Skip to main content

AdaletWeb065

Page 1

Ekmek ve

Adalet

BU DÜZEN;

Haftal›k Dergi / Say›: 65 / Tarih: 22 Haziran 2003 / F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com Mail:info@ekmekveadalet.com

✔ Tokat’ta Çat›flma

‹ki Cephe gerillas›, ‹pek Yücel ve Metin Keskin flehit düfltü.

✔

F Tiplerinde Direnifl Direniflte 977. Gün

DEMOKRAT‹KLEfiEMEZ!

TEM‹ZLENEMEZ! DOYURAMAZ! Yaln›z terör uygulamay› ve demagoji yapmay› bilir! Ekmek ve

Adalet

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

K›rlarda fiehirlerde Zindanlarda Ba¤›ms›zl›k demokrasi sosyalizm için savafl›yoruz!


Ad›ml›yoruz devrim yolunu... Da¤lardan, kondulardan, K›z›lay’dan, hapishanelerden... Kavga bu; bir hapishanelerden, bir Ankara’n›n göbe¤inden K›z›lay’dan, bir da¤lardan geliyor kavga haberleri. Kavga ölüm getiriyor bazen, bazen adaleti, ikisi bir oluyor bazen. Kavgan›n kar makinesidir flehitler. Bir ülkede, bir hareket flehitler veriyorsa e¤er, devrim yolunda yürüyüflü devam ediyordur. Bunun boyutlar›, biçimlenifli ayr› bir de¤erlendirme konusu olabilir, fakat teorinin oda¤›ndaki yal›n gerçek budur. Bizim gibi ülkelerde devrim yürüyüflünün baflka türlü mümkün oldu¤u hiç ama hiç görülmemifltir. Çünkü bu kavga s›radan bir kavga de¤il. Bu kavga büyük bir kavga. Bu yüzden, bu kavga, ta bafl›ndan itibaren çok yönlü bir kavga olarak adland›r›lm›flt›r. Çok yönlüdür bu kavga; ne yaln›z iflçilerle, ne yaln›z gençlikle, ne yaln›z köylülükle, ne yaln›z ayd›nlarla zafere ulaflamayacak bir kavgad›r. Hayat›n her alan›nda varolmak, her alanda örgütlenmek, mücadeleyi gelifltirmek zorunlulu¤u bundand›r. Çok yönlüdür bu kavga; ne yaln›z silahl› mücadeleyle, ne yaln›z bar›flç›l, yasal yöntemlerle, ne yaln›z legal örgütlenmeyle, ne yaln›z illegal örgütlenmeyle sürdürülemez. Hayata ve mücadeleye dair nerede ne varsa, bu kavga onu kucaklamal›d›r. “Gündemimiz de¤il” sözü kadar hafif bir baflka söz bulunabilir mi bizim gibi ülkelerdeki s›n›flar mücadelesinde. Her yer kavga alan›ysa e¤er,

✹R ÇA⁄ DUYU

I U

Grup Yorum konserleri: 27 Haziran Adana 28 Haziran Tarsus 29 Haziran Mersin 30 Haziran Antakya 5 Temmuz ‹stanbul

Duruflmalara kat›lal›m!

zulmün sald›rd›¤› her yer, her alan, her konu gündemdir. Sen devrimciysen, sen demokratsan, da¤lar da gündemindir, ovalar da. Sendikalarda olup bitenler kadar hapishanelerde olup bitenler de “birinci dereceden” ilgilendirir seni. Da¤lar gündemimiz bizim. Hapishaneler gündemimiz bizim. Fabrikalar gündemimiz bizim. Gecekondu semtleri gündemimiz. Okullar gündemimiz. Köprüaltlar› bizim gündemimiz. Çünkü biz bu ülkenin ta kendisiyiz. Gündemi de biziz, sahibi de biziz, gelece¤i de. “Da¤larda, sokakta, fabrikada, tarlada...” her yerde biz var›z, ve her yer bizim kavga alan›m›z. Zordur bu kavga. Yalpalamadan, sapmadan yürümek maharet ister. Bazen zulüm, bazen güvenilen da¤lara kar ya¤mas›, sarsar sizi. Sa¤lam de¤ilse ideolojiniz, sa¤lam de¤ilse yüre¤iniz, bafllar ad›mlar›n›z yalpalamaya; acaba ne yöne do¤ru gitsem? Zulmün size dokunmayaca¤› sapa yollara düfler o zaman yolunuz. O yollar ki, devrime gitmezler hiçbir zaman. Bazen silahlar›n sesi sarhofl edebilir sizi, bazen legalizmin par›lt›lar› çeker kendine. Net de¤ilse hedefiniz, ufkunuzdan çok günübirlik baflar›lar peflindeyseniz, o sarhoflluklar, o par›lt›lar, size bir sapman›n kap›s›n› aralay›verirler. Sa¤ veya sol sapma; hiç farketmez, ikisi de devrime gitmez. Bir büyük kavgan›n içindeyiz. Bir büyük kavgan›n güçlü hamallar›y›z. Düflen her flehit yükümüzü art›rsa da, kahramanl›klar›yla yüklediklerinden iki kat fazla güç veriyorlar bize. Gücümüz da¤lardan, flehirlerden, zindanlardan ak›p geliyor... Ak›p gidiyor devrime... Ak›p gitmesi gerekti¤i yere. Devrim yürüyüflümüz sürüyor; ne mutlu bu yürüyüflte bir ad›m olabilenlere.

‹dil Kültür Merkezi’nde Temmuz Etkinlikleri

16-17 Nisan Davas› 3 Temmuz: Cezmi Ersöz’le imza günü 27 Haziran Saat 9.00 Kayseri 2. A¤›r Ceza Mah. 6 Temmuz: Grup Yorum “Bir Kar Makinas›” imza günü. Birtan ALTUNBAfi Davas› 12 Temmuz: Diyarbak›r sinema atöl27 Haziran Saat 9.00 yesinin filmlerinin özel gösterimi. Ankara 2. A¤›r Ceza Mah. 18-31 Temmuz; Kuflatma film gösterimi. 19 Aral›k Davas› 27 Haziran Adres: ‹stiklal Cad. Aznavur Pasaj› Eyüp 3. Asliye Ceza Mah. No:212 Kat: 6 Beyo¤lu / ‹STANBUL

bin 1 000 günlük destandan kareler

23 Aral›k 2000 Gazi Ekmek ve

Adalet

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2.5

Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 151 K›z›lay Tel-faks: 0 312 419 27 38 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa:Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No:28 HOPA Tel-Faks:0 466 351 42 08

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Hürriyet Caddesi Gakko Kervan Saray ‹flhan› Kat:7 No:79 Tel-Faks: 0 262 332 41 70 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 322 20 88 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9


Ekmek ve Adalet Say› 65 ‹çindekiler 3...

Bofl umutlar gerçek çözümler

5...

‹ki olur gerillan›n dü¤ünü, Bir ç›k›nca da¤lara...

6...

BOfi UMUTLAR GERÇEK ÇÖZÜMLER

Bizi katledenler Amerika ad›na kurflun s›k›yorlar

8...

“Temizlik” olmaz!

10...

Tekeller aras› çat›flma

12...

Nurten Hasçelik kaç›r›ld›!

13...

Bat› Standartlar›

14...

‘Resmi Tez’e elefltiri suç

15...

Hasan Bal›kç› onurumuzdur

16...

Yakanlar yönetiyor

18...

Özellefltirme savunucular› halk düflman›d›r

19...

‹haneti hep birlikte gerçeklefltirdiniz!

21...

AKP böyle aldat›yor

22...

Kürt halk›na sald›r›lara son!

24...

AKP ABD’nin yan›nda ABD’den k›flk›rtma

26...

Irak... Direnifl yükseliyor

30...

Bin Gün bölüm 2

33...

Dini kullanan “Laik” Ordu!

35...

Ba¤›ms›zl›k ulusall›k ve anti-emperyalist, anti-oligarflik...

37...

D›fl güçler, fier güçler

38...

Bizim K›zlar›m›z

40...

Sol ve örgütlenme

41...

‹zmir Temel Haklar Kuruldu

42...

OAS toplant›s›

43...

‹nsan kaçakç›l›¤› raporu ve emperyalizmin yaratt›¤› dünya...

45...

Hat›rlad›m seni fiengül

46...

Haberler...

47...

‹pek Yücel Resim

48...

Kahramanlar Ölmez

49...

Metin Keskin Resim

50...

Köyün Delisi

K›z›lay’da bir feda savaflç›s›n›n üzerinde patlayan bomba, veya Tokat da¤lar›nda iki gerillan›n flehit düfltü¤ü haberi, bu ülke gerçe¤ini anlat›r. Dünyan›n Türkiye’sinde ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için savaflanlar›n, savafl› sürdürdü¤ünü anlat›r. Dünya ve ülkemiz, emperyalizm ve oligarflinin hayallerinin y›k›l›fl›na tan›kl›k ediyor. Evet, ülkemizin de içinde oldu¤u onlarca ülkeye dayat›lan IMF programlar›, göklerde uçup herkesin Bush’un tehditlerine boyun e¤mesini isteyen ölüm makinalar›, dünyay› bir karabasan havas›na sokmufltu. Böyle bir karabasan uzun süremezdi. Sürmedi. Sanki üç vakte kadar dünyay› teslim alacakm›fl gibi bir hava yaratan emperyalizm ve iflbirlikçileri, dünyan›n her taraf›ndan direnifllerle karfl› karfl›ya. Irak’tan Filistin’e, Afganistan’dan Türkiye’ye, Arjantin’den Küba’ya, Nepal’den Kolombiya’ya kadar halklar›n direnifliyle karfl› karfl›ya. Yüzbinlerce kiflilik askeri güçlerle iflgal edilen ülkelerde de, kendi iflbirlikçi ordular› vas›tas›yla iflgal edilmifl yeni-sömürgelerde de ulusal ve devrimci mücadeleler var. Bu kadar vahfli sömürünün ve bu kadar zulmün oldu¤u bir dünyada baflka nas›l olabilir ki zaten? Dünya gerçe¤i bu. Ülkemiz gerçe¤i bu. Emperyalizme teslim olmayan her halk, ba¤›ms›zl›k, demokrasi isteyen her halk, örgütlenip, birleflip, silahlan›p savaflmak zorunda. Bunun d›fl›nda çizilen her tablo yan›lt›c› ve aldat›c›d›r. Yan›lt›c› ve aldat›c› tablolar›n en çarp›c›lar›ndan biriyle ülkemizde karfl› karfl›yay›z. Egemen s›n›flar›n, ister AKP, ister TÜS‹AD, ister burjuva medya arac›l›¤›yla çizdi¤i Türkiye tablosunda, ciddi bir sorun yok sanki. Sanki on milyon aç, iflsiz yok, sanki hapishanelerinde ölümler yok, sanki iflkenceler yok... Reformist, düzen solu kesimlere bakarsan›z; tablo tam olarak böyle olmasa da, “elefltirilecek çok fley var, ama a¤›r aksak da olsa demokratikleflmeye gidiliyor...” havas› egemendir. Biri Kürt diline, biri üç befl yasaya ba¤l›yor demokrasiyi. Bu kadar kolay, basit mi? Öyle bir hava yarat›l›yor ki, sanki Kürtçe serbestleflince veya üç befl yasa ç›k›nca her fley hallolmufl olacak. K›sacas›, tümüyle sahte bir hava. Sahte bir tablonun “çözümleri” farkl›, gerçe¤in çözümleri farkl›d›r. ‹ktidar›n yaratmak istedi¤i temiz toplum, demokratikleflme, AB’ye uyum havas›na kap›lanlar, parlamentoya ba¤lar›n› güçlendirir; Türkiye gerçe¤ini görenlerin çözümü ise, anti-emperyalist, anti-oligarflik devrime götürür. Türkiye, varolan› farkl› görmek ve göstermek için bilinçli bir çaba gösterilmedikçe, yan›lmas› oldukça zor bir ülkedir. AB’ye uyumla demokratikleflme demagojileri sürerken poliste tecavüzlerden, infazlara, F tiplerinden Kürt sorununa, en genelde hak ve özgürlüklere kadar bask›, imha, katletme politikas› dayat›lmaya devam ediliyor... Yolsuzlukla mücadele flovlar› yap›l›rken, bütün yolsuzluklar›n ana kayna¤› olan iflbirlikçi tekelci burjuvalara hizmet sürüyor... “Ekonomi düze ç›k›yor” yalanlar›yla halk aldat›lmak istenirken iflsizlik büyü-


yor, yoksulluk büyüyor, tekellerin ekonomisi “düze ç›k›yor”... “Türkiye eksikli de olsa bir demokrasidir”, “yavafl yavafl da olsa demokratiklefliyoruz” propagandas›, e¤er sadece oligarflinin çeflitli kesimleri taraf›ndan yürütülen bir propaganda olsayd›, bugünkü kadar etkili olmas› mümkün olmazd›. Ama solun bir kesimi de ayn› düflüncede oldu¤u ve ayn› söylemi kulland›¤› için, demokrasicilik oyunu daha etkili olabilmifl, oyunu bozmak daha sert bir mücadeleyi gerekli k›lm›flt›r. Reformizm, düzene elefltirileri olsa da, AB’nin müdahaleleriyle “eninde sonunda” demokratikleflece¤imiz kan›s›n› tafl›d›¤› için, ciddi bir demokrasi mücadelesi program›na ve ›srar›na da sahip olmam›flt›r. Nas›l olsa demokratikleflilecek olduktan sonra, demokrasi için faflizme karfl› difle difl direnmek, bedel ödemek de gereksizdir! Ba¤›ms›zl›k diye bir sorun zaten reformizmin gündeminde yoktur; küreselleflme ça¤›nda böyle bir gündem “abes”tir onlara göre. Sonuçta reformizm flu noktaya gelmifltir; direnip ne olacak, eylem yap›p ne olacak, da¤lara ç›k›p ne olacak, bedel ödemekle ne olacak... ne olacak, ne olacak? Umutsuzlu¤un, y›lg›nl›¤›n, kendine güvensizli¤in bitmek bilmez sorular›d›r bunlar. Asl›nda apolitik sorulard›r. Ama reformizm bunlar› “politiklefltirmifltir”. Tek bafl›na biriyle hiçbir fley olmayacak; ama hepsi bir bütün olarak ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm savafl›n› zafere ulaflt›racak yol ve araçlard›r. Bu, dün ne kadar böyleyse, bugün de o kadar öyledir. Devrim stratejileri konusunda söylenenler, kendi içinde yeni flekillenmeler içermekle birlikte, önemlerini ve ifllevlerini sürdürmektedirler. Dünyaya kabaca bir bak›fl, neden devrim, neden silahl› mücadele, neden halk savafl›, sorular›n›n cevaplar›n›n dünkünBizi katledenler den çok farkl› olmad›¤›n› Amerika ad›na katle- gösterir. diyorlar, oligarfli ad›- Emperyalizm, halka karfl› na katlediyorlar. bask› ve terörü en sistemBuna ra¤men; li uygulayan güçtür. Egemen s›n›flar›n fliddetinin zaten faflizm yok, daha sistemli ve planl› bir ba¤›ms›zl›k da art›k hal almas›yla birlikte, halgeçerli de¤il, sosya- k›n fliddeti de kendini telizm de iflas etti, za- orik ve askeri olarak daha fer kapitalizmindir sistemli hale getirmifltir. Emperyalizmin planl›, sisderseniz, yapacak bir temli terörünün (gizli aç›k fleyiniz yoktur. iflgalinin) karfl›s›nda salt

bar›flç›l kitle hareketlerinin; veya gayri-iradi ve örgütsüz olarak yürütülen bir fliddetin baflar› flans› olamazd›. Halk savafl› stratejisi ve halk ordular› iflte bu geliflimin ürünüdür. Emperyalizm ve iflbirlikçileri fliddete baflvurarak haks›z ve gayr›-meflru bir düzeni korumaya çal›fl›rken, halklar fliddeti adil, özgür, eflit bir düzeni kurmak için kullanm›fllard›r. Ahlaks›zl›¤› ve ikiyüzlülü¤ü kural haline getirmifl düflman›n fliddetine karfl›l›k, halk›n fliddeti halk›n de¤erlerine, adalete azami sayg›y› göstererek sürdürülmüfltür. Emperyalist ba¤›ml›l›k zinciri, ülke içindeki sömürü ve bask› kuflatmas›, iflte bu bak›fl aç›s›yla yürütülen mücadelelerle k›r›lm›flt›r. Bu koflullar, emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin sistemli bask› ve terörü, ülkemizde de geçerli oldu¤una göre, kurtulufl yolu bizde de böyle biçimlenecektir. Bizi katledenler Amerika ad›na katlediyorlar, oligarfli ad›na katlediyorlar. Bu tart›fl›lmaz bir gerçek. Bizi katledenler, kendilerini faflist sistem sayesinde koruyorlar. Bu da aç›k. Her fley bir yana, hala onbinlerce infaz›n, faili meçhulün, kay›b›n, yüzbinlerce iflkencenin “tart›fl›lmad›¤›”, “yarg›lanmad›¤›” bir ülke buras›. Demokrasiyi ülkemize getirecek olan AB de tart›flm›yor bunlar›. Göstermelik bir kaç dava var; bu da demokrasicilik oyununun gere¤i; bu durum düzenin sözcülerinin veya reformizmin söyledi¤ini (“eksik de olsa demokrasi var”) de¤il, bizim söyledi¤imizi (faflizm ve demokrasicilik oyunu var”) kan›tl›yor. Demokrasi de¤il faflizm var tesbiti yaparsan›z; faflizme karfl› demokrasi için; ülkemiz yenisömürgedir derseniz emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k için; kapitalizm sömürü ve zulmün kayna¤›d›r diye bakarsan›z, kapitalizme karfl› sosyalizm için savafl›rs›n›z. Yok hay›r, zaten faflizm yok, ba¤›ms›zl›k da art›k geçerli de¤il, sosyalizm de iflas etti, zafer kapitalizmindir derseniz, yapacak bir fleyiniz yoktur. Yanl›fl ülke tahlillerinin, tesbitlerinin sonucu bofl umutlar, aldanma ve daha kötüsü aldatmad›r. Muhalif görünen bir çok kesim bugün bu konumdad›r. Devrimcileri, “muhalefet”in öbür kesimlerinden ay›rdeden de budur. Evet, biz ekonomik, demokratik haklar ve özgürlükler için mücadele veriyoruz; ama bu ülke gerçe¤inin unutulmas›na ve as›l hedefin gözden kaybedilmesine neden olamaz. Hedefimiz, hak ve özgürlük k›r›nt›lar› de¤il, mevcut düzenin biraz oras›ndan buras›ndan düzeltilmesi de¤il, kökten y›k›lmas›d›r. Çünkü bu çürümüfl ve kanl› yap› y›k›lmadan, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi kurulamaz.


İki olur gerillanın düğünü. Bir çıkınca dağlara, bir düşünce toprağa ‹pek Yücel’in ikinci dü¤ünü için toplanm›flt› Armutlu halk›. 16 Haziran sabah› getirildi ‹pek Armutlu’ya. Y›llar önce, 1994’de birinci dü¤ününü yap›p ayr›lm›flt› Armutlu’dan. Burjuvazinin göz dikti¤i bu semtte y›k›mlara karfl› mücadele etmifl, düflman›, ihaneti tan›m›fl, ve nihayet da¤lara ç›kma karar›n› vermiflti. Dokuz y›l sonra dönmüfltü iflte semtine. Onurlu, aln› aç›k, bafl› dik! Bir dü¤ün daha yapmalar›n› hak ederek dönmüfltü iflte. Akrabalar›, arkadafllar›, yoldafllar› karfl›lad›lar onu Armutlu’da. Sabahtan mahalle giriflini tutan polis törene kat›l›m› engellemeye çal›flt› ve 1 kifliyi gözalt›na ald›. ‹pek’in Cemevi’ne getirilmesinin ard›ndan y›kan›p ellerine k›na yak›larak k›rm›z› kefene sar›ld›. A¤›tlar, türküler ve marfllar efllik etti bu haz›rl›¤a. Ölüm orucu gazileri tek tek ‹pek’in aln›ndan öpüp sayg› duruflunda bulundular. ‹pek’in cenazesi, z›lg›tlar ve sloganlar eflli¤inde d›flar› ç›kar›ld›. "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez TAYAD'l› Aileler", "‹pek Yücel Ölümsüzdür" pankartlar› aç›larak saf tutuldu ‹pek’in yolunda. Yaklafl›k 350 Armutlulu oradayd›.

1996 Ölüm Orucu Gazisi Mehmet Güvel “... ‹pek yoldafl bir kad›n, ‹pek yoldafl bir ana. ‹pek yoldafl tüm o yaflam›n› ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadelesi için adam›fl bu u¤urda tüm alanlarda mücadele etmifl, en son da¤lar›n doruklar›nda, k›rlar›nda 10 y›l savaflm›fl kahraman bir yoldafl›m›z...” sözleriyle ‹pek’i anlatt› k›saca. Kortej, önde ‹pek Yücel’in tabutu, k›z›l bayraklar›yla Armutlu sokaklar›nda yürümeye bafllad›. Kaç kez omuzlarda tabutlarla yürünmüfltü bu sokaklar. Devrim yolunda topra¤a saç›lacak tohumlard› omuzlarda tafl›nan. Filizler boyveriyordu iflte durmadan. Kortejin en önünde annesinin resmini tafl›yan ‹pek Yücel’in o¤lu vard›. Arkalarda, ‹pek’in çocukken b›rakt›¤› flimdi delikanl› olmufl Armutlulular... Yürüyüflün ve ‹pek’in evine u¤ran›lmas›n›n ard›ndan Gazi Cebeci Mezarl›¤›’na gitmek için yola ç›k›ld›. Polis sahiplenmeyi engellemek için keyfi engellemeler ç›karsa da kitle arabalara binerek Cebeci Mezarl›¤›’na do¤ru yola ç›kt›. Gazi Mahallesi giriflinde de bekliyordu polis engelleri. Mezarl›k giriflinde kitle düzenli kortej oluflturarak "Metin Keskin Ölümsüzdür", "‹pek Yücel Ölümsüzdür", "Devrime Meflale Bizim Kad›nlar›m›z" sloganlar›yla mezar bafl›na kadar yürüdü. Yücel’in cenazesi Cephe bayra¤›na sar›l› olarak topra¤a verildi. Bir yoldafl› konufltu: "Dostlar bugün burada bir halk kurtulufl savaflç›s›n› u¤urlamak için buraday›z. As›l olarak onu topra¤a vermenin ötesinde dü¤ününü yapt›k. ‹ki olur gerillan›n dü¤ünü diyenlerin soyundand› O. 3 y›ld›r süren feda savafl›m›zla zindanlarda, flehirlerde ve da¤larda feda kültürüyle savaflanlardan biriydi O.” Sayg› duruflu, marfllar ve and içilmesiyle tören sona erdirildi.

MET‹N KESK‹N’‹N CENAZES‹NE KARDEfiLER‹N‹N DAH‹ KATILMASI ENGELLEND‹ Tokat k›rsal›nda flehit düflen Metin Keskin’in cenazesi ailesi taraf›ndan Tokat Refladiye’den al›narak, Sivas’›n Kangal ilçesine ba¤l› Topard›ç Köyü’nde topra¤a verildi. Metin Keskin’in ailesini arayan asker; aileye Metin’in çat›flmada öldü¤ünü, cenazeyi almak için yaln›zca 4 kiflinin gelmesini söylüyor. Askerin aile üzerindeki bask›lar›yla Metin Keskin’in cenazesi kar-

defllerinin ve arkadafllar›n›n gelmesi beklenmeden 15 Haziran günü yap›lan dini törenden sonra Topard›ç Köyü Mezarl›¤›’na defnedildi. 16 Haziran sabah› TAYAD’ l› ailelerden ve Nurtepe halk›ndan 11 kifli köye gittiler. Aileyle görüfltükten sonra Metin’in mezar›na giden arkadafllar› önce k›rm›z› ve sar› karanfillerden mezar›n üzerine cephe y›ld›z› çizdiler. Metin’i anlatan konuflma-

dan sonra 1 dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Sayg› duruflunun ard›ndan “KAHRAMANLAR ÖLMEZ, HALK YEN‹LMEZ! MET‹N KESK‹N YOLDAfi ÖLÜMSÜZDÜR!“ sloganlar›; Bize Ölüm Yok ve fiu Dersim’in Da¤lar› marfllar›ndan sonra anma sona erdi. Ayn› mezarl›kta bulunan Sultan Y›ld›z "›n ve Gülizar fiimflek’in mezar› bafl›nda anma yap›ld›ktan sonra mezarl›ktan ayr›l›nd›. Metin Keskin’in yeme¤ine kat›ld›ktan sonra arkadafllar› köyden ayr›ld›lar.

Say› 65 5 22 Haziran 2003


Tokat’ta Çat›flma:

‹ki Cephe gerillas› flehit düfltü

Say› 65 6 22 Haziran 2003

Bizi katledenler Amerika adına kurşun sıkıyorlar

14 Haziran saat 12.00 civar›nda Tokat ilinin Refladiye ilçesi Küngür (Yuvac›k) köyü k›rsal›nda oligarflinin askeri güçleriyle Cephe gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada gerillalardan ‹pek YÜCEL ve Metin KESK‹N flehit düfltü.

aç›klamas›nda flöyle deniyor bu konuda:

Cephe Bas›n Bürosu taraf›ndan 16 Haziran’da yap›lan aç›klamada çat›flmaya giren gerilla birli¤inin Karadeniz Bölge Komutanl›¤›’na ba¤l› bir birlik oldu¤u, yo¤un düflman atefli alt›nda kald›klar› belirtildi.

Ülkemiz, emperyalizme ba¤›ml› yeni-sömürge bir ülkedir.

Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizmi savunan, bu u¤urda mücadele eden ve örgütlenen kim varsa, onlar› imha ve tasfiye etmeyi temel politika olarak uygulayan oligarfli, flehirlerde, da¤larda katletmeye devam ediyor. Baflvurulan demagoji ise klasik: “terör, fliddet”... Geçti¤imiz günlerde Jandarma Genel Komutan› yapt›¤› aç›klamada Karadeniz bölgesindeki gerilla faaliyetlerine iliflkin yürüttükleri sald›r› operasyonlar›n› da ayn› kavramlarla aç›kl›yordu. Bas›n Bürosu’nun “Ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için silaha sar›ld›k, Bizi katledenler Amerika ad›na kurflun s›k›yor” bafll›kl› 307 No’lu

İpek YÜCEL

“Bir ülkenin da¤lar›nda silahl› insanlar varsa, bu oligarflinin göstermek istedi¤i gibi bir ‘terör ve güvenlik’ sorunu de¤il; o ülkenin sistemine iliflkin bir sorundur.

Ülkemiz, faflizmle yönetilen bir ülkedir. Ve böyle bir ülkede, emperyalizmi topraklar›m›zdan kovman›n, oligarflik diktatörlü¤ü y›kman›n ve yerine halk›n iktidar›n› kurman›n yolu, silaha sar›lmaktan geçer. Bar›flç›l mücadele biçimleriyle ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizme ulaflman›n yollar›n› kapatanlar emperyalizm ve iflbirlikçileridir.”

Kim, ne için, kimin ad›na savafl›yor? Bir ülkede karfl›l›kl› iki silahl› güç varsa, elbette en baflta sorulmas› gereken soru budur. Devrimciler, flehirlerde veya da¤larda, silahl› veya silahs›z, canlar›n› ortaya koyarak bu ülkede sömürü ve zulüm son bulsun, adaletsizlikler, eflitsizlik-

Tokat, Almus Çamdal› köyü do¤umludur. Do¤um tarihi 6 Ocak 1965. Türk ve Alevidir. ‹lkokulu bitirdi köyünde. Sonra bir çok köy k›z› gibi, onyedisinde evlendirildi. 18’inde bir o¤lu oldu. Yirmisinde eflinden ayr›ld›. Toplumumuzda hemen her dul kad›n›n yaflad›¤› s›k›nt›lar, kuflatmalar onu da bekliyordu. 1990'da Armutlu'ya geldi. Armutlu onun devrimci do¤um yeri oldu. Düzeni ve devrimcileri orada tan›d›. “Yaflam› yaflamay› herfleyi ö¤reniyordum. Düzeni ö¤reniyordum...” diyordu o günler için. Bir yanda düzenin kad›na bak›fl aç›s›, öte yanda sosyalizmin ve devrimcilerin kad›na bak›fl aç›s› vard›. ‹kisinin aras›ndaki uçurum, onun tercihini devrim ve sosyalizm taraf›nda yapmas› için yeterliydi. “Çünkü -diyordu- düzende ay-

r›lm›fl bir kad›na kullan›lm›fl bir bez gibi bak›yorlar... ama yapacak birfleyim yoktu. Mücadeleye bafllad›¤›mda do¤ru yolumu, kurtuluflun yolunu gördüm.” Armutlu direniflleri içinde devrimcileflti. “‹lkokulu bitirdikten sonra '90’a kadar hiçbir fley okuyup, yazmayan” ‹pek Yücel, '93 y›l›nda Armutlu komitesindeydi. “S›n›fs›z sömürüsüz bir dünya kurmak için devrimciydi” o. 1994’te gerillaya kat›ld›. S›vas ve Tokat yöresinde savaflt›. S›vas yöresinde Zeliha, Tokat yöresinde Özlem diye tan›d›lar onu. Armutlu’nun ve da¤lar›n kahraman kad›n› ‹pek Yücel, kurtulufl savafl›nda bir gerilla olarak ölümsüzleflti.


ler son bulsun, emperyalizmin sömürgesi olmayal›m diye savafl›rken, ony›llard›r yönetim koltu¤unda oturan tüm hükümetler ve ordu, emperyalizmin ve oligarflinin sömürüsünü sürdürmek için devrimcileri katlettiler. Bugün bu “görevi” AKP iktidar› ve Genelkurmay yerine getiriyor. Ba¤›ms›zl›k demokrasi ve sosyalizm isteyenlere, Amerika ad›na kurflun s›k›yorlar. Emperyalist tekeller daha çok ya¤malayabilsin, iflbirlikçileri Koçlar, Sabanc›lar, OYAK’lar, daha palazlans›n diye katlediyorlar devrimcileri. Baflka hiçbir aç›klamas› yok. ‹ktidar sözcüleri ve generaller, her infazdan, katliamdan sonra “terör örgütlerine darbe vurmakla” övünüyorlar. Ve hakl› olarak soruluyor onlara: Niye övünüyorsunuz; s›kt›¤›n›z kurflun Amerika ad›na de¤il mi? S›kt›¤›n›z kurflun, IMF’nin programlar› uygulans›n diye de¤il mi? S›kt›¤›n›z kurflun, mevcut sömürü, yoksulluk, açl›k düzeni, yolsuzluk düzeni sürsün diye de¤il mi? Ülkemizin da¤lar›n› kurtulufl savafl›m›z›n üsleri olarak kullanan halk kurtulufl savaflç›lar›na kurflun s›k›yorsunuz. Peki, ülkemizin her yan›n› kendi üssü olarak kullanan, hava saham›zdan limanlar›m›za her yeri emperyalist amaçlar› için delik deflik eden Amerika’ya do¤rultabiliyor musunuz o silahlar›? Hay›r! Aç›klamada oligarflik iktidara ve onun silahl› kuvvetlerine flöyle deniyor: “Siz Amerika’n›n ül-

Metin KESKİN

kemizdeki iflgal ordususunuz.’Türk Silahl› Kuvvetleri’ ad›n› tafl›yor olman›z bu gerçe¤i de¤ifltirmez. Savaflç›lar›m›za s›k›lan kurflunlar ‘USA’ damgal›d›r. ‘USA’ ad›na tetikçilik yapanlar ise, AKP hükümeti ve Genelkurmay’d›r.”

Onlar›n yi¤itli¤i halk›n yi¤itli¤idir; onlar›n savafl› halk›n savafl›d›r; onlar halkt›r! Tokat’taki son çat›flmada flehit düflen gerillalardan ‹pek Yücel 38, Metin Keskin ise 34 yafl›ndayd›. ‹pek Yücel, Armutlu’nun, Metin Keskin Nurtepe’nin yoksul kondular›nda tan›d›lar düzeni ve devrimcileri. Yoksullu¤a, düzenin afla¤›lamas›na karfl› buralarda mücadeleye kat›ld›lar. Hak, adalet istemenin karfl›l›¤›nda iflkenceleri, hapishaneleri tan›d›lar. Ve ç›kt›lar da¤lara. ‹pek Yücel 9 y›ld›r, Metin Keskin ise 5 y›ld›r da¤larda sürdürüyorlard› mücadelelerini. Bu düzeni de¤ifltirmenin mümkün olan tek yolunun devrim oldu¤unda nettiler. Bunun için bu yolda savaflan Cephe saflar›n› tercih etmifllerdi. Bir çocu¤u vard› ‹pek Yücel’in. Kurtulufl için da¤lara ç›karken onu geride b›rakt›. Ama u¤runa savaflt›¤› Anadolu’nun yoksul çocuklar›yd› zaten. Ölüm orucunda ölüme yatan bir çocuk annesi Gülsüman, iki çocuk annesi fienay gibi. Armutlu’nun anneleri, Anadolu’nun tüm annelerine sat›r sat›r bir savafl ça¤r›s› yaz›yorlar. Hangi terör demagojisi bu savafl›n bir halk kurtulufl savafl› oldu¤unu gizleyebilir?

Aslen S›vas’›n Kangal ilçesine ba¤l› Topard›ç köyündendi. Ailesi 1960’da ‹stanbul’a göç etti. O, 6 Ocak 1969’da Okmeydan›’nda do¤du. Bir emekçi olarak çal›flt›. ‹skenderun’da topçu olarak askerli¤ini yapt›. Sonras›nda yine yoksulluk ve sömürü içinde geçen hayat›nda bir boflluk vard›. O boflluk mücadeleyle doldu. fiöyle diyordu yazd›¤› özgeçmiflinde: “Böyle bir ülkede herkesin mücadele etmesi gerekti¤i, bunlardan birinin de ben olmam gerekti¤ini düflündü¤üm ve bundan sonra da hiç bir fley olmam›fl gibi yaflamayaca¤›m için mücadele etmem gereklili¤ine inand›¤›m için örgütlü mücadelenin içine girdim.” Ve yine flöyle diyordu: “Hare-

ket benim için içinde güzellikleri yaflad›¤›m insan olma gereklili¤imin yerine getirildi¤i ve mücadelemin en onurlu flekilde yap›ld›¤› Parti Cepheli olman›n onuru ve gururun yafland›¤› bir harekettir.” Savaflma ve Cephe saflar›nda yer alma gerekçesi bu kadar yal›nd›. Devrimci hareketle örgütlü iliflkisi 1998 y›l›n›n bafl›nda bafllad›. Nurtepe’de halk›n örgütlenmesi ve mücadelesinin gelifltirilmesi için çaba sarfetti. Devrimci hareketle illiflki kurdu¤unda 30’una yak›nd› yafl›. Bir delikanl›n›n coflkusuyla içine girmiflti kavgan›n. Bu faaliyetleri s›ras›nda k›sa bir süre tutsakl›k yaflad›. Tutsakl›¤› sonras› 1998 sonlar›nda gerillaya kat›ld›. Halk kurtulufl savaflç›s› olarak ölümsüzleflti.

Say› 65 7 22 Haziran 2003


Yolsuzlukla Yo¤urulmufl Bir Düzende

“TEM‹ZL‹K” OLMAZ! 50 y›ld›r yolsuzlukla, vurgunla yaflayan bir düzende bir iki soruflturmay› fliflirmek; batakl›¤›n üzerini cilalamakt›r. AKP, temizlik flovu yapamaz. Baflbakan› ve bakanlar› yolsuzluk san›¤› olan, dokunulmazl›k z›rh›na sar›lanlar hiçbir yolsuzlu¤un üzerine gidemez. Yolsuzluk pisli¤i TÜS‹AD batakl›¤›ndan ürer. En büyük ihale yolsuzluklar› ordunun silah al›m›nda yaflan›r; AKP, TÜS‹AD’ç›lar›, generalleri de soruflturabilir mi? Say› 65 8 22 Haziran 2003

Susurluk pisli¤inde de ayn› flovlar yap›ld›, üzeri örtüldü. “Susurluk pisli¤ini devrim temizler” dedik. ‹lan ediyoruz; yolsuzluk düzeni y›k›lmadan pislik tükenmez. Yine bir “yolsuzlukla mücadele” flovu izliyor Türkiye. “Bu kez ciddi bir fleyler ç›kacak gibi görünüyor” diye düflünenler de var, “bir fley ç›kmaz” diye düflünenler de, safça “AKP bu konuda ciddi” diyenler de. Yarat›lan havaya, TBMM Yolsuzluk Komisyonu’na ifade için ça¤r›lan isimlere ve bunlar›n anlatt›klar›na bak›ld›¤›nda yan›lg›ya düflmek hiç de zor de¤il. Bir dönemin baflbakan› Mesut Y›lmaz’dan, bakanlara kadar onlarca “ünlü” isim suçlama ile karfl› karfl›ya. Komisyona neler anlatt›lar, neler ortaya ç›kt›, bunlar›n ayr›nt›s›na girmeyece¤iz. Çünkü bunlar tek tek örneklerdir ve bütünü gözden uzak tutma, sistemin iflleyiflinin üzerini örtme aç›s›ndan birebirdir. Her konuda oldu¤u gibi bu konuda da ayr›nt›ya bo¤up, ülkemizdeki çarp›k kapitalist sistemin varoluflundan bu yana yolsuzlukla yo¤uruldu¤u unutturulmak isteniyor. Hiçbir fleyi çözemezler, düzenin kendisi yolsuzlukla yo¤urulmufltur. “Yolsuzlu¤u temizleyece¤im” diyenlerin, “damar›na indik” diye halk›

aldatanlar›n yolsuzluk dosyalar› mahkemelerde duruyor. Dokunulmazl›k z›rh›na bürünmüfl, “kirli sicilini” bu tür flovlarla temizlemeye çal›fl›yor AKP. Dokunulmazl›klar› kald›r›p, Tayyip Erdo¤an’dan bafllayarak ad› yolsuzluklarla an›lan bakanlar›, milletvekilleri için komisyonlar kurabiliyor mu? Yapamaz. Aksine, muhalefetin (kendisi çok temizmifl gibi) dokunulmazl›klar›n kald›r›lmas› yönündeki aç›klamalar›na cevap bile vermiyor. Tersi bir hava yaratmaya çal›flsa da, siyasi hesaplar, hesaplaflmalar yapsa da, AKP de “bir yere” kadar bu oyunu oynayabilir. Ötesi düzenin kendisiyle hesaplaflmas› demektir çünkü. Gerçekten bu düzenin pisliklerini temizlemek isteyen bir siyasi hareketin, partinin en baflta düzenin bütün çarklar›n› yerle bir edip, o çarklar›n aras›ndan nemalananlara savafl ilan edebilmesi gerekir. Bu soygun ve zulüm düzeninin tümden de¤iflmesi demektir. AKP, b›rakal›m böyle bir fleyi, o çark›n en ya¤l› yerinde oturabilme mücadelesi veriyor. Kombassanlar›, Albayraklar› ve daha onlarca “islami” holdingi izleyin, Fethullah’›n holdinglerini izleyin; her birinin yeni birer Koç, Sabanc› aday› olmada h›zla ilerledi¤ini görürsünüz.

Yolsuzlukla Mücadele De¤il, Oligarfli ‹çi Çat›flmalar Bunlar tekeller ve onlar›n temsilcileri siyasi partiler aras› çat›flmalardan baflka bir fley de¤ildir. Her iktidar döneminde bir baflka partinin ad›n›n kar›flt›¤› yolsuzluklar hep gündeme gelmifltir. ‹ktidar erkini eline geçiren her düzen partisinin baflvurdu¤u yöntemlerin bafl›nda gelir. Bir yandan siyasi hesaplaflmalar, kendisine yak›n olan tekellerin korunup ötekilerin yok edilmesi savafl› verilirken, öte yandan halka “temiz toplum” yalanlar› söylemek için malzeme biriktirilir. Sonuçta ortaya ç›kan hiçbir fley olmaz. Buna bir iki bakan›n Yüce Divan’a gönderilmesi de dahildir. Çünkü ülkemizdeki yolsuzluk çark›, bir-iki bakanl›k bir sorun de¤ildir. Kaynak TÜS‹AD’t›r. Yani sermayedir. Düzen


onlar›n düzeni. “Siyasiler” onlar›n bilgisi d›fl›nda m› rüflvet ald›lar? Rüflvetler mahalle bakkal›ndan al›nmad›, onlar verdi. Bu rüflvetler karfl›l›¤›nda kat be kat›n› kasalar›na indirdiler. “Bakkall›ktan holdingleflen Koç... Hamall›ktan dünya zenginler listesine giren Sabanc›... Gazetecilikten oligarflinin en büyük ailelerinden biri haline gelen Do¤an...” masallar›na art›k kimse inanm›yor. Koçlara, Sabanc›lara, Ayd›n Do¤anlara, “nereden geliyor bu de¤irmenin suyu” diye soramayan hiçbir iktidar yolsuzlukla mücadele ediyorum diyemez. Bak›n AKP liderine; TÜS‹AD toplant›lar›ndan hiç eksik olmuyor. Üstelik sanki yolsuzlu¤un kayna¤› baflkalar›ym›fl gibi, “yolsuzluklar yap›l›rken siz neden seyrettiniz” diyor. H›rs›z konufluyor; h›rs›z› h›rs›za flikayet ediyor. Tam bir komedi oynan›yor. AKP “batakl›kta sinek” bile avlam›yor, avl›yormufl gibi yap›yor.

Katliamc›l›k ve H›rs›zl›k Kardefltir Sürekli vurgulad›¤›m›z bir gerçektir bu. TBMM Komisyonu’nda soruflturma konusu yap›lan yolsuzluklar›n yap›ld›¤› dönemleri, o dönemlerin liderlerini ve o dönemlerde neler yafland›¤›n› hat›rlay›n; Ulucanlar’da, 19 Aral›k’ta devrimcilerin katledilmesi emrini veren hükümetler de¤il mi bunlar? Mesut Y›lmazlar, Bahçeliler, Ecevitler ve onlar›n bakanlar› imza atmad› m› bu katliam kararlar›n›n alt›na. Bizi katlettikçe soydular. “D›fl güçler” deyip, emperyalist tekellerden ihaleler karfl›l›¤›nda milyon dolarlar ald›lar. Bir yandan çalarken bir yandan bizi katlediyor ve dillerinden “Türkiye’nin ç›karlar›” sözü düflmüyor, “Hapishaneler sorununu çözemezsek IMF program›n› uygulayamay›z” diyorlard›. Halk “terör” demagojisi ile uyutulurken, onlar›n eli halk›n cebine uzan›yordu. Ve bugün birbirine “sen çald›n” diyenlerin, bizi katlederken aralar›nda zerrece görüfl ayr›l›¤› yoktu. Sistem bir bütündür. Bu nedenle “soygun ve zulüm düzeni” diyoruz. Biri olmadan ötekisi olmaz. Katletmeden soyamazlar. Devrimcileri F tiplerine atmadan, en büyük soygun demek olan IMF programlar›n› uygulayamazlar. Sömürü düzenini y›kmak isteyenleri katletmeden çarklar›n› döndüremezler. Bu ba¤› koparmaya çal›flan kim olursa olsun, niyeti yolsuzluklarla mücadele de¤ildir. Örne-

¤in, yolsuzlukla mücadele ediyorum diyen, önce Susurluk dosyas›n› yeniden açmal›d›r. Bütün pislikler en aç›k haliyle orada vard›r. Ve bugün soruflturduklar› en küçük yolsuzluk olay›na kadar nas›l birbirine ba¤l› oldu¤unu çok aç›k görebilirler. Ama yapamazlar, yapmazlar. Çünkü Susurluk düzenini savunuyorlar esas olarak. Susurluk üç-befl tetikçi de¤ildir. Soygun, katliam, uyuflturucu ticareti, ihaleler... bir bütün olarak sistemin kendisidir. Bak›n Susurluk’un bafl› Demirel hemen uyar›yor; “siyasileri y›pratmamak gerekir”. Biliyor Demirel mekanizman›n nas›l iflledi¤ini. “Bir bilen” olarak konufluyor. Kapitalist sistem de¤iflmeden yolsuzluk flovlar› bitmez ama hiçbir zaman “temizlik” de olmaz. Pisli¤i halk temizler, biz temizleriz.

“Aile foto¤raf›ndan” bafllayarak DEM‹REL’leri, 12 Eylül cuntas› fleflerinden fiahinkaya’dan bafllayarak generalleri yolsuzluk sandalyasine oturtabiliyor musunuz? Hortumcular› kelepçelemeyin, villalarda “hapsedin” diyen KOÇ’lar›n, SABANCI’lar›n, DO⁄AN’lar›n, emperyalist tekellerin ve onlar›n ortaklar›n›n yolsuzluklar›n› araflt›rabiliyor musunuz? “Nereden geliyor bu de¤irmenin suyu” diye sorabiliyor musunuz? Devletin bütün belgelerini kamuya, Demokratik Kitle Örgütleri’ne, hortumculara gebe olmayan, yolsuzluk bata¤›n›n kayna¤› TÜS‹AD’ç›larla iliflkisi olmayan, parti ç›karlar› kayg›s› tafl›mayan mesleki kurulufllara açabiliyor musunuz? Yolsuzlukta ad› geçenlerin ayn› zamanda neden devrimcileri katletme emirleri verenler ve Susurluk’a sahip ç›kanlar oldu¤unu araflt›rabiliyor musunuz? YAPAMAZSINIZ! P‹SL‹⁄‹ TEM‹ZLEYEMEZS‹N‹Z!

Say› 65 9 22 Haziran 2003


Uzan’lar›n ÇEAfi ve KEPEZ’ine el konuldu!

Say› 65 10 22 Haziran 2003

Tekeller Aras› Çat›flma

AKP iktidar›n›n, Uzan’lar›n Çukurova Elektrik (ÇEAfi) ve KEPEZ’e el koymas›, ne iktidar›n göstermek istedi¤i gibi, “hukuki bir sorun”, “kamunun ç›karlar›n›n korunmas›”, ne de Uzan’›n dile getirdi¤i gibi, salt “siyasi bir sorun”dur. Bu olay, tekeller aras› çat›flmay›, bu çat›flmada iktidarlar›n nas›l kullan›ld›¤›n›, burjuva siyasetinin içinde yüzdü¤ü pislik deryas›n› ve özellefltirmenin nas›l bir ya¤ma düzeni yaratt›¤›n›n, yani kamu ç›kar› ile imtiyazl› holdinglerin ç›karlar›n›n birbiriyle uyuflmas›n›n asla sözkonusu olmayaca¤›n›n da göstergesi oldu. Uzanlar’›n, oligarflinin en büyük ailelerinden oldu¤u, ülkemizi, halk›m›z› soyanlar›n en irilerinden birisi oldu¤u aç›kt›r. Genç Parti ile burjuva siyasetine ad›m atan Uzan’›n bu alanda da halk› aldatarak siyasi rant elde etmeye çal›flt›¤› da tart›flmas›zd›r. Ne, kimilerinin sahiplendi¤i gibi, “millici” bir yan› vard›r, ne de “hukuk” çok umurundad›r. ‹ktidar ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) taraf›ndan yap›lan aç›klamalarda, el koyma gerekçesi olarak, Elektrik Piyasası Yasası’n›n befl maddesinin çi¤nendi¤i, devlete borçlar›n› ödemedi¤i vb. gösterildi. EPDK Baflkanı Yusuf Günay’›n aç›klamas›na göre; ÇEAfi ve KEPEZ’in bazı “müflterileri”, flikâyette bulunmufl, “di¤er bölgelerdeki ortak veya müflterilerimize enerji nakli yapmam›z veya onların iletim

“Hukuk, kamunun mal›...”; demagojidir. Kavga tekellerin kavgas›; ç›kar onlar›n ç›kar›d›r. AKP, halk›n ç›karlar›n›n de¤il, iflbirlikçi tekellerin ç›karlar›n›n koruyucusudur

sistemine ba¤lanmam›z, ÇEAfi ve KEPEZ tarafından engelleniyor” demifllerdi. Zaten 2002 Aral›k ay›ndan bu yana da “kamu zarar ettiriliyor” idi, “uyar›lar dikkate al›nmam›fl” idi... K›saca el koyman›n “gerekçeleri” haz›rd›.

Tekeller Aras› Çat›flma ÇEAfi ve KEPEZ’e el konulmas›n›n hemen ard›ndan Sabanc›’n›n yapt›¤› yaz›l› aç›klama bu çat›flman›n en aç›k ifadesi oldu. Madem “hukuk” konusuydu, hukuk Sabanc›’y› ne diye ilgilendiriyordu? Ama sorun bu de¤ildi. Sabancı Holding yapt›¤› aç›klamada, “Çukurova Elektrik ve KEPEZ’e el konulmas›n› destekliyorum. Bölgedeki ticari kurulufllara s›k›nt› çektirmifltir...” sözleriyle el koyma karar›n› destekledi. TÜS‹AD Baflkan› Tuncay Özilhan ise “el koyman›n rekabetin önünü açt›¤›n›” söyleyerek destek verdi. Keza, 1993’deki genel kurulda Sabanc›lar ÇEAfi’tan çekilmek zorunda kalm›flt›. Bir baflka geliflme ise, EPDK Baflkan›’n›n aç›klad›¤› “flikayette” bulunan “flirketlerin” büyük ço¤unlu¤unun, Çukurova bölgesini babas›n›n çiftli¤ine çeviren Sabanc›’ya ait oldu¤u ortaya ç›kt›. EnerjiSA, MenSA, OYSA, BOSSA bunlardan baz›lar› idi. Elbette sorun sadece Sabanc›’n›n ÇEAfi’› Uzanlar’a kapt›rmas›, Uzanlar’›n bölgede Sabanc›’ya darbeler vurmas› ile s›n›rl› de¤il. Bir bütün olarak tekellerin kendi aras›ndaki çat›flmalar›n bir parças›. Bir yanda ony›llard›r birçok sektörde piyasay› ele geçirmifl Sabanc›lar, Koçlar, Eczac›bafl›lar... Öte yanda onlar›n alan›na girmeye çal›flan Uzanlar, Cinerler, Karamehmetler... ‹flbirlikçi tekelci burjuvazinin temsil edildi¤i TÜS‹AD “pastay›” paylaflmak istemiyor, Uzan gibileri de “ben de olaca¤›m” diyor; bütün sorun burada. Ne hukuk, ne de AKP iktidar›n›n “kamunun ç›karlar›n› koruma” yalan›, hiçbiri gerçe¤in yan›ndan geçmiyor. Bunlar basit demagojilerdir. AKP, bu operasyonu esas olarak Uzan’larla hesaplaflma içindeki tekeller ad›na yapm›flt›r. ‹flbirlikçi tekellerin oldu¤u yerde IMF de vard›r. Tasfiye edilecek holdinglerin bankalar›na yönelik operasyonlarda talimat veren IMF’nin, Uzanlar’a yönelik operasyonu desteklemesi de güçlü bir olas›l›kt›r.


Cumhurbaflkanı Ahmet Necdet Sezer’in hükümetin karar›n› h›zla onaylamas› da, Sezer’in iflbirlikçi tekellerin düzeninin Cumhurbaflkan› olmas›n›n do¤al sonucudur.

AKP, ‹flbirlikçi Tekellerin Tetikçisidir Bu çat›flmada AKP iktidar› iflbirlikçi tekellerin tetikçisi durumundad›r. Bir yanda Genelkurmay-AKP çat›flmas›nda TÜS‹AD’›n deste¤ini almak varken, öte yandan AKP de bu çat›flmada kendi hesab›n› yaparak, muhtemel siyasi rakibi Genç Parti’yi silmek istemektedir. ‹sterseniz “belden afla¤› vurufl” deyin, isterseniz baflka bir ad verin, burjuva siyasetinde politika böyle yap›l›r. Yar›n Genç Parti iktidar olsun, o da ayn›s›n› yapacakt›r. Siyasi, ekonomik ç›karlar her fleyin üzerinde, her yol mubaht›r. Yani esas olan tekeller aras› çat›flma iken, siyasi hesaplaflma da gözard› edilemeyecek bir etkendir. Uzanlar’›n gazetesi Star’›n Tayyip Erdo¤an için “kallefl” manfleti atmas› da bu hesaplaflman›n yans›mas›d›r. Ancak belirtti¤imiz gibi, sorun salt bu hesaplaflmaya indirgendi¤inde, (ki Uzan bu alana çekmeye çal›fl›yor) tekellerin çat›flmas›n›n ve halk›n nas›l bir soyguna maruz kald›¤›n›n, tekellerin nas›l bir ya¤ma düzeninin üzerinde oturdu¤unun üzeri örtülmüfl olur. AKP, iktidar› da bilir ki, devlete borçlar›n› ödemeyen sadece Uzanlar de¤ildir. Bu flekilde en büyük vurgunlar› vuranlar TÜS‹AD’ç›lard›r. El koyabiliyor mu bir tanesinin fabrikas›na? Uzanlar’a da, arkas›na TÜS‹AD’› almadan, Do¤an Medya’y› almadan el koyamazd›. Ç›karlar›n›n ortaklaflt›¤› yerde teti¤i çekme ifli de AKP’ye düfltü.

Kolay Gelsin Yeni fiafak! PETK‹M ihalesinin Uzan’lar taraf›ndan al›nmas›ndan ÇEAfi ve KEPEZ’e el konulmas›na kadar, AKP islamc›l›¤›n›n sesi Yeni fiafak Gazetesi’ndeki manflet ve haber bafll›klar›na bakal›m: “PETK‹M ihalesi yeniden yap›ls›n” (7 Haziran) “Sanayide Uzan Tedirginli¤i” (8 Haziran) “Bu ne biçim satıfl!” (9 Haziran) “PETK‹M dibe vurdu” (10 Haziran) Veeee.... “Uzanlar’a elektrik floku!” (13 Haziran) “Büyük medya”ya durmadan ahlak dersi veren, “tetikçilik” yapmakla elefltiren Yeni fiafak’a bak›n; iktidar›n sözcüsü olman›n ifllevini lay›k›yla yerine getiriyor. Ne diyelim, haydi kolay gelsin AKP islamc›l›¤›na!

Laik-fieriat “Tak›nt›s›”n›n Sonu: Cumhuriyet‘ten Uzanlar’a Destek! Cumhuriyet Gazetesi Uzanlar’dan yana tavr›n›, ilk günden itibaren ortaya koydu. Bu konuda ‹lhan Selçuk köflesinde aç›k olarak, Uzan’›n IMF’ye karfl› ç›kt›¤›ndan, ulusalc› bir ekonomiyi savundu¤undan söz ederken, Hikmet Çetinkaya ise Genç Parti’nin araflt›rmalarda yüzde 17-18’lere t›rmand›¤› s›rada operasyonun gerçekleflti¤ini yazd›. Faflist özentili, sermayedar Cem Uzan’a arka ç›kmak Cumhuriyet yazarlar›na, Kemalistlere, kendine sol diyenlere mi kald›? Mesele malum; “fleriatç› AKP” meselesi. AKP’ye (fieriata) karfl› olma ad›na flimdi de faflist patron Uzanlar savunuluyor. T›pk› YÖK’ü savunduklar›, katliamc› Genelkurmay’› savunduklar› gibi. Ne YÖK’ün 12 Eylül’ün çocu¤u oldu¤u önemliydi, ne de Genelkurmay’›n ABD için liderlik yapt›¤›. fiimdi de emekçi düflman› Uzan savunuculu¤u. Cumhuriyet, “yükselen” Genç Parti’yi yar›n seçimlerde desteklerse, ona da flaflmamak gerekir.

Özellefltirmenin Sonucu 9 Mart 1998 tarihinde Enerji Bakanlı¤› ile Çukurova Elektrik ve KEPEZ Elektrik arasında imzalanan sözleflme ile elektrik da¤›t›m› özellefltirilmiflti. 70 y›ll›k da¤›t›m imtiyazını elde eden Uzanlar devletten ald›¤› elektri¤i satarak tatl› karlar elde etmeye bafllam›flt›. Bu operasyon ayn› zamanda enerji sektöründeki büyük soygunu da gözler önüne seriyor. Özellefltirmeler iflte tam da bu ifle yar›yor. ‹ktidara yak›n olan holdingin elde etti¤i ç›karlar, halk›n cebinden ç›k›p kasalar›na giren katrilyonlard›r. ‹zleyin, “her fleyi sataca¤›z” diyen AKP iktidar› Uzanlar’dan ald›¤› ÇEAfi ve KEPEZ’i bir engel ç›kar›lmad›¤› koflulda baflka tekellere satacakt›r. Yani soygun sürecek.

Halka Karfl› Birliktedirler Tekeller aras› çat›flma hiçbir dönem bitmez. Kendi aralar›nda pazar için amans›z bir savafl sürdürürler. ‹ktidarlar bu çat›flmada, t›pk› bugün oldu¤u gibi, gerek ç›karlar›n›n örtüfltü¤ü noktada, gerekse bir kesimin deste¤ini almak için, gerekse de bunlar›n hiçbiri olmasa da, kendi iktidar›n› destekleyenin ç›karlar›n› korumak için zaman zaman devreye girerler. Tümünün ortak oldu¤u tek konu, halka karfl› düflmanl›klar›, halk› soymadaki ç›kar birlikleridir. Bu çat›flmada halk›n hiçbir ç›kar› yoktur.

Say› 65 11 22 Haziran 2003


Oligarflinin Direnifli K›rmak ‹çin Yeni Oyunu

NURTEN HASÇEL‹K KAÇIRILDI! Önümüzdeki süreçte aç›klanmas› beklenen ölüm orucu 10. ekibinde (Gültekin Koç ölüm orucu ekibi) yer alaca¤› belirtilen Nurten Hasçelik, 6 Haziran'da Manisa Hapishanesi’nde tam bir zorbal›k örne¤iyle kaç›r›l›p adli tutuklular›n bulundu¤u Tekirda¤ Kapal› Hapishanesi’ne konuldu. Sorunu çözmekten, tecriti kald›rmaktan kaçan Adalet Bakanl›¤›’n›n kendinden öncekilerin binlerce kez denedi¤i ucuz oyunlar›ndan biri.

Say› 65 12 22 Haziran 2003

Tekirda¤’da ölüm orucuna bafllayan Hasçelik 18 Haziran tarihli mektubunda kaç›r›l›fl›n› anlat›yor. Sevkine dair hiçbir haber verilmedi¤ini, Manisa’daki yoldafllar›yla vedalaflmas›na dahi izin verilmedi¤ini belirtiyor ve flöyle diyor; “Ölüm orucuna bafllayaca¤›m› ö¤rendikleri için Adalet Bakanl›¤› emriyle zorla kaç›r›ld›m. Ailemin de böyle bir talebi olmam›fl. Resmen eflkiyal›k yapt›lar. Zorla ald›lar. Yoldafllar›ma son kez olsun sar›lamadan... Sibel'e bir fley olacak diye çok

korktum. Son kez k›sac›k ellerimiz tutufltu o kadar. Akl›m hep onlarda, çünkü beni götürürken onlarla halen u¤rafl›yorlard›. Sesleri halen kulaklar›mda. Benim de söyleyebildi¤im tek fley 'yoldafllar sizi seviyorum sonuna kadar' demek oldu. Zaten a¤z›m› kapatt›lar.

“Art›k Ben Gültekinim” Kap›alt›nda boynumda kollar›mda bir fleyler olmufl doktor getirdiler tedavi için. Ne kadar iyi niyetliler ! Hiçbir tedavi ve muayene kabul etmiyorum, art›k ben Gültekinim dedim. Çok da flafl›rmad›lar. Bekliyorlarm›fl-biliyorlarm›fl. Gece 12:00'de buraya getirdiler. Buradakiler, bu saatte mahkum olur mu diye flafl›rd›. Dosyay› görünce anlad›lar “ifli”. Girdi¤im her yerde ölüm orucunda oldu¤umu zorla kaç›r›ld›¤›m› söyledim. Cumartesi sabah› üç dilekçe yaz›p verdim. Biri bakanl›¤a ölüm orucuna bafllad›¤›ma dair, biri bura idaresine, biri de tekrar Manisa’ya götürülmek istedi¤ime dair. Bu oyun bozulacak! O ka-

Alibeyköy’de Uyuflturucuya Karfl› Mücadele Kampanyas› Oligarflinin gecekondu gençli¤ini uyuflturma arac› olarak kulland›¤› (ABD’nin zencilere yapt›¤› gibi) uyuflturucuya karfl› Alibeyköy’de Temel Haklar’›n ça¤r›s›yla düzenlenen halk toplant›s›nda aktif mücadele karar› al›nd›. Kampanya çal›flmalar› için Temel Haklar’›n yan›s›ra EMEP, HADEP, ÖDP, Cemevi ve SHP’den temsilcilerden oluflan bir yürütmenin oluflturdu¤u toplant›da Temel Haklar’›n önerdi¤i mücadele program› Cemevi’ndeki toplant›ya kat›lan ve aralar›nda mahalle muhtarlar›n›n da yer ald›¤› 150 kifli taraf›ndan benimsendi. Üç aflamal› olarak planlanan programa göre; ‹lk aflamada, uyuflturucu kullanan gençlerimizin

dar öfkeliyim ki inan flu anda her fley kafamda uçufluyor. Yoldafllar›mdan ayr› geçen ikinci günüm. Hepsinin yüzü, gözleri, bak›fllar› gözlerimin önünde. Onlar› çok özlüyorum. Böyle yaparak bizi ay›rabileceklerini mi düflünüyorlar? Hepsi küçük hesaplar. Buras› çok kötü, sabah biri kendini do¤ramaya kalkt›. fiimdi de yemek kavgas› yap›l›yor niye az verilmifl çok verilmifl diye. Cam›n önüne oturdum bir yandan denizi izliyor bir yandan yaz›yorum. Tek derdimiz denizde bir damla olabilmek. Buran›n bahçesi a¤açlar›, gülleri falan var, anlayaca¤›n tam rehabilite... Hangi romand› tam hat›rlam›yorum. Nazi kamplar›nda tutsak bir Sovyet generali var ve bunun tutsak al›nd›¤›n› hiç kimse bilmiyor. Naziler seni yok ederiz ya da istediklerimizi verirsen b›rak›r›z hiç al›nmam›fl gibi tekrar gidersin diyorlar. General hiçbir fley demiyor. Ve öldürüyorlar. Bu olay› gören sadece bir çift göz. Kimse istemedi¤i anda teslim al›namaz. Her fleyin kafada yürekte bitti¤ini biliyorum, Gültekinimizin coflkusuyla, s›cakl›¤›yla kucakl›yorum...”

tesbiti, aileleri ile görüflülmesi, mahalle halk›n› bilgilendirici toplant›lar yap›lmas› yer al›rken, bir sonraki aflama için tedavi çal›flmalar›, son aflamada ise uyuflturucu satanlar›n teflhir edilmesi, soyutlanmas› gibi bafll›klar olarak belirlendi. Toplant›da yap›lan konuflmalarda uyuflturucu kullan›m›n›n son süreçte daha da artt›¤› üzerinde durulurken, Temel Haklar, bunun neyi amaçlad›¤›n› ve nas›l mücadele edilmesi gerekti¤ini anlatt›. Düzen gençlerimizi çürütür, yok eder. Devrimciler güzel olan, do¤ru olan ne varsa onu ö¤retirler. Toplumu çürüten uyuflturucu, fuhufl gibi fleyleri de körükleyen onlar, mücadele eden devrimciler ve halkt›r. T›pk›; Okmeydan›’nda kumara-fuhufla karfl›, Gazi’de uyuflturucu ve fuhufla karfl› kampanyalar yapan biz, bu pislikleri yaymak için elinden geleni yapan polis oldu¤u gibi.


crit’te e T

b›rak›lan Afganl› Süleyman fiah’a ait. New York Times gazetesinde yay›nlanan bu sat›rlar yaflananlar›n özeti, ama emperyalistlerin hücre politikas›n› anlamam›z› sa¤layacak bir özetidir.

zamana zulme karfl›

direniş 3. y›l... 33. ay 977. gün

107 fiehit

Bat› Standartlar› Guantanamo hücreleri, Standartlar› olmayan AB Emperyalizmin F Tipleri “Gelece¤imiz, ne olaca¤›m›z belirsizdi. Bazıları bu 14 ayın 150 yıl esarete eflde¤er oldu¤unu söylüyor. ‹lk birkaç ay boyunca, birbirimize tellerle ba¤lı çok küçük hücrelerde tutulduk. Hücrelerin geniflli¤i 2x2.5 metreyi geçmiyor. Tavanları tahtayla kapalı, yan tarafları ise tamamen açık. Bu küçücük mekânda yiyor, ibadet ediyor, uyuyor ve tuvaletimizi yapıyorduk. Herkese 2 battaniye ve bir namaz seccadesi veriyorlardı. Yerde yiyor ve uyuyorduk” Haftada bir kere, o da bir dakika olmak üzere dufla sokuluyorduk. Aradan 4.5 ay geçtikten sonra flikâyet etmeye ve yemek boykotuna baflladık. Bunun üzerine dufl süresini 5 dakikaya çıkardılar ve haftada bir kez 10 dakika egzersiz yapmamıza izin verdiler” Bu anlat›m, Guantanamo’da 14 ay tutulduktan sonra hiçbir gerekçe gösterilmeden serbest

Hücreler, bir mekan sorunu, bir ebat tart›flmas› de¤ildir. 3 y›ld›r bu gerçe¤i anlatmaya çal›fl›yoruz. Teslim alma, beyni yok etme politikas›n›n cisimleflmifl halidir hücreler. Yukar›daki anlat›m, aylarca belirsizlik içinde tutulmalar›ndan, hücrelerde en küçük hakk›n dahi nas›l kulland›r›ld›¤›na kadar nas›l bir zulmün yafland›¤›n› san›r›z herkese gösteriyor. Bafll›¤›m›za bak›p, kimileri diyecektir ki, “bat›” diye kastetti¤imiz Amerika de¤il. Onun hukuksuzlu¤u, adaletsizli¤i, zulmü zaten biliniyor, biz Avrupa’y›, onun standartlar›n› kastediyoruz. Takip edenler bilir, etmeyenler için hat›rlatal›m. Avrupa Birli¤i, geçti¤imiz haftalarda kendi topraklar›nda tutuklananlar›n ABD’ye iade edilebilece¤ine dair bir karar ald›. Bugüne kadar her fley bir yana idam nedeniyle böyle bir tart›flmay› yapmak bile, Avrupa burjuvazisi aç›s›ndan makyajlar›na verilecek bir zarar olarak görülürdü. Ama flimdi süreç farkl› iflliyor. Demokrasi, hukuk gibi masallarla “terör” demagojisinin gölgelenmesini istemiyor. Ve Avrupa emperyalistlerine de b›rak›n bu safsatalar› biz iflimize, ç›karlar›m›za bakal›m diyor. “Avrupa standartlar›” deniliyordu. Demek ki, Avrupa’n›n da bir “standart›” yok, ç›karlar› var. Ç›karlar› neyi gerektiriyorsa onu yap›yor. Guantanamolar›n, idamlar›n oldu¤u, hukuksuzlu¤unun herkesçe bilindi¤i Amerika’ya tutuklu iadesine hangi “standart” karar verdi dersiniz? Bize dayat›lan “Avrupa standartlar›” buydu. Bugün, iktidar›n her f›rsatta “Avrupa onaylad›, onlar›n da F tiplerine itiraz› yok” diye dile getirdi¤i standartlar iflte bunlard›. Guantanamo cehenneminde yaflananlar “Avrupa standartlar›”na da uygundur. 3 y›ld›r Avrupa hapishanelerinden anlatt›¤›m›z örneklerden fark› biçimseldir, özü Guantanamo’dur. F tipleri ile Guantanamo ayn› mant›¤›n ürünü olarak ortaya ç›km›flt›r. 3 y›ld›r 107 can pahas›na sürdürdü¤ümüz direnifl sayesinde oligarfli F tipleri için öngördü¤ü program›n› tam olarak uygulayamam›fl olsa da özü tecrit, izolasyon ve teslim almad›r. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü A. Suat Ertosun’un s›kça kulland›¤› gibi “tredman”d›r. Emperyalizmin hücrelerinde direniyoruz. Emperyalizmin teslimiyet politikas›n› püskürtmek için ölüyoruz.

Say› 65 13 22 Haziran 2003


“Demokratikleflmeye” devam!

‘Resmi Tez’e Elefltiri Suç “AB’ye uyum” masallar› g›rla giderken, “flu yasay› ç›kard›k, bunu de¤ifltirdik...” dedikleri düzenlemelerde dahi nas›l bir zihniyetle hareket ettiklerini 8. Madde’nin kald›r›lmas›nda görmüfltük. Ne diyordu Cemil Çiçek; “boflluk olmaz, 312. madde yerini haydi haydi doldurur.” Ama aldatma ne 312 ile s›n›rl› ne de Çiçek’in aç›klamalar› ile. Bir yasa haz›rlan›rken ya da de¤ifltirilirken, “gerekçe” yaz›l›r. TMY’nin 8. maddesinin “demokratikleflme” havas›nda kald›r›l›rken yaz›lan gerekçeye bak›n: “Türk Ceza Kanunu'nun 311. maddesi gere¤ince, 8. maddenin yürürlükten kaldırıldı¤ında boflluk do¤ması bir tarafa, ülke bütünlü¤ü aleyhine propaganda suçu daha a¤ır bir cezayla cezalandırılabilecektir." Resmi bir yasa bu. “DAHA A⁄IR” cezaland›rmak için yap›lan bir demokratikleflme! Hem boflluk falan varsa o da böylece doldurulmufl oluyor. Üstelik gerekçe mahkemelere diyor ki, bak›n art›k bu maddeden ceza vereceksiniz. Yani yarg›ç ba¤›ms›zl›¤› do¤rudan TBMM taraf›ndan yok ediliyor. Resmen yönlendiriliyor.

Say› 65 14 22 Haziran 2003

Bir baflka “demokratikleflme” örne¤i de yine uyum paketlerinden f›flk›rd›! Bundan sonra devletin resmi tezine ayk›r› görüfl dile getirmek suç. Mevcut TCK tasarısının “Temel milli yararlara karflı hareket" bafllıklı 359. maddesinin gerekçesi flu: "Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi veya bu konuda Türkiye aleyhine bir çözüm yolunun kabulü için veya sırf Türkiye'ye zarar vermek maksadıyla, tarihsel gerçeklere aykırı olarak, Birinci Dünya Savaflı sonrasında Ermeniler'in soykırımına u¤radıklarının basın ve yayın yoluyla propagandasının yapılması...” Buna göre; Ermeni katliam› yap›ld› diyen cezaland›r›lacak, K›br›s’ta devlet politikas› d›fl›nda görüfl savunanlar cezayla susturulacak. Ne güzel demokratikleflme de¤il mi?! Tabii, 1915’lerde yaflanan Ermeni katliam›n› “1. Dünya Savafl› sonras›” diyen milletvekillerinin cehaleti üzerinde durmuyoruz. 28 May›s’ta Kilis Elbeyli’de düzenlenen “Ermeni Soyk›r›m›” konulu panelde “Ermenilerin güçlü lobileri soyk›r›m yap›ld›¤›n› ABD ve Avrupa’ya kabul ettirirlerse ne olacak” diye panelistlere soru soran ö¤retmen Hülya Akp›nar’›n bafl›na gelenleri hat›rlay›n. Önce tutuklanm›fl, sonra kefaletle serbest b›rak›lm›fl, ard›ndan davas› halen sürdü¤ü halde ö¤retmenlikten a盤a al›nm›flt›. Gerekçe; “Devletin resmi tezlerine ayk›r› söylemde bulunmak” ve “huzur ve sükunu bozmak!” Resmi teze karfl› bile ç›kmam›fl sadece soru sormufl; bu müthifl “demokratikleflme” yürürlü¤e girdi¤inde neler yaflanabilece¤ini düflünün art›k. Türkiye öyle bir ülke ki, sordu¤unuz sorudan bakar gözlerinizin içine ve “H››, bu terörist olma potansiyeli tafl›yor” der ve gerekeni yapar. Devletin resmi tezi dediklerinin de, -mesela Ermeni katliam›ndaki- bir dolu safsata ve yalan oldu¤unu herhalde söylemeye gerek yok.

AKP ‹slamc›l›¤›n›n “Çözüm”ü Adalet Bakanl›¤› ile Ankara ‹lahiyat Fakültesi aras›nda imzalanan protokole göre, tutuklu ve hükümlüler “tövbe ettirilerek, topluma kazan›lacak”m›fl. Uygulama Ankara Kapal› Cezaevi Kad›nlar Ko¤uflu’ndan bafllat›l›yor. Bu kafa hangi sorunu nas›l çözebilir. Adli tutukluyu “kader kurban›” olarak görüyor, “yoldan ç›km›fl” olarak görüyor, “yola getirmek için” de dindeki tövbe etmeyi kullan›yor. Sosyolojiymifl, bilimsel verilermifl ne gerek var; AKP sorunlar› böylece çözer! Ama bununla bitmiyor “psikolojik seanslar”. Tövbe ettirmenin yan›s›ra, Candan Erçetin'in 'Elbette', Sezen Aksu'nun 'A¤lama', Ebru Gündefl'in 'Hayat kadere inat seni yeniden yaflayaca¤ım' müzik parçaları dinlettiriliyor. Benzeri bir yöntemi F tiplerinde de uygulamak istemifller, do¤al olarak hiçbir sonuç alamam›fllard›. Suçu yaratan senin düzenin, tövbeler, Candan Erçetinler ne yaps›n!

◆

Sar›yer Siyasi Polisi, CIA’ya m› Ba¤l›? Amerikan konsoloslu¤u yeni yeri olan ‹stinye’ye tafl›nmadan önce, bütün mahalle halk›, esnaflar Sar›yer Emniyeti’ne ba¤l› Siyasi fiube polisleri taraf›ndan fifllendi. Yap›lan soruflturman›n sonuçlar› ise CIA’ya verildi. Oligarflinin “ba¤›ms›z Türkiyesi”nin, “ba¤›ms›z polisi” böyle olur! Sar›yer polisi ABD istihbarat›na m› ba¤l›? Yok! Suç tek bafl›na onlarda de¤il. ‹çiflleri Bakanl›¤›’ndan Baflbakanl›¤›’na kadar Beyaz Saraylara, CIA’lara ba¤l› çal›flan bir ülkenin, bir kentinin ilçesindeki bir emniyetin polisi onlar. Yankilerin güvenli¤i için tüm bir mahalleyi fifllemeye utanm›yor, s›k›lm›yor iflbirlikçiler. Ar damarlar› çatlam›fl, iflbirlikçilik öyle ola¤an hale gelmifl ki, en alt kademesine kadar devletin bütün mekanizmalar› ABD’ye hizmette kusursuz!


HASAN BALIKÇI ONURUMUZDUR 18 Ekim 2002 tarihinde Urfa’da katledilen Hasan Bal›kç›’n›n ikinci duruflmas› 18 Haziran’da Urfa 2. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yap›ld›. Bal›kç›’y› öldürmekten tutuklu san›klar fiehmus Taflan ve Y›lmaz Çakmak’›n kat›ld›¤› duruflmada, ‹stanbul ve çevre illerden 300 kifli “Bal›kç›’n›n Katili Susurluk Devletidir” sloganlar› ve Bal›kç›’n›n resimleri ile Bal›kç›’ya sahip ç›kt›lar. 16 Temmuz tarihine ertelenen duruflmada, bilindi¤i gibi as›l katiller yarg›lanm›yor. Tetikçiler komedi senaryolar› anlat›rken, emri veren patronlar ve onlar› koruyan devlet yok san›k sandalyesinde. Fabrikas›nda kaçak elektrik kullan›l›rken, onurlu, dürüst devrimci insan Hasan Bal›kç› taraf›ndan yakalanan ve rüflvet teklifi surat›na çarp›lan Zeki Akkoyun hala yok ortada. Uzan’lar›n ÇEAfi’›na el koyarak enerjide güya temizlik operasyonu yapan iktidar ve TEDAfi bafl›ndan bu yana davaya sahip ç›kmad›¤› gibi, Akkoyun’un fabrikas›n›n t›k›r t›k›r çal›fl›yor olmas›na da bir fley demiyor. Üstelik efli fiengül Bal›kç›’n›n davan›n peflini b›rakmamas› nedeniyle tehditler almas›, arabas›n›n kundaklanmas› da ilgilendirmiyor AKP’yi. Adana’da tehditlere, rüflvetlere ald›rmadan kaçak elektrikle mücadele ederken Urfa’ya sürgün edildi¤inin, bugün neden cinayetin ayd›nlat›lmas›, katillerin yakalanmas› için hiçbir çaba gösterilmedi¤inin cevaplar›, gerçek katilin Ur-

fa’da at›lan slogandaki adres oldu¤unu da gösteriyor.

Temel Haklar Urfa’da Duruflmay› izlemek, katillerin bulunmas›n› hayk›rmak üzere gidenler aras›nda ‹stanbul’dan Temel Haklar da vard›. Duruflma sonras› bir aç›klama da yapan Temel Haklar’›n d›fl›nda EMO, ÇHD, TMOBB ve çok say›da kurum kat›ld›. Urfa’ya hareket öncesinde Temel Haklar’›n da destek verdi¤i, TMMOB ‹stanbul ‹l Koordinasyon Kurulu aç›klamas›nda “Zeki Akkoyun neden yakalanm›yor” diye soruldu. Daha sonra yola ç›kan grup, di¤er kentlerden gelenlerle Urfa’da birleflerek adliyeye kadar yürüdü. Bal›kç›’n›n resimlerinin yer ald›¤› tflörtler giyen grup, “Hasan Bal›kç› Onurumuzdur” pankart› açt›. Hasan Bal›kç›’n›n eflinin de kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› yapan TMOBB Genel Baflkan› Kaya Güvenç, davan›n art›k karara ba¤lanmas› gerekti¤ini dile getirirken, efli fiengül Bal›kç›, “Hasan’›n yolsuzluk ve kaçak elektrikle mücadelesini sürdürece¤iz” dedi. Bu arada duruflma s›ras›nda savc› taraf›ndan bas›n›n görüntü almas› engellenirken, bu iste¤in polise ait oldu¤u ö¤renildi.

Devrimci Memur Hareketi taraftar› olan Bal›kç›, TEDAfi çalıflanı elektrik mühendisi, onurlu, namuslu bir emekçiydi. Adana’da bir dönem Enerji Yapı Yol Sen’de Baflkanlık, EMO Adana fiubesi’nde Sekreterlik ve TMMOB ‹l Sekreterli¤i yapan Bal›kç›, fabrikalardaki kaçak elektirik tespitlerinin ard›ndan Adana’dan Urfa’ya sürgün edilmiflti. Orada da halk›n cebinden çalan patronlar› rahat b›rakmad›. 18 Ekim 2002’de, fabrikatör Zeki Akkoyun’un kiral›k katillerince öldürüldü.

Tarihe Yasak 64. say›m›zda ölüm orucu direniflinin bininci günü dolas›yla yay›nlad›¤›m›z dizimiz nedeniyle toplat›ld›. Bir ülkenin tarihinde bin günlük açl›k direnifli varsa, o olay tarihi bir olayd›r ve kay›tlara geçilmek zorundad›r. Ama karfl›m›zdaki zihniyet, Osmanl›’dan bu yana ne kadar zulmü, katliam› varsa sanki hiç yaflanmam›fl gibi tarihten silmeyi, belgelerini yok etmeyi bir politika olarak benimsemifltir. Buna ra¤men yazanlar, tarihi kaydedenleri bask›yla, zorbal›kla cezalarla sindirmek ise buna efllik eder. ‹ktidar ve Susurluk hukukunun mahkemeleri DGM istiyor ki, kimse böyle bir direniflten, 107 ölümden, halen süren zulümden söz etmesin, yok böyle bir olay desin. Bin gün... Tam bin gün süren açl›k günleri... Tarihte bir ilk... Ço¤u insan›n inanmakta zorland›¤› bir destan yaz›l›yor ülkemizde... Tam bin gün insanlar zulmün üzerine hücre hücre yürüyorlar... Ve devlet, yok böyle bir fley diyor. Var diyen herkesi susturmak istiyor. Dergimizde direnifle dair tek sat›ra tahammül edemiyor; “tarih baba”ya tahammül edemiyor. Peki tarih yok edilebilir mi? Sen yok dedin diye yok olur mu yaflanan bir olay?!

Say› 65 15 22 Haziran 2003


2 Temmuz 1993 SIVAS KATL‹AMI verdi. Katliamdan sonra yapt›¤› aç›klamalarda da, “olay münferittir. A¤›r tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmifl... Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapm›fllard›r... Karfl›l›kl› gruplar aras›nda çat›flma yoktur. Bir otelin yak›lmas›ndan dolay› can kayb› vard›r” aç›klamas›yla katilleri aklamaya devam etti.

Yand›k, yak›ld›k...

YAKANLAR YÖNET‹YOR! Say› 65 16 22 Haziran 2003

Ahmet Öztürk, Ahmet Özyurt, Asaf Koçak, As›m Bezirci, Asuman Sivri, Behçet Safa Aysan, Belk›s Çak›r, Carina Cuanna, Edibe Sulari Aybaba, Erdal Ayranc›, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, ‹nci Türk, Koray Kaya, Kenan Y›lmaz, Mehmet Atay, Menekfle Kaya, Metin Alt›ok, Muammer Çiçek, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan fiahin, Özlem fiahin, Sait Metin, Sehergül Atefl, Serkan Do¤an, Serpil Canik, U¤ur Kaynar, Yasemin Sivri ve Yeflim Özkan; diri diri yak›l›fllar›n›n üzerinden tam 10 y›l geçti. S›vas katliam›n› anma etkinlikleri, panaller, seminerler, gösterilerle bir ayl›k bir zaman diliminde yap›l›yor bu y›l. Konferanslarda yakanlar›n kimli¤i tart›fl›l›yor, “yeniden yak›lmamak için ne yapmal›y›z?” sorusunun cevaplar› aran›yor. 2 Temmuz 1993’te gerici faflist güruh tutuflturmufltu onlar› yakan atefli. Milli Gençlik Vakf› (MGV), Ülkü Oca¤› gibi derneklerden toplanan güruh katliam 盤l›klar› atarak yakm›fllard› ozanlar›m›z›, semah dönenlerimizi. Peki tek suçlu onlar m›yd›? Bu sorunun çokça cevab› verildi. Ama yeniden hat›rlamakta, yeni S›vaslar yaflamamak için fayda var. Cumhurbaflkan› Demirel: Olaylar bafllad›¤›nda Susurluk devletinin en tepesinde oturuyordu. “Halkla polisi karfl› karfl›ya getirmeyin” talimat›n›

Baflbakan Tansu Çiller: Katliam s›ras›ndaki DYP-SHP hükümetinin Baflbakan› olarak sorumludur. “Çok flükür, otel d›fl›ndaki halk›m›z bu yang›ndan zarar görmemifltir!.. Halktan kimsenin burnu kanamam›flt›r ve ölenler de ç›kan yang›ndan bo¤ularak ölmüfllerdir.” aç›klamas›yla katliam› ve gerici güruhu aç›kça savunmufltur. Yine gazetecilerin sorusu üzerine söyledi¤i flu sözler katliama verdi¤i onay›n belgesidir: “Olay› bu kadar büyütmek yanl›fl, bir futbol maç›nda da bu kadar insan ölebilirdi”. ‹çiflleri Bakan› MEHMET GAZ‹O⁄LU, herkesin gördü¤ü katliam›, “Oteli sahibi kundaklam›flt›r” diyecek kadar pervas›z bir katliamc›d›r. Baflbakan Yard›mc›s› ERDAL ‹NÖNÜ, katliamdan sonra döktü¤ü timsah gözyafllar› kimseyi inand›ramad›. Sanki yetkili de¤il s›radan bir parti baflkan›yd›! General Ahmet Yücetürk; Katliam s›ras›nda S›vas’ta Tugay Komutan›yd›. Katliam› “seyretti.” En küçük demokratik gösteriye dipçiklerle müdahale eden jandarma sadece izledi. Temel Karamollao¤lu, fievket Kazan, Cafer Erçakmak ve daha ad›n› saymad›¤›m›z, gerici güruhu k›flk›rtan, koruyan avukatl›¤›n› yapan din tüccarlar›. Bir katliam bak›n nas›l gerçeklefliyor; KONTRGER‹LLA yönlendiriyor. ‹slamc› alevilere, ilericilere karfl› k›flk›rt›l›yor. DEVLET, olay›n 盤r›ndan ç›kmas›n› bekliyor. Gerici, faflist güruh, sald›r›yor. DEVLET, müdahale etmeyin emri veriyor. HÜKÜMET, katledilenleri “gereken yap›lacak” diye oyal›yor. Gereken yap›lm›yor. Katliam gerçeklefltiriliyor. DEVLET seyrediyor. “Bana ne” demiyor seyrederken, aksine plan›n›n uygulanmas›n› seyrediyor devlet. Din tüccar› Refahl›lar, “radikal islamc›lar”, laik MHP’liler, polis, ordu, belediye, paflalar ve maflalar... iflbirli¤i içinde. Tüm bunlar› toplay›n, karfl›n›za SUSURLUK DEVLET‹ ç›kar. Marafllar’da, Çorumlar’da oldu¤u gibi gerici güruh Susurluk devletinin kulland›¤› bir maflad›r. Diri diri yakmak onlar›n kültüründe vard›r.


Bayrampafla’da 6 kad›n›m›z› diri diri yakan devletle, canlar›m›z› S›vas’ta tutuflturan devlet, ayn› devletti. S›vas’ta 35 can›m›z›, halk› susturmak, sindirmek için yakt›lar.

nin özgürlükleri, kurtuluflu için mücadele ediyorlard›. Yüreklerinden baflka silahlar› yoktu ellerinde.

Yand›k, küllerimiz gö¤e savruldu, yüre¤imiz yand› ama susmad›k, öldük sinmedik.

S›vas’da “büyütülecek birfley yok” diyenler, Bayrampafla’da “devletle bafla ç›k›lamayaca¤›n› anlam›fl olmam›lar” diyordu.

Yüzbinlerle kald›rd›k cenazelerimizi. Öfkemizi yüzbinlerle hayk›rd›k; “S›vas Faflizme Mezar Olacak”, “Katliamlar›n Hesab›n› Soraca¤›z”. Katip Ahvalimi fiah’a Böyle Yaz! Bu kaç›nc› katliamd› Alevi halk›m›z›n yaflad›¤›. Bu kaç›nc› k›y›mda canlar›m›z›n yok edildi¤i. Anadolu Alevilerinin, bütün Osmanl› döneminde, tüm halk›n gördü¤ü bask›ya, zulme ek olarak inançlar›ndan dolay› da bask› alt›nda oldu¤u gerçe¤ini kimse inkar edemez. Anadolu tarihinin gördü¤ü isyanlar›n büyük bir bölümü Alevi isyanlar›d›r. Babailer, fiahkulular, Bozoklu Celallar, Sülüno¤lular, Kalender Çelebiler... Anadolu halklar›n›n zulme karfl› direniflinin adlar›d›r. ‹syanlar› hep kanl›, kitlesel katliamlarla bast›r›lan Alevi halk›, yenilse de umudunu hiç kaybetmemifl, herfleye ra¤men “münkire k›l›ç çal›p” kurtulaca¤› günleri umut etmifltir. Kimi zaman aldatmak isteyenlere, Alevileri “tavlamak” isteyenlere de inanmam›fl de¤ildir. Alevilerin haklar›ndan söz eden Avrupa Birli¤i’nden, Diyanette size pay verece¤iz diyen yalanc› iktidarlardan, her seçimde oylar›m›z› çalmak için Alevi kültüründen sözeden, Hac›bektafllar› yol eylemeyen üç ka¤›tç› siyasetçilerden, ve özellikle CHP’den medet ummufltur. Alevi din bezirganlar›n›n rant pazarl›klar›nda ortaya sürülen “koz” olmufltur. Hiçbiri derdimize derman olamad›. Olamazd› da. Düzen partileri oy peflinde, Alevi din bezirganlar› rant peflindeydi. AB, yaflad›¤›m›z her türlü zulmün bafl sorumlular› aras›nda bir emperyalist güçtü. Hiçbiri biz S›vas’ta yak›l›rken yoktu. Diri Diri Yanmaya Devam Ettik S›vas’da, tarihi zulme isyanlarla dolu Alevi inançtan halk›m›z› sindirmek isteyenler, 19 Aral›k’ta yine görev bafl›ndayd›lar. Bu kez S›vas’da katliam› yönlendiren, planlayanlar bizzat alevleri alm›flt› eline. S›vas’da elinde alevleri tutan gerici faflist güruh ise gazeteleriyle, TV’leriyle katliam 盤l›klar› at›yor, hapishaneleri hedef gösteriyordu. Yakt›lar... S›vas’da 36 can›m›z› yakanlar, Bayrampafla’da 6 kad›n›m›z› diri diri yakt›lar. Hak ve özgürlüklerini istiyorlar, Alevisi Sünnisi ile halk›n tüm kesimleri-

Hesap ayn› hesap, düflman ayn› düflman. Adalet, eflitlik, özgürlük isteyen ayn› yürekler.

S›vas’dan Bayrampafla’ya; halk› susturmak, sindirmek istiyorlard›. Susmad›k. Direndik. Direniflimiz bininci gününe giriyor. Bin y›ld›r zulme isyanlar›yla zalimden hesap soran alevi halk›m›z›n adalet, özgürlük tutkusuyla birlefliyior direniflçilerimizin yürekleri. Bin y›ld›r direndik, bin gündür ölüyoruz, teslim olmuyoruz. Biz halk›z. Halk› teslim alamazlar. Küllerimiz arfl’a erse de susmay›z. Bin y›ll›k isyanlar›, bin günlük açl›¤›m›zla tutuflturur direniriz. Pir Sultanlar Tükenmez S›vas’da diri diri yak›lan sendin. Bayrampafla’da diri diri yak›lan sen. Aln› k›z›l bantl› evlatlar›n›n direnifli senin direniflindir. S›vas’da Pir Sultan heykelini y›kanlar, bu ülkede zulme karfl› Pir Sultan gibi isyan edenler olmas›n, “dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyenler ba¤›ms›z, özgür bir ülke yaratmak için direnmesin istiyorlar. Pir Sultanlar hep olacak! Binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce Pir Sultan zulme isyan edecek. Bunun yolu örgütlenmektir. Pir Sultanlar› yaratan halk örgütlü halkt›r. Alevi, Sünni her mezhepten, inançtan, milliyetten halk olarak birleflecek, örgütlenecek ve diri diri yak›lanlar›m›z›n davas›n› “divana” b›rakmayaca¤›z. “Pir Sultan ölür dirilir” fliar›yla zalimin karfl›s›na yal›n k›l›ç, yal›n ayak da olsak dikilmeye devam edece¤iz. Diri Diri Yakanlardan Hesap Sormak ‹çin; S›vas’da, Bayrampafla’da yakt›klar› alevlerin sönmedi¤ini, yüre¤imizi yang›n yerine çevirmeye devam etti¤ini göstermek için; Hak ve özgürlüklerimizi hayk›rmak, adalet istemek için; Diri diri yakanlar›n bizi sindiremedi¤ini, teslim alamad›¤›n› göstermek için; 2 Temmuz’da alanlarda, meydanlarda, mitinglerde, gösterilerde olal›m. Düzenlenecek her türlü etkinli¤e kat›lal›m. S›vas’›n, Bayrampafla’n›n ateflinin, diri diri yakanlar› tutuflturaca¤›n› hayk›ral›m.

Say› 65 17 22 Haziran 2003


ÖZELLEŞTİRME SAVUNUCULARI HALK DÜŞMANIDIR ‹flsiz kal›n! Aç kal›n! Ölün! Önemli de¤il. Kapitalizm için önemli olan tek fley kâr’d›r. Kâr›n›n olmad›¤› ülkeyi, kâr›n›n olmad›¤› fabrikay› gerekirse yak›p y›kar kapitalizm. K‹T’ler, flimdi kapitalistler için kârl› hale getiriliyor. Say› 65 Bütün mesele bu! 18 Kâr için, 22 Haziran 2003 fabrikalar› kapatacak, iflçileri soka¤a atacak, hatta ülkeleri yak›p y›kacak kadar gözü kara kapitalistlere karfl›, emekçi de o kadar gözü kara olmak zorunda. Özellefltirmeci kapitalizmin yasas›: Gözü kara olmayana ekmek yok!

devlet, kapitalistlere devrediyor baz› K‹T’leri. Patron olarak oligarflinin devletinin mi, yoksa do¤rudan Sabanc›lar›n kendisinin mi “daha iyi” oldu¤u konusunda bir tercihimiz olamaz. Çünkü emekçi hakk› yemekte, emekçiye bask› yapmakta birbirlerinden geri kalm›yorlar. Ne var ki, özellefltirme kapitalizmin kendi içinde bir “sahip” de¤ifliminden ibaret de¤il; özellefltirme bir yandan emperyalist ya¤man›n bir biçimi olarak, bir yandan da milyonlar› iflsiz, afls›z b›rakarak sürüyor. Halk, iflçisi, memuru, köylüsü, esnaf›yla 1990’dan bu yana özellefltirmeye karfl› mücadele ediyor. Halk›n istemedi¤ini isteyenler kim peki? 1- IMF (emperyalist tekeller): fiu veya bu partiye onay vermelerinin birinci flart› özellefltirmedir. Henüz tam ya¤malayamad›klar› alanlara el atmak için bu flartt›r. 2- ‹flbirlikçi tekelci burjuvazi: TÜS‹AD patronlar›n›n da her hükümetten birincil istekleri budur; özellefltirmeyi h›zland›r›n!

Özellefltirme, yirmi y›ld›r gelip geçen her iktidar›n bafl gündemi oldu. Çünkü emperyalist tekeller ve onlar›n iflbirlikçileri böyle istiyordu.

3- Düzen partileri: ‹ktidar olmak için emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin sözünün d›fl›na ç›kamayacaklar› için hepsi birbirinden özellefltirmecidir. Muhalefette ne söylediklerinin önemi yoktur.

Özellefltirmenin “esas›” do¤rudan halk› ilgilendirmiyor. Çünkü olay›n bir yan› “patron”un de¤iflmesidir. Oligarflik

4- Genelkurmay: Arada bir “milli güvenli¤i ilgilendiren” sektörlerde özellefltirmeye karfl› gibi görünse de, o “itiraz”

da o sektörü, generallerin holdingi OYAK’›n eline geçirmek için bir pazarl›k itiraz›d›r. TSK’ya özellefltirmenin bekçisidir diyebiliriz. 5- Liberaller; Genelde kendini demokrat, liberal olarak sunan kesimlerdir. Özellefltirmenin “demokratikleflmeyi” de sa¤lad›¤›n› savunacak kadar gerçekleri çarp›t›rlar. Güya “devlet küçülürse” demokrasi büyüyecektir. ‹stedikleri asl›nda tekelci burjuvazi için daha fazla demokrasidir. Böyle bir demokratikleflme içinde milyonlar›n aç, iflsiz kalmas› da “liberal” düflüncenin gere¤idir. “B›rak›n›z yaps›nlar, b›rak›n›z sats›nlar...” onlar›n slogan›d›r. 6- Sosyal demokratlar; CHP veya DSP, sol, sosyal demokrat demagojiyi sürdürmek için özellefltirmeye muhalefet yap›yormufl gibi görünürler. Ama iktidar olunca en h›zl› özellefltirmecidirler. Örnek Ecevit. CHP de bugün, “satmay›n demiyoruz, adam gibi sat›n” muhalefeti yap›yor. 7- Düzen islamc›lar›; ‹flsizli¤in, yoksullu¤un üzerine politika yaparlar; ama daha önce RP’nin yapt›¤› gibi, AKP de h›zl› özellefltirmecidir. Tekellerin direktifleri d›fl›na ç›kamazlar. Sonuç; ‹flte özellefltirmenin savunucular› ve uygulay›c›lar› bunlard›r. Tekeller böyle istiyor demek yerine, K‹T’ler kambur, zarar ediyor yalan›n› uyduran bunlard›r. Özellefltirmenin sonuçlar› onlar› zerre kadar ilgilendirmez. Halk›n ne oldu¤u, ne olaca¤›, onlar›n politikalar›nda belirleyici de¤ildir. ‹flsiz say›s› on milyona yaklaflm›flken, 40 milyon yoksulluk-açl›k s›n›r›ndayken, milyonlarca çocu¤umuz okutulamazken, hastalar›m›za bak›lamazken, özellefltirmeye devam diyenler, halk düflman› de¤il de nedir?


‹haneti hep birlikte gerçeklefltirdiniz! Önce kapal› kap›lar ard›nda iktidarla anlafl›ld›, ciddi bir direniflin olmayaca¤›n›n nabz› verildi. Sonra göstermelik eylemlerle zevahiri kurtarma aflamas›na geçildi. Sonuçta ‹fl Yasas› (Kölelik Yasas›) ç›kt›; flimdi günah ç›karma zaman›! ‹flte D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi’nin sözleri: “‹fl Kanunu ile mücadelede D‹SK yalnız bırakılmıfl, ihanete u¤ramıfltır. Di¤er konfederasyonlar attıkları imzalara sahip çıkmadılar. Biz, emekçilerin, çalıflanların adına onurlu mücadelemizi verdik... Türk-‹fl ve Hak-‹fl ile birlikte yürümenin mücadelemize zarar verdi¤ini gördük”. Konfederasyonlar›n “adam gibi mücadele etmifl olsayd›” ifl yasas›n›n ç›kar›lamayaca¤›n› söylüyor Çelebi; peki neden “adam gibi” mücadele etmediniz? Hala ciddi bir hesaplaflma yok; geriye dönüp D‹SK’i bu hale nas›l getirdiklerine dair tek özelefltiri yok; direnifl kararl›l›¤› yok. “Biz direnecektik de, onlar direnmedi...”!!! Bunlar D‹SK’i aklamaz. Ne yapt› D‹SK? fialterleri indirmenin sözünü bile etmedi. Tek bir miting bile yapamad›. Yapt›¤›nda, bofl alanlarla yüz yüze gelece¤inin korkusunu yafl›yordu çünkü. Ak›llarda kalan siyah elbiselerle yapt›klar› protestoydu. D‹SK tarihi ad›na, hazin bir tablo. Bu tablonun neresine “biz onurlu mücadelemizi verdik” diyebilir Çelebi? Öteki konfederasyonlara söyledikleri do¤ru; ama bu D‹SK’i aklamaz. Hangi tencerenin dibi daha kara, karar vermek zor. Bu halt birlikte yenilmifltir. Bu ihanet birlikte gerçeklefltirilmifltir.

Ders ç›karmazsan›z, daha da dibe vuracaks›n›z! “Türk-‹fl ve Hak-‹fl ile birlikte yürümenin mücadelemize zarar verdi¤ini gördüklerini” söyleyen Çelebi’ye soral›m: neden bu kadar geç gördünüz peki?

B›rak›n Türk-‹fl ve Hak-‹fl ile birlikte yürümeyi, siz TÜS‹AD’larla, TOBB’larla da birlikte yürüdünüz. Herkese kulak verdiniz, herkesle omuz omuza geldiniz, bir tek devrimciler hariç! D‹SK içindeki devrimcileri tasfiye etmekten baflka bir fley düflünmediniz. Devrimcilere kulak verseydiniz, bunu flimdi de¤il, daha önce görürdünüz. Ama sizin tasfiyecilikten, anti-örgütçülükten bunlar› görecek haliniz yoktu. Aman onlar örgüt, aman flu sorunla ilgilenmeyin riskli, diye diye korkunç bir apolitiklik yarat›ld›. Bireycili¤i yayan bu sendikac›l›kt›r. fiimdi ayn› iflçiler kendi sorunlar›yla da ilgilenmiyor. Toplu sözleflme görüflmeleri d›fl›nda hiçbir konuya kulak bile kabartm›yor.

KESK de ayn› yoldan m› gidecek? ‹flçiler cephesinde bunlar yaflan›rken memurlar ve onlar›n örgütlülükleri ne yap›yordu? Halk›m›z›n deyimiyle ellerini kavuflturmufl bekliyorlard›. Bekledikleri s›ran›n kendilerine gelmesidir. Ve herkes biliyor ki, s›ra onlara geldi¤inde de, iflçi sendikalar› öyle yapacak. Birli¤i, ortak örgütlülükleri, anti-faflist, antiemperyalist cepheleri yads›yan sivil toplumculuk, infazlar›, F tiplerini, iflkenceleri bizim sorunumuz de¤il diye gören icazetçilik, ekonomizm, iflte bu ihanet tablosunu ç›kard› ortaya. fiimdi KESK 60 ilde birden eylem karar› ald›. Bilinen, klasik bir “KESK eylem paketi”. Sorun çözülmezse, bilahare üretimden gelen gücü kullanmay› da düflünecekler... KESK reformizmi, “kendi dükkan›nda mutlu”. D‹SK de öyleydi. Oysa dükkan küçülüyor, dükkan›n anahtar›n› oligarfli ele geçiriyor. Toprak ayaklar›n›n alt›ndan kay›yor. Bölünüp parçalanan halk; birinin sorunu di¤erini, di¤erinin sorunu öbürünü ilgilendirmiyor. Herkes bilir, E¤er emekçiler ve bütün olarak halk, dayan›flma içinde de¤ilse, egemenler onlardan çekinmez.

Say› 65 19 22 Haziran 2003


Aksine daha da pervas›zlafl›rlar, flimdi oldu¤u gibi. Hiç merak etmeyin KESK yöneticileri, sizi de ayn› son bekliyor. ‹flte Bursa mitingi; 4000 kifli kat›ld›. ‹flçilerin en yo¤un oldu¤u flehirlerimizden biridir Bursa. Kaç iflçi vard› mitingde? B›rak›n iflçileri, bu rakam KESK’in kendi taban›n› bile harekete geçiremedi¤ini gösteriyor. KESK böyle mi püskürtecek yasay›? KESK de o yasalar ç›kt›ktan, herfley olup bittikten sonra Süleyman Çelebi gibi, ah vah m› edecek? Ne ifle yarayacak? Çelebi’nin bu sözleri ne k›ymet ifade ediyor flimdi? Hiç! Çelebi, sorumlulu¤u öteki iflçi konfederasyonlar›n›n s›rt›na y›kmaya çal›flarak iflin içinden s›yr›lmaya bak›yor. KESK de mi öteki memur konfederasyonlar›n› suçlayacak? Kimi inand›rabilir buna? Henüz gerçek bir direnifli örgütlemek için zaman var. Henüz bir direnifli örgütlemek için memur hare-

TEKEL iflçileri Türkiye çap›nda eylemdeydi Say› 65 20 22 Haziran 2003

Tek-Gıda ‹fl Sendikası ve Enerji, Sanayi, Maden Kamu Emekçileri Sendikası'na (ESM) ba¤lı iflçiler, TEKEL'in özellefltirilmesine karfl› 13 Haziran gecesi Türkiye çap›nda TEKEL fabrikalar›nda fabrikalar› terk etmeme eylemi gerçeklefltirdiler. Mesai bitiminde çeflitli fabrikalarda ç›k›fl kap›s›na kadar yürüyüfller yapan, iflyeri içindeki alanlarda bir araya gelen iflçiler, özellefltirme durduruluncaya kadar eylemlerinin sürece¤ini aç›klad›lar. ‹stanbul, ‹zmir, Ankara, Tokat baflta olmak üzere onlarca iflyerinde yap›lan eylemlerde s›k s›k genel grev genel direnifl sloganlar› duyuldu.

ketinde yeterli dinamik var. Ama bunlar› de¤erlendirebilecek siyasi cüret var m›? Bu hale nas›l getirdik iflçilerin memurlar›n mücadelesini diye kendilerine soracak cesaretleri var m›?

Düzen sendikac›l›¤› s›n›rda! Konfederasyonlar›n yöneticileri bugün devletin oyunca¤› olmufl durumdalar. Yeri geliyor Genelkurmay, yeri geliyor hükümetler, yeri geliyor patronlar taraf›ndan kullan›l›yorlar. Bugünler daha iyi günleriniz. Devrimcilikten, demokratl›ktan, anti-emperyalistlikten, anti-faflistlikten uzaklaflt›kça daha rezil konumlarda görece¤iz sendika baflkanlar›n›. Sezer’e yalvaran, CHP’den, Anayasa Mahkemesi’nden medet uman sendikacal›k, yerlerde sürünecek. Devletle bar›fl›k sendikac›l›k anlay›fl›yla, Avrupac›l›k’la, MGK’c›l›kla gelinebilen yer iflte buraya kadard›r. “‹tibarl›” olmay› örgütlülükle, mücadeleylerinin de ortak sürmesi gerekti¤ini gösterdiler. Tek Gıda- ‹fl ve Petrol-‹fl üyesi, TEKEL ve PETK‹M iflçileri, ''fialter ‹necek, Bu ‹fl Bitecek'', ''Yaflasın Sınıf Dayanıflması'', ''ABD ‹mamı Tayyip'' sloganlarıyla eylemlerinin bafllang›ç oldu¤unu belirttiler.

Alia¤a’da yürüyüfl PETK‹M ve TÜPRAfi iflçileri, 17 Haziran’da iflbafl› yapmayarak 102 Evler’den AKP Alia¤a ‹lçe Binas›’na kadar süren bir yürüyüfl yapt›lar. Yol boyunca “IMF Defol, Bu Memleket Bizim!”, “Uzan’lar PETK‹M’e Uzanamaz!”, “Ya¤ma Yok, Direnifl Var!” sloganlar›n› atan iflçiler, özellefltirmeci AKP’yi protesto ederken, CHP’yi de elefltirdiler.

Türk-‹fl Önünde TEKEL ve PETK‹M ‹flçilerinden Eylem ‹zmir’de geceyi fabrikada geçiren Balatçık Yaprak Sarma Fabrikası iflçileri, sabah erken saatlerde Alsancak’ta PETK‹M iflçileriyle bir araya gelerek yapt›klar› eylemle, sorunlar›n›n ve düflmanlar›n›n ortak oldu¤unu, mücadele-

Oturma Eylemi

Özellefltirme nedeniyle iflsiz kalan yaklaflık 3 bin iflçinin Türk-‹fl Genel Merkezi önünde gruplar halinde yapt›¤› oturma eylemi, yaklafl›k 50 gündür sürüyor.

Körfez Kargo’da Grev Körfez Kargo Taflımacılık Ltd. fiirketi’nde toplusözleflme görüflmelerinin anlaflmazl›kla sonuçlanmas› üzerine flirket iflyerlerinde örgütlü olan TÜMT‹S üyesi iflçiler 16 Haziran’da greve ç›kt›lar.


le de¤il, patronlarla kucak kuca¤a olmakta arayan bu rezil zihniyetin iflçi s›n›f›na ödetti¤i fatura ortadad›r. Bütün dertleri kongre hesaplar›, tasfiyeler, kulisler, hükümetlerle diyaloglard›... Bu kafan›n, bu politikan›n kitlelerle, emekçilerin ç›karlar›n› savunmakla bir iliflkisi yok. Bu kafa ve politikayla yiyip bitirdiler sendikac›l›¤›. fiimdi s›n›ra gelindi. Bundan öte gidebilecekleri yer yok. Bu tabloyu de¤ifltirmek art›k onlardan geçmifl durumdad›r. Özelefltiri yapabildikleri ölçüde, parçalayan, da¤›tan de¤il, halk›n mücadelesinin içinde yeralabilirler yine. Fakat, bu tabloyu de¤ifltirmek art›k sadece ve sadece devrimci bir bak›fl aç›s›yla, devrimci müdahalelerle mümkün olacakt›r.

KESK Bölge Mitingleri: KESK üyesi iflçiler, 14 Haziran’da Gaziantep, Samsun ve Bursa’da yapt›klar› bölgesel mitinglerde, özellefltirmelerin durdurulması ve Kamu Personel Rejimi Yasa Tasarıs›’n›n geri çekilmesini istediler. Bursa mitinginde Marmara’n›n çeflitli illerinden gelen memurlar, Zafer At›c›lar Park›’nda toplanarak Gökdere Bulvar›’na yürüdüler. Mitinge yaklafl›k 4000 emekçi kat›ld›. Gaziantep mitingi ise, ‹stasyon Meydan›’nda yap›ld›. Malatya’dan, Marafl’a, Diyarbakır’dan Urfa’ya kadar pek çok ilden memurlar›n yerald›¤› mitingde de kat›l›m 3 bini aflk›nd›. Mitinge TEKEL iflçileri de kat›ld›. Samsun Cumhuriyet Meydan›’nda yap›lan mitingde de memurlar ayn› talepleri dile getirdiler. KESK Genel Baflkan› Sami Evren burada yapt›¤› konuflmada hükümeti toplu sözleflmeye ça¤›r›rken, emekçilerin sesinin dinlenmemesi halinde “yüzbinleri aya¤a kald›racaklar›n›” belirtti.

AKP Böyle Aldat›yor AKP günü kurtarmaya çal›fl›yor. Bunun için yalanda, “sallamada” s›n›r yok. Bak›yor halk›n beklentisine, o konuda uyduruyor yalan›. Nas›l olsa yalan ortaya ç›k›nca baflka bir yalanla yeni bir umut yarat›r›m diye düflünüyor. Halka, gerçekle ilgisi olmayan sanal bir ekonomi, sanal bir demokrasi, sanal bir yolsuzlukla mücadele tablolar› sunuyor. Bu, AKP’nin siyaset yapma tarz›d›r. “IMF’den kurtulaca¤›z” yalan› da iflte bu tarzda yap›lan aç›klamalardan biri olarak geçti¤imiz hafta üzerine aç›klamalar yap›lan, kiminin karfl› ç›kt›¤›, kiminin destek verdi¤i bir gündem haline getirildi. Malezya’y› ziyaret eden Erdo¤an, “IMF’ye rest çeken Malezya”dan etkilenmifl de, ekonomiden sorumlu bakan Ali Babacan’a “nas›l yapt›klar›n› iyi dinle” demifl de, o da dinlemifl ve karar›n› vermifl:

“2004’te IMF ile iliflkilerimizi kesece¤iz!” Yalan›n kuyruklusu. IMF’cili¤ini gizlemenin daniskas›. Ama meydan, parti toplant›lar›ndaki, seçim meydanlar›ndaki gibi “bofl” de¤ilki. Bir baflka IMF’ci ç›k›p yalan›n balonunu patlatt›: IMF ile yap›lan Stand-By anlaflmas›na göre, Türkiye yeni bir anlaflma yapmasa dahi, ald›¤› kredileri geri ödeyene kadar “IMF’ye dan›flaca¤›na” dair imza att›. Bu süre de, yani planlanan flekilde borçlar›n› ödemifl olsa ve bu süre içinde hiç borç almam›fl dahi olsa bile, 2007 y›l›n›n sonunda bitiyor. Nas›l aldat›yorlar görüyor musunuz? 1 y›l› kurtaral›m, uyutal›m da, seneye Allah kerim! ‹flin gerçe¤i ise flu: “iç-d›fl borçlar› bitirip...” denildi¤i noktada, hiçbir zaman IMF’den kurtulamazs›n›z. Diyelim ki, resmi olarak Stand-By anlaflmas› yapmad›n›z, o borçlar hiçbir zaman bitmeyece¤i için yine dediklerini yapmak zorundas›n›z. Bir y›lda sadece borcun faizini ödemek için yeni borç almak zorunda kal›nd›¤›n› bu ülkenin bakanlar› aç›kl›yor. Borçland›rma yöntemi bir ülkenin sömürgelefltirilmesindeki temel yöntemlerden birisidir. Öyle kolayca borcunu ödeyeceksin, sonra b›rak›n “ben kendi evimi düzeltece¤im” diyeceksin; kapitalist sistem içinde kald›¤›n sürece mümkünü yoktur. Bunun halk için anlam› ise, bu sistemde, IMF’nin yönetti¤i ülkede, AKP’nin iktidar›nda açl›k, iflsizlik sürecek demektir.

Say› 65 21 22 Haziran 2003


Resmi Politika Sürüyor: Bask›, Gözalt›, Tecavüz, ‹mha Operasyonlar›...

KÜRT HALKINA SALDIRILARA SON! Kürt halk›n› ony›llard›r yok sayan, imhayla, asimilasyonla sindirmeye, yok etmeye çal›flan oligarfli, sald›r›lar›n› t›rmand›r›yor. Bir yandan Amerika “Kuzey Irak”ta silahs›zlanay› dayat›rken oligarfli de do¤uda KADEK gerillalar›na yönelik imha operasyonlar› yap›yor. “Terör” demagojisine baflvurulabilmek için giriflti¤i provokasyon amaçl› sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› bölgelerden biri de Bingöl. Bölgede operasyonlar yapan devlet güçleri, gerillan›n varl›¤›n› ayn› zamanda deprem katilam›na sessiz kalmayan bölge halk›na da gözda¤› verme vesilesi yap›yor. Say› 65 22 22 Haziran 2003

Cans›z Bedenleri Sürükleyen Ahlaks›zl›k ‹flte bu sald›r›lardan birinde merkeze ba¤lı Pakuni (Yumaklı) Köyü'nün Pul (Karakoç) mezrasında katledilen 2 KADEK gerillas›n›n cesedinin askerler tarafından ayaklarından ba¤lanarak yerde sürüklendi¤i görgü tan›klar› taraf›ndan dile getirildi. Daha sonra birbirlerine ba¤lanıp at sırtına bindirilerek köyden çıkarılan gerilla cesetleri Bingöl Devlet Hastanesi morguna b›rak›ld›. Do¤u’da buna benzer görüntüler ilk kez yaflanm›yor. Hatta kimilerinin foto¤raflar› dahi yay›nland›. Tanklar›n, z›rhl› araçlar›n arkas›na

Faflist Uzan’›n Star’›na Tepkiler Star Gazetesi’nin Kürt halk›na hakaretinin ard›ndan bir çok kentte yap›lan gösteri ve aç›klamalarla Star protesto ediliyor. Kürt halk›n› Uzan’›n TV’lerini izlememeye, gazetesini okumamaya ça¤›ran kurumlar›n yan›s›ra, Mufl'un DEHAP’l› Malazgirt ‹lçe Belediyesi, halk›n iste¤i üzerine Star TV'nin yayınını vericilerden çıkardı. Yine Mardin'in Derik ‹lçesi'nde de Star TV ve Star Max TV’nin yayınları ilçedeki vericilerden çıkarıl›rken Nusaybin'de ise, 100 kifli Star Gazetesi’nin sorumluları hakkında Cumhuriyet Savcılı¤ı'na suç duyurusunda bulundu.

ba¤lanan gerilla cesetleri bir halk› afla¤›lamak, gözda¤› vermek için yerlerde sürüklendi. Katliamc›lar efendileri Amerika’dan ö¤reniyorlar bu yöntemleri. Vahflette s›n›r yok. Cesede iflkence yapan, afla¤›layan bir ahlak›n, halk›n de¤erleriyle, ahlak›yla ilgisi olabilir mi? Bingöl Yasak fiehir; 119 Kad›na Gözalt› Bingöl’de ‘Barıfl Masası’ kurmak isteyen ‘Toplumsal Barıfl ‹çin Diyalog Giriflimi’ üyesi 119 kifli gözaltına alındı. Kent d›fl›ndan Bingöl’e gelmek isteyen kad›nlar› uzun süre giriflte barikat kurarak kente sokmad›. Ayn› saatlerde de eylemin yap›laca¤› aç›klanan Genç Caddesi’nden geçifller tamamen yasakland›. Karfl›lama için toplananlar zorla da¤›t›l›rken gruptan 3 kifli gözalt›na al›nd›. Kimlik kontrolünün ard›ndan flehre girifl yapabilen kad›nlar›n bu kez de caddenin giriflinde durdurularak Saat Kulesi’ne gitmeleri engellendi. Kad›nlar›n “bu tür etkinliklikleri biz daha önce baflka illerde yapt›k” itirazlar›na polis müdürünün cevab›, depremin ard›ndan Bingöl’de valinin emriyle yaflanan ve AKP taraf›ndan onaylanan zihniyetin ayn›s›yd›: “Baflka yerde yapabilirsiniz. Burası Bingöl, buraya gelip her istedi¤inizi yapamazs›n›z.” Neydi “her istedikleri”? “Bar›fl” diyecekler, “Kürt sorununu çözün” diyecekler. Ne büyük suçtu! Kadınlar›n keyfi engellemeyi protesto etmek için yapt›klar› oturma eylemine müdahale eden polis tümünü gözalt›na ald›. Ertesi günü serbest b›rak›lan 119 kad›n, baflka bir ülkeden kovulur gibi polis taraf›ndan s›n›rd›fl› edildi. Gözalt›larla ilgili aç›klama yapan kad›nlar, kaba dayak, psikolojik bask› ve iflkenceye maruz kald›klar›n›, Türkçe bilmeyenlerin zorland›¤›n› belirttiler. Herkesin Niyetini Sadece Vali Bilir! Taleplerini, yapacaklar› eylemin içeri¤ini aç›kça ilan etmifllerdi. Ama devletin valisi hiç aldan›r m›yd› bunlara! Gözalt›lar sonras› açıklama yapan Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl, kad›nlar›n amaçlarının farklı oldu¤unu, Bingöl’de halkı tahrik etmek ve huzuru bozmak istediklerini buyurdu ve flöyle dedi: “Niye Bingöl’ü seçtiler? Bu gösteri teflebbüsü


PKK/KADEK terör örgütünün planıdır. Bunlar, terör örgütünün elebaflı Abdullah Öcalan için af istiyorlar. Bingöl’de sa¤duyulu insanlar var. Bunlar diledikleri gibi gösteri yapsalar, bu insanlar sormazlar mı; ‘Devlet nerede, niye bunlara izin veriyor?’” Evet devlet oradayd›, depremde halk›n üzerine kurflun s›karak gösterdi¤i gibi, orada oldu¤unu da yüzden fazla kad›n› gözalt›na al›p, emniyette dayak atarak göstermifl oldu. Kafay› görüyor musunuz; “niye Bingöl”... Neden Bingöl olmas›n; oras› bu ülkenin s›n›rlar›n›n d›fl›nda, baflka yasalarla yönetilen bir yer mi? Demokratik haklar›n kullan›lmas›, valinin ikinci bir emrine kadar yasaklanm›fl m›yd› Bingöl’de. Yoksa orada yasalar geçmiyor, her fley valinin iki duda¤› aras›ndan ç›kacak söze, özel timin namlusundan f›rlayacak mermilere mi bak›yor? Ya da diyelim ki, Abdullah Öcalan’a “af istemifl” olsunlar. Hangi kanunda nas›l bir suçu ifade ediyordu bu? Ayn› flekilde birçok kentte “genel af” slogan›yla yap›lan gösterilere yönelik sald›r›lar, AKP iktidar›n›n demokratik taleplere konusundaki tahammülsüzlü¤ünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bunlardan biri de 17 Haziran günü Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önündeydi. "Piflmanlık

yasası"nı protesto eden 300 tutsak yak›n› polisin müdahalesi ile da¤›t›ld›. Tecavüz Alçakl›kt›r! DEHAP ‹stanbul ‹l Kadın Kolları yöneticisi Gülbahar Gündüz, kendisini sivil polis olarak tanıtan dört kifli taraf›ndan kaçırıl›p tecavüz, taciz ve iflkenceye maruz kald›. Gündüz ‹HD ‹stanbul fiubesi'nde yaptı¤ı basın açıklamasında, olayı flöyle anlattı: “Önceki gün saat 21.00 sularında Saraçhane Köprüsü’ndeki altgeçide inerken iki kifli arkamdan yaklaflarak ellerimi tuttu. Bir kifli de yüzümü kapatıp beni zorla beyaz bir otomobile soktu. Bayılmıflım. Daha sonra küçük, çok sıcak ve ranzası olan bir odada buldum kendimi. Gözlerim kapalı oldu¤u için yüzlerini görmedi¤im ve orta yafllarda olduklarını tahmin etti¤im dört kifli, beni tehdit ederek, 'Genel afla ilgili eylemlerde neden kadınlar baflı çekiyor? Arkadaflların flimdi gelsin seni kurtarsın' diye ba¤ırdı. Bana oral yolla tecavüz ettiler, iflkence yaptılar, yüzümde sigara söndürdüler. Daha sonra iki kat çıkararak, yeniden araca bindirdiler. Saat 22.00 sularında Gaziosmanpafla TEM yolu kenarına beni atıp, kaçtılar.” Olay çeflitli DKÖ’ler taraf›ndan protesto edilirken, Gündüz savc›l›¤a suç duyurusunda bulundu.

Halklar›n Haklar›n› ‹nkar Eden Hukuk Kimin Hizmetindedir? ‹stanbul Barosu Konufltu! Ama hukuksuzlu¤un dizboyu oldu¤u bir sistemi elefltirmek, ya da herhangi bir hak ihlalini dile getirmek, bakanlar›n dahi “hukuk devleti oldu¤umuzu kan›tlamak için bin flahit gerek” dedi¤i bir ülkede hukuku savunmak için de¤ildi konuflmas›. Veya, hukuki, mesleki bir çok yönüyle kendisini ilgilendirmesi gereken F tiplerindeki tecriti dile getirmek, ölümlere son verilmeli, sorun çözülmelidir demek için de de¤ildi ‹stanbul Barosu’nun aç›klama yapma nedeni. “Ulusalc›l›k” kisvesi alt›nda, Kürt halk›n› inkar ve imha politikas›n› benimseyenlerle ayn› safta oldu¤unu aç›klamak için konufltu baro. Geçen haftaki say›m›zda yazd›¤›m›z, uluslar›n kaderlerini tayin hakk›n› içeren BM maddelerinin onaylanmas›na karfl› ç›kt› baro. Halklar›n haklar›n› inkar eden hukukçuluk kimin hizmetindedir? Kürt halk›n›n varl›¤›n› on-

y›llarca kim inkar ettiyse bu ülkede, onlar›n hizmetindedir. Girdi¤i her yeri “kurutan”, devrimcileri tasfiye etmek için alavere dalaverelerle u¤raflan reformist anlay›fl›n adeta hediye olarak flovenist zihniyetlere teslim etti¤i ‹stanbul Barosu’nun yeni yönetimi hukuku mu savunur, yoksa devletin resmi politikas›n› m›? Genelkurmay’›n gözünün içine mi bakar, yoksa yüzlerce y›ll›k mücadelerle kazan›lm›fl halklar›n haklar›na m›? Bu arada karfl›-devrimci Ayd›nl›k çetesinin flefi Do¤u Perinçek de Cumhurbaflkan› Sezer ile görüflerek, yasalar› onaylamamas›n› istedi. Ancak tüm çabalar boflunayd›. Emperyalistler istemifl, yasa onaylanacakt›. Öyle de oldu. Ancak yeniden belirtelim ki, emperyalistlerin istemifl olmas›, AKP’nin onaylam›fl olmas› uluslar›n kaderlerini tayin hakk›na gösterdikleri sayg›dan kaynakl› de¤ildir. Olmad›¤› bellidir. Hepsi kendi ç›kar›n›n hesab›n› yap›yor.

Say› 65 23 22 Haziran 2003


‹ran’a Amerikan ablukas›

AKP ABD’nin yan›nda

ABD’den K›flk›rtma

Irak halk›n›n katledilmesine ortak olan AKP iktidar› ‹ran halk›n›n gönüllü katili olmay› da kabul etti. ABD iflbirlikçileri ülkemizi yönetemez. “Kitle imha silah›... teröre destek” yalan; Amerika’n›n imparatorluk ç›karlar› gerçektir. Halklar, Amerikan imparatorlu¤una teslim olmayacak. ‹ran’a yönelik Amerikan ablukas›, ö¤renci gösterileriyle birlikte daha da s›k›laflt›r›ld›. Amerika bir yandan gösterileri k›flk›rt›p, aleni olarak bir ülkenin halk›na “ayaklan›n, iktidar› y›k›n” ça¤r›s› yaparken, AKP iktidar› ve Avrupa Birli¤i’nden Amerika’ya destek geldi. Say› 65

Talepler Hakl›, ABD’ye Alet Olunmamal› 24 22 Haziran 2003

Üniversitelerin özellefltirilmesine karfl› ç›kma gerekçesiyle bafllayan ö¤renci gösterileri, medyan›n “bir halk uyan›yor” manfletiyle abartt›¤› gibi olmasa da, de¤iflik kentlere de yay›ld›. Birkaç gün sürdükten sonra bast›r›lan gösterilerde dile getirilen reform talepleri kuflkusuz demokratik taleplerdir. Ancak, gerek zamanlama gerekse de Amerika’ya karfl› net bir tavr›n (en az›ndan yans›d›¤› boyutuyla) dile getirilmemifl olmas›, taleplerin hakl›l›¤›n› gölgeleyen, gösterilerin Amerikan kuflatmas›na, imparatorluk ç›karlar›na hizmet eden bir rotaya girmesini sa¤layan bir durumdur. Gösteriler boyunca rejim yanl›s› Besiçlerle (milis) çat›flmalar yaflan›rken, onlarca ö¤renci de tutukland›. Irak’ta iflgali, Amerikan zulmünü protesto edenlerin üzerine atefl açarak katliam yapan Amerika, “‹ranl›lar›n demokratik haklar›n›n kullan›lmas›n›n engellendi¤inden” dem vursa da, bu “demokrasi, özgürlük” maskaral›klar›na art›k kimseyi inand›rmas› mümkün de¤il. Keza, “‹ran nükleer silah yapmaya yak›n” safsatalar› da Irak’tan çok tan›d›kt›r. Tüm bu kabal›¤a, Afganistan’dan bu yana ayn› yöntemler kullan›lmas›na ra¤men, Amerika, operasyonunu ad›m ad›m yürütmekten de geri durmuyor. Halklar›n inanmas› gerekmiyor. Yalanlar›n› kan›tlamak gibi bir zorunluluk duymu-

yor. Ben söylüyorum herkes inanacak diye dayat›yor. Amerikan imparatorlu¤unun yeni dünya düzeni bu “kuralla” iflliyor. Bir ülkenin rejimini “ben be¤enmiyorum” diye de¤ifltirmeye hiçbir devletin hakk›n›n olmad›¤› aç›kt›r. Amerika aleni olarak k›flk›rt›yor, içifllerine kar›fl›yor, provokasyon yarat›yor. “Terör” bunlar de¤ilse ne?! O rejimde bir sorun varsa, bu en baflta orada yaflayan halklar›n mücadelesi sorunudur. Amerikanca konuflmayan, Amerika gibi düflünmeyen herkesin dile getirece¤i bu olmal›d›r. Tersini düflünen ya Amerikanc›d›r, ya da Amerika’n›n iflbirlikçisidir. T›pk› AKP gibi.

AKP ‹ktidar›ndan Amerika’ya Destek “Tezkere kazas›”n›n ard›ndan yaflanan geliflmeler biliniyor. Do¤an Medya baflta olmak üzere iflbirlikçi medya, patronlar ve di¤er Amerikanc›lar iktidar› “piflman olma” noktas›na ad›m ad›m getirdiler. Esasen AKP iktidar›n›n piflman olaca¤› bir fley yoktu ortada. Genelkurmay ve AKP, Irak iflgaline deste¤ini aç›k olarak ortaya koymufl, ama çeflitli nedenlerle TBMM’de istenen flekilde destek ç›kmam›flt›. Buna ra¤men binlerce Irakl› hava saham›z kullan›larak katledildi. Ancak çeflitli yaz›lar›m›zda aç›klad›¤›m›z gibi ABD tam itaat istiyor. Bu do¤rultuda Türkiye üzerinde tam bir abluka ve tümüyle teslim alma politikas› uyguland›. Ve politika sonuç verdi. Tayyip Erdo¤an’dan Abdullah Gül’e kadar yap›lan çeflitli aç›klamalarla nedamet getiren AKP iktidar›, ‹ran ve Suriye’ye yönelik Amerikan politikas›nda hiçbir farklar›n›n olmad›¤›n› dile getirdiler.

Abdullah Gül O “Tarihi Konuflma”y› Kimin Ad›na Yapt›; fiimdi Daha Net Demagojilerin bitti¤i noktayd› buras›. ‹flbirlikçili¤in ötesinde yaltaklanma boyutuna ulaflt› aç›klamalar. “Tezkere kazas›”ndan nedamet getirmenin son noktas› A. Gül’ün ABD D›fliflleri Bakan› Powell’e yazd›¤› mektupta dile getirildi: “Türkiye’nin Ortado¤u vizyonu, Amerika’n›n politikas› ile tam olarak örtüflmektedir.” Ne demek bu? ‹ran’da, Suriye’de, Filistin’de ne isterseniz yapmaya haz›r›z. TÜS‹AD’›n ABD’de yapt›¤› görüflmelerin ar-


d›ndan getirdi¤i talimatlara cevap böylece verilmifl oluyordu. Ne diyordu TÜS‹AD?

r›l› olman›z› istiyoruz... Irak’taki baflar›n›z baflar›m›zd›r. Yard›ma da haz›r›z.”

“Türkiye, ABD’nin Ortado¤u politikas›yla uyumlu bir politikaya yönelmeli. ‹ran ve Suriye konusunda beklentilerine cevap vermeli. En az›ndan ABD politikas›na ters düflmemeli...” (TÜS‹AD baflkan› Tuncay Özilhan)

“Türkiye, guvernörü oldu¤u Uluslararas› Atom Enerjisi kurumu’nda ‹ran ile ilgili olarak ABD’nin pozisyonunu destekleyecek.”

Amerika emrediyor, TÜS‹AD, ABD saflar›ndan destek veriyor, AKP yerine getiriyor, Genelkurmay (zaten dünden haz›r) onayl›yor... Dönelim biraz daha geriye, Gül’ün, ‹slam Konferas› Örgütü’ndeki konuflmas›na. Powell’in “memnuniyetle karfl›lad›¤›” ve “demokrasiden, insan haklar›ndan, bask›c› Arap rejimlerinin de¤iflmesi gerekti¤inden” söz etti¤i konuflmas›n› kimin ad›na yap›yormufl; flimdi daha net! AKP, Amerika ad›na yönetiyor ülkemizi. TBMM’nin “tezkere kazas›” kimilerinin kafas›n› kar›flt›rm›fl olsa da, gerçekler yerli yerine oturuyor. Art›k kafa kar›fl›kl›¤›na yol açacak hiçbir fley yok ortada. 3 Kas›m seçimlerinin ard›ndan söyledi¤imiz “yeni bir Amerikanc› hükümet kuruluyor” sözü geçerlili¤ini korumaya devam ediyor. fiimdi s›ra “ayr›nt›larda”. Onlar› da görüflmek üzere D›fliflleri Bakanl›¤› Müsteflar› U¤ur Ziyal geçti¤imiz hafta Amerika’ya gitti. ABD’lilerle yap›lan görüflmelerin sonucunu Hürriyet gazetesi flu manfletle duyurdu: “Bu defa sizin yan›n›zday›z.” (18 Haziran) Hürriyet’in haberinden, görüflmelerde verilen mesajlardan özetledi¤imiz flu ifadeler AKP iktidar›n›n, oligarflinin 50 y›ll›k iflbirlikçilik yolundan milim sapmadan, pürüzleri de gidererek yürüyüflünü görmeye yetiyor: “‹ran konusunda yan›n›zday›z. Irak’ta bafla-

Limanlar›m›z ABD’den Sorulur Amerika, “nükleer silahların teröristlerce konteynerlerle taflınmasını önleme” bahanesiyle, aralar›nda Türkiye’nin de bulundu¤u ülkelere ait 20 liman›n› denetleyecek, sürekli ekip bulunduracak. ABD bu amaçla ülkelerle görüflmelere bafllad›. Denizlerimizin denetlenmesi onay›n› veren oligarfli, ABD’ye bu izni de verecektir. Arkas›ndan Osmanl› özentisi “sultan” eflini yan›na ald›¤› bir gezide Tayyip Erdo¤an, “reel politika” ya da “Türkiye’nin ç›karlar›” diye halka yalan anlatacak. Ya da bu konuda ne anlaflma yap›ld›¤›na dair halka hiçbir aç›klama yap›lmayacak. Ne zamanki yankiler limanlar›m›zda “terörist” diye katliamlar yapt›, suç iflledi, ancak halk o zaman ö¤renecek ki, ülkemiz kendi limanlar›n› dahi denetlemekten aciz, iflbirlikçi bir iktidar taraf›ndan yönetilmektedir.

“Amerika: ‘biz kap›y› açt›k Türkiye de içeri girdi... Türk taraf› somut önerilerle geliyor, biz de olumlu karfl›l›k veriyoruz. Ortado¤u’dan Kafkaslar’a kadar ortak hedeflerimiz var.” dedi. “Türkiye savafl›n d›fl›nda kald›” diyen bar›flç›lar, islamc›lar ne diyorlar bu tabloya? Hala AKP’nin, Amerikan saflar›nda yer alarak, bölge halklar›na karfl› düflmanl›¤›n, katliamc›l›¤›n parças› haline geldi¤ini görmeyecek misiniz? Kimi pürüzler ç›kabilir, pazarl›klar yap›labilir, ama oligarflinin iktidar› AKP tam iflbirlikçilikte karar›n› vermifltir.

AB-ABD Çat›flmas› ‹ran’da ‹ran’a “kitle imha silah› yapacak” diye bask›n›n artt›¤› bir dönemde, AB Konseyi, “kitle imha silahlarının yayılmasına karflı mücadele” bahanesiyle, “siyaset ve diplomasinin etkili olmadı¤ı yerde askeri müdahalelerin yap›labilece¤i karar›n› ald›. ‹ran gündeminin tart›fl›ld›¤› toplant›da Tahran’a yönelik bask›n›n da artt›r›lmas› kararlaflt›r›ld›. Bu karar, Irak pazar›ndan istedi¤i kadar pay alamayan emperyalist Avrupa’n›n ‹ran’da farkl› bir tav›r alaca¤›n›n belirtisi olsa da, çat›flmalar sürecektir. Ancak bu çat›flmalar›n da pazardan daha fazla pay alabilmek için yap›ld›¤› unutulmamal›d›r. Aksi durumda “Bar›fl› savunan Avrupa” yanl›fll›¤› Irak’ta oldu¤u gibi yinelenecektir. Fransa’n›n Halk›n Mücahitleri örgütüne yönelik operasyonlar› iflte bu çat›flman›n bir sonucu. ABD’nin ‹ran’a karfl› kullanmay› planlad›¤› Halk›n Mücahitleri’nin Fransa’daki bürolar› bas›ld›, liderleri Meryem Recawi’nin de bulundu¤u yüzlerce insan gözalt›na al›nd›. Operasyonu protesto eylemlerinde kendisini yakan bir ‹ranl› kad›n yaflam›n› kaybetti. Katili Frans›z emperyalizmi ve Amerikan imparatorlu¤udur. Halk›n Mücahitleri, ‹ran rejimine oldu¤u kadar emperyalizme karfl› da tav›r almadan, emperyalistler aras› çat›flmada kullan›lan, “arada ezilen” olmaktan kurtulamaz. Kendisine “islamc› sosyalist” diyen bir güç emperyalizmden özgürlük beklemez, onlar›n kullan›lan gücü olmaz. ‹ran’a ablukan›n hiçbir meflru, hakl› gerekçesi yoktur. Art›k herkesin gördü¤ü Amerikan imparatorlu¤unun denetiminde olmayan dünyan›n öteki bölgelerini ele geçirme operasyonunun bir parças›d›r. Bu operasyon da herkesin gözleri önünde yap›lan manevralarla haz›rlan›yor.

Say› 65 25 22 Haziran 2003


1

IRAK

May›s 2003 tarihi, Amerikan Baflkan› Bush’un, Irak’ta zaferin kazan›ld›¤›n› ilan etti¤i gündü.

Amerikanc›lar ve Amerikan müdahalesiyle demokrasi, özgürlük gelece¤ini zannedenler, Bush’un “zaferi” üzerine tepindiler. Kimisi, hava sahas›n›n aç›larak Irak halk›n›n katledilmesine ortak olunmas› yetmiyormufl gibi, “daha fazla iflbirli¤i yapmal›yd›k... Azor Zirvesi’ndeki o foto¤rafta (iflgalcilerin devlet baflkanlar›n›n toplant›s›) Tayyip de olmal›yd›... fiimdi Amerika’ya kendimizi nas›l affettirece¤iz...” dedi. Bir baflkas›, “bak›n, çözmezseniz müdahale eder çözerler” diye, Amerikan bombalar›yla oligarfliyi tehdit etti. “Erken bir zafer ilan›” dedik. Irak halk›n›n iflgali kabul etmeyece¤ini, çeflitli biçimlerde direniflini gelifltirece¤ini yazd›k. ‹flte o günler yaflan›yor. ‹lk günden itibaren daha çok kitlesel eylemlerle ortaya ç›kan iflgale karfl› direnifl, silahl› sald›r›larla yükseliyor. Bush’un zafer ilan etti¤i günden bu yana, medyaya yans›d›¤› kadar›yla ülkelerine tabutlarla dönen Conilerin say›s› 50’yi geçti.

“Amerikalılara cehennemin kapılarını açaca¤ız...”

(Milyonlarca Irakl›’n›n düflüncelerini anlatan bir Irakl›)

Direnifl Amerikan Planlar›n› Bozdu Öte yandan iflgalin kabul edilmemesi Amerikan planlar›n› da flimdiden alt üst etmeye bafllad›. “Geçici hükümet” ad›n› verdikleri iflbirlikçi bir hükümet kuracaklar, “Irak’a özgürlük getirdik, demokrasiyi inflaa ediyoruz, Irak’› yeniden yap›land›r›yoruz” yalanlar›yla iflgallerini kurumsallaflt›racak ve ülkenin bütün kaynaklar›na ad›m ad›m el koyacaklard›. Plan ayn› zamanda bütün Ortado¤u için bir “model” yaratmay› da amaçl›yordu. Bu modelin Türkçesi fluydu; “Amerikan iflbirlikçisi iktidarlar›n yaflama flans› var, ötekilerin yok”! Direnifl olmasa bu plan iflleyecekti. Direndi Irak halk›, direnifli yükseltiyor. Plan bozuldu. B›rak›n silahl› direnifl içindeki güçleri, ötekiler de iflgale çeflitli biçimlerde karfl› ç›kmaya bafllad›lar. Gösteriler artt›kça Amerika’n›n gerçek yüzü de ortaya ç›kmaya bafllad›. Müdahaleler, atefl açmalar ve en nihayet; “hükümet kurmay› erteledik” aç›klamas›. Irak, aç›k bir sömürge yönetiminde flu anda. 1900’lü y›llar›n bafl›ndaki emperyalist iflgallerdeki kadar kaba ve ilkel yöntemlerle sürüyor iflgal yönetimi. Direniflin yükselmesi ilk “do¤al sonucunu” da ortaya ç›kard›; iflgalcinin zulmü çok daha fazla artt›. Demokrasi, özgürlük, Irak’› kurtarma masallar› unutuldu. T›pk›, “Irak’› özgürleflmeye” geldiklerini “unutup”(!) Amerikan bayra¤› dalgaland›rd›klar› gibi.

Direnifl yükseliyor ‹flgalci zulmü büyüyor Direnen halk kazanacak!

‹flgalci tumturakl› isimler verdi¤i, 'Yarımada Darbesi', ‘Çöl Akrebi’ operasyonlar› ile katliamc› yüzünü herkese gösteriyor. A¤›r bombard›man›n yafland›¤› günlerdeki, hatta o günlerden de daha büyük katliamlara giriflti Amerika. Yüzlerce Irakl› katledildi, binlercesi tutukland›, evler, köyler, kasabalar, mahalleler bas›ld›. Öte yandan “özgürlü¤ün nimetlerini kullanan” Irakl›lar›n gösterilerine atefl aç›lmaya, halk bütün dünyan›n gözleri önünde katledilmeye baflland›. Demek ki, o özgürlük ancak “Saddam’a Hay›r” denirse varm›fl! Tüm bu geliflmeler bize bir tek fleyi söylüyor; Amerika, Irak iflgalinde bata¤a do¤ru h›zla gidiyor. Direnifl bugünkü kararl›l›¤›n› korudukça o bata¤a bo¤az›na kadar batmas› kaç›n›lmaz olacakt›r. ‹flgalcilerin art›k Irak topraklar›nda huzur bulmas› mümkün de¤ildir. Kaç y›l geçerse geçsin, kazanan; kurtulufl savafl› veren Irak halk› olacak.

Direnifl Atefli Harlan›yor, ‹flgalci Zulmü Art›r›yor ‹flgalin son günlerine do¤ru yaflanan ihanet sonras› Ba¤dat’ta hiçbir direniflin yaflanmam›fl olmas›, Amerikanc› cepheyi sevindirmiflti. fiimdi gözlerinin içi gülen halklar›n cephesi. Çünkü, gün geçmiyor ki, Irak’›n kentlerinden, kasabalar›ndan Amerikal›lara yönelik bir sald›r› haberi gelmesin. Bas›na yans›yan bu sald›r›lar bile, Irak’ta iflgale karfl› geliflen direniflin kararl›l›¤›n› ortaya koymaya


yetiyor. Öte yandan iflgalcilerin buna karfl› cevab› ise daha fazla bask›, katliam ve iflkence oluyor. Bütün direnifllerde, kurtulufl savafllar›nda böyledir; halk direndikçe “özgürlük, demokrasi” yalanlar› parçalan›r ve iflgalcinin gerçek yüzü ortaya ç›kar. Yalan perdesi da¤›l›r, gerçek bütün ç›plakl›¤›yla ortaya ç›kar. Bu bask› ve katliamlar san›ld›¤› gibi her zaman halk›n sinmesine yol açmaz. Tersine öfkenin büyümesine, direniflin geliflmesine hizmet eder. Bugün Irak’ta yaflanan durum bu yönde geliflmektedir. Sadece 12-18 Haziran günleri aras›nda; Ba¤dat'ın güneybatısında bir F-16 uça¤ı ve bir Apache helikopteri düflürüldü. Musul'da; iflgalci karakoluna düzenlenen bombalı saldırıda dört Amerikan askeri yaraland›. Maafllarını alamayan eski Iraklı askerin gösterisine ABD helikopterleriyle müdahale edildi. Ba¤dat'ın kuzeydo¤usundaki Balat kasabasında da Amerikan birliklerine ait tanklara RPG füzeleriyle saldır› düzenlendi. Basra’da 15 Haziran günü 10 bin Iraklı, iflgalci ‹ngilizlere karfl› protesto gösterisi yaptı. Halk, ‹ngilizlerin Basra'nın idaresini Iraklılar’a bırakmaları gerekti¤ini hayk›r›rken ‹ngiliz karargah› tafllandı. fiiilerin gösterisinde “Bremer'in kararlarına hayır” ve “Taleplerimize olumlu cevap verin, yoksa piflman olursunuz” pankartlar› tafl›nd›. Ba¤dat’ta düzenlenen saldırıda bir Amerikan askeri öldürülürken, Ba¤dat'ın 90 kilometre kuzeyinde bir Amerikan askeri konvoyuna bomba atan tüfekle atefl açıldı ve bir askeri araç yand›, bir coni a¤›r yaraland›. Ba¤dat'ın batısındaki Ramadi'de ise Amerikan karargâhına, top atefli açıldı. Karargâhta yangın çıkarken çok say›da cankurtaran›n girdi¤i karargahta ne kadar kay›p verdikleri Amerikal›lar taraf›ndan aç›klanmad›. ABD iflbirlikçisi, eski Irak Dıfliflleri Bakanı Adnan Paçacı, halka karfl› uygulanan Amerikan zulmünün “ABD ve Britanya karflıtlı¤ını artırdı¤ı uyarısını” yapt›. ABD Genelkurmay Baflkanı Richard Myers ise, “Baas Partisi’nin geri dönece¤i umuduyla kendilerine karflı befl grubun sald›r›larda bulundu¤unu” itiraf etti. 5 milyon silahın dolaflımda oldu¤u Irak'ta, ABD taraf›ndan verilen “silahs›zlan›n” süresinin bitiminde, sadece 123 tabanca, 562 tüfek, 162 tanksavar, 11 füze, 381 el bombası teslim edildi. Halk›n silahlar›n› teslim etmemesi, iflgale karfl› direnifl tavr›n›n aç›k göstergesi olurken, bu sonuç iflgalcileri hayal k›r›kl›¤›na u¤ratt›. 17 Haziran günü Ba¤dat, Tikrit ve Kerkük bölgelerinde evlere bask›nlar yapt›, yüzlercesini gözalt›na ald›. Ba¤dat’ta düzenlenen sald›r›da bir

Saddam’dan Aç›klama: ‹flgal Bitinceye Kadar Direnifl Birçok Arap TV ve gazetesi taraf›ndan yay›nlanan haberlerde Irak lideri Saddam Hüseyin yay›nlad›¤› mektuplarla iflgalcilere karfl› direnifl ça¤r›s› yapt›. Arap yay›nlar›ndan çevirdi¤imiz haberler özetle flöyle diyordu: “AlKuds AlArabi”nin 14 Haziran günü yay›nlad›¤› Irak lideri Saddam Hüseyin’e ait oldu¤unu söyledi¤i mektup, Irak halk›ndan, Araplardan ve Müslümanlar’dan iflgal bitinceye kadar direnifli sürdürmelerini istiyor. 12 Haziran 2003 tarihli mektupta Saddam Hüseyin, yabanc› ülke vatandafllar› ve iflgalcilerle gelen herkesin 17 Haziran’dan önce Irak’› terk etmelerinin gerekti¤ini, aksi takdirde olacaklar›n sonuçlar›ndan kendilerinin sorumlu olaca¤›n› belirtti. AlKuds AlArabi Genel Yay›n Yönetmeni Abdulbari Atwan, “san›r›m bu durum 17 Temmuz ile ilgili olabilir” fleklinde kendi yorumunu ekleyerek, “17 Temmuz, Baas Partisi’ni 1968’de iktidara tafl›yan devrimin y›ldönümüdür” dedi. Saddam Hüseyin mektubunda, Irak halk›n› “iflgalcileri kovmak” için direnifle ça¤›rd› ve Irakl›lardan, Irak’›n bütün okullar›n› ve camilerini birer direnifl mevzisi haline getirmelerini ve iflgalcilerin günlerini cehenneme çevirmelerini istedi. Ve “kurtulufl kavgafl› vermekteyiz” dedi. Saddam, AlVatan AlArabi dergisinin yay›nlad›¤› baflka bir mektupta ise, 17 Temmuz’dan itibaren 40 bin savaflç›y› savafla sürece¤ini söyleyerek iflgalci Amerikan ve ‹ngiliz güçlerine karfl› gerilla savafl› vermekle tehdit etti. 14 Haziran’da yay›nlanan mektupta, “bütün dünya ülkelerine diyoruz ki, vatandafllar›n›z› Irak’tan çekin, çünkü biz kurtulufl kavgas› veriyoruz. E¤er çekmezseniz canlar›ndan siz sorumlu olacaks›n›z. Irak’a hiçbir uçak, otobüs ve gemi göndermeyin. Çünkü bunlar bizim hedefimiz olacak ve düflman›n, iflgali pekifltirmek için bunlar› kullanmas›na izin vermeyece¤iz” dedi. ABD askeri öldürülürken, bir baflka bombal› sald›r›da 7 coni yaraland›. 18 Haziran günü; Irak ordusunun eski askerleri maafllar›n›n verilmemesini protesto etti. Baflkanl›k saray› önünde toplanan yaklafl›k 5 bin eski asker-subay’›n temsilcileri ile görüflmeyen Amerikal› Vali Bremer sald›r› emri verdi. 5 bin kiflinin üzerine conilerin açt›¤› atefl sonucu 2 eski subay katledildi. Esas büyük katliamlar ise 'Yarımada Darbesi',

Say› 65 27 22 Haziran 2003


Conilerin “Güvenlik Sorunu”! ‹flgalcinin ruh halini, zulmü ve korkuyu özetleyen bir örnek, 18 Haziran günü TV’lerde yay›nland›. Direniflçilerin Ba¤dat’ta yola döfledi¤i patlay›c›lardan birinin patlamas›n›n ard›ndan yankiler ve halk bölgeye toplan›r. Patlamam›fl bir bomba oldu¤u tahmin edilen bir poflet de vard›r yolun ortas›nda. Coniler korkuyla sa¤a sola koflufltururken, bir Irakl› pofleti aç›p içindeki bombay› ç›kar›r ve yankilere göstererek, “bak›n bomba, al›n, korkmay›n...” der. Yankiler, korkudan yaklaflamad›klar› paketi açan Irakl› dahil onlarca kifliyi gözalt›na al›r. Neden gözalt›na al›yorsunuz diye çevrede toplananlara da “soru sorduklar›, itiraz ettikleri için” kelepçe tak›l›r. Ba¤dat sokaklar›n›n “özgürlü¤ün” atefliyle yanmad›¤› kesin. Bu korku büyüyecek, “Vietnam Sendromu”nun yan›na “Irak Sendromu” da eklenecek. ‘Çöl Akrebi’ operasyonlar›nda yafland›: Binlerce Irakl›’n›n gözalt›na al›nd›¤›, esirlerin “etiketlendi¤inin” bizzat iflgalci subaylarca aç›kland›¤› operasyonlar s›ras›nda, 300’e yak›n Irakl› katledildi.

Say› 65 28 22 Haziran 2003

‹flgalin ilk günlerinde gösteri yapan Irakl›lar için “özgürlü¤ün tad›n› ç›kar›yorlar” diyordu Savunma Bakan› Cheney. Amerika’n›n demokrasisi, özgürlü¤ü iflte bu! Bu arada; Amerikan iflgaline karflı “fliddet ya da isyana yol açabilecek” her türlü toplantı, bildiri ve yayın yasaklandı. Al›n size özgürlük! Ben iflgal edece¤im kimse karfl› ç›kmayacak; YAfiASIN AMER‹KAN ÖZGÜRLÜ⁄Ü!

Hala “Savafl Bitti” Diyen Var M›? ‹flgalci s›rtlan kanl› difllerini art›k herkesin görebilece¤i flekilde gösterdi. Görmeyen, göstermek istemeyenler Amerikanca konuflan, düflünenlerdir. Ama onlar da bugünlerde suskun. Irak’ta her fley bitmiflti onlara göre. “Amerika zafer kazand›, hani Irak direnecekti” diye 盤l›klar atanlar, neredesiniz, niye konuflmuyorsunuz, yazm›yorsunuz? Hala “savafl bitti” diyen var m›?! Afganistan’da oldu¤u gibi, Irak’ta da ne katliamlar, ne iflgal hiçbir fleyi bitiremedi, tersine halklar›n direnifli her gün yükseliyor, ABD, çözümsüzlü¤ünü katliamlarla gizlemeyemez. Hiçbir fleyi çözemez. Her katliam öfkenin büyümesi, direniflin geliflmesi demektir. Amerika’n›n ve Amerikanc› medyan›n direniflçilerden “SADDAM YANLILARI...” diye söz etmesi de istedikleri sonucu yaratamaz. Vatanseverli¤in üzerini örtmenin, iflgale karfl› direnifli Saddam’›n iktidar kavgas›na indirgemenin yolu bu. Elbette Saddam iktidar savafl› da verebilir,

bunda anormal bir durum yok, ama aslolan iflgal alt›ndaki bir ülke ve bu ülkede direnmenin bütün halk›n hakk›, görevi oldu¤udur. Amerika, iflgale karfl› ç›kan köylerde büyük katliamlar yap›p “terör kamp›” aç›klamas› yap›yor. ‹flgale karfl› direniflin ad›na da terör diyor emperyalizm. “Terör” demagojisinin nas›l kullan›ld›¤› bir kez daha görülüyor. Amerikan ç›karlar›na, iflgaline, zulmüne karfl› direnen herkes teröristtir.

“Amerikalılara Cehennemin Kapılarını Açaca¤ız” ‹flgalcilerin zulmü karfl›s›nda Rawah’tan Ebu Saadun isimli bir Irakl› söylüyor bunlar›: “12 delikanlı elleri ba¤lanmıfl, kafalarına birer kurflun sıkılmıfl olarak bulundu. Amerikalılar onları tutukladı ve hemen idam etti. fiimdi sadece ülkemizin iflgalinin de¤il, katledilen çocuklarımızın da öcünü alaca¤ız. Amerikalılara cehennemin kapılarını açaca¤ız.” Milyonlarca Irakl›’n›n düflünceleri bunlar. Kitlesel katliamlar›n yafland›¤› Rawah, Felluce, Duluyah, Balat, Tikrit, Basra’da halk katledilenlerin ço¤unun savaflç› olmad›¤›n›, iflgali kabul etmeyen halk oldu¤unu anlat›yor: “Kasabam›zda Saddam yanlısı kimse olmadı. ‹flgalin ilk günlerinde, birkaç Iraklı asker ve gönüllü savaflçı burada kısa süre kaldı. Onlar Baas Partisi yöneticisi de¤ildi. Saddam’a karflıydılar, ama Amerikalılara daha çok karflıydılar.” Rawah Hastanesi doktorlarından Macid El Rawi: “Bana getirilen çocukların hepsini tanıyorum. Onlar Baasçı de¤il Müslüman gençlerdi. ABD’lilerin söyledikleri do¤ru olsa bile, böyle katliam yapma hakları yok. Irak halkına getireceklerini söyledikleri demokrasi ve özgürlük nerede? ‹flgalcilere karflı direnmekte kararsız olan gençler, artık ‘Onlar bizim aya¤ımıza geldi’ diyerek, savaflmaya karar veriyorlar.” Felluce'de 60 yaflındaki Yasim Ali Muhammed: “‹ki o¤lum kelepçelendi, kötü muamale gördük. Saddam bile böyle yapmamıfltı. Bir sorundan kurtulup daha büyü¤üne çatıyoruz.” Rava köyü halk›: “Elleri kelepçeli ve alınlarından, gö¤üslerinden ya da enselerinden vurulmufl 7 ceset gördük. Yan yana dizilmifl 50 ceset bulduk. Cesetlerin ço¤u paramparça.” ‹flbirlikçi Abdullah Gül, Amerika’ya yaranma aç›klamalar›nda bir gerçe¤i de ifade ediyordu: “E¤er Irak halk› ‘eskiden daha iyiydi’ demeye bafllam›flsa o zaman durum kötü demektir. Maalesef bugün böyle bir duruma do¤ru gidiyor.” Çok üzülmüfl iflbirlikçi. Ama hakl›, bugün iflgalcinin içinde bulundu¤unun en özet ifadesi bu.


EMPERYAL‹ST ZULÜM

“ABD, Filistin’in iflgalini ›s›t›yor”

imparatorluklar da yıkılır

Afganistan’da, Irak’ta Neyi Tecavüzcü ‹flgalci ve Birleflmifl Milletler Hukuku Çözdün Ki? “BM, Amerika’n›n suç iflleme özgürlü¤ünü UCM’den bir y›l daha muaf tutarak uzatt›.” Yüzlerce Irakl›’n›n katledildi¤i son bir hafta içindeki Amerikan operasyonlar›, Irak’ta yaflananlar›n bir boyutu. Tarih boyunca bütün iflgallerde ne yaflanm›flsa, bugün Irak’ta da onlar yaflan›yor. Kurtulufl savafl›n› hat›rlay›n; katliam, iflkence ve tecavüz... Baflka kurtulufl savafllar›na, iflgallerine bak›n, ayn› fleyleri görürsünüz. Oligarflinin stratejik müttefiki Amerikal›lar›n da Irak’taki tecavüzleri gün yüzüne ç›kmaya bafllad›. 14 ve 15 yafllar›ndaki iki genç kız Amerikan askerlerinin toplu tecavüzüne u¤radı. Es Saah Gazetesi’nin haberine göre; iki kız Suveyre kasabas›nda askerlerle sohbet ediyorlardı. Askerler; “birlikte foto¤raf çektirme” bahanesi ile kızları kamplarına götürmeyi teklif ettiler. Kampa gittiklerinde ise, kızlara topluca tecavüz ettiler. K›zlardan birinin 18 askerin tecavüzüne u¤radıktan sonra öldü¤ünü, di¤erinin de bu durumu kabullenemeyen ailesi tarafından öldürüldü¤ünü yazan gazete, muhabirlerinin k›zlar›n cesetlerini de gördü¤ünü belirtti. ABD Merkez Komutanlı¤ı’ndan “iddiayı arafltırdık. Böyle bir olay yaflandı¤ına dair hiçbir fley bulamadık” aç›klamas› yap›ld›. (Oligarfli de ayn› yöntemi kullan›r!) Bununla da yetinmeyen iflgalciler gazetenin “özgürlük ortamını kötüye kullandı¤ın›” söyledi! Bu aç›klaman›n ard›ndan haberi veren Es-Saah Gazetesi Yazıiflleri Müdürü gözaltına alınarak tehdit edildi ve “tahrik yasası” çerçevesinde cezaland›r›laca¤› aç›kland›. Ne diyordu bu yasa; “fliddet ya da isyana yol açabilecek” her türlü toplantı, bildiri ve yayın yasak”! fiiddet, isyan flu bu demagojileri bir yana, söylenen fluymufl demek ki; biz her türlü suçu iflleyece¤iz, hiçbir gazete, hiçbir kimse bunu yazmayacak, söylemeyecek, ortaya ç›karmayacak. Yoksa cezas›n› bulur! ‹flgalin kendisi suç, katliam suç, iflkenceler suç ve tecavüz suç... Peki tüm bu “savafl suçlar›n›” yarg›layacak bir hukuk var m›? Resmi olarak var; Uluslararas› Ceza Mahkemesi (UCM). Birleflmifl Milletler bünyesinde kuruldu. Kurulufluna ABD itiraz etti ve “ben muaf olmal›y›m” dedi. Suç iflleme özgürlü¤ü istedi. Avrupa’n›n “hukuk” flovlar›n›n ard›ndan istedi¤i muafiyet “bir y›l için” verildi. “Süre her seferinde uzat›lacak” demifltik.Öyle oldu! Geçti¤imiz hafta BM Güvenlik Konseyi bu süreyi bir y›l daha uzatt›. Bu kez, öncekinde itiraz eden Suriye de çekimser kalarak destek vermifl oldu. Çünkü bu süre içinde Suriye tehdit edilmifl, “senin de sonun Saddam gibi olur” denilmiflti. Fransa ve Almanya da benzeri tav›r göstererek dolayl› desteklerini sundular. Resmi olarak ve görünüflte bir muhalefetle bile karfl›laflmadan ABD Irakl› kad›nlara, k›zlara ve iflgal etti¤i baflka yerlerdeki halklara tecavüz dahil, her türlü zulmü, afla¤›lamay› uygulama hakk›n› korumufl oldu. Hala “uluslararas› hukuk” diyen var m›!? Halklar kendi hukukunu yaratmadan yeryüzünde geçerli hiçbir hukuk yoktur.

“Yol haritas›” direnifle çarpt›. Filistin direniflinin k›r›lmas›n› içeren Amerikan plan› resmi olarak devrede olsa da fiilen ifllemez durumda. “Hamas’a karfl› sertlikle mücadele edilmeli.” diyerek ‹srail katliam›na aç›k destek veren ABD, flimdi de Filistin’i bizzat iflgal etmeyi ›s›tmaya bafllad›. Bir yandan Arafat’› sürgün etme planlar› gündemdeyken, öte yandan “BM Gücü” olmazsa “ABD askerlerinin Filistin’e müdahalesi” bizzat ABD Senatosu D›fliliflkiler Baflkanı R. G. Lugar taraf›ndan dile getirildi. Hani “yol haritas›” idi? Sen intifada güçlerine; “ben seni yok edece¤im, sen sus, kabul et” diye dayat›yorsun, Filistin halk›n›n iradesini tümden yok etmek istiyorsun, direniflle karfl›l›k bulunca da bafll›yorsun; “terör... iflgal edece¤im” demeye. Hiçbir güç bu dayatmay› kabul edemez. Filistinli direnifl örgütleri de kabul etmiyor. Amerika iflgali de çözüm de¤ildir. Tersine Filistinli güçleri, Ortado¤u halklar›n› çok daha fazla birlefltirecek bir misyon görecektir. Afganistan, Irak iflgalleri neyi baflard›? Hiç. Irak’taki durum biliniyor. Afganistan’dan bas›na yans›masa da, BM toplant›s›nda bir rapor sunan “yard›m kurulufllar›”n›n söyledikleri yetiyor; “Kabil d›fl›nda güvenlik yok. Halk ‘eski günlerimizi tercih ederiz’ demeye bafllad›.” ‹flgalle, katliamla hiçbir fleyi çözemezsiniz. Halklar direnme haklar›n› kulland›¤› sürece, direniflin iradesine boyun e¤mekten baflka yolunuz yok!

Say› 65 29 22 Haziran 2003


bin 1000 GÜN

“... Bu bizim aç›m›zdan kolay bir zafer olmayacak. Yeni bedeller ödeyecek, yeni gelenekler yarataca¤›z. Hiçbir zafer bedel ödemeden kazan›lm›yor...” ‹rfan ORTAKÇI

Ya Zafer Ya Ölüm!

Say› 65 30 22 Haziran 2003

Al›nlar›na k›z›l bantlar› ba¤lam›fllard› bir kez. O herhangi bir bant de¤ildi. Onun k›rm›z›l›¤›, herhangi bir renk de¤ildi. Ölece¤iz ama zulme boyun e¤meyece¤iz demekti o bantlar. “Nehirler nas›l yürürse denize, öyle coflkulu öyle kararl›... Karanl›klar nas›l yürürse ayd›nl›¤a, öyle sessiz, öyle sab›rl›...” öyle yürüyorlard› ölüme. Yüze yak›n tutsak, 19 Kas›m’da bafllam›fllard› o yolculu¤a. 20 Kas›m tarihli Vatan’da flu sat›rlar okunuyordu: “Art›k “ölüm”süz yazmayacak kalemlerimiz. Art›k yan› bafl›m›zda hücre hücre, saniye saniye ölüme gidiflin ayak seslerini duyaca¤›z her an. Bir tutsak yak›n›, Ölüm Orucuna gideceklerini söyleyen o¤luna flöyle diyor: ‘Biz gerekenleri yapamad›¤›m›z için siz ölüme

yatmak nuz’...”

zorunda

bölüm:2 kal›yorsu-

Ölümü yazd› o günden bu yana kalemler. Ölümü yazacak dürüstlü¤e sahip olmayan kalemler sustu. Ölümü yazacak siyasi cürete sahip olmayan kalemler “baflka gündem”ler yazd›. Cepte keklik masallar›, fark koyma taktikleri, ayr› mahalle hikayeleri yaz›l›yordu ölümlerin gölgesinde. Ölümler yaz›lm›yordu. Fakat tarihin yaz›c›s› de¤ildi onlar. Tarihin kalemi direnenlerin elindeydi ve tarih yazacakt› destanlaflan ölümleri.

33. gün... Destan›n sessiz, mütevazi kahramanlar› sessizce kat›l›yorlar kervana 19 Kas›m’d› okun yaydan ilk f›rlad›¤› tarih. 13 hapishanede 99 tutsak, 99 ok. 21 Kas›m’da onlardan yaln›z iki gün sonra, sessiz

sedas›z bir ok daha f›rlad› yay›ndan. Zehra Kulaks›z, üç tutsak yak›n›yla birlikte süresiz açl›k grevine bafllad›. Ama o ok, bir daha durmayacakt›, süresizi ölüm orucuna, ölüm orucunu gençli¤in kahramanl›¤›na dönüfltürecekti. 22 Kas›m’da Bursa’da gerildi yay, aralar›nda Hülya fiimflek’in de oldu¤u TAYAD’l›lar f›rlad› bu kez yaydan. Hapishaneler durulmufl, Ege’den, ‹stanbul’dan, Bursa’dan birer befler geriliyordu yay; yay›n her serbest b›rak›l›fl›nda bir kahraman gözlerindeki ›fl›lt›yla dal›yordu zulmün karanl›¤›na.

41. gün... Oklar ya¤›yor zulmün üstüne... 29 Kas›m; ikinci ekipler de ad›m att›lar o yola... Ölüm orucundaki tutsaklar›n say›s› 203 oldu... Türkiye ve dünya tarihinde efli görülmedik bir rakamd› bu. Hiçbir ülkede, hiç bir zaman, hiçbir direniflte ayn› anda bu kadar çok ölüm orucu direniflçisi olmam›flt›. Bu rakamlar ne “blöf”tü, ne gösterifl; kavgan›n ne kadar çetin geçece¤inin tutsaklar taraf›ndan daha en bafl›ndan bilindi¤ini gösteriyordu yaln›zca. Onun için böyle kafileler halinde ç›km›fllard› ya zafer ya ölüm tabelalar›yla dolu bu yola.


Yüz ok daha f›rl›yor yay›ndan. Uyuyanlar› uyand›ran, durgun sular› dalgaland›ran, ufku kararana yönünü gösteren, beyinlerde depremler yaratan bir f›rlay›fl onlar›nki. Silkindi kalabal›klar. Ölme kararl›l›¤› uyard› beyinleri. 25 Kas›m’da Ankara’da binlerce kifli topland›. 7 bin kifli, en önde “F Tipleri Kapat›ls›n, Tutsaklara Özgürlük! TAYAD’l› Aileler” yaz›l› pankartla yürüdüler Ankara’n›n caddelerini. F tiplerine karfl› oldu¤unu aç›klamayan hemen hiçbir kesim kalmad›. Yürekler henüz haz›r m›yd› bilinmez ama gözler aç›lm›flt› en az›ndan. ‹flçiler, memurlar, ayd›nlar, serbest meslek sahipleri, hukukçular, karfl› olduklar›n› aç›kl›yorlard› F tiplerine. “Toplumsal mutabakat olmadan F tiplerini açmayaca¤›z” aç›klamas› yapan iktidara cevap veriyordu halk: ‹flte mutabakat›m›z, F tipleri kapat›ls›n! Oysa Genelkurmay’›n, Adalet Bakanl›¤›’n›n en mahrem odalar›nda baflka planlar›n son haz›rl›klar› tamamlan›yordu.

53. Gün; sald›r›n›n iflaret fifle¤i at›ld›! Yafll›, sarsak bir ihtiyar, titreyen elleriyle Türkiye tarihinin en büyük hapishaneler katliam›n›n imzas›n› atm›flt› bile. ‹flareti verdi; “Kamuoyu ilgisi devam ederse, bu direnifl bitmez” dedi. Kontrgerillan›n kitab›nda bunun anlam› “kamuoyu ilgisini kesin” demekti; kesin de nas›l keserseniz kesin! Talimat› alan iflkenceciler, günlerdir her yerde en meflru haklar›n›, en demokratik biçimde kullanmakta olan tutuklu yak›nlar›na sald›rd›lar. K›z›lay, Ankara’n›n, baflkentin göbe¤i, baflkenti oldu¤u düzenin vahfletine tan›kl›k ediyordu yine. Tan›k oldu¤u bununla s›n›rl› kalsayd› keflke. Utanç verici baflka sahnelere de tan›k oldu o gün Anka-

ra. Bir gün önce “sokak eylemlerinin derhal sona erdirilmesi, parti binalar›ndaki açl›k grevcilerinin kap› d›flar›” edilmesi talimat› vermiflti ÖDP. O gün, sald›r› alt›ndaki tutsak yak›nlar›na S‹P, çeflitli demokratik kurumlar, kap›lar›n› açmad›. Türkiye tarihinde bir ilk daha gerçekleflti o gün; ‹ki bin kifli kendine sosyalist, ilerici, demokrat diyen bu kurumlar› yuhalad›. K›z›lay kandan k›z›llaflm›flt›, flimdi utançtan k›zar›yor olmal›yd›. ‹flaret verilmiflti art›k. Ertesi gün ölüm orucuyla ilgili haberlere sansür uygulanmaya bafllad›. 15 Aral›k’ta tutsaklarla hükümet aras›ndaki görüflmeler kesildi. Katliam haz›rl›klar›n› tamamlamak için görüflmeleri kulland›¤› anlafl›lan hükümet görüflmeleri kestikten sonra tehditler ya¤d›rmaya bafllad›: “Direnifli bitirmezseniz müdahale ederiz”! Edebilirlerdi. Katliam birlikleri son haz›rl›klar›n› tamaml›yorlard›. Katledebilirlerdi. Tehdit sansür karfl›s›nda s›nan›yordu kahramanlar›n iradesi. Yüzlerce tutsa¤›n “ölüm” kararl›l›¤›yd› s›nanan. ‹lk cevaplar›n› 3. Ölüm Orucu ekipleriyle verdiler. 14 Aral›k’ta bir grup direniflçi daha k›z›l bantlar›n› ba¤lad›lar al›nlar›na. Ama bir cevaplar› daha vard› tutsaklar›n: “E¤er ölüm orucundakilere zorla müdahale edilir, sald›r›l›rsa kendimizi yakar›z”! Yakacaklar m›yd› gerçekten?.. “‹lk”lerle yaz›l›yordu destan›n ilk sat›rlar›. ‹lk kez bu kadar kifli ölüm orucunda, ilk kez d›flar›da da ölüm orucuna yat›l›yor, ilk kez... böyle bir aç›klama yap›l›yordu. ‹ktidar, devrimci demokrat kamuoyu bunu ajitatif bir blöf san›yordu belki, belki o aç›klamaya imza atanlar›n içinde bile öyle düflünenler vard›... “‹lk”ler, ço¤u kez bekenilmedikti, flaflk›nl›kt›, anlafl›lmazl›kt›... Anlayacakt› herkes. Bu marfl›n sat›rlar›ndaki gibi ölüm-dirim kavgas›yd›. Ve marfl söyler gibi

r ki, t›r e l z ö ›fl “O s ez ç›km bir k ›zdan...” Ben a¤z›m Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k Faflizme karfl› demokrasi Mücadelesinde Tutsak düfltüm Ve bugün ... Halk›m›z› ve tutsaklar› Teslim almak isteyen Halk düflmanlar›na karfl› Son nefesime kadar Bir Özgür Tutsak olarak Savaflaca¤›ma Direnece¤ime Halk›n onurunu temsil eden Al›n band›m Rengini flehitlerimizin kan›ndan alan Bayra¤›m üzerine Ant içerim And›m özgürlük ve onurumdur.” Ölüm Orucu direniflçilerinin bant takma törenlerinde içtikleri and’d›r.

Say› 65 31

gürül gürül ölümün üstüne yürünmeden bu kavga yürütülemezdi.

61. gün; kuflluk vakti: Bombalar, kurflunlar alt›nda yaz›ld› en karanl›k sayfalar Alacakaranl›kt› zaman. Karayd› yüzleri, kar maskeleriyle örtülmüfltü niyetleri. Hapishanelerden üç yüz, befl yüz metre uzaklarda indiler cemselerinden ve ciplerinden. Sinsi ve hain ad›mlar›yla kuflatt›lar dört duvar aras›ndaki direniflçileri. Ankara uyumuyordu. Baflbakan Ecevit, yard›mc›s› Bahçeli ve Y›lmaz, Adalet Bakan› Sami Türk, ‹çiflleri Bakan› Sadettin Tantan ve onlar›n yüksek bürokratlar› kan dökmenin emrini vermifl, “zaiyat›” da hesaplam›fl, ölüm mangalar›na tebli¤ etmifllerdi., Jandarma Genel Komutanl›¤›’n›n karargah›ndakiler, polis merkezleri uyumuyorlard›.

22 Haziran 2003


Düflman uyumuyordu. Bunu bildikleri için y›llard›r hapishanelerde tutsaklar›n da nöbetçileri vard›. ‹lk, nöbetçiler farketti hareketlili¤i.

mak için sab›rs›zlan›yordu. Çank›r›’da, Uflak’ta, Ceyhan’da feda savaflç›lar›, ölüm orucundaki yoldafllar›n›n üzerine açmaya haz›rd› alevden kanatlar›n›.

Düflman kap›dayd›. Kap›daki düflman›n katletmeye geldi¤i besbelliydi. fiimdi direnme vaktiydi. fiimdi söyledi¤ini yapmak, yapt›¤›n› savunmak vaktiydi.

Zulmü durdurmak için, yoldafllar›n› korumak için tutuflturdular bedenlerini. Son anlar›nda alevler içinde zafer iflaretleriyle, alevler eritirken derilerini “Ba¤›ms›z Türkiye!” sloganlar›yla yazd› onlar› tarih. Destan›m›zda bafl sayfalar onlara ayr›ld›. Da¤lar›n yüceli¤i, volkanlar›n öfkesi, topra¤›n bereketiydi onlar. Güneflin s›cakl›¤›, y›ld›zlar›n parlakl›¤› ve bir orman›n kardeflli¤iydiler alevler içinde.

61. gün; vakit eriflmiflti: Atefller içinde yaz›ld› destan›n en büyük kahramanl›klar›... On bin asker, onbinlerce bombayla donan›p gelmiflti. Kurflunlar› gani, “yetki”leri katletmeye dairdi. ‹flte o, Ulucanlar’daki sesti: “Ya teslim olun, ya öleceksiniz!”

Say› 65 32 22 Haziran 2003

“Bafltan belli de¤il miydi cevaplar›... Hiç bir hapishanede onlar› elleri havada tutsaklar karfl›lamad›. Saatler ve günler sürecekti dört duvar aras›ndaki tutsak insanlar› “ele geçirmeleri. Bafltan belli de¤il miydi cevaplar›... Çanakkale’de vedalaflt› Fidan Kalflen yoldafllar›yla... Ayn› anda, yüzlerce kilometre ötede bir baflka hapishanede hoflçakal›n diyerek bir bir yoldafllar›yla kucaklafl›yordu Ahmet ‹bili. “Çerkes kamas›” Murat Özdemir de ayn› anlarda Bursa hapishanesinde zulmün ba¤r›na saplan-

61. gün; F

tiplerinin kanl›

kurdelas› kesildi 19 Aral›k’›n arifesiydi. ‹flkence hücreleri, “and›ç”larla bir anda dubleks ev, dört y›ld›zl› otel oluvermiflti. Vampirler iflgal etmiflti sanki gazete köflelerini. Belki de köflelerin sahiplerinin maskeleri düflüvermiflti. Otorite, güvenlik, istikrar dedikçe öldürün, öldürün, öldürün! diye yank›lan›yordu sesleri. Öldüreceklerdi. Çok beklemeyeceklerdi onar onar dizilmifl cesetleri görmek için. Çok beklemeyecekti kan bürümüfl gözleri. Kan kan kan... Devletin otoritesi için!

bin gün’den... dönüm noktalar› ➥ 12 Aral›k 2000; Polis, Ankara’da tutuklu ailelerine sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda tutuklu yak›nlar›na kap›lar›n› kapatan baz› sol partiler kitle taraf›ndan yuhaland›. ➥ 13 Aral›k 2000; RTÜK ve DGM, ölüm orucuyla ilgili haberlere sansür uygulamaya bafllad›. ➥ 15 Aral›k 2000; Tutsaklarla iktidar aras›ndaki görüflmeler kesildi. ➥ 16 Aral›k 2000; ‹ktidar›n zorla müdahale tehditlerine karfl›, direniflçiler, sald›r› olursa kendilerini yakacaklar›n› aç›klad›lar. ➥ 19 Aral›k 2000; 20 hapishanede düzenlenen sald›r›larda 28 tutsak katledildi. ➥

19 Aral›k 2000; F tipleri iflkencelerle aç›ld›.

Göreceklerdi. Fakat gördükleri kan, düzeni güçlendirmek için döküldü¤ünü sand›klar› kan, düzenin temellerini biraz daha çürütecekti. 19 Aral›k’ta ilk barikatlar› aflt›klar›nda, F tipleri de aç›lm›flt›. “Ele geçirdikleri” ilk tutsaklar› iflkenceler içinde sevkettiler F tiplerine. Ço¤u yaral›yd› tutsaklar›n. Yaralar›n›n üzerinde “çal›flt›” iflkence timleri. Sorgulardan geçirdiler her bir tutsa¤›. ‹tirafç›l›k dayatt›lar. Ölüm orucunu b›rakt›rmay› dayatt›lar vahfletle. Ve bir bir att›lar hepsini hücrelere. Hücreler emperyalizmin ve oligarflinin hizmetindeydi iflte. Kutlu olsundu kan içicilere. Kutlu olsundu seyredenlere! 19 Aral›k akflam üzeri, Çanakkale, Ümraniye ve Bayrampafla’da direnifl hala sürüyordu... Destan›m›z sürecekti...


“Devletin mesajlar›n› cuma hutbeleri ile verdik” (Emekli Kurmay Albay O¤uz Kalelio¤lu)

Dini Kullanan “Laik” Ordu! fiimdilerde laikli¤i iktidar›n› korumak için kullanan ordunun, daha önce de ayn› nedenle dini nas›l kulland›¤›n›n bolca örneklerini yazd›k.

Peki 1998 ile 2002 yılları arasında Diyanet ‹flleri eski Baflkanı Mehmet Nuri Yılmaz’a danıflmanlık yapan Kalelio¤lu ne diyor, okuyal›m:

En son örnek, Diyanet ‹flleri Baflkanlı¤ı eski danıflmanı, emekli Kurmay Albay O¤uz Kalelio¤lu’nun 13 Haziran tarihli Zaman Gazetesi’nde ç›kan beyanatlar› oldu.

“23 milyon insan cuma namazına giderek mukaddes mabetlerde toplanıyor. Bunun 12 milyonunun 15–25 yafl arasında oldu¤unu tahmin ediyoruz. Devletin bu kadar önemli bir kitleye cuma vasıtasıyla ulaflma imkanı bulundu¤unu görünce hutbelerden nasıl yararlanabilece¤imiz yönünde çalıflmalar yaptık.

Diyanet ‹flleri ile ordunun ne alakas› var? Neden “dan›flman”›, bir Kurmay Albay diye sormay›n! Çünkü Genelkurmay’›n bu ülkede el atmad›¤›, müdahale edip yönlendirip yönetmedi¤i hiçbir alan, kurum yoktur. “Sivil Toplum Kurulufllar›”ndan sorumlu MGK Genel Sekreteri generallerin oldu¤u bir ülkedir Türkiye. Her ne kadar kendisi “beni MGK ya da Genelkurmay atamad›, emekli olunca Nuri Y›lmaz dan›flmanl›k teklif etti” dese de, bunu sadece bir “palavra” notu olarak düflelim sadece!

Hutbelerin içeri¤ini Din ‹flleri Yüksek Kurulu uzmanları hazırladı. Ben de yardımcı oldum.”

Din Maskesiyle Susurluk Devletinin Propagandas› Cuma hutbelerine gidenler bilir, sürece iliflkin politik mesajlar a¤›rl›kl› olarak dini tasvirlerle Say› 65

HANZE’nin Çocuklar›n›n ‹ktidar› Sürüyor 12 Eylül darbesi için ABD baflkan› Jimmy Carter’e “bizim çocuklar baflard›” diye darbeyi haber veren Paul Hanze’nin bu sözü söyledi¤ini ifade etti¤i görüntüleri yay›nland›. M. Ali Birand taraf›ndan y›llar önce ilk kez dile getirilen bu sözün Hanze taraf›ndan yalanlanmas›n›n ard›ndan, Birand taraf›ndan Manflet program›nda yay›nlanan bu görüntüler bir kez daha cuntac› ordunun kimin çocuklar› oldu¤unu, idam sehpalar›n› kimin için kurduklar›n›, yüzbinleri kimin için gözalt›na al›p, onbinlercesini hapislere doldurduklar›n› herkese yeniden hat›rlatt›. Aradan geçen 23 y›la karfl›n ne cuntac› ordunun iktidar› de¤iflti, ne de onlar Amerika’n›n çocu¤u olmaktan vazgeçtiler. O gün, bu sözü söyleyen Hanze, flimdi Bush’un ulusal güvenlik dan›flmanlar›ndan biri. Ve bir baflka Amerikal› yönetici, ABD D›fliflleri Bakan› Wolfowitz, ordunun Amerika ad›na ülkemizde liderlik görevinden söz ediyor. Genelkurmay baflkanlar›n›n de¤iflimi ile, ya da ordunun “biz demokrasiye sayg›l›y›z” yalanlar› ile, bu ordunun dün cuntay› yapan ordu oldu¤unu unutanlar da umar›z bu kanl› tarihi hat›rlam›fllard›r. Genelkurmay bu ülkede ne yap›yorsa Amerikan ç›karlar› için yap›yordur, gerisi teferruatlardan ibarettir.

Sabanc›-Ordu Kolkola, Dolarlar Kasaya! Ordunun holdingi OYAK ile oligarflinin befl büyük ailesinden biri olan Sabancı, çimentoda birlefltiler. ‹ç pazara büyük oranda hakim olan OYAK’›n Oysa Ni¤de Çimento’su ile ihracata yönelik çalıflan Sabanc›’n›n ‹skenderun Çimento'su tek çatı altında birleflti. Böylece daha fazla kar etmeyi planl›yorlarm›fl. Hesapta, (Amerika kemik atarsa) Irak'a girmek de oldu¤u, holdinglerin yöneticileri taraf›ndan yap›lan aç›klamada belirtildi. Ony›llard›r Sabanc›lar›n düzeni için say›s›z katliam gerçeklefltiren, halk muhaletini bask› alt›na alan, Sabanc›lar›n fabrikalar›ndaki grevlere jandarmalarla müdahale eden ordu, “biraz da biz yiyelim” dedi ve büyüdü. fiimdi yanyanalar. “Ayn›lar›n ayn› yerde” olmas›nda fayda vard›r. Ordunun “sosyal kurulufl” dedi¤i OYAK, bugün Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri olarak “pastadan” daha büyük pay almak için ata¤a geçti. Bat›r›l›p el konulan bankalar›n peflkefl çekilmesinde öncelik onlar›n. De¤iflik alanlarda özellefltirme ad›na yap›lan ya¤mada öncelik onlar›n. Generaller Sabanc›larla kolkola katletmeye, soymaya devam edebilirler. Tabii “Türkiye’nin ç›karlar›” demeyi unutmadan!

33 22 Haziran 2003


süslenerek kitlelere empoze edilir. En s›k ifllenen hutbe konular›ndan biri de “terör” demagojisidir. Gençlerin say›s›na vurgu yapan Kalelio¤lu’nun bu vurgusunun alt›nda yatan da, beyninin içinde olan da budur. Gerek ordunun gerekse Diyanet gibi “dini” kurumlar›n, devrimci düflmanl›¤›, anti-komünistlik ortak yanlar›d›r. Tüm hücrelerine ifllemifltir bu kurumlar›n. Bu hutbelerde ihbarc›l›ktan tutun, “devrimci olmay›n” propagandalar›na kadar neler anlat›lmad› ki! “Beni MGK atamad›” diye yalan söylerken, “devletin mesajlar›n› cuma hutbeleri ile verdiklerini” de aç›kça belirten Kalelio¤lu, bu mesajlar›n ne tür mesajlar oldu¤unu belirtmese de, “dini, ahlaki” olmad›¤› kesindir. Saf inançlar› için camilere gelen körpecik beyinler Susurluk devletinin “milli politikalar›” ile böyle zehirlendi. Düzenin islamc›lar› buralardan yetifltirildi. Kendi iflbirlikçiliklerini gizlemek için ba¤›ms›zl›k savaflç›s› devrimcilere karfl› düflmanl›k tohumlar› buralardan bafllanarak ekildi.

Laik Ordu, Din Tüccar› Fethullah

Say› 65 34 22 Haziran 2003

Oligarflinin “milli meselesi” K›br›s’taki “siyasi bofllu¤u doldurmak”, K›br›s’› “kurtarmak” için Kıbrıs Adalet Partisi’ni kuran emekli Kurmay Albay Kalelio¤lu “laik” ordunun bir subay›. Yani, ne “fleriatç›l›k soruflturmas›” nedeniyle ordudan at›lm›fl, ne de hakk›nda böyle bir rapor düzenlenmifl. Kendi deyimiyle “kendini Türk milletine adamıfl”, “Atatürk ink›lapç›s›” biri. Ama sanmay›n ki, bunda bir çeliflki var. Ordu, dini her dönem milyonlarca insan›n dini duygular›n› kendi ç›karlar› için kullanm›flt›r. 12 Eylül’de da¤larda ayetli bildiriler da¤›tmaktan cuntan›n en önemli kitle deste¤ini en baflta tarikatlardan almas›na, Hizbullahlar’›n korunup e¤itilmesinden yoksullar›n devrimcileflmesini engellemek için tarikatlar› denetimi alt›nda tutmas›na kadar kullanm›flt›r. Laiklik yüzünde sadece bir maskedir. ‹ktidar savafl›n›n bir arac›d›r. ‹flbirlikçili¤i Amerikal›larca alenen ilan edilen ordunun millili¤i ne kadar millilikse, laikli¤i de o kadar laikliktir. “‹slamc›” Fethullah’›n yay›n organ› Zaman’›n “cuma hutbelerinde devletin mesaj›n› verdik” diyen bir askeri konuflturmas› da ayn› flekilde çeliflki de¤il, tersine Fethullahç›l›¤a uygundur. Hem devletle ne kadar bütün olduklar›n› anlatm›fl oluyor böylece, hem de Genelkurmay’a, “bak›n siz de hutbeleri böyle kulland›n›z” diyerek mesaj veriyor. Biri laiklik tüccar›, ötekisi din tüccar›. Karfl›l›kl› “vurufllar” sürse de yoktur birbirlerinden farklar›.

DARBEC‹ TAYY‹P Bir yandan Genelkurmay’la iktidar kavgas› veren AKP lideri Tayyip Erdo¤an, öte yandan orduya ya¤ çekmeyi de ihmal etmiyor. (Resmen, daha önce “gözbebe¤imiz” demesindeki ya¤c›l›¤› yap›yor.) Bu kez ifli darbe savunuculu¤una, Genelkurmay’›n demokrasiye ne kadar sayg›l› oldu¤una kadar götürdü Tayyip Erdo¤an. Malezya gezisi s›ras›nda, New Straits Times Gazetesi’ne demeç veren Erdo¤an, “demokratik süreçte, politikac›lar taraf›ndan oluflturulan boflluklar olmuflsa, askerler bunu doldurmufltur.” dedi. Yani; 12 Mart’ta, 12 Eylül’de generaller bu bofllu¤u doldurmufllar demek ki! Zaten Erdo¤an’a göre bofllu¤u doldurmakta ilk hak sahibi olan da ordu. “Siz bir boflluk oluflturuyorsan›z, biri bunu dolduracakt›r. Askerlerin önceli¤i vard›r. Askerler demokrasiye sayg›l›d›r.” Asker “bofllu¤u doldurup” (her ne demekse ve boflluk oldu¤una nas›l kim karar veriyorsa!) darbe yapmakta hakl› demek ki! Baz› islamc› kesimler de, göstermelik aç›klamalara, giriflimlere aldan›p “12 Eylül ile hesaplaflma” ça¤r›s› yap›yordu Tayyip’e. B›rak›n hesaplaflmay›, öyle bir durumda darbeye ilk selam duracak bunlar olur. Taban›na da “takiyye yapt›k” der, olur biter. Bu kafan›n demokratl›¤›n› düflünün; cuntalar› kendince aklayan biri demokrat olabilir mi? ‹slamc›l›klar› gibi demokratl›klar› da sahtekarca, riyakarca.

*** Diyanet’in ‘Patronu’ MGK “Misyonerlik faaliyetlerinden kaygılanan Diyanet, ‹slam'ın korunması için MGK'ya baflvurdu.” Niye; “milli güvenlik” mi tehlikeye düflmüfl?! Devrimcilere karfl› hutbe vermekten, misyonerleri gözden kaç›rm›fl anlafl›lan Diyanet. Kurumsal olarak, çal›flma alan› olarak Diyanet ‹flleri’nin MGK ile ne ilgisi var? Hiçbir ilgisi yok. Ama, düzenin bütün kurumlar› gibi, onun da “patronu” MGK. Ülke gündemi gerekti¤inde MGK talimatlar verir, Diyanet hemen bu gündeme uygun bir “Cuma hutbesi” haz›rlar, Diyanet ‹flleri Baflkanlar› aç›klamalar yapar. Ölüm orucuna, islamc› gruplara yönelik aç›klamalar› hat›rlay›n. Tüm buna benzer hutbelerin kayna¤› MGK’d›r. Kim demifl Diyanet “siyasetler üstüdür” diye.


Ba¤›ms›zl›k Ulusall›k ve

peryalist iflgalin izleri ve iflgale karfl› yürütülen kurtulufl savafl›n›n miras›, halk›m›z›n kültüründe ve geleneklerinde çeflitli biçimlerde yer etmifltir. Bu tarihsel miras›n sonucudur ki, örne¤in genifl kitlelerde “emperyalistlerin içifllerimize müdahalesi” nefret ve tepkiyle karfl›lan›r.

Ulusall›¤› yok eden de, kullanan da oligarflidir Burjuvazi, bir yandan “küreselleflme ça¤›nda art›k s›n›rlar kalkm›flt›r... hiç bir ülkenin içiflleri diye bir fley kalmam›flt›r” propagandas›yla halk›n emperyalist müdahalelere karfl› duygular›n› etkisizlefltirmeye çal›fl›rken, ifline gelen durumlarda da bu duygular› kullanmaktan geri kalmam›fl, düzen partileri seçimlerde bunu seçim malzemesi yapm›fllard›r.

ANT‹-EMPERYAL‹ST ANT‹-OL‹GARfi‹K

DEVR‹M Ülkemizde özellikle 1950’lerden bu yana sürdürülen politikalar sonucunda ulusal duygular alabildi¤ine çarp›t›lm›fl, anti-emperyalist içeri¤i boflalt›lmaya çal›fl›lm›fl ve bu çarp›t›lm›fl ulusal duygular, düzen güçleri taraf›ndan pervas›zca istismar edilmifltir. Türk halk›n›n ulusal duygular› bazen flovenizme kanalize edilmifl, bazen katliamc› Genelkurmay’›n iflbirlikçili¤ine perde haline gelmifl, ço¤u durumda da düzen partileri için iktidar koltu¤una oturman›n arac› olarak görülmüfltür. Son y›llarda yap›lan bir çok araflt›rma, halk›m›z›n ezici ço¤unlu¤unun ABD’ye karfl› oldu¤unu, askeri, ekonomik politikalar›na karfl› ç›kt›¤›n› gösteriyor. ABD’nin d›fl›ndaki bir emperyalist blok olan Avrupa Birli¤i(AB) konusunda ise AB’nin ifl, afl, demokrasi anlam›na geldi¤i propagandas› bu oran› AB lehine de¤ifltirmifl olsa da, bu e¤ilim de zaman zaman örneklerini yaflad›¤›m›z gibi flu veya bu zeminde tersine de dönebilmektedir. Halk›m›z her durumda emperyalist güçlere karfl› en az›ndan ihtiyatl›d›r. Bunun hem tarihsel, hem güncel nedenleri vard›r. Tarihsel olarak 1920’lerdeki em-

Emperyalist müdahalelere karfl› duygular›n güncel nedenleri içinde ise en bariz olan› kuflkusuz IMF’dir. Zaman zaman NATO’ya, AB’ye yönelik tepkiler olsa da, IMF’ye yönelik tepki, tüm halk›n kat›ld›¤› bir tepkidir ve en güçlüsüdür. Emperyalist müdahalenin en gözle görülür biçimi olan özellefltirmeler ve birbiri peflis›ra uygulanan IMF paketleri sonucu, iflsizli¤in, açl›¤›n, yoksullu¤un iyice büyüdü¤ü, ABD veya AB’nin ülke yönetimini ve halk›n› afla¤›layan sömürgeci tav›rlar›n›n aleni hale geldi¤i, keza dünya çap›nda emperyalist sald›rganl›¤›n askeri sald›r›lara büründü¤ü, 1990’l› y›llar boyunca, halk›m›z›n emperyalist müdahalelere tepkileri de büyümüfltür. Gerek ABD’nin, gerekse de AB’nin sömürgecili¤i, o kadar pervas›z hale gelmifltir ki, geçmiflte “kapal› kap›lar ard›nda” sürdürülen diplomasi, sömürge ülkeleri iyice ezen bir alleniyet kazanm›flt›r. ‹flte bu koflullar içinde, 1999 seçimlerinde “milliyetçi” vurgulara a¤›rl›k veren partiler DSP ve MHP, beklenenin üstünde bir seçim baflar›s› elde etmifllerdir. Bugün de IMF’ye karfl› oluflan “ulusal” tepkiyi Genç Parti kendisine kanalize etmeye çal›flmaktad›r. Düzen partilerinin d›fl›nda, halk›n ulusal duygular›n› ve tepkilerini en çok kullanan ise, Genelkurmayd›r. Genelkurmay, kah düzen içindeki konumunu sürdürmek için, kah ulusal ve devrimci mücadeleyi bast›rmak için muhalif güçlerin “d›fl mihrak”l›, kendisinin ise “ulusall›¤›” demagojisine sürekli baflvurmufltur. Ulusall›k bilincinin eksik, yanl›fl, çarp›k flekillendi¤i koflullarda, kitlelerin ve hatta ayd›nlar›n, DSP’yi, Genç Parti’yi veya Genelkurmay’› “ulusall›k” ad›na desteklemeleri sürpriz de¤ildir.

‹fiB‹RL‹KÇ‹N‹N ULUSALCISI OLAMAZ! Türkiye’nin bugün bir “ba¤›ms›zl›k sorunu”nun oldu¤u bir avuç küreselleflmeci d›fl›nda çok genifl ke-

Say› 65 35 22 Haziran 2003


simler için aç›kt›r. Peki nas›l yürütülecek bu ba¤›ms›zl›k savafl› ve bu savafl› kimler yürütecek? Ba¤›ms›zl›k mücadelesinin asli güçleri ve ittifaklar› kimler olacak? Bu sorulara do¤ru bir cevap verebilmek, Türkiye’nin sosyo-ekonomik yap›s› konusunda net olmay› gerektirir. Birinci olarak; ülkemizdeki oligarfli içinde, hiç bir milli güç yoktur ve olamaz. Emperyalizmle iflbirli¤i içinde palazlanm›fl ve ayn› iflbirli¤i içinde iktidarlar›n› sürdürmektedirler. ‹kinci olarak; Ordu içinde ulusalc› kesimler, kifliler olabilir; ama ordu ve onun üst yönetimi kurum olarak “milli” de¤ildir ve olamaz. Emperyalizmin yeni-sömürgecili¤inin ve sömürge tipi faflizmin as›l dayana¤› ordudur. Zaman zaman mesela TÜS‹AD’›n “ilericili¤i” tart›fl›lsa da, kimse TÜS‹AD’›n “millili¤i” noktas›nda bir iddiada bulunmuyor. Ama s›ra Genelkurmay’a gelince, onu milli olarak gören genifl bir kesim bulunuyor. Bu yan›lg›n›n vehametini görebilmek için, yukar›da söyledi¤imiz gibi, ülkemizin mevcut ekonomik, siyasi yap›s›na ve bu yap› içinde ordunun rolüne bakmak gerek. Say› 65 36 22 Haziran 2003

2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› sonras›, emperyalizmin sömürü yöntemlerindeki en önemli de¤iflikliklerden biri aç›k iflgallerin geri plana çekilip gizli iflgalin ve yeni-sömürgecilik yöntemlerinin devreye sokulmas› olmufltu. Aç›k iflgallerin halkta yaratt›¤› ulusal tepkiler bu yöntem de¤iflikli¤indeki en önemli etkendi. Yeni sömürgecilikle birlikte emperyalizm görünüflte ordusunu, yöneticilerini sömürge ülkeden çekiyor, onun ba¤›ms›zl›¤›n› tan›yordu. Bu görünümün arkas›nda ise, ülke üzerindeki egemenli¤ini daha güçlü bir flekilde yeniden infla ediyordu. Emperyalizmin yenisömürgelerdeki as›l dayana¤›, yerli iflbirlikçi orduydu. Bu nedenle, bu süreç ayn› zamanda yeni-sömürgelerin "ulusal" ordusunu, ülkeyi emperyalizm ad›na iflgal eden, onun ç›karlar›n› koruyan gizli iflgal ordusuna dönüfltürme sürecidir. Yeni-sömürgelerde yap›sal olarak ordular›n yerinin belirleyicili¤ini bilen emperyalizm, askeri anlaflmalarla, askeri yard›mlarla ve askeri e¤itim programlar›yla ordu yönetim ve komuta kademelerini iflbirlikçilefltirmeyi sa¤lad›. Anlaflmalar›n ilk sonucu ordunun silah›ndan donuna kadar herfleyiyle emperyalizme muhtaç hale gelmesi ve emperyalistlerin izni olmadan ad›m atamaz noktaya getirilmesiydi. Öte yandan, Ordu üst yönetimi tekellerle içiçe geçirilerek, ç›karlar› bu düzenin sürmesiyle bütünlefltirildi. NATO, CENTO benzeri paktlarda ordunun emperyalistlerle birlikte hareket etme zorunlulu¤u pekifltirildi. ‹flbirlikçilefltirilen ordunun esas ifllevi art›k halk›n mücadele-

sini bast›rmak olaca¤› için, bu ordular iç savafla göre yeniden örgütlendirildi. ‹flte bu sürecin sonunda, ordu ulusall›ktan ç›k›p, emperyalizmin gizli iflgal ordusu, ç›karlar›n›n bekçisi haline gelmifltir. Genelkurmay’a-orduya karfl› söz söylemeyen, bu gerçe¤in gizlenmesine hizmet etmifl olur.

Ba¤›ms›zl›¤› savunmak, emperyalizmin iflbirlikçilerine karfl› da savaflmakt›r Ordunun 1950’den bu yana yapt›¤› her fley, bu bekçili¤in kan›t›d›r. Ordu içinde varolan ulusal niteli¤i a¤›r basan unsurlar, 27 May›s’ta ve 12 Mart’›n arifesinde bir ç›k›fl yapmak istemifller ancak, bu süreç, bu unsurlar›n tasfiyesiyle sonuçlanm›flt›r. Kendi iç tasfiyelerini de gerçeklefltirmifl bu ordu, art›k kelimenin tam manas›yla faflist bir ordudur. Ordunun Osmanl›’da 1908 devriminde, 1920’de kurtulufl savafl›nda ve sonraki “cumhuriyet devrimleri”nde oynad›¤› rolü anlatarak bugünkü ordunun millili¤ini, ilericili¤ini kan›tlamaya çal›flanlar, aradaki 60 y›l› yok say›yorlar. Oysa bu 60 y›lda neler yafland›? Kore’de, Somali’de emperyalistlerin ç›karlar› için savaflt›. NATO’yla birlikte emperyalistlerin ç›karlar› için Yugoslavya’ya bombalar ya¤d›rd›. Amerika’yla, ‹srail’le onlarca anlaflma ve iflkence, katliam, provokasyon iflbirli¤i yapt›. Emperyalizmin düzeni sürsün diye, ba¤›ms›zl›¤›, devrimi savunan binlerce devrimciyi, vatanseveri katletti. Cuntalar yapt›. Halk› zapt-› rapt alt›nda tutmak için anayasalar yapt›. E¤er bugün ülkemizde IMF hüküm sürüyorsa, sorumlular›ndan biri ordudur. Ülkemizdeki her türlü karfl› devrimci faaliyetin, Susurluklar›n, kontrgerillan›n, her türlü iflkence ve katliam›n, bask› ve terörün uygulay›c›s› ordudur. ‹flte millili¤i, ilericili¤i iddia edilen ordu bu ordudur. Bu noktada söylenecek fley çok k›sa ve kesindir: iflbirlikçinin ulusalc›l›¤›, katliamc›n›n ilericili¤i olmaz. Bu tart›flmaya aç›k olmayan bir hükümdür. Orduyu ulusalc› olarak, gericili¤e karfl› bir güç olarak gören kesimler, çeflitli konularda ilerici, demokrat yanlar› da olan kesimlerdir. Bu nedenle, en baflta bu kesimlerin yan›lg›lar›n› görmeleri önemlidir. Ordunun bu niteli¤ini görmeyenler, onun hakk›nda yan›lg›lara düflenler ülkemizde hemen her zaman olmufltur. Örne¤in 12 Mart darbesi öncesi de yine bafl›n› ayd›nlar›n çekti¤i baz› devrimci, demokrat kesimler, ordunun devrimci geleni¤inin hala sürdü¤ünü sanarak ona bel ba¤layabilmifl, bir cunta arac›l›¤›yla gelecek devrim hayalleri ile yaflam›fllard›r. Bu dönem orduyu do¤ru bir flekilde tahlil eden ve yerli yerine


oturtan Mahir Çayan’d›r. Sonraki otuz y›l, flimdi belli yanlar›n› tekrar etti¤imiz bu tahlilleri sat›r sat›r do¤rulam›flt›r. B›rak›n Genelkurmay’›n milli¤ini, TÜS‹-

D›fl Güçler, fier Güçler

AD’›n ilericili¤ini, tam tersine, Türkiye’deki ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesi ayn› zamanda bunlara karfl› mücadeledir. Genelkurmay’›n düzen içindeki statükosu-

Generaller, hükümetler, M‹T-polis flefleri, ne zaman aç›klayamayacaklar›, izah veya itiraf edemeyecekleri bir fleyle karfl›laflsalar, a¤›zlar›nda haz›r bir kal›p vard›r: “D›fl güçler”in ifli.

nu korumak için ikide bir ileri sürdü¤ü “‹çiflle-

Devrimci eylemler “d›fl güçler”in ifli!

rimize kar›fl›lmas›n” millili¤i, sadece katliamc›-

Kürt sorunu “d›fl güçler”in ifli.

l›k özgürlü¤üdür.

‹flkence, infaz elefltirileri, “d›fl güçler”in ifli.

Genelkurmay’la ittifak halinde ba¤›ms›zl›k

Demokratikleflme talebi “d›fl güçler”in ifli.

savunulamaz. Genelkurmayla ittifak, tersine,

Devrimci örgütler “d›fl güçler”in ifli.

yeni sömürgecili¤i ve ülkemizin emperyalizm

‹ki soru soral›m:

taraf›ndan iflgal (gizli iflgal) edilmifl oldu¤u ger-

1) D›fl güçler kimler?

çe¤ini gizlemeye hizmet eder.

2) D›fl güçlerle iflbirli¤i içinde olanlar kimler?

Emperyalizmin ekonomik, siyasi, askeri müdahalelerinden ulusal gururu incinenlerin yapaca¤›, orduya yanaflmak de¤il, emperyalizmin bu müdahalelerini mümkün k›lan tüm iflbirlikçi kesimlere (ordu da buna dahildir) karfl› mücadele etmektir. Tersi durumda ortaya, CIA’n›n e¤itti¤i MHP’li komandolar›n milliyetçili¤i gibi, NATO’ya ba¤l› TSK generallerinin milliyetçili¤i gibi milliyetçilikler ç›kar ki, bunlar sahte milliyetçiliktir. Milliyetçili¤in en baya¤› flekilde istismar›d›r. Ulusal gurur, ancak emperyalistler karfl›s›nda direnifl duygusuyla bütünleflti¤inde ulusal gururdur. Bugün en büyük vatanseverlik halk›n kan›n› dökenlere karfl›, tüm dünyada imparatorluk kurmak isteyenlere ve onlar›n her ülkedeki iflbirlikçilerine karfl› ba¤›ms›zl›k için savaflmakt›r. ‹flte anlat›lan bu koflullar sonucudur ki; Türkiye’nin ba¤›ms›zl›k sorunu, anti-emperyalist, anti-oligarflik devrim mücadelesinin bir parças› olarak çözülebilir. Emperyalizmle iflbirli¤i içindeki hiç bir kesimin ulusall›¤› yoktur ve halk›n anti-emperyalist savafl›n›n, ba¤›ms›zl›k mücadelesinin ittifak› olamazlar. Türkiye halk›n›n ulusal duygular›, düzenin istismar›ndan kurtar›l›p devrimci bir yön verilebildi¤i ölçüde bu, güçlü bir anti-emperyalist dinamik demektir. Gerçek vatanseverlerin görevi budur.

Ve buyrun cevab›na birlikte bakal›m. “D›fl güçler” denilince herkesin anlad›¤› tek bir güç var: Emperyalizm. Kimi Avrupa’y›, kimi ABD’yi kastediyor olsa da, neticede emperyalistler. Do¤rudur; emperyalistler, bizim ülkemiz aç›s›ndan “D›fl güçler” konumundad›r. Peki onlarla iflbirli¤i, ittifak içinde olanlar devrimciler mi, yoksa düzen güçleri mi? Emperyalizmle yap›lan ve ço¤u da gizli tutulan yüzlerce anlaflmay› kim imzalad›? IMF, Dünya Bankas›, NATO, Birleflmifl Milletler, AB gibi o sözü edilen “D›fl güçler”in denetimindeki kurumlara kim üye? Amerika'da, Avrupa'da villalar›, ifl merkezleri ve “d›fl güçler”in bankalar›nda milyonlarca dolar› olanlar kimler? Kimler e¤itimlerini yurtd›fl›nda yap›yor? Kimler tatillerini yurtd›fl›nda geçiriyor? Kimlerin bir aya¤› New York'da, Londra'da, Paris'te? M‹T'i, generalleri, polisi, kim e¤itiyor? “D›fl güçler”den kredi alan, “D›fl güçler”den ald›klar› silahlar› kullananlar kim? O “d›fl güçler”, ekonomik, siyasi, askeri tüm desteklerini, devrimcilere de¤il, oligarfliye vermiyorlar m› ony›llard›r? Bugüne kadar devrimcilerin Avrupa emperyalistleriyle veya ABD’yle yapt›klar› tek bir gizli-aç›k anlaflma, onlardan silah, para yard›m› ald›klar›na dair tek bir kan›t gösterememifltir kimse. Çünkü yoktur. Ama ya herkesi “d›fl güçlerin oyunca¤›” olmakla suçlay›p duranlar; onlar›n d›fl güçlerle iliflkileri için kan›t aramaya bile gerek yok. Her fleyleri “d›fl güçler” olmufl. Etle t›rnak gibiler d›fl güçlerle. Ülkenin yönetiminden beyinlerine kadar her fleylerini d›fl güçlere teslim etmifller. D›fl güç, iç güç içiçe girmifl; ikisi olmufl fler güç!

Say› 65 37 22 Haziran 2003


Oligarflinin Düflman ‹lan Etti¤i, Din Tüccarlar›n›n Kulland›¤›, Safl›klar›n› Yitirmeyen Türbanl› K›zlar;

Bizim Kızlarımız 15 Haziran tarihli Zaman Gazetesi’nde Nuriye Akman’›n röportaj yapt›¤› üç türbanl› k›z›m›z neler yaflad›klar›n› anlatt›lar. Akman’›n da giriflte belirtti¤i gibi, eminiz ki, “anlattıkları, anlatabileceklerinin binde biri bile de¤il”. Ama bu bile 6 y›ll›k sürecin sonunda ortaya ç›kan dramatik tabloyu görmek için yeterlidir. Faflizmin bask›yla, zorla ruhlar›n›, inançlar›n› bir mengene aras›na al›p ezmeye çal›flt›¤› genç k›zlar›m›z›n bir ço¤u okullar›ndan olmakla kalmad›lar. Kendi ayaklar› üzerinde durmaya karar veren, bir kiflilik kazanan devrimcilerin de s›kça yaflad›¤› gibi, düzen ideolojisi ile flekillenmifl aileleri taraf›ndan soka¤a at›lanlardan tutun da, kendine islamc› diyen, flu bu tarikattan olan din tüccarlar›n›n “ikinci efl” teklifleriyle de karfl›laflt›lar. Say› 65 38 22 Haziran 2003

Karfl›lar›na bütün kurumlar›yla DÜZEN ç›km›flt›. Faflist devletiyle, gerici aile kurumuyla, yüzüne din maskesi takm›fl tüccarlar›yla, “evinin kad›n›” olmas›ndan baflka hiçbir de¤er vermeyen “cemaat” yap›lar›yla düzen dikildi karfl›lar›na.

Oligarşinin ve Din Tüccarlarının Ortak Eseri Ayr›mc›l›¤a Karfl› Kad›n Haklar› Derne¤i Kurucusu Hacer Yıldız, hukuk ö¤rencisi bir arkadafllar›n›n ailesinin bask›lar›n› flöyle anlat›yor; “Kendisi de tesettürlü olan annesi her sabah ona flöyle diyordu: ‘Sen bu kadar yıl bize masraf yaptırdın. fiimdi ne ifle yarıyorsun?’ Arkadaflımız diyordu ki: ... Kendimi geneleve satılmıfl da geri evine gelmifl biri gibi hissetmeye baflladım. Daha fazla tahammül edemezdim.” Bir baflkas›n›n üzerine kap›lar›n kilitlendi¤ini, bir ötekisinin yan›nda “bekçiyle” dolaflt›r›ld›¤›n› anlatan Y›ld›z, bafl› zorla açt›r›lanlar›n da, açmay›p okulunu terk etmek durumunda kalanlar›n da kifliliklerinin y›prand›¤›n› belirtiyor.

Kurulu düzenle her ne biçimde olursa olsun çat›flma içine giren genç k›zlar›m›z, genç erkeklerimiz her zaman devletle birlikte ailelerini de karfl›lar›nda bulmufllard›r. Aile kurumu, bizim gibi toplumlarda statünün korunmas›n›n en önemli ayaklar›ndan biridir. Bu sürecin bafl›n› düflünelim; türbanl› k›zlar›m›z›n saf duygular›n› kullanan partiler, tarikatlar, din tüccarlar› daha m› az sorumludur bu tablodan? Siyasi rant elde etmek için türban› kullanan tarikatlar, “islamc›” partiler de bu drama ortakt›r. Hiçbiri o k›zlar›m›z›n yan›nda de¤il flimdi. Yan›ndaym›fl gibi görünen de sorunu gündeme getirmekten, çözüm için mücadele etmekten çok oyalamaya çal›fl›yor. Muhalefette olansa, iktidardaki “islamc›ya” gol atmak için gündeme getiriyor. Sorunlar› hiçbir zaman hak ve özgürlükler, k›zlar›m›z›n türbanlar› olmad›. Nas›l ki, Genelkurmay için laiklik iktidarlar›n› koruman›n arac›ysa, türban da din tüccarlar› için iktidar kavgas›nda bir araçt›r. Bugünse, onlarla ilgilenmenin bafllar›na bela getirece¤ini düflünerek uzak duruyorlar. AKP bunun en bariz örne¤idir. Meclis Baflkan›’n›n eflinin türban›yla durum kurtar›lmaya çal›fl›l›yor. Hat›rlay›n meydanlarda “türban sorununu” a¤›zlar›na almamak için meydanlarda slogan atanlar› bile susturmufllard›. fiimdi alavere dalavere ile genç k›zlar›m›z› oyalamaya devam ediyorlar. Tesettür defileleri ile bir yandan tabanlar›na mesaj verirken gerçekte burjuva s›n›f›ndan olduklar›n›, “ayak tak›m›” türbanl›lardan ne kadar farkl› olduklar›n› koymaya çal›fl›yorlar. Mesela, bu röportaj› (dolay›s›yla türban sorununu) gazetesine tafl›yan Fethullah kullananlar›n en bafl›ndad›r. Her dönem bütün iktidarlar›n en yak›n›nda olmay› baflarm›flt›r Fethullah.

Din Tüccarlarının Cinsel ve Emek Sömürüsü “Doktor muyum, avukat mıyım, ö¤retmen miyim? De¤ilim. O zaman ben neyim? fiimdi ne yapmalıyım? Annemle babam da beni istemiyor. Müslüman kimli¤e sahip bir yerden ifl istemeliyim” diye düflünüyor. ‹fle alınanlar oldu fakat bazı zengin müslüman erkekler, bu durumdaki ma¤dur kızlara ikinci efl olmayı teklif ettiler. Böyle 100’den fazla örnek var. Tepki gösterdik. Ama onların savunması flu: “Ne var ki bunda? Ona ev verebilirim, para verebilirim, ne hayır yapmak istiyorsa yapsın, ne okumak istiyorsa okusun.” “Ben yaflamadım ama arkadafllara ifl baflvuruları sırasında bu tür teklifler (ikinci efl olma


teklifi) geldi¤ini biliyorum. Ayrıca herkesin 300 milyona çalıfltı¤ı polikliniklerde, bizim arkadaflları 120, 150 milyona çalıfltırıyorlardı. Ve bu iflyerleri, muhafazakar dedi¤imiz kurumlardı.”

da, türban› esas olarak siyasi bir ranta dönüfltürmek isteyenler yaln›z b›rakt›lar onlar›. Ve bu hayatlardan dramatik öyküler do¤du.

‹nançlar›na sald›r›lm›fl, aileleri taraf›ndan, “arkan›zday›z” diyen tarikatlar ve “islamc›” partiler taraf›ndan yüzüstü b›rak›lm›fl ve bu koflullarda kifliliklerini bulma, özgürleflme mücadelesi veren genç k›zlar›m›za “soka¤a düflmüfl” muamelesi yapan, onlardan faydalanmaya çal›flan bir anlay›fl›n müslümanl›kla, dinle ne alakas› var.

‹nançlar›, emekleri sömürülen genç k›zlar›m›z bir yandan hak ve özgürlükleri için mücadele ederken, öte yandan inançlar›n› istismar eden bu din tüccarlar›na karfl› da bayrak açmal›d›rlar. Onlar, türbana savafl ilan eden bu düzenin bir parças›d›r. Yüzlerine geçirdikleri “islamc›”, “muhazakar” maske sizleri aldatmamal›d›r.

Bu resmen burjuvazinin kültürüdür, ahlak›d›r. “‹kinci efl” diyerek dini bir k›l›f geçirmeleri, tüccarl›kl›klar›ndan. Beyinlerinin içi pislik yuvas›na dönmüfl. Ahlaki olarak her türlü çürümenin içinde, burjuvaziye ait ne varsa üzerine din, islam cilas› çekerek yafl›yor. Emek sömürüsü sadece bu k›zlar›m›z›n karfl›laflt›¤› bir durum da de¤il. Binlerce tarikat holdinginde, tarikat üyesi genç erkek ve kad›nlar korkunç bir emek sömürüsü alt›ndad›rlar. “Dine, tarikata hizmet” gibi sunulan bu sömürü sayesinde yeflil dolarlar›n üzerinde oturan tarikat holdingleri iflbirlikçi tekelci burjuvazi ile yar›flacak duruma geldiler. “Türban sorununu çözece¤iz” diye diye iktidara gelen “islamc›” partilerin ilk ifli tarikat holdinglerinin sorunlar›n› çözmek oldu. ‹haleler onlara verildi, özellefltirmelerden onlar nemaland›r›ld›. Kombassanlar, Albayraklar hep böyle do¤du. Saf inançlar dolara tahvil edildi. ‹stisnai olarak kimi gruplar sahiplenmifl olsalar

Kızlarımız Uyanıyor “Zihinsel bir devrim oldu. Kızlar Türkiye’yi, dünyayı ve kendilerini keflfettiler. Sürecin tek artısı buydu.” Do¤ru! K›zlar›m›z düzeni tan›maya bafllad›lar. ‹çinde yaflad›klar› ülkeyi, Türkiye gerçe¤ini tan›maya bafllad›lar. Onlar›n saf inançlar›na, ayakta kalma, kimliklerine, kifliliklerine sahip ç›kma mücadelelerine sayg› duyuyoruz. Safl›klar›n› yitirmedikleri sürece, bilimsel gerçe¤i de ö¤renecekler, Türkiye gerçe¤inin gördüklerinin, yaflad›klar›n›n çok daha ötesinde oldu¤unu da eminiz anlayacaklard›r. Bu yan›yla ortaya ç›kan tablo her ne kadar dramatik olsa da, zulmün yaratt›¤› tahribat› ruhlar›nda hissediyor olsalar da, uyan›fllar› kazan›md›r.

Tayyip Erdo¤an’a ‹slamc› Kesimden Tepkiler "Sab›kal›" Baflbakan'a "Sicili Kirli" Protesto! “.... Bizzat kendisi de geçmiflte düflüncelerinden dolay› yarg›lanm›fl, mahkum olmufl birisi olarak Erdo¤an'›n, adli sicil kay›tlar›n› bu kadar önemsemesini garip ve anlafl›lmaz buluyoruz. Ayn› flekilde Vakit Gazetesi'nin yay›n›nda da öne ç›kt›¤› üzere bu gençlerle ilgili olarak verilmek istenen ‘kirli geçmifle sahip kifliler’ imaj›n›n ne kadar çirkin ve haks›z bir u¤rafl oldu¤unu vurgulamak isteriz. ... ‹snad edilen bu suçlamalar bize kal›rsa suç de¤il, ancak onur kayd› say›l›r. Genifl kitlelerin ölüm sessizli¤ine büründü¤ü, büründürüldü¤ü bir ülkede genç bir insan cezaevlerinin hücrelefltirilmesine, siyonist sald›rganl›¤a, ABD'nin Afganistan ve Irak'a yönelik iflgallerine karfl› ç›km›fl ve bundan ötürü gözalt›na al›nm›flsa yanl›fll›k, çarp›kl›k bu insani tepkileri veren insanda de¤il, bunu bir karalama vesilesi olarak sunan yaklafl›mda aranmal›d›r. Bu vesileyle Baflbakan Erdo¤an'›n kendisine yöneltilen elefltirel soruyu cevapland›rmak yerine soruyu soranlar›n sicilini ‘leke-

li’ olarak de¤erlendirmesini k›nad›¤›m›z› belirtiyoruz.” Özgür-Der *** “Baflta ‹stanbul Emniyet Müdürü olmak üzere güvenlik görevlilerinin Baflbakan'›n sözlü uyar›lar›n›n aksine davran›fl sergilemesi oldukça düflündürücüdür. Bir baflka düflündürücü olay da salonda bulunan kitlenin eylemci ö¤renciye yönelik ‘D›flar›, d›flar›’ fleklinde alk›fll› tempo tutmalar›d›r. ... ‹fade özgürlü¤ünü kullanmak isteyen birine yönelik gösterilen bu tav›r farkl› düflüncelere tahammülsüzlü¤ün d›flavurumudur. ... ...As›l kayg› verici geliflme, toplant› sonras› Baflbakan'›n aç›klamalar› ile yaflanm›flt›r. Say›n Baflbakan sözkonusu aç›klamas›nda; protestocu genç k›z› bir provokatör olarak tan›mlam›fl ve sicilinin lekeli oldu¤unu belirtmifltir... Say›n Baflbakan'› temel insani de¤erler konusunda objektif ve tutarl› davranmaya davet ediyoruz." Mazlum-Der

Say› 65 39 22 Haziran 2003


A yn› S afta

na karfl› ç›kmakta ve bu karfl› ç›k›fl› birlikte gerçeklefltirmekte birleflmiflti. Halk›m›z›n da ezici ço¤unlu¤u sald›r›ya karfl›yd›. Ama bu iki olgu, meydanlar› doldurmam›za yetmemiflti. Çünkü birincisi; sol kitle içinde örgütlü de¤ildi.

Sol ve örgütlenme 1990’l› y›llar, Türkiye’de reformizmin sol üzerindeki tahribatlar›n›n çok ciddi boyutlara ulaflt›¤› bir dönem olarak geçti tarihimize. Avrupa’n›n, oligarflinin deste¤inde ve icazetinde gerçekleflti bu tahribat. Tahribat gerçekte solun hemen her konuyu yeni bafltan ö¤renmesini gerektirecek boyutlardad›r. Sol ve devlet, sol ve örgüt, sol ve kültür, sol ve ahlak, sol ve yasall›k-illegalite... Uzay›p gider bu liste. Bu listenin en tahripkar parçalar›ndan biri, örgüt ve örgütlenme konusunda reformizmin oluflturdu¤u kültürdür. Devrimci örgüt reddedilmifl, buna ba¤l› olarak devrimcilerin kitle içinde örgütlenmeden anlad›¤› de¤ifltirilmifl, dejenere edilmifltir. Say› 65 40 22 Haziran 2003

ABD sald›r›s›na karfl› sürdürülen mücadele, örgütlenme tarz›ndaki dejenerasyonun ve zay›fl›¤›n tüm ç›plakl›¤›yla görülmesine vesile olmufltu. Tüm sol, farkl› vurgularla da olsa, ABD sald›r›s›-

Sivil toplumculuk, kitle içinde de¤il, kurumlar baz›nda örgütlenmeyi esas al›yordu çünkü. Sendika, dernek, oda yönetimlerine hakim olmakla, o sendikan›n, derne¤in, odan›n tüm üyelerini harekete geçirebilece¤i yan›lg›s›n› yaflad› bir süre. Baflta oportünizm olmak üzere bir çok kesimde de bu anlay›fl etkili oldu. Ama her yan›lg› gibi bu da ömrünü tamamlad›. Hayat, bunun böyle olmad›¤›n› ve olamayaca¤›n› gösterdi. Reformizm, örgütlemiyor; örgütlemedi¤i gibi, kendisinin d›fl›nda örgütlenmeye de engel oluyordu. “Örgüt fobisi”ni y›llarca sürdürdüler. Bir yandan devlet korkutuyor, bir yandan onlar. Sonuç, kitleyle do¤rudan ba¤lar› olmayan siyasi hareketler. ‹kincisi; örgütlü kitle de, faflizmin oldu¤u bir ülkeye göre örgütlenmifl de¤ildi. Bar›fl, diyalog, sivil toplumcu anlay›fl›yla örgütlenen kitlenin eylemleri de icazet s›n›rlar›n› aflam›yor. Yayg›n eylemliliklerine ra¤men etkisiz kalan sendikalar›n, Kürt milliyetçilerinin durumu bunun sonucudur. Demek ki sadece örgütlemek de yetmiyor. Direnifle göre flekillenen bir örgütlenmeye, ruh ha-

Hapishanelerden habersiz bir avukat ya da niyet farkl›! “Siyasi mahpusların serbest bırakılması gündemde”ymifl. 17 Haziran tarihli Evrensel Gazetesi’nde Av. Kamil Tekin Sürek “Siyasi Genel Af” bafll›kl› yaz›s›nda böyle yaz›yor. EMEP’in “gündem” tesbitleri sab›kal›d›r. Onun gündem dedi¤inin gündem olmad›¤›na, gündem de¤il dedi¤inin gündem oldu¤una s›kça tan›k olunmufltur. Bu nedenle, bu tesbitinin fazla bir önemi bulunmuyor. Fakat, yazar bu görüflünü kan›tlamak için, oligarflinin zaten aff› fiilen uygulad›¤›n› söyleyerek biraz ileride flunlar› yaz›yor. “fiu anda, F tipi cezaevlerinde neredeyse siyasi mahpus kalmadı. Önceleri PKK’li mahpuslar dıflındakilere uygulanan bu politika, son günlerde PKK’li mahpusları da kapsayacak biçimde geniflletildi.” Kamil Tekin Sürek, bu kadar m› dünyadan ve hapishanelerden habersiz? Üstelik ceza da-

valar› avukat›. Oligarfli zaten “af”f› örtülü olarak gerçeklefltiriyor diye bir “tez” at›yor ortaya, sonra onu kan›tlamak için de gerçe¤i çarp›t›yor.

Hayal dünyas›nda yafl›yorsunuz. Hayallerinizi gerçekmifl gibi gösterebilmek için 107 flehit verilen bir direnifle karfl› sorumsuzluktan kaç›nm›yorsunuz. Böyle devrimcilik olmaz. Devrimcilerin af isteyip istemeyece¤ini de¤il, devrimcilerin kültürünü tart›flmal›y›z sizle önce. Katliam bakanl›¤›n›n “böyle bir sorun yok” propagandas›na da dolayl› yoldan destek verdi¤inizin fark›nda de¤il misiniz? Karfl›m›zdaki “hapishanelerden habersiz bir avukat” m›, yoksa haberli oldu¤u bir gerçe¤i çarp›tmakta hiç bir sak›nca görmeyen bir politikac› m›? F tipleri “gündeminiz de¤il” ya, nereden bileceksiniz? Senin ölçün belki de girdi¤in TDKP davalar›ndan yatan tutsaklar olmal›. Onlardan pek kalmam›flt›r belki de. Onlar›n d›fl›ndakileri bilmiyorsan, sorup ö¤renmelisin.


line sahip olmal› o örgütlülük. Sivil toplumculu¤a göre flekillenen örgütlenme anlay›fl› ise, direniflçili¤i çürütmekte, düzen s›n›rlar› içine çekmektedir. Üçüncüsü; sorun ayn› zamanda ideolojiktir. Devrimci örgütlenme reddedilmifl, bireycilik kutsanm›flt›r. Bireycili¤i yayg›nlaflt›rmak, örgütlenmeyi tasfiye etmekle ayn› fleydir. Reformizmin temel açmazlar›ndan biri budur; bir yandan bireycili¤i kutsar, anti-örgüt propgandas› yaparken, “parti olmayan parti”nin propagandas›n› yaparken, ayn› zamanda örgütlenmeye de çal›flmak tam bir tezat oluflturmaktad›r. “Çelik çekirdek”, “örgüt disiplini” gibi kavramlar onlara göre Stalinci kültürün parçalar›d›r, reddedilmelidir. Bu kavramlar için s›k s›k “arkaik” düflünceler, “arkaik” deyimler nitelemesine baflvururlar. Arkaik, felsefede “eskiça¤, eski biçim, eski sözcük, eski deyim” anlam›nda kullan›l›r. Evet, onlara göre öyle çelik çekirdek gibi, örgüt disiplini gibi, hatta can›n› vermek gibi kavramlar, ça¤d›fl›d›r. Eskiça¤a aittir. Veya baflka deyiflle, Cohn Benditt’in deyifliyle “tafl devri düflünceleri”dir. Sivil toplumcu kafa, legalizme ait bir kafad›r. Dolay›s›yla onun politikalar›n›n, mücadelesinin s›n›rlar› düzen taraf›ndan çizilir. Onun d›fl›na ç›kmay› düflünmez, düflünemez. Oysa tüm sol, düflünmeli: Nas›l bir örgüt, nas›l bir çal›flma tarz› ve örgütlenme anlay›fl›?

Bu kadar bilgisizlikle af üzerine, hapishaneler üzerine politika üretilebilir mi? Evet üretilebilir, iflte böyle olur. Ad›na politika denirse! Peki F tiplerinde neredeyse mahpus kalmam›flsa, nereden ç›k›yor bu ölüler, nereden ç›k›yor bu yeni ölüm orucu ekipleri? Bilgisizli¤in s›n›r› vard›r, bilgisiz haddini bilir, ama sorumsuzlu¤un s›n›r› yok. Yaz›s›n›n devam›nda bir fley daha belirtiyor Tekin Sürek: “Bazı sol çevreler ise, ‘devrimciler devletten kendilerini affetmesini istemez’ diyerek, bu konudaki çalıflmaları elefltiriyor.” Evet elefltiriyor. Bu yeni bir tart›flma de¤il. Ama çok do¤ru ve çok gerekli bir tart›flmad›r. Evet, tekrarl›yoruz; DEVR‹MC‹LER AF ‹STEMEZ! ‹steyenin de devrimcili¤i tart›fl›l›r. Türkiye devrimci hareketinin gelene¤inde de af istemek gibi bir fley yoktur. Bir kaç reformist partinin bugün “af” istiyor olmas› gelene¤i de¤ifltirmez. Af, örtülü veya aç›k, piflmanl›kt›r. Hiç bir “taktik”, “politik manevra” gerekçesiyle meflrulaflt›r›lamaz.

‹ZM‹R: TEMEL HAKLAR KURULDU

“fiimdi S›ra Sizde!” Temel Haklar ve Özgürlükler derneklerine yenileri eklenmeye devam ediyor. Geçti¤imiz hafta ‹stanbul’da Anadolu Temel Haklar ve Elaz›¤ Temel Haklar’›n kuruluflunu duyurmufl ve hak ve özgürlük mücadelesini büyütmek için örgütlenmeliyiz, Temel Haklar’› ço¤altmal›y›z demifltik. Hak ve özgürlükler mücadelesinde bir mevzi de ‹zmir’de aç›ld›. ‹zmir Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 10 Haziran günü tüzel kiflili¤ini kazanarak faaliyetlerine resmen bafllad›¤›n› duyurdu. ‹zmir Temel Haklar dergimize gönderdi¤i aç›klamas›nda hak ve özgürlükler mücadelesindeki kararl›l›¤›n› flu ifadelerle dile getirdi: “yap› yükseliyor, türkü söyler gibi ‹zmir sokaklar›ndan. Naz›m'›n dedi¤i gibi; “yap› yeri toz, toprak, çamur, kar / Yap› yerinde aya¤›n burkulur, ellerin kanar.” Hak ve Özgürlükler mücadelesi zorludur, fedakarl›k ister ülke topraklar›nda onca y›ld›r sürdürülen mücadelede biz var›z diyor, gün gelecek aya¤›m›z burkulacak, gün gelecek ellerimiz kanayacak ve tüm bunlar› göze alarak ç›k›yoruz yola.” Temel Haklar’›n ülkenin dört bir yan›na yay›lmas›, her kentte, kasabada, köyde, her gecekondu mahallesinde kurulmas› umudunu dile getiren ‹zmir Temel Haklar, bir ad›m öne geçmenin gururuyla, “flimdi s›ra sizde” diyerek “geride kalanlara” sesleniyor. ‹zmir Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nin adresi: 898 Sok. No. 5 Kat. 4 Gümrük/‹zmir

ADANA: KURULTAY’DA ÖLÜM ORUCU fiEH‹TLER‹ ANILDI Adana’da 14.06.2003 tarihinde Adana Tutuklu Hükümlü ve Kay›p Ailelerinin Haklar›n› Koruma ve Dayan›flma Derne¤i Genel Kurul toplant›s› yap›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n› yapan Beyhan Peynirci ölüm oruçlar›na, ABD sald›rganl›¤›na ve yeni ‹fl Yasas›’na de¤indi. Konuflman›n ard›ndan tüm devrim flehitleri ad›na kurultaya kat›lan yaklafl›k 80 kifli, 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. Dernek raporunu ve faaliyetlerinin okunmas›n›n ard›ndan yeni yönetimi belirlemek için yap›lan oylamada; Baflkanl›¤a Eyüp fiahin, Sekreterli¤e Beyhan Peynirci ve Saymanl›¤a Ömür Çal›fl›r seçildi. Kongreye kat›lan Adana Gençlik Derne¤i’nin Fidan Müzik Toplulu¤u türküleriyle efllik etti. Ayr›ca tiyatro ve fliir dinletisi verdi. Yaflatmak ‹çin Öldüler VCD’si konuklara izlettirildi. Kurultaya kat›lan ‹HD, SDP ve DEHAP verdikleri mesajlarla Dayan›flma Derne¤ini desteklerini sundular.

Say› 65 41 22 Haziran 2003


Dünya’dan OAS Toplant›s›:

ABD: “Teröre karfl› birleflelim...” Latin Ülkeleri: “En büyük sorun

yoksulluk”

Say› 65 42 22 Haziran 2003

Amerika Devletleri Örgütü (OAS) toplant›s›nda, ABD Dıfliflleri Bakanı Colin Powell’in, Latin Amerika ve Karayip ülkelerini (33 ülke) Küba’ya bask› yapmaya ça¤›rmas› Amerika aç›s›ndan tam bir bozguna dönüfltü. Ony›llard›r her türlü darbeyi, katliam› destekledi¤i, halklar›na her türlü ac›y›, sefaleti yaflatt›¤› Latin Amerika ülkeleri, ABD’nin dayatmalar› sonucu Küba’n›n yer almad›¤› toplant›da bu iste¤i geri çevrirken, “terörizm” demagojilerine de prim vermedi. ABD ad›na toplant›ya kat›lan Powell, “zorbalara, kaçakçılara ve teröristlere karflı birleflmeliyiz” diye konuflurken, Latin Amerika ülkelerinin cevab› dünya gerçe¤ini gözler önüne seriyordu: “Esas tehlike toplumsal krizlere yol açabilecek, hızla artan yoksulluk ve adaletsizliktir.” Böylece OAS örgütünün tarihinde ilk kez ABD’nin getirdi¤i teklifler reddedilmifl olurken, Amerikan iflbirlikçisi hükümetlerin yönetimde oldu¤u ülkelerin temsilcileri dahi ona arka ç›kamad›lar. Küba’da sosyalizme karfl›, Kolombiya’da iktidar için savaflan devrimcilere karfl› bask›, katliam, provakasyon ve sald›r›lar›na destek isteyen Amerika; b›rak›n destek bulmay›, Küba’ya uygulad›¤› ambargosunun da elefltirilmesine yol açt›. Elbette bu tav›rda tek bafl›na Latin Amerika ülkelerinin yaflad›¤› ABD kaynakl› yoksulluk, adaletsizlik ve bask›lar etken de¤ildi. Ayn› zamanda Latin halklar› Irak’ta yaflananlara tan›k oldular. Karfl›lar›nda bir iflgalci oturuyor ve demokrasiden, zorbal›ktan, terörden sözediyordu utanmadan. ABD en son tokad› ise, Amerika Genel ‹nsan Hakları Komisyonu üyeli¤ine önerdi¤i Martinez’in kabul edilmemesiyle yedi. Çünkü Rafael Martinez, ABD’de kurulu bulunan ve Küba devrimini yok etmek için faaliyet gösteren Küba-Amerika Cumhuriyet Partisi yetkililerinden biriydi.

fiengül Frankfurt'ta An›ld› Frankfurt'ta, feda flehidi fiengül Akkurt için bir anma yap›ld›. fiengül flahs›nda devrim flehitleri an›s›na bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan anmada; feda savaflç›s›n›n mektubunun okunmas›n›n ard›ndan, Cephe aç›klamas› okundu. Cephenin feda gelene¤ini anlatan konuflmalar›n ard›ndan, okunan fliirler ve sahiplenme ça¤r›s›yla anma sona erdi.

➥ Commandante CHE GUEVARA’y› Yüzbinler And› Ernesto Che Guevara do¤umunun 75. y›l›nda mezar› bafl›nda düzenlenen ve yüzbinlerce Kübal›’n›n kat›ld›¤› bir törenle an›ld›. Yoldafl› Castro’nun da kat›ld›¤› törenler, Che’nin mücadelesine yak›fl›r flekilde, emperyalizmi protesto gösterisine dönüfltü. Enternasyonalist devrimcinin anmas›nda konuflan Castro, Küba’ya yapt›r›m karar› alan Avrupa emperyalistlerini elefltirdi ve “AB'nin Küba politikası sarhofl kafayla yazılmıfl olmalı. Bu, alkol sarhofllu¤u de¤ilse, Avrupalılıktan kaynaklanan bir sarhoflluk” dedi. Yaflas›n Sosyalizm sloganlar› aras›nda konuflan Castro, AB'nin Küba politikasını belirlediklerini söyledi¤i ‹talya Baflbakanı Silvio Berlusconi ile ‹spanya Baflbakanı Jose Maria Aznar'ı da “faflist” ve “haydut” olarak niteledi.

➥ El Salvadorlu Emekçiler Kazand› IMF’nin adam›, Devlet Baflkan› Francisco Flores taraf›ndan uygulanmak istenen özellefltirme politikas› 9 ayd›r yaflanan grev ve direniflle geri püskürtüldü. Sa¤l›k emekçilerinin bafllatt›¤› grevler tüm halk kesimleri tarf›ndan desteklenerek, barikat direnifllerinden iflgallere kadar fiili direnifllerle halk direnifline dönüfltürüldü. Geçen hafta Devlet Baflkan› ile ISSS sendikası arasındaki anlaflma, ile grevler baflar›yla sonuçland› ve emekçilerin talepleri kabul edildi. ISSS taraf›ndan yap›lan aç›klamada, “grevin en önemli sonucu, toplumsal hareketi tekrar canlandırmamız ve özellefltirmeyi durdurmamız oldu” denildi.


‹nsan Kaçakç›l›¤› Raporu ve

Emperyalizmin Yaratt›¤› Dünya Düzeni ABD Dıfliflleri Bakanlı¤ı taraf›ndan haz›rlanan “‹nsan Kaçakçılı¤ı Raporu” aç›kland›. ‹nsan kaçakçılı¤ıyla mücadelede dünyayı 3 kategoriye ay›ran Amerika, Türkiye’yi sonuncu kategoriye, yani “mücadelesi yetersiz ve mücadelede isteksiz ülkeler.” aras›na yerlefltirdi. Bu kategoride Türkiye ile birlikte 14 ülke bulunmakta. Türkiye’ye iliflkin verilen bilgilerde, “yasad›fl› göçle ülkeye giren yabanc›lara insani koflullar haz›rlama vb. sosyal politikalar yerine yakalay›p s›n›rd›fl› etti¤i, fuhufl amaçl› göçün önemli geçit yerlerinden biri oldu¤u” belirtiliyor. Oligarfliye yak›flan da budur zaten! Peki Amerika neden böyle bir rapor haz›rl›yor? Göçün yaratt›¤› insani sorunlar› m› çözmek istiyor? Elbette hay›r, insana dair hiçbir fley Amerikan imparatorlu¤unu ilgilendirmez.

lara, siyasetçilere kadar birçok kesim pay›n› al›r. Umut taciridir onlar.

Ceza Kesme Hakk›n› Kim Veriyor? ABD, raporu aç›klamas›n›n ard›ndan, 90 gün içinde tedbir al›nmad›¤›, ad›m at›lmad›¤› taktirde, Türkiye’nin de içinde bulundu¤u ülkelere ekonomik yapt›r›mlar uygulayaca¤›n› aç›klad›. Mesela Türkiye için bu yaptırımlar içine IMF, Dünya Bankası kredileri, askeri ve di¤er mali yardımlar›n da girebilece¤i belirtiliyor. Ceza konusunda “son söz George Bush'un” olacakm›fl; Peki, Amerika’ya ülkelere ceza kesme hakk›n› kim veriyor? Kimsenin vermesi gerekmiyor, o dünyan›n imparatoru olman›n gücünü, jandarmal›k hakk›n› kullan›yor!

Kim Göçe Zorluyor?

Birincisi, Amerikan imparatorlu¤u için göç, yüzbinlerce “teröristin” ülkesine gelmesi demektir. Terör demagojisi bu raporun da temelindeki düflüncedir. Çünkü imparatorlu¤a göre dünyan›n bütün yoksullar›, çulsuzlar›, açlar› potansiyel olarak teröristtir. Bilir ki, milyarlar kendisine büyük bir öfke duymaktad›r.

Hiçbir halk, hiçbir kimse yurdunu, do¤du¤u topra¤›n› terk etmez. Ama, rapora göre; y›lda 900 bin insan dünyan›n en yoksul ülkelerinden, Asya’dan, Ortado¤u’dan, Afrika’dan, Latin Amerika’dan geliflmifl kapitalist ülkelere do¤ru hareket halinde. Gerçek rakamlar daha fazlad›r.

‹kincisi, bu tür raporlarda ad›n› and›¤› ülkelere karfl› diplomatik bask› için bir kozdur rapor. ‹nsan kaçakç›l›¤›n› önlemedin sana ceza kesiyorum der, karfl›l›¤›nda baflka konularda tavizler ald›¤›nda da insan kaçakç›l›¤›n› falan unutur.

Aç›k; büyük bir yoksulluk ve açl›k içinde dünya halklar›. Bir bölümü ise faflist iktidarlar›n bask›lar›ndan, emperyalizmin k›flk›rtt›¤› milliyetçi ve kabile savafllar›nda kaç›yor.

Üçüncüsü, tüm dünyaya flu mesaj› vermifl olur bu raporlarla; bütün dünya benden sorulur.

Kim Yiyor ‹nsan Pazar›n›n Pastas›n›? Daha iyi bir yaflam umuduyla dilini, kültürünü bilmedi¤i yurtlara göçen milyonlarca insan bu ölüm yolculu¤una varlar›n› yoklar›n› dökerek ç›k›yor. Simsarlar›n paras›n› ald›¤› insanlar› baflka baflka ülkelerde da¤ bafllar›nda b›rakt›¤›n›n öyküleri de zaman zaman gazetelerde yer al›r. Hatta kimisi 盤 alt›nda kal›r da, aylar sonra karlar eriyince cesetleri bulunur. Deyim yerindeyse bu yolculuk ölüm yolculu¤u ile umut yolculu¤u aras›nda gidip gelir. Ortado¤u, Kafkas ve kimi Balkan ülkeleri için geçifl noktas›nda bulunan Türkiye’de de bu konuda bir “pazar” vard›r. Bu pazardan sadece simsarlar kazanmaz. “S›n›r boylar›n› bekleyen” Jandarma komutanlar›ndan, polislere, bürokrat-

Peki neden göç ediyor halklar?

Peki kim tüm bunlar›n sorumlusu? Baflta Amerika olmak üzere emperyalistler. Yeni Dünya Düzeni ad›n› verdikleri emperyalist sistemin, küreselleflmenin do¤al sonucunu yafl›-

Say› 65 43 22 Haziran 2003


yor dünya. Emperyalistler yaratt›klar› dünya düzeninde as›l sorunu görmek, göstermek yerine sorunu adli bir olay, ve o olay›n polisiye yollarla önlenmesine indirger. “Terör” diyerek, ülkeleri bombalad›¤›, iflgal etti¤i gibi. “Terörün kayna¤›n›” tart›flmaz, yaratt›¤› açl›¤›, zulmü tart›flmaz, tart›flt›rmamak için de üzerine bombalar ya¤d›r›r, terörünü tüm dünyaya yayar. Göçte de ayn› flekilde, milyonlar›n neden göç etti¤iyle ilgili de¤ildir. Önlem derken asl›nda yoksullara flunu söylemektedir: Ben sizi aç b›rakaca¤›m, ülkelerinizi yöneten faflist iktidarlar›, cuntalar› destekleyece¤im, ama siz sesinizi ç›karmayacak, doymak için göç yollar›na da düflmeyeceksiniz. Ya ne yapacaklar; oturup ölümü bekleyecekler.

Say› 65 44 22 Haziran 2003

Halklar ekme¤e ulaflmak zorunda. Halklar yaflamak zorundalar! Kendi ülkesinin bütün kaynaklar› IMF politikalar›yla, aç›k iflgallerle ya¤malan›yorsa nas›l ulaflacak ekme¤e? Elbette do¤ru olan ülkelerinin ba¤›ms›zl›¤› için savaflmak, kendi kaynaklar›n› kendi iktidarlar›n›n denetimine almakt›r. Bu ayr› bir konu. Emperyalizmin küresel dünyas›nda tekeller istedi¤i ülkeye girebilir, hatta bunun için o ülkeden özel yasalar ç›kar›lmas› da istenir, ama insanlar istedi¤i ülkeye gidemez. ‹flte size küreselleflen dünya!

Böyle Bir Dünyada Göçü Önleyemezsiniz Açl›¤›n, yoksullu¤un, hatta içecek temiz suyun milyonlarca insan için reva görüldü¤ü bir dünya düzeninde hiçbir önlem göçü önleyemez. Halklar ölümü göze al›yor bunun için. Resmen bugün dünya hareket halindedir. Do¤u’dan Bat›’ya, Güney’den Kuzey’e. Yani dünyan›n nimetlerinden yoksun b›rak›lan ülkelerden, dünyan›n nimetlerine tek bafl›na el koyanlar›n ülkesine do¤ru bir hareket bu. Avrupa’ya girifl kap›lar›ndan birisi olan ‹talya’n›n Reform Bakan›

Bossi, “S›n›rlar›m›za gelen kaçak göçmen tafl›yan gemilere atefl aç›ls›n. Silah sesi duymak istiyorum.” aç›klamas› yapt› geçen hafta. ‹ngiltere de geçti¤imiz y›l içinde bir kaçak yolcu gemisini bat›rm›flt›. Bugünlerde Yunanistan’da yap›lan AB zirvesinin en önemli gündem maddelerinden biri de göç sorunu. Hiçbiri çözüm de¤ildir. Çünkü;

✔ 6 milyarl›k dünyan›n 3 milyar› açl›k s›n›r›nda günde 2 dolar›n alt›nda, bunun 1,2 milyar› da günlük 1 dolar›n alt›nda gelirle yaflamaya mahkum.

✔ 1 milyar 100 milyon kifli içecek temiz sudan mahrumdur.

✔ Her y›l ölen 12 milyon çocu¤un ölüm sebebi olarak yüzde 55'i yetersiz beslenme.

✔ Her y›l 1 milyon 200 bin çocuk köle pazar›nda sat›lmaktad›r. Dünyada 200 milyontan fazla köle var.

✔ AÇLIK, 1984’ten bu yana en yüksek düzeye ç›kt›. 35 ülkede açl›k çekiliyor. 33 ülkede yiyecek k›tl›¤› ürkütücü boyutlarda.

✔ 48 ülkenin toplam gelirine dünyan›n en zengin üç adam› sahip. En zengin 225 kiflinin malvarl›¤› bütün AFR‹KA’n›n tüm gelirine eflit. Dünya gelirinin % 35’ine sadece 490 emperyalist tekel sahip.

✔ Zenginler, sadece köpek mamas›na y›lda 17 milyon, makyaja 12 milyon dolar harc›yor. (Rakamlar bizzat emperyalizmin temsilcilerine, BM ve ona ba¤l› kurumlara aittir. Ve üstelik birçok rakam iki y›l öncesini ifade etmekte, bugünkü rakamlar bunun çok daha üzerindedir.) Göç ne ki; bir anlamda emperyalistler için bir sübap. Esas “k›yamet” de iflte bu tablodan kopacak. Emperyalizm böyle bir dünyay› yarat›rken kendi kuyusunu kaz›yor.

Irak’ta Ya¤ma Ad› yolsuzluklarla an›lan ve en son olarak ya¤malamak için girdi¤i Nijerya’daki yolsuzluklar› ortaya ç›kan Amerikan petrol tekeli Halliburton, Irak’›n ya¤mas›nda da bafl› çekiyor. ABD Savunma Bakan› Dick Cheney’in daha önce yöneticili¤ini yapt›¤› tekele ba¤l› KBR, iki y›ll›¤›na ve 7 milyar dolar tutar›ndaki bir ihaleye daha el koydu. Özellefltirme ad›n› verdikleri ya¤ma, Irak’›n tümden ya¤malanmas›n›n, neoliberal ekoniminin hayata geçirilmesinin bir parças›. Buna göre, Amerika ve tekellerin kurulufllar› IMF ve Dünya Bankas›’n›n; petrol baflta kamuya ait mallar her fleyi özellefltirmeyi, tüketim vergisini kurumsallafltırmay› ve yeni bir para birimi yaratmay› hedefliyor. Emperyalist kapitalizmin deneme tahtas› olarak kullanmay› hedefledi¤i Irak’ta “dünya çapında bir borsa” kurman›n de hedefler aras›nda yer ald›¤› belirtiliyor. ABD Hazine Bakanlı¤ı’n›n haz›rlad›¤› belgede dile getirilen bilgiler Balkanlardan, eski Sovyet cumhuriyetlerine kadar onlarca ülkeyi y›k›ma u¤ratan ekonomi politikalar›n bir versiyonu. Peki bu tablodan Irak halk›na ne sonuç ç›kacak? Açl›k, sefalet, ölümler ve göç yollar›! Sonra da “Irak’tan terör geliyor” denilerek s›n›rlarda insan avlar› bafllat›l›p, “önlemler” al›nacak!


HATIRLADIM SEN‹

flundan bir-iki gün evvel söyledi¤i sözler ("sizin haf›zan›zdan çal›nan hücrelerin yerini benden eksilenler doldursun"), nas›l ki biz gazilerin ilac› olmuflsa, senin de hücrelere ayr›lan bedenin tekrar tekrar yeniden baflta bizlerin, onlar›n, yüzlerin ve and olsun ki binlerin bedeninde, beyninde toplanacak.

fiENGÜL

Seni anlat›yorum fiengül... Gözlerini. Gözlerindeki pekli¤i. Ciddiyetini, sebat›n›, tevazunu, o sadeli¤ini ama ille de üzüm karal›¤›ndaki gözlerinin içinden menevifllenerek ›fl›ldayan ak ipiltileri... Bilmem ba¤l›l›¤›n›, erdemini, yüksek ahlak›n› ve militanl›¤›n› anlatmaya yeter miyim, haddime s›¤ar m›? Bunu, tahribi en yüksek sesinle sen anlatt›n. Devrimcisiz bir Türkiye yaratmak isteyen düflmana bir kez de sen ders verdin. Dünya tersine dönse de, dünyada en olmaz denen fleyler olsa da, fedaileflen bir halk hareketi olmam›z›n engellenemeyece¤ini bir de sen kan›tlad›n fiengül. Tarif edilemez güzellikteki kalbini, avuçlar›n›n içinde gülümseyerek, halk›m›za ve vatan›m›za arma¤an ederken, kahraman tarihimize muhteflem bir serinlik verdin. fiimdi sen, çok derinlerden k›vr›m k›vr›m gelen ve denizin yüzeyinde yerini ak köpük olarak alan nadide bir safl›ks›n. Sen, timsah s›rt›nda nehri geçmeye çal›flanlara da yol gösterensin. Sen bir ayd›nlatma fifle¤isin.

Yemin ederim ki hat›rlad›m seni. Üzerlerinden "bir korku bulutu" geçirdi¤in halk›n düflmanlar›n›n, haf›zam› temelli yok edemediklerini bir kez daha sen gösterdin. Haf›zamda o kadar derin bir yoldafll›k izi b›rakm›fls›n ki, hat›rlad›m seni. Ayn› duygular›, ortak an›lar›n›z›n oldu¤u di¤er gazilerimizin de yaflad›¤›ndan ad›m gibi eminim fiengül. Önce ismin, haf›zam› adeta didik didik ettirerek "mutlaka tan›yor olmal›y›m" dedirtti. Bir gün sonra gözlerim resmini arad›. Buldum ve dakikalarca rengini saçlar›ndan alan, simsiyah üzüm gözlerine bakt›m. Heyecan, öfke, coflku, gurur, hüzün, yüksek bir sayg› ve bize özgü ne kadar duygu varsa, niye saklayay›m ki, tutamayarak kendimi gözyafl›yla birlikte seni hat›rlayarak yaflad›m. '99 y›l› m›yd›? Seninle birlikte devrimci bir faaliyeti yerine getirirken, o senin kinle yüzlerine hayk›rd›¤›n "Manukyan’›n çocuklar›" taraf›ndan önümüz kesilmiflti. "Kimlik" dediler. ‹kimiz "önce siz gösterin" dedik. ‹tifl-kak›fl. Sonra göstermek zorunda kald›lar. (Oras› Taksim ya da bir mahalle olmal›.) Gözalt›na almak istediler. Bu arada sen etraf›m›za toplanan halka, iflkencecileri teflhir eden hayk›r›fl›nla onlar›n gerçek niyetini ortaya ç›kar›nca sopa ve tüfek dipçikleriyle sald›r›ya geçtiler. Karfl›l›k verdik ve bir kaç tanesini yaralad›k. Bu durum araçta ve karakolun merdivenlerinde devam etti. Sonra ayr› ayr› odalara almak istediler ama o esnada onlar›n elinden nas›l kurtuldun bilmiyorum ama "b›rak›n arkadafl›m› Manukyan’›n çocuklar›" diyerek beni korumak için bana iflkence yapanlara sald›rarak vurmufltun. Bu davran›fl›n k›ymet biçilir cinsten de¤ildi fiengül. Karakoldaki bu durum kaç saat sürdü bilmiyorum ama bizi, bir an önce b›rakmak istemelerine ra¤men senin, “el koydu¤unuz yay›nlar›m›z› geri almadan gitmeyece¤iz" yönündeki ›srar›n onlar›, gözalt›na ald›klar›na alacaklar›na bin piflman etmiflti. Evet yay›nlar›m›z› söke söke geri alm›flt›k ve düflmana meflrululu¤umuzu dayatarak kazanman›n mutlulu¤unu yara bere içinde olmam›za ra¤men nas›l da yaflam›flt›k karakoldan ç›karken. Bu an›m› k›smen olsa da hat›rlayabiliyordum. Resmini görünce ayr›nt›lar›yla ç›kard›m. ‹nan fiengül bunlar› sana yazarken o anlar› ayn› heyecan ve mutlulukla yafl›yorum. Ali R›za Demir'imizin elleri ellerimde flehitli¤e koflu-

Can›m›z fiengül, senin çocuklar›n, “oyun oynay›p, dondurma, et, yumurta, peynir yiyebilecek”. Filizimiz fiengül, senin halk›n, “çöpten ekmek toplamayacak, aflevi kuyruklar› son bulacak, solgun, umutsuz, çaresiz, yorgun, hasta, zay›f, sapsar› anlams›z korku dolu bak›fll› insanlar yerine, canl›- kanl›, gözleri parlayan c›v›l c›v›l, kendinden emin, güvenli insanlar” olacak. Yoldafl›m›z fiengül, senin vatan›n, “ekme¤e, adalete, eflitli¤e, özgürlü¤e ve özgür vatana duyulan özlem”in yerine getirildi¤i bir ülke olacak. BUNA SANA ‹NANDI⁄IMIZ G‹B‹ ‹NANIYORUZ. Art›k sen, Fidanlar›m›zdan, ‹bililere, Zeyneplerimizden, Cananlara, U¤urlara, Gültekinlere, Semralara, Eyüplerden, F›ratlara, Gülnihallere 107'inci KIZIL SANCAK's›n. fiimdi sen, O fiEH‹TLER DA⁄I' n›n en yükse¤inde “NAZLI NAZLI DALGALANAN BAYRA⁄IMIZ”s›n. Halk›m›z›n militan gelini fiengülümüz, bayra¤› flimdi elinden öperek devralmaya haz›r, yar›flan yüzlerce yoldafl›n “o da¤a“ sab›rla zaferi mufltulamak için t›rman›yor. Vakur bir edayla seyret bizi. Seni hat›rlad›m kahraman yoldafl›m. “Ayr›l›klar dar vakitlere s›¤maz” fiengül. Ba¤l›l›¤›mla, feday› doru¤una ç›kard›¤›n kutsal ellerinden öpüyor, kahramanl›¤›n önünde sayg›yla e¤iliyorum. Ölüm Orucu gazisi yoldafl›n Serdar Salman.

Say› 65 45 22 Haziran 2003


HABERLER ✔ "B‹RTAN ALTUNBAfi ‹fiKENCEDE KATLED‹LD‹!"

Say› 65 46 22 Haziran 2003

20 Haziran 2003 Cuma günü Ankara 2 No’lu A¤›r Ceza Mahkemesi’nde Birtan Altunbafl’›n iflkencede katledilmesiyle ilgili davaya devam edildi. Mahkeme sonras› Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i yaz›l› bir aç›klama yapt›. “DEVLET ‹fiKENCEC‹LER‹ VE KAT‹LLER‹ KORUMAYA DEVAM ED‹YOR! Sorumlular hakk›nda aç›lmas› gereken dava, emniyet görevlilerince bilgi verilmeyerek engellendi. 4 y›l sonra davayla ilgisi olmayan bir savc›n›n giriflimleriyle dava aç›ld›. Fakat o günden bu yana de¤iflen hiçbir fley olmad›. San›k polisler mahkemelere kat›lmad›. Bu nedenle ifadeleri al›namad›¤› için dava sürekli uzad›. Katil polisler ‹brahim Dedeo¤lu, Hasan Cavit Orhan, Mehmet K›rt›c›, Tansel Kayhan, Süleyman Sinkil ve Galip Tafltan hala resmi olarak görev yapan, yerleri, adresleri belli kiflilerdir. ‹stendi¤i sürece bulunamamalar› imkans›zd›r. Ama istemiyorlar. Bugün Ankara 2 No’lu A¤›r Ceza Mahkemesi’nde yap›lan duruflmaya sadece üç iflkenceci geldi. (‹brahim Dedeo¤lu, Hasan Cavit Orhan, Mehmet K›rt›c›) Onlar da davan›n bafl›ndan beri sürekli gelen ve iyi hal gösterisi yapanlard›. Mahkeme hakimi önce san›klara son defa tebligat yapt›klar›n› ama gelmediklerini aç›klad›. Birtan Altunbafl’›n avukatlar› olarak mahkemeye ‹HD Ankara fiube Baflkan› Ender Büyükçulha ve Oya Ayd›n kat›ld›lar. Oya Ayd›n zaman afl›m›na do¤ru gidildi¤ini hat›rlatarak, bir önceki duruflma karar› da göz önüne al›narak san›klar hakk›nda tutuklama karar› verilmesini ve iyi hal gösterdikleri için uygulanacak ceza indiriminin kald›r›lmas›n› istedi. Mahkeme kat›lmayan san›klar hakk›nda ifadelerinin al›nmas› için g›yabi tutuklama karar› verdi. Bir sonraki duruflma avukatlar›n yine zaman afl›m› kayg›s› ile yapt›klar› itiraza ra¤men 26.09. 2003 tarihine ertelendi. Mahkemeye Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i giriflimcilerinin yapt›¤› ça¤r›yla, Ankara Gençlik Derne¤i, ÇHD ve ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül ve ‹HD Ankara fiubesi çal›flanlar›n›n da aralar›nda oldu¤u 30 kifli dinleyici olarak kat›ld›. Temel haklar ve özgürlükler savunucular› olarak, iflkencenin ve yarg›s›z infazlar›n son bulmas› için bu davay› sahiplenmeye devam edece¤iz. Tüm duyarl› insanlar› ve bas›n› bu davan›n takipçisi olmaya ça¤›r›yoruz. B‹RTAN ALTUNBAfi ÖLÜMSÜZDÜR! ‹NSANLIK ONURU ‹fiKENCEY‹ YENECEK!"

✔ DÜZCEL‹ DEPREMZEDELER ANKARA’DA 12 Kas›m 1999’da Düzce’de yaflanan depremin ard›ndan, evsiz ve pek çok olanaktan yoksun olan depremzedeler bir kez daha Ankara’ya gelerek seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar. Düzce Depremzedeler Derne¤i üyesi yaklafl›k 4000 kifliyi temsilen gelen 90 kiflilik grup, sorunlar›na çözüm istiyor ve kendi önerilerini iletmek için muhatap ar›yorlar. Altyap›l› arsa temin edilmesi ve afet geçirmifl il statüsü üzerinden faizsiz ve en az on befl y›lda geri ödemeli, toplu konut kredisi sa¤lanmas› talepleriyle yetkililerle görüflmek istiyorlar

Depremzedeler, TAYAD Ankara Bülten, ‹dilcan Kültür Merkezi, Ankara Gençlik Derne¤i ve Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi’nden gelen temsilciler taraf›ndan ziyaret edildi.

✔ "15- 16 HAZ‹RAN NOSTALJ‹ DE⁄‹L, GÜNCEL GÖREVD‹R! Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi 16 Haziran Pazartesi günü saat 12:00'de Yüksel Caddesi'nde, 15- 16 Haziran ‹flçi Direnifli ve Yeni ‹fl Yasas› konulu bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada; “(...)15- 16 Haziran direniflini örgütleyen de, tarihe güçlü bir direnifl olarak miras b›rakan da iflçilerdir. Bu direniflin karar› masa bafl›nda de¤il, fabrikalarda al›nm›flt›r. ‹flçi s›n›f› özelinde tüm halka dayat›lan, örgütsüzlük ve teslimiyet yeni ifl yasas›nda kendini bir kez daha gösteriyor. Bu yasa karfl›s›nda yap›lmayan ve yap›lmas› gerekendir 1516 Haziran.”denildi. Yaklafl›k 20 kiflinin kat›ld›¤› aç›klama "Kölelik Yasas›na Hay›r, 15-16 Haziran fiehitleri Ölümsüzdür" sloganlari ile bitirildi.

✔ “14 HAZ‹RAN’DA ÖLÜMSÜZLEfiEN DÖRT KIZIL OK” 14 Haziran 2003 Cumartesi günü Ankara Gençlik Derne¤i'nde 1984 Ölüm Orucu flehitleri için anma yap›ld›. Yaklafl›k 40 kiflinin kat›ld›¤› anma; Abdullah Meral, Haydar Baflba¤, M. Fatih Öktülmüfl ve Hasan Telci"nin nezdinde tüm devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflu s›ras›nda okunan "Yaflam›fl say›lmaz zaten yurdu için ölmesini bilmeyen" sözleriyle '96 Ölüm Orucu Direnifli de selamland›. '84 Ölüm Orucu'nu ve flehitleri anlatan yaz› ve fliirler okundu ve direnifl türküleri, marfllar hep bir a¤›zdan söylendi. Anmada Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi'nden gelen ve özgür tutsaklar›n "14 Haziran'da ölümsüzleflen dört k›z›l ok"a atfen yaz›p gönderdi¤i mektup okundu. 1984 Ölüm Orucu ayr›nt›lar›yla anlat›ld› ve bininci gününe yaklaflan tecrit karfl›t› ölüm oruçlar›n›n, tecrit kald›r›l›ncaya kadar ayn› kararl›l›k ve inançla sürdürülece¤i bir kez daha ifade edildi. "Bize Ölüm Yok" marfl›n›n ard›ndan çekilen halayla etkinlik sona erdi.

✔ ANKARA'DA KONSER 15 Haziran Pazar günü, Gençlik Park› Aç›k Hava Sahnesi'nde bir konser yap›ld›. Saat 20:00’de bafllayan konserde Ahu Sa¤lam, Vedat Ülgen, ‹D‹LCAN KÜLTÜR MERKEZ‹ MÜZ‹K TOPLULU⁄U ve Hilmi Yaray›c› sahneye ç›karak flark›,türkü ve marfllar söylediler. Konserin sunuculu¤unu flair Mehmet Özer yapt›.

✔ "KUfiATMA" ‹dil Yap›m taraf›ndan yap›lan ve19-22 Aral›k hapishaneler katliam› ile ilgili ilk film olma özelli¤ini de tafl›yan Kuflatma filminin gösterimi yap›ld›. 14 Haziran cumartesi günü Ankara Ekin Sanat Merkezi’nde yap›lan gösterimden önce filmin çekilme koflullar› ve amac› anlat›ld›. ‹stanbul’dan sonra ilk defa Anadolu’ya aç›lan film izleyenlerin be¤enisini toplad›. Filmi 350 kifli izledi.


İpek YÜCEL 2003 / Kır gerillası şehidi


kahramanlar ölmez Adalet YILDIRIM 22 Haziran 1996 DYP ‹stanbul Ka¤›thane ilçe binas›na Cephe taraf›ndan düzenlenen bask›ndan sonra savaflç›lar geri çekilirken çat›flma ç›kmas› üzerine, Adalet Y›ld›r›m kendini feda ederek di¤er yoldafllar›n›n geri çekilmesini sa¤lad› ve çat›flarak flehit düfltü. Y›ld›r›m, Dersim do¤umludur. 1994’te Dersim’de k›r gerilla birli¤inde savaflt›. 1996’da ise ‹stanbul flehir birliklerinde istihdam edilmiflti. Ali YÜCEL 23 Haziran 1995 Kendini k›r gerillas› olmaya haz›rlarken, K›r›kkale yak›nlar›nda geçirdi¤i trafik kazas›nda kaybettik.

Recep S‹NAN 24 Haziran 1980 Gemlik’te anti-faflist mücadeleyi örgütleyen devrimcilerdendi. Hamidiye bölgesinde faflistlerle ç›kan bir silahl› çat›flmada flehit düfltü.

Kenan GÜRZ

Zehra ÖNCÜ

Devrim Mehmet ERO⁄LU Yüksel GÜNEYSEL 26 Haziran 1993 SHP Gaziosmanpafla Baflkan aday› Mehmet Altuncu’nun iflyerinde, Altuncu’nun ihbar› sonucu pusu kuran polisler taraf›ndan kurfluna dizildiler. Devrim, mücadeleye Liseli DEV-GENÇ içerisinde yeralarak, Yüksel ise GOPKAD bünyesindeki çal›flmalar›yla kat›lm›fllard›.

Turgut Akkaya - fiükrü SÜLEK 27 Haziran 1980 Zeytinburnu’nda faflistler taraf›ndan kaç›r›l›p iflkenceyle katledildiler.

Do¤an GENÇ

25 Haziran 1995 Ovac›k Yeflilyaz› nahiyesi Kardere mevkiinde binlerce düflman gücüyle kuflat›ld›klar› koflullarda 15 saat süren çat›flma sonras›nda flehit düfltüler. Dersim ‹brahim Erdo¤an K›r Silahl› Propaganda Birli¤i Mustafa Sefer Müfrezesine ba¤l› savaflç›lard›. Birlik komutanlar› Kenan Gürz’dü. Kenan Gürz, 1993 bahar›nda Devrimci Sol gerillalar› ile karfl›laflt›. Bir süre sonra o savafl›n içindeydi. Siyasi ve politik yetkinli¤iyle k›sa sürede

Figen YALÇINO⁄LU

Cem GÜLER

komutan olarak görev ald›. Zehra Öncü, Çorumluydu. Hemflire olarak çal›flt›¤› Diyarbak›r’da Devrimci Sol’la tan›flt›. Sa¤l›k-Sen üyesi oldu. 1993 yaz›nda gerillaya kat›ld›. Do¤an Genç, Pertek Sö¤ütlütepe köyündendi. 1995 yaz›nda gerillaya kat›ld›. Figen Yalç›no¤lu, Hozatl›yd›, genç yaflta gerillaya kat›lanlardan biriydi. Cem Güler, Hozat Koru köyündendi. Lise y›llar›nda mücadeleye kat›ld›. Haziran 1995 ‘de gerillaya kat›ld›. fiehit düfltü¤ünde henüz 16’s›na girmemiflti.


Metin KESKİN 2003 / Kır gerillası şehidi


Asmal› Konak

köyün !Delisi Bush “silah var” dememifl ki! ABD Baflkanı Bush, “kitle imha silah›” yalan›n› herkesin tart›flmaya bafllamas› üzerine, “Irak’›n kitle imha silahlarına de¤il, kitle imha silahı programlarına sahip oldu¤unu söyledim” dedi. Bush, ben iflgal ettim ya, zafer kazand›m ya, siz ona bak›n diyor. Emperyalist hukuk, demokrasi, özgürlük konufluyor! Konufl Bush konufl; sen konufltukça ülkemizdeki küreselleflmecilerin, senden demokrasi bekleyenlerin, senin özgürlü¤üne tapanlar›n belki “kulaklar› k›zar›r”!

“Kas›mpaflal›l›¤a” Yak›flt› m›?

Say› 65 50

Tayyip Erdo¤an, kendisine KALLEfi diyen Genç Parti lideri Cem Uzan hakk›nda suç duyurusunda bulunmufl... Oldu mu flimdi; yak›flt› m› “Kas›mpaflal›l›¤a”! “Delikanl›ca” karfl›s›na ç›ksana!

22 Haziran 2003

Ç‹ZG‹YLE

Malum dizi bitti. Kimileri “Bahar”›n ölme ihtimaline çok üzülmüfl! Acaba bu ülkedeki “gerçek ölüler” için ayn› üzüntü tafl›yorlar m›? Tafl›m›yorlarsa kötü; demek ki dizi (ve benzeri diziler) amac›na hizmet etmifl demektir. Nedir o; hayali bir dünya yarat, kapitalistleflen a¤alar› allay›p pulla özendir, “Dallas” tipi iliflkileri “ça¤dafll›k” diye sat, içine hiçbir “konu” yerlefltirmeden biraz heyecan, biraz “kiflilik motiflemeleri” yap; gözlere perdeyi indir.

Amerika’n›n afla¤›lamas›na, “ordu bizim Vazgeçtik! adam›m›zd›r” demesine bir tek general ç›Yokmufl k›p cevap verecek mi diye üç hafta boyunca, “orada m›s›n›z generaller” diye bofl yere sorduk. ABD’nin karfl›s›na ç›kacak kimse yokmufl orada, vazgeçtik!

“Haydi k›zlar okula!..” Milli E¤itim Bakanl›¤› ve UN‹CEF iflbirli¤iyle bafllat›lm›fl bir kampanyan›n ad›. Do¤u’daki k›z çocuklar› ve sokak çocuklar› böylece okula kazand›r›lacakm›fl. Bir kap›dan girecekler; sonra devrimci düflünceleri benimsediler diye, türban takt›lar diye, gösterilere kat›ld›lar diye, Kürtçe serbestli¤i istediler diye, öteki kap›dan at›lacaklar... Boflverin, hiç girmesinler daha iyi...


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb065 by sol yayin - Issuu