 2004
DEHAP Genel Baflkan›yla Kürt milliyetçili¤inin politik önderi aras›ndaki çeliflkinin bir benzeri de, ÖDP’nin Genel Baflkan›’yla ÖDP’nin teorisyeni aras›nda görülüyor. ÖDP Genel Baflkan› “AB kazan›mlar›na sahip ç›kmal›y›z” derken, ÖDP teorisyeni “Sisteme ciddi bir alternatif üretemeyen, bunun yerine sistemin yönelimlerine eklemlenen bir anlay›fl›n solun kendisini inkardan baflka bir anlam› olamaz.” diyor. (O¤uzhan Müftüo¤lu, 30 Eylül 2004, Birgün) Ama asl›nda aralar›nda bir çeliflki yok. Nas›l ki, Öcalan o kadar sözün ard›ndan AB sürecine karfl› de¤ilim diyorsa, Müftüo¤lu da ayn› yaz›s› içinde “Solun muhalefet çizgisinin Avrupa Birli¤i'ne uyum çizgisinin üzerine çekilmesinden” sözediyor. Yani, AB’ye uyuma bir itiraz› yok onun da. Sadece burjuvaziden biraz farkl› gözükmek, sol maskeyi tafl›maya devam edebilmek için talepleri biraz yükseltelim diyor. Anti-emperyalizmsiz sol olunamaz. Bugünün gerçe¤i budur. Baz› “kazan›mlar” ad›na, emperyalizmin, kapitalizmin ne oldu¤unu unutan ve unutturanlar, emperyalizmin sömürgesi olmay› meflrulaflt›ranlar, solculuk, sosyalistlik maskesini daha fazla tafl›yamayazlar.
37
Komplocu Polis ‹flbafl›nda; fiair Ruhan Mavruk Gözalt›nda
Say› 128
Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, ‹dil Kültür Merkezi, Grup Yorum, Özgürlük Türküsü, Kültür Sanat Yaflam›nda Tav›r Dergisi ve FOSEM ile Halk›n Hukuk Bürosu birer aç›klama yaparak, Mavruk ve Erdem’in serbest b›rak›lmas›n› istediler. 1 Nisan'da bafllayan hukuksuzluk tüm h›z›yla devam ediyor. Bu sefer ki Temel Haklar aç›klamas›nda, ayd›n ve sanatç› hedef, muhalif tavr›yla tan›nan flair demenin, bu ülkede ve dünyada yaflanan haks›zl›kRuhan Mavruk ve Pir Sultan Abdal lara karfl› yüre¤i, dili, kalemi ve elbette tüm benli¤iyKültür Derne¤i çal›flan› Sinan Erdem. le halk›n yan›nda olmak demek oldu¤unu hat›rlatarak, “iflte Ruhan Mavruk, bu ayd›n sanatç› kimli¤ine Sinan Erdem 11 Ekim günü sasahip insanlardan biridir. 117 ölüme nebah saatlerinde Gülsuyu den olan F tipi hapishaneleri protesto eyMaltepe’de bulunan evinin bas›lmas› ile AB Maskeli gözalt›na al›n›rken, fiair Ruhan Mavruk’un Faflizm Kendini lemlerinde, 82 kiflinin komployla tutuklanmas›n› protesto eylemlerinde... haks›zl›¤›n evi de bir gün önceki gece bas›ld›. O anda Anlat›yor karfl›s›nda olmufltur. Bu sebepledir ki bu evde bulunmayan Mavruk ‹stanbul Emnigün hedef tahtas›nda o vard›r.” denildi. yet Müdürlü¤ü’ne giderek durumu ö¤renmek isterken burada gözalt›na al›nd›. Kendisiyle göHukuksuzlu¤u k›nayan Halk›n Hukuk Bürosu rüflen avukatlardan edindi¤imiz bilgiye göre, polisin aç›klamas›nda ise, bir flairin evinin kolayca bas›l›p Mavruk’a gözalt› nedeni olarak “diskette ad›n›n özel eflyalar›na el konuldu¤unu vurgulayarak, ç›kt›¤› ve tutsaklara yazd›¤› fliir ve mektup“Ölüm orucundaki tutuklular›n yazd›¤› mektuplarsa lar” gösterildi. Ruhan Mavruk’un avukat›na verdi¤i ele geçirdikleri "çok önemli suç delilleri." ‹flte Ruhan bilgiler aras›nda, 1 Nisan’›n meflhur disketi ile ilgili Mavruk'un örgüt üyeli¤iyle suçlanmas›n›n dayana¤› kendisine tek bir soru dahi sorulmad›¤› da yer al›yor. bu mektuplar.” ifadelerine yer verildi. Gözalt› ve komplo giriflimi üzerine, Irak’ta ‹flgale Dergimiz yay›na haz›rlan›rken, Mavruk ve ErHay›r Koordinasyonu Acil Müdahale Hatt›, ‹stanbul dem halen gözalt›nda tutuluyordu.
38 17 Ekim 2004
Zihniyet, beslendikleri yer ayn›; faflizm konuflturuyor, faflizm e¤itti Trabzon polisi, dergimizin bürosuna yönelik bu polisleri, generalleri. Ama sanmay›n ki, gerçekbask›lar›n› sürdürüyor. Büroyu yeni bir adrese tafl›ten insan haklar› umurlar›nda. ‹nsan haklar›yla ya mak isteyen çal›flanlar›m›z›n bafl›na gelenler, polialay eder ya da “Kahrolsun” derler ve sahte belgesin keyfilik ve hukuksuzlukta s›n›rs›zl›¤›n› bir kez dalerle nas›l tutuklatt›klar›n› da herkes biliyor. ha gösterdi. Büromuz bu hukuksuzluk nedeniyle bir Sonuç olarak bu büro da boflalt›lmak zorunda hafta içinde üç kez tafl›nmak zorunda kald›. kal›nd›. Son adres, Düzenli ‹fl Merkezi oldu. Baka5 y›ld›r faaliyet yürütülen bürodan tafl›nma karal›m Trabzon polisi hukuksuzluklar›n› burada nas›l r› alan çal›flanlar›m›z›n bir hafta içinde yaflad›klar› sergileyecek. Hat›rlanacakt›r Trabzon polisi Grup olaylar flöyle geliflti: Yorum konserinde de ayn› yollara baflvurup salon sahiplerini tehdit etmiflti. Önce Kristal Pasaj›'nda bulunup temizli¤i yap›ld›¤›nda, büro sahibi birdenbire vazgeçti. Komedi gibi, hatta bir f›kra yerine anTrabzon polisi hemen devreye girmifl tehlat›labilecek bu olaylar, “demokratikleAB Maskeli dit etmiflti. Ard›ndan büro ‹skender PasaFaflizm Kendini flen” Türkiye’de yaflan›yor. Birileri Trabj›'na tafl›nd›. Trabzon polisi yine malsahizon polisi için “e¤itim flart” diyebilir, buAnlat›yor bine “terörist” propagandas› yaparak, yurun e¤itin bakal›m! Tam aksine onlar “dergimizin buraya tafl›nmas› halinçok iyi e¤itimliler ve emir-komuta zinciri de olaylar ç›kabilece¤i” yönünde gözda¤› verdi. içinde çal›fl›yorlar. ‹flçiye, memura, hakk›n› arayan Büro sahibinin "madem teröristler, o zaman herkese, Türkiye gerçe¤ini somut kan›tlar›yla ortatutuklay›n" sözlerinin karfl›s›nda polisin söyledi¤i ya koyup iflkencenin sistematik olmad›¤› yalan›n›n tam da 12 Eylül faflist cuntas›n›n generallerini haortaya ç›karanlara “terörist, marjinal, teröristlerle t›rlatt›. Generalin tutsak devrimcileri kastederek iliflkili” diyen bir baflbakan yönetiyor bu ülkeyi. Ve “flu insan haklar› olmasa bir kilo siyanürle bu baflbakan tüm bu sald›r› ve demagojilerini Avruifllerini hallederiz” sözleri, Trabzon polisinin dipa Parlamentosu çat›s› alt›ndaki konuflmas›nda da linde, “‹nsan haklar› var tutuklayam›yoruz” sürdürüyor. Avrupa’n›n da itiraz› yok buna. Muhaflekline dönüflmüfltü. Kürt kentlerinde de oligarfliliflerin bask› alt›nda tutulmas›, sindirilmesi hak ve nin paflalar› insan haklar› olmasa gerillay› k›sa süözgürlüklere yönelik sald›r› kapsam›na girmiyor. rede bitirece¤ini söylüyordu... AB maskeli faflizm dedi¤imiz de budur iflte.
“‹nsan Haklar› Var Tutuklayam›yoruz”
AKP Valisi “Nas›l Bas›n Aç›klamas› Yapt›rmay›z” Genelgesi Yay›nlad› Çanakkale Valili¤i, ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n 11 Haziran tarihli genelgesine dayanarak ald›¤› kararla, kentte, askeri birlikler, M‹T, valilik gibi resmi kurumlar›n okul, hastane, ibadethane binalar›n›n yak›nlar›nda ve kald›r›mlarda bas›n aç›klamas› yap›lmas›n› yasaklad›.
AB Maskeli Faflizm Kendini Anlat›yor
“Bir kentte her nokta bu tür bir binan›n yak›n›nda olabilir, kald› ki, kald›r›m da yap›lmayacak, yolda trafi¤i engelledin diye hiç yapt›r›lmayacak, o zaman nerede yap›lacak” diye sorabilirsiniz. Hakl›s›n›z. Ama bas›n aç›klamas› yap›labilecek yerlere iliflkin karar da zaten bas›n aç›klamas› yapt›rmama karar›. Üstelik bu k›s›tlamalarla bitmiyor. Resmi Gazete’de yay›nlanarak yürürlü¤e giren karar bas›n aç›klamas› yapt›rmamak için baflka ne tür tedbirler alm›fl, okuyun görün:
Gösteri Özgürlü¤ü Dedi¤iniz Böyle Olur! “Tüzel kifliler için yönetim ve denetim organlar›n›n asil ve yedek üye tam say›lar›n›n befl kat›n›, gerçek kifliler için ise 2908 say›l› Dernekler Kanunu’nda yönetim ve denetim organlar›nda öngörülen asgari as›l ve yedek üye tam say›s›n›n befl kat›n› aflmayacak say›da insan›n kat›l›m ile aç›k havada, toplu veya ferdi olarak, araç ve yaya trafi¤ini engellemeden, çevreye zarar vermeden baflkalar›n›n hak ve özgürlüklerini k›s›tlamadan, günlük hayat›n do¤al seyrini kesintiye u¤ratmadan, fliddete baflvurmadan, düflünce ve görüfllerini aç›klaman›n konusu ile ilgili pankart-döviz açarak ve slogan atarak, s›n›rl› alanda ses cihazlar› kullanarak, konusu suç teflkil etmemek ve bir saati geçmemek kayd› ile yap›labilecek.” Her bir cümlesini al›p, nas›l aç›klama yapt›rmam mant›¤›na dayand›¤›n› gösterebiliriz. Ama gereksiz. Bir bütün olarak bunu çok net bir flekilde kendisi anlat›yor. Gösteri ve toplant› özgürlü¤üne bak›n ki, kaba bir hesapla 100 kifliden fazla insan›n kat›lmas› yasak! Gidin da¤ bafl›nda yap›n diyen bir karar. Ama sanmay›n ki, bu Çanakkale’de bir valinin iflgüzarl›¤›, faflist kafa yap›s›n›n ürünü. O da bu karar› AKP’nin ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n NATO eylemleri nedeniyle yay›nlad›¤› genelgeye dayand›r›yor. Zihniyet, faflist AKP iktidar›n›nd›r. Vali sadece yüzündeki maskeyi biraz daha aral›yor. Haydi AB’ciler hep birlikte koro halinde ba¤›r›n; Türkiye’de büyük ilerlemeler var, demokratiklefliyoruz, hak ve özgürlükler gelifliyor... Siz faflizme makyaj sürün, faflist valiler o maskenin alt›nda at oynats›nlar. Bu arada valilik karar›na münferit demeyi de unutmay›n!
“Demokratikleflen” Türkiye Manzaralar› ◆ Mufl’a ba¤l› Axçana AB Maskeli Köyü'nde devlet besleFaflizm Kendini mesi korucular, 11 Ekim Anlat›yor günü ‹shak Tekin isimli köylüyü kurflun ya¤muruna tuttu. 8 kurflun isabet eden Tekin a¤›r yaraland›. Sol gözünü kaybeden köylünün 2 kolunun da felç olmas› tehlikesi oldu¤u ö¤renildi. ◆ I¤d›r'da 10 Ekim akflam› Merkez Polis Karakolu önünden geçerken üstünün aranmas›na itiraz etti¤i için tartaklanan ve götürüldü¤ü karakolda iflkence gören Erdal Savafl suçlu ç›kar›ld›. “Görevli memura mukavemetten” hakk›nda dava aç›lan Savafl’›n mahkemesinde ikinci bir hukuksuzluk da ortaya ç›kt›. Savafl’›n avukat› Haydar M›zrak’›n mahkemede as›l suçlunun polis oldu¤unu dile getirmesinin ard›ndan iflkenceciler taraf›ndan tehdit edildi, gözda¤› verildi¤i ö¤renildi. ◆ Kürtçe yay›n serbestisiyle sürülen makyaj her yerinden dökülmeye devam ediyor. Malatya Emniyet Müdürlü¤ü, yerel yay›n yapan 17 radyo ve 5 televizyona uyar› yaz›s› göndererek, yay›nlar›nda Kürtçe ve di¤er dillere yer veren kurulufllar hakk›nda yasal ifllem yap›laca¤›n› duyurdu. Göstermelik yasalar de¤il, polis yönetiyor ülkeyi. ◆ RTÜK, unutanlara bu ülkede özgürlüklerin olmad›¤›n› hat›rlatmaya devam ediyor. Son olarak, Deniz Gezmifl için yaz›lan ve Zülfü Livaneli'nin seslendirdi¤i "fiark›flla" flark›s›ndan dolay›, Ankara'dan yay›n yapan ‹maj Radyo’ya bir ay yay›n durdurma cezas› verdi. ◆ Trabzon polisi büromuza yönelik bask›lar›n›n ard›ndan okurlar›m›za yöneldi. Okurumuz Davut Topalak 1 Ekim'den bu yana polisin takip ve tacizine u¤ruyor. “Büyük suçu” yasal 1 May›s’a HÖC kortejinde kat›lmak olan Topalak, sürekli bask› ile iflbirli¤ine zorlan›yor ve yol ortas›nda sorgulan›yor. Çal›flan›m›z Zeynep Erdu¤rul hakk›nda ifade almaya çal›flan polis, Topalak’›n evini sürekli telefonla arayarak tacizlerini sap›kl›¤a dönüfltürüyor. Polisin hukuksuzluklar›na karfl› bir aç›klama yapan büromuz, "bizi okurlar›m›zdan tecrit etmeye çal›fl›yorlar. Düflüncelerimizden korkuyorlar. Küçük oyunlardan medet ummalar› bundand›r. Bilinsin ki, her türlü komployu, oyunu bofla ç›kartaca¤›z." dedi.
Say› 128 39 17 Ekim 2004
Leyla Zana AB Kürsüsünde Zana Teslimiyet Yolunda Yürüyor!
vab› “AB tam teslimiyeti dayat›yor”du. (Öcalan, 29 Eylül görüflme notlar›)
Eski DEP milletvekillerinden Leyla Zana, 15 Ekim’de Avrupa Parlamentosu’nda konufltu. On y›l önce, TBMM kürsüsünde Kürtçe konufltu¤u için hapsedilen Zana, AB kürsüsünde Kürtçe konufluyordu. Fakat kürsüdeki sahnenin ikinci çarp›c› yan›; Zana’n›n on y›l önceki gibi konuflmad›¤›yd›.
AB; Kürtlere verilen hak k›r›nt›lar›yla yetinmesini ve Kürt halk›n›n örgütlülüklerini la¤vetmeyi dayatmaktad›r.
AB Kürsüsündeki Zana, “Türkiye’de iflkencenin sistematik olmad›¤›n›” söylüyordu. Herfley bir yana, Ülkede Gündem ve Özgür Politika da m› okumuyor acaba Zana? ‹flkencelerin, infazlar›n günlük olay oldu¤u bir ülkede, nas›l Tayyip’lerin, Verhuegenlerin a¤z›ndan konuflulur? Elbette okuyor, ama AB’ye uyumlu politika, yalan, riya, takiyyeye baflvurmas›n›, AB sözcüleriyle ayn› a¤›zdan konuflmas›n› gerektiriyor. Öcalan’a yazd›¤› mektupda “AB’nin dedi¤i herfley yap›lmal›” diyen Zana’ya, Öcalan’›n ce-
Say› 128 40 17 Ekim 2004
Evet öyledir.
AB’ye uyumlu politika ad›na Türkiye oligarflisinin iflkencecili¤ini örtbas etmekte mahzur görmeyen Zana, teslimiyet yolundad›r. Bugün iflkenceyi örtbas edenler, yar›n Kürt halk› üzerindeki inkar ve asimilasyonu da örtbas etmekte mahzur görmezler. AB Parlamentosu kürsüsünde Kürt halk›n›n inkar ve piflmanl›¤› kabul etmeyece¤i gibi do¤rular› da dile getiren Zana, önerdi¤i düzen içi politikalarla, AB’ye teslimiyetle Kürt halk›na inkar ve piflmanl›¤› dayatt›¤›n›n fark›nda de¤il mi? Fark›nda de¤ilse, farketmeli, fark›ndaysa, o kürsüdeki s›fat› Kürt halk›n›n temsilcilerinden biri de¤il, AB emperyalizminin iflbirlikçilerinden biri olur.
Çak›c›’n›n Dostlar›, F Tipine Karfl› Ç›kan TS‹P’lilere Verilen Cezay› Onad› Yarg›tay, TS‹P Genel Baflkan› Turgut Koçak ile üyeler Hasan Yavafl ve Necmi Özyurda'ya “terör örgütüne yard›m ve yatakl›k”tan verilen 3 y›l 9'ar ay hapis cezas›n› 12 Ekim’de onad›. Hat›rlanaca¤› gibi, TS‹P yönetimi F tiplerine karfl› ç›km›fl, Ankara’da yap›lan demokratik eylemlere kat›lm›fl ve haklar›nda dava aç›lm›flt›. Davan›n iddianemesinde neredeyse tüm örgütleri say›p, bunlara yard›m yatakl›k yap›ld›¤› gibi ak›l mant›k d›fl› ifadeler yer almakla birlikte, as›l olarak cezaland›r›lan, demokratik bir hakk›n kullan›lmas›d›r. Yerel mahkemenin hukuktan, akil izandan uzak bu karar› Çak›c›’n›n suç ortaklar› Yarg›tayca da sahiplenilmifl oldu.
Ertosun’un Kariyer Dalafl› 117 ölümün alt›ndaki imzas› nedeniyle devlet üstün hizmet madalyas› alan ve yarg›tay üyesi yap›lan Ali Suat Ertosun, Hakimler Savc›lar Yüksek Kurulu baflkanvekili Fehmi Ulusoy hakk›nda “kiflilik haklar›n›n sald›r›ya u¤rad›¤›” gerekçesiyle 15 milyar manevi tazminat davas› açt›. Davan›n nedeni ise, Ertosun’un bu göreve getirilmeden önce Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan Ankara Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na önerilmifl olmas› ve bunun HSYK taraf›ndan kabul edilmeyerek, Ulusoy’un “biz o kifliyi o makama yeterli görmedik” demesi. Ç›kar ve kariyer sözkonusu olunca it gibi birbirine girmeye bafll›yorlar. HSYK, bir katilin yarg›tay üyesi yap›lmas›na itiraz etmiyor. Üstelik o katil, katliam›yla aleni flekilde övünüyor. Düzen içinde yükselmek, kariyer sahibi olmak için en geçerli yol, devrimcileri katletmek. Hukukçu ya da polis farketmiyor, tümü ayn› yolu izliyor.
Hapishane Koflullar› ‹syan Ettirdi ‹zmir Buca Kapal› Hapishanesi’nde 13 Ekim günü bafllayan isyana jandarma önce gaz bombalar› ile müdahale etti, ard›ndan tutuklularla yap›lan görüflmeyle isyan sona erdi. Burjuva bas›n›n, neredeyse can› s›k›lan tutuklular›n isyan› gibi gösteren haberlerinin tersine, adli tutuklu ve hükümlülerin hapishane koflullar›ndan kaynakl› ciddi talepleri oldu¤u ö¤renildi. 6 tutuklunun yaraland›¤› olaylara neden olan koflullara iliflkin hapishanede tutuklularla görüfltükten sonra bir aç›klama yapan ‹zmir Barosu yönetim kurulu üyesi Hamdi Y›ld›r›m, taleplerinin yaflam koflullar›, kendilerine bask› yap›lmamas›, doktor muayenesindeki zorluklar, yemeklerin kötü olmas›, kendilerine kötü muamele yap›lmas› gibi talepler oldu¤unu belirtti. AKP iktidar›n›n Adalet Bakanl›¤›’n›n hapishanelerindeki koflullar›, tutuklular üzerinde yarat›lan bask›y› düflünün ki, en insani talepler için adliler dahi isyan etmek zorunda kal›yor. Adalet Bakan› ne diyor; flu kadar para harcad›k, cezaevlerimiz standartlara uygundur! Yalanc›n›n mumu isyanlara kadar yan›yor.
Bilgesu Erenus’la “Samur Kürk” Üzerine Röportaj:
Prometheus’un o¤ullar› k›zlar› ‘‹yi ki vars›n›z!’ Samur Kürk, Bilgesu Erenus’un bir süre önce Yar Yay›nlar›’ndan yay›nlanan son oyun-roman›n›n ad›. 124. say›m›zda tan›tt›¤›m›z ve ölüm orucu sürecinden baz› kesitlerin anlat›ld›¤› bu kitapla ilgili, yazar Bilgesu Erenus’la bir söylefli yapt›k. ‹flte sorular›m›z ve Erenus’un cevaplar›:
◆ Ekmek
ve Adalet: Samur Kürk’te direnifl sürecini benzetmemiz uygun düflerse, "ya tersi olsayd›" diye ele alm›fls›n›z. Böyle bir kurgu yaparken neyi amaçlad›n›z? Bilgesu Erenus: Amac›m estetik anlamda iyi kurulmufl bir oyunla, gelece¤imize damga vuran ölüm orucu direnifli konusunda birlikte düflünmek ve tart›flmakt›. Bu yüzden de bilinen bir atasözünden yola ç›kt›m, “Kabahat samur kürk olsa kimse üstüne almaz!” Oysa, oyunumda Samur Kürkü hemen herkes kendi ad›na bir kez olsun s›rtlan›yor. Bunlar kabahatin en uza¤›ndaki zulüm gören insanlard›r. Canland›rmalarla yaflananlar bir kez daha tekrarland›¤›nda sorular›yla bafla ç›kamayan Tutuklu Ailesi Ana, yeniden bilinçlenir. Bu yöntem, Tutuklu Ailesi Ana’yla beraber okuyucu ve izleyicinin de bilinçlenmesine olanak veriyor.
◆Oyundaki kifliler, asl›nda sadece kendilerini de¤il, biri halk›, biri örgütü, biri direniflçileri temsil eder biçiminde ele al›nm›fl. Bir sanatç› yok içlerinde. Onu da biz soral›m; direnifl sürecinde sanatç›lar›n tavr› ne oldu ve ne olmal›yd›? Oyunda sanatç› tavr› var ve genellemeyle veriliyor. Ölüm orucu direniflinde iki k›z›n› yitiren Ahmet Kulaks›z, Karadeniz’in deli dalgalar› gibi ordan oraya kendini atarken, birileri ona, “Ziyaretlerine gelmeyi içim kald›rm›yor, müthifl travmatik bir fley, kald›ramam, yo, hay›r!” diyebiliyor. “Hem ölüm oruçlar›na bafllarken bize mi sordular” diyen ilerici ayd›nlar da var. Ancak bu iki tav›r, ülkemiz sanatç› ve ayd›nlar›n›n 19 Aral›k katliam›na dek sürdürdükleri yürekli mücadelelerini unutturamaz. Zulüm ne yaz›k ki cayd›r›c› oldu. Kendimi de ay›rmadan söyleyeyim, oyun gerçe¤inde bu genellemeyi hak ediyoruz. ◆Oyunun sonunda Tutuklu Ailesi, tüm sorular›na, elefltirilerine ra¤men, kendini hapsetti-
¤i hücresini parçalay›p eylem önlü¤ünü giyer ve derne¤e gider... Bundan k›saca "herfleye ra¤men mücadele, her fleye ra¤men örgütlülük" sonucu ç›k›yor. Oyunun temel düflüncesi-önermesi bu mudur? Evet. Ortaklaflac›l›ktan, paylafl›mc›l›ktan vazgeçmiyorsak bunun baflka bir yolu yok.
◆Oyun olarak sahnelenmesi konusunda bir çal›flman›z veya somut bir giriflim var m›? Toplumumuzla nab›z nab›za yaflamay›, yazmay› ye¤leyen biriyim. On-on befl y›l öncesine kadar oyunlar›m› nerde nas›l oynataca¤›ma dair bir kayg› tafl›mazd›m. Say›lar› az olsa da Devrimci Tiyatrolar vard›. fiimdi yoklar. Samur Kürk’ü bitirdi¤imde Devlet Tiyatrosu’na yollad›m. Edebi kuruldan geçti, genel repertuara al›nm›fl durumda ama oynanm›yor. Toplumsal olaylar› sahnede tart›flma inad›ndan hiç vazgeçmedim. ‹nsan›, insana, insanla anlatan tiyatronun buna lay›k oldu¤unu biliyorum. Bu da bana sabr› ö¤retiyor. Yaz›l›fl›ndan befl-on y›l, hatta yirmi y›l sonra oynanan oyunlar›m var. Umar›m Samur Kürk o kadar beklemez.
◆Tarihsel olaylar, genellikle yaflan›p bittikten sonra oyunlara, romanlara konu olur. Burada ise halen süren bir direnifl sözkonusu. Bu olgu, oyunu yazarken sizi nas›l etkiledi? Yaflad›klar›m›, gözlediklerimi içimde tafl›yamaz hale gelmifltim. Oyunu yaz›fl›m bir anlamda da kendime yönelik bir tedavidir. Ac›n›n ve direniflin esteti¤ini yakalayabildim san›yorum, bu da beni çok sevindiriyor. Bu toplumda bir mücadele gelene¤i var, koflullar her zamankinden a¤›r da olsa, sürüyor.
◆Son olarak, oyununuzdaki espriye ba¤l› olarak biz size soral›m: kabahat kimin? Ayn› espriyle yan›t verece¤im. Kabahat bende. Çünkü bu ac› ve zulüm üreten düzenin de¤iflmesini özlüyorum. Bu yolda direnenleri Prometheus’un o¤ullar› k›zlar› olarak görüyorum. Onlara, "Toplumsal dileklerinizi yasa bilip, eski zaman tanr›lar›n› dize getirmek istiyorsunuz, olacak fley mi bu?" demiyorum. "‹yi ki vars›n›z!" diyorum. Çünkü eski zaman tanr›lar› er ya da geç dize gelecek, buna bütün benli¤imle inan›yorum.
Say› 128 41 17 Ekim 2004
Emekçiler’den
‘Uzlaflt›rma Kurulu’ Da Oyunun Parças› Hükümetle memur sendikalar› aras›ndaki toplu görüflmelerin anlaflmazl›kla sonuçlanmas›n›n ard›ndan, sendikalar Uzlaflt›rma Kurulu’na baflvurmufltu. Kurul, en düflük memur maafl›n›n en düflük kamu iflçisi maafl›na eflitlendikten sonra ilk ve ikinci altı aylar için yüzde 6’flar, di¤er memurlara ise yüzde 5’er zam yapılmasını kararlafltırd›. Sendikalar›n tepkisi “yetersiz ama hükümetin teklifinden ileri” fleklinde oldu. Dolay›s›yla da KESK dahil olmak üzere sendikalar hükümetin bu karara uymas›n› istedi. Bakanlar Kurulu 11 Ekim’de yap›lan toplant›n›n ard›ndan, “en düflük memur ücretine daha fazla zam düflünüyoruz, karar› baflbakan verecek” aç›klamas› yapt›. Hükümetin bu karara uyup uymayaca¤›n› görece¤iz. Ancak esas karar› IMF’nin verece¤i aç›kt›r.
Say› 128 42 17 Ekim 2004
Toplusözleflmenin bir oyun oldu¤u, sendikalar›n hükümetle masaya oturarak bu oyunun parças› haline geldi¤i aç›kt›r. ‘Uzlaflt›rma Kurulu’ da bu oyunun bir parças›d›r, zincirdeki bir halkad›r. Sendikalar t›pk› hükümetle masaya oturduklar›nda bu
oyunu meflrulaflt›rd›klar› gibi, Uzlaflt›rma Kurulu karar›n› sahiplenerek bunu devam ettirmifllerdir. ‹ktidar›n çizdi¤i s›n›rlar›n d›fl›na ç›kmak yok!
Yüzbinlerce Üyeli KESK’in En Büyük Silah›, ‘A‹HM’e Gideriz Ha!’ Tehdidi Mi? KESK’in resmi rakamlara göre 260 bin, kendi rakamlar›na göre ise 400 bine yak›n üyesi var. Yüzbinlerce üyeli KESK’in Genel Baflkanı Sami Evren’in meydanlardan, ülke genelinde eylemlerden söz ettikten, iktidar› sallayacaklar›n› söyledikten, hatta bu sürecin genel greve kadar gidece¤ini TV kameralar› önünde yüksek sesle dile getirdikdikten sonra “Bu iflin sonu A‹HM’e kadar gider” noktas›na gelmesi trajiktir. Üstelik hükümeti tehdit etti¤i A‹HM’e gidifl nedeni de, yine hükümetin belirledi¤i oyunun parças› olan Uzlaflt›rma Kurulu karar›n›n uygulanmas› için. S›radan memurun da A‹HM yoluyla hak aramas› için sendikal› olmas›na gerek yok. Bireysel baflvuru yap›p, Evren’in söyleyeceklerini pekala söyleyebilir. O zaman KESK niye var, sendikalar ne ifl yapar? Trajedi sendikac›l›¤›n trajedisidir. Emek örgütlerinin bugün içinde bulundu¤u durumu özlü olarak anlatan bir trajidir hem de. Eme¤in Avrupas›n›n sendikac›l›¤›n›n hak arama yeri meydanlar de¤il A‹HM demek ki!
Sa¤l›kta Ranta Karfl› Ç›kan 85 Sendikac› Yarg›land› 5 Kas›m ve 24 Aral›k 2003 ile 10-11 Mart 2004 tarihlerinde, sa¤l›k emekçilerinin özlük haklar›n›n düzeltilmesi, paras›z sa¤l›k hizmeti talebiyle yapt›¤› eylemden dolay› TTB, SES, KESK, D‹SK yöneticilerine aç›lan dava 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 13 Ekim günü görüldü. D‹SK, Türk-‹fl, KESK’e ba¤l› sendikalar ile yurtd›fl›ndan bir çok sendika temsilcisinin, ve Temel Haklar’›n da bulundu¤u demokratik kitle örgütleri yarg›lanan sendikac›lara destek verdi. Adliye önünde toplanan kalabal›k grup ad›na bir aç›klama yapan ‹TO baflkan› Gencay Gürsoy, Türkiye’nin sa¤l›kta ne kadar geri oldu¤unu ifade ederek, yapt›klar› eylemleri savundu. Gürsoy, bu davan›n demokratikleflme söylemleriyle tezatl›¤›n› da dile getirdi. SES Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul ise, “Bugün son y›llar›n en garip davas›na tan›k olaca¤›z ama burada sa¤l›kç›lar de¤il, sa¤l›k alan›nda dönüflüm projelerini ortaya atan AKP hükümeti yarg›lanmal›d›r” dedi. Duruflmada avukatlar davan›n daha genifl bir salonda yap›lmas›n› talep ettiler. Mahkeme bu talebi olumlu bularak duruflmay› erteledi. Mahkeme sonras›nda Mehmet Akif Ersoy Park›’na yürüyen kitle, burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. Sendika ve demokratik kitle örgütleri sendikac›lar›n yarg›lanmas›n› bir kez daha protesto ettiler.
TÜMT‹S Valilik Önünde ‹stanbul Trafik Vakf› otoparklar›nda iflten at›lan iflçiler valilik önünde eylem yapt›. TÜMT‹S üyesi iflçiler 11 Ekim günü valilik önünde toplanarak üzerlerinde, “Sendika Hakk›m›z Engellenemez”, “Yaflas›n ‹flçilerin Birli¤i” yaz›l› önlüklerle sloganlar att›lar. Eylemde konuflan Türk ‹fl Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, sendikalara yönelik sald›r›lara de¤inirken, TÜMT‹S Genel E¤itim Sekreteri Gürel Y›lmaz, Vak›f Yönetimi’nin sendikal örgütlenmeyi ortadan kald›rmak için sergiledi¤i oyunlara de¤indi ve iflten at›lmalara son dedi. ‹flçiler toplad›klar› imzalar› valili¤e teslim ederken, eylemlerin Kartal Aç›k Oto Pazar›’nda kurulacak çad›rla sürece¤i dile getirildi.
Ferro Krom’da K›y›m Elazı¤ Ferro Krom Fabrikası’n›n özellefltirilmesinin ard›ndan, bütün özellefltirme uygulamalar›nda oldu¤u gibi, sendikalı iflçiler hemen iflten atıldı. Yıldırımlar Dıfl Ticaret, Pazarlama Afi’ye peflkefl çekilen fabrikada flu anda sendikal› tek bir iflçi kalmad›. Fabrikada özellefltirme öncesi 2 bin iflçi çal›fl›rken, peflkefl sonras› bu say› 441’e düflürülmüfltü.
D‹SK’ten Sempozyum D‹SK, 8-9 Ekim tarihlerinde Ankara Dedeman Otel’de “Sendikal haklar, sosyal güvenlik hakk› ve sa¤l›k hakk›” ad›yla bir sempozyum düzenledi. Sempozyumun ilk gününde “sendikal haklar” tart›fl›l›rken, ikinci gün “sosyal güvenlik ve sa¤l›k haklar›, sosyal güvenlik sistemi” ele al›nd›. Gazeteci, bilim insanlar›, sendikac›lar, hükümet temsilcilerinin kat›ld›¤› oturumlarda emekçilerin sorunlar› ele al›nd›. D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi aç›l›fl konuflmas›nda çözümün örgütlü sendikal mücadelede oldu¤unun alt›n› çizerek, sendikal haklara yönelik sald›r›lara de¤indi ve SSK’n›n tasfiyesine karfl› ç›kacaklar›n› belirtti. Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Murat Baflesgio¤lu, hükümetin sendikal haklar konusundaki düzenlemelerde AB direktiflerini, ILO flartlar›n› izleyece¤ini belirtti. Kölelik Yasas› olarak bilinen ‹fl Yasas›’n›n da AB direktiflerinden biri oldu¤u hat›rlan›rsa, bu yolun nereye ç›kaca¤› malum. Cumhuriyet Gazetesi yazar› fiükran Soner’in yap›lan AB reformlar›nda emekçilerin kazanc› olmad›¤›n› hat›rlatarak, “AB reformlar›ndan bir fley bekliyorsak hava al›r›z” sözleri bu gerçe¤in alt›n› en özlü flekilde çiziyordu. Sempozyum, son oturumda AKP iktidar›n›n ‘sosyal güvenlikte reform’ adıyla gündeme getirdi¤i sald›r›ya karfl› topyekün mücadele ça¤rısı ile sona erdi.
Metal ‹flçisi MESS’e Direnecek Toplam 100 bin iflçiyi ilgilendiren metal iflkolundaki toplusözleflme görüflmelerinin uzlaflmazl›kla sonuçlanmas›n›n ard›ndan, özellikle D‹SK’e ba¤l› Birleflik Metal-‹fl baflta olmak üzere sendikalar›n eylemleri sürüyor. Birleflik Metal-‹fl 10 Ekim günü, 15 günlük bir eylem zinciri bafllatma karar› ald›. Buna göre, iflyerlerinde bildiriler okuma, yürüyüfller düzenlenmesi planlan›yor. Birleflik Metal üyesi Mudanya Prelli Kablo ve Sistemleri iflçileri 9 Ekim’de bildiriler da¤›tarak MESS’i teflhir etti. Birleflik Metal-‹fl iflçileri 11 Ekim günü Gebze Kapal› Spor Salonu’nda yapt›klar› “Metal iflçileri bulufluyor” adl› bir etkinlikle, MESS’in dayatmalar›na hay›r dediler. “Emek Verdik, Kazand›k, Elimizden Alamazs›n›z”, “Metal ‹flçileri El Ele”, “MESS Dayatmalar›na Hay›r” yaz›l› pankartlar›n as›l› oldu¤u salonda 2500 metal iflçisi hep bir a¤›zdan “Direne Direne Kazanaca¤›z”, “Geliyor, Geliyor Genel Grev Geliyor”, “‹flçiyiz, Hakl›y›z, Kazanaca¤›z” sloganlar› att›lar. Etkinlikte konuflan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, hükümetin iflçilerin kazan›lm›fl haklar›na sald›rd›¤›n› belirterek metal iflçilerini direniflinden dolay› kutlad›. Çelebi Metal iflçilerinin Türkiye iflçi s›n›f›n›n öncüleri oldu¤unu da sözlerine ekledi. Birleflik Metal-‹fl Genel Baflkan› Adnan Serdaro¤lu ise, Türk‹fl’e ba¤l› Türk Metal Sendikas›n›n patron tafleronu gibi hareket etti¤ini belirtti.
‹flportac›lar Eylem Yapt› ‹stanbul’dan sonra Ankara’daki seyyar sat›c›lar da soka¤a ç›kt›. Ankara Büyükflehir Belediyesi ve polisin operasyonu ile mallar›na ve tezgahlar›na el konulan seyyar sat›c›lar, Yüksel Caddesi’nde eylem yapt›. 13 Ekim günü yap›lan eylemde, iflportac›lar belediyeden kendilerine tezgahlar›n› açabilecekleri yer göstermesini istediler. Tüm Seyyar Sat›c›lar Derne¤i’nin düzenledi¤i eylemde “Hortumcu, Tefeci, Rantiyeci De¤iliz, ‹flsizler Ordusuyuz, Su Satan Tayyip, Simit Satan Baykal Eski Meslektafl›n›za Sahip Ç›k›n” yaz›l› dövizler aç›ld›. ‹flportac›lar yapt›klar› aç›klamada iflsiz olduklar› için bu ifli yapt›klar›n›, bunun sorumlusunun kendileri de¤il sistem oldu¤unu belirttiler.
AKP’li Belediyeye Protesto Kırflehir’e ba¤lı Kaman Belediyesi’nin düzenledi¤i 14. Ceviz Festivali, AKP’li Belediye Baflkanı Turgut Aslan’ın iflçiler taraf›ndan protesto edilmesine sahne oldu. Genel-‹fl üyesi olduklar› için iflten at›lan 50 iflçi, 10 Ekim günü düzenlenen festivalde bildiriler da¤›tarak, sloganlar at›p dövizler açarak AKP’li belediyenin iflçi düflmanl›¤›n› teflhir ettiler.
‹zmir Belediyesi’nde Grev Karar› As›ld› Belediye-‹fl ‹zmir flubeleri 11 Ekim günü ‹zmnir Büyükflehir Belediyesi önünde yapt›klar› eylemde grev karar› ast›lar. Bir süredir devam eden görüflmelerin uzlaflmazl›kla sonuçlanmas›n›n ard›ndan al›nan karara iliflkin bilgi veren Belediye-‹fl 6 No’lu fiube Baflkan› Atilla Pasin, anlaflmazl›¤›n ücret art›fl› konusunda oldu¤unu belirterek, “Biz çocuklar›m›za güzel bir gelecek b›rakmak istiyoruz. Belediyenin vermek istedi¤i % 10’luk zamla, yoksullu¤un art›¤› bu dönemde nas›l yaflayaca¤›z. E¤er 60 günlük süre içerisinde anlaflma sa¤lanamazsa 3 bin iflçiyle greve ç›kaca¤›z” dedi. Pasin’in konuflmas›n›n ard›ndan iflçiler “‹flçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z” sloganlar› att›lar.
Say› 128 43 17 Ekim 2004
Gençlik’den DEV-GENÇ'in 35. yılı flenli¤i
‘Bir DEV-GENÇ'imiz Var!’ DEV-GENÇ'in 35. yılı baflta ‹stanbul olmak üzere bir çok kentte Gençlik Dernekleri Fedarasyonu üyesi gençlik taraf›ndan büyük bir coflkuyla kutland›.
‹stanbul’da 2 Bin Genç Yürek DEV-GENÇ'i Selamlad› Gençlik Dernekleri Fedarasyonu'nun düzenledi¤i DEV-GENÇ'in 35. yılı flenli¤i, 10 Ekim günü Okmeydanı Sibel Yalçın Direnifl Parkı'nda düzenlendi. 2 bin kifli DEV-GENÇ'i marfllarla ve sloganlarla selamladı. Hava fifleklerin at›ld›¤› programın açılıfl konuflmasında DEV-GENÇ'lilere ve DEV-GENÇ gelene¤ine seslenildi.
Say› 128 44 17 Ekim 2004
"Bir DEV-GENÇ'imiz var!” diye bafllayan ve “1968'lerde yoksul köylüyle toprak iflgalinde, Dolmabahçe'de denize dökülen Amerikan Bahriyelilerin peflinde iflgal-boykot ve forumlarla demokratik üniversite kavgasında iflçinin grevinde sokaklara sı¤mayan yürüyüfllerin en önünde olan” fleklinde süren konuflmada, “Selam olsun anti-emperyalist, anti-oligarflik mücadeleyi fliar edinen DEVGENÇ'e!” denildi. DEV-GENÇ'in Türkiye devrimci hareketine en de¤erli kadroların› yetifltiren bir okul oldu¤u, politik mücadelenin gereklerine uygun örgütlendi¤i ifade edilen selamlada flöyle devam etti: “Evet bir DEV-GENÇ'imiz var! Ve DEV-GENÇ'lilerimiz var. Biz tükenmeyiz deyip DEV-GEÇ ismini Türkiye Devrimci Hareketi'nin tarihine altın puntolarla nakfleden! Gurur duyuyoruz! Yaflasın DEV-GENÇ, Yaflasın DEV-Genç'liler! Kahrolsun Faflizm, Yaflasın Mücadelemiz!..." Açılıfl konuflması parkta büyük bir coflku seliyle karfl›lan›rken, daha sonra devrim flehitleri ve DEVGENÇ flehitleri adına 1 daki-
kalık saygı duruflunda bulunuldu.
Karanfiller Kültür Merkezi Müzik Grubu’nun türkü ve marfllarıyla yerald›¤› etkinlikte, daha sonra DEV-GENÇ'in içinde yetiflmifl, teslim olmama, direnme gelene¤ine tutuflturdu¤u bedeniyle yeni bir halka daha ekleyen Selma Kubat'ın gençlik için yazdı¤ı fliiri okundu. DEV-GENÇ tarihi direnmenin, dünya halklarını ve halklar›n de¤erlerini sahiplenmenin, sosyalizm ve mücadele bayra¤ını can bedeli ellerden düflürmemenin tarihidir. Bu tarih anlatılmadan olmazdı. Fabrikalarda, iflgallerde, boykotlarda, direnifllerde hep en önde olan DEV-GENÇ'in tarihini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Gösterim boyunca sloganlar hiç susmadı. "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede, Mahir Hüseyin Ulafl Kurtulufla Kadar Savafl, Devrim fiehitleri Ölümsüzdür, Tokat fiehitleri Ölümsüzdür, Yaflasın Ölüm Orucu Direniflimiz” sloganlarına yedisinden yetmifline herkes efllik ediyordu. Sinevizyon gösteriminin ardından ise Kahraman Altun'un “Neslim” isimli fliiri okundu. Bir de mesajlar vardı bu büyük gün için. TAYAD'lı Ailelerin mesajlar›nda dile getirdikleri “Bu topraklarda 35 yıldır sesiniz yankılanıyor. 35 yıldır yoklu¤un, yolsuzlu¤un, ahlaksızlı¤ın karflısında yüzümüz sizinle a¤arıyor" sözleri yo¤un alk›fl ald›. Son olarak Grup Yorum türkü ve marfllarıyla DEV-GENÇ'lilerin coflkusuna coflku kattı. Halaylarla ve marfllarla coflkulu bir flekilde sona eren etkinlik boyunca, sahnede flehit resimlerinin bulundu¤u bölümde bir k›z›l bayrak sürekli dalgaland›r›ld›. O, hiç yere düflürülmeyen DEVGENÇ'lilerin ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm bayra¤›yd›...
Anadolu’da DEV-GENÇ Kutlamalar› Uflak Gençlik Dernekli Ö¤renciler, dernek binas›nda düzenledikleri kutlamada 35 y›ll›k tarihi kesintisiz olarak sürdürdüklerini dile getirdiler. Y a p › l a n konuflman›n ard›ndan Gençlik
Adana
Erzincan
Derne¤i müzik grubu müzik-fliir dinletisi verdi, kitle hep birlikte marfllar söyledi. DEV-GENÇ'in 35. y›l› ‹zmir'de de büyük bir coflkuyla kutland›. ‹zmir Gençlik Dernekli ö¤rencilerin Ege Üniversitesi'nde düzenledi¤i flenlikte, DEV-GENÇ tarihini anlatan konuflma ve sayg› duruflunun ard›ndan Muharrem Çetinkaya ve Hasan Hüseyin'in fliirleri ile DEV-GENÇ and› okundu. Ard›ndan sahneye ç›kan Grup Harmanyeli söyledi¤i marfllar ve halaylarla kitleyi coflturdu. Müzik dinletisinden sonra davul zurna eflli¤inde halaylar çekildikten sonra Cevdet Ba¤ca sahneye ç›kt›. 350 kiflinin kat›ld›¤› flenlikte “YÖK'e HAYIR", "35. YILINDA SELAMLIYORUZ", "fiENL‹⁄‹M‹ZE HOfiGELD‹N‹Z" pankartlar›n›n yan›s›ra büyük boy DEV-GENÇ amblemli pankart as›ld›. Çukurova Üniversitesi'nde 35. yıl coflkusu yafland›. 12 Ekim günü Adana Gençlik Derne¤i ö¤rencileri, Üniversite kampüsünde yapt›klar› flenlikte E¤itim Fakültesi binasına DEV-GENÇ logolu ''35. Yılında Selamlıyoruz - Adana Gençlik Derne¤i Ö¤rencileri'' imzalı pankart ast›lar. Grup Nisan Günefli'nin söyledi¤i coflkulu marfl ve türkülerin ard›ndan Gençlik Derne¤i Ö¤rencileri adına yapılan konuflmada, "Anadolu'nun isyan gelene¤ini gecekondu yıkımlarında, Gazi ayaklanmasında, köylünün toprak iflgallerinde, gençli¤in halk için bilim halk için e¤itim mücadelesinde yaflatan DEV-GENÇ'e ve
D E V GENÇ'lilere selam olsun" denildi. FKF'den Gençlik Dernekleri Federasyonu’na uzanan tarihsel sürecin anlat›l›d¤› konuflma, “YAfiASIN DEV-GENÇ, YAfiASIN DEVGENÇ'liler” sözleriyle bitirildi. Etkinli¤e 300 kifli kat›ld›. Erzincan Gençlik Derne¤i taraf›ndan 10 Ekim günü dernek binas›nda 35. y›l kutlamas› yap›ld›. 45 kiflinin kat›ld›¤› kutlamada, yap›lan konuflmalar›n ard›ndan Gençlik Derne¤i Müzik Grubu Grup Selvi marfllar söyledi. Eskiflehir Gençlik Dernekli ö¤rencilerin kutlamas› da 10 Ekim günü gerçeklefltirildi. Sayg› durufluyla bafllayan etkinlik DEV-GENÇ tarihinin anlat›m›yla devam etti. "Gençlik Gelecektir. DEV-GENÇ Gelecektir. DEV-GENÇ onurdur.” denilen konuflman›n ard›ndan fliir dinletisi gerçekleflti. Daha sonra Gençilik Derne¤i müzik grubu Boran Halay› marfllar› ve türküleri ile DEV-GENÇ'i selamlad›. DEVGENÇ'lilik, DEV-GENÇ ruhu, DEV-GENÇ gelene¤i konulu bir söyleflinin yap›ld›¤› etkinlik, halaylarla son buldu. Bu arada 4 ve 8 Ekim günlerinde ‹stanbul Üniversitesi'nde DEV-GENÇ'in kurulufluna iliflkin "35. Y›l›nda Selaml›yoruz-Gençlik Dernekleri Federasyonu Ö¤rencileri" imzal› pankartlar as›ld›.
Marfl, Slogan ve Zehra’yla Aç›l›fl fienli¤i
‹stanbul Üniversitesi'nde yeni mücadele y›l›na Grup Yorum, Emin ‹.‹güs, Grup Yank› ve Burhan Berken’in kat›ld›¤› bir etkinlikle girildi. 13 Ekim günü yap›lan aç›l›fl flenli¤inde "YÖK'e Tecrite ve ‹flgale Hay›r, Üniversiteler Bizimle Özgürleflecek" pankartlar› aç›ld›. Demokrat oldu¤unu idda eden yeni rektör Tankut Centel de Alemdaro¤lu’nu arat-
mayacak flekilde flenli¤in yap›lmas›na izin vermedi. Buna ra¤men gençlik flenli¤i, telsiz sesleri, polis ve ÖGB kuflatmas› alt›nda fiili olarak gerçeklefltirdi. fienli¤in düzenlendi¤i Hukuk Fakültesi'nin her taraf› 2000 ölüm orucu flehidi Zehra Kulaks›z ve Taksim'de kafas›na kurflun s›k›larak katledilen Önder Babat'›n resimleriyle donat›lm›flt›. Burhan Berken'in Kürtçe parçalar› ile kitleyi coflturmas›ndan sonra Grup Yank› türküler söyledi. Ard›ndan Zehra Kulaks›z'la ilgili bir konuflma yap›ld›. Konuflma "Zehra Kulaks›z Ölümsüzdür" sloganlar›yla karfl›land›. "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" sloganlar›yla sahneye ç›kan Grup Yorum, y›llard›r
mücadelesinin yan›bafl›nda yer ald›¤› gençlik için söyledi marfllar›n›. Devrimci sanatç›l›¤› ö¤reten tarz›yla kitlenin coflkusuna coflku katan Yorum'un türküleri s›ras›nda salonun d›fl›nda da büyük bir kalabal›k olufltu¤u görüldü. Bu arada, 7 Ekim günü düzenlenen ve Cumhurbaflkanı Sezer’in kat›ld›¤› Çukurova Üniversitesinin açılıfl›nda Adana Gençlik Derne¤i üyesi Öner Çelik; ADALET ‹ST‹YORUZ, SAHTE BELGELERLE TUTUKLANANLAR SERBEST BIRAKILSIN sloganıyla eylem yapt›. Öner Çelik yakapaça gözalt›na al›n›rken hukukçu Sezer’i hukuksuzluklar›n ilgilendirmedi¤i bir kez daha görülmüfl oldu.
Say› 128 45 17 Ekim 2004
✍ Gençli¤in 6 KASIM SORUMLULU⁄UMUZ
Say› 128 46 17 Ekim 2004
1980 faflist darbesinin okullara yans›mas› YÖK olmufltu. Amaç düflünmeyen, üretmeyen, sorgulamayan tek tip ö¤renci yetifltirmekti. At›lan her ad›mda buna uygun olmal›yd›. Her hak aramada cevap bask›, sald›r›, gözalt› tutuklamalar oldu. 1980'den günümüze bu manzara hiç de¤iflmedi, aksine daha da katmerleflti. Peki neden gençli¤e bu kadar pervas›zca sald›r›yordu oligarfli? Çünkü gençlik en dinamik kesimdi. Haks›zl›¤a tahammül edemeyen, bunun için de gereken bedelleri ödemekten çekinmeyen, tav›r alan kesimdi. ‹flte bu yüzden susturulmal› sindirilmeliydi. ‹flte bu noktada böylesine güçlü bir sald›r› karfl›s›nda ciddi ve güçlü bir karfl› durufl sergilenmeli. Ç›kart›lan her yasa, her yönetmelikte gençlik daha da bir k›skaç alt›na al›n›yor, etkisizlefltirilmeye çal›fl›l›yor. Amaç okullarda devrimci demokrat ilerici ö¤renci gençli¤i tasfiye etmekti. Her y›l de¤iflik manevralarla karfl› karfl›ya kald›¤›m›z bu sald›r›y› bugün de yaflamaktay›z. Örne¤in her y›l düzenlenen aç›l›fl flenli¤ine bu sene izin verilmemifltir. Rektörlü¤e flenli¤in haklar› oldu¤unu ifade edenlere karfl› ise "Polisi, kolluk güçlerini devreye sokar›m" cevab› al›nm›flt›r. Ö¤rencilerin e¤itiminden sorumlu bir idare s›rt›n› polise yasl›yor ve bunu ola¤an göstermek istiyordu. YÖK’ün yaratt›¤› ve yerlefltirdi¤i yönetim zihniyetinin küçük bir örne¤idir bu. YÖK’çü rektörler için tek sorun ö¤rencilerin kendilerini ifade etmelerinin, örgütlü hareket etmelerinin bir flekilde önüne geçmektir. Bu noktada yasalar, hukuk rahatça ayaklar alt›na al›nabilir. Ülkede demokratikleflme havalar›n›n estirilmesinin de önemi yoktur. Rektörler de bu havan›n ne kadar sahte oldu¤unu, bask›lar›n›n üzerini örtmenin arac› oldu¤unu çok iyi bilir ve kullan›rlar. ‹flte böylesine bir zamanda birlik kendini daha güçlü hissettiriyor. Sorumlulu¤umuz da buna göre art›yor. Yaklafl›lan 6 Kas›m’da (YÖK’ün kurulufl y›ldönümü) daha da güçlü ç›k›l›p, alanlarda daha da güçlü hayk›r›lmal›. Gençli¤e yönelik sald›r›lara güçlü bir cevap verilmeli ki, bun-
Kaleminden
dan sonra gençli¤e yönelik her kararda, her ad›mda iktidar ve YÖK’çüler defalarca düflünsün. Bunu sa¤lamak zorunday›z. Gençli¤in sindirilemeyece¤ini, bask›lara boyun e¤meyece¤ini bir kez daha tüm gücümüzle göstermeliyiz.
6 Kas›m’da Güçlü Hayk›ral›m Olmas› gereken bu gücü oluflturmak iken, aksine bu gücü bölme gibi bir pratikle karfl› karfl›ya kal›nabiliyor. Amaç ayn› hedefler ayn›yken pratik tam da bundan uzak bir flekilde karfl›m›zda duruyor. Nedenlerine bakt›¤›m›zda de¤iflmeyen bir kültürün varl›¤›n› görüyoruz. Grupçuluk birli¤in önüne set gibi ç›k›yor. Yoksa kazan›lmas› gereken, kitlesel bir eylem haz›rl›¤› yap›lan bir alan›n hemen karfl›s›na "alternatif" bir alan ç›k›r›lmas›n›n mant›¤› ne olabilir. Bu alana güçlü ç›kmak varken gücü bölmenin nas›l bir aç›klamas› olabilir. Nerdeyse “ben öncü orada olmam, ben yoksam eylem de olmas›n” mant›¤›n›n aç›klamas› ne olabilir? Her sene oldu¤u gibi bu sene de en do¤al hakk›m›z olan alanlarda YÖK’ü protestolar›m›z engellenmek istenecektir. Belki pervas›zca sald›r›ya da u¤rayaca¤›z. Güçlü olursak, birlik olursak bu sald›r›lar karfl›s›ndaki gücümüzün daha da büyük olaca¤›n› aç›klamaya bile gerek yoktur. Hal buyken, 6 Kas›ma say›l› günlerin kald›¤› flu aflamada halen k›s›r tart›flmalar›n kime ne faydas› var, gençli¤i sindirmek isteyenlere faydas›ndan baflka. 6 Kas›m için tüm gençlik örgütlenmelerinin tek hedefi olmal›. Alanlara çok daha güçlü ç›kmak. Bask›lara, sindirme politikalar›na karfl› daha gür hayk›rma zaman› flimdi. Kimsenin bu gücü oluflturmak yerine küçük hesaplarla bölmeye hakk› yoktur. Bu tarihi bir sorumluluktur. Bizlere düflen bu sorumlulu¤u hakk›yla yerine getirmek, bunun için canla baflla çal›flmakt›r. Kimse aksi bir lükse sahip de¤ildir. Bu bilinçle haraket edip bu bilinçle ad›m at›lmal›d›r.
Gençlik Dernekleri Federasyonu
Bir yoldafl› Derya Devrim A¤›rman’› Anlat›yor
fiahanl›k Yak›fl›r Ona Televizyonda haberleri izliyordum. Spikerin söyledi¤i bir isimle birlikte ›fl›l ›fl›l güleç bir yüzü süsleyen bir çift kara göz geldi oturdu gözlerime... O gözler benim oluverdi birden. Küçücük hücremden ald› götürdü beni... Ya¤murlu'da çat›flmadayd›k. Ya¤mur gibi ya¤an kurflunlara meydan okuyarak vurufltuk. Gözkapaklar› teslim olmaman›n huzuruyla kapand› sonra.. Ama gözleri bendeydi. Gözleri rehberimizdi... Y›llar boyu ad›mlad›¤› da¤ yollar›ndan geçtim. Ya¤mur sonras› yay›lan mis gibi toprak kokusunu, ot kokusunu doldurdum içime... Gün do¤umlar›na, gün bat›mlar›na içimdeki en umutlu ezgileri katt›m. Köyden köye dolaflt›m, yoksul sofralar›na ba¤dafl kurdum... Nice ac›lara ortak oldum... fiahand›m, nice ac›lar›n hesab›n› sordum. Çat›flmadan çat›flmaya zulmün yüre¤ine korku sald›m. Bir çift kara gözün ›srarl› yolculu¤undayd›m. Y›llar öncesine, 12 yürek parçam› b›rakt›¤›m o hapishaneye gittim sonra. O bir çift kara göz, ayr›ld› gözlerimden. Demir parmaklar›n bir yan›nda ben, bir yan›nda o gözler. Devrim'in gözleri. 16 yafl›n masumlu¤unda bir çift ›fl›k demeti. Ya¤mur, kar, çamur dinlemez Devrim, yollar kapansa da biliriz gelir ziyaretimize.... 16 yafl›nda bir tutsak yak›n›d›r. Yak›nl›¤› sadece tutsak düflen akrabalar›na de¤il, tüm tutsak abilerine, ablalar›nad›r. 16 yafl›nda bir genç k›z ne bekler hayattan? Düflleri, özlemleri, gelece¤e dair hayalleri nedir? Belki okuyup iyi bir meslek sahibi olmak... Telli duvakl› gelin olma düflleri kurar belki... Belki zengin biriyle evlenip "rahat yaflamak"... Belki mutsuzdur, hayat çok s›k›c› ve monoton gelir ona ve belki de ailesini
sorumlu tutar mutsuzlu¤undan; bir an önce kaç›p kurtulmak ister ailesinin olmad›¤› bir yerlerde "özgürlü¤ü", "mutlulu¤u" yakalama hayallerinin peflinden "bilinmez" serüvenlere koflar belki... Fark›nda bile de¤ildir ço¤u ama kuflat›lm›flt›r gençlik. Uyuflturucu, alkol, "farkl›" giyim "farkl›" konuflmalar, bencillikler, duyars›zl›klar, sorumsuzluklar, yozluklar... Kuflat›lm›flt›r gençlik. Ne iyi bir meslek, ne düflleri kurulan evlilikler, ne sahte özgürlük aray›fllar› kurtaramaz onlar› bu kuflat›lm›fll›ktan... Devrim bu kuflat›lm›fll›¤› hiç yaflamam›flt›r neredeyse. Zeki, çal›flkan bir lise ö¤rencisidir. Ailesi onu, o ailesini çok sever. Anadolu'nun en güzel de¤erleriyle sar›l›p sarmalanm›fl, o de¤erlerle büyümüfl ve büyüdükçe s›k› s›k› sar›lm›flt›r o de¤erlere. Ailesinden devrimci olup tutsak düflenler vard›r. Onlar›n sevgisi, onlar›n s›cakl›¤›yla yaflam›n en yüce güzelliklerini tatm›flt›r Devrim. Paylafl›m›, ba¤l›l›¤›, güveni, herkes için en umutlu yar›nlar› görmüfltür onlar›n ideallerinde. Annesi, babas› onun okuyup meslek sahibi olmas›n› istese de, Devrim bu idaellerin peflindedir. Adalet duygusu çok geliflmifltir. En sevdiklerini demir parmakl›klar ard›na koyan zulme karfl› savaflmakt›r tek iste¤i. ‹ki ad› vard›r Devrim'in. Ailede Derya derler ona hep. Ama sonralar› Devrim ad›n› daha çok sever ve herkes ona Devrim demeye bafllar. Ailesini çok sevse de, geri çekilmez ve sonunda, kendi çevresini ideallerine inand›ran o olur. "Daha çok küçüksün" diyen
lere çal›flkanl›¤›yla, emekçili¤i ve özverisiyle cevap verir Devrim. Gencecik yüre¤ine öyle büyük dünyalar s›¤d›rm›flt›r ki. Ondan bir fley istedi¤iniz zaman gözünüz arkada kalmaz, "acaba" diye içinizden geçirmezsiniz hiç. Bilirsiniz ki Devrim gerekeni yapacakt›r. Küçüktür ama s›n›rs›z bir sorumluluk bilinci vard›r. Israrc›d›r. Hedefe ulaflmas›n›, akl›na koydu¤unu yapmas›n› hiç kimse, hiçbir fley engelleyemez. O denli de uyumludur. Uyumlu, özverili. H›zl› kavrar ve en zor koflullara bile hemen uyum sa¤lar. Da¤larda flahan olmak kolay de¤ildir. Yüre¤in, bilincin haz›r olmal›d›r kara, borana, geçit vermez yollara, hain pusulara. Devrim ömrünün bahar›nda flahan olur da¤larda. Küçüktür ama flahanl›k yak›fl›r ona. Da¤lar›n onuru, zulmün korkulu rüyas› olur y›llar boyu. Demir parmakl›klar›n ard›nda o bir çift kara gözle, o bir çift ›fl›k demetiyle buluflan gözlerim, televizyondaki görüntülere kayd› yine. Devrim... Gözkapaklar› kapal› Devrim'in. Üzerinde k›z›l bayrak ve bembeyaz bir duvak. Omuzlar üzerinde. Sevgisinin, inanc›n›n, cüretinin. Tarihten yüklenip omuzlarda yüceltti¤i kavga miras›n›n omuzlardan yüreklere, bilinçlere akt›¤›n› gördüm. Açt›m yüre¤imi. Aln›ndan öptüm. Ve göz kapaklar›yla örtünen kara gözlerinin ›fl›¤›n› yoluma verdim. Umut yolculu¤umuza yeniden yeniden hoflgeldin Devrim.
Say› 128 47 17 Ekim 2004
EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır
kamplar›na da yay›l›yor. Zulümlerden *** zulüm be¤enin! - Temizleyeyim mi?
Villawood Nazi Kamp›; 1940’larda de¤il, 2004’te! Avustralya'n›n Sydney kentinde mültecilerin kilit alt›nda izolasyonda tutuldu¤u mülteci kamp› Villawood'ta 200’den fazla mülteci 9 Ekim’de açl›k grevine bafllad›lar. Mültecileri açl›k grevine bafllamak zorunda b›rakan koflullar, mültecilere karfl› emperyalistler taraf›ndan uygulanmaya bafllanan politikan›n nas›l vahflileflti¤ini de gözler önüne seriyor. Açl›k grevi, yaflad›klar› insanl›k d›fl› koflullara ek olarak, geçen hafta, Avustralya Yüksek Mahkemesi’nin “çocuklar›n da art›k kamplarda kilit alt›nda tutulmas›” karar› üzerine bafllad›.
Say› 128 48 17 Ekim 2004
‹ltica hakk›, insani bir hakt›r. Ne var ki art›k mülteciler, cezaland›r›lacak suçlular olarak görülüyor. Villawood Mülteci Kamp›’nda sadece yetiflkinler de¤il çocuklar da tutuluyor. Hatta bu kamplarda do¤mufl ve 5 yafl›na gelmifl çocuklar dahi var. Avustralya mahkemeleri daha önce de kamplarda tutulan "sorunlu" mültecilere karfl› fliddet kullan›labilece¤i, onlar›n revirden mahrum edilebilece¤i ve tek kiflilik hücrelere kapat›labilece¤i karar› vermiflti.
- Temizle! Amerikan katliamc›l›¤› hiçbir s›n›r tan›m›yor. Sözünü edece¤imiz televizyon görüntülerini, belki kimi okurlar›m›z seyretmifltir. Irak'›n Felluce kentinde “Ürdünlü terörist Ebu Musab El Zerkavi yandafllar›na karfl› operasyon” bahanesiyle 10 Nisan’da F-16 savafl uçaklar›yla düzenlenen Amerikan sald›r›s›nda yolda giden insanlar›n katledildi¤i a盤a ç›kt›. ‹nternette yay›nlanan ve do¤ru oldu¤u kan›tlanan görüntülerde, pilot, yoldaki sivillere niflan al›yor ve 'Yerde çok say›da kifli var temizleyeyim mi?' diye soruyor. Kontrolörün cevab› ise tek kelime: Temizle! Bu katliam, ABD’nin kanl› tarihinde küçük bir noktad›r. Ama ABD gibi katliamc›, hukuk, ahlak tan›maz bir güce “demokrasi, özgürlük getirme” misyonu yükleyenlere vurulmufl bir flamard›r. Ama onlar›n da yüzü k›zarmayacak kadar kaflarlaflm›flt›r art›k. ***
Bu bomba da dü¤üne
‹flte mülteciler bu koflullara karfl› direniyorlar. Nazi zihniyeti, bu hakl› taleplere de fliddetle cevap verdi. Açl›k grevine bafllayanlar elektirik floku tabancas› ve Cop tafl›yan gardiyanlar taraf›ndan dövülerek yüksek güvenlikli alan alarak adland›r›lan tek kiflilik hücrelere konuldular. Fakat buda açl›k grevine engel olamad›. Mülteciler taleblerinin kabul edilmemesi halinde direnifllerini ayaklanmaya dönüfltüreceklerini aç›klad›lar. Açl›k grevleri di¤er mülteci
8 Ekim’de Amerikan savafl uçaklar›, akbabalar gibi Irak halk›n›n üzerindeydi yine. “Irak’ta güvenli¤i sa¤lamak” bahanesiyle Felluce’ye gerçeklefltirilen sald›r›da bu kez dü¤ün yapmakta olan bir topluluk bombaland›. Damat dahil, 12 kifli katledildi; onlarca kifli de yaraland›, y›k›nt›lar alt›nda kald›. ‹flte emperyalizm! Emperyalizm katlederek tüm halklara boyun e¤meyi dayat›yor. Lenin’in emperyalizm teorisini de hat›rlamaya gerek yok. ‹flte emperyalizm kendini anlat›yor. Sadece bu sayfada yeralan örneklere bakmak bile, emperyalizmin ne olup olmad›¤›n› anlatmaya yeter. Kim farkl› bir fley söylüyorsa, o bir iflbirlikçiden veya siyasi bir flarlatandan baflka bir fley de¤ildir.
Nijerya’da Petrol ‹flçileri Greve Ç›kt›
17 Kas›m Savaflç›s› Açl›k Grevinde
Afrika’n›n en büyük petrol üreticisi Nijerya’da petrole yap›lan yüzde 25 zam, sendikalar taraf›ndan 4 günlük genel grevle protesto edildi. Nijerya ‹flçi Kongresi taraf›ndan al›nan kararla, 11 Ekim’den itibaren ülke çap›nda bafllayan grevler iflçilerden büyük destek gördü. Petrol zengini Nijerya’da petrol sektöründe çal›flan iflçiler büyük yoksulluk içinde yafl›yorlar.
Yunanistan’daki 17 Kas›m örgütü militanlar›ndan Koridalos Hapishanesi’ndeki Dimitri Kufodinas, dayat›lan insanl›k d›fl› yaflam koflullar›n› protesto etmek için 23 gündür sürdürdü¤ü açl›k grevi sonucunda hastaneye kald›r›ld›. Dimitri Kufodinas’›n hastanede serumla tedaviyi reddetti¤i bildirildi.
Revirden mahrum etme gibi bir ceza, hangi “insanl›k ölçülerine” s›¤ar? Naziler bile, insanlar› krematoryumda yakt›klar› kamplarda böyle bir cezay› yasal hale getirmemifllerdir.
Afganistan ve Irak’ta Seçim ve Demokrasicilik Oyunu ABD emperyalizmi, Afganistan ve Irak’ta, halklar›n direnifli karfl›s›nda planlar›n›n baflar›s›zl›¤a u¤rad›¤›n› gizlemek için her iki ülkede de alelacele seçim oyununu sahneye koyarak, hem direnifli gayri-meflru duruma düflürmeyi, hem de Bush’u seçimler öncesi biraz rahatlatmay› hedefliyordu. Irak’ta seçimlerin yap›labilmesi için katliamlar pervas›zca sürdürülüyor, iflbirlikçiler haz›rlan›yor. Afganistan’da 9-10 Ekim’de yap›lan seçimler ise, tam bir komediye dönüflmüfl ve iflgalcinin aczini göstermekten baflka bir sonuç vermemifltir. ABD’nin iflgallerle, ambargolarla ihraç etti¤i ABD’nin, Avrupa’n›n ve kukla Karzai hükümetinin propagandas›na göre bu “Afganistan’da yap›lan ilk demokratik seçim” idi. O kadar demokratikti ki, usülsüzlüklerin, hilenin bu kadar aç›k yap›lmas›na iflbirlikçi adaylar bile dayanamad›. Son gün 15 cumhurbaflkan› aday›n›n hepsi seçimlerden çekildiler ve Karzai seçimlere tek bafl›na girdi. Ülkenin bir çok bölgesinde seçim sand›klar› bile kurulamad›. Çat›flmalar seçimler boyunca sürdü. Seçimlerden sonra, iflbirlikçiler aras› it dalafl› nedeniyle oy say›m›na geçilemedi... K›sacas›, her
fley göstermelik bir oyundu ve direnifl nedeniyle oyunu da ellerine yüzlerine bulaflt›rm›fllard›. Burjuva bas›n seçimler için burkal› Afgan kad›nlar›n›n oluflturdu¤u kuyruklar›n resmini koyup alt›na da “Afganistan’da pek bir fley de¤iflmemifl” diye yaz›yordu. Ne bekliyordunuz? Herkesin hat›rlamas› gereken gerçek, burkalar›n ilerici yönetimler iflbafl›ndayken bu ölçüde olmad›¤›d›r. Afganistan o dönem hem ekonomik, hem kültürel anlamda geliflme yolunda bir ülkeydi. ‹slamc› gericilik, bizzat ABD eliyle güçlendirilmifl ve yayg›nlaflt›r›lm›flt›r Afganistan’da. Bugün de ABD yine, Afganistan’da yine gerici, iflbirlikçi, feodal kesimlere yaslanmaktad›r. Dolay›s›yla ABD’nin Afganistan’a demokrasi ve insan haklar› getirece¤i hayalini kuranlar, ham hayal peflindedir. Seçimler, ABD’nin demokrasisinin içinde ancak “kuklalar›n rol ald›¤›” bir oyun oldu¤unu da göstermifltir.
‹ran’a Karfl› Emperyalist Seferberlik ‘Uluslararas› Toplululuk’, ABD Politikalar›n›n Yede¤inde NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, geçen hafta yapt›¤› aç›klamada “‹ran'ın nükleer programından endifle duyduklarını” belirterek, konunun NATO gündemine al›naca¤›n› duyurdu. NATO, ‹ran’a karfl› ABD politikalar›n›n tafleronu olarak bu aç›klamay› yapm›flt›r. Geçen hafta, ‹ran’›n “nükleer faaliyetlerini” gündeme alan tek “uluslararas› kurum” NATO de¤ildi. G-8’ler de 15 Ekim’de Washington’da “‹ran’›n nükleer faaliyetlerini görüflmek” için topland›lar. Bu toplant›da ABD ‹ran’›n BM Güvenlik Konseyi’ne sevkedilmesini ve orada da
‹ran’a yapt›r›m karar› al›nmas›n› önerirken, AB, “nükleer silah yapmama” karfl›l›¤›nda ‹ran’a baz› teflvikler verilmesini öneriyor. Görünürde AB ve ABD yine farkl› yöntemler izliyorlar; ancak ‹ran’› kuflat›p boyun e¤dirmekte iflbirli¤i halindeler. Yine geçen hafta, Avrupa Birli¤i de, “‹ran’›n nükleer faaliyetlerini incelemek üzere” bir komisyon kurdu ve bu komisyonun baflkanl›¤›na da CHP Milletvekili Abdülkadir Atefl getirildi. ‹ran’›n nükleer faaliyetlerinden endifle eden NATO, ayn› bölgedeki ‹srail’in nükleer program›ndan endifleli de¤il... ‹ran’›n nükleer faaliyetlerini de-
netlemek için toplant›lar yap›p komisyonlar kuran AB, ‹srail’in nükleer silahlar› için denetleme yapmay› akl›ndan bile geçirmiyor. Peki ‹ran ve ‹srail, farkl› bir “uluslararas› hukuk”a m› tabiler? ‹srail’in ayr›cal›¤› ne? Üstelik ‹ran’a karfl› aç›lan bu seferberli¤in tek nedeni ‹ran’›n nükleer silaha sahip olma ‹HT‹MAL‹’dir. Oysa, ‹srail’in elinde yüzlerce nükleer silah oldu¤u aç›k ve kesin. ‹srail’in ayr›cal›¤›, o nükleer silahlar›, emperyalizmin ç›karlar› do¤rultusunda kullanmas›d›r. ‹ran’›n “suçu” ise, emperyalizme tam boyun e¤memifl olmas›d›r. Nükleer faaliyetler, bahanedir. Irak direnifli, emperyalist sald›r›y› bir süreli¤ine yavafllatsa da, ‹ran’a karfl› kuflatma ve sald›r› haz›rl›klar› sürüyor.
Say› 128 49 17 Ekim 2004
kahramanlar ölmez
Gazi ARICI, Selhan TOP 20 Ekim 2003
16 Ekim - 22 Ekim fiehitlerimiz Yüksel BABACAN 20 Ekim 1994
Fransa’da bir halk düflman›n açt›¤› atefl sonucu flehit düfltü. Yüksel, 1963 Erzincan Refahiye do¤umluydu. 1979’da devrimci mücadeleye kat›ld›. Cunta döneminde tutsak düfltü. 1982’te tahliyesinin ard›ndan 1986’da yurtd›fl›na ç›karak mücadelesini burada sürdürdü.
Ayhan PEKTAfi Ekim 1980 Malatya’l› Ayhan, ‹zmir Ç›narl› Meslek Lisesi’ndeyken mücadeleye kat›ld›. Kararl›l›¤› ve coflkusuyla Liseli DEV-GENÇ yöneticilerinden biri oldu. Amerikanc› 12 Eylül cuntas›na karfl› mücadeleyi sürdürürken Alsancak’ta emperyalist bir kurulufla karfl› bir eylem s›ras›nda elinde bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü.
KAYIP Düzgün Tekin 21 Ekim 1995 D‹SK Tekstil Sendikas› 2 No'lu fiube delegesi, devrimci bir iflçiydi. 21 Ekim 1995 sabah› Güneflli, Evren Mahallesi'ndeki akrabas›n›n evinden ç›kt›ktan sonra, sivil polisler taraf›ndan kaç›r›ld› ve kaybedildi.
Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler
0Çorum'un ‹skilip ‹lçesi'ne ba¤l› Ferhatl› Köyü yak›nlar›nda DHKC gerillalar›yla jandarma komanda birlikleri aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltüler. Yaklafl›k yar›m saat süren ve bir askerin de vuruldu¤u çat›flmada flehit düflen gerillalar, Karadeniz Recai Dinçel K›r Silahl› Propaganda Birlikleri’ne mensuptular. Gazi ARICI, 1980 do¤umludur. Do¤um yeri, yak›nlar›nda flehit düfltü¤ü Çorum Ferhatl› Köyü’dür. Ankara’da lise döneminde, 1998’de devrimci mücadeleye kat›ld›. Liselilerin, Mamak gecekondu halk›n›n mücadelesi içinde yerald›. Gözalt›lar, iflkenceler ve k›sa süreli tutsakl›klar yaflad›. 2000 Temmuz’unda gerillaya kat›ld›. fiehit düfltü¤ünde gerilla birli¤inde Grup Komutan›’yd›. Selhan TOP, 1977 Çorum Merkez do¤umludur. ‹lkokul mezunudur. Oto elektrikçilikte, fleker ve tu¤la fabrikalar›nda çal›flt›. 1997-1998’de oligarflinin ordusunda askerlik yapt›. Askerli¤ini bitirdikten sonra devrimci mücadele içinde yeralmaya bafllad›. Dergi, bildiri da¤›tmaktan, Amerikan emperyalizmine karfl› gösterilere kadar mücadelenin her biçiminde yerald›. ‹flkenceler, tutsakl›klar yaflad› o da her devrimci gibi. Gerillaya kat›lmak istedi ve memleketinin da¤lar›ndaki silahl› propaganda birliklerine savaflç› olarak kat›ld›.
Ali Ekber Bar›fl (KP-‹Ö) 18 Ekim 2001
Büyük direniflin 73. flehidi Ali Ekber, 1971 Dersim-Mazgirt Dar›kent Nahiye’si do¤umludur. 1997’de tutukland›. 19 Aral›k Katliam›’ndan sonra Kand›ra F Tipi hücrelerine at›ld›. 24 May›s’ta Süresiz Açl›k Grevini Ölüm Orucuna çevirerek KP-‹Ö 2. Ölüm Orucu Ekibi’nde yerald›. Kald›r›ld›¤› ‹zmit Devlet Hastanesi`nde tedaviyi reddederek direniflinin 170. gününde ölümsüzleflti.
Ekmek ve
Adalet
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Serkan Uymaz Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2.5
Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net
Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0 422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Düzenli Ulusoy ‹fl merkezi Çömlekevi Yokuflu Daire: 2 Osmangazi/Bursa No: 42 Trabzon Tel-faks: 0 224 224 93 97 Tel-faks: 0 462 321 14 80