Skip to main content

AdaletWeb088

Page 1

Ekmek ve

Adalet

Terör demagoglar›n›n 22 Kas›m Fiyaskosu

Haftal›k Dergi / Say›: 88 / Tarih: 30 Kas›m 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com

“Devlet mitingleri”nde boy gösterenler bir kez daha düflünmelidir:

Halklar›n DÜfiMANI kim? Hangi SAFTA, ne için mücadele etmeliyiz? Ekmek ve

Adalet

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

F tiplerine ✔karşı direniş destanı 4. yılında sürüyor...

Suçlular Korkuyor!

Tayyip! Halk›n yaflam›yla oynama! Git, Amerikal›, ‹srailli dostlar›nla birlikte bozk›r›n ortas›nda s›¤›naklarda yafla!


EK M Ü R YÜ

Tarihin hükmü odur ki, BU DA B‹RGÜN GERÇEKLEfiECEK!

Yürümek; yürümeyenleri arkanda bofl sokaklar gibi b›rakarak, havalar› boydan boya yar›p ikiye bir mavzer gözü gibi karanl›¤›n gözüne bakarak yürümek!.. Yürümek; dost omuzbafllar›n› omuzlar›n›n yan›nda duyup, kelleni orta yere yüre¤ini yumruklar›n›n içine koyup yürümek!..

Londra’da Bush’u protesto gösterilerinde, göstericiler sembolik bir Bush heykelini devirdiler... Alanda, televizyon ekranlar›nda o sahneyi izleyenler, gerçe¤ini izliyormufl gibi heyecan duydular, coflkulu sesler yükseldi. Çünkü bir özlemin tezahürüydü o sahne. Bir ütopyan›n; gerçekleflmesi mutlak bir ütopya. Bu yafll› dünya, Amerikan emperyalizminin devriliflini de görecek. Dünyan›n dört bir yan›ndaki yeni-sömürgelerde ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm mücadeleleri zafere ulaflt›kça, Bush heykellerinin alt›ndaki kaidelerden bir tafl sökülmüfl olacak. Sökülen her tafl biraz daha e¤ecek Amerikan imparatorlu¤unun heykellerini. Kal›n urganlar geçirilecek nihayet Newyork’un, Washington’un merkezlerinde heykellerin bafl›na. Geriye milyonlar›n son bir hamleyle ipleri çekip heykelleri yerle yeksan etmesi kalacak...

Yürümek; yolunda pusuya yatt›klar›n›, arkadan çelme att›klar›n› bilerek yürümek... Yürümek; yürekten gülerekten yürümek...

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

Feda Destan› Boran Yay›nlar›

Hayal bu!.. Evet! Bugün için bir hayal. Ancak; bilimsel ve tarihsel bir hayal. Evet, Amerika askeri olarak oldukça güçlü görünüyor bugün. Fakat toplumsal yasalar ondan daha güçlü

KESK’L‹LER: “10-11 ARALIK’TA ÜRET‹MDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANACA⁄IZ!” KESK’li devrimci, demokrat memurlar, tüm memurlara, emekçilere ça¤r› yap›yorlar:

na terk edilmesine karflı 0 gelece¤ine sahip çık!”

“2004 yılı bütçesiyle yoksullaflmaya, Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile kamu hizmetlerinin piyasa koflulları-

‹flçiler, memurlar, bizi yok sayanlara karfl› gücümüzü ancak örgütlülü¤ümüzle, eylemimizle gösterebiliriz!

yine de. Tarihin tekerle¤inin kapitalizmden sosyalizme önlenemez dönüflü alt›nda o askeri güç tekerleklerin alt›nda ezilip kalacak. Güçlü olan›n zaferi ebedi de¤ildir. Zafer el de¤ifltirir her dönemde. Kim tarihin tekerle¤inin dönüflüne uygun siyaset izliyorsa, zafer nihayetinde onun olacakt›r. Burjuvazinin dönemi geçti. Amerika’n›n elindeki ak›ll› bombalar, flimdilik sadece o dönemi biraz uzatmaya yar›yor, ama o kadar. Bushlar’›n heykellerinin devrilmesini engelleyemeyecek. “Faflizmi ezece¤iz” sözü de önce afifllerdeki bir slogandan ibaretti. Avrupa’y› bir bafltan bir bafla istila eden Hitler ordusunun gücü karfl›s›nda adeta “ütopik” bir sözdü. Ama oldu iflte, ütopya gerçek oldu. “Karfl› durulamaz” san›lan güç, durduruldu, püskürtüldü, inine kadar kovaland› ve yenildi. ‹nsanl›k tarihi ütopyalar›n gerçeklefltirildi¤ine tan›k olmad› m› yüzlerce kez! Bush’un heykelinin devrilifli de iflte böyle bir ütopyad›r. Evet, Londra’daki sahne sembolikti. Ama Newyork’taki, Washington’daki sahneler gerçek olacak...

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Can Erkan Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Faks:0049 221 280 90 84 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 1 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 331 66 51 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Zeytinlibahçe Caddesi Petek Apartman› No:26 Kat:1/3 Mersin Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9


Ekmek ve Adalet Say› 88 ‹çindekiler

3... 5... 6... 7... 9... 11... 13... 15... 17... 18... 19... 20... 22... 25... 26... 30... 32... 35...

36...

37... 39... 41... 43... 45... 47... 49... 50...

Korkunun Kayna¤› Ne? “Koruma” Ad›na, “Güvenlik” Ad›na “Gere¤i Düflünüldü” Yasak! Halklar›n Düflman› Kim? ‹flbirlikçi Oligarflinin, AKP’nin Düflmanl›¤›... Polis-Medya Nas›l Çal›fl›r? Baflar› Seneryosu Yalan Haberleri Eylemleri Kim Nas›l Kullanmak ‹stiyor Temel Haklar’dan KÜBA Paneli Abdi ‹pekçi Park›’na Gidin ve Görün! Tecrite Karfl› Ortak Mücadele Ahmet Sarl›k’a Aç›k Mektup Devrimci Sol Ana Davas› Tutsaklar›... Tayyip’in Kan›na Dokunmuyor Mu? 22 Kas›m Fiyaskosu Kitle Kuyrukçulu¤u Kullan›lma Tarihi Kanl› Tarihtir-1 “Terör” Nakaratlar›, Her Durumda Baflka Makamdan Söylenir! Devrimci Sol Ana Davas›nda Yeralanlara Ça¤r›m›zd›r Patlayan, Patronun Kar H›rs› Yozlaflt›rma-2 Kitle Çal›flmas› Almanya’da ‹flkence, Hukuksuzluk, Irkç›l›k Avrupa Sosyal Forumu’nun Ard›ndan... Gürcistan’da Ne Oldu? Kahramanlar Ölmez Köyün Delisi

Korkunun kayna¤› ne? Amerikan emperyalizmi ve onun en tescilli iflbirlikçileri korku içindeler. Korkular›n› bast›rmak için tarihlerinde hiç olmad›¤› kadar büyük paralar harc›yorlar “korunmak” için. Ülkeler aras›, ülke içi seyahatlar›n› küçük çapl› bir ordu eflli¤inde yap›yorlar. Ç›karmay› düflündükleri bask› yasalar›na gerekçe oluflturmak için zaman zaman “korkular›n›” abart›yor olsalar da korkular› gerçektir. Bu korku hep vard› elbette; ony›llard›r tekelci burjuvazi Avrupa’da, Amerika’da ve ülkemizde halktan uzak korunakl› villalarda, yal›t›lm›fl sitelerde yaflamaktayd›. Ama örne¤in ülkemizde özellikle son 15-20 y›lda bu e¤ilim daha da artm›flt›r. Peki neden, çünkü 12 Eylül’den bu yana halka karfl› daha büyük ve sistemli bir terör uygulanmaktad›r. Dünya çap›nda Amerikanc›lar’›n korkusunun büyümesinin nedeni de ayn›d›r. fiiddeti büyütmelerinin dünyay› sindirece¤ini düflünüyorlard›, büyüttüler, ancak hesaplar›nda yan›ld›lar, onlar da bugüne kadar görmedikleri büyüklükte bir öfke ve fliddetle karfl› karfl›yalar. Korkular›n› daha da büyüten unsurlardan biri de, yak›n zamana kadar esas olarak devrimci halk kurtulufl savaflç›lar›ndan korkarken, flimdi buna ek olarak kendi elleriyle besleyip büyüttükleri çocuklar› da onlar için korku kayna¤› haline gelmifltir. Üstelik, kendi yetifltirdikleri bu güçler, onlara ö¤rettikleri gibi vururken adaletsiz, ölçüsüzdürler. AKP hükümetinin baflbakan› Tayyip Erdo¤an da korkuyor. Onun korkusu niye peki? Amerika istedi¤i için yasalar ç›karan, IMF’yi memnun etmifl olmay› kendisi için baflar› sayan, devrimcilere karfl› tecrit ve imhay›, Kürt halk›na karfl› inkar ve asimilasyonu, halk›n mücadelesini terör ve tehditle bast›rmay› sürdüren Tayyip Erdo¤an korkmas›n da kim korksun? O da do¤al olarak “en çok korkanlar” içinde. Çünkü en Amerikanc›, en iflbirlikçi, en riyakar, en zalim olma s›fatlar›n› çoktan haketti. “Halk›n içinde yaflama” demagojisini yap›yordu koltu¤a oturdu¤u günlerde. Tükürdü¤ünü yalayam›yor, ama yaflad›¤› yeri, halk için küçük çapl› bir hapishaneye dönüfltürmüfl durumda. Buna haklar› yoktur. Buna izin vermemeliyiz. Bütün suçlular korkarlar; kameralar karfl›s›nda a¤›zlar›n› açt›klar›nda “korkumuz yok” diye esip gürlerler ama etraflar›ndaki koruma ordular› onlar› yalanlar. Bak›n devletin kurumlar›na; alarm sistemleri, beton barikatlar, polis kulübeleri, güvenlik çemberleri alt›nda hepsi. Sanki savafl içindeki bir devletin kurumlar›. Evet, “sanki”si fazla; halk›yla ve emperyalizmin iflbirlikçi oldu¤u için de dünya halklar›yla savafl içindeki bir iktidard›r bu iktidar. Korkular› bundand›r. Korkular› iki boyutludur; hem kendi canlar› için korkarlar (çünkü vatan için, halk için can›n› vermek gibi bir de¤er onlar›n çok uza¤›ndad›r), hem düzenin bekas› aç›s›ndan korkarlar. Oligarflinin tüm kesimleri altlar›ndaki topra¤›n ne kadar zay›f oldu¤unu bilir. Düzene, iktidar›n politikalar›na vurulacak her darbenin halk› sevindirdi¤ini, halka moral ve güven verece¤ini bilirler. Nas›l korkmas›nlar, altlar›ndaki toprak nas›l zay›f olmas›n? Bu güzel ülkemizde 70 milyon insan, 16 milyon 400 bin aile yaflar. Ama büyük bir adaletsizlik içinde. 16,5 milyon ailenin en fakir yüzde 20'si toplam gelirin ancak yüzde 9.3'ünü, en zengin yüzde 20'si toplam gelirin yüzde 38.2'sini al›r. Tam on milyon insan›m›z açl›k, 40 milyon insan›m›z yoksulluk s›n›r›ndad›r. Böyle bir ülkenin baflbakan› korkmayacak da kim korkacak?


Dünyan›n efendileri de korkuyor: Son 50 y›lda dünyada kifli bafl›na y›ll›k milli gelir 2500 dolardan; 4850 dolara yükselirken, 2 milyar 800 milyon kifli 2 dolardan az, 1 milyar 200 milyon kifli ise 1 dolar›n alt›nda bir parayla “yaflamaya” mahkum edilmifllerdir. Rakamlar›n aldat›c›l›¤›na bak›n; kifli bafl›na milli gelir deyince binlerce dolardan sözediliyor, ama tam 4 milyar kifliye 2 dolardan az düflüyor. Ayn› oranlar ülkemizde de geçerlidir. Böyle bir dünyan›n “efendileri” yani sömürücü ve zorbalar, elbette korkacaklar. Korkular›n›n nedeni bunlarla da s›n›rl› de¤il elbette. Bu açl›k düzenini, sadakalarla, yard›mlarla “yaflamay›” dünya halklar›na kabul ettirmek için, ak›l almaz bir zorbal›k uygulan›yor. Ülkeler iflgal ediliyor, onbinler “ak›ll› bombalarla” katlediliyor. Açlar›n isyan›na önderlik edebilece¤i düflünülen tüm devrimci, yurtsever, islamc› kesimlere karfl› tam bir tecrit ve tenkil politikas› uygulan›yor. Boyuna F tipi hücre hapishaneleri yap›l›yor dünyan›n birçok yerinde. ‹nfazlar, kaybetmeler uygulan›yor. ‹flkence yöntemleri inceltiliyor ama tezgahlar durmuyor. Bu politikan›n ülkemizdeki sürdürücüsü AKP nas›l korkmas›n? Rüzgar eken f›rt›na biçer. Onlar da bu gerçe¤i bildikleri için o f›rt›nadan “korunmaya” çal›fl›yorlar. ‹flte bu korku ve koruma tablolar› bundand›r. Korkuyu bast›rmak için, ony›llard›r baflvurulan tüm yöntemlere AKP yeniden baflvuruyor; yeni güvenlik önlemleri, yeni “terör” yasalar›, muhbirli¤e ça¤r›, polisi daha donan›ml› hale getirmek, telefon dinlemeleri merkezilefltirmek, 81 ilde kontra teflkilatlar›n› yeniden organize etmek vb. vb. Görülüyor ki, AKP’nin di¤er iktidarlardan, cuntalardan hiç bir fark› yoktur. Onun da buldu¤u tek yöntem, bask›, sansür, psikolojik savaflt›r. “Uyum” yasalar›yla övünen Adalet Bakan› gözalt› süresinin k›sal›¤›ndan yak›n›yor, iflkence için bu sürenin yetmedi¤ini söylüyor yani, yollarda, sokaklarda ilan edilmemifl bir s›k›yönetim havas› estiriliyor, halk›n hak arama eylemlerine cunta yöntemleriyle müdahale ediliyor, “görev d›fl›” kalm›fl kontra flefleri parlat›l›p onlara tekrar görev vermenin zemini yarat›l›yor. “Terör flovdur, kendini gündeme sokmak, tart›flt›rmak ister” diye yaz›yor çok bilmifller. Bunu söyleyenler, düzene muhalefet edenlerin düflüncelerine, aç›klamalar›na, bildirilerine sansür uygulayanlard›r. Aman isimlerini kullanmayal›m, propagandalar› olur diye dü-

flünüyorlar. Bunu söyleyenler, kitlelerin taleplerine “marjinal, ideolojik” vb. deyip kulak t›kayanlard›r. Öyleyse flu çok aç›kt›r; sen düflünceleri, tav›rlar› sansürlüyorsan, o sansürü aflacak yollar bulacakt›r insanlar. Anlamamakta ›srar ediyorsan, anlad›¤›n dilden konuflulacakt›r. O zaman sansür teflvik ediyor daha büyük eylemleri. Açl›k ve zulüm teflvik ediyor. “Terör flov”mufl; bu nas›l “flov”ki insanlar ölümü göze al›yorlar bunun için? Koruma duvarlar›n›n ard›nda yaflayanlar, “terör” dedikleri halk›n fliddetinin halk› de¤il, esas olarak kendilerini hedef ald›klar›n› çok iyi biliyorlar. Halk›n fliddetinin adalet istedi¤ini biliyorlar. (Adalet ölçüsü olmayan eylemler yok mu, elbette var, ama bu halk›n fliddetinin meflrulu¤unu ve halklar›n açl›¤a ve zulme karfl› tepkilerinin ifadesi oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmez.) Korkuyorlar, çünkü bo¤azlar›na kadar iflbirlikçilik suçunun içindeler. Y›llard›r Filistin halk›na zulmeden ‹srail’in en büyük müttefiki Türkiye! Amerika’n›n Ortado¤u’daki stratejik müttefiki Türkiye! Eylemler karfl›s›nda iflbirlikçilik suçunu ifllemekten vazgeçmeyi tart›flacaklar› yerde, “teröre karfl› uluslararas› mücadele”den sözediyorlar. (Uluslararas› terör” senaryolar› da çökmek üzere zaten) Önce Mehmet A¤ar Türkiye’nin ça¤r›s›yla “terör zirvesi” toplanmas›n› önerdi, ard›ndan Tayyip Erdo¤an “teröre karfl› ortak platform oluflturulmal›d›r” dedi. Tayyip ve A¤ar günlerdir ayn› kelimelerle konufluyorlar. Beyinlerinin ne kadar ayn› oldu¤unu gösteriyor Tayyip. Peki Erdo¤an’›n “teröre karfl› platform”u ne yapacak? Bu öneri, iflgal ve iflbirlikçilik suçuna yeni ortaklar yaratmak istemesinden baflka bir fley de¤ildir. “Teröre karfl› mücadele” ad›na, Irak’a oldu¤u gibi, baflka yerlerde de halklar›n mücadelesine karfl› Amerika’n›n yan›nda asker gönderecekler. Peki ne olacak? Sadece suçlar› ve dolay›s›yla korkular› biraz daha büyüyecek! Suçlar› artt›kça büyür korkular›. Halklar›n mücadelesi büyüdükçe büyür. Bugün görevimiz, Amerika’n›n ve Amerikan iflbirlikçilerinin korkusunu büyütmek için, bütün dünya halklar›n›n anti-emperyalist mücadelesini birlefltirmek ve büyütmektir. Amerikan imparatorlu¤una karfl› ç›kmak, Amerika’n›n iflbirlikçilerine karfl› ç›kmakt›r. ‹ktidar›n saf›nda “teröre fliddete karfl›” yürümekle anti-emperyalist olunamaz. AKP’yle, patronlarla yan yana durarak anti-Amerikan olunamaz. Korkular›n› büyütmek istiyorsak, kendi korkular›m›z›, düzen içi hesap ve kayg›lar›m›z› atmak zorunday›z.


“Koruma” ad›na, “Güvenlik” ad›na Hak ve özgürlükler gasbediliyor! Halk›n Yaflam›yla Oynan›yor! Dün, Taksim Meydanı'nın görüntüsü ürkütücüydü. Meydana girifller dört bir yandan kesilmifl, Gümüflsuyu'nda konsolosluklara büyük bariyerler konulmufl, kimi kahveler tadilat gerekçesiyle kapatılmıfltı. Sokaklardaki insan sayısı bir arife günü için yok denecek kadar azdı. ... ABD Baflkonsoloslu¤u, son bombalı saldırıların ardından ‹stinye'deki binasının yan soka¤ını panzer ve bariyerlerle kapattı... Girifl yasa¤ı yüzünden esnafın iflleri bıçak gibi kesildi. ‘Yasaklı’ sokakta oturan yakınlarını ziyaret etmek isteyenler ise ABD'lilerin onayını almak zorunda! ... Yabancı araçların girmesine izin verilmezken, sokak sakinlerinden de araç plakalarını konsoloslu¤a bildirmeleri istendi... Sokak sakinlerine misafirli¤e gelen araçları da durduruyorlar. Önce arıyorlar, ardından araç sürücüsünün sabıkalı olup olmadı¤ını kontrol ediyorlar. ... ‹ngiltere Konsoloslu¤u'nun taflındı¤ı Tepebaflı'ndaki eski ABD Konsoloslu¤u çevresi, Balat'taki Fener Rum Patrikhanesi'nin bulundu¤u caddenin bir bölümü ile Göztepe'deki sinagoga çıkan sokaklara araçların girmesi yasaklandı. ... Almanya Konsoloslu¤u’nun bulundu¤u Gümüflsuyu Caddesi trafi¤e kapat›ld›. Caddede bulunan otobüs iflletmecileri, taksi floförleri uygulamalardan ma¤dur; bofl caddede top oynuyorlar... Buras› Türkiye; anlat›lanlar Türkiye’nin sokaklar›n›, meydanlar›n› tasvir ediyor. Peki ne oluyor, nedir bütün bunlar?

“S›k›yönetim” mi ilan ettiniz? Hangi hak ve yetkiyle yap›yorsunuz bu gasplar›? ‹stanbul’da “ola¤anüstü hal” ilan edildi de halk›n haberi mi yok? Esnaf›n iflyerlerini sorgusuz sualsiz kapatma hakk›n›, sokaklar› iptal etme yetkisini kim, nereden al›yor? Amerikan, ‹ngiliz, Alman görevliler, hiçbir

yetkileri, haklar› olmad›¤› halde, güvenlik soruflturmas› yap›p, sab›ka kayd› istiyor, keyiflerince sokaklar›, caddeleri halka kapat›yorlar. Ony›llard›r “terör” gerekçe gösterilerek, “güvenlik” bahane edilerek k›s›tland› haklar. Bugün de ayn› kafa yürürlükte. S›k›yönetim olup olmamas›, iflbafl›nda bir cuntan›n veya AKP’nin olmas› hiç fark etmiyor. Hak ve özgürlüklerin gasbedilmesi TV’lerde yay›nlatt›r›lan “halk›n güvenlik önlemlerinden flikayetçi olmad›¤›” propagandas›yla meflrulaflt›r›lmak isteniyor.

Tayyip’in gezdi¤i, oturdu¤u her yerin etraf›nda “koruma terörü” Tayyip Erdo¤an büyük tantanalar içinde Baflbakanl›k Konutu’nda de¤il, “halk›n içinde” oturmaya karar verdi¤ini aç›klam›flt›. Bir yol kapat›ld› Tayyip’in güvenli¤i için, yeni bir yol yap›ld›; soka¤a “nizamiye” yap›ld›. Yetti mi? Yetmedi! “Z›rhl›” araçlar yenileniyor bir bir. “koruma ekibi”yle de¤il, “koruma ordusu”yla dolafl›yor Tayyip. Korumalar›, etrafta terör estiriyor. Tayyip Erdo¤an güya “halk›n içinde” kal›yor, ama oturdu¤u sokak adeta iflgal alt›nda. Güya “halkla iç içe” oluyor zaman zaman; ama o “iç içe”likten önce, gidece¤i her yere bir ordu taraf›ndan “ç›karma” yap›l›yor. Ne hakk›n›z var “korunman›z” için halk›n vergilerinden bu kadar para sarfetmeye? Ne hakk›n›z var sizin can›n›z korunacak diye halk›n hayat›n› alt üst etmeye?

Bu korumalar sizi korumaz; gidin s›¤›naklarda yaflay›n! Amerikan konsoloslu¤u aç›ld›¤›nda tüm bas›n onu flöyle tarif etmiflti: “kale gibi”; do¤ruydu, ama yine de korkuyorlar... Korktuklar› için yaz›n›n bafl›nda özet olarak aktard›¤›m›z gibi, konsoloslu¤a giden yollar panzerlerle kapat›lm›fl, o bölgedeki halk toplama kamp›nda gibi yaflamaya zorlanmaktad›r. Tepebafl›’ndaki konsolosluk binas›n› yeterince “güvenlikli” bulmay›p “kale gibi” ‹stinye’ye tafl›nd›lar. Peki bundan sonra nereye gidecekler?

Say› 88 5 30 Kas›m 2003


AKP’nin ilk icraatlerinden biri, Baflbakanl›k önündeki yolu “vatandafllara” açmakt›. Böylece onlar “halktan korkmad›klar›n›” göstermifl oluyorlard›. Kendilerinden öncekilerden farkl› olduklar›n› kan›tl›yorlard›. Ne oldu flimdi? Baflbakanl›k binas› önündeki önlemler, eskisinden daha da art›r›ld›. Yetmedi, Tayyip’in evleri baflta olmak üzere, etraflar›ndaki koruma çemberi kal›nlaflt›r›ld›. Çünkü AKP’lilerin korkular› da büyüdü. Peki nereye kadar? Emperyalist kurumlar›n›, oligarflinin kurumlar›n›, iktidar yetkililerine korumak için daha ne yapacaks›n›z? Koruma duvarlar›n› nereye kadar yükseltebilir, ne kadar kal›nlaflt›rabilirsiniz?

Say› 88 6 30 Kas›m 2003

Halk›n huzuru, geçim derdi onlar için önemli de¤il; hepsi onlar›n “korunma”s›ndan sonra gelir. Al›nan bu kadar “önlem” içinde do¤rudan halk› korumak için ne var? Göstermelik baz› uygulamalar d›fl›nda hiçbir fley. Ama böyle olmas› do¤ald›r. 12 Eylül cuntas› y›llar›n› hat›rlayanlar bilir; 12 Eylül günü yönetime el koyan cuntan›n ilk ifllerinden biri bankalar›n, tekelci burjuvalar›n kap›lar›na asker dikmek olmufltu. ‹lk “korumaya” al›nacak yerler onlard› çünkü. AKP iktidar› da ayn› kafayla davran›yor. AKP’nin kendilerinden öncekilerden hiçbir farklar›n›n olmad›¤› görüldü. fiimdi kendilerinden öncekilerin ald›klar› “önlemleri” yeterli bulmayarak yeni bask›, k›s›tlama uygulamalar›n› yürürlü¤e koyuyorlar. Öncelikle korunacak yerler; Amerika ve iflbirlikçilerine ait konsolosluk, büyükelçilik binalar›, oligarflik cumhuriyetin bakanl›k binalar›, AKP hükümetinin üyelerinin, müsteflarlar›n›n, generallerin evleridir. Daha aç›k bir deyiflle suçlu olanlar korunuyor. Bunu yaparken de halk›n haklar›n›, özgürlüklerini, geçim derdini, iflinigücünü hiç mi hiç kaale alm›yorlar. Halk›n ne önemi var zaten; onlar›n “güvenli¤i” yerinde olsun da!

“Gere¤i düflünüldü” Yasak! 1995 Mart’›ndaki Gazi Katliam›’na iliflkin aç›lan dava, tam 7 y›l sürdü. Katliam›n sorumlular›n›n yarg›lanmamas›, ceza almamas› için düzenin tüm kurumlar› elinden geleni yapt›. Dava sonucunda adalet tecelli etmedi. Bu davay› bafl›ndan sonuna izleyen avukat Remzi Kazmaz, 7 y›ll›k dava sürecini “Gere¤i Düflünüldü” adl› bir belgesel filme dönüfltürdü. Gazi katliam›n›n suçlular›n› himaye eden zihniyet, filmin karfl›s›na da ç›kt› ve Kültür ve Turizm Bakanl›¤› filmi yasaklad›. ‹nfaz, katliam politikalar›n›n düzenin tüm kurumlar› taraf›ndan sahiplenilip savunulmas›n›n bundan daha aç›k örne¤i olabilir mi? AKP’nin katliam politikalar›n›n savunucusu oldu¤unu bundan daha aç›k kan›tlayan bir baflka örnek olabilir mi? Av. Remzi Kazmaz yapt›¤› aç›klamada Kültür Bakanl›¤› Denetleme Kurulu’nun kendi ç›kard›klar› “uyum” yasalar›na bile uymad›¤›n› belirtirken, filmin yasaklanmas›n›, “Gazi halk›n›n bir kez daha cezaland›r›lmas›” olarak niteledi. Belgesel filmin yap›mc›s› ‹dil Yap›m taraf›ndan yap›lan aç›klamada da yasak protesto edildi. ‹dil Yap›m’›n aç›klamas›nda ayr›ca, daha önce yine Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan yasaklanan ve ‹dil Yap›m’›n ürünü olan "Pardon" isimli film için aç›lan davada, idari mahkemenin yürütmeyi durdurma karar› verdi¤i belirtildi.

Film çektin, Yasak; Konufltun, Ceza! K›sa süre önce Do¤ubeyazıt’ta verdi¤i konserde "merhaba PKK" dedi¤i gerekçesiyle tutuklanan Ferhat Tunç’a, flimdi de Aydın'daki konserinde yapt›¤› konuflma nedeniyle 3 ay hapis cezası verildi. Aydın Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen ceza, “konserde verilen izin haricinde sanatçının konuflma yaptı¤ı” gerekçesine dayand›r›ld›.

Üye oldun; soruflturma! Milli E¤itim Bakanlı¤ı müfettiflleri Gemlik’te 100’e yak›n ö¤retmen hakk›nda soruflturma açt›lar. Gerekçeleri “gizlenen” soruflturmalarda ö¤retmenlere “E¤itimSen’e üye misiniz?”, “sendika için çalıflma yap›yor musunuz?” fleklinde sorular soruluyor.


Halklar›n düflman› kim? Saf›m›z› nas›l belirleyece¤iz? Türkiye’de, Filistin’de, Irak’ta eylemler oluyorsa bunun nesnel nedenlerinin oldu¤u tart›fl›lamaz. Sa¤dan sola, terör demagojisinin ortaklar›, komplo teorisyenleri, eylemlerin alt›nda yatan nedenleri ve kendilerinin bu saflaflmada ne tarafta yer ald›klar›n› gizlemeye çal›fl›yorlar. Ama kim ne kadar çarp›t›rsa çarp›ts›n, ne kadar gizlerse gizlesin, eninde sonunda herkesin emperyalizmle halklar aras›ndaki saflaflmada nerede oldu¤u ortaya ç›kar. Çünkü bu en temel ayr›flmad›r ve kimse gizleyemez.

Devrim pusulas› olmayanlar›n yolunu flafl›rmas› kaç›n›lmazd›r Devrimciler, dünyadaki her geliflmeye halklar›n ç›karlar› aç›s›ndan, ba¤›ms›zl›k-demokrasi-sosyalizm mücadelesini gelifltirmek aç›s›ndan bakarlar. Birçok kesimin söyledi¤i gibi eylemler karfl›s›nda “kime hizmet ediyor?” sorusunu sormak yerinde bir yaklafl›md›r; ama bu soru komplo teorilerine alet edilirse, do¤ru sorudan yanl›fl cevaplar üretilir. “Kime hizmet ediyor” sorusunun cevab›n›n verilece¤i nokta, emperyalizm cephesine mi, halklar cephesine mi hizmet etti¤idir. Geliflmeleri bu temel eksende de¤erlendirmeyenler, kendi beyinleriyle de¤il, sa¤dan soldan çal›nm›fl çarp›k düflüncelerle, burjuvazinin yönlendirmeleriyle düflünenlerdir. Bu saflaflmay› yok sayan düflünce, burjuvazinin düflüncesidir. Solun reformist kesimi bu eylemler karfl›s›nda kelimenin tam anlam›yla “pusulay› flafl›rd›”; o kadar ki, patronlarla birlikte “teröre ve fliddete karfl› miting” düzenleyecek kadar ileri gittiler. Yine soldan baz›lar›, Sinagog eylemleri üzerine “anti-semitizm” teorileri yapt›lar; ama befl gün sonra HSBC ve ‹ngiliz Konsoloslu¤u’na yönelik eylemlerle söylediklerinin hiçbir hükmü kalmad›. Peki solun bu kesimi nas›l düflünüyor ki, politikalar›nda bu kadar savrulabiliyor, geçerlili¤i befl gün bile sürmeyen bu teorileri “üretebiliyor”? Burjuva ideolojisi beyinlerini dumura u¤ratm›flt›r, emperyalizmin, oligarflinin icazetinin d›fl›na ç›kmama kayg›s› politik körlü¤e yol açm›flt›r. Bilimsellikten uzaklaflm›fl, en basit sosyoloji kurallar›n› unutmufllard›r. Sorunun kayna¤›nda “s›n›flar mücadelesi” teori-

sinin ve prati¤inin d›fl›na düflmeleri vard›r. Bafl düflman, bafl çeliflki tespiti yapmayanlar›n do¤ru politikalar tespit edebilmesi mümkün de¤ildir. Çünkü bu durumda onlara gerçek çeliflki ve saflaflmalar de¤il, demagojiler, pragmatizm yol gösterir.

Gerçek çeliflki ve saflaflmadan kaç›p “ne ondan, ne bundan” tavr›na s›¤›nanlar, halk›n ç›karlar›n› savunamaz! Hat›rlanacakt›r, emperyalizmin 1991’deki Irak sald›r›s› karfl›s›nda solun bir çok kesiminde “Ne Sam Ne Saddam” slogan› revaçtayd›. Bu slogan emperyalizm-halklar saflaflmas›n› yads›yan kafalar›n, bu saflaflma içinde siyasi tav›r almaya ve savaflmaya cüreti olmayanlar›n ürünüydü. 28 fiubat’taki “Ne Hazrol, Ne Refahyol” diye formüle edilen tav›r da ayn› sapman›n devam› oldu. Bugün de “Yobaza da Yanki’ye de karfl›y›z”, “Ne ABD füzesi, ne yobaz bombas›” gibi kafiyeli sözlerle ayn› kafa kar›fl›kl›¤›n› sürdürüyorlar. Tabii ki, her ikisine de karfl› olunabilir; ancak belli bir konjonktürde politik tavr›n›z› böyle ifade etti¤inizde as›l çeliflkiyi gizlemifl, as›l hedefe yönelmemifl ve kitleleri de yanl›fl yönlendirmifl olursunuz. Reformist sol, 22 Kas›m mitinglerinde iflte bunlar› yapm›flt›r. Çeliflkiyi gizlemifl, halka yanl›fl hedef göstermifltir. (Tabii böyle yapmakla kime hizmet ettikleri aç›kt›r.) Bafl çeliflki, Amerikan emperyalizmiyle dünya halklar› aras›ndaki çeliflkidir. Bu çeliflkiyi yok say›p, burjuva siyasetinin diliyle konuflmak, “her türlü fliddet karfl›tl›¤›”, “gücün terörüne de, terörün gücüne de” karfl› olmak gibi kliflelerle politika yapmak, veya soyut “bar›fl” savunuculu¤u hiç kimseyi hiçbir yere götürmez; ama en önemlisi “tarafs›zl›klar›”, emperyalizme yarar. “fiiddete, teröre karfl› bar›fl!” diyenler ne demifl oluyorlar. Söyledikleri siyasal aç›dan anlams›z ve ifllevsizdir. Bar›fl güzel bir fleydir, teorik olarak kimse itiraz etmez; fakat Irak’› ele alal›m. Amerika iflgal etmifl. Amerikan iflgaline karfl› silahl› mücadele yürütmeden bar›fl› savunmak mümkün müdür? ‹flgalci çekip gitmiyor. Kovulmad›¤› sürece gitmeyecek. “Bar›fl” sloganlar›yla m› kovacaks›n›z? Onmilyonlar›n meydanlardaki “bar›fl” hayk›r›fl› iflgali engelleyebildi mi?

Yan›lg› m›, tercih mi? 22 Kas›m’da “sol” ad›na ortaya ç›k›p da “teröre fliddete karfl›” miting düzenleyenler, bunun kime

Say› 88 7 30 Kas›m 2003


hizmet etti¤ini göremeyecek kadar saf m›yd›lar? ‹stemeden bir yanl›fl içine mi düfltüler? Kimileri için bu slogan ve tutumlar›n siyasi körlükten kaynakland›¤› söylenebilir; nitekim 1991’de emperyalizmin Irak’a sald›r›s›nda “ne Sam, ne Saddam” diyenlerin bir k›sm›, 2003’teki sald›r›da daha do¤ru bir konumda yer alm›fllard›r. Fakat bu slogan› kullananlar›n büyük bölümü aç›s›ndan bugün sorun bir “yan›lg›” olmay› geçmifl, bir saf tutmaya dönüflmüfltür.

Say› 88 8 30 Kas›m 2003

Demek ki 22 Kas›m mitinglerindeki tav›r, bir yan›lg›n›n, sadece siyasi körlü¤ün de¤il, tercihin sonucudur. Tercih edilen saf›n, halklar›n saf› de¤il, Amerikanc› dünya düzeninin saf› oldu¤u ise tart›flmas›zd›r. Parti taraf›ndan yay›nlanan bültende bu güçlerin bugünkü durumuna iliflkin bu önemli belirlemeler yap›l›yor: “Bu düzen esas al›nm›fl, bu düzenin icazetinde politika yapmak benimsenmifltir. Solla art›k ancak pamuk ipli¤iyle ba¤l›d›rlar. Mevcut oligarflik yönetime karfl› çeflitli demokratik talepleri dile getirmeleri ve bu talepler do¤rultusunda asgari bir mücadele içinde yer almalar› onlar› demokratik güçler cephesine yerlefltirmekte; biz de onlar› bu konumlar›yla de¤erlendirmekteyiz; ancak ideolojik olarak büyük ölçüde emperyalizmin cephesine yaz›lm›fllard›r. Bu kesimler aç›s›ndan yaflan›lan dönem bir “ara dönem” veya bir “geçifl dönemi” olarak adland›r›labilir. Ço¤unlu¤u ideolojik olarak oldu¤u gibi, politik ve pratik olarak da emperyalizm cephesine geçeceklerdir, bu yan›lg›lar›ndan kurtulup halklar›n saf›nda kalmaya karar verenler ç›karsa, bu da halklar›n mücadelesi için bir kazan›m olacakt›r. Bu kesimlerle yürüttü¤ümüz ideolojik mücadelenin amac› da budur.”

Amerikan emperyalizmine ve AKP iflbirlikçili¤ine karfl› ç›kmakta net; halklar›n iflgallere, iflbirlikçili¤e karfl› silahl›-silahs›z mücadelesini savunmakta aç›k olunmal›d›r! Dünyaya burjuvazinin veya onlar›n çarp›k ideolojilerinin de¤il, halklar›n gözünden bakanlar, böyle olmak durumundad›r. Son 13 y›ll›k döneme bakarsak, sosyalist sistemin emperyalizm karfl›s›nda oluflturdu¤u dengelerin bozulmas›n›n, emperyalizmi ve iflbirlikçilerini pervas›zlaflt›rd›¤›n› görürüz. Açl›k, zulüm, iflgaller, kuflatmalar var karfl›m›zda. Fakat bütün bu “karanl›k dünya tablosu”na ra¤men, dünya halklar› devrimlere, emperyalizme karfl› zaferlere dün oldu¤undan daha yak›nd›r. Dünya halklar› bugün “yeni dünya düzeni” veya “globalizm, küreselleflme” vb. diye adland›r›lan gerçe¤in daha fazla fark›ndad›r. Direnmekten ve savaflmaktan baflka bir yol olmad›¤›n› bizzat emperyalizm anlat›yor. Kimilerinin “umut” ba¤lad›¤› “uluslararas› hukuk”un, BM’nin, AB’nin Amerikan imparatorlu¤u karfl›s›nda hiçbir hükmü olmad›¤› görülmüfl; imparatorlu¤un önünde durabilecek tek gücün halklar oldu¤u anlafl›lm›flt›r. Filistin’de, Irak’ta emperyalizmin zafer kazanmas›n›n önüne halklar›n direnifl ve feda ruhu ç›km›flt›r. 11 Eylül eylemleri, Irak’taki direnifl, Filistin direnifli, F tiplerine karfl› ülkemizde 4 y›ld›r sürdürülen direnifl; her biri kendi özellikleri çerçevesinde emperyalizmin güçsüzlü¤ünün kan›tlar›d›r. Ne “herkesin al›p verdi¤i nefesi izleyen” teknolojiler, ne “ak›ll› bombalar” halklar›n iradesi ve örgütlülü¤ü karfl›s›nda bir fley ifade etmemektedir ve etmeyecektir. layan kitlesel hareket, flehitlik eylemleriyle sürüyorsa, 33 y›ld›r bu topraklarda mücadele eden devrimci hareket ilk kez feda eylemlerine baflvuruyorsa, k›sacas›, ‘fliddet’ bugüne kadarki tüm boyutlar› aflan bir çizgide sürüyorsa, bunun nesnel bir zemini vard›r. Sömürünün, zulmün çap› ve fliddeti büyümüfltür çünkü. Bu zemini yaratan, ‘küreselleflme’ denilen emperyalist sömürünün pervas›zlaflmas› ve Amerika’n›n imparatorluk politikas›yla yürürlü¤e koydu¤u zorbal›kt›r.” Aç›klamada ayr›ca küreselleflmenin dünyay› içine soktu¤u koflullar, terör demagojilerinin hangi amaçla kullan›ld›¤› anlat›l›p, bu demagojilere flu veya bu biçimde kat›lan solun politikalar›n›n de¤erlendiriliyor ve günümüzün bafl çeliflkisi ve esas saflaflmas› ortaya konuluyor.

“Bu dünya tablosu, ‘fliddet’in büyüdü¤ü zemindir!” ‹stanbul’u sarsan dört eylemin ard›ndan Devrimci Halk Kurtulufl Partisi, bu eylemlere ve eylemlerin gerçekleflti¤i koflullara iliflkin bir aç›klama yapt›. 23 Kas›m 2003 tarihli 29 No’lu DHKP Bülteni olarak yay›nlanan aç›klama “Patlayan bombalar... demagoji bombard›man›... ve komplo-provokasyon teorileri karfl›s›nda HANG‹ SAFTA, NE ‹Ç‹N MÜCADELE ETMEL‹Y‹Z?” bafll›¤›n› tafl›yor. Kapsaml› aç›klaman›n bir bölümünde flöyle deniyor: “Irak’ta ‘canl› bomba’lar her gün birkaç hedefi yerle bir ediyorsa, ‹stanbul’un dört yerinde, Türkiye tarihinin gördü¤ü en büyük patlamalara tan›k olunduysa, Filistin’de 2. ‹ntifada olarak bafl-


‹flbirlikçi Oligarflinin, AKP’nin Düflmanl›¤› Sadece Devrimcileredir “Terör, terördür” demagojileri yapt›klar›na bakmay›n, oligarflinin ve AKP’nin düflmanl›¤› “terör” diyerek yok etmek istedikleri, devrimcilere, halk›n devrimci mücadelesine karfl›d›r. ‹stanbul’daki eylemleri yapanlar, onlar›n çocuklar›d›r. Y›llard›r devrimci mücadeleye karfl› korunup gelifltirilen, ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu’nun yetifltirdi¤i “eli tesbihli” çocuklar›d›r onlar.

“Ortak Platform” Kime Karfl›? Tayyip Erdo¤an eylemlerin ard›ndan, “teröre karfl› uluslararas› ortak platform kurulmas› gerekti¤ini” söyledi. Daha o günlerde eyleme iliflkin bilgiler net de¤ildi, net olan bir fley varsa, eylemi yapanlar›n islamc› oldu¤uydu. Tablo giderek netleflmeye bafll›yor. El Kaide ba¤lant›l› ya da de¤il, halka zarar veren eylemi gerçeklefltirenler Abdulkadir Aksu baflta olmak üzere AKP’nin, polisin, ordunun koruduklar›d›r. Tayyip’in “ortak platform”unun da, kimlere karfl› oldu¤unu, Cemil Çiçek daha ilk günlerde “Taziye mesaj› yay›nlayan ülkeler timsah gözyafl› döküyor, teröristleri iade etmiyor...” sözleriyle, aç›klam›flt›. Devrimciler ve Kürt milliyetçi hareketiydi yokedilmek istenen. Hizbullah ya da benzeri islamc› örgütlenmeler de¤il. Daha iki ay önce Almanya ile “teröre karfl› ortak mücadele” demagojisi etraf›ndan yap›lan bir toplant›da ortaya ç›kanlar, bu gerçe¤i perçinler niteliktedir.

“Hizbullah’› De¤il PKK ve DHKP-C’yi Görüflelim”

AKP ‹SLAMCILI⁄I ‹KT‹DAR YÜRÜYÜfiÜNE BURADA BAfiLADI

Kanl› Pazar / 19 fiubat 1969

Bas›na da yans›yan olaya göre; “Merkezi Wiesbaden'de bulunan Bundeskriminalamt'tan (BKA) üst düzey yetkililer, eylül ayı baflında ‹çiflleri Bakanlı¤ı ve emniyet yetkili-

Abdulkadir Aksu Hizbullahç› ‘Çocuklar›n›’ Korumaya Devam Ediyor

leriyle bir araya geldi. BKA, bu görüflmelerde PKK/KADEK, DHKP-C’nin yanı sıra ‹BDA-C ve Hizbullah konularında da iflbirli¤i olanaklarını görüflmek istediler.” (24 Kas›m, bas›n) Buraya kadar sorun yok! Emperyalizm, dünya düzeninin önünde kimi engel görüyorsa, yasa, kural, hukuk tan›madan yok etmek ister. Devrimciler stratejik olarak yok etmek istediklerinin bafl›ndad›r. ‹slamc›lar bugün, konjonktürel olarak yok etmek istedi¤i güçlerdir. Ancak, Aksu’nun bafl›nda bulundu¤u içiflleri ve emniyet yetkilileri, gerçeklefltirilen operasyonlarla her iki örgütün de çökertildi¤ini belirterek “Artık bu iki örgütün varlı¤ından bile söz etmek mümkün de¤il. Aktif de¤iller. Operasyonel olanakları da yok. Bu konuyu konuflmaya gerek yok” cevab› verirler. Hani Avrupa sizinle iflbirli¤i yapm›yordu? Bunu söylerken kafalar›nda devrimciler vard› çünkü. Avrupa’n›n devrimci düflmanl›¤› bile yeterli gelmiyordu onlar için. Hizbullahç› çocuklar› konusunda ise zaten böyle bir sorunlar› yoktu. Her alanda korumaya, kol kanat germeye devam etti Aksu ve AKP. Öyle ya, PKK’y› imha etsinler, DHKP-C’yi yok etsinler, Fehriye Erdal’›, devrimci önderleri iade etsinler, yeterliydi tarikat partisi AKP için. Devrimcilere karfl› savaflmay› kendine görev bilen Fethullah’›n dergisi de, oligarflinin as›l hedefinin kim oldu¤unu flu sözlerle anlat›yordu: “Ankara’daki üst düzey bir istihbarat yetkilisi, ‘En büyük endiflelerimizden biri, uzaktan kumandal› bombalarla büyük çapl› terör sald›r›lar›n›n bafllamas›d›r’ demekteydi. ... Belirtilen örgüt DHKP-C’ydi... Polisin DHKP-C d›fl›nda dikkatini yo¤unlaflt›rd›¤› ikinci yap› PKK (KADEK)’ti.” (Aksiyon, 26 Kas›m 2003)

“Hizbullah’› Kulland›k” ‹tiraflar› Manfletlere Tafl›nm›yor, Aksu’yu Kimse ‹stifaya Ça¤›rm›yor, Hiçbir Hukukçu Soruflturma Açm›yor Eski M‹T Kontrterör Daire Baflkanı Mehmet Eymür’ün, “PKK hep önceli¤imiz oldu. Bu ne-

Say› 88 9 30 Kas›m 2003


Polisin

Say› 88 10 30 Kas›m 2003

denle daha önce hiç terörist gözüyle bakmadı¤ımız radikal ‹slamcı gruplara fazlaca e¤ilmemifl olabiliriz. Bu tarihlerde bunlardan faydalanılmıfl da olabilir.” sözleri tüm bas›nda yer ald›. Kimsede “ç›t” yok! “Kim kulland›, nas›l kulland›, kullananlar flimdi nerede?” diye soran yok. Çünkü onlar iktidardalar. Düzen içi güçler, burjuva medya iktidarla iliflkilerini bozmak istemez. Kullananlar›n Aksu’lar oldu¤unu manfletlerine tafl›mazlar. Sonra hep birlikte, “flu kadar insan›m›z› katleden caniler...” diye timsah gözyafl› dökerler. Tümü birbirinden riyakard›r. Eymür, bilinen bir gerçe¤e yeniden vurgu yap›yor. Ancak, bu aç›klaman›n önemi flurda ki, Hizbullah’›n kullan›ld›¤› dönemde, bu iliflkilerin içinde ve kimler taraf›ndan, nas›l kullan›ld›¤›n› çok iyi bilen birisi Eymür. Böylesi bir durumda “bölgede teröre karfl› eli tesbihlilerin say›s›n› art›rmak laz›m” diyen Aksu baflta olmak üzere, Hizbullah’›n hamilerinin ç›k›p halktan af dilemeleri, istifalar› gerekir. Oligarflinin savc›lar›ndan yine ses yok. Aç›k olarak suç ifllenmifl, birileri “evet suç ifllendi” diyor, hukukçusu, siyasetçisi, medyas› sanki böyle bir fley söylenmemifl gibi davran›yor. Suç ortakl›klar› dillerini lâl ediyor.

AKP, Tarikat Bas›n› ve Polis Hedef Sapt›rmak ‹çin Ç›rp›n›yor AKP’ye “ihanet eden” Aksu’nun Hizbullahç› çocuklar›n›n (tersi, yani AKP’nin islamc› kesimlere ihaneti de do¤ru bir tespittir) eylemlerinden sonra, özellikle halk›n zarar görmesi AKP’yi, tarikatç›lar› ve polisi çok zor durumda b›rakt›. Üst üste devrimcileri hedef gösteren haberler yay›nlatt›r›l›yor. ‹ki örne¤ini bu say›m›zda görece¤iniz haberlerle, yukar›da anlatt›klar›m›z birbirine paralel ve ayn› kafan›n ürünüdür. O kafa, Komünizmle Mücadele Dernekleri ile oligarfliye hizmet etmifl, hizmetlerinin karfl›l›¤› olarak geliflmesine izin verilmifltir. Devlet örgütlenmesinin her alan›nda bu sayede örgütlenmifllerdir. Kanl› Pazarlar’da devrimci kan› döktükçe, devlet politikas› hükmünü sürdürmüfl, daha da geliflmifllerdir. Tarihlerinin her döneminde devrimcilere karfl› savaflarak, yoksullar›n örgütlenmesinin önünü tarikatlarla keserek gelmifllerdir bugüne. Ve o kafa, bugün ‹çiflleri Bakanl›¤› yap›yor. Ve o kafa, bugün iktidar koltu¤unda oturuyor. Ve o kafa, oligarfliye hizmete devam ediyor. Ve o kafa, halk› katlediyor, tecriti, iflkenceyi sürdürüyor.

î

ULV

Eylemler için, “M‹T ve polis istihbarat› niye önceden tespit edemedi, neredeydiler” diye soruyor. ‹flte size, trilyonlar harcanan devasa istihbarat›n nerede olduklar›na iki örnek.

iflleri

Sendikac›ya ve Ö¤renciye Ajanl›k Dayatmas›: SES ‹zmir fiubesi 21 Kas›m günü yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla, sendikalar›na üye iflyeri temsilcisi Bar›fl Bulut’a M‹T taraf›ndan ajanl›k dayatmas›nda bulunuldu¤unu duyurdu. Dr. E. Hayri Üstünda¤ Kad›n Hastal›klar› ve Do¤umevi Hastanesi’nde sendika iflyeri temsilcisi olan Bar›fl Bulut, 19 Kas›m günü Baflhekim Yard›mc›s› Dr. Bülent Dutsa¤’›n odas›na ça¤r›ld›. ‘‹stihbarattan geldiklerini’ söyleyen, (M‹T’ten) iki kifli, ajanl›k teklif etti ve sendikal faaliyetlerine de son vermesini istedi. Bir baflka örnek yine ‹zmir’den, ama bu kez polis istihbarat›. Dokuz Eylül Üniversitesi ö¤rencisi Hasan ‹lingi, 20 Kas›m günü düzenledi¤i bas›n toplant›s› ile, Ekim ay›nda, kendisine sivil polisler taraf›ndan ajanl›k dayatmas›nda bulunuldu¤unu, Fen Fakültesi Ö¤renci ‹flleri fiefi Faruk Hatili’nin, kendisine, “Polis dostlar›m sana maddi yard›mda bulunmak istiyor. Burs verecekler, ihtiyac›n da var iyili¤ini istiyorlar” dedi¤ini anlatt›. Ne yapaca¤›n› da flöyle anlatt› ‹lingi: “Okulda eylemlere kat›lanlar hakk›nda bilgi vermem karfl›l›¤›nda, para teklifinde bulundular.” Hala, “istihbarat neredeydi” diyen var m›? Halk nerede hak ar›yorsa, örgütleniyorsa, onlar engelemek için orada.

“‹stanbul Polisi Suç Bata¤›nda”: ‹stanbul’da son 10 ayda, ad› de¤iflik suçlara kar›flt›¤› tespit edilen 700 polis hakk›nda soruflturma aç›ld›. Bunlardan 63’ü a盤a al›nd›. Bunlar elbette sadece ortaya ç›kanlar, ya ç›kmayanlar? Suçlar aras›nda neler mi var? Çete, mafya ba¤lant›lar›, rüflvet, uyuflturucu elbette en baflta.

“Demek suç duyurusunda bulunursun”: Daha önce, 'silahla adam yaralamak'tan gözalt›na al›nan ve gördü¤ü iflkence nedeniyle polisler hakk›nda suç duyurusnda bulunan Ahmet Uyan, Beyo¤lu'nda önü polisler taraf›ndan kesilerek komal›k edilene kadar dövüldü. Yan›nda koli band› bulundurup, döverken ses ç›karmas›n diye Uyan’›n a¤z›n› bantlayan polislerin, önceden tasarlayarak, kasten dövdükleri aç›k. Söylenen de belli; sen demek iflkence için suç duyurusunda bulunur, hukuk, adalet dersin, öyle mi!... AKP “hukuk devleti” yalan›na devam edebilir!


Halka, Devrimcilere Karfl› Birlikte Olan

Polis-Medya Nas›l Çal›fl›r? -Neyin Kavgas›n› Veriyorlar?‹stanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile medya aras›nda yaflanan çat›flma, bugüne kadar birçok kez dile getirdi¤imiz medya-polis iliflkisine dair gerçeklerin de, bizzat kendileri taraf›ndan itiraf edildi¤i geliflmelere sahne oldu.

Burnu Sürtülen Emniyet Müdürü ‹stanbul’daki eylemler s›ras›nda ölen polislerin cenaze töreninde konuflan Celalettin Cerrah, 20 Kas›m’daki eylemleri engelleyeceklerini, ama medya Sinagog eylemleri sonras› isimleri yay›nlad›¤› için, bir saat arayla engelleyemediklerini belirterek bas›n› resmen katil ilan etti: “E¤er basının sorumsuzlu¤u olmasaydı 27 vatandaflımız ölmeyecekti.” Medyan›n tepkisi büyük oldu. Manfletler at›ld›, köfle yaz›lar› yaz›ld› ve b›rak›n polis flefi olmay›, Cerrah’› kifliliksiz bir s›radan polis yerine koyacak düzeye varan bir kampanya bafllat›ld›. AKP ve polis panikledi. ‹lk olarak, Cerrah, kendini Savafl Ay’›n program›na davet ettirdi ve “sözlerim maksad›n› aflm›fl olabilir” dedi. Yetmedi! Medya patronlar›n›n, özellikle Do¤an Medya’n›n “affetmesi” o kadar kolay de¤ildi. Cerrah süklüm püklüm, yan›na ‹stanbul valisini de alarak Do¤an Medya binas›na gitti. Oktay Ekfli’ye nedamet getirdi, özür diledi. Basın Konseyi Baflkanı Ekfli, “imana geldin mi, unutma patronun biziz” dercesine s›rt›n› s›vazlay›p “yaflanmam›fl kabul edelim” dedi. Afla¤›lanm›fl, burnu sürtülmüfl polis flefinin resmi böyle kaz›nd› beyinlere. Halk› coplatan, panzerleri süren, demokratik bir hakk› kullanmak için saatlerce pazarl›k yapmak zorunda b›rak›lanlara sald›r› emirleri veren polis flefinin, medya patronlar› karfl›s›nda boynu k›ldan inceydi.

Olay›n bir di¤er yan› ise, polisin “al›flkanl›¤›”. Nedir bu “al›flkanl›k”? ‹stedi¤i zaman “yazmay›n, göstermeyin” diye her türlü suçlar›n› gizlemeye, susturmaya, ço¤u zaman bas›n›n da gönüllü olarak susmaya haz›r oldu¤u bir ortam›n polis flefidir o. Ve bu iliflki, sadece polis-medya aras›nda de¤il, genel olarak tüm iktidarlar, Genelkurmay ve medya aras›nda böyledir. Cerrah’›n, bu kez kendisine dönen medyaya, “bu mu özgür bas›n” demesi bu yüzden. Özgürlük ondan soruluyor ya! Tabii, oligarfli içi onlarca çeliflki var. Her zaman sen kullanamazs›n, birileri de sana karfl› kullan›r böyle. Aç›k ki, ipiniz patronlar›n elinde.

Devrimcilere Karfl› Hep Birliktedirler Biri Katil, Ötekisi Suç Orta¤› Medya “teröre karfl› mücadele” ad›na, hangi suçlar› gizledi, bir hat›rlay›n. Katliamlar, iflkenceler, bask›lar, yasaklar bu medya sayesinde ya hiç gündeme getirilmedi, ya da akland›. Devrimcilerin katledilmesine onlar zemin haz›rlad›, polis katletti. Ya da polis önce katletti, sonra medya katliam› meflru gösterdi. Devrimcilere karfl› polis haberlerini yaparken hiçbir sorun yoktu. Bir tek eylem, oligarfli içi kurumlar› birbirine düflürdü. Bas›n isteyince, kendine yönelince nas›l da gerçe¤i biliyor. “Polis zaaf›n› örtmek için bas›na yükleniyor” diyor. Do¤ru, polis böyle durumlarda hep ayn›s›n› yapar, baflar› senaryolar› uydurur. Orta¤› da bas›ndan baflkas› de¤ildir. Oktay Ekfli, “polis bas›na do¤ru bilgi verecek mekanizmalara sahip de¤il, her gazetenin poliste kendi adam› var, çarp›k iliflkiler kuruluyor ve polis de toplumu yönlendirmek için bas›n› kul-

Nedamet Getiren AKP ve Polistir Çat›flma hem medya-polis, hem de AKPmedya çat›flmas›d›r. Kuyru¤unu k›st›r›p medyan›n aya¤›na koflan Cerrah’›n özrü, ayn› zamanda Tayyip Erdo¤an’›n özrüdür. ‹lk önce medyay› suçlayan oydu. Cerrah, Tayyip’ten güç alarak konufltu. Ama gelin görün ki, beklemedi¤i bir tepkiyle karfl›laflt› ve iktidar›n›n propagandas›n› yapan, gerçekleri gizleyen bas›n›n deste¤ini kaybedece¤inin pani¤ine kap›larak, özür diledi. Polisin de ayn› flekilde iflkencelerini infazlar›n› gizleyecek bas›na ihtiyac› vard›.

Niye öfkeleniyorsunuz, bu iliflkiyi siz de gönüllü olarak sürdürdünüz, yine sürdüreceksiniz. Do¤ru haber de¤il, “devletin bekaas›” ad›na, terör demagojilerine bat›r›l›p ç›kar›lm›fl yalan haberler yay›nlamaya devam edeceksiniz.

Say› 88 11 30 Kas›m 2003


Say› 88 12 30 Kas›m 2003

lan›yor” diyor. Bu bir itiraft›r. Bugüne kadar böyle yapt›k diyor Ekfli. Peki nas›l, kime karfl›? Size yönelince mi akl›n›za geldi? Cevap yoktur bu sorulara. Susurluk günlerinde ya da MGK’n›n halka karfl› savafl genelgesinin ortaya ç›kmas›n›n sonras›nda birçok yazar ne diyordu hat›rlayal›m; “biliyorduk, ama yazm›yorduk.” diyorlard›. Resmen halka karfl› suç ifllendi¤ini bile bile gizliyor, devletin suçunu örtbas ediyor, kuyru¤una bas›ld›¤›nda da feryat ediyor. Gizliyorlar çünkü bu kokuflmufl düzenin sürmesinden, halka karfl› savafltan onlar›n da ç›karlar› var. Bas›n düflünmek zorundad›r: devrimcilere karfl› kaç kontra haber yapt›n›z? Aç›n bak›n arflivlerinize, bir külliyat oluflmufltur. Tümünün yalan, yönlendirme, hedef gösterme amaçl› oldu¤u kan›tlanm›fl olmas›na ra¤men, bir tek düzeltme yay›nlama gere¤i dahi duymad›n›z. O zaman polisle yan yana de¤il miydiniz? Zaman zaman kelimesi kelimesine, sanki bir tek muhabir onlarca gazetede çal›fl›yormufl gibi yap›lan haberleri hat›rlay›n. ‹flte bu haberlerin muhabiri tektir; polis. Polis yazar verir bas›na, onlar yay›nlar. Ve bu tür haberlerin tümü istisnas›z halk›n mücadelesine ve devrimcilere karfl›d›r. “Bir yetkili dedi ki...” diye bafllayan haberler de ayn› kapsamdad›r, polis kaynakl›d›r. Niye öfkeleniyorsunuz, bu iliflkiyi siz de gönüllü olarak sürdürdünüz, yine sürdüreceksiniz. Do¤ru haber de¤il, “devletin bekaas›” ad›na, terör demagojilerine bat›r›l›p ç›kar›lm›fl yalan haberler yay›nlamaya devam edeceksiniz.

Polis-Do¤an Medya Rant Çat›flmas› Elbette sorun ne Cerrah’›n, o anda “flehit polis çocuklar›n› gördü¤ü için duygulanmas›”, ne de medyan›n “bas›n özgürlü¤ü” savunuculu¤u. Polisin, kendi baflar›s›zl›¤›n› ve Hizbullah’›

Bu manfletleri unuttunuz mu? Devrimcilerin katledilmesine nas›l zemin haz›rlad›n›z, polis katlettikçe onun suçlar›n› nas›l aklad›n›z... Siz unutturmak isteseniz de, halk unutmaz, biz unutmay›z...

Do¤ru Bir Hat›rlatma “... Örne¤in ben 19 Aralık 2000 cezaevi operasyonlarını hatırlıyorum. Gazeteciler, polisten ve jandarmadan aldıkları birçok haberi gerçekmifl gibi günlerce yayımladılar. Sonradan anlaflıldı ki, bu haberlerin ço¤u gerçe¤i yansıtmıyordu. O zaman, medya ile güvenlik güçleri mutlu bir beraberlik sergilemifller, ancak halkı yanıltmıfllardı. Kimse o zaman bu konuyu tartıflmadı. Nasıl olsa ölenler ‘teröristler’ di.” (Oral Çal›fllar, Cumhuriyet 24.11.2003) koruyan, gelifltiren olarak sorumlulu¤unu unutturmak istedi¤i aç›kt›r. Bir o kadar net olan bir fley varsa, o da, sözünü etti¤i bilgileri kendi polisinin s›zd›rd›¤›d›r. Kendi polisinin disiplinini sa¤layam›yor, medyay› suçluyor. Demek ki, senin polisin üç paraya senin “milli operasyonlar›”n› s›zd›rabiliyor d›flar›ya. Ve bunun ilk örnek olmad›¤›n› da herkes bilir. Polis-medya iliflkisi böyle flekillenmifltir. Devrimcilere karfl› haberler bu mekanizma içinde yapt›r›l›r. Keza, kendi içlerindeki ç›kar çat›flmalar›nda da de¤iflik taraflar bu mekanizmay› birbirine karfl› kullan›rlar. Her türlü bilgiyi s›zd›r›rlar. Her gazetenin polis muhabirlerinin teflkilat içinde “abisi” vard›r. Kald› ki, ‹ngiliz hedeflerine yönelik eylemler öncesi, Sinagog eylemlerinin faillerini nas›l tespit ettiklerini, büyük baflar› senaryosu olarak ç›k›p anlatan Cerrah'ın kendisiydi. Gazete sayfalar› polis övgüsüyle dolup tafl›yordu. Baflar›y› perçinlemek için s›zd›rmalar da Cerrah’›n bilgisinde yap›l›yordu. Polisin beklemedi¤i ikinci eylemler bu oyunu bozmufl oldu. Polis-medya çat›flmas› olay nezdinde böyle yaflan›rken, kimi bas›n emekçileri hakl› tepkisini gösterirken, özellikle Do¤an Medya ile Cerrah aras›ndaki çat›flman›n hiç de bu olayla s›n›rl› olmad›¤› gözlerden kaçmad›. ‹stanbul rant pazar›d›r. Bu nedenle ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’ne, kimin atanaca¤› her dönem tart›flma konusu olmufltur. Do¤an Medya’n›n Cerrah’a tepkisine, s›radan bir “bas›na sahip ç›kma” olarak bak›lamaz. Bu rant pazar›nda yollar› nerede kesiflti, nerede ç›karlar çat›flt›, ona bak›lmal›d›r. Bafl›n› Do¤an Medya’n›n çekti¤i medya bir emniyet müdürüne böyle yükleniyorsa, orada mutlaka ç›karlar›nda ters düflen bir fley var demektir. Medya patronlar› da bu rant pazar›n›n ortaklar›ndand›r. Yeri gelir çat›fl›rlar, ama ayn› hamurdand›rlar. Habercilikmifl, insanm›fl, onlarca insan ölmüfl, ne medyan›n ne polisin umurunda de¤ildir.


“Baflar›” Senaryosu ve Yalan Haberler, Hizbullah’›n Hamisi Polisi Aklayabilir Mi? -Polisin ‘canl› bomba’ hikayeleriAKP ve onun polisi zor durumda. “Baflar›”ya, hedef sapt›rmaya ihtiyaçlar› var. Durmadan, her gün bir yalan haber yay›nlat›yorlar. Bir hafta içinde, devrimcileri hedef alan, iki “canl› bomba” haberleri yapt›r›ld›.

“Canl› Bomba” Yalanlar›ndan Bir Külliyat Olufltu 22 Kas›m günü televizyonlarda “son dakika” haberi olarak yay›nlanan, “Ankara’da DHKPC’li bir ‘canl› bomba’ yakaland›” haberleri, Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi taraf›ndan 22 Kas›m 2003 tarihli 317 No’lu aç›klama ile yalanland›. “Gökçe Tan’›n canl› bomba oldu¤u yaland›r.” diyen Cephe, bunun, polisin ne zaman bafl› s›k›flsa baflvurdu¤u yalanlardan biri oldu¤unu belirtti. ‹stanbul’da patlayan bombalarda polis ve AKP’nin sorumlulu¤unun alt›n› çizen Cephe, bu nedenle polis ve AKP’nin bafl› s›k›flt›¤›n›, baflar›ya ihtiyac› oldu¤unu söyledi. Polisin Hizbullah’› besleyip büyüttü¤ünü hat›rlatan, Abdulkadir Aksu’nun bu konudaki sorumlulu¤una de¤inen Cephe, aç›klamas›na flöyle devam etti: “Suçludurlar. Onlar›n besleyip büyüttü¤ü güçler dökmüfltür ‹stanbul’da halk›n kan›n›. Bu ülkenin polisi, tüm devlet mekanizmas›, halk›n devrimci mücadelesine göre örgütlendirilmifltir. Aksu’yla ayn› niteliklere sahip Adalet Bakan› Cemil Çiçek, islamc›lar›n yapt›¤› eylemi de¤erlendirirken Avrupa’dan devrimcileri iade etmesini istiyor, teröre karfl› mücadelemiz sürüyor diye, Bingöl’de Kürt gerillalar›na karfl› gerçeklefltirdi¤i eylemi örnek veriyor. Beyinleri yaln›z bu düflmanl›kla doludur. AKP nezdinde de, polis nezdinde de suçluluklar› sabittir. Bunu gizlemek için canl› bomba masallar› uyduruyorlar.” “Canl› bomba” yalanlar›n›n polisin en s›k baflvurdu¤u yalanlardan birisi oldu¤unu hat›rlatan Cephe, “Bu konuda yapt›¤›m›z aç›klamalar›n say›s› belirsizdir. Yalanda öylesine pervas›zd›rlar ki, hapishanelerdeki tutsaklar›, örgütü-

müzle iliflkisiz insanlar› canl› bomba ilan etmifllerdir defalarca. Onlar›n ‘canl› bomba’ diye aç›klad›klar› bir tek kiflinin bile öyle oldu¤u kan›tlanamam›flt›r bugüne dek. Ama her seferinde yalanlar› ortaya ç›km›flt›r.” dedi. Bu konuda yap›lan aç›klamalar›n tarih ve numaralar› ile dökümü verilen aç›klaman›n sonunda ise “Polisin yalanlar›n›n art›k külliyatl› bir arfliv oluflturdu¤u” dile getirildi.

AKP-‹slamc› Bas›n-Polis Devrimci Düflmanl›¤›nda Birlikte Yalan haberlerden bir di¤eri ise, Fethullah’›n Aksiyon dergisinin 26 Kas›m 2003 tarihli say›s›nda ve 27 Kas›m tarihli Zaman, islamc› Kanal 7 ve baz› yay›n organlar›nda yay›nlat›lan bir haber oldu. Habere göre; Polis “DHKP-C’nin 4 kiflilik bir suikast timini, Erdo¤an’›n o¤lunun dü¤ününden hemen önce yakalam›fl, yoksa 2 canl› bomba dü¤ün salonuna girip ‹stfanbul’u kan gölüne çevirecekmifl...” 27 Kas›m 2003 tarihli, 318 No’lu aç›klama ile haberi yalanlayan ve aylar sonra böyle bir haberin ortaya at›lmas›na dikkat çeken Cephe, “Ne örgütümüzün savaflç›lar›ndan o günlerde tutsak düflen olmufl, ne de böyle bir eylem plan›m›z ortaya ç›km›flt›r.” dedi. AKP’nin, polisin ve islamc› medyan›n devrimci düflmanl›¤›nda biraraya geldikleri dile getirilen aç›klamada flu görüfllere yer verildi: “AKP iktidar› kendi polisini baflar›l› göstermek için, baflta islamc› bas›n› kullan›yor. Do¤an Medya her zamanki görevini yerine getiriyor. Tarikat medyas›n›n ç›karlar› için, koltuk için yalanda, iftirada s›n›r tan›mad›klar›n› herkes bi-

Say› 88 13 30 Kas›m 2003


gençlik’den lir. ‹çine düfltükleri durumdan kurtulmak için, “islamc›lar› b›rak›n, devrimcilere bak›n” demek istiyorlar. Ony›llard›r hizSakarya ve Samsun’da, demokratik eylemlere kat›ld›klar› için ö¤renmet ettikleri faflizme, ciler hakk›nda, gençli¤in sorunlar›na sahip ç›kmamas› ve apolitikleflmekendilerini kulland›rma- yi kabullenmesi için soruflturmalar aç›l›yor. ya devam ediyorlar. Sakarya Gençlik Derne¤i 21 Kas›m günü düzenledi¤i bas›n aç›klaAdaletine, eylem an- mas› ile, AKP hükümeti ve polisin anayasal haklar› olan ö¤renim hakk›lay›fl›na yönelik karala- n› ellerinden almak istedi¤ini söyledi. 1 Ekim 2003 tarihinde TBMM'nin ma yapabilmek için bu- aç›l›fl gününde Türkiye'nin dört bir yan›ndan gelen Gençlik Derneklegüne kadar hiçbir f›rsat ri’ne üye ö¤rencilerin kat›ld›¤› eylemde yer ald›¤› için, üniversite yönetiele geçirememenin h›r- mi taraf›ndan, 15 günlük "ö¤rencilik haklar›ndan mahrumiyetle uzaklafls›yla daha fazla yalana t›rma" cezas› alan, Murat ALKAN’›n okudu¤u aç›klamada, bas›n aç›klabaflvurmaktan baflka ça- mas›na kat›lman›n suç say›ld›¤›n›n mevcut YÖK Disiplin Yönetmelireleri yok. Beyinlerinde ¤i’nde dahi olmad›¤›n›n alt› çizildi ve “tüm bask›lara ra¤men YÖK'e, hak, hukuk, adalet olma- tecrite karfl› mücadelemize devam edece¤iz” denildi. yan AKP islamc›lar› yaSamsun Gençlik Derne¤i de, bir aç›klama yaparak, polisin okul idalandan, riyadan baflka bir resine bask› yaparak, devrimci demokrat ö¤rencilere soruflturma açt›rfley bilmez. Tarihleri, em- d›¤› belirtildi ve “Üniversitelerin idaresi son uyum paketleri ile emniyet peryalizmin ve oligarfli- müdürlüklerine ba¤land› da bizim haberimiz mi yok?” diye soruldu. nin ç›karlar› için halk›n 6 Kas›m’da YÖK’ü ve tecriti protesto etti¤i için dernek baflkan› Dilber ve devrimcilerin kan›n› AYDIN’a “k›nama”, dernek yönetim kurulu üyeleri, Serkan DO⁄AN, dökmenin tarihidir. VahSerpil ASLAN ile Hüseyin AKTAfi’a “k›nama” ve dernek üyesi Nazire flet, adaletsizlik, kendileAYAT’a “1 hafta okuldan uzaklaflt›rma” cezalar›n›n verildi¤i belirtilen rinden olmayan herkes aç›klamada, “Üniversite yönetimi taraf›ndan verilen cezalar hukuk d›fl›hakk›nda katliam fetvad›r, geri çekilmelidir! Hemen sürmekte olan soruflturmalar durdurulmalar› vermek onlar›n gelel›, e¤itim hakk›m›z› gasp etmeye yönelik tüm bask›lara son verilmeline¤idir. Bizim de¤il! dir!” denildi. Do¤rudur, Erdo¤an’›n mada, sivil polislerin okula sokulasaltanat dü¤ününü ve  rak, ö¤rencilere s›kça kimlik sorma, tecriti protesto etmek kimlik bilgileri kaydetme gibi uygulaiçin, AKP il binas›n› bommalarla gençlik üzerinde bask› yarabalad›k. Antakya Gençlik Derne¤i ö¤rent›lmak istendi¤i belirtildi. Ayn› gün, Befliktafl cileri, 6 Kas›m eyleminde Özel GüSubay Lojmanlar›’na, 19 venlik Birimleri’nin silah s›karak ya- Salih Baran isimli ö¤rencinin polisin Aral›k hapishaneler katli- ratt›¤› terörü, 20 Kas›m günü düzensald›r›s›na u¤rad›¤›, yine Sinan Bayam›n›n hesab›n› sormak ledi¤i eylemle protesto etti. Arkeolokal ile Baran Bozkurt adl› ö¤rencileiçin iki bomba koyduk. ji Müzesi önünde yap›lan eylemde, rin ise tehdit edildi¤i dile getirilen aç›klamaya, Mersin Gençlik DerneVe, 10 A¤ustos 2003 ö¤rencilerin can güvenli¤inin buluntarihli, 310 No’lu aç›kla- mad›¤› belirtildi. Terör estiren ÖGB ¤i, Mersin Temel Haklar, ESP, SDP, mam›zla eylemleri üst- elemanlar› hakk›nda soruflturma DEHAP, EMEP ve ‹HD kat›ld›. aç›lmas› ve görevlerinden al›nmalar›lendik. Ama islamc› kafa bu- n›, ÖGB’lerin silahs›zland›r›lmalar›n›  Ahmet Kaya An›ld› nu da anlamaz. Hizbul- ve keyfi uygulamalara son verilmesini isteyen ö¤renciler bu konuda bafl- Kocaeli Gençlik Derne¤i, 19 Kas›m lah’›n hamisi polis bilir latt›klar› imza kampanyas›na herkesi günü düzenledi¤i bir etkinlikle, ölüama yalan haberden vazdestek olmaya ça¤›rd›lar. münün 3. y›l›nda Ahmet Kaya’y› angeçmez. Onlar bütün ifld›. ‹lkay Eser Tiyatrosu Yeni Meydan lerini alavere dalavere Sahnesi’nde gerçeklefltirilen etkinlik ile, aldatarak, yalan söyte derne¤in müzik grubu dinleti suleyerek yaparlar. Ne yap- Mersin Üniversitesi Ö¤rencileri, narken, Ahmet Kaya anlat›ld› ve sat›klar›n› savunma cüreti- 19 Kas›m günü düzenledikleri bas›n natç›y› anlatan belgesel gösterildi. ne sahiptirler, ne de söy- toplant›s› ile, üniversitedeki polis tefiiirlerin okundu¤u etkinli¤e 75 kifli lediklerini yapabilecek rörünü protesto ettiler. Güllü Taflk›inançlar› vard›r.” kat›ld›. ran isimli ö¤rencinin okudu¤u aç›kla-

AKP’nin Polisi ve YÖK’çüler Ö¤renim Hakk›m›z› Gasp ediyor

Say› 88 14 30 Kas›m 2003

ÖGB Terörü Protesto Edildi

Polis Terörü


Eylemleri Kim, Nas›l Kullanmak ‹stiyor? Sinagoglar ve ‹ngiliz hedeflerine yönelik eylemde, hayat›n› kaybeden insanlar›m›z›n ard›ndan gözyafl› döküyor görünen birçok kesim, timsah gözyafllar›n› silip, halk›m›z›n kan›n› nas›l kullanaca¤›n›n hesab›na bafllad›. Bir yandan, oligarfli içi kesimlerin çeliflkileri olay nezdinde ortaya ç›k›p çat›flmalara dönüflürken, öte yandan emperyalist cephe de eylemi kendi ç›kar›na kullanma hesaplar› yap›yor. Ancak hemen belirtelim ki, bu hesaplar eylemi yapanlar›n amaçlar›ndan ba¤›ms›z olarak düflünülmelidir, aksi, “bak demek ki eylemleri bunlar da yapm›fl olabilir” gibi ucuz ve bilimsellikten, örgüt ve mücadele gerçe¤inden yoksun her türlü komplo teorisinin zemini demektir ki, piyasada bolca bulunmaktad›r. Her eylemde yaflanabilir böyle bir durum, çeflitli kesimler, eylem kendine yönelik de olsa, baflka birine yönelik de olsa, kendi hesab›na kullanmak ister. Hele, adalet ölçüsü olmayan, halka zarar veren bir eylemse, bunun objektif koflullar› daha olgun demektir. Bu hesaplar›n ortaya ç›kard›¤› tabloya bakmadan önce, bu kesimlerin, ayn› zamanda bu ülkeyi yöneten, kurtar›c› gibi gösterilenler oldu¤unu unutmay›n. Nas›l bir riyakarl›k, iktidar kavgas›yla halk› aldat›yorlar görün.

ABD-‹srail-‹ngiltere Cephesi: Bush ve Blair, Irak iflgalinin ne kadar hakl› ve gerekli oldu¤unu kan›tlayan, “uluslararas› teröre karfl› savafl” ad›yla halklara karfl› sürdürdükleri savafl›n hakl›l›¤›n› do¤rulayan bir olay olarak kullanmak istemektedirler. Yaratt›klar› dünya düzeninin, iflgallerinin bir sonucu olarak ortaya ç›kan eylemlerde daha kaç insan›n öldü¤ü bile belli olmadan yapt›klar› aç›klamalar flöyleydi: BUSH 11 Eylül sonras› yapt›¤› aç›klamaya benzer, “teröristler özgür uluslar› demoralize etmeye, sindirmeye çal›fl›yorlar.” sözleriyle, 11 Eylül’ün ard›ndan bafllayan imparatorluk politikas›n› meflrulaflt›rmak isterken, Türkiye’yi “teröre karfl› savafl›n Irak’la birlikte ön cephesi oldu¤unu” söyledi. ‹ngiltere baflbakan› BLA‹R de, terör demagojisine sar›larak, “terörle uzlaflma olmaz. fiimdi tam kararl› ve teröristlerden daha çok istekli oldu¤umuzu göstermenin zaman›” dedi. ‹srail ise, Filistin direniflini k›rman›n, terör demagojisinin yeniden geçerlilik kazanmas›n›n he-

saplar›n› yapt›. Filistin’e destek verdi¤ini söyledi¤i ‹ran’› hemen “fail” ilan ederek bu amac›n› da gizlemedi. Özellikle Irak iflgali ile birlikte terör demagojisi tüm hükmünü yitirmifl, imparatorluk politikas› tüm dünya taraf›ndan görülür ve anlafl›l›r hale gelmifltir. ABD-‹ngiltere-‹srail cephesi, bu kan kayb›n› tazelemek, “terör” demagojisine güç katmak ve bu çerçevede yeni ittifaklar gelifltirmek isterken, ülkemizdeki tescilli Amerikanc›lar da bu çerçevede halk›n kafas›n› nas›l kar›flt›r›r›z, nas›l iflbirlikçili¤in flart ve do¤ru oldu¤unu anlat›r›z diye ç›rp›nmaktad›rlar. Bu arada Rusya lideri Putin de, Çeçenlere karfl› sald›r›lar›n› meflrulaflt›rmak için “Uluslararas› terörizme karfl› tüm ülkeler genifl bir iflbirli¤i bafllatmas› gerekti¤i” aç›klamalar›yla, eylemi kullanmak isteyenler kervan›na kat›ld›.

AB ve AB’ciler Cephesi: Avrupa Birli¤i, AKP iktidar›n›n Irak konusunda ortaya ç›kan, AB ile ABD aras›nda gidip gelme tavr›n› kendi cephesinde netlefltirmek istemektedir. Kimi AB çevrelerinde tart›fl›lan “sald›r› Avrupa’ya yap›lm›flt›r... fiimdi Türkiye’yi AB’ye almak için daha olumlu düflünmeliyiz” gibi aç›klamalar, ön cepheye sürülen “kurban”a ucu gösterilen “kemik”tir. Elbette bu, kemi¤i bekçi köpe¤inin önüne ataca¤› anlam›na gelmez. Emperyalizm, “komünizme karfl›” da Türkiye’yi ön cephede kullanm›flt›, bugün de yap›lmak istenen budur. AKP iktidar›n›n da bu konuda bir itiraz› yoktur. Ülkemizdeki AB’ciler ise, utanmazca, daha ilk günden “sald›r›lar AB’ye girmemizi h›zland›racak” teorileri yapt›, AB’nin “teröre karfl›” deste¤inin sözde kalmamas› gerekti¤ini, 2004 görüflmelerinde üyelik için tarih verilerek somutlanmas›n› dile getirdi. Ayn› zamanda bu kesimlerde, “eylemler bahane edilip AB’ye uyum süreci kesilecek” telafl› da yayg›n bir flekilde gündemlerindedir. Burjuva bas›n›n AB’ci köfle yazarlar›n›n tümü bu telafl› aç›k bir flekilde yans›tmakta, AB her derde deva oldu¤u için(!) “terörün AB’ye uyumda daha kararl› olunarak afl›laca¤›” uydurulmaktad›r. ‹kiyüzlüdürler, demokratikleflmeden sözederler ama, “AB’ye üyelik” bahanesiyle destekledikleri AKP iktidar›n›n iflbirlikçilik politikalar›n›n dökülen kandaki sorumlulu¤unu, Avrupa’n›n “yeflil kuflak” projelerinde islamc›lar› nas›l kullan›p gelifltirdi¤ini gizlemeye çal›flmaktad›rlar.

Genelkurmay Cephesi: Hizbullahlar’› gelifltiren as›l güç oldu¤unu, tarikatlar› nas›l kulland›klar›n›, cuntalar›na fleriatç› kesimleri nas›l

Say› 88 15 30 Kas›m 2003


destek gücü yap›p, karfl›l›¤›nda geliflmelerine izin verdiklerini unutturmak isteyen Genelkurmay, AKP’ye karfl› mevzi kazanmak istemektedir. “Laikleri” de bu yönüyle kullanmaktad›r.

AKP-‹slamc› Cephe: “‹slamda terör yok-

Say› 88 16 30 Kas›m 2003

tur” diye ç›rp›nan AKP, Çiçek’in AB’ye yönelik “kimi ülkeler timsah gözyafllar› döküyor, terörü koruyorlar” aç›klamas›nda da görüldü¤ü gibi, bu vesileyle devrimci ve Kürt milliyetçi hareketi nas›l yok ederiz hesab› yapmaktad›r. fiovenistli¤i ve anti-komünistli¤i tescilli AKP, bu yolla hem zihniyetine uygun davranmakta, hem de dökülen kandaki sorumlulu¤unu unutturmak, tart›flt›rmamak istemektedir. Öte yandan “islami terör” diye AKP’ye yüklenen, “terörün ad›n› koy” diye bast›ran laik kesimlere karfl› kendince bir manevra alan› açmaya çal›flmaktad›r. Ne kadar çok terör demagojisi yaparlarsa, ne kadar çok devrimciyi, yurtseveri katlederlerse, iflbirlikçilikten, Hizbullahlar’› ba¤r›nda tafl›d›¤›ndan gelen sorumlulu¤unu örtbas edece¤i hesab› yapmaktad›r AKP. ‹stanbul’daki eylemleri soran gazetecilere, hükümet sözcüsü Çiçek’in, “bugün Bingöl’de 14 teröristi (KADEK gerillalar›n› kastederek) öldürdük, terörle mücadelede kararl›y›z” cevab› vermesi, bu politika ve zihniyetin sonucudur. Ancak, iflbirlikçilik eylemlerle birlikte gizlenemez flekilde ortaya ç›km›flt›r. Do¤rudur bu yan›yla AKP de hedef olmufltur. Ama ne “ekonomiyi düzeltti¤i, istikrar› sa¤lad›¤›” yalan› ne-

deniyle, ne de “model islami ülke” oldu¤undan; en baflta ‹srail ve Amerikan iflbirlikçili¤inden dolay› hedef olmufltur. AKP mazlum de¤il, katildir.

‘Laikler’ Cephesi: Temelde Genelkurmay’a paralel politika yapan bu kesimler, “islami terör” üzerinden AKP’yi vurmaya, genel olarak islamc› kesime yönelik 28 fiubat benzeri bir süreci bafllatabilir miyiz hesab› yapmaktad›r. Hizbullah’› yaratan ve koruyanlar›n AKP’de oldu¤unu, sola karfl› y›llarca kullan›ld›klar›n› söylerken, her ne kadar bir do¤ruyu dile getirseler de, ayn› Hizbullah’›n J‹TEM’in himayesinde oldu¤unu, ordunun islamc›lar› halka karfl› savafl›nda kulland›¤› gerçe¤inin üzerine hiç u¤ramayarak tam bir açmaz yaflamaktad›rlar. Susurlukçu Cephe: “Güvenlik” söylemiyle, “daha fazla bask›, yasak, terör” isteyen bu kesimler, eylemin hemen ard›ndan A¤arlar’›, Tantanlar’› piyasaya sürdüler. Burjuva bas›nda, kimisi aç›ktan, kimisi daha utangaçça, onlara olan ihtiyaca vurgu yapmakta, “Teröre karfl› yumuflan›ld› böyle oldu... polisi zaafa u¤ratan yasa varsa, yenileri ç›kar›lmal›...” A¤arlar dökülen kan üzerinde gemilerinin yüzece¤i günü flimdi daha yak›ndan hayal etmeye bafllam›flt›r. Polis ise, “AB’ye uyum” oyununda k›s›tlanan kimi yetkilerini bu vesileyle yeniden ele geçirmeye çal›flmaktad›r. Tüm bu kesimler, gerçek suçlular› gizleyen ve gizlenmesine hizmet edenlerdir... ‹srail Siyonizmidir.” denildi. Neden ülkemizin hedef seçildi¤ine iliflkinse, AKP iktidar›n›n iflbirlikçilik politikas› olarak belirtildi. Kat›lanlar›n ayr› ayr› görüfllerini dile getirdi¤i toplant›da, ba¤›ms›z ve demokratik Türkiye talebiyle mücadelenin yükseltilmesi ça¤r›s› yap›ld›. *** Bir baflka eylem de Elaz›¤’dayd›. Elaz›¤ Temel Haklar 20 Kas›m’da Postane Meydan›’nda yapt›¤› eylemde, "SALDIRILARIN SORUMLUSU EMPERYAL‹STLER VE ‹fiB‹RL‹KÇ‹LER‹D‹R" yaz›l› dövizleri ile gerçek suçlular›n adresini gösterdi. *** Ayr›ca, ‹stanbul Gençlik Dernekli Ö¤renciler, Samsun, Kocaeli ve Bahçelievler Temel Haklar yapt›klar› yaz›l› aç›klamalarla, “As›l sorumlular, halklar› katleden ve terör demagojileri yapan emperyalistler ve iflbirlikçilerdir” dediler ve AKP'nin iflbirlikçili¤inin diyetini Türkiye halklar›n›n ödedi¤ini belirttiler.

Gerçekleri Devrimciler Söylüyor Devrimciler, düzenledikleri panel ve eylemlerle, yapt›klar› aç›klamalarla, gerçek suçlular›n kimler oldu¤unu hayk›rd›lar. Bunlardan biri, Temel Haklar taraf›ndan 23 Kas›m günü düzenlenen bas›n toplant›s›yd›. Dernek binas›nda yap›lan toplant›ya Temel Haklar’dan fiadi Özpolat, TAYAD Baflkan› Tekin Tangün, Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›ndan Behiç Aflç› ve flair Ruhan Mavruk kat›ld›. Yap›lan aç›klamada, “Ülkemizi savafl alan›na çevirenler, ‹srail'in Filistin iflgaline destek veren, ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak iflgaline destek veren iflbirlikçi oligarfli ve Ortado¤u'yu kana bulayan, iflgal eden ABD, ‹ngiliz emperyalizmi ve


Temel Haklar’dan KÜBA Paneli

Küba, Ba¤›ms›zl›k ve Onurdur Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 23 Kas›m günü Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde Küba'yla Dayan›flma Paneli düzenledi. Mehmet Göçebe'nin yönetti¤i panele konuflmac› olarak Temel Haklar'dan fiadi Özpolat, flair Ruhan Mavruk, HHB avukatlar›ndan Behiç Aflç› kat›ld›. Mehmet Göçebe’nin, "Küba sosyalist oldu¤u için y›k›lmak isteniyor. Bu yüzden dayan›flmak zorunday›z” sözleriyle bafllayan panelde ilk sözü, Behiç Aflç› ald›. “Küba'da devrimden bu yana ne de¤iflti?” sorusunu e¤itimden, sa¤l›¤a, kültürden, sosyal alana, ekonomiden günlük yaflama kadar somut örneklerle cevaplayan Aflç›, Küba’da halk›n yönetime kat›l›m›n›n en güzel demokrasi örne¤i oldu¤unu dile getirdi. Daha sonra söz alan flair Ruhan Mavruk ise, Küba’da sosyalizmin kültür-sanata neler getirdi¤ini, yeni insan›n, sosyalist insan›n nas›l yarat›ld›¤›n› anlatt›.

Sosyalizm Yaflayacak! Amerika’n›n Küba'daki rejimi neden y›kmak istedi¤i sorusunu cevapland›ran fiadi Özpolat, Küba’n›n, ABD'nin burnunun dibinde sosyalizmin ya-

flat›labilece¤inin örne¤i oldu¤unu, onunla birlikte Kuzey Kore’nin sosyalist sisteminin de dünya halklar›na “kötü örnek” oldu¤u için y›k›lmak istendi¤ini belirtti. Fidel’in “ba¤›ms›zl›¤› kaybetmektense aday› bat›r›r›z” sözünü hat›rlatan Özpolat, bunun bir lider için kendi halk›na olan büyük bir güvenin ifadesi oldu¤unun alt›n› çizerek, böyle bir güvenin ancak adaletin, eflitli¤in oldu¤u bir ülkede mümkün olabilece¤ini söyledi. Özpolat, ‹stanbul’da yaflanan son eylemlere de de¤inerek, ba¤›ms›z bir ülke olmaman›n onursuzlu¤unun sonucu oldu¤unu belirtti ve Küba’y› örnek vererek, “ba¤›ms›z, bafl› dik, onurlu bir ülke olmak için örgütlenmeli, mücadele etmeliyiz” ça¤r›s› yapt›. 200 kiflinin izledi¤i panel izleyicilerden gelen sorular›n cevaplanmas›n›n ard›ndan sona erdi.

KOCAEL‹ TEMEL HAKLAR AÇILIfiINA YO⁄UN ‹LG‹

Kararl› Bir Mücadele Anlay›fl› 5 Kas›m 2003 tarihinde tüzel kiflili¤ine kavuflan Kocaeli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 22 Kas›m günü düzenledi¤i aç›l›flla kuruluflunu kamuoyuna duyurdu. Belediye baflkanlar›ndan siyasi partilere, meslek odalar›, iflçi ve memur sendikalar›ndan demokratik kitle örgütlerine, çok say›da kifli ve kurum yönetici ve üyelerinin kat›ld›¤› aç›l›flta, kentte hak ve özgürlükler mücadelesinde yeni bir mevzinin aç›lmas›n›n coflkusu vard›.

Kat›l›m›n yo¤un olmas› nedeniyle caddede yap›lan aç›l›fl toplant›s›nda konuflan dernek baflkan› Y›lmaz fien, ‹stanbul’daki eylemleri de¤erlendirdikten sonra, derne¤in amaçlar›n› anlat›. "Derne¤imiz yaflam›n tüm alanlar›nda karfl›lafl›labilen her türlü soruna karfl› mücadele edecektir.” diyen fien, mücadele anlay›fl›n› da, “ülke gerçe¤inden hareketle icazetçilikten uzak, kararl› bir mücadele anlay›fl›yla yürüyece¤iz” sözleriyle ifade etti. fien, konuflmas›na “ça¤r›m›z bu mücadeleye inanan dürüst namuslu herkesedir" sözleriyle son verdi. ‹lk üye kay›tlar›n› da yap›ld›¤› aç›l›flta Ramazan nedeniyle ikramda bulunulmazken, aç›l›fla kat›lan 200’den fazla kifliye karanfiller da¤›t›ld›.

Yozlaflmaya Karfl› ‹mza Kampanyas› Dersim: K›sa bir süre önce çal›flmalar›na bafllayan ve aralar›nda Tunceli Temel Haklar Kad›n Komisyonu'nun da bulundu¤u, Tunceli ‹l Kad›n Platformu, yozlaflmaya, fuhufla ve birahanelere karfl› bir imza kampanyas› bafllatt›. Kampanya çerçevesinde flehir merkezinde aç›lan imza stand›na gelenlere bu konuda bilgiler de verilirken, "Yozlaflmaya Fuhufla Birahanelere Hay›r", "Birahaneler Batakhanedir Dersimde Batakhane ‹stemiyoruz" yaz›l› dövizlerin as›ld›¤› stand 3 Aral›k gününe kadar aç›k kalacak.

Say› 88 17 30 Kas›m 2003


Katledilen Yak›nlar›n›n Cesetlerini, Hücre Hücre Eriyen Bedenlerini Düflünerek Bayram› Karfl›layan Analar, Babalar, Efller, Kardefller Gördünüz Mü Hiç?

ABD‹ ‹PEKÇ‹ PARKI’NA G‹D‹N VE GÖRÜN! Hava ayaz. So¤uktan korunabilecekleri bir naylon çad›r bile çok görüldü onlara. Çad›r kurdular diye gözalt›na al›nd›lar, iflkenceler gördüler. Direniflin atefliyle ›s›nd›lar günler boyu. AKP lideri bayram kutlamas› flovlar› yaparken, onlar yine zulmü hayk›r›yorlard› baflbakanl›¤›n birkaç yüz metre ötesindeki Abdi ‹pekçi’den.

Say› 88 18 30 Kas›m 2003

Yalan! Zalimin bayram› kutsal olamaz, zulüm alt›ndakilerin ne bayramda, ne dü¤ünde yüzü gülemez! 80 gündür baflvurmad›klar› yetkili, çalmad›klar› kap› kalmad›. “Kap›m›z adalet kap›s›d›r” diye yalanlar uyduran Cemil Çiçek’in kap›lar› yüzlerine kapand›, içeriden “Avrupa onaylad› daha niye itiraz ediyorsunuz” diyen, iflbirlikçi bir Avrupa memurunun sat›rlar› çarpt› yüzlerine. Bayram gününde de, 80 gündür onlar› yaln›z b›rakmayanlar vard› yine. Ve yine yaln›z b›rakanlar yoktular. “Bayram mutluluk, kardefllik getirir” derler. Onlar diri diri yak›lan yak›nlar›n›n kül olmufl bedenlerini düflünürken nas›l mutlu olacaklar? Hücre hücre eriyen evlatlar›n›n, derisinin alt›ndan f›rlam›fl kemiklerinin görüntüleri gözlerinden hiç silinmezken, nas›l bayram yapacaklar? Tecriti sürdürerek, iflkenceye ve katletmeye devam eden AKP’nin riyakar islamc›lar› ile mi kardefl olacaklar?

Zulüm Alt›nda 4 Ramazan Bayram› 26 Kas›m günü bir bas›n aç›klamas› düzenleyen TAYAD’l› Aileler, bayramda, iktidara ve AKP’li milletvekillerine, “biz bayram› ölümle, tecrit iflkencesiyle karfl›larken, Ramazan’›n›z ‘mübarek’ olacak m›?” diye seslenen TAYAD’l›lar flöyle dediler: “Bugün bayram. Sizler evlerinizde çocuklarınızla bir arada bayramı geçiriyorsunuz. Bize sadece mezarları layık gördünüz. Bizler çocuklarımızın hayatından kaygı duyarak yaflıyor, görüfl

günlerinde iflkence yapılmıfl bedenlerine flahit oluyoruz. Bir anne, baba, bir tutsak yakını, bir insan olarak yaflayabilece¤imiz en kötü fleyleri yaflatıyorsunuz bizlere.” F tipi hapishanelere geçiflin, binlerce tutsa¤›n tecrite konulmas›n›n üzerinden 4 Ramazan Bayram› geçti¤ini hat›rlatan aileler, “ölümler devam ediyor” dediler. Açl›k grevindeki TAYAD’l›lardan Bülent Özdemir’in okudu¤u aç›klamada, Türkiye’nin ba¤›ms›z ve halk›n da özgür olaca¤› günler dile¤inde bulunularak, “Bizler bu bayramda da ‘tecriti kald›r›n, çünkü tecrit öldürüyor’ diye taleplerimizi dile getirmekten vazgeçmiyoruz.”

Direniflin Her Aflamas›nda Onlar›n Sesini Duyacaks›n›z 19 Kas›m; 20 Ekim 2000’de bafllayan açl›k grevinin, iktidar›n tecritte, F tiplerinde ›srar etmesi üzerine, ölüm orucuna dönüfltürüldü¤ü gündür. Parktaki TAYAD’l› Aileler 20 Kas›m günü düzenledikleri bas›n aç›klamas› ile, hem depremin y›ldönümünde depremzedelerin sorunlar›n›n çözülmemesini, hem de tecritle katletme ve iflkence politikas›n›n iktidar taraf›ndan sürdürüldü¤ünü dile getirdiler. TAYAD’l› Aileler ad›na konuflan Bülent Özdemir, “Tecriti yok sayan iktidar sahipleri çözüm bulmamakta ›srar etmektedir. AKP tecriti kald›rmak ve çözüm getirmek yerine yasa tasar›lar› ile bir yandan tecrit koflullar›n› a¤›rlaflt›rmaya devam ediyor, di¤er taraftan ailelere sald›r›yor” dedi. So¤ukta bafllar›n› sokabilecek bir çad›r›n bile verilmeyip, so¤u¤un iflkenceye dönüfltürüldü¤ünü ve demokratik eylemlerinden vazgeçirme amaçl› kendilerine karfl› kullan›lmak istendi¤ini belirten Özdemir, “ölüm orucu 10. ekipler de ölüme gidiyor. Tecrit kalkana kadar mücadelemize tavizsiz devam edece¤iz” dedi.


HÜCRELERDEN

Ölüm Orucu Sürüyor! Gültekin Koç Ölüm Orucu Ekibi (10. Ekip) direniflçisi olarak direnifl bayra¤›n› tafl›yan tutsaklar flunlard›r:

Selami Kurnaz, Vedat Düflküner (Tekirda¤ F Tipi) Muharrem Karademir (Kand›ra F Tipi) Hüseyin Çukurluöz, Bekir Baturu (Sincan F Tipi)

emperyalizmin ve oligarflinin hücrelerine karfl› direniflte

4. y›l

Selma Kubat (Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevi) Raziye Karabulut (Kütahya Kapal› Hapishanesi) Günay Ö¤rener (Uflak Hapishanesi)

Tecrite Karfl› Ortak Mücadele -Sadece Türkiye’de de¤il tüm dünyada-

F tiplerinin, tecriti esas alan hapishanelerin ilk örne¤i olmad›¤› biliniyor. Almanya’dan ‹ngiltere’ye Avrupa ülkelerinde, Amerika’da, emperyalizmin birçok yeni-sömürge ülkesinde geçmiflte uygulanan ve birço¤unda halen uygulamada olan bir sistemdir. Ancak, kuflkusuz en çarp›c› sonuçlar›n› Türkiye’de vermifltir. Yine kuflkusuz ki, tecrit hücrelerine karfl› en büyük ve uzun süreli direnifl de ülkemizdedir. Denilebilir ki, devrimci mücadelenin oldu¤u, halk›n muhalefetinin geliflti¤i her ülkede ad›m ad›m gündeme getirilmifl, irili ufakl› direnifller yaflanm›fl olsa da, esas olarak Türkiye’de kayaya çarpm›flt›r. Tecrit emperyalizmin politikas›d›r. Amerikan imparatorlu¤unun muhalif ülkeleri, halklar›, ezilenlerin örgütlerini teslim alma amaçl› politikalar›ndan ba¤›ms›z ele almak, yap›lacak tespitlerde, al›nacak tav›rda da yanl›fl sonuçlara ulafl›lmas›n›n, en az›ndan bir yan›n›n eksik kalmas›n›n bafltan zeminini oluflturacakt›r. Tecrit, emperyalizmin iflgallerinden, tehditlerinden, siyasi ve ekonomik yapt›r›mlar›ndan ba¤›ms›z de¤il, ayn› hedefe yöneliktir. ‹flte bu gerçek, tecrite karfl› mücadelede, baflta tecritle yokedilmek istenen, as›l hedef olan devrimciler olmak üzere, muhalif güçlerin, hukukçular›n, bilim insanlar›n›n, emperyalist devletlerin yörüngesinde olmayan insan haklar› kurulufllar›n›n, anti-emperyalistlerin, emperyalizmin küreselleflme politikalar›na karfl› ç›kanlar›n ortak mücadelesi olmal›d›r. Bu ortakl›¤›, sadece ülkemizdeki örgütlenmeler için de¤il, tüm dünyan›n ilerici güçleri için ifade etti¤imizin alt› yeniden çizilmelidir.

Emperyalizmin tecrit politikas›n›n kayaya çarpt›¤› ülkemiz, politikan›n geri püskürtülmesi için de muazzam bir avantaj› beraberinde getirmektedir. 107 flehit verilerek süren direnifl, efli görülmedik bir kararl›l›¤› dosta ve düflmana kan›tlam›flt›r. fiu ana kadar duyars›zl›k (istisnalar› d›fl›nda) buna elvermemifl olsa da, halen bu olanak mevcuttur. Hatta, emperyalist politikalar›n dünya halklar›n›n gözünde üst boyutta teflhir oldu¤u, bir çok yerde emperyalizme karfl› direnifllerin geliflti¤i bugünkü ülkemiz ve dünya koflullar›nda daha da fazla mevcuttur denilebilir. Elbette bu mücadelenin içinde, Avrupac›lar ve Amerikanca düflünüp konuflanlar›n yer almas› zordur. Hak ve özgürlükleri Avrupa’dan, Amerika’dan bekleyenler, ya hiçbir demagojiye sar›lmadan tecritin sahibi Avrupa’ya da tav›r alacak, hak ve özgürlükler mücadelesinde samimiyetini ortaya koyacak, ya da bu mücadelenin d›fl›nda kalarak, tecritin do¤rudan ve dolayl› destekçisi durumunda olacakt›r. Tecrite karfl› uluslararas› mücadeleye, sadece ilerici güçlerin enternasyonalist dayan›flmas› olarak bak›lmamal›d›r, sorun herkesindir. Bugün hapishanelerde tecritte olmayanlar yar›n olabilece¤i gibi, ayn› politikan›n d›flar›ya yans›yan sonuçlar›yla karfl› karfl›ya olduklar› kesindir. Uluslararas› Tecritle Mücadele Platformu’nun düzenleyece¤i ‘Uluslararas› Tecritle Mücadele Günleri’, tecrite karfl› ortak mücadelenin de bir zeminidir. Onlarca ülkeden, birçok kurum ve kifli bu bilinçle etkinliklerde yer alacaklar. Peki tecrite karfl› ortak mücadeleye flu ya da bu platformda, ya da kendi etkinlikleri ile, kat›lmayanlar, neden kat›lmad›klar›n›n bilincinde mi?

Say› 88 19 30 Kas›m 2003


TAYAD’l› Aileler Afyon’daki Faflist Sald›r›da Afyon Halk›n› Ayd›nlatmaya Devam Ediyor

Ahmet Sarl›k'a Aç›k Mektup

Say› 88 20 30 Kas›m 2003

Hat›rlanaca¤› gibi, TAYAD'l›lar Temmuz ay›nda tecrite karfl› toplanan imzalar› Ankara’ya ulaflt›rmak için yola ç›km›fl ve 27 Temmuz’da Afyon’da polislerin yönlendirdi¤i MHP’li faflistlerin sald›r›s›na u¤ram›flt›. Afyon halk›na yönelik bir aç›klama yay›nlayan TAYAD'l› Aileler, yaflananlar›, faflistlerin nas›l kullan›ld›¤›n› detayl› olarak anlatm›fl, konu Afyon yerel bas›n›nda da yer alm›flt›. T›pk› faflist sald›r›da oldu¤u gibi, bu aç›klamaya yönelik de, TAYAD'l› Aileler’e devlet kafas›yla sald›ranlar oldu. Bunlardan biri de Afyon yerel Odak Gazetesi ve yazar› Ahmet Sarl›k idi. TAYAD'l› Aileler, kendisinin gündeme getirdi¤i, yerel televizyonda aç›k oturum yapma, tart›flma teklifini uzun süre yerine getirmesi için bekledi. 12 A¤ustos 2003 tarihli “imzas›z aç›klama” bafll›kl› köfle yaz›s› ile TAYAD’l›lara sald›ran, kuflku, flaibe yaratmaya çal›flan Sarl›k’›n sözünü tutmamas›, oyalama, geçifltirme yoluna gitmesi üzerine, “Ahmet Sarl›k'a Aç›k Mektup” bafll›kl› bir aç›klama yay›nlad›lar. TAYAD'l›lar›n, gerçekleri anlatma, halk› bu noktada bilinçlendirme konusundaki ›srar›na örnek teflkil eden bu aç›klamas›n›, özetleyerek yay›nl›yoruz. ***

Ahmet Sarl›k'a Aç›k Mektup... Afyon'da yay›nlanan Odak Gazetesi'nin 12 A¤ustos 2003 tarihli nüshas›nda "Biz Bize" köflesinde "‹mzas›z Aç›klama" bafll›kl› imzan›z› tafl›yan bir yaz› yay›nland›. 1- Yaz›n›za "imzas›z aç›klama" bafll›¤›n› koyarak, "nereden geldi¤i belli olmayan" ifadesiyle aç›klamam›z hakk›nda kuflku, flaibe yaratmaya çal›flt›n›z. Aç›klaman›n bir imzas› vard›. "TAYAD'l› Aileler" imzas› y›llard›r kullan›l›r, bu imzalar›yla tan›n›r, bilinirler. Bu imzayla gerçeklefltirilen onlarca etkinlik, binlerce bas›n aç›klamas› ve ç›kar›lm›fl pek çok yay›n vard›r. ‹kincisi ad›yla, adresiyle, telefon numaralar›yla bu aç›klaman›n nereden geldi¤i bellidir. 2- Ve bu yalana ba¤l› kurgu devam ediyor. Diyorsunuz ki; "Kim veya kimler taraf›ndan kaleme al›nd›¤› belli olmayan bu aç›klamay› haber olarak de¤erlendirmedik." Neredeyse yaz›n›z›n yar›s›n› neden bu aç›klamay› gazetenizde yay›nlamad›¤›n›z› anlatmaya

çal›flm›fls›n›z. Belli ki çok zorlanm›fls›n›z. Bu kadar zorlanman›za gerek yoktu. Gazeteciler de taraf olabilir. Bu çok da do¤ald›r. Ama bunu aç›k yüreklilikle söyleyemiyorsunuz. Do¤ruyu söyleyin. Deyin ki, bu aç›klama 27 Temmuz'da Afyon'da olup bitenleri gözler önüne seriyordu, TAYAD'l›lar›n hiç de birilerinin çarp›tmaya çal›flt›¤› gibi "bölücü" ya da "PKK’l›" olmad›¤›n›, kim olduklar›n› ne için mücadele ettiklerini anlat›yordu ve bu iflimize gelmedi. Evet gerçek budur. 3- Yaz›n›zda diyorsunuz ki, "AK Parti, CHP ve Saadet Partisi’nden görüflmek için randevu ald›¤›n›z› belirtiyorsunuz. ‹l Baflkanlar› baflta olmak üzere Merkez ‹lçe Baflkanlar›yla da görüfltüm. Hiçbiriside randevu vermediklerini söylüyorlar." Tarafs›z ve gerçekçi haber yapmak isteyen bir gazeteci oldu¤unuzu düflünseydik hak verebilirdik. Ancak bu durumda partilerin yöneticilerine sorup sormad›¤›n›z› bile flüpheyle karfl›l›yoruz. TAYAD'l›lar Afyon'a gelmeden önce CHP Merkez ‹lçe Baflkan› Ramazan Akgöz ile Saadet Partisi'nden Gençlik Kollar› Baflkan› Ali Hazer ile görüflülmüfl ve randevu al›nm›flt›r. Randevu günü ve saati 27 Temmuz Pazar günü saat 16.00'd›r. AKP Afyon il yöneticileriyle görüflülmüfl ve randevu al›nm›flt›r. AKP'liler, "Kap›m›z herkese ve size her zaman aç›k hatta normalde pazar günleri kapal›y›z ama sizin için açaca¤›z" demifllerdir. 4- Devam ediyorsunuz: "TAYAD üyeleri hak ararlarken neden PKK 'y› simgeleyen zafer iflaretleri yapm›fllard›r? PKK'ya en fazla flehit veren Afyon ilinin insan›n› tahrik etmez mi? Aç›klaman›n bir bölümünde Afyon halk›na "Faflist" damgas› vurmuflsunuz." Düfltü¤ünüz durumu görüyor musunuz? Bir taraftan "tarafs›z" görünmeye çal›fl›yor di¤er yandan bize ait olmayan sözleri bizim yerimize söyleyerek bizi suçlamaya ve Afyon halk›n› k›flk›rtmaya devam ediyorsunuz. PKK'y› simgeleyen iflaretler yap›lm›fl da vs... Polis de, "PKK sloganlar› at›ld›, Apo sloganlar› at›ld›" dedi. Bütün bunlar›n do¤ru olmad›¤›n› bilmiyor musunuz? Biz tüm Afyon halk›na yapt›¤›m›z aç›klamada çok aç›k söyledik, tüm TV kameralar›n›n önünde olan bir olay bu. Ama sorun bu de¤ildir. Hak ve özgürlük mücadelesi yürütenlere yönelik sald›r›lara meflruiyet yaratman›n klasik ve baya¤›laflm›fl numaralar›d›r bunlar. Memur hakk›n› m› ar›yor. Tamam bu terörist de sald›r. ‹flçi hakk›n› m› ar›yor, bölücü de sald›r. Gençlik paras›z e¤itim


hakk› m› istiyor, PKK'l› de sald›r... Depremden sonra çad›r isteyen halk bile terörist ilan edilmedi mi? Bolu'da, Bingöl'de çad›r isteyen, ma¤duriyetlerinin giderilmesini isteyen insanlar tokatlanmad› m›, kitleleler üzerine atefl aç›lmad› m›? Neden bahsediyorsunuz. Kim ö¤retiyor bunlar› size? Amerika ö¤retiyor. Bak›n Afganistan'a sald›rmadan önce ne yapt› Amerika? Afganistan'› terörist ilan etti ve buray› bombalarken sözde milliyetçi-islamc› kesimlerle iflbirli¤i yapt›... ‹kincisi, diyorsunuz ki "Afyon halk›na faflist damgas› vurmuflsunuz". Ne diyelim diyecek söz bulam›yoruz. Halk deyimiyle, "Allah kuru iftiradan saklas›n" deyip geçiyoruz. Bu ülkenin ba¤›ms›zl›¤› ve kurtuluflu u¤runa düflen flehitler bizim flehitlerimizdir. Bütün halklar›n flehitleridir. Asla bu flehitlerin birileri taraf›ndan kendi ç›karlar› için kullan›lmas›na izin vermeyece¤iz. fiehitleri sahiplenmek, insanlar›m›z›n al›nterini sömüren, zenginliklerimizi talan eden emperyalistlere karfl› Amerika'ya, Avrupa'ya ve iflbirlikçilerine karfl› mücadele etmektir. 5- "Bugüne kadar cezaevlerinde 107 flehit ile 500 sakat verdi¤inizi her tarafa ba¤›r›p duruyorsunuz." demiflsiniz. Kendisine gazeteciyim diyen birisinin uslubu böyle olamaz. Bu sat›rlar asl›nda sizi ele veren sat›rlard›r. Sizin olaya yaklafl›m›n›z› ortaya koyan sat›rlard›r. Siyasi tercihleriniz ve kiflilik yap›n›zla ilgilidir. (...) 7- Ve say›n Sarl›k, " Hala haks›zl›¤a u¤rad›¤›n›z› iddia ediyorsan›z sizinle istedi¤iniz zaman ER-TV'de aç›k oturum yapmaya haz›r›z." demifl-

tiniz yaz›n›z›n sonunda. Biz tüm samimiyetimizle bu teklifinize yaz›n›zdan haberimiz olur olmaz "evet" dedik. Çünkü hakl›yd›k, haks›zl›¤a u¤rad›¤›m›z› düflünüyorduk, gerçekleri çarp›tt›¤›n›z› düflünüyorduk, bütün bunlar› yüz yüze, tüm Afyon halk›n›n gözleri önünde tart›flmak istedik. Size üç kez, evet tam üç kez yaz›l› olarak ilettik talebimizi. Bir yanl›fll›k olmas›n, bir aksakl›k olmas›n diye ayr›ca telefon aç›p sorduk bu yaz›lar›m›z›n elinize geçip geçmedi¤ini. Geçti¤ini söylediniz. Ve her seferinde tamam yapaca¤›z diye oyalay›p durdunuz. Tam dört ay geçti ve sizden bir cevap alamad›k. Tart›flmaktan kaçt›n›z. Düflüncelerimizi aç›klamam›zdan, gerçekleri söylememizden korktunuz. Bizim aln›m›z aç›k. Bafl›m›z hep dik oldu. Yalan dolan bilmeyiz. Laf› doland›rmaktan da anlamay›z. Bizim için söz namustur. fiimdiye kadar yapt›¤›m›z her fleyi savunduk, savundu¤umuz her fleyi yapt›k. Zulme karfl› boyun e¤medik, güçlünün yan›nda olmad›k. Mazlumlardan ve hakl›dan yana olduk hep. En büyük gücümüz hakl›l›¤›m›z oldu bizim. Haks›z olan hiçbir fleyin içine girmedik, desteklemedik... Bir blöf yapt›n›z. Nas›l olsa duymazlar, görmezler ben de "hodri meydan" diyeyim dediniz ama yan›ld›n›z. Sonuç olarak size söyleyece¤imiz fludur, gazetecinin kalemi do¤rular› yazmal›d›r, hakl›dan yana olmal›d›r, araflt›ran, soruflturan gerçekleri a盤a ç›karan olmal›d›r.

Tekin Tangün (Marmara TAYAD Yön. Kur. Bflk)

ULUSLARARASI TECR‹TLE MÜCADELE GÜNLER‹ ULUSLARARASI TECR‹TLE MÜCADELE PLATFORMU, 19-22 Aral›k günlerinde düzenlenecek, ‘Uluslararas› Tecritle Mücadele Günleri’ne iliflkin program›n› aç›klad›. 19-22 Aral›k’ta Floransa’da yap›lacak sempozyumda, Siyasi tutsakl›k ve hapishaneler direnifli, tecrit hapishaneleri uygulamalar›, tecrit uygulamalar›n›n boyutlar›, tecrite karfl› mücadelenin globallefltirilmesi ve ölüm orucu konular› çeflitli boyutlar›yla ele al›nacak. Sempozyuma, tüm dünya tutsak örgütlerinin, tutsak aileleri örgütlenmelerinin, insan haklar› kurulufllar›n›n, parlamento içi ve d›fl› legal ya da illegal siyasi örgütlenmelerin, eski tutsaklar›n, toplumsal mücadele içinde yer alan ayd›n ve sanatç›lardan, tecritin hukuki ve bilimsel boyutlar›na duyarl› bilim ve hukuk insanlar›ndan kat›l›m› hedeflenirken, ‹talya,

Lübnan, Filistin, BASK, Küba, ‹spanya, Almanya, ‹rlanda, Azarbeycan, Fransa gibi ülkelerden çok say›da tan›nm›fl kifli ve kurulufllar›n kat›l›m› kesinleflmifl

durumda. Sempozyum d›fl›nda, 19-22 Aral›k günlerinde özellikle Fransa, Bask Ülkesi, ‹rlanda, Türkiye, ABD, Almanya vb. onlarca ülkede açl›k grevlerinin düzenlenmesinin yan›s›ra, 21 Aral›k günü de uluslaras› kat›l›mla bir gece gerçekefltirilecek. Geceye Türkiye’den Grup Yorum kat›l›rken, ‹rlanda’dan Pol Macadaim, ‹talya’dan ise Fiati Sprecati ve Sicurtube kat›lacak. Parlamentolar, elçilikler önünde gösterilerin düzenlenmesinin de yer ald›¤› programda, “‹çerideki Biz Kampanyas›” çerçevesinde de ulusalararas› boyutta tutsaklarla bir yaz›flma ve iletiflim a¤› kurulmas› ve süreklilefltirilmesi de yer al›yor. ‹letiflim ‹çin: isolation@post.com Tel: 00.32.2.230.08.66

Say› 88 21 30 Kas›m 2003


Devrimci Sol Ana Davas›

Devrimci Sol Ana Davas› Tutsaklar›:

Hakl›y›z Kazanaca¤›z

“Cuntay› Yarg›lad›¤›m›zda Bu Dava Zaten Bitmiflti”

23 y›l süren ve kay›p dosyalar nedeniyle Yarg›tay’›n dahi ne yapaca¤›n› bilmedi¤i Devrimci Sol Davas›’nda yaflanan hukuksuzlu¤un en yak›n tan›klar› kuflkusuz yarg›lanan devrimcilerdir. Onlardan ikisi, Nejla Can ve Mehmet Do¤an ile görüfltük. Dava hangi koflullarda aç›ld›? Nas›l yarg›land›lar? Neler yaflad›lar? Ve hukuk rezaletine ne diyorlar? Tüm bu sorular› yönelttik. MEHMET DO⁄AN ANLATIYOR:

Bu Dava, Örgütlü Mücadeleye Sald›r›yd›

Say› 88 22 30 Kas›m 2003

Devrimci Sol Ana Davas›, 12 Eylül faflist cuntas›n›n halk› sindirip teslim alma politikalar›n›n bir sonucu olarak aç›ld›. Partilerin, derneklerin, sendikalar›n, tüm halk örgütlerinin kapat›ld›¤›, binlerce insan›n sorgusuz sualsiz iflkencehanelere tafl›nd›¤›, sokakta, da¤ bafllar›nda karakollarda onlarca insan›n katledildi¤i bir dönemin ürünüydü. Halk› örgütsüzlefltirmek, y›ld›rmak ve gözda¤› vermek amac›yla toplu davalar aç›ld›, idam sehpalar› kuruldu. Bu dava, ayn› zamanda örgütlü mücadeleye, halk›n umuduna, yar›n›na da bir sald›r›yd›. Devrimci mücadelenin geliflimini durdurmak amac›yla sürdürülen sald›r› politikalar›n›n somut ayaklar›ndan biriydi Devrimci Sol Ana Davas›. Davaya devrimci düflüncelerim, ‹stanbul Üniversitesi’nde demokratik üniversite mücadelesine kat›ld›¤›m, emperyalizme ve faflizme karfl› mücadele etti¤im için

NEJLA CAN ANLATIYOR:

Dava Düflmeli ve Bizden Özür Dilenmelidir Halka karfl› aç›lan siyasi bir davayd›. Yüzlerce insan bu davan›n aç›lmas›yla birlikte suçlu ilan edldi. ‹flkenceli sorgulardan geçirildi, tutukland›. Ma¤dur duruma düfltü. Ben de bu davan›n ma¤durlar›ndan biri olarak demokrat düflüncelere sahip, çal›flan biriydim o zamanlar. 22 yafllar›nda sadece bu düflünceyi tafl›d›¤›m için gözalt›na al›nd›m. Haftalarca en a¤›r iflkencelerden geçirildim. O dönem gözalt›na al›nmak, tutuklanmak için en basit demokrat düflünceye sahip olmak bile yeterliydi.

dahil edildim. Bu nedenle gözalt›na al›nd›m. 3 ay iflkenceli sorgulardan geçirilerek tutukland›m.

Tek Tip Elbise Giymedi¤imiz ‹çin 2,5 Y›l Duruflmalara Al›nmad›k. 11 y›l 11 gün tutuklu kald›m. Devrimci Sol 3 iddianamesi ile idam cezas› istemiyle dava aç›ld›. Tutukland›ktan tam 2 y›l sonra ilk duruflmaya ç›kar›ld›m. O s›rada Metris’te tutsaklara kalem-ka¤›t, savunma materyalleri verilmiyordu. Düflünün, idamla yarg›lan›yoruz, dava siyasi bir dava ve savunmam›z için kalem ka¤›t dahil her fley yasak. Ayr›ca ilk sorgumda, iflkencelerden, katliamlardan, cuntan›n arkas›nda Amerikan deste¤i oldu¤undan söz etti¤im için hakk›mda ayr›ca bir dava daha aç›ld›. Bu davadan sorgusuz sualsiz ve tek celsede bir buçuk y›l ceza ald›m. Dava toplu dava olmas›na karfl›n bizleri toplu ve sürekli her duruflmaya ç›karm›yorlard›. Mahkeme heyeti kimi isterse onu ça¤›r›yordu. Toplu davalar açt›lar ama generaller ç›kard›klar› yasalarla "San›ks›z yarg›lama” düzenlemeleri yapt›lar. Ayn› davadan yarg›land›¤›m›z halde onlarca arkadafl›m›z› y›llarca göremedik. Ortalama her iddianemede 300'ü aflk›n arkadafl›m›z olmas›na karfl›n, her duDava nedeniyle 1.5 y›l Metris Askeri Cezaevinde tutuklu kald›m. Mahkemelere götürülüp getirilirken bile çok zorluklarla karfl›laflt›m. Bazen keyfi bir flekilde götürülmüyorduk. Her fley askeri yönetimin denetimindeydi. Savunmam›z için söz hakk› tan›nm›yordu... Duruflmalar ço¤u zaman bizsiz sürdü. Dava boyunca pek çok fley yaflad›k. Mahkemelere götürüldü¤ümüzde onurumuza yönelik aramay› dayat›yorlard›. Mesela pantolon fermuarlar›n› açmam›z› istiyor, ahlak d›fl› arama yapmak istiyorlard›. Onurumuza yönelik bir sald›r oldu¤unu bildi¤imiz için kabul etmiyorduk. Bu sefer ç›r›lç›plak soyulmaya çal›fl›l›yorduk. Bayan polisler taraf›ndan coplarla dövülürdük. Tabi bunla da kal›nmazd›. Bu sefer mahkemelere götürülmezdik. Götürüldü¤ümüzde ise söz hakk› verilmeden salonda bulunan onlarca tu-


ruflma 15 kifliyle yürütülüyordu. Sonraki aylarda ise mahkemlere gidip gelirken onur k›r›c› aramalar dayat›ld›. Ç›r›lç›plak soyundurulmayla, fiziki iflkencelerle, so¤ukta saatlerce bekletmelerle karfl›laflt›k. Mahkemeye gitmemiz engellenmeye çal›fl›ld›. 1983 y›l›n›n sonunda ise tek tip elbise giymemiz dayat›ld›. Giymedi¤imiz için 2,5 y›l boyunca duruflmalara al›nmad›k. Duruflmlar bizsiz sürdürüldü. Geliflmelerden hiçmi hiç haberimiz olmad›. Böyle bir mahkemenin karar› nas›l adil olabilirdi? Ya da hukuktan söz edilebilir miydi? Bir yandan bizlerle ilgili bas›nda, radyo ve televizyonlarda "anarflist", "y›k›c›" türünden demagojilerle sald›r› sürdürülürken di¤er yandan askeri savc›n›n yalanlar›na cevap verme hakk›m›z elimizden al›nm›flt›. Duruflmalara al›nm›yor, konuflturulmuyorduk. Hapishanede süren iflkenceyi, sald›r› ve bask›lar› kamuoyuna ancak çok s›n›rl› durumlarda dayak yemek pahas›na duyurmaya çal›fl›yorduk.

Devrimci Sol Tutsaklar› Teslim Alma Politikas›na Karfl› Kararl›l›kla Direndi: ‹lk duruflmaya ç›kt›¤›m 1983’ten, davan›n karar›n›n verildi¤i 1991’e kadar, 8 y›lda çokca fley yaflad›m, tan›k oldum. Y›llarca süren iflkencelere, yasaklara, tutsaklar› teslim alma politikalar›na karfl›n büyük bir kararl›l›kla direndi Devrimci Sol tutsaklar›. Örnek direnifller ve tarihe alt›n harflerle yaz›lan kahramanl›klar yarat›ld›. 1984’te, talepleri aras›nda savunma hakk›n›n da bulundu¤u ölüm orucunda 4 arkadafl›m›z flehit düfltü. Dava boyunca mahkeme heyetinden hakimler, savc›lar de¤iflti. Herbirinin bizlere karfl› tav›rlar› düflmanca oldu. Onlar›n k›flk›rtmas› ve yaklafl›mlar› sonucu birçok kez mahkemede askerlerin sald›r›s›na u¤rad›k. Hakimlerin, savc›lar›n gözü önünde iflkence gördük. Arkadafllar›m›z›n bir k›sm› durufltuklu mahkeme baflkan› taraf›ndan askerlere verilen bir talimatla d›flar› at›l›r, coplat›l›rd›k. Bay›lanlar, a¤›r yaral› olanlar›n say›s› oldukça fazlayd›. Özellikle erkek arkadafllara onur k›r›c› a¤›z ve makat aramas› yapmak istemelerine çok tan›k olmuflumdur. Gözlerimin önünde ceryan eden bu olaylarda erkek arkadafllar›n nas›l öldüresiye dövüldü¤üne tan›k oldum. Ko¤ufllar›m›za zorla giren askerler döverek mahkemeye götürürlerdi. Gitti¤imizde ise dövülerek tekrar geri getirilirdik, birkaç itirafç›y› mahkemelerde tan›k olarak getirirlerdi. Davan›n sürdü¤ü koflullarda hiçbir savunma hakk›m›z olmad›¤› gibi avukatlar›m›za da söz hakk› verilmiyordu. Davaya kat›ld›klar› gibi hemen salondan at›labiliyorlard›. Tek Tip Elbise dayatmas› nedeniyle gelen tu-

Devrimci Sol Ana Davas› kürsüsü, 12 Eylül cuntas›n›n ve oligarflinin hukukunun yarg›land›¤›, devrimcili¤in meflrulu¤u ve hakl›l›¤›n›n hayk›r›ld›¤› kürsüler haline geldi. malardan 2 kez at›ld›klar› gerekçesiyle dava bitinceye kadar bir daha duruflmalara al›nmad›lar. Mahkeme davaya ideolojik yaklaflt›. Öyleki askeri savc› eylemlerde tan›k olarak dinlenen herkese çok kötü davran›yordu. Tan›klara k›z›yor, tutuklatmakla tehdit ederek tutsaklar› zorla teflhis ettirmek istiyordu. Tabii bir de "eylem s›ras›nda bizlere çok kötü davrand›lar" dedirtmek istiyordu. Böylece dava tutsaklar›n›n devrimci düflüncelerine daha kolay sald›racak, demagoji yapacakt›. Ancak tüm tehditlere, bask›lara karfl›n tüm tan›klar kendilerine zarar verilmedi¤ini, kendilerine iyi davran›ld›¤›n›, eylemcilerin "as›l hedefimiz emperyalistler ve onlar›n iflbirlikçileridir" dediklerini ›srarla belirttiler. ‹lerleyen aflamalar›nda direnifllerimizin somut sonuçlar›n› yaflayarak gördük. O nedenle duruflmalara art›k sivil elbiselerimizi giyip kat›ld›¤›m›z dönemde davam›z› izlemeye gelen yüzlerce insanla karfl›laflt›k. Gecekondulardan, fabrikalardan, tuklu arkadafllar›m›z k›fl›n dondurucu so¤u¤unda flortlarla ç›plak ve ayakkab›s›z mahkemeye getiriliyordu. Ancak duruflma salonuna al›nm›yordu. Daha sonras›nda de¤iflmeyen iflkence metodlar› devam ediyordu. Evet Devrimci Sol Ana Davas› tarihte en uzun siyasi bir dava olarak geçti. Ne amaçla sürdürüldü¤ü çok aç›k. Bugün bu davan›n düflürülmesi ve bizlerden özür dilenmesi gerekirken tekrar davan›n aç›lmas› için u¤rafl›lmas› do¤ru de¤ildir. Asl›nda bu durum 12 Eylül hukukunun sürdü¤ünü gösteriyor. Dava tüm sonuçlar›yla birlikte düflürülmelidir. Bence bu dava bizler aç›s›ndan sonuçland›r›lm›fl ve bitirilmifltir. Mahkeme kürsülerinden tutuklular bu davaya iliflkin son sözlerini söylemifl ve tarih onlar› birkez daha hakl› ç›karm›flt›r.

Say› 88 23 30 Kas›m 2003


okullardan, iflyerlerinden ak›n ak›n gelen genç yafll› yüzlerce insanla tan›flt›k, sohbet ettik. Bir okul ifllevi de gördü davam›z.

Emir Talimatla Yönetilen Mahkemeler: Sa-

Say› 88 24 30 Kas›m 2003

vunma konusunda hem bizler aç›s›ndan hem de avukatlar›m›z aç›s›ndan ciddi s›k›nt›lar vard›. Bir kere S›k›yönetim Askeri Mahkemeleri’nde sürüyordu davam›z. Ad› üstünde S›k›yönetim’in ürünü, emir talimatla kurulan, yönetilen ve S›k›yönetim komutan›na ba¤l› çal›flan mahkemelerdi bunlar. Heyetin baflkan› albay, S›k›yönetimin temsilcisiydi. Hukuk de¤il, siyasi kararlar belirleyici olurdu. Tutsaklara karfl› herfley kullan›ld› o duruflmlarda. Örne¤in davan›n az say›daki itirafç›s› bas›n›n önünde, duruflma yarg›c›n›n kol kanat germesi ile s›n›rs›z söz hakk› ile konuflturulurdu. Tutsaklar ve onlar›n düflünceleri, de¤erleri karalanmaya çal›fl›l›r, hapishane idarelerinden ald›klar› talimatla tek tek tutsaklar› da hedefleyen suçlamalar yaparlard›. ‹tirafç›lara cevap vermek için söz hakk› almak kolay de¤ildi. Hatta bir duruflmada Hakim bir tutsa¤a dönerek itirafç› için "onu sizlere ezdirmem" diyerek itirafç›l›¤›n destekçisi olduklar›n› da ilan etmiflti.

Tüm Engelleme ve Bask›lara Ra¤men Kürsüde Yarg›layan Devrimciler Olmufltur: Tüm engellemlere, bask›lara karfl›n davada siyasi savunma yap›lm›fl, 12 Eyül faflizmi yarg›lanm›flt›r. 12 Eylül hukuku ile hesaplafl›lm›flt›r. Mahkeme kürsüsünde yarg›layan devrimciler olmufltur. Aradan 23 y›l geçmifl ve dava halen o mahkemeden, bu mahkemeye dolaflt›r›l›p duruyor. Ve tabi bizlere, avukatlar›m›za kimse hiçbir fley sormuyor. Hukuk yoktu, adalet yoktu bu davada. 1243 kifli y›llard›r "suçlu" damgas› ile ve tüm haklar›ndan yoksun olarak tutuluyor. Bizleri "suçlu" diye lanse ederek, tecrit etmeye çal›flt›lar. Ama baflar›l› olamad›lar. fiimdi de 100 klasör kaybedildi. Bu dava meflru de¤ildi hiçbir zaman. Kaybedilen dosyalar ve davan›n bu hali davay› açt›ranlar›n bu davan›n alt›nda kald›¤›n› gösteriyor. 12 Eylül hukukunun aynas›d›r ayn› zamanda kaybedilen dosyalar. Asl›na bakacak olursak bu dava bizim aç›m›zdan biteli y›llar olmufltur. 12 Eylül hukuku yarg›lanm›fl, Amerikanc› cunta ile hesaplafl›lm›flt›r. Herbirimiz hakk›nda verilmifl onlarca y›l› bulan a¤›r hapis cezalar›n›n, idam ve müebbet cezalar›n hiç bir önemi yoktur. As›l olan halk›n ve tarihin yarg›s›d›r. O yarg›da Devrimci Sol Davas› tutsaklar›n›n lehinedir. Gencecik yafllar›na karfl›n teslim olmamay› ve halka ba¤l›l›¤› bir yaflam tarz› haline getirenler tarih önünde her zaman bafl› dik olacakt›r.

Bingöl, Hatay ve Ordu’da

Devlet Katliamlar› Oligarfli, Bingöl Karl›ova’da 14, Hatay’da 2 ve Ordu Gölköy’de 3 olmak üzere, toplam 19 gerillay› katletti. Medyan›n, reformist solun görmezden geldi¤i, halk›n ‹stanbul’daki eylemler etraf›nda terör demagojileri ile beyinlerini buland›r›lmak istendi¤i günlerde yap›lan bu katliamlar, oligarflinin “teröre karfl› savafl”tan, anlad›¤›n›n katletmekten baflka bir fley olmad›¤›n› bir kez daha gözler önüne serdi. 20 Kas›m günü, Bingöl'ün Karlıova ‹lçesinin Karacehennem kırsalında HPG güçlerine yönelik bir süredir devam eden imha operasyonlar› sonucu yaflanan çatıflmada; 14 HPG gerillası flehit düflerken, ordu güçlerinden de kay›plar›n bulundu¤u belirtildi. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek Bingöl’de, önce 12 kiflinin katledildi¤ini aç›klad›. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlı¤ı, say›y› 14 olarak aç›klad›. Yerel kaynaklar, iki gerilla cesedinin Kalenci Jandarma Karakolu'ndan Karlıova ilçe merkezine araçların arkasına ba¤lanarak getirildi¤ini bildirirken, aç›klamalarda say›ya iliflkin fark›n da ne anlama geldi¤i sonraki gün netleflti. 2 gerilla sa¤ yakalanm›fl ve infaz edilmiflti. Gerillalar bir çukura gömülerek, oligarflinin ahlak›, cenazeye dahi sayg›s› olmayan soysuzlu¤u bir kez daha gözler önüne serildi.

Malatya Hapishanesi’nde Çocuklara Tecavüz Siyasi bayan tutsaklar›n kald›¤› hücrelerin havaland›rmalar›na porno dergiler at›lmak suretiyle taciz edildi¤i, sa¤l›k koflullar›na iliflkin bir çok sorunun yafland›¤›, keyfi uygulamalar›n dizginsiz bir flekilde sürdürüldü¤ü, en küçük bir fley de görüfl ve mektup yasa¤› cezalar› verilerek tutsaklar›n iletiflim özgürlü¤ünün gaspedildi¤i Malatya Hapishanesi’nde bu kez de çocuk ko¤uflunda kalan 13-14 yafllar›nda iki çocu¤a tecavüz edildi¤i aç›kland›. Malatya Temel Haklar’›n yapt›¤› aç›klamada, “Malatya E Tipi Hapishanesi'nden ald›¤›m›z son haber: ÇOCUK KO⁄UfiUNDA TECAVÜZ VE ‹fiKENCED‹R.” denilirken, görüfl yasaklar› nedeniyle olay›n ayr›nt›s›n› ö¤renmenin mümkün olmad›¤› belirtildi. Ve, “bu olay görüflte aktar›ld›¤› s›rada gardiyanlarca müdahale edilmifl ve telefon görüflmesi kesilmifltir.” denildi.

Yeniden Özgür Gündem’e Kapatma ‹stanbul DGM, Yeniden Özgür Gündem'e "KADEK'in açıklamalarına yer verdi¤i" gerekçesiyle 12 milyar 360 milyon 175 bin 500 lira a¤ır para cezası ile 12 gün kapatma cezası verdi. Karar›n, gazetenin avukatları tarafından temyiz edilece¤i belirtildi.


Amerikan ‹flbirlikçili¤i, Halk›n Açl›¤›, 107 Ölüm...

Tayyip’in Kan›na Dokunmuyor Mu? Tayyip Erdo¤an, 25 Kas›m günü yapt›¤› konuflmada, “‹slam ile terörü bir arada anma gayreti oldu¤unu” belirterek “fiahsen kanıma dokunuyor, huzursuz ediyor. '‹slami terör' ifadesini duydu¤um zaman tahammül edemiyorum, dayanamıyorum” dedi. Birincisi, eylemi yapanlar, flu bu örgüt kendine “islamc›” diyorsa, tersini iddia etmek Tayyip’e kalmam›fl. Yoksa Tayyip kendini islam›n halifesi mi zannediyor? ‹kincisi, kan›na dokunmas› do¤al, çünkü ayn› soydand›rlar. ‹badet yerlerine sald›ran kafa yap›s›, Tayyip’de Cemevlerini afla¤›lama fleklinde tezahür ediyor. AKP, halka zarar veren anlay›fl›n iktidar olmufl halidir. Üçüncüsü, devrimcilere, halk›n mücadelesine “terör” diye sald›rmakta hiç tereddüt etmez, hakk›n› isteyen emekçiye “ideolojik” der, IMF’yi pro-

testo edeni “sicilli” diye suçlar; iflte böyle birileri de, senin beynindekiler için “terör” diyor. Kan›na dokunuyormufl Tayyip’in... Ülkeyi IMF’ye teslim ederken, halk› aç, iflçiyi iflsiz b›rak›rken, 8,5 milyar dolara asker satarken kan›na dokunmuyor. ‹srail-ABD iflgallerini desteklerken, ülkemizi Amerika’ya daha fazla ba¤›ml› hale getirirken kan›na dokunmuyor. Genelkurmay ile birlikte “teröre karfl›” diyerek büyüttü¤ünüz, korudu¤unuz Hizbullah halka zarar verirken, Tayyip’in kan›nda hiçbir belirti görmüyor kimse. Hapishanelerden tabutlar ç›karken, düflüncelerimizle, inançlar›m›zla birlikte, insanca yaflamak istiyoruz diyen devrimci tutsaklar yüzlerce günlük açl›kla ölüme giderken kan› hiç k›p›rdam›yor bile. Kan, riyakar islamc› kan›, tepkisini ona göre veriyor! Say› 88

Kimdir Bu Adam? Bu devleti kimlerin yönetti¤ini görmek için Aksu’ya bak›n yeterlidir. ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu, iktidar›n s›rt›ndaki en büyük kamburdur. Her dönem, her iktidar›n vazgeçilmez adam›d›r. Çok mu yeteneklidir? Hay›r! Üç kelimeyi biraraya dahi getiremez, ama yetenekli olAbdulkadir Aksu du¤u alanlar baflkad›r. Hizbullah ondan sorulur mesela. “Eli tesbihlilerin say›s›n› ço¤altarak terörü önleme” teorileri yaparak Hizbullahlar’›n örgütlenmesinde aktif rol oynam›fl ve kontra gücü olarak kullanm›flt›r. Elinde tuttu¤u tarikat gücüyle her parti ile, her iktidar ile pazarl›klar yapar, koltuklar kapar, mutlaka yetkili-etkili bir yerde olur. Susurluk devletinin has adam›d›r. “De¤iflti mi de¤iflmedi mi, takiyye mi yap›yor” diye AKP üzerine tart›flmalar›n yap›ld›¤› günlerde dahi, oligarfli için hakk›nda kuflku duyulmayan birkaç isimden biri oldu. Devlet için en stratejik bakanl›¤a atanmas›na MGK tereddütsüz destek ve onay verdi. Çünkü o koltu¤a, kontrac›l›¤›yla en uygun isimlerden biriydi ve bunu, MGK’n›n halka karfl› savafl›n› an›nda 81 ilde kontra örgütlenmeleri oluflturma genelgeleri haz›rlayarak, ispatlad›. Çiçek ile birlikte, Susurluk devletinin AKP içindeki kadrolar›n›n bafl›nda gelen Aksu’nun ‹çiflleri Bakan›

oldu¤u yerde, halk›n can güvenli¤inin sa¤lanmas›n› b›rak›n, cangüvenli¤i yokedilmifl demektir.

Aksu’nun Polisteki Kadrolaflmas› Devletin devrimcilere, halka karfl› savafl›nda ne kadar aktif olarak yer ald›larsa, önleri o kadar aç›ld›. En baflta da poliste örgütlendiler. Burada ayn› zamanda devrimcilere karfl› savafllar›n› da sürdürdüler. Meydanlarda halka azg›nca sald›r›lar›nda, faflist ve islamc› kesimlerin örgütlenmesinin, beyinlerinde anti-komünistli¤inin de önemli bir pay› vard›r. Kadrolaflmada ise Aksu’nun ad› en önde an›lmal›d›r. Büyük ço¤unlu¤u Fethullah kadrolar›d›r. Faflist ve islamc› kadrolaflman›n en aç›k göründü¤ü olaylardan biri de, 12 Aral›k 2000’de büyük kentlerde çevik polislerinin tam bir güruh görüntüsü içinde “kana kan intikam... Ya Allah Bismillah Allahuekber...” sloganlar›yla yapt›¤› yürüyüfllerdi. “Kim harekete geçirdi, kim yürüttü bunlar›?” diye soruldu. Ölüm orucu direniflçileriyle pazarl›k yap›lmas›na, “Hainlerle pazarl›k olmaz” sloganlar›yla karfl› ç›kan, “Kan! Daha fazla kan!” isteyen faflist ve islamc›lar kolkola devrimci düflmanl›klar›n› kusuyorlard›. AKP iktidar› da 107 ölümle, tecritle ayn› politikay› sürdürüyor.

25 30 Kas›m 2003


22 Kas›m Fiyaskosu;

Ça¤r›y› destekleyen baflka partiler, kurumlar da vard›: ÖDP, EMEP ve DEHAP, ATO, T‹SK, Küresel BAK, ÇYDD yapt›klar› aç›klamalarla halk› bu mitinglere kat›lmaya ça¤›rd›lar.

haber bültenlerinde bu ça¤r›y› duyurdular: 22 Kas›m’da “sessiz yürüyüfl”le “terör k›nanacak”t›! Bak›n ne güzel, patron örgütleri de emek örgütleri de destekliyordu, sol partiler de sa¤ partiler de kat›lacakt›... Alanlar›n dolaca¤›n› bekliyordu bir çok kesim. Ama 22 Kas›m’daki tablo hiç de bu beklentilere uygun ç›kmad›. ““Taksim Meydanı 'nda 2-3 bin... Ankara Kızılay'da ise 400 kifli vard›” diye yaz›yordu bir gazete üzüntü ve flaflk›nl›k içinde. Bir yazar, “Terör ‹spanya 'da bir kifliyi vurmufltu ve Madrid'de 1 milyon insan terörü lanetliyordu anımsıyor musunuz?” diyordu flaflk›nl›kla. Evrensel Gazetesi, bir gün önce, “Alanlar dolacak” diye bafll›k atm›flt›. Öyle ya, bu kadar “emek örgütü” ça¤r› yapm›fl, patron örgütleri destekleyece¤ini aç›klam›fl, burjuva medya da “tam destek” veriyordu... Alanlar dolard› tabii. Dolmad›. Tersine tam bir ”fiyasko” denilecek ölçüde bofl kald›. Baflta adlar›n› s›ralad›klar›m›z d›fl›nda çeflitli yerlerde CHP’den Halkeviciler’e, TKP’den SP’lilere kadar birçok çevre de vard›. Ama hiçbiri sonucu de¤ifltirmedi. Alanlardaki fiyasko hepsinin fiyaskosudur. Alanlardaki fiyasko, öngörüsüzlü¤ün an›t›d›r. Ça¤r›y› yapan “Emek Örgütleri”nin kendi taban›, ça¤r›y› destekledi¤ini aç›klayan partilerin kendi üyeleri bile uymad›lar ça¤r›lara. Çeflitli yerlerde eylemlere kat›lan devrimci, demokrat memur ve iflçiler, ayn› gün akflam, keflke kat›lmasayd›k piflmanl›¤›n› yafl›yorlard›. Neden böyle bir fiyasko yaflanm›flt›? Bu kadar DKÖ’yü, partiyi, bu kadar öngörüsüzlefltiren, bunun bir “devlet mitingi” olaca¤›n› görmelerini engelleyen veya görmelerine ra¤men kat›lmalar›na yolaçan düflünceler, politikalar nelerdi?

Hürriyet, Milliyet’ten, Türkiye, Tercüman, Star, Yeni fiafak’a kadar burjuva medyan›n hemen tümü ça¤r›y› desteklediler. Büyük puntolu bafll›klarla halk› mitinglere kat›lmaya ça¤›rd›lar. Televizyon kanallar› da 21-22 Kas›m’da s›k s›k

22 Kas›m Mitingleri ‘devlet mitingi’dir; “Teröre ve fliddete karfl›” miting, düzenin dümen suyunda yürümektir.

Terör Demagoglar›n›n, Provokasyon teorisi sahiplerinin, Reformizmin, Burjuva medyan›n, Emekçiden kopuk “emek örgütleri”nin

fiyaskosudur 15-20 Kas›m’da ‹stanbul’da gerçeklefltirilen bombal› eylemler üzerine, beklenilece¤i gibi, ortal›¤› terör demagojisi kaplad›. Ancak bu kez öncekilerden farkl› olarak, eylemlerin adalet ve ahlak anlay›fl›na sahip olmay›fl›, terör demagoglar›n› cesaretlendirdi ve y›llard›r sözünü edip bir türlü yapamad›klar› “teröre karfl› miting” düflüncesini fiiliyata geçirmeye soyundular. Düflünce, burjuva bas›ndaki yaz›lar›n sat›r aralar›nda, “ayd›n” çevrelerde, kimi DKÖ’lerin kulislerinde olgunlaflt›r›l›p prati¤e geçirildi.

Say› 88 26 30 Kas›m 2003

Bu konuda s›k s›k örnek verilen ‹spanya ve Avrupa’da bu tür gösterilerin bafl›n› CHP gibi “sosyal-demokrat” partiler, onlar›n çizgisindeki sendikalar çekiyordu genellikle. Ülkemizdeki terör demagoglar› daha da “sol” bir müttefik buldular kendilerine. ‹cazetçili¤i kimli¤i haline getiren “sol”, bunu bir “f›rsat” olarak görüp ça¤r›y› kimseye b›rakmay›p kendi yapt›. “fiiddete ve Teröre Karflı Barıfl” mitingleri için ça¤r› yapan kurumlar flunlard›: TMMOB, D‹SK, Türk-‹fl, Hak-‹fl, TTB, KESK, Memur -Sen ve Türkiye Kamu-Sen. Ça¤r›, “Emek Platformu” ça¤r›s›yd›.

Kitleleri her türlü fliddetin kayna¤› ve sorumlusu olan emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› de¤il, soyut “terör ve fliddet” karfl›tl›¤›na ça¤›rmak, burjuvazinin politikas›d›r. Burjuvazi “her türlü fliddete” karfl› olma ad›na, halklar›n direnme hakk›n› mahkum etmek istemektedir. “Sol”dan bu ça¤r›y› yapanlar da, “iflgal ve iflbirlikçi¤in üstünü örtme, halklar›n direnme ve hesap sorma hakk›n› mahkum etme politikas›”na hizmet etmifllerdir.


Eylemlerin hemen ard›ndan “terör demagojisi” rüzgar›n› estirenler, Bush, Blair, AKP, ekranlara ç›kar›lan A¤ar, Tantan gibi kontrgerilla flefleridir. Burjuva bas›n ve TV’ler de bu çizgide rüzgar› körüklediler. Rüzgara kap›lan ise, reformizm oldu. Reformizm bu rüzgara kap›lmasayd›, burjuvazinin ne medyas›, ne ATO’su, T‹SK’i, Türk-‹fl’i bu ça¤r›y› yapmaya cesaret edemezler, etseler de alanlarda tecrit edilmifllikleriyle baflbafla kal›rlard›. Ama reformizm olay› farkl› de¤erlendirdi. Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin meselesi gerçe¤in tart›fl›lmas›n› engellemektir. Bu eylemlerin, ne kadar adaletsiz bir eylem olursa olsun, ABD’ye, ‹ngiltere’ye, onlar›n bafl iflbirlikçileri Türkiye ve ‹srail yönetimlerine karfl› oldu¤unu gizlemektir. “Emek örgütleri” ad›na alanlarda okunan bildiride de flöyle deniyordu: “‹stanbul’u kalbinden dört kez vuran bombalar insanl›¤› hedef ald›.” Bu tümüyle subjektif bir yorumdur. Eylemin adaletsizli¤ini elefltirebilir, ahlak anlay›fl›ndan, halka karfl› sorumluluk düflüncesinden uzak oldu¤unu söyleyebilirsiniz; ama eylemin kimi hedef ald›¤› bu tür sözlerle mu¤laklaflt›r›lamaz. Hedefler ortada: ‹ngiltere’ye, ‹srail’e, onlar›n nezdinde Amerika’ya ve eylemleri ‹stanbul’da yapmakla da Türkiye oligarflisine vuruyor. Ama “emek örgütleri” ve onlar›n yönetimlerini yönlendiren reformizm, ça¤r›y› yapmakla zaten bir kez burjuvazinin kulvar›ndan bafllam›flt›r konuflmaya. Ona ba¤l› söyleyece¤i her fley burjuvazinin terör demagojisinin amac›na hizmet edecektir.

22 Kas›m, terör demagojisinin oldu¤u kadar; reformizmin, Avrupac› teorilerin iflas›d›r! 22 Kas›m mitinglerinin düflüncesi burjuvazinin, mimar› ÖDP’dir. Koordine eden ÖDP’dir. “Emek örgütleri” diye baz› kurumlar›n “esas ça¤r›c›” yap›lm›fl olmas› sadece bir taktiktir. EMEP, TKP gibi partiler de “faydac›” bir kafa yap›s›yla bu mitinglere kat›ld›lar. Kendilerinin ne kadar farkl› olduklar›n› iddia ederlerse etsinler, bu durum gösteriyor ki, beyinlerini ÖDP yönlendirmektedir. “Alanlar dolacak, aman d›fl›nda kalmayal›m” mant›¤›yla bu yönlendirmenin nereye varaca¤›n› göremeyecek kadar da kuyrukçu ve öngörüsüzdürler. ÖDP’nin beyni Avrupa’dad›r. ‹spanya örne¤i onlar›n gözünde hep bir “model” olagelmifltir;

“Avrupa’da oluyor, bizde de olur” diye düflünmüfl ama yine her seferinde oldu¤u gibi Türkiye gerçe¤ine çarpm›flt›r. ÖDP, emekçilerden, halktan kopuktur; “orta s›n›f” partisidir demek hiç yanl›fl olmaz. Orta s›n›flar gibi statükocu, orta s›n›flar gibi icazetçidir; “Aman ortam gerilmesin” der durur. Tek kayg›s› budur. Fakat bu parti “emek örgütleri”nin yönetimlerine çöreklenmifltir. Bu örgütlerin yönetimleri arac›l›¤›yla y›llard›r örgüt düflmanl›¤› yapmakta, onlar› düzen içi politikalar›n aleti haline getirmektedir. Silahl› mücadelenin, halk›n fliddetinin olmad›¤› bir ortamda tatl› su solculu¤u yapmakt›r bütün amaçlar›. Risksiz, bedelsiz solculu¤u teorilefltirmifllerdir. ‹ktidara yak›n olmak, en az›ndan “çat›flma” içine girmemek temel politikad›r. “F›rsat›n› yakalad›m” deyip bu kadar büyük bir istekle “Teröre karfl› miting” ça¤r›s›n› kotarmas› da bunun sonucudur. Kimileri “kat›l›p çeflitli sloganlarla mitinglere müdahale edelim” politikas› izlemifltir. Tabii bu politikan›n ç›k›fl noktas› zaten “alanlar›n dolaca¤›”d›r. Bafltan bu yanl›flt›r. Ama esas olarak bu “devlet” yürüyüflüdür. Kat›lan kitlenin bunu benimsememesi, farkl› sloganlar atmas› farkl› bir fleydir; mitinglerin as›l niteli¤ini de¤ifltirmez. Sol neyi protesto ediyor flimdi? Irak’taki direnifle ne diyor mesela? Onu da m› protesto ediyorsunuz? Irak’taki direniflçiler hangi yöntemlerle, hangi eylem biçimleriyle savafl›yorlar? Benzer biçimleri kullanm›yorlar m›? Bu soru, “teröre karfl› devlet mitinglerine” kat›lan tüm solun açmaz›d›r. (Sadece Kürt milliyetçili¤i bunun d›fl›ndad›r; o zaten Irak’taki direnifle de terör diyor, bu nedenle o kendi içinde tutarl›(!) say›labilir.) EMEP, bu eylemler karfl›s›nda hem politik, hem pratik olarak adeta kendine yer arar haldedir. Eylemi politik olarak tahlil ederken eskiden beri savunageldi¤i “provokasyon teorisi”yle hareket etmekte, sonuçta komplo teorisyenleriyle yan yana düflmektedir. Amerikan emperyalizmine, AKP iflbirlikçili¤ine karfl› söylemleri, “bu eylemleri ABD ve ‹srail’in yapt›¤›-yapt›rd›¤› ve eylemlerin onlar›n ifline yarad›¤›” teorisini de¤ifltirmiyor; bu teori de siyasi bir tahlilin ürünü de¤il, komplo teorilerinin ürünüdür. Prati¤i ise, kitle kuyrukçulu¤unun, burjuva medyan›n esintilerine fazlaca aç›k olmalar›n›n sonucu olmufltur. EMEP, 23 Kas›m’da da hala durumun fark›nda de¤ildi; Evrensel’de “Emek örgütlerinin bafllattıkları baskı ve saldırılara karflı, ba¤ımsızlık ve demokrasi mücadelesini yükseltme yürüyüflü büyütülmelidir.” (23 Ekim, 2003) diye yaz›-

Say› 88 27 30 Kas›m 2003


yordu. Emek örgütlerinin sadece “alet” oldu¤u, kullan›ld›¤› “devlet yürüyüflleri”ni hala “bask› ve sald›r›lara karfl› ba¤›ms›zl›k ve demokrasi yürüyüflü” olarak sunma yan›lg›s›n› sürdürüyordu. Oysa biraz yak›n tarihe bak›lsa; bu mitinglerin, Gazi Katliam› s›ras›nda “sa¤duyu” ad›na eylemlerini iptal eden, Susurluk’ta “Çiller A¤ar Bucak” diyerek düzen partileriyle yak›nl›k kuran, 28 fiubat’ta MGK’yla paralellik kurup Sultanahmet mitingi yapan, parti binalar›ndan açl›k grevcilerini kovduran, parti yöneticilerine “terörün sa¤›na da soluna da karfl›y›z” aç›klamalar› yapt›ran, bir tek devrimcinin, Kürt gerillan›n cenazesine kat›lmazken asker cenazelerini kald›rmaya soyunan mant›¤›n daha üst düzeyde tezahüründen baflka bir fley olmad›¤›n› göreceklerdir. Bu ÖDP’nin hakim k›lmaya çal›flt›¤›, düzeniçi, icazetçi, Avrupac›, örgüt ve devrim düflman› mant›kt›r.

Fiyaskonun nedenleri: “Terör” demagojisi bayatlam›flt›r; kitleler üzerindeki etkisini kaybetmifltir; Terör demaSay› 88

gojisi, ülkemizde çok kullan›lm›fl, kullan›ld›kça

etkisizleflmifltir. Halk düz ve yal›n düflüncesiyle bu eylemlere ABD’nin ve ‹srail’in neden oldu¤unun fark›ndad›r. Daha dün KESK’li memurlar›n, ö¤rencilerin, tutsak yak›nlar›n›n, sa¤l›k emekçilerinin eylemlerine bile “terör” diyen kafay› halk›m›z az çok tan›yor.

Ça¤r›c›lar, halktan kopukturlar; Ça¤r›y› yapan DKÖ’ler ve partiler, ruhen de, örgütsel olarak da halktan kopukturlar. Halk›n bu eylem karfl›s›ndaki duygu ve düflüncelerini tahlil edememifllerdir. Öte yandan “emek örgütleri” diye sunulan o örgütlerin b›rak›n tüm emekçilerle, kendi tabanlar›yla bile ciddi bir ba¤lar› yoktur. B›rak›n üyelerini, kendi flubelerinin yönetim kurullar›n› bile hareket ettiremeyecek kadar bürokratlaflm›fllard›r. “Emek örgütleri” dedikleri, örgütlülü¤ü tasfiye edilmifl “sivil toplum örgütleri”dir. “Teröre karfl› miting” ça¤r›lar›nda “Emek Örgütleri”nin ad› özellikle öne ç›kar›ld›. Gerçekten ad› geçenler “emek örgütü” müydü? Cevab› alanlarda görüldü. Bunlar emek örgütüyse, emekçiler nerede? “Emek örgütleri” ad›na yazd›klar› bildirilerdeki düflünceler, emekçilerin de¤il, bu örgütlerin bürokrat, sivil toplumcu yöneticilerinin dü-

28 30 Kas›m 2003

20 Kas›m fiiddeti’ne Karfl› Ç›kanlar 19 Aral›k’›n fiiddeti’nde Neredeydiler? “Teröre ve fliddete karfl›” miting ça¤r›s› yapan bu kurumlar›n ne ad›na ve kimin icazetinde hareket etti¤ini yerli yerine oturtmak için, bütün bu kesimlerin 19 Aral›k 2000 sabah› ne yapt›¤› hat›rlanmal›d›r? 20 hapishane yak›l›p y›k›lm›fl, 28 tutsak katledilmifl, yüzlercesi kurflunlarla, bombalarla yaralanm›fl ve iflkenceler alt›nda F tiplerine sevkedilirken, bütün bu kurumlar ne yapt›lar? Daha o güne gelmeden susmufl ve sinmifltiler hepsi. 10-11 Aral›k’ta sald›r›n›n iflaretini vermiflti iktidar. “Hapishanelere müdahale edece¤iz, kamuoyu deste¤ini kesece¤iz” tehditlerini, tutsak yak›nlar›na sald›r›lar izlemiflti. Polisler yürümüfltü “kan! intikam!” sloganlar›yla.

K›z›lay’da polisin, sivil faflistlerin sald›r›s› karfl›s›nda baz› sol DKÖ ve partilerin kap›lar›n› tutsak yak›nlar›n›n yüzüne kapatmas›, “fliddet” karfl›s›nda ne yapacaklar›n› göstermiflti zaten. 12 Aral›k’ta tüm ÖDP örgütleri, “Acil duyuru... Acil duyuru... Acil duyuru...” bafll›¤›n› tafl›yan bir talimat ald›lar. Talimatta flu maddeler yer al›yordu: - ölüm oruçlar›na iliflkin sokak etkinliklerinin tümü bir sonraki karara kadar iptal edilmifltir. - il ve ilçe örgütlerimizde baz› ÖDP'lilerin açl›k grevleri derhal sona erdirilecektir. - Tutuklu ailelerinin, konu¤umuz olarak bulundu¤u örgüt binalar›m›zda ilgili il veya ilçe yönetimimizin kararlar›na ve denetimine ayk›r› olarak hareket etmeleri kesinlikle engelle-

necektir. (Bunun Türkçesi, tutuklu ailelerine ÖDP binalar›nda açl›k grevi yapt›r›lmayacak, mevcut olanlar kovulacakt›.) Daha fliddetin ancak “fl”si göstermiflti kendini. 19 Aral›k’taki kan gölü ortaya ç›kmam›flt› daha. Daha o günden sesini kesenlerin 19 Aral›k vahfleti karfl›s›nda ne halde olduklar›n› tahmin etmek zor de¤ildir. Sustular. Sindiler. “Teröre karfl› miting” ça¤r›s›na kat›lan o kurumlar, partiler, sadece ölüm orucu direniflçilerine “b›rak›n” demek için ortaya ç›kt›lar. Peki flimdi neler söyleniyor: D‹SK Genel Baflkanı Süleyman Çelebi, “herkesi yapılacak eylemlere katılmaya” ça¤ır›p “Saldırılar karflısında susmak ve sinmek yerine, saldırıları ve onlara destek verenleri fliddetle kınayacaklarını” söylüyordu. Soruyoruz Çelebi’ye; bu sözleriniz niye 19 Aral›k günü geçerli de¤ildi. Niye o gün “susmak ve sinmek yerine”, “saldı-


flünceleridir.

Kitleler, ça¤r›larla de¤il, örgütlülükle hareket ettirilir; Bask›n›n, terörün, demagojinin açl›k ve yoksullu¤un çaresizli¤inin, maiflet derdinin, siyasi güvensizli¤in bu kadar yo¤unlaflt›¤› bir ülkede kitlelerin sadece “ça¤r›”larla hareket edece¤ini sanmak, siyasi safl›kt›r. Ama “ça¤r›c›lar” bu kadar saf de¤ildir. Onlar 22 Kas›m’daki tabloyu “fiyasko” olarak da de¤erlendirmeyeceklerdir. Çünkü sivil toplumcu kafa, zaten mücadele deyince “kitlelerin” de¤il, STÖ temsilcilerinin temsili mücadelesini anlamaktad›r. Sendikalar›n niye bu hale getirildi¤inin cevab› da bu Avrupac› ÖDP kafas›ndad›r... Sonuçta, bu kadar yo¤un kitlelere duyurulan bir ça¤r›n›n bu kadar az cevap bulmas› gösteriyor ki, kitleler örgütsüzdür, yeri gelince yüzbinlerce üyemiz var diye fliflinen konfederasyonlar, odalar da örgütsüzdür.

Medyan›n rolünü abartm›fllard›r; Burjuva medyan›n etkisini de yanl›fl de¤erlendirdi sol. Burjuva medya destekleyince alanlar›n onbinler, yüzbinler taraf›ndan doldurulaca¤›n› sand›. Çünkü mesela Susurluk döneminde medyan›n böyle bir rolü olmufltu. Halktan kopuk veya düzenin icazetini temel alan her hareketin gündemini, ön-

görülerini burjuva medya belirler. Oysa devrimciler bilirler ki, burjuva medyan›n oynad›¤› rol, sonuçta o ça¤r›n›n kitlelerin talepleriyle, ruh haliyle örtüflüp örtüflmedi¤iyle orant›l›d›r. Medya, kendi bafl›na bir güç de¤ildir. Türkiye gerçe¤ini bilenler, “medya”n›n estirdi¤i rüzgarlar›n ço¤u kez de etkisiz kald›¤›na tan›k olmufltur.

Örgütlülük, radikallik, siyasallaflma karfl›t› teoriler iflas etmifltir; Reformistler, “örgütlere girmeyin, bafl›n›z belaya girer...” propagandas›yla apolitik veya terörün y›ld›rd›¤› kesimlere seslenerek güçlenmek istediler. 80’lerin ortalar›ndan bu yana yapt›klar› as›l “çal›flma” budur. ÖDP, y›llard›r kitlelerin “örgüt”lerden, onlar›n radikal eylemlerinden, sloganlar›ndan kaçt›¤›n› iddia edip, e¤er “radikal eylemler yap›lmazsa, radikal sloganlar at›lmazsa, pankartlar tafl›nmazsa, birey olarak ça¤r›lar yap›l›rsa...” kitlelerin ancak o zaman gelece¤ini söyleyip durmufltur. Evet, 22 Kas›m’da ÖDP’nin istedi¤i tüm koflullar mevcuttur. Devrimcilerin olmamas›n›n ve oligarflinin büyük icazetinin rahatl›¤›yla istedi¤i gibi flekillendirmifltir. Sonuç, ÖDP’nin y›llard›r örgüt düflmanl›¤› üzerinde yürüttü¤ü politikalar›n da iflas›d›r.

rıları ve onlara destek verenleri” fliddetle kınamad›n›z? Niye bugün daha “cesaret”lisiniz, o gün niye yoktu bu cesaretiniz. Bugünkü cesaretinizi nereden ald›n›z?

ki “fliddet” karfl›s›nda, “emek platformu”nun öteki bileflenleriyle birlikte kitleleri meydanlara niye ça¤›rmad›n›z da, bugünkü bu “fliddet” karfl›s›nda ça¤›r›yorsunuz? Fark nedir?

KESK Genel Sekreteri Mustafa Avcı “teröre karfl› miting”ler için “yanlıfl tepkilerin emek örgütlerini dünya imparatorlu¤una soyunan ülkelerin saflarına itebilece¤ini, sessiz kalmanın emek örgütlerini tümüyle onaylanmayan eylemleri yapanların safına sürükleyece¤ini” söylüyordu.

Sorular elbette, o ça¤r›ya kat›lan herkesedir.

Soruyoruz Avc›’ya. O gün, yani 19 Aral›k’ta “sessiz kalmanın emek örgütlerini tümüyle onaylanmayan eylemleri yapanların safına sürükleyece¤inin” fark›nda de¤il miydiniz? Biliyoruz, 19 Aral›k katliam›n› onaylam›yordunuz. Ama bu onaylanmayan eylemi yapanlara karfl› sessiz kalarak, 19 Aral›k’› yapanlar›n saf›na sürüklenmediniz mi o gün? 19 Aral›k’ta-

Mesele ölenlerin “her fleyden önce insan” olmas› de¤il mi; 19 Aral›k’ta katledilen 28 kifli de insand›. Mesele, Türkiye Cumhuriyeti vatandafl› olmas›ysa, onlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandafl›’yd›. Evet, bilmek istiyoruz; O günkü fliddete karfl› alanlara ç›kma ça¤r›s› yapmazken, bugünkü fliddete karfl› bu ça¤r›y› yapman›z›n nedeni neydi? Bu fark “teröre, fliddete hay›r” diye ortaya ç›kanlar›n tutars›zl›¤›n›, samimiyetsizli¤ini gösteren farkt›r! “Her türlü fliddet”e karfl› olduklar› riyad›r; onlar “devletin fliddetine evet!”, devlet d›fl›nda-

ki örgütlerin fliddetine hay›r diyorlar. Devlet katledilenlerin “terörist” oldu¤unu aç›klay›nca da “fliddete evet” diyorlar. O gün “fliddete hay›r” diye ortal›¤a dökülenler, devletin fliddetinin ayn› gün Bingöl ve Hatay’da 16 gerillan›n katledilmesi karfl›s›nda sessizdiler. “Terör ve fliddet karfl›s›nda sinmeyeceklermifl” de; geçin bunlar›! Devletin deste¤iyle kime ait oldu¤u belli olmayan soyut bir “fliddete” karfl› ç›kacak kahramanl›¤›(!) gösterebilirsiniz, ama devletin fliddeti karfl›s›nda sinersiniz. Türk-‹fl, KamuSen gibileri aç›kça o fliddeti onaylar da. Devletin fliddetine söyleyecek tek kelimesi yok, “her türlü fliddete” karfl› gevezelik yap›yor... fiimdi bunlar biraraya gelip kalkm›fl herkesi “teröre fliddete karfl› direnmeye” ça¤›r›yor. Ne kadar samimi, tutarl› oldu¤unuz ortada iflte.

Say› 88 29 30 Kas›m 2003


A yn› S afta

“Kitle kuyrukçulu¤u”

Birleşen halk yenilmez!.. 22 Kas›m’da “kitle kuyrukçulu¤u”nun ve “uvriyerizm”in (iflçicili¤in), yeni bir örne¤ine daha tan›k olduk. “Emek örgütleri” ça¤r› yap›yor diye, “kitleler alanlar› dolduracak” diye, sosyalist olduklar› iddias›ndaki partiler, devlet mitinglerine kat›ld›lar. Hem iflçicilik damarlar›n› kabartan bir durum, hem kitle kuyrukçulu¤u anlay›fl› için uygun bir zemin vard›. 22 Kas›m mitinglerine iliflkin de¤erlendirme yaz›m›zda da okuyacaks›n›z; “kitlelerin alanlar› dolduraca¤›” öngörüsü, tümüyle burjuva medyan›n etkisi alt›nda yap›lm›fl bir tesbitti ve bu partiler “kuyru¤una” tak›ld›klar› “kitleleri” alanda bulamad›lar.

Say› 88 30 30 Kas›m 2003

Bulsalar ne olurdu? Bu, mitinglere kat›lma politikalar›n›n do¤ru oldu¤unu mu gösterirdi? Elbette hay›r! Belli koflullarda devlet mitinglerinde, düzenin kendi politikalar› do¤rultusundaki çeflitli eylemlerde de “kitle kat›l›m›” olabilir; böyle bir durum ne otomatikman o eylemlerin içinde yer almay› hakl› ç›kar›r, ne de o eylemleri otomatikman “do¤ru” yapar. “Kitle kuyrukçulu¤u”nun pusulay› flafl›rd›¤› nokta da iflte buras›d›r. O “kitlelerin” oldu¤u her fleyi olumlamay› do¤ru siyaset sayar. Dahas›, “kitleler” sözkonusu olunca aldanmaya da çok aç›kt›r. Kitleler yoktur ama “kitlelerin oldu¤u iddias›” vard›r, o iddialara çabuk inan›r. Çünkü, halktan kopukluk, kitle kuyrukçulu¤uyla birleflince, burjuva medyan›n bile yönlendirebildi¤i bir zay›fl›k ç›kar ortaya. “Kitle kuyrukçusu” bu anlay›fl, burjuva medyan›n “halk ayaklanmas›” diye yans›tt›¤› Do¤u Avrupa’daki karfl›-devrimleri, komplolar› da bu anlay›fl› nedeniyle desteklemekte; çeflitli ülkelerde düzen içi çat›flmalar temelinde ortaya ç›kan “kitlesel hareketler” karfl›s›nda “devrimci dalga” diye heyecanlanmakta, adeta kitleleri görünce-duyunca tahlil yetene¤ini kaybetmektedir. 22 Kas›m mitinglerine “sosyalizm” ad›na kat›l›n ça¤r›s› yapan, bu anlay›flt›r. *** Fakat san›lmas›n ki, “kitle kuyrukçulu¤u” her durumda kitlelerin peflinden gider. Hay›r! Uzak ülkelerdeki “halk ayaklanmalar›n›” devrim diye selamlamakta acele ederken, o ayaklanma ve çat›flmalar kendi ülkesinde oluyorsa, bu defa da her zamankinden daha ihtiyatl› olur. Mesela Gazi ayaklanmas› karfl›s›ndaki tav›rlar› böyleydi. Mesela, üç y›l önceki esnaf eylemleri karfl›s›nda da tav›rlar› böyle oldu; b›rak›n o kitle hareketinin “kuyru¤una” tak›lmay›, o hareketi durdurma, disiplin alt›na alma ça¤r›s› yapt›lar. Hat›rlanacakt›r, o zaman da “iflçici” damarlar› kabard›; Emek

Platformu bir kaç gün sonra ülke çap›nda disiplinlidüzenli eylemler yapacakt›, esnaflar da polisle çat›flmay›p, o günü beklesinlerdi. *** Esnaflara bekleyin dedikleri “Emek örgütleri”nin öncülü¤ündeki o “mücadele günü”(!) ise, iflçi, emekçi hareketinin öfkesini boflaltma ifllevini oynay›p sona erdirilmiflti. ‹flçicilik, ülkemiz siyasetindeki yeri-rolü konusunda art›k kimsenin kuflkusu olmamas› gereken “Emek Platformu”nun, veya tek tek konfederasyonlar›n durumunu görmeye de engeldir. Reformizm “emek platformu”na, o platformun sahip olmad›¤› ve bu haliyle asla sahip olamayaca¤› misyonlar yüklemekte, onun peflinden sürüklenmekte, “gündemi”ni de ona göre belirlemektedir. Aras›ra elefltirse de bu pratik durum de¤iflmemektedir. 22 Kas›m “teröre ve fliddete karfl› miting” ça¤r›s›n› “Emek Platformu”nun yapmas›n›n o mitinglerin niteli¤ini, oynayaca¤› rolü de¤ifltirece¤ini sanmalar› da “emek örgütleri” dedikleri bu devlet sendikac›l›¤›na yükledikleri olmayan roller nedeniyledir. Yanl›fl, onlar› “emek örgütleri” olarak adland›rmakta bafll›yor; emekçilerin sendikal örgütleri, onlar›n fiili durumunu tarif eder; fakat “emek örgütü”, siyasi bir s›fatt›r, onlar›n eme¤in ç›karlar›n› savundu¤unu içerir. Emek örgütleri, “s›n›f›n” ç›karlar›yla bakarlar. Proleter bilinçle bakarlar. “‹flçicilik” ad›na peflinden sürüklenilen konfederasyonlar›n hangisinde var bu özellikler? ‹flçilerin belli bir konjonktürdeki düflünceleriyle, eylemleriyle proletaryan›n düflüncelerini, eylemini s›k s›k kar›flt›r›rlar. Olmas› gerekeni var gibi görürler. ‹flçilerin mevcut toplumsal ortamdan, kültürden etkilenmedi¤ini varsayarlar adeta. Öyle varsayd›klar› için halk›n farkl› kesimleri içindeki örgütlenmeleri küçümser, hatta zaman zaman gereksiz görürler. Zaman zaman pratik onlar› zorlar, di¤er alanlar› “keflfeder”ler ama, “iflciçi” kafa ilk f›rsatta asl›na döner. *** “‹flçicilik”leri de iflçi s›n›f› içinde ciddi bir kitle çal›flmas›na dayanmaz. ‹flçiciliklerin tek göstergesi, sendikal bürokrasiyi ele geçirme, onlar›n pefline tak›lmakt›r. Ama gelin görün ki, bugün, 22 Kas›m mitinglerinde, kitle kuyrukçulu¤u ve iflçicilik, EMEP gibi, TKP gibi, çok elefltirdikleri ÖDP’nin pefline takm›flt›r. Çünkü “emek platformu” diye peflinden gittikleri


“paltformun” belli bafll› örgütlerini ÖDP anlay›fl› yönlendirmektedir. *** “Kitle kuyrukçulu¤u”nun bir baflka biçimi, öteden beri Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu veya benzeri platformlarda yaflanmaktad›r. KESK’in, D‹SK’in “kitle getirece¤i” düflüncesiyle, oportünizm ve reformizm adeta “onlars›z olmaz” tavr›n› tak›nmakta, KESK ve D‹SK (ve onun arkas›ndaki anlay›fl da) bu ortam› kullan›p dayatmalarda bulunmaktad›rlar. D‹SK’in ve KESK’in ne kadar “kitle” getirebildi¤i de tart›flmal›d›r. D‹SK, adeta örgütsüz bir sendika durumundad›r. KESK’in eylemlerine bile “Genel Baflkan düzeyinde ” temsili kat›lmaktad›r. Y›llard›r kendi gücüyle örgütledi¤i tek bir kitle hareketi, eylemi yoktur. KESK, mevcutlar içinde halen belli bir dinami¤i olan bir örgütlülüktür. Ama yönetimi onu her geçen gün at›llaflt›rmakta, ça¤r›lar› art›k üyelerini harekete geçirmemektedir. Hal böyle olunca, kitle kuyrukçusu kafa yap›s›ndan kurtulamayanlar için, onlar›n olmad›¤› yerde “birfley yap›lamaz” düflüncesi hakim olur ve ipe un serilir. *** Kitle kuyrukçulu¤unun en bariz göstergelerinden

biri de, sözkonusu “kitle örgütleri”ne tabi olup, ekonomizme saplanmakt›r. Gündem, “emek örgütleri”nin gündemiyle paralel olunca, böyle olmas› da kaç›n›lmazd›r. Bak›n iflçici ve kitle kuyrukçusu hareketlere, ne F tiplerini, ne katliam ve infazlar› gündemlerine almazlar kolay kolay. Çünkü “emek örgütleri”nin gündemine girmez bu konular. Kitle kuyrukçulu¤u, eylemde, direniflte de her türlü radikalli¤e karfl›d›r. Kitlelerin “en geri” düflünce ve taleplerine seslenir; öyle kitleselleflece¤ini san›r. Eylemler t›rmand›r›lmamal›d›r ona göre, direnifller radikalleflmemelidir. Polisle, jandarmayla çat›flma, mücadelenin zarar›nad›r. Bu anlay›fl›n savunucular›, bu “taktik”leriyle y›llard›r hiçbir alanda ciddi bir kitlesellik yaratamam›fllard›r, ama hiç de muhasebe yapmazlar.

Mesela denir ki “gücün terörüne de, terörün gücüne de karfl›y›z”. Çevrenizde, mesela iflçiyseniz, memursan›z bir sendikada, ö¤renciyseniz okulda, gecekonduluysan›z mahallenizde, bir sorun etraf›n›zdakilere, ne anl›yorsunuz bu slogandan deyin. Slogan›n sahipleri “gücün terörü” derken Amerika, ‹ngiltere gibi güçlü emperyalistlerin terörünü, “terörün gücü” derken de, güya, fliddet eylemlerine baflvuran örgütlerin eylemlerini kastederler. Bilmece, bulmaca gibidir. Ama zaten bu üslupla konuflanlar da ya ayd›nlar, ya da “emekçi partisi, kitle partisi” olma iddialar›na ra¤men orta s›n›f entellektüel kesimlerdir. Onlar halk› anlamaz, halk onlar›n söylediklerini anlamaz. Sonra da niye kat›l›m bu kadar az oldu diye flafl›r›rlar. Tabii bu “mu¤lakl›¤›n” özel bir nedeni vard›r; emperyalizmle, iflbirlikçileriyle do¤rudan çat›flmak istemezler. Mesela ABD Afganistan’a sald›r›rken “teröre de fliddete de hay›r!” slogan›n› kullanm›fllard› yine. Bundan ABD’nin Afganistan’a sald›r›s›na karfl› ç›kt›klar› anlafl›l›yor muydu sizce? Elbette anlafl›lmaz, onlar›n istedi¤i de bu zaten. Ayn› 22 Kas›m’da oldu¤u gibi... AKP iflbirlikçili¤ini aç›kça söylemek bir yana, “ima” eden bir söz bile koymazlar sloganlar›na. Niye, çünkü koyarlarsa, bu mitingleri öyle “icazetli” yapamazlar...

“Kendi kendine” konuflanlar! Terör demagojilerinin ortal›¤› kas›p kavurdu¤u flu günlerde, sol ad›na, ayd›n olma ad›na kullan›lan kimi sloganlara, deyifllere dikkatinizi çekelim dedik: 22 Kas›m mitingleri için “fiiddete ve teröre karfl› bar›fl” ad›na yapt›lar ça¤r›lar›n›. Kime karfl›lar, o bile belli de¤ildir. “fiiddete ve teröre karfl›y›z” derken, bu sloganda fliddet kimi, terör kimi iflaret ediyor. “Terör”,15-20 Kas›m eylemlerini yapanlar›, “fliddet” ABD’yi iflaret ediyorsa, bu yanl›fl bir tan›md›r. ABD’nin yapt›klar›n›n da terör oldu¤unu reddeder. Tersiyse baflka bir yanl›fl. Emek Platformu ad›na alanlarda yap›lan aç›klamada kullan›lan bir baflka cümle, belki yukar›daki slogan› anlamay› sa¤layabilir: Aç›klamada “Bush’un da fliddetin de esiri olmayaca¤›z” deniyordu. Biz ikisiyle de “her türlü fliddet ve terör” eylemini kastediyoruz deniyorsa, eylemi kime, kimlere karfl› yapt›¤›n›z nas›l belli olacak bu sloganda. Kitleler fal m› bakacak? Mesele, burjuvazinin kal›plar›, kavramlar› içinde konuflmakt›r. Mu¤lakl›k, ne ondan ne bundan yana olmak, icazetcili¤in, reformizmin karakteristik özelli¤idir.

Say› 88 31 30 Kas›m 2003


‘‹slamda fiiddet Yok’ ‹se; ✔

Kanl› Pazar’lar› ne ad›na yapt›n›z? Mad›mak’ta ayd›nlar›m›z› ne ad›na yakt›n›z? ‘fianl› S›vas K›yam›m›z’ bafll›klar›n› hangi bas›n att›?

✔

Komünizmle Mücadele Dernekleri’ni ne için kurdunuz ve ne yapt›n›z?

✔

Tüm iktidarlar ve cuntalar taraf›ndan devrimci mücadeleye karfl› neden ve nas›l kullan›ld›n›z?

✔ ‹slamc› bas›nda, devrimcilerin katledilmesi neden, hangi ç›karlar u¤runa alk›flland› ve onay görmeye devam ediyor?

✔

Katliam fetvalar› verenler, hangi zihniyetin ürünü olarak ‘camian›z’da hala sayg›n ve otorite olabiliyor?

Kullan›lma Tarihi Kanl› Tarihtir (1) ✔ Kullanma-kullan›lma üzerine flekillenen bu kanl› tarihinizle, devrimcilere ve halk›n mücadelesine karfl› oligarflinin ve emperyalizmin saflar›nda savaflt›¤›n›z bu tarihle hesaplaflmadan, söyledi¤iniz hiçbir fleyin inand›r›c›l›¤› olmayacakt›r.

ylemleri yapanlar›n islamiyetle ilgisi olamaz, olsa olsa sapk›nd›rlar” diyor kimi islamc›lar, kimileri “müslüman olsa mübarek ramazanda yapar m›yd›?” gibi, cehalete seslenen teoriler gelifltiriyor, “dinde fliddet olmad›¤›” teorileri yap›l›yor.

“E

‹slamc›lar, özelefltirisini yapmad›klar› tarihlerine bakt›klar›nda, emperyalizm ve oligarfli taraf›ndan kullan›l›rken, nas›l vahfletler yaratt›klar›n› da, ‘fliddeti d›fllayan islam’ ad›na nas›l bir gayri meflru fliddet yaratt›klar›n› da, ve bunlar› yapanlar›n bugün iktidarda, ya da islamc› kesimin ‘otoritesi’ olarak köflelerinden fetvalar vermeye devam ettiklerini de çok iyi göreceklerdir. Elbette bunun için, o tarihe cüretle bakabilmeli, üzerini örtmeden, “siz de hep bunlar› gündeme getiriyorsunuz, unutal›m, bak›n flimdi Amerika’ya karfl›y›z” demeden, geçmiflle, o geçmifli yaratan kültürle, pragmatizmle, anti-komünizmle hesaplaflmal›s›n›z. Aksi takdirde, söylenenlerin inand›r›c›l›¤› olmayacakt›r. Zira, ayn› kültür bugün iktidarda, islamc› bas›nda oldu¤u gibi duruyor. Anti-komünist kafa yap›s›, hala kendini devlete nas›l ispatlayaca¤›n›n hesab› içinde devrimcilere “terörist” deyip sald›r›yor. Dün, sat›rla, silahla sald›r›yorlard›, bugün iktidar gücüyle, polisiyle, medyas›yla sald›r›yorlar. ‹stisnalar› d›fl›nda islamc› kesimde bu anlay›fl mübaht›r. Tart›flmalar›n en yo¤un oldu¤u günlerde dahi, ‹stanbul’da halka zarar veren eylemleri, bu konuda en küçük bir emare olmamas›na karfl›n, nas›l devrimcilere yükleriz hesab› içinde olmalar› kafa yap›s›ndaki korkunç çarp›kl›¤›n tezahürüdür. Örnek mi? ‹flte okuyun: Susurlukçu A¤ar’a yönelik eylem haz›rl›¤›nda oldu¤u iddia edilen bir devrimci tutuklanm›flt›r Ankara’da. ‹slamc› Kanal 7 hemen üzerine atlad›. Tamam “islamc› terör” sald›r›lar›ndan kurtulman›n yolunu buldum, dedi. A¤ar’› ç›kard› ekranlara. Tarikatç› M. Akif Beki, “zamanlamaya dikkat, ‹stanbul’da bombalar patlamas›n›n ard›ndan...” diye bafllad› yorumlara ve A¤ar’dan onay bekledi. “Bilinçli bir devrimci düflman›” olan A¤ar, bu ucuz oyuna, “her örgüt kendi do¤rultusunda yürümeye devam eder, ilgisi yok” diyerek kesip atsa da, islamc› kafa ›srarla, bir ba¤lant› kurmaya çal›flt›. ‹stanbul’daki eylemlerde ortaya ç›kan adaletsiz kafa yap›s›, propagandada, medyalar›nda iflte böyle ortaya ç›k›yor. Hak, hukuk yok. Çünkü düzen içidirler, böyle olduklar› için düzenin kültürünü alm›fllard›r. fieriat dedikleri de, kapitalizme yeflil k›l›f geçirmenin ötesinde de¤ildir. fiu gerçek bile çarp›c›d›r, ak›llar›n› bafllar›na getirmelidir; kendileri “sol terör... komünist terör” yaftalar›n› kolayca, hem de devrimcilerin halka zarar veren hiçbir eylemi olmamas›na ra¤men yap›flt›r›rken, flimdi birileri de “ad›n› koy” diyerek kendilerine yükleniyor. Ama hala onlar iflah olmaz devrimci düflmanl›¤›n› sürdürüyor. Elbette içinde bulunduklar› durum bir sonuçtur. Sorun tarihlerinde, kültürlerindedir. Amac›na ulaflmak için, “her yol mübah” diyerek her iktidar taraf›ndan kullan›ld›lar, tetikçilik yapt›lar, halk› düzen içinde tuttular. Afla¤›da aktaraca¤›m›z, bu tarihin k›sa bir özetidir.


Din ‹stismar› Ve ‹ktidarlar›n Kulland›¤› ‹slamc›l›k Gelene¤i Menderesler’e Dayan›r Çok partili döneme geçifl, ayn› zamanda dinin istismar edildi¤i, partiler ve iktidarlarla tarikatlar›n ba¤lar›n›n kurulup, karfl›l›kl› kullanma iliflkisinin geliflti¤i süreçtir. Din, en genifl kesime seslenip, oylar›n› alman›n bir arac›d›r burjuva partileri için. CHP dahi, 1947’lerde okullara yeniden din dersi koymas› örne¤inde oldu¤u gibi, bu iliflkinin d›fl›nda olmam›flt›r. Ayn› y›llarda iktidara aday olan Adnan Menderes’in DP’si ise, daha iktidara gelmeden önce, bu iliflkileri gelifltirip, onlar›n üzerinden iktidara yürüme politikas›n› benimsemifltir. Nakflibendi fleyhlerini ziyaret ediyor, tarikatlar›n deste¤ini almak için her fleyi yap›yorlard›. 1945-50 aras›nda kurulan 20’den fazla partinin ço¤unun din istismarc›s› olmas› tesadüf de¤ildir. ‹stismarc›l›kta birbirleriyle yar›fl halindedirler. Ancak belirtti¤imiz gibi, Demokrat Parti bu iflin kompedan›d›r. Ve as›l olarak din istismar› DP ile birlikte temel bir politika olacakt›r. Tayyip’in Menderes’e özenmesi, iflbirlikçili¤inin yan›s›ra, bu yönüyle de bofluna de¤ildir. 14 May›s 1950’deki seçimlerle iktidar olan Menderes’in ilk ifllerinden biri 17 y›ld›r Türkçe okunan ezan›n Arapçalaflt›r›lmas› oldu. Diyanet’e ayr›lan ödenek artt›r›l›rken, 1953’te okullarda zorunlu kuran okutulmaya baflland›. Ayn› y›llarda Kuran kurslar›n›n da giderek yayg›nlaflt›¤›, 1925’te kapat›lan türbelerin yeniden aç›ld›¤› görülmektedir. Ancak flu

Kanl› Pazar ‹çin Ne Diyorsunuz? Rahmetullah Karakaya o gün, “din ad›na” katliam yapan güruhun içindekilerden biriydi. 2000 y›l›nda, “‹kitelli’de Biten Bab›ali” adl› kitab›nda yazd›klar›yla o günü flöyle anlat›yordu: “O gün ben de bafl›mdan, yüzümden tafl ve sopalarla yaraland›m. O fluursuz, figüran kitlenin içinde yer alman›n utanc›n› bu sat›rlar› yazarak hafifletmeye çal›fl›yorum. (...) Emperyalizme, sömürgecili¤e karfl› olmas› gereken dindar kitle, Türkiye’de hoyratça Amerikal› askerlerin fedaili¤ini yapabiliyordu. Bana ö¤retilen ‹slam’da buna yer yoktur. Onun için bunlar›n aras›ndan çekilmeyi görev bildim. (...)” Bugün, elefltiriler karfl›s›nda, “Amerika'nın Irak iflgalini onaylarsanız cicisiniz... Süper gücün global politikalarına eklemlenirseniz sizden flirini yok” (Ahmet Taflgetiren, 25 Kas›m, Y. fiafak) diyen islamc›lar, Kanl› Pazarlar için ne diyorlar? *** ‹badet yerlerine sald›r›y› islam yasaklar deniliyor.

istatistiki bilgi, tüm bu yap›lanlar›n bir resmini görmek için yeterlidir. 1950-64 y›llar› aras›nda normal okullar›n say›s›ndaki art›fl % 50 iken, dini e¤itim veren okullar›n art›fl oran›, % 700 olarak kaydedilmektedir. Menderes’i iktidara tafl›yan tarikatlar, hizmetlerinin karfl›l›¤›n› böyle almaktad›r. Kullanma iliflkisi hep karfl›l›kl› olmufltur. Nas›l Hizbullah’› PKK’ye karfl› kullanan Genelkurmay, öte yandan bir noktaya kadar geliflmesine göz yumduysa. Bugün dahi Menderes’i büyük bir hayranl›k ve flükranla anan islamc›lar, o gün de tüm bu geliflmeleri coflkuyla karfl›larken, DP’nin ABD ile gelifltirdi¤i iliflkileri ve o iliflkilerin bugün ülkemizi nereye getirdi¤ini görmezden gelmeyi ye¤lediler. Ayn› kafan›n, bugün de AKP karfl›s›nda sergilendi¤ini görebilirsiniz. Türban sorununu, ‹mam Hatipler sorununu çözsün de, F tiplerinde tecrit zulmünü sürdürebilir, devrimcileri katletmeye devam edebilir, emperyalizmle ba¤›ml›l›k iliflkilerini daha da gelifltirebilir, onlar› ilgilendirmez. Din bezirgan› Tayyip, bugün nas›l bir yandan dini kullan›p iktidar olurken, öte yandan “dini kullanmad›klar›n›” söylüyorsa, Menderes de ayn› politikay› uygulad›. 1952’deki bir konuflmas›nda flöyle diyordu Menderes; “Din gibi mukaddes bir mefhumun, siyaset bezirganlar›n›n aleti haline gelmesine bu memleketin tahammülü yoktur.” Bürokrasi ve orduda hala etkinli¤i bulunan Kemalistler’den kaynakl› olarak “temkinli” ad›mlar atan Menderes, iflbirlikçili¤i gelifltirdikçe siyasi ve

Ülkemiz islamc›lar›n›n Kanl› Pazar’da ibadet yerini nas›l vahfletin kamuflaj› yapt›klar›na bakal›m: 6. Filo’nun geliflinden dolay› güvenlik gerekçesiyle halk›n toplu ibadetine kapat›lan Dolmabahçe Camii, miting günü, 19 fiubat’ta toplu ibadete aç›lacakt›r. Sald›racak gruplar burada namaza duracaklar, böylece göze çarpmadan kendilerini kamufle edeceklerdir. Namazda k›blelerinin emperyalizme dönük olmas› ise o gün gözü dönmüfl güruhun akl›na bile gelmez. T›pk›, sonraki y›llarda ABD’nin yeflil kuflak projelerinde ‘din ad›na’ diyerek komünizme karfl› savafl›rken oldu¤u gibi. ‹stanbul’daki eylemler için “bu eylemi yapanlar din ad›na yap›yorlarsa esas islam› vurdular” diyen Abdullah Gül, (o gün sald›ran güruh içinde miydi bilemiyoruz!) vurulan yurtseverlerse dinin, ibadet yerlerinin kullan›lmas›nda bir sak›nca görüyor mu? Görüyorsa, bugün ç›k›p Kanl› Pazar’› anlatmal›, özelefltirisini vermelidir. Aksi, iktidar koltu¤unda yapt›klar› gibi, dinin, inanc›n emperyalizme hizmet için kullan›lan bir araçtan baflka bir anlam› olmad›¤›n› yeniden onayl›yor demektir.

Say› 88 33 30 Kas›m 2003


ekonomik krizi de büyüdü ve kitle taban›n›n azalmas› karfl›s›nda tarikatlarla daha s›k› iliflkiler kurmaya bafllad›. Bu dönemde Nurcular ve Nakfliler’in öne ç›kt›¤› görülmektedir. Dini kullanan riyakar islamc›lar›n vazgeçilmez propagandalar›ndan biri, anti-komünizmdir. “Komünizme karfl› duracak ancak islamiyet kalesidir” diyen DP de bununla birlikte dini istismar etmifltir. ‹slamc›lar ise, bu kullan›lma karfl›l›¤›nda, alabildi¤ine geliflmifl, örgütlenmifllerdir. DP, devrimcilere yönelik sald›r›lar›na h›z verirken, islamc› örgütlenme ve kurumlaflmalar da ayn› h›zda bir art›fl sözkonusudur. T›pk› islamc›lar gibi devletin kulland›¤› bir baflka kesim olan faflistler de bu dönemde örgütlendirilseler de, henüz islamc›lar kadar etkili ve sola karfl› devlete yard›mc› olacak güçte de¤ildirler. Onlar›n sahneye sürülüflü ileriki y›llarda olacak ve zaman zaman tek bafllar›na, zaman zaman da islamc›larla birlikte halk›n mücadelesinin karfl›s›na ç›kar›lacaklard›r.

Kullanma S›ras› AP’de; Komünizmle Mücadele Dernekleri Kuruluyor

Say› 88 34 30 Kas›m 2003

27 May›s’la birlikte islamc›lar›n gelifltirilmesi kesintiye u¤rasa da, 27 May›s, tarikatlar, din-devlet iliflkileri konusunda ciddi de¤ifliklikler yapacak denli güçlü de¤ildir. DP’nin devam› olan Adalet Partisi (AP), daha yo¤un olarak sivil faflistleri gelifltirmeye, vurucu güç olarak kullanmaya a¤›rl›k verse de, tarikatlara karfl›, Menderes’in miras›n› sürdürdü. 28 fiubat günlerinde, ordu ile birlikte islamc›lar›n karfl›s›nda yer alan Demirel, Menderes’ten sonra, tarikatlar› kullanan, gelifltiren iktidarlar›n bafl›nda gelir. Gerici-faflist örgütlenme olan ve halk›n devrimci mücadelesinin önünü kesmek için gündeme getirilen “Komünizmle Mücadele Dernekleri” iflte bu sürecin ürünü olarak ortaya ç›kt›. 1967’de AP, ç›kard›¤› bir yasa ile bugün hala tart›fl›lan, ‹mam Hatiplere üniversitelerin yolunun aç›lmas›n›n mimarlar›ndand›r. Elbette bu ödüller verilirken islamc›lar›n, iflbirlikçi tekellerin adam› Demirel’e verdi¤i destek, esas olarak tekellerin kitle taban› olarak kullan›lmaktad›r. Bu y›llarda, ileriki y›llarda karfl›m›za Rab›ta’lar olarak ç›kacak olan, uluslararas› islami gericilikle ba¤lar da kurulmaya bafllan›r. Ortado¤u’daki Amerikan iflbirlikçisi sermaye deste¤iyle varolan “‹lim Yayma Cemiyeti” bunun bir örne¤idir. Finanse edenler aras›nda, bugün laik maskesi takan iflbirlikçi tekellerin en büyü¤ü, Sak›p Sabanc› da vard›r. Di¤eri ise, dönemin Ziraat Odalar› Birli¤i Baflkan›, toprak a¤as› Fahri Tanman’d›r. ‹flbirlikçi tekellerin ve toprak a¤alar›n›n islamc›lar› kullanma, karfl›l›¤›nda tarikatlar› gelifltirme iliflkisinin bu somut örne¤i yokmufl gibi, bugün “islami terör”den sözeden bu çevreler, en az AKP islamc›l›¤›

kadar riyakar ve yalanc›d›rlar. Sömürü düzenlerini korumak için kullanmayacaklar› güç yoktur. Kullan›r ve iflleri bitti¤inde bir kenara atarlar. Yine uluslararas› gerici örgütlenmelerden bir di¤eri ise Rabita-ül-Alem-‹slam Örgütü’dür. Bu örgüt esas olarak Filistin baflta olmak üzere, Ortado¤u’daki devrimci geliflmeler karfl›s›nda islamc›lar›n devreye sokulmas› için, ABD taraf›ndan kurulmufltur. ABD tekeli ARAMCO flirketi’nin kontrol etti¤i Suudi Arabistan ve Emirlikler arac›l›¤›yla 1962’de kurulan bu örgütün kurucular›ndan ikisi dikkat çekmektedir. Biri AP’li Ahmet Gürkan, di¤eri ise islamc› Sebilül Reflat Dergisi sahibi Salih Özcan’d›r. Rab›ta arac›l›¤›yla ülkemizdeki islamc› güçlerin, devletin bilgisi dahilinde desteklenmesi bu sürece dayan›r. 1967’lerde, bugün islamc› siyaset üzerindeki etkisi bilinen Süleymanc›lar’›n ortaya ç›kt›¤›n› görüyoruz. “Süleymanc›l›k’›n selameti için her fley mübaht›r. Yerinde yalandan, iftira etmekten korkmay›n. Bu harptir ve harpte her fley size helaldir.” (Türkiye’de Gençlik Hareketleri, sf. 68) diyen Süleymanc›lar, esas olarak Kuran kurslar›nda örgütlenmeye bafllad›lar.

“Zincirlerimizi Çözün, Komünizmi Durdural›m” 1960’l› y›llar›n sonu, devrimci mücadelenin de geliflti¤i y›llard›r. Tüm dünyan›n sömürücü güçlerini oldu¤u gibi, ülkemizdeki egemenleri de, sömürüsüz bir dünya, ba¤›ms›z bir ülke düflüncesiyle yoksul halk kitlelerini, emekçileri aya¤a kald›ran komünizm korkusu sarm›flt›r. ‹slamc›lar, devletin bu korkusunu gördükleri ilk anda, ça¤r›lar›n› da yaparak, “bizi kullan›n” dediler. “Komünizmi durdurmak ve ona karfl› tedbir almak iddias› samimiyse; tek çare dine sar›lmak, islama kuvvet vermek... Müslümanlar›n ellerindeki ayaklar›ndaki zincirleri çözmek ve serbest b›rakmak gerekir.” (Bekir, Bekr, 4 Mart 1965 tarihli ‹ttihad Gazetesi’nden, aktaran Faik Bulut, ‹slamc› Örgütler, s.705) AP iktidar› ça¤r›ya olumlu karfl›l›k verirken, öte yandan emperyalizmle ba¤›ml›l›k iliflkileri de büyük bir h›zla gelifltirilmektedir. Buna paralel olarak da devrimci gençli¤in anti-emperyalist mücadelesi de geliflmektedir. Tam da bu günlerde Amerikan 6. Filo’su ‹stanbul’a gelir. Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde, Milli Türk Talebe Birli¤i gibi derneklerde örgütlenen gerici-faflist güçler AP’lilerle birlikte sald›r›lara da bafllam›flt›r. T‹P toplant›lar›na, mitinglerine sald›r›larda, vurucu güç olan islamc›lar, Kanl› Pazar’›n da vurucu gücü olabileceklerini kan›tlam›fllard›r. Devlet gevfletti¤i zincirlerini tümden b›rak›r... Sürecek... Sürecek...


“Terör” nakaratlar›, her durumda baflka makamdan söylenir! Terör üzerine ne çok konufluyorlar de¤il mi! Ama çok konufltuklar› kadar çok fley söylemiyorlar bu konuda. Söyledikleri üç befl cümleyi geçmiyor. Onlar› eviriyor, çeviriyor, all›yor, pulluyorlar, ama esas de¤iflmiyor.

➥ Derler ki mesela; “Terörün dini milliyeti yoktur”; Niye olmas›n? “Terör” dediklerinin dünya halklar›n›n çeflitli kesimlerinin mücadelesi ve eylemleri oldu¤unu gözönüne ald›¤›n›zda, bu sözün ne kadar anlams›z oldu¤unu da görürsünüz. Kimi silahl› mücadeleler, flu veya bu milliyet ad›nad›r. Kimi silahl› eylemler, flu veya bu inanç ad›nad›r. Farkl› olarak, devrimcilerin mücadelesi din ad›na de¤ildir, tek bafl›na bir “milliyet” ad›na de¤il, her milliyet ve inançtan halklar ad›nad›r; ama sonuçta devrimci mücadeleyi yürütenlerin de bir milliyeti vard›r ve eylemlerinde ulusal onurlar›n› da savunmakta, o ulusun ezilenleri ad›na savaflmaktad›rlar. Asl›nda “terörün dini milliyeti olmaz... terör terördür” diyenlerin amac›, dünyadaki tüm ilerici, devrimci mücadeleleri, eylemleri amaçs›z göstermektir. ‹fllerine gelince ad koyar, ifllerine gelmeyince böyle derler. Mesela, y›llarca faflist terör’ün ad›n› koymam›fl; “bana sa¤c›lar cinayet iflliyor dedirtemezsiniz” diye direnmifllerdir. Ama bol bol “solcu teröristler” demifllerdir. Laik kesim AKP’ye “bu terörün ad›n› koyun” diye bast›r›yor; evet koyulsun; aç›k ki, El Kaide veya Hizbullah gibi örgütler, eylemlerini “islam” ad›na yap›yorlar. Do¤ru bulan olur, yanl›fl bulan olur, ama objektif olan onlar›n bu eylemleri islami inançla ve islam ad›na yapt›¤›d›r. Ama ayn› laik kesim, Genelkurmay’›n terörünün ad›n› koyabiliyor mu? Hay›r! Devlet terörü’nü kullanmazlar pek.

➥ Derler ki mesela; “teröre karfl› birlik olmal›y›z”... Devrimcilerin, Kürt milliyetçilerinin veya islamc›lar›n her eyleminden sonra söylerler bunu. Niye? Kime karfl› birlik olaca¤›z? Mesela, 15-20 Kas›m eylemlerinden sonra, “birlik” zaman› m› flimdi? Hay›r, flimdi Amerikanc›lar›, iflbirlikçileri tecrit etmek zaman›... Çünkü bu ülkede bu eylemlerin yap›lmas›na neden olan onlard›r... Öte yandan, “devlet terörü” sözkonusuysa “teröre karfl› birlik olmal›y›z” ça¤r›s›n› asla yapmazlar. Tersine, o zaman, kim devletin terörüne maruz kalm›flsa, o kesimin yaln›z b›rak›lmas›n›, onlara sahip ç›k›lmamas›n› isterler. ➥ Derler ki mesela; “Terör hakk›nda halk› bilinçlendirmeliyiz”... Bilinçlendirirler. Polis hemen her y›l, ilkokullardan liselere kadar “terör dersleri” verir; küçücük çocuklar›n kat›ld›¤› toplant›larda ekranlarda katledilmifl, parçalanm›fl devrimcilerin cesetlerini gösterirler. “Terör hakk›nda bilinçlendirmek” dedikleri, sadece herkesin gözünü korkutmak; bak›n bu düzene karfl› ç›karsan›z, sonunuz böyle olur mesaj› vermektir. Bunun d›fl›nda verdikleri ve verebilecekleri bir “bilinç” yoktur. Elbette halk›m›z terör hakk›nda bilinçlendirilmelidir. Terörü yaratan kim, uygulayan kim, emperyalizmin, faflist devletlerin terörüyle halklar›n fliddeti ayn› kefeye konulabilir mi? Bunlar› herkes ö¤renmelidir. ➥ Derler ki mesela; “ulusça terörü lanetliyoruz”... Bunu kan›tlamak için de s›k s›k “Teröre inat hayat devam ediyor” kliflesini kullan›rlar. Bu son dönemde bu kliflenin en kararl› kullan›c›s› ATV’den Ali K›rca’yd›. Eylemlerden sonraki 1. Gün; “Beyo¤lu sanki teröre hayk›r›rcas›na ›fl›l ›fl›l...” diyordu K›rca. 2. Gün: “Beyo¤lu sald›r›ya inat bugün de kalabaaçan politikalar›n› de¤ifltir! ‹flbirlikçili¤e son ver ki, Irak’taki, Filistin’deki katliamdan sen de sorumlu olma. Muhaliflere karfl› uygulad›¤›n sansüre son ver ki kimse sesini duyurmak için baflka yöntemlere baflvurmak zorunda kalmas›n! ‹flkencecileri, infazc›lar›, katliamc›lar› cezaland›r (ki, baflkalar› “fliddet”e baflvurarak cezaland›rmak durumunda kalmas›n.) Ama yapmazlar. Böyle oldu¤u içindir ki, halk›n yard›mc› olmas› gereken “zulüm güçleri” de¤il, bu sömürü, zulüm düzeninin sona ermesi için mücadele edenlerdir.

F›rsat bu f›rsat: Muhbirli¤e ça¤r›! Terör nakaratlar›n›n de¤iflmez parçalar›ndand›r:

➥ Derler ki; “Halk›m›z güvenlik kuvvetlerine daha fazla yard›mc› olmal›d›r.” Bununla iki fley istenir genellikle halktan: Birincisi, halk›n, “güvenlik” ad›na gündeme getirilen yasaklara, k›s›tlamalara, keyfiliklere karfl› sessiz kalmas›. ‹kincisi, ihbarc›l›k! Kendi suçlar›n› gizleyip, halk› yozlaflmaya ça¤›r›yorlar. Halk› ihbarc›l›¤a ça¤›raca¤›na, o eylemlere yol

Say› 88 35 30 Kas›m 2003


l›kt›.” 3. gün: “Teröre inat Türkiye bayram havas›na girdi”... “Hayat›n hiçbir fley olmam›fl gibi devam etmesi” bir tav›r m›d›r, yoksa baflka nedenleri mi var? “Teröre inat Türkiye bayram havas›na girmesi” bir inat m›, baflka bir fley mi?... K›rca’n›n “teröre karfl› tav›r” diye lanse etmeye çal›flt›¤› bu tablo sak›n bir “duyars›zl›¤›n” ifadesi olmas›n. 50 kifli ölmüfl, 500 kifli yaralanm›fl, barlar, pavyonlar aç›k, def-dümbelek çalmaya devam ediyor... Ne biçim tav›r bu?

Say› 88 36 30 Kas›m 2003

Tüm Beyo¤lu esnaf› eylemleri protesto etmek için mesela kepenk kapatsayd›, o zaman anlafl›l›rd›... Halk, bu “umursamaz” tavr›yla “sald›r›lar›n benle ilgisi yok, bana karfl› da de¤il” diyor belki de. Belki de 50-60 bin kiflinin ölece¤inin kesin oldu¤u bir deprem karfl›s›nda bile “sakin” duran bir halk›n örgütsüzlü¤ü, çaresizli¤i, ve duyars›zl›¤› var karfl›n›zda... Bunlar›n hepsi ihtimal dahilinde. “Beyo¤lu’nun her fleye ra¤men kalabal›kl›¤›” bunlarla aç›klanabilir belki; ama sadece K›rcalar’›n dedi¤i gibi aç›klanamaz. Öyleyse burjuva medya günlerce bunu niye iflledi? Çünkü, tüm halk›n “her türlü fliddete” karfl› oldu¤u gibi bir imaj yaratmak istiyorlar, halk›n eylemlerin nedenlerini bile tart›flmay›p “mahkum” etmesini istiyorlar. Yani onlar pek çok kez yapt›klar› gibi, olan› de¤il, olmas›n› istediklerini “haber” yap›yorlar. *** Unuttu¤umuz üç befl klifle daha kalm›fl olabilir. Ama bu konuda yapt›klar› konuflmalar›n hepsini toplasan›z iflte bunlar. Evire çevire farkl› kelimelerle bunlar› söyleyip duruyorlar. Örneklerini gördü¤ümüz gibi, söyledikleri hiçbir sözde tutarl› de¤illerdir. Her durumda esas olan emperyalizmin iflbirlikçilerinin terörünü savunup, halklar›n mücadelesini mahkum etmektir. Duruma göre, ayn› sözlerin anlamlar›n› de¤ifltirirler. Dilin kemi¤i mi var?

DEVR‹MC‹ SOL ANA DAVASINDA YER ALANLARA ÇA⁄RIMIZDIR! Devrimci Sol Ana Davas› 23. y›l›nda Yarg›tay taraf›ndan bozuldu. 1243 kiflinin yer ald›¤› dava 1981 y›l›nda aç›ld›. 1991 y›l›nda S›k›yönetim Askeri Mahkemesi’nin verdi¤i hükümle yarg›lama sona erdi. Bir idam, 33 müebbet hapis ve yüzlerce kiflinin yüzlerce y›l› bulan de¤iflik hapis cezalar› ile cezaland›r›lmas›na dair hüküm, Üsküdar A¤›r Ceza Mahkemesi’nce tüm san›klar aç›s›ndan Yarg›tay’a gönderildi. Yarg›tay 11. Ceza Dairesi yapt›¤› inceleme sonucunda 400 klasörden oluflan dava dosyas›nda 100 klasörün bulunmad›¤›n› tespit etti. Ve dosyay› eksik klasörler nedeniyle inceleyemeyece¤ini, eksik belgelerin dosyan›n esas›na iliflkin iddianame, ifadeler gibi belgeler oldu¤unu belirterek dosyay› bozdu. Bozulan dosya Üsküdar A¤›r Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Elbetteki Devrimci Sol Ana Davas› bu kadar k›sa, özet ve kuru anlat›lamaz. Bu davay› yaflad›klar›yla, tan›kl›klar›yla en iyi sizler anlatabilirsiniz. Bu davada yer alanlar aylarca süren iflkenceli sorgulardan geçirildiler, düflüncelerinden dolay› tutukland›lar. Y›llarca idam sehpalar›n›n gölgesinde yarg›land›lar. ‹ddianameler polisin, jandarman›n, savc›lar›n as›ls›z suçlamalar›yla haz›rland›. Bu davan›n tutuklular› 2.5 y›l boyunca aileleri ve avukatlar›yla görüfltürülmediler. Yüzlercesinin savunma yapmas› engellendi. Savunma yapanlar hakk›nda on y›llara varan cezalar verildi. Yine duruflmada savunmalar› için kalem ve ka¤›t talep ettikleri için dövülerek du-

ruflma salonundan at›ld›lar. Tutuklular›n neredeyse her talebi bask›, iflkence ve yasaklarla karfl›land›. Bu dava sürerken 1984’te Tek-Tip Elbise dayatmas›na, süren iflkencelere ve savunma hakk›n›n gasp edilmesine karfl› ölüm orucu yap›ld›. 4 Kifli öldü. Her duruflmas› hak kazanma mücadelesi ve 12 Eylül hukukunun yarg›land›¤› geliflmelere tan›kl›k etti. Savunma hakk›n›n engellendi¤i, y›llarca süren bu davada ceza ya¤mur gibi ya¤d›. Tüm bunlar hangi iddia ve somut delillerle desteklenmiflti? 23 y›ld›r süren yarg›lama neyin üzerinde yükseliyordu? Daha bu sorular›n cevaplar› verilmemiflken kay›p olan 100 klasörden bahsediliyor. Peki 23 y›l›n hesab› ne olacak? Hepimizden, hepinizden al›nan 23 y›l›n hesab› kime sorulacak? Her f›rsatta hukuk devleti oldu¤u iddia edilen bir ülkede yafl›yoruz. O zaman birileri bu 23 y›l›n bedelini ödemelidir. 23 y›lda yaflanan iflkencenin, bask›n›n, sakatl›klar›n, yaralanmalar›n, ölümlerin bedelini ödemelidir. Ama bu bedel ödeyecekler asla bir mahkeme kaleminde çal›flan birkaç memur olmamal›d›r. Haklar›m›z var. A¤›r bir haks›zl›¤a maruz b›rak›ld›k. Her türlü yasal yollardan hakk›m›z› aramal› hesap sormal›y›z. 12 Eylül hukukunu yarg›lamal›y›z. Bunun için; Devrimci Sol Ana Davas›’nda yer alan herkesi Halk›n Hukuk Bürosu’na ça¤›r›yoruz. Adres ve telefonlar›m›zdan bizlere ulaflabilirsiniz.

HALKIN HUKUK BÜROSU: Abide-i Hürriyet Cad. Arkan-2 Apt. No: 210 Daire: 8 fiiflli/‹STANBUL Tel-Faks: 0 212 231 61 92 / 231 72 94 E-mail: halkinhukuk@e-kolay.net


Emekçiler’den man Valisi ‹smet Metin. “Bu ocak söz konusu nizamnamelerin tüm gerekleri yerine getirilerek, iflletmeye açılmıfl bir ocak de¤ildir” açıklaması yap›yordu utan›p s›k›lmadan. Peki kim denetleyecek bu gerekleri yerine getirip getirmedi¤ini? Devlet. Peki sen kimsin? Devletin Karaman’daki en üst yetkilisi! 10 iflçiyi katleden düzenin valileri, bir hak arama eyleminde, bir iflçi eyleminde polisi ve jandarmas›yla her türlü “güvenli¤i” nas›l ald›r›r, “güvenlik” diyerek hak arayanlar› susturmak için hangi yollara baflvurur çok iyi bilinir. Katiller yüzsüzdür, yalanc›d›r, riyakard›r. 10 Ocak sönmüfl, 10 insan göz göre göre katledilmifl, AKP iktidar›n›n ve onun valisinin can› yanmaz, Tayyip’in “kan›na dokunmaz”. Madeni iflleten Özsayan fiirketi'nin Mali ‹fller Sorumlusu Mehmet Yılmaz ile mühendis Zeki Demir gözalt›na al›nm›fl, tutuklanm›fl, Vali, “sorumlular›n cezaland›r›laca¤›n›” aç›klam›fl... Tümü yalan ve aldatma, öfkeyi yat›flt›rmak için baflvurulan oyunlardan biri. Bugüne kadar hangi patronu cezaland›rd›n›z? Bu ülkede madenler baflta olmak üzere ifl cinayetlerinden bir da¤ olufltu, hangisinin sorumlusunu cezaland›rd›n›z, hangi patron flimdi hapishanede? Bu sorulara cevaplar›n› veremez bu düzenin valisi. 40 bin insam›z› katleden depremde çürük binalar› yapanlardan kim var flimdi cezaland›r›lan. Bilinçli flekilde, iktidara yak›n di¤er mütahitleri unutturmak için öne ç›kar›lan Veli Göçer d›fl›nda var m›? Yoktur. Çünkü bu düzende insan›n de¤eri yoktur. AKP islamc›l›¤›n›n, kimseye söz ettirmedi¤i, elefltireni “baflka galakside yaflamakla” itham etti¤i düzendir bu. Kapitalizm yüzy›llard›r “ifl kazalar›” diyerek onbinlerce emekçiyi katletti tüm dünyada.

Patlayan, Patronun Kâr H›rs› Katleden Kapitalist Düzendir Karaman’ın Ermenek ‹lçesi’nde özel Özsayan Kömür Oca¤ı’nda 23 Kas›m günü meydana gelen grizu patlaması 10 iflçinin can›n› ald›. Yerin 350 metre alt›nda, akflam karanl›¤›nda 16.00-24.00 vardiyası olarak çal›flmaya giren iflçilerin bulundu¤u s›rada meydana gelen grizu katliam›nda, Ali Baflar, Mustafa Aygün, Eyüp Göker, Yusuf fiahin, Abdullah fiengül, Hidayet Gürbüz, Ali fienkal, Ahmet Bilgin, Sebahattin Ersoy ve Hasan Çelik adl› iflçiler hayat›n› kaybettiler.

T›rna¤›m›zla Kazal›m... Yak›nlar›n› kaybeden aileler, s›n›f kardeflleri oca¤›n önünde endifleli bekleyifllerini sürdürürken, bir kez daha kapitalist sömürü düzeninin insana de¤er vermedi¤ine, patronun kâr h›rs› için, biraz daha fazla kazanmak, sömürmek için hiçbir önlem almad›¤›na tan›k oldular. Patlaman›n üzerinden 24 saatten fazla bir zaman geçmifl olmas›na ra¤men, kurtarma çal›flmalar›na gelen ekibin, adeta normal bir günde mesaiye bafllar gibi gelmesine aileler feryat etti. Yak›nlar›m›z›n cesetlerini bari bize vermeyeceklerse, izin versinler t›rna¤›m›zla kazal›m bu kayalar› diye hayk›rd›lar. Devletin yapt›¤› ilk ifl, “güvenlik önlemi” almak oldu. Ama, yeni canlar ölmesin, emekçiler yerin yedi kat alt›nda cans›z b›rak›lmas›n diye de¤ildi bu önlemler. Ya iflçilerin öfkesi patlarsa, ya aileler ac›lar›n› öfkelerine kat›p sorumlular›n yakas›na yap›fl›rsa... Bunun içindi jandarma güvenli¤i. ‹nsana De¤er Vermeyen Kapitalizmi Elefltiren Herkese ‘Terörist’ Diyen Tayyip’in Valisinin Yüzsüzlü¤üne Bak›n! Güvenlik fiartlar›n› Yerine Getirmiyorsa Neden Bir Y›ld›r Çal›flmas›na ‹zin Verdin? Böyle diyordu patlayan madene gelen Kara‹flleri öfke ile u¤urlarken, ailelerine baflsa¤l›¤› diliyor, ac›lar›n› paylafl›yoruz. Önlem almayan, denetlemeyenleri ve katliam› sezsizce izleyen, emekçilere ölümden, iflten atmaktan baflka hiçbir fley vermeyen din istismarc›s› AKP’yi lanetliyoruz.

Bilinçli Katliam Kömür oca¤ında bir süre öncesine kadar ustabafl› olarak çalıflan Mehmet Yönden, cinayetin nas›l ifllendi¤ini flu sözlerle anlat›yordu: "Ocak 336 metre derinli¤inde. Ancak 226 metrede havalandırma deli¤i var. Biriken gazı tahliye edecek bir sistem yoktu". Yine ayn› ocakta, baflka bir vardiyada oldu¤u için ölümden kurtulan Ali Güler isimli iflçi ise bayram izinleri olmasayd› daha fazla insan›n ölmüfl olaca¤›n› hat›rlatarak, geliyorum diyen katliam› flu sözlerle ifade ediyordu: "Havalandırma yetersizdi. 2 gün önce küçük bir kıvılcımdan ufak bir patlama çıkmıfltı. Buna ra¤-

Say› 88 37 30 Kas›m 2003


men önlem almadılar" (24 Kas›m, Sabah)

Say› 88 38 30 Kas›m 2003

Özellefltirin ki, Daha Çok ‹flçi Ölsün!.. Denilebilir ki, sadece özel iflletmelerde mi oluyor ifl cinayetleri? Evet sadece onlarda olmuyor, ama, hep daha fazla kâr› ön planda tutan özel sektör, zaten insana de¤er vermeyen bu sistemin zorunlu olarak koydu¤u kurallar› da kaale alm›yor. Yasa kural tan›mazl›k kapitalistlerin tüm dünyada bilinen özelli¤idir. Bunu elbette tek bafllar›na ve iktidarlara ra¤men yapm›yorlar. Onlar›n onay›yla, gözyummas›yla yap›l›yor. Bergama alt›n madenini iflleten emperyalist tekelin, mahkeme karar› olmas›na, köylüler y›llarca madenin zararlar›n› anlatan eylemler yapmas›na ra¤men, dönemin iktidar› taraf›ndan izin verilmifltir. Tekeller için, patronlar›n ç›kar› için hukuk, yönetmelikler, güvenlik önlemleri, halk›n can› hiç önemli de¤ildir. En son yaflanan grizu katliamlar›n› bir hat›rlayal›m. Daha fazla sömürü h›rs›n›n nas›l emekçilere kan ve gözyafl› olarak döndü¤ünü görelim. Aflkale'de 7 iflçinin katledildi¤i, Zonguldak'da 4 iflçinin katledildi¤i ve Ermenek’te 10 iflçinin katledildi¤i iflletmelerin tümü, özellefltirme yoluyla, TK‹'den kiralanm›fl maden sahalar› idi. Peki AKP iktidar› ne diyor? “Babalar gibi sataca¤›z, her fleyi özellefltirece¤iz!” ‹flte size bir iflçi katilinin ars›zl›¤›. Karaman valisi, kendisinin as›l sorumlu oldu¤u bir durumda neden ve nas›l böyle yüzsüzce davran›yor, buradan belli. Kafa, ayn› katil kafa! Hiç unutmay›n; kim ki, kapitalizmi savunuyor, özellefltirmelerin nimetlerini binbir türlü yalanla anlat›yor, halk› aldatmak istiyorsa; daha öncekilerde oldu¤u gibi, bu 10 iflçinin katline de ortak oluyordur.

AKP’lilerin “Büyüklü¤ü” Halk›n Yoksullu¤uyla Mümkündür fiu Ramazan ay› boyunca yaflanan flarlatanl›klar›, yard›m kuyruklar›, iftar çad›rlar› rezaletlerini bir düflünün; ya yoksullar olmasayd›, ya ekme¤e muthaç hale getirilmifl, çeflitli yöntemlerle bilinçsiz ve örgütsüz b›rak›lm›fl ve bu nedenle yard›mlara “flükür” diyen milyonlar olmasayd›... AKP islamc›lar› nas›l “cennete” gideceklerdi? Nas›l, yard›msever olduklar›n›n, yoksulu ne kadar düflündüklerinin, AKP’nin yoksullar›n partisi oldu¤unun ve daha bir y›¤›n yalan›n, riyan›n propagandas›n› yapacaklard›? AKP’liler aldatt›kça, tekeller de, “iyi ki flu tarikatlar, islamc› maskeli din istismarc›s› partiler var, yoksa gecekondu yoksullar›n›n öfkesini nas›l tutar›z, beyinlerini nas›l uyufltururuz, gelip plazalarda g›rtla¤›m›z› keserler” diye düflünüyor. Birlikte aldat›p, sömürü pastas›n› birlikte paylafl›yorlar. Hiçbir AKP’linin dilinden; “bu adaletsiz düzen de¤iflmeli. Zenginle yoksul aras›ndaki bu uçurum yok olmal›, tüm emekçiler al›nterlerinin karfl›l›¤›n› tam almal›, bu ülkede yaflayan tüm insanlar için eflitlik olmal›, sömürü üzerine kurulu düzen son bulmal›” sözlerini iflittiniz mi? Hay›r, duyamazs›n›z bu sözleri onlardan. Çünkü, islamc›l›¤›n adalete, eflitli¤e dayanan bir ekonomi politikas› yoktur. Sömürü düzenini, yani kapitalizmi savunurlar. Faizin ad›na “kar pay›” deyip, kapitalizme “adil düzen” vb. adlar uydurarak resmen halka karfl› takiyye yaparak sömürüyü sürdürürler. Teorik plandaki bu gerçek, halk›n günlük yaflam›na çok daha afla¤›l›k biçimde, büyük bir ikiyüzlülükle yans›t›l›yor. Eline üç befl kilo kuru g›da olan bir poflet alm›fl, son model arabas›na binip, bir gecekondu evinin kap›s›n› çalan bir islamc› patron gösteriliyor bir TV kanal›nda. Malum, patron da, TV kanal› da islamc›. Çok büyük fedakarl›k yapm›fl da, iftar vakti yoksula yiyece¤ini eliyle götürmüfl de... AKP’nin yaratmak istedi¤i tablo, bunun tüm ülke geneline yay›lmas›, tarikatlar›n, AKP’lilerin “yard›m”lar›yla “büyüklüklerini” gösterdikleri, yoksullar›n onlara flükrettikleri bir ülke istiyorlar. Tayyip’in efli “Emine Sultan”›n tepeden bakan, sahte gözyafllar› dökerek gecekondulara ziyaretlerini düflünün. Hiçbirine de yanlar›nda TV kameralar›, gazeteciler olmadan gitmezler. Ama, “bas›ndan gizlemesine ra¤men...” diye yalan söylemeyi de unutmazlar. Yalandan kim ölmüfl! AKP’lilerin “büyüklü¤ü”, halk›n yoksullu¤uyla mümkündür. Halk aciz oldukça, kaderine raz› geldikçe AKP’liler “halka yard›m elini uzatan dini bütün yard›mseverler” oyununu daha uzun süre sürdürme olana¤› buluyor.


Yozlafl-t›r-ma Mücadele edilmesi gereken bir DÜfiMAN Bölüm 2

SORUNUN BÜYÜKLÜ⁄Ü VE BOYUTLARI (devam) Yaz› dizimizin ilk bölümüne “Sorunun büyüklü¤ü ve boyutu” bafll›¤›yla girmifltik. O bafll›¤› devam ettiriyoruz. Henüz üç ay önce yap›lan bir araflt›rma “2003 yılı verilerinde, ekonomik suçlar olarak adlandırılan hırsızlık, kapkaç ve yankesicilikte de önemli bir artıfl meydana geldi¤ini, yanlızca bu suçlarda de¤il; fuhufl, cinayet, uyuflturucu madde kaçakçılı¤ı, gasp ve intihar vakalarında da önceki yıllara göre artıfl oldu¤unu” belirtiyor. Yani sorun giderek katlan›yor. 26 Temmuz 2003 tarihli gazetelerde yer alan bu araflt›rma sonucunun özellikle belirttti¤i bir nokta var: “suç profili gittikçe de¤ifliyor; kimi kategorilerdeki suçlar azal›rken uyuflturucu ve fuhufl suçlarının sayısı, gün geçtikçe artıyor.” Uyuflturucu ve fuhufl; “Yozlafl-t›r-ma” bafll›kl› çal›flmam›z›n oda¤›na da bu nedenle özellikle bu iki konu oturuyor.

Uyuflturucu ve fuhuflun arkas›nda emperyalizm ve oligarflik devletler vard›r! Kimle mücadele etti¤imizi bilmeliyiz. Uyuflturucuyla, fuhuflla mücadele asl›nda düzenle mücadeledir. Bu konuda gerçekten güçlü ve ›srarl› bir mücadele ortaya koydu¤umuzda, karfl›m›za ç›kan “mafya” de¤il düzenin kendisidir. “Mafya” olsa olsa, düzen ad›na tetikçilik yapar. Uyuflturucu ve fuhuflun dünya çap›nda yayg›nlaflmas›, emperyalist ve iflbirlikçi devletlerin do¤rudan ve dolayl› gözyummas› sonucu mümkün olmaktad›r.

Emperyalizm, uyuflturucuyu iki türlü kullan›yor! Emperyalizm uyuflturu-

cuya gerçekten karfl› m›? Kesinlikle hay›r! Ony›llard›r Avrupa ve Amerika’da uyuflturucu ticaretinin ve kullan›m›n›n azalmak yerine artm›fl olmas› bile tek bafl›na bunu gösterir. Emperyalist ülkelerin “narkotik” mücadelesi, bir yan›yla göstermeliktir, bir yan›yla da uyuflturucu ticaretini de, kullan›m›n›n ölçüsünü de kendi denetiminde tutmay› amaçlar. Emperyalistler, uyuflturucu ticaretini “yasad›fl› finansman” kayna¤› olarak, uyuflturucunun kendisini de kitleleri uyutman›n, yozlaflt›rman›n bir arac› olarak kullan›rlar. Bilimsel olarak biliniyor ki, uyuflturucu madde kullanan insan, benli¤inden uzaklafl›r; itiraz edecek, kavga edecek gücünü, mant›¤›n› kaybeder. Toplumsal sorunlara karfl› ilgisi yok olur. K›sacas›, egemen s›n›flar için “zarars›z” insanlar haline gelir. Hemen bu noktada “yok can›m, emperyalistler de, oligarfli de uyuflturucunun bu kadar yay›lmas›n› istemez” denilebilir. Evet, bir s›n›r vard›r elbette. Emperyalistler veya onlar›n iflbirlikçileri için tek s›n›r, uyuflturucunun, alkolikli¤in, üretim ve tüketim dengelerini bozmayacak düzeyde tutulmas›d›r. Burada kavranmas› gereken fludur: Uyuflturucu da emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin kulland›¤› silahlardan sadece biridir. Halk›n bir k›sm›n› uyuflturucuyla, bir k›sm›n› futbolla, bir k›sm›n› dincilikle, flovenizmle... etkisizlefltirir. Dünya çap›nda emperyalistler ve iflbirlikçileri taraf›ndan organize edilen tüm kanl› ve kirli ifllerde oldu¤u gibi, uyuflturucuda da bu iflin kompedan› CIA’d›r. CIA, karfl›-devrimci operasyonlar›n› finanse etmek için uyuflturucu ticareti, karapara aklama, silah kaçakç›l›¤› gibi her türlü arac› mübah sayar. CIA, özellikle Nikaragua'da, Honduras ve El Salvador gibi ülkelerde oluflturdu¤u kontrgerilla güçlerinin finansman›n›, silah ihtiyaçlar›n› bu “kaynak”tan sa¤lam›flt›r. Özel olarak bunlar› belirtmemizin nedeni, bunlar›n tümüyle a盤a ç›km›fl ve çeflitli raporlara ve kitaplara konu olmufl olmas›d›r. CIA o kadar bu iflin içindedir ki, uyuflturucu tacirlerine, silah kaçakç›lar›na yönelik, Amerika’daki di¤er güvenlik birimlerinin yapt›¤› operasyonlar, her seferinde do¤rudan CIA müdahalesiyle engellenmifltir. Ayn› Amerika, mesela Kolombiya’da karfl›devrimci müdahalesine “kokaya karfl› mücadele” olarak adland›racak kadar da yüzsüzdür. Emperyalizm haklara karfl› bir yandan en vahfli terörü uygularken, bir yandan da gerçek

Say› 88 39 30 Kas›m 2003


yüzünü gizlemek için yalan ve demagojilere sar›l›r. Kimi zaman “insani yard›m”, kimi zaman “bar›fl› koruma”, halklara sald›r›n›n k›l›f› olur. Uyuflturucu konusunda da durum ayn›d›r. Uyuflturucu ticareti ve kullan›m›n› teflvik eden emperyalistler, “uyuflturucuyla mücadele”yi de kimseye b›rakmazlar! Avrupa’da ise, CIA benzeri faaliyetlerin yan›s›ra, art›k “uyuflturucunun” yasal kullan›m› aflamas›na geçilmifltir. Her türlü yozlaflma unsurunun alenilefltirilmesi, yasallaflt›r›lmas› aflamas›n› yaflayan Avrupa, çürüme yolunda ilerlemektedir.

Uyuflturucu ticaretiyle beslenen devlet Sorunun büyüklü¤ü ve boyutunu ortaya koyan belirleyici olgulardan biri, uyuflturucu, fuhufl iflinin emperyalist ve iflbirlikçi devletlerin eliyle yürütülen bir “yozlaflt›rma operasyonu” olmas›d›r.

Say› 88 40 30 Kas›m 2003

Türkiye’deki uyuflturucu trafi¤inin nas›l iflledi¤ine ve devletin bundaki rolüne iliflkin OECD, BM gibi emperyalist kurulufllar flimdiye kadar say›s›z rapor haz›rlad›lar. Bu kurumlar›n bugüne kadar yay›nlad›¤› raporlarla Türkiye birçok defa “uyuflturucu ticaretinin kilit noktas›” ve “karapara aklama merkezi” ilan edildi. Utrecht Üniversitesi’nde çal›flan iki kriminolog (Prof. Dr. Frank Bovenkerk ve Dr. Yücel Yeflilgöz) 1998’de “Türkiye’nin Mafyas›” adl› bir kitap yay›nlam›fllard›. Yapt›klar› araflt›rmada vard›klar› sonucu “Türkiye’de uyuflturucu ticareti üstten afla¤›ya organize ediliyor” diye özetliyor ve Baflbakan Tansu Çiller’in dahi uyuflturucu ticaretine kar›flt›¤›n› ortaya koyuyorlard›. Keza, Franfurt'ta bir eyalet mahkemesi Tansu Çiller'in eroin ticaretine bulaflt›¤›n› bir mahkeme karar›yla resmilefltirdi. O zamanlar oldukça yank› uyand›rd› bu kitap ve mahkeme karar›. “Siz bizim baflbakan›m›za nas›l uyuflturucu taciri dersiniz” gibi baz› yaz›lar ç›kt› burjuva bas›nda. Ama Türkiye Cumhuriyeti bunlar› tekzip edemedi, yalanlayamad›. Üzerine gidemedi konunun. Gerçe¤in a盤a ç›kmas›ndan korktular. Türkiye'nin o zamanki bütçesi 48.4 milyar dolard›; buna karfl›n yine TBMM araflt›rma komisyonunun aç›klamas›na göre 50 milyar dolarl›k bir uyuflturucu bütçesi sözkonusudur. Avrupa'da tüketilen uyuflturucunun % 80'i Türkiye'den ç›k›fl yap›yor. Ekonominin kimilerine göre % 70'i, karapara, uyuflturucu, silah kaçakç›l›¤› üzerinden dönüyor. Düflünün; Türkiye’nin bütçesini aflan bir rakama ulafl›yor uyuflturucu ticareti. Bu kadar paran›n ve uyuflturucu trafi¤inin devletten habersiz

Ya ‘devlet için’ kurflun s›kanlar›n ‘devlet için’ ticaretini yapt›klar› uyuflturucu paketleri ne olacak? dönebilmesi mümkün mü? Susurluk döneminde a盤a ç›kanlar, bu trafi¤in de “devletin zirvesi”nden yönetildi¤ini gösteriyordu. Çatl›lar›n, Yaflar Öz’lerin devletin bilgisi ve gözetimi dahilinde uyuflturucu ticareti yapmalar›ndan tutun, askeri araçlarla eroin tafl›nmas›na, askeri helikopterlerle nakledilmesine kadar... her fley ortadad›r. 1985'te '80 cuntas› generallerinden Haydar Salt›k'›n görevli bulundu¤u ‹sviçre Baflkonsoloslu¤unda Abdullah Çatl›, Alaattin Çak›c›, Mehmet fiener, Fahri Yi¤it ve ‹nterpol taraf›ndan eroin kaçakç›l›¤›ndan aranan Avni Karadurmufl'la toplant› yapt›¤› tan›kl›, belgeli ortaya ç›kar›ld›. General Veli Küçük, telefonundan neredeyse tüm mafyac›larla sürekli irtibat halindeydi. Emekli olduktan sonra da herkes onu Sedat Peker’in yan›nda görüyordu. 1987 y›l›nda kamuoyuna yans›yan M‹T raporunda generallerin, polis fleflerinin uyuflturucu trafi¤inin oda¤›nda oldu¤u yaz›ld›. Kontrgerilla fleflerinden Mehmet A¤ar’›n Susurluk sonras› yapt›¤› aç›klamada "Her fley MGK'n›n bilgisi dahilindedir. Kararlar oradan al›n›r. Devletin k›rkbin türlü gizli kapakl› ifli vard›r." sözleriyle anlatt›¤› k›rkbin türlü gizli iflten biri de budur. Son bir çarp›c› örnek olarak “kurye k›z” Dilek Örnek’i hat›rlatal›m; Bu kuryenin, sadece ‘96 y›l› içinde 58 defa Türkiye’ye uyuflturucu paras› getirmesi ve bu paralar› Özel Harekat Eski Baflkan› ‹brahim fiahin’in adamlar›na teslim etmifl olmas›, iflin hem niteli¤ini, hem de boyutunu gösteren bir baflka örnektir. Bütün bunlar, uyuflturucu ticaretinin devletin denetimi alt›nda oldu¤unu göstermeye yetecek kan›tlard›r. Oligarfli, halka karfl› savafl›nda salt iflkence ve katliam politikalar›yla yetinmeyip, zehir tacirli¤i yaparak da halk düflmanl›¤›ndaki pervas›zl›¤›n› göstermektedir. Bunu görmek flu aç›dan önemlidir; polis dahil, bu düzenin hiçbir kurumu, uyuflturucuya, fuhufla karfl› mücadele edemez; halk›n, demokratik kurumlar›n bu konudaki mücadelesinde o kurumlarla “iflbirli¤i” yap›lamaz.


Kitle çal›flmas›: Politik mücadele ayn› zamanda “kitleleri kazanma” mücadelesidir! Önceki say›m›zda “oligarflinin kitle çal›flmas›” bafll›¤› alt›nda, polisin devrimcilere karfl› “halk› devrimcilerden uzaklaflt›rmak”, dolay›s›yla “devletin saflar›na kazanmak” için baflvurdu¤u yöntemlerden örnekler vermifl, böyle bir konuda devrimcilerin yetersizli¤inin kabul edilemez oldu¤unu vurgulam›flt›k. Konuyu devam ettirelim. Etraf›n›zda olup bitenleri gözden geçirdi¤inizde, devletin ve baflta polis olmak üzere devletin de¤iflik kurumlar›n›n kitlelere yönelik sürekli bir “faaliyet” içinde oldu¤unu görebilirsiniz. Mesela, Samsun Gençlik Derne¤i’nin geçen hafta okullar›ndaki soruflturma ve cezalarla ilgili yapt›¤› aç›klamada flöyle bir bölüm geçiyor: “Bilim yuvas› olarak bilinen üniversitelerden bahsediyoruz, Nazi kamplar›ndan de¤il. Ancak 'bilimsel' oldu¤u iddia edilen bu üniversitelerde polis idareye bask› yapabiliyor. Hangi ö¤renciye, hangi sebepten, ne ceza verilmesi gerekti¤i hakk›nda sayfalarca talimat haz›rlayabiliyor.” Evet haz›rlayabiliyor. Okuldaki iki üç ö¤renciyi att›rmak için ›srarl› bir çaba sarfediyor. Üniversite yönetimini onlar hakk›nda soruflturma ve cezaya “ikna” etmek için araflt›rmalar, takipler yap›p sayfalarca yaz›yor. Peki hangi sendika, hangi oda, hangi dernek, gündemi takip edip üyelerini, bu gündemle ilgili bilgilendirmek için “sayfalarca” yaz›yor? Hangisi, bulunduklar› alanlardaki halk düflmanlar›n›, karfl›devrimci politikalar›n uygulay›c›lar›n› teflhir etmek için böyle ›srarl›, sistemli bir çaba içinde? Onlar

“Ulaflmad›¤›m›z, bizi dinlememifl kimse kalmamal›d›r.” Elbette büyük bir iddia bu. Ama bizim iddiam›z›n esas› budur zaten. Buna inanmazsak, buna kilitlenmezsek, yapamay›z edemeyiz noktas›nda kal›rsak, s›radan insanlar›n “koca devlete siz ne yapabilirsiniz?” türünden bir düflünce tarz›n›n esiri olmufl olmaz m›y›z?

hakk›nda mektuplar yaz›p tüm üyelerine, tüm mahalle halk›na, tüm okul ö¤rencilerine, fabrikadaki tüm iflçilere postal›yor mu?

Sendikalar›n s›radanlaflm›fl, mücadele ve örgütlenme aç›s›ndan neredeyse ifllevini kaybetmifl bir kaç yay›n ç›karman›n d›fl›nda, böyle dinamik, somut bir çal›flma hemen hiçbirinde yoktur. Hatta kimilerinin do¤ru dürüst bir iç yay›n› bile yoktur. Ç›kar›lan yay›nlarda ise “ücret maafl rakamlar›”, “özlük sorunlar›” d›fl›nda çok az fley bulabilirsiniz. Sanki bu memurlar, bu iflçiler, bu doktorlar, mühendisler bu ülkede yaflam›yor; ülkedeki hiç bir fley onlar› ilgilendirmiyor. Mesela düflünün; ülkemizdeki yüzlerce sendika, yüzlerce oda, dernek, acaba bir tanesinin, dört y›ld›r gündemde olan F tipleri hakk›nda, üyelerine, F tipleri flöyledir, flunun için yap›lm›flt›r, di¤er ülkelerdeki örnekleri ve sonuçlar› flunlard›r diye “sayfalarca yaz›lm›fl” bir yaz›s› var m›? Kitle çal›flmas› dinamik bir faaliyettir. Bürokratik bir tarza s›¤maz. ‹flte dergi ç›kar›yoruz, bas›n aç›klamalar› yap›yoruz, kongrelerimizi yap›yoruz demekle kitle çal›flmas› yap›lm›fl olmaz. Bu tarzla b›rak›n yeni üyeler kazanmay›, mevcut üyelerini de e¤itemez, dönüfltüremez, gelifltiremezsin. Mahalli örgütlenmelerin, sendikalar›n, derneklerin, k›sacas› her türlü örgütlülü¤ün yöneticileri flunu düflünmelidir; kendileri üyeleriyle, taraftarlar›yla haftada, ayda belki en fazla birkaç kez görüflüyorsa, o insan›n kafas›na günün 24 saati medyadan, çevresinden düzenin propagandalar›, demagojileri ak›yor. Böyle “eflitsiz” bir ortamda o insanlar› devrime, mücadeleye kazanmak imkans›z denecek kadar zordur. Kitle çal›flmas›, insanlar› ideolojik, politik olarak sürekli beslemektir. Gündemdeki her konuda onun beynine ulaflmak, kafas›ndaki sorular› tart›flmak, ve bunu mümkün k›lacak iliflkiler a¤›n› ve ortam› yaratmakt›r. Bu iliflki yoksa, zaten hiçbir fley yerine getirilemez. E¤er çal›flma yapt›¤›m›z alanda kitlelerle ba¤lar›m›z gevflekse, polisin, iflbirlikçilerin veya di¤er düzen insanlar›n›n orada neler yapt›¤›ndan, hangi tür propagandalar gelifltirdikleri, hangi spekülasyon ve karalamalara baflvurduklar›ndan k›sacas› ne olup bitti¤inden haberimiz bile olmaz. Okulda, fabrikada, iflyerlerinde, mahallelerde “bugünlerde bizim burada neler konufluluyor?” sorusunun cevab›n› mutlaka bilmeli orada çal›flma yürütenler. Bu bilinmiyorsa, orada kitle çal›fl-

Say› 88 41 30 Kas›m 2003


mas› ya yoktur, ya “kapal› devre” s›n›rl› bir çevre içinde sürdürülmektedir. Dolay›s›yla, gündemini, ruh halini bilmedi¤iniz insanlara nas›l seslenece¤inizi de bilemezsiniz. Biz nas›l olsa flu konudaki tavr›m›z› aç›klad›k kolayc›l›¤›yla yetinilemez; flunu mutlaka gözönünde bulundurmal›y›z: “... halk kitleleri devletin ideolojik, politik, ekonomik yönlendirmesiyle, burjuvazinin çizdi¤i ideolojik sınırlar içinde düflünür ve çözüm yollarını bu çerçevede arar. Dolayısıyla çözüm yolunun bu çerçevede olmadı¤ını gösterebilmek için onların ilgi duydu¤u ve yönlendirildi¤i hemen her konuya bizim de ilgi duymamız, burjuvazinin yönlendirmelerini etkisiz kılmamız gerekir. Bunun... di¤er önemli bir yanı halk kitlelerinin kavrayabilece¤i somut, güncel ve ısrarla sürdürülen etkili propagandalardır.” (Kongre Raporu’ndan)

Say› 88 42 30 Kas›m 2003

‹deolojik, politik hakl›l›¤›m›z›n en net gösterilebilece¤i bir zemin var. AKP’nin, devletin devrimcilere, halka karfl› politikalar›n› teflhir edebilece¤imiz uygun bir zemin var. Ve iktidar›n, devletin, hükümetin, ordunun, polisin, söyleyecek hiçbir fleyleri yok. Fakat bu ortam bizi kendili¤inden güçlendirmez. Biz bu ortam› ›srarl›, yo¤unlaflm›fl bir kitle çal›flmas›yla de¤erlendirebilirsek bu olgular bize güç katar. Daha önceki bir yaz›m›zda flöyle demifltik: “ulaflmad›¤›m›z, bizi dinlememifl kimse kalmamal›d›r.” Elbette büyük bir iddia bu. Ama bizim iddiam›z›n esas› budur zaten. Buna inanmazsak, buna kilitlenmezsek, yapamay›z edemeyiz noktas›nda kal›rsak, s›radan insanlar›n “koca devlete siz ne yapabilirsiniz?” türünden bir düflünce tarz›n›n esiri olmufl olmaz m›y›z? Önümüze ç›kar›lan engeller, imkans›zl›klar›m›z çoktur; bunlar› kimse yads›yamaz. Ama bugünkü yetersizli¤i sadece bunlarla aç›klayamay›z. Solun kitlelere gitme tarz›nda, kitle çal›flmas› anlay›fl›nda bir afl›nma-dejenerasyon vard›r, sorunun en önemli halkalar›ndan biri budur. Solun önemli bir bölümünde kitle çal›flmas› adeta unutulmufltur; “devrimci örgütleyendir” gelene¤i, afl›nm›flt›r. Bu afl›nmada sivil toplumcul¤un, reformizmin etkileri üzerinde çokça durduk geçmiflte. Reformizmin hayat›n her alan›nda iflas› yaflad›¤› bir noktada art›k bunun etkilerinden sözetmek, kimse için bir mazeret olmamal›d›r. Hayat›n her alan›ndaki devrimciler, devrimci çal›flma tarz›n›, kitle çal›flmas› anlay›fl›n› hakim k›lmal›, tüm gücüyle, oligarfliye karfl› difle difl bir ideolojikpropagandif-politik savafl içinde kitleleri kazanmaya ve örgütlemeye yönelmelidir.

Amerika’n›n “BAAS” korkusu Hemen tüm göstergeler, Irak direniflinde BAAS’ç›lar›n önemli bir yer tuttu¤unu gösteriyor. Amerika’n›n ve Amerikanc›lar’›n Irak üzerine tahlillerini bir kez daha iflas ettiren bu durum karfl›s›nda, Amerika yine BAAS’ç›lar› hedef alan operasyonlar bafllatm›fl durumda. “BAAS dönemine” ait oldu¤u ileri sürülen “iflkence videolar›” piyasaya sürülürken, 28 bin ö¤retmen de, daha önce BAAS Partisi'ne üye oldukları gerekçesiyle görevden alındı. Sa¤l›ktan e¤itime, belediye hizmetlerinden ticarete tüm toplumsal hayat› felç eden iflgalciler, BAAS direnifli karfl›s›nda duyduklar› korku nedeniyle, asgari düzeyde süren e¤itimi de ortadan kald›rmakta sak›nca duymuyor. Irakl› çocuklar›n e¤itimi iflgalci Amerika’n›n derdi de¤il tabii ki. Amerika, direniflin bafllang›c›nda direniflçileri “sadece d›flar›dan gelen radikal islamc› militanlar” diye göstermek istedi. Böyle olmad›¤› ortaya ç›k›nca sadece “sunnilerin” direndi¤ini ileri sürmeye bafllad›. “Sunni üçgeni” kavram› bu imaj› pekifltirmek için kullan›ld›. Fakat özellikle son haftalarda bu “üçgen” d›fl›nda da güçle direnifl eylemleri yap›lmas›, Amerikan helikopterlerinin düflürülmesi bu iddiay› da çürütüyor. Hiç kuflku yok ki, Kürtler’in önemli bir bölümü Amerika’yla iflbirli¤i yaparken, fiiiler’in baz› kesimleri de silahl› direnifle uzak duruyor. Fakat bu ne direnifl içinde fiiiler’in, Kürtler’in olmad›¤›n› ne de direniflin siyasi olarak Irak halk›n›n direnifli oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirir.

‹ran’a Kuflatma Sürüyor BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Baflkanı Muhammed El Baradei, ‹ran’ın nükleer anlaflmalarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmedi¤ini aç›klad›. Benzer aç›klamalar, ayn› kifli taraf›ndan Irak sald›r›s› öncesinde de yap›lm›fl, sald›r› gerekçesi ad›m ad›m olgunlaflt›r›lm›flt›. Baradei’nin aç›klamas›n›n d›fl›nda, UAEA yönetim kurulu, ‹ran’la ilgili Fransa, ‹ngiltere, Almanya ve ABD’nin istedi¤i bir karar daha ç›kartt›: Dıfliflleri Bakanı Powell’in “çok memnun kaldıklarını” belirtti¤i kararda, “‹ran’›n nükleer silahlar yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde UAEA yönetim kurulu acilen toplanarak bütün seçenekleri de¤erlendirir” denilerek sald›r›ya kap› aralan›yor. Kuflatman›n öteki aya¤› olarak ‹srail de “‹ran’›n nükleer silahlanmas›na karflı tek taraflı askeri operasyon bafllatabilece¤i” tehdidinde bulundu. Irak’ta uygulanan senaryo, afla¤› yukar› de¤ifltirilmeden ‹ran için sahneye konmaya devam ediliyor.


Av. Vesile Yücel Yaflad›klar›n› Anlat›yor

Almanya’da ‹flkence, Hukuksuzluk, Irkç›l›k Köln Büromuzun Koblenz savc›l›¤›n›n emri ile, Alman polisi taraf›ndan bas›l›p talan edilmesi s›ras›nda, tartaklanan, gözalt›na al›n›p iflkence gören Av. Vesile Yücel ile, bask›n s›ras›nda ve gözalt›nda yaflad›klar› üzerine görüfltük.

Savc› emriyle avukata iflkence Av. Vesile Yücel: Ekmek ve Adalet Bürosu’nun bas›ld›¤› haberini ald›m ve aramada avukat olarak haz›r bulunmak için gidip savc›ya kendimi tan›tt›m. Matuflke isimli bir siyasi polis, savc› olmas›na ra¤men müdahale etti. Benim ayn› davada baflkas›n› savundu¤umu, ki öyle bir durum yok, bulunamayaca¤›m› söyledi. Savc› flaflk›n flaflk›n bakarken, polis benim ç›kmam› söyledi, itiraz ettim. Savc›, Koblenz savc›l›¤›n› aray›p durumu netlefltirece¤ini, d›flarda beklemem gerekti¤ini söyledi. Ben avukat oldu¤umu ve aramada haz›r bulunaca¤›m›, gitmeyece¤imi söyledim. Bunun üzerine savc› kaba kuvvete baflvurmakla tehdit etti. Ben ›srar edince, savc› talimat›yla bir bölük çelik yelekli polis üzerime çulland›, kolumu birden arkaya çevirerek kafam› e¤ip, beni sürükleyerek binan›n girifline götürdü.

Neler yapabilece¤imize flafl›racaks›n›z Ba¤›rd›m, “Alman polisi avukatlara iflkence yap›yor” diye. Daha da sert, kolumu k›racak flekilde arkaya burkmaya bafllad›. Büro sahibi polisin tavr›n› “avukat›ma dokunmay›n, iflkence yap›yorsunuz” diye protesto edince, onun da g›rtla¤›n› s›k›p, a¤z›n› kapat›p, kelepçelediler. Koridorda kelepçe tak›p, duvara yaslay›p, yan›ma birkaç çelik yelekli polis koydular. Biri küfredip iteklemeye bafllad›. Ben geri itekleyince “polise mukavemetten” dava açmakla tehdit ettiler. Karakola götürüldüm. Çantam› incelemeye, bana ‘soyun’ demeye bafllad›lar. ‹tiraz ettim. Avukat oldu¤umu hat›rlatt›m. Polis, "daha neler yapabilece¤imizi göreceksiniz ve hayret edeceksiniz" diye tehdit etti. Ben soyunmay›nca zorla duvara dayay›p, kelepçeleri ç›kar›p ceketimi, kemerimi, tokam›, saatimi, yüzü¤ümü ve küpelerimi zorla ç›kard›lar. Çantam› masaya boflaltt›lar.

Zorla soydular Derhal baroyla konuflmak istedi¤imi, yapt›klar›n›n hukuka ayk›r› oldu¤unu söyledim. Bir grup siyasi polis, küfür ederek geldi. Birisi "pis

cadaloz kar›, sen daha görürsün" diye küfür ve tehditlere bafllad›. Hücreye götürdüler. Soyunmak istemeyince ‘talimat böyle, soyuncaks›n, soyunmazsan zorla soyar›z’ dediler ve zorla, iç çamafl›rlar›m dahil olmak üzere soydular. Hakk›mda herhangi bir suç flüphesi olup olmad›¤›n› sormam ve bir meslektafl›mla görüflmek istedi¤imi söylemem fayda etmedi. Bu iflkencedir dedi¤imde de ‘sen geldi¤in yere git de, iflkence neymifl görürsün’ cevab› verildi. Alman vatandafl› olmam önemli de¤ildi, siyah saç›ma, esmer tenime bakarak afla¤›lam›fl olduklar› belli oluyordu. Sar›fl›n ve aç›k tenli biri olsayd›m ve ad›m "Vesile" de¤il "Helga" olsayd› herhalde bu cümle kullan›lmayacakt›. "Bu sadece bir yabanc›" denip ona göre davran›ld›. fiu an Frankfurt Barosundan Türkiyeli meslektafllar›mla "yabanc› kökenli avukatlara hakaretten" dolay› toplu fluç duyurusu yapmaya haz›rlan›yoruz. Yal›n ayak bir pantalon bir kazakla 3 saat hücrede bekletildim. Siyasi polis, b›rak›laca¤›m›, o yüzden art›k baro veya avukata ihtiyaç olmad›¤›n› söyledi. Ancak, kimlik bilgilerim belli olmas›na ra¤men, parmak izi, foto¤raf›m› ve boy ölçümü itiraz›ma ra¤men zorla al›r›z tehdidiyle ald›lar. Ç›k›nca hastaneden iflkenceyle ilgili raporlar ald›k.

‘Avrupa standartlar›’na kimse hayranl›k duymas›n, aldanmas›n Yap›lanlar›n hiçbir hukukla alakas› yoktur, sadece ve sadece psikolojik olarak, müvekkilinin ve kendi avukat haklar›n› ciddiye alan bir kifliyi ezmeye, susturmaya yönelikti. Bunu özellikle hissettirmeye çal›flt›lar. Yasaya göre ancak hakk›nda suç flüphesi ve vücudunda suçla ilgili deliller bulunduran kiflide arama yap›labilir ve bunu ancak doktor yapabilir. Bu durumda kifliye, “san›k” oldu¤u, ne ile suçland›¤›n›n bildirilmesi gerekir. Bu da yap›lmad›. Yap›lan bir afla¤›lama çabas›d›r. Avukat olmam, Alman vatandafl› olmam ve bunlar olmasa bile bir insan olmaktan kaynakl› haklar›m›n olmas›n›n o ortamda hiçbir anlam› kalmam›flt›. Bunu yapan üstelik Koblenz

‘Talimat böyle, soyunacaks›n, soyunmazsan zorla soyar›z’ dediler ve zorla, iç çamafl›rlar›m dahil olmak üzere soydular. Yapt›klar›n›n iflkence oldu¤unu söyledi¤imde, ‘sen geldi¤in yere git de, iflkence neymifl görürsün’ cevab› verildi.

Say› 88 43 30 Kas›m 2003


savc›l›¤›ndan Bay Triez, Bay Schmengler’dir. Yani benimle yarg›n›n eflit organ› olan insanlar. As›l bafllatan ise Köln siyasi polisi Bay Matuschke.

Say› 88 44 30 Kas›m 2003

Türkiye’deki AB ve demokrasi tart›flmalar›n› takip ediyorum. ‘Avrupa standardlar›’, ‘Avrupa demokrasisi’ gibilerinden normlara kimse hayranl›k duymas›n, aldanmas›n. Türkiye’de yaflananlarla benim yaflad›klar›m karfl›laflt›r›lamayacak boyutta olsa da, derginize yap›lan hukuk d›fl› arama ve bana yap›lanlar Avrupa demokrasisinin yere düflmüfl maskesinin ta kendisidir. Son dönemde ç›kan yasalarla, uzun y›llar süren çabalar sonucu elde edilen haklar ve yasalar, yavafl yavafl geri al›nmaya bafllan›yor ve insan haklar› ihlallerinin yasal olarak da önü aç›l›yor. Yaflad›klar›m› duyan meslektafllar›m ve gazeteciler, böyle bir avukat sald›r›s›n›n nerdeyse 30 y›ld›r ilk defa yafland›¤›n› söylediler. “Devletin güvenli¤i ve selameti” gerekçeleriyle 70'li y›llarda RAF’l› onlarca insan sokak ortas›nda polis taraf›ndan infaz edildi, polise aç›lan davalar "iç güvenli¤i korudu¤u" gerekçesiyle kapat›ld›, muhalif onlarca avukat önce yasad›fl› flekilde, sonra yasal olarak davalardan at›ld›, bürolar› arand›, hapis ve meslekten men cezalar›na çarpt›r›ld›lar. Hukuk ayaklar alt›na al›n›p binlerce insan, flüpheli-flüphesiz sokakta kimlik konrolü yap›ld›. Bu durumlar› elefltiren profesörler mesleklerinden at›ld›, itiraz davalar› senelerce sürdü. Tüm bu sald›rlar›n tek bir gerekçesi vard›: "devletin selameti". Bu gerekçeyle “elefltirinin fazlas›” yasakland›, elefltirmek isteyenlere bu bask›larla gözda¤› verildi. Muhalefet büyük oranda susturulmufl oldu. Bugün var olan Alman ceza yasas›nda birçok madde bu zamandan kalma. Bunlar›n anayasaya ayk›r›l›¤› birkaç sene öncesinde tart›fl›l›rken, 11 Eylül sonras› Avrupa’da muhalefete ve yabanc›lara sald›r›n›n bahanesi oluflturuldu.

Koblenz Savc›l›¤› Çarp›t›yor Yap›lan olay ortada. Hiçbir yoruma gerek b›rakmayacak ç›plakl›kta. Bu olay›n Koblenz savc›l›¤› ve Köln ve Koblenz siyasi polisi taraf›ndan gizlenmesine veya bas›na yönelik yapt›klar› aç›klamada oldu¤u gibi ‘iflimizi engellemeye çal›flt›. Kelepçe tak›p, geçici gözalt›na almak zorunda kald›k’ gibi yalanlarla çarp›t›lmas›na izin vermeyece¤im. Yap›lan sadece bana yönelik de¤il, öncelikle avukatlar olmak üzere, haktan ve adaletten yana olan herkesedir. Bu anlamda ilgili bütün kifli, kurum ve mercilerle görüflmeleri bafllatt›m. ‹nsan, kad›n ve avukat olarak onuruma yönelik yap›lan afla¤›lamalar›n peflini b›rakmayaca¤›m.

 Hamburg'da Keyfi Bask›n: 17 Kas›m günü Hamburg'da bulunan TAYAD Komite bürosuna, “binan›n nas›l kullan›ld›¤›n› kontrol etmek” gerekçesiyle gelen polisler, köpeklerle arama yapt›. Komite çal›flanlar›n›n bu keyfi uygulamaya karfl› ç›kmas› üzerine, polis bu kez de, "uyuflturucu kokusu ald›k, arama hakk›m›z var" gerekçesini uydurdu. Polisler keyfi gözda¤› ve “her istedi¤imizi yapar›z” mesaj›n› verdikten sonra büroyu terk ettiler. Komite taraf›ndan yap›lan aç›klamada yasad›fl› ve keyfi arama protesto edildi.  Demokratik Haklar›m›z Paneli: Hollanda Rotterdam Anadolu Kültür Merkezi'nde 23 Kas›m'da düzenlenen panelde, Hollanda'da demokratik haklar›m›z tart›fl›ld›. ‹lk gelen kuflaktan insanlar›n da bulundu¤u panelde demokratik haklar konusunda bilinçsizli¤in keyfiliklerin önünü açt›¤› dile getirildi.  ‹sviçre’de Polis Bask›lar›n› Protesto: Basel’de Cephe Güçleri’nin de bulundu¤u ve ‹sviçreli anti-faflist örgütlerin oluflturdu¤u platform polis bask›lar›na karfl› bir yürüyüfl yapt›. 500 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflü polis barikatlarla engellemeye çal›fl›rken, Mc Donalds, banka gibi yerler tafl ve sopalarla tahrip edildi. Clara Meydan›’nda polisin gaz bombalar› ve plastik mermilerle sald›r›s›na karfl› iki saat direnen göstericiler daha sonra eylemi bitirdi. Cephe Güçleri eyleme, k›z›l bayraklar› ile kat›ld›lar ve Ölüm Orucunu anlatan bildiriler da¤›tt›lar.  Viyana’da Konser: Anadolu Kültür Merkezi taraf›ndan 23 Kas›m günü düzenlenen konserde ölüm orucu direnifli selamland›, emperyalizme karfl› direnifl ça¤r›s› yap›ld›. Y›ld›zl› harflerle yaz›lm›fl, 16 metre uzunlu¤unda "Emperyalizme ve Zulme Karfl› Direnifl Meflrudur" ve "Ölüm Orucu 4. Y›l›nda Direnifl Sürüyor", "Entegre De¤il Eflit Haklar" yaz›l› büyük pankartlar›n as›l› oldu¤u salonda yap›lan konser Anadolu Kültür Merkezi korosunun söyledi¤i türkülerle bafllad›. Grup Canmunzur'un seslendirdi¤i türkülerden sonra çeflitli kurumlar ad›na konuflmalar yap›ld›. AKM temsilcisinden sonra, Avusturya Yefliller Partisi, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Kültür Bürosu ad›na yap›lan konuflmalar›n ard›ndan coflkulu türkü ve marfllar›n yer ald›¤› ikinci bölüme geçildi. S›ras›yla, K›v›rc›k Ali-Arzu, Grup Yorum ve Ferhat Tunç'un seslendirdi¤i türkülerle coflku doru¤a ç›karken, 3000 kiflilik salon tam doldu ve yaklafl›k 500 kifli salona giremedi.  Nürnberg’de Anma: Almanya’n›n Nürnberg kentinde 15 Kas›m günü düzenlenen anmada, ölüm orucunda ölümsüzleflen kahramanlar an›ld›. Nürnberg Halk Kültür evinde yap›lan anma sayg› duruflunun ard›ndan, direnifli anlatan konuflmalar yap›ld›. Ölüm Orucu direniflinin 4. y›l›na girdi¤i, nerede olursa olsun direnifle sahip ç›kman›n görev oldu¤u belirtilen konuflmada, direniflin böylesine kararl› sürmesinde flehitlerin rolüne vurgu yap›ld›. Anma söylenen marfllarla son buldu.


Avrupa Sosyal Forumu’nun Ard›ndan...

Emperyalizmden Kopmayan Onun Yedek Gücü Olur 12-16 Kas›m tarihlerinde Paris’te yap›lan Avrupa Sosyal Forumu’nu (ASF) genel hatlar›yla geçen haftaki say›m›zda de¤erlendirmifltik. Devam ediyoruz.

Emperyalizmin Tecrit ve Kuflatma Politikas›yla Sa¤lanan Paralellik Tecritin sadece hapishanelerle, F tipleriyle ilgili olmad›¤›n› birçok yaz›m›zda dile getirmifltik. Tecrit as›l olarak emperyalizmin politikas›d›r. Muhalif, ç›karlar›n›n önünde engel olan ülkeleri, örgütleri, direniflleri, kiflileri tecrit etme, kuflatma ve yok etmedir politikan›n özü. Bundan bir süre önce yap›lan, Brezilya'daki Dünya Sosyal Forumu toplant›lar›nda Küba'n›n temsil edilmesi ve Fidel’in forumlara kat›lmas› ile ilgili olarak “red” karar› al›nm›fl ve gerekçe olarak da “Küba'n›n insan haklar›n› çi¤nedi¤i” gösterilmiflti. Bir grup karfl›-devrimci Amerikan iflbirlikçisinin deflifre edilip tüm halka aç›k flekilde yarg›land›¤› olay› as›l olarak emperyalistlerin gündeme tafl›d›¤›, Avrupa emperyalistlerinin bu durumu bahane ederek Amerikan kuflatmas›na kat›ld›¤› bilinmektedir. ‹flte bu karar› ASF de alarak, Küba’y› tecrit politikas›na kat›ld›. “‹nsan haklar›n› çi¤neme” demagojisine önceki say›lar›m›zda yer verdi¤imiz için ayr›nt›s›na girmiyoruz. Ama yeniden alt› çizilmesi gereken flu ki, Küba’n›n tecrit edilmesinin as›l sebebi, AB ve ABD politikalar›na karfl› tüm dünyan›n ezilen halklar›n›n takdirini kazanan direniflidir, sosyalizme ba¤l›l›¤›d›r. Emperyalizm sosyalist Küba’y› yok etmek istemektedir, kuflatma, tecrit, ambargolar, “insan haklar›” suçlamalar› bu yüzdendir. Fidel’in özellikle Avrupa’n›n ikiyüzlülü¤ünü sergilemesi, reformist ASF önderleri için de, kendi yüzlerinde hissettikleri bir tokat etkisi yaratm›flt›r. ASF’nin, Avrupa emperyalist ülkelerinin icazetindeki yap›s› bilinmektedir. ASF, Küba’y› tecritte AB’nin politikas›n› uygulam›fl, parallellik sa¤lam›flt›r. Cephe Enternasyonal’in de yer ald›¤›, foruma kat›lan birçok örgüt, kifli ve kurulufl, bu durumu düzenledikleri toplant›yla protesto ederek, gerçekleri göz önüne sermifltir. ASF’nin, emperyalizmi karfl›s›na almadan, ona dayanarak, emekçilerin ve ezilen halklar›n muhalefetini kendi kanal›nda eritme politikas›n›n

daha aç›k görülmeye bafllanmas›, Küba örne¤i ile s›n›rl› de¤ildir elbette.

Dünya halklar›n›n gündemindeki iflgal dahi, kat›l›mc›lar›n ›srar› üzerine gündeme al›nm›flt›r. Sald›r›, iflgal ve Filistin ile ilgili onlarca panel ve toplant› düzenlenmifl olmas›na ra¤men sonuç olarak emperyalizm gerçe¤i görmezden gelinmek istenmifl, sorun “Bush’un politikalar›”na ba¤lanmak istenmifl ve do¤al olarak duruma uygun anti-emperyalist bir tav›r konulmaktan özenle kaç›n›lm›flt›r. Aksine, örne¤in, iflgal konusunda AB ülkelerinin, BM'nin “çözücülü¤ü” fleklindeki Avrupa emperyalistlerinin oda¤›nda yer ald›¤› sahte “çözüm”ler sunulmufltur. Bafl›ndan beri, emperyalizme karfl› silahl› direnifl hareketlerinin, uzlaflmayan devletlerin tecrit edilmesi reformist sosyal forumlar›n politikas› olagelmifltir. Nitekim, Irak direniflçilerinin Irak’›n tart›fl›ld›¤› foruma ça¤r›lmamas›, onlardan uzak durma, “fark koyma” gayreti, Kolombiya gerillas›n›n, Küba’n›n tecrit edilmesi bunun sonucudur. Forumun bir di¤er yan› da, ele al›nan konular ve bunlara iliflkin çözüm tart›flmalar›nda, öz olarak AB ülkelerinin, emperyalizmin kendi sorunlar›n›n nas›l çözülece¤i üzerinde flekillenmesidir. AB ülkelerindeki demokratik haklar›n 'terörizm'

Demokratik haklar›n k›s›tlanmas›, örgütlenme özgürlü¤ünün yok edilmesi ile ilgili olarak BASK’l› yurtseverlerin düzenledi¤i seminere kat›lan DHKC Enternasyonal, AB'nin Kara Listesi’nin (“terör listesi”), ABD'nin Kara Listesi’nin ayn›s› oldu¤unu ve 'terörle mücadele' demagojisi çerçevesinde AB politikalar›n›n da ABD taraf›ndan yönlendirildi¤ini, bu emperyalist politikaya karfl› halklar›n kendi haklar› ve özgürlükleri için direnme haklar›n› kullanmalar› ça¤r›s› yapt›. Son gün yap›lan yürüyüfl, reformist önderli¤in aksine, devrimci sloganlar›n at›ld›¤›, orak çekiçli bayraklar›n dalgaland›r›ld›¤› bir havada gerçekleflti. Türkiye’den Cephe’nin yan›s›ra, EMEP ve MLKP’nin de kat›ld›¤› yürüyüflte, Cephe Enternasyonal tecrit ve AB’nin ‘kara listesi’ni dile getiren bir bildiriyi yayg›n flekilde da¤›tt›.

Say› 88 45 30 Kas›m 2003


demagojileriyle nas›l bir bir ortadan kald›r›ld›¤›na, bu konulardaki hukuki haklar›n çi¤nenmesi, insan haklar›n›n, bas›n özgürlü¤ünün, örgütlenme haklar›n›n nas›l demagojilerle ortadan kald›r›ld›¤› ve bunun da emperyalist politikan›n kendisi oldu¤unu anlatmaktan uzak bir forum olmufltur Paris ASF'si.

‹HD ve T‹HV Kimin Temsilcisi? Forum konular›ndan biri de, “Türkiye'nin AB'ye al›nmas›” ile ilgiliydi. Bu foruma Türkiye'den ‹HD, T‹HV ve Tabipler Odas› ile birlikte kimi Avrupal› insan haklar› kurumlar› kat›ld›.

Say› 88 46 30 Kas›m 2003

Elefltirel bak›fl olmad›¤› gibi, ‹HD ve T‹HV'in misyonu adeta AKP'nin AB kurumlar› nezdindeki kulis faaliyetlerine benziyordu. Oligarflinin AB kurumlar›na yönelik “sivil giriflim” misyonunu yerine getirdiler. Türkiye'deki baz› insan haklar› ihlallerini dile getirirken de bu sorunlar›n “AB'ye giriflle birlikte geliflecek bir demokratikleflmeyle altedilece¤ini” aç›ktan savundular. Ülkemizde hak ve özgürlükler mücadelesini AB’ye havale eden anlay›fl›n, konuflmalar›n›, “Bugün Türkiye'ye AB üyeli¤i konusunda tarih verilmesini istemeyen ça¤d›fl› anlay›fllar var” sözleriyle noktalamas›, bu konudaki çarp›kl›¤›n ve AB’ci kafan›n çarp›c› bir örne¤iydi. ‹HD ve T‹HV temsilcileri, forumdaki dinleyicileri, (Avrupal›lar’›) adeta AB resmi yetkilileri yerine koyarak onlardan yard›m istiyordu. AB'cilik böylesi bir zavall›l›¤› ortaya ç›karm›flt›. Bu konuda Tabipler Odas› ad›na kat›lan fiebnem Korur Fincanc›, AB'nin de emperyalistlerin bir kurumu

Kiraz Biçici Yurtd›fl›nda Da Okundu¤umuzu Bilmiyor! Devrimci avukatlara yönelik psikolojik savaflta yerini alan ‹HD ‹stanbul fib. Baflkan› Kiraz Biçici, Hollanda’n›n Rotterdam kentinde 22 Kas›m’da düzenlenen bir toplant›ya kat›ld›. Biçici’ye toplant› konusunun d›fl›nda da sorular yöneltildi. Bunlardan biri de, psikolojik savafl kampanyas›nda neden yer ald›¤›na iliflkindi. Cevaplamamak için bin dereden su getirmekle kalmayan Biçici, son çare olarak, "biz görüfltük, bu mesele kapand›" dedi. Biçici’nin san›r›z unuttu¤u bir fley vard›, Ekmek ve Adalet Dergisi olay›n “kapanmad›¤›n›”, bir özelefltiri yap›lmad›¤›n› birçok kez yazd› ve dergimiz yurtd›fl›nda da okunuyordu. (Bkz, 79 ile 84. aras›ndaki say›lar›m›z) Türkiye’den üç bin kilometre uzaklafl›nca gerçeklerden de uzaklaflt›¤›n›, kimsenin bilmedi¤ini düflünmek ne büyük yan›lg›yd›. Nitekim sorular toplant› sonras›nda da peflini b›rakmad›. ‹ddialar›n› ispatlamas›, aksi taktirde müfteri olaca¤›n›n hat›rlanmas›na, "ben onu o anlamda söylemedim." gibi komik, anlams›z bir cevap verdi.

oldu¤unu ve tüm dünyadaki bask›lardan emperyalizmin sorumlu oldu¤unu, AB'nin demokrasi getiremeyece¤ini k›saca vurgulad›¤›n› belirtelim. TAYAD Komite'nin söz alarak Ölüm Orucu ve F tiplerini gündeme getirmesi tart›flmalara yeni bir boyut getirdi. F tiplerinin ve tecritin bir AB politikas› oldu¤u gerçe¤i AB'ci mant›¤› mahkum etti. Daha sonra sözalan DHKC Enternasyonal sözcüsü de, Amerikan imparatorlu¤unun, ülkemizdeki bütün bask›, terör uygulamalar›ndan sorumlu oldu¤unu ve Avrupa’n›n bu konuda ABD’yi takip etti¤ini belirterek, “Türkiye'deki demokratikleflme AB'cilikle de¤il, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesiyle kazan›lacakt›r” sözleri, gerçe¤in özetlenmesi oldu. Bu tabloya bakarak, sormak zorunday›z; ‹HD ve T‹HV, hangi halk›n sorunlar›n› dile getirmek, çözümü için kimle dayan›flma örmek için kat›ld› o foruma?

Ezilen Halklar›n Direniflleriyle Dayan›flma Kurulmal› ASF, Avrupa emekçileriyle, ezilen dünya halklar›n›n emperyalizme karfl› direniflleriyle ba¤lar›n› kurmad›kça, emperyalizmin nefes borusu ifllevi görmenin ötesine gidemez. Ancak yeniden belirtelim ki, bu, kendi içinde saflaflmalar›n da kaç›n›lmaz hale gelece¤i nokta olacakt›r. Küreselleflme karfl›t› hareket ya halklar›n cephesinde yer alacak ya da reformist politikalarla dolayl› olarak emperyalizmin yedek gücü haline gelecek.

Stuttgart’ta Gece Almanya Stuttgart’ta düzenlenen ‘Türkü fiöleni’ gecesine kat›lan 4 bin kifli, tecriti ve faflizmi protesto etti. Zeybek Organizasyon’un düzenledi¤i gecede, Grup Yorum, Ferhat Tunç, Sümer Ezgü, K›v›rc›k Ali, Arzu, Bilgesu Erenus’un türkü ve flark›lar›na coflkulu kitle efllik ederken, programda bulunmas›na karfl›n Haluk Levent’in organizasyondan ç›kar›lmas› flu sözlerle aç›kland›: “Kürt Kültür Sanat Festivali’nin ard›ndan yaflananlarda, bir sanatç› ve ayd›na s›¤mayan davran›fllarda bulundu. Özür dilemesini ve halk önünde özelefltiri vermesini istedik. Cevab› ‘hay›r’ oldu, bu nedenle programdan ç›kar›ld›” denildi. Bir ölüm orucu gazisinin hapishaneler katliam›n› ve F tiplerindeki tecriti anlatarak, tecrite karfl› süren direnifle destek ça¤r›s› yapt›¤› geceyi düzenleyen Zeybek Organizasyon, amaçlar›n›n sadece sanatç› getirerek türkü dinletmek olmad›¤›n›, ülkedeki anti-demokratik uygulamalara karfl› ç›kmaya, kendi kültürümüzü sahiplenmeye katk› sa¤lamak istediklerini belirtti.


Dünya’dan

Gürcistan’da Ne Oldu? Gürcistan’da, Cumhurbaflkanı Eduard fievardnadze, 2 Kas›m seçimlerinden bu yana sürdürülen gösteriler sonucu istifa etmek zorunda kald›. Onbinlerce kifli parlamentoyu bast›, Cumhurbaflkanl›¤› konutunu kuflatt›. Karfl› devrimciler aras›nda yaflanan iktidar kavgas›na medya, Yugoslavya örne¤ine at›f yaparak “kadife devrim” ad›n› verdi. Halk, bu kavgada kitle deste¤i haline getirilmifltir, yaflanan kavgadan ve “de¤ifliklikten” hiçbir ç›kar› olmad›¤›n› da yak›nda görecektir. Elbette halk›n meydanlara dökülmesinin objektif koflullar› bir anda oluflmad›. Gürcistan’da ise fazlas›yla mevcuttu.

En Zengin Cumhuriyetten, Yoksulluk ve Yolsuzluk Cennetine Gürcistan, SSCB’nin y›k›lmas›n›n ard›ndan, 1991’de “ba¤›ms›zl›¤›n›” ilan etti. Cumhurbaflkanı Zviyad Gamsahurdiya, muhalefet tarafından devrildi¤inde iç savafl çıktı. SSCB döneminin son dıfliflleri bakanı Eduard fievardnadze 1992’de cumhurbaflkan› oldu. 10 y›ll›k iktidar› döneminde, emperyalizme daha fazla ba¤lanan fievardnadze, 4.5 milyon nüfuslu ülkeyi yolsuzluk ve yoksulluk bata¤›na sürükledi. Oysa, Sovyetler döneminde, bütün cumhuriyetlerde oldu¤u gibi, halk›n böyle bir sorunu hiç olmam›flt›. Sovyetler, en büyük sanayi yat›r›mlar›n› cumhuriyetlere yapm›flt›, öyle ki, SSCB'nin a¤ır silah sanayisinin yüzde 60'lık bölümü Baltık Cumhuriyetleri’nde yer al›yordu ve da¤›lma sonras› ayr›lan 15 cumhuriyet aras›nda

Bir Karfl›-Devrimci A¤l›yor! fievardnadze, Sovyetler’in y›k›lmas›nda emperyalistlerle iflbirli¤inin bafl›n› çekenlerdendi. Bak›n ne diyor; “Bat› beni yüzüstü b›rakt›, bat›n›n ihanetine u¤rad›m. ABD devirdi beni. Oysa ben ABD politikalar›n›n en büyük destekçisiydim, ne zaman ihtiyaç olsa destek oldum”. Kullan›lan bir zavall›n›n s›zlanmas›. Bütün iflbirlikçi hainlerin, karfl›-devrimcilerin hazin sonudur, onun yaflad›klar›. Gorbaçov ile birlikte, Perestroyka politikas›n› bafllat›p halklara açl›k ve yoksulluk getiren kapitalistleflme sürecini bafllatt›n. Sovyetlerin y›k›lmas›nda oynad›¤›n rolün karfl›l›¤›nda ne kald› elinde? Emperyalist kurumlar›n verdi¤i ödüller ve fliltler. Ve tabi bir de yoksul halk›n laneti.

Gürcistan en zengin ülke durumundayd›. N AT O ’ y a girmeye çal›flan, ordusunu emperyalistlere teslim eden, (Türkiye’nin, emper yalizm ad›na Kafkaslara girdi¤i ülkelerden biridir. Tiflis'teki Gürcü Harp Okulu'nu Türkiye kurdu ve e¤itimlerini TSK veriyor ve Gürcistan-Türkiye aras›nda askeri iflbirli¤i anlaflmas› yap›ld›.) ekonomisini yard›mlara ba¤›ml› hale getiren, topraklar›na ABD askeri kabul eden (100 ABD askeri uzman bulunuyor) karfl›-devrimciler, bak›n nas›l bir ülke yaratt›: Dünyanın en fazla yolsuzluk yaflanan 10 ülkesi, iflsizlik yüzde 20, halkın yüzde 54'ü yoksulluk sınırının altında yaflıyor. Halk›n soka¤a dökülmesini bu koflullar haz›rlad›, emperyalist iflbirlikçileri bu koflullar› kendi iktidar kavgalar›nda de¤erlendirdi.

Parçalamaya Devam Emperyalistler Balkanlar›, milliyetçili¤i k›flk›rtarak, “sivil toplum örgütleri” ad› alt›nda ajan örgütlenmeler yaratarak, iç savafllar ç›kart›p halklar› çat›flt›rarak, parçalayarak ele geçirdi. Kafkaslarda da ayn› oyun sergilendi, sergileniyor. Abhazya, Acarya, Osetya, Gürcistan’da ne kadar milliyet varsa küçük küçük devletçikler yarat›yor emperyalizm ve daha kolay ele geçiriyor. Gürcistan, emperyalistler için stratejik öneme sahip bir ülkedir. Uluslararası sermayenin finanse etti¤i ve Hazar petrollerini Avrupa'ya taflıyacak Bakü-Ceyhan boru hattının üzerinde olmasından ötürü ABD açısından önem taflıyor. Ayn› zamanda Rusya’y› kuflatman›n da bir üssü durumunda. Keza, Rusya için de tüm bu nedenlerden dolay› önemli. fievardnadze de bu dengeler üzerinde, ABD ve Rusya’n›n deste¤iyle iktidar›n› sürdürdü. Devrilmesinde de, bu ülkelerin, Gürcistan’da kendi denetiminde bir iktidar yaratma hesaplar› esas rolü oynam›flt›r. T›pk› Ermenistan ve Azerbaycan’daki çat›flmalarda oldu¤u gibi.

Emperyalist Ajanlar, “Sivil Toplum Örgütleri” ‹flbafl›nda “Sivil toplum örgütü” dedikleri örgütlenmelerin nas›l emperyalistlerin ajan› olarak örgütlendi¤inin bir örne¤i de, Yugoslavya’dan sonra Gürcistan’da yafland›. Spekülatör Soros Vakfı arac›l›¤›yla emperya-

Say› 88 47 30 Kas›m 2003


lizm ülkedeki faaliyetlerini yo¤unlaflt›rd›. fievardnadze, art›k emperyalizmin ihtiyaçlar›n› karfl›layamaz duruma gelmiflti. Soros’un bir y›l öncesinden yo¤unlaflan faaliyetleri, Acar Özerk Bölgesi Baflkanı Abaflidze taraf›ndan, “Bu, ABD'nin finanse etti¤i bir darbedir” sözleriyle açıklan›rken, meflhur STK’lar da iflbafl›ndayd›. Yugoslavya’da Miloseviç’in karfl›-devrimle düflürülmesinde rol oynayan ‘Otpor’ adl› STK’dan bir grup Gürcistan'a gönderildi. “Demokrasi için mücadele” seminerleri verdiler. Gürcü gençler aras›nda “yeter” anlam›na gelen “Kmara” adl› bir örgüt kurdular. Gösterileri yönlendiren de iflte bu “Kmara” adl› örgütün üyeleriydi. T›pk› “Otpor”u oldu¤u gibi, “Kmara”yı da Amerikalı milyarder spekülatör George Soros finanse ediyordu. ABD, yeni yönetimi hemen tan›yarak, bu deste¤ini de aç›k olarak ortaya koydu.

ABD’nin Devflirmesi Saakaflvili Say› 88 48 30 Kas›m 2003

fievardnadze yönetimini deviren “Saakaflvili-Ulusal Hareket Bloku”nun lideri Mihail Saakaflvili, ABD'de e¤itim görmüfl bir hukukçu. Bizzat ABD taraf›ndan siyasete girmesi için ülkesine gönderildi. Amac›n›n ülkeyi “bat›l›laflt›rmak, Avrupa ailesinin, NATO'nun bir üyesi olmak. Ülkemiz için çok fley yapan ABD ile stratejik ortaklı¤ımızı sürdürmek” olarak aç›klayan Saakaflvili’yi, ABD’nin Tiflis’deki büyükelçisi Richard Miles’in, aç›k bir flekilde iktidara haz›rlad›¤› biliniyor. 2 Kas›m seçimleri sonras› süreç Yugoslavya’da ‘baflar›yla uygulanan, Beyaz Rusya’da Aleksandr Lukaflenka’ya karfl› ise baflar›s›z kalan, klasik bir emperyalist pland›r. Oyunun aktörü Saakaflvili olmufltur. Yar›n, o da kullan›l›p ifle yaramad›¤› noktada bir kenara at›lmaktan kurtulamayacakt›r. Amerika’n›n devflirme politikas›n›n ürünüdür Saakaflvili. Amerika’da e¤itim gören, sonra ülkemize gönderilerek, flu bu noktada yönetici yap›lanlar›n tümüne dikkat edin, herbiri bir Saakaflvili’dir! Amerika ad›na ülkemizi yönetenlerdir. Gürcistan'ın eski güvenlik müdürü ‹gor Georgadze’nin de belirtti¤i gibi, ülkede yaflananlar›n özeti flu: “ne darbe ne de kadife devrim. Bu, klan içi bir çatıflma. ‹nsanlar tekrar kötü ve en kötü arasında tercih yapmak zorunda kaldı.” Halka düflen yine yoksulluk, ac› ve emperyalizme ba¤›ml›l›k olacakt›r.

Küreselleflme= K›tl›k ve Ölüm! Uluslararas› K›z›lhaç ve K›z›lay Dernekleri Federasyonu’nun raporuna göre, son on y›l içinde, yani emperyalizmin Yeni Dünya Düzeni, küreselleflme sürecinde, 275 binden fazla insan, k›tl›kdan dolay› yaflam›n› yitirdi! Baflka söze gerek var m›? Küreselleflme dedikleri, halklara açl›k ve ölüm götüren emperyalizmdir.

STK Dedi¤iniz Böyle Olur! “Sivil Toplum Kurulufllar›”n›n ifllevi, emperyalist devletlerle ba¤lar›, onlar›n politikalar›na hizmet için varolduklar› art›k s›r de¤il. Af Örgütü (A‹) belli bafll› STK’lardan biri. Kanada’da A‹ taraf›ndan düzenlenen bir belgesel film festivaline, Venezuella devlet baflkan› Chavez’e karfl› darbeyi anlatan bir belgesel de kat›lmak ister. ‹rlandal› iki yönetmen taraf›ndan haz›rlanan belgesel gerçekleri anlatmaktad›r. Dolay›s›yla Amerika’n›n, iflbirlikçisi darbeci tekellerin aleyhine, Chavez’in hakl›l›¤›n› gösteren bir içeriktedir. Darbeciler ve ABD devreye girdi ve A‹ filmi festivale kabul etmedi. Tabi, tüm STK’larda oldu¤u gibi “kutsal”, “insani” bir gerekçe hemen haz›rd›: “Venezuella’daki çal›flanlar›m›z›n güvenli¤i nedeniyle böyle bir karar ald›k.” Sivil toplumculuk soytar›l›¤›!

Irak’ta ‹flbirlikçi Bir STK! Irak’ta fliddetin, yoksullu¤un, iflsizli¤in ve her tür ac›n›n kayna¤›n›n iflgalin kendisi ve iflgalci Amerika oldu¤u kadar net olan bir fley yoktur. Ama milliyetçilikle STK’c›l›k birleflince bak›n gerçek nas›l tersyüz ediliyor. Irak Ulusal ‹nsan Haklar› Derne¤i Baflkan› Abdulhadi Müfltak konufluyor: “Terör sald›r›lar›yla (direnifli kastediyor!) demokrasi ve yeniden yap›lanma engelleniyor. Sald›r›larda en fazla emekçi halk zarar görüyor. Sald›r›larla birlikte iflsizlik ve yoksulluk artt›.” Fazla söze gerek yok, resmen iflbirlikçi!

Emperyalist Demokrasinin Dökülen S›rmalar› Emperyalist ülkelerde, hak ve özgürlüklere yönelik k›s›tlamalar sürüyor. ‹ngiltere yeni bir bask› yasas› haz›rl›yor. Yasa, hükümete, istedi¤inde bir bölgenin boflaltılması, insanların hareketlerini kısıtlama ve özel emlaka el koyma haklar› tan›yor. IRA ile savafl dönemi dahil, ‹ngiltere tarihinin en bask›c› yasas›yla birlikte iflgali protestonun, hükümete muhalefetin bile engellenebilece¤ini dile getiriyorlar. Amerika'da da durum farkl› de¤il. Toplumsal muhalefeti susturmay› hedefleyen Bush, hükümet ve iflgal karflıtı eylemleri düzenleyenler hakk›nda FBI'a ayrıntılı raporlar hazırlama yetkisi veriyor. Demokratik bir hak takip ve soruflturma konusu. Baflka bir deyiflle, “terörist” olma s›ras› demokratik muhalefete geldi.


kahramanlar ölmez 29 Kas›m - 5 Aral›k fiehitlerimiz 30 Kas›m 1998 29 Kas›m akflam› Gölgeli Da¤lar› eteklerindeki Balk›ca Köyü’nde kuflat›lan iki gerilla, 20 saat boyunca direndiler. Girdikleri bofl bir köy evinde 20 saat boyunca sloganlar›yla, marfllar›yla, propagandalar›yla, silahlar›yla hiç susmayarak, Balk›ca Destan›’n› yazd›lar. ‹ki gerillay› teslim alamayan oligarflinin askeri güçleri, köy evini havan topErhan YILMAZ lar›yla, roketlerle yak›p y›karak iki savaflç›n›n yak›lm›fl cesetlerini teslim alabildi.

Erhan YILMAZ (Kenan), Diyarbak›r'›n Bismil ‹lçesi’nde do¤du. Lise y›llar›nda devrimci düflüncelere sempati duyarken 1617 Nisan direnifli onu derinden etkiledi ve Devrimci Sol’la tan›flt›. 1993'te Bal›kesir'de üniversite gençli¤i içerisinde sorumluluklar almaya bafllad›. Gençlik çal›flmalar›n›n yan›s›ra Bal›kesir,

Band›rma, Susurluk il ve ilçelerinin sorumluluklar›n› üstlendi. Tutsak düfltü. Tutsakl›¤› sürecinde düzenle hesaplaflmalar›n› bitirdi. Tutsakl›¤› bitti¤inde vatan› ve halk› için savaflmaya kofltu. Ege K›r Gerilla Birli¤i’nin komutanl›¤›na atand›.

Mehmet YILDIRIM (Necati), Kars'›n Ka¤›zman ‹lçesi’nin Oluklu Köyü’ndendir. Bir emekçi olarak yaflad›. 30 yafl›na geldi¤inde devrimcilerle tan›flt›¤›nda, devrimci Mehmet YILDIRIM düflünceleri süratle benimsedi. ‹stanbul Alibeyköy'de sempatizan olarak faaliyetler sürdürdü. K›sa süre sonra o da tutsakl›kla tan›flt›. Tutsakl›¤›n› bir okul olarak de¤erlendirdi ve özgürlü¤üne kavufltu¤unda "Art›k ben bir savaflç›y›m ve partimin emrindeyim" diyordu. 1995'de Karadeniz K›r Birli¤i’ne savaflç› olarak kat›ld›. Daha sonra Ege K›r Birli¤i Komutan Yard›mc›l›¤›’na atand›.

Büyük direniflte ölümsüzlefltiler Zeliha ERTÜRK (DHKP-C) 30 Kas›m 2002 Zeliha Ertürk, 1978 ‹stanbul do¤umludur. Alevi ve Kürt milliyetindendir. Konfeksiyon iflçili¤inden tezgahtarl›¤a kadar birçok iflte çal›flt›. Devrimcileri ve faflizmi Gazi ayaklanmas›nda tan›d›. 17 yafl›ndayd› o zaman. Semt çal›flmalar›na kat›lmaya bafllad›. 1996 Ölüm Orucu döneminde gözalt›na al›nd›. ‹flkencelerden geçirilerek Eskiflehir Hücre Tipi Hapishanesi’ne götürüldü. 2000’de F tipleri ve direnifl tart›fl›l›rken O’da ölüm orucuna gönüllü oldu. Kartal Hapishanesi’nde 5. Ölüm Orucu Ekibi Direniflçisi olarak 3 Haziran’da ölüm orucuna bafllad›.

Feridun Yücel BATU (DHKP-C) 1 Aral›k 2002 1969 Mufl do¤umludur. Aslen Antalya-Finikeli’dir. 1990’da, Uluda¤ Üniversitesi’ndeyken talepleri hakl› ve do¤ru buldu¤u için 6 Kas›m YÖK boykotuna kat›ld›. Bu onun devrimci mücadeleye ilk ad›m› oldu. DEV-GENÇ’liler içinde faaliyetlere kat›ld›. 1994’te okuldan at›lmas› üzerine mücadelesini farkl› alanlarda sürdürdü. Ayn› y›l tutukland›. 19 Aral›k katliam› s›ras›nda Ümraniye’deydi. Tüm tutsaklarla birlikte direndi. 2001’de tahliye oldu, ancak k›sa süre sonra tekrar tutukland› ve K›r›klar F Tipi’ne konuldu. O dönemde devrimci hareketle iliflkisi olmamas›na karfl›n tecrite karfl› ölüm orucuna bafllayarak flehit düfltü.

Gençlik Derne¤i’nden Soner Bektafl’› Kaybettik! Isparta Gençlik Derne¤i üyelerinden Soner Bektafl, genç yafl›nda yakaland›¤› hastal›¤›n›n tedavisinin baflar›s›z olmas› sonucu aram›zdan ayr›ld›. Soner Bektafl Denizlili’ydi. Yüksek ö¤renimi için geldi¤i Isparta’da, gençli¤in akademik-demokratik mücadelesi içinde yer ald›. Gençlik Derne¤i çal›flmalar›na kat›ld›. Bektafl, bir süredir böbrek yetmezli¤i

nedeniyle tedavi görüyordu. Ölümünden üç-dört gün önce rahats›zland›¤›nda baflvurdu¤u SSK’da gerekli bak›m› yap›lmad›. Son gününü arkadafllar›yla birlikte kald›¤› evde yatarak geçirmiflti. Nereden bilebilirlerdi O’nun bir daha arkadafllar›n›n aras›na, Gençlik Derne¤i’nin o coflkulu ortam›na kat›lamayaca¤›n›... Soner Bektafl’›n cenazesi Denizli’ye gönderilerek 25 Kas›m’da topra¤a verildi. Cenazesine yak›nlar› ve Gençlik Dernekleri Federasyonu Giriflimi’nden arkadafllar› da kat›ld›. Ayr›ca çeflitli gençlik derneklerinde de Soner Bektafl için anmalar yap›ld›.


TAYY‹P’in Kan Kardeflleri Tayyip, islamla, “terör”ün birlikte an›lmas›n›n “kan›na dokundu¤unu” söylemiflti ya, tam da bu günlerde Tayyip’in damarlar›nda nas›l bir kan dolaflt›¤›n› anlamam›za yarayacak bir aç›klama daha yap›ld›. ABD D›fliflleri Bakan Yard›mc›s› Richard Armitage, ‹stanCemil Çiçek, 4 gün bul'daki sald›r›lar›n iki ülkeyi birbirine daha çok yaklaflt›rd›gözalt› süresini az bul- ¤›n› belirterek “Aram›zda neredeyse kan ba¤› var” dedi.

köyün !Delisi ‹flkence izlerini kaybetme zaman›

mufl. Milliyet’ten Taha Akyol’a flöyle diyor; “Gözalt›na ald›¤›n›z kifliler dört gün içinde bilgiler verecek, dört gün içinde siz bu bilgilere ulaflacaks›n›z, yeni gözalt›lar yapacaks›n›z, ona göre hakimden tutuklama isteyeceksiniz...”

Tabii, olur mu hiç!? Ask›ya alacak, elektrik verecek, falakaya yat›racaks›n, sonra iflkence izlerinin raporlarda tespit edilmemesi için iyilefltirme zaman› ay›racaks›n.... Yani gözalt› dedi¤in cunta dönemindeki gibi 3 ay, en az›ndan 15 gün olacak ki, Cemil Çiçek’in sevgili polisleri “teröre karfl› mücadele” edebilsinler! Say› 88 50 30 Kas›m 2003

“Zirve” Tecrübesi A¤ar, de¤erli tecrübelerini aktarmaya devam ediyor. A¤ar, “Hükümete bir önerim var” diyen Susurlukçu, “Türkiye'de bir terörle mücadele zirvesinin yapılması konusunda bir öneriyle ortaya çıkmalıdır. AB ülkeleri, AB üyesi olmayan G7 ülkeleri ve Rusya ile birlikte bir büyük terör zirvesi Türkiye'de toplanmalıdır.” dedi. “Terörle mücadele tecrübesi”ni sata sata bitiremediler, flimdi de “zirve tecrübesi” pazarda. Malum, ne demiflti A¤ar; “Susurluk karar›n› zirvede ald›k.” Kendisi zirvelerde tecrübelidir ve o zirvelerde ne tür kararlar al›nd›¤› konusunda da, halk›m›z Susurluk’tan tecrübelidir.

Yüzy›l›n sosyolojik keflfi! BASINDAN Bilmem, do¤ru mu anladım! Umur TALU (Sabah, 25 Kas›m) “... Burası ‘baflka bir yer’ olsaydı, medyayı ölümlerden sorumlu gösteren emniyet müdürü bir dakika duramaz, baflbakan da, onu görevden almakla kalmaz, kendisi özür dilerdi. Fakat sorun fluradan çıkıyor. Habercilik, yayıncılık telaflıyla, gazeteci sorumlulu¤u sınırlarının zorlandı¤ı do¤ru da... Asıl alıflkanlık, ‘medyanın istendi¤inde pekala susturulması, pekala susabilmesi’nden kaynaklanıyor. Emniyet müdürü de, baflbakan da, ço¤umuz gibi bunu biliyor. Bazen sivil iktidarlar, genellikle askeri yetkililer ‘yazma, gösterme’ dediklerinde emre uyan medya zihniyeti sık sık geçerli olmuflsa... Polis yetkilileri, istediklerini yazdıran, istemediklerini yazdırmayan bir gelene¤e sık sık tanık olabilmiflse... fiimdi de benzerini bekliyorlar. ****

... Görüntü ve foto¤rafa iliflkin asıl ölçü, ‘olayın daha iyi anlaflılmasına, boyutlarının daha kapsamlı idrakine katkı yapıp yapmadı¤ı’ diye ifade edilir. Yakın çekim, parçalanmıfl ceset, genellikle bu katkıyı yapmayabilir. Bize verece¤i ek bir bilgi, fazladan bir duygu yoksa. Ancak, misal, resmi a¤ızda, ‘intihar etti, çatıflmada vuruldu’ denilen birinin vücudundaki iflkence izlerini, delik deflik bedenini gösteren foto¤raf, irkiltici olsa da, ‘gerçe¤in anlaflılması’nı sa¤ladı¤ı için önem kazanabilir. (...) ‹kincisi, soruflturmanın selameti meselesi. Bazen gazetecilerin ortaya çıkardıkları, resmi soruflturmalara da katkı sa¤ladı¤ı gibi, aynı zamanda, resmi görevlilerin yaptıklarının denetim aracıdır. Yani, kafadan gizleme mevzuu de¤ildir. Aradaki önemli fark, gazetecilerin ‘fliddet oda¤ı uyurken’ uyuyabilmeleri ihtimaline karflılık, istihbarat ve emniyetin uyumaya hakkı olmadı¤ıdır. (...)


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb088 by sol yayin - Issuu