Kore’den Irak’a Menderes’ten Tayyip’e... Oligarflinin vatana ihanet tarihi!
Ekmek ve
Adalet
✔ F tiplerine
Haftal›k Dergi / Say›: 81 / Tarih: 12 Ekim 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com
karfl› direnifl 4. YILINA G‹R‹YOR!
AKP, Irak halk›na savafl açt›!
VATANSEVERLER! Irak direnifli, halklar›n direniflidir. Amerikan imparatorlu¤u ad›na savaflmak, vatana ihanettir!
‹flgal ortakl›¤›na karfl› mücadeleyi yükseltelim! Ekmek ve
Adalet
www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
AKP vatana ve halka ihanetin iktidar›d›r
Temel Haklar’dan Çağrı: “Görev iflgal karfl›t› tüm güçleri birlefltirmek, birlikte eyleme geçmektir.” AKP ‹KT‹DARI, HALKIN TALEPLER‹NE KULAKLARINI TIKAYAN ABD'N‹N EM‹RLER‹N‹ YER‹NE GET‹REN ‹fiB‹RL‹KÇ‹ B‹R ‹KT‹DARDIR AKP iktidar› meclis aç›l›r aç›lmaz, halk›m›z›n sorunlar›n› gündeme almad›. AKP iktidar›n›n ilk ifli ABD emperyalizminin Irak iflgaline ortak olmak için Irak'a asker göndermeyi amaçlayan tezkereyi meclisin gündemine getirmek oldu. ABD emperyalizmiyle yap›lan pazarl›klarla 8.5 milyar dolar karfl›l›¤›nda gençlerimizin kan›n› ABD emperyalizmine satmak, AKP iktidar›n›n ilk somut icraat› olmaktad›r. AKP iktidar› dolar karfl›l›¤›nda Irak'a asker göndermekte, halk›m›z›n sorunlar›na kulaklar›n› t›kamakta, sorunlar› terörle bast›rmak istemektedir. Bunun için ABD emperyalizmi ile birlikte Kürtler’e yönelik imha politikalar›n›n pazarl›¤› yap›lmaktad›r. Hep birlikte AKP iktidar›n›n iflgal ortakl›¤›na karfl› ç›kmal›y›z, iflgal ortakl›¤›na karfl› ç›kmak ulusumuzu ve halk›m›z› sevmektir. Ülkemizi sevmektir. Vatansever olmakt›r. Ancak, bu niteliklere sahip olmayanlar vatansever olmayanlar iflgalcilere ortak olur. ‹flgalcilere ortak olmak suçtur, her fleyden önce kendi halk›m›za ihanettir. AKP iktidar› iflgale ortak olarak ihanet etmektedir. iflgalciye hizmet etmek baflka bir halk› afla¤›lamak, yok saymakt›r, ›rkç›l›kt›r. Baflka bir halk› afla¤›lamak kendi halk›n› afla¤›lamakt›r. AKP iktidar› tezkereyi meclisten geçirmekle bunu yapmaktad›r.
‹flgale ortak olmak her türlü adaletten inançtan yoksunluktur. Kardefllik duygusunun reddidir. Tekellerin ç›karlar› için her fleyi mübah görmektir. Ülkemizde yaflayan hiçbir halk, hiçbir milliyet ne baflka milliyetlerden geri, ne de üstündür. Bütün halklar, bütün milliyetler eflit haklara sahiptir. Hiçbir güç baflka bir ülkeyi iflgal etme hakk›na sahip de¤ildir. Sadece emperyalistler ve onlar›n tekellerinin ç›karlar› vard›r bu iflgalde. Halk›n hiç bir ç›kar› yoktur.
ÖLEN HALK...
‹flgale karfl› ç›kmak, halktan yana olan, vatansever olan herkesin görevidir, iflgale karfl› ç›kal›m, sokaklarda meydanlarda iflyerlerinde okullarda her yerde tepkimizi meflru gördü¤ümüz biçimde gösterelim, bu bir hak ve ayn› zamanda görevdir. Bu ülkemize ve halk›m›za sayg›m›z›n gere¤idir, insan olmam›z›n gere¤idir.
Zeliha 8 yafl›ndayd›. Ablas› Asl›han’la okul ç›k›fl›nda bir minübüsün alt›nda kald›. A¤›r yaraland›lar ikisi de. 8 yafl›ndaki Zeliha’n›n durumu daha kötüydü. Özel Laçin Hastanesi’ne götürüldüler ilkin; “Gerekli ekipman olmad›¤›” gerekçesiyle oradan fiiflli Etfal’e gönderildiler. fiiflli Etfal, ünlü bir hastaneydi, kocaman bir hastaneydi. Ama küçük Zeliha’y› s›¤d›ramad›lar o koca hastaneye. “Yeterli doktorumuz yok” diyerek onu oradan da Taksim Hastanesi’ne sevkettiler. Kan kaybediyordu Zeliha. Sedyelerin üzerinde hoplat›la z›plat›la oradan oraya tafl›n›yordu. Bir minübüs çarpm›flt› minik bedenine. Kimbilir incecik kaç kemik çat diye k›r›lm›flt›. Kimse duymad› ac›s›n› ondan baflka. Kimsenin akl›na boynuna bir boyunluk takmak, sedyeye sabitlemek gelmedi. Kabul edilmedikleri kap›lardan sonra Taksim Hastanesi’ndeydiler iflte. Zeliha’n›n a¤abeyine “flu ilac› al getir” dedi doktorlar. A¤abey Dursun, 2,5 saat boyunca eczane eczane dolaflt›. Bulamad›. Zeliha kurtar›lamad›. Zeliha 8 yafl›nda kald›. Neydi suçu Zeliha’n›n?
‹flgal ortakl›¤›na, Irak'a asker göndermeye karfl› durmak, iflgal karfl›t› güçleri parçalamakla olmaz. Görev iflgal karfl›t›, asker göndermeye karfl› tüm güçleri birlefltirmek, birlikte eyleme geçmektir. Birlikte olmay› baflarmak, iflgal ve tezkere karfl›t› tüm kesimlerin iradesine sayg›l› olmakla mümkün olabilir. Aksi tav›rlar parçalanmay› yaratmaktad›r, parçalanma ise iflgal ortakç›lar›na hizmet etmektedir. Sendikalar DKÖ'ler, partiler, örgütsüzler bütün halk›m›z› iflgale ve tecrite tepki göstermeye, ‹fiGAL ORTAKLI⁄INA VE TECR‹TE SON sloganlar›yla, bulunulan her yerde eylemler örgütlemeye ça¤›r›yoruz. HALKLAR ‹fiGAL VE TECR‹T KUfiATMASINI YARACAKTIR! D‹RENEN HALKLAR KAZANACAKTIR! KAHROLSUN ABD EMPERYAL‹ZM‹! YAfiASIN BA⁄IMSIZ TÜRK‹YE!
Bu nas›l düzendi? Ambulans yok, doktor yok, ameliyathanede gerekli donan›m yok... hepsi olsa paran yok, öyleyse öl! düzeniydi bu. Yoksul halktan biriydi Zeliha. Üstünden bafl›ndan, aya¤›ndan f›rlayan ayakkab›s›ndan belliydi. Belli oldu¤u için ambulanslar seferber olmad›, doktorlar seferber olmad›. Neyin bürokrasisiydi onu hastane hastane dolaflt›ran? Bürokrasi deyip geçmeyin. Faflist zulüm mekanizmas›n›n bir parças›d›r o da. Zenginseniz kolaylaflt›r›r iflinizi. Yoksulsan›z, yokufla sürer. Öyle bir yokufl ki, tepesine varamadan can›n›z› verirsiniz bazen. ***
ÖLDÜREN DÜZEN Yoksulluk bir ceza bu düzende. Bazen afla¤›lanmad›r yoksullu¤un bedeli; bazen ölümdür...
Ölüm üretir bu düzen... Emperyalizme iflbirlikçilik yoksulu öldürür. Faflist kurflunlar yoksulu öldürür. Yar›n Irak’ta kim ölecek? Yine yoksul! Zelihalar’›n a¤abeyleri ölecek orada da. Zelihalar... Kim verecek onlar›n ölümünün hesab›n›, kimden soraca¤›z? Falan baflhekim, falan minübüs floförü de¤il onu öldüren. Onu öldüren bu düzendir, düzen.
TEMEL HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER DERNE⁄‹
Ekmek ve
YR ÇA⁄ DUYU
I U
Direnifl 4. Y›l›nda
Adalet
20 Ekim direniflin 4. y›l›na girece¤i gündür. O gün tecrite, zulme karfl› olan herkesi Adalet Bakanl›¤› önünde “iflgal ortakl›¤›na ve tecrite son” hayk›r›fl›na ortak olmaya ça¤›r›yoruz!
Tarih: 20 Ekim 2003 Yer: Adalet Bakanl›¤› önü
FORUM Direniflin 4. y›l›
Tarih: 18 Ekim 2003 Yer: Mecidiyeköy Kültür Merkezi
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Can Erkan Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST
Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2.5
Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com
Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Faks:0049 221 280 90 84 E-mail adresi: ekmekveadalet@arcor.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08
‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Zeytinlibahçe Caddesi Petek Apartman› No:26 Kat:1/3 Mersin Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9
Ekmek ve Adalet Say› 81 ‹çindekiler
3... 5...
8... 9... 10... 11... 14... 15... 16... 17... 18... 19... 21... 22...
23...
24... 25... 26... 29...
31... 32... 33... 37... 38...
39... 40... 42... 43... 47... 48... 49... 50...
‹hanet tarihi Irak halk›na savafl açanlar, HALK DÜfiMANIDIR! Din tüccarlar› Adalet istiyoruz Düzen medyas› ‹flgal ortakl›¤›na öfke Paflabahçe direnifli sürüyor Mücadele atefli... Yoksul Devrimcilik kadar hakl› ve meflru bir güç yoktur! 4. y›la giriyoruz! Piflmanl›k onursuzlu¤unu körükleme Piflmanl›k koflulu... 19 Aral›k: Direnenlere katliam, tüm halka gözda¤› ‘Eflimi ve k›zlar›m› fuhufl bata¤›na polisler sürükledi’ 405 tecavüzcü asker Toplu mezarlar ülkesi Kontrgerillan›n hedefi olmaktan... “Aradan 18 gün geçtikten sonra haber yap›l›yor” Hat›r›n kal›rd›! Temel Haklar’dan MGK Yönetmeli¤i paneli Suriye’ye sald›r›, ABD sald›r›s›d›r Filistin’de avukat olmak Irak halk›, Amerikan-‹ngiliz gücünün sonunu görecek ‹hbarc› ADKF Bask›lar AKP’nin merkezi karar›d›r Gurur duyun Kapitalist devlet, sosyalist devlet Solun birli¤i ve refleksi Onbinler AB’yi protesto etti... Kahramanlar ölmez Köyün Delisi
Oligarflinin büyük uzlaflmas› Kore’den Irak’a
‹HANET TAR‹H‹ Irak halk›na karfl› savafl açma karar›, oligarfli içinde sa¤lanan büyük uzlaflmayla al›nd›. Aylard›r kamuoyunun oyaland›¤› AKP-Genelkurmay çeliflkisinin, AKP-YÖK kavgas›n›n, Sezer-hükümet çekiflmesinin, TÜS‹AD’›n AKP’ye uyar›lar›n›n, MGK’da yaflanan “çat›flmalar”›n oligarfli içi pay kavgas› ve manevralar›ndan ibaret oldu¤u, uzlaflma halinde al›nan bu kararla aleni hale geldi. Aslolan aralar›ndaki çeliflkiler de¤il, uzlaflmad›r. Amerikan iflgalcili¤ine ortak olmak noktas›nda, aralar›nda hiçbir çat›flma yoktur. AKP’si, MGK’s›, TSK’s›yla, TÜS‹AD’›, MÜS‹AD’›yla, YÖK’ü, Odalar›yla, “ana muhalefeti”yle oligarfli içinde büyük uzlaflma sa¤lanm›flt›r. Oligarflinin tüm kesimleri Amerika’n›n ç›karlar› için savafla girmekte müttefiktir. Bu karar vatana ihanettir. Oligarflinin 50 y›ll›k tarihi ihanet tarihidir. 50 y›lda ad›m ad›m ülkemiz emperyalizme aç›lm›fl, ülkemizin ekonomisi, siyaseti, ordusu emperyalizmin emrine sokulmufl, neticede Türkiye, emperyalizmden ba¤›ms›z ad›m atamaz hale getirilmifltir. “D›fl politika” diye bir fley kalmam›fl, onursuzluk, afla¤›lanma ve uflakl›k bunun yerini alm›flt›r. IMF programlar›n› hayata geçirmek için, ABD’nin Ortado¤u’daki ç›karlar› için ülkemizde cuntalar yap›lm›fl, katliamlar gerçeklefltirilmifltir. ‹flbirlikçi tekelci burjuvazi ve onlar›n yardakç›lar›, emperyalizmle iflbirli¤i sayesinde semirirken, iflbirlikçili¤in halk›m›za faturas› yoksullaflma ve zulüm olmufltur. 50 y›ld›r ülkemizin kaderini belirleyen emperyalizm iflbirlikçili¤i, 7 Ekim’de TBMM’de al›nan kararla bir üst boyuta s›çram›flt›r. Amerikan iflgaline askeri olarak ortak olmak, iflbirlikçili¤in bugüne kadar ki en üst noktas›d›r. ABD’nin tetikçili¤i ve tafleronlu¤u bu kararla resmileflmifltir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, bu karar nedeniyle Ortado¤u tarihinde yüzy›llarca lanetlenecektir. Art›k Türkiye, komflu bir ülkenin halklar›na karfl› savafl ilan etmifl bir ülke durumundad›r. Türkiye halk›, ya aya¤a kalkarak, bu onursuzlu¤a ortak olmad›¤›n› direniflleriyle, mücadelesiyle, iflgal ortaklar›ndan hesap sorarak gösterecek, ya da sinik, ulusal onurunu savunmaktan aciz, evlatlar›n›n emperyalist tekellerin pis ç›karlar› için ölüme gönderilmesinin karfl›s›na bile ç›kamayan bir halk olarak bilinecektir. Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k savafl› vermifl bir halk›n, bugün ba¤›ms›zl›k savafl› veren bir halk›n direniflini bast›rmak gibi bir role soyundurulmas› kabul edilemez. Bunu kabul edenler, kendi tarihine ihanet eder. Onurlu, vatansever, düflman karfl›s›nda cüretli bir halk olarak bafl› dik dolaflma hakk›n› kaybeder. Emperyalizm ve iflbirlikçileri 50 y›ld›r hüküm sürüyor ülkemizde. Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin milliyetçi, muhafazakar, Atatürkçü, islamc› maskeler takan temsilcileri, 50 y›ld›r bu düzeni sürdürmek için halk› aldatarak vatana ve halka ihanet ettiler. Ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi savunanlar, emperyalizme, iflbirlikçili¤e karfl› olanlar ise, bugüne kadar mücadelelerini büyük bedeller ödeyerek sürdürdüler. Bu nedenledir ki,
ulusal onurun, namusun, ba¤›ms›zl›¤›n ve demokrasinin bayra¤› devrimcilerin elindedir. Halk, ülkemizi emperyalizm karfl›s›nda düfltü¤ü durumdan kurtaraca¤›, demokratikleflmeyi sa¤layaca¤› umuduyla hangi partinin pefline düfltüyse yan›ld›. Halk› yan›ltmayan, dün dedi¤ini sonraki gün inkar etmeyen, her koflulda emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k mücadelesini sürdüren sadece devrimciler oldu. Art›k ihanet, Amerika ad›na baflka bir halk› katletme noktas›ndad›r. Art›k vatanseverlerin anti-emperyalist, anti-oligarflik mücadele bayra¤› alt›nda toplanmas› zaman›d›r. Bu karar, bugünden sonra hayat›n her alan›nda pek çok fleyi belirleyecektir. Türkiye’nin iç ve d›fl politikas› bu karar›n siyasi, askeri sonuçlar›na göre flekillenecektir. Böyle bir iflbirlikçilik politikas›n› hiçbir iktidar ülke içinde bask› ve zulmü art›rmadan sürdüremez. Ve hiçbir halk, böyle bir iflbirlikçilik karfl›s›nda ilelebet tav›rs›z kalamaz. Bunun en yal›n anlam› fludur; oligarfli, daha çok bask› ve teröre baflvuracak, ama buna ra¤men halk›n mücadelesi geliflecektir. Emperyalizme uflakl›kta hiçbir s›n›r tan›mayan, bu iflbirlikçilik politikas›n› sürdürmek için ülke içinde de hiçbir zulümden kaç›nmayaca¤› aç›k olan bir iktidara karfl› mücadele, sert bir mücadele olacakt›r. Emperyalizmin gizli iflgali alt›nda olan ve faflizmle yönetilen bir ülkede, vatanseverlik de, demokratl›k da bedel ister. Bu bedeli ödeyece¤iz. Vatanseverler, ba¤›ms›zl›k ve demokrasiden yana olanlar, hiçbir düzen gücünün ba¤›ms›zl›¤› ve deBa¤›ms›zl›k ve mokrasiyi hiçbir flekilde sademokrasi mücadelesi, vunmayaca¤›n› art›k görba¤›ms›zl›¤› ve demok- mek durumundad›rlar. Kah flu veya bu düzen partisine, rasiyi yokedenlerin kah TÜS‹AD’a, kah Genelete¤inin alt›na s›¤›na- kurmay’a demokratl›k, ulurak verilemez. salc›l›k payeleri verenler, bu aç›k iflgal ortakl›¤› karaVatanseverler, vatan r›ndan sonra, art›k bu alhainlerinin icazetinde danmay› ve aldatmacay› Sürdürmevatan› savunamaz. sürdüremezler. melidirler. “Meclisimi seviEmperyalizmin gizli yorum” manevralar›yla, iflgali alt›nda olan ve Amerika’n›n iflgal orta¤› olfaflizmle yönetilen bir makta tereddüt etmeyen düzenin “icazet”i alt›nda bu ülkede, vatanseverlik mücadelede mevzi kazanade, demokratl›k da ca¤›n› sananlar, aldanmaya bedel ister. Bu bedeli devam ederler. ödeyece¤iz. Devrimciler, bugün bir çok
kesime “iflte demokrasi için bel ba¤lad›¤›n›z parti”, “iflte güvendi¤iniz TÜS‹AD”, ”iflte ulusal onurumuzun güvencesi sand›¤›n›z ordu”, iflte ‘seviyoruz’ diye kucaklad›¤›n›z meclis” deme hakk›na sahiptirler. Üniversite yönetimleri, ülkenin savafla sokuldu¤u günün ertesinde “imam hatipler”le u¤rafl›yor. CHP diye bir “muhalefet” partisi var m›, yok mu belli de¤il. Dün “asker göndermek için uluslararas› meflruiyet laz›m” diye aç›klama yapan TÜS‹AD, 8 Ekim’de karara sayg› duymak gerekti¤inden sözetmeye bafllad›. Ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesi, ba¤›ms›zl›¤› ve demokrasiyi yokedenlerin ete¤inin alt›na s›¤›narak verilemez. Vatanseverler, vatan hainlerinin icazetinde vatan› savunamaz. AKP ve Genelkurmay iflgal ortakl›¤› karar›n›n bafl sorumlusudurlar. Vatana ihanetin bafl›n› onlar çekiyor. Fakat di¤er düzen güçleri de iflgal ortakl›¤›n›n d›fl›nda de¤il. Halk›n, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi isteyenlerin ittifak yapabilece¤i tek bir düzen gücü dahi yoktur. Bu nedenle vatanseverlerin ba¤›ms›zl›k mücadelesi, anti-emperyalist, anti-oligarflik bir mücadele olmak zorundad›r. Emperyalizm kovulmadan, iflbirlikçi oligarflik iktidar y›k›lmadan ba¤›ms›zl›k hayaldir. Ya vatanseverler, ba¤›ms›zl›k bayra¤›n› kald›racak, iflgal ortakl›¤›na karfl› mücadeleyi yükseltecek, ya da Türkiye olusal onursuzluk bata¤›nda daha derinlere gömülecek, Türk, Kürt, Arap halklar› üzerindeki bask› ve terör daha katmerleflecektir. Tezkerenin kabul edilmesinden bu yana yap›lan eylemlerin halk›n ezici ço¤unlu¤unun düflüncelerine tercüman oldu¤u aç›kt›r; ama sadece “tercüman” olmakta, halk›n gücünü ortaya koymamaktad›r. Bir üniversitede iflgal ortakl›¤›na karfl› eyleme 25-30 kifli kat›l›yor. Evet, yozlaflmadan apolitikleflmeye bir çok neden say›labilir. Ama yine de hiçbir üniversitede iflgal ortakl›¤›na karfl› ç›kanlar›n, vatansever, devrimci, demokrat, onuruna düflkün ö¤rencilerin say›s› bu kadar az de¤ildir. Sorun, farkl›d›r. Sorunun ana nedenlerinden biri, devrimcilerin kitlelere ulaflmamas›ndad›r. Düzen güçlerinin milliyetçilikle, flovenizmle, islamc›l›kla, AB’cilikle kitlelerin önüne ördü¤ü perdeleri, kitlelere seslenmenin, ulaflman›n tüm yollar›n› kullanarak y›rt›p atmal›y›z. Bu perde y›rt›ld›kça, bu alçakl›¤a ve onursuzlu¤a r›za göstermeyen halk›n ulusal ve s›n›fsal öfkesinin önü aç›lacak, vatana ihanetin karfl›s›nda halk›n direnifli yükselecektir. Vatanseverler, ihanete karfl› aya¤a kalk›n!
ye’de gelmifl geçmifl hiçbir iktidar ve hiçbir Genelkurmay, bu kadar onursuzlaflmam›fl, Amerika’n›n bu kadar hizmetine girmemifltir. Amerikan talan›ndan pay kapabilmek için Türkiye’yi Amerikan imparatorlu¤unun “tetikçisi” yapt›lar. Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Baflkan›, art›k fiilen Amerikan ordusunun bir generalidir.
“Irak’ta ‹stikrar”; Irak halk›n›n ulusal direniflini bast›rmakt›r!
Irak halk›na savafl açanlar,
HALK DÜfiMANIDIR! Ülkemizi Amerika’n›n iflgal orta¤› yapanlar
VATAN HA‹N‹D‹R! Aylard›r gündemde olan “tezkere” 7 Ekim’de TBMM’de AKP’lilerin oylar›yla kabul edilerek, Türkiye’nin Irak’ta fiilen iflgal orta¤› olmas›na karar verildi. Bu karar, Irak halk›na karfl› savafl ilan›d›r. Türkiye ordusu, Amerikan askerlerinin yerine Irak halk›na karfl›, Irak halk›n›n direniflini bast›rmak için gidecek. Oligarfli, emperyalizmin ç›karlar› için yurtd›fl›na ilk kez asker göndermiyor. Kore’den Somali’ye, Bosna-Hersek’ten Arnavutluk’a, Kosova’ya, Afganistan’a kadar birçok yere asker gönderildi. Emperyalizmin askeri güçlerinin ülkemizde üslenebilmesi veya emperyalizmin hizmetine asker gönderilmesi için TBMM’den bugüne kadar 16 kez “savafl tezkeresi” ç›kar›ld›. Kuflkusuz bunlar›n içinde en kapsaml› olan› Kore’ydi ve Kore’den sonraki en kapsaml› iflbirlikçilik karar› da bugünkü Irak’a asker gönderilmesi karar›d›r.
Tezkere, ne AKP’nin, ne Genelkurmay’›n hiçbir “milli”li¤inin olmad›¤›n›n ispat›d›r! Tayyip Erdo¤an veya Hilmi Özkök, isterlerse günde bin kez “Irak’a Türkiye’nin güvenli¤i, Türkiye’nin ç›karlar› için gidiyoruz” nakarat›n› tekrarlas›nlar; gerçek ç›plak ve somuttur. Irak’a asker, Amerika’n›n ç›karlar› için gönderilmektedir. Türki-
Baflbakan ve generaller koro halinde konufluyorlar: “Türk ordusu istikrar ordusudur... Irak’ta istikrar› sa¤lamak için gidiyoruz.” Tayyip Erdo¤an ve Hilmi Özkök’ün “istikrar”dan anlad›¤›, Amerika’n›n “istikrar›”d›r. Amerikan imparatorlu¤unun Ortado¤u’daki istikrar› demek, Ortado¤u’daki tüm direnifl odaklar›n›n, tüm anti-emperyalist güçlerin yok edilmesidir. Türk Silahl› Kuvvetleri, Irak’a iflte bunun için gidiyor. “Huzur, istikrar” gibi kavramlar, emperyalistlerin ve oligarflilerin dilinde her dönem bu anlamda kullan›lm›flt›r. Ayn› 12 Eylül’deki gibi. Hat›rlay›n, 12 Eylül darbesi de “huzur ve istikrar” için yap›lm›fl, “huzur ve istikrar” katliamlarla, dara¤açlar›yla, zindanlarla, iflkencelerle sa¤lanm›flt›! Oligarfli baflka türlü “istikrar” sa¤lamay› bilmez. Irak’a, Amerika’n›n hizmetinde en iyi bildi¤i bu ifli yapmaya gidiyor. Irak halk› bugün hakl› ve meflru bir direnifl yürütüyor. Amerikan iflgali alt›ndaki ülkesinde ulusal ba¤›ms›zl›k savafl› veriyor. T›pk›, 1920’lerde ülkesi yedi düvel taraf›ndan parsellenmifl Türkiye halk› gibi. Genelkurmay, emrindeki silahl› kuvvetleri, onuru, ba¤›ms›zl›¤› için direnen halk›n de¤il, iflgalcilerin saf›nda savafla sokarak, Kemalistliklerinin de bir riyakarl›ktan ibaret oldu¤unu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi.
TBMM’nin karar›, Türkiye halk›n› ba¤lamaz! Türkiye halk›, Amerika’n›n de¤il, iflgale karfl› direnen Irak halk›n›n yan›ndad›r! Halk›m›z, Amerika’n›n Irak’a sald›r› haz›rl›klar› bafllad›¤› andan itibaren, Amerikan iflgalinin karfl›s›na ç›kt›. O günden bu yana da, meydanlarda Amerikan emperyalizminin sald›r›s›na karfl› mücadele etti. Halk›m›z›n çok çeflitli nedenler sonucunda meydanlara ç›kmayan kesimi de, Amerika’ya karfl›d›r. Ç›karlar› için onurunu, namusunu satmaya, baflka halklar› katletmeye evet diyecek küçük bir az›nl›¤›n d›fl›nda, Türk Silahl› Kuvvvetleri’nin Irak halk›na karfl› savafl açmas›na evet diyecek kimse yoktur.
Say› 81 5 12 Ekim 2003
Bu karar, genifl kitlelere bu ülkeyi yönetenlerin, AKP’nin, Genelkurmay’›n niteli¤ini gösteren yeni bir ayna olmufltur. Bu karar, dönüp oligarfliyi vuracakt›r.
6 Ayda “Mum Gibi” Yap›lan AKP Grubu Mart ay›ndaki tezkere, AKP meclis grubundan verilen “hay›r” oylar›yla reddedilmiflti. Herkesin aç›kça gördü¤ü bildi¤i gibi, bugünkü koflullarda tezkereye evet demek, dünkünden daha büyük bir ihanet, dünkünden daha aç›k bir uflakl›kt›r. Peki buna ra¤men ne oldu da AKP’li milletvekillerinin oyu hay›r’dan evet’e döndü? Bu sorunun cevab›, AKP’lilerin hiçbir inanc›n›n, düflüncesinin olmad›¤›, iradelerinin ç›karlar› karfl›s›nda sat›l›k oldu¤udur. Marttan bu yana geçen sürede Tayyip Erdo¤an yönetimi, tüm AKP’lilere “bir daha seçtirmeme” baflta olmak üzere çok çeflitli yöntemlerle tehdit ve flantaj yaparak, AKP grubunu muma çevirmifltir.
Say› 81 6 12 Ekim 2003
Bülent Ar›nç’lar›n sesi niye ç›kmad› bu defa? Ne karfl›l›¤›nda iflgal ortakl›¤›na onay verdiler? ‹flte böyle oldu. Bu düzende Ar›nçlar’›n sesi bir fley ifade de etmez zaten. Üç befl tanesinin “muhalif” sesler ç›karmas›, düzen aç›s›ndan da, düzen partileri aç›s›ndan da teferruatt›r. “Demokrasicilik oyunu”nda vitrinlik manevralard›r. Oligarflinin iktidar›nda bunlar belirleyici veya etkili olamazlar. Oligarfli ç›karlar› gerektirdi¤inde onlar›, bu son yaflad›¤›m›z tezkere oylama-
s›nda oldu¤u gibi “halletmeyi” iyi bilir.
Göstermelik Muhalefet CHP de bu karardan sorumludur! CHP, Amerika’n›n hizmetinde iflgal orta¤› olmaya karfl› gerçek bir muhalefet sergilememifltir. AKP ve Genelkurmay asker gönderme karar›nda olduklar›n› haftalar önce aç›klad›lar. Geçen bu sürede CHP’nin bunu engellemek için yapt›¤› tek bir miting, gösteri veya baflka bir fley yoktur. Böylece Amerika’ya “bak›n biz de asl›nda karfl› de¤iliz” mesaj›n› vermifl ve TBMM’deki oylamada da “hay›r” oyu vererek zevahiri kurtarm›fllard›r. CHP içinde art›k “numunelik” olarak bulunan birkaç milletvekili, oylamadan sonra meclis önünde halk›n yapt›¤› protesto eylemine kat›ld›lar ve polis taraf›ndan tekmelenip, hakarete u¤rad›lar. CHP yönetimi bu noktada bile bir tepki göstermedi. Çünkü CHP de, halk›n mücadelesinden, halk›n anti-Amerikanc›l›¤›ndan en az AKP ve Genelkurmay kadar rahats›zd›r. TSK’n›n Irak’a girmesini isteyen hiçbir Irakl› yoktur. Irak halk›n›n Kürt, Arap, Sünni, fiii çeflitli kesimlerini içinde bar›nd›ran örgütlülükler, haftalard›r yapt›klar› aç›klamalarda Türkiye ordusunun Irak’a gelmesini istemediklerini belirtiyorlar. Irak’›n gerçek sahipleri Irak halk›, tavr›n› bafltan ortaya koydu: “Irak’a gelirseniz iflgalci olursunuz. Size tavr›m›z da di¤er iflgalcilere al›nan tav›rdan farkl› olmaz!” - Her diliminin serbest bırakılmasında Türkiye'nin harç ve benzeri yükümlülükleri yerine getirip getirmedi¤i belli olacak. - 8.5 milyar dolarlık kredinin dilimlerinin serbest bırakıldı¤ı her aflamada flartların yerine getirilip getirilmedi¤i denetlenecek. - ABD Dıfliflleri Bakanlı¤ı Türkiye'nin Irak'ta iflbirli¤i yapmadı¤ını veya Kuzey Irak'a Türk askerinin "tek taraflı" girdi¤ini veya insani konularda istenilen yardımlaflmanın sa¤lanamadı¤ı rapor ederse kredi verilmeyecek. - Amerikan Baflkanı, Türkiye'nin gerekli bütçe ve ekonomik reformları yapmadı¤ını tespit ederse yeni flartlar getirebilecek. - Kredi flartlarının ihlal edildi¤i tespit edilirse Amerikan Baflkanı krediyi tek taraflı olarak feshedebilecek. - Türkiye, flartlara uygun davranmadı¤ı için kredi sözleflmesi feshedilirse para Irak'ın Yeniden Yapılandırılması Fonu'na aktarılacak.
Türkiye askeri, dolar karfl›l›¤› sat›lm›flt›r! “Türkiye Irak'ta ABD ile iflbirli¤i yapmazsa kredi kesilecek!” 8,5 milyar dolarlık ABD kredisinin hangi koflullarla al›nd›¤› kamuoyundan gizlenmek istendi. Baflbakan, Ekonomi Bakan›, utanmadan, ars›zca krediyle “Irak’›n hiçbir ilgisi yok” diye yalan söylediler. Yalanlar›n› bir yerde Amerika a盤a ç›kard›. Çünkü Amerika, 8.5 milyar dolar›n nelerin karfl›l›¤›nda verilece¤ini Amerikan Kongresi'nin resmi internet sitesinde yay›nlam›flt›. Anlaflman›n her maddesi Tayyip Erdo¤an’›n YALANCI oldu¤unu söylüyor. Her madde AKP ve Genelkurmay’›n UfiAK oldu¤unu kan›tl›yor. ‹flte o koflullar; - Türk hükümeti "borcu zamanında ödeyememe riski dahil olmak üzere" krediyle ilgili bütün maliyetleri üstlenecek.
‹SLAM ADINA AKP’Y‹ DESTEKLEYENLER! Türkiye’yi komflu ve kardefl bir halka karfl› savafla sokan bir iktidar› hala destekleyecek misiniz? Müslüman bir halka karfl› savafl açan bir iktidar› hala destekleyecek misiniz? Amerikan emperyalizminin ve siyonist ‹srail’in Ortado¤u’daki tetikçisi, en güvenilir müttefiki olan AKP iktidar›n› hala destekleyebilecek misiniz? AKP’yi destekleyener, AKP’yi protesto etmeyecek mi? En az›ndan “dini kullanamazs›n” diye seslerini yükseltmeyecekler mi? AKP’nin vatana ihanetinde, AKP’ye oy verenlerin de flu veya bu biçimde sorumlulu¤u vard›r; AKP iktidar›na karfl› ç›kmak, onlar için ayn› zamanda bu sorumlulu¤un yükledi¤i bir görevdir.
“flehit” mi say›lacaklar? Oligarfli, onlar›n dirisini kulland›¤› gibi, “ölüsünü” de kullan›p flovenizmi körüklemeye çal›flacak, vatan millet edebiyat›yla, onlar›n Amerika ad›na savaflt›r›ld›¤›n› gizlemeye çal›flacakt›r. Fakat burjuvazinin kendi kalemflörleri bile onlar›n “flehit” say›laca¤›n› iddia etmekte zorlan›yor. Burjuvazinin kalemflörleri bile, oraya Amerika’n›n ç›karlar› için gidildi¤ini gizleyemiyor. Bak›n biri flöyle yaz›yor: “Peki, orada ölecek olan yavrular›m›za ‘flehit’ diyebilecek miyiz? fiehit olmak ‘Kutsal bir ülkü u¤runa, ülkesi ve inanc› için savafl›rken ölmek’ demektir. Kutsall›k bunun neresinde? Oraya para için gitti¤imizi kâinat biliyor.” (Rahmi Turan, Gözcü) Tabutlarla gelecek gençlerimizin cenazelerinin de onlar› ölüme gönderen iflbirlikçiler, gerici ve faflist, flovenist kesimler taraf›ndan kullan›lmas›na, flehit edebiyat› yaparak halk›n bilincinin buland›r›lmas›na izin vermemeliyiz. Onlar›n katili AKP iktidar›, Genelkurmay ve sermayedir. Cenazelerine devrimciler olarak sahip ç›kmal›, halk›n öfkesini do¤ru hedefe, Amerika ve iflbirlikçilerine yöneltmeliyiz. Türkiye dolar karfl›l›¤› sat›l›k bir ülke, Türkiye halk› sat›l›k bir halk olmayacak!
Oligarflinin üç befl afliret liderini kafalay›p “bizi isteyenler de var” diyebilme manevras› da bofla ç›kt›. Öyle ki, kukla Irak Geçici Yönetim Konseyi dahi istemiyor. Oligarflinin örgütleyip finanse etti¤i Türmen Cephesi dahi “BM çat›s› alt›nda gelirse gelsin” diyor. Türkiye ordusunun Irak’a girmesini isteyen tek güç Amerika’d›r. Kukla, iflbirlikçi yönetim bile karfl›yken, Türkiye s›rt›n› Amerika’ya yaslayarak girecek Irak’a. Barzani ve Talabani’nin Türkiye ordusunu istemediklerini belirten aç›klamalar› karfl›s›nda ABD D›fliflleri Bakan› Powell, “Kürtleri uyaraca¤›z” derken, iflgal valisi Bremer de Bana ne diyemeyece¤iniz gündür. Geçici Konseyi Türkiye’nin asker gönderme- Türkiye’yi Amerika’n›n yan›nda savafla soktular. sine karfl› ç›kmamalar› konusunda uyard›. O¤ullar›n›z› Irak halk›n›n ba¤›ms›zl›k savafl›n› bast›rmak için gönderecekler. Amerikan komutanlar› aç›k Amerikan iflbirlikçili¤ini sürdürmek için ülkemizi daha fazla bask›, yasak, zulüm ülkesi haline getirecekler. söylüyor: “Kay›p” vermeye haz›r Hakk›n› isteyen iflçinin, memurun karfl›s›na “savafl” geolun! Peki “kay›p”lar “flehit” mi rekçesini ç›karacaklar. say›lacak? Orada bir savafla gidiliyor. Halk için, va- fiovenizmi k›flk›rt›p halk›n hak ve özgürlük isteyen sesini tan için olmayan bir savafla. Amerika ad›na bo¤acaklar. savafl›lacak orada. Çünkü orada bir halk di- O¤lu Irak’ta öldürülecek olan sensin. Ekme¤i daha fazla renifli var. Namlular, iflgalciye oldu¤u kadar gasbedilecek olan sensin. Sesi k›s›lacak olan sensin. Nas›l bana ne denir? iflgal orta¤›na da yönelecek. Gün, ya bafl›ma bir ifl gelirse, ya polis sald›r›rsa, ya Amerikal› iflgal komutanlar›n›n demeçle“mimlenirsem” denilecek gün de¤ildir. rini herkes biliyor: “Koalisyon güçlerine yöBir Vatansever olarak mimlenmek, insana sadece onur nelik sald›r›lar ölümcül hale geldi.... Irak’a kazand›r›r. gelecekler kay›plara haz›r olsun..” Onurlu bir halk, iflgale karfl› ba¤›ms›zl›¤› için direnen bir Oligarfliyi de korkutuyor kuflkusuz bu ihti- halk›n karfl›s›nda de¤il, yan›nda olur. Vatansever bir halk, mal. Ramazan pidesi da¤›t›p “iflgalci” olma- Amerika’n›n ç›karlar› için evlatlar›n›n kullan›lmas›na izin d›klar›n› gösterecekleri gibi komik, saçma vermez. aç›klamalar yap›yorlar. Ama bu durumu de- Bulundu¤umuz her yerde, her biçimde AKP’nin ve Ge¤ifltirmez. Sonuçta, oligarflinin karar›yla ora- nelkurmay’›n Amerikanc› savafl politikas›na karfl› ç›kal›m. ya gönderilen halk çocuklar›n›n az ya da çok ‹flgal orta¤› olmay› reddedelim! bir k›sm›, tabutlarla geri dönecek. Peki onlar Bu mücadele Türkiye halk›n›n onur ve namus mücadelesidir.
VATANSEVERLER!
Say› 81 7 12 Ekim 2003
D‹N TÜCCARLARI! Ne dini inançlar›, ne de ulusal duygular› yoktur. Onlar için din de, milliyetçilik de iktidar koltu¤una oturmak için üzerine bas›p yükselecekleri basamaklard›r. ‹stismarc›, riyakar ve hilebazd›rlar. Halk›n dini ve milli duygular›n› istismar etmek için her yolu mübah sayarlar. Zor ve güç karfl›s›nda boyun e¤er, gücü ele geçirdiklerinde kendilerini oraya getiren halk karfl›s›nda padiflah kesilirler. “Minareler süngümüz, camiler k›fllam›z” diyerek ç›kt›lar siyasi arenaya. “Ben ‹stanbul müftüsüyüm” diyordu dünün belediye baflkan›, bugünün baflbakan› AKP lideri. Müslümanlar üzerindeki “türban zulmü”nü bitirecekti. Her söze “bismillah”la bafllad›lar, “Allah”la bitirdiler. Say› 81 8 12 Ekim 2003
Müslüman bir halk›n duygular›n›, taleplerini istismar ede ede iktidar koltu¤una t›rmand›lar. Efllerinin bafl›ndaki türban, onlar›n “gizli bayra¤›” gibiydi; ne kadar koyu bir müslüman ve ne kadar kararl› bir islamc› olduklar›n›n kan›t› olarak efllerini hep vitrinde tuttular. ‹ktidar koltu¤una oturup IMF’nin emriyle yat›p kalkarken, Amerikan uflakl›¤› için ç›rp›n›rken, siyonist ‹srail’le anlaflma üstüne anlaflma yaparken bile, türbanl› efllerinin “davetlere kat›lmamas›”yla “islamc›l›k” demagojisini sürdürdüler. Beynini ç›kar›p Amerika’ya teslim etmifl, ülkemizin gençlerini gözü kapal› Irak’ta ateflin içine atabilecek kadar kanl› bir katil, bir ç›rp›da yüzbinleri iflsiz b›rakma karar› verebilecek kadar tafl yürekli, AB önünde, ABD önünde secde edip “vallahi de islamc› parti de¤iliz” diye yeminler edecek kadar inançs›z biri, türban› m› ç›kar›p atamayacak? Gerekirse, onu da atar, hiç kuflkunuz olmas›n, ama o islamc›l›k istismar›n› sürdürmek için hala gerekli...
“Din ticareti”yle burjuvalaflt›lar! ‹slamc›l›k, müslümanl›k, ony›llard›r istismar edildi bu ülkede. Dinin ticaretini yapt› birtak›m bezirganlar. O “ticaret” sayesinde holdingler, televizyonlar, gazeteler kurdular, o “ticaret” sayesinde partilerine oy taban› yaratt›lar ve o “ticaret” sayesinde iktidar koltu¤una oturdular. Din ticareti yapan bezirganlar, halk› yoksul-
lu¤uyla baflbafla b›rak›p Türkiye’nin en lüks otellerinde dü¤ünler yap›yor, mersedesleriyle, yazl›klar›, villalar›yla, Avrupa’n›n en ünlü modaevlerinden giyimleriyle lüks ve sefahat içinde bir yaflam sürüyorlar. Alt›n yumurtlayan tavu¤u kesmemek için de bütün bu rezillikleri hala bafllar›na takt›klar› türbanlar›n alt›nda yap›yorlar. Tekelci burjuvazinin dünyadaki ve ülkemizdeki temsilcileri nas›l bir ahlaks›zl›k bata¤›ndaysa, din ticareti yaparak burjuvalaflan “islamc› sermaye” de ayn› ahlaks›zl›k bata¤›ndad›r. Sömürüde, soygunda, iflbirlikçilikte, fuhuflta, lükste, tüm burjuvalar neyse, “din baronlar›” da odur. Müslümanl›¤› istismar ederek, dinsel tarikat iliflkilerini kullanarak biriktirilen sermayeyle, bugün yo¤un bir sömürü çark› kurulmufltur. Koçlar’›n, Sabanc›lar’›n, Eczac›bafl›lar’›n, Do¤anlar’›n, Kamhiler’in fabrikalar›nda iflçiler nas›l ve ne kadar sömürülüyorsa, tarikat holdinglerinin fabrikalar›nda da o kadar -hatta dini ba¤lar kullan›larak daha fazlas›yla- sömürülüyor. TÜS‹AD ne kadar IMF’ciyse, MÜS‹AD da o kadar IMF’cidir. TÜS‹AD ne kadar halk› düflünürse, MÜS‹AD da o kadar düflünür!
‹slamc›l›klar›, Amerika’n›n istedi¤i kadard›r! Herkesin bildi¤i gibi, ‹slamc›l›¤›n dünya çap›ndaki yükselifli, 1970’lerden itibaren Amerikan emperyalizminin deste¤iyle gerçekleflmifltir. Ayn› destek, ülkemizdeki i‹slamc›l›k için de geçerlidir. Ülkemizdeki ‹slamc›l›k da, Amerika’n›n (Suudi Arabistan gibi ABD tafleronlar›n›n) deste¤inin ötesinde, bizzat 12 Eylül yönetimi ve sonraki iktidarlar taraf›ndan sa¤lanan bir destekle serpilip büyümüfltür. Ne var ki, islamc›
geliflme bir noktadan itibaren dünpa çap›nda Amerika’y›, ülkemizde ise oligarfliyi rahats›z eder duruma gelmifl ve bu noktadan itibaren ‹slamc›lar’la emperyalizm ve iflbirlikçileri aras›ndaki çeliflkiler büyümüfltür. Sonuçta ‹slamc›lar bir tercihle karfl› karfl›ya kald›lar. Ya Amerika’ya boyun e¤erek yaflayacaklar ya da Amerika’ya karfl› ç›kacaklard›. Ya sömürü düzenini oldu¤u gibi kabul edecek, ya asgari de olsa islami de¤erleri savunacaklard›. AKP ‹slamc›l›¤›, tercihini Amerikanc›l›k’tan ve oligarflik düzeni oldu¤u gibi sürdürmekten yana yapm›fl ‹slamc›l›kt›r. Refah Partisi’nden “biz bunlar› yapt›kça bize iktidar› vermezler” diyerek ayr›lm›fl ve tümüyle emperyalizmin dümen suyuna girmifllerdir. Fakat bunu yaparken bile, rezilce ‹slam› istismar etmekten vazgeçmemifllerdir. Çünkü oy tabanlar› oradad›r. Bugün kabaca iki tür ‹slamc›l›k vard›r. Bir, ABD’nin yoketmek istedi¤i ‹slamc›l›k var, bir de yaflatmak istedi¤i ‹slamc›l›k. Biri ABD’nin fliddetine maruz kalan, öteki ABD’nin himayesine mazhar olan “iki ‹slamc›l›k”. AKP’nin ‹slamc›l›¤› ikinci tür ‹slamc›l›kt›r. ‹slamc›l›¤›n bu türünde, din ticareti en baya¤› flekillerde yap›l›rken, müslümanlar›n duygular› en demagojik yöntemlerle istismara devam edilmektedir.
AKP, oligarflik düzene karfl› “Takiyyeci” de¤ildir! AKP iflte bu baya¤› yöntemlerle din istismarc›l›¤› yap›p ‹slamc›lar’› kullanm›flt›r. “Il›ml› ‹slam”›z, “muhafazakar demokrat›z” diye diye, en pervas›z Amerikanc›l›¤› uyguluyorlar. “‹slamc› sermaye”nin gazete ve televizyonlar› da bu politikan›n borazan› durumunda. Bugün Amerikanc›l›¤› savunan, AKP’nin sömürü ve zulmünü yok sayan “islamc›” bir medya korosu var karfl›m›zda. Çünkü ç›karlar› ortak. Ve bu noktada da, bugüne kadar elefltirdikleri “kartel medyas›”ndan hiç bir farklar› olmad›¤› aç›k. Din tüccarlar›, tüm bu iflbirlikçili¤e, sömürücülü¤e, zulme ra¤men, ‹slamc› kesim nezdinde “oy taban›n›” elde tutabilmek için hala “takiyye yapt›klar›” fikrini canl› tutmaya çal›fl›yorlar. Oligarfli içi it dalafl› da onlar›n “takiyye yapt›klar›” propagandas›n› güçlendiriyor. Hay›r, takiyye falan yapm›yorlar. As›l takiyyeyi ‹slamc›lar karfl›s›nda yap›yorlar. AKP, TÜS‹AD’›n ve Amerika’n›n partisidir. fiu anda kimliklerine en uygun olan politikalar› uyguluyorlar. Din ticareti, flimdi Amerika’n›n hizmetinde.
ADALET ‹ST‹YORUZ Yunus Güzel'in iflkenceyle katledilmesi davas›na 9 Ekim günü Fatih Adliyesi’nde devam edildi. ‹flkenceci katillerin gelmedi¤i duruflmaya, Yunus Güzel’in abisi Vahit Güzel, avukatlar› ve TAYAD’l›lar kat›ld›. Yunus Güzel’in katledildi¤i yerde keflif yap›lmas› kabul edilirken dava 31 Ekim tarihine ertelendi. Mahkeme ç›k›fl›nda TAYAD'l›lar›n Yunus Güzel'in resimlerini açarak aç›klama yapmak istemesine polis resimlere müdahale ederek engel olmaya çal›flt›. TAYAD'l›lar›n kararl› tavr› karfl›s›nda polis geri ad›m atmak zorunda kal›rken, 40 kifli Yunus’un resimlerini açarak bir aç›klama yapt›. “Yunus Güzel’in kendisini asmad›¤›n›, iflkenceyle katledildi¤ini” ifade eden TAYAD'l›lar, "Adalet iste¤imizi bu dava süresince her seferinde dile getirdik, dile getirmeye de devam edece¤iz. Yeni Yunuslar’›n katledilmemesi için iflkenceciler hak ettikleri cezay› çekmelidir" dedi.
“Bal›kç›’lar ölmez” TEDAfi fianlıurfa Müessese Müdür Yardımcısı devrimci memur Hasan Balıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili davanın 6'ncı duruflması 8 Ekim’de Urfa’da yap›ld›. Duruflma öncesi adliyeye kadar yürüyen ve “Balıkçılar Ölmez” yazılı tiflörtler giyen yaklafl›k 100 kifli sloganlarla katillerin cezaland›r›lmas›n› istedi. Balıkçı'nın efli fiengül Balıkçı’n›n da kat›ld›¤› duruflmada yine sonuç ç›kmazken, EMO Adana fiube Baflkanı Ahmet Sarı, uygulanan yanlıfl enerji politikalarının dürüst çalıflan insanlara zarar verdi¤ini ve Balıkçı’nın da bu uygulama nedeniyle saldırıya u¤rayarak öldürüldü¤ünü söyledi. fiengül Bal›kç› ise, olay›n araflt›r›ld›¤›nda daha baflka iliflkilerin ortaya ç›kaca¤›n› belirterek, “s›radan bir cinayet de¤il” dedi.
Say› 81 9 12 Ekim 2003
Düzen medyas›
aç›kça destekledi hatta: 7 Ekim’de Vakit’te Selahattin Çak›rgil flöyle yaz›yordu: “‹flgalcilerin kaçmas›na yard›mc› olma manas›nda düflünülürse, bu sat›rlar›n sahibinin bu kez, bu asker göndermeye so¤uk bakmad›¤›n›, bu sütunu takip edenler fark etmifltir. Hiç de¤ilse flu yang›n› söndürmek için itfaiyeci durumunda olmaya çal›flmak yanl›fl m› olur?” Tayyip’in borazan› olunca böyle konuflulurdu iflte. Tam bir riyakarl›k. Güya iflgale karfl›, güya Irak halk›n› düflünüyor, iflgal ortakl›¤›n›n Amerikan iflbirlikçili¤i, Amerikan iflgalini desteklemek oldu¤unu gözlerden gizlemek için pespaye bir demagojiye baflvuruyor. 1 Mart’ta tezkerenin reddedilmesi üzerine “Meclis barıfl dedi” manfletini atan Yeni fiafak’›n ise 8 Ekim’de “Meclis savafl dedi” bafll›¤›n› atmas› gerekiyordu. Ama o sessizlikle geçirdi. 8 Ekim’de Yeni fiafak’›n manfletinde “en uzun tezkere” diye manas›z, sanki meselenin en önemli yan› oymufl gibi sade suya tirit bir manflet vard›. Bu da deste¤in “islami” biçimiydi.
Irak halk›na savafl aç›lmas›ndan, dökülecek Türk, Kürt, Arap kan›ndan sorumludur! Do¤an Medya’n›n yay›n organlar›ndan, tarikatç› Enver Ören’in Türkiye’sine, Il›caklar’›n Tercüman’›ndan Vatan Gazetesi’ne burjuva medyan›n önemli bir k›sm› ne zamand›r savafl 盤›rtkanl›¤› yap›yor, “Mehmetçik’i Irak yoluna dökmek için” canh›rafl manfletler at›yor, yalanla, çarp›tmayla, demagojiyle dolu köfle yaz›lar› yaz›yorlard›. Nihayet muradlar›na erdiler. 8 Ekim’de yazd›klar› bu “sevinçlerini” gösteriyordu: Hürriyet: “86 yıl sonra barıfl için” Tercüman: “Yolun aç›k olsun Mehmetçik!” Türkiye: “Bu defa tamam!” Vatan: “Hay›rl› olsun... Allah utand›rmas›n” (Güngör Mengi) Say› 81 10 12 Ekim 2003
Sabah: “Bu ne iflgal, ne de iflgale yard›m!... Türkiye’nin selameti için Irak’a gidiliyor.” (Erdal fiafak) Türk Silahl› Kuvvetleri, Irak’ta katillik yapt›kça, Do¤an Holding AKP’den yeni ihaleler alacak, ‹hlas Pazarlama Irak’a mal satacak... Ç›karlar› için Amerikan iflgalinin destekçili¤ini en alçakça propaganda yöntemleriyle savundular. Amerika’dan ve AKP’den daha çok yalan› onlar söylediler. Dökülecek kandan sorumludurlar. Amerikanc›l›¤›, ç›karc›l›¤›, soygunculu¤u aflikar bu gazete ve televizyonlar böyle de “‹slamc›” diye bilinen medya farkl› m›? Hay›r! Onlar da bazen do¤rudan, bazen dolayl› AKP’nin iflgal ortakl›¤›na destek oldular. Vakit, Yeni fiafak, Kanal 7 gibi “islamc›” medya organlar›n›n aylard›r yapt›¤› yay›nlara bakarsan›z, Türkiye’de hiçbir sorun yok, yoksulluk yok, zulüm yok, ifller iyi gidiyor. AKP sorunlar› bir bir çözüyor. AKP iflbirlikçili¤ine bu yay›nlar›yla cüret verdiler. Do¤an Medya neyse, onlar da oydu. Din tüccarlar›, kapitalizmi, devleti ö¤reniyor, ö¤rendikçe iflbirlikçili¤e desteklerini art›r›yorlar. Irak’a asker göndermek konusunda da, marttan bu yana ad›m ad›m çark ettiler. Son olarak 7 Ekim’de, tezkerenin görüflülece¤i gün bile, iflgal ortakl›¤›n› manflete ç›karmad›lar. Onlar›n manfletlerinde Sezer veya YÖK vard›. Yeni fiafak ve Vakit yazarlar›n›n kimileri
16-17 N‹SAN KATL‹AM DAVASI MÜTAALA AfiAMASINA GELD‹ 16-17 1992 tarihinde 11 devrimcinin katledilmesi ile sonuçlanan katliama iliflkin davan›n duruflmas› 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yap›ld›. Katliama iliflkin dava Kad›köy A¤›r Ceza Mahkemesi’nde aç›lm›fl, daha ik duruflmada mahkeme güvenlik (!) gerekçesi ile dosyay› Kayseri A¤›r Ceza Mahkemesi’ne göndermiflti. Kayseri A¤›r Ceza Mahkemesi dosyada beraat karar› vermifl, ancak karar Yarg›tay taraf›ndan usulü eksiklikler nedeniyle bozulmufltu. 7 Ekim 2003 günü yap›lan duruflmaya müdahil vekil olarak Av. Süleyman fiensoy kat›ld›. Mahkeme heyeti Yarg›tay bozma ilam› hakk›nda eksikliklerin giderildi¤ini belirterek bozma ilam›na uymaya karar verdi. Daha sonra söz alan Av. Süleyman fiensoy esas iliflkinin mütaalan›n haz›rlan›p sunulmas› için süre istedi. Mahkeme heyeti müdahil taraf›n esasa iliflkin iddialar›n› haz›rlay›p sunmas›, savc›n›n mütaalas›n› sunmas› için duruflmay› 21 Ekim 2003 günü saat 09.00’a erteledi.
‹flgal ortakl›¤›na öfke Bu öfke milyonlar olacak ve iflbirlikçileri bo¤acakt›r Tezkerenin kabul edilmesinin ard›ndan Türkiye’nin bir çok kentinde gösteriler düzenlendi. Vatana ve halka ihanet hükümeti AKP binalar›n›n önü sloganlarla inlerken, tezkere öncesi ve sonras›nda yap›lan baz› eylemler flöyle:
‹stanbul: Kuflatma Yar›lacak 7 Ekim günü AKP ‹l binas› önünde Irak'ta Savafla Hay›r Koordinasyonu (ISHK) ve KESK, TTB, TMMOB, D‹SK'in ayr› ayr› yapt›klar› ça¤r› ile eylemler gerçeklefltirildi. Eylemlerin ayn› yer ve saatte olmas› nedeniyle ortaklaflt›rma yönündeki ISHK’n›n çabalar› sonuç vermedi. Eylemin fiili olarak ayn› yerde buluflturulmas› karar› al›n›rken, Perpa önünde toplanan ISHK’n›n, sendikalar›n bulundu¤u il binas› önüne yürümek istemesi polis taraf›ndan engellendi. Bu engellemenin alt›nda D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi'nin polise, 'bizim PERPA önünde toplanan grupla ilgimiz yoktur' demesinin yatt›¤›n›n anlafl›lmas› üzerine koordinasyon eylemini Perpa önünde gerçeklefltirdi. Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin "HALKLAR ‹fiGAL VE
TECR‹T KUfiATMASINI YARACAKTIR" pankart›n› açt›¤› eylemde, “Yaflas›n Ba¤›ms›z Türkiye”, “‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son”, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi” sloganlar› at›ld›. KESK, TTB, TMMOB, D‹SK ise AKP önünde aç›klama yaparak da¤›ld›. Akflam saatlerinde ise Taksim’de 1 saatlik oturma eylemi yap›ld›. Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin de kat›ld›¤› eylemde, 500’den fazla kifli iflbirlikçi AKP’yi protesto eden sloganlar hayk›rd› ve bir süre oturdu. D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi’nin konuflmas›, “Genel Grev Genel Direnifl” sloganlar›yla s›k s›k kesildi. Ümraniye’de çeflitli siyasi gruplar›n ortak eyleminde AKP uyar›l›rken, Halkevi ve Ö¤renci Koordinasyonu üyeleri 7 Ekim akflam› Bo¤aziçi Köprüsü’nde eylem yapt›. Tezkereyi protesto eden gruba polis sald›rarak gözalt›na ald›. ‹HD’liler ise “Savafla Hay›r” pankart›yla TÜYAP önünde bir aç›klama yapt›. 8 Ekim günü de sürdü eylemler. ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri
Beyaz›t Meydan’nda, “‹flgale De¤il Direnifle Destek Ol” pankart› açarak, Haflim ‹flcan Geçiti’ne kadar yürüdü. ESP’liler 5 Ekim’de ‹stiklal Caddesi’nde yapt›¤› eylemde "Irak'a Asker Göndermek. Kürt Halk›na Savafl ‹ilan›d›r" dedi.
Ankara: ‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son “Savafl karfl›t› platform” Yüksel caddesindeki eylemlerini Meclis’in aç›l›fl›ndan itibaren sürdürdü. Haklar ve Özgürlükler cephesi’nin, “‹flgal Ortakl›¤›na Tecrite Son” pankart›yla kat›ld›¤› eylemlerde, iflgal ortakl›¤›n›n tüm halk›n hayat›n› etkileyecek bir karar oldu¤unun alt› çizildi. Ankara Ayd›n ve Sanatç› Giriflimi 6 Ekim günü Yüksel Caddesi’nde yapt›¤› eylemde, ABD’yi düfltü¤ü batakl›kta yaln›z b›rakma ça¤r›s› yapt›. Eyleme Ankara Savafl Karfl›t› Platform da kat›larak destek verdi. Ayn› gün Ankara Savafl Karfl›t› Platform üyesi kad›nlar da, “Kad›nlar El Ele ‹flgali Engellemeye” sloganlar›yla bir eylem yaparken, Özgür Gençlik üyesi 5 kifli
Say› 81 11 12 Ekim 2003
Baflbakanl›k önünde bir protesto gerçeklefltirdi. 7 Ekim günü AKP Genel Merkezi önüne yürüyen 500 kifli “Irak’a Gitme Kardefl Kanı Dökme” sloganları att›. Buradan TBMM Dikmen kap›s›na yürüyen kitlenin önü polis barikat› ile karfl›laflt›. Burada bir aç›klama yap›l›rken, polisin k›sa süreli sald›r›s›n›n ard›ndan kitle TBMM önüne kadar yürüdü. Kitle, burada KESK Genel Baflkanı Sami Evren’in yapt›¤› aç›klaman›n ard›ndan K›z›lay’a kadar sloganlarla yürüdü. Say› 81 12 12 Ekim 2003
Ankara Gençlik Derne¤i, Ö¤renci Koordinasyonu, Özgür Gençlik, Ekim Gençli¤i ve Kald›raç’›n 7 Ekim günü K›z›lay’da düzenledi¤i eylemde, “Üniversite ‹flgale Ortak Olmayacak” pankart› aç›larak Ziya Gökalp Bulvar› üzerinde bir yürüyüfl yap›ld›. Gençli¤e sald›ran polise tafllarla direnilirken, kitle Sakarya Caddesi’nde yeniden toplanarak Mithat Pafla Bulvar›’n› trafi¤e kapatt›. Burada yap›lan aç›klaman›n ard›ndan eylem “‹flgalin De¤il Direniflin Saf›na” sloganlar›yla son buldu. 8 Ekim’de “Çıktı Tezkere Haydi Tayyip Askere” sloganıyla tezkereyi ç›karan meclisi protesto eden yaklafl›k 1500 kifli TBMM Dikmen kap›s›na yürüdü. Burada konuflan Sami Evren tezkere yetkisinin meflru olmadı¤ını söyledi.
Hatay ve ‹skenderun: Katil ABD Katil Oligarfli Hatay Demokrasi Platformu 1 Ekim günü Arkeoloji Müzesi önünde AKP’ye seslenerek, “Halka ra¤men bu ülkeyi yönetemezsiniz” dedi. Eylemde “Katil ABD Katil Oligarfli”, "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez", "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar› at›ld›. 7 Ekim günü iflçi memur sendi-
kalar› ile odalar›n düzenledi¤i eylemde dünya halklar›n›n emperyalist iflgale karfl› oldu¤u belirtilirken, AKP' nin simgesi ampülün üzerine k›rm›z› boya dökülerek katliamc›l›¤› vurguland›. Eyleme Haklar ve Özgürlükler Cephesi ile birlikte sol gruplar da kat›ld›. 4 Ekim’de ‹skenderun’da düzenlenen eyleme kat›lan Arap, Türk, Kürt halklar›, "Katil Amerika" diye hayk›rd›. 1000’den fazla kiflinin kat›ld›¤› eylemde, Haklar ve Özgürlükler Cephesi de "‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son" pankart›yle yerine ald›. 7 Ekim günü ise KESK’e ba¤l› E¤itim-Sen üyeleri sendika önünde “Katil ABD ‹flbirlikçi AKP” slogan›yla bir eylem gerçeklefltirdi.
Mersin: AKP Hesap Verecek Belediye önünde toplanan KESK üyesi memurlar "‹flgale Ortak Olmayaca¤›z", "Gün Gelecek Devran Dönecek, AKP Halklara Hesap Verecek" sloganlar›yla eylem yapt›lar.
‹zmir: Bu Ülke Sat›l›k De¤il KESK flubeler platformunun yapt›¤› eylemde, iktidar›n iflgale ortak olmas› elefltirilirken, "Bu Ülke Bu Halk Sat›l›k De¤il", "Kölelik Yasas›na Hay›r" sloganlar› at›ld›. ‹zmir Savafl Karflıtı Platform ile sendika ve odalar›n 8 Ekim günü yapt›¤› eyleme 2 bin kifli kat›ld›. AKP il binası önünde yapılan eylemde, “Irak Halkının Direniflini Destekliyoruz” dövizleri taflınd› ve “yetkinin kullanılması, iflgalcilerin korumalı¤ını yapmak, insanlık suçuna ortak olmak, yoksul aile çocuklarını iflgalci güçlere can simidi olmaya göndermektir” denildi.
Adana: Kan Üzerine Pazarl›k Adana Savafl Karflıtları Platfor-
mu’nun ça¤rısıyla 6 Ekim’de fiakirpafla Mahallesi’nde toplanan yaklafl›k bin kifli, iflgal ortakl›¤›n› protesto ederken, Öcalan’a tecridi protesto etti. 7 Ekim günü aç›l›fllar için Adana’ya gelen Tayyip Erdo¤an, protestolarla karfl›land›. ‹flçiler, DEHAP’l›lar, memurlar kendi taleplerini dile getiren eylemlerin yan›s›ra, “Çıkarsa Tezkere Tayyip Gitsin Askere” sloganlar› att›lar. Adana Savafl Karfl›tlar› Platformu ve Küresel BAK 7 Ekim’de AKP ‹l binas›na yürüdü. “Ç›karsa Tezkere Meclis Gitsin Askere” sloganlar› atan 200 kifli, AKP önünde bir aç›klama yaparak da¤›ld›. Ayn› gün Kad›n Platformu da AKP ‹l binas› önünde, “Çocuklar›m›z›n kan› üzerinden hiç kimse pazarl›k yapamaz” dedi. 8 Ekim günü DEHAP il binasından ‹nönü Parkı’na yürüyen yaklaflık 300 kifli burada bir süre oturma eylemi yapt›. 9 Ekim’de AKP il binas› önünde oturma eylemi yapmak isteyen kitleye polis sald›rd›. 6 kiflinin gözalt›na al›nd›¤› eylemde polis terör estirdi.
Eskiflehir: Irak Halk› Yaln›z De¤ildir Gençlik Derne¤i, Özgür Gençlik, Halkevi ve Genç Hareket’in ortak eyleminde Migros’a kadar halk›n yo¤un deste¤iyle yap›lan yürüyüflte “Irak Halk› Yaln›z De¤ildir” sloganlar› at›ld›. 7 Ekim günü Eskiflehir Demokrasi Platformu’nun düzenledi¤i eyleme kat›lan 800 kifli Ö¤retmen Evi’nden AKP ‹l binas›na sloganlarla yürüdü. 8 Ekim günü vizite eylemi yapan E¤itim-Sen üyeleri Vardar ‹fl Merkezi önüne kadar “Madem Ç›k-
t› Tezkere Meclis Gitsin Askere”, “Terörist ABD ‹flbirlikçi AKP” sloganlar›yla yürüdü. Burada bir aç›klama yapan memurlar, “Yoksulluktan, iflsizlikten, açl›ktan ve savafltan yana olanlar, mutlaka emekçi kesimlere ve halka hesap verecektir” dedi.
Bursa: 6. Filoyu Unutmay›n 7 Ekim günü sendikalar ve demokratik kitle örgütleri taraf›ndan Fomara Meydan›’nda düzenlenen eylemde, “Katil ABD Ortado¤u’dan Defol”, “Emperyalistler ‹flbirlikçiler 6. Filo’yu Unutmay›n” sloganlar› at›ld›. 8 Ekim’de Savafl Karflıtı Platform üyesi 500 kifli Osmangazi Metro ‹stasyonu çıkıflında eylem yapt›.
Antalya: Ç›kt› Tezkere, Meclis Gitsin Askere 8 Ekim günü KESK taraf›ndan düzenlenen eyleme kat›lan 400’e yak›n kifli, tezkereyi ç›karan meclisi, “Ç›kt› Tezkere Meclis Gitsin Askere” ve “Katil ABD ‹flbirlikçi AKP” sloganlar›yla protesto etti.
Malatya: ‹flbirlikçi Yuvas› AKP KESK’in ülke genelinde ifl b›rakma ça¤r›s›na uyarak eylem yapan çeflitli sendikalar postane önünde topland›. Meclis’e dilekçe gönderen kitle AKP il binasına siyah çelenk bırak›rken “‹flte Burası ‹flbirlikçi Yuvası” sloganlar› at›ld›.
Samsun: F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz 9 Ekim günü, 19 May›s Üniversitesi aç›l›fl›nda gençlik iflgal ortakl›¤›n› ve YÖK’ü protesto ederken, Samsun Gençlik Derne¤i üyesi bir bayan, üzerinde “F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz” yaz›l› önlükle, Sezer’in konuflmas› öncesi eylem yapt›. Polis tüm göstericileri gözalt›na ald›.
Diyarbak›r, Van, Urfa, Batman, Antep, A¤r›, Ad›yaman... Kürt halk›n›n çeflitli kentlerde düzen-
ledi¤i eylemlerde tezkere protesto edildi. 8 Ekim günü yap›lan eylemlerden baz›lar› flöyle: Elaz›¤’da KESK’li memurlar›n 8 Ekim’deki eylemine siyasi parti ve DKÖ’ler de destek verirken, “Mehmet’e Açık Mektup” bafllıklı bildiri okundu. Diyarbak›r’da AKP ‹l binas› önünde sendika, parti ve DKÖ’lerin kat›ld›¤› eylemde toplanan 700 kifli “emperyalist ç›karlar u¤runa gençlerimizin kan›n›n dökülmesine karfl›y›z” aç›klamas› yapt›. Batman’da Kadın Platformu üyeleri, “Çıktı Tezkere Tayyip Gitsin Askere” sloganlar› atarak yürüdü. Yap›lan aç›klamada, “her gencin cenazesinden AKP sorumlu olacaktır” denildi. Antep’te DEHAP fiahinbey ve fiehitkamil ilçe örgütleri önünde oturma eylemi yapıldı. Urfa Demokrasi ve Savafl Karflıtı Platform, AKP il binası önünde 200 kiflinin kat›l›m› ile bir eylem düzenledi. E¤itim-Sen fiube Baflkanı Mehmet Kutlu, halka direnme haklarını kullanma ça¤ırıs› yapt›. Van’da DEHAP il binası önünde toplanarak, AKP il binasına siyah çelenk bırakmak için yürümek isteyen 200 kifliye polis engelledi. Kitle burada bir süre oturma eylemi yapt›. A¤rı’da DEHAP il binas› önünde toplanan kitleye konuflan DEHAP Genel Baflkanı Tuncer Bakırhan, tezkereyi elefltirdi. Adıyaman Demokrasi Platformu üyesi 200 kiflinin yapt›¤› eylemde “AKP’nin ‹mamı Kaça Sattın Vatanı” sloganı atıldı. Ayr›ca, Bolu, Kocaeli, Kırklareli, Tarsus ve daha birçok kentte AKP’nin iflgal ortakl›¤› protesto edildi. KESK’in 8 Ekim günü için yapt›¤› ifl b›rakma eylemine kat›l›m›n etkili olmamas›na ra¤men, KESK’e ba¤l› sendikalar›n örgütlü bulundu¤u bir çok yerde vizite eylemleri gerçeklefltirilerek utanç karar› protesto edildi.
Emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› bu öfke hiç dinmeyecek. Bu ülkenin onuru, namusu, gelece¤i biziz. Ba¤›ms›z Türkiye bizimle kurulacak. Emperyalizme ve iflbirlikçilerine b›rakmayaca¤›z ülkemizi
Emekçiler’den
Say› 81 14 12 Ekim 2003
Ölüm hep bize!
Paflabahçe Direnifli Sürüyor
Zonguldak’a ba¤l› Kilimli’deki maden oca¤›nda 8 Ekim günü yaflanan grizu patlamas› sonucu 4 maden iflçisi yaflam›n› yitirdi. “‹fl kazas›” diye verdi burjuva bas›n. Patron böyle aç›klad›. Tutanaklara böyle geçti. 4 emekçinin ölüm ka¤›d›na bu yaz›ld›. YALAN! Onlarcas›n› yaflad›k y›llard›r. Daha fazla kâr için hiçbir önlem almayan, masraf yapmayan patronlar›n açgözlülü¤ü bize ölüm olarak yans›yor. Aç b›rakarak, süründürerek katledenler ifl cinayetlerinde katletmeye devam ediyor.
- Direnen emekçiler kazanacak! -
Grev k›r›c› polis Kartal’da bulunan ‹fller Boya’da, 24 Eylül’den bu yana grevde bulunan TÜMT‹S üyesi iflçilerin direnifli polis sald›r›s› ile k›r›lmak isteniyor. Patronun yasad›fl› flekilde depodan mal ç›karmas›n› engellemek isteyen iflçiler polis sald›r›s›na u¤rad›. TÜMT‹S Kartal Temsilcisi Ali Rıza Atik, yapt›¤› aç›klamada, “Polis patronun grevi kırmasına yardımcı oluyor” dedi.
Gül’e iflçi barikat› Kapatılan Çinkur iflçileri, tazminat haklar› için, Kayseri’ye açılıfla gelen Abdullah Gül’ün yolunu kestiler. Kayseri-Ankara karayolunu kesen iflçiler, Gül’ün eylemden önce geçti¤ini ö¤renmelerine ra¤men, vazgeçmediler. “Verilen sözler tutulmadı, çocuklarımız aç kaldı” diyen iflçilerin oturma eylemi polis müdahalesiyle son buldu.
Patron iflbirlikçisi Çimsa-‹fl’ten istifa ederek Kristal-‹fl sendikas›na üye olmalar›n›n ard›ndan iflten at›lan Eskiflehir Paflabahçe fiiflecam Fabrikas›’ndaki iflçilerin direnifli jandarma sald›r›s›na, patron bask›s›na ra¤men sürüyor. 300 tafleron iflçinin iflten at›lmas›yla bafllayan direnifl sürerken, patron direnifli k›rmak için sald›r›lar›n› sürdürüyor. Kadrolu iflçilerden önce 10, sonra 6 iflçi daha iflten at›ld›. Bunlarla birlikte at›lanlar›n say›s› 327’ye yükseldi.
Jandarma Patronun Emrinde Fabrikay› terk etmeyen iflçiler 2 Ekim günü, patronun iste¤iyle jandarman›n sald›r›s›na u¤rad›. Sabah saat 9.30 s›ralar›nda fabrikaya giren jandarma iflten at›lan 300 arkadafl›n› sahiplenen Paflabahçe Fabrika's›n›n kadrolu çal›flanlar›ndan 12 kifliyi gözalt›na ald›. Oligarfli, panzerli polisleri, ambulanslar›, köpekleri ile emekçilere düflmanl›¤›n› bir kez daha göstermiflti. Giderek artan, direnifle önderlik eden iflçilerin özellikle hedef al›nd›¤› sald›r›lar direnifli k›ramad›. ‹flçiler fabrika önünde direnifllerini sürdürürken, destek ziyaretleri ve di¤er kentlerde kurulu Paflabahçe fabrikalar›ndaki destek eylemleri ile direnifl giderek güçleniyor.
Direnifle Destek Eylemleri Jandarma fabrika çevresinde sürekli kimlik kontrolleri ile direnifle deste¤i kesmeye çal›fl›rken, Paflabahçe’ye destek büyüyor. Direniflin 11. günü Kristal-‹fl Mersin fiubesi üyesi 50 iflçi, dayan›flma amac›yla Eskiflehir’e geldi. “Eskiflehir bizimdir bizim olacak” sloganlar›yla, “Emekçiler yürüyor, dayanıflma büyüyor, baskılar bizi yıldıramaz” ve “Eme¤e uzanan eller kırılsın” yazılı pankartlarla yürüyen iflçiler, “Yaflasın sınıf dayanıflması” sloganlarıyla karflılandı. Kristal-‹fl Genel Merkezi tarafın-
dan yapılan açıklamada, fiiflecam yöneticilerinden Ali Nafiz Konuk’un bizzat iflçileri Kristal-‹fl’ten istifaya zorlad›¤› belirtilerek, “Paflabahçe Eskiflehir artık fiiflecam’ın 13 cam fabrikasında çalıflan binlerce cam iflçisinin sorunu olmufltur” denildi. fiiflecam patronunun kent d›fl›ndan getirdi¤i ve att›¤› iflçilerin yerine çal›flt›rd›¤› iflçilerin bir k›sm›, s›n›f kardefllerinin direniflini gördükten sonra iflten ayr›ld›. 5 Ekim günü yüzlerce kifli Eskiflehir kent merkezinde toplanarak Paflabahçe direniflini flehre tafl›d›. Gençli¤in de destek ziyaretlerinde bulundu¤u iflçiler, aileleri ve DKÖ’lerden oluflan kitle Vardar ‹fl Merkezi önünde toplan›rken, iflçiler ad›na konuflan Murat Aydo¤du adl› iflçi, “‹flvereni ve sendikac›l›¤›n yüz karas› olan iflbirlikçilerini uyar›yoruz. Bu yol ç›kar yol de¤ildir. Bizler hakl›y›z ve hakl› oldu¤umuzu bildi¤imiz için mücadelemizi sonuna kadar sürdürece¤iz” dedi. Kent merkezinde as›l›, “Paflabahçe ‹flçileri Yalnız De¤ildir”, “Paflabahçe ‹flçilerinin Direniflini Destekliyoruz” pankartlar› ise direnifli bütün kente malediyordu. Di¤er kentlerdeki Paflabahçe iflçileri, toplu görüflmelerin bafllamas› için patrona, önce ücret de¤il, Eskiflehir Paflabahçe iflçilerini istiyoruz diyerek direnifle deste¤i baflka bir alana tafl›d›. Bu arada Çimse-‹fl s›n›f düflmanl›¤›n› iflçileri tehditle sürdürüyor. Çimse-‹fl taraf›ndan yap›lan yaz›l› aç›klama t›pk› Tayyip gibi “ideolojiler taraf›ndan kullan›lmaktan” sözediyor ve “Maceradan uzak, iflinizin ve ekme¤inizin peflinde olun” nasihatlar› ile bitiyor. Sar› sendikac›l›¤›n geldi¤i nokta aç›s›ndan ibretliktir bu ifadeler. Tehditler, sald›r›lar sökmeyecek, direnen Paflabahçe iflçisi, s›n›f dayan›flmas› güçlendikçe kazanacak.
Sümerbank iflçileri: Ülkenin ba¤›ms›zl›¤›na ve gelece¤ine karfl› yap›lan sald›r›lara dur demek için
mücadele ateflini yak›yoruz Özellefltirme kapsam›nda bulunan Sümerbank Bak›rköy Fabrikas›’n›n ihale tarihinin aç›klanmas›, iflçilerin eylemiyle karfl›land›. Müdürlük binas› önünde toplanan 800 iflçi, “Ülkenin ba¤›ms›zl›¤›na ve gelece¤ine karfl› yap›lan sald›r›lara dur demek için mücadele ateflini burda yak›yoruz” pankart›n› açarken, Osmaniye ve Bak›rköy halk› da “Yan›n›zday›z” pankart›yla destek verdi. DKÖ ve sendikac›lar›n yan›s›ra Cevizli TEKEL ve Telekom iflçilerinin de kat›larak destek verdi¤i eylemde konuflan TEKS‹F Bak›rköy fiube Baflkan› Çetin Yelken, “Biz ne istedi¤imizi ve nas›l alaca¤›m›z› biliyoruz. Bugün yakaca¤›m›z atefli özellefltirme durana dek söndürmeyece¤iz” dedi. ‹flçilerin “Suskun Türk-‹fl istemiyoruz” sloganlar› aras›nda konuflan, Türk-‹fl Bölge Baflkan› Faruk Büyükkucak ise, eylemlerde yeralacaklar›n› aç›klama lütfunda bulundu. ‹flçiler, “Türk-‹fl Soka¤a, Genel Greve” slogan› ile Türk-‹fl’e ça¤r› yaparken, “Sümerbank, TEKEL, Telekom Omuz Omuza” ve “Birleflen ‹flçiler Yenilmezler” sloganlar›n› att›lar. ‹flçiler, konuflmalar›n sonunda, özellefltirmeye karflı verdikleri mücadeleyi temsilen iki tane meflale yaktılar. bask› ve tehditle direnifli k›rmaya çal›flt›. Ancak baflar›l› olamad›. ‹flçilerle muhatap olmamakla bilinen patronun iflçilerin birli¤i karfl›s›nda, “bataca¤›z, mahvolduk, ne olur bize yard›m edin” s›zlanan Gel-Al patronu geri ad›m att› ve zam yapaca¤›n› ve 6 aydan bu yana biriken farklar› da ödeyece¤inin sözünü verdi. Ve ertesi günden itibaren maafllar› 600 milyona kadar olan iflçilerin maafllar›nda % 80’e varan oranlarda zam yaparak düzeltmelere gidildi. Çorap Emekçileri Derne¤i Giriflimcileri, yapt›klar› aç›klamada, “çorap patronlar›n›n zam yapmama bahanesi olan GELAL fabrikas›nda da direnerek kazand›k” dediler. Bu arada Esenler Temel Haklar da, direnifli destekledi¤ini aç›klad›.
Çorap iflçisi direnmeye ve kazanmaya devam ediyor Bayrampafla'da kurulu çorap fabrikalar›nda Çorap Emekçileri Derne¤i Giriflimcileri taraf›ndan eylül ay›nda bafllat›lan direnifl, yeni kazan›mlarla sürüyor. Eylül ay›nda yaflanan direnifllerin kazan›mlar›n›n ard›ndan bu kez de, Gel-Al Fabrikas› iflçileri ifl b›rakarak direnifle geçti. Birçok çorap fabrikas›n›n, zam yapmamak için örnek olarak gösterdi¤i ve sektörün en büyüklerinden olan Gel-Al’da 1 Ekim’de yap›lan ifl b›rakma eyleminin ard›ndan patron geri ad›m att›. Örgütsüzlü¤üne, da¤›n›kl›¤›na, dolay›s›yla güçsüzlü¤üne al›flt›¤› iflçilerin bu direnifli karfl›s›nda panikleyen patron, önce
Türk-‹fl’ten iflgal ortakl›¤›na destek Türk-‹fl, flovenizmin propagandas› olan “Kuzey Irak” gerekçesini göstererek, AKP iktidar›na ve iflgal ortakl›¤›na destek verdi. Tezkereye destek veren Türk-‹fl “Askerimizin Irak’a gitmesinin taflıdı¤ı riskler kadar, gitmemesinin ortaya çıkaraca¤ı riskler de göz önünde bulundurulmalıdır” diyerek, soruna t›pk› AKP gibi yaklaflt›¤›n› gösterdi. Türk‹fl’in “savafla karfl› oldu¤u” demagojilerinin yap›ld›¤› Türk-‹fl Yönetim Kurulu, açıklamas›, flovenist Türk-‹fl yönetiminin, iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›na ihanetin belgesidir. Emek ad›na, bir halk›n katledilmesini, iflgaline ortak olunmas›n› savunmak, emek ve halk düflmanl›¤›d›r. Ve bu ihanet sendikac›l›¤› emekçilerden gereken cevab› alacakt›r. Nitekim, Petrol-‹fl Genel Kurulu’nda Türk-‹fl Genel Baflkanı Salih Kılıç’ın protesto edilerek konuflturulmamas›, sadece bir örnektir. Vatan haini iktidar ile birlikte, ortaklar› da bu halk ve emekçiler taraf›ndan lanetlenmekten kurtulamayacak!
Emperyalizme karfl› mücadele etmeliyiz ‹zmir Genel ‹fl 3 no’lu flube kongresi 4 Ekim günü yap›ld›. ‹ZALMAN iflçilerinin örgütlü bulundu¤u 3 Nolu flubenin Kayyum’a devredilen ve 3 y›ld›r yap›lamayan kongresi 110 delegenin kat›l›m›yla gerçeklefltirilirken, çok say›da DKÖ ve sendikac› da kat›ld›. Sendikac›l›¤›n içinde bulundu¤u durumun tart›fl›ld›¤› kongrede söz alan ve 9 Eylül Üniversitesi Araflt›rma Hastanesi'ndeki 967 iflçi ad›na konuflan Hüseyin Ünlü, s›n›f sendikac›l›¤›n›n, ülke ve dünya sorunlar›yla ilgilenmek oldu¤unu söyledi ve emperyalizme karfl› mücadele ile, tek tiplefltirme politikalar›ndan örnek verdi.
Say› 81 15 12 Ekim 2003
“Topra¤›m›z› Satt›rmay›n” Tür-Köy-Sen taraf›ndan 5 Ekim’de Lüleburgaz’da düzenlenen mitingte köylüler, IMF’ye ve ufla¤› AKP’ye tepki gösterdi. ‘Ulusal Tarım Mitingi’nde ayçiçe¤i ve mısırda ithalata son verilmesi, pancarda kotan›n kald›r›lmas› ve AKP’nin köylü düflman› politikalar›na son vermesini talep eden üreticiler, “Vurguncuya destek, üreticiye köstek olmayın”, “IMF engel olma. Biz ülkemizi de dünyayı da besleriz” ve “Topra¤ımızı sattırmayın, efendili¤imizi bozdurmayın” pankartları taflıd›lar. Mitinge çok say›da kooperatif destek verirken, Edirne Savafla Hayır Platformu ve Trakya Üniversitesi ö¤rencileri de Irak halk› yaln›z de¤ildir sloganlar›yla, köylülerle birlikte yürüdüler. Mitingte yap›lan konuflmalarda, hükümet elefltirilirken, köylülere örgütlenme ça¤r›s› yap›ld›. Say› 81 16 12 Ekim 2003
Tüm Bel-Sen Ankara Yürüyüflü Tüm Bel-Sen üyesi memurlar, aylard›r maafllar› ödenmedi¤i için Ankara’ya yürüdüler. ‹stanbul’dan yola ç›kan memurlar, 9 Ekim günü Ankara’ya ulaflt›. Üzerlerinde ‘Ödenmeyen maafllarımız için yürüyoruz’ yazılı önlükler giyen yaklaflık 100 Tüm Bel-Sen üyesini Ankara’da KESK üyesi memurlar, sendikalar ve DKÖ’ler karfl›lad›. Memurlar, birçok belediyede aylard›r maafllar›n› alam›yor. Bu arada Tüm Bel-Sen Ankara flubeleri 6 Ekim günü K›z›lay Meydan›’ndaki YKM önünde yapt›klar› eylemle belediye emekçilerinin sorunlar›n› dile getirdi.
Antalya’da BES Eylemi Antalya’da Defterdarl›k önünde eylem yapan BES üyeleri, vergi denetimi yapan iki arkadafllar›n›n sald›r›ya u¤ramas›n› 7 Ekim günü düzenledikleri eylemle protesto ettiler. 400 memurun kat›ld›¤› eylemde konuflan flube baflkan› Mustafa Ayak, sald›r›n›n polisin yan›nda oldu¤unu belirterek, “yapanlar zengin, hatırı sayılır, siyasi bir ailenin bireyleri oldu¤u için saldırı görmezden gelinmifltir” dedi.
Vergi soygunu “Vergi kutsald›r...” Böyle anlatt›lar yüzy›llard›r. Bize, cop, kurflun, gecekondular›m›z›n y›k›m›, hapishaneler, karakollar olarak dönecek olan vergi soygununu kutsal bir ‘hale’ye büründürüp, tarlada ürünümüze, terimiz kurumadan maafllar›m›za el koydular. “Devletin halka hizmet etmesinin ana kayna¤›d›r” dediler, devletin hizmette zorunlu oldu¤u ne varsa özellefltirip, paral› yapt›lar. E¤itimden, sa¤l›¤a, alt yap› hizmetlerinden bar›nmaya kadar her fleyi. Anayasa Mahkemesi’nin, motorlu taflıtlardan bir defaya mahsus ek vergi alınmasına iliflkin düzenlemeyi iptal etmesi ile birlikte, Türkiye’de vergi sistemi tart›fl›l›yor yeniden. Onbinlerce insan ödemifl durumda vergisini. Geri almalar› ise uzun bir mahkeme süreci demek. “Ödeyenlerin enayi, ödemeyenlerin Türkiye gerçe¤ini iyi bildi¤i...” yorumlar›, ony›llara dayanan bir tecrübe ile dile getiriliyor hakl› olarak. ‹flçiden, memurdan vergi, eline geçmeden maafl›ndan kesilir. Yani vergisini ödememe gibi bir durumu sözkonusu bile de¤ildir. Köylü binbir ba¤ ile bankalara, denetime tabidir. Zenginler ise binbir yolla kaç›r›r vergiyi. Türkiye’yi, emperyalist tekellerle birlikte soyup so¤ana çeviren iflbirlikçi tekellerin hiçbiri yasal olarak tespit edilmifl vergisini ödemez. Eskaza bir esnaf vergisini geciktirdi¤inde tepesine binen devlet, sözkonusu tekeller olunca, sadece yalvar›r. Belli periyodlarla ç›kar›lan “vergi aff›” dedikleri uygulmalar› da esas olarak tekeller için ç›kar›r. Bu ülkenin Maliye Bakan›, “vergi kaç›rmaktan” san›kt›r, ancak ç›kard›klar› “Vergi Barıflı Yasası” ile, Kemal Unakıtan, halk›n gözünün içine bakarak aklanm›flt›r. Ayn› yasadan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coflkun'un da kurtar›ldı¤› ortaya ç›kt›. Düflünün, iktidar olmasa, vergi kaç›rmaktan san›k olmas› gerekenler yönetiyor bu ülkeyi. Tüm bunlar› bir kenara b›rakal›m; kapitalist sistemde vergi, halk›n yasal yollarla soyulmas›d›r. Halktan toplanan vergiler, tekellerin ihtiyaçlar› için onlar›n kasalar›na ak›t›l›r. Beyinler bu gerçe¤i görmesin diye “kutsallaflt›r›l›r” soygun. Dün asker zoruyla toplanan verginin, böylece bir “görev” olarak alg›lanmas› sa¤lan›r. Ama ozan›n dile getirdi¤i gerçek de¤iflmemifltir: Tahsildar da ç›km›fl köyleri gezer elinde kamç›s› yoksulu ezer..
Devrimcilik kadar haklı ve meşru bir güç yoktur! ➧ Kitlelere, istisnas›z her kesimine gitmeliyiz. ➧ Gitmeli ve ülke gerçeklerini anlatmal›y›z. ➧ ‹deolojimizin ve gerçe¤in gücüyle yalanlar› parçalamal›, aldatmay› bozmal›y›z.
➧ Kitlelere ulaflmad›¤›m›zda, anlatmad›¤›m›zda, düzen aldatmaya devam edecektir. Emperyalizm iflbirlikçili¤inin “kapal› kap›lar ard›ndan”, gizli anlaflmalardan ç›k›p alenileflmesi, uflakl›¤›n ayyuka ç›kmas›, halka karfl› olman›n gizlenemez hale gelmesi; egemen s›n›flar›n söyleyecek sözlerinin de tükendi¤i noktad›r. Oysa bizim söyleyecek çok fleyimiz var. Gerçe¤in de, gelece¤in de temsilcisi biziz. Yalan›n, riyakarl›¤›n karfl›s›nda do¤rular› biz savunuyoruz. Alçakl›¤›n, ihanetin, onursuzlu¤un karfl›s›nda onuru, vatanseverli¤i biz temsil ediyoruz. Bu bilinçle, inançla, kararl›l›kla kitlelere gitmeliyiz. Halka iflgal ortakl›¤›n›n anlam›n› anlatmal›y›z. Do¤rular›, gerçekleri bizim söylüyor olmam›z, onuru namusu bizim temsil ediyor olmam›z, kitlelerin günlük yaflam›na ve beyinlerine tafl›nmad›¤› sürece, tarihsel ve siyasal olarak tek bafl›na hiçbir anlam ifade etmez. Bu, her zaman için geçerliydi; ama bugün bunun bilincinde olmak daha da önemlidir. ‹flbirlikçili¤in nas›l bu kadar pervas›zca yürütüldü¤ü, kitlelerin ayn› yöntemlerle, ayn› partiler ve kifliler taraf›ndan nas›l defalarca aldat›labildi¤inin cevab› buradad›r. Bizim kitlelere ulaflamad›¤›m›z yerde, bu çark böyle dönmeye devam eder. Dergi ç›karmak, bildiri da¤›tmak, kitlelere ulaflmak demek de¤ildir; bunlar kitlelere gitmenin araçlar›d›r sadece. Sözlü, yaz›l›, her biçimde ulaflmal›y›z kitlelere. Semtimizde, iflyerlerimizde her zamanki dar çevreler içinde kalmamal›, soldemokrat kesimler içinde yürütülen propagandayla, iliflkilerle yetinmemeli, her gün her an, en apolitik, o güne kadar gitmedi¤imiz, ulaflmad›¤›m›z kiflilere, kesimlere ulaflmak için yollar, yöntemler bulmal›y›z. Cebimizde bildirimiz, dergimiz, kafam›zda söyleyeceklerimiz, yeni kiflilere merhaba demeli, yeni kap›lar çalmal›, o güne kadar u¤ramad›¤›m›z yerlere ulaflmal›y›z.
fiu kesimler tarikatç›d›r, flu kesimler MHP’lidir, bu kesimler flucudur demeden her kesime gitmeliyiz. Halk›n önemli bir kesimi, tarikat, düzen partileri ba¤lar› içinde aldat›lmaktad›r. Bir kesimi ise, bunlar›n da d›fl›nda apolitiklefltirilerek bilgisizlefltirilmifl ve etkisizlefltirilmifltir. Tarikat iliflkileri içindeki kesimlere de, “futboldan, kar›k›zdan baflka bir fley konuflmayan” gençlik kesimlerine de, “politikadan bana ne”! diyen esnaflara da, yoksullu¤u, sefaleti içinde ekmek kayg›s›ndan baflka bir fley düflünemez hale getirilmifl çaresiz kesimlere de ulaflmal›, anlatmal›y›z. *** Düzenin sahiplerinin ve savunucular›n›n bugün halka anlatabilecekleri, aç›klayabilecekleri bir fley yoktur. Çok güçsüzdürler. Bu nedenledir ki, burjuva politikac›lardan burjuva köfle yazarlar›na kadar hepsi, çok kaba demagojiler yapmakta, kör güzüm parma¤›na dedirtecek yalan ve aldatmalarla siyaset yapmaktad›rlar. Bu onlar›n yetersizliklerinden de¤il, objektif olarak baflka türlü yapamamalar›ndand›r. Fakat bu tek bafl›na bir fley ifade etmez. Genifl kitleler birçok geliflmeden, gerçeklerden habersizdir. Biz onlara ulafl›p gerçekleri anlatmazsak, sa¤›yla soluyla düzen partileri aldatmaya devam edeceklerdir. Düzenin savunucular›, hiç kimseyi ikna edemeyecek kadar güçsüzdür. Ve iflte tam bu noktada, bizim ideolojimiz, tarihimiz, geleneklerimiz, halk›n özgürlü¤ünü, vatan›n ba¤›ms›zl›¤›n› savunmaktaki netli¤imiz, büyük bir güçtür. Bu güçle donanarak kitlelere gitmeliyiz. Kitlelere anlatmak demek, kaba, genel geçer üç befl sözü arka arkaya söyleyip tamam gerçekleri anlatt›m duygusuyla yetinmek de¤ildir. Sorulabilecek her soruya cevaplar›m›z olmal›d›r. Emperyalizm ve iflbirlikçili¤in ne demek oldu¤unu, sistemin nas›l sürdürüldü¤ünü, nas›l de¤ifltirilebilece¤ini, oligarflinin tarihini ve de bizim tarihimizi anlatman›n zaman›d›r. Özellikle bugün, halk›n tarihsel haf›zas›nda yer alan ama uyutulmufl, unutturulmufl anti-emperyalist duygular›n› a盤a ç›karmak zaman›d›r. Bunun için her zamankinden çok çaba göstermek, kitle çal›flmas›n› her zamankinden daha sistemli, yöntemli ve büyük bir iddia ve ufukla yürütmek durumunday›z. Öyle ki ulaflmad›¤›m›z, bizi dinlememifl hiçbir kesim kalmamal›d›r.
Say› 81 17 12 Ekim 2003
crit’te e T
Bakanlar eskittik. K›z›l bantlar›m›z eskimedi. Üç y›l... Üç kere 365 gün... Düflüncelerimizi de¤ifltirmek istediler... Teslim alamad›lar.
zamana zulme karfl›
3 y›ll›k bir ölüm orucu dünyada bir ilktir. Bir ölüm orucu direniflinde 107 flehidin verilmesi dünyada ilktir. Ama dünya halklar›n›n direnifl zincirinde bizden önceki halkalara eklenen yeni ve güçlü bir halkay›z sadece.
direniş
Yüzleri, binleri, yüzbinleri, milyonlar› flehit vererek direniyor. Aylar› y›llara, y›llar› ony›llara ekleyerek direniyor.
4. y›la bir hafta kald›
1088. gün
107 fiehit
4. Y›la Giriyoruz! 20 Ekim 2000’i gösteriyordu takvimler tutsaklar açl›¤a yatt›¤›nda. 2003’ün Ekim’indeyiz. 2003’ün 20 Ekim’ine günler kald›. Üç y›l... Üç kere 365 gün, geçirildi açl›kta. Üç kere 365 gündür aln› k›z›l bantl›lar›n direnifli var hapishanelerde. Dünya halklar›n›n tarihindeki bir direnifle “uzun direnifl” ad› verilecekse e¤er, bu s›fat› en fazla hakedenlerden birinin ülkemizdeki bu direnifl oldu¤u kuflkusuzdur. Üç y›l... Üç kere 365 gün... Katliamlar yaflad›k... Destanlar yaratt›k. Üç y›l... Üç kere 365 gün... Yoldafllar›m›z› kaybettik... Umudumuzu kaybetmedik. Üç y›l... Üç kere 365 gün... 107 kere öldük... 107 kere ölümsüzlefltik. Üç y›l... Üç kere 365 gün...
Yüzy›llard›r direniyor halklar.
Bizim direniflimizi, dünya halklar›n›n en görkemli direnifllerinin aras›na koyan bir fley varsa e¤er, o da düflüncelerimize olan ba¤l›l›¤›m›z›n ve zafere inanc›m›z›n büyüklü¤üdür. Eminiz ki, Çin devrimcilerinin uzun yürüyüflü gibi, Küba devrimcilerinin Granma ç›karmas› gibi... ulaflt›¤›m›z yerde, say›m›z azalm›fl olsa da, zaferimizin kap›s› aç›lm›fl olacakt›r. Bu inanca sahip olanlar, büyük kavgalara girerken önceden s›n›rlar koymazlar. Uzayan zamandan, artan kay›plardan korkmazlar. Zaman›n uzunlu¤unu ve bedellerin büyüklü¤ünü tayin eden onlarca etken alt›nda, her koflulda ve herkese ra¤men direnmekten, savaflmaktan baflka fley düflünmezler. Çünkü zafer, sonuca böylesine kilitlenenlerin elde edebilece¤i bir fleydir. Hücrelerde, tecritte sürüyor direniflimiz. Zorla müdahale alt›nda sürüyor. Son olarak iki ölüm orucu direniflçisi, Mürsel Kaya ve Sibel fiahano¤lu, Mengeleler’in fl›r›ngalar›yla sakat b›rak›ld›. 107 flehidimizin yan›nda yüzlerce gazimiz var. Ve hainler var, cesetlerimizin üzerine basarak d›flar› ç›kan hainler. Ateflin ve ihanetin içinde sürüyor bu direnifl. Ateflin ve ihanetin içinde, oligarflinin ve “sol”un sansür duvarlar› içinde sürüyor. Hücrelerin duvarlar›na eklenen zulüm ve sansür duvarlar› da k›ramad› direniflimizi. Bir an olsun nefessiz kalmad›k o kat kat duvarlar aras›nda. Halka ve devrime ba¤l›l›kt›r bizim al›pverdi¤imiz nefes. Üç kere 365 gündür direnifli sürdürüyoruz. “Fazladan” veya “ola¤anüstü” bir fley yapm›yoruz. Görevimizi yerine getiriyoruz. Teslim olmam›z› dayatan zulme karfl› direnmek, görevimizdir. Halk›, vatan›, devrimi, sosyalizmi, ba¤›ms›zl›k ve demokrasiyi, haklar ve özgürlükleri savunan herkesin görevidir. 4. y›la girerken yapaca¤›m›z tek ça¤r›, herkesin görevini üstlenmesi ça¤r›s›d›r.
‹çiflleri ve Adalet Bakanl›¤› F tipindeki tutsaklar›n ailelerine mektup yazd›
Piflmanl›k onursuzlu¤unu körükleme giriflimi Piflmanl›k yasas›n›n fiyaskosu derinlefltikçe, oligarfli yeni aray›fllara giriyor. Bir yandan, teslim olmufl bir iki kiflinin resimlerini afifl haline getirip “mutlu aile tablosu” ile propaganda yaparken, öte yandan tutsak ailelerini de piflmanl›k onursuzlu¤una ortak etmeye çal›fl›yor. ‹çiflleri ve Adalet Bakanl›¤›’n›n F tiplerindeki tutsaklar›n ailelerine yazd›¤› mektup bunun son örne¤i oldu. Sahte “geçmifl olsun” yalan›yla bafllayan mektupta, bak›n iflkenceci katiller nas›l kuzu postu giyiyor; “Canınızın bir parçası olan, çok sevdi¤iniz, onun için güzel hayaller kurdu¤unuz, sizin ve bizlerin gelece¤i olan evladınızın cezaevinde olmasını elbette istemezdiniz. O bizim de evladımız. 'fiimdi çoçuklarınız için neler yapabiliriz, onları hiç birimizin istemedi¤i bu durumdan nasıl kurtarabiliriz, onlara nasıl yardım edebiliriz?' diye düflünmenin tam zamanı. Bu nedenlerle sizinle el ele vermek istiyoruz. Bizim amacımız, sizlerin deste¤iyle evlatlarınızı yeni bir yaflama hazırlamaktır. Görüfl ve önerilerinizi bize yazmanızı bekliyoruz. Hiçbir hak, yaflam hakkının üzerinde olamaz. Birlikte kurtaralım çocuklarımızı. Onları kazanmak için birlikte çalıflalım.” Peki nas›l “kurtaracaklar”?
TAYAD’l›lardan mektuba cevap: “... 3 y›ld›r sürekli kap›lar›n› çalmam›za ra¤men bizimle görüflmeyen, randevu vermeyen bu bakanl›klard›. Hatta randevu talep etmek için yola ç›kt›¤›m›zda, daha kap›lar›na varmadan yafl›m›z, ac›lar›m›z hiçe say›larak dövüldük, yerlerde sürüklendik. fiimdi bakanl›k, kendince aileleri muhatap ald›¤› iddias›nda. 107 ölümü gördük 3 y›lda. Yeni mi akl›n›za geldi? Piflmanl›k yasan›z bekledi¤iniz sonucu vermeyince bizlere yazaca¤›n›z all› pullu mektuplardan medet umuyorsunuz. Ama çocuklar›m›z›n, efllerimizin hainleflmesine göz yummayaca¤›z. Yasan›z amac›na ulaflmad›, ulaflmayacak. Baflaramayacaks›n›z! Biz sizin ellerinizi iyi tan›yoruz. Kan damlayan, iflkence yapan, katleden ellerinizi. O eller ki, 19 Aral›k'ta uzatm›flt›n›z; kurflunlad›, bombalad›, yakt› o eller. 107 evlad›m›z› ald›n›z o ellerinizle. Sizin dost ellerinizin bize getirdikleri bunlar iflte! 20 gündür burada, Abdi ‹pekçi Park› 'nda her saat karfl› karfl›yay›z kan damlayan, iflkence yapan ellerinizle. Elinizin ne kadar dostça uzand›¤›n›, düflünmemek için üzerimize örttü¤ümüz battaniyeyi, sizin söyledi¤inizden l fazla ç›kacak m›, diye sayarken gördük. Çad›r istedik diye, kolumuzu k›ran, kafl›m›z›
Ailelerin, evlatlar›n›n Piflmanl›k Yasas›’na baflvurmas› için bask› yapmas›n› sa¤layarak. Nedir Piflmanl›k Yasas›, bu sayfalarda çok kez yazd›k. Tek kelimeyle, tarih boyunca halklar taraf›ndan lanetlenen, en onursuz ifltir. Düflüncesini, beynini, kiflili¤ini satman›n öteki ad›d›r piflmanl›k. Aileler iflte bu onursuzlu¤a ortak edilmek isteniyor. Bu flekilde piflmanl›¤› körükleyebilece¤ini hesapl›yor oligarfli. Ama yan›l›yor. Bu halk genci, yafll›s›yla onursuzlu¤a dönüp bakmam›flt›r. ‹flte aileler cevap verdiler an›nda; “tecriti kald›r›n!” 107 insan›m›z›n katilleri, yüzlercesinin sakat kalmas›n›n sorumlulular› bu sat›rlar› yazanlar. Ve bu vahfleti sürdürenler, “yaflam›n kutsall›¤›ndan” sözediyorlar utanmadan. ‹kiyüzlülük, riyakarl›k, t›pk› Piflmanl›k Yasas›’na ruhunu veren onursuzluk gibi, tüm politikalar›na ifllemifltir.
Yeni fiafak’tan iflkencecilere destek Mektuba iliflkin, özenle yaz›lm›fl bir haber, 4 Ekim tarihli Yeni fiafak Gazetesi’nde yer ald›. Yeni fiafak iflkencecilere, “Terör mahkumlarının ailelerine dostluk eli” bafll›¤›yla destek verdi. Kendisine islamc› diyen, inançtan sözeden hiç
patlatan, param›z› çalan da ayn› 'dost' ellerdi! Sizin elleriniz dost eli de¤ildir! E¤er bir sorun varsa, çözüm aranacaksa önce yalan ve demagojiden vazgeçin... Ama yine de samimi iseniz, bunu kan›tlay›n. Hapishanelerin sorunu bellidir. Sorun tecrittir. Tecrit kald›r›ld›¤›nda, tutsaklar›n da ailelerin de sorunu çözülmüfl olacakt›r. Gidin hapishanelere ve tutsaklarla görüflün, çözüm budur... Yoksa sizin dost eli diye yalan söyleyerek, demagoji yaparak uzatt›¤›n›z o eller, ölümler sakatl›klar getirmeye devam edecek. Ama biz analar›n, babalar›n ve kardefllerin elleri de her zaman yakan›zda olacak!”
Say› 81 19 12 Ekim 2003
kimse piflmanl›¤›, dönekli¤i, kiflili¤ini satmay› savunamaz. Piflmanl›k yasas›n›n alt›nda AKP iktidar›n›n imzas› oldu¤u için yap›ld› bu haber. Yeni fiafak’›n nas›l bir müslümanl›¤› savundu¤u da böylece bir kez daha görülmüfl oldu. ‹flkenceci, katliamc› e¤er müslüman kimlik tafl›yorsa, destekler Yeni fiafak müslümanl›¤›. Yeni fiafak, 107 ölümü yazmaz, TAYAD’l› Ailelerin ne dedi¤ini duymaz, duyurmaz, ama sözkonusu olan piflmanl›k onursuzlu¤u olunca an›nda üzerine atlar. Bu mu müslümanl›k! Müslümanl›¤›n neresinde yaz›yor ‘onursuzlu¤un propagandas›n› yap›n’ diye.
TAYAD’l›lar; “Tecriti Kald›r›n !” Hem AKP’nin mektubuna cevap veren, hem de Yeni fiafak’› protesto eden TAYAD’l› Aileler, halen açl›k grevini sürdürdükleri Abdi ‹pekçi Park›’nda 5 Ekim günü bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. “Biz o bakanlıkları da o dost ellerini de iyi tanıyoruz. 3 yıldır sürekli kapılarını çalmamıza ra¤men bizimle görüflmeyen, randevu vermeyen bu bakanlıklardı.” diyen TAYAD’l›lar, Yeni fiafak gazetesini de bu haberle, piflmanl›k propagandas› yapt›¤› için protesto ettiler. 107 ölüme neden olan tecritin sürdü¤üne dikkat çeken aileler, “önce tecrit kaldırılsın” dediler.
yaflad›¤› gerçe¤ini daha net anlayacakt›r. AKP iktidar› halka karfl› savafl hükümeti oldu¤unu tezkere onay› ile bir kez daha ilan etmifltir. TAYAD, direnen halkt›r. AKP iktidar›n›n zulmünü, demagojilerini gözler önüne sermeye devam ediyorlar. Direnifl 4. y›l›na girerken, onlar demokratik mücadelenin yorulmadan, y›lmadan, soluklanmadan sürdürülmesi gerekti¤ini, flimdi Abdi ‹pekçi Park›’nda anlat›yorlar. Bu sese kulak verelim. Günlerdir kulaklar›n› t›kayan iktidara zulmün ve direniflin sesini daha gür hayk›ral›m.
TAYAD’l›lar›n Açl›k Grevi Sürüyor
Say› 81 20 12 Ekim 2003
TAYAD’l›lar›n 16 Eylül günü Abdi ‹pekçi Park›’nda bafllatt›klar› açl›k grevi sürüyor. So¤u¤a, polis bask›s›na ald›rmadan parkta eylemlerini sürdüren aileler, demokratik kitle örgütlerine, sendikalara, partilere yapt›klar› ça¤r›larla, “tecrit tüm halk›n sorunudur” gerçe¤ini bir kez daha dile getiriyorlar. TAYAD’l› Ailelerin eylemi, iflgal ortakl›¤›na ve tecrite karfl›d›r. ‹flgal ortakl›¤›na ve tecrite karfl›y›m diyenler; TAYAD’l› Aileleri, ziyaretlerimizle, eylemlerine destek vererek, seslerine sesimizi katal›m. Emperyalizmin tecrit politikas›na karfl› büyük bir irade ile süren direniflin sesidir onlar. Onlar›n sesi daha gür ç›kt›kça zulüm iktidar› bu ülkede onurlu bir halk›n
Malatya Hapipshanesi’nde Bask›lar Malatya Hapishanesi’ndeki bayan tutsaklara yönelik bask›lar giderek t›rmand›r›l›yor. Son aylarda yaflanan baz› olaylar flöyle: 1. Temmuz ay›n›n son haftas› DHKP-C davas› tutsaklar› 19 Aral›k katliam›nda yarg›land›klar› davan›n dönüflünde askerlerin sataflma ve küfürlerine maruz kald›. Bayan tutsaklar direnme haklar›n› kullanarak "‹nsanl›k Onuru ‹flkenceyi Yenecek", "Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz" sloganlar›yla cevap verdiler. Sald›r› hapishane giriflinde de sürdü. Olaydan 1.5 ay sonra savc› taraf›ndan ça¤r›lan tutsaklar, jandarman›n kendileri hakk›nda dava açt›¤›n› ö¤renir. “Siz mahkemeye giderken askerlere sataflarak, Türk devletini ve Türk askerlerini rencide edici slo-
ganlar atm›fls›n›z” diyen Savc›ya, sald›r›ya u¤rayan›n kendileri oldu¤unu belirtseler de, dava takipsizlikle sonuçlan›r. 2. Bayanlar ko¤uflu askerlerin ve idarenin bulundu¤u yere bakt›¤› için tutsaklar sürekli yerlerinin de¤ifltirilmesini isterler. Talepleri karfl›lanmazken, askerler bayanlar ko¤ufluna, ahlaklar›na uygun olarak porno dergiler atar. Tutsaklar›n, dergiyi de idareye vererek yapt›¤› baflvuruda flu ana kadar sonuç yoktur. 3. 3 hafta önce müdür taraf›ndan ça¤r›lan Gülay Harman, tutsak temsilcisi Elif Akkurt ile gider görüfle. Ancak daha müdür odas›na girmeden, Akkurt’un üzerine atlayan gardiyanlar, Gülay Harman'› da adli bayanlar›n
ko¤ufluna götürürler. Hala kendisinden haber al›nam›yor. 4. Hapishane idaresi hastaneye götürülen tutsaklar›n hastanede kelepçelerini açt›rmad›¤› için aylard›r hiçbir tutsak muayene olam›yor. En son göz için hastaneye götürülen bir tutsa¤a “göz için kelepçe açmam›za gerek yoktur” denilerek, zorla muayene ettirmeye çal›flm›flt›r. 5. A¤ustos sonunda, tutsaklara Irak iflgaline iliflkin slogan att›klar› için 1 ay mektup, 2 ay görüfl yasa¤› verildi. Müdür, “slogan at›nca bizim bafl›m›z a¤r›yor o yüzden size ceza veriyorum” diye saçmalarken, esas amaç, tutsaklar›n halka, ülkeye dair hiçbir konuyla ilgilenmemesi, vatansever düflünceleri terk etmesi isteniyor. Cuntan›n, cezayla apolitiklefltirme politikas› uygulan›yor.
Piflmanl›k koflulu:
‹FT‹RA
‘Topluma Kazand›rma Yasas›’ ad›yla ç›kar›lan 4959 say›l› yasa, bu yasadan yararlanma koflulu olarak, “poliste verilen ifadesinin kabul edilmesi zorunlulu¤u” getiriliyor.
ki, koltu¤u sa¤lama als›n, oligarflinin verdi¤i her türlü görevi yerine getirir. Hele bu, komünist düflmanl›¤› ile birlefliyorsa, haydi haydi kullan›lmaya haz›rd›r. Tarihleri örnekleriyle doludur.
Yani, y›llarca iflkencede al›nd›¤› belgelenen polis ifadeleri, hatta böyle bir ifade olmasa dahi, polisin kendi sald›r›lar› ve komplolar› için haz›rlayaca¤› ifadeye att›r›lan imza, ayn› flekliyle hakim karfl›s›nda kabul edilecek.
Piflmanl›¤› Aç›ktan Savunamay›p, Hukuk, Adalet Ad›na Sahtekarl›k Yapanlar
Piflmanl›k Yasas› sadece onursuzlu¤u, itirafç›l›¤› dayatm›yor, ayn› zamanda iftira atman›n da zeminini yasal olarak yarat›yor. Böylece polis komplosu, AKP iktidar›n›n haz›rlad›¤› kanunla yasallaflt›r›lm›fl oluyor.
Arkadafl›na Suç Atma Zorunlulu¤u Yasadaki bir baflka noktay›, Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i, Kiraz Biçici’ye yazd›¤› mektupta flöyle dile getiriyor; (yasadan yararlanma flart› olarak getirilen) “Bizzat kendisine (ikrar) ve di¤er dosya san›klar›na (atf› cürüm), suç atma zorunlulu¤u", iftiray› daha aç›k olarak dile getiriyor. Oligarflinin amac› aç›kt›r. Halk›n de¤er yarg›lar›, gelenekleri alenen çi¤nenerek, “biz örgütleri çökertece¤iz” diyor. Bu hiçbir yasan›n, katliam›n baflaramayaca¤› apayr› bir sorun. ‹spatlanm›fl, binlerce kez tarihe yaz›lm›fl bir gerçek bu. Yasan›n kendisi büyük bir ahlaks›zl›¤› ifade ederken, iftiran›n, ayn› yolda yürüdü¤ün arkadafl›n› satman›n nas›l bir onursuzluk, kifliliksizlik oldu¤unu, yasan›n alt›nda imzas› olan AKP iktidar›na anlatman›n bir anlam› yoktur. AKP müslümanl›¤›n›n, tüm bu çirkefli¤i, de¤ersizleflmeyi kald›racak kadar midesi genifltir. Yeter
Peki, Piflmanl›k Yasas›’n›, “kifli kendisi hakk›nda aç›klama yapabilir, baflkalar›na zarar vermedikçe bu kabul edilebilir” diye meflrulaflt›ranlar›n amac› ne? Amac›ndan önce yap›lan›n hukuk ve adalet ad›na sahtekarl›k oldu¤u aç›k. Aleni flekilde yasalarda yaz›lan›, t›pk› oligarfli gibi çarp›tarak anlat›yor. Sorun, bunu söyleyen avukat›n ya da kendini avukat zanneden ve her fleyin otoritesi oldu¤unu düflünenlerin cehaleti de¤ildir. Sorun cehalet olsa giderilir, anlat›l›r, ö¤retilir. Ama en temel noktalar kaybolmufl kafada. Demokratl›k, devrimcilik, ihanet gibi kavramlar yokolmufl beyninde. Sorumsuzluk diz boyu. Piyasada s›kça görülen ve halk aras›nda “çantal› h›rs›z” olarak bilinen avukat tipidir beyinde meflru olan. Ne yapar bu “çantal› h›rs›zlar”? Paras›n› alabilmek için baflka san›klar› suçlamak üzerine kuruludur “savunmas›”. Hukuk ad›na, adalet ad›na yap›lan düzenbazl›¤a, ihanetin meflrulaflt›r›lmas›na, iftiran›n savunulmas›na izin vermeyece¤iz. Yar›n, bu onursuzlu¤un alt›na imzas›n› atanlar›n adlar›n›, resimlerini yay›nlad›¤›m›z zaman kimse feveran etmesin. Bize hukuktan, adaletten bahsetmesin. Hukuk düzenbazlar›, ihanet savunucular› böyle meflru görülemez.
107 ölüm ‘Demokrasiyi, insan haklar›n›’ ilgilendirmiyorsa NE ‹LG‹LEND‹R‹R? F tiplerini protestonun yasak olmad›¤›na dair mahkeme karar›n› bu sayfalarda aktarm›flt›k. Ancak, bu kez de “Dernekler Yasas›na muhalefet” cezaland›rma gerekçesi yap›ld›. Antalya Pir Sultan Abdal Derne¤i yönetici ve üyelerine, 6-10 Aral›k 2000’de yapt›klar› açl›k grevi nedeniyle Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdi¤i 6 ay hapis cezas›, Yarg›tay taraf›ndan, “Açl›k grevi ve F tipi protestosunun demokrasi ve insan haklar› gibi de¤erlerle ilgisi olmad›¤›” gerekçesiyle onand›. “Demokrasi, insan haklar›” dedi¤iniz nedir peki? Bu “insan haklar›” 107 insan›n ölümünü kapsam›yorsa, iflkenceli ölüm demek olan tecriti ilgilendirmiyorsa, ne ilgilendiriyor? TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu’nun soytar›l›klar›n› m›? Burjuva hukukunda devrimcilerin insan haklar›na yer yok. Onlar katledilebilir, iflkence görebilirler. Bir dernek bunlara karfl› ç›karsa da, dernekler yasas›na muhalefet ettin diye cezaland›r›l›r. Demokrasi, hukuk ne; iflte size bir örnek daha!
Ertosun’a TTE ‹HD ‹zmir fiubesi, tek tip elbise uygulaması giriflimini protesto etmek amacıyla Ertosun'a tek tip elbise gönderdi. Eylemde, ‘F Tipi cezaevlerinde tecrit-iflkenceye son’ ve ‘TTE’ye hayır’ dövizleri aç›ld›.
Say› 81 21 12 Ekim 2003
“19 Aralık'ta Dev-Sol'un baflına gelenleri biliyorsunuz. Fazla sesinizi çıkarırsanız sizin sonunuz da öyle olur...”
19 Aral›k: Direnenlere Katliam Tüm Halka GÖZDA⁄I 19-22 Aral›k katliam›n›n ve F tiplerinin tüm halka yönelik bir tehdit ve gözda¤› oldu¤unu birçok kez söyledik. Gözalt›na ald›¤› memurlar›, ö¤rencileri, ayd›nlar› “bak bunlar› kabul etmezsen seni F tiplerinde çürütürüz” diye tehdit eden iflkenceciler, bu politikan›n iflkence tezgah› bafl›ndaki yürütücüleri olarak her gün bunu do¤ruluyorlar. Say› 81 22 12 Ekim 2003
O kadar ki, “F tiplerine atmamak” art›k oligarflinin literatüründe bir tür “ödül” anlam›na geliyor. ‹flkenceci Bakan Abdülkadir Aksu, Piflmanl›k Yasas›’yla ilgili yapt›¤› aç›klamada, teslim olmay› daha “cazip” hale getirmek için bu yasadan yararlanacaklar› F tiplerine koymayacaklar›n› aç›klam›flt›. 19-22 Aral›k katliam›n›n sadece hapishanelerle ilgili, sadece oligarflinin yapt›r›mlar›n› kabul etmeyen devrimci tutsaklara karfl› oldu¤unu düflünenleri, hayat›n kendisi yalanl›yor. Hat›rlanacakt›r; 19-22 Aral›k katliam sald›r›s›n› KADEK’liler, “provokasyona gelmenin”, “oras›n›n cezaevi oldu¤unu unutup ‘afl›r›’ isteklerde bulunman›n” sonucu olarak görmüfllerdi. Devlet de hatal›yd› ama devrimci tutsaklar da hatal›yd›. Kendileri bu oyuna gelmemifllerdi. Kendileri oras›n›n bir cezaevi oldu¤unu unutmuyorlard›. Oysa bilindi¤i gibi, o günden bu yana, KADEK’li tutsaklar da aflama aflama hücrelere konuldu.
Son olarak Bursa Özel Tip Hapishanesi’ndeki KADEK'li tutsaklar tek kiflilik hücrelere konuldular. Sonras›n› Yeniden Özgür Gündem’den okuyal›m: “... uygulamayı protesto eden KADEK'li tutuklular cezaevi müdürü tarafından tehdit edildi. ... Cezaevi müdürü tutuklular› ‘Artık eski dönem bitti. ‹stedi¤iniz flekilde bu cezaevinde yaflayamazsınız. 19 Aralık'ta Dev-Sol'un baflına gelenleri biliyorsunuz. Fazla sesinizi çıkarırsanız sizin sonunuz da öyle olur’ fleklinde tehdit etti...” 19 Aral›k’›n hedefi k›sa, orta ve uzun vadeli olarak bu kadar aç›k, nettir. Sadece bu tehdit bile, “fark koyma” politikas›n›n muhasebesini ve özelefltirisini gerektirir. Devrimci tutsaklar, halka sald›r›da yönelinilen ilk hedeftir. 19 Aral›k ve F tipleri, tüm halk› sindirmek için gündeme getirildi. Ama e¤er, F tipi tehdidi, bugün oligarflinin istedi¤i düzeyde etkili de¤ilse, katliam› ve yaratt›¤› bu terör ortam›na ra¤men hala mücadele edenleri y›ld›rmaya yetmiyorsa, bunda esas belirleyici olan, üç y›ld›r sürdürülen direnifltir. Üç y›ll›k direnifl, oligarflinin gücünün de¤il, güçsüzlü¤ünün göstergesidir. Onca katliama, tecrite ra¤men, devrimci düflünceyi, devrimci iradeyi teslim alamam›fllard›r. E¤er o gün direnilmeseydi, o günden bu yana direnifl sürdürülmeseydi, kimsenin kuflkusu olmas›n ki, Bursa Özel Tip Hapishanesi Müdürü’nün dilindeki söz, oligarfli için bir zafer flark›s›na dönüflmüfl olurdu. Ama, “fark koyan”lar de¤il, direnenler buna izin vermedi.
KADEK’lilere 6 Ay Görüfl Yasa¤› Malatya E Tipi Hapishanesi’nde 44 KADEK’li tutsa¤a, iki günlük açl›k grevi yapt›klar› gerekçesiyle 6 ay görüfl, 2 ay mektup ve telefon yasa¤› konuldu. Tutsaklar›n cezaya iliflkin yapt›klar› itiraz baflvurusuna da red cevab› verilirken, di¤er ko¤ufllarla görüflmelerinin engellenmesi gibi yasaklar da fiilen yürürlü¤e konuldu.
Adana Gençlik Derne¤i
F Tipleri Paneli Adana Gençlik Derne¤i, “bu ülkede yaflanan bütün sorunlar biz gençli¤i ilgilendirir” fliar›yla, 5 Ekim günü “F Tipi Hapishaneler ve Tecrit” konulu bir panel düzenledi. F tipi hapishanelerin hukuki ve sa¤l›k boyutuyla tart›fl›ld›¤› panelde Sema Peynirci, Dr. Mehmet Antman ve Avukat Özgür Esen konufltu. SHP ‹l Binas›’nda yap›lan panelin aç›l›fl konuflmas›n› yapan Peynirci, F tipleri, tecrit politikas› ile emperyalizm aras›nda art›k herkesin gördü¤ü bir ba¤ oldu¤unu belirtti¤i konuflmas›n›n ard›ndan, sözü Dr. Mehmet Antman’a verdi. Antman, F tipleri ve genel olarak hapishane koflullar›n›n tutsaklar üzerindeki etkisine, tecritin insan psikolojisi ve fizi¤i üzerindeki tahribat›na yer verdi¤i konuflmas›nda, sa¤l›kl› koflullar için çözüm önerilerini dile getirdi. F tiplerinin hukuki boyutunu ve hapishaneler politikas›n› ele alan Av. Özgür Esen ise, tecriti savunan sözde bilim adam› ve hukukçular›n, kendi kurumlar›nda bunu yaflama geçirdi¤ini belirterek, tecritin her alanda hakim k›l›nmak istendi¤ine dikkat çekti.
‘Eflimi ve k›zlar›m› fuhufl bata¤›na polisler sürükledi’ Kemal Soydafl isimli baba böyle söylüyor. Y›llard›r bizim anlatt›klar›m›z›, kendi yaflam›ndan görerek hayk›r›yor gerçe¤i. Evet bu ülkede fuhuflun, kumar›n, uyuflturucunun kayna¤›, en baflta polistir.
Trabzon’da Fuhufl Çetesinde ‹ki Polis Trabzonlu baba, efli ve 15 ile 17 yafllar›ndaki iki kızının, aralarında polislerin de bulundu¤u flebeke tarafından kaçırılarak fuhufla zorlandı¤ını belirterek, savcılı¤a suç duyurusunda bulundu. Soydafl dilekçesinde, "Eflim Yeliz ve ikisi kız üç çocu¤um üç aydır kayıp. Kızlarımın bulunması için polise yaptı¤ım baflvurudan sonuç alamadım. Çünkü kızımı fuhufla sürükleyenler arasında iki tane de polis var" dedi ve yaflad›¤› bir olay› flöyle anlatt›: 16 yaflındaki küçük kızım D.S.'yi 20 gün önce Maçka'da bir otelden bir polisle çıkarken görüp takip ettim. Kız›mla aynı araçtaki bir trafik polisi, arabay› üzerime sürerek kaçtı. 17 yaflındaki kızım E. S'den de hiç haber alamadım.
Batman’da Önce Polis Tecavüzü Sonra Fuhufl Üç y›l önce yoksulluk nedeniyle göç ettiler Batman’a. O günlerde 12 yafllar›nda olan k›zlar› F.D. (14) ve S.D. (15) Mustafa isimli bir polisin tecavüzüne u¤rad›. Daha sonra iki k›z kardefl fuhufl batakl›¤›na sürüklendi. Olay›n yarg›ya yans›mas›n›n ard›ndan, polis sanki daha önce haberi yokmufl gibi, k›z kardeflleri sorgulad›. Gülistan Dönek, "geçen sene de kızlarımı bir hafta gözaltında tuttular. fiimdi yeni ö¤renmifl gibi davranıyorlar ve tekrar tekrar aynı soruları soruyorlar" diye tepki gösterdi bu oyuna. Yoksul binlerce ailenin genç k›zlar› benzer flekilde, böyle aldat›l›p bata¤a sürükleniyor.
Genç K›zlar›m›z; Analar, Babalar; Tüm bu yaflananlar birer istisna de¤ildir. Batakl›¤›n kayna¤› halk›m›z› yoksullaflt›ran, aç b›rakan oligarfli ve yozlaflt›rma politikalar›d›r. Polis, yozlaflt›rman›n yay›c›s›, bizzat uygulayan›d›r. Çürümüfl, asalak bir kurum olan polis teflkilat›, gitti¤i her yere tafl›r bu pisli¤i. Onlar olmasa, gecekondular›m›zda fuhufl, uyuflturucu, kumarhaneler bar›namaz. Onlar olmasa, gençlerimiz bu batakl›¤›n pençesine bilinçli bir flekilde düflürülemez. Genç k›zlar›m›z; onlardan uzak durun, vaatlerinin sonunun batakl›k demek oldu¤unu unutmay›n. Analar, babalar; k›zlar›m›z› oligarflinin polisinden koruyal›m, onlar›n bu kokuflmufl düzende onurlu, namuslu insanlar olarak kalabilmesinin bir tek yolu vard›r; devrimci olmalar›. Pisli¤in bulaflamad›¤›, erdemin ve ahlak›n o büyük devrimci ailesinin içinde, yan›nda bulunmalar›d›r. Çocuklar›n›za devrimci olmay›, onlar›n yan›nda olmay› ö¤retin.
‹nfaz davas›, aklama oyunuyla sürüyor 6 Temmuz 2001 tarihinde ‹stanbul Avc›lar'da polis taraf›ndan infaz edilen ‹smail Karaman'›n duruflmas›nda mahkemenin, delil toplamama, oyalama oyunu sürüyor. 3 Ekim günü Bak›rköy 5. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde devam edilen duruflmaya, ‹smail Karaman'›n kardefli Bektafl Karaman, vekili Av. Behiç Aflç›, san›k polislerin vekili Av. ‹lhami Yelekçi kat›l›rken, Aflç›'n›n infaz yerinde keflif yapma talebi yine reddedildi. “Hay›r biz olay yerini incelemeyece¤iz, çünkü bizi ilgilendiren infaz de¤il, polislerin elinin so¤utulmamas›” diyor aç›k olarak. Delil toplamaktan kaç›nan bir mahkemenin adalet anlay›fl›n› görmek için mahkeme sonucunu san›r›z beklemeye gerek yok. ‹nfazlar, devlet politikas› olarak savunulmaya devam ediliyor, mahkemeler de buna uygun davalar› rutin olarak yürütüyor.
Kapkaçç› ‹nfaz›
Say› 81
‹stanbul'un orta yerinde “kapkaççı” oldu¤u aç›klanan bir genç, polis kurflunuyla infaz edildi. Polis, “bize atefl açt›” aç›klamas› yaparken, Hüseyin Yaman’›n (21) aln›n›n ortas›ndan vurulmas› her fleyi anlat›yor. Zaten yola barikat kurmuflsun, araçlar› kaza yapm›fl, kaçsa nereye kaçacaklar? Ama hay›r, polisin gözünde halk›n hiçbir de¤eri yoktur. Hele bu, lanetli hale getirilen kapkaçç› ise, çek silah›n› bas teti¤e! Oligarfli, Ertu¤rul Özkökler arac›l›¤›yla savunmuyor muydu, infaz edilmelerini? Polis de ediyor. Kapkaç› ortaya ç›karan sosyal nedenleri sorgulama, kayna¤›na yönelme yok. ‹nfazdan, katletmekten, yok etmekten baflka bir fley bilmez bu düzen. Dikkat edin, infaz edilen kapkaçç›ysa kendine solcu diyenler de neredeyse do¤al karfl›l›yor. Hiçbir tepki, aç›klama yok. “Solcu”nun beynini de Özkökler yönetiyor. Hay›r, onlar bizim gençlerimiz. Suçu yaratan düzendir. Açl›kt›r, yoksulluktur, yozlaflt›rma, apolitiklefltirmedir. Bunlar varoldukça kapkaçç›l›k da bitmeyecektir.
12 Ekim 2003
23
Van’da ‹nfaz
Say› 81 24 12 Ekim 2003
Van’›n Çaldıran ‹lçesi’nin ‹ran sınır›nda kaçak mazot taflıyan 14 yaflındaki Zahir Yılmaz, 30 Eylül gecesi askerin açtı¤ı ateflle infaz edildi. Olay an›nda orada bulunan Seyfettin Kaya, Zahir'in ellerini havaya kaldırıp teslim olduktan sonra 15 metreden atefl açılarak öldürüldü¤ünü söyledi. Onlarca infazda ölüm mangalar›n›n yapt›¤› gibi, ölüm olayında en önemli delillerden biri olan ve atıfl mesafesinin belirlenmesine yarayan elbiselerin de asker tarafından alındı¤ını belirten Kaya, Zahir’in uzun süre hastaneye kald›r›lmad›¤›n› belirtti. Zahir, Çaldıran Tabur Komutanlı¤ı'nda yaflamını yitirdi. Aç›k bir infaz daha. Katlediyor, sonra saatlerce hastaneye götürmedi¤i gibi, daha sonra da, tabura götürüyor. Üstelik malum “çat›flma ç›kt›” yalan›n› için, Kaya’dan, “siz bize atefl ettiniz” ifadesi almaya çal›fl›yor. Katiller yine yarg›lanmayacak, yine yeni infazlar için cesaretlendirilecektir.
Kürtçe Diyeti Ankara’nın Ayafl ‹lçesi’ne ba¤lı Oltan Beldesi’nde, bir okul inflaatında çalıflan iflçiler, Kürtçe konufltukları gerekçesiyle DYP’li Belediye Baflkanı Ali Ada ve adamlar› taraf›ndan sald›r›ya u¤rad›. Ço¤u yaralanan iflçilerin kimisi de gözalt›na al›n›rken, sald›rganlar hakk›nda herhangi bir ifllem yap›lmad›. Ancak Kürtçe konuflman›n diyeti bununla da s›n›rl› kalmad›, iflçilerin tümü, iflten at›larak bir kez daha cezaland›r›ld›lar.
405 Tecavüzcü Asker ✔ fiükran Esen üç kez gözalt›na al›nd› ve 405 askerin tecavüzüne u¤rad›. Annesi de ayn› flekilde askerin tecavüzüne maruz kald›.
✔ Savc›l›k, 405 asker hakk›nda soruflturma bafllatt›. Ancak tecavüzcü subaylar›n 56’s› halen görev bafl›nda!
✔ Genelkurmay, Mardin’deki “tecavüz bölü¤ü” hakk›nda bir aç›klama yapacak m›? Hukuksuzlu¤un, terörün, vahfletin daha pervas›zca yaflama geçirildi¤i 1990’l› y›llara iliflkin bir örnek daha ortaya ç›kt›. fiükran Esen isimli Kürt k›z›, 1993-94 y›llar›nda Mardin’de üç kez gözalt›na al›nd› ve kendisine tam 405 asker görevli subaylar›n talimat› ile tecavüz etti. Olay›n üzerinden on y›l geçtikten ve uzun tedavi sürecinin ard›ndan fiükran Esen yurtd›fl›na kaçt›ktan sonra bafl›ndan geçenleri, Almanya’da aç›klad›. Oligarflinin bölgede her türlü terörü, MGK karar›yla uygulad›¤› 1993 y›l›nda, daha 21 yafl›ndayken Derik’in Çayköy Jandarma Karakolu’na ba¤l› askerler taraf›ndan gözalt›na al›nd› Esen. Ç›r›lç›plak soyularak falakaya yat›r›ld›¤› iflkenceler s›ras›nda 2 kez tecavüze u¤rad›. Korkudan suç duyurusunda bulunamayan Esen’in serbest b›rak›lmas›n›n ard›ndan ikinci gözalt›s› Mart 1994’te gerçekleflti. 15 günlük gözalt›s› boyunca karakolda bulunan subay ve askerlerin tecavüzüne u¤rarken, ba¤›rmamas› için a¤zına tuz doldurdular Esen’in. Yo¤un iflkence ve tecavüzler sonucu kanama geçiren Esen, hastaneye kald›r›l›rken, A¤ustos 1994’te yeniden gözalt›na al›nd›. Tiplerini de tarif etti¤i subaylar›n ve ard›ndan özel timcilerin ve jandarman›n tecavüzüne
u¤rad›. Kaç kiflinin tecavüz etti¤ini dahi hat›rlayamaz duruma getirilen Esen, subay›n kendisi tecavüz ettikten sonra askerlere, “serbestsiniz” dedi¤ini de anlatt›. Ne tekil bir olay, ne de bir “densiz” subay meselesi; aç›k bir flekilde ordunun halka karfl› düflmanl›¤›n›n, ahlak›n›n, vahflet boyutuna ulaflan bölgedeki terörünün bir örne¤i. 405 tecavüzcüden 56 subay görevlerinin bafl›nda. Adlar›, görev yerleri belli. Susurlukçu generallerini koruyan ordu, tecavüzcü, iflkenceci subaylar›n› da korumaya devam edecektir. Böylesi bir vahfletin Genelkurmay’›n bilgisi d›fl›nda olamayaca¤› bilinir. Ve bu olay›n bir istisna olmad›¤› da bilinir. Ortaya ç›kan, ç›kmayan yüzlerce örne¤i vard›r. Halka düflmanl›¤› belgelenen bir ordunun rutin ifllerindendir tecavüz! Genelkurmay suskun. Konuflmaz böyle konularda! Ama sorulardan kaçamaz; tecavüze komuta eden 56 rütbeliyi hangi okullar›n›zda, hangi zihniyetle e¤ittiniz? Hangi zihniyet, tecavüzü meflrulaflt›rd›? Hangi zihniyet onlar› koruyor? Cevaplar›n› baflka yerde aramaya gerek yok. Tecavüzcü zihniyet, Genelkurmay koridorlar›ndad›r. “Neden copla tecavüz edilsin, tafl gibi delikanl›lar›m›z var” diyen Org. Turgut Sunalpler’in çocu¤udur bunlar. Cuntac›lar›n, MGK’n›n “delikanl›lar›”d›r!
Aradan yıllar geçti ama sürekli ola“rak o anı yaflıyorum, do¤ru dürüst uyuyamıyorum. Ellerim ve ayaklarım so¤uyor, kendimi güçsüz hissediyorum. Hep yalnız kalmak istiyorum... Askerler kendi bafllarına hareket etmiyordu, halka yönelik baskı sistemli bir politikaydı. Benzer uygulamalara maruz kalan çok sayıda kadın var, ço¤u açıklamaktan korkuyor. (fiükran Esen)
”
Toplu Mezarlar Ülkesi ✔ Mufl’ta toplu mezar bulundu. Mezarlar›n 1993 y›l›nda gözalt›na al›nd›ktan sonra kaybedilen 11 köylüye ait oldu¤u düflünülüyor.
✔ Binlerce kay›p var; Türkiye’nin neresinde kaç toplu mezar, nerede? Hangi denizin tiplerinde toplu mezarlar yaratt›n›z? AÇIKLAYIN! Mufl merkeze ba¤lı fienköy Yaylası’nda yap›lan yol çal›flmas› esnas›nda toplu mezar bulunmas› üzerine arama çal›flmalar› bafllat›ld›. Kemiklerin ç›kar›ld›¤› bölgede, arama çal›flmalar› sürerken, mezarlar›n kaybedilen 11 köylüye ait oldu¤u tahmin ediliyor. Bölge köylüleri, kay›p yak›nlar› kazma küreklerle kaz› çal›flmalar›n› kendi olanaklar› ile sürdürüyor. Devlet, savc›l›k böylesi ciddi bir durum ortadayken ne araç ne de baflka bir olanak sunmad›¤› gibi, sivil polisler köylüleri kameraya çekerek tedirgin etmeye çal›fl›yor. MGK’da al›nan karar uyar›nca yaflama geçirilen kay›p, katliam, infaz politikalar›n›n bir parças› olarak, binlerce köyün yak›ld›¤›, boflalt›ld›¤› dönemde gerçeklefltirilen operasyonlardan biriydi ‘Murat Operasyonu’. Oligarfli, Diyarbakır'ın Kulp ‹lçesi’ne ba¤lı Alacaköy'de 9 Ekim 1993 tarihinde yüzlerce köylüyü gözalt›na al›rken, 11’ini elleri ba¤l› flekilde helikoptere bindirmifl ve bir daha kendilerinden haber al›namam›flt›. 2001 y›l›nda, kaybedilen köylülerin yak›nlar›n›n A‹HM’de açt›¤› davada, oligarfli katliam suçundan mahkum oldu. Kay›plar sürekli olarak gizlenmek istendi. Binlerce kayb›n oldu¤u bir ülkede medyas›, hükümetleri sanki bu ülkede kay›plar hiç yaflanmam›fl, mezarlar› dahi bilinmeyen binlerce insan bir anda yokedil-
memifl gibi davranmay› sürdürdü. Galatasaray Lisesi önündeki kay›p yak›nlar›n›n eylemine sald›rarak seslerini susturduktan sonra daha da rahatlayan oligarfli, toplu mezara iliflkin de hiçbir aç›klama yapma gere¤i duymuyor. AKP iktidar› böyle bir durumda, “bu ciddi bir durumdur, aç›k bir katliamc›l›k politikas›d›r, araflt›rmal›y›z” diyemiyor. Çünkü ayn› katliamc› politikay› kendisi de sürdürüyor. Haf›zalar›n›z› tazeleyin; y›llarca halk olarak nas›l terör propagandas› ile, bölücülük demagojisi ile uyutulduk. Bu ülkede yarat›ld› bu vahflet tablosu. Bu ülkenin ordusu, polisi, özel timi yaratt›. Kararlar ülkeyi yöneten MGK’da al›nd›. Susurluk büyük kentlerden köylere kadar bütün ülkeyi toplu mezarlara, kay›plar ülkesine çevirdi. Sokak ortas›nda infazlar ayn› demagojilerle meflrulaflt›r›ld›. Bir ülke düflünün ki, s›radan bir yol çal›flmas›nda kazma vurulan yerden toplu mezar ç›k›yor. Ve bu ülkede demokratikleflme iktidar›n dilinden düflmüyor. Nazilerin uygulad›¤› yöntemlerle bu ülke halk›n› katledenlerin kim olduklar› biliniyor. Halen bu ülkeyi yöneten MGK’da al›nd› bütün bu katliam, kaybetme kararlar›. Toplu mezarlar, MGK karar›yla yarat›ld›. Ve, Mufl’ta ortaya ç›kan toplu mezar tek de¤ildir. Ege Denizi’nin diplerinde, kaybedilenlerden toplu mezarlar yarat›ld›¤› tan›klar› ile ortaya ç›km›flt›. Daha böyle yüzlercesinin oldu¤u kesindir. Ayak bast›¤›m›z her karede, 1990’l› y›llardan sonra yap›lan her emniyet müdürlü¤ü binas›n›n temelinde, askeri garnizonlar›n bahçelerinde, ›ss›z orman köflelerinde, da¤ bafllar›nda daha yüzlerce toplu mezar bulunmaktad›r.
Kendi askerine iflkence Uludere'de, “jandarmaya mukavemet” suçlamas›yla köylüler hakk›nda aç›lan davada, jandarman›n sadece köylülere de¤il, kendi askerine de iflkence yapt›¤› belgelendi. Köylülerden Faruk Berk, duruflmada, iki askeri bir dire¤e ba¤l› olarak gördü¤ünü belirtirken, sözkonusu askerlerden Fatih Fak› olay› do¤rulad›. Ortaköy Karakolu komutan› Üste¤men Mutlu Zorlu ve Adnan Aksoy adlı astsubay taraf›ndan hem köylülere hem de askerlere iflkence yap›ld›¤› ve köylülerin kendilerine mukavemet etti¤ine iliflkin sahte raporlar al›nd›¤› belgelenmifl oldu bu davada. Kendi askerine iflkence yapan bir ordunun, halka neler yapt›¤›n› tasavvur etmek hiç de zor olmasa gerektir.
Kürtçe türküye polis müdahalesi Kürtçe’nin serbest oldu¤u yalan›n› her gün bir örnek ortaya ç›kar›yor. Diyabakır’da düzenlenen Ortado¤u Kongre ve Fuar Merkezi’nde müzik dinletisi veren Koma Azad’ın ‘Tuyi Bihufltamın’ (Sen Cennetimsin) türküsüne polis müdahale etti. Polisi protesto eden Koma Azad dinletiyi yarıda keserek sahneyi terk etti. Buyurun size özgürlük! Sadece türküler de¤il yasak olan. Malazgirt Belediyesi taraf›ndan yapt›r›lan ve ‘bölücü renkleri’ diyerek ›fl›k düzenlemesi de¤ifltirilen park›n aç›l›fl›nda konuflma yapan Tüm Bel-Sen flube yöneticisi hakk›nda “bölücülük”ten dava aç›ld›.
Say› 81 25 12 Ekim 2003
Kontrgerillan›n HEDEF‹ olmaktan Kontrgerillan›n ALET‹ olmaya... ◆ Cumhuriyet, Hürriyet ve Vatan’›n avukatlarla ilgili haberinin iftira ve ihbar oldu¤u art›k a盤a ç›km›flt›r.
◆ ‹HD ‹stanbul fiubesi ve ‹stanbul Baro Baflkan›’n›n bu psikolojik savafl operasyonunda bilinçli olarak yer ald›klar› art›k aç›kça görülmektedir.
◆ ‹HD ‹stanbul fiube Yönetimi art›k susamaz: ihbarc›l›¤› onaylay›p onaylamad›¤›n› aç›klamal›d›r!
◆ ‹stanbul Barosu, meslektafllar›n›n hakk›n› savunmak yerine onlar› mahkum eden hukuksuzlu¤una son vermelidir! Say› 81 26 12 Ekim 2003
◆ Devrimciler, demokratlar, hukukçular, tüm devrimci demokrat avukatlara, direnifle karfl› gelifltirilen bu komployu kuranlara, bu komploda kullan›lanlara karfl› susma hakk›na sahip de¤ildirler! Armutlu davas›n›n dört avukat›na karfl› gerçeklefltirilen komplo sald›r›s›n›n ne anlama geldi¤ini, Ekmek Ve Adalet’in son iki say›s›nda ortaya koyduk; kimse söylediklerimize itiraz etmedi, edemezdi de. Ama görüyoruz ki, kimse bu “psikolojik savafl” sald›r›s›n› gerçeklefltirenleri, bu sald›r›ya çanak tutanlar› “k›nam›yor”, elefltirmiyor... Sol oldu¤unu iddia edenler de, hukukçu, gazeteci oldu¤unu söyleyenler de böyle bir sald›r› karfl›s›nda sessiz kalamaz. Herkes bilmek durumundad›r ki, bu suskunluk, ihbarc›l›¤› meflrulaflt›rmaktan baflka bir fley de¤ildir. Çünkü Cumhuriyet’in, Hürriyet’in, Vatan’›n, ‹HD fiube Baflkan›’n›n ve Baro Baflkan›’n›n yapt›¤›, psikolojik savafl tahlilleri bir yana, düpedüz ihbarc›l›k ve iftirac›l›kt›r.
Kendi yaflad›klar›n›zdan bak›n; hangi saftas›n›z! Kafa yap›lar›, insan haklar› anlay›fllar› ne kadar çarp›k olursa olsun, oligarflinin psikolojik savafl sald›r›lar›na, komplolar›na alet olmamas› gereken kurulufllardan biridir ‹HD. Çünkü tecrübelidir bu konuda, kendileri defalarca bunlar›n hedefi olmufllard›r. Birkaç örnek hat›rlatal›m: ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül bizzat anlat›yor: “9 Ocak 2001'de Anadolu Ajansı, ‹HD'nin Yunanistan'dan para aldı¤ı ‘haberini’ geçti abonelerine. Bazı televizyonlar ve bazı gazeteler verdiler haberi. Bazıları manflete taflıdı. Polis ve savcılar harekete geçti. 15 gün boyunca tüm bilgisayarlar ve arflivlere el kondu, incelendi. Türkiye'nin en büyük insan hakları örgütünün faaliyeti 15 gün boyunca engellenmeye çalıflıldı. Anadolu Ajansı, bir hafta sonra, haberinde ‹HD'nin adının ‘sehven’ geçti¤ini duyurdu. Para alma iddiası unutuldu; kapatma davası açıldı, aylarca mahkemelere taflındı ‹HD yönetimi...” (8 Ekim 2002, Yeniden Özgür Gündem) Her fley ne kadar da ayn›! Cumhuriyet Gazetesi dört avukat›n ölüm orucunu b›rakt›¤› için Eylem Göktafl’›n müvekkilli¤ini b›rakt›¤›n›n haberini geçiyor. Baz›lar› manflete tafl›yor. Baro harekete geçiyor. Soruflturma aç›yor... Olay›n seyri ayn›. Ama olay›n kahramanlar›ndan baz› farkl›l›klar var. Olay manfletlere tafl›n›rken, ‹HD fiube Baflkan› da çanak tutuyor onlara. Yukar›da al›nt› yapt›¤›m›z sat›rlar›n yazar› ayn› zamanda ‹HD’nin Genel Baflkan› olan Hüsnü Öndül, kendilerine ba¤l› bu flube baflkan›n›n yapt›¤›n›n anlam›n› hala görmüyor mu? Görüyorsa neden bugüne kadar bir aç›klama yapm›fl de¤il, neden en az›ndan flube baflkan›n›n özür dilemesini, düzeltme yapmas›n› sa¤lam›yor? Neden? Ayn› yaz›da baflka bir örnek daha anlat›yor Hüsnü Öndül. “Bir haberi daha anımsatalım. Avukat Eren Keskin'e ‘Türk ordusuna tecavüzcü’ dedi haberleri ve yorumları yayınlanmıyor muydu gazetelerde? Eren Keskin her seferinde ‘ben böyle bir fley söylemedim’ demesine ra¤men, ‘söyledin, söyledin’ diye yazmıyor muydu gazeteler? Haberi yazanlar, konuflmanın yapıldı¤ı toplantı salonunda bulunmadıkları, ellerinde bant kasetleri bulunmadı¤ı halde, toplantı sa-
lonunda konuflulanları yorumlarıyla aktaranların aktarmalarını haber olarak geçmiyorlar mıydı; sanki konuflmaları kendileri dinlemifl ve konuflulanları not etmiflçesine. Eren Keskin'e bu haber ve yorumlardan sonra sayısız ölüm tehditleri gelmiyor muydu günlerce?” Hikaye yine ayn›. Fakat yine, kahramanlar farkl›. Dünkü hikayenin ma¤duru Eren Keskin, avukatlara sald›r›da Kiraz Biçici’nin yan›nda saf tutuyor. Eren Keskin “hay›r, böyle bir fley demedim” diyor. Ama kimse dinlemiyor. Avukatlar da diyor ki, böyle bir aç›klamam›z yok. Fakat Kiraz Biçici dinlemiyor, diyor ki, var. Avukatlar diyor ki, gerekçe aç›klamak zorunda de¤iliz, Biçici diyor ki “baflka sebep gösterseler de as›l neden ölüm orucunu b›rakmas›d›r, emareler var...” Oysa Biçici’nin kendisi bir fley duymam›fl, ayn› Eren Keskin olay›ndaki gibi, “yorumlar›yla aktaranlar›n aktarmas›ndan” hüküm veriyor. Eren Keskin’le ilgili olayda Hürriyet mikrofonunu Kiraz Biçici’ye uzatsa ne diyecekti Biçici? E¤er bugünkü gibi davranm›fl olsayd›, flöyle diyecekti: “Siz bakmay›n Eren Keskin’in demedim dedi¤ine... baflka fleyler söyledim dese de böyle söylemifltir. Zaten böyle düflündü¤üne iliflkin baflka emareler de var.” Avukatlara “olay›n asl› nedir?” diye sormad›¤› gibi, Eren Keskin’e de sormayacakt›. (Hay›r, sözkonusu olan Eren Keskin olunca farkl› davran›rd›m m› diyecek Kiraz Biçici? O zaman devrimci avukatlara düflmanl›¤›n›n nedenini aç›klamak zorunda.)
Sorular cevaplanmak zorundad›r: ‹HD Yönetimi Susamaz! Sol Susamaz! Düzenin icazetini temel alma ve giderek düzeniçileflme böyle bir fleydir iflte. S›rt›n› emperyalizme yaslayarak “insan haklar› mücadelesi” vermeye kalkanlar, beyinlerini de emperyalizme açm›fl olurlar. Duyargalar›, devrimcilerden gelen uyar›lar› duymamaya, sadece Özkök’lerden, TÜS‹AD’ç›lardan gelen uyar›lar› alg›lamaya bafllar. Git gide, dün ma¤duru oldu¤unuz psikolojik savafl senaryolar›n›n “ma¤dur eden” taraf›nda yer almaya bafllars›n›z. “Yarg›s›z infaz” yapmaya bafllars›n›z. Devrimcilerle “fark›n›z› koymak” için, hainleri sahiplenmekte canh›rafl bir gayret içine girersiniz. Gelinen yer buras›d›r. As›ls›z ihbar yap›l›yor üstelik. Ortada hiçbir yasad›fl›l›k yok, meflru olmayan bir fley yok; iftira at›l›yor. Avukatl›k mesle¤iyle ilgisiz, ama konufluyor, hüküm bildiriyor. Al›flm›fl her konuda “otorite” gibi konuflmaya. Onlar ne söylerse söylesin, kimse elefltirmez. Satt›klar› düflüncelerin 5 paral›k hükmü yok. Hepsi
Avrupa’dan “afl›r›lm›fl”. Birileri kula¤›na f›s›ldam›fl olmal›; falancalara vural›m. Vuruyor. Kendi konumunu -herkesin hakk›n› hukukunu gözetmesi gereken bir kurumun baflkan› oldu¤unu- bile düflünmüyor. Onurlu ayd›n, kendini Özkök’lere kulland›rtmaz; o kulland›r›yor ve bundan utanm›yor. Hüsnü Öndül’ün anlatt›klar› bu ülkede yüzlerce, binlerce defa yafland›. Oligarfli muhalif çevrelere karfl› böyle çal›fl›yor. Bunda sakl› gizli bir fley yok. ‹HD fiube Baflkan›’n›n tavr› iflte bu noktada daha vahimdir. Fark›nda olmamak, kullan›laca¤›n› öngörememek gibi bir hatadan sözetmiyoruz burada. Kullan›ld›¤›n› gördü¤ü noktada bile düzeltme yoluna gitmeyen bir bilinçli tav›r sözkonusudur. Hürriyet’in devrimci avukatlarla ilgili bir spekülasyonun üzerine “bal›klama” atlamas›ndaki niyeti görmemek için ya bu ülkede yaflamamak gerekiyor, ya da avukatlara karfl› Hürriyet’le ayn› düflmanl›¤› paylaflan bir duygu içinde olmak gerekiyor. Kiraz Biçici art›k susamaz. ‹HD ‹stanbul fiube Yönetimi susamaz. Kiraz Biçici’nin ihbarc›l›¤›n› onaylay›p onaylamad›klar›n›, onaylam›yorlarsa ne yapacaklar›n› bilmek ve görmek istiyoruz. Nas›l olsa aradan biraz zaman geçince unutulur diye düflünüyorlarsa yan›l›yorlar. Unutmay›z ve unutturmay›z. “Sol içinde” ihbarc›l›¤› meflrulaflt›ran bir geçifltirmecili¤e izin vermeyiz.
‹stanbul Barosu Yönetimi meslektafllar›na karfl› hukuksuzlukta ›srar ediyor! ‹stanbul Barosu Baflkan› Kaz›m Kolcuo¤lu da, kendi meslektafllar›n› zan alt›nda b›rakan tutumunu “soruflturma”larla sürdürüyor. O bir baro baflkan›; yani hukuku uygulamas› ve savunmas› gerekenlerin en bafl›nda geliyor. Ama o, Cumhuriyet’in ve Hürriyet’in mikrofonlar› karfl›s›nda kendi meslektafllar›n›n hakk›n›, hukukunu korumay› düflünmüyor. Kendisiyle yap›lan görüflmede, hata yapt›¤›n›, önce meslektafllar›na sormas› gerekti¤ini kabul ediyor fakat, hatas›n› düzeltme gibi bir siyasi, hukuki ahlaka sahip de¤il. Yine bu görüflmelerde, Hürriyet’in söylediklerini
Say› 81 27 12 Ekim 2003
çarp›tt›¤›n›, söylemedi¤i fleyleri söylemifl gibi yazd›¤›n› söylüyor. Fakat, “öyleyse tekzip edin!” denildi¤inde çeflitli bahanelerle bundan kaç›yor. Kaç›yor çünkü, baro yönetiminin kafas› da, devrimcilere en az Özkök kadar düflmand›r.
Gülben Ergenler’den, “polis haklar›”ndan F tiplerine s›ra gelmiyor mu?
‹HD, ölüm orucunu, F tiplerini gündeKaç›yor çünkü, ‹stanbul Barosu yönetiminin Hürriyet’e minden ç›karm›fl durumda. Birkaç aç›kla“diyet” borcu vard›r. Baro seçiminden bir gün önce, Hürriyet de Kolcuo¤- mada, raporda F tiplerinden sözetmifl ollu’ndan yana devreye girmifl, Kolcuo¤lu’nun karfl›s›ndaki mak bu gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Bu konuda adayla (Mert Er Karagülle) ilgili karalay›c› haberler yapm›fl- bir eylem örgütlemek, bir giriflim bafllatt›r. Kolcuo¤lu, siyasi düflüncesi bir yana, sadece bu neden- mak gibi fleyler tart›fl›lm›yor art›k ‹HD’de. le bile Hürriyet’i tekzip edemez. Çünkü gündemleri “çok yo¤un”(!) ‹stanbul Barosu yönetiminin Hürriyet’le “göbek ba¤›” olGülben Ergen’in kaseti, iflkenceci polidu¤u da, avukatlar aras›nda konuflulan bir konudur. Baro sin “haklar›”, dünyan›n çeflitli yerlerindeki seçimleri döneminde, Kolcuo¤lu’nun yönetim kurulu listefeda eylemlerinin k›nanmas›, burjuva medsinde yer alan bir üyenin, ayn› zamanda Hürriyet Gazetesi yan›n sorular›na cevap yetifltirmek, eh tabii Hukuk Bürosu Müdürü oldu¤u da, s›k s›k dile getirilmiflti. bir de raporlar haz›rlamak gibi ifller aras›nVe belirleyici olan ise fludur: ‹stanbul Barosu Yönetimi da, 107 ölüm ve tecrit biraz geride kal›yor. MGK’c›d›r!
Say› 81 28 12 Ekim 2003
Kolcuo¤lu’nun listesi a¤›rl›kl› olarak CHP’lilerden oluflmaktad›r, listesinin destekçilerinden biri de ihbarc› Ayd›nl›kç›lar’d›r. “Önce ‹lke Grubu” ad›yla seçimlere kat›lan Kolcuo¤lu yönetimi, seçim zaferini Onuncu Y›l Marfl› söyleyerek kutlad›. MGK çizgisindeki bu kafa yap›s›, CHP’nin, Hürriyet’in, MGK’n›n deste¤iyle baro yönetimini ald›.
Hani “tek ölüm orucu direniflçisi de kalsa” ilgilenecektiniz? Öyle diyordunuz. Hani “ölüm orucu bitse de F tiplerine karfl› mücadelemizi sürdürece¤iz, bizimki onlardan ayr› bir mücadeledir...” diyordunuz?
Öyle oldu¤u içindir ki, Kolcuo¤lu seçildi¤inden bu yana, Bu konu da insan haklar› kapsam›ndan MGK’n›n bask›lar›na, yasaklar›na, hapishanelerde sürdürç›kt› m›? Yoksa AB “bu konuda ›srar etmedü¤ü zulme karfl› tek bir aç›klamalar›, tek bir eylemleri olyin, biz de F tiplerini savunuyoruz” dedi¤i mam›flt›r. ‹flkenceler, tecavüzler ‹stanbul Barosu’nu harekeiçin mi girmiyor gündeminize? te geçirmeye yetmemektedir.
Abromowitz’den Hürriyet’in manfletine Oligarfli “ceza” da veriyor, “ödül” de. M. Ali Birand’›n 4 Ekim tarihli Posta’daki yaz›s›, Kiraz Biçici’nin burjuvazinin övgüsüne mazhar oldu¤unu belgeliyor: fiöyle yaz›yor Birand: “Birileri polise sahip ç›kmal›... Geçenlerde, ‹HD ‹stanbul fiubesi Baflkanı Kiraz Biçici'nin son derece do¤ru bir çıkıflını okudum. Polisin haklarını savunuyor ve polislik mesle¤ini yapanların temel insan haklarının yeterince karflılanamadı¤ını açıklıyordu. Polis'imize artık birilerinin sahip çıkması gerekiyor. Özellikle 70-80'li yıllarda polis'i çok hırpaladık. Toplum ve medya sürekli elefltirdi. Ne fruko'lukları bırakıldı, ne hunharlıkları... Çok hata ettik.” Ayn› günkü Hürriyet’te ise, yine “örgüt adaleti“ manfletinin karfl›l›¤› olarak, Eren Keskin’in bir tecavüz olay›yla ilgili aç›klamas›, Hürriyet’te rastlanmayacak uzunlukta ve bütünüyle Eren Keskin’in
anlatt›¤› bak›fl aç›s›ndan çarp›tmas›z veriliyordu. Özkök, yine s›n›f bilinciyle flu mesaj› veriyordu Biçiciler’e; “örgüt adaleti” manfleti konusunda devrimcilere karfl› direnmeye devam edin. Biz yan›n›zday›z. Bak›n övüyoruz, haberlerinizi de yay›nl›yoruz... Özkökler’den baflka ödüller ve övgüler de alacaklard›r önümüzdeki günlerde. Bekleyin. Oligarfli, s›n›f bilinciyle davran›r. Düzene yanaflanlar›, flu veya bu biçimde kendilerine hizmet edenleri bir noktaya kadar ödüllendirmeyi ihmal etmez. Özellikle “sol”dan yap›lan hizmetleri, solun düzen içileflmesini teflvik için ödüllendirmekte hiç tereddüt etmez. ABD Büyükelçisi Abromowitz’i ‹HD Kongresi’ne ça¤›rarak at›lan ad›m sürdürülüyor. Amerika’yla, Avrupa’yla yanyana, omuz omuza insan haklar› savunuculu¤u, do¤al olarak Özkökler’le de yanyana olmak demektir. Dün burjuva medyan›n manfletleri sizi hedef gösteriyordu. Bugün o gazetenin sütunlar›ndan size övgüler diziliyor. Dürüst, ahlakl› bir demokrat, sadece bundan dolay› bile kendisinden flüphelenir!
Av. Hüdai BERBER:
“Aradan 18 gün geçtikten sonra haber yap›l›yor” Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde “örgüt adaleti” diyerek manflet yap›lan ve hedef gösterilen dört avukattan biri de Hüdai Berber’di. Hedef yap›lmalar›, hedef yap›lmalar›na ortak olan çeflitli kurumlar›n tav›rlar› üzerine Av. Hüdai Berber’in anlatt›klar›n› yay›nl›yoruz: Ekmek ve Adalet: Bas›nda "Örgüt Adaleti", "Ölüm Mele¤i Avukatlar" bafll›kl› haberlerde sizin de aran›zda oldu¤unuz avukatlar›n adlar› geçti. Sizin aç›n›zdan nas›l geliflti? Av. Hüdai BERBER: fiimdi bu olayla ilgili bir aç›klama yapmadan önce benim orada neden oldu¤umu kendi ad›ma yan›tlamak istiyorum. Çünkü gerek Armutlu davas›nda, gerekse Armutlu’da ölüm oruçlar›n›n da¤›t›lmas›na kadar olan süreçte bilfiil bulunan birkaç avukattan biri de bendim. O operasyon oldu¤unda fienay Hano¤lu'nun evinin yak›lmas›ndan sonra eve ilk giren avukat bendim. Bu davada, dava dosyas›ndaki san›klara yönelik bir at›f da “evi yakmalar›”yla ilgili. Bir avukat olarak bugün sorumluluk bilinciyle o davada hem müdafilik, hem tan›kl›k yapmak amac›yla duruflmaya girdim. Duruflmaya girdi¤imde 14 tutuklu san›k vard›, Eylem Göktafl da oradayd›. Eylem Göktafl'tan daha önceden al›nm›fl bir vekaletim yok. O duruflmada da Eylem Göktafl'›n avukat› oldu¤uma dair bir beyan›m yok. Di¤er san›klar›n müdafi olarak orada savunmam› yapt›m. Ev yak›lmas› ile ilgili gördü¤üm bilgileri de duruflmada aktard›m. Olay buydu. Daha sonra hangi bas›ndan oldu¤unu bilmedi¤im bas›n mensuplar› duruflma aras›nda geldiler. Aynen sorduklar› fluydu; "Eylem Göktafl'› ölüm orucunu b›rakt›¤› için mi savunmad›n›z, b›rakt›n›z avukatl›¤›n›?" dedi. B›rakmam›n söz konusu olmad›¤›n›, avukatl›¤›n› yapmad›¤›m› belirttim. Olay baz›nda di¤er üç avukat meslektafl›m›z, yasalar›n ve meflruiyetin kendilerine tan›d›¤› yetkiyle istifa etmifllerdir, bana göre meflru zeminde bir istifad›r çünkü yasal gerekleri yerine getirmifltir meslektafllar›m, benim istifam›n olmamas› sald›r›n›n genelini, genel bak›fl› de¤ifltirmez. Sonuçta "onlar istifa etti ben etmedim" man-
t›¤›yla kendimi ay›rm›yorum di¤er üç meslektafl›mdan ama yasal gerçekli¤in ortaya konulmas› aç›s›ndan bunlar›n da bilinmesi gerekiyor.
“Devrimci demokrat avukatlara, gözda¤› verme hareketinin bafllang›c›d›r.” Bana göre buradaki sald›r›, özellikle 19 Aral›k'tan bu yana ve daha önceki süreçlerde cezaevlerine duyarl› devrimci demokrat avukatlara, tecrit koflullar›na karfl› tepkisini dile getiren avukatlara sald›r›n›n bir bafllang›c› olarak görüyorum. Di¤er üç meslektafl›m›n Halk›n Hukuk Bürosu'ndan olmas›, benim ba¤›ms›z bir bürodan olmam, bilhassa onlar›n HHB'den olmas›n› bir sald›r› için tek bafl›na yeter sebep olarak görmüyorum. Bu arkadafllar›m›z sürekli cezaevlerine duyarl›l›klar›n› süreç içerisinde sergilemifltir, hala da sergiliyorlar. Fakat onlar›n özelinde tüm Türkiye genelinde say›m›z bir elin parmaklar›yla gösterilebilecek devrimci demokrat avukatlara, tecrite karfl› duyarl› avukatlara gözda¤› verme, sindirme hareketinin bir bafllang›c›d›r. Bunun yans›mas›n› zaten bu haberlerden sonra da gördük, en son 27 Eylül 2003'teki mitingte, daha önce y›llard›r avukat kimli¤imizi gösterip üst aramas› olmadan girebildi¤imiz mitinglere al›nmamaya bafllad›k. Ve en son, yan›lm›yorsam geçen hafta yine bir meslektafl›m›z, Ambarlar'daki çat›flmayla ilgili polis taraf›ndan Adliye önünde tartakland›. Bu sald›r›lar yeni de¤il. Ama daha sistematik oldu¤unu düflünüyorum. Bizleri art›k flöyle istemiyor iktidar: F tiplerinde bizi istemiyor; "gitmeyeceksiniz" diyor. "Mitinglerde gözlemci olmayacaks›n›z" diyor. Dikkat edilirse buradaki sald›r›ya u¤rayan üç avukat›n özel bir misyonu var. Bir meslektafl›m›z ÇHD ‹stanbul fiubesi Baflkan›, bir meslektafl›m›z ÇHD Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi, ben de ÇHD ‹stanbul fiubesi Yönetim Kurulu Üyesiyim. Böyle yap›larak bizim kendi meslek örgütlenmelerimiz olan, demokratik kitle örgütlerimiz olan ÇHD'nin üzerinde durulmaya çal›fl›l›yor asl›nda. Sürece genel olarak böyle bak›yorum bu dava üzerinde. Bu haberin geliflim seyrinde görüyoruz ki, 5 Eylül'de biz duruflmaya giriyoruz ve bana geldikleri gibi, duruflma aras›nda, Behiç’le de gidip
Say› 81 29 12 Ekim 2003
konuflmufllar, “Eylem Göktafl'›n vekilli¤ini niye b›rakt›n›z” diye. O da kendi görüfllerini aç›klam›fl. Aradan 18 gün geçtikten sonra haber yap›l›yor. Ve ben bu haberin biraz önce aç›klad›¤›m nedenlerle bir komplo olarak bilinçli, siparifl üzerine yap›ld›¤›na inan›yorum.
“‹HD, 15 y›ll›k örgütüm de olsa flunu aç›kça görebiliyorum...”
Say› 81 30 12 Ekim 2003
Ekmek ve Adalet: Haberlerin yay›nlanmas›ndan sonra de¤iflik çevrelerin tepkileri nas›l oldu? Siz 15 y›ld›r ‹HD üyesisiniz; ‹HD'nin tavr› hakk›nda düflünceniz nedir? Av. Hüdai BERBER: fiu konuda tabii birkaç ayr›ma gitmek gerekiyor. Öncelikle bu komplo haberler, siparifl haberler yap›ld›ktan sonra bana en büyük deste¤i kendi meslek örgütüm olan ÇHD fiube Yönetimi’nden veya merkez yönetiminden gördüm. Ama ne yaz›k ki 15 y›ld›r, 1988 y›l›ndan beri üyesi oldu¤um ‹HD ‹stanbul fiubesi ve aktif de üyesi oldu¤um, y›llard›r Cumartesi Anneleri’nin avukatl›¤›, cezaevlerinde vb... birçok de¤iflik alanlarda ‹HD'nin hep beni gözlemci gönderdi¤i etkinlikler, Çanakkale katliam›, Diyarbak›r katliam›, Burdur, Bergama katliamlar›nda hep ‹HD'yi temsilen gittim. Ben bölgesinde ‹HD'yi temsilen bulunmufl bir avukat›m. ‹HD'nin aktif bir çal›flan›y›m. Ben de ‹HD'de bulundu¤um süreçte yüzlerce baflvuru ald›m. ‹flkence, tecavüz, gecekondu y›k›m›, akl›n›za gelebilecek her türlü hak ihlallerine karfl›, biz teamül olarak ‹HD'de tek baflvurucunun beyan›yla kendimizi ba¤l› tutmay›z. ‹HD teamülü bunu de¤iflik kaynaklardan do¤rulatarak herhangi bir baflka üçüncü flah›slarla isnat varsa, isnat edilen kiflilerle de görüflerek aç›klama yapar. ‹HD'nin teamülüdür bu. Ama burada çok ilginç, gelinen noktada 4 tane avukat hakk›nda siparifl bir haber var. Telefonla flube baflkan› Kiraz han›ma soruluyor. Birisi 15 y›ll›k üyesi ve aktif çal›flan›, di¤erleri devrimci demokrat avukatlar, bir tanesini aray›p “böyle bir iddia var ne diyorsunuz” deme gere¤i duymuyor. ‹lk bafllarda ben bunu çok safiyane bir biçimde cehalete ba¤lad›m, ama daha sonra di¤er ma¤dur meslektafllar›mla ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan›’na gitti¤imizde görüflmedeki tavr› gerçekten dehflet bir tav›rd›. Bu tav›r da aynen flu, "biz söyledi¤imizi her koflulda söyleriz". "Peki", dedik, "bir kere aray›p bu olay böyle mi oldu, bir de sizin görüfllerinizi alal›m demeniz gerekmez mi?" dedi¤imde, "hay›r, ben her fleyi her yerde söylerim". Mant›¤› bu oldu. Dehflet bir tav›rd›r. ‹HD tavr›na da s›¤an bir tav›r de¤ildir.
Fakat son dönemlerde görüyoruz ki maalesef ki toplumun kendi iç dinamiklerinden gelmesi gereken demokratikleflme mücadelesi yerine, Avrupa Birli¤i'nden gelecek demokratikleflmeden medet uman kesimler ne yaz›k ki ‹HD'de etkili olmaya bafllam›fl. ‹HD de, her ne kadar 15 y›ll›k örgütüm de olsa flunu aç›kça görebiliyorum; sanki AB’nin Türkiye konsoloslu¤u olmufl, onun burada eli, aya¤›, kolu olmufltur. Devrimci demokrat avukatlar›n ve insan haklar› savunucular›n›n özellikle gelene¤inde flu vard›r, bütün devletlerden, devlet organizasyonu olan NATO, AB ve buna benzer devletlerin oluflturdu¤u yap›lanmalardan uzak durmak gibi bir tercihi vard›r, bu bir zorunluluktur. O zaman ba¤›ms›z insan haklar› niteli¤ini kaybedersin. Ama gelinen nokta o ki, ‹HD, Kiraz Biçici AB'nin konsolosu gibi demokratikleflme umutlar›n› tek onlara ba¤lay›p kendince misyonlar yüklemifl ve bu süreçte muhalif görülen devrimci demokrat avukatlar› mahkum etme anlay›fl›na yönelmifltir Kiraz Biçici. Son tav›rlar› onu gösteriyor, yine yineliyorum, bafltaki tavr› ilk önce safiyane düflünüyordum. fiunu da belirtmek gerekir. Klasik bir öykü vard›r 2. Dünya Savafl›’nda yaflanan, profesörün öyküsüne benzer bir olay. Bu asl›nda bu dört avukat›n nezdinde, di¤er demokrat avukatlara yönelik bir sald›r› bafllang›c› demifltik söyleflinin bafl›nda. Yar›n onlara da gelecek bir sald›r›. Fakat devrimci demokrat avukatlardan da bir destek göremedik ne yaz›k ki bugüne kadar. fiunu aç›kça soruyorum, ‹zmir polisi Hürriyet'in yapt›¤› haberleri bildiri haline getirip kahvelerde, her yerde da¤›t›yor. Peki bu dört avukat›n ‹zmir'de veya Ankara'da can güvenli¤ini say›n Kiraz Biçici mi sa¤layacak? Yani “ben aç›klama yapt›m kimlerin nas›l yorumlad›¤›, kulland›¤› benim problemim de¤il” demek çözüyor mu? Baro da bu dört avukata soruflturma açt›. Kendi avukatlar›n›n can güvenli¤i yok, mesleklerini yerine getirmesi yok, engeller ç›kmayacak m›, do¤all›¤›nda ç›kacak. Bunun önlemini kim alacak, öncelikle say›n Kolcuo¤lu ve Biçici'nin ciddi bir hesap vermesi gerekti¤ine inan›yorum. Yeni bir sald›r› de¤il bu. Yani bu sald›r›lar›n da bugüne kadar gelmifl avukatlarda bir tutukluk ya da geri çekilmeye yol açaca¤›na inanm›yorum. Fakat devrimci demokrat avukatlar›n ‹HD gibi sözde muhalif kurumlar›n, meslek örgütümüzün duyars›zl›¤› veya bize karfl› f›rsat kollayanlara malzeme verircesine konuflmalar› tabii ki burukluk yaratt› hepimizde.
Ifl›l Özgentürk de ‘örgüt adaleti’ üzerine yazd›
ca manevralar›n›n aleti yapar, fark›nda bile olmazs›n›z. Siz tanr› de¤ilsiniz. Devrimcilerden de ö¤reneceksiniz. Sen önce yazd›¤›n gazeteni sorgula. Bak nas›l MGK savunucusu kesildi! ‹nfazlar›n, kay›plar›n sorumlusu olan bir kurumu nas›l da savunuyor ve nas›l da kontra haberler yap›yor. Nas›l kullan›yorlar gazeteni? Kullan›lmay› sorgulayamazs›n. Ya yazd›rmazlarsa, ya köfleni, iflini, düzen içinde kurdu¤un o statükonu elinden al›verirlerse! ‹flte dünyan›z bu kadar, ayd›n olman›z burada bitiyor, idealleriniz, duygular›n›z, duygusall›klar›n›z, ç›karlar›n›zla çat›flt›¤›nda, rafa kalk›yor; bunun için gerçek bir ayd›n olam›yorsunuz.
Hatırın Kalırdı! Hürriyet manflet atar da, baz› ayd›nlar durur mu? Ifl›l Özgentürk de yazm›fl Cumhuriyet’te. “Eylem'in foto¤rafına bakm›fl... Yuvarlak yüzlü, sıcacık, gözlerinin içi gülen gencecik bir kızm›fl... Tek suçu ölümü sevmemekmifl... ve flimdi örgüt mü deseymifl, avukatları mı deseymifl, onu dıfllıyorlarm›fl...” Can›n ne istiyorsa onu de, gazeten Cumhuriyet demifl, Hürriyet demifl, sen de söyle. Bir sen eksiktin, o da tamamlanm›fl olur... Hep birlikte koro halinde söyleyin: “örgüt adaleti... örgüt karar›n› uyguluyorlar...” 107 ölümün karfl›s›nda tafl kesilen yüreklerin bir hainin “savunmas›z kalmas›” karfl›s›nda gözyafllar› ak›tmas›ndaki sahtekarl›¤› görmüyor musun? Gözlerine kimler hangi perdeyi çekti? Görmüyor Ifl›l Özgentürk. Kendisine sadece burjuva medyan›n manfletlerinden gösterilenleri görmeye mahkum edilmifl çünkü. Ifl›l Özgentürk gibi ayd›nlar›n “g›das›n›” nereden ald›¤›n› ö¤rendik böylece. Art›k Ertu¤rul Özkök yönetiyor beyinlerini. Makulu, sa¤duyuyu, neye duyarl›l›k gösterip göstermeyeceklerini onun çizgilerinden ö¤reniyorlar. Eylem Göktafl adl› hainin suçu “ölümü sevmemesiymifl”; ötekiler, direnifli sürdürenler “ölümseverler” yani! Hangi kitaplardan çal›yorsunuz bu kavramlar›, bu düflünceleri? Filistin’de feda eylemi yapan avukat han›m da “ölümsever” de¤il mi? Ama tatillerini teknelerde geçiren Ifl›l Özgentürk ne anlas›n Filistin halk›n›? Nereden bilsin halini kendi halk›n›n. Özkökler’den ö¤renirler, halktan ö¤renmezler. O kadar çok konuflaca¤›na bir gün ç›k da direnen, hakk›n› isteyen birilerinin koluna gir. Gir de gör ne düflünüyor, ne istiyorlar? “Biz a¤z›m›za geleni söyleriz” bencilli¤i ve ukalal›¤› içinde yaflayan ayd›n›n ruh hali, burjuvazi hariç, iflkenceciler, infazc›lar hariç, muhalif herkese a¤z›na geleni söylüyor. Hep “karfl›” olmay› de¤il, “yan›nda” olmay› ö¤renin biraz da. Örgüt mü deseymifl... Sen de mi hukuk ulemas›s›n, bilmedi¤in konuda nas›l hüküm veriyorsun hemen? Bilmiyorsan izle. Özkökler’i izlersiniz ama, devrimcileri izlemezsiniz. Bu yüzden oligarfli sizi kolayca kand›r›r, kolay-
Can Dündar’dan B‹R BURJUVAYA METH‹YE! “Dr. Nejat F. Eczacıbaflı ölümünün 10. yıldönümünde bir belgesel ve kitapla anılıyor. Can Dündar tarafından hazırlanan 'Bir Yaflam ‹ksiri' adlı kitap ve belgesel, öncü ve baflarılı bir ifladamının, spor, sanat ve e¤itim gibi toplumsal sorumluluk alanlarında önemli katkılarda bulunmufl örnek bir aydının portresini çiziyor.” (6 Ekim 2003, Cumhuriyet) Can Dündar, “mümtaz ifladam›” Nejat Eczac›bafl›’n›n belgeselini yapm›fl. Üstelik bu belgeseli yaparken beyni de de¤iflmifl Dündar’›n: “Nejat Bey'in belgeseli bana bir ifladamının en büyük servetinin para olmadı¤ını, bu zenginli¤in ancak toplumla paylaflılırsa ve sosyal amaçlar u¤runa seferber edilirse bir anlam ifade edece¤ini ö¤retti...” Demek ki art›k baz› “solcu ayd›nlar›m›z” kapitalistlere methiye düzüyor. Can Dündar da “sosyalist” geçinenlerden. Demek bugüne kadar kapitalizmi, kapitalisti ö¤renememifl! Peki flimdi ne ö¤renmifl derseniz; bir ifladam›n›n (yani burjuvan›n) en büyük servetinin para olmad›¤›n› ö¤renmifl! Baz› burjuvalar›n zenginli¤ini toplumla paylaflt›¤›n› ö¤renmifl! Ona göre do¤rudur tabii; o zenginli¤i Can Dündar’›n paylaflt›¤› kesin de, baflka kimlerle paylafl›ld›¤› meçhul! Kendi cebindeki fliflkinli¤e, tekelci burjuvalardan gelen övgülere bak›p kapitalizmi tarif ediyor Can Dündar. Yaz›k, ay›p. E¤er sosyalistli¤e de, ayd›n olmaya da biraz sayg›s› varsa, o s›fatlar› kullanmay› b›raks›n. “Kapitalizmin methiyecili¤i” de bir s›fat iflte. Onu kullans›n.
Say› 81 31 12 Ekim 2003
Temel Haklar’dan MGK Yönetmeli¤i Paneli:
MGK La¤vedilmelidir Halka karfl› savafl›n belgesi olan MGK Yönetmeli¤i, 5 Ekim günü Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nin düzenledi¤i panelin konusuydu. Elektirik Mühendisleri Odas›'nda yap›lan paneli Mehmet Göçebe yönetirken, konuflmac› olarak Mihri Belli, Selçuk Koza¤açl›, Celal Befliktepe, Necdet Okcan, Hasan Biber ve Yücel Sayman kat›ld›.
Say› 81 32 12 Ekim 2003
‹lk olarak söz alan Mihri Belli, "MGK'n›n onay› olmadan hükümetin karar alamayaca¤›n›“ belirtirken, ÇHD yönetiminden Selçuk Koza¤açl› da, yönetmeli¤in maddelerini hukuki aç›dan de¤erlendirdi ve psikolojik harekatta medyan›n kullan›l›fl›na en son örnek olarak Hürriyet'in "örgüt adaleti" manfletini verdi. ‹HD ve baronun nas›l kullan›ld›¤›n› anlatan Koza¤açl›, MGK'n›n yasad›fl› oldu¤unu ve la¤vedilmesi gerekti¤ini söyledi. TMMOB ad›na konuflan Celal Befliktepe, kendisinin milletvekili aday› oldu¤u s›rada yaflad›klar›n›n yönetmeli¤in uygulamalar› oldu¤unu anlat›rken, D‹SK ad›na panele kat›lan Av. Necdet Okcan, sendikalar üzerindeki bask›lara de¤indi. Daha sonra Temel Haklar ad›na söz alan Hasan Biber, yönetmeli¤in halka karfl› kullan›l›fl›n› anlatt›ktan sonra, solu, DKÖ’leri nas›l etkiledi¤ine yer verdi konuflmas›nda. Son olarak konuflan, Yücel Sayman ise, konuflmas›nda hak ve özgürlükler alan›nda yaflanan sorunlar› anlatt› ve bu sorunlar›n sistem sorunu oldu¤unu ifade etti. 120 kiflinin kat›ld›¤› panel, dinleyicilerin sorular›yla son buldu.
Dersim’de Köylere Bask›n 30 Eylül, sabaha karfl› Pertek’e ba¤l› Çelexne, Hozat'›n Barg›ni ve Akp›nar köyleri yaklafl›k yüzlerce jandarman›n bask›n›na u¤rad›. Saat 04.00 s›ralar›nda Çelexne Köyü’nü basarak evlere giren jandarma, “ihbar var” diyerek köylüler üzerinde terör estirdi. “Teröristler hangi evde” yalan›yla bask› uygulayan jandarma komutan›n, rütbesini gizlemeye çal›flt›¤› köylüler taraf›ndan belirtilirken, halk, “sizin anan›z› belleyece¤iz...” denilerek tehdit edildi. Gün do¤mas›yla birlikte oligarflinin terörü arazide odun toplayan köylülere yöneldi. Sivil giyimli çelik yelekli özel timciler, arazide k›fll›k odununu toplamaya çal›flan Barginli köylülerinin kimliklerine el koyarak, hiçbir gerekçe göster-
meden al›p götürdüler, silah do¤rultup arama yapt›lar. Muhabirimize olaylar› anlatan köylüler, "Biz y›llard›r askerlerin neler yapt›¤›n› gördük. Çocuklar›m›z› götürüp kaybedebilirler. Orac›kta bunlar terörist diye vurabilirler. Devlet OHAL kalkt› diyor. Sabah, akflam asker köyleri gözetliyor. Gece köylerin etraf›nda hiç eksik olmuyor. ‹fle gidemez, tuvalete ç›kamaz olduk. OHAL kalkt›ysa peki bu ne hal?” fleklinde konufltular. Dersim'de, OHAL uygulamalar› bununla s›n›rl› de¤il. Daha önce yaylaya ç›kanlardan istenen ‘çoban kimli¤i’nin flimdi hayvanc›l›k yapan herkesten istenece¤i belirtiliyor. Nitekim ilk uygulamas› Hozat'a ba¤l› Alt›n Köyü oldu. Kimlik karfl›l›¤› bir traktör odun istenmesi ise malum; rüflvet!
Türbana Özgürlük Yok, Tutuklama Var Malatya'da türban yasa¤›n› protesto ettikleri için haklar›nda dava aç›lan Nurulhak ve Nurcihan Kaya kardefllere verilen hapis cezas› onayland›. Karar›n onaylanmas›n›n ard›ndan 7 Ekim günü Bak›rköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne konan kardefllere destek için hapishane önüne gelen Baflörtüsüne Özgürlük Giriflimi Grubu, MazlumDer, Özgür-Der, Ak-Der, E¤itim-Bir-Sen temsilcileri, “iki kardeflin haks›z yere tutukland›¤›n›” belirtirken, Baflörtüsüne Özgürlük Giriflimi Sözcüsü Sibel Cantemir, "U¤radıkları haksızlıkları anlatmak için çalıflan iki kiflinin cezaevine atılmasına sessiz kalmak Türkiye'nin büyük bir ayıbıdır" dedi. Kardefller, hapishaneye türküler eflli¤inde gönderildi.
Katleden bu düzen Esenler ‹brahim Turhan Lisesi ö¤rencisi Öznur Alkan geçti¤imiz hafta, bir inflaatta ölü olarak bulundu. Öznur'u vuran arkadafl› ise daha sonra intihar etti. Son zamanlarda benzerlerine rastland›¤›n› belirten Esenler Temel Haklar, “Gençlerimiz ya uyuflturucu komas›ndan ölüyor ya çeteler taraf›ndan öldürülüyor ya da ‹brahim Demircan gibi sokak ortas›nda polis taraf›ndan vuruluyor.” diye belirterek, “Öznur'lar komflumuzun k›z›, okul arkadafl›m›z, bizim k›z›m›z... Bu sorun hepimizin. Öznurlar’›, ‹brahimler’i yaratan, pisli¤i üreten, gençlerimizi çürüten bu düzendir, emperyalizmdir. Ancak kendi özgücümüzle, dayan›flmam›zla, örgütlü mücadelemizle çözüm bulabiliriz.” dedi.
Suriye’ye Sald›r›, ABD Sald›r›s›d›r
A
merika’n›n “önleyici vurufl” ad›n› verdi¤i emperyalist sald›rganl›k doktrini, katliamc› ‹srail’in elinde Ortado¤u halklar›na karfl› kullan›l›yor.
S A
uriye sald›r›s›, Amerikan imparatorlu¤u’nun nas›l bir dünya düzeni yaratmak istedi¤inin bir örne¤idir.
rap halklar› ABD-‹srail-‹ngiltere sald›rganl›k ittifak›na karfl› birleflmedikçe, direnen Filistin ve Irak halklar›n›n yan›nda daha aç›k yer almad›kça, sald›r› baflka ülkelere de yönelecektir. Hayfa’da gerçeklefltirilen ‘flehitlik eylemi’nin ard›ndan, ‹srail Batı fieria ve Gazze'de hava sald›r›lar› düzenlerken, bu kez sald›r›lar Filistin s›n›rlar›n›n d›fl›na taflt›. 5 Ekim günü, ‹srail uçakları, Suriye'de ‹slami Cihad örgütüne ait oldu¤unu belirtti¤i ve fiam’a çok yak›n bir mesafede bulunan bir mülteci kamp›n› hedef ald›. Sözkonusu tesislerin, ‹slami Cihad’a ait olmad›¤› ortaya ç›karken, Filistin Halk Kurtulufl Cephesi-Genel Komutanl›k taraf›ndan geçmiflte kullan›ld›¤› ve flu anda terkedilmifl tesisler oldu¤u belirtildi. Sürekli olmamak kayd›yla, sivil Filistinli mültecilerin bar›nd›¤› ortaya ç›kan tesislerde iki FHKC-GK güvenlik görevlisi hafif yaraland›. ‹slami Cihad da, “Filistin d›fl›nda hiçbir kamp›m›z yoktur” aç›klamas› yapt›. Suriye’nin bu sald›rganl›k politikas›na tek bafl›na cevap verme gücü bulunmad›¤› aç›k. Aç›k olan bir baflka nokta da, s›ran›n öteki Arap ülkelerine de gelece¤idir. ‹flbirlikçi Arap rejimleri bu noktada tam bir ç›kmaz içinde, kendi halklar› ile de karfl› karfl›yad›r. Bütün Ortado¤u ülkelerinin tek ç›k›fl yolu, emperyalist-siyonist ittifak›n karfl›s›nda birleflmek, Filistin direniflinin aç›ktan yan›nda yer
almakt›r. Kaypak politika, Amerikan iflbirlikçili¤i onlar› “s›radan” ç›karmayacakt›r. Amerikan imparatorlu¤unun Ortado¤u politikas›nda hedef olan 22 ülke tercihini bu noktada yapmak durumunda.
Terörist Sald›r›ya ABD ve ‹ngiltere’den Destek Bütün uluslararas› hukuk kurallar›n› hiçe sayarak, “Suriye teröre destek oluyor” demagojisi ile yap›lan sald›r›n›n ard›ndan Lübnan s›n›r›nda da k›sa süreli bir çat›flma yaflan›rken, Filistin d›fl›ndaki mülteci kamplar›nda bulunan Filistinli örgütler, direnifle haz›rl›k için mevziler haz›rlamaya bafllad›lar. ‹srail sald›r›s›na destek Amerika’dan geldi. Amerika, önce “‹srail’in kendini savunmaya hakk› oldu¤u”nu aç›klad›, ard›ndan da Suriye taraf›ndan BM’ye getirilen ve ‹srail’in k›nanmas›n› içeren karar tasar›s›n›n görüflülmesini engelledi. Sald›rgan›n yüzünü daha da aç›k eden bu engellemenin ard›ndan, yeni bir karar tasar›s› haz›rlan›yor. Ancak koflulu var; Amerika taraf›ndan kabul edilebilir olmal› bu tasar›. Yani? Yani Suriye suçlu oldu¤unu kabul etmeli, Filistin direnifli k›nanmal› vb...
Say› 81 33 12 Ekim 2003
‹srail’e bir baflka destek ise ‹ngiltere’den geldi. fiehitlik eylemini k›nayan ‹ngiltere, ‹srail’in Suriye’ye sald›rmas›n› k›namad› ve sadece “sa¤duyu” ça¤r›s› ile yetindi. Bu da teröre Avrupa
Duvar ‹srail’i koruyamaz
‹srail bir yandan yerleflim birimlerini geniflletirken, öte yandan, flu ana kadar Filistin topraklarının yüzde 60'dan fazlasını gasp eden “Güvenlik Duvar›” h›zla yükseliyor. Gazze'de toplanan binlerce Filistinli, topraklarını bölen ve Batı fieria'nın bir bölümünü gaspeden duvarı protesto etti. 10 bin kiflinin kat›ld›¤› eylemde, ‹srail ile ABD protesto edildi. ‹srail'in “Güvenlik Duvar›” ad›n› verdi¤i duvar›n, ‹srail’i koruyamayaca¤›n› aç›klayan Hamas ise, yay›nlad›¤› bildiride flöyle dedi: "HAMAS bu duvarın siyonist toplulu¤u korumayaca¤ı ve direniflin darbelerini engellemeyece¤i görüflündedir. Bir gün bu duvar tamamen çökecek."
‹srailli kahraman 27 pilot
Türkiye’nin kahraman subaylar› olmayacak m›?
Say› 81 34 12 Ekim 2003
‹srailli 27 pilotun, bundan sonra Filistin halk›n›n ölümüne neden olan “ahlaksız ve yasadıflı emirleri” yerine getirmeyi reddedeceklerini aç›klad›klar›n› geçen haftaki say›m›zda yazm›flt›k. Açıklama bir general, 2 albay, 9 yarbay, 8 binbaflı ve 7 yüzbaflı tarafından hep birlikte imzalandı. ‹srail iflgalini de elefltiren ve bunun ‹srail’i de çürüttü¤ünü belirten pilotlar›n, içinde bulunduklar› koflullar ve ç›k›fllar›n›n siyasi, ahlaki anlam› düflünüldü¤ünde kahraman olarak de¤erlendirilmeleri hiç de yanl›fl de¤ildir. Siyonist ordu, belki de bugüne kadar bombalad›klar› evler, katlettikleri insanlar karfl›l›¤›nda “kahraman” payesi vermiflti onlara. Ama onlar, bu kahramanl›¤› reddettiler. Ç›k›fllar›n› kavramak için, genel olarak ordular›n nas›l e¤itildi¤ini, emir komutan›n nas›l iflledi¤ini hat›rlamal›y›z. Hele bu ‹srail ordusuysa... Bir ‹srailli’nin anlat›m› ile, ‹srailli pilotlar, “her zaman haklı olduklarına, karflılarındakilerin afla¤ılık katiller olduklarına inandırılarak yetifltirildiler. Komutanların asla hata yapmayaca¤ına, emrin emir oldu¤una ve emirlerin nedeni-niçini olmadı¤ına, profesyonelli¤in en yüksek mertebe oldu¤una, sorunların Hava Kuvvteleri içinde çözülmek zorunda oldu¤una, iktidarın yetkisinin sorgulanmayaca¤ına inandırılarak yetifltirildiler.” Sad›k bir siyonist olduklar›ndan emin olunarak seçilen bu pilotlar, flimdi ahlaki bir durufl sergileyerek, ‹srail’in yasad›fl›, ahlaks›z suikast politikas›n› ve iflgali tüm dünyaya teflhir ettiler. Tam bir linç kampanyas› bafllat›ld›, dün kahramanken, bugün hain ilan ediliverdiler. Ordunun en seçkin unsurlar›n›n bu hareketinin yay›lan bir isyana dönüflmesinden panikleyen fiaron iktidar›, medya, muhalefetteki (ve sözde iflgale karfl› ç›kan) ‹flçi Partisi dahil, Filistin halk›n›n katledilmesini savunanlar sald›r›ya geçti.
Türkiye’de ç›kmayacak m›? Evet, bu onurlu ç›k›fla bakarak, “TSK’da onurlu, namuslu, kahraman subaylar var m›?” diye sorman›n tam zaman›. Y›llarca Kürt halk›n›n bafl›na bombalar ya¤d›ran, köyleri yakan, y›kan, devrimcileri katleden, kaybeden, iflkence yapan katliamc›l›k politikas›na bayrak açacak; “Biz Amerika’n›n kiral›k askeri olmayaca¤›z, Irak’a gitmeyece¤iz” diyecek; “Biz kendi halk›m›za düflman bir orduya hizmet etmeyece¤iz” diyecek onurlu, vatansever askerler var m›?
tarz› destekti.
‘Bush Doktrini’ fiaron’un Elinde Amerika’n›n “önleyici vurufl” olarak nitelenen ve meflru savunma-misilleme gibi kabul görmüfl haklar› bir yana b›rakarak, kendince “teröre destek veren ülke” ya da “Amerikan güvenli¤i için tehlikeli” ilan etti¤i ülkelere sald›rmay› öngören doktrin hat›rlanacakt›r. Amerikan imparatorlu¤unun resmi olarak ilan edildi¤i belgede ifade edilen doktrin flimdi fiaron’un elinde. Sald›r›ya ABD ve ‹ngiltere d›fl›nda bütün ülkeler tepki göstermesine karfl›n, fiaron, Suriye’yi, “fiam’da üslenen teröristlere karfl› harekete geçmezse, yeni sald›r›lara maruz kalaca¤›n›” söyleyerek tehdide devam etti. Amerikan deste¤i yetiyor fiaron için. Amerikan deste¤ini ald›ysan, her türlü hukuksuzlu¤u yaflama geçirebilir, ülkelere sald›rabilir, halklar› katledebilir, iflgaller gerçeklefltirebilirsin. Emperyalizmin yaratmak istedi¤i dünya düzenidir bu. ‹srail, saldırısının “savunma amaçlı oldu¤unu” mu söylüyor, gerisi önemli de¤il. BM karar alacakm›fl, k›nayacakm›fl, bu da önemli de¤il. Irak iflgali BM’ye ra¤men gerçeklefltirildi. ‹srail de onlarca BM karar›n› hiçe sayarak iflgal ve terörü sürdürüyor. Nazilerin baflvurdu¤u yöntemler tüm dünyan›n gözleri önünde, “terörü önleme” demagojisiyle yaflama geçiriliyor.
Bombalar ‹srail’den Mesaj Amerika’dan Suriye sald›r›s›, Amerika’n›n bilgi ve onay› ile gerçekleflmifltir. Irak’tan sonra Amerika’n›n hedefinin Suriye ve ‹ran oldu¤u aç›k olarak dile getirilmiflti. ‹flgalin hemen ard›ndan Suriye aç›k olarak tehdit edildi, “Saddam’›n sonundan ders al” denildi. Suriye siyasi ve ekonomik yapt›r›mlara boyun e¤erek kap›lar›n› emperyalist tekellerin ya¤mas›na açt›. Ancak bu yeterli de¤ildi Amerikan imparatorlu¤u için. Suriye henüz dize getirilmifl de¤ildi. Bu kez ‹srail uçaklar› ile verildi mesaj. Bush’un, “ya bizden yanas›n ya terörden” tehdidi, bu olay nezdinde ABD’nin BM temsilcisi John Negroponte flöyle ifade ediyor; “ABD, Suriye'nin, terörle savaflta yanlıfl safta yer aldı¤ına inanıyor.” Öyleyse vurulmas› hak! Daha düz ifade edersek, Amerikan imparatorlu¤unun yan›nda yer almayan bütün ülkeler, örgütler, kifliler, kurumlar Amerika’n›n hedefi.
Bu aç›klama, “sald›r›n›n sahibi benim”in itiraf›d›r ayn› zamanda. Sen benim Ortado¤u politikalar›ma uyum sa¤lam›yor musun; iflte böyle bombalar›m. Daha bin türlü belalar açar›m bafl›na. Söylenen bu. Beyaz Saray’›n yay›n organ› gibi çal›flan Washington Post, bunu daha aç›k olarak ifade etti: “‹srail saldırısı, Bush yönetiminin Suriye’ye aylardır verdi¤i ‘terör örgütlerini desteklemekten vazgeç’ mesajını vurguladı.” Amerika ve ‹srail’in “terör” dedi¤i, Filistin halk›n›n tüm dünya halklar› taraf›ndan hakl›l›¤› ve meflrulu¤u tan›nm›fl direnifli. Suriye direniflin karfl›s›nda yer almad›¤› için cezaland›r›l›yor. Peki AKP iktidar› ne yap›yor Filistin direnifli karfl›s›nda? Onun saf› aç›k olarak belli. Bölge halklar›na karfl› ABD-‹srail-Türkiye ittifak› yeni anlaflmalarla geliflmeye devam ediyor. ‹srail Filistin halk›n› katlettikçe, AKP’nin eli ‹srail’in kanl› ellerine uzan›yor.
‹srail Yak›p Y›k›yor AKP Hükümeti, ‹srail’in Elini S›k›yor ‹srail Enerji ve Altyapı Bakanı Joseph Paritzky, “Türkiye ile Manavgat Suyu’nun alınması konusunda fiyat, miktar ve sürede anlaflma sa¤ladıklarını” belirterek, önümüzdeki günlerde imzalar›n at›laca¤›n› aç›klad›. Bir yanda topraklar› iflgal edilen, evleri y›k›lan, ambargo ile açl›¤a, susuzlu¤a mahkum edilen Filistin halk› öte yanda AKP’nin dostu ‹srail. Din tüccarlar›n›n dilinden “Filistin davas›”n›n düflmedi¤i günler eski de¤ildir. Bugün konuflsalar yine “kardefl Filistin halk›...” diye bafllarlar. ‹srail ile askeri, siyasi, ekonomik tüm alanlarda yap›lan her anlaflma Filistin halk›n›n kan›n›n dökülmesine ortak olmaktan baflka hiçbir anlam tafl›maz. AKP’nin kanl› eli, ‹srail’in kanl› eliyle yak›flt›. Hayfa'da ‹slami
EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır
“Biyolojik Silah” Yalanlar› Dizisi
Hedef: Küba ABD'nin Latin Amerika'dan sorumlu Dıfliflleri Bakan Yardımcısı Roger Noriega, ABD Senatosu'ndaki Dıfl ‹liflkiler Komisyonu'nun Küba konulu oturumunda, “Biz Küba'nın en azından sınırlı, gelifltirilme safhasında, saldırı amaçlı biyolojik silah arafltırması yaptı¤ına ve bu silahları gelifltirme yönünde faaliyet gösterdi¤ine inanıyoruz” dedi. Buyurun size bir “biyolojik silah” yalan› daha. Üstelik Irak’a iliflkin söylenen bütün “biyolojik silah” sözlerinin yalan, bütün sunulan kan›tlar›n sahtekarl›k ürünü oldu¤u daha yeni ortaya ç›km›flken söyleniyor bunlar. Emperyalizm halklara karfl› pervas›zd›r. Birçok kez görüldü; bu yalanlar, halklar›n inanaca¤› umularak söylenmiyor. Birincisi, medyas›yla aptallaflt›rd›¤› kendi halk› için söylüyor bu yalanlar›. ‹kincisi ise, öteki emperyalist ülkelerle gerekti¤inde Küba üzerinde pazarl›k yapma ortam›n› yaratabilmek için. Oligarfli, Tayyip iktidar› iflte bu ideolojinin propagandas›n› yap›yor her gün. Gençlerimizi bunlar›n ideolojisi ile yetifltirmek istiyorlar. Hapishanelerde direnenlerin bu ideoloji ile ›slah etmeyi planl›yorlar. Hukuk, yasa, kural dinlemeyen, yalan üzerine kurulu, halklar›n kan›n› ak›tan emperyalist ideolojiyi “ça¤dafll›k, medeniyet” diye sunuyorlar. Önlerindeki tek engel direnenler. Halklar› özgürlefltirecek, onurlu bir yaflam›, sosyalizmi savunanlar. Küba bu nedenle “küçük bir ada” de¤il emperyalizm için. Amerika aç›s›ndan askeri bir tehdit olmad›¤›n› da çok iyi bilir emperyalistler. Ama en büyük tehlike, Küba’n›n dimdik ayakta durufluyla halklara moral, coflku vermesi, onurlu insanlar ülkesi olmas›. Küba’ya karfl› ABD ve Avrupa eksenli bütün yalan propagandalar, sald›r›lar bu yüzden. Dünya üzerinde sosyalist tek ülke kalmas›n istiyor emperyalistler. Ama yan›l›yorlar. Halklar, onlarca Küba yaratacakt›r. Emperyalizmin haydutlu¤u, zulmü hiç merak etmeyin kal›c› de¤ildir. Halklar, onu tarihin mezar›na gönderecek güce sahiptir. Pratik uygulamalar›n›n tümünü yokedebilir, ama sosyalizmin, halklar›n kurtulufl umudu olarak yeniden yükselmesini engelleyemeyecektir.
Tehdit ve yapt›r›m hukuksuzluk için ABD, kendisiyle UCM konusunda ikili anlaflma yapmayan ülkelere karflı askeri yardımın kesilmesi uygulaması bafllatıyor. Rüflvetle, tehditle onlarca iflbirlikçi ülkeye yapt›r›ld› bu anlaflma. Aç›k olarak, “ABD askerleri her yerde suç iflleyebilir, kimse onlar› yarg›layamaz” güvencesi sa¤layan anlaflma, burjuva anlamda bile bir hukuksuzluk belgesidir. “Benim askeri, ekonomik gücüm var, ben hukuk-mukuk dinlemem” diyor Amerikan imparatorlu¤u.
Say› 81 35 12 Ekim 2003
Feda eylemcisi bir avukat ve
Savafl ve Direnifl Gerçe¤i Hayfa'da ‹slami Cihad taraf›ndan üstlenilen ‘flehitlik eylemi’ni gerçeklefltiren Filistinli’nin, Cenin kentinde bir stajyer avukat olan 29 yaflındaki Hanadi Caradat oldu¤u aç›kland›. Hanadi’nin, Filistin gerçekli¤i ile bütünleflen yaflam›, feda eylemcilerinin nas›l ortaya ç›kt›¤›n›, fliddeti yaratan›n kim oldu¤unu aç›k olarak gözler önüne seriyor. Önce, ‹intifada’n›n 6. kad›n feda eylemcisi Hanadi’nin yaflam›na bakal›m:
Say› 81 36 12 Ekim 2003
1975’te Cenin’de dünyaya gelen Hanadi, hukuk fakültesini Ürdün’de bitirdi. ‹srail askerleri Cenin’de kardefli Fadi ve amcas›n›n o¤lu Salih’i gözlerinin önünde, ayn› evin içinde kurflunlad›. Bu O’nun gördü¤ü ilk vahflet, yaflad›¤› ilk ac› de¤ildi. Sülalesinden tam 22 kifli ‹srail taraf›ndan de¤iflik zamanlarda katledilmiflti. Halk› ise her gün katlediliyor, topraklar›n› iflgalcinin tank paletleri çi¤nedikçe, yüre¤i eziliyor, öfkesi büyüyordu. ‹srail “misillime” ad›n› verdi¤i terörüyle Hannadi’nin evini y›kt›. Ayn› saatlerde Tulkarim’de de biri 9 yaflındaki Muhammed Bararmeh olmak üzere iki Filistinliyi katletti. Yeni Hannadiler’in tohumunu att› evin y›k›k temeline. Yeni feda eylemcilerine ça¤r› oldu yerde yatan Bararmeh’in küçük bedeni. “Uluslararas› hukuk” sustu, seyretti! Hak gördü ‹srail terörünü.
Güçlü Kiflili¤i Olanlar Kendini Feda Edebilir K›z›n›n eylemi gerekçe gösterilerek evi y›k›lan anne Umm Fadi, ne burjuvazinin görmek istedi¤i gibi k›z›n› suçluyor, ne
de tükenmifl bir anne görüntüsü veriyordu. Elbette yan›yordu yüre¤i. Patlamay› duydu¤unda k›z› oldu¤unu bilmese de, ad› baflka k›zlar›ndan o¤ullar›ndan biri olduunu bilerek de yanm›flt›. Ama bafl› dikti: “Kızımla gurur duyuyorum çünkü erkek kardeflini öldürenleri öldürdü. Onlar her gün bizi öldürüyor ve evlerimizi yıkıyor.” Baba Taysir Caradat da, "Onun yaptı¤ıyla gurur duyuyorum. Çok güçlü bir kiflili¤i vardı.” diye kat›l›yor ona. Kız kardefli Fadiye ise Arap televiziyonlarına, ablasının saldırı öncesi son gecesini tüm aile efradıyla birlikte sohbet ederek, flakalaflarak geçirdi¤ini, çok mutlu göründü¤ünü söyledi ve ekledi: "Bana böyle bir kız kardefli nasib eden Allah'a hamdolsun. Baflımızı dik tuttu". Evet, ancak güçlü bir kiflili¤e sahip olanlar yapabilirdi feda eylemini. Burjuvazi y›llard›r tam tersine bir izlenim yaratabilmek için terör demagojisini ifllese de güçlü insanlar, güçlü direnifller yaratarak direnme umudu olmaya devam ediyorlar.
Onlar Da M› ‘Ölü Sevici’ Filistin gerçe¤ini, feda eylemlerini yaratan koflullar› kavrayamayan, halklar›n her koflulda zulme, iflgale karfl› direnme haklar› oldu¤unu, bu haklar›ndan hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini kabul etmeyen kimse anlayamaz Hanadiler’i. Beyni burjuva propagandalarla doldurulmufl, soyut bir “yaflam kutsald›r” edebiyat› tutturmufl gidenler ne düflündüler dersiniz bu eylem karfl›s›nda? Hanadi’nin bofluna öldü¤ünü, sivillere zarar verdi¤ini, kendi-
sine yaz›k etti¤ini, kiflisel intikam peflinde oldu¤unu... Feda eylemlerinin ahlaki, politik temellerini kavrayamayanlar için kendini avutma düflünceleridir bunlar. Ve yaflam›n gerçekli¤ine çarp›p döner. Bu düflüncelerin varaca¤› yer, bütün bir Filistin halk›n›n “ç›ld›rm›fl” olmas›d›r. Türkiye halk›n›n gelece¤i devrim umudu için, düflünceleri ve inançlar› için F tiplerinde direnenlere “ölü sevici” diyen mant›¤› düflünün; bu mant›¤a göre, Hannadi’nin ailesinden bafllayarak bütün Filistinliler “ölü sevici” olmal›!... Öyle ya, her gün ölüyorlar ama ölümüne direniyor, feda savaflç›s› genç evlatlar›yla gurur duyuyorlar. “Ülkemiz için flehit düfltü” diyorlar. Bir dava u¤runa ölebilmek, emperyalistler taraf›ndan beyinleri çal›nm›fl olanlar için çok uzak bir kavramd›r. En fazla “geri arap kültürü” der, iflin içinden ç›kar. Ama gerçe¤i hiçbir zaman aç›klayamaz.
Hanadiler ve Fuatlar... Genç bir avukatt› Hanadi. T›pk› Fuat Erdo¤an gibi. Fuatlar, Hanadiler düzenin sundu¤u nimetleri bir kenara iterek, halk›n›n haklar›, hukuku, gelece¤i için ölümü kucakl›yorlar. Bir de bu tablo karfl›s›nda, ülkemizde kendine “demokratilerici avukat” diyen ve Piflmanl›k Yasas›’n› savunan avukatlar› düflünün! Çok farkl› dünyalar, çok farkl› iki ahlak›n, hukuk anlay›fl›n›n yans›mas›. Fuatlar, Hanadiler halklar›n›n avukatlar›, peki piflmanl›¤› savunanlar, onlar kimin avukat›?
F‹L‹ST‹N'DE AVUKAT OLMAK Av. Güçlü SEV‹ML‹ Tarih 4 Ekim, günlerden cumartesiydi. ‹flgale karfl› yeni bir feda eylemi gerçeklefltirilmiflti. Filistin halk› y›llard›r iflgale karfl› topraklar›n› savunuyor. Tanklara tafl atan çocuklar, bayrak elinde ‹srail askerlerinin üzerine yürüyen yafll› teyzeler ve feda eylemcileri. Filistin topyekün iflgale direniyor, savafl›yor. 4 Ekim’deki eylem de süreklili¤i olan feda eylemlerinden biriydi belki de. Ancak bu eylemin önemli bir farkl›l›¤› vard›. Eylemi gerçeklefltirip hayat›n› kaybeden, 29 yafl›nda Filistinli bir bayan, Hanadi CARADAT't›. O’nu kendinden öncekilerden ay›ran özellik, stajyer avukat olmas›yd›. Evet, bir feda eylemcisi ve bir avukat. Hanadi’nin eylemi sonras›nda ‹srail gene sald›rd›. Hatta Suriye s›n›r› içerisindeki Filistin kamplar›n› bile vurdu. Feda eylemcisi CARADAT 12 Haziran 2003 tarihindeki ‹srail sald›r›s›nda kardefli Fadi CARADAT'› ve kuzeni Salih CARADAT'› kaybetmiflti. Hanadi sadece yak›nlar›n›n ölümüne de¤il, y›llard›r ‹srail sald›r›lar›na flahit olmufl ve maruz kalm›flt›. O, tüm Filistinliler gibi çocuklu¤undan beri iflgal alt›nda büyümüfl; ac›y›, ölümü ve adaletsizli¤i yaflam›flt›. Hanadi tüm bunlar›n ortas›ndaki bir avukatt›. Böylesi bir durum karfl›s›nda insan düflünüyor, Filistin'de avukat olmak nas›l bir fley? Ve akla tak›lan baflka sorular; avukat kimdir? Avukat yaflad›¤› toplumdan yal›t›lm›fl m›? Topyekün bir direnifl içerisinde avukat mevcut adaletsizli¤e karfl› neler yapabilir? Filistin'de avukat olmak; iflgal alt›ndaki topraklar, ‹srail tanklar›, uçaklar›, çocuk yaflta katledilen insanlar... Kimbilir nas›l bir fleydir Filistin'de avukat olmak. Bir avukat olarak en genel anlamdaki avukatl›¤› düflünüyorum; "...müvekkilimin tahliyesini talep
ediyorum, ...borcunuzu ödemezseniz haciz ifllemini uygular›m, ...flu itiraz dilekçesini yaz›p karar› kald›rmal›y›m..." Bir avukat›n a¤z›ndan düflmeyenler bunlar. Hukuk sisteminde yapabilece¤i ifllemler. Bir avukat›n hayata müdahalesi hep bu kapsamda düflünülür. Ne de olsa o avukatt›r, ifli hukuktur. O hep bu çerçevede kal›r ve kalmal›d›r. Peki ya Filistin'de avukat olan Hanadi? O Filistin gibi bir yerde hangi tutuklamaya itiraz etsin, kimin tahliyesini kimden talep etsin? Yoksa Avukat Hanadi ‹srail'in y›llard›r sürdürdü¤ü katliam politikas›na karfl› gerekli yerlere dilekçe mi yazs›n? Hay›r Hanadi yaflad›¤› ülkede halkla birlikte hareket etmifl ve adalet uygulam›flt›r. Filistin'de avukat olman›n anlam› da budur. Avukat yaflad›¤› toplumdan yal›t›lm›fl olmamal›d›r. Sadece ifli gere¤i yapaca¤› ifllemlerin içinde kaybolmamal›d›r. Belki de Hanadi örne¤i farkl› bir örnektir. Ancak onun ülkesi Filistin'dir. Biz de dünyan›n Türkiye'sindeyiz. Biz avukatlar›n hak ve özgürlükler mücadelesinde yapaca¤› çok fley var. Ço¤u zaman avukat›n belli klifleler içinde de¤erlendirildi¤i olmufltur. Ancak toplumun ileri kesimlerinden olan avukat›n demokrasi mücadelesinin bir unsuru oldu¤u gerçe¤i hiç unutulmamal›d›r. Sistemden kaynaklanan adaletsizliklerin hüküm sürdü¤ü bir ülkede avukat yaflananlara tepkisiz kalamaz. Meslektafl›m›z Hanadi'nin ülkesi iflgal alt›ndaki bir ülkedir, kendi iç dinamiklerinde adaletsizli¤in ve katliamlar›n hukuk mücadelesi ile alt edilebilece¤i bir ülke de¤ildir. Filistin halk› iflgale karfl› meflru haklar›n› kullanmaktad›r. Avukat Hanadi CARADAT da, halkla birlikte hareket etmifl ve adaletsizli¤e karfl› ç›km›flt›r.
Bulgaristan Bir Devrimciyi Faflizme Teslim Etti 25 Ekim gecesi Silistre’de gözalt›na al›nan Kemal Alev isimli devrimcinin Türkiye’ye teslim edilmesine iliflkin bir aç›klama yapan Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi Balkanlar Temsilcili¤i, devrimci düflmanl›¤›n›n Bulgaristan'a hiçbir fley kazand›rmayaca¤›n› belirterek, yak›nlar›na, ailesine dahi hiçbir haber verilmeden teslim edildi¤ini söyledi. Gözalt› sonras› Kemal Alev’i ald›¤›n› kabul edilmeyen Bulgar polisine, durumunu soranlar›n da, iade edilmekle tehdit edildi¤i belirtilen aç›klamada, polisin devrimcilere karfl› faflizmle iflbirli¤i içinde oldu¤u söylendi ve flöyle denildi: “Bulgar istihbarat›, bir y›ld›r, Kemal Alev'in Bulgar ve Türkiyeliler’den oluflan çevresindeki onlarca kifliye ajanl›k teklif etmifl, provokasyon ortamlar› haz›rlamaya çal›flm›flt›r. Daha önce de gözalt›na Kemal Alev'in sorgusuna kontrgerilla ve M‹T de girmifltir. Yasal ifllemler için Bulgar devletine verdi¤i resimler M‹T'e gönderilmifltir.” Bulgaristan’da her türlü kirli ifli yapan Türkiyeli mafyac›lar›n cirit att›¤›n›, Konsolosluk ajanlar›n›n aç›k faaliyet yürüttü¤ünü ve tüm bunlar›n hiçbir rahats›zl›k yaratmad›¤›n› elefltiren Cephe temsilcili¤i, bugünkü Bulgaristan’›n, faflizme ve emperyalizme karfl› mücadele tarihini inkar eden, emperyalizm karfl›s›nda e¤ilipbükülen Bulgaristan oldu¤unu söyledi ve iadenin de emperyalizmin ve oligarflinin gözüne girmek için oldu¤unu belirtti. Aç›klama, “Bulgaristan emperyalistlere ve Türkiye faflizmine de¤il kendi halk›na ve ezilen haklar›n dostlu¤una güvenmelidir” sözleriyle son buldu.
Say› 81 37 12 Ekim 2003
Irak Halk›, Amerikan-‹ngiliz Gücünün Sonunu Görecek
Say› 81 38 12 Ekim 2003
Direnifl Amerikan imparatorlu¤u cephesinde çat›flmalar› derinlefltirmeye devam ediyor. CIA’n›n kimyasal silah arama ekibinin hiçbir fley bulamad›¤›n› aç›klamas› ise krizi daha da büyüttü. Rice’nin “Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas›” komisyonunun bafl›na getirilmesi bu çat›flman›n ürünü ve baflar›s›zl›¤›n birkez daha itiraf›. Ama tek itiraf bu da de¤il. Irak'taki iflgalci kara kuvvetlerinin komutanı Korgeneral Ricardo Sanchez, direniflin daha ölümcül ve karmaflık bir hale geldi¤ini ve giderek daha örgütlü olmaya bafllad›¤›n› aç›klad›. Kendince sonucunu da ç›kard› buradan: “‹ttifak kayıplar vermeye hazır olmalı. Hâlâ savaflıyoruz.” Direnifl; a) yayılıyor b) fliddeti artıyor c) örgütleniyor. Söyledi¤i üç temel nokta. Rakamlar da veriyor Sanchez. Haftada ortalama 3-6 aras› ABD askeri ölüyor, 40’dan fazlas› yaralan›yor. Direniflin boyutunu, Almanya'daki ABD askeri hastanesinin sözcüsü ise flu bilgiyle aç›kl›yor: Irak'tan günde 40-44 yaralı gelmekte. Geldiler, iflgal ettiler ve ölmeye devam edecekler! ‹flgalcinin yan›nda yer alanlar da, Irakl›lar’›n
Önce Tarihlerini Unuttur! ‹flgal altındaki Irak'ta okullar açıldı. Ancak tarih ve co¤rafya kitaplar› olmayacak. Irakl› yetkililer, ABD’lilerin özellikle tarih kitaplar›n›n da¤›t›m›n› engellediklerini belirtiyorlar. Vatanseverli¤e dair bölge tarihinde ne varsa unutturmak istiyor emperyalistler. Sömürgelefltirdikleri bütün ülkelerde ayn› yola
dile getirdi¤i gibi ayn› akibeti paylaflmaktan kurtulamayacak. Direnifl örgütlerinin parçal›l›ktan giderek daha örgütlü hale gelmesi önümüzdeki günlerin iflgalciler için hiç de iyi olmayaca¤›n› gösteriyor. Irak Ulusal Kurtulufl Cephesi: “Birleflik direnifl komutas› oluflturduk” Irak Ulusal Kurtulufl Cephesi, yapt›¤› bir aç›klamayla direnifl güçlerinin birleflti¤ini duyurdu ve iflgalci komutan›n› bu yan›yla do¤rulad›. Felluce, Ba¤dat, Basra, Babil’in kuzeyi, Tikrit, Kerkük ve Erbil’in kuzeyinde etkin durumda olan on direnifl örgütü olarak bir araya gelip, birleflik bir direnifl komutas› oluflturduklar›n› aç›klayan Irak Ulusal Kurtulufl Cephesi, iflgale karfl› direnen Arap gönüllüleri ve Baas Partililer; ulusalc› güçlerin yer ald›¤› belirtilen direnifl örgütü iflgalcileri ve iflbirlikçilerini de uyard›lar. “Irak, ‹ngilizAmerikan gücünün sonunu görecektir” diyen direniflçiler, Irak’a asker göndermeye hazırlanan dünya ülkelerini de uyard› ve iflgalci muamelesi yapacaklar›n› söyledi. Son uyar› ise Irakl› iflbirlikçilereydi: “Ruhunu iflgalciye satan tüm vatan hainlerini cezalandırılacak.” baflvururlar. Tarihini unutan bir halk› teslim almak daha kolayd›r. 6 milyon ö¤renci okuyacak. Yeni nesiller bu bilinçten yoksun olmal› ki, kültürüyle, diliyle, yaflam tarz›yla Amerikanc›laflt›rmak kolay olsun. Arap milliyetçili¤inin önderlerinden Arap Baas Partisi kurucusu Miflel Aflak’›n Irak’taki mezar›n›n sökülmesi de bu tarihin unutturulmas› için.
4 Ekim: ABD’nin “istikrar›n sa¤land›¤›n›” aç›klad›¤› Kuzey Irak’›n Kerkük kentinde iflgalcilere yönelik üç ayr› sald›r› düzenlendi. Ba¤dat’taki sald›r›da bir iflgalci ölürken, biri yaraland›. Baflka bir yanki ise yüzerken bo¤uldu. Bakuba’da, Saddam lehine gösterilerde polisle halk çat›flt›. Necef’te, öldürülen fiii lider El Hakim’i anmak için toplanan 50 bin kifli ABD aleyhine sloganlar att›. 5 Ekim: ‹flgal güçleri, ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›n› isteyen eski Irak askerlerine atefl açt›, 1 Irakl› katledildi. ‹ngiliz askerlerinin gözaltına aldı¤ı 26 yaflındaki Baha Salim Mustafa iflkencede katledildi. O¤lunun yüzünün kanlar içinde oldu¤unu söyleyen baba Davud, iflkence izlerini de ayr›nt›l› anlatt›. ‹ngiliz askeri sözcüsü Baha’n›n gözalt›nda öldü¤ünü do¤rulad›. Bakuba’da ABD karargah›na havan topu sald›r›s› düzenlendi. Üsse 20 havan topu at›ld›, iflgalciler sald›r›ya tanklarla karfl›l›k verdi. 7 Ekim: ‹flbirlikçi geçici yönetimin D›fliflleri Bakanl›¤›’na sald›r› düzenlendi. Ba¤dat ve yak›nlar›ndaki iki ayr› sald›r›da 3 iflgalci öldürüldü. Geçici Konsey’i destekleyen I‹YDK bürosuna havan toplar› ile sald›r›da bir kifli öldü. 8 Ekim: Tikrit’de iflgalci güçlere roketatarlarla sald›r› düzenlendi. ABD kay›plar›n› gizleyerek, bir yaral› oldu¤unu aç›klad›. Ba¤dat’ta üniversite gençli¤i ilk kez iflgal karfl›t› kitlesel eylem gerçeklefltirdiler. 9 Ekim: Ba¤dat’ta, ABD iflgaline destek veren ‹spanya’n›n bir diplomat› öldürüldü. Ba¤dat’ta yoksul fiiiler’in yaflad›¤› Sadr semtindeki polis karakoluna yönelik eylemde 10 kifli öldü. Ba¤dat’›n kuzeydo¤usunda bir ABD askeri öldürüldü.
gençlik’den Gençlik Dernekleri Genel Kurullar› Samsun: 5 Ekim’de dernek binas›nda ilk genel kurulunu yapan Gençlik Derne¤i, mücadele kararl›l›¤›n› yineledi. Dilber Ayd›n’›n yapt›¤› aç›l›fl konuflmas›nda gençli¤in sorunlar›, emperyalizme ve iflbirlikçili¤e karfl› mücadele ele al›n›rken, gençlik derneklerinin federasyonlaflmas› karar› al›nd›. Seçimlerin ard›ndan müzik dinletisi ile kurul sona erdi.
Ankara: 4 Ekim’de yap›lan l. Ola¤an Genel Kurul, ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleflenler için sayg› duruflu ile bafllad›. Ankara Gençlik Derne¤i’nin bir y›ll›k faaliyet raporunun okunmas›n›n ard›ndan yeni yönetim seçilirken, ayn› amaçla faaliyet gösteren di¤er gençlik dernekleri ve federasyon kurmas› karar› al›nd›.
Sald›r›ya Tepkiler 1 Ekim meclisin aç›l›fl gününde Gençlik Birlik Koordinasyonu üyelerine yönelik polis sald›r›s› ve gözalt›lar, çeflitli Gençlik Dernekleri taraf›ndan yap›lan aç›klama ve eylemlerle protesto edildi. Adana Gençlik Derne¤i’nde yap›lan bas›n toplant›s›na, TAYAD, ‹HD, ESP, ‹flçi Mücadelesi ve Özgür Gençlik destek verdi. Aç›klamada "Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz", "‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son" dövizleri aç›ld›. Sakarya, Ayd›n, Mersin baflta olmak üzere onlarca Gençlik Derne¤i yapt›klar› aç›klamalarla sald›r›y› k›nad›lar.
Faflist Sald›r› Konya: Konya gençli¤i bir aç›klama yaparak, geçti¤imiz ay sonu faflistlerin 3 demokrat ö¤renciye polislerin gözü önünde sald›rd›¤›n› duyurdu. Sald›r›n›n bafl›n› ‹brahim Sar›kam›fl isimli bir faflistin çekti¤i belirtilirken, idare ve polis deste¤iyle yap›lan faflist örgütlenmeye dikkat çekildi.
Ayd›nl›k çetesi gelene¤i sürüyor
‹HBARCI ADKF 2 Ekim'de resmi aç›l›fl töreninde, ‹Ü Rektörü Kemal Alemdaro¤lu’nun, üniversitelerin ne kadar demokratik, bilimsel oldu¤u yalanlar›n› anlatt›¤› s›rada Gençlik Dernekli ö¤rencilerin "F T‹P‹ ÜN‹VERS‹TE ‹STEM‹YORUZ" yazan pankartlar›yla despot Alemdaro¤lu'nu ve YÖK'ü protesto etmesi ve yaka paça d›flar› at›lmalar›, Gençlik Birlik Koordinasyonu taraf›ndan yap›lan aç›klamayla protesto edilirken, gençli¤e sald›r› sürüyor.
Bu fienlik, Ö¤renci fienli¤i De¤ildir 4 Ekim günü ise, her sene geleneksel olarak ö¤rencilerin organize etti¤i aç›l›fl flenli¤ini bu sene Alemdaro¤lu ve flürekas› sabote etti. Önce flenli¤in kald›r›ld›¤› söylendi. Arkas›ndan rektörlük, Sosyal Araflt›rmalar Kulübü ile gizlice anlaflarak, flenlikte devrimci gençli¤in inisiyatifine engel olmaya çal›flt›. Bu klüpte TKP’li ö¤rencilerin faaliyet göstermesi ise, ayr›ca düflündürücü idi. Laik-fleriatç› oyununda yer alman›n ödülü olsa gerek... Bütün klüpler, bu oyunu protesto ederek, flenlik alan›na, üzerinde "Bu fienlik Ö¤renci fienli¤i De¤ildir" yaz›l› siyah pankart ast›lar.
ADKF Provokasyonu Bu s›rada, bu durumu f›rsat bilen ve provokasyon yaratmaya çal›flan ADKF (Atatürkçü Düflünce Kulüpleri Federasyonu) ad›ndaki kontra gücün valilik ve rektörlü¤e baflvurdu¤u ö¤renildi. “fienliklere kat›lacaklar›n›” belirten kontra ADKF’nin, “Güvenli¤imizi tehdit edici kaygılarımız var. fienlikler terör örgüt-
lerinin propagandası haline gelecek, örgüt etkinli¤ine dönüflecektir. Polisin güvenlik önlemi almasını istiyoruz.” fleklinde verdi¤i dilekçe polise de istedi¤i f›rsat› verdi.
Gaz Bombal› Sald›r› Geçti¤imiz y›l gençli¤e sald›ran ADKF’lilerin dilekçesinin gere¤i yerine getirilerek, rektörlük taraf›ndan okula ça¤r›lan polis, ana kap› önünde beklemekte olan ö¤rencileri içeri almamaya çal›flt›. ‹çerisi ve d›flar›s›yla binlerce ö¤renci sloganlarla direnifle geçti. Ana kap›n›n zincirlerinin k›r›lmas›yla “Bask›lar Bizi Y›ld›ramaz” sloganlar›yla ö¤renciler birleflirken, polis gençli¤e gaz bombalar› att›. Gençlik sald›r›ya tafllarla karfl›l›k verirken, saatlerce süren bekleyiflin ard›ndan, d›flar›dan gelen ö¤renciler de içeri al›nd›. Bu arada ihbarc› Ayd›nl›k art›¤› ADKF çetesinin, üniversite yönetimi taraf›ndan sald›r› bafllamadan önce, korumayla okul d›fl›na ç›kar›ld›klar› ö¤renildi. Tüm bu sald›r›lar› organize eden, yönlendiren Alemdaro¤lu'nun yalanlar›n›n birçok defa oldu¤u gibi bugün de en k›sa zamanda ortaya ç›kt›¤›n› belirten ‹stanbul Gençlik Dernekli ö¤renciler, olaylara iliflkin, “idare-polis iflbirli¤ine ve ADKF adl› çetenin okullar›m›zdaki provokasyonlar›na karfl› mücadelemize devam edece¤iz.” dediler.
Say› 81 39 12 Ekim 2003
Bask›lar AKP’nin Merkezi Karar›d›r AKP iktidar›n›n yüzündeki demokratiklik maskesi yerle yeksan olmufltur. Halk›n örgütlenmesine yönelik bask›lar, önceki iktidarlar döneminde nas›lsa, aynen sürdürülmektedir. Bir farkla ki, AKP büyük bir riyakarl›kla bir yandan da dilinden “demokratikleflme” sözünü düflürmemektedir. Halkta geçici yan›lg›lara neden olan bu ikiyüzlülü¤ün en büyük destekçisi ise, solun bir kesiminin de oldu¤u, AB’cilerdir. ‘AB’ye uyum yasalar›’ oyunu bahanesiyle AKP’ye destek verilmekte, hapishanelerden ç›kan 107 tabuttan tutun da, Anadolu’nun onlarca kentinde, büyük kentlerde devrimci, demokrat, ilerici, muhalif kesimlere yönelik bask›lar, bilerek ve isteyerek gözard› edilmektedir. Mevcut yasal düzenlemelerin, k›smi olarak örgütlenme, dernek kurma gibi konularda ortaya ç›kard›¤› yeni durum, fiili olarak yoksay›lmaktad›r.
DKÖ’lere bask›lar... Say› 81 40 12 Ekim 2003
MALATYA: 1 Ekim günü Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ile Gençlik Derne¤i ‘arama’ bahanesi ile bas›ld›. Dernek içerisinde tam bir terör estiren sivil polisler, araman›n hukuksuz bir flekilde yap›ld›¤›n› belirten dernek yöneticilerine, “gidin kime, nereye flikayet ediyorsunuz edin" dedi. Onlarca kitaba ve 8 adet CD’ye el konuldu. Bask›lar, derneklerin binalar›n›n sahibi Y›lmaz Erdem’in gözalt›na al›n›p, tehdit edilmesiyle sürdü. MERS‹N: Gençlik Derne¤i, 1 Ekim’de polis taraf›ndan kap› zorlanarak bas›ld›. Dernek baflkan›n›n kimlik/belge sormas›na "siz bask›n görmemiflsiniz" fleklinde cevap verildi. 6 Ekim günü ise dernek, valilik ve emniyet müdürünün emriyle “evrak ibraz etmeme” gerekçesiyle 10 gün kap›t›ld›, yöneticilere 347'fler milyon ceza verildi. ISPARTA: Gençlik Derne¤i üyeleri Nesim Günefl, Onur Gökçek ve Özgür De¤irmenci, "F Tipi Üniversite ‹stemiyoruz", "Bandrol ve Haraca Hay›r" dedikleri için gözalt›na al›nd›, evleri bas›ld›. D‹YARBAKIR: Dicle Gençlik Derne¤i Giriflimi kurucular›na, kuruluflu önlemek için bask›lar artt›. Kurucu üyelerine yönelik kimlik sorma, takip etme, sataflma, aileleri kullanarak bask› alt›na alma fleklinde keyfi uygulamalar sürüyor. AFYON: Gençlik Derne¤i’ne yönelik polis-MHP iflbirli¤i ile sald›r›lar›n ard›ndan, dernek bir hafta süreyle kapat›ld›. HATAY: Gençlik Derne¤i hakk›nda dava aç›ld›. ‹ZM‹R: 7 Ekim günü Gençlik Derne¤i kurucu üyesi Erdal Güngör, okulunda ders ortas›nda gözalt›na al›nmak istendi.
Ama herkes için de¤il. “Sivil toplumcular” örgütlenebilir, sisteme do¤rudan elefltiri yöneltmeyen kesimler örgütlenebilir, hayvanseverlerden do¤a korumac›lar›na kadar suya sabuna dokunmayanlar örgütlenebilir, iflbirlikçi tarikatlar örgütlenebilir, ama emekçi halk örgütlenmeyecek, devrimciler, sosyalistler ve özellikle gençlik örgütlenmeyecek.
Gençli¤e Örgütlenme Yasa¤› Cunta Politikas›n›n Devam›d›r Bask›lardan en fazla nasibini alan gençlik ve özelde Gençlik Dernekleri. Bu konuda YÖK’çülerle AKP iktidar› ayn› noktada buluflmaktad›r. Bütün ayr›l›klar, çat›flmalar bir yana b›rak›lmakta, gençli¤in örgütlenmemesi için AKP polisiyle, YÖK disiplin yönetmeli¤i ile seferber olmaktad›r. Ege Üniversitesi'nde okuyan ‹zmir Gençlik Derne¤i kurucu üyesi Erdal Güngör’ün ders ortas›nda gözalt›na al›nmak istenmesine “bilim adam›”n›n yaklafl›m›, gençli¤e bask›n›n nas›l meflru görüldü¤ünü gözler önüne seriyor. Polis, içeride ö¤retim görevlisi bulundu¤u halde dershaneye giriyor; “Hocam biz bunu götürece¤iz" diyor. Ö¤retim görevlisinin cevab› flu: “Tamam götürün ben onu yok yazmam"! B›rak›n demokratl›¤›, b›rak›n “bilim yuvas›” dedikleri kuruma sayg›y›, “bu ö¤renci ne yapm›flt›r, neden alacaks›n›z, varsa böyle bir neden, buradan alamazs›n›z” deme gere¤i dahi duymuyor. Gençli¤in üniversitelerin k›flla oldu¤unu söylemesi, “F tipi üniversite istemiyoruz” fliar›n› hayk›rmas› iflte bu yüzdendir. Gençlik, halk›n en dinamik kesimidir. Gençlikten duyulan korkunun en uç boyuttaki ifadesi 12 Eylül döneminde kendisini göstermifltir. Cuntan›n bafl hedeflerinden biridir gençlik ve onun örgütlenmeleri. YÖK gibi kurumlar, y›llarca süren apolitiklefltirme ve bask› politikalar› bu nedenle hiçbir iktidar döneminde kesintiye u¤ramam›flt›r. AKP de cunta politikas›n› sürdürüyor. Sindirme ve apolitiklefltirmenin boyutu bugün en aç›k flekilde iflgal ortakl›¤›na karfl› gençlik cephesindeki tepkinin c›l›zl›¤› ile ortadad›r. ‹flgal ortakl›¤›, ezilen bir halk›n katledilmesi gibi bir olayda, politik bir gençlik yüzbinlerle soka¤a dökülürdü. ‹flte korku tam da bu noktadad›r. Politik bir gençlik, vatansever bir gençlik, ülkesinin ve halk›n›n sorunlar›na duyars›z olmayan bir gençlik hem iktidar için hem de YÖK’çüler için “tehlikedir.” Vatana ihanete geçit vermeyecektir böyle bir gençlik.
Gençlik Dernekleri’ne bask› da burada anlam›n› buluyor. Gençlik Dernekleri, sürülefltirilmifl de¤il, düflünen, üreten, vatansever bir gençlik istiyor, bunun için örgütleniyor. Gençlik Dernekleri’ne yönelik sald›r›lar›n birçok kentte ayn› anda yaflanmas› tesadüf de¤ildir. AKP’nin merkezi karar›yla yap›lan sald›r›lard›r bunlar. Örgütlenmemesi zinhar yasak olanlar›n en bafl›ndad›r gençlik. Mevcut yasalar ona bu hakk› tan›yormufl, hiç önemi yoktur. Fiili ve keyfi dayatmalarla, bask› ve yasaklarla, “kitab›na uydurarak” örgütlenmeleri engellenmek isteniyor. Bunu yaparken, kendi yasalar›n› çi¤niyorlar, yasad›fl›, hukuksuz ve keyfi yollara baflvuruyorlar. Mersin Gençlik Derne¤i’ni basan polislerin flefine dernek baflkan›n›n “keyfi davran›yorsunuz” uyar›s›na verdi¤i cevap bunun aç›k ifadesi; “Ben keyfi davran›r›m sen de yapmak zorundas›n”.
Anadolu’da Bask› Daha Katmerli Yasal olarak faaliyet gösteren bir derne¤e herkes kurucu da olur, üye de olur, faaliyetlerine de kat›l›r. Ama pratikte olan bu de¤ildir. Amasya Gençlik Derne¤i’ne üye olan onlarca gencimizi y›ld›rmak, derne¤e gidifl geliflini engellemek için bütün bir yaz süreci boyunca aileler tek tek polis taraf›ndan “ziyaret” edilmifltir. “‹flte bak›n çocu¤unuz terörist derne¤e gidiyor” propagandas› ile aileler bask›ya ortak edilmifltir. Peki yasal m› böyle bir fley? De¤il! Polis aç›k olarak suç ifllemekte, yasad›fl› flekilde bask› uygulamaktad›r. Anadolu kentlerinde bu bask› çok daha katmerli olarak yaflama geçirilmektedir. Gençlik Dernekleri, Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri’ne yönelik bask› hiç eksik olmamaktad›r. Kentin en üst mülki amiri validen, polise kadar tüm kurumlar› ile sürdürülmektedir sald›r›lar. “Kime flikayet edersen et” mant›¤› en bariz flekilde, hiçbir çekince duyulmadan yaflam bulmakta. Her türlü keyfilik ola¤and›r. Ve bu durumun kan›ksanmas›, kabul edilmesi istenir. Yine Mersin Gençlik Derne¤i’nden bir örnek: 1 saat boyunca dernekte terör estiren polis, dernek baflkan›na, "yeni geldin yak›nda gideceksin" diyerek tehdit savuruyor, yetmiyor, gönüllü e¤itim toplulu¤u için kay›t yapt›rmaya gelen ö¤rencileri ayr› bir odada sorguya çekiyor, tehdit ediyor, korkutmaya çal›fl›yor. “Buras› baflka...” diyor Mersin polisi. Nedir baflka olan yan›? Burada kanun, yasa, hukuk geçersizdir. Ayn› dayatmalar Temel Haklar için de geçerlidir. AKP, temel hak ve özgürlükler üzerindeki bask›lar› kald›rd›¤›ndan sözeder, Temel Haklar Derneklerine tahammül edemez. Riyakarl›k her alanda. Demokratikleflme dillerinden düflmez.
Parti içinden bafllayarak tüm halka despotizmi dayat›rlar. Irak’a iflgal ortakl›¤›na tüm dünya “gayrimeflru” derken, Tayyip Erdo¤an’›n “ben meflru diyorsam meflrudur” demesi, beyninin k›vr›mlar›nda dolaflan faflist zihniyeti tümüyle gözler önüne seriyor. Bu kafa halk›n örgütlü olmas›n› ister mi? Bu kafa cuntac›d›r, despottur. Elefltireni polis marifetiyle susturur, örgütlenmek isteyenin üzerinde terör estirir.
Halk›n Her Kesiminin Örgütlenme Hakk› Vard›r Örgütlenmek, halk›n her kesiminin hakk›d›r. Bu hak keyfi uygulamalarla, terörle, bask›yla, sald›r› ve gözalt›larla yok edilemez. Suç iflleyen DKÖ’lere bask› uygulayanlard›r. Gençlik ve halk›n her kesimi örgütlenme hakk›na sahip ç›kacak, keyfi bask› ve uygulamalara boyun e¤meyecektir.
Gençlik Derne¤i’ne komplo “Isparta Gençlik Derne¤i'ne yönelik polis ve savc› taraf›ndan komplo tezgahlanmaktad›r. Nuri Keskin, Isparta Gençlik Derne¤i kurucu üyesidir. Polis, Keskin'i kaç›rarak tehdit etti: “Sana silah, patlay›c› verelim, bunlar› Gençlik Derne¤i kurucular› Onur Gökçek, Ali Bafl, Sibel fiimflek, Soner Pektafl ve Duygu Sezgin'in evlerine b›rak, biz o evlere bask›n düzenleyelim onlar› tutuklayal›m seni aklar›z, istediklerimizi yapmazsan seni tutuklar›z, ölene kadar hapishanede kal›rs›n"... Nuri Keskin kabul etti¤ini söylemifl ama, yapmam›flt›r. Polis bir süre sonra ne yapt›¤›n› sormufl, yapmad›¤›n› söyleyince tutuklamakla tehdit etmifl ve tutuklatm›flt›r. Nuri Keskin 1,5 ay boyunca Isparta cezaevinde kalm›flt›r. Bu süre içerisinde polis bask›lar›n› sürekli artt›rm›flt›r. Bu günlerden birinde Isparta Baflsavc›s› yan›na gelmifl ve "bak bu ifli yap, yapmazsan seni ömür boyu hapiste yat›raca¤›z, yaparsan hemen b›rakaca¤›z" demifltir. Bunun üzerine “tamam yapaca¤›m” diyen Nuri Keskin, serbest b›rak›lm›flt›r. Keskin sonuçta yine ne kadar tehdit edilse de söylenenleri yapmam›flt›r. Ve flu an polis Keskin'i ar›yor. Kendilerini deflifre eden Keskin'e ne yapacaklar›n› merak ediyoruz... Birçok derne¤imizin kurucular› polis taraf›ndan kaç›r›l›p tehdit edilmifltir. Çevrelerindeki insanlar sürekli bask›lara maruz kalm›fllard›r ya da polisten Gençlik Dernekliler hakk›nda karalamalar duymufllard›r: “Bunlar terörist, biz onlar› tutuklayaca¤›z ama delil bulmaya çal›fl›yoruz” laflar› Anadolu'nun birçok yerinde polisin a¤z›na sak›z olmufltur.” Gençlik Birlik Koordinasyonu
Say› 81 41 12 Ekim 2003
“Yolsuzluk s›ralamas›nda gerilemeye devam”
GURUR DUYUN! “Türkiye yine ›fl›k saç›yor”.. Burjuva bas›n›n yaratt›¤› hayali Türkiye tablosundan bir manflet. 9 Ekim tarihli Milliyet’in bu manfletin benzerlerini, islamc› bas›ndan tekelci medyaya kadar tümünde bulabilirsiniz. Neymifl saçt›¤› ›fl›k diye bakt›¤›n›zda da, borsan›n yükseldi¤ini, piyasalar›n havalarda uçtu¤unu, yabanc› sermayenin koflar ad›m geldi¤ini görürsünüz. Borsa kimin için yükselir? Piyasalar havalarda uçarken kimin sevinci yans›t›r? Emperyalist sermaye bir ülkeye sömürmenin ve talan etmenin d›fl›nda niye gelsin? Bunun gibi sorular› ve cevaplar›n› bulamazs›n›z bu medyada. Halka söylenen, tekellerimiz ve IMF memnun, siz de memnun olun! Açl›k m›, yoksulluk mu, iflsizlik mi; boflverin bunlar›, bak›n “ekonomi t›k›r›nda!”
Say› 81 42 12 Ekim 2003
Evet t›k›r›nda olan bir ekonomi var. Soygun ve talan ekonomisi. Hortumcularla mücadele ediyoruz diye iktidara gelip, hortumun yönünü kendisine ve iktidar›n› destekleyen tekellere çeviren AKP hükümeti döneminde de de¤iflen hiçbir fley yoktur. Haklar›n› teslim etmek gerekir ki, yalan ve takiyye en iyi bildikleri fleydir. Medya tekellerinin deste¤iyle flimdilik yaratt›klar› hayal aleminde koltuklar›nda oturmaya devam ediyorlar. Sicillerini aç›n bak›n; bir tek bakan bulamazs›n›z ki, ad› yolsuzluklara bulaflmam›fl olsun. Böyle bir ülke dünya yolsuzluk s›ralamas›nda en kötü durumda kategorisinde olmayacak da ne olacakt›.
Hortumcular›n Ülkesi Türkiye Uluslararası Saydamlık Örgütü'nün Yolsuzluk Endeksi raporuna göre, Türkiye toplam 133 ülke içinde, bu yıl 13 basamak daha gerileyerek 77. sırayı aldı. 10 tam puan üzerinden verilen derecelendirmede ise, 2002 yılındaki 3.2’lik derecesinden 3.1’e geriledi. Yolsuzlu¤un giderek artt›¤›n› ifade eden gerilemenin, özellikle son 4 y›ld›r çok daha büyük bir h›zla sürdü¤ü ortaya ç›kt›.
Bizim Ülkemiz Halk›n Türkiyesi Olacak! Halk çalmad›, bakkal, manav, iflsiz, iflçi, memur, köylü, gecekondulu hortumlamad› bu ülkeyi. Tekeller hortumlad›, “yabanc› sermaye geliyor” diye sevinç 盤l›klar› atanlar çal›p ç›rpt›lar. Ve iktidarlar hep onlar›n istedi¤i politikalar› izledi. Bizi katlettikçe tekeller daha fazla hüpürdetti, halk›n cebine uzatt›klar› hortumlardan. Böylesine, ad› h›rs›zl›k ve yolsuzluklarla an›lan bir ülkeyi tekelleri, partileri, ordusu ve medyas› ile oligarfli yaratt›. Biz yaratmad›k, halk yaratmad›. Ve ülkemizi bu duruma getirenler temizleyemezler. ANAPDSP-MHP ve hempalar›na akan hortum, AKP’ye, islamc› holdinglere, iflbirlikçi tekellere ak›yor sadece. ‹ktidarda kim olursa olsun kapitalizmin kendisi h›rs›zl›k düzenidir. Biz temizleriz. Bizim ülkemiz, hortumlar›n, h›rs›zl›klar›n olmad›¤›, halk için üretilen, halk›n üretti¤i gibi yönetti¤i bir ülke olacak. Halk›n Türkiyesi, sosyalist Türkiye’dir.
“iyiye giden” ekonominin 2004 bütçesi! Kapitalizmde halk için “iyi ekonomi” diye bir fley yoktur. Bu bilimsel gerçe¤i bir yana b›raksan›z dahi, iyiye giden bir ekonomi en baflta bütçeye yans›r. Hazırlıkları süren 2004 bütçesinden üç noktaya bakmak bile ‘ekonomideki bahar’›n sahtekarl›¤›n› görmeye yetiyor. IMF taraf›ndan kimbilir kaç kez bozulacak olan 2004 bütçesinde; “Deprem vergilerinin sürece¤i, Emekliye zam verilmeyece¤i, yatırım bütçesinin kısıtlı olaca¤›” vurgulan›yor. Halk›n ihtiyaçlar›na kaynak yok! ‹flte size medyan›n sundu¤u ekonomi bahar›! Halk›n üzerine yine k›fl olup ya¤maya devam ediyor.
Deprem vergisi var Depremzedeye ev yok ‹stekleri sadece, sa¤lıklı ve güvenli konut. Bunun için Abdi ‹pekçi Parkı'nda eylemde Düzceli depremzedeler. 7 Ekimde "bir aydır buradayız, kimse bizimle ilgilenmiyor. Onu koltu¤a oturtan insanların biz olduklarını hatırlamalılar. Oylarımızı geri istiyoruz” diye hayk›rd›lar. 2004 bütçesinde deprem vergisi var, depremzedeye ev yok. 40 bin insan›m›z› kaybetti¤imiz depremi AKP de sömürü arac› olarak kullanmaya devam ediyor. Bak›n, Düzce Depremzedeler Derne¤i Baflkan Yardımcısı Sabiha Görün ne diyor; “AKP iktidara geldikten sonra Düzce'deki mitingde Baflbakan'ın yanına gittim. Vaatlerini hatırlattım. 'Yahu kadın dur be! Sen 9 ay ananın karnında nasıl durdun?' cevabını aldım. Bir sene geçti, hala bekliyoruz. Baflbakan bizi kenar mahallenin insanları, köle olarak görüyor." Halk› afla¤›lama, düflman görme baflka nas›l anlat›l›r!
Sorular
Cevaplar
Kapitalist Sosyalist
devlet
Kurtulufl yolunun klavuzu Marksizm-Leninizm’dir Dergimizin 79. say›s›nda, Avrupa ve Türkiye’deki ‘devlet’in biçimsel farkl›l›klar›na karfl›n, neden nitelik olarak farkl› olmad›¤›n›, ‘devlet’i tarihsel ve siyasal olarak tan›mlayarak cevaplam›flt›k. Her ikisinin de kapitalist devlet oldu¤unu, ülkemizde uygulan›fl biçimi sömürge tipi faflizmken, Avrupa’da burjuva demokrasisi oldu¤unu belirtti¤imiz yaz›m›zda, toplumlar tarihi boyunca dört temel devlet tipinin, Köleci devlet, Feodal devlet, Kapitalist devlet ve Sosyalist devlet varoldu¤unu belirtmifltik.
?
Devletin “niteli¤i”ni ö¤renmek hangi sorulara ›fl›k tutacakt›r?
Devlet üzerine tart›flmalar eskidir. Esas olarak en yo¤un flekilde, 1800’lerin sonu ile 1900’lü y›llar›n bafl›ndad›r. Tart›flman›n temelinde yatan, proletaryan›n iktidar›n›n nas›l kurulaca¤› ve nas›l bir devlete sahip olaca¤›d›r. Emekçilerin iktidar› nas›l kurulacak; mevcut devlet mekanizmas›n› ele geçirerek mi, yoksa bu kapitalist devleti tamamen parçalay›p yeni ve farkl› nitelikte bir devlet yaratarak m›? Yine bir baflka aç›dan, genel oy yoluyla m› kurulacak halk iktidar›, ‘zor’ yoluyla m›? Soru ve tart›flma bu eksendeydi. Soru tarihsel olarak, -burjuva devlet mekanizmas›n›n parçalanmad›¤› Paris Komünü ve tam tersi örne¤i olan Sovyet devrimi ile birlikte- pratikte cevab›n› bulmufltur. Ancak bugün, özellikle 1990’larla birlikte gelifltirilen ideolojik sald›r› ortam›nda, bu tarihsel netlik, “devrimlerin bitti¤i”, tek yolun “mevcut burjuva devleti reformlarla sosyallefltirmek gerekti¤i” gibi teorilerle yeniden çarp›t›lmak isteniyor. Bunun üzerinden de, adeta, burjuva devletin varoldu¤u koflullarda, burjuva demokrasilerinde halk›n iktidar› mümkünmüfl gibi gösterilmek isteniyor. Parlamenterizm de bu sapk›n teorilerde zemin buluyor. Devletin tan›m›n›, niteli¤ini, burjuva devlet ile sosyalist devlet aras›ndaki temel farkl›l›klar› ö¤renmek bu teorilerin ne kadar büyük bir aldatmaca oldu¤unu, parlamentonun ne ifle yarad›¤›n›, reformlarla neden kapitalist devletin de¤ifltirilemeyece¤ini görmek aç›s›ndan da önemlidir. Biz bu yaz›m›z kapsam›nda devlet tiplerinin
niteliklerini, esas olarak da kapitalist devlet ile sosyalist devleti ele alaca¤›z.
?
Kapitalist devletin köleci ve feodal devletten farklar› nedir?
“Bir s›n›f›n öteki s›n›flar üzerindeki tahakküm arac›” olarak devletin ortaya ç›k›fl koflullar›n› Engels’ten yeniden hat›rlayal›m: “Devlet... toplumun, geliflmesinin belirli bir aflamas›ndaki bir ürünüdür; bu, toplumun, önlemekte yetersiz bulundu¤u uzlaflmaz karfl›tl›klar biçiminde bölündü¤ünden, kendi kendisiyle çözümlenmez bir çeliflki içine girdi¤inin itiraf›d›r...” (F.Engels, Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni) ‹flte bu koflullarda, yani s›n›flar›n ortaya ç›k›fl› ile karfl›m›za ç›kar devlet denilen mekanizma. ‹lk örne¤i, s›n›flar›n ortaya ç›kt›¤› ilk toplum olan köleci toplumda, köleci devlettir. “Kural olarak en güçlü s›n›f›n, ekonomik bak›mdan egemen olan ve bunun sayesinde, siyasi bak›mdan egemen s›n›f durumuna gelen” köle sahiplerine hizmet eden köleci devlet de, köleleri bask› alt›nda tutman›n arac› olarak kullan›l›r. Feodal dönemde ise, devlet, feodal beylere hizmet eder. Toplumun büyük ço¤unlu¤u serf denilen yoksul köylülerden oluflsa da üretimi sa¤layan ve artt›ran araçlar yine az›nl›k olan toprak sahiplerinin elindedir. Kapitalist topluma geçiflle birlikte ise, bugün çeflitli biçimlere (‘devlet biçimleri’ni önceki yaz›m›zda ele alm›flt›k) bürünerek karfl›m›za ç›kan kapitalist devleti görürüz. Üretim araçlar›na sahip olan burjuvalar, “öteki s›n›flar üzerindeki tahakküm arac›” olan devletin de sahibidirler. Ancak, köleci ve feodal devlet ile temel farkl›l›klar›ndan dolay›, burjuvalar, kapitalist devletin “s›n›flarüstü oldu¤u” demagojisini yüzy›llar boyu yapm›fllard›r. Bugün de, bu demagojinin etkisiz oldu¤u söylenemez. Köleci ve feodal toplumda, sömürü ç›plak zor yoluyla gerçekleflmekteydi. Silahl› “kamu gücü” ve kurumlar› (ordu, hapishaneler vb.) bizzat köle sahipleri ve feodal beylerin elindedir. Devlet, sömürücü s›n›fla birebir bütünleflmifltir.
Say› 81 43 12 Ekim 2003
Say› 81 44 12 Ekim 2003
(Tarihsel süreç içinde, farkl› ülke koflullar›nda farkl› biçimler alsa da, genel karakteri itibariyle böyledir.) Kapitalist devlette sömürü, yani “art›k ürün”e el koyma, “ekonomik zor” yöntemleriyle gerçekleflir. Egemen s›n›f olan burjuvazi do¤rudan devlet kurumlar› içinde yer almayabilir. Örne¤in, Sabanc›, Koç, Ayd›n Do¤an gibi iflbirlikçi tekelci burjuvalar ile toprak a¤alar›, istisnalar d›fl›nda iktidarlar içinde do¤rudan yer almam›fllard›r. Ama bu belirtildi¤i gibi, devletin onlardan ba¤›ms›z oldu¤u anlam›na gelmez. Tam tersidir. Burjuvazi, çeflitli yol ve yöntemlerle kendisine ba¤lad›¤› bürokrasi ve di¤er mekanizmalarla sömürüsünü sürdürmek için devleti bir araç olarak kullanma olanaklar›na sahiptir. Zira, üretimin geliflmesi ile birlikte, feodal ve köleci dönemde oldu¤u gibi, ‘art›k ürün’e do¤rudan el koymak pratik olarak da imkans›z hale gelmifltir. Bu durum, yani burjuvazinin devletten görece ba¤›ms›z duruflu, burjuvalara “devletin s›n›flarüstü oldu¤u” demagojisini yapabilmenin de zeminini vermifltir. Halk kitlelerinin sömürüye tepkisinin devlete yönelmesi böylece engellenmek istenmifl, feodal dönemde devletin z›rh› olan “kutsall›k” ve “dinin temsilcisi” dokunulmazl›¤›, sahtekarca bir “tarafs›zl›k” demagojisi ile sürdürülmüfltür. Ancak, Lenin’den al›nt›layarak belirtelim ki, “Gene de devlet kapitalistlerin yoksul köylüleri ve iflçi sınıfını baskı altında tutmalarına yardımcı olan bir makine olmaya devam etti.” (Lenin, Marx-Engels-Marksizm)
? ?
Burjuva devlet neden genifl halk kitleleri için özgürlük de¤ildir? Halk parlamenter yolla hükümet etme gücüne ulaflabilir mi?
Burjuva devletin “dıfl görünüflü ile özgür” oldu¤unu belirtir Lenin. Öyle ya, halk›n her kesiminin oy hakk› vard›r, istedi¤ini seçer. Halk isterse emekten yana bir yönetimi de oluflturur. Böyle düflünülmesini ister burjuvazi. Bu sayede proletaryan›n s›n›f savafl›m› vermesi, proletarya diktatörlü¤ü için örgütlenmesi de gereksiz hale gelecektir. Kapitalist devletin uygulan›fl biçimlerinden birisi olan burjuva demokrasisi, bu yalan› güçlendiren bir araç olarak kullan›lagelmifltir. Önceki yaz›m›zda ele ald›¤›m›z Avrupa devletleri buna örnektir. Ancak unutturulmak istenen gerçek, proleteryan›n s›n›f savafl›m›n›n keskinleflti¤i dönemlerde bu “demokratik cumhuriyetlerin” nas›l katliamc› oldu¤u, nas›l ezilen s›n›flar› bask› alt›na almak için devlet denilen mekanizma-
n›n bütün güç ve olanaklar›n› kulland›¤›d›r. En büyük iflçi katliamlar›n›n, burjuva demokrasisinin en geliflkin oldu¤u Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaflanm›fl olmas› bofluna de¤ildir. Burjuva demokrasilerinde, ülkemizde uyguland›¤› biçimi olan sömürge tipi faflizme göre daha genifl hak ve özgürlüklerin olmas› ise, emekçilerin mücadelesinin bir sonucu ve ayn› zamanda s›n›f bilincinden yoksun genifl halk kitlelerini aldatmak için kullan›lan araçlardan ibarettir. Gerekti¤inde, bu haklar›n nas›l zorla yokedildi¤i de tarihsel olarak görülmüfltür. Sosyalist sistemin bask›lanmas›ndan kurtulan bugünkü Avrupa buna en iyi örnektir. “Sosyal devlet” aldatmacas› büyük bir gürültüyle çökmeye devam etmektedir. Bu hak ve özgürlüklerin ne kadar›n›n geri al›naca¤›n› belirleyecek olan da, emekçilerin buna karfl› mücadelesi olacakt›r. Bugün Avrupa’da tam da bu süreç ifllemeye devam etmektedir. Parlamento ve genel oy hakk›n›n ne anlama geldi¤i de kapitalist devletin niteli¤inde vard›r. Engels’in “burjuvazinin egemenlik aleti” dedi¤i genel oy hakk›, “belirli bir süre için parlamentoda halk›, yönetici s›n›f›n hangi bölümünün ayaklar alt›na alaca¤›na, ezece¤ine, dönem dönem karar vermek”ten (Lenin, Devlet ve ‹htilal) baflka bir anlam tafl›maz. ‹ster burjuva demokrasilerinde, isterse faflizm koflullar›nda, burjuvazi, ordu ve bürokrasi arac›l›¤›yla devletin denetimini, iktidardaki partinin kimli¤i ne olursa olsun elinde tutar. Emekçiler için sömürü çark› de¤iflmeden varl›¤›n› korur. Çünkü mevcut üretim iliflkileri de¤iflmemifl, burjuvazi egemen s›n›f olarak varl›¤›n› korumaktad›r. Burjuvazinin egemen s›n›f oldu¤u bir sistemde de, devlet mekanizmas›n›n bunun tersine flekillenmesi tarihe, bilime ayk›r›d›r. Reformizm tüm bu gerçekleri bir yana b›rakarak, aç›k olarak ifade etmese de, “devletin s›n›flarüstü” oldu¤u yalan›na halk› inand›rmak ister. Reformistler, burjuvazinin yüzy›ll›k yalan›na güç katarak, halka, parlamenter yolla iktidarlar vaat etmekte, adil ve eflit bir düzenden sözedebilmektedir. Ancak burjuvazinin elinden sermaye gücünün al›nmas›, tamamen mülksüzlefltirilmesi ve sömürüyü sürdürme arac› olan devlet mekanizmas›n›n parçalanmas› ile mümkün olabilecek bir durum, sanki bu olmadan da mümkünmüfl gibi gösterilmek istenmektedir. Belirtti¤imiz gibi bu, 19. yy’dan bu yana kullan›lan baya¤› bir yalandan öte de¤ildir. Burjuva devrimlerin “özgürlük” slogan› ile ortaya ç›kt›¤› do¤rudur. Ama bu özgürlük, “feodalizmin ortadan kalkıflı kapitalist devletin temsilcileri için
özgürlük demekti, serflik da¤ıldı¤ı için onların amacına hizmet etti.” (Lenin, Marx-EngelsMarksizm) Özgürleflen emek, bilimsel teknolojik geliflime paralel olarak geliflen kapitalist iflletmelerde özgürce(!) sömürülegeldi.
?
Sosyalist devletin temel farklar› nedir?
Buraya kadar sömürüye dayanan devlet türlerine yer verdik. Tarihte varolan dördüncü devlet türü olarak sosyalist devlet, bu üçüne taban tabana z›t bir karakter gösterir. Bu farklar› k›saca maddelefltirelim: 1-) Sosyalist devlet, herfleyden önce, alt yap›da, sosyalist üretim illiflkilerinin hakim k›l›nd›¤› bir düzenin üst yap›s›d›r. Üretim araçlar› büyük ölçüde toplumsallaflt›r›lm›fl, burjuva ve feodal büyük mülkiyet tasfiye edilmifltir. 2-) Sosyalist devlette iktidar erki ezilenlerin, ço¤unluk durumunda olan iflçi s›n›f›n›n ve köylülerin, tüm emekçi halk›n eline geçer. Öncekilerden farkl› olarak, az›nl›¤›n de¤il, ço¤unlu¤un devletidir art›k sözkonusu olan. 3-) Proletarya diktatörlü¤ü, yani sosyalist devlet, kapitalizmden komünizme geçiflin bir aflamas›na tekabül eder. Sosyalist devletin, “devlet olmayan devlet” olarak nitelenmesi de, kayna¤›n› buradan al›r. Devlet, kendi evrimi içinde, bir devlet olmaktan ç›kacak ve yok olacakt›r. “Devletin sönmesi” denilen bu durum, s›n›flar›n ortadan kalkt›¤› bir sisteme, komünizme geçiflle geçerli olacakt›r. 4-) Üretim araçlar›n›n halk›n eline geçmesiyle, insan›n insan taraf›ndan sömürüsüne son verilecektir. Ancak sosyalizm aflamas›nda, yani s›n›flar›n tümden yokolmad›¤› aflamada, s›n›flar aras› farkl›l›klar tümüyle de yokolmaz. Toprakta, fabrikada, yani bir bütün olarak üretim araçlar› üzerindeki özel mülkiyet biçimlerinin tasfiyesi ve kafa ile kol eme¤i aras›ndaki çeliflkilerin
çözümüne paralel olarak bu farklar giderek azal›r ve komünizm aflamas› ile ortadan kalkar.
?
Proletarya diktatörlü¤ü neden “devlet olmayan devlet”tir?
Burjuvazi, dini etkenleri de kullanarak “insanlar›n eflit yarat›lmad›¤›n›” vaaz ederek, hiçbir zaman da eflit olamayaca¤›n› beyinlere ifller. Devletin de ezelden beri varoldu¤u yalan›n› uyduran burjuva ideologlar, buradan ayn› sonuca ulaflarak yok olamayaca¤›n› da anlat›rlar. Devletin, s›n›flar›n ortaya ç›k›fl›yla var oldu¤unu ve bir s›n›f›n öteki s›n›flar üzerindeki bask› arac› oldu¤unu hat›rlayal›m. Devlet nas›l s›n›flarla birlikte varolduysa, s›n›flarla birlikte de yok olacakt›r. S›n›flar›n yok olmas› ise, proletarya diktatörlü¤ünün belli bir aflamas›nda, komünist topluma geçiflle mümkün olur. Yani sosyalist devlet bir anlamda geçifl devletidir. S›n›fl› toplumdan, s›n›fs›z sömürüsüz topluma geçifli sa¤layacak olan devlettir. Bu yan›yla “yar› devlet” olarak nitelenir. Giderek kendisini yok edecek olan devlettir. Komünizmin, devleti büsbütün gereksizlefltirdi¤ini belirten Lenin, bunun nedenini flöyle aç›klar; “... Çünkü o zaman s›rt› yere getirilecek hiç kimse, hiçbir s›n›f anlam›nda 'hiç kimse' yoktur; Nüfusun belirli bir bölümüne karfl› sistemli bir savafl›m, art›k yoktur.” (Lenin, Devlet ve ‹htilal)
?
Marksist-Leninistler’in ‘zor’a baflvurmas› neden gerekli?
Üç devlet biçiminde de görürüz ki, devleti elinde bulunduran s›n›flar de¤iflmekle birlikte, ortak karakterleri, köle sahibinden feodal beye, burjuvalara kadar sömürücü s›n›flar olmalar›d›r. Bu geliflim içinde, genifl halk kitleleri üzerindeki bask› arac› olan devlet giderek güçlenmifl, bask› mekanizmalar›, ordusu, bürokrasisi, hapisha-
Proletaryan›n ilk devleti, ilk iktidar deneyimi 1871 Paris Komünü’dür. Komün göstermifltir ki, burjuvazinin sermayesine el koymak, mevcut devlet mekanizmas› durdukça, emekçilere iktidar yolunu açmaz. Tam tersine burjuvazi direncini sürdürür ve iktidar› geri alabilmek için daha büyük bir s›n›f kiniyle sald›rmaya devam eder. Halka en genifl demokrasiyi sa¤layan sosyalist devlet, iflte bu nedenle, burjuvaziye karfl› bir diktatörlük olmak zorundad›r.
Say› 81 45 12 Ekim 2003
neleri ile geliflmifl ve çeflitlenmifltir. Ama ayn› zamanda da büyük bir çürüme sürecini de yaflam›flt›r bu yüzy›llar boyu. Ancak sosyalizmdedir ki, bu çark tamamen tersine dönebilir. Egemen s›n›f, (toplumsal devrimlerin temeli olan) üretici güçlerle üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflkiye kendili¤inden teslim olmaz. Yani geliflen ve ileriyi temsil eden s›n›fa, proletaryaya iktidar› teslim etmezler. Aksine, iflçilerin s›n›f mücadelesini her yükseltiflinde, en basit hak talebinde kanla, hapishanelerle, yani devlet mekanizmas›n› kullanarak bast›rma yoluna giderler. Bu durumda, toplumsal geliflim aç›s›ndan üretici güçler ile üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflkiyi çözmenin baflka yollar› ve araçlar› devreye girmek zorundad›r. Araç, devrime öncülük edecek olan proletarya partisi iken, yolunu da Marksizm-Leninizm s›n›flar mücadelesinin prati¤i içinde ortaya koymufltur.
Say› 81 46 12 Ekim 2003
“E¤er devlet, sınıflar arasındaki çeliflkilerin uzlaflmaz oldu¤u gerçe¤inden do¤duysa, e¤er toplumun üzerinde ve "ona gitgide yabancılaflan" bir iktidar ise, açıktır ki, yalnızca zora dayanan bir devrim olmaksızın de¤il, ayrıca egemen sınıf tarafından yaratılmıfl bulunan ve içinde o "yabancı" niteli¤in maddeleflti¤i devlet iktidarı aygıtı da ortadan kaldırılmaksızın, ezilen sınıfın kurtuluflu olanaksızdır.” (Lenin, Devlet ve ‹htilal) Kapitalist devleti tümden parçalamadan emekçilerin, ezilen genifl halk kitlelerinin kurtuluflu mümkün de¤ildir. Bunun yolu da aç›k ki, (mücadele biçimleri ayr› tart›flma konusu olmak üzere) zora dayanan bir devrimdir.
?
Sosyalist devlette demokrasi nas›l flekillenecek?
Sosyalist devletin ilk kuruluflundan bu yana, onun anti-demokratik oldu¤u demagojileri ifllenir. Özgürlüklere, demokrasiye burjuva demokrasisi örnek gösterilir. Bugün bu yalan ve demagojiye dayal› ideolojik sald›r› çok daha yo¤undur. Ülkemiz solunun bir kesiminin de ayn› paralelde Avrupa Birli¤i’ni savunmas›, demokrasiyi “AB’ye uyum” yasalar›ndan beklemesi g›das›n› buradan al›r. Yani burjuva ideolojisinden. Tüm bu yalanlar›n aksine, proletarya diktatörlü¤ü tarihin gördü¤ü en demokratik devlet tipidir. “Halk›n ço¤unlu¤u için demokrasi ve sömürücüler için zora dayanan bast›rma, yani demokrasiden d›fltalama; kapitalizmden komüniz-
me geçifl s›ras›nda demokrasinin u¤rad›¤› de¤ifliklik, iflte böyle bir de¤iflikliktir.” (Lenin, Devlet ve ‹htilal) der Lenin ve s›n›flar›n ortadan kalkmas›yla demokrasinin alaca¤› flekli de flöyle ifade eder; “Ancak komünist toplumda, kapitalistlerin direnci kesin oIarak k›r›ld›¤›, kapitalistler ortadan kalkt›¤› ve s›n›flar yok oldu¤u (...) zaman, ancak o zamand›r ki, devlet ortadan kalkar ve özgürlükten söz etmek olanakl› duruma gelir!. Ancak ve ancak o zaman gerçekten tam, gerçekten hiçbir istisna tan›mayan bir demokrasi olanakl› duruma gelecek ve uygulanacakt›r. Ancak ve ancak o zaman demokrasi sönmeye bafllayacakt›r.” (Lenin, Devlet ve ‹htilal) Demokrasiyi, s›n›fsal niteli¤inden ba¤›ms›z olarak ele alanlar, bu gerçe¤in üzerinden de atlamaktad›rlar. Proletarya diktatörlü¤ünün tarihin kaydetti¤i en demokratik devlet oldu¤u gerçe¤ini, Marksist-Leninistler cunta mahkemelerinde flöyle dile getirmifllerdir: “Birincisi, her fleyden önce o, bugüne kadarki devlet biçimlerinin tersine ço¤unlu¤un yani iflçilerin, yoksul köylülerin, emekçilerin sömürücü az›nl›k üzerindeki diktatörlü¤ü oldu¤u için en demokratik devlettir. Yine, o, bugüne kadarki devletlerin tersine sürekli kendi kendini yok olufla götüren bir devlettir... ‹kincisi, proletarya diktatörlü¤ü, kendisinden önceki devletler gibi demokrasiyi biçimsel düzeyde de¤il, do¤rudan örgütlemesi yan›yla en demokratik devlettir. Proletaryan›n ve emekçi halk›n kendi öz örgütleriyle iktidara kat›ld›¤›, politikan›n belirlenmesinde ve prati¤e geçirilmesinde do¤rudan söz sahibi oldu¤u için en demokratik devlettir. Üçüncüsü, proletarya diktatörlü¤ü, hiçbir s›n›f, kesim ya da kifliye ayr›cal›k tan›mad›¤›, yöneticilerin ayr›cal›klar›n› yok etti¤i için en demokratik devlettir. Bu nedenle; proletarya diktatörlü¤ünün, burjuva fraksiyonlara örgütlenme hakk›n› tan›mamas›n›; proletarya partisi d›fl›nda “egemen olan proletaryan›n tek bir s›n›f olarak örgütlenmesi” perspektifine uygun olarak düflmanlar›na örgütlenme izni vermemesini demokrasiyi d›fltalamakla niteleyenler, demokrasiyi “soyut”, “s›n›flar üstü” görenlerdir.” (Hakl›y›z Kazanaca¤›z, Devrimci Sol Savunma) Anti-Oligarflik Anti-Emperyalist Halk Devrimi sonucunda kurulacak olan Devrimci Halk ‹ktidar›nda da farkl› olmayacakt›r. Özü itibariyle proletarya diktatörlü¤ünün bir biçimi olan Devrimci Halk ‹ktidar›, halk demokrasisini örgütleyecek, giderek proletarya diktatörlü¤üne dönüflecek ve nihai olarak sosyalizmden komünizme geçifli örgütledi¤i oranda yok olacakt›r.
A yn› S afta
Solun birli¤i ve refleksi
Birleşen halk yenilmez!.. Türkiye solunun örgütlü her kesimi, oligarflinin Irak’a asker gönderme karar›n› yasallaflt›rmas› karfl›s›nda çeflitli biçimlerde tepkisini gösterdi. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda “solun refleksi”nin olumlu oldu¤u söylenebilir. Fakat tepkinin olay›n çap›yla orant›l› olmad›¤› da aç›kt›r. ‹flte bu noktada gösterilen tepkinin devrimci, anti-emperyalist bir refleks mi, yoksa yasak savmac› bir tav›rdan m› ibaret oldu¤u tart›flmaya aç›kt›r. Sol iflgal ortakl›¤›na karfl› haz›rlanamam›flt›r. Oligarfli plan yap›yor, ad›m ad›m onu uyguluyor. Sol ayr›l›klar› tart›fl›r, bozgunculukla u¤rafl›rken, oligarfli program›n› hayata geçiriyor. Küçük hesaplar, grupçu kayg›lar, h›zl› ve güçlü refleks göstermeye de engeldir. KESK, D‹SK taraf›ndan üretimden gelen gücün kullan›lmas›, okullar›n boykot edilmesi gibi ça¤r›lar yap›lm›flt›r. Bu ça¤r›lar›n ciddiyeti yoktur. Nitekim pratik de bunu göstermifltir. KESK, D‹SK, TMMOB... diye ça¤r›lar yap›lan eylemlerde, yüzbinlerce üyeli bu sendikalar›n arkas›ndaki kitle bile, bir kaç yüz kifliden ibarettir. Peki üyeleri mi duyars›z? ‹flgal ortakl›¤›na, evlatlar›n›n Irak halk›n› katletmeye ve ölmeye gönderilecek olmas›na karfl› tepkisiz ve öfkesiz mi? Hay›r, bu tarz› kendileri yaratm›flt›r. Kitlelerinin anti-emperyalist, anti-faflist, dayan›flmac› reflekslerini, kendileri öldürmüfltür. “Sa¤duyu” ad›na, “diyalogculuk” ad›na, “temsilen” tepki gösterilen sivil toplumcu tarzla kitlesel refleksin önünü kendileri kesmifltir. Bunun onlarca örne¤i yafland› geçmiflte. B›rak›n kitlelerinin tepkisine tercüman olmay›, “sa¤duyu” ad›na kitlelerinin tepkilerini frenleyen kararlar ald›lar. Kitlelerin öfkesini dizginleyen, ona hep yasal s›n›rlar içinde kalmas›n› öneren, “düflman” kavram›n› unutturan bir politika, kitlelerin bu tür durumlarda kendili¤inden meydanlara ç›kmas›n›n önünü de bafltan kesmifl demektir. Halk›n k›smen duyarl› ve bilinçli kesimlerinin, örgütlü iflçilerin, memurlar›n, do¤rudan çeflitli siyasi örgütler içinde yer alan kesimlerin do¤al tepki ve refleksleri, 80’lerin sonlar›ndan bugüne kadar ad›m ad›m fl›r›nga edilen reformist politikalarla adeta törpülendi, yokedildi. Baflkalar›n›n ac›s›n› duymayan, kendi statükolar›n›, kendi grup ç›karlar›n› herfleyin önünde tutan bir kültür yarat›ld›. Halk›n duyars›zl›¤›ndan önce, “solun duyars›zl›¤›” ciddi bir sorun haline geldi.
Solun refleksinin zay›flamas›yla, kitleselli¤inin daralm›fl olmas›, halktan kopuk olmas› aras›nda da do¤rudan bir ba¤ vard›r. Daha önce bir çok kez üzerinde durduk; “örgütlemeyen”, bulundu¤u her yerde ve her an›nda propaganda yapmayan, gecekondular›n çamuruna bulaflmayan bir tarz devrimcilik diye meflrulaflt›r›l›nca, ortaya benzer sonuçlar›n ç›kmas› kaç›n›lmazd›r. Devrimci, demokrat faaliyet, sendikal faaliyet, gerek örgütlenmede, gerekse de ajitasyon propagandada iyice daralm›fl, adeta kendi s›n›rlar›na hapsolmufltur. Oligarflinin iflgal ortakl›¤› karar›na karfl› gösterdi¤imiz tepkinin zay›fl›¤›n›n kayna¤›nda iflte bunlar vard›r. ‹flgal ortakl›¤› bir kaç günlük mesele de¤ildir. Bu sürece girilmifltir, dolay›s›yla iflgal ortakl›¤›na karfl› mücadele sürecektir. Solun bu mücadeleyi ne kadar omuzlayabilece¤i, bir yan›yla da bu sorunlar› tart›fl›p çözümleyebilmesine ba¤l›d›r. ***
“Afla¤›dakiler, Yukar›dakiler” Ya da “Biz” ve “Onlar” Tezkere karar›n›n ç›kmas›n›n ertesinde, ‹stanbul AKP binas› önünde bu karar protesto edilecek. D‹SK’lilerin, KESK’lilerin oldu¤u bir grup önceden gelip AKP binas›n›n önüne toplan›yorlar. Biraz sonra Koordinasyon üyeleri de AKP binas›n›n hemen yak›n›nda olan PERPA önünde toplan›p, AKP’ye do¤ru yürümek istiyorlar. Polis AKP ‹l binas›na yürümeye izin vermeyerek barikat kuruyor. Polisin gerekçesi çok ilginç: Polis diyor ki, “afla¤›dakiler (D‹SK, KESK vd.) bizim yukar›daki grupla ilgimiz yok, dediler.” Devrimciler, bu gerekçeye inanmak istemiyor. Bunun üzerine “afla¤›da” AKP önünde bulunan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ile görüflülüyor. Çelebi do¤ruluyor polisin gerekçesini: “biz burada yap›yoruz, ayr› yap›yoruz” diyor. Polisin “sa¤lam” gerekçesi var, “orada eylem var, sizi afla¤›ya istemiyorlar, gönderemeyiz” diyerek barikat› açm›yorlar ve Koordinasyon bünyesinde o eyleme kat›lmaya gelenler ayr›, “afla¤›dakiler” ayr› at›yor sloganlar›n›. Peki say›n Süleyman Çelebi, niye “ayr›”s›n›z
Say› 81 47 12 Ekim 2003
Dünya’dan “onlar”dan? Farkl› bir eylem mi yap›yorsunuz? Farkl› bir fley mi söylüyorsunuz? Protesto edilen fley ayn›, talepler ayn›, eylem biçimi ayn›... Nedir “ayr›” olan? Ne demek “biz” ve “onlar”? “Siz” kimsiniz, “onlar” kim? Fark›n›z› koyuyorsunuz anlafl›lan. Hiç yabanc› de¤iliz elbette bu üsluba. “Onlarla ayn› mahalleden de¤iliz ki” diye yazm›flt› hat›rlarsan›z 19 Aral›k sonras› bir ÖDP’li. 19 Aral›k’ta “biz direnmiyoruz, onlar direniyor, biz farkl›y›z” demiflti baflkalar›. Demek ki “biz” ve “onlar” var sizin kitab›n›zda da. “Siz” yani, solun “sa¤duyulu” kesimleri. Gerekti¤inde “TÜS‹AD”ç›larla yanyana geleceksiniz ama ayn› sloganlar› att›¤›n›z, ayn› fleyi protesto etti¤iniz halde, devrimcilerle yanyana gelmeyeceksiniz. Bugüne kadar ki, say›s›z “duyars›z”l›klar›n›z›n, say›s›z “sahiplenmeme” tavr›n›z›n aç›klamas› da demek ki bu. Say› 81 48 12 Ekim 2003
107 ölüye de onun için gözünüzü kapad›n›z bugüne kadar. 107 ölü, sanki “Afganistanl›”. Emperyalistlerin gözündeki ölü Afganistanl›lar neyse, “solun aristokrasisi”nin gözünde de 107 ölü öyle. 107 ölüyü “biz”in içinde görmeyen kafa, devrimcilik de, demokratl›k da yapamaz. Say›n Çelebi, tarihi de, siyaseti de yanl›fl biliyorsunuz veya bildi¤iniz halde çarp›t›yorsunuz. Devrimcilerin demokratlar›n gözünde, faflizmin karfl›s›nda tüm halk, tüm sol “biz”dir say›n Çelebi. Hele ki, protesto edilen konunun da, at›lan slogan›n da ayn› oldu¤u bir konuda “biz” demek yerine “biz” ve “onlar” ayr›m›n› koymak, subjektifliktir, hesapç›l›kt›r, grupçuluktur. Kimse kimseyi kand›rmaya kalkmas›n. “Sendikalar” ad› alt›nda al›nan bu tav›r ÖDP’nin tavr›d›r. Böyle bir süreçte bile gündeme getirilen “KESK, D‹SK, TMMOB, TTB ad›na yapaca¤›z, siz de kat›l›rsan›z kat›l›n” dayatmas›, “Bar›fl Adalet Koalisyonu” projesi iflas eden ÖDP’nin yeni takti¤idir. Bozgunculu¤u, bölücülü¤ü flimdi böyle sürdürmek istiyor. ÖDP zihniyeti, projelerinin iflas etmesinin de h›rs›yla, her zeminde anti-birlik tutumunu ortaya koymaya devam ediyor. ÖDP de, tüm sendikalar, odalar da içinde olmak üzere, tüm sola ça¤r›m›z ve önerimiz fludur; Türkiye’nin savafla sokuldu¤u böyle bir noktada bölücülükte ›srarc› olmak, iflgal ortaklar›n›n ekme¤ine ya¤ sürmekten baflka bir fley de¤ildir. E¤er ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesine biraz sayg›n›z ve sorumlulu¤unuz varsa, bu tav›rlardan vazgeçmek durumundas›n›z.
Onbinler AB’yi Protesto Etti ‹TALYA: AB Anayasas›’n›n görüflmelerinin yap›ld›¤› Roma, kapitalizm karfl›t› gruplar›n, devrimcilerin gösterilerine sahne oldu. Toplant›lar›n son günü olan 5 Ekim’de, 100 bine yak›n kifli Roma sokaklar›nda gösteriler yapt›. Yer yer çat›flmalar›n da yafland›¤› gösterilerde hükümet binalar› yak›n›ndaki araç ve iflyerleri de hedef al›nd›.
Emekçiler Sokaklarda YUNAN‹STAN: Ö¤retim elemanlar›, polisler, taksiciler, iflçiler, ö¤renciler sokakta. Birçok ifl kolunda ücret art›fllar› için yaflanan grevler yay›l›yor. 23 Ekim ve 5 Kasım'da yapılacak büyük grevlere haz›rlanan emekçilerin düzenledikleri gösteriler, ayn› zamanda, “AB’ye girersek daha iyi yaflam koflullar› sa¤lanacak” aldatmacas›n› da Yunanistan nezdinde gözler önüne seriyor.
Direnifl ve Çat›flmalar Sürüyor BOL‹VYA: Özellefltirmelere karfl› halk›n direnifli sürüyor. 9 Ekim’de sokaklar iflçilerindi. Polisle çat›flan iflçiler, direniflin sürece¤i mesaj›n› verdi.
Ford’da 24 Saatlik Grev BELÇ‹KA: Ford Motor’un Belçika’daki fabrikas›ndan 3000 iflçinin iflten ç›kart›lma karar›n›n al›nd›¤› ve yat›r›mlar›n› iptal edildi¤i haberi, 6 Ekim günü ifl b›rakma eylemiyle protesto edildi. ‹flçilerin, kamyonların fabrikaya malzeme ve parça tafl›mas›n› engellemek için oluflturdukları abluka ise sürüyor. Sendikalar, bu flekilde di¤er fabrikalardaki üretimi de etkileyerek sonuç almay› amaçlad›klar›n› aç›klad›lar.
Berlin’de Panel "Demokratik mücadele nedir ve yasal haklar›m›z neler" konulu panel Irkç›l›¤a Karfl› Mücadele Derne¤i’nde yap›ld›. Demokratik mücadelenin özü, anlam› ve meflrulu¤unun anlat›lmas›ndan sonra söz alan Berlin Barosu Baflkan› Bernd Häussler, yasal haklara ve yeni ç›kacak olan yabanc›lar yasas›na de¤indi¤i konuflmas›nda, “terörizm”, yabanc›lara karfl› kurulan güvenlik birimleri, ilticac›l›k yasas›na getirilen düzenlemeler gibi konularda bilgi verdi. Panelin ikinci bölümünde ise sorular yer ald›.
Canan ve Zehra Yunancada Canan ve Zehra kitab› Yunanca’ya çevrildi. Kitab›n tan›t›m› Yunanistan Komünist Partisi Gençlik Örgütü KNE taraf›ndan düzenlenen ve onbinlerce kiflinin kat›ld›¤› festivalde aç›lan standlarda yap›l›rken, ölüm orucu direniflini anlatan video gösterimleri de yap›ld›.
kahramanlar ölmez Ahmet KARLANGAÇ 12 Ekim 1980 Devrimci hareketin önder kadrolar›ndand›. 1980 y›l›nda eski baflbakanlardan Nihat Erim’in Devrimci Sol taraf›ndan cezaland›r›lmas›yla ilgili olarak gözalt›na al›nd›. Yo¤un iflkencelere maruz kald›, direndi. 12 Ekim günü gözalt›ndayken katledildi.
Bar›fl BUDAK 12 Ekim 1997 Dersim’de k›r gerilla birli¤inde savaflç› olan Bar›fl, zaaflar›n› yenme konusunda umutsuzlu¤a düfltü¤ü bir anda, düzene dönmek ya da düflmana teslim olup ihanet etmektense, nöbet s›ras›nda intihar ederek aram›zdan ayr›ld›.
Aslan B‹LG‹N 15 Ekim 1996 Tokat Turhal’da devrimci mücadelenin içinde yer ald›. Kontrgerillan›n evlerine düzenledi¤i bask›nda annesi ve babas›yla birlikte katledildi.
Ayhan PEKTAfi Ekim 1980 ‹zmir Liseli DEV-GENÇ’in yönetici kadrolar›ndan biriydi. Alsancak’ta emperyalist bir kurulufla karfl› düzenlenen eylem s›ras›nda bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü.
Che GUEVARA 9 Ekim 1967 1956-59’da Küba’n›n Sierra Maestra da¤lar›nda elde silah, Batista diktatörlü¤üne karfl› devrim ve sosyalizm için savaflt›. Devrimden sonra e¤itimden ekonomiye kadar birçok alanda görev üstlendi. O enternasyonalizmi yaflam biçimi haline getiren bir devrimciydi. Küba’daki görevini tamamlad›¤›n› düflündü¤ü noktada baflka ülkelerin devrim mücadelesine katk›da bulunmak için yollara düfltü. Önce bir süre Kongo’da bulundu. Ard›ndan Bolivya’da gerilla savafl›n› bafllatt›. 9 Ekim 1967’de, Bolivya da¤lar›nda savafl›rken ABD’nin emriyle katledildi.
‹ki Cepheli Arap Yi¤it An›ld› DHKP Genel Komite üyesi olarak 1994’te flehit düflen Bedii Cengiz, 28 Eylül’de Mersin Kazanl› Beldesi'nde yoldafllar› ve Kazanl› halk› taraf›ndan an›ld›. Polisin yo¤un önlem(!) ald›¤› anmada Bedii'nin baflucunda tüm devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflundan sonra mücadelesi ve örnek kiflili¤i anlat›ld›. Anmaya kat›lanlar›n marfl ve türkülerine polis “mezarl›kta türkü söylemek yasakt›r” gerekçesiyle engel olmak istedi. Polisin kitleyi gözalt›na almakla tehdit etmesine ra¤men, marfllar ve türküler söylenerek anmaya devam edildi. Anmadan sonra da polis, anmadan dönenleri takip ederek, keyfi kimlik kontrolleri yaparak bask›lar›n› sürdürdü. *** 5 Ekim 1999’da Adana'da infaz edilen Erdinç Aslan, 4. ölüm y›ldönümünde mezar› bafl›nda an›ld›. Anma yoldafllar› ve sevenlerinin ailesini ziyaretiyle bafllad›. Daha sonra ailesiyle birlikte Haklar ve Özgürlükler Cephesi çelengi tafl›narak köyün içinden mezarl›¤a do¤ru yüründü. Mezarl›k abluka alt›ndayd›. Polisi, jandarmas› sanki savafla haz›rlan›r gibi yollar› kesmifl, mezarl›k çevresi ablukaya al›nm›fl, gelen geçen kameraya al›n›yor ve foto¤raf çekiliyordu. Buna ra¤men anma yap›ld›. Erdinç'in mezar›na çelenk b›rak›ld›. Tüm devrim flehitleri ad›na sayg› duruflu yap›ld›. Erdinç'in annesi Arapça a¤›tlar yakarak katillere lanetler ya¤d›rd›. Marfllar söylenerek Erdinç'in mücadelesi anlat›ld›.
Behice BORAN 10 Ekim 1987 Türkiye ‹flçi Partisi’nin lideriydi. 1940’larda kat›ld›¤› mücadelede parlamenterist bir kulvarda ilerlemesine ra¤men, inand›¤› do¤rultuda ölünceye kadar sosyalizmin savunucusu oldu.
Hikmet KIVILCIMLI 11 Ekim 1971 1920’lerde Kurtulufl Savafl›’nda elde silah emperyalistlere karfl› savaflmakla bafllayan devrimci yaflam›n›, teorisiyle, prati¤iyle sosyalist bir hareket yaratmaya adad›; y›llar›n› geçirdi¤i zindanlara ra¤men bafle¤mez devrimci bir kiflili¤in temsilcisi oldu.
köyün !Delisi ‹flgal ve Ramazan pidesi AKP Bal›kesir Milletvekili Edip U¤ur: “Önümüz Ramazan, Irak halk›na yiyecek yard›m› yapmaya bafllayaca¤›z. ‹nan›yorum ki hem yard›mlar›n hem de ramazan›n uhrevi havas›n›n etkisiyle Irak halk› bize daha s›cak bakmaya bafllayacak.” Memleketi yöneten “müslüman”a bak›n! Ramazan› da iflgalcinin hizmetine sunmufl!
Gazeteci Sedat Ergin Amerikan kongresinde Türkiye’yi anlatm›fl. Aferin aferin!... Nerelerde muhatap al›n›yorsun, iyi kan›tlam›fls›n kendini, devam et!
Aferin
Hükümsüz ‘hafifletici neden’ Say› 81 50 12 Ekim 2003
Ülke sat›l›rken O, TBMM baflkanl›¤› koltu¤unda de¤il, diflçi koltu¤undayd›. Tarih baba bu vatana ihaneti kaydederken, Bülent Ar›nç acaba “hafifletici neden” olarak m› kullanmay› düflünüyor bu durumu?!...
Ç‹ZG‹YLE
O, art›k bir iflgal komutan› K›l›ktan k›l›¤a girdi. Koltuk için satmad›k de¤eri, de¤ifltirmedik gömle¤i kalmad›. Sonunda rüyalar›ndaki k›l›¤a girmeyi de baflard›. Halk›m›z Ecevit’in Clinton önünde el pençe divan duran resmini nas›l belle¤ine kaz›d›ysa, bu resmi de belle¤ine kaz›yacak, hiç unutmayacak.