Rusya’da
Türkiye’de
Adalet
Ekmek ve
Kimse 117 Ölüm Gerçe¤inden Kaçamaz!
Haftal›k Dergi / Say›: 123 / Tarih: 12 Eylül 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
❮❮❮❮
www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net
Rosenbergler gibi, Dreyfus gibi,
Sacco ile Vanzetti gibi, Dimitrov gibi,
Rusya’da
396 ÖLÜM!
‘Hayata’ Dönüfl!
Abu Jamel gibi...
Türkiye’de
117 ÖLÜM!
Ve... Katliamc›lara ödül veren iki zalim yönetici Ekmek ve
Adalet
ISSN:
www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
1304687X 103
82 kifli bir gecede ‘t e r ö r i s t ’ ilan edildi!
6 ayd›r tutuklular! Hiç bir savunma yapamad›lar! 12 EYLÜL SÜRÜYOR...
an Erdo¤ Sevgi cu Ekibi Oru ölüm çilerinden ifl Diren
Emperyalizm ve faflizm öldürür,
biz yaflat›r›z! Ne kadar da çok seviyorlarm›fl çocuklar›. Ne kadar da çok düflünürlermifl... Osetya’daki katliam›n ard›ndan çocuklar için gözyafl› döken emperyalistler, AKP’liler, burjuva medya... ya sizin öldürdü¤ünüz çocuklar... Ekim 2003’te aç›klanan Dünya bankas› raporu söylüyor: “Yılda 11 milyon çocuk açlıktan ölüyor.” HER YIL... ONB‹R M‹LYON ÇOCUK! 91'den sonra bu yana Irak'a uygulanan ambargoda 600 bin çocuk öldü; Bir gazeteci "Ambargonun sonuçlar› yar›m milyon çocu¤un ölmesine de¤er mi?" diye ABD D›fliflleri Bakan› M. Albright’e sordu, iflte ald›¤› cevap: "Evet. Bu bedeli ödemeye de¤er"! Emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin politikalar›, dünyada her gün 35 bin çocu¤u öldürüyor... ‹flte onlar›n çocuk sevgisi!
✹R ÇA⁄ DUYU
I U
Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” Kampanyas› sürüyor...
Grup Yorum “Adalet ‹çin Türkü Söylüyoruz”
Konserleri 13 Eylül 2004 - Alt›nflehir 14 Eylül 2004 - ‹kitelli 16 Eylül 2004 - Gazi Mahallesi 17 Eylül 2004 - Nurtepe 18 Eylül 2004 - ‹ZM‹R - Fuar Aç›khava 19 Eylül 2004 - Armutlu Güz fienli¤i 20 Eylül 2004 - Kartal Meydan›, Saat: 20.00 21 Eylül 2004 - Alibeyköy
PANEL
Yer:
Konu: Sahte Belgelerle Tutuklamalar
Mecidiyeköy Kültür Merkezi
Düzenleyen:
Tarih: 18 Eylül
‹stanbul Temel Haklar
Saat: 13.00
Armutlu Güz fienli¤i 19 Eylül 2004, Saat: 12.00-20.00 Aras› Yer: Pirsultan Abdal Kültür Derne¤i Sar›yer fiubesi Tel: 0212 229 93 77
Davalar YAYIN 1 Nisan Davalar› kültür sanat yaflam›nda
tavır Eylül 2004 say›s› ç›kt›
Ünye 1 Nisan Davas› 9 Eylül 2004 Saat 09:00 Erzurum 2 ACM Samsun 1 Nisan Davas› 9 Eylül 2004 Saat 10:00 Ankara 11 ACM
19 Aral›k Katliam› Davas› 10 Eylül 2004 Saat 09:00 Üsküdar 2 ACM
‹smail Karaman’›n ‹nfaz Edilmesi Davas› 17 Eylül 2004 Saat 09:10 Bak›rköy 13 ACM
Birtan Altunbafl Davas›
Çanakkale 19 Aral›k Katliam› Davas›
10 Eylül 2004 Saat 10:30 Ankara 2 ACM
21 Eylül 2004 Saat 10: 00 Çanakkale ACM
"Nehirlerin kavufltu¤u gibi denize Kavuflaca¤›z biz de SEVG‹M‹ZLE zafere"
M. ‹nan IfiIK ‹zmir K›r›klar F Tipi
Merhaba Arkadafllar Hasret ve özlemle kucakl›yor, selamlar›m›z› iletiyorum. 25 Temmuz'da, 11. Katar›m›zda, Sevgi Ablam›z›n ad›yla koyulduk yola. Bu ilk ç›k›fl›m›z de¤ildi. 84'te, 96'da da yollardayd›k. Zafer yolundayd›k. Her defas›nda yolun en zorlu ama bir o kadar da onurlu bedellerini biz ödedik ve kazand›k. 2000 y›l›n›n 20 Ekiminde yine koyulduk yola. Ve o günden bugüne geleneklere gelenek ekleyip 117 kahraman›m›zla, 11. Ekibimizle yürüyoruz zafere. Biz daha 20 Ekimden çok önce, hücreler sald›r›s›n›n ABD ve AB emperyalizminin sald›r›s› oldu¤unu söyledik. Ve bu sadece bizim ülkemizle s›n›rl› bir sald›r› de¤ildi. Afganistan, Irak, Filistin sald›r›lar›, iflgalleri bu plan›n parçalar›d›r. Bize yönelik bu sald›r›y› ise günler, aylarca konuflup-tart›fl›p ölüm orucu direnifli ile püskürtülece¤ini söyledik... Aradan 4 y›l geçti... Evet, hücrelerdeyiz. Evet, Afganistan, Irak iflgal edildi. ‹srail Filistin'e her geçen gün daha da fazla sald›r›yor. Peki ya sonuç? Halklar direniyor, biz direniyoruz. Hücrelerdeyiz, ama teslim olmad›k. Afganistan, Irak, Filistin iflgal alt›nda ama teslim al›nam›yor, direnifl hergün büyüyor. Emperyalizmin tüm planlar› direnifllere çarp›yor. ‹flbirlikçisi oligarflinin de tüm planlar› direniflimize çarp›yorçarpmaya devam edecek. ‹flte bu nedenlerle Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi’nde yer almaktan, bu sald›r›lara karfl› ÖLÜM ORUCU Savaflç›s› olarak çarp›flmaktan onur duyuyorum. Ben Ayd›n'a ba¤l› Söke ilçesinde do¤dum-büyüdüm. Aslen Batman'l›y›m. 96 y›l› May›s ay›ndan beri Bergama, Buca ve K›r›klar hapishanelerinde tutsak bulunuyorum. Hayat›mda birçok dönüm noktas› oldu. Bunlar›n en güzeli ise Devrimci Sol'u tan›mak ve ülkemizde dünyada yaflananlar› daha net görmek oldu. Sömürüyü-zulmü görsem bile nedenlerini gösteren hareketim oldu. Okul y›llar›nda bir yandan babama yard›m ediyordum. Bu sayede S›hhi Tesisatç› yani Çeflmeci oldum. ‹flim gere¤i birçok yere girip-ç›kt›m. Bunlar›n aras›nda çok zenginlerin evleri-iflyerleri de vard›, yoksullu¤u en ç›plak haliyle yaflayan halk›m›z da. Bu yüzden s›n›flar aras›n-
daki fark› çok net gördüm. ‹flini yapt›¤›m zenginlerin evinde de¤il bir sohbet ortam›, ya¤lanan elimizin de¤di¤i bardaklar bile ücretimizden-al›nterimizden kesiliyordu. Oysa halk›m›z elindeki yiyece¤i, sohbetin en güzelini, yaflam›n› paylafl›yordu. Bir yanda ezenler, bir yanda ezilenler. Ve emin oldum ki, benim saf›m, benim yerim halk›m için, vatan›m›z için can›n› tereddütsüzce veren Devrimcilerin yan›. Bu mücadele içinde birçok kahraman›m›z› tan›ma flans›m oldu. Ümit Do¤an Gönül, Ali R›za Komutan, Tevfik, 96 kahramanlar›m›zdan Müjdat abi ve Berdan. Bergama hapishanesinde omuz omuza direnifller paylaflt›¤›m›z, yaflam›n en güzelini paylaflt›¤›m›z, ölümde en öne geçen Abdullah Bozda¤, Gürsel Akmaz, Gökhan Özocak, Bahri Yusufo¤lu canlar›m›z... Her kahraman›m›z›n yaratt›¤› ayr› ayr› güzellikler var. Onlar›n sohbeti, gülüflü, ö¤rettikleri nas›l unutulur ki? Berdan'›n "Nas›ls›n, çok de¤iflmiflsin" sözü kulaklar›mda ç›nlarken aya¤a kalkt›m. Apo'nun her sohbeti e¤itime çevirmesiyle daha s›k› kavgaya sar›ld›m. Kim öldü diyebilir ki onlara? Ben de bu duygularla Sevgi Ablam›z›n ad›yla ç›kt›m yola. B›rakaca¤›m›z›, vazgeçece¤imizi düflünenler, o günü hiç göremeyecekler. "Yaflam Kutsald›r" diyenler, onurlu yaflamak için ölmesini bilirlerse o zaman yaflam kutsald›r diyebilirler. 4 y›ld›r hücrelerde onurumuz, inanc›m›zla yafl›yor, onurumuz için ölüyoruz. Ad›m›z Sevgi, yolumuz Sevgi'mizin yolu. Sevgi ablam›z›n engin halk ve vatan sevgisi ile yürüyoruz. Hiç bir güç yürüyüflümüze, zaferimize engel olamayacak: "Nehirlerin Kavufltu¤u Gibi Denize / Kavuflaca¤›z Biz de SEVG‹'mizle Zafere"... Kahramanlar›m›zdan devrald›¤›m bu bayra¤›, dü¤ün kurup aln›ma takt›¤›m onur band›m›, son nefesime kadar onur ve gururla tafl›yacak, zulmün burçlar›na dikerek, kahramanlar›m›za, büyük aileme, yoldafllar›ma ve bafle¤meyen halk›ma lay›k olaca¤›m. Ben çok iyiyim. Yolculu¤umun ikinci günü canlar›m›z›n yan›ndan zorla al›p bir hücrece tek bafl›ma att›lar. Yetmemiflki bir de bir ay ziyaretten men "cezas›" verdiler. Ne fayda -Ada’m- ada’m›z her an kahramanlar›m›zla, canlar›m›zla dolup taflmakta. Böyle küçük fleylerle ancak öfkemizi artt›r›rlar. Buradaki tüm yoldafllar›m›z›n selamlar›n› iletiyor, s›k›ca kucakl›yorum. Sevgi'lerle... 29 A¤ustos 2004 A-8 K›r›klar-BUCA/‹ZM‹R
Ekmek ve
Adalet
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Serkan Uymaz Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks: 0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama ISSN: 1304 687X Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2.5 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net
Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Tel-Faks:0 466 351 42 08 ‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Faks:0049 221 280 90 84 Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 Adana- ‹nönü Cad. Örnekler Apt. No:5 Kat:5 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Tel-faks: 0 322 363 32 09 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Tel-faks: 0 312 419 27 38 Mersin- Bahçe Mah. 4604 Sk. Tütüncü Apt. Kat: 1/6 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: Samsun- 19 May›s Mah. Talimhane Cad. Albayrak ‹flhan› NO:24 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18 Kat:2 Daire:9 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Bursa- Sakarya mah. Uluyol cad. Ayd›n ‹flhan›-2 No: 24 Kat: 2 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Daire: 2 Osmangazi/Bursa Pustular iflhan› Zemin Kat No:4 Tel-faks: 0462 321 14 80 Tel-faks: 0 224 224 93 97
Ekmek ve Adalet Say› 123 ‹çindekiler
3... 5... 8... 11... 12... 14... 16... 18... 19... 22...
24... 25... 26... 28... 29... 30... 32... 34... 36... 37... 40... 42... 43... 44... 48... 50...
1 Nisan Davas›’n›n evrensel önemi Kampanya sürüyor Osetya emperyalizmin çürüyen yüzüdür Kapitalist pazarlar›n güvenli¤i için katlediyorlar Halka zarar vermemeyi bir ilke olarak gören... 24 y›ld›r süren bir tarih: 12 Eylül 19 Madenci Katledildi ‘‹flte Tecrit! ‹flte F tipi adalet!’ BU SAVAfiI DA KAZANACA⁄IZ Cemil Çiçek’in 117 ölümü yok sayarak yalan söylemesine... Bütün kaynaklar devrimci mücadeleyi yok etmek için Halk sofras›’nda 8 Bin kifli Devrimci bir merkeze ihtiyac›m›z var Yasall›¤a boyun e¤me “Bar›fl isteme” komedisi “Yurttafl” sömürge valisi Verheugen’in Teftifl Raporu Türkmenler de iflgalcinin hedefi Irak direnifli ve devrimci tav›r-3 NATO topraklar›m›zdaki varl›¤›n› büyütüyor ‘Devrimci aflk’ ve burjuvazinin ideolojik, kültürel saldr›s› “Y›lan›n bafl›n› küçükken ezeceksin!” M‹T’çiler Abas eylemini hala hazmedememifl! Yunan sendikalar Sinan Bozkurt’a destek verdi PKK’ da stratejik t›kanma! Müftüo¤lu’nun muhasebesi... Kahramanlar ölmez
1 Nisan Davas›’n›n evrensel önemi ve demokrasi mücadelesine de¤il, emperyalizme-faflizme hizmet eden AB’cilik Ne Osetya’daki katliam, ne 82 kiflinin sahte belgelerle tutuklanmas›, ne Irak’ta Tel Afer’in bombalanmas›, ne 117 ölüm; hiçbiri ülkeler özelinde tekil olaylar de¤ildir. Emperyalistler ve iflbirlikçileri, halklar›n mücadelesini yoketmekte anlaflm›fllard›r. Emperyalistler sen fluray› iflgal et, ben görmezden geleyim, ben de flunlar› ezeyim, sen görmezden gel, birbirimize engel olmayal›m anlaflmas› içindedirler. ‹flbirlikçi yönetimler ve emperyalizm aras›nda da ayn› anlaflma vard›r. AB’nin, ABD’nin meflhur “insan haklar› raporlar›”, üç senedir –11 Eylül’den bu yana– neredeyse art›k hiç gündeme ç›km›yor. Tam tersine, emperyalist a¤ababalar›, iflbirlikçilerinin döktü¤ü kanlar›n üstünü örtme görevini üstleniyor. Mesela, geçen hafta tan›k oldu¤umuz gibi, iflkencenin sistematik de¤il, münferit oldu¤unu art›k oligarflinin sözcüleri yerine AB temsilcisi iddia ediyor. Hukuk ve adaleti yokeden, terör hukukunu egemen k›lan emperyalist politika, belki hiç bir dönem olmad›¤› kadar “evrensel çapta” uygulamaya konulmufltur. Emperyalist merkezlerde ve yeni-sömürgelerde, tüm hak ve özgürlükler, fiilen veya yasal olarak bir bir rafa kald›r›lmaktad›r. Sald›r›n›n öncelikli hedefi devrimci muhalefet olsa da, hak gasplar›n›n giderek tüm demokratik kesimleri ve halk› kapsad›¤› da gün geçtikçe daha net görülmektedir. “Terör demagojisi”, bütün hak ve özgürlük gasplar›n› “meflrulaflt›racak” gerekçe olarak sunuluyor. 1 Nisan operasyonu da hukukun “terör” demagojisiyle yok edildi¤i bir operasyondur. Düzenin kendi yasalar›, düzenin yasalar›n›n tan›d›¤› hak ve özgürlükler, o gece yok edilmifltir. 1 Nisan operasyonuna karfl› ç›kmak, “DHKP-C’lileri savunmak” de¤ildir, “devrimcileri sahiplenmek” de¤ildir, en dar s›n›rlarda burjuva hukukunu savunmakt›r. Bu ülkede burjuva anlamda dahi bir hukukun olup olmayaca¤›na cevap verilecek bu davada. Bu mücadele, sosyalistlerden önce, burjuva demokratlar›n, küçük-burjuva demokratlar›n yapmas› gereken bir mücadeledir. Ama ülkemizde burjuva demokrat yoktur, küçük-burjuva demokratlar›n büyük bölümü ise, “terör demagojisine” esir, AB’ye uyum manevralar›na tabi olarak demokratik bir refleks veremez haldedirler. Fakat biz, demokratlara, devrimcilere görevlerini hat›rlatmaya devam edece¤iz. 1 Nisan davas›nda taraf olmak, demokrasi mücadelesinde taraf olmakt›r. Bu davada tarafs›zl›k, sessizlik, hukukun yokedilmesini kabul etmektir. Mevcut hak ve özgürlüklerinin gasbedilmesine bugünden aç›k çek vermektir. Emperyalizm ve oligarfli, Türkiye’de hukuktan, adaletten yana olanlar›n gücünü ölçecektir bu davada. Karfl›lar›na ç›kacak gücün niceli¤ine göre bundan sonraki sald›r›lar›n›n plan›n› yapacaklard›r. Bu mücadelenin sonucunda 1 Nisan hukuksuzluk terörüyle tutsak edilenler, yüzlerce y›l hapis cezas›na çarpt›r›lmaktan kurtar›lamayabilirler de. Bu da ihtimaldir. Ama bu mücadelenin evrensel önemi, karfl›-devrimin hukuksuzlu¤unun, adaletsizli¤inin ve bu hukuksuzluk, adaletsizlik karfl›s›nda faflizme karfl› direnildi¤inin tarihe kaydedilmesidir. Bu davalarda yaz›lan tarihle halklar›n billincine adaleti savunman›n onuru ifllenmifltir. Tarihe yaz›lan bu sayfalar sonucudur ki, milyonlarca insan adalet için günümüze kadar savaflmaya devam etmifltir. Dergimizin ileriki sayfalar›nda Albert Einstein’in Sacco ve Vanzetti davas›na iliflkin sözlerini göreceksiniz. Orada Einstein “Sacco-Vanzetti trajedisini insanl›¤›n vicdan›nda canl› tutmak için herfleyin yap›lmas› gerekti¤ini” belirtir. Sacco-Vanzetti trajedisi, emperyalistler ve iflbirlikçile-
ri taraf›ndan tekrar ve tekrar sahneye konulmaktad›r. Sacco ile Vanzetti’nin “trajedisi”, Rosenberg’lerin trajedisi, ortada henüz bir idam sehpas› olmasa da 1 Nisan davas› tutsaklar›n›n yaflad›klar›ndan farkl› de¤ildir. Ve bilindi¤i gibi, Sacco ile Vanzetti, Rosenbergler davalar›, e¤er tarihte yaln›zca “trajedi” yan›yla de¤il de, hukuk ve adalet mücadelesinin örnekleri olarak yerald›ysa, bu adalet için mücadele edenlerin, bunun için bedel ödeyebilenlerin sayesinde olmufltur. 1 Nisan davas› da ülkemizin tarihine, militan bir adalet mücadelesi olarak geçmelidir. Bu mücadeleyle, tüm dünya halklar›na hukuksuzlu¤a boyun e¤ilmeyece¤i, adaletsiz bir dünyada yaflamay› kabul etmeyece¤imiz bir kez daha gösterilmifl olacakt›r. Amerikan imparatorlu¤unun hakim k›lmak istedi¤i “benim istedi¤im gibi düflünecek, benim dedi¤im gibi yaflayacaks›n... De¤ilse zulümden zulüm be¤en” dayatmas›na karfl› bir direnifl olacakt›r. Halklar›n mücadelesinin “terör” demagojisiyle gayr›-meflru ilan edilmesine karfl› al›nm›fl bir tav›r olacakt›r. Hangi devrimci, hangi demokrat, bu benim görevim de¤il diyebilir? *** Demokratl›¤›n ve devrimcili¤in sorumlulu¤una sahip olanlar, bu görevi sahipleneceklerdir. Emperyalizm ve oligarfliden icazetli demokratlar›n gerçek yüzünü de görece¤iz bu davada. Demokrasi mücadelesi, emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k duygusuna sahip olmay›, oligarflinin icazetine yaslanmamay› gerektirir. Böyle olmayan bir “demokratl›k”, ancak oligarflinin demokrasicilik oyununa vitrin olur. AB’cilik, demokratl›¤›n ve devrimcili¤in reddidir. Demokratik kitle örgütlerinin, konfederasyonlar›n, baz› “insan haklar›” örgütlerinin, reformistlerin Avrupac›l›¤›n›n, ülkemizdeki demokrasi mücadelesi aç›s›ndan nas›l vahim bir hal ald›¤›na, Verheugen’in son geliflinde buna bir kez daha tan›k olduk. Sendikalar ve baz› insan haklar› örgütleri, Verheugen’le görüflmelerinde “AB’ye üyelik tehlikeye girmesin” diye Türkiye gerçeklerini gizlemekte bile bir sak›nca görmediler. “Türkiye AB üyeli¤i için büyük ad›mlar atm›flt›r” söylemiyle bask›y›, zulmü, iflkenceleri, ölümleri yoksayanlar›n oligarfliden ve Avrupa emperyalistlerinden hiç bir farklar› yoktur. Halk› aldatmakta, onlarla iflbirli¤i halindedirler. Bunlar m› demokrasi mücadelesi verecek? Bunlar m› halk›n ç›karlar›n› savunacak? Avrupac›l›k, emperyalizm iflbirlikçili¤idir. Her kritik anda, bu çok daha net ortaya ç›kacakt›r. ***
AB’cilik, demokratl›¤›n ve devrimcili¤in reddidir. ‹flte bir örnek daha: Bilindi¤i gibi, Diyarbakır Sanat Merkezi, Metis Yayınevi, PEN Türkiye Dayanıflma Komitesi ve Diyarbakır Barosu, AB fonlar›yla bir “proje”yi hayata geçiriyorlar. Avrupa emperyalizminin deste¤iyle, tutsaklar›n fliirlerini yay›nlayacak, karikatürlerini sergileyecekler. Okurlar›m›z bu konuda daha önceki yaz›lar›m›z› hat›rlayacaklard›r. Sonras› da varm›fl. Hapishanelerin “ortak kullan›m alanlar›’nda sanat etkinlikleri yapmak” istiyorlarm›fl. “Proje F tipini de kapsayabilirmifl” ancak Adalet Bakanlı¤ı biraz engelliyormufl. Yan›bafllar›nda hücrelerde insanlar ölürken, onlar “ortak kullan›m alanlar›nda” sergiler açacaklar, film gösterecekler. Tecrit zulmünün hüküm sürdü¤ü hapishanelerin “kamuoyundaki imaj›n›” makyajlayacaklar. Haklar ve özgürlükler mücadelesi karfl›s›nda, ölümüne bir direnifl karfl›s›nda böylesine büyük bir sayg›s›zl›k, sorumsuzluk, aymazl›k düflünülebilir mi? Ama iflte ülkemizde oluyor. Hem de kendilerine “sol” diyenler yap›yor bunu. Yap›lmak istenenin ad›, AB fonuyla D‹REN‹fi KIRICILI⁄IDIR. Direnifl k›r›c›l›¤›na soyunacak olanlar› flimdiden uyar›yoruz; hapishanelerdeki tecrite karfl› 117 flehit verilen direnifle destek olmuyorsan›z, en az›ndan köstek olmay›n, direnifl k›r›c›l›¤› yapmay›n. Sürece faflizm cephesinden müdahil olmay›n. Ölüm oruçlar›n›n sürdü¤ü, devrimci tutsaklar›n oligarflinin “rehabilitasyon” dayatmas›n› kabul etmeyerek kullanmad›klar› “ortak kullan›m alanlar›”nda sergileri aç›p film oynatmak, insanl›k ad›na utanç verici, demokratl›k ad›na sorumsuz bir faflizm iflbirlikçili¤idir. Uyar›yoruz, yapmay›n! AB’ye girmek ad›na Türkiye gerçekleri gizleniyor. AB’cilik ad›na direnifl k›r›c›l›¤› misyonu üstleniliyor. AB’nin onaylad›¤› 117 ölüm karfl›s›nda, AB’nin ortakl›¤›yla gerçeklefltirilen 1 Nisan operasyonu karfl›s›nda sessiz kal›n›yor. Bunlar›n solculukla, demokratl›kla, hele devrimcilikle ilgisi yoktur. “AB’ye girmeyi ülkemizin demokratikleflmesi için istiyoruz” deyiflleri de büyük bir sahtekarl›kt›r. AB’ye girmek için demokrasinin, hukukun ›rz›na geçilmesine, katliamlara sessiz kalanlar›n “demokrasi”yi savunduklar›na kim inan›r? Avrupac›l›ktan vazgeçmeyen “sol”cular›, tarih, halktan yana olmaktan, ba¤›ms›zl›ktan, demokrasiden yana olmaktan vazgeçip emperyalistlerin cephesine geçen korkaklar ve ç›karc›lar olarak kaydedecektir.
sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›ls›n 1 Nisan terörüne karfl› “Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n” slogan›yla sürdürülen kampanyada geçen hafta da eylemler, gözalt›lar devam etti. Düzen, hukuksuzlu¤un dile getirilmesine öylesine tahammülsüzdü ki, bizzat düzen hukukunun en üst düzey temsilcilerinin kat›ld›¤› toplant›larda söylenen iki cümle, gözalt› ve iflkence gerekçesi yap›ld›. Tayad’l› Aileler, çeflitli flehirlerdeki Temel Haklar dernekleri, Grup Yorum elemanlar›, dergimiz çal›flanlar›, tüm bu bask›lara ra¤men kampanyay› dört bir yanda gösteriler, kufllamalar, bildiriler, suç duyurular›yla sürdürüyorlar.
Grup Yorum Adalet ‹çinTürkü Söylemeye Devam Ediyor Sahte belgelerle tutuklamalara karfl› “Adalet ‹çin Türkü Söylüyoruz" kampanyas› bafllatan Grup Yorum, 7 Eylül’de Esenyurt Cumhuriyet Meydan›'nda 800 kifliyle türkülerin coflkusuyla kucaklaflt›. Esenyurtlular, 1 Nisan operasyonu sonras› bir çok kuruma oldu¤u gibi Grup Yorum üzerinde de uygulanan bask›lar, gözalt›lar sonucu tutuklanan Yorum elemanlar›n›, dinletiye kal›mlar›yla, çektikleri coflkulu halaylarla ve att›klar› sloganlarla sahiplendiler. Konser öncesi yap›lan duyuru çal›flmalar›nda gösterilen özveri ise sahiplenmenin di¤er bir boyutuydu. Konser için bir çok yere afifl as›p, aç›lan masalarda Grup Yorum'un türküleri eflli¤inde sesli duyurular yapan Esenyurtlular konser boyunca Yorum'un tüm parçalar›n› hep bir a¤›zdan söyledi.
Adli Y›l Aç›l›fl›’nda “Adalet” Hayk›r›fl› ve Gözalt›lar Ankara Gençlik Dernekli Ö¤renciler, 6 Eylül’de, 82 kiflinin sahte belgelerle tutukland›¤›,
Kampanya Sürüyor... Türkiye’de hukukun olmad›¤›n›, düzenin hukukunun en üst düzey temsilcilerinin yüzüne hayk›rmak için Ankara Yarg›tay Binas› önündeydiler. Saat 10.00 s›ralar›nda gerçeklefltirilen eylemde Sahte Belgelerle tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas›n› talep eden Ankara Gençlik Dernekli Ö¤rencilerden U¤ur Eyilik ve Nazl›gül Aktafl burada dövülerek gözalt›na al›nd›. Gözalt›lar üzerine Ankara Gençlik Derne¤i bir aç›klama yaparak flunlar› belirttiler: “Günlerdir bas›ndan da izledi¤imiz ve iyice teflhir olan M‹TMafya-Yarg›tay üçgeni olarak bildi¤imiz kirli iliflkiler a¤›na elbette bu ülkenin onurlu gençli¤inin de söyleyecekleri vard›r. U¤ur EY‹L‹K ve Nazl›gül AKTAfi sahte belgelerle keyfi bir flekilde tutuklanan 82 insan›n serbest b›rak›lmas›n› istedikleri ve Türkiye’de hukukun olmad›¤›n› bizzat muhataplar›na söyledikleri için yine hukuksuzca gözalt›na al›nd›lar.” Gençlik Dernekleri Federasyonu da gözalt›larla ilgili “Yeni Adli Yılın Açılıflında Yine Adaletsizlik” bafll›kl› bir aç›klama yapt›. Gözalt›na al›nan ö¤renciler, fiziki ve psikolojik bask›lar›n ard›ndan 7 Eylül günü b›rak›ld›lar.
Say› 123 5 12 Eylül 2004
Malatya’da Suç Duyurusu Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, 1 Eylül’de Malatya Adliyesi önündeydi. “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›yla hukuksuzluk ne kadar pervas›z olursa olsun örgütlenmelerini ve mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Temel Haklar derne¤i ad›na Dernek Baflkan› Gönül Gül taraf›ndan okunan aç›klamada da “Bar›fl” riyakarl›¤›na de¤inildi. Aç›klaman›n ard›ndan 1 Nisan ve sonras›nda sahte belge ve komplolarla gerçeklefltirilen tutuklamalar›n sorumlular› hakk›nda Malatya Cumhuriyet savc›l›¤›na suç duyurusunda bulunuldu.
Malatya
Antalya’da Sald›r›
Antalya
Say› 123 6 12 Eylül 2004
Haklar ve Özgürlükler Cephesi, kampanya kapsam›nda Antalya’da 1 Eylül’de K›fllahan Meydan›nda "Komplolarla Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" konulu bas›n aç›klamas› yapt›. Muratpafla camii önünde topanan HÖC kitlesi "Komplolarla tutuklananlar serbest b›rak›ls›n" pankart› aç›p k›z›lbayraklar›yla yürüyüfle geçti. Bu esnada önleri çevik kuvvet polislerince kesildi, k›sa süreli tart›flmadan sonra HÖC kitlesinin kararl› tutumu karfl›s›nda polis geri ad›m atmak zorunda kald› ve kitle yürüyüflüne sloganlar eflli¤inde devam etti. K›sa bir süre sonra polis HÖC kitlesinin önünü yeniden keserek demokratik bir hak olan bas›n aç›klamas›na engel olmaya çal›flt›. "Komplolarla Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" pankart›n› yasal olmad›¤›(!) gerekçesiyle almaya çal›flan polise kitlenin direnmesi karfl›s›nda polis yine geri çekildi. Kitle pankart›yla ve k›z›lbayraklar›yla yürüyüflüne devam etti. Bir süre sonra, halk›n da yürüyüfle yo¤un ilgi göstermesi ve alk›fllarla destek olmas› üzerine Antalya polisi yeniden yolu kesti. HÖC temsilcisi ve çevik kuvvet flube müdürü tart›fl›rken, çevik kuvvet ve sivil polisler coplarla kitleye sald›rmaya bafllad›. 15 dakika kadar süren çat›flmada biri a¤›r olmak üzere befl kifli yaraland›. HÖC kitlesi bütün bu sald›r›lardan sonra yine kararl›l›kla düzenli flekilde K›fllahan Oteli'nin önünde toplanarak aç›klama yap›ld›. Eylem "Bask›lar Bask›nlar Tutuklamalar bizi y›ld›ramaz, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Katil ABD ‹flbirlikçi AKP” sloganlar›yla bitirildi.
ÇHD: “Bütün Barolar›, Barolar Birli¤ini, ve Hukukçular› Gerçek 'ADALET' ‹çin Mücadeleye Ça¤›r›yoruz” 6 Eylül’de ÇHD’li avukatlar, Sultanahmet Adliyesi önünde yeni adli y›la iliflkin bir aç›klama yapt›lar. Yaklafl›k 25 avukat›n kat›ld›¤› aç›klamada, ÇHD ad›na konuflan Av. Basri Akyüz, “yeni bir adli yarg› y›l›na girerken yine 'yarg› ba¤›ms›zl›-
Halk›n Hukuk Bürosu
ADL‹ YIL AÇILIYOR Yürütmenin yarg›ya müdahalesinin,Yarg›n›n tepeden t›rna¤a bulaflt›¤› kirli iliflkiler yuma¤›n›n ayyuka ç›kt›¤› bir y›l› geride b›rak›yoruz. Yaflanan olaylar y›llard›r ifade etmeye çal›flt›¤›m›z üzeri sürekli örtülen, sansürlenen gerçeklerdir. Yarg›n›n uyuflturucu baronlar›na mafya bozuntular›na, iflkencecilere götürdü¤ü; muhaliflere, siyasal iktidar gibi düflünmeyenlere, devrimcilere geldi¤inde unuttu¤u ADALET ortaya ç›km›flt›r. Türkiye'de yarg›n›n ba¤›ms›z olup olmad›¤› konusunda anayasal ve yasal durumu eksene alan teorik bir tart›flma art›k anlaml› görünmüyor. Çünkü... yüksek yarg› organlar›n›n baflkan ve üyelerinin kamuoyuna yans›yan vak›alar› durumu yeterli derecede netlefltirmifltir: Türkiye'de yarg› ba¤›ms›z de¤ildir. Her adli y›l aç›l›fl›nda sorunun kayna¤›nda yer alan yarg› mekanizmas›n› yönlendiren kifliler; Türkiye'de Yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›ndan bahsederdi. Art›k bu ülkede yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤› ve tarafs›zl›¤› konusunda 'fi›k kokteyl ve toplant›larda' dem vuracak kimse kalmam›flt›r. M‹T-polis yönlendirmeleriyle Devrimciler baflta olmak üzere tüm muhaliflere ya¤d›r›lan cezalar›n nedeni a盤a ç›km›flt›r. ... Demokratik Kitle Örgütü yönetici ve üyeleri olan ö¤renci, memur, iflçi, ev kad›n› 82 kifli delilsiz belgesiz de¤il aç›k sahte belgelerle ba¤›ms›z yarg› taraf›ndan tutuklanm›flt›r. Sendikalara Genel Kurmay talimat›yla kapatma davalar› aç›lm›fl, Emniyetin ön kap›s›ndan girenler arka kap›dan ç›karken kamuoyunca yakalan›nca devreye yarg› girmifl üç befl kurufla adalet sat›lm›flt›r. Savunma hiçe say›lm›fl büromuz avukatlar›ndan Behiç Aflç› polis komplosuyla tutuklanm›flt›r. ADALET ‹ST‹YORUZ! Yeni adli y›lda adalet istiyoruz. Hem de halk›n adaletini. Van'da uyuflturucu baronlar›n›n karfl›s›nda el pençe duran mafya bozuntular›na kol kanat geren bir adalet de¤il!
¤›' üzerine kurulu aç›l›fl konuflmalar›na tan›k olacaklar›n› ancak bu sözlerin bir sonraki adli y›la kadar rafa kald›r›lacak hayat›n gerçekleri ve eylemi karfl›s›nda bofl sözler olaca¤›n›” belirtti. 19 Aral›k Hapishaneler operasyonunun sorumlular›n›n halen yarg›lanmad›¤›’na, meclise sunulan Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›'yla yeni hukuksuzluklar›n yerlefltirilmeye çal›fl›ld›¤›na, tecritin 117 insan› katletti¤ine de¤inilen aç›klaman›n sonunda, tüm hukukçular gerçek "adalet" için mücadeleye ça¤r›ld›.
Hukuk ‹stemenin Karfl›l›¤› Yeni Bir Hukuksuzluk 3 Eylül günü Karfl›yaka Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i önünden zorla gözalt›na al›nan ‹zmir muhabirimiz Cafer Göylüsün ayn› gün ç›kar›ld›¤› mahkemece tutukland›. Cafer Göylüsün 18 yafl›ndan küçük olmas›ndan kaynakl› Bergama Cezaevi'ne gönderildi. Cafer Göylüsün, “sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›ls›n” kampanyas›nda, bu ülkede hukuk olmad›¤› gerçe¤ini hayk›r›yordu. Bu nedenle tutukland›. 1 Eylül günü bu gerçe¤i hayk›ran bir eylem gerçeklefltirilmiflti. Cafer Göylüsün, bu eyleme kat›lanlar aras›nda de¤ildi, ama fark etmezdi. Adalet muhabiriydi ve hukuku, adaleti savunuyordu, tutuklat›lmas› aç›s›ndan polis için yeterli gerekçeydi bunlar. Tutuklaman›n bahanesi mi yok; diskatte ad›n geçiyor, olmad› falanca kifli dedi ki, bu da olmazsa, kat›lmad›¤›n ve kat›lsan dahi suç olamayacak demokratik eylemde “kamu mal›na zarar verdi¤in gerekçe gösterilir. Poliste numara çok.
Polis Otosundaki CMUK Avukat›! Bu arada bu ülkenin hukukçular›n›n sorgulamas› gereken bir olay yafland›. Cafer Göylüsün için ‹zmir Barosu taraf›ndan atanan CMUK avukat› Emel Çay›r, Cafer Göylüsün'ün Gaziemir Çocuk Bürosu'ndan ‹zmir Adliyesi'ne gelmesi uzay›nca, adeta bu ülke gerçeklerinden habersiz flekilde, gecikmenin sorumlusu ma¤dur durumdaki insanlarm›fl gibi b›rak›p gitmekle tehdit etti. Nitekim gerçek yüzü de duruflma sonunda anlafl›ld›. Mahkeme sonuçland›ktan, güya Cafer Göylüsün’ü savunduktan sonra, onu sahte belgeli komployla tutuklatan Terörle Mücadele fiubesi’nin otosuna binerek adliyeden ayr›ld›.
Dersim TEMEL HAKLAR'a Tahammülsüzlük Sürüyor 17 A¤ustos depreminde ölen onbinlerin anmas›n› yapt›¤› için AKP polisinin talimat› ile Çevre Müdürlü¤ü, Dersim Temel Haklar’a 291 milyon para cezas› verdi! Dersim Temel Haklar, bu tür bask›lar›n kendilerini y›ld›ramayaca¤››n belirtirek, hak ve özgürlük mücadelemiz sürece¤ini ilan etti. Demek ki, herkes unutmal›yd› bu devlet katliam›n›! Dersim polisi, Temel Haklar’›n en meflru, demokratik eylemlerinde dahi sald›rarak, kimi zaman bu tür ucuz numaralara baflvurarak mücadelesini engellemeye çal›fl›yor. Depremde ölenlerini and›n›z, 40 bin insan›n an›s›na mum yakt›n›z diye cezaland›ran bir zihniyetin hak ve özgürlük anlay›fl› ortada iken, ölülere sayg›s›n›n dahi olmad›¤› aç›kt›r.
Bursa’da 1 Eylül Mitingi Bursa'da 1 Eylül dünya bar›fl günü eylemi, 5 eylül günü yap›ld›. Santral garaj metro istasyonu ç›k›fl›nda bir araya gelen çeflitli DKÖ ve partilerden oluflan 300 kifli "Savafla hay›r, yaflas›n halklar›n kardeflli¤i" pankart› tafl›d›. Bas›n metni Türkçe, Kürtçe ve Arapça okundu. Eylem alan›nda, böyle bir ülkede bar›fl›n olmayaca¤›n› hayk›ranlar da vard›. Haklar ve Özgürlükler Cephesi de "F Tipi Hapishanelerde 117 ‹nsan öldü! Hangi Bar›fl" pankart›n› açarak, ve s›k s›k "Yaflas›n ölüm orucu direniflimiz, Kahramanlar ölmez halk yenilmez” sloganlar› ile yerini ald›. Mitingin bitmesinden k›sa süre önce ayr›lan HÖC kitlesinin önü polislerce kesilerek kimlik kontrolü yap›lmak istendi.
Yine Polis Çetesi! Gün geçmiyor ki, bir polis çetesi ya da polisin içinde yer ald›¤› bir çete ortaya ç›kmas›n. Son örnekleri Adana ve Denizli’de yafland›. 3 Eylül’de Denizli'de, zorla senet imzalatan ikisi polis, üç kifli tutuklan›rken bir polis hakk›nda g›yabi tutuklama karar› verildi. Denizli Emniyeti’nde görevli Bülent Sar›kaya, Mehmet Görgülü ve Turan Özkal ile lunapark iflletmecisi Abdullah fiahin Y›lmaz, tehdit yoluyla yurtd›fl›nda çal›flan bir iflçiye zorla senet imzalatmalar› suçundan yakaland›lar. Denizli Emniyet Müdürü, bütün polis fleflerinin nakarat›n› tekrarlay›p, "içimizdeki çürük elmalar› temizlemek görevimizdir” dedi. Arkas› hiç kesilmeyen “çürük elmalardan” biri de Adana’dayd›. Adana Karaisal› ‹lçe Emniyet Amirli¤i'nde görevli fienol Ekici’nin tescilli h›rs›zlarla ortak çal›flt›¤› anlafl›ld›. H›rs›zlar, iflyerlerine kap›lar› k›r›p girerken, polis de d›flar›da gözcü olarak bekliyordu. Polis ve orta¤› h›rs›zlar çal›nt› mal› satarken yakaland›lar. Bakal›m bir sonraki çürük elma nereden ç›kacak?
Say› 123 7 12 Eylül 2004
Osetya Emperyalizmin Çürüyen Yüzüdür
Say› 123 8 12 Eylül 2004
Kuzey Osetya’n›n 35 bin nüfuslu Beslan kasabas›n› art›k tüm dünya tan›yor. Emperyalizmin ç›karlar›n› korumak için nas›l çocuk, yafll›, genç, kundaktaki bebek, hamile kad›nlar demeden katliam yapaca¤›n› bir kez daha görüyor. Rehin alma eylemine karfl› Rusya tam bir katliam gerçeklefltirdi. 31’i eylemci oldu¤u belirtilen, ço¤u çocuk 396 insan katledildi. 2002’deki Mosokova tiyatro katliam›nda emperyalist devletlerden destek alan Putin, çocuklar› katletmekte de sak›nca görmedi. Emperyalizmin çürümüfllü¤ü bir kez daha gözler önüne serildi. Çeçenler’in ulusal kurtuluflçulukta yeri olmayan eylem hedeflerinin yanl›fll›¤› as›l suçlular› unutturmamal›d›r. Suçlular, operasyonun nas›l bafllad›¤›, yüzlerce insan›n nas›l katledildi¤i üzerinde koyu bir sansür uygulayarak, dezenformasyon yaratarak, terör demagojisini yükseltip kendilerini aklamaya çal›fl›yorlar. Yüzlerce ana-baban›n ac›s›n› onlar anlayamazlar, dökülen kan› bilmezler, ac›lar› paylaflamaz, hissedemezler, emperyalistler sadece ac› yaflatmay› bilirler. T›pk›, y›llard›r Çeçenistan’› iflgal edip, 13 y›lda 40 bini çocuk 200 bin Çeçen’i katlettikleri gibi. Ve Rusya’n›n bu katliamc›, iflgalci politikas›, özellikle son 6 y›ld›r di¤er emperyalist devletlerce de görmemezlikten gelinerek destekleniyor. O topraklarda hangi ac›lar›n yafland›¤›, nas›l bir vahflet uyguland›¤› emperyalist medyan›n koyu sansüründen geçip beyinlere, yüreklere ulaflam›yor. Bugün Osetya
gündemde tutuluyorsa, Rusya ve di¤er emperyalistlerin dökülen kan› kendi ç›karlar› için, “teröre karfl› savafl” diye halklar› sindirme, teslim alma savafllar›nda malzeme yapmak içindir.
usya’n›n Senaryosuna Uygun “Militan”!
R
Katliamdan birkaç gün sonra Rusya NTV televizyonu bir kaset yay›nlad›. Kasette okulun içinde insanlar›n nas›l katledildikleri yoktu, verilmek istenen mesaj; “bak›n teröristler katliam için haz›rland›lar ve katlettiler” fleklindeydi. Rusya suçunu örtbas etmek için bir de “Çeçen militan yakalay›p” kasetini yay›nlad›. Terör üzerine ne kadar demagoji varsa, onu konufltu “militan”! Öncelikle, t›pk› ‹spanya’n›n eski baflbakan› faflist Aznar gibi, hedefte kim varsa, eylem emrini onlar›n verdi¤ini söylüyordu. Çeçen liderler Aslan Mashadov ve fiamil Basayev vermiflti emri. “Teröristler birbirine düflmüfl, biri komutan taraf›ndan vurulmufltu”! Zaten “canl› bombalar” kendi iradeleri d›fl›nda ölüme gidiyorlard›, iki kad›n militan›n üzerindeki bombalar uzaktan kumanda ile patlat›lm›flt›. Teröristler gereken bütün milliyetlerdendi; Çeçen, Arap ne laz›msa... K›saca, bütün demagojilere uygun bir militand›! Zaten operasyon yapmaya mecbur kalm›fllar, ilk atefli kendileri açmam›fl, hatta okula ilk kurflunu d›flar›da bekleyen “k›zg›n” aileler s›km›flt›... (Sanki böyle olsa bile kendileri sorumlu de¤ilmifl gibi) Tüm bu senaryolar, Rusya’n›n kendini aklama senaryosudur. Putin bu nedenle, koyu bir sansür uyguluyor, uymayan› görevden al›yor. Sansür katille-
rin s›¤›na¤›d›r.
mperyalistlerden Destek Aç›klamalar›
E
Putin’e ilk deste¤i, “medeni dünyaya yönelik tehdidin büyüklü¤ünü ortaya koydu¤unu” söyleyen Bush verdi. O kendi hesab›nda, iflgallerine ve seçimler için “terörizmin büyük tehdit oldu¤u” söylemine destek peflinde. 11 Eylülü de böyle aç›klam›flt›, sonras› malum. Avrupa Birli¤i beklendi¤i gibi klasik ikiyüzlü tavr›n› gösterdi. AB, “bar›flç›l flekilde çözülmemesine üzüldüklerini, ancak Rusya’y› desteklediklerini” aç›klad›. (Hürriyet 4 eylül) T›pk› 19 Aral›k’ta oldu¤u gibi. Katlet, ama göze batacak fliddet kullanma! Herkesin Çeçen sorununa dikkat kesilmesinin ard›ndan “Çeçenlerle siyasi diyalo¤a girme” ça¤r›lar› da ayn› ikiyüzlülü¤ün bir parças›d›r. Zira, y›llarca Rusya’ya karfl› çat›flmalar›nda Çeçen sorununu kullan›p insan haklar› demagojisi yapt›lar. Ne zaman ki, Rusya ile Avrupa ve ABD aras›nda, “birbirlerinin suçlar›n› görmeme” uzlaflmas› yafland›, Çeçen sorununu da unuttular. Yine unutacaklard›r. Putin’i bu sözde ça¤r›lara, "Siz niye Usame bin Ladin ile görüflmüyorsunuz? Brüksel'e ya da Beyaz Saray'a davet etmiyorsunuz” demesi, emperyalistler aras› çat›flman›n sonucuydu. Teröre karfl› savaflta uzlaflt›klar› gibi, Kafkaslar› ele geçirmek için çat›flmalar› da yer yer alenileflmekte. Destek aç›klamas› yapanlardan biri de fiaron’du. Katliam›n ard›ndan Rusya-‹srail aras›nda “uluslararas› terörizmle mücadelede iflbirli¤i” anlaflmas› imzaland›. Birbirlerinin terörlerini destekleme anlaflmas› fiaron’u
daha da cüretlendirecektir. Ki “bizi vuran terörizmle tam olarak aynı türde” sözleri, katliamlar›ma malzeme buldu¤unu düflünmenin sevincidir.
ayyip Erdo¤an’dan Katliama Destek
T
Erdo¤an da 3 eylülde Atv ana haberde, “Rusya’n›n operasyon yapma tavr›n› destekliyoruz. Terörle pazarl›k yap›lmaz” sözleriyle Putin’e destek verdi. Putin de ayn› zihniyette oldu¤u için çocuklar öldü. Ha Putin, ha Tayyip, ha Cemil Çiçek, hepsinden ayn› “terörle pazarl›k yap›lmaz” kliflesini duyabilirsiniz. Bu klifle tüm katliamc›lar›n, elinde halk›n ve zulme direnenlerin kan› olanlar›n s›¤›na¤›d›r. AKP’nin “en keskin”, h›zl› destekçili¤inin elbette baflka nedenleri de var. “‹slami terör” nitelemelerinin bask›lanmas›, Çeçenleri destekledikleri gerçe¤inin bask›lanmas› gibi. Bir baflka nokta ise, AKP de, olay› kendi terör demagojisine destek yapmaya, katliamc›l›¤›na alet etmeye çal›flmaktad›r. 11 Eylülü “bu olay iflimize yarayacak” diye tart›flan bir düzenin yöneticisi Tayyip.
ush Yolunu Açt›, Putin ‹zinden Yürüyor
B
11 Eylül’de dökülen Amerikal›lar›n kan›n› Bush kullanm›flt›. fiimdi Putin ayn› havay› yaratmak istiyor. Aç›klamalar, terörizm demagojileri ayn›. Ayn›laflan bir baflka nokta da, Rusya’n›n da “önleyici sald›r›” yapaca¤›n› aç›klamas›. Rusya Genelkurmay Baflkan› General Yuri Baluyievski’nin, “dünyan›n herhangi bir bölgesindeki bir terörist üssü yok etmek için her türlü ad›m› ataca¤›z.” aç›klamas›nda ifadesini bulan doktrin, ilham›n› W.Bush’un “Sana sald›rmadan, olas› sald›rganlar›n bafl›n› ez” doktrininden
al›yor. Dünya üzerinde hukuksuzluk böyle büyüyor, bu tür eylemler iflte bu hukuksuzluk, katliamc›l›k ortam›nda flekilleniyor. Rusya’y› da mesela Fransa’n›n izledi¤ini, onu bir baflkas›n›n izledi¤ini düflünün; güçsüz olan› ez, iflgal et! iflte size emperyalistlerin dünyas›. Rusya, çocuklar›n kan›n› Kafkaslarda denetimini güçlendirme emperyalist hesaplar için kullanmay› düflünüyor. Bunu mevcut güç dengelerinde ne kadar yapabilir, ayr› bir konu. Ancak flu aç›k ki, Amerika bu sald›rganl›kla direniflleri yok edemedi, aksine büyüttü. Küçük bir ülke olan Çeçenistan’da direnifli k›ramayan Rusya’n›nki de farkl› olmayacak. Halklar gerçe¤ini hesaplamayan ve terörizm demagojisi ile halklar›n haklar›n› yok etmek isteyenler bafllar›n› direnifle çarpmaya mahkumdur.
slamc›lar Komploculu¤u B›rak›p Gerçe¤i Görmeli
‹
‹slamc› bas›nda olay sonras› geçerli teori, “bu ifli islamc›lar›n yapm›fl olamayaca¤›, hele Çeçenlerin hiç olamayaca¤›” türündendi. Kimisi, “Arkasında Yahudi çeteleri mi var?” yaz›lar› döfledi. Tayyip Erdo¤an dahil neredeyse tümü “islam›n önüne terör kavram›n› getirmeyin” diye feryat etti. Bu teoriler bofltur. ‹slamc›lar flu gerçe¤i görmelidir: yaflananlar adalet anlay›fl›n›z›n, halklara inançlar› temelinde bak›fl›n›z›n en uç boyutta tezahürüdür. Ayn› zihniyetin daha alt versiyonlar›n› bu ülkede yaflad›k. Gerçekten kaçamazs›n›z. Ancak bu sorgulamay› yaparken, burjuva bas›n›n kalemflorlerinin yapmak istedi¤i gibi, emperyalistlerin politikas›na uygun olarak daha da düzeniçileflmeye yönelmek en büyük ç›kmaz olacakt›r. Sorun eylem anlay›fl›nda ve buna yön veren, s›n›fsal bak›fltan yoksun
flekillenifltedir.
erör Demagojisi Ve ‘Global Dünya’ Gerçe¤i
T
Olay›n ard›ndan, terör demagojisiyle halklar›n direniflinin meflrulu¤una karfl› sald›r› kampanyas› bafllat›ld›. Çeçen eyleminin yanl›fll›¤› aç›kt›r, ama herkes sormak zorundad›r; “bu nas›l global dünya ki, her yan kan gölüne dönüyor, insanlar nas›l çaresizlefltiriliyor?” diye. “Dinci fanatizm” hiçbir fleyi aç›klamaz, çarp›tmad›r. “Global terörizm” diyenler, savunduklar› “Global dünya”ya bakmal›d›r. Emperyalizmin global dünyas› yarat›yor bu sonucu. Dünya, açl›¤›n, zulmün, alabildi¤ine hukuksuzlu¤un egemen oldu¤u bir dünyad›r. Dünyadaki açl›k rakamlar›n›, kaç ülkede halklar›n birbirine k›rd›r›ld›¤›n›, dünyan›n kaç bölgesinde Amerikan üssü bulundu¤unu hat›rlay›n, kaç ülkenin iflgal alt›nda ya da iflgal tehdidi ile yüzyüze bulundu¤unu hat›rlay›n... ‘Global Dünya’ dedikleri bu!
Say› 123 9 12 Eylül 2004
Burjuva medyan›n “çocuk ölümleri” üzerinden sürdü¤ü yay›nlar ve sahte gözyafllar› ise, tam bir riyakarl›k! Irak’da 500 bin çocuk BM-ABD ambargosu ile ölürken, bombard›manlarda beflikten ölü çocuklar topra¤a giderken yoktular. Emperyalizmin askeri, siyasi, ekonomik politikalar›na verilen her destek, çocuk ölümlerine destektir. En Elbette bu eylem anlay›fl› mahkum edilmelidir. büyük “pesAncak, bunu Rusyay› ve payelik” ErÇeçenleri ayn› kefeye tu¤rul Özkoyarak yapmak bambaflka kök’lerin sabir duruflun ifadesidir. vundu¤u sisHiç ezilenin yanl›fl temin yarateyleminin sonucuyla, t›¤› dünya d ü z e n i d i r. ezenlerin fliddeti tarihsel Bu konuda ve siyasal olarak ayn› konuflacak kefeye konulabilir mi? en son keHiç kimse emperyalizm sim burjuva kadar alçak olamaz.
medyad›r. Tüm bu ç›plak gerçekler görülmeden, söylenenler maksatl›d›r, bilimsel de¤ildir. Burjuva medyan›n, emperyalistlerin, tekellerin sözlerinin özü de budur zaten. Onlar anlafl›labilir, ç›karlar› bunu gerektiriyor. Peki, bu kampanyaya soldan kat›lanlar›n duruflu ne? Burjuva bas›na kapa¤› atm›fl dönek solcular› kastetmiyoruz, onlar bu tür konularda en baflta küfürlere bafllar. Örne¤in, “her türlü fliddete karfl›tl›klar›n›” durmadan yineleyen, ilgili ilgisiz her olayda “bireysel terörizm” laflar›n› sokuflturan ÖDP’nin Birgün’ü ile EMEP’in Evrensel gazetelerinin
köfle yazarlar› nas›l bir bilimsel aç›kl›k getirerek devrimci bir bak›fl sunuyorlar acaba? “Terörizme kimin ihtiyacı var?” sorular›yla, “Burjuvazinin ‘terörist’ oyunca¤ı!” komiklikleriyle, zaten “terör örgütlerinin ço¤unun CIA, MI5 kontrolünde oldu¤u” dahiyanelikleri ile, yanl›fl eylemi elefltirirken, burjuva bas›n›n köfle yazarlar›n› aratmayacak flekilde “hangi ulvi amaçlar için çocuklar›n öldürüldü¤ü” sorgulamalar› ile, Osetya'da canl› yay›nda izledi¤imiz fliddetin, “fliddeti eylem biçimi olarak seçmenin nereye varabilece¤inin somut bir kan›t›” olarak sunmalarla, ukala terminolojik aç›klaman›n arkas›-
laflt›rmak için kullan›yor. Sami Türk’ün, 19 Aral›k katliam›n›n ard›ndan 32. Gün program›nda söylediklerini hat›rlay›n. 28 Rusya ölü, yüzlerce yaral› var üzerine flöyle diyordu: “daTürkiye ha fazla kay›p bekliyorduk.” Yani aç›kça, bütün tutsak kitlesini katletme, yaralama hedefiyle hapishanelere operasyon yapan bir kafan›n Putin’den fark› ne? AKP de bu katliam› ödüllendirerek ayn› zihniyete sahip oldu¤unu göstermifltir. 19 Aral›k sabah› Ecevit’in “Son derece baflar›l› bir operasyon olmufltur, teröristler devletle bafledilemeyece¤ini anlam›fl olmal›d›rlar...” sözleri ile, Putin’in “Rusya’n›n teröre boyun e¤meyece¤i, kimsenin Rusya’ya diz çöktüremeyce¤i” sözleri aras›nda hiçbir fark yoktur. Onlar “kurtard›kça”, onlar “teröre karfl› savaflt›kça” Dünya Osetya’da bir “kurtarma katliam›” izledi. halklar›n kan› dökülüyor. Kimileri bunu Rusya’n›n “beceriksizli¤i” olarak niteÇünkü, emperyalistler ve iflbirlikçiler için insan›n ledi. O her fleyi çok “iyi bilen” uzmanlar ç›k›p tekhiçbir de¤eri yoktur. ‹nsan, onlar için salt rakamlarnik aç›klamalar yapt›lar. Ancak hiçbiri, “bu ülkede dan ibarettir. “Hayat kurtarmaya” girer, en büyük de 19 Aral›k 2000 tarihinde hayat kurtar›ld› ve katliamlar› yaparlar. “Terörle mücadele” Türkiye’de 28 insan diri diri yak›ld›, kurflunland›” demedi. de, Rusya’da da, baflka yerlerde de böyle sürdürülüDese, sorunun, beceriksizlik olmad›¤› ortaya ç›kayor. Türkiye, geride yanm›fl y›k›lm›fl hapishanelerle cak, egemen s›n›flar›n dilindeki “kurtarma”n›n ne ve güya can› bu devletin sorumlulu¤unda olan 28 demek oldu¤u en ç›plak haliyle görülecekti. insan›n yanm›fl, kurflunlanm›fl cesediyle “teröristleRusya, 23-26 Ekim 2002 tarihinde Moskova'dari kendi terörlerinden kurtar›yor”; Rusya yüzlerce ki Dobrovka Merkez Tiyatrosuna da t›pk› böyle bir çocuk ölüsüyle “teröre taviz vermiyor”!!! operasyon düzenlemifl ve 800 kifliyi rehin alan 41 19 Aral›k’› lanetlemeyen, “bu nas›l kurtarma” Çeçen eylemciyle birlikte 129 rehiniye de kimyasal manfletleri atmayan, katillerin yarg›lanmas› için, gaz kullanarak katletmiflti. Türkiye’nin 19 Aral›k’› adalet için k›l›n› k›p›rdatmayan kimse, Osetya’yla ilile Rusya’n›n Osetya’s› ya da Dobrovka tiyatrosu gili tek bir cümle kurma hakk›na sahip de¤ildir. ayn› anlay›fl›n ürünüdür. Tekellerin ç›karlar›n› koruAKP iktidar›n›n ikiyüzlülü¤ünü ise en aç›k flekilde, mak için yapamayacaklar› katliam, kullanmayacak117 ölüm ve 19 Aral›k katliam›n›n mimarlar›ndan lar› silah yoktur. Egemen s›n›flar katlederek kurtarErtosun’a takt›klar› üstün hizmet madalyas› anlat›may›, baflka yol ve yöntemlere baflvurmaktansa inyor; gerisi yalan ve demagoji. fazlar›, katliamlar›, hiçbir hukuka uymamay› meflru-
Türkiye’de ve Rusya’da HAYATA DÖNÜfi!
Say› 123 10 12 Eylül 2004
na s›¤›n›p “fliddetin terörün di¤er ad› oldu¤u”nu aç›klama ad› alt›nda halklar›n zulmedene karfl› her türlü fliddet kullanma hakk›n› tukaka etmelerle bunun yap›lmad›¤› aç›kt›r. Elbette çocuk ölümleri ve bu yanl›fl eylem mahkum edilmeli. Ancak, bunu Rusyay› ve Çeçenleri kastederek lanetler ya¤d›rarak yapmak bambaflka bir duruflun ifadesidir. Hiç ezilenin yanl›fl eyleminin sonucuyla, ezenlerin fliddeti tarihsel ve siyasal olarak ayn› kefeye konulabilir mi? Böyle bir k›yas yap›lamaz. Böyle bir eflitlik kurulamaz. Hiç kimse emperyalizm kadar alçak olamaz.
Haklar ve Özgürlükler Cephesi:
Kapitalist Pazarlar›n Güvenli¤i ‹çin Katlediyorlar “... Tüm burjuva medya, koro halinde katliamdan rehin alma eylemini gerçeklefltirenleri sorumlu tutuyor. Gerçek baflafla¤› çevriliyor: Bombalar› kimin att›¤› belli, yüzlerce çocu¤un kimin kurflunlar›yla öldü¤ü belli, ama nas›l oluyorsa, sorumlu eylemciler ilan ediliyor! Katliam›n sorumlusu, açl›¤›, adaletsizli¤i dayatan, kültürleri, dilleri, dinleri yokeden emperyalistlerdir. Bütün dünya, Osetya’da, emperyalizmin insan de¤eri olmad›¤›na tan›k olmufltur.
Bu katliam› tart›fl›rken, herkesin en baflta gözönünde bulundurmas› gereken fludur: “ÇEÇEN‹STAN SORUNU”, EMPERYAL‹ZM‹N PAZAR SAVAfiINDAN BAfiKA B‹R fiEY DE⁄‹LD‹R!” Herfley kapitalizm için, herfley pazar ve kâr için diyen anlay›fl, baflka hiçbir fleye de¤er vermez. Emperyalizm ahlaki, siyasi ve hatta askeri olarak çökmüfltür. Katliam emperyalizmin çürümüfllü¤ünün tezahürüdür. Osetya’daki katliam, emperyalizmin yüzüdür. Emperyalizmin “küreselleflme”, “global dünya düzeni” ad›na yapt›klar›n› izleyin; her sald›rd›¤›nda yüzlerce, binlerce, onbinlerce ölüm b›rak›yor arkas›nda. Tek amaç var; pazar ekonomisinin güvenli¤i. Bu “Pazar”da tekellerin s›n›rs›z, pürüzsüz, engelsiz kârlar›na kâr katmalar›. Halklar›n kan› bunun için, sadece bunun için dökülüyor. Geri b›rakt›r›lm›fl, yeni-sömürge Türkiye’nin baflbakan› bile Irak’tan tabutlar gelirken “Irak büyük Pazar, vazgeçmeyiz” diyor. Herfley bu kadar yal›n. Irak halk›n›n üzerine gökten “özgürlük, demokrasi” yerine bombalar ya¤maya devam ediyorsa, Çeçenistan’da Rusya emperyalizmi bir ülkeyi aç›k hapishaneye çevirip tutsak etmiflse, bunun içindir.
PAZAR, PAZAR, KÂR KÂR D‹YENLER‹N ‹NSAN DE⁄ER‹ YOKTUR! Masum çocuklar, hamile kad›nlar, kundaktaki bebekler, herkes ölebilir. Yeter ki, emperyalist ç›karlar zarar görmesin. Rusya emperyalizminin gözü kararm›fl operasyonuyla yüzlercesi öldü, yar›n binlercesi ölebilir. Emperyalist sald›rganl›k, ç›karlar›n› tehlikede gördü¤ü yerde hiçbir insani, ahlaki, vicdani, siyasi, askeri s›n›r tan›mamaktad›r. Emperyalizmin demokrasisinin, “insan haklar›” deyifllerinin, “uluslararas› hukuku”nun yalan oldu¤u ortadad›r. Böyle bir operasyona izin veren “hukuk” hangi hukuktur? ABD’ye “evimde vurulmamak için vuruyorum” dedirten hangi hukuktur? Yoktur böyle bir hukuk. Sadece emperyalist zorbal›k vard›r. Kapitalist pazara hizmet eden herfley iyidir. Kapitalist pazarda sömürü ve kâr› tehlikeye sokan herfley kötüdür ve yok edilmelidir. Üzerine uzun uzun teoriler yap›lan “emperyalizmin yeni dönem politikalar›”n›n da, eski politikalar›n›n da özü budur. H‹ÇB‹R fiEY EMPERYAL‹ZM‹N PAZAR ‹Ç‹N KATL‹AMINI MAZUR GÖSTEREMEZ! Eylemin yöntemi, eylemi gerçeklefltirilenlerin fleriatç›l›¤› ayr› bir tart›flmad›r. Farzedin ki bu eylemi bir grup “akli dengesi bozuk” kifli yapt›. Ne yapacakt› Rusya? Yine ayn› fleyi mi? Eylemi gerçeklefltirenlerin yanl›fllar›, halk›n can›n› hiçe sayan çizgileri, emperyalist pazar için kan dökenleri aklayamaz. Sorumlu, pazar, kâr, para diyenlerdir. Bütün demokratik güçler, insan yaflam›n› savunanlar, haktan, adaletten yana olanlar, yüzlerini emperyalistlere dönüp
“KAT‹L S‹ZS‹N‹Z!” diye hayk›rmal›d›rlar. Bu katliam karfl›s›nda “ona da, buna da karfl›y›z” edebiyat›yla gerçekler ortaya konulamaz. Böyle bir tutum, sadece katliam›n as›l sorumlusunu perdelemeye yarar. Katliamdaki emperyalist gerçe¤i görmeyip, fliddet, terör üzerine sa¤a-sola laf atarak, böyle bir katliam› bile kendi fliddet karfl›tl›klar›n›, silahl› mücadele düflmanl›klar›n› tekrarlamak için kullananlar, küçük düflünenler, küçük hesaplar› politika zannedenlerdir. Halklar›n katledilmesinin onlar›n da ne kadar derdi oldu¤u tart›flmal›d›r. Çeçenistan y›llard›r ne için iflgal alt›nda tutuluyor? Osetya’daki katliam, Rusya’ya özgü bir “vahflet” de¤ildir; emperyalizmin tüm dünyada uygulad›¤› genel politikan›n bir parças›d›r. Katliam› Rusya’n›n “operasyon güçlerinin beceriksizli¤iyle” aç›klamak da hafifliktir, emperyalist katliamc›l›¤› gizleme amaçl›d›r. 11 Eylül 2001’den bu yana, tüm emperyalistler aç›k ve gizli biçimde dünya halklar›na karfl› tam bir bask›, katliam, sindirme politikas› izlemekte anlaflm›fllard›r. Rusya ve Avrupa, ABD’nin Irak iflgaline ses ç›karm›yor, Avrupa ve ABD, Rusya’n›n Çeçenistan’daki katliamlar›n› görmezden geliyor, halklar› katlederek aç›lan pazar paylar› ise paylafl›l›yor. Çeçenistan’da 11 Eylül’den bu yana ne oluyor, nas›l bir vahflet hüküm sürüyor,Çeçen halk› nas›l yafl›yor? Bilen var m›? Yoktur. Çünkü tüm emperyalistlerin birlikte uygulad›¤› kopkoyu bir sansür vard›r. Bu insanlar bu eylemlere neden baflvuruyor diye sorulurken, bunlar hiç hesaba kat›lmayacak m›?
UNUTMAYIN! TEKELLER‹N KÂRLARI ‹Ç‹N, AÇLI⁄IN, ADALETS‹ZL‹⁄‹N, ‹fiGALLER‹N HÜKÜM SÜRDÜ⁄Ü, D‹LLER‹N, KÜLTÜRLER‹N YOKED‹LD‹⁄‹, EMPERYAL‹ST fi‹DDET‹N KOL GEZD‹⁄‹ B‹R DÜNYADA YAfiIYORUZ! Burjuva medya, katliam› “Rusya’n›n operasyondan baflka çaresi kalmam›flt›” diye aklamak istemektedir. Bütün mesele de iflte buradad›r. Çeçenler’in Rusya iflgalinden kurtulmak için hangi çarelere sahip oldu¤unu veya olmad›¤›n› sormuyor bu kafa! Bu kafa, Rusya’n›n neden “baflka çaresi olmad›¤›n›” sorgulam›yor. Emperyalizmi aklamak isteyen bu cümlede bir gerçek sakl›d›r; emperyalizm, katletmekten, ezmekten, yok etmekten, sindirmekten baflka hiçbir çözüm üretemiyor. Emperyalizmin çürümüfllü¤ünün, “yeni dünya düzeni”nin iflas›n›n kan›t› da iflte budur. Halklara verebilecek hiçbir fleyi yoktur emperyalizmin. Baflka bir çare vard› elbette. Çare, bask› alt›nda tutulan tüm uluslar›n, iflgal alt›nda tutulan tüm ülkelerin ba¤›ms›zl›¤›n› tan›makt›r. Ama bu “çare”, emperyalizmin tüm dünyay› kendi pazar› haline getirme politikas›na terstir. Halklar özgür, ülkeler ba¤›ms›z olursa, emperyalizm yaflayamaz. Çeçenistan ve tüm dünya halklar› üzerindeki emperyalist oyun ve bask›lara son verilmedi¤i sürece, dünyam›z benzer olaylar› yaflamaya devam edecektir. Emperyalizm pazardan, tekellerin kârlar›ndan kendili¤inden vazgeçmeyece¤ine göre, halklar için tek çare, dünyam›za ölüm ya¤d›ran emperyalizmi yaflad›¤›m›z topraklardan kovmakt›r.”
Halka Zarar Vermemeyi Bir ‹lke Olarak Gören Sadece
DEVR‹MC‹ EYLEM ANLAYIfiIDIR ‹stanbul Sinagog eylemlerinden, Irak’ta kimi yanl›fl hedeflere yönelik eylemlere ve son olarak Osetya’ya; dünyaya din çat›flmas› gözüyle bakan ve “müslüman olmayan›n katlinde” sak›nca görmeyen anlay›fl›n eylem tarz› art›k kimse için s›r de¤ildir. Ve Osetya ile birlikte bu anlay›fl okul basmaya kadar varm›flt›r. Ucuz terör demagojilerine sar›lmayan herkes, devrimci eylem anlay›fl›n› bu ortamda yeniden düflünmek, hakk›n› yad etmek durumundad›r. Daha devrimcileri çok arayacaklar. Kimse bu ortamda terörizm yaygaras› yaparak, genellemelerle devrimci eylemlere dil uzatmay› akl›ndan bile geçirmemelidir. Çünkü, devrimci eylem anlay›fl› ve prati¤i, bu demagojileri, sahibinin a¤z›na t›kayacak bir çizgiye sahiptir.
mekçi Halk›n ‹ktidar› ‹çin Savaflanlar Halka Zarar Vermezler
E Say› 123 12 12 Eylül 2004
Yüzy›la dayanan dünya devrim deneyleri, ony›llard›r silahl› mücadele yürüten ülkemiz devrimcileri, bu konuda büyük bir birikim ve üzerine laf söylenemez bir prati¤e sahiptir. K›sa bir kesitten, sadece ülkemiz prati¤inden de söz etmiyoruz. 1871 Paris Komünarlar›n›n, burjuvazinin o büyük vahfletine ra¤men halk›n mal›na, can›na zarar vermeme konusundaki ilkelerinden, Büyük Çin Devrimi önderi Mao’nun bu konuda ortaya koydu¤u “ilkeler”e kadar, Küba Devrimci gerillalar›n›n en a¤›r cezalar› halk›n mal›n› ya¤malayanlara vermesinden, Devrimci Hareket’in silahl› birlikler için koydu¤u kurallar›n en bafllar›nda “halka zarar vermemenin” alt›n›n çizilmesi ve buna uygun bir pratik sergilinmesine kadar, bir tarihten, bir ideolojinin prati¤inden söz ediyoruz. Ve bu anlay›fl, bu pratik, silahl› mücadele yürüten hiçbir baflka anlay›flla k›yaslanamaz, hele hele ayn› keyefeye hiç konulamaz. Koyanlar maksatl› çarp›t›c›lar, tescilli silahl› mücadele düflmanlar› de¤ilse, bilinçli s›n›f düflmanlar›d›r. Nedir devrimcileri bu konuda hassas k›lan? Birincisi, halka ve mücadeleye bak›fl aç›s›d›r. Devrimciler her din ve milliyetten halklar›n kurtuluflu için savafl›rlar. Bu savafla Marksizm-Leninizm ideolojisi yön verir. Devrimci savafl› ortaya ç›karan temel çeliflki ezen-ezilen aras›ndaki çeliflki oldu¤u için, halka zarar vermenin devrime zarar vermek oldu¤unu bilirler. Yaz› içinde küpürüne yer verdi¤imiz ilke ve kurallar, bir teknik
sorun de¤il, bu anlay›fl›n pratikteki ifadelendirilmesi, kural haline dönüfltürülmesidir. Bugün yayg›n olarak “islamc›” denilen ve silahl› mücadele veren güçlerle temelde iflte bu noktada ayr›l›r devrimciler. S›n›fsal temele oturmayan, yanl›fl bak›fl aç›lar›na sahip anlay›fllar, bunu eylem çizgilerine de yans›t›r. Bu kesimde “k›sasa k›sas” anlay›fl›n›n ölçüsü yoktur ve bu adaletsizli¤i ortaya ç›kar›r. Tek ölçü müslüman olup olmamad›r. Bu bak›fl asl›nda tüm din eksenli hareketler için geçerlidir. Yani bugün tart›flma konusu islamc›lar de¤il de baflka bir dini referans alan bir anlay›fl olsa, nüanslar d›fl›nda yine de¤iflmeyecektir. ‹kincisi, silahl› mücadelenin ele al›n›fl›, bir baflka deyiflle silahlara yüklenen misyondur. Devrimci anlay›flta silahl› mücadele, kapitalizm ve faflizm taraf›ndan üretici güçlerin gelifliminin engellenmesi karfl›s›nda tarihsel geliflim do¤rultusunda üretici güçlerin gelifliminin önünü açmak için baflvurulmas› gerekli, zorunlu yoldur. Bir halk›n zulme ve zulüm düzenlerine karfl› tarihsel olarak en meflru hakk› olan direnme ve isyan hakk›n›n kullan›lmas›d›r. Halk›n kendi kaderini ve gelece¤ini belirleme hakk›n›n demokratik, bar›flç› yollardan kullan›lmas›n›n mümkün olmad›¤› koflullarda, mevcut iktidar›n alafla¤› edilip halk›n iktidar›n› kurman›n biricik yoludur. Ve silahl› mücadele, faflist rejim içinde adalet talebine cevap bulamayan halk›n, düflmanlar›ndan hesap sorabilmesinin mümkün oldu¤u tek araçt›r. Tüm bu tesbitler, silahl› mücadelenin neticede bir araç, bir yol oldu¤una iflaret eder. "Silahlar politikaya de¤il, politika silahlara kumanda eder". Devrimcilerin silahl› mücadelesine sald›ranlar, bu yal›n gerçe¤i gözard› ederek, ‘terör’ ya da ‘bireysel terör’ uydurmalar›na baflvururlar. Silahl› eylem örgütleyicidir, hesap sorand›r, hedef gösterendir, mesaj iletendir, ça¤r› yapand›r. Devrimci eylemlerde halk kendi duygu ve düflüncelerini bulur. ‹flte tüm bunlar›n olabilmesi, devrimci eylemin hedefinin do¤ru seçilmesine ve mesaj›nda hiçbir bulan›kl›¤a yer b›rakmayacak biçimde örgütlendirilmesine ba¤l›d›r. Devrimci eylem, kimilerinin göstermek istedi¤i gibi, “maksat sesimiz duyulsun” diye yap›lmaz. Bu bak›fl aç›s›na sahip olanlar ya da kolayc› ucuz eylem peflinde koflanlar, yol ortas›na, (güya hedefin) metrelerce ötesindeki bir çöp bidonuna da bomba koyar, halk›n “acaba ne yap-
mak istediler?” sorusunu sorduracak baflka pratikler de sergiler. Devrimci eylemin ilkeleri vard›r. Bu ilkeler, devrimcilerin amaçlar›yla do¤rudan ilgilidir. Bu ilkelerin en baflta geleni, hedefin amaca uygunlu¤udur. Devrimcilerin namlusu hep halk düflmanlar›na dönüktür. Devrimci eylemlerde dost ile düflman hiçbir kuflkuya yer b›rakmayacak biçimde ayr›l›r. Buna ba¤l› olarak flekillenen bir baflka ilke, eylemde halka zarar verilmemesidir. Bu noktada Devrimci Sol ve DHKC prati¤i dünya çap›nda örnektir. “Parti-Cephe halka zarar veren eylem yapmaz” anlay›fl›n›n genel kitleye malolmas› bu ilkeye sonuna kadar ba¤l›l›kla sa¤lanabilmifltir. Bu ilkeyi yaflama geçirebilmek için gerekti¤inde eylemler iptal edilmifl, bazen eylem bafllang›c›ndan sonra halk›n zarar görme durumu ortaya ç›kt›¤›nda risk al›narak bu olas›l›k ortadan kald›rm›flt›r. Tüm bunlara ra¤men istenmeyen bir durum ortaya ç›kt›¤›nda da devrimciler halka özelefltiri vermeyi, mümkün oldu¤unca zarar› tazmin etmeyi de ilkesel bir tutum olarak görmüfllerdir. Çünkü halka zarar vermeyen do¤ru bir eylem çizgisinde ›srarc› olmak, buna önem vermek ilke sorunudur.
iddetin S›n›fsal ‹çeri¤inin Reddedilmesi Yanl›fl Eylemlerin Zeminidir
fi
Bugün islamc› kesimde Osetya ve benzeri örnekler üzerinden flöyle bir bak›fl var. “Ama, onlar da bizim çocuklar›m›z›, hem de onbinlercesini katlettiler...” (aktaran A. Taflgetiren, Y. fiafak, 7 Eylül) Do¤ru, bugünün dünya düzeninde dökülen her damla kan›n sorumlusu emperyalistlerdir. Do¤rudur hesap sorulmal›d›r. fiiddeti de tarihsel olarak ezilenler de¤il, egemen s›n›flar yaratm›flt›r, ezilenlerin buna karfl› koymas›, hakl› fliddetini kullanmas› meflrudur. fiu da do¤rudur ki, ezilenler hatal›, yanl›fl eylemler yapm›fl olsalar da, hiçbir koflulda ezenlerin fliddeti ve vahfletiyle ayn› kefeye konulamazlar. Bu, ezilenlere yap›lacak en büyük haks›zl›k, ezenlerin cephesinden olaya bak›fl de¤ildir sadece, ayn› zamanda bilimsel ve tarihsel olarak da yanl›flt›r, çarp›kt›r. Ancak islamc›lar›n yukar›daki düflünce tarz›nda üzerinden atlanan nokta, tarih boyunca fliddetin s›n›fsal bir içerik tafl›d›¤›d›r. Dolay›s›yla egemen s›n›flar›n fliddetinin de s›n›fsal oldu¤udur. Emperyalistler onbinlerce insan› katlederken müslüman olduklar› için de¤il, ezilen, direnen, mücadele eden olduklar› için, en az›ndan sistemlerinin önünde engel gördükleri için katlediliyorlar. Yoksa yüzy›llard›r müslüman olmayan halklar›n katledilmesi, kan deryas›na dönen La-
Say› 123 13
Devrimci Sol Dergisi/A¤ustos 1998/ SAYI: 11 Devrimciler, ideolojilerine uygun olarak belirledikleri ve yay›nlar›nda herkese ilan ettikleri ilkelerinden taviz vermeden, bu devrimci kurallar›n›n ›fl›¤›nda savaflt›lar, savaflmaya devam ediyorlar. tin Amerika topra¤›, aç›klanamaz. Zira, düflmanl›klar› da islama de¤ildir. Daha dün, islamc› güçleri destekleyen de emperyalistlerdi. Demek ki, as›l miheng tafl› s›n›fsal ç›karlar›d›r. Osetya’daki okulda ölenlerin sorumlusu da onlard›r. Ama bu, ezilenlerin hedeflerinin belirsizleflmesini do¤urmaz. “Düflman›n kurals›z oynamas›, düflmanla ayn› araçlar›n kullan›lmas›n› getirmez, getirmemelidir. Hedefini flafl›ran fliddet kendini vurur. Devrimci tav›r al›fl bu ilkeyi bafltac› etmelidir." (Mücadele, 15 Ocak 1992) Devrimciler kuracaklar› toplumsal düzenin adaletini, her alanda, silahl› eylemlerinden kitlelere yaklafl›m›na kadar, bugünden temsil ederler. Bask›n›n, zulmün, zorbal›¤›n kol gezdi¤i, adaletin olmad›¤› bir ülkede, devrimciler halk›n adaletinin sesi olurlar. Halka zarar vermeyen ilkesel anlay›fl›n temelinde iflte bu adalet anlay›fl› vard›r, dünyaya Marksizm-Leninizm penceresinden bakma vard›r.
12 Eylül 2004
Türkiye
1980 24 y›ld›r süren bir tarih: ➟12 Eylül zulmüyle sürüyor ➟12 Eylül’e karfl› direnifl 24 y›ld›r bedeller ödenerek kesintisiz sürüyor ➟12 Eylül dün de¤il, bugündür!
Say› 123 14 12 Eylül 2004
“Türkiye'deki geliflmeler öyle bir noktaya gelmifltir ki, Türk Silahl› Kuvvetleri'nin müdahalesinden baflka bir ç›k›fl noktas› görülmemektedir.” (Us Aned Forcos, Haziran 1980) ABD böyle düflünüyordu. Nitekim, ABD’nin öngördü¤ü gibi, 12 Eylül 1980’de oligarflinin ordusu bir darbeyle yönetime el koydu. Bir Amerikan dergisinden aktar›lan yukar›daki sat›rlar›n devam›nda ise flu cümle vard›: “(...) Türk Silahl› Kuvvetleri, müdahale edecek, ancak geliflmeleri uzun vadede ordu da düzeltemeyecektir.” 12 Eylül’ün program› da buna göre flekillendi. Düzenin bekas›n› “mümkün oldu¤unca uzun süre güvenceye almak” hedeflendi. Bu program›n esas›, aç›k faflizmin bir cunta olmaks›z›n mümkün oldu¤unca uzur süre yürürlükte kalmas›yd›. Cuntan›n ç›kard›¤› tüm anayasa ve yasalar, oluflturdu¤u tüm kurumlar bu amaca hizmet etti. ‹flte emperyalizmin ve oligarflinin istekleri temel al›narak sürdürülen bu cunta program›yla aç›k faflizm kurumsallaflt›r›ld›. Buna göre; bir askeri cunta olmayacakt› ancak “sivil” iktidarlar, s›n›flar mücadelesinin geliflim düzeyine göre, bir cuntan›n yapt›¤› herfleyi yapabileceklerdi. Kurumsallaflm›fl bir aç›k faflizm gerçe¤ini yafl›yoruz 24 y›ld›r. 1980’lere kadarki Türkiye’de ancak “cunta dönemlerinin”, “s›k›yönetim dönemlerinin” uygulamalar› olarak görülen uygulamalar, 1983’den bugüne kadarki Türkiye’nin rutin uygulamalar› olmufltur. Ve öyle dönemler gelmifltir ki, oligarfli kan dökücülükte, hukuksuzlukta, pervas›zl›kta, 12 Eylül’ü kat kat aflan politikalar uygulam›flt›r. 1990 bafllar›ndan bugüne infazlar› hat›rlay›n, kay›plar› hat›rlay›n, Gazi’yi hat›rlay›n, 19 Aral›k 2000 hapishaneler katliam›n› hat›rlay›n, bunlar›n hiçbiri ne rakamsal olarak, ne boyut olarak 12 Eylül’le k›yaslanamazlar bile.
12 Eylül
Türkiye
2001
Bu aç›k gerçe¤e karfl›n, ülkemizde 12 Eylül üzerine tam bir riyakarl›k hüküm sürmektedir. Burjuvazinin kalemflörlerine göre “o günler geride kalm›flt›r, Allah bir daha o günleri göstermesin”! “Demokrasiye geçildi¤i” söylemi, daha 1983’te ANAP hükümetinin kurulmas›yla bafllam›flt›r. Ondan sonra ç›kar›lan her “demokratikleflme paketi”, 12 Eylül Anayasas›’nda yap›lan her göstermelik de¤ifliklik, 12 Eylül’ün sona ermesi olarak sunulmufltur. Oysa ki bu ülke, b›rak›n 12 Eylül Anayasas›n›n ve 12 Eylül’ün yaratt›¤› kurumlar›n faflist özüne dokunmay›, cuntac›lar›n yarg›lanamayaca¤› gibi bir maddeyi bile 21 y›ld›r de¤ifltirememifltir. Daha do¤ru bir deyiflle, de¤ifltirmemifllerdir. Çünkü bu ülkede yarg›lanmas› gerekenler sadece cuntan›n befl generali de¤ildir. Cuntac›lar›n hepsinin yarg›lanmas›n›n önünü açaca¤› korkusu nedeniyle, tüm hükümetler generallerin bafl hamisi olmufltur. Dahas›, 12 Eylül politikalar› hiç bitmemifltir ki, 12 Eylül’le hesaplaflma, “dünle hesaplaflma” olarak görülsün! 12 Eylül dün de¤il, bugündür. 12 Eylül’e karfl› mücadeleyi bugünden koparmak mümkün de¤ildir. Bunu koparanlar, “12 Eylül öncesi” demagojisinin günümüzdeki sürdürücüleridir. Onlara göre iflkenceler, hapislikler “dünün” gerçe¤idir. Onlara göre, devrim mücadelesi dünün hat›ras›d›r. 12 Eylül’e, zulmüyle ve zulme karfl› direnifliyle “dün” muamelesi yapmak, “dünde kalm›fl” gibi göstermek, ucuz, kaba bir kaç›fltan baflka bir fley de¤ildir. 12 Eylül’le hesaplaflmak, süren faflizmle çarp›flmakt›r. Bu çarp›flmadan kaç›p, düzene s›¤›n›p sonra da 12 Eylül’den hesap sormaktan sö-
zetmek, oligarflinin “demokrasiye geçildi” propagandas›na hizmet etmek de¤il midir? Bu yaz›n›n bafll›¤›n›n sol üst köflesindeki resme bak›n. Bu resim bir çok yerde 12 Eylül’ün simgesi olarak kullan›lm›flt›r. Gerçekten son derece çarp›c› bir resimdir. Ama biraz hayal gücünüzü çal›flt›r›n. Bu sahnede yere yat›r›lanlar›n yerine, 19-22 Aral›k’ta “sa¤ ele geçirilen” tutsaklar› koyun. Bu sahnenin Do¤u’da boflalt›lan binlerce köyde, binlerce kez yafland›¤›n› hat›rlay›n. Yere yat›r›lanlar›n yerine ‹stanbul’da semtlerin iflgal edildi¤i operasyonlarda “enterne” edilen gecekondu yoksullar›n› koyun. Yere yat›r›lanlar›n, mesela 1 Nisan’da dernekler, dergi bürolar› bas›larak gözalt›na al›nan 82 kifli oldu¤unu düflünün. Hayal ettiklerinizin hiç biri hayal de¤il. Hepsi gerçek. Hepsi yafland›. 12 Eylül’ün hayat›n her alan›ndaki zulmü, 24 y›ld›r defalarca tekrarland›. Gün geldi, yaflanan zulüm, 12 Eylül’ü kat be kat aflt›. Bu tarihte hiç kimsenin unutmamas› gereken, hiç kimsenin yok sayamayaca¤› bir gerçek daha vard›r: 12 Eylül’e karfl› direnifl, 13 Eylül 1980 sabah› bafllam›fl ve kesintisiz bugüne kadar sürdürülmüfl bir direnifltir. 1980’lerin ilk yar›s›nda bu direniflin oda¤› hapishanelerdir; ölüm oruçlar›yla cuntan›n program›n›n karfl›s›na set çekilen direnifl mevzileridir. 1980’lerin ikinci yar›s›ndan itibaren, d›flar›da, iflçiler, gençler, memurlar, devrimci hareketin önderli¤inde cuntan›n yasaklar›n› fiilen aflmaya bafllam›fl, cuntan›n yasalar›n› örgütlenmeleriyle çöpe atm›fllard›r. “12 Eylül’ün sorumlular› yarg›lans›n” talebi, kay›plar›n, faili meçhullerin, Susurluk’un, Sivas Gazi katliam›n›n, Buca-Ümraniye-Ulucanlar katliamlar›n›n, 19-22 Aral›k katliamlar›n›n sorumlular›n›n yarg›lanmas› mücadelesi olarak bugüne kadar sürüp gelmifltir. fiimdi birileri kalk›p “art›k zaman› geldi” deyip, sanki 12 Eylül’e karfl› mücadele yeni bafll›yormuflcas›na, bütün bunlar› yok saymalar›, düzene, eve dönüflü perdeleme, siyaseten AB’nin demokrasicilik oyununa kat›lmay› gizleme manevralar›d›r. Reformizm icazetli 12 Eylül’den hesap sorma manevralar›yla, faflizme karfl› direniflten, gerçek hak ve özgürlükler mücadelesindern kaç›fl›n› gizleyemez. Faflizme karfl›ysan›z, iflte F tiplerinde, da¤larda katlediyor faflizm, varsa cesaretiniz onun hesab›n› sormak için ç›k›n meydanlara.
Ast›lar, kestiler! 650 bin kifli gözalt›na al›nd›. 1 milyon 683 bin kifli fifllendi. 7 bin kifli için idam cezas› istendi. 517 kifliye idam verildi. 50 kifli as›ld›. 230 bin kifli yarg›land›. Onlarca y›l hapsedildi. 23 bin 677 derne¤in faaliyeti durduruldu. 30 bin kifli ''sak›ncal›'' oldu¤u için iflten at›ld›. 14 bin kifli yurttafll›ktan ç›kar›ld›. 300 kifli infaz edildi. 171 kiflinin iflkencede; 299 kifli hapishanelerde katledildi.
Bunlar daha m› az zulmetti? ... Kay›plar, faili meçhuller, infazlar, iflkenceler...
Özal... Demirel... Çiller...
Bunlar daha m› az katletti? ... Ulucanlar, 19-22 Aral›k, iflkencede ölümler, infazlar...
Ecevit... Bahçeli... Y›lmaz
Bunlar Evren’den daha m› ‘demokrat’ 117 ölüm... Da¤larda kulak kesmeler, infazlar... AB’ye uyumlu iflkenceler
Tayyip... Çiçek... Aksu
➟AKP, 12 Eylül’ün sürdürücüsüdür. ➟12 Eylül’e karfl› mücadele, salt “dünün hesab›n›n sorulmas›” mücadelesi de¤il, faflizmin bugünkü zulmüne karfl› mücadeledir.
➟Bugünün mücadelesinde olmayanlar›n “12 Eylül’den hesap sorma” söylemleri riyakarl›kt›r. fiimdi devrim, sosyalizm zaman› de¤il diyerek düzene demir atanlar, bu hesab› soramaz. Türkiye devrimci hareketi bugün, 12 Eylül ve onu sürdüren tüm iktidarlar karfl›s›ndaki direniflinin süreklili¤iyle vard›r. Sorulacak hiçbir hesap unutulmam›flt›r ve o hesab› sormaktan vazgeçilmemifltir.
19 Madenci Katledildi Katilleri Kapitalistler ve Bu Sistemi Savunan Herkes
R
Ka pit ali zm
RÜ
Madencilerin ailelerine baflsa¤l›¤› diliyoruz
DÜ
16 12 Eylül 2004
peden patronlar için iflçinin de¤il, kâr’›n güvenli¤i önemlidir. 19 iflçi ölür, milyonlarca iflsizden yenileri al›n›r, onlar› da katleder, posas›n› ç›kar›r, sonra yeni iflsizler gelir. ‹ktidar için de iflçinin de¤il, iflyerinin güvenli¤i esast›r. Bunu aç›k bir flekilde Erdo¤an ifade etmifltir. Yasalar buna göre yap›l›r, denetimler buna uygun gerçeklefltirilir. Ve her gün kömür karas› elleriyle göçükler alt›ndan madenci cesetleri ç›kar›l›r. ‹ktidarlar›n ve tekellerin “tedbir alma, denetimleri s›klaflt›rma” yalanlar›, sorunun as›l kayna¤›n› gizlemek için uydurulan yalanlard›r. Kastamonu’daki 19 madenci için de timsah gözyafllar› döküp ayn› yalanlar› s›ral›yorlar. As›l sorun, sistem sorunudur. ‹ki sistem vard›r. Kapitalizm kâr üzerine kurulu, tekellerin sistemidir. Sosyalizm, insan› esas alan, eme¤i en yüce de¤er olarak gören sistemin ad›d›r. Kapitalist sistemde, çeflitli ülkelerin geliflmiflliklerine göre ifl cinayetleri azal›r-yükselir ama, iflçinin de¤il kâr›n güvenli¤inin öncelikli oldu¤u de¤iflmez. Ve devrimci bir anlay›flla sendikac›l›k yapmayanlar için bu tabloda bir sa-
ÖL
Say› 123
Kastamonu’nun Küre ‹lçesi’nde Etibank A.fi.’ye bak›r madeni ç›karan STFA flirketinin 150 metre derinli¤indeki tünel inflaat›nda 8 Eylül günü “kaynak yap›l›rken oldu¤u” aç›klanan yang›nda 19 madenci hayat›n› kaybetti, bir ço¤u yaraland›. 36 iflçi tünelde mahzur kal›rken, kurtarma çal›flmas›n›n geç bafllat›lmas› da kay›plar›n say›s›n›n art›rd›. “‹fl kazas›” denildi yine ad›na. Hani flu geçti¤imiz günlerde aç›klanan ve 1994-2003 y›llar› aras›nda 831 bin 248 olayda 10 bin 84 emekçinin yaflam›na malolan “ifl kazalar›”. STFA’n›n katliam› da bu bilançoya eklendi. O araflt›rma, en bafl s›rada madenleri s›ral›yordu. Maden dedi¤iniz, kapitalistin kâr h›rs›n›n en ac›mas›z flekilde ortaya ç›kt›¤› yerlerin bafl›ndad›r, bu nedenle de en çok katliamlar orada yaflan›r. ‹flçinin güvenli¤i için hiçbir tedbir al›nmaz, sadece madenlerin giriflinde “baretinizi giyin” ya da dalga geçer gibi “çocuklar›n›z sizi evde bekliyor, dikkatli olun” yaz›lar› as›l›r. Çünkü tedbir almak parad›r, masraf demektir. ‹flçiyi bir somun ekme¤e muhtaç eden, daha fazla kâr için durmadan haklar› gas-
Kapitalizmin kazd›¤› mezarlara 19 can›m›z› daha gömdük. Cenaze törenine Tayyip Erdo¤an da kat›ld›. Peki hangi yüzle? Dünya gerçe¤i diyerek kapitalizm propagandas› yapan, “iflyeri güvenli¤i önceliklidir” diyen sermayenin baflbabakan› bu “halkç›l›k” numaralar› ile elindeki kan› temizleyemez.
k›nca da görülmez. Örne¤in, Türk-‹fl Baflkan› Salih K›l›ç yukar›da ifade etti¤imiz ifl kazas› rakamlar› için flöyle diyor: “Rakamlar çok rahats›z edici”. Rahats›z olman›n ötesinde ne yap›yorsun? ‹flçinin can güvenli¤i sa¤lanana kadar üretimi durdurabiliyor musun? Yok! O zaman Türk-‹fl gibi düzen sendikalar› için de iflçinin de¤eri, ödedikleri aidat kadard›r. Elbette iflçinin hayat›n›n, eme¤inin de¤erli oldu¤u, üretenlerin yönetti¤i günler de gelecek. Emekçiler olarak, mezarlar›m›z› kazan kapitalizmin mezar›n› biz kazmaya bafllad›¤›m›zda, bu kokuflmufl düzeni alafla¤› etme kavgas›na girdi¤imizde, o gün çok daha yak›nlaflacak demektir. Dört y›ld›r, ‹skenderun Liman›'n›n iki mil aç›klar›nda 26 fiubat 2000'den bu yana demirli duran 2 bin 200 ton toksik at›k yüklü St. Vincent bandral› M/V ULLA gemisi 6 Eylül günü batt›. Gemi, bundan önce Cezayir’e gitmek istemifl, ancak toksik yükünün denize kar›flmas› üzerine Cezayir taraf›ndan denizsular›na sokulmam›flt›. Cezayir’in denizlerine sahip ç›karak kovdu¤u gemi, 4 y›ld›r bu ülkenin iktidarlar› sayesinde denizlerimizdeydi. “Cezayir bile olamad›k” diyen burjuva bas›n›n timsah gözyafllar›n›, çevrecilik numaralar›n› geçiyoruz. Tekelleri savunanlar, onlar›n ç›karlar›n› koruyanlar tek kelime konuflamazlar. Uluslararas› anlaflmalara göre tehlikeli at›k olarak belirlenen yük tafl›yan geminin batt›¤› alanda yap›lan ilk araflt›rmalar, beklenece¤i gibi AKP’nin istedi¤i gibi aç›kland›. Hiçbir tehlike yokmufl. Çernobil sonras› ekranlarda “bak›n ben çay içiyorum, bir fley olmuyor” diyen bakanla ayn› soydan gelen burjuva politikac›s›n›n halk›n can›na, topraklar›m›za de¤er vermesi elbette beklenemez. Halk›n yaflam›n›, denizleri onlarca y›l etkileyecek olan iki ton zehir ‹skenderun Körfezi’ne gömüldü. Peki AKP’li Çevre ve Orman Bakan› Osman Pepe ne diyor; “Ak›nt›lar al›p götüre cek, bir müddet sonra hiçbir tehlike oluflturmayacak.”
¤› yönetmelikle, sa¤lık hizmetlerinin, tafleronlaflt›rman›n yasal hale getirilmesi protesto edildi. Ankara Tabip Odası, SES ve Dev Sa¤lık-‹fl üyeleri, Sa¤lık Bakanlı¤ı binasına yakın bir yerde basın açıklaması yaptılar. Polis, emekçilerin bakanl›k önüne yaklaflmas›n› engelledi.
Bursaray ‹flçisi: “Bu Mu Adalet, Bu Mu Kalk›nma?” Bursa Büyükflehir Belediyesi’ne ba¤lı Bursaray’dan tüm tekellerde oldu¤u gibi, “tasarruf” gerekçesiyle iflten at›lan 85 iflçi, sendikalar, partiler ve DKÖ’lerin destekledi¤i bir eylemle Osmangazi Metro ‹stasyonu’ndan Büyükflehir Belediyesi’ne yürüdü. Eylemde, “Bu mu adalet bu mu kalkınma” sloganlar› ile AKP’li belediye protesto edildi. Eylemde konuflan Türk-‹fl 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca, AKP’nin emekçi dostu olmad›¤›n› söyledi. Ayr›ca belediye ile toplu görüflmeleri sürdüren Demiryol-‹fl Sendikas› iflçi k›y›m›n› k›nad›. ‹flçiler aç›klamanın ardından belediye önüne siyah çelenk b›rakt›lar.
Ayn› gün BES üyeleri de Ünkara Defterdarl›¤› önünde yapt›klar› eylemle “izin hakkını” gaspeden genelgenin geri al›nmas›n› istediler.
Polaris ‹flçilerinin Sendika Mücadelesi Tekstil-Sen’de örgütlendikleri için 28 A¤ustos günü iflten at›lan Polaris Tekstil iflçileri 3 Eylül günü H&M Ma¤azas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›lar.
Memurlar AKP’ye Öfkeli
‹flçiler burada yapt›klar› aç›klamada, mücadelelerinin sendikal› olarak ifle dönene kadar sürece¤ini dile getirdiler.
AKP iktidar›n›n Sa¤l›k Bakanl›¤›n›n haz›rlad›-
Tekeller topra¤›m›z›, denizlerimizi zehirliyor DÜ
RÜ
R
Ka pit ali zm
bir al›nmaz, sonra ne kadar h›zl› kriz merkezi kurduk, nas›l da hemen bölgeye hareket ettik diye övünürler. Katiller kendi suçlar›n› örtmek için oynarlar bu oyunu. ‹skenderun’da yaflanan “felaket”in sorumlular› aç›kt›r; yabanc› sermaye diye diye ülkemizi talan ettiren, topraklar›m›z›, denizlerimizi tekellerin zehir at›k çöplü¤ü haline getiren iktidarlard›r. Geri b›rakt›klar› ülke halklar›na zerrece de¤er vermeyen emperyalist tekellerdir.
ÖL
Bilim adamlar›, uzmanlar, etkinin 80 y›l sürece¤ini söylüyor, ama ne fayda. AKP zihniyeti bilimden anlamaz. Erdo¤an’› düflünün; Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nda, onlarca bilim adam›n›n önünde konufluyor ve “bilim için bilim de¤il, refah için bilim yapmal›y›z, gol atmal›y›z...” diyor. Bilime böyle bir yaklafl›m olabilir mi? Mant›k flu; benim iktidar›ma hizmet etmeyen bilimi ben ne yapay›m! Her fley tüccar zihniyeti ile de¤erlendiriliyor. O zaman elbette din de sat›l›r, düflünceler de terkedilir. Mesela bu kafa, din bilimini (teoloji) nas›l de¤erlendirir? Öyle ya teoloji para getirmiyor. Arçelik bayili¤i ile ekonomiden nas›l anlad›¤›n› göstermeye bafllayan kasaba politikac›s›ndan baflka bir yaklafl›m da beklenemez. Bilim düflmanl›¤›n›n en aç›k örne¤i Sakarya tren katliam›nda zaten flüphe götürmez flekilde ortaya ç›kt›. Sorumsuzluk AKP’liler için öyle do¤al hale gelmifltir ki, ‹skenderun olay›yla ilgili bakan ç›k›p, elinde hiçbir delil olmadan geminin bat›r›lm›fl olabilece¤ini söyleyebiliyor. Karfl›dan ‹spanyol bakan da, “çevreye verdi¤i zarar› tazmin etmeyece¤iz... Gemi Türkiye’ye rüflvet karfl›l›¤› sahte belge düzenlenerek girmifltir!” aç›klamas› yap›yor. Oligarflinin hangi bürokrasisinde rüflvet yok ki! ‹spanya tazminat ödeyecekmifl, 200 metre yak›n›nda denize girmek hemen yasaklanm›fl, ölü bal›klar›n yenilmemesi için halk uyar›lm›fl... Ne fayda; siz 4 y›ld›r bu zehiri topraklar›m›zda tutmad›n›z m›? Rüflvetle denizlerimize sokan sizin bürokrasiniz de¤il mi? AKP ve genel olarak devletin politikas› flu; göz göre göre “felaketler”, do¤al afetler geliyorum der, hiçbir ted-
Bu Topraklar Bizim ◆ Zehir yüklü gemi batarken, yine ‹skenderun’da Irak’tan gelen ve uranyum yüklü Amerikan askeri hurdal›klar› iflçilerin canlar›n› al›rken, bundan tam 16 y›l önce ‹talyan geminin Karadeniz’e boflaltt›¤› 3000 zehirli varil hala k›y›ya vuruyor. Samsun Sinop aras›ndaki depolarda bekletilen 494 varilin akibeti belirsizken, 16 y›ld›r hiçbir hükümet, topraklar›m›z zehirli at›k çöplü¤ü de¤ildir diyemedi ve ülkemiz emperyalist tekellerin at›k deposu olmaya devam ediyor. ◆ Bergamal›lar’›n ard›ndan Eflme’liler de Tüprag fiirketi’nin siyanürlü alt›n ç›karma çal›flmas›na karfl› mücadele ediyor. Bu amaçla “Eflme-K›fllada¤’da Siyanürlü Alt›n Ç›kar›lmas›n› Engelleme Giriflimi” oluflturan halk, Bergamal›lar’› örnek alarak mücadele bafllatacaklar›n› aç›klad›.
Say› 123 17 12 Eylül 2004
'‹flte Tecrit! ‹flte F Tipi Adalet!' “Ben Döverim! fiikayetçi Olursan ‹laçlar›n› Alamazs›n! Mektup ve Görüfl Cezas› Veririm!” Bugüne kadar tecriti ve sonuçlar›n› anlatan yüzlerce bas›n aç›klamas› yapt›k. Tecritin tam 117 can ald›¤›n› hayk›rd›k. Her türlü hak ihlaline karfl› oldu¤unu beyan edip, ilerici demokrat olduklar›n› söyleyenler tecrit karfl›s›nda susmaya devam etti. Suskunluk artt›kça bask› ve iflkence de artt›. Suskunluk art›kça hapishanelerden ç›kan tabutlar›n ard› arkas› kesilmedi. Tecrite karfl› dört y›ld›r kararl›l›kla büyük direnifl sürerken, bask› ve iflkenceler de pervas›zca sürüyor
Say› 123 18 12 Eylül 2004
1 Eylül günü o¤lu Ufuk KESK‹N'in görüflüne giden Fahrettin KESK‹N'in anlatt›klar› tecritin ve F tipi adaletin ne oldu¤unu bir kez daha gözler önüne seriyor: Kand›ra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan o¤lum Ufuk KESK‹N uzun y›llard›r D‹ABETES MELLÜTÜS T‹P 1 (a¤›r fleker) hastas›d›r. Günde dört kez ensülin i¤nesi kullanmaktad›r. Hayatta kalabilmek için diyet yapmas› gerekmektedir. Hastal›¤›yla ilgili Adli T›p Kurumu Baflkanl›¤› 3.‹htisas Kurulu A.T. No:130/020308/12554/1466 karar No, 1266 say› ve ‹st. 11 Mart 2002 tarihli raporu ve tam teflekküllü devlet hastanelerinden al›nm›fl 10 adetten fazla Sa¤l›k Kurulu Raporlar› vard›r. 01.09.2004 günü o¤lumu ziyarete gittim, ziyarette bana anlatt›klar›: "Yemek saatinde yemek getiren memur, Ufuk'un diyet yeme¤ini getirmemifl, O da benim diyet yeme¤im neden gelmedi diye sormufl. Memur önce duymazl›ktan gelmifl, tekrar sordu¤unda 'konuflma ulan siz vatan hainisiniz diyet falan yok' diyerek geri gelmifl.
O... çocu¤u vb. küfürler edip o¤lumun yüzüne tükürmüfl. Ufuk ve arkadafllar› bunun üzerine neden bize hakaret ediyorsunuz diyip, kap›lara vurarak ba¤›rm›fllar. Aradan birkaç dakika geçtikten sonra baflta Ufuk'a küfür eden memur olmak üzere görevli memurlar kalabal›k bir flekilde hücreye girmifller. Hakaret ve küfürler ederek o¤lumu ve ayn› hücrede kalan arkadafllar›n› feci flekilde dövmüfller. Ayd›n AYKANAT'›n kafas›nda sandalyeyi parçalam›fllar ve di¤er tutuklu R›za KARTAL'› dövüp gitmifller. 20 dakika sonra Cezaevi 1. Müdürü hücreye gelip durumu incelemifl. Ufuk ve di¤er iki tutuklunun ifadesini alm›fl; 'hepsinden davac› olmay›n sadece hakaret eden memurdan davac› olun' demifl. O¤lum, bu bask›ya boyun e¤meyince; 'Davac› olursan mektup cezas› veririz, ilaçlar›n› keseriz, görüfl yasa¤› veririz' denilerek tehdit edilmifl. Ayd›n AYKANAT dayak yedi¤i için revirden üç günlük doktor raporu alm›fl. Ufuk'un ayaklar›nda ve bacaklar›nda ezikler oluflmufl. En ufak bir yaras›, bir bere ya da ezik dahi a¤›r fleker hastal›¤›ndan dolay› iyileflmemektedir. Yedi¤i dayakla yaraland›¤› halde kendisine neden rapor verilmemifl bilmiyorum. Diyet yapmas› gerekti¤ini doktorlar da, hapishane idaresi ve Cumhuriyet Savc›l›¤› da bilmektedir. O¤lum sadece diyet sormufl ve karfl›l›¤› feci flekilde dayak yemek olmufltur. Ufuk ve arkadafllar›n› dövmek amac›yla gelen gardiyanlardan bir k›sm› "bu kadar yeterli" diye o¤lumla ilk tart›flan memura söylemifller. Madem böyle ne-
den birlikte içeri girip dövüyorlar. Cezaevi Müdürü neden sadece ondan davac› olun diyebiliyor? Neden 'mektup cezas› veririz, ilac›n› keseriz, görüfl cezas› veririz' diye tehdit ediliyor? Bu sorular›n cevab› tecrit gerçekli¤inde gizlidir. Tecrit her türlü iflkencenin yap›lmas›, her türlü adaletsizli uygulamakt›r. *** ‹flte bir baban›n anlat›m›yla, "AB standartlar›na uygun" tecrit uygulamalar›; ‹flte F tipi adaleti! Tecriti yok sayanlar, hapishanelerde her gün yeni tabutlar ç›kmas›na seyirci kalanlar F tiplerindeki bask› ve iflkencelere suskunluklar›yla destek verdiklerini unutmamal›d›r. Bizler TAYAD'l› Aileler olarak "iflkenceye s›f›r tolerans" demeçleri verirken, kendine koruma müdürü(*) olarak bir iflkenceciyi seçen Baflbakan Tayip ERDO⁄AN ve AKP hükümetinin iflkencecileri korumas›n› bir kez daha protesto ediyoruz. Ufuk KESK‹N, Ayd›n AYKANAT ve R›za KARTAL'a yap›lanlar nezdinde tecrit uygulamalar›n› k›nayarak, tecride karfl› mücadelemizi sürdürece¤imizi bir kez daha hayk›r›yoruz. Kendine ilericiyim, demokrat›m diyen tüm kurum ve kifliler tecrite karfl› mücadelemize omuz vermelidir. Tecrit iflkenceli ölümdür. Ölümlere, iflkencelere, adaletsizliklere ortak olmay›n! TECR‹T KALDIRILSIN, ÖLÜMLER DURDURULSUN! TECR‹T ‹fiKENCEL‹ ÖLÜMDÜR, SESS‹Z KALMAYIN! 6 EYLÜL 2004 TAYAD'LI A‹LELER (*) Dergimizin 122. say›s›n›n 37. sayfas›nda "Tayyip'in ‹ste¤i Yerine Geldi, Bush Gibi Korunacak-Bu Korku Niye?" bafll›kl› yaz›s›nda Maksut Karal yerine yanl›fll›kla Maksut Polat yaz›lm›flt›r.
BU SAVAfiI DA KAZANACA⁄IZ
Sacco ile Vanzetti
ermayenin Büyük Sald›r› Y›llar›: Tam
S
yedi y›l ak›l almaz bir hukuk rezaleti olarak süren ve iki insan›n, bir kundurac› ve bir iflportac›n›n elektrikli sandalyede katledilmesiyle sonuçlanan olay ABD tarihinin say›s›z yüzkaralar›ndan birini oluflturur. Bu konuda yüzlerce kitap yay›mlan›r.
ve hukukun, vicdan›n sorumlulu¤u 82 devrimci TAM ALTI AYDIR sorgusuz sualsiz hapisteler, tecritteler. Bir gecede dünyan›n befl ayr› ülkesinde ayn› anda yap›lan bask›nlarla derneklerden dergi bürolar›ndan evlerinden gözalt›na al›nd›lar. Direnme gücünüz için; mücadele ruhunuz için; inanç ve güveniniz için; bu hukuk mücadelesi hepinizindir. Adalet için ölebilenlerin hikayesini okuyun ve dönüp bugüne bak›n... 1- “Çalçene rektörler ve dekanlara, Bu bir af dilekçesidir ama Sacco ile Vanzetti’nin de¤il sizin affedilmeniz için, Harvard’›n rektör ve dekanlar›, sizin... Harvard Üniversitesi Amerika’n›n en ünlü sosyal bilimler ve hukuk fakültesi olan üniversitesidir. Her y›l on bin mezun verir. Bunlar aras›nda adaleti anlayabilenlerin say›s› befli onu geçmez; ifl, adalet u¤runa ölmeye gelirse, bir kifli bile bulamazs›n›z. O zaman adalet u¤runa ölmeyi göze alanlardan ö¤renmeyi bilmemiz gerekir. (...) Onlara kat›lm›yorum, Prudhon’u onaylamam, anarflizmin sosyalizmden bir sapma oldu¤unu düflünürüm. Ama sonuna kadar kavga demeliyiz. Sonuna kadar savaflaca¤›z, mutlaka biz kazanaca¤›z.” Dos Pasos (Harvard mezunu, sosyalist, Amerikal› yazar. Harvard ve Masacusiet (MIT) Üniversitelerinin rektör ve dekanlar›ndan oluflturulmufl düzmece af komisyonuna yazd›¤› mektuptan al›nm›flt›r. Amerika d›fl›ndaki tüm ülkelerin en büyük gazetelerde yay›nlanan bu mektubu hiç bir gazete yay›nlamaz.)
2- “Sacco-Vanzetti trajedisini insanl›¤›n vicdan›nda canl› tutmak için herfley yap›lmal›d›r. fiu anda görevimiz budur. Ben bir bilim adam›y›m üstelik sosyalist bir bilim adam›, biliyorum ve inan›yorum biz kazaca¤›z. Çünkü tarih, çünkü hayat bizden yana.” Albert Einsten
Sacco ile Vanzetti genç yafllarda ABD'ye gelmifl iki ‹talyan göçmendiler. 1920'de ABD'de doru¤a t›rmand›r›lan komünist karfl›t› "histeri" ortam› içinde adam öldürme suçuyla tutukland›lar. 1. Dünya Savafl›’n›n bitmesiyle ortaya ç›kan iflsizlik, ücretlerin düflüklü¤ü, büyük sermayenin gittikçe büyümesine karfl›l›k orta katmanlar›n h›zla yoksullaflmas›, ülkede huzursuzlu¤un büyük ölçüde yayg›nlaflmas›na yol açm›fl, 1918'de 1 milyon olan grevdeki iflçi say›s› 1919'da 4 milyona yükselmiflti. ‹flçiler grevlerde ekonomik haklar yan›nda demokratik haklar da talep etmeye, kimi endüstri kollar›n›n millilefltirilmesini istemeye bafllad›lar. Geliflen radikal hareketlerin geriletilmesi için yo¤un bir bask› ortam› yarat›ld›. 2 Ocak 1920'de 70 kentte ayn› anda gerçeklefltirilen "bask›n"larda 6000'i aflk›n ilerici-sosyalist-demokrat tutukland›. Solcu partilerin hemen bütün binalar› bas›ld›, yöneticileri tutukland›. Tutuklananlar kentlerin büyük caddelerinden kelepçeli olarak toplu halde geçirildiler. ‹flkenceler ayyuka ç›kt›. Bas›n›n da yard›m›yla tüm ülke bir korku ve dehflet ortam›na sokuldu Üye say›s› 5 milyona yükselen Klu Klux Klan da bu dehflet ortam›na pay›na düflen katk›y› sa¤l›yor, sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›r›yordu. Yo¤un bask›ya u¤rayan gruplardan biri de göçmen iflçilerdi. Göçmen iflçiler en a¤›r ifllerde en düflük ücretlerle çal›flt›r›l›yorlard›. En son ifle al›n›p en önce iflten at›lanlar da -zencilerle birlikte- onlard›. 1920'de madenlerde çal›flanlar›n yüzde 44'ünü, demir-çelik iflçilerinin yüzde 33'ünü göçmen iflçiler oluflturuyordu.
acco ‹le Vanzetti Mahkemesi: Utanç Verici Maskaral›k. Nicolo Sac-
S
co ile Barolomeo Vanzetti göçmendiler, üstüne üstlük düzene muhaliftirler. 5 May›s 1920 günü tutukland›lar. Üstlerine at›lan suç iki maafl mutemedinin soygun amac›yla öldürülmesiydi. ‹ki ‹talyan'›n yarg›lanmas› Masachusetts eyaletinin baflkenti olan Boston'da utanç verici bir maskaral›k biçiminde iki ay sürdü. Sonunda iki göçmen jüri karar›yla suçlu bulunup idama mahkum edildiler.
Say› 123 19 12 Eylül 2004
Sacco ile Vanzetti
Say› 123 20 12 Eylül 2004
Savc›n›n uzun uzun konuflmas›n›n sonunda jüriye dönüp "say›n jüri üyeleri, görevinizi yap›n. Görevinizi erkekçe yap›n. Ey yi¤itler, birbirinize uyun!" demesi;
Ya r g › c›n jüriye d ö n ü p "Karar›n›z› verirken Fransa'da savafl alanlar›nda ölen yi¤it askerlerimizi düflünün. Ayn› vatanseverlik duygusuyla karar›n›z› verin" demesi;
Burjuvazi katletti içimizden ikimizi bu iki ölü ölmeyen iki ölümüzdür Burjuvazi, kavgaya davet etti bizi davetleri kabulümüzdür!
Jüri sözcüsünün her sabah mahkeme salonuna girdi¤inde bayra¤›n karfl›s›nda sayg› duruflunda bulunup asker selam› verdikten sonra yerine geçip oturan fanatik bir polis emeklisi oluflu ve tüm jüri üyelerinin varl›kl› kiflilerden oluflmas›;
çok sosyalist, devrimci, demokrat, bilim insan› vard›r. ‹nfaz›n gerçeklefltirildi¤i 22-23 A¤ustos gecesi New York'ta, Paris'te, Buenos Aires'de, Leipzig'de, Berlin'de, Kopenhag'da, Amsterdam'da, Kahire'de, Sidney'de, Melbourne'da, Belgrad'da, Havana'da, Varflova'da ve daha pek çok kentte büyük mitingler yap›ld›. Paris'te ABD Elçili¤i’nin önünde toplanan 150.000 kifli, Boston'da ise 250.000 kifli polisle çat›flt›, binlerce gözalt› oldu. Ve yine Naz›m seslendi, o gün yaflanan ve yaflanmaya devam eden kompolalara meydan okur gibi...
Yan›yordu kanlar›nda flavk› ‹talya günefllerinin kofltular temiz esmer al›nlarla hayat›n sesine, dövüfltüler yan›nda dövüflen kardefllerinin. Yeni dünyada düfltüler eski zulmün pençesine! Yedi y›l ölümün karfl›s›nda gülerek durdular. Elektrikli iskemleye kadife bir koltukmufl gibi oturdular. Yürekleri dört bin volta yedi dakka dayand›. Yand› yürekleri yedi dakka yand›!.. kurban gittiler bir cinayete, kurban gittiler dolarlar›n emrindeki adalete! Hayatlar›nda olmad›larsa da kitlelerin rehberi, ölümleriyle flaha kald›rd› kitleleri bu iki ihtilal neferi!..
ny›llar Sonra ‹tiraf Edilen Hukuksuzluk Gerçe¤i. Ve flimdi 1977'ye ge-
O
Karara temel olan iki tan›ktan birinin hapishane kaça¤› oldu¤unun ve mahkemede sahte adla tan›kl›k yapt›¤›n›n ortaya ç›kmas›;
lelim. Cinayetin ellinci y›ldönümü... Alman Der Spiegel Dergisi’nin 31. say›s›nda flu haber yer ald›:
Baflka bir öldürme suçundan idama mahkum olmufl bir tutuklunun cinayeti kendisinin de aralar›nda bulundu¤u Morelli Çetesi'nin gerçeklefltirdi¤ini yaz›l› ve imzal› olarak itiraf etmesi de ifle yaramad›.
"... Geçti¤imiz Sal› günü Sacco ve Vanzetti'nin itibarlar› iade edildi. Massachusetts Valisi Michael Dukakis, incelemeler sonucunda iki göçmenin yanl›fl bir karar›n kurban› olduklar›n›n anlafl›ld›¤›n› aç›klad›. Sacco ile Vanzetti 1921'de cinayet ve soygun suçlamas›yla kuflkulu bir biçimde cezaland›r›lm›fllard›. Vali, yeni incelemeler sonucunda, `yarg›c›n ve savc›n›n göçmenlere ve düzen karfl›tlar›na karfl› tarafl› davrand›¤›n›n ve yarg›laman›n bir politik histeri atmosferi içinde yürütüldü¤ünün' anlafl›ld›¤›n› belirtti.”
Bu aleni hukuksuzluklar›n herkesçe bilinip görülmesi, ADALETin gerçekleflmesini sa¤layamad›. ‹tirazlar, yarg›tay kararlar›, dilekçeler... Ve iki göçmen yedi y›l ölüm hücresinde yatt›lar.
ünya Adalet ‹çin Aya¤a Kalk›yor.
D
Bu haks›z karar hem ABD'de hem baflka birçok ülkede büyük tepkiler do¤urdu. Davan›n yeniden görülmesi için, ya da valinin af yetkisini kullanmas› için pek çok baflvuru yap›ld›, dilekçe verildi. Bunlar› imzalayan yüzbinlerin aras›nda Anatole France’dan Albert Einstein’a kadar bir
Evet dünyan›n bir çok baflkentinde yüzbinlerce insan sokaklarda yürüdü, protesto etti bu haks›zl›¤›. Ne de¤iflti, hiçbir fley de¤iflmedi iflte ast›lar onlar› diye de düflünebiliriz. Ama buna da cevap verir Vanzetti.
Vanzetti yarg›çlara yazd›¤› son sözlerinde çok kararl›yd›. 7 y›l önceki ve 7 y›l sonraki Vanzetti iflte: "Yarg›çlara Son Sözüm Bunlar gelmese bafl›ma, siz ç›kmasayd›n›z karfl›ma ona buna dert anlataca¤›m diye köflebafllar›nda harcar giderdim ömrümü, silik, belirsiz, yenilmifl titretir giderdim kuyru¤u. Ama flimdi öyle mi ya! Bizim baflar›m›z bu ölüm, bizim zaferimiz bu. Dünyada akl›m›za gelmezdi böyle yararl› olaca¤›m›z, insanl›k için, adalet için hürlük için eskaza gördü¤ümüz bu hizmeti bir kere de¤il, on kere yaflasak yapamazd›k. Dediklerimiz, hayat›m›z, çektiklerimiz hiç kal›r bunun yan›nda, hiç kal›r yan›nda idam›m›z, bir kundurac›yla bir iflportac› parças›n›n idam›. Yaflayaca¤›m›z o son an› elimizden alamazs›n›z ya! O bizim iflte, o bizim zaferimiz. Art›k göçüp gidebilirsin Bartolomeo Vanzetti, iflini baflard›n! ‹yi savaflt›n ve yar›fl› baflar›yla bitirdin! Ne sana kara çalanlar›n gazab›ndan kork, ne de cellattan. Onlar sana zarar veremezler, çünkü sen yaflam›n›n amaçlar›n› gerçeklefltirdin.” Ve yine Naz›m seslenir t›pk› bugün gibi, o gün yaflananlar ve yaflanmaya devam eden komplolara meydan okur gibi... Mücadele çok uzun soluklu, SONUNA KADAR KAVGA edece¤iz.
"Sonuna Kadar Kavga Burjuvazi katletti içimizden ikimizi bu iki ölü ölmeyen iki ölümüzdür Burjuvazi, kavgaya davet etti bizi davetleri kabulümüzdür! Biz nas›l bilirsek hep bir a¤›zdan gülmesini, Biliriz öylece yaflamas›n›, ölmesini hepimiz-birimiz birimiz-hepimiz için" Sacco ile Vanzetti'den (1927-Moskova)
usmak, Beklemek, Umursamamak, Vicdan›n›z› ve Ruhunuzu Öldürür; Kendinizin Katili Olmay›n. 82 insan tutuk-
S
land› bir gecede! Bu ülkede 82 kifli bir gecede terörist ilan edildi. Ve alt› ayd›r sorgusuz sualsiz tutuklular. Alt› ayd›r F tipi hapisanelerde tecritteler. Alt› ayd›r tek bir kelime SAVUNMA yapamad›lar. Alt› ayd›r yarg›ç, savc› görmediler. Alt› ayd›r ayn› davadan yag›lanan aradafllar› ile savunma için bir araya gelemeden tecritte yafl›yorlar. Kendilerini savunma hakk›ndan bile
yoksunlar. TAM ALT AYDIR sorgusuz sualsiz hapisteler, tecritteler. Onlar sosyalistler. Sadece bu kimlikleri nedeni ile bu kompolunun kurban›d›rlar. Bir gecede dünyan›n befl ayr› ülkesinde ayn› anda yap›lan bask›nlarla derneklerden, dergi bürolar›ndan, evlerinden gözalt›na al›nd›lar. Belki bir ömür geçirecekler F tiplerinde.
Bu 82 sosyalist insan inançlar›n›n bedeli olarak, belki bir ömür boyu, belki ömürlerinin en az yirmi y›l›n› F tiplerinde tecritte geçirecekler. Susanlar, sessiz kalanlar ne yapacaklar? Bu komplonun üzerinden de t›pk› Rosenbergler gibi elli y›l geçmesini beklemeyin. Beklemek ölümdür. Beklemek, sessiz kalmak, umursamaz kalmak ölümdür. Beklemek vicdan›n›z›, ruhunuzu öldürür. Kendinizin katili olmay›n. Sessiz kalarak intihar etmeyin. Kendi yaflam›n›z› savunmak için GERÇEKLER‹ Ö⁄REN‹N.
Onlar›n düflüncelerine kat›lmayabilirsiniz. Ama 82 insan›n sahte belgelerle mahkum edilmesine karfl› ç›kmal›s›n›z. Bu bir görevdir sorumluluktur. T›pk› Albert Einstein gibi. "...Sacco-Vanzetti trajedisini insanl›¤›n vicdan›nda canl› tutmak için herfley yap›lmal›d›r.." Biz her fleyi yapman›z› istemiyoruz, sadece Haklar ve Özgürlükler Cephesi olarak yapt›¤›m›z iki bas›n aç›klamas›n› okuyun, inceleyin, sadece bunu yap›n göreceksiniz kompolunun ayr›nt›lar›n›. Okuman›z gereken toplam 75 sayfa yaz›d›r. Sadece 75 sayfa okuyun ve ö¤renin. Kendiniz için okuyun bu 75 sayfay›. Böyle bir ülkede, böyle bir dünyada mutlaka bir gün size de gerekli olacak; direnme gücünüz için mücadele ruhunuz için inanç ve güveniniz için bu 75 sayfay› okuyun. GERÇEKLER‹ göreceksiniz orada. Bu 82 sosyalist insan inançlar›n›n bedeli olarak, belki bir ömür boyu, belki ömürlerinin en az yirmi y›l›n› F tiplerinde tecritte geçirecekler. Susanlar, sessiz kalanlar ne yapacaklar? Bu komplonun üzerinden de t›pk› Rosenbergler gibi elli y›l geçmesini beklemeyin. Beklemek ölümdür. Beklemek, sessiz kalmak, umursamaz kalmak ölümdür. Beklemek vicdan›n›z›, ruhunuzu öldürür. Kendinizin katili olmay›n. Sessiz kalarak intihar etmeyin. Kendi yaflam›n›z› savunmak için GERÇEKLER‹ Ö⁄REN‹N.
Say› 123 21 12 Eylül 2004
Çiçek’in 117 Ölümü Yoksayan Yalanlar›na ‹zin Verilmedi ‹stanbul Barosu’nun 7-11 Eylül tarihleri aras›nda düzenledi¤i "Hukuka Felsefi ve Sosyolojik Bak›fllar II" sempozyumunda F tipi hapishaneler protesto edildi ve bizzat sorumlusunun karfl›s›nda “Hapishanelerde 117 ‹nsan Öldü, Duydunuz mu” pankart› aç›ld›. Bak›rköy Bahçelievlerdeki Siyavuflpafla Çocuk Sitesi içinde yer alan Adalet Bakanl›¤› Çok Amaçl› E¤itim Merkezi'nde 7 Eylül günü saat 9.30'da yap›lan sempozyumun aç›l›fl›nda Adalet Bakan› Cemil Çiçek, ‹stanbul Barosu Baflkan› Av. Kaz›m Kolcuo¤lu ve Hukuk Felsefesi ve Sosyoloji Arflivi Dergisi Yönetmeni Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz yer al›yordu.
Katiller Hukuktan Sözedemez
Say› 123 22 12 Eylül 2004
Cemil Çiçek konuflmas›n› yapt›¤› esnada izleyiciler aras›nda yer alan Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi iki kifli pankart açarak; "Sizin hukuktan bahsetmeye hakk›n›z yok, siz katilsiniz, tecriti kald›r›n, ölümleri durdurun" dediler. "Hapishanelerde 117 ‹nsan Öldü Duydunuz mu" yaz›l› "Gençlik Dernekleri Federasyonu" imzal› pankart› açan iki kifliye, Çiçek'in korumalar› müdahale etti ve a¤›zlar› kapat›larak zorla d›flar› ç›kart›ld›lar. Protestonun ard›ndan flaflk›nl›¤a u¤rayan Adalet Bakan›; "Ortada tecrit falan yok, dünya ve Avrupa standartlar›na uygun cezaevleri var. Ülkenin ekonomik koflullar›na ra¤men her bir cezaevi için 20 trilyon lira para harcad›k. Dünya standartlar›nda cezaevleri yapt›k. Bunu da görmek gerekli." dedi.
“Bitti” Derken ‹kinci Pankart
Bu gerçekten kaç›fl yok! çene Çiçek’in gerçek yüzünü herkes görecekti. Yine izleyiciler aras›nda yer alan Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 2 kifli daha pankart açt›lar. Federasyon üyelerinden biri, Çiçek’in yalanlar›n› teflhir ederek, “bu ülkede 117 insan ölmedi diyorsunuz, tecrit yok diyorsunuz, 117 insan öldü. Sorumlusu sizsiniz. Siz geçmifli, kimseyi yarg›layamazs›n›z, tarih sizi yarg›layacak...” fleklinde konufltu. Onlara da müdahale edilerek zorla d›flar› ç›kart›ld›lar. Çiçek bu kez de; "Cebir ve fliddet içermeyen her türlü protestoyu anlay›flla karfl›lad›¤›m›z bir dönemden geçiyoruz. B›rak›n insanlar protestolar›n› dile getirsinler. Bunu anlay›flla karfl›l›yorum." dedi. Adalet Bakanl›¤›'na ba¤l› bir kompleks içinde yer alan bu sempozyumda, protesto gösterisi yap›lmas› flaflk›nl›k yarat›rken, Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 4 kifli Terörle Mücadele fiube Ekipleri taraf›ndan gözalt›na al›nd›lar.
Faflizm Kendini Anlat›yor: “Halk› Aç B›rak›p Cezaevi Yapt›k” Çiçek tecrit gerçe¤ini gizlemek için olmad›k yalan ve demagojilere baflvururken, her bir cezaevi için 20 trilyon lira harcamakla övünüyor. Bu ancak büyük bir utanç olabilir.
Sen nas›l bir sistemsin ki, halk› aç b›rakt›¤›n› bilerek ve itiraf ederek hapishane yapmay› daha elzem görüyorsun? Demek ki, sen halk›n isyan›ndan korkuyorsun? Peki sen Çiçek: “Anlay›flla karfl›l›yorum.” halka nas›l bir zulüm, nas›l bir söYALANDAN K‹M ÖLMÜfi! Resme bak›n; mürü dayat›yoranlay›flla karfl›lanan, düflüncelerini aç›kla- sun ki, ekmekten ma hakk› tan›nan bir insan görebiliyor mu- çok hapishaneye sunuz? A¤›z kapatarak söz hakk›! Gözalt›- ve daha bask›c› ceza yasalara ihl› demokrasi! Bir de anlay›flla karfl›lamasa tiyaç duyuyorne yap›l›rd› acaba? Faflistler demagojiye sun? En s›radan baflvurmadan konuflamaz. Eski MHP’li Çi- bir sosyolog göçek bu zihniyetin en bariz örne¤idir ve de- züyle bak›ld›¤›nda dahi sorular mokratl›klar›n› bu resim anlat›yor!!!
Çiçek, bu konuflmas›n›n ard›ndan ikinci kez protesto edildi. Bugün yalanlara izin yoktu, Çal-
uzay›p gider. Çiçek’in bu sözlerinde ifadesini bulan, bu düzenin, AKP iktidar›n›n politikas›d›r. Halk› aç b›rak, hapishane yap! Tecritin, F tiplerinin neden oligarfli aç›s›ndan bu denli önemli oldu¤u ortada. Hapishanelerin dünya, Avrupa flu bu standartlara uygunlu¤u konusu ise tam bir temcit pilav›d›r. 117 ölüm bu temcit pilav›n› ve standartlar soytar›l›¤›n› parçalayal› çok oldu. Adalet Bakanl›¤›’n›n bu demagojileri art›k burjuva bas›n›n yazarlar›n› dahi ikna etmemektedir.
“Ah fiu AB Süreci Olmasa” Çiçek’i yeniden okuyun; "Cebir ve fliddet içermeyen her türlü protestoyu anlay›flla karfl›lad›¤›m›z bir dönemden geçiyoruz.” diyor. Nedir bu dönem? AB süreci! Yani, bu dönemde, demokrasicilik oyunun gere¤i olarak “demokratik tepkiyi normal karfl›lama” soytar›l›¤› sahneleniyor. Gerçekte böyle bir bilinçleri, kültürleri yoktur. Çiçek’in sözleri 12 Eylül cuntas› generallerinden birinin hapishanelerdeki direniflle ilgili olarak, “ah flu insan haklar› olmasa bir haftada çözerdik” sözlerinde ifadesini bulan zihniyetle ayn› kaynaktan beslenmektedir. Bu kaynak, faflizmdir.
117 Ölüm ve Medya’n›n “Güvenlik Zaaf›” Aray›fl› Baflta “68’li Ali K›rca” yönetimindeki aTV olmak üzere, medya “bu nas›l güvenlik” sorusunu sordu. Gazeteciler de sempozyum ç›k›fl›nda ayn› soruyu Çiçek’e sordular. Ortada bir demokratik eylem var ve bu ülkenin en büyük ac›lar›n›n yafland›¤› bir sorunu, 117 ölümü dile getiriyor bu eylem. Medya ne 117 ölümü görüyor, ne eylemin demokratik bir hak oldu¤unu teslim ediyor; onun derdi “güvenlik”. Tam da oligarfliye göre bir medya! Çiçek’e flu soruyu sormuyor; tecrit yok diyorsunuz, ama 117 insan niye öldü, lütfen demagoji yapmadan, bizleri aptal yerine koymadan bunu aç›klay›n”. Akl›bafl›nda, sansüre gönüllü ortak olmam›fl, 117 ölümün kan›na eli batmam›fl bir medyan›n bunu sormas› gerekmez miydi?
ABD‹ ‹PEKÇ‹’DEK‹ GERÇE⁄‹N SES‹D‹R Çiçek 117 ölüm gerçe¤ini gizlemeye çal›fl›rken, Adalet Bakanl›¤›n›n hemen yan›bafl›nda, Abdi ‹pekçi Park›’nda bir y›ld›r bu gerçe¤i hayk›rmaya devam ediyorlar. Onlardan biri olan Zeynep Yayla ile görüfltük. "Direniflin bafl›ndan beri buraday›m. Burada devletin haks›zl›¤›n›, çocuklar›m›z›n haks›zl›¤a karfl› olduklar› için hapishanelere konuldu¤unu, devletin haks›zl›¤›n› bildi¤ini, bunun için de evlatlar›m›z› katlederek, tecrite atarak yok etmeye çal›flt›¤›n› anlat›yoruz... Küçük o¤lum “107 insan öldü duydunuz mu?” derken , büyük o¤lum ise 1 Nisan hukuksuzlu¤u ile tutukland›. Çocuklar›m açl›k, ölüm, zulüm olmas›n diye mücadele ediyorlard› ve terörist ilan edildiler. E¤er bunlara karfl› ç›kmak teröristlikse ben de teröristim. Ama as›l terörist aç b›rakan katledenlerdir. fiimdi de TTE ve zorla çal›flt›rma ile zulmü daha da art›r›yorlar, ama çocuklar›m›z kararl›lar. Biz de aileler olarak evlatlar›m›z›n yan›nday›z ve bedel ödemeye haz›r›z, bunu her zaman gösterdik. Göremeyenler gelip Abdi ‹pekçi'ye baks›nlar. Dedi¤im gibi biz bedel ödemeye haz›r›z, ya zulüm edenler bunca ac›n›n bedelini ödemeye haz›rlar m›?" Say› 123
‘Gençlik Ölümlere Sessiz Kalmayacak’ Eylem üzerine bir aç›klama yapan Gençlik Dernekleri Federasyonu, gözalt›na al›nan arkadafllar› Harika YILMAZ, Ebru BENEK, Gökhan TÜRKER ve Özgür KARAKAYA’n›n serbest b›rak›lmas›n› istedi ve flöyle dedi: “Bu ülkenin gençlerinin F tiplerindeki ölümlere sessiz kalmayaca¤›n› görün. Tam 4 y›ld›r tecrit politikas›na karfl› süren ölüm oruçlar›n› yok sayan, sansürleyerek ölümleri kan›ksatmaya çal›flan iktidar›n Adalet Bakan› Cemil Çiçek bu ülkenin gerçeklerinden kaçamayaca¤›n› anlam›fl olmal›. Tecrit devam ettikçe, F tiplerinden cenazeler ç›kmaya devam ettikçe, Tecritin ve F tiplerinin sorumlulular› cezaland›r›lmadan F tiplerinin ve ölüm oruçlar›n›n gündemden düflmesini kimse beklemesin. Çünkü; F tipleri ve tecrit sadece hapishanelerdeki tutuksaklara de¤il. F tipleri ve tecrit; bu ülkenin iflçilerine F tipleri ve tecrit; bu ülkenin gençli¤ine F tipleri ve tecrit; bu ülkenin memuruna F tipleri ve tecrit; bu ülkenin köylüsüne Yani üreten, emek veren, düflünen tüm insanlara yönelik bir sald›r›d›r. ‹flte bu yüzden direnmek en meflru hakk›m›zd›r. Bu meflru hakk›m›z› kullanmaya devam edece¤iz. Hapishanelerde ‹nsanlar›n ölümüne sessiz kalmayaca¤›z.”
23 12 Eylül 2004
HÜCRELERDEN
Bütün Kaynaklar Devrimci Mücadeleyi Yoketmek ‹çin Cemil Çiçek: “Ülkenin ekonomik koflullar›na ra¤men her bir cezaevi için 20 trilyon lira para harcad›k.”
emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte
4. y›l Aln› k›z›l bantl›lar›n yürüyüflü sürüyor; Ölüm Orucundaki Tutsaklar:
DHKP/C Davas› Tutsaklar›
Sevgi ERDO⁄AN Ölüm Orucu Ekibi Fehim Horasan Vedat Çelik M. Kemal Eren M. ‹nan Ifl›k H. Sergül Albayrak TKEP/L Davas›’ndan Remzi Ayd›n
‹stanbul Barosu’nun 7-11 Eylül tarihleri aras›nda düzenledi¤i "Hukuka Felsefi ve Sosyolojik Bak›fllar II" sempozyumunda konuflan Cemil Çiçek’in bu sözleri, bir politikan›n, halka karfl› örgütlenmeyi herfleyin üzerinde tutan devlet gerçe¤inin ifadesidir. Halk›n açl›¤› ve yoksullu¤u resmi istatistiklerde dahi korkunç boyutlarda iken yap›lan bu harcama üzerine herkes düflünmeli; “NEDEN?” ve “HANG‹ SONUCU ALAB‹LD‹N‹Z?” “Neden”i çok aç›kt›r; her fley devrimci mücadelenin engellenmesi, halk›n açl›¤a, sömürüye ve zulme karfl› örgütlenmesinin yok edilmesidir. “Halk›n açl›¤› bizi ilgilendirmez, iktidar›m›z› korumam›z, sömürü düzenimizi sürdürmemiz için devrimcileri yok etmeli, susturmal›y›z” denilmektedir. F tipleri de bunun için yap›ld›. Tecrit politikas› bunun için uygulan›yor. Tecritin Türkiye devrimci hareketi için neden bu denli önemli oldu¤unu, direniflin neden tarihsel oldu¤unu anlamayanlar, Çiçek’i dinlemeye devam etsinler. Düzen neyi hedefledi¤ini çok çeflitli biçimlerde anlatmaya devam ediyor. Müjde verir gibi, sanki iyilik yap›yormufl gibi ifade edilen bu gerçek, sadece hapishane yapmakla s›n›rl› de¤ildir. Herkes bilir ki, M‹T, Polis, J‹TEM, Ordu yani, halka karfl› örgütlendirilmifl bütün kurumlar, devlet bütçesinden en büyük pay› al›rlar. Bütün olanaklar, s›n›rs›z yetki önlerine serilir. Devrimci mücadelenin engellenmesi için hiçbir masraftan kaç›n›lmaz. Ve bu politika ony›llard›r uygulan›r. Bugün ayn› sözleri söylemek, onlarca hapishane yapmak durumunda kal›n›yorsa, o zaman mutlak bir baflar›s›zl›k sözkonusudur. Buna ra¤men faflizm daha fazla bask›, katliam, iflkence ve hapishaneden vazgeçmez. Yine baflaramazlar. En vahfli katliamlarla, tarihin gördü¤ü en koyu sansürle, düzenin tüm güçlerini arkalar›na ald›klar› kuflatmayla k›r›lamayan 4 y›ll›k direniflimiz bunun en aç›k kan›t›d›r. S›n›rs›z yetkiyle donat›lan, her türlü hukuktan muaf tutulan, istedikleri gibi infaz, kaybetme, iflkence, katliam politikalar›na baflvuran, halk›n paras› hizmetlerine sunulan bir devletin “güvenlik” örgütünün mevcut yap›s›ndan daha da ileri bir yozlaflmay› yaflamas› kaç›n›lmazd›r. Susurluk bunun en aç›k örne¤iydi. Ve katliamc›l›¤›n yaratt›¤› bu yozlaflma, devrimci mücadelenin kaç›n›lmazl›¤›n›n da bir baflka gerekçesi haline dönüflmektedir. Neresinden bakarsan›z bak›n, katlettikçe, daha fazla hapishane yapt›kça tükenen bir devlet var. Ve biz bu kan deryas›n›n ortas›ndaki kokuflmufl devleti y›k›p, halk›n iktidar›n› kurmak için mücadele ediyoruz. Büyük direniflimiz bu mücadelenin yenilmezli¤inin dünya çap›ndaki ilan›d›r. AKP daha fazla hapishane yapabilir, halk› daha fazla aç b›rakabilir, ama bizi yenemezler! Çünkü biz halk›z, gücümüzü tarihsel ve siyasal hakl›l›¤›m›zdan al›yoruz, çünkü biz zafere inan›yor ve halk›n kurtuluflu için kendimizi çekinmeden feda ediyoruz. ‹flte bu inanç, bu feda ruhu, bütün hapishane duvarlar›ndan daha güçlüdür ve de¤il 20 trilyon, devlet bütün servetini ortaya koysa, bu gücü teslim alamaz.
Halk Sofras›’nda 8 Bin Kifli
Ya¤mur Neylesin Bu Coflkuya
‹dil Kültür Merkezi’nin düzenledi¤i “Halk Sofras› Pikni¤i-2”, 5 Eylül günü halk›n genifl kat›l›m›yla Kemerburgaz – Fatih Çeflmesi piknik alan›nda gerçekleflti. ‹stanbul’un dört bir taraf›ndan, emekçi mahallelerinden kalkan otobüslerin ve özel araçlar›n alana gelmesiyle bafllayan piknik, konserler ve çeflitli etkinliklerle akflam saatlerine kadar sürdü. Pikni¤e kat›lan 8000 kifliyi ‘HALK SOFRASI P‹KN‹⁄‹NE HOfi GELD‹N‹Z , B‹Z B‹R DOST SOFRASINDA B‹R DE HARMANDALINDA D‹Z KIRARIZ’ yaz›l› pankart karfl›lad›. Gecekondularda, okullarda, fabrikalarda, iflyerlerinde yokluklar›n›, ac›lar›n› paylaflan halk, sabah kahvalt›s› için diz k›r›p ekmeklerini paylaflt›lar ilk olarak. Dergimizin, ‹dil Kültür Merkezi'nin ve Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun açt›¤› standlara yo¤un ilgi gösterilen piknik sabah saatleri sohbetlerle geçerken, program›n bafllamas› ile, konuflmalardaki coflku yerini alk›fl ve sloganlardaki coflkuya b›rakt›. Sahnede ilk olarak Tokat Almus Cihet Derne¤i Semah Ekibi, halk›n da kat›l›m›yla semah gösterisi yapt›. Ard›ndan Haklar ve Özgürlükler Cephesi ad›na bir konuflma yapan Ozan Ayd›n, 1 Nisan hukuksuzlu¤unu ve bask›lar› teflhir etti. Daha sonra yine 1 Nisan Hukuksuzlu¤unu ve hapishanelerde uygulanan a¤›r tecrit koflullar›n› gözler önüne sermek için TAYAD'l› Aileler ad›na Naime Kara ç›kt› sahneye. Kara, o¤ullar›n›n, k›zlar›n›n, efllerinin, yak›nlar›n›n hukuksuzca tutukland›klar›n› ve bununla da kal›nmay›p insanl›k d›fl› tecrit koflullar›na zorland›klar›n› belirtti. Ölüm orucu direniflinden söz eden Kara, ölümlerin son bulmas›n›n hapishane d›fl›ndaki destekle, eylemlerle mümkün olabilece¤ini vurgulayarak, "e¤er tecritle mücadele etmezsek 118. ölümün sorumlulu¤unu da üstlenmifl olaca¤›z" dedi. Naime Kara'n›n ard›ndan HHB avukatlar› ad›na Behiç Aflç› bir konuflma yapt› ve 1 Nisan dosyas›n› anlatarak hukuksuzluklar› ve çeliflkileri gözler önüne serdi. Daha sonra, "Kaldi Dedi ki..." hukuksuzlu¤u çerçevesinde tutuklanan ve 5 ay tecrit koflullar›nda yaflayan Yeter Gönül de Gençlik Dernekleri Federasyonu ad›na bir konuflma yapt›. Halk müzi¤i sanatç›s› Leyla’n›n türkülerinden sonra ‹stanbul Gençlik Dernekli Ö¤renciler ve Okmeydan› Gençli¤i’nin ortak düzenledi¤i Sacco ile Vanzetti, Dreyfus
Davas›, Rosenbergler ve 1 Nisan davas›n› birlikte ele alan bir tiyatro sergilendi. Oyunun son sahnesinde "Adalet ‹stiyoruz, Sahte Belgelerle Tutuklananlar Serbest B›rak›ls›n" yaz›l› dövizlerin aç›lmas› kitle taraf›ndan yo¤un alk›fllar ve sloganlarla karfl›land›. Yemek aras›n›n ard›ndan Bilgesu Erenus sahneye ç›kt›. Erenus, geçen y›l ki Halk Sofras›'na da kat›ld›¤›n› belirtirken, o zaman1 Nisan'dan tutuklananlar›n da aralar›nda oldu¤unu, ancak yaflanan hukuksuzluklar sonucu flu anda tutuklu olduklar›n› belirtti. Erenus’a kitle hep bir a¤›zdan efllik ederken, Armutlu direnifl flehidi fienay Hano¤lu’nun o¤lu Erdem ve k›z› P›nar için "Karahisar Kalesi" türküsünü söylemesi yo¤un alk›fllara neden oldu. Ard›ndan sahneye Nurettin Güleç ç›kt›. Söyledi¤i yi¤itlik türküleriyle pikni¤e coflku katan Güleç program›n› halaylarla bitirdi. Nurettin Güleç'in ard›ndan sahnenin önünde yap›lan mahalleler aras› halat çekme yar›flmas›n›n finali, bütün kitlenin kat›l›m›yla izlendi. Halat çekme yar›fl›nda birinci olan 1 May›s Mahallesi tak›m›na ödül olarak Grup Yorum CD’si verildi. Ya¤an ya¤mur coflkuyu hiç eksiltmezken, Kaz›m Koyuncu’nun sahne almas›yla ya¤mur alt›nda horon tepildi. Ayr›ca Kaz›m Koyuncu'nun " Divane Afl›k Gibi..." türküsünü Salih Sevinel'in an›s›na söyledi¤ini belirtmesi üzerine kitle büyük bir coflkuyla "Salih Sevinel Ölümsüzdür" slogan›n› att›. Koyuncu’nun ard›ndan iki k›z›n› ölüm orucunda flehit vermifl olan Ahmet Kulaks›z sahneye ç›karak bir konuflma yapt›. "Zorlu süreçler geçiriyoruz ve daha da zorlu süreçlere do¤ru ilerliyoruz.” diyen Kulaks›z, bu dönemde herkese çok büyük görevler düfltü¤ünü ve 117 flehidin kararl›l›¤› ve coflkusuyla her zorlu¤un afl›laca¤›n› belirtti. Ahmet Kulaks›z ard›ndan Grup Yorum'u sahneye davet etti. Yorum'un sahneye ç›kmas›yla coflkunun doru¤a t›rmand›¤› piknik alan›nda binlerce kifli hep bir a¤›zdan Yorum flark›lar› söyledi, halaya durdu. Konser boyu hiç susmayan kitle parça aralar›nda da sologanlarla 1 Nisan Hukuksuzlu¤unu protesto etti. S›k s›k "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Yorum Susmaz Susturulamaz, Komplolar› Bofla Ç›karaca¤›z" fleklinde sloganlar›n at›ld›¤› piknik akflam saatlerinde bitti.
A yn› S afta
Devrimci Bir Merkeze ‹htiyac›m›z Var
Haklar ve Özgürlükler Cephesi, 8 Eylül 2004 tarihli bir aç›klamayla tüm devrimci yap›lara bir birlik ça¤r›s› yapt›. 58 No’lu bu aç›klamay› afla¤›da okurlar›m›z›n bilgisine sunuyoruz. *** Devrimci Bir Merkeze ‹htiyac›m›z Var Devrimci hareketler, dünyada ve ülkemizde büyük bir yok etme sald›r›s›yla karfl› karfl›yalar. Sald›r›y›, 70’li, 80’li y›llardan daha ay›rt edici k›lan, bu sald›r›n›n sadece fiziki darbe vurma amac›yla s›n›rl› olmay›p, ideolojik bir yok etmenin hedeflenmesidir. 1990’lar›n bafl›ndaki “Sosyalizm öldü” 盤l›klar›n›, bugün iflgallerle, karfl›-devrimci darbelerle, imha ve tasfiye operasyonlar›yla, tecrit politikalar›yla gerçeklefltirmeye çal›fl›yorlar. Say› 123 26 12 Eylül 2004
Sald›r›n›n boyutlar› ve biçimlenifli üzerinde ayr›nt›ya girmeyece¤iz. K›saca belirtmek gerekirse, emperyalizm ve oligarflinin herkesi düzene hapsetme ve düzen d›fl›nda bir alternatif b›rakmama amac› kimse için s›r de¤il. Bu amac›n egemen s›n›flar d›fl›ndaki baz› kesimler taraf›ndan paylafl›ld›¤› da ayn› flekilde devrimciler için gayet aç›kt›r. Devrimcilik, tan›m› gere¤i, düzene ALTERNAT‹F olmakt›r. Politikalar›yla, eylemleriyle, sloganlar›yla, varolufluyla düzene hapsolmamakt›r. Ülkemiz devrimcileri, alternatif olma iddias›n› sürdürebilmek için bu sald›r›n›n önünde güçlü bir barikat örme göreviyle karfl› karfl›yad›rlar. Bu göreve ba¤l› olarak hepimizin önünde flu soru vard›r. Devrimcili¤i yok etmek isteyen ve hayat›n her alan›nda karfl›m›zda olan bu sald›r›ya nas›l karfl› koyaca¤›z? Bu soruyu cevaplamak için önce kendi durumumuza, Türkiye solunun mevcut durumuna bakmak gerekiyor.
1) Bir yanda “her türlü fliddete, illegal örgütlenmeye karfl›” olan, düzenin icazeti alt›nda hareket etmeyi çizgisi haline getirmifl reformist kümelenme var. Söylemi ne olursa olsun bu anlay›flta olan ve bu küme içinde yer alanlar, devrim hedefinden uzak düzen içi bir konumda bulunmay› varolufl koflulu haline getirmifllerdir. Onlar›n bu varolufl biçimi, onlarla yap›lacak birlik ve çeflitli biçimlerdeki ittifaklar›n da s›n›r›n› çizmektedir.
Mücadele sistem d›fl›na taflt›¤› an “biz yokuz” diyorlar. Mücadele kendi do¤al ak›fl› içinde militanlaflt›¤›nda yine ayn› flekilde “biz yokuz” diyorlar. Düzen içi konum ve kurumlar›n›, oligarfliye karfl› kullanmaktan ziyade, devrimcilere karfl›, devrimcileri denetim alt›na alma, yönlendirme arac› olarak kullan›yor ve devrimcilere de düzen içili¤i dayat›yorlar. Reformizm aç›kça devrimcileri kullanmak ve devrimcilere hükmetmek istiyor. Bedellerin en büyü¤ünü devrimciler öderken buna göz yummamal›y›z. K›sacas›, reformist kümelenmenin ideolojik anlamda tasfiyecili¤i, iliflkilerdeki tepeden inme dayatmac›l›¤›, politika ve eylemdeki düzen içili¤i, onlar›n emperyalizmin ve oligarflinin politikalar›n› bozmay›, devrimci alternatifi büyütmeyi amaçlayan bir birli¤in temel tafllar› aras›nda olamayaca¤›n› da göstermektedir.
2) Türkiye’nin temel sorunu Kürt sorunudur deyip Türkiye Solunu bu politikaya yedeklemek isteyen bir kesim var. Esas olarak Kürt milliyetçi hareketinde somutlanan bu kesim AB, ABD karfl›s›ndaki tutumuyla emperyalizme karfl› mücadeleyi ve ba¤›ms›zl›¤› gündeminden ç›karan, “Temel sorun Kürt sorunudur” deyip onun d›fl›nda politika anlam›nda tek bir cümle kuramayan, demokrasi meselesini yanl›fl-çarp›k kavray›fl›yla faflizme karfl› genel direnifl çizgisinden uzaklaflan bir konumdad›r. Bunlar da ayn› di¤er reformist kesimler gibi, sol, kendi politikalar›n›n pefline tak›lmad›¤› noktada “biz yokuz” diyor. Oldu¤u yerlerde de kerhen, göstermelik olarak yer al›yor. Devrimcilerle birlikteli¤i de¤il, farklar›n› öne ç›kar›yor. Bu anlamda devrimci bir merkez ihtiyac›na bu kesimle birlikte bir cevap vermek de bugün için mümkün gözükmüyor.
3) Bu kesimlere karfl›n, politik, örgütsel çeflitli yetersizliklerine ve eksikliklerine ra¤men, DEVR‹M çizgisinde duran, SOSYAL‹ZM‹ savunan, düzene tümüyle hapsolmay› reddedip halklar›n fliddetini, legal-illegal örgütlenmelerinin meflrulu¤unu savunan bir kesim var ülkemizde. Devrimci bir merkez ihtiyac›na da ancak bu kesimler cevap oluflturabilir.
4) Emperyalizmin ve oligarflinin devrimcili-
olmal›, elefltiri ve özelefltiriyi uygulayabilmelidir.
¤i ve devrimci örgütleri fiziki ve ideolojik olarak yoketme sald›r›s› karfl›s›nda bu kesimlerin ortaya koydu¤u mücadele, Türkiye devrimci hareketinin mevcut gücünün ve potansiyelinin gerisindedir. Mevcut gücümüzü birlefltirecek ve varolan devrimci potansiyeli harekete geçirecek devrimci bir merkeze iflte öncelikle bu nedenle ihtiyac›m›z var.
Bu birli¤in ad› ve formundan daha öncelikli olan, ne yapmak istedi¤idir.
● Kapitalizmin restorasyonunu reddeden, ● Emperyalizmi ve oligarfliyi hedefleyen, ● Kitlelerle bütünleflmeyi hedefleyen, ● Türkiye’de Kürt sorunu ve demokrasi sorunu devrim meselesidir diyen bir anlay›fla ihtiyaç var. ● Emperyalizme ve oligarfliye karfl› güç oldu¤umuzu gösterebilmemiz için, ● Reformizmin dayatmalar›na engel olabilmek için, ● Emperyalizme ve faflizme karfl› halklar›n anti-emperyalist, anti-faflist mücadelesini gelifltirmek için, ● Avrupa’n›n sahte demokrasicili¤ini tüm boyutlar›yla ortaya ç›karmak için, böylesi bir devrimci birli¤e ihtiyaç var. Bu birlik, Türkiye’de devrimciler var, radikal, devrimci bir muhalefet var, düzen çözümlerinin d›fl›nda çözümleri de savunanlar var dedirtebilmelidir. Türkiye s›n›flar mücadelesinde bu devrimci sese ihtiyaç var.
5) Kendi içinde demokrasiyi iflleten, uzlaflmay› esas alan, basitlikten, grupçuluktan uzak davranan bir birli¤e ihtiyaç var. Devrimci sorumluluk esas al›nd›¤›nda, Türkiye solu bugüne kadar ki tüm eksikliklerine, olumsuzluklar›na ra¤men bunu baflarabilir. Bu birlik anti-emperyalist, anti-faflist olmal›d›r. Bu birlik, demokratik mücadelede de tüm muhalif güçlere önderlik edebilmelidir. Kendini düzen yasalar›yla s›n›rlamaz, meflrulu¤unu halktan ve hakl›l›ktan al›r. Kurallar›na, disiplinine, program›na uyan herkese aç›kt›r. Birlik, aç›k bir faaliyet sürdürmeli, kendi meflrulu¤unu ve yasall›¤›n› yaratmal›d›r. Kendini bir veya birkaç flehirle s›n›rlamay›p ülke genelinde örgütlenmelidir. Birlik, üyelerinin ve halk›n denetimine aç›k
6) Bafltaki iki madde içinde sayd›¤›m›z kesimleri de d›fltalamayaca¤›z elbette. Çok çeflitli konularda, çeflitli biçimlerde bu kesimlerle de birlikte hareket etme çabalar›m›z sürecektir. Ama bunun s›n›rlar›n› bilece¤iz. Bu s›n›rlar çoktan reformizm taraf›ndan çizilmifltir. NATO Zirvesi’ne karfl› mücadelede çizgiler çok daha kal›n ortaya ç›km›flt›r. Bu süreçteki ayr›flma, basit pratik bir ayr›l›k de¤il, politik ve ideolojiktir. Devrimci bir merkez oluflturulmas›, ayn› zamanda bu ayr›flman›n ad›n› koymakt›r. Bunun ad›n› koymaktan kaç›nmak, hem büyük görev ve sorumluluklar›m›za s›rt dönmek, hem reformizmden kopamamakt›r. Reformizmin her türü, devrim ad›na ne varsa, y›kmak isteyecektir. Bunlara bel ba¤layanlar, ittifak politikalar›nda bunlar› esas alanlar, sürüklenmekten kurtulamaz. Hala reformizme bel ba¤layanlar, onlara yak›n durmak ad›na devrimci bir birlikten uzak duranlar, yaflad›¤›m›z prati¤e tekrar tekrar bakmal›d›r.
7) Dünyada ve ülkemizde sald›r›lar daha da artacakt›r. Bu sald›r›lara karfl› barikat olabilmek, güç olabilmek için birleflmek durumunday›z. Türkiye devrimcili¤ini düzene yamamak isteyenler, basit grupçuluk yapanlar, reformizme bel ba¤layanlar, ve böylece devrimci bir merkezin oluflturulmas›n›n önünde engel olanlar, tarih ve halk›m›z önünde sorumlu olacaklard›r. Türkiye solunun bu görevi baflarabilece¤ine inanc›m›z vard›r. Devrimci bir merkezi yaratma potansiyeline sahip olanlar, 1990’lar›n bafllar›ndan bu yana sosyalizme küfredilen, MarksizmLeninizmin inkar edildi¤i bir süreçte, sosyalizmi savunma onuruna sahiptir. Elbette kendi ad›m›za bu yap›lara yönelik çeflitli elefltirilerimiz de vard›r, ama bu elefltirilerimiz devrimci bir merkez oluflturma misyonuna engel de¤ildir. Tüm devrimci yap›lar›, emperyalizmin ve iflbirlikçi iktidarlar›n devrim ve sosyalizmi yok etme sald›r›s›na karfl› güçlü bir barikat oluflturabilmek ve topraklar›m›zda devrimin ve sosyalizmin sesini daha güçlendirebilmek için; ideolojisinde devrimci, prati¤inde militan bir birlik oluflturma misyonunu üstlenmeye ça¤›r›yoruz.
Haklar ve Özgürlükler Cephesi
Say› 123 27 12 Eylül 2004
Solda iddias›zlaflman›n yans›malar› (5)
Yasall›¤a Boyun E¤me
Say› 123 28 12 Eylül 2004
Yasall›¤a boyun e¤me veya icazetçilik: ‹ddias›zlaflman›n do¤rudan sonuçlar›ndan bir di¤eri, haklar ve özgürlükler mücadelesinde militanl›ktan, radikallikten ve as›l önemlisi meflruluk çizgisinden uzaklafl›lmas›d›r. Burada, demokratik mücadele nedir, demokratik kitle örgütü nedir diye uzun uzun ele alacak de¤iliz. En klasik deyiflle “haklar›n söke söke al›naca¤›” gibi basit bir gerçek unutulmufl, ad›nda “demokratik” bulunan herfleyin yasall›kla özdefl oldu¤u gibi bir anlay›fl gelifltirilmifltir. Demokratik mücadele, yasalar›n izin verdi¤i s›n›rlar içindeki mücadeledir; demokratik kitle örgütü, yasal örgüttür ve ancak yasalar›n izin verdi¤i biçimlerde hak arar. Kabaca bugünkü görünüm budur. ‹llegaliteyi savunan ve flu veya bu ölçüde illegal örgütlenmeyi sürdürenler de demokratik alandaki bu çarp›kl›ktan nasibini alm›flt›r. Demokratik alanda, yasalar›n içinde kalarak haklar ve özgürlükler mücadelesi verilemez. Bu sadece devrimci bir anlay›fl aç›s›ndan de¤il, politikas›yla, varl›¤›yla tamamen düzen örgütü olan DKÖ’ler için de geçerlidir. Örne¤in Türk-‹fl’e bak›n. O bile, defalarca grev yasaklar›n›, gösteri yasaklar›n› çi¤nemifl, çi¤nemek zorunda kalm›flt›r. Çünkü bu yasaklara boyun e¤ildi¤inde, taleplerin dile getirilmesi bile mümkün de¤ildir bazen. Cunta sonras›nda düzen partisi DYP ve onun lideri Demirel bile, siyasi alandaki varl›¤›n› yasaklar› çi¤neyerek ortaya koydu. Faflizmin niteli¤i gere¤i böyledir bu. Hiç bir muhalif güç, yasalar›n s›n›rlar› içinde varl›k gösteremez, muhalefet kendi meflrulu¤unu esas al›r. Faflizmin bu niteli¤ine ra¤men, ülkemizdeki duruma bak›ld›¤›nda, legal sol partilerin, sendikalar›n, odalar›n, çeflitli derneklerin her geçen gün yasall›k s›n›rlar›n›n içine çekildi¤ini görüyoruz. Bu anlay›fl›n halk›n mücadelesini geriletti¤i, kendi örgütlülüklerini küçülttü¤ü de aç›kça görülmesine ra¤men, bu çizgiyle bir hesaplaflma yoktur. Tersine, sivil toplumculu¤a kay›flla birlikte bu çizgi daha da pekiflmektedir. Yüzbinlerce üyesi olan, mil-
Militan mücadele anlayışından uzaklaşma, icazetciliği geliştirmiştir. Reformizm bunu en kaba haliyle, düzenin izin verdiğini esas alarak yaparken, solun diğer kesimlerinde de icazetciliğin daha dolaylı biçimleri öne çıkmıştır yonlarca iflçiyi temsil etti¤ini söyleyen iflçi memur konfederasyonlar›, çok kolayl›kla polis yasaklar›yla eylem programlar›ndan vazgeçebiliyor, legal sol partiler, kendi meflruluklar›n› bile savunmaktan aciz, di¤er düzen partilerinin kulland›klar› haklar› kullanma kararl›l›¤› gösteremiyorlar. O kadar ki, bas›n aç›klamalar›n› parti binalar›n›n kap›s› önünde, hatta içinde yapmay› polis zoruyla geleneksellefltirmifllerdir. Binas›n›n içine kadar geriletilen, bunu kabul eden bir siyasi hareketin herhangi bir mevzi kazanmas›, bir mevzi için sonuna kadar direnmesi mümkün müdür? Bu apaç›k bir gerilemedir, mücadele mevzilerinden çekilifltir. Ve bu çekiliflin mücadele ve eylem biçimlerinde farkl› anlay›flta olmayla ilgisi yoktur. Düpedüz düzenin bask›lar›na, yasaklar›na ve zulmüne karfl› direnemeyip geri çekilmektir. ÖDP reformizminin yöneticileri, ölüm orucu sürecinde “ortodoks anlay›flla çat›flt›klar›n›” söylüyorlar. Bu, reformizmin kendi durumunu perdelemek için uydurdu¤u bir “çat›flma”d›r; bu süreçte çat›fl›lacak bir güç varsa, o oligarfliydi. Ama reformizm oligarfliyle çat›flma cesaretini gösteremedi¤i gibi, “ortodoks anlay›flla” çat›flma cesaretini de gösterememifltir. “Ortodoks” diye niteledikleriyle ideolojik mücadeleden de kaçm›flt›r. Ölüm orucu üzerine bol bol spekülasyon yapm›fl, burjuva medyan›n ortaya att›¤› spekülasyonlar›n üzerine atlay›p onlar›n üzerine yaz›p çizmifl ama direnifl üzerine gerçek bir ideolojik mücadeleye girmemifltir. Peki reformizm niye böyle bir “çat›flma” senaryosu uyduruyor; çünkü kaba gerçek, ÖDP’nin 11 Aral›k’ta oligarflinin bafllatt›¤› terör karfl›s›nda sinip çekilmesi, icazet s›n›rlar›na s›¤›n-
mas›d›r. “Ortodoks anlay›flla çat›flma”ya girenin, birincisi yukar›da vurgulad›¤›m›z gibi ideolojik mücadele yapmas›, ikincisi de sözkonusu sorunda (F tipleri konusunda) F tiplerine karfl› öyle de¤il, böyle mücadele edilir diyerek kendi tarz›nda mücadelesini ortaya koymas› gerekirdi. ÖDP bunu da yapmam›flt›r, yapamam›flt›r. Devrimciler, demokratik alandaki mücadelede militanl›ktan, radikallikten sözettikçe icazetçilik çok çeflitli gerekçeler üretir. Bu tür önerilerle hiç karfl›laflmamak için, çeflitli platformlar oluflturulurken devrimcileri d›fltalamak amac›yla polisin iflini üstlenip “tüzel kiflilik” dayatmas› bile yapar. “Bir doktor örgütü, tabii bir ö¤renci örgütünden farkl› olacakt›r”, “tüzel kiflilik olmak farkl› davranmay› gerektirir”, “bizim farkl› bir a¤›rl›¤›m›z” olmal› gibi teoriler yap›l›r. Hepsi bahanedir. Hak ve özgürlük mücadelesinde, sald›r›lara karfl› taflla, sopayla, barikatla direnen doktor örgütleri de var dünyada. Çat›flan, iflgallerde en baflta olan, hapishanelerde yatan sendika yöneticileri de var. Bu ülkenin esnaflar› belki de yasall›¤a en fazla riayet eden kesimlerden birini oluflturur; ama 2001 Nisan’›nda Ankara’n›n meydanlar›nda panzerlere karfl› çat›flan onlard›... Kaç›fla gerekçe bulmak kolayd›r, ama bulunan gerekçelerin tarih karfl›s›nda hükmü yoktur. Militan mücadele anlay›fl›ndan uzaklaflma, icazetcili¤i gelifltirmifltir. Reformizm bunu en kaba haliyle, düzenin izin verdi¤ini esas alarak yaparken, solun di¤er kesimlerinde de icazetcili¤in daha dolayl› biçimleri öne ç›km›flt›r; bu da düzenin meflru sayd›¤› güçlerin flemsiyesi alt›na girilerek gerçekleflmektedir. Kah ‹HD’nin, kah D‹SK-KESK-TMMOB-TTB blokunun flemsiyesi alt›na girilerek meflruluk bunda aranm›flt›r. Solun önemli bir kesimi onlar olmad›¤›nda kendini meflru görmeyen bir ürkeklik içine girmifltir. (Tabii bu durum da ikincil bir sonuç olarak bu DKÖ’lerin kendilerini siyasi hareketlerin üstünde görmesini getirmifl, kendi öncülüklerini, belirleyiciliklerini her ortamda dayatma cesaretini bulmufllard›r.) Sonuçta meflruluk düflüncesinin zay›flad›¤› yerde, onun yerini icazetcilik dolduracak, icazetci düflünce ise, militanl›ktan, yasad›fl› olandan, radikal düflünüp davranmaktan uzaklaflacakt›r.
“Bar›fl ‹steme” Komedisi Dünyan›n dört bir yan›na dönüp bak›n; ne görüyorsunuz? Emperyalizmin, onlar›n destekledi¤i gerici ve faflist iktidarlar›n bask›, katliam, iflkenceleri, iflgaller, açl›k, yoksulluk, sefalet, içecek su bile bulamayan bir milyara yak›n insan, yar›ya yak›n› açl›k s›n›r›nda olan bir dünya...
bu zulmü tümden ortadan kald›rmak için savaflan iki gücün aras›na girip, beyaz bayraklar› sall›yor, güvercinler, balonlar uçuruyor ve durmadan ba¤›r›yor; bar›fl da bar›fl...
Ve birileri durmadan ba¤›r›yor; bar›fl... bar›fl... bar›fl...
Oligarfli Kürdü inkar ve imhada her f›rsatta kararl›l›k sergiliyor, Kürt milliyetçili¤i “bar›fl” diyor. Ve flu aç›k ki, “bir elde silah bir elde bar›fl” politika de¤ildir. Oligarfli bar›fltan sadece teslimiyeti anlar. Bana biat edersen bar›fl olur diyen sadece oligarfli de¤il elbette, kimilerinin “bar›fl için devreye girmeye” ça¤›rd›¤› Avrupas›, Amerikas› ile emperyalizm de ayn›s›n› kafalara vurarak anlat›yor.
Sonra dönüp Türkiye’ye bak›n; ne görüyorsunuz? Hapishanelerinde dizi dizi ç›kan tabutlar, da¤lar›nda bafl› kesilmifl insanlar, meydanlar›nda coplananlar, hukuk devletiyiz yalanlar› aras›nda sahte belgelerle tutuklananlar, g›rtla¤a dayanan yoksulluk, sefalet ve kimli¤i inkar edilen Kürt halk›... Ve birileri durmadan ba¤›r›yor; bar›fl... bar›fl... bar›fl... Silahlar sussun, bar›fl olsun... bar›fl... bar›fl... bar›fl... Emperyalizm diyor ki, “neden anlam›yorsunuz, devrimci, muhalif herkesi yok edece¤iz, susturaca¤›z”. Bunu ilan etmekle kalm›yor, prati¤e de geçiriyor. Bar›flç› hala anlam›yor; “o zaman böyle bir dünyada halklar›n emperyalizme karfl› direnmekten ve emperyalizm yok olana kadar savaflmaktan baflka yolu yoktur” diyemiyor; ille de bar›fl.. bar›fl... bar›fl diye ba¤›r›yor. Latin Amerika örneklerinden bilinir, bir dönem bar›fltan söz eden kimisi din adam›, kimisi ayd›n insanlar, gerçe¤i gördükleri noktada gerilla savafl›n›n en yi¤it komutanlar› olmufllard›r. Ama bu ülkenin bar›flç›s› diyor ki, “silahlar çözüm de¤il, ille de bar›fl... bar›fl... bar›fl...” Bar›fl; elbette soylu bir kavram. Ama, neyin bar›fl›, kimden istendi¤i belirsiz hale gelince, tam bir komediye dönüflüyor. Biri zulmünü sürdürmek, ötekisi
Bugün ülkemizde tam da böyle bir komedi yaflan›yor. Birilerinin kan› dökülüyor, ötekisi bar›fltan söz ediyor.
Emperyalistler ve oligarfli, sistemlerine muhalif herkesi aç›kça hedef ilan ederken, “bar›fl da bar›fl” komedisini sürdürmenin o zaman bir tek anlam› kal›r; biz direnmeyece¤iz, baflkalar› da direnmesin. Bar›fltan söz edenler, kimden, ne bar›fl›n› istediklerini, nas›l mümkün olaca¤›n› aç›klasalar da, herkes ö¤rense. Mesela, s›n›flar gerçe¤i ve burjuvazi ile proletaryan›n uzlaflmazl›¤› bir gecede yok mu olacak? Örne¤in emperyalizm ile halklar›n çat›flmas› her yanda en keskin biçimde cereyan ederken, kapitalizm varoldukça sömürü ve açl›¤›n bitmeyece¤i en basit bilimsel gerçekken, bu nas›l bir bar›fl olacak acaba? Kapitalistler sömürmekten, emperyalistler iflgallerden, faflizm iktidar›n› zulüm üzerine kurmaktan vaz m› geçecek? Denilebilir ki, biz “bar›fl istiyoruz” slogan›n›, propaganda ve teflhir için kullan›yoruz. Peki pratikte, bilinçte ne sonuç yarat›yor bu muhteflem politika?!!
Halk›n direnme gücünü zay›flatan, eylem anlay›fl›ndan düflünceye kadar uzlaflmac›, “ne ondan›z, ne bundan” gibi apolitik bir tavr› besleyen, ezenlerle uzlafl›labilece¤i yan›lg›s›n› yaratan, sistemi tümden de¤ifltirme amac›ndan al›koyan bir sonuç. “Bar›flç›l›k” komedisini en iyi oynayanlar›n bafl›nda gelen ‹HD’nin devrimci eylemleri, halklar›n meflru fliddetini k›namaya kadar prati¤i bu konuda en somut cevapt›r. Çarp›k bar›flç›l›k, nas›l bir eylem anlay›fl› do¤uruyor, geçti¤imiz günlerde son örne¤i yafland›. Diyarbak›r Gençlik Platformu’ndan bir grup genç, Gabar Da¤›’ndaki çat›flmalar› durdurmak için “canl› kalkan” olarak yola ç›kt›lar. Faflizm tahammül edemedi ve gençlerimizi tutuklad›. Peki ‘canl› kalkanlar›n’ çat›flman›n ortas›ndaki konumlan›fl› neydi? Çat›flan iki gücün, gerilla ile oligarflinin ordusunun aras›na girme! Maksat, oligarflinin katliamlar›n› engellemek, en az›ndan teflhirse, bunun baflka yollar› pekala bulunabilir. Ama bar›flç›l›¤›n özü ‘arada’ olmakt›r. Eylem tarz›n› da buna göre belirler. Bu eylemi yapanlar›n, “hay›r biz arada de¤iliz” demesinin hiçbir önemi kalmaz, eylem tarz›n› belirleyen, sola musallat edilen bar›flç›l›kt›r. Bu arada sözünü etti¤imiz eylemde Kürt milliyetçili¤inin yer almas›, (kendi kitlesinin de art›k kafas›n› kar›flt›ran) bar›fl politikas› çerçevesinde anlafl›labilir. Ancak ESP temsilcisi hangi bak›fl aç›s›yla oradayd›? O, kiminle bar›flmak istiyordu? Silahlar›n susmas› ESP için ne anlam tafl›maktad›r? *** Devrimciler emperyalizmle, faflist düzenle bar›flmayacaklar. Bilime, tarihe hakaret edercesine, emperyalizmin ve oligarflik düzenin varl›¤› koflullar›nda kavgada silahlar›n›, direnifl mevzilerini terk etmeyecekler.
Say› 123 29 12 Eylül 2004
“Yurttafl” Sömürge Valisi Verheugen’in Teftifl Raporu:
“Kritik eflik afl›ld›... Geliflmeler nefes kesici” AB’nin gündeminde açl›ktan nefesi kesilenler yok, F tiplerinde katledilenler, infazlar, kay›plar, faili meçhuller, köyleri yak›lanlar, iflkenceler, sahte belgelerle tutuklananlar yok... AB Komisyonu Genifllemeden Sorumlu üyesi Gunter Verheugen, “son” teftifl için geçen hafta ülkemizdeydi. Bu kez teftiflin ana karargah› Diyarbak›r’d›.
Say› 123 30 12 Eylül 2004
Verheugen yapt›¤› ilk aç›klamada, geliflinin nas›l bir plan›n parças› oldu¤unu da ortaya koydu: “Yeni düzenlemeye gerek yok, ilerleme bizi tatmin etti. Kritik efli¤i geçtiniz... Geliflmeler nefes kesici.” Türkiye art›k demokratikleflmifl, “Kopenhag Kriterleri”nin gere¤ini yerine getirmiflti! Verheugen, Avrupa ikiyüzlülü¤ünün gere¤i olarak insan haklar› örgütleri ile de bir toplant› yapt› ve toplant›da iflkencenin “sistematik olarak sürdü¤ünü” dile getiren T‹HV baflkan› Yavuz Önen’e itiraz ederek, flöyle dedi: “Türkiye olumlu yönde ad›mlar at›yor... ‹flkence vakalar›nda azalma var. ‹flkence sistematik de¤il, bireysel. Türkiye’de iyileflme var.” AKP hükümetinin ‹çiflleri Bakan› ya da Emniyet sözcüsü Ramazan Er konuflsa, onlar da böyle söylerdi. Peki Verheugen’in, rakamlara, gerçeklere ra¤men bu kadar canh›rafl faflist devletin avukatl›¤›na soyunmas›n› nas›l yorumlamak gerekir? Ya da flöyle soral›m: AB hayranlar› bu sözlerden, yaklafl›mdan ne anl›yor?
Ve... Verheugen’i tekzip eden bir dava; ‹flkencecilere yine zaman afl›m› Verheugen bu masallar› anlat›rken Türkiye gerçe¤i hükmünü sürdürüyordu. Limter-‹fl Sendikas› uzman› Süleyman Yeter’in iflkencede katledilmesi davas›nda Yarg›tay, iflkencecilere verilen cezalar› yetersiz bularak davay› bozmufl, dosya yeniden ‹stanbul Adliyesi’ne gönderilmiflti. ‹stanbul’da “yeniden duruflma” için öyle bir tarih verildi ki (1 Kas›m 2004), o tarihte dava zaman afl›m› süresini doldurmufl olacak!
‹flkencecilerin korunmaya çal›fl›ld›¤› bir ülkede iflkence münferit mi, sistematik mi diye tart›flmak bile abes. Ama “AB’ye uyum” oyununda tüm sorunlar böyle ele al›n›yor. Bir kaç göstermelik yasa ç›kar›lm›flsa, tamam. AB’yle ilgili bir çok yaz›m›zda tekrar tekrar vurgulam›fl›zd›r; sorun sadece Türkiye oligarflisinin AB’yi kand›rmaya çal›flmas› de¤ildir; AB de kanmaya dünden haz›rd›r. Verheugen, iflte bunu kan›tlad› bu geliflinde.
Diyarbak›r caddelerinde Verheugen afiflleri Verheugen’in Diyarbak›r gezisinin en ilginç yanlar›ndan biri de Diyarbak›r caddelerinde “Yurttafl Verheugen” bilboardlar›yla karfl›lanmas› oldu. Diyarbak›r Belediyesi taraf›ndan as›lan büyük afifllerde “Yurttafl Verheugen Büyük Avrupa’ya hoflgeldin” yaz›yordu. O Avrupa ki, daha k›sa süre önce Kürt halk›n›n hakl› ve meflru taleplerini savunan bir örgütü “terör örgütleri listesi”ne alm›flt›. O Avrupa ki, Kürt halk›na, göstermelik hak k›r›nt›lar›n› gösterip bunlarla yetinmesini dayat›yordu. Normal olan, Kürt halk›n›n Verheugen’i protestolarla karfl›lamas›, hesap sormas›yd›. Ama onun yerine Sömürge Valisi “yurttafl” yap›ld›... Avrupa’n›n Öcalan’a karfl› komploda yeralmas›ndan, halen sürdürülen katliamlara onay vermesine kadar tüm yaflananlara ra¤men, AB’ye yaslanarak politika yapma anlay›fl›nda bir de¤ifliklik olmad›¤› görüldü. Devrimcilerin “sol AB’cilikle” kavgas› iflte bu nedenledir. Bu anlay›fl halk›n ulusal davas›na sahip ç›kabilir mi? Emperyalizme dayanan bir solculuk, yurtseverlik olabilir mi? Oligarfli ve emperyalizm s›n›f bilincine sahip. Ne istediklerini biliyorlar. Verheugen’in Zana’ya “PKK içindeki muhaliflerle ilgili ne düflündü¤ünü” sormas› bile tek bafl›na çok fley anlat›yor. Emperyalizm zorla, komplolarla böl-parçala siyasetinin ve tasfiyecili¤in ustas›d›r. Ona bu kap›y› aç›k b›rakanlar, nas›l Kürt halk›n›n ç›karlar›n› savunabilirler?
“AB’yi en çok isteyen Kürtler”, en büyük hayal k›r›kl›¤›n› yaflayacak! Verheugen, gezisinin sonunda yapt›¤› aç›klamalardan birinde flöyle diyordu: “‹nsanlar›n çok bü-
yük umutlar›n›n ve beklentilerinin oldu¤unu gördüm. Biraz da bu korkuttu beni. Çünkü bu kadar büyük umutlar› ve beklentileri karfl›lay›p karfl›layamayaca¤›m›zdan emin de¤ilim...” Bu sözler, AB üzerine bu ülkede oligarflinin, “sol” ayd›nlar›n, Kürt milliyetçili¤inin yaratt›klar› beklentilerin nas›l bir aldatmaca oldu¤unun tescilidir. Evet, oligarfliden Kürt milliyetçili¤ine kadar bir çok kesim, AB konusunda halk›m›zda çok büyük beklentiler yaratm›flt›r. AB gerçeklerini bildikleri halde, halk›m›z› aldatm›fl, oyalam›fl, halk›n demokrasi özlemini mücadele yerine AB’ye kanalize etmifllerdir. “AB’yi en çok isteyen Kürtler” sözünü övünerek söyleyen, “AB çerçevesi Kürt sorununu çözer” diyen Kürt milliyetçili¤i, bu aldatmacan›n bir parças›d›r. Verheugen Diyarbak›r’da AB’ye iliflkin böylesi büyük beklentilerle karfl›laflm›flsa, bunun bafl sorumlular›ndan biri Kürt milliyetçili¤idir.
AB’ciler, ‘AB Üyeli¤i’nin eksiksiz bir sömürgecilik oldu¤unu hala kabul etmeyecek misiniz? Sorus Vakf›’n›n finansman›yla Türkiye’nin AB’ye üyeli¤i konusunda “Akil Adamlar”a bir rapor haz›rlatt›r›ld›. Bu raporda, emperyalistlerin “Türkiye’yi niye AB üyesi yapmas› gerekti¤i” çok aç›k bir flekilde anlat›l›yor: Finlandiya eski Cumhurbaflkan›, Fransa eski Baflbakan› ve eski AB paralementerlerinin bulundu¤u bu komisyonun raporunda, ayn› Verheugen gibi Türkiye’de “sessiz devrim” gerçekleflti¤i belirtildikten sonra Türkiye’nin AB’ye al›nmas› flu gerekçelerle savunuluyor: 1- Türkiye’nin jeopolitik konumu AB’nin Kafkaslar ve Orta Asya’ya aç›l›m›n› sa¤lar. 2- ‹slam ve demokrasinin ba¤daflabilece¤ini ortaya koyar. 3- AB’nin yabanc› iflçi ihtiyac› art›yor. Türk nüfusu bu ihtiyac› karfl›lamada yard›mca olabilir. 4- Türkiye ile AB’nin d›fl politika gücü artar. 5- Türkiye’nin askeri yetenekleri ve üs potansiyeli Avrupa için kullan›labilir. 6- 70 milyon nüfusuyla, AB ülkeleri için iyi bir pazar olur. 30 y›l önce devrimcilerin “Avrupa ortak, Türkiye pazar” sözleri hala geçerlili¤ini koruyor. Çünkü Avrupa emperyalizmi, yine emperyalizmin tüm karakteristik özelliklerini tafl›yor. Bunun d›fl›nda söylenen her fley, aldatmacad›r, emperyalizmden yana, halka karfl› olmakt›r.
“Cumhuriyet Gazetesi Yaz› ‹flleri Müdürlü¤ü’ne Ve Halk›m›za” Burjuva medyada polis, M‹T talimat›yla yazd›r›lan psikolojik savafl haberleri hiç eksik olmuyor. 3 Eylül 2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Ecevit K›l›ç imzas›yla yay›nlanan “Mafya Bütçeyle Yar›fl›yor” haberi de bu türden bir “haber”di. “Haber”de, Türkiye’den Avrupa’ya gönderilen uyuflturucunun Avrupa’daki da¤›t›m›n›n “mafya ailelerinin üyeleri ile terör örgütleri DHKP-C ve PKK/KONGRA GEL taraf›ndan yap›ld›¤›” ileri sürülüyordu. Cephe taraf›ndan 4 Eylül’de yap›lan 341 Nolu aç›klamada konuya iliflkin flunlar belirtildi: “Bu konuda Cumhuriyet Gazetesi’nin elinde bir bilgi, belge varsa, yazd›klar›n› kan›tlayacak tek bir veri varsa, bunlar› Türkiye ve dünya halklar›na aç›klamal›d›r. Ama böyle bir bilgi ve belge yay›nlayamazlar. ÇÜNKÜ YOKTUR! Devlet ve onun polisi, devrimcilere karfl› psikolojik savafl sürdürüyor. Bu i¤renç savaflta devrimcilere karfl› her türlü yalan, iftira, karalamaya baflvuruluyor. Cumhuriyet’in Ecevit K›l›ç adl› muhabiri de bu savaflta polisin devrimcilere karfl› kulland›¤› tetikçi rolünü üstleniyor. Cumhuriyet Gazetesi, polisin psikolojik savafl›n›n yalanlar› için bir kürsü mü? Tekrar ediyoruz. Gerçekten gazetecilik ad›na bu haberler yay›nlan›yorsa, ellerinde belge, bilgi varsa aç›klamal›d›rlar. Ellerinde hiç bir kan›t olmadan, bilerek bu haberleri yap›yorsa, Cumhuriyet Gazetesi psikolojik savafla hizmet ediyor demektir. Ecevit K›l›ç adl› ‘muhabir’ de muhabir de¤il, provokatördür.” Bu aç›klaman›n sonunda ise, Zaman Gazetesi’nde yay›nlanan “Halkevleri örgüt yuvas›” içerikli haberlere iliflkin bir aç›klama yerald›: “Bu haberlerde örgütümüzün de ad› kullan›lm›fl, çeflitli ba¤lant›lar uydurulmufltur. Zaman Gazetesi’nin sözkonusu haberlerinin gerçekle bir ilgisi yoktur. Tümüyle polis uydurmas›d›r ve Halkevlerini ‘kriminalize’ etmeye yönelik psikolojik savafl haberleridir. Sözkonusu haberler, ‘terör’, ‘yasad›fl› örgüt’ demagojileriyle demokratik kurumlara karfl› sürdürülen tasfiye operasyonunun bir parças›d›r.”
Say› 123 31 12 Eylül 2004
Türkmenler de iflgalcinin hedefi Necef’te Sadr milislerinin direniflini k›ramayan iflgalciler, katliam sald›r›s›n› Sadr flehrine kayd›rd›. S›k s›k bombalad›¤› kente sadece 7 Eylül’de gerçeklefltirilen havadan bombalamalar sonucunda 50’den fazla Irakl› katledildi. Onlarca ölüsünü omuzlar›na alarak Ba¤dat sokaklar›n› inleten onbinlerce kifli, iflgalcilerin katliamlardan sonuç alamayaca¤›n›n da aç›k kan›t›yd›. Her katliamda iflgalcinin açmaz› derinleflirken, ABD’nin sadece Sünnilerle, Sadr milisleri ile çat›flt›¤›n› düflünenlerin yan›ld›¤› bir hafta yafland›. ‹flgal güçlerinin hedefi bu kez de Türkmenlerdi.
Tel Afer; Türkmen Katliam› Ve ‹flgalciye Direnen Türkmenler
Say› 123 32 12 Eylül 2004
Yüzde 90'a yak›n› Türkmenlerden oluflan 500 bin nüfuslu bir Kuzey Irak kenti Tel Afer. ‹flgalcilerin fiili denetimi bulunmayan kenti kuflatan kukla hükümet güçleri ve ABD askerleri 20’ye yak›n Türkmeni katlederken, sald›r›lar›n sürdü¤ü s›rada onbinlerce Türkmen Musul’a göçediyor. Cumhuriyet yazar› Mustafa Balbay’›n kentte yaflayan Türkmenlere dayanarak aktard›¤› habere göre sald›r› flöyle gerçekleflti: ‹flgalciler, bulduklar› iflbirlikçiler sayesinde, ülkenin öteki kentlerindeki direnifllere kat›lan kiflilerin evlerini sapt›yorlar ve ani operasyonlar düzenliyorlar. Kad›nlar›n yere yat›r›l›p aranmak istenmesi, herkesin silahlar›n› teslim etmeye zorlanmas› gibi her kuflatmada yaflanan sahneler
yaflan›yor. Halk bu durumu tepkiyle karfl›l›yor ve yer yer çat›flmalar ç›k›yor. Türkmenler kay›p verirken, iflgal güçlerinin “kayb› daha fazla ama, gizliyorlar.” Kentte kad›nlar ve çocuklar›n çevre köylere tafl›nmas› karar› al›n›yor. Say›lar› 60 bini bulan Türkmen direniflçiler ise, iflgalcilere karfl› ç›k›yorlar. Türkmenlerin iflgali reddetmesi, iflbirlikçi Türkiye oligarflisinin denetimini de reddetmesi demektir. Bilindi¤i gibi, Türkiye bölge politikas›nda Türkmenleri kullanmaya çal›fl›yor ancak az›nl›k bir kesimi temsil eden Türkmen Cephesi d›fl›nda oligarflinin piyonu olmay› reddediyor Türkmenler. Tel Afer'de yaflayan Türkmenler de bu gerçe¤i daha aç›k bir flekilde ilan ettiler. Peki, Türkmen katliam› karfl›s›nda AKP iktidar› ne yapt›? Ne yapabilir ki! Sadece izledi. Zira, onlar iflgale direnen Türkmen de¤il, piyonlar› olacak Türkmen isterler ve direnenlerin ezilmesinden yanad›rlar.
Irak Sat›l›k Ülke! Amerika Irak’ta sadece petrolü ya¤malam›yor, ülkenin bütün kaynaklar›, zenginlikleri emperyalist tekellerin talan›na aç›l›yor. Bak›n Irak nas›l “imar ediliyor”; “Petrol d›fl›nda Irak devletine ait tüm varl›klar, iflletmeler ve hizmetler h›zla yabanc›lara sat›lacak. Telekomünikasyondan hastanelere, sanayi tesislerinden okullara, santrallardan kentlerin su
Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nden Ça¤r› fioförler ve Her Meslekten Emekçiler!
Irak’a Gitmeyin! 2 Eylül’de Irak’ta rehin al›nan üç Türkiyeli floförün daha öldürüldü¤ü haberi geldi.
çi¤nenmifl. Yafll›s› çocu¤u katlediliyor. Ba¤›ms›zl›¤›, topraklar›ndaki petrolü, ifli, afl› elinden al›nm›fl.
Bu ölümleri durdurmak, ne AKP hükümetinin ne de Irak’l› direniflçilerin elindedir. Bu ölümleri durdurmak için, tüm floförler ve her meslekten Türkiye halk›, Irak’ta iflbirlikçilerin hizmetinde çal›flmaktan vazgeçmelidir.
Irak’ta her türlü siyasi, ekonomik faaliyet, iflgalcilere yard›m demektir. “Ticaret” ad›na, iflgal birliklerine, kukla hükümete sa¤lanan her türlü lojistik destek, iflgalciyle iflbirli¤i anlam›na gelir. Bu anlamda Irak’taki her türlü iflbirlikçi ekonomik faaliyet Irak halk›na karfl› düflmanca bir faali-
Irak iflgal alt›nda. Irak halk›n›n topra¤› iflgal edilmifl. Irz›, namusu
Ve Irak halk› iflte bunlara karfl› hakl› olarak direniyor.
yettir. ‹flgal edilen bir ülkenin yurtseverlerini anlamak gerek. Amerikan iflgaline karfl› direnenler, iflgal kuvvetlerine hizmet edenleri defalarca uyard›lar. Bu uyar›lar dikkate al›nmak durumundad›r. Dünyan›n her yerinde ve her dönem, iflgale karfl› ulusal savafl, iflbirlikçilere karfl› savaflla birlikte yürütülmüfltür. Bu bizim 1920’lerdeki ulusal kurtulufl savafl›m›zda da böyle olmufltur. Irak halk› da farkl› bir fley yapm›yor. fioför, iflçi, mühendis, teknisyen her meslekten halk›m›z; AKP’nin derdi siz de¤ilsiniz. “Ekmek paras›” diye sizi kullan›yorlar. Sizin iflsizli¤inizi, yoksullu¤unuzu kullan›p sizi iflbirlikçili¤e yolluyorlar. Irak’tan tabutlar geliyor, Bafl-
flebekelerine kadar uzanan ucu aç›k bir listedeki ‘kelepir mallar’› sat›n alan flirketler, istedikleri fiyatlar› uygulayacak, kârlar›n› k›s›ts›z d›flar›ya transfer edebilecekler; bir y›ll›k vergi muafiyetinden sonra da vergi oranlar› yüzde 15'i aflmayacak.” (Aktaran ilhan Selçuk, 4 eylül cumhuriyet) Bu arada ya¤malanan Irak’a o meflhur bat› demokrasisi de bir türlü gelemiyor. Katliamlar, iflkenceler sürerken, tüm bu gerçekleri dünyaya yans›tan TV’lerin bafl›nda yer alan El Cezire TV’nin Ba¤dat bürosu, bir ayl›k kapatman›n ard›ndan bu kez süresiz olarak kapat›ld›. Ya bizim istedi¤imiz yay›nlar› yapars›n ya da sustururuz! Bat› demokrasisi bu!
‹flgalcilere Sald›r›lar Amerika’n›n iflgali yerlefltirme umuduyla kurmaya bafllad›¤› Irak Ordu ve polis güçlerinde firar oranlar› yüzde 80’leri bulurken, kukla ”güvenlik güçleri” de, iflgalcilerle birlikte, direniflçilerin hedefi olmaya devam ediyor: 4 Eylül’de Kerkük’te düzenlenen intihar saldırısında 14 polis ve 6 Irakl› öldü. 5 Eylül’de Musul'da 2 kukla hükümet polisi öldürüldü. Ayn› gün Ba¤dat'›n Kuzey’inde Dicyel yak›nlar›ndaki ABD Hava Üssü’ne yönelik bomba yüklü araçla sald›r›da bir z›rhl› araç infilak olurken, bir yanki yaraland›. Balad’daki ABD Üssü’ne de bombal› sald›r› düzenlendi. 6 ve 7 Eylül günlerinde; kukla polis gücü ile ABD askerlerinin Latifiye kasabas›nda düzenledi¤i operasyonda 12 polis cezaland›r›ld›. Ba¤dat’ta kukla hükümet merkezinin bulundu¤u ‘Yebakan, D›fliflleri Bakan›, “Irak büyük bir Pazar, ç›karlar›m›zdan vazgeçemeyiz” diyor. “Ç›karlar›m›zdan vazgeçemeyiz” diyerek floförleri, iflbirlikçi tekellerin çal›flanlar› olarak baflka meslekten emekçileri Irak’a ölüme gönderiyorlar. Bak›n 700 kamyon floförü Musul’a gitmemek için Zaho’da eylem yap›yor ve flöyle diyorlar: “fiirketler bizi ölüme yolluyor.” Gerçek bu kadar ç›plakt›r. Para babalar›, holdingler kendi ç›karlar› için sizi ölüme gönderiyor, topraklar›n› iflgalden kurtarmaya çal›flan bir halka karfl› iflbirlikçi bir konuma düflürüyor. Bunlara kanmay›n! Ne iflgal, ne iflbirlikçilik AKP’nin umurunda de¤ildir. AKP kendi zenginlerini daha da zenginlefltirmekten baflka bir fley düflünmüyor. AKP
flil Bölge’ye yo¤un havan sald›r›lar› düzenlendi. Ba¤dat Valisi’ne suikast düzenlendi ve vali flimdilik kurtulurken 2 kifli öldü. Ba¤dat’ta yak›t tankerine eskortluk yapan 4 Amerikan askeri cezaland›r›ld›. Ba¤dat’ta ABD askeri üssüne düzenlenen sald›r›da 2 Coni öldü, 16 kifli yaraland›. Felluce’de ABD konvoyuna düzenlenen pusuda 6 Coni cezaland›r›ld›, onlarcas› yaraland›. 8 Eylül günü Bakuba ve Ba¤dat’taki sald›r›larda bir Coni öldü, bir çok iflgal askeri yaraland›. Bu son sald›r›larla birlikte, resmi rakamlara göre, ABD’nin kay›plar› 1000’i aflt›. Kay›plar›n› gizleyen iflgalcilerin direniflin önder isimlerinden oldu¤u belirtilen, Saddam’›n yardımcısı ‹zzet ‹brahim el Duri’nin yakaland›¤› haberi de tam bir fiyaskoya dönüfltü. Tikrit’te el Duri’yi yakalad›k, onu savunan 70 kifliyi öldürdük” aç›klamas› gerçek ç›kmad›. Me¤er yakalad›klar› el Duri de¤il baflkas›ym›fl!!! Amerikanc›lar bu habere genifl yer verirken, ÖDP’nin Gazetesi Birgün’ün “'Sinek papaz›' yakaland›” fleklinde vermesi, “ÖDP Irak direniflinden niye rahats›z ve bu üslup kimin?” sorusunu sordurttu. Zira, haber do¤ru olsa dahi, devrimciler bir direniflçinin esir al›nmas›ndan ancak üzülür, öfkelenir. Sola, devrimcilere ait olmayan bu nitelendirmede bir üzüntü olmad›¤› aç›k. Bilindi¤i gibi ABD, teslim olmayan Baas yöneticilerinin resimlerini iskambil ka¤›tlar›na basarak nas›l bir ahlaka sahip oldu¤unu göstermiflti. Bu yolu daha sonra da ‹srail Filistinliler için izlemiflti. Anlafl›lan ÖDP’nin her türlü fliddete, silahl› direnifle karfl›tl›¤›, beynini iyice kar›flt›rm›fl...
holdinglerin iktidar›d›r. Sizin can güvenli¤iniz onlar›n umurlar›nda de¤il. Zaten Irak’a gönderdikten sonra, isteseler de sizin can güvenli¤inizi sa¤layamazlar. Irak’› iflgal eden Amerikal›lar, ‹ngilizler, Irak’›n kukla yönetimi kendi can güvenliklerini sa¤layam›yorlar, de¤il ki, baflkalar›n›n can güvenli¤ini sa¤las›nlar. Bak›n tabloya: AKP, iflgal güçlerine verdi¤i destek karfl›s›nda emperyalistlerden krediler al›yor; fioförleri kullanan tekelci burjuvalar, tüccarlar, zenginliklerine zenginlik kat›yorlar. Ve floförler, emekçiler ölüyor! Can güvenli¤iniz için, Irak’taki iflgalcilere do¤rudan veya dolayl› hizmet etmemek için, halklar›n kardeflli¤i için, Irak’ta çal›flmay›n, Irak’a gitmeyin!
“fiirketler Bizi Ölüme Yolluyor” Musul’da yaflanan rehin alma eylemlerinin artmas› üzerine 700 Türk kamyon floförü Dohuk ve Zaho bölgesine s›¤›narak eylem yapt›. Musul’a gitmek istemediklerini söyleyen floförler, yüklerini buraya boflaltmak istediklerin, ancak flirketlerin buna karfl› ç›kt›¤›n› ve kendilerini zorlad›klar›n› anlatt›lar. fiirketlerin kendilerini ölüme yollad›klar›n› belirten floförler, ‘ABD askerinin gitmedi¤i yerlere bizi gitmeye zorluyorlar” dediler. 300 yeni kamyonun kat›lmas› ile birlikte say›lar› 1000’i bulan kamyoncular konvoy halinde bekliyorlar.
Say› 123 33 12 Eylül 2004
yay› sarm›fl, ülkelere istedi¤ini yapt›ran bir güç vard› karfl›lar›nda.
bölüm 3 Devrimci Sol Dergisi’nin Temmuz 2004 tarihli 19. say›s›ndan yararlan›larak haz›rlanan yaz›m›z›n önceki bölümlerinde, Irak direniflinin niteli¤ine iliflkin; direniflin ulusal bir kurtulufl savafl› oldu¤unu, savafl›n taraflar›n›n emperyalizm ve halklar oldu¤unu ve Irak batakl›¤›ndakinin sadece ABD de¤il tüm emperyalist sistem oldu¤unu belirtmifltik. Direniflin ortaya ç›kard›¤› sonuçlardan biri olarak, Amerikan imparatorluk planlar›n›n önünde güçlü bir barikat kurulmas›n›n alt›n› çizerken, “törere karfl› savafl” propagandas›n›n darbe ald›¤› tesbitine yer vermifltik. Kald›¤›m›z yerden devam ediyoruz. ***
✭ “Kadr-i mutlak emperyalizm” teorileri direnifl karfl›s›nda çökmüfltür. Güçlü olan emperyalizm de¤il, halklard›r. Say› 123 34 12 Eylül 2004
Çok de¤il bir y›l öncesine döndü¤ümüzde, ortal›¤›, “Amerika tek hakim güç, ona ra¤men kimse, hiçbir yerde bir fley yapamaz” teorilerinin kaplad›¤›n› görürsünüz. Kökleri, 1990’lara, Sosyalist sistemin y›k›l›fl›na kadar giden bu düflünce, emperyalizmi kadr-i mutlak gören, halklara ve kendi gücüne güvenmeyen bir kaynaktan besleniyordu. Amerika, “karfl› konulmaz” diye sunulan bombalamalarla, büyük askeri gücüyle, Irak’ta, Afganistan’da, Yugoslavya’da ve yine Irak’ta gözda¤› verdi dünya halklar›na. 11 Eylül’ün ard›ndan, yerleflik burjuva kurallar› da ayaklar alt›na alarak, “terörizme karfl› savafl” yalan›yla bafllatt›¤› süreç, kimi kesimlerin gözünü daha da korkuttu. Devasa silahl› gücü, daha da askerileflen teknolojisi, siyasi ve ekonomik olarak bir çok ülkeyi tahakkümü alt›na alm›fl olmas›, BM gibi kurumlar›n düne göre daha do¤rudan bir flekilde Amerika’n›n yan kuruluflu haline gelmesi, bu teorileri besledi. Öyle ya, bir ahtapot gibi dün-
Dünyan›n en büyük askeri gücü karfl›s›nda yarat›c› örnekler sergileyerek, feda ruhuyla direnen Irakl› kardefllerimiz, bu tarihsel gerçe¤i kan›tl›yorlar. “Bald›r›ç›plak, terlikli Arap” diye halklar› afla¤›layanlara, halklar›n gücüne inanmayanlara büyük bir ders veriyorlar.
Ama tüm bunlara ra¤men halklar teslim olmad›lar. Amerika korku ve tehdidi ne kadar büyütürse, ayn› flekilde dünya halklar›n›n bu gayrimeflru güç karfl›s›ndaki muhalefeti ve direniflleri de büyüdü. Direnifl daha da büyüyecektir. Irak’ta, dünyan›n baflka bölgelerinde emperyalizme karfl› direnifller geliflmeye devam edecektir. Amerikan cephesinin dün, emperyalizmin gücü kudreti üzerine yapt›klar› ne kadar yaygara varsa, yerlebir oldu. Denilebilir ki, Amerikan emperyalizmi tarihinde ender rastlanan bir düzeyde teflhir olmufl ve tüm dünyada efli görülmedik bir anti-Amerikan dalga ortaya ç›km›flt›r. Bu sonucu flimdiden yaratan Irak halk›n›n onurlu direniflidir. Çeflitli yan etkenler say›labilir. Ama tüm o çeliflkileri körükleyen, iflgal güçlerinin, kendi ülkeleri dahil çeflitli alanlara yans›yan açmazlar›n› derinlefltiren, direniflin kendisidir. Amerikanc›lar›n “ABD nerede hata yapt›?” üzerine madde madde ç›kard›klar› hiçbir fley belirleyici etken de¤ildir. Karfl›lar›na, hesap etmedikleri halklar›n direnifl gerçe¤i ç›km›flt›r. Dünyan›n en büyük askeri gücü karfl›s›nda yarat›c› örnekler sergileyerek, feda ruhuyla direnen Irakl› kardefllerimiz, bu tarihsel gerçe¤i kan›tl›yorlar. “Bald›r›ç›plak, terlikli Arap” diye halklar› afla¤›layanlara, halklar›n gücüne inanmayanlara büyük bir ders veriyorlar. Emperyalizmin gücünü yenilmez, hakimiyetini mutlak gösterenler, çöken teorilerinin alt›nda kalm›fl, özelefltiri vermeden nas›l çark edeceklerinin yolunu bulmaya çal›flmaktad›rlar. Bir kesim, Irak’ta direnenlerin “bir avuç çapulcu... Saddam art›¤› Baasç›lar... teröristler... Arap gönüllüler...” oldu¤u demagojilerine sar›larak Irak halk›n› afla¤›lamaya çal›flmaktad›r. Onlar, hala “Amerika’n›n mutlaka zafer kazanaca¤›” hayaline sar›lsa da iflgalcilerin ald›¤› her darbede, onlar›n beyinleri de darbe almaktad›r. Burjuva bas›n›n Amerikanc›lar›, tüm dünya halklar›n›n “güçlü Amerika” karfl›s›nda diz çökmesini vaaz edenler ise, tam bir suskunluk içindeler. Sanki, dün Irak iflgalini alk›fllayanlar onlar de¤ildi. Sanki, “diktatör Saddam’›n y›k›l›p demokrasinin gelece¤i” teorilerini beyinlere pompalayan onlar de¤ildi? Sanki, Irak halk›n› afla¤›layan, Amerikan iflgal güçleri karfl›s›nda nas›l darmada¤›n olduklar›n› sevinç 盤l›klar› aras›nda duyuran onlar de¤ildi. Sanki, Irak’ta Amerika’ya direnenler yenildi, s›ra Türkiye’de ve her yerde direnenlere geldi diye 盤l›k at›p kan isteyen onlar de¤ildi. fiimdi, direniflin gücü karfl›s›nda boyun e¤mifl durumdalar. Direnifle “terör” demagojisi ile de sald›ram›yorlar.
fiimdi piyasaya sürülen, “ABD flimdi çekilirse daha büyük kaos olur” teorisi. Yani, iflgalcilerin er geç çekilmeye zorlanaca¤› kabul ediliyor, bu kaç›n›lmaz, ama emperyalizmin alaca¤› darbe hafifletilmek isteniyor. Bu propagandalar› yapanlar, sözde iflgale karfl›ym›fl gibi görünenlerdir. Tüm dünyada reformist, düzen içi sol güçler ve küçük burjuva ayd›nlar, sosyal demokratlar taraf›ndan pompalanmaktad›r. Bulduklar› çare ise, BM’ye ba¤l› güçlerin iflgali sürdürmesinden baflka bir fley de¤ildir. Birincisi, BM’ye ba¤l› askeri güçlerin sonuç olarak kimin iflgal gücü olaca¤›, neye hizmet edece¤i s›r de¤ildir. Ald›¤› iki karar tasar›s› ile iflgali meflrulaflt›ran BM’dir. BM, siyasi olarak emperyalistlerin örgütü durumuna çoktan dönüflmüfltür. Sovyetler’in varl›¤› dönemindeki “tarafs›z”, olumlu kararlar da alabilen BM yoktur. Sol’da ABD karfl›s›nda BM’ye sar›lmak, esas olarak Avrupa’ya sar›lmakt›r. Kimi zaman do¤rudan AB, Amerika karfl›s›nda kurtar›c› gibi gösterilmek istenmekte, kimi zaman da BM. Halklar›n gücü, halklara inanç yoktur bu beyinlerde. Mutlaka bir yerlere dayanmal›, oradan alacaklar› güçle politika yapmal›d›rlar. ‹kincisi, ‘kaos’un as›l kayna¤› iflgaldir, Amerika ve iflgal ortaklar›d›r. ‘Kaos’ diye kastedilen halklar›n iktidar savafllar›yla kan dökülece¤i ise, bunun sorumlusu da emperyalistlerdir. Hem iflgalden dolay›, hem de bu düflmanl›¤› körüklediklerinden dolay› sorumludurlar. Üçüncüsü, “ABD flimdi çekilirse daha büyük kaos olur” teorileri emperyalizmin halklara bak›fl›n›n yans›mas›d›r. Yani, halklar kendilerini yönetemez, iktidarlar›n› kuramazlar, mutlaka emperyalistler ve onlar›n kurumlar› yapmal› bu ifli, de-
mektir. Dördüncüsü, bu saçmal›klar da direnifl karfl›s›nda yerle bir olmaya mahkumdur. Halk›n direniflini tereddütsüz olarak desteklemeyen, aç›kça direniflin yan›nda saf tutmayan bütün teoriler emperyalizmin hanesine yaz›lmaktad›r. Amerikan emperyalizmi, simgesel olarak Saddam heykelinin y›k›l›fl›ndan hemen sonra tüm halklara mesaj› çok kaba ve düz bir flekilde vermifltir; Amerika’ya direnenler bu görüntülerden ibret almal›yd›lar! Y›k›lan heykelin alt›nda bütün bölge halklar› b›rak›lmak istendi. Berlin duvar›n›n y›k›l›fl› ile sosyalist sistem üzerinde yaratt›klar› demoralizasyonu, umutsuzlu¤u ve birbiri ard›s›ra teslimiyetleri sürdürmek istediler. Herkes teslim olmal›, pazarlar›n› tekellere açmal›, kaynaklar›n› tekellerin hizmetine sunmal›yd›. 90’lardan bu yana propagandas› yap›lan ‘küreselleflme’ böyle geliflecekti. “Dünyan›n nimetlerinden bütün halklar yararlanacak” dedikleri küreselleflmenin, iflgaller ve yay›lmac› politikalarla yürütüldü¤ü herkesin gözüne sokuldu. Bu görüntülerden “ibret alan” küçük-burjuva liderler olmad› de¤il. Ama halklar tam tersine bu görüntülerde emperyalizm gerçe¤ini gördüler. Direnmekten baflka yollar›n›n olmad›¤›n› bir kez daha anlad›lar. Ve en önemlisi, direnilebilece¤i gerçe¤i yeniden bilince ç›kar›ld›. Irak’ta direnifl çeflitli nedenlerle gerileyebilir, hatta yenilebilir de. Ama direnifl tohumlar› bir kez at›lm›flt›r bu topraklara, mutlaka yeniden yeflerir. Keza, halklar ile emperyalizm aras›ndaki bu savafl, Irak’la s›n›rl› bir savafl da de¤ildir. Dünyan›n baflka yerlerinde halklar, yeniden fark›na vard›klar› güçleriyle direnifllerini sürdüreceklerdir. - Sürecek -
Samarra Da Direnecek! Önce Felluce, sonra Necef kuflat›ld›. Dünyan›n gözleri önünde büyük katliamlar yap›ld›. ‹flgalin ilk günlerini aratmayan bombalamalar gerçeklefltirildi. Her iki kentte de direnenleri teslim alamad›lar ve “uzlaflmak” zorunda kald›lar. fiimdi iflgalciler bir baflka direnifl kalesine sald›r› haz›rl›klar› yap›yor. Kukla baflbakan Allavi “direniflçilerle do¤rudan görüflmeler yap›yorum” aç›klamas› yapt›¤›nda da Samarra’y› kastediyordu. Allavi geçti¤imiz günlerde, Samarra’n›n dini liderlerinden onbiriyle bir toplant› yapt› ve direnifle son verilmesini istedi. Bu elbette bir istek de¤il, tehdit idi. Zira, Allavi bunlar› söylerken, kent ABD iflgal güçleri taraf›ndan kuflat›lm›fl bulunuyordu. Bunun üzerine Müslüman Din Adamları isimli kurulufl direniflçilere, direnifle son verme ça¤r›s› yapt›. ‘Y›kar›z’ diyor iflgalciler. Ama Irak halk›, Felluce ve Necef’de katliamlardan gözda¤›n› de¤il, direnifli görmüfltü, katlettikleri öfkelirini büyütmüfltü. Direniflçiler bu teslimiyeti kabul etmediler. Kent aylard›r do¤rudan direniflçilerin kontrolünde bulunuyor, iflgal güçleri kente giremezken, buna kalk›flanlar da sald›r›ya u¤ramaktan kurtulam›yor. Kukla yönetimin atad›¤› vali, meclis üyeleri istifa edip kenti terk ederken, hükümet binalar› direniflçiler taraf›ndan ya y›k›ld› ya da el konuldu. Kentin güvenli¤i direnifl güçleri taraf›ndan sa¤lan›yor. Felluce, Necef ve Samarra örnekleri, direniflin gücünü aç›k olarak ortaya koyan yerlerdir. Ne iflgal güçlerinin ne de kukla hükümetin otorite ve yetkisi bulunuyor.
Say› 123 35 12 Eylül 2004
NATO Topraklar›m›zdaki Varl›¤›n› Büyütüyor
Say› 123 36 12 Eylül 2004
NATO operasyon Karargah›n› ‹zmir’e tafl›nabilmesi için çocuklar›n›n okuyaca¤› özel okul aç›lmas›na karar verilirken, Konya'daki NATO tatbikat› da AKP’nin halklara düflmanl›kta emperyalistlerle yapt›¤› iflbirlikçili¤in geçen hafta yaflanan son örne¤i oldu. Bugüne kadar ‹talya’da bulunan ve 700 personeli bar›nd›ran NATO Karargah›’n›n ‹zmir’e tafl›nmas› için iflbirlikçi iktidar ve Amerikanc› Genelkurmay büyük çaba içinde. 6 Eylül tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yay›nlanan haber bunun en rezil örneklerini gözler önüne seriyor. Habere göre, karargah›n tafl›nabilmesi için, önce NATO generalleri gelip günlerce denetleme yapt›lar. En büyük sorun da, çocuklar›n›n okuyaca¤› okuldu. Öyle ya, s›radan bir okulda okuyamazlard›. ‹ngiliz bir generalin de bulundu¤u NATO heyetine ‹stanbul’daki özel okullar dolaflt›r›ld›. Efendi, buradan bir okul be¤endi. Ama zannetmeyin ki, çocuklar› burada okuyacakt›. ‹zmir’de buna benzer, NATO e¤itim standartlar›nda bir okul kurulmas› karara ba¤land›. Genelkurmay Baflkanl›¤› okulun yap›m› için 18 özel e¤itim kurumuna ça¤r› yapt› ve sonunda MEF Okullar› bu görevi üstlendi. Kuracaklar› okulda Anaokulundan liseye kadar gene-
rallerin, NATO subaylar›n›n ve ‹zmir’deki yabanc› diplomatlar›n çocuklar›na e¤itim vereceklerini söyleyen MEF Okullar›’n›n Yönetim Kurulu Baflkan› ‹brahim Ar›kan, okul olmamas› nedeniyle karargah›n Türkiye’ye tafl›nmas›n›n neredeyse tehlikeye girdi¤ini belirterek flöyle dedi: “Genelkurmay Baflkanl›¤›’ndan bana anlat›lan, bu karargah ‹talyan ekonomisine y›lda 12 milyar Euro kazand›r›yormufl. Befl y›ld›r karargah›n Türkiye’ye getirilmesi için çal›flmalar yap›l›yor ama okulsuzluk nedeniyle personel Türkiye’ye gelmekte isteksiz davran›yormufl. fiimdi bu sorun çözüldü.” Genelkurmay’›n vatan aflk›n› görüyor musunuz; ekonomiye y›lda 12 milyar Euro kazand›racaklarm›fl! Bu da NATO’ya hizmetin rüflveti. Böylece topraklar›m›zdaki NATO Karargahlar›’na bir yenisi daha eklendi. Tabii bu arada, halklara karfl› sald›r› alan›n› geniflleten NATO’nun suçlar›na daha fazla ortakl›k, halklara karfl› daha büyük düflmanl›k Genelkurmay’›n kanl› siciline eklendi. NATO’cular için özel okullar yapt›rma karar›n›n verildi¤i günlerde, Konya'da NATO tatbikat› bafllad›. 5 Eylül günü bafllayan tatbikatta, NATO üyesi 16 ülkenin askerleri halklara karfl› savafl›n provalar›n› yat›lar.
Depremzedeler açl›k grevinde Kocaeli'de prefabriklerde yaflayan depremzedelerin, 15 güne kadar prefabrikleri boflaltmalar› istenince depremzedeler açl›k grevine bafllad›. Kocaeli 17 A¤ustos Afetzedeler ve Deprem Ma¤durlar› Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i (Afet-Der) öncülü¤üyle bir araya gelen Körfez Yeniköy prefabriklerinde yaflayan 50 depremzede 4 Eylül günü açl›k grevine bafllad›. Grup, devlet yetkililerinin gelip depremzedelerin sorunlar›n› sa¤l›kl› bir flekilde tart›flana kadar açl›k grevini sürdüreceklerini aç›klad›. Yap›lan aç›klamada, Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an'›n, daha önce kendilerine sosyal konut sözü verdi¤ini hat›rlatan depremzedeler, valinin prefabrikte yaflayanlara yönelik "asalak" yak›flt›rmas›n› ise “üzüntüyle karfl›lad›klar›n›” söylediler.
AKP Selzedelerle Dalga Geçiyor Altyap›s›zl›k ve belediyenin y›k›ma bahane yapmak için hiçbir tedbir almayarak su alt›nda b›rakt›¤› Alibeyköy halk›, yaralar›n› saram›yor! Bir yandan Belediye istimlak için bast›r›rken, öte yandan ilk gün yap›lan “gereken yard›mlar yap›lacakt›r” aç›klamalar›n›n göstermelik oldu¤una tan›k oluyor halk. Eyüp Belediye Baflkanl›¤› 3 Eylül günü Alibeyköy Mert Mahallesi'nde sel feleketinden zarar gören 9 aileye, birer milyar para ve birer koli kuru g›da yard›m› yapt›!!! Eyüp Belediyesi yard›mlardan 243 ailenin yararlanaca¤›n› aç›klad›. 65 yafl›ndaki Saniye Tuna’dan, Belediyenin yard›mlar›n› alan H›d›r Ang›n’a kadar halk, evlerinin harap oldu¤unu, yard›mlar› koyacak yerlerinin bile olmad›¤›n› belirterek, “Bir milyarla hangi yaram›z› saral›m" dediler. Bu arada ‹stanbul Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl da, utanmadan “istimlak çal›flmalar›nda halk›n de¤erinin üzerinde isteklerde bulundu¤unu” söyleyerek, kendi f›rsatç›l›klar›n›, açgözlülüklerini halka maletmeye çal›flt›.
‘Devrimci Aflk’ Ve Burjuvazinin ‹deolojik, Kültürel Sald›r›s› Osman Öcalan’›n 20 A¤ustos tarihli aç›klamas›nda uzunca bir bölüm ay›rd›¤› “aflk” ve bunun etraf›ndan burjuva bas›nda at›lan bafll›klar, gerçekte hiç bitmeyen, çeflitli biçim ve araçlarla sürdürülen bir sald›r›n›n güncellefltirilmesine vesile oldu. Bu “Osman Öcalan’›n Aflk›” bafll›klar›na 120. say›m›zdaki Ayn› Safta köflemizde k›saca de¤inmifltik; Hürriyet, Vatan, Sabah gibi burjuva bas›n›n ve ÖDP’nin gazetesi Birgün’ün o uzun aç›klamadan ayn› bafll›klar› ç›kartmas› çok dikkat çekiciydi. Daha da dikkat çekici olan Birgün’ün ve di¤erlerinin ‘örgütün aflk yasa¤›’ demagojisini öne ç›karmas›yd›. E¤er reformizm gibi, düflünceleriniz burjuvaziden farks›zsa, ayn› olaylarda AYNI fleyleri görüyorsan›z, orada bir çarp›kl›k, sapma vard›r. Biz Osman Öcalan’›n konuya iliflkin aç›klamas›nda flunu görüyoruz: Örgütünden ayr›lmas›n›, Amerika’n›n, Talabani’nin ete¤ine s›¤›nmas›n› hakl›, mazur gösterecek gerekçeler ararken, burjuvazinin en sevdi¤i ve y›llard›r çi¤nedi¤i sak›z› çi¤neyip “örgüt aflk›m› bile yasaklad›” bahanesine baflvuruyor. Aflk, evlilik üzerine söyledi¤i öteki sözlerin bir gram de¤eri yoktur. Eve Dönüfl’ün klasik gerekçelerinden biridir bu. O da daha orjinalini bulamam›flt›r. Dikkat edin, O.Öcalan “bireyi”, “aflk›n özgürlü¤ünü” ne zaman keflfediyor? Burjuva demokrasisini tek kurtulufl görüp Amerikan emperyalizmine s›rt›n› dayamaya karar verdi¤inde. Amerikanc›l›kla, buna uygun ideolojik, kültürel flekillenifl birbirine ba¤l›d›r. Art›k disipline, örgüte gerek yok, Amerika kurtaracak denildi¤inde, kapitalizmin özgürlük anlay›fl› da savunulacakt›r. Bu bak›fl salt “aflka” iliflkin de¤ildir, örgüt içinde kadronun nerede nas›l görevlendirilece¤inden, kurallara uymamay› bireyin özgürlü¤ünün geliflimi diye sunmaya kadar her alandad›r. Bafll›bafl›na örgüt düflüncesine vurufl yap›lmaktad›r. Yani, O. Öcalan kendi içinde tutarl›d›r. Kapitalizmi savunuyor ve buna uygun aflk, yaflam tarz› ve politika gelifltiriyor.
Devrimci Yaflam ve ‹lkeler Yokedilmek ‹steniyor Düzeniçi sol cephede aflk üzerine yap›lan tart›flmalar›n oda¤›nda da örgütlülük/örgütsüzlük tercihi yatmaktad›r. Yani gösterilmek istendi¤i gibi tart›flma, aflk›n izinli mi, izinsiz mi oldu¤u/olaca¤›, devrimci örgütlerde aflk›n yasak m›, özgür mü oldu¤u tart›flmas› de¤ildir. Osman Öcalan’›n aflk›, reformist ÖDP’nin ga-
zetesi Birgün için “örgüt bask›s›n›n” bir kan›t›. Bu nedenle manflete ç›kar›yor. Burjuvazi de 12 Eylül’den bu yana “örgüt bask›s›, örgütlerin aflk› yasaklad›¤›” vb. propagandalar› yo¤un olarak iflliyor. Hedef bireycili¤in gelifltirilmesi, örgütlülü¤ün tasfiyesidir. Ve, bu iddia, daha do¤ru deyiflle sald›r›, “insani duygular” tart›flmas› de¤ildir. Tamamen ideolojik, kültürel bir sald›r›d›r. Nerede yafl›yor, hangi ideolojiyi benimsiyorsan; düflünce yap›n, iliflkilerin, yaflam tarz›n, aflk›n, evlili¤in, sosyal yaflam›n da buna göre flekillenir. Her ideoloji ve sosyal topluluk, kendi yaflam tarz›na uygun kurallar› da beraberinde yarat›r. Kurallar, en genel anlam›yla o sistemin ayakta kalabilmesinin sigortas›d›r. Konu, devrimci örgüt oldu¤unda ise, bu savafl iki kat daha zorunlu ve zorlu olacakt›r. Devrimci yaflam›n kurallar›, y›kmak istedi¤i bir sistemin bask›s›, katliamlar›, infazlar›, iflkenceleri alt›nda korunmak durumundad›r. Bu kurallar›n esnetilmesi, tasfiye edilmesi, devrimin geliflmesinin önüne kendi elleriyle set oluflturmaktan baflka bir anlam tafl›maz. Aflk üzerine tart›flmalara da bu yal›n gerçe¤in ›fl›¤›nda bakmal›y›z. Yok edilmek istenen devrimci yaflamd›r, onun kurallar›d›r. Emperyalistler sald›r›lar›n› sadece askeri olarak sürdürmezler. Ayn› zamanda ve en önemlisi ideolojik, kültürel sald›r›d›r. Burjuvazi, kendi yaflam ve düflünce tarz› d›fl›nda hiçbir düflünceye, yaflam tarz›na hayat hakk› tan›mak istemiyor. Bunun için “bizim gibi düflünecek, bizim gibi yaflayacaks›n›z” diye dayat›yor. Aflk üzerinden gelifltirilen sald›r› da burjuvaziye aittir. Dillendirenlerin “sol”dan olmas› bu gerçe¤i de¤ifltirmez. Bu operasyon, burjuvazinin ve emperyalizmin operasyonudur. Size ait yaflam›n›z, evlilik, aflk anlay›fl›n›z olmayacak denilmektedir. Bir devrimci ile bir burjuva aras›ndaki fark yok edilmek, burjuva yaflam ve al›flkanl›klar devrimci saflara hakim k›l›nmak isteniyor. Ya da bir devrimci, geri feodal bir unsurla ayn› kefeye konup mahkum edilmeye çal›fl›l›yor. Bu dayatmaya boyun e¤meyece¤iz. Zira flu aç›k ki, yerlebir etmek için yola ç›kt›¤› bir sistemin dayatt›¤› gibi yaflayan, onlar gibi düflünen, iliflkilerine onlar›n iste¤i gibi bakan bir devrimci, devrimci özelliklerini de yitirmeye bafllar. Sonu ise, çürüme ve “eve dönüfl”tür. Hat›rlayal›m; Halk Savafl›n›, Sovyetik Ayaklanmay›, illegal örgütlenmeyi savunan “koca koca örgütler”, bugünkü reformist kulvara nas›l geldiler? Bu yol “aflk”›, “cinsel özgürlü¤ü” tart›flmaya bafllayarak aç›lm›flt›. Bu anlay›flta olanlar, kad›n-erkek iliflkilerini, ac›lar› ve sevinçleri, mücadelenin zorluklar›n› paylaflmayan, sadece cin-
Say› 123 37 12 Eylül 2004
yaflam›n kurallar›na küfredeceksin”; burjuvazi için makbul olan bunlard›r. Burjuvazinin icazetinde siyaset yapanlar da böyle yap›yor.
Cunta sonras›n›n yenilgi y›llar›nda “sol”da “cinsel özgürlük” keflfedilirken, burjuvazi cephesinden devrimci yaflama sald›r›lar aral›ks›z sürdü. Cumhuriyet Gazetesi’nde çizen “H›zl› Gazeteci” Nejdet fien de bu kampanyaya “devrimci bac›” tiplemesiyle kat›lanlardand›. Karfl›s›na DEMKAD’l› devrimci kad›nlar ç›kt›lar ve de¤erlerini savundular. Bugün “H›zl› Gazeteci”li¤i kim, hangi zeminlerde, ne ad›na yap›yor olursa olsun, yine devrimci iliflkileri, de¤erleri ve kurallar› savunmaya devam edece¤iz.
Say› 123 38 12 Eylül 2004
selli¤e indirgeyen noktada tart›flt›lar. 12 Eylül gibi dönemlerde bu anlay›flta olan kad›nlar ve erkekler, çok k›sa sürede efllerini terkederek “özgürlük”lerine kavufltular... Devrimcili¤e yabanc›, burjuva kültürün en pespaye halinin izlerini üzerinde tafl›yan bu kültür, Türkiye topra¤›nda yeflertilmek istendi. Tohumlar› atan burjuvazi, gübreleyip sulayan ise düzenin icazetini almak isteyen “sol”du. Böylece “dogmatik” dedikleri Devrimci Sol ile farklar›n› en baflta yaflam tarz›, örgüt disiplini gibi alanlarda koyarak burjuvaziye mesaj vermeyi düflündüler ve giderek do¤allaflt›. 12 Eylül ile birlikte yarat›lmak istenen örgüt bilincini köreltme, güvensizlik yaratma tohumlar› ekilirken, di¤er yandan örgütün insan kiflili¤inin oluflmas›nda ilkeleri ve disiplini ile engel oluflturdu¤u imaj› verilmek istendi. Bireyin keflfi bu sürecin ürünüydü. Birey diye diye, bunal›ml› kiflilikler bafltac› edildi, bunun edebiyat› yap›ld›. ‹nsan› flekillendiren ekonomiksosyal koflullardan, ideolojilerden soyutlanm›fl, bireyin çeliflki ve bunal›mlar›n› tam da bu soyutluk içinde ele alan kitaplar, “sol kitaplar” olarak piyasaya sürüldü ve propagandas› yap›ld›. Latife Tekinler, Ahmet Altanlar bunun ürünüydü, Oya Baydarlar onlar›n en ucube hali olarak türediler. Amaç, devrimci de¤erlerin, yaflam tarz›n›n, ilkelerinin dejenerasyona u¤rat›lmas›yd›. Sonunda bu kesimler öylesine çok "flizofrenik bölünme"ye u¤rad›lar ki, kendilerine bir fley kalmad›! Reformizmin savundu¤u ve bugün de uygulad›¤›, örgütlülük görünümü alt›ndaki örgütsüzlüktür. Bireyciliktir. O sadece “aflk”› de¤il, hemen herfleyi kar›fl›lamaz görüyor. Örgütlülü¤ün gerektirdi¤i disiplini “Stalinist disiplin” diye tukaka yap›p, birey özgürlü¤ünü savunuyor. Risk almas› gereken yerde alm›yor, emek harcamas› gereken yerde harcam›yor, fedakarl›kta ortadan kayboluyor, niye çünkü hepsi sonuçta “özel hayat” de¤il mi? “Örgütlü olmayacaks›n, örgütlülü¤e, örgütlü
Bu nedenle tart›fl›lan gerçekte aflk de¤il, örgütlülük, örgütsüzlüktür. Ayn› sald›r›n›n bir boyutu da F tiplerindedir. F tipleri de örgütlü insan› yok ederek düzene bireyler yaratmay› hedefliyor.
Burjuva cepheden yay›lan bu sald›r› ile flöyle insan tipleri yarat›lmak isteniyor: örgüt kurallar›n›, disiplinini, devrimci yaflam tarz›n› reddeden, “örgüt bireyin geliflimini yok ediyor, özgürlefl!” pespayeli¤ine teslim olan, burjuvazinin beynine soktuklar›n› kendi düflünceleri zanneden ve bilimsel, örgütsel do¤rular›n karfl›s›na ‘ben böyle düflünüyorum’ diye ç›kan, emperyalist kültürün ortaya ç›kard›¤› yaflam tarz›na öykünüp örgüt disiplinine uyumsuz, ‘ben böyle yaflamak istiyorum’ diyen insan tipleri yarat›lmak isteniyor.
Kapitalizmde Sevgi De¤il, Ç›kara Dayal› ‹liflikler Vard›r, Her fiey Metalaflt›r›l›r Her s›n›f›n, s›n›fsal katmanlar›n hatta her kiflinin içinde yaflad›¤› koflullar›n, kültürün, kendisini çevreleyen ideolojinin etkisinde oluflturdu¤u, de¤er verdi¤i, ulaflmaya çal›flt›¤› bir sevgi anlay›fl› vard›r. Kapitalizmde tek “sevgi” paraya duyulan sevgidir. Her fley metad›r. Aflk, sevgi, cinsellik de pazar›n bir arac›na dönüfltürülmüyorsa, bir hiçtir. Kapitalizmde önce kad›n metalaflt›r›l›r, fuhufl bir sektöre dönüfltürülür. Aflk, sevgi kapitalist ürünlerin reklam araçlar› haline getirilir. Fahiflelik ‘dünyan›n en eski mesleklerinden” biri ve tüm s›n›fl› toplumlarda olmas›na karfl›n, hiçbir dönemde kapitalizm döneminde oldu¤u kadar varolmam›flt›r. Kapitalizm fuhuflu para kazand›¤› bir sektör haline getirir ve teflvik eder. Bunun için yaflam ve iliflkilerin yozlaflt›r›lmas›, bu yozlu¤un “özgürlük... özgür aflk” diye sunulmas› bir aflamad›r. Bu konuda filmler çekilir, kitaplar, dergiler yay›nlan›r. Kendi iliflkilerinde bu yozlaflmay› yaflayan burjuvazi, bunu tüm topluma yaymak için çaba harcar. Devrim hedefini terk etmifl reformist sol ve küçük-burjuva ayd›n bu konuda “yard›mc› güçleri” gibi hareket eder. Burjuvazi için evlilik ç›kara dayal› bir birliktir, sevgi, sadakat gibi kavramlar tamamen de¤ersizlefltirilir, çünkü bunlar “para getirmeyen, borsada de¤eri olmayan” fleylerdir. Sevgi ve aflk›n anlam› cinsel dürtülerin tatminine dönüfltürülür ve ad›na özgür aflk denir.
Oysa sevginin çok daha genifl bir anlam› vard›r. Yaflam›n bütün alanlar›nda iyiliklere, güzelliklere ulaflmay› içerir. Tüm de¤erlerin çarp›t›ld›¤›, de¤ersizlefltirildi¤i kapitalizmde güzelliklere ulaflmak hayaldir. Bu durum kad›n-erkek iliflkilerinde de geçerlidir, iliflki ç›kar temeline oturur. En saf görünen iliflkilerde dahi, içinde yaflan›lan düzenden etkilenme ve onun temelde ç›kara dayanan felsefesi ve bireycili¤i bu iliflkide de kendini üreterek çeflitli biçimlerde karfl›m›za ç›kacakt›r. Kad›n-erkek aras›nda her türlü ç›kar iliflkisinden uzak, temiz, saf bir sevgiyi ancak insanlar›n gerçek anlam›yla özgür ve eflit oldu¤u koflullarda yakalayabilmek bir gerçeklik iken, buna en yak›n iliflkiler, bugünden sosyalist insan› yakalama perspektifiyle hareket eden devrimci saflarda yaflanabilir. Çünkü devrimci örgüt, tüm bir halk›n kurtuluflunu, özgürlü¤ünü, eflitli¤ini sa¤lamak, yaflam› her yan›yla güzellefltirmek için vard›r. Devrimcili¤in ç›k›fl noktas› düzenin yaratt›¤› bütün sonuçlar› ortadan kald›rmakt›r. Aflk ve beraberinde evlilik konusunda burjuvazi ne diyor? Özel hayat, kimse kar›flamaz... Kapitalizmin o “özel hayatlara” nas›l müdahale etti¤i, nas›l kar›flt›¤› çok iyi bilinir. Burjuvazi savundu¤u tüm “özgürlükler”de oldu¤u gibi, bu konuda da ikiyüzlüdür. O “Özel hayat, kimse kar›flamaz” derken bir yan›yla kendi yoz yaflam›n› meflrulaflt›rmak istemekte, öte yandan da her türlü örgütlülü¤ü, kollektivizmi, güzel olan de¤erleri halk›n yaflam›ndan söküp atmak için bir ideolojik sald›r› silah› olarak kullanmaktad›r. ‹flte tam da bu noktada, burjuvazinin ve reformizmin çarp›tt›¤› “örgüt aflka ne kar›fl›r” meselesine geliyoruz. Herkes, evlili¤in yap›lan ifle, amaçlanan hedeflere uygun olup olmad›¤›n› de¤erlendirir. Bu burjuvazi için de geçerlidir. Hem do¤an›n, hem hayat›n ve s›n›flar mücadelesinin gere¤i de budur zaten. Örgüt, e¤er kiflisel karakterleri aç›s›ndan, mücadele aç›s›ndan bir uyumsuzluk görüyorsa, bunu söyler. Devrimci gerçek bu kadar basittir. Devrimcilerin aflk anlay›fl› da, “özel hayat” anlay›fl› da burjuvaziden do¤al olarak farkl›d›r. Devrimci örgütte, devrimci mücadelede “aflk yasak”m›fl! Bu pespaye bir yaland›r. Devrimciler, afl›k da olur, evlenir de. Devrimciler, iflte bu noktada evlili¤i de örgütlü yaflam›n bir parças› olarak görürler, ona göre flekillendirirler. Örgütlü yaflam, devrime hizmet eden yaflamd›r. Elbette bunun önünde engel oluflturan, bu potansiyeli bugünden aç›kça gösteren iliflki ve düflüncelerle, bir devrimci örgüt mücadele eder, saflar›nda yeflermesine izin vermez. Burada elbette taraftarlardan, sempatizanlar-
Sevgi ve ‹brahim Erdo¤an... Devrimciler en ç›kars›z sevgilerin, kavgalar›yla birlefltirdikleri en büyük aflklar›n ustas›d›rlar... dan de¤il, örgütlü kadrolardan söz ediyoruz. Elbette evlilik, aflk iliflkilerinde çarp›k, düzene ait olan› düzeltmekte çözüm “yasak” ya da yapt›r›m de¤ildir tek bafl›na. E¤itim, düzeni, onun kültürünü tan›ma, devrime ait olmayan düflünce ve yaflam tarz›yla hesaplaflma önemlidir. Ama bu demek de¤ildir ki, örgüt iflleyiflini, disiplinini bir yana b›rakacak, gelecek toplumun iliflkilerinin, insan tipinin bugünden yarat›lmas› mücadelesinden vazgeçecek. ‹ktidar iddias› olan, devrimi hedefleyen her örgüt, bir çok konuda oldu¤u gibi, bu alanda da bir perspektife ve kurallara, ilkelere sahiptir. Bu, örgüt iflleyiflinin sa¤l›l›kl›¤› kadar ayn› zamanda ahlaki aç›dan da yozlaflman›n meflrulaflt›r›lmas›n› engellemek için gereklidir. Devrimciler her olayda, “devrime hizmet mi ediyor, zarar m› veriyor?” sorusunu sorarlar ve bunun cevab›na göre tav›r belirlerler, esas olan, iktidar sorunudur. Di¤er tüm sorunlar buna hizmet edecek perspektifle ele al›nmal›d›r. Keza, devrime, hareketine ba¤l›, örgütüne güvenen ve devrimi her fleyin önüne koyabilen bir devrimci için bu konularda hiçbir sorun da yaflanmaz. Mao, “dünyay› de¤ifltirmek için, insan›n ve onun dünyaya bak›fl›n›n bilinçli bir flekilde kal›ba dökülmesi laz›md›r” der. Dünyay› kapitalizmin pisliklerinden, yoz, ç›kara dayal› iliflkilerinden ar›nd›rmay› hedefleyen bir örgüt, elbette yar›n›n insan›n› bugünden yaratma mücadelesi verir. E¤er bir iliflki, devrimin geliflmesinin önünde engel oluyor, devrimciyi geriletiyorsa buna izin vermeyecektir. Halk sevgisinin, yoldafl sevgisinin, devrime duyulan sevginin üzerinde hiçbir bireysel duygu, düflünce olamaz. Tersi, bireycili¤i kutsamak, bireyin kurtulufluna inanmakt›r. Kayna¤› burjuvazi olan, yer yer reformist solun, küçük-burjuva ayd›nlar›n ortak oldu¤u hiçbir kampanyan›n masum, s›radan oldu¤unu düflünmemeliyiz. Düzenin devrimci saflara bulaflt›rd›¤› al›flkanl›k ve yaflam tarz›yla mücadele, burjuva ideolojisiyle mücadeledir.
Say› 123 39 12 Eylül 2004
Okullar Aç›l›yor... Oligarflinin Müfredat›nda Yeni Bir fiey Yok: “Y›lan›n Bafl›n› Küçükken Ezeceksin!”
“Okuyacak, adam o lacak!” Peki n as›l? Hangi p arayla? Nas›l b ir o kulda? Okuyunca nas›l b ir ‘ adam’ olacak?
Say› 123 40 12 Eylül 2004
‹lk ve ortaö¤renimde okullar 13 Eylül’de aç›l›yor. Ankara Ticaret Odas› yeni ö¤retim y›l›n›n bafllamas› nedeniyle haz›rlad›¤› rapora “Dert Zili Çal›yor” bafll›¤›n› koydu. Do¤ru bir tan›md›, ama “dert”, ATO’nun s›ralad›klar›n›n çok ötesindedir. E¤itim ve ö¤retim sisteminde tek “dert”, harcamalar›n büyüklü¤ü de¤ildir. Bu y›l, ‹lkö¤retimde 12 milyon, liselerde ise 4,5 milyon çocu¤umuz “e¤itim” görecek. Üniversitelerde ise 2 milyon gencimiz ekonomik zorluklar›n, üniversiteleri k›fllaya çeviren bask›lar›n ortas›nda “okumaya” çal›flacak. Bu rakamlar, “e¤itim-ö¤retim” denilen olgunun, bir toplumun hayat›nda ne kadar önemli oldu¤unu göstermeye yeter. Rakamlar› toplarsak, 70 milyonluk Türkiye’nin 18.5 milyonunun ö¤renci oldu¤u ortaya ç›kar. 18,5 milyon çocu¤umuza ne ö¤retiyorlar okullarda? Onlar› nas›l yetifltiriyorlar? Her aile çocu¤unu okula “okusun, vatana millete hay›rl› olsun” düflünceleriyle gönderir. Peki okullarda verilen e¤itim ve kültürle, çocuklar›m›z “vatana, millete hay›rl›” olabiliyor mu?
Düzene uygun beyinler yetifltirmeye programlanm›fl e¤itim sistemi Sömürücü bir düzenin e¤itim sistemi, sömürü düzeninin sürdürülmesini hedefler. Oligarflinin e¤itimi de böyledir. Oligarflinin e¤itimi, içerikte faflist, gerici, anti-bilimsel, yönetsel olarak bask›c›d›r. Tüm toplumsal tarihin omurgas›n› oluflturan s›n›flar mücadelesi yoktur bu e¤itim programlar›nda. Kurtulufl Savafl› ö¤retilir, ama Kurtulufl Savafl›’n›n anti-emperyalizmi yoktur. Osmanl› tarihi ö¤retilir ama Osmanl›’n›n sömürüsü, sömürgecili¤i ve yoksul halk›n isyanlar› yoktur. Beyinler, gerici, flovenist düflüncelerle, emperyalizm hayranl›¤›yla, bireyci kültürle doldurulur. Sorgulamay›, tart›flmay›, elefltirmeyi yasaklayan e¤itim sistemi, “böyle gelmifl böyle
gider” düflüncesini hakim k›lmak ister genç beyinlerde. Niçin bunlar›n ö¤retildi¤i ise s›r de¤ildir; düzen için sorun ç›karmayacak insanlar yetifltirilmek istenmektedir. Bu anlamdad›r ki, sistemin gençli¤i düflman olarak görmesi bir mecaz de¤ildir. Düzen gençli¤in dinamizminden, ayd›n, bilinçli olmas›ndan korkmaktad›r. Her genç, düzen için ya bilinçlenirse, ya sorgular, gerçeklerin fark›na var›r, ya düzeni elefltirmeye bafllarsa diye bak›lan potansiyel bir tehdittir. Düzen gençli¤i böyle gördü¤ü için de “Y›lan›n bafl›n› küçükken ezeceksin” politikas›n› uyguluyor. “Y›lan›n bafl›n›”, faflist, gerici e¤itim program›yla ve idare-YÖK bask›s›yla, polis korkusuyla ezmeye çal›fl›yor. Okul yönetmeliklerindeki bol miktarda disiplin cezalar› da gençlik gerçe¤i aramas›n, sorgulamas›n, elefltirmesin diyedir. K›sacas›, düzenin e¤itim anlay›fl› hem gerici, hem bask›c› ve hem de para üzerine kuruludur.
Avrupa’dan yeni model Okullar›n aç›lmas›ndan önceki hafta burjuva medyada bolca Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n propagandif haberleri yerald›. Haberlere göre, ilk ve ortaö¤renimde yeni bir modele geçiliyordu. Art›k “ezbercilik” tarihe kar›flacakt›. Ö¤renciler tart›flacak, daha yayg›n laboratuar ve pratik e¤itim verilecekti. Model, art›k hemen herfleyde oldu¤u gibi, e¤itimde de Avrupa’dan al›nm›flt›. Peki bu model Avrupa’da nas›l bir gençlik yarat›yor? Kilit soru bu? Bugün tüm Avrupa ülkelerinde, gençlik “en sorunlu” kesimlerden birini oluflturuyor. Uyuflturucu, cinsellik, bananecilik, kültürsüzlük, sorumsuzluk gençli¤i pençelerine alm›fl durumda. Model Avrupa olunca, Türkiye’de de bundan daha iyi bir sonuç da al›nmayacakt›r.
‘Global ekonomiyle bütünlefltirilmifl’ e¤itimde yoksula okuma hakk› yok! Bir ailenin ilkö¤retimde okula bafllayacak çocu¤u için en az 350 milyon liralık bir harcama yapması gerekiyor. Liseli bir ö¤renci için ailesinin yapmas› gereken bafllang›ç harcamas› ise en az 520 milyon lira.
Ve bu ülkede asgari ücret 318 milyon. Bir emekçinin bir ayl›k maafl› bile yetmiyor çocu¤unu okula bafllatmaya. Üniversitelere gelince, rakamlar çok daha korkunç boyutlara ulafl›yor. Özel üniversiteler bir yana “devlet üniversitesi”nde okuyan bir üniversite ö¤rencisinin “barınma, harç, kitap, yemek, yol ve giyim giderleri” y›ll›k olarak en az 6-7 milyar aras›nda. (Özel üniversitelerde ise bu rakam en az 20 milyar lira dolay›nda.) Bu demektir ki üniversitelinin ayl›k harcamas›, 500 milyonun alt›na düflmüyor. Peki zaten ald›¤› ayl›k ücret-maafl bu kadar olan milyonlarca iflçi, memur, çocuklar›n› nas›l okutacak? Bu da demektir ki, iflçiler, memurlar çocuklar›n› üniversitelerde okutamazlar. Demektir ki, iflçinin, memurun çocu¤u da ömrü boyunca asgari ücrete mahkumdur. Cem Karaca’n›n “iflçisin sen iflçi kal” flark›s›n› hat›rlat›yor de¤il mi?
AKP’nin ‘paras›z kitap” sadakas› ve tekellerin hizmetindeki e¤itim politikas› Anayasada, “e¤itim paras›z olmal›d›r” hükmü yeral›r, yasalarda “e¤itimde f›rsat eflitli¤i”nden sözedilir; AKP’nin Milli E¤itim Bakan› koltu¤a oturdu¤undan beri bu nakarat› tekrar-
Ö¤renciler! Örgütlenin! ★ Bu e¤itim sisteminin kurban› olmak istemiyorsan›z, örgütlenin.
★ Ba¤›fl, harç, kay›t paras› veya baflka adlar alt›nda sürekli haraç ödemek istemiyorsan›z, örgütlenin.
★ Sistemin “tektiplefltirilmifl”, “robotlaflt›r›lm›fl” bireyleri olmak istemiyorsan›z, örgütlenin.
★ Ortaö¤renimin dayaklar›, YÖK’ün soruflturma ve cezalar› karfl›s›nda çaresiz kalmamak için, örgütlenin.
★ Bu sistemin size ö¤retti¤inin d›fl›nda baflka dünyalar›n da oldu¤unu görmek için, örgütlenin.
★ Çocuklu¤unda atlar gibi yar›flt›r›lan, gençli¤inde tekellerin hizmetkar› olarak yetifltirilen “büyükler” olmamak için, örgütlenin.
l›yor. Fakat ne “paras›z e¤itim”, ne “f›rsat eflitli¤i” yok hayat›n içinde. Y›llard›r bir türlü bitmeyen “zorunlu ba¤›fl” dayatmas›n› hat›rlamak, düzenin ikiyüzlülü¤ünü görmeye yeter. Bu tablo içinde çok s›n›rl› bir kesime “ücretsiz ders kitab›” da¤›t›lmas› ise AKP’nin “sadaka” politikas›n›n bir devam›d›r. 1995 y›l›nda Türkiye Cumhuriyeti GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaflmas›) olarak an›lan bir anlaflmaya imza att›. Bu anlaflmaya göre, baflta e¤itim, sa¤l›k olmak üzere tüm kamu hizmetleri belli bir plan dahilinde özellefltirilecektir. Özel okullar›n yayg›nlaflt›r›lmas›, e¤itimin özellefltirilmesinin biçimidir. Sadaka da¤›tan AKP iktidar›, GATS’a at›lan imzay› iptal edebiliyor mu? Hay›r! ‹lk, orta ve yüksek ö¤retim sorunlarla doludur. Bu düzen ilk okul ö¤rencilerinin servislerini bile düzenleyemez. 81 y›ll›k cumhuriyet, yüksek okul ö¤rencilerine yeterli yurt yapamam›flt›r. ‹ki milyon üniversite ö¤rencisine karfl›l›k, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlü¤ü’ne ba¤l› 201 yurdun kapasitesi sadece 190 bin. 1 milyon 800 bin ö¤renci bar›nma sorununu zorunlu olarak yurtlar d›fl›nda çözecektir. Bu ise tüm masraflar›n›n iki kat artmas› demektir. Ama kim düflünür halk›n çocu¤unu nas›l okutaca¤›n›. Devletin bina yapacak paras› m› yok? Var olmas›na var, ama onlar trilyonlar› F tipi hapishaneler yapmaya ay›r›yorlar. Okul yönetimleri “döner sermaye” kazançlar›yla ö¤renciler için tesis kurmak yerine, “özel güvenlik birimleri” kurmak için harc›yorlar. Tüm yurtlar, liseler, kampüsler, birer F tipine çevriliyor. Okul önlerindeki uyuflturucu sat›c›lar›n› engellemeyen ama her türlü hak ve özgürlük eylemine müdahale eden Özel Güvenlik Birimleri, koridorlara yerlefltirilen kameralar, okullar›n etraf›ndaki duvarlar›n yükseltilmesi, herfley “F Tipi” tarz›na uygun bir e¤itim sistemi için! AKP’nin “YÖK’ü demokratiklefltirme” operasyonunda bunlar›n hiçbiri gündemde de¤il; çünkü AKP’nin “demokratiklefltirme” ad›na yapmak istedi¤i tek fley gerici kadrolaflma. ‹flte “e¤itimin tablosu” budur: E¤itim sisteminin her aflamas›nda iflleyen bir sömürü çark› ve e¤itim sisteminin her kurumundaki faflist bask›lar. Bu tablo “yetifltiren” de¤il ezen, “e¤iten” de¤il beyinleri boflaltan bir e¤itimin tablosudur. Anayasada ne yazarsa yazs›n, iktidar partileri hangi vaatlerde bulunursa bulunsun, e¤itim sistemi gerçe¤i budur.
Say› 123 41 12 Eylül 2004
M‹T’çiler Abas eylemini hala hazmedememifl!
Say› 123 42 12 Eylül 2004
Mehmet Eymür konuflmaya devam ediyor. Aksiyon Dergisi’nin 509. say›s›nda yeralan “Mehmet Eymür’den Olay Aç›klamalar” röportaj›nda spekülasyonlar›n bini bir para. Bütün mesele birbirlerine üstünlük sa¤lamak, baflka deyiflle it dalafl›! Habire konufluyorlar, ama M‹T’in halka, devrimcilere karfl› iflkencelerini, katliamlar›n›, bu karfl›-devrim operasyonlar›nda kimlerin yerald›¤›n› hiç aç›klam›yorlar. Anlatt›klar› hep kim kimin aya¤›n› nas›l kayd›rd› hikayeleri. Gerçe¤e dair k›r›nt›lar, ancak bu it dalafl›nda gerekti¤i kadar yer buluyor kendine. Ama devrimcilere düflmanl›k öylesine yerleflmifl ki, it dalafl› yaparken bile devrimci örgütlere kara çalmaktan, spekülasyonlar yapmaktan geri durmuyorlar. Eymür de Devrimci Sol’un Hiram Abas ve Sabanc› eylemi üzerine flaibe yaratmaya çal›fl›yor bu röportaj›nda. Abas eylemi, tüm M‹T’çilerin içine oturmufltur. Y›llar geçmifltir ama bir türlü hazmedememektedirler bu darbeyi. Öyle ya; Hiram ustalar›, att›¤›n› vuran yaman bir silahflördü. Türkiye’de ve Lübnan’da “kahramanca” operasyonlar yapm›flt›.
M‹T’in James Bond’unun kariyeri bir Devrimci Sol savaflç›s› karfl›s›nda yerle bir oldu. M‹T’çilerin tüm kahramanl›k hikayelerinin uydurma oldu¤unu gördü herkes. Babalar›, flefleri, Hiram Abileri’nin böyle tereya¤›ndan k›l çekercesine cezaland›r›lmas› havalar›n› bozdu. Hiram Abas eylemine iliflkin bas›na yans›yan ayr›nt›lar› biliyoruz. “Usta silahflör” Abas, elini silah›na bile atamam›flt›. Sabanc› eylemi de M‹T’in içine oturan bir baflka eylemdir. Onlar Sabanc›lar için vard›lar, ama birileri Sabanc›lar’›n 24. kat›na kadar ç›k›p yapm›flt› iflini. Eymür, Devrimci Sol’un Sabanc› eyleminde “tafleron oldu¤unu” söylüyor. Ama “Devrimci Sol çok enteresan bir örgüt oldu¤u için hangi ülkenin tafleronu oldu¤unu tesbit etmek zormufl”. Sallama bu kadar olur. Koca servisiniz var; dünyan›n her ülkesinde ajanlar›n›z var, tesbit etsene hadi... Al›flm›fllar sallamaya, al›flm›fllar komplo teorilerine... M‹T dedi¤iniz “gizli, esrarl›”, “milli” kurum, herkes biliyor ki, bir pislik yuvas›d›r. M‹T’çilerin bütün numaralar› art›k kamuoyunun malumu. Gizlilik maskesi alt›nda her türlü pisli¤i yerler. “Milli güvenlik” perdesi alt›nda ç›karc›l›klar›, bireycilikleri, rüflvetçilikleri, flantajc›l›klar› s›r›t›r. Bir fley bilmezler. Bilir gibi sallarlar. Ama Abas, Sabanc› eylemleri konusunda ne kadar sallarlarsa sallas›nlar, kepaze olmufllar bir defa, onu de¤ifltiremezler.
Mahir Ayhan
B›rak›n Canl›y›, Ölülerimize ‹flkence Yap›l›yor AB Komiseri, Türkiye’de iflkencenin sistematik olmad›¤› konusunda, karfl›s›nda rakamlarla konuflan bu ülkenin insanlar›yla tart›flma yüzsüzlü¤ünü gösteredursun, iflkence canl›lar› b›rak›n ölülerimize dahi yayg›n flekilde uygulanmaya devam ediyor. Katlettikleri gerillalar›n bafl›n› kesen katiller, bu kez de, Siirt'in Afetevler Mahallesi'nde flehit düflen YJA Star gerillas› Fatma ‹yidem’in naafl›n›, ellerinden ba¤layarak Özel Hareket Timleri’nin panzeri ile sürüklediler. 6 Eylül günü gerçekleflen vahfleti, mahalle sakinlerinden Nazl› Üzüm adl› kad›n D‹HA’ya olay› flöyle anlatt›: "Biz tand›r bafl›na giderek ekmek yapt›¤›m›z esnada sivil polisler mahallede kenar yerlerde bekliyordu. O esnada biri erkek biri bayan iki kifli sokaktan ç›karak yol üzerine do¤ru geldi. Sivil polisler bir anda etraflar›n› kapatt›. Arkadaki genç geri döndü ve kaçt›. Kad›n aralar›na girdi ve yere e¤ilerek bir fleyler saklamaya çal›flt›. Bu esnada bir silah ç›kar›p kafas›na dayay›p kendini vurdu. Daha sonra olay yerine bomba imha ekipleri geldi. Onlar bayan›n elinde bulunan pofleti patlatt›, bir fley ç›kmad›. Daha sora 2 sivil polis sopalar ile genç kad›n›n vücuduna vurarak kontrol ettiler. Daha sonra kad›n›n ellerini iple ba¤layarak panzere takt›lar ve bir süre yerde sürüklendi. Bu sürüklenme olay›n›n ard›ndan gelen ambulansa konulup götürüldü. Mahallede geç saatlere kadar d›flar› ç›kmam›z engellendi, çocuklar›m›z çok korktu."
Yurtd›fl›ndan
Yunan Sendikalar Sinan Bozkurt’a Destek Verdi Almanya'ya iade amac›yla Yunanistan'›n Komotini Cezaevi’nde 5 ayd›r tutuklu bulunan Türkiye'li devrimci Sinan Bozkurt 3 Eylül günü yarg›taya ç›kar›ld›. Yarg›tay binas› önünde toplanan yüz kifli "Sinan Bozkurt’a Özgürlük, Sinan Bozkurt ‹ade Edilemez” sloganlar›n›n yaz›l› oldu¤u pankartlar aç›p, dövizler tafl›yarak gösteri düzenledi. Sinan Bozkurt yarg›tay binas›na "Yaflas›n Mücadelemiz", "Hakl›y›z Kazanaca¤›z" sloganlar› atarak gelirken, ayn› anda mahkeme önünde toplanm›fl olan ve aralar›nda Yunanistan'›n en büyük kitle örgütleri olan ADEDY(Memurlar Federasyonu), OLME (E¤itimciler Federasyonu) ve daha bir çok sendika ve parti temsilcilerinin de yer ald›¤› kitle alk›fllar ve sloganlarla destek verdiler. Sinan Bozkurt yapt›¤› savunmada, Almanya'daki, anti-emperyalist, anti-faflist faaliyetleri nedeniyle iadesinin istendi¤ini vurgulayarak, Almanya'n›n Türkiye'li devrimcilere karfl› bask›lar›n ve yasaklar›n uyguland›¤› bir ülke oldu¤unu belirtti. Bozkurt, iadesi istenen davadaki hukuki çarp›kl›¤a de¤inerek, bunun devrimci düflünceye yönelik bir sald›r› oldu¤unu belirtti. Daha sonra tan›k olarak konuflan eski Avrupa parlementeri ve flu anda da milletvekili olan Alekos Alabanos, Bozkurt'un herkes taraf›ndan tan›nan bir devrimci oldu¤unu ve devrimcilere yönelik bu tür sald›r›lar›n 11 Eylül sonras›nda yo¤unlaflt›¤›n› vurgulad›. Ayn› örgütün Avrupa'n›n bir çok ülkesinde ve Yunanistan'da da yasad›fl› olmad›¤›n›, Türkiye'deki faflist rejime karfl› insan haklar› ve demokrasi mücadelesi verdi¤ini ifade ederek, böyle bir iade ile sadece insan haklar›n›n de¤il Yunan adaletinin de yara alaca¤›n› söyledi. Emekli bir yarg›ç olan ikinci tan›k ta, böyle bir iadenin Yunanistan yasalar› ve insan haklar› kriterlerine ters düflece¤ini vurgulad›. Avukatlar ise hukuki aç›dan suçlamalar›n as›ls›z oldu¤unu vurgulayarak, DHKC'nin meflru bir halk örgütü oldu¤unu, ba¤›ms›zl›k ve Türkiye'deki halklar›n özgürlü¤ü için mücadele etti¤ini belirttiler. Ayr›ca Yunan anayasas›na göre özgürlük mücadelesi veren kiflilerin iadesinin söz konusu olamayaca¤›n›, burada suç kapsam›na girmeyen faaliyetler nedeniyle kimsenin iade edilemeyece¤ini söylediler. Dava, 9 Eylüle ertelenirken, tahliye talebi reddedildi.
Hartz Yasasına Direniflte Kararl›l›k Altı haftad›r süren “Hartz IV” yasasına karflı “Pazartesi Gösterileri” Pazartesi günü 225 flehirde 200 bine yak›n kiflinin kat›l›m› ile gerçeklefltirildi. Berlin, Leipzig, Magdeburg ve Rostock’ta onbinlerin alanlara ç›kt›¤› eylemlerle, Alman emekçileri sosyal demokrat hükümetin sald›r›lar›na direnece¤i mesaj›n› verdi. Kat›l›m do¤u eyaletlerinde yine daha yo¤un gerçekleflirken, 2 Ekim tarihinde merkezi bir gösteri yap›lmas› karar› al›nd›. Gösterinin yeri 11 Eylül günü yap›lacak toplant›da kararlaflt›r›lacak. Bu arada her hafta oldu¤u gibi, Türkiyeli devrimciler de bulunduklar› kentlerde gösterilere pankartlar› ile kat›larak, Alman emekçilerinin ve yurtd›fl›nda yaflayan halk›m›z›n yan›nda yer ald›lar.
Konferansta Tecrit Ve Direnifl Anlat›ld› Avustralya - Sydney kentinde Socialist Allience ad›ndaki bir organizasyonun 3 Eylül günü düzenlemifl oldu¤u Marxism 2004 adl› konferansa Sydney TAYAD Komite de kat›ld›. Aç›l›fl konuflmalar›nda yer alan Sydney TAYAD Komite, Türkiye hapishanelerinde 4 senedir devam eden ölüm oruçlar›n› anlatt›. Direnifle karfl› sürdürülen sansürün uluslararas› boyutta olmas› nedeniyle, 117 insan›n ölümünü konuflma s›ras›nda ö¤renen Sydney'li sol gruplar, flaflk›nl›klar›n› ifade ettiler. Konuflmada, emperyalist bir politika olan tecrite karfl› mücadelede uluslararas› dayan›flman›n önemi vurguland›.
Kesbir'in iadesi karar›na onay Hollanda - Hollanda Adalet Bakanl›¤› Kürt yurtseveri Nuriye Kesbir'in Türkiye'ye iade edilmesini onaylarken, karar çeflitli kurumlar taraf›ndan protesto edildi. 7 Eylül günü yap›lan duruflmada, mahkemenin verdi¤i karar ayn› flekilde onayland›. KNK Kürt halk›na sahiplenme ça¤r›s› yaparken, Hollanda Adalet Bakanl›¤›'n›n karar›n› tekrardan gözden geçirmesini istedi. Kesbir'e Özgürlük Komitesi ise, karar›n hukuki bir karardan ziyade politik bir karar oldu¤unu vurgulad›. Karar›n k›nand›¤›n› ve en k›sa zaman içinde Yüksek Mahkeme'ye itirazda bulunacaklar›n› aç›klayan komite üyesi bir grup da 8 Eylül gününden itibaren, iade karar›n›n durdurulmas› için süresiz açl›k grevi bafllatt›klar›n› duyurdu. Avrupa sahte demokrasisi, ç›karlar› gerekti¤inde muhalifleri faflizme teslim etmekteki pervas›zl›¤›n› bu kararla da göstermifl oldu.
Say› 123 43 12 Eylül 2004
Kürt sorununun çözümü devrimde, sosyalizmdedir!
PKK’da Stratejik T›kanma! “T›kan›kl›klar, açmazlar” Kürt milliyetçi hareketin elefltirisinde s›k s›k yeralan kavramlard›r. Bu kavramlar bir süredir bizzat Kürt milliyetçi hareketin kendisi taraf›ndan da kullan›lmaktad›r. “T›kan›kl›k” art›k reddedilemez, görmezden gelinemez hale gelmifltir. Sadece “t›kan›kl›¤›” kabul etmek, siyasal aç›dan bir belirleyicilik tafl›maz. Çünkü yap›lan sadece art›k var m› yok mu diye tart›fl›lamayacak kadar aç›k hale gelen bir olgunun kabul edilmesinden ibarettir. T›kan›kl›¤›n nedenleri üzerine cesaretle gidilemedi¤inde, onu aflman›n yolu da bulunamaz. Kürt milliyetçi hareket, “t›kan›kl›k” tesbiti aç›s›ndan bugün bu noktadad›r. Bir t›kan›kl›ktan sözedilmekte fakat bunun kaynaklar›na inme konusunda bir tart›flma gözükmemektedir. Say› 123 44 12 Eylül 2004
PKK’n›n bugün içinde bulundu¤u durum emperyalizmi, oligarfliyi ve tüm silahl› mücadele düflmanlar›n› sevindirmekte, halklar›n ulusal sosyal kurtuluflundan yana olanlar› üzmektedir. Halk düflmanlar›n› sevindiren, halk›n dostlar›n› üzen bu durumu tersine çevirmek için üzerimize düflen görevlerden biri olan Kürt milliyetçi hareketini uyarma ve yanl›fllar›n› elefltiri görevimizi yerine getirmeye devam edece¤iz. S›n›flar mücadelesinin zorlu yoluna giren her siyasi hareket politik, taktik hatalar yapabilir. Devrim mücadelesini zaferle sonuçland›rm›fl partiler de dahil, Bolfleviklerden ÇKP’ye kadar hemen her siyasi hareketin tarihinde yanl›fllar, hatalar vard›r. Bunlar, hareketin geliflimini belli dönemlerde engeller, yavafllat›rlar. Fakat bunlar bir çizgiye dönüflmedi¤i sürece de bir t›kan›kl›ktan sözedilemez. PKK aç›s›ndan bugün sözkonusu olan bu türden politik, taktik yanl›fll›klar de¤ildir. T›kan›kl›¤›n kayna¤› bunun çok ötesindedir. Ve bunlar aç›kça ortaya konulmal›d›r. PKK’n›n “Ba¤›ms›z sosyalist Kürdistan”dan yola ç›k›p oligarflinin ve AB’nin egemenli¤indeki bir “demokratik Cumhuriyet”in parças› olmaya evrilen politik seyri, Marksizm-Leninizm’den etkilenmekle bafllay›p burjuva, troçkist, sivil toplumcu Wallerstein, Bookchin gibi düflünürlerin eklektik tezleriyle “ekolojik toplum”a evrilen ideolojik seyri, hiç kuflkusuz, halklar›n mücadele tarihi aç›s›ndan üzerinde durulmay› fazlas›yla gerektiren ilginç bir tablo oluflturmakt›d›r. Böyle
bir inceleme ideolojik, politik, sosyolojik, s›n›fsal, kültürel bir çok boyutu içerebilir. Ülkemiz orjinalitesi aç›s›ndan bizim için ön planda olansa elbette Kürt halk›n›n ulusal kurtuluflu için PKK modelinin bir cevap oluflturup oluflturmad›¤›d›r. PKK’n›n gelinen aflamadaki köklü t›kan›kl›klar›, çokuluslu Türkiye’de, PKK tarz›n›n hiç bir ulus için kurtulufl yolu olamayaca¤›n›n ifadesi olarak görülmelidir. Kürt milliyetçi hareketinin stratejik yenilgisiyle Kürt halk› nezdinde de kurtuluflun bu yolla olamayaca¤› görülmeye bafllanm›flt›r. Fakat, bunun alternatifi olarak ise Kürt halk›n›n belli kesimleri Talabani-Barzani çizgisine veya AB’cili¤e kay›yor. Bu kay›fl› engellemek devrimcilerin görevidir. PKK, esas olarak 1984 sonras› oldukça h›zl› geliflen bir gerilla hareketidir. PKK’n›n h›zl› geliflimindeki bafll›ca etkenler, ayn› zamanda PKK’n›n t›kan›kl›klar›n›n da nedeni olmufltur. Yaz›m›z›n devam›nda bafll›klar halinde s›ralayaca¤›m›z bu t›kan›kl›klar, bugün art›k, flu veya bu taktik manevrayla, biçimsel de¤ifliklikliklerle afl›lamayacak noktadad›r. Bar›fl politikas›, sömürgecilik teorisi, emperyalizme yaslanma politikas›, demokratik cumhuriyet politikas›, birlik politikalar›, bütün bunlar t›kand›¤› için, ortaya at›lan say›s›z taktiklere, say›s›z yeni örgütlenme biçimlerine ra¤men bir geliflme olmuyor. Öcalan’›n ‹mral›’da tutsak edilmesinden bu yana gündeme getirilen çeflitli politikalar›, isimlerini bile ak›lda tutman›n mümkün olmad›¤› farkl› örgütlenmeleri, büyük analizler eflli¤inde ileri sürdükleri ve hepsi de birbiriyle çeliflen öngörülerini, bir hat›rlay›n; hiçbiri pratikte hayat bulmam›flt›r. PKK’n›n son dönemi, hiçbiri gerçekleflmeyen politikalar, örgütlenme modelleri mezarl›¤› gibidir. E¤er bugün bir askeri yenilgiden sözedilebilirse, bu sonuçtur. ‹deolojik, politik yenilginin sonucudur. PKK, örgütsel ve askeri anlamda, oligarflinin asla yokedemeyece¤i bir güç konumuna ulaflm›fl bir harekettir. Ama bir örgütlenmenin tarih karfl›s›ndaki dayan›kl›l›¤›n› belirleyen askeri, örgütsel gücü de¤il, ideolojik sa¤laml›¤› ve politik kararl›l›¤›d›r. PKK için as›l ye-
nilgi, iflte bunlardan uzaklaflt›¤› noktada bafllam›flt›r. Devrimciler, Temmuz 1999’da PKK’n›n geldi¤i nokta aç›s›ndan flu tarihi tesbiti yapt›lar: “‹mral›’da konulan son nokta: Biz yenildik, devlet kazand›. Do¤rular ve yanl›fllar ayr›flm›flt›r. Sömürgecilikten bafllayarak Milliyetçi teori çökmüfl, devrimcilerin do¤rular› dile getirdi¤i ortaya ç›km›flt›r. ‹mral› PKK için bir ‘son’dur. Sonras› ne olacak? Sonras›n›n ‘eskinin tekrar›’ olmas› mümkün de¤ildir. Ya emperyalizmin ve oligarflinin yede¤inde bir güç olunacak, ya da devrimcileflilecektir.” (Devrimci Sol, say›:14) Olumsuz çeflitli göstergeler olsa da, PKK’n›n devrimcileflip devrimcileflemeyece¤i konusunda yine de kesin bir hükümde bulunamay›z. Fakat Kürt halk›n›n ulusal kurtulufl perspektifinin devrimcileflmesi zorunlulu¤u aç›k ve tart›fl›lmazd›r. Bu yaz›da, PKK’n›n teori ve politikalar›n›n iflas› nezdinde ortaya konulmaya çal›fl›lacak olan da budur. Bir stratejik t›kan›kl›¤›n tüm belirtilerinin görüldü¤ü PKK’n›n ideolojik-teorik-politik iflas›n›n alternatifi, Barzani-Talabani çizgisi veya AB’cilik de¤il, halk kurtulufl savafl›n›n devrimci stratejisidir.
➧ Bar›fl politikas›n›n iflas›
r›lar ve mesajlar vermeye bafllad›. Bar›fl ve ateflkes politikas› iflte bu yeni yönelimin ifadesiydi. Ancak; emperyalizmin ideolojik ve askeri dayatmalar›yla bir çok ülkede çeflitli gerilla hareketleri “bar›fl” sürecine girip düzenin bir parças› haline gelirken, ülkemizde, PKK buna haz›r oldu¤unu tekrar tekrar aç›klamas›na ra¤men, süreç bir türlü böyle geliflmemifltir. Mesela, El Salvador, Guatemala gibi ülkelerde gerilla hareketleri oligarflik yönetimlerle masaya oturmufl, k›smi baz› haklar karfl›l›¤›nda düzene teslim olmufllard›r. PKK ise, “bar›fl” politikalar›nda Avrupa-ABD gerçe¤ini, Türkiye gerçe¤ini ve devlet yap›s›n› do¤ru tahlil edememifltir. 1990’lar›n hemen bafl›nda ABD ve AB Avrupa emperyalizminin art›k dünyaya “demokrasi ve insan haklar› temelinde müdahale edece¤i” tesbiti yap›lm›fl, oligarflinin bu müdahalelere “direnemeyece¤i” söylenmifltir. Ama ne emperyalizme, ne de oligarfliye dair söyledikleri gerçe¤in ifadesi de¤ildi. Oligarfli aç›s›ndan Kuzey Kürdistan’›n ilhak›, oradaki hakimiyetinin ve misak-i milli s›n›rlar› içinde hakim ulus flovenizminin sürdürülmesi temel politikalar›ndan biriydi. Oligarfli, sadece Kürt ulusal mücadelesiyle de¤il, devrimci bir mücadeleyle karfl› karfl›yayd›. En büyük tehlike “devrim”di. Devrimi gelifltirecek, oligarflinin “güçlü devlet” politikas›n› ve imaj›n› sarsacak bir politik yönelime girmesi, en az›ndan verili koflullarda beklenemezdi.
Kürt milliyetçi hareket 1990’lar›n bafllar›ndan bu yana “bar›fl”› temel politikalar›ndan biri haline getirmifltir. “Bar›fl” politikas›n›n gündeme gelifl biçimi ve zamanlamas›, PKK’n›n en önemli yap›sal zaaflar›ndan birinin de d›flavurumu olmufltur. Bu yap›sal zaaf, tüm milliyetçi küçükburjuva hareketlerin ortak zaaf› olan “kendi gücüne güvenmeme”dir. Sosyalist sistemin y›k›lmas›yla, emperyalizme karfl› en önemli denge unsurlar›ndan birinin yokolmas› karfl›s›nda, PKK kendini emperyalizmin estirdi¤i “silah b›rakma, bar›fl, diyalog” rüzgarlar›na teslim etmifltir.
Gerçek karfl›lar›na ç›kt›¤›nda ise, “tek tarafl› ateflkes” politikas›yla içine girdi¤i açmaz› derinlefltirdi. Sonras›nda ise, ateflkes ilan edip bozmalarla, ne bar›fl›n ne de savafl›n ciddiyetinin olmad›¤›, bar›fl›n bar›fl, savafl›n savafl olmaktan ç›kar›ld›¤› bir süreç yafland›. “Ateflkese son verme” ve “savafl› gelifltirme” tehditleri, o kadar s›k tekrarland› ki ne halk, ne oligarfli nezdinde ciddiyeti kalmad›.
Sosyalist sistemin bir güç oldu¤u koflullarda, s›rt›n› sosyalist sisteme ve onun ittifak› durumundaki ülkelere yaslayan PKK, sistemin y›k›lmas›n›n ard›ndan dayanaks›z kalm›flt›r. Ancak küçük-burjuva milliyetçi bir hareketin uzun süre böyle kalmas› da mümkün de¤ildi. PKK da 1991 Körfez Savafl›’nda, anti-emperyalist bir tutum almayarak önce “tarafs›zl›k” konumuna geçti. Savafl›n ard›ndan ise, daha ileride de¤inece¤imiz gibi, emperyalizme ve oligarfliye dönük “uzlaflmaya aç›k oldu¤unu” belirten çeflitli ça¤-
PKK’n›n temel yan›lg›s› ve sapmas›, “bar›fl” politikalar›yla ulusal veya s›n›fsal sorunlar›n çözüldü¤ü görüflü idi. Bu politikan›n az çok PKK’n›n öngörülerine göre sonuçland›¤› yerlerde de, bar›fl politikas› halklar aç›s›ndan siyasi anlamda tam bir iflasla sonuçlanm›flt›r. El Salvador’da, Guatemala’da “bar›fl” olmufl, gerillan›n bir k›sm›, ayn› PKK’n›n öngördü¤ü gibi, “ulusal güvenlik gücü”ne dönüfltürülmüfl, kalanlar› “normal yaflamlar›na” dönmüfller, ama hiçbir sorun da çözülmemifltir, oralarda faflizm
PKK bunu beklemek gafletine düfltü.
Say› 123 45 12 Eylül 2004
ve yeni-sömürgecilik hükmünü sürdürüyor hala. Ve art›k emperyalizme, oligarfliye karfl› savaflan silahl› bir güç de yok. Silahl› savafl yürüten bir hareket aç›s›ndan “ateflkes” ilke olarak reddedilemez. Gerçekte iktidar› hedefleyen hareketler aç›s›ndan oligarfliyle veya emperyalizmle yap›lan flu veya bu biçimdeki anlaflmalar “bar›fl” olarak adland›r›lamaz; çeflitli ülkelerde görüldü¤ü gibi, o hareketlere ra¤men kamuoyunda böyle bir adland›rma yap›ld›¤› durumlarda bile, bir halk hareketi, halk›n iktidar› hedefinden vazgeçmez. Bunu da her zeminde aç›k olarak ortaya koyar. PKK’da ise ateflkesler, politik, askeri bir taktik olarak de¤il, emperyalizmin ve oligarflinin düzenine tabi olman›n bir ara aflamas› olarak anlafl›lm›fl ve öyle uygulanm›flt›r. PKK, befl y›ld›r “düzen içine kabul edilece¤i günü bekleyen” bir hareket konumundad›r.
Say› 123 46 12 Eylül 2004
Bu politika halk›n oligarfliye karfl› savafl ve direnifl azmini törpülemifl, iktidar hedefini buland›rm›flt›r. Savafl ve direnifl ça¤r›lar› bugün iflte bu nedenle karfl›l›k bulmamaktad›r. Keza bugün, “savafl› gelifltirme” aç›klamalar›n›n iflte bu nedenle bir anlam› yoktur. “Ne için savafl?” sorusunun cevab› yoktur çünkü. “Kopenhag Kriterleriyle” bugün olmazsa yar›n verilecek hak k›r›nt›lar› için bir halk savafl› yürütmeye, binlerce flehit vermeye ne gerek var? Emperyalizmle ve oligarfliyle “bar›fl”acak bir fley yoktur. Emperyalizmin dayatt›¤› “bar›fl”ta, ulusal, sosyal kurtulufl yoktur, halklar›n u¤rad›¤› zulmün hesab›n›n sorulmas› yoktur, bu “bar›fl”ta sadece ve sadece teslimiyet vard›r. Muhalif silahl› bir hareket aç›s›ndan egemenlerle bar›fl, düzenin göstermelik veya geçici rötufllarla sürmesini kabul etmekten baflka bir anlam tafl›maz ve bugüne kadar da hiç bir yerde farkl› bir anlam› olmam›flt›r. Bu gerçek karfl›s›nda, Kürt halk›n›n ulusal kimlik, adalet, özgürlük, ekonomik refah taleplerini elde etmenin yolunun, emperyalizm ve oligarfliyle bar›fltan de¤il, emperyalizme ve oligarfliye karfl› savafltan geçti¤i daha aç›kt›r.
➧ Sömürgecilik teorisinin ve sadece bölgedeki mücadeleyle sonuç alma anlay›fl›n›n iflas› PKK hat›rlanaca¤› gibi, özellikle 90’l› y›llar boyunca s›k s›k “Türkiyelileflme” politikas›ndan sözetmifltir. “Türkiyelileflme” ihtiyac›, bir t›kan›kl›¤›n sonucuydu. T›kan›kl›¤› yaratan ise, PKK’n›n en temel teorilerinden biri olan “Sö-
mürgecilik” teorisiydi. PKK bu teoriyle, hem askeri, hem politik anlamda Kuzey Kürdistan’a hapsolmufltur. Bafllang›çta bunu bir “hapsolma” olarak de¤il, Kürt halk›n›n kurtulufl savafl›n›n gere¤i olarak görüyorlard›. Kürdistan, emperyalizmin de¤il, Türkiye’nin bir sömürgesiydi; temel tez buydu. PKK, devrimcilerin bu konudaki elefltirilerinin karfl›s›na, y›llarca, kapitalizmin emperyalizm öncesine ait bir sömürgecilik türü olan Portekiz sömürgecili¤i örne¤iyle ç›kt›. Ülkemiz sol literatüründe bu konuda yüzlerce sayfa yaz›ld›, say›s›z tart›flmalar yap›ld›. Bugün ise sömürgecilik konusunda tarih devrimcileri do¤rularken, sömürgecilik kavram› da PKK’n›n literatüründen “sessiz sedas›z” ç›km›flt›r. Ama “sömürgecilik teorisi”nin Kürt milliyetçili¤inin beynine yerlefltirdi¤i mant›k, yerinde duruyor. Bu anlay›fl›n sonucunda, Türk halk› içinde örgütlenme zaten hiç sözkonusu olmad›. Türkiye’nin Kuzey Kürdistan d›fl›ndaki flehirlerindeki örgütlenmeler ise sadece “destek” amaçl›yd›. Bu örgütlenmelerin bulunduklar› alanlardaki sorunlar ve mücadele, Türkiye gündemindeki baflka konular, hep taliydi. Tali olan da yok say›labilirdi. Bu anlay›fl, PKK’y› Türkiye halk›n›n mücadelesinden koparm›fl, dahas›, d›fl›ndaki devrimci örgütlenmelerde yeralan Kürtleri “cahfl” (hain) ilan etmeye kadar varm›flt›r. Devrimciler, halk savafl› stratejisi ve iktidar› ele geçirme perspektifi aç›s›ndan, daha bafltan itibaren ülke çap›nda merkezi bir iktidara karfl›, lokal bir alanda savafl ve örgütlenmeyle zafere ulafl›lamayaca¤›n› söylediler. Ama sömürgecilik teorisiyle ve milliyetçilik temelindeki politikayla PKK baflka türlü yapamazd›. Nitekim ne sömürgecilik teorisini, ne milliyetçi anlay›fl› terketmedi¤i için “Türkiyelileflme” hedefini önüne koydu¤u zamanda bile, bunu yapamad›. Sömürgecilik teorisinin politik-örgütsel tezahürü, ayr› örgütlenme, ayr› mücadeledir. Devrimci hareketin Kürt milliyetçili¤ine karfl› ideolojik mücadelesi, uzun zaman esas olarak bu nokta üzerine yo¤unlaflm›fl, “birlikte örgütlenme, birlikte mücadele, ortak kurtulufl”un do¤rulu¤u savunulmufltur. PKK’n›n 20 y›ll›k prati¤i, ilk evresindeki baflar›lara karfl›n, ayr› örgütlenme-ayr› mücadele anlay›fl›n›n politik ve askeri anlamda iflas›d›r. Sonuçta PKK, “Türkiyelileflemedi¤i” noktada lokalize olmaya mahkum oldu. Milliyetçilik, PKK’n›n mücadelesinin politik anlamda tecrit edilebilmesini kolaylaflt›rd›. Bu ise, PKK’n›n hem siyasal, hem politik yeni açmazlarla karfl›-
laflmas›n› beraberinde getirdi. Açmazlar, birikiyor, aç›lamayacak t›kan›kl›klara dönüflmeye devam ediyordu.
➧ Bölge devletlerine dayanma politikas›n›n iflas› Milliyetçilik gibi, bölge devletlerine dayanarak politika yapma da, PKK’n›n h›zl› geliflimindeki bafll›ca etkenlerden biriydi. Kürdistan, esas olarak Türkiye-‹ran-Irak-Suriye taraf›ndan ilhak edilmifltir ve dört parçada da Kürt halk›, bask›, zulüm alt›ndad›r, dört parçada da Kürtlere karfl› imha ve asimilasyon temel politikalard›r. Bask›n›n biçimleri, boyutlar› dönemsel olarak farkl›l›klar gösterse de bu temel çizgi pek de¤iflmemifltir. Bu koflullarda bu ülkelerin yönetimlerinin “Kürt halk›n›n ortak düflman›” olarak görülmesi do¤al olan›yd›. Fakat böyle olmam›flt›r. Tersine, Kürt milliyetçi hareketleri, bu ülkelerden biriyle, ötekilere karfl› ittifak yapmay› gelenek haline getirmifllerdir. ‹lhakç› ülkelerle girilen bu ittifaklar, “düflman güçler aras›ndaki çeliflkilerden yararlanma” gibi ilke olarak reddedilemeyecek bir noktada kalmam›fl, aç›kça kendi halk›n›n bir k›sm›na karfl› düflmanla iflbirli¤i politikalar›na dönüflmüfltür. Kullanma hesab› yapanlar, kullan›lm›flt›r. Bölge devletleriyle ittifak çizgisi, her defas›nda Kürt halk›na çok pahal›ya maloldu. Özellikle Barzani, Talabani, bu tecrübeyi, hem de defalarca çok a¤›r bir biçimde yaflad›lar. Fakat PKK bu tecrübelerden gerekli tarihsel, siyasal sonuçlar› ç›karmam›fl, ayn› pragmatizm bata¤›nda saplanm›flt›r.
lan ve bu ülke yönetimlerinin faflist, gerici niteliklerini adeta yok sayan politika, sadece Kürt halk›n›n de¤il, bu ülkelerdeki di¤er halklar›n mücadelesine de zarar vermifl, PKK özelinde ise Öcalan’›n oligarfliye teslim edilmesiyle sonuçlanan geliflmelere yolaçm›flt›r. Öcalan’›n Suriye’den ç›kar›ld›ktan sonraki tercihi ise, asl›nda “da¤” ile “Avrupa” aras›nda yap›lan bir yer tercihi de¤il, devrim ve düzen aras›nda bir tercihtir. Da¤ veya illegalite seçeneklerinin reddedilip Avrupa’da legal bir biçimde yaflama tercihiyle, emperyalist düzen içinde kal›narak çözüm arama karar› netlefltirilmifltir. Avrupa’ya ç›k›fl, yine emperyalizm üzerine yanl›fl tahlil ve beklentiler üzerine oturtulmufltu. Bu vahim yanl›fl ise PKK’n›n mevcut t›kan›kl›klar›na, stratejik t›kan›kl›klar›n eklenmesini de beraberinde getirecekti.
➧ Emperyalizme (AB’ye, ABD’ye, NATO’ya) dayanan politikalar›n iflas› PKK, “ba¤›ms›zl›k” hedefiyle savaflt›¤› dönemde bile, savafl›n› oligarfliyle s›n›rlam›fl, emperyalizme hiç bir biçimde yönelmemifltir. PKK tarihi ve teorisi incelendi¤inde görülür ki, PKK hiç bir dönemde tutarl› bir anti-emperyalizm içinde olmam›flt›r. Anti-emperyalist bir mücadele gelene¤i yoktur. Anti-emperyalizm konusundaki bu köksüzlük, ilk büyük altüst oluflta PKK’n›n emperyalizm cephesine savrulmas›n› kolaylaflt›rm›flt›r. Emperyalizmin deste¤ini olmasa bile icazetini almak için emperyalizme güvence üstüne güvence verilmifl, özellikle de Avrupa emperyalizminin PKK’y› bir “koz” olarak kullanmas›n›n kap›s› aç›k b›rak›lm›flt›r.
Bölge devletlerine dayal› politika yapma anlay›fl›, Kürt milliyetçi hareketinin birli¤inin önünde engel oldu¤u gibi, onlar aras›nda “iktidar” savafllar›n› da süreklilefltirmifltir. Bu iç çat›flmalarda da katledilen ve kaybeden yine Kürt halk› olmufltur. Paradoksal bir biçimde, milliyetçidirler fakat “Kürt halk›n›n birli¤i” hedefi onlar›n prati¤inde yoktur. “Kürt halk›n›n birli¤i”ni savunmak, bölge devletlerine dayal› politikadan ve baz› imkanlardan vazgeçmek demekti. Mülkiyetçilikten, iç iktidar kavgas›ndan vazgeçmek demekti, PKK dahil, hiçbir Kürt milliyetçi hareket bunu yapamam›flt›r. Bu ülkelerin egemenleri “Kürt tehlikesi” karfl›s›nda rahatl›kla birleflebilirken, Kürt milliyetçi hareketler bunu yapamam›flt›r. Sadece bu bile, bölge devletlerine dayal› politikan›n iflas›n› gösteren bir olgudur.
Bunun en somut örnekleri “AB çerçevesi bizim için yeterlidir” ve “ABD’nin Ortado¤u’ya müdahalesi demokratikleflmenin önünü açm›flt›r” söylemleridir. Birinci söz, flimdi AB taraf›ndan iflte Kopenhag Kriterleri uygulan›yor, daha ne istiyorsunuz dayatmas›na dönmüfl, ‹kinci tesbit ise Osman Öcalanlar’›n ayr›l›¤› karfl›s›nda PKK’y› silahs›z b›rakm›flt›r.
Bu ülkeler aras›ndaki çeliflkiler üzerine yap›-
- sürecek-
Ne var ki, emperyalizmle ilgili bütün bu politikalar›n Kürt halk›n›n kurtulufl mücadelesine en küçük bir katk›s› olmam›flt›r. Emperyalist güçlere yönelik izlenen pragmatik politika, flark kurnazl›¤›yla yap›lan aç›klamalar, bir süre sonra PKK’n›n kendi aya¤›ndaki prangalara dönüflmüfltür.
Say› 123 47 12 Eylül 2004
Müftüo¤lu’nun muhasebesi ve ‘ev’e uygun devrimcili¤in politikas›! Siyasete, sol bas›na az çok ilgili günümüz gençleri, O¤uzhan Müftüo¤lu’nu muhtemelen Birgün Gazetesi’nin bir “köfle yazar›” olarak tan›rlar. Böyle tan›yanlar, onun köflesinde Türkiye soluna yönelik elefltirilerini okuduklar›nda fazla da flafl›rmazlar. Ama Müftüo¤lu’nun rolü, konumu ö¤renildi¤inde, acaba o yaz›lar› yazan Müftüo¤lu’nun kendisi mi diye kuflkuya düfler. Gelin de kuflkuya düflmeyin: Mesela, 8 Haziran tarihli yaz›s›nda okurun karfl›s›na “soldaki bireycili¤i, örgüt düflmanl›¤›n›, konformizmi” elefltiren bir yaz›yla ç›kar:
Say› 123 48 12 Eylül 2004
“Bugün Türkiye'de... halk örgütsüzdür. Halk içinde ‘örgüt’ün laf›ndan bile korkan bir ruh hali vard›r. Sol içinde de ‘örgüt’ kavram› yerine tek yanl› ‘birey’ olmay› fetifllefltiren, köylülü¤e, yoksullu¤a, emekçiye, mücadeleye... burun k›v›ran komformist bir ‘sol’ e¤ilim etkindir.” Bir baflka gün, okurun karfl›s›na “iktidar” bafll›kl› bir yaz›yla ç›k›p “AKP iktidar›n›n uygulad›¤› küreselleflme, liberalleflme ve AB'ye uyum do¤rultusundaki politikalar›n›n, soldan olumlanmas›n›”, “iktidar› ele geçirmek için mücadele yerine, günlük hayattaki ast-üst, kad›n-erkek iliflkilerinde, bilgi ve uzmanl›ktan kaynaklanan hiyerarflilere... karfl› mücadele edilmesini öneren” sivil toplumculu¤u, “Politik mücadeleyi ve her türlü hiyerarflik yap›lar› reddeden e¤ilimleri” elefltirir. (29 Temmuz 2004, Birgün) Sanki o; örgütsüzlü¤ü, örgüte karfl› bireycili¤i meflrulaflt›ran ÖDP teorisinin ak›l hocalar›ndan biri de¤ilmifl gibi, Sanki o; silahl› mücadeleyi, illegal örgütlenmeyi reddedip legal partiyi savunan de¤ilmifl gibi, Sanki o; yoz eylem biçimlerini, sivil toplumculu¤u, konformizmi solun bünyesine sokan teorisyenlerin bafl›nda gelmiyormufl gibi... O¤uzhan Müftüo¤lu, bütün bunlar› savunuyordu da, niye binlerce flehidin s›rt›na bas›p halk savafl›n› savunan Devrimci Yol’u la¤vetti ve düzen içi ÖDP’yi kurdu? Evet, flimdi en baflta sözetti¤imiz genç okurlar›m›z için bir kaç bilgi vermek gerekiyor; sözünü etti¤imiz isim, 12 Eylül öncesinin Devrimci Yol örgütünün lideri olarak yarg›land› cuntan›n mahkemelerinde. Bu örgütün THKP-C’nin stratejik
çizgisini tasfiye eden teorisyeni oydu.
Ta s f i y e c i l i ¤ i n i cuntan›n mahkemelerinde de sürdürdü; Devrimci Yol’un bir “örgüt” olmad›¤›n›, asla ve zinhar iktidar için mücadele etmediklerini söyledi. Mamak’ta teslimiyetin teorisyeni de kendisidir. Mamak’ta oluflturulan teslimiyet teorisi, d›flar›ya legal particilik teorisi olarak tafl›nd› ve ÖDP iflte bu teorilerin sonucunda yarat›ld›. ÖDP’yle düzen içi solculu¤un partisi yarat›ld›. ‹flte size birkaç cümleyle özetlenen bir siyasi güzergah; devrimden eve dönüfl!... Baflka bir ifadeyle, örgüt yöneticili¤inden köfle yazarl›¤›na... Hapishaneden silahl›, illegal mücadelenin zorlu yollar›na de¤il de eve dönen Müftüo¤lu, o günden bu yana reformist tasfiyecili¤in pratik örgütleyicilerinden ve ak›l hocalar›ndan biridir. Gelinen noktada ise, anlafl›lan o ki, eve dönüfl, derinleflmifl, “ayd›n” olmaya soyunmufltur. Art›k yukar›dan sola yönelik elefltiriler yapabilir. Ve e¤er biri onun yukar›da al›nt› yapt›¤›m›z görüfllerinin y›llard›r savunduklar›yla, yapt›klar›yla çeliflti¤ini söyleyecek olursa, cevab› haz›rd›r: Söyledikleri “flu ba¤lamda” anlafl›lmal›d›r. Klasik “DY’lilik” takti¤idir. Veya belki de, Öcalan takti¤i izliyor; o herfleyin üzerinde. Herfleyden sorumsuz. O sanki tüm bu olumsuzluklarda hiçbir pay›, sorumlulu¤u yokmufl gibi, elefltirebilir. *** Müftüo¤lu, son yaz›lar›ndan birinde ise, daha da ileri gidip, sola “muhasebe” ça¤r›s› yap›yor. (Birgün, 2 Eylül 2004) ‹lginçtir, muhasebe ça¤r›s› için ç›k›fl noktas› bile, “k›z›n›n yazd›¤› bir mektup”. 1991’deki tahliyesinden bu yana, iflçiler, memurlar, gençlik, gecekondulular, hiç bir kesim, hiçbir pratik geliflme, ona muhasebe yapman›n zorunlulu¤unu gösterememifl, ama k›z›n›n yaz›p bilgisayar›na b›rakt›¤› “politika pis bir oyun” bafll›kl› yaz›s›ndan anlam›fl muhasebenin gereklili¤ini. Gecekondular›n çamuruna aya¤› bulaflmayan konformist siyasetçiler için elbette flafl›rt›c› de¤il. (Bu arada k›z›n›n yazd›¤› mektup, eve dönenlerin nas›l çocuk yetifltirdi¤ine dair önceki say›lar›m›zda anlatt›klar›m›z› kan›tl›yor adeta.) Diyor ki bu yaz›s›nda Müftüo¤lu: “... bütün sekizli devrimciler, yukar›da söz edilen manzara karfl›s›nda kendi durumlar›n› da gözden geçirmek zorunda olduklar›n› unutmamal›. Çünkü 12 Eylül öncesiyle sonras›yla kendi-
sini yarg›layamayan bir sol, 12 Eylülcüleri de yarg›layamaz.”
¤il misiniz? Burjuva kültürden daha etkili bir “yabanc›laflt›rma” unsuru var m›?
Peki bir örgütün lideri olarak Müftüo¤lu, sola önerdi¤ini kendisi yapm›fl m›?
Eve uygun, ifle uygun, “geceleri rahat uyunan bir düzen içi yaflama” uygun bir devrimcilik teorisi yap›lm›flt›r ve bunun sonuçlar› hergün biraz daha vahimleflerek ortaya ç›kmaktad›r... Ve müftüo¤lu, bunlardan flikayetçi olabileceklerin en sonunda gelir. Yan›l›p, herkes beni sadece bir “köfle yazar›” san›yor diye düflünmesin. Tüm bu yaflananlarda bu “köfle yazar›”n›n rolünün ne oldu¤unu kimse bilmese de, tarih biliyor.
12 Eylül’ü öncesiyle sonras›yla yarg›lam›fl m›? Ça¤r› yapt›¤› o muhasebeyi, DY’yi ideolojik olarak tasfiye edip taban›n› legal bir partiye kanalize ederken mi yapt› acaba? Veya evde çocuk büyütürken mi yapt›? Döneklerin, y›lg›nlar›n gazetelerde, dergilerde köfleleri tutmaya bafllad›¤› 1990’l› y›llar›n bafl›ndan bu yana, sola bu türden ak›l verenler çoktu. Örgüt liderli¤inden, halk savafl›n›n önderli¤inden köfle yazarl›¤›na evrilen serüveniyle bunlara bir de Müftüo¤lu’nun eklenmesinin sola ne bir yarar›, ne de bir zarar› olur. B›raksayd› da, o iflleri Ayd›n Engin gibileri yapsayd›. Ama madem ki, böyle bir misyona soyunmufltur, ak›l verirken, o verdi¤i ak›llara kendisinin neden uymad›¤›n› da aç›klamak zorundad›r. Müftüo¤lu’nun bu muhasebeyi yapmadan kendisinin bafll›ca sorumlular›ndan biri oldu¤u hiçbir fleyi elefltirmeye hakk› yoktur. Bir yan›yla k›z›na cevap verdi¤i yaz›s›nda “Biz yabanc›laflman›n bütün kaynaklar›n› ortadan kald›rmak için politikayla u¤rafl›yoruz...” diyor; peki o “birey özgürlü¤ü” söylemleri neydi peki? Bireycilik, insan›n toplumsal bir varl›k olarak kendisine yabanc›laflmas›n›n en üst biçimi de¤il mi? Cinsel özgürlük, örgüt bask›s›ndan kurtulmak diye diye, burjuva kültürü sola sokan siz de-
***
At›l›m’a ve ESP’ye bir hat›rlatma: At›l›m’›n 18. Say›s›nda, dergimizde yay›nlanan bir yaz›ya cevaben “B›rak›n art›k flu nakarat›” bafll›kl› bir yaz› yay›nlanm›flt›r. Bu yaz›, k›flk›rtma amaçl› özel bir yaz›d›r. Görüflmeleri süren devrimci bir oluflumu engellemek için yaz›lm›flt›r. Elbette bu yaz›ya iliflkin söyleyeceklerimiz vard›r, ancak sözünü etti¤imiz nedenle bu aflamada cevap vermeyece¤iz. At›l›m’›n bilgisine sunulur. * Yine At›l›m’dan okudu¤umuza göre, ESP, “komünist öncünün 10. yafl›n› selamlamak” için Safranbolu ve Karabük’te kurduklar› “mangalar›na” DHKP-C’nin 2002 ölüm orucu flehiti Osman Osmana¤ao¤lu’nun ismini vermifller. Tek kelimeyle sayg›s›zl›k. fiehitlerimiz sizin oportünist propagandan›z›n basit birer arac› olamaz. Lütfen flehitleri istismar etmekten vazgeçin. Kimse size böyle bir izin vermedi.
YEfi‹LPINAR'DA FEST‹VAL
Halkevleri’ni Hedef Gösteren Haber Protesto Edildi
Antakya Yeflilp›nar Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i'nin düzenledi¤i 1. Defne Kültür ve Sanat Festivali, panel ve turnuvalarla bafllad›. Son gün Amerikan iflgali de k›nan›rken, derne¤in müzik grubunun ard›ndan tiyatro ekibi ülkemizdeki düzenin çarp›kl›¤›n›n insanlar üzerindeki etkisini sahneledi. Son olarak Ali Asker sahne ald›. Halkla bütünleflmeyen, ülkemizdeki ve dünyadaki gündeme iliflkin konuflmayan, konser bitiminde hiç konuflmadan sahneden ayr›lan Ali Asker, festival coflkusu içindeki halk› hayal k›r›kl›¤›na u¤ratt›. Dergimizin de stand açt›¤› festivale yalafl›k 2.500 kifli kat›ld›.
Zaman Gazetesi’nin Halkevleri’ni, "Atatürk'ün kurdu¤u Halkevleri örgüt yuvas› olmakla suçlan›yor" ve "eski savc›, k›z›n›n nikâh›nda DHKP/C'li akraba floku yaflad›" haberleriyle hedef göstermesinin ard›ndan, 10 Eylül günü Halkevleri ‹stanbul fiubesi'nde bir bas›n aç›klamas› düzenlendi. Çeflitli sendika ve partilerin, DKÖ’lerin destek verdi¤i aç›klamada konuflan Halkevleri ‹stanbul fiubesi Baflkan› Av. Oya Ersoy, Halkevlerini 1923 y›l›nda Atatürk’ün kurdu¤unu ifade etti. “O tarihten bu güne ülkemiz ayd›nlanma ve ça¤dafllaflma sürecinde öncü bir rol oynam›flt›r” diyen Ersoy, “Yoksul, emekçi halk›m›z›n insanca yaflama özleminin ülkemizde eflitlik, özgürlük, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi isteminin savunucusu olagelmifltir. Tekrar söylüyoruz. Biz halk›n örgütüyüz" ifadelerine yer verildi. Bu arada, Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi bir aç›klama yaparak, haberin tamamen yalan ve DKÖ’leri hedef gösterme amaçl› oldu¤unu bildirdi.
Say› 123 49 12 Eylül 2004
kahramanlar ölmez 11 Eylül - 17 Eylül fiehitlerimiz Yüksel KAfiIKÇI 12 Eylül 1979 ‹stanbul Okmeydan›’nda faflistlerle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. DEVGENÇ örgütlenmesi içinde ülkesinin ba¤›ms›zl›¤›, halk›n›n özgürlü¤ü için mücadele eden bir devrimciydi.
Mehmet SOYLU 12 Eylül 1979 Kars Yeni Mahalle’de faflistler taraf›ndan katledildi.
R›fat ÖZGÜNGÖR 15 Eylül 1994 Sivas’a ba¤l› Hafik ilçesinin Ekinözü köyünde jandarma taraf›ndan gözalt›na al›nd› ve yo¤un iflkencelerden sonra katledildi. R›fat, devrimci hareketle Sivas Cumhuriyet üniversite ö¤rencisiyken tan›flt›. Mücadele Gazetesi’nin Sivas temsilcili¤ini yapt›. 2 Temmuz 1993’teki Sivas katliam› sonras›nda faflistlere karfl› çat›flan, halk›n direniflini örgütleyen komitenin en faal eleman›yd›. Bu süreçten sonra gerillaya kat›ld›. fiehit düfltü¤ünde Ahmet Karlangaç K›r Silahl› Devrimci Birlikleri savaflç›s›yd›.
Mahsus mahal derler kald›m zindanda Kal›r›m, kal›r›m dostlar yandad›r ‹k'elleri k›z›l kandad›r kanda Ölürüm ölürüm kardefl akl›m sendedir. Artar eksilmeyiz zindanlar›nda Kolay de¤il derdin ucu derinde Kumhan ›rma¤›nda Karaburun'da Bulurum bulurum kardefl öfkem k›ndad›r. Ruhi Su
Vedat ‹NAN 11 Eylül 1994 D e r s i m Mazgirt’e ba¤l› Dar›kent beldesinde, Kürt milliyetçileri taraf›ndan öldürüldü. Mücadele okuru bir ö¤retmendi.
Büyük d ireniflte ölümsüzlefltiler Ümüfl fiahingöz (DHKP-C) 14 Eylül 2001 Ümüfl fiahingöz, 1969 y›l›nda Yozgat fiefaatli ilçesinin Halaçl› köyünde do¤du. Lise y›llar›nda devrimcilere sempati duymaya bafllad›. 1992’de örgütlü bir devrimci oldu. Ona, ölüm yürüyüflünde 330 gün hücre hücre erirken direnme iradesini, kendini halk› için feda etme bilincini ve gücünü veren içselleflmifl, bilinçli devrimcili¤iydi. Örgütlü olduktan sonra, bir süre köyünde ve Yozgat’ta mücadeleye kat›ld›. Daha sonra Ankara’da, Malatya’da, Bursa’da, nerede ihtiyaç olursa, orada görev ald›. ‹flçiye de, memura da, ö¤renciye de gitti. Devrimi anlatt›. Zulme karfl› mücadelede ö¤retti, örgütledi. 1997 Mart’›nda gözalt›na al›narak tutukland›. Kocaeli, Sa¤malc›lar ve en son Ümraniye hapishanesinde tutuldu. F Tipi sald›r›s› gündeme geldi¤inde, ölüm orucunun birinci ekiplerinde yeralarak bu kavgaya en ön cepheden kat›ld›. 330 gün boyunca açl›¤a, katliama, iflkencelere direndi. Ölüm orucunu ilerleyen günlerinde tahliye edildi. Ümüfl’ün oligarflinin direnifli k›rma rüflvetine cevab› tereddütsüzdü. Armutlu’daki direnifl evinde sürdürdü direniflini. Direnifl evinde ölümsüzleflti.
Devrimci s anatç›lar›m›z› a n›yoruz
Pablo Neruda 23 Eylül 1971
Victor Jara 16 Eylül 1973
Y›lmaz Güney 11 Eylül 1984
Ruhi Su 20 Eylül 1985