Ekmek ve
Adalet
katliam... ‹flkence... tecrit... tecavüz... provokasyon...
Haftal›k Dergi / Say›: 69 / Tarih: 20 Temmuz 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000
www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com
SAHNEDEK‹ “AB’ye Uyum Paketleri”nin örttü¤ü
KONTRGER‹LLA, KONTRGER‹LLA SUSURLUK ve FAfi‹ZM’dir! Afi‹ZM Ekmek ve
Adalet
www.ekmekveadalet.com
info@ekmekveadalet.com
Bin gündür yürüyoruz Ödenen bedeller omuzlar›m›zda inanç al›nlar›m›zdaki k›z›l bantlarda öfke sloganlar›m›zda içeride d›flar›da yürüyoruz
Irak’ta “hava döndü; Direniflten esiyor yel”
✔
Bir çizgi bir dir enifl ve seyr edenler
Kendi halk›n› katledenlerin onuru olur mu? Halk›n karfl›s›nda aslan; ama ABD karfl›s›nda uyuz bir kedi! Oligarflinin sivil/asker tüm temsilcilerinin Irak’taki gözalt› karfl›s›ndaki tavr›n›n en özet ifadesi bu. O kediler, “F tiplerinden taviz vermeyiz” diye höykürüyorlar tutsak yak›nlar› karfl›s›nda. O kediler “bölücüleri yaflatmay›z” diye a¤›zlar›ndan salyalar ak›t›p kontra sald›r›lar yap›yorlar. O kediler iflçilere, memurlara meydan okuyorlar, meydanlar bofl, ç›k›n bakal›m. O kediler, hak, özgürlük isteyenleri tutukluyor, iflkenceden geçiriyor, iflkencehanelerindeki inlerinde eli kolu ba¤l› insanlara tecavüz ediyor, hücrelerde terör estiriyorlar. O kedilerin omzu kalabal›klar›, ABD bir özür bile dilemedi¤i halde “sorun çözüldü” diye yaltaklan›yorlar. O kedilerin hükümet koltu¤unda oturanlar›, bas›na Amerikal›larla telefonda nas›l sert konufltu¤unu yazd›r›rken, ABD ziyaretini bile erteleyemeyecek kadar korkakça davran›yorlar. Sürpriz de¤ildir. Bunlar›n ulusal onurlar› olmaz. Kiflilikleri olmaz. Yüzbinlerce kiflilik orduyu, yüzbinlik polisi arkalar›na al›p halka zulüm uygularlar ancak. ‹flkencehanelerine, hapishanelerine, DGM’lerine güvenip, hak ve özgürlük isteyene tehditle, küçümsemeyle cevap verirler. ‹flkenceciler ve katliamc›lar, korkak olur. Onlar da öyledir.
✹R
ÇA⁄ DUYU
I U
‹dil Kültür Merkezi’nde Temmuz Etkinlikleri ✹ 18-31 Temmuz aras› KUfiATMA filmi gösterimde olacak. Gösterim Saatleri: Hafta ‹çi: 17.00 - 18.30 - 20.00 Hafta Sonu: 15.00 - 16.00 - 17.00 ✹ 20 Temmuz Pazar:Saat 19.00 Yücel ARZEN dinletisi
Tarihin her döneminde, güç karfl›s›nda ilk diz çöken hep onlar olmufltur. O yüzden piflmanl›k yasalar› ç›kart›p, her seferinde yan›ld›klar› halde, her seferinde büyük beklentilere girerler. Çünkü herkesi “kendileri gibi” san›rlar. Çünkü, kendileri, bafllar›na es kaza bir hal gelse, kurtulmak için, her türlü muhbirli¤i, çirkefli¤i yapmaya haz›r kifliliklerdir. Bunlar hangi ulusal onuru savunacak? Bunlar, ABD bakanlar›n›n, IMF memurlar›n›n, Amerikan generallerinin hangi afla¤›lamas›na, azarlamas›na cevap verebilecek? Halk›n evlatlar›n› öldürüp “12 lefl ald›k” diyen bir zihniyetin kiflili¤i, onuru olur mu? “Tafl gibi delikanl›lar›m›z varken copa ne gerek var” diyen zihniyetin karakteri, onuru olur mu? Cesetlerin üzerine bas›p katliam mangalar›n›n gözlerinden öpenlerin onuru olur mu? Olmad›¤›n›, olamayaca¤›n› hep birlikte görüyoruz. Her türlü pis ifli yapanlar›n, “vatan” ad›na deyip eroin ticareti yapanlar›n, iflkencecilere, infazc›lara ödül olarak alt›n saat da¤›tanlar›n, ABD’yle, IMF’yle anlaflma imzalamay› övünç nedeni sayanlar›n, Irak’›n iflgal edilmesini “kar f›rsat›” olarak görenlerin onuru, cesareti olur mu? “Ne yani Amerika’yla savaflacak m›yd›k?” diyor onursuzluk. Vatanseversen, onurluysan, gerekirse savaflacaks›n; en az›ndan savaflmay› göze alacaks›n. Ama alamazlar. ‹nan›n, bir iflgal olsa, an›nda iflbirlikçilik yapmakta, herfleylerini, ama herfleylerini Amerikal›lara peflkefl çekmekte bir saniye tereddüt etmezler. Onur için, vatan için direnmeye cüret edenler karfl›s›ndaki zalimlikleri de bundand›r. Zulümlerinin derecesi, onursuzluklar›n›n ve kifliliksizliklerinin derecesini de gösterir. Ulusal onuru savunanlar bellidir; ba¤›ms›zl›k u¤runa bedel ödeyenler bellidir. Onlar›n içinde, oligarflinin hiç bir kesimi yoktur.
bin 1 000 günlük destandan kareler
28 May›s 2001 U¤ur Türkmen’in Cenaze Töreni Yenice Mersin
26-27-28 Temmuz’da
Ankara’ya Yürüyoruz! Tecrite karfl›ysan›z, iflkenceye karfl›ysan›z, hak ve özgürlüklerden yanaysan›z, 107 ölüm yeter diyorsan›z, B‹RL‹KTE YÜRÜYEL‹M!
TAYAD’l› Aileler
Ekmek ve
Adalet
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST
Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2.5
Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com
Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08
‹zmir- Milli-i Kütüphane Cad. No: 17/104 Tepeköylü ‹fl Merkezi Konak/‹zmir Tel-Faks: 0 232 482 29 54 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Bak›rc›lar Çarfl›s› Sar›meyo¤lu ‹flhan› Kat:1 No:43 Tel: 0422 323 24 77 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9
Ekmek ve Adalet Say› 69 ‹çindekiler
Direniflte 1000. Gün; Kim ne dedi, ne yapt›?
3... 5... 9... 10... 12... 14...
15... 16... 18... 19... 22... 25... 26... 30... 32... 33... 35... 36... 39... 40... 41... 44... 46...
47... 48... 50...
Direniflte 1000. Gün; Kim ne dedi, ne yapt›? Sahiplenen sesimizi duyacaks›n›z Halkt›r Direnen AB’ye Uyum ve Kontrgerilla Sald›r›lar› Uflak, uflakl›¤›na devam ediyor Adalet Bakanl›¤› Tehdit ve fiantaja Devam Ediyor Polis ‹nfaz› Türk-‹fl eylemden kaç›yor Aç kal›n, ölün AKP’nin Halka Yönelik Politikalar› Ç›kamayacaks›n›z! Ebu Gureyb’in “Standartlar›” Emperyalizme Uyum Teorileri Bütün iflgalciler, Irak’tan defolun! ABD Tüm Dünyada Bafl Çeliflki Yalan ‹mparatorlu¤u Dersim’in her sorunu bizim sorunumuzdur 1000 gün - bölüm 6 “Da¤ fare do¤urdu”! F›rsatç›l›k ve Emperyalist Kültür... Anti-örgütçü AB’ciler Vakit’e Madalya! 14 Temmuz ‘Ç›lg›nl›klar›na’ Selam Olsun! Kahramanlar Ölmez “Öfkesi hep derinden” Köyün Delisi
Bin günde ne oldu? Kim ne dedi, ne yapt›? Kim hangi çizgiyi izledi, hangi sonuçlar› yaratt›? Böyle büyük bir direniflin muhasebesi de büyük olacakt›r. Direnifl nas›l k›ran k›rana geçiyorsa, bu direnifl etraf›ndaki ideolojik mücadele de öyle geliflecektir. Ama yanl›fl anlafl›lmas›n; bu direniflin muhasebesi, öyle muhasebeye ça¤r›larla, masabafl› tart›flmalarla s›n›rl› de¤ildir. Muhasebe, direnifle paralel olarak hayat›n içinde sürmektedir zaten. Kimsenin kaçamayaca¤› türden bir muhasebedir bu. Kendine devrimci, sosyalist, komünist diyenlerin direnifl kaçk›nl›¤›n›n faturas›n› kesecektir kitleler. Devrimcilik, sosyalistlik, komünistlik iddias›ndaki her kesim, direnifl karfl›s›ndaki konumlar›yla tart›lmakta, sorgulanmakta, bilançolar ç›kar›lmaktad›r. Reformizmin, düzen içi solun, devrimcilik, sosyalistlik üzerine dünkü kadar ahkam kesemez hale gelifli, bu bilançonun s›n›rl› bir tezahüründen baflka bir fley de¤ildir. Daha büyük faturalar onlar› bekliyor. Bin günde neler olmad› ki? Kahramanl›k ve ihanet, kaç›fl ve sahiplenifl, sorumluluk ve sorumsuzluk, direnifli yozlaflt›ranlar, direniflten faydalanmak isteyenler, ç›karc›lar, hayat kutsald›r deyip ölümleri seyredenler, bizim yenilmemizden aç›k veya gizli zevk duyanlar, s›n›rs›z fedakarl›klar, hepsi var bu bin günde. ‹flte muhasebe de bunlar›n üzerinden geliflecek. Bin günlük bir direnifl var ortada. Bu bin günlük destan› yaratan bir çizgi var. Ama bunun d›fl›nda bir çizgi daha var: Seyir çizgisi. ‹simleri, strateji ve taktikleri farkl› olsa da, direniflin çeflitli aflamalar›nda yerleri farkl› olsa da, gelinen noktada Türkiye solunun tamam›na yak›n› direniflin flu veya bu biçimde d›fl›nda, flu veya bu biçimde seyir çizgisindedir. Ne devrimci gruplar›n, ne de çeflitli kitle örgütlerinin yapt›¤› ve yapabilecekleri hiçbir fleyi yads›yor de¤iliz. Bunlar› direnifl sürecinin bir parças› saymakta da bir mahzur görmeyiz. Fakat bugün yap›lanlar›n direniflin sonucu üzerinde belirleyici olabilecek bir a¤›rl›k tafl›mad›¤›n›, mevcut politikalar de¤iflmedikçe de tafl›mayaca¤›n› belirtmeliyiz. Yap›lanlar, ço¤unlukla, kendini sorunun sahibi de¤il, izleyicisi, mücadelenin bir parças› de¤il, destekçisi olarak gören bir zihniyeti yans›tmaktad›r. “Destek” zihniyetinde bile bir istikrar, ›srar yoktur. Dolay›s›yla sonuçta ortaya bir seyircilik konumu ç›kmaktad›r. Bizim tart›flt›¤›m›z budur. Tarihin tart›flaca¤› budur. Yads›namaz bir olgu; 107 ölüm karfl›s›nda susanlar var. Sol oldu¤unu söyleyip susanlar, niye, ne ad›na sustuklar›n› aç›klamak zorundad›rlar. Devrimci, sosyalist, komünist, emek yanl›s›, demokrat, hangi s›fat› tafl›yor olursan›z olun, sol olman›n bir sorumlulu¤u vard›r. Bu sorumluluk, 107 tabut ortaya ç›karan bir zulüm karfl›s›nda susmamay› içerir. Bu sorumluluk, 107 tabuta ra¤men zulme karfl› direnmeyi sürdürenlere karfl› bir sorumluluk duymay› içerir. Ama susmay› içermez. Susanlar ne için ne ad›na sustu¤unu iflte bundan dolay› aç›klamak zorundad›r. Sorun kesinlikle “mücadele biçimleri, taktikleri” konusunda bir “farkl›l›k”tan ibaret de¤ildir. E¤er öyle olsayd›, flu sorular›n bir cevab› olmal›yd› bugüne kadar: Hani “demokratik mücadele” yapacakt›n›z? Hani “baflka gündemler”iniz vard›? Hani “farkl› programlar›n›z” vard›?
Ölüm orucunu yanl›fl bulup verdi¤iniz demokratik mücadele nerede? F tiplerine karfl› direnifle “kitlelerin gündemi de¤il” diyerek u¤raflt›¤›n›z gündemlere iliflkin ne yapt›n›z, ne yapmad›n›z? Aç›klamak zorundas›n›z. ‹flçilerin, memurlar›n, köylülerin hangi sorunu ve mücadelesiyle ilgileniyorsunuz? Hangi kitleleri harekete geçirdi¤inizi, hangi direniflleri örgütledi¤inizi aç›klamak zorundas›n›z. Bu sorulara verilecek bir cevap yoksa, yukar›da s›ralanan tüm gerekçelerin tek bir anlam› var demektir: Direniflten, faflizmle çat›flmaktan, bedel ödemekten kaç›lm›flt›r. Görmezden, duymazdan gelenler, susanlar, gündemimiz de¤il diyenler, AB program› do¤rultusunda, devrimcilere karfl› fliddeti meflru ve mübah gördüler. “fiiddet karfl›tl›klar›” sahtedir. Devrimcilerin fliddetine karfl›d›rlar; devletin fliddetine karfl› olsalar bile, karfl›s›na ç›kacak siyasi cesaretleri yoktur. Kürt milliyetçili¤i zaten AB’nin ve ABD’nin hofluna gitmeyen hiç bir fley yapmamay› politika haline getirmifllerdir. Bin gün karfl›s›ndaki tav›rlar› tam bir seyir çizgisinden ibaret olmufltur. Birkaç mitinge kat›l›p, bir kaç aç›klama yap›lm›fl olmas›, daha 19 Aral›k sabah› biz yokuz deyip katliam› seyretmekle bafllayan seyir tablosunu de¤ifltirmez. Bu tablo benmerkezcili¤in tipik bir tezahürüdür. Kendi d›fllar›nda kim ölmüfl, kim kalm›fl, onlar› ilgilendirmez. Direnenlerin d›fl›nda, sol ad›na, utanç verici bir bencillikle yaz›lm›flt›r bin günün tarihi. Marks’›n “pratik gereksinmeler ve bencil ç›karlar” diye özetleyerek lanetledi¤i Yahudi kültürüyle karfl› karfl›yay›z adeta. Anti-semitist de¤iliz; ama bu kültür çok karakteristiktir. Ç›karc›l›¤›n, bencilli¤in, benmerkezcili¤in doru¤unu temsil eder. ‹flte böyle dorukta bir bencillik ve ç›karc›l›kla karfl› karfl›ya kald›k bin gündür. Ölümü bizimle paylaflmalar›n› istemiyorduk, açl›klara yatmalar›n› beklemiyorduk, militanca eylemlerimize gelmemelerini de anlayabilirdik. Ama tabutlar›m›z›n alt›na bile omuzlar›n› koymad› bu bencillik. ‹stisnalar hariç, partiler, sendikalar binalar›n› açmad› dayan›flma için. Tersine, o kadar bencil, ç›karc›yd› ki, sald›r› alt›ndayken yüzümüze kapat›ld› o kap›lar. Açl›¤a yatm›fl tutsak yak›nlar›, kap› kap› kendilerine yer aramak zorunda kald›lar haftalarca. Armutlu’da kuflat›ld›¤›m›zda, bir karanfil all›p gelemedi bu bencillik. Bu kültürü lanetliyoruz. Bu kültürü mahkum ediyoruz. Bu kültürün sol olmad›¤›n› tekrar ilan ediyoruz. Atefller, ölümler içinde bin gün; tutsaklar, bir yoldafllar›n› flehit verdiklerinde, daha onun tabutu mezarl›¤a varmadan, onun yerini doldurmak için al›n bantlar›n› haz›rlamaya bafll›yorlar. TAYAD’l› Aileler, her flehidi topra¤a verirken, on-
lar›n sesini, solu¤unu yayman›n sorumlulu¤unu daha fazla duyarak yapmalar› gerekenleri düflünmeye bafll›yorlar. Devrimci hareket, her gününde, her alan›nda Türkiye devrimi aç›s›ndan, dünya halklar›n›n direnifl gücü aç›s›ndan art›k bafllang›ç noktas›n›n da çok ötesinde bir misyon yüklenmifl olan bu direnifli sürdürmeyi ve zafere tafl›may› planlarken, hayat›n di¤er alanlar›ndaki mücadeleleri sürdürmenin iradesini ortaya koyuyor. Mücadeleyi, direnifli bilmeyenin, yüre¤inde hissetmeyenin, beyninde yaflamayan›n bu bin günün hiç bir saniyesini gözünün önünde canland›rmas› mümkün de¤ildir. Ama mücadeleye yabanc› olanlar bile, bir içerideki ve d›flar›daki bu prati¤e, bir de direniflin d›fl›ndaki siyasi hareketlerin prati¤ine bakarak “gündemimiz de¤il” teorisinin bir bahaneden baflka bir fley olmad›¤›n› anlayabilir. Tek Tip Elbise uygulamas› gündeme getirilmeye çal›fl›l›yor. Daha baflka sald›r›lar, yapt›r›mlar da gelecektir bekleyin. Yine mi “gündemimiz de¤il” denecek? Öyle denilmesi de muhtemeldir. Çünkü AB’nin gündemi olmayacak TTE zulmü. Çünkü TTE “uluslararas› standartlara” uygundur! Peki, kimler, ne ad›na savundu bu ülkede “uluslararas› standartlar”›? Yar›n Guantanamo’daki ölçüler de “uluslararas› standartlar” haline getirilebilir; bu kafa yap›s› onu da savunur. Hep güçlüden yana meyilli, hep icazet aray›fl› içinde olduklar› için, bu tabii bir sonuçtur. Bu direniflin muhasebesini yapmayanlar, hiç bir sald›r› karfl›s›nda faflizme geri ad›m att›racak bir direnifl gösteremezler. Çok fley de¤il, sadece daha iyi bir ücret isteyen memurlara, iflçilere “Nereye dökülürlerse dökülsünler” diye tehditler ya¤d›ran bir politika var iktidarda. “Ölürlerse ölsünler” diyen kafad›r bu. Bu kafa, direnme hakk›n› yoketmek isteyen kafad›r. Bu yap›, hak ve özgürlük isteyenlerin karfl›s›na kontrgerilla yöntemleriyle ç›k›yor. Ne yapacaks›n›z? Bu politikan›n karfl›s›na diyalogla, mutabakatla ç›kamazs›n›z. Baflka gündemlerimiz var diyenler bu meydan okuman›n karfl›s›na ç›kabilecek misiniz? Bedel ödememeyi, fark koymay› siyaset haline getirenler, hayat›n hiç bir alan›nda direnemez. Bin günlük direnifl, emperyalizmin yeni sömürgesi olan, faflizmle yönetilen bir ülkede direnmenin yolunu gösteriyor. Bin günde sadece büyük bir kahramanl›k yarat›lmad›, emperyalizme ve faflizme karfl› bir direnifl manifestosu yaz›ld›; ve yaz›lmaya devam ediyor. Bu manifestoyu izleyip izlememek, devrimcili¤in, solculu¤un ölçüsünü de belirleyecektir bundan böyle.
Aln›nda K›z›l Bantlar›yla fiehit Düflen Kahramanlar›m›z› K›z›l Bayraklar›m›zla Selaml›yoruz
B‹N GÜN DAHA GEÇSE DE
SAH‹PLENEN SES‹M‹Z‹ DUYACAKSINIZ Bir tarih yaz›ld› ve yaz›lmaya devam ediliyor ülkemizde. Bu tarihin yarat›c›lar› en baflta kahraman flehitlerimizdir, düflüncesi, inanc›, devrim ve sosyalizm davas› için ölüme tereddütsüzce yürüyenlerimizdir. Direniflin bininci günü dolarken, kahraman flehitlerimizin mezarlar› bafl›ndayd›k. ‹stanbul’dan Ankara’ya, Malatya’dan Antakya’ya onlar› selamlad›k. K›z›l bayraklar›m›z›, al›nlar›na k›z›l bantlar› takt›klar› günkü gurur ve onurla dalgaland›rd›k.
Yurtd›fl›nda da direniflin sesini hayk›rd›k birkez daha dünyaya. Avrupa’n›n kentlerinde kurdu¤umuz çad›rlarda açl›¤›m›zla duyururken sesimizi, F tiplerinin as›l sahibi olan Avrupa emperyalizminin parlamentosunun önüne 107 tabutla dayand›k. ‹flte eseriniz, iflte demokrasi, insan haklar› demagojilerinizin alt›nda yatan zulüm ve ölüm gerçe¤i demek için. Direniflte bin gün daha geçse, biz direniflin sesi olmaya, direnifli sahiplenmeye devam edece¤iz. Yorulmak yok, durmak, dinlenmek yok.
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u “Sonuna, sonsuza, sonunucumuza kadar direnece¤iz”
‹stanbul Gazi Mahallesi Cebeci Mezarl›¤›’nday›z. 107 flehidimizin onlarcas› bu topra¤a tohum oldu. Cebeci Mezarl›¤› direnifl flehitlerinin an›t›na dönüfltü. Kaç kez ad›mlad›k k›z›lbayraklar›m›zla bu yolu, herkes bilir. Omuzlar›m›za canlar›m›z› alarak, ac›m›z› yüre¤imize gömerek vakurla geçtik bu yollar›. Bafl›m›z hiç öne e¤ik olmad›. Sloganlar›m›z hiç dinmedi. 13 Temmuz günü Cebeci Mezarl›¤›’na yüzlerce k›z›l bayrakl› girdi¤imizde, en son flehidimizi topra¤a verdi¤imizde hayk›rd›¤›m›z “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez” slogan›m›z›n yank›s› karfl›lad›. Biz, kahramanlar›n ölmeyece¤inin kan›t›yd›k, flehitlerimiz halk›n yenilmeyece¤inin an›t› olarak karfl›m›zdayd›lar.
mad›¤› bir ülkeyi yaratabilece¤imizi kavram›fl olman›n huzuru içinde beyaz baflörtüleriyle pankart›n ard›s›ra resimleri tafl›yorlar.
En önde devrimci tutsaklar›n kararl›l›¤›n› tafl›d›k k›z›l pankart›m›z›da: "Ölüm Orucunda 1000. Gün Direnece¤iz, Sonuna, Sonsuza, Sonuncumuza Kadar Direnece¤iz!"
Direnifli 1000. günlere tafl›yanlara ve 1000. gününde direnenlere lay›k olma bilinciyle analar, kardefller, efller, yoldafllar hayk›rd›lar hep bir a¤›zdan Cebeci’de kortej oluflturduklar›nda:
Ama san›lmas›n ki, tükenece¤iz öle öle. Say› 69 6 20 Temmuz 2003
Hay›r, biliyoruz ki, tarih bize yüzy›llard›r ö¤retiyor ki; hakl› bir dava u¤runa, halk›n adaletli, ba¤›ms›z, demokratik, özgür bir ülkede yaflamas› yolunda ölenler hiç tükenmediler. Tükenece¤imizi bekleyenler 19 Aral›k’tan bu yana yan›ld›klar›n› kaç kez gördüler meydanlarda. TAYAD’l› Aileler imzal› pankart›m›z›n arkas›ndan resimlerini tafl›d›¤›m›z 107 flehidimiz bir halk›n bafle¤mezli¤inin kan›t› de¤ilse nedir! Onlar›n sosyalist Türkiye düflü, ad›n› koysun, koymas›n bütün halk›n tarif etti¤i, istedi¤i bir ülkenin ad›d›r. Bu yüzden Cebeci’de hayk›rd›¤›m›z “Yaflas›n Tam Ba¤›ms›z Türkiye” slogan›m›z flehitlerimizin baflucunda çok daha büyük bir anlam kazan›yor. Direnifl içinde ö¤renen, bilinçlenen analar, babalar Anadolu halk›n›n “kader” diye belledi¤inin, kader olmad›¤›n›, yoksullu¤un, sefaletin, açl›¤›n ol-
"Selam Olsun 1000. Günlerde Direnenlere" 500’e yak›n insan›n yüzü gülmüyor, yüzünde “k›l oynam›yor”, ama gözlerindeki öfke her fleyi anlatmaya yetiyor. Bu öfkeyi bin günde büyük bir zulümle yaratt› oligarfli. Bin y›ll›k ezilmiflli¤imizin, horlanm›fll›¤›m›z›n öfkesine ekledi. Kolay dinmez. Bu yüzden direnifl umut, bu yüzden zalime öfke büyük, hayk›r›l›yor sloganlar: "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", “Katil Devlet Hesap Verecek.” Hesab› soranlar da oldu kahraman flehitlerimizden. Gültekin’in açt›¤› yoldan feda’y› kuflananlar, halk›n çaresiz olmad›¤›n› bir kez daha ilan ettiler bütün dünyaya. Ve kad›nlar›m›z. Düzenin afla¤›lad›¤›, çifte sömürüye tabi tuttu¤u kad›nlar›m›z, direnifl flehitleri aras›nda yar›ya yak›n›n› oluflturuyorsa, bu herkese bir fleyler anlatmal›. "Devrime Meflale” olan “Bizim Kad›nlar›m›z" ölümleriyle anlatt›lar. Kurtuluflumuz devrimde, yerimiz Cephe saflar›nda dediler. Binlerce, onbinlerce Fidan’›n, Fatma’n›n, Zehra’n›n, fiengül’ün yolunu açt›lar. Yumruklar›m›z bütün flehitler için kalkt›, marfllar›m›z› bütün flehitlerimiz için söylüyoruz. Ve yüzüne islamc› maskesi takm›fl AKP iktidar›na, mezarlar›n bafl›ndan, zulüm gerçe¤inin en somut kan›tlar›n›n yan›ndan sesleniyoruz; "Çözün! Tecriti Kald›r›n, Ölümleri Durdurun!” Sadece onlara de¤il, “yeter art›k insanlar ölmesin” diyenlere seslendi TAYAD’l›lar: "Düflüncelerinizde samimiyseniz gelin tecrite karfl› sesimize ses kat›n, gelin hep birlikte mücadele ederek tecriti kald›ral›m"...
Sloganlaflt› direnifl, türküleflti, daha önemlisi kültüre dünüfltü, onurlu yaflamak için "feda"laflt› direnifl. Yüzlerce eller havada öyle söylediler direnifl türkülerini, bin günün onuruyla. Düzenli kortejler halinde geldikleri mezarl›ktan, ayn› flekilde dalga dalga k›z›l bayraklar›yla ç›karken onlarca polis arabas›n›n, panzerin mezarl›¤› kuflatmas›na flafl›rmad›lar. Bin gün onlar›n düzenine isyand›. Anadolu halk›n›n en yi¤it evlatlar›, en isyankar damar›ndan f›flk›ranlar burada yat›yordu. Buray› de¤il de baflka nereyi kutacaklard› ki!
Zulmün baflkentinde direniflin meflrulu¤u hayk›r›ld› Ayn› gün, Ankara Karfl›yaka mezarl›¤› da a¤›rlad› TAYAD’l› aileleri. Ellerinde ayn› pankart, direnifl kararl›l›¤›n› zulmün baflkentinde hayk›rd›. K›z›lbayraklar›m›z Karfl›yaka’da dalgalan›rken, önce ‹rfan Ortakç›, Ali ‹hsan Özkan ve Cafer Tayyar Bektafl’›n mezarbafl›nda, sonra Ümüfl fiahingöz'ün ve en son bir baflka hapishaneler direnifl flehidi olan ‹smet Kavakl›o¤lu'nun mezar›n›n bafl›nda “Halk›z Biz” marfl›n› söylüyoruz. Direnifl gazilerinden biri “ölüm orucu destan›”n› okurken, bir baflka gazimiz, soygunun, sömürünün, zulmün ve iflbirlikçili¤in kararlar›n›n al›nd›¤› Meclis’in, Genelkurmay’›n ç›kar hesaplar›ndan uzak bir yaflam›, bir kültürü anlat›yor: “Zulmün oldu¤u her dönemde, her yerde devrimcilik zorunlu bir sonuç olmufltur. Devrimcilik en genifl anlam›yla insan olmakt›r. F tipleri insan oluflumuza karfl› olan düflüncenin kurumlaflt›r›lmas›d›r. Buna karfl› direnmek insan oldu¤umuz için meflrudur... Direnifl çok fleyi ö¤retti. ‹nsan iradesinin bilinçle kufland›¤›nda s›n›rs›zlaflt›¤›n›, politik bilinci olmamas›na ra¤men insanlar›n sadece insanl›k de¤erleriyle nas›l ölümü dize getirdiklerini gördük. fiu an bizim için kan›tlamam›z gereken hiçbir sözümüz kalmam›flt›r. Ne dediysek yapt›k çünkü, hala diz çökmedik, bafl› dik aln› aç›k olanlardan bayra¤› devrald›k, bafl›m›z dik devretme sözü verdik. Oligarflinin yapabilece¤i tek fley ise bize, somut talep anlam›nda “zafer kazand›k” dedirtmemek. Ama bu onlar›n yenilgisini örtemeyecektir. Asla bafle¤meyece¤iz."
Anadolu’nun öfkesi ‹zmir, Malatya, Hatay; ayn› sloganlar, ayn› pankartlar ve ayn› k›z›lbayraklar Anadolu kentlerinde dalgalan›yor. Anadolu isyan demek, Anadolu adaletsizli¤e, zulme baflkald›r› demek. Bugün Do¤u’da, Ege’de, Akdeniz’de... “bir avuç” devrimcinin isyan sesleri duyuluyor belki. Ama kimsenin kuflkusu olmas›n ki, isyan büyüyecektir. Adaletsizli¤in, zulmün oldu¤u yerde bu kaç›n›lmazd›r. Bin günlük direniflin siyasi, kültürel anlam›, halk›n belle¤inde b›rakt›¤› iz as›l o zaman çok daha somut hale gelecek. Bugün, cehaletle, bask›yla bir köfleye at›l›p, sessiz ve derinden izlemek zorunda b›rak›lan milyonlar kula¤›nda yank›lanan "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" sloganlar›n› kaydediyor, bundan kimsenin endiflesi olmas›n.
Say› 69 7 20 Temmuz 2003
T›pk› efeler diyar› Ege’nin Buca-Kaynaklar Mezarl›¤›’ndan yükselen sesleri kaydetti¤i gibi. Bu nedenle, “buradaki halk› rahats›z ediyorsunuz” diyen Jandarma Üstte¤meni Adem Taflk›n Ege TAYAD'l› aileleri mezarl›¤a almak istemedi. "Kanunlar› bilmiyorsunuz” derken kanunsuzlu¤un en alas›n› yapt›¤›n›, hiçbir kanunda halk›n yak›nlar›n› anamayaca¤› yazmad›¤›n› çok iyi biliyordu. Aç›k ki, s›k›nt›s› kanun de¤il, oradan yükselecek sesin duyulmas› (ki rahats›zl›k dedi¤i bu ve rahats›z olan kendi düzeni), TAYAD’l› ailelerin sahiplenmesinin hiç bitmeyece¤inden duydu¤u rahats›zl›kt›. Her türlü zulmü bin gün gö¤üslemesini bilenleri bir jandarma üste¤meninin keyfili¤inin engellemesi mümkün olamazd›. Pankart aç›ld›, Müjdat Yanat ve Gökhan Özocak’›n mezarlar› karanfillerle süslendi, marfllar, fliirler onlar için söylendi.
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
Faflizmin “yasak kent” ilan etti¤i Antakya’da, zulmün simgesi haline gelen diri diri yak›lan 6 kad›ndan biri olan Yazgülü Güder Öztürk’ün mezar›yd› TAYAD’l›lar›n ziyaret yeri. Harbiye beldesinin topra¤› onun bedenindeki ateflle hala kavrulurken, Hamide Öztürk’ün mezar› karanfillerle dolup taflt›.
Say› 69 8 20 Temmuz 2003
Ve Malatya. Feda flehidi “karak›z” fiengül Akkurt "Sonuna, Sonsuza ve Sonuncumuza Kadar Direnece¤iz" pankart›yla selamlanarak, parçalanan bedeninin her bir parças›ndan binlerce fiengül’ün do¤aca¤› mufltusu verildi. K›z›lbayraklar›n dalgaland›¤› her yerde oldu¤u gibi, Malatya’da da Jandarma mezarl›¤› kuflatt›. Mezarl›k ç›k›fl› kimlik kontrolleriyle terör estirmek istese de amac›na ulaflamad›. fiengül gibi fedakar, cüretli evlatlar› olan, ayn› mezarl›kta bulunan flehit gerilla Cihan Gürz gibi yi¤itleri olan bir halk› korkutmak, y›ld›rmak kolay de¤ildi. TAYAD'l› Ailelerin "Çözün Tecriti Kald›r›n" kampanyas›n›n bir etkinli¤i de Koceli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi taraf›ndan 11-12 Temmuz günlerinde Turgut Mahallesi ve Derince Erzurum Mahallesi’nde "Yaflatmak ‹çin Öldüler" filminin gösterimi oldu. 15 Temmuz günü de Tunceli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nde anma yap›ld›. Bugüne kadar yaflan›lan süreç ve bundan sonras›na iliflkin konuflmalar›n yap›ld›¤› anmada “Yaflatmak için Öldüler” filmi izlendi. 25 kiflinin kat›ld›¤› anma iki saat sürdü.
F Tipleri ve 107 tabut Avrupa’n›n eseri Belçika’n›n baflkenti Brüksel’de 15 Temmuz günü AB Parlamentosu önünde 107 tabutla gelen 300 kifli, tecritin sahiplerine, “Tecriti Kald›r›n, Ölümleri
Ekmek ve
Adalet
Durdurun” diye hayk›rd›lar. TAYAD Komite taraf›ndan yap›lan yürüyüfl güzergah›nda bulunan Türkiye ve ABD konsolosluklar› direnen halklar›n teslim al›namayaca¤›n›n hayk›r›ld›¤›, zulmün lanetlendi¤i yerler oldu. K›z›lbayraklar Avrupa’n›n ortas›nda, emperyalistlerin sosyalizmi yok edemeyece¤ini dile getirdi. 3 saate yak›n süren eylemin son dura¤› olan Avrupa Parlamentosu önüne 107 tabut b›rak›l›rken, parlamentoya, Türkiye faflizmine verdikleri deste¤in sonucunu belgeleyen bir dosya sunuldu. F tipi hapishanelerin yap›m›nda ve katliamlarda Avrupa’n›n her zaman Türkiye'ye siyasi ve ekonomik deste¤ini sundu¤unun vurguland›¤› konuflma, “katliam ortakl›¤›na son verin” ça¤r›s›yla sona erdi. Tecrit son bulana kadar direniflin sürece¤i kararl›l›¤› Avrupa emperyalistlerine de bir kez daha hat›rlat›ld›. Yurtd›fl›ndaki tek eylem Brüksel’deki yürüyüfl de¤ildi. Avrupa'n›n birçok flehrinde bir haftal›k ve 3'er günlük açl›k grevleri yap›l›yor, kurulan direnifl çad›rlar›nda Avrupa kamuoyu direnifl hakk›nda bilgilendirilirken, faflizm teflhir ediliyor. Elimize ulaflan destek eylemlerinden baz›lar› flöyle: Fransa TAYAD Komitesi 1220 Temmuz tarihleri aras›nda APA dernek lokalinde 1 haftal›k açl›k grevine bafllad›. Köln TAYAD Komitesi üyeleri 12 Temmuz’dan itibaren 7 gün Dom kilisesi önündeki çad›rda açl›k grevinde. Berlin Alexander Paltz'daki açl›k grevi çad›r› 1220 Temmuz tarihleri aras›nda ölüm orucunun sesini tafl›rken, Dortmund TAYAD komite, Dortmund istasyonunun önündeki çad›rda 3 günlük açl›k grevi yap›yor. ‹sviçre'nin Basel flehrinde ise direniflin sesi 15 Temmuz’da aç›lan standla duyuruldu.
‘ten
Alman polisinin yalan› ve terörü Geçen haftaki say›m›zda duyurdu¤umuz Almanya devletinin devrimci, demokrat insanlar›n evlerine ve iflyerlerine yönelik bask›nlar›, Köln ve Bonn’da yap›lan bask›nlarla sürüyor. Köln’de Anadolu Halk Kültür Merkezini’nin yan›s›ra bas›lan yerlerden biri de yurtd›fl› büromuzdu. Sabah›n 06:00’s›nda, maskeli, silahl› timlerle, kap›lar›m›z› tekmeleyerek büromuzu basan Alman polisi bas›n araç gereçlerimizi talan ederken bilgisayarlara ve arflive, binlerce yay›n›m›za el koydu. Günlerdir sürdürülen ve en son büromuzu da kapsayan bask›nlara “teröre karfl› operasyon” ad›n› veriyor Alman devleti, “yard›m yatakl›k soruflturmas› yap›yoruz, araflt›rma yap›yoruz” diyor. Peki terörle ilgili ne bulmufltur büromuzda? Silahlar›, bombalar›, suikast planlar› m› bulmufltur. Hiçbir ilgisi yoktur elbette. Alman devleti “terör” bahanesiyle terörü kendisi yarat›yor. T›pk› Amerika gibi muhalifleri susturmak, sindirmek, düflünceyi yok etmek istiyor. Kald› ki, dergimiz Almanya’ya yönelik de yay›n yapm›yor, bask›s› Türkiye bask›s›n›n kopyas› olarak ç›k›yor. “Terör” demagojisinin ard›na s›¤›nan Almanya devletine sesleniyoruz; NE BULDUNUZ AÇIKLAYIN! “TERÖR” YALANINA SON VER‹N, ALMANYA VE DÜNYA KAMUOYUNA GERÇEKLER‹ AÇIKLAYIN! Aç›klayamazlar. Çünkü, art›k çok aç›k ve nettir ki; sadece yalanla, demagojiyle sindirme operasyonlar› yaparak Türkiye oligarflisinin iste¤ini yerine getiriyor. Yalan söylüyor! Tekellerin ç›karlar› için faflizme destek veriyor. Emperyalist demokrasinin ikiyüzlülü¤ünü sergiliyor dünyaya. Hak ve özgürlüklerimizi, düflüncelerimizi koruyaca¤›z!
crit’te e T zamana zulme karfl›
direniş 3. y›l... 34. ay 1004. gün
107 fiehit
Halkt›r Direnen Bu topraklar›n yetifltirdi¤i 107 kahraman; kad›n› erke¤iyle, genci yafll›s› ile halk›n direniflinin flehitleri oldular. 1000 günlük direnifl destan›n› yaratanlar halk›n her kesiminin en yi¤itleri idiler. Her yan›ndan irin akan bu kokuflmufl düzenden memnun olmayan, devrimden, sosyalizmden ç›kar› olan hangi s›n›f ve tabakalar varsa, onlar o kesimlerden geldiler. ‹çinden ç›kt›klar› halk kesimlerinin öncüleri olarak kavgaya kat›ld›lar. Onlar› sesi, solu¤u oldular, taleplerini hayk›rd›lar. Ezilen, Sömürülen Kad›n ve Direnen Kad›nlar... 107 flehit verilen bir direniflte 43 kad›n›m›z, kapitalist düzende kurtuluflun, “özgürleflmenin” nereden geçti¤inin en görkemli kan›t›n› sundular. Böylesine bir “oran” ancak devrimci mücadelenin saflar›nda, sosyalizm kavgas›nda mümkündür. Fidan Kalflen’in tutuflturdu¤u bedeninde, düzenin kad›na biçti¤i misyona gürül gürül yanan alevlerle isyan ça¤r›s› vard›r. Kad›nlar›m›z, “anal›¤a” hapsedilmifl fedakarl›klar›n› tek bir direniflte ilk kez böylesine görkemli bir flekilde ortaya koymufllard›r.
Proletaryan›n Öncüleri Eme¤in ‹ktidar› U¤runa Ölümsüzlefltiler... Emekçi halk›n kurtuluflu için yola ç›kt›¤›n› söyleyenlerin dilinden ony›llard›r düflmez “proletarya”. Ama ne proleterleri alanlara dökebilir, ne de savaflt›rabilirler. Nedenleri bu yaz›n›n konusu olmamakla birlikte, direnifl flehitlerinin özgeçmifllerine bak›ld›¤›nda az›msanmayacak bir iflçi, emekçi yo¤unlu¤u vard›r. Ercan Polat, Gülser Tuzcu, ‹lker Babacan, ‹rfan Ortakç›, fiefinur Tezgel, Cafer Dereli, Erol Evcil, Abdullah Bozda¤, Bülent Çoban, Erdo¤an Güler, U¤ur Bülbül... fabrikalardan, atölyelerden ç›k›p, devrimci mücadeleye kat›lm›fllard›r. Proletaryan›n kurtuluflunun devrimde, sosyalizmde oldu¤unun bilinciyle eme¤in kavgas›n› hapishanelerde de sürdürmüfllerdir. Keza memurlar, “kap›kulu” olmay› reddettiklerini Fidan Kalflen’lerle Fatma Ersoy’larla hayk›rm›fllard›r bu direniflte. Gecekondulular, Yoksullar›n Zulme Baflkald›r›s›n›n Sesi Oldular... ‹flçisi, memuru, esnaf›, iflsizi ile flehitlerimizin büyük bir ço¤unlu¤u gecekondular›m›z›n insanlar›d›rlar. Bir halk hareketinin, yoksullar›n hareketinin, açl›¤a ve zulme karfl› süren bir direniflin en do¤al sonucudur bu durum. Gazi ayaklanmalar›nda zulmün pervas›zl›¤›n› ve devrimin gücünü görenler de vard›r aralar›nda, açl›k kokan nefeslerinden düzene isyan› büyüten de. F›rat Tavuk, R›za Poyraz, Mustafa Y›lmaz, Umut Gedik, Yasemin Canc›, Gülsüman Dönmez, fienay Hano¤lu, Murat Çoban, Sedat Karakurt, Arzu Güler, Orhan O¤ur, Eyüp Samur, Do¤an Tokmak ve daha onlarcas› böyledir. Gençlik, Emperyalizme ve Faflizme Karfl› ‹syand› Bu Direniflte... Türkiye devrimci mücadelesinin tarihi DEV-GENÇ’in emperyalizme ve faflizme karfl› mücadele tarihidir ayn› zamanda. Gençli¤in içinde olmad›¤› hiçbir direnifl yoktur ülkemizde. Ahmet ‹bili, Aflur Korkmaz, Ali Atefl, Berrin B›çk›lar, Halil Önder, Özlem Ercan, Seyhan Do¤an, Cengiz Soydafl, Gültekin Koç, Canan Kulaks›z, Kaz›m Gülba¤, Fatma Hülya Tumgan, U¤ur Türkmen, Zehra Kulaks›z, Gülay Kavak, Ali Koç, Ümüfl fiahingöz, Abdülbari Yusufo¤lu, Zeynep Ar›kan Gülba¤, Feridun Yücel Batu, Gülnihal Y›lmaz, Semra Baflyi¤it ve daha ad›n› sayamad›klar›m›z, gençli¤in dinamizmini büyüten, ona coflku, moral ve güç olan yeni gelenekler, de¤erler sunmufllard›r. Gençli¤in Zehra’larla gelece¤e yürüdü¤ü hayk›r›l›yor meydanlarda. *** K›sa bir özettir sundu¤umuz. Esas olan, proletaryan›n devrimci ideolojisiyle donanan, o ideolojiye inanan ve inand›¤› ideoloji u¤runa yaflam›n› ortaya koyanlard›r onlar. Direnifl o ideolojinin yol göstericili¤inde yoluna devam ediyor. Bin güne böyle ulafl›ld›, yenilmezli¤imiz böyle ilan edildi.
Say› 69 9 20 Temmuz 2003
Di
renen
Anad
ur d ol u
AB’ye Uyum ve Kontrgerilla saldırıları “Kontrgerilla yeniden mi hortluyor?” Kontrgerilla hiç da¤›t›lmad› ki... Susurluk bitmedi ki... Faflizm tasfiye edilmedi ki...
Bingöl’ün Pakuni köyü Pul mezrasında, 5 köylü kontrgerilla taraf›ndan aflina oldu¤umuz bir yöntemle katlediliyor ve eylem “KADEK” yapt› diye lanse ediliyor...
Van’da bir gösteride polis tarafından gözalt›na al›nan bir genç, panzerin arkasına ba¤lan›p 100 metre boyunca sürükleniyor... Bir çok gösteri, onlarca kiflinin tutuklanma-
Say› 69 10 20 Temmuz 2003
s›yla sona eriyor. Diyarbakır Demokratik Gençlik Platformu’nun bir aç›klamas›nda 25 kifli gözalt›na al›n›yor ve tutuklan›yor. Antakya’da F tiplerini protesto için AKP önüne yürümek isteyenler, henüz yürüyemeden gözalt›na al›n›yor ve 20 kifli tutuklan›yor...
‹stanbul’da gözalt›na al›nan HADEP’li Gülbahar Gündüz’e tecavüz ediliyor...
Savc›l›klar, tutuklama terörüne her zamankinden daha yo¤un bir biçimde baflvuruyor...
Sadece Diyarbak›r’da Haziran ay›nda 348 kifli gözaltına alın›yor, 168 kifli iflkenceden geçiriliyor.
Son bir ay içinde Do¤u ve Karadeniz da¤lar›nda 30’a yak›n gerilla katlediliyor...
Ba¤c›lar’da bir genç sokak ortas›nda polis taraf›ndan katlediliyor...
“Ne oluyoruz?” diye soruluyor. Baz›lar› da “Kontrgerilla yeniden mi hortluyor?” diye yaz›yor. Ölmeyen hortlamaz. Haz›r, zaten varolan ve varl›¤›n› aral›klarla hissettiren mekanizma daha yo¤un çal›flmaya bafllad›; olay budur ve bu olay; sistemin esas olarak “demokratik” oldu¤unu, AB’ye uyumla “demokratikleflti¤ini” söyleyenlerin tesbitlerinin isabetsizli¤ini de göstermektedir. Baz› fleyler, ›srarla görmezden geliniyor ve biz o fleyleri ›srarla tekrarl›yoruz: Türkiye’nin son 30-35 y›ll›k tarihini bilen herkes bilir ki, e¤er bir demokratikleflmeden sözedilecekse, bunun olmazsa olmaz parças›, Susurluk’un tümüyle deflifre edilmesi, siyasi ve askeri
sorumlular›n›n, uygulay›c›lar›n›n yarg›lanmas›d›r. Peki “demokratikleflme” diye dayatt›¤› söylenen Avrupa Birli¤i’nin Susurluk’un “S”sini a¤z›na ald›¤›n› duyan var m›? Sadece buna bakarak bile, AB’nin “demokratiklefltirmesi”nden flüphe duymak gerekirken, gözünü AB demokrasisiyle karartm›fl kesimler, bofl bir demokratikleflme hayalini canl› tutmaya çal›fl›yorlar. Onbinlerce infaz›n, kay›b›n, faili meçhulün dosyas›n› açmayan bir düzenin demokratikleflemeyece¤i art›k herkesin kafas›na kaz›nmal›d›r. Düzen bunlar›n dosyas›n› açm›yor; çünkü o yap›, esas olarak sürüyor. O dosyalar aç›ld›¤›nda, yarg›lanacak olan sadece “geçmifl” de¤il, ayn› zamanda “bugün”dür.
Oligarflinin “Kürt politikas›” imha ve tasfiye üzerine kurulmufltur; imhan›n ve tasfiyenin en etkili arac› ise kontrgerillad›r! Oligarfli, Kürt milliyetçi hareketini mutlak ve nihai anlamda yoketmek politikas›n› sürdürmek istiyor. AB’yle, ABD’yle çeliflkiye düfltü¤ü en önemli nokta da budur. Sürece kendi politikas› do¤rultusunda yön verebilmek, bu noktada AB ve ABD’nin itirazlar›n› asgariye indirmek için de kontrgerilla yöntemlerine baflvuruyor. Burjuva medya ve ayd›nlar›n önemli bir k›sm›, yak›n tarihten hiçbir ders ç›karmad›klar›n› göstermek istercesine kontrgerilla politikalar›na yedekleniverdiler. Sormadan, sorgulamadan, suçlananlar›n aç›klamalar›na kulak vermeden Bingöl katliam›n› KADEK’e malettiler. (Kürt milliyetçili¤inin geçmifl prati¤inin böyle bir zemin yarat›yor olmas› kimsenin bugün kontra taktiklerine yedeklenmesini hakl› ç›karmaz.) 19 Aral›k’ta Bayrampafla’da 6 kad›n tutsa¤›n diri diri yak›lmas› da bir kontra yöntemiydi. Ama AB yolunda oldu¤umuz yan›lg›s› içinde yaflayanlar, Sami Türk’lerin “kendi kendilerini yakt›lar” aç›klamas›na inanmay› tercih etmifllerdi o gün de.
“Uyum Paketleri”nin örttü¤ü kontrgerilla, Susurluk ve faflizm! Türkiye y›llard›r adeta bir yan›lsaman›n içinde yaflamaya zorland›. Bütün bask› zulüm, “münferit”ti, flu veya bu “kliklerin” ifliydi, önlenmesi için devlet elinden geleni yap›yordu, zaten AB yolundayd›k, bunlar› biraz zaman alsa da aflacakt›k... Bir yandan oligarfli, bir yandan Kürt milliyetçili¤i, reformizm bu yan›lsamay› besledi. Sanki infazlar,
katliamlar, bu ülkede yaflanmam›flt› ve sanki bunlar devam etmiyordu. Böyle bir ülkede, bir hapishane direniflinin neden üç y›l sürdü¤ü, nas›l 107 flehit verildi¤i “anlafl›lmaz” geliyordu tabii. Yan›lsaman›n “emperyalizm” boyutu da iflin içine girince her fley iyice kar›fl›k hale geliyordu. ABD ve AB ikide bir “Türkiye’deki insan haklar› ihlalleri”yle ilgili raporlar yay›nl›yor, Türkiye’yi elefltiriyor ve herkes, yine “sol”un da deste¤iyle, ABD ve AB’nin gerçekten demokrasi istedi¤i illüzyonuna esir oluyordu. Tam Ecevit koltu¤unun alt›nda “demokratikleflme paketi”yle ABD’ye giderken Ulucanlar katliam› gerçeklefltiriliyor, ayd›n kesim “nereden ç›kt› tam da flimdi bu” deyip k›sa bir flaflk›nl›k geçiriyor ama hemen unutuyordu. Tam bilmem kaç›nc› uyum paketi haz›rlan›rken, bu ülkenin hapishaneleri kan gölüne dönüyor, kimileri “AB sürecine gölge düfltü” diye yaz›yor ama sonra onu da unutuyordu. Asl›nda “unutmak” m›, o da tart›fl›l›rd› elbette. Unutmak m›, örtülü bir onay m›yd›?
Tüm AB’ciler -“Sol, demokrat” s›fatlar tafl›yanlar da dahil- infazlar›, katliamlar› sonuçta onaylamak durumundad›rlar; onaylamayan AB’cilikten de vazgeçmek durumundad›r! Katliamlar, tasfiyeler de AB’ye uyumun bir parças›d›r. Tüm AB’ciler bu gerçe¤in fark›ndad›rlar. Fakat “Avrupa solculu¤u”, solculu¤una halel getirmemek için bunun fark›nda de¤ilmifl gibi davranmakta, fark›nda de¤ilmifl gibi yaz›p konuflmaktad›r. Tüm devrimci hareketlerin, devrimci olsun olmas›n illegal, silahl› örgütlenmelerin tasfiyesi, AB’ye uyumun bir parças›d›r. Dolay›s›yla, infazlarda, F tiplerinde, devrimcilere, Kürt milliyetçilerine yönelik katliamlarda AB’ye ters bir fley yoktur. AB’ci solculu¤un infazlar, F tipleri karfl›s›ndaki suskunlu¤unun nedeni de budur. AB’nin Susurluk, kontrgerilla meselelerindeki suskunlu¤unun nedeni de budur. Bu yap›lar daha disipline edilmifl, daha kurall› katliam ve provokasyonlar yapacak biçimlerde Avrupa emperyalizminde de vard›r. S›k ihtiyaç duymamas› kendi koflullar›yla ilgilidir. Ama bu yap›lar, dünya çap›nda bir çok devrimci, yurtsever liderin ortadan kald›r›lmas›ndan, flu veya bu ülkede darbe koflullar›n›n haz›rlanmas›na kadar pek çok kontrgerilla operasyonu gerçeklefltirmifllerdir. Bu anlamda, Türkiye’de böyle yap›lar›n olmas›na itirazlar› sözkonusu de¤ildir; itirazlar› bu yap›lar›n “kurals›zl›¤›na”d›r. Bizim hep vurgulad›¤›m›z bir gerçek vard›; kontrgerilla sadece bir örgütlenmenin ad› de¤il-
dir; uygulanan politikan›n ad›d›r. Bu politika yerleflmifl, içselleflmifl, oligarflinin kültürüne dönüflmüfltür. Bugün de iflte bunun sonuçlar›n› yafl›yoruz. Kimsenin bu anlamda flafl›rmas›n› gerektirecek bir durum yoktur. fiafl›rmak, pani¤e kap›lmak de¤il, gerçe¤i görmek gerek. O zaman mücadele hatt› ve hedefi düzleflecektir. Dünyada de¤iflmeyen emperyalizm ve ülkemizde yerinde duran faflizm; bu iki gerçe¤i d›fllayan tüm politikalar, iflas etmeye mahkumdur. Türkiye halk›n›n mücadelesi, bofl beklentilere de¤il, emperyalizme ve faflizme karfl› olmaya dayanmak durumundad›r.
‹nfaz davalar› ve AB savunucular› 2000’li y›llarda iç ve d›fl çeflitli nedenlerden dolay› nisbeten seyrelmifl de olsa, infazlar bu ülkenin bir gerçe¤idir. Halen mahkemelerde sürmekte olan yüzlerce kiflinin infaz edilmeleriyle ilgili davalar bile tek bafl›na bunu gösterir. “Ölüm mangalar›”n›n kuruldu¤u, onlar›n infazlar›n›n ödüllendirildi¤i, infazc›lar›n sürekli terfi ettirildi¤i bir ülkede burjuva anlamda bile bir demokrasiden sözedilemeyece¤i herkesin malumudur. Hak ve özgürlüklerden yana olanlar, bunun bir parças› olarak, “can güvenli¤ini” yokeden bu infazlara karfl› mücadele etmek, infaz mangalar›n›n da¤›t›lmas› için çaba göstermek durumundad›rlar.
Say› 69 11 20 Temmuz 2003
Ama ülkemiz prati¤inde bunu kimse göremez. AB’ye uyumcular, demokratikleflme savunucular›, demokratikleflmenin yolunun geçti¤i infaz davalar›nda niye hiç yoksunuz? Her hafta bir infaz, katliam davas› görülüyor, ama onlar niye sizlerin gündeminde de¤il? Çünkü devrimcilerin infaz edilmesini, ya da daha k›sacas› yok edilmelerini meflru ve mübah görüyorsunuz. Kontrgerillaya, Susurluk’a, ölüm mangalar›na ciddi, ›srarl› bir itiraz›n›z›n olmamas› da ayn› nedenledir. Bu yap›lar›n sadece devrimcilere karfl› kuruldu¤unu düflünüyorsunuz. Ama yan›l›yorsunuz. Marafl’ta, Çorum’da, 1 May›s ‘77’de, onlarca ayd›n›n katledilmesinde, Gazi’de, Bingöl’de hep onlar vard›r ve hedefleri de sadece devrimciler de¤ildir. Zulüm üreten bu yap›ya (ad›na ister Susurluk, ister faflizm deyin) karfl› mücadele etmedi¤iniz sürece, demokrasi hep bir bofl hayal olarak kalacakt›r. Bu mücadele bizim topraklar›m›zda geliflip sonuç alamad›¤› sürece, demokrasiye size ne ABD, ne AB -istese bile- hediye edemez.
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
Azarland›, afla¤›land›, ak›llanmad› Kafas›na çuval geçirildi, utanmad›
Uflak, uflakl›¤›na devam ediyor! Çünkü onlar onursuz, kifliliksizdir Onlar›n hiç bir ulusall›¤› yoktur
Say› 69 12 20 Temmuz 2003
ABD generalleriyle, TSK generalleri iki gün boyunca oturup konufltular. Irak’›n Süleymaniye kentinde 11 TSK mensubunun gözalt›na al›nmas›n› soruflturmak için kurulan komisyon ad›na sonuçta ortak bir aç›klama yapt›lar. Aç›klamaya göre iki taraf da “üzülmüfl”tü. O kadar. Özür dilemiyordu Amerika. Bu geliflmelerin ertesi günü, Org. Büyükanıt, yapt›¤› aç›klamada “ABD ile stratejik ortaklı¤ımız sürüyor. Bu bir hadiseyle sona erecek ortaklık de¤il” dedi. Çünkü bu beyin ABD’siz yaflamay› düflünemez bile. “Bir hadise” deyip küçümsedi¤i hadisede, afla¤›lanm›fl, hakarete u¤ram›fl, umurunda de¤il. “Efendimdir, sever de döver de” diyen ufla¤›n ruh hali belirliyor 800 bin kiflilik TSK’n›n politikas›n›.
Tüm dünyan›n gözleri önünde afla¤›land›n›z, gizleyemezsiniz! AKP, Baflbakan ve D›fliflleri Bakan›’n›n a¤z›ndan “sorun çözülmüfltür” havas›nda bir an önce bu onursuzlu¤un, afla¤›lanman›n üstünün örtülmesini isteyen bir politika izliyordu. Genelkurmay II. Baflkanı “Krizin yanlıfl iletiflimden kaynaklandı¤ı” saçmal›¤›na s›¤›n›rken, Cumhuriyet o çok sevdi¤i ordusunun hiç de ulusal onuru savunan bir tutum tak›namad›¤›n› giz-
lemek için soruflturma komisyonunun raporunu “hatay› kabul ettiler” vurgusuyla aktar›yordu. Oysa boflunayd› bu çabalar. Burjuva bas›n bile komisyon aç›klamas›n›n ertesinde “hayal k›r›kl›¤›n›”, içine düflülen aczi gizleyemiyordu. ABD’nin b›rak›n özür dilemeyi, bir tek özür dilettirmedi¤i kalm›flt›r. Ki isteseydi, bu uflakl›¤›n ona da direnece¤i flüphelidir, onu da kabul ederlerdi sonuçta. Generaller ve hükümet ise, hala Irak’ta Amerikan askerleri taraf›ndan bas›lan yerlerin say›s›n›, yap›lan gasp ve ya¤may›, yap›lan iflkenceleri gizleme gayretindedir. Sanki onlar herkes taraf›ndan bilinmeyince, onurunu kurtarm›fl olacaklar! Oysa art›k tart›fl›lan, Amerikal›lar’›n TSK mensuplar›na iki tokat m›, üç tokat m› vurdu¤u, bir kontra üssünü mü, yoksa dört üssü mü bast›¤› de¤il; o tokad› yediniz mi, yediniz, özür dilenmedi mi, dilenmedi. Bir fley yapabildiniz mi? Hay›r! ‹flte sizin onurunuz, ulusall›¤›n›z bu kadar! Omzu kalabal›k akl› k›t, beyni ABD’ye ba¤l› general aç›klamas›n› flu sözlerle sürdürüyordu: “PKK bitmeden Kuzey Irak'tan çıkmayaca¤ız.” Bugün için ABD böyle bir dayatmada bulunmam›flt›r. Özellikle Irak direniflinin Amerika’y› zorlad›¤›, ‹ran’a, Suriye’ye yönelik planlar yapt›¤› bu dönemde, ABD’nin bölgede flu veya bu biçimde ittifaklara ihtiyac› vard›r. Oligarfliyle Kürt milliyetçili¤i aras›nda bir tercih noktas›na gelmek istemez bu yüzden. Bu nedenle de Süleymaniye operasyonuyla, oligarfliyi uyarmakla yetinmifltir. Ama oligarfliye “ç›k” diye dayatt›¤› noktada, ona da direnemez. Bu aç›k de¤il mi?
Ulusal onuru savunanlar Baflbakan›n a¤z›ndan “virüs” ilan edildi! Baflbakan Tayyip Erdo¤an, en iyi savunma sald›r›d›r fliar›ndan hareketle, suçlu, aciz konumunu gizlemek için Amerika’ya tav›r al›nmas›n›
isteyenlere sald›r›ya geçti. “ABD’yle aram›z› bozmay›z, araya virüs sokmay›z”... diye ba¤›r›yordu grup toplant›s›nda. AKP’li milletvekilleri de alk›fll›yordu. Bafllar›na geçirilen çuval bile onlar›n yüzünü k›zartmad›. Efendisinden azar iflittikçe efendisine daha fazla yaranmaya çal›flan ufla¤›n ruh hali içinde yaltaklanmaya devam ediyorlar. ABD göstermelik bir “özür” bile dilemiyor, ama Tayyip Bush ad›na postac›l›¤a soyunuyor. ABD ile “stratejik ortakl›¤›m›z” deyiflinin art›k “stratejik uflakl›¤›m›z” olarak okunmas› gerekti¤ini herkes aç›kça gördü art›k. “Karfl›l›kl› ç›karlar›m›z” deniliyorsa, bundan anlafl›lmas› gereken “Amerika’n›n ç›karlar›”d›r. Stratejik uflakl›¤›n daimi temsilcisi Genelkurmay, stratejik uflakl›kta “sivil” nöbeti devralan ise AKP’dir. Tayyip’in ve AKP’nin “Amerikanc›l›¤›” konusunda, özellikle bu saatten sonra hiçbir çevrenin flüphesi kalmam›fl olmal›d›r. AKP bugünden sonra da, Genelkurmay karfl›s›nda güç kazanma hesaplar›yla, Amerikanc›l›kta daha pervas›z, daha onursuz olacak, Türkiye’ye yeni afla¤›lanmalar yaflatacakt›r. Bundan da kimsenin flüphesi olmas›n.
Bu tabloda gördü¤ünüz; sömürge ülke ordusu, sömürge ülke yönetimidir! Baflta “ulusalc›”lar olmak üzere, bir çok kesimde gerek AKP’nin, gerekse de generallerin en az›ndan, ya¤masa da gürleme misali “sert bir ç›k›fl bile” yapamamas›n›n flaflk›nl›¤› dile getiriliyordu. Ertu¤rul Özkök gibileri dahi ABD’yle araya bir süre “mesafe” konulmas› gerekti¤ini, kimileri ise ABD’yle iliflkilerin gözden geçirilmesi gerekti¤ini yazd›lar. Oligarfli hiçbirini yapamaz. Ne mesafe koyabilir, ne “yeni bafltan iliflkileri gözden geçirebilir”! 1945’den bu yana imzalanan yüzlerce aç›k, gizli anlaflmayla ba¤lanm›flt›r oligarflinin elleri kollar›. Ekonomik olarak, askeri olarak, “göbe¤inden” ba¤›ml› hale gelmifltir. Bu nedenle, yerel veya dönemsel nedenlerle ABD’yle aras›nda ç›kan tüm çeliflkiler, ne kadar sürerse sürsün, sonuçta ABD’nin istedi¤i biçimde çözülür. ABD’ye karfl› ulusal onuru ve ç›karlar› koruman›n ba¤›ms›zl›k için mücadeleden baflka yolu yoktur. Daha Süleymaniye’deki “gözalt› krizi” ortaya ç›kt›¤› gün, devrimciler, AKP’nin ve Genelkurmay’›n bu afla¤›lanmaya cevap veremeyece¤ini söylediler. ‹flte yine hakl› ç›kt›k.
Bush’un postac›s› Tayyip “Baflbakan Tayyip Erdo¤an, Beflar Esad’a Bush’un mesaj›n› iletti...” (Hürriyet, 13 Temmuz 2003) Ne iletti¤ini tahmin etmek zor de¤il. Abdullah Gül’ün daha önce ‹slam Konferans›’nda yapt›¤› konuflmay› hat›rlay›n. “Model ülke”nin baflbakan›, Bush’un adeta papa¤an›... Onun söylediklerini o da Esad’a tekrarl›yor: “teröre karfl› mücadelede samimi olun, Filistin’e deste¤inizi kesin, ‹srail-ABD yol haritas›n› kabul edin...” “Model ülke”nin baflbakan›, Bush’a postac›l›k yap›yor. Aç›yor Esad’a telefonu, say›n baflkan Bush dedi ki... diye kendisine tembihlenenleri aktar›yor. AKP, ABD’nin Ortado¤u operasyonunda tafleron, postac›, tetikçi, her ne olursa olsun rol oynamak istiyor. Amerikanc›l›k sürüyor.
? Utan›lacak övgü! Irak’› iflgal sald›r›s›n›n Amerikal› komutan› Tommy Franks, katliamc›l›k görevinden ayr›l›fl› vesilesiyle yapt›¤› konuflmada “Irak savaflında Türk hükümetinin, uçufl hakkı ve operasyonlara destek vererek önemli katkıda bulundu¤unu” belirtti.
Say› 69 13 20 Temmuz 2003
Franks, konuflmas›n›n devam›nda "operasyonun seyri hakkında spekülasyon yapmak mümkün. Ancak ben Türk hükümetinin, bizim operasyonlarımıza gereken destek ve uçufl hakkını sa¤ladı¤ını söyleyece¤im” diyerek sözlerini pekifltirdi. Türkiye’nin “savafl›n d›fl›nda kald›¤›” saçmal›¤›n› tekrarlamaktan b›kmayan “Meclisimi seviyorumcular”a ithaf olunur.
? Amerikal› tokatlad›, Avrupal› durur mu? 17 Temmuz’da TSK mensuplar›na bir tokat da Kosova’da vuruldu. Alman askerleri bir Türk askerini yolda durdurarak tartaklad›. Alman askeri sözcüsü, daha sonra olay üzerine yapt›¤› aç›klamada “üzüntü duyduklar›n›” söylemekle yetindi, o da özür dilemedi ayn› Amerika gibi. AKP ve TSK, bir de Alman generallerle komisyon oluflturup ortak “üzüntü” aç›klamas› yapabilirler, nas›l olsa al›flt›lar!
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
Adalet Bakanl›¤› Tehdit ve fiantaja Devam Ediyor Yeni fiafak Gazetesi yazar› Ahmet Kekeç’in 9 Temmuz günkü köflesinde, Tekirda¤ F Tipi’nden ald›¤› bir mektuptan yola ç›karak F tiplerini dile getirmesine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'dan tehdit ve flantaj içeren bir cevap geldi. 9 Temmuz’daki yaz›s›na, “tedirginim... Geçmiflte cezaevi meselesini gündeme getiren... yazarlar hakkında ‘örgüte yardım ve yataklık’tan dava açıldı¤ı için, mevzuya nasıl girece¤imi bilemiyorum. Netameli bir konu...” diyerek girifl yapan Kekeç, bu “nota” ra¤men tehdit edilmekten kurtulamad›. Çünkü Adalet Bakanl›¤›, özellikle F tipleri konusunda hiçbir kural, yasa, ahlak tan›maz oldu¤unu ispatlam›flt›r. Ertosun’un, "‹nsan hakları adı altında terör örgütleri yandafllı¤ı yapan bazı kurum ve ku-
Say› 69 14 20 Temmuz 2003
rulufllar yanında, meseleye iyi niyetle bakan basınımızın, farkında olmadan terör örgütlerinin tezlerinin gündemde tutulması çabasına alet oldu¤unu" söylemesini, say›n Kekeç “yad›rgam›fl”. Tam da anlatmaya çal›flt›¤›m›z bu faflist, despot kafad›r. Yad›rganacak bir fley yoktur. “Rezervli” yazman›z›n da bu zihniyet için bir anlam› yoktur. Bir flekilde F tiplerini dile mi getirdin; sen misin yazan! An›nda tehditler, flantajlar bafll›yor. Ertosun’un “baz› kurumlar, kifliler” diyerek yüzlerce ayd›n›, yazar›, DKÖ’yü nas›l tehdit etti¤i, susturdu¤u arflivlerde vard›r. Sadece o mu; Sami Türk ayn› flekilde. Onun miras›n› devralan Çiçek ayn› flekilde tehditler ya¤d›rm›flt›r. TBMM Baflkan›’na karfl› dahi, Cemil Çiçek’in ayn› ifadelerle cevap verdi¤i san›r›z hat›rlanacakt›r. Bildikleri baflka bir yöntem yoktur. Ertosun’un cevab›ndaki ayr›nt›lara girmiyoruz, çünkü bunlar art›k yalanlar dizisi fleklinde bolca yay›nland› ve kimse için bir inand›r›c›l›¤› yoktur. Zaten amaç susturmak olunca önemi de yoktur!
“ÖLDÜLER YEN‹LMED‹LER” S‹ZLERLE TAR‹HE KAZINDI 12 Temmuz 1991'de ‹stanbul'un Befliktafl, Niflantafl›, Balmumcu ve Etiler semtlerinde gerçeklefltirilen operasyonlarda katledilen Niyazi AYDIN, ‹brahim ERDO⁄AN, Yücel fi‹MfiEK, Zeynep Eda BERK, Cavit ÖZKAYA, Nazmi TÜRKCAN, Hasan EL‹UYGUN, Ömer COfiKUNIRMAK, ‹brahim ‹LÇ‹ , Bilal KARAKAYA'n›n katilleri hakk›nda Sultanahmet Adliyesi'nde TAYAD'l›larca suç duyurusunda bulunulurken, ‹stanbul ve Ankara’da anmalar düzenlendi. Ellerinde operasyonda flehit düflenlerin resimlerinin oldu¤u TAYAD’l›lar›n Sultanahmet Adliyesi önünde yapt›klar› aç›klamay› Mehmet GÜVEL okudu. Daha önce ailelerin ›srar› ve yo¤un çabas› ile aç›lan davan›n tamamen göstermelik oldu¤unu, gerçekten hukukun iflletildi¤i bir dava aç›ld›¤›nda katil polislerin cezaland›r›lmas› gerekece¤ini belirten Güvel, “o zaman pandoran›n kutusu aç›lacak, katliam›n bir politika olarak benimsendi¤i de a盤a ç›kacakt›r" dedi. Aç›klamadan sonra TAYAD'l›lar ve Halk›n Hukuk Bürosu avukatlar›, aralar›nda Mehmet A⁄AR ve fiefik KUL’un da bulundu¤u polisler hakk›nda yeniden dava aç›lmas› talebinde bulundular. Karacaahmet’te yo¤un polis kuflatmas›nda yap›lan anmada 12 Temmuz direniflinin tarihsel anlam›n› anlatan bir konuflma yap›ld›. “‹mhalarla haks›zl›¤a, zorbal›¤a, soygun ve sömürüye karfl› mücadele eden bizi yok etmeye çal›flt›lar” denilen konuflmada, baflarama-
d›klar›, heveslerinin kursaklar›nda kald›¤› dile getirildi. 12 Temmuz direniflçilerine, yerleriniz bofl kalmad›, direnifl ça¤r›n›z yay›ld›, F tiplerinde dünyaya yay›lan direnifle dönüfltü diye seslenen devrimciler, “Sizler gibi yaflayarak, sizler gibi direnerek, sizler gibi can kayg›s› duymadan kavgaya sar›larak ideallerimizi, inançlar›m›z›, düflüncelerimizi yaflatacak ve gerçek k›laca¤›z.” dediler. Anma sloganlar ve “Bize Ölüm Yok” marfl› ile sona erdi. Ankara’daki anma ise Gençlik Derne¤i'nde yap›ld›. Yap›lan konuflman›n ard›ndan fiiir Grubu, "Onlar ‹çin Herfley Bitti" fliiri ile, yenilenin katledenler oldu¤unu dile getirirken, flehitlerin yaflam› anlat›ld›. Son olarak ‹dilcan Kültür Merkezi Müzik Toplulu¤u bir dinleti verdi.
Polis ‹nfaz› Ba¤c›lar Kaz›m Karabekir’de polis taraf›ndan durdurulan iki arkadafltan biri ehliyetleri olmad›¤› için korkup kaçmak isteyince, kaçamayan ‹brahim Demircan bafl›na silah dayay›p vurularak infaz edildi. 16 Temmuz’daki olay›n ard›ndan halk polise sald›rd›. Suçluluk psikolojisi içindeki katiller çareyi kaçmakta bulurken, hayat›n› hurda toplayarak kazanan 24 yafl›ndaki ‹brahim Demircan ertesi gün topra¤a verilmek üzere memleketi olan Sinop’a gönderildi.
Gecekondulu Mu; Vur Gitsin! Düflünün, polis ilk olarak silah›n› çekip kafas›na day›yor. Akl›na gelen ilk bu oluyor. Baflka türlü enterne etmeyi düflünmüyor bile. Yakalamay› amaçlamad›¤› aç›k, baflka yerinden de¤il do¤rudan kafas›ndan vuruluyor gencimiz. S›radan bir insan ‹brahim. E¤er devrimci olsayd›, polisin “bize atefl açt›, biz de kendimizi koruduk” diyece¤inden kuflkunuz olmas›n. Böyle yüzlerce örnek vard›r. Ve tümünde infazc›lar akland›, korundu. Devrimcileri infaz ederken “terör” demagojisi yap›yor ve infazlar›n› daha pervas›z sürdürüyordu. Evet s›radan bir insan, ama bir suçu var; gecekondulu bir genç o. Polisin, bu devletin gözünde gecekondu halk›, yoksullar potansiyel olarak suçludur, “teröristtir” ve görüldü¤ü yerde sindirilmeleri, susturulmalar› gerekir. Ba¤c›lar’daki polis de böyle susturuyor!
‹nfazc›lar Hiç Yarg›lanmad› Ki! ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü “olayla ilgili soruflturmay› sürdürüyor”mufl. Biliriz bu soruflturmalar›. Halka kurflun s›kan, katleden hangi polis cezaland›r›ld› ki, bunlar cezaland›r›ls›n? “Soruflturuyoruz” aç›klamas›, tepkiyi yat›flt›rmaya yönelik yalandan ibarettir. Polis en küçük bir kayg› duymuyor atefl ederken. Çünkü biliyor ki, bu ülkede yoksullar›, muhalifleri öldürmenin cezas› yok. Bunun sadece devrimciler için geçerli oldu¤unu düflünenler yan›l›rlar. Yoksullar›n hayat› de¤ersizdir. ABD oligarflinin askerleri dahil, tüm dünyaya böyle bakar, oligarfli de bu ülkenin halk›na ayn› kafayla bakar. Bafllar›na çuval geçiren Amerikal›’ya sesleri ç›kmaz, gecekondu gençlerini kurflunlarlar.
“Kahrolsun Polis” Böyle slogan at›yordu halk cenaze töreninde. Belki o ana kadar “bizim polisimiz” diyordu, belki devrimcilerin kurflunlanmas›n›, gözalt›na al›nmas›n›, iflkence görmesini görmüyor, umursam›-
yordu. Gerçe¤i bir can karfl›l›¤› ö¤renmek zorunda kald›lar. Yar›n, bu ülkede adaletin olmad›¤›n› da, çocuklar›n› katleden polisin görevine devam etti¤ini, tutuklanmas›na bile gerek duyulmad›¤›n› gördüklerinde ö¤renecekler. “Yaflayarak” ö¤renmeyelim; Bu düzen, polisi askeriyle halka düflmand›r. Halk› sindirmekten, susturmaktan baflka hiçbir görevleri yoktur. Bunun için her yola baflvururlar. ‹flkence, infaz, katliam her fleyi yapt›lar ve yapmaya devam edeceklerdir.
Salihli Temel Haklar Kuruldu
Say› 69 15 20 Temmuz 2003
Manisa’n›n Salihli ilçesinde kuruluflu tamamlanan Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i (Temel Haklar) ile birlikte, Temel Haklar ilçelere, köylere de ulaflmaya bafllad›. Çal›flmalar›n› tamamlayarak 11 Temmuz günü baflvurusunu yapan Salihli Temel Haklar bu hafta Tunceli Temel Haklar’›n ard›ndan kurulan ikinci Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i oldu. Mücadelesiz, örgütlenmesiz hiçbir hakk›n elde edilemeyece¤i gerçe¤inin her vesileyle iktidarlar taraf›ndan hat›rlat›ld›¤› bir ülkedir Türkiye. ‹flçisine, memuruna en do¤al haklar›n› “yok ki vereyim” diyecek bir ars›zl›k yönetiyor ülkemizi. Böyle bir ülkede hak almak, sorunlar›m›z› dile getirmek sadece örgütlenerek mümkündür. Salihli’nin ilericileri, devrimci, demokratlar› da bu bilinçle kurdular derneklerini. “Mücadeleye ve örgütlenmeye, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i'nin çat›s› alt›nda birleflmeye” ça¤›r›yorlar Salihli halk›n›. Gediz ›rma¤›n›n sulad›¤› bereketli Salihli ovas›n›n incir, üzüm emekçilerinin sorunlar›ndan, halk›n hak ve özgürlüklerine sahip ç›kmaya kadar genifl bir alanda mücadele edeceklerini belirten Salihli Temel Haklar kurucular›, dergimize yapt›klar› aç›klamada Anadolu'yu Salihli'den selamlad›klar›n› söyleyerek, derne¤in adresini flöyle belirttiler: Mithat Pafla Cad. No: 52/E SAL‹HL‹
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
Emekçiler’den
Türk-‹fl Eylemden Kaç›yor - Direnifl Olmadan Hak Al›namaz! -
Hükümet ile Türk-‹fl aras›nda sürdürülen ve kamu kesimindeki 450 bin iflçiyi ilgilendiren toplu ifl sözleflmesi görüflmeleri yeni bir aflamaya girdi. Hükümetin, 6'flar aylık dilimler halinde yüzde 5, 9, 5, 5 fleklindeki önerisi Türk-‹fl taraf›ndan “ilerleme” görülmesine karfl›n henüz kabul edilmifl de¤il. 16 Temmuz günü toplanan Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu, öneriyi de¤erlendirirken, düzen sendikac›l›¤›n›n oportünizminin ve eylemden nas›l kaçt›¤›n›n da aç›k bir kan›t›n› sundu.
Türk-‹fl “Kaç›n›lmaz” Olandan Kaç›yor Hükümet “verebilece¤imin s›n›rlar›na geldim, IMF daha fazlas›na izin vermiyor” diye aç›k olarak ilan etti. Say› 69 16 20 Temmuz 2003
Bu geliflme üzerine Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu topland›. Beklenen ve do¤al olan eylem karar›n›n ç›kmas› idi. Böyle olmad›. Türk-‹fl taraf›ndan yap›lan aç›klamada, eylem karar› al›nmad›¤›n›, sendikalar›n yapaca¤› eylemlerin desteklenece¤i belirtildi. fiimdi ne demek bu diye düflüneceksiniz; Öyle ya, sen destekçi misin? ‹flin sahibi sensin. Hükümetin verdi¤ini kabul etmiyorsan, (ki kabul edilebilecek s›n›rlar›n oldukça uza¤›nda oldu¤u için Türk-‹fl dahi kabul kolayca satam›-
Memura Sefalet Ücreti AKP, memurun taleplerini dikkate almayarak, maafllarında 66 milyon liraya denk gelecek biçimde yüzde 2.5 ile yüzde 15.5 oranlarında zam yaptı. Memurun iste¤inin çok uza¤›ndaki bu rakam dahi, Devlet Bakanı Mehmet Ali fiahin taraf›ndan “bütçe imkânlarının üzerinde” diye aç›kland›. Bütçenin bütün imkanlar› patronlar için seferber edilirken, bütçe IMF’den sorulurken, alt›nda m› üzerinde mi çok da önemi yoktur. Çünkü memura dayat›lan sefalet içinde bir yaflamd›r. Yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda bir maafl›, imkanlar›n üzerinde gören AKP sadece IMF’nin söylediklerini dikkate al›yor. Memurun eme¤inin hakk›n› vermedi¤i gibi, verdi¤i kadar›n› da yine emekçilerden, halktan ç›karmak için ayn› gün harekete geçti. Bir çok alanda katk› paylar›na, ÖTV’lere zamlar yap›ld›.
yor) hükümetin “bu son s›n›rd›r” dedi¤i noktada tek alternatif kalm›fl demektir: EYLEM, D‹REN‹fi, GENEL GREV... Böyle bir durumda eylem karar› almayacaksan, ne zaman alacaks›n? Türk-‹fl ›srarla direniflten kaç›yor. Sadece genel grevden söz etmiyoruz. Her türlü direniflten, iktidar›, patronlar› zorlayacak, emekçinin üretimden gelen gücünü ortaya ç›karacak her türlü direniflten uzak duruyor. Oportünistçe yap›lan “destekçi” aç›klamalar› komik oldu¤u kadar, Türk-‹fl’in taban›n zorlamas› karfl›s›nda mazaret bulamad›¤›n›n da göstergesidir. Düzen sendikac›l›¤› emek örgütlerini iflte böyle “sivil toplum kuruluflu” haline getirdi. Yüzbinlerce emekçinin ekme¤inin sözkonusu oldu¤u, yani sendikac›l›¤›n varl›k koflullar›ndan biri olan ekonomik mücadelenin sözkonusu oldu¤u bir durumda dahi, kendisini destekçi görüyor bu sendikac›l›k anlay›fl›. Kendisini destekçi görüyor, ama emekçilerin tabanda örgütlenmesini, kendisine ra¤men güç olmas›n› engellemek için de elinden geleni yap›yor. Devrimci iflçilerin sendikalardan tasfiyesi bu günler için yap›l›yor. “Görüflmeleri sürdürece¤iz” diyor Türk-‹fl toplant› sonundaki aç›klamas›nda. IMF “bu kadar› bile fazla” diyor, hükümet "bütçemizde ne Memura göstermelik zam, KESK ve Türkiye Kamu-Sen’e ba¤l› sendikalar taraf›ndan bas›n aç›klamalar› ile protesto edildi. KESK flimdi ne yapacak; göstermelik bir iki eylemle geçifltirecek mi, yoksa bedel ödemeyi göze alarak fiili olarak üretimden gelen gücü mü kullanacak? “Büyük miting yapaca¤›z” diyen Sami Evren da, o büyük mitinglerin ne oldu¤unu iyi bilir. Diyelim ki, “büyük miting” yapt›, K›z›lay’da topland› onbinler. Daha önce oldu¤u gibi, emekçilerin meclise yürüyüfllerinin önüne yine sendikac›lar m› dikilecek, reformizmin barikatlar› m› ç›kar›lacak? Yoksa KESK, son y›llarda bu reformist çizginin memur hareketini nereye getirdi¤ini görüp, ders mi ç›karacak; bunu hep birlikte görece¤iz!
kadar ödenek ayrıldı¤ı belli" diyor ve sendikac›lar› iflsizlerle tehdit ediyor. Görüflülecek ne kal›yor? 5-10 bin kiflilik bir iki mitingle durumu kurtard›¤›n› düflünüyor iflbirlikçi Türk-‹fl yönetimi. Belirtelim ki, bugün yüzbin, ikiyüzbin kiflilik mitinglerin de hiçbir yapt›r›m gücü yoktur. “Kamuoyu tepkisi” gibi kayg›lar› yoktur iktidar›n. Bu pervas›zl›k yukar›dan afla¤›ya, Amerika’dan bafllayarak bütün dünyaya hakim k›l›nm›flt›r. O zaman nas›l ABD karfl›s›nda dünya halklar› ciddi direnifl yöntemleri bulmak zorunda kal›yorsa, Türk-‹fl de iktidar› zorlayacak eylem biçimlerini düflünmek zorundad›r. Türk-‹fl’e ba¤l› sendikalar›n yapacaklar›, sözü edilen eylemlerin de bas›n aç›klamas›ndan, bir iki etkisiz gösteriden öteye geçmeyece¤ini bilmek için kahin olmaya da gerek yoktur. Bu, aç›klamaya s›k›flt›r›lm›fl “bak›n eylemsiz kalm›yoruz” yutturmacas›d›r sadece. Türk-‹fl emekçilere eylemden, direniflten kaç›yor. Eylemden, direniflten kaçan hiçbir sendika, hiçbir kesim hakk›n› arayamaz. Türk-‹fl emekçinin haklar›na sahip ç›kmaktan kaç›yor gerçekte.
ESK’ya Kat›l›m S›n›fa ‹hanettir Meydanlardan kaçan Türk-‹fl, patronlarla, hükümetle ayn› masan›n etraf›ndan bulufluyor. Elbette yaln›z de¤il, D‹SK ve Hak-‹fl de ihanette onu yaln›z b›rakm›yorlar. Bu arada KESK’in toplant›ya kat›lmay› reddetmesini bir olumluluk olarak not düflelim. AKP’nin emekçilere düflmanl›¤›n› bütün aç›kl›¤›yla kustu¤u bir süreçte, düzenlenen Ekonomik Sosyal Konsey (ESK) toplant›lar›nda patronlarla ayn› masan›n etraf›nda buluflmalar›n sonucu bugünkü durumdur. ‹fl Yasas› denilen sald›r› o masalar›n etraf›ndan piflirildi. S›n›f›n
Özellefltirmede Yeni Sald›r› Maliye Bakan› Kemal Unak›tan, K‹T’leri pazarlamak için Amerika turuna ç›kt›. A¤z› kulaklar›nda, “TEKEL’e, Philip Morris’in talip oldu¤unu” aç›klad›. “Her fleyi babalar gibi sataca¤›z” anlay›fl› s›n›r tan›m›yor. Baflbakan Tayyip Erdo¤an’›n sat›flta tek yetkili k›l›nd›¤› yeni Özellefltirme Yasa Tasarısı’yla K‹T’lerin de¤erinin alt›nda sat›fl›n›n önü aç›l›rken, yeni sat›fl listeleri de haz›r. 30 maddelik Özellefltirme Yasa Tasarısın›n üzerine oturdu¤u mant›k, bafltan beri AKP’nin dile getirdi¤i “Her fleyi babalar gibi sataca¤›z” mant›¤›d›r. Bu
“‹fl Kazalar›” Sermayenin Cinayetidir Zonguldak'ın merkez ilçeye ba¤lı Gelik Beldesi Ayiçi Mevkii’ndeki özel Arı Madencilik adlı kömür oca¤ında 13 Temmuz günü meydana gelen grizu patlamasında 3 emekçi hayat›n› kaybetti. Mithat Yalçın, Ramazan Ece ve Ertu¤rul Fidan adlı iflçilerin öldü¤ü patlamada bir çok iflçi de yaraland›. Sedef Tersanesi’nde çalıflan Mustafa Yardım’ın “ifl kazası”nda son anda ölümden kurtulmas› da bir baflka örnek oldu. Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde sürekli ifl cinayetleri yafland›¤›n› belirten Limter-‹fl üyesi emekçiler 12 Temmuz günü yapt›klar› eylemle cinayetlere son verilmesini hayk›rd›lar. Ony›llard›r süren sistemli bir cinayet makinas›d›r “ifl kazalar›”. Madenlerde, fabrikalarda yüzlerce emekçi böyle yaflam›n› yitirdi. Masraf olmas›n diye patronun hiçbir tedbir almad›¤›, iflçinin hayat›na hiçbir de¤er vermedi¤i onlarca örnekte belgelendi. Hiç kimse flimdi Zonguldak’ta yerin alt›na gömülen 3 emekçinin “kaza” sonucu öldü¤ünü anlatmas›n. Cinayetin ad› “kaza” de¤ildir.
gücünü harekete geçirmekten kaçan sendikac›l›¤›n, “orada s›n›f›n haklar›n› çat›r çat›r dile getiririz” demeleri tam bir demagojiden ibarettir. Sermayenin hangi dilden anlayaca¤› yüzy›l önce keflfedildi. ‹flbirlikçi sendikac›lar›n yeniden keflfetmesine gerek yok!
Say› 69 17 20 Temmuz 2003
“Sosyal tarafların görüflünü alma” demagojisi alt›nda, kat›l›mc›l›k flovu yapmak isteyen Tayyip Erdo¤an baflkanl›¤›ndaki ESK toplant›s›n›n gündemi bile, o sendikalara “orada ne ifliniz var” demeye yeterli. AB gündemiyle toplanan ESK’da hükümet pembe tablolar çizdi, TESK, TZOB, T‹SK, TÜS‹AD ve TOBB patronlar›n yeni isteklerini s›ralad›. Peki sonuç ne? Emekçiler için sadece “hiç”! yolda da her fleyin mubah oldu¤u bu tasar› ile tescil edilmekte. Erdo¤an’›n iki duda¤›n›n aras›ndan ç›kacak “satt›m” sözüyle, ülke müzayede salonlar›n›n “aç›k art›rma” arenas›na dönüflecek. Sat›fl›n yasal düzenlemeleri yap›l›rken, sat›fla ç›kar›lan kamu mallar›na da yenileri ekleniyor. Yeni bir sat›fl listesi daha aç›kland›. Bir önceki listede postaneler, tren garları, okullar, hastaneler sat›fla ç›kar›l›rken, son listede otogarlar ve devlete ait iflhanları var. Emekli Sandı¤ı Genel Müdürlü¤ü’ne ait Bursa Santral Garajı, Eskiflehir Otogarı, Ulus ve Harbiye-Emek iflhanlarının da aralarında bulundu¤u sat›fl listesi, art›k sat›fl s›ras›n›n gayrimenkullere geldi¤ini gösteriyor.
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
ur d ol u
Anad Patronlar›n dostu, emekçilerin düflman› Tayyip Erdo¤an, islamc›n›n tüccar› olmayaca¤›n›, olursa iflte böyle olaca¤›n› kendi sözleriyle, zihniyetiyle anlat›yor. Bu ülkenin emekçilerinin en hakl› taleplerine, sadece insan gibi yaflamak için yoksulluk s›n›r›n›n üstünde ücret istemesine “ideolojiler” demagojisi yapan, yok ki verelim diyerek aç kal›n, ölün diyen bir zihniyetin sahibidir AKP. Okuyun ve “tüccar siyasetçi” olmakla övünenlerin zihniyetini görün:
Say› 69 18 20 Temmuz 2003
“Memur sendikalar› soka¤a dökülürüz diyor; nereye dökülürlerse dökülsünler. Ne memur karfl›t›y›m ne iflçi, onlara can›m feda. Onlar›n s›rt›ndan siyaset yapanlar var. ‹deoloji giydirmeye kalk›flanlar var. Varsa verece¤iz, yoksa ne verece¤iz. Bu y›l ödenmesi gereken borç 73 milyar dolar. Kamuda çal›flan bir iflçinin bugün maliyeti 1 milyar lira civar›nda. ‹flçi sendikalar› da verebilece¤imizden daha fazlas›n› istiyor. Bu paray› verirsek ülke batar. 5,5 milyon iflsizi neden düflünmüyorsunuz.
Tayyip’ten ‹flçi ve Memura:
AÇ KALIN ÖLÜN! Tayyip Erdo¤an’›n anti-komünistli¤i, kendisi gibi düflünmeyene tahammülsüzlü¤ü IMF’yi protesto eden bir ö¤renciye “zaten o sicilli” demesiyle ortaya ç›km›flt›. Halka, emekçilere karfl› gerçek yüzü de memur sendikalar›n›n, göstermelik zamm› protesto ederek “soka¤a dökülürüz” demesiyle ortaya ç›kt›. ‹flçiye, memura bütün kinini kusuyor Tayyip Erdo¤an. Kimse bu zihniyeti “gecekondulardan geldi, yoksullar›n aras›nda büyüdü” diye allay›p pullamas›n. Çünkü o tüccarlaflan islamc›l›¤›n en pespaye örne¤ini sunuyor. ‹slam›n tüccar› olmaz. Olursa iflte böyle olur. Emine Erdo¤an’›n Osmanl› Sultan› havas› demek ki bofluna de¤ilmifl. AKP, iktidar olman›n haleti ruhiyesi içinde halka tepeden bak›yor, milyonlarca emekçiyi açl›¤a mahkum etmekte sak›nca görmüyor, tepkilerini kaale alm›yor. AKP Trabzon il kongresinde yapt›¤› konuflma, tüccar siyasetçinin halka bak›fl›n›n, emekçiye, sadece yaflamak için istedikleri ücreti nas›l çok gördü¤ünün belgesidir. Biliyoruz, emekçiler “biz bu tür sözleri Özal’dan, Demirel’den, Ecevit’den de dinledik” diye düflüneceklerdir. Evet, de¤iflen bir fley yoktur. Ha Susurluk’un bafl› Demirel, ha “zengin sever” Özal, ha IMF için gece gündüz çal›flmakla övünen Ecevit, ha Tayyip. Fark yoktur. Bu düzende iktidar olan tüm partilerin emekçiye bak›fl›d›r bu sözlerdeki zihniyet. AKP’nin ne islamc›l›kla, ne de yoksul halkla hiçbir ilgisi yoktur. ‹slamc›l›k maske, yoksulluk edebiyat› oy avc›l›¤›n-
dan ibarettir. Onlar riyakarl›¤›n, ikiyüzlülü¤ün temsilcisidir. Bir tüccar nas›l bakarsa, o da öyle bak›yor halka. Kasas›n›, ç›kar›n› düflünür tüccar. AKP islamc›l›¤› da tüccarl›¤› ayn› mant›kla yerine getiriyor. Halk›n karfl›s›nda kendi ç›karlar›n›, temsil etti¤i sermaye kesiminin ç›karlar›n› düflünüyor. “Yok ki verelim” demagojisi, “5,5 milyon iflsizi düflünün” hamaseti halk›n en geri kesimlerine yönelik yalanlar›d›r. ‹flsizleri iflçiye, memura karfl› k›flk›rtma, “borcumuzu ödeyelim, selamete ç›kaca¤›z” bofl umudunu besleme oyunudur bu. ‹flçi “iflsizi düflünecek, fedakarl›k yapacak”; sonra iflsiz iflsiz kalmaya devam edecek, ülke bir türlü “düze ç›kamayacak”, üstelik emekçi hakk›ndan da feragat etmifl olacak... Ony›llard›r oynan›r bu oyun. Peki emekçi yaflamak için al›nterinin karfl›l›¤›n› istemeyecek, ne yapacak; Ölecek mi? Tayyip’in söyledi¤i bu. Memuruna, iflçisine verece¤i zam ile batacak bir ülke zaten batm›fl demektir. Hani “ekonomi iyiye gidiyor” idi? Demek ki, satmad›k hiçbir fley b›rak›lmasa da, bu ülke batman›n efli¤inden kurtulamaz. Bu y›l ödenmesi gereken 73 milyar dolar borcun da halktan ç›kar›laca¤› aç›k. ‹flçi, memur sendikalar›; AKP ile hala masa bafl›nda sorun çözmeyi düflünmek, emekçiye en büyük ihanettir, aldatmak, oyalamak, oyuna ortak olmakt›r. Ortak olmay›n, aldatmay›n, oyalamay›n!
‹flçiye; Kölelik Yasas› Memura; Kamu Personel Yasas› Gençli¤e; YÖK Yerine YEK Gecekonduluya; Açl›k Köylüye; ‘Gözünüzü Toprak Doyursun’ Kürt Halk›na; Piflmanl›k Toplumsal Muhalefete; Bask›
AKP’nin Halka Yönelik Politikalar› AKP iktidar›n›n 7 ayl›k süreci göstermifltir ki, halk›n hiçbir kesiminin taleplerine cevap vermemektedir. AKP içeride sadece patronlar›n, “yeflil sermaye”nin ihtiyaçlar›n› karfl›lamakta, d›flar›da emperyalist tekellerin ve Amerika ile Avrupa Birli¤i’nin emirlerini yerine getirmektedir. AKP’nin halk›n de¤iflik kesimlerine yönelik son dönem politikalar›na bakmak bile, kime ne getirdi¤ini, halka ne verdi¤ini görmek için yeterlidir.
AKP ve ‹flçiler ‹flbirlikçi sendikalar›n da deste¤iyle Kölelik Yasas›’n› (‹fl Yasas›) tam bir pervas›zl›kla ç›kard› AKP iktidar›. Tescilli emek düflman› Turgut Özal iktidar› dahi emekçilere yönelik böylesine kapsaml› bir sald›r› paketini gündeme getirmeye cesaret edememiflti. AKP, emekçilere karfl› cüretli, IMF karfl›s›nda boynu e¤ri oldu¤unu ispatlad›. Bu yasa ile patronlar›n isteklerinin büyük bir k›sm› yerine getirilmifl oldu. Eksik kalanlar› da baflka yasal düzenlemelerle, peflkefllerle yerine getirmeye devam ediyor AKP. Tayyip Erdo¤an’›n dilinden “yoksullu¤un ve yolsuzlu¤un sonunu getirece¤iz” demagojisi düflmez, ama sadece Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coflkun’un bir TÜS‹AD toplant›s›ndaki flu sözleri bile AKP’nin kime hizmet etti¤ini gösterir: “Dıfl sermayenin davetinin önündeki bütün yasal engelleri kaldırdık. Yerel sermayenin tedirgin oldu¤u ‹fl Yasası’nı tedirginli¤i giderecek ça¤dafl bir hale soktuk. ‹fl yasas› gibi piyasalar› tedirgin eden “Nereden buldun” kanunu da kald›rd›k, vergi indirimi yasas›n› ç›kard›k.” AKP, patronlar›n her türlü tedirginli¤ini gidermek için çal›flmakla övünen bir iktidard›r. Patronlara böyle dost olan bir iktidar›n do¤al olarak iflçiye, emekçiye düflman olmas› kadar do¤al bir fley olamaz. Nitekim bu durum, Kamu Toplu ‹fl Sözleflmesi sürecinde de net olarak görüldü. Utanmadan yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yafla-
yan iflçiye “s›f›r zam” önerdi AKP. Çünkü IMF öyle istemifl ve bunu aç›k olarak da ilan etmifllerdi. Yüzde 5’lik zam önerildi¤inde de durum farkl› de¤ildir. “Aç kal›n” derken, “ölmeyecek kadar ekmek” denilmifltir sadece. Kald› ki, iflçiye, memura verdi¤i, vermeyi tasarlad›¤› zamm› ayn› anda ek vergilerle, çeflitli ürünlere zamlarla geri almak için beklemeye gerek bile duymam›flt›r AKP. IMF, aç›k olarak söylüyor; “benim söyledi¤imden fazla zam vereceksen, kayna¤› da yine halktan ç›karacaks›n.” AKP de öyle yap›yor. Özel Tüketim Vergisi’nde art›fl, TEKEL baflta olmak üzere çeflitli ürünlere zam, memur zamlar›n›n hemen ard›ndan gündeme geldi. Bir eliyle verip, öteki eliyle al›yor AKP. Emekçisine verece¤i maafl için IMF’den onay bekleyen bir iktidar iflçinin açl›¤›n›, yoksullu¤unu düflünmez. Zam isteyen iflçi sendikalar›na ne diyor Tayyip Erdo¤an; “Kaynak yok. Madem fazla zam istiyorsunuz, götürün flu niyet mektubunu IMF'ye siz imzalatın.” Anlam› aç›kt›r bu sözün; bu ülkenin ekonomisini ben yönetmiyorum, IMF yönetiyor, gidin onunla pazarl›k yap›n. Ama bu elbette, AKP’nin emekçi düflman› oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmiyor. IMF program›na harfiyen uyacaklar›n› her f›rsatta yineleyen bir iktidard›r AKP.
AKP ve Memurlar Kamu Personeli Yasa tasar›s› ile, Yerel Yönetimler Reform tasar›s› ile, sürgünlerle memurlara yönelik sald›r›lar AKP iktidar›nda da aral›ks›z sürüyor. Son olarak memura verilen komik zam, AKP’nin de memura “kap›kulu” olarak bakt›¤›n›n göstergesi oldu. Geçti¤imiz iktidar döneminde ç›kar›lan yasa ile, grev hakk› bulunmayan sendikalar› kaale bile alm›yor AKP iktidar›. Usulen yap›lan görüflmelerin ard›ndan, IMF ne kadar zam derse, AKP de
Say› 69 19 20 Temmuz 2003
onu yap›yor. Patronlar›n her toplant›s›nda boy gösteren Tayyip Erdo¤an’›n, randevu isteyen Türkiye Kamu-Sen yöneticilerine 3 ay boyunca randevu vermemesi baflka nas›l aç›klanabilir. AKP maafl zamlar›nda oldu¤u gibi memurlara yönelik, onlar› ilgilendiren alanlara yönelik hiçbir uygulamas›nda onlar›n düflüncesini almad›. Sa¤lıktaki düzenlemelerinde, Sözleflmeli personel, döner sermaye, memurların özele sevki, SSK ve devlet hastanelerinin ortak kullanımı gibi en temel konularda ne SES’e sordu ne de TTB’ye.
AKP ve Köylüler AKP hükümetinin köylüye yönelik politikas›n› belirleyen IMF’dir. Tütünde, pancarda, pamukta, hububatta al›m fiyatlar›n› belirleyen de IMF olmufltur. Adana'da hububat alım fiyatlarını protesto eden köylüleri salondan att›ran Tarım ve Köyiflleri Bakanı Sami Güçlü’nün sözleri iktidar›n köylüye bak›fl›n›n özetidir: “‹nsano¤lu böyle. Az da doyurmaz çok da. Ne doyurur biliyor musunuz? Kara toprak!” Say› 69 20 20 Temmuz 2003
Böyle bir zihniyetin, hangi demagojiyi yaparsa yaps›n, yoksul köylülükle ilgisi olmad›¤› aç›kt›r. Köylüye “açgözlü” diyen hükümetin bakanlar›n›n neredeyse tümünün yolsuzluk, hortumlama, usulsüzlük davalar›ndan yarg›lan›yor (dokunulmazl›¤a s›¤›narak asl›nda yarg›lanam›yorlar) olufllar› riyakarl›¤›n bir baflka boyutudur. Sadece TEKEL’in özellefltirmesi ve “sözleflmeli üretim” uygulamas› bile AKP’nin köylülü¤ü IMF talimatlar› do¤rultusunda tasfiye etmeye yönelik politikalar›n devamc›s› oldu¤unu göstermeye yeterlidir. Binlerce tütün üreticisinin ürünü bu düzenleme nedeniyle elde kald›. Köylü düflman› bakan Sami Güçlü, aç›kça “almayaca¤›z” derken, tefeci tüccarlar›n köylünün ürününü ucuza kapatmas›na karfl› cevab› da, “bizi ilgilendirmez, yetki ve sorumluluk Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü ‹çkiler Piyasası Düzenleme Kurulu'na aittir” oldu. “Piyasa kurullar›”n›n IMF program› do¤rultusunda çal›flt›klar›n› ise bilmeyen yoktur. Milyonlarca köylü AKP’yi ilgilendirmiyorsa, iflçiye IMF adres gösteriliyorsa AKP kime hizmet ediyor? Yalanla, demagojiyle, din sömürüsü ile aldatarak oyunu ald›¤› halka olmad›¤› kesin. Geriye, emperyalistler ve iflbirlikçileri kal›yor.
AKP ve Gecekondulular Gecekondular, halk›n yoksullu¤unun en ç›plak haliyle yans›d›¤› yerlerdir. Yoksullu¤un ac›s›, açl›k buralarda en çarp›c› olarak ortaya ç›kar. Peki AKP iktidar› gecekondu
halk›na ne vermifltir bu 7 ay içinde? Yoksullu¤a dair, “bayram yard›m›” flovlar›n›n d›fl›nda hangi çözümü getirmifltir? Hiçbir fley! ‹lerici halk›n yaflad›¤› gecekondular› kuflatma alt›nda tutmaya devam ederken, yoksulluk, açl›k, çizilen sahte pembe tablolar›n aras›nda gerçe¤in an›t› olarak duruyor. “‹mar aff›” gibi düzenlemelerle gecekondulular› aldatma oyunu ise art›k günyüzüne ç›kt›. Sözkonusu yasay›, Orman Kanunu’nu, esas olarak kaçak villalara af ve kendi bakanlar›n›n da içinde bulundu¤u rantç›lar›n gaspettikleri orman arazilerinin peflkefl çekilmesi amaçl› oldu¤u biliniyor. “Ekonomi düzeliyor... enflasyon düflüyor” propagandalar›n›n sadece yalandan ibaret oldu¤unu da en iyi, sadece ekmek, makarna vb. ile yaflam›n› sürdürmeye çal›flan yoksullar biliyor. IMF politikalar› uygulayan bir iktidar›n, yoksulluk ve açl›¤› büyütmekten, iflsizli¤i art›rmaktan baflka yaratabilece¤i hiçbir sonuç olmad›¤›n›, ayn› program›n uyguland›¤› son iki y›la ait istatistikler yeterince gösteriyor. Ekonomist Mustafa Sönmez'in yapt›¤› araflt›rmaya göre kâr-faiz ve rant gelirleri “krizlere” ra¤men büyürken, iflçi, memur, köylü, yoksullar›n gelirleri daha da küçüldü. Arafltırmaya göre, 2000 yılında milli gelirin yüzde 28.8'ini ücretliler alırken bu oran kriz yılı olan 2001'de yüzde 27.8'e, 2002'de ise yüzde 26.7'ye düfltü. Ücretli kesim 2002’de gelirini ancak 45 milyar dolara çıkarabildi. Üretici köylülü¤ün 2000'de milli gelirden aldıkları pay yüzde 11.8 iken bu oran 2002'de yüzde 9.7'ye indi. Böylece köylülerin iki yıllık kaybı 41.7 milyar doları buldu. (Cumhuriyet 15.07.2003)
AKP ve Gençlik ‹flsiz gençli¤e AKP iktidar›n›n verdi¤i daha fazla iflsizlik. Peki üniversite gençli¤ine yönelik politikalar› farkl› m›? Hay›r! Gençli¤e yönelik bask›, soruflturmalar, meydanlarda coplamalar tüm h›z›yla sürerken YÖK Yasa Tasla¤› AKP’nin milyonlarca gencimizi kaale almad›¤›n› göstermeye yetiyor. YÖK’ün yerine ayn› mant›¤a sahip YEK’i getirmeyi hedefleyen yasa tasar›s›n›n tart›flmalar› halen sürüyor. Tasla¤›n içeri¤i ayr› bir tart›flma ve çeflitli yaz›lar›m›zda dile getirdik. Ama bu tart›flmada ö¤renci gençli¤e yer yok. Ne AKP’ye karfl› ç›kan YÖK’çüler ne de durmadan “kat›l›mc›l›k” demagojisi yapan AKP, gençli¤in nas›l bir e¤itim, nas›l bir üniversite konusundaki düflüncelerini alm›yor.
AKP ve Hak ve Özgürlük AKP’nin iktidara gelirken, en çok istismar etti¤i konulardan biri hak ve özgürlükler idi. “‹flkenceye s›f›r tolerans” olacakt›. Halk›n örgütlenme ve düflünce özgürlü¤ü güvence alt›na al›nacakt›... Tümünün bir demagojiden, yalandan ibaret oldu¤u 7 ayda ortaya ç›kt›. ‹flkence sürdü, iflkenceciler aklanmaya devam etti. “AB’ye uyum” yasalar›na s›k›flt›r›lan insan haklar› flovu hayat›n içinde tuzla buz oldu. F tiplerinde 107 ölümün alt›nda flimdi AKP’nin imzas› var. Bu bile, hak ve özgürlükler konusundaki bütün demagojilerin yerle bir oldu¤u noktad›r. Bir ülkenin hapishanelerinden ölümler ç›kmaya devam ediyorsa, 107 ölümden bir da¤ oluflmuflsa, o ülkenin iktidar› sadece zulüm üretiyor demektir. AKP binalar›n›n önüne tafl›nan 107 tabutluk konvoy, iflte bu zulmün en ç›plak resmini veriyor herkese.
tan›mas›, flovenist politikalar› südürmemesi düflünülemezdi. Bu alanda da “AB’ye uyum” dayatmas›yla yap›lan göstermelik düzenlemelerle Kürt halk›n› oyalama, aldatma politikalar› uygulamaya sokuldu. AKP’nin de benimsedi¤i oligarflinin Kürt politikas› t›kanman›n son aflamas›n› yafl›yor. “Çözüm” diye ortaya ç›karabildi¤i tek fley piflmanl›k yasas› olmufltur. ‹slamc› kesimin öteden beri gündeminde olan “türban” vb. sorunlarda da AKP islamc›l›¤›n›n yapabildi¤i tek fley, demagojiden, takiyyeden ibaret. Ancak bu takiyye, hep sözü edildi¤i gibi oligarfliye yönelik de¤il, sorunlar›n›n çözümünü isteyen halka yöneliktir. Türban defilesi flovlar›, ara ara ç›kart›lan “türbanl› protokol” krizleri ile AKP oy ald›¤› bu kesimleri oyalamaya çal›fl›yor. ***
Ayd›nlar, sanatç›lara yönelik tutuklamalar, yasaklar, toplatmalar, DKÖ’lere yönelik bask› ve sindirme politikalar› sürdü. Hak arama mücadelesi veren de¤iflik kesimlerin en demokratik haklar›na copla, gözalt›larla cevap verildi.
Sonuç olarak ortaya ç›kan bu tablo gösteriyor ki; AKP iktidar› h›zla halktan kopuflu yaflamaktad›r. Dün, göstermelik olarak, oylar›n› çalmak için halk›n sorunlar› dile getirilirken, bugün bütün iktidarlar›n yapt›¤› gibi, halk› umursamama, düzenin gerçek sahiplerine ve emperyalistlere hizmet etme, geçerli politika haline gelmifltir.
“Kürt sorunu”na yönelik inkar ve imha politikalar› Kuzey Irak’tan Türkiye topraklar›na kadar sürdürülüyor. Halk›n hiçbir kesiminin sorunlar›na çözüm bulamayan iktidar›n, Kürt halk›n›n hak ve özgürlüklerine cevap verebilmesi, ulusal haklar›n›
Bu durum, oligarflik düzende iktidar olan bütün partilerin varaca¤› sonuçtur. AKP buna h›zla uyum sa¤lam›flt›r. Oligarflik düzene uyumun sa¤land›¤› yerde halk yoktur. AKP iktidar›n›n halk›n hiçbir kesimine verebilece¤i bir fley yoktur.
Korumas› ‹flkenceci Olan Tayyip’in Yalan›na Bak›n!
Erdo¤an’›n evinin yak›nlar›nda, AKP binalar› önünde yerlerde sürüklenmesi, gaz bombalar› ile susturulmas›d›r. Gerçek; kendisi gibi düflünmeyene, “baflka galakside yafl›yor” diyen, “provokatör” diyen Tayyip’dir. Gerçek; “kat›l›mc›l›k” derken, “YÖK’e hay›r” diyen gençli¤in sille tokat gözalt›na al›nmas›d›r. Gerçek; iflkencenin tan›m›n›n dahi yap›lmad›¤› Türk Ceza Kanunu taslaklar›ndad›r.
‹flte size Tayyip Erdo¤an’dan kuyruklu bir yalan; “‹nsan hakları konusunda... Bizler herkesin bizim gibi düflünmesini isteyen, elefltirilmez insanlar de¤iliz. Hükümet olarak bütün vatandafllarımızın hak ve hürriyetlerinin, barıfl ve huzurunun sorumlulu¤unu omuzlarımızda hissediyoruz.” “‹nsan haklar› toplant›lar›”nda çok flovmen gördü bu ülke. Kendi hapishanelerini y›kma, insanlar› diri diri yakma emrini verenler de yapt› o toplant›lardan. Demagoji sürüyor, de¤iflen sadece demagojiyi yapanlar›n adlar›... Dün Ecevit, Bahçeli, Y›lmaz, Sami Türk, Yücelen iken, bugün Tayyip, Gül, Abdulkadir Aksu oldu. Bunlar kuyruklu yalan uzman›d›rlar. Peki gerçek ne? Gerçek; hapishanelerdeki 107 ölümdür. Gerçek; “tecrite son verin, çözün” diyenlerin
Haydi tüm bunlara bir yana b›rakt›k. Hat›rlanaca¤› gibi Tayyip’in koruma amiri tescilli bir iflkenceci olan Maksut Karal’d›r. ‹flkencecinin korudu¤u bir baflbakan hangi insan haklar›ndan söz edebilir!?
Say› 69 21 20 Temmuz 2003
‹flgalin komutan› Franks: “Irak’tan zor ç›kar›z”
ÇIKAMAYACAKSINIZ! “Hava döndü. Direniflten esiyor yel.” Amerikanc›lar flaflk›n, Amerika “Vietnam korkusu” yafl›yor. “Neler oluyor” sorular›n› sormaktan kendilerini alam›yor Amerikan hayranlar›. Öyle ya, karfl›s›nda hiçbir gücün direnemeyece¤i Amerika varken, üstelik Irak’a özgürlük de götürüp diktatörden kurtarm›flken kim nas›l neden cüret edebilirdi direnifle. Beyninde ba¤›ms›zl›k düflüncesi olmad›¤› için bu sorularla meflgul olanlar›n daha dün büyük bir haz duyduklar› iflgal, Amerika için ç›kmaza dönüflüyor.
Say› 69 22 20 Temmuz 2003
‹flgalden bu yana dördüncü büyük operasyonunu bafllatmak zorunda kald› Amerika; “Sarmafl›k y›lan›”. Do¤ada hayvan, bitki ismi b›rakmayacak kadar operasyonlar yapabilirler, direnifl halkla bütünleflti¤i oranda sonuç almalar›n›n mümkün olmayaca¤›n› çok iyi bilirler. Bu operasyonlarla sadece zulmü, öfkeyi büyütebilir.
‹flgal Komutan›ndan ‹tiraf: “Irak’tan Zor Ç›kar›z” Afganistan iflgalinin ve Irak iflgalinin komutan› olan ABD Merkez Kuvvetler Eski Komutanı Orgeneral Tommy Franks, görevi devretmesinin ard›ndan Temsilciler Meclisi Askeri Hizmetler Komitesi'nde itiraflarda bulundu. “Irak'tan çıkıfl için kolay bir yol olmadı¤ını, birliklerin yıllarca Irak'ta kalabilece¤ini” söyleyen Franks, uzun süreli iflgalin tehlikeleri konusunda da efendilerini uyard›. Amerikan askerlerine günde yaklaflık 25 saldırı düzenlendi¤ini açıklayan Franks, direniflin “1 - 2 veya 3 ay içinde ortadan kalkaca¤ın› düflünmeyin” dedi ve ekledi: “Savaflın baflında Irak'ta direniflin tamamen çökmesini ve ters davranıflların olmamasını umut ettim. Ama beklentimin gerçe¤e dönüflece¤ine hiç ihtimal vermedim.” (12 Temmuz bas›n) ‹flgal günlerinde, ihanetlere karfl›n, bizim de sürekli olarak flu ya da bu oranda yaflanan direnifllere dikkat çekmemiz, Umr Kasr’›n öneminin alt›n› çizmemiz iflte bu yüzdendir. Franks da, o direnifllerin ileriki günlerde karfl›s›na nas›l ç›kaca¤›n› biliyordu. Halklara inanmayanlar›n, emperyalizmin gücünü mutlaklaflt›ranlar›n göremedi¤i de iflte buydu. Direnifl karar› veren bir halk teslim al›namaz. Direnenlerin Baas m› yoksa baflka direnifl güçleri mi oldu¤u, Saddam’›n m› yoksa baflkalar›n›n m› direnifli örgütledi¤i bu tar-
t›flman›n yan›nda daha talidir. ‹flgal fiili olarak kaç y›lda sona erer, bunu belirleyecek çok fakl› koflullar, beklenmedik geliflmeler gündeme gelir, ama aslolan direnifl karar›n›n al›nm›fl olmas›d›r. Amerika iflte flimdi bu karar› alan bir halk›n topra¤›nda ve 250 bin askere yeni takviyeler yap›yor, savafl bütçesini ABD tarihinde görülmedik bir miktara ç›kar›yor. ‹flgalcilerin içine düfltükleri durumun bir baflka ifadesi ise, ABD içindeki geliflmelerle kendini a盤a vuruyor. Daha dün Bush’a tam destek “savafl ilan etme” yetkisi veren tekellerin temsilcilerinden oluflan ABD kongresi, Irak pastas›n› paylaflmaya bile raz› oldu. 11 Temmuz günü yap›lan oylama ile Irak'ta “uluslararası barıfl gücü” iste¤ini 0'a karflı 97 oyla kabul etti. Bush’a, NATO ve Birleflmifl Milletler üyesi ülkelerden Irak'a gönderilmek üzere asker istemesini talep eden bu karar tasar›s›, iflgal suçuna baflka ülkeleri de ortak etmeyi, bunun karfl›l›¤›nda k›r›nt›lar vermeyi hedefliyor. Türkiye gibi iflbirlikçi iktidarlar buna çoktan gönüllü. Ancak Irak’› iflgal edenlere birkaç ülke daha eklenmifl olmas› ba¤›ms›zl›k mücadelesi verenler aç›s›ndan bir anlam ifade etmez. ‹flin bir di¤er yan› da, bu kararla birlikte özellikle Avrupa’ya Irak pazar›n›n aç›lmas› gündeme getirilmifl olunuyor. Bush yönetimi bu karara ne kadar uyar görece¤iz, ama Amerika’n›n bir ç›kmazda oldu¤unun ABD Kongresi de fark›na varm›flt›r. Karar tasarısını hazırlayanlardan Demokrat Parti Senatörü Joe Biden, karar›n iflgale “uluslararası” nitelik kazandırılmasıyla birlikte iflgalin kendilerine maliyetinin azalaca¤›n›, ABD askerlerinin daha riske girece¤ini, Amerika'nın iflgal kuvveti olmaktan çıkaca¤ını söylüyor ve flöyle diyor; "Böylelikle Iraklılar bize daha fazla destek verecek, daha az flüphe duyacaklardır!" Bu da Amerika’n›n demokrat›! Bir emperyalistin bak›fl›n› özetliyor asl›nda: Amerikal› ölmesin, baflka halklar ölsün. Az maliyetle en çok kar edelim. Suçlar›m›za baflkalar›n› da ortak edelim. ‹flgali her türlü yolu kullanarak meflrulaflt›r›p, flirin gösterelim. “Bush olmasayd› da demokrat baflkan olsayd› böyle olmazd›” diyenler; iflte size demokrat bir kafa. Mesele, etiketinde de¤il; Amerikan tekellerini temsil ediyor mu, etmiyor mu, mesele bu. S›-
n›fsal bak›lmazsa yan›lg›lar›n sonu gelmez. Direniflin bir baflka yans›mas› ise kamuoyu yoklamalar›nda Bush’a güvenin büyük bir h›zla düflmesi, ve Amerikan halk›n›n “Irak'ta kontrolü kaybediyoruz” diye düflünmeye bafllamas›. CBS televizyonunda yay›nlanan son bir kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 50'sinden daha azı Irak'ta kontrolün ABD askerlerinde oldu¤unu düflünüyor.
Direnifl, Kalelerini Yaratt› Ba¤›ms›zl›k, özgürlük savafl› verilen her ülkede direnifl kaleleri do¤ar. Bu, kimi zaman bir kent, kimi zaman bir mahalle, kimi zaman bir köy olur. “Kale”nin ifllevi orada bulunan direniflin askeri gücünden öte, moral etkisidir, halka verdi¤i direnifl mesaj›d›r. ‹flgalin ilk günlerinde Umr Kasr iflte böyle bir iflleve sahip oldu. Bir avuç Irakl› direniflçi günlerce iflgalcileri kasabaya sokmad›. Benzeri bir ifllevi flimdi Felluce ve Ramadi görüyor. Son olarak Amerikan askerleri Felluce'de kentin içinden çekilmek zorunda kald›. Ramadi de ise ABD askerlerine hemen her gün saldırılar düzenleniyor. Direnen kentler ad›n› tarihe gururla yazd›r›rken, Kuzey’de Amerikal›lar› alk›fllarla karfl›layan, “ABD ba¤›ms›zl›k günü”nü halaylarla kutlayanlar›n kentleri utanc›n ad› oluyor.
Burjuva Medya fiimdi Yanki Cesetlerinin Çetelesini Tutuyor Burjuva medya sald›r› günlerinde iflgal edilen kentlerin, “tam gaz Ba¤dat” giden Amerikan birliklerinin o gün kaç Irakl›y› katletti¤inin, kaç bomba att›¤›n›n, her gün, kaç Saddam heykeli y›k›ld›¤›n›n çetelesini tutuyordu. fiimdi her gün kaç Amerikan askerinin öldü¤ü, kaç›n›n yaraland›¤›, kaç askeri konvoya sald›r› düzenlendi¤inin çetelesini tutmak zorunda kal›yor. Bu hafta kay›tlara 8 yanki kaydedildi. Her sald›r›n›n ard›ndan verilen, “Bush’un zafer ilan etti¤i 1 May›s’tan bu yana ölen ABD askerlerinin say›s› ... oldu.” bilançolar›nda en son rakam 35 idi ve her geçen gün artmaya devam ediyor. Sistematik olarak her gün birer ikifler yanki iflgalin bedelini ödüyor. Kad›n›, erke¤iyle direniyor Irak halk›. Kad›nlar ellerine geçirdikleri b›çaklarla sald›r›yor yankilere (Salihiyye bölgesi). Ölümün, Amerikal›lar için nereden, nas›l gelece¤i belli de¤il. Böyle bir ortam yankilerin Vietnam’dan tan›d›¤› korkunun, “sendrom”un efli¤idir. Ölü coninin bafl›nda iflgalcinin salya sümük a¤lay›fl› yakalan›yor kameralara. Daha dün ha-
vadan bombalar ya¤d›r›rken kahramand› bu coniler! Irak’a bir ayl›k tatile geldi¤ini düflünen ve öyle motive edilen yankiler, “ikinci bir emre kadar dönüfllerin iptal edildi¤i” haberleriyle gerçekle karfl› karfl›ya geliyorlar. Bu arada Ba¤dat’taki Saddam Havaalan›na inifl yapan bir ABD nakliye uça¤›na füze ile düzenlenen sald›r›, flu ana kadarki direniflin boyutunun çok daha büyüyece¤inin bir iflareti oldu. Emperyalistlerin de itiraf etmek zorunda kald›klar› direniflin daha karmafl›k ve sistematik hale gelifli ile “Irak’tan ç›k›fllar›”n›n ancak ceset torbalar› ile olaca¤› korkusu sard› iflgalcileri.
‹flbirlikçiler De Hedef Ba¤dat’ta Amerikan askerlerine yard›m eden bir ailenin evi ve Amerikan iflbirlikçisi bir belediye baflkan›n›n cezaland›r›lmas›, iflbirlikçilere yönelik ilk eylemler olarak kaydedildi. ‹flgalin, direniflin oldu¤u her yerde iflbirlikçilerin de ç›kmas› “do¤al” olmasa da kaç›n›lmazd›r. Her direnifl hareketinin buna karfl› bir politikas› olmas› da zorunludur. ‹flbirlikçili¤in önünün al›nmad›¤› yerde ihanet büyür ve direnifli zehirli bir sarmafl›k gibi sarar. ‹flbirlikçilik her halk›n tarih boyunca lanetledi¤i en pis ifltir. Hele bu aç›k iflgal koflullar›nda gerçeklefliyorsa çok daha büyük bir suçtur. Halklar bu nedenle ihaneti affetmez, mutlaka gerekti¤i flekilde, geleneklerine uygun flekilde cezaland›r›r. Burjuvazi halklar›n yaratt›¤› bu gelene¤i yok etmek için “insan haklar›” demagojisine bofl yere sar›lm›yor. ‹hanetin “insan haklar›” diye diye meflrulaflt›r›lmas› direnifllerin zehirlenmesidir. ‹ster burjuva cephesinden isterse “sol”dan her kim ihaneti meflrulaflt›r›yorsa, özünde emperyalizme ve iflbirlikçilerine hizmet ediyor demektir.
‹flgalcinin Demokrasisi; ‹flbirlikçi Yönetime ‹lk Ad›m Elbette Irak’ta sadece direnifl yok. ‹hanet de, iflbirlikçilik de var. ABD’nin iflgal valisi Paul Bremer taraf›ndan,
Say› 69 23 20 Temmuz 2003
etnik temel dikkate al›narak seçilen Irak Geçici Hükümet Konseyi “göreve” bafllad›. ‹lk toplant›s›ndaki ilk karar› ise, iflgal gününü (9 Nisan) “ulusal bayram” ilan etmek oldu. Daha fazla söze gerek var m›; ülkesinin iflgalini bayram ilan eden bir zihniyetin o ülkeyi, o halk› de¤il iflgalciyi temsil etti¤i konusunda kuflkusu olan var m›? O konsey içinde yer alanlar için ne büyük bir utanç, ne büyük bir afla¤›l›k ifl. Ki o konseye giriflin ilk koflulu ABD’yle iflbirli¤ini kabul etmek. (Bu arada oligarflinin iflbirlikçisi Türkmen Cephesi’nin konseyde temsil edilmemesi, Türkmenleri temsil ediyor diye konulan birinin iflbirlikçilikte oligarfli yerine ABD’ye yak›n olmas› Türkiye’ye “bafl›na çuval geçirmenin” ard›ndan ikinci tokat oldu.) Kimi gruplar›n Irak’taki etki gücü nedeniyle konseye al›nmak zorunda kal›nmas› da bu durumu ancak nüans farkla de¤ifltirir. Felluce yerel yönetim konseyinin “Hükümet Konseyi”ni tan›mama karar› iflgal alt›ndaki en do¤ru karard›r. Bu nedenle ABD Felluce yerel yönetim konseyinin derhal feshedilmesini dayatmaktad›r. Say› 69 24 20 Temmuz 2003
Peki yetkileri ne olacak bu Konsey’in? Onu da Bremer belirleyecek. Her fleyden önce görev süresi ve yetkileri belirlenmeyen bu konseyin kararlar›n›n Bremer taraf›ndan veto edilebilecek olmas› ve Hükümet Konseyi üyelerinin her türlü icraattan Bremer'e karflı sorumlu olmas› di¤er tart›flmalar› gereksiz k›lmaktad›r. Emperyalist demokrasinin resmi çiziliyor Irak’ta. Amerika herkese emperyalistlerin sözünü etti¤i o meflhur demokrasinin ne olmas› gerekti¤ini anlat›yor. Demek ki neymifl “demokrasi” dedikleri; ABD (ya da baflka bir emperyalist güç) taraf›ndan belirlenen, seçtirilmifl veya atanm›fl yöneticilerin her türlü konuda emperyalistlere karfl› sorumlu olarak ülke yönetmesine demokrasi ad› verilir!.. Böyle “demokrasilere” sahip olmayan ülkeler de ABD taraf›ndan yola getirilir, tehdit edilir, iflgal edilir! “Hükümet Konseyi” ad› verilen yap›, Amerikan iflbirlikçisi ya da iflgali dolayl› olarak meflrulaflt›rma suçu ifllemektedirler. ‹çlerinde ABD’nin iflgale son vermesini isteyenler de var. Irak’taki duruma iflgal diyen de, demeyen de var. Ama söyledikleri ne olursa olsun, bulunduklar› konum, yukar›da ifade etti¤imiz durumdur. Ama görünen o ki, demokrasi oyunu da tutmayacak, flimdiden konseyi tan›mayaca¤›n› ilan eden binlerce insan›n gösterileri yaflan›yor Irak’ta. “Hükümet Konseyi” de ABD’yi içine düfltü¤ü bataktan kurtaramayacak!
Latin Amerika’n›n Utanc› Irak’taki iflgal güçlerine Latin Amerika ülkesi Nikaragua da 200 askerle kat›ld›. Onu El Salvador ve Honduras'ın izlemesi bekleniyor. ‹ktidardaki Amerikanc› Anayasacı Liberal Parti'nin 50 milletvekili kabul oyu ile geçen karar›, muhalefetteki Ulusal Kurtulufl ‹çin Sandinist Cephe Partisi “ulusal utanç... ABD yönetimine hediye” olarak nitelendirirken, 37 milletvekili red oyu verdi. Evet, Amerikan iflgallerinin, cuntalar›n›n ac›s›n› ony›llarca yaflayan Latin Amerika’n›n utanc›d›r bu karar. Ulusal Kurtulufl ‹çin Sandinist Cephe’nin “ABD’ye hediye” nitelemesi de do¤ru olmakla birlikte ironiktir. Zira, gerilla savafl›yla ald›¤› iktidar› burjuvazi ile seçim oyununa girerek Amerikanc› partiye hediye eden de onlard›! Tarihsel hatalar halklara böyle utanç yaflat›yor. ◆◆◆
Sizin ‹fliniz Ölü Say›c›l›¤› M›? Bir “Sivil Toplum Kuruluflu” (STK) Irak’ta ölen “sivil halk›n” say›s›n› 7706 olarak aç›klad›. Kuruluflun ad› “Irak Body Count” (Irak Ceset Sayımı-IBC). Menflei ‹ngiliz-Amerikan. Ama “ba¤›ms›z”! Bu imajlar›n› güçlendirmek için de iflgali elefltirmeyi de unutmuyorlar ve “hani savaflta sivil kayıpları en aza indirmek için gereken her türlü çabayı gösterecektiniz” diyorlar. Dünya halklar› “ba¤›ms›z” deyip, emperyalist devletlerden “yard›m” almadan yaflayamayan, onlara s›rt›n› dayay›p, onlar›n vitrini olan bu STK’lar› çok tan›d›, çok gördü. Mesela, Almanya hapishanelerindeki tecrite “biz Almanya’dan yard›m al›yoruz” diyerek karfl› ç›kamayan, s›n›rlar› icazete dayal› “s›n›r tan›mayan doktorlar”› tan›d›k. Emperyalistler iflgal eder, zulmeder, soyar, onlar özüne dokunmayacak “elefltiriler” ile iflin “muhalefet” yan›n› üstlenirler. Her emperyalistin böyle kurulufllar› vard›r. Bu da ad›ndan da anlafl›labilece¤i gibi, ceset sayma kuruluflu. Mesela, AB’nin de CPT’si var. Katliamlar için sadece “gerekenden fazla fliddet kullan›lm›flt›r” diye raporlar yazar. (19 Aral›k’› hat›rlay›n!) fiimdi “demokrasiyi inflaa etmek” ad›na Irak’a da bu tür STK’lar doluflacakt›r. ‹flgalin meflrulaflt›r›lmas›, halka kabul ettirilmesi için barbara “medeniyet götürücüleri”, diktatörlük alt›nda demokrasinin ne oldu¤unu bilmeyenlere “demokrasi ö¤reticisi” olarak karfl›m›za ç›kacaklard›r. Ajan örgütlenmeleridir bunlar. Emperyalizmin yeni dünya düzeninin art›k eskimifl numaralar›d›r. Irak halk› bu flarlatanl›klara inanmaya, güvenmeye, emperyalist demokrasi tuza¤›na düflmeye bafllad›¤› noktada emperyalistler kazan›yor demektir.
EMPERYAL‹ST ZULÜM imparatorluklar da yıkılır
Ebu Gureyb’in “Standartlar›” “Son üç ayda, 14 intihar giriflimi ve giriflimde bulunanlar›n biri hala komada...” Bu ifadeler, Guantanamo toplama kamp›na giren “ilk gazeteci” olan, The Observer muhabiri Ted Conover’e ait. Conover, Cenevre Sözleflmesi'nin savafl esirlerine tanıdı¤ı kuralların tersine, mahkûmların kiflisel hiç bir eflyalarını yanlarına alamadıklarına, sigara içemediklerine ve kendi yemeklerini hazırlayamadıklarına dikkat çekti¤i haberini flu cümlelerle bitiriyor: “Burada çok fleyler olmufl, iyi ki bunlar yaflanırken burada olmadım ve yaflananları görmek zorunda kalmadım.” Ve bir baflka “Guantanamo” Ba¤dat’ta... “Saddam rejminin dehfletinin sembolü” diye burjuva medyada günlerce gösterilen Ebu Gureyb hapishanesi, flimdi 'Saddam yanl›s›' diye tutuklanan binlerce Irakl› için Guantanamo ifllevi görüyor. Saddam resimlerinin yerine, “ABD tüm Iraklıların dostudur” yalan›n› yazan Amerikal›lar, aileleri dahil olmak üzere burada kalan esirler hakk›nda kimseye bilgi vermiyor. Hatta isimlerini dahi aç›klam›yor. "Yalnızca içerde olup olmadı¤ını ö¤renmek istiyorum" diyen Irakl› analar Ebu Gureyb’in kap›s›nda beklefliyor.
Emperyalizmin Standartlar› Yoktur! “Uluslararas› standartlar” ülkemizde F tipleri nezdinde bir dönem tart›fl›ld›. F tiplerinin “uluslararas› standartlar”a uygunlu¤unu savunanlardan, “istedi¤imiz sadece uluslararas› standartlara uygun olmas›” diyenlere kadar, bir kesim emperyalist standartlar› direniflin karfl›s›na ç›kard›. Hala da ç›kar›l›yor. Böyle bir standart›n olmad›¤›n›, sözü edilenin emperyalistlerin ç›karlar›na göre belirlenen “standartlar” oldu¤unu hep söyledik. Ebu Gureyb’in Amerikalı komutan› da bu standartlardan sözediyor ve o standartlara ne zaman uyaca¤›n› anlat›yor: “Ülke (Irak) istikrara kavuflunca hapishane uluslararası standartlara ulaflacak!” Cenevre Sözleflmesi'nin ancak Amerikal› esirler sözkonusu oldu¤unda gündeme getirildi¤ini, Irak’ta esir al›nan Coniler için, ABD Savunma Bakan› Rumsfeld’in “esirlere Cenevre sözleflmesi uygulanmal›” sözlerinden biliyoruz. fiimdi ayn› Amerika ne Cenevre, ne de baflka bir sözleflmeyi dinlemiyor. Kendi sözleflmesini kendisi yaz›yor, kendi “standartlar›n›” kendisi koyuyor ve uyguluyor. Demek ki, emperyalistler, ç›karlar›n›n riske girdi¤i yerde kendi “standartlar›n›” da yok sayarak, yerine yeni “uluslararas› standartlar” belirler. fiimdi emperyalist cephede ve iflbirlikçilerinde geçerli olan “Guantanamo standartlar›”d›r. Bunun ad› ülkemizde F tipleri olur, Irak’ta Ebu Gureyb, Amerika’da Guantanamo, özü ayn›d›r. Amerikal›n›n “istikrar” dedi¤inin hiçbir direniflin, direnenin olmad›¤›, teslim olmufl bir ülke tablosu oldu¤u aç›k. “Uluslararas› standartlar›n” kabul edildi¤i nokta her ülke için tam da böyle bir ülkedir.
◆ Emperyalist Hukukta “Gerçe¤e Dönüfl”:
Yeni kurulan Belçika hükümetinin ilk icraati, ABD’nin kald›r›lmas›n› istedi¤i, “uluslararas› savafl suçlular›n›n Belçika’da yarg›lanabilmesine” iliflkin kanunu de¤ifltirmek oldu. Kapsam› daralt›lan “soyk›r›m kanu”na göre dünyan›n baflka ülkelerinden insanlar, suç duyurusunda bulunabiliyordu. Bu Avrupa emperyalistlerinin göstermelik yasalar›ndan biriydi. Ama, tersine dönüp emperyalist ülke liderleri, siyonist liderler hakk›nda, hele en son Bush ve Blair hakk›nda suç duyurusu yap›ld›¤›nda art›k “gerçe¤e dönüfl”ün zaman› gelmifl oldu. Gerçek, emperyalist ç›kar idi. ABD Belçika’y› tehdit ederek, bu flarlatanl›¤a son vermezse NATO merkezini Belçika’dan tafl›yaca¤›n› aç›klad›. Belçika, bunun “ekonomilerine y›ll›k 5 milyar dolar zarar getirece¤ini” hesaplad› ve emperyalist hukukta oyuna son verdi.
◆ Gezileri De Terör: Bush’un Afrika gezisi bitti; Bush Afrika’y› gezerken, yeni-sömürge yönetimlerinin polisleri de say›s›z operasyon, gözalt› yapt›. En büyük gösterilerin yafland›¤› Nijerya tam da buna örnekti. Binlerce polis caddeleri iflgal ederken, “temizlik” gerekçesiyle gecekondular y›k›ld›. 10’u ‹stanbul’da 2’si Ankara’da olmak üzere, 12 devrimcinin katledildi¤i 12 Temmuz 1991’i hat›rlay›n; O katliam da “Bush’un güvenli¤i” içindi. Amerikan baflkanlar›n›n her gezisi daha o andan bafllayarak halklara zulüm getirmifltir. Bütün iflbirlikçi iktidarlar, ayn› ruh hali içinde, kendi halklar›n›n anti-emperyalistlerini, vatanseverlerini katletmekten, zulmetmekten çekinmemifllerdir.
Say› 69 25 20 Temmuz 2003
Öcalan’›n “Özgür ‹nsan Savunmas›”
Emperyalizme Uyum Teorileri
Önceki say›dan devam
Abdullah Öcalan’›n Yunanistan’a girifl-ç›k›fl›yla ilgili Atina’da görülen davaya gönderdi¤i “Özgür ‹nsan Savunmas›”n› ele ald›¤›m›z yaz›n›n birinci bölümünü geçen say›m›zda yay›nlam›flt›k. Birinci bölümde, özetle, Öcalan’›n “yaflad›¤›m›z ça¤”a ve mevcut dünya gerçeklerine iliflkin tesbitlerinin gerçeklikle bir ilgisi olmad›¤›n›, Öcalan’›n emperyalist sistem içinde yeralma politikalar›n› hakl› göstermek için hayali bir dünya tasvir etti¤ini kendi sözleriyle ortaya koymufl ve savunman›n en karakteristik özelli¤inin “inkarc›l›k” oldu¤unu belirtmifltik. Say› 69 26 20 Temmuz 2003
‹nkar, “yeni politika”n›n önünü düzlüyor. Önceki bölümde açt›¤›m›z gibi, “iktidar hedefi” reddediliyor. Bu bölümde ortaya koyaca¤›m›z gibi; sosyalizm inkar ediliyor, s›n›flar mücadelesi inkar ediliyor, halklar›n yüzlerce y›ll›k mücadelesi inkar ediliyor ve nihayet Öcalan “kendini” de inkar ederek “demokratik-ekolojik topluma” ulafl›yor.
2) Sosyalizmin çarp›t›lmas› ve inkar›! Öcalan’›n geniflçe bir bölümünü “Helen Uygarl›¤›”n›n incelenmesine ay›rd›¤› savunmada, Helenler ne kadar ayr›nt›l› ele al›nm›flsa, sosyalizm de o kadar yüzeysel ve üstünkörü ele al›nm›flt›r. Bu ele al›flta da Öcalan’›n tek bir amac› vard›r; sosyalizmi mahkum etmek. Helen uygarl›¤›ndan, Avrupa uygarl›¤›na kadar her fleyde “olumlu” bir yan bulan Öcalan, sosyalizmde hiç bir olumluluk bulam›yor. Onun dünya halklar›na kazand›rd›klar›ndan hiç sözetmiyor. Söyledikleri flunlar: “Reel sosyalizme geçit veren Marksizmin temelde hiyerarflik toplum uygarl›¤›n› aflamad›¤›, dolay›s›yla temel iddias› olan s›n›fl› toplumu aflmas› flurada kals›n, onun vahfli bir biçiminin do¤mas›na katk› sundu¤u da a盤a ç›kan bir yan›d›r.” “Devletçi ideolojiler, benim aç›mdan art›k tamamen bir kurtulufl arac› olamazlar. Kapitalist, sosyalist, ulusal üniter ve federalist demokratik s›n›f devletleri, hiyerarflik toplumun din, cins, etnisite, çevre ve s›n›f sorunlar›n› çözmek flurada kals›n, bu sorunlar›n bizzat kayna¤› durumundad›rlar.” (*)
Vahfli, hiyerarflik, devletçi, hiç bir sorunu çözemez... Bütün bunlar burjuvazinin yüzy›ld›r sosyalizme yöneltti¤i temel karalamalard›r. Öcalan’›n vard›¤› sonuç, 1990’da SSCB’nin y›k›lmas›n›n ard›ndan emperyalizmin vard›¤› sonuçtur: “Sosyalizm öldü!” Ölenin sosyalizm olmad›¤›n›, sosyalist sistemin da¤›lmas›n›n revizyonizmin onlarca y›ll›k egemenli¤inin yaratt›¤› bir sonuç oldu¤unu Öcalan’a anlatmaya çal›flmak bofluna. Çünkü Öcalan, daha ‹mral› savunmalar›nda, 20. yüzy›lda zaferin burjuva demokrasisinin oldu¤unu, bu zaferin de burjuva demokrasisinin insanl›¤›, özgürlü¤ü, demokrasiyi daha fazla gelifltirme gücüne sahip olmas›ndan kaynakland›¤›n› söylemifltir. Yani tercih yap›lm›flt›r. Bu nedenle, sosyalizmi, Marksizm-Leninizmi adeta karfl› cepheden bir üslupla tarif ediyor: “Öldürmeyi fazilet bilen, buna aç›k bir ideolojinin, ezilen ve sömürülen insanl›¤›n özgürlük ve eflitlik ideallerine hizmet edemeyece¤i netçe a盤a ç›km›flt›r. ... Eskinin fliddet yüklü sosyalizm anlay›fl› zafere ulaflsa dahi, Sovyet Rusya deneyiminde de görüldü¤ü gibi çözülmeye u¤ramaktan kurtulamayacakt›r. Bir döneklik olarak hep elefltirilen ve suçlanan bu tutum, asl›nda özgür insanl›k ad›na en önemli kazan›m de¤erindedir.” Sosyalizmin “öldürmeyi fazilet bilen” bir ideoloji olarak tan›mlanmas›, bir çarp›tmadan baflka bir fley de¤ildir. Bunun böyle olmad›¤›n› anlatmak için Engels’in “önce siz atefl edin mösyö burjuvazi...” sözünü hat›rlamak yeter. Emperyalizmin ve oligarflinin halklara silahl› direnifl, silahl› kurtulufltan baflka yol b›rakmad›¤›n›n en çarp›c› örneklerinin görüldü¤ü günümüzde, “fliddet”in sorumlulu¤unun, kayna¤›n›n sosyalizmde oldu¤unu söylemek için, ya sosyalizmi, Marksizm-Leninizmi hiç bilmiyor olmak, ya da onlara “karfl›” olmak gerekir. Öcalan, Marksizmi, sosyalizmi, halklar›n direnifllerini küçümserken bir yerde flöyle diyor: “Binlerce y›ll›k peygamber ve bilge gelenekleri, Marksist, liberal ve ça¤dafl direnifllerden belki de binlerce kez daha zengin içerikli ve hacimli sosyal olgulard›r.”
Elbette Marksizmden önceki düflünce ve geleneklerde de halklar›n yeni bir dünya kurmakta yararlanabilece¤i çok zengin birikimler vard›r. Bunlar› karfl› karfl›ya getirmek anlams›zd›r. Ama bunun da ötesinde, Öcalan, “bunlara dayanmal›y›z” dedi¤i o peygamberlerin de “öldürmeyi” yeri geldi¤inde fazilet sayd›¤›n› görmezden geliyor. Öcalan, ölmeyi, öldürmeyi s›n›fsal, sosyal içeri¤inden koparm›fl, soyut bir hümanizmle (burjuva hümanizm elbette) sosyalizmi mahkum etmeye çal›fl›yor. Sosyalist sistemin y›k›lmas›n› “özgür insanl›k ad›na en önemli kazan›m” sayan Öcalan ne derse desin, bu olay tarihte bir karfl›-devrim olarak adland›r›lmaya, bu olay›n “soldan” savunuculu¤u da “döneklik” olarak elefltirilmeye devam edilecektir.
3) S›n›flar mücadelesinin inkar›ndan “yeni yol” aray›fl›na Öcalan, kapitalizmi de, sosyalizmi de “devletçi ideolojiler” diye mahkum ettikten sonra, kendi deyifliyle “yeni bir yol” ar›yor. “Toplumun temel kurumlar›n› savunmaktan bireyin yitik özgürlü¤ünü yakalamaya kadar çok yönlü bir ‘yeni yol’ aray›fl›” olarak tan›ml›yor bu aray›fl›n›.
köleli¤i, serfli¤i, iflçili¤i de¤il, kölelerin serflerin, iflçilerin binlerce y›ll›k mücadelelerini yüceltir. Tarihin tekerle¤ini ileriye do¤ru döndürenin bu mücadeleler oldu¤unu söyler. Öcalan, bu “s›n›f anlay›fl›”n›n d›fl›nda bir ‘sosyalizm’ ar›yor ve buluyor(!): “Binlerce y›ll›k da¤ bafl›nda, çöllerde, orman kuytular›ndaki etnisitede, ailenin ezilen cinsi kad›nda yaflanan muazzam direnmeler, köleli¤in, serf ve iflçinin direnmelerinden kat be kat daha eski, derinlikli ve yücelikli olgulard›r. Yeni toplum, felsefe ve uygulamalar›m›z› bu esaslara dayand›rmal›y›z.” Felsefi, sosyolojik aç›dan ayr›nt›land›r›ld›¤›nda bu yaklafl›mda pekala feminizmin etkilerini de görebilirsiniz. Ama bu noktadan tart›flmak gereksiz zaman kayb›d›r. Burada “kad›nda yaflanan muazzam direnme”ye yap›lan at›ftan önemli olan, kölelerin, serflerin, iflçilerin bin y›ll›k s›n›f mücadelesinin reddidir. Halklar›n mücadelesinin s›n›fsal aç›dan inkar›, yerine “kad›nlar›n direnifli”nin konulmas›yla bir parça perdelenmek istenmifltir. Öcalan’a göre, egemen s›n›flar›n iktidar›n›, devlet ayg›t›n› y›kmaya yönelen hareketler, örgütlenmeler meflru de¤ildir. fiöyle diyor:
Kapitalizm ve sosyalizm d›fl›nda bir “üçüncü yol” aray›fl› hiç de yeni bir olgu de¤ildir. Kimi “üçüncü yol” diye, kimi “yeni sol” diye, kimi “özgürlükçü sol” diye adland›rd› bu aray›fl›n›. Öcalan da “yeni yol” diyor. Ve yine biliniyor ki, bu aray›fllar›n hepsi, sonuçta kapitalizmin bir versiyonu olmaktan öteye geçemediler.
“Devlet ve halk›n demokratik kurum ve eylemliliklerinin birbirlerini tan›malar› toplumsal meflruiyetin özüdür.” Devletin tan›mad›¤› kurum ve eylemler meflru de¤ildir. Yani oligarflinin, emperyalistlerin dedi¤i gibi “yasad›fl›” alan, gayri meflrudur. Bu da s›n›flar mücadelesinin reddedilmesinin baflka türlü ifade ediliflidir.
Peki Öcalan’›n “yeni yol”u farkl› bir yere mi varacak?
S›n›flar mücadelesinin reddi, tarihe baflka türlü bakmay› getirir. Öcalan’da da böyle oluyor. Bir yandan Marksizmden uzaklaflma, bir yandan oligarfliye “güven verme” gibi pragmatik kayg›lar, Öcalan’a Kürt isyanlar›n› da mahkum ettiriyor:
Varm›yor. Bunu Özgür ‹nsan Savunmas›’nda net olarak görüyoruz. Ç›k›fl noktas›nda s›n›flar mücadelesinin ve iktidar hedefinin reddedildi¤i her teorinin varaca¤› kaç›n›lmaz yer, kapitalizm ve onun burjuva demokrasisidir. ‹flte Öcalan’›n “yeni yol” aray›fl›ndan baz› sat›rbafllar›: “Çevreyi, ekolojik dengeleri alt üst eden toplum ve s›n›fl› uygarl›ktan, bilimle s›k› iflbirli¤i temelinde ekolojik toplum aray›fl›yla ç›k›fl aramak, ertelenmez bir görev durumuna gelmifltir. Marksizmin körükledi¤i köle-serf-iflçi yüceltmesini kabul etmeyen bir s›n›f anlay›fl› da bu aray›fl›n vazgeçilmez eksenidir. Kullaflt›rmay›, serflefltirmeyi, iflçilefltirmeyi bir afla¤›lanma olarak gören ve her koflulda bizzat bu olgulaflmalara karfl› direnmeyi esas alan bir ‘sosyalizm’ anlay›fl› aranmak durumundad›r.” Önce yine bir çarp›tmay› düzeltelim: Marksizm,
“Bu dönemde, (1920’lerin bafllar›) Kürtlerin olumsuz biçimde gündemden düflmesi, anti-Kürtlük’ten kaynaklanm›yor. Bafllang›çta düflünülen, özgürlükleri esas alan bir Kürt reformudur. ‹syanlar bu imkan› engellemekle kalm›yor, Cumhuriyet’in korunmas›na gösterilen özen nedeniyle... afl›r›ya kaçan ezilmelere de yol açabiliyor. Her bak›mdan yetersiz ve geliflmeye de¤il; eskiye, mahalli ç›karlara dayal› feodal önderlikler, kendileriyle birlikte Kürt halk› için de y›k›mla sonuçlanan bir süreci yafl›yorlar.” Bu sat›rlara göre, Kemalist küçük-burjuva diktatörlü¤ünün hiç suçu yok neredeyse. Kürtler, “kendilerini katlettirmifller”! Asl›nda Cumhuriyet Kürtlerin özgürlüklerini verecekmifl ama... isyanlar bunu engellemifl. Evet, Kürt isyanlar›n›n bir ço¤unda, feodal, mahalli, dini ögeler varolmufltur; fakat bu isyanlar›n temel nedeninin yok say›lmas›-
Say› 69 27 20 Temmuz 2003
na yol açabilir mi? Kemalizm’de ilerici yanlar oldu¤unu söylemek için, Kemalizmin aklanmas› gerekmez. Öcalan, bu noktada bir uçtan, öteki uca savruluyor. Dün, Kemalizmin ulusal kurtuluflcu yan› görmezden geliniyordu, bugün diktatörlük yan›... Tarihi ve s›n›fsal ölçüler kayboldu¤unda, Marksist-Leninist pusula kald›r›l›p at›ld›¤›nda, geriye sadece pragmatizm kal›r. Pragmatizmin ise, hangi gün ne söyleyece¤i belirsizdir.
rak görmektedir hala Avrupa emperyalizmini. Amerikanc› dünya düzeninin “demokrasi temelinde” kurulmakta oldu¤una herkesi ikna etmeye çal›flmaktad›r.
Öcalan’›n bugün söyledikleri, topyekün bir inkarc›l›kt›r. Kürt isyanlar›n› mahkum ediyor, “da¤”› mahkum ediyor, “iktidar mücadelesi”ni mahkum ediyor, egemenlerin fliddetine karfl› halk›n fliddetinin meflrulu¤unu mahkum ediyor; bunlar› ç›kartt›¤›n›zda, halklar›n yüzlerce y›ll›k direniflinden, s›n›flar mücadelesinden geriye bir fley kalmaz.
5) Demokratik-ekolojik toplum safsatas› ve duyarl›, anlay›fll› devletler!
4) Kendini inkar ve kan›tlama
Say› 69 28 20 Temmuz 2003
Öcalan, önceki savunma ve aç›klamalar›ndan farkl› olarak bu savunmas›nda kendine dair de ilginç psikolojik, sosyolojik çözümlemeler yap›yor. “Çok s›¤ ve kuflkulu zihniyet yap›m... kendi özgücüne güvensizli¤im... eskinin yüzeysel güveni... dogmatizmi aflamamak...” gibi kendine dair tesbitlerinin üzerinde özel olarak durmayaca¤›z; ancak önemli olan neden buna ihtiyaç duydu¤udur. ‹htiyaç duymufltur, çünkü emperyalizmin de, oligarflinin de kendisine ve görüfllerine yönelik derin bir kuflkuculuk içinde oldu¤u aflikard›r. Öcalan bu kuflkuyu gidermeye bafltan beri özel bir önem vermifl, çeflitli aç›klamalar›nda savundu¤u bu görüfllerinin “takiyye” olarak görülmemesi gerekti¤ine vurgu yapma ihtiyac› duymufltur. Özgür ‹nsan Savunmas›’ndaki kendine dair bu “kiflilik çözümlemeleri”ne de, “ben de¤ifltim, sizin için tehlike de¤ilim, burjuva demokrasisini savunurken samimiyim” mesaj›n› inand›r›c› k›lmak amac›yla yer verilmifltir. Bu çerçevede, geçmifl tüm görüfllerinin ve yapt›klar›n›n dogmatiklik, geliflmeleri görememe, görüp müdahale edememe gibi nedenlerin sonucunda oldu¤unu söyleyerek, “de¤iflti¤ine” ikna etmeye çal›fl›yor muhataplar›n›. Suriye’den ç›k›fl›ndan sonraki “aldat›l›fllar›” üzerinde de uzun uzun duruyor Öcalan. Aldat›lmas›n› “do¤u kültürüne” sahip olmas›yla, “dostluklara” inanmas›yla aç›klamaya çal›fl›yor. Aldat›ld›¤› do¤rudur. Ama neden farkl›d›r. As›l neden emperyalizmin demokrasisine inanmas›, egemen s›n›flar›n iktidarlar›na güven duyabilmesidir. Emperyalizmin kim ve ne oldu¤unu unutmas›, emperyalizm karfl›s›ndaki devrimci, vatansever, bilimsel kuflkuculu¤unu kaybetmesidir. Bu bak›fl aç›s› halen de sürmektedir. “Uygarl›¤›n yetkin temsil gücü” ola-
Sosyalizmi, s›n›flar mücadelesini, iktidar hedefini reddeden Öcalan’›n, kendisinin de gerçekten ne kadar de¤iflti¤ini anlatan sat›rlar›ndan sonra s›ra, ne önerdi¤ine geliyor.
Demokratik-ekolojik toplum, ne kapitalist, ne sosyalisttir, ne burjuva ne proleterdir. Peki nedir derseniz... Bunun cevab› bofllukta b›rak›lm›flt›r Özgür ‹nsan Savunmas›’nda. Elbette bu da bilinçli bir “boflluk”tur. Çünkü asl›nda, “demokratik-ekolojik toplum”, kapitalisttir. “Demokratik-ekolojik toplum”, burjuvazinin iktidar oldu¤u bir toplumdur. Boflluk, Öcalan’›n bunlar› savundu¤unun üzerini örtmek için b›rak›lm›flt›r. “Demokratik ekolojik devrim” diye adland›r›lan teoriyi bir safsata olarak de¤erlendirmekten baflka çare yoktur. Teori, bilimsel, tarihsel temelden yoksundur, güncel olgulardan-gerçeklikten uzakt›r. Devletsizleflmeyi, s›n›fs›zlaflmay› hedeflemektedir ama burada savunulan›n komünizmdeki devletin sönmesi ve s›n›flar›n ortadan kald›r›lmas›yla bir ilgisi yoktur. Demokratik, ekolojik toplumu da, devletsizleflme ve s›n›fs›zlaflmay› da, emperyalist demokrasiden beklemektedir. “Dünya kapitalist sistemin son iki yüz y›ld›r gerek bizzat yaratt›¤›, gerek zorla ayakta tuttu¤u yap›lanmalar› aflmas›; tümüyle ona ba¤lanmay› gerektirmedi¤i gibi, kanl› bir karfl› ç›kmay› da zorunlu k›lmaz. ... Ortak sorunlara siyasal yöntemlerle birlikte çözüm aramak, strateji ve taktik olarak ne bir sapma, ne de bir teslimiyettir. Tersine, demokratik ve ekolojik dönüflümlere yöneliflin gerçekçi pratik yollar›d›r.” Ezilen, sömürülen halklar, kendilerine ezen sömüren, katleden yap›lara ba¤lanmas›ndan, ama onlara karfl› da ç›kmas›nlar; emperyalistlerle, katliamc›larla, dünyay› ve halklar› gözünü k›rpmadan mahveden tekelci burjuvalarla “karfl›l›kl› uygarca oturup “siyasal yöntemlerle birlikte çözüm aras›nlar”! Ça¤dafl, uygarca bir çözüm yolu. Ama ne kadar mant›kl›, ne kadar gerçekçi? Sömürücüler, katliamc›lar da “siyasal yöntemlerle birlikte çözüm aramaya” yanafl›rlarsa ne ala! Ya yanaflmazlarsa? Bu ihtimal, Öcalan’›n teorilerinde yok. O, emperyalistlerin öyle davranaca¤›ndan çok emin. O
Burjuvazinin ilerici özelli¤ini kaybetmesinin üzerinden yüzy›l geçtikten sonra, Öcalan (ve KADEK) ABD’nin, AB’nin ilericili¤ini keflfetmifltir. Sümer Rahip Devleti’nden Helen uygarl›¤›na uzanan tarihi yorumlar kalabal›¤› içinde, demokratik-ekolojik devrim safsatalar›yla söylenen, savunulan Amerikanc› dünya düzenidir.
kadar emin ki, Kürt sorununun “çözümünü” de onlar›n duyarl›l›¤›na havale etmekte tereddüt etmiyor: “Kürt demokrasi hareketi içinde yer ald›¤› devletleri y›kmak gibi bir amac› tafl›mamaktad›r. Bu devletlere yönelik tavr›, kendine yönelik demokratik duyarl›l›kt›r. ... Asl›nda bu çözümü kendi co¤rafyalar›nda en çok gelifltiren ABD, ‹ngiltere ve ‹sviçre gibi ülkeler, büyük geliflmelerini esasta bu demokratik tarza borçludurlar. Kürtlerin toplum yap›lar› da bu çözüm tarz›na fliddetle ihtiyaç göstermektedir.” Türkiye oligarflisi, Suriye küçük-burjuva diktatörlü¤ü, Irak’taki iflgalci Amerikan yönetimi, ‹ran ‹slamc› oligarflisi, “demokratik duyarl›l›k” göstersinler, tamam. Kürt sorunu diye bir fley kalmayaca¤› gibi, bu ülkeler büyük geliflmeler sa¤larlar. Kim gibi, mesela ABD, ‹ngiltere, ‹sviçre gibi... Zaten Kürtlerin fliddetle ihtiyaç duyduklar› çözüm tarz› da ABD, ‹ngiltere ve ‹sviçre gibi ülkelerin bu demokratik tarz›d›r. ‹flte burada sadede geliyoruz yine. ‹stenilen, hiç bir tereddüte yer b›rakmayacak aç›kl›kta söyleniyor. ABD, ‹ngiltere ve ‹sviçre gibi olmak. Yaz›m›z›n önceki bölümünde de aktarm›flt›k Öcalan’dan, hat›rlatal›m: “Kürt demokratik hareketinin genel hedefi, tüm Türkiye’de tam demokrasidir. Türkiye’nin AB kriterlerini hedeflemesi bu amac› karfl›lamaktad›r.” Bunu söyledikten sonra, emperyalist demokrasi savunuculu¤unun üzerine ister “demokratik ekolojik devrim” sosu dökün, ister “demokratik cumhuriyet”le ambalajlay›n, ne de¤iflir?
6) ‹nkarlar›n son dura¤›: sivil toplumculuk E¤er savundu¤unuz emperyalist demokrasiy-
se, savundu¤unuz AB üyeli¤i yoluyla, oligarflik diktatörlü¤ün demokrasicilik oyununda rötufllar yap›lmas›ysa, elbette gündeminizde devrim, iktidar gibi fleyler olmayacakt›r. Bunlar›n olmad›¤› yerde, düzen içileflme ve sivil toplumculuk vard›r. Öcalan savundu¤u teoriye do¤rudan sivil toplumculuk demiyor, ama afla¤›daki görüfllerini de bundan baflka bir fleyle de tan›mlayamazs›n›z: “fiahsen sosyal bilim teorisinde vard›¤›m en önemli sonuç, emekçi halklar›n devletçi yaklafl›mlar› ve araçlar› esas alamayacaklar› biçimindedir. Halklar için temel araç, toplumun ekolojik ve demokratik koordinasyon biçimleridir. Bunun için ‘ne kadar ihtiyaç, o kadar sivil toplum kurulufllar›’d›r. Ça¤dafl demokrasinin de evrimi bu yönlüdür. Baflta AB’de oldu¤u gibi, klasik devlet modelini aflmak, bugünlerde bir Avrupa Konvansiyonu biçiminde varl›k kazanmaktad›r. Klasik devletten uzaklaflmak, krizlerden kurtulmak için temel bir ilke haline gelmifl bulunmaktad›r. ‘Ne kadar az devlet, o kadar çözüm’ s›kça tekrarlanan bir formül halini alm›flt›r.” ‘Ne kadar az devlet, o kadar çözüm’ formülünün bugünlerde s›kça tekrarland›¤›n› duyuyoruz; ama özellefltirmecilerin, IMF’cilerin, AB’cilerin a¤z›ndan. Tabii bir de sivil toplumculardan. Öcalan’a göre, partiye, orduya, hayat›n çeflitli alanlar›ndaki devrimci örgütlenmelere gerek yok. Ekolojik ve demokratik koordinasyon biçimleri yeter. Çünkü “ça¤dafl demokrasinin evrimi bu yönlü”! Çünkü; Öcalan’a göre “Eski tarz kavga ve savafllarla sonuç al›nmas›na günümüz bilim ve tekni¤iyle siyaset kurumlar› f›rsat vermeyecek bir aflamadad›r. ... Kanl› uygarl›k yöntemleriyle sonuç alma, 21. yüzy›l zihniyet, teknik ve siyaset olgusunca çok zor k›l›nm›flt›r.” Fakat hayat›n kendisiyle çeliflki halinde bu teori. Ça¤dafl demokrasinin bu yönlü evrimini göremiyor kimse. Tersine, emperyalizm en kanl› yöntemlerle sald›r›yor. Eski sömürgecilik yöntemleri, daha s›k baflvurulur hale geliyor. Ve yine halklar, siyasal ve silahl› örgütlülüklere sahip olmay›fllar›n›n zay›fl›¤›n›, dezavantajlar›n› yafl›yorlar tüm ç›plakl›¤›yla. Öcalan’›n bu teorilerinde mesela KADEK’in, silahl› örgütlenmenin de yeri yok. Bunlar›n la¤vedilip ekolojik, demokratik koordinasyon biçimlerine döndürülememesi bile, Öcalan’›n hayali “evrim” teorisinin tekzibidir. Emperyalistlerin “demokratik tarz›”, oligarflik devletlerin “demokratik duyarl›l›¤›” Öcalan’›n hayali ça¤dafl dünyas›n›n kurgular›d›r.
Say› 69 29 20 Temmuz 2003
Sonuç olarak; Öcalan’›n “Özgür ‹nsan Savunmas›” bafll›kl› metni, tarih, sosyoloji aç›s›ndan, Kürt hareketine ve kendisine Ortado¤u’da yükledi¤i “peygambersel” rol aç›s›ndan, bir çok yaz›n›n konusu olabilecek eksik, yanl›fl, çarp›k görüfllerle doludur. Ancak bunlar›n bir ço¤u, politik aç›dan sonuçta sadece bir ayr›nt› önemindedir. Temel olan bu “Savunma”da savunulan politika ve tercihlerdir. Bu nedenle yaz›m›zda esas olarak bu yönünü ele ald›k.
Say› 69 30 20 Temmuz 2003
Burjuvazinin ilerici özelli¤ini kaybetmesinin üzerinden yüzy›l geçtikten sonra, Öcalan (ve KADEK) ABD’nin, AB’nin ilericili¤ini keflfetmifltir. “Hakim dünya sistemini sadece emperyalizm, iflgal ve sömürgeci güç olarak de¤erlendirmek yanl›flt›r. Bu sistemler gücünü kan›tlad›klar› için baflta daha verimli ekonomik üretim ve temelindeki yeni bilimsel-teknik özellikleri nedeniyle olumlu yönde de yay›lma üstünlüklerine sahiptirler.” tesbitindeki politika üzerinde art›k tereddüte yer yoktur. Sümer Rahip Devleti’nden Helen uygarl›¤›na uzanan tarihi yorumlar kalabal›¤› içinde, demokratikekolojik devrim safsatalar›yla söylenen, savunulan Amerikanc› dünya düzenidir. (*) “Özgür ‹nsan Savunmas›”, 11 Haziran 2003’den bafllayarak 15 bölüm halinde Özgür Politika’da yay›nland›. Yaz›daki al›nt›lar, farkl› bir belirtme olmad›kça, bu savunmadand›r.
Bütün iflgalciler, Irak’tan defolun! Türkiye oligarflisinin Irak’taki provokasyonlar›n› sorgulay›p Amerika’n›n iflgalcili¤ini sorgulamamak da, Amerika’n›n TSK’y› afla¤›lamas›n› “ulusal onur” sorunu say›p TSK’n›n Irak’ta ne ifli oldu¤unu sorgulamamak da, tek yanl›d›r! fiu veya bu güce angaje olmakt›r! Genelkurmay› “milli” görenler de, ABD’yi “ilerici” görenler de, ayn› yan›lg›n›n iki farkl› ucunda duruyorlar.
Türkiye oligarflisi, aç›k ki, Irak’ta “suçüstü” yakalanm›flt›r. Komplolar, provokasyonlar, katliamlar düzenlemek isterken, Amerikal›lar taraf›ndan suçüstü yap›l›p gözalt›na al›nd›lar. Buraya kadar yanl›fl bir fley yok. Türkiye’nin Irak’taki varl›¤› gayri-meflrudur. Dolay›s›yla orada giriflti¤i her türlü faaliyet de gayri-meflrudur; oligarflinin Kuzey Irak’taki provokasyonlar›na, katliamlar›na karfl› ç›k›lmal›d›r. Bunda da bir yanl›fll›k yok. Fakat, oligarfliyi suçüstü yapan›n kendisi de orada ayn› flekilde bir “suçlu” olarak bulunmaktad›r. Oligarfliyi komplo, suikast düzenlemekle suçlayan, orada zaten iflgalci olarak bulunmaktad›r. O topraklara, onbini aflk›n Irakl›’y› katlederek
yerleflmifl bir suçludur hem de. Böyle oldu¤u içindir ki, bu sorundaki tav›r, kimin ne kadar ba¤›ms›zl›ktan yana oldu¤unu, kimin ne kadar demokrat oldu¤unu ortaya koyan bir ölçüye dönüflmüfltür.
Milliyetçilik pragmatizmdir; pragmatizm körlefltirir! Ülkemizde Türk milliyetçili¤i ve Kürt milliyetçili¤i, bu olay› ele al›rken, iki ayr› uçtan ya oligarflinin ya da ABD’nin yede¤ine düflmüfllerdir. Milliyetçilik pragmatizmdir, pragmatik oldu¤u için siyasi körlük de, flafl›l›k da onlar için hiç anormal de¤ildir. Bu olaya da öyle bakm›fllard›r. Bir milliyetçilik, ABD’yi elefltirirken, oligarflinin Irak’ta bulunufl ne-
denini görmezden gelmifl, di¤er milliyetçilik, oligarfliyi elefltirirken ABD’nin iflgalcili¤ini hesaba katmam›flt›r. ‹flte bu nokta da, milliyetçili¤in milliyetçilik olmaktan ç›kt›¤› noktad›r.
Türk milliyetçili¤inin savundu¤u “ulusal onur” de¤il, katliam özgürlü¤üdür! “Türk milliyetçili¤i”, vay, ABD ulusal onurumuza sald›rd› diye s›zlan›rken, oligarflinin kontrgerillas›n›n orada ne ifli oldu¤unu hiç sorgulamam›flt›r. ABD’nin TSK mensuplar›n› afla¤›lamas›na, gözalt›na almas›na karfl› ç›kanlar, o TSK’n›n Kürt halk›na karfl› izledi¤i politikay› da hiç sorgulamamaktad›r. Dolay›s›yla, ABD operasyonu karfl›s›nda gösterdikleri tepki, ulusal bir tepki olmaktan çok, Kürt halk›na karfl› Irak’ta ve Türkiye’deki “katliam, provokasyon özgürlü¤ünü” savunma tepkisidir. Yani, ABD’ye demektedirler ki, b›rak›n bizi, Kürtlere karfl› istedi¤imizi yapal›m! Türk “ulusalc›” çevrelerin Genelkurmay’›n yede¤indeki bu tepkisinin özünün “ulusal onur” temelinde olmad›¤›, ayn› kesimlerin mesela IMF’nin afla¤›lamalar› karfl›s›nda, ABD’ye ba¤›ml›l›k karfl›s›nda ayn› tepkiyi göstermemelerinden de bellidir.
Kürt milliyetçili¤i, Amerikan iflgalcili¤ini meflrulaflt›rmaktad›r! Oligarflinin Irak’ta ne ifli var deyip, ABD’nin orada ne ifli oldu¤unu sorgulamamak, ABD’nin operasyonunun “Irak’ta istikrar yaratmay›” amaçlad›¤›n› söylemek, aç›k ki, ABD iflgalini meflru görmektir. Kürt milliyetçili¤inin tavr› böyle geliflmifltir. 13 Temmuz akflam› Medya TV’de konuflan KADEK Baflkanl›k Konseyi Üyesi Duran Kalkan flöyle diyordu: “Türkiye’nin Irak’taki istikrars›zl›kta önemli bir rolü var. Zaten Amerika da o bask›n› onun için yapt›.” Yani KADEK’e göre, Amerika Irak’ta istikrar›n savunucusu ve sa¤lay›c›s›. KADEK bunda hiç bir anormallik, gayri-meflruluk görmüyor. Peki nas›l bir istikrar bu? Katliam ve iflgal istikrar›. Ayn› mant›k, Irak’taki direnifl eylemlerini de “istikrars›zl›k unsuru”
olarak görüp, ABD’nin onlar› bast›rmas›n› da onaylayacakt›r. “Türkiye sen defol, ABD sen kal” tavr›, ABD’nin demokrasi, özgürlük getirdi¤ini dolayl› yoldan desteklemektir. Fakat, Kürt milliyetçili¤i art›k bunu “dolayl›” da yapmamaktad›r. Duran Kalkan’›n sözleriyle ayn› gün Osman Öcalan’›n verdi¤i bir demeçteki flu sözler, Irak’ta istikrar’dan ne anlafl›ld›¤›n› daha net ortaya koyuyor zaten: “ABD de¤iflim istiyor, bu nedenle ilerici bir durufl içerisinde. Buna karfl›n bölge ülkeleri ise statükoyu korumak ad›na gericili¤i temsil ediyor.” (13 Temmuz 2003, Özgür Politika) ABD ilerici, Türkiye oligarflisi gerici! Böyle bir bak›fl aç›s›n›n Kuzey Irak’taki geliflmeler karfl›s›nda do¤ru bir tutum gelifltirmesi zaten mümkün olamaz.
Amerikan iflbirlikçili¤i kimseye hay›r getirmez! Türkiye oligarflisinin gerici oldu¤u do¤rudur. Ama ABD’nin ilericili¤i büyük bir çarp›tmad›r. ‹yi iflgalci-kötü iflgalci aras›nda, küçük diktatör-büyük diktatör aras›nda bir tercih yapmak, ne demokrasiyi, özgürlü¤ü savunmakla, ne ba¤›ms›zl›¤› savunmakla aç›klanamaz. Kürt milliyetçili¤i, Amerika’n›n icazetini almak için, Amerikan iflbirlikçili¤ini meflrulaflt›ran tehlikeli bir politika yap›yor. Bu politikan›n nihai olarak oligarflinin politikas›ndan fark› kalmaz. Çünkü oligarflinin politikas›n›n özü de Amerikan iflbirlikçili¤idir. Aralar›ndaki geçici çeliflkiler, bunu de¤ifltirmemektedir. Amerika, kendisiyle iflbirlikçilik yapan (yani kendisine tabi olan, teslim olan) tüm güçlere karfl› her türlü müdahaleyi, afla¤›lamay›, dayatmay› mübah gören bir politikan›n sahibidir. Amerikan iflgalini meflrulaflt›rarak Amerikan iflbirlikçili¤i yolunda ilerlemeyi düflünenler, ayn› müdahale, afla¤›lama ve dayatmalarla karfl› karfl›ya kalacaklar›n› da hesaba kats›nlar. Türkiye’nin Irak’ta ne ifli var sorusu, eksik bir sorudur: Do¤ru soru flöyle olmal›d›r: Türkiye’nin ve ABD’nin Irak’ta ne ifli var? Hemen ard›ndan söylenmesi gereken ise, bütün iflgalcilerin Irak’tan defolmas› gerekti¤idir.
Say› 69 31 20 Temmuz 2003
AP: “Amerika tarihin en büyük istilac›s›”
ABD Tüm Dünyada Bafl Çeliflki Amerikan haber ajansı Associated Press, siyaset bilimciler ve eski devlet adamlarının görüfllerini de yansıttı¤ı araflt›rma haberinde “Romalılar dahil tarihteki hiçbir süper gücün, ABD gibi yeryüzünde bu kadar egemenlik kuramadı¤ını” belirtti. “Dünyadaki birçok gözlemcinin ABD'yi, 'kontrol dıflı bir süper güç' olarak nitelendirdikleri, bu kesimin, 'ülkenin, hiçbir yasayı veya uluslararası sözleflmeyi, kendi çıkarlarından üstün görmemesinden' kaygılandıkları”n›n belirtildi¤i haberde dile getirilenler daha önce bir çok kamuoyu araflt›rmas›nda ortaya ç›kan sonuçlarla paraleldir. Hat›rlanaca¤› gibi onlarca ülkede yap›lan araflt›rmalarda, Amerika’ya karfl› halklar›n öfkelerinin giderek yükseldi¤i sonucu tart›flmas›z olarak ortaya ç›km›flt›. Say› 69 32 20 Temmuz 2003
K›talara Yay›lan ‹stila ve Küreselleflme Halen Avrupa, Asya, Balkanlar ve Ortado¤u'da onlarca ülkede askeri üsse sahip olan Amerika, Cibuti’ye 2300 asker sevk ederek bunlara bir yenisini daha ekledi. Böylece Afrika k›tas› da, ABD’nin istila s›n›rlar›na dahil oldu.
da bu sürecin sonuçlar›n›, “küreselleflme” denilenin “küresel adaletsizlik düzeni” oldu¤unu ç›plak olarak sunuyordu. Bu rapora göre; “1990'dan bu yana 54 ülkenin geliri düfltü; 21 ülke insan geliflimi konusunda geriledi; Günde 30 bin çocuk engellenebilir hastalıklar nedeniyle yaflamını yitiriyor; Her yıl yarım milyon kadın hamilelik ya da do¤um sırasında ölüyor; 90'lı yıllar boyunca 13 milyon çocuk ishal yüzünden yaflamını yitirdi. Bu sayı ‹kinci Dünya Savaflı'ndan bu yana yaflanan tüm silahlı çatıflmalarda ölenlerin sayısından daha fazla; emperyalist bir ülkede çocuk ölümlerinin oranı binde dörtlerdeyken, sömürgelerde korkunç boyutlarda. Mesela Sierra Leone'de her bin çocuktan 363'ü befl yafl›n› göremiyor; her hafta 1 milyon kiflinin çeflitli nedenle öldü¤ü bu dünya düzeninde, 2 milyar insan okuma yazma bilmiyor.” ‹flte size küreselleflme! Amerikan eksenli küreselleflmenin hala iyi yönlerinden sözeden varsa, sadece açl›k ve zulüm üreten bir düzenin üzerini örtmeye çal›fl›yor, yalan söylüyor demektir.
K›talar› askeri olarak üsleriyle kontrol alt›nda tutan, ordusunun yar›s› ülke d›fl›nda bulunan, teknolojiyi sadece egemenli¤ini güçlendirmek, halklar› bask› alt›nda tutmak için kullanan bir güç, kuflkusuz dünya halklar›n›n da bafl çeliflkisi olmak durumundad›r. Buradan çeliflkiyi belirleyenin sadece askeri varl›k oldu¤u sonucu ç›kar›lmamal›. Çeliflki, askeri, ekonomik, siyasal her alandad›r. Amerikan imparatorlu¤unun istilas› bir araç ve sonuçtur.
Her “süper güç” geliflimini tamamlad›¤› noktada gerileme sürecine girmeye mahkumdur. ABD imparatorlu¤u gelifliminin s›n›rlar›na henüz dayanmad›ysa da, yaratt›¤› öfke, ortaya ç›kard›¤› çeliflkiler ve direnifllerle, emperyalist ekonominin bunal›mlar›yla bu s›n›r› oldukça yak›nlaflt›rm›flt›r.
Küreselleflme, globalizm üzerine yap›lan bütün teoriler böyle bir dünyada eskimifl, çöp sepetine at›lm›fl demektir. Bütün dünyan›n ABD’nin karfl›s›nda yer ald›¤› bir tabloda kimse küreselleflmenin faydalar› üzerine nutuklar atamaz. 1990’l› y›llardan, Sovyetler’in y›k›lmas›ndan bu yana ad›m ad›m örülen istila zincirinin ulaflt›¤› boyutu art›k herkes imparatorluk olarak niteliyorsa (ki öyledir), küreselleflmenin halklara iflgal ve yoksulluktan baflka bir fley vermedi¤i tart›flmas›zd›r. Küreselleflmenin, Lenin’in tarif etti¤i emperyalizm oldu¤u ortadad›r.
‹flte tam da bu noktada iflbirlikçilik ve halklar›n direnifli çok daha önem kazan›yor. Halklar›n direnifli bu s›n›r› daha da yak›nlaflt›r›p, Amerika’ya ölümcül darbeler vururken, iflbirlikçilik, imparatorlu¤un ömrünün uzat›lmas›na hiç olmad›¤› kadar hizmet ediyor. Bu iflbirli¤inin hangi k›l›f alt›nda, ne gerekçeyle yap›ld›¤›n›n, ezilen bir ulus taraf›ndan yap›l›p yap›lmad›¤›n›n hiçbir önemi yoktur. ABD imparatorlu¤unun önündeki dikenleri temizleyen herkes, her güç, halklar›n daha büyük ac›lar yaflamas›na, daha büyük açl›¤›n pençesine düflmesine katk› sunuyor demektir.
Geçti¤imiz haftalarda BM taraf›ndan yay›nlanan ve bizim de Türkiye’nin durumuna iliflkin ele ald›¤›m›z “‹nsani Geliflmifllik Raporu”, iflte tam
Türkiye oligarflisi böyle bir pozisyondad›r, iflbirlikçi Kürt milliyetçi önderli¤i böyle bir durumdad›r, Arap rejimlerinin ço¤u böyledir...
Gücün S›n›rlar›, Direnifl ve ‹flbirlikçilik
oligarflinin kendi beyninin ürünü olan hiçbir fley yoktur. Bütün zulüm yöntemlerini emperyalistlerden ö¤renir, halk›m›za karfl› kullan›rlar.
Yalan ‹mparatorlu¤u “Irak’taki kitle imha silahlar›” nakarat›n› dinledi dünya aylarca. BM denilen koskoca kurulufl aylarca bunu tart›flt›. “Denetçiler” nükleer silah arad› günlerce. ‹flgal bununla gerekçelendirildi. ‹flgal gerçekleflti, ancak süren direniflin de etkisiyle çeliflkiler yalanlar›n ortaya ç›kmas›na, Amerikan imparatorlu¤unun, yalan imparatorlu¤u oldu¤unun görülmesine neden oldu. Yalanc›lar›n yüzsüzlü¤ü ayyuka ç›kt›. Ama kimse bu ortaya ç›kanlardan, emperyalistlerin utanaca¤›n›, yüzlerinin k›zaraca¤›n› düflünmesin. ‹ngiltere Baflbakanı Tony Blair, içeride seçim hesaplar›yla “kitle imha silahlarının bulunaca¤ından emin oldu¤unu” söylemeye devam ededursun, yalanlar ortaya ç›kt›kça, “ça¤dafll›¤›n, medeniyetin befli¤i” emperyalistlerin yalan üzerine kurulu düzenleri de gözler önüne seriliyor.
CIA: “Evet Uydurduk!” Irak’›n “Nijer’den uranyum ald›¤›” yalan›n›n BBC’de yay›nlanmas›n›n ard›ndan tart›flma büyüdü ve itiraflar bafllad›. (Bu arada ‹ngiltere baflbakan› Blair’in “Irak’›n 45 dakika içinde kitle imha silahlar›n› harekete geçirece¤i” yalan› da art›k komediye dönüflmüfl durumda.)
‹tiraflar CIA ile bitmiyor; ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ABD senatosunda yapt›¤› konuflmada, “Irak'a savaflın bu ülkedeki kitle imha silahlarına dair yeni kanıtlara ba¤lı olarak bafllatılmadı¤ını” aç›k olarak söyledi. Beyaz Saray “iddiayı iflgal öncesinde de güvenilir bulmad›klar›n›, bu bilgiyi hiç kullanmamalar› gerekti¤ini” söylüyor. Ama kullanm›fls›n ve iflgali bu yalana dayand›rm›fls›n. Mesele bu kadar aç›kt›r. Yalan› hangi emperyalist kurum kurgulam›fl ne önemi var. ABD ve ‹ngiltere devletleri bilerek, planlayarak kullanm›fllard›r bu yalan›. Tabii bu arada önceki yaz›lar›m›zda belirtti¤imiz gibi, böyle bir uranyum al›m› olsa dahi, Irak’ta sözü edilen silahlar bulunmufl olsa dahi iflgal meflrulaflmazd›. Ancak flimdi herkes dünya halklar›n›n nas›l bir düflmana karfl› savaflmak ve direnmek zorunda oldu¤unu daha aç›k görüyor. Ç›karlar› için her yolu mubah gören, her türlü yalan› söyleyen, her türlü katliam› yapan, sahte belgeler haz›rlay›p, BM toplant›lar›nda “koca koca” devletlerin büyük istihbaratlar› diye yutturan, muhalif güçlere, devletlere “terör” demagojisi ile
Say› 69 33 20 Temmuz 2003
Onbinlerce Irakl› katledilmifl, iflgal gerçekleflmiflti. Yani, art›k “olan olmufl”, yalan ifllevini yerine getirmiflti. Bu yan›yla emperyalistler itiraflarda bir sak›nca da görmezler. ‹ç çat›flmalar bu tür itiraflar› daha da körükler kimi zaman. Dünya üzerindeki her türlü entrikan›n, suikastin, darbenin, kirli iflin, “psikolojik savafl” ad›yla uydurulan yalan›n arkas›ndaki güç olan CIA’n›n baflkan› George Tenet uranyum uydurmas›n› bak›n nas›l aç›kl›yor; “Evet güvenilmez bir istihbaratt›. Bush’un konuflmas›nda bu bilgiyi kullanmas›n›n sorumlulu¤u bize aittir.” Bu kadar basit, bu kadar söylenip geçilecek bir durum sanki. ‹nsan›n ne de¤eri var. Say›s› bile belirlenemeyen onbinlerce ölü Irakl›’n›n ne de¤eri var, kaynaklar›na el konulmufl, iflgalin yaratt›¤› zulüm ayyuka ç›km›fl, ne önemi var! Peki kim vermifl bu “güvenilmez” istihbarat›? Yok tabii böyle bir fley ve olmas› da gerekmiyor. Önemli olan iflgal için kullan›ld›¤› süreçte üstlendi¤i görev. Oligarflinin polisinin yöntemlerine ne kadar benziyor de¤il mi? Amerika ayn› yöntemleri ülkeleri iflgal için kullan›yor, onun iflbirlikçisi de devrimcilere karfl› kullan›yor. Zaten
“Nükleer silahlar... Irak uranyum ald›...” yalan; ama bu görüntüler gerçek. Peki kim verecek bu katliamlar›n hesab›n›? Kim verecek iflgalin hesab›n›? Ve bu görüntelere yeni kareler eklemeye devam ediyor iflgalciler. Bu kez de yalan›n, demagojinin ad›; “Saddam’›n silahlar›” de¤il de, “terörist sald›r›lara karfl› Irak’›n istikrar›n› sa¤lama” yalan›yla sürüyor katliam.
sald›ran bir yalan imparatorlu¤uyla karfl› karfl›yay›z. Tarihte de bütün zulüm üreten devletler, ya zulümlerini, iflgallerini yalanlar üzerine kurmufl, ya da yalanlarla üzerini örtmeye çal›flm›fllard›r. Naziler Polonya'y› iflgale bafllarken, “Polonya sınırlarımıza saldırdı, askerlerimizi öldürdü” gerekçesine dayand›r›yordu. Böyle bir sald›r› vard›, ama bunun da Almanlar taraf›ndan yap›ld›¤› sonra ortaya ç›kacakt›. Alman emperyalist tekellerinin dünya pazar›n› ele geçirme hesaplar›yla yarat›lan Hitler’in miras› flimdi Amerikan imparatorlu¤unda yafl›yor.
Peki Ne Olacak?! Yalanlar ortaya ç›kt›. Peki flimdi ne olacak? Say› 69 34 20 Temmuz 2003
Amerika ve ‹ngiltere’yi yarg›layacak bir “uluslararas› mahkeme” var m›? Amerika ve ‹ngiltere’ye ambargolar uygulayacak, silah üretimini yasaklayacak bir Birleflmifl Milletler var m›? “Derhal yalan ve katliam üzerine kurdu¤unuz iflgale son verin” diyecek bir kurum, kurulufl, devlet var m›? Hay›r yoktur bunlar. Bu yalanlar›n BM taraf›ndan da kabul gördü¤ü hat›rlan›rsa, sadece halklar emperyalist kurumlar›n inan›lmamas›, güvenilmemesi gereken kurumlar oldu¤unu daha aç›k olarak görmüfltür. “Uluslararas› kurumlar”, “uluslararas› standartlar” diye sözü edilenlerin nas›l bir yalan›n, riyakarl›¤›n ad› oldu¤u daha iyi anlafl›lm›flt›r. Belirtelim ki, bu itiraf ve ortaya ç›kan yalanlar›n yar›n, emperyalistlerin ne kadar fleffaf, ne kadar hatalar›n› kabul eden demokratlar oldu¤unun kan›tlar› olarak gösterildi¤ini duyarsan›z flaflmay›n. Onbinleri katledip, y›llar sonra “evet yapt›k, hatal›yd›k” diyen bunlar de¤il mi!
Arafat’›n Trajedisi 6 May›s 2002 tarihli Ekmek ve Adalet’te Filistin ile ilgili yaz›m›z›n bafll›¤› “Arafat, kendi alt›n› oyuyor!” idi. Sözünü etti¤imiz ise, bir önceki hafta boyunca “en önemli geliflme” bafll›¤›yla dünya medyas›nda yay›nlanan, “Arafat ABD plan›n› kabul etti...” haberi idi. Sözkonusu plan bugün “Yol Haritas›” dedikleri bir plan de¤ildi. ‹srailli katliamc› bakan Zeevi’yi cezaland›rmaktan yarg›lanan ve aralar›nda FHKC Genel Sekreteri ve Filistin’e silah naklini yapt›¤› iddia edilen Arafat’›n bir yard›mc›s›n›n da bulundu¤u 6 Filistinli’nin ABD plan› dahilinde, Amerikan ve ‹ngiliz gözetimindeki bir hapishaneye kapat›lmas›n›n kabulü idi. Ortado¤u pragmatizminin tipik örneklerinden biri olan Arafat, bunun karfl›l›¤›nda, üzerindeki kuflatman›n kald›r›laca¤›n› bekliyordu. Ne kuflatma kalkt›, ne de katliamlar durdu. Kurald›; her geri ad›m, emperyalistlerin daha fazlas›n› istemesinin önünü açar. Bugün “Yol Haritas›”n›n kabul edilmifl olmas›na karfl›n, Arafat üzerindeki kuflatma kald›r›lm›fl de¤il. Üstelik kendi içinden bir ihanet, Mahmut Abbas ihanetini ç›kard›. O gün kendi adaletini ‹srail-ABD’ye devreden Arafat yönetimi, bugün ülke yönetimini resmi olarak ABD ve ‹srail’in istedi¤i Abbas’a devretmek zorunda kald›. fiimdi de Ramallah’ta tecrit alt›nda tutulan Arafat’›n trajedisine yeni bir halka daha eklemenin zemini haz›rlan›yor. fiaron, Filistin Baflbakanı Abbas'ı engelledi¤i iddiasıyla Arafat'ı sürgüne göndermekten, tutuklamaktan söz etmeye bafllad›. Arafat ile Abbas aras›nda Yol Haritası'nın uygulanması tartıflmaları yeniden alevlendi. Tutuklama tehdidi ne kadar somuta dönüflür, mevcut dengeler buna izin verir mi, ayr› bir tart›flma ama, sürekli geri ad›mlar›n, emperyalist bar›fl›n Arafat yönetimince kabul edilmesinin Filistin halk›n›n birli¤ine yönelik ciddi tehditleri bar›nd›rd›¤› da gün yüzüne ç›kmaya devam edecektir.
Tutsaklar Açl›k Grevinde Irak’ta ve ‹srail’deki hapishanelerde bulunan Filistinliler açlık grevine baflladı. ‹srail’in Meggido Askeri Hapishanesi’ndeki 1200 tutsaktan 200’ü ilk grup olarak Hamas ve ‹slami Cihad üyelerinin serbest bırakılması için eyleme bafllarken, Beytüllahim Tutuklular Kulübü, bu gruba her gün yeni bir grubun eklenmesinin beklendi¤ini belirtti. Bu arada kad›n tutsaklara yönelik iflkence gün yüzüne ç›kt›. Kad›nlar›n s›k s›k sald›r›ya maruz kald›¤› ‹srail hapishanelerinde en son sald›r› 9 Temmuz’da gerçekleflti ve tazyikli su ile gazlar›n kullan›ld›¤› sald›r›da 8 kad›n tutsak a¤›r yaraland›. Filistin Esirler Bakanl›¤› aç›klamas›nda kad›n tutsaklar›n, baz›lar›n›n hücrelere konulmas›n› protesto için eyleme bafllad›klar›n› duyurdu.
“‹srail hücremde öldürmek istiyor” El Fetih yöneticilerinden Mervan Burguti: “‹srail beni hücremde öldürmek istiyor. Hamamböce¤i dolu bir hücrede tecrit edilmifl durumday›m. ‹srail devlet güvenli¤ine zarar verdi¤i bahanesiyle 15 ayd›r ailemi ve çocuklar›m› göstermiyor” dedi. Barguti, tutukland›¤› 15 Nisan 2002’den bu yana “terörist faaliyetleri hapishaneden yönetebilece¤i” gerekçesiyle kimseyle görüflmesine izin verilmiyor.
Tunceli Temel Haklar:
“Dersim’in her sorunu bizim sorunumuzdur” Geçen haftaki say›m›zda kuruluflunu duyurdu¤umuz TUNCEL‹ TEMEL HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER DERNE⁄‹’nin Kurucu Baflkan› Murat KAYMAZ ile derne¤in Dersim’de nas›l bir çal›flma izlemeyi hedefledi¤ini ve Dersim’i konufltuk... Derne¤inizin kurulufl amac›ndan bafllayal›m. Dersim ony›llard›r bask›, zulüm, sürgünlerin en yo¤un yafland›¤› bir bölge. Halk› y›llard›r uygulanan adaletsizliklere ve yok saymalara her dönem karfl› ç›km›fl ve büyük bedel ödemifltir. Hak ve özgürlük talepleri her dönem OHAL ve s›k›yönetimler alt›nda yok say›lm›fl, zulümle bast›r›lm›flt›r. 1 A¤ustos 2002 itibariyle OHAL'in kalkmas› ka¤›t üzerinde kalm›fl, uygulamada farkl›l›k yoktur. Halk her hak arama talebinde bask›yla sindirilmeye çal›fl›lmakta. Halka bu sistem güçlüdür, zulüm sistemidir, de¤iflmez mant›¤› afl›lanmak isteniyor. Bütün bu anti-demokratik uygulamalar ancak haklar ve özgürlükler mücadelesine sahip ç›k›ld›¤› taktirde son bulacakt›r. Amac›m›z bask›, sürgün, ihlalleri uygulayan mant›¤a karfl› temel hak ve özgürlükleri sahiplenerek mücadeleyi gelifltirmektir. Dersim’deki demokratik mücadele aç›s›ndan kendinize nas›l bir misyon yüklüyorsunuz? Dernek olarak halk›n somut taleplerine cevap verebilecek bir mücadele yürütece¤iz. Bu mücadelede sorunlar›, dayan›flma ve örgütlülükle çözebilece¤imizi ve sonuç alma yöntemini ülke sorunlar›n›n çözümü noktas›na yönelterek ba¤›ms›z-demokratik bir ülke yaratman›n çok uzak olmad›¤›n› anlataca¤›z. Bölgede yaflanan hak ihlallerini kamuoyuna aç›klamakla yetinmeyip çözüm yolunu bulaca¤›z. Aç›klayan de¤il de¤ifltiren olaca¤›z. Ony›llard›r sorunlar› dört y›lda bir yap›lan seçimlerle çözece¤ini vaadeden, halk› kand›ran burjuva siyasetine karfl›n bu sorunlar› ancak halk kendisi yönetimin içinde oldu¤unda, karar hakk› oldu¤unda yani kendi elleriyle de¤ifltirece¤ini anlataca¤›z. Halka kendi gücünün-de¤ifltirme gücünün fark›na varmas›n› sa¤layan bir kurum olma yolunu seçece¤iz. Bu sistemi onaylamayan anti-faflist, anti-emperyalist herkesin sesi olaca¤›z. Mücadele alanlar›n›z neler olacak? Derne¤imiz haklar ve özgürlükler mücadelesinde
mevzi olma amac›ndad›r. Genel olarak; - Dersim’de geçmiflte yaflad›¤› sevgiyi, sayg›y›, dayan›flmay›, haks›zl›¤a baflkald›rmay›, toplumsal düflünmeyi içeren de¤erler yok edilip yoz bir kültür dayat›lmak isteniyor. Özellikle gençlik kendi kültüründeki de¤erlerden uzak yaflamaya itiliyor. Son y›llarda yayg›nlaflan birahane kültürü ve fuhufl, yoz kültürün dayat›lma aflamas›d›r. Amaç emekçi insanlar›n iflsizlik, yoksulluk sorunlar›n› birahanelerde e¤lenerek düflünmemesi, sistemi-yaflam› sorgulamamas›d›r. Gençlik uyuflturucu, bali vb. maddelere yöneltilerek düflünmeyen, sorgulamayan, gelece¤ine sahip ç›kmayan bir kuflak yarat›lmak isteniyor; - Pülümür depreminde evleri hasar gören insanlara onar›m ve bak›m için yard›m edilmedi¤inden ölümle burun buruna yaflan›yor; - Köye dönüfllerin gündemde oldu¤u bir dönemde köyler insans›zlaflt›r›lmak isteniyor. Köye dönmek için baflvuru yapan insanlar hukuki olarak yap›lan oyunlar sonucu ço¤u temel haklar›ndan mahsur kal›yorlar. Köye dönüfller fiili olarak engelleniyor. Köye dönenlere devlet taraf›ndan elektrik, su, yol gibi temel ihtiyaçlar dahi sa¤lanm›yor; - E¤itimde stajyer ö¤retmenlerin atanmas›ndan dolay› e¤itim kalitesi düflük. Okuma seviyesi Türkiye'de en iyi olan Dersim flu an geriliyor bu konuda; - Yap›m aflamas›nda olan baraj Dersim'in iklimini, do¤al yap›s›n› ve bitki çeflitlili¤ini olumsuz yönde etkiliyor. Ovac›k gözeleri kurulmak istenen su fabrikas› ile yok edilmek isteniyor. - Sa¤l›k sorunu kanayan bir yara. Hastaneler ihtiyaçlara cevap veremeyecek durumda. Ço¤u yerde doktor yoktur. Bu nedenlerden dolay› köylerden ve ilçelerden gelen hastalar yollarda hayatlar›n› kaybediyor. Derne¤imiz tüm bu sorunlarla ilgilenecektir. Dersim’in her sorunu bizim sorunumuzdur. Elbette bununla yetinmeyerek tüm ülkedeki hak ve özgürlükler mücadelesinin de parças› olaca¤›z.
Say› 69 35 20 Temmuz 2003
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
bin 1000 GÜN
Biliyorsun çok yazd›k çok söyledik. Üzerinden aylar geçmifl olsa da o sözlerim geçerlili¤ini koruyor. ... Önümüzde hala iki seçenek duruyor: Ya Zafer Ya Ölüm! ... Al›n band›m› sol gö¤sümde tafl›yorum onlara sürpriz olsun. fiimdi art›k veda zaman›. Hepinizi kucakl›yorum...
Ya Zafer Ya Ölüm! “Say Sami Türk! Geride kaç ölüm orucu direniflçisi kald›, say! Ecevit, Bahçeli, Y›lmaz, say›n eseriniz olan tabutlar›! Say› 69 36 20 Temmuz 2003
Bu ülkenin anl› flanl› partileri, sendikalar› siz de say›n! Saymaya devam edin! Haklar› için, düflünceleri için, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük için direnenlerin B‹TT‹⁄‹N‹ asla göremeyeceksiniz! Bu topraklar direnecek, bu halk direnecek!..” 500’lü günlerin bafl›yd› bu sözler söylendi¤inde. 1000. Gün, sözlerin kan›tland›¤› yerdir. Üçer befler gün arayla hapishanelerden ç›kan tabutlarla kan›tland› sözler. Al›nlardan hiç ç›kar›lmayan k›z›l bantlarla kan›tland›. 500’lü günlerden devam ediyoruz destan›m›z›
14 Temmuz 2002 Ankara
anlatmaya. Barolar taraf›ndan gündeme getirilen “üç kap› üç kilit” Adalet Bakanl›¤› d›fl›nda hemen her kesim taraf›ndan kabul edilmiflti, ama bakanl›k hala “bas›n yazmazsa biter” nakarat›nda tak›l›yd›. TAYAD’l› Aileler, 4 Mart’ta “TECR‹TE HAYIR ÖLÜMLER‹ DURDURUN!” ça¤r›s›yla bir imza kampanyas› bafllatt›lar. Ayn› günlerde generaller “Korkut Eken’in her yapt›¤› bilgimiz dahilindedir” diyerek Susurluk’u üstlendiler. 26 Mart’ta TAYAD’l›lar adliye önündeydiler; bu kez Susurlukçular hakk›nda suç duyurusunda bulunmak için. “Cezaevi ‹zleme Kurullar›” hapishaneleri denetleyip peflpefle raporlar düzenledi: “Bir sorun yok!” Demagoji, olmayan sorunun(!) çözümü için süren direnifl gerçe¤ine çarpmaya devam etti.
534. gün; ‹mzalardaki destek TAYAD, 29 Mart’ta toplanan imzalar›n 15 bine ulaflt›¤›n› aç›klad›. 6 Nisan’da imza say›s› 23 bin olmufltu. Bu arada çeflitli demokratik kitle örgütlerinin “üç kap› üç kilitin kabul edilmesi” için imza
Ayfle BAfiT‹MUR fiubat 2001 Kütahya bölüm:6 toplayarak yapt›¤› baflvuru karfl›s›nda Sami Türk flu aç›klamay› yapt›: “Üç kap› üç kilit önerisi onlara cesaret veriyor, ölüm orucu bu nedenle uzuyor.” 19 Aral›k’›n öncesinde Ecevit demiflti: “kamuoyu deste¤i sürerse eylem bitmez”. O deste¤i kesmek için sald›r›n›n iflareti olmufltu bu demeç. Bin gün boyunca, o deste¤in büyük oranda kesildi¤i dönemler de oldu; ama direnifl sürdü. En güç koflullarda direnifl, deste¤i yeniden yaratt›. Bu destek bazen imzalar oldu, bazen mitingler, bazen açl›k grevleri, bazen bir slogan› paylaflmak... “Bas›n yazmazsa biter” sözü oligarflinin rüyas› olarak kald› hep; benzer cümleleri Sami Türk’ten sonra Cemil Çiçek de kuracakt›, ama nafile.
536. gün; Meryem ve Ayat 31 Mart’t›; Meryem Altun flehit düfltü. Meryem’in ölümü, bir yurtseverlik ça¤r›s›yd›. 7 y›l ‹ngiltere’de yaflam›fl ve Avrupa’n›n “sunduklar›n›” reddederek dönüp gelmiflti yurduna, dönüfl gelmiflti kavgan›n içine. Avrupa’ya, ABD’ye kapa¤› atman›n kurtulufl gibi gösterilmeye çal›fl›ld›¤› gençli¤e, kurtuluflun yolunu gösteriyordu adeta.
26 yafl›ndayd› Meryem. Ba¤›ms›zl›k, özgürlük, onur 盤l›¤›yd› aln›ndaki k›z›l bant. 16 yafl›ndayd› Filistin’li Ayat Akhras. Feda savaflç›s›yd›. Meryem’le ayn› günlerde ekranlardan tüm dünyaya direniflin ça¤r›s› olarak sesleniyordu. Meryem ve Ayat’›n ça¤r›s›n› ayn› günlerde duydu dünya. fiaron’a bak›nca Ecevit’in, Ecevit’e bak›nca fiaron’un göründü¤ü topraklarda, F tiplerindeki direnifl ve Filistin direnifli, feda ve özgürlük çizgisinde birlefliyordu. Meryem ve Ayat’t› özgürlü¤ün ad›. Zulmün karfl›s›na önce feda savaflç›lar› ç›k›yordu. En yi¤itler, zulmün karfl›s›na dikiliyorlar, korkuyu parçal›yor, kuflatmalar› yar›yor, umudu yay›yorlar... Ve yine ayn› günlerde, bir Filistinli çocu¤un, “utan›n utan›n utan›n...” diyen sesiyle yank›lan›yordu dünya. Utan›n diyordu direnmeyenlere, utan›n diyordu iflbirlikçilere, ve babas›n› hapseden dünyaya. Ramallah, El Halil, Kalkilya, Tulkarem, Beytüllahim... iflgal alt›ndayd›, iflgal alt›ndayd› Armutlu... Zulüm kuflatm›flt› Sincan, Tekirda¤, Edirne, Kand›ra, K›r›klar’›...
ler ki, t›r z ö s “O ç›km›fl z e k bir ” zdan... › m › z ¤ a
Ama olsun; Biz Filistindik. Filistin bizdi. Kuflatma alt›ndakilerin yüre¤i, dünyan›n neresinde olursa olsun, direnenlerle birlikte at›yordu. Sincan F tipindeki DHKP-C davas›ndan tutsaklar, Filistin için üç günlük açl›k grevi yapt›lar. Tutsaklar›n Filistinli kardefllerine kan verme ve iafle bedellerini Filistin’e gönderme talepleri Adalet Bakanl›¤› taraf›ndan reddedildi.
559. Gün: Bayraklar›n k›z›ll›¤›, al›n bantlar›n›n k›z›ll›¤›yla harman oluyor meydanlarda 2002 1 May›s; binlerce k›z›l bayra¤›n deniz oldu¤u bir kortej yürüyor. “Bitirilmek, yokedilmek” istenenin, “bitti¤i” ilan edilenin korteji bu. Umudun korteji. “ABD’yi, NATO’yu, IMF’yi, AB’yi arkan›za al›p, yak›p y›kt›n›z, aç, iflsiz b›rakt›n›z, katlettiniz, halk› sindirdik, devrimcileri bitirdik dediniz, ‹fiTE yine ALANLARDAYIZ” diye hayk›ran bir kortej bu. Direniflin 17. ay›yd›. Yürüyüfl, 17 ayd›r ölümler pahas›na, sakatl›klar pahas›na direnenlerin yürüyüflüydü. Onbinler vard› Türkiye’nin dört bir yan›nda, alanlarda.
“Alanlardaki ve hücrelerdeki kavgam›z ortakt›r.”
“Zulme, tecrite ve direniflimize karfl› uygulanan kopkoyu sansüre ra¤men, biz hücrelerimizde direnmeye devam ediyoruz. Devrimci tutsaklar, 12 Eylül y›llar›nda bu sansürün katmerlisine karfl› direnifl destanlar› yazd›lar. F Tipi hapishanelerin hücrelerinde yazd›¤›m›z direnifl destan›m›z›n halk›m›za flu veya bu flekilde ulaflaca¤›ndan eminiz. Zulme karfl› ortaya koydu¤umuz kararl›l›¤›n, tüm mazlumlar›n direnifl gücünü büyütece¤inden eminiz. Zulme karfl› ölümlerimiz pahas›na savundu¤umuz ideallerin, on milyonlar›n idealleri haline gelece¤inden eminiz.
Alanlar, bütün ülkenin F tipine dönüfltürülemeyece¤ini anlat›yordu. Alanlarda direniflle, ölüm orucuyla ilgili sloganlar en çok paylafl›lan sloganlard›, “Gündem de¤il” diyenleri tekzip edercesine.
559. Gün: ‹flte yine takt›lar al›nlar›na k›z›l bantlar›n› 1 May›s alanlar›nda k›z›l bayraklar lekesizli¤i, ve görkemiyle dalgalan›rken, ayn› gün, ayn› saatlerde, F tiplerinin hücrelerinde zuladaki lekesiz, k›z›l bantlar ç›kar›l›p al›nlara tak›l›yordu. 8. Ekipler, o büyük günde bafllad›lar ölüm orucuna. 8. Ekiplerin bafllamas›n›n ard›ndan hapishane idareleri taraf›ndan flöyle bir anons yap›ld›: "AH‹M taraf›ndan Ölüm Oruçcular›n›n CMUK 399’dan tahliye edilmesi karar› kald›r›ld› ve uygulanmayacakt›r. Ölüm Orucunu b›rak›n. Adalet Bakanl›¤›!" Zavall› ve çaresizdi oligarfli. Sanki ölüm orucu direniflçileri, A‹HM’e güvenerek bafllam›fllard› direnifle. Anonsun yank›s› gökyüzünün sonsuz derinliklerinde kaybolup giderken, hücrelerden “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz” sloganlar›n›n
Böyle oldu¤u için, irademizi k›ramad›lar bugüne kadar. Bundan sonra da k›ramayacaklar. ... Alanlardaki ve hücrelerdeki kavgam›z ortakt›r. Bu kavga bir cephede tecrite karfl›, bir cephede IMF’ye karfl›, bir cephede ABD’ye ‹srail’e karfl› yürür; halk›m›z›n çeflitli kesimlerinin çeflitli taleplerle yürüttü¤ü tüm bu mücadeleler bir nehirde birleflir. Biz o büyük nehrin savaflç›lar›, direniflçileriyiz. ... Sekizinci Ölüm Orucu Ekiplerimiz’deki, sekiz yoldafl›m›z, 1 May›s’ta al›nlar›na takt›klar› k›z›l bantlar›, zulme karfl› direnme savafl›m›z›n bayraklar› olarak, flehit düflen yoldafllar›m›z gibi, onurla tafl›yacaklard›r. 3 May›s 2002 DHKP-C davas› tutsaklar›
Say› 69 37 20 Temmuz 2003
yank›s› yükseliyordu. Alanlardan yükselen ses hücrelere, hücrelerden yükselen ses alanlara ulaflm›flt› bile.
Say› 69 38 20 Temmuz 2003
1 May›s 2002
bin gün’den... dönüm noktalar›
 1 May›s 2002; 8. Ekip hücrelerde ölüm orucuna bafllad›.
 28 May›s 2002; DHKP-C ve TKEP/L d›fl›ndaki siyasi hareketler, ölüm orucunu b›rakt›lar.
586. Gün; Yalpalayan ad›mlar, direniflin d›fl›na düfltü...
 Haziran 2002; ‘Hücre Duvarlar›n› Y›kal›m, ‹nsanlar› Yaflatal›m’ ça¤r›s›yla tutsak aileleri, gençlik, sanatç›lar çeflitli gösteri ve toplant›lar yapt›lar.
28 May›s 2002, 8. Ekip’in ölüm orucuna bafllamas›n›n üzerinden bir ay geçmemiflken, onlarca direniflçi ölümün efli¤indeyken, DHKP-C ve TKEP/L d›fl›ndaki siyasi hareketler, ölüm orucunu b›rakt›klar›n› aç›klad›lar. Peki neden b›rakm›fllard›? Direnifl belli bir sonuca m› ulaflm›flt›? Bunun cevab› yoktu aç›klamada. “Bayra¤› d›flar›ya devretmek” gibi bir mu¤lak ifade vard› onun yerine. Bunun ne anlama geldi¤i, aylar sonra hala anlafl›lamayacakt›. Çünkü pratik karfl›l›¤› olmayan bir “devir”di bu. B›rakanlar, ilk anda b›rakan siyasetlerin say›ca “çoklu¤unu” ileri sürerek b›rakma tavr›n› meflrulaflt›rmaya, “gövde b›rakt›” söylemiyle direnifl karfl›s›ndaki olumsuz pozisyonlar›n› örtmeye çal›flt›lar, ama kendileri de biliyordu ki, nafile bir çabayd› bu. Gövdesiyle, dal›yla sürüyordu direnifl ve hiç bir fley, onlar›n b›rakmas›n› hakl› ç›karamayacakt›. Burjuva bas›n (ve Kürt milliyetçi bas›n) da ilk anda bu geliflmeyi “ölüm orucu bitirildi” bafll›¤›yla duyurdular. Ama
 15 Haziran 2002; KESK, D‹SK, TÜRK-‹fi’e ba¤l› sendikalar ve TMMOB, ‘tecrite karfl› ç›kal›m...’ ça¤r›s› yapt›lar.  14 Temmuz 2002; TAYAD’l›lar, Gazi Halk Meclisi’nin düzenledi¤i flenlikte, 5 bin kifli taraf›ndan Ankara’ya u¤urland›.  15 Temmuz 2002; 110 Bin ‹mza Ankara’da.  15 Temmuz 2002; Volkan A¤›rman Kand›ra F Tipi hücrelerinde intihar etti.  31 Temmuz 2002; TAYAD ve TUYAB’l› aileler, Avrupa ülkeleri elçilikleri önünde “F tiplerinden deste¤inizi çekin” eylemlerini bafllatt›lar.  3 A¤ustos 2002; Erken seçim nedeniyle Sami Türk Adalet Bakanl›¤›’ndan ayr›ld›, yerine Aysel Çelikel atand›.  11 A¤ustos 2002; TAYAD’l› Aileler, Alibeyköy’de, süresiz açl›k grevine bafllad›lar.  24 A¤ustos 2002 - Tahliye edilen ölüm orucu direniflçisi Feride Harman ölüm orucunu d›flar›da sürdürece¤ini aç›klad›. gerçekte, oligarfli onlar›n “b›rakmas›” üzerinden propaganda yapabilecek durumda bile de¤ildi. Direnenlerin gerçe¤ini biliyordu. Tayin edici nokta Cepheli özgür tutsaklar›n direnifliydi.
mokratikleflme” rüzgarlar› onlar› önüne kat›p sürükleyemedi. Bin günlük destanlar› ancak onlar yazabilirdi...
DHKP-C Tutsaklar Örgütlenmesi 10 Haziran’da bir aç›klama yaparak bu siyasetlerin “direniflin d›fl›na düfltü¤ünü” belirterek, son sözü söyledi: “Direnifl sürecek!”
Semt semt, ev ev dolaflt›lar haftalarca. Emekleriyle, fedakarl›klar›yla ulaflt›rd›lar direnifl gerçe¤ini yüzbinlere. Yüzbin imzaya ulaflt›lar, sonra onu da aflt›lar. Toplad›klar› 110 bin imzay› 15 Temmuz’da Ankara’ya götürdüler. ‹zmir, Adana, Mersin, Antakya, Antalya, Samsun, Çorum, Malatya, Bursa, Kocaeli, Tunceli, Elaz›¤, Erzincan ve ‹stanbul’dan otobüslerle Ankara’ya giderek, iflte dediler, iflte halk›m›z direniflçilerin yan›nda. Görmek, kabul etmek istemeseniz de, gerçek burada, 110 bin imzay› tafl›yan dosyalarda...
Ve uyar›yorlard› yalpalaya yalpalaya direniflin d›fl›na düflenleri: “Günlük düflünenler yan›l›rlar”. Özgür tutsaklard› onlar. Rüzgarlara göre yön de¤ifltiren, her zorlukta geri çekilmenin teorilerini arayanlar de¤il, rüzgar› bizzat yaratanlard›. Bu yüzdendi ki, ta 1980 cuntas›ndan beri, onlar›n oldu¤u hapishanelerde, tek bir rüzgar esti hep; umudun, direniflin rüzgar›. Karfl›devrimin ne zulüm, ne “de-
634. Gün; 100 bin imza, Ankara’da!
- destan›m›z sürecek-
“Da¤ fare do¤urdu”!
A yn› S afta PEK‹ N‹YE? 5-6 Temmuz’da Ankara'da yapılan “Türkiye’de demokratikleflme ve Kürt sorununun çözümü” adl› konferans üzerine yorum ve de¤erlendirmeler sürüyor. Önceki say›m›zda yapt›¤›m›z de¤erlendirmede “konferanstan geriye ne siyasal, ne pratik anlamda süreç aç›s›ndan bir ad›m anlam›n› tafl›yacak bir fley kalmayaca¤›n›” belirterek “çok genifl çevreleri” bir araya getirme görünümünün ard›nda tam bir “etkisizlik” oldu¤unu vurgulam›flt›k. KADEK Genel Baflkanlık Konseyi Üyesi Duran Kalkan, 13 Temmuz’da Medya TV’de yapt›¤› konuflmada konferans› "Da¤ fare do¤urdu" sözleriyle de¤erlendirdi. Peki ne bekleniyordu? E¤er bu konferanstan bir “da¤” ç›kaca¤› bekleniyorduysa, Kürt milliyetçili¤i, konferans› birlikte örgütledikleri güçleri hiç tan›m›yor demektir. "Da¤ fare do¤urdu" sözlerinin kendisi yan›lg›y› da ele veriyor zaten. Bu sözler, konferans gerçe¤ini do¤ru tan›mlam›yor. Ortada bir “da¤” yok zaten. Kürt milliyetçili¤inin yan›lg›s› da burada. Konferansa ça¤›rd›klar› düzen içi kesimleri bir araya getirince, ortaya büyük bir “da¤”, gerçek bir “çözüm gücü” ç›kaca¤›n› sanm›fllard›r. Yan›l›yorlar. Hem Türkiye gerçe¤i aç›s›ndan bir konferansa yükledikleri rol yanl›flt›r, hem de sözü edilen siyasi güçlere iliflkin tahlilleri yanl›flt›r. Da¤ veya tepe, ama sonuçta ortaya ç›kan›n “fare” oldu¤una flüphe yok. Peki bu konferanstan ne ders ç›kar›ld›? Önemli olan budur. Bu noktada Kürt milliyetçilerinin aç›klamalar›nda ç›kar›lan ciddi bir ders görülmüyor. Konferansa kat›lan ayd›nlar›, partileri elefltiriyorlar ama, iflin temeline inmiyorlar. Geçen haftaki de¤erlendirmemizde belirtmifltik; e¤er bu kadar “genifl çevrelerin” bir araya gelmesinden bu kadar “k›s›r” bir sonuç ortaya ç›km›flsa, “belirleyen as›l neden, konferans›n ele al›n›fl›ndaki icazetci mant›kt›r.” Kürt milliyetçili¤i ve tüm di¤er siyasi güçler, e¤er bu konferanstan do¤ru bir ders ç›karmak istiyorlarsa, ilk tart›flmalar› gereken bu mant›kt›r. Çünkü konferans› içi bofl bir da¤ gibi gösteren de, konferans›n ancak bir fare do¤urmas›n›n da, en önemli nedenlerinden biri budur. Duran Kalkan ayn› de¤erlendirmesinde “Sorunun sorumluluk alt›na girip girmemek” oldu¤unu belirti-
yor; evet, bir yan›yla do¤ru. Ama bu bir sonuçtur. Geçen yaz›m›zda flöyle sormufltuk: “Sorunun etraf›ndan dolanarak çözüme ulafl›labilir mi?” Mesele, “çözüm beklenilen” güçlerin ve çözüm beklenilen yolun niteli¤indedir. Bu güçler, düzen içidir, icazetcidir, böyle oldu¤u için de, düzenin izin verdi¤inin ötesine geçemeyecek, düzenle çat›flma anlam›na gelecek bir sorumluluk üstlenmeyecek, sorunun etraf›nda dolanmaya devam edeceklerdir. ÖDP ve onun bafl›n› çekti¤i reformizm, konferansta klasik manevras›n› yapm›flt›r; hiç bir emek harcamas›nlar, hiç bir risk almas›nlar, ama konuyla u¤rafl›yor gözüksünler. Duran Kalkan’›n da bu noktada flikayete, elefltirmeye hakk› yoktur; “Sorumluluk alt›na girmeyenler” kimler? Mesela, iflçi, memur sendikalar›, odalar, legal parti çevreleri. Sendikalar› ÖDP reformizmiyle birlikte apolitiklefltirmenin, AB çizgisine çekmenin, devrimcileri tasfiye etmenin sorumlular›ndan biri de Kürt milliyetçili¤idir. Kendi yaratt›¤› sonuçla karfl› karfl›yad›r Kürt milliyetçili¤i. Kitle örgütleri y›llard›r kah sivil toplumculukla, kah AB’cilikle apolitiklefltirildi, “o konu bizim gündemimiz de¤il, flu konuda do¤rudan sorumluluk üstlenemeyiz” yaklafl›mlar› ilk defa ortaya ç›km›yor. B›rak›n “Kürt sorunu” gibi çok yönlü, kapsaml› bir sorunun sorumlulu¤unu üstlenmeyi; bu anlay›fllar›n egemen oldu¤u sendikalar, odalar, partiler, mesela bir infazlar›n karfl›s›na bile dikilememifllerdir bu ülkede, hala da dikilememektedirler; bir F tiplerine bile istikrarl›, kararl› biçimde karfl› ç›kamam›fllard›r, hala da ç›km›yorlar.
Say› 69 39 20 Temmuz 2003
‹flte bu yap›, onlara büyük misyonlar biçenlerin hayal k›r›kl›¤›n›n nedenidir. ÖDP reformizmini konferans konusunda elefltiren di¤er reformistler, bu anlay›fl›, bu apolitik, tasfiyeci ve icazetci mant›¤› elefltirmiyorlar. Daha do¤rusu elefltiremiyorlar; çünkü kendileri de bir biçimde bu anlay›fla ortak oldular y›llarca. Konferans›n çözümsüzlü¤ü, ayn› zamanda “sivil toplumculu¤un” çözümsüzlü¤üdür; iflte, bütün “sivil toplum” orada, ama ifl faflizme karfl› güç olma sorununa gelince, görünürdeki o büyük, genifl gücün güçsüzlü¤ü ç›k›yor ortaya... Sa¤-Sol ve Çözüm! Kürt milliyetçili¤i, Türkiye solunu küçümseyen zihniyetinin ürünü olarak s›k s›k “sa¤-sol tan›mlar›n› yeniden yapmak gerekir” diyor. Bizce de iyi olur. Kimin nerede durdu¤u belli olur. Fakat “Genelkurmay’›n bile” Kürt hareketini Türkiye solundan daha iyi anlad›-
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
ur d ol u
Anad¤›n› söyleyen Kürt milliyetçili¤inin ç›k›fl noktas› yanl›fl. Kürt milliyetçili¤i, düzen güçlerini, sa¤c›lar› “çözüm gücü” sand›¤› için bunu söylüyor. Devrimcileri ça¤›rmazken, nerdeyse tüm düzen güçlerine davetiye yollad›klar› konferans bu konuda da çok ö¤reticidir. Solcular ifle yaramaz. Buyrun, “sa¤c›larla” yap›n bakal›m. Üç-befl sa¤c›ya gazete köflesinde yaz› yazd›rd›n›z. Onlar›n say›s› bile bir elin parmaklar›n› geçemedi. Buyrun Genelkurmay’la çözün, TÜS‹AD’la çözün. ANAP’la çözün. AKP’yle çözün. Bunlar› da savundunuz. Hatta MHP’nin bile “çözüm gücü” olarak iktidara getirildi¤ini söyleyecek kadar sistemi tan›maktan uzaks›n›z. Sistemi hala tan›m›yor milliyetçilik, hala hayalci. AB’nin, ABD’nin itiraz etmeyece¤i fleyler söyleyince çözülür diye düflünüldü. Uzun süredir politika bu temelde yap›l›yor. Ama o da bir baflka ç›kmaz. Çünkü AB’nin, ABD’nin itiraz etmeyece¤i fleyleri söylemek, özünde gerçek manada çözümden vazgeçmektir. Vazgeçtiniz de. Ama yine de süreç öngördü¤ünüz ve bekledi¤iniz gibi geliflmedi. Say› 69 40 20 Temmuz 2003
Bu anlamda “da¤›n fare do¤urdu¤u” ilk örnek de¤ildir konferans.
Bir çok politikay› uygulamaya bafllad›¤›n›zda flu kadar zamanda çözülecek tahminleri yapt›n›z; öngörüsüzlü¤ünüz a盤a ç›kmaya bafllad›¤›nda bir süre daha “olumlu geliflmeler var” propagandas›yla idare ettiniz. Ama çözümsüzlükle yüzyüze gelmekten kaçamad›n›z. Bu defa yeni ittifaklar, yeni yönelimler aran›p bulundu. Yine olmad›. Olmayacakt›r da. Konferansta “da¤ fare do¤urdu” diyorsunuz, peki fare do¤urmamas› için siz ne öneriyordunuz? Asl›nda sizin de onlardan farkl› bir öneriniz yok. “AB’ye uyum, Kopenhag kriterleri Kürt demokratik hareketinin taleplerini karfl›l›yor” dedi¤iniz noktada, ne önerebilirsiniz zaten, oturup AB’ye girmeyi beklemekten baflka. Nitekim konferansa “çözüm gücü” diye ça¤›rd›¤›n›z bir çok ayd›n, parti de bunu söylediler. “Türkiye’de tek dinamik güç, demokratiklefltirici tek güç AB’dir” dediler. Farkl› bir fley mi diyorsunuz, hay›r! Farkl› bir fley diyorsan›z, emperyalist demokrasiyi de¤il, halk için demokrasiyi istiyorsan›z, AB’nin ABD’nin “Kürt çözümü”nü de¤il, Kürt halk›n›n yurtsever, devrimci çözümünü savunuyorsan›z, yanyana gelece¤iniz güçleri, konferanslar, birlikler kuraca¤›n›z güçleri de yeniden gözden geçirmek durumundas›n›z.
F›rsatç›l›k ve Emperyalist Kültür “Cola Turka” Kutular›nda F›rsatç›l›¤›n ve Amerikan kültürünün yeniden “milli” k›l›f giydirilerek teneke kutulara ve fliflelere s›k›flt›r›l›p, pazara sürülmüfl hali olan “Cola Turka” s›radan bir ürün olman›n ötesinde çeflitli kesimlerin dahil oldu¤u bir tart›flmay› da beraberinde getirdi. Kimisi “pozitif milliyetçilik” dedi ad›na, kimisi “vay be biz de yaparm›fl›z” diye fliflindi... Ürünün sahibi ÜLKER, islamc› sermayenin en eski ve en irilerinden biri. Fransa’da yaflayan Arap as›ll› bir sermayedar›n, fliflelerin üzerine özel yaz›lar da yazarak, Filistin davas›n› ranta dönüfltürmesindeki örnek (Mekke Cola) flimdi ülkemizde sahneleniyor. Bir farkla ki, islami bir etiket de¤il, “milli” bir hava ile sunuluyor halka. ‹slamc› sermaye “yürü ya kulum” diyen AKP iktidar›n›n ola-
naklar›n› da kullanarak, ülkemizdeki anti-Amerikan havay› kasas›na dolar olarak ak›tmak istiyor. Amerikan imparatorlu¤una karfl› halk›m›z›n öfkesinin doru¤a ç›kt›¤› bir süreçte birden ortaya ç›k›yor ve buyurun size “milli” bir kola. Hem de Amerikan emperyalizminin simgelerinden Coca Cola’ya alternatif. Ülker’in, islamc› sermayenin ve en genelde tekelci burjuvazinin ulusall›k diye bir derdi yoktur. Derdi kasas›. Ulusal ç›karlar› savundu¤u nerede görülmüfltür? Genelkurmay da, A¤ar da, AKP de “milli”; sonra gelsin stratejik iflbirli¤i, emperyalistlerle anlaflmalar, ülke topraklar›n› Amerikan savafl uçaklar›na açmalar. Ne zaman “millilikleri” ak›llar›na gelir; bafllar›na çuval geçirildi¤inde. O da sahtedir. “Millilik”, katliamlar›n›, infazlar›n›, iflbirlikçiliklerini
gizlemenin arac›. Ülker’in millili¤i de kasas›n›n üzerindeki flal. Ad›n› bir yana b›rakt›k (Amerikanca) “Cola Turka”n›n reklam›n› izlemiflsinizdir. Amerikan kültürünü alaturka Türklü¤e bat›r, buyur sana “Türk mal› Kola”! Halk› aptal yerine koyan mide buland›r›c› bir kültür karfl›m›zda. Ad›na “Turk” denilmifl Amerikan kültürü pazarlan›yor. Ülker; dili ingilizceye teslim olmufl, sokakta gençleri Amerikanca konuflur olmufl ülkemizde “Türklefltirilmifl Amerikal›lar” masal› anlat›yor. "Amerikan rüyası" denilen emperyalist kültürü, yaflam tarz›n› "Cola Turka" kutusuna koyup allay›p pulluyor ve yeniden halka sunuyor. Karfl›l›¤›nda ise dolarlar (TL de¤il) akmaya bafllad› bile. Mesele de bu de¤il mi zaten!
Bir kitap, bir “ayd›n” ve
Anti-örgütçü AB’ciler Radikal Gazetesi Yazar› Celal BAfiLANGIÇ 14 Temmuz tarihli yaz›s›nda, en son keflfetti¤i bir döne¤i ve kitab›n› tan›tt›. Ad›, Aytekin Yılmaz. Kitab›n›n ad›, '‹çimizdeki Hapishane/Labirentin Sonu'. Kitap özet olarak 19 Aral›k öncesinde hapishanelerde örgütlerin nas›l “Cezaevindeki cezaevleri” (Bafllang›ç’›n uygun buldu¤u bafll›kt›r) yaratt›¤›n› anlat›yor. Örnek verdi¤i isimler sahte, sadece Aytekin Yılmaz’›n PKK davas›ndan bir süre tutuklu kald›¤› anlafl›l›yor.
Anti-örgütçülük buluflma noktas› Kitab›n önsözü Ömer Laçiner’den. Zaten onun yazmas›ndan, bu kitab›n neden ve nas›l ç›kar›ld›¤› anlafl›l›yor. Kimdir Laçiner? “Birikim” Dergisi’nden sa¤a sola vaaz veren, emperyalizmin küreselleflme teorilerini meflrulaflt›ran biri. Laçiner’i devrimci bir eylemde gören olmufl mudur bugüne kadar? Hay›r, o sadece FetHullahlar’›n Abant toplant›lar›na kat›l›r, islamc› TV’lere ç›kar, nas›l ç›kar›ld›¤›, nereden finanse edildi¤i belli olmayan “Birikim”den ak›l verir. Kim verdi bu görevi sana derseniz; cevap alamazs›n›z. Aytekin Yılmaz denilen kifli, anlafl›labilir(!) Örgütünü terk etmifl, düflmanlaflm›fl, intikam almaya çal›fl›yor. Aytekinler hep örgütlere düflmand›r, durmadan kusarlar kinlerini. Peki Aytekin’in propagandas›n› yapan, tam da 107 ölümün oldu¤u bir süreçte oligarflinin “örgüt bask›s›” demagojilerine su tafl›yan Celal Bafllang›ç neyin intikam›n› al›yor? Bafllang›ç’›n sürekli olarak dönekleri, hainleri, davas›n› satan korkaklar› bulup köflesinde tan›tmas› yeni de¤il, ama eminiz herkes merak ediyordur. Bafllang›ç’›n “derinlerde” bilinmeyen bir sorunu mu var örgütlerle ve örgütlülükle? Bafllang›ç’› ve onun gibi düflünenleri Aytekinler’le buluflturan nokta temelde ant i - ö r g ü t ç ü l ü k t ü r. Ömer, Celal, Aytekin... anti-örgütçülükte birlefliyor. Bugün Celal Bafllang›ç
AB’cilikte vücut buluyor bu kesimler.
AB’ci Oral Çal›fllar “Piflmanl›¤› Kabul Edin” Diyor AB’cilik, anti-örgütçülüktür, bireyi kutsar, devletin karfl›s›nda tüm halk›n tek tek bireyler olmas›n› ister. Devletin fliddeti karfl›s›nda sesi ç›kmaz, ama her türlü fliddete karfl›d›r O. Karfl› oldu¤u halk›n, oligarflinin ve emperyalizmin fliddetine karfl› meflru fliddetidir. F tiplerini, bireyi savunarak göklere ç›kard›lar. Devlet, katliam›na bu kafalar›n yaratt›¤› ortam üzerinde zemin buldu ve gerçeklefltirdi. Adalet Bakanl›¤› sansürü onOral Çal›fllar lar›n nabz›n› alarak uygulad›. Dört bir yanda AB ideolojisini, emperyalist ideolojiyi “sol” maske ile pazarlarlar. Paralar›n› AB’nin ad› bilmem ne olan fonlar›ndan al›r, onlar›n kültürünün, pespaye kapitalist düflüncelerinin yay›lmas›na hizmet ederler. Barolarda, sendikalarda DKÖ’lerde, bas›nda her yerde vard›rlar. Her yandan bireycili¤i pompalarlar. ‹flte bir örnek; Cumhuriyet yazar›, AB’den demokrasi bekleyenlerden Oral Çal›fllar. 15 Temmuz tarihli “Güneydo¤u'da Neler Oluyor?”bafll›kl› yaz›s›nda KADEK için, “‘Eve Dönüfl Yasası’ bir ilk adım olarak kabul edilemez miydi?” diye soruyor. Her ne kadar yanl›fl anlafl›lmas›n, ben asl›nda “bir genel af” düflünüyorum dese de, bunu bile “sorunu kökünden halletmenin” yolu olarak gördü¤ü, “Kürt halk›n›n bütün ulusal haklar› koflulsuz tan›nmal›d›r” demedi¤i için temelde fark etmiyor. Sonuç olarak, “Türkiye'nin iç dengelerinin flimdilik böyle bir çözüme (af) olanak vermedi¤i söylendi¤ine” göre, AB’ci Çal›fllar’a göre KADEK Piflmanl›k Yasas›n› kabul etmeli, “eve dönmelidir”! Ölüm orucu direniflçilerine “b›rak›n”, KADEK’lilere piflmanl›k yasas›n› kabul edin; yani hiçbir koflulda direnmeyi düflünmeyin. Oral Ça-
Say› 69 41 20 Temmuz 2003
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
Evet, kurflunlananlar›, ölüm oruçlar›yla katledilenleri bir yana b›rakt›k, 19 Aral›k 2000 tarihinde 6 kad›n diri diri 盤l›klar aras›nda yak›ld› bu ülkenin hapishanelerinde. Bir kad›n, tüm medyan›n karfl›s›nda ba¤›rd›; “bizi, 6 kad›n› diri diri yakt›lar” diye.
Duydunuz! Gördünüz! Unutmad›n›z, ama unutturmak istediniz. Yakan oligarflinin özel timcileri olunca, devlet bütün kademeleri ile diri diri yakmaya, katliama sahip ç›k›nca, AB katliam› destekleyince siz de unutmufl gibi yapmaya, sanki böyle bir fley bu ülkede yaflanmam›fl ve hala katliam 107 ölümle sürmüyormufl gibi davranmaya bafllad›n›z. Düzene uygun “demokrat”l›k, AB’cilik bu olsa gerek. Evet, “unutmak insan olmamak demek. Yok olmak demek”tir. Sahi siz “var” m›s›n›z? Yafl›yor musunuz? Peki, o 6 kad›n›n yak›lmas› için zeminin yarat›lmas›nda üstlendi¤iniz rolü hat›rl›yor musunuz? Hani o masa üstünde beyaz örtülü, çiçekli F tipleri reklamlar›n›... Evet yang›nlar›, yak›lanlar› unutmamal›y›z. Yakanlar› oldu¤u kadar zemin haz›rlayan ve yang›n›n karfl›s›na geçip seyredenleri de unutmamal›y›z.
l›fllar’›n halk›n mücadelesine, direnifline, hak ve özgürlüklerine bak›fl› bu.
mayacak, kim hainleflti bilmeyecek. Peki ne yapacak?
Peki niye? Çünkü, AB’cinin beyni örgütlülüklere yönelik her türlü sald›r›ya uyum sa¤lamaya yatk›nd›r. Hele bir de tersi “AB’ye uyum sürecini” bozuyorsa, o zaman her fleyi bir yana b›rak›p, piflmanl›¤› da, teslimiyeti de, nedameti de dayat›r.
Mesela kollektif yaflamayacak, herkes ranzas›n›n alt›na ekme¤ini saklay›p ç›kar›p kendisi yiyecek... Herkes istedi¤ini yapacak. Kapitalizmin “b›rak›n yaps›nlar, b›rak›n geçsinler” pespayeli¤ine uygundur.
Tuncay Özkan ve Yak›lanlar›m›z Akflam Gazetesi yazar› Tuncay Özkan 14 Temmuz tarihli “Unutur musunuz“ bafll›kl› yaz›s›nda, S›vaslar›, Marafllar›, yang›nlar›, yananlar›, yakanlar›” unutmamal›y›z diyor ve halka da ö¤üt veriyor; “Kanmayın ne olur, yalan söylüyorlar: Unutmamalıyız. Çünkü zalime acıyan, zulmüne ortak olur. Yakanla, yakılan bir olur mu?” Evet say›n Özkan; unutmamal›y›z! Ne Marafllar›, Çorumlar›, ne S›vaslar› unutmamal›y›z. Ama unutmamam›z gereken baflka yang›nlar, baflka yananlar, yak›lanlar yok mu?...
6 Kad›n› Niye Hat›rlam›yorsun?
Say› 69 42 20 Temmuz 2003
“F Tipleri iyi oldu” Yeniden Aytekin Y›lmaz’›n kitab›na dönersek, ne anlat›yor Aytekin? Örgütler nas›l da s›k› e¤itim yap›yorlarm›fl. Hem de günde 5 saat. Baflka? Nas›l da polisten gelenlere flubede ne oldu¤unu soruyorlarm›fl, ne kadar da s›k› disiplinleri varm›fl... “Osman” diye biri ihanet etmifl de, örgütü de cezaland›rm›fl.
Tabii örgüt olacaklar, elbette e¤itim çal›flmas› yapacak beyinlerini oligarfliye teslim etmeyecekler. 19 Aral›k öncesinde de örgütlü olarak yafl›yorlard›, F tiplerinde de örgütlüler. Amerika, Avrupa ve iflbirlikçileri engelleyemedi bunu. Haydi gücünüz yetiyorsa siz engelleyin örgütlü olmalar›n›. Gidin hepsiyle tek tek görüflüp Aytekin’in anlatt›klar›n› anlat›n. AB’nin nimetlerini anlat›n. “Birey olun, AB bizi kurtaracak bekleyin” deyin. ‹kna edin bakal›m.
Kimdir, nedir bilmeyiz, ama bir devrimci örgüt kamuoyuna suçlar›n› aç›klam›fl, hainli¤ini netlefltirip ilan etmiflse, namuslu bir demokrat dahi anti-örgütçülere, birey kutsay›c›lar›na de¤il, örgüte inan›r. Devrimciler içinse zaten bu tart›flmaya bile gerek olmayan bir durumdur. ‹hanetin meflrulaflt›r›lmas› “insan haklar›” k›l›f› ile savunulmas›, emperyalizmin halk saflar›na yönelik oyunudur.
Ama söyleyelim; bofl bir çaba olur. Bu pespaye birey düflünceleriyle siz hiç engelleyemezsiniz örgütlü olmalar›n›.
Haydi durmay›n, daha aç›k ilan edin, söyleyin; “F tipleri iflte bunun için yap›ld›, iyi oldu” deyin. Tastamam söylenen bundan ibaret.
Sen bu ortamda neden böyle bir propaganday› yapma ihtiyac› duydun?
Örgütlerin hapishanelerde bir disiplini, iradesi olmayacak, flubeden gelenlere hiçbir fley sor-
107 ölüm Celal Bafllang›ç’› ilgilendiriyor mu? Celal Bafllang›ç’a yeniden sormak istiyoruz;
Sorulaca¤›n› bildi¤i için “Ölüm oruçları sürerken böyle bir kitap yayımlamanın do¤ru olup olmadı¤ı”n› sormufl, “insan haklarında erteleme
Dünya’dan olmaz” karfl›l›¤›n› alm›fl. Çocuklara masallar. Peki 107 insan›n hakk›yla neden ilgilenmemifl o kitab› yazan? Önsözünde “derin acılı, ürkütücü trajedi”den sözeden Laçiner neden 19 Aral›k’›n, F tiplerinin yaratt›¤› derin ac›y›, trajediyi görmemifl? Peki ya Celal Bafllang›ç; zulme karfl› direnen bir kahraman›, haydi onlar› b›rakt›k “insani” boyutuyla da olsa, bir direnifl gazisini niye tan›tmaz, niye onlardan söz etmezsin? Ya da neden devrimcilerin yazd›¤› hapishaneleri anlatan kitaplar› hiç tan›tmazs›n? Onlar hala devrim diyor, o kitaplar nedametli konulara giriyor de¤il mi? AB’ye ayk›r› de¤il mi? Bu yaz›, yalan›n›, dolan›n› bir yana atarsan›z, AB savunuculu¤unun, bireycili¤in, anti-örgütçülü¤ün en rezil örneklerinden biridir sadece. Baflka bir fley de¤il. Bafllang›ç, Aytekin’i de al›p “ayd›n” yapabilir, “camia”ya sokabilir. Belki o bir “vak›f” kurar! AB’ciler bir “ayd›n” kazan›r! Gerçi Bafllang›ç gibi, örgüt düflmanl›¤› yapanlar›n, demokrasiden sözedenlerin hiç de demokrat olmad›klar›n› çok iyi biliyoruz. Onlar sütunlar›ndan örgütlere küfrederler, bireyi kutsarlar, ama sütunlar›n› karfl› düflünceye açmazlar. Ama biz yine de Bafllang›ç’a da seslenelim; haydi aç sütununu tart›flal›m. Bireyi, hapishanelerde örgütlü yaflam› tart›flal›m. Ama biliyoruz yapamazs›n›z. Yoksa AB’cili¤e halel gelir, patronlardan para kesilir.
Bedel Ödediler Kazand›lar N‹JERYA 8 gün süren genel grev 10 emekçinin ölümü bedeliyle zaferle sonuçland›. Nijerya dünyan›n sekizinci büyük petrol üreticisi. Ama tüm geri b›rakt›r›lm›fl sömürge ülkeler gibi, onun zenginlikleri de emperyalist tekellerin kasalar›na ak›yor. Bu nedenle zenginliklerinden halk yararlanam›yor. Genel greve neden olan petrol fiyatlar›n›n %50’den fazla art›r›lmas› bunun sonucu. Nijerya halk›, sendikalar›n ça¤r›s› ile geçen hafta genel greve ç›kt›. Günlerce çat›flmalar sürdü. Nüfusunun üçte ikisi yoksulluk s›n›r›-
n›n alt›nda yaflayan Nijerya’da dükkanlar ve iflyerleri kapandı, trafik durdu. Sendikan›n ça¤r›s›na uyan emekçiler yollara barikatlar kurarak hükümet dairelerinin önünde toplandı. Polis, göz yaflartıcı gazla ve gerçek kurflunlarla cevap verdi halk›n direnifline. Bedel ödemekten çekinmediler. 10 kifli direnifller s›ras›nda hayat›n› kaybetti. Açl›kla kaybedeceklerini, çaresizlikle daha fazla can vereceklerini biliyorlard› çünkü. Ve kazand›lar. Zamlar geri al›n›rken, köylerinin içinden geçen borulardan akan petrolün hangi kasalara akt›¤›na bir kez daha tan›k oldular.
Emperyalist Fransa ‹ntikam Al›yor KORS‹KA Fransa sa¤c› iktidar›n›n haz›rlad›¤› ve ba¤›ms›zl›k mücadelesi veren Korsika Adası'nda, “yerel yönetimlerin tek bir çatı altında toplanmasını ve daha fazla özerklik” öngören reform planın›n halkoylamasında reddedilmesinin hemen ard›ndan, Korsikal› yurtseverlere ceza ya¤d›r›ld›. Geçti¤imiz haftalarda yap›lan referandum, ikiye ayrılmıfl olan adada Ajaccio kentinde tek bir parlamento kurmayı hedefliyor, böylece sömürgeci Fransa’n›n, ada üzerindeki kontrolünü daha s›k› yapabilmeyi amaçl›yordu. Yasan›n “daha fazla özerklik” ad›yla sunulmas› ise, halkın ba¤ımsızlık taleplerinin törpülenmesini hedefleyen bir oyundan ibaretti. Az farkla da olsa, oyun Korsika halk› taraf›ndan bozuldu. Referandumun ard›ndan, Fransa ‹çiflleri Bakanı Nikolas Sarkozy, "bundan böyle adayı çok farklı günler bekliyor. Artık ciddi biçimde adanın güvenlik sorunu ile ilgilenece¤iz” sözleriyle halkı tehdit etmesi onlar›n gerçek yüzüydü. ‹lk gözda¤› bu cezaland›rmalarla gündeme geldi. 1988’de Korsika Valisi Claude Erignac'a suikastten yargılanan Alain Ferrandini ve Pierre Alessandri, ömür boyu hapse mahkum edilirken, di¤er 6 kifli de 15 ila 30 yıl hapis cezası aldı.
Say› 69 43 20 Temmuz 2003
Viva la lotta! Korsika’n›n ba¤›ms›zl›¤›n› savunan "Corsica Nazione et Indipendenza" karar› intikam amaçlı de¤erlendirirken, Korsika halkın› harekete geçmeye ça¤›rd›. Yarg›lanan yurtseverlerden Alain Ferrandini’nin "viva la lotta (yaflasın mücadele)" slogan› att›¤› mahkemenin halkta yaratt›¤› öfkeyi dizginlemeye çal›flan Fransa’n›n ‹çiflleri Bakan›, halka seslendi ve “fliddet sayfasının kapatılmasını, diyalog ve sakinleflmeye ihtiyaç oldu¤unu” söyledi. Sak›n direnmeyin, silaha sar›lmay›n, biz oyalamaya devam edelim diyordu tecrübeli emperyalist. Emperyalist çözümlerin gerçek yüzleri her yerde a盤a ç›k›yor. Korsika halk›, referandumda oldu¤u gibi, yine hayk›rmaya devam ediyor: Tam Ba¤ımsız Korsika!
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
VAK‹T'E MADALYA! ✘ Riyakar “islamc›” Vakit Gazetesi direnifl gazilerine sald›r›ya devam ediyor.
✘ Sezer, Susurlukçu fiahin’i affetti; Vakit ve Fethullah’›n çocuklar› bayram yapabilirler!
✘ Yeni fiafak “Yeni Ceza Yasas›” propagandas›yla, Zaman “yeni F tipleri” övgüsüyle kime hizmet ediyor? Baflta Vakit Gazetesi olmak üzere, islamc› bas›n›n “Sezer bir teröristi daha affetti” haberleri sonuç verdi; Cumhurbaflkan› Necdet Sezer Susurlukçu ‹brahim fiahin’i affederek tahliye etti. Say› 69 44 20 Temmuz 2003
Hiçbir devrimci Sezer’den affedilmesini istemedi. Onlar iktidarlar›n›n meflruluklar› için, demokrat, hukukçu maskelerini yüzlerinde tafl›yabilmek için ölüm orucunda sakat b›rakt›klar› birkaç insan›n cezalar›n› kald›rd›lar. ‹slamc› bas›n, Sezer nezdinde “laik-fleriatç›” çat›flmas›nda bu durumu malzeme olarak kulland›. Bu kesimler, Sezer’in devrimcileri (islamc›lar›n Amerika ve oligarflinin a¤z›yla konuflup terörist dedi¤i) korudu¤u imaj› vermek, böylece çat›flmada koz elde etmek istiyordu. Tarihi anti-komünistlikle birleflti¤inde beyinlerindeki bütün pisliklerin ak›t›ld›¤› bu haberler islamc› bas›nda s›kça yer ald›. Kaynak, aç›k ki, polisten baflkas› de¤ildi. E¤er Vakit, Zaman vb. ölüm orucu gazilerinin pefline hafiye takmam›flsa(!) Kargalar›n bile gülece¤i bu haberlerin, ne siyasi, ne ahlaki, ne de dini olarak hiçbir aç›klamas› olamazd›. Her fleyden önce insani bir çok fonksiyonunu yapamaz durumdaki insanlar› ç›kar çat›flmalar›na malzeme yapmak en düflkün ahlaks›zl›k timsalidir. Hiçbir din, hiçbir halk böyle bir ahlaks›zl›¤a onay vermez. Ama, faflist bozmalar›n›n bir araya gelerek ç›kard›¤› Vakit Gazetesi, din sömürüsü yapmak için flarlatanca gözyafllar› döken Fethullah’›n yay›nlar› baflta olmak üzere islamc› bas›n bu ahlaka sahip ç›kt›. ‹slamc›lardan istisnai olarak elefltirenler olsa da bu ahlak lay›k oldu¤u flekilde sorgulanmad›, lanetlenmedi. Bu yay›nlar›n son örne¤i de Ankara’da ölüm orucu flehitlerinin, yani daha düne kadar ayn›
hücrede, ayn› hapishanede yanyana oldu¤u insanlar›n mezarlar› bafl›nda anmas›na kat›lan ‹hsan Cibelik oldu. TAYAD’l› Aileler Vakit’in bu kontra haberine suç duyurusunda bulunurken bir de aç›klama yapt›.
Birileriyle Hesab›n›z Varsa, Mert Olun “Ne yapm›fl ‹hsan Cibelik? Mezarl›ktaki anmaya kat›lm›fl, konuflma yapm›fl, saz çalm›fl. Vay be! ‹hsan Cibelik ne büyük suçlar iflliyormufl da kimse fark›nda de¤ilmifl. Hem mezar ziyaretine gitmifl, hem konuflmufl üstelik hem de saz çalm›fl... Bak›n flu ifle. Ama ‹hsan'›n iflledi¤i bu suçlar acar gazetecilik yapan Vakit'çilerin gözünden kaçmam›fl. fi›p diye, suçüstü, k›sk›vrak yakalam›fl ‹hsan'›. Aferin! Peki kimdir ‹hsan Cibelik? Tekirda¤ F tipindeyken tecrite karfl› ölüm orucuna bafllam›fl ve direniflin belli bir aflamas›nda sa¤l›k durumu nedeniyle tahliye edilmifltir. Tahliye olmak için direnifle bafllamam›flt›r. Adli T›p Kurumu'na kendisinin bir baflvurusu olmam›fl, tahliye edilmesini talep etmemifltir. ‹hsan Cibelik'in tahliye edilmesi tamamen Tekirda¤ F tipi Cezaevi Savc›l›¤› ve Adli T›p Kurumu'nun kendi tasarruflar› ile olmufltur. ‹hsan Cibelik ya da di¤er direniflçilerin tahliye edilmesi, kendi talepleri de¤ildir. Tahliyeler tamamen F tiplerinde süren direnifli k›rmak için gündeme getirilmifl ve uygulanmaya bafllanm›flt›r. Dolay›s›yla bu uygulamalar›n sorumlusu, muhattab› direniflçiler de¤ildir. Vakit Gazetesi madem bu kadar hevesli, Adli T›p Kurumu'na gidip desin ki, siz bu ifli bilmiyorsunuz, b›rak›n bundan sonra biz bu ifli yapal›m. Ya da, polise gidip desin ki, siz bu ifli bilmiyorsunuz, bu adamlar "terörist" bunlar› tutuklay›p, F tiplerine t›kal›m. Olabilir, bizim için bunun da bir sak›ncas› yok. Ancak bir bas›n kuruluflu olarak, yapt›klar›, bas›n ahlak›yla, gazeteci sorumlulu¤uyla ba¤daflmaz. Ayn› zamanda suçtur. Vakit Gazetesi'ne tavsiyemizdir, gazetecilik yap›n. Birilerinin tetikçili¤ini ya da flakflakç›l›¤›n› yapmak size düflmez. Birileriyle bir hesab›n›z varsa, aç›k ve mert olun, ama tecrite karfl› direniflte bedel ödeyen, sakat kalan insanlar› malzeme olarak kullanmay›n.” Yine Vakit Gazetesi 17 Temmuz tarihli say›s›nda “Köflk’te sol kadrolaflma” keflfetmifl. Nas›lm›fl; Sezer, “cezaevlerinde DHKP-C’ üyelerine karfl› yürütülen operasyonlar› fliddetle elefltiren” Barolar Birli¤i Baflkan› Özdemir Özok’u Anayasa
Mahkemesi üyeli¤ine atam›fl. Biz Özok’un nas›l elefltirdi¤ini biliriz. Ama diyelim ki elefltirdi, demek ki Vakit k›na yakt› ki zoruna gitmifl, “suç” diye saym›fl.
Susurluk Hukukçusundan Susurlukçu fiahin’e Af!
Yeni fiafak ve Zaman’dan Zulme Övgü
Eski Özel Harekât Dairesi Baflkanvekili Susurlukçu ‹brahim fiahin’e göstermelik olarak verilen ceza da, Anayasan›n 104. maddesine dayan›larak Cumhurbaflkan› Sezer taraf›ndan kald›r›ld›. Peki kimdi ‹brahim fiahin? fiahin, Mehmet A¤ar'ın Emniyet Genel Müdürlü¤ü döneminde vekâleten Özel Harekât Daire Baflkanlı¤ı'na getirilmifl, Susurluk kazas› ile binlerce kay›p, katliam, iflkence, infaz›n, her türlü pis iflin içindeki isimlerden biri oldu¤u ortaya ç›km›flt›. Devletin resmi olarak arad›¤› faflist Abdullah Çatl› ile de iliflki yürüten fiahin, k›za¤a al›nmas›ndan sonra Bursa-Yalova yolunda trafik kazas› geçirmiflti. Bir süre “haf›zam kayboldu, hiçbir fley hat›rlam›yorum” numaras› yapan fiahin, ''Cürüm ifllemek için çete oluflturmak ve bu çeteyi yönetmek'' suçundan eski M‹T’çi Korkut Eken'le birlikte yargılanm›fl ve 6 yıl hapis cezasına mahkûm olmufltu. Bu cezas›n› da ilk günden itibaren hastanede tahsis edilen özel odas›ndan ifllerini yürüterek çekiyordu. Bu düzenin esas olarak Susurlukçular›, infazc›lar›, ölüm mangalar›n› affedece¤i Susurlukçu fiahin’in aff› ile bir kez daha ortaya ç›kt›. Susurluk’u yarg›laman›n, cezaland›rman›n ancak tüm bir devlet mekanizmas›n› san›k sandalyesine oturtmakla mümkün oldu¤unu defalarca dile getirdik. Susurluk devletti. Devlet flimdi toplumsal muhalefetin bask› ile sindirilmesinin de etkisiyle Susurluk’a daha aleni sahip ç›k›yor. Susurluk’un sürdü¤ünü her alanda, her f›rsatta gösteriyor. fiahin’in aff› da, Susurluk devletinin kendi katiline, ölüm mangalar›na sahip ç›kmas› demektir. Daha iki hafta önce ayn› dava kapsam›nda Sedat Bucak’a sahip ç›kan devlet, flimdi de ‹brahim fiahin’e sahip ç›kt›. Oligarflinin sözcülerinin “onlara yeniden ihtiyac›m›z olabilir” telkininin gere¤i yap›l›yor. Zulüm, yoksulluk, açl›k sürdükçe, evet bu düzenin Susurluk’un ölüm mangalar›na daha çok ihtiyac› olacakt›r. Halk›n açl›¤a ve zulme karfl› isyan›, hak ve özgürlük talepleri Susurluk politikalar›yla bast›r›lmaya devam edilecektir. Bu arada “hukuk devleti” masallar›n›n çivisinin ç›kt›¤›n› san›r›z belirtmeye gerek yok.
‹ktidar› çabuk ö¤renenlerin zulüm alk›flç›l›¤› sadece ölüm orucu gazilerine yönelik yay›nlar de¤il. Örne¤in son bir hafta içinde, Yeni fiafak’›n Yeni ceza yasas›n›n propagandas›n› yapmas› (‘TCK'da devrim gibi de¤ifliklik’, 13 Temmuz) ve Fethullahç› Zaman’›n yeni yap›lan Adana F Tipi övgüsü (‘4 trilyona yap›lan F tipi cezaevi 2 ay sonra hizmete girecek’ 13 Temmuz) bunun örnekleri. “Devrim gibi de¤ifliklik”te yer alan, direnme hakk›n› yok eden, cezaland›ran ölüm orucuna iliflkin bölüm onun umurunda de¤il. Tutsaklara 12 Eylül cuntas›n›n baflaramad›¤› Tek Tip Elbise (TTE) giydirilmek istenmesi onu ilgilendirmiyor. “Zulme karfl› direnece¤iz” sözünü dilinden düflürmez, zulme karfl› direnenlerin cezaland›r›lmas›na “devrim” der. “28 fiubat cuntac›lar›” diye basbas ba¤›r›r, 12 Eylül cuntas›n›n TTE’sine selam durur. Riyakarl›k karakter haline gelmifl. Hem, “adalet merkezli siyasetten, güvenlik merkezli siyasete geçifl”i elefltireceksiniz, ama “güvenlik merkezli siyaset” anlay›fl›n›n inflaa etti¤i, adaleti, hukuku, hak ve özgürlükleri ve insan› yok etmeyi amaçlayan F tiplerine sahip ç›kacaks›n›z. F tipleri iflkencesine, zulmüne karfl› direnifli suç sayanlar› alk›fllayacaks›n›z. Niye, çünkü F tiplerine komünistler at›l›yor, de¤il mi? Çünkü “ulü'l-emr” (emir sahipleri) AKP; öyleyse ona sahip ç›kmak, yapt›¤› zulüm de olsa arkas›nda olmak gerek, öyle mi? Hani, “‘zulüm yasakt›r ama devletin âlî menfaatleri hat›r›na, ya da hikmet-i hükümet ad›na olursa mübah olur’ diye bir fley düflünülemez. Bir yönetici zulmeder de, ard›ndan islam için, Allah için zulmetti¤ini söylerse, bu iki kere zulüm olur: Hem mazluma, hem de islama” idi. (S. Hocao¤lu) ‹ktidar gibi düflününce islam›n ne dedi¤i de tali. Fethullah riyakarl›¤›ysa art›k tescilli. 19 Aral›k katliam› öncesi burjuva medyan›n yapt›¤› F tipleri övgüsünü flimdi o yap›yor. Bir farkla ki, Fethullah’›n ahlak› 107 ölüm üzerinde yap›yor bunu. Fethullah’›n tiynetine uygundur! 107 ölümün karfl›s›nda TTE’leri, zorla müdahaleleri, F tiplerini övmek hangi müslümanl›¤a s›¤›yor? AKP’den tarikat holdinglerine, Fethullah’›n holdinglerine akacak nemalar, zulmün avukat› m› yapt› sizi? B›rak›n zulmü alk›fllamay›, zulüm karfl›s›nda dayan›flma “‹slami aç›dan da yerine göre farz› ayn yerine göre farz› kifaye” de¤il mi?
Say› 69 45 20 Temmuz 2003
flar› ! Sa ›n r › t S›klafl
Di
renen
Anad
ur d ol u
✍ Bas›n’dan
14 Temmuz ‘Ç›lg›nl›klar›na’ Selam Olsun! Metin Ayçiçek, 15 Temmuz Özgür Politika
Say› 69 46 20 Temmuz 2003
(...) 14 Temmuz, devrimcilerin yaflam›nda önemli bir yere sahiptir art›k. Bir yandan Kürdistan ulusal kurtulufl mücadelesinin tarihine kaz›lm›fl bir yol iflaretidir, dörtlerle an›lan. Yani Hayri'dir, Kemal'dir, Akif ve Ali'dir 14 Temmuz. Yani: "bu koflullarda devrimcili¤imi sürdürebilmek için elimden gelen budur" eylemidir 14 Temmuz. Öcalan'›n dedi¤i biçimiyle: "K›z›ldere flehitlerine ba¤l›l›¤›n" Türkiye devrimine sar›larak Kürtçelefltirilmifl ifadesidir bu. Daha da ötesi: "Türkiye devrimcili¤i ‘70'lerde teorik oldu¤u kadar, pratikte de birçok yanl›fll›¤› ve en önemlisi de eksikli¤i, haz›rl›ks›zl›¤› içeriyordu. Ama devrime inanç, kararl›l›k da baz› kifliliklerde ve hatta örgütlenmelerde kahramanca düzeydeydi. Öyle ki, bu bizi oldukça etkilemiflti" diyen Apoculu¤un, "devrimcilik" anlay›fl›n›n da eylemsel bir simgesidir. 14 Temmuz, bar›fl ve özgürlükle tan›mlanan bir dünyay› çocukluk hayalleri olarak her zaman yüre¤inde yaflatan Kürt halk›n›n onuru oldu. Ama bir türlü kucaklaflamad› ne yaz›k ki "K›z›ldere" gelene¤i ile Kürt’ün ulusal kurtulufl mücadelesi. Bafl›nda beyaz baflörtüsü ile yollardayd› Kürt anas›, zulümlerle bafl bafla. Copland›, tecavüze u¤rad›, dul kald›, evlats›z kald›.... Biz düflmedik yollara... Geldik bugüne! Bunca y›ldan sonra düflündük, tafl›nd›k, konufltuk ve sorunun özünü yakalad›k: "Bütün sosyalist partiler Kürt sorununun çözümü için bir ittifak oluflturmal›y›z ve elimizden geleni yapmal›y›z." Eee? Bu muydu üretece¤imizin hepsi? *** Ve baflka bir 14 Temmuz. "Hiçbir koflul eylemimi s›n›rlayamaz. Bu koflullarda devrimcili¤imi
sürdürebilmek için, elimden gelen budur” anlay›fl›n›n, yeni bir direniflin 1000. günü. 19 Aral›k 2000’de Türkiye MGK Cumhuriyeti’nin, cezaevlerinde direnen devrimcilere yönelik gerçeklefltirdi¤i kanl› katliam giriflimi. J‹TEM'li üniforma MGK fetvas›n› uyguluyor. Devletin yalana dayal› özel psikolojik savafl›... Ruhunu çoktan devlete satm›fl birtak›m "eski" sol çevrelerin devlet borazanc›l›¤›na soyunarak "devrimci elefltiri" sözcü¤ü alt›nda bafllatt›klar› sald›r›lar... Yalan ve demagoji batakl›¤›nda kitlelerin toplumsal deste¤ini kaybetmifl umutsuz bir eylem. Umudu yaratman›n da devrimcilerin ifli ve görevi oldu¤una inanan devrimciler... Umudu yaratmak için bedenlerine sar›yorlar ölümü. Sonra saymaya bafll›yoruz hep beraber, yüre¤imizin insana aç›lan bütün pencerelerini onlara kapatarak: Bir, iki, üç, dört... Biiin!. Ve kay›plar: Bir... iki.... üç.... dört... 107! 14 Temmuz, F tipi cezaevleri pasifikasyon hareketine ve devlet katliam›na verilen "bu koflullarda elimden gelen budur" yan›t›n›n bininci gününün ad›d›r. Yani direniflte kararl›l›¤›n simgesidir art›k. Yöntemini, mücadele anlay›fl›n›, politik duruflunu nas›l tan›mlarsan tan›mla, kat›l›mc›lar›n›n niyetleri itibariyle sonuna kadar devrimcidir. Yani K›z›ldere gelene¤iyle buluflmak, bütünleflmektir. Yani saçlar›n› cezaevi kap›lar›nda a¤artm›fl soka¤›n analar›n›n bininci kez ölümüdür bu, bizsiz! Soka¤›n analar›n› sokakta yaln›z b›rakt›k, ellerinde flehitlerinin foto¤raflar› ve ›rza geçmeyi vatan borcu olarak benimsemifl vatan evlad› polisle bafl bafla! 14 Temmuzlar onurumuzdur! 14 Temmuzlarda nedense bir buruk yaflar›m bu onuru. "Selam olsun 14 Temmuzlar› yaratanlara!" derken, "alacakl›s›na" merhaba diyen borçlular gibi ezik hissederim kendimi. (...)
❐ Bülent Ertürk
an›ld› 22 May›s 2003 tarihinde Giresun'un Bulancak ilçesi E¤ricalan mevkiinde flehit düflen TKP/ML T‹KKO gerillas› Bülent Ertürk 12 Temmuz günü Ümraniye Dudullu’daki mezar› bafl›nda an›ld›. Anmaya yoldafllar›n›n yan›s›ra Haklar ve Özgürlükler Cephesi de kat›ld›. Sayg› duruflu ve Ertürk’ün mücadelesinin anlat›ld›¤› anmada "Bülent Ertürk, Murat Ar›cak, Emel K›l›ç Yafl›yor", "Karadeniz fiehitleri Ölümsüzdür" sloganlar› at›ld›.
❐ D Tipi Raporu Diyarbakır Barosu Cezaevleri Komisyonu bölgedeki 12 hapishanede yapt›¤› incelemelerin sonuçlar›n› 14 Temmuz günü aç›klad›. Açıklamay› yapan Av. Muharrem fiahin, ilgili hiçbir kurulufldan görüfl alınmadı¤ını belirtti¤i konuflmas›nda, cezaevlerinin mevcut yapısı ile tecrit ve izolasyonu amaçladı¤ını söyledi. fiahin, yapımı tamamlanan Diyarbakır Özel Yüksek Güvenlikli D Tipi Cezaevi hakk›nda flu bilgiyi verdi: "Diyarbakır D Tipi Özel Yüksek Güvenlikli Cezaevi 622 kifli kapasiteli olup, üçer ve dörder kiflilik oda sistemlidir. Buna ek olarak 78 adet tek kiflilik hücre mevcuttur. Dört bloktan oluflan cezaevi, insani anlayıfltan uzak olup tamamen güvenlik kaygılarından hareketle infla edilmifltir." fiahin aç›klamas›n›n sonunda, Baro olarak ihlallerin takipçisi olacaklar›n› belirti.
❐ HATAY GENÇL‹K
DERNE⁄‹NE FAfi‹ST SALDIRI 17 Temmuz 2003’de gündüz kapal› oldu¤u bir zamanda bir grup faflist derne¤in cam›na “Teflkilat› Milli” imzal› “Hainlerden hesap sorulacak” yazm›fl, tabelas›na T.M. yaz›p Türk bayra¤› çizmifllerdir. Konuyla ilgili Hatay Gençlik Derne¤i Baflkan› Cihan Güler 18 Temmuz’da yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda, kuruluflundan itibaren polislerin bask›s› ile karfl›laflt›klar›n›, faflistlerin bu sald›r›s›n›n da polisten ba¤›ms›z olmad›¤›n› düflündüklerini belirterek; Bizler gençlik gelecektir, umuttur diye açt›¤›m›z Hatay Gençlik Derne¤i yine gençlerin gelece¤ine ›fl›k tutacak, umut da¤›tacakt›r. Faflizmin bu sald›r›lar› bizleri zerrece y›ld›ramayacakt›r.” dedi.
kahramanlar ölmez 1996 ölüm orucu flehitlerimiz 1996 Haziran Temmuz aylar› içinde tüm hapishanelerde DHKP-C ve çeflitli davalardan tutsaklar›n bask›lara ve hücre tipi uygulamas›na karfl› birlikte yürüttü¤ü ölüm orucunda flehit düfltüler. A.Berdan KER‹MG‹LLER 1968 y›l›nda Tarsus’ta do¤du. Ankara Üniversitesi Bas›n Yay›n Yüksekokulu’nda iken mücadeleye bafllad›. Mücadelesini de¤iflik alanlarda sürdürdü. 1992 Eylül’ünde tutukland›. Ölüm orucunun 65. günü flehit düfltü. ‹lginç ÖZKESK‹N 1961 ‹stanbul do¤umlu. 1977 1 May›s katliam›nda bir arkadafl›n›n flehit düflmesinden sonra mücadeleye kat›ld›. Ondan sonra da son nefesine kadar mücadelenin içinde oldu. 12 Eylül cuntas› y›llar›nda örgütlülük içinde faaliyetlerini sürdürdü. 1987’de tutukland›. 1991’de Eskiflehir tabutlu¤una ilk sevkedilenler aras›ndayd›. 4 Ocak 1996’da Ümraniye katliam›nda yaraland›. Ölüm orucunun 66. günü flehit düfltü. Müjdat YANAT 1965 ‹zmir-Urla do¤umlududur. Genç yaflta mücadeleye at›ld›. 1988’de Yeni Çözüm Dergisi ‹zmir Temsilcisi’ydi. 1989’da 1 A¤ustos Genelgesi’ni protesto eyleminden gözalt›na al›nd› ve tutukland›. Tahliye olduktan k›sa bir süre sonra tekrar tutsak düfltü. Ölüm orucunun 67. günü flehit düfltü. Ayçe ‹dil ERKMEN 1970’de K›rklareli’nde do¤du. ‹stanbul Üniversitesi’nde okudu¤u y›llarda mücadeleye bafllad›. ‹YÖ-DER’liydi. 1990’da Ortaköy Kültür Merkezi’nde çal›flmaya bafllad›. Ayfle Gülen Halk Sahnesi’nde oyunculuk, Kültür ve Sanatta Tav›r Dergisi’nde yazarl›k yapt›. 1994’de tutsak düfltü. Ölüm orucunun 68. gününde dünyan›n ilk kad›n Ölüm Orucu flehidi olarak ölümsüzleflti. Yemliha KAYA 1968 Marafl-Elbistan do¤umluydu. ‹stanbul’da mücadeleye kat›ld›ktan sonra hep yoksullar›n, emekçilerin örgütlenmesine çal›flt›. ‘89’da iflportac›lar›n dernekleflmesi mücadelesinin önderlerinden biri O’dur. ‹fiPOR-DER yöneticisiydi. 1993’de Halk›n Gücü gazetesinin sahipli¤ini ve Yaz› ‹flleri Müdürlü¤ü’nü yapmaya bafllad›. 1994’te gazetenin polis taraf›ndan bas›lmas› s›ras›nda gözalt›na al›n›p tutukland›. Ölüm orucunun 69. günü ölümsüzleflti. Levent DO⁄AN 19 Temmuz 1996 17 yafl›ndayd›. Liseli gençlik içinde bask›ya, sömürüye karfl› mücadele ediyordu. Ölüm orucunu desteklemek için Ba¤c›lar’da yap›lan bir gösteri s›ras›nda polis taraf›ndan katledildi. 24 Temmuz 1973 Hatice ALANKUfi THKP-C taraftarlar›ndand›. 12 Mart’›n bask› koflullar›nda 14 fiubat 1972'de gözalt›na al›nd›, iflkencelerden geçirildi. Tutukland›. Gördü¤ü iflkenceler sonucu hastaland› ve hapishanede tedavisinin engellenmesi sonucunda flehit düfltü.
Hüsnü ‹fiER‹ 23 Temmuz 1990 Tokat’l›yd›; ‹stanbul’a göçmüfllerdi. Bir göz kondu, bir lokma ekmek mücadelesinde zulümle karfl› karfl›ya gelenlerdendi. Küçükarmutlu’da bir direniflte polis taraf›ndan kurflunlanarak a¤›r yaraland›. Hastahaneye kald›r›lmas›n›n polis taraf›ndan geciktirilmesi sonucu yaflam›n› yitirdi. Ali Ekber TURAL 25 Temmuz 1992 1961 do¤umludur. Halk›n›n mücadelesinin içindeydi. Bir trafik kazas› sonucu aram›zdan ayr›ld›. Mehmet TAYANÇ 25 Temmuz 1990 Yurtd›fl›nda mücadele ve örgütlülük içinde yer alan bir insan›m›zd›. Cenevre’de bir “eski DY’li” taraf›ndan b›çaklanarak öldürüldü.
“Öfkesi hep derinden” Feda fiehidi fiengül Akkurt’un Malatya Hapishanesi’ndeki ablas› Elif Akkurt taraf›ndan yaz›lan mektubu k›saltarak yay›nl›yoruz.
"fiengül'üm bana mektup yazm›fls›n. Henüz okuyamad›m. Okuyamam›fl olsam da bilirim bana neler yazaca¤›n›. Kimbilir benden önce gidiyor olman›n sevincini coflkusunu nas›l yaflam›fls›nd›r. 20 May›s't›... TV'den haberleri seyrediyordum. "Feda eylemi..." "Evet bu ses bizim sesimiz" diyerek seslice döküyorum düflüncelerimi. "Yok giriflim! Yar›m kalm›fl"... Ama yan›l›yorlar ve duyduklar› korku yetiyor.
Say› 69 48 20 Temmuz 2003
Bu ses senin sesin kara gözlüm, gözü karam.. senin sesin, seninle beraber çok fley geçiyor o an akl›mdan.. Dünyan›n dört bir yan›nda direnen feda eylemi yapan yi¤it kad›nlar... Peflpefle sorular soruyorum kendime. Her zaman akl›m›n bir yerinde, yüre¤imin bir yan›nda olan sen geliyorsun. Sonra emin olmak istiyorum. "B‹Z‹MK‹LER" diyorum. Farkl› örgüt isimleri geçiyor. Ama sen o utangaç gülüflünle gözlerimin önünden hiç gitmiyorsun. "Acaba? fiengül mü" diyerek içimden geçiriyorum. Böyle bir ba¤l›l›kta oldu¤unu, suskunlu¤unun alt›nda büyüttü¤ün inanc›, öfkeni biliyordum. Gözlerimi TV'den ay›ram›yorum fiengül'üm, bekleyifl içindeyim. Yoldafllar›m gözümün önünden geçiyor, tek tek isimleri pür dikkat. Ve Sen. fiengül! Art›k tereddüt kalmad›. Bu sensin Kara K›z›m›z, fiengül'ümüz. Bu parçalanan ve her parças› onura kesmifl beden, Karanfil Sokak'ta karanfilleflen, her parças› feda olan, can›m kardeflim fiengül'üm, sensin. Parçalanan bedeninde, cama yap›flan fiengül'de, soka¤a taflan fiengül'de, korku salan fiengül'de... Sende gözlerim. Duru bir su olup akan yüre¤ini, hesaps›zl›¤›n›, seni düflünüyorum. Kardeflimi, can›m yoldafl›m› düflünüyorum. O anda annemizi, babam›z›, kardefllerimizi, eylemi, umudumuzu daha daha birçok fleyi düflünüyorum? fiengül o anlara neler neler s›¤d›rmad›n ki? Ah fiengül'üm gözü kara can yoldafl›m. Sen ablana çal›mda m› atacakt›n. Ah can›m›n parças›, yüre¤imin parças›. Benden önce mi!.. Ah kimin yoldafl›, kimin kardefli.. Her parças›na, yoluna, derdine kurban oldu¤um. "A¤lamayaca¤›m" diyorum. Ama bo¤az›m
dü¤ümleniyor. Kelimeler birbirine kar›fl›yor. ‹flte yürek dinlemiyor ve can›m süzülüyor gözyafllar›mdan. Nas›l da içim yan›yor, hemen yan›na varmak, hemen orac›kta intikam›n› almak için yan›yor yüre¤im. K›z›llaflan aln›ndan öpsem, utangaç gülüflünü seyretsem, kara saçlar›n› okflasam fiengül'üm? fiengül'üm kurban›m sana. Kurban›m fiengüllere.
Coflku, Onur, Güç Oldun Yüre¤imize? A¤lamak olmaz fiengül'üm. Durmak bize yak›flmaz. Senin için bu öfke bu kin. Yoldafll›k, kardefllik ac›s› birbirine kar›flsa da, gözyafllar› süzülse de sloganlar›m›z› senin için hayk›r›yoruz? "fiengül Akkurt Ölümsüzdür" Nefesim yetti¤ince hayk›r›yorum, duyman› istiyorum. Zehra, Canan, Ümüfl, Gültekin geliyor akl›ma? Kolay olmasa da seni anlatmaya çal›fl›yorum arkadafllara. Seni yafl›yorum. Daha çocuklu¤unda kavga denizine dalan, on y›l› aflk›n bir mücadele sürecine sahip tertemiz, tortusuz olarak kendisini kavgas›na sunan fiengül yoldafl›m›, seni anlat›yorum. Sessiz, dingin, utangaç, sukünet sembolü, emekçi, “curcunalar›n” hep d›fl›nda, kini, öfkesi hep derinden olan. Mütevazi, fedakar, kararl› Kara K›z›m›z seni anlat›yorum. Umudu, feday› büyüten, yayan fiengül'üm. Hiçbir fley umuduna, vatan›na ba¤l›l›¤›n›, feda gücünü karartam›yor. Sen hiç yüzümüzü kara ç›kartmad›n ki! Hep sonsuz bir güvenle dald›n kavga denizine. Coflku, onur, güç oldun yüre¤imize. Seni anlat›yorum. Bir yandan gözlerim TV'de. Omuzlar üzerinde umudun y›ld›z›na sar›l› gördüm seni. Nazl› nazl› bize geliyordun. K›z›llar giymifl, Feride'ye, Muharrem'e gidiyordun fiengül. Koflup da y›llar›n özlemiyle kucaklamak istedim. Umudun sloganlar›, analar›m›z›n feryatlar› aras›nda, Umudun y›ld›z› olup par›ld›yordun. Ve sen yine utangaçça gülümsüyordun. Yine mahallemizin o darac›k sokaklar›ndayd›n. Son bir kez görmen için dolaflt›r›l›yordun. Ve iflte o an. 1977'nin 18 May›s'›nda o sokaklardaki s›k›l› yumruklar›yla abiler ablalar geldi akl›ma. Kurflunlar v›z›ldayarak geçerdi çat›lar›m›z›n üzerinden. Annelerimiz, babalar›m›z bizleri korumaya al›rlard›. Birçok gün ac›l› feryatlar yükselirdi evlerden. Vurulmufl olurdu abiler, ablalar. ‹flte sen böyle bir günde “Merhaba” demifltin dünyaya. Tart›flmas›z olarak ad›n› fiengül koymufltuk. Hep "flen" kalas›n diye, ömrünce "gül"esin diye.
Ve iflte flimdi Karanfil Soka¤›’ndaki utangaç gülüflün kondu yüzüne. O gülüfltü karanfilleflen. fiengül sen odan›n içinde dolaflan 盤l›¤›nla karfl›mdas›n, çocuk gözlerinle gözlerimdesin? Annemin sütü seni doyurmaya yetmemiflti ya. Sütünü içesin diye babam sana bir keçi alm›flt›. Bundan dolay› keçiye fiengül'ün keçisi der olmufltuk. Sen o küçücük bedeninle günboyu keçinin çevresinde gülüp oynamay› çok seviyordun. Hele de günü gelince kavurma yapmak için babam kesince, nas›l da küsmüfl, a¤lam›flt›n. Sonra da "keçimi kestin" deyip babam›za k›zm›flt›n. Herkese küsüp bir köflede oturuvermifltin öylece. Piflirdi¤imiz etten de hiç a¤z›na koymay›p elini sürmemifltin. Ona vefas›zl›k yapt›¤›m›z› düflünmüfltün. Çocuk yüre¤in, çocuk gözlerin bunu asla kabullenememiflti.
Karanfil Soka¤›'nda Halay Bafl›nda fiengül'üm hat›rlar m›s›n? Henüz 7-8 yafllar›ndayd›n. Mahalledeki hiçbir dü¤ünü kaç›rmazd›n. Küçük kardefllerimizle arkadafllar›n› beraberinde götürüp halay kurard›n›z. Hani hep de halay›n bafl›n› sen çekerdin. Daha o zamandan bafllam›flt›n halay bafl›n› çekmeye. ‹flte Karanfil Soka¤›'nda yine halay bafl›s›n, k›z›l mendilini sall›yordun. Ufakl›klar›n bak›m›yla, yedirip içirmesiyle evin iflleri, temizlik sana kal›yordu. Hiç flikayet etti¤ini duymam›flt›m. Tam tersine böylesi sorumluluklar›n çok hofluna gitti¤ini hat›rl›yorsun de¤il mi? Onlar da, sen olmay›nca hep seni ararlard›. fiimdi o ufakl›klara onurlu bir yaflam b›rakt›n? fiimdi sana bir baflka ba¤l›lar. Biliyor musun en küçü¤ümüz senin ard›ndan ne dedi; "Ablam fiengül'ün davas›na çok ba¤l› oldu¤unu biliyordum. Bekliyordum böyle" diyerek yumruklar›n› senin için s›kt›. Onlar›n güvenini hiç bofla ç›karmad›n. Düflüncelerin senden de çabuk büyüyordu, kendinden büyük ifller yap›yordun. Emek harcamaktan, gün boyu çal›flmaktan yoruldum dedi¤ini görmemifltim ki. "Keflke büyük olsam! Göreceksiniz" diyordun. Kavr›yor, anl›yor, devrimcilere hayranl›k duyuyordun. Daha o zamanlar ihanetleri, karars›zl›klar› anl›yor onlara karfl› örgütlü tav›r gösteriyordun. Kendini asla örgütten uzak görmemifl, her daim örgütlü görmüfl ve sahiplenmifltin. Evde yaln›z olup da arkadafllar›m›z u¤rad›¤›nda daha bir baflka sevindi¤ini biliyordum. Çünkü onlarla baflbafla kal›p sohbet edecektin. Hatta ard›ndan senin için "Yahu bu kardeflin çok akl› bafl›nda sa¤lam, güvenilir" diyerek düflüncelerini dile getirmifllerdir.
Do¤rular›m›zda fiaflmadan Güçlendin
Can›m yoldafl›m bugün senin onurunun yan›nda ac›n› yafl›yorum. ‹lk beraber yaflad›¤›m›z o büyük ac›y› hat›rlars›n. 12 Temmuz operasyonunu ö¤renmifltik. Ac›m›z da, öfkemiz de büyüktü. O an gözyafllar›ma t›pk› flimdi oldu¤u gibi hakim olamam›flt›m. Ve sen baflucumdan hiç ayr›lmam›flt›n. Bir yandan teselli etmeye çal›fl›yor oluflun, di¤er yandan da gözyafllar›n› sakl›yor oluflunu hiç unutur muyum. O günlerden sonra hep Sevgi Ablay› bekler olmufltun. Sevgi ablam›z› görünce, taa gözlerinin içi güler, hemen yan›bafl›na otururdun. Her flehidin ard›ndan öfken büyüdü, daha bir hüzünlü olmaya bafllam›flt›n. Malatya k›r flehitlerimizi ö¤rendi¤inde nas›l süzülüvermiflti gözyafllar›n. O gün okula gitmemifltin. Hasan'›, Mustafa'y› anlat›yor, anlatt›kça yafl›yor gibiydin. Sevdan büyüyordu. ‹lk eylemini de yapm›flt›n. Okul panosuna Marafl katliam›n› protesto eden bir afifl yap›flt›rm›flt›n. Birkaç gün sonra okuluna siyasi polisler gelmifl ve müdür odas›nda sorgusu al›nanlardan biri de sen olmufltun. Orada seni h›rpalayarak sorular sormufllar. Polislerden biri omuzuna sertçe vurarak oturtmaya çal›flm›fl. Ve sen buna karfl› dik durmak için daha bir u¤raflm›flt›n. Onlar ne kadar sert vursa sen ayn› flekilde dik durup "Hiçbir fley bilmiyorum" diye cevap vermifltin. Bunun üzerine seni tehdit ederek b›rakm›fllard›. Do¤rular›m›zda flaflmadan hep güçlendin fiengül. ... Art›k sen örgütleyen, de¤iflip geliflirken, de¤ifltiren gelifltirendin. H›zl› gelifliyor ve çabuk kavr›yordun. fiehidimiz Gülseren Beyaz senden hep umutla, güvenle bahsetmiflti. Evet ö¤renmifltin fiengül. Hem de hepimize ö¤retecek kadar ö¤renmifltin. Senden ö¤reniyordum, ö¤renmeye devam ediyordum. Gözüm arkada kalmayacakt› biliyordum. "Sevdiklerimiz ve ailemiz sana emanet" diyerek ayr›lm›flt›m... Savc›l›¤a ç›kart›ld›¤›m gün polisleri iterek yan›ma gelmifltin ayakta duram›yordum. Ama seni görünce fiziki ac›lar yok olmufltu. Sevinçle, coflkuyla, onurla, hasret ve güvenle kucaklaflm›flt›k. Bu kucaklaflmam›z öylesine s›k›yd› ki sanki son oldu¤unu biliyorduk. Orada hiç konuflmadan gözlerimizle, kucaklaflmam›zla birbirimize çok söz verdik. O kucaklaflman›n s›cakl›¤›n› hep hissedece¤im. Ve birbirimize verdi¤imiz sözleri t›pk› senin gibi hiç unutmad›m. Can›m fiengül yine çok fley ö¤rettin. On y›l› aflk›n her günü dopdolu mücadele süreciyle geçen bir ömür b›rakt›n. Bu on y›l›n sonunda Karanfil Soka¤›'nda açarak yüzy›llara varan bir güç b›rakt›n. Sana, sevdam›za, o cama yap›flan parçalar›na, tepeden t›rna¤a fedaya kesen herbir parçana yarafl›r olaca¤›z. Seni çok seviyor, çok özlüyorum fiengül'üm.”
Say› 69 49 20 Temmuz 2003
Di
renen
Anad
ur d ol u
köyün! Delisi Uyan›k “AB Uyumcusu” 15 Avrupa ülkesinin Ankara'daki diplomatlarından oluflan bir AB heyeti, AB standartlar›na uyumu gözlemek için bir köykent olarak organize edilen fiırnak'ın Bafla¤aç köyüne denetime giderler. Peki nelere tan›k olurlar dersiniz? Önce, modern beton evlere ra¤men evlerin suyu ve yolu olmamas›na flafl›r›rlar. Ama as›l flaflk›nl›¤› daha sonra yaflayacaklard›r. Köykent’teki Sa¤lık Oca¤ı'n› da teftifl ederler. Görürler ki, sa¤l›k oca¤›nda gayet modern cihazlar vard›r.
Say› 69 50 20 Temmuz 2003
Tam oradan ayr›lacaklar› s›rada, ziyaret edilen Sa¤lık Oca¤ındaki cihazlar›n bir araca yüklenerek köyden çıkarıldı¤›n› görürler. Cihazlar göstermelik olarak getirilmifltir, ama geri götürmekte çok acele edildi¤inden AB heyeti bunu da görür. Teftifl cilas› bozulur. K›ssadan hisse; oligarflinin “AB’ye uyum” paketlerinin tümü cilal›, hilelidir. Siz siz olun, aldanmay›n.
Ç‹ZG‹YLE
Stratejik Müttefiklik Bayram›! Irak’ta ABD denetiminde kurdurulan Hükümet Konseyi ilk ifl olarak Irak’›n iflgal günü olan 9 Nisan’› “ulusal bayram” ilan etmek olmufl... Oligarfliye önerimizdir; Süleymaniye’de TSK askerlerinin bafl›na çuval geçirildi¤i, tokatland›klar› 4 Temmuz gününü “Stratejik Müttefiklik Bayram›” olarak ilan edebilirsiniz. Bak›n Irak’taki iflbirlikçiler öyle yapm›fl, demek ki, Amerika böylesini istiyor; haydi durmay›n, size de bu yak›fl›r! O gün, bafl›na çuval geçirilmifl TSK mensuplar› resmi geçit yapar, temsili bir Amerikan çavuflu, bir binbafl›y› tokatlar, sonra Amerikan ve TSK generalleri öpüflüp “yaflas›n stratejik müttefikler!” diye slogan atar... fena m› olur, her bayram haf›zalar tazelenir!
MHP’nin Gündemi Uzun zamand›r kimsenin sesini solu¤unu duydu¤u yok MHP’nin. Ama sanmay›n ki memleket meseleleriyle u¤raflm›yorlar. Geçen hafta, hayati bir konuda aç›klama yapt›lar: “Alanya’ya orada yaflayan H›ristiyanlar için
papaz atanmas›na karfl›” üç hilalli bayra¤› kald›rd›lar. Mazallah, Alanya’ya papaz atan›rsa, din vatan elden giderdi... Ha, Irak’ta ABD’lilerin TSK mensuplar›n› tokatlamas› konusunda ne mi diyor MHP? Ne önemi var, “büyük a¤bisi”, “küçük a¤bisini” tokatlam›fl hepsi hepsi.