Skip to main content

AdaletWeb096

Page 1

➱ Tayyip Erdo¤an’›n emperyalist tekellere B‹AT etti¤inin belgesidir:

“Ne

Ekmek ve

yapmam›z› istiyorsan›z, söyleyin yapal›m!

”

✹ Halk›m›z›n al›nterini, ülkemizin zenginliklerini, K›br›s’› ya¤mac›lar›n masas›na koydu... ✹ Museviler’den “cesaret” ödülü ald›... Bush taraf›ndan p›flp›flland›... Tekellerin övgülerini ald›... Ekmek ve

Adalet

www.ekmekveadalet.net

info@ekmekveadalet.net

Adalet

✔F Tiplerinde Tecrite Karfl› Mücadele 4. Y›l›nda!

Haftal›k Dergi / Say›: 96 / Tarih: 1 fiubat 2004 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.net Mail:info@ekmekveadalet.net

107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107“Ça¤›m›z ölümdünyas›nda 107 ölüm kurtulufllar› için savaflan ve çile çeken107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm leri desteklemek için yi¤it olmak zorunlu 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm de¤ildir, haysiyetli olmak yeterlidir.” 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm (Amilcar Cabral) 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm 107 ölüm

Hapishanelerde 107 ‹nsan Öldü; DUYDUNUZ MU ?


‹ngiliz Milletvekili: “E¤er

Oligarfli böyle ‘rehabilite’ eder! Baflka türlüsünü bilmez...

“Sanki Toplama Kamp›”... - SANK‹ DE⁄‹L, GERÇEK BU! 4 kiflilik bir milletvekili heyeti, geçen hafta, Çocuk Esirgeme Kurumu’na ba¤l› Saray Rehabilitasyon Merkezi’nde bir denetim yapt›lar. ‹flte tan›k olduklar›ndan baz› sahneler: 13-14 yaflındaki üç genç kız "kaçmaya teflebbüs" ettikleri gerekçesiyle bofl bir odada kilitlenmifl halde bulundu. Zihinsel özürlü çocuklar bellerinden yataklarına iplerle ba¤lanm›fllard›. K›flt›, hava buz gibiydi ve çocuklar›n kapat›ld›klar› hücrenin zemini ç›plakt›, çocuklar›n üstünde bafl›nda do¤ru dürüst bir fley yoktu... Milletvekilleri bu oday›, tesadüfen “iniltileri” duymalar› üzerine keflfettiler.

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

Gazeteler, “sanki toplama kamp›” bafll›klar›yla yans›tt›lar oradaki durumu. Peki ne olacak? Milletvekillerinin haz›rlayaca¤› rapor, çocuk esirgeme kurumlar›ndaki durumu de¤ifltirecek mi? Yanda gördü¤ünüz foto¤raf, Milliyet gazetesi taraf›ndan tam befl y›l önce çekilmiflti. Üstelik de ayn› yerde; Saray Rehabilitasyon Merkezi’nde. 5 y›l sonra, ayn› uygulamalar devam ediyordu... Ad› üstünde, oras› bir “rehabilitasyon” merkeziydi; ve oligarflinin rehabilitasyondan anlad›¤› da sadece budur; ezayla, cezayla adam etmek! F tipleri de tutsaklar›n “rehabilitasyonu” için yap›lm›flt› hat›rlarsan›z. Ayn› “rehabilitasyon” anlay›fl›n› F tiplerinde de uygulad›klar›n› biliyoruz. Baflka türlüsü beklenemez zaten. Kendi korumas›na verilmifl özürlü çocuklara bile böylesine zulmeden, hapishanelerdeki çocuk ko¤ufllar›n› iflkencehaneye çevirip kufl kadar can› olan çocuklar› en a¤›r ifllerde çal›flt›ran ve bunun ad›na da “topluma kazand›rma” diyen, onlar› “iyilefltirmek” için ç›plak hücrelerden, tecritten, eza ve cefa çektirmekten baflka yöntem bilmeyen oligarflinin, hücrelere att›¤› ve üstelik “düflman” olarak gördü¤ü devrimci tutsaklara neler yapt›¤›n› tahmin etmek zor de¤ildir. Özürlülerine böyle davranan bir devlet, “terörist” diye damgalad›klar› karfl›s›nda haktan, hukuktan anlar m›? Bu kafa, tüm ülkeyi, okuluyla, fabrikas›yla, gecekondu semtleriyle k›fllaya çevirmeye çal›fl›yor y›llard›r. Farkl› düflünün, dayatmalara boyun e¤meyen iflçi, ö¤renci, cezalarla, tecrit edilmekle karfl› karfl›ya b›rak›l›yor. Bir ad›m ilerisi “toplama kamp›”d›r. Herkesin “devlet gibi düflündü¤ü”, muhalif, alternatif tüm düflüncelerin beyinlerden silindi¤i, herkesin “köle gibi” emir alt›nda ölesiye çal›flt›¤› bir ülke hayal eder oligarfli. Tecritin üç y›ld›r uyguland›¤› ve Tek Tip Elbise’nin ve “zorla çal›flt›rma” uygulamas›n›n bafllat›lmas› için f›rsat kolland›¤› F tipleri, Nazi toplama kamplar›n›n bir tekrar›ndan baflka nedir ki? Bu modeli F tiplerinde baflar›rsa, sonra s›ra, her kuruma, sonra ülkenin tamam›na gelmez mi?

TAYAD’l›lar, gerçeklerin gizlendi¤i milyonlara iflte bu soruyla gidiyor: “Hapishanelerde 107 insan öldü. Duydunuz mu?”

Siz de sorun, cevaplay›n; sansür duvar›nda bir gedik de siz aç›n! fiubat bafl›ndan itibaren ülkemizin her yerinde “Hapishanelerde 107 insan öldü. Duydunuz mu?” sorusuyla sansür duvarlar›na darbeler vuraca¤›z. Afifllerimiz, kufllamalar›m›z, bildirilerimiz 70 milyona ulaflt›rmaya çal›flacak bu soruyu ve cevab›n›. Sansüre ve tecrite karfl› bu soruyla gerçekleri halk›m›za tafl›yal›m. Afifl, kufllama ve bildirileri edinmek, yaymak isteyenler afla¤›daki adreslere baflvurabilir: Tel-Faks: 0 212 243 82 80-81 ‹NTERNET ADRES‹ www.tayad.org E-MA‹L hucreiskencedir@hotmail.com

Filistinliler gibi yaflamaya zorlansayd›m, ben de bir intihar bombac›s› olabilirdim.” ‹flgal alt›ndaki topraklarda katliamlar sürüyor. 28 Ocak’ta Gazze fieridi’ne giren iflgalciler 13 Filistinli’yi katlettiler. Ço¤unlu¤u çat›flmalarda do¤rudan yer almayan Filistinlilerdi. “Yol haritas›”yla Filistin’e teslimiyeti dayatan ABD’nin, Filistin’le ilgili bakan yard›mc›s›, “bar›fl sürecinde t›kand›k” aç›klamas›yla, Filistin halk›n›n direniflinin hesaba kat›lmad›¤› hiçbir plan›n yaflama flans›n›n olamayaca¤›n› da yinelemifl oldu. Filistin direnifl gerçe¤i, meflrulu¤u ve kararl›l›¤›yla planlar› bozuyor, hesaplar› alt üst ediyor. Terörizm demagojisi, Filistinli direniflçilerin feda eylemlerinin meflrulu¤unu yok edeme¤i gibi, dayat›lan zulme ve iflgale karfl› direnifl biçimi olarak kendini daha fazla kabul ettiriyor. ‹ngiltere Parlamentosu’nun Liberal Demokrat Üyesi Dr. Jenny Tonge’›n, “E¤er Filistinliler gibi yaflamaya zorlansayd›m, ben de bir intihar bombac›s› olabilirdim.” (24 Ocak, bas›n) sözleri bunu anlat›yor. Ne solcu ne de ‹slamc› olan bir milletvekilinin, sadece bilimsel bakarak gördü¤ü bu gerçek, zulüm ve zulme karfl› halklar›n direnmek zorunda olduklar›, elindeki tüm silahlarla direnecekleri basit gerçe¤inden baflka bir fley de¤ildir. Emperyalizm iflte bu basit gerçe¤i yok saymak istiyor. “Terör” demagojileri ile bu gerçe¤in üzerini

örtmeye çal›fl›yor. ‹ngiliz milletvekili bile s›rf bu gerçe¤i dile getirdi diye cezaland›r›larak, örnek olmamas› sa¤lanmaya çal›fl›l›yor. Demagoji, yalan, propaganda, ahlaks›zl›k her fley bu u¤urda mübah say›l›yor. 14 Ocak’ta feda eylemi yapan 2 çocuk annesi ve Hamas üyesi Rim Reyasi için ‹srail Savunma Bakanl›¤›’n›n “zina yaparak ailesini utand›rd›¤›, bu yüzden böyle bir eyleme zorlanm›fl olabilece¤i” aç›klamas› da bu ahlaks›zl›¤›n son örne¤iydi. Do¤an Medya’n›n spotlar›na tafl›yarak verdi¤i bu yalanlar›, halklar kaç ülkede, kaç eylemde duydular, herkes bilir. Di¤er hareketlerde örne¤i olsa da, Hamas’tan ilk kad›n feda eylemcisiydi O. ‹slami inan›fla göre bir “tabu”nun da y›k›lmas›yd›. ‹flgal ve direnifl gerçe¤i karfl›s›nda hiçbir “tabu”nun ayakta kalabilmesi mümkün de¤ildi elbette. ‹srail’in korkusu da, bunun yayg›nlaflmas›ndand›r. Halklar› açl›¤a mahkum edecek, ekmek ve adalet isteyenleri katledecek ve sonra “susun, direnmeyin, eylem yapmay›n... yaparsan›z teröristsiniz” diye bask› uygulayacaks›n›z. ABD’nin tüm dünyada, ‹srail’in Filistin’de, oligarflinin ülkemizde dayatt›¤› bu teslimiyete hiçbir halk raz› olamaz. Filistin halk› ise, olmayaca¤›n› en görkemli biçimde ›spatlayan halkt›r.

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.net

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Mustafa Köflker Genel Yay›n Yönetmeni: Gülizar Kesici Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.net

Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Faks:0049 221 280 90 84 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Zeytinlibahçe Caddesi Petek Apartman› No:26 Kat:1/3 Mersin Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Zemin Kat No:4 Tel-faks: 0462 321 14 80


Ekmek ve Adalet Say› 96 ‹çindekiler

3...

Herkes Duyacak... Sorumluluk Hepimizin!

5...

Sansürün Kanl› Yolculu¤u

7...

Zalimin Bayram› m› Olur?

9...

Grup Yorum Eleman› ‹hsan Cibelik Tutukland›

11...

Gençlik Direniyor

14...

Tayyip’in Amerika Ziyareti

16...

Halk Yönetecek

18...

Kar Alt›nda Çöken Oligarflinin Düzeni!

20...

D‹SK Genel Kurulu’nda Gündem Ne Olacak?

24...

IMF Emriyle Yoksullar› Ezen Riyakar ‹slamc›lar

26...

Duymayanlar› Duymaya Duyup da Duyars›z Kalanlar›...

28...

Haysiyetli Olmaya Ça¤r›

29...

Liseli Ö.D’ye ‹flkence ve Polis Tehdidi

31...

Aç›k Yeflil Kufla¤›n Usame’si Tayyip

33...

Irak’a Bombalardan Önce Gökten Yalanlar Ya¤d›

34...

Irkç› AKP

35...

Oda De¤il Hücre

37...

Dünyan›n En Büyük Savafl Bütçesi

38...

Soros’un Çocuklar›

41...

Açmaz, Derindir!

45...

Grup Yorum Yürüyüflünü Sürdürüyor- 2. bölüm

48...

BAK’›n Sempozyumu ve Bir Soru

49...

Kahramanlar Ölmez

50...

Köyün Delisi

Herkes Duyacak... Sorumluluk Hepimizin! F tiplerine karfl› mücadele, bafl›ndan itibaren ayn› zamanda yalana karfl› gerçe¤in savafl› olarak cereyan etti. Henüz 19 Aral›k öncesi, F tipleri çok yo¤un bir propaganda ve demagoji bombard›man› eflli¤inde sunuldu kamuoyuna. Halk, ayd›nlar “lüks oda” propagandalar›yla saflaflt›r›lmaya çal›fl›ld›. F tiplerine karfl› ç›kmak, yalana karfl› gerçe¤in mücadelesiydi. Ancak bu mücadele 19 Aral›k’tan itibaren çok daha zorlu bir aflamaya girdi. F tiplerinin aç›lmas›yla, tecrit ve sansür yan yana uygulanmaya baflland›. Devrimcilerin yok edilmesini, etkisizlefltirilmesini isteyen tüm kesimler, sansürde ortak oldular. Yalana karfl› gerçe¤in savafl›, art›k sadece aç›klamalarla, gösterilerle yürütülemeyecek noktalara geldi; direniflin sürdü¤ü gerçe¤inin ancak ölümlerle anlat›labildi¤i zamanlar oldu. Dr. Joseph Goebbels diyordu ki; “Devlet yalana baflvurabilir. Bunu sa¤layabilmek için, devletin muhalefeti bask› alt›nda tutmak üzere bütün gücünü kullanmas› hayati bir de¤er tafl›r. Gerçek yalan›n en büyük düflman› oldu¤una göre, buradan hareketle, devletin en büyük düflman›n›n da gerçek oldu¤unu söyleyebiliriz.” Dr. Goebbels, Hitler’in propaganda bakan›yd›. Oligarflinin bakanlar› da bu anlay›flla hareket ettiler. Gerçe¤i, devletin en büyük düflman› sayd›lar. Bu öyle büyük bir düflmand› ki, “tecrit ve ölüm orucunun sürdü¤ü” GERÇE⁄‹N‹ a¤›z ucuyla söylemeye kalkan TBMM Baflkan›’n› bile “terör örgütlerinin propagandas›n› yapmakla” suçlamakta tereddüt etmemifllerdi. Bu öyle büyük bir düflmand› ki, düzene sadakati kan›tlanm›fl burjuva bas›n bile, sansür duvar›nda küçücük bir gedik aç›lmas›na göz yumdu¤unda tehditlerden, cezalardan, yapt›r›mlardan pay›n› ald›. Gerçek ve yalan savafl›yor 4 y›ld›r. Gerçe¤i dile getirenler büyük bedeller ödedi. Bütün bunlara ra¤men, tecrit ve direnifl gerçe¤i sansürün alt›nda tümüyle bo¤ulamad›. Çünkü 4. y›l›na giren bir yalanla gerçe¤in savafl›nda, gerçe¤in cephesinde hiç susmayanlar vard›. Onlar›n susmayan sesi sayesindedir ki, burjuva medya yaz›p göstermese de, direnifl asl›nda bir biçimiyle gündemde kald›, iktidar çok istemesine ra¤men, onu gündeminden ç›karamad›; burjuva yazarlar, ayd›nlar, unutmay› çok istemelerine ra¤men, unutamad›lar. Unutturmad›k. Ne var ki, genifl kitleler aç›s›ndan ele al›nd›¤›nda, sansürün belli ölçülerde etkili oldu¤u da aç›k. Genifl kitleler ya tecrit ve direnifl gerçe¤inden haberdar edilemedi ya da arada bir duysalar da duyarl›l›klar›n› ortaya ç›karacak bir yo¤unluk oluflmad›. TAYAD’l› Aileler’in birkaç hafta önce 10. Ekipler’in ölüm orucuna bafllamas›n› duyurmak için caddelere meydanlara ast›klar› “Kim Bunlar? Ne ‹stiyorlar?” yaz›l› afifllerin ard›ndan yaflananlar çarp›c›d›r; TAYAD’a bu afifllerle ilgili olarak günde yüzlerce telefon gelmesi, gerçe¤in faflizmin sansürü alt›nda gizlendi¤ini ama halk›n gerçe¤e açl›k duygusunun köreltilemedi¤ini de gözler önüne seriyordu. Devrimciler, demokratlar, ayd›nlar, sosyalistler, hak ve özgürlükler mücadelesi verme iddias›nda olanlar, faflizmin sansü-


ründen yak›nmakla yetinemezler. Sansüre karfl› savafl, devrim ve demokrasi mücadelesinin bir parças› olarak ele al›nmak durumundad›r. “Ne yapal›m yazm›yorlar” çaresizli¤ine mahkum olmak kabul edilemez. Kabul etmiyor ve duymayanlara duyurmak için tek bir soruyla gidiyoruz halka. “Hapishanelerde 107 insan öldü! Duydunuz mu?” Yalana karfl› gerçe¤in savafl›n›, ülkemizin her iline, ilçesine, köyüne, mahallesine kadar yaymak, gerçe¤i onmilyonlara ulaflt›rmak için, 4 y›ld›r durdurulamayan mücadeleye yeni bir kampanya daha ekleniyor. Yalan›n karfl›s›nda gerçe¤in yan›ndaysan›z, Sansüre karfl›, özgürlüklerden yanaysan›z Sansüre ve yalana karfl›, gerçe¤in savafl›na kat›lmaya ça¤›r›yoruz! Tecrite karfl›ysan›z, tecrit gerçe¤inin duyurulmas› gerekti¤ini düflünüyorsan›z, hangi siyasi düflünceden, hangi örgütlülükten olursan›z olun, bu savafla kat›lmal›s›n›z. Karfl›y›m demek yetmez. Karfl› oldu¤unuzu en baflta gerçekle yalan›n savafl›nda yerinizi alarak ortaya koymal›s›n›z. Tüm siyasi hareketler, tüm demokratik kitle örgütleri, ayd›nlar, tecrit gerçe¤ini duyurun dünyaya ve Türkiye’ye. Bizim yöntemlerimiz ve araçlar›m›zla duyurmay› tercih etmeyebilirsiniz. Nas›l duyuracaks›n›z? Yolunu, biçimlerini bulmak zorundas›n›z. Bugün bulunabilecek yöntemler daha fazla emek gerektirebilir, daha fazla riskli olabilir, ama bunlardan dolay› bu görevden kaçamazs›n›z. Bu görevden kaçanlar, ya “tecrite karfl›” olmak konusunda, “yalana karfl› gerçekten yana” olmakta samimi de¤illerdir ya da gerçe¤in savunucusu olabilecek irade ve kararl›l›¤a sahip de¤illerdir. En baflta da vurgulad›k; soldan çeflitli kesimler de flu veya bu biçimde ortak oldular sansüre. Gerçe¤in karfl›s›nda saf tuttular. Farkl› farkl› nedenleri vard›. Bu nedenler bir günde de¤iflmeyecektir de. Ama herkes, en az›ndan üç y›l›n muhasebesini yapmak, üç y›l boyunca süren bir savafl›n ne taraf›nda kald›¤›n› görmek ve do¤rudan-dolayl› sansüre ortak olmalar›n›n yaratt›¤› sonuçlar› görmek zorundad›r. En az›ndan bunu istiyor ve bekliyoruz. Geçmiflin muhasebesi ve hesaplaflmas› kuflkusuz çeflitli zeminlerde ve biçimlerde yap›lacakt›r. Ama flimdi “yanl›fltan dönme” zaman›; flimdi prati¤e kat›lma

zaman›. Tecrit ve sansür politikas›n›n tüm boyutlar› bu kadar alenileflmiflken, art›k eski politikalar sürdürülemez. Eski gerekçeler öne sürülemez. fiimdi ö¤renme zaman›d›r. Türkiye tarihinin bu en büyük ve en uzun direniflinden ö¤renme zaman›d›r. Bu direniflten ö¤renmesini bilenler, gerçe¤in savafl›nda daha kararl›, daha gözüpek olacaklard›r. Ö¤renemeyenler, direniflin oligarfliyle halk aras›ndaki savaflta nas›l bir yer tuttu¤unu göremeyenler, yine flu veya bu “gündem”i bahane ederek bu görevden de kaçacaklard›r. Bahane haz›rd›r; solun büyük k›sm› flu anda “yerel seçim”den baflka bir fley konuflmaz haldedir; devrimciler de yerel seçimlerde çal›flma yapacaklar, kimi yerlerde aday ç›karacaklar. Ama bu “Hapishanelerde 107 insan öldü! Duydunuz mu?” sorusunu halka tafl›maya engel de¤ildir; tam tersine, ayn› zamanda bunun bir zeminidir. Bu zeminde Türkiye gerçeklerini dile getirmekten kaç›nanlar, düzen için politikaya hapsolmufllard›r. Bunun bir örne¤ini 3 Kas›m seçimlerinde yaflad›k. Kendine sosyalist, komünist, demokrat deyip de düzen içi hesaplar yapanlar, düzenin sansür koydu¤u konularda suskun kald›lar. Halktan yana, ilerici, devrimci, demokrat bir seçim çal›flmas› böyle olamaz. Gerçekle yalan›n savafl› hayat›n her alan›nda ve her an›nda sürer. Kim, hangi gerekçeyle olursa olsun, gerçe¤e sansür uyguluyorsa, o, düzen içi kulvarlarda kofluyordur. Günefle vurulan sansür bal盤›n› kaz›mayacaksan›z, ne ifle yarar sizin seçim propagandalar›n›z? AKP hükümeti, RTÜK, DGM, jandarmas›, polisiyle, tüm düzen arkas›nda da dursa sansür duvar›n›, o duvar› delik deflik edece¤iz. Anlataca¤›m›z sadece tecrit ve direnifl gerçe¤i de¤ildir; 107 ölüm gerçe¤inde, Türkiye gerçe¤i sakl›d›r. ‹slamc›l›k riyakarl›¤›, ulusalc›l›k maskaral›¤›, demokrasicilik, AB’cilik oyunu sakl›d›r 107 ölüm gerçe¤inde. 107 ölüm gerçe¤ini anlatmak, tüm bu sahtekarl›klar›, düzeni anlatmakt›r. ‹flte bu yüzden, tam bu noktada yalana karfl› gerçe¤in savafl›, oligarfliye karfl› halk›n mücadelesinin kendisidir. Bu mücadeleye “gündemimiz de¤il, önceli¤imiz de¤il” denilebilir mi? Kendini bu ülkeye dair her fleyden duyarl›, sorumlu gören tüm kifli ve örgütler; gerçe¤in savafl›n› yükseltmeliyiz.

Açl›¤›, yoksullu¤u, iflbirlikçili¤i ve zulmü en derinden hissetti¤imiz bu koflullar› hep birlikte de¤ifltirip, özgürlü¤ün, adaletin hüküm sürdü¤ü bayramlar› yaflayabilmek dile¤iyle, Halk›m›z›n Kurban Bayram›’n› kutluyoruz. Bayram›, ölüm oruçlar›nda, iflgal alt›nda, intifada içinde karfl›layanlar› unutmay›n!..


Sansürün Kanl› Yolculu¤u Direnifle iliflkin dergimizdeki yaz›lar›m›zda, TAYAD baflta olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin aç›klamalar›nda en çok vurgu yap›lan konular›n bafl›nda SANSÜR gelmektedir. Peki neden? Durup dururken mi? “Abart›l›yor” mu yoksa? Direnifli yak›ndan takip edenler için cevaplar› nettir. Çünkü yaflam›fl, görmüfl, duymufllard›r nas›l bir sansürle karfl› karfl›ya oldu¤umuzu. Biz yine de sat›r bafllar›yla sansürün kanl› yolculu¤unu hat›rlataca¤›z. Ancak buna geçmeden önce iki türlü sansürün oldu¤unu belirtelim. Birbiriyle ba¤lant›l› olmakla birlikte, birincisi burjuva medyan›n bu ülkede yaflanan ve ister gazetecilik/habercilik anlam›nda olsun, isterse demokratl›k anlam›nda olsun görmezden gelinemeyecek bir durum karfl›s›ndaki sansürü. ‹kinci tür sansür ise, kendisine solcu, ilerici, sosyalist, komünist, hak ve özgürlük savunucusu diyenlerin uygulad›klar› sansür. Onlara göre de bu ülkede böyle bir olay yaflanmamaktad›r. Sansürün özü de zaten, göstermeme oldu¤u kadar, görmezden gelme, gündeminden ç›karma de¤il midir? Biz flimdilik iktidar›n ve medyan›n sansür politikas›na yer verece¤iz.

Ecevit Sansür Talimat› Verdi Ölüm orucunun bafllad›¤› günlerde, bas›nda uzun bir sessizlik süreci yafland›. Duyarl› birkaç köfle yazar› d›fl›nda, sayfalar yüzlerce insan›n ölüm yürüyüflüne kapat›ld›.

Bu süreçte henüz resmi bir sansür karar› da yoktu. Gizli and›çlarla sansürlenmeye al›flk›n olan medya, sözkonusu olan devrimciler olunca

oligarflinin and›çlar›na bile gerek olmayan bir otosansür uygulad›. Sansürün resmi talimat› ise Ecevit’ten geldi. Ecevit, 11 Aral›k 2000 tarihinde yapt›¤› aç›klamada, “kamuoyu ilgisi devam ederse ölüm oruçlar›n›n bitmeyece¤ini...” söyledi.

DGM ve RTÜK Sansür Karar› Ald› ‹lgiyi kesmenin iki yolu vard›. Birisi kopkoyu bir sansür, ikincisi ise direnifli destekleyenlere, meydanlara ç›kanlara yönelik sald›r›. Her ikisi de etkili bir flekilde yaflama geçirildi. Ecevit’in aç›klamas›ndan hemen sonra, 13 Aral›k 2000 tarihinde, RTÜK ölüm orucu ile ilgili yay›nlara sansür koydu. DGM ald›¤› kararla onu izledi. Her iki faflist kurulufl “hiçbir haber yapmay›n” demiyordu kararlar›nda. Yap›n ama “devletin yüce ç›karlar›n› koruyacak yay›nlar yap›n.” Bu ç›karlar nas›l korunacak? Tutsaklar karalanacak, hapishaneler hedef gösterilecek, “terör yuvas›” denilecek. Öyle de oldu; direniflin aleyhine yay›nlar yo¤unlaflt›, hapishaneleri hedef göstermek, yalan, karalama, küfür serbestti! 19 Aral›k katliam›na kadar geçen süreç bu sansür kararlar›n›n yo¤un etkisi alt›ndayd›. 19/22 Aral›k vahfletinde de sansürün bir baflka biçimi hayata geçirildi. Katliama iliflkin haberler bas›nda yer al›yordu. Ancak, diri diri yakt›klar› yoktu, alevler içindeki bedenleri kurflunlad›klar› yoktu. Oysa bu gerçekler daha ilk günlerde tutsaklar›n anlat›mlar›yla ortaya ç›km›flt›. Devletin resmi kurumlar› taraf›ndan, tutsaklar›n diri diri yak›ld›¤› bir rapor haline getirildi¤inde de, bir kaç istisna d›fl›nda bu vahflet sansürlendi. Bir sansür politikas› düflünün ki, Adli T›p Kurumu, “bu ülkede 6 kad›n devlet taraf›ndan diri diri yak›ld›” diyor, “bütün tutsaklar›n devlet taraf›ndan katledildi¤ini, bas›nda iddia edildi¤i gibi tutsaklar›n atefl açmad›klar›n›” söylüyor ve o ülkenin bas›n› bu gerçe¤i gizlemeye çal›fl›yor. 19 Aral›k sonras› ölüm orucunun sürdü¤üne dair

Say› 96 5 1 fiubat 2004


tek bir sat›r yer alm›yordu bas›nda. Devrimciler o süreçte, yaflanan katliam› ve ölüm orucunun sürdü¤ünü anlatma gibi bir sorumlulukla karfl› karfl›ya kalm›fllard›. Yaflanan bir fley yaflanm›yor farzediliyordu. ‹ktidar bu sansür politikas›na ve medyaya o kadar güveniyordu ki, katliam›n ertesinde Sadettin Tantan, Osman Durmufl ve Sami Türk “ölüm orucu yok” diyebildiler. Resmen yaland›, ama medya bunu “sahte oruç kanl› iftar” diye manfletine tafl›maya utanmad›. Gerçekte, klasik, bilinen sansürün çok ötesinde bir fleydi bu. Tecriti sürdüren özel bir sansür biçimiydi. Tecrit edilmesi hedeflenenleri, sadece hücrelere koymakla yetinmeyecekti oligarfli; hayat›n her alan›ndan koparacakt› onlar›. Sanki onlar bu ülkede yokmufl, sanki onlar bu ülkede mücadele etmiyormufl, sanki bu ülkede ne zulüm, ne direnifl yokmufl gibi davranacakt›. Ve herkesin de buna uymas›n› istiyordu. Tecrit edilme s›ras› ise tutsaklardan bafllayarak herkese gelecekti.

Say› 96 6 1 fiubat 2004

Bir yandan sansür uygulan›rken, öte yandan gerçekleri aç›klayan, F tiplerini, tecriti dile getirenlere yönelik sald›r›lar efllik etti. Bu sald›r›lar da özünde sansüre hizmet etmekteydi. Dönemin Adalet Bakan› Sami Türk’ün talimatlar› ile onlarca kurum, kifli hakk›nda bu flekilde soruflturmalar aç›ld›. Bas›ndan tecriti, direnifli dile getirenlerin cezaland›r›lmas› yoluna gidildi. Örnek olmas› aç›s›ndan, Radikal Gazetesi’ne ölüm orucu yaz›s› nedeniyle 5 gün ilan vermeme cezas›, Evrensel Gazetesi’ne Sami Türk’ü elefltiren yaz› nedeniyle 3 gün kapatma, milyonlarca para cezas›, Mersin Sun TV müdürüne ölüm orucuyla ilgili program yapt›¤› için 3 ay hapis cezas› bunlardan baz›lar›. Katliamc›lar öylesine dengesizleflmiflti ki, sansür gerekçesi bulamad›klar›nda uydurdular. Radikal yazar› Perihan Ma¤den’in 20 Temmuz 2001 tarihli ‘Adli Tatil Bugün Bafll›yor’ bafll›kl› yaz›s›nda katliamc›lar›n gerekçesi fluydu: “Hayata Dönüfl Operasyonu’nun afla¤›lanmas›...” Katliam› afla¤›lama suçu! Hukuk literatürüne geçecek bu ucubeliklerle dünyay› kendilerine güldürseler de, sansürden vazgeçmediler.

DGM Sansürü Kald›rd›, Medya Otosansürde Sonuna Kadar Israrc› Sansür öylesine etkili bir flekilde uygulanm›fl, medya bu konuda kendisini öylesine aç›k bir flekilde ispatlam›flt› ki, DGM ald›¤› bir kararla, daha önceki sansür karar›n› resmi olarak kald›rd›. Karar›nda, sansüre neden gerek duymad›¤›n› da, “medyan›n zaten duyarl› oldu¤u” ile aç›klamas›, zaten her fleyi anlatmaya yetiyordu. Otosansür, efli benzerine az rastlanacak flekilde resmi sansür kararlar›ndan daha etkiliydi.

AKP Sansürü Sürdürüyor Zulmedenin en güçlü silah›d›r sansür. Tarih bo-

yunca böyle olmufltur. Bir yerde sansür varsa, orada büyük bir zulüm var demektir. Ayn› zamanda büyük bir korkunun, gerçe¤in kendisinden duyulan korkunun da ifadesidir sansür. AKP iktidar› da zulmü sürdürdü. Zulmünü gizlemenin tek yoluyla bask›, yasak ve sansürdü. Hem de öylesine pervas›zcayd› ki, TBMM Baflkan›’n›n dilinden ölüm orucu ifadeleri mi ç›kt›; Cemil Çiçek medya arac›l›¤›yla uyard› TBMM Baflkan›’n›. ‹slamc› bir köfle yazar› tecrite iliflkin birkaç kelime bir fley mi yazd›; Ertosun hemen susturdu. AKP’nin sansürünün en aç›k hali ise, hemen yan› bafl›nda Ankara’n›n göbe¤inde “tecrite ve sansüre son” diyenlerin sesini duymama, duyurmama politikas›nda somutlaflm›flt›r.

Gerçek Güçlüdür ve Tüm Dünya Duyacak Sadece özetledik. Ama tarihsel bir gerçek var ki, iflte bunu kimsenin sansürleme gücü yoktur. O da gerçe¤in kendi do¤as›nda bar›nd›rd›¤› gücüdür. O güçle sansür duvarlar› da y›k›l›r. Ve o y›k›nt›n›n alt›nda zulmünü sansürle gizlemek isteyenler ve gönüllü ya da devletin resmi kararlar›yla sansür uygulayanlar kal›r. Gerçek, “hapishanelerde 107 insan›n öldü¤ü, ölüme yürüyenlerin oldu¤u ve tecrit”tir.

Kanl› Ekmek Teknesi Star’›n Riyakarl›¤› Uzanlar’›n Star TV ve gazetelerinde mide buland›r›c› bir “milliyetçilik” hamaseti içinde kampanya yürütülüyor. Starc›lar, açl›k grevi yap›yor, haks›zl›¤a u¤rad›klar›ndan, ekmek kap›lar›n›n kapat›ld›¤›ndan, medyan›n nas›l sansür uygulad›¤›ndan söz ediyorlar. Konuflanlara bak›n! Ne ekmek teknesi; kanl› ekmek teknesinden konufluyorlar. Aldat›lm›fl üç befl bas›n emekçisini bir yana b›rak›n, ne Star’›n ne de ona hizmet edenlerin haktan, adaletten söz edecek durumu yoktur. Ekmek kap›s› edebiyat› her türlü zulme ortakl›¤›n da k›l›f› haline getirilmifltir. Onlarca örnek vard›r, biz birini hat›rlatal›m. 19 Aral›k’taki yay›nlar›n› hat›rlay›n; U¤ur Dündar, Fidan Kalflen’in alevler içindeki bedeni karfl›s›nda “bak›n bak›n elini de ba¤lam›fllar, nas›l vahflet uyguluyorlar...” 盤l›klar› at›yordu. Devletin vahfletini aklamak yetmedi, sansürle, direnifl karfl›t› yay›nlarla sald›r› sürdürüldü. Demek ki, tüm bu yay›nlar, devletin katliam›na ortak olmak için yap›lan resmen yalan yay›nlar yetmemifl, katliam iflbirli¤i yapt›klar› flimdi onu tasfiye etmek istiyor. Üç y›ld›r sansürün uygulay›c›s› olanlar, gerçekleri ac›mas›zca çarp›tanlar, flimdi “duyarl›l›k” ça¤r›s› yap›yor. Aç›n bak›n sadece “düflünceleriyle yaflamak için” direnenler için neler yazd›n›z? Aç›n bak›n, 107 ölümü nas›l gizlediniz?


Tecritin, sansürün, 107 ölümün hayk›r›ld›¤› Abdi ‹pekçi’nin a¤açlar›, kufllar› ve Ankara’n›n dondurucu so¤u¤u TAYAD’l›lar›n 盤l›¤›n› duydu; AKP kör-sa¤›r-dilsiz! Onlar, 4 y›ld›r bayramlar› kana bo¤ulanlar›n gözlerinin içine bakarak bayram yapmaya haz›rlan›yorlar!..

Zalimin Bayram› M› Olur? Kaç bayramd›r, bu ülkenin bilincini köreltmemifl, yüre¤ini tafllaflt›rmam›fl, gözünü gerçe¤e kapatmam›fl insanlar›n bayramlar›n›n orta yerinde tabutlar›n a¤›rl›¤› var. Yüreklerine kan daml›yor, yaralar›ndan kan durmadan ak›yor. ‹ktidarlar de¤iflse de, zulüm yaralar›na hançerler sokmaya devam ediyor. Kurban Bayram› da, bu bayramlardan biri olarak geçiyor. Baflkentinin ortas›nda, yurdun dört bir yan›ndaki hapishanelerinde, milyonlarca insan›m›z›n ekmek kap›s› diyerek göç etti¤i yurtd›fl›nda bedenlerini açl›¤a yat›ranlar, AKP iktidar›n›n Müslümanl›¤›n›n riyakarl›¤›n› yüzüne çarparak bayrama giriyorlar. AKP Hükümeti’nin bakanlar›, milletvekilleri bayram yapacaklar! Bayramda küslerin bar›flmas›ndan, iyilikten, güzellikten de söz edeceklerdir mutlaka. Dünyan›n bir baflka ucundaki Müslüman›n çekti¤i ac›lar› yüreklerinde hissettiklerini de anlatacaklar, nas›l iyi birer müslüman olduklar›n›n delaletine yoracaklar bu “asil duygular›”. Kestikleri kurbanlar›n etlerinden “pay” da da¤›tacaklard›r, kurban nedir bilmeyen yoksullara. Tü-

TAYAD'l› Aileler Ankara Abdi ‹pekçi Park›'ndaki oturma eylemi ve açl›k grevlerini “tecrite ve sansüre son verin” ça¤r›s›yla sürdürüyorlar. TAYAD’›n 1 fiubat’tan itibaren bafllataca¤› “Hapishanelerde 107 insan öldü, duydunuz mu?” kampanyas›n›n da, zulmün baflkentindeki sesi olacaklar. Çünkü onlar, so¤uk, bayram demeden, iktidar›n yok sayma politikas›na ra¤men 140. güne yaklaflan eylemlerini sürdürmekte kararl›lar.

m bunlar› yapt›kça, Müslümanl›klar›na Müslümanl›k kat›ld›¤›n›, ‘cennet kap›lar›’n›n kendilerine aç›ld›¤›n› düflünecekler!.. Peki kimi aldatacaklar? Ad›m att›klar› her yerde, s›rtlar›ndaki 107 ölümü kimse görmeyecek mi? Sansürledik, kimse duymaz, bilmez, görmez diye düflünüyorlarsa yan›l›yorlar. Duymayanlar varsa da duyacak. Bu bayram de¤ilse öteki bayram soracaklar! “Hapishanelerde 107 insan öldü, duydunuz mu?” ça¤r›s› Türkiye’nin dört bir yan›nda karfl›lar›na ç›kacak.

AKP Milletvekilleri; 107 Ölüm S›rt›n›zdayken mi Bayram Yapacaks›n›z? Zulmün oldu¤u, yan› bafl›n›zda 107 tabutun dizildi¤i bir ülkede nas›l bayram yapacaks›n›z? Hele bu zulmü sürdürenseniz, hangi yüzle, hangi inanca s›¤›narak kutsal bayramlar› karfl›layacaks›n›z? Hangi dinde, “katledin, iflkence yap›n, ama bayram›n›z› da gönlünüz rahat yap›n” diyor. Hiçbir din, hiçbir inanç zulmü onaylamaz. Zulmü onaylayan, uygulayanlar›n hiçbir inanc› olamaz. ‹nanç bir k›l›ft›r, rantt›r onun için. Bu bayramda düflünün; Müslümanl›k rant kap›n›z m›, inanc›n›z m›?! Yönetiminizdeki hapishanelerde ölüme yürüyen insanlar› düflünerek sorun bu soruyu kendinize? Ayn› s›ralarda oturdu¤unuz Adalet Bakan›’n›n kanl› difllerini görmedinizse, hücrelerini her gün birer ikifler yiyerek insanlar›n tecrit hücrelerindeki eriyifllerini düflünerek sorun bu soruyu kendinize. “Nas›l olsa bizden de¤iller, ölsünler!” diyorsan›z, elbette hiçbir sorun yoktur. Müslümanl›¤›n›z›n huzuruyla yaflayabilirsiniz. Gönül rahatl›¤›yla bayram›n›z› yapabilirsiniz.

Yurtd›fl›nda Açl›k Grevleri 44. Gününde Avrupa baflkentlerinden Viyana, Brüksel, Berlin ve Londra’daki açl›k grevleri 44. gününde. TAYAD Komite üyeleri yapt›klar› eylemlerle de tecrit ve 107 ölümü anlatmaya devam ediyorlar. Avusturya'n›n baflkenti Viyana’da açl›k grevinde bulunan Y›ld›z Ercan ve Sinan ‹git, 23

Say› 96 7 1 fiubat 2004


Ocak’ta Türkiye Turizm Atefleli¤i önündeydiler. Atefleli¤in bulundu¤u meydanda temsili hücreler ve Almanca tecriti ve ölüm oruçlar›n› ifade eden pankartlar›yla bir gösteri düzenlediler. Yaklafl›k 10 saat süren gösteri boyunca binlerce bildiri da¤›t›l›rken, Viyana halk›na direnifl ve 107 ölüm anlat›ld›. Bu arada Viyana’da bir de “çad›r direnifli” yafland›. Ercan ve ‹git'in açl›k grevi için çad›r talepleri haftalard›r savsaklan›yordu. Bunun üzerine eylemlerinin 41. gününde belediyeye gittiler, ancak yine olumlu cevap verilmeyince belediyeyi terk etmeyerek eyleme geçtiler. "Türkiye'de ölüm orucu 1196. gününde, buradaki destek açl›k grevi 41. gününde" yaz›l› pankartlar›n› aç›p eyleme bafllayan Ercan ve ‹git polis ça¤›rmakla tehdit edildi. Geri ad›m atmayan eylemciler, belediye yetkilileriyle yap›lan görüflme sonucu çad›r kurma hakk›n› alarak eylemlerine son verdiler.

Say› 96 8 1 fiubat 2004

‹ngiltere’nin baflkenti Londra'da, 24 Ocak’ta açl›k grevi çad›r›n›n önünde bir aç›klama yap›ld›. Aç›klamada, "F tipi hapishanelerinde ölüm orucu direnifli emperyalizmin ve oligarflinin katliamlar›na ra¤men 4. y›l›nda sürüyor" denildi ve sansür ve tecrite karfl› mücadele ça¤r›s› yap›ld›. Belçika’n›n baflkenti Brüksel’deki açl›k grevine ise, Belçika bas›n› ve demokratik güçlerinin ilgisi ve deste¤i var. Kerbela Dergisi Genel Yay›n Yönetmeni Hasan Subafl›’n›n sürdürdü¤ü açl›k

Bak›rköy ve Kartal Hapishanelerinden Sevk Bak›rköy Hapishanesi’ndeki bayan tutsaklar ve Kartal Hapishanesi’nden Asuman Özcan, Sevinç Kocakafa, Tülin Soyhan ve Remziye Yaflar, Gebze Hapishanesi’ne sürgün edildiler. Sevklerin nedenine iliflkin bir aç›klama yap›lmazken, Kartal Hapishanesi’ndeki bayan tutsaklar›n sevklere karfl› küçük hücrelerinde de barikat kurarak direndikleri, üç befl kifli de olsalar oligarflinin iflkencecilerinin iradesine boyun e¤medikleri ö¤rendi¤imiz bilgiler aras›nda.

Tecrite Karfl› Oturma Eylemi Adana'da devrimci demokrat kurumlar 24 Ocak günü ‹nönü Park›'nda oturma eylemi yaparak tecritin kald›r›lmas›n› istediler. Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin de yer ald›¤› eylemde konuflan ‹HD Cezaevi Komisyon Sözcüsü Ethem Aç›kal›n, AKP hükümetinin tecriti a¤›rlaflt›rarak sürdürdü¤ünü belirtti. ‹mral›’da, F ve D Tiplerinde tecritin AKP iktidar›yla a¤›rlaflt›r›ld›¤› belirtilen aç›klaman›n ard›ndan Grup Nisan Günefli'nin müzik dinletisi eflli¤inde 10 dakikal›k oturmaya eylemi yap›ld›.

TAYAD Komite üyeleri 44 gündür Avrupa baflkentlerinde açl›k grevlerini sürdürüyorlar. “Tecrit iflkencesinden, ölümlerden Avrupa da sorumludur” gerçe¤ini bu kez, oligarflinin katliam destekçilerinin merkezlerinde hayk›r›yorlar. Avrupa’n›n kanl› tarihinde flimdi 107 ölümle ve zamana yay›lan iflkenceyle yok edilecek insanlar›n ad› da var... grevi Belçika’n›n ulusal gazete ve televizyonlar›nda yer al›rken, destek ziyaretleri de sürüyor. Alevi kurulufllar›n›n deste¤inin yan› s›ra, Etterbeek Sosyalist Partisi üyeleri, oturum haklar› için açl›k grevinde olan ‹ranl›lar, H›ristiyan Demokrat Partili Belçikal› senatör, BASK'l›lar, Avrupa Birli¤i'yle iliflki içinde olan Avrupa Kufla¤› adl› bir gençlik örgütlenmesi direnifle destek verenler aras›nda. Bu amaçla bir bildiri yay›nlayan Avrupa Kufla¤›, eylemi "tüm dünyaya, politik tutuklular üzerinde bask›ya devam eden Türkiye hükümetinin ne oldu¤unu gösterme kararl›l›¤›" olarak niteledi.

Almanya’da Tecrite Karfl› Direnifl Sürüyor Almanya’n›n Santa Fu Hapishanesi’ndeki tecrite karfl› ‹lhan Yelkuvan’›n 40’l› günleri geçen açl›k grevi sürerken, Veli Süzer de eyleminin 20. gününde. TAYAD Komite 26 Ocak günü yay›nlad›¤› bir bildiriyle, Santa Fu’da yaflanan ve dergimizde de yer alan sürgün, iflkence ve tecrit olaylar›n› hat›rlat›rken, yaflananlar›n çarp›t›ld›¤› ve tutsaklara söz hakk› tan›nmad›¤› belirtiliyor. “Tutsaklara söz hakk› tan›y›n! Gerçekleri ö¤renmeye kamuoyunun hakk› var!” denilen bildiride, Yelkuvan ve Sezer'in taleplerinin tan›nmas› istendi ve “Fuhlsbüttel ‘Santa Fu’ Hapishanesi’nde bulunan tutsaklara yönelik uygulanan tecritin kald›r›lmas›n› istiyoruz! Tecrit iflkencedir!!!” denildi. Geçen haftaki say›m›zda yer verdi¤imiz, “AB organlar›n›n Santa Fu’da yaflanan iflkence, bask›, hak gasplar› ve tecriti incelemeyecek mi?” sorumuz hala cevaps›z. Tecritin en kat› flekilde uyguland›¤› ve insan beynini yok etmek için, 1970’lerde labaratuvarlarda deneylerin yap›ld›¤› bir ülke olan Almanya, deneylerini sadece ülkemize aktarm›yor, kendisi de kullanmaya devam ediyor.


Grup YORUM Eleman› ‹hsan Cibelik Tutukland› Wernicke-Korsakoff hastas›yd›... AKP’nin polisin talimat›yla mekanizma harekete geçirildi... ‹slamc› kontra bas›n hedef gösterdi... AKP’nin bilimsel yeterlilikle ilgisi olmayan kendi kadrolar›n› atad›¤› Adli T›p, uzmanlarca “iyileflmesi mümkün olmayan, ancak bir y›lda k›smi düzelme olabilir” dedi¤i hastal›¤a “iyileflti” tan›s› koydu... Ve tutuklanarak F tipi hücrelere konuldu... Geçti¤imiz günlerde, ‹TO, ‹stanbul Barosu, Adli Tıp Uzmanlar› Derne¤i yetkililerinin, Adli T›p Kurumu’ndaki kadrolaflmaya dikkat çektikleri ve kuruma müdahaleyi, tarihindeki en pervas›z müdahale olarak niteledikleri aç›klamalar›n›n ard›ndan, Adalet Bakan› Cemil Çiçek, Adli T›p Kurumu’nu ziyaret etti. “Ziyaret”in amac›; aç›klamaya karfl›, uzmanl›kla, bilimle alakas›z faflist kadrolar›na destek vermekti. Faflist kadrolar› ifllerini yerine getiriyor, AKP’nin talimatlar›n› an›nda hayata geçiriyorlard› çünkü. ‹hsan Cibelik’in tutuklanmas› bunun son örne¤i oldu. Grup Yorum eleman› ‹hsan Cibelik, 22 Ocak akflam› Ankara’da gözalt›na al›narak ertesi günü tutukland›. Bir ölüm orucu direniflçisi, bir devrimci sanatç›yd›. Wernicke Korsakoff hastal›¤› nedeniyle Adli T›p Raporu ile tahliye edilenlerden biriydi. AKP’nin talimat›yla son dönemde yo¤unlaflan Wernicke Korsakoff hastalar›na yönelik tutuklamalar›n son örne¤i oldu. Uzmanlar, Wernicke Korsakoff’un tamamen iyileflmedi¤i gibi, en erken bir y›l içinde ve istisnai olarak düzelmelerin görülebilece¤ini, büyük bir ço¤unlu¤unun yeniden hapishanede kalmas›n›n t›bben sak›ncal› oldu¤unu belirtiyorlar. Ancak AKP için bilimin, bilirkiflili¤in, insan›n hiçbir önemi yoktur. Vakit gibi, flakflakç›s› kontra bas›n hedef gösteriyor, emrindeki polisleri harekete geçiriyor, bilimsellikle hiçbir alakas›n› b›rakmad›¤› bizzat Adli T›pç›lar taraf›ndan dile getirilen kendi Adli T›p’› rapor veriyor, mahkemeleri tutukluyor.

Adli T›p Kurumundaki Kadrolaflma Adli T›p Kurumu'ndaki kadro de¤ifliminin hemen sonras›nda Wernicke-Korsakoff hastalar› birer birer tutuklanmaya bafllad›. fiu ana kadar 24 kifli tekrar tutuklanarak hapishanelere kapat›ld›lar ve tedavi edilmeleri engellendi. Devletin ölüm orucu

direniflini k›rmak amac›yla zorla müdahale ederek sakat b›rakt›¤› devrimci tutsaklar› tahliye etme politikas› flimdi tam tersinden uygulan›yor. Tahliye oyunu ile direnifli k›ramayan devlet, sakat b›rakt›¤› insanlar› gerçe¤i yans›tmayan raporlarla tutukluyor.

Müslümanl›k Neresinde? Yaz aylar›nda bafllayan Adli T›p'taki kadro de¤iflimi ile ayn› günlerde özellikle ‹slamc› bas›n›n bafl›n› çekti¤i medya kurulufllar›; ölüm orucu ve açl›k grevlerine kat›l›p daha sonra tahliye olan pek çok insan› do¤rudan hedef gösteren haberler yapm›fllard›. Günlük faaliyetleri bile (saz çalmak, cep telefonu kullanmak, vs.) suç olarak gösterilmifl, hem kamuoyu hem de Adli T›p Kurumu yönlendirilmiflti. ‹hsan Cibelik hakk›nda yap›lan ve Vakit Gazetesi’nde ç›kan haberin bafll›¤› bu yönlendirmenin kan›t›d›r: "Adli T›p bu ifle ne diyecek?" Adli T›p’›n ne dedi¤i ortada! Peki Vakit bu ifle ne diyecek? Biz söyleyelim; onurla, gururla k›na yakabilir! Zulme karfl›larm›fl! Müslümanlarm›fl! Kontrac›l›k, devletin sakat b›rakt›¤› insanlara düflmanl›k ne zamandan beri zulme karfl› olmak oldu? Neresi Müslüman bunlar›n?

Tutuklama Protesto Edildi ‹hsan Cibelik'in tutuklanmas› Ankara'da 24 Ocak günü protesto edildi. Yüksel Caddesi'nde toplanan ‹dilcan Kültür Merkezi, Ankara Temel Haklar, Gençlik Dernekli ö¤renciler ve Abdi ‹pekçi Park›'nda direnifllerini sürdüren TAYAD'l› Aileler, bir ba-

Grup YORUM: Korkuyorlar Grup Yorum, üyeleri ‹hsan Cibelik’in tutuklanmas›na 23 Ocak günü yapt›¤› aç›klamayla tepki gösterdi. Cibelik’in ölüm orucu direniflçisiyken, kendi talebi d›fl›nda tahliye edildi¤ini ve Korsakoff hastas› oldu¤unu hat›rlatan Yorum, arkadafllar›n›n tahliyesi sonras› konserlere ç›kt›¤›n›, albüm çal›flmalar›na kat›ld›¤›n› ve halen Ankara'da ‹dilcan Kültür Merkezi'nde çal›flt›¤›n› belirtti. Adresinin belli, yasal ve meflru zeminde olan biri oldu¤u hat›rlat›lan aç›klamada, amac›n hücrelerde yok etmek oldu¤u dile getirildi. “Direniflten ve direnenlerden korkuyorlar.” diyen Grup Yorum, ‹hsan C‹BEL‹K'in tutuklanmas›n›n gayrimeflrulu¤una vurgu yaparak, sa¤l›¤›ndan endifle duyduklar›n› belirttiler ve serbest b›rak›lmas›n›, hapishanelerde tecrite son verilmesini istediler.

Say› 96 9 1 fiubat 2004


doktorlar›na seslenen DKÖ’ler; “Sakatlar›, yeniden hapse atarak tecrit iflkencesini ve ölüm oruçlar›n› bitiremezsiniz. Çözüm tecritin kald›r›lmas›d›r. Kalanlara 'sa¤lam' raporu veren doktorlar›n siyasi kararlara alet olmak, bunlar› uygulamak yerine Hipokrat yeminine uymalar› gerekmektedir” görüfllerini dile getirdi.

s›n aç›klamas› yapt›lar. Hakk› Gökhan Menet’in okudu¤u aç›klamada, “F Tipi iflkencesine son, Wernicke-Korsakoff hastalar› ve ‹hsan Cibelik serbest b›rak›ls›n” denildi. AKP iktidar›n›n F tipi politikas›n›n katliamc›l›k üzerine oturdu¤u belirtilen aç›klamada, AKP bugün F tiplerindeki tecriti, ölüm oruçlar›n› yok say›yor. Tecrite, ölüm oruçlar›na iliflkin ne varsa, ülkemiz tarihinde benzeri görülmemifl bir sansür politikas› ile halk›n gerçekleri bilmesine engel oluyor.” denildi. AKP hükümetine, hükümetin savc›lar›na, adli t›p

Prof. Antonella Sapio: Say› 96 10 1 fiubat 2004

“Wernicke-Korsakoff Kasti Olarak Yarat›lm›flt›r” Ölüm orucu gazileri üzerinde inceleme yapmak üzere Mart ve Haziran 2002 tarihlerinde iki kez Türkiye’ye gelen ‹talyan Nöroloji uzmanlar›ndan, Floransa Üniversitesi, Nöroloji Anabilim Dal›na ba¤l› Dr. Gianfranco de Maio ve Prof. Antonella Sapio ‹talya’da yap›lan Uluslararas› Tecritle Mücadele Sempozyumuna, araflt›rmalar›n›n sonuçlar›n› içeren birer tebli¤ sundular. Dr. Gianfranco de Maio, “Onlar› sakat b›rakan oruç mu ‘müdahale’ mi?” bafll›kl› tebli¤inde, elde edilen bulgular›, bu konuda yay›nlanan kaynaklardan derlenen bilgileri karfl›laflt›rarak flu sonucu dile getiriyor: “Literatür destekli bu deneylerin verileri, Türkiye'de yap›lan muayeneler sonucunda tespit edilen Wernicke-Korsakoff Sendrom vakas›n›n iatrojen bir patojeneze yani t›bbi müdahaleden kaynakl› bir hastal›k oldu¤u yönündeki olas›l›¤›n› kuvvetlendiriyor. ‹yimser bir iddiayla, yaflananlar ihmalsizlikten kaynakl› t›bbi bir kaza olarak nitelendirmek gerekir. Trajik iddias› fludur ki bu tahribatlar, fiziki olarak etkisiz hale getirmek için kasti bir proje oldu¤u gerçe¤idir.” Prof. Antonella Sapio ise, müdahalenin, siyasi tutsaklara yönelik dolayl› iflkence yöntemi oldu¤unu belirtti¤i tebli¤inde flu görüfllere yer veriyor: “Wernicke-Korsakoff, sinsice ve ustaca uygulanan sahte t›bbi yard›m fleklinden kaynaklanmakta.

"Bask›lar bizi y›ld›ramaz, Çözün tecriti kald›r›n" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, Abdi ‹pekçi Park›'ndaki TAYAD'l›lar ad›na söz alan Mehmet Güvel de, kendisinin de Wernicke-Korsakoff hastas› oldu¤unu belirterek, “Bizleri devlet sakat b›rakt›. Her gün 'sa¤l›k sorunlar›m›z sürerken tekrar hapishaneye mi gidece¤iz?' kayg›s› ile yaflamay› reddediyoruz. Sorunun tek çözümü tecritin kald›r›lmas›d›r. Hiçbir sald›r›, politika tecrite karfl› direnmeyi engelleyemeyecek." dedi. Konuflmalar›n ard›ndan, ‹dilcan Kültür Merkezi Müzik Toplulu¤u, türkülerini Grup Yorum üyesi ve kültür merkezinin çal›flan› ‹hsan Cibelik'in tutuklanmas›n› protesto için söyledi.

Sendromun geliflimi zihinsel yeteneklerin yeniden kazan›lmas›n› önleyecek kadar a¤›rd›r. Zorla besleme, her ne kadar tutuklunun sa¤l›k durumunu korumak için yap›l›yor gibi görünüyorsa da, as›l mant›¤› ve niteli¤i oldukça farkl›d›r. fiunu belirtelim ki Ölüm Orucu eylemi, Türkiye'deki hapishane rejiminin vahfletine ve siyasi tutuklulara yönelik onursuzlaflt›rmalara karfl›, tüm güçleri ve cesaretleriyle baflvurulan trajik ve radikal bir mücadele biçimidir. Bu do¤rultuda, kahraman say›lan bu tutuklular› ölümden kurtarma müdahalesi, devlet yetkilileri taraf›ndan, trajik sonucuna bakmaks›z›n, protestonun denetlenmesi amac›yla, protestonun duyulmas›n› ve görülebilmesini engelleme arac› olarak bak›lmaktad›r. Ayr›ca, belirtti¤imiz gibi, ölümden kurtarma müdahalesi, Wernicke-Korsakoff Sendromu ad›nda tamamiyle kasti olarak yarat›lm›fl a¤›r bir hastal›¤a yolaçan sahte bir t›bbi yard›m›n en sapk›n biçimidir. Yap›lan t›bbi müdahale, klinik olarak s›r›tacak kadar yanl›fl ve dahas›, dolayl› da olsa, sendromun ortaya ç›kmas›n› körükleyen sinsi bir müdahaledir. Hastanelerde, -edindi¤im bilgiye göre, örtbas edilen- bu faaliyetlere kar›flan meslektafllar›m, bu suça nas›l bu kadar insafs›zca ortak olabiliyorlar? Bunu hala anlam›fl de¤ilim. Türk Tabipler Birli¤i, t›p mesle¤ini uluslaras› düzeyde disiplin alt›na sokan ahlaki ve mesleki kurallar› bu ölçüde hala nas›l ihlal etmeye devam ediyor? Üstelik, mücadele biçimi ile ilgili ve protestonun 'her bedel pahas›na' sürdürülmesinin gerekçeleri ile ilgili tart›flmalar›ndan ba¤›ms›z olarak da ele al›namaz.”


Gençlik Direniyor

Soruflturma terörü, yeni soruflturma ve cezalarla dizginsiz bir flekilde sürdürülürken, gençlik açl›k grevleri baflta olmak üzere düzenledikleri eylemlerle sald›r›ya karfl› direniyor.

Açl›k Grevleri Yay›l›yor ‹stanbul’da 10 gün süren açl›k grevi 25 Ocak günü Taksim Gezi Park›’nda yap›lan eylemle sona ererken, Adana, ‹zmir ve Ankara’da soruflturmalara karfl› açl›k grevleri sürüyor. ✔ ‹stanbul üniversitelerinden ö¤renciler, açl›k grevinin 11. gününde Taksim Gezi Park›’nda biraraya gelerek, eylemlerine son verdiler. Soruflturmalara karfl› direnifllerinin sürece¤ini belirten ö¤renciler, "YÖK Yasa Tasar›s›na, ‹flsizli¤e, Emperyalist ‹flgale, Tecrite Hay›r, Soruflturmalara ve Cezalara Karfl› Susmayaca¤›z" pankart› açarak, yaflanan bütün sorunlara karfl› duyars›z kalmayacaklar›n› da gösterdiler. "E¤itim Hakk›m›z Engellenemez, Soruflturmalar Geri Çekilsin, F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz, Soruflturmalar, Tutuklamalar, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, ö¤renciler “YÖK’ün Teziç ile imaj tazelemeye çal›flt›¤›n›” belirttiler ve soruflturmalar›n gençli¤i y›ld›ramayaca¤›n› tekrarlad›lar. Eyleme, Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin de oldu¤u çok say›da DKÖ, parti ve sendika kat›larak destek verdi. ✔ Ankara Gençlik Derne¤i, Özgür Gençlik ve Ekim Gençli¤i’nden 9 ö¤renci 26 Ocak günü ÇHD Ankara fiubesinde açl›k grevine bafllad›. "Soruflturma Terörüne Son" yaz›l› pankartla, "F Tipi ÜniverTaksim / 25 Ocak site ‹stemiyoruz, Soruflturmalara Sessiz Kalma, Soruflturmalar Tutuklamalar Bask›lar

Bizi Y›ld›ramaz, Sermaye Defol Üniversiteler Bizimdir" sloganlar›n›n yaz›l› oldu¤u dövizleri salona asan ö¤renciler, 2 gün sürecek açl›k grevlerinin soruflturmalara karfl› direniflin bir parças› oldu¤unu belirttiler. Abdi ‹pekçi Park›’nda tecrite karfl› direnen TAYAD’l› Aileler’in de destek için bulundu¤u ÇHD’deki eyleme, liseli gençlik de ertesi günü kat›larak, sorunun sadece üniversite gençli¤ini ilgilendirmedi¤ini gösterdi. Eylemin bitirildi¤i gün ise, ö¤renciler ve onlara destek veren, aralar›nda TAYAD, ‹dilcan Kültür Merkezi, Ankara Temel Haklar, sendikac›lar, sosyalist bas›n, ÇHD’li hukukçular›n da bulundu¤u bir grup, bas›n aç›klamas› ve faks çekme eylemi yapt›. ÇHD’deki aç›klaman›n ard›ndan K›z›lay Postanesi’ne giden grup, ‹stanbul ve Adana'daki üniversite rektörlüklerine protesto amaçl› faks göndermek üzere yürüyüfle geçti. Polis ola¤anüstü bir y›¤›nakla gençli¤in yolunu S›hhiye'de kesti ve yürüyüfle izin vermeyece¤ini söyledi. Fakat gençli¤in kararl› tavr› karfl›s›nda polis barikat› aç›ld›. "F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz, Soruflturma-

Ayd›n ve Yazarlardan Destek 22 Ocak günü bir bas›n aç›klamas› düzenleyen, sendikac›lar, doktorlar, ayd›n, yazar ve çeflitli DKÖ’ler, soruflturmalara karfl› süren açl›k grevine destek verdiler. Ö¤rencilerin de kat›ld›¤› aç›klamada, ilk olarak ö¤renciler ad›na Zeliha Kabatafl konuflurken, daha sonra TTB ad›na fiebnem Korur Fincanc›, ‹HD’den fiaban Dayanan, Yönetmen Gültekin Tetik, Pen Yazarlar› Derne¤i'den Halil ‹brahim Özcan, ÇHD'den Av. Süleyman fiensoy, Yrd. Doç. Sungur Savran ve Mihri Belli birer konuflma yapt›lar. Soruflturmalar›n, sistemin örgütlü, düflünen gençli¤e yönelik sald›r›s› oldu¤unu belirten konuflmac›lar›n d›fl›nda, aralar›nda Temel Haklar ve ‹dil Kültür Merkezi’nin de bulundu¤u çok say›da DKÖ ile Haluk Gerger, Edip Akbayram, Er- ‹stanbul / 22 Ocak gun Adakl›, Metin Bobaro¤lu, Suat Parlar’›n bulundu¤u çok say›da ayd›n ve sanatç› gençli¤e destek verdi. Aç›klaman›n ard›ndan, E¤itim-Sen’de açl›k grevini sürdüren ö¤renciler ziyaret edildi.

Say› 96 11 1 fiubat 2004


Ankara / 26 Ocak

lara Sessiz Kalma, F Tipi Yaflam ‹stemiyoruz, Halk›z Hakl›y›z KazaMersin / 23 Ocak

naca¤›z, Soruflturmalar Tutuklamalar Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz" yaz›l› dövizler ve sloganlarla yürüyen 100 kiflilik grup K›z›lay Postanesi'nden faks gönderdi ve bir aç›klama yapt›. Aç›klamay› okuyan Ankara Gençlik Dernekli ö¤rencilerden Mehmet Yaflar, gençli¤in soruflturma sald›r›s›na, tecrite karfl› direniflinin sürece¤ini belirtti.

Say› 96 12 1 fiubat 2004

✔ Gençlik Dernekli Ö¤renciler’in de yer ald›¤› Mersin Üniversitesi ö¤rencileri yapt›klar› 2 günlük açl›k grevini 23 Ocak günü yapt›klar› bas›n aç›klamas› ile bitirdiler. Ö¤renciler ad›na konuflan Emrah Koz, "Birlikte örgütlü gücümüz ülkemizin her yan›nda kendini gösterecektir, örgütlü gücümüzle bu soruflturma terörünü yenece¤iz” dedi. Koz, E¤itim-Sen’in duyars›zl›¤›n› da elefltirdi. Aç›klama "F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz" slogan›yla sona erdi. ✔ Adana’da 21 Ocak’tan bu yana süren aç-

Ankara Gençlik Derne¤i Baflkan›:

TECR‹T HERKESE UYGULANIYOR Gençli¤e yönelik soruflturmalarla ilgili olarak Ankaral› ö¤rencilerin direnifllerinde kitlesel olarak yer alan ve soruflturma terörüne karfl› eylem ve etkinliklerini sürdüren Ankara Gençlik Derne¤i’nin baflkan› Murat Korkut'la görüfltük. Murat Korkut: Özel olarak bu döneme ait bir fley de¤il soruflturmalar. Devlet daha önce de soruflturmalara baflvurdu. Ö¤renci gençli¤e karfl› bu tür bask›lar her dönem yaflan›yor. Sürece ba¤l› olarak da flimdiki gibi yo¤unlaflabiliyor. Bu kadar kapsaml› yürütülmesindeki esas amaç, ö¤renci gençli¤in yükselen muhalefetini bast›rmakt›r. Devrimci demokrat ilerici ö¤rencileri kitleden tecrit etmek ve y›ld›rmak; di¤er ö¤rencilere de aç›k bir mesaj yollamakt›r. Bilindi¤i gibi tecrit, emperyalizmin bir politikas›d›r. Türkiye'nin gündemine as›l olarak F tipi hapishanelerle girmifltir. Ancak politika tüm halk kesimlerine, ö¤rencilere, memura, iflçiye, iflsize karfl›d›r. Hakk›n› aramak için mücadele edenleri di¤er insan-

l›k grevi, Gençlik Dernekli ö¤rencilerin de bulundu¤u üçüncü grupla sürüyor. 27 Ocak günü AKP il binas› önünde yap›lan eylemle, üçüncü gruba görevi devreden ö¤renciler, soruflturmalar›n AKP’nin halka yönelik genel sald›r›s›n›n bir parças› oldu¤unu dile getirdiler. Aralar›nda Haklar ve Özgürlükler Cephesi ile TAYAD’l›lar›n da bulundu¤u çok say›da kurum, ziyaretlerle ö¤rencilere destek veriyor. Nisan Günefli de türküleri ile gençli¤in direniflini destekleyenler aras›nda. Adana / 23 Ocak

✔ ‹zmir Soruflturma Karfl›t› Ö¤renciler, 27 Ocak günü 3 günlük açl›k grevine bafllad›. Ö¤renciler ad›na bir aç›klama yapan Evrim Karaköse, amaçlar›n›n soruflturmalara karfl› direnifli kesintisiz olarak sürdürmek ve bu konuda kamuoyu duyarl›l›¤› yaratmak oldu¤unu belirtti. lardan tecrit ederek uygulanmaktad›r. KESK’lilere de “terörist” denilerek uygulanm›flt›. Bugün de 'halk için bilim, halk için e¤itim' isteyen, mücadele eden ö¤rencileri terörist ilan ederek, soruflturmalarla di¤er ö¤rencilerden tecrit ederek mücadeleyi engellemek istiyorlar. As›l amaç YÖK’e muhalif olan› susturmak. Ankara Gençlik Dernekli ö¤renciler olarak bugüne kadar soruflturmalar konusunda her fleyden önce bu konuda insanlar›n bilinçlenmesini hedefledik. Gerek tek bafl›m›za, gerekse di¤er gruplarla birlikte çeflitli eylem ve etkinlikler yapt›k. En son olarak da 2 günlük açl›k grevi yapt›k. Yeterli de¤il, bu sorunu ve en genelde YÖK'ün anti-demokrat yap›s›n›, bilimin önünde engel oldu¤unu tüm halka duyurmam›z gerekiyor. Bunun için de örgütlemek ve örgütlenmek gerekli. Özellikle ö¤renci gençli¤in tamam›n›n sorununa sahip ç›kmas› ve gençlik örgütlenmelerinin tümünü ilgilendiren bu soruna karfl› ortak ve kitlesel mücadeleyi örgütlemesi gerekiyor. Soruflturmalar› protesto için kullanabilece¤imiz araç s›n›rs›z, yeter ki örgütlü mücadele ile bu sald›r›y› püskürtebilece¤imize inanal›m.


TAYAD’l›lar: 'Kanl› ellerinizi gençlerimizin üzerinden çekin' 27 Ocak günü Yüksel Caddesi’nde bir eylem yapan TAYAD'l› Aileler, Ankara Temel Haklar ve ‹dilcan Kültür Merkezi çal›flanlar›, 'Kanl› ellerinizi çocuklar›m›z›n, gençlerimizin üzerinden çekin' dediler. Yap›lan aç›klamada, 12 Eylül'le hedeflenen apolitik duyars›z gençli¤i yaratma çabas›n›n sürdü¤ü, 6 Kas›m'da ortaya ç›kan dinamizm ve devrimci gençlik ruhunun oligarfliyi korkuttu¤u belirtilirken, “Tecrit politikas› yaflam›n her alan›nda, herkese karfl› uygulan›yor” denildi. “Gençli¤in yan›nday›z, her türlü sald›r› karfl›s›nda da onlarla olmaya devam edece¤iz.” denilen aç›klamada flu sözlere yer verildi: “Çünkü gençlik gelece¤imizdir! Oligarfli direnme hakk›na ve örgütlenme hakk›na sald›r›yor. Gençlik ise gelece¤ine, ülkesine ve halk›na sahip ç›k›yor, açl›k grevi yap›yor. Tutsak yak›nlar› Abdi ‹pekçi ve dünyan›n çeflitli yerlerinde tecrite ve sansüre karfl› açl›k grevinde. Devrimci tutsaklar tecrite karfl› ölüm orucunu sürdürüyor... Tecrite ve sansüre karfl›, iflkencelere, bask›lara ra¤men, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm mücadelesi sürüyor.” Eylemin ard›ndan, ‹stanbul ve Adana'daki üniversitelerin rektörlüklerine faks çekildi.

Eylemler Her Yerde ✔ Erzincan Gençlik Derne¤i’nin de bulundu¤u ö¤renciler, 17 Ocak günü yapt›klar› eylemle soruflturmalar› protesto ettiler. Vak›flar ‹flhan› önünde yap›lan eylemde, “F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz, YÖK’e Hay›r, Soruflturmalar Bizi Y›ldaramaz” sloganlar› at›ld›. ✔ Elaz›¤ Temel Haklar Gençlik Komisyonu

AKP, Hak Arayana, Muhalefet Edene Sald›rmaya Devam Ediyor 480 Y›l Yetmez, ‹dam Edin! 6 Kas›m 2003 tarihinde Ankara’da YÖK’ü protesto eylemine kat›lan 96 kifli hakk›nda gösteri ve toplant› yürüyüfllerine muhalefet ettikleri gerekçesiyle, toplam 480 y›l hapis istemiyle dava aç›ld›. 23 fiubat tarihinde Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yap›lacak olan dava kapsam›nda halen bir ö¤renci tutuklu bulunuyor. Hat›rlanca¤› gibi, Ankara valili¤i ve Emniyeti’nin keyfi tutumu sonucu 67 ö¤renci hakk›nda soruflturma bafllat›lm›fl ve ö¤renciler evlerden, sokaklardan, okullardan tam bir sürek av›yla gözalt›na al›nm›flt›. Sistem, en bask›c› kurumu olan YÖK’ün protestosunu 6 Kas›m günü yaratt›¤› terörle engellemeye çal›flm›flt›. Oligarfli terörünü flimdi mahkemeler arac›l›¤›yla sürdürüyor.

ö¤rencileri 23 Ocak’ta yapt›klar› oturma eylemiyle soruflturmalara karfl› açl›k grevlerine destek verdiler. Oturma eylemiyle yolu trafi¤e kapatan ö¤renciler, Elaz›¤ Üniversitesi’nde Gençlik Derne¤i üyelerine yönelik faflist sald›r›y› da protesto ettikleri eylemde, "Soruflturma Terörüne Son” dövizi açarken, "Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” slogan› att›lar. ✔ ‹zmir’de “Soruflturma Karfl›t› Ö¤renciler” 23 Ocak günü 9 Eylül Rektörlü¤ü önünde eylem yapt›. "Soruflturma Terörü Durdurulsun Arkadafl›ma Dokunma" pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, “F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz, Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” sloganlar› at›l›rken, yap›lan aç›klamada, soruflturma terörü durdurulsun, faflist disiplin yönetmelikleri iptal edilsin, YÖK Yasa Tasar›s›’nda ö¤rencilerin görüfllerine yer verilsin” denildi. AKP’nin polisi, rektörlük önünü kuflatarak ö¤rencilerin rektörle görüflmesini engelledi.

✔ Zonguldak Gençlik Derne¤i üyelerinin de bulundu¤u, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ö¤rencileri, 19 Aral›k katliam›n› protesto eden ve yemekhanelerinin koflullar›n›n düzeltilmesini isteyen eylemlere kat›ld›klar› gerekçesiyle 41 ö¤renci hakk›nda aç›lan soruflturmalar› protesto ettiler. 26 Ocak günü rektörlük binas› önünde yap›lan eylemde, "Soruflturmalara Hay›r, YÖK'e Hay›r" sloganlar› at›l›rken, soruflturmalar›n durdurulmas› istendi.

Sa¤l›kç›lar Da Sald›r›n›n Hedefinde! Ayn› zihniyet, Türk Tabibler Birli¤i’nin “halk için paras›z sa¤l›k” istedikleri 5 Kas›m eylemine kat›lan TTB ve SES üyelerini cezaland›r›yor. Ankara Sa¤l›k Müdürlü¤ü eyleme kat›lan sa¤l›k çal›flanlar›ndan 7’sine otuzda bir maafl kesintisi, 10’una k›nama ve 25’ine de uyar› cezalar› verdi. AKP iktidar› hak arayan herkese sald›r›yor. Birlikte ve daha güçlü direnifller yaratmak, kaç›n›lmaz bir görev olarak her gün daha acil hale geliyor.

Soruflturmalar Doludizgin Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nde okuyan toplam 41 ö¤renci hakk›nda, 19 Aral›k katliam›n› protesto etmek ve yemek ücretlerinin zamlanmas›n› protesto etmekten dolay› soruflturma aç›ld›. Ankara DTCF’den 10 ö¤renci hakk›nda, çeflitli gerekçelerle soruflturma aç›ld›. Ö¤rencilerden ikisi hakk›nda ayn› zamanda savcılık soruflturma bafllat›rken, soruflturmalar›n “sivil polislerin istihbarat› do¤rultusunda” yap›ld›¤› belirtildi.

Say› 96 13 1 fiubat 2004


Tayyip’in Amerika ziyareti;

“›l›ml› ‹slam” gerçek kabesinde! ✥Tayyip, siyonist Amerikan Musevi

Say› 96 14 1 fiubat 2004

Kongresi’nden cesaret ödülü al›rken, siyonist ‹srail Gazze’de katliam yap›yordu. ✥Tayyip, Bush’la Irak konusunda “ideal birli¤i” içinde olduklar›n› aç›klarlarken, Irak’ta iflgalciler iflkence ve katliama devam ediyordu. ✥Türkiye halk› Tayyip’in ABD’de nas›l itibar gördü¤ü masallar›yla avutulurken, yeni esaret ve yoksulluk anlaflmalar› imzal›yordu. ✥Tüm düzen ‹slamc›lar› v›c›k v›c›k Tayyip ve Bush ya¤c›l›¤› yaparken, Beyaz Saray’da ‹slam dini pazarlan›yordu!

Tekeller karfl›s›nda nas›l yaltakland›¤›na bak›n; Tayyip Erdo¤an, Amerikan tekelcileri taraf›ndan s›nava çekilirken, bir tekelci, niye tezkerenin geçmedi¤ini soruyor Tayyip’e. Tayyip, tezkere geçmedi ama onun d›fl›nda ne istendiyse yapt›k diyerek bir de örnek veriyor: “ABD’nin talebi oldu; hava koridorunun açılmasıyla ilgili. Bize söylenen, sadece hava koridorunun açılmasıydı. Kara ve deniz ile ilgili bir talebin olup olmadı¤ı soruldu. Ancak Sayın Powell, sadece hava koridorunun açılmasını istedi biz de kendisine bu izni verdik.” Uflakl›¤›n, alçalman›n düzeyine bak›n; ABD hava koridorunun aç›lmas›n› istiyor, o tekrar, limanlar›m›z›, yollar›m›z› da istemiyor musunuz diye yaltaklan›yor. Bu kadar iflbirlikçi ruhlu bir yönetim, bizi yönetebilir mi, bizi temsil edebilir mi? Özellikle AKP’ye oy verenler düflünmeli.

Burjuva medyada beyaz saray masallar› Tayyip Erdo¤an’›n haftalard›r sözü edilen Amerika ziyareti sonunda gerçekleflti. Ziyaretin gündemi de, sonuçlar› da önceden belliydi. Bush, daha ziyaretten önce, Tayyip Erdo¤an’a, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin baflbakan›na talimatlar vermifl ve “flunlar› yerine getirmeden yan›ma gelme” demiflti. Böyle de oldu. K›br›s konusunda, Amerikan tekellerinin istekleri konusunda gereken kararlar al›nd›, düzenlemeler yap›ld› ve Beyaz Saray’a öyle yüz sürüldü.

Tayyip’e gösterilen “itibar” de¤il, uflakl›¤a verilen ödüldür! Tayyip Erdo¤an’a Beyaz Saray’da uygulanan “itibarl›” program, Tayyip’in gücünün de¤il, uflakl›¤›n›n sonucudur. AKP yalakas› medya bu gerçe¤i çarp›tsa da, uflaklar›n› afla¤›lamaktan çekinmeyen Amerikan medyas› flöyle yazd›: “Erdo¤an için haz›rlanan yüksek seviyede program, Bush yönetiminin Erdo¤an’›n çabalar›n› takdir etti¤inin göstergesi...dir.” (New York Times) “Erdo¤an’›n çabalar›”n›n son göstergesi ise, ‹ncirlik’in iflgalcilere aç›lmas›yd›.

Tayyip Erdo¤an’›n koltu¤unun alt›nda sadece K›br›s, Cargill’in istedi¤i kararlar yoktu. Amerikan tekellerini Türkiye’deki ya¤maya ça¤›ran bir davetiye de vard›. Tayyip Erdo¤an’›n boyunun Bush’tan 7 cm. daha uzun oldu¤una üçte bir sayfa yer ay›ran, Emine Erdo¤an’›n evsizleri ziyaretini balland›rarak anlatan medya, ziyaretin iflbirlikçilik boyutunu örtbas etti. ABD Ticaret Bakan› Don Evans’la, Hazine Bakan› John Snow’la ve IMF Baflkan› Köhler’le de görüflüldü; peki ne görüflüldü, ne al›nd›, ne verildi? Bunlar yok burjuva medyada. Cargill’le ilgili verilen taahhütlerin hiç sözü bile edilmedi. Tayyip Erdo¤an’›n Amerikan tekellerinin temsilcilerinin karfl›s›na geçip “Ne yapmam›z› istiyorsan›z, söyleyin yapal›m!” dedi¤ini de yazmad›lar.

Tekeller memnun, iflbirlikçileri memnun! Hürriyet’e konuflan üst düzey bir ABD yetkilisi flöyle demifl: “Say›n Baflbakan Tayyip Erdo¤an’›n K›br›s’ta çözüm için att›¤› önemli ad›m, hayal gücümüzü kuflatt› ve bizleri en üst dü-


zeyde hayran b›rakt›.” Niye hayran olmas›nlar? Karfl›lar›nda bir dediklerini iki etmeyen bir hükümet var. ‹flbirlikçi tekelci burjuvazi de çok memnundu geziden. “Adeta Özal günlerindeki gibiyiz” diyorlard›. Amerikanc›l›kta, emperyalist tekellerin hizmetkarl›¤›nda Turgut Özal’› da geride b›rakm›flt›r Tayyip Erdo¤an. Amerikan New York Times “Bir Türk Baflar› öyküsü” bafll›kl› bir yaz› yay›nlad› Erdo¤an’›n ziyareti vesilesiyle. Birkaç sat›r›n› aktaral›m: “Türkiye, demokratik ço¤ulculuktan yana ‹slamc› Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an’›n liderli¤inde AB’ye girebilmek için eriflilmesi güç reformlar yapt›. Erdo¤an kuvvetli bir biçimde bat› yanl›s›... Amerika’n›n Erdo¤an’›n baflar›s›nda güçlü ç›karlar› var.” Amerika’n›n ç›karlar›yla Tayyip’in, AKP’nin ç›karlar› ayn›d›r. Meselenin özü budur. Tayyip Erdo¤an, iktidar›na destek karfl›l›¤›nda Türkiye’yi pazarl›yor.

Pervas›zca pazarlanan ‹slam! Tayyip Erdo¤an’›n Amerikan gezisindeki duruklar›ndan biri de Amerika’daki siyonist örgütlerin çat› örgütü say›labilecek Amerikan Musevi Kongresi taraf›ndan düzenlenen ödül töreniydi. Bu törende Erdo¤an’a “Cesaret Ödülü” verildi. Erdo¤an da bu törende “Türk toplumunun uluslararası imajını olumsuz etkileyen giriflimlere karflı çalıflan Museviler’e teflekkür etti.” Amerika-‹srail ittifak›ndaki yerini pekifltiriyordu AKP iktidar›. Bunun karfl›l›¤›nda Amerikan medyas›nda bolca “‹slamc› bir baflbakan›n yönetti¤i Müslüman ülkedeki demokrasi”nin tüm Ortado¤u’ya model oluflturabilece¤inden söz edildi. AKP yönetiminin model olup olmad›¤› tart›fl›labilirdi ama ABD’nin borazan› oldu¤u tart›fl›lmazd›. Bunu Suriye’yle, ‹ran’la iliflkilerinde, ‹slam ülkelerinin kat›ld›¤› son Cidde Formu’nda kan›tlam›flt›. Bunun fark›nda olan baz› ‹slamc›lar da var. Mesela biri Tayyip Amerika’da Bush’la görüflürken Türkiye’ye yüklenen misyonu flöyle tan›mlad›: “‹slam dünyas›n› Anglo-Amerikan cephe için terbiye etme, dönüfltürme, islah etme misyonu. Baflka deyiflle ‹slam dünyas›n› ABD ad›na terbiye etmek.” (‹brahim Karagül, Yeni fiafak, 29 Ocak 2004) Karagül, bu misyonun “Türkiye’ye yüklendi¤ini” söylese de, bu misyonun esas olarak AKP’ye yüklendi¤i aç›k. ‹slam devletlerine “de¤iflin yoksa, ABD de¤ifltirir” diyen AKP, ‹slam dünyas›na karfl› ABD sopas›n› kullan›p, karfl›l›¤›nda ABD deste¤iyle iktidar›n› uzun ömürlü

yapmak istiyor. Beyaz Saray’da Bush’un ona ay›rd›¤› zaman›n uzunlu¤u, iflte bundand›r. Bush tepe tepe kullanaca¤› bir tafleron bulmufltur.

‹slamc› medyada v›c›k v›c›k Amerikan hayranl›¤› Kanal 7’den Yeni fiafak’a, Vakit’ten Zaman’a, düzen ‹slamc›lar›, Amerika’n›n Tayyip’e gösterdi¤i itibardan mest olmufl durumdalar. Tayyip’in orada ülkemizi de, halk›m›z›n eme¤ini de, ‹slam dinini de pazarlad›¤›n› görmezden gelip, ne kadar baflar›l› bir gezi oldu¤unu anlat›yorlar. Tayyip’in gezisi, ‹slamc›lar›n Amerikan hayran› damarlar›n› yeniden su üstüne ç›kard›. “Türkiye ilk kez bütün bu konu bafll›klar›n›n tümünde üzerine düfleni yerine getirmifl olarak, rahat bir flekilde masaya oturmufltur.” (Yeni fiafak, Mustafa Karaalio¤lu) Amerika karfl›s›nda üzerine düfleni yerine getirmifl olmak, vatana ihanetle, iflbirlikçilikle özdefl, ama ‹slamc› için ne gam! V›c›k v›c›k bir ya¤c›l›k. Riyakarl›¤›n doru¤a ç›kt›¤› yalanlar ve demagojiler. ‹flte ‹slamc›l›k kültürü bu. B›rak›n ulusall›¤›, onuru, ‹slamc›l›k da yok. Ahmet Taflgetiren’in 29 Ocak tarihli Yeni fiafak’taki yaz›s› bu ya¤c›l›¤›n, Amerikan hayranl›¤›n›n itiraf›n› da yap›yor: Taflgetiren, “AKP iktidar›n›n ‹slamla ‘tart›fl›labilir, problemli, negatif’ olarak alg›lanan iliflkilerininin, ancak iktidar olabilme mazereti ile içe sindirildi¤ini” aktar›yor. Her fley aleni! ‹ktidar için her fleyi sat. Her fleye göz yum. Her türlü iflbirlikçili¤i, rezilli¤i, iflgal ortakl›¤›n›, Amerikan ya¤c›l›¤›n› içine sindir. Düzen ‹slamc›l›¤›n kültürü iflte burada berraklafl›yor; iktidar için her fley, ama her fley mubah! Bütün bunlar› yapanlar bir de kar›lar›n› türbanlar›yla götürüyorlar oraya; o da din sat›c›l›¤›n›n bir parças›, baflka bir anlam›, inançlarla bir ilgisi yok. Her türlü rezilli¤i yap, tekeller karfl›s›nda yaltaklan, siyonistlerden ödül al, siyonistlere övgüler ya¤d›r, ne ‹slamla, ne Türkiye’nin ç›karlar›yla uyuflmayacak her türlü iflbirlikçili¤e imza at, Irak’ta, Afganistan’da katledilen Müslümanlar› unut, onlar› katledenle baflbafla el ele görüntüler ver, sonra Emine Erdo¤an’›n Oval Ofis’e türbanla girmesinin hikayelerini anlat. ‹stismarc›lara yak›fl›r.

Say› 96 15 1 fiubat 2004


Yerel Yönetimlerde De

Halk Yönetecek!

Yerel seçimlere ve yerel yönetimlere bak›fl aç›m›z, devrimci bak›fl aç›m›za göre flekillenir. Düzen içindeki bir yerel yönetim, halk›n iktidar› alt›ndaki yerel yönetimler gibi olamaz, bunun önünde idari, siyasi say›s›z engeller ç›kar›l›r. Ama biz bunu hedefleyerek çal›flacak; halk› örgütlü bir güç haline getirmeyi sa¤layacak, yerel yönetimi, hedeflerimizi en genifl kitlelere anlatman›n bir arac› olarak kullanaca¤›z. Bizim yerel yönetim anlay›fl›m›z, halk›n sadece “seçti¤i” de¤il, halk›n yönetti¤i bir muhtarl›k, halk›n yönetti¤i bir belediyedir. Belediye ve muhtarl›k bu anlay›fla göre örgütlendirilir. - Muhtarl›k yönetimi kolektif bir yönetim olmal›, kolektif yönetim mekanizmas› muhtar ve azalardan oluflmufl bir komiteyle sa¤lanmal›d›r. Say› 96 16 1 fiubat 2004

- Her sokakta muhtarl›¤a ba¤l› temsilcilikler olmal› ve bu temsilcileri de o sokaktaki halk seçmelidir. Bu temsilcilerin birleflmesiyle mahalle meclisi oluflturulmal› ve mahalleye iliflkin kararlar› esas olarak bu mahalle meclisi almal›d›r. Muhtarl›k, bu kararlar›n halk ad›na uygulay›c›s› olacakt›r. Mahalle meclisi muhtar› ve mahalle komitesinin faaliyetlerini denetler, her fley halka aç›k olur. Muhtar veya mahalle komitesinin görevlerini yapmamas›, sorumluluklar›n› suistimal etmesi, yolsuzluk gibi durumlarda, meclis bunlar› istifaya davet eder. - Belediye baflkanlar›, belediye meclisine, oluflturulacak mahalle meclislerine karfl› do¤rudan sorumludur, onlara hesap verir; ç›kar karfl›l›¤› ifl yapmaz ve yapt›rmaz. Mahallelere iliflkin her konuda, belediye baflkan› ve meclisi, muhtarlarla birlikte çal›fl›r. - Mahalle meclislerinin seçti¤i delegelerle belediye halk meclisi oluflur. Bu halk meclisi belediye meclisinin ve baflkan›n üzerindedir. Belediye alan› içindeki bütün kararlar› bu halk meclisi al›r veya onaylar. Gerekti¤inde belediye baflkan›n› denetler, hesap sorar, istifa etmesini sa¤lar. - Belediye baflkan› ve meclisi, mahalle meclisi ve muhtarlar›ndan habersiz, onlar›n yaflam koflullar›n› de¤ifltirecek, etkileyecek kararlar alamaz. - Belediye halk meclisi bütün halkla toplant›lar yaparak sorunlar› tart›fl›r ve çözüm yollar› arar. Sorunlar›n çözümünün her aflamas›nda

halk olacakt›r. Kararlar halkla birlikte al›nacak ve halk aktif olarak sorunlar›n çözümüne kat›lacakt›r. Halktan gizli ve halk›n d›fl›nda hiçbir fley yoktur. - Belediye baflkan›, muhtarlar ve meclis, gücünü halktan al›r. Dolay›s›yla sadece bunlara karfl› sorumludur. - Belediye baflkan› ve muhtarlar, halk›n hizmetinde olacaklard›r. Kendilerini, halka emreden, onlar› tepeden yöneten de¤il, halk›n görevlendirdi¤i insanlar olarak göreceklerdir. Her türlü sorunun çözümünde halk›n içinde ve önünde olacaklard›r. Bunlar› gerçeklefltirmeye çal›flmayan bir yerel yönetim; halk için demokratik bir mevzi olma özelli¤ini kazanamaz. Bu bak›fl aç›s›yla hareket edilmedi¤inde, yerel yönetimleri demokrasi mücadelesinin, halk›n bilinçlendirilmesinin ve örgütlendirilmesinin arac› haline getirmek mümkün olmaz. Ve nihayet, bu bak›fl aç›s› olmad›¤›nda, yerel yönetimler, halk›n kendi gücünü görece¤i, kendi kendini yönetmeyi ö¤renece¤i kurumlar olamaz.

Biz halk›z, ac›lar›, yoksullu¤u, sorunlar› yaflayan biziz; biz çözer, biz yönetiriz! Oligarflinin kurdu¤u sistemde, “politikac›l›k” ve “yöneticilik” ayr›cal›kl›-paral› bir kesimin ifli haline getirilmifltir. Meclise girmek, belediye yönetimine talip olmak, art›k yüzmilyarlar› ortaya koyabilenlerin “hakk›” durumundad›r. Yönetici olabilmek için, oligarflinin-emperyalizmin gözde yüksek okullar›ndan mezun olmak veya cebi yüklü bir tekelci burjuva, tefeci-tüccar olmak gerekti¤i sanki gizli bir yasa gibidir. ‹stisnai durumlar d›fl›nda, halk›n “aday aday›” olabilmesi bile mümkün de¤ildir. Böyle oldu¤u için, y›llard›r “seçilenler” ya halka yabanc›d›r ya da oturdu¤u koltukta halka yabanc›laflmaktad›r. Dolay›s›yla da halk›n sorunlar›n›, taleplerini anlamayan, halk›n sorunlar›n› kendine dert de etmeyen “seçilmifller” sorunlar›m›z› daha da çözümsüz hale getirmifltir. Yönetmek ayr›cal›kl› olanlar›n, paras› olanlar›n ifli de¤il, bizim, halk›n görevidir. Burjuvazi ve küçük-burjuva ayd›nlar güvenmezler halka. Yönetemeyece¤ini düflünürler, çünkü halk›n iradesine güvensizdirler. En do¤ru-


yu, en iyiyi hep kendilerinin bilece¤i kan›s›ndad›rlar. E¤er sorunlar halk›n sorunlar›ysa, halk kendi ç›karlar›n› savunmakta flaflmayacakt›r. Kendi kendini yönetme tecrübesi ve halk örgütlülükleri prati¤i içinde, feodalizmden, burjuvaziden ald›¤› olumsuz al›flkanl›klar›, önyarg›lar› da aflarak yönetmekte yetkinleflecektir. Devrimciler, demokratlar, yerel yönetimlerde -ister belediyelerde, ister muhtarl›klarda- halk›n geri, olumsuz yanlar›n› öne ç›kararak halka güvensizli¤i, halk›n iradesinden kaçmay› meflrulaflt›ramazlar. E¤er bir gerilik varsa, bu o prati¤in e¤iticili¤iyle afl›lacakt›r. Teoride halk›n iradesinden çokça söz edip, pratikte o iradeye güvensizlik besleyen, o iradeden kaçanlar, özünde burjuvazinin iktidar ve yönetim anlay›fl›n› tafl›yor demektir. Mevcut düzen içinde, halk, sorunlar›n›n tümüne olmasa da, en az›ndan bir k›sm›na kendi örgütlülü¤ü ve dayan›flmas›yla çözümler bulabilir. Bunun gerçekleflebilmesi de halk›n söz, karar hakk›n›n kendisinde olmas›na ba¤l›d›r. Halk için bir belediye, halk için bir muhtarl›k, düzenin önüne ç›karabilece¤i engelleri, halk›n gücüne yaslanarak aflabilir. Halk›n söz ve karar hakk›n›n flu veya bu gerekçeyle tan›nmad›¤›, halk›n iradesinin küçümsendi¤i yerde ise, dayanacak

böyle bir gücü de bulamayacakt›r. Yerel yönetimlerde ne kendimizi, ne halk› bofl umutlara sürükleyece¤iz, ne de faflizm koflullar›nda bir fley yap›lamaz kolayc›l›¤›na kap›laca¤›z. Yerel yönetimleri sadece bir tak›m “olanaklara kavuflmak” olarak gören bir zihniyet, temelde burjuvazinin ç›karc› zihniyetidir. Biz yerel yönetimlerde halk için ne yap›labilir sorusunu sorup, bunun cevaplar› do¤rultusunda davranaca¤›z. fiehrimizin, mahallemizin su, yol, kanalizasyon gibi sorunlar›n›n, e¤itim sa¤l›k imkanlar›n› yayg›nlaflt›rma gibi hizmetlerin yan›nda, halk›n örgütlenmesi ve bilinçlenmesi, halk›n en büyük kazan›m› olacakt›r. Örgütlü olman›n, kendine güvenini kazanman›n as›l önemi, en temel sorunu -sistem sorununu- çözebilme do¤rultusunda ilerlemifl olmakt›r. Biz yönetebiliriz, alternatif bir düzen kurabiliriz güvenini kazanan halk kesimleri, ufkunu yerel yönetimlerden iktidar sorununa çevirecektir.

Oligarflinin kanl› katilleri ile ittifak! Yerel seçimlerde “sol” oldu¤u ileri sürülen bir ittifak oluflturuldu. Bu ittifakta, farkl› biçimlerde de olsa DEHAP, SHP, YTP, ÖDP, SDP, EMEP, Özgür Parti ve çeflitli DKÖ’ler yer al›yor. Oda¤›nda DEHAP ve SHP’nin yer ald›¤› ittifak›n program› “en devrimci program” diye lanse ediliyor. DEHAP’›n SHP çat›s› alt›nda seçimlere girmesinde anlaflma sa¤lanm›fl, EMEP, SDP ve ÖDP ise seçimlere “SHP çat›s› alt›nda” girmeyi resmi olarak kabul etmemelerine karfl›n, “yerellerde” buna kap›y› aç›k b›rakm›fllard›r. Sol ad›na yeni bir aldatmaca daha seçim sahnesine sürülüyor. SHP, YTP kim? Bu sorunun cevab› tart›flma gerektirmiyor;

On y›llard›r oligarflinin politikalar›n›n içinde, bazen de iktidar olarak uygulay›c›s› olan burjuva kadrolar›n oluflturdu¤u partilerdir. Onlar›n yer ald›¤› bir ittifak›n program›n›n de¤il “devrimci”, demokrat olabilmesi bile flüphelidir. Öyle bir hava yarat›ld› ki, sanki AKP’nin önünü kesecekler. Kesemezler, ama varsayal›m ki, böyle oldu; AKP’nin önünü keserken, kimin önünü aç›yorsunuz peki? SHP kendi bafl›na ciddi bir varl›k oluflturamam›flt›r, burjuva siyasetinde canl› cenaze durumunda bir partidir. Bu ittifak anlay›fl›, cenazeyi aya¤a kald›rmakt›r. Oligarfliye CHP’nin d›fl›nda gerekti¤inde kullanabilece¤i yeni bir “sol alternatif” hediye etmektir. Kürt milliyetçili¤i

1991’deki SHP ittifak›ndan ders almam›flt›r. Ama görülüyor ki, do¤rudan SHP çat›s›n› kabul etmeseler de, bu ittifaka yedeklenen solun di¤er kesimleri de hiç ders ç›karmam›flt›r. Karayalç›nlar’›n, ‹smail Cemler’in, iktidar koltu¤una oturduklar›nda, 1991’deki 2000’deki katliamc› politikalar›n› aynen uygulamakta tereddüt etmeyeceklerinden flüphe duyulmamal›d›r. Yerel yönetimleri kazanma aç›s›ndan bu “ittifak”›n DEHAP’a özel bir katk›s›n›n olmayaca¤› aflikar bir durumdur. Öyleyse DEHAP neden böyle bir ittifak› gerçeklefltirmekte, hatta bunun için üzerine övgüler yaz›p büyük misyonlar yükledikleri “Emek Bar›fl Demokrasi Bloku”nu bir tarafa itmektedir. ‹ttifak›n esas›, demokrasi mücadelesi de¤il, Kürt milliyetçili¤inin düzen içine kabul edilme hesaplar›d›r.

Say› 96 17 1 fiubat 2004


Oligarflinin devleti, oligarflinin belediyeleri halka baflka bir fley veremez!

Kar alt›nda çöken oligarflinin düzeni! Kar nas›l teslim alabildi ülkeyi? Çok ola¤anüstü olmayan bir kar ya¤›fl› on iki milyonluk bir kenti nas›l felç edebildi? Otuz insan›n donarak ölmesinin sorumlusu kim?

Say› 96 18 1 fiubat 2004

Ülkeyi ve belediyeleri yönetenlerin hiçbiri sorumlulu¤u üstlenmiyor. B planlar›, C planlar› fos ç›kt›. Halk›n karfl› karfl›ya kald›¤› ve kalabilece¤i hiçbir durum için önlemlerinin, planlar›n›n olmad›¤› a盤a ç›kt›. ‹stanbul’da, Çanakkale’de, Aksaray’da, Manisa’da, Bal›kesir'de, Erzurum’da otuza yak›n insan›m›z donarak öldü. “Metropolün çöküflü” diye yaz›yordu baz› gazeteler; hay›r, metropolün de¤il, merkezi hükümetiyle, yerel yönetimiyle düzenin çöküflüdür tan›k oldu¤umuz. Yeterli hizmeti veremeyen Karayollar› yetkilileri yak›n›yor: "Son 10 y›ld›r Karayollar›'na araç al›nmad›." Ama silah al›mlar› hiç aksamad›. Son on y›lda polise binlerce araç, milyonlarca dolar-

Temel Haklar: Ülkemizin birçok bölgesini etkileyen, halk›m›z› ma¤dur b›rakan “kar afeti”yle ilgili olarak Temel Haklar ve ‹stanbul Gençlik Dernekli ö¤renciler taraf›ndan da birer aç›klama yap›ld›. Ö¤renciler aç›klamalar›nda “Kara k›fl de¤il, iktidarlar ve e¤itim sistemi öldürüyor” derken, Temel Haklar aç›klamas›nda da flunlar vurguland›: “Kar yollar› kapad›. Elektrik kesildi, sular akm›yor, do¤al gaz yok... Halk›n ihtiyaçlar› karfl›lanm›yor... AKP iktidar›n›n da bu sonuçlar› de¤ifltirmedi¤i görülmüfltür.

MÜCADELEM‹ZLE B‹Z DE⁄‹fiT‹RECE⁄‹Z! ... Neden hep biz ölüyoruz? Gelmifl geçmifl tüm iktidarlar ülkeyi halk›n ç›karlar› do¤rultusunda de¤il, mutlu bir az›nl›¤›n ç›karlar› do¤rultusunda yönetiyorlar. Halk›n sorunlar›yla ilgilenmiyorlar. ... Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i olarak iktidar› halka karfl› olan politikalar›ndan vazgeçmeye, halk›m›z› ifl, konut, ev, e¤itim, sa¤l›k yaflanabilir bir çevre, en temel hak ve özgürlükleri için mücadele etmeye ça¤›r›yoruz.”

l›k donan›mlar al›nd›. Onbinlerce insan›m›z yollarda mahsur kal›rken, milyonlarca insan›m›z kasabas›nda, köyünde ma¤dur durumdayken, “devlet” yine yoktu ortada. “Nerde bu devlet?” 盤l›klar› 17 A¤ustos 1999’daki gibi bofllukta kald› yine. Gerici gazetelerde bile “burada korsan miting var ihbar› yapal›m, devlet an›nda gelir” esprisi anlat›l›yordu. Do¤ruydu. Bu “espri” hiç kuflkuya yer b›rakmayacak flekilde devletin niteli¤ini tarif ediyordu. Sosyal devlet, halk için devlet de¤il, faflist devlet.

Halk› suçlayan halk düflmanlar›... Devletin valisi, AKP’li bakanlar, burjuva medya, ‹stanbul Belediyesi Baflkan›, yetkilileri, koro halinde halk› suçlad›lar: “Halk sınıfta kaldı” diye yazd›lar utanmazca. Milli E¤itim Bakan› Hüseyin Çelik, "Kar› hükümet mi ya¤d›r›yor?” yüzsüzlü¤üyle ç›kt› halk›n karfl›s›na. “Bahar havasının rehavetine kapılan yurttafllar, meteoroloji yetkililerinin yaptı¤ı tüm uyarılara ra¤men donanımsız araçlarıyla yola çıkınca, ‹stanbul içinden çıkılmaz bir kent haline gelmifl...” Gerçe¤i çarp›tmak iliklerine ifllemifl; donan›ms›z araçlar›yla yola ç›kanlar suçlu, peki arac› olmayanlar›n suçu neydi? Meteorolojinin bir hafta önceden yapt›¤› tüm uyar›lara ra¤men, hiçbir hatta ek belediye otobüsü seferi koymayanlar›n, köyünden 5-10 kilometre ötedeki okullara gitmek zorunda b›rak›lan çocuklar›n evlerine nas›l dönece¤ini bile düflünmeyen yetkililerin suçu yok mu? Felaketin 2., 3. günlerinde hala elektiriklerin, do¤al gaz›n, sular›n olmamas›n›n sorumlusu da m› halk? Mahsur kalan binlerce insana saatler boyu tek bir güvenlik ve sa¤l›k ekibinin ulaflt›r›lamamas›n›n sorumlusu da m› halk? Cumhuriyet gazetesinin “Laikçilerine” göre de, suçlu Tayyipler’i yönetime seçen halkt›. Peki sizin önerdi¤iniz CHP’lileri, DSP’lileri destekleselerdi, ya da pek sevdi¤iniz generallere b›rak›lsayd› kent yönetimleri, sonuç farkl› m› olacakt›? O istanbul’u y›llarca sizin destekledi¤iniz parti-


nin adamlar› yönetmedi mi? Tüm bunlar, gerçek sorumluyu gizlemenin de¤iflik biçimleridir. Kar›n alt›nda kalan düzendir, ama düzenin savunucular›, baflka suçlular, sorumlular aramak zorundad›rlar. Tabii özel olarak ‹stanbul felaketinin bafl sorumlular›ndan biri, y›llard›r ‹stanbul’un rant›n› yiyen Tayyip Erdo¤an ve onun yiyici ekibi’dir. Ama mesele, flu veya bu partinin, flu veya bu belediye baflkan›n›n ötesindedir. Düzendedir. Sadece kâr’› esas alan, sadece emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin güvenlik ve ç›karlar›na göre flekillenmifl bir düzende baflka türlü olamaz.

Halk “duyars›z, sorumsuz” ise; oligarfli ekti¤ini biçiyor! Vali Güler diyor ki, “13 milyon nüfuslu bir flehirde, böyle bir afette bu tip s›k›nt›lar normaldir." Tabii; deprem de takdir-i ilahidir. Ç›¤, ifl kazalar› kaderdir. AKP’nin bakanlar› yar›n o “beklenen” deprem gerçekleflti¤inde de “depremi hükümet mi yapt›r›yor” deyip iflin içinden ç›kacaklard›r. Demagojide bu kadar pervas›z davran›rken, halk›n örgütsüzlü¤ünden, duyars›zl›¤›ndan cesaret al›yorlar. Halk› sindirmekte, yönetmekte iflle-

rine gelen bu örgütsüzlük, duyars›zl›k ve bencillikten flikayetçi olamazlar. Halk›n kar afeti karfl›s›nda gerekli duyarl›l›¤› göstermedi¤i aç›k; ama bu neyin sonucu? Her gün, her saat, okullardan TV ekranlar›na kadar her yerde bencilli¤i, duyars›zl›¤›, sorumsuzlu¤u empoze eden bu düzen de¤il mi? “Sen kendini kurtar, baflkalar›ndan sana ne?” diyen bu düzen de¤il mi? ‹nsanlar›, halk›n çeflitli kesimlerini birbirinden tecrit ederek, birlikte davranmas›n› ve dayan›flmas›n› engellemeye çal›flan bu düzen de¤il mi? Buyrun iflte sonucu budur? Do¤a, ülkemizin belli bölgelerinde beklenen depremin nas›l bir katliama dönüflece¤ini hat›rlatt› herkese. Ve herkese, örgütsüzlü¤ün, duyars›zl›¤›n, bencilli¤in sürdü¤ü koflullarda, düzenin kar alt›nda kalmas› gibi, halk›n da kendi örgütsüzlü¤ünün, duyars›zl›¤›n›n alt›nda kal›p, en büyük zararlara u¤rayaca¤›n› gösterdi.

Katliama dönüflen kar ve yerel seçimler Oligarflinin iktidar›nda halk›n ihtiyaçlar›n› temel alan bir düzen ne merkezi ne yerel olarak mümkün de¤ildir; sistem, hem ekonomik, hem siyasi olarak halka karfl›d›r. Sistemin bütün kurumlar› da buna göre flekillenmifltir. Her do¤al afeti, halk için bir katliama dönüfltüren budur. Oligarflik düzende devlet, “halka hizmet” için de¤il, halka düflmanl›k temelinde örgütlenmifltir. AKP böyle bir devletin temsilcisidir. Afette halk› suçlayarak, bu zihniyetini ortaya sermifltir. Merkezi yönetim de, yerel yönetim de çarp›k kapitalizmin çarklar› üzerinde döndü¤ü, halk›n ihtiyaçlar› de¤il, halk›n denetim alt›na al›nmas› temel al›nd›¤› için ortaya baflka bir tablonun ç›kmas› da mümkün de¤ildi. Yaflan›lan son “kar afeti” bunun bir göstergesidir.

Belediyeler mevcut imkan ve yetkileriyle de kuflkusuz bundan daha fazlas›n› yapabilirler. Ama oligarflinin yerel temsilcilerinin elindeki belediyeler de, sistemin asgari düzeyde iflleyiflini sa¤lamak d›fl›nda “halk için” k›llar›n› k›p›rdatmazlar. “Yerel yönetimler arac›l›¤›yla demokratikleflme” rüyalar› görenler, oligarflik düzen gerçe¤ini yok say›yorlar; faflizmi yok say›yorlar. Bir ilde, ilçede devrimcilerin, demokratlar›n eline geçen bir yerel yönetimde halk için birçok fley yap›labilir; ama sistemin ve onun yereldeki uygulamas›n›n temel niteli¤i ortadan kald›r›lamaz. ‹hale kanunlar›ndan belediye kanununa kadar her fley, onu düzene tabi k›lmaya ve kapitalizmin s›n›rlar› içinde tutmaya yöneliktir. Varsayal›m ki böyle bir geliflme oldu, mevcut siyasi

Say› 96 19

iktidar, buna seyirci kalmayacakt›r, temel niteli¤i de¤ifltirilen bir “yerel”lik, merkezin müdahalesine maruz kal›r. Burjuvazinin hüküm sürdü¤ü ülkelerin en “demokrati¤inde”, yerel yönetimlere en genifl özerkli¤in tan›nd›¤› yerlerde bile, halk›n ç›karlar›na yani baflka deyiflle kapitalizmin ç›karlar›na ters bir sistemin egemen k›l›nmas›na burjuvazi göz yummaz. Bu anlamda “faflist sistemin yan›bafl›nda, ona alternatif demokratik halk iktidar›n›n nüvelerini” kurmak, bofl bir hayaldir. Yerel yönetimlerde en demokratik sistemi kurmak için, halk için bir belediye anlay›fl›n› hayata geçirmek için mücadele verilir; ama bu mücadele kapitalizmin göbe¤inde sosyalist bir ada kurmak gibi bir ütopya için de¤il, ülke genelindeki demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin bir parças› olarak ele al›n›rsa do¤ru bir hedefe yönelmifl olur.

1 fiubat 2004


Emekçiler’den D‹SK Genel Kurulu’nda Gündem Ne Olacak? Bu sorunun cevab›, ayn› zamanda D‹SK’in yönüne de ›fl›k tutacakt›r. Tart›fl›lmas› gereken ‹flçi s›n›f›n›n sorunlar›, sendikac›l›¤›n içinde bulundu¤u çürüme ve halk›n tüm kesimlerine yönelik bask› ve zulüm politikalar›d›r. Delege pazarl›klar› ve yerel seçimlerde hangi burjuva partisinin desteklenece¤inin tart›fl›ld›¤› bir genel kurul, yönetimler de¤iflse de eriyen D‹SK’i de¤ifltiremeyecektir.

Say› 96 20 1 fiubat 2004

D‹SK 12. Ola¤an Genel Kurulu, 13-14-15 fiubat günlerinde yap›lacak. Bu tarih, ayn› zamanda 37. kurulufl y›ldönümü. 37 y›ll›k bir tarih. Bu tarihin içinde büyük direnifller, uzun sessizlik y›llar›, teslimiyetler var. Bazen iç içe geçti bunlar. Bazen kopufllar do¤urdu. Bazen kitle D‹SK’i aflarak direniflleri yaratt› ve D‹SK’i kendisine tabi k›ld›. Bugün D‹SK’e bak›ld›¤›nda ise, AB’den fonlanan, kendine s›n›f ve kitle sendikas› yerine “sivil toplum örgütü” diyen, mücadeleci s›n›f sendikac›l›¤› yerine uzlaflmac› “ça¤dafl sendikac›l›¤›” dilinden düflürmeyen, Türk-‹fl’lefltikçe eriyen, direnmedikçe kan kaybeden bir D‹SK vard›r. Sendikac›l›k, düzen partilerinden milletvekili, bakan olman›n, belediye baflkan› seçilmenin s›çrama tahtas› haline getirilmifltir. Ve bu yad›rganmam›fl, do¤al görülmüfltür. R›dvan Budak’›n bugün hala itibar görüyor oluflu, sen iflçi s›n›f›n›n üzerine basarak koltu¤a kofltun diye lanetlenmeyifli bu yüzdendir. Mevcutlar›n kafas›ndaki de, farkl› de¤ildir. Bu genel kurula böyle bir D‹SK yap›s› ile gidilirken, genel kurulun bir baflka önemli yan› ise, önümüzdeki sürecin sendikac›l›¤›n gelece¤i aç›s›ndan önemli bir süreç olaca¤›d›r. Öncesi de olmakla birlikte, AKP’nin iktidar oluflundan bu yana geçen bir y›l, emekçilere yönelik sald›r›lar›n artt›¤›, emek düflman›

Meydanlar› iflçi s›n›f›n›n gür sesiyle, dalgalanan k›z›l bayraklar›, s›k›l› yumruklar› ile dolduran bir D‹SK, yüzü s›n›f sendikac›l›¤›na dönük bir anlay›flla yeniden yarat›labilir. (Foto: 1 May›s 1977)

yasalar›n ç›kar›ld›¤› bir y›l olmufltur. Kölelik Yasas› yasallaflt›r›lm›fl, özellefltirmelerle, kamu ve özelde çeflitli gerekçelerle onbinlerce iflçi iflinden olmufltur. Grev hakk›n›n fiili olarak yok edilmesi bir yana, sendikalar›n demokratik eylemleri dahi suç haline getirilmifl, AKP sola, sendikalara yönelik düflmanca tutumunu gizlemeye gerek bile görmeden aç›kça sergilemifltir. Sald›r›lar daha da yo¤unlaflacakt›r. Örgütsüzlefltirme, sendikalaflman›n cezaland›r›lmas›, grevlerin daha yayg›n flekilde yasaklanmas›, ‹fl Yasas› hükümlerinin çal›flma yaflam›n› zulme dönüfltürmesi gibi uygulamalarla, sermaye sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›racakt›r. Elbette bu genel kurulda, D‹SK’in yüzünü s›n›f sendikac›l›¤›na dönmesini beklemek hayalcilik olacakt›r. Ancak bu noktada önemli bir ad›m›n at›labilece¤i, D‹SK taban›n›n bu potansiyeli ve iste¤i tafl›d›¤› da bilinmektedir. D‹SK taban› bugünkü D‹SK’i istemiyor, kendisini temsil etti¤ine inanm›yor. Genel kurula gelene kadar, ba¤l› sendikalar›n genel kurullar›n›n ezici birço¤unlu¤unda muhalif listelerin kazanmas›nda, s›n›f sendikac›l›¤›n›n flimdilik söylemde de olsa gündemlefltirilmesinde bunun belirleyicili¤i az›msanmamal›d›r. ‹flçi, muhalif olan›n ne kadar s›n›f sendikac›l›¤› yapaca¤› ayr› bir tart›flma olmakla birlikte, mevcut yönetimlerin yapmad›¤›n› görüyor ve alafla¤› ediyor.

Sendikac›l›k Neden Bu Duruma Geldi? Bu sorunun cevab›n› dergimizde çeflitli zamanlarda tart›flt›k, tart›flmaya devam ediyoruz. Kongrede sorgulanmas› gereken noktalar›n bafl›nda bu soru gelmek durumundad›r. Hiçbir sendikac›, hiçbir D‹SK yöneticisi bugünkü D‹SK’i ve sendikal anlay›fl›n› savunacak, aklayacak durumda de¤ildir.


Tart›fl›lmas› gereken, sendikac›l›¤›n bugün içinde bulundu¤u durum, sendikal örgütlenmenin neredeyse anlam›n› yitirir hale gelmesi, iflçi s›n›f›na ve bütün halk kesimlerine yönelik yo¤un sald›r›lar ve bunlara karfl› neler yap›lmas› gerekti¤idir. D‹SK’e ba¤l› sendikalar›n genel kurullar›nda oldu¤u gibi, yerel seçimlerde hangi burjuva partisi desteklenecek, CHP ile di¤er partiler nas›l birlefltirilecek, AKP’nin önü nas›l al›nacak tart›flmalar›n›n yo¤un geçti¤i bir genel kurul, D‹SK’e hiçbir fley kazand›rmayacakt›r. D‹SK gerçe¤inden kaç›fl›n ve D‹SK’i bugüne getiren düzen içi sendikac›l›k anlay›fl›n›n bir tezahürü olacakt›r. Bugün D‹SK kendine sormal›d›r; 1967’de düzeniçi sendikac›l›ktan neden kopuldu, hangi gerekçelerle D‹SK örgütlendi ve bugün nerede duruyoruz? D‹SK, nüans farkl›l›klar› ile birlikte, 1967’de koptu¤u düzen içi sendikac›l›¤›n hemen yan›bafl›nda durmaktad›r. Tafl›d›¤› potansiyel, gelenekleri tamamen at›l b›rak›lm›fl, mücadeleci D‹SK’e s›rt dönülmüfltür. “Ça¤dafl sendikac›l›k” denilerek, emperyalist sendikac›l›k anlay›fl› benimsenmifltir. Bu sendikac›l›k anlay›fl›, kapitalist bat›dan bafllayarak, emperyalistlerin iflçi s›n›f›na dayatt›¤› uzlaflmac›, teslimiyetçi, kapitalist sistemin bekas›n› öncelikli olarak düflünen sendikac›l›k anlay›fl›d›r. Talepleri bu sömürü çark› içinde basit reformla-

DEVR‹MC‹ B‹R D‹SK ‹Ç‹N; ❖ Sendikal mücadele, s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl› esas al›narak yap›lmal›. ❖ Patronlarla, iktidarlarla “uzlaflmay›” esas alan anlay›fl terk edilmeli. ❖ Sivil toplumcu, Oligarflinin belirledi¤i yasal s›n›rlara hapsolan eylem anlay›fl› terk edilerek, iflçi s›n›f›n›n gücüne, tarihsel hakl›l›k ve meflrulu¤una dayanan anlay›fl savunulmal›. Sald›r›lara, alanlarda, grevlerde, iflgallerde, direnifllerde cevap verilmeli. ❖ D‹SK’in bir sivil toplum kuruluflu olmad›¤›, s›n›f›n sendikas› ve kitle örgütü oldu¤u deklere edilmeli ve sivil toplumculu¤un tüm halk›n mücadelesinin önündeki barikatlardan biri oldu¤u ilan edilmeli. ❖ Baflta AB olmak üzere, emperyalizm ve sermaye ile ba¤lar kopar›lmal›. Hak ve özgürlükler mücadelesi iflçi s›n›f›n›n di¤er halk kesimleri ile birli¤i içinde verilmeli. ❖ ‹flçi s›n›f›n›n örgütsüzlü¤üne son vermeyi hedefleyen, s›n›f›n içinde olan, iflçiyi örgütleyen ve e¤iten militan sendikac›l›k esas al›nmal›. Masa bafl› sendikac›l›¤› terk edilmeli. ❖ ‹flçinin yönetime kat›ld›¤›, sendika yönetimlerini denetledi¤i bir yönetim anlay›fl› ve ifllerli¤i hayata

r›n ötesine geçmeyen sendikac›l›k anlay›fl›d›r. D‹SK’in içine düfltü¤ü en büyük yanl›fllardan biri AB’cili¤i ve buradan beslenen, s›n›fla iliflkisi olmayan düflüncelerdir. S›n›f bilincinin yok olmas›/zay›flamas› sonucu emperyalizmin destek gücü durumuna gelmekle kal›nmam›fl, tekellerle ayn› safta yer al›nm›flt›r. Avrupa’dan demokratikleflme bekleme, AB’ye girince iflçi haklar›n›n geniflleyece¤i yan›lg›lar›na düflülmüfl, reformizmle birlikte hayali bir “eme¤in Avrupas›” aldatmacas› iflçi s›n›f›na dayat›lm›flt›r. Avrupac›l›k benimsendi¤inde, AB onayl› eme¤e yönelik sald›r›lar›n kayna¤› iflçiye gösterilememifltir. Kölelik Yasas› örnektir. Yasa, tamamen AB’ye uygundur. Ancak yasaya karfl› ç›kan D‹SK’in a¤z›ndan kayna¤›n›n AB oldu¤una dair tek bir kelime ç›kmam›fl, bu konuda iflçileri bilinçlendirme yoluna gitmemifl, muhalefet etme oyunu oynanm›flt›r. ‹flçi s›n›f›na yönelik son y›llardaki en büyük sald›r› sonras›nda Süleyman Çelebi, Türk-‹fl’in satt›¤›n› söylüyordu. Peki sen ne yapt›n ona karfl›? Üretimi durduracak gücüm, örgütlenmem geçirilmeli. Demokratik iflleyifl, delege pazarl›¤›na dönen seçimlerle de¤il, esas olarak s›n›fa karfl› görev ve sorumluluklar›n› yerine getirmeyen sendikac›lar›n iflçiler taraf›ndan görevden al›nd›¤› bir iflleyiflle sa¤lanmal›. ❖ Bu ülkede yaflanan tüm hak ve özgürlük ihlalleri, sald›r›lar, infazlar, katliamlar D‹SK’e yap›lm›flt›r anlay›fl› etraf›nda, her türlü bask› ve zulüm politikas›n›n karfl›s›na ç›k›lmal›. ❖ D‹SK’in mücadele gelene¤ine sahip ç›kmal›. ❖ Çal›flma yaflam›na iliflkin haklardan geri ad›m ve pazarl›k reddedilmeli. ❖ D‹SK’in saf›, ba¤›ms›z, demokratik, sosyalist Türkiye mücadelesinin içinde, bu u¤urda direnen ve mücadele edenlerin yan› olmal›. AB’den NATO’ya kadar emperyalizme ve kurumlar›na karfl› olmal›. ❖ Özellefltirmeye karfl› pratik ve ideolojik mücadele yürütülmeli. ❖ Örgütlenmeleri engellenen emekliler, iflsizler, tafleron iflçileri örgütleme gündeme al›nmal›. ❖ Dayan›flma grevleri hayata geçirilmeli. Nerede iflçi direnifli varsa, D‹SK orada olmal›. ❖ Tüm halka yönelik sald›r›lara karfl›, halk›n birlikte mücadelesini örgütleme, dayan›flmas›n› sa¤lama perspektifi ile hareket edilmeli.

Say› 96 21 1 fiubat 2004


yok mu, deniliyor? O zaman gücünün ne kadar›n› harekete geçirdin? Bu sorunun cevab› yoktur D‹SK’te. Çünkü, bunu yapmak, iflçiyi bu konuda ayd›nlatmak, harekete geçirmek, sorunun kayna¤›n› göstermek, ayn› zamanda AB’yi de karfl›s›na almakt›r. D‹SK bundan kaçm›flt›r. T›pk› F tiplerinde somutlaflan ve bugün D‹SK dahil olmak üzere bütün muhalif kesimleri içine alan tecrit sald›r›s›nda oldu¤u gibi.

Say› 96 22 1 fiubat 2004

‹flçi s›n›f›n›n sorunlar›na s›rt›n› dönen, yüzeysellefltirip geçifltiren D‹SK, ülkede yaflanan birçok soruna s›rt›n› dönmüfltür. F tiplerinde yaflanan zulüm, 107 ölüm bunlar›n bafl›nda yer almaktad›r. F tiplerinin IMF program› ile do¤rudan ilgisi, emperyalist politikalar›n bir parças› olmas› bu kadar aleniyken, kendine emek örgütüyüz diyen D‹SK’in “beni ilgilendirmez” demesi, sömürü düzenine karfl› geliflen bu görkemli direniflin yan›nda saf tutmamas›, kendi kimli¤inin inkar›d›r her fleyden önce. Zulüm, bask›, katliam beni ilgilendirmez diyen anlay›fl›, iflçi s›n›f›n›n ekonomik sorunlar› da ilgilendirmez hale gelmifltir. D‹SK, düzen sendikac›l›¤›n›n iflçileri apolitiklefltirme, e¤itmeme, ülkesine ve eme¤ine yabanc›laflmas›n› sa¤lama politikalar›n›n parças› olmufltur, bu konularda farkl› bir politikas› olmam›flt›r. Sözde olsa bile, pratikte karfl›l›¤›n› bulmam›flt›r. Bu politikan›n devam›d›r ki, D‹SK içindeki devrimci sendikac›lar› tasfiye etmek, s›n›f sendikac›l›¤›n› lanetlemek için her türlü hileye, entrikaya baflvurulmufltur. ‹flçiye, “aman devrimcilerden uzak durun” telkinleri, bugün kendisinin de yak›n›r duruma geldi¤i apolitiklefltirmede, duyars›zl›kta önemli bir etkendir. Genel kurul, bu yanl›fl anlay›fl ve pratiklerin sorguland›¤› bir genel kurul olursa at›lacak ad›m ileriye do¤ru olacakt›r. D‹SK’in karar verece¤i de budur; ileriye, s›n›f sendikac›l›¤› çizgisine do¤ru mu ad›m at›lacak, yoksa Türk-‹fl’leflme sürecinde son h›z ilerlemeye devam m› edilecek?

D‹SK Genel-‹fl Yönetiminde Görev Da¤ılımı Geçti¤imiz hafta kongresini yapan D‹SK’e ba¤lı Genel‹fl Sendikası’nda görev da¤›l›m› yap›ld›. Mahmut Seren baflkanlı¤ındaki yönetimde, Genel Sekreterli¤e Kani Beko getirilirken di¤er görev da¤›l›m› flöyle gerçekleflti: Örgütlenme Daire Baflkan› Erol Ekici, Toplu Sözleflme Daire Baflkan› ‹smail Özhamarat, E¤itim Daire Baflkan› Remzi Çalıflkan, Arafltırma Daire Baflkan› Fahrettin Tecimer. Genel kurulun yay›nlanan sonuç bildirgesinde, IMF politikalar›na, AKP eliyle yürütülen “neo-liberal yeniden yapılandırmaya ve bunun için hazırlanan tasarılara” karflı mücadele edilece¤i dile getirildi.

KESK’ten Protesto Eylemleri KESK’li memurlar›n, Kamu Yönetimi Temel Kanunu'nu protesto eylemleri sürüyor. Geçti¤imiz hafta içinde bir çok kentte yap›lan eylemlerle tasar›n›n geri çekilmesi istendi. ‹zmir’de 24 Ocak günü yap›lan mitinge KESK’e ba¤l› sendikalar›n yan›s›ra, çok say›da DKÖ, parti ve sendika kat›ld›. "‹flimize, ‹flyerimize, ‹fl Güvencemize ve Gelece¤imize Sahip Ç›k›yoruz" ad›yla düzenlenen mitingte, Haklar ve Özgürlükler Cephesi de "Haklar›m›z› Örgütlenerek Direnerek Kazanaca¤›z” pankart› ve k›z›l bayraklar› ile alandayd›. "Kamu Reformu Aldatmacas›na Hay›r" pankart›n›n tafl›nd›¤› eylemde s›k s›k, "Kölelik Yasas›na Hay›r", "AKP ‹stifa", “‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z” ve “Tecrite ve Sansüre Son” sloganlar› at›ld›. KESK baflkan› Sami Evren, tasar›da üretimin olmad›¤›n›, reform de¤il halk› hedef alan bir yasa oldu¤unu, gelir adaletsizli¤inin artaca¤›n› belirterek, "Art›k masa bafl› sendikac›l›¤› yapmayaca¤›z. Meflru zeminde her zaman alanlarda olaca¤›z" dedi. Ayr›ca Ankara, Diyarbak›r, Adana, Mersin, Elaz›¤, Van, Antep, Urfa ve daha birçok ilde yap›lan protesto eylemlerinde de, yasa protesto edildi. 25 Ocak günü baflbakanl›¤a yürümek isteyen KESK’liler polis taraf›ndan engellenirken, baflbakanl›k A Blok giriflinde bas›n aç›klamas› yapan KESK’liler, “hani baflbakanl›k önündeki barikatlar kald›r›lm›flt›” diye sordu. 26 Ocak günü eylem yeri ise TBMM önüydü. KESK üyeleri burada yapt›¤› eylemde, yasan›n geri çekilmesini isterken, Sami Evren mücadelelerinin sürece¤ini, kazanan›n mutlaka emekçiler olaca¤›n› dile getirdi. Sonraki günlerde de süren eylemlerden biri de 27 Ocak’ta Antakya’dayd›. AKP binas› önünde yap›lan eylemde, yasan›n emekçilere ve halka neler kaybettirece¤i anlat›l›rken, AKP’nin emekçi düflman› oldu¤u vurguland›.


Özellefltirme Suçtur! Özellefltirme ihalesi yap›lan ve yok pahas›na sat›lan TÜPRAfi’ta çal›flan iflçilerin eylemleri sürüyor. 26 Ocak’ta fabrika girifl kap›s›nda toplanan 3 bin iflçi, üzerinde “Özellefltirmeciler suç ifllemeye devam ediyor; Suç mahalli TÜPRAfi Rafinerileri! Bu satıfl ne için, kimin için” sözlerinin yer ald›¤› bir pankart ast›lar. Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkanı ‹brahim Do¤angül, iktidar›n ne varsa her fleyi satt›¤›n› belirterek, “Biz iflçiler, susmadık, susmuyoruz! Bu suça ortak olmayaca¤ız, aksine suçluların yakasına yapıflmaya, onları teflhir etmeye devam edece¤iz!” fleklinde konufltu.

TÜPRAfi Halk›nd›r! Kocaeli Sendikalar Birli¤i tar a f › n d a n TÜPRAfi'›n sat›lmas› ve Kamu Yönetim Reformunu protesto amac›yla 24 Ocak’ta yap›lan yürüyüflte, Temel Haklar’›n da yer ald›¤› çok say›da DKÖ de yer ald›. Yaklafl›k 1500 kiflinin kat›ld›¤› eylemde, s›k s›k “‹flçiye Uzanan Eller K›r›ls›n, Hükümet fiafl›rma Sabr›m›z› Tafl›rma, TÜPRAfi Halk›nd›r Sat›lamaz” sloganlar› at›ld›. AKP önünde yap›lan aç›klamada, AKP hükümetinin IMF ve Dünya Bankas›’n›n direktifleri do¤rultusunda uygulad›klar› politikalarla iflçi, memur, köylü tüm emekçi halka yoksullu¤u dayatt›¤› belirtildi. SEKA, TÜPRAfi, ‹GSAfi’›n Kocaeli halk› için vazgeçilmez oldu¤u belirtilen aç›klamada, Kocaeli esnaf›n›n da bu talandan zarar görece¤i belirtildi.

Çukurova’da Eylem Karamehmet’in Çukurova Tekstil Fabrikas›’nda iflten at›lan iflçilerin direnifli sürüyor. 27 Ocak günü iflten atılan ve halen çal›flan iflçiler alacaklar›n›n ödenmemesini protesto etmek için Tarsus-Mersin Karayolu’nu kestiler. Fabrikadan mal ç›kart›lmas›n› da engellemek için fabrika kapısını kapatan iflçilerin yol kesme eylemi yar›m saat sürdü. Halen üretim yap›lmayan fabrika hacze u¤rarken, TEKS‹F Sendikas›’n›n Tarsus fiubesi, hak arama eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

Kofi Annan’dan emperyalist tekellere uyar›:

“AÇLIK DA TERÖR KADAR ÖNEML‹” Emperyalistlerin Davos Zirvesi’nde (Dünya Ekonomik Forumu) konuflan BM Genel Sekreteri Kofi Annan zengin ülkeleri uyardı: “Açlık da terör kadar önemli. Açl›kla mücadeleyi, terörle mücadele kadar gündeme almal›s›n›z...” Uyar› do¤ru! Nüfusunun yar›s›, yani 3 milyar insan›n aç ve yoksul oldu¤u bir dünyada yafl›yoruz. 1 milyara yak›n insan içecek temiz sudan dahi yoksun. Açlar›n say›s›n›n her geçen gün katlanarak artt›¤› raporlarla sabit. Birçok ülkede ciddi k›tl›k tehlikesi ve açl›ktan kitlesel ölümler gündemde. Uyar›n›n muhataplar› do¤ru! Zirveye kat›lanlar, emperyalist tekellerin temsilcileri. Milyarlarca aç ve yoksulu yaratan da onlar. Üç beflinin, koskoca bir Afrika k›tas›n›n milli gelirine denk sermayeye sahip olan da onlar. Ve, küreselleflme ad›yla sunulan emperyalist politikalarla açl›¤› büyütmeye devam eden, milyarlar›n açl›¤›n› görmezden gelerek sömürüyü yo¤unlaflt›ran da onlar. Yanl›fl olan!.. Ancak Annan’›n uyar›s›nda yanl›fl olan bir fley var. Tekeller, açl›kla mücadele edemezler, etmezler. Açl›kla mücadele demek, kârlar›ndan vazgeçmek, talandan, sömürüden, iflgallerden vazgeçmek demektir. Yok, “açl›kla mücadele” ad›na, üç befl ülkeye yap›lacak göstermelik g›da yard›mlar› kastediliyorsa, bu oyun çok oynand›. Ve halklar art›k bu senaryonun yaz›c›lar›n› da, sonucunu da çok iyi biliyor. Ki, “terörle mücadele” ad›yla yürüttükleri savafl da, bu oyuna isyan edenlere yönelik sürdürülen savafl›n ad›d›r. Yoksullu¤un, açl›¤›n ancak tekellerin ortadan kalkt›¤›, emperyalizmin olmad›¤› bir dünya ile mümkün oldu¤una inanan, ülkelerinin emperyalist tekeller taraf›ndan talan edilmesine karfl› ç›kan, kapitalist sömürü zincirlerini k›rma mücadelesi verenlere karfl› yürütülüyor, “teröre karfl› savafl”. Birleflmifl Milletler, açl›kla mücadeleden söz edecekse, önce bu gerçekleri tüm dünyaya ilan etmelidir. Emperyalizmin “teröre karfl› savafl”›n›n yoksullara ve açlara yönelik savafl oldu¤u ilan edilmelidir. Ama yapamaz! Irak iflgali, Afganistan iflgali, Filistin iflgali göstermifltir ki, BM de bu savafl›n bir parças›, ABD’nin gerekti¤inde açlara karfl› devreye soktu¤u piyonu durumundad›r.

Say› 96 23 1 fiubat 2004


Ekonomi Sermayenin iktidar› AKP, Vergi ödeyecek, zam kald›racak hali kalmayan halk›n s›rt›na, IMF talimat›yla yeni zam ve vergi yüklemeye haz›rlan›yor

IMF Emriyle Yoksullar› Ezen Riyakar ‹slamc›lar Açl›k s›n›r›n›n alt›nda emekliye zam ve asgari ücretteki art›fl› halk›n burnundan fitil fitil getirmek için kollar s›vand›. IMF’nin denetlemesi bitti, yeni denetleme flubatta. AKP iktidar› da, o tarihe kadar “kaynak paketi”ni haz›rlam›fl olacak. “Kaynak paketleri”nin halk için ne anlama geldi¤i çok iyi bilinir; zam ve yeni vergiler.

Say› 96 24 1 fiubat 2004

fiubatta nelere zam yap›laca¤›, hangi vergilerin art›r›laca¤›na iliflkin çeflitli alternatifler haz›rland› bile. Bundan daha önce, “haz›rl›yoruz, kesin bir fley yok” aç›klamalar› aras›nda gizlenerek ilk kaynak paketi yürürlü¤e girdi bile. Harçlara yüzde 687'ye varan oranlarda zam yapıldı. 1 Ocak'ta yürürlü¤e giren vergi paketinde “harç zammı” yap›ld›¤› halktan gizlendi. Oysa harçlara en son zam bir ay önce yap›lm›flt›. Sürücü belgesi harc›, Avcılık belgesi harcı, Özel emeklilik sigortası flirketleri harc› ve ikamet tezkereleri harc› gibi birçok kalemde harçlar zamland›.

Yalanc› Tayyip IMF emriyle yeni zam ve vergi getirilmesi gündeme ilk geldi¤inde, her konuda oldu¤u gibi, bu konuda da Tayyip Erdo¤an halk› aldatmak için

Alman ''Der Spiegel'' dergisinin yapt›¤› bir araflt›rmaya 200 bin gurbetçiden göre, baflta Kombassan, Jet-Pa ve Yimpafl olmak üzere, dini kullanarak yurtd›fl›ndaki halk›m›zdan para toplayan ‹slamc› holdingler yaklafl›k 5 milyar Euro’yu (8,3 katrilyon) çald›lar. “Çald›lar” diyoruz, çünkü ''günahs›z ve çok kârl› gelir” denilerek toplanan bu paralar›n, Alman savc›l›klar›nca yap›lan araflt›rmas›na göre, hiçbir kayd› bulunmuyor ve “kay›p” statüsünde. Elbette buharlafl›p uçmad›lar. Tarikat holdinglerinin tatl› kârlar› aras›na kat›ld› bu para da. Din, ‹slam, inanç diyerek halk›n cebinden çald›klar›n›, kapitalist ekonominin vurgun çarklar› aras›nda eritirken, öte yandan ayn› çark dönmeye devam ediyor. AKP iktidar›n›n sundu¤u nimetlerle palazlan›yor tarikat holdingleri. Köln Savc›l›¤›, vurgun soruflturmas›n› Türkiye’ye devretmeyi tart›fl›yormufl. Böyle bir durumda, emperyalist ülkelerde en a¤›r koflullarda çal›flan emekçilerin al›nteri birikimleri ne olur söyleyelim. AKP bir

yalana baflvurmufltu. “Biz kimsenin talimatıyla zam yapmayız” demesinden 1 hafta bile geçmeden AKP, 3 katrilyon liralık zam ve vergi paketi üzerinde çalıflmaya baflladı. 3 katrilyonluk aç›k kapat›lmazsa, “IMF’nin sopas›” gündeme girecek. IMF Baflkan Yardımcısı Anne Krueger’in, 3 katrilyonluk aç›k için, "nereden karfl›lanaca¤› belli olmadan gözden geçirmeyi gündeme almayaca¤ız" aç›klamas› sopan›n görünen ucu. Halk› aldatmak için IMF’yle yeni anlaflma yapmamaktan söz eden riyakar ‹slamc›lar, nereden ç›karacak bu 3 katrilyonu? Elbette halk›n s›rt›ndan. ‹ktidar›n ekonomi yetkililerince de do¤rulanan ve flubatta devreye girmesi beklenen zam ve vergiler birçok alan› kapsayacak. Pakette, elektrik, do¤algaz zammının yanı sıra, akaryakıt ve TEKEL ürünlerinde ÖTV artıflı, Emlak Vergisi oranının artırılarak kalıcı hale getirilmesi de gündemde. ‹rili ufakl› onlarca tüketim ürününe yap›lacak zamlar›n ise ad› bile say›lm›yor.

IMF Yönettikleri Halka Hiçbir fiey Veremez AKP iktidar›n›n ekonomi politikas›n› IMF yönetiyor. Yoksul halka düflmanl›kta tek farklar›, AKP’nin oy kayg›s› olmas›. IMF talimatlar›yla yönetilenlerin halka verece¤i hiçbir fley yoktur. IMF’nin düzeni y›k›lmadan, zam, vergi ya¤muru hiçbir zaman bitmeyecek.

‹slamc› sermayenin büyük vurgunu 5 milyar Euro çal›nd›

af yasas› ç›kar›r ve tümü birden aklan›p paklan›p AKP’den yeni ihaleler almaya

devam ederler.

Vurgunculara Af Haz›rl›¤› Nitekim, AKP iktidar›, bir y›l içinde ç›kard›¤› yasalarla soyguncular›, vurguncular›, bat›k bankac›lar›, vergi kaç›ran holdingleri affetti¤i yetmemifl olacak ki, yeni bir yasa daha haz›rl›yor. TBMM Adalet Alt Komisyonu'nda görüflmeleri süren yasa, “zor durumda olan holdinglerin borçlar›n›n uzlaflma yoluyla yeniden yap›land›r›lmas›n›” öngörüyor. Kurtar›lacak bat›k holdingler aras›nda, ‹hlas, Kombassan, Y‹MPAfi gibi ‹slamc› holdingler bafl s›ralarda. Gerekçe bölümünde ise, bu tür sermaye kurulufllar›n›n kurtar›lmas›n›n “herkesin yarar›na oldu¤u” dile getiriliyor. Sermayenin yarar›n›, herkesin yarar› diye yutturmaya çal›fl›yor AKP. Sermayeye iliflkin her düzenlemesinde ayn› demagojiyi kullan›yor.


TAYY‹P ERDO⁄AN’dan Finans Tekellerine:

“NE YAPMAMIZI ‹ST‹YORSANIZ SÖYLEY‹N, YAPALIM” Tayyip’in ABD gezisinin ekonomik boyutunu özetleyen bu söz, ABD tekellerinin huzurunda söylendi. IMF’ye ba¤l›l›k yemini tekrarland›. ABD'de bulunan Baflbakan Tayyip Erdo¤an as›l sat›fl›n yap›laca¤› Bush görüflmesi öncesinde ABD tekellerinin, finans kurulufllar›n›n karfl›s›na ç›kt›. Yan›nda iflbirlikçi tekellerin temsilcilerini de götüren Tayyip, ABD tekellerine “gelin Türkiye’yi biraz da siz ya¤malay›n” ça¤r›s›nda bulundu. Tayyip Erdo¤an, kapitalist finans piyasas›na yön veren bankalar, yat›r›m fon yöneticileri ile biraraya geldi. IMF program›na ba¤l› olduklar›n› yineleyen Tayyip’in toplant›s›na, AKP’li ekonomi yetkililerinin yan›s›ra, Do¤an Holding, Do¤ufl Holding, Eczacıbaflı Holding, Türk Amerikan ‹fladamları Derne¤i, Dıfl Ekonomik ‹liflkiler Kurulu ‹cra Baflkanı ve TOBB Baflkanı’n›n da bulundu¤u kalabal›k bir patron heyeti de kat›ld›. Bütün h›rs›zlar, sat›c›lar, soyguncular›n bulundu¤u toplant›da konuflan Erdo¤an, her f›rsatta, her yerde yi-

Haraç mezat sat›fla devam AKP haraç mezat satmaya devam ediyor. Sümer Holding'e ait Malatya Pamuklu Sanayi ‹flletmesi 1998’de 11 milyon dolar az bulundu¤u için sat›lmad›. Bu yıl 6.4 milyon dolara 4 yıl vadeyle satıldı. (24 Ocak bas›n) Tesisin üzerinde oldu¤u 192 bin metrekare olan arazisinin hesaplanan de¤eri bile 57 milyon 332 bin dolar. Buna fabrikay› ve di¤er tesislerini ekledi¤inizde de¤eri 75 milyon dolar› buluyor. Özellefltirmenin nas›l bir talan oldu¤u, AKP iktidar›n›n nas›l haraç mezat sat›fl› sürdürdü¤ü ortaya ç›k›yor. Geçen y›l ‹slamc› Albayraklar’a sat›lan SEKA Balıkesir'in Özellefltirme ‹daresi Baflkanlı¤ı raporunda belirtilen de¤erinin dahi alt›nda sat›ld›¤›, ortaya ç›kan bir baflka geliflmeydi. 220 bin dolar peflinatla 1.1 milyon dolara sat›lan SEKA Balıkesir'in, raporda, de¤eri 50 milyon dolar›n üzerinde oldu¤u, yeniden kurma de¤erinin 242 milyon dolar› bulaca¤› belirtiliyor. AKP iktidar›n›n bafl destekçilerinden Albayraklar böylece fabrikaya 220 bin dolarla sahip olmakla kalmad›, ertesi günü bütün iflçileri de soka¤a at›p, tazminatlar›n› (9 trilyon) da halk›n s›rt›na yükledi. Özellefltirmeyi savunanlar, iflte bu soygunu ve talan› savunuyorlar.

neledi¤i IMF’nin "ekonomik program›na ba¤lılık" sözünü yineleyerek, "Türkiye'ye güvenin, yatırım yapın" ça¤rısında bulundu. Erdo¤an, "Ne yapmamızı istiyorsanız söyleyin. Sizi yerli yatırımcıdan farklı görmüyoruz" dedi. (Milliyet, 17 Ocak) “ABD flirketlerinin sorunlar›n› biliyoruz, onlar› da çözme konusunda kararl›y›z.” diyen Tayyip, Cargill ve Motorola baflta olmak üzere ABD tekellerine tan›nacak ayr›cal›klar›n sözünü de verirken, patronlar da, “Türkiye’nin sundu¤u f›rsatlardan daha fazla yararlan›n.” diye ABD tekellerine ça¤r›y› yinelediler. Kepazeli¤e bak›n! Bir avuç iflbirlikçi patron ve bir baflbakan huzura arz› endam etmifl, ülkemizi sat›yorlar. Sözler veriliyor, “gelin gelin... haraç mezat bu ülke, kim verirse çok para satar›z ona...” 盤›rtkanl›¤› sergileniyor. ABD gezisi kuflkusuz onlar için “baflar›l›” olacakt›r. Halk›m›za ise, siyasi dayatmalar›n yan›s›ra, kapitalizmin azg›n sömürü pazar›na daha fazla sunulmufl bir ülke olarak yans›yacakt›r.

“Vergi Bar›fl›” Yalan› Fiyasko Oldu AKP’nin ilk icraatlar›ndan biri, iktidar›n› destekleyen sermayenin, tarikat holdinglerinin vergi borçlar›n› affetmek olmufltu. H›rs›zlar›n affedilmesi yasas›na utanmadan “vergi bar›fl›” demifllerdi. Yasan›n ç›kar›lmas›n›n en önemli gerekçesi olarak da, “bu vergileri toplayam›yoruz, vergi kaça¤›n› önlemek için bu yasa gerekli” fleklindeydi. 2003 y›l› vergi geliri sonuçlar› aç›kland›. Yasan›n ç›kt›¤› 2003 y›l›, bir önceki y›la göre, vergi kaç›rmalar›n artt›¤› bir y›l oldu. Vergi kaç›rma oran› 2002 y›l›nda yüzde 173 iken, 2003’te yüzde 214’e ç›kt›. Yani 9 katrilyon 649 trilyon 900 milyar vergi kaç›r›ld›. Bu, beklenen vergi gelirinden yüzde 3 oran›nda daha az. Bekledi¤inden fazla vergiyi toplayan devletin bütçesinde ilk kez bu oranda bir vergi a盤› gündeme geldi. Sadece 1993’te binde 5 aç›k olmufltu. AKP, h›rs›zlar›n da en iyi dostu! Peki ne ifle yarad› “vergi aff›” yasas›? Maliye Bakan› Unak›tan gibi “sahte fatura”c›lar›n affedilmesine, vergi kaç›ran tekellerin sicilinin temizlenmesine. Yeni vergi aff›n› da bir iki y›l içinde ç›kar›rlar!

Say› 96 25 1 fiubat 2004


Hava kurflun gibi a¤›r!! Ba¤›r ba¤›r ba¤›r ba¤›r›yorum. Koflun kurflun eritme¤e ça¤›r›yorum...

Duymayanl duyup da d duyarl›lar›

O diyor ki bana: - Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana... «Deeeert çok, hem dert yok» Yüreklerin kulaklar› sa¤›r... Hava kurflun gibi a¤›r...

4 y›l oldu F tipleri gündeme getirileli. Tecrit fiilen uygulanmaya bafllayal› üç y›l› geçti. Bu sürede 107 kez omuzlar›m›z› tabutlar›n alt›na verdik. Yüzlerce kez, sakat b›rak›lan insanlar›m›z› ald›k hapishane kap›lar›ndan. Sadece son üç y›l içinde, 107 insan›m›z öldü bu ülkenin hapishanelerinde.

➧Duymayanlar oldu!

107 ölümüz, yüz sat›r haber olmad› burjuva medyada. Tecrit gerçe¤i, gerçe¤in de¤il yalan›n kürsüsü olmaya karar vermifl bas›n yay›n organlar›nda yer bulmad›. Ben diyorum ki ona: F tipleri ve tecrit nas›l bir “devlet politi- Kül olay›m kas›” ise, sansür de Kerem ayn› onlar gibi bir gibi “devlet politikas›” idi. Tecrit ve sanyana sür birbirini tayana. mamlad›. Ben yanmasam E¤er, çeflitli sen yanmasan siyasi örgütler, demokratik biz yanmasak, kitle örgütleri, nas›l bu sansüre ç›kar kat›lmasakaranl›klar ayd›nl›¤a.. lard›, devletin sansürü bu kadar Hava toprak gibi gebe. etkili olaHava kurflun gibi a¤›r. mazd›. Ba¤›r Farkl› ba¤›r nedenler ve ba¤›r kayba¤›r›yorum. g›larKoflun la da olkurflun

eritme¤e ça¤›r›yorum.....

sa, demokratik sansürün orta¤› o

➧Duyup da ‘te ölümleri dur hayk›ranlar Üç y›l boyun boyunca sansür mak için bedeller rimiz, yoksul sem m›z, hapishanele tutsak yak›nlar›m y›r dedikleri, F tip F tiplerine at›ld›l d›k. E¤er bugün zarlara, gençli¤e tecriti tasvir etm yim haline gelm seslerin sayesind fiimdi bir ke yüklenece¤iz san

➧Duyup da du tecrite s›rt›n Düzenin açl›kl kesimler duysa d tarikat ba¤lar›yla dünyalar›na haps lar da, duyduklar Kimileri ise, ç ve kayg›larla duy “Gündemimiz de “flu s›ra üstümüz sinip geri çekildi. s›nda AB oldu¤u oldu¤u için sust tasfiye edilmesin için seyretmeyi t Bunlar› çok e ruz, ama flimdi b ruz; hesaplar da, fiimdi “yanl›fltan sessizlikten ç›km dolayl› orta¤› olm d›r.


ar› duymaya duyars›z kalanlar› duyarl›l›¤a prati¤e ça¤›r›yoruz! muhalefetin bir bölümü oldu.

ecrite son verin, rdurun!’ diye oldu ca susmad›k biz. Üç y›l duvar›nda gedikler açr ödedik. Ö¤renci gençlemtlerimizden ev kad›nlar›erden yeni tahliye olmufl m›z, tecrite ve sansüre haplerine karfl› ç›kt›klar› için ar. Ama yine de susmaayd›nlardan burjuva yae kadar, “F tipi” en koyu ek için kullan›lan bir demiflse, hiç susmayan bu dedir. z daha tüm gücümüzle nsür duvar›na.

uymazdan gelenler, n› dönenler oldu! la, copla apolitiklefltirdi¤i da önemsemedi. Düzenin a, ç›kar iliflkileriyle kendi setti¤i insanlar›m›z duysar›yla kald›lar. çok daha farkl› hesaplar yup da duymazdan geldi. ¤il” dedi baz›lar›. Baz›lar› zde bask›lar var” diyerek Baz›lar› F tiplerinin arkave kendileri de Avrupac› tu. Baz›lar› devrimcilerin nden siyasi ç›kar umdu¤u ercih etti. elefltirdik, yine elefltiriyobaflka bir fley hat›rlat›yokayg›lar da bofl ç›km›flt›r. dönme” zaman›d›r. fiimdi ma, sansürün do¤rudanmaktan s›yr›lma zaman›-

➧Yeniden sokaklara dökülme, tecrit ve 107 ölüm gerçe¤ini hayk›rma zaman›d›r. Hiç kimsenin, hiçbir “gündemi”, “seçim takvimleri”, “büyük taktikleri” bunun önünde engel olmamal›d›r. “Baflka gündemlerimiz var” kaç›fl›n›n hiçbir kesimin demokratik haklar ve özgürlükler mücadelesine yarar› olmad›¤› yeterince görülmüfltür. “Gündemimiz de¤il” politikas›, tecritin aflama aflama hayat›n her alan›na yay›lmas›na izin veren bir politikad›r. Kabul edilsin veya edilmesin; tecrit herkesin gündemidir. Haklar ve özgürlüklere karfl› en baflta gelen sald›r› biçimlerinden biridir. Böyle oldu¤u için de, haklar ve özgürlükler mücadelesi verdi¤ini iddia eden tüm güçlerin gündemidir. Bizlerle fiilen yan yana olmayabilirsiniz, bizim benimsedi¤imiz biçimleri de benimsemeyebilirsiniz, kendi yöntemlerinizle de olsa, tecrite ve sansüre karfl› ç›k›yorsan›z e¤er, tercihinize sayg› duyar›z. Ama bizi, yöntemlerimizi elefltirip hiçbir fley yapm›yorsan›z, baflka bir yöntem ortaya koymuyorsan›z, tercihinizin de, elefltirilerinizin de sayg› duyulacak, dikkate al›nacak bir yan› kalmaz. Bu nedenle, bizle ya da bizim d›fl›m›zda, tecrite ve sansüre karfl› yeniden harekete geçmeye ça¤›r›yoruz.

➧‹flçi, memur, esnaf, köylü, ayd›n, ö¤renci, ev kad›n› kardefllerimiz Kamu Yönetimi Yasas›’na karfl› alanlara ç›kan memurlar, özellefltirmelere karfl› direnen iflçiler, yoksullu¤u iliklerinde hisseden gecekondulular, soruflturmalara karfl› mücadele eden ö¤renciler, IMF politikalar›yla sefalete mahkum edilen köylüler, bu sorun sizin de sorununuz, bu sald›r› ayn› zamanda sizedir. Yaln›z devrimci örgütlenmeler de¤il, sizin demokratik, mesleki örgütlenmeleriniz de tecrit ve tas-

fiye politikalar›n›n hedefidir.

➧Sendikalar›m›z, odalar›m›z, derneklerimiz, tüm örgütlü güçler Toplumsal muhalefete yönelik sald›r›lar, dünyan›n her yerinde önce hapishanelerden bafllat›lm›flt›r. Ülkemizde de böyle olmufltur. Bu gerçe¤i 4 y›ld›r anlat›yoruz. Anlamayanlar, yaflayarak ö¤reniyor. Tecrit edilme s›ras› herkese geliyor. Sald›r›y› oligarflinin bafllatt›¤› noktadan geriletmeliyiz. Direniflin sürüyor oluflu, büyük bir güçtür. Bu gücü toplumsal muhalefetin geliflmesinde kullanabilmeliyiz. Hala tecritten söz edenin cezaland›r›lmas›, hapishanelere dair en küçük bir gerçe¤in aç›klanmas›n›n dahi suç say›lmas›, herkese bir fleyler anlatmal›d›r. ‹ktidar gerçe¤in önüne set çekmifltir, bu gerçe¤in kitlelere daha yayg›n flekilde ulaflmas›n›n yarataca¤› güçten korkuyor. Bütün s›k›flm›fll›¤›na, teflhir olmufllu¤una ra¤men sansürde ›srar› bunun sonucudur. Tecrite karfl› direnifl, oligarflinin korkusu olmaya devam etmektedir. Sansür uygulam›fl, ama yok edememifltir. Halk› sindirmenin araçlar› olan tecrit ve tasfiye politikas›n›n karfl›s›na en genifl kitleleri ç›karmak için, sansür duvar›na hep beraber yüklenelim.

➧Sansür duvar›n› y›kmak için, ➧107 ölümü tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya duyurmak için,

➧Tecrite karfl› oldu¤umuzu duyurmak için sesimizi yükseltelim, meydanlara ç›kal›m!

TAYAD’LI A‹LELER

Say› 96 27 1 fiubat 2004


HÜCRELERDEN

Haysiyetli Olmaya Ça¤r›!

emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte

4. y›l Say› 96 28 1 fiubat 2004

Gültekin KOÇ Ölüm Orucu Ekibi

107. Günde Toprak kokar bu çiçekler her bahar açl›¤›n› canla doyurup canlanan toprak kokusu Tarih kokarlar halklar›n kardeflli¤ini anlatan Börklüceler’i, Bedreddinler’i ve Sak›zl› Rum gemicileri ayn› davada birlefltiren tarihin türküsü gibi kokarlar Ve bu tarihi bilenlerin bu tarihten güç al›p yürüyenlerin eline yak›fl›rlar en çok...

2000-2004 Ölüm Orucu fiehidi Fatma Tokay KÖSE

Say›s›z ça¤r›m›zda, mücadeleye, direnifle, ekmek ve adalet için kavgaya, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm mücadelesine ça¤›rd›k. Hepsinin temelinde insanca, haysiyetli, onurlu bir yaflam ça¤r›s› vard›r. ‹nsan› afla¤›layan, insan› ezen emperyalizme ve faflizme düflmanl›¤›m›z da bundand›r. Her fleyi ç›karla, her fleyi parayla ölçen kapitalizm, halk›n haysiyetini, onur, fleref duygular›n› beyninden, yüre¤inden söküp almak istiyor. Bizse, haysiyetli onurlu bir yaflam›n insan olman›n “olmazsa olmaz”› oldu¤unu savunuyoruz. Evet, “olmazsa olmaz”d›r. Haysiyet kelimesinin anlam›na sözlüklerden bakacak olursan›z, karfl›n›za, itibar, onur, fleref, özsayg›, izzet-i nefis gibi kavramlar ç›kar. Bu kavramlar her fleyden önce insan›n kendisine verdi¤i de¤erle ve kendisine sayg›s›yla ilgilidir. Kabul etmedi¤iniz, benimsemedi¤iniz, haks›z, adaletsiz, insanl›k d›fl›, vahfli, gayr›-meflru buldu¤unuz bir fley karfl›s›nda sessiz kalmak, insan›n kiflili¤ine en büyük darbedir. Biz devrimci tutsaklar, onurumuzla yafl›yor, onurumuzla ölüyoruz. Çünkü inançlar›m›zdan, düflüncelerimizden hiçbir koflulda vazgeçmiyoruz. Do¤ruya do¤ru, yanl›fla yanl›fl diyebilecek cürete, haks›zl›klar, adaletsizlikler, eflitsizlikler karfl›s›nda ne d›flar›da, ne içeride tav›rs›z kalmama sorumlulu¤una sahibiz. Bir profesör (Bedia Akarsu) “haysiyet”i flöyle tan›ml›yor: “‹nsan›n, duyan, düflünen ve özgür bir varl›k olarak tafl›d›¤› de¤er.” E¤er, duyan, düflünen, özgür bir varl›k olarak davranam›yorsan›z, siz insan olarak hiçbir de¤er

tafl›m›yorsunuz demektir. Ac›d›r, kat›d›r, ama gerçek budur. “‹nsan bu dünyada onuru için yaflar” deyiflini üreten halk›m›z, “Onursuz olmaktansa, mals›z-mülksüz olmak ye¤dir.” diyen Almanlar, “Onursuz yaflamaktansa, ölmek ye¤dir.” atasözünün sahibi Latinler, “Mal› giden yoksul de¤il, onuru giden yoksuldur.” diyen eski bir Türk kavmi olan Nogaylar, insanl›¤›n tarihinden, tecrübelerinden süzmüfllerdir bu sözleri. Yaflamak, ama nas›l, yaflamak ama neye ra¤men! Herkes sorgulamak zorunda bunlar›. ‹fl, mal, mülk, para, rahat bir yaflam için, her türlü adaletsizli¤e göz yumanlar›n, haks›z›n, zalimin karfl›s›nda sesini ç›karmayanlar›n, haysiyetli olduklar›ndan söz edilemez. Onurunuzu, haysiyetinizi ayaklar alt›na alarak, kendinizi, düflüncelerinizi inkar ederek, onlara ayk›r› davranarak yaflamak, yaflamak de¤ildir. Bu, faflizmin, kapitalizmin dayatmalar› alt›nda haysiyetsiz bir yaflamd›r. Onursuzca, flerefsizce, düflüncelerimizi, kendimizi inkar ederek yaflamaktansa, ölmeyi göze almam›z bundand›r. Tecrite, iflkenceye karfl›ysan›z, haktan, hukuktan, adaletten, ba¤›ms›zl›ktan, demokrasiden yanaysan›z, ülkenizin hapishanelerinden 107 tabut ç›karken, sessiz kalamazs›n›z. Kal›yorsan›z, önce kendi haysiyetinizi çi¤niyor, önce kendinize karfl› sayg›s›zl›k ediyorsunuz demektir. Bizim için, 4 y›ld›r F tiplerinin hücrelerinde tecrit alt›nda tutulanlar için de¤il, kendiniz için, kendi onurunuz, haysiyetiniz, kendinize özsayg›n›z için yükseltin sesinizi! Ça¤r›m›z yine haysiyetli yaflamaya ça¤r›d›r.


Liseli Ö.D’ye ‹flkence ve Polis Tehdidi:

“Kafana bir kurflun s›k›p bir tarafa atar›z” Lise ö¤rencisi Ö.D. Dersim’de Atatürk Lisesi 2. s›n›f ö¤rencisi. Ö.D, TAYAD’›n yasal afiflinin as›lmas› s›ras›nda gözalt›na al›nd›. TAYAD’›n, ölüm orucu direniflçilerinin isimlerinin yer ald›¤› ve sansüre karfl› gerçe¤i halka ulaflt›rmak amac›yla haz›rlad›¤› ve tüm Türkiye’de as›lan afiflinin üzerinde, “Kim Bunlar, Ne ‹stiyorlar?” yaz›yordu. AKP’nin polisi gerçeklerin ö¤renilmesini istemedi¤i gibi, Ö.D nezdinde iflkencecili¤ini de bir kez daha sergiledi. 21 Ocak günü gözalt›na al›nan ve gözalt›nda iflkence gören liseli Ö.D. ile gözalt›nda yaflad›klar› ve polis sorgusunun ard›ndan yurt müdürü taraf›ndan ikinci bir polis sorgusuna tabi tutulmas› üzerine görüfltük.

Polisten ‹zin Almadan Yasal Hak Olmaz! Polis neden gözalt›na ald› sizi? Ö.D. : Ö¤le tatilinde çarfl›ya inmifltik. Yeralt› çarfl›s› üzerinde TAYAD afifli asan Derya Ula¤'› gördük ve yan›na vard›¤›m›zda etraf›m›z› onlarca sivil polis sard›. Derya, "biz yasal hakk›m›z› kullan›yoruz" dedi. Ancak polis, “bizden izin almadan yasal hak kullanamazs›n›z” diyerek hepimizi gözalt›na ald›. Yani tamamen keyfi bir gözalt›.

Emniyette neler yaflad›n›z? Ö.D. : Güvenlik fiubeye götürüp orada hakaret ve küfürlerle bize psikolojik bask› yapt›lar. "Hepinizi Taksim Meydan›'nda asmak laz›m" diyerek bafllad›lar tehdide. Üst aramadan sonra beni yafl›m küçük oldu¤undan Çocuk fiube’ye götürdüler. Orada "Üstünü arayaca¤›z" dediler. ben de "Güvenlik fiube’de arama yap›ld›¤›n› ve aratmayaca¤›m›” söyledim. 56 polis üzerime çullan›p beni yere yat›rd›lar ve zorla arad›lar. Komiserleri "senin kafana bir kurflun s›k›p bir tarafa atar›z" diye tehdit etti. Bir baflkas› "sen okulu b›rak da¤a ç›k o zaman daha iyi olur." deyince ben de "ç›karsam seni öldürürüm” deyince tekme tokat girifltiler. “Bir daha derne¤e gitmeyeceksin, seni bir daha onlar›n yan›nda görürsek hiç iyi olmaz" fleklindeki tehditlerini sürdürdüler.

Biz Gereken Evraklar› Gönderece¤iz, Sen Bunu Yurttan ve Okuldan Atacaks›n! Peki daha sonra okulda yaflad›¤›n›z olaylar var onlar› da anlat›r m›s›n?

Ö.D. : Yan›mda iki sivil ile yurt müdürü Haydar Polat'›n odas›na götürdüler. Müdüre "biz gereken evraklar› gönderece¤iz bunu yurttan ve Polis, Taksim Meydan›’nda Asmay› okuldan atacaks›n" dedikten sonra ç›kt›lar. MüMHP’li Faflistlerden Mi Ö¤rendi? dür ise bana "hangi örgüte üyesin, seni kim yönlendiriyor? Murat Kaymaz sana Temel Haklar'da neler anlat›yor? Yaz gerisini de ben tamamlar›m, bu iflten kurtulamazs›n yoksa" ve "bu ülkeyi kim yönetiyor sen fark›nda de¤ilsin" fleklinde sorguKeyif bask› ve gözalt›lar 22 Ocak günü Dersim Temel lay›nca, ben "cevap vermeyece¤im size Haklar taraf›ndan Yeralt› Çarfl›s› üzerinde yap›lan eylemle çünkü siz de sorgu yap›yorsunuz" diprotesto edildi. “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz, Tecrite ve Sansüre yerek odas›ndan ç›kt›m. Ertesi gün saSon" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, "Hepimizi Gözalt›na bah yurttan ç›karken memurlar taraf›nAl›n, Hepimiz F Tiplerine Karfl›y›z” dövizleri ve gözalt› dan "telefon çal›nm›fl" bahanesiyle zorgerekçesi yap›lan TAYAD afiflleri tafl›nd›. Aç›klaman›n ard›nla çantam arand›. Üstelik bu ö¤retmen dan suç duyurusunda bulunulurken, savc› iflkenceci polisi koE¤itim-Sen üyesi. 6 Kas›m boykotunruyan bir ifade düzenlemeye çal›flt›. Bunun üzerine gözalt›na dan sonra okulda bask›lar artt›. Yeri geal›nanlardan dernek üyesi Derya Ula¤, bu ifadeyi imzalamayalince "biz demokrat›z" diyen ö¤retmenca¤›n› belirterek, savc› hakk›nda da suç duyurusunda bulunalerimiz haklar›m›z› arad›¤›m›zda bize ca¤›n› belirtti. bask› yapmaktanda geri kalm›yorlar.

Temel Haklar Gözalt›lar› Protesto Etti

Say› 96 29 1 fiubat 2004


TEMEL HAKLAR fiENL‹KLER‹NDE COfiKU Elaz›¤ Temel Haklar ve Malatya Temel Haklar taraf›ndan düzenlenen flenliklerde mücadele kararl›l›¤› ve coflku vard›. Elaz›¤ Temel Haklar’›n 19 Ocak günü düzenlenen aç›l›fl flenli¤ine kat›lan 900’e yak›n kifli, "B‹Z B‹R DOST SOFRASINDA, B‹R DE HARMAN DALINDA D‹Z KIRARIZ" pankart›n›n as›ld›¤› salondaki coflku ve Elaz›¤ halk›n›n sahiplenmesi, dernek üzerindeki bask›lar›n sonuç vermeyece¤inin de göstergesiydi ayn› zamanda. Töre Dü¤ün Salonu’nda yap›lan flenli¤in aç›l›fl konuflmas›n› yapan Dernek Baflkan› Mehmet DOLAS, derne¤i, haklar ve özgürlükler mücadelesini anlatt›. Tunceli Temel Haklar baflkan› Murat Kaymaz’›n konuflmas›n›n ard›ndan coflkulu halaylar›n çekildi¤i dinletilere geçildi. Tunceli Temel

Haklar Müzik Grubu Grup Ceme, Elaz›¤ Temel Haklar Müzik Grubu, Grup Karaca, Grup Kardelen dinleti verirken, Tunceli Cemevi Semah Ekibi’nin gösterisi ile Elaz›¤ Temel Haklar Halkoyunlar› Ekibi’nin oyunlar› ilgiyle izlendi. ‹flgali anlatan dia gösteriminin ard›ndan fliirler ve geceye gelen mesajlar okundu. Malatya, ‹stanbul ve Dersim’den Temel Haklar ve Gençlik Dernekleri’nin yan›s›ra ‹HD, EMEP, DEHAP Elaz›¤ örgütleri ile Tunceliler Derne¤i aç›l›fla mesaj gönderenler aras›ndayd›. Malatya Temel Haklar’›n 24 Ocak günü düzenledi¤i ‘tan›flma etkinli¤i’nde de gündem ölüm orucu direnifli ve AKP iktidar›n›n yoksullu¤u büyüten politikalar›na karfl› mücadeleydi. Yap›lan konuflmalar›n ard›ndan fliirler okundu ve müzik dinletisi verildi.

Bin Kiflinin Kat›ld›¤› Panelde Demokratlara Yerinde Bir Soru: Say› 96 30 1 fiubat 2004

“S‹Z NEDEN D‹REN‹fiE SANSÜR UYGULUYORSUNUZ?” Tunceli barosunun düzenledi¤i ve ‹HD Baflkan› Hüsnü Öndül, ‹stanbul Barosu eski baflkan› Yücel Sayman ile Baro baflkan› Hüseyin Aygül’ün konuflmac› olarak kat›ld›¤› “uyum yasalar› ve demokratikleflme” paneli 18 Ocakta Dersim’de yap›ld›. Yaklafl›k bin kiflinin dinledi¤i panelde konuflmac›lar AB’ye uyum yasalar›n›n halk için olmad›¤›n› dile getirdiler. Devletin zulmüne karfl› örgütlenmek, mücadele etmek gerekti¤i gerçe¤inin alt›n› çizen panelistler F ve D Tipi hapishanelerin kapat›lmas›n›n gerekti¤ini belirttiler.

Tecrit, Sansür ve Direnifl belli bir çevrenin sorunu gibi görülüyor ve flu an kitlesel olmad›¤› düflünülüyormufl! Panelin soru/cevap k›sm›nda TAYAD üyesi Derya Ula¤’›n panelistlere yöneltti¤i bir soru ise, bu söylenen sözlerin samimiyetinin sorgulamaya muhtaç oldu¤u gerçe¤ini ortaya ç›kard›. Ula¤’›n, "F tiplerinin D tiplerinin ve tcritin oldu¤unu söylediniz ancak dört y›ld›r bu ülkede bir direnifl var ve hala onuncu ekip sürdürüyor. 107 flehit var. Burjuva bas›n›n yok sayd›¤› direnifle siz neden sansür uyguluyorsunuz. Sizin her gitti¤iniz platformda bu büyük direnifli anlatmak kamuoyu yaratmak görevimiz de¤il mi?” sorusuna salonda bulunan 1000 kifli alk›fllarla destek verirken, cevap Yücel Sayman’dan geldi. Birfleyler yapt›klar›n› ama tek bafl›na etkili olmad›¤›n› belirten Sayman, “Belli bir çevrenin sorunuymufl gibi görülüyor ve flu an kitlesel olmad›¤› düflünülüyor.” dedi. Panel müzik dinletisi ile sona ererken, bin kifli direniflin sesini duymakla birlikte, panelistlerin de tecrit ve sansürü belli bir çevrenin sorunu gibi gördü¤ünü, de¤ilse bugün ne yapt›klar›n›, dün “yapt›klar›n›” yeterli görmenin nas›l bir demokratl›k oldu¤unu... düflünerek salondan ayr›ld›lar?...

Dergi çal›flan›m›za Faflist sald›r› Malatya büro çal›flan›m›z ‹mam Güngör 21 Ocak günü, kargodan dergimizi almaya giderken bir grup faflistin sald›r›s›na u¤rad›. Güngör vücudunun çeflitli yerlerinden yaraland›. Karakolda polisin arkadafl›m›za, faflistlerden özür dilemesi, yoksa kendisini faflistlerin yaflatmayaca¤›n› söylemesi ise, sald›r›n›n polisin bilgisi dahilinde oldu¤u gibi, halk›n cangüvenli¤i ile de ilgilerinin bulunmad›¤›n› gösterdi.

Gündem’e Bask›n Yeniden Özgür Gündem gazetesinin ‹zmir bürosu polis taraf›ndan 19 ocak günü bas›larak 6 çal›flan› gözalt›na al›nd›. Her bask›nda kullan›lan “aranan kifli var” gerekçesi gösterilirken, gazetecilerin, “yasad›fl› eylemleri görüntülemesi” suç olarak gösterildi.


Aç›k yeflil kufla¤›n Usame’si Tayyip Muhafazakar demokratl›k; ABD’nin ›l›ml› ‹slam modelinin k›l›f›d›r “Yeflil kuflak politikas›”, Usame’nin kiflili¤inde simgelenmiflti. “Aç›k yeflil kuflak politikas›”n›n simgesi ise Tayyip Erdo¤an’d›r. Komünizme karfl› savaflt›r›lan “mücahit Usame” emperyalizmin hangi ifline yarad›ysa, bugün “muhafzakar demokrat” Tayyip de o ifle yaramaktad›r. ABD’nin “yeflil kuflak projesi”nin kökenleri 1950’lere uzan›r. ABD ve iflbirlikçileri, dünyan›n önemli bir bölümünün elinden ç›kmas›, sosyalizmin ve halk devrimlerinin geliflmesi karfl›s›nda ‹slamc› hareketleri devreye soktular. Amaçlanan, sömürü a¤›n›n parçalanmas›n›, pazarlar›n›n elinden gitmesini engellemek, yoksullar› daha fazla zulüm ve sömürüye tabi tutabilmekti. Projeye göre, sosyalist sistem ‹slamc› bir “kuflakla” sar›lacak, hem sosyalizmin yay›lmas› önlecek hem de ulusal ve devrimci kurtulufl savafllar›n›n sürdü¤ü ülkelerde bu mücadele engellenecekti. Suudi Arabistan bu kufla¤›n merkeziydi. ‹slamc› hareketler onun arac›l›¤›yla ya da do¤rudan ABD taraf›ndan desteklendi, finanse edildi, savaflt›r›ld›. Geçen haftaki say›m›zda da ele ald›¤›m›z gibi, Usame Bin Ladin bu sürecin ürünüydü. ABD iflbirlikçisi faflist iktidarlar›n kurumlaflmas›nda, cuntalar›n y›llarca Türkiye dahil ülkeleri yönetmesinde ‹slamc›lar’›n büyük pay› oldu. M›s›r’da Müslüman Kardefller Örgütü ABD iflbirlikçisi Enver Sedat’›n destekçisiyken, ülkemizi Amerika’ya ba¤›ml› hale getiren Menderes’in en önemli dayana¤› da ‹slamc›lar, tarikatlard›. Karfl›l›¤›nda ise, ‹slamc›lar gelifltirildi, önleri aç›ld›. ‹slamc›lar kullan›lmaya haz›rd›. Anti-komünistlikleri, kendini kulland›rarak güç olma düflüncelerinde ifadesini bulan pragmatizmleri, kapitalizme karfl› olmay›fllar› bunun zeminiydi. Bilinen sürecin sonucunda, özellikle ‹ran ‹slam Devrimi ile birlikte “yeflil kuflak” iflas sürecine girdi. 1990’lara gelindi¤inde ise, kullan›lan islamc›lar kullananlara döndü. “yeflil kufla¤›n” radikal ‹slamc›lar’›, “mücahitleri” yokedilmeliydi. 11 Eylül süreci bafllatan de¤il h›zland›ran oldu. Yeflil kuflak politikas›n›n her iki taraf› da iflas etmiflti. Kullanan emperyalizm ve oligarfli karfl›s›nda kendi eliyle büyüttü¤ü bir gücü bulurken, ‹slamc›lar aç›s›ndan ise, daha trajik bir durum ortaya ç›km›flt›. ‹nançlardan verilen tavizlerle ‹slam ad›na hiçbir fleyi tutarl› bir flekilde savunamaz duruma gelmifller, takiyye giderek derinleflmifl, kullananlar hep daha fazla teslimiyet istemifllerdir. Tayyip ve AKP de bu sürecin ürünü olarak ortaya ç›kt›. “Il›m-

l› ‹slam” da denilen “aç›k yeflil kufla¤›n” aktörüydü Tayyip. “Aç›k yeflil kufla¤›n” özü, iflbirlikçi ‹slamc›lar’›n kullan›larak radikal ‹slamc›lar’›n tasfiye edilmesine dayan›r. Emperyalizmin denetiminde olup olmamas›, “radikal”likle “›l›ml›”l›¤›n ayrac› olmaktad›r. Bu arada, emperyalizm için vazgeçilmez tehdit olan sosyalizme karfl› da yine kalkan olma ifllevi sürmektedir.

Pazarlanan “Il›ml› ‹slam” Tayyip’in AKP’sinin bu süreçte emperyalizm taraf›ndan iktidara tafl›nmas›, desteklenmesinin alt›nda yatan da, “aç›k yeflil kufla¤›n” aktörü olmakta gönüllü olmas›ndan, iflbirlikçili¤inden baflka bir fley de¤ildir. Bugünlerde ABD’de olan Erdo¤an, kat›ld›¤› bütün toplant›larda partisinin ve kendisinin misyonunu bu çerçevede çizmekten beis görmedi¤i gibi dini sat›fl›yla övünüyor. ‹slam’›n egemen güçler taraf›ndan kullan›lmas› gerekti¤ini, “tarikatlar olmasayd›, varofllarda öfkeli yoksullar› kim tutard›” diye formüle eden liberal Taha Akyol, Tayyip’in ABD gezisini 28 Ocak tarihli Milliyet’te de¤erlendiriyor: “Erdo¤an, bat› dünyas›na Türkiye’yi ‘‹slam dünyas›nda reform modeli’ olarak ‘pazarlamaya’ çal›fl›yor...” Bu sadece onun yorumu de¤il, Erdo¤an’›n, New York’ta D›fl ‹liflkiler Konseyi’nde yapt›¤› konuflma net. Küreselleflme ad›yla pazarlanan emperyalizme direnenleri gerici ilan eden Tayyip, bu ülkelerin “uluslararas› toplumun istedi¤i iflbirli¤ini” yerine getiremeyece¤ini söyleyerek kendi “modelini” flu ifadelerle aç›kl›yor: “Türkiye’nin AB’ye kat›l›m sürecinin baflar›yla tamamlanmas›, Müslüman bir toplumun, evrensel demokratik de¤erleri gerçeklefltirmesinin örne¤i olacak.. Ve bu baflar› ayn› evrensel de¤erlerin.. Türkiye’nin etraf›ndaki ülkelerce de benimsenmesine katk›da bulunacakt›r.” Tekellerin yay›n› Financial Times, “ABD’nin, Türkiye’yi ‹slam dünyas›nda bir model, terörizme karfl› bir koruma duvar› olarak güçlendirmek istedi¤ini” belirtirken, ‹slami hareketlere iliflkin eserleriyle tan›nan Frans›z Uzman Dr. Olivier Roy, “ABD’nin bölgedeki en önemli kozunun Türkiye oldu¤unu ve Erdo¤an baflkanl›¤›ndaki hükümete güvendi¤ini” dile getiriyor. (25 Ocak, Radikal)

Say› 96 31 1 fiubat 2004


Kuflkusuz bu politika yeni de¤il. Ancak en ciddi sürecine AKP ile girdi¤i, dini kullanan bir güç olarak AKP arac›l›¤›yla hayata geçirilmesinin ve Amerikan imparatorlu¤unun önünde engel teflkil eden Müslüman ülkelere “model” dayatmas›n›n daha kolay olaca¤› düflünülmektedir. 1998’de MSB’nin yay›nlad›¤› “Beyaz Kitap 98” adl› kitapta dile getirilen, “Türk modelinin baflar›s›n›n ›l›ml› ‹slam ülkelerine ve Orta Asya cumhuriyetlerine örnek olaca¤›na inan›yoruz. Türkiye, ‹slami köktendincilik hareketlerinin Avrupa’ya ihrac›n›n önündeki en büyük engeli teflkil etmeye devam etmektedir.” (15 Ocak 1999 Milliyet) sözleri, oligarflinin önceki iktidarlar›n›n da ayn› rolü oynamaya aday olduklar›n› göstermektedir. Emperyalizm cephesinde de Türkiye’ye biçilen misyon ABD eski baflkan› Clinton taraf›ndan flöyle ifade edilmiflti: “Bundan sonraki yüzy›l Türkiye’nin bulundu¤u bölgenin flekillenmesine katk›da bulunmas›yla geçecek. Önemli olan flu; Türkiye laik ve demokratik bir ülke olarak ‹slam ülkelerine bir model oluflturacak.” (11 Kas›m 1999 Hürriyet)

Say› 96 32 1 fiubat 2004

“Katk›” Irak’ta sa¤land›! “Model”in tutup tutmayaca¤›, halklar›n AKP’ye bakarak onun gibi iflbirlikçi olmay›, emperyalizme teslim olmay› kabul edip etmeyece¤i ayr› konu. AKP’nin oynamak istedi¤i misyon, dinin ABD imparatorlu¤unun hizmetine sunulmas›d›r. Amerikan ajan-teorisyenlerinden Graham Fuller AKP’de gördü¤ünü söyledi¤i, “›l›ml› ‹slamc›lar’›n siyasi sisteme baflar›l› entegrasyonu aç›s›ndan potansiyel bir model...” (Aktaran Aksiyon, S: 414) olaca¤› gerçe¤i bugün yaflama geçiriliyor. AKP’nin “muhafazakar demokratl›k” kavram› da iflte bu misyona paralel olarak flekillendirilmek isteniyor. ‹çte oligarfli içi çat›flmalarda kalkan olarak bu kimli¤i öne ç›karma çabas› bir yana, esas olarak emperyalizme mesaj veriliyor: “Ben sizin sisteminizi savunuyorum, size direnen Müslüman ülkelere beni model olarak gelifltirin...” ‹pi pazara ç›km›fl küreselleflme ars›zca bu nedenle savunuluyor ve bütün Müslüman ülkelere de emperyalizmin istedi¤i iflbirli¤i bu nedenle dayat›l›yor. Cidde toplant›lar›ndan ‹ran ve Suriye ile ikili görüflmelere kadar ABD’nin a¤z›ndan tehdit ve telkinler bu nedenle s›ralan›yor. Bugün, AKP’nin yönetti¤i Türkiye ve iktidar koltu¤unda oturan riyakar ‹slamc›l›k, ABD’nin egemenli¤ini gelifltirme arac›ndan baflka bir fley de¤ildir. ‹slamc› yazar Ahmet Taflgetiren, “Amerika ne kötü rollere soyunduruyor ‹slam ülkelerini!” (Yeni fiafak, 11 fiubat 2003) diyordu. Rol gönüllü oynan›yor ve Yeni fiafak dahil, tüm ‹slamc› bas›n rolün aktörünü alk›fll›yor. “Yeflil kuflak politikas›”, Usame’nin kiflili¤inde simgelenmiflti. “Aç›k yeflil kuflak politikas›”n›n simgesi ise Tayyip Erdo¤an’d›r. Komünizme karfl› savaflt›r›lan “mücahit Usame” emperyalizmin hangi ifline yarad›ysa, bugün “muhafzakar demokrat” (ve elbette ›l›ml› ‹slamc›) Tayyip de o ifle yaramaktad›r.

Bu Zihniyetin Neresinde “Demokratl›k” Var? ‹flah Olmaz Anti-komünistlik Her F›rsatta Ortaya Ç›k›yor Ülkenin bütün kaynaklar›n› sat›fla ç›karan, “babalar gibi sataca¤›z” politikas›n› hayata geçiren AKP’nin Milli E¤itim Bakan› da, okullar› sat›fla ç›karm›fl, yasa elefltirilere neden olmufltu. Bakan Hüseyin Çelik elefltirenlerin ad›n› koydu: Okul sat›fl›na karfl› ç›kanlar komünisttir! ‹flah olmaz anti-komünistliklerini her f›rsatta gösteriyorlar. 1950’lerden bu yana, halk düflman› bütün politikalar, sa¤ iktidarlar taraf›ndan anti-komünist söylemle gizlendi. Emperyalizme ba¤›ml›l›¤a karfl› ç›kanlara, yoksullar›n hakk›n› savunanlara sald›r›lar bu demagojiyle yap›ld›. Önce halk›n gözünde komünizm çarp›t›ld›, yalanlarla beyinler yan›lt›ld›, sonra anti-komünistlik iflbirlikçili¤in, halk düflmanl›¤›n›n üzerini örtmenin arac› haline getirildi. Çelik de bu eski yöntemi kullan›yor. Çelik’in kastetti¤i CHP’nin komünizmle bir ilgisi olmasa da, do¤rudur, sadece komünistler yoksullar›n yan›ndad›r. Demagojiye bak›n! “Okul sat›fl›n› gündeme getirdik. 'Sat›l›k vatan' dediler. Son komünist anlay›fl, komünizmi yaflatma çabas›nda... Birileri biraz da devlet okullar›na bak diyor. Kargalar güler. Özel okullar›n genel içindeki pay›, yüzde 20'lere ç›kar›l›rsa... ne derslik, ne ö¤retmen a盤› kal›r. Sosyalistlik ad›na buna karfl› ç›kanlar, fakir fukara ö¤renciye haks›zl›k ediyor.” Resmen yalanc› ve demagog! Yoksul halk çocuklar›n›n e¤itim gördü¤ü devlet okullar›n› bir yana at›yorum, tarikatlara kadro yetifltirmek, özel okullara rant sa¤lamak için özel okullar› destekliyorum diyemiyor, anti-komünistli¤iyle üzerini örtmeye çal›fl›yor. Anti-komünistlik, riyakar ‹slamc›l›k’ta güçlü bir damard›r. Sol, sosyalist, komünist düflünceye hiçbir tahammülleri yoktur. Tayyip’in, IMF’yi elefltirene “ideolojik” demesinin alt›nda yatan mant›k da ayn›d›r. ‹slamc› bas›n›n devrimci düflmanl›¤› da bu damardan beslenir. ‹slamc› taban bu demagoji ile aldat›l›r, kullan›l›r. “Garip” olan flu ki, hiçbir muhalif düflünceye tahammülü olmad›klar›n› her f›rsatta gösteren AKP’lilere birileri “demokratl›¤›” yak›flt›rmak için ç›rp›n›yor. Ne ilgisi var bu zihniyetin demokratl›kla?!


Irak’a bombalardan önce gökten yalanlar ya¤d›

‹flgalciler Yalanlar Ya¤d›rd›klar›n› ‹tiraf Etmeye Devam Ediyor 11 Eylül sonras› ilk iflgal edilen yer olan Afganistan’dan iflgalcilerin “kay›p” haberleri gelirken, Irak’ta direniflçiler politik hesaplar›n ortas›na bedenlerine sard›klar›, yollara döfledikleri, iflgal karargahlar›na savurduklar› bombalarla düflmeye devam ediyorlar. Direniflin yo¤unlaflt›¤› Tikrit, Felluca, Ramadi, Ba¤dat ve Musul’un ard›ndan yeni bir direnifl oda¤›ndan yanki cesetleri toplanmaya baflland›. Ba¤dat’›n 110 km bat›s›ndaki Haldiya kentinde son bir hafta içinde 10’dan fazla Amerikal› cezaland›r›ld›, onlarcas› yaraland›. Direnifl merkezleri geliflmeye devam edecektir.

‹tiraflar, ‹stifalar; Yalanlara Dayand›r›larak ‹fllenen ‹flgal Suçunun Hesab› Ne Olacak? Kitle imha silahlar›... Saddam’›n El Kaide ile iliflkileri... Irak’›n 45 dakika içinde Ortado¤u’yu (yetmezse tüm dünyay›) kana bulayacak silahlara sahip olabilece¤i... Kimyasal silah laboratuvarlar›n›n gezici t›rlarda dolaflt›r›ld›¤›, Saddam’›n saraylar›n›n alt›nda, çöllerin yedi kat alt›nda, flurada burada sakland›¤› vb. vb. onlarca yalan s›raland›. Medya ile aptallaflt›r›lm›fl Amerikan halk› baflta olmak üzere dünyay› iflgale ikna etmek için uydurulan yalanlar›n hiçbirine halklar inanmam›fl olsa da, zemin yeterince haz›rland›¤› düflünülerek iflgal gerçeklefltirildi. Deyim yerindeyse, gökten bombalardan önce yalanlar ya¤d›. Beyinler yalanlarla “flok ve dehflet” içinde b›rak›ld›, sonra “flok ve dehflet”

Amerika kültürü! ‹flgalci ordu içinde, kendi kad›n askerlerine yönelik cinsel sald›r› ve tecavüzlerde ciddi boyutlarda art›fllar yaflan›yormufl. Neden acaba?! ‹flgal, tarihin gördü¤ü en büyük ahlaks›zl›kt›r ayn› zamanda. Böyle bir ahlaks›zl›¤› “özgürlük ve demokrasi götürmek” olarak sunan Amerikan kültürü e¤itti bu güruhu. ‹çinde bulunduklar› bu büyük ahlaks›zl›¤›n yan›nda, bu tür ahlaks›zl›klar›n sözü mü olur! Bir de, geceyar›lar› iflgalci postallar›yla uyand›r›lan, arama noktalar›nda taciz edilen, vaatlerle batakl›¤a sürüklenen Irakl› kad›nlar› düflünün. Emperyalizm gitti¤i yere sadece pislik götürür. “Demokrasi ve özgürlük” pisli¤in örtüsüdür sadece.

sald›r›s› bafllat›ld›. Kitle imha silah› yalan›, yalan istihbaratlar ‹ngiliz Baflbakan› Blair’in koltu¤unu sallarken, itiraflar da birbiri pefli s›ra gelmeye devam ediyor. BM denetçilerinin kitle imha silah› olmad›¤› aç›klamalar›ndan, buna iliflkin istihbaratlar›n yalan ve uydurmadan ibaret oldu¤unun ortaya ç›kmas›ndan sonra itiraf s›ras› ABD’ye geldi. Önce, Bush hükümetinin bakanlar›ndan duyulan “kitle imha silah› yoktu” yalanlamalar›n›n ard›ndan, ABD'nin iflgalin ard›ndan Irak'ta kitle imha silahlar›n› bulmas› için görevlendirdi¤i ekibin bafl›ndaki David Kay, "Irak'›n depolanm›fl büyük miktarda biyolojik ve kimyasal silahlar› oldu¤una inanm›yorum" diyerek istifa etti. ABD’nin yalanlar üzerine flekillenen ve BM üyelerini “ikna” oyununda sergilenen raporu sunan Powell’in itiraf› ise Kay’in istifas›n›n hemen ard›ndan geldi. Hat›rlanaca¤› gibi, TV’lerden de naklen yay›nlanan ve uydudan çekildi¤i söylenen, yolda giden bir T›r’a parmaklar›n› uzatarak, “bak›n bu t›r›n içinde silah laboratuvar› var... bak›n bak›n nas›l hareket ediyor” diye dünyayla alay ederek yalan söyleyen ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, “Irak’›n kitle imha silahlar›na sahip olmayabilece¤ini” aç›klad›. Peki neden iflgal ettiniz o zaman? Elbette iflgalin bu aç›klanan gerekçelerin hiçbiriyle ilgisi yoktu. Sorun, ABD’nin imparatorluk politikas›n›n uygulanmas›ndan ibaretti. Ancak, buna ra¤men, ço¤alan bu itiraflar› sorgulayacak, neden dünyay› aldatt›n›z diyecek bir uluslararas› kurum, kurulufl var m›? BM susuyor. Sanki bu yalanlar kendi çat›s› alt›nda söylenmemifl, o flovlar BM binas›n›n alt›nda yap›lmam›fl gibi. Elbette bu hesab› soranlar da var. Direnifl iflte bu yalanlar›n da hesab›n› soruyor. Emperyalizmin ç›karlar› için nas›l pervas›zca, hiçbir çekince göstermeden yalanlara baflvurdu¤u, medya tekellerinin bu yalanlar› nas›l gerçekmifl gibi hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan halklar›n beyinlerine empoze etti¤i bugün bir kez daha çok net ortadad›r.

Say› 96 33 1 fiubat 2004


Ba¤›ms›z Kürdistan!

Irkç› AKP

Irak Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) sözcüleri geçen hafta, Kuzey Irak’taki Türkiye askeri gücünün çekilmesini, aksi takdirde “gösteriler, protestolar ve büroların kapat›lmas›” gibi baflka seçeneklere baflvuracaklar›n› aç›klad›lar. Kuzey Irak Kürtleri’nin hakl› ve meflru iste¤i Türkiye oligarflisi taraf›ndan tam bir flovenizm dalgas›yla karfl›land›. “Peflmergeler az›tt›... Konuflana bak... Bak›n flu küstahl›¤a...” bafll›klar› at›ld› burjuva medyada. AKP’nin D›fliflleri Bakanl›¤›, yabanc› bir toprakta istenmeyen bir güç olarak bulunan sanki kendileri de¤ilmifl gibi, KDP’yi “yapay gündem ve gerilim yaratmakla” suçlad›. Baflbakan Tayyip Erdo¤an ise, tehditler aras›nda flöyle diyordu:

Say› 96 34 1 fiubat 2004

“Kürtler’in Kerkük’te att›¤› ad›mlar sa¤l›kl› de¤il. Bir etnik grubun di¤erleri üzerinde egemenli¤ini tatbik etme çabalar› adil de¤il.” “Bir etnik grubun di¤erleri üzerinde egemenli¤i”nden flikayet edene bak›n. Yüzsüzlük, piflkinlik gibi hiçbir kelime izah edemez bu durumu. Baflbakanl›¤›n› yapt›¤› ülkedeki on milyonu aflk›n Kürt’ü yok sayan, “böyle bir sorun yok derseniz, olmaz” diye dayatan, demokrasicilik ve AB’cilik oyununun gere¤i olarak ç›kard›¤› Kürtçe yasas›nda bile inkarc›, asimilasyoncu zihniyeti sürdürüp verdi¤i hakk› kullan›lamaz hale getiren, Kürt kimli¤ini, ulusal hak ve özgürlüklerini isteyenlere ise katliam ve yasaklarla cevap veren kafa, utanmadan baflkalar›n› etnik egemenlik kurmak istemekle suçluyor. AKP’nin ister Türkiye s›n›rlar› içindeki, ister Kuzey Irak Kürtleri’ne karfl› politikas›n› yüzsüzlük, piflkinlik gibi hiçbir kelime izah edemez ama bir kelime tam izah eder: IRKÇILIK! Ülkemizdeki ‹slamc›lar, hiçbir zaman gerçek anlamda ‹slam anlay›fl›na uygun bir “ümmetçi”li¤i de savunmad›lar. Tüm inançlardan insanlar› “allah›n kulu” görmedikleri gibi, farkl› uluslardan olanlar› da “allah›n kulu” olarak görmediler. Tersine, hemen tüm cumhuriyet tarihi boyunca, oligarflinin baflta Kürt halk›na karfl› flovenist politikalar›n›n destekçisi oldular. Kürt halk›n›n ulusal talepleri onlar›n gündemine hiç girmedi. Sadece seçim dönemlerinde Kürt halk›n›n oylar›n› çalmak için birkaç “istismar” sözü ettiler, o kadar. Oligarflinin ç›karlar› ve emperyalizmin istekle-

ri, her zaman onlar›n Müslümanl›¤›n›n önünde geldi. Afganistanl› mücahitlerin SSCB’ye karfl› verdikleri savafl› desteklemek için “Müslüman Afganistan” demagojisini yapt›lar ama ABD Afganistan’a sald›r›rken, orada yaflayanlar›n Müslümanl›¤›n› unutuverdiler. Ayn› Irak halk›n›n Müslümanl›¤›n› unuttuklar› gibi. MGK’yla, oligarfliyle uyum sa¤lamak için “Türk-‹slam” sentezi biraz da bu zeminde üretilmifltir. AKP de esas olarak “Türk-‹slam” sentezcisidir. AKP’ye göre, örnek model, Türk ve Sunni oland›r. Ne Kürt, Arap, Çerkez, Boflnak, ne Alevi, fiii, “makbul” de¤ildir AKP’nin gözünde. Ama Türklük ve Sunnilik aras›nda bir çeliflki ç›karsa, AKP en baflta da koyu bir ›rkç›d›r. 1980 bafl›ndan bu yana Kürt halk›na karfl› uygulanan onca bask›n›n, zulmün hiçbir biçimine düzen ‹slamc›lar› karfl› ç›kmam›flt›r.

Oligarfli, Kuzey Irak’ta iflgalcidir! Ka¤›t üzerinde Türkiye Kuzey Irak’taki askeri gücünün Kuzey Irak’ta bulunma nedeni, resmi olarak Kürtler aras›ndaki (daha tam bir deyiflle Barzani ve Talabani güçleri aras›ndaki) bir çat›flmay› engellemek olarak gerekçelendirilmiflti. Köprünün alt›ndan çok sular akt› ve KDP ve KYB bugün ittifak halindeki iki güçtür. Dolay›s›yla “resmi” nedene göre, oligarflinin askeri güçlerinin orada bulunmas› için hiçbir neden yoktur. Tek neden ›rkç›l›¤›, flovenizmidir. Oligarflinin, Kuzey Irak’taki “k›rm›z› çizgileri”, çoktan Amerikan planlar›n›n alt›nda paspas olmuflt›r. Kuzey Irak’tan da ç›kacakt›r. Kürtler’e ra¤men belki orada kalmaya devam edebilirdi, ama efendisine, ABD’ye ra¤men orada kalamaz. ABD ç›k deyince süngüsü düflmüfl olarak ç›kacakt›r. Son bir sözümüz de Kuzey Irak’taki Kürt örgütlülüklerine; istemedi¤iniz, iflgalci bir güç olarak oligarflinin askeri gücünün topraklar›n›z› terketmesini istemeniz ne kadar hakl› ve meflruysa, yine o topraklarda iflgalci bir güç olarak bulunan Amerikan güçlerine de “topraklar›m›z› terk edin!” demeniz o kadar hakl›, meflru ve bunlardan da öte görevdir. Bunu söyleyemedi¤iniz sürece, ba¤›ms›zl›ktan, Kürt halk›n›n iradesinden söz edemezsiniz. Bunu söyleyemedi¤iniz sürece, oligarflinin askerlerini topraklar›n›zdan ç›kartmak istemeniz, hakl› ancak, ba¤›ms›zl›kç› bir tav›r de¤il, s›rt›n› ABD’ye yaslayarak al›nm›fl iflbirlikçi bir tav›rd›r. Bu durumda, hakl›, meflru talebiniz, bir iflbirlikçinin, baflka bir iflbirlikçiyi topraklar›nda istememesinden ibaret kal›r.


Hücrelere ‘oda’ diyen PKK tutsaklar›, ‘AB standartlar›’na dayanarak F tiplerini meflrulaflt›r›yor

‘ODA’ DE⁄‹L

HÜCRE! F tiplerine sevk edilen yüzlerce Kürt milliyetçi tutsak, t›pk› önceki sevklerdeki gibi 1 ve 3 kiflilik hücrelere konuldular. Belli (önder, yönetici olarak görülen) tutsaklar›n hücrelerinin etraf›n›n da, yine önceki uygulamalardaki gibi di¤er tutsaklardan yal›t›ld›¤›, PKK’l› (PRD’li) tutsaklar ya da avukatlar›n›n aç›klamalar›nda yer al›yor. Fakat ne ilginçtir ki, PKK’l› tutsaklar ve avukatlar›, hücreye hücre demekte çekimserler. Yap›lan kimi aç›klamalarda “odalara at›ld›klar›ndan” söz ediyorlar. Oda m›, hücre mi? Mesele s›radan bir kelime farkl›l›¤›ndan ibaret de¤il. ‹ki ayr› kelimede, iki ayr› anlay›fl ve politika ifade ediliyor. Hücrelere oda diyen anlay›fl, bafl›ndan bu yana tecritin savunucular› oldular. AB standartlar›n› onaylayanlar, emperyalizmin ve oligarflinin devrimcileri tasfiye plan›na destek verenler, hücrelerdeki devrimcilere karfl› uygulanacak “düflünce de¤iflikli¤i” dayatmas›n› savunanlar, örgütlülük, kolektivizm yerine bireyi savunanlar, hücre yerine “oda” demeyi tercih ettiler. Hücreye hücre demek, onlar›n iflkencecili¤ini AB’cili¤ini, tasfiyecili¤ini aç›k edecekti çünkü. Bunu gizlemek için “oda” demagojisine sar›ld›lar.

Gülay Göktürkler, birey özgürlü¤ünü sa¤layaca¤› için “oda”lar› savunanlar›n bafl›n› çekiyorlard›. Ama onlar›n bir k›sm› bile, daha sonra aldat›ld›klar›n›, yan›ld›klar›n› itiraf etmiflken, hücre gerçe¤i onlarca insan›m›z› katletmiflken, “hücre iflkenceli ölümdür” gerçe¤i intihar eden tutsaklarla bir kez daha görülmüflken, PKK’l› tutsaklara hala “oda” dedirten nedir? Bu zihniyet, direniflin bafl›ndan bu yana tart›flt›¤›m›z, F tiplerini özünde kabullenen, meflru gören zihniyettir. “‹yilefltirmeler” istemek bu noktada c›l›z bir itiraz›n ötesine geçmez. Bu mant›¤›n alt›nda yatan Avrupa endeksli düflünme, Avrupa endeksli politika belirlemedir. Kürt milliyetçili¤ini ad›m ad›m kuflatmakta olan sivil toplumcu düflünce, örgütlülü¤ün yerine bireyi, kolektivizmin yerine birey özgürlü¤ünü koyar; Kürt milliyetçi tutsaklar da bu anlay›fla ideolojik

olarak haz›rlanm›fllard›r zaten. “Demokratik ekolojik toplum”, “üçüncü alan”, “sivil toplum mücadelesi” teorileriyle flekillenen, AB’ye girmeyi merkezi politika olarak savunan kafa yap›s› tabii ki hücreye hücre diyemiyor. Avrupa’n›n yapt›rd›¤› F tiplerine hücre diyemeyenler, o hücrelere karfl› direnemez/direnmezler. Kürt milliyetçi bas›nda bile PKK’l› tutsaklar sevklere karfl› gerekli direnifli gösterememekle, zay›f davranmakla elefltirilirken, PKK’l› tutsaklar›n buna karfl›l›k üç günlük dönüflümlü açl›k grevi yapmalar› da iflte bu ideolojik flekillenmenin sonucudur. Avrupac›l›¤›n, sivil toplumculu¤un bir baflka versiyonu:

Ko¤ufla da karfl›y›z, F tipine de Hücre mi, oda m› tart›flmas› gibi, F tiplerinin aç›lmas›n›n hemen arifesindeki tart›flma konular›ndan biri de ko¤ufl-hücre tart›flmas›yd›. F tiplerini meflrulaflt›rmak için “ko¤ufllar›n” ne kadar gayri-insani, ne kadar sa¤l›ks›z, ne kadar birey özgürlü¤ü ve haklar›na ayk›r› oldu¤u anlat›l›p duruluyordu. Sanki “ko¤ufllar›” devrimciler yapm›fl gibi, bu noktada da devrimciler suçlan›yordu üstelik. Bu tart›flman›n amac› da bir yandan F tiplerini, di¤er yandan da Avrupac› bireyci düflünceleri meflrulaflt›rmakt›. “Oda”lar›n nas›l bir “birey özgürlü¤ü” getirdi¤i yaflan›larak görüldü. Ama yaflan›lan bu üç y›ll›k tecrübeye ve derslere ra¤men, hala görmeyenler de var. ‹HD Cezaevleri Komisyonu’ndan Av. Levent Kanat’›n Zaman Gazetesi’ndeki sözleri bu “ders almama, hala tart›flman›n özünü kavrayamama” halinin bir örne¤i olarak önümüzde duruyor. 22 Ocak 2004 tarihli gazeteden okuyoruz: “‹nsan Haklar› Derne¤i olarak mahkumlar›n kifliliklerini ve özel hayatlar›n› yok etti¤i için ko¤ufl sistemine de karfl› olduklar›n› dile getiren Kanat, sav›n› flöyle anlat›yor: ‘F tipi cezaevleri insan›n di¤er insanlarla bir arada bulunmas›n› k›s›tl›yor. Ko¤ufl sistemi ve F tipi cezaevleri, iki ayr› uçta yer alan z›t yöntemler. Birinde mahkumlar kifliliklerini yitirecek flekilde ko¤ufl ortam›nda yaflamaya zorlan›rken, di¤erinde insanlar hemcinsleriyle bir araya gelebildi¤i ortamlardan tamamen soyutlan›yor.” Ko¤ufl sisteminin yok etti¤i “özel hayat” nas›l bir fley acaba? Kendisi hiç hapishanede yat-

Say› 96 35 1 fiubat 2004


Say› 96 36 1 fiubat 2004

m›fl m› bilmiyoruz, ama hapishanelerde nas›l bir özel hayattan söz ediyor bu kafa, anlamak mümkün de¤il. Ko¤ufl sistemi neden ve nas›l “kiflilikleri” yok ediyor? Onu da çözmek zor. Böyle düflünebilmek ancak, burjuvazinin bireyci ideolojisiyle mümkündür. Ne yaz›k ki bu kafa yap›s›, sadece kendi ideolojik saçmal›klar›yla s›n›rl› de¤ildi. Bu kafa yap›s› “oda”, birey özgürlü¤ü” vb. safsatalar›yla F tiplerini meflrulaflt›rd›. Direniflin bafl›ndan bu yana, hatta direnifl bafllamadan önce yaflanan yo¤un tart›flmalarda F tiplerini kamuoyu gözünde meflru gösteren iktidar›n yalanlar› de¤il, bu Avrupac› kafayd›. Halk nezdinde hiçbir inand›r›c›l›¤› olmayan iktidar›n, bu destek olmadan F tiplerini meflru göstermesi mümkün de¤ildi. Deste¤i bu kafa yap›s› verdi. Ko¤ufllar üzerine yap›lan tart›flmalarda oligarflinin, demagojik tart›flmalar›, “mafya, bask›...” yaygaralar› esas al›nd›. Çünkü AB öyle diyordu. “Oda”larda “birey” olunacakt›... Ona da karfl›, buna da mant›¤›yla, Avrupa’dan çal›nm›fl ucubelikler, ülkemiz gerçe¤iyle, hapishanelerde oligarflinin dayatt›¤› politikan›n boyutuyla alakas› olmayan bu teoriler tart›flt›r›ld›. Sonuç ortada. Ve bugün hala ayn› kafa F tiplerini z›mnen kabul ediyor, meflru görüyor. 107 ölüm bile Avrupac› kafay› de¤ifltiremiyor, beynini Avrupa’dan kopar›p bu ülkenin gerçeklerine getiremiyor, oligarflinin F tipleriyle neyi hedefledi¤i art›k tart›flmas›z olarak ortaya ç›kmas›na ra¤men, bu kafa de¤iflmiyor. “Oda”da, “birey özgürlü¤ü”nde tak›l›p kalm›fl, bunu tart›fl›yor. Buyurun size F tiplerinde parsel parsel “odalar”, seçip be¤enin!.. Hücrenin karfl›s›nda aç›k ve kesin biçimde ko¤uflu, bireycili¤in karfl›s›nda aç›k olarak örgütlülü¤ü savunmayan, sonuçta burjuvazinin ideolojik etki alan›na girmeye mahkumdur. Örgütlülük-kolektivizm-ko¤ufl savunuldu¤unda nas›l bir ko¤ufl olaca¤› ayr›ca tart›fl›l›r. Oligarflinin, emperyalizmin belirledi¤i çerçevenin d›fl›nda düflünemiyor, herhangi bir talep dile getiremiyor, baflka bir üslup kullanam›yor; ayn› zihniyeti her konuda görebilirsiniz. Bu düflünce, “devlete de, örgüte de” karfl›d›r. Egemen s›n›flar IMF politikalar›n›n tart›fl›lmas›n› dahi “delilik, dinazorluk” gibi sunuyor, bu kafa ancak “borçlar ertelensin” diyebiliyor... Oligarfli “ideolojik olmay›” “suç” mu ilan ediyor, bu kafa ideolojik olmad›¤›n› ispatlamaya çal›fl›yor. Bu düflünce tarz›yla haklar ve özgürlükler mücadelesi verilemez. Halktan yana hiçbir fley savunulamaz. Ayn› mant›¤›n sonucunda, hücrelere, tecrite karfl› ç›k›fllar›n›n da alt› bofl kalmaktad›r.

Buyrun Kürtçe Serbestli¤ine Hükümetin “düzeltme” yap›lmas› istemiyle RTÜK’e geri iade etti¤i “Türk Vatandafllarının Günlük Yaflamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkında Yönetmelik”, Resmi Gazete’nin 25 Ocak tarihli sayısında yayımlanarak yürürlü¤e girdi. Yeni olan, “düzeltilen” bir fley yok! Ad›ndan bafllayarak asimilasyon, Kürt halk› gerçe¤ini yok sayma mant›¤› ile haz›rlanan yönetmelik, nas›l Kürtçe yay›n yapt›r›lmayaca¤› düflünülerek haz›rlanm›fl. Her sat›r› koflullar, s›n›rlamalar, k›s›tlamalarla dolu olan yönetmelikten bir kaç örnek, bunu anlamak için yeterli. 1- Kürtçe yay›n yapacaklar RTÜK’ten izin alacak. “‹zinli özgürlü¤ün” de flartlar› var. Spikerden, TV/radyo yetkililerinin “aranan vas›flara” uygunlu¤u belgelenecek. RTÜK bu belgeleri inceleyip, red veya olur verecek. 2- Zaten her isteyen TV/radyo baflvuru yapayacak. Çünkü sadece ulusal çapta yay›n yapanlar›n bu hakk› var. Bölgesel yay›nlar, (ki Kürtçe yay›n› as›l talep edecek olanlar da bunlard›r) izleyici profilleri ç›kar›lana kadar (ne demekse ve her ne zaman ç›kacaksa bu profil!) baflvuru yapamazlar. 3- RTÜK köprüsü geçildi¤inde yay›n›n hangi alanlarda yap›labilece¤i karfl›n›za ç›k›yor. Yay›n yetiflkinler için olmal›. Çocuklar›m›z kendi dilini ö¤renmemeli k›saca. Mesela çizgi film yoluyla çocuklar›n kendi dilini iflitmesi bile yasak. Haber, müzik, geleneksel kültürün tan›t›m› yap›labilecek, ama Kürtçenin ö¤retilmesine iliflkin yay›n yap›lamayacak. 4- Elbette yay›nlar›n içeri¤i “milli güvenli¤e” ayk›r› olmayacak. Mesela, örnekleri binlerce kez görüldü¤ü gibi, her istenilen yere uygulanabilen “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤üne” ayk›r› olmayacak. Buna kim karar verecek? Resmiyette RTÜK, fiiliyatta ise polis. Ayk›r› yay›n yapanlar cezaland›r›lacak. 5- “Milli güvenli¤e” ba¤l› olarak, Kürtçe yay›n s›ras›nda, stüdyonun araç gereçleri d›fl›nda, simge olmayacak. Sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin simgesi olabilir. Mesela sar›-k›rm›z›-yeflil renkleri bir araya getiren hiçbir fley olamaz. Buyurun Kürtçe yay›n yapabiliyorsan›z yap›n. Bir halkla alay etmekten, afla¤›lanmaktan, yok saymaktan baflka hiçbir anlam tafl›mayan bir paçavra k›saca.


Zengin Çiftlik Sahipleri Lula’dan Memnun Brezilya’n›n “solcu” diye pazarlanan lideri Lula, zengin toprak sahiplerinin s›n›r bölgelerindeki 14 çiftli¤ini bir ay önce iflgal eden topraks›z köylülere operasyon yapaca¤›n› aç›klad›. Beyaz çiftlikleri iflgal eden 3 bin yerli, tam 30 y›ld›r bu topraklar› geri almak için mücadele ediyorlar. Lula’dan önce de yollar› kestiler, çat›flt›lar, kanlar›n› döktüler, “Topraks›zlar Hareketi” ad› alt›nda örgütlenerek mücadele ettiler. Çünkü bu topraklar onlar›nd›, atalar›n›nd›. Zengin beyazlar zorla ellerinden alm›fl, ellerinde tuttuklar› iktidar gücüyle iflgali sürdürüyorlard›. “Yoksullu¤u önleme” vaatleriyle iktidar olan Lula, bu vaatlerini çabuk unuttu¤u gibi, “operasyon” aç›klamas›yla da, zenginlerin iktidar›n› sürdürdü¤ünü aç›klam›fl oldu. Yerliler ise kararl›. “Zorla müdahalenin yap›lmas› durumunda kan›m›z›n son damlas›na kadar savaflaca¤›z.”

‹slamc› Düzende Grev Yasak “Reformcular” ile “mollalar” aras›ndaki siyasi krizin sürdü¤ü ‹ran’da, kadrolu olabilmek için grev hakk›n› kullanan iflçilere polis müdahale etti ve 4 iflçiyi katletti. fiehribabek kenti yakınlarındaki fabrikada son çare olarak direnifle geçen iflçilerin katledilmesinin, Molla rejiminde yasal dayana¤› da var! Molla rejiminde emekçinin grev hakk› yok.

Portekiz’de Grev Portekiz'de kamu çalıflanları 23 Ocak günü genel grev yapt›. Sa¤c› hükümetin çal›flma yaflam›na iliflkin sald›r›lar›na, kemer s›kma politikalar›na karfl› ç›kan sendikalara ba¤l› yaklafl›k 700 bin kamu çal›flan›n›n grevi ülkede hayat› felce u¤ratt›.

‹flgal Ortakl›¤›na Protesto Irak pazar›ndan pay alabilmek için Amerikan iflgaline ortakl›k karar› alan Japon hükümeti ilk askeri birli¤i protestolar aras›nda gönderdi. Günlerdir süren protesto gösterilerinin sonuncusu, 600 piyadenin gönderildi¤i gün gerçeklefltirildi. Tokyo'da yap›lan eylemde binlerce kifli Baflbakan Juniçiro Koizumi'nin kararını protesto ettiler. Japonya, 1945'ten bu yana ilk kez baflka bir ülkeye, savafla asker yolluyor.

EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır

Dünyan›n En Büyük Savafl Bütçesi ABD Baflkanı Bush, Savunma Bakanlı¤ı Pentagon’un bütçesini 402 milyar dolara çıkard›. Bu rakam, dünyan›n en büyük savafl bütçesi ayn› zamanda. Bizim gibi birkaç ülkenin bütçesine de eflit! Üstelik bu rakama, halen süren Afganistan ve Irak iflgallerinin bütçesi dahil de¤il. Bu bütçe sadece “teröre karfl› yürüten savafltaki kararl›l›¤› göstermek için”mifl! ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ABD tarihindeki bu en büyük savafl bütçesini bu sözlerle de¤erlendiriyordu. Yeni iflgaller, dünyan›n dört bir yan›nda kurulacak yeni üsler, gelifltirilecek yeni silahlar için ayr›lan bu bütçe, halklar›n nas›l bir düflmanla karfl› karfl›ya oldu¤unu ve neden silahl› direniflten baflka bir yolu olmad›¤›n› da anlat›yor san›r›z. Amerikan imparatorlu¤unun bir baflka teorisyenlerinden, Irak iflgalinin öteki mimar› ABD Baflkan Yardımcısı Dick Cheney’in Davos’taki konuflmas› da savafl bütçesinin neden haz›rland›¤›n› anlat›r niteliktedir. Emperyalist tekellerin önünde konuflan Cheney, “teröre karfl› savaflta iflbirli¤i” ça¤r›s› yaparak, “Diplomasi çabaları sonuçsuz kalırsa sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için gerekti¤inde kaba kuvvet kullanmaya hazır olmalıyız” diyordu. (25 Ocak, bas›n) “Terörden” sözedene bak›n! Tüm emperyalistleri en pervas›z terörü uygulamaya davet ediyor. Tüm dünyaya, direnen halklara yönelik bir gözda¤› niteli¤i tafl›yan, emperyalizmin en barbar yöntemlerinin daha yayg›n ve etkin kullan›lmas› gerekti¤inin alt›n› çizen bu konuflma, küreselleflmenin gerçek yüzüdür. “Diplomasi”den sözü edilenin, imparatorlu¤unun önündeki engellere bafl e¤dirmekten, siyasi ve ekonomik yapt›r›mlarla teslimiyete zorlamaktan baflka hiçbir fley olmad›¤›n› ise herkes bilmektedir. Bugün Suriye ve ‹ran nezdinde iflte bu “diplomasi” uygulan›yor. “Diplomasi sonuçsuz kald›, kaba kuvvet kullanmazsak Suriye ve ‹ran BM’ye meydan okumufl say›lacaklar, zaten kimyasal silah da üretiyorlar, tüm dünya için de çok büyük tehlike oluflturuyorlar...” diyerek yeni iflgallere giriflmesinin önündeki tek engel ise, bugün Irak’taki direnifltir. ABD’nin yayg›n “kaba kuvvetinin” önünü kesen, halklar›n fliddetidir. Direnifl güçlenirse cüreti daha da k›r›lacakt›r, zay›flad›kça “kaba kuvvet” daha etkin devreye girecektir. Irak direnifline bak›lmas› gereken en önemli pencere buras›d›r.

Say› 96 37 1 fiubat 2004


Soros’un çocuklar›

Say› 96 38 1 fiubat 2004

George Soros; Yugoslavya’dan Gürcistan’a kadar, tekellerin ç›karlar› önünde bir flekilde engel olarak görülen yönetimlere karfl› darbelerle, ülkelerin borsalar› üzerinde oynad›¤› oyunlardan vurdu¤u milyar dolarlarla ad› an›lan ünlü bir spekülatör. Sovyetler’in y›k›lmas› için, Yugoslavya ve Gürcistan darbelerine döktü¤ü paran›n çok daha fazlas›n› harcad›. Elbette hep “ulvi” amaçlarla gizledi faaliyetlerini. Mesela, e¤itim sistemini çökertmek için “bedava kitap” da¤›tacak kadar “hay›rseverdi” Soros. En büyük karlar›n› da Sosyalist Sistem’in çöküflünün ard›ndan bu ülkelerden elde etti. Özellikle tekellerin denetim alt›na almak istedikleri ve eski sosyalist ülkelerin onlarcas›nda kendisine ba¤l› kurulufllar› var. Tüm bu kurulufllar Sivil Toplum Kuruluflu, onlar›n dilinde söylersek NGO (hükümet d›fl› kurulufllar) olarak biliniyor. Kapitalistlerin “Para sihirbaz›” dedi¤i, gerçekte halklar›n kan›n› emen Soros, bu STK’lar arac›l›¤›yla giriyor bu ülkelere ve politikalar›n› yaflama geçiriyor. Dolarlar›yla “Sivil toplumu gelifltirmeye” çal›flan Soros bir finans patronu, bu alandaki tekellerin bafl›nda. “Aç›k Toplum Vakf›”n› kurmas› da elbette ç›kar›n› temsil eden sistemin bekaas› için. Feyz ald›¤› ‹ngiliz ekonomist Karl Popper ise bir marksizm düflman›. “Aç›k toplum”un s›rr› da burada zaten. Soros için bu bilgiler elbette k›sa ve özet niteli¤indedir. Soros’un özellikle Yugoslavya ve Gürcistan’da darbelerle somutlaflan faaliyetleri, bafll› bafl›na inceleme konusu yap›lacak düzeydedir. Böyle bir incelemede aç›k olarak görülecek gerçek ise fludur: Reformist solun

ak›l hocas› Murat Belge de, Soros’la ayn› düflünen, onun temsilcilerinden birisi. Murat Belge’nin ya da kurucusu oldu¤u Birikim Dergisi’nin ad›n› duydu¤unuz her yerde, a¤z›ndan “sivil toplum” ifadesini duydu¤unuz her anda, SOROS’U VE DOLARLARINI HATIRLAYIN! Zehirini kimin ç›karlar› için ak›tt›¤›n› hiç unutmay›n!

Emper yalizmin “sivil toplumculuk” politikas›n›n araçlar› olan, insan haklar›ndan kültürel haklara, çevreden kad›n haklar›na kadar bir çok alanda faaliyet gösteren ve kendilerini “sivil toplum kurulufllar›” diye tan›mlayan bu kurulufllar›n, halkla-

r›n geleceklerini yok edenlerle, teslimiyeti, ba¤›ml›l›¤› derinlefltirenlerle kol kola girdikleridir. Sivil toplumculuk masal›na safça inananlardan ve bu do¤rultuda faaliyet gösterenlerden de¤illerse, bilinçli bir flekilde, pratik ve ideolojik olarak emperyalizme hizmet etmektedirler.

Soros’un Dolarlar› ‹le Konuflanlar Soros’un Türkiye’ye ad›m atmas› Sabanc›’n›n daveti ile 1999 y›l›nda gerçekleflti. Patronlara seminerler veren Soros’a, medya arac›l›¤›yla, kitaplar›yla halk› etkilemeye çal›flan ö¤retim üyeleri de oldukça ilgi gösterdi. Ne de olsa sivil toplumculu¤un “dolarl› pirinden” ö¤renecekleri çok fley olmal›yd›! Madem sivil toplumculu¤u savunuyorlar, bunun karfl›l›¤›nda Soros’tan, AB’den fonlanmay› hak ediyorlar demekti. E¤itim sistemine ilgisi bilinen Soros, Sabancı Üniversitesi ile de bir anlaflma imzalad›. 2002 y›l›nda ülkemize geldi¤inde de yine “evsahibi” Sabanc›lar’d›r. Medyada boy gösterir, Aç›k Toplum Vakf›’n›n irtibat bürosunda toplant›lara kat›l›r. “Think tank” denilen, “düflünce üreten kurulufllar”›n denetim alt›nda tutulmas›, bu kurulufllar arac›l›¤›yla halka, ayd›nlara, hükümetlere kendi ç›karlar›na hizmet edecek düflüncelerin de dayat›lmas› demektir. Soros da ülkemizdeki “yat›r›mlar›n›” bu alanlarda yo¤unlaflt›rarak gelifltirir. Soros bugünlerde de ülkemizin gündeminde. Kimlere dolarlar ak›tt›¤›, hangi STK’lar› destekledi¤i, bizzat desteklediklerinden TESEV baflkan› Can Peker taraf›ndan aç›kland›. Tempo dergisinde yay›nlanan bu aç›klaman›n ertesinde, Soros’un Aç›k Toplum Vakf› da ileriki günlerde aç›klama yapaca¤›n› duyurdu. Soros’un çocuklar›n› eminiz ço¤umuz duymufltur. Hat›rlatal›m. AB kampanyalar›n›n bafl›n› çekenlerdir onlar. Ve bunlar›n pefline, kendisine solcu, emekten yana sendikac› diyenler düflmüfller, ayn› resim karesinde poz vermifller, ayn› bildirinin alt›na imza atm›fllard›r. Demokratikleflmeyi dilinden düflürmeyen, halk›m›z› bu masallarla oyalayarak tekellerin sömürüsünün üzerini örtmeye çal›flan, ba¤›ml›l›k zincirlerimizin s›k›laflt›r›lmas› için faaliyet yürütenlerdir onlar. Kasalar›na Soros’un dolarlar› akarken, ya hak ve özgürlükleri gelifltirmekten ya halk›m›z›n refah düzeyini yükseltmekten söz ederler. Bu yalanlarla gerçek amaçlar›n› gizlerler.

Tan›y›n Bunlar›! Soros’un geçen y›l 1 milyon dolardan fazla para aktard›¤› Soros Vakf›’n›n Türkiye temsilcisi Açık Toplum Enstitüsü kendisinin faaliyet alanlar›n› bak›n nas›l aç›kl›yor: Bölgesel eflitsiz-


✹

Sivil toplum Küba Karfl›t› Kampanyan›n örgütü Bafl›n› Çeken RSF’nin gerçe¤i

Kirli ‹liflkileri Ortaya Ç›kt›!

‹HD, Küba’dan Özür Dileyecek Mi? Küba’da gazeteci haklar›n›n çi¤nendi¤i, insan haklar› ihlalleri oldu¤u raporlar› haz›rlayan ve Avrupa’da bir araya geldi¤i çeflitli “Sivil Toplum Kurulufllar›” ile birlikte Küba’y› k›nama aç›klamalar› yapan, Küba karfl›t› kampanyan›n bafl›n› çeken Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) bu sald›r› kampanyas›n› ABD tekellerinin reklam ve halkla iliflkiler flirketi olan “Publicis” sponsorlu¤unda yürüttü¤ü ortaya ç›kt›. Küba Granma Gazetesi’nin ortaya ç›kard›¤› bu iliflkiye göre, daha önce de bir baflka reklam firmas›ndan Küba karfl›t› kampanya için para alan Fransa merkezli RSF, “Publicis” ile de ç›kar iliflkisi içinde. “Publicis”in bu kampanyay› niye yapt›rd›¤›n›n s›rr› ise, “müflterilerine” bak›ld›¤›nda anlafl›l›yor. “Publicis”in müflterileri aras›nda Coca-Cola’dan Phillip Morris’e, General Motors’dan McDonalds’a kadar ABD tekelleri var. Ülkemizdeki Avrupa hayran› gazetecilerin “gözdesi” RSF, “Publicis” sponsorlu¤unda Küba’y› karalama kampanyas› yürütürken, “Publicis”in tekellerle iliflkilerinin, ‘reklam flirketi-müflteri’ iliflkisiyle s›n›rl› olmad›¤› yine ayn› haberde ortaya konuyor. “Publicis” ayn› zamanda ABD’nin Miami eyaletiyle de ba¤lant›l›. Miami’nin özelli¤i ise, devrim sonras› Küba’dan kaçan karfl›-devrimci burjuvalar›n ve Küba’ya karfl› her türlü kirli faaliyetin organizasyon yeri olmas›. “Publicis”in buradaki flirketi olan “Sanchez&Levitan”›n sahipleri aras›nda iflte bu karfl›-devrimci Küba as›ll› burjuvalardan Aida Levitan ve Fausto Sanchez de bulunuyor. Komünist Küba’y› yok etmek için biraya gelmifl olan Küba Özgürlük Konseyi, Küba-Amerika Ulusal Vakfı gibi kurulufllar›n da iliflki a¤› içinde oldu¤u, RSF baflkan›n›n silah tüccarlar›yla olan iliflkilerinin de Granma’n›n haberinde gözler önüne serildi¤i düflünülürse, karfl›m›za tam da bir “sivil toplum kuruluflu” profili ç›k›yor. T›pk› Soros’un Yugoslavya’daki, Gürcistan’daki STK’lar› gibi! Yaz›m›za neden “‹HD Küba’dan özür dileyecek mi?” bafll›¤›n› koydu¤umuza gelince... ‹flte, bu RSF’nin kampanyas›na ülkemizden kat›lan ve Küba’y› k›nama aç›klamas› yapan ‹HD’den baflkas› de¤ildi. Dergimizde aç›klamas›na yer verdi¤imiz için yinelemeyece¤iz. Küba’n›n, gazetecilik mesle¤ini kendisine maske yapan karfl›-devrimcilere iliflkin aç›klamalar›na, halka aç›k yarg›lamalar›na itibar etmeyerek, RSF’ye ve ona benzer STK’lara inanan ‹HD, acaba Küba’dan özür dileyecek mi?

likler, sivil toplum, siyasi reform ve AB, medya, kad›n sorunu. Kimlerle mi yürütüyor bu faaliyetlerini. Onlar›n da kim olduklar› bas›na yans›d›. ‹flte “Açık Toplum Enstitüsü”nün dan›flma kurulunda yer alan ve “Soros ile ayn› düflünen” kifliler: “Açık Toplum Enstitüsü”nün direktörü Hakan Alt›nay, TESEV Baflkan› ayn› zamanda TÜS‹AD üyesi bir patron olan Can Peker, Fetullah’›n Zaman Gazetesi’nin “düflünce üreten” yazarı fiahin Alpay, reformist solun ak›l hocas› Birikim Dergisi’nin kurucusu, Soros’la iliflkili Bilgi Üniversitesi’nde ö¤retim üyesi ve sivil toplumculuk zehirini Radikal Gazetesi’nden günlük olarak ak›tan yazar› Murat Belge, “Ba¤ımsız” ‹letiflim A¤ı’nın kurucu yönetmenlerinden ve baflka emperyalist vak›flardan da para almas›yla gündeme gelen Nadire Mater, Diyarbakır’daki Kadın Arafltırmaları Merkezi Vakfı’n›n kurucusu ve yöneticisi Nebahat Akkoç, emekçi örgütü oldu¤u iddias›ndaki Hak‹fl’in Genel Baflkanı Salim Uslu, Kavala Holding patronu Osman Kavala, Bo¤aziçi Üniversitesi’nde rektörlük yapt›ktan sonra Sabancı Üniversitesi ‹stanbul Politikalar Merkezi Direktörlü¤ü’ne transfer olan “ö¤retim üyesi” Üstün Ergüder, Bilgi Üniversitesi Kurucusu O¤uz Özerden, Bilgi Üniversitesi “ö¤retim üyesi”ve sivil toplumculu¤un propagandistlerinden Açık Radyo’nun kurucusu Ömer Madra. Bu isimlerin d›fl›nda bir de kurumsal olarak Soros’tan fon alan kurulufllar var. Onlar da, tahmin edece¤iniz gibi her gün karfl›m›za “sivil toplum kuruluflu” olarak ç›kar›lanlardan. STK ad› alt›nda Soros ad›na faaliyet yürüten ve Soros’la ç›karlar› ortak olan bu kurulufllar flunlar: TESEV, Aç›k Radyo, Aç›k Site, Bianet, Umut Vakf›, AÇEV, Tarih Vakf› ve Avrupa Hareketi. Soroscular’›n ayn› zamanda AB’ciler olmas› elbette tesadüf de¤ildir. Sivil toplumculu¤un gelifltirilmesinde, halk muhalefetinin zehirlenmesinde, ülkemizin Avrupa’n›n daha fazla sömürgesi haline gelmesinde ç›karlar› ortakt›r çünkü.

Bunlar da AB’den Fonlananlar! STK’lar› fonlayarak kendi ç›karlar› için kullanan elbette sadece Soros de¤il. Sivil toplumcu-

Say› 96 39 1 fiubat 2004


Say› 96 40 1 fiubat 2004

luk zehirinin gelifltirilmesi tümümün ortak noktas› olsa da, çeflitli emperyalist kurulufllar da, ülkemizdeki sivil toplum kurulufllar›n› fonluyorlar. Dünya Bankas›’ndan Alman vak›flar›na kadar birçok emperyalist kurulufl bu yöntemi kullan›yor. Bunlar›n bafl›nda da elbette Avrupa Birli¤i geliyor. Dergimizde de haberine yer verdi¤imiz ancak, o günlerde bu paradan kimlerin ne kadar ald›¤› belli olmayan Avrupa Komisyonu’nun “demokratikleflme ve insan haklar›”n› gelifltirme projelerinden fonlananlar bizzat AB taraf›ndan aç›kland›. Resmi aç›klamaya göre, tümü kendi alanlar›nda insan haklar›n›, kad›n haklar›n› gelifltirsin, çevrecilik yaps›n, düflünce üretsin... diye fonlan›yor. Bu nedenle tek tek hangi faaliyetleri yürütsün diye ceplerine eurolar›n konuldu¤unun ayr›nt›lar›n› geçiyoruz. Al›n, Türkiye’yi demokratiklefltirin (flu AB ne büyük bir hay›r kuruluflu, ne büyük demokratlarm›fl me¤er!) diye ayr›lan 100 milyon 400 bin Euro’luk fondan 3 ila 50 bin Euro aras›nda para alanlar›n listesi flöyle: ‹nsan Haklar› Derne¤i Genel Merkezi, ‹slamc›lar›n ‹nsan haklar› kuruluflu MAZLUM-DER, Türkiye Yeniden Çocuklara Özgürlük Vakf›, GÖÇ-DER, Perajans ‹letiflim ve Yay›nc›l›k, Ça¤dafl Yaflam› Destekleme Derne¤i (ÇYDD), Boyac›köy Surp Yerits Mangants Ermeni Kilisesi Vakf›, TOHAV, Uçan Süpürge, Liberal Düflünce Toplulu¤u, Baflak Kültür ve Sanat Vakf›, Bilgi Üniversitesi, ‹nsan Kayna¤›n› Gelifltirme Vakf›. Örnek olmas› için ÇYDD’nin neden fonland›¤›n› aktaral›m: “Gecekondularda bilinç oluflturulmas› ve tabandan eylemlerin teflvik edilmesi yoluyla insan haklar› ve demokratikleflme süre-

‹ncirlik iflgalcilere yatak olmaya devam ediyor AKP iktidar›, halktan gizli olarak iflgalci Amerikan güçlerine açt›¤› ‹ncirlik’i flimdi de unutturmak istiyor. Genelkurmay’›n suç ortakl›¤›n› üstlenmesinin ard›ndan burjuva bas›ndan AKP’yi elefltiren sesler de kesildi. Amerikanc›l›¤›n arkas›nda Genelkurmay olunca topraklar›m›z›n kanl› postallarla çi¤nenmesinde onlara göre de sak›nca yok, sabun köpü¤ü muhaliflikleri de bitiyor. Peki ‹ncirlik’in kulland›r›lmas› ile ifllenen vatana ihanet suçu unutulabilir mi? Kardefl bir halk›n topraklar›n› iflgal edenlere yatakl›k suçuna “bitti” diye bak›labilir mi? Topraklar›m›za her gün iflgalci uçaklar› inip

cinin içsellefltirilmesinin desteklenmesi.” Gecekondularda hangi bilinci geliflterecek? Sivil toplumculu¤u... Paral› sivil toplumculuk! ABD tekelleri ad›na darbeler tezgahlayan, ülkeleri parçalayan, iktidarlar› y›kan Soros bir ‘hay›rsever’ mi yoksa?! Ya da “sivil toplumun geliflmesi için” çeflitli k›l›flar alt›nda STK’lar› fonlayan AB, Türkiye halk›na iyilik olsun diye mi, milyonlarca Euro’yu ak›t›yor? Tek tek STK’lar nezdinde çok fley söylenebilir. Gerekti¤inde Gürcistan ve Yugoslavya’da pratik olarak gördükleri hizmeti görmelerinin önünde de bir engel yoktur. Ancak bugün için temel faaliyetleri sivil toplumculu¤u gelifltirerek halk›n gerçek örgütlenmelerinin etkisizlefltirilmesidir. Sivil toplumculuk anlay›fl›n›n ne oldu¤unu, neden bir “zehir” oldu¤unu çeflitli yaz›lar›m›zda ele ald›¤›m›z için ayr›nt›s›na girmiyoruz. Ancak burada anlatt›¤›m›z örnekler, bile bu anlay›fl›n kime, nas›l hizmet etti¤ini san›r›z aç›k bir flekilde gösteriyor. Son söz olarak, DKÖ olmaktan feragat edip NGO’laflanlar›n halk›n saflar›ndan kopuflunun kaç›n›lmazl›¤›n› belirtelim.

Soros’un ‘Aç›k Toplum Vakf›’, “Sivil Toplum Örgütü” ad› verilen örgütlenmelerin, nas›l emperyalistlerden beslendiklerinin belgesidir. Soru flu: Hiçbir kapitalist ç›kar›n›n olmad›¤› yere milyon dolarlar aktarmaz; STK’lar Soros’lara, emperyalist tekellere hangi konularda hizmet veriyorlar? Hiç kimse emperyalist tekellerin insan haklar›na destek verdi¤i, halk›n örgütlenmesini teflvik etti¤i, çevreci oldu¤u gibi yalanlar› anlatmas›n. Soros’tan, AB’den fonlananlar halk›m›za gerçekleri aç›klamak zorundad›r.

kalkmaya devam ediyor, suç büyümeye devam ediyor. Suçun hesab›n› halk soracak. Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için direnen, mücadele eden devrimciler soracak. AKP iktidar› ve Genelkurmay, bugün suskunlukla, yapt›m oldu diyerek, “ABD ile iliflkileri düzeltmek için, Irak’ta söz sahibi olmak için gerekliydi...” mazeretlerini utanmazca s›ralayarak ihanet suçunu hafifletemez, büyütür. Mazlum bir halk›n kan›n› çi¤neyerek ülkemize gelen ve iflgali sürdürmek için ülkemizden geçip giden ABD askerlerinin do¤rudan suç orta¤›d›rlar. Ba¤›ms›zl›¤› savunman›n en büyük suç ilan edildi¤i bugün, yine ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› kald›rmay› sürdürece¤iz ve ba¤›ms›zl›¤› yok edenleri, iflgal ortakl›¤› yapanlar›, vatana ihanet suçundan mutlaka halk›n önüne ç›kar›p yarg›layaca¤›z.


É PKK’dan KADEK’e, KADEK’ten PDR’ye, PÇDK’ya, KONGRA-GEL’e...

AÇMAZ,DER‹ND‹R! SORUN KADROLARDA DE⁄‹L, POL‹T‹KALARDADIR (2. Bölüm) Devrimci hareket, Kürt Sorunu konusunda Mahirler’den bugüne do¤rular› ortaya koymufltur. PKK somutunda, elefltirilen her nokta tarihsel olarak do¤rulanm›flt›r. PKK’n›n ideolojik temelenin ve stratejisinin daha bafl›ndan içerdi¤i açmaz›n, bir noktada fiilen de bir “t›kanma”y› yaratmas› kaç›n›lmazd›. Kürt milliyetçili¤inin de art›k do¤rudan veya dolayl› itiraf etmek zorunda kald›¤› gibi, befl y›ll›k bar›fl süreci t›kanm›flt›r, öngörülen sonuçlar› yaratamam›flt›r, art›k Kürt milliyetçili¤inin politikalar› hayata geçirilemez durumdad›r. “Befl y›ll›k bar›fl süreci”nin teorik-ideolojik zemini Öcalan’›n ‹mral› politikalar›d›r. Dolay›s›yla gerçekte bar›fl sürecinin dünya ve Türkiye gerçe¤inde hiçbir karfl›l›k bulmamas›, Öcalan’›n teorilerinin de iflas›d›r. Gelinen noktaya bakal›m: Bir hareket, oligarfliye defalarca süre tan›yor, ama bu süreler gelip geçti¤i halde, “yapar›z” dediklerini bir türlü yapam›yor. fiu kadar ayda, bu kadar y›lda çözeriz diyerek politikalar, taktikler öneriyor, verilen sürelerin sonunda hiçbir fley öngörüldü¤ü gibi gerçekleflmiyor. “Çözüm gücü” olmas›n› bekledikleri hiçbir güç, beklentilerini karfl›lam›yor. Partinin, Kongre’nin önerdi¤i taktikler (mesela Serh›ldan) hayata geçirilmiyor. Kadrolar, kitleler ça¤r›lara cevap vermez hale geliyor. Öyle ki, art›k içerideki tutsaklar› bile, mücadelede “zay›fl›k” gösterir hale geliyor. Bu tablo, “açmaz” içindeki bir hareketin tablosudur. Böyle bir noktada bir hareketin yapaca¤› tek fley, açmaz›n kökenlerini ortaya ç›karmakt›r. Kökenlerini bir yana b›rak›p, dal›yla buda¤›yla u¤raflmak, geçici baz› rahatlamalar sa¤lasa da, sorunu çözmez, sorun kangrenleflerek büyümeye devam eder. Mevcut kitlesel ve savaflç› gücüne ra¤men, Kürt milliyetçili¤inin açmaz›n›n sürekli derinleflmesi, bunun sonucudur. Açmaz›n kökleri, bafllang›ç noktas›ndad›r. ‹lerici, halktan yana, emperyalizme veya faflizme karfl› bir hareketin “baflar›s›zl›¤›”, devrimcilerin isteyece¤i bir fley de¤ildir. Ama s›n›flar mücadele-

sinde bunu zaten niyetler de¤il, baflka olgular belirler. Bu olgular›n en baflta gelenlerinden biri de hareketin ideolojisi ve stratejisidir. PKK’n›n bugünündeki tüm siyasi, stratejik sorunlar›, dününde de görebilirsiniz. PKK’n›n silahl› mücadelesinin bafllad›¤› 80’lerin ortalar›nda PKK’n›n nesine karfl› oldu¤umuzu ve nesine karfl› olmad›¤›m›z› net olarak ortaya koyarken, PKK’n›n karfl› ç›k›lacak yönünün silahl› mücadeleyi temel almas› de¤il, bu mücadelenin temeline koydu¤u “sömürge teorisi” oldu¤unu belirtmifl ve eklemifltik: “PKK, ulusal sorunu emperyalizmden soyutlayarak, onu iki uluslu devletin iç sorunu olarak ele alarak, sömürgecilik olgusunun emperyalist sömürgecilik demek oldu¤unun görülmesini engellemektedir.” Kürt milliyetçili¤inin ABD’yi “demokrasi, özgürlük” getiren bir güç olarak de¤erlendirmesinin, ABD sopas›yla oligarfliyi tehdit etmeyi bir politika haline getirmesinin aç›klamas› vard›r bu para¤rafta. PKK, Kürt sorununun çözümünün önündeki engelin emperyalizm de¤il, sadece oligarfli oldu¤unu düflünüyor, emperyalizmle oligarflinin içi çe geçmifl ve ittifak halinde oldu¤unu görmüyor. Dün de görmüyordu. Emperyalizme ve oligarfliye karfl›, halklar›n birlikte mücadelesi yerine, stratejisini ezilen ulus milliyetçili¤i üzerine kurmufltu. Bu stratejinin nelere yol açaca¤› da teorik ve tarihsel olarak biliniyordu; ortaya konulmufltu: “Bu strateji... halk› milliyetler temelinde ayr› örgütlemeye itecek, halk›n gücünü oligarfli karfl›s›nda bölecektir... Bu durum, halk›m›z aras›nda ulusal çitler çekmekte, iki ulusun proletaryas›n›n mücadelesini s›n›fsal planda ele almas›n› engellemekte, ulusal burjuvazisini destekleme e¤ilimi içine itmektedir. Hiç flüphesiz bundan karl› ç›kan egemen güçler bloku olacakt›r.” (Devrimci Sol, Kürdistan’da Ulusalc› Silahl› Mücadele ve ML’lerin Buna Karfl› Tavr›, 1985) 1985’te yaz›lan bu sat›rlar›n da pratikte bire bir gerçekleflti¤ine tan›k olduk. Ezilen halklar, “kendi

Say› 96 41 1 fiubat 2004


Say› 96 42 1 fiubat 2004

ulusal burjuvazisini destekleme e¤ilimi” içine girmediler mi? Türk halk› nezdinde, sonuçlar›n›, etkilerini hala yaflad›¤m›z bir flovenizm gelifltirildi. Kürt halk› nezdinde, s›n›fsal sorunlar örtbas edilerek, “Kürt olsun da ister a¤a, ister mafya olsun” yaklafl›m› geliflmedi mi, Kürt milliyetçi hareket içinde egemen s›n›f uzant›lar› etkili hale gelmediler mi? Tabii ki bu geliflim içinde o harekette aleni Amerikanc›lar da ç›km›fl ve bunlar kan›ksanm›flt›r. Bütün bu geliflmeler ise, son cümlede -“Hiç flüphesiz bundan karl› ç›kan egemen güçler bloku olacakt›r.”- vurgulanan sonucun da yarat›c›s› olmufltur.

Bu fiyaskoyu örtmek için, “bar›fl stratejisi”nden hayali baflar›lar üretilmektedir:

Denilebilir ki, PKK’n›n ç›k›fl›, konjonktürel olarak belli dönemlerde ülkemizdeki mücadeleyi güçlendiren, destekleyen bir konumda olsa da, stratejik olarak Türkiye devrimini zay›flatm›flt›r. Yine konjonktürel olarak bir dönem PKK’y› gelifltiren “milliyetçilik”, bir dönem sonra PKK’n›n da önünde bir engel haline dönüflmüfl, hem askeri, hem politik planda bir t›kan›kl›¤a yol açm›flt›r. PKK yönetimi, bu t›kan›kl›¤› “Türkiyelileflme” ad›n› verdikleri politikayla aflmaya çal›flm›fl, ancak biraz sonra tekrar de¤inece¤imiz gibi, ideolojik-teorik bir muhasebe yap›lmad›¤› için bu politika da tutmam›flt›r. “Türkiyelileflme”nin bu biçimde gerçekleflmeyece¤inin a盤a ç›kt›¤› bu nokta, Kürt milliyetçi hareket aç›s›ndan tayin edici önemdedir. O noktada önlerinde iki yol vard›; ya devrimci bir yola yönelecekler, ya da silahl› mücadeleyi, talep ve hedeflerini ad›m ad›m tasfiye edecekleri düzen içi yola yöneleceklerdi. Kürt milliyetçi hareket, ikinci yola girdi. Sonras›, sürekli ateflkes, bar›fl, diyalog manevralar› ve emperyalist güçlerden veya oligarfli içinden bir “çözüm gücü” aramayla geçti.

Kürt realitesini k›smen kabul dedikleri yasan›n ismi (Türk Vatandafllarının Günlük Yaflamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkında Yönetmelik) bile inkar› ve asimilasyonu sürdürmenin ifadesidir. Ama Kürt milliyetçili¤i bunu göre göre, bu uyduruk uyum yasas›n› “olumlu geliflme” kategorisinde göstermek istemekte, “baflar›” hanesine yazmaya çal›flmaktad›r.

Birinci seçenek (devrimci bir yola yönelme) zordu kuflkusuz, ama ikincisi de o kadar kolay de¤ildi. Emperyalizm ve oligarfli, Kürt milliyetçi hareketin her geri ad›m›ndan sonra, yeni bir geri ad›m› dayatt›. Dayatmalar›n sonu gelmiyordu. ‹mral› teorileri, bu dayatmalar›n topyekün kabul edildi¤inin ilan› oldu bir bak›ma. ‹mral› savunmalar›nda hemen her fley inkar edildi, tüm hedeflerden vazgeçildi¤i ilan edildi, geçmifl mücadele mahkum edildi, ama “Öcalan’›n açt›¤› bu yol” da Kürt milliyetçili¤inin öngördü¤ü bar›fl›-çözümü getirmedi. Öcalan’›n ‹mral› savunmas›, kendini düzene, tekellere kabul ettirebilme savunmas›d›r. Oradaki tüm teorik tahliller ve o tahlillere paralel olarak önerilen politika ve taktikler de ayn› içeri¤e sahiptir. Savunmalar›n içerdi¤i teorik, ideolojik boyutlar üzerine çok fley söylenebilir; ana hatlar›yla da söylenmifltir; bunun ötesinde savunmalar›n politik aç›s›dan sonuçlar›na bakacak olursak, o da fiyaskodur.

“Barıfl sürecinin yeterli düzeyde misyonunu oynayamadı¤ı, do¤ru bir tespit. Ancak bundan, sürecin tıkandı¤ı gibi bir sonuç çıkarmak gerçekçi olmadı¤ı kadar, barıfl stratejisi mimarisine de uygun düflmez. ‘Barıfl stratejisi projesi kapsamında atılan tüm adımlar karflılık bulmadı’ demek, gerçekleri tersyüz etmek olur. Kürt realitesini kısmen kabule dayalı yasal düzenlemeleri, AB yolunda atılan adımları barıfl sürecine borçluyuz.” (Yeniden Özgür Gündem, “Barıfl mücadelesi Türkiyelilefltirilemedi”, (12-14 Ocak 2004)

Öte yandan da Kürt milliyetçili¤i bu yasay›, “AB’yi oyalamak, aldatmak” olarak de¤erlendiriyorlar. Yanl›fl; oyalanan, aldat›lan Kürt halk›d›r. Oyalamakta ve aldatmakta oligarfliyle AB do¤rudan ve dolayl› ortakl›k içindedir. Baflar› veya baflar›s›zl›k nedir? Varsayal›m ki, bu yasa bu kadar koflullu-s›n›rl› de¤il de, daha koflulsuz, s›n›rs›z bir yasa olarak ç›kt›. Bu “bar›fl stratejisi”nin baflar›s› m› say›l›r? Ne anlama gelir bu Türkiye için? ‹flte bu sorunun cevab› da, Kürt milliyetçili¤inin Kürt sorunu ve demokrasi sorunundan ne anlad›¤›ndad›r. Kürt milliyetçi hareketini, Türkiye solundan, Türk halk›ndan koparan en temel nedenlerden biri de onun Kürt sorunu ve demokrasi konusundaki çarp›k anlay›fl›d›r.

Türkiyelileflememe sebep de¤il sonuçtur! Yeniden Özgür Gündem’de yay›nlanan “Bar›fl süreci Türkiyelilefltirilemedi” bafll›kl› yaz›da flöyle deniyordu. “Sorunun temelinde yetersiz ve niteliksiz kadro oldu¤u tespiti, do¤ru bir tespit. Ancak barıfl sürecinin kendisinden bekleneni do¤urmamasında belirleyici tek faktör de¤il. Sürecin Türkiyelilefltirilememesi de, barıfl sürecinin önündeki en büyük handikap oldu.” (12 Ocak 2004) Onlarca örgüte, Öcalan’›n yüzlerce sayfal›k teorilerine ra¤men, Türkiyelileflememifllerdir. Tek bafl›na bu bile son derece çarp›c› bir sonuçtur. Bu


konuda y›llar y›l› Türkiye solunu suçlam›fl, elefltirmifllerdir. Ama kendileri, niye Türkiyelileflemediklerini aç›klayam›yor. Bütün bu süreç boyunca, b›rak›n örgütsel, politik, kültürel anlamda Türkiyelileflmeyi, Türkiyeli tek bir cümle dahi kuramam›fllard›r. Çünkü, demokrasi derken, ondan sadece ve sadece Kürt sorununu anlad›lar hep. Halen de böyle anlamaya devam ediyorlar. Peki Kürt sorunu dedikleri ne? O da “Kürtçe e¤itim ve yay›n serbestli¤i”yle s›n›rl›. Bu kadar s›¤, bu kadar benmerkezci bir anlay›flla Türkiyelileflilebilir mi? Bak›n daha çok yeni bir tahlil; hapishanelerdeki PKK’l› tutsaklar›n F tiplerine sevk edilmesi “hükümetin Kürt karfl›t› politik duruflundan kaynaklanmaktad›r” diye aç›klan›yor. Evet, o da bir etkendir. Nedenlerden biridir. Ama tümü de¤ildir. E¤er tümü olsayd›, 19-22 Aral›k’› nereye koyacaks›n›z? Neyle aç›klayacaks›n›z? Türkiyelileflme sorununun ne kadar yüzeysel ele al›nd›¤›n› bu yaz› dizisinde verilen bir örnek tek bafl›na anlatmaya yeter san›r›z: “Kürtler dıflında kalan halklar, barıfl stratejisi mimarisini ‘anlamlandırmada’ yönlendirme ve bilgilenme eksikli¤i yafladı. Çok somut bir örnek, durumun daha iyi anlaflılması için yeterli bakıfl açısını vermeye yetebilir. 2002 Dünya Futbol Kupası'na Türkiye de katılmıfltı. Kuzey Irak'ta bulunan KADEK'li gerillalar, maçı büyük bir ilgiyle izliyordu. Neredeyse gerillanın tamamı, Türkiye futbol takımını tutuyordu. E¤er çok ciddi bir halkla iliflkiler sanatı gelifltirilip, Türkiye'deki televizyon muhabirleri da¤a davet edilmifl olsaydı, Türkiye'nin attı¤ı her golde ‘goool’ diye aya¤a fırlayan gerilla görüntüleri, Türk kamuoyunda ciddi bir sorgulama süreci bafllatabilirdi.” Türkiyelileflme sorununu bu kadar yüzeysel ele alan, “Türk milli tak›m›n› tutarken” Türk halk›n›n yaflad›¤› sorunlara s›rt›n› dönebilen, esnaf›n, iflçinin, memurun, tutsaklar›n, gecekondu yoksullar›n›n hakl› ve meflru direnifllerine “bar›fl sürecini sabote etmek” olarak bakabilen bir zihniyetin Türkiyelileflmesi mümkün de¤ildir. Türkiyelileflme’nin açmaz›, ortak mücadele, ortak örgütlenme perspektifinin, halklar›n birli¤i anlay›fl›n›n reddidir. Ulusal kurtuluflçu temelde de olsa, ilerici, demokratik bir hareket olman›n gere¤i, di¤er halklar›n ç›karlar›n› da düflünmektir. Emperyalizm karfl›s›nda di¤er halklarla kendisini bir blok olarak görmektir. PKK milliyetçili¤i, bu noktada da tersine bir yaklafl›mla, di¤er halklar› hiç hesaba

katmayan, onlar›n ç›karlar›na gözlerini kapayan bir çizgi izlemifltir. fiu veya bu politikan›n sonucunda Türk halk›n›n, Türkiye solunun zarar görecek olmas›, onu hiç ilgilendirmemifltir. Bu bak›fl aç›s›yla SHP’yle ittifak yapmakta da, karfl›-devrimci Ayd›nl›k’› meflrulaflt›rmakta da, infazc› polis fleflerini bafltac› yapmakta da sak›nca görmemifltir. Bu bak›fl aç›s›yla mesela gündemdeki Kamu Yönetim Reformu’nu “yerel özerkli¤i geniflletti¤i... bunun da Kürt sorununun çözümüne hizmet edece¤i gerekçesiyle” olumlu bulabilmektedir. 1991’de ve 2003’te Irak’ta da ayn› tav›r gösterilmedi mi? Halklar›n katledilmesine bile “bizim iflimize yarar m›, yaramaz m›” diyerek f›rsatç›, faydac› bak›ld›. ‹flte biz bu kafaya milliyetçi diyoruz. Bu kafa kaç›n›lmaz olarak pragmatisttir ve do¤ru analiz yapamaz. Do¤ru politika üretemez. “Benim iflime yararsa iyi...” Halklar›n birli¤i ve kardeflli¤i düflüncesine, halklar›n ç›karlar›n›n ortakl›¤›na bu kadar uzak bir bak›fl aç›s›yla elbette ki milliyetçili¤in at gözlüklerinden kurtulunamaz, elbetteki Türkiyelileflilemezdi.

Bundan sonra ne olacak? Kürt milliyetçi yazar soruyor: ““Neden devleti dönüflüme u¤ratacak bir strateji olarak tanımlanan serh›ldan hareketi hayata geçirilemedi?” (Yeniden Özgür Gündem, 12 Ocak 2004) Bir baflkas› “Hapishanelerdeki bask›lar karfl›s›nda d›flar›da da, içeride de gereken direnifl ve mücadele verilemedi” diyor (Özgür Politika, 19 Ocak 2004). Neden? Çok derin analizlere de gerek yok bu sorular›n cevab›n› bulmak için. ‹flte cevab›:

“Günümüz Türkiye Cumhuriyeti istenilen düzeyde olmasa da demokratikleflmede epey mesafe ald›¤› aç›kt›r. Anayasal ifadesi de temel insan haklar›, özgürlükleri konusunda kapsaml›d›r. Uygulama sorunlar› daha a¤›rl›ktad›r. “Her ideoloji, inanç zora baflvurmadan da teknik bas›n-yay›n baflta olmak üzere olanaklar›yla, do¤ruysa kendini uygulayabilir. Yani bu anlamda da zor gereksizleflmifltir.” “Demokratik cumhuriyet sisteminde fliddete yer olamaz. Sorunlar›n çözüm dili isyan veya devrim olamaz. Bar›fl içinde anayasal evrim yolu geçerlidir. Yirminci yüzy›l›n sonu bunu böyle emret-

Say› 96 43 1 fiubat 2004


mektedir.” Evet, bunlar› Abdullah Öcalan söylüyor. Bu teoride b›rak›n silahl› mücadeleyi, serhildanlara, radikal, militan direnifllere de yer yoktur. Serhildan ayaklanmad›r. Serhildan halk›n fliddetidir. E¤er Serhildan’dan anlad›¤›n›z bas›n aç›klamalar› ve yüzbinlik konserler de¤ilse, (ki böylesi yap›l›yor) gerçek anlam›yla Serhildan zaten yoktur Öcalan’›n teorisinde. Aç›kça herkesin gördü¤ü gibi, KADEK, KONGRA-GEL yönetiminin ça¤r›lar› karfl›l›ks›z kalmaktad›r. Öcalan’›n teorileri ve pragmatist ama ayn› zamanda mu¤lak politika devam etti¤i sürece de karfl›l›ks›z kalmaya mahkumdur. Kürt halk›n›n “harekete geçmemesinde”, hayal k›r›kl›¤›, güvensizlik, belirsizlik, ve tepeden önerilen icazetçilik iç içe geçmifltir.

Say› 96 44 1 fiubat 2004

Sevk edilen PKK’l› tutsaklar ne yapacakt›? Ko¤ufllar›na barikat m› kuracaklard›? Ama bu da ayk›r› Öcalan’›n teorilerine. Bu teori de¤il mi kadrolar›na, “devlete güven verin” diyen? Bu teori de¤il mi “devletle halk› bar›flt›rma politikas›” izlenmesini öngören? Ne yapacak o zaman halk veya tutsaklar? Bu teori çerçevesinde “üç günlük dönüflümlü açl›k grevi” yaparlar ancak! Küçük burjuva milliyetçili¤i bir ara kategoridir; ya sosyalizmi, ya kapitalizmi tercih edecektir. PKK önderli¤indeki Kürt milliyetçi hareketi, tercihini kapitalizm ve emperyalist sistem do¤rultusunda yapm›flt›r. Ama yine de zigzaglardan, açmazlardan kurtulam›yor. 15 y›la yak›n silahl› mücadele yürütmüfl, binlerce silahl› savaflç›s› olan, binlerce flehit vermifl, bu mücadeleyi esas olarak “Kürdistan” motivasyonuyla yürütmüfl bir hareketi de¤ifltirmek, tasfiye etmek, s›radan bir sol legal partiye dönüfltürmek, kolay de¤ildi. Ne emperyalistler, ne de bizzat bu hareketin yöneticilerinin bir hamlede bunu yapmas› mümkün de¤ildi. Öte yandan, kendine güvensizli¤iyle, her türlü muhalefetten korkusuyla karekterize olan oligarflinin “devlete güven vermeyi” politika haline getirmifl olsa bile, böyle bir harekete “güvenmesi” tarihsel niteli¤i ve güncel ç›karlar› aç›s›ndan oldukça zordur. Kürt milliyetçi önderli¤i, kendi cephesinden bu zorlu¤u aflmak, Kürt halk›na ve savaflç›lar›na kapitalizmi ve emperyalist sistemi kabul ettirmek için olmayan bir “emperyalizm” tarifi yapm›flt›r. Kah AB’ye, kah ABD’nin Ortado¤u müdahalesine sar›lm›fl, ama sonuç yine elde s›f›r olmufltur. Bu defa da Öcalan taraf›ndan teorisi yap›lan emperyalizm tarifiyle dünya ve ülkemiz gerçekleri aras›ndaki çeliflkiler a盤a ç›km›fl, kitle ve kadrolar yönünü kaybetmifltir. PKK’dan KADEK’e, KADEK’ten KONGRA-

GEL’e yap›lan dönüflümlerle, defalarca “uzat›lan” tek yanl›” ateflkesle, Kürt milliyetçili¤i bugün adeta ne yapaca¤›n› bilemez bir tablo sergilemektedir. Kesintisiz gerileyifl, yerine getirilmeyen “tehdit”ler, “blöf” haline getirilen taktikler, kaç›n›lmaz olarak Kürt milliyetçi hareketini etkisizlefltirmifltir. Silahl› ve kitlesel gücüyle orant›s›z, mevcut gücünün çok çok gerisinde bir etkisizlik durumu ortaya ç›km›flt›r. “Çözün” diye baflvurulmad›k hiçbir güç kalmad›¤› gibi, taklit etmedikleri, öykünmedikleri hiçbir politika kalmam›flt›r. Silahl› mücadele verirken flablonlar› klasik halk savafl›yd›, 1980’lerin sonundan itibaren her y›l “önümüzdeki y›l özgür bir parça Kürdistan›m›z olacak” diyerek “kurtar›lm›fl bölge” yaratma peflinde oldular. Silahlar› b›rak›nca flablonlar› bu kez “bar›flç›”lar oldu; Meksika’da Zapatistalar yürüdü, Öcalan ayn›s›n› tekrarlaman›n teorisini yapt›, Filistin-‹srail sorununda “yol haritas›” gündeme geldi, Öcalan da bir “yol haritas›” aç›klad›. “Kongre” tarz› örgütlenme, esas olarak Güney Afrika ve Mandela modelinden esinlenmedir. ‹talya’dan esinlenip “Zeytin dal›”diye devrimcilere hakaretler eflli¤inde TÜS‹AD’la, ANAP’la ittifak teorileri yap›ld›. Bugün ayn› teoriler SHP ile ittifak için pifliriliyor. Düzen içileflmede bir ad›m daha at›l›yor. Esinlenmedikleri sadece Türkiye devrimci hareketidir. Kürt milliyetçili¤inin açmaz›n›n çözümü de iflte buradan geçmektedir. Denilebilir ki, Kürt milliyetçili¤inin d›fl›nda Türkiye solunun birçok kesimi, bu “stratejiyi” elefltirdi; do¤rudan elefltirmeyenler en az›ndan kuflkuyla bakt›lar. Bu stratejinin Türkiye solundaki as›l destekçisi reformistlerdi; onlar için “silahlar sussun” da ne olursa olsundu! Silahlar sustu ve ortaya “Kürt sorununun çözümü” d›fl›nda herfley ç›kt›. Ne ABD sald›rganl›¤›na yüklenilen olumlu misyonlar, ne KADEK program›na “her türlü teröre karfl›y›z” maddelerini koymak, ne silahl› savafl› bitirmek, demokrasinin yolunu açmaz. Açmayaca¤› tart›flma götürmez biçimde aç›kt›r. Türkiye’de demokrasinin yolu, ba¤›ms›zl›¤›n yolundan ayr› de¤ildir ve bu yol da anti-emperyalist, anti-oligarflik devrimle aç›l›r. Halklar›n kurtuluflunu isteyenlerin, uluslar›n haklar›na koflulsuz sahip olmas›n› isteyenlerin gidebilece¤i yol, baflka bir yol de¤ildir. Öcalan önderli¤indeki Kürt mililyetçili¤inin bugün izledi¤i stratejinin elde edebilece¤i en büyük baflar›, Kürt milliyetçi hareketinin s›radan bir düzen partisine dönüflmesi ve ulusal kurtuluflçu hareketinin la¤vedilip Kürt halk›n›n sömürü ve zulüm düzeninin insaf›na b›rak›lmas›d›r. Bu stratejide baflka bir ihtimal yoktur.


“Yürüyüfl”üne devam ediyor “...Bu ülkede sanatç›lar›n da ça¤d›fl› karanl›klara ve yasakç› yasalara karfl› direnme gelene¤i yaratabilece¤ini kan›tlayaca¤›z. Bunun için buraday›z! Tutuklama kararlar›, zindanlar, bask› ve iflkence bizi y›ld›ramaz! Sanat›m›z, büyük insanl›k davas›na sahip ç›kmaya devam edecek. Emekçi y›¤›nlar›n, özgür, eflit ve kardeflçe bir dünya kurma mücadelesine; ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine kat›lmaya devam edecek türkülerimiz.” (12 A¤ustos 1992'de, Grup Yorum’un Konya DGM'ye sundu¤u yaz›l› savunmadan.)

Bölüm 2

Kolektivizm, Yorum Çizgisidir Devrimci müzikte dünya çap›nda bir fenomen oldu¤u müzik otoritelerince de dile getirilen Grup Yorum’un yürüyüflünün ikinci bölümüne geçmeden önce, bu yürüyüflün önemli bir yan›n› oluflturan, bask›, iflkence, yasak ve tutuklamalara bir yenisinin daha eklendi¤ini hat›rlatal›m. Grup Yorum eleman› ‹hsan Cibelik, Ankara’da gözalt›na al›narak tutukland›. Kuruldu¤u günden bu yana üzerindeki bask›lar hiç eksik olmayan, ama her bask› politikas›ndan, her gözalt›, tutuklama ve yasaktan daha güçlü ç›kan Yorum üzerindeki bask›lar, demokratikleflmeden en çok söz edildi¤i süreçte de, hiç azalmaks›z›n sürüyor. Dergimiz sayfalar›nda Yorum’un kendi aç›klamas›ndan da okuyaca¤›n›z gibi, ‹hsan Cibelik, F tipi hapishanelerde süren tecrite karfl› ölüm orucu direniflindeki devrimcilerden biriydi. Grup Yorum için, devrimci sanatç› kiflili¤inin do¤al bir parças›d›r, devrimci mücadelenin içinde olmak. Türküleriyle bu mücadelenin içinde oldu¤u gibi, pratik olarak da bu kavgan›n ortas›ndad›r Yorum.

OKM ve Kolektif Üretim Grup Yorum’un Ortaköy Kültür Merkezi ile tan›flmas›, ayn› zamanda Yorum kimli¤inin oluflmas›na at›lan önemli bir ad›m niteli¤indedir. “Berivan” albümünü haz›rlarken OKM’nin kap›lar› Yorum’a aç›l›r. OKM de önceki yap›s›ndan farkl› olarak, hem sanatsal faaliyetler içindeki çal›flmas›yla, hem mücadele ile kendi faaliyetlerinde yenili¤e do¤ru gitmeye bafllad›. Ayak uyduramayanlar ayr›ld›lar. Grup Yorum'un tarihinde önemli bir iflleve sahip olacak olan OKM'de, devrimci sanatç›lar, tiyatro, foto¤raf, dergi faaliyetlerine bafllad›. Tiyatro toplulu¤unun ismi daha sonra kültür merkezinde çal›flan arkadafllar› Ayfle Gülen'in ismini ald›. Ayfle Gülen ve Ayfle Nil Ergen 17 Nisan 1992'de polis taraf›ndan katledilmiflti. Ayfle Gülen Halk Sahnesi faaliyetleri içinde bulunup müziklerin, oyunlar›n haz›rlanmas› s›ras›nda her aflamada katk›da bulundular. Grup Yorum daha sonra kurdu¤u kütüphaneye Ayfle Nil Halk Kütüphanesi ismini verdi. Kavgada düflenler, kavgan›n sanat›nda

yaflat›ld›. OKM’nin Yorum aç›s›ndan en önemli yan›, kolektif çal›flman›n daha ifllevsel olarak yaflama geçirilmeye bafllanmas›d›r. Ki, kolektivizm Yorum’u bugüne tafl›yan en önemli özelli¤idir. Kolektivizm sadece OKM bünyesindeki sanatç›larla s›n›rl› de¤il, Yorum’un müzi¤ini yapt›¤› kavgan›n içinde yer alan TAYAD’l› Aileler, devrimci tutsaklar, ö¤renciler, Anadolu’nun onlarca kentinde mücadele edenleri ile genifl bir kesimi kapsamaktad›r. Bir kasetin çal›flmas›na, bir türkünün bestelenmesine bu kadar kitlesel bir kat›l›m›n oldu¤u, deneme (demo) kasetlerinin, kaset piyasaya ç›kmadan bu kadar çok insan taraf›ndan dinlenip de¤erlendirildi¤i baflka bir örnek bulmak zordur. Örne¤in, ilk olarak ‘Berivan kasetinin denemesi demokratik kitle örgütlerine, hem de hapishanelere gönderildi. Kasete gelen elefltiriler tek tek de¤erlendirilip, yeniden düzenlemeler yap›larak kaset ç›kar›ld›. Grup Yorum'un özellikle devrimci tutsaklarla kurdu¤u kolektif çal›flmaya özel olarak de¤inmekte ya-

‹LK KÜRTÇE fiARKI Türkiye topraklar›nda yaflayan her halk›n dilinde türküler söylemek, mücadelesine paralel olarak kavgas›n› ve ac›lar›n› anlatabilmek, o dil ve kültür üzerindeki bask›n›n en yo¤un oldu¤u, bedellerin dayat›ld›¤› koflullarda çok daha önemlidir. Böyle süreçlerde ancak devrimci sanatç› öne ç›kabilir, “ilk” olmay›, bunun bedellerini ödemeyi göze alabilir. Kürtçe flark› söyleme, Kürt halk›n›n taleplerini sanat alan›na tafl›ma konusunda da Yorum ilk oldu. Halepçe katliam› yafland›ktan sonra SHP'nin düzenledi¤i geceye kat›ld›¤›nda, Kürt halk›yla dayan›flmak için Kürtçe flark› söyledi. 12 Eylül'den sonra bir ilkti. ‹lk kez bir konserde Kürtçe türkü söyleniyordu. Bu sebeple, bir Yorum eleman› bir ay tutuklu kald›. Oligarfli, Kürtçe söyledikleri için Yorum'u cezaland›r›yordu. Bugün say›lar› ço¤alan Kürtçe flark› söyleyenler onun açt›¤› yoldan yürüyor.

Say› 96 45 1 fiubat 2004


Grup Yorum Albümlerinden rar var. Bu iliflki Yorum’un ilk y›llar›na dek uzan›r. Grup Yorum'un, Bir Kar Makinesi isimli kitab›nda da yer verdi¤i bu çal›flmalar›n önünü açan nitelikteki mektup, paylafl›m› göstermesi bak›m›ndan önemlidir. Yorum tarihinde önemli bir yere sahip olan bu mektup için Yorumcular, kendileri aç›s›ndan “Manifesto” niteli¤i tafl›d›¤›n› söylüyorlar. Devrimci sanatç› misyonunu tafl›yan Grup Yorum'un müzi¤e bak›fl tarz›na iliflkin olan bu mektupta, ideolojik ve pratik alanda uzunca tart›flmalar yürütülüyordu:

Halk›n Yaflam›na Girecek Devrimci Bir Müzi¤i Yaratma Sorumlulu¤u

Say› 96 46 1 fiubat 2004

"Sevgili Grup Yorum, (...) Biliyorsunuz, sanat alan› ülkemizde küçük-burjuva ayd›n sanatç›lar›n tekelinde. Genellikle gündemi onlar belirliyor, ölçütleri onlar koyuyorlar. Onlar›n statüleri egemen. Biz de, bu alanda oldu¤umuza göre, bilinçsiz de olsa onlar›n olumsuzluklar›ndan etkilenebilir, onlar›n gündemlerine, ölçütlerine angaje olabiliriz. Ayr›ca, bu alan birçok zaafa aç›k olmas›yla da kaygan bir zemine sahip. Bu yüzden sürekli kendimize flu sorular› sormal›, tekrar tekrar yan›tlamal›y›z. "Biz kimiz? Bizim misyonumuz ne? Ne yapmak istiyoruz? Yapt›klar›m›z›n di¤erlerinin yapt›klar›ndan fark› ne?" (...) Gecekondu direniflleriyle dayan›flma içine girilebilir. Yani militan bir devrimci sanatç›l›k gelene¤ini böylesi bir bak›fl aç›s›yla yaratabilir, esin kayna¤›n›z› zenginlefltirebilirsiniz. Duyarl›l›¤›m›z, inanc›m›z, coflkumuz, kitlelerle böylesi bir mücadeleyle beslenir, geliflir, zenginleflir. Kitlelerden alma olay› da budur zaten. Diyeceksiniz ki, 'iyi güzel de, hangi birine yetece¤iz bu ifllerin?' Önemli olan bizce bu perspektife sahip olmakt›r. Gerisi zaman›n ve enerjinin rasyonel kullan›lmas›na kal›yor. (...) Bu ifli biz yapaca¤›z! Buna inanal›m ve kendimize güvenelim! Sanat›n, devrimci mücadeledeki önemi aç›k. Hele yukar›da da söyledi¤imiz gibi; hiçbir yasa, yasak, s›n›r tan›mayan müzi¤in gücü hiç tart›fl›lmaz. (‹nsanlar›n dillerindeki türküyü yasaklayacak hiçbir güç yoktur!) ‹flte, biz de, halk›n yaflam›na girecek böyle bir devrimci müzi¤i yaratmakla sorumluyuz. Daha azimli, daha h›rsl› ve daha coflkulu olmal›y›z. Yapt›¤›n›z fleyleri yeterli görmemelisiniz. Elbette do¤ru, güzel fleyler yap›yorsunuz ama daha iyisini yapabilecek kapasitedesiniz. Büyük düflünmelisiniz. Yanl›fl yapmaktan korkmamal›s›n›z. Statüler ancak böyle y›k›labilir. KOLEKT‹F / Sa¤malc›lar Özel Tip Cezaevi" Mektupta dile getirilen birçok noktan›n süreç içinde Yorum’un çizgisini oluflturdu¤una, yaflama geçirildi¤ine herkes tan›k olacakt›r. Her fleyden önce kiflilerin öne ç›kmas›ndan çok,

SIYRILIP GELEN: Ekim 1987. Devrimci mücadelenin 12 Eylül sonras› yeni yeni filizlendi¤i y›llard›r. Yorum, karanl›ktan ç›k›fl›n ›fl›¤›n› yans›t›r. Kavga ac›lardan s›yr›l›p gelmekte, umudun direniflte, kavgada oldu¤unu mufltulamaktad›r. HAZ‹RAN’DA ÖLMEK ZOR: 1988. Hapishane direnifllerinden, TAYAD’l›lar›n mücadelesine, gecekondulardan iflçilerin, gençli¤in mücadelesine kadar her alanda, her direniflin yan›ndad›r Yorum. Sanat› kavgan›n hizmetine sunan pratikleri ve kabu¤unu çatlatmaya bafllayan devrimci uyan›fl bu albümde marfllarda, ezgilerde dile gelir. TÜRKÜLERLE: Nisan 1989. Anadolu halk›n›n duygular›n›, ac›lar›n›, özlemlerini, isyanlar›n›, kahramanl›klar›n› yans›tma amac› tafl›y›p da, bunun arac› olarak türküler bir yana b›rak›labilir mi? Tüm albümlerinde türkülerle marfllar› kaynaflt›ran Yorum, bu albümünde türküleri kavgan›n namlusuna sürer. CEMO: Kas›m 1989. Yetkinleflen müzik, kavgan›n içinde çelikleflen Yorum, dinleyicilerinin karfl›s›na Cemo ile ç›kar. Cemo’da kavgaya davet vard›r, kavgan›n her alan›nda coflkuyla yükselir halk›n sesi. Cemo, durduralamayan yürüyüflün ilan› gibidir. Ne tutsakl›klar, ne yasaklar, ne bask›lar kâr etmemifltir. Yorum, örgütlü devrimci sanatç›n›n yarat›c›l›¤› ve kararl›l›¤›n›n engel tan›mayaca¤›n› yazmaktad›r tarihe. GELK‹ fiAFAKLAR TUTUfiSUN: Eylül 1990. Türküleri dillerdedir Yorum’un. Önceki kasette yer alan Hakl›y›z Kazanaca¤›z marfl› iflçilerin bahar eylemlerinde alanlar› inletir. Bu albümde de, direniflçilerin destan› ve flafaklar› tutuflturacak halk›n zulme isyana ça¤r›s› ulafl›r kitlelere.


kolektif bir çal›flman›n belirleyici olmas›, Grup Yorum'un müzikal çizgisinin korunmas›nda, Yorum'un her türlü bask›ya ra¤men tarz›nda ›srarc› olmas›nda, do¤rular›n› savunabilmesinde etkendir. Sadece çizginin savunulmas› de¤il, bu çizginin bugün yüz binlerce kifli taraf›ndan seviliyor, dinleniyor ve sahipleniliyor olmas›, Yorum'la, ayn› y›llar içinde kurulan müzik gruplar›n›n teker teker da¤›lmas›na, daralmas›na ra¤men Yorum'un her geçen sene daha da büyümesi, onun örgütlü yan›ndan ayr›, ba¤›ms›z düflünülemez. Yorum'un bu baflar›y› yakalamas› bir tesadüf de¤ildir. Tek tek yapt›¤› flark›lar›n konular›ndan, bu konular›n ifade edilifl biçimlerine, kulland›¤› üsluba, dile, tüm çal›flmalar›nda yön veren bir do¤ru vard›r. Yorum'un örgütlü bir müzik grubu olmas›, onun halkla olan ba¤lar›n›, okullaflmas›n›, eleman ak›fllar›n›, bestelerini, 19 y›ld›r tüm tutuklamalara, gözalt›lara, konser yasaklar›na, kaset toplatmalar›na ra¤men varolan ›srar›n›, bir disiplin içinde sürdürmesini sa¤lam›flt›r.

Grup Yorum Bir Okuldur Yorum’un tart›fl›lan en önemli özelliklerinden birisi de, bunca bask›ya, yasa¤a ve birçok eleman›n›n bilinen nedenlerle ayr›lmas›na ra¤men, hala yürüyüflünü kararl›l›kla sürdürüyor oluflu, ne çizgisinde ne de temposunda bir de¤iflim olmamas›d›r. Bu sorunun ilk cevab› elbette örgütlü sanatç›l›k anlay›fl›d›r, halkla iç içe olmas›, oradan beslenmesi, kolektif bir çal›flmay› hayata geçiriyor olufludur. Buna ba¤l› olarak ikinci bir cevap ise, Grup Yorum’un kolektif çal›flma anlay›fl›n›n ayn› zamanda bir okul olmas› ifllevini de beraberinde getirmesidir. Denilebilir ki, “okul” olma ifllevi bugün kurumsallaflm›fl, onun çizgisini bütünleyen bir tarza dönüflmüfltür. Elemanlar›n› kendisi yetifltiriyor. Grubun tecrübelileri, yenilere tüm birikimlerini aktararak onlar› gelifltiriyor. Kolektivizm, yeni eski tüm grup üyelerini sar›p sarmal›yor, herkes bir alanda yetifliyor, yetkinlefliyor. Bu e¤itim anlay›fl› yaln›zca grup içiyle de s›n›rl› de¤il. Anadolu'daki müzik gruplar›yla gelifltirdi¤i iliflkilerde, gerekse de koroda yaflam buluyor. Grupta birikimlerini, tecrübelerini yeni gelenlerle paylaflmak, onlar› hem teknik, hem politik bir çal›flma program›na tabi tutmak, kolektif çal›flma içine dahil ederek üretimin içine katmak Yorum'un tarz›d›r. Birço¤u enstrümanlar›, enstrümanlar›n uyumunu, beste yapmay›, flark› düzenlemeyi, söz yazmay› hep bu süreçlerden geçerek, prati¤in içinde yaflayarak ö¤reniyorlar. Ö¤retmenli¤ini Grup Yorum elemanlar›n›n yapt›¤› Grup Yorum Korosu, bu konuda önemli bir örnektir. Her sene kay›tlar› yenilenen koro Grup Yorum'u dinleyen, müzikle ilgilenen gençlerden olufluyor. Koro dersleri içinde, müzik e¤itiminin yan›s›ra Grup Yo-

rum'un müzi¤e bak›fl›na kadar bir çok ders iflleniyor. Grup Yorum korosu da, y›llard›r Yorum'u besliyor. Beste piyasalar›n›n olufltu¤u (elbette sanatç›n›n eme¤ini küçümsememekle birlikte), deneylerin ve tecrübelerin aktar›m›n›n para ile hesapland›¤› günümüzde, Yorum’un hiçbir karfl›l›k beklemeden, bu birikimlerini Anadolu’nun dört bir yan›ndaki genç müzik gruplar›yla paylaflmas›, örne¤i görülmeyen bir fleydir. Gerek ‹stanbul'un çeflitli mahallelerinde, gerek üniversitelerde, gerek Anadolu'nun birçok ilinde, gerekse de yurtd›fl›nda Yorum'dan etkilenerek, Yorum flark›lar› söylemek için, Yorum gibi besteler yapmak için birçok müzik grubu kuruluyor. Yorum’un y›llard›r bu müzik gruplar›yla da iletiflimi var. Yorum do¤rudan ya da çeflitli iletiflim araçlar›n› kullanarak bu gruplar›n geliflimine, e¤itimine do¤rudan kat›l›rken, Ankara, ‹zmir, Adana, Antakya, Mersin, Diyarbak›r, Nevflehir ve Yunanistan baflta olmak üzere birçok yerde kurulu gruplar, Yorum için de bir eleman kayna¤› ifllevini görüyor. Yorum’lar tükenmiyor... - Sürecek -

Müzik S›n›fsald›r Say› 96

Yorum’un e¤itim sürecine ald›¤› gençlere ö¤retti¤i flu tarihsel gerçek, ayn› zamanda Yorum’un müzi¤ini ö¤renmenin de ilk ad›m›n› oluflturuyor onlar için: "‹nsanl›k tarihi boyunca müzik her zaman s›n›flara ayr›lm›flt›r. Köleci toplumda köle sahipleri ile kölelerin müzikleri ayr›d›r. Köle sahipleri; gücü, ihtiflam› öven müzikler yaparlar, en kaliteli müzik aletlerine sahiptirler, ancak köleler ilkel aletlerle özgürlük, isyan müzi¤i yaparlard›. Feodal toplumda da; soylular›n müzi¤i, köylülerin, kiliselerin, kentlilerin müzi¤i ayr› ayr› flekillenmifltir. Soylu ile köylü ayn› fleye sevinip, ayn› fleye üzülmezler. Kulland›klar› müzik aletleri farkl›d›r. Kapitalist toplumda da burjuvazi ile proletaryan›n yaflam koflullar› farkl› oldu¤u için müzikleri de ayr› olmufltur. Binlerce y›ll›k insanl›k tarihi gösteriyor ki sanat toplumsal geliflmelerden ayr› geliflmemifltir, bir s›n›fa ait olmufltur." Yorum da ezilen s›n›flar›n müzi¤ini, ezenlere karfl› isyana ça¤›ran, mücadeleye ça¤›ran bir anlay›flla ele al›yor. Ö¤rencilerine müzikal birikimlerinin yan›nda, sanatç›n›n as›l olmas› gereken yerde, halk›n içinde olmas› gerekti¤ini anlat›yor. Müzi¤in bir araç oldu¤unu ö¤retiyor, küçük-burjuva ayd›n›n›n “amaçlaflt›rd›¤›” sanat›, müzi¤i yeniden yerli yerine oturtuyor.

47 1 fiubat 2004


A yn› S afta

BAK’›n sempozyumu ve bir soru:

“Protestoculuk” kime hizmet eder?

Birleşen halk yenilmez!.. “Irak'taki direniflçilerin bir k›sm› fliddet eylemleriyle hareket ediyorlar. Ben fliddet içeren eylemleri onaylam›yorum. Evet direnifli çok önemsiyor ve insani buluyorum ama nas›l direndikleri de önemli... Çünkü baflka bir direnifl mümkün...” Bu sözler, geçti¤imiz günlerde ülkemizde BAK (Bar›fl ve Adalet Koalisyonu) taraf›ndan düzenlenen bir sempozyumda sarfedildi. Irak’taki direnifli “önemsiyormufl” (ne lütuf!); ama fliddet içeren eylemleri onaylam›yormufl... Peki “fliddet içeren eylemleri” ç›kar›nca, bugün Irak direnifli diye bir olgudan söz ediliyor olabilir miydi acaba? Direnifli çok “önemseyen” konuflmac›, bu soruyu önemsemiyor nedense. “Baflka bir direnifl mümkün” deyip o “baflka” fleyin ne ve nas›l oldu¤unu es geçiyor. Say› 96 48 1 fiubat 2004

sullu¤un ve devrimci dinamiklerin daha güçlü oldu¤u bir ülkede yap›lmas›, hem reformistlerin daha fazla teflhir olmas›n›, hem de alternatif aray›fllar›n›n daha güçlü bir biçimde ortaya ç›kmas›n› da beraberinde getirdi. Daha farkl› dinamiklerin ön plana ç›kmas›ndan ürken reformizm, DSF’nin bir sonraki toplant›s›n› yine inisiyatifi ellerinde tutabileceklerini hesaplad›klar› Porto Allegre’ye ald›lar. Ne Porto Allegre d›fl›nda yap›lmas› tek bafl›na devrimci bak›fl aç›s›n› hakim k›lar, ne de Porto Allegre’de yap›lmas›, kaç›n›lmaz tart›flmay› ve ayr›flmay› önleyebilir. Büyük ölçüde emperyalistlerden ald›klar› fonlarla üstlendikleri organizasyon sayesinde inisiyatifi flimdilik elinde tutan DSF önderli¤i, ne yaparsa yaps›n bu tart›flmay› ve halklar›n “küreselleflme karfl›tl›¤›n›n” radikalleflmesini önleyemeyecektir.

Ayn› ülkemizde F tiplerine karfl› mücadelede, içeride veya d›flar›da ölüm orucundan kendini fedaya, d›flar›da açl›k grevinden iflgallere kadar her eylem biçimine karfl› ç›k›p “baflka biçimde mücadele etmek gerekir” diyenler gibi; o baflka biçimlerin ne oldu¤una dair bugüne kadar tek bir örnek sunamad›klar› gibi...

Ama yine de DSF yöneticileri baflta olmak üzere, onlar›n çeflitli ülkelerdeki uzant›lar›, halklar›n fliddetinin meflrulu¤u ve hakl›l›¤›na karfl› aleni bir ideolojik sald›r›ya geçmifl durumdalar.

Ayn› “baflka bir dünya mümkün” deyip, o “baflka”n›n ne oldu¤unu bir türlü tarife yanaflmamalar› gibi.

Konuflmac›lar da tabii bu “amaca” uygun olarak belirlenmiflti. “fiiddet”i mahkum etmekte hemfikirdiler. Anti-militaristler, her türlü fliddet karfl›tlar› orada; ama devrimciler ça¤r›l› de¤il.

Bu literatürü siyasi çizgileri haline getirenler, “baflka”n›n ne oldu¤unu tarife yanaflm›yorlar, çünkü o baflka da kapitalizmden baflka bir fley de¤il. Biraz daha reforme edilmifl, sa¤›ndan solundan törpülenmifl, emperyalist tekeller birazc›k s›n›rland›r›lm›fl... O kadar. Sürekli olarak devrimci mücadele ve direnifl biçimlerine karfl› ç›karak sürekli olarak “baflka” biçimlerden söz etmek, günümüz reformizminin karakteristik bir özelli¤i haline geldi. “Baflka bir dünya mümkün” diye hayk›ran milyonlar›n içinde o baflkaya kapitalizmin d›fl›nda anlamlar yükleyenler de var. Ama reformizm için o sadece “düzen içili¤i” gizleyen bir k›l›f. “Baflka”n›n içinin nas›l doldurulaca¤›, bugün dünya çap›ndaki anti-emperyalist, anti-kapitalist veya anti-Amerikanc› muhalefet hareketi içindeki temel tart›flma konusudur.

BAK’›n Sempozyumu ve ‹kiyüzlülü¤ü Hat›rlanaca¤› gibi, 16-22 Ocak’ta Hindistan’›n Mumbai kentinde Dünya Sosyal Formu yap›lm›flt›. Formun Brezilya d›fl›nda ilk kez Hindistan gibi yok-

BAK taraf›ndan düzenlenen “Savaflfl›z Bir Dünya ‹çin Uluslararas› Buluflma” adl› sempozyum da bir yan›yla buna hizmet ediyordu.

BAK sözcüleri, sempozyumda utanmadan da¤›tmak için ellerinden geleni yapt›klar› Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’nun miras›n› da üstleniyorlar. Amerikan emperyalizmine karfl› mücadelenin bir kesimini temsil edenler, orada temsil edilmiyor. Ülkemizde Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› oluflmufl en genifl birlikteli¤i sabote edenler kendileri; ama BAK sözcüleri riyakarl›k içinde bol bol da birlik türküsü söylüyorlar. Yok en genifl birlikteliklerden yanalarm›fl da, yok okullarda, fabrikalarda da bu birli¤in yerel ayaklar›n› örgütlemek laz›mm›fl da... Diyelim ki, yabanc› konuklar›n›z› kand›rd›n›z, peki bu ülkenin devrimcilerini, demokratlar›n›, anti-emperyalistlerini nas›l kand›racaks›n›z? Bunlar›n gerçekleflmesini önlemek için Koordinasyon’da baflvurmad›¤›n›z yöntem kalmad›¤›n› nas›l unutturacaks›n›z?

“Protestoculuk”, “Bar›flç›l›k” oyunu ve düzen içi hesaplar Tüm Avrupac› reformistlerin kayg›s›yla BAK’›n kayg›s› ayn›d›r: Anti-emperyalist mücadelenin radi-


kalleflmesinin önüne nas›l geçeriz? Halklar›n öfkesini nas›l kontrol alt›nda tutar, düzen içi güç olmam›z için nas›l kullan›r›z? Önerdikleri ortada: Asla direnmeyin, karfl› koymay›n, sadece protesto edin... Böyle mi emperyalist sald›rganl›¤›n önüne ç›k›lacak? “Baflka bir dünya”, sadece protestolarla m› kurulacak?.. Dünya tarihini, toplumlar›n geliflimini az çok bilen herhangi biri, “protesto”larla bunlar›n mümkün olamayaca¤›n› bilir. BAK’c› reformistler de biliyor. Ama zaten onlar›n emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k gibi bir hedefleri yok. Ülkelerindeki faflist iktidarlar› y›kmak gibi bir hedefleri yok. Onlar, en fazla mesela Türkiye’den bir Lula (hani flu Brezilya’da devlet baflkanl›¤›na seçilen “solcu” Lula) ç›karmak istiyorlar. Lula’y› ç›karmak için de, halk›n fliddetinin, silahl› mücadelenin, devrimci örgütlenmelerin tümüyle etkisizlefltirilmesini istiyorlar. Böyle oldu¤u için de, sempozyum da, bütün politikalar, konuflmalar radikal, devrimci güçleri nas›l tasfiye ederiz etraf›nda flekilleniyor. fiimdilerde emekçi halka verdi¤i sözleri unutan, zengin çiftliklere el koyan topraks›zlara operasyona haz›rlanan Lula hayranl›¤› da ayn› mant›ktan besleniyor. ÖDP reformizmi, Lulac›l›¤›n Türkiye temsilcisidir. Yine sempozyumda bir konuflmac› diyor ki, “Bush bizi taraf olmaya davet ediyor. Biz bunu kabul etmedik. Biz dünyay› böyle düflmanl›klarla alg›lamay› reddediyoruz dedik.” Evet bu da bir teori; ne lüzum var düflmanl›klara? Emperyalizm dünyay› kas›p kavursun, yak›p y›ks›n, milyarlar› aç b›raks›n, ama biz yine de “düflmanl›k” beslemeyelim onlara, meydanlara ç›k›p düdük çal›p protesto etmekle yetinelim. Kapitalist toplum birbirine düflman iki s›n›ftan olufluyormufl, bofl verelim, yok sayal›m s›n›fsall›klar›, dünyay› düflmanl›kla de¤il, “sevgiyle” alg›layal›m... Gerisi flöyle: “Sev kardeflim, elini ver bana gül kardeflim...” Ne kadar siyasallaflt›r›lm›fl biçimde ifade edilirse edilsin, bu düflüncenin var›p varaca¤› yer budur. Bu düflüncelerin emperyalizme hizmet etmesinin nedeni de budur. DSF yöneticileri, BAK, ÖDP gibileri, halklar›, protestolarla, tekellerin, emperyalist devletlerin daha “insani” olmaya zorlanabilece¤ini, örgütlenmifl egemen s›n›flara karfl› örgütsüz, savafls›z “dünyan›n de¤ifltirilebilece¤ini” vaadeden bofl bir hayal peflinde sürüklemeye çal›fl›yorlar. Halklar› yan›ltarak, aldatarak emperyalist dünya düzenine güç veriyorlar. Bu düzen içi, bireyci, hiçbir inanç ve düflünce için bedel ödemeyi göze alamayan, “savafls›z bir dünya” derken “savafls›z ve sömürüsüz bir dünya” demeye bile korkan, egemenlerin ilk fliddet gösterisinde sinip köflesine çekilen anlay›fl, halklara hiçbir fley veremez.

kahramanlar ölmez 31 Ocak-6 fiubat fiehitlerimiz Mehmet MARAfi 1 fiubat 1979 Kastamonu Küre do¤umluydu. ‹nebolu’da DEVGENÇ saflar›nda anti-faflist mücadeleye kat›ld›. ‹nebolu Halkevi’ne faflistlerin att›¤› bomban›n patlamas› sonucu flehit oldu. Musa ÖZNUR 1 fiubat 1980 DEV-GENÇ’in önder militanlar›ndand›. Faflistlerin sald›r› planlar›n› bozmak için düzenlenen bir eylemde elindeki bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü. ‹smail KANDEM‹R 1 fiubat 1994 ESKAD ve Eskiflehir ÖZGÜR-DER kurucusu olan ‹smail Kandemir’i, çal›flmak için gitti¤i Yalova’dan Eskiflehir’e dönerken geçirdi¤i bir trafik kazas›nda kaybettik. Ali AYGÜL 6 fiubat 1992 1968 y›l›nda Amasya Gümüflhac›köy’de do¤du. Üniversite s›ralar›nda devrim ve sosyalizm için örgütleyen, mücadele eden bir devrimciydi. ‹stanbul Üniversitesi Difl Hekimli¤i Fakültesi’nin 3. s›n›f›ndan ayr›larak profesyonel iliflkiler içinde yer ald›. Adana’da devrimci bir eylemi gerçeklefltirirken çat›flmada flehit düfltü. Ali K›l›ç 6 fiubat 2002 12 Eylül öncesi mücadeleye kat›ld›. Y›llarca cunta hapishanelerinde kald›. Saf› hep direnenlerin yan› oldu. Gitti¤i Almanya’da Devrimci Hareket içinde mücadelesini sürdürdü. Yakaland›¤› ölümcül hastal›k sonucu aram›zdan ayr›ld›.

Fikret KARA fiubat 1978 Devrim mücadelesinin içinde bir emekçiydi. ‹stanbul fiehremini’de çal›flt›¤› inflaatta sivil faflistler taraf›ndan katledildi.

Ça¤lar COfiKUNER Ercüment AKSOY fiubat 1978 Devrimci hareketin önderli¤inde mücadele eden devrimcilerdi. Ankara’ya giderken geçirdikleri bir trafik kazas› sonucu aram›zdan ayr›ld›lar.


köyün !Delisi

Yalandan kim ölmüfl!..

Ahmet Cihan, 12 Eylül’de 5 y›l hapishanede kald›, 14 y›l sonra beraat etti. Hakl› olarak tazminat davas› açt›. Mahkeme çekti¤i ac›n›n bedelinin 818 milyon oldu¤una hükmetti.

ucuz hapislik

Komik de¤il mi? Siz öyle san›n. Adalet her zaman komi¤in de komi¤ini yarat›r. Cihan da komik bulup tazminat› temyize gitti. Temyizde rakam 599 bin liraya indirildi. Ama durun bitmedi. fiimdi de hazine, 599 bin liral›k tazminat› fahifl buluyor.

Oligarfli içi iktidar kavgas›nda “vatana ihanet” tart›flmas›n› gündeme getiren Org. Hurflit Tolon, “Analar iyi evlatlar yetifltirin”! buyurmufllar. (26 Ocak Hürriyet) Sonra siz de onlar› kendi halk›na karfl› düflman yap›n, Amerikan askeri yap›n. Daha olmad›, F tiplerine at›n. Emperyalizmin hücrelerine, zulmünüze karfl› bedenini tutuflturup “Ba¤›ms›z Türkiye” slogan› ile, F›rat gibi namlular›n›z›n üzerine yürüdü¤ünde de kurflunlay›n!

katilin vatanseveri olmaz

Say› 96 50 1 fiubat 2004

Ç‹ZG‹YLE

“Adam” yalana öyle al›flm›fl, halka yalan söyleyip oy toplamakta öyle mahirleflmifl ki, Türkiye Cumhuriyeti devleti ad›na konuflurken de huyundan vazgeçemiyor. 26 Ocak tarihli gazetelerde büyük puntolarla sat›fla sunulan bir habere göre; Tayyip Erdo¤an’›n, ‹srail ile Suriye (ve genelde Ortado¤u sorununda) arabulucu¤umuz ‹srail taraf›ndan kabul edilmiflti. Ancak haberi ‹srailliler de okudu do¤al olarak ve hayrete düfltükleri, k›zd›klar›, böyle bir fley olmad›¤› da bas›na yans›d›. Riyakar ‹slamc› hava atacak, ne büyük ifller baflard›¤›n› yutturacak, dizginsizce at›yor. Keflke tüm dünya Tayyip’in tarikat›n›n müridi olsa, o zaman inand›rmak kolay olacak ama...


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb096 by sol yayin - Issuu