Skip to main content

AdaletWeb091

Page 1

Irak Direnifli Sürecek!

Adalet

Halk için

Ekmek ve

Haftal›k Dergi / Say›: 2 / Tarih: 21 Aral›k 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

Katliam›n

3. y›ldönümünde

direnifl sürüyor

Katlettiler Türkiye devrimci hareketi, daha da büyüyen bir fedakarl›k, cüret ve kararl›l›kla ba¤›ms›zl›k demokrasi sosyalizm mücadelesini sürdürüyor

ABD’nin Saddam’› yakalamas›na sevinenler ve onaylayanlar, iflgali meflru görenlerdir!

❍ Amerika, ne Saddam’› ne herhangi bir Irakl›’y› yarg›layamaz! Yarg›lanmas› gereken Amerikan iflgalcileridir!

❍ Amerika meflru bir güç de¤il, iflgalcidir! Halk ‹çin Ekmek ve

Adalet

Yenemediler ✔

Irak Halk›n›n ‹flgale Karfl› Direnifli Sürecek! Hiçbir darbe, psikolojik savafl›n hiçbir yöntemi, Irak direniflini sona erdiremez! Çünkü direniflin nesnel temeli, Amerikan iflgalidir!


✹R ÇA⁄ DUYU

I U

19-22 Aral›k Uluslararas› Tecrite Karfl› Mücadele Günleri

“Tecrite ve Sansüre Son” Kampanyas› Sürüyor... 19 Aral›k 2000 Hapishaneler katliam›, yaln›z tutsaklara karfl› gerçeklefltirilmifl bir katliam de¤il, tüm halka karfl› tehdit ve gözda¤›d›r. Tecrit edilmek istenen, tüm halk, tüm demokratik kitle örgütleri, tüm muhalif güçlerdir.

Katliam› unutmayal›m! Tecrite karfl› ç›kal›m!

19-22 Aral›k katliam›n› ve F tipi hapishanelerde halen sürdürülmekte olan tecriti ve sansürü protesto etmek için, 19 Aral›k’tan itibaren Anadolu’nun birçok kentinde paneller, gösteriler, anmalar düzenlenecek. Tüm Halk›m›z› “Tecrite ve Sansüre Son” Kampanyas› çerçevesinde yap›lacak eylemlere kat›lmaya; Tüm devrimcileri, demokratlar›, zulme karfl› olan her kesimi; bulunduklar› alanlarda 19 Aral›k’›n y›ldönümünde katliama, tecrite ve sansüre karfl› eylemler, etkinlikler düzenlemeye ça¤›r›yoruz. ➧ 21 Aral›k Pazar; ‹stanbul Cebeci Mezarl›¤›’nda anma. Yine bu günler boyunca Anadolu’nun dört bir yan›ndaki 19-22 Aral›k flehitleri an›lacak. ➧ Ayr›ca TAYAD’l› Aileler taraf›ndan 19 Aral›k’›n y›ldönümü için afifller, özel say›lar ve 19 Aral›k Bülteni bast›r›lm›flt›r; Derneklerinize, sendikalar›n›za, odalar›n›za, okullar›n›za asmak için afifl ve özel say›lar›, TAYAD’l›lardan temin edebilirsiniz.

ULUSLARARASI TECR‹TLE MÜCADELE PLATFORMU, tecrite karfl› etkinlikleri kapsam›nda uluslararas› düzeyde hapishanelerdeki tutsaklar›n kat›ld›¤› bir ULUSLARARASI AÇLIK GREV‹ organize ediyor. ULUSLARARASI TECR‹TLE MÜCADELE PLATFORMU’nun ça¤r›s› flöyle:

“19-22 Aral›k katliam›n› protesto etmek ve uluslararas› tecritle mücadele sempozyumunu selamlamak için düzenin adaletsizlik ve sömürüsüne karfl› mücadelede tutsak düflen tüm siyasi tutsaklar›, savafl tutsaklar›n›, sosyal tutsaklar›19-22 Aral›k günlerinde Açl›k Grevi eylemine kat›lmaya ça¤›r›yoruz.”

Bu bir bayrak koflusunun öyküsüdür; ‹smet’ten Ga– zi’ye... Gazi’den Özlem’e... Özlem’den Özlemlere...

GAZ‹ ARICI Gazi Ar›c›, bir kurtulufl savaflç›s›yd›, da¤larda gerillayd›. 20 Ekim 2003’te Çorum k›rsal alan›nda yoldafl› Selhan Top’la birlikte flehit düfltü. Afla¤›daki anlat›m, onun devrimci yaflam›n›n belli dönemlerine tan›k olan bir yoldafl›n›n anlat›m›d›r.

... Seni ilk gördü¤ümde henüz 16-17 yafllar›ndayd›n... Ulucanlar Hapishanesi'nin görüfl günüydü, birlikte ziyaret saatinin gelmesini bekliyorduk. Lise son s›n›fta oldu¤undan, ailenden, köyden, futbol oynad›¤›ndan bahsettik. Sürekli yan›ndaki arkadafl›na tak›l›yor, flakalar yap›yordun. Ne kadar küçük ve ne kadar heyecanl› dedim içimden; yüre¤inin ne kadar büyük oldu¤unu bilmeden... Yaklafl›k 1-2 ay sonra, yine bir görüfl günüydü seni gördü¤ümde. Ama sen bu defa d›flar›da yan›mda de¤il, ziyaretine geldi¤im özgür tutsaklar›n aras›ndayd›n. ‹smet'e sordum seni, görmek istedim ça¤›rd›lar. Gözlerinin içi gülüyordu, çok rahatt›n yine flakalar espriler yap›yordun... "Okulun ne olur ki?" dedim, "ben okulday›m -‹smet'i gösterdin- iflte ö¤retmenim" dedin. Kafam› sallad›m. Gözlerim dolmufltu. Ne kadar küçük demifltim ya senin için, iflte o gün ne kadar büyük bir yüre¤in oldu¤unu ve ne kadar büyük bir karar verdi¤ini anlam›flt›m. Büyük bir karar diyorum, çünkü sen devrimcili¤e karar vermifltin, sen kavgaya, sevdaya karar vermifltin ve ö¤retmenini seçmifltin... Ve seni en son 3-4 y›l önce Çorum'da bir festivalde gördüm. Bir kitap stand›ndayd›n, uzun zamand›r görmemifltim seni, sevincim bugün bile tarifsizdir. Yine gülüyordun, oraya buraya kofluflturup duruyordun. Yan›ndaki arkadafllarla tan›flt›rd›n. BiHalk ‹çin Ekmek ve

Adalet

Dört Dilde Zehra ve Canan Frans›zca, Almanca ve Rusça’s›n›n çeviri ve bask› haz›rl›klar› sürmektedir.

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Alp YARBAfi Adresi: Tiryaki Hasan Pafla Sok. No: 60 1/5 FAT‹H / ‹STANBUL ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama

Türkçe... ‹ngilizce... Yunanca... Bulgarca... ÇIKTI!

Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

risi dikkatimi çekmiflti. Sessiz kara gözlü bir k›z. Seni dikkatle dinliyor ve gözünün içine bak›yordu. T›pk› senin ‹smet'e bakt›¤›n gibi. Özlem'di o. Özlem Durakcan. Art›k ö¤retmenlik s›ras› sendeydi demek... O gün uzun uzun bakt›m ard›ndan, seni son görüflüm oldu¤unu ve y›llar sonra ölümsüzlük haberinin oralardan gelece¤ini bilmeden... fiimdi sen kolkolas›n ‹smet'le, Özlem'le ve sevdan›z büyüyor...

SELHAN’a Hey gidi Selhan hey, Demek sen de ç›kt›n da¤lara, Sen de halk›n için kurflun s›kt›n zalime ‹hanetin bini bir para ederken, Onlara as›l devrimcili¤i ö¤rettin. De¤mez hiçbir fleye diyenlere, Bir lokmaya onurunu satanlara, Y›lg›nlara, icazetçilere, Düflmandan af dileyenlere, En güzel cevab› verdin. Söz veriyoruz sana Selhan Sözümüz söz Bize b›rakt›¤›n bu de¤erleri sonuna kadar Sonsuza kadar, sonuncumuza kadar Yaflataca¤›z!


Halk ‹çin Ekmek ve Adalet Say› 2

‹çindekiler

Yenemediler! Yenemezler De! 3... 5... 9... 10... 12... 14...

16... 17...

19... 20... 22... 24... 25... 26... 29... 31... 32...

33... 36...

37... 38... 40... 43...

45... 46... 48... 49... 50...

Yenemediler! Yenemezler de! Zafer direnenlerindir! Saddam esir düfltü Irak direnifli sürecek ABD de¤il Saddam’› hiçbir Irakl›’y› yarg›layamaz Emperyalizmin psikolojik savafl› Sansür ve tecrit parçalanana kadar... Gençli¤in örgütlenme örgürlü¤ünü, demokratik eylem... Bütün yarg›lamalar durdurulmal› Devrimci Sol Ana Davas› san›klar›ndan Hayriye Gündüz Vahflet ve direnifl ‹nanc›m›z daha güçlü iddiam›z daha büyük! fiovenist histeri: “Nereden ç›kt› güneydo¤u” Ba¤›ms›z, demokratik, birleflik K›br›s Amerikan Ford’un hükümeti AKP 19-22 Aral›k kahramanlar› Emperyalizmin ve oligarflinin ‘gözleri’ Milli kumar Kapitalistler ve iflbirlikçi Türk-‹fl asgari ücreti tart›fl›yor Kullan›lma tarihi- 4. bölüm 19 Aral›k Katliam›n› Unutmayaca¤›z, F Tipi Tecrite Boyun E¤meyece¤iz Bir polis araflt›rmas› ve “Münferit” bir olay daha Memurlar 10-11 Aral›k eylemlerini de¤erlendiriyor Sendikal mücadele ve Türkiye’de sendikac›l›k Psikolojik savafl, emperyalist propaganda, solun düflüncelerini Sosyalistlere operasyon faflistlerle diyalog! Suriye nas›l sömürgelefltirilecek? Marafl’tan 19 Aral›k’a dökülen kan bizim Köyün delisi Kahramanlar ölmez

Zafer Direnenlerindir! Üç y›l geçti 19 Aral›k’›n üstünden. Katliamc›lar “neler yapabileceklerini” bir kez daha gösterdiler herkese. Bu ülkenin devrimcileri, demokratlar› büyük bir s›navdan geçti. Gerçekten tarihimizde efli görülmemifl büyüklükte bir sald›r›yd›. Sald›r›n›n büyüklü¤ü, sadece üç gün (19-22 Aral›k 2000 günleri) boyunca hapishanelerde sergilenen oligarflinin vahfletinin s›n›rs›zl›¤› nedeniyle de¤ildi. Sald›r› o vahfletin de ötesinde kapsaml›, zamana yay›lm›fl, imhay›, kuflatmay› ve tecriti ayn› anda yürürlü¤e koymufl, bütün halk kesimlerini hedefleyen bir muhtevaya sahipti. Alt›nda dimdik durmay› baflard›¤›m›z sald›r›n›n büyüklü¤ü, direniflin büyüklü¤ünün de göstergesidir. Biz iflte bu s›navdan aln›m›z ak ç›kt›k. Emperyalistlerin ve oligarflinin as›l meselesi, bizi devrimi ve sosyalizmi savunmaktan vazgeçirmekti; vazgeçmedik, vazgeçiremediler, zafer bunun için bizimdir. Evet, büyük bedel ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Yaln›z b›rak›ld›k, sansürle bo¤ulmak istendik, say›s›z yeni eylem biçimleriyle, örgütlenme biçimleriyle, ola¤anüstü seferberlikle, eflsiz fedakarl›k ve cüretkarl›k örnekleriyle zulmü püskürttük. 19 Aral›k’›n üstünden üç y›l geçtikten sonra “Türkiye devrimci hareketi, daha da büyüyen bir fedakarl›k, cüret ve kararl›l›kla ba¤›ms›zl›k demokrasi sosyalizm mücadelesini sürdürüyor” deyiflimizin somut karfl›l›¤› vard›r bu üç y›lda. Zafer, hiç “ölmeyenlerin” de¤il, ölen ama yenilmeyenlerindir. Kutsal olan tek fley, halklar›n kurtulufl kavgas›d›r; ba¤›ms›zl›k, demokrasi sosyalizm idealleridir. Biz bu idealle dövüfltük, dövüflmeye devam ediyoruz. Devrimci hareketin saflar›ndaki inanm›fll›¤›n, fedekarl›¤›n ne kadar büyük oldu¤una tan›k oldu herkes bu süreçte. Kadrolar›yla, taraftarlar›yla, halk iliflkileriyle, reformizmin akl›ndan bile geçiremeyece¤i fliddette bir mücadele yürütüldü. Böyle kapsaml› bir sald›r› alt›nda yokolmamay› baflarmak, böyle bir kuflatma alt›nda direnifli sürdürmek, hayat›n di¤er alanlar›ndaki örgütlenmeyi ve mücadeleyi sürdürmek, dünyan›n neresinde olursa olsun, her örgütü çeliklefltirir. Oligarflinin nihai anlamdaki güçsüzlü¤ü ve halk›n gücü, herkesin görebilece¤i kadar aç›k hale gelir. Evet, 19-22 Aral›k’›n hemen ertesindeki “sonuç” da, bugünkü durum da halk›n gücüne, devrimin gücüne inanmayanlar için, oligarflinin gücünü mutlaklaflt›ranlar için flafl›rt›c› olmufltur. fiaflk›nl›k 19 Aral›k’ta bafllam›flt›r. Oligarfli de, sol da, tutsaklar›n sadece bedenleriyle öyle büyük bir direnifli gerçeklefltirebilece¤ine inanm›yordu. Oligarflinin son otuz y›ldaki en büyük ikinci askeri harekat› karfl›s›nda dört duvar aras›ndakiler direnemeyecek, zulmün devasa gücü karfl›s›nda direnifl de k›r›lacakt›. Oligarfli sansürün koyu karanl›¤›nda bunun propagandas›n› yapt›. Sanki direnifl k›r›lm›flt›, ölüm orucu yoktu. Ayn› günlerde, TKP’den PKK’ya, ÖDP’ye kadar bir çok sol çevrede, “devrimci hareketin bu operasyonla tasfiye edildi¤i... devrimci demokrasinin bitti¤i, art›k kendini toparlayamayaca¤›” ilan edildi. Bedenini tutuflturan tutsa¤›n direnme gücünü görememifllerdi. Görselerdi, oligarflinin propagandalar› alt›nda böylesine


basit, ucuz, kolayc› hükümlere varmazlard›. Fakat görememelerinin yan›s›ra, asl›nda onlar da “olan›” de¤il, “olmas›n› istediklerini” yaz›yorlard›. Devrimci hareketin tasfiyesini istedikleri aç›kt›. Amerika’yla, Avrupa Birli¤i’yle uzlaflma “çözüm”lerinin hayat bulmas› için, oligarflinin çizdi¤i s›n›rlar içinde “komünistlik” oyununu sürdürebilmek için devrimciler tasfiye edilmeliydi. Olanla, olmas›n› istediklerini birbirine kar›flt›rd›klar› noktada, oligarfli gibi bir kez daha tarihsel olarak yan›ld›lar. Zafer, sand›klar› gibi, oligarflinin de¤ildi. Geçen üç y›l, gün gün, saniye saniye içeride ve d›flar›da örülen direnifl, her alanda savunulmaya devam edilen devrim, hala kabul etmek istemeseler de herkese bu gerçe¤i göstermifltir. Ülkemizde bu süreç yaflan›rken, dünya çap›nda da paralel geliflmeler yafland›. Amerikan emperyalizmi, adeta domino oynar gibi ülkeleri birbiri ard›na dizip iflgal edecek, falan ülkeyi on günde, ötekini yirmi günde halledip imparatorlu¤unu ilan edecekti. Burjuva bas›ndaki senaryolar böyleydi. Bu senaryolar da halklar›n direnifl gücüne çarpt›. Halklar›n gücüne inanmay›p emperyalizmi kadr-i mutlak görenler, bir kez daha yan›ld›lar. ‹ddialar›n tersine, emperyalizmin kolay zaferlerini de¤il, en güçlü emperyalist askeri mekanizmalar›n bile, direnen bir halk› Halklar›n gücüne teslim alamayaca¤›n› gördü dünya. Bugün dünyada emperyalizinanmay›p emperya- me karfl› direnen herkes bizimlelizmi kadr-i mutlak dir, emperyalizme karfl› direnengörenler, bir kez daha lerle birlikte yürüyoruz. Bundan dolay› inanc›m›z daha güçlü, idyan›ld›lar. diam›z daha büyük.

Emperyalistlerin ve oligarflinin as›l meselesi, bizi devrimi ve sosyalizmi savunmaktan vazgeçirmekti; vazgeçmedik, vazgeçiremediler, zafer bunun için bizimdir. emperyalizme karfl› direnen herkes bizimledir, emperyalizme karfl› direnenlerle birlikte yürüyoruz. Bundan dolay› inanc›m›z daha güçlü, iddiam›z daha büyüktür.

Bu yürüyüfl ayn› zamanda örgüt düflmanl›¤›na, iktidar› istemeyenlere, sivil toplumculu¤a karfl› bir yürüyüfltür. Bizi yenemeyenler, sadece iktidarlar de¤il, ayn› zamanda bu kesimler de yenememifltir. Bireycili¤in, sivil toplumculu¤un, anti-örgütçülü¤ün, her türlü sapman›n önünde barikat olmufltur direnifl. Türkiye’de devrimcili¤in nas›l yap›labilece¤ini herkese göstererek, bu direniflin d›fl›nda olanlar›n devrimcili¤ini, solculu¤unu sorgulatm›fl, reformizmin maskesini belli ölçülerde düflürmüfltür. Reformizm bugün art›k “devrimden, sosyalizmden” sözederken, maskesinin düflmüfl olmas› nedeniyle daha ürkektir, olmas› gerekti¤i gibi, daha az baflvurmaktad›r bu riyakarl›klara.

Maskesi düflenler sadece onlar da de¤ildir. Demokrasiyi, insan haklar›n›, “AB’ye Uyum” ad› alt›nda demokratikleflmeyi savunduklar›n› söyleyen AB’cilerin maskesi düflmüfltür. Demokratl›k ad›na “her türlü fliddete karfl›” olduklar›n› iddia edenlerin, devrimcilere karfl› fliddet kullan›lmas›n› onaylayan yüzleri de a盤a ç›km›flt›r. “Amerika’n›n, AB’nin demokrasi insan haklar› getirdi¤ini” söyleyecek kadar soldan uzaklafl›p yine de “sol”culuk iddias›nda olanlar›n maskesi ise, iflgaller ve direnifllerle düflmüfltür. K›sacas›, F tiplerinde direnenler, Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’da direnenler, Kolombiya’da, Nepal’de gerilla savafl›n› sürdürenler, maskeleri a盤a ç›kar›yor. 1990’l› y›llar›n “yeni dünya düzeni, tek kutupluluk, demokrasinin egemenli¤i” söylemleriyle bulan›klaflt›r›lan tablo, bugün daha nettir. Emperyalizm ve halklar saflaflmas› netlefltikçe, halktan yana olanlarla, halk›n karfl›s›nda olanlar da netlefliyor. F tipi hapishanelerle sürdürülen politika, halka düflmanl›k politikas›n›n en karakteristik göstergelerinden biridir. Kim bu tecrit statüsünü, hangi gerekçeyle savunursa savunsun, halk düflman› saflarda yer almaktad›r. Avrupa Birli¤i ve bu politikay› savunan Avrupa Birlikçilerinin yeri, bu saflaflmada nettir. F tiplerinin Avrupa Birli¤i taraf›ndan sahiplenildi¤inin netleflmesiyle birlikte kendine sol, demokrat, hatta sosyalist diyen baz› partiler, DKÖ’ler, F tiplerini ve tecriti gündemlerine almaktan tümüyle vazgeçmifllerdir. Faflizmin zulmüne karfl› ç›kmayarak, AB’de somutlanan burjuva ideolojisinin flemsiyesi alt›na girerek sol olunamaz. Olundu¤unu söyleyenler riyakard›r. Politikalar›, kültürleri burjuva ideolojisi taraf›ndan belirlenenler, emperyalizme ve oligarfliye karfl› direnemez, alternatif üretemezler. Kendilerine ait bir ideolojileri yokken nas›l üretecekler? Devrimci tutsaklar, üç y›ld›r süren bu sald›r› karfl›s›nda ideolojilerinin kararl› savunucusu, cüreti, kendini feday›, vatanseverlik ve sosyalizm inanc›n› en üst düzeyde temsil ederek, tüm dünya halklar›na örnek olacak bir direnifl yaratt›lar. Direniflteki kahramanl›k aç›kt›r; faflizmin zulmü karfl›s›nda direnifl gelene¤i temsil ediyoruz. Ama sadece bu kadar de¤il. Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›¤›n, kapitalizme karfl› sosyalizmin temsilcisiyiz. Direniflçilerimizin al›n bantlar›ndaki k›z›ll›k bunun simgesidir. 19-22 Aral›k’taki ve F tiplerine karfl› sürdürülen direnifl, devrim tarihimiz aç›s›ndan kesintisiz direnifl ve savafl çizgimiz üzerindeki halkalardan biridir. Türkiye devrimci hareketi, 33 y›ll›k direnme gelene¤iyle direnmeye, 33 y›l›n birikimiyle ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm yolunda yürümeye devam ediyor.


Saddam Esir Düfltü Irak Direnifli Sürecek ➧ Direnifli Saddam’›n kiflisel varl›¤›na ba¤➧

layanlar, iflgali yok saymak isteyenlerdir. Sevinç 盤l›klar› atanlar, askerinin bafl›na

➧

çuval geçirilen, ulusal onurdan, ba¤›ms›zl›ktan anlamayanlard›r. ‹flgalciler ne Saddam’› ne de herhangi bir

➧

vatansever Irakl›’y› yarg›layamazlar. Yarg›lanmas› gereken iflgalci güçlerdir. ‹flgalcilerin “zafer” naralar›n›n sesi, halk-

➧

lar›n direnifl gücü karfl›s›nda bo¤ulup gidecektir. Kazanan Irak halk› olacak, iflgalciler yenilecek. Emperyalizmin yeni-sömürgesi Türkiye halk›n›n yeri, direniflin yan›d›r. ‹flgale direnen Irak halk›n› selaml›yoruz. Amerikan iflgal güçlerinin, 14 Aral›k günü, büyük bir sevinç ve medya flovu eflli¤inde düzenledikleri toplant›yla, Irak lideri Saddam Hüseyin’in 13 Aral›k günü esir al›nd›¤› aç›kland›. Bu aç›klama yap›lmadan önce, iflgalin iflbirlikçileri, sahte zaferden kendilerine pay kapmak için adeta yar›flt›lar. Önce Kürt milliyetçi afliret lideri Celal Talabani bas›na haberi verdi. Sonra ‹ngiltere Baflbakan› Tony Blair aç›klama yapt›. Halklar›n topraklar›n› iflgalde, katliamlarda “müttefik” de olsalar, ç›kar çat›flmalar›n›n bitmesi elbette düflünülemezdi. ‹flgalciler ve emperyalist medya (elbette onlar›n ülkemizdeki iflbirlikçileri), haberi “bir devrin sonu” diye duyurdular ve sevinç naralar› att›lar. Saddam’a hakaret eden, sokak dilinin g›rla gitti¤i, kraldan daha kralc› Amerikanc›lar›n zil tak›p oynad›¤› haber ve yorumlar yap›ld›. Peki bundan sonra ne olacak? ‹flgalcinin dahi kabul etti¤i bir gerçek flu ki; D‹REN‹fi SÜRECEK. Bush'un Ulusal Güvenlik Danıflmanı Condoleezza Rice’›n, “Irak'ta fliddetin sürece¤ine inanıyoruz” aç›klamas› bunun bir örne¤i. Ama onlar as›l olarak, giderek direniflin k›r›laca¤› gibi bir propaganday› yaymak istiyorlar. Böylece

dünya halklar›n›n gözünü kula¤›n› dikti¤i Irak’tan ilgiyi uzaklaflt›rmak, direnifli “bir tak›m terör eylemlerine, yabanc› Araplar’›n terörist faaliyetlerine” indirgemek ve daha rahat katliamlar yapmak istiyorlar.

Direnifl Sürecek; Çünkü ‹flgal Sürüyor Tart›fl›lan ve direniflin gelece¤ine iliflkin de¤erlendirmelere temel yap›lmak istenen sorulardan biri, “Saddam’ın direniflin lideri olup olmad›¤› sorusu”. Böyle olursa, direniflin bitece¤i sonucunu hemen üzerine yap›flt›racaklar. 9 ayd›r süren ve tüm dünyan›n ezilen halklar›n umut odaklar›ndan biri haline gelen bir direnifl var Irak’ta. Saddam’›n direniflin fluras›nda ya da buras›nda olmas›, bu aflamadan sonra tâli bir tart›flmad›r. Direnifl ulusal bir kurtulufl savafl›na dönüflmüfltür. As›l önemlisi direniflin temelini oluflturan, iflgalin varl›¤›d›r. Liderler esir de al›nabilir, ölebilir de. Ama halklar yeni liderler, yeni direnifl örgütleri yarat›r. ‹flgal somutlu¤u bunu zorunlu k›lar. Yeter ki, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük atefli sönmesin. Irak’ta bu atefl, 9 ay öncesinden çok daha gür yan›yor. ‹flgalciler kendileri direniflin güçlendi¤i ve en önemlisi “halkta direniflin kazanaca¤›na iliflkin düflüncelerin geliflti¤i” de¤erlendirmelerinin mürekkebi kurumad›. Halklar, iflgali kabullenmeyecektir.

“Zafer” Ç›¤l›klar› 9 Nisan’da Da At›lm›flt› Biraz daha gerilere gidelim. Ba¤dat’a iflgalci tanklar›n›n girdi¤i, Saddam heykelinin medya flovuyla y›k›ld›¤› gün, yani 9 Nisan’da da bugünkü sevinç 盤l›klar› at›lm›flt›. O gün ve bugün “zafer” 盤l›klar› atanlar ayn›d›r. O gün, “biten bir fley yok” demifltik. Aradan geçen 9 ay bu gerçe¤i kan›tlad›, herkese kabul ettirdi. Ve Amerikanc›lar dut yemifl bülbüle döndüler. Bugün de bu gerçek geçerlili¤ini koruyor.

Say› 2 5 21 Aral›k 2003


Çuval› Unutanlar›n Onursuzlu¤u “Saraydan Çukura”, “Direnmeyi ya da intihar etmeyi denemedi”, “Heykeli daha çok direndi”, “Kuzu kuzu teslim oldu”, “Bülbül gibi konufluyor”... Amerikanc›lar manfletlerine tafl›yorlar bu ifadeleri. Direniflin gücü karfl›s›nda 9 ayd›r öylesine ezilmifller ki, f›rsat› bulduk diyerek bö¤ürüyorlar, kin kusuyor, direnifle lanet okuyorlar. Küçümsemede, afla¤›lamada birbiriyle yar›fl halindeler. ‹ktidar› da ayn› uflak ruhla kutlama mesajlar› yay›nl›yor, ‘tüm diktatörler korkakt›r’ gibi sosyo-

lojik tahliller yap›yor Tayyip. Saddam “fare deli¤i gibi bir yerde yakaland›” diyenler iflgalciye teslim olmamak için bir saat o koflullarda yaflayamayacak olan uflaklard›r. B›rak›n direnifli seçip teslim olmamay›, an›nda iflgalciyle iflbirli¤i yaparlar. “Direnifl” ne, “teslimiyet” ne, bilmeden, herkesi bilmiyor zannedip ahkam kesiyorlar. ABD karfl›s›nda elpençe divan durdu¤unuzu, azarland›¤›n›z›, üçüncü derece IMF memurlar›ndan z›lg›tlar yedi¤inizi ne çabuk unuttunuz? Haydi bunlar› unuttunuz; bafl›n›za çuval geçirenin, propagandas›n› yapas›n›z diye size bu görüntüleri veren Amerika oldu¤unu da m› unuttunuz?

Irak halk› direnecek, dünya halklar› Amerikan imparatorlu¤una teslim olmayacakt›r. Say› 2 6 21 Aral›k 2003

Direnifli Saddam’›n varl›¤›na, onun kiflisel iktidar kavgas›na ba¤layanlar, iflgal gerçe¤ini yok saymak isteyenlerdir. Direniflin temeli, Saddam de¤il, iflgaldir, iflgal sürdü¤ü için de direnifl sürecektir. 9 Nisan sonras› iflgalcilere Irak’› dar eden direniflin temeli de buydu, bugün de öyledir. Bush’un aç›klamas› gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Ne diyor yalanc› Bush; “O artık milyonlardan esirgedi¤i adaletle karflı karflıya. Yakalanması özgür Irak'ın yükselmesi açısından gerekliydi. Özgür yaflamak isteyen Iraklılar için de bu daha fazla güvence getirecektir. Bizim amacımız Irak halkının amacıyla aynıdır. Irak'ın daha iyi bir hayata kavuflmasını istiyoruz. Artık umutlu günler geldi.” ✔ Amerika, Irak’› iflgal gerekçesi olarak aç›klad›¤› “kitle imha silahlar› var” yalan›n› da bu vesileyle unutturmak, sanki Irak, “Saddam’› yakalamak için” iflgal edilmifl gibi göstermek istiyor. Yalan hala ortada duruyor. ✔ ‹flgalcilerin esiri Saddam’a iliflkin ilk bilgiler, kendisiyle görüflen kukla hükümetin 4 üyesi taraf›ndan yap›ld›. Saddam’›n direncini k›rmak amac›yla, “bak! Sürgün ettiklerin flimdi yönetici ve seni sorguluyor” demek için, Saddam’la görüfltürülenler, “yaptıklarını savunuyor” aç›klamas› yaparken, Ahmet Çelebi, Saddam’›n, “Bir konuflmamda Amerikalıların Irak'a gelebileceklerini, ancak ülkeyi iflgal edemeyeceklerini ve yönetemeyeceklerini söyledim. Onlara silahımla karflı koyaca¤ımı belirttim ve bunu yaptım” dedi¤ini aktard›. (Cumhuriyet 16 Aral›k)

Faydas› olur mu bilinmez, ama, bas›na, yine kendi içinden, ruhunu Amerika’ya satmayan bir yazardan flu sözleri hat›rlatal›m: “Bu tür küçültme propagandası Amerika'nın ifline gelebilir, acaba aynı ucuz dolmufla binmekte bizim ne gibi çıkarımız var? Hem biz ‘afla¤ılayanlar’ cephesinde miyiz ‘afla¤ılananlar’ safında mı? Askerinin baflına çuval geçirilen kimdi? Geçiren kim? Amerika bugün kendi iflgalci ve saldırgan kimli¤ini unutturmak için Saddam'ı dünyanın en büyük düflmanı rolüne sokmak isteyebilir. Bizim derdimiz nedir? ABD'ye yalakalık Saddam'ın içine düfltü¤ü durumdan daha mı onurlu?” (Melih Afl›k, 18 Aral›k, Milliyet)

‹flgali unutun diyen Bush, adaletten sözedecek en son kiflidir. Keza, Irak halk›n›n iflgale hay›r dedi¤i ise gizlenemeyecek bir olgudur. Bugün silahl› direnifl içinde yer almayanlar›n da ezici bir ço¤unlu¤u iflgali istemiyor. Ve sürecin onlar› da direnifl saf›na katmayaca¤›n›n hiçbir garantisi yoktur.

Sevinenlerin S›n›fsal Niteli¤i Al›nmas› Gereken Tavr› Da Gösteriyor Saddam’›n esir al›nmas› sonras› ABD d›fl›nda kimler sevindi, bakal›m: Almanya: “Saddam Hüseyin’in yakaland›¤›n› memnuniyetle ö¤rendim. Sizi bu baflar›n›zdan dolay› kutluyorum.” Fransa: “Yakalanmas›ndan memnun olduk, bu büyük bir olay.” ‹spanya: “Bu insan ›rk› için büyük bir gün.” ‹srail: “Bu ‹srail için çok iyi bir haberdir ve uluslararas› terörizmi destekleyen totaliter bir devletin hofl görülmeyece¤inin kan›t›d›r... Filistinliler ve Suriye'nin Devlet Baflkanı Beflir Esad da bu olaydan ders almal›.” Tayyip Erdo¤an: “Diktatörlere ders olsun. Zulmünün bedelini ödeyecek.” “Saddam yakaland› piyasa cofltu.” Bir de bunlara, Cengiz Çandar’dan, Ertu¤rul Özkök’e, Taha Akyol’dan Erdal fiafak’a bas›n›n Amerikanc›lar›’n› ekleyin, tablo tamamd›r. Peki bu tabloda halklara dair birfley var m›? Yoktur. Aksine, emperyalizmin zulmüne ve sömürüsüne maruz kalan halklar bu geliflme karfl›s›nda


‹slamc›lar Yine Emperyalizmin Gözlükleriyle Bak›yor ‹ran, “Sevinçliyiz, Allaha flükrediyoruz.” aç›klamas› yapt› geliflmeler karfl›s›nda. Yan›l›yor; bu flekilde emperyalizmin operasyonunu engelleyemez. ‹ran-Irak savafl› gerekçe gösterilerek, bu tav›r savunulamaz. Saddam’› afla¤›layan›n, ülkeyi iflgal edenler oldu¤u bir kenara b›rak›ld›¤›nda do¤ru sonuçlara varamaz.

‹ran’a operasyon alt seviyede sürüyor. Uluslararas› Atom Enerjisi Ajans›, bunun için raporlar haz›rl›yor, ‹srail bunun için tehditler savurmaya devam ediyor. Türkiye’deki islamc›lar da çok farkl› tav›r içinde de¤il: “Dar›s› bütün diktatörlerin bafl›na...” (Mehmet fieker, Yeni fiafak 16 Aral›k) “Her anına tanık oldu¤unuz bir büyük düflüflün etkisi altında kalabilirsiniz.. Güçsüzün, nefret etti¤iniz güçlüye karflı meydan okumasından haz du-

öfkelidir. Arap halklar›, afla¤›lanan›n kendisi oldu¤unu görmüfltür o görüntülerde. Halklar›n duygular› ile, egemen s›n›flar›n duygular›, tepkileri farkl› olmak zorundad›r. Bunun için siyasi bir bilinç olmas›na bile gerek yoktur. Do¤al bir s›n›fsal tepkidir. Emperyalistler ezilen halklar›n direniflleri sahiplenmesinin alt›ndaki nedenleri hiçbir zaman do¤ru de¤erlendiremezler. Bilimsel çal›flmalar da yaparlar bu konuda, ama hayat›n k›zg›n prati¤i hep yan›lt›r onlar›. Saddam’›n esir al›nmas› sonras› Ba¤dat'a giden ABD Genelkurmay Baflkanı General Richard Myers de bu yan›lg› içinde flöyle diyordu bas›na; “Irak'ın popüler liderini delikte bulmamız, direniflçilere yanlıfl takımda oldukları ve baflka alanlarda çalıflabileceklerini düflünmeleri konusunda güçlü bir iflaret.” Amerikan kültürü, Amerikan dili, ezilen halklar›n dilini bilmez. 'We got him!’ dediklerinde (Onu yakaladık), herfleyin bitece¤ini san›rlar. “Yanl›fl tak›m” ça¤r›lar›yla halklar›n “Ya Özgür Vatan Ya Ölüm” 盤l›klar›n›n bast›r›laca¤›n› umarlar. Vatan için savaflmay› bir “ifl” gibi görüp, daha kârl› “ifllere” davet ettiklerinde, halklar›n kofla kofla gidece¤ini düflünürler. Ve hep yan›lmaya mahkumdurlar. Yan›lanlar sadece onlar de¤il. Kendisine solcu deyip, beynini medyan›n etkisinden kurtaramayanlar da yan›lg› içindedir. Örne¤in kimisi, Saddam’›n suç dosyas›n› s›ral›yor. Onlar aç›ktan ya da dolayl› olarak, Amerikan adaletine inanan, o görüntülerde adaletin yerine geldi¤ini görenlerdir. Amerika, “adaletini yerine getiren” rolü oynamak istiyor, kimileri de buna hizmet ediyor. Dönüp tekrar, kimler sevindi bu geliflmeye baks›nlar. Sonra ezilen halklar›n ne düflündüklerine baks›nlar.

yabilirsiniz.. Sakın böyle bir ruh haline girmeyin..” (Ahmet Hakan, Sabah, 15 Aral›k) Saddam’›n yakalan›fllar›nda ayn› fleyleri dile getirmeleri, “aman ha duygular›n›za kap›lmay›n, ac›may›n...” nasihatlar› vermeleri tesadüf de¤ildir. Oligarfliye ve emperyalizme mesaj vermek için hiçbir f›rsat kaç›r›lm›yor. Oysa bugün öne ç›kar›lmas› gereken “direniflin sürece¤i”dir. Gözlerinizdeki emperyalistlerin gözlüklerini, beyninizdeki emperyalistlerin ekti¤i tohumlar› atmad›kça, gerçe¤e ulaflamazs›n›z.

Amerikanc›lar›n Sevinci Uzun Sürmeyecek Komplo teorisyenlerinin sefaleti bininci kez kan›tland›. Yok Saddam ABD ile anlaflt›, yok Amerika’da yafl›yor... Direnifle, halklar›n gücüne inanmayanlar, binbirinci komplo teorisini de üretmekten geri durmayacaklard›r. Amerikanc›lar ise, ifrata varan bir sarhoflluk içindeler. Onlar, Ba¤dat düfltü¤ünde de zafer sarhofllu¤u içinde, devrilen heykelin alt›nda ülkemizdeki anti-emperyalistleri, vatanseverleri de b›rakmak istediler. Amerika’ya direnilemeyece¤inin, direnmeye çal›flan›n yenilgisinin mutlak oldu¤unun propagandas›n› yapt›lar. Yine yap›yorlar ve yapmaya devam edeceklerdir. Demoralizasyon yaratmak, direnme umutlar›na bu vesileyle darbe vurmak isteyecekler; böyle bir dünyada direnmenin anlam› olmad›¤›n›n propagandas›n› yapacaklard›r. Amerikanc›lar›n bafl›n› çekenlerden ikisi bak›n bunu nas›l yapmaya çal›fl›yor; “Direnifle bel ba¤layanlara geçmifl olsun” (Cengiz Çandar, 15 Aral›k Tercüman) “Tikrit tavflan›ndan bir antiemperyalizm aslan› imal etmeye kalk›flan zavall›lara ‘oh olsun’ diyorum.” (Ertu¤rul Özkök, 16 Aral›k Hürriyet) ‹flgalciye köpeklik yapmay› gazetecilik zanneden Amerikanc› güruh ile halklar bir kez daha karfl› karfl›yad›r. Ayn› kiflilerin baflka zamanlarda, bolca “insan haklar›” laflar› etti¤ini de yaz›n bir kenara. Amerikan barbarl›¤›n› alk›fllad›klar›n›, iflgalcinin gözüne girmek, çana¤›ndan yalanmak için k›rk takla att›klar›n› da unutmay›n. Ama yan›ld›klar› nokta, direnifl güçleri duruyor ve savafl›yorlar. Direniflten, ulusal onurdan hiçbir fley anlamayanlar, Irak’ta olup biten hiçbir fleyi

Say› 2 7 21 Aral›k 2003


Komünistlik ad›na kepazelik!

Say› 2 8 21 Aral›k 2003

Saddam’›n esir al›nmas› sonras›nda, medyan›n “Irak halk› sevinç gösterisi yapt›” haberlerinden sunulan görüntüler, çekilen resimler hep ayn›yd›. ‹ki resim karesi vard›; birincisi Kuzey’de iflbirlikçi Kürt afliret liderlerinin soka¤a döktü¤ü insanlar. Onlar zaten biliniyor! ‹kinci resim karesinde ise, küçük bir grup, “k›z›l bayrakl›”, hem de bayraklar›nda orak-çekiç bulunan Irak “Komünist” Partililer vard›. ‹flbirlikçili¤in ad› ne zamandan beri ‘komünistlik’ oldu? Halklar›n kurtulufl umudu Marksizm-Leninizmin, Komünizmin flanl› ad›n›, onurlu tarihini kirletemezsiniz. Namuslu, iflgalin iflbirlikçisi olmayan, iflgale onay vermeyen, iflgali kendi ç›kar›na de¤erlendi-

rip “halklar bir yana benim ç›karlar›m bir yana” demeyen, beynini emperyalist propagandalara teslim etmeyen, emperyalizmden “özgürlük ve demokrasi” bekleme safl›¤› içinde olmayan hiç kimse böylesi bir durumda “sevinç gösterisi” yapmaz. Saddam bir küçük burjuva diktatörüdür, ona düflman da olunabilir. Ama esir alan iflgalcilerdir, sokakta at›lan her sevinç 盤l›¤› “Irak’›n özgürlefltirildi¤i” yalan›na hizmet edecektir. Kald› ki, bir flekilde darbe yiyen iflgale karfl› direnifl cephesidir. Komünistler bu gerçekleri çok iyi bilirler. Türkiye’de ve tüm dünyada da buna göre tav›rlar›n› belirlemektedirler. Pusulas›n› flafl›ranlar, Amerika’n›n oyunca¤›, iflgalin kuklas› olmaya mahkum olurlar. Irak’taki “komünist” Parti’nin durumu da böyledir. B›rak›n “komünistli¤i”, namuslu sosyal demokratlar dahi, iflgalcilerin saf›nda yer almazlar. Yok, “ne

do¤ru de¤erlendirmezler.

Saddam’a Destek Gösterileri Ç›¤ Gibi: Halk Direniflinin Meflrulu¤una Kurflun ‹fllemez Bunca propagandaya, Saddam’› desteklemenin ABD taraf›ndan öldürülmek, en az›ndan tutuklanmak anlam›na gelmesine ra¤men, Irak sokaklar›nda gösteriler yafland›. Baflta, Ba¤dat, Tıkrit, Musul, Felluce ve Ramadi'de olmak üzere Irak’›n dört bir yan›nda Saddam’› destekleyen gösteriler yap›ld›. “Saddam’› protesto” gösterilerinin serbest oldu¤u Amerikan demokrasisinde, bu gösterilere kurflunlarla müdahale edildi. En son aç›klanan rakama göre, gösterilere atefl açan iflgalciler 28’den fazla Irakl›y› katlettiler. Ba¤dat’ta ise yo¤un bir flekilde silahl› gösteri ve çat›flmalar yafland›. ‹flgalcilere yönelik silahl› sald›r›lar da sürerken, Tıkrit'te düzenlenen roketli sald›r›n›n ard›ndan T›krit Üniversitesi'nden 700 ö¤renci, ellerindeki Saddam resimleriyle yürüdü. Musul’da ise binlerce üniversiteli gösteri yapt›. “Saddam kalplerimizde, kanımızda” slogan›

çekti¤imizi biz biliriz, Saddam flu kadar insan›m›z› katletti” demek, bugünkü gerçe¤i aç›klamaz. Bu mant›k benzeri durumdaki bütün iflbirlikçilerin klasik gerekçesidir. Aç›k flekilde iflgalin gerçekleflmesinde stratejik rol oynayan Kürt afliret iflbirlikçili¤i de kendisini böyle savunuyor. Daha do¤ru deyiflle, Kürt milliyetçili¤i onlar ad›na, bu savunmay› yap›yor. Bu, iflgalciyle iflbirli¤i yapt›klar› gerçe¤ini de¤ifltiriyor mu? B›rak›n Irak özgülünü, ABD’nin dünya imparatorlu¤u politikas›na, yani milyarlarca yoksul dünya halklar›na ac›, ölüm ve daha fazla yoksulu dayatacak imparatorluk politikas›na hizmet etmesini affettiriyor mu? Tarih de böyle yazacakt›r. Irak “Komünist” Partisi’nden al›nacak ders de var elbette; demek ki, “komünistim” diyeni komünist, “sosyalistim” diyeni sosyalist, “devrimciyim” diyeni devrimci görmemek gerekiyor. Prati¤i s›fat›na denk düflüyor mu, ona bakmak gerekiyor.

atan gençli¤in de kat›lmas›, iflgalcilerin gelece¤inin olmad›¤›n›n bir göstergesi olarak not edildi. ‹flgalci “Saddam’› yakalad›k, zafer kazand›k” dese de, böyle olmad›¤›n› en iyi kendisi biliyor. Bu nedenle, gösterilerin ard›ndan, onlarca tank ve z›rhl› araç eflli¤inde Tıkrit'te gövde gösterisi yapma ihtiyac› duydular. ‹flgalcilerin komutan› Yarbay Steven Russell gövde gösterisinin nedenini flu flekilde aç›klad›: “Halkta küstahça bir tutum yayılmaya baflladı. Etrafta Saddam resimlerini öperek dolaflamazlar.” ‹flgalci için büyük bir acizli¤in itiraf› olan bu sözler, halklar için meflrulu¤una inanc›n, emperyalist propagandalara beyinlerini kapatman›n da güzel bir örne¤i. Halka gövde gösterisi, iflgalci için tükenifltir. ‹flbirlikçiler iflgalciler için yeter mi, bunu görece¤iz. Ancak, görülmesini beklenmeyecek tek do¤ru ise; güçlü olan halklard›r. Direnifl sürecek ve iflgalci yenilmekten kurtulamayacak.


ABD De¤il Saddam’› Hiçbir Irakl›’y› Yarg›layamaz ABD Saddam’›n nas›l yarg›lanaca¤›n› tart›flt›r›yor. Amerikanc›lar ve kimi akl›evveller de canh›rafl bu tart›flman›n içine dald›. “Uluslararas› m› olsun, yoksun Irak’ta kurulacak yeni yönetim mi yarg›las›n? Saddam’a savafl esiri statüsü verilecek mi, yoksa ‘terörist’ muamelesi mi görecek...” Yapt›r›lan bu tart›flmalar›n hiçbiri “hukuk merak›”ndan kaynaklanm›yor. Amerika bu tart›flmalarla, Irak’ta varoluflundaki kendi hukuksuzlu¤unu, gayrimeflrulu¤unu unutturmak istiyor. Bu tart›flmalar› hangi biçimde olursa olsun yapanlar da buna hizmet ediyorlar. Amerika, de¤il Saddam Hüseyin’i, hiçbir Irakl›’y› yarg›layamaz, san›k sandalyesine oturtamaz. ‹flgalciler hiçbir hukuku temsil edemezler. Kendi koyduklar› uluslararas› hukuka göre bile, Amerika gayr›meflru flekilde iflgal etmifltir Irak’›. Halklar nezdindeki gayr›meflrulu¤u ise zaten tart›flmas›zd›r. Dünyan›n hiçbir yerinde iflledikleri suçlar›n hesab›n› vermeyen ve bunu siyasi, askeri, ekonomik gücüne dayanarak meflrulaflt›ran, ülkelere bask› yaparak suçlu askerlerinin yarg›lanmamas› teminatlar› imzalatt›ranlar, ancak hukuksuzlu¤un temsilcisi olabilirler.

‹flgalci hukuksuzdur Burjuva demokrasisi hayranlar› belki buna “orman kanunu” da diyebilir, ama öyle de¤ildir. Bu tekellerin kanunudur. Ve hep böyle olmufltur. Bazen halklar› aldatmak için inceltilmifl ama özü hiç de¤iflmemifltir. Irak’ta bugün o ‘öz’ konufluyor: ABD önce, Saddam’› “savafl esiri” diye aç›klad›. Sonra “henüz tan›mad›k, ama savafl esirine davran›ld›¤› gibi davran›yoruz” dedi. Peki kim belirliyor bunu? O meflhur Cenevre Sözleflmesi mi, ABD mi? Ya da “savafl esiri” de¤ilse ne? “Terör” demagojisinin ulaflt›¤› boyutun özeti; Amerika ne derse o! Kald› ki, “savafl esirine davran›ld›¤› gibi” davran›ld›¤› da yaland›r. Cenevre Sözleflmesi’ne göre “hiçbir savafl esirinin görüntüsü yay›nlanamaz. Onur k›r›c› ve merak giderici muameleye tabi tutulamaz.” ABD, iflgalin ilk günlerinde esir ABD askerlerinin gösterilmesine bu anlaflmay› göstererek itiraz etmiflti. Hukuku isteyince hat›rl›yor yani. Çünkü, bu görüntülerle Irak halk›na, tüm dünyan›n ezilen halklar›na, direnen devletlere verilecek mesajlar var. K›saca “ne hukuku ulan” siyaseti izleniyor. ABD’nin “yakaland›¤›na Irak halk›n› inand›rmak için gösterdik” savunmas›n›n ise, kendisi zaten suç itiraf›. Ne diyor kendi imzalad›klar› sözleflme; “Onur k›r›c› ve merak giderici muameleye tabi tutulamaz.”

Amerika tüm dünyaya kendi hukuksuzlu¤unu dayat›yor. Saddam’›n yarg›lanmas› çabas› da bunun bir parças›d›r. Avrupa da suç orta¤›d›r. Daha Saddam yakalanmadan, iflgali bir yana b›rakarak, “Saddam dönemi insanl›k suçlar›n› yarg›lama” mahkemelerine önayak olan onlard›r. Amerika’n›n dayatt›¤› hukuksuzluk düzeninde, halklara her türlü ceza, ölüm, yapt›r›m özgürlü¤ü vard›r. Tekeller içinse sonsuz sömürü ve talan özgürlü¤ü. Saddam’›n yarg›lanmas› tart›flmalar›na çanak tutanlar›n ideolojik olarak hizmet ettikleri yer de buras›d›r. Elbette Saddam bir küçük burjuva diktatörüdür. Halka karfl› suç da ifllemifltir. Ancak ABD’nin sorununun bu olmad›¤› da aç›kt›r.

Halklar Kendi Adaletinin Meflrulu¤unu Tan›r ABD’nin kendi adaletini dayatt›¤› bir dünya düzeni, propaganda araçlar›yla, yo¤un ideolojik sald›r›lar alt›nda kabul ettirilmek, kan›ksat›lmak isteniyor. Halklar›n iflgallere, zulme ve sömürüye karfl› direnme hakk›n›n meflrulu¤unun yokedilmesinde bu yol izleniyor. Bu konuda at›lan her ad›m, emperyalist cephenin hanesine yaz›lmaktad›r. Miloseviç’in tutsak al›n›p Lahey’e götürülmesi, bu konudaki önemli bir dönemeçti. Emperyalizm tüm dünyaya flunu kabul ettirmek istiyor; “hiçbir ülkenin lideri, hiçbir koflulda emperyalizme direnmemelidir, aksi durumda sonu hapis, idam olur”. “Soyk›r›m kan›tlar›... insanl›k suçlar› dosyalar›...” haz›rlamak zor de¤ildir. Varsa bir suç, ancak halklar yarg›layabilir.

Yarg›lanmas› Gereken ABD ve ‹flbirlikçileridir Do¤ru, bir mahkeme kurulmal›. San›k sandalyesine de, iflgalci Amerikan güçlerinin askeri ve siyasi yetkilileri, onlara iflgalde yard›m yatakl›k yapanlar, hava sahas›n› açanlar, lojistik destek sunanlar oturtulmal›d›r. ‹flgalciler, bir ülkeyi yalan oldu¤u a盤a ç›kan gerekçelerle iflgalden, binlerce Irakl›’y› kad›n çocuk yafll› demeden katletmekten, yurtlar›ndan etmekten yarg›lanmal›d›r. Irak topra¤›na ektikleri uranyumlu ölüm tarlalar›ndan dolay› insanl›k suçundan san›k sandalyesine oturtulmal›d›rlar. Ve halklar, bu yarg›lamay› mutlaka yapacaklard›r.

Say› 2 9 21 Aral›k 2003


EMPERYAL‹ZM‹N PS‹KOLOJ‹K SAVAfiI Irak’taki geliflmelere ve Saddam’a dair; ABD propaganda merkezince haz›rlanan, ülkemizdeki Amerikanc› medya taraf›ndan yay›nlanan hiçbir habere inan›lmamal›d›r. Hiçbir komplo teorisine ra¤bet edilmemelidir. Hiçbir yalanlar›na “acaba do¤ru mu” diye dahi bak›lmamal›d›r. Emperyalizmin ve onun medyas›n›n tek amac›n›n, Irak halk›n›n direniflini k›rmak, ezilen tüm dünya halklar›na, “emperyalizme direnilemeyece¤i” mesaj› vermek oldu¤u unutulmamal›d›r. Saddam’›n görüntüleri ile, Amerika, baflta Irak halk› ve Ortado¤u halklar› olmak üzere tüm dünya halklar›na yönelik kapsaml› bir psikolojik savafl yürütüyor. Üç saniyelik görüntülerle yürütülen bu savafl, emperyalist medya ve iflbirlikçi medya taraf›ndan beyinlere pompalan›yor.

‘Psikolojik Savafl’, Yalan Propagandad›r.

Say› 2 10 21 Aral›k 2003

MGK Genel Sekreterli¤i’nin yönetmeli¤inin ortaya ç›kmas› ile, k›sa süre önce ele ald›¤›m›z psikolojik savafl›n, yalan propaganda temeline dayand›¤› hiçbir zaman unutulmamal›d›r. Görüntüler, sözde belgeler bu durumu de¤ifltirmez. Birço¤unun sahte oldu¤u ortaya ç›kar, görüntüler, verilmek istenen mesajlara göre özel olarak derlenir. Önce, karfl›-devrim, psikolojik savaflla neyi hedefler ona bakal›m. Amerikan Savunma Bakanl›¤› taraf›ndan haz›rlanan “Kontrgerilla Operasyonlar›” adl› kitapta, (Haziran Yay›nevi) Psikolojik Savafl’›n hedefine iliflkin baz› noktalar flöyle belirtilir: “‹syanc›y› gözden düflürüp, halktan tecrit etmek.... ‹syanc› birimin moralini bozmak... Ele al›nan temalar, yerel halkla isyanc› kadrolar ve onun taraftarlar› aras›ndaki farkl›l›klar› iyice vurgulamal›d›r...” (Syf 263-264) Özetle aktard›¤›m›z bu amaçlar›n ›fl›¤›nda, Saddam görüntüleri ile emperyalizmin neyi hedefledi¤ine geçmeden önce 19 Aral›k’› hat›rlayal›m: Operasyon saatlerce, kimi yerlerde günlerce sürmüfltü ve tümü kameralara kaydedilmiflti. Devletin belgeleri dahi diri diri yak›lmalar›, kurflunlamalar› belgelemifl olmas›na ra¤men, medyaya verilen k›sa görüntülerde bu kareler yoktur. Peki ne vard›; psikolojik savaflta medyan›n “vahflet, arkadafllar›n› yak›yorlar...” yalanlar›na hizmet edece¤ini düflündükleri, “hayat kurtaran asker” temas›n›n ifllenebilece¤i görüntüler.

“Direnenlerin Sonu Böyle Olur!...”

Küçük burjuva diktatörlüklerinin halklar nezdindeki meflru-

lu¤unun tart›flmas› ayr› bir konu olmakla birlikte, afla¤›lamak için kafas›nda bit aranan, a¤z›na ›fl›k tutulan, Irak’›n devlet baflkan›d›r. Aksini kabul etmek, iflgale de onay vermektir. O görüntülerle, Saddam’›n kendi halk› ve tüm Arap halklar› nezdinde afla¤›lanmas› hedeflenmifltir. Emperyalizme karfl› direnen halklara ve devletlere de “direnirseniz sonunuz Saddam gibi olur” mesaj›n› vermek amaçlanm›flt›r. ‹flgalciler, Saddam’›n görüntüsünün alt›na “zafer” yazma hevesi içindeler. Seçilmifl görüntüler ve emperyalist medyan›n kurgu ustalar› ile pazarlan›p sunuluyor “haber”ler. Beyinler esir al›nmak isteniyor. T›pk›, 9 Nisan günü Saddam heykelinin tüm dünyaya tam bir mizansen içinde saatlerce izlettirildi¤i gibi. Bu noktada Saddam’›n, teslim olmad›¤›, direnmeyi seçerek devlet baflkanl›¤›n› b›rak›p öylesi bir yaflam› göze ald›¤› unutturulmak, sekiz ayd›r, bir flekilde direnifl çizgisinde bulundu¤u gözard› edilsin istenmektedir.

Saddam Nezdinde Direnifle Sald›r›.

Görüntülerin ve emperyalist medyan›n yay›nlar›n›n, gazetelerin haberlerinin, Amerikanc› güruhun yaz›lar›n›n en bafl hedefi direnifli çökertmek, demoralizasyon yaratmakt›r. Bunun için Saddam’›n fiili olarak direniflin içinde yer al›p almamas› tali bir durumdur. Mesaj onun üzerinden verilecektir. Peki, psikolojik savafl malzemelerini Amerika ve uflaklar› nas›l kullan›yor? En baflta “Lüks yaflam”. Bu, psikolojik savafl›n öylesine kliflesi haline gelmifltir ki, bir yandan nas›l “kötü koflullarda yakaland›¤›” anlat›l›yor, öte yandan “Mars çikolata, markal› flampuan” ile “lüks yaflam” propagandas›ndan eksik kal›nm›yor. Birbiriyle çelifliyor olmas›na bakm›yor; çünkü “her yalan›n etkileyece¤i bir kitle vard›r” üzerinden yürütülüyor bu savafl. Ancak “lüks yaflam” kendini vuruyor, kullanacak malzeme bulmakta zorlanmalar›n› anlat›yor. Keza, seçme görüntülerde de ayn› s›k›nt› vard›r.


“Lüks yaflam” ülkemizde de, devrimcilere yönelik s›kça baflvurulan yalanlardan biridir. Yani evrenseldir. Bunlardan birini, 31 A¤ustos 2003 tarihli Hürriyet’te Ertu¤rul Özkök flöyle anlat›yordu: "Y›llar önce ‹stanbul'da Dev-Sol'un bir hücre evi bas›lm›flt›. Hücre evin buzdolab›nda havyar bulunmufltu. Hürriyet'in birinci sayfas›ndan vermifltik. Aman Allah›m, sol kanat ne kar›flm›flt›. Oysa, Rus Pazar›'nda 100 bin liraya havyar bulunan günlerdi.” Özkök bu bafll›klar› neden att›klar›n› ise, bir baflka yaz›s›nda, 28 Aral›k 1996 tarihli Hürriyet’te flöyle anlat›yordu: “Aç›n gazeteleri, DevSol operasyonlar›ndan sonra verilen manfletlere bak›n. ‹stiklal Marfl› okuyan vatandafllar›n foto¤raflar›n› görün. Baz› çevrelerde yarg›s›z infaz elefltirileri yap›l›rken bile flu bas›n Özel Harekat mensuplar›na ve yöneticilerine sahip ç›km›flt›r.” Susurluk katliamlar›n›, infazlar›n› desteklemek için “halk deste¤i” mizansenleri ile “havyar” haberleri ayn› anda manfletlere ç›kar›l›yor. Her fley, ABD psikolojik savafl tan›m›na uygun! Bak›n, Amerikan bülbülleri baflka ne yalanlar pompal›yorlar beyinlere; “Bülbül gibi konufluyormufl, arkadafllar›n› ele veriyormufl... Fare deli¤inde yakaland›... Yan›na Mars çikolatalar›n› da alm›fl... Saç›nda bit aramas› yap›ld›... Markal› flampuan vard›... Ev gecekonduydu, ama yine de düzenli olabilirdi. Yumurtalar yerlerdeydi. Demek ki Saddam psikopat›n, pisin biriydi... Haline bak›n, bu adam›n direnifli yönetecek hali mi var?... Meryem’in tablosu vard› duvarda. Müslüman evinde ne geziyordu bu resim?...” Malzemeler uzay›p gidiyor. Kitleleri yönlendirmek, direniflin meflrulu¤una darbe vurarak Amerikan iflgalini meflrulaflt›rmak, en az›ndan unutturmak için, bir kampanya yürütüldü¤ü ve daha da dozunun art›r›laca¤› aç›kt›r. Bu yalanlar› yazana “kim söyledi, nereden ö¤rendin, kan›t›n ne?” gibi sorular› sorman›n hiçbir anlam› yoktur. Çünkü onlar bu “ifli” çok iyi bilir. Amerika ya da polis verir ellerine, onlar kalemlerini konuflturur. Ülkemize dönelim yeniden, ad›na “psikolojik savafl” dedikleri yalan propagandan›n MGK taraf›ndan nas›l yürütüldü¤ünü hat›rlayal›m. 28 fiubat’›n, Müslüm Gündüz bask›nlar›, Fadime fiahinler, Emire Kalkanlar, Ali Kalkanlar, irticac› hocalar, milletvekillerinin kasetleri bu savafl›n klasikleri aras›na girmifltir. Generallerin, “tereya¤›ndan k›l çeker gibi yapt›k” diye özetledikleri 28 fiubat’ta halk›n aldat›lmas›nda önemli ifllevler görmüfltür bu yalanlar.

“Psikolojik Savafl”›n Yalanlar›  Irak iflgaline zemin haz›rlamak için haberler yapacak gazetecilere para ödenmesi için fon ay›ran iflgalcilerin yalanlar›ndan seçmeler: “Amerikal›lar’›n Kuveyt’teki tatbikat›n› gerçek zanneden Irakl› askerler teslim oluyor... Saddam kitle imha silahlar›n› BM denetiminden kaç›rmak için cami ve hastanelerde sakl›yor. Seyyar laboratuvarlar›, dondurma kamyonu, karavan ya da TIR görünümünde... Saddam ve ailesi malvarl›¤› ile birlikte Libya’ya s›¤›nmak için haz›rlan›yor... Irak Nijer’den uranyum ald›... Blair, Irak’›n 45 dakika içinde kitle imha silahlar›n› harekete geçirece¤ini aç›klad›...”

 Afganistan, psikolojik savafl yalanlar›n›n ayyuka ç›kt›¤› yerlerden biri oldu: “Taliban komutanlar› Pakistan’a kaç›yor... Usame Ebola virüsü yay›yor... Ladin diyaliz makinesiyle dolafl›yor... Siviller Taliban’a karfl› ayakland›... Taliban soyk›r›m yap›yor... Çocuklar› öldürüyorlar... Nazi vahfleti... Yiyecek bile vermiyorlar.” 19 Aral›k katliam› öncesi ve sonras› yine yalan propagandan›n en yo¤un günleridir. Öncesinde, “hapishanelerin terörist yetifltirdi¤inden, silahlar bulundu¤una, eylem emirleri verildi¤ine” kadar binlerce yalan yay›nland›. Katliam sonras› da, “insanlar kendi kendilerini yakt›lar... fiu silahlar bulundu” diye sürdürüldü. Ümraniye’nin üç gün direnmesini, dönemin ‹çiflleri Bakan› Tantan da, “psikolojik savafl veriyoruz” diye aç›kl›yordu.

Psikolojik Savafl, Gerçeklerden ve Direniflten Güçlü De¤ildir. Psikolojik savafl yalanlar›, halklar› belli bir süre aldatabilir, yanl›fl yönlendirebilir. Ancak, karfl›s›nda bir direnifl varsa, gerçeklerin ortaya ç›kmas› gecikmez. Çünkü hiçbir yalan propaganda gerçe¤in ve direniflin gücü karfl›s›nda uzun süre etkisini sürdüremez. 19 Aral›k’›n gerçekleri böyle ortaya ç›kt›. Irak’›n iflgal gerekçelerinin yalan oldu¤u direnifl sayesinde ortaya serildi. Böyle bir direnifl olmasayd›, kimse “kimyasal silah” ve öteki yalanlar› da tart›flmayacakt›. Emperyalizm, psikolojik savafl› s›n›f bilinci ile sürdürmektedir. Tekellerin hakim oldu¤u bir dünya düzeni yaratmak için, direnen halklara, kurtulufl savafllar›na dair ne varsa yok etmek, ezmek, gözden düflürmek istemektedir. Yoksul halklar da, emperyalizmin aç›klamalar›na s›n›f bilinciyle bakmal›d›r. O zaman, tüm bunlar›n teknolojik geliflmeyle birlikte “inan›l›r” hale getirilen yalanlardan ibaret oldu¤u görülecektir. ‹nan›lmas› gereken, emperyalist medyan›n psikolojik savafl yalanlar› de¤il, halklar›n gücü ve direniflidir.

Say› 2 11 21 Aral›k 2003


Sansür ve Tecrit Parçalanana Kadar... TAYAD’l›lar Abdi ‹pekçi’de Açl›k Grevini Sürdürüyor

Say› 2 12 21 Aral›k 2003

TAYAD’l› Aileler’in Ankara Abdi ‹pekçi Park›’ndaki açl›k grevi üçüncü ay›n› doldurdu. Üç ayd›r 盤l›k 盤l›¤a bir ses yükseliyor Ankara’dan; ‘tecrite ve sansüre son’ diyor TAYAD’l›lar. Eminiz, kimileri onlar›n bu kararl›l›¤›n› ve sabr›n› anlamakta zorlan›yorlard›r. Hücrelerde devrimci tutsaklar nas›l tüm dünyaya kararl›l›k ve efli görülmedik bir tahammül örne¤i sunuyorlarsa, TAYAD’l›lar da, ayn› bilinç ve irade ile ilk

günden bu yana meydanlarda hayk›r›yorlar. Abdi ‹pekçi flimdiki duraklar›. Ankara yollar›nda coplan›rken de, Armutlu’da ölüm orucuna yatan TAYAD’l›lar flehit düflerken de, mitingler, gösteriler ve say›s›z kez yap›lan açl›k grevlerinde de ayn› sab›r ve kararl›l›k vard› gözlerinde. Direniflin kararl›l›¤›yla bütünleflen bu kararl›l›k, tecriti ve sansür duvarlar›n› parçalayacak olan kararl›l›kt›r. Dün, Ecevit iktidar› seslerini k›smak için katliam emirleri veriyordu, AKP duymama, görmeme ile ayn› politikay› sürdürüyor. Bas›n sansürle dün de, bugün de iktidarlar›n hemen yan›bafl›nda direnifli bo¤maya çal›fl›yor. Kararl›l›k, öfke ve kazanma azmi bu engelleri de aflmas›n› bilecektir. Türkiye halk› buna da tan›k olacak. TAYAD’l›lar›n sustu¤unu, umutsuzlaflt›¤›n› oligarfli hiçbir zaman göremeyecek.

FER‹DE HARMAN ANILDI

“Onurumuz, ac›m›zdan büyük”

Mersin Temel Haklar Halkla Bulufltu

Ölüm orucunda flehit düflen Feride Harman, Malatya Temel Haklar ve ailesinin kat›ld›¤› bir törenle an›ld›. Kürecik ‹lçesi Dumuklu Köyü’ndeki mezar› bafl›nda yap›lan anmaya kat›lanlar›, mezarl›kta jandarma aramak istedi. Sulh Ceza Mahkemesi'nin hukuk k›l›f› geçirdi¤i hukuksuzlu¤a kitlenin itiraz etmesi üzerine aramadan vazgeçildi. Jandarma, sivil giyimli özel timler ve Akçada¤ köylerinden getirilen korucular›n ablukas› alt›nda gerçekleflen anma sayg› durufluyla bafllad›. Mezara karanfil b›rak›lmas›n›n ard›ndan Feride’nin babas› k›sa bir konuflma yapt› ve Feride'nin ölüm orucundayken yazm›fl oldu¤u "Hoflçakal›n dostlar›m" fliirini okudu. Vasiyetinde oldu¤u gibi, mezar› bafl›nda fleker da¤›t›l›p, atefl yak›lan anma, "Bize Ölüm Yok" marfl›yla sona erdi. Mezarl›k dönüflü, Feride Harman'›n ailesi, Malatya Temel Haklar’da bir yemek verdi. Buradaki törende de, sayg› duruflunun ard›ndan konuflan babas› Asaf Harman, "Feride, ölüm orucu direniflinin 102. flehidiydi, tecrit ve ölüm orucu sürüyor. Ac›m›z büyük ama onurumuz ondan da büyük. Onlarla onur duyuyorum. Çünkü idealleri, inançlar› u¤runa flehit düfltüler" dedi.

Mersin Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Kad›n Komisyonu, 14 Aral›k günü dernek binas›nda dayan›flma çay› düzenledi. Boran filminin gösterimiyle bafllayan etkinlikte, daha sonra Grup Berdan türküleriyle kat›lanlar› coflturdu. Etkinlikte mahallelerde yo¤un olarak yaflanan yozlaflma ile ilgili konuflmalar yap›ld›. Dernek bünyesinde oluflturulan ‹flçi Komisyonu, Memur Komisyonu, Kad›n Komisyonu ve Gençlik Komisyonu ad›na konuflmalar yap›ld›. 19-22 Aral›k Tecrite Karfl› Mücadele Günleri'nde düzenlenecek eylem ve etkinliklere kat›l›m ça¤r›s›n›n da yap›lmas›yla etkinlik sona erdi.


Malatya Temel Haklar’da Bas›n Toplant›s›:

Malatya Hapishanesi’nde Çocuklara Tecavüz Daha önce de gündeme gelen, Malatya Hapishanesi çocuk ko¤uflundaki tecavüz olaylar› ile ilgili olarak, 11 Aral›k’ta, Malatya Temel Haklar’da bir bas›n toplant›s› düzenlendi. Yaklafl›k 1,5 ay önce yaflanan tecavüz olay›n›n hat›rlat›ld›¤› aç›klamada, “M.A. iflkence ile tecavüze u¤rarken hapishane idaresi neredeydi? Hangi bask›, yasaklar› uygulamakla meflguldü?” diye soruldu. fiu anda tahliye edilmifl olan, B.D. isimli çocu¤a da tecavüz giriflimde bulunuldu¤unun belirtildi¤i aç›klamada, bu durumun, “münferit bir vaka olmad›¤›” dile getirildi. Tecavüz olay›nda ismi geçen G. isimli çocuk hakk›nda tecavüz suçlamas›yla dava aç›l›p aç›lmad›¤›n›, aç›ld›ysa bunu bas›ndan neden gizlediklerini soran Temel Haklar, “Suçu bir çocu¤un üzerine y›karak kurtaramazs›n›z. Bu olaylar oldu¤unda, her fleyi biliyordunuz, hiçbir ad›m atmad›n›z. Sizin "topluma kazand›rma" dedi¤iniz bu mudur?" dedi. Ailelere de ça¤r› yapan Temel Haklar, “sak›n ola çocuklar›m›z devletin güvencesindedir, rehavetine düflmeyin, çocuklar›m›za birlikte sahip ç›kmak için derne¤imize baflvurun." ça¤r›s› yapt›.

ENTERNASYONAL D‹REN‹fiE ÇA⁄RI ULUSLARARASI TECR‹TLE MÜCADELE PLATFORMU, tüm dünya hapishanelerindeki tutsaklara yönelik bir ça¤r› yay›nlayarak, 19-22 Aral›k “Tecrite Karfl› Uluslararas› Mücadele Günleri” kapsam›nda üç günlük açl›k grevi ça¤r›s› yapt›. Avrupa ve ABD'deki dörtyüz civar›nda siyasi tutsa¤a ve tutsak örgütlenmelerine iletilen ça¤r›n›n hemen ard›ndan Amerikal› ve Alman tutsaklardan olumlu cevaplar al›nd›. Siyasi tutsaklar›n, dünyadaki adaletsizlik ve sömürü düzenine karfl› baflkald›r›n›n sembolleri oldu¤u dile getirilen ça¤r›da, özgür tutsaklar›n varl›¤› düzene karfl› mücadelenin ispat›d›r denildi ve ça¤r› flöyle devam etti: “Emperyalizmin tüm dünyadaki tutsaklar› teslim almak için uygulad›¤› tecrit politikas› Türkiye’de F tipleri denilen hapishanelerle gündeme sokuldu. 19-22 Aral›k 2000’de devlet direniflin sürdü¤ü yirmi hapishaneye vahflice sald›rd›. 19-22 Aral›k katliam›n› protesto etmek ve uluslararas› tecritle mücadele sempozyumunu selamlamak için düzenin adaletsizlik ve sömürüsüne karfl› mücadelede tutsak düflen tüm siyasi tutsaklar›, savafl tutsaklar›n›, sosyal tutsaklar› 19-22 Aral›k günlerinde Açl›k Grevi eylemine kat›lmaya ça¤›r›yoruz. Bu eylemlilikle, hem mücadelemizin uluslararas› boyutta sahiplenilmesini gösterecek, hem de DAYANIfiMA sözcü¤ünü yeniden ete kemi¤e dönüfltürece¤iz.”

19 Aral›k Katliam› Protesto Ediliyor ➜ Adana’da, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, ESP ile Devrimci Demokrasi, ‹sçi Köylü, K›z›l Bayrak ve Al›nteri okurlar› 19 Aral›k Katliam›’n› protesto etti. SDP ve EKB’nin de destek verdi¤i eylem 17 Aral›k günü fiakirpafla Sal› Pazar›’nda gerçekleflti. “Irak’ta ‹flgale F Tipinde Tecrite Son”, “Yaflas›n 19 Aral›k Direniflimiz” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde, flehitlerin resimleri tafl›nd› ve meflaleler yak›larak Oduncu Dura¤›’na kadar yürüyüfl yap›ld›. ➜ Devrimciler, Mersin’in yoksul emekçi mahallelerinden Demirtafl Pazar yerinde düzenledikleri yürüflte "19 Aral›k Katliam›n› Unutmad›k" pankart› açt›lar. Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin yan›s›ra, ESP, Al›nteri, ‹flçi Köylü, Devrimci Demokrasi Gazeteleri okurlar›n›n 14 Aral›kta yapt›klar› eyleme çevrede bulunan esnaf ve halk alk›fllarla destek verdi. ➜ ‹HD ‹stanbul fiubesi, Galatasaray Postanasi’nden Cemil Çiçek’e mektup göndererek, 19 Aral›k Katliam›’n› ve tecriti protesto etti. 16 Aral›k günü gerçeklefltirilen eylemde yap›lan aç›klamada, F tiplerindeki ve ‹mral›’daki tecrit hat›rlat›larak, “ölüm ve tükenifl üreten izolasyon tipi cezaevlerinden vazgeçin” denildi. ➜ Ezilenlerin Sosyalist Platformu, ‹stanbul, ‹zmir ve Bursa’da 19 Aral›k Katliam› ile ilgili suç duyurular›nda bulundu. ➜ Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birli¤i üyeleri, 15 Aral›k günü ‹stanbul Adliyesi’ne gelerek, 19 Aral›k Katliam›’n›n gerçeklefltirildi¤i dönemin Baflbakanı Bülent Ecevit ile, ‹çiflleri Bakanı Sadettin Tantan ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk hakkında suç duyurusunda bulundu. ➜ TAYAD’l› Aileler, Zonguldak Gençlik Derne¤i’nde düzenledikleri panelde, “Tecrit ve demokratik mücadele” konular›n› tart›flt›. Panelin ard›ndan “Deney” isimli film izlendi.

Say› 2 13 21 Aral›k 2003


gençlik’den Gençli¤in Örgütlenme Özgürlü¤ünü, Demokratik Eylem Soruflturmalara Protestolar  15 Aral›k 2003 tarihinde saHakk›n› Yasaklayan Bir Kanun Mu Var? at 13:00'de Eskiflehir Gençlik

Say› 2 14 21 Aral›k 2003

Düzenin tan›d›¤› bir deyimle dile getirelim, “bir dü¤meye bas›lm›flças›na” gençli¤e yönelik bir çok üniversitede soruflturma bask›s›, faflist terör, gözalt›, derneklere bask›lar yo¤unlaflt›r›ld›. Evet, “biri dü¤meye bast›”. AKP iktidar›, özellikle 6 Kas›m’da ortaya ç›kan gençli¤in dinamizmini, radikalizmini yoketmek istiyor. Onlarca kentteki üniversitelerde kurulan Gençlik Dernekleri’ni, kendi yasalar›n› da hiçe sayarak, her türlü yasad›fl›, gayr›-meflru yöntemi kullanarak terörize etmek, tecrit etmek istiyor. Yapabiliyorsa kapatmaktan da geri durmuyor. 12 Eylül cuntas›n›n apolitiklefltirdi¤i gençli¤in, bu cendereyi hiçbir flekilde k›rmamas›n›, demokatik haklar›n› kullanan, örgütlenen, halk›n›n ve ülkesinin sorunlar›yla ilgilenen, en önemlisi kendi sorunlar›na yabanc›laflmayan bir gençlik istemiyor AKP iktidar›. Bu konuda YÖK’çülerle ayn› zihniyeti tafl›yorlar. Dernekleflen gençli¤e terör; meflru bir eylemle haklar›n› arayan ö¤rencilere soruflturma terörü; Bu mu örgütlenme ve ifade özgürlü¤ü hakk›? O zaman AKP iktidar› aç›kça ifade etmelidir; “yasalarda yazan hiçbir hak ve özgürlük gençlik için geçerli de¤ildir, onlar polisin ve okul idarelerinin keyfiyetine tabidirler” diye bir yasa ç›karmal› ve ilan etmelidir. Baflta Malatya, Amasya, Samsun, Konya, Adana, Sakar-

ya, Eskiflehir, ‹stanbul, Isparta, Kocaeli ve Bal›kesir baflta olmak üzere bir çok kentimizdeki üniversitesilerde soruflturma terörü estiriliyor. Gerekçe; 6 Kas›m YÖK protestosu baflta olmak üzere, gençli¤in demokratik tepkilerini dile getirme hakk›n› kullanm›fl olmalar›. AKP, YÖK ve Genelkurmay YÖK’ü, YEK’i tart›flacak, ama gençlik bu konuda hiçbir fley söylemeyecek; istenen budur. Gençlik bu dayatmaya “hay›r” dedi¤inde, taleplerini soka¤a, kampüslere tafl›d›¤›nda ise yine ayn› kesimler polisi, soruflturmalar› ile karfl›s›na dikiliyor; hay›r sen konuflmayacaks›n, senin düflüncelerin olmayacak, sen sadece bizim istedi¤imiz gibi bir gençlik olacak, nas›l bir e¤itim sistemini dayat›rsak onu kabul edeceksin, deniliyor. Soruflturmalar ve gözalt›larla yarat›lan teröre, bir çok yerde faflist sald›r›lar efllik etmektedir. Hedef yine ayn›; gençli¤in örgütlenmesinin, politikleflmesinin önüne geçmek, sindirmek. Neredeyse tüm sald›r›larda karfl›m›za, polis-okul idaresi-faflist iflbirli¤inin ç›kmas› bu yan›yla tesadüfi olmad›¤› gibi, tek tek okullara özgü de de¤ildir.

Gençlik Susmayacak! Gençlik, tüm bu sald›r›lar› püskürtecektir. Gençlerimiz beyinlerini faflist e¤itim sistemine ve gericili¤e teslim etmeyecektir. Vatansever devrimci gençlik, soruflturma terörüne, örgütlenmeye yönelik sald›r›lara karfl› koyacak, hak ve özgürlüklerini keyfi bask›lara karfl› kullanmaya devam edecektir. Yasad›fl› olan, gayr›meflru olan iktidar›n polisinin ve YÖK’çülerin terörüdür.

Derne¤i üyesi ö¤renciler, bir çok üniversitede aç›lan soruflturmalar›, 15 Aral›k günü protesto ettiler. Soruflturmalar›n yo¤un yafland›¤›, Sakarya, Malatya, Isparta, Konya, Eskiflehir, ‹stanbul, Samsun, Amasya, Adana’daki üniversitelerin rektörlüklerine gönderilen fakslarda “bask›ya son verin” denildi. Eylem sonras› bas›n aç›klamas› yapan ö¤renciler, "Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z" slogan› att›.

 Malatya ‹nönü Üniversitesi ö¤rencileri, rektörlü¤ün soruflturmaların› 11 Aral›k günü Merkez Postane önünde düzenledi¤i eylemle protesto etti.

 Kocaeli Gençlik Derne¤i de soruflturmalar›n yo¤un oldu¤u kentlerdeki rektörlüklere, 16 Aral›k günü faks gönderdi. Fakslar›n çekilmesinin ard›ndan yap›lan aç›klamada, “bu soruflturmalarla ö¤renci gençli¤i y›ld›ramayaca¤›n›z› hala ö¤renemediniz mi?” denildi.

 Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, yapt›¤› aç›klama ile, Ankara’da 6 Kas›m eylemine kat›ld›¤› için gözalt›na al›nan, tutuklanan ö¤renciler üzerinde estirilen teröre son verilmesini istedi.

 Balıkesir Ünversitesi’nde 54 ö¤renciye, “6 Kasım portestolarına katılmak, okul içinde slogan atarak derste olan ö¤rencileri rahatsız etmek ve basın açıklamasına katılmak” gerekçeleriyle soruflturma açıldı. Daha önce de yüzlerce ö¤renciye soruflturma açmakla tan›nan Balıkesir Üniversitesi rektörlü¤ünün soruflturmas›n› de¤erlendiren ö¤renciler, rektörlü¤ün, demokratik her türlü eyleme soruflturma açt›¤›n› dile getirdiler.


Gençlik, Soner Pektafl’› Öldüren Düzeni Sorguluyor SSK’da tedavi ücretini karfl›layamad›¤›ndan dolay› yaflam›n› yitiren Soner Pektafl’› anma etkinlikleri, Türkiye’de sa¤l›k sisteminin sorguland›¤› eylemlere dönüfltü. Geçti¤imiz hafta ‹stanbul Gençlik Derne¤i’nin eyleminin ard›ndan, Eskiflehir, Mersin, Sakarya, Samsun Gençlik Derne¤i Ö¤rencileri de eylemler gerçeklefltirdi. 9 Aral›k günü Eskiflehir SSK Genel Müdürlü¤ü önünde toplanan Gençlik Derne¤i üyeleri, burada yapt›klar› aç›klamada, "Soner arkadafl›m›z›n ölümüne sessiz kalmayaca¤›z. Ölümünün sorumlusu sa¤l›k sistemidir, bu iktidard›r.” dediler. Eylemde “Soner'in Katili Sa¤l›k Sistemi, Halk ‹çin E¤itim Halk ‹çin Sa¤l›k, Bozuk Düzende Sa¤lam Çark Olmaz" dövizleri tafl›nd›. 11 Aral›k günü ise, Sa¤l›k Bakanl›¤›'na faks çekildi.

Sorumlusu, Çürümüfl Sa¤l›k Sistemidir Mersin Gençlik Derne¤i, 10 Aral›k günü Sa¤l›k Bakanl›¤›na faks çekerek Soner’in ölümünü sordu. “Ölümünün Sorumlusu Çürümüfl Sa¤l›k Sistemidir, Soner Pektafl Ölümsüzdür" dövizlerinin ve Soner Pektafl'›n foto¤raflar›n›n tafl›nd›¤› eylemde, “unutmayacak ve unutturmayaca¤›z” denildi. Samsun Gençlik Derne¤i, 11 Aral›k’ta yapt›¤› eylemde, “sosyal devlet”in yalan oldu¤unu vurgulayarak, “Soner, sa¤l›k politikalar›n›n kurban› olmufltur” denildi. Katilinin, Sa¤l›k Bakanl›¤› oldu¤u dile getirililen eylemde, “Herkese Eflit, Paras›z Sa¤l›k Hizmeti, Soner Pektafl Ölümsüzdür" dövizleri aç›l›p, faks çekildi. Sakayra Gençlik Derne¤i de 12 Aral›k günü SSK hastanesi önünde bir eylem gerçeklefltirdi ve Sa¤l›k Bakanl›¤›’na faks çekti.

 19 Aral›k Unutulmad› Bal›kesir’de Özgür Gençlik’in ça¤r›s›yla biraraya gelen SDP Gençli¤i, Gençlik Derne¤i, BAGEH, Emek Gençli¤i ve Özgür Gençlik, AKP il binas› önünde yapt›klar› eylemle, 19 Aral›k katliam›n› ve tecriti protesto ettiler. 15 Aral›k günü yap›lan eylemde, “Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun” sloganlar› at›ld›.

 Baflkan De¤iflikli¤i Yetmez Kemal Gürüz'ün görev süresinin tamamlanarak yerini Erdo¤an Teziç’e b›rakmas›n› de¤erlendiren Zonguldak Gençlik Derne¤i, bunun hiçbir anlam›n›n olmad›¤›n› belirtti. Meselenin,

YÖK’ün neden varoldu¤u ve iflleyifli oldu¤unu dile getiren Gençlik Derne¤i, “MGK emirlerinin uygulay›c›s› YÖK ortadan kalkmal›d›r” dedi.

 Yemek Zamm› Protestosu Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ö¤rencileri 12 Aral›k’ta düzenledikleri eylemle, sa¤l›ks›z yemekleri ve yap›lan zamm› protesto etti. Aralar›nda Gençlik Derne¤i üyelerinin de bulundu¤u yaklafl›k 150 ö¤renci, taleplerini içeren dilekçelerle yemekhaneye yürüdü. Burada yap›lan aç›klamada, “bugünden itibaren yemekhaneyi boykot ediyor ve tüm ö¤rencileri kat›lmaya ça¤›r›yoruz” denildi.

 Faflist Sald›r› Protesto Edildi Mersin Gençlik Derne¤i'nin de bulundu¤u ö¤renciler, faflist sald›r›lar› protesto etti. 13 Aral›k günü yap›lan aç›klamay› okuyan Oktay Z›rhl›, YEK Yasa Tasar›s›'na karfl› eylemlerini, polis, ÖGB ve faflistlerin engellemek istediklerini belirtti. 9 Aral›k’ta 2 arkadafllar›n›n faflistlerin sald›r›s›na u¤rad›¤›n› söyleyen Z›rhl›, “bask›lara karfl› mücadelemizi sürdürece¤iz” dedi. “Faflizme Karfl› Omuz Omuza” sloganlar›n›n at›ld›¤› eyleme, Mersin Temel Haklar da destek verdi.

 Faflist Sald›r› Püskürtüldü ‹zmir 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi kantinine, Kürt halk›na yönelik ›rkç› sloganlar›n yaz›l› oldu¤u afifller asmak isteyen faflistlerin engellenmesinin ard›ndan, faflist grup gençli¤e sald›rd›. 12 Eylül günü yaflanan olayda, sald›r›y› püskürten devrimci demokrat ö¤renciler faflist güruhu okuldan att›.

 ÖGB Terörü! Osmangazi Üniversitesi’nde kantin zamlar›na karfl› ç›kan, kantinlerdeki sa¤l›k koflullar›n›n düzeltilmesini isteyen ve bunun için bildiri da¤›tan ö¤renciler, 12 Aral›k günü özel güvenlik görevlilerinin coplu, tekmeli sald›r›s›na u¤rad›. Hüseyin Ali Büçgün ve Fırat Ye¤en isimli ö¤renciler elleri kelepçelenerek dövülürken, çevrede bulunan ö¤renciler de, “Yaklaflmayın size de aynı fley olur. Siz okula zarar veriyorsunuz. Bildiri da¤ıtamazsınız” fleklinde tehdit edildi.

 F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz Ankara Gençlik Derne¤i’nin de bulundu¤u gençlik örgütleri, 15 Aral›k’ta Yüksel Caddesi’nde yapt›klar› eylemle, kendilerinin düflüncesi al›nmayan YÖK Yasa Tasar›s›’na hay›r dediler. 100 ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemde, 6 Kas›m gözalt›lar›n›n yan›s›ra, 19 Aral›k Katliam› da protesto edildi. Eylemde “F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz”, “Demokratik, Bilimsel, Anadilde, Paras›z E¤itim” sloganlar› at›ld›.

Say› 2 15 21 Aral›k 2003


‹ktidar›n “Yarg› Ba¤›ms›z De¤il” Dedi¤i Bir Ülkede Hiçbir Yarg›lama Yap›lamaz

BÜTÜN YARGILAMALAR DURDURULMALI

Say› 2 16 21 Aral›k 2003

“Milletvekilleri dokunulmazl›klar›”n›n kald›r›lmas› konusunda yap›lan tart›flmalar ve gelinen aflama, Türkiye’de hukukun, adaletin iktidarlar için ne anlama geldi¤ini göstermekle kalmad› sadece, yarg›n›n ba¤›ms›z olmad›¤› da en üst düzeyde itiraf edilmifl oldu. Bilindi¤i gibi, onlarca h›rs›z›, hortumcuyu, sahte faturac›y› milletvekili, bakan hatta baflbakan yapan AKP, bu nedenle dokunulmazl›klar›n kald›r›lmas›na karfl› ç›kt› ve CHP’nin verdi¤i önerge, TBMM komisyonunda reddedildi. Ancak as›l tart›flma h›rs›zlar›n korunmas› de¤il, reddedilme gerekçesi üzerine geliflti. AKP, red gerekçesini, “yarg› ba¤›ms›z de¤il, milletvekillerimiz güvenmiyor” diyerek aç›klad›. Cemil Çiçek’in, partisinin milletvekilleri “pot k›rm›fl” havas›nda, “ben güveniyorum, herkes güvensin” demesi gerçe¤i de¤ifltirmiyor. AKP’lilerin derdi her ne kadar yarg›n›n ba¤›ms›z›¤› de¤il, kendilerine ba¤›ml› bir yarg› olsa da, dile getirdiklerinin gerçek olmad›¤›n› kimse söyleyemez. Evet yarg› ba¤›ms›z de¤ildi bu ülkede.

Yarg› Hiç Ba¤›ms›z Olmad› Ülkemizde yarg› hiçbir zaman ba¤›ms›z olmad›. Ba¤›ms›z olmamalar›, Hakimler Yüksek Kurulu’na Adalet Bakan›’n›n baflkanl›k yapmas›, yarg›ç ba¤›ms›zl›¤›n›n olmamas›yla da ilgili de¤ildir tek bafl›na. Düzenin niteli¤i ve bu düzene uygun bir yarg› sisteminin, adalet mekanizmas›n›n bulunmas›ndand›r. Bizim gibi ülkelerde yarg›, halka adalet da¤›tamaz. ‹nfaz davalar›ndan, Gazi gibi kitlesel katliamlara, hapishanelerdeki katliamlardan, devletle herhangi bir konuda karfl› karfl›ya gelen s›radan bir insan›n adalet iste¤ine kadar, hiçbir konuda adaletin gerçekleflti¤ine kimse tan›k olmam›flt›r. Cunta hukuku geçerlidir, tekellerin adaleti dayat›l›r 70 milyon halka. Devletin katliamc› polisleri, özel timcileri, subaylar› koruma alt›ndad›r bu yarg› sisteminde.

Size, “Ba¤›ms›z Olmayan” Yarg› Devrimciler Yarg›lan›rken Ba¤›ms›z M›? Düflüncelerimizi aç›klad›¤›m›z için, düflünceleri-

mizi yaymak istedi¤imiz için, ba¤›ms›z ve demokratik bir ülkenin mücadelesini verdi¤imiz için ony›llard›r cezaland›r›l›yoruz bu mahkemeler taraf›ndan. Kendi hukuk sistemlerine göre dahi, hiçbir delilin, kan›t›n, belgenin olmad›¤› mahkemelerde ony›llara varan cezalara çarpt›r›l›yor, idamlar, müebbetler al›yoruz. Bu mekanizman›n karalar›yla hapishanelere at›l›yor, bir flafak vakti katliamc›lar›n sald›r›s›yla bedenlerimiz kurflunlan›yor, diri diri yak›l›yoruz. Katliamlardan sa¤ kurtulanlar›m›z F tiplerinde tecritlerde ölüme mahkum ediliyor. ‹nsanca, düflüncelerimizle yaflayabilmek için ölümlere yat›yor, canlar›m›z› veriyoruz. Sonra bu ülkenin iktidar› ç›k›yor ve; “yarg› ba¤›ms›z de¤il, güvenmiyoruz” diyor. Peki halk neden güvensin bu yarg›ya? Ba¤›ms›z olmayan yarg›yla, devrimcilere yukar›da özetledi¤imiz tabloyu yaflatan yarg› farkl› m›, baflka baflka ülkelerde mi yaflan›yor tüm bunlar? Ülkeyi yöneten iktidara karfl› ba¤›ms›z olmayan bir yarg› halka karfl› hiç ba¤›ms›z de¤ildir. Hele, bu düzen de¤iflmeli diyen devrimcilere karfl› ba¤›ms›z olmas› düflünülemez bile. Hukukçu olmaya gerek var m› buradan ç›kan en do¤al sonucu görmek için?

Adaletsizli¤i Büyütmeye Son Verilmeli “Biz yarg›lanmay›z, ama halk ve devrimciler ba¤›ms›z olmayan yarg› taraf›ndan cezaland›r›lmaya devam edilebilir” diye düflünmeyin, herkesin bu tablodan görece¤i sonuç fludur: Halen süren bütün yarg›lamalar derhal durdurulmal›d›r. Ba¤›ml› yarg›n›n verdi¤i bütün kararlar iptal edilmeli ve verilen zararlar devlet taraf›ndan tazmin edilmelidir. Yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤› garanti alt›na al›nmadan ve bu, halk taraf›ndan onay görmeden, hiçbir dava aç›lmamal›, adaletsizli¤in daha da büyümesine yol aç›lmamal›d›r.


Devrimci Sol Ana Davas›

Devrimci Sol Ana Davas› San›klar›ndan Hayriye Gündüz:

Hakl›y›z Kazanaca¤›z

12 Eylül hukuku sürüyor

Dosyalar› kaybedilen, hukuksuzlu¤u, gayrimeflrulu¤u tescillenen Devrimci Sol Ana Davas›’na iliflkin röportajlar›m›za, davan›n eski san›klar›ndan Hayriye Gündüz ile devam ediyoruz. Devrimci Sol Ana Davas› hangi koflullarda nas›l aç›ld›? Davaya siz nas›l dahil edildiniz? HAYR‹YE GÜNDÜZ: Dava, 12 Eylül cuntas›n›n tüm halk üzerinde bask›-sindirme politikas›n›n en üst boyutta sürdü¤ü koflullarda aç›ld›. Ne bir siyasi parti, ne sendika ne dernek hiçbir kurum yoktu. Ülkede yaflanan sorunlar›n tüm sorumlusu yarg›lanan insanlard› sanki. Ve hemen tüm san›klar mahkemeye ç›kar›lmadan, bas›nda teflhir edilip, suçlu ilan edildi. Bu davada yarg›lanan san›klar›n ço¤u 1980 ve 1981'in bafllar›nda tutuklanm›flt›. Dava 1982’de aç›ld›. Aylar süren gözalt› ve y›llara yay›lan yarg›lanma, 2 y›l neden suçland›¤›n› ve hangi maddeden yarg›land›¤›n› dahi bilmeden bekleyen yüzlerce insan. Ben ‹stanbul Belediyesi Sa¤l›k ‹flleri Müdürlü¤ü'nde memurdum. Grevli toplu sözleflmeli sendikal mücadele veren Tüm-Der'de faaliyet yürütüyordum. Yasal bir kurumdu ve yapt›¤›m›z çal›flma ise memurlar›n ekonomik-demokratik taleplerine yönelikti. Bir gece Tüm-Der üyesi tüm memurlar topland›. Neden, niçin sorular› hala cevaps›z. Ya da neyle suçland›¤›m›z. Çünkü yarg›lama s›ras›nda sorduklar› soru "yasad›fl› örgüte üye misiniz?" idi. Davaya dahil edilme nedenim ise Tüm-Der üyesi olmakt›.

‹flkenceler, Bask›lar... Bu dava nedeniyle yaflad›klar›m sadece benimle s›n›rl› de¤il. 14 yafl›ndaki k›z kardeflim, ailem de s›rf ben bu davada san›k oldu¤um için bask› gördü, gözalt›na al›nd›. Polis, "k›z›n›z gelene kadar sizi tutaca¤›z" demiflti. 1 hafta gözalt›nda kald›lar ve onlara iflkence yap›ld›. K›zkardeflime tecavüze kalk›fl›ld›. Uzun süre psikolojik tedavi gördü. Hala evde tek bafl›na kalmaya korkuyor. Ailemin yaflad›klar› bununla s›n›rl› kalmad›. Dava aç›ld›ktan sonraki y›llarda periyodik olarak evimiz bas›ld›. Tabii gece yar›s›, silahlarla. Ben daha sonraki y›llarda gözalt›na al›nd›m. K›saca özetlersem; kaba dayak, elektrik, falaka, cinsel tacizi yaflad›m. Tutukluluk sürem Metris'te geçti. 1985-86 aras›yd›. Aylarca mahkemeye ç›kar›lmad›m. Metris'te, insan yaflam›ndaki her ay-

r›nt›n›n nas›l iflkenceye dönüfltü¤ünü gördüm. Revir vard›, ama biz hiçbir zaman revire ç›kamazd›k. Doktor mazgaldan muayene edecek kadar uzmand›! Sonra avucumuza birak›lan tek bir hap! Ya da su, herkese 1 bardak su, ister iç, ister banyo yap. Tabi dayak günlük yaflam›n parças›.

Ailelerin Yaflad›klar›: Devrimci Sol Davas› aç›ld›¤› y›llarda ben henüz tutuklanmam›flt›m. ‹ddianame haz›rland›¤› günlerde bas›na "146 idaml› dava” diye yans›d›. Ve idamdan yarg›lananlar›n listesi yay›nland›. ‹dam cezas›n›n uyguland›¤› günler. Aileler çocuklar› o an idam edilecekmifl gibi koflturmaya bafllad›. Hepsinin gözü yafll›, nereye kime baflvuraca¤›n› bilmeyen insanlar. ‹lk afl›nd›rd›klar› kap› avukatlard›. ‹lk anda davay› almaya niyetli olanlar dahi sonradan vazgeçti. Devrimci Sol Davas›'nda yarg›lanan bir san›¤›n avukat› olmak do¤rudan bask› tehditin hedefi olmakt›. Avukatlar ziyarete gitmeye dahi çekiniyordu. ‹stisna da olsa, bu davay› ticari yat›r›m için kullanmaya çal›flan avukatlar da ç›kt›. ‹stisnayd›, ama yine de o koflullarda, o insanlar›n yaflad›klar›yla beraber düflününce kabullenmek zor. Ailelerin yaflad›klar› bunlarla s›n›rl› de¤il tabii. Metris'in önünde bekleflirken gittikleri kahvenin sahibi dahi tehdit edilmifl, "bunlar terörist, kahveye alma" denmifltir.

Savunma diye bir kavram› biz bu davada unuttuk. Savunma hakk› nas›ld›? Avukatlar, tutsaklar savunma yapabiliyorlar m›yd›? Savunma diye bir kavram› biz bu dava kapsam›nda unuttuk. Bana iddianame tebli¤ edilmedi. Hiçbirimizde yoktu, olsa da bir fley de¤iflmezdi ki. Her 15 günde bir arama ad› alt›nda yap›lan talanlarda yaz›l› her fley al›n›yordu. Avukatlar›m›zla flöyle görüflüyorduk; arkam›zda askerler ve telefonla. Asker istedi¤i an telefonu kapat›-

Halen sürdürülmeye çal›fl›lmas›, 12 Eylül hukukunun sürdü¤ünü göstermiyor mu? Demokrasi, hak ve özgürlükler oldu¤u söyleniyorsa, yarg›lanmas› gereken dava san›klar› olmamal›. Bu hukuksuzluk mahkum edilmeli.

Say› 2 17 21 Aral›k 2003


yordu. Ve tabii tüm konuflmalar›m›z dinleniyordu. Avukatlar›m›z›n savunmaya yönelik özel konuflma yapma olana¤› hiç olmad›. Ben Devrimci Sol VII. dosyas›nda yarg›land›m. Mahkeme salonuna beraber yarg›land›¤›m arkadafllardan hiç kimse giremedi. Ba¤›ms›zlar, piflmanl›k dilekçesini imzalayan birkaç kifli d›fl›nda. Arkadafllar TTE giymedikleri için salona al›nm›yorlard›. Ya hücrede ya ringde akflama kadar flort- atlet bekletiliyorlard›.

“Kaybettik” Dedikleri Dosyalar Nedeniyle ‹flkence Gördük, Tutukland›k Dava dünyan›n en uzun siyasi davas›. 23 y›ld›r sürüyor. Bu konuda ne düflünüyorsunuz?

Say› 2 18 21 Aral›k 2003

23 y›ld›r sürüyor, çünkü bu dava aç›lma aflamas›, yarg›lama süreci de dahil tam bir hukuksuzluk örne¤idir. Bu davay› açan 12 Eylül hukuksuzlu¤udur, 12 Eylül yasalar›d›r. ‹ddia edilen suçlar› kan›tlayacak ne bir kan›t ne de tan›klar vard›. Örne¤in benim hakk›mda sadece iddia var. Baflka hiçbir belge yok. Hukuksuzluk sadece yarg›lama aflamas›nda de¤ildi. 1987 y›l›nda tahliye oldum. Metris Askeri Cezaevi'nden siyasi flube polisleri ald›, tehdit etti, ailem tehdit edildi. Bu davan›n hiçbir hukuki dayana¤›n›n olmad›¤›n› hem kendimin hem de arkadafllar›m›n yarg›lama sürecinden biliyorum. Bu nedenle bu davan›n sürmesi ve yeniden yarg›lama talebi bu hukukun hala savunulmas› anlam›na geliyor. Davada 100 klasörün kaybolmas› konusunda ise söylenecek tek bir fley var. Devrimci Sol Davas› için, hukuki hiçbir dayana¤›n olmad›¤›n› söyleyenlerin hakl›l›¤› kan›tland›. Neden ve nas›l kaybedildi? Bu dosyalar devletin denetiminde ve güvencesinde. “Kaybettik” dedikleri dosyalar nedeniyle iflkence gördük, tutukland›k ve y›llarca hapiste kald›k. Hem bizler hem ailelerimiz çok fley yaflad›k. Bugünse dosyalar yok, kay›p deniyor. Peki bunun sorumlulu¤u kimde ya da kimlerde?

“HA‹NLER DÜZEN‹N, D‹RENENLER HALKINDIR” Kenan Günyel, F›rat Özçellik, Dudu Özel, Metin Özçelik'in tutuklu, Ali Murat Bal›k ve Lütfü Tunç'un tutuksuz yarg›land›¤› davan›n duruflmas›, 12 Aral›k günü ‹stanbul DGM’de yap›ld›. TAYAD'l› Aileler'in kat›larak destek verdi¤i dava, 18 Nisan'a ertelenirken, Kenan Günyel, 19 Aral›k katliam›n›, itirafç›l›k yasas›n› ele alan ifadesini okudu. Katliam›n›n amac›na ulaflamad›¤›n› belirten Günyel, sorumlular›n›n cezaland›r›lmas›n› istedi. Ölüm orucuna kat›ld›ktan sonra Adli T›p karar›yla tahliye edildi¤ini ve TH‹V'de tedavi görürken polisin komplolar›yla gözalt›na al›nd›¤›n› söyleyen Günyel, Metin Özçelik'in itirafç›laflt›r›l›p çamur at izi kals›n mant›¤›yla hareket edildi¤ini dile getirdi. ‹tirafç›l›k yasas›n›n mant›¤›n›n, ezenlerle ezilenler aras›ndaki savafl›n bir yans›mas› oldu¤unu dile getiren Günyel, savunmas›nda “piflmanl›k dilemesi gereken varsa o da halka zulmedenlerdir. Susurluk düzenidir. Biz affetmeyiz, af dilemeyiz. U¤ur Bülbül ne de güzel söylemifl, ‘Hakl›l›¤›m›z› sonuna dek savunaca¤›z. Hainler düzenin, direnenler halk›n olsun’ diye” sözlerine yer verdi. Gültekin Koç 10. Ölüm Orucu Ekibi’nin, asla teslim olunmayaca¤›n›n ilan› oldu¤unu dile getiren Günyel, “direnmeye, onuru temsil etmeye devam edece¤iz” dedi.

Dersim’de Yasad›fl›l›k, Geçerli Yasa u Tunceli Temel Haklar üyesi 4 kifli, siyasi flube polisleri taraf›ndan 13 Aral›k günü “afifl ast›klar›” gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Ancak yasal afiflin gözalt› gerekçesi yap›lmas› hukuksuzlu¤u yetmedi, gözalt›na al›nanlara, “neden dernek kurdunuz, neden üye oldunuz” gibi sorular yöneltildi. Keyfili¤i protesto eden Temel Haklar üyelerinin susma hakk›n› kullanmas› üzerine, polisin yasad›fl›l›¤› daha da ayyuka ç›kt›. “Size dernekte susma hakk›n›, yasad›fl› olan her fleyi ö¤retiyorlar” diyen polisin, bu haklar›n anayasal bir hak oldu¤unu bilmemesi elbette mümkün de¤il. Gözalt›na al›nanlar, derne¤e gidip gelmemeleri, bas›n aç›klamalar›na kat›lmamalar› konusunda tehdit edilerek ertesi günü serbest b›rak›ld›. u Bu arada, ayn› gün DEHAP ‹l Baflkan› ve 3 ÖTP yöneticisi de gözalt›na al›narak tehdit edildi. Düzenlenen bas›n aç›klamas›nda gözalt›lar protesto edildi. u Bir örne¤ini, 87. say›m›zdaki “Oligarflinin ‘Kitle Çal›flmas›’ bafll›kl› yaz›m›zda ele ald›¤›m›z, devletin Dersim’de halka gönderilen imzas›z mektuplara bir yenisi daha eklendi. Ovac›k’ta yaflanan bir çat›flmada, 4 gerillan›n yaflam›n› yitirmesini f›rsat bilen oligarfli, bu mektupta da, “terör” demagojisi yaparak, gerillaya yard›m edenleri “toplum düflman›” ilan ediyor ve “ceplerinden isimleri ç›kt›” diyerek, halk aras›nda kuflku, güvensizlik yaymaya çal›fl›yor. Alevi halk›n tarihinden dem vurarak istismar etmeye çal›flan oligarflinin, “kitle çal›flmas›n›n” bir örne¤i bu mektup da. Ancak halka düflmanl›k öylesine beyinlerine ifllemifl ki, güya “halk› kazanma” ad›na yaz›l›yor mektup, ama gerillay› ihbar etmeyen her alevi, “hastal›kl› düflünceli, iyilefltirilmesi gereken” insanlar olarak ifade ediliyor. Yüzy›llard›r Alevi halk›m›z› katledenler bunlar de¤il mi? Düflmanl›k, dillerine vuruyor.


HÜCRELERDEN

emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte

4. y›l

107 flehidin üç y›l boyunca, onurla, gururla, kararl›l›kla tafl›d›klar› bayrak, flimdi Gültekin KOÇ Ölüm Orucu Ekibi direniflçilerinde: Gültekin Koç Ölüm Orucu Ekibi (10. Ekip) direniflçisi olarak ölüm orucunda bulunan tutsaklar flunlard›r: Selami Kurnaz, Vedat Düflküner (Tekirda¤ F Tipi) Muharrem Karademir (Kand›ra F Tipi) Hüseyin Çukurluöz, Bekir Baturu (Sincan F Tipi) Selma Kubat (Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevi) Raziye Karabulut (Kütahya Kapal› Hapishanesi) Günay Ö¤rener (Uflak Hapishanesi)

Vahflet ve Direnifl

“Vahflet... bak›n bak›n nas›l yak›yorlar... kendi arkadafllar›n› demir parmakl›klara ba¤lay›p yak›yorlar...” Çanakkale Hapishanesi’nde demir parmakl›klar›n ard›nda ellerinde zafer iflaretiyle “operasyonu durdurun” diye hayk›ran Fidan Kalflen’in görüntüleri, burjuva televizyonlarda iflte bu anonslarla sunulmufltu. “Kendileri yakt›lar, birbirlerini vurdular...” diye günlerce üstü örtülmeye çal›fl›ld› 19-22 Aral›k Katliam›’n›n. Oligarfli, kendi vahfletini zulmünü gizlemek için, 6 devrimci tutsa¤› diri diri yakt›¤›n›, onlarca tutsa¤› kurflunlarla, gaz bombalar›yla katletti¤ini gizlemek için o görüntünün etraf›nda demagojisini örüyordu. 28 tutsak katledilmiflti. Evet, Çanakkale’de, Bayrampafla’da, Bursa’da, Ceyhan’da yoldafllar›na yönelen bu vahfli sald›r›y› durdurmak için kendi bedenini tutuflturan yoldafllar›m›z da vard›. Olmas› da do¤ald›, çünkü daha sald›r›dan önce, tutsaklar aralar›nda tart›flm›fl, karar alm›fl ve “ölüm orucu direniflçilerine sald›r›rsan›z, kendimizi yakar›z” diye tüm dünyaya aç›klam›fllard›. Katliam› durdurmak için çok say›da tutsak kendini feda etmeye haz›rd›. Böyle bir feda duygusunun olamayaca¤›n› düflünenler, devrimcileri, devrimcili¤i bilmeyenler, bildi¤i halde halk›n mücadelesine yabanc›laflanlar, burjuvazinin “vahflet, yak›yorlar” 盤l›klar›na çabuk kand›lar. Zulüm karfl›s›nda bedenini tutuflturan tutsak-

lar bile kurflunland› katiller taraf›ndan. Devlet öylesine vahfliydi ki, bedenini tutuflturup önlerinde yere düflen tutsa¤› kald›r›p hastaneye götürmek yerine, kurflun ya¤muruna tuttu. 28 tutsa¤›n her biri, nas›l öldü, kim öldürdü, bugün hepsi aç›kt›r, otopsi raporlar›yla, belgeleriyle ortadad›r. 19 Aral›k akflam›ndan itibaren burjuva televizyonlar›n›n söylediklerinin tek kelimesinin bile do¤ru olmad›¤› a盤a ç›km›flt›r. 6 tutsa¤› diri diri yakt›klar› a盤a ç›km›flt›r. Birçok tutsa¤›n yoldafllar›n› korumak için kimi bedenini tutuflturdu, kimi kendini ölüm orucu direniflçilerinin önünde kurflunlara karfl› siper yapt›. Bu da biliniyor art›k. Bugün Saddam’›n dünya kamuoyuna sunulan görüntüsüne bak›p, o görüntünün nas›l, hangi koflullarda olufltu¤unu, ne amaçla bu flekilde sunuldu¤unu bile düflünmeden yorum yapan “sol”cular, dün de burjuva medyan›n yaygaras› alt›nda, bir insan›n gösterebilece¤i en büyük kahramanl›klardan birini “vahflet”, “ölümün kutsanmas›” gibi sözlerle mahkum etmeye kalk›flm›fllard›. Zulmü durdurmak için bedenlerimizi tutuflturan yoldafllar›m›z›n kararl›l›¤›n›, inanc›n›, fedekarl›¤›n› tüm halk›m›z, tüm sol anlamal›... Burjuvazinin “vahflet” 盤l›klar› alt›nda, solun “ölümün yüceltilmesi” demagojileri aras›nda gerçe¤i görmeyenler, bugün yeniden bakmal› o gerçe¤e... Bilinmeli ki, bu gerçe¤i anlamayanlar, dünya halklar›n›n direniflini anlayamad›¤› gibi, o direniflin bir parças› da olamazlar.

Say› 2 19 21 Aral›k 2003


”

19 Aral›k’ ta katlettiler; yenemediler! Yak›p y›kt›lar, dir eniflimizi k›ramad›lar! Tecrit uygulad›lar, sosyalizmden vazgeçir emediler; Dir eniflimiz ve devrim için savafl›m›z sürüyor...

‹NANCIMIZ DAHA GÜÇLÜ ‹DD‹AMIZ DAHA BÜYÜK!

Say› 2 20 21 Aral›k 2003

“Devrimciler, üç y›l önce, Türkiye tarihinde efli görülmemifl bir sald›r›ya maruz kald›lar. 1974’teki K›br›s iflgal harekat›ndan sonraki en büyük askeri harekat, oligarflinin zaten kendi denetimindeki hapishaneleri yeniden iflgal etmek için düzenlendi. Ele geçirilmifl, adlar› üstünde zaten “tutsak” durumda olan devrimcilere dört duvar›n aras›nda yeniden “teslim olun” ça¤r›s› yap›ld›. Fakat bu ça¤r› ç›plak bir “teslim ol” ça¤r›s› de¤ildi; oligarflik devlet, Türkiye’nin 20 hapishanesinde merkezi bir kararla “Ya teslim olacaks›n›z, ya öleceksiniz” diye dayatt› tutsaklara. Ölüm ve yok olufl dayatmas›, karfl›s›nda Türkiye tarihinin en büyük direnifllerinden birini buldu. Sald›r›y› püskürtmek için 28 devrimci tutsa¤› flehit verdik. Üç y›l önceki bu katliam›n y›ldönümüne iliflkin aç›klamam›z›n bafl›nda ilk sözlerimizi onlara ad›yoruz; kurflunlar, bombalar alt›nda ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm fliarlar›n› hayk›ran, tutuflturduklar› bedenleriyle Türkiye devriminin yenilmezli¤inin an›t› olan flehit yoldafllar›m›z› sayg›yla, ba¤l›l›kla an›yoruz...” Parti’nin, 19 Aral›k’›n 3. y›ldönümü nedeniyle 17 Aral›k 2003’te yay›nlad›¤› 31 No’lu aç›klama bu paragrafla bafll›yordu.

NE AMAÇLANDI, NE SONUÇ ALINDI? Aç›klaman›n “Amaç ve Sonuç” bafll›¤› alt›nda 19-22 Aral›k katliam›n›n ve F tiplerinin amac›n›n bir kez daha özetlendi¤i aç›klamada, “sonuç” ise flöyle özetleniyordu: “Oligarflinin bu sald›r›yla amaçlad›¤›, devrimci örgütleri tasfiye etmek, devrimcileri y›ld›r›p demoralize etmek, demokratik muhalefeti da¤›tmak, halk› sindirmekti. Bunlar› baflarabilirlerse, ABD’nin ve AB’nin sömürgecilik politikalar› daha da derinlefltirilirken, ülkemiz ya¤malan›r, halk aç b›rak›l›rken, bunlara karfl› ç›kacak bir güç kalma-

yacakt›. “Demokratik muhalefeti etkisizlefltirmekte, belli s›n›rlar içine çekmekte, kitleler nezdinde korkuyu yayg›nlaflt›rmakta oligarfli belli ölçülerde “baflar›l›” olmufltur. Çeflitli devrimci gruplar› da ideolojik ve politik olarak geriletebilmifltir. Fakat bu sald›r›n›n sonucunu nihai anlamda belirleyecek olan noktada; devrimci hareketi ideolojik veya pratik olarak geriletmekte oligarflinin hiçbir baflar›s› sözkonusu de¤ildir. “Art›k bugün herkesin görebilece¤i gibi, 19 Aral›k ve F tipleri sald›r›s›n›n amac›, tutsaklar› “ko¤ufllardan” ç›karmakla s›n›rl› de¤ildi; amaç çok daha kapsaml›d›r; “hapishane sorunu” sadece oligarflinin de¤il, emperyalizmin de sorunuydu; 1990’lar›n bafllar›ndan itibaren, dünya solunda alabildi¤ine bir reformistleflme yaflan›r, silahlar b›rak›l›r, devrim ve sosyalizm iddias›ndan vazgeçilirken, Türkiye’de, Marksizm-Leninizm’de ›srar eden, sosyalizm bayra¤›n› dalgaland›rmaya, devrim iddias›na devam eden bir Devrimci Sol vard›r. Bu yap›, fiziki, ideolojik ve örgütsel olarak imha edilmelidir. Emperyalizmin “küreselleflme” politikalar›n›n en önemli ayaklar›ndan biri de devrimci hareketleri tasfiye edip, meydan› “emperyalizmin solu”na b›rakmakt›r. Oligarflinin ABD-AB deste¤indeki hapishaneler katliam›n›n ve F tipleri plan›n›n amac› budur. “Oligarflinin ve emperyalizmin baflar›s›zl›¤› da iflte bu noktadad›r. B›rak›n böyle bir hedefe ulaflmay›, belli bir mekanla ve belli bir tutsak kitlesiyle s›n›rl› olarak sürdürülen direnifli bile k›ramam›fllard›r. Kuflkusuz, belli koflullarda çeflitli direnifller k›r›labilir de; Marksist-Leninist bir hareket, bunlar karfl›s›nda da ideolojik, politik olarak dik durur; sars›lmaz, yalpalamaz. Ama oligarflinin baflar›s›zl›¤› ve bunun karfl›s›nda bizim ideolojik ve örgüt-


sel kararl›l›¤›m›z o kadar büyüktür ki, oligarfli “asgari ve öncelikli hedefi” olan direnifli k›rmakta bile baflar›s›z kalm›flt›r. “Ne devrimci hareketi fiziken tasfiye edebilmifl, ne onu ideolojik olarak bir milim geriye kayd›rabilmifltir.”

BÖYLE B‹R D‹REN‹fi GÜCÜNÜ HANG‹ KAYNAKTAN ALIYOR? Bu sorunun asl›nda özlü bir cevab› var. “‹NANCIMIZIN, ‹DD‹AMIZIN VE D‹REN‹fi‹M‹Z‹N KAYNA⁄I, SOSYAL‹ZMD‹R!” bafll›¤›yla özetlenen bu “kayna¤›n” direnifl içindeki yeri flöyle anlat›l›yor: “Hiç kuflku yok; bu sonucu ortaya ç›karan sosyalizmin gücüdür. E¤er, böyle büyük bir sald›r›y› püskürtebildiysek, böylesine kapsaml› bir plan karfl›s›nda devrimci çizgimizi koruyabildiysek ve bugün daha güçlü bir inanç ve daha büyük bir iddiayla s›n›flar mücadelesinde yer al›yorsak, bunun kayna¤›nda sahip oldu¤umuz Marksist-Leninist ideoloji ve 33 y›ll›k devrimci gelene¤imiz vard›r. Sosyalizm, 80 y›ld›r bu topraklarda ideolojik bir güçtür. Sosyalizm 33 y›ld›r da iktidar iddias›yla savaflan bir güç olmufltur. Emperyalizm ve oligarfli, bu gücü zaman zaman, yer yer geriletse de, aflam›yor, yokedemiyor. “Devrimci bir hareketi, herhangi bir sendikal örgütlenmeden, politik hedefini “insan haklar›yla”, reformlarla s›n›rlam›fl siyasi güçlerden ay›rdeden de budur zaten. Biz dünyan›n Türkiye’sinde halk›n iktidar› hedefiyle savaflan sosyalistleriz. Ba¤›ml›l›¤a, faflizme son verip sosyalist bir düzen kurmak istiyoruz. Her eylemimiz, her direniflimiz buna hizmet eder. Devrimci kadrolar›n, savaflç›lar›n cüreti, kendini fedas› bu ideal içindir. “Halk›n iktidar›n› ve sosyalizmi, yaln›zca halk kurabilir. Bu Marksist-Leninistler için tart›fl›lamayacak kadar aç›k bir gerçek oldu¤u için, MarksistLeninistler, tarihlerinin hiçbir döneminde, halk›n d›fl›ndaki güçlere bel ba¤lamazlar; onlardan demokrasi, ba¤›ms›zl›k, insan haklar› beklemezler. Emperyalizmden veya oligarfliden böylesi beklentileri olanlar, hayat›n hiçbir alan›nda mücadeleyi ve direnifli sonuna kadar götüremez, siyasi cürete, kendini feda duygusuna sahip olamazlar. 19-22 Aral›k kahramanl›¤›n› ve 4. y›l›na giren büyük direnifli mümkün k›lan ideolojik ve politik nedenleri, herkes bu Marksist-Leninist çizgide aramal›d›r.” Aç›klamada bunlar vurguland›ktan sonra, reformizmin durumu da ortaya konuluyor. Elbette, Marksizm-Leninizm’in gücünü, sosyalizme inan-

c›n büyüklü¤ünü ortaya koyan böylesi bir direnifl, reformizmin güçsüzlü¤ünü, y›lg›nl›¤›n› da ortaya koyacakt›. Nitekim öyle olmufltur. Parti aç›klamas›nda bu durum flöyle özetlenmifltir: “F tipleri sald›r›s› ve direnifl, tek bir eylem, tek bir olay baz›nda de¤il, siyasi olarak reformizm ve devrimcilik aras›ndaki kal›n çizgileri a盤a ç›kartm›flt›r.”

KARARLILIK VE ‹DD‹A BÜYÜYEREK SÜRÜYOR Direniflin geldi¤i noktaya ve önümüzdeki sürece iliflkin ise, direniflin esas olarak flu veya bu düzen partisine karfl› de¤il, düzene karfl› sürdü¤ünü, çünkü tüm düzen partilerinin halk düflman› politikalar› sürdürdü¤ü, AKP’nin flu an için faflizmin “nöbetini” devralan parti oldu¤u vurgulanarak flu belirlemeler yap›l›yor: “Türkiye devrimci hareketi, üç y›l› aflan bu direniflte, kadrolar›n›n, savaflç›lar›n›n, taraftarlar›n›n en yi¤itlerinden 107’sini kaybetti. 8 ölüm orucu direniflçimiz halen ölüm yürüyüflünü sürdürüyorlar. Tutsak yoldafllar›m›z, gerekti¤inde yeni ekipler de ç›karma kararl›l›¤›na sahipler. D›flar›da da, tecrit parçalan›ncaya kadar mücadeleyi sürdürme kararl›l›¤›na sahibiz. “F tiplerine karfl› direnifl, emperyalizmin sald›r›lar›n› alabildi¤ine t›rmand›rd›¤› bir dönemde, emperyalizme Türkiye cephesinden verilmifl bir cevap olmufltur. Bu yan›yla, Filistin halk›n›n, Irak halk›n›n, dünyan›n meydanlar›n› dolduran milyonlar›n direnifliyle bütünleflmifltir. “‹çeride ve d›flar›da ölüm orucu direniflini sürdürerek flehit düflen yoldafllar›m›z, halk›m›za, tüm dünya halklar›na emperyalizm ve faflizmin zorbal›¤› karfl›s›nda direnmenin mümkün oldu¤unu; direnen bir gücü yenebilecek hiçbir gücün bulunmad›¤›n› gösteriyorlar. Direnen tutsaklar›m›z, sosyalizm idealinin u¤runa can verilecek kadar yüce bir ideal oldu¤unu, halk›m›z›n ve dünya halklar›n›n tek kurtuluflunun sosyalizmde oldu¤unu, canlar›n› ortaya koyarak anlat›yorlar. “‹flte böyle oldu¤u için, faflizm, direniflimiz karfl›s›nda hemen hiçbir dönemde, hiçbir konuda rastlanmam›fl ölçüde bir sansüre baflvuruyor. Bu gerçeklerin halk›m›z nezdinde, sol nezdinde tart›fl›lmas›n›n önüne geçmeye çal›fl›yor. “Hay›r tart›fl›lacak. Tart›flt›raca¤›z. Ne halk›m›zdan, ne Türkiye solunun taban›n› oluflturanlardan bu tart›flma, bu gerçekler gizlenemeyecek. Direniflimiz, faflizme, emperyalizme ve onlar›n sansürüne darbeler vurarak zaferini büyütecek.”

Say› 2 21 21 Aral›k 2003


¤an’›n tepkisi de bu yüzden ayn› paraleldedir. Erdo¤an bu ifadeleri, “Güneydo¤u ilk defa yer alm›yor raporlarda ve ekonomik durum, yat›r›mlar kastediliyor” fleklinde de¤erlendirdi. MHP’li faflistlerin, Kürtçe türkü söyledi diye ‹brahim Tatl›ses’e, Ferhat Tunç’a gösterdi¤i tepki ile, Hürriyet’in manfleti, Erdo¤an’›n kafa yap›s› aras›nda hiçbir fark yoktur. Sadece, faflist zihniyetin de¤iflik biçimlerdeki tezahürüdür. Ony›llarca bu ülkede “Kürt halk› yoktur, Türk’türler... Kürt dili yoktur, lehçedir...” diye inkar politikalar› uygulanageldi. AB’cilik oyunu flovenizmin görüntüsünü “yumuflatsa” da özü hiç de¤iflmedi. fiimdi daha fazla hile, entrika, aldatmayla yok sayma ve inkar politikas›n› sürdürmek istiyorlar. Devrimciler, ony›llard›r, “Kürt halk› gerçektir yok edilemez” diyorlar. “Kürt” sözcü¤ünün a¤za al›nmaktan korkuldu¤u, bugün raporlar›na sadece “Güneydo¤u” yazabilenlerin inkarc› ve imhac› oligarflinin iktidarlar›na destek verdi¤i, Kürt halk›n› katleden silahlar› satt›¤› koflullarda, AB’cilik flemsiyesi alt›nda “Kürt halk›n›n haklar›n› savunuyoruz” diyen sahte demokratlar›n esamesinin okunmad›¤› günlerde hayk›rd›k bu gerçe¤i. fiovenizmin en kararl› savunucusu 12 Eylül Cuntas›’n›n mahkemelerinde Kürt halk›n›n haklar›n› dile getirdik. “Kürtçe türkü” tart›flmalar›ndan y›llar önce meydanlarda söyledik Kürtçe türkülerimizi... Sahte demokratlar, AB’ci soytar›lar Kürt halk›n›n haklar›n› savunamazlar. “AB’ye girifl süreci”ndeki geliflmelere göre, Kürt halk›n› da, onlar›n haklar›n› da unutacaklar›ndan emin olabilirsiniz. T›pk› düne kadar hat›rlad›klar› gibi.

fiovenist Histeri: “Nereden Ç›kt› Güneydo¤u”

AB’nin ‹kiyüzlülü¤ü, Oligarflinin fiovenizmi

Say› 2 22 21 Aral›k 2003

12 Aral›k günü aç›klanan, Avrupa Birli¤i (AB) Zirvesi'nin sonuç bildirisinde Türkiye’ye iliflkin “elefltirilere” karfl› gösterilen tepkiler, oligarflinin flovenizminin de s›r›tmas›na yol açt›. Raporda yer alan “Güneydo¤u’da kültürel haklar konusunda ad›m at›lmas›” ifadeleri, flovenistlerin ve AB’ci görünen sahte demokratlar›n tepkilerine neden oldu. AKP iktidar›n›n, raporun istedi¤i gibi ç›kmas› için giriflimleri son ana kadar sürdü. Virgüller, noktalar üzerine pazarl›klar yürüttü. Buna ra¤men, AB’nin kendi hesaplar› ile bu ifadeler rapora girdi. Demek ki, pazarl›klar sonuç verse, “Güneydo¤u” diye bir ifade raporda yer almayacakt›. Zaten AB’nin ve AB’cilerin “kültürel haklar”a indirgedi¤i Kürt Sorunu da böylece daha da mu¤laklaflt›r›lm›fl olacakt›. AKP iktidar›, aç›kça, böyle bir sorun var, ama siz görmeyin, karfl›l›¤›nda da flunlar› vereyim size, pazarl›klar› yürütmüfltür. Bu, flovenizmin “AB’cilik” görünümü alt›ndaki yans›mas›yken, Do¤an Medya, manfletine tafl›yarak, bu kesimlerin de duygular›na tercüman oldu.

Böyle Bir Bölge, Orada Yaflayan Bir Halk Yok Muydu? Hürriyet, “nereden ç›kt› Güneydo¤u” manfleti att›. (13 Aral›k) Bu ülkede böyle bir bölge yok muydu, bu ülkede bölgeyle özdeflleflen bir sorun yok muydu? Diyelim ki, AB raporunda yer Hürriyet; hem AB’cidir, hem demokrat almad›, sorun geçinir. Alakas› yoktur demokratl›kla. yok mu olmufl AB’cili¤i de Do¤an Holding’in ç›karlar› olacakt›? Tayiçindir. Bu flovenist kafa Susurlukçuyip’in, “sorunu dur, infazlar›, katliamlar›, kay›plar›, iflyok sayarsakenceleri alk›fllayanlar bunlard›r. Bu n›z, yok olur” topraklarda yaflayan bir halk› yok sasözleri ile Hüryanlar, halk›n her türlü hak ve özgürriyet’in manlüklerini de yok sayarlar. Her konuda fleti ayn› manhalklar›n haklar›n›n, direnifllerinin kart›¤›n ürünüdür. fl›s›ndad›r. Irak’da Amerika’n›n “zaferi- Bu mant›k floni” kutlar, Türkiye’de Kürt halk›n› ezvenizmden mek, susturmak ister. beslenir. Erdo-

“Güneydo¤u” Dedikleri Kürt Halk›d›r; Siyasi, Kültürel, Sosyal Bütün Haklar› Koflulsuz Olarak Tan›nmal›d›r Avrupa Birli¤i’nin “Güneydo¤u” diyerek geçifltirdi¤i, neyi içerdi¤i belirsiz ‘kültürel haklara’ indirgedi¤i, flovenizmin “oras› neresi” diyerek yok saymak istedi¤i Kürt halk›d›r, onlar›n siyasi, kültürel, ekonomik, sosyal haklar›d›r. Halk›n tüm hak ve özgürlüklerinin bask› alt›nda tutulmas›na, yok say›lmas›na son verilmelidir. Kürt halk›n›n haklar›n› pazarl›klar›nda “koz” yapanlar›n halklara sayg›s› yoktur. fiovenistlerle, AB’ciler görünüflteki farkl›l›klar›na ra¤men, halklar›n kendi kaderlerini tayin hakk› önünde engel olmada birliktedirler.


Kürtçe Afifle Yasaklama ‹brahim Tatl›ses ve Tüm Sanatç›lar›m›z Kürtçe Söyleyecek!

‹HD tarafından Kürtçe ve Türkçe bastırıp, birçok ile da¤ıttı¤› afifllere, Van'da, "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤ünün bozulaca¤ı" gerekçesiyle toplatılmas› karar› verildi. Van mahkemesinin karar› emsal gösterilerek polis 33 ilde afiflleri toplad›. Kimi yerlerde ‹HD binalar› bas›l›p afifllere el konuldu. Erdo¤an’›n, Brüksel’de oldu¤u s›rada verilen karar, “AB’ciler” ile “AB karfl›tlar›” aras›ndaki çat›flman›n da bir yans›mas›d›r. Ama bundan önemlisi, oligarflinin ‘kürtçeye serbestlik’ konusundaki aldatmas›n›n da bir örne¤idir.

AB Sorunca... Avrupa Birli¤i’nin, tam da görüflmelerin yap›ld›¤› anda, “Van’daki yasaklaman›n anlam› nedir?” sorusu ile karfl›laflan Tayyip Erdo¤an, “kendisinin de rahats›z oldu¤unu, araflt›raca¤›n›” söyledi. Yeri geldikçe “yarg›ya müdahale edemeyiz” diyen Adalet Bakan› Cemil Çiçek devreye girerek, mahkemelere yaz›lar yazd›, Yarg›tay’a emirler gönderdi. Hemen belirtelim ki, onlar›n bu gayretkefllikleri, Kürt halk›n›n dilinin serbestli¤ini istemelerinden, savunmalar›ndan de¤ildir. AB’ciler ve burjuva medya da dahil olmak üzere, onlar›n sorunu, AB’nin gündemine almas›, sormas›d›r. AB’nin sormad›¤›, gündemine almad›¤›, onay verdi¤i hiçbir ihlale, ölüme, zulüme, ya-

Kürtçe Yay›n Yapt›rmama Oyunlar› “Kürtçe yayında”, nas›l yapar›z da yay›n yapt›rmay›z u¤rafllar› sürüyor. Bu kez de, RTÜK’ün haz›rlad›¤› yönetmelikte, “Türkiye Cumhuriyeti simgeleri dıflında simge kullanılmaması” ifadeleri yer ald›¤› ortaya ç›kt›. AKP bunun de¤ifltirilmesini isterken, RTÜK’ün Kürtçe yay›n› engellemek için ince hesaplarla, kelime oyunlar›yla haz›rlad›¤›

saklamaya dönüp bakmazlar bile. F Tiplerindeki tecrit ve ölüm orucu bunun en çarp›c› örne¤i olarak hala orta yerde duruyor.

Büyük “Tahrik”: “Barıfl” Van valisi Hikmet Tan, neden toplat›ld› sorusuna bak›n ne cevap veriyor; "Asılan ve ne oldu¤u bilinmeyen bu yazıların bir örne¤i, polis ekiplerimizde Cumhuriyet Savcılı¤ı'na iletilmifltir. Savcılık da, TCK'nın 310 ve 311'inci maddeleri uyarınca 'tahrik unsuru taflıyor' düflüncesi ile mahkemeye baflvurmufl, mahkeme toplatma kararı vermifltir.” Peki nas›l olmufl bu “tahrik”? Kürtçe "Barıfl Kazanacak" yazarak! Polisi, savc›s› Kürtçe ne yazd›¤›n› anlamam›fl; masala bak›n! Vali eklemeyi de unutmam›fl; “baz› kifliler AB Anayasas›’n›n haz›rlanmas› ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi toplantılarını fırsat bilerek, konuyu buralara taflımaya çalıfl›yor." Aleni bir flekilde bir halk›n diline yasak koyuyor, kendisi k›flk›rt›yor, sonra “k›flk›rt›yorlar, kullan›yorlar” diyor. Provokatör ve flovenist kafa budur iflte. “Yarg› ba¤›ms›z”m›fl! Ne ba¤›ms›zl›¤›, ne yarg›s›; flovenizmin mahkemeleri! Ancak tümünün Avrupa karfl›s›nda da boyunlar› “k›ldan incedir”. “Daktilo hatas›ndan kaynakland›” diyecek kadar “esnek k›v›rtmalara” da hemen haz›rd›rlar.

yönetmeli¤in, serbestlik de¤il, adeta yasaklama genelgesi gibi haz›rland›¤› böylece bir kez daha görülmüfl oldu. Öyle ya; ya bir zamanlar trafik lambalar›n›n renklerini de¤ifltirmenize neden olan o üç suçlu renk bir araya gelirse, ya halklar binlerce y›ll›k tarihlerinde yer alan “bölücü simgeler” kullan›rsa... En iyisi “TC” damgas› vurup, gerisini yasaklamak.

Hiçbir konuda söyleyecek hiçbir sözü kalmayan, siyaset alan›n› kaybeden MHP, kollad›¤› f›rsat›, ‹brahim Tatl›ses’in Kürtçe türkü söylemesi ile buldu¤unu düflünerek sokaklara f›rlad›. Faflistliklerini “vatanseverlik” diye yutturmaya çal›flan güruhun, Tatl›ses’in iflyeri önünde “asar›z, keseriz”li höykürmelerinin ard›ndan, MHP’nin gündeme girebilmek için provokasyonlara, k›flk›rtmalara baflvurabilece¤i de görüldü. Tatl›ses ve Ferhat Tunç’a destek veren MKM merkezi ve DEHAP Beyo¤lu teflkilat› tafll› sald›r›lara u¤rad›. Sald›r›, Grup Yorum’un da yer ald›¤› ‹dil Kültür Merkezi taraf›ndan k›nand› ve “halk›m›z›n kültürüne düflman olanlar, yine düflmanl›klar›n› sürdürüyor” dedi. Kürtçe türkülerimiz faflistlerin “bölücülük” demagojileri ile susmayacak. ‹brahim Tatl›ses, yapt›¤› müzi¤in niteli¤inden, kiflili¤inden ba¤›ms›z olarak, do¤ru olan› yapm›flt›r. Yapmaya devam etmelidir. Sadece o de¤il, tüm sanatç›lar›m›z bu tehdit ve faflist zorbal›¤›, kürtçe türkülerimize, flark›lar›m›za sahiplenerek göstermelidir. Kürt halk›n›n türküleri y›llarca türkçelefltirilip “Türk halk müzi¤i” diye yutturuldu halk›m›za. ‹nkar›n savunucular› flimdi ç›rp›n›yor, flovenizm k›flk›rtmas›n› oya, siyasi ranta dönüfltürme hesaplar› yap›yorlar. Hesap tutmayacak. Grup Yorum’un ilk Kürtçe flark›y› söyleyerek açt›¤› yoldan Tatl›sesler, Ferhat Tunçlar ve baflkalar› da yürümeye devam edecektir.

Say› 2 23 21 Aral›k 2003


Seçimler Devrimci Çözümü Yeniden Dayatt›:

Ba¤›ms›z, Demokratik, Birleflik K›br›s Oligarflinin, Amerika’n›n, Avrupa Birli¤i’nin yak›ndan “ilgilendi¤i” ve müdahil oldu¤u KKTC seçimleri sonuçland›. MGK’c›lar ve AB’cilerin savafl›n›n galibi flimdilik yok. AB’ci ve Annan Plan› taraftarlar› ile karfl›tlar› olarak bölünen partiler eflit denebilecek yak›nl›kta oy ald›lar. fiimdi, AB’cilerin koalisyonunun yetmedi¤i, Denktafl cuntas›na destek verenlerin de hükümet kuramad›klar› seçim aritmeti¤inde “çözümün” nas›l olaca¤› tart›fl›l›yor. Yeni bir erken seçim de, “Ulusal Hükümet” formülleri de bu yo¤un tart›flma içerisinde gündeme getiriliyor.

Herkesin Kendi Sonucu Var

Say› 2 24 21 Aral›k 2003

Ayn› seçim sonuçlar›, her parti taraf›ndan, Türkiye hükümeti, AB ve Denktafl taraf›ndan ayr› ayr› de¤erlendirildi. Kimisi, “halk›n her iki kesime de ‘anlafl›n’ mesaj› verdi¤ini”, bir baflkas›, “halk çözüm istiyor ama Annan Plan›’na onay vermiyor” diye okudu sonuçlar›. AB, “seçmenin iste¤i Annan Planı temelinde çözüm” derken, AKP hükümeti ise, AB’yi de raz› edecek, Denktafl’›n tümden devre d›fl› kalmas›n› da engelleyecek “orta yol” aray›fl›nda. CTP ve BDH’dan oluflan AB’cilerin bir milletvekili fazlal›k elde etti¤i seçimlerde, hiçbirinin halk›n taleplerini tart›flmad›¤› aç›kt›r. AB’ci kesim K›br›s’› Avrupa’ya yedekleme, Denktafl flürekas› ve oligarfli ise adada hakimiyetini sürdürme hesab› içindedir. AKP iktidar› ise K›br›s sorununa, K›br›s’›n sorunu olarak de¤il, Türkiye’nin AB’ye girmesi sorunu olarak bakmaktad›r. Burjuva medyada her gün K›br›s üzerine yazanlar, TV’lerde programlar yapanlar, AB’cilerin kazanmas› için aç›k ve örtülü kampanyalar yapanlar›n düflündü¤ü de sadece AB’dir. Önümüzdeki sürecin nas›l flekillenece¤i tart›fl›ladursun, emperyalistlerin ve iflbirlikçi oligarflinin içinde yerald›¤› hiçbir çözümün, gerçek çözüm olmayaca¤›n› bugünden söyleyebiliriz. Dünyan›n hiçbir yerinde Amerika ve Avrupa emperyalistlerin müdahaleleri halklara kardefllik, bar›fl ve huzur getirmemifltir. Sadece sömürü götürmüfl, ba¤›ml›l›¤› büyütmüfltür.

‘Ba¤›ms›z KKTC’nin Ba¤›ms›z Olmad›¤›n›n ‹tiraf› Daha seçim sonuçlar› aç›klanmadan, Abdullah Gül’ün yapt›¤› aç›klama, seçimlerin de, halk›n iradesi sözlerinin de sadece demagoji oldu-

¤unu, y›llard›r anlat›lan “ba¤›ms›z K›br›s”’›n da masaldan ibaret oldu¤unu resmi a¤›zdan teyid etti: “Önümüzdeki 6 ay› biz belirleyece¤iz... Hangi taraf seçilirse seçilsin, bizden ba¤›ms›z bir fley yapamaz!” Söylenen aç›k olarak flu: Seçimler oyun, ba¤›ms›zl›k masal, biz belirleyece¤iz. Elbette böyle bir durum da AB’si, ABD’si de biz belirleyece¤iz diyor. AKP, AB Komiseri’nin “Denktafl’›n hiçbir etkisi yok, görüflmeler Avrupa, ABD ve Türkiye aras›nda yap›l›yor” sözlerini elefltirmiflti hat›rlanaca¤› gibi. “Nas›l olur, Denktafl cumhurbaflkan›d›r, müzakerelerde baflgörüflmecidir” gibi fleyler söylenmiflti. Abdullah Gül’ün söyledi¤i farkl› m›? O da ayn›s›n› söylüyor, “biz belirleyece¤iz” derken de, Avrupa ve Amerika’dan ba¤›ms›z bir belirleme olmad›¤›n› çok iyi biliyor.

Devrimci Çözüm Tart›fl›lmal›d›r K›br›s’a kimin çözümünün ne götürece¤ini görmek için, denemeye hiç gerek yoktur. Emperyalizme endeksli “çözümler”, daha fazla ba¤›ml›l›k, sömürü ve görünüflte kendilerine ait ama gerçekte kendilerine ait olmayan topraklar üzerinde, iflbirlikçi iktidarlar taraf›ndan yönetilmeyi beraberinde getirecektir. Oligarflinin ve Denktafl’›n K›br›s’› ne hale getirdi¤i, halka ne götürdü¤ü ise gözler önündedir. Susurlukçular’›n kumarhanesi, batakl›¤›, kontra merkezi, bir avuç asala¤›n rant kap›s›d›r K›br›s. Halk çaresiz de¤ildir. Hele ehveni fler mant›¤› ile halk›n mevcut iki blok aras›nda seçim yapmaya zorlanmas› hiç kabul edilemez. K›br›sl› ve Türkiyeli devrimciler, sosyalistler, ilerici güçler, “zor” ve “yak›n vadede gerçekleflmez” gerekçesine dayanarak, devrimci çözümü gündemlerinden ç›karamazlar. Büyük taktikler ad›na AB’cilerin pefline tak›lamazlar. K›br›s’ta tek bir çözüm vard›r, o da adan›n iflgal edilmesinden bu yana Türkiyeli devrimcilerin dile getirdi¤i, ba¤›ms›z, demokratik ve birleflik K›br›s seçene¤idir.


Emekçiler’den

Amerikan Ford’un Hükümeti AKP “Milli güvenlik” gerekçesiyle ertelenen Paflabahçe grevinin, fiiflecam patronunun yan› s›ra, Amerikan Ford’un da iste¤iyle ertelendi¤i ortaya ç›kt›. Ford’un böyle bir istekte bulunmas›n›n nedeni ise, otomotiv tekelinin Almanya’daki fabrikalar›nda üretilen otomobillerin camlar›n›n fiiflecam taraf›ndan yap›l›yor olmas›. Yani grev sadece iflbirlikçi tekel fiiflecam’› de¤il, em-

“‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z” Kristal-‹fl, Mersin AKP il binas› önünde 13 Aral›k günü yapt›¤› eylemle, grev hakk›n› savundu. AKP önüne kadar yürüyen iflçiler “Sermayenin Ufla¤ı ‹flçlerin Düflmanı”, “Sermaye Emreder AKP Zulmeder” dövizleri tafl›d›lar. “Grev Hakkımız Engellenemez”, “‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z”, sloganlar› atan iflçilere, direniflteki Çukurova Tekstil iflçileri de destek verdi. Mersin fiubesi Baflkanı Fehmi Sandallı, AKP iktidar›n›n patronların hükümeti oldu¤unu gösterdi¤ini belirtti. Eyleme yaklafl›k 500 iflçi kat›ld›.

TÜGSAfi’ta ‹flgal Eylemi TÜGSAfi Samsun Gübre Fabrikas› iflçileri, özellefltirmeye karfl›, üretimi durdurarak iflyeri iflgali gerçeklefltirdiler. Özellefltirmenin tam bir ya¤ma ve talan oldu¤unu vurgulayan iflçiler, ihale iptal edilene kadar fabrikalar›n› terketmeyeceklerini aç›klad›lar. Daha sonra istenilen fiyat›n verilmemesi nedeniyle ihalenin iptal edildi¤inin aç›klanmas›

peryalist tekel Ford’u da etkileyecekti. IMF’nin uflaklar› hemen harekete geçti, emperyalist tekelin ç›karlar›na zarar gelmemeliydi. Hukukmufl, “cam›n milli güvenlikle alakas› ne” diye sorulacakm›fl, umurunda de¤ildi. Üstelik, Ford’un Amerikan tekeli olmas›, hükümetin karar›nda ek bir bask› unsuru demekti. Ya Amerika k›zarsa? Bakanlar Kurulu’nda oturup gerekçe arad›lar ve bula bula “milli güvenlik” komedisini buldular. Böyle ucuz ve mesnetsiz bir gerekçeye baflvurulmas› elbette sendikal hareketin içinde bulundu¤u durumla da yak›ndan ilgilidir. ‹ktidar, aç›kça tekellerin emirlerini yerine getirirken, meydan okumakta ve sendikalar›n hiçbir fley yapmayaca¤›ndan emin ve pervas›z davranmakta. AKP iktidar›n›n politikalar›nda, icraatlar›nda iflçi yoktur, Eskiflehir’de kap› önüne konulan yüzlerce insan›n aileleri yoktur. Emperyalist sermayenin ülkeye gelmesini, kendisinin “milli davas›” olarak ilan eden Tayyip Erdo¤an’›n hükümetinden, böyle bir yaklafl›m beklemek de zaten abesle ifltigal etmektir. Türk-‹fl kongresinde kendisini protesto edenlere, “Türkiye siz de¤ilsiniz” diyen AKP için Türkiye’nin kim oldu¤u bu vesileyle bir kez daha anlafl›ld›; Emperyalist tekeller ve iflbirlikçileridir AKP’nin Türkiyesi.

üzerine eyleme son verildi. Samsun Temel Haklar, yapt›¤› aç›klamada, "AKP’nin emperyalizmin direktifleriyle halk›n tüm kesimlerine karfl› sald›r›s›n› fliddetlendirerek devam ettirdi¤ini” belirtti. Sald›r›n›n sona ermedi¤ini söyleyen Temel Haklar, “ele geçirdikleri ilk f›rsatta bu talan› devam ettirileceklerinin kaç›n›lmaz oldu¤unu” dile getirerek, “TÜGSAfi iflçilerinin yan›nday›z” dedi.

‹GSAfi ‹flçisi ‹flyerini Terketmedi ‹stanbul Gübre Sanayii Afi (‹GSAfi) iflçileri, 11 Aral›k günü, özellefltirme ihalesi yap›lan fabrikan›n önünde yapt›klar› eylemin ard›ndan gece iflyerini terk etmediler. Petrol-‹fl Sendikası Kocaeli fiubesi’ne üye iflçilerin yapt›¤› eylemde konuflan sendikan›n flube baflkan› Ali Ufuk Yaflar, “Siz ne kadar çalıflırsanız çalıflın biz sizi sataca¤ız, mantı¤ını anlayabilmifl de¤iliz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan, 24:00-08:00 vardiyasından çıkan iflçiler fabrikay› terk etmediler.

ANTAfi’da Grev

Say› 2 25

TÜM-T‹S’e üye oldukları gerekçesiyle iflten at›lan ve aylard›r iflyeri önünde direniflte olan Antafl Taflımacılık iflçileri, greve baflladı. Patron, iflçilerin direniflini k›rmak için, bir süredir her türlü gayri-meflru, yasad›fl› yola baflvurmas›na ra¤men iflçiler kararl›l›klar›n› sürdürüyordu.

‹fl Cinayetleri Durmuyor Karaman’da 10 iflçinin cesetleri so¤umadan, kapitalistlerin “ifl kazas›” ad›n› verdi¤i, kâr h›rs›n›n katletti¤i iflçilere bir yenisi de Tuzla Tersaneleri’de eklendi. 11 Aral›k günü meydana gelen ifl cinayetinde Tufan Kaya adl› iflçi Hidrodinamik tersanesinde iki kapak arasında sıkıflarak can verdi. Bundan bir süre önce de ayn› yerde bir iflçi ifl cinayetinde yaflam›n› yitirmiflti.

21 Aral›k 2003


19-22 Aral›k Kahramanlar› “...Bir kefen giymek gerekirse e¤er, bu asla düflman›n bize biçti¤i kefenler olmayacakt›r. Devrim e¤er canlar›m›za ihtiyaç duyuyorsa, k›z›l bantlarla, k›z›l bayraklarla süslenecek kefenleri giymekte tereddütümüz olmayacakt›r...” (19 Kas›m 2000 Tarihinde Ümraniye Hapishanesi’ndeki Özgür Tutsaklar›n Band Takma Töreni’nde yap›lan konuflmadan al›nm›flt›r.) 1. Ölüm Orucu Ekibi direniflçisiydi. Bayrampafla Hapishanesi bayanlar ko¤uflunda diri diri yak›ld›¤›nda açl›¤›n 55. günündeydi. 15 Ocak 1972 Dersim do¤umludur. A¤abeyi Mazlum Güder, 1983’te Elaz›¤ Hapishanesi’nde katledildi. 1988’de örgütlü mücadeleye kat›ld›. 1990’da Adana Mücadele Gazetesi bürosunda çal›flt›. 91’de ilk tutsakl›¤›n› yaflad›. Tahliyesinin ard›ndan faaliyetlerini Antep’te sürdürdü. 1994’te efli ve yoldafl› Ahmet Öztürk, polis taraf›ndan katledildi. ‹stanbul’da demokratik alanda faaliyet yürütürken 96’da tutukland›.

Yazgülü G. Öztürk Bayrampafla (DHKP-C)

F›rat Tavuk Bayrampafla (DHKP-C)

19 Aral›k’ta hapishanelere sald›r› bafllad›¤›nda Bayrampafla’da bedenini ilk ateflleyen F›rat Tavuk oldu. Katliamc›lar, F›rat’›n tutuflan bedenine kurflun ya¤d›rarak katlettiler onu.

Ölüm Orucu 1. Ekip direniflçisiydi. 1971 Manisa do¤umluydu. Örgütlü mücadeleye ‘94’te bafllad›. De¤iflik alanlarda faaliyetlerini sürdürürken ‘95’te tutsak düfltü. ‘96 Ölüm Orucunda 3. Ekip’teydi.

Ali Atefl Bayrampafla (DHKP-C)

1. Ölüm Orucu Ekibi direniflçisiydi. 10 fiubat 1970’te Adana’da do¤du. 1989’da Hacettepe Üniversitesi’ne girdi, devrimci yaflam›na da burada bafllad›. Okulu b›rakmak zorunda kalsa da 95 y›l›na kadar Ankara gençlik örgütlenmesinde yer ald›. Bu tarihten sonra ‹stanbul’da devrimci faaliyetini sürdürdü. 96 y›l›nda tutsak düfltü. “Zaferimiz için ne gerekiyorsa onu yapmak istiyorum” sözleriyle ölüm orucuna gönüllü oldu.

Aflur Korkmaz Bayrampafla (DHKP-C)

Ölüm Orucu 1. Ekip direniflçiydi. Aslen S›vasl› olan Aflur, 1972 ‹stanbul do¤umludur. ‘90 y›l›nda örgütlü iliflkiler içine girdi. ‹lk

tutsakl›¤›n› 1991 y›l›nda 1 May›s gösterisinde yaflad›. Liseli gençlik mücadelesi içerisinde yer alan Aflur, Gazi katliam›na Nurtepe’den tepkileri örgütleyenlerdendi. 1995 Nisan’›nda gözalt›na al›nd› ve tutukland›. 1977, Tunceli do¤umluyÖzlem Ercan du. ‹stanbul’da üniversitede okudu¤u y›llarda devrimciBayrampafla lerle tan›flt›. Gençli¤in de(DHKP-C) mokratik örgütlenmesi içinde TÖDEF’li olarak çal›flma yürüttü. Tutsak düfltü. Tutsakl›¤›nda 96 Ölüm Orucu’nu yaflad›. Katliam günü, ölüm oruççular› alev silah› ile yak›lmaya çal›fl›ld›¤›nda Özlem, bir ölüm orucu direniflçisini kurtarmak için kendini alevlerin önüne siper etti¤i s›rada alev silah›yla yak›larak katledildi. 1971, Malatya-Kürecik fiefinur Tezgel do¤umluydu. Çocuklu¤u devrimcilerle birlikte geçti. Bayrampafla ‘92 y›l›nda devrimci hareket (DHKP-C) ile tan›flarak örgütlü yaflama bafllad›. Bu y›l içinde tutsak düfltü. 18 ay tutuklu kald›ktan sonra tahliye oldu. 96 fiubat’›nda tekrar tutukland›. Mahalli alan baflta olmak üzere çeflitli alanlarda çal›flt›. Katillerin karfl›s›nda ölüme meydan okuyarak, yoldafllar›na siper olarak ölümsüzleflti. 1964 y›l›nda Bolu-Göynük’te do¤du. A¤abeyinin 12 Nilüfer Alcan Eylül dönemindeki tutsakl›¤› Bayrampafla nedeniyle hapishaneleri, devrimcileri tan›d›. ‹stan(DHKP-C) bul’da Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra 1987’den itibaren mücadele içinde yer ald›. Birçok kez gözalt›lar yaflad›. 95 y›l›ndaki tutsakl›¤›nda uzun y›llar sürecek hapishaneler süreci bafllam›fl oldu. 19 Aral›k’ta diri diri yak›lan 6 kad›n tutsaktan biri olarak ölümsüzleflti.


1966 y›l›nda Kastamonu’da do¤du. Devrimci bir çevredendi. Örgütlü iliflkilere geçene kadar yüre¤i hep devrimcilerle birlikte oldu. 1992 y›l›nda devrimci hareketle tan›flarak örgütlü yaflama ad›m›n› att›. Mahalli alanda de¤iflik bölgelerde sorumluluklar ald›. 1995 y›l›nda tutsak düfltü. 96’da ölüm orucu direniflçisi olmak için ›srarl› oldu. Ayn› inanç ve coflkuyla sonraki direnifllerde de yer ald›.

Gülser Tuzcu Bayrampafla (DHKP-C)

Ölüm Orucu 1. Ekibi’ndeydi. 1968, Mersin-Silifke ilçesi, Çalt›Ahmet ‹bili bozk›r Köyü do¤umludur. ErzuÜmraniye rum Atatürk Üniversitesi Ziraat (DHKP-C) Fakültesi’nde okudu¤u y›llarda devrimci düflüncelerle tan›flt›. Okulu ve askerli¤i bittikten sonra Mersin ve çevresinde devrimci çal›flmalar içinde yer ald›. 93 y›l›nda tutukland›ktan sonra birkaç tez tahliye-tutsakl›k yaflad›, çeflitli illegal görevler üstlendi. Son olarak ‹stanbul mahalli alanda görev yaparken 97 1 May›s çal›flmalar›nda tutukland›.

1973 y›l›nda SamsunHavza’da yoksul bir ailenin Seyhan Do¤an k›z› olarak do¤du. Okul nedeBayrampafla niyle geldi¤i ‹stanbul’da devrimcili¤i kavrad› ve 91’de ör(DHKP-C) gütlü yaflama ilk ad›mlar›n› att›. Sakarya Üniversitesi’nde Dev-Genç içinde, gençli¤in akademik, demokratik mücadelesinin örgütlenmesine çal›flt›. Gençlik d›fl›nda da çeflitli alanlarda çal›flmalar yapt›. 1995 y›l›nda tutsak düfltü. Tutsakl›k y›llar›nda Buca, Ümraniye, Ulucanlar katliamlar›n› yaflad›. 96 Ölüm Orucu’nu gördü. 2000 Ölüm Orucu gönüllülerindendi o da.

1971 y›l›nda Kars’›n Merkez Çakmak Köyü’nde do¤du. ‹stanAlp Ata Akçayöz bul’da esnafl›k yapan Alp Ata, evÜmraniye li ve 5 yafl›nda bir çocu¤u vard›. (DHKP-C) 1999’da gözalt›na al›narak tutuklland›. 2000 Nisan’›nda tahliye olduktan k›sa bir süre sonra “iflyerinde DHKP-C’ye ait silah ve patlay›c› madde bulundu¤u” iddias›yla yeniden tutukland›. Katliam operasyonunda Ümraniye’deki direniflin bitti¤i gün tutsaklar en son direndikleri ko¤ufltan ç›karken kurflunlanarak katledildi.

1968 Ordu-Fatsa Il›ca Uzundere Köyü’nde do¤du. Ailesiyle birlikte ‹stanbul’a tafl›nd›ktan sonra Küçükarmutlu’da gecekondu direniflleri içinde yer ald›. Gecekondu halk›n›n örgütlenmesine çal›flt›. 91 y›l›ndan itibaren örgütlü olarak mahalli alanda görevler ald›. Tutsak düfltü. Katliam sald›r›s›nda kahramanca direnirken flehit düfltü.

1974, Tunceli Mazgirt Ataç›nar Köyü do¤umludur. Küçük Ercan Polat yafllardan itibaren konfeksiyon Ümraniye atölyelerinde çal›flt›. Çocuklu¤un(DHKP-C) dan varolan devrimcilere sempatisi, askerli¤ini yapt›ktan sonra ‘95 y›l›nda devrimci hareketle örgütlü ba¤a dönüfltü. ‘96 y›l›nda tutsak düfltü. Hapishane direnifllerinde yer ald›. 2000 Ölüm Orucu’nda gönüllüydü.

2 Eylül 1968’de ‹stanbul’da do¤du. Yaflam› yoksulluk içinde geçti. 1991 y›Bayrampafla l›nda devrimcilerle tan›flt›. ‹flportac›l›k yap›yordu. Emek(DHKP-C) çilerin örgütlenmesinde yer ald›. 1994 y›l›nda tutsak düfltü. 1996 y›l›nda 4 devrimcinin flehit düfltü¤ü Ümraniye Katliam›’ndan a¤›r yaral› olarak kurtuldu. Bayrampafla’ya sevk edildi. Ve 19 Aral›k’ta orada flehit düfltü.

30 Mart 1977 Trabzon do¤umludur. Küçük yaflta ailesiyle Umut Gedik ‹stanbul’a tafl›nd›. Devrimci düÜmraniye flüncelere Büyükçekmece Lisesi’ndeyken sempati duymaya (DHKP-C) bafllad›. ‹lk gözalt›s›n› 17 Nisan anmas›nda yaflad›. Kad›köy’de liselilerin örgütlenmesinde sorumluluk ald›. 95’ten sonra SPB’lerde ekip sorumlusu oldu. Ümraniye’de Umut ile birlikte flehit düflen Ercan Polat da bu ekibin içerisinde savaflç›yd›. 1996 May›s’›nda tutsak düfltü.

Mustafa Y›lmaz Bayrampafla (DHKP-C)

Cengiz Çal›koparan

1972 Ad›yaman-Besni do¤umluydu. ‹stanbul’da lise sonras› bir elektirik atölyesinde iflçi olarak çal›fl›rken, devrimcilerle ba¤ kurdu. Bo¤aziçi Ekin Sanat Derne¤i’nin (BESD) faaliyetlerine kat›ld›. Daha sonra mücadelesini Leninist Gerilla Birli¤i üyesi olarak sürdürdü. 1994’te tutsak düfltü; TKEP/L davas›ndan yarg›lan›yordu.

Murat Ördekçi Bayrampafla (TKEP/L)

16 Temmuz 1971’de S›vasKangal-Da¤önü Köyü’nde do¤du. Göç rüzgar›, onu 1981’de Gazi Mahallesi’ne kadar getirdi. Oligarflinin ordusunda askere gidene kadar, konfeksiyon, avizecilik gibi çeflitli ifllerde çal›flt›. Askerden geldikten sonra da devrimci hareketin sempatizan› olarak mücadele içinde yer ald›. Tutsak düfltü.

R›za Poyraz Ümraniye (DHKP-C)


Ölüm Orucu 1. Ekibi’nde yer alan direniflçilerdendi. Zulmü durdurmak için bedenini ilk tutuflturanlardan oldu. 1 Ocak 1964’te Tunceli-Bu¤ulu Köyü’nde do¤du. 1989’da DEMKAD’l›larla tan›flmas›yla devrimci mücadeleye ad›m att›. Hemflireydi. Sa¤l›k emekçilerinin örgütlenmesi için çal›flt›. 95 y›l›nda Tunceli’de flehit düflen gerillalar›n cenazesini almak için gitti¤inde tutukland›.

Fidan Kalflen Çanakkale (DHKP-C)

‹lker Babacan Çanakkale (DHKP-C)

Fahri Sar› Çanakkale (PKK-DÇS)

Sultan Sar› Çanakkale (PKK-DÇS)

Ölüm Orucu 3. Ekibi direniflçisiydi. 1978’de ‹stanbul’da do¤du. Yoksul bir ailenin çocu¤u olarak ilkokulu bitirdikten sonra çal›flmaya bafllad›. Devrimcilerle tan›flt›ktan sonra birçok alanda sorumluluklar ald›, faaliyet yürüttü. 96 y›l›nda tutsak düfltü.

1990’lar›n bafllar›nda PKK saflar›na kat›ld›. 1991’de iradi-örgütlü faaliyetler içinde yer ald›. 1993’te tutsak düfltü. 19 Aral›k sald›r›s›nda katledildi.

Genç yafl›nda Adana’da PKK saflar›na kat›ld›. Çukurova bölgesinde flehir faaliyetlerinde yer ald›. 1993’te tutsak düfltü. Hapishanede de çeflitli sorumluluklar üstlendi. 19 Aral›k sald›r›s›nda katledildi.

1. Ölüm Orucu Ekibi içerisinde yeralan direniflçilerdendi. 1961 ‹stanbul Kumburgaz do¤umludur. Bas›n Yay›n Yüksek Okulu’nu bitirdi. Devrimcilik yaflam› üniversite y›llar›nda bafllad›. Burjuva bas›nda çeflitli gazetelerde çal›flt›ktan sonra Mücadele Gazetesi’nde çal›flmaya bafllad›. 92 y›l›nda k›sa süreli tutsakl›k yaflad›. Tahliyesi sonras›nda ‹zmir’de çeflitli görevler üstlendi. 93 y›l›nda tekrar tutsak düfltü. Bursa Hapishanesi’nde sald›r›y› bedenini tutuflturarak karfl›layan bir savaflç› olarak ölümsüzleflti.

Murat Özdemir Bursa (DHKP-C)

Ölüm Orucu 1. Ekip direniflçisiydi. 1974 Çorum-Alaca do¤umluydu. TKP(ML) davas›ndan Ankara’da tutsak düfltü. Mahkemenin verdi¤i hüküm sonras› Bursa’ya geldi. 19 Aral›k’ta direniflçi tutsaklar›n “sald›r› olursa kendimizi yakar›z” karar›n› hayata geçirip bedenini tutuflturarak zulmün karfl›s›nda barikat oldu.

Ali ‹hsan Özkan Bursa (TKP(ML))

Ölüm Orucu 1. Ekip direniflçisiydi. 1 Ocak 1971’de Çorum, ‹rfan Ortakç› Alaca, Kal›nkaya Köyü’nde do¤Çank›r› du. Çorum ‹mam Hatip Lisesi’ni (DHKP-C) bitirdi. 91’de devrimcilerle tan›flt›. Ankara’da demokratik mücadele içinde yerald›. 93 y›l›nda tutsak düfltü. Ölüm orucunun 61. günündeyken katliamc›lar›n sald›r›s›nda a¤›r yaraland›; kald›r›ld›¤› hastanede 62. günde flehit düfltü. 28 A¤ustos 1964’de Konya Cihanbeyli Gölyaz› Köyü’nde Hasan Güngörmez do¤du. 1987’de Sivas CumhuriÇank›r› yet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’ne girdi. (DHKP-C) Devrimci mücadeleyle tan›flmas› da burada oldu. ‘87 y›l›ndan itibaren TKP/ML içinde örgütlü mücadeleye bafllad›. Tutsakl›klar yaflad›. 1992’de Devrimci Solcu oldu. 1992 Eylül’ünde tutsak düfltü. 19 Aral›k sald›r›s›nda bedenini tutuflturarak zulme karfl› barikat olanlardan biri de oydu. 22 Ekim 1967’de ‹stanbul’da do¤du. 1989’da Devrimci SolYasemin Çanc› cu’larla tan›flarak örgütlülü¤e kaUflak t›ld›. Kad›köy Kültür Araflt›rma Derne¤i’nin kuruluflunda yer al(DHKP-C) d›. Kad›köy mahalli alan örgütlenmesi içinde sorumluluklar üstlendi. Daha sonra gerilla olmak için e¤itim gördü. 1992’de ilk Ege K›r Gerilla Birli¤i’nde yer ald›. Ege da¤lar›na ç›kan ilk kad›n gerilla oldu. Eylül 1992’de tutsak düfltü. 19 Aral›k sald›r›s›nda yoldafl› Berrin bile birlikte yoldafllar›n› kurtarmak, operasyonu durdurmak için bedenini tutuflturarak flehit düfltü. Ölüm Orucu 1. Ekibi direniflçisiydi. 1978 y›l›nda ‹zmir’de do¤du. Berrin B›çk›lar 1994’te devrimci mücadeleye kaUflak t›ld›. Liseli gençli¤in demokratik mücadelesini örgütlemek için ça(DHKP-C) l›flt›. 1994 y›l›nda tutsak düfltü. Buca direniflini yaflad›. Daha sonra Uflak Hapishanesi’ne sevk oldu. 1996 y›l›nda da ölüm orucuna gönüllü olan Berrin bu iste¤ine 2000 Ölüm Orucunda ulaflt›. Ölüm Orucu 1. Ekibi direniflçisiydi. 1970, Osmaniye-Düziçi Halil Önder do¤umludur. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni kazanCeyhan d›ktan sonra Dev-Gençli’lerle ta(DHKP-C) n›flarak örgütlü iliflkiler içinde yer ald›. Ankara ve ‹stanbul DevGenç saflar›nda mücadele etti. 1992’de tutsak düfltü. F tiplerine karfl› ölüm orucundayken 19 Aral›k katliam sald›r›s›nda bedenini tutuflturarak zulmün önüne dikildi.


Emperyalizmin ve oligarflinin ‘gözleri’ Emperyalizm, “özel hayata sayg›”y› vazgeçilmez “insan hakk›” olarak anlatt› kitlelere. Hayat›n her alan›nda “insana ne kadar sayg›l› oldu¤unun”, “bireyin haklar›n› korudu¤unun” propagandas›n› yapt›. Burjuva demokratik devrimler sürecindeki ilericili¤ini, özgürlükçülü¤ünü kaybetmifl olan burjuvazi, kitleleri bu propagandalarla ony›llarca aldatt›, oyalad›. “Terör” bahanesiyle yap›lan düzenlemeler, burjuvazinin as›l zihniyetini, gerici, hak ve özgürlükleri sadece kendisi için isteyen yüzünü ortaya ç›karmaya devam ediyor. 11 Eylül sonras› Amerika’dan Avrupa’ya kadar, “anti-terör yasalar›” ç›kar›ld›, özel yaflama müdahaleyi içeren telefon dinleme, interneti denetleme vb. düzenlemeler yap›ld›. “Terör” demagojisi, emperyalizm ve iflbirlikçi oligarfli için muhalif kesimlere yönelik bask›n›n, hak ve özgürlükleri k›s›tlaman›n bahanesi haline getirildi. Sokaklara, meydanlara, halk›n yaflad›¤› alanlara kameralar yerlefltirme, halklar› gözetleme

ABD Terör Üssüne Protesto Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, halk›n yaflad›¤› her türlü bask›n›n, ihlalin karfl›s›nda sesini yükseltmeye devam ediyor. Bu kez de ‹stanbul'daki eylemlerin bahane edilerek, “güvenlik” ad›na hak ve özgürlüklere yönelik sald›r›lar, ABD Konsoloslu¤u’nun bulundu¤u ‹stinye’de protesto edildi. Önce halka, "Korku duvar›n›n arkas›nda yaflayanlar ülkemizi terkedin” bafll›kl› bildirileri da¤›tan Temel Haklar üyelerine halk, sorunlar›n› anlatt›. "Daha önce burada tersane vard›. Zarar veriyor gerekçesiyle kapatt›lar. O tersaneden birçok kifli doyuyordu. fiimdi Konsoloslu¤u getirdiler. Duydu¤umuza göre yar›n tüm ‹stinye'ye yerleflecekler. fiimdi hem açl›k hem de güvenlik sorunuyla karfl› karfl›yay›z. Çünkü biliyorum, konsolosluklar birçok kiflinin hedefi olacak" diyen yafll› kad›n bunlardan sadece biriydi. 14 Aralık günü düzenlenen eylemde, bildiri da¤›t›m›n›n ard›ndan mezarlık önünde yap›lan eylemde, hak ve özgürlüklere sald›r›n›n meflrulaflt›rmak istendi¤ini belirten Temel Haklar, “Halkımızın Yaflamıyla Oynamayın Ülkemizden Oefolun” yazılı

de bu uygulamalardan biri.

Özgürlükleri Ask›ya Alman›n Bahanesi; “Güvenlik” ‹ngiltere bu konuda tam bir paranoya içinde. “Amerikan iflgaline, imparatorluk politikalar›na destek olman›n bedelini ne zaman ödeyece¤im” korkusuyla sokaklar›, caddeleri, meydanlar› üç milyon kamerayla gözetliyor. Dünyadaki gözetleme kameralar›n›n onda biri ‹ngiltere’de. ‹ngiliz devleti, 24 saat kendi halk›n› izleyerek, gözetleyerek kendisini güvenceye almaya çal›fl›yor. Emperyalistler yapar da, iflbirlikçisi durur mu? Türkiye’de de gözetleme kameralar›, ‹stanbul’daki bombalama eylemleri bahane edilerek meflrulaflt›r›lmak, yayg›nlaflt›r›lmak isteniyor. Bunun ilk örne¤i Befliktafl’ta yaflama geçiriliyor. Emniyet Müdürü ve Belediye Baflkan›, utan›p s›k›lmadan, “biz sizin özgürlüklerinizin ›rz›na geçiyoruz” demek için kameralar›n karfl›s›na ç›k›p, ortak aç›klama yapt›lar. Buna göre, Befliktafl'ın meydan, cadde ve sokakları "Dijital Görüntü ve Kayıt Transferi Sistemi" ile 24 saat gözetim altında tutulacak(m›fl)! Tabii, özgürlüklere sald›r›lar her zaman oldu¤u gibi “ulvi” amaçlarla aç›kland›. “Kapkaç› önlemekten”, “terörü engellemeye” kadar neler s›ralanmad›. Onlar› dinleyenin, “evimizin içini de pankart açt›. “Halkın eme¤iyle oynamayın” dövizlerinin aç›ld›¤› eylemde konuflan dernek Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Aydın, “aramalar›n ve barikatların halkın yaflamını alt üst etti¤ini” belirterek, “emperyalistler iflgal ettikleri ülkelere demokrasi adı altında açlık ve zulüm götürmektedirler. Korktukları halkların nefretidir. Onun için bugün Amerikan Konsoloslu¤u surlarla korunan kale görünümündedir. Bizler ülkemizde Amerika'nın ‹ngiltere'nin ve hiçbir emperyalist ülkenin kurumlarını görmek istemiyoruz” dedi. Eylemde, "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Bu Vatan Bu Halk Bizim Kahrolsun Emperyalizm, Yaflas›n Ba¤›ms›z Demokratik Türkiye" sloganlar› at›ld›.

Say› 2 29 21 Aral›k 2003


gözetleyin” diyece¤i flekilde “çekici” hale getirilmeye çal›fl›lan uygulama, hak ve özgürlüklerimize yönelik aç›k bir sald›r›d›r. Hak ve özgürlüklere sald›r› “güvenlik” ad›yla meflrulaflt›r›lamayaca¤› gibi, bu tür önlemlerin, ölümü göze alm›fl insanlar›n eylemlerini engelleyebilmesi de mümkün de¤ildir. Teknoloji, zulümden hesap sormak isteyen insan›n yarat›c›l›¤›n›n önüne geçebilseydi, ne 11 Eylül olurdu, ne de Sabanc› Center’lere bask›nlar düzenlenebilirdi. Bu ayr› bir konu ve kameralar›n sahipleri de çok iyi bilirler.

Say› 2 30 21 Aral›k 2003

Halklara yönelik göz boyama araçlar› olarak kullan›lan kimi özgürlükleri ask›ya alan egemen s›n›flar, bu uygulamalarla ayn› zamanda ne kadar korkak ve güçsüz olduklar›n› itiraf ediyorlar. Gözledikleri, kendi halklar›. Kendi halklar›ndan korkuyor, kendi halklar›n› denetim alt›nda tutmak için halk›n paras›n› kullan›yorlar.

“Birey Hakk›” Savunucular›, Neredesiniz? Böyle bir uygulaman›n hak ve özgürlüklere yönelik aç›k bir sald›r› oldu¤unu, halk›n bask› alt›nda tutulmas›, tedirgin edilmesi anlam›na geldi¤ini, “birey hakk›” teorileri yapanlar da çok iyi bilirler. Ama sesleri ç›kmaz, ç›km›yor. Savunduklar›n› söyledikleri burjuva insan haklar›n› dahi savunamaz böyleleri. Riyakard›rlar. ‹fllerine geldi¤inde “birey hakk›” teorileri yaparlar, ifllerine gelmedi¤inde görmezler, duymazlar. Hatta, “solcular›n ç›kard›¤›” Beyo¤lu Gazetesi gibi, ‹stiklal Caddesi’nin kameralarla gözetlenmesini dahi onaylarlar. Hani, “bireyin haklar›”, hani “özel yaflam›n dokunulmazl›¤›”? “Terör” demagojisi, “güvenlik” aldatmas› onlar›n da beyinlerini teslim alm›flt›r. Oligarflinin kafllar›n› çataca¤› hiçbir fleye karfl› ç›kamazlar.

AKP ‹KT‹DARI B‹RTAN’IN KAT‹LLER‹N‹ B‹LEREK YAKALAMIYOR Birtan Altunbafl’›n katledilmesine iliflkin iflkenceci katillerin yarg›land›¤› davaya 16 Aral›k günü devam edildi. Birtan’›n avukatlar› Oya Ayd›n ile Ender Büyükçulha’n›n yan›s›ra, iflkenceci polislerin avukat› Mehmet Yener’in kat›ld›¤› duruflmada yine ilerleme kaydedilmedi ve duruflma 14 Ocak 2004 tarihine ertelendi. 13. y›l›n› doldurmak üzere olan davada, yine zaman afl›m›na götürme yönündeki giriflimlerde, iflkencecilerin sahiplenilmesi sürdü. Ankara 4. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yap›lan duruflmada, 13 y›ld›r duruflmalara kat›lmayarak davay› uzatan san›k polislerden Süleyman Sinkil ve Sadi Çayl›’n›n avukat› Mehmet Yener, keyfiyeti alenilefltirdi. Müvekkili iflkenceci Sinkil’e mahkemenin tutuklama karar›n› bildirip bildirmedi¤ini soran mahkeme heyetine, flu cevab› verdi: “Müvekkilimle birkaç kez Denizli’de görüfltüm. Ancak daha sonralar› davac› avukatlar›n tutumlar›ndan dolay› müvekkilimle görüflmekten vazgeçtim”. Aç›kça söylenen, “biz bu davay› uzatmak, zaman afl›m›na u¤ratmak için her yola baflvuraca¤›z” diyor. Peki mahkemenin buna karfl› tavr›, önlemi var m›? Yok. Sadece “görevini yapmam›fl olmuyor musun” demekle yetiniyor mahkeme baflkan›. Di¤er “kay›p san›k” Ahmet Dafltan’›n mahkemeye getirilmemesi de ayr› bir komedi. Duruflmada bu durumu dile getiren, Altunbafl’›n avukatlar›ndan Oya Ayd›n, “san›k emekli bir polis oldu¤unu ve emeklilik maafl›n› çekerken, banka kay›tlar› yoluyla bulunabilece¤ini” belirtiyor, ancak, devlet bulam›yor!

Irak’ta ‹flgale Son, Direnifl Kazanacak Esenler Temel Haklar, ESP, Direnifl Gazetesi, DEH ve SDP’den oluflan Esenler Yerel Platformu, 13 Aral›k günü düzenledi¤i panelle, “Irak’ta iflgale son, direnifl kazanacak” dedi. 100 kiflinin kat›ld›¤› panelde konuflmac› olarak Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’ndan, Özgür-Der’den birer konuflmac›n›n yan› s›ra, yerel ‘Öteki ‹stanbul’ Gazetesi yazar› temsilcisi Ergün Adakl› kat›ld›. Pir Sultan Abdal Derne¤i’nde düzenlenen panel sayg› duruflu ile bafllarken, yap›lan konuflmalarda, daha önce “Irak’ta ‹flgale Hay›r” ad›yla faaliyetini sürdüren, Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’nun hangi ihtiyac›n ürünü olarak ortaya ç›kt›¤› anlat›ld›. Irak’ta halk direniflinin kazanaca¤›na vurgu yap›lan konuflmalarda, Türkiye halk›n›n saf›n›n direnenlerin yan›nda oldu¤u belirtildi. ‹flgale karfl› anti-emperyalistlerin birli¤ine de¤inilen konuflmalarda, iflgalin yeni bir devrimci dalgan›n da tohumlar›n› ekti¤i ve tüm Ortado¤u’ya yay›lac›¤› belirtildi. Etkinlik müzik dinletisi ile sona erdi.


Milli kumar: ha çarp›k bir geliflmeye iflaret eder. Ony›llard›r “millliyetçi, muhafazakar, dini bütün” iktidarlar yönetti bu ülkeyi; ama hiçbiri de bu kumara bir son vermedi. Buna niyetlenmedi bile. Çünkü, birincisi, hepsinin en büyük gelir kaynaklar›ndan biri bu milli kumar mekanizmalar›d›r. ‹kincisi, çaresiz, aç, iflsiz b›rakt›klar› kitleleri oyalayacak, umutlar›n› böyle bofl kanallara sevkedecek araçlar laz›md›. fiimdi AKP kullan›yor bu “milli kumar”›. Ödülü “trilyonlara” ç›kartarak halk›n umutlar›yla daha büyük rakamlarla oynuyor. Kumar› daha cazip hale getiriyor. Sorsan›z, AKP’lilerin hepsi kumara karfl›d›r. Günah derler. Ama günah dedikleri her rezilli¤i yapt›klar› gibi, bunu da yapmaya devam ediyorlar. Nas›l etmesinler? Halk› yoksullaflt›rmaya devam ediyorlar. Halk ya üç kuruflluk yard›mlarla dilencili¤e raz› olsun, ya da Milli Piyango çekilifllerinde umutla oyalanmaya devam etsin ki, AKP ve benzerlerinin iktidar› sürsün. Dünya Bankas›’n›n geçen hafta aç›klad›¤› bir rapor, iflsizlik oran›n›n 2 kat, yoksul oranın›n 3 kat arttı¤›n› belgeliyor. Raporda, “Ekonomik durgunlu¤un sosyal maliyetinin 'çok yüksek' oldu¤una dikkat çekiliyor.” Evet, sosyal maliyet yüksek; fakat maliyeti ödeyen halk! 1998 ile 2001 arasında kifli baflına düflen gelir yüzde 13 daraldı. Al bir bilet daha... 1998'de yüzde 6.4 olan resmi iflsizlik oranı 2003'te yüzde 12.3'e çıktı. Al bir bilet daha... Sadece 2001'in 4. çeyre¤inde, ücretler bir önceki yıla göre yüzde 20 düfltü. Al bir bilet daha... Dünya Bankası’n›n raporundaki flu bölüme bak›n: “Yoksul yurttafllar, gelir kaybını, besin tüketimini azaltarak ve çodönük korumalar›n kaldırıldı¤›n›, cuklarını okuldan alarak üretim maliyetlerinin h›zla yükselip dengelemeye çal›fl›yorüreticinin zarara u¤rat›ld›¤›n› belirlar...” ten Bozgeyik, birçok çiftçinin üreÜlkesine, halk›na iliflkin timden vazgeçti¤ini söyledi. böyle raporlar›n yaz›lmas›Çiftçilerin Sesi Gazetesi’nin Ankana neden olan her yönetira’da düzenledi¤i “Türkiye Tarım cinin utançtan yerin dibine ve Hayvancılık Kurultayı”nda da geçmesi gerekir. Ama onkonu, IMF politikalar› ile yokedilen lar utanm›yor. “Al›n al›n, tar›md›. Köylülere, hükümetlerin bir bilet de siz al›n, belki “ne haliniz varsa görün” denildi¤iç›kar” diye halk›n umutlar› nin hat›rlat›ld›¤› kurultayda örgütüzerine kumar oynatmaya lenme ça¤r›s› yap›ld›. devam ediyorlar.

Daha y›lbafl›na, yani o “büyük çekilifl”e iki hafta varken, biletlerin yüzde 85’i sat›lm›flt› bile. Herkes acele ediyordu biletini almak için. Ya kalmazsa?! O zaman y›lbafl› gecesi TV’nin karfl›s›nda “ya ç›karsa!?” diye umutlanamayacakt› bile. Öyleyse geç kalmamal›yd› umudu sat›n almak için... O bilet, tüm y›l boyunca sahip oldu¤u, olabildi¤i en büyük umuttu belki. Umutsuz yaflanmazd›. Bu, gerçekti. Bu gerçe¤i, burjuvazi nas›l da tepe tepe kullan›yor. Burjuvazi uyan›k. Halk›n umutlar›n›, özlemlerini “normal” yollardan gerçeklefltirmesini “imkans›z” hale getiren düzeni bizzat yaratan burjuvazi o umutsuzluktan da kâr ediyor. Halk›n umutlar›n›, hem siyasal olarak istismar ediyor, hem paraya çeviriyor. Bu iki yüz y›ld›r böyle neredeyse. Burjuvazinin paraya çevirmeye çal›flmad›¤› ne var ki, umudu çevirmesin. Umudu paraya çevirmenin en k›sa ve kestirme yolu da kumar’d›r. Resmi veya gayr›-resmi olarak kumar› yayg›nlaflt›ran, kurumsallaflt›ran da burjuvazi olmufltur. Ülkemizde y›llard›r herkesin adeta kan›ksad›¤› “Milli Piyango” ve son y›llarda yine devlet taraf›ndan “oynat›lan” piyangonun de¤iflik biçimleri, düpedüz kumard›r. Kumar, dinen günaht›r. Toplumsal olarak ay›pt›r. Kumarbazlar sevilmez halk içinde. Yuvas›n› y›kan, evinin r›zk›n› yeflil çuhal› masalara yat›rand›r o. Ama “Milli Piyango” kumar olarak gözükmez pek ço¤unun gözüne. Çünkü o “kitlesellefltirilmifl”, kitlesellefltirilerek kan›ksat›lm›fl bir kumar türüdür. Böyle bir fleyin ülkemizde olmas› ise, çok da-

Çiftçi: “Yokediliyoruz” Tar›mda IMF politikalar› Gaziantep ve Ankara’da tart›fl›ld›. Ziraat Mühendisleri Odası Gaziantep fiubesi Genel Kurulu’nda konuflan Oda Baflkanı Karaca Bozgeyik, tar›mda IMF ve Dünya politikalar›n›n izlenmesi ile yokedilmesi noktas›na geldi¤ini, Türkiye tarımının üretim yapamamaya mahkûm edildi¤ini söyledi. Tarıma

Say› 2 31 21 Aral›k 2003


Kapitalistler ve ‹flbirlikçi Türk-‹fl Asgari Ücreti Tart›fl›yor:

Aç M› Kals›nlar, Yoksulluk S›n›r›na M› ‘Yükselsinler’? Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yeni asgari ücreti belirleme toplant›lar›n› sürdürüyor. Görüflmeler, Türk-‹fl ile hükümet ve T‹SK aras›nda sürerken, yeni sefalet ve afla¤›lama ücreti aral›k sonunda belirlenmifl olacak.

Ars›z Emek Düflmanlar› AKP, TÜS‹AD, T‹SK ve TÜRK-‹fi aras›nda asgari ücrete iliflkin tart›flmalar yüzsüzce, ars›zca, emekçileri afla¤›layarak, “aç m› b›rakal›m, yoksa yar› aç m›” seviyesinde Say› 2 32 21 Aral›k 2003

yap›l›yor. Peki kim ne diyor, ne istiyor? Türk-‹fl, ücretin belirlenmesinde dört kiflilik bir aile dikkate alıns›n, en düflük memur maaflı düzeyinde olsun, kademeli olarak vergi dıflı bırakıls›n derken, patron örgütü T‹SK, “maliyetleri artıraca¤ı”n› belirterek asgari ücretin, sadece çalıflan iflçi dikkate alınarak aileleri yok say›larak belirlenmesini istiyor. Hükümette ise iki ayr› ses var. Biri asgari ücretlilere, yoksul halka yönelik mesaj, ki bunu Baflbakan Tayyip Erdo¤an, “Asgari ücreti insani bulmuyorum” sözleriyle dile getirdi. Tayyip, böylece “yoksullar› ne kadar düflündü¤ünü” anlatm›fl olacak, telaffuz etti¤i 350 milyonu “insani” diye pazarlamaya çal›flacak. Ki, 350 milyon açl›k s›n›r›na bile yaklaflmamaktad›r. Tayyip’in “insanilikten” anlad›¤› bir somun ekmekli de¤il de iki somun ekmekli sefaletten ibarettir. ‹ktidar de¤il de muhalefet partisi lideri edas›nda konuflan Erdo¤an’›n aksine, ekonominin sahte yöneticileri (as›l olan zaten IMF’dir) patronlar›n isteklerini yerine getireceklerini aç›klad›lar. Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’›n “asgari ücretin belirlenmesinde Türkiye'nin rekabet gücü ve özel sektörün maliyet yapısını dengede tutan bir anlayıflla hareket edece¤iz” sözleri patronlara verilen güvencedir. “Merak etmeyin, Tayyip halka mesaj veriyor, biz sizin ç›karlar›n›z› koruruz” diyen AKP’nin kimin iktidar› oldu¤unu bir kez daha dile getirmifl oldu. Keza, patron örgütü TÜS‹AD, Tayyip’in ko-

nuflmas›n›n ard›ndan hemen z›lg›t› basm›fl, hükümeti uyarm›flt›. TÜS‹AD’›n, 350 milyona bile tahammülü yoktu. Patronlar›n her zaman istedi¤i, iflçinin ancak ölmeyecek kadar bir ücrete mahkum edilmesidir. Onlar›n gözünde iflçinin ekmek paras›, “girdi maliyeti” demekti sadece. TÜS‹AD Y‹K Baflkanı Muharrem Kayhan; “emekli maaflları ve asgari ücret konusunda özel sektörün rekabet gücünü etkileyebilecek enflasyon oranındaki zamlar›n popülizmin yeniden canlandırıldı¤ı izlenimini uyandırd›¤›n›” belirterek, AKP’ye, görevinin patronlar›n isteklerini yerine getirmek oldu¤unu hat›rlatt›. Düflünün, bugüne kadar bu tür aç›klamalar kaç kez yap›ld›? “Özel sektörün ç›karlar›... Piyasay› etkilememe... Borsay› düflürmeme... rekabet gücünü azaltmama...” diye diye milyonlarca emekçi sefalete mahkum edildi, yüzbinlerce iflçi iflinden at›ld›. ‹flçi sendikalar› “pazarl›k yap›yoruz” havas›nda, tüm bu demagojilere teslim oldular, emekçi düflmanlar›n›n saflar›nda yerald›lar. Bugün de tablo çok farkl› de¤ildir. Görüflmelere iflçiler ad›na kat›lan Türk-‹fl’in istedi¤i rakam bile, her ay kendi aç›klad›klar› “yoksulluk-açl›k s›n›r› rakamlar›”n›n çok alt›ndad›r. Sendikalar, halen brüt 306, net 226 milyon lira olan asgari ücretin tam anlam›yla bir sefalet ücreti olarak belirlenmesini öyle kan›ksam›fl, “patronlarla iyi geçinme, uzlaflma” politikalar›na öyle angaje olmufllard›r ki, iflçisinin insanca yaflayabilece¤i bir ücreti dahi isteyemiyor, ekonomist anlamda bir sendikac›l›¤›n hakk›n› dahi veremiyorlar. ‘Asgari ücret’ yönetmelikte flöyle tan›mlanmaktad›r: “iflçinin gıda, konut, giyim, sa¤lık, ulaflım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karflılamaya yetecek ücret”. Bunun anlam› flu; bu tan›mdaki ihtiyaçlar›n karfl›lanmas›, en kaba bir hesapla dahi bir milyar›n üzerindedir. Asgari ücret üzerine yap›lan tart›flmalar, ne hükümetin ne de iflçi s›n›f›na ihaneti tescilli sendika a¤alar›n›n, emekçileri zerrece düflünmediklerini göstermektedir. Patronlar›n tavr› ise, olmas› gerekendir; onlar sadece daha fazla kâr ve sömürüyü isterler.


‘‹slamda fiiddet Yok’ ‹se; ✔

Kanl› Pazarlar’› ne ad›na yapt›-

n›z? Mad›mak’ta ayd›nlar›m›z› ne ad›na yakt›n›z? ‘fianl› S›vas K›yam›m›z’ bafll›klar›n› hangi bas›n att›? ✔ Komünizmle Mücadele Dernekleri’ni ne için kurdunuz ve ne yapt›n›z? ✔ Tüm iktidarlar ve cuntalar taraf›ndan devrimci mücadeleye karfl› neden ve nas›l kullan›ld›n›z? ✔ ‹slamc› bas›nda, devrimcilerin katledilmesi neden, hangi ç›karlar u¤runa alk›flland› ve onay görmeye devam ediyor? ✔ Katliam fetvalar› verenler, hangi zihniyetle, camian›zda hala sayg›n ve otorite olabiliyor?

Kullan›lma Tarihi Kanl› Tarihtir (4) ✔

Kullanma-kullan›lma üzerine

flekillenen bu kanl› tarihinizle, devrimcilere ve halk›n mücadelesine karfl› oligarflinin ve emperyalizmin saflar›nda savaflt›¤›n›z bu tarihle hesaplaflmadan, söyledi¤iniz hiçbir fleyin inand›r›c›l›¤› olmayacakt›r.

Dizimizin geçen haftaki bölümünde, 12 Eylül’ün ‹slamc›lar’› nas›l kulland›¤›n›, “devrimci olmas›nlar da dinci olsunlar” diyerek, ‹slamc›l›¤› gelifltirdi¤ini, bask› ve katliamlarla infla etti¤i diktatörlü¤ünü ‹slamc›lar arac›l›¤›yla meflrulaflt›rmaya çal›flt›¤›n› ele alm›flt›k. ‹ktidarlar ile ‹slamc›lar aras›ndaki kullanma-kullan›lma iliflkisi Özal döneminde de sürdü. A¤›rl›kl› olarak Nakflibendi tarikat›n›n deste¤ini alan Özal’a iktidar yolunu açan Amerika’yd›, kitle deste¤i islamc›lardan geldi. Özal’l› y›llar, halk aç›s›nda her türlü yozlaflmay›, çürümeyi, kapitalizmin dizginsiz sömürüsünü, özellefltirmeleri beraberinde getirirken; ‹slamc›lar desteklerinin karfl›l›¤›n›, siyasi ve ekonomik güç haline gelerek ald›lar. Fethullah Gülen, Enver Ören gibi tarikat baronlar› bu süreçte büyüdü. Özellikle yoksul gecekondu semtlerinde tarikatlar›n, ‹slamc› güçlerin örgütlenmelerinin önü aç›ld›. Amaç devrimci mücadelenin ve örgütlenmenin önünü kesmekti. Bu süreci, liberal Taha Akyol flöyle özetliyordu: “PKK’n›n taban› varofllardaki yoksul ‘iç göçmen’ Kürtlerdi... DHKP-C’nin de genifl biçimde örgütlenmifl, belli bir kitle taban›na oturmufl oldu¤u belli... 28 fiubat ideolojisi bunu anlamak ama düflünmek laz›m: Tarikat ve cemaatler FP’nin siyasi çizgisi taraf›ndan tutulmasa, varofllardaki öfke sunni kesimde kendini nas›l d›fla vururdu acaba?” (Milliyet, 6 Ocak 2001) Akyol, bir anlam›yla bugüne kadar gelen süreçte, ‹slamc›lar’›n kullan›lma biçimlerini de tarif etmifl oluyordu. Ama kullan›lma iliflkisi tek bafl›na bu de¤ildi. Gençli¤in devrimci mücadelesinin yükseldi¤i 1987’lerde sistemli olmasa da tek tek örnekler yafland›; ‹slamc›lar taraf›ndan ‹stanbul, Ankara, Konya ve Erzincan’da devrimci gençli¤e yönelik sald›r›lar gerçeklefltirildi. Van’da Mehmet fiirin Tekin adl› ö¤renci de b›çaklanarak öldürüldü. Sistemli olan sald›r› ise, Hizbullah’la birlikte tekrar sahneye sürülecekti.

Kullan›lma Tarihinin Kanl› Örne¤i: Hizbullah ‘Devleti kullanarak geliflme’ düflüncesinin kullan›lmaya dönüflmesi kaç›n›lmazd›r. Sonuç ise kullan›l›p at›lmakt›r. Ancak islamc›lar›n bu tarihten ders almad›klar›, oligarflinin vurucu gücü olmaya haz›r olduklar› Hizbullah örne¤iyle bir kez daha görülecektir. Kuruluflu, sola darbeler vuruldu¤u ‘80’li y›llara, kurucular›n›n geçmifli ise, anti-emperyalist gençli¤e, devrimcilere sald›ran Milli Türk Talebe Birli¤i ve Ak›nc›lar’a dayanan Hizbullah, 1990’l› y›llar›n bafl›ndan itibaren, Kürt yurtsever hareketine karfl›, oligarflinin denetimi ve yönlendirmesinde binlerce cinayete imza att›. 12 Eylül öncesi faflist güçleri devrimcilere karfl› vurucu güç olarak kullanan oligarflinin vazgeçilmez adam› Demirel’in, “Bana sa¤c›lar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” sözü, bu y›llarda, katliamc› Genelkurmay’›n Jandarma Genel Komutan’› olarak Teoman Koman’›n dilinde, “onlar (Hizbullah) dini bütün vatandafllard›r”a dönüflecektir. Türkiye, Hizbullah gerçe¤ini ise, kullan›l›p bir kenara at›lma, tasfiye edilme sürecinde ortaya ç›kan “mezar evleri” ile tan›yacakt›. Devlet, “terör” edebiyat› yaparken, Hizbullah’› gelifltiren, büyütenin kendisi oldu¤unu gizlemeye çal›flsa da, bu konuda yüzlerce belge, tan›k, olay ortaya ç›kt›.

Hizbullah’› Kullanan Susurlukçulard›r Hizbullah’›n halka karfl› sald›r›lar›, Susurluk’un katliam, kaybet-

Say› 2 33 21 Aral›k 2003


me, infaz politikalar›n›n en üst seviyede seyretti¤i dönemde yaflan›r. Hizbullah’a sahip ç›kan, önünü açan kimi isimlerin, daha sonra Susurluk’ta karfl›m›za ç›kmas› da tesadüf de¤ildir.

PKK’ya Karfl› “Eli Tesbihlilerin Say›s›n› Art›rma” Politikas›n› Uygulayanlar Vahfletin Sorumlusudur

1992 y›l›nda, Hizbullah’›n iflledi¤i cinayetleri soran gazetecilere, M‹T Müsteflar› Teoman Koman, “Böyle bir örgüt yok... Yerel halk›n PKK’ya gösterdi¤i tepkiye bu ad tak›l›yor.” cevab› veriyordu. Koman, Jandarma Genel Komutanl›¤› döneminde de, TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araflt›rma Komisyonu’nun sorusuna, “Hizbullah’›n Batman’da hiçbir faaliyeti yoktur” diyecekti. Oysa sözkonusu y›l içinde (1993) Hizbullah’›n Batman’daki sald›r› say›s› ordu raporlar›na göre 300 civar›ndayd›.

AKP’nin ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu’nun, Hizbullah’›n hamilerinden biri oldu¤u art›k aç›kça bilinen bir gerçektir. PKK’ya karfl› bölgede “eli tesbihlilerin say›s›n›n art›r›lmas› gerekti¤ini” söyleyen Aksu’nun bu sözleri, devletin resmi politikas› olarak uyguland›. Güneydo¤u Anadolu'ya binlerce imam gönderildi. ‘Kürt-Türk de¤il, din kardeflli¤i’ propagandası yapıldı.

Ayn› Teoman Koman, emekli olduktan sonra, 2002 y›l›nda, Susurlukçu Korkut Eken’in “her fleyi bilgileri dahilinde yapt›¤›n›” aç›klayan generallerden biri olarak karfl›m›za ç›kacakt›. Generaller, ‹slamc›lar’la Susurluk tetikçilerini ayn› amaç için seferber etmifllerdi; Devrimci ve ulusal mücadeleyi yok etmek.

Say› 2 34 21 Aral›k 2003

Binlerce kay›p, katliam, faili meçhulle ifade edilen Susurluk’a karfl› ‹slamc›lar›n genel tavr›, Erbakan’›n “Susurluk fasa fiso” sözleriyle özetlenmiflti. ‹slamc›lar-Susurluk iliflkisi de, sadece Hizbullah’la s›n›rl› de¤ildir. Fethullah’›n Samanyolu TV’sinin, A¤ar ile mafyac›lar aras›ndaki buluflma yerlerinden biri olmas› gibi örneklerin yan› s›ra, esas olarak ‹slamc› bas›n, Susurluk’un psikolojik savafl›n›n emrinde olmufltur. Suçlar›n› gizlemek içinse, Fethullah’›n Aksiyon Dergisi gibi, devrimcilere “Susurluk’un sol eli” diye sald›r›lm›flt›r.

SIVAS KATL‹AMI: Kullanan Oligarfli, Kullan›lan ‹slamc›lar Tarih 2 Temmuz 1993 S›vas katliam›; planlayan devlet, kullan›lan ‹slamc›’lard›. Hedef yine devrimciler, muhalif güçler, alevi ayd›nlar oldu. Tekbir sesleriyle “fieriat Gelecek Zulüm Bitecek”, “‹slama Uzanan Eller K›r›ls›n” sloganlar›yla Mad›mak Oteli’ni atefle vererek 37 ayd›n ve sanatç›y› diri diri yakt›lar. Refah Partililer, katillerin avukatl›¤›n› yapt›; Kitleyi k›flk›rtan, RP’li Belediye Baflkan› Temel Karamollao¤lu ile Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak’d›. ‹slamc› bas›n (Türkiye, Zaman, Akit) katliam› alk›fllad›, “k›flk›rt›c› Nesin” propagandalar› yapt›. “Radikal ‹slamc›” örgütler; Hizbullah katliamda baflroldeydi, ‹BDA-C “fianl› S›vas k›yam›” diye katliam› savundu.

1992 DYP-SHP koalisyon hükümetinde Kültür Bakan› iken, Siyah-Beyaz Gazetesi’ne mülakat veren, Fikri Sa¤lar, "Hizbullah’›n kullan›c›s› Silahl› Kuvvetler'in üst komuta derecesidir.” dedikten sonra, bu karar›n “1985'te MGK'de al›nd›¤›n›” (18 A¤ustos,1995) resmi a¤›zdan ifade etmektedir. Yine Sa¤lar, "MGK'n›n Avrupa ve Güneydo¤u'da yaflayan vatandafllara yönelik dini propaganda uygulanmas› ve dini a¤›rl›kl› vak›f/dernek kurdurulmas›na iliflkin talimatlar›n› kald›rd›¤›n›" belirterek, “eli tesbihlilerin say›s›n› art›rman›n” MGK karar› oldu¤unu ifade etmektedir. Güneydo¤u’da kontrgerilla faaliyeti yürüten Binbafl› Cem Ersever de, Hizbullah’la iliflkilerinin itirafç›lar arac›l›¤›yla oldu¤unu belirtirken, (‘Binbafl› Ersever’in itiraflar›-Soner Yalç›n), TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araflt›rma Komisyonu’nun 12 Ekim 1995 tarihli raporu; Hizbullah’›n Ersever ile olan ba¤lant›s›ndan, J‹TEM karargahlar›nda gördükleri silahl› e¤itimden, ordudan ald›klar› yard›ma, devletin çeflitli kurumlar›yla olan iliflkilerine kadar pekçok konu ele al›nm›flt›r. Dönemin Batman Emniyet müdürü olan Özkan fiimflek’in, “Hizbullah örgüt mensuplar› bir dönem askerden yard›m gördüler. Buradaki baz› askeri birimlerde silahl› e¤itim yapt›lar. Lojistik destek gördüler.” sözleri de bu raporda yer almaktad›r. Komisyon, bu durumu Jandarma Genel Komutanl›¤›'na bir müzekkere yazarak sorar; Tabi ki, beklendi¤i gibi, 22 Aral›k 1993 tarihli jandarman›n cevab›nda ise, “Yap›lan araflt›rma sonucunda iddian›n as›ls›z oldu¤u...” cevab› verilir. Bu iliflkiler J‹TEM ile de s›n›rl› de¤ildir. Bürokrasiden polise, M‹T’e kadar devletin birçok kurumu Hizbullah’a kol kanat germifltir. Diyarbak›r DGM’deki Hizbullah davas›n›n iddianamesinde bu gerçek resmi olarak flöyle itiraf edilmektedir: “(Hizbullah) PKK'ya karfl› yönelmek suretiyle Güvenlik Güçleri'nin k›smi sempatisini kazanmak yoluna gitmektedir...” Meselenin, “sempati” ile s›n›rl› olmad›¤› ise art›k s›r de¤ildir.


Hizbullah sald›r›lar›n›n yo¤unlaflt›¤› ‘90’l› y›llar›n bafl›nda Hizbullahç›’lar›n yapt›klar› katliam sonras› halk taraf›ndan yakalanan pekçok Hizbullahç› polise teslim edildikten sonra serbest b›rak›ld›lar. 21 fiubat 1992’de Cizre’de cezaland›r›lan bir Hizbullahç›’n›n cenaze töreninde Özel Tim’lerin intikam yeminleri etmesi gibi, aç›kça sahiplenmenin örnekleri yafland› bölgede. Gazetecilerin, Hizbullah lideri Hüseyin Velio¤lu’nun aran›p aranmad›¤› sorusuna, önce “o da kim?” diye cevap veren dönemin ‹çiflleri Bakan› ‹smet Sezgin, gerekli yerlerden “kim” oldu¤unun bilgisini ald›ktan sonra soruyu soran gazeteciye telefonda flu cevab› veriyordu: “O soruyu ne sen sormufl ol, ne de ben duymufl olay›m...” Ayn› Sezgin 15 fiubat 1993 tarihinde Show TV’de yay›nlanan 32. Gün program›nda ise “Hizbullah’›n PKK’ye karfl› örgütlendi¤ini” söylerken, OHAL Valisi Ünal Erkan da 17 fiubat ‘93’te “PKK çökertilmedikçe Hizbullah tipi ‘militan’ örgütleri çözmeye yönelik niyetleri olmad›¤›n›” söyleyerek, varolan sahiplenmeyi itiraf etmektedir. Buna benzer onlarca aç›klama, belge s›ralamak mümkündür. Hizbullah’›n ‘ilim” kanad›, oligarfli taraf›ndan kullan›l›rken, yollar› ayr›lan ‘Menzil’ kolu, bu iliflkiyi, Eylül, Ekim ve Kas›m 1994 tarihli Hira Dergisi’nde flöyle elefltiriliyordu: “Oturdu¤unuz her yerde, 'Biz TC'yi kullan›yoruz!' diyeceksiniz, sonra da TC taraf›ndan kullan›lmaya prim vereceksiniz!.. TC'yi kullanmak Hizbullahç›’lar için fleref kayna¤› ise, TC taraf›ndan kullan›lmak nereye s›¤ar?”

Kullan›lan ‹slamc›l›k AKP ‹le Devam Ediyor AKP iktidar›, sadece oligarflinin ve emperyalizmin sömürü ve zulüm politikalar›n›n sürdürücüsü olarak hizmet etmiyor. Ayn› zamanda, bugün anti-Amerikanc› bir çizgide bulunan radikal ‹slamc›l›¤› yok etmek için de kullan›l›yor. “Il›ml› ‹slam’›n gelifltirilmesi” fleklinde ifade edilecek bu politika ile, dün ABD’nin sosyalizme karfl› kulland›¤›, bugün kendine dönenler yok edilmek istenirken, kullan›lanlar›n yine ‹slamc›lar olmas›, sürekli kullanma-kullan›lma kültürünün nas›l bir trajik durum yaratt›¤›n› gözler önüne seriyor. ‹stanbul’daki eylemlerin bu “model”e yönelik oldu¤unu aç›klayan AKP’liler, her ne kadar “model”in Amerika’n›n politikas› oldu¤unu, kendisinin bu politikaya hizmetle sorumlu oldu¤unu gizlemeye çal›flsa da bu gerçek biliniyor. ABD eski baflkan› Clinton’un “Türkiye laik ve demokratik bir ülke olarak ‹slam ülkelerine bölgede bir model oluflturacak...” (11 Kas›m 1999 Hürriyet) sözlerinde ifadesini bulan bu politika, “Türkiye, ›l›ml› ‹slamc›lar’›n siyasi sisteme bafla-

Devletin, halk›n mücadelesine karfl› kulland›¤› Hizbullah, ‘mezarevleri’ vahfletini yaratt›. Kullanma-Kullan›lma iliflkisi ise, her dönem sahiplerini vurdu: KULLANAN Amerika; “yeflil kuflak” ile sosyalizmi ‹slam’la kuflatmak, devrimci hareketleri geriletmek istedi. Kuflak boynuna doland›, destekledikleri kendine döndü. KULLANILAN Taliban, Amerika’yla iflbirli¤i yaparak iktidar oldu. Amerika taraf›ndan iktidardan uzaklaflt›r›ld›. Usame Bin Ladin, Amerikan ç›karlar›na hizmet için SSCB’ye karfl› savaflt›. fiimdi Amerika onu ve örgütünü imha etmeye çal›fl›yor. KULLANAN Oligarfli; Halk›n mücadelesini ve örgütlenmesini engellemek için dincili¤i, tarikatlar› gelifltirdi. Destekledi¤i güçler denetiminden ç›kma noktas›na geldi¤inde 28 fiubat’› yapmak zorunda kald›. Hizbullah’ da ayn› flekilde Kürt yurtsever hareketine karfl› silahl› güç olarak kullan›ld›. Hizbullah kendine döndü. KULLANILAN ‹slamc›lar ve Hizbullah; Kanl› Pazarlar’dan bu yana devlete hizmet ettiler, cuntalar› desteklediler. Devletin bölüp parçalama operasyonuna maruz kald›lar; AKP ortaya ç›kar›ld›. Hizbullah ise, devlet ad›na halk›n kan›n› döktü, flimdi devlet onlar›n kan›n› döküyor. r›l› entegrasyonu aç›s›ndan potansiyel bir model. Ben AK Parti’de bunu görüyorum...” (Aksiyon, S: 414) diyen Fullerler’in projesidir. Ve 11 Eylül’den bu yana h›z kazanm›flt›r. AKP’nin Amerikanc›l›¤›, kapitalizm savunuculu¤u kullan›lmas›n›n zeminini de yaratmaktad›r.

‹slamc›lar Bu Tarihin Muhasebesini Yapmal› Dört haftad›r bir tarihi özetledik. Mevcut ideoloji ve ony›llara dayanan kültür vahfleti de, iflbirlikçili¤i de, kullan›lmay› da üretecektir. Devlet ve düzen karfl›s›nda net olmay›fl, takiyyecilik, zulmü ve özgürlükleri tan›mlamadaki çarp›kl›k, kapitalizm savunuculu¤u her türlü tutars›zl›¤›n, yalpalaman›n, halk düflman› tav›rlar›n kayna¤› olmaya devam edecektir. Ya zulme, zalime karfl› adam gibi ç›kars›n›z, ya da böyle onun bunun aleti olursunuz. Aç›k olan flu ki; Ya zulme, zalime karfl› adam gibi ç›kars›n›z, ya da böyle kepaze olursunuz. Onun bunun aleti olursunuz.

Say› 2 35 21 Aral›k 2003


19 ARALIK KATL‹AMINI UNUTMAYACA⁄IZ F TIPI TECRITE BOYUN E⁄MEYECE⁄IZ

Say› 2 36 21 Aral›k 2003

19 Aral›k 2000 tarihinde, bombalarla, kurflunlarla, ifl makineleriyle onlarca cezaevini yerlebir ettiler, 28 devrimci tutsa¤› diri diri yakarak ve kurflunlayarak katlettiler. Emperyalizmin deste¤indeki katliamda, gerçekler burjuva medya tarafindan gizlenmeye çal›fl›ld›. Ancak gerçek güçlüydü, mutlaka ortaya ç›kard›. Direniflin F Tipi Cezaevleri’nde sürmesi, gerçeklerin de ortaya ç›kmas›n› sa¤lad›. Diri diri yakm›fllard› insanlar›m›z›. Arkadafllar›m›z›n etlerini lime lime etmifller, alevler içindeki bedenlerin! kurflunlarla doldurmufllard›. Devletin, büyük bir utanmazl›kla "hayata dönüfl" ad›m verdi¤i katliam gerçe¤ini bütün dünya ö¤rendi. 19 Aral›k; devletin, demokratikleflme yalanlar›n›n arkas›ndaki katliamc›l›k gerçe¤inin en ç›plak halidir. Katliam politikas› bugün AKP iktidar› taraf›ndan sürdürülüyor. Tecriti sürdürmek, 19 Aral›k katliam›n› sürdürmektir. Katliamc›lar›n hala görevlerinin bafl›nda olmas›, 19 Aral›k'› savunmakt›r. 19 Aral›k; devrimcilere, katliamla, düflüncelerinden vazgeçmeyi dayatt›. Tecrit, düflüncelerimizden vazgeçirmek, Türkiye halk›n›n devrim ve sosyalizm kavgas›n› yoketmek için uygulanmaya devam ediliyor. Devrimciler, katliama karfl› direniflleriyle devrim düflüncesinden vazgeçmeyeceklerini hayk›rd›lar. Türkiye tarihinin bu en büyük cezaevleri katliam›, vahflet görüntüleri, "terör" demagojileri aras›nda tüm halka izlettirildi. Ony›llard›r "terör" yalan›n› söyleyen devletin, en aç›k terörist yüzüdür 19 Aral›k. Katledilen devrimcilerdi. Ancak gözda¤› bütün halka yönelikti. Bu nedenle vahflette s›n›rs›z bir özgürlük tan›nd› katliamc›lara. Hak ve özgürlük isteyenlerin, demokratik, ekonomik, sendikal mücadele verenlerin susmas›, bast›r›lmas› hedeflendi. F Tipi Cezaevleri, o günden bu yana, toplumsal muhalefetin karfl›s›nda bir tehdit olarak kullan›ilmaya devam ediyor. Bu nedenle tecrite karfl› ç›kmak, 19 Aral›k Katliam›’n› unutturmamak, sadece devrimcilerin görevi de¤ildir.

19 Aral›k 2000'de tutuflan atefl, üç y›ld›r yan›yor. Çünkü, katliam›n üzerinden üç y›l geçmesine ra¤men katliamc›lar hakk›nda aç›lan tek bir dava yoktur. 28 insan› katleden, yüzlercesini yaralayan, hapishaneleri yak›p y›kan tek bir katliamc› tutuklu de¤ildir. Katliamdan sa¤ kurtulan tutsaklar›n ise, tümüne çeflitli davalar aç›lm›flt›r. Katliam›n karar›n› alanlar›n, yönetenlerin, diri diri yakan ve kurflunlayanlar›n halka aç›k bir flekilde yarg›lanmad›¤› yerde, "hukuk devleti"nden sözetmek, basit, ucuz bir yalandan ibarettir. Hukuk devleti de¤il, katliamc› bir devletin yönetimindedir ülkemiz. Tecrit iflkencedir, düflünceye, örgütlenme özgürlü¤üne, insana düflmanl›¤›n aç›k bir ifadesidir. Tecrit, emperyalizmin muhaliflerini yoketmek için baflvurdu¤u politikan›n ad›d›r. ‹flbirlikçi iktidarlara "F tipi Cezaevleri yap›lmas›" talimat›n› veren emp e r y a l i z m d i r. Emperyalizmin dünya düzeni, muhalif bütün güçlerin yokedildi¤i, sindirildi¤i bir dünya düzenidir. Tecrit böyle bir düzeni yaratmak için uygulanmaktad›r, iktidarlar, sadece cezaevlerinde de¤il, hayat›n her alan›nda tecrit politikas›n› uygulayarak, sad›k iflbirlikçiler olduklar›n› ispatlam›fllard›r. AKP iktidar› tecriti sürdürmekle kalmad›, yeni bask› uygulamalar›na imza atarak, faflizme hizmette kusur etmeyece¤ini son bir y›lda kan›tlad›. Haz›rl›¤›n› yapt›¤› Tek Tip Elbise, bunun en aç›k kan›t›d›r. Katliamla aç›lan F Tipi Cezaevlerinde, tecrit alt›nda dördüncü y›la, devam eden ölüm oruçlar› ve 107 flehitle giriyoruz. 19 Aral›k katliam›m unutmad›¤›m›z› göstermek, tecriti protesto etmek için, 19 Aral›k'›n y›ldönümünde 3 günlük açl›k grevi yap›yoruz. 19 Aral›k 2003 DHKP-C, T‹KB, MLKP, THKP-C/HDÖ, TKP/ML, MKP, TK‹P, TKEP/L Tutsaklar› Ad›na; Ercan Kartal, Kenan Güngör, Yunus Aydemir, Tuncay Kurtbafl, Bayram Kama, Hasan Rüzgar, Erol Turan.


Bir Polis Araflt›rmas› ve “Münferit” Bir Olay Daha Polise iliflkin araflt›rmalar s›kça yap›l›r. Bir çetede, uyuflturucuda, tecavüzde ad› ç›kt›¤›nda gerçe¤in bir k›sm› ortal›¤a serilir. Aç›klananlar, gerçe¤in k›smi bir yan›d›r ama bu bile, “güvenli¤imiz kime emanet” sorusunu sormak için yeterlidir. ‹flte bu araflt›rmalardan biri polis sözcülerinin “münferit” diye aç›klad›¤› “cinnet”in genel bir durum oldu¤unu ortaya koydu. Türkiye genelinde 4 bin polis üzerinde yapılan 'Polislerde ‹fle Ba¤lı Gerginlik ve Stres' arafltırmasına göre; Polislerin yüzde 98'i depresyonda. (Hale bak›n!) 21-30 yafl grubundaki polislerin yüzde 68'inde öfke duygusu hâkim... ‹stanbul'da son 2 yıl içerisinde 150'yi aflkın polise 'ifl yapamaz' raporu verildi, 1989-2002 yılları içerisinde ise 400 polis intihar etti.

Üniversiteleri Polis Mi Yönetiyor?

Her an hangi polis, kimi, nerede, nas›l kurflunlayacak belirsizdir bu tabloda. ‹flte bu “münferit”lerden biri de, 16 Aral›k’ta Trabzon Erdo¤du Mahallesi’nde yafland›. ‹ki sivil polis alkollü olarak girdikleri kuflçu dükkan›nda hakaret içeren konuflmalar yapmaya bafllad›. Bunun üzerine tepki gösteren dükkan sahiplerinden Turgut Mumci, polislerden Ahmet Niyazi Tiryaki taraf›ndan aya¤›ndan vuruldu. Ancak bu kez vurulanlar korkmak yerine öfkelenmifllerdi. Tiryaki, dükkan›n öteki sahibi Murat Aktafl taraf›ndan kendi silah›yla vuruldu. Ellerine tabanca verilip ortal›¤a sal›nan polis, cangüvenli¤i de¤il, halk›n can güvenli¤ini tehdit eder durumdad›r. Hem de bir iki polis de¤il, teflkilat›n tümü ayn› durumdad›r.

Temel Haklar’dan Aç›klamalar: MHP'lilerin birilerini Taksim Meydan›'nda asma özgürlü¤ü mü var? Kürt halk› üzerindeki bask›lar›n artarak devam etti¤inin belirttildi¤i aç›klamada, MHP'nin ‹brahim Tatl›ses'le ilgili aç›klamas› gösterildi ve flöyle denildi: "Tart›flma Tatl›ses tart›flmas› de¤il, Kürt halk›n›n talepleri tart›flmas›d›r. MHP'yi herkes tan›maktad›r. Asmak, kesmek haricinde baflka cümle kurabilme kabiliyetleri olmamas› bir yana Bahçelievler, Balgat katliamlar› ve daha onlarca faflist sald›r›n›n alt›nda imzas› olan bu güruhtur. Ancak daha önemlisi bu aç›klamalar nas›l böylesine aç›ktan yap›labilmektedir, örne¤in herkesin ç›k›p birilerini Taksim Meydan›’nda asmakla tehdit etme hakk› var m›d›r? Bu tehdit karfl›s›nda yasal bir ifllem yap›lacak m›d›r? 'AB'ye uyumlu' polis infaz›: Diyarbak›r'da polisin iki kifliyi infaz etmesinin ard›ndan yap›lan aç›klamada: "Oligarfli bir yandan 'terör' demagojileri yaparken bir yandan katletmeye devam ediyor. Ard›ndan polis aç›klamalar› geliyor ve halk bu aç›klamalara inanmaya zorlan›yor... Sorgu yok, yarg› yok, mahkeme yok, suç var m›, nedir, bir aç›klamas› yok. Kimse neden, nas›l bu infazlar›n yap›ld›¤›n› tart›flm›yor, sorgulam›yor? Ülkemizdeki sistemin niteli¤i konusunda 'demokratiklefliliyor' gibi söylemlerle halk› yan›ltanlar›n kime, neye hizmet ettikleri sorgulanmal›d›r. Hak ve özgürlüklerimiz için net bir mücadele anlay›fl›m›z olmal›d›r.

Bir demokratik faaliyetin engellenmesi için, polisle okul idareleri aras›nda iflbirli¤ine s›kça tan›k olunmufltur. Bunun son örne¤i Burdur’da yafland›. Burdur Gençlik Derne¤i, haz›rlad›¤› bir anketi yapmak için 16 Aral›k günü Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur M.Y.O. idaresiyle görüflmeye gitti. ‹dare, “yapamayacaklar›n›, çünkü ankette siyasi bir amaç güdüldü¤ünü” belirtti. Eminiz, popstar anketi yap›lsa itiraz› olmazd›. Nas›lsa o yozlaflmaya hizmet eder! Burdur Emniyeti’ne giden ö¤renciler, Güvenlik fiube Müdürü’nden ayn› cevab› ald›lar. Yad›rgat›c› de¤ildi bu, çünkü, M.Y.O. Müdür Yard›mc› Doç. Sevil Sevgi K›rdar ile polisin telefon konuflmas›na tan›k olmufltu gençlik. Art›k polis-idare iflbirli¤i aleni hale geldi, öyle gizli kapakl› da yap›lm›yor. Elbette tüm despot ö¤retim elemanlar› gibi, Sevgi K›rdar da, “kat›l›mc› ve demokrat” oldu¤unu söyleyenlerden.

Ankara Muhabirimize Polisin Tacizi Rutinleflti Dergimizin Ankara muhabiri, Umut fiener polis taraf›ndan sürekli olarak takip edildi¤ini, taciz ve tehdit edildi¤ini belirtti. Yaz›l› bir aç›klama yapan muhabirimiz, 29 Ekim tarihinde polisin bir komplo ile tutuklamaya çal›flt›¤›n› ancak bofla ç›kt›¤›n› hat›rlatarak, bu olaydan sonra polisin tacizlerinin devam etti¤ini belirtti. Yaflad›¤› olaylar› tek tek, polislerin tiplerini, araç plakalar›n› tarif ederek anlatan muhabirimiz, “sürekli olarak taciz ve takip ediliyorum ve bunu yapanlar Ankara TEM flubesinde görevli polislerdir. Yaflayaca¤›m her türlü olumsuzluktan Ankara Emniyet Müdürlü¤ü ve siyasi flubesi sorumludur. Bu keyfi bask›larla ilgili hukuki giriflimlerim de olacakt›r.” dedi.

Say› 2 37 21 Aral›k 2003


Memurlar 10-11 Aral›k eylemlerini de¤erlendiriyor:

“Bütün kesimleri kapsayacak bir direnifli örgütlememiz gerekiyordu” KESK üyesi memurlar›n Kamu Yönetmi Temel Kanunu Yasa Tasar›s› ve 2004 bütçesine karfl› 10-11 Aral›k’ta gerçeklefltirdikleri vizite ve ifl b›rakma eylemlerine iliflkin memurlarla görüfltük. Eylemlere iliflkin de¤erlendirmelerini, eylemin haz›rl›k sürecinde yap›lan ve yap›lmayanlar› sorduk.

Metin ÖZKAN (Temel Haklar Memur Komisyonu Üyesi): Say› 2 38 21 Aral›k 2003

10-11 Aral›k eylemleri yerinde bir eylemdi. ‹fl b›rakma eyleminde ve sevk eylemleri kat›l›m olarak düflüktü. E¤itim ifl kolunda vizite eylemine yüzde 60 dolay›nda kat›l›m oldu. Demiryolu ifl kolu, maliye, hastaneler v.b. iflyerlerinde ifl b›rakma eylemlerine kat›l›m düflük say›dayd›. Örne¤in e¤itim iflkolunda vizite eylemine yüzde 60 dolay›nda kat›l›m sa¤lan›rken, alan eylemine ise viziteye ç›kanlar›n ço¤u kat›lmad›. Bunun nedeni ise sendikalardaki yöneticilerin tam anlam›yla iflyerlerinden kopuk olmas›d›r. (...) ‹flyerimizde sendika yönetimi olarak birimlerde tek tek iflyeri toplant›lar› yap›ld›. ‹fl yerlerimize yönelik bildiriler ç›kar›ld›, afifller as›ld›. Yapt›¤›m›z çal›flmalar yeterli de¤ildi. Genifl halk kesimlerine yönelik sokak afiflleri as›lmamas› demokratik kitle örgütleriyle iliflki içine girilememesi gibi. KESK yönetimine, BES ‹stanbul 1 No'lu fiube olarak tüm

halk kesimlerini içerisine alacak bir eylem önerimiz oldu. Yani demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin, yerel derneklerin de çal›flmalar içerisinde oldu¤u bir platform oluflturulmas›n› önerdik. Önerilerimizden biri de merkezi Ankara eylemi önerisiydi. Bu önerilerimiz KESK taraf›ndan gündeme al›nmad›. 10-11 Aral›k eylemlerinden sonuç olarak ç›karaca¤›m›z derslerden biri tüm halk kesimlerine gitmek. Halk›n di¤er kesimleriyle birlikte sald›r› yasalar›na karfl› ç›kt›¤›m›zda yasalar› geri çektirebiliriz.

“KESK yönetimi sonucu içten içe kabullenmifl gibi..:” Nazmiye KAYA (Tüm Bel-Sen Üyesi ve Temel Haklar Memur Komisyonu Üyesi): 10-11 Aral›k eylemleri Kamu Personel Reform Yasas›'na yönelik yasay› geri çekmeye yönelik eylemler olarak örgütlenmeye çal›fl›ld›. ‘Çal›fl›ld›’ diyorum çünkü eylemler öncesi sendika genel merkezleri ve flubelerde hemen hiçbir çal›flmas› yap›lmad›. Geçmifl y›llarda iflyeri çal›flmalar›, afifller, bildiriler da¤›tma olarak kitleleri eyleme haz›rlama çal›flmalar› yap›l›yordu. Son y›llarda bu çal›flmalar çok k›s›r kalmaktad›r. Kitlede “y›llard›r eylemlere kat›l›yoruz da ne oluyor, sonuç mu al›n›yor” fleklinde bir ruh haline neden olun-

mufl; eylemlere kat›ld›klar› için soruflturulan, sürgün edilenlere yeterince sahip ç›k›lmamas› da güvensizli¤i beslemifltir. San›yorum KESK ve sendika yönetimlerinde de ne yaparsak yapal›m bu yasalar geçiyor düflüncesi var. ‹çten içe kabullenmifller gibi bir durum var. Bu ruh hali tavandan tabana yans›m›fl durumda... Meydanlara bak›ld›¤›nda da kat›l›m çok azd›. Bu da çal›flman›n yetersiz oldu¤unu ve sendikalar›n. yasan›n götürüsünü, ciddiyetini üyelerine anlatamad›¤›n› gösteriyor. Ciddi bir örgütlenme yap›lsayd› kat›l›m›n daha iyi olabilece¤i düflüncesindeyim.

“Kölelik Yasas› ç›kar›l›rken gerekli deste¤i vermedik!” Ekber IfiIK (E¤itimSen 3 Nolu fiube Baflkan›): Biz tabii ki bu noktadaki bir iflb›rakma eylemi veya vizite eylemiyle bu yasan›n geri püskürtülmesinin mümkün olmad›¤›n› biliyoruz. Bunu bir bütünlük içerisinde bir ad›m olarak de¤erlendirirsek daha do¤ru olur. Onun d›fl›nda bu eylemlili¤in gerekli oldu¤unu, zamanlama aç›s›ndan da do¤ru oldu¤una inan›yoruz. Ancak bir noktada kamu sendikalar› olarak veya KESK olarak, dönüp özelefltirel bir yaklafl›mda bulunmak gerekiyor: 1475 ifl yasas› de¤ifliklikleri gündeme geldi¤i zaman maalesef iflçi sendikalar›n›n genel merkezlerinin hükümetle uzlaflmas› karfl›s›nda, tabandaki dinamik güçlerin tepki-


lerine ra¤men kamu sendikalar› olarak gerekli deste¤i veremedik... Kamu Yönetim Reformu Yasas›’na geliyoruz; bu yasa bütün toplumu ilgilendiriyor. ‹flte tam da burada bir eksiklik olarak, toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, yani e¤itimci olarak bizleri, velileri, ö¤rencileri içerisine alan, bütün demokratik kitle örgütlerini, muhalefet partilerini içerisine alan bir karfl› duruflu örgütlememiz gerekiyordu. D›flar›ya yönelik olarak da KESK'i flu noktada elefltirel bir yaklafl›m içerisinde de¤erlendiriyorum. Yani bir tarafta medyan›n bu konuyu çok dar bir noktada ele alaca¤›n› biliyordu. En az›ndan KESK, ya da E¤itim-Sen olarak biz ve KESK'in di¤er bileflenleri olarak, ‹stanbul'da d›fl mekan afiflleriyle kamuoyunu bilgilendirme yap›lmal›yd›. Bu konuda kamuoyuna yönelik çal›flmalar›m›z›n yeterli olmad›¤›n› düflünüyorum. Bir baflka sonuç; bu yasay› KESK'in tek bafl›na gö¤üsleyemeyece¤i sonucunu ç›kard›k. Öyle görünüyor. Bundan dolay› da KESK'in özellikle kendi d›fl›ndaki emek örgütleriyle, DKÖ'lerle ya da halkla mutlaka deste¤ini ve katk›s›n› almak gerekti¤i sonucunu ç›kar›yorum. Özellikle di¤er sol siyasetler baflta olmak üzere siyasi partilere götürülebilir konu. Onlar da ortaklaflabilir çünkü toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu E¤er böyle yapmazsak herkes kendi alan› içerisinde kendi sorunlar›yla baflbafla kal›rsa... bugün ülkemizde bak›yoruz, dört bölgeye konmufl olan bombalama eyleminde hemen alanlar› kulland›k, tepkilerimizi koyduk, ama bu ülkede say›lar› yüzü aflan insanlar ölüm oruçlar›nda öldüler ya da flu anda ölüm orucuna devam ediyorlar. Yani sonuçta temelde insan haklar› çerçevesi içerisinde ele al›rsan›z, temel insan haklar›n›n ihlal edildi¤i, insanlar›n ölüme yatt›¤›, bu noktada nas›l bu kadar ölü topra¤› serpildi demokrasi güçlerine diye düflünüyorum. Haklar›m›z temelinde ortaklaflma sa¤lanmas› gerekti¤ini önümüze koyarak mücadeleyi gelifltirebiliriz diye düflünüyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanl›¤› de¤il Tekelcilerin, Tüccarlar›n Maliye Bakan› AKP Hükümetinin Maliye Bakan› Kemal Unak›tan 17 Aral›k’ta yapt›¤› aç›klamayla yeni vergileri aç›klad›. Esnaflar›n gözünü boyamaya yönelik k›smi baz› düzenlemeler d›fl›nda, aç›klaman›n özeti fluydu:

Halka yeni yük: - Deprem vergisi olarak bilinen ve 17 A¤ustos 1999 depreminde halk›n acil ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas› için konuldu¤u iddia edilen özel iletiflim vergisi kalıcılafltırıldı. - AKP, Asgari ücretin vergi dıflı bırakılması vaadini tutmad›. Tekellerin, tüccarlar›n onlarca iste¤ini yerine getiren Unak›tan bu vaadlerini yerine getirmemelerinin nedenini “ekonominin mevcut durumu” diye geçifltirdi. - Özel Tüketim Vergisi, çeflitli ifllemlere getirilen yeni vergilerle, yük yine halk›n s›rt›na y›k›ld›. Tekelcilere, tüccarlara yeni avantalar: - Tekeller, art›k e¤itim ve sa¤lık harcamalarını, flirketlerine araç kiralama giderlerini, hatta boya badana ifllerinin giderlerini, ba¤›fl, yard›m diye gösterdikleri her masraf›, vergiden düflebilecekler. - “Mali milat”›n kaldırılmas›yla, tekelcilere bu kadar paray› nereden buldunuz diye sorulamayacak. - Repo, Kâr payı gibi gelirlerin bir k›sm› bir y›ll›¤›na vergi d›fl› b›rak›l›rken, bu tür kazançlardaki vergi oran› da yüzde 65’den yüzde 45’e indirildi. - Trilyonlarca liral›k vergilerini ödemeyen tekeller, “Vergi barıflı” adına bir kez daha af edildi. - Yurtdıflında müteahhitlik yapanların ülkeye soktukları paralardan vergi alınmaması hükmü getirildi.

Çukurova ‹flçilerinin Dayan›flma Gecesi Ekmek ve Adalet (Mersin) - Çukuroava Tekstil’den at›lan iflçiler 12 Aral›k Cuma günü dayan›flma gecesi düzenledi. Tarsus'ta Vuslat Dü¤ün Salonu’nda düzenlenen gecede at›lan iflçilerin sözcüsü olarak konuflan Feyzullah Metin, direnmeden haklar›n› kazanamayacaklar›n›n aç›k oldu¤unu, bundan sonra programlar›nda Ankara yürüyüflü, miting gibi eylemlerin oldu¤unu belirtti. Konuflmalar›n ard›ndan iflçilerin iflten at›lma tarihi olan 17 Ekim'den bu yana iflçilerin direniflini anlatan dia gösterimi yap›ld›. Program iflçilerin Gün›fl›¤› Halk Sahnesi’yle birlikte haz›rlad›¤› “Patron-Sendika-‹flçiler” konulu bir skeç ve ard›ndan Grup Çam'›n direnifl ve halay türküleriyle devam etti. Mersin Temel Haklar'›n, DKÖ ve siyasi partinin destek verdi¤i geceye yaklafl›k 500 kifli kat›ld›.

Say› 2 39 21 Aral›k 2003


Sorular

Cevaplar

Sendikal Mücadele ve TÜRK‹YE’DE SEND‹KACILIK

Kurtulufl yolunun klavuzu Marksizm-Leninizm’dir Bugün ülkemizde sendikal bir mücadelenin varl›¤›-yoklu¤u tart›fl›l›r hale gelmifltir. Türkiye’nin 1970’li y›llar›n›n tarihine bak›n; o tarihte sendikalar› siyasal geliflmeler üzerinde flu veya bu anlay›flla etkili olan, iflçi s›n›f›n›n haklar›n› belli ölçülerde savunan bir pratik görürsünüz. Bir de bugüne bak›n; hükümetlerin kaale almad›¤›, eylemlerini yap›lmam›fl sayd›¤›, ama bundan daha önemlisi ciddi anlamda direnifller yapamayan, kitleleri harekete geçiremeyen bir tablo var karfl›m›zda.

Say› 2 40 21 Aral›k 2003

‹flte bu tablo tart›flt›r›yor varl›klar›n›. Elbette, kurumsal olarak varlar. Befl büyük iflçi, memur konfederasyonu, onlara ba¤l› binlerce bölge, flube örgütlenmeleri var. Kimi naylon, kimi göstermelik, kimi geçmiflin miras› da olsa, yüzbinlerce de üyeleri var. Ama iflte bunlar, onlar›n esamesinin okunmas›na yetmiyor. Türk-‹fl, yerinden k›p›rdamaz halde. D‹SK “baflkanlar›” düzeyinde arada bir boy gösterse de, sermayenin sald›r›lar›n› durdurmak, iflçilerin hak ve özgürlükler mücadelesini yürütmek anlam›nda yapt›¤› ciddi bir mücadele yok. En dinamik sendika durumundaki KESK eylemleri ise sonuç alam›yor. Niye? Nedir bu tablonun aç›klamas›?

?

Sendikalar ve sendikac›lar nas›l bu hale geldi?

Hangi sendikac›yla konuflsan›z, sendikalar›n bugünkü durumlar›n›, yani gün geçtikçe üye kaybediyor olufllar›n›, etkisizliklerini kabul eder. Zaten edilmeyecek gibi de¤ildir, ortada yoruma aç›k bir durum yok. “Peki neden?” diye sorarsan›z, 12 Eylül’den bafllayarak sendikalar›n nas›l bask› alt›na al›nd›¤›n›, “küreselleflme” politikalar›n›n nas›l altlar›n› boflaltt›¤›n› anlat›rlar. Elbette bunlar da üzerinde durulmas› gereken etkenlerdir; ama bunlar›n peflinden “peki bütün bunlar olurken, siz neredeydiniz, ne yap›yordunuz?” diye sorarsan›z, bu soruya ciddi bir cevap al›namaz. Bu olumsuz gidiflat›n bütün sorumlulu¤unu 12 Eylül'e dayand›rmak do¤ru de¤ildir. 12 Eylül'den bu yana 23 y›l geçti. Kimse, bu durumu aç›klamak

için s›¤›nacak "objektif" gerekçeler aramamal›d›r. Sorun, sendika yönetimlerindedir. Sorun, sendikal anlay›fltad›r, bu yönetimlere yön veren siyasettedir. fiimdiye kadar bu sendikalarda neler yap›ld›? Neyi, nas›l savundular? Bütün politikalar, bütün pratik sorgulanmal›d›r. Ad› "devrimci" diye bafllayan bir sendikada devrimci sözünü a¤z›na dahi almaktan korkup "ça¤dafl sendikac›l›k”tan baflka bir fley demeyenler, devrimcileri sendika yönetimlerinden tasfiye etmek için, sendika a¤alar›yla, hatta polisle bile iflbirli¤i yapmaktan kaç›nmayanlar, söke söke kazan›lan sendikal mevzileri düzen içi politikan›n arac› yapmaya çal›flanlar, bugün ortaya ç›kan durumun da sorumlusudur.

?

Sendikalardaki ideolojik kaymadan, ‘tasfiyecilik’ten anlafl›lmas› gereken nedir?

‹flçi alan›nda Türk-‹fl, memurlarda Kamu-Sen, bafltan “devlet sendikas›” olarak kurulmufllard›r. Onlar her dönem oligarflinin istedi¤i çizgide olmufl, örgütlenme düzeyini de yine tekellerin isteklerine göre belirlemifllerdir. Onlar›n bugünkü siyasi pratiklerinde de bu anlamda çok sürpriz bir yan yoktur. Sorunun en can al›c› yan›, devrimci, ilerici iki konfederasyonun -D‹SK ve KESK’in- durumlar›d›r. Bunlar›n asgari bir direnifl çizgisinde durmalar›, di¤er sendikalar›n ihanet ve uzlaflmac›l›klar›n› da s›n›rlayan bir ifllev görmüfltür hep. Türk-‹fl baflkanlar›n›n “Gökkubbeyi bafl›n›za y›kar›z” diye ba¤›rmak zorunda kal›fllar› da, istemeseler de ciddi bir örgütlenme faaliyeti yürütmeleri de, 3 Ocak Genel Grevi gibi eylemlerin kararlar›n› almalar› da bu zorlaman›n sonucuydu. ‹flçi s›n›f› ve kamu emekçileri örgütlenmesindeki tasfiyecilik denilince öncelikle anlafl›lmas› gereken D‹SK ve KESK’teki ideolojik savrulma ve tasfiyeciliktir. Bunun ana hatlar› flöyledir. D‹SK’i kuran sendikalar›n Türk-‹fl’ten ayr›lmas›n›n üç ana gerekçesi flunlard›: 1- Türk-‹fl iflçi örgütü olmaktan ç›km›flt›r 2- Türk-‹fl Amerikan yard›mlar›na dayanmaktad›r, 3- Türk-‹fl partilerüstü politika yapmaktad›r.


D‹SK ana tüzü¤ünde ise 3. maddede “amaç” flöyle ifade ediliyordu: "Emekçilerin tüm haklar›n› alabilmesi demokratik haklar›n› kullanarak, siyasi mücadele de yapmalar› gerekir. Bu mücadele, iflçi s›n›f›n›n varl›¤›n› tam bilincine kavuflturarak, insan›n insan› sömürmesi esas›na karfl›t bir amaç güder." fiimdi bu “gerekçeleri” ve “amaç”› bugünle karfl›laflt›ral›m. - “Türk-‹fl iflçi örgütü olmaktan ç›km›flt›r.”; o gün Türk-‹fl ne kadar iflçi örgütü olmaktan ç›km›flsa, D‹SK de bugün o kadar iflçi örgütü olmaktan ç›km›flt›r. - “Türk-‹fl Amerikan yard›mlar›na dayanmaktad›r.” Bu elefltiriyi yapan D‹SK, bugün Avrupa Birli¤i’nden yard›m almay› savunmaktad›r. - “Türk-‹fl partilerüstü politika yapmaktad›r.” “Ça¤dafl sendikac›l›k” ad›na bugün D‹SK de ayn› çizgidedir. Partilerüstü, dahas› “s›n›flarüstü”dür. Bir s›n›f örgütü oldu¤u halde, art›k “s›n›f savafl›m›” sözünü a¤z›na almamakta, burjuvaziyle iflçiler aras›nda bar›fl, diyalog, uzlaflma masal›n› söylemektedir. “Amaç” maddesinin ise, tek bir kelimesiyle ilgisi kalmam›flt›r bugünkü D‹SK’in. 12 Eylül sonras›ndaki teslimiyetçi, uzlaflmac› çizgisinde her gün biraz daha geriye giderek Türk-‹fl’leflmifltir. “Siyasi mücadele”yi reddetmifl, “sömürüsüz bir dünya” idealini terketmifl, CHP çizgisinde “sosyal demokrat”laflarak, tümüyle düzenin kuyru¤una tak›lm›flt›r. Ve iflte bütün mesele de buradad›r. Bir sendikan›n gerçekten sendikal mücadelenin gereklerini yerine getirebilmesi, s›n›flar mücadelesini esas almas›yla mümkündür. Yukar›da dedik ki, D‹SK “siyasi mücadele”yi reddetmifltir. Peki siyasi mücadele vermiyor da ekonomik mücadele mi veriyor? Hay›r! Veremez de. S›n›flar gerçe¤ini kabul etmeyen, oligarfliyle çat›flmay› reddeden bir örgütlülük, bugün ekonomik mücadele de veremez. KESK’e gelirsek; Türk-‹fl’ten, D‹SK’ten farkl› olarak, neredeyse her alanda devrimcilerin önderli¤indeki bir mücadelenin ortaya ç›kard›¤› bir örgütlülüktür KESK. Tabiri caizse, hamuru devrimciler taraf›ndan yo¤rulmufltur. Ama henüz daha yeni bir oluflum iken, 90’lar›n bafllar›ndan itibaren oligarflinin ve reformizmin z›mni ortakl›¤›yla devrimci çizgisinden uzaklaflt›r›lmaya, yönetimindeki devrimcilerden “ar›nd›r›lmaya” çal›fl›larak bugünkü haline getirilmifltir.

?

Tasfiyecilik nas›l yürütüldü, reformizm nas›l bir rol oynad›?

Türkiye solunun 12 Eylül öncesi halk savafl›n›, ayaklanmay›, devrimi, sosyalizmi savunan gruplar›n›n bir k›sm›, 80’lerin ikinci yar›s›ndan itibaren, Gor-

baçovculuktan, Avrupa’dan esen rüzgarlarla, devrimi reddederek düzen içi legal örgütlenme bayra¤›n› açt›lar. Örgüt anlay›fllar›, kadro anlay›fllar›, çal›flma tarzlar›, mücadele biçimleri de bu yeni anlay›fla göre biçimlendi. Bu yeni anlay›fl, Avrupa’dan çok iyi tan›d›¤›m›z klasik reformist, sosyaldemokrat çizginin Türkiye koflullar›na uyarlanmas›ndan baflka bir fley de¤ildi. Öncelikle y›lg›n, yorgun, dönek kesimleri toplayarak siyaset sahnesine ç›kan bu reformist gruplar, ilk ifl olarak yine “eski” iliflkilerini kullanarak, sendikalara, DKÖ’lere el att›lar. Ayn› dönem, oligarflinin bu mevzilerdeki devrimcileri sürgünler, atmalar, tutuklamalarla tasfiye etti¤i dönemdir. Devrimcilerden boflalt›lan yerlere bu kesimler yerlefltiler. Bunun karfl›l›¤›n› ise, bu kurumlar› iyice düzen çizgisine çekerek, politikalar›n› sa¤c›laflt›rarak verdiler. Ancak bunu yapt›klar› taktirde orada kal›c›laflabilir, oligarflinin icazetini almaya devam edebilirlerdi. Örgütsüzlük -sivil toplumculuk- düflüncesi ad›m ad›m bu alanlarda da yay›ld›, sendikalar devrimci ortam›ndan uzaklaflt›r›l›p örgütsüzlefltirildi, üye say›lar› düflerken, yeni iflyerlerinde örgütlenmenin önü kesilirken, onlar, ele geçirdikleri bu mevzileri kurduklar› legal partilere nas›l kanalize ederiz hesab›ndayd›lar. Sendikalar› meclise “s›çrama” tahtas› olarak görenlerle, devrimcileri tasfiye edenler ayn› sendikac›lard›r. Devrimcileri tasfiye etmedikleri sürece, istedikleri gibi at oynatamazlard› çünkü. Reformizm ve düzen solculu¤u, sendikalarda etkili hale geldikçe, onlar› devrimci mücadeleden, demokratik mücadeleden kopard›lar. Devrimcilerin infazlar› onlar› ilgilendirmedi. Gazi’de halk›n katledilmesi de onlar› ilgilendirmedi. S›radan aç›klamalarla geçifltirdiler. Sivil toplumculu¤a uygun olarak hem halk›n mücadelesini birbirinden kopar›yor, hem de her kesimin mücadelesini “temsili” bir mücadeleye dönüfltürüyorlard›. Sendikalar birbirlerinin eylemlerine niye kat›lm›yor, niye birbirlerinin mücadelesini desteklemiyorlar? Sorunlar› m› farkl›, talepleri mi farkl›? Hay›r, mesele farkl›; aralar›ndaki rekabet, düzene yaranma politikalar›, sivil toplumcu kafa yolaç›yor bu bencilli¤e. Ayn› anlay›fl›n sonucunda sendikalar, gecekondulardan, esnaflardan, ö¤rencilerden kopmufl, onlar›n mücadelelerine yabanc›laflm›fllard›r. Aç›kt›r ki, Türkiye’nin sorunlar›yla, halk›n tümünün sorunlar›yla ilgilenmeyen bir sendika sendikac›l›k yapamaz.

Say› 2 41 21 Aral›k 2003


Güç toplamak, iktidar karfl›s›nda güç olabilmek için di¤er halk güçleriyle birlikte olmak flartt›r. ‹flte sivil toplumculuk, icazetci anlay›fl, bu sonucu yaratm›flt›r. D‹SK, kölelik yasas› karfl›s›nda yaln›z kalm›flt›r. KESK, 10-11 Aral›k eylemlerinde yaln›zd›r. Ama bu yaln›zl›k, kendilerinin haz›rlad›¤› bir sonuçtur.

?

Düzenle bütünleflmifl, statükocu sendikac› tipi, nas›l engel oluyor?

Reformizmin kaderidir; herfleyi o kadar çürütür ki, kendi reformist çizgisini bile sürdürecek hali kalmaz. ÖDP’nin bafl›na gelmiflti bu; birey özgürlü¤ünün, tembellik hakk›n›n, parti olmayan partinin o kadar çok propagandas›n› yapt›, “Stalincilik” diye disiplini, “kaba solculuk” diye her türlü fedakarl›¤›, bedel ödemeyi öylesine mahkum etti ki; gün geldi, afifl asacak, parti binalar›n› açacak adam bulamaz hale geldi.

Say› 2 42 21 Aral›k 2003

lu¤u, oligarflinin “devrimcileri tasfiye edin anlaflal›m” oyununa geldiler. Ahmak sendikac›l›k san›yordu ki, böyle yaparlarsa, düzen mücadelesiz, çat›flmas›z haklar›n› verecekti. Vermedi. Vermeyecektir de. Vermedi¤i durumda ne yapars›n›z, mecburen sadece ekonomik haklar içinde olsa mücadele edersiniz. Ama iflte art›k onu da yapamaz durumdalar. Ekonomistlik de yapm›yorlar. Çünkü o da çat›flmay› gerektiriyor. Sendikac›l›¤›n en temel kurallar› çi¤nenmifltir. Mücadelenin en temel gerekleri inkar edilmifltir. Bugün D‹SK dahil tüm sendikalar do¤rudan veya dolayl› iktidar›n örgütü haline gelmifl durumdad›r. Çat›flmay› göze alam›yor. Devlet polisiyle, yeni yasalar›yla sürekli bast›r›yor ve daha geriletiyor. Hangi ideolojiyle devletin karfl›s›nda duracak sendikalar? Düzen ideolojisinin hakim k›l›nd›¤› yerde, iflçi s›n›f›n›n haklar› savunulabilir mi?

ÖDP anlay›fl›n›n yön verdi¤i KESK de bugün ayn› kaderi yafl›yor. Onbinleri rahatl›kla harekete geçiren, radikal direnifller yapabilen KESK bugün bunlar› yapamaz halde. D‹SK ise militanl›¤›n, proleterli¤in, devrimci örgütlülü¤ün o kadar çok anti-propagandas›n› yapt› ki, bugün en iddial› kampanyalar›nda bile, “baflkan”lar›n d›fl›nda kimseleri harekete geçiremiyor. Onlar›n ço¤u da koltuk belas›na yeral›yorlar.

Hak-‹fl Baflkan› Salim Uslu bir televizyon program›nda “niye direnmiyorsunuz diyorsunuz, üç çocu¤um var, bafl›ma bir fley gelirse ne olacak?...” diyordu. Böyle düflünen biri neyin mücadelesini verebilir? Dile getirilen sadece Salim Uslu’nun durumu de¤ildir. Birkaç istisna d›fl›nda tüm sendikac›lar›n halidir: Düzen içi bir yaflam, düzen düflünceleri, yasall›¤›n d›fl›na ç›kmama...

Yüzlerce sendika yöneticisi sadece koltuk peflinde. Yüzlerce y›lg›n, yüzlerce dönek, yüzlerce iflçi düflman› kene gibi yap›flm›fl iflçi örgütlerine. Ne mücadele gibi bir dertleri var, ne de mücadele etmek isteyenlere yol aç›yorlar. Tam tersine engel oluyorlar.

Bak›n kaç y›ld›r özellefltirmeler, yüzbinlerce iflçinin at›lmas› politikas›, dizginsizce sürdürülüyor. Bir tek ciddi direnifl gerçeklefltirebildi mi bu konfederasyonlar? B›rak›n kendileri örgütlemeyi, mevcut kendilii¤inden direniflleri bile desteklemediler oligarflinin fliddetini üzerlerine çekmemek için.

Mesela hat›rlay›n; 1990 sonras› tüm D‹SK Genel Baflkanlar›, Genel-‹fl’ten devrimci sendikac›lar›n tasfiyesine onay verdi. Tasfiyecilerin bafl›nda gelen R›dvan BUDAK, iflçi s›n›f›na karfl› en büyük sald›r›lardan birini yapan koalisyon hükümetinin büyük orta¤› DSP'den milletvekili oldu. Reformist bir çok kesim de, sendikalarda devrimcilere karfl› hep R›dvan Budak ve onun gibilerle ittifak içinde oldular. Çelebi, Tekstil-‹fl Genel Kurulu’nda R›dvan Budak’› “ihanet”le suçluyor? ‹hanetin tarihini birlikte yazd›klar›n›, sorunun sadece flu veya bu kiflinin tavr›nda de¤il, savunulan sendikac›l›k anlay›fl›nda, savunulan mücadele anlay›fl›nda oldu¤unu görmezden gelemez kimse. Ayn› anlay›fl KESK’te de yafland›. Devrimciler tasfiye edilirken reformizm ve oportünizm birlikteydi. Reformizm daha sonra oportünistleri de tasfiye etti. Ama bugün ortaya ç›km›flt›r ki, devrimcilerin yokedildi¤i her yap›, mücadele dinamiklerini de kaybeder. Oligarflinin amac› da buydu zaten. Reformizmin önünü açarken de bunu amaçl›yordu. Düzen solcu-

Sola niye engel olduklar›, devrimcileri niye tasfiye ettikleri flimdi daha aç›kt›r. Çünkü düzen içi statükolar›n›n bozulmas›ndan korkuyorlar. B›rak›n eylemlerde tüm halk kesimlerini, tüm örgütlü güçleri birlefltirmeyi, devrimci örgütlülüklere bile “kat›lmay›n” diyorlar. Çünkü onlar kat›l›rlarsa, “bay baflkan”lar›n imaj› bozulur. Onlar›n her eylemlerinde, aç›klamalar›nda, “bak›n biz ne kadar usluyuz, sizin için hiçbir tehlikemiz yok” mesaj› verirler. Bu imaj› bozmamak için devrimcileri d›fllamaktan ihbar etmeye, terör demagojisine ortak olmaya kadar herfleyi yaparlar. Devletin diliyle konufluyor. Biri direniflten, radikallikten sözetti¤inde, provokatör, terörist, istikrar bozuculu¤u kelimeleriyle sald›r›yorlar. Sendikalara inançs›zl›k, güvensizlik alabildi¤ine büyümüfltür. Emekçilere, burada böyle örselenece¤imize, patronlarla anlaflma yapar›z, sendikadan uzak dururuz dedirtilmifltir. Ama iflçi s›n›f› böyle bir duruma ilelebet mahkum da edilemez, bu çark k›r›lacakt›r. Bunun da yollar› vard›r. - sürecek -


A yn› S afta Birleşen halk yenilmez!..

Psikolojik savafl, emperyalist propaganda, solun düflüncelerini, politikalar›n› nas›l etkiler?

Olaylar›, olgular›, kiflileri do¤ru de¤erlendirebilmek için solun, devrimcilerin ölçüleri vard›r; Bu ölçüleri yerine oturtamayanlar üzülecek olaylar karfl›s›nda sevinir, sevinilecek olaylar karfl›s›nda üzülür; ak› kara, karay› ak görür. Ve en önemlisi, görünene tak›l›p gerçe¤i kaybeder, ayr›nt›larla u¤rafl›rken as›l saflaflma noktas›ndan sapar. Türkiye solunda ne yaz›k ki bu konuda say›lamayacak kadar olumsuz örnek vard›r. Gorbaçovculu¤u “sosyalizmin önünü açacak bir ak›m” olarak de¤erlendirmekten, SSCB’nin y›k›lmas›n› “zaten biz demifltik, o da emperyalistti” diyerek karfl›lamaya, Çavufleskular’›n ölümünden memnunluk duymaktan, karfl›-devrimci komplolar› halk ayaklanmas› sanmaya, ABD’nin Irak’a sald›r›s›n› “it dalafl›” saymaya kadar solun yan›ld›¤›, duygular›n› kar›flt›rd›¤› ve saf›n› yanl›fl belirledi¤i o kadar çok tarihsel olay var ki. Nas›l ve neden bu kadar çok yan›l›yor sol? Burjuvazi onun düflüncelerini, duygular›n›, politikalar›n› nas›l böylesine etkiliyor, yönlendiriyor? Bafll› bafl›na bir sorgulama, tart›flma konusudur. Temelde yatan neden hiç kuflkusuz solun bir kesiminin ideolojik zeminini kaybetmifl olmas› veya kimileri aç›s›ndan da bu zeminin oldukça sallant›l› hale gelmifl olmas›d›r. Böyle bir zemine sahip olunmad›¤›nda, emperyalizmin, oligarflinin psikolojik savafl yöntemlerine aç›k hale gelinmekte, emperyalist propagandan›n veya küçük-burjuva ayd›n kesimlerin etkisi alt›nda kal›nmaktad›r. Saddam’›n esir düflmesi, solun belli kesimlerinin ideolojik zeminlerindeki kaymay›, çürüklükleri bir kez daha a盤a ç›kard›. Saddam’›n esir düflmesi iyi mi oldu, kötü mü oldu? ‹deolojik ve kültürel olarak net bir devrimci için bu soruya bile gerek yoktur. O herfleye, emperyalizm ve halklar aras›ndaki savafl aç›s›ndan bakar; herhangi bir olay›n iyili¤ini, kötülü¤ünü buna göre belirler. Böyle bak›ld›¤›nda, o sorunun cevab› da aç›kt›r. Saddam’›n bu koflullar alt›nda esir edilmesinde halklar aç›s›ndan, sol aç›s›ndan sevinilecek, olumlu bulunabilecek bir yan yoktur. Çünkü en baflta esir edenin meflrulu¤u yoktur; esir eden emperyalizm cephesidir.

✔

Stratejik bir kayma: Kürt milliyetçili¤i hangi ideolojik zeminde?

KONGRA-GEL Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan, “Saddam’›n yakalanmas›yla birlikte, demokratik, federal bir Irak’›n önünün aç›ld›¤›, sürecin h›zlanaca¤›...” aç›klamas›n› yapt›. Mesela burjuva medyadaki Amerikanc›lardan biri olan Sabah baflyazar› Erdal fiafak da ayn› fleyi söylüyor. Erdal fiafak’la Duran Kalkan’a ayn› fleyleri söyleten nedir? Duran Kalkan’›n sol bir ideolojik zeminde durdu¤unun göstergesi nedir? Kürt milliyetçi bas›nda, ayn› gün yaz›lan baflyaz› da ise, ayn› Irak’›n iflgal edildi¤i günlerdeki gibi “ABD sopas›yla” Türkiye oligarflisi tehdit ediliyor: “Bu koflullara dayal› politika yapan liderler, partiler ve devletler bu durumdan oldukça zorlanacak ve giderek yeni koflullar temelinde bir yaklafl›ma gelmek zorunda kalacaklar. Aksi halde görüntülerdeki mesaj aç›k. Saddam’›n yakalanmas›, TC politikalar› aç›s›ndan ikinci bir k›r›lma noktas›d›r. .. Irak’a müdahaleyi engellemek istemifllerdi... TC de, 21. Yüzy›l siyaseti temelinde kendini yenilemedi¤i takdirde, Saddam’›n düfltü¤ü durumdan daha periflan olacak. (Özgür Politika, “Finali Ankara’da sahnelenecek!” bafll›kl› baflyaz›) “Görüntülerdeki mesaj” Amerika’n›n seçti¤i bir mesaj. O mesaj› kullanmak yurtseverlerin ifli olmasa gerek. Kürt milliyetçisi, o mesajla oligarfliyi tehdit ediyor, ‹srail hükümet sözcüsü de ayn› görüntülerdeki mesaj› gösterip “Filistin ve Suriye ders almal›.” diyor. Kürt milliyetçili¤i Saddam’›n esir edilifli üzerine tüm bu aç›klamalar› yapar, bu yaz›lar› yazarken hiç kuflku yok ki, sol bir ideolojik zeminde durmuyor. Olaylara, halklar›n cephesinden bakm›yor. Saddam Kürt halk›n› katleden bir küçük-burjuva diktatördür. Ama biz bunu tart›flm›yoruz. Amerikan iflgalini tart›fl›yoruz esas›nda. Bakal›m flu sat›rlara: “Ortado¤u’daki bask›, zulüm, iflkence, jenosit, sürgün, inkar ve imhay› içeren yap›lar flimdi çat›rd›yor... Köklü bir de¤iflim yaflan›yor. ‹nsan keflfediliyor, kültürler keflfediliyor, zengin tarihsel birikimler keflfedili-

Say› 2 43 21 Aral›k 2003


yor... Ortado¤u’yu insanlar›na dar eden rejimler ve tiranlar birer birer sahneden çekilirken, insanlarda gelece¤e umutla bakan bak›fllar nüksediyor...” Bu sat›rlar adeta Amerikan imparatorlu¤una alk›fl sat›rlar›d›r. Bunlar› yazabilmek için Amerikan iflgalcili¤ini meflru görmek gerekir. Ve tam bu noktada Saddam’›n esir düflmesinden duyulan sevinç, Amerika’n›n “baflar›”s›ndan duyulan sevinçle ayn›d›r. Saddam’› ve Irak direniflini ABD’nin gözüyle görmektir. Emperyalizmin gözüyle bakmaya bafllad›¤› andan itibaren ise, kaç›n›lmaz olarak onun psikolojik savafl yöntemlerinin de etki alan›na giriyor. ‹flte çarp›c› bir örnek daha:

✔

Trajik: psikolojik savafl›n dünkü ma¤durlar›, nas›l psikolojik savafl›n silahflörü oluyor?

Bu sat›rlar da Kürt milliyetçi bas›ndan:

Say› 2 44 21 Aral›k 2003

“Saddam’›n hiç bir direnifl göstermeden yakalanm›fl olmas› asl›nda diktatörlerin gerçek kiflili¤ini de çarp›c› biçimde gözler önüne serdi. Sakland›¤› deli¤inden ç›kar›lan diktatörün ilk sözünün ‘atefl etmeyin’ oldu¤u kaydediliyor. Çeyrek yüzy›ld›r kendisini dünyaya kahraman olarak sunmaya çal›flan, hep direnifl ça¤r›lar› yapan, ‘büyük’ lider, hiç utanmadan teslim oldu böylece.” (18 Aral›k, Özgür Politika) Bu sat›rlar›n neredeyse kelimesi kelimesine ayn›s›, Abdullah Öcalan tutsak edildi¤inde Emin Çölaflan ve benzerleri taraf›ndan yaz›ld›. Saddam’›n “delikte yakaland›¤›”n›n, “hiç direnifl göstermedi¤inin” gerçek olup olmad›¤›n› bile sorgulam›yor, ABD aç›klamalar›n›n propagandistli¤ini yap›yor. O cümlelerin ayn›s›n›n kendi önderlerine karfl› kullan›lm›fl olmas› bile onlar› en az›ndan biraz “ihtiyatl›” yapm›yorsa, art›k orada çok ciddi bir ideooljik sapma vard›r.

Ve ne kadar ilginçtir ki; “Yaflam kutsald›r, hiç bir fley u¤runda ölünecek kadar de¤erli de¤ildir” diye yazanlar›n baz›lar›, flimdi niye “Saddam onurluca intihar etmedi... niye çat›flmad›?” diye yaz›yorlar. Biri direniyor ölüm orucu yap›yorsa, ona diyor ki, ölme, yaflam kutsald›r, ölüm orucu intihar say›l›r... Yafla!.. Biri iflgalciyi meflru görmüyor, ona teslim olmuyor ve flu veya bu biçimde esir edilmifl; ona da diyor ki, sen intihar et, öl!.. Ayn› adamlar, devrimciler kuflat›ld›klar› üslerinde teslim olmay›p direnerek çat›flarak flehit düfltüklerinde, onlara macerac›, ölüm kutsay›c›lar› diyordu... Peki flimdi yaflam kutsal m›, de¤il mi, kar›flt› iyice?... Tabii kar›flan bir fley yok: Onlar her durumda, emperyalizmin, burjuvazinin istediklerini söylüyor, o do¤rultuda propaganda yap›yorlar. Burjuvazi ise, hiç bir konuda ilkelere bakmaz, o anki ç›karlar›na bakar. Onun için de “yaflam kutsal”c›lar, s›k s›k böyle kendileriyle de çelifliyorlar.

✔

Psikolojik savafl, civa gibi ak›flkand›r; e¤er beyninizde s›zmaya aç›k bir nokta kalm›flsa, oradan girer:

Saddam’›n esir edilifline iliflkin do¤ru fleyler de söyleyen bir sol yazar, bak›n ayn› yaz› içinde ne diyor: “Ancak, TV ekranlarına yansıyan Saddam’ın per periflan haline, tükenmifl, çoktan teslim bayra¤ını çekip kaderine razı görüntülerine bakılacak olursa, Irak direniflinin onunla hiçbir ilgisinin olmadı¤ı kolaylıkla anlaflılabilir.” (Yücel Sarpdere, Evrensel 16 Aral›k) Ayn› gazeteden bir baflka örnek,

Özgür Politika gibi bir gazete, bunu nas›l unutuyor acaba?

“Saddam’ın yakalanması iflgale karflı direniflin Saddam ile iliflkilendirilemeyece¤ini de gösterdi. Saddam, direniflin baflındaki bir halk adamı, bir komutan de¤il, kendi baflının derdine düflen bir iflbirlikçi eskisi olarak yakalandı.” (Çetin Diyar)

Saddam’›n ilk sözü “atefl etmeyin” olmufl. Yan›nda m›yd›n›z? Diyeceksiniz ki, bas›n yazd›. Ama sadece onu de¤il, en az›ndan on de¤iflik iddia yaz›ld› bas›nda. Aç›k ki yaz›lanlar›n en az›ndan onda dokuzu yalan.

Ayn› gün Kanal 7 televizyonunda konuflan gazeteci Hüsnü Mahli, bir yandan yay›nlanan görüntülere “mizansen” diyor, sonra konu Saddam’a gelince “bak›n flu görüntüye, bu adam›n direnifl örgütleyen hali var m›?” diyor.

Peki bir tekini seçip do¤ru gibi yans›tmakta Kürtlerin ç›kar› ne? Bu yöntemin burjuvazinin psikolojik savafl›ndan fark› ne?

Benzer cümlelerin onlarca versiyonunun ayn› günlerdeki burjuva medyada yer ald›¤› ise malum.

✔

Komik: “Yaflam kutsal”c›lar, “onurlu intiharc›” oldu!

Hat›rlanacakt›r; burjuva, küçük-burjuva cenahtan, reformistlerden ölüm orucuna karfl› ç›kanlar, aylarca b›kmadan “yaflam›n kutsall›¤›n›” anlatt›lar devrimcilere. 19 Aral›k’ta zulmü durdurmak için bedenini tutuflturan devrimcileri “intihar” etmekle, boflu bofluna ölmekle suçlad›lar.

En baflta iflaret etti¤imiz olgu budur iflte; e¤er devrimci kültür, direnifl kültürü ve tüm olaylara belli bir saflaflma temelinde bakma konusunda net de¤ilseniz, burjuva propagandalara da inanmaya haz›r olursunuz. Ne kadar çarp›c›; Saç›n› bafl›n› da¤›n›k görüyor, hemen hükme var›yor: demek ki direniflle ilgisi yok. Bu bir devrimcinin, halktan yana bakan birinin de¤erlendirmesi olabilir mi? Niye direniflle ilgisi olsayd›, “grandtuvalet” mi tutsak düflerdi?!


Dünya’dan

Sosyalistlere Operasyon Yabanc› Katletmek Serbest! BELÇ‹KA: Brüksel Ceza MahkeFaflistlerle Diyalog! mesi, 1998’de Nijeryalı bir göçALMANYA: Bavyera Eyaleti ‹çiflleri Bakanı Günter Beckstein’in, 29 Kasım tarihinde, Türkiyeli faflistlerin kuruluflu ‘Türk Birli¤i’ni ziyaret etti¤i ortaya ç›kt›. Yefliller Partisi, bakan hakkında soru önergesi verdi. Sözkonusu kurulufl, Almanya’da “tehlikeli yabancı örgütler” listesinde yer alan ve MHP’nin yurtd›fl› örgütlenmesi olan “Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu”na ba¤l›. Bir de, Almanya’daki sosyalistlere karfl› devletin uygulamalar›n› hat›rlay›n. Yasad›fl› bask›nlar, tutuklamalar, gözalt›lar, sindirme harekatlar›, tehditler, provokasyonlar... Alman devleti ile faflistlerin iliflkileri yeni de¤ildir. Faflist hareketin ilk nüvelerinin oluflturuldu¤u 1940’lara kadar dayan›r bu iliflki. Almanya’n›n Ankara Büyükelçisi Franz Von Papen’in Türkefl’in de içinde yer ald›¤› ve iki baflar›s›z darbe girifliminde bulunan “‹htilal Birlikleri”nin örgütlenmesinden, Nazi Almanyas› sonras›na kadar iliflkileri hiç bitmemifltir.

MHP’nin yurtd›fl› örgütlenme sorumlusu, Enver Altayl›, Türkefl’e gönderdi¤i, 24 Haziran 1976 tarihli raporunda flöyle yaz›yordu: “Dr. Kannapi ile iliflkilerimiz; Alman güvenlik kuruluflları nezdinde bizleri himaye etmekte ve bu kuruluflları çalıflmalarımıza engel de¤il destek olması için teflebbüslerde bulunmaktadır....” Bu teflebbüslerin ayr›nt›lar›n›n da yer ald›¤› belgeler, ‘MHP ve Ülkücü Kurulufllar ‹ddianamesi’nde bulunabilir. Alman devletinin hukuktan, demokrasiden, hak ve özgürlüklerden anlad›¤› faflistlerle diyalog, sosyalistlere bask›d›r. Çünkü faflistler Türkiye’de güç olduklar› oranda Alman tekellerinin ç›karlar›na hizmet etmeye haz›rd›rlar. Sosyalistlerde ideolojik ve pratik olarak böyle bir zemin bulamaz Almanya. O zaman susturulmal›d›rlar. Tekellerin ç›kar› sosyalistlerin sindirilmesini gerektirmektedir. Dergimizin Almanya bürosuna bask›nlar düzenleyen Koblenz savc›l›¤›, faflistlerle iflbirli¤i konusunda ne diyor?

“Irak’a Asker Göndermeye Hay›r” Japonya ve Güney Kore hükümetlerinin Irak’ta iflgale ortak olma karar›, bu ülke halklar› taraf›ndan bir süredir protesto ediliyor. 14 Aral›k günü Tokyo ve Seul’de yine gösteriler vard›. Japonya’nın baflkenti Tokyo’da düzenlenen gösteriye kat›lan binlerce kifli, bir yürüyüfl düzenledi. ‹flçi sendikas›n›n organize etti¤i yürüyüflte, asker gönderme karar›n›n anayasaya ayk›r›l›¤› dile getirilerek karfl› ç›k›ld›. “Asker Göndermeye Hayır” pankartlar›n›n taflındı¤› gösteriye 5 bin kifli kat›ld›. Seul’de düzenlenen gösteride de binlerce kifli, Seul polisi ile çat›flt›. Asker gönderilmesine ve ülkedeki ABD üslerine karfl› ç›kan Güney Koreliler, emperyalizmi protesto eden sloganlar att›lar.

meni sınırdıflı ederken uçak içinde bo¤arak öldüren 5 jandarmadan dördünü hapis cezalarına çarptırdı, biri de beraat etti. Ancak cezaya çarpt›r›lanlar›n cezas› da TEC‹L ED‹LD‹. Nijeryalı Semira Adamu’nun (20), büyük suçu fluydu: zorla sınırdıflı edilmesini Brüksel havaalanında uça¤ına bindirilirken flarkı söyleyerek protesto etmiflti. Emperyalistlerin jandarmalar› onu susturdular. Nijeryal› genç kadın yüzünü bast›r›lan yast›kla bo¤ulup öldü.

Guantanamolar Avrupa’da ‹NG‹LTERE: Uluslararası Af Örgütü (A‹), ‹ngiltere'nin “terörizmle mücadele yasası” kapsamında yabancıları yargılamadan tutuklamasının “adaleti kötüye kullanmak” oldu¤unu aç›klad›. A‹, yasan›n yabancılar ve ‹ngiliz vatandaflları için farklı uygulamaları içerdi¤ini, ayrımcı oldu¤unu söylerken, ‹ngiliz basını, ‹nglitere'deki hapishanelerin Guantanamo'ya dönüfltü¤ünü, “terör” gerekçesiyle insanların yasal ifllem bile yapılmadan iki yıl hapiste tutuldu¤unu yazdı.

Hangi ‘Sosyal Devlet’? ALMANYA: Sosyal haklar› k›s›tlayan, e¤itimi paral› hale getiren ‘Agenda 2010’ sald›r›s›na karfl› Alman halk›n›n tepkileri sürüyor. 12 Aral›k’ta, Berlin SPD binas›n› ve bir medya flirketini iflgal eden ö¤renciler, ‘herkese ücretsiz e¤itim hakk›’ istediler ve “E¤itim temel hakt›r, mal de¤ildir” pankartlar› ast›lar. 13 Aral›k’ta ise, bir çok kentte gösteriler düzenlendi. ‹flçiler, ö¤renciler, memurlar ve yabanc›lar›n yer ald›¤› eylemlere yüzbinden fazla kifli kat›ld›. Berlin’de 30 bin kiflinin kat›ld›¤› eylemde, e¤itime ve sosyal haklara yap›lan sald›r›lar› protesto eden pankartlar tafl›nd›.

Say› 2 45 21 Aral›k 2003


Suriye nas›l sömürgelefltirilecek? Afganistan’a birlikte sald›ran ABD ve AB emperyalizmi, Irak sald›r›s›nda paylafl›m sorunlar› nedeniyle ayr› düfltüler. S›rada-hedefte Suriye gözüküyor. Bu defa ne yapacaklar? Paylafl›m kavgas› çoktan bafllam›fl durumda. ABD, geçen hafta, Suriye’ye ekonomik yapt›r›mlar uygulanmas› do¤rultusunda bir kanun ç›kar›rken, ayn› günlerde AB ile Suriye aras›nda ise “ortakl›k” anlaflmas› müzakereleri tamamland›. Suriye’yi “fler ekseni” ülkeleri içinde sayan, “teröre destek vermek”le suçlayan ABD, Suriye’nin Irak’a sald›r› karfl›s›nda tav›rs›z kalmas›, çeflitli emperyalist tekellere yat›r›m izni vermesi gibi “geri ad›mlar›n›” yeterli bulmad› ve Suriye’ye karfl› kuflatma ve bask›y› daha da yo¤unlaflt›racak olan bu yasay› ç›kartt›. Yasa “Suriye’nin terörizmle mücadele için yeteri kadar çaba göstermedi¤i, biyolojik-kimyasal silah çal›flmalar›n› sürdürdü¤ü” gerekçesine dayan›yor ve Suriye’ye ekonomik yapt›r›mlar uygulanmas›n› öngörüyor. Say› 2 46 21 Aral›k 2003

ABD Dayatmac› da, AB De¤il mi? ABD birçok kez do¤rudan ifade etti¤i gibi, “ya benden yanas›n, ya bana karfl›” diyor; fakat AB’nin bunun karfl›s›nda daha “demokratik” oldu¤unu söyleyemez kimse. AB de en az Amerika kadar dayatmac›: AB-Akdeniz ortakl›¤› çerçevesinde Suriye’yle sürdürülen müzakereler özellikle “gümrük indirimi” konusunda t›kanm›flken, Suriye’nin AB’nin isteklerini kabul etmesiyle anlaflma imzaya haz›r hale getirildi.

AB Komisyonu'nun dıflifllerinden sorumlu üyesi Chris Patten, Suriye’yle iliflkileri konusunda aynen flöyle diyor: “Suriye'nin tümüyle tecrit olmak ya da AB ile yakınlaflmak arasında bir tercih yapmaktan baflka seçene¤i kalmam›flt›r.” AB’nin söyledi¤i de ABD’nin söyledi¤inden farks›z. Ya AB’ye tabi olursun, ya da tecrit ederiz! Suriye, bugün AB ve ABD emperyalist kavgas›n›n tam ortas›nda kalm›fl durumda. Her ikisi de Suriye’yi sömürgelefltirmede hemfikirler. fiimdilik farkl› yöntemlerle sürdürüyorlar dayatmalar›n›. Yar›n yine birlikte Suriye’nin üzerine çullanabilirler. Suriye, bugün için AB’yi yan›na alarak ABD’nin sald›rganl›¤›n› frenleme hesaplar› yapsa da, emperyalizme karfl› aç›k bir tav›r al›p di¤er anti-emperyalist ülkeler ve halklarla birleflmedikçe, sonuçta sömürgeleflmekten kurtulamaz. ABD’nin Irak’a sald›r›s›na tav›rs›z kalmak, dayatmalar alt›nda çeflitli tavizler vermek, nas›l ki ABD’yi sald›rganl›¤›ndan bir ad›m bile geriletmediyse, verilecek yeni tavizlerin de ak›beti farkl› olmayacakt›r. Irak, Suriye, ‹ran, kendi iç çeliflkileri nedeniyle emperyalizme karfl› birleflemedikleri için emperyalizm onlar› tek tek “kolay lokma” haline dönüfltürmeye çal›fl›yor. Bunun sonu yoktur. Sadece “kendini kurtarma” hesab› yapan ülkeler, örgütler, kendilerini de kurtaramazlar. kurulmasına karar verildi. Laufer, “sivil toplum örgütlerinin çalıflmalarını daha da gelifltirmek amacıyla Ba¤dat'ta bir e¤itim merkezi açacaklarını” söyledi. Toplant›ya kat›lan “Irakl›” STÖ’lerin temsilcileri, emperyalizmin temsilcilerini projelerini yeterince dikkate almamakla, yeterli finansman yard›m›nda bulunmamakla “elefltirdi”(!)ler. Avrupa emperyalistlerinin paras›yla demokratl›k, hümanistlik oynayacaklard› onlar da anlafl›lan. Toplant›da ABD'ye yap›lan tek elefltiri ise “ABD’nin öncülük etti¤i çalıflmaların yetersizli¤i” elefltirisiydi. STÖ’ler, iflgale karfl› de¤illerdi ama, iflgalci, esaret alt›nda tuttu¤u halka daha iyi hizmet getirmeliydi! STÖ’ler, dünyan›n her ülkesinde üstlendikleri rolü Irak’ta da üstleniyorlar: iflgalin meflrulaflt›r›lmas›n›n hizmetindeler!

STÖ'ler ‹flgalin Hizmetinde Irak'taki “Sivil toplum örgütleri”(STÖ), 11 Aral›k’ta Ba¤dat'ta Kongre Sarayı'nda topland›lar. San›r›z, “kimmifl bu Irak’taki STÖ’ler?” diye merak edeceksiniz. Bu nedenle en baflta flu bilgiyi verelim: STÖ’lerin toplant›s›nda tüm konuflmalar, aç›klamalar ‹ngilizce olarak yap›ld›. Ba¤dat’ta yap›lan bu toplant›da Arapça ve Kürtçe yoktu. Toplant›ya ‹nsan Hakları ve Adalete Geçifl adl› kuruluflun sorumlusu Ester Laufer baflkanl›k ediyordu. K›sacas›, toplant› emperyalizmin klasik NGO’lar› (yani STÖ’leri) taraf›ndan organize ediliyordu. Toplant›da Irak’ta bir “NGO E¤itim Merkezi”


yoketmeyi istemeyece¤i bir araçt›r. Öte yandan, ‹slamc› örgütlenmeler, son y›llarda bizzat Avrupa ülkelerinde de emperyalizmi rahats›z edecek ölçüde yayg›nlaflm›flt›r. Bu tart›flman›n kayna¤› da esas olarak bu geliflmedir. ‹slamc› örgütlenmelerin yayg›nlaflmas›n› denetim alt›na almak için, ‹slamc›l›¤› hayat›n çeflitli alanlar›nda meflrulaflt›ran, onlar için propaganda ifllevi gören simgelerini yasaklama karar› alm›fllard›r. Kendi demokrasi-insan haklar› ölçüleriyle çeliflmemek için de ‹slami simgelerin yan›na Hristiyanl›¤›n simgelerini de katmak durumunda kalm›fllard›r. Bu geliflme, demokrasinin, insan haklar›n›n flampiyonlu¤unu kimselere b›rakmayan emperyalizmin, ç›karlar› için bir tehdit gördü¤ünde, hepsini çi¤nemekte hiçbir sak›nca görmedi¤ini gösterirken; özgürlükler için AB’ye bel ba¤layanlara da bir ders olsa gerektir. Özellikle ‹slamc›lara. ‹slamc› gazetelerin arflivlerine bak›n; “Türban›n Türkiye’de yasakken, nas›l Avrupa’da özgür oldu¤unu” anlatan yüzlerce haber bulacaks›n›z. AB’ciliklerinin de en önemli nedenlerinden biri buydu. Peki flimdi ne diyecekler? Ne diyeceklerinin de ötesinde ne yapacaklar? Özgürlükler için flimdi kime s›¤›nacaklar?

Fransa’da Türban-Haç Yasa¤› Dini simgelerin yasaklanmas›, Fransa’da aylard›r en önemli gündem maddelerinden biriydi. Komisyonlar raporlar haz›rl›yor, medya bunu tart›fl›yordu. Son sözü Cumhurbaflkan› Chirac söyleyecekti. Nihayet 18 Aral›k’ta, komisyon raporlar› üzerindeki incelemesini bitiren Chirac beklenen aç›klamas›n› yapt› ve baflta okullar olmak üzere, kamu hizmeti verenlerin dini simgeler tafl›mas›na yasak getirilmesi düflüncesinde oldu¤unu aç›klad›. Fransa, tarihsel olarak “laikli¤in” anavat›n›, esas flekillendirildi¤i ülke olarak görülmüfltür. Dolay›s›yla bu geliflme, k›sa sürede bir çok Avrupa ülkesine de yay›lacakt›r. Esas›nda Avrupa tam bir açmaz içindedir; bir yan›yla Hristiyanl›k propagandas›ndan, simgelerinden vazgeçmek istememektedirler; Hristiyanl›k, Avrupa emperyalizmi için kitleleri denetleyebilmek ve yönlendirebilmekte

pastas›ndan pay alaca¤›z” hesab›nda yemifl oldu. Türkiye, do¤rudan asker göndermemiflti ama, hem iflgal s›ras›nda hava alanlar›n›, limanlar›n› ABD’nin emrine açm›fl, hem de daha sonra asker gönderme tezkeresini de ç›karm›flt›. Bunun ödülü olarak Türkiye de bu toplant›lara “tafleron”luk yapacak firmalarla kat›lacak. Yaklafl›k 18.5 milyar dolarl›k ihalelerden Türkiye’nin pay›na 250 milyon dolarc›k bir pay düflece¤i tahmin ediliyormufl! (ABD’ye yeterince uflakl›k yapamad›k diye a¤layanlar, herhalde yine çok üzülmüfllerdir.) Avrupa emperyalistleri tabii bu kadar kolay pes etmediler Irak pastas›n›n paylafl›lmas›nda. Avrupa’n›n ve Rusya’n›n muhalefeti karfl›s›nda ABD de s›rada daha bir çok ülkenin oldu¤unu düflünerek baflta Almanya, Fransa gibi ülkeler olmak üzere, di¤er emperyalistlere de belli ölçülerde pay vermeyi kabul ederek görüflmelere bafllad›.

‹fiB‹RL‹KÇ‹LERE ÖDÜL; ‹HALELER Bush yönetimi aç›klad›: Irak’ta ihaleler, katliama ve iflgale do¤rudan ortak olanlar aras›nda da¤›t›lacak. Amerikan iflgalini desteklemeyen Rusya, Fransa, Almanya, Çin, Kanada gibi ülkelere bu ihalelerden pay verilmeyecek! 19 Aral›k’ta Washington'da “akbabalar›n” veya baflka deyiflle “lefl kargalar›”n›n toplant›s› yap›lacak. ‹halelerden pay alacak ülkelere ait flirketlerin temsilcileri toplan›p Amerikan-‹ngiliz sald›r›s›nda y›k›l›p da¤›t›lan köprülerin, iletiflim, içme suyu, kanalizasyon flebekelerinin, enerji hatlar›n›n, limanlar›n yap›m› için aç›lan 2500 ihaleyi paylaflacak. Amerika, Türkiye’yi, bütün iflbirlikçili¤ine, yalakal›¤›na ra¤men önce listeye almad›. Oligarflinin yaltaklanmas› sonucu son anda 63 ülke aras›na sokulan oligarfli, bir tokat da “Irak

Say› 2 47 21 Aral›k 2003


Marafl’tan 19 Aral›k’a Dökülen Kan Bizim

Say› 2 48 21 Aral›k 2003

24 Aral›k 1978’den 19-22 Aral›k 2000’e... Oligarflinin, faflistleri ve ‹slamc›lar’› kullanarak gerçeklefltirdi¤i vahfli katliamdan, ordunun ölüm mangalar› taraf›ndan gerçeklefltirilen, diri diri yak›ld›¤›m›z hapishaneler katliam›na... Dökülen kan hep bizim. Katliamlarla, halk›n muhalefetini sindirmek, bast›rmak istediler. Tüm milliyetlerden, inançlardan halklar olarak, ba¤›ms›z, demokratik ve halk için özgürlüklerin oldu¤u bir ülkede yaflama özlemimizden hep kan deryalar› ile uyand›rmaya çal›flt›lar. Korkuyu yüre¤imize sald›klar›nda, özlemimizin bitece¤ini hesaplad›lar. 24 Aral›k’ta da, 19 Aral›k’ta da katliam, sadece katledilenlere yönelik de¤il, tüm Türkiye halklar›na yönelikti. Oligarfli o günden bu yana katliamdan, vahfletten baflka halka verecek hiçbir fleyi olmad›¤›n› gösterdi. *** Her iki katliam döneminde de baflbakanl›k koltu¤unda Ecevit oturuyordu. 19 Aral›k’a onay veren emperyalistler, 24 Aral›k’ta katliam›n istihbarat›n› yapm›fllard›. ABD’nin Ankara Büyükelçili¤i’nde 2. Katip olarak görevli görünen ve MHP Genel Merkezi’yle de iliflkisi olan CIA ajan› Alexander Peck, 1978 y›l› boyunca Alevi-Sunni halk›n birlikte yaflad›¤› bölgelerde, özellikle de Marafl, Çorum, S›vas yörelerinde “incelemeler, araflt›rmalar” yapm›flt›. Ne tesadüftür ki, gezdikleri yerlerde katliamlar yafland›. Her iki katliam›n hukuki boyutu da benzerdir. Marafl’ta da 19 Aral›k’ta da suçlular hak ettikleri cezalara çarpt›r›lmad› ya da hiç yarg›lanmad›lar.

Marafl’ta Karn›m›z Deflildi, 19 Aral›k’ta Diri Diri Yak›ld›k Tarih ö¤retmifltir ki; halka yönelik hiçbir katliam kendili¤inden ve üç befl kiflinin eseri de¤ildir. 24 Aral›k ad›m ad›m haz›rland›. 19 Aral›k gecesi yaralanmaya bile yol açmayacak ölçüde tahrip gücü düflük bir dinamit, faflist Ökkefl Kenger taraf›ndan patlat›ld›, talimat ÜGD fiube Baflkan› Mehmet Leblebici ve ‹kinci Baflkan› Mustafa Kanl›dere’ye aitti. 20-25 kiflilik faflist grup kitleyi k›flk›rtarak CHP il binas›na sald›rtt›lar. Marafl’taki CHP’liler, sald›r›y› protesto ettiler, ancak CHP yönetimi oral› olmad›. Kontrgerilla plan›n› hayata geçiren faflistler 20 Aral›k’ta tekrar sald›r›ya geçtiler. Sahibi Alevi olan Ak›n K›raathanesi bombaland›. 21 Aral›k’ta TÖB-

DER üyesi ö¤retmenler Hac› Çolak ve Mustafa Yüzbafl›o¤lu’nu katlettiler. 22 Aral›k’ta faflistler, ellerinde silah, balta, b›çak, sopa oldu¤u halde kalabal›k bir grupla bu kez katlettikleri ö¤retmenlerin cenazesine sald›rd›. Üç kifliyi daha katlettiler. Plan ad›m ad›m iflliyordu. 19 Aral›k’a bir y›ld›r haz›rlanan, maketler üzerinde provalar yapanlar, planlar›n›n iflledi¤inden emin ve geliflmeleri izlemeye devam ettiler. 21 Aral›k’ta sald›r›lar art›nca vali Ankara’dan yard›m ister, bir cevap gelmez. Aleviler, bugün de birço¤unun oldu¤u gibi, yan›lg› içinde ordunun müdahale edece¤ini düflünüyor, CHP milletvekillerinden medet umuyorlard›. 23 Aral›k’ta çevre il, ilçe ve köylerden getirilen silahl› faflistlerle büyük katliama haz›rl›k tamamlan›r. 24 Aral›k sabah›, Alevi halk›n yo¤un olarak yaflad›¤› Yörükselim, Yenimahalle, Ma¤aral›, Serintepe, Kahramanmarafl mahallelerine sald›r› bafllad›. Kap›lar k›r›ld›, evler, iflyerleri yak›ld›, bombaland›. Çolukçocuk-genç-ihtiyar-kad›n demeden insanlar katlediliyordu. Hamile kad›nlar kar›nlar›ndaki bebekleriyle fliflleniyor, kar›nlar› defliliyor, tecavüz ediliyor, tornavidayla gözler oyuluyor, baz›lar› da yak›l›yordu. Yaral›lar›n hastaneye götürülmesine, halk›n mahalleden ç›kmas›na izin verilmiyor. Kaçmak isteyenler sokak ortas›nda balta, keser, sat›r ya da silahla katlediliyordu. 25 Aral›k akflam› faflistler geri çekildi¤inde arkalar›nda yak›lm›fl, y›k›lm›fl 210 ev, 70 iflyeri, talan edilmifl DKÖ’ler, yüzlerce ceset ve yaral› b›rakm›fllard›. Resmi ölü say›s› 111’di, ancak gerçek say› bunun çok üstündeydi. Katliam›n üzerinden günler geçmesine ra¤men tarlalarda, yol kenarlar›nda insan cesetleri bulunmaya devam ediyordu. Katliamdan sonra MHP, devrimcileri ve ülkede s›k›yönetim ilan etmeyen Ecevit’i sorumlu tuttu ve halk› tehdit etti. Katliam› seyreden Ecevit ise, katliam›n ard›ndan 13 ilde s›k›yönetim ilan etti. Marafl, sadece faflistlerin bir katliam› de¤ildir. Onlar ve ‹slamc›lar katliam›n uygulay›c›s›d›r. Plan oligarflinin halk› sindirme plan›d›r. Günlerce Marafl’a gitmeyen ordusundan, k›sa süre öncesine kadar valilik yapan, fleriatç› faflist örgütlenmeler yapan Abdulkadir Aksu’ya, patlay›c›lar› temin eden kontrgerillaya kadar tüm devlet katliam›n tam da ortas›ndad›r.


köyün !Delisi Ordu’nun “al›flkanl›klar›” de¤iflmiyor fi›rnak’a ba¤l› Beytüflflebap Jandarma Komutanı Albay Cengiz Eryılmaz, 300 korucuyu toplayarak, 28 Mart 2004'te yapılacak yerel seçimlerinde DEHAP’a oy verilmemesini, AKP'ye verilmesini istedi. Koruculara, “aileleriniz de ayn› tavr› tak›ns›n” demeyi de unutmad›. Eski al›flkanl›klar› ve hiç vazgeçmedikleri politikad›r. PKK’ye karfl› Hizbullah’› besleyip, e¤itip kulland›lar. fiimdi “legal” mücadele yürütüyor, sand›k hesaplar›nda ayn›s›n› yap›yorlar. En çok “fleriat tehlikesi” sözünü ettikleri anda bile, ordu ile ‹slamc›lar sola, Kürt yurtsever hareketine karfl› yanyana gelmekte hiçbir sak›nca görmezler. Bu konuda her iki kesimin de, midesi genifl ve tecrübeleri derindir.

Ç‹ZG‹YLE

‹flgalcilerin ifli zor... Amerikan iflgal güçleri, kendilerine yerine ölecek adam yetifltirmek için, yeni bir Irak ordusu kurma, milis yetifltirme faaliyetlerini h›zla sürdürüyorlar. ‹lk 700 kiflinin e¤itimi tamamland›. Ancak “beklenmedik” bir aksilik oldu. Verdikleri e¤itim vatanseverlik duygular›n› yokedememifl olacak ki, 700 Irakl› askerden 250’si göreve bafllamadan firar etti. Direnifl, iflgalciler için bir kabus gibi büyürken, iflbirlikçi bulmak da zor.

Kim Kimi “‹çine Al›yor”? ÖDP Genel Baflkan› Hayri Kozano¤lu, SHP Genel Baflkan› Murat Karayalç›n’a, “biz kardefl denebilecek partileriz” demifl. ‘Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu’nda “sosyal demokratlar› da içimize almal›y›z” diyerek bozgunculuk yaparken, me¤er sosyal demokratlar›n içine gitmekten bahsediyorlarm›fl. Ha gayret! Bir ad›m daha, SHP’lileflmeye az kald›!

K›nal› Plazalar

Ald›¤›m›z bilgilere göre, Saddam’›n esir al›nmas›n›n ard›ndan burjuva medyan›n sevinci üzerine, kendilerine gönderilen k›nalar yüzünden, Medya Plazalar›n bulundu¤u bölgenin ad› da de¤iflmifl: “K›nal› Plazalar Bölgesi”.

Say› 2 49 21 Aral›k 2003


kahramanlar ölmez

SESS‹ZCE

20 Aral›k - 26 Aral›k fiehitlerimiz Fevzi AZIRCI 22 Aral›k 1977 Galatasaray Mühendislik Yüksek Okulu’nu basan faflistleri püskürtmek için kitlenin önünde dövüflürken b›çakland›. 1954 K›rklareli do¤umluydu.

Nadir ÖLMEZ 23 Aral›k 1979 Bursa DEV-GENÇ saflar›nda yer ald›. Bir kitle eyleminin güvenli¤ini sa¤larken ç›kan çat›flma s›ras›nda vuruldu. 1957 Nevflehir Ürgüp do¤umluydu.

Zeki Öztürk 26 Aral›k 1979 Devrimci hareketin yönetici kadrolar›ndand›. Elaz›¤, Gaziantep ve Malatya’da görev yapt›. Malatya da¤lar›nda k›r gerilla ekiplerinde yer ald›. Ayn› ilde anti-faflist bir eylem haz›rl›¤› s›ras›nda elindeki bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü. 1956 Tunceli Mazgirt do¤umluydu.

Ömer DEM‹R Aral›k 1979 ‹stanbul Liseli DEV-GENÇ’in militanlar›ndand›. Faflistlerin kurdu¤u pusuda katledildi.

Cahit fiENYÜZ Aral›k 1979 ‹flkencede katledildi.

KAYIP ‹smail BAHÇEC‹ 24 Aral›k 1994 Devrimci hareketle ‹stanbul’da yüksek ö¤renimi s›ras›nda tan›flt›. ‹lk kurulan ö¤renci derne¤i olan MÜBYÖD’ün baflkanl›¤›n› yapt›. 1992 y›l›ndan itibaren Devrimci Sol savaflç›s› olarak mücadelesine devam etti. ‹stanbul DEV-GENÇ’in sorumlulu¤unu yapt›. 24 Aral›k’ta polis taraf›ndan gözalt›na al›nan Bahçeci gözalt›nda kaybedildi.

Gidifli gibi, sessizce geldi aram›za. Yüre¤inin bütünü kavgada, yüre¤inin en güzel yeri da¤lardayd›. Yerel özelliklerini öylece koruyordu. fiivesiyle, olaylara tepkisiyle, ahlak›yla, halkt›. Ve de sessizli¤iyle. Sadece gerekti¤i zaman konuflurdu. Çal›flmalar› onun diliydi. Yüklenirdi dergileri, kitaplar› saatlerce yürüyerek ulaflt›r›rd› insanlara. Hiç tan›mad›¤› insanlarla nas›l iliflki kuracakt› ki? "Tan›mak için gitmeli, selam vermeli, kenSelhan Top dimizi anlatmal›..." denildi¤inde, o bilirdi ne yapaca¤›n›. Halktand›, halkla iliflki kurmak diye bir dert, bir sorun olabilir miydi? Ölümsüzlü¤e u¤urlad›¤›m›z›n 40. gününde helva yap›p da¤›tt›k. Onu tan›yanlar sevgiyle and›lar bir kez daha. Ve o sessizli¤in arkas›nda, gitti¤i evlerde, dükkanlarda konuflkan, nefleli, rahat, insanlar›n sorunlar›na duyarl› Selhan'› onlar anlatt›lar. Büyük flehri sevmedi. Sadelik, yal›nl›kt› onun do¤as›ndaki. Kozmopolit, keflmekefl, ikiyüzlülük, karmafla onu rahats›z ederdi. Gerekiyorsa ö¤renecekti. Hiç tereddüt etmezdi. Sevemedi¤i fleyleri söyler, gerekiyorsa onunla da bafl etmeyi ö¤renmek için istekle, azimle çal›fl›rd›. "fioförlük bilen var m›?" diye sorulmufltu. Aylard›r yan›m›zdayd› ya, bilmiyorduk; sessizce "ben bilirim" dedi. Me¤er en büyük araçlar› kullanmaya yetkili belgesi varm›fl. Adaletli olmak onun için her fleyden önemliydi. Haks›z bir suçlamaya maruz kald›¤›nda öfkelenir, k›pk›rm›z› olurdu. Ama sessizce, düflüncelerini toplar, konuflmas› gereken kifliye, en müsait zamanda içini döker, haks›zl›¤›n önlenmesi için yap›lmas› gerekeni emekle, sab›rla yapard›. Böyle ö¤renmiflti, böyle ilkeli, titiz olmay›. Ve çal›flkan olmay›. Durmazd›. "Boflluk" yoktu onun dünyas›nda. Devrimci titiz olmal›, olanaks›zl›klar içinde kendine, çevresine duyarl›, titiz olmal›. Evde, çal›flt›¤› büroda, ortal›k tertemiz ve düzenli olurdu. Bu konuda da¤›n›k olan arkadafllar› yapt›klar›yla uyar›rd›. Çünkü en iyi elefltiri, yaparak göstermekti. Mütevazilik bir devrimci özelliktir. Bildi¤ini aç›kça ve ›srarla savunurken ö¤renmeye de büyük bir istek duyard›. Eksiklerini anlamak için dikkatle dinler ve tart›fl›rd›. "Ben" demezdi, "Biz"i dilinden düflürmezdi. Sadece yanl›fl, eksik yap›ld›¤›nda "ben" derdi. Bizlere ba¤l›l›¤› ö¤retti, sahiplenmeyi ö¤retti. En küçük bir malzemeyi ifle yarar hale getirmek, korumak isterdi. Di¤er yandan, yüre¤i hep en s›cak yerindeydi kavgan›n. Ve sevdaland›¤› da¤larda. Da¤lara götürdü selam›m›z›, da¤lar onu kucaklad›. Bize hiç tükenmeyecek güç kayna¤›, unutulmayacak de¤erler b›rakt›. Geldi yüre¤imizin orta yerine kondu. Onunla birlikteyiz mahalleyi dolafl›rken, türkülerimizi söylerken, sevdam›z› büyütürken. Bir yoldafl›

Büyük direniflte ölümsüzlefltiler Berkan ABATAY (DHKP-C) 20 Aral›k 2002 Berkan Abatay, Edirne F Tipi Hapishanesi 4. Ölüm Orucu Ekibi’ndeydi. Açl›¤›n koynundaki ölüm yürüyüflünü tam 589 gün sürdürdü. 1975 y›l›nda ‹stanbul fiiflli’de do¤du. Aslen Erzurumludur. ‹ki

kardefli yoksulluktan dolay› yeterince bak›lamad›¤› için zatürreden öldü. Berkan da, sadece ilkokulu okuyabildi. Bir dönem fanatik bir futbol taraftar› olarak Befliktafl Çarfl› grubuna kat›ld›. Tribünlerde kavgalar ettiler. ‹flte bu s›ralarda gecekondu halk›n›n mücadelesini örgütleyen Yemliha Kaya’yla tan›flt›. Yemliha’yla birlikte devrimcili¤i, mücadeleyi, Devrimci Sol’u tan›d›. Okmeydan›’nda mücadele içinde yer almaya bafllad›. Geliflti, silahl› bir ekipte istihdam edildi. 1997'nin 7 Kas›m’›nda tutukland›.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook