Skip to main content

AdaletWeb076

Page 1

Tecrite son verilsin, ölümler durdurulsun diye

SORDUK:

Adalet

✔

Ölüm Orucu Ercan Kartal: Biz tam 1033 kez kazand›k! Siz 1033 günün her saniyesini kaybettiniz!

Haftal›k Dergi / Say›: 76 / Tarih: 7 Eylül 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com

107 ölü var! Hangi Bar›fl? ◆ Bu soruyu yasaklayan devlet,

◆ Bu soruya ambargo koyan sol, ◆ Bu soruyu duymazdan gelenler

NE ‹ST‹YORLAR? Ekmek ve

Adalet

Ekmek ve

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

FAfi‹ZM‹N YÖNET‹M MERKEZ‹:

MGK infazlar kay›plar katliamlar iflkenceler faili meçhuller köy yakmalar komplolar psikolojik savafl and›çlar

Devrim De¤ifltirir!


Tafl›mamakla kalsalar yine neyse!

12 Eylül’ün sürdü¤ü MGK’n›n yönetti¤i “SIR” DE⁄‹LD‹!

Devletle beraber, onlar da ambargo koydular bu soruya. Oysa yap›lmas› gereken bu muydu? Düflman›n bu slogan› yasaklamas›n›n karfl›s›nda sloganlar›m›za, pankart ve dövizlerimize bu sözleri koyarak düflmana denir ki, bak sen yasaklad›n, daha fazla ço¤ald› bu slogan... Böyle denilmedi düflmana.

“107 ölü var! Hangi Bar›fl?”

BU SORU YASAK! BU SORU AMBARGOLU! ‹stanbul Valili¤i, önüne gelen afifl ve pankartlardan özellikle bir slogan›n üstünü çiziyor: “107 Ölü Var! Hangi Bar›fl?” ‹stanbul polisi, hiçbir “yasak” afifl ve pankarta göstermedi¤i “dikkati” bu sorunun yaz›l› oldu¤u pankartlara göstererek, miting alan›na sokmuyor. Mersin polisi, alana “107 Ölü Var! Hangi Bar›fl?” sorusunun yaz›l› oldu¤u pankartla gelen TAYAD’l›lara sald›r›yor ve onlar› gözalt›na al›yor. Tecrübeli bir devrimci, veciz bir flekilde özetlemiflti oligarflinin bu özel “duyarl›l›¤›”n›; “ç›k soka¤a, yaflas›n sosyalizm de, polis dokunmaz sana, kahrolsun F tipi cezaevleri de, bak ne yap›yor?...” (Mihri Belli) Bu, oligarflinin çizdi¤i “icazetli siyaset” s›n›r›. ‹cazetli siyaset s›n›r›n› kabul edenler, 1 Eylül’de de yaflas›n sosyalizm derken, kahrolsun F tipleri demediler. Sanki F tipleri ve 107 ölüm, sadece Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin sorunuymuflcas›na, kimse bu konuda bir pankart tafl›mad›.

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

Grup YORUM Harbiye Aç›khava Tiyatrosu’nda 13 Eylül - Saat 20.30

Denilmedi¤i gibi, alana polise ra¤men sokularak as›lan bu pankart, “hangi bar›fl?” sorusunu üzerine al›nan, kendisine karfl› bir soruymufl gibi alg›layanlar taraf›ndan indirilmek istendi. Nas›l demokratl›k bu? Kald› ki, bu soru flu veya bu siyasi harekete de yönelik de¤il; niye üzerinize al›n›yorsunuz?.. “Kitlenin iradi olmayan tepkisi” de denilebilir; zaten öyle aç›klan›yor; fakat bu noktada da sorun flu; o kitle nas›l biçimlendirilmifl, nas›l bilinçlendirilmifl? Benim slogan›m olacak, benim taleplerim dile getirilecek... mant›¤› nas›l yerlefltirilmifl? Alandaki olumsuzluk, devrimci demokrat bas›n›n ambargosuyla devam etti. 1 Eylül haberlerinde bu sorunun yaz›l› oldu¤u pankartlar görmezden, bu soruyu dile getiren sloganlar duymazdan gelindi. Üstelik bu slogan›n yaz›l› oldu¤u pankart bir tane de de¤ildi, ki gözlerinden kaçm›fl olsun! Kimsenin gözlerinden kaçmas›n diye, 5 pankartta sadece bu slogan yaz›yordu. Olur ya, haberde sloganlara yer vermeyebilirler. Ama öyle de de¤il; pankartlarda tafl›nan, at›lan onlarca slogana yer veriliyor ayn› haberlerde. Bir bu yok! Bir devrimci gazete, “Bilal Gitsin Askere” slogan›n›n yasakland›¤›n› yaz›yor da, bunu yazm›yor. Bu nas›l bir anlay›fl? Bu “sansür” nas›l bir zihniyetin ürünü? Bilinçli veya bilinçalt› bir “suçluluk duygusu” mu yoksa? Kendilerinin de o soruya verilecek bir cevaplar›n›n olmay›fl›ndan m›? fiu malum “F tipleri gündemimiz de¤il” tak›nt›s›ndan m›?

DEVR‹M’le DÜZEN de¤iflinceye dek; MGK’n›n faflist zihniyetinin yönetmeye devam edece¤i de “SIR” DE⁄‹LD‹R!

Peki, “107 ölü var” gerçe¤i geçmesin hiçbir yerde. Ölüm orucunun devam etti¤i bilinmesin, duyulmas›n. Oligarflinin ifline gelir; çünkü oligarflinin F tipleri konusundaki sansür politikas›na uygun. Peki sola ne yarar› olacak bu sorunun üstünün örtülmesinin? “107 ölü var”; yasaklansa da, yaz›lmasa da!

Yönetmeli¤i de¤il, icraatlar›n› aç›klay›n! Demokrasi diyenler, hak ve özgürlükleri, hukuk ve adaleti savunanlar; hep birlikte istemeliyiz:

MGK’n›n ald›¤› bütün kararlar, verdi¤i bütün talimatlar, bütün operasyonlar› tüm ayr›nt›lar›yla HALKA AÇIKLANMALIDIR!

Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Bürolar›m›z Yap›verlag Venloerstr. 507-A 50825 Köln Tel: 0049 221 280 87 74 0049 221 280 87 75 Faks:0049 221 280 90 84 E-mail adresi: ekmekveadalet@post.com Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›beyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Zeytinlibahçe Caddesi Petek Apartman› No:26 Kat:1/3 Mersin Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9


Ekmek ve Adalet Say› 76 ‹çindekiler

3... 5... 8... 9... 11... 13... 14... 17... 19... 21... 22... 24... 26... 30... 31... 34... 35... 36...

38... 40... 41... 42... 43... 44... 46... 48... 49... 50...

MGK Devletin Her Yerindedir Faflizmin Halka Karfl› Savafl› Faflizm AKP’li MGK’yla Sürüyor Susurluk Yanl›fllar› ve MGK Yönetmeli¤i Amerikanc›lar Konufluyor! Bölücü, K›flk›rt›c› Erdo¤an, Alevi Halk›m›za... Kan Denizinin Ortas›nda Bar›fl Olmaz! Kanl› Güvercinler Türkiye Gerçe¤idir B‹Z Kazand›k Siz Kaybettiniz Ertosun Yarg›lans›n ve Cezeland›r›ls›n Bu Öfke Dinmez 12 Eylül’den Bugüne; Toplumun Yeniden... MGK’n›n Hapishaneler Operasyonu Terörle Bast›r›ld›¤› Türkiye! MGK’n›n Operasyonlar›; Fail Belliydi-1 Hangi Hukuk! Hangi Ahlak! Siparifl Rapor Gerçe¤e Çarpt› Görüflmeler “Uzlaflmazl›k”ta; Memurlar›n Direnifli “T›kand›”... “Anlat, KESK eylemine kat›ld›n m›?” Okumam Yok, Ka¤›t ‹mzalatmak ‹stediler Malatya Tek Tip K›yafet Davas›nda Beraat Katliam, ‹flgalcinindir Bahçelievler Temel Haklar’dan fienlik Çocukça! MGK Yönetmeli¤inin Hedefindeki... ‹slamc›lar Ayd›nl›kç›- Faflist MHP ‹ttifak› Ertu¤rul Özkök; “MGK Yönetmeli¤i mi Yaz Dedi?” Kahramanlar Ölmez

MGK Devletin Her Yerindedir! Faflizme karfl› demokrasi mücadelesinde kim neyi bekliyor? MGK’n›n Gizli Yönetmeli¤i’nin a盤a ç›k(ar›l)mas› karfl›s›nda, hemen tüm çevrelerde derin bir suskunluk var. Burjuva medyan›n, düzen partilerinin suskunlu¤u belli bir nedene dayan›yor; Ortaya ç›kan belge önemli ve “Türkiye nas›l yönetiliyor?” sorusuna aç›k bir cevap olmas›na ra¤men, mesela Susurluk döneminde aylarca bu konuyu iflleyen “demokrasi, temiz toplum” demagoglar› bu kez Yönetmelik karfl›s›nda kör ve sa¤›rlar. Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerde neredeyse tek sat›r yaz›lmad› yönetmeli¤e iliflkin. Belgeyi yay›nlayan kendileri, ama amaçlar› s›n›rl› bir ba¤›rsak temizleme operasyonundan ve generallere daha fazlas›n› yapabileceklerini göstererek oligarfli içi savaflta bir hamle kazanmaktan ibaret. Bunun ötesinde tart›flmay› yayg›nlaflt›rd›klar›nda, bütün medya organlar›n›n Susurluk döneminde oldu¤u gibi yay›nlar yapmas› durumunda, önünü alamayacaklar› geliflmelerden korkmaktad›rlar. Peki sol; siyasi hareketler, demokratik kitle örgütleri niye suskun? Belge, aç›k ki, oligarflinin kanl› yüzünün belgesidir. Devrimcilerin söylediklerinin kan›tlanmas›, faflizmin hukuksuzlu¤unun, halka karfl› nas›l operasyonlar yap›ld›¤›n›n kan›t›d›r. Bu yan›yla Susurluk’la benzerdir. Demokrasi diyenler, hak ve özgürlükleri savunanlar, ve elbette devrim diye, kitleleri faflizme karfl› bilinçlendirme ve harekete geçirme diye bir sorunu olanlar, bu yönetmeli¤i yapanlardan, bu yönetmeli¤e dayanarak halka karfl› savafl açanlardan hesap sormak için aya¤a kalkmal›d›r. Bunlar zaten biliniyordu demek, politik aç›dan birfley ifade etmiyor. Sol duyarl›l›klar›n›, refleksini öylesine kaybetmifl ki, ‹smet Berkanlar›n bile “Yoksa Mumcu cinayeti de psikolojik harp mi?” sorusunu sordu¤u bir ortamda bu konu, demokratlar›n, hukukçular›n, siyasi hareketlerin, kitle örgütlerinin gündemi olmuyor! Bu sorgulanmaya muhtaçt›r. Kimi çevreler, bu olay›n tafl›d›¤› anlam›n fark›nda m› de¤il; yoksa henüz oligarfli içinden bir “iflaret” mi almad›lar? Sol oldu¤unu, halk›n ç›karlar›n›, hak ve adalet iste¤ini savundu¤unu iddia eden hiçbir gücün ölçüsü, burjuva medya veya oligarflinin baflka kesimlerinin icazeti olamaz. Burjuva medyan›n kampanya bafllat›p bafllatmad›¤›na, Genelkurmay’›n “›fl›klar›n›n” söndürülüp söndürülmedi¤ine, TÜS‹AD’›n demeçler verip vermedi¤ine bakanlar›n yapaca¤› “demokrasi mücadelesi”, zaten yine ancak icazetinde hareket ettikleri güçlere yarar. Bugün kimilerinin yapt›¤› gibi AB’yi arkas›na al›p ucuz demokrasi savunuculu¤u kolay bir yoldur. Biz bugüne kadar Avrupa Birli¤i’ni veya baflkalar›n› arkam›za almadan dile getirdik bu gerçekleri. Faflizme karfl› demokrasi mücadelesinin bayra¤›n› tafl›d›k. MGK Yönetmeli¤inde somutlanan operasyonlar›n hedefi de bizdik ço¤unlukla. Bunlar› söyledi¤imiz, halka düflman bu sistemi de¤ifltirmeye çal›flt›¤›m›z için katledildik, hapsedildik, F tiplerine at›ld›k. fiimdi meydan› s›rt›n› AB’ye yaslayan “ucuz demokrasi savunuculu¤una” b›rakamay›z. Devrimciler, demokratlar, bu olayda, demokrasicilik oyununu bozacak, faflizmi teflhir edecek, hesap sorma ve adalet iste¤ini yükseltecek bir malzeme yakalam›fllard›r ve bunu de¤erlendirmek durumundad›rlar. Elbette bu tart›flman›n bir yan›nda AB’ciler, di¤er yan›nda karfl›-AB’ci-


ler vard›r. Devrimciler bu yolu izleyemez. Bu çat›flman›n içinde olamaz. AB’ye s›rt›n› yaslayarak demokrasicilik, oyunun farkl› biçimlerde devam ettirilmesinden baflka bir fley de¤ildir. Türkiye halk›, art›k bu oyuna son vermek durumundad›r. Devrimcilerin kendi yolu var. Bu yol, faflizme karfl› halk›n iktidar›, halk için demokrasi mücadelesidir. Bizim anlatmam›z gereken gerçek, burjuva medyadaki AB’ci demokrasi “kahramanlar›n›n” anlatacaklar›ndan farkl›d›r: Faflizm yasalarla y›k›lmaz; demokrasi göstermelik reformlarla kurulmaz. Bizim “oligarfliyle halk aras›ndaki savafl”tan sözetmemizi, ülkemizin bafl çeliflkisinin bu oldu¤unu tespit etmemizi, ayd›nlar, hatta b›rak›n ayd›nlar›, solun bir çok kesimi bile “abart›l›” bir söylem, “bir klifle” olarak görmüfllerdir. Oysa, MGK yönetmeli¤inin de aç›kça gösterdi¤i gibi, oligarfli bu konuda hiçbir yan›lg› içinde de¤ildir. Esas çeliflkinin halkla kendisi aras›ndaki çeliflki oldu¤unu görüyor. Ve “halka karfl› savafl›n” yönetmeli¤ini yapmaktan geri durmuyor. Bu gerçek karfl›s›nda, kah Genelkurmay’›n, kah TÜS‹AD’›n ilericili¤inden, “demokratikleflme”den yana oldu¤undan sözeden kimi sol kesimlerin içine düfltü¤ü duruma bak›n. Hayal dünyas›nda yafl›yorlar. Faflizm ülkemizde flu veya bu partiye, kuruma ba¤l› bir sistem de¤ildir, kurumsallaflm›flt›r. Bir yönetmelik yürürlükten kald›r›lm›fl ancak MGK’n›n kendisi, MGK Kanunu, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, Orduya her türlü müdahale “hakk›” veren ‹ç Tüzükler, Askeri yarg› kanunu, DGM’ler, generalleri hemen tüm kurumlar üzerinde etki ve yetki sahibi k›lan düzenlemeler, Kriz Yönetim Merkezi, herfley yerli yerinde duruyor. Kriz Yönetim Merkezi, sivil faflist örgütlenmeler oluflturmaktan, her alana müdahale etmeye kadar yetkili bir organd›r. MGK Genel Sekreterli¤i’nin tüm yetkilerine o da sahiptir. Sadece halen mevcut bu yasa ve Faflizm ülkemizde flu kurumlar bile, kimveya bu partiye, kuruma senin bir yönetmelik ba¤l› bir sistem de¤ildir, yürürlükten kalkt›, kurumsallaflm›flt›r. Bir “MGK’n›n yetkileri budand›” diye fayönetmelik yürürlükten flizmden kurtulup, kald›r›lm›flt›r ancak demokrasiye kavufaflizm yerinde duruyor. flaca¤› hayalleri kurmamas› için yeterli aflizme karfl› demokrasi bir nedendir. E¤er sorunu, bu ülkede dün bu yönetmelikte göoldu¤u gibi, yar›n da bir rülen, devletin “haldevrim sorunu olmaya ka karfl› savafl” açt›¤›ysa, ki burjuva

devam edecektir.

medya bile bu gerçe¤i itiraf ediyor, herkesin görmesi gereken gerçek fludur; “halka karfl› savafl” politikas› ve örgütlenmesinin sürdürülmesi konusunda, oligarfli cephesinde hiçbir tart›flma yoktur. Yönetmelik yürürlükten kald›r›l›p politika sürdürülmektedir. Bu yan›yla oligarflinin takti¤i, “Susurluk takti¤i”yle ayn›d›r; deflifre olan elemanlar› ve kurumlaflmalar› tasfiye et, deflifre olmam›fllarla ayn› yap›y› sürdür! Faflizme karfl› demokrasi mücadelesi, bu ülkede dün ne kadar zorlu bir mücadele idiyse, yar›n da o kadar zorlu bir mücadele olacakt›r. Faflizm, bu ülkede dün ne kadar katliamc› ise, yar›n da öyle olacakt›r. Farkl› beklentiler üzerine yap›lan tüm hesaplar bofla ç›kacakt›r. MGK’da somutlanan bir karfl›-devrim merkezidir. Onun biçimleniflindeki de¤ifliklik, sistem aç›s›ndan bir de¤ifliklik anlam›na gelmez. Her türlü flerefsizlik ve halka düflmanl›k, bu merkezdedir. Her türlü katliamc›l›k bu merkezdedir. Dini kullan›r, aranan faflist katilleri, itirafç›lar›, mafyac›lar› kullan›r, katliamc›y› ödüllendirir, mafyac›ya uyuflturucu ticareti izni verir. Ve halka karfl› her türlü provokasyonun, katliam›n, iflkencenin, yoketme yöntemlerinin karar› verilir. Verilmeye devam ediliyor. Böyle oldu¤u için de, faflizme karfl› demokrasi sorunu, bu ülkede dün oldu¤u gibi, yar›n da bir devrim sorunu olmaya devam edecektir. Susurluk’ta devletin yap›s›n›n a盤a ç›kmas›, (devrimcilerin bunu ne kadar de¤erlendirip de¤erlendiremedikleri bir yana) siyasi olarak devrimcileri güçlendirmifltir. Bu yönetmelikte, bizzat MGK’n›n kendisinde görülmesi gereken de budur. Devrimciler, Susurluk’ta da, “Susurluk devlettir” dediler, Susurluk MGK’d›r dediler. Bugün de Gizli Yönetmeli¤i, üç befl generalin ifli olarak görüp, art›k bu devrin de bitti¤i düflüncesine kap›lanlar, Susurluk’taki yan›lg›lar›n› bir kere daha tekrarlam›fl olurlar. MGK veya onun Genel Sekreterli¤i veya Kriz Yönetim Merkezi, faflizmin de¤iflik görünüm ve icraat biçimleridir. Düzenin bekas› için, oligarfli bunlar› zaman içinde flu veya bu yönde yeniden flekillendirebilir. Mevcut durumda faflizme karfl› demokrasi mücadelesi, faflizmi uygulayan iktidar odaklar› olarak MGK ve AKP’yi hedeflemeli, ancak mücadele bir “parti” veya “kurum”la da s›n›rlanmamal›d›r. Çünkü faflizm sorununun çözülmesi bir partinin veya kurumun de¤iflikli¤iyle özdefllefltirilemez. Bizim hedefimizde, her koflulda faflizm ve oligarflik devlet olmak durumundad›r. Onun da yasalarla de¤il, devrimle de¤iflebilece¤i aç›kt›r.


MGK

’n›n halka karfl› savafl›

MGK Genel Sekreterli¤i Gizli Yönetmeli¤i ve Türkiye Gerçe¤i:

FAfi‹ZM‹N HALKA KARfiI SAVAfiI ◆ bize “demokrasi” masallar› anlatanlar, ◆ bize “parlamenter düzen”e kat›lma ça¤r›s› yapanlar, ◆ bizden “ba¤›ms›z yarg›ya güvenmemizi “isteyenler, ◆bu yönetmeli¤e bak›p, söylediklerinden utanacaklar m›? ◆Türkiye’nin demokrasiyle de¤il, faflizmle yönetilen bir ülke oldu¤unu kabul etme cesaretini gösterebilecekler mi? 27 A¤ustos 2003 tarihli Radikal Gazetesi’nde yay›nlanan bir belge, MGK’n›n Türkiye’nin yönetimindeki yerini resmen bir kez daha herkese gösterirken, Türkiye’nin bugüne kadar “demokrasi”yle yönetildi¤ini ileri sürenlerin yalan›n› da belgelemifl oldu.

“Sekreterlik” De¤il, Devlet Merkezi; yöneten, yönlendiren, bizzat uygulayan zulüm karargah›! Gazete, yönetmeli¤i “7'nci AB uyum paketiyle geçerlili¤ini yitirmesi...” nedeniyle yay›nlad›¤›n› aç›klad›. Yönetmelik, Kasım ayına kadar yürürlükte kalacak. Radikal’in yay›nlad›¤› belge Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterli¤i Gizli Yönetmeli¤i bafll›¤›n› tafl›yordu. Gazetenin büyük bölümünü aktard›¤› belgede, MGK Genel Sekreterli¤i’ne ba¤l› bölümlerden baz›lar› flunlar:

- Milli Güvenlik Siyaseti Baflkanlı¤ı (MGSB) - Toplumla ‹liflkiler Baflkanlı¤ı (T‹B) - Topyekûn Savunma Sivil Hizmetleri Baflkanlı¤ı (TSSHB) - Bilgi Toplama-De¤erlendirme Grup Baflkanlı¤ı - Hukuk Müflavirli¤i - Personel Dairesi “Milli Güvenlik Siyaseti Baflkanlı¤ı” dairesine ba¤l› alt baflkanl›klar da var. - Plan Koordinasyon ve Uygulama Takibi - Savunma Siyaseti Müflavirli¤i - Dıfl Siyaset Müflavirli¤i - ‹ç Güvenlik, Kamu Yönetimi, E¤itim ve Kültür Siyaseti Grup Baflkanl›¤› - Ekonomi ve Sosyal Siyaset Grup Baflkanlı¤› Ancak bir bölümünü aktard›¤›m›z bu yap›lanmada görüldü¤ü gibi, hayat›n hiç bir alan› MGK’n›n ilgi ve yetki alan› d›fl›nda de¤ildir. Halka karfl› her alanda ve her biçimde sürdürülen savaflta, MGK düzenin tüm kurumlar›n› halka ve devrimcilere karfl› seferber etmifltir. MGK’n›n “Psikolojik Harekat Merkezi”, TÜS‹AD’dan Kore Gazileri’nin derneklerine, MHP’den Yeflilay’a kadar her kurumu çeflitli operasyonlar›nda kullanm›fl, yönlendirmifltir. MGK, kendisini “devletin merkezi” olarak konumland›rm›fl ve faflist bir diktatörlük kurmufltur. Bu özgünlük içinde, klasik bir devletten farkl› olarak, tüm operasyonlar› bafl›ndan sonuna tüm ayr›nt›lar›yla planlay›p uygulayan bir sistem kurmufltur. Hangi konuda, hangi sloganlarla propaganda yap›laca¤›ndan, hangi gazetenin ne yaz›p hangi kurumun ne aç›klayaca¤›na, kimin, nerede nas›l öldürülece¤inden, hangi devrimci lidere karfl› kimler arac›l›¤›yla nas›l bir yöntem izlenece¤ine kadar tüm ayr›nt›larda bizzat icraatc› durumundad›r.

Yönetmelik belgeliyor: Cumhuriyet Hükümetleri ve Meclis “KUKLA”d›r; Yasad›fl› MGK yönetiyor! Yönetmelik gösteriyor ki, MGK Genel Sekreterli¤i, Cumhurbaflkanı, MGK, Baflbakan ve Bakanlar adına talimat ve direktifler haz›rlama yetkisine sahiptir. MGK, hükümetlere, devletin di¤er kurulufllar›na talimatlar veren, bunlar›n uy-

Say› 76 5 7 Eylül 2003


gulanmas›n›n denetimini de yine baflkas›na b›rakmayan bir kurum durumundad›r. Gizli Yönetmelikteki yönetim mekanizmas›, tipik bir faflist yönetim flemas›d›r. Herfleye kadir “yürütme” de MGK’da cisimleflmektedir. Ama bu organ, 12 Eylül Anayasas›nda bile yeri olmayan gizli yönetmeliklere dayal› bir yetki kullanmaktad›r. Dolay›s›yla ülkeyi yöneten en temel organ, yasad›fl› durumdad›r. Sekreterli¤in Cumhurbaflkan›, Baflbakan ve Bakanlar ad›na direktif haz›rlama yetkisine sahip oldu¤u bir yönetim biçiminde, meclisin ve hükümetlerin tek bir rolü vard›r: Kukla! Devrimciler, bu gerçe¤i binlerce kez dile getirdiler bugüne kadar. Düzen partileri bütün bu gizli yönetmelikleri de biliyorlar kuflkusuz. Yönetmeli¤in yaz›l› halini görmelerine de gerek yok. Sistemin iflleyiflini herkes belgeden önce de görüyordu. Düzen partileri bu anlamda, bafltan “kukla” olmay› kabul ederek iktidar olmaktad›rlar. Baflka deyiflle , Say› 76 6 7 Eylül 2003

CHP, Halk›n De¤il, MGK’n›n Yan›nda! Gizli yönetmelik konusunda görüflleri sorulan CHP milletvekilleri bak›n ne diyor: CHP Grup Baflkanvekili Mustafa Özyürek: “Ülkenin güvenli¤iyle ilgili konular dıflında her hususun kamuoyuyla paylaflılması gerekir. Bu, MGK'ya dönük bir suçlama de¤il ama tereddütler varsa aydınlatmak gerekir.” CHP Milletvekili Algan Hacalo¤lu: “MGK'nın laik demokratik Cumhuriyet de¤erlerine yönelik duyarlılı¤ı bazı kesimleri rahatsız etmifltir. Geriye dönük hesaplaflma yapılacaksa, Evren, Turgut Özal, Demirel dönemiyle hesaplaflılmalıdır. 12 Eylül yasaları de¤iflmelidir. 12 Eylül yolsuzluklarının hesabı sorulmalıdır.” (30 A¤ustos 2003, Milliyet) Sivil general Baykal’›n vekilleri, hukuksuzluk, faflizm böylesine a盤a ç›km›flken, onlar hala MGK’n›n avukatl›¤›n› yap›yorlar. Hala MGK’ya zarar gelmesin hesab›ndalar. Onlar hala “laiklik-fleriat” derdinde; belgeleri ortaya dökülmüfl “halka karfl› savafl” onlar›n umurunda bile de¤il. Ayn› Susurluk konusunda oldu¤u gibi. Aman devlete, MGK’ya zarar gelmesin! CHP’ye art›k söylenecek bir söz yok da, CHP’yi hala “sol” görüp, bu seçimlerde de, devrimcilerin tüm uyar›lar›na ra¤men, gidip CHP’ye oy verenler acaba bir “ders” ç›kar›yorlar m›?

“MKG’n›n memuru” olduklar› sürece de o koltukta oturuyorlar. Düzenin bu iflleyifli, ülkemizde seçimlerin nas›l bir “oyun” oldu¤unu, göstermelik oldu¤unu da gösteriyor. “Seçim oyununu reddedelim” diyen devrimcilerin hakl›l›¤›n› gösteriyor. MGK yönetmeli¤i sonucunda 12 Eylül’den bugüne kadar, hiç bir meclis, hiç bir hükümet gerçek anlamda “iktidar” olmam›flt›r. Hükümetler ve meclisler MGK’n›n kararlar›n› uygulayan birer figürand›lar bu iflleyifl içinde. En önemli rolleri de, MGK’n›n yasad›fl›l›¤›n› ve teröristli¤ini gizlemek olmufltur. Bütün hükümetler, bütün düzen partileri ve bütün milletvekilleri, bunu bilerek partiler kurdular, seçimlere girdiler, iktidar oldular. Bu anlamda MGK’n›n halka karfl› savafl suçunun da tüm yönleriyle orta¤›d›rlar.

Yönetmelikteki “düflman”, halkt›r; “Psikolojik harp”in tercümesi, halka karfl› savaflt›r! Yönetmeli¤in hemen her maddesinde “psikolojik harp”ten, “istikrar”dan, “güvenlik”ten, “hedef”lerden, “tedbir”den sözediyor. Belgelerin her sat›r›nda bir “düflman”dan sözediliyor. Kim o düflman? O yönetmeli¤i yazanlar›n ve uygulayanlar›n aç›klamas› gerekiyor. Düflman kim? Aç›klamalar› gerekiyor, bu MGK kime karfl› kuruldu, kime karfl› “operasyonlar” yapt› bugüne kadar? Onlar aç›klamayacak, ama belge söylüyor. Burjuva kalemflörlerin bile görmezlikten gelemeyece¤i kadar aç›k flekilde hem de. Düflman, halkt›r. Yönetmeli¤e damgas›n› vuran zihniyet “halka düflmanl›k”t›r. “Psikolojik harp” diye ifade edilen fley, halka karfl› uygulanan tüm askeri, propagandif yöntemleri kapsar. “Psikolojik harp” ad› alt›nda, tüm kontrgerilla yöntemleri uygulanm›flt›r. Aç›klanmas› gereken bunlard›r. 23 y›ld›r “psikolojik harp” ad›na, “tehditi etkisizlefltirme” ad›na neler yap›ld›? Yalan, tehdit, flantaj, komplo, yap›lanlar›n ancak bir yan›d›r. MGK’n›n yapt›¤›n›n hepsinin medyay› yönlendirmekten, yalan-yanl›fl haber yay›nlatt›rmaktan ibaret oldu¤unu sananlar varsa, yan›l›yor. ‹nfazlar, katliamlar, kaybetmeler, faili meçhuller, köy yakmalar ve boflaltmalar, hapishane katliamlar›, iflkenceler, hepsi MGK’n›n talimatlar›yla gerçeklefltirilmifltir. MGK ve onun temsilcisi oldu¤u oligarflik devlet, halka karfl› savafl›yordu ve hala savafl›yor. MGK belgelerinde “yak›n tehdit, uzak tehdit” diye


adland›r›lan hep halkt›r. “Bölücülük, y›k›c›l›k, terörizm” diye adland›r›lan, halk›n mücadelesidir.

Katleden, k›flk›rtan, bölen, sindirmek isteyen, MGK’d›r AB’cilik paralelinde yazan ‹smet Berkan gibileri, “Acaba U¤ur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kıfllalı ve hatta Necip Hablemito¤lu cinayetleri de birer 'psikolojik harekât' mıydı?” diye sormakta, ilericisi, sosyalisti de, bunlar›n yan›na en fazla “ya Musa Anter, Vedat Ayd›n?” diye eklemekle yetinmektedir. Hay›r; halka karfl› savafl›n bilançosu çok daha kapsaml›d›r. ‹nfazlar, kaybetme politikalar›, faili meçhuller, hepsi MGK’ya sorulmal›d›r. fiehirlerde ve da¤larda devrimcileri imha etme plan› MGK taraf›ndan yap›lm›fl ve uygulanm›flt›r. Fifllemeler, tasfiyeler, köy boflaltmalar ayn› odaktan yönetilmifltir. Özel timlere MHP’lilerin al›nmas›, ölüm mangalar›n›n kurulmas›, MGK’da kararlaflt›r›l›p uygulanm›flt›r. Mahkemeler, MGK talimat›yla iflkencecileri, infazc›lar› himayelerine alm›fllard›r. Halk›, flovenist k›flk›rtmalarla Kürt-Türk diye, Alevi-sunni diye bölen, laiklik-fleriat k›flk›rtmas›n› yapan MGK’d›r. MGK faflist terör ve demagojiyle kendi ideolojisine uygun bir toplum yaratmak istemifltir. Bu ideolojinin esas› Türk-‹slam sentezine dayanan ›rkç›, kaderci, halk› birbirine karfl› k›flk›rtan, bölen ve bu vesileyle yönetebilen bir anlay›flt›r. Bütün bu yöntemler içinde belirleyici olan “faflist terör”dür. MGK’n›n baflvurdu¤u tüm di¤er yöntemler bunun tamamlay›c›s› olarak uygulanm›flt›r. Bu devletin, “halka düflman” oldu¤unu, halka karfl› savaflt›¤›n›, ordusunun “iç savafla göre örgütlendi¤ini” ony›llard›r söylüyoruz. Arflivlerde yüzlerce belgesi var. Devrimciler, ony›llard›r b›kmadan sürdürdükleri mücadeleyle bu oyunu a盤a ç›kard›lar. Bunun için büyük bedeller ödediler. Bu belgeleri yay›nlayan burjuva medya ise, bu gerçe¤in gizlenmesinin arac›yd›. Hala da esas olarak öyledir. Yönetmeli¤e bak›p “bu halka düflmanl›kt›r” demek yetmez. Halka düflman bir düzene karfl›, aç›kça mücadele etme cesaretini gösteremedikten sonra, bunlar› “tesbit” etmenin hiç bir önemi yoktur. Bafltan bu yana anlat›lan yönetim tarz› sürmektedir. Yo¤unluklar› de¤iflse de, örneklenen tüm kontrgerilla yöntemleri yürürlüktedir. Bu düzenin de¤iflmesi yönetmelik, yasa meselesi de¤ildir; bir sistem meselesidir. “Yasal düzenlemeler”le bu yap›n›n da¤›t›labilece¤ini, de¤ifltirilebilece¤ini umanlar hayal dünyas›ndad›r.

Temel Haklar: “HALKTAN G‹ZL‹ YASADIfiI YÖNETMEL‹⁄E SAH‹P OLAN MGK DA YASADIfiIDIR...” MGK’n›n Gizli Yönetmeli¤i’nin yay›nlanmas› üzerine 1 Eylül’de aç›klama yapan Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, 12 Eylül’den bugüne kadar ki tüm yönetimlerin yasad›fl› ve hukukd›fl› oldu¤unu belirterek, MGK’n›n “kime ba¤l›” çal›flt›¤›n›n, neler yapt›¤›n›n aç›klanmas›n› isteyerek flunlar› söyledi: “Y›llard›r halk›m›z gizli yönetmeliklerle, yasad›fl› kurumlarca yönetiliyor... Meclis, seçimler bir oyundan ibaret. Seçimlere gidiyoruz, oy kullan›yoruz, yasalar yap›l›yor ancak ülke yönetiminde bunun bir hükmü yok, halk›m›z gizli-yasad›fl› yönetmeliklerle yönetiliyor. (...) Aç›klanmal›d›r! MGK kimden ald›¤› yetkiyle bunlar› yapm›flt›r? Yasalarda MGK'n›n bu tarzda yetkilendirilmesi olmad›¤›na göre MGK yetkiyi kimden hangi kanallardan almaktad›r?.. MGK, Meclise ba¤l› çal›flmad›¤›na göre kime ba¤l› çal›flmaktad›r? 12 Eylül çeflitli bilgi ve belgelerle bas›na da yans›d›¤› gibi, bir ABD darbesidir. 12 Eylül darbesinin devam› bu yönetmelikle sa¤lanm›flt›r. Bu yönetmelik gizlendi¤i için yasa d›fl›d›r. O zaman MGK yasad›fl› bir örgüttür. Gizli, halk taraf›ndan bilinmeyen bir yönetmelikle halk› yönetmifller, bunun için her türlü fliddeti, vahfleti uygulam›fllard›r. Hiç bir ahlak kural›na uymadan her türlü yalan› söylemifllerdir. Bu yasad›fl› örgüt, halk› düflman görmüfl, terörü esas alm›flt›r. Terörle halk› sindirmeyi esas alm›flt›r, bu nedenle MGK terör uygulayan bir örgüttür. 12 Eylülden bugüne yap›lan bütün fliddet hareketlerinin bütün bask›lar›n, provokasyonlar›n halk› aldatman›n, hükümet kurup y›kman›n organizatörü ve planlay›c›s› MGK'd›r.” Aç›klaman›n sonucunda, baflta Genelkurmay ve generaller olmak üzere, bu süreç boyunca MGK yönetimi alt›nda görev alan tüm cumhurbaflkanlar›n›n, partilerin, milletvekillerinin, bürokrasinin, polisin, medyan›n, MGK kararlar› çerçevesinde hareket eden kurumlar›n “halk›n sindirilmesini planlamak ve uygulamak”tan suçlu olduklar› belirtildi.

Say› 76 7 7 Eylül 2003


MGK

’n›n halka karfl› savafl›

De¤iflim ne? Demokratikleflme mi, Demokrasicilik oyununa yeni imaj m›?

FAfi‹ZM AKP’L‹ MGK’YLA SÜRÜYOR MGK yönetmeli¤inde de¤ifliklik yap›lmas›n› kimi “bir dönemeç” kimi bir “devrim” olarak gördü. Böyle çok “dönemeç”lerden geçti Türkiye. Egemen s›n›flar›n yazd›¤› tarihe bakarsan›z, özellikle 1991’den bu yana durmadan demokratiklefliliyor. 2000’de AB’ye uyumla daha da yo¤unlaflt› bu demagoji. 19 Mart 2001’de AB’ye uyum için "Türkiye Ulusal Programı" açıkland›. Ama Türkiye hala iflkenceler, infazlar, katliamlar ülkesi. Hapishanelerinden tabutlar ç›kmaya, meydanlar›nda insanlar coplanmaya devam ediyor. MGK yasaklar›yla yönetilmeye devam ediyor. Oyun sürüyor.

Yönetmelik yürürlükten kalkar Halka karfl› savafl sürer! Say› 76 8 7 Eylül 2003

Peki bu de¤iflikliklerin hiçbir anlam› yok mu? Elbette var; Sömürü düzeninin sürdürülmesi için yeni imajlar, yeni flekillenmeler ihtiyac›n›n karfl›lanmas›d›r. Bunun ötesinde bir anlam› ise yoktur. Mevcut emperyalist sömürünün sürdürülmesi için bask› ve teröre baflvurmadan yapamazlar. Ne var ki, bask› ve terörün kendisi bir noktada sistem için bir tehdit haline gelir. Emperyalizm iflte bu noktadan uzak tutmaya çal›fl›yor oligarfliyi. Faflizm ve demokrasicilik oyunu aras›ndaki denge emperyalizmin müdahaleleriyle yeniden flekillendirilmektedir. Susurluk sonras› gündeme gelen “ba¤›rsak temizleme” operasyonunun bir baflka noktada sürdürülmesidir. MGK, fiilen tüm burjuva siyasete yön vermesiyle ve ülkeyi kan gölüne çevirmesiyle, esas olarak teflhir olmufl bir mekanizmad›r. 12 Eylül, ordunun y›pranmas›n› engellemek için aç›k faflizmi kurumsallaflt›rm›fl, bunun bir parças› olarak da MGK’y› perde arkas› yönetici olarak belirlemifltir. Ama oligarfli içi çeliflkiler, MGK’n›n aynen bir cunta dönemindeki gibi öne ç›kmas›n›, bu da “y›pranmas›n›” beraberinde getirmifltir. “Düzenleme” iflte bunun düzenlemesidir. Dikkat edilirse, MGK zihniyetine iliflkin bir tart›flma yoktur, MGK’n›n “yürürlükten kald›r›lan yetkileri” do¤rultusunda halka karfl› yürüttü¤ü savafla iliflkin bir tart›flma, sorgulama, yarg›lama yoktur. Çünkü “yönetmelik” yürürlükten kald›r›lacak ama, zihniyet, halka karfl› savafl, yürürlükte kalacakt›r. Meselenin özü budur.

Halka karfl› savafl, yeni yönetmelik ve yeni kurumlarla sürdürülecektir. Bu kurumlarda kaç sivil, kaç asker oldu¤u, sadece oligarfli içi güç dengeleri aç›s›ndan önemlidir; halk aç›s›ndan de¤il. Bu belge neden dün de¤il de “flimdi” yay›nland›? Birinci neden “ba¤›rsak temizleme operasyonunu” sürdürerek demokratikleflme demagojisini güçlendirmektir. ‹kincisi ise, AKP’nin kendi hesaplar›d›r. “Susurluk raporlar›”n›n yay›nlanmas›n›n anlam› ne idiyse, bugün bu belgelerin yay›nlanmas›n›n anlam› da budur. O halde flunu da kestirmek zor de¤ildir: Susurluk Raporlar›, soruflturmal› bu ülkeyi ne kadar demokratiklefltirdiyse, bu yönetmeli¤in yürürlükten kald›r›lmas›, deflifre edilmesinin de “demokratikleflmeye” o kadar katk›s›(!) olacakt›r. Cephe’nin 311 No’lu aç›klamas›nda belirtildi¤i gibi: “Kimse daha fazlas›n› beklemesin. “Susurluk devlettir” demifltik. Bu devletin oda¤›nda MGK vard›r. Susurluk etraf›ndaki bütün olaylar›n planlay›c›s› MGK’d›r. Amaç halk›n kurtulufl mücadelesini bast›rmak, emperyalizmin ve iflbirlikçi oligarflinin sömürü ve zulme dayal› politikalar›n› sürdürerek onun devletinin bekaas›n› sa¤lamakt›r.”

AKP, MGK’dan Farkl› M›! AKP ve Genelkurmay ayn› kafad›r... Bunu her cephedeki politikalar›nda görmek mümkündür. Generaller halka güvenmiyor da, Tayyip güveniyor mu? “Kat›l›mc›l›k” diye iktidara gelen AKP, bugüne kadar kat›l›mc›l›¤›n tek bir örne¤ini uygulad› m›? Uygulamad›. Uygulamayacakt›r. Generallerin halka bak›fl› neyse, AKP’nin de bak›fl› odur. Öyle olmak zorundad›r. Aksi halde, ne emperyalizmin, ne oligarflinin güvenini sürdüremez. “Apolitiklefltirme” MGK’n›n temel politikas›d›r da, AKP’nin politikas› de¤il mi? Tayyip Erdo¤an halk›n protestolar›n›, hak aramas›n› “ideolojik” diye nitelendirirken, apolitikleflmeden baflka bir fley savunmuyor. MGK despot da hükümet de¤il mi? ‹flte F tipleri. ‹flte son memur eylemleri karfl›s›ndaki tav›rlar›. Halk›n hak aramas›ndan rahats›zlar. Ayn› MGK gibi, hem polis copunu, hem ceza teh-


ditlerini, hem demagojiyi devreye sokarak, o mücadeleyi bast›rmaya, o örgütlülükleri yoketmeye çal›fl›yorlar. M. Ali fiahin’in sendikalar› birbirine karfl› k›flk›rtmas› “psikolojik harp” yöntemi de¤il mi? Cemil Çiçek’in “eylem yaparlarsa, sadece kendi bafllar›n› derde sokmufl olurlar” sözleri, MGK tehditlerinden farkl› m›? Katliamc› Ertosun’a madalya veren zihniyet, despotlukta MGK’dan geri mi? Generaller halk› afla¤›l›yor da, hükümet yapm›yor mu?.. Tayyip Erdo¤an’›n ve bakanlar›n›n derdini anlatan iflçilere, memurlara, köylülere verdi¤i cevaplar› hat›rlay›n: “sizi kara toprak doyurur” diyen, “nereye dökülürseniz dökülün” diyen zihniyette halka düflmanl›ktan ve afla¤›lamaktan baflka bir fley yoktur. AKP ve MGK politikalar›; özü ayn›d›r. AKP’nin F tiplerinden Irak’a asker göndermeye, AB’den memur ücretlerine kadar her konuda ya “Bu devlet karar›d›r”, ya da “Bu IMF karar›d›r” demesi, “biz kuklay›z”›n itiraf›d›r. Kuklalar, elbette kendilerine emperyalist merkezler veya faflizmin merkezi (MGK) taraf›ndan verilen politikalar› uygulayacaklard›r. AKP, bu yönetmelikleri de¤ifltirmekle ne yapmak istiyor sorusunu netlefltirmek için baflka bir soru sorulmal›d›r: Kimin ç›karlar›n› savunuyor, kimin ifline yar›yor? Bak›lmas› gereken budur. Böyle bak›ld›¤›nda, AKP’nin emperyalizmin ç›karlar›n›n, politikalar›n›n savunucusu oldu¤u, “demokratikleflme” veya “ülke ç›karlar›” ad›na yapt›¤› her fleyin de o ç›karlarla uyum içinde oldu¤u aç›kt›r. AKP, 12 Eylül cuntas›n›n, Özallar’›n, Çillerler’in yapamad›¤› pervas›zl›kta emperyalizmin iflbirlikçili¤ini yapmaktad›r. IMF direktifleriyle sürdürülen yoksullaflt›rma ve talanda, kendilerinden öncekilerden geride de¤illerdir. Bask› ve terörde, daha bir y›l bile olmayan iktidar bilançolar›nda, Bingöl’de halk› taramaktan, F tiplerinde zulmü sürdürmeye, iflkenceden, da¤larda insan av›na ç›kmaktan, yasaklardan tehditlere kadar her fley vard›r. Daha bafltan MGK üyesi olacak bakanlar›n›, faili meçhullerin yarat›c›lar›ndan, Susurluk’un savunucular›ndan seçerek, MGK’yla “uyum”unu ortaya koymufltur. “Halka karfl› savafl”›n yönetiminde yetkinin paylafl›m›nda AKP veya MGK’n›n ne kadar a¤›rl›kl› oldu¤u düzen güçleri aras› bir tart›flmad›r. Halk ve tüm devrimciler, demokratlar için as›l olan, bu savafl›n kendisidir. Bu savafl, AKP iktidar›nda da sürmektedir. Bu ç›plak gerçe¤i görmezden gelerek MGK tart›flmas› yap›lamaz, demokrasi savunulamaz.

Susurluk Yanl›fllar› ve MGK Yönetmeli¤i Susurluk, bir çok aç›dan önemli bir süreçti. Kimin devleti, oligarflik yap›y› ne kadar tan›y›p tan›mad›¤› da ortaya serilmiflti. Susurluk ve MGK’y› birbirinden ayr› görenler olmufltu. Öyle ya; Genelkurmay bile ›fl›k söndürme eylemlerine kat›lm›flt›. Susurluk’un devlet oldu¤unu görmek istemiyordu kimileri. Öyle olsayd›, Susurluk hakk›nda soruflturmalar yap›l›r, davalar aç›l›r m›yd›? Susurluk’u “Çiller, A¤ar, Bucak’tan ibaret gören anlay›fl›n s›¤l›¤›, yüzeyselli¤i bugün çok daha ç›plakt›r. Ayhan Çark›nlara dava aç›ld› diye, TBMM’de komisyon kuruldu diye “temizlik bafll›yor” havas›na girenlerin ne kadar kolay aldanabildi¤i, düzeni hiç mi hiç tan›mad›klar› da flimdi art›k çok net. ‹flte MGK’n›n a盤a ç›kan gizli yönetmeli¤i! Karfl›m›zdaki tam da Susurluk’un kendisidir. Halka karfl› “gizli yap›lar oluflturan”, “psikolojik harp” yöntemleri uygulayan, çeflitli kurulufllar› harekete geçiren, halk›n mücadelesine karfl› “özel tedbirler” uygulayan yap› iflte budur. Çatl›lar’›n, Bucaklar’›n yapt›¤› her fley, Çiller’in uygulad›¤› her politika, A¤ar’›n ölüm mangalar›n› kurmas›, hepsi bu “merkez”de kararlaflt›r›lm›flt›r. Mehmet A¤ar, zaten bunu çok aç›k da söylemifltir; “bütün kararlar zirvede al›nd›” dedi¤i “zirve” iflte budur. Susurluk’u “Çiller-A¤ar-Bucak”la s›n›rlayanlar› tekzip ediyor MGK yönetmeli¤i. Ama düzen içinde politika yapanlar, yan›lmaktan, aldanmaktan da kurtulam›yorlar. Bugün de ayn› yan›lg›y› MGK Yönetmeli¤i karfl›s›nda tekrar edebilirler. “Susurluk”la ilgili bir kaç dava aç›lmas›n› nas›l ki, “demokratiklefliyoruz, temizleniyoruz” diye görmüfllerse, bu yönetmeli¤in de yürürlükten kald›r›lmas›n› ayn› flekilde göreceklerdir ve tabii yine yan›lacaklard›r. Çatl›lar, Çark›nlar, Bucaklar, A¤arlar, o mekanizma içindeki difllilerdi. Difllilerin baz›lar› de¤ifltirildi, çark dönmeye devam etti. MGK Genel Sekreterli¤inin Gizli Yönetmeli¤i de faflist devlet çark›nda bir difllidir, o de¤ifltirilir, gerekti¤inde MGK’n›n kendisi gibi, daha büyük diflliler de de¤ifltirilir, yeni flekillere sokulur ve çark döner. Susurluk’ta, veya MGK Yönetmeli¤i’nde görülmesi gereken sistemin bütünü ve zihniyetidir. Bu parçadan hareketle karfl› ç›k›lmas› gereken de bu bütün ve zihniyettir. Parçalar›n göstermelik de¤ifliklikleriyle yetinmek, reformizmdir, demokrasicilik oyununa güç verir; parçalara karfl› mücadele ederken de bütünü hedeflemek, devrimciliktir; devrimi gelifltirir.

Say› 76 9 7 Eylül 2003


SUÇLULAR Say› 76 10 7 Eylül 2003

1- Genelkurmay ve MGK planlar› çerçevesinde çal›flan bütün generaller, bütün askeri birimler 2- Bafltan sona bu sürecin içinde olan bütün cumhurbaflkanlar› 3- MGK yönetmeli¤ini bilerek iktidar olan, uygulayan tüm iktidarlar, düzen partileri 4- Bu sürecin bütün özelliklerini bilen ve MGK paralelinde kararlar alan bütün milletvekilleri 5- MGK yönetmeli¤ini bilen, bilerek uygulayan bütün valiler ve devlet bürokrasisinde çal›flanlar 6- MGK kararlar›n›n uygulay›c›lar›n›n bafl›nda gelen bütün polis flefleri ve jandarma yetkilileri 7- MGK yönetmeli¤i çerçevesinde MGK kararlar›n›, yalanlar›n›, provokasyonlar›n›, ideolojisini halka yans›tan bütün gazete, TV ve radyo sahipleri, yöneticileri ve köfle yazarlar› 8- MGK kararlar›n›n uygulanmas›na siyasi ve ekonomik destek veren patron örgütleri 9- MGK kararlar› çerçevesinde hareket eden, kendilerine sivil toplum örgütü ad›n› veren bütün vak›f, dernek ve sendikalar

GENELKURMAY HÜKÜMETLER MECL‹S MEDYA

Bu kesimler; Halka karfl› fliddet politikas›n›n sürdürülmesinden, ülkemizin faflizmle yönetilmesinden, katliamlar iflkenceler infazlar kay›plar ve provokasyonlardan, tek tip düflünmeyen bir halk yaratma politikalar›ndan birinci dereceden suçludur. Halk›n sindirilmesini planlamak ve uygulamaktan suçludur. MGK kararlar› çerçevesinde emperyalist politikalarla yönetmekten, ülkeye ve halka ait ne varsa satmaktan, halk›n onurunu ve kiflili¤ini yok etmekten suçludur. E¤er MGK Genel Sekreterli¤i Gizli Yönetmeli¤i’nin ‘yürürlükten kald›r›lmas›’ göstermelik bir ad›m de¤ilse, yönetmelik do¤rultusunda halka karfl› savafl›n tüm sorumlular› yarg›lanmal›d›r. E¤er “demokraside böyle bir yönetim biçimi olmaz” deniliyorsa; bu faflist yönetimi kararlaflt›ranlar, organize edenler ve bizzat uygulayanlar, halka karfl› suçludurlar! Demokrasiyi savunuyorum, hak ve özgürlükleri savunuyorum diyen herkes, bu gizli yönetmelik ve kurumlarla halka karfl› ifllenen suçlar›n hesab›n›n sorulmas› için sesini yükseltmelidir:

DEMOKRAS‹ ‹Ç‹N; ◆ 12 EYLÜLCÜLER VE O GÜNDEN BU YANA 12 EYLÜL’Ü DEVAM ETT‹REREK, BU SUÇLARI ‹fiLEYENLER; DERHAL TUTUKLANMALIDIR! Böyle bir talepte bulunmadan “demokrasi savunucusu” olmak mümkün de¤ildir. E¤er gerçekten ülkenin böyle yönetilmesine karfl›ysan›z, bunu “demokrasiye ayk›r›” görüyorsan›z ve demokrasiyi savunuyorsan›z, o zaman bunu talep edeceksiniz. ◆ MEDYA’dan TÜS‹AD’a, DÜZEN PART‹LER‹’nden di¤er DEVLET KURUMLARI’na kadar, halka karfl› operasyonlar içinde yer alan kurum ve kifliler, halk›n karfl›s›na ç›k›p, suçlar›n› ‹T‹RAF ETMEL‹ VE ÖZÜR D‹LEMEL‹D‹RLER. ◆ 12 EYLÜL’DEN BU YANA kurulan hükümetlerin, ç›kar›lan yasalar›n, bu “psikolojik harp” çerçevesinde aç›lan davalar›n, verilen cezalar›n hiçbir

meflruiyeti yoktur. Tüm bu kararlar, uygulamalar ‹PTAL ED‹LMEL‹D‹R. ◆ Baflta MGK olmak üzere M‹T, J‹TEM, Terörle Mücadele fiubeleri, ölüm mangalar›, koruculuk teflkilat›, DGM’ler gibi halka karfl› savafl› sürdürmek üzere oluflturulmufl TÜM KURUMLAR ve bunlara yetki veren TÜM YASALAR, derhal LA⁄VED‹LMEL‹D‹R! ◆ 12 Eylül Anayasas› baflta olmak üzere, “halka düflman” düzene hayat veren tüm yasalar iptal edilip, HALKIN KATILIMIYLA yeni yasalar yap›lmal›; YARGI halk›n kat›l›m›n› esas alacak tarzda düzenlenmeli, MGK’n›n ve emperyalizmin KUKLASI olan meclis ve hükümet sistemi ortadan kald›r›larak, tüm devlet ve yönetim mekanizmas›, HALKIN ‹KT‹DARI temelinde yeniden flekillendirilmelidir.


Baflbakan Erdo¤an: “Gönlüm Irak'a asker göndermekten yana” Genelkurmay Baflkan› Özkök: “ABD’nin baflar›s›zl›¤› bizim için kötü”

AMER‹KANCILAR KONUfiUYOR! Pazarl›k sürüyor. Oligarfli, asker göndermenin k›l›flar›n› aramaya, halk›n beynini buland›rmak için yalana, demagojiye son h›zla devam ederken, Amerika ile görüflmeler askeri alanda ayr›nt›lar aflamas›na geldi. Yeni atanan sömürge valisi (Amerikan büyükelçisi) Edelman’›n oligarfliye, “iflbirli¤i yapmak zorundas›n›z” (29 A¤ustos Milliyet) ihtar›, Amerikan generalinin geliflinin ön haz›rl›¤› gibiydi. Ki, oligarflinin zaten sorun ç›karacak ne gücü, ne iradesi de yoktu. NATO Baflkomutanı ve ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı Org. Jones, Ankara'dayd›. Genelkurmay ile yap›lan görüflmelerin sonucunda, Jones, asker talebini daha aç›k olarak ifade etti ve görüflmelerden MEMNUN kald›¤›n› söyledi. Elbette iyi bir iflbirlikçiden memnun olmalar›ndan daha do¤al bir fley olamazd›. Memnuniyetleri bununla da s›n›rl› de¤ildi. Oligarfli cephesinden ise, “Irak konusunda görüflmeler yap›ld›”dan baflka “t›s” yok. Yine herfley halktan gizleniyor. Hangi pazarl›klar›n yap›ld›¤›n›, Anadolu gençlerinin kan›n›n kaça sat›ld›¤›n› generaller ve iktidar biliyor. Ama yap›lan baz› aç›klamalar, gençlerimizin kan›n› kimin satmak için ç›rp›nd›¤›n›, ülkemizi yöneten Amerikanc›lar›n kim oldu¤unu bir kez daha gözler önüne serdi.

O¤lu Amerika’ya Okumaya O¤ullar›m›z Amerika ‹çin Irak’a Tayyip Erdo¤an, saltanat dü¤ünün ard›ndan, o¤lunu Amerika’ya okumaya gönderdi. Ayn› günlerde de bizim gençlerimizi Amerika için ölmeye göndermeyi ne çok istedi¤ini anlat›yordu medya kanallar›na. Hep böyle olmufltur; Yemen’den Kore’ye hep yoksul halk çocuklar› öldü. Hep biz öldük. Yetmedi, bir de kendi topraklar›m›zda, Amerikanc›l›klar›n›n karfl›s›na dikildi¤imiz, biz ba¤›ms›z ve demokratik bir Türkiye istiyoruz dedi¤imiz için öldük. Amerikan iflgalinin propaganda organ› gibi çal›flan CNN Türk’te, ars›z Amerikanc› Gazeteci-Yazar Taha Akyol'un "E¤risi -Do¤rusu" programına katılan Erdo¤an, “Irak'a Asker göndermek istiyorum” dedi. ‹flbirlikçili¤i reddedenlerin, “bilincinde olma-

d›¤›n›.” belirterek, yeni incilerini flöyle s›ralad›: “Oraya ne gidiyorsa Türkiye'den gidiyor. Bizim kamyon floförü intihar komandosu mu? Hayatlarını tehlikeye atarak gidiyor oraya. Gitmekten endifle etmememiz lazım. Türkiye'nin gelece¤i için de olumsuz bir adım olarak görmemeliyiz. Benim kiflisel düflüncem, açık olarak söylüyorum ben buna olumlu yaklaflıyorum. Bazı flartların oluflmasını bekliyoruz. Zaman içinde oluflacak. Baflta Sayın Cumhurbaflkanı, Genelkurmay Baflkanım, Bakanlar Kurulu'ndaki arkadafllarım olmak üzere bu konuyu görüflece¤iz. Hatta sivil toplum örgütleri, medya... Onlarla ayrıca bu konuların hepsini piflirece¤iz. Tezkere iyi piflirilerek TBMM'ye gelecek." “P‹fiEN”, Anadolu gençlerinin kan›d›r. “P‹fiEN”, onursuzluk ve Amerikan uflakl›¤›d›r. Utanmazca söylenen bu sözlere, Genelkurmay Baflkan›’n›n “Irak’ta Amerika baflar›s›z olursa, bu bizim için kötü” sözleri efllik etti. Hiçbir yoruma gerek b›rakmayacak flekilde Amerikanc›l›kta, iflbirlikçilikte, gençlerimizin kan›n› iflgalciye peflkefl çekmekte nas›l da uzlafl›yorlar. Ne türban sorunu kal›yor aralar›nda ne de “laik-fleriatç›” çat›flmas›. Tayyip, ortada bir TBMM karar› yokken (olsa da meflru de¤ildir) “ben göndermek istiyorum” diyor. Bir gazetenin köfle yazar› olarak konuflmuyor, ya da Amerikan elçisinin kula¤›na da f›s›ldam›yor bunlar›. Tüm dünyan›n gözleri önünde, baflbakan olarak söylüyor. Demek ki, bu konuda da demokratik karar vs. hak getire. Sözkonusu olan Amerika’n›n emirleri olunca, kendi kurallar›n› dahi nas›l bir kenara b›rak›yor.

Bu Zihniyetin Müslümanl›kla Ne Alakas› Var; Düpedüz Amerikan Misyoneri Tayyip’in konuflmas›n› yeniden okuyun. Yok kamyon floförlerini koruyacakm›fl da, yok ülkenin gelece¤i için iyi olacakm›fl da... Resmen yalan söylüyor, demagoji yap›yor. Peki niçin? Amerika’ya verdi¤i sözü yerine getirmek için. 8.5 milyar dolar› al›p, yeniden iktidar olma yo-

Say› 76 11 7 Eylül 2003


lunda rüflvet olarak kullanmak için. “Türkiye’nin ç›karlar›”n› görüyor musunuz; Tayyip’in koltu¤u ve misyonerli¤inin ad›, Türkiye’nin ç›karlar›. Bir Amerikan heyeti gelip ülkemizde kulis yapsa, Tayyip’ten fazlas›n› yapamayacakt›r. Amerika ad›na, bu ülkenin baflbakan› s›fat› ile “ifl piflirmeyi” büyük bir maharet say›yor. Bu zihniyetin müslümanl›kla, demokratl›kla, halk›n düflünce, talep ve ahlak› ile ilgisi olabilir mi? Yani diyor ki; “ey halk, biz medyay› da kullanarak, ‘devlet karar›’ diyerek, ‘TBMM karar ald›, demokrasinin gere¤i’ diyerek sizi aldataca¤›z. KADEK terörü diyerek flovenist duygular›n›z› k›flk›rt›p Amerikan uflakl›¤›m›z› farketmeyesiniz diye gözlerinize bant çekece¤iz!..” Hiçbir halk›n bu oyuna aldanma lüksü yoktur. Hiçbir halk, bu afla¤›lanmaya, onursuzlu¤a göz yumamaz. Terör demagojisine prim vererek, kendi evlatlar›n›n kan›n›n Amerika için dökülmesine izin veremez. ‹zin vermeyeceksek, yapaca¤›m›z bellidir;

Say› 76 12 7 Eylül 2003

Bulundu¤umuz her alanda, iktidar Amerikanc›l›¤› “piflirirken”, biz, halklar›n kardeflli¤ini, iflgale ortak olmayaca¤›m›z›, kan›m›z› satmayaca¤›m›z› hayk›rmal›y›z.

Kurtulufl Savafl› Veren Ordu’dan ‹flgalden Kurtulufl Bizim ‹çin Kötü Diyen Generallerin Ordusuna Emperyalizme karfl› Kurtulufl Savafl› veren bir halk›z. Amerika ile iflbirlikçilik iliflkilerinin gelifltirildi¤i y›llara kadar, bu ülkenin ordusu da böyle an›l›rd›. fiimdi bu ülkenin ordusunun bafl›ndaki general, Irak’ta iflgalcinin baflaras›zl›¤›n›n kötü olaca¤›n› söylüyor. Bu ordunun bizim ülkemizin ordusu oldu¤unu hala söyleyen varsa, bu sözleri bir daha okusun ve anlam›n› düflün-

sün. Kurtulufl savafl› vermifl hiçbir halk, baflka bir halk›n iflgal alt›nda yaflamas›n› savunamaz. Savunanlar Amerikanc›d›r. Kurtulufl savafl› y›llar›nda iflgalcilerin sözcülü¤ünü yapan Ali Kemal’lerin torunlar›d›r. ‹flte bu zihniyet Irak’a asker gönderme meselesine de Milli Piyango benzetmesi yapabiliyor. Sözkonusu olan sanki bir ülkenin ba¤›ms›zl›¤›, sanki gençlerimizin dökülecek kan› de¤ilmifl gibi, “Irak’a asker gönderme Milli piyango gibi; almazsan›z asla ç›kmaz!” diyebiliyor. Genelkurmay Baflkan›’na bak›n; gençlerimizin kan› üzerine pazarl›k yapmay› “milli piyango” bileti al›p almamayla özdefllefltiriyor. “Ya ç›karsa” diye, asker gönderilmeyi savunuyor. Peki “ç›kacak” olan ne; iflgalcinin baflar›s› ve bundan oligarflinin tekellerinin alaca¤› pay! Bu ahlak katlediyor ony›llard›r bu ülkenin vatansever devrimcilerini. Halk›n kan› ucuzdur onlar için. Yemen’de, Galiçya’da, Kore’de satmaktan çekinmediler. Yine sat›yorlar. Baflbakan ve Genelkurmay Amerikanc›l›klar›n› hayk›r›yor, TSK’daki de¤iflikliklere, Amerika memnun oluyor. ABD’nin Avrupa Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General Charles Wald, TSK’daki görev de¤ifliklikleri konusunda, yeni kadronun Hilmi Özkök’e sadık isimlerden olufltu¤u yorumunu yap›yor. Böyle olsa bile ABD’yi neden ilgilendiriyor. Bu sorunun cevab› için, Hilmi Özkök’ün Genelkurmay baflkan› oldu¤u günlerde Beyaz Saray’›n yorumunu hat›rlayal›m: “Genelkurmay baflkanl›¤›na bize daha yak›n bir isim geldi” denilmiflti Özkök için. Yani, Özkök’e sad›k olan ABD’ye sad›k demektir, diye yorumlamak yanl›fl olmayacakt›r.

‹flgal ortakl›¤›na hay›r” 28 A¤ustos günü AKP il binas› önünde toplanan Ankara Temel Haklar üyeleri, Irak'a asker gönderilmesi ve tecriti protesto etti. Yap›lan aç›klamada, emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin halklara yönelik sald›r›lar›n›n sürdü¤ü fakat zaferin direnen halklar›n olaca¤› belirtildi. Eylemde, "Kahrolsun ABD Emperyalizmi, ‹flgal Ortakl›¤›na Tecrite Son, Direnen Halklar Teslim Al›namaz" sloganlar› at›ld›. Aç›klaman›n ard›ndan Irak'ta ölecek halk çocuklar›n› temsil eden kanl› asker elbisesi ve ölüm orucu direniflçilerini temsil eden k›rm›z› al›n band› AKP önüne b›rak›ld›.

30 A¤ustos günü ise AKP önünde toplanan Ankara Savafl Karfl›t› Platform, iflgali ve iflbirlikçileri protesto etti. ABD Heyetine Protesto ABD heyetinin gelifli, 3 Eylül günü Ankara Savafl Karflıtı Platform tarafından Baflbakanlık binas›n›n yakınlarında protesto edildi. “Terörist ABD Ortado¤u’dan Defol”, “ABD Askeri Olmayaca¤›z” ve “AKP’nin Tüccarı Kaça Sattın Vatanı” sloganlar› at›l›rken, iktidar pazarl›ktayd›. Halk›n sesine kulaklar› t›kayan iktidar duymasa da bu ses yükselecek!


Erdo¤an: “Ayr› ibadet yeri isteyene dikkat etmek laz›m”

Bölücü, K›flk›rt›c› Erdo¤an, Alevi Halk›m›za MGK Diliyle Sald›r›yor Emperyalistlere ülkemizi peflkefl çekmek, Almanya’daki Türkiyeli devrimcilere karfl› sald›r› anlaflmalar› yapmak için Almanya’ya giden Baflbakan Tayyip Erdo¤an, çeflitli Türkiyeli kurulufllarla bir toplant› gerçeklefltirdi. Toplant›da, baz› alevi kurum temsilcilerinin cemevlerine yeterince destek verilmedi¤i elefltirilerine karfl› Erdo¤an, “alevilik bir din de¤ildir. Camilerle cemevlerini mukayese etmek, elma ile armut gibidir. Biri ibadet yeridir, di¤eri kültür evidir. Camiye sa¤lanan yard›m cemevlerine sa¤lanamaz” diyerek bölücü, k›flk›rt›c› zihniyetini ortaya koydu. Kendisiyle görüflen alevilerin “ben de müslüman›m” diye söze bafllay›p sonra ayr› ibadet yeri istediklerini belirten Erdo¤an, “ayr› ibadet yeri isteyene dikkat edilmeli” dedi. S›vas katliam› y›ldönümünde neden aç›klama yapmad›n›z elefltirilerine karfl› da Erdo¤an flöyle dedi: “biz bu konuyu kafl›mak hat›rlamak istemiyoruz, unutmak istiyoruz. Mezhep ayr›l›¤›n› kafl›yarak prim yapmak isteyenler var.”

Sünnilik Devlet Dini; Aleviler Düflman! Alevi halk›m›za yönelik benzeri ifadeler MGK kararlar›ndan, oligarflinin çeflitli mahkeme kararlar›na kadar yans›yan, devletin resmi politikas›d›r. Gazi Cemevi’ni panzerle y›kan zihniyetle, Karacaahmet’i y›kmaya kalk›flan Erdo¤an’›n zihniyeti aras›nda hiçbir fark yoktur. Bölücüdürler, k›flk›rt›c›d›rlar. Alevi halk›m›z› düflman olarak görmekte, sindirilmelerinin gerekti¤ini düflünmektedirler. “Birlik olal›m” derken, gelin sünni olun diyor asl›nda. Sözlerinde mant›k, bilimsellik yok elbette. Yüzlerce y›ll›k gerçe¤i zorbal›kla de¤ifltirmeye çal›fl›yor. Cemevlerinin ne olup olmad›¤›n›, Alevi halk›m›z›n nerede ibadet yapaca¤›na Erdo¤an m› karar verecek? Bir cahilin inkarc›l›kla birleflen sözleridir bunlar.

linde halk› bölme politikas›, tarihsel olarak alevi sünni temelinde halk› birbirine düflürme politikas› sürdürülüyor. Oligarflinin “Kürt yoktur” mant›¤›, Irak’ta sünnilerle fliileri, Kürtle Türkmeni birbirine düflüren Amerikan politikas›, Erdo¤an’›n dilinde, alevili¤i inkarda, k›rd›rtmada ifadesini buluyor. Esas olarak, S›vas katliam›na da sahip ç›kt›¤› için aç›klama yapm›yor, düflman gördü¤ü için Hac›bektafl’a gitmiyor. Gerici sünni kesime böylece mesaj vermek, yüzy›llara dayanan önyarg›lar› körükleyerek siyasi rant elde etmek istiyor.

Salt Alevilik Temelinde De¤il, Devrim Yolunda Yürüyelim AKP liderinin gerici faflist damar› halk›n her kesimine karfl› yavafl yavafl ortaya ç›kmaya bafllam›flt›r. Dün memurlard›, bugün aleviler. ‹ster bir halk kesimi, isterse en demokratik bir talep olsun, egemen s›n›fa ait olmayan her fley Erdo¤an için düflmand›r. K›flk›rt›c›l›¤›na, 20 milyon insan›n inanc›na karfl› diline bak›n, MGK yönetmeli¤inin dilini görürsünüz.

Tüm bu demagojiler bir zihniyeti yans›t›yor; Bölücü, k›flk›rt›c›, mezhepler, inançlar teme-

13 7 Eylül 2003

Alevilerin “inanç özgürlü¤ünden bize de pay düfler” beklentisinin açmaz› ortadad›r. S›rf alevilik temelinde gidildi¤inde hiçbir iktidarda sonuç farkl› olmaz. Elbette inanc›m›za, kültürümüze sahip ç›kmal›y›z. Ama bu yetmez. Binlerce y›ll›k ezilmiflli¤imiz, zulüm son bulmadan, Diyanet’ten pay verilmesi de, cemevlerine para yard›m› yap›lmas› da sorunlar›m›z› çözmez. Bin y›ll›k ezilmiflli¤e, faflizmin zulmüne son vermenin bir tek yolu vard›r; devrim.

Katil Tayyip’e Protesto

“Dikkat edilmeli” derken, kafas›ndaki “terör” demagojisi. Alevi halk›m›z›n tarihsel, kültürel olarak devrimcilerle ba¤›d›r. “Cemevleri örgütlerin dernekleridir” diyen MGK da, Diyanet de ayn› mant›kla hareket ediyordu.

Halk› Bölüp Parçalamak ‹stiyor

Say› 76

Almanya’da görüflmelerde bulunan Erdo¤an, 1 Eylülde Berlin Uluslararas› Elektronik Fuar›’n› ziyaret

etti¤i s›rada, TAYAD Komite taraf›ndan “Katil Erdo¤an” ve “ABD ‹flbirlikçisi Tayyip” sloganlar›yla protesto edildi. Polis devrimcileri apar topar d›flar› ç›kar›rken, Erdo¤an, 107 ölümü, sansürle, yasakla, bask›yla unutturamayaca¤›n› bir kez daha anlam›fl oldu.


eylül 1

Kan Denizinin Ortas›nda Bar›fl Olmaz!

“1 Eylül Dünya Bar›fl Günü”nde Türkiye’nin dört bir yan›nda düzenlenen gösteriler ve etkinliklerle, iflgale ve tecrite karfl› öfke hayk›r›ld›. ‹zmir ve Mersin’de gösterilere sald›ran polis, onlarca kifliyi gözalt›na alarak terör estirdi. Baflta TAYAD’l› Aileler olmak üzere, Temel Haklar, Gençlik Derne¤i, Haklar ve Özgürlükler Cephesi düzenlenen gösterilere kat›lman›n yan›s›ra, k›rm›z›ya boyanm›fl güvercinler uçurarak, halklar›n›n kan›n›n döküldü¤ü bir dünyada, hapishanelerinden da¤lar›na kan deryas›na döndürülmüfl bir ülkede bar›fl›n olmayaca¤›n› hayk›rd›lar.

"107 Ölü Var Hangi Bar›fl" Say› 76 14 7 Eylül 2003

‹stanbul: “Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu” ve “Emek, Bar›fl, Demokrasi Bloku” taraf›ndan düzenlenen miting, 31 A¤ustos günü fiiflli Abide-i Hürriyet’te yap›ld›. Eyleme kat›lan siyasi gruplar, DKÖ’ler ve sendikalar Irak iflgali ve “Bar›fl”a bak›fllar›n›, taleplerini ifade eden pankartlar tafl›d›lar. Yaklafl›k 20 bin kiflinin kat›ld›¤› mitingte Perpa yönünden yürüyen Haklar ve Özgürlükler Cephesi, "‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son" pankart› ile çok say›da k›z›lbayrak ve onlarca “107 Ölü Var Hangi Bar›fl” pankartlar› tafl›d›. 900 kiflilik kortejiyle, "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", "Kurtulufl Kavgada Zafer Cephede", sloganlar›yla yürüyen Cephe’nin, alanda “107 Ölü var Hangi Bar›fl” pankart›n› parmakl›klara asmas›n›n ard›ndan DEHAP kitlesinden bir grubun pankart› kapatmaya çal›flt›¤› görüldü. Cephe korteji görevlilerinin, bu sald›rgan ve al›ngan tutuma karfl› devrimci sorumlulukla yaklaflmas› sonucu do¤abilecek olumsuzluk önlendi. Ortak bildiride 1 Eylül’ün anlam› ve oligarflinin Irak’a asker gönderme haz›rl›klar›na, iflgale,

Kürt sorunun çözümü ve tecrite yer verilirken, s›ras›yla, Blok partilerinden Özgür Parti ad›na A. Turan Demir ve EMEP ad›na Levent Tüzel konufltu. Koordinasyon ad›na Kadir Ak›n’›n yapt›¤› konuflman›n ard›ndan, hapishaneler ve tecrit üzerine konuflmak üzere fiadi Özpolat kürsüye ç›kt›. F tiplerini, ölüm oruçlar›n›, tecriti ve oligarflinin hapishaneler politikas›n›n sonuçlar›n› anlatan Özpolat, konuflmas›n› flöyle tamamlad›: “hapishanelerinde 107 ölümün oldu¤u bir ülkede demokrasi yoktur, adalet yoktur, bar›fl da olmayacakt›r. Bar›fl ancak zulmün yok edildi¤i, eflitlik ve adaletin oldu¤u koflullarda gerçekleflebilecektir. Bunun içindir ki, 1 Eylül ülkemizde bir mücadele günüdür. Bizler biliyoruz ki, iflgal ve ülkemizdeki zulme karfl› ç›kmadan bar›fl savunulamaz. Bunun içindir ki, iflgale karfl› mücadele etmeye, tecrit ve IMF dayatmalar›na, Irak'a asker gönderilmesine karfl› mücadele etmeye devam edece¤iz.” Konuflmalar›n ard›ndan Agire Jiyan, Kardefl Türküler ve Grup Yorum’un türkülerine onbinler hep bir a¤›zdan efllik etti.

MHP’li Faflistler ve Polis Kolkola ‹zmir: Valili¤in keyfi olarak mitinge izin vermemesinin ard›ndan, 1 Eylül günü binlerce kifli demokratik hakk›n› fiili olarak kullanmak üzere alana ç›kt›. TAYAD’›n yan›s›ra, DEHAP, SDP, ESP, EMEP, KESK, D‹SK’e ba¤l› sendikalar ve çok say›da kitle örgütünün kat›ld›¤› eylem Konak DEHAP önünden yürüyüflle bafllad›. TAYAD’l›lar "107 Ölü Var Hangi Bar›fl" pankart› ve k›z›l bayraklar› ile kortej oluflturarak "Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun, Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Katil Amerika Katil Oligarfli" sloganlar› ile yerini al›rken, yaklafl›k 2500 kifli Cumhuriyet Meydan› gi-


rifline kadar yürüdü. Burada önü polis taraf›ndan kesilen kitle oturma eylemine geçerek yolu kapatt› ve barikat›n kald›r›lmas›n› istedi. Halk›n gösteri hakk›na gaz bombas›, biber gaz›, coplarla, panzerlerden su s›karak sald›ran polis çok say›da kifliyi yaralad› ve gözalt›na ald›. Kitle polisin sald›r›s›na direniflle, tafllarla karfl›l›k verirken çat›flma uzun süre devam etti. Sald›r›n›n önceden planlanm›fl AKP iktidar›n›n sald›r›s› oldu¤u, haz›r k›ta bekletilen MHP’li faflistlerin devreye sokularak yönlendirilmesi ile ortaya ç›kt›. ‹zmir Emniyet Müdürü MHP'li faflistleri bizzat DEHAP ve TKP binas›na yönlendirerek tafllarla sald›rtt›, binalar›n camlar› k›r›ld›. Sald›r› emrini bizzat veren Halil Tatafl "Cumhuriyet Meydan› protokoller için ayr›lm›flt›r, siz bas›n aç›klamas› de¤il, miting yapacaks›n›z" diyerek 100'den fazla kifliyi gözalt›na ald›rd›. Sald›r› ard›ndan polis uzun süre Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ve DEHAP'›n çevresinde bekleyerek gözalt›lara devam ettti.

Sald›r› ve Gözalt› Mersin: 31 A¤ustos günü Emek Bar›fl ve Demokrasi Blok'unun düzenledi¤i "Demokratik Çözüm Mitingi ve fienli¤i"nde, polis TAYAD’l› Ailelerin "107 Ölü Var, Hangi Bar›fl?" pankart›n›n yasak oldu¤unu belirterek sald›rd› ve 10 kifliyi gözalt›na ald›. Pankart› polise vermemekte direnen TAYAD’l›lara DEHAP gençlik kollar›ndan ve devrimci sosyalist gruplardan bir grubun oturma eylemine geçerek destek vermesine karfl›n, yine ayn› kortejden baflkalar› taraf›ndan, "buraya bar›fla geldik, sizi galeyana getirmek istiyorlar, onlara uymay›n" diyerek miting alan›na geri götürdü¤ü gözlemlendi. Gözalt›na al›nan TAYAD’l›lar, “Çözün, Tecriti Kald›r›n! ‹flgal Ortakl›¤›na ve Tecrite Son” sloganlar› atarak direndiler. 15 bin kiflinin kat›ld›¤› mitingde Kürt sorununun çözümüne iliflkin konuflmalar yap›l›rken, sald›r›ya karfl› sahiplenenler ne kadar olmas› gerekeni yerine getiriyorsa, tersi davran›fllar, duyars›zl›k, sol kültürdeki çürümenin ve benmerkezcili¤in bir örne¤i oluyordu. Oligarfli, "107 Ölü Var, Hangi Bar›fl?" pankart›na gösterdi¤i tahümmülsüzlükle, ölüm orucu üzerindeki sansürü en kat› flekilde uygulamaya devam etti¤ini ve dire-

‹stanbul niflten duydu¤u korkunun ilk günkü gibi sürdü¤ünü göstermifl oldu. Oligarfli ve emperyalistler, dünya kana bulanm›flken, iflgaller sürerken, ülkemizin hapishanelerinden cesetler ç›karken, Kürt halk›n›n haklar›na karfl›, imha ve bask› politikalar› sürerken, alanlarda “bar›fl hemen flimdi” diye hoplay›p z›planmas›n› istiyor, halklar›n kendi kendini aldatmas›n› istiyordu. Bu pankart ayn› zamanda egemen s›n›flar›n bu oyununa vurulan bir darbeydi. Oyunu bozulanlard› tahammülsüzleflen, yasaklayan. Gözalt›na al›nan TAYAD’l›lar ç›kar›ld›klar› mahkemede yapt›klar›n› savunurken, direniflin sesi olmaya devam edeceklerini, “Çözün Tecriti Kald›r›n” hayk›r›fllar›n›n susmayaca¤›n› belirttiler.

Say› 76 15 7 Eylül 2003

Serbest b›rak›lan TAYAD’l›lar ertesi günü, kendilerine sald›ran polisler hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Bu arada, gerek miting alan›nda gerekse miting sonras› DEHAP’l› oldu¤u belirtilen kiflilerin sald›rgan tutumu ve TAYAD pankart›n›, dünyay› kendi etraflar›nda dönüyor zannederek üzerine al›nmalar› ve “bize provokasyon yap›l›yor” flek-

‹zmir


malar yap›l›rken, flenli¤e çok say›da sanatç› kat›ld›. KADEK Genel Baflkan› Öcalan’› sahiplenen, sa¤l›¤›n›n gündeme getirildi¤i sloganlar›n at›ld›¤› istasyon meydan›ndaki mitingte piflmanl›k yasas› protesto edildi. DEHAP Genel Baflkan› Tuncer Bakırhan’›n bir konuflma yapt›¤› mitinge çevre illerden de kat›l›m sa¤land›.

Mersin linde de¤erlendirmeleri, DEHAP ‹l Baflkan› ve tertip komitesi ile görüflüldü. DEHAP ‹l Baflkan› eylemde TAYAD'l›lar›n direnifl tavr›na sayg› gösterdiklerini, provakasyon olarak de¤erlendirmediklerini sald›r›y› gerçeklefltirenlerin tavr›n›n DEHAP'› ba¤lamayaca¤›n› ve isimlerini ö¤renerek o arkadafllar›n› uyaracaklar›n› belirtti.

‹flgale ve Sömürüye Hay›r

Say› 76 16 7 Eylül 2003

Ankara: Ankara Abdi ‹pekçi Park›'nda, "Emperyalist iflgale ve sömürüye hay›r" mesaj›yla yap›lan mitingte 1200 kifli bir araya geldi. Toros Sokak'tan parka yürüyen kitlenin içinde, sendika ve partiler yerlerini al›rken, Ankara Temel Haklar Ve Özgürlükler Derne¤i de "Amerika ve ‹flbirlikçilerine Karfl› Birleflelim" pankart› ve k›z›l flamalar›yla kortej oluflturdu. Kat›l›m›n düflük oldu¤u mitingte, Kürt sorunu ve tecrite iliflkin yap›lan konuflmalar›n yan›s›ra, KESK mitingindeki sald›r› ve genel olarak hak ve özgürlüklere yönelik sald›r›lara yer verildi. Ankara Temel Haklar, miting alan›nda, k›rm›z›ya boyanm›fl 107 güvercin uçurarak, 107 ölüme dikkat çektiler ve "107 ölüm varken hangi bar›fl?" sorusunu herkesin sormas› gerekti¤ini belirttiler. Güvercinlerin uçurulmas›n›n ard›ndan "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz, Katil Amerika Katil Oligarfli, ‹flgal Ortakl›¤›na Tecrite son, Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez, Zafer Direnen Halklar›n Olacak, Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z" sloganlar› at›ld›. Diyarbak›r: Onbinlerce kiflinin kat›ld›¤› bar›fl flenli¤inde Kürt sorununa çözüm isteyen konufl-

Ankara

Antalya: Antalya'daki 1 Eylül mitingi Temel Haklar, DEHAP, SDP, EMEP’lilerden oluflan 3 bin kiflinin kat›l›m› ile, '‹flgal Ortakl›¤›na Son' slogan›yla yap›ld›. Miting alan›nda Türkçe Kürtçe türküler söylenirken, Kürt sorunu ve sald›r›lara karfl› bir konuflma yap›ld›. Bursa: Çok say›da DKÖ ve siyasi grubun düzenledi¤i eyleme kat›l›m düflük olurken, iflgale ve iflgal ortakl›¤›na karfl› konuflmalar yap›ld›. "Irak'ta, Filistin’de çocuklar ölmesin, kölelik yasalar› iptal edilsin, cezaevlerinde özgür yaflam için her gün gerçekleflen ölümler dursun. Emperyalistler savafl istiyor bizler bar›fl.” denildi. Malatya: Malatya Temel Haklar’›n, dernek binas›nda düzenledi¤i etkinlikte 1 Eylül’ün nas›l ortaya ç›kt›¤› ve bugünkü dünya ve ülke koflullar›nda “bar›fl”›n ne anlama geldi¤i tart›fl›l›rken, KESK’e ba¤l› sendikala›n, postane önünde toplanarak "Katil ABD Ortado¤u'dan Defol", "Irakta ‹flgale Hay›r" sloganlar›yla yapt›¤› eyleme Haklar ve Özgürlükler Cephesi üyeleri de kat›ld›. Dersim: Tunceli Temel Haklar, dernek binas›nda 1 Eylül’le ilgili bir bas›n toplant›s› düzenleyerek, "hapisanelerinde 107 tabutun ç›kt›¤› ve 500 insan›n sakat kald›¤› ve hala ölüm orucunun devam etti¤i bir ülkede hangi bar›fltan söz ediliyor” dedi. Öte yandan, Hatay, Adana, Manisa, Adıyaman, Hakkari ve Batman’da düzenlenen etkinliklerle 1 Eylül Dünya Bar›fl Günü kutland›.

Sald›r›lara Tepkiler Çok say›da kurum yapt›¤› aç›klamalarla ‹stanbul DGM önünde gençli¤in eylemine sald›r› ile, Mersin ve ‹zmir’de yaflanan sald›r›lar› k›nad›lar. Bunlardan biri de Mersin’de TAYAD’l› Aileleri sald›r› ve gözalt›lar› protesto eden Mersin Temel Haklar Giriflimi idi. Giriflim ad›na yap›lan bas›n aç›klamas›nda; “Bizler Mersin Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimcileri olarak tüm bu sald›r›lar›n birer insanl›k suçu oldu¤unun bilinciyle bugün ve bugünden sonra bu ve benzeri sald›r›lar›n karfl›s›nda kararl›l›kla duraca¤›m›z› duyuruyor, TAYAD'l› Ailelere yönelik sald›r›lar› fliddetle k›n›yoruz.” denildi. TAYAD taraf›ndan yap›lan aç›klamada ise, “polis Dünya Bar›fl Günü’nü copla kutlad›” denilerek, gözalt›na al›nanlar›n serbest b›rak›lmas› istendi.


Kanl› Güvercinler Türkiye Gerçe¤idir Amerikan emperyalizmi tüm dünyay› kana bulam›fl, ülkeleri iflgal etmifl, halklar› açl›kla, zulümle teslim almaya çal›fl›yor. Emperyalizmin iflbirlikçisi oligarfli; ülkemizin da¤lar›n›, köylerini, kentlerini, hapishanelerini kan gölüne çevirmifltir. ‹ktidar, katliam, bask›, yasaklar›, faflizmi sürdürmekte ›srar›n› her f›rsatta dile getirmifltir. Böyle bir dünyada, böyle bir ülkede yafl›yoruz. Emperyalizm yeryüzünden tümden silinmeden bar›fl›n gelmeyece¤i gerçe¤inin, Lenin’in bunu söylemesinden bu yana hiç de¤iflmedi¤ini en canl› flekilde yafl›yoruz. Bunun için 1 Eylül’de devrimciler ne rengarenk balonlar uçurarak halk›n olmad›k hayaller denizine dalmas›na katk›da bulundular, ne de nas›l olaca¤› belirsiz “baflka dünya mümkün” sloganlar› att›lar. Tarihsel ve siyasal tecrübe, gerçekler engeldi en baflta böyle tav›ra. Halklar› katledenlere, hak ve özgürlüklerimizi yokeden, köylerimizi yakan, tutsaklar›m›z› katledenlerle bar›fl›lamayaca¤› kadar, üzerinde tart›flma götürmez bir gerçek yoktu. ‹stanbul DGM önünde, Ankara’daki mitingte uçurulan kanl› güvercinlere, ‹zmir’de, Mersin’de gökyüzüne sal›nan ve “107 Ölüm Var Hangi Bar›fl” diyen güvercinler efllik etti. Elbette bizim ülkemizin gökyüzünde de kana bulanmam›fl güvercinler uçacak bir gün. Elbette direnen halklar› emperyalizmi ve onun iflbirlikçilerini bir daha geri gelmemek üzere yeryüzünden silecek. Ve o zamana kadar halklara zulmü ve sömürüyü dayatanlarla halklar bar›flmayacak.

Gençli¤e ve güvercinlere gaz! ‹STANBUL Ülkemizde Gençlik Dergisi’nin bas›lmas›yla gözalt›na al›n›p tutuklananlar›n duruflmas›n›n yap›ld›¤› 1 Eylül günü, mahkemeyi izle-

meye gelen ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyesi ö¤renciler, Befliktafl DGM önünde "107 Ölü Var Hangi Bar›fl" pankart› açt›lar ve 107 k›z›la boyanm›fl güvercin uçurdular. Bu ülkede yaflanan gerçeklerin dile getirilmesine tahammül edemeyen polis, kitleye biber gazlar› ve coplarla sald›rd›. Sald›r›ya karfl› oturarak, birbirine kenetlenen gençlik, “insanl›k onuru iflkenceyi yenecek” ve “çözün tecriti kald›r›n” sloganlar›yla direndi. Devletin “bar›fl” anlay›fl›n›n yans›mas›yd› sald›r›. 65 ö¤renci yerlerde sürüklenerek gözalt›na al›nd›. Otobüslerde "Ö¤renciyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z", “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" sloganlar›n› atmaya devam eden gençlik, yasad›fl› sald›r›lar›n tecrite karfl› ç›kmalar›na engel olamayaca¤›n› bir kez daha gösteriyordu. Vahfli sald›r› sonucunda çok say›da güvercin de polis gaz ve copundan nasibini al›rken, Ceren Kalay’›n gözlerinin flifl, elmac›k kemi¤inde k›r›k ve görmede sorun yaflad›¤›, Ekin Günefl Sayg›l›’n›n ise, ald›¤› darbelerle geçici haf›za kayb› yaflad›¤› belirtildi. Duruflma, tahliye karar› ç›kmadan 7 Kas›m tarihine ertelenirken, gençli¤in direnifli emniyet binas›na tafl›nm›flt›.

Gençlik Demokratik Hakk›n› Direnerek Savundu Gençlik en do¤al demokratik hakk›n› kullan›yordu. AKP iktidar›n›n en çok demokratikleflmeden, hak ve özgürlüklerden sözetmesinin riyakarl›ktan, aldatmadan baflka hiçbir anlam› olmad›¤› bir kez daha ortaya ç›kt›. Demokratik haklar›, hak ve özgürlükleri direnerek kazanmaktan, korumaktan baflka hiçbir yol yoktu. Gençlik bu bilinçle DGM önünde bafllad› di-

Say› 76 17 7 Eylül 2003


renmeye. Gösteri hakk›n›n polis istiyor diye, AKP emretti diye yokedilemeyece¤ini hayk›rd›. Direnifllerini çevik kuvvet otobüsünde sürdüren gençlik, önce Befliktafl Karakolu’na götürüldü. Otobüslerden inmeyerek hukuksuzlu¤a karfl› direnme hakk›n› kullanan ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyeleri saatlerce otobüslerde bekletildiler. Buradan hastaneye götürülen ö¤renciler hastane bahçesinde halka, sald›r›y› anlatan, AKP iktidar›n›n iflbirlikçili¤ini, hapishanelerde sürdürülen katliam politikas›n› anlatan konuflmalar yapt›lar. ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’ne götürülmelerinin ard›ndan da ayn› tav›r otobüslerden inmeyerek sürdürüldü. Kameralar, Güvenlik fiube önüne çekilmifl otobüslerden at›lan sloganlar› kaydederken, iflkenceciler, inlerinin önünde yank›lanan sloganlardan flaflk›nd›lar. Gençlik, avukatlar› gelmeden, onlarla görüflmeden otobüslerden inmeyeceklerini, haks›z gözalt›ya karfl› bunun en do¤al haklar› oldu¤unu söylediler. Ancak avukatlar›n›n gelmesinin ard›ndan kendi iradeleri ile otobüslerden inen ö¤renciler sorgular›n›n ard›ndan mahkemeye ç›kar›laca¤› belirtildi. Say› 76 18 7 Eylül 2003

Bu arada TAYAD, Halk›n Hukuk Bürosu, Temel Haklar ve Gençlik Birlik Koordinasyonu taraf›ndan yap›lan aç›klamalarla sald›r› protesto edilirken, gençli¤e destek vermek için Sultanahmet Adliyesi’nde yap›lacak suç duyurusuna kat›l›m ça¤r›lar› yap›ld›. Gençli¤in DGM önünde bafllayan ve Emniyet Müdürlü¤ü’nün içine tafl›nan direnifl tavr› bu anlamda örnektir. Hak ve özgürlükler mücadelesinin nas›l verilmesi gerekti¤ini, gösteri hakk›n›n nas›l sahiplenilmesi gerekti¤ini gösteriyordu gençlik. Bu anlam›yla da örnek al›nmal›, direnifl tavr› gelifltirilmelidir.

Katil Amerika, Katil Oligarfli ‹ZM‹R TAYAD'l› Aileler 1 Eylül günü Konak eski Sümerbank önünde bir araya gelerek, "107 Ölü Var Hangi Bar›fl" pankart› açt›lar ve k›z›la boyanm›fl güvercinler uçurdular. Burada yap›lan aç›klamada, "Irak halk› ABD emperyalizminin postallar›yla çi¤nenen topraklar›nda iflgale karfl› direniyor. Filistin halk›, çocu¤uyla, yafll›s›yla, genciyle tafllar›yla bedenleriyle direniyor. Dünyan›n emperyalizmin sömürgesi alt›nda olan her ülkesinde ba¤›ms›zl›k ve demokrasi için direnen halklar bedel ödüyor. fiimdi

izmir

Hatay

hangi bar›fl kiminle bar›fl ve nas›l bar›fltan söz edilebilir." denildi. Eylem, “Sonuna Sonsuza Sonuncumuza Kadar Direnece¤iz” ve “Katil Amerika, Katil Oligarfli” sloganlar›yla sona erdi.

‹flgal Ortakl›¤›na Ve Tecrite Son MERS‹N Haklar ve Özgürlükler Cephesi 1 Eylül günü, bir gün önce yaflanan sald›r›n›n ard›ndan Mersin Belediyesi önünde aya¤›na k›rm›za kurdelalar ba¤lanm›fl 107 güvercin uçurdu. "107 Ölü Var; Hangi Bar›fl?" pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde yap›lan aç›klamada, hapishanelerdeki direniflte flehit düflenlerden ve dünya genelinde direnen halklardan sözedildi ve, "Katil Amerika Katil Oligarfli, Çözün, Tecriti Kald›r›n, ‹flgal Ortakl›¤›na Son Tecrite Son" sloganlar› at›ld›.

Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz ADANA Haklar ve Özgürlükler Cephesi "107 Ölüm Var Hangi Bar›fl" slogan›yla gerçeklefltirdi¤i eylemde, "Irak ‹flgalcilere Mezar Olacak", "Zafer Direne Direne Kazan›lacak", "Katil Amerika Katil Oligarfli", "‹flgal Ortakl›¤›na Son Tecrite Son", "Ba¤›ms›z Türkiye Kahrolsun Amerika" yaz›l› dövizler tafl›d›. "Halk›z Hakl›y›z Kazanaca¤›z" sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde yap›lan konuflman›n ard›ndan 107 ölümü temsil eden güvercinler uçuruldu. ANTAKYA Haklar ve Özgürlükler Cephesi Arkeoloji Müzesi önünde yapt›¤› eylemde 1 Eylül’ün, faflizme karfl› direniflle, milyonlarca Sovyet halk›n›n kanlar› ile kazan›ld›¤› belirtilerek, bugün emperyalizme ve faflizme karfl› direniflin yine dünyan›n gündeminde oldu¤u belirtildi. K›rm›z› bantl› 107 güvercinin uçuruldu¤u eylemde F tiplerindeki ölümlere ve direnifle de¤inilerek, bar›fl havarisi kesilenlerin katliamdan baflka bir fley bilmedi¤i söylendi.

Mersin


crit’te e T zamana zulme karfl›

direniş

s›nda paramparça oldu, iflas etti. fiimdi yeni sald›r›lar planl›yorsunuz. D tipi hücre hapishaneleriniz de iflas edecektir, buyrun deneyin. Korkular›n›z› bast›ram›yacaks›n›z, çünkü biz öldükçe ço¤al›yoruz. Tek tip elbiselerinizi de giymeyece¤imizi çok ama çok iyi bilirsiniz. O kefenlerinizi hücrelerinizle birlikte atefle veririz, difllerimizle parçalar›z, bafl›n›za geçiriz. Buyrun deneyin. Öncülünüz 12 Eylül faflist cuntas› da denedi, baflaramad›. Siz de baflaram›yacaks›n›z. Bugün ölüm orucu direniflimizin 1033. günü. B‹Z tam 1033 kez kazand›k. 1033 günün her salisesi, saniyesi, saati biz kazand›k. S‹Z ise 1033 günün her an›n› kaybettiniz.

3. y›l... 35. ay

B‹Z halk ve vatan sevgisini gün gün büyüttük. S‹Z iflbirlikçili¤inizi, vatan hainli¤inizi, halka düflmanl›¤›n›z› gün gün büyüttünüz.

1053. gün

B‹Z ba¤›ms›zl›¤›, demokrasiyi, sosyalizmi savunuyorduk. S‹Z Avrupac›l›¤›, Amerikanc›l›¤›, emperyalizme köleli¤i, uflakl›¤› savunuyordunuz.

107 fiehit

B‹Z özgür bir vatan› savunuyorduk. S‹Z ba¤›ms›zl›¤a karfl› köleli¤i, demokrasiye karfl› faflizmi, sosyalizme karfl› sömürüyü savunuyordunuz.

B‹Z kazand›k S‹Z kaybettiniz B‹Z tam 1033 kez kazand›k, S‹Z 1033 günün her günü kaybettiniz

Ercan Kartal Ölüm ve zulümle besleniyordunuz. Ölüm ve zulüm olmadan yaflayamazd›n›z. Bundand›r ki 1033 gün direniflimizi, ölümlerimizi yok sayarak, F tipi Nazi kamplar›n›zdaki iflkenceli ölüm olan hücrelerinizi gizlemeye çal›flt›n›z. Baflaramad›n›z. Her türlü yalan›, tehditi, rüflveti, flantaj› devreye soktunuz, baflaramad›n›z. Zorla müdahale iflkencesini bir makine gibi çal›flt›rd›n›z, devrimci iradeyi teslim alamad›n›z. ‹flkence ve tecrit sald›r›s›n› güngün a¤›rlaflt›rd›n›z, siyasi kimli¤imize, düflüncelerimize karfl› hiçbir kural tan›madan sald›rd›n›z, gayr›-ahlaki, onur k›r›c› uygulamalar› günün hemen her an› devreye soktunuz, yine baflaramad›n›z. Hücrelerinizden tam 107 tabut ç›kt›. Ölümlerimizden bir da¤ olufltu. Acz içinde sald›r›lar›n›za yeni sald›r›lar eklediniz ama baflaramad›n›z. F tipi hücre hapishaneleriniz devrimci irademiz karfl›-

B‹Z halk›m›z›n kardeflli¤ini, özgürlü¤ünü, afl›n› ekme¤ini, onurunu, namusunu savunuyorduk. S‹Z halk›m›za düflmand›n›z. Köleli¤i, açl›¤›, ölümün her türünü dayat›yordunuz. B‹Z vatan›, adaleti savunuyorduk. S‹Z emperyalizme köleli¤i. Bu bir s›n›f çat›flmas›yd›, ezenle ezilen aras›nda. Bir tarafta sizin temsil etti¤iniz burjuva ideolojisi; di¤er tarafta bizim temsil etti¤imiz devrimci ideoloji, Marksizm-Leninizm. Bu kavgan›n aras›, ortas› yoktu. Var oldu¤unu sananlar da sizin taraf›n›zdayd›. Say›ca belki azd›k, tank›m›z topumuz yoktu. Yalan kusan TV kanallar›m›z yoktu. Ama bizde sizin sahip olamayaca¤›n›z bir fley vard›, ML ideolojimiz, hakl›l›¤›m›z, inanc›m›z, kararl›l›¤›m›z, halk ve vatan sevgimiz. ‹flte biz bu güçle, ölümlerin en zor biçimlerini tereddütsüz karfl›lad›k.

Bir Biz Vard›k, Yine Bir Biz Kald›k Bu kavgada; 3 y›l, 35 ay, 1033 gün oldu. Biz 107 tabutumuzla konufluyoruz. Susturamad›n›z bizi, yalan makinalar›n›z› çal›flt›rd›n›z, hiç kimseyi inand›ramad›n›z. Diri diri yakt›n›z, bombalad›n›z, kurflunlad›n›z, kimyasal gazlar kulland›n›z, iflkencelerden geçirdiniz, dozerlerle hapishaneleri üzerimize y›kt›n›z. Ne teslim alabildiniz ne de susturabildiniz. Yaratt›¤›n›z kan denizinin ortas›nda dimdikti kafalar›m›z. Ölümlerdeydik. Halaylardayd›k. Zaferdeydik.

Say› 76 19 7 Eylül 2003


Bir kez daha kaybetmifltiniz. fiaflk›nd›n›z, çaresizdiniz, acz içindeydiniz. Ama iflkencelerinizden, katliamlar›n›zdan vazgeçmediniz. Çünkü, iflkenceyle, kanla, katliamla besleniyordunuz. Öldürerek, yok ederek yafl›yordunuz. Bunun için 19-22 Aral›k devam etmeliydi. F tipi nazi kamplar›n›z›n kap›lar›n› kan damlayan anahtar›n›zla açt›n›z. Hücrelerde tecritle daha kolay yok edebilece¤inizi düflündünüz. Ama susmad›k. ‹nançlar›m›zdan soyunmad›k. Zulmünüze karfl› daha bir kararl›l›kla dikildik karfl›n›za.

rimcili¤e bafllayan da. Sevgimiz, Canan›m›z gibi. Hülya fiimflek gibi ölüme giderken "devrimcileflece¤im" diyen halktan birileri de en zor ölümleri gö¤üslediler.

Tam 1033 gün, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm inanc›m›z› hayk›rd›k.

S›n›f fliddetinizi en üst boyuta ç›kard›n›z 19-22 Aral›k katliam›n›zla. D›flar›daki direniflçilerimize destek veren, hatta "seslerine kulak verin" diyenlere dahi sald›rd›n›z. ‹hanet rüflvetinizi direniflçilerimizin flehitli¤iyle, sakatl›klar› göze almalar›yla bofla ç›kard›k. Devrimi, devrimcili¤i daha güçlendirdik. Bu halk›n içinden ç›kan, halk›n olumlu de¤er ve geleneklerinin tafl›y›c›s›, güçlendiricisi olduk. Bu, halk›m›z›n öncüsü Cephemizin ülke topra¤›ndan beslenen politikalar›n›n bir sonucuydu. 1033 gün, bunu anlayanlar da oldu, anlamayanlar da. Ö¤renenler de oldu, ö¤renemeyenler de. Kimi ayd›nlar›n "siz bizlerin vicdan›s›n›z", "bu ülkenin onurusunuz" sözlerinde somutland› direniflimizin etkileri.

Bir Newroz gününde, ölüm ve zulüm dünyan›za bir bomba gibi düfltük. Yalanlar›n›z›, paramparça eden Cegiz Soydafl yoldafl›m›zd›. Ölüm orucu direniflimizdi. O gün, daha gür hayk›rd›k. Bir direnifl mevzisi de d›flar›da ördük.

Say› 76 20 7 Eylül 2003

Her manevran›zda, sald›r›n›zda, umudun devrim yürüyüflü yeni bölüklerle daha da güçlenerekbüyüyerek yoluna devam etti, ediyordu. ‹çeride ve d›flar›da "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz" slogan›m›z tüm ülkeye, dünyaya dalga dalga yay›ld›. Ne içeriyi ne d›flar›y› F tiplefltirmenize izin vermedik. Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin kandan ördükleri ölüm hücreleri paramparçayd›. Acz içindeydi efendileri, uflaklar›. Ölüm hücrelerinden ç›kan her tabutla gerçe¤i hayk›r›yorduk. Bu faflizm gerçe¤iydi. Bu gerçe¤i ne emperyalizm, ne iflbirlikçileri, ne Avrupa standartç›lar›, ne ayd›nc›klar ne “solcular” karartamad›. Biz konuflmaya devam ettik. Ba¤›ms›zl›¤›n, demokrasinin, sosyalizmin sesi; Cengizler, Gülsümanlar, fienaylar oldu, Canan-Zehra oldu. ‹brahimler’in, Nailler’in alev topu olan vücutlar› oldu. Zulmün kalelerinde bomba olup patlayanlar›m›z›n gümbürtüsü oldu. Tam 107 kez vurduk zulmün kalelerini. 3 y›l, 35 ay 1033 gün, biz kazand›k; siz kaybettiniz, 1033 güne eklenecek her yeni günü de biz kazanaca¤›z, siz kaybedeceksiniz.

Direnifle birlikte bafllad›klar›m›z da, sonra kat›lanlar da çeflitli gerekçelerle direnifli terk ettiler, "d›flar›dan darbeleyece¤iz" vb. diyerek. Bir biz vard›k, yine bir biz kald›k. ML ideolojimize, kendimize güveni bir kez daha baflar›yla s›navdan geçirdik. S›n›flar mücadelesini saflaflt›rd›k. Türkiye devrim tarihini zenginlefltirdik.

Evet "zafer yolunda" bir tarih yaz›l›yordu ve tarihin her kesitinde zalime, zulme, haks›zl›klara meydan okumak, umudu gelece¤e tafl›mak, büyütmek. Bu tarihi yazmaya devam edece¤iz. Biz kazanmaya, siz kaybetmeye devam edeceksiniz. Devrime kadar! Ba¤›ms›z, demokratik, sosyalist bir ülke kurana kadar; Biz kazanacak, siz kaybedeceksiniz. Yaz›lan tarihin hiçbir kesitinde katillerimizi unutmayaca¤›z. Affetmeyece¤iz..

Ömrü yetmedi katillerin katillikte. Ölüm koltuklar›n› yeni katillere b›rakt›lar, sadece isimleri de¤iflti katillerin. Birbirleriyle yar›flt›lar. Ama kaybeden hep siz oldunuz.

‹bililerimiz, Fidanlar›m›z, F›ratlar›m›z, Aflurlar›m›z, Yaseminlerimiz için; diri diri yakt›¤›n›z yoldafllar›m›z için; Cengizlerimiz için; fienay, Gülsümanlar için; Canan-Zehralar için, Sevgiler için; 107 can›m›z için; zorla müdahale iflkencesiyle yaflayan ölüler haline getirdi¤iniz 500'ün üzerindeki arkadafl›m›z için; ve bundan sonra kaybedece¤imiz her can›m›z için; ...

Vatan›m›z ve halk›m›z ise bizimle ne kadar çok fley kazand›, bir bak›n;

Daha fazla korkun bizden, direniflimizden, devrimden.

1033 gün, feda gelene¤i, daha bir ete-kemi¤e büründü, d›flar›da-içeride bomba olup patlayan›m›z da oldu, vücudunu alev topuna çevirenlerimiz de. Sevginin ve sevdiklerine yap›lanlar›n intikam›n› alman›n en üst ifadeleri yafland›. 18'inde de 50'sine yaklaflan›n›n da içinde oldu¤u bir feda direniflçi kufla¤› do¤du kan denizinden. 25 y›ll›k devrimci geçmifli olan da vard›, henüz yeni dev-

S‹Z, s›n›f bilincinizin gere¤ini yap›yorsunuz, zulüm düzeninizi koruyorsunuz. B‹Z de s›n›f bilincimizin gere¤ini yapacak, halk›n iktidar›n› kuraca¤›z. * Ercan Kartal’›n ‹stanbul 4 nolu DGM’ye verdi¤i 18 A¤ustos 2003 tarihli dilekçeden...


TAYAD’l›lardan Cumhurbaflkan› Sezer’e Mektup:

Ertosun yarg›lans›n ve cezaland›r›ls›n TAYAD’l› Aileler Ertosun’a madalya verilmesini, ödülü onaylayan Cumhurbaflkanl›¤› Köflkü önünde 29 A¤ustos’ta yapt›klar› eylemle protesto etti. Köflk önüne siyah çelenk b›rakan TAYAD’l›lar, "Ertosun'a 1 De¤il 107 Madalya Verin" pankart› açt›lar. Katledilen yak›nlar›n›n resimlerini tafl›yan aileler, dövizlere "Kardeflim Ölüm Orucunda, Çözün Tecriti Kald›r›n”, “Çocuklar›m›z›n Kan› Var O Madalyada”, “Kanl› Madalya”, “Bir O¤lum F Tipinde, Bir O¤lum Sakat Kald›, Evim 83 Kez Bas›ld›" yazarak talep ve tepkilerini dile getirdiler. Yazd›klar› mektubu Cumhurbaflkan› Sekreterli¤i’ne veren aileler, ayr›ca mektubu bas›na da okuyarak, Ertosun’a madalya verilen bir ülkede “hiç kimse iflkenceyi önleyece¤iz, demokratikleflece¤iz masallar› anlatmas›n.” dediler.

Ertosun’a Madalya... Madalyaya sessizlik! Katliam›n, iflkence hücrelerinin “Genel Müdürü” Ertosun’a “üstün hizmet” madalyas› verilmesi, hukuksuzlu¤un, adaletsizli¤in ilan›d›r! Bu “madalya”ya itiraz etmeksizin, hak ve özgürlükler savunulamaz. Bu “madalya”ya itiraz etmeksizin kimse zulme karfl› ç›kt›¤›n›, faflizme karfl› oldu¤unu iddia edemez. Bu “madalya”ya itiraz etmeksizin, kimse “insan haklar›n›” savundu¤unu da iddia edemez. Ama ülkemizde bunlar›n mümkün olabilece¤ini sanan bir “muhalefet” anlay›fl› var. Sa¤ veya sol farketmiyor. Muhalif oldu¤unu, zulme, faflizme karfl› oldu¤unu, hukuktan, adaletten yana oldu¤unu söyleyenler, böyle bir olay karfl›s›nda sessiz kalabiliyor. Barolar, Ertosun’a madalya verilmesine karfl› bir aç›klama yapt›lar da biz mi duymad›k? Hukukun katledildi¤i bir madalya, hukukçular› ilgilendirmiyor mu? Sezer Cumhurbaflkanl›¤›’na seçildi¤inde “Çankaya’da hukukun egemen olaca¤›n›n pro-

pagandas›n› yapan ayd›nlar, Sezer’in bu tavr›yla ilgili bir protesto metni yay›nlad›lar da biz mi görmedik? “Yan›lm›fl›z, Sezer konusunda sizi bofl umutlara sürüklemifliz” diye halktan özür dilediler de kimse duymad› m›? ‹slamc›lar›n, Ertosun gibi bir katliamc›n›n AKP taraf›ndan “üstün hizmet madalyas›”yla ödüllendirilmesine karfl›, AKP’ye söyleyecekleri hiçbir sözleri yok muydu? Devrimci, komünist, ilerici oldu¤u iddias›ndaki partiler, AKP’ye ve Sezer’e “katliamc›ya nas›l böyle bir ödül verirsiniz?” diye en az›ndan binalar›n›n önünde bir bas›n aç›klamas› da m› yapamaz haldedirler? Solcu, ilerici tepki göstermiyor. B›rak›n eylem yapmay›, bir protesto metni bile yazm›yor. Çünkü “GÜNDEM‹NE” alm›yor. Amerika’daki canl› kalkana ceza verilmesini bile eyleminin konusu yap›yor da, bunu yapm›yor. Nas›l olufltu bu bak›fl aç›s›? Oligarflinin dur dedi¤i yerde duran, sivil toplumculuk oynayabilirsin dedi¤i alanda oyalanan bu bak›fl aç›s› hangi mücadeleyi sürdürebilir, hangi konuyu sonucuna ulaflt›rabilir? Bu bak›fl aç›s› solu nas›l birlefltirir, halk› nas›l örgütler? Bu konuda bir tav›r almak, “gündem”ler, “siyasi hesaplar” bir yana, faflizme karfl› bir öfke meselesidir. O öfke kaybolmufl!

Say› 76 21 7 Eylül 2003


Ali Suat Ertosun’a 107 ceset karfl›l›¤›nda madalya tak›lmas›na flehit ve tutsak ailelerinin öfkesi dinmiyor

BU ÖFKE D‹NMEZ! Ceza Ve Tevkifevleri Genel Müdürü A. Suat Ertosun'a Devlet Üstün Hizmet Madalyas› verilmesine karfl›, yak›nlar› katledilen ve halen o¤ullar›, k›zlar› F tiplerindeki hücrelerde tecrit edilen ailelerin tepkilerine yer vermifltik. Tepkiler sürüyor. TAYAD’l› Aileler Cumhurbaflkanl›¤› Köflkü önünde “Ertosun’a 107 madalya verin” dediler geçti¤imiz hafta. 107 can›n katiliydi çünkü Ertosun. 107 can›n› yitirenlerin öfkesini yans›tmaya devam ediyoruz.

O adam bir ölüm makinas›d›r

Say› 76 22 7 Eylül 2003

ASUMAN YILDIZ (fiehit Gülsüman DÖNMEZ'in yak›n›): Biz 12 Eylül'den bu yana görüyoruz, TTE'den beri yak›nlar›m›z, çocuklar›m›z hep iflkenceler, katliamlar yaflad›lar. E¤er ödül alacak birileri varsa onlar da evlatlar›m›zd›r, halk› ve vatan› için mücadele ediyorlar. Ertosun neyin karfl›l›¤› madalya ald›? 500'ü aflk›n sakat, 107 flehit karfl›l›¤› ald›. 19 Aral›k’tan sonra torbalarla ald›k cesetleri. Ancak bir hafta sonra ö¤renebildik kim nerede nas›l diye. Armutlu’ya sald›rd›lar. Bunun karfl›l›¤› m› ald› madalyay›? Bize aç›klas›nlar. ‹nsanlar hala F tiplerindeler; tecrit karfl›l›¤› m› ödül al›yor? Daha devam etsin, baflka ödüller de al›r belki, daha yükseklerini de al›r! Bizim içimiz yan›yor. Gülsüman'›n, Sultan'›n karfl›l›¤› m› ald›? Aç›klas›nlar... Tecrit devam ettikçe, Cebeciler doldukça, halk

ona baflka madalyalar takacak. Sinanlar, P›narlar, Erdemler, öksüz yetim kalan çocuklar bu madalyay› bir gün soracaklar! Gülsüman flimdi yaflasayd›, o madalyay› al›r onun burnuna takard›. O adam bir ölüm makinas›d›r.

Katili ödüllendirmek için mi bakan koltu¤una oturdular?

MELEK AKGÜN (Tutsak H.Tahsin AKGÜN'ün yak›n›): Ertosun’a verilen ödülü tabiki k›nad›k. E¤er bir insan› katliam yapt›¤›ndan dolay› ödüllendirebiliyorlarsa, bas›nda okudu¤um kadar›yla bu ödül bütün bakanlar ve Cumhurbaflkan› taraf›ndan onaylanm›fl, insanl›¤a s›¤mayacak bir fley. Akl›ma geldikçe ürperiyorum. Bir bakan o koltu¤a niye oturur? Kendi halk›n› katledeni ödüllendirmek için mi? ‹ki kifliyi unutmufllar. Zaman›n baflbakan› Bülent Ecevit ve Sami Türk'ü, neden bu ödüle dahil Devlet bize de evlatlar›m›z› verecek mi? etmemifller, flafl›rd›m. Biz TABEDR‹YE ÇAVUfi (fiehit Nail ÇAVUfi'un yak›n›): Bir madalya yet- YAD'l› Aileler olarak çocuklamez. 107 madalya vermeleri gerekir. 107 anan›n yüre¤ini yakm›fl. Birisi r›m›z›n her zaman hakl› olde ben. Analar hesap m› sorsun, devlet madalya m› versin? Madalya ve- duklar›na inand›k ve inanmaren devlet bize de evlatlar›m›z› verecek mi? Madalya verece¤i adam o ka- ya devam edece¤iz. Tecritin dar çok ki.. Benim “adam” dememe bakmay›n, adam de¤iller... Bu ülke- ne oldu¤unu çok iyi biliyoruz. yi satanlara, Susurluk çetelerine, hortumculara, teskere teskere deyip ül- Çocuklar›m›z için ne yapmakemizi Amerika’ya satanlara da versinler. Ben aç›m, m›z gerekti¤ini daha iyi bilben bu ülkenin çocu¤uyum, ben iflsizim, iflim özelleflmekteyiz. Amaçlar› çocuklamifl iflten at›lm›fl›m ekme¤e muhtac›m, benim çocur›m›z› inançlar›ndan vazgeçir¤um üniversiteyi kazanm›fl harç paras› yok, okuyamekti. Ama umduklar›n› bum›yor, benim çocu¤um düflünceyi savunmufltur. lamad›lar. Onlar inançlar› u¤Hakk›n› arayanlar› tutuklay›p cezaevlerine koyuyorruna binbir zorlu¤u gö¤üslelar. Haklar›n› elinden al›yor, sen insan de¤ilsin onumifllerdir. Ben kendi o¤lumrunu da alaca¤›z diyorlar. Birisi benim o¤lum Nail oldan bilirim. Tecrit sonucu bir mak üzere diri diri yak›yorlar. Ülkemizde körler tak›m rahats›zl›klar yaflad›. sa¤›rlar birbirlerini madalyalarla a¤›rlar. Kendi o¤lunuz karfl›n›zda a¤-


r›yan bir taraf›n› tuttu¤u zaman bu ac›y› yüre¤inizde hissedersiniz. Bir an keflke tüm ac›lar› ben yaflasayd›m diye isyan edersiniz. Soruyorum, bize bu ac›lar› yaflatan kifliye nas›l olur da ödül verilebiliyor? Son olarak, o¤lum ve o¤lumun arkadafllar›yla gurur duyuyorum. Hep onlar›n yan›nda olaca¤›m›z› bilmelerini istiyorum.

Yüzüme ‘ben katilim, o¤lunu ben öldürttüm’ diyebilecek kadar kana susam›fl bir cani N‹YAZ‹ A⁄IRMAN (fiehit Volkan A⁄IRMAN'›n yak›n›): Ben hiç yad›rgamad›m. Bu adam 19 Aral›k’ta görevdeydi. Müdürü oldu¤u cezaevlerinde 28 insan yaflam›n› yitirdi. Bayrampafla’ya kimyasal gaz att›lar. Onlarca bayan yand›. 6 tanesi yaflam›n› yitirdi. Özlem Ercan'›n cesedi kömür olmufltu. Ailesi bile tan›yamad›. fiimdi tahliye olan bayanlar saçlar› yanm›fl, dudaklar› yanm›fl, kulaklar› yanm›fl o flekilde geziyorlar. Bunlar›n sorumlusu kiflidir. Ben kendisiyle görüfltüm. Tecritin kald›r›lmas›n› istedim. Tecritin olmad›¤›n› söyledi. Cezaevlerini güllük gülistanl›k yapt›¤›n› söyledi. Adeta çocuklar›m›z›n ölümü ona zevk veriyordu. Yüzüme karfl› “ben katilim o¤lunu ben öldürttüm” diyebilecek kadar kana susam›fl bir cani. Eli kanl› bir katil. Devlet katillere hep madalya veriyor. Halk çocuklar›n› da F tipine at›yor. Verilen ödülde o¤lum Volkan'›n kan› var. O ödülü evinin köflesine ass›n, her gün bak›p 107 insan› hat›rlas›n.

Katliamc›! fiAH‹N GÜZEL (Tutsak Ahmet GÜZEL'in babas›): 19 Aral›k’ta Bayrampafla’ya gitti¤imizde tepesinden bombalar at›yorlard› içeri. Ertosun’un amac› belliydi. Çocuklar›m›z› F tiplerine göndermek. Bayrampafla Cezaevi’nde yapamad›¤› tecrit ve iflkenceyi orada yapmaya karar verdiler. Böyle bir insana madalyas›n› AKP veriyor, Cumhurbaflkan› da onayl›yor. Yak›flt›ramad›m. Bizim çocuklar›m›z tecrit ve iflkence alt›nda. Cumhuriyet savc›-

lar›na suç duyurusunda bulunuyoruz. Takipsizlik karar› geliyor. Böyle bir fley olmam›flt›r diyorlar. Sonra savc›l›¤›n talimat›yla evlerimiz bas›l›yor, emniyete götürüyorlar. "Bir daha böyle bir flikayet yaparsan›z, ropörtaj yaparsan›z devaml› olaraktan evinize gelir bask›n yapar›z” dediler. Benim evim 82 sefer bas›ld›. Her gelifllerinde neden bunu yap›yorsunuz dedi¤im zaman “ihbar” diyorlar. Tehtid ettiler. Çocu¤unun yan›na gitmeyeceksin, gidersen Özkan’a nas›l iflkence yapt›ysak ayn›s›n› sana da yapar›z.

Hikmet Sami'yi unutmufllar! ÖZKAN GÜZEL (Gazi): Hikmet Sami'ye vermeyi unutmufllar! Ertosun’un genel müdür oldu¤u dönemde cezaevlerinde birçok katliam yafland›. Birçok devrimci ve adli tutsak iflkenceden geçirildi, katledildi. ‹nsanlar› diri diri yakt›lar, katlettiler ve flimdi bunu yapt›¤› için üstün hizmet madalyas› verdiler. Devletin gözünde 'üstün hizmet' bu mu? D tipleri, L tipleri, TTE gündemde, bunlardan da ödül al›r. ‹nsanlar› katlet, iflkence yap, diri diri yak, madalya al... Güya bu ülkede demokrasi var, özgürlük var, insan haklar› hukuk var..! Tutsaklar› siyanürle öldürmekten sözeden savc›ya, zorla müdahaleyle sakat b›rakan doktorlara niye vermemifller. Kimseyi eksik b›rakmas›nlar onlara da versinler. Yar›n Irak'ta çocuklar› katleden subaylara da madalya verirler.

Ah›m›z yerde kalmayacak GÜLSEN ADALI (Tutsak Serdar Adal›’n›n yak›n›): Hepsi birer katil demek ki. Devrimcilere haz›rlanan operasyonda bu katillerin hepsinin parmaklar› vard›. Hiç flafl›rmad›m. Onlara yak›flt›. Katliam, flehitlerimiz halen devam ediyor ve katiller kalk›p birbirlerini ödüllendiyor. Bunlar katiller, halk düflmanlar›, ülkesini satan insanlar, vatan›, ülkesini seven onlar de¤il bizim evlatlar›m›z. Amerika’ya satan, çalan, ç›rpan bunlar. Bizim evlatlar›m›z dur dedi¤i için, katlediliyor, öldürülüyor ve susturuluyor. Yanan insanlar›n bedenini gördükçe, katledilen insanlar› gördükçe, bilmiyorum insanlar biraz kendi kendini sorgulas›n. O insanlar yaflamak istemez miydi? O insanlar bu ülkeye s›¤maz m›yd›? Ama insanlar›n aç kald›¤›n›, zulüm alt›nda oldu¤unu gördükçe, ezildi¤ini, sat›ld›¤›n› gördükçe, bu insanlar boyun e¤medi¤i için bugün bu durumda yan›yorlar da ölüyorlar da, aç kal›yorlar, bunun mücadelesini veriyor, yaflam mücadelesi veriyor. Ama boyun e¤miyor. Ve e¤meyecektir de. Onurlar›yla gurur duyuyorum. Ben inan›yorum ki, ah›m›z yerde kalmayacak. Çünkü içimiz yanm›fl, inan ki içimiz ac›. O evlad› ölen analar mezar› bafl›na gidip topraklar›n›... Biz affetmeyece¤iz. Hiç kimseyi, asla affetmeyece¤iz.

Say› 76 23 7 Eylül 2003


MGK

’n›n halka karfl› savafl›

MGK terörü ve psikolojik savafl› alt›nda

12 Eylül’den bugüne; toplumun yeniden flekillendirilmesi -1 12 Eylül’den bugüne, bir “varsay›m”la bafllayal›m yaz›m›za; 23 y›l önce Türkiye’den ayr›lm›fl ve 2003’de Türkiye’ye dönmüfl birini düflünün. Ne görecektir o? Kuflkusuz “ülkenin ne kadar çok de¤iflti¤i”ni görecektir. Fakat yollar›n, binalar›n, flehirlerin de¤ifliminin de ötesinde bir baflka de¤ifliklik karfl›layacakt›r onu. “Ülkenin insan›” de¤iflmifltir; ve bu da sadece giyim kuflamda de¤il, bütün olarak düflünüfl tarz›ndan yaflay›fl biçimine uzanan bir de¤iflimdir bu.

Say› 76 24 7 Eylül 2003

“Siyaset sahnesi” de¤iflmifltir; sahnedeki tek de¤ifliklik ise, kapat›lan-aç›lan partilerden ibaret de¤ildir. Siyaset yapman›n tarz› de¤iflmifltir. Solculuk, onun 23 y›l öncesinden bildi¤i solculuk olmaktan ç›km›flt›r. ‹slamc›lar, hatta MHP’liler onun 23 y›l önceki bildi¤inden farkl›d›r. Bu farkl›l›klar›, olumlu ya da olumsuz bulmak ise, “bakan›n” siyasi kimli¤ine göre de¤iflirdi elbette.

MGK 23 y›ld›r her türlü araç ve yöntemle neyi empoze ediyor? Gizli Yönetmelikte, MGK Genel Sekreterli¤i’ne verilen görevlerden biri flöyle tan›mlan›yor: “Devletin varlı¤ı ve ba¤ımsızlı¤ı, ülkenin bütünlü¤ü ve bölünmezli¤i, toplumun huzur ve güvenli¤i ve anayasal rejimin korunması; Türk toplumunun Atatürkçü düflünce, Atatürk ilke ve inkılapları, milli ülkü ve de¤erler etrafında birleflerek milli hedeflere yönlendirilmesinde gereken milli birlik ve bütünlü¤ü sa¤layıcı her türlü psikolojik tedbirlerin alınması.” Bu madde okundu¤unda san›l›r ki, MGK’n›n en temel görevlerinden biri “Atatürkçü düflünce”yi yaymak, “milli ülkü ve de¤erleri” korumakt›r. Oysa, 12 Eylül’den bu yana, MGK’n›n hiçbir uygulamas›n›n bununla ilgisi yoktur. “Atatürkçülük” diye tarif edilebilir, bugünün sorular›na cevaplar verebilecek bir ideoloji ve kültür de yoktur zaten. MGK’n›n ölçüleri içinde gelmifl geçmifl yöneticiler içinde “en Atatürkçü”sü Kenan Evren’dir. Onun ise, ideolojisi ve kültürü NATO’nun ö¤rettiklerinden ibarettir.

Evren, 12 Eylül cuntas› olarak iflbafl›nda bulunduklar› üç y›l boyunca, hemen tüm konuflmalar›n›n en büyük bölümünü “siyasetin kötülü¤ünün”, “örgütlerin vatan hainli¤inin” demagojisine ay›rm›flt›r. MGK’ya o günden bugüne yön veren de bu anlay›flt›r. Egemen k›l›nmak istenen bir düflünceden de¤il, ancak “apolitiklefltirme” politikalar›ndan sözedilebilir. Öte yandan ne ulusal ideal ve de¤erler, ne halk de¤erlerini “korumak” gibi bir gaye de olmam›fl; bu noktada da emperyalist kültürü ve burjuva ideolojisini hakim k›lma politikas› izlenmifltir. Örgütlülüklerin kapat›ld›¤›, büyük ölçüde da¤›t›ld›¤›, yenilerinin kurulmas›n›n engellendi¤i yaklafl›k on y›l boyunca, örgütsüz kitleler, siyaset alan›n›n d›fl›na sürüklenmifltir. O alan›n d›fl›nda neyle u¤raflt›klar›n›n hiçbir önemi yoktu oligarfli için. Apolitikleflmenin, dejenerasyonun maddi zemini 12 Eylül’ün terörü, bask›s›, yasaklar›yla sa¤lanm›flt›r. 12 Eylül cuntas›n› izleyen tüm sivil iktidarlar da -yine MGK’n›n talimatlar› çerçevesinde- bu zemini muhafaza etmifl, politikleflmenin, örgütlenmenin önüne yeni yeni engeller koyarak, emperyalist kültür paralelindeki “de¤iflimi” teflvik etmifllerdir.

Hem kitleleri, hem örgütlülükleri içine alan “de¤ifltirme” operasyonu 12 Eylül’ün örgütlülükleri da¤›tarak, halk›n kültürünü, de¤erlerini yozlaflt›rarak düzenin gelece¤ini uzatma politikas›, hem genifl kitleleri, hem mevcut örgütlülükleri hedefleyerek sürdürülmüfltür. Terörün kitleler üzerindeki sindirme etkisi örgütlülükleri, örgütlülüklerin terör karfl›s›ndaki geri çekiliflleri de kitleleri etkileyerek, 12 Eylül politikalar›n›n baflar›s›n› h›zland›rm›flt›r. Elbette burada belirleyici olan, 12 Eylül politikalar›n›n MGK arac›l›¤›yla bugüne kadar sürdürülmesini kolaylaflt›ran örgütlülüklerin tavr›d›r. Örgütlerin diri durdu¤u yerde, kitlelerin üzerindeki etki, belli bir noktadan sonra asgariye indirilebilirdi. Ama savrulan örgütlerin ço¤ald›¤› noktada, bu süreç de uzam›flt›r.


12 Eylül öncesinin çeflitli devrimci siyasi hareketleri, devrimci demokrat sendikalar›, odalar›, iflte bu noktada 23 y›ll›k süreç aç›s›ndan son derece olumsuz bir rol üstlendiler. Baflta TKP, Devrimci Yol ve bugün art›k ad›n› kimsenin hat›rlamayaca¤› Eylem Birli¤i gibi siyasi hareketler olmak üzere, çeflitli hareketler ve baflta D‹SK olmak üzere kitle örgütleri, eski çizgilerini terkedip iyice sa¤a savrularak cuntan›n etki alan›n› genifllettiler.

Faflist terör ve psikolojik savafl k›skac›nda “de¤iflim” Bu süreç, sa¤’dan sola, tüm siyasi güçleri, iflçilerden küçük ve orta burjuvaziye, gençlikten kad›nlara kadar bütün s›n›f ve katmanlar› etkiledi. Etkilenme boyutlar› ve etkilenifl biçimleri de¤iflse de, bu son 23 y›ll›k sürecin yads›namaz bir gerçe¤idir. Solun çeflitli kesimleri esas olarak “terörle”, islamc›lar ise esas olarak düzenden verilen paylarla “›slah” edilmifltir. Sola, düflüncelerini, örgütlülü¤ünü, mücadelesini 80 öncesindeki gibi sürdürdü¤ü takdirde karfl›layaca¤› fleyin iflkence, hapishane, infaz, kaybetme, faili meçhuller olaca¤› gösterilmifltir. Bu, 12 Eylül hapishanelerinden bafllay›p 1990’lar›n infazlar›na kadar uzan›r. Kimileri daha cuntan›n ilk y›llar›nda bafllam›flt›r “de¤iflip dönüflmeye”. Kimileri ise, daha yavafl bir evrim yaflam›flt›r. ‹slamc›lara ise, düflüncelerini savunmaya devam ettikleri takdirde, düzenden hiçbir pay alamayacaklar› ve din istismar› temelindeki örgütlenmelerine engeller ç›kar›laca¤› gösterilmifltir. Tarikatlar temelindeki islamc›l›k, oligarflinin bu dayatmas›n› kabul ederek “de¤iflim” sürecine girmifltir. “De¤iflimin”in belirleyici arac› “terör”dür. ‹nfazlarda, kaybetmelerde, iflkencelerde, hapishane katliamlar›nda somutlanan bu terör, her kurflunda, her bombada tüm halk kesimlerine “örgütlü olursan, bafl›na gelecek budur” mesaj›n› tafl›m›flt›r. Oligarflinin terörü, önce, halk›n örgütlü kesimlerinin “önder”, “yönetici” kesimini teslim alm›fl; örgütsüzlefltirme, bir noktadan sonra onlar›n yard›m›yla sürdürülmüfltür. Kimse, ben okudum, inceledim, geçmifli de¤erlendirdim, do¤runun bu oldu¤u sonucuna vard›m diye kendini ve baflkalar›n› kand›rmas›n: Sivil toplumculuk anlay›fl› bu faflist terör alt›nda benimsenmifltir. Devrimci örgütlenme anlay›fl› ve çal›flma tarz› yerine, bildi¤imiz ekonomik-demokratik mücadele yerine, sivil toplumcu örgütlenme ve mücadele anlay›fl›n› savunanlar›n bu anlay›fl› hakl› göstermek için yapt›¤› teorileri, esas olarak kaale alma-

ya gerek yoktur. Çünkü onlar, geldikleri noktay› hakl›, mazur göstermeye çal›flan ve sa¤dan soldan çal›nm›fl “teorik derlemeler”den ibarettir. Cuntan›n sopas› alt›nda keflfedilen “gerçekler”dir onlar.

Terörün “flekillendirdi¤i” örgütler, psikolojik savafl›n yaratt›¤› kiflilikler Art›k “yeni aç›l›m”lar zaman›d›r. Art›k “eski kal›plar›” k›rma zaman›d›r. “Devrim” iddias› terkedilir en baflta. Tabii onunla beraber silahl› mücadele veya ayaklanma anlay›fllar›. Onu terkedince s›ra “illegal örgütlenme” anlay›fl›n›n terkedilmesine gelir. Bir düzen örgütüyle, devrimci örgütü ay›rdeden bu noktalarda tercih yap›ld›ktan sonra s›ra do¤al olarak “devrimci örgüt” anlay›fl›na, devrimci kadro anlay›fl›na, devrimci ahlak anlay›fl›na, devrimci kültüre, devrimci dostluk ve dayan›flmaya... gelir. Hem örgütsel düzeyde, hem kiflisel düzeyde, bencilleflme geliflir h›zla. Bunlar›n terkedildi¤i yerde düzene uyum sa¤laman›n teorisi, Avrupa solunda, burjuva kültüründe bulunur. Ve ortaya iflte bugünkü “bananecilik” tablosu ç›kar. Bir devrimci katledilir; onun örgütünün d›fl›nda, kendine devrimciyim diyen baflka örgütler, baflka devrimciler ilgilenmez. (Bu “de¤iflim” ve siyasi-ahlaki dejenerasyon yukar›da da de¤indi¤imiz gibi, islamc› kesimde de aynen yaflan›r; mesela bir türban sorununu, birçok islamc› çevre kendi sorunu olarak görmez. Her koyun kendi baca¤›ndan as›l›r orada da) Ortaya bugünkü, kitlesinden kopmufl, demokratik mücadeleye iliflkin sorumluluklar›n› unutmufl, kendi alt›n› oydu¤unun bile fark›na varmayan sendikalar, DKÖ’ler ç›kar. Ortaya, kendini hiç de apolitik saymayan, devrimci, demokrat, ilerici, sosyalist, ayd›n sayan, ama onlar›n da gereklerini yerine getirmeyen kiflilikler ç›kar. Bas›nda, DKÖ’lerde, üniversitelerde, sendikalarda, yap›lmas› gerekeni bilip yapmayan, sorulmas› gerekeni bilip sormayan, adeta “eli mahkum” flekilde oligarflinin manevralar›n›n aleti olan kiflilikler, istisna olmaktan ç›km›flt›r. MGK’n›n terörünün ve psikolojik savafl›n›n baflar›s›d›r bunlar. Ortal›k böyle bir “de¤iflim” geçirmifl örgütlenmeler ve kifliliklerle dolu oldu¤undan mesela mücadeleye, sorumluluklara dair “ça¤r›”lar›n adeta daha bafltan karfl›l›ks›z kalmaya mahkum oldu¤u bir siyaset tablosu oluflmufltur. - Önümüzdeki say›: “Psikolojik savafl”›n gençli¤i, iflçisi, memuru, partisi, derne¤i -

Say› 76 25 7 Eylül 2003


MGK

’n›n halka karfl› savafl›

57. Hükümetten 59. Hükümete;

MGK’n›n Hapishaneler Operasyonu 19-22 Aral›k katliam› ile bafllat›lan ve 107 ölüm, yüzlerce sakat b›rak›lm›fl insanla, iflkenceli ölüm hücreleri ile sürdürülen F tipleri operasyonu, hiç kuflkusuz MGK’n›n son y›llardaki en büyük operasyonudur. Ayn› zamanda MGK’n›n ifllevi, kime hizmet etti¤i, hükümetlerin ve medyan›n konumu, “STÖ”lerin kullan›lmas›, yani yönetmelikle deflifre edilen ve edilmeyen ne varsa, uygulan›fl›nda da örnektir. Ortaya ç›kan gerçekler ›fl›¤›nda “milli ç›karlar” ad›na, bir MGK operasyonu nas›l gerçeklefltirildi, hat›rlayal›m.

Say› 76 26 7 Eylül 2003

1. aflama: Avrupa’n›n tavsiyesi, Amerika’n›n onay›, MGK’n›n planlamas› ve hükümetin karar› ile F tipleri operasyonu bafll›yor. Emperyalizmin dünya ölçe¤indeki sald›r›s›, ülkemizde iflbirlikçi iktidarlar eliyle F tipleriyle uyguland›. Emperyalizmin ve iflbirlikçi tekellerin s›n›rs›z sömürü ve talan›n›n önünün aç›lmas›, IMF programlar›n›n önündeki engellerin temizlenmesi buna ba¤l›yd›. Öte yandan halk› susturmak, sindirmek gerekiyordu. Giderek artan düzenden memnuniyetsizlik, düzeni tehdit eder hale gelebilirdi her an. Türkiye devrim ülkesiydi. Susturman›n yolu da önce hapishanelerin susturulmas›ndan geçiyordu. MGK yönetmeli¤inde belirtildi¤i gibi, “tehdit bertaraf edilmeliydi”. Dönemin Jandarma Genel Komutan› Orgeneral Aytaç Yalman’›n generallerin kararl›l›¤›ndan sözetmesinden anlafl›laca¤› gibi, operasyon MGK’da planland›. MGK esas olarak Genelkurmay demekti. Halka karfl› bütün sald›r› kararlar›nda oldu¤u gibi, emperyalistlerin ve iflbirlikçileri tekellerin ç›kar›yd› aslolan. NATO’nun “ya düflünce de¤iflikli¤i ya ölüm” karar›na uygun olarak, 1996’da Avrupa Komisyonu’na ba¤l› “‹flkenceyi Önleme Komitesi” (CPT) taraf›ndan haz›rlanan bir raporla, “F tipleri yap›n” denildi. ‹ktidar›n 2000’lere gelindi¤inde emre uydu¤unu herkes görmüfltü. Devrimci tutsaklar, tutsak aileleri, demokratik güçler, meslek kurulufllar›, hukukçular, ayd›nlar,

namuslu yazarlar, sendikalar... karfl› ç›kt›. F tipleri tecrittir dediler. Bu kamuoyu bask›s› alt›nda iktidar›n F tipine götürme operasyonu zordu. Önce bunun zemini haz›rlanmal›yd›.

2. aflama: Ölüme yatanlar halk› harekete geçiriyor; MGK plan› “kamuoyu ilgisini kesmeyi” gündemine al›yor. Tutsaklar, art›k yapacaklar› bir fley kalmad›¤›, oligarflinin katliam, imha ve teslim alma temelindeki hapishaneler politikas›n› sürdürmekte ›srar etti¤i noktada, direnifle bafllad›. Böyle bir direnifli de elbette bekliyor, hesap ediyordu MGK kurmayl›¤›. Önce sessizlik içinde direniflin etkisizleflmesini beklediler. Tam tersi, büyük bir halk deste¤i ortaya ç›kt›. Bu kez de MGK plan›, bu deste¤in yokedilmesine öncelik tan›yarak sürdürüldü. Beyinlerin nas›l yönlendirilece¤i, ideolojik sald›r›da hangi aflamalardan geçilece¤i en ince ayr›nt›s›na kadar planlanm›flt›. Reformizm, MGK sendikac›lar›, Avrupac› ayd›nlar üzerine düfleni fazlas›yla yapt›lar. Türk-‹fl, D‹SK, KESK ve Hak-‹fl baflkanlar›n›n, 6 Aral›kta Adalet Bakanl›¤› önündeki “Ölüm orucunu b›rak›n” aç›klamas›n›, reformistler ve baflkalar› izledi. Dillerinden demokratikleflme düflmezdi ama de¤iflik zamanlarda kendilerinin dile getirdi¤i talepleri tutsaklar ölümüne isteyince sahiplenmediler. Ve, oligarflinin “erteleme” manevras›n›n ard›ndan “b›rak›n” ça¤r›lar›n› yo¤unlaflt›rarak direniflin karfl›s›na dikildiler. AB paralelinde “sosyal alanlar” savunuculu¤u yap›ld›, ko¤ufllar lanetlendi, hücreler “oda” diye pazarland›. MGK’n›n kamuoyunu yan›ltma ve operasyonuna destek sa¤lama politikas› sonucunu “sol”da veriyordu. Tutsaklar›n kararl›l›¤› ve kamuoyu bask›s› ile Adalet Bakanl›¤› 9 Aral›k günü “erteledik” aç›klamas› yapm›flt›. Bunun bir aldatma oldu¤u bugün daha aç›k. Oyun bofla ç›kar›ld›. Tutsaklarla görüflen “arabulucu” heyet, devletin zaman kazanma manevras›n›n ve halk› aldatman›n aleti olarak kullan›l›yordu. Daha sonra bu heyette yer alan Mehmet Bekaro¤lu “kullan›ld›k” diyecekti. Kullan›lan sadece onlar de¤il, beyni Avrupa’ya endekslenmifl reformizmin etkisindeki DKÖ ve sendikalar da vard›. 10 Aral›k’ta Hollanda’da Cafer Dereli, Okmeydan›’nda Özkan Tekin’in katledilmesi ile sald›r› karar› uygulanmaya baflland›. Ertesi günü Baflbakan


Ecevit, “kamuoyu ilgisi devam ederse ölüm orucu bitmez...” diyerek, sald›r›n›n ‘kamuoyu ilgisini’ kesmek için oldu¤unu itiraf etti. Bu süreçte bir yandan görüflmelerin sürdürülmesi de, kamuoyuna verilecek mesaj içindi; “uzlaflmayan tutsaklar” senaryosu haz›rlan›yordu. 12 Aral›k’ta “kamuoyu ilgisini kesme” sald›r›s› K›z›lay’dayd›. Tutsak aileleri, demokrat, duyarl› insanlar, F tipine karfl› ç›kanlar, ölüm orucunu destekleyenlere azg›nca sald›r›ld›, MHP’li faflistler sald›r›da aktif olarak kullan›ld›. MGK’n›n hükümet içindeki temsilcisi oldu¤u birçok olaydan bilinen MHP, sadece teflkilatlar›n› harekete geçirmedi, çevik kuvvet içindeki örgütlenmesini harekete geçirdi. Birçok kentte çevik güruhunun “hainle pazarl›k olmaz, kana kan intikam” diye yürüyüflü bu günlerdedir. K›z›lay’daki sald›r› ile mesaj› alan baflkalar› da vard›. Yafll› analar› sokakta faflist güruhla yüzyüze b›rakan “solculuk”, “yuuuh” sesleriyle protesto edilirken, tüm teflkilatlar›na “acil acil... kap›lar›n›z› ölüm orucunu destekleyenlere kapat›n... soka¤a ç›kmay›n, destek eylemi yapmay›n...” talimat› yay›nlama utanc› sol ad›na yafland›. Belli ki, geçmiflte MGK’n›n 28 fiubat solculu¤unu yapanlar, operasyonun sahibinin MGK oldu¤unu anlam›fl, AB’nin deste¤i ise, ona “F tiplerine karfl› ç›kmay›n” demiflti. Sald›r›lar ve medya kampanyas› kamuoyu ilgisini tümüyle kesmeye yetmese de belli bir ortam oluflmaya bafllad›¤› gerçekti. Bir yandan “müdahale ederiz” tehditleri ile katliam sald›r›s›na halk haz›rlanmaya çal›fl›l›rken, öte yandan RTÜK ve DGM karar›yla sansür resmilefltiriliyordu. Kimse duymayacak, görmeyecek, tutsaklar moral olarak etkilenecekti vs... Ölüm orucu ile ilgili olarak süren eylemler hakk›nda haber yapmak, F tiplerine karfl› programlar yapmak RTÜK’ün “uyar›s›” ve DGM’nin yasa¤› ile engelleniyordu. Dikkat edilirse, kararlarda “yay›n yapmay›n” demiyorlard›; “Yap›n ama devletin yüce ç›karlar›n› koruyacak yay›nlar yap›n” deniyordu. Bu ç›karlar›n nas›l korunaca¤› ise F tipi reklamlar› ile alenilefliyordu. Medyan›n emre amade yöneticileri ve kiral›k kalemlerine yaz›lar yazd›r›ld›, haberler yapt›r›ld›. Gazetelerde (y›llard›r oldu¤u gibi) “hapishanelerin terör üssü oldu¤u” haberlerinden geçilmez oldu. MGK böyle yaz›n demifl, and›çç› medya yaz›yor, gösteriyordu. F tiplerinin reklam kampanyas› ise, beyaz masa üzerinde çiçekli görüntülerle beyinlere kaz›nd›. Halka karfl› savaflta MGK talimatlar› ile hareket etmekte yine bafl› Do¤an Medya çekiyordu ama islamc› Kanal 7’den, “demokrat” geçinen köfle yazar›na kadar F tipleri reklam›nda istisnalar› d›fl›nda tam bir uyum sa¤lanm›flt›. Gerek RTÜK’ün gerekse DGM’lerin iflleyiflini bilenler, MGK ile ba¤›n› da bilirler.

Sansüre, karalama kampanyas› ve sokaktaki sald›r›lara bir yandan süren görüflmeler, öte yandan “uzlafl›c› devlet” mesajlar› efllik ediyordu. “Mutabakat” demagojileri en çok bu günlerde kullan›ld›. Sami Türk’ün, kamuoyu önünde “mutabakat ancak oda (hücre) sisteminde olur” sözleri ise, yeni bir aflamaya geçiflin iflaretiydi. Görüflmeler kesildi. “Anlaflmayan tutuklular” temas› katliam gününe kadar ifllendi. Kimi sol görünümlü kurum ve kifliler de bu demagojiye çeflitli biçimlerde destek oldular.

3. aflama: Katliam için zemin haz›r karar› al›n›yor. Ad›m ad›m, “baflka çaremiz kalmad›” düflüncesi insanlar›n beyinlerine ifllendi. MGK plan›n›n bu aflamas› bitmiflti! SALDIRI ZEM‹N‹ YETER‹NCE OLUfiTURULDU tespiti yap›ld›. Art›k mesele saatlere, dakikalara kalm›flt›. Gazetelerin köflelerinden “insanlar› örgüt bask›s›ndan kurtarmak için daha ne bekleniyor” yaz›lar› kaplad› ortal›¤›. Devletin niteli¤ini bilmeyenler tutsaklar› da inand›rmaya çal›fl›p, “bakan gerçekten iyi niyetli” masallar› anlatt›. Plan sürüyordu. Bas›n görevini yerine getirmiflti. “Kullan›lanlar” görevini yerine getirmiflti. Ölüm orucu her an flehitler verme s›n›r›na dayanm›fl, art›k katliama “hayat kurtarma” demenin de koflullar› olgunlaflm›flt›. Katliamdan önceki son sald›r›, 18 Aral›k gecesi, katliama sessiz kalmayacak kurum ve kiflilere yönelik bask›nlar, gözalt›lar oldu. Ve 19 Aral›k... J‹TEM, Özel Tim, polis, jandarma 20 hapishaneye birden sald›r› bafllatt›.

4. aflama: Katliam ve katliam› aklama kampanyas›. 20 hapishanenin yerle bir edilip, günlerce insanlar›n üzerine bombalar ya¤d›r›lmas›n›n ard›ndan bilanço ortaya ç›kt›. 28 tutsak, diri diri yak›larak, kurflunlanarak, gazdan bo¤ularak katledildi. Adli T›p raporlar› ile ortaya ç›kacak katliam gerçe¤i daha o günden aflikard›. Ancak, bu operasyonda medyaya büyük ifl düflüyordu. Gerçekler görülmeyecekti. Bu da yetmez gerçekler yalanla, çarp›tmayla karart›lacakt›. “Sahte oruç, kanl› iftar” manfletleri böyle at›ld›. “Örgüt bask›s›ndan kurtar›ld›lar” yaz›lar› böyle yaz›ld›. Katliam› durdurmak için bedenini tutuflturan-

Say› 76 27 7 Eylül 2003


lar›n jandarma taraf›ndan çekilmifl görüntüleri “vahflet vahflet, iflte bak›n, ellerini de ba¤lam›fllar...” diye böyle verildi. Ortaya ç›kan MGK Genel Sekreterli¤i Yönetmeli¤i ile de art›k herkes görüyor ki; kelimesi kelimesine, görüntünün hangi karesinde ne söylenece¤i, nas›l katliam› örtüp, katledilenin vahflilikle suçlanaca¤› MGK taraf›ndan planlanm›flt›. Öte yandan bu görüntülerin seçilerek yay›nlanmas›n›n bir baflka nedeni, Bayrampafla’da alt› bayan›n diri diri yak›lmas›yla anlafl›ld›. Bu görüntüler sayesinde, daha ilk gün, ambulanstan inen yüzü yanm›fl tutsa¤›n “bizi, alt› kad›n› diri diri yakt›lar” sözlerine inanmak istenilmedi. Buna sol da dahildi. Burjuva bas›n ise, büyük bir sahtekarl›kla, “arkadafllar›n› kastediyor” dedi. And›çç› medya o kadar ileri gitti ki, binlerce metre uzakta durdu¤u hapishanenin içinden tutsaklar›n atefl açt›¤›n› görüyor gibi anlat›yordu! Minareyi çalan k›l›f›n› haz›rlayacakt›. Katliam›n k›l›f› kare kare böyle haz›rlan›yordu. Her TV’nin bir haberi, her gazetenin bir sat›r› beyinlerde bütünlefliyor ve ortaya flu sonuç ç›kart›l›yordu:

Say› 76 28 7 Eylül 2003

“Devletin yapaca¤› bir fley kalmad›. Teröristler anlaflmaya yanaflmad›. Kendi arkadafllar›n› öldürüyorlar. Kaleflnikofla atefl açt›klar› için özel timciler karfl›l›k veriyor, suçlu olan onlar...” vs. Masabafl›nda haz›rlanan hiçbir plan tam olarak uygulanamazd›. Direnifl, planlar› bozan en büyük unsurdu. Buna, zafer sarhofllu¤u içindeki katliamc›lar›n aç›klamalar› da eklenince yarat›lmak istenen hava yara ald›. Baflbakan, “devletle bafla ç›k›lamayaca¤› anlafl›lm›fl olmal›” diye katliamdaki büyük vahfletin tüm halka gözda¤› amaçl› oldu¤unu söylerken, ‹çiflleri Bakan› Tantan, “1 y›ld›r bu plan üzerinde çal›fl›yorduk” diyordu. “Kand›r›ld›k” diyen Bekaro¤lu da, “Üç gündür bakandan randevu istedik, görüflmelere tekrar bafllama olana¤› vard›. Tutuklulardan talep gelmiflti... Bakan randevu vermedi...” sözleriyle yalanlara bir darbe de o vuruyordu. Tüm bunlara ra¤men, katliam›n ard›ndan Avrupa deste¤i daha aç›k olarak dile getirildi. Böyle bir katliam karfl›s›nda, Türkiye’nin insan haklar› ihlallerini ç›karlar› gerektikçe “k›nayan” Avrupa büyük bir sessizli¤e gömüldü. Ta ki, CPT’nin katliama iliflkin raporuna kadar. Katliam ve F tipleri onaylan›yordu bu raporla. “Müdahale s›ras›nda tutuklularda yaflanan birçok ölüm ve yaralanma olaylar›n›n güvenlik güçlerinin operasyonundan ziyade kendini kurban etme sonucu oldu¤unun kan›t›d›r” deniliyor ve hala iflkencenin sürdü¤ü, insanlar›n ölüme yürüdü¤ü F tiplerine “kad› k›z›nda da bulunacak” kusurlar› saymazsan›z, “tatmin edicidir” onay› veriliyordu. Katliama iliflkin ise, söylenen “afl›r› güç kullan›m›” idi. Ötesi yoktu. Çünkü, CPT katliamc›lar›n zorluklar›n› “anlay›flla karfl›l›yor”du. Türkiye iktidar›na talimat

veren ve bunu AB’ye girmenin flartlar›ndan biri olarak söyleyen CPT, Avrupa emperyalistlerinin gerçek yüzüydü. Tekellerin ç›karlar› neyi gerektiyorsa, o yap›l›rd›. Sald›r›, tekellerin ç›karlar›n›n tüm dünyadaki halklara yönelik sald›r›s›yla ba¤lant›l›, özellikle sömürge ülke Türkiye’ye yönelik IMF’nin sald›r›s›n›n bir halkas›yd›. Ülkemizdeki Avrupac›lar dahi bir an flaflk›nl›k yaflad›lar emperyalist demokrasinin katliam destekçili¤i karfl›s›nda. Kimileri “anlayam›yoruz” dedi. Ama beyindeki çarp›kl›k durdu¤u yerde duruyordu.

5. aflama: MGK operasyonunu AKP sürdürüyor. Operasyon 19 Aral›k ile s›n›rl› de¤ildi. Direniflin daha da büyüyerek F tiplerine tafl›nmas› ile, katliam orada da sürdürüldü. Bin günü çoktan geride b›rakan direniflte 107 can verildi. Yüzlerce insan sakat b›rak›ld›. Ve bugün; iki hükümet geçti. DSP-MHP-ANAP iktidar›n›n b›rakt›¤› yerden devralan AKP, MGK operasyonunu sürdürüyor. Katliam sürüyor. Yasaklar sürüyor. F tipleri ve ölüm orucu üzerindeki sansür sürüyor. Kim sürdürüyor bu yasaklar›? Hükümet “ben sürdürüyorum” diyorsa, hükümet MGK’laflm›flt›r zaten. MGK da, AKP de ayn› tarz› sürdürüyor. Ayn› tarz, tekellerin ve emperyalizmin ç›karlar›n› savunmaktan al›yor mant›¤›n›. Bunu savunan herkes ayn› fleyi yapacakt›r. 1984’e dönelim... ‹ktidarda ANAP var, ama yetki s›k›yönetim komutanl›klar›nda. ‹stanbul’da s›k›yönetimin bafl›nda Necdet Üru¤ var. Ölüm orucunda üç tutsa¤›n ölümü üzerine de, Adalet Bakanl›¤› de¤il, S›k›yönetim aç›klama yapar: “... hastanede de terörist liderlerinin ölüme teflvik ve bask›s› devam etmektedir... Hangi yöntemi uygularsa uygulas›nlar, ceza ve tutukevlerinde kanun ve nizam hükümleri... aynen uygulanmaya devam edilecektir.” (20 Haziran 1984, Hürriyet) Arada, Mehmet A¤ar ve fievket Kazan’›n da benzeri aç›klamalar›n› görürüz. 2000’de Sami Türk’ün, “Açl›k grevlerinin Bakanl›¤›m›zca yürütülen cezaevlerinin yeniden yap›land›r›lmas› program›n›... aksatmayaca¤› bilinmelidir... ölüm orucuna yönlendirilenlerin bu eylemlere örgütsel bask›lar nedeniyle kat›lmaya zorland›klar›...” aç›klamas›na, Cemil Çiçek 2003’te, "geçti¤imiz hükümet birçok konuda elefltirilebilir, ama devlet otoritesini sa¤lam›flt›r.” diyerek onay vermekte ve eklemektedir: “ölüm orucuna devam edenlere bu akl› verenler, bat› ülkelerinde çok lüks bir hayat yafl›yor.. F tipinden dönüfl mümkün de¤il." S›k›yönetim komutan›, kontra flefi, islamc›, “de-


mokratik solcu”, “muhafazakar demokrat”... ama ayn› fleyleri söylüyor, ayn› fleyleri yap›yorlar. Sorunun kiflilerde, gelip giden iktidarlarda de¤il, politikada oldu¤unu bir kez daha gözler önüne seriyor. Politika, oligarflinin politikas›d›r. MGK oligarflinin Türkiyesinde as›l iktidard›r.

19 Aral›k’› sormayanlar›n, F tiplerine karfl› ç›kmayanlar›n MGK’n›n yönetti¤i ülkeye itirazlar› da, elefltirileri de sahtedir. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi, MGK Genel Sekreterli¤i yönetmeli¤ine iliflkin 31 A¤ustos tarihli aç›klamas›nda, kimsenin üzerinden atlayamayaca¤› gerçe¤i flöyle dile getiriyor: “Gizli Yönetmelik üzerine yazan hemen herkes bu yönetmelikteki mant›¤›n ‘tek tip toplum yaratma’ mant›¤›n›n ürünü oldu¤unda hemfikir. Ayn› mant›kla, ayn› amaç için yap›lan F tipi hapishaneler ‘MGK’n›n halka düflman yönetimi’nden ayr› düflünülemez. O baflka bu baflka denildi¤inde, bu yönetmeli¤in yürürlükten kald›r›lmas›n›n, bunun deflif-

re edilmesinin hiç bir anlam› kalmaz. ... Burjuva politikac›lar›n›n ve medyas›n›n ‘bu devlet politikas›d›r’ dedikleri MGK kararlar›d›r. F tipi hapishanelerle amaçlanan, iflbirlikçi oligarflinin ve emperyalizmin ç›karlar› için devrimcilerin tecrit hücrelerinde yok edilerek teslim al›nmas›d›r. Düflüncelerinin de¤ifltirilmesidir. Düzen partilerinden medyaya, tüm düzen güçleri F tiplerinin “baflar›s›” için MGK taraf›ndan seferber edildi. Katliam›n, hücrelerin yetmedi¤i noktada, MGK’n›n yasaklar›, cezalar›, sansürü gündeme sokuldu. Katletmeye devam ettiler. Bu süreç hala devam ediyor. AKP hükümeti, bakanlar, meclis, medya ve kendine sivil toplum örgütü diyen vak›flar, dernekler, partiler hatta bir k›s›m solcu maskeli MGK örgütleri bu süreci devam ettiriyorlar. MGK’n›n halka düflmanl›¤›na karfl› ç›kmak, F tiplerine karfl› ç›kmay› da gerektirir. MGK Yönetmeli¤i’ni elefltirip F tiplerine karfl› ç›kmayanlar, elefltirilerinde samimi de¤illerdir.”

Katliam›n rant kavgas› Say› 76

2 Eylül tarihli Radikal’de “Gerçekler ortaya çıktıkça” bafll›kl› yaz›s›nda Murat Yetkin aç›klad›. 30 A¤ustos resepsiyonunda eski Jandarma Genel Komutan›, yeni KK Org. Aytaç Yalman Komutan› Org. Aytaç Yalman ile eski Adalet Bakan› Sami Türk aras›nda, 19 Aral›k tart›flmas› yaflan›yor: “Yalman, Sami Türk'ün kendisine telefon ederek erteleme talep etti¤ini, ancak kararlı davranılması sayesinde operasyonun yapıldı¤ını ve bugün ülkede cezaevi sorunu kalmadı¤ını söyledi. Türk kendisini savundu: ‘... biz de kararlıydık. Ancak son ana dek fliddet kullanılmadan bir çözüm yolu bulunabilir mi diye bekledik. Sami Türk telefon görüflmemizde anlatt›: F tipi cezaevleri konusunun gündeme gelmesinden itibaren böyle bir eylem yapılabilece¤i ihtimali de gündemdeydi ve ona göre hazırlık yapıldı. Hatta ‹çiflleri Bakanı Sadettin Tantan, hazırlıkların bir yıl öncesine dek geriye gitti¤ini daha sonra açıklamıfltı... Sonuçta eylemden vazgeçilseydi ertelemeyi düflündü¤ümüz, normal koflullarda ise Nisan-Mayıs’ta geçmeyi düflündü¤ümüz F tipi uygulamasına hazırlıklar tamamlanmadan geçmek zorunda kaldık. Neticede operasyon yalnızca Jandarma

Komutanı'na, Adalet Bakanı'na ba¤lı bir olay de¤ildi. Kolektif karardı ve öyle de uygulandı.” Ertosun’a verilen madalyay› duyan Yalman da ödül istiyor anlafl›lan, “biH. Sami Türk zim kararl›l›¤›m›zla yapt›k” diyor. Madalyan›n “sivil” yöneticilerin de¤il, kendilerinin hakk› oldu¤unu söylüyor. Yalman’a en büyük ödülü verin! Yalman’la Sami Türk aras›ndaki tart›flma, MGK’yla burjuva partiler aras›ndaki iktidar savafl›n›n bir yans›mas›d›r. Ne Hükümet ne Genelkurmay, emperyalizmin onay› olmadan hiçbir fley yapamaz, tek bir kurflun bile s›kamazlard›. As›l ödülün büyü¤ü de onlara verilmelidir. Hapishaneler sorununu katliamla, büyük bir “kararl›l›kla” çözüyor; çuval sorununu Amerika’ya yalvar yakar olarak geçifltiriyor. Zavall›, kifliliksizlefltirilmifl, bafl›na çuval geçirilmifl generaller katliamlar›yla övünüyor, hükümetle rant kavgas› veriyorlar. Bir “ayr›nt›” gözlerden kaçmam›flt›r; Göbels Sami bir kez daha aç›kl›yor: “Henüz cezaevleri haz›r de¤ildi.” Aç›kça söylüyor; vazgeçmifl de¤ildik, zaman kazanmak, bu arada direnifli k›rmak istiyordu. Bu bir hileydi. Biz bunu gördük. Ama görmeyenler, bizi “anlaflmamakla, uzlaflmazl›kla” suçlad›lar.

29 7 Eylül 2003


MGK

’n›n halka karfl› savafl›

Hak Ve Özgürlük Mücadelesinin “M‹LL‹ GÜVENL‹K” ADINA TERÖR’LE BASTIRILDI⁄I TÜRK‹YE! “Milli Güvenlik” ad›na neler yap›lmad› ki bu ülkede? “Milli güvenlik” akan sular› durduran bir “gerekçe”ydi. “Milli güvenli¤in” sözkonusu oldu¤u yerde, her fley yasaklanabilir, her yönteme baflvurulabilir, ölüm mangalar› kurulabilir, katliamlar düzenlenebilir, insanlar kaybedilebilir, devlet eliyle uyuflturucu kaçakç›l›¤› yap›labilir ve tüm bu kanl› ve kirli iflleri yapanlar devletin mahkemelerinde beraat ettirilebilirdi.

Say› 76 30 7 Eylül 2003

“Milli güvenlik” ad›na; kitle katliamlar› yap›ld›! 1 May›s 1977’den Kahramanmarafl katliam›na, Sivas’tan Çorum’a, Bahçelievler, 16 Mart 1978 katliamlar›ndan, 1993 Sivas, 1995 Gazi katliam›na kadar hepsi, bu “milli güvenlik siyaseti”nin gere¤i olarak gerçeklefltirilmifltir. “Milli güvenlik” ad›na; ölüm mangalar› kurularak infaz politikas› yürürlü¤e konuldu! fiehirlerde ve da¤larda devrimcileri imha etme plan› yap›ld› ve uyguland›. Diyarbak›r’da Vedat Ayd›n’›n ve 12 Temmuz 1991’de ‹stanbul’da 10 Devrimci Solcu’nun katledilmesi bu sürecin dönüm noktalar›ndan biridir. Bizzat MGK’n›n görevlendirmesiyle Mehmet A¤ar’›n emrinde ölüm mangalar› kuruldu. ‹nfazlar birbirini izledi. “Milli güvenlik” ad›na; kontrgerilla çeteleri kuruldu! Faflist MHP’liler, mafyac›lar, uyuflturucu tüccarlar›, itirafç›lar, s›radan katiller ne kadar serseri cani varsa, MGK taraf›ndan birlefltirildi, örgütlendi ve devrimcilerin üzerine sal›nd›. Faflist katil Çatl› gibilere, uyuflturucu tüccar› Çak›c›lar’a bizzat görev veren MGK, “en büyük çete” haline gelmifltir. Hedef halkt›, düzene karfl› ç›kan herkes “terörist”ti ve yokedilmeliydi. “Milli güvenlik” ad›na; korkuyu egemen k›lmak için binlerce insan “kaybedildi”! MGK taraf›ndan kurulan ölüm mangalar›, bazen resmen bazen gizlice, binlerce insan› gözalt›na ald›lar ve kaybettiler. CIA’n›n en “gözde” sindirme yöntemlerinden biriydi kaybetmeler. Halka korku salmak için ülkemizde de MGK emriyle uygulamaya konuldu. Say›lar› bile bilinmeyen yüzlerce kay›b›n ak›beti halen meçhuldur.

“Milli güvenlik” ad›na; “faili meçhul” politikas› yürürlü¤e konuldu. “Faili meçhul” kalacak flekilde binlerce insan katledildi. Faili meçhuller politikas›nda özel timler, itirafç›lar, baz› islamc›lar, mafyac›lar kullan›lm›flt›r. Kullanan MGK’d›r. Bir iki “Gizli Yönetmelik” a盤a ç›km›fl olsa ne de¤iflir; binlerce faili meçhul, hala meçhuldür! “Milli güvenlik” ad›na; ülke bütünüyle bir iflkence merkezine dönüfltürüldü! Tüm polis merkezleri, jandarma karakollar›, M‹T binalar›, mahalle karakollar› “sindirilmesi” gereken halk›n sistemli olarak iflkenceden geçirildi¤i yerlerdi art›k. “Milli güvenlik” ad›na; köyler yak›ld›, flehirler boflalt›ld›! Köyler, ormanlar, MGK kararlar›yla yak›ld› bu ülkede. Ço¤undan köyü yak›lanlar›n d›fl›nda kimsenin haberi bile olmad›. “Milli güvenlik” ad›na yap›lan hiçbir fley tart›fl›lmaz, sorgulanamazd›; öyleyse kimsenin bilmesine de gerek yoktu. “Milli güvenlik” ad›na; iflkenceciler, infazc›lar himaye alt›na al›nd›! Savc›lar›n, mahkemelerin görevi onlar›n aklanmas› ve beraat ettirilmesiydi. Ülkenin baflbakan›n›n “polisimizin elini so¤utmay›n” dedi¤i, emniyet müdürlerinin, katliamc›lar›n “gözlerinden öptü¤ü” bir ülkede, “yarg›”n›n ne hükmü olabilirdi? Hukuk, Susurluk hukukuna dönüfltü. “Milli güvenlik” ad›na; hapishaneler kan gölüne dönüfltürüldü. Hapishanelerdeki iflkenceler, yapt›r›mlar, esas olarak 12 Eylül’le bafllar. 90’lar›n bafllar›ndan itibaren “halka karfl› topyekün savafl”›n t›rmand›r›lmas›yla 1993 Buca, 1996 Ümraniye, 1999 Ulucanlar Hapishanesi katliamlar› birbirini izledi. 19-22 Aral›k 2000’de tüm hapishaneler katliam yeri yap›ld›. “Milli Güvenlik” ad›na; halk›n hak ve özgürlük iste¤i “terörizm, bölücülük, y›k›c›l›k” olarak ilan edildi! Bunun böyle ilan edilmesinden sonra, MGK’n›n emrindeki kurumlar›n art›k yapaca¤› tek fley vard›: Meydanlarda kitle terörü estirilmesi, soruflturmalar, onlarca y›ll›k cezalar, bask›nlar, kapatmalarla tüm halka karfl› savafl yürütüldü. “Milli güvenlik” ad›na Türkiye kan gölü oldu!


“MGK Operasyonlar›”

“FA‹L” BELL‹YD‹! Bölüm 1 ‹smet Berkan, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterli¤i’nin tüzü¤ünü gördükten sonra; “Acaba U¤ur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kıfllalı ve hatta Necip Hablemito¤lu cinayetleri de birer 'psikolojik harekât' mıydı?” diye soruyor. Cevab› aç›k: Evet! Bu cevab› devrimciler çok önceden verdiler. Ülkemizde bunlara benzer cinayetler, katliamlar, provokasyonlar, “psikolojik harekat” operasyonlar› ‹smet Berkan’›n sayd›klar›yla da s›n›rl› de¤il. Berkan’›n sorusu günümüz burjuva medyas› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda “cesur” bir soru; ama o kadar; çünkü soruna bir baflka aç›dan bak›ld›¤›nda, ülkemizde Susurluk gibi bir olay yafland›ktan sonra bu soruyu sormak ayn› zamanda bir kaç›flt›r; hala gerçe¤in bütününden kaç›lmaktad›r. 6-7 Eylül 1955’deki az›nl›klara sald›r› operasyonundan 12 Mart 1971’de Kültür Saray›’n›n yak›l›p Marmara Vapuru’nun bat›r›lmas›na, 1970’lerin sonlar›nda say›s›z kitle katliam›ndan say›s›z ayd›n›n katledilmesine, 1990’lar›n kontrgerilla cinayetlerine kadar, yazmakla bitirilemeyecek kadar çok fley yafland›. Bunlar›n kimilerinde gerçekler a盤a da ç›kt›. Susurluk’la MGK Genel Sekreterli¤i’nin Gizli Genelgesi yanyana konuldu¤unda, art›k gizli sakl› bir fley kalmam›fl demektir. Peki bu ülkenin ayd›nlar›, niye illa bu tür “kan›tlara” ihtiyaç duyuyorlar? Neden onlar, devrimciler kadar net, berrak teflhisler koyam›yorlar olaylara? Sorun, olaylara, olgulara oligarfliyle halk aras›ndaki mücadele perspektifinden bak›p bakmamaktad›r. S›n›flar mücadelesinin koflullar›n›, geliflimini anlayamayanlar›n bunlar› bir yere oturtmas› da mümkün olmaz. Bu yaz› dizimizde MGK operasyonlar›ndan baz›lar›n› ele alaca¤›z. Bu “operasyon”lar›n her biri, ölüm mangalar›n›n, medyan›n, psikolojik savafl yöntemlerinin, faflist örgütlenmelerin ve

di¤er düzen güçlerinin nas›l planl›, birbirini tamamlar tarzda MGK taraf›ndan yönlendirilip kullan›ld›¤›n› da göstermektedir.

Bir Kontrgerilla Cinayeti: Muammer Aksoy 31 Ocak 1990’da bir ö¤retim üyesi olan Prof. Muammer Aksoy öldürüldü. Kim öldürmüfltü peki? Afla¤›da resmini gördü¤ünüz Yeni Çözüm Dergisi’nin kapa¤›nda soruya net, aç›k bir cevap verilmiflti. Devrimciler katili bu aç›kl›kta teflhis ederken, kimileri “karanl›k güçler” edebiyat› yap›yor, “yeniden 12 Eylül öncesine mi dönüyoruz” demagojisine sar›l›yor, “sa¤-sol çat›flmas›”ndan sözediyor, kimileri de bu geliflmeyi “fliddet” karfl›tl›¤›n›n propagandas› için f›rsat say›yordu. Peki gerçek bunlardan hangisindeydi? Muammer Aksoy’u kimin öldürdü¤ünü anlayabilmek için öncesindeki ve sonras›ndaki geliflmelere bakmak gerekiyordu.

Devrimci mücadele gelifliyor; MGK harekete geçiyor... 1989’un son aylar›na ve 1990’›n ilk ay›na bakan herkesin ilk görece¤i fley; hayat›n her alan›nda büyük bir devrimci canl›l›kt›r. ‹flçiler, memurlar, gençlik, kad›n örgütleri 12 Eylül’den itibaren gasbedilen hak ve özgürlükleri için örgütlenmektedirler, neredeyse sürekli eylem halindedirler. Bu geliflmeler ise, esas olarak Devrimci Sol Güçler’in önderli¤indedir. ‹flte bu durumda; MGK Genel Sekreterli¤i, “iç ve dıfl tehditlerde gerçekleflen de¤ifliklikleri, uygulamadan elde edilen sonuçları dikkate alarak ...” tesbit eder. 12 Eylül’le sa¤lanan pasifikasyon çemberi art›k büyük ölçüde k›r›lm›flt›r. Belli y›llar boyunca oligarfli aç›s›ndan “öncelikli tehdit” oluflturmayan devrimci mücadele 12 Eylül’ün yasaklar›n› afla afla yeniden geliflmifl, öne ç›km›flt›r. Bu mücadelenin en önünde de “Devrimci Sol” vard›r.

Say› 76 31 7 Eylül 2003


MGK

’n›n halka karfl› savafl› MGK, gizli yönetmeli¤inde yaz›ld›¤› gibi “tehdit veya tehdit olması muhtemel unsurların kuvvetli ve zayıf yönlerini belirleyerek”, “yurtiçi ve dıflında oluflan tehdidin bertaraf edilmesi veya etkisiz kılınması” için gereken “tedbirleri” alacakt›r. “12 Eylül öncesine dönmek” ve “sa¤-sol çat›flmas›”, halk muhalefetinin zay›f yönlerinden biridir. 12 Eylül ve devam›ndaki “sivil” cunta iktidar›, “istikrar ve otorite”sini bu demagojilerle sürdürmüfltür. Geliflen devrimci mücadele karfl›s›nda bunun yeniden “canland›r›lmas›” oligarfli aç›s›ndan uygun bir taktik olacakt›r!

MGK, sivil faflistleri, polisi ve medyay› harekete geçiriyor...

Say› 76 32 7 Eylül 2003

Sivil faflistleri arenaya dökmek için aranan “malzeme”, Azerbaycan-Ermenistan aras›nda o günlerde sürmekte olan savaflta bulunur. MGK talimatlar› do¤rultusunda MHP’li-ülkü ocakl› gençler, “Azerbaycan’daki Türk kardeflleriyle dayan›flma” gerekçesiyle meydanlara ç›kar›l›r. Bu eylemlerin MGK talimatlar›yla yap›ld›¤› o kadar aç›kt›r ki, MHP’nin d›fl›nda, bizzat ANAP ilk örgütlülükleri arac›l›¤›yla eylemler Türkiye’nin her yerine yay›lmaya çal›fl›l›r. 12 Eylül’den henüz ç›k›ld›¤› bir dönemdir. Sald›r›yla, polis engeliyle karfl›laflmayan hemen hiçbir gösteri yoktur. Ama sivil faflistlerin eylemleri böyle bir engelle karfl›laflmaz. Tersine polisin ve jandarman›n himayesindedirler. Medya, flovenist yay›nlara bafllar. Sivil faflistlerin özellikle üniversitelerde yapt›¤› eylemler, devrimci demokrat ö¤rencilere karfl› sald›r›lara dönüflür. ‹stanbul’da, Bursa’da büyük çat›flmalar meydana gelir, yüzlerce devrimci ö¤renci gözalt›na al›n›p tutuklan›r. Bas›nda bafll›klar haz›rd›r: “Üniversitelerde yine sa¤-sol çat›flmas›”... “Kampüsler 12 Eylül öncesine döndü”... Bunlar öyle rastgele seçilmifl bafll›klar de¤il; “belirlenmifl” bafll›klard›r. Mesela yine o ay›n bafl›nda 10 Ocak’ta lisede pankartlar as›lm›flt›. 12 Eylül’den sonra liselerde “ilk”ti. Pankartlar›n bir ço¤unda flu slogan vard›: “Daya¤a Hay›r!” Ertesi gün gazeteler flu bafll›klarla ç›kt›: “Liselerde hain eller”, “Liselerde 12 Eylül öncesine dönüfl”.

Devrimci eyleme karfl› provokasyon 1989 1 May›s’›nda bir devrimci iflçiyi vuran trafik polisi Kaz›m Çakmakç›, 30 Ocak’ta cezaland›r›ld›. Eylemi Devrimci Sol üstlendi. Bu eylem o süreç aç›s›ndan son derece önemliydi; 12

Eylül sonras›, halk›n adaletinin yerine getirilmesi yan›yla bir ilkti. Oligarfli, yeni bir kontrgerilla cinayetine bu noktada karar verdi. Ortam bulan›klaflt›r›lmal›yd›. Bir gün sonra ise, 31 Ocak’ta Muammer Aksoy öldürüldü. Ertesi günün burjuva bas›n› ayn› bafll›k ve yorumlarla ç›kacakt› yine: “12 Eylül öncesine mi dönüyoruz... sa¤-sol çat›flmas›...” Aksoy cinayetiyle amaçlanan da zaten buydu. Ama kendine “demokrat, ilerici” diyenlerin bas›ndaki yorumlar› bu gerçe¤i görmekten çok uzaktayd›. Onlar çoktan oligarflinin demagojisine angaje olmufl, “terör, fliddet, 12 Eylül öncesi...” üzerine yaz›p çiziyorlard›. Yeni Çözüm’ün Aksoy’un öldürülmesinden sonraki ilk say›s›nda yaz›lanlar ise, bugün de aynen tekrar edilebilecek tesbitlerdir. Susurluklar, gizli yönetmelikler, yaz›lanlar›n bir sat›r›n› bile yalanlamam›fl, yaz›lanlara yeni bir fley de eklememifl, sadece do¤rulam›flt›r. ‹flte o tesbitler:

“Oligarflinin resmi provokatörleri Prof. Muammer Aksoy'u öldürdüler. ... Oligarfli, kurtulufl hareketlerinin geliflti¤i hemen her yerde provokasyonlar, misillemelerle hedef flafl›rt›r, ölüm mangalar› vb. çetelerle eylem yap›p devrimcilere mal eder. Halk kitlelerine, devrimcilere sald›r›p korku yayarak sindirme, hedefsiz bombalama ve sabotajlarla kargafla yaratma, ortada ve karizmas› olan kiflileri katlederek fliddete karfl› olma psikolojisi yaratma vb. taktiklerini bolca uygular. ... Oligarfli operasyonlarla sonuç al›namayaca¤›n› biliyor ve geliflmeyi engelleyemiyordu. ‹flte bu aflamada tüm devrimci hareketlere karfl› uygulanan eski bir CIA takti¤ine baflvuruldu. Devrimci eylemin prestijini sarsma, halk kitlelerine yans›mas›n› bulan›klaflt›rma, kitlelerde ve solda "iflte, devrimciler fliddete baflvurursa, sa¤c›lar da baflvurur, kaos kargafla do¤ar, varolan haklar da k›s›tlan›r" düflüncesi yarat›larak, devrimci harekete karfl› ç›kmalar› sa¤lanmak istendi. Nitekim reformist sol ve ayd›nlar, bas›n oligarflinin bu klasik takti¤inin oyunca¤› oldu ve ayn› paralelde konuflup yazmaya bafllad›lar: "12 Eylül öncesi de böyleydi.", "Yeni bir cunta


haz›rl›¤› m›?" vb. vb .. ... Böylece kitlelerde "12 Eylül fobisi" yarat›lacak, mücadelenin hedefleri sapt›r›lacak, sa¤sol terör demagojisiyle de bilinçler buland›r›lacakt›. Egemen güçler hesaplar›n› bu do¤rultuda yapt› ve geçmiflte Cömert, Karafakio¤lu, Tütengil cinayetlerini, '77 1 May›s ve 16 Mart katliamlar›n› oldu¤u gibi bu kez de M. Aksoy cinayetini tertiplediler.” ... Hangi ad alt›nda yap›l›rsa yap›ls›n, bu tür eylemlerde M‹T, CIA, kontrgerilla ve Terörle Mücadele Dairesi'nin veya iflbirli¤i yapt›¤› uluslararas› gizli örgütlerin yani devletin kendisi aranmal›d›r.” “Devletin kendisi”; evet, net aç›k tesbit bu. Devletin “teti¤i kime -resmi polisine mi, itirafç›lara m›, Hizbullahç›lar› m›, özel harpçi subaylara m›- çektirdi¤i” ikincil bir konudur. Bu dönemin, oligarflinin hemen tüm kurumlar›yla halk›n 12 Eylül çemberini parçalamas›n› ve özel olarak da Devrimci Sol’un geliflimini engellemeye çal›flt›¤› bir dönem oldu¤u görülmeden, Muammer Aksoy’un öldürülmesi de anlafl›lamaz.

Kontrgerilla katliamlar›, “demokrasicilik oyunu” eflli¤inde devam etti! Devrimci mücadelenin geliflmesini engelleyemeyen oligarflinin mücadelenin hedeflerini bulan›klaflt›rma, terör demagojisini hakim k›lma do¤rultusunda cinayetleri devam etti. Aksoy’u Bahriye Üçok’un, Çetin Emeç’in, Turan Dursun’un ve U¤ur Mumcu’nun katledilmesi izledi. MGK’n›n emrinde gerçeklefltirilen tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda kimileri olaylar› “laiklik-fleriat” diye ele al›r, kimileri “karanl›k güçler” edebiyat› yaparken, devrimciler aç›s›ndan katillerin kimli¤i netti:

“Ba¤›ms›z yarg›”ya güvenenler ve “yarg›”n›n MGK emrinde oldu¤unu bilenler! Muammer Aksoy’un katledilmesinin ard›ndan Türkiye genelinde Devrimci Sol Güçler önderli¤inde yüzlerce kifli açl›k grevine bafllad›: Açl›k grevinde aç›klanan taleplerden biri fluydu: “Bu konuda resmi güçler ve onlar›n denetiminde yürütülecek soruflturmalara güvenmiyor, tüm kamuoyunun da güvenmedi¤ine inan›yoruz. CIA ve yerli uzant›lar› taraf›ndan ifllenen bir cinayetin, M‹T, siyasi polis taraf›ndan soruflturulmas›n›n ‘bozac›n›n fl›rac›ya flikayet edilmesi’ hikayesinden farkl› olmad›¤›n› görüyoruz. Bu güçlerce yürütülecek soruflturman›n sonucu bugünden bellidir. Geçmiflte di¤er provokatif olaylar gibi faili meçhul kalaca¤› ya da göstermelik suçlular yarat›laca¤› aç›kt›r. Bu nedenle soruflturman›n... baflta Barolar Birli¤i ve Türk Hukuk Kurumu olmak üzere toplumun her kesimini kapsayan tüm demokratik kitle örgütleri ve kurulufllardan seçilecek temsilciler, TBMM'den-üniversitelerden-hukuk adamlar›ndan tarafs›zl›¤› ve demokratl›¤› herkesçe kabullenilecek kifliler, demokrat ayd›n ve yazarlardan oluflacak bir komisyon taraf›ndan yürütülmesini talep ediyoruz.” Onlar hakl›yd›. Devlet taraf›ndan yürütülecek soruflturman›n sonucu bugünden bellidir demifllerdi. Dedikleri gibi ç›kt›. Peki ya benzer her olayda oldu¤u gibi, bu olayda da o gün “ba¤›ms›z yarg›ya güvenmek laz›m” diyenler; onlar, ya Türkiye gerçe¤ini göremeyecek kadar saft›lar, ya da MGK Genel Sekreterli¤i’ne ba¤l› olarak böyle konufluyorlard›! lacakt›. 1991 bafllar›ndan itibaren art›k “kay›plar” süreklileflecek, ölüm mangalar› kurulup infazlar yayg›nlaflt›r›lacakt›. ‹lk kurulan ölüm mangalar›n›n bafl›nda Mehmet A¤ar vard›. Y›llar sonra Mehmet A¤ar, “her fley devlet zirvesinde konufluldu, MGK’da kararlaflt›r›ld›” diyecekti.

MGK, mücadelenin geliflimini bu yolla engellemekten umudunu kesmifl olarak bir süre sonra devrimci mücadeleye karfl› “do¤rudan imha”ya yönelecek; iflkencede ölümler, kaybetmeler ve infazlar sistematik olarak yayg›nlaflt›r›-

Halka karfl› bu savafl, özellikle de 1991’den itibaren “demokratikleflme” manevralar›yla perdelenecek, düzeni tan›mayanlar, bütün bu infaz ve kaybetmeleri “münferit” olaylar olarak görmeye devam edecekti. Susurluk karfl›s›nda “vay anas›n›...” diyenlerin, MGK’n›n gizli yönetmeli¤i karfl›s›nda “bunlar halka savafl açm›fl” diye flafl›ranlar›n anlayamad›¤›, göremedi¤i buydu. - sürecek -

Say› 76 33 7 Eylül 2003


Tunceli Çemiflgezek’te Mezar Yapt›rmak Tutuklama Nedeni

Hangi Hukuk! Hangi Ahlak! Afla¤›da okuyaca¤›n›z Halk›n Hukuk Bürosu Avukat› M. Özgür Gider’in anlat›mlar›; bu ülkede hukukun zerresinin olmad›¤›n›, halk›n ahlaki de¤erlerine, gelenek - göreneklerine sayg›dan sözedilemeyece¤ini tart›flmas›z olarak ortaya koymaktad›r. Ne bir savc›n›n iflgüzarl›¤›d›r, ne de jandarman›n. Bir bütün olarak, özellikle do¤u ve güneydo¤u’da halk›n üzerinde estirilen terörün bir mezar tafl› yap›m›na dahi nas›l yans›t›ld›¤›n›n belgesidir. Bu olay, ayn› zamanda sürekli dile getirdi¤imiz, “ölümlerimizden, mezar tafllar›m›zdan bile korkan” oligarflinin aczinin de resmidir. 31 A¤ustos günü Tunceli/Çemiflgezek'te yak›nlar›n›n mezarlar›n› yapt›ran Ayd›n KOÇ, Celal GÜNEfi, mezarlar›n yap›m›na yard›m eden Erkin ZENG‹N ve mezar ustas› Ferhat AYDIN gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlardan mezar ustas› serbest tutuklan›rken di¤erleri Çemiflgezek Sulh Ceza Mahkemesi'nce "örgüt propagandas› yapmak"tan tutuklanarak Keban Hapishanesi'ne gönderildi.

Mezar Tafl›na Elkonuldu!

Say› 76 34 7 Eylül 2003

Ayd›n Koç, amcas› Hayri Hoç ve kardefli Asuman Koç'un, Celal Günefl ise babas› Kamer Günefl'in Tekeli Köyü'nde mezarlar›n› yapt›rmak için mermerci ile anlaflm›fllar, yap›lan mermerler 30 A¤ustos’ta köye getirilerek yap›m›na bafllanm›flken; ertesi günü jandarma “ihbar oldu¤u” gerekçesiyle köye gelerek 4 kifliyi gözalt›na alm›fl, mermerlerin yaz› bulunan kapaklar›na da “delil” denilerek el konulmufltur.

‹ntikam Yemini Edecekler! Gözalt›na al›nanlar jandarmada ifade vermemifl, savc›l›kta suçlama olarak: "Mezarlar›n üzerine 'ÖLDÜLER YEN‹LMED‹LER' yazmak suretiyle örgüt propagandas› yapmak iddias›yla soruflturma yap›ld›¤›, telefonla yap›lan ihbarda 'mezarlar›n örgüt taraf›ndan bir örnek yapt›r›ld›¤›, örgütün propagandas›n›n yap›ld›¤›, mezarlar›n bitmesinden sonra sempatizan ve üyelerin gelerek mezar bafl›nda intikam yemini edeceklerinin' ihbar edildi¤i, mezar tafllar›na ise delil olmas› nedeniyle el konuldu¤u" aç›kland›. Ayd›n Koç, amca ve k›zkardeflinin vasiyetleri gere¤i "Öldüler Yenilmediler" yaz›ld›¤›n›, daha önceki mezartafllar›nda da ayn› yaz›n›n oldu¤unu ve yap›lan›n ölüye sayg›s›zl›k oldu¤unu belirtirken, Celal Günefl, 1996'da kendisi askerdeyken, çobanl›k yapan babas›n›n faili meçhulle katledildi¤ini ve bu yaz›n›n kendi vasiyeti oldu¤unu söyledi savunmas›nda. Erkin Zengin, DHKP-C davas›ndan 12,5 y›l ceza al›p flartla tahliye oldu¤unu, Hayri Koç ile tan›fl›kl›¤› nedeniyle ona vefa borcunu yerine getirmek amac›yla yard›mc› oldu¤unu belirtti¤i savunmas›nda, mezar ustas› Ferhat Ayd›n serbest b›rak›l›rken, di¤erleri sevk edildikleri Sulh Ce-

za Mahkemesince "terör yöntemlerine baflvurmaya özendirecek flekilde örgüt ile ilgili propaganda yapmak" suçundan, “mevcut delil durumu, suçun vas›f ve mahiyeti, suçun toplumda infial yaratmas›" nedeniyle tutukland›.

Çemiflgezek'te hukuk yoktur! Savc›l›k ve hakimlik sorgusunda haz›r bulunan vekilleri Av. Özgür Gider savunmas›nda, suçlamalar›n hukuki olarak temelsiz oldu¤unu ortaya koydu. 3713 say›l› yasan›n 1. ve 7. maddelerinde yap›lan de¤iflikli¤e göre "cebir ve fliddet" içermeyen eylem ve beyanlar›n bu yasa kapsam›nda olamayaca¤›n›, bu ibarenin vasiyet gere¤i yaz›ld›¤›n›, örgütsel mahiyette olmad›¤›n›, gelece¤e yönelik herhangi bir eylem ça¤r›s› içermedi¤ini anlatarak, serbest b›rak›lmalar›n› ve mezar tafl›n›n iadesini istedi. Hakim, tüm bu savunmalara ra¤men "sabahtan beri beklediklerini" belirterek karar›n› verdi. Görüldü ki, Çemiflgezek'te hukuk yoktur. Savc›l›k, CMUK 43, A‹HS 6'ya ayk›r› olarak avukat›n dosyay› incelemesine bile izin vermemifl, ifadelerden ve dosyadan suret al›nmas›n› dahi engellemifltir. Savc›l›kta ifade al›nmazdan evvel "suçlama" san›klara hat›rlat›lmam›fl, uygun bir fley bulunur mant›¤›yla hareket edilmifltir. ‹lk ifade bafllad›¤›nda tuzak sorularla, san›klar› azarlayarak, "do¤ru söylemiyorsun gibi geliyor bana" fleklinde hukukla alakas› olmayan ve bir savc›n›n görevini aflan biçimde ifade almaya çal›fl›lm›flt›r. ‹nsanlar›n, yak›nlar›n›n mezarlar›n› yapt›rmas› dahi engellenmektedir. Baflka yerlerde örne¤i bulunan ve herhangi bir soruflturma konusu edilmeyen, mezartafllar›ndaki yaz›larda suç varm›fl gibi gösterilmeye çal›fl›larak bölge halk›n›n üzerinde bask› kurulmaya çal›fl›lmaktad›r.

Av. M. Özgür Gider


Siparifl Rapor Gerçe¤e Çarpt› Özlem Durakcan ve Ayfle Bafltimur’un katili oligarflinin komplosu ‹stanbul Adli T›p’›n raporuyla ispatland› 29 Eylül 2001 gecesi Ankara’daki direnifl evinde ard› ard›na flehit düflen Ayfle Bafltimur ve Özlem Durakcan’›n ölüm nedeninin “tüpgaz zehirlenmesi” oldu¤unu belirten raporun gerçe¤i yans›tmad›¤› ‹stanbul Adli T›p Kurumu’nun raporu ile ortaya ç›kt›. Hat›rlanaca¤› gibi, ölüm orucu direniflçilerinin katili devlet, suçunu örtbas etmek ve devrimcileri flaibe alt›nda b›rakmak için, direnifl evini basm›fl, refakatç› ve ziyaretçileri tutuklayarak haklar›nda dava açm›flt›. Davan›n ilerleyen aflamalar›nda ise, zaten “örgüt üyeli¤i”nden tutuklu bulunan Özlem Kütük, ‹brahim Akın ve fierafettin Tafl hakkında “2 kifliyi öldürdükleri” iddias›yla “a¤ırlafltırılmıfl müebbet hapis” istenmiflti. ‹ddiaya delil olarak gösterilen Ankara Adli T›p Raporu, “Bafltimur ve Durakcan'ın ölüm orucu nedeniyle de¤il, karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu” oldu¤unu söylüyordu. Savc› Nuh Mete Yüksel’in “yeni bir rapora gerek yok” itirazlar›na karfl›n, ‹stanbul Adli Tıp 5. ‹htisas Kurulu’ndan yeni bir rapor al›nmas› karar› verildi ve gerçek ortaya ç›kt›. 3 fiubat 2003 tarihli raporda her iki flehitte de “karbonmonoksit zehirlenmesine dair bir bulguya rastlanılmadı¤ı” bildirildi.

Ankara Adli T›p Kurumu’nun, kimin talimat› ile böyle uydurma bir rapor haz›rlad›¤›, bilimsel olmas› gereken kurumlar›n nas›l devletin komplolar›na, katliamc›l›¤›na alet oldu¤u gözler önüne serilmifl oldu. TTB flimdi bu doktorlar hakk›nda herhangi bir ifllem yapacak m›, kamuoyu merakla bekliyor! Delillerin yokedildi¤i ya da karart›ld›¤› binlerce örnek yaflanm›flt›r ülkemizde. Özellikle infaz davalar›nda say›s›z örnek vard›r. Bu, oligarflinin devrimci mücadeleye karfl› kulland›¤› yöntemlerden biri haline gelmifltir. Adli T›p Kurumu da zaman zaman bu politikaya alet olmakta bir sak›nca görmemifltir. Bu komployla, oligarfli hem suçlar›n› gizleyecek, hem de devrimciler hakk›nda flaibe yaratacak, “kendi arkadafllar›n› öldüren caniler” propagandas› yapacakt›. Nitekim, flehit düfltükleri andan itibaren bolca yap›ld›. MGK Genel Sekreterli¤i Yönetmeli¤i’ne çok uygundur bu “psikolojik savafl” yöntemleri.

Ad› Yasak Çocuklar›m›z ‹stanbul Valili¤i, ço¤u Kürtçe onlarca ismin çocuklara verilmesini yasaklad›. “AB’ye uyum” masallar› her alanda darbeler almaya devam ediyor. ‹stanbul Valili¤i'nin, 29 isimlik “yasak isim listesi” ile “ne uyum paketi” dedi. Ço¤u Kürtçe olmak üzere Arapça, Farsça isimlerin de yer ald›¤› listenin gerekçesi yine, “geleneklerimize aykırıdır”! 6. uyum paketiyle, Nüfus Kanunu'nun 16. maddesindeki 'milli kültürümüze...' ibaresi kaldırıldı. Yasa, 'çocu¤a, ahlak kurallarına uygun düflmeyen veya kamuoyunu inciten ad konulamaz' diye düzenlenmiflti. Ancak tüm uyum yasalar› gibi, bunun da göstermelik oldu¤u yasaya ters genelgelerle kan›tlan›yor. Aslolan›n “milli ç›karlar” demagojisi ol-

du¤u yinelenmifl olunuyor. Mesela, yasak isim listesinde, 'kardan, karla ilgili' anlam›nda oldu¤u belirtilen Berfin, 'Aydınlık, güne ait' anlamındaki Rojin, 'gün veren' anlam›ndaki Rojda, Berivan, Delal, Dilan vb onlarca isim bulunuyor. “Hangisi rencide edici, hangisi ahlak kurallar›na ayk›r›” sorusunun cevab› ise yok. Sadece “.. ama ad koyma gelene¤imizde kifli adı olarak yer almamaktadır.” denilmekte. Kim, neye göre belirliyor bu gelene¤i, cevap bellidir; asimilasyon ve inkar politikas› belirliyor. MGK talimatlar› söylüyor.

Paket Paronayas› Yollarda, tören alanlar›nda, devlet-i Âli’nin “büyük adamlar›”n›n geçti¤i yerlerde durmadan paketler fünye ile imha ediliyor. Kimisinden pasta ç›k›yor, kimisinden patates so¤an. Nedir bu paranoya? Korkunun nedeni ne? Hangi suçlar› ifllediniz ki bu kadar korkuyorsunuz? Bu sorular›n cevaplar› biliniyor, ancak, ne yap›lmaya çal›fl›l›yor? sorusudur esas sorulmas› gereken. En baflta, “terör” demagojisi yarat›larak, halk terörize edilmek isteniyor. Böylece demokratik kurulufllara, devrimcilere yönelik bask› meflrulaflt›r›lmak, “güvenlik” ad› alt›nda terör estirilmek isteniyor.

Say› 76 35 7 Eylül 2003


Görüflmeler “Uzlaflmazl›k”ta; Memurlar›n Direnifli “T›kand›”:

KESK’‹ VE MÜCADELEY‹ BÜYÜTECEK OLAN; BÜTÜN HALK GÜÇLER‹N‹ B‹RLEfiT‹RMEKT‹R AKP Hükümetiyle memur konfederasyonlar› aras›nda sürdürülen görüflmeler, 30 A¤ustos’ta uzlaflmazl›kla sonuçland›.

Say› 76 36 7 Eylül 2003

Daha önce görüflmelerden çekilen KESK’in yeniden “hükümet davet ederse kat›l›r›z” aç›klamas› yapmas› üzerine, hükümet KESK’i yeniden görüflmeye davet etmifl, bu son görüflmede KESK ve Kamu-Sen birlikte yer alm›fllard›.

¤i gibi, KESK, K›z›lay eylemi öncesinde ve s›ras›nda, iktidar›n taleplerini dikkate almamas› karfl›s›nda iflgallerden üretim durdurmaya kadar bir çok direniflin gelifltirilece¤inden sözetmiflti.

KESK’in mücadelesinin tecriti ve açmaz› aflman›n yolu

Hükümetin memur maafllar›ndaki seyyanen art›fl›n “taban ayl›klara yans›t›lmas›” talebi kabul edilmeyince, görüflmelerden bir sonuç ç›kmad›. Bunun üzerine konu “Uyuflmazl›k Kurulu”na havale edildi.

KESK’in bu toplu görüflme sürecindeki en temel zay›fl›klar›ndan biri, bütün halk güçlerini birlefltirememesidir. Kuflkusuz bu sadece bugüne özgü bir sorun de¤ildir. Ama bu süreç özgülünde de böyle bir çabas› olmad› KESK’in. Halk güçlerinin birli¤i “göstermelik” tablolarla geçifltirildi.

Toplu görüflme sürecinin anlaflmazlıkla sonuçlanması üzerine Kamu-Sen’liler daha önce bir çok ilde kurduklar› “görüflme çad›rlar›”nda açl›k grevine bafllad›klar›n› aç›klad›lar. Kamu-Sen’li memurlar, iki günlük dönüflümlü olarak açl›k grevini sürdürürken, KESK cephesinden hükümetin tavr›na karfl›l›k veren bir eylemlilik gelifltirilmedi.

K›z›lay eyleminin bafl›nda, KESK Baflkan›, “D‹SK de burada, TMMOB da yan›m›zda...“ diye aç›klama yap›yordu ama, bu gerçek de¤ildi. Yan›nda olanlar sadece D‹SK ve TMMOB’un “yöneticileri”ydi. TMMOB, D‹SK, b›rak›n yüzbinlerceyi, b›rak›n onbinlerceyi, yüzlerce üyesiyle bile “orada, yan›n›zda” de¤illerdi.

Kamu-Sen, esas olarak KESK’in görüflmelerden çekildi¤i noktada yapt›¤› aç›klamayla, AKP’yle uzlaflma-iflbirli¤i yapmaya uzak olmad›¤›n› göstermiflti. Fakat, AKP’nin tavr› gerici Kamu-Sen’in bile kabul edemeyece¤i noktada oldu. Kamu-Sen, bu f›rsat› de¤erlendirerek uzlaflmac›l›¤›n› da örtecek bir eylem gelifltirdi. Kamu-Sen’in hesab›, y›llarca bedeller ödenerek kazan›lan mevziler üzerinde parsa toplamaktan ibarettir. KESK’in ayn› günlerdeki eylemsizli¤i Kamu-Sen için adeta bir “f›rsat” olmufltur.

Neden yoktu peki? Çünkü ne KESK ne de D‹SK ve TMMOB yönetiminin böyle bir anlay›fl› yoktur. Mücadeleyle, direniflle hak alma dönemini onlar fiilen kapatm›flt›r. “Diyalog” esast›r. Böyle bir “mücadele” için de “temsili kat›l›m” yeter(*). Sivil toplumcu anlay›flta böyledir.

KESK taraf›ndan oturma eylemi yap›laca¤›n›n aç›klanmas›, E¤itim-Sen’lilerin Yüksek Hakem Kurulu önünde insan zinciri oluflturmas› gibi çeflitli eylemler yap›lsa da, bunlar sürece denk de¤ildi. Görülen oydu ki, toplu görüflmelerin bafllang›c›nda yap›lmas› planlanan K›z›lay mitinginin ötesinde bir program yoktu. Oysa herkesin yak›ndan bildi-

Mevcut durumda, ülkemizdeki en kitlesel ve dinamik örgütlülüklerden biri olma özelli¤ini sürdüren KESK; Sahte Sendika Yasas›n› ayn› “direniflsiz”lik içinde kabul etmifl, ancak o dönemki “diyalogcu” çizgileri karfl›l›¤›nda iktidarlar taraf›ndan daha fazla muhatap al›nacaklar› hesaplar› tutmam›flt›r.

Bu örgütlülüklere ve KESK’e hakim olan reformist bak›fl aç›s›, ne kendi alan›nda, ne genel olarak halk›n mücadelesinin gelifltirilmesinde, üstlenmeleri gereken rolden uzaktad›rlar.


‹flte bu toplu görüflme sürecinde de bütün o iddial› aç›klamalara ra¤men, gelip bir noktada t›kanm›flt›r. KESK’in mücadelesi, haldeki durumda “tecrit” olmufl bir mücadeledir. Bunda iktidar›n politikas› kadar, KESK reformist anlayafl›n›n da pay› vard›r. Biz üç y›ld›r anlat›yoruz “tecrit” politikas›n›. Üç y›ld›r bu politikay› k›rman›n yolunu gösteriyoruz. KESK K›z›lay’da iflte tekrar etmekten dilimizde tüy biten bu tecriti yafl›yor. KESK bütün halk güçlerini birlefltiremedi. Bunu amaçlamad›. Sonuç budur.

Ya birlefltirece¤iz, ya yaln›zl›¤›m›zla baflbafla kalaca¤›z! Halk güçlerini birlefltirmenin yolu, hem onlar›n -di¤er halk kesimlerinin- hak ve özgürlüklerini savunmaktan geçiyordu. Halk›n di¤er kesimlerinin hak ve özgürüklerini savunan bir KESK, o kesimleri kendi etraf›nda birlefltirmeyi de baflarabilirdi. Bunun için elbette yine de geç kal›nm›fl de¤ildir. KESK bugün ne yapmal›d›r? KESK’in direnifli ve halk güçlerinin birli¤ini esas alan bir çizgiyi benimsemekten baflka flans› yoktur.

Temel Haklar Memur Komisyonu KAMU EMEKÇ‹LER‹NE SESLEN‹YORUZ:

AKP Hükümeti, ‹flçilerden Sonra Memurlar ‹çin De ‘KÖLEL‹K YASALARI’ Ç›kar›yor! Temel Haklar Ve Özgürlükler Derne¤i Memur Komisyonu 30 A¤ustos’ta yapt›¤› aç›klamada hükümetin gündemine ald›¤› yeni yasalara dikkat çekerek, bunlar›n memurlar için “kölelik yasas›” olaca¤›n› vurgulad›. Komisyonun aç›klamas›nda flu ça¤r›ya yer verildi:

‹ktidara gelen her hükümet gibi, AKP hükümeti de ayn› ba¤›ml›l›k iliflkilerini sürdürerek emperyalist politikalar›n uygulay›c›s› durumunda. TÜS‹AD, TOBB gibi sermaye kesimlerinin sözcüleri ile bir araya gelerek kendilerine sunulan program› aksatmadan uygulamaktad›r. Bunun yan› s›ra AKP hükümeti çal›flan halk kesimlerine yönelik, yoksullaflt›rma ve imha politikalar›n› reva görmektedir.

Parti birli¤inden, sendikalar›n birleflmesinden de¤il, bütün halk güçlerinin birli¤inden sözediyoruz. Kim bundan niye kaç›yor, tart›fl›lmal›d›r.

Hükümet dün 1475 Say›l› yasa de¤iflikli¤i ile iflçileri kölelefltiren uygulamalar› Meclis'den geçirmifl, iflverenlere rüfltünü ispatlam›flt›r.

Öncülük elinden gider diye mi korkuluyor? Oligarflinin icazeti kaybedilir diye mi korkuluyor? Buyrun, öncülük “kendi kendinize oldu¤unuz koflullarda”, sizde kals›n; güçsüz olduktan sonra ne ifle yarar?

(...) ‹ktidar son günlerde bas›nda ve kamuoyunda, “kamuda reform” aldatmacas› ile kamu emekçilerinin ifl ve sosyal güvencesini, kamusal alanlar›n tasfiyesini ve halka karfl› hizmetlerin parayla verilmesini amaçlamaktad›r. BU AÇIKÇA KAPSAMLI B‹R ÖZELLEfiT‹RMED‹R. ‹ktidar, 'kamu yönetimi yasas›', 'yerel yönetimler yasas›', 'personel rejimi yasas›' ile amac›na ulaflmak istiyor.

Sol bu kadar güçsüz de¤ildir; iktidarla hak mücadelesi içinde olanlar bu kadar az de¤ildir. Bu anlay›fllar güçsüzlefltiriyor. Bugün bütün halk güçlerini birlefltirmek görevi vard›r. Memurlar›n hak ve özgürlüklerinin, halk›n di¤er kesimlerinin de hak ve özürlükleri sorunu oldu¤unu göstermek, birlikte mücadeleyi örgütlemektir. Bu yap›lmazsa ne olur? Herkes kendi yaln›zl›¤›yla, kendi güçsüzlü¤üyla baflbafla kal›r.

(...) Ç›kar›lmaya çal›fl›lan bu yasalarla hakk›n› arayan kamu emekçisi yerine, verilenler ile yetinen, hükümetlere minnet eden, 'kap›kulu memur' tipine geri dönülmek istenmektedir. Bugün belki iflimizi kaybederiz diye düflünüyoruz; yar›n son yasalar›n ç›kmas›yla kaybedecek iflimiz de olmayacak. Bunun için;

(*) Biliyoruz ki, TMMOB’un bunlara ek olarak bir baflka cevab› daha olacakt›r: “Bizim kitlemiz farkl›!” Yani? Yanisi flu ki, polisin sald›r› ihtimali olan eylemlere gelmezler, öyle s›k s›k eylem alan›na ça¤r›lmazlar, onlar “a¤›rl›¤› olan” bir örgütlülükler çünkü. Peki neden, baflka ülkelerde, özellikle de yeni-sömürgelerde, gerekti¤inde doktorlar da, mühendisler de polis barikatlar›n›n önünde gö¤üs gö¤üse mücadele ediyorlar. Coplan›yorlar da, tafl da at›yorlar. Ülkemizin mühendislerinin, doktorlar›n›n ayr›cal›¤› ne? K›z›llay’da defalarca panzerli, coplu, gaz bombal› sald›r›lara maruz kalan ama buna ra¤men yine de o meydana ç›kmaya devam eden memurlardan ne farklar› var? “Statü” fark› m›? Nas›l devrimcilik, nas›l demokratl›k bu?

Temel haklar›m›z›n elimizden al›nmas›na izin vermeyelim! ‹fl güvencemizin yok edilmesine sessiz kalmayal›m. Ülkemizin emperyalizme peflkefl çekilmesine, talan edilmesine karfl› birlikte mücadele edelim. Ç›kar›lmaya çal›fl›lan bu sald›r› yasalar›n› engellemek yine biz çal›flan kamu emekçilerinin örgütlü gücü ve iradesine ba¤l›d›r. ‹flçi ve memur sendikalar›, di¤er tüm demokratik kitle örgütleri ile birlikte eylem ve etkinlikler ile kararl› bir mücadele hatt› örmek hepimiz için bir görev olmal›d›r.

Say› 76 37 7 Eylül 2003


“Anlat, KESK eylemine kat›ld›n m›?”

AKP Demokratik Eyleme “Terör” Diyor, POL‹S ‘Büyük Suç’un Sorgusunu Yap›yor, DGM, “KESK Eylemine Kat›lm›fls›n” Deyip, Tutukluyor KESK eyleminden gözalt›na al›nan ve 4’ü daha sonra tutuklanan insanlara sorulan soru buydu; anlat, KESK eylemine kat›ld›n m›? Ayn› soruyu DGM savc›s› da sordu. DGM hakimi de senaryosu haz›rlanm›fl örgüt operasyonuyla tutuklad›. Haklar ve Özgürlükler Cephesi, gözalt› ve tutuklamalara, KESK’e yönelik sald›r›ya iliflkin bir aç›klama yapt›. Özetleyerek yay›nl›yoruz.

KESK Eylemini Terör ‹lan Eden AKP, Hayali “Terör Operasyonu” ‹le Haklar ve Özgürlükler Mücadelesine Sald›r›yor Say› 76 38 7 Eylül 2003

KESK'in 23 A¤ustos'ta Ankara'da düzenledi¤i eyleme ba¤l› olarak, sokak ortas›ndan, evlerden, çal›flt›klar› kurumlar›n önlerinden gözalt›na al›nan 19 kifliden, Emrah Yayla, Volkan Ayaz, Cemaat Ocak ve Do¤an Karatafltan ç›kar›ld›klar› Ankara DGM taraf›ndan tutukland›lar. Emniyet Genel Müdürlü¤ü, gözalt›na al›nanlara yönelik suçlamalar›n›, “2911 say›l› kanuna muhalefet... Polise mukavemet... Haklar ve Özgürlükler Cephesi, dolay›s›yla DHKP-C üyesi olmak... ‹ntihar eylemcisi fiengül Akkurt’u evinde saklamak...” fleklinde s›ralad›. H‹ÇB‹R‹ DO⁄RU DE⁄‹LD‹R; ‹SPATLAYIN! 1- Gözalt›na al›nan ve tutuklananlar; yasal kurulufllar olan Ankara Gençlik Derne¤i, Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, ‹dilcan Kültür Merkezi ve TAYAD çal›flan› ve üyeleridir. Tümü yasal faaliyet içinde, her gün demokratik kitle örgütlerine gidip gelen, Ankara’daki bütün demokratik kitle örgütü, sendika, kurum ve kiflilerin tan›d›¤› insanlard›r. 2- Haklar ve Özgürlükler Cephesi, yasal bir dergidir. Yasal dergilerin yasad›fl› gibi gösterilmesinin, polisin en s›k kulland›¤› yasad›fl› uygulamalar›n bafl›nda geldi¤i binlerce örnekle sabittir. Eskimifl, baya¤› bir yöntemdir, hiçbir inand›r›c›l›¤› kalmam›flt›r. 3- Gözalt›na al›nan ve tutuklananlar›n, KESK eylemine kat›lmak d›fl›nda hiçbir “suçlar›” yoktur. Polisin de bunun d›fl›nda ispatlayabilece¤i

hiçbir fley yoktur. Polis, bilinen çal›flma yöntemi ile suç üretmeye çal›flmaktad›r. ‹spatlayamazlar. Çünkü, gözalt›na al›nan ve tutuklananlara dair, KESK eylemine kat›lman›n d›fl›nda hiçbir gerekçe yoktur. “KESK eylemine sadece KESK üyeleri, memurlar kat›labilir, flu flu kifliler, kurumlar kat›lamaz” diye bir yasa varsa, Ankara Cumhuriyet Baflsavc›s›’na emir veren AKP’nin Adalet Bakan› ç›k›p aç›klamal›d›r. DHKP-C ad›na ne yapm›fllard›r? Sorusuna polisin verebilece¤i hiçbir cevap yoktur. Emniyet nas›l KESK eylemine kolayca terörizm demiflse, bunlara da çeflitli suçlamalar yönelten aç›klamalar yapm›fl, DHKP-C üyesi ilan etmifltir. O iddialar›n› ispatlamak zorunda hissetmez kendini. ‹ftira, komplo, suç üretme, demokratik eylemlerden “terör örgütü operasyonlar›” ç›karma, polisin klasikleflmifl yöntemidir. Düflman oldu¤u, sald›rd›¤›; halk›n hak ve özgürlükler mücadelesidir. Ony›llard›r oldu¤u gibi, “ben söylerim herkes inanmak zorunda” mant›¤›na boyun e¤ilmesini istemektedir. AKP, Memura Sald›r›s›na Dayanak Ararken, Bir Yandan Da Haklar ve Özgürlükler Mücadelesine Sald›rmaya Devam Ediyor 4- Bu kadar tutars›z, komik yalanlar ortadayken, neden yap›ld› bu “örgüt operasyonu”? Baflvurdu¤u bütün yasad›fl›, anti-demokratik yollara ra¤men KESK’in eylemini engelleyemeyen iktidar, “terör operasyonu” diyerek, hukuksuzlu¤una ve kendi yasad›fl›l›¤›na k›l›f aramaktad›r. “‹flte eylemi provoke edenler bunlard›” diyebilmek için “örgüt operasyonu” uydurmufltur. ‹çiflleri Bakan› ve Adalet Bakan› bizzat emir vererek yapt›rm›flt›r operasyonu. Emniyet Sözcüsü Feyzullah Aslan’›n al›fl›k olunmayan flekilde “bu aç›klamay› ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n iste¤iyle yap›yorum" deme ihtiyac› duymas› bile, komedinin boyutunu göstermektedir. AKP, bir yandan emekçi düflmanl›¤›n› sürdürürken, öte yandan devrimcilere, hak ve özgürlükler mücadelesine sald›rmaya devam etmektedir. Devrimci düflmanl›¤›, AKP iktidar›n› oluflturan kadrolar›n büyük ço¤unlu¤unun ideolojisi-


dir. Dün, ellerinde sat›rlar, sopalarla emperyalistlerin ve oligarflinin ç›karlar› için devrimcilere sald›ranlar, bugün iktidar olanaklar›n› kullanarak sald›r›lar›n› sürdürmektedir. 5- Evet KESK eyleminde provokasyon vard›r. Provokasyonu yaratan AKP iktidar›d›r. Provokatörlerin bafl› Baflbakan Tayyip Erdo¤an’d›r. Psikolojik Savafl Merkezi Çal›flmaya Devam Ediyor! Günlerdir bas›nda, MGK Genel Sekreterli¤i’nin gizli yönetmeli¤i ve devletin halka karfl› sürdürdü¤ü PS‹KOLOJ‹K SAVAfi tart›fl›l›yor. Psikolojik savafl merkezi böyle çal›fl›yor. Halk›n hak ve özgürlükler mücadelesini sindirmek için yasal dergiler, yasal kurumlar yasad›fl› gibi gösteriliyor ve terör demagojileri yap›l›yor. Amerikan demagojileri çerçevesinde her türlü eylem “terör” olarak niteleniyor ve sald›r›l›yor. “Örgüt operasyonu” dedikleri de iflte bu psikolojik savafl›n bir parças›d›r. AKP iktidar› ve onun polisi, herkese psikolojik savafl›n nas›l uyguland›¤›n›n örne¤ini sergilemektedir. Sözkonusu kiflilerin fiengül Akkurt ile iliflkisini kurman›n da, Amerika’n›n tan›mlad›¤› “terörizm” yalan›na destekten baflka hiçbir anlam› ve hukuken hiçbir önemi yoktur. Tamamen uydurma oldu¤unun bilinmesi de, “psikolojik savafl›” yürütenler için önemli de¤ildir. Çünkü “psikolojik savafl” yalan›n öteki ad›d›r. Bir yandan demokratikleflmeden söz eden iktidar, öte yandan faflist bask› ve terörü ayn›

Gözalt›lar ve DKÖ’ler! KESK eyleminin hemen ard›ndan “DHKP-C operasyonu” ad› alt›nda gerçeklefltirilen gözalt›lar, aç›k ki, esas olarak KESK’in eylemine yönelik bir sald›r›d›r. 29 A¤ustos tarihli burjuva bas›nda, gözalt› haberlerine seçilen bafll›klar bile bunu anlat›yor: “KESK zanlılarından flok iddia” (Milliyet), “Ankara polisi KESK flaflkını” (Radikal), “Skandal Gözalt›” (Yeni fiafak). Burjuva bas›n›n bile, KESK eylemiyle ilgisini görmezden gelemedi¤i bu gözalt›lar›n KESK eylemiyle ilgisini, demokratik kitle örgütleri göremedi. En az›ndan gördüklerine dair bir tav›rlar› görülmedi. “Terör”, “yasad›fl› örgüt” demagojisiyle zehirlenen beyinler, polis aç›klamas›nda “DHKP-C, canl› bomba, fiengül Akkurt” sözcüklerini görünce, “bu bizi ilgilendirmez” havas›na girdiler hemen. O sözlerin gerçekten sözkonusu oldu¤u bir operasyon da olsa, yine de kendine devrimciyim, demokrat›m, hak ve özgürlüklerden yanay›m, iflkence-

Temel Haklar ‹flçi Komisyonu: Haklar›m›z ‹çin Birleflelim! Siyasi iktidar›n toplumun tüm kesimleri üzerindeki bask› ve sindirme politikalar› devam ediyor. Avrupa Birli¤i uyum yasalar› demagojisiyle demokratikleflmeden söz edenler, emekçilerin en küçük bir hak talebine bile tahammül edemiyorlar. Verilen cevap; bask›lar, yasaklar, gözalt› ve tutuklamalar fleklinde oluyor. Ayn› zihniyet KESK'in "‹nsanca Yaflam ‹çin Demokratik Türkiye" kampanyas›nda da kendisini göstermifl ve 23 A¤ustosta bas›n aç›klamas› sonras› gözalt› ve tutuklama furyas› gerçeklefltirilmifltir. ‹flçiler, memurlar, esnaflar, köylüler, ö¤renci gençlik ve halk›n tüm kesimleri... Hakk›n› arayan tüm kesimlere gösterilen tav›r ayn›. Bizlerin bölünmüfllü¤ü ve parçalanm›fll›¤›m›z onlara güç veriyor. ‹flçilerin ‹fl Yasas›'na karfl› mücadelesinde, memurlar›n özlük haklar›na iliflkin mücadelesinde, ö¤renci gençli¤in YÖK' e karfl› mücadelesinde de birlikte olmal›y›z.Haklar›m›z ve Özgürlüklerimiz için birleflelim ve gücümüzü göstereliml

Say› 76 39

flekilde sürdürmektedir. AKP, daha bafltan kukla yönetim olmay› kabul etti¤i için, sistemin yöntemlerine h›zla uyum sa¤lam›fl ve uygulamakta büyük maharet göstermifltir. ‹ktidar›n dili, yöntemleri, ony›llard›r halka sald›ran, psikolojik savafl taktikleri uygulayan devletin dilidir. Yöntemleri onun yöntemleridir. ye karfl›y›m diyenleri ilgilendirirdi. ‹lgilendirmeliydi. Ama bu kadar›n› aramay› bir yana b›rak›n, KESK eylemine sald›r› boyutuna bile karfl› ç›k›lamayan bir acizlik ve ürkeklik sergiledi bir çok kesim. En baflta KESK, en kesin sözcüklerle, “ben davet ettim, benim mitingime herkes kat›labilir” demeliydi. Tüm demokratik kitle örgütleri, bu hakk› savunabilmeliydi. Oligarfli, bu sald›r›yla bir yandan KESK’i “flaibe” alt›nda b›rak›p, memurlar› “sizi de bir gerekçe bulur içeri atar›m” diye tehdit ederken, bir yandan da KESK yönetimine “onlar› bir daha içine alma” mesaj› veriyor, bunu dayat›yor. Gözalt›lar karfl›s›ndaki tav›rs›zl›k, sahiplenmemek, bu dayatmay› kabul etmektir. Tüm demokratik kitle örgütleri, partiler, oligarflinin sald›r›lar›, halk güçlerini bölüp parçalama taktikleri karfl›s›nda “hak ve özgürlükleri savunan herkes bizim cephemizdedir.” tavr›n› tak›nabilmelidir. Oligarflinin halk güçlerini birbirinden tecrit etme politikas›na izin vermeyelim!

7 Eylül 2003


Polisin “Rehin” Olarak Gözalt›na Ald›¤› 65 Yafl›ndaki Fatma An›l:

Okumam Yok, Ka¤›t ‹mzalatmak ‹stediler Ankara’daki KESK eyleminin ard›ndan evi bas›larak gözalt›na al›nan, 65 yafl›ndaki Fatma An›l yaflad›klar›n› dergimize anlatt›.

Say› 76 40 7 Eylül 2003

Öncelikle geçmifl olsun. Bas›nda fazlas›yla dikkat çekti¤i için merak ettik, kaç yafl›ndas›n›z. Sa¤olun. 65 yafl›nday›m evlad›m. Eviniz bas›larak bu yaflta gözalt›na al›nd›n›z. Neden gözalt›na al›nd›n›z? Size evden al›rken, gözalt›ndayken bir neden gösterdiler mi? Hakk›n›zda flikayet var, evinizde bomba yap›yorsunuz dediler. Sonra da arama yap›yoruz diye evin her taraf›n› darmada¤›n ettiler. Geldikleri s›rada o¤lum, gelinim ve torunlar›m da evdeydi. "Aile reisleri kim onlar gelsin" diyerek biz iki ihtiyar› kenara ay›rd›lar. Bu söylediklerimin d›fl›nda da evden al›rken bir fley söylemediler. Ama gözalt›ndayken ad› fiengül olan bir k›z›n üç ayr› foto¤raf›n› önüme koyarak onu on gün boyunca evimde tuttu¤umu söylediler. Üzerinde bomba patlam›fl bombay› da bizim evde yapt›¤›m›z› söylediler. Ne ilgimiz varsa. Hepsi yalan. Tan›mad›m da, görmedim de fiengül dedikleri k›z›. Nereden uydurmufllar anlamad›m.

Kabul ettirmeye çal›flt›lar Akflam 5'ten ertesi sabah 5'e kadar sorguda tuttular. Sürekli foto¤raflar gösteriyorlard›. Bu foto¤raflar›n içinde çocuklar›m›n ve torunlar›m›n foto¤raflar› vard›. Özellikle tan›mad›¤›m resimleri gösterip tan›yorum dememi istediler. Mahallemize yak›n bir yerdeki evde ölüm orucu yapan Özlem ile Ayfle'yi sordular. fiengül’ün resimlerini masan›n üstüne dizip onun için bomba yapt›¤›m›z› kabul ettirmeye çal›flt›lar. "O¤lun bombay› haz›rlad› sen de beline ba¤lad›n bari düzgün ba¤lasayd›n da ölmeseydi" dediler. Sürekli yaz›l› ka¤›tlar getirip imzalamam› istediler. Ama okuma yazma bilmedi¤im için bu ka¤›tlar›n ne oldu¤unu bilmiyorum. Onlar da ne yazd›¤›n› söylemediler.

Anneniz Yafl›nday›m Hücreye gelen bir adam çok uzun süre bana küfür etti. Bunun d›fl›nda tansiyonum yükseldi. Hasta oldum. Ama hiçbir fley yapmad›lar. Adli T›p doktoruna iki defa götürüldük o da bakmad›. Uzaktan sadece bir fleyin var m›? diye sordu.

Sorguda tuttuklar› süre içinde bir ara kendimi çok kötü hissettim. "Anneniz yafl›nday›m. Niye bu kadar üstüme var›yorsunuz. Bir-iki dakika olsun rahat b›rak›n beni" dedim. Onlar da "Ya öyle yapal›m da sen kafan› toparla hiçbir fleye cevap verme, öyle fley olmaz" dediler.

Muhsin'i ar›yoruz o gelsin anne ile babay› b›rakal›m Gazetelerde, o¤lunuzun yerine rehin olarak gözalt›na al›nd›¤›n›z yaz›ld›... Bizi almaya geldiklerinde hiç böyle bir fleyden bahsetmemifllerdi. Bunu, bizi gözalt›na ald›ktan sonra eve tekrar gelip o zaman söylemifller. Biz asl›nda Muhsin'i ar›yoruz o gelsin anne ile babay› b›rakal›m demifller. Zaten söyledikleri de yalan ç›kt›. O¤lum geldi, onu da gözalt›na ald›lar. Bizi de b›rakmad›lar. Savc› nas›l davrand› size ne sordu? Savc› da ayn› polis gibiydi. Bize sormad›. Kendisi "evinizde bomba yapm›fls›n›z" dedi. fiimdi çok s›k›nt›l›y›m. Yaflad›klar›m› sindiremiyorum. Söyledikleri her fleyi biz biliyoruz diye söylediler. E¤er biliyorsan›z, bomba patlayal› üç-dört ay olmufl niye bugün gelmifller. Haks›zl›¤a u¤rad›¤›m›z› düflünüyorum. Sürekli çocuklar›ma bir fley olacak diye korkuyorum.

Polis, ‹hsan Cibelik’i Hedef Gösteriyor Ankara’da geçen hafta KESK eylemine yönelik gözalt›lar›n ard›ndan Ankara polisi sald›r›lar›n› sürdürüyor. Polisin hedeflerinden biri de Grup Yorum üyesi ‹hsan Cibelik oldu. Grup Yorum taraf›ndan bu konuda yap›lan aç›klamada flöyle denildi: “Milliyet Gazetesi'nde yer alan ve her haliyle emniyetten geldi¤i anlafl›lan haberde, arkadafl›m›z ‹hsan Cibelik'in de aranan kifliler aras›nda oldu¤u belirtiliyor. Bu haber yaland›r ve kas›tl›d›r. ‹hsan Cibelik, Grup Yorum eleman›d›r ve Ankara ‹dilcan Kültür Merkezi'ndedir. Her konserimizde sahneyi paylaflt›¤›m›z arkadafl›m›zd›r. Kimseden kaçmas› ve gizlenmesi ya da aran›r durumda olmas› gibi bir durum söz konusu de¤ildir. Ankara polisi, al›fl›lageldik komplocu tavr›n› sürdürmeye devam etmektedir.”


Malatya Tek Tip K›yafet Davas›nda Beraat:

Gösteri Hakk› Yeniden Kazan›ld› 1 May›s 2003’ten bu yana, Malatya DGM’de bir hukuk mücadelesi, hak ve özgürlük mücadelesi verildi. 1 May›s gösterisine tek tip elbise giyerek kat›lmay›, “örgüte yard›m yatakl›k” kapsam›na sokmak isteyen polisin çabalar› ve DGM savc›s›n›n iddianamesi bu mücadele sonucunda bofla ç›kar›ld›. 26 A¤ustos günü yap›lan karar duruflmas›nda savc›, AB’ye uyum paketinde yap›lan de¤ifliklik gere¤i 169. maddenin kapsam›n›n daralt›ld›¤›n› belirterek yarg›lanan 36 kiflinin beraatini isterken, Halk›n Hukuk Bürosu avukat› Behiç Aflç›, beraate kat›ld›¤›n› ancak gerekçeye kat›lmad›¤›n› belirtti. Ve, “Tek tip elbise giymenin suç olmad›¤›n›, bu tek tip elbiselerle hiçbir örgüt aras›nda ba¤ kurulamayaca¤›n›, yürüyüfllerde her kortejin kendini ifade eden tek tip k›yafetleri olabilece¤ini, bundan sonraki yürüyüfllerde de tek tip elbise giyilece¤ini, bunun görsellikle ilgili bir tercih oldu¤unu” söyleyerek, bu nedenlerle beraat karar› verilmesini istedi. Mahkeme sonunda DGM heyetinin karar›; "suçun yasal unsurlar› oluflmad›¤›ndan beraatlerine" oldu. Dava polis fezlekesi ve mant›¤›yla aç›lm›flt›. Dava süresince, ayn› gösteride tek tip gazeteci yele¤i giyen sendikalar›n tek tip giymifl say›lmayaca¤›, Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejinin giymesinin farkl› oldu¤u... vb. komediler de yafland›. Halk›n gösteri hakk›na sald›ranlar da tan›k olarak gelmiflti mahkemeye. Yarg›lama “örgüte yard›m yatakl›k” iddias›yla yap›ld›. Ancak yarg›lanan halk›n hak ve özgürlüklerinin en temellerinden birisi olan gösteri hakk›yd›. Malatya polisi ve ona emir verenler, bu hakk› “tek tip” k›l›f›yla yoketmek, k›s›tlamak istiyordu. Mücadele de buna karfl› verildi. Çünkü, herkesin ahlaka ayk›r› olmamak kayd›yla, istedi¤i k›yafeti giyerek gösteri yapmas› hakt›. Bugün beyaz gömlek siyah pantalon giydiniz diye dava açanlar, yar›n k›z›l bayrak tafl›d›n›z diye açacakt›. Bunun sonu, gösterinin, hak araman›n yasad›fl› hale getirilmesiydi. Polis de bu bilinçle yasad›fl› her yolu kulland›. Evlere, köylere kadar gitti. Aileleri tehdit etti, “o¤lunuza/k›z›n›za sahip ç›k›n” demagojileri ile bask› yaratmaya çal›flt›. Karfl› ç›kan ailelerin kendisini tehdit etti. Kimisinin iflyerine giderek, ya devrimcili¤i b›rak ya iflten att›r›r›z dedi. Bu dava üzerinden, Malatya’da tam bir terör estirmeye çal›flt›. Mücadele bu keyfi bask›ya, polisin terörüne karfl› da verildi. Devrimci, demokrat, ilerici, emekçi, köylü herkesin gösteri yapmas›n›n, hak aramas›n›n en do¤al hakk› oldu¤u savunuldu.

Malatya DGM Karar›: Gösterilerde tek tip giymek suç unsuru oluflturmaz!

Gösteri yapmak herkesin en do¤al hakk›d›r. ‹ster tek tiple, ister k›z›lbayraklarla, ister bere giyerek, bu hakk›n kullan›lmas›n›n önüne hiçbir yasal engel ç›kar›lamaz. Engel ç›karanlar yasad›fl› ve keyfi davran›yor demektir.

Slogan Atarak Spor Yapmaya 2 Ay Görüfl 1 Ay Mektup Cezas› Malatya Hapishanesi’ndeki bayan tutsaklara, sabah sporunda slogan att›klar› gerekçesiyle, hapishane idaresi taraf›ndan, 2 AY GÖRÜfi ve 1 AY MEKTUP CEZASI verildi. Etraf›ndaki ko¤ufllar boflalt›larak tecrit edilen bayan tutsaklara verilen bu cezalar, hapishanelerdeki yeni infaz sisteminin yaratmak istedi¤i yap›y› ve tutsak kiflili¤ini yans›t›yor. Slogan bir talebin dile getirilmesi, bir haks›zl›¤a karfl› en pasif protesto arac›d›r. Bunun mekan›n›n hapishane olmas›, bu gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Ama oligarfli hapishanelerin, hiçbir hakk›n aranamad›¤›, mutlak flekilde boyun e¤ildi¤i yerler olmas›n› istemektedir. AKP’nin memura “ne verirsek raz› olacaks›n” dayatmas›, hapishanelerde daha kat› ve ceza karfl›l›¤› uygulanmakta. Hiçbir fleyi protesto etmeyen, sinmifl, boyun e¤mifl bir tutsak kiflili¤idir yarat›lmak istenen. Bir bütün olarak da tecrit politikas›n›n mant›¤›na uygundur, paraleldir. Bir sloganla, tutsa¤›n d›flar›yla ba¤›n› koparan, haberleflme gibi en do¤al hakk›n› yokeden bir anlay›fl yönetiyor hapishaneleri. Bu tür cezaland›rmalar, pay› olmakla birlikte, Malatya Hapishanesi idaresinin tasarrufu de¤ildir. Adalet Bakanl›¤›’n›n infaz yasas›n›n nefes almay› dahi yasaklayan, b›rak›n slogan› sessiz protestoyu bile suç sayan maddeleri hat›rlan›rsa, faflist bask›n›n iktidar taraf›ndan merkezi olarak hayata geçirildi¤i anlafl›lacakt›r. Kald› ki, hapishanelerdeki uygulamalar sadece yasal düzenlemelerle de¤il, daha çok genelgelerle yap›lmaktad›r. Bu genelgeleri haz›rlayan›n katliamc›lar oldu¤uysa tescillidir!..

Say› 76 41 7 Eylül 2003


KATL‹AM, ‹fiGALC‹N‹ND‹R fiii lider El Hakim’le birlikte 125 kiflinin katledildi¤i provokasyon sald›r›s›, iflgalcilerin Irak halk›n› dinler, mezhepler, milliyetler temelinde birbirine düflürme politikas›n›n parças›d›r. Her din, milliyet ve mezhepten halk›n tek kurtulufl yolu, iflgale karfl› savaflt›r.

Say› 76 42 7 Eylül 2003

Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi Lideri El Hakim’in, 125 kiflinin katledildi¤i bir sald›r› ile öldürülmesi, Irak topra¤›na ekilen ac›y› ve ölümü daha da büyüttü. Yüzy›llard›r tarihleri hep ac›yla, katliamlarla yo¤rulmufl fiii halk› bir kez de bu katliamla yand›. Necef’teki kutsal Hz. Ali Türbesi önündeki sald›r› bir çok soruyu ve tart›flmay› da beraberinde getirdi. Yüzbinlerce fiii, yüzlerce kilometre yürüyerek intikam yeminleri aras›nda topra¤a verdi El Hakim’i. ‹flgalcileri lanetlerken, fiiiler, iflgale karfl› silahl› direnifl için fetva verilmesi ça¤r›lar›n› daha yükselttiler. Katliam› kimin yapt›¤›, El Hakim’i kimin tasfiye etti¤i üzerine ulusal ve uluslararas› camiada çeflitli senaryolar yaz›l›p çiziliyor. Mezhepler temelinde çat›flmalardan, fiiiler aras› liderlik savafl›na, Amerika’dan, ‹srail’e kadar bir çok “suçlu” gösteriyor parmaklar. Ancak, El Hakim’in izledi¤i Amerika’ya ve iflgale karfl› pasif politikadan ba¤›ms›z olarak, katliam›n en çok iflgalcilerin ifline yarayaca¤› konusunda kimsenin kuflkusu olmas›n. Kald› ki, El Hakim silahl› direnifl içinde olmasa da iflgale karfl› ve ABD’nin istemedi¤i bir devlet yap›s›n› savunuyor. Onun tasfiyesinin ise daha Amerikanc›lar›n önünün aç›lmas›nda da bir etken olarak kullan›lmaya çal›fl›lacakt›r.

NEDEN?

Kimin yapt›¤› sorusundan önce sorulmas› gereken sorular vard›r. Böyle bir katliam›n neden yafland›¤›na verilecek cevap; ‹fiGAL’dir. Irak’ta dökülen bütün kandan, çekilen bütün ac›lardan, katliamlardan iflgalciler sorumludur. Bu sorumluluk sadece El Hakim’in tehditler almas›na ra¤men güvenli¤inin al›nmamas› ile ilgili de¤ildir. Kendi güvenli¤ini alamayan, her gün birer ikifler direniflçilerin hedefi olan ABD’nin böyle bir gücü de yoktur. As›l olarak, bu ortam› yaratan, çeflitli ç›kar çat›flmalar›yla mezheplerin, milliyetlerin birbirine düflmesinin zeminini yaratan ABD oldu¤u için sorumludur.

K‹M‹N ‹fi‹NE YARIYOR?

Katliam,

duraksamadan söyleyebiliriz ki, iflgalcilerin ifline yar›yor. Bunun ötesinde yap›lan baflka hesaplar bafl çeliflki olan iflgal karfl›s›nda ikincildir. Sünnifiii k›flk›rtmas›n›n “sorumlu Saddam, El Kaide yapt›..” vb. sünnileri hedef gösteren ve “terörizm” yaygaras›n› esas alan propagandas› ile daha cenazede yaflanmaya bafllamas›, iflgalcinin oyunudur. Irak halk› bu oyuna gelmemeli, gerçe¤i görmelidir. Gerçek; tek yol, iflgale karfl› direniflle iflgale son verilmeden bu tür olaylar›n son bulmayaca¤› ve giderek Irak’›n tam anlam›yla bir kan gölüne dönüflmesinin, halk›n birbirini k›rd›¤› bir ortam›n yarat›lmas›n›n da sürpriz olmayaca¤›d›r. Böyle bir Irak’ta hem iflgalcinin ifli kolaylafl›r, hem de iflgalcinin varl›¤› daha da meflrulaflt›r›l›r.

◆ Kukla Hükümetin Bakanlar›: ABD, Kukla Konseyden sonra, bakanlar› atayarak, iflgale “demokrasi” k›l›f› geçirme oyununda bir ad›m daha att›. Kimileri “kabinede flu kadar Kürt bakan oldu” diye sevinedursun, hangi milliyetten, dinden, mezhepten olursa olsun, kime hizmet edeceklerinden bir s›r yok. Ve adlar› tarihe; iflbirlikçi hükümetin Amerikanc› bakanlar› olarak geçecek.

◆ Direniflçiye Rüflvet:

Danimarka ordusu, askerlerinin iflledi¤i suçlardan dolay›, ma¤dur Irakl›lara “misillemeyi engelleme amac›yla 11 bin 600 dolar tazminat ödeyece¤ini” aç›klad›. Aleni rüflvet! Direnifle karfl› ifle yarar m› görece¤iz. Ama aç›k görülen bir fley varsa, emperyalistlerin her fleyi sat›n alaca¤›n› zannetmeleri.

◆ ‹flgalci ‹tiraflar›: Savunma Bakanı Rumsfeld: “Böyle sert direnifli tahayyül bile edemedik.” Yardımcısı Wolfowitz: “direnifl nedeniyle petrol gelirleri umulandan az”... Daha durun, daha büyük itiraflar›n yap›laca¤› günler de gelecek. Hakl› direnifl böyledir; düflman saflar›nda çat›flmalar ve demoralizasyon kaç›n›lmazd›r.


Bahçelievler Temel Haklar’dan flenlik

Sömürü ve Zulme Karfl› Örgütlenelim Bahçelievler Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, resmi olarak kuruluflunu, düzenledi¤i bir tan›flma flenli¤i ile duyurdu. 30 A¤ustos günü, mahalle halk›n›n katk›lar›yla düzenlenen etkinlik, derne¤in amac›n› anlatan bir konuflma ile bafllad›. Konuflmada “Amerika'n›n Irak'› iflgal etti¤i, MGK’n›n Amerikan iflbirlikçili¤ini daha pervas›z bir flekilde sürdürdü¤ü, bask› ve sömürü yasalar›n›n ard› ar-

d›na ç›kt›¤› bir dönemde, bir mevzi olarak bizlerin de yer almas›n›n onuru ve gururunu yafl›yoruz.” denildi. Hak ve özgürlükler mücadelesinde en yo¤un bask›lar›n yafland›¤› ifade edilen konuflmada, IMF ve F tipleri örnek verildi. Halk›n, hak ve özgürlükler temelinde dernek çat›s› alt›nda örgütlenmesinin bir ihtiyaç oldu¤u belirtilen konuflmada, Anadolu tarihinin zulme karfl› isyanlar›ndan örnekler verilerek, sömürüye zulme karfl› sessiz kalmamal›y›z denildi. TAYAD Baflkan› Tekin Tangün'ün de konuflma yapt›¤› programa Grup Özgürlük Türküsü türküleriyle, Dost Sinemil fliirleriyle kat›ld›. Bahçelievler Temel Haklar’›n Adresi: Mustafa Kemal Pafla Cad. O¤uzcan Sk. No: 29/1 Bahçelievler Telefon: 539 56 32

SARIGAZ‹ fiENL‹⁄‹ YAPILDI Bu y›l beflincisi düzenlenen “Kardeflçe Birlikte Yaflama fienli¤i” Sar›gazi Kültür ve Sanat fienli¤i, daha çok konser a¤›rl›kl› olarak 29-31 A¤ustos günlerinde yap›ld›. Son gün tecriti protesto eden bir eylem düzenlenirken, flenli¤e üç günde 15 bin kifli kat›ld›.

Köye Dönüfl Paneli Tunceli Temel Haklar, 1 Eylül günü, belediye dü¤ün salonunda, göçettirilenlerin köye dönüflüyle ilgili düzenledi¤i panelle, Dersim halk›n›n en önemli sorunlar›ndan birini ele ald›. Panele 200 kifli kat›l›rken, HHB avukat› Özgür Gider’in yan›s›ra dernek baflkan› Murat Kaymaz konufltu. Panelde köye dönüflün yan›s›ra, yozlaflmaya iliflkin de canl› tart›flmalar yafland›.

Harçlara %25 Zam Resmi gazetede 3 a¤ustosta yay›nlanan Bakanlar Kurulu karar› ile üniversite harçlar›na yüzde 20 ile 25 aras›nda zam yap›ld›. Buna göre en düflük harç (aç›k ö¤retim) 45 milyon olurken, en yüksek harç (T›p Fak.) 375 milyon oldu. Bir yandan ücretsiz kitap flovlar› yapacaks›n, öte yandan üniversiteleri halk çocuklar›na kapatacaks›n; AKP iktidar›n›n ikiyüzlülü¤ü her alanda. Ama net olan bir yüzü varsa, emekçi halka düflmanl›¤›d›r. Gençlik, AKP iktidar›n›n gençli¤i düflman ve müflteri gören politikalar›na karfl› mücadeleyi yükseltmelidir.

Nurhan Azak An›ld› 3 Eylül günü, Dersim’in Pertek ‹lçesinin Gülbahçe Köyünde, gerilla flehidi Nurhan AZAK mezar› bafl›nda an›ld›. Ailesinin yan›s›ra yoldafllar›n›n kat›ld›¤› anmada, Nurhan Azak’›n yaflam›n› ve devrimci mücadelesini anlatan bir konuflma yap›ld›. Nurhan’›n direniflçi kiflili¤inin bugün kitleselleflerek büyüdü¤ü ifade edilen konuflman›n ard›ndan flehit gerilla için z›lg›tlar çekildi, marfllar söylendi.

Gülnihal Y›lmaz An›ld› Ölüm orucu flehidi Gülnihal Y›lmaz flehitli¤inin 1. y›l dönümünde Bursa'daki mezar› bafl›nda an›ld›. Karanfillerle süslenen mezar› bafl›nda yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan yaflam›n› anlatan bir konuflma yap›ld› ve fliirleri okundu. "Bize Ölüm Yok" marfl›yla son bulan anman›n ard›ndan ayn› yerde bir baflka devrim flehidi olan Selda Camk›ran'›n mezar› da ziyaret edildi.

Say› 76 43 7 Eylül 2003


ÇOCUKÇA!

A yn› S afta

Say› 76 44 7 Eylül 2003

Evet, tek kelimeyle, “çocukça”! Tan›k olduklar›m›z› adland›racak en uygun kelime bu. Tek bir ortak eylem özelinde, bu kadar çok “çocuklu¤a” tan›k olmak, flafl›rt›c›, ama solun gerçe¤i. Türkiye solu, 1960’lar›n sonundan ele al›rsak, 35 y›ll›k bir tecrübenin sahibi. Bugün bir çok siyasi hareketin içinde o günlerden gelen insanlar var. Yani sol, ne tarihsel anlamda, ne kadrosal anlamda “çocuk” de¤il. O dönemi çoktan aflm›fl olgunluk dönemini yafl›yor olmas› gereken bir sol. ‹yi kötü 35 y›ll›k faflizme karfl› mücadele etmenin onuruna sahip. Bu çocukluklar›n yafland›¤› tart›flmalar› yapan insanlar da 40-50 yafllar›ndaki insanlar. Ama politikay› belirleyen “benmerkezcilik”, “grupçuluk”, “küçük hesaplar” olunca, ne tarihsel tecrübe, ne kadrolar›n yafl› ve tecrübesi, çocukluklar›n yaflanmas›na engel olam›yor. ‹flte, sadece 1 Eylül mitingi çerçevesinde yaflanan çocukluklardan örnekler;

▼ 1 Eylül Komitesi’nin aç›klamalar›: Bas›na miting izniyle, afifllerin yasaklanmas›yla, mitingin amaçlar›yla ilgili aç›klama yap›yorlar. Bir komite üyesi “birinci gündem maddemiz... ikinci gündem maddemiz... üçüncü gündem maddemiz... dördüncü gündem maddemiz...” diye say›yor. Aralar›nda F tipleri, tecrit yok. Oysa, günlerce tart›fl›lm›fl o konuda ve bir karara ba¤lanm›fl. O karara göre F tipleri ve tecrit de “gündem”! Ama Komite Üyesi’nin o karara sayg›s› yok. Komite Üyesi sorumlulu¤u yok. Grupçulu¤uyla konufluyor. F tipleri dese, tecrit dese, dili mi fliflecek? O mesele devrimcilerin de¤il de “düflman›n” meselesi mi? Hangi mant›k, hangi ruh hali söyletmiyor o iki kelimeyi? Bu “çocukluk” de¤il de nedir flimdi? ▼ Mitingin konuflmac›lar›; Günlerce tart›fl›ld›. Bir türlü sonuçland›r›lamad›. Çeflitli makul öneriler, çözümler sunuldu. Ama birileri bunlar› da hep t›kad›. Hiçbir sorun çözümsüz kalamazd›; hiçbir yol bulunamazsa, tek bir ortak metin de okunabilirdi. Dayatma fluydu: ‹lle de konuflaca¤›m! Hangi ölçüye, hangi nesnelli¤e, hangi hakkaniyet ölçülerine göre konuflmay› dayat›yorsun? Sonuçta konuflmac›lar›n kimi kendini dayata-

rak ç›kt› o kürsüye. “20 bin kifliye” hitap etti! Dayatmayla, adaletsizlikle elde edilen kürsü, kime ne kazand›rabilir ki? Bundan bir yarar ummak “çocukluk” de¤ilse nedir?

▼ Konuflma s›ras› ve süresi: ‹lk konuflma Koordinasyon ad›na yap›lacakt›, sunucu önce Özgür Parti baflkan›n› ça¤›rd›, o konufltu, arkas›ndan EMEP Genel Baflkan› konuflma yapt›... S›ray› fiilen de¤ifltirdiler. Peki ne için? Hangi anlay›flla? Herkes istedi¤i fiili durumlar› yaratacaksa, oturulup önceden yap›lan tart›flmalar›n, al›nan kararlar›n ne anlam› var? O kararlar› alanlara karfl› sayg›s›zl›k de¤il mi bu?.. Konuflmalar için saptanan süre 10 dakika idi. Her ikisinin konuflmas› da 20 dakikay› geçti! Ne oldu, o on dakika fazlada kitleleri mi örgütlediler? Bilinçlendirdiler mi? ▼ Yürüyüfl s›ras›: Yürüyüfl s›ras› sorunu, son derece basit bir yöntemle çözülmüfltü: Tüm gruplar, alfabetik s›rayla dizilecekti. Ama böyle bir diziliflin içinde bile sorun ve çocukluklar yaflan›lmas›ndan kaç›n›lamad›. Bir kortej yanl›fl yerdeydi. Konuflmalar bir sonuç vermedi, yerlerine geçmediler. Kortej s›ralamas›nda öne geçmek için her zaman kulland›klar› isimle de¤il de ad› “A” ile bafllayan bir platform ad›na mitinge kat›lacaklar›n› söylemifllerdi ama ne ilginçtir, bu imza ile bir tane bile pankartlar› yoktu. ... Bir di¤er grup, Koordinasyon’a bir Kültür Merkezi ad›na kat›l›yordu. Mitingde en öne geçmiflti. Yerlerinin yanl›fl oldu¤u hat›rlat›ld›. Kendilerine “kültür merkezlerinin en önde yürüyece¤inin söylendi¤ini” belirttiler. Bilgilerinin yanl›fl oldu¤u aktar›ld›. “O zaman biz D.... dergisi olarak kat›laca¤›z, D harfine göre s›ram›za geçelim” dediler! Tamam denildi. (Kültür Merkezi olarak kat›lsalar, bir kaç yüz metre daha arkada olacaklard›! Kültür merkezlerinin ad›n›n ilk harfinin alfabedeki yeri, D harfinden daha geriydi. Gruplar›n adlar›n› da verebilirdik, ama meselemiz bu de¤il, bu tarzd›r.) fiimdi bu “çocukluk” de¤il de ne?

▼ 1 Eylül haberleri: Do¤al olarak Yeniden Özgür Gündem de, Evrensel de haberini yapt› ‹stanbul’daki 1 Eylül mitinginin. Ama ne tesadüf, her ikisinde de konuflmac›lardan birinden hiç sözedilmedi. Yeniden Özgür Gündem’e göre, “Özgür Parti


baflkan› Ahmet Turan Demir... ve EMEP Genel Baflkan› Levent Tüzel” konuflmufltu sadece. Koordinasyon ad›na konuflma olmam›flt› ona göre! Sanki fiadi Özpolat diye bir konuflmac› da hiç kürsüye ç›kmam›flt›! Keza “bunaltıcı bir sıcaklıkta alanı dolduran kitle Kardefl Türküler ve Koma Agirê Jiyan'ın ezgileriyle halay çekmifl”ti. Grup Yorum diye bir grup da yoktu zaten alanda! Keza Evrensel’e göre de “EMEP Genel Baflkanı Levent Tüzel ile Özgür Parti Genel Baflkanı Ahmet Turan Demir” konuflmufl, hatta “Tunuslu Gazeteci Hamma Hammami’nin konuflması ise, ‹çiflleri Bakanlı¤ı’ndan izin alınmadı¤ı gerekçesiyle engellenmiflti”. Konuflmalara iliflkin tüm belirtmeler bunlard› Evrensel’de. Tunuslu gazetecinin konuflturulmamas›n› yazan Evrensel, kürsüde konuflan Koordinasyon sözcüsünü ve TAYAD sözcüsünü haberine yazmaya de¤er bulmam›flt›. Ne habercilik, ne objektiflik! fiimdi “çocukluk”tan baflka ne diyeceksiniz buna? Yazmad›lar bu isimleri. Ne oldu peki? Ne geçti ellerine?

*** Basit, s›radan fleyler bunlar. Ama bir demokrasi kültürünün yoklu¤unu gösteriyor. Asgari ortak

kararlara, kurallara uyma sayg› sorumlulu¤undan yoksunlu¤u gösteriyor.

ve

Adaletsiz bir örgüt, halka adalet götüremez; kendi iç sorunlar›n› çözemeyen bir sol, halka çözüm sunamaz. Sorunlar, dayatmayla veye “kitle gücüyle” çözülmeye çal›fl›l›yor. “Kitlesi çok olan”; ölçü bu olursa, az olan ne olacak? Onun sesi, iradesi nas›l ortaya ç›kar›lacak? Bugün sineye çekilir, yar›n çekilir, sonra? Birliklerde as›l büyük sorumluluk, daha güçlü, daha kitlesel olanlar›nd›r. Küçük gruplar›n “grupçulu¤u” bir yere kadar anlafl›labilirdir (elbette bu onlar›n grupçu, kompleksli tav›rlar›n› meflrulaflt›rmaz ama olaya nesnelli¤i içinde bak›fl böyle olmak durumdad›r.) Halk güçlerinin birli¤ini ve birbirine güvenini gelifltirmeye çal›flmak yerine, bu çocukluklar› ço¤altmak, bunlarda ›srar etmek, neye hizmet eder, herkesi üzerinde düflünmeye ça¤›r›yoruz. Konuflma s›ras› de¤ifltirilir, yürüyüfl s›ras› de¤ifltirilir, bir aç›klamadaki imzalar›n s›ras› de¤ifltirilir; basit, çocukca yöntemlerle birbirine nas›l çelme takar›m, nas›l güçsüzlefltiririm hesab› yap›l›r. Bu kafa birlik olmaz. Çocukluklar›n› aflamayan bir sol, halka iktidar iddias›na uygun ciddiyet ve güveni veremez.

Mersin il baflkan›: “sald›rganlar DEHAP’› ba¤lamaz”

DEHAP SORGULAMALIDIR! Mersin ve ‹stanbul’daki mitinglerde Haklar ve Özgürlükler Cephesi’nin “107 Ölü Var Hangi Bar›fl” pankart›na yönelik sald›rgan tav›rlar, ‹stanbul’da Gazi Mahallesi’ne de tafl›nmak istendi. Kendisine DEHAP’l› diyen birileri, “pankart›m›z› indirdiniz” diye resmen yalan söyleyerek, Haklar ve Özgürlükler Cephesi kortejinde yer alan insanlara karfl› sorumsuz tavr›n› sürdürdü. Mersin ‹l Baflkan› ile yap›lan konuflmay›, 1 Eylül haberlerinin yer ald›¤› yaz›m›zda aktard›k. TAYAD’›n direnifl tavr›na sayg› duydu¤unu, pankarta ve TAYAD’l›lara yönelik sald›rgan tavr›n kendileri ile iliflkisi olmad›¤›n›, araflt›r›p, sorgulayacaklar›n› belirtiyor. ‹stanbul’da ise, yine kendine DEHAP’l› diyen birileri provokasyon yaratmaya çal›fl›yor. Yap›lan objektif olarak provokatörlüktür. Kimse, ben “bar›fl”a flöyle bir misyon yüklüyorum, herkes bunu kabul edecek diyemez. Bu, her fleyden önce demokratik de¤ildir. Demokratik cumhuriyet deniliyor, ama kendisi demokrat de¤il. Ortak yap›lan bir mitingte kimse kimsenin pankart›n›n üzerini örtemeyece¤i gibi, herkes senin bar›fl anlay›fl›n› savunmak zorunda da de¤ildir. Kald› ki, “hangi bar›fl” slogan› karfl›s›nda içine girilen ruh hali resmen al›nganl›kt›r, subjektivizmdir.

Biz, baflka hesaplar yap›lm›yorsa, Gazi mahallesine tafl›nan olayda, arada provokasyon yaratmak isteyen birilerinin olabilece¤ini düflünüyoruz. Bunun için resmen onbinlerce insan›n gözü önünde gerçekleflen bir olayda, “pankart›m›z indirildi” diye yalan bile söylenebilmektedir. Herkes bilir ki, tarihimizde böyle bir kare yoktur. Biz demokrat›z, sol içi iliflkilerde devrimci de¤erlerimizle hareket ederiz. Yaflanabilecek olas› iradi olmayan olumsuzluklar› da, kimsenin hat›rlatmas›na gerek bile b›rakmadan, biz sorgular, bulur ve insanlar›m›z› e¤itiriz. Bu tav›r, DEHAP’›n iradi bir karar› de¤ilse, bu sald›rgan, provokatif tavr›n sahipleri araflt›r›l›p bulunmal› ve muhataplar›na bilgi verilmelidir. Bunun sorumlulu¤u da do¤al olarak DEHAP’a aittir. Kimse, sorunu, “kitlemiz genifltir, hepsini kontrol edemiyoruz” diye geçifltirmeyi de düflünmemelidir. Bu özelefltirel olmaktan kaç›flt›r. E¤er ortada subjektif bir durum yoksa, e¤itimsizlik sonucu ise, bu da DEHAP’›n sorunudur. Kitlesini e¤itmeli, baflka siyasetlere karfl› bu tavr›n nas›l ortaya ç›kt›¤›n›, insanlar›n› nas›l e¤itip yönlendirdi¤ini düflünmeli ve yeniden yaflanmamas›n›n önlemlerini almal›d›r.

Say› 76 45 7 Eylül 2003


MGK

’n›n halka karfl› savafl›

MGK Yönetmeli¤inin Hedefindeki Ve MGK’n›n Gelifltirdi¤i ‹slamc›lar

Say› 76 46 7 Eylül 2003

MGK Genel Sekreterli¤i yönetmeli¤inde de belirtildi¤i gibi, “düflman” unsurlardan biri, islamc› kesim! Bu elbette islamc› kesimin tümünü kapsam›yor, en az›ndan yönetmeli¤in operasyonlar› sonucunda art›k kapsam›yor. Büyük bir kesimi “hizaya gelmifl” ve düzeniçileflmifltir. MGK, 12 Eylül’den bu yana, tüm toplumu oldu¤u gibi islamc›lar› da de¤ifltirdi, flekillendirdi. Bölüp parçalayarak, vurup güçsüzlefltirerek düzeniçilefltirmifl, kültürünü, ideolojisini, yaflam tarz›n›, beynini de¤ifltirmifltir bu kesimlerin. MGK’n›n “toplum mühendisli¤i”ne karfl› en fazla söz söyleyenlerin bafl›nda islamc›lar gelir, ama islamc›lar bu “mühendisli¤in” en baflar›l› oldu¤u kesim olmaktan kurtulamam›flt›r. AKP bu “de¤iflimin” sonucudur. MGK ile görünürdeki çat›flmalar› esas olarak düzenin niteli¤ine, kapitalist soygun düzeninin de¤iflmesine, sömürünün, iflbirlikçili¤in ve zulmün son bulmas›na iliflkin de¤ildir.

Neden Sadece 28 fiubat’› Görürler? 28 fiubat, bir anlamda islamc› kesim için “dönüm noktas›” denilebilir. Bugün Genelkurmay’a yönelik elefltirilerinde, yönetmeli¤in gündeme gelmesi ile yapt›klar› aç›klamalarda, sanki sözkonusu belge sadece islamc›lar için haz›rlanm›fl, sanki bu ülkede sadece 28 fiubat olmufl gibi yans›tmalar›n›n nedeni, sadece “kendilerine demokratl›klar›ndan” de¤ildir. Bununla birlikte, 28 fiubat’› ç›kard›¤›n›zda,

“Bu ‘derin devlet’ dedi¤imiz büyük ölçüde bütün islami gruplarla anlaflmalar içine girdi. Fethullah Hoca bana flöyle konufluyordu: ‘Yurtd›fl›nda okullar› kurmamda devlet, istihbarat bana yard›mc› oldu. Devletin yöneticileri ilgili devletlere refarans verdi.’ Bak›n baz› islami gruplara, 12 Eylül’den sonra birden palazland›lar.” (Nur Cemaati lideri Mehmet Kutlular)

MGK yönetmeli¤inin öbür taraf›nda, hedef de¤il, baflka güçlere karfl› kullan›lan “araç” durumundad›rlar. Sadece halka karfl› savaflta kullan›lan de¤il, ayn› zamanda bu savafl›n sonucu olarak geliflip büyümüfllerdir.

Fethullah Gülen’e Cunta Deste¤i Kanl› Pazar’lar›, Komünizmle Mücadele Dernekleri’ni bir yana not edip, sadece 12 Eylül sonras›na bakmak bile yeterlidir bunun için. Cuntaya tarikat deste¤i, cuntan›n baflar›s›nda küçümsenmeyecek bir kitle deste¤ini yaratm›flt›r. Hangi tarikatlar hangi pazarl›klar karfl›l›¤›nda cuntaya destek verdi, nas›l pazarl›klar yap›ld›, bu konuda islamc› kesimden, Nur Cemaati lideri oldu¤u belirtilen Yeni Asya Gazetesi sahibi Mehmet Kutlular’a kulak verelim: “Y›l 1981. Bir zat ziyaretime geldi. Daha do¤rusu gönderildi... fiunlar› söyledi: ‘Gelin sizinle çal›flal›m. Bizim devlet içinde bir gücümüz var. fiunu flunu yapacaks›n›z... fiunu flunu beraber yapaca¤›z... Buna karfl›l›k size her türlü imkan› sa¤layaca¤›z.’ (...) Reddettim. Aradan 5-6 ay geçti. ‹çimizdeki en büyük bölünme bafllad›. Darbenin lehinde olanlar ve karfl›s›nda olanlar. (...) Bana göre 12 Eylül’den sonra baz› islami gruplar›n ileri gelenleri ile, ihtilali destekleme sözü al›narak, anlaflma yap›ld›. Anlaflma yap›lmak istenenlerden biri de bendim. Bizi kendileriyle anlaflmad›¤›m›z ve ihtilali desteklemedi¤imiz için böldüler. Bu, kullan›lan eski, ama etkili bir metoddur. Hizbullah meselesini de böyle de¤erlendiriyorum...” (27 Ocak 2000, Özgür Bak›fl, Kutlular’la röportaj) Mehmet Kutlular, daha somut olarak kimlerin pazarl›k yapt›¤›na ve devletle islamc›lar›n birbirlerini nas›l kulland›¤›na iliflkin, 26 Haziran 1999’da Milliyet Gazetesi’ne flunlar› anlat›yordu: “Çünkü o adamlar sana inand›¤› için de¤il, seni kendi maksad›na göre kullanmak için geliyor. Kulland›ktan sonra da seni bir kenara b›rakacakt›r, k›r›p dökecektir. Bu ‘derin devlet’ dedi¤imiz büyük ölçüde bütün islami gruplarla anlaflmalar içine girdi. Bu arada herhalde Fethullah Hoca ile anlaflacaklard›. Hoca bana flöyle konufluyordu: ‘Yurtd›fl›nda okullar› kurmamda devlet, istihbarat bana yard›mc› oldu. Devletin yöneticileri ilgili devletlere refarans verdi.’ Devletin yard›m› olmazsa bu okullar› kurmak


mümkün de¤il. Bak›n baz› islami gruplara, 12 Eylül’den sonra birden palazland›lar. Ama devlet zamanla bak›yor ki, bu gruplar büyüyor, pani¤e kap›l›yor ve engellemeye çal›fl›yor.” Bugün “fleriat tehlikesi” diye en baflta örnek gösterilen ve MGK toplant›lar›nda kararlar al›nan Fethullah Gülen iflte böyle, bizzat devlet taraf›ndan gelifltirildi. En yo¤un 12 Eylül’ün ilk y›llar› olmak üzere 28 fiubat’a kadar olan süreç, islamc›lar›n, devletin solun önüne set çekme, yok etme politikas›n›n, yani tam da MGK Yönetmeli¤indeki ifadesiyle “bertaraf” edilmesi politikas›n›n sonucu olarak önlerinin aç›ld›¤› süreçtir. Bir yandan cunta flefi Kenan Evren Kuran-ı Kerim’den ayetlerle konuflmalar yaparken, askeri helikopterlerden ayetli bildiriler köylerin tepesine at›l›rken öte yandan ülke içinde ve d›fl›nda islamc› örgütlenmeler bizzat devlet taraf›ndan, MGK Genel Sekreterli¤i’nin uygulamaya koydu¤u programla gelifltirildi.

MGK, Kuran-› Kerim Da¤›t›yor

sürdürüldü. Bu kez Kürt milliyetçi hareketinin karfl›s›nda Hizbullah gelifltirildi. ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu, o günlerde PKK’y› bitirmek için “eli tesbihlileri ço¤altmaktan” sözediyordu. Bu dönem, binlerce faili meçhulün kay›tlara geçti¤i dönemdir ayn› zamanda. Gecekondu yoksullar› ise tarikatlar arac›l›¤›yla devrimden uzaklaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor, düzene yedekleniyordu. “fieriat tehlikesi”nden sözeden Genelkurmay’a seslenen liberalizm savunucusu Taha Akyol flöyle diyordu bir yaz›s›nda: “‘Öteki Türkiye’ yoksul oldu¤u gibi, sosyal ve kültürel bak›mdan kendini d›fllanm›fl, ezilmifl hissetmektedir. PKK’n›n taban› varofllardaki yoksul ‘iç göçmen’ Kürtlerdi... DHKP-C’nin de genifl biçimde örgütlenmifl, belli bir kitle taban›na oturmufl oldu¤u belli. Bunlar da, varofltaki yoksul ve ezik Alevi gençler de¤il midir? 28 fiubat ideolojisi bunu anlamaz ama düflünmek laz›m: Tarikat ve cemaatlerle FP’nin siyasi çizgisi taraf›ndan tutulmasa, varofllardaki öfke sunni kesimde kendini nas›l d›fla vururdu acaba?” (Taha Akyol, Milliyet, 6 Ocak 2001)

Bu konuda bir örne¤i de, Fatih Güllapo¤lu'nun 'Tanksız Topsuz Harekât' kitabından aktaral›m.

“Kendini d›fla vurma”, devrim kanal›na akmas›d›r. Tarikatlar, din tüccar› partiler ise bu ak›fl› durdurmak için MGK ile ayn› saftad›r.

Avrupa’daki Türkiyeliler aras›nda, islamc› örgütlenmeyi araflt›ran Güllapo¤lu, her yerde O¤uz Kaleli isimli bir subay ile karflılafl›r. Albay olarak emekli olacak olan O¤uz Kaleli o dönem MGK Genel Sekreterli¤i'nin Toplumla ‹liflkiler Baflkanlı¤ı (Radikal’in yay›n›yla en çok tart›fl›lan birim) bölümünde çalıflmaktad›r. MGK’n›n daha onlarca Kaleli ile ne yapmak istedi¤ini Güllapo¤lu, cunta sonras›, “memleketteki solcu akımları etkisiz hale getirmek için ‹slami yönelifli özendirmek” olarak aç›klar. Türk-‹slam sentezinin bizzat MGK taraf›ndan yay›ld›¤›n›, onbinlerce Kuran-ı Kerim’in bizzat bu subaylar taraf›ndan da¤›t›ld›¤›n› anlat›r. Kuran-ı Kerim’lerin nas›l gönderildi¤ini ise, Murat Yetkin’e cevap yazan O¤uz Kaleli, “Diyanet ‹flleri Baflkanlı¤ı'ndan resmi yazı ile Genelkurmay gönderdi” sözleriyle do¤rulamaktad›r.

28 fiubat ise, gelifltirilen islamc›l›¤›n, art›k düzen için “tehlike” olarak görülmeye bafllanmas›yla önünün kesilmesidir. 28 fiubat hedefin öteki yan›nda, bu kesimler taraf›ndan da “yokedilmeleri mubah” olan devrimciler oldu¤u ise hiçbir zaman görülmek istenmez. “Teröre karfl› savafl”, “do¤al” oland›r. Cuntac›lar, 28 fiubatç›lar, MGK Genel Sekreterli¤inin yönetmelikleri sola karfl› savafltan sözediyorsa alk›fllarlar.

Do¤rudur. Ve sadece yurtd›fl›nda de¤il, tüm ülkede de ayn› “harekat” yürürlüktedir. Oligarfli, tüm politikalar›nda oldu¤u gibi, Amerikan politikalar›n› uygulamaktad›r. ABD “yeflil kuflak” politikas›yla islamc›lar› gelifltirilip Sovyetler’i kuflatmay› hedeflerken, MGK da ülkemizde islamc›lar› ayn› amaçla, devrim yürüyüflünün önünü almak için kullanmaktad›r. Karfl›l›¤›nda ise geliflmelerine izin vermektedir. Ayn› politika 90’l› y›llarda ve daha sonra da

‹slamc›lar, tutarl› demokrat olacaklarsa, MGK’n›n yönetmeliklerini elefltireceklerse, önce bu sürecin özelefltirisini vermek, MGK’y› MGK yapan politikalar›n› sorgulamak zorundad›rlar.

MGK Kaleminden Diyanet Fetvas› Oligarfli içi çat›flmada Emniyet ‹stihbarat›n›n MGK Genel Sekreterli¤i’nin faaliyetlerini izlemesi sonucu tespit edilen faaliyetlerden birini, 29 A¤ustos tarihli Yeni fiafak’ta Ali Bayramo¤lu flöyle aktard›: “Bazı sivil devlet görevlilerinin yönlendirilmesi yapılıyor. Örne¤in, geçen Haziran sonu Diyanet ‹flleri Baflkanı'nın ‘Kur'an yeniden tercüme edilmelidir, bize TV kanalı tahsis edilmelidir’ fleklindeki konuflması bu daire tarafından hazırlandı.” Ölüm orucu direnifline karfl› fetvalar, devrimcilere karfl› fetvalar, iflgalci Amerika’ya methiyeler de MGK emriyle mi yap›ld›? Art›k kuflku yok!

Say› 76 47 7 Eylül 2003


Depremzedelerin 4 y›ll›k dinmeyen 盤l›¤›

Biz de insan›z 4 y›ld›r Düzce’de bar›nma ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas› için, çalmad›k kap› b›rakmayan depremzedeler, çoluk çocuk Ankara’da Abdi ‹pekçi Park›’nda oturmaya bafllad›lar. Bu kez kararl›y›z. Bugün gidin, biz sizi arar›z yalanlar›na inanmayaca¤›z, diyorlar. Onlar nezdinde, herkes, iktidarlar›n halk›n en insani ihtiyaçlar›n› karfl›lamaktan nas›l aciz oldu¤unu, nas›l umurlar›nda olmad›¤›n›, “depremzedeler” sömürüsü yapa yapa nas›l onlar› bir yana tutup att›klar›n› görüyor. fiimdi yüzlercesi Ankara’da, çad›r kurmalar›na dahi izin verilmeden bekliyorlar. ‹ktidar kap›lar› bir bir yüzlerine kapatt›. Birkaç yüz metre ötedeki Baflbakanl›¤›n kulaklar› onlar›n sesini de duymuyor.

Say› 76 48 7 Eylül 2003

bürokrasi Erdo¤an’›n özel kalem müdürü yard›mc›s›na gönderdi. Ama bu görüflme de olmad›. Abdullatif fiener’e 32 bin imzay› teslim eden depremzedeler ondan da masal dinlediler: “Siz Düzce’ye geri dönün. 10 gün sonra yan›t veririz.”

Dertlerini anlatmak için flu yaflananlar bile devletin halka bak›fl›n› anlatmaya yetmez mi;

Depremzedelerin cevaplar›, “Bize daha önce de benzer sözler verildi; ama tutulmad›. Bu kez kalmakta kararl›y›z.”

Düzce Depremzedeler Derne¤i Baflkan› Ayflegül fienol ve oluflturduklar› bir heyet, önce Baflbakanl›k ile görüflmek istedi. Olmad›. Sonra s›ras›yla; Baflbakan yard›mc›s› M. Ali fiahin’in özel kalem müdürü, Erdo¤an’›n özel kalem müdürü ile görüflmeler yap›lamad›. Birbirine topu atan

Yoksullar yaflayarak ö¤reniyor. ‹ktidarlar›n halk› aldatma, oyalama oyunlar›n› görmek için depremzede olmam›z, 4 y›ll›k maduriyetimiz gerekmemeli elbette. Hiçbir iktidar halk›n ihtiyaçlar›n› düflünmez, karfl›lamaz. Sadece tekellerin ihtiyaçlar›n› düflünür ve karfl›larlar.

düflünmeli ve sol saflarda yeri olup olAyd›nl›kç›-Faflist MHP ‹ttifak› den mad›¤›n› belirlemelidir. Bunun için yeterli

Perinçek’in ‹P’inin Öncü Gençlik’i ile, MHP’nin Ülkü Ocakları, yanlar›na Atatürkçü Düflünce Derne¤i'ni de alarak 30 A¤ustos günü bir miting düzenlediler. AB’ci medya bu ittifak› “ulusal sol-MHP... sa¤-sol birli¤i” vb bafll›klarla, aman AB süreci riske girecek paranoyas› ile karfl›lad›. Miting fiyaskoydu. Ama bizi ilgilendiren yan› bu de¤ildir. ‹flin özü; Ayd›nl›k ihbarc›l›¤›, yerini buldu. “Sa¤-sol” ittifak› diye yans›tanlar, gerçe¤i çarp›t›yorlar. Ayd›nl›k hiçbir dönem “sol” olmad›. Dün neyse bugün de nüans farkla ayn› yerdedir. Kar›fl›kl›k ona “sol” diyenlerin kafas›ndad›r. Bu demagojiden y›llard›r Ayd›nl›k konusunda soldaki belirsizli¤e yol açanlar da sorumludur.

Devrimci Hareket’in ›srarla Ayd›nl›k konusundaki uyar›lar›na, ihbarc›l›¤› teflhir etmelerine ra¤men, Kürt milliyetçili¤i ve kimi sol çevreler, Ayd›nl›k çetesinin bir dönem için de olsa meflrulaflmas›na büyük katk› sundular. Solda çeflitli konularda birliklerin gündeme geldi¤i dönemlerde, böyle bir birli¤e Ayd›nl›k al›nacak m› al›nmayacak m›, tart›flmalar› yafland›. 1989’da Yeni Çözüm’de flöyle seslenmifltik; “Ayd›nl›kç›lar konusunda kafas› kar›fl›k sol, yeni-

malzemeyi Ayd›nl›kç›lar sunuyor. Geçmiflte ve bugün yapt›¤› hiçbir fley unutulmamal›d›r.” Kulak verilmedi. ‹lkesiz, faydac› iliflkiler sürdürüldü. Kürt milliyetçili¤i zikzakl› iliflkilerinde, kimi zaman ajan provakatörlükle suçlad›, kimi zaman ittifak yapt›. Burjuva milliyetçisi Ayd›nl›k çetesinin, en az›ndan genel kamuoyu nezdinde solun içinde görülmesindeki katk›lar› arflivlerdeki resimlerde, yaz›larda kay›tl›d›r. Bugün Perinçek’e faflist diyenler de onlar. Ama, biz ne yapt›k, katk›m›z ne oldu da ihbarc› çete solda görüldü diye sormazlar. Üstelik bu kez de Perinçek üzerinden, onu “sol” diye tarif ederek, Türkiye solunu elefltirmeye kalk›fl›rlar. Yine DY oportünizminin aç›k-örtülü iliflkileri, baz› siyasi gruplar›n Ayd›nl›k hakk›nda hangi tespiti yapacaklar› konusundaki flaflk›nl›klar›, Ayd›nl›k’›n gerçek yüzünü dile getirenlere karfl› savunmalar› bilinmektedir. Faflistlerle yanyana Ayd›nl›kç› görüntüsü bu yan›yla “hay›rl›” olmufltur; ama belirtelim ki, yar›n bir “sol” grubun Ayd›nl›k’la yanyana gelmeyece¤ini de söylemekte tereddüt etmek için fazlas›yla gerekçemiz vard›r. Bu faydac›, ilkesiz anlay›fl solda varoldukça, mümkündür.


Medya Ertu¤rul Özkök; MGK Yönetmeli¤i mi Yaz Dedi? MGK yönetmeli¤inin bas›n› nas›l kulland›¤›n›n ortaya ç›kt›¤› günlerde, Hürriyet Genel Yay›n Yönetmeni Ertu¤rul Özkök, "‹stakoz lokantas›" bafll›kl› ‘pazar yaz›s›’ ile (kendileri light yaz›lar der bunlara. Konunun halkla, halk›n sorunlar›yla hiçbir ilgisinin olmamas›, kendi zevk ve sefalar›n›n teflhiri olmas› kuraldand›r.) yönetmeli¤in gere¤ini yerine getirmeye devam ediyordu. Böylece 31 A¤ustos tarihli Hürriyet’i okuyan herkes, “psikolojik savafl”›n nas›l sürdürül¤ünü de görmüfl oldu. Hiçbir alakas› yokken, yaz›s›n›n bir yerinde flöyle diyordu Özkök; "Y›llar önce ‹stanbul'da Dev-Sol'un bir hücre evi bas›lm›flt›. Hücre evin buzdolab›nda havyar bulunmufltu. Bu haberi, Hürriyet'in birinci sayfas›ndan tek sütun vermifltik. Aman Allah›m, sol kanat ne kar›flm›flt›. Oysa, Rus Pazar›'nda 100 bin liraya havyar bulunan günlerdi. Ama dedim ya, havyar›n s›n›fsal bir imaj› vard›r ve ancak hücre evlerde gizli gizli a¤z›n›za alabilirsiniz." Gerisini, Özkök’e cevap veren Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi’nden aktaral›m: “Bu haber söyledi¤iniz gibi, "y›llar önce", MGK Genel Sekreterli¤i'nin psikolojik savafl plan› çerçevesinde yapt›r›lm›flt› size. Ve her kelimesi yaland›. Bugün hala yaz›yorsunuz. Neden? Çünkü diyorsunuz ki; biz bu yönetmeli¤i deflifre ettik, ama sak›n yanl›fl anlamay›n, devrimcilere karfl› savafl›m›z sürüyor. Bu konuda MGK’n›n emirlerini yerine getirmeye devam ediyoruz... Rus pazar›nda sat›lan pahal› bir fley olmad›¤›n› kendiniz yaz›yorsunuz, ama bu, devrimcilere karfl› psikolojik savafl›n tetikçisi olman›z› engellemiyor. O gün yapt›¤›n›z›n ne anlama geldi¤ini çok iyi bilerek, “lüks yafl›yorlar diye nas›l da ortal›¤› kar›flt›rm›fl, nas›l da karalama kampanyas› yapm›flt›k ve buna inananlar ç›km›flt›” diyerek övünüyor, psikolojik savafl›n kurbanlar›na da, “ya iflte böyle sizi aptal yerine koyduk” diyorsunuz. "Ey 'kand›r›lm›fl gençler', bak›n liderler hücre evlerde gizli gizli havyar yiyor, siz sürünüyorsunuz" yalan›, psikolojik savafl ad›na ne çok ifllendi

bu ülkede, çok iyi bilirsiniz. Bu iflin kompedan› oldu¤unuzu, herkesin malumu burjuva yaflam›n›z› anlat›rken bile, araya s›k›flt›rarak kan›tl›yorsunuz. Psikolojik savafl uzmanlar› demek ki sadece apoletli olmuyor. Medyan›n apoletlileri var ki, resmi apoletliler as›l iflleri onlara yapt›r›yor. 16-17 Nisan 1992’deki katliamda, infaz›, katliam› görmeyip, birinci sayfadan "hücre evinde havyar bulundu" haberi böyle yapt›r›ld› size. O gün emir alarak yapt›n›z bu haberleri. Bugün dahi, emirleri nas›l ald›¤›n›z›, and›çlara göre nas›l sütunlar›n›z› doldurdu¤unuzu, nas›l infazlar yapt›¤›n›z› aç›klayam›yorsunuz. Ama siz aç›klamasan›z da, herkes, kalemlerinizden akan kan›, pisli¤i görüyor, biliyor. 1991’lerden itibaren gelifltirilen infazlar›, katliamlar› büyük bir zevkle alk›fllad›n›z. Devrimcilere yap›lan iflkenceleri savundunuz, “binlerce operasyon” yapan Susurlukçu generalleri aklamaya çal›flt›n›z. Susurluk tetikçilerine yeniden ihtiyac›n›z olaca¤›n› yazd›n›z o sütunlar›n›zda. Ve bugün hala MGK Genel Sekreterli¤i Yönetmeli¤i’nin gere¤ini yapmaya devam ediyorsunuz. Halka, halk›n mücadelesine karfl›, Do¤an Medya’n›n savafl› kesintisiz sürüyor.”

Say› 76 49

El Arabiya’ya ABD Tehdidi Amerika, maskeli direniflçilerin görüntülerini ve ABD kuklas› Geçici Hükümet Konseyi üyelerini tehditlerini yayınlayan Arap uydu kanalı El Arabiye’yi maddi kaynaklarını kesmekle tehdit etti. Amerikan demokraisi dalga dalga yay›l›yor!

Demokratl›k Dersi 27 A¤ustos tarihli Habertürk’teki köflesinde, KESK’lilere iliflkin, “Ne olur izinsiz yürüyüfl yapsalar? Bu adamlar DHKP-C üyesi mi? Vatan›n milletin bölünmez bütünlü¤ü aleyhine mi nümayifl yap›yorlar?...” diyen Atilla Yeflilada’ya Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi, “DHKP-C’liyse, her türlü bask›, yasak, ceza, engelleme mubah m›? DHKP-C’linin “insan haklar›” ihlal edilebilir mi? Böyle, nas›l demokrat olunabilir?” diyerek cevap verdi. Yeflilada’ya demokratl›¤›n ne oldu¤unu, bu ülkede yaflananlar›, MGK mant›¤›n› ve yazar›n ayn› mant›¤› tafl›d›¤›n› anlatan Cephe, DHKP-C hakk›ndaki bilgilerinin de oligarflinin psikolojik hareket merkezlerince haz›rlanan propagandalardan ibaret oldu¤unu belirtti. DHKP-C’nin, iflçinin, memurun, köylünün, esnaf›n, gençli¤in haklar›n›, özgürlüklerini arad›¤›n›, hayat›n her alan›nda oldu¤unu belirten Cephe, “Demokratl›¤›n›z DHKP-C’yle ilgili o cümleyi yazd›¤›n›z yerde bitiyor. O cümle, sizin demokratl›¤›n›z›n ipini çekiyor. Bu beynin demokratl›kla da, gazetecilikle de ilgisi yoktur.” dedi.

7 Eylül 2003


kahramanlar ölmez Zeynep Esra BOLAYIR 8 Eylül 1990 Mücadelenin henüz bafllar›nda oldu¤u bir dönemde Bursa’da geçirdi¤i bir trafik kazas› sonucu aram›zdan ayr›ld›. ‹YÖ-DER üyesiydi.

Dursun IfiIK 7 Eylül 1991

U¤ur BÜLBÜL

Hollanda’da faflistler taraf›ndan katledildi.

Seher fiAH‹N 8 Eylül 1991 3 Eylül’de ‹stanbul Mimar Sinan Üniversitesi’nde rehberlik ve dayan›flma çal›flmalar› yürütürken polisin sald›r›s›nda üniversitenin üçüncü kat›ndan afla¤› at›ld›. Befl gün komada kald›ktan sonra flehit düfltü.

10 Eylül 2001 19-22 Aral›k’ta, hücrelerde katledilen yoldafllar›n›n hesab›n› sormak için Taksim’de Çevik Kuvvet’e yönelik bir feda eyleminde flehit düfltü. “Bugün bunların hesabını sormak için bir eylem yapaca¤ım. Fazla söze gerek yok. Biz haklıyız ve bu haklılı¤ımızı ölümüne dek savunaca¤ız. Amacımız tüm dünyayı, ülkemizi yaflanabilir bir duruma getirmek...” (U¤ur BÜLBÜL)

Vedat ‹NAN 11 Eylül 1994 Dersim Mazgirt’e ba¤l› Dar›kent Beldesinde, Kürt milliyetçileri taraf›ndan öldürüldü. Mücadele okuru bir ö¤retmendi.

Filiz ÜNAL

Yener TÜRKER

9 Eylül 1998 Recai Dincel Karadeniz K›r SPB’lerinde savaflç›yd›lar. Niksar-Refladiye aras›nda ç›kan çat›flmada, Filiz Ünal flehit düflerken, Yener Türker’den çat›flma sonras› haber al›namad›. Araflt›rmalar sonucunda düflman taraf›ndan vuruldu¤u, veya Kelkit ›rma¤›nda bo¤uldu¤u sonucuna var›ld›. Filiz Tokat Turhal ilçesi Çerçi köyünden, Yener Ordu Mesudiye’dendi.

Mehmet SOYLU 12 Eylül 1979 Kars Yeni Mahalle’de faflistler taraf›ndan katledildi.

Yüksel KAfiIKÇI 12 Eylül 1979 DEV-GENÇ’liydi. Okmeydan›’nda faflistlerle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü.

Halklar›n kurtulufl kavgas›nda düflenler... Çin Devriminin önderi, halk kurtulufl savafllar›n›n ustas›yd›.

9 Eylül 1976

Julius Fuçik

Mao Zedung

Çekoslovakya Komünist Partisi önderlerindendi. Nazi iflgalinde tutuklanarak idam edildi.

8 Eylül 1943

Y›lmaz Güney Devrimci bir sanatç›yd›. Oligarflinin bask›lar› alt›nda sürgünde kaybettik.

11 Eylül 1984

Salvador Allende fiili’nin sosyalist devlet baflkan›yd›. CIA’n›n düzenledi¤i darbede direnerek flehit düfltü.

11 Eylül 1973


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook