Haftal›k Dergi
Adalet Bakanl›¤› Koltu¤unda Katliamc›lar Geçidi
partileri baflkayd›; kafalar› ayn› politikalar› ayn› oldu!
Say›: 43
Oltan Sungurlu
Mehmet A¤ar
fievket Kazan H. Sami Türk
AKP iktidar› ve Adalet Bakan› Cemil Çiçek adlar›n› katliamc›lar aras›na m› yazd›racak?
Aysel Çelikel
www.ekmekveadalet.com
....
info@ekmekveadalet.com
✘
12 Ocak 2003 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 EUROPE: 3 EURO
www.ekmekveadalet.com
Her yerde
üsler kapatılsın! Talebini hayk›ral›m
Sansürleri yalanlar› parçalayan direnifl gündemden silinemiyor!
Bu topraklar üzerinde söz ve karar hakk› bizimdir: Her yerde, her biçimde irademizi ortaya koyal›m!
Foto¤raflarla
Umudun Resmini Yapan Halk›m...
Irak’ta Canl› Kalkan
Tarih: On y›llard›r süregelen bir tarih
“‹zlemek yerine, mücadele ederek ölmeyi tercih ediyorum” ❖
ANALAR VE EVLATLARI
Nas›l bir Üniversite?
Sen a¤lama anam Dertlerim çoktur Çekti¤im çilenin hesab› yoktur. Yi¤itlik yolunda üstüme yoktur Eflkiya dünyaya hükümdar olmaz Gençlik, “kat›l›mc› tart›flma” diyen Mumcu’ya cevap veriyor: “Bizim karar almad›¤›m›z üniversite, bizim de¤ildir!”
Kaç bin, kaç onbin ana yavrusunu “infaz” alanlar›ndan, hapishanelerden al›p mezarl›klara tafl›d› bu ülkede, biliyor musunuz? Eflkiya hüküm sürdü¤ü içindir bu zulüm. Eflkiya dünyaya hükümdar olmas›n diyedir bütün bu ac›lar, ayr›l›klar, ölümler.
❖
DENETLENEMEYEN HUKUKSUZ ORDU YAfi kararlar›n› b›rak›n; Genelkurmay’›n bütçesini, OYAK’› ony›llard›r denetleyebiliyor musunuz?....
INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST
Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com
Ekmek ve
Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa: Hopa ‹fl Merkezi Zemin Kat No: 28 HOPA
‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 325 58 06 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9
Adalet
Mutlulu¤un resmini yapabilen bir ressam ç›kt›m› bilemiyoruz; ama umudun resminin yap›ld›¤›n› biliyoruz. Bu resmin, bu resimlerin ressam› biziz. Zulmün, açl›¤›n içinde, umudun resmini yap›yor vefakar, cefakar halk›m›z. Tabutun içindekilerle, tabutu omuzlayanlar›yla, yüzlerle, binlerle, uzay›p giden k›z›l bayrak deniziyle biziz bu resmin ressam›. Mezar tafllar› aras›nda k›vr›m k›vr›m bir kortej ilerliyor. Yüzlerce insan, beyaz mezar tafllar› aras›nda k›z›l bayraklar›yla ac›s›n›, öfkesini ve flehidini tafl›yor. Bu mezarl›k bu ülkede. Bu beyaz tafllar aras›nda umudun ve kararl›l›¤›n fliirini yazan bizim halk›m›z. Biziz tabutta giden. Biziz tabutu omuzlayan. Biziz kufl uçmaz, kervan geçmez da¤ bafllar›nda, “medya”n›n hiç görmeyece¤ini ve göstermeyece¤ini bile bile binlerle yürüyen. Biziz gecekondular›n çamurlu yollar›n›, lekesiz bayraklar›m›zla arfl›nlayan. Biziz kar f›rt›na demeden, en büyük f›rt›nalara gögüs germifl direniflçilerimizi omuzlar›m›zda tafl›yan. Bir de¤il, befl de¤il, on de¤il... Gören gözler yorulur, duyan kulaklar yorulurken, biziz yorulmayan. “Bittiler” diyen demagojiler, “tecrit oldular” fetvas› veren spekülasyonlar yok burada. Burada hayat›n, gerçe¤in kendisi var. Burada biz var›z. Burada hiç bir karanl›¤›n, hiç bir f›rt›nan›n yokedemedi¤i umut var. Kuflat›lm›fl, yak›lm›fl y›k›lm›fl hapishanelerin, bombalanm›fl ülkelerin, ak›ll› bombalar›n, uçak gemilerinin resimlerinden baflka bir resme yer verilmeyen emperyalist dünyan›n galerilerine, iflte bu resimleri sokuyoruz; bizim çizdi¤imiz resimler de¤ifltiriyor galerinin karanl›k, kasvetli havas›n›. ‹nançs›zl›ktan kurumufl beyinlere, açl›ktan erimifl bedenlerimizle umut ekiyoruz. Umutsuzluktan buruflmufl yüreklere, dalgalanan k›z›l bayraklar›m›zla karanfiller ekiyoruz... Eyy, beyaz mermerler aras›nda k›z›l bayraklar› dalgaland›rarak umudun resmini çizen ressam; ölünmez mi senin u¤runa, yürünmez mi senin için düflman›n üstüne! Eyyy dalgalanan bayraklar›n ressam›, sen varken umut tükenir mi!
Tarihimiz
‹çindekiler 3... 5... 9... 10... 12... 14... 15... 16... 17... 18... 20... 21... 24... 25... 26... 29...
30... 32...
34... 36... 39...
40... 41... 42... 43...
45... 46... 48... 49...
50...
Sesimizi yükseltelim, gücümüzü gösterelim Aldat›yorlar Amerikan savafl mekanizmas› körfezde iflliyor Üsler kapat›ls›n Dört Bir Yanda Eylem Burjuvazinin de¤erleri aras›nda insan yoktur Halklar›n Tortular› TAYAD’l› Aileler Gazi’de Açl›k Grevinde ‹mral› Kapat›ls›n, F Tiplerinde Tecrite Son! Neyi aç›klar, Sorumluluktan kurtar›r m›? “Hepimiz karfl›y›z!” Her uyguluma kiflili¤e sald›r› A¤ar’da m› “De¤iflti” yoksa? Boflver halk›n karar›n› Savafllar nas›l önlenir? Genelkurmay koltu¤unda oturanlar Amerika’ya ba¤›ml›l›¤›n teminat›d›r Denetleyen hukuksuz Ordu ‹zlemek yerine mücadele ederek ölmeyi tercih ediyorum Adalet ve özgürlük yolunda ölmek! Nas›l bir üniversite istiyoruz-1 Adana Gençlik de Derne¤ine kavufltu Haberler H›rs›zl›k baki: Bir tek h›rs›z de¤iflti! Kayna¤› tekellerden yaratabilecek misiniz Büyük Hesap, Küçük Hesab› Yutar Solun Beyni: Sol, ufkunu büyütmeden, mücadeleyi büyütemez Siyonist zulmün çaresizli¤i Asaf Harman’dan fiehit K›z› Feride’ye... Haberler... TV’den haber izleyen ve Irak haberleri izleyeceklerin D‹KKAT‹NE!... Kahramanlar Ölmez...
Sesimizi Yükseltelim Gücümüzü gösterelim! Türkiye, savafl›n içindedir. Irak halk›n›n katledilmesine, Ortado¤u’da Amerikan egemenli¤ine hizmetini sürdürmektedir. ABD askerlerini kabul etmemifl olmak, Türkiye’yi “suçlu” olmaktan kurtarm›yor. Anadolu’nun ortas›nda katil Amerika’ya yatakl›k yapan onlarca üs, halklara karfl› ifllenen suçun kan›tlar›d›r. ABD sald›rganl›¤›na karfl› bafl talep üslerin kapat›lmas› olmal›d›r.
merikan sald›rganl›¤› her geçen gün difllerini daha fazla gösteriyor. Amerikan sald›rganl›¤›na aç›kça karfl› ç›kamayan ama bu sald›r›n›n kendisine de kaybettirece¤ini gören Türkiye, Rusya gibi ülkelerin yönetimleri, “Irak’› savafls›z teslim almak” için çabalar›n› yo¤unlaflt›rd›lar. ABD’nin de, iflbirlikçi iktidarlar›n da ifli zor. Dünya halklar›, aylard›r böyle bir sald›r›y› onaylamad›klar›n› çok çeflitli biçimlerde ortaya koydular. 1991’de emperyalizm Irak sald›r›s›n› “Kuveyt’in iflgali” gerekçesiyle daha kolay kabul ettirmiflti. Afganistan sald›r›s› 11 Eylül’ün tozu duman› da¤›lmadan gerçeklefltirildi¤i için iflleri yine nisbeten kolay oldu. Ama bu sald›r›, ABD’nin imparatorluk emelinin tüm ç›plakl›¤›yla ortaya ç›kt›¤› bir sald›r› olma özelli¤i tafl›yor. Ülkemizdeki Amerikan’c›lar da aylard›r u¤rafl›yorlar; e¤er ABD’ye tereddütsüz destek verilirse, Türkiye’nin ne kadar “kazançl›” ç›kaca¤›n›, savafl sonras› masada Türkiye’nin de sözünün geçece¤inin propagandas›n› yapt›lar uzun süre. Ama Türkiye halk›na bu pazarl›¤› kabul ettiremediler. Türkiye halk›, dolar için katillik yapma politikas›n› onaylamad›. Bu yüzden, iktidardaki AKP’nin de, Genelkurmay’›n da ifli oldukça zorlaflt›. Belki yine Özal gibi düflünüyorlar, ama hiç biri ç›k›p Özal gibi pervas›zca “bir koyar üç al›r›z” anlay›fl›n› savunam›yor halk›n karfl›s›nda. Tam tersine, pazarl›klar›n› da, uflakl›klar›n› da gizleme gayretindeler. KP iktidar oldu¤undan bu yana onun “takiyyeci” olup olmad›¤› tart›fl›l›p durdu. fiimdi kesinlikle söyleyebiliriz ki, AKP takiyye yap›yor. Ama bu, MGK’c›lar›n düflündü¤ü konuda de¤il, halka karfl› takiyye. AKP iktidar› iflbirlikçili¤e karfl› de¤il; iflbirlikçili¤ini gizleme peflindedir. AKP “bar›fltan yana” olma perdesi alt›nda ABD hizmetkarl›¤›n›, “demokratl›k” maskesi alt›nda ülke içinde bask› ve zulmü sürdürüyor. 70-80 bin kiflilik bir Amerikan gücüne yatakl›k yapma d›fl›nda, ABD’nin tüm istekleri karfl›lanmaktad›r. Görüflmeler, ABD’nin her iste¤i kabul edilmiyor tart›flmalar›, tamamen detaylar üzerindedir. Genelkurmay’da ayn› takiyye politikas›n›n içindedir. Kendi halk›n›n isteklerine, iradesine taban tabana z›t bir tavr›n içinde olan Genelkurmay’da, bu tavr›n› gizleme, a盤a ç›kt›¤› ve ç›kaca-
A
A
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
3
‹
¤› kadar›yla da bunun sorumlulu¤unu AKP’ye y›kma peflindedir. Biliyoruz ki, Türk Silahl› Kuvvetleri’nin generalleri, aralar›nda zaman zaman baz› problemler olsa da, Pentagon için “sad›k müttefiktir”. Genelkurmay, Amerika’n›n stratejisini bozacak bir fley yapmayacak, yapmay› düflünmeyecektir bile. ktidar›n savafl konusundaki manevralar› ve söylemi, belli kesimleri bir beklentiye sokmufl, Türkiye’nin ABD sald›rganl›¤›na ortak olmayabilece¤i düflüncesine yolaçm›flt›r. Bu hem AKP’den beklenti içindeki çeflitli islamc› kesimlerde, hem de Genelkurmay’a hala “ulusalc›” bir nitelik veren kesimler için geçerlidir. Ama her iki kesim de büyük bir yan›lg› içindedir. AKP, ister “devlet politikas›” ad›na deyin, ister baflka bir gerekçe bulun, müslüman bir halk›n katledilmesine, sindirilmesine yard›mc› olmay› sürdürmektedir. Genelkurmay ise ony›llara dayanan Amerikanc›l›klar›yla kendilerine yak›flan› yapmaktad›rlar ve tav›rlar›nda bir nebze olsun “ulusall›k” yoktur. Genelkurmay’›n “ulusalc›l›¤›n›n” göstergesi olarak sunulan o “k›rm›z› çizgiler” ise, ulusalc›l›¤›n de¤il, Genelkurmay’›n flovenizminin ve kendi iktidar›n› herfleyin üstünde tuttu¤unun göstergesidir. u ülkede ordunun iktidar› sürüyor. E¤er bugün ABD üslerden Irak’a sevkiyatlar yap›yorsa, bu Genelkurmay’›n izni, onay› dahilindedir. E¤er bugün ülkemiz hapishanelerinde insanlar ölmeye devam ediyorsa, bu yine ayn› flekilde Genelkurmay’›n onay›ylad›r. Genelkurmay ABD sald›r›s› konusunda iktidar›n bir an önce “karar vermesini” isterken, bu, ne yapaca¤›n› AKP’nin karar›na göre belirleyece¤inden de¤ildir. Tersine, Amerikan uflakl›¤› her gün daha gizlenemez hale gelmektedir, Genelkurmay bunun sorumlulu¤unu bir an önce AKP’nin üstlenmesini istiyor.
B
Halk›m›z! ‹flbirlikçiler, Amerikan sald›rganl›¤›n› durduramaz. Ne AKP, ne Genelkurmay, ne öteki düzen güçleri “savafla karfl›” olamaz. Amerikan sald›rganl›¤›na dur demek, Türkiye’yi katliama suç ortakl›¤› yapmaktan al›koymak, bizim elimizdedir. Bu ülkenin yurtseverlerinin ça¤r›lar›na kulak ver. Tüm anti-emperyalistler! AKP’ye veya Genelkurmay’a de¤il, halk›n gücüne güvenelim. Hiçbir yerden hiçbir fley beklemeden, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› halk›n mücadelesini örgütleyelim! 4
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
üksek Askeri fiura kararlar›na Abdullah Gül’ün flerh koymas›n›n ard›ndan Genelkurmay bir aç›klama yaparak Abdullah Gül’ü aç›kça “irticaya cesaret vermekle” suçlad› ve AKP’ye “aya¤›n› denk al” uyar›s› yapt›. Bu aç›k bir uyar› olman›n da ötesinde ordunun “iktidar biziz” hat›rlatmas›yd›, diyor ordu. Yüzde 35’lik oylar, tek bafl›na iktidar olmalar.. Hiçbiri ilgilendirmiyor orduyu. Peki neden flimdi, (yani savafl›n tart›fl›ld›¤›, ABD’nin isteklerinin gündemde oldu¤u bir dönemde) böyle bir aç›klama yap›ld›? Genelkurmay Amerika’ya istedi¤i her fleyin sözünü vermifltir, ancak AKP taban›n›n ve halk›n bask›s› ile istenen siyasi karar›n al›nmas› gecikmektedir. Bu da ABD’ye söz veren Genelkurmay’›n istemedi¤i bir durumdur. Bu aç›klama ile AKP’ye aya¤›n› denk al uyar›s› fleriatç›l›k üzerinden yap›l›rken, öte yandan siyasi karar›n al›nmas› do¤rultusunda da bask› yap›l›yor. Ayn› gün Genelkurmay ikinci baflkan› Yaflar Büyükan›t’›n flu aç›klamas› bu durumu daha da netlefltiriyordu;“Bize akademide en kötü karar›n karars›zl›ktan iyi oldu¤unu ö¤rettiler”. Ordu iktidar› sürüyor, emperyalistlerle bütün pazarl›klar ordu taraf›ndan yap›l›yor. AKP, sonuçta yap›lan pazarl›klara her ne gerekçeyle aç›klarsa aç›klas›n uyuyor ve yan›nda yer al›yor. KP ve Genelkurmay’›n ABD sald›rganl›¤› karfl›s›ndaki durumlar›, özetle budur. Bunun ise, ülkemizdeki tüm yurtseverler, anti-emperyalistler aç›s›ndan bir tek sonucu vard›r: ABD sald›rganl›¤›na karfl›, AKP’nin “savafl karfl›tl›¤›”na veya Genelkurmay’›n icazetine de¤il, halk›n gücüne güvenmek durumunday›z. ABD sald›rganl›¤›na karfl› halk›n direniflini örgütlemek durumunday›z. ABD sald›r›s›na karfl› olan tüm devrimci, demokrat, yurtsever, islamc› güçler, beklemeksizin, oyalanmaks›z›n halk›n iradesini ortaya koyacak mücadele ve örgütlenme biçimlerini hayata geçirmelidirler. ayat›n her alan›nda bask›lar, k›s›tlamalar, MGK’n›n ve IMF’nin dayatmalar› sürmektedir. Yine zam yap›lm›fl, yine h›rs›zlar affedilmifl, yine emekçilerin haklar› gasbedilmifltir. hapishanelerdeki tecrit zulmü devam etmektedir. Üniversitelerdeki yasaklar devam etmektedir. TBMM’de direnme hakk›n› ortadan kald›ran yasalar ç›kar›lmaya çal›fl›lmakta, en basit dilekçe hakk›n› kullananlara mahkemeler davalar açmaya devam etmektedir. Açl›¤›n, zulmün ve ABD sald›r›s›n›n çok çeflitli biçimlerdeki yans›malar›na karfl› mücadeleyi yükseltebilmek, halk›n uzun süredir içinde bulundu¤u ataletin afl›lmas›yla mümkündür. Ama ataletini aflmas› gerekenlerin bafl›nda, örgütlü güçler gelmektedir. Bizi oyalayan, beklentiye sokan, ayak ba¤› olan her tav›r, politika, Amerika’n›n ve ülkemizdeki iflbirlikçilerin ifline yar›yor.
Y
A
H
Aldat›yorlar! ➟ “Aktif bar›fl diplomasisi” gezileri ile aldat›yorlar! ➟ “Devletin bütün kurumlar› savafla karfl›d›r” diye diye Amerika’n›n isteklerini yerine getirerek aldat›yorlar!
➟ “fiunu verdik, buna hay›r dedik” diye diye, sat›fllar›n› parça parça, azar azar aç›klayarak aldat›yorlar!
➟ “Türkiye’nin ç›karlar›” diye ahlaks›zl›¤›, onursuzlu¤u, namussuzlu¤u dayatarak ülkemizi Amerika’n›n batmaz uçak gemisi haline getiriyorlar!
➟ Amerikan imparatorlu¤unun halklar›n eti kan› can›
ile donat›lm›fl sofras›ndan düflecek bir parça kemik için aldat›p, sat›yorlar!...
fiu ya da bu biçimde Amerika Saddam iktidar›n› devirip, sadece Irak petrolleri de¤il, dünya imparatorlu¤unun önünü açacak Ortado¤u hakimiyetine do¤ru ad›m atman›n haz›rl›klar›n› son h›z sürdürüyor. “fiu ya da bu biçimde” diyoruz çünkü, elbetteki büyük harcamalardan kurtulaca¤› bir çözümü tercih edecektir ABD. Nedir bu “çözüm”? Saddam’›n teslim olmas› veya bu anlama gelecek bir ad›m›n at›lmas›. Ki, bombalayarak elde edece¤i sonuçtan özünde hiçbir fark› yoktur. ‹flte tam da bu noktada baflbakan Abdullah Gül’ün Ortado¤u gezisi gündeme geldi. Geziyi “aktif bar›fl diplomasisi” gezileri olarak niteledi hükümet. Sözde “son ana kadar bar›flç› çözüm aran›yor” idi bu gezilerle. Bu gezinin ABD’ye karfl› m› yoksa ABD’nin politikas›na paralel mi oldu¤u tart›fl›l›r oldu.
AKP’nin “Bar›fltan” Anlad›¤› Bar›fl flu bu yalanlar›n› bir kenara b›rak›n. Gül’ün Ortado¤u ülkelerine yapt›¤› gezilerinin iki
amac› vard›r: Birincisi; kendi taban›na, bütün halka “bar›fl için elimizden geleni yapt›k, eh ne yapal›m d›fl›nda kalamay›z” diyebilmek. ‹kincisi ise; baflarabilirse iflbirlikçi arap rejimleri ile birlikte Saddam’›n teslim olmas›n› sa¤lamak. ‹flte gezinin bu amaçlar›ndan ikincisi ayn› zamanda AKP iktidar›n›n dilinden düflürmedi¤i “bar›fl”›n da ne anlama geldi¤ini bize anlat›yor. Bar›fltan anlad›¤› Amerika’ya tam teslimiyetten baflka birfley de¤ildir. Görüfltü¤ü arap gerici iktidarlar› da bunu istiyor. Böylece Irak’tan sonra s›ran›n kendilerine gelmesini önleyece¤ini yan›lg›s›yla hareket ediyorlar. Ama hem Türkiye, hem de kimi arap iktidarlar› bir yandan da Amerika’n›n isteklerini yerine getiriyor. Bu nas›l “bar›flç› çözüm aramak” ise! AKP’nin bar›fl›nda Irak halk›n›n iradesine dokunulmamas›, iflgalci gücün karfl›s›na ç›kmak yok. Gezi gibi, bar›fl› da Amerika’n›n ç›karlar› do¤rultusunda. Abdullah Gül’ün gezi s›ras›nda söyledi¤i flu söz her fleyi anlatmaya yetiyor. Gül, "en büyük Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
5
sorumlulu¤un Irak'ta oldu¤unu" söylüyor Amerikan CNN televizyonuna yapt›¤› aç›klamada. Neden en büyük sorumluluk Irak’ta? BM denetçileri hiçbir zorluk ç›kar›lmad›¤›n› ve flu ana kadar hiçbir fley bulamad›klar›n› aç›klad›¤›na göre, bu aç›klaman›n anlam› ne? Dünyan›n gözleri önünde ve bütün dünyan›n karfl› ç›kmas›na ra¤men sald›r›ya haz›rlanan, hukuku, adaleti yokeden, katliam ve iflgal planlar› yapan Amerika en büyük sorumlu olmuyor da neden Irak oluyor? Gül’ün “aktif bar›fl diplomasisi” ve “bar›flç› çözüm” dedi¤inin cevab› da bu sorunun cevab›ndad›r ve gezi Amerikan politikas›yla tam da örtüflmektedir.
Belirsizlik Yok, Uflakl›k Var! Hükümetin karars›zl›k içinde oldu¤u, dolay›s›yla Türkiye’nin Irak sald›r›s›nda nerede nas›l yeralaca¤› konusunun belirsiz oldu¤u söyleniyor. Yalan! Belirsiz olan Amerika’n›n karfl›s›nda m› yan›nda m› yeralaca¤› de¤ildir. Tam tersine, genelkurmay ve hükümet Amerika’n›n yan›nda olma konusunda kararl›d›r ve bunun teorilerini çeflitli biçimlerde aç›klamalarla, bas›ndaki sat›l›k kalemler arac›l›¤›yla, Musul, Kerkük masallar›, “Kürt devleti” demagojileri ile yapmaktad›rlar. Bir belirsizlikten sözedilecekse topraklar›m›z›n ne kadar›na yankeelerin ayak basaca¤›yla ilgilidir
General Mi Patron Mu? Genelkurmay ve D›fliflleri Bakanl›¤› yetkilileri TBMM D›fliflleri komisyonuna Irak ile ilgili geliflmeler konusunda bir brifing verdiler. Brifingte, ABD ile pazarl›¤› yürüten Genelkurmay ad›na konuflan Tümgeneral Bekir Kalyoncu’nun verdi¤i bilgiler aras›nda flu madde de yeral›yordu; “ABD'liler, havaalanlar›ndaki pistlerin uzat›lmas› konusunda Türk müteahhitlere ifl verilece¤ini söylediler. En az 25-30 milyon dolarl›k bir girdi sa¤lanaca¤›n› öne sürüyorlar.” Askeri bir konu de¤il. Dolarlar neden generalin ilgisi çekiyor acaba? Dolar› sever “milli ordu”nun generalleri. Holding sahibi generallerden beklenen de bu olmal›yd›. Her biri soyguncu olan milletvekillerinin deste¤ini alman›n en iyi yolu da dolar›n ucunu göstermek. Generallerle en büyük ortakl›klar› da burada de¤il mi zaten.
6
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
ve daha çok detaylard›r. Örne¤in, kaç üs verilecek? Örne¤in, hava sahas›n›n yan›s›ra limanlar, karayollar›, demiryollar› da ne kadar aç›lacak? Örne¤in, Türkiye topraklar›ndan Amerikan askerleri gelip geçecek mi, yoksa kalacak m›, kalacaksa 80 bin mi olacak 8 bin mi? Örne¤in, resmen izin verildi¤i aç›klanan ve üslerde inceleme yapacak olan Amerikan askerleri (ve tabii daha sonra gelecek olanlar) Türkiye hukukuna m› tabii olacak yoksa ABD hukukuna m›? Tart›fl›lanlar, belirsizlik denilen konular iflte bunlardan ibarettir. Yular›n› IMF’ye kapt›rm›fl, ony›llard›r Amerika’n›n sömürgesi olan bir ülke baflka neyi tart›flacak! ‹çte gururunu kurtarma, iflbirlikçili¤ini gizleme manevralar› ile halk› aldatarak öte yandan iflbirli¤ini en son noktas›na kadar sürdürecek. Nitekim ABD’nin iflgaldeki müttefiki ‹ngiltere’ye yönelik yap›lan aç›klama, adeta ingiliz emperyalizmine kafa tutuyor gibi, Amerikan uflakl›¤›n›n en alçakças›n› gizlemenin bir örne¤i.
Biz Sadece Amerikan Ufla¤›y›z! Hükümet taraf›ndan yap›lan aç›klama aynen flöyle diyor; “Amerika d›fl›nda kimseye hava saham›z› ve topraklar›m›z› açmayaca¤›z!” ‹yi, çok güzel, aferin! Sanki ulusal bir hava, sanki emperyalistlerin yapt›klar›n› unutmayan bir ülke. Güya Ortado¤u’nun ‹ngiliz emperyalizminin denetiminde oldu¤u süreçte, özellikle Musul, Kerkük sorunlar›n› “unutmad›¤›n›” dile getirmifl oluyor böylece. Öte yandan dünya tarihinin gelmifl geçmifl en büyük ve en kanl› emperyalist gücüne kucak açman›n onursuzlu¤unu bir övünçmüfl gibi dile getiriyor. “Ben sadece Coni’nin metresi olurum” diyen adi bir fahiflenin tavr›ndan farks›z olan bu utanç “büyük Türkiye” masallar›n› da sahiplerinin suratlar›na çarp›yor. Bu devletin büyüklü¤ü sadece kendi halk›na karfl›d›r.
K›l›f Ar›yoruz AKP iktidar›n›n gizli pazarl›klar›n›, hile ile yapmak istediklerini dümdüz ifade etmesi nedeniyle “gaf yapan” olarak bilinen D›fliflleri Bakan› Yaflar Yak›fl oligarflinin politikas›n› çok özet olarak flöyle ifade ediyor;
“Nato olmas›n› tercih ederiz. NATO meselesi Türkiye’ye baflka bir kolayl›k daha sa¤lar. NATO çerçevesine sokulabilirse, Türkiye’nin harekete sa¤layaca¤› destek için de meflruiyet zemini yarat›lm›fl olur.” (6 ocak Hürriyet) Türkçesi flu; sald›r›ya kat›laca¤›z, destek de verece¤iz. Uygun bir k›l›f ar›yoruz; BM karar› da olur, NATO karar› da. Bütün politik manevralar, geziler, turlar, ortal›¤› kaplayan dezenformasyon hep bunun için. Halka aç›klanmayan gerçek de bu. fiimdi BM karar› gerekir denilerek halk› katillik ortakl›¤›na raz› etmeye çal›fl›yor iktidar. Peki BM ne diyor geçen haftaki aç›klamas›nda; “Irak’a karfl› düzenlenecek olas› bir askeri operasyonun erken aflamalar›nda en az 500 bin Irakl› ölebilir. Operasyonun y›k›c›l›¤› hiç flüphesiz devasa olacak...”
“Savafla Hay›r” Yetmez! ‹ktidar 70 milyon halk›n elini, 500 bin Irakl›n›n kan›na bulamak için k›vran›yor. Hay›r biz katil olmayaca¤›z! 70 milyon halk›m›z katilli¤i kabul etmeyecek! Ne Musul Kerkük petrolleri diyerek, flu kadar dolar al›r›z hesab› yaparak kan›n, can›n karfl›s›na koyduklar› ç›karlar, ne generallerin “Saddam bize sald›rabilir” diyerek Amerikanc›l›klar›n› gizlemek için yapt›klar› k›flk›rt›c›l›k, ne de Kürt devleti kurulabilir diyerek flovenizmi k›flk›rtma çabalar›... hiçbiri halk›m›z› Amerikan›n imparatorluk planlar›na, katilli¤ine ortak edemeyecektir. Ancak bu savafl salt Irak’›n iflgali savafl› de¤ildir. Oradan bafllayacak olan bütün Ortado¤u’nun Amerikan ç›karlar› do¤rultusunda yeniden flekillendirilmesi savafl›d›r. Amerikan imparatorlu¤u-
HALKIMIZ; ALDANMAYALIM! BEKLEMEYEL‹M! SUSMAYALIM! SES‹M‹Z‹ HER B‹Ç‹MDE YÜKSELTEL‹M! Topraklar›m›z›n Amerikan üssü haline getirilmesine karfl›, bulundu¤umuz her yerde, her türlü eylem biçimiyle sesimizi yükseltelim. Bu savafl Amerika’n›n imparatorluk savafl›d›r. AKP iktidar› ve Genelkurmay Amerika’n›n suç orta¤›d›r. Amerikan imparatorlu¤unun sald›rganl›¤›na karfl› mücadele, iflbirlikçilerine karfl› mücadeleyle birdir. Amerikanc› iktidara karfl› mücadeleyi yükseltelim. Ülkemizi, açl›k ve ölüm demek olan savafla sürükleyen ve bize hiçbir fley sorma, aç›klama ihtiyac› dahi duymayanlara karfl› irademizi ortaya koyal›m. Bu ülkenin, bu topraklar›n bizim oldu¤unu meydanlarda, gecekondular›m›zda, iflyerlerimizde, köylerde örgütlenerek hayk›ral›m. Referandum, irademizi yans›tman›n bir yoludur. Bulundu¤umuz her yerde Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› oldu¤umuzu, üslerin kapat›lmas›n› istedi¤imizi, topraklar›m›z›n Amerikan›n batmaz uçak gemisi yap›lamayaca¤›n› kuraca¤›m›z sand›klarda dile getirelim. Referandumumuzu, yapabildi¤imiz her türlü eylemle gelifltirelim. Esnaflar camlar›na asacaklar› dövizlerle, meflalelerimizle yapaca¤›m›z yürüyüfllerle, okullarda, fabrikalarda yapaca¤›m›z eylemlerle, her gün akflam saat 21:00’de 5 dakika ›fl›m›z› söndürerek ve daha onlarca eylem biçimiyle Amerikan sald›rganl›¤›na, kardefl Irak halk›n›n topraklar›m›zdan kalkan uçaklarla katledilmesine karfl› ç›kal›m!.. Bu savafl senin gelece¤ini yoketme savafl›d›r; susarsan gelecek yoktur!.. Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
7
nun hedefi Ortado¤u ile de s›n›rl› de¤ildir, giderek Asya’n›n kuflat›lmas›, bütün dünyan›n imparatorlu¤un sömürge alan› haline getirilmesi savafl›d›r. Bu nedenle “savafla hay›r” demek savafl›n niteli¤ini ifade etmekten uzakt›r. Sözkonusu olan Amerika’n›n bütün dünya halklar›na yönelik sald›rganl›k politikas›d›r. Bugün Irak, yar›n baflka bir yerdir somut hedefi. Bunu biz de¤il, Amerika kendisi belgelerinde aç›kça ifade ediyor. ABD’nin egemenli¤indeki bir dünyay› aç›kça tarif ediyor. Taraf olmak zorunday›z! Amerikan imparatorlu¤unun karfl›s›nda, Irak halk›n›n yan›nda taraf olmak zorunday›z. Irak halk›n›n yan›nda olmak, kendi gelece¤imizin yan›nda yeralmakt›r. Böyle bir tarafl›k elbette iktidarla, genelkurmayla ayr› ayr› saflarda yeralmakt›r. Amerikan sald›rganl›¤›n›n karfl›s›na ç›karken, karfl›m›zda Türkiye iktidar›n›, polisini, ordusunu bulaca¤›z. Onlara karfl› da halklar›n cephesinden mücadele edece¤iz. Üslerin kapat›lmas›, topraklar›m›z›n Conilere aç›lmamas› vb. bütün bu talepler ayn› zamanda bu mücadelenin somut talepleridir. Topraklar›m›z› ABD’ye peflkefl çeken iktidar›n karfl›s›na irademizi ortaya koyarak, ihanetlerini suratlar›na çarparak ç›kal›m.
______________
✍ _________________
Yenisine ‹bret Olsun Diye Eski Ufla¤a Bir Çift Söz DSP lideri Ecevit, "ABD ümidini Türkiye'nin deste¤ine ba¤lam›flt›. Hükümet destek vermezse ABD harekat yapamaz. Mesele Saddam meselesi de¤il, ABD'nin petrol hesaplar›" diyor. Amerikan gezilerine giderken “ABD dostumuz” diyen kimdi? ABD’nin istedi¤i bütün yasalar› ç›karan kimdi? Amerika uflakl›ktan defedince böyle gerçekler ifade ediliyor oluyor. Bu ülkede Amerika’ya karfl› konuflacak en son kifli IMF yasalar›n› ç›karmak için gece gündüz çal›fl›yoruz” diye Beyaz Saray kap›lar›nda aç›klama yapan, emperyalizmin hücrelerinde bu ülkenin anti emperyalistlerini katleden Ecevit’tir. Susup oturmal›d›r yerinde! 8
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
Halk›n
hukuku
Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer
“Uluslararas› Hukuk” -Ya da BM meflruiyeti-
fiarlatanl›¤› AKP iktidar›, Genelkurmay ve bütün devlet kurumlar› bir yandan Amerikan isteklerini yerine getirirken, öte yandan “BM karar› olmadan olmaz” sözünü dilinden düflürmüyor. “Yoksa uluslararas› hukuka uygun olmaz, meflru olmaz” deniliyor. Peki bu “uluslararas› hukuk kurallar›” nas›l olufluyor, kimler oluflturuyor, nas›l uygulan›yor? Tek kelimeyle uluslararas› hukuk dedikleri güç dengelerine göre flekillenen ve tüm dünya ülkelerine dayat›lan kurallardan ibarettir. Özellikle Sovyetlerin y›k›lmas›ndan sonra ise bu güç dengelerini belirleyen, bilindi¤i gibi Amerika ve onun sald›rganl›k politikas›d›r. Güç dengelerinin belirledi¤i bu “hukuksuzluk” mekanizmas› içinde BM karar› diye meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. Kararlar› alanlar›n kimler oldu¤una bakmak bile gerçekte “uluslararas›” de¤il, “emperyalistler aras›” karar mekanizmalar›nda oluflan hukuksuzlu¤un güçsüzlere dayat›ld›¤›n› görebilirsiniz. BM Güvenlik Konseyi denilen yap› içinde veto hakk› olan ülkeler, ayn› zamanda bu kararlar›n oluflumunda söz sahibi olan ülkelerdir. Bunlar›n bafl›nda da elbette ki, Amerika vard›r. Öteki emperyalistler flu anki dengeler itibariyle ABD karfl›s›nda kendilerini dayatabilecek durumdan yoksundur, kald› ki, dayatsa dahi bu, al›nan kararlar›n “uluslararas›” bir niteli¤e sahip oldu¤u anlam›na gelmez. Bu “uluslararas› hukuk”un bugüne kadar emperyalistlerin sald›r›lar›nda, katliamlar›nda, mazlum halklardan yana oldu¤u hiçbir zaman görülmemifltir. BM’nin bugün kendisinin tart›fl›l›r hale gelmesi de bu yüzdendir. Böyle bir hukuksuzluk mekanizmas›ndan ç›kacak karar› hukuka uygunluk, meflruluk diye sunmak halk› aldatmakt›r, iflbirlikçili¤ine k›l›f bulmakt›r. Oligarflinin arad›¤› da meflruluk de¤il, sadece k›l›ftan ibarettir.
Amerikan Savafl Mekanizmas› Körfez’de ‹flliyor
Mahir Çayan, 1970’deki yaz›lar›ndan birinde flöyle diyordu: “Amerikan savafl mekanizmas› garip flekilde ve afl›r› ölçüde büyümüfltür... Bu (durum) Amerikan ekonomisini askeri programa s›k› s›k›ya ba¤›ml› k›lmaktad›r... Son on y›l içinde ise, ekonominin askerilefltirilmesi korkunç bir seviyeye gelmifltir.” Amerikan savafl mekanizmas›, iflleyiflini sürdürebilmek için daha çok kan istiyor. Kufl beslemek için, yoksul ülkelere yapt›klar› sözde “yard›mlar›n” 2.5 kat› para harcayan Amerika, Irakl› çocuklar› y›llard›r ambargolarla tüketemedi, flimdi toptan bombalarla, kimyasal silahlarla yoketmeye haz›rlan›yor. Devasa uçak gemileri, Afganistan’›n kerpiç evlerini yak›p y›kan a¤›r bombard›man uçaklar›n›n bölgeye hareketleri artt›. Körfez ve Kuzey Irak daha flimdiden Amerikan silahlar›yla, uçak gemileriyle doldu. ABD, Körfez’de baflta Katar, Kuveyt ve Ürdün olmak üzere silah y›¤›na¤›n› art›r›rken, Yunanistan’›n Girit adas› tam anlam›yla silah deposu haline getirildi. Katar emirli¤i ile 20 y›l askeri gücünü orada tutmak üzere anlaflma imzalayan Amerika bütün Ortado¤u’ya yerleflmenin ilk ad›m›n› “bar›flç› çözüm mümkün” yalan› eflli¤inde atmaya haz›rlan›rken BM silah denetçilerinin tiyatrosu da sürüyor. Kimi BM yetkililerinin “hiçbir fley bulamad›k” aç›klamalar› bas›nda yeral›rken, BM karar› ne olursa olsun halklar nezdinde hiçbir meflrulu¤unun olmayaca¤› bir yana, Amerika ve ‹ngiltere “olmasa da vuraca¤›z” tehdidini tekrarlamaya devam ediyorlar. Amerikan ‹mparatorlu¤u’nun as›l hedefinin kendilerinin de kuflat›lmas› oldu¤unu bilen Çin, Rusya ve Avrupa ise sessizlik içinde bekliyor. Bölgeye silah y›¤›na¤› yokmufl gibi, ya da daha düne kadar söyledikleri “meflruluk” gerekçelerine art›k ihtiyaç yokmufl da, kendileri de ABD’nin peflis›ra Irak’›n bafl›na üflüflecekmifl gibi pusuda bekliyorlar.
Amerika’n›n gölgesindeki Avrupa Fransa gibi kimi Avrupa ülkeleri ordular›na “savafla haz›r olun” emirleri verseler de, bunu, mutlak bir savafla kat›l›m ola-
rak yorumlamak flu an için erkendir. Avrupa emperyalizmi, sonuçta yedeklenecek olsa da, çeliflki ve pazarl›klar sürüyor. Emperyalistler aras› çeliflkilerde düz bir hat üzerinde yürümüyor. Bu noktada BM raporu sonras›nda güvenlik konseyindeki tart›flmalarda tutumlar daha net olarak ifade edilecektir. Ancak aç›k olan bir fley varsa, Avrupa’n›n yüzy›l boyunca bayraktarl›¤›n› yapt›¤›n› iddia etti¤i “burjuva de¤erleri” dahi temsil edebilecek durumda olmad›¤›d›r. Ne burjuva hümanizmi, ne burjuva hukuku, ne burjuva demokratl›¤› böylesine aleni bir hukuksuzlu¤a gerekçe bulamaz. Bugüne kadar oldu¤u gibi yüzlerine takabilecekleri maskeleri kalmam›flt›r. Esas›nda Almanya Baflbakan›’n›n Yugoslavya sald›r›s› s›ras›nda itiraf etti¤i Amerika karfl›s›ndaki güçsüzlükleri bugün çok daha ç›plak flekilde ortadad›r. Dolay›s›yla Amerika’n›n ataca¤› ad›m› beklemekten baflka Avrupa emperyalist devletlerinin flu anda yapabilece¤i bir fley de yoktur.
Körfez’de aç›lan silah pazar› “Askerilefltirilmifl ABD ekonomisi” Körfez’de kendine yeni kar alanlar› buldu bile. Amerika ve ‹ngiltere Ortado¤u’ya sald›r›ya haz›rlan›yor, bölge ülkeleri de daha sald›r› bafllamadan bu iki ülkenin silah tekellerinin kasalar›n› dolduruyor. Öteden beri silah tekellerinin en önemli al›c›lar› aras›nda yeralan gerici arap rejimleri sald›r›n›n arifesinde de silah al›mlar›na h›z verdi. M›s›r, ABD’den 100 adet M1A1 tank› siparifl ederken, yine iflbirlikçi iktidarlardan Ürdün de ‹ngiltere’den kimyasal silah dedektörü al›m› yapt›. Hem bölgeyi iflgal tehditleriyle savafl ortam›na sok, hem de silah sat! Emperyalist tekeller yüzy›llard›r ayn› oyunu oynuyor. Kimi zaman Afrika’da kabileleri birbirine düflürüyor, kimi zaman ülkeleri bölüp parçalay›p çat›flmalar› k›flk›rt›yor ve bir yandan da silah sat›yor. Amerikan savafl mekanizmas›, yeni bir katliama haz›rlan›yor. Ama o kadar haks›z, gayri-meflru ki, sataca¤› her silah, ataca¤› her bomba, kendi sonunu da haz›rlayacak. Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
9
ÜSLER KAPATILSIN! Üsler emperyalist iflgalin kaleleridir Üsler Anadolu’nun ba¤r›na saplanm›fl zehirli oklard›r Üsler emperyalizme uflakl›¤›n niflaneleridir ‹ncirlik, kaç katliama, Ortado¤u, Kafkas halklar›na yönelik kaç komploya yatakl›k etti, biliyor musunuz? Hay›r, bilmiyoruz; kimse bilmiyor! En genifl bilgiye sahip olan bu ülkenin iflbirlikçi, Amerikanc› uflak yöneticileri bile, tümünü bilmiyor. Ülkemizde kaç ABD, NATO üssü, kaç askeri tesisi var, biliyor musunuz? Hay›r, bilmiyoruz. Biz, Irak halk›n›n ‹ncirlik’ten kalkan uçaklarla katledildi¤ini, binlerce Amerikan askerinin o u¤ursuz görevlerini yerine getirmek için topraklar›m›zdan geçip gitti¤ini, ço¤u kez ancak y›llar sonra ö¤renebiliyoruz. ‹çinde yaflad›¤›m›z bu günlerde, Anadolu’nun ba¤r›na m›zrak gibi saplanm›fl Amerikan üslerinde neler oldu¤unu, halklara karfl› hangi hain planlar›n yap›ld›¤›n› bilmiyoruz, ama tahmin edebiliriz. Kim, hangi hakla emperyalistlere satt› bu topraklar›? Bu topraklar›n ba¤›ms›zl›¤› için, o emperyalistleri bu ülkeden kovmak için kan›n› döken halka sordular m›? Hay›r! Sormad›lar, üstelik bilgi bile vermediler, vermiyor, gizliyorlar. “Devlet s›rr›” say›l›yor bu bilgiler. O zaman kimin devleti bu; Türkiye’nin mi, emperyalistlerin mi?
ÜSLER, ANADOLU ‹Ç‹N UTANÇTIR! Türkiye, bulundu¤u bölgede, Balkanlar, Kaf10
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
kaslar ve Ortado¤u’nun ortas›nda, 100’ü aflk›n ABD ve NATO üssüyle, emperyalizmin sald›r› üssü durumundad›r. Bu topraklar üzerinde yaflayan kim bununla gurur duyabilir? Balkanlar, Kafkaslar ve Ortado¤u’da ne zaman bir gerilim yaflansa, ne zaman bu bölgelerde emperyalizmin istemedi¤i bir olay gündeme gelse ve ne zaman emperyalistler bu bölgelere müdahaleye yönelseler, tüm dünyan›n gözleri Türkiye'deki NATO ve ABD üslerine çevrilmektedir. Daha önce Ortado¤u’ya yönelik say›s›z sald›r›da baflta ‹ncirlik, Batman, Pirinçlik üsleri olmak üzere bir çok üs kullan›lm›flt›r. Emperyalizmin Yugoslavya'ya sald›r›s›nda da üslerin Balkan halklar›na karfl› kullan›ld›¤›na tan›k olduk. ABD, Yugoslavya'ya yönelik sald›r›larda kullanmak için Macaristan ve Türkiye'den topraklar›n› açmas›n› istedi. Türkiye oligarflisi bu iste¤i de kabul ederek, Türkiye topraklar›na bir kez daha katliam yatakç›l›¤› rolünü yükledi.
ANADOLU’YA BU LEKEY‹ SÜREN, AMER‹KANCI POL‹T‹KACILAR VE PAfiALARDIR Türkiye’nin böyle bir emperyalist sald›r› üssü haline getirilmesinde, emperyalizme uflakl›k derecesine düflürülmesinde, 1945’lerden bu yana iktidar› oluflturan tüm siyasi liderler ve tüm generaller so-
rumludur. Do¤rudur; Türkiye’nin yeni-sömürgelefltirilmesinde Menderes önemli bir rol oynam›flt›r. Ama bu ba¤›ml›l›k tek bafl›na onun eseri de¤ildir. Tüm düzen partileri, bu politikalar› sürdürürken, Bu ba¤›ml›l›kta, hemen her dönem ordu belirleyici olmufltur. 1961 darbesini yap›p Menderes’i idam eden 27 May›s iktidar›, Menderes’in Amerika’yla yapt›¤› anlaflmalar› iptal etmemifltir. Menderes’i mahkum edenler, onun politikalar›n› mahkum etmemifllerdir. Tersine, onlar›n iktidarda oldu¤u dönemde de, ayn› sömürgeleflme tüm h›z›yla sürmüfltür. Üslerin aç›lmas›na iliflkin ilk imzalanan anlaflman›n tarihi, 23 Haziran 1954'dür. Bu anlaflman›n imzalanmas›ndan sadece dokuz y›l sonra, 1963 y›l›na gelindi¤inde Türkiye'deki ABD emperyalizmi ve NATO'ya ait üslerin üslerin say›s› 101'e ulaflm›flt›r. Yine 1964 itibar›yla, üslerin Türkiye topraklar› üzerinde iflgal etti¤i alan, 35 milyon metrekareyi bulmufltur. Bugünkü rakam› bilmiyoruz. “Ulusal güvenli¤e tehdit” diyerek, hangi flirketlerin irticac›, hangi dergilerin, kültür merkezlerinin “örgüte” ait oldu¤unu, hangi bisküvi fabrikas›nda kaç irticac›n›n, hangi bas›n organ›nda kaç devrimcinin oldu¤unu raporlar halinde aç›klayan Genelkurmay, kaç kilometre topra¤›m›z› emperyalistlere satt›klar›n›, topraklar›m›zdan kalkan uçaklarla Afganistan’a, Irak’a kaç bin ton bomba at›l›p, kaç kiflinin öldürüldü¤ünü aç›klam›yor.
ÜSLER‹ KAPATTIRMAK, HALKLARA KARfiI NAMUS BORCUMUZDUR Bu üsler, y›llar y›l›, “ortak savunma tesisleri” diye sunuldu. 40 y›ld›r “ortak savunma”ya iliflkin tek bir rolleri olmad›. Ama Ortado¤u, Balkan halklar›n› katletmek için defalarca kullan›ld›. Yar›n ülkemizdeki anti-emperyalist savafl büyüdü¤ünde, Türkiyeli yurtseverlere karfl› kullan›laca¤›ndan da kimsenin flüphesi olmas›n. Anadolu’nun onlarca yerinde Amerikan bayraklar› dalgalan›yor. Anadolu’nun onlarca yerinden halklara bombalar ya¤d›r›l›yor. Türkiye’nin Ortado¤u, Kafkas ve Balkan halklar›na karfl› sald›r› üssü olmamas› için; ülkemizin ba¤›ms›zl›¤› için; yaflad›¤›m›z her yerde, yapt›¤›m›z her eylemde, üslerin kapat›lmas› talebini yükseltelim. Ba¤›ms›zl›k savafl›, ayn› zamanda Türkiye’yi, emperyalist üsler ülkesi olma utanc›ndan kurtarma savafl›d›r.
Türkiye’nin eli mahkum; Çünkü Türkiye yeni-sömürge! ABD’nin Irak sald›r›s› karfl›s›nda Türkiye ne yapmal› sorusuna burjuva bas›nda en s›k verilen cevaplardan biri fludur: “Türkiye’nin Amerika’y› desteklemeye eli mahkum”. Evet, do¤rudur. Yeni-sömürgecilik iflte budur. Emperyalizme göbe¤inden ba¤›ml› olmak budur. Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k savunulmadan, Irak sald›r›s›nda Amerikan askeri, ufla¤› olmaktan kaç›n›lamaz. “Savafla karfl›” olduklar›n› söyleyen AKP iktidar› ve Genelkurmay’›n yapmad›¤› ve yapamayaca¤› da budur. ‹ktidarda “savafla gönüllü olmayan” bir parti, Genelkurmay da farkl› hesaplarla gönüllü de¤il, ama sonuç de¤iflmiyor; Türkiye Amerika’n›n askeri... Türkiye yönetimi “hay›r” diyemiyor ABD’ye. Çünkü, elini, kolunu, midesini, beynini, bankas›n›, ordusunu, herfleyini kapt›rm›fl bir kere. Bu, ekonomisi, siyaseti, ordusu emperyalizme ba¤lanm›fl Türkiye gerçe¤idir. Bu, Mahir’lerin 1960 sonunda ortaya koydu¤u Türkiye’nin sosyo-ekonomik yap›s›na iliflkin çözümlemelerinin isabetlili¤ini gösterir. Mahir Çayan, Türkiye bir yeni-sömürgedir demiflti o zaman. “Yeni-sömürgecilik metodu, emperyalizmin ülkeye iyice yerleflmesi, yani emperyalizmin sadece d›flsal bir olgu de¤il ayn› zamanda içsel bir olgu haline gelmesi sonucunu do¤urmufltur” demiflti. Devamla “yeni sömürgeleflmeyle birlikte merkezi devlet ayg›t›, geçmifl döneme k›yasla çok güçlenmifl ve ittifak projeleri, ikili anlaflmalar, askeri pakt iliflkileri ile oligarflik devlet cihaz›, devrimci iç savafl dikkate al›narak militarize edilmifltir.” diye belirtmiflti. Amerikan emperyalizminin ileri karakoluydu Türkiye. Amerika’n›n dediklerinin d›fl›nda ad›m atamazd›. Netice olarak Türkiye’nin “emperyalizmin gizli iflgali” alt›nda oldu¤unu yazm›flt› Mahir. “Ba¤›ms›z devlet”, “model ülke” demagojilerinin arkas›ndaki Türkiye gerçe¤i iflte budur. Emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›¤› savunmayan, bunun mücadelesini yürütmeyen hiç bir siyasi güç, bu nedenle, iktidar olsa bile, emperyalistlerin çizdi¤i çerçevenin d›fl›na ç›kamaz. “Düzen içi çözümsüzlü¤ün” kayna¤› da iflte budur. Ba¤›ms›z davranabilmek istiyorsan›z; Yeni-sömürge Türkiye gerçe¤ini, ba¤›ms›z Türkiye’ye dönüfltürmek, emperyalizme ve onunla bütünleflmifl oligarfliye karfl› ulusal ve s›n›fsal kurtulufl savafl›yla mümkündür.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
11
Dört Bir Yanda Eylem Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› her yerde yap›lan eylemler, AKP iktidar› ve Genelkurmay’›n Amerikan savafl›na deste¤i halka ra¤men verdi¤inin belgesidir! Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ülkemizin çeflitli kentlerinde eylemler sürüyor. Dergimize ulaflan baz› eylemler flunlar:
2 Ocak ✌ Van Yüzüncü Y›l Üniversitesi ö¤rencileri merkez kafeteryas› önünde düzenledikleri YÖK karfl›t› eylemde, "Kahrolsun ABD Emperyalizmi", "Kahrolsun YÖK", “Tecrite Hay›r” sloganlar› att›. Eyleme 600 ö¤renci kat›ld›. ✌ Marmarisli iki genç Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› tepkilerini Ankara'dan Ba¤dat'a yürüyerek göstereceklerini belirterek vize ifllemlerinin tamamlanmas›n›n ard›ndan yürüyüfle bafllayacaklar›n› aç›klad›lar. 4 Ocak ✌ Gazi Halk Meclisi her hafta yapt›¤› eylemlerini bu hafta da sürdürdü. “SAVAfi ‹STEM‹YORUZ REFERANDUM ‹ST‹YORUZ” pankart›yla meflalelerle yürüyen kitleyi halk alk›fllarla desteklerken, eylemde, “Kahrolsun ABD Emperyalizmi”, Irak Halk› Yaln›z De¤ildir” ve “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz” sloganlar› at›ld›. Eylem sonunda hep bir a¤›zdan Gazi Marfl› söylendi. ✌ ‹zmir Savafl Karfl›t› Giriflimi ‹HD fiubesi önünden Konak Meydan›’na, oradan Fevzipafla Bulvar› boyunca “ABD Ortado¤u’dan Defol” sloganlar›yla yürüdü. 500 kiflinin kat›ld›¤› eylemde "Emperyalist Savafla Hay›r" pankart› tafl›nd›. Ayr›ca eyleme KESK ‹zmir fiubeler Platformu da destek verirken,“ABD için Ölme-Öldürme”, “ABD Üsleri Kapat›ls›n” gibi dövizler tafl›nd›. Sümerbank önünde biten yürüyüflün ard›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda Amerikan emperyalizminin dünya halklar›na karfl› iflledi¤i suçlar dile getirildi. ✌ Ankara Savafl Karfl›t› Platformu, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Özgür Gençlik ve Ankara Geçlik Derne¤i’nin kat›l›m›yla Yüksel Caddesi’nde düzenlenen eylemde "Amerikan askeri olmayaca12
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
¤›z, Savafla Hay›r, Amerikan Sald›rganl›¤›na Hay›r" dövizleri tafl›nd›. 100 kiflinin kat›ld›¤› eylem s›ras›nda Numune Hastanesi’nde bulunan Ölüm Orucu 7. Ekibi’nden Özlem Türk'e sabah saatlerinde bilinci aç›kken zorla elleri kollar› ba¤lanarak müdahale edildi¤i haberinin duyulmas› üzerine kitle "Tecrite Hay›r” sloganlar› att›.
✌ Antalya Savafl Karfl›t› Platform 250 kiflinin kat›ld›¤› bir eylem düzenleyerek iktidara üsleri ve limanlar› kulland›rmama ça¤r›s› yapt›. Ayr›ca 19 Ocak günü de bir miting düzenleme karar› al›nd›. ✌ HADEP Söke ‹lçe Örgütü, 200 kiflinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› ile savafla karfl› ç›kt›. ✌ Konya Selçuk Üniversitesi ö¤rencileri, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› tepkilerini ve bu sald›r›da Türkiye’nin topraklar›n› kulland›rmamas› talebini Baflbakanl›k ve Cumhurbaflkanl›¤›’na çektikleri fakslarla dile getirdi. 5 Ocak ✌ Türkiye Bar›fl Giriflimi hükümet yetkililerine faks çekme eylemi yaparken, Irak’a sald›r›ya karfl› uluslararas› bir kampanya bafllatt›¤›n› duyurdu.
✌ Trabzon Savafl Karfl›t› Platformu ''Bar›fl ‹çin Beyaz Kurdele'' kampanyas› ile halk› Irak’a sald›r›ya karfl› duyarl› k›lmaya çal›fl›yor. ✌ Bursa Savafl Karfl›t› Platformu’nun, Fomara Meydan›'nda “Savafla Hay›r” slogan›yla düzenledi¤i mitingte “'ABD Askeri Olmayaca¤›z”, “Babalar Ölmesin” ve “Irak Halk› Yaln›z De¤ildir” pankartlar› tafl›nd›. ✌ ‹stanbul Sar›gazi’de, Sar›gazi Savafl Karfl›t› Platformu üyeleri “Kahrolsun ABD Emperyalizmi, ABD Askeri Olmayaca¤›z” yaz›l› pankartla bir eylem gerçeklefltirdi. Platform Sözcüsü Ergin Ay “Kitle imha, biyolojik ve kimyasal silahlar›n en büyük üreticisi ve sat›c›s› da ABD'dir” dedi. 8 Ocak
✌ Türkiye Barolar Birli¤i’nin haz›rlad›¤› bildiri bütün ülkedeki baralorca yap›lan eylemlerde halka duyuruldu. Yap›lan kitlesel bas›n aç›klamalar›nda Amerikan sald›r›s›n›n hukuksuzlu¤u dile getirildi. ‹zmir'de baroya kay›tl› 500'ü aflk›n avukat›n kat›ld›¤› eylemde de ''Savafl ‹stemiyoruz, Savafla Hay›r'' sloganlar› at›ld›. ✌ Samsun Atakum Belediyesi önünde toplanan D‹SK'e ba¤l› Genel-‹fl üyesi 100'den fazla iflçi Amerika karfl›t› bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. Ayn› gün Samsun-Sinop Tabip Odas›'nda yap›lan bas›n toplant›s›nda hekimler savafla karfl› ç›kt›. ✌ Genel-‹fl Sendikas›'n›n bir baflka eylemi de ‹stanbul’dayd›. ‹flçiler ABD’yi protesto etti. Kad›köy'deki Genel-‹fl 3 No'lu fiube önüne "Savafla Hay›r" pankart›n›n as›lmas›ndan sonra bas›n aç›klamas› yapan Bölge Baflkan› Zeynel Demirçivi, "ABD Emperyalizmi, Ortado¤u'yu iflgal edip denetim alt›na alma plan›n› hayata geçirmeye çal›fl›yor" dedi. ‹flçiler eylemlerini "ABD Askeri Olmayaca¤›z" sloganlar›yla bitirdi. 9 Ocak ✌ ‹.Ü. Edebiyat Fakültesi’nde ‹slamc› Ö¤renciler “Kahrolsun Emperyalist ABD” pankart› ve “Kahrolsun ‹flbirlikçiler” sloganlar› ile ABD ve ‹srail bayraklar›n› yakt›. ✌ Ayn› gün solcu ö¤renciler de ‹.Ü Merkez Kampüs’te bir eylem gerçeklefltirdi. Eylemde “Savafla, Tecrite Hay›r” pankart› aç›ld›.
Dünyadan... Pakistan'›n onlarca flehrinde onbinlerce kifli Amerikan sald›rganl›¤›n› protesto etmek için yürüyüfller düzenledi. Cuma namaz› ç›k›fl›nda yap›lan gösterilerden Peflaver'dekine yaklafl›k 7000 kifli kat›ld›. Ba¤dat'ta bas›n toplant›s› düzenleyen ABD Ulusal Kiliseler Konseyi sald›r›ya karfl› oldu¤unu aç›klayarak çocuklar›n ölümlerle, açl›kla karfl› karfl›ya kalaca¤›n› duyurdu. Körfezdeki ABD’nin iflbirlikçilerinden ve ABD 5. Filosu’nun üssü durumundaki Bahreyn’de halk sokaklara dökülerek Amerikan askerlerinin ülkelerini terk etmesini istedi. Baflkent Manama’da Amerikal›lar›n kald›¤› oteller ve Suudi plakal› otomobiller sald›r›lardan nasibini al›rken, iflbirlikçi iktidar›n polisi kitleyi gözyaflart›c› bombalarla da¤›tmaya çal›flt›. Yaflanan çat›flmalarda 22 kifli yaralan›rken 30’dan fazla kifli gözalt›na al›nd›.
Emek Platformu’nun Irak’a sald›r›ya karfl› eylem program› 16 Ocak: Ülke çap›nda bütün Emek Platformu bileflenleri saat 11.30'da ifl b›rakarak Platformun haz›rlad›¤› bildirileri okuyacak. Emek Platformu Baflkanlar Kurulu üyeleri de ayn› gün ve saatte K›z›lay Güvenpark'ta haz›rlad›¤› bildirileri halka da¤›tacak. 19 Ocak: Sendika yöneticileri, yazar ve sanatç›lar›n kat›l›m›yla ‹stanbul'da Tar›k Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde ‘Bar›fl Beyannamesi’ne ilk imzalar at›lacak. 23 Ocak: D‹SK Baflkanlar Kurulu'nun saat 13.00'te Habur S›n›r Kap›s›'nda yapaca¤› bas›n aç›klamas›na Emek Platformu destek verecek. 24 Ocak: ‘Bar›fl Beyannamesi'ne at›lan imzalar Emek Platformu ve Irak'ta Savafla Hay›r Koordinasyonu olarak TBMM Baflkanl›¤›'na verilecek. 25 Ocak: Savafl Karfl›t› Mersin Bölge Mitingi'ne kat›l›m sa¤lanacak ve ‹stanbul Lütfi K›rdar Kongre Merkezi'nde düzenlenecek ‘100'ler Bildirgesi’ etkinli¤ine kat›l›m sa¤lanacak. 26 Ocak: Beyaz›t Meydan›'nda ve di¤er illerde yap›lacak mitinglere kitlesel kat›l›m sa¤lanacak. 26-27-28 Ocak: BM silah denetçilerinin raporlar›n›n BM Güvenlik Konseyi'nde tart›fl›laca¤› günlerde saat 20.00'de 1 dakikal›k ›fl›k söndürme eylemi bafllat›lacak. 15 fiubat: Tüm Avrupa'daki eylemlerle eflzamanl› olarak ülke çap›nda çeflitli eylemler gerçeklefltirilecek.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
13
sizi kayg›land›r›yor mu?” fiöyle cevap vermiflti ABD Bakan›: “Zor bir tercih ama buna de¤er oldu¤unu düflünüyoruz”... Bu cevapta burjuvazinin beyninin tüm k›vr›mlar›n›, onun tüm “de¤erlerini” görebilirsiniz. Zaman zaman haberlerde okursunuz; falan ürünün üretiminde flu hammaddenin kullan›lmaya devam edilmesi halinde flu kadar insan flu hastal›¤a yakalanacak, ölecek... Ama o madde kullan›lmaya devam eder. Tekeller için tek geçerli yasan›n “kar” oldu¤una böyle yüzlerce örnekte tekrar tekrar tan›k olunur. 19 Aral›k katliam›n› hat›rlay›n. Ad›na “hayat kurtarma” dediler, güya Ölüm Orucu’ndakileri kurtaracaklard›. Ama bunun ne kadar kaba bir yalan oldu¤unu kendileri itiraf etti. Mesele “hapishanelerde devlet otoritesi”ni sa¤lamakt›. Ne kadar insan ölürse ölsün, önemli de¤ildi. AKP’liler de, bafl›ndan beri insanc›l (hümanist) de¤erlere çok önem veren, halk›m›z›n içine düflürüldü¤ü acizlikler karfl›s›nda s›k s›k gözleri yaflaran bir tablo çizdiler. Gecekondu odas›nda aç çocuklar›, hasta yafll›lar› görünce bol bol a¤lad›lar. Ama gözlerini k›rpmadan Irak’ta yüzbinlerce insan›n katledilmesine yard›m ediyorlar. Bu nas›l hümanistlik? Bu nas›l duygusall›k? ‹flin garibi fludur ki, yüzbinleri, milyonlar›, tekellerin ç›kar› için öldüren, bunu tart›flma konusu bile yapmayan kesimler, “yaflam kutsald›r” anlay›fl›n›n da en bafl savunucular›d›r. Bak›n bugün bas›na; en utanmaz ABD destekçileri, ölüm orucu karfl›s›nda “hayat kutsald›r”, “hiç bir fley için ölmeye, öldürmeye de¤mez” diye en çok yazanlard›r. Kutsal olan, yaln›z kendi hayatlar› ve yaln›z kendi ç›karlar›d›r. Onlar›n kitab›nda ve kalbinde insan olmad›¤› gibi, insani olan hiç bir de¤er ve güzellik de yoktur.
Burjuvazinin “de¤erleri” aras›nda
“‹NSAN” yoktur Emperyalizmin 1991’deki Irak sald›r›s›nda yaklafl›k 250 bin Irakl› katledilmiflti. O günden bu yana sürdürülen ambargo sonucunda ise yaklafl›k 800 bin ›rakl› çocuk ve yafll›n›n öldü¤ünü belirtiyor rakamlar. Ve Birleflmifl Milletler adl›, yüzlerce ülkenin üye oldu¤u dünyan›n en büyük uluslararas› kurumu aç›kl›yor ki; ad›m ad›m haz›rlanan yeni Irak sald›r›s›nda, savafl›n daha ilk aflamas›nda 500 bin Irakl› ölecek! 250 bin... 800 bin... ve 500 bin daha; toplam 1 milyon 550 bin! .. Bir halk yokediliyor tüm dünyan›n gözleri önünde. Bunun ad› aç›k bir fiziki imha. Buna hiç çekinmeden bir tür soyk›r›m da diyebilirsiniz. ABD’ye direnen halklar›n soyk›r›m›! Koca BM, diyor ki 500 bin Irakl› ölecek... Ama sanki gelecek ay›n hava durumuna iliflkin rapor haz›rl›yor. Çünkü 500 bin Irakl›n›n katledilmesini önlemek için ciddi bir çaba görünmüyor. Bu ç›plak gerçek (500 bin Irakl›n›n katledilece¤i) sanki önemsizmifl gibi, dünyaya baflka fleyler tart›flt›r›yor burjuvazinin medyas›. Bak›n ülkemizdeki burjuva bas›n yay›na. Sanki ABD turistik seyahat yapacakm›fl gibi Irak’a, biz ne kazan›r›z diye tart›fl›yorlar. Tekellerin ç›kar› sözkonusu oldu¤unda, ‹NSAN’›n hiç bir de¤eri yoktur çünkü burjuvazinin gözünde. Çok çarp›c› bir örnekti; 1996’da, Irak’ta ambargo sonucunda ölen çocuklar›n say›s› yüzbinlere yaklaflm›flken, bir gazeteci ABD D›fliflleri Bakan› M. Albright’a sormufltu: “Irak’ta ölen çocuklar›n say›s›n›n Hiroflima’ya at›lan atom bombas›ndan ölenlerin say›s›n› geçmesi
Diyarbak›r’da Uçak Kazas› Kaza nedeni, klasik:
YAfiATMAK ‹Ç‹N DE⁄‹L, KATLETMEK ‹Ç‹N ÖRGÜTLENEN DEVLET! 14
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
Diyarbak›r’daki uçak kazas›nda 75 insan›m›z öldü. Ö¤renildi ki, sisli, f›rt›nal› havalarda inifli sa¤layacak “ILS” adl› elektronik alet yoktur Diyarbak›r Havaalan›’nda. Olsayd› flafl›l›rd›. Oysa kimbilir, Diyarbak›r’›n kaç yerine kameralar yerlefltirmifltir ayn› devlet; kaç elektronik dinleme alete alm›flt›r Diyarbak›r kontrgerillas›na. Da¤lar› tafllar› silahla dolduran devlet, havaalan›na “ILS” almaz. Çünkü insan› yaflatmak için de¤il; katletmek için örgütlenmifltir. 17 A¤ustos depreminde de görmedik mi bunu? Daha da çok görece¤iz.
HALKLARIN TORTULARI “Amerikal› uzmanlar, 3 bin kadar Irakl› muhalifi e¤itmek amac›yla Macaristan'da. Macaristan Savunma Bakanl›¤› sözcüsünün AFP'ye verdi¤i bilgiye göre, Irakl› muhalifler, e¤itimden geçirildikten sonra Amerikan kuvvetleri taraf›ndan Irak'taki olas› savaflta tercüman ve lojistik destek unsuru olarak kullan›lacak.” (Bas›ndan) * Haberde okudu¤unuz 3 bin kifli de Irakl›! Irak’›n yerlebir edilmesinde kullan›lacaklar. Katledilecekler aras›nda belki akrabalar›, tan›d›klar›, daha düne kadar ortak bir fleyler paylaflt›klar› da olacakt›r. Ama hiçbir önemi yoktur onlar için. ‹nsanl›¤›n, halklar›n tortular› bunlar. Tarihte hemen her dönem az ya da çok böyleleri oldu. Ve binlerce y›ll›k halklar›n tarihinde tortular her dönem toplumun en afla¤›l›k unsurlar› olarak adland›r›ld›lar. Bu topraklarda da yafland› bunun örnekleri. En aç›k haliyle emperyalizme karfl› Anadolu halklar›n›n kurtulufl savafl›nda yafland›. Dünün “devlet adamlar›”, ba¤›ms›zl›¤›n karfl›s›nda mandac›l›¤› savundular, idareyi emperyalistlere kendi elleriyle teslim ettiler. Bunlar biliniyor ve yaz›l›yor da. Ancak iflbirlikçilik, mandac›l›k, vatan hainli¤i kavramlar›n›n küreselleflme/globalizm diye diye içinin boflalt›lmas› sayesindedir ki, bugünkü “içimizdeki” tortular ya görülmek istenmiyor, ya da adl› ad›nca vatan hainlikleri, iflbirlikçilikleri dile getirilmiyor. Yukar›daki Irakl› 3 bin kifliyi bugünden ülkemizde de görebilirsiniz mesala. fiimdiden belli hepsi: fiimdi “karl› ç›kar›z” diye Irak sald›r›s›nda ABD’nin yan›nda yer almam›z› önerenler, yar›n emperyalist bir iflgalde ayn› bu Irakl›lar›n rolünü üstleneceklerdir. ‹ster silah elde isterse baflka biçimlerde emperyalistlerin yan›nda, Türkiye halk›n›n karfl›s›nda yeralacaklar›ndan emin olabilirsiniz. * Vatan hainli¤i, iflbirlikçilik, mandac›l›k gibi kavramlar›n içinin boflalt›lmas› (daha onlarca kavramda oldu¤u gibi) Sovyetlerin y›k›lmas› sonras›nda, küreselleflme süreci ile birlikte flekillendi.
mandac›lar vatan hainleri iflbirlikçiler Giderek o hale geldi ki, alenen sömürgecili¤i kutsaman›n ad›, “reel politika” oldu. ‹flbirlikçilik “stratejik müttefikiz” denilerek yap›l›r hale geldi. Ayn› oranda da ulusall›¤›, ba¤›ms›zl›¤› savunmak aptalca hayaller olarak de¤erlendirilir oldu. Antiemperyalistlikse zaten dogmatiklik, gerilik, y›k›lan komünizmin fikirleriydi ve asla itibar edilmemeliydi bunlara göre. Birbirine tamamen z›t gibi görünse de, “Türkiye’nin ç›karlar›” demagojisi, en çok da iflbirlikçili¤in gizlenmesi için kullan›l›r hale geldi. Amerika’n›n bölgesel ç›karlar›n›n bekçili¤ini yapmak, Amerika’n›n batmaz uçak gemisi olmay› kabullenmek, hep “Türkiye’nin ali ç›karlar›” diye sunuldu. Bugün de en genifl halk kitlelerinin gözünde tortular en afla¤›l›k unsurlard›r. Ama emperyalistler iflte bu teorilerle, kavramlar›n içini boflaltarak, farkl› göstererek en afla¤›l›k olan iflleri kabul edilebilir hale getirmek istiyor. En az›ndan zeminini böyle olgunlaflt›r›yor. * Irak’a sald›r› nezdinde bas›nda, devlet kademelerinde, sermaya çevrelerinde yaflanan tart›flmalara bir bak›n. “Devlet adam›” ve “ifladam›, gazeteci” k›l›kl› bir avuç insan müsvettesi, “gerçekçi olmak” ad›na, “ABD’ye muhtaçl›k” ad›na daha bugünden imparatorlu¤un tebas› olmay› kabullenmifl ve halka kabul ettirmek istiyorlar. Beyinleri ceplerinde ve Amerika’dan gelecek ç›karlar›nda, yüreklerinde ulusal onurun zerresi olmad›¤› halde bu ülkenin “itibarl›” kiflileri olarak karfl›m›zda duruyorlar. Dikkat edin ayn› kesimler, Türkiye halk›n› açl›¤a, yoksullu¤a mahkum eden IMF politikalar› için de ayn› “mecburiyetten” sözedip dururlar. Her ne gerekçeyle olursa olsun emekliye verilen bir ekmek paras›na bile feryad› kopar›rlar. Beyinlerinde vatan olmad›¤› gibi halk da yoktur. Hangi teoriye dayand›r›rlarsa dayand›rs›nlar; IMF’cilik iflbirlikçiliktir. Amerikan sald›rganl›¤›n›n yan›nda (üslerle, hava sahas›n› açarak ya da fiili olarak kat›larak) yer almak vatan hainli¤i, Amerikan uflakl›¤›d›r. Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
15
TAYAD'LI A‹LELER GAZ‹’DE AÇLIK GREV‹NDE
“Açl›¤› o¤lumla paylaflmak istiyorum” TAYAD'l› ailelerden Emine Palab›y›k ve Feridun Osmana¤ao¤lu F tiplerindeki tecriti protesto etmek ve Ölüm Orucu’ndaki yak›nlar›na destek olmak için 5 Ocak günü yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla Gazi Mahalllesi'ndeki Emine Palab›y›k'›n evinde açl›k grevine bafllad›lar. “Ben bir anneyim. Benim o¤lum 8,5 ayd›r ölüm orucunda ve tek hücrede kal›yor. Ve etraf› boflalt›lm›fl, sesini kimseye duyuram›yor, kimsenin sesini duymuyor” diyen Emine Palab›y›k ve kardefli Osman’› direniflte flehit veren Feridun Osmana¤ao¤lu’nun yan›s›ra üçer günlük gruplar halinde açl›k grevine kat›lanlar›n ilk grubu da onlarla birlikteydi. Bas›n›n yo¤un ilgi gösterdi¤i aç›klamada, neden Açl›k Grevi’ne bafllad›klar›n› anlatan TAYAD’l›lar, tecritin en zalimane iflkence yöntemlerinden biri oldu¤unu söyleyerek iflkenceye karfl› oldu¤unu söyleyen iktidara sözlerini tutmas› ça¤r›s›nda bulundular. TECR‹T ÖLDÜRÜYOR ÖLÜMLER‹ DURDURUN diyerek evlatlar›n›n sesine ses katan TAYAD’l›lar
Süresiz Açl›k Grevleri’ni Gazi Mahallesi’nde sürdürürken, tecrite, iflkenceye karfl› olan herkesi destek olmaya ça¤›r›yorlar. TAYAD’l› aileler yak›nlar›n›, evlatlar›n› yaln›z b›rakmayacaklar›n›, direniflin bir parças› olduklar›n›, Küçük Armutlu Direniflinde, bu açl›k grevinden önce Alibeyköy’de yapt›klar› 45 günlük açl›k grevinde ve bitip tükenmek bilmeyen çeflitli eylemlerinde gösterdiler. Hem yak›nlar›n›n sesi oldular, hem de demokratik mücadelede ›srarl› ve kararl› mücadelenin nas›l verilmesi gerekti¤inin örneklerini yaratt›lar. Yak›nlar› yürüdükçe onlar da çeflitli eylemlerle yürüyüfllerini sürdürüyorlar.
EM‹NE PALABIYIK Ben anneyim. Görüfle gidiyorum, eve yetiflti¤imde tedirgin oluyorum. Yemek yiyemiyorum, uyku uyuyam›yorum, telefona bakam›yorum. Ya telefonda ac› bir haber olursa... Onun ac›s›n› yaflamaktansa... Onu destekliyorum. Ne mutlu bana ki ben böyle bir insan›n annesiyim. Gurur duyuyorum. Ben anneyim. A¤lar›m, üzülürüm, ama asla onun yapt›¤›ndan utanm›yorum. 3 senedir süren bu direnifl flimdiye kadar dünyada yap›lmam›flt›r. Benim o¤lum böyle bir direniflte yer alm›flsa ne mutlu bana diyorum. Onu çok seviyorum. Çok çok az da olsa açl›¤› o¤lumla paylaflmak istiyorum. Bafllad›¤›nda görüflüne gitti¤imde Ölüm Orucu’na girme demifltim. Ve bana demiflti ki: ‘Ben girmezsem yerime baflka bir arkadafl›m girer. Onun da annesi var. Bencil düflünme anne’ demiflti. Tecriti bana anlatm›flt›. Ve ben ona hak vermifltim...
16
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
FER‹DUN OSMANA⁄AO⁄LU AKP, iflkence, zulüm, bask› konusunda kitlelere sürekli olarak mesaj vermeye çal›flt›. Ama ne var ki onlar da flu ana kadar hiçbir farklar› olmad›¤›n› gösterdiler. 1,5 ayd›r AKP'nin il ve ilçe binalar›n› dolaflt›k. Verdikleri cevap sadece "sizleri anl›yoruz, en k›sa sürede bu sorunu çözece¤iz” oldu, ama hala bir sonuç yok. Her türlü merciye baflvurduk, sonuç alamad›¤›m›zdan bizler de bedenimizi bugün Açl›k Grevi’ne yat›rd›k. Ben Osman’› kaybettim. Ama cezaevinde olan kardefllerimin hepsi benim için birer Osman. Ve onlar›n yaflamas› için bir nebze de olsa faydam olursa diye Açl›k Grevi’ne bafllad›m. Bütün insanl›¤›n onurunun çi¤nenmemesi için buraday›m.
‹mral› Kapat›ls›n, F Tiplerinde Tecrite Son! KADEK Genel Baflkan› Abdullah Öcalan’›n tecrit edildi¤i ‹mral› Adas›’nda, tecriti daha da koyulaflt›ran ailesi ve avukatlar›yla görüfltürülmemesi alt›nc› haftas›na girdi. Buna karfl› KADEK’lilerin yurtiçi ve yurtd›fl›nda protesto eylemleri sürerken, KADEK’li tutsaklar da uygulamay› Açl›k Grevleri ile protesto ediyorlar. KADEK’li tutsaklar ad›na Nasrullah Kuran yapt›¤› aç›klamada, Öcalan'›n durumunun her geçen gün ciddi sonuçlara yol açabilecek bir mecraya kayd›¤› belirtildi. 4 y›ld›r tek kiflilik hücrede tutulan Öcalan ile avukatlar› son alt› ay içinde sadece iki kez görüflebildiler, son 6 hafta içinde ise hiç görüfltürülmediler. Geçti¤imiz Çarflamba günü görüflmek için giden avukatlar her zaman oldu¤u gibi “hava muhalefeti” gerekçesiyle geri çevrilirken, avukatlar›n “o zaman telefonla ailesi görüflsün, sa¤l›¤›ndan endifle ediyoruz” talebi de kaale al›nmad›. Öte yandan Öcalan’›n avukatlar›n›n Adalet Bakanl›¤›’na yapt›¤› baflvuruya ise hiçbir cevap verilmedi.
Hukuksuzluk Tecriti Kabullendirmek ‹çin fiu tabloya bak›n. Baflbakan Abdullah Gül, “biz emirlik de¤iliz, demokratik bir devletiz” derken, tam bir hukuksuzluk ve kendi yasalar›n› dahi tan›mazl›k tüm dünyan›n gözleri önünde sergileniyor. Kriz Yönetimi ad› verilen gayri meflru yönetim ile, devletin kendi yasalar› ‹mral›’da geçersiz hale geliyor. Elbette görüfltürülmemeye Genelkurmay’dan direktif alan görevliler türlü gerekçeler s›ralayabilir, ancak bunlar›n hiçbirinin inand›r›c› olmad›¤›n› da en iyi kendileri bilmektedir. ‹mral› statüsü ve beraberindeki koyu bir tecrit kurumsallaflt›r›lmak, kan›ksat›lmak isteniyor. Bunun içinde KADEK’e verilen mesajlar ayr› olarak de¤erlendirilebilir. Ancak sorun flimdi elbette bu de¤ildir. Sorun, bu statünün bir flekilde kabul ettirme politikas›na karfl› ç›kmakt›r. ‹mral› statüsünü her ne gerekçeyle olursa olsun kabul etmek bu tür resmi keyfilikleri de sürekli gündeme getirecek, hukuki, siyasi ve en insani haklar istenildi¤inde ask›ya al›nmaya devam ede-
cektir. Bugün görüfltürseler, yar›n görüfltürmeyeceklerdir örne¤in. Kald› ki, avukat›yla görüflüyor olmas› da ‹mral›’daki tecriti ortadan kald›rm›yor. Görüfltürmeme tam bir zindanc› anlay›flla izole etmektir. Yoksa tecrit ‹mral›’da ilk günden beri uygulan›yor. Ve esas karfl› ç›k›lmas› gereken de tam bu noktad›r. ‹mral›’n›n kendisidir. ‹flte bu nedenden dolay› talep ‹mral›’n›n kapat›lmas› olmal›d›r. ‹mral›’n›n kapat›lmas›n› istemek, Öcalan nezdindeki özgünlüklerin yan›s›ra temelde tecrite karfl› ç›kmakt›r. ‹mral› tecrit demektir. Tecrit politikas› sadece ‹mral›’da de¤il, çeflitli biçimlerde bütün F tiplerinde gündemdedir. 103 insan tecriti kald›rmak için süren direniflte flehit düfltü. Yüzlercesi bu nedenle sakat kald›. ‹ster ‹mral›’da isterse F tiplerinde tecrite karfl› mücadeleyi güçlendirmek isteyen bu flekilde ele almal›, ‹mral›’n›n tümden kapat›lmas›n›, F tiplerinde tecritin kald›r›lmas›n› savunmal›d›r.
Tav›r Toplat›ld›
Faflizm Zulmünün Resmedilmesinden Korkuyor 7. say›s› toplat›lan Kültür Sanat Yaflam›nda Tav›r dergisinin 11. say›s› da, ço¤unlu¤u Ölüm Orucu ile ilgili olmak üzere 5 tane yaz› gerekçe gösterilerek toplat›ld›. ‹stanbul DGM’nin toplatma karar›yla ilgili bir aç›klama yapan Tav›r “halk için sanat yapmaya devam edece¤iz” derken, toplat›lmaya gerekçe gösterilen yaz›lar› flöyle s›ralad›: “‘Berkan'› U¤urlarken’, ‘Feride'nin Türküsü’, ‘Gerillan›n Dü¤ünü’, 2002 y›l›ndaki toplumsal olaylar›n anlat›ld›¤› ‘Bir Y›l Böyle Geçti’ yaz›s› ve toplat›lan 7. say›ya iliflkin mahkeme savunmas›.” Mahkemede yap›lan savunmay› bile toplatma gerekçesi haline getiren faflist kafay› Nazi döneminden Picasso örne¤iyle dile getiren Tav›r dergisi bask›lara son verilmesini istedi. Aç›klamada Nazi faflizminden verilen örnek ise flöyle; “Picasso'ya Nazi Subay› sorar: "Bu Guernica isimli tabloyu siz mi yapt›n›z?" (Guernica Alman faflizminin bir katliam›n› anlatan tablodur.) Picasso cevaplar: "Hay›r efendim, bu resmi siz yapt›n›z!"
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
17
Cemil Çiçek: “ölüm oruçlar›n›n arkas›nda örgütler var”
Neyi Aç›klar, Sorumluluktan Kurtar›r M›? TBMM Baflkan› Bülent Ar›nç 2 Ocak tarihli Yeni fiafak gazetesine verdi¤i mülakatta, ölüm oruçlar›n› bitirmek için çal›flaca¤›n› belirtip flöyle diyordu; “300 gündür ölüm orucu tutan insanlar var. ‹lgili kiflileri davet edece¤im, cezaevlerini ziyaret edece¤im. Bir insan bizim için önemlidir. Ülkemde baz› kifliler yak›nlar›n›n gözü önünde ölüme gidiyorsa onlar› dinlemem ve anlamam gerekir. Cezaevlerinin iyilefltirilmesinden tutun, onlar›n hayata kazand›r›lmas› konusunda ad›m atmal›y›z." Pratik olarak ifadesinin ne olaca¤›n› önümüzdeki süreçte görece¤imiz bu aç›klama, bir duyarl›l›k, ayn› zamanda, Cumhurbaflkanl›¤› makam›ndan sonra bu ülkenin en yetkili ikinci kiflisi konumunda olan bir insan için de bir sorumluluktur. Bir çok yaz›m›zda dile getirdi¤imiz bir gerçe¤i, direnifli destekleyip desteklememenin ötesindeki bir tart›flmay›, ölüme yatan yüzlerce insan›n, ölen yüzden fazla insan›n oldu¤u bir ülkede düflünen herkesin sormas›, söylemesi gerekenleri söylüyor asl›nda Ar›nç. ‹flte tam da bu noktada, ertesi günü ayn› gazetede TBMM baflkan›n› bile “terör, örgüt” diye sindirmeye çal›flan kafa yap›s›, bir baflka deyiflle “devlet politikas›” devreye giriyor ve flöyle diyor; "Ben en k›sa zamanda Bülent Bey'le görüflüp ölüm orucu ve açl›k grevleri ile ilgili kendilerine
Çiçek ve AKP iktidar› “örgüt”, “devlet politikas›” diyerek önceki iktidar›n katliamc›l›¤›n› sürdürecek mi, yoksa hak ve özgürlüklerden yanay›m, iflkenceye karfl›y›m sözlerinin arkas›nda durarak tecriti kald›r›p ölümleri durduracak m›; soru ve sorun budur, bunun ötesinde her fley ertesi günü kendini vuracak bir demagojiden ibarettir. 18
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
gerekli bilgiyi verece¤im. Konu son derece hassas. Bu konudaki giriflimlerin dikkatli yap›lmas›nda fayda var, çünkü bunlar bir eylem için ortaya konulmufl tav›rlard›r. Arkas›nda belli örgütler vard›r. Aksi halde fark›nda olmadan eyleme destek veriyoruz anlam› ç›kar." Bu sözlerin sahibi, siyasi düflüncelerinden, devrimciler hakk›nda ne düflündü¤ünden ba¤›ms›z olarak oturdu¤u makam gere¤i, Bülent Ar›nç’›n söylemesi gerekeni, daha koltu¤a oturdu¤u ilk gün söylemesi gereken, Adalet Bakan› Cemil Çiçek’tir. Hemen belirtelim ki, Cemil Çiçek büyük bir keflif yapm›yor. Ölüm orucu direniflçileri hiçbir zaman örgütlü olmad›klar›n› söylemediler. Elbette örgütlü olacaklar. Baflkalar› nas›l örgütlenme hakk›na sahipse (yasalar da böyle diyor ya!) tutsaklar da elbette örgütlü olacaklar. Kald› ki, siyasi tutsaklar için, onlar›n düflünceleri ve eylemleri için “örgüt var” demek, ancak bir komedi unsuru olabilir. Ama bu demagoji yeni de¤il. Sami Türk’ten eski baflbakana kadar tümü ayn› demagojiyle katliamc›l›klar›n› gizlemeye çal›flt›lar. Cemil Çiçek ve AKP iktidar› da m› ayn› yolu yürümeye devam edecek? Hak isteyen, düflüncelerimle yaflamak istiyorum, tecrit alt›nda yaflamak istemiyorum diyen örgütlü insanlarsa, devrimcilerse katledilmeleri vaciptir mi deniyor? Bu demagojiler geçilmelidir art›k. Bunlara art›k F tipi savunucular› bile ra¤bet göstermiyor ve “peki sorunu çözüyor mu bu” diye hakl› olarak soruyor. Evet biz de soruyoruz Adalet Bakan›’na ve AKP iktidar›na; Önceki iktidarla ayn› demagojilere sar›larak, ölümlerin alt›na imza atmaktan baflka elde edebilece¤iniz bir çözüm varsa; halka aç›klay›n herkes ö¤rensin. Çözüm, “nas›l olsa öle öle sakat kala kala içeride adam kalmaz direnifl biter” hamhayali ise bofluna heveslenilmesin. Bu hesaplar çok yap›ld›, direnifl bu tür hesaplar› çok bozdu. Türkiye hapishaneler tarihi, katliamc›l›kla sonuç al›namayaca¤›n›n tarihidir. Oltan Sungurlular, Mehmet A¤arlar, fievket Kazanlar, H. Sami Türkler, Aysel Çelikeller hep ayn› fleyi baflka baflka demagojilerin arkas›na s›¤›narak denediler; baflara-
mad›lar. Bu direnifl ise onlarca manevray›, binlerce yalan›, türlü türlü demagojiyi tarihin çöplü¤üne atmakta ustalaflan bir direnifltir. Cemil Çiçek, yalan ve demagojilerin nas›l çöktü¤ünü bilmiyorsa, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü A. Suat Ertosun’a sorabilir, hatta Ertosun’un her gün bir aç›klama yaparken, aylard›r neden susmak zorunda kald›¤›n›n nedenini ö¤renerek de bilgi sahibi olabilir. Dedi¤imiz gibi, bu demagojiler ne 103 ölümü
aç›klar, ne de Adalet Bakan›n› sorumluluktan kurtar›r. fiimdi AKP iktidar›n› görmek istiyoruz. Hak ve özgürlükler, iflkenceye karfl› olmak söylemlerinin ne denli samimi oldu¤unu görmek istiyoruz. Maskeleri düflüren direniflin, dayat›ld›¤›nda daha çok maske düflürmeye, daha çok bakanlar, iktidarlar eskitmeye gücü oldu¤undan herkes emin olabilir. Sabr›m›z ve kararl›l›¤›m›z bunun teminat›d›r.
S.Türk niyet etti, AKP’ye K›smet Oluyor!
Direnme Hakk›na Sald›r› Yasas› Sami Türk döneminde haz›rlanan ve TBMM’ye gönderilen ancak, iktidar kavgalar› aras›nda seçim dönemine girildi¤i için ç›kar›lamayan ölüm orucuna müdahale yasas› yeniden gündeme getiriliyor. Hat›rlarsak, Ceza ‹nfaz Kurumlar›’na iliflkin yasada yap›lan de¤iflikliklerle birlikte eklenen 307/b maddesinde flöyle deniliyordu; “Hükümlü ve tutuklular›n beslenmesini engelleyenler hakk›nda iki y›ldan dört y›la kadar hapis cezas› verilir. Hükümlü ve tutuklular›n açl›k grevine veya ölüm orucuna teflvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi say›l›r. Beslenmenin engellenmesi nedeniyle ölüm meydana geldi¤inde faile on y›ldan yirmi y›la kadar hapis cezas› verilir. 456 ‘nc› maddenin birinci, ikinci ve üçüncü f›kralar›nda say›lan bedensel zararlar›n gelmesi halinde ise, faile ayn› madde hükümleri gere¤ince ceza verilir." Aç›kça direnmenin suç olarak tan›mland›¤› ve sanki bir insan kendi iradesi d›fl›nda yüzlerce gün aç kalabilir ve ölebilirmifl gibi kabul edilerek direnme hakk›n›n kendisinin yokedilmek istendi¤i bu de¤ifliklik esasen katliamc› Sami Türk’e daha iyi yak›fl›rd›. Halk›n hak ve özgürlüklerinden, örgütlenme ve düflünce özgürlü¤ünden sözedeceksiniz, bir yandan da direnmeyi en büyük suç haline getireceksiniz; bu da AKP iktidar›n›n ikiyüzlülü¤üne yak›fl›yor do¤rusu. Bu yasa ayn› zamanda her fleye ra¤men direnenlere zorla müdahale etmeyi de yasal hale getiriyor. 500’e yak›n insan ortada yasa olmadan bu flekilde sakat b›rak›ld›. Burada zorla müdahalenin nas›l bir iflkenceyle uyguland›¤›n› yeniden anlatmayaca¤›z. Bugün ço¤u d›flar›da olan yüzlerce sakat b›rak›lm›fl insan›n varl›¤› zaten anlatmaya yetiyor. Ve bu zulüm flimdi yasal güvence alt›na al›n-
m›fl olacak bu yasayla. Ama esas niyet elbette tutsaklardan bafllayarak halk›n direnme hakk›n› yoketmektir. ‹çeride açl›k grevi, ölüm orucu yasak diyenler kimsenin kuflkusu olmas›n d›flar›da da ayn› mant›kla yasalar ç›karacakt›r. Dünya kurulal› beri hiçbir kral, bey, faflist diktatör ve iktidar halklar›n direnme hakk›n› yok edememifltir. Yasalar ç›karm›fllar bugünkü gibi, direnenleri kurflunlara dizmifller ama direniflleri yok edememifllerdir. Böyle bir yasaya ihtiyaç duymak bile, direnme hakk›ndan duyulan korkunun bir ifadesidir. Sami Türk bu yasan›n Alman ‹nfaz Kurumu’nda da benzerinin oldu¤unu da sanki marifetmifl gibi belirterek savunmufltu. Suç oldu¤unu, iflkence oldu¤unu biliyordu ama nas›l olsa Almanya da yap›yor o zaman biz de yapabiliriz diyordu. Yasan›n flimdiki sahipleri nas›l savunuyor acaba? Bu ülkede direnme hakk› olmayacak, ne içeride, ne d›flar›da kimse direnmeyecek mi diyor AKP? Sak›n kimse, “ölüm... yaflam kutsald›r” masallar› anlatmas›n. Bar›fl› savunman›n bile ölümü göze almakla oldu¤u böyle bir dünyada, en küçük bir hakk›n dahi ölüm bedeli oldu¤u ülkemizde bu demagojinin anlam› D‹RENMEY‹N demekten baflka bir fley de¤ildir. M‹LLETVEK‹LLER‹; Parlamentoda bulunan AKP’li, CHP’li milletvekilleri bu yasaya oy vererek faflizmin, halk›n, tutsaklar›n direnme hakk›n›n yokedilmesine oy verecek demektir. Direnme hakk› vazgeçilmez kutsal bir hakt›r; yokedilemez. Desteklemeyin; direnme hakk›n›n yokedilmesine oy vermeyin. Zorla müdahale ad› alt›nda iflkenceye ortak olmay›n!
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
19
Özgür-Der’den Cemil Çiçek’e
“Hepimiz Karfl›y›z!” Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in “ölüm oruçlar›n›n arkas›nda örgütler var, fark›nda olmadan bu eyleme destek verilmemeli” aç›klamalar›na islamc› kesimden, Özgür-Der’den cevap geldi. F tipi zulüme hepimiz karfl›y›z diyen Özgür-Der’in, cevab› özetle flöyle diyordu;
Tecriti Sadece Örgütler Söylemiyor Çiçek’in ayn› demecinde Meclis Baflkan›'n›n yanl›fl bilgilendirildi¤ini söyleyerek konunun üzerini örtmesi ve F tipi katliamc›lar›yla ayn› dili kullanmas› AkKla ilgili tüm sivil kurulufllar›n, F tipi mevcut uygulamas›n›n ancak "iflkence" kavram›yla aç›klanabilir oldu¤u hususunda mutabakatlar› vard›r. Kald› ki hangi örgüt kastedilirse kastedilsin, hapishaneye konan hiç kimseye "tecrit" anlam›na gelecek ikinci ve daha a¤›r bir cezan›n verilmesi "sürekli iflkence" kavram›n› gündeme getirmektedir. Çiçek en az›ndan "Milli Kültür" kavram›na iliflkin olarak sayg› gösterdi¤ini ifade etti¤i Kur'an ayetlerine aç›ktan tav›r al›r pozisyonuna düflmesin. Rabbimiz Kur'an'da "Bir kavme duydu¤unuz düflmanl›k sizi zulüm yapmaya sevketmesin" buyurmaktad›r. Gerek vahyin adaleti, gerek insan›n f›tri adalet duygusu F tipinde uygulanan tecridi ve izolasyonla oluflan hak ihlallerini onaylamas› mümkün de¤ildir... Dört duvar aras›nda tamamen izole edilmifl flekilde insanlar› yaflayan ölüler haline getirmek program›nda iflkenceye karfl› olmak iddias›ndaki bir partinin söylemiyle çeliflir. Çiçek öncelikle kendini iflkenceci polislerin ve F tipi katliam›n› gerçeklefltiren infazc›lar›n telkinlerinden ve güdümlü raporlar›ndan kurtarmal›d›r. Ölüm oruçlar›n› kimin destekleyip kimin desteklemedi¤ini tart›flaca¤›na, 103. kurban›n› veren ve yüzlercesi de sakat kalan ölüm oruçcular›n›n niçin kendilerine k›yd›klar›n› hat›rlas›n. Hiç kimse durup dururken ölü sevici olmaz. F tipindeki tecrit kalks›n diyen ‹slami kesim ayd›nlar›, baflta Özgür-Der, Mazlumder ve Hukukçular Derne¤i olmak üzere konuyla ilgili bir çok kurulufl da ölü sevici oldu¤u için veya sol örgütlerin kuyru¤una tak›ld›¤› için F tipine, tecrite hay›r demiyor. Hay›r diyoruz; çünkü bu sorun öncelikle insani bir sorundur. ‹nsan›z, insani sorumlulu¤umuz ge20
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
re¤i hay›r diyoruz, müslüman›z ‹slami adalet anlay›fl›m›z gere¤i hay›r diyoruz. Bu ülkeyi 28 fiubatç›lar bir kanunsuzluklar diyar›na çevirdiler. F tipleri de 28 fiubatç›lar›n kara bir arma¤an›d›r. 28 fiubat darbecilerinin siyaset üzerindeki hegemonyas›n›n devam etmedi¤ini görmek, hukuk ve adaletin gereklerine göre iyilefltirmeler istemek hakk›m›z.
Say›n Cemil Çiçek, O Zaman Biz Yineliyoruz Bu ülkeyi haklar›n› alabilmek için ölümü seçenlerin bir taputlu¤u haline dönüfltürmekten kurtarmak elinizde. Bülent Ar›nç'›n insani yaklafl›m›n› bile "yanl›fl bilgilendirildi¤ini ifade ederek düzeltece¤inizi” söylüyorsunuz. Belki bizi de "teröristlere" alet olmakla itham edip hakk›m›zda takibat açabilirsiniz. Hay›r. Yanl›fl bilgilenme yok. F tipi uygulamas›n› ilk bafl›ndan beri takip ediyoruz. Kand›r›lma yok. Sadece korku ve siniklik var. F tipinde yaflanan zulmü ‹slami kesimden bir çok yazar gündeme getirdi. Bu Türkiye'nin kara bir lekesi. Lütfen bu lekeyi AK Parti'ye ve AK Parti'den beklentisi olanlara tafl›tmay›n. Barolar Birli¤i önceki Adalet Bakan›'na üç hücrenin kap›lar›n›n birbirine aç›lmas›n› teklif etmeye çal›flt›. Yok Barolar Birli¤i'ni de kömünist örgütlerin dolayl› bir uzant›s› olarak görüyorsan›z o zaman bu teklifi biz yeniliyoruz. Bizi be¤enmiyorsan›z bu teklifi tüm Türkiye ayd›nlar›n›n ve halk›n imzas›na açaca¤›m›z bir kampanyaya dönüfltürebiliriz. Bu sese kulak verin. K›rm›z› kitaplar› kapat›n bu sese kap›lar›n›z› aç›n.
Mazlum-Der; “Tecrite Son Verilmeli” MAZLUM-DER, fianl›urfa fiubesinin ev sahipli¤inde yap›lan ve iki gün süren II. ‹nsan Haklar› Kongresi'nin sonuç bildirgesinde Türkiye’de demokratikleflme, insan haklar› sorunlar›na iliflkin tespitler ve öneriler yerald›. Din özgürlü¤ü, Kürt sorunu gibi konulara de¤inilen sonuç bildirgesinde F tipleri konusunda flu ifadelere yer verildi; “Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülere insanca muamele edilmeli; F tipi tecrit uygulamas› sona verilmeli, ortak alanlar›n yap›s› ve kullan›m yöntemi de¤ifltirilmelidir.”
Ercan Kartal iflkenceyi ve tecriti anlat›yor-2
Her uygulama kiflili¤e sald›r› Geçen haftaki say›m›zda, Edirne F Tipi’nden Ercan Kartal’›n anlat›m›yla F tiplerindeki tecrite izolasyona dayal› uygulamalara yer vermifltik. ‹lk bölümünde hücre aramalar›nda, say›mlarda, aile görüfllerinde kifliliksizlefltirmeye yönelik dayatmalara yer verdi¤imiz Ercan Kartal’›n mahkemeye dilekçe olarak sundu¤u yaz›s›na devam ediyoruz...
Savunma hakk› yok denecek kadar k›s›tlanm›flt›r: Avukatlar›m›zla
da
dire
nme savafl›n
3. y›l 816. gün
görüflme olanaklar› oldukça k›s›tl›d›r. Hükümlü olanlar›n avukatlar›yla görüflmesi genelgeyle yasaklanm›flt›r. Avukatlar›m›z›n davalarla ilgili getirdi¤i savunma evraklar› al›nmamaktad›r. Müvekkilleriyle ayn› anda görüflme olana¤› olmamas›, yine ayn› davadan yarg›lananlar›n ayn› anda avukatlar›yla görüflememesi savunma hakk›n› engelleyici uygulamalard›r. Avukat görüflüne ç›karken üzerimizde k⤛t-kalem almam›za izin verilmemekte, ayr›ca görüflme bir gardiyan taraf›ndan taciz edici flekilde dinlenmektedir. Avukatla herhangi bir belge al›flverifline izin verilmemektedir. ‹dareye avukata verilmesi için dilekçeyle verilen belgeler bile ya avukat›m›za verilmemekte ya da müdahale edilerek karalanarak sansürlenmifl olarak verilmektedir. Savunma hakk›n›n ortadan kald›r›lmas›na dönük uygulamalardan kaynakl›, sa¤l›kl› olarak savunma haz›rlayamamaktay›z. Bütün bunlar›n yan›s›ra avukatlar›m›z›n hapishane giriflinde karfl› karfl›ya kald›klar› uygulamalar da avukatlar›m›z› y›ld›rmak, tacize varan aramalar hakaret ve tehditler avukatlar›m›z›n görüfle gelmelerini engellemek, ve avukatl›k kurumunu ifllevsizlefltirmek amaçl›d›r. Yarg›land›¤›m›z mahkemelere götürülmeyerek talimatla ifade vermeye zorlan›yoruz. Yine mahkeme tarihleri bizlere önceden bildirilmedi¤i davalara
iliflkin tebli¤ler ve iddianameler iletilmedi¤i ya da eksik iletildi¤i için savunma haz›rl›klar› yapam›yoruz. Savunma haz›rlamaya vakit buldu¤umuz koflullarda ise haz›rlad›¤›m›z savunmalar idare taraf›ndan al›konulmakta, inceleyece¤iz vb. diyerek müdahale edilmektedir. Bütün bu uygulamalar F tiplerinde sa¤l›kl› savunma yapman›n koflullar›n›n olmad›¤›n› tersine bilinçli politikalarla engellendi¤ini ortaya koymaktad›r. Suç duyurusunda bulunmam›za ra¤men çözüm üretilmedi, ifllem yap›lmad›.
F tiplerinde sa¤l›kl› tedavi olma koflullar› yoktur. Sa¤l›k sorunlar› olan arkadafllar›m›z zaman›nda hastaneye sevk edilmemekte, sevk olanlar›m›z ise jandarman›n engellemeleri yüzünden (muayene s›ras›nda kelepçelerin aç›lmamas› vb. nedenlerle) muayene/tedavi olamamaktad›r. ‹laç paralar›n›n hesab›m›zdan kesilmesi, hesab›nda paras› olmayanlar›n ilaçlar›n›n yeterince yaz›lmamas› da ayr› bir sorundur. Mahkeme, hastane vb. gidifl gelifllerde yaflanan onca soruna onur k›r›c› uygulamaya ra¤men “sorun ç›kmad›¤›na” iliflkin dönüfllerde jandarma taraf›ndan imzalat›lmaya çal›fl›lan tutanaklar› imzalamad›¤›m›z için sald›r›ya u¤rad›k. Sorun yok, herfley yasalara ve insan haklar›na uygun denilerek kamuoyu böyle kand›r›lmak istenmektedir.
Haberleflme ve yay›n hakk›m›z k›s›tlanmaktad›r. Göndermek istedi¤imiz (ve gelen) mektup, faks vb.'ler sak›ncal› bulundu¤u gerekçesi ile gönderilmemektedir, verilmemektedir. Bu "sak›ncalar" bazen "mektup yaz›lan kifliye moral verdi¤i", "örgüt propagandas› yapt›¤›" bazen "suç olan fiili övdü¤ü" gibi gerekçelere dayand›r›lmaktad›r. Bu konuda infaz hakimli¤ine yap›lan itirazlarda yine ayn› gerekçelerle reddedilmektedir. Haberleflme hakk›Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
21
m›z önündeki bu engellemeler için infaz hakimli¤ine itiraz hakk› tan›nmas› göstermelik, idarenin haks›z kararlar›na meflruluk kazand›rmak amaçl› olmakta öte bir anlam tafl›mamaktad›r. Hafta içinde yaln›zca üç gün mektup gönderebiliyor, bize gelen mektup vb.'lerde haftan›n di¤er iki gününde alabiliyoruz. Yasal olarak bayilerde sat›lan dergileri siparifl etmemize ra¤men ancak idarenin uygun buldu¤u yay›nlar al›nmaktad›r. Yine ad›m›za posta ile gelen yay›nlar verilmemekte, verilmeme nedeni dahi belirtilmemektedir. Toplatma karar› olmad›¤› halde bir çok yasal yay›n›n hapishane girifli engellenmektedir. Kürtçe yay›nlar yasak denilerek sokulmamaktad›r. Kitap okuma olana¤›m›zda üç kitapla s›n›rlanm›flt›r.
F tiplerinde Bütün ‹flleyifl Tecrit ve ‹zolasyona Göredir. Merkezi radyo yay›n› bafll› bafl›na bir iflkence arac›d›r. Tekli hücrelerde kalan arkadafllar›n radyoyu aç›p kapama sesini azaltma flanslar› yoktur. Üçlü hücrelerde ise aç›p-kapama dü¤meleri içerde olsa da istendi¤i zaman bunlar devred›fl› b›rak›lmaktad›r. Radyodan idarenin belirledi¤i kanallar çal›flmaktad›r.
Meslek Ahlaklar›n› Ayaklar Alt›na Alan Psikologlar-Sosyologlar ve Doktorlar Hapishane Politikas›n›n Hizmetindeler... ‹nsanl›k d›fl›, gayri ahlaki, onur k›r›c› uygulamalarda psikolog ve sosyologlar›n önemli bir pay› bulunmaktad›r. Tecrit ve tredman politikas›n›n uygulanmas›nda, politikalar›n yönlendirilmesinde rol almaktad›rlar. Devrimci tutsaklara yönelik sald›r› politikalar›n›n sonuçlar›n› gözlemleyip yeni sald›r› politikalar› belirlemek öncelikli görevleri aras›ndad›r. Devrimci kimli¤imizden ve düflüncelerimizden soyundurularak kifliliksizlefltirip teslim alma sald›r›s›n›n ideolojik aya¤›n› oluflturmada meslek ahlaklar›n› ve ilkelerini ayaklar alt›na alarak yer almaktad›rlar. Bu süreçte öncelikli görevlerinden birisi de Ölüm Orucu direniflçilerini b›rakmalar› için psikolojik iflkence yöntemiyle iradesini zay›flatmak, tedavi olmay› kabul ettirmeye çal›flmak, bunun için her yolu denemektir. Telkinle etkileyemedikleri direniflçileri sakat kalacaks›n vb. tehditlerle etkilemeye çal›flmak bu görevlilerin "meslek ahlaklar›na" uygundur. Sorunlar›n çözümünde psikologlarla ve sosyologlarla muhatap olmaya zorlanmam›zda bilinçli bir yaklafl›md›r. Öyleki su tesisat›ndaki bozuklukla ilgili flikayetlerimizle bile psikolog ve sosyologlar ilgilenmektedir. Bu devletin bizim siyasi kimli¤imizi kabul etmeyip ›slah edilmesi gereken problemli kiflilikler olarak görme, göstermeye çal›flma anlay›fl›n›n bir yans›mas›d›r. Meslek ilkelerini bir kenara b›rakarak iflkencecili¤e soyunan doktorlar Ölüm Orucunda bulunan devrimci tutsaklara direnifli b›rakt›rmak için psikolojik bask› yapmakta, mesleki bilgilerini bu amaçla kullanmaktad›r.
22
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
Ailelerimizin getirdi¤i pek çok eflya kantinde sat›l›yor, renkleri uygun de¤il denilerek bu eflyalar al›nmamaktad›r. Kantinde sat›lanlar hem kalitesizdir hem de pahal› fiyatlarla sat›lmaktad›r. Haftal›k kantin al›flverifli bir kereye mahsustur. F tipinde yaflam tam bir ekonomik sömürü üzerine oturtulmufltur. Kantin malzemelerinin fiyatlar›n›n yüksek olmas› d›fl›nda elektrik, ilaç ve temizlik malzemelerinin paras›n›n da bizlerden al›nmas› tam bir sömürüdür. Herfley paral› oldu¤u için ziyaretçisi gelemeyen arkadafllar›m›z en temel ihtiyaçlar›n› bile karfl›layamamaktad›r. Arkadafllar aras› dayan›flman›n fiziki koflullar› da ortadan kald›r›ld›¤›ndan bu durumdaki arkadafllar›m›z ma¤dur olmaktad›r. Üzerimize yat›r›lan paralar›n kullan›m›n› denetleyememekteyiz. Bu uygulama tutsaklar aras› dayan›flmay› engellemek amaçl›d›r. Bu konuda yapt›¤›m›z suç duyurusunda mahkeme karar›n›n lehimize sonuçlanmas›na ra¤men idare bu haks›z tasarrufuna son vermemifltir. ‹ç iflleyiflte herfley dilekçe ile halledilmektedir. Dilekçeler ise yaln›zca sabah say›mlar›nda al›nmaktad›r. Dilekçelerde "arz ederim", "sayg›lar›mla" vb. ifadeler olmas› dayat›lmaktad›r. Hastanelerde Ölüm Orucu direniflinde olan arkadafllar›m›za yönelik uygulanan tecrit politikas› ise bizlere göre daha farkl›l›k içermektedir. Tek bafl›na tutulan arkadafllar›m›z çevrelerindeki hücrelerden de yal›t›larak bask› alt›na al›nmakta. Müdürler, psikologlar ve sosyologlar, doktorlar taraf›ndan sürekli direniflini b›rakmas›, de¤erlerine ve inançlar›na ihanet etmesi için psikolojik bask› yap›lmaktad›r. Zorla müdahale edilerek sakat b›rak›lmaktad›r. Bilinci aç›kken "sakat b›rakaca¤›z" diye tehdit edilmektedir. F tipi hücrelerde uygulanan tredman politikas›n›n amac› tutsaklar›n onurunu k›rmaya kiflili¤ini yok etmeye yöneliktir. Örne¤in hücrelerin d›flar›yla tek temas yeri olan kap› mazgallar› kap›lar›n tam ortas›nda bel hizas›ndad›r. Mazgalda bir fley al›p verebilmek için bu mazgal hizas›na e¤ilmek zorunda b›rak›l›yoruz. Hücrelerde kimin kiminle kalaca¤› idare taraf›ndan belirlenmektedir. Sa¤l›k nedenleri vb. nedenlerle yer de¤iflikli¤i isteyen arkadafllar›m›z›n bu istekleri gözetilmemektedir. Yine ölüm orucu direniflinden kaynakl› haf›za problemi yaflayan arkadafllar›m›z kendisini tan›yan arkadafllar›n›n yan›na verilmemektedir. Baz› arkadafllar›m›z özellikle yaln›z tecrit edilmekte çevreleri bile boflalt›lmaktad›r.
F tiplerinde Disiplin Cezalar› Tecrit ‹çinde Tecrit demektir. Tretman politikalar›na boyun e¤dirmede en önemli ifllevi disiplin soruflturmas› ve
ceza uygulamas› görmektedir. Hemen herfley disiplin soruflturmas› gerekçesi yap›lmakta ve ceza verme tehditiyle tredman politikalar›na uyulmas› zorunlu hale getirilmeye çal›fl›lmaktad›r. Zaten tecrit alt›nda olan tutsaklara yönelik uygulanan mektup yasa¤›, görüfl yasa¤› tek kiflilik hücrede havaland›rmaya ç›kart›lmayarak uygulanan hücre cezas› ve disiplin cezalar› ile infaz yakma, tredman politikas›n› tamamlayan en önemli sald›r› arac› olarak kullan›lmaktad›r. Verilen disiplin cezalar› ile bir çok arkadafl›m›z›n infazlar› yak›lm›flt›r. Ortak Alanlar›n Tecriti Ortadan Kald›rd›¤› Bir Aldatmacad›r. Adalet Bakanl›¤› ortak alanlar›n varl›¤›n› gerekçe göstererek F tipi hücrelerde tecrit uygulamas›n›n olmad›¤›n› iddia etmektedir. Ortak kullan›m alan› olarak ifade edilen kütüphane, spor salonu atölyeler vb. yerler tecriti ortadan kald›rmak bir yana tecrit ve tredman politikas›n› tamamlayan yerlerdir. Çünkü tecrit ve izolasyon uygulamas› as›l olarak hücreler üzerine oturtulmufl, di¤er unsurlar ise bu politikay› tamamlayacak flekilde düzenlenmifltir. Günün 24 saatini hücrede yaln›z geçiren tutuklunun haftada birkaç saatlik ortak alanlara ç›kar›lmas›yla tecritin ortadan kalkt›¤›n›n inand›r›c› hiçbir yan› yoktur. Bafllang›çta F tipi hücrelerde tecrit olmad›¤› yalan› ile kamuoyunu kand›rmaya çal›flan Adalet Bakan›, bunun etkisiz kalmas› karfl›s›nda, ortak alanlar aldatmacas› bofla ç›kar›lm›flt›r. Bizlerin ortak alanlara ç›kmayarak kendi kendimizi tecrit etti¤imiz demagojisi de F tipi hücre ve tecrit politikas› gerçe¤ini de¤ifltirmeyecektir. Adalet Bakanl›¤› hücre politikas›n› savunurken AB'nin standartlar›na uygun oldu¤unu ve AB'nin kendilerini destekledi¤ini söyleyerek tecriti meflrulaflt›rmaya, sald›r›s›n› hakl› göstermeye çal›fl›yor. Avrupa ‹flkenceyi Önleme Komisyonu vb. emperyalist kurumlar insan haklar› ve demokrasi maskesi alt›nda devleti devrimci tutsaklara yönelik sald›r›lar›nda ve tecrit politikas›n›n sürdürülmesinde rolleri bulunmaktad›rlar. Ama ister AB standartlar› denilerek savunulmaya çal›fl›ls›n, ister emperyalist devletlerin deste¤inden bahsedilsin bunlar F tiplerinin bir iflkence oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltirmeyecektir. Sonuç olarak; yukar›da anlatmaya çal›flt›¤›m›z gibi 2 y›la yak›nd›r hücrelerde tecrit ve izolasyon alt›nda her türlü bask›y› ve iflkenceyi içeren tredman uygulamalar›yla karfl› karfl›yay›z. Bu bask› ve iflkenceler bizlerin devrimci kimli¤imizi ve düflüncelerimizi hedeflemektedir. Bu sald›r›lar Adalet Bakanl›¤›‘n›n da ifade etti¤i gibi "devlet politikas›" olarak uygulanmaktad›r...
AKP'ye TAYAD ziyareti
ÇÖZÜM BEKL‹YORUZ, SÖZÜNÜZÜ TUTUN! TAYAD’l› aileler AKP ‹stanbul ‹l Baflkanl›¤› ile 4 Ocak günü bir görüflme yapt›lar. Polisin parti binas›n› yo¤un “korumaya” ald›¤› görüflmede AKP ‹l Baflkan Yard›mc›s› Abdullah Pehlivan ve ‹l Yöneticisi Cemal Özdemir ile görüflen TAYAD’l›lar, tecritin kald›r›lmas›na yönelik çözüm bulunmas›n› istediler. AKP’nin iflkenceye karfl› olduklar› sözünü hat›rlatan TAYAD’l›lar, tecritin en büyük iflkence yöntemi oldu¤unu, iflkenceye karfl› olan›n tecriti sürdürmesinin çeliflki oldu¤unu belirterek, “sözünüzü tutun” dediler. Görüflme sonras› bas›na aç›klama yapan TAYAD’l› Naime Kara ve Av. Özgür Gider çözüm beklediklerini belirtirken, Gider ziyaretin amac›n› flöyle dile getirdi; “Tecrit nedeniyle süren ölüm oruçlar›nda 103 insan hayat›n› kaybetti. Düflüncelerinden dolay› cezaland›r›lan insanlar›n kifliliksizlefltirilmesi amac›yla uygulanan tecrit uygulamas›n›n kald›r›lmas› talebinin, haklar ve özgürlükleri savunan AKP taraf›ndan görülmesi gerekti¤ini söylüyoruz. fiu ana kadar çözümsüz kalan bu uygulamar›n çözümü için ad›m at›lmas›n› istiyoruz. AKP Hükümeti'ni F tiplerindeki tecriti ve hak gasplar›n› ortadan kald›rmaya davet ediyoruz." AKP’lilerle TAYAD’l›lar›n bir baflka görüflmesi ise, Antakya’dayd›. 15 gün önce verdikleri dilekçenin sonucu için AKP ‹l Genel Sekreteri Bekir Erginer ile görüflen aileler, dilekçelerinden bu yana iki insan›n daha flehit düfltü¤ünü hat›rlatarak, tecridin kald›r›lmas›n› ve ölümlerin durdurulmas›n› istedi. Bunun üzerine Bekir Erginer, dilekçeleri ve ailelerin taleplerini genel merkeze iletti¤ini ifade etti ve s›kça anlat›lan Alman profesör örne¤ini anlatarak, “Bize de s›ran›n gelmesini istemiyoruz. Bunun için AKP olarak buna sessiz kalmayaca¤›z." dedi. Benzeri bir görüflme de ‹zmir’de Buca ilçe binas›nda gerçeklefltirildi. Aileler, burada da tecritin kald›r›lmas›n› talep ederken, ilçe yönetimi “iletece¤ini” belirtmekle yetindi.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
23
A¤ar Da M› “De¤iflti” Yoksa?! - En koyu makyajlar bile, o kanl› yüzü unutturabilir mi? - Hangi imaj operasyonu, A¤ar’›n kanl› ayak izlerini silebilir? O art›k bir düzen partisinin genel baflkan›. O art›k “deflifre olmam›fl arkadafllar›m›z iflbafl›ndad›rlar” aç›klamalar›yla politika yapamayacak bir konumda. Art›k “OY”a ihtiyac› var. Ad› bugüne kadar infazlarla, ölüm mangalar›yla, iflkencelerle, Susurluk’la an›lan Mehmet A¤ar, DYP Genel Baflkanl›¤›’na seçildikten sonra flimdi kendine yeni bir “imaj” oluflturma derdinde. Eli kana bulaflm›fl, eli h›rs›zl›ktan hiç ç›kmam›fl kim varsa, burjuva politikas›n›n vitrinine ç›karken “imaj operasyonu”ndan geçer. Bunun için bu ülkede s›k s›k, mesela “Demirel’in de¤iflip de¤iflmedi¤i”, mesela Erbakan’›n, Tayyip’in, mesela MHP’nin de¤iflip de¤iflmedi¤i gibi bir tart›flma konusu olur gündemde. Yar›n da A¤ar için ayn› tart›flmalar›n yap›lmas› hiç uzak ihtimal de¤il. E¤er oligarfli A¤ar’a, A¤ar’›n DYP’sine ihtiyaç duyarsa, burjuva bas›nda “A¤ar’›n ne kadar de¤iflti¤i” üzerine peflpefle makaleler yay›nlanmaya bafllan›rsa, kimse flafl›rmas›n. A¤ar da böyle bir ihtimalin malzemelerini flimdiden haz›rl›yor. A¤ar, iflte bu nedenle hayat› boyunca a¤z›ndan ç›kmam›fl ve normal olarak asla da ç›kmayacak sözleri etmeye bafllad›. Bunun için yapt›¤› seçimler de son derece çarp›c›: Y›llard›r infaz ve iflkenceden baflka bir fleyi akl›ndan geçirmedi¤i ölüm orucundaki devrimciler için, “bizim çocuklar›m›z” diyor, y›llard›r “imha ve asimilasyon etmek laz›m”dan baflka bir düflünce tafl›mad›¤› Kürt halk›na karfl› da “flefkat”ten sözediyor.
Burjuva politikac›n›n hiçbir ahlak›, ilkesi yoktur; koltuk için her k›l›¤a girer. ‹flte kan›t›: Mehmet A¤ar flöyle diyor:
“Ölüm orucundakiler bizim çocuklar›m›z... Devlet, çocuklar›m›za sahip ç›kmak zorundad›r.” “Yarg› makamlar› suçlu buldu¤u insanlar› cezaland›rm›flt›r. Bu insanlar›n canlar› art›k devletimizin güvencesi alt›na girmifltir. Devlete düflen görev, mahkumlar›n cezalar›n› insani flekilde çekmelerini temin etmek 24
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
ve topluma kazand›r›lmalar›n› sa¤lamakt›r...” Normal koflullarda halk›m›z böyle kendi kiflili¤ine, karakterine, kimli¤ine yüzseksen derece ters konuflanlar için “kafas›na tafl m› düfltü acaba?” der. Ama hay›r, onun kafas›na DYP Genel Baflkanl›¤› koltu¤u düfltü. Burjuva politikac›lar›n o i¤renç ikiyüzlülük, istismar maskelerinin hepsini birden yüzüne geçirmeye çal›fl›yor flimdi. O maskelerin ard›ndan konufltu¤u için, “Bizim çocuklar›m›z” dediklerinin yüzlercesinin, bizzat yönetti¤i iflkencehanelerden geçti¤ini unutmufl gibi yap›yor. Kontrgerilla flefi A¤ar, katliamc›l›¤›n› unutturmak istiyor. Ölüm mangalar›n›n kurucusu A¤ar, infazlar›n› unutturmak istiyor. Susurlukçu A¤ar, kirli geçmiflini unutturmak istiyor. Çünkü o art›k DYP Genel Baflkan› olarak oy derdindedir. Oy kayg›s›yla, katliamc›lar, sömürücüler, emperyalizmin uflaklar› bugüne kadar ne k›l›klara girmediler ki? A¤ar’› izleyin; daha ne k›l›klara girecektir.
Onun çocuklar› Çatl›lar, Çark›nlard›r. Onun flefkati, gözlerinden öptü¤ü ölüm mangalar›nad›r! Utanmadan “bizim çocuklar›m›z” diyor. Onun bugüne kadar kimlere kol kanat gerdi¤ini herkes biliyor. Cephe’nin A¤ar’la ilgili yapt›¤› 6 Ocak 2003 tarihli 292 nolu, “Bir ‘Taze Demokrat’›n Kanl› Yüzü” bafll›kl› aç›klamada söylendi¤i gibi: “Onun çocuklar› Çatl›lar, Ayhan Çark›nlar, K›rc›lard›r. Onun çocuklar›, nikah flahitli¤ini yapt›¤› faflist katillerdir. Onun çocuklar›, en iyi falaka çeken, en iyi ask›ya çeken iflkencecilerdir. Daha ellerinde katlettikleri insanlar›n kan› dururken “gözlerinden öptükleridir” onun çocuklar›...” Utanmadan, DYP’nin Baflkanl›k Divan› toplant›s›n› Diyarbak›r’da yap›p, bölgenin ihmal edildi¤ini “flefkat” döneminin bafllat›lmas› gerekti¤ini söylüyor. Kürt halk›na karfl› uygulanan tüm kontra yöntemlerinin savunucusu ve uygulay›c›s› olmufl biri söylüyor bunlar›. fiefkat ve A¤ar... Yanyana gelemeyecek iki kelime. Veya yanyana gelse gelse, 19-22 Aral›k katliam›na bir
ara “flefkat operasyonu” ad›n› vermelerindeki gibi bir flefkat olabilir A¤ar’›nki.
A¤ar, ne yaparsa yaps›n kanl› yüzünü unutturamayacak bir suçludur. Bofluna u¤rafl›yor, bofluna k›l›ktan k›l›¤a giriyorsun A¤ar. Senin bast›¤›n her yerde, yere kanl› izlerin kal›r. Silebilir misin bu izleri? On devrimciyi katletmelerinin hemen ard›ndan Ölüm mangalar›n›n “gözlerinden öpen” sen de¤il misin? Bast›¤›n evlerde, iflyerlerinde hiç kimseyi “sa¤ ele geçirmeyen” sen de¤il misin? K›rc›lar›n nikah flahitli¤ini, Çatl›lar›n hamili¤ini yapan sen de¤il misin? Hapsedilmifl ya da tamamen kuflat›lm›fl bir yerdeki insanlar›n “can güvenli¤inin devletin güvencesinde” oldu¤unu yeni mi hat›rlad›n? Piflman m›s›n yoksa bu yapt›klar›na? E¤er böyleyse çok aç›k bir ça¤r› var: “A¤ar, e¤er ‘tövbekar’ olacaksa, hukuku, adaleti hat›rlay›p nedamet getirecekse, önce Bin Operasyon’u aç›klamal›d›r. Devletin “rutin d›fl›” ifllerini, ölüm mangalar›n›n nas›l kuruldu¤unu aç›klamal›d›r. Ta 1970’lerin sonlar›ndan beri içinde oldu¤u kontrgerilla provokasyonlar›n›, komplolar›n›, cinayetlerini aç›klamal›d›r. Y›llarca sorumlulu¤u alt›ndaki “birim”lerde yap›lan iflkenceleri aç›klamal›d›r. Çatl›larla, K›rc›larla, Bucaklarla, Lütfü Topallarla “devlet için” hangi kanl› ve kirli iflleri yapt›klar›n› aç›klamal›d›r.” Aç›klayabilir mi, aç›klayamaz. Öyleyse unutturmaya çal›flmas› da boflunad›r. Biz unutmuyoruz: F tiplerinin mimarlar›ndan biri de Mehmet A¤ar’d›r. 1996 ölüm orucunu da unutmuyoruz. 12 devrimci tutsa¤›n öldü¤ü bu direnifl, A¤ar’›n hücre tipini uygulamaya bafllatmak isteyen genelgeleri üzerine bafllam›flt›. Mehmet A¤ar, halk›n haf›zas›n› o kadar zay›f san›yorsa yan›l›yor. Onun ellerinde yüzlerce devrimcinin kan› vard›r. Onun ellerinde halk›n kan› vard›r. Onun ellerinde uyuflturucu ticareti pisli¤inin bulafl›¤› vard›r. Onun her yan› Susurluk pisli¤inin içine batm›flt›r. Herkes kendini aklasa, herkes “de¤ifltim” diye halk› kand›rsa, A¤ar yapamaz. O bugüne kadar ard›nda b›rakt›¤› kan izlerini silemez. Döktü¤ü kan, onun alameti farikas› olarak her yerde, her zaman onu izleyecektir. A¤ar’›n iyi bildi¤i bir sloganla bitirelim yaz›m›z›: “Unutmay›z, unutturmay›z!”
Hukukçu Sezer’in son icraat›
Boflver Halk›n Karar›n› Hukukçu A. Necdet Sezer, Susurlukçulukta bir ad›m daha att›. Susurluk devletinin politikalar›n› savunurken hukukçulu¤u akl›na gelmeyen Sezer, gündemdeki K›br›s meselesinde de tavr›n›n çözümsüzlük üzerinde flekillenen devlet politikas› oldu¤unu aç›klad›. Bu anlafl›labilir(!) Ama bunu dile getirirkenki aç›k sözlü¤ü, devletin halka yaklafl›m›n›n, halka ra¤men halk› yönetme iste¤inin de bir ifadesi haline geldi. Sezer’in sözcüsü Talcan ‹ldem, K›br›s halk›n›n mitinglerle düflüncesini dile getirebilece¤ini söyleyerek Sezer’in ne kadar demokrat oldu¤unu aç›klad›ktan sonra flöyle devam etti; "Kuzey K›br›s Türk halk›n›n beklentileri ne kadar önemliyse, hem garantör devlet olma niteli¤iyle hem de anavatan olma vasf›yla Türkiye Cumhuriyeti'nin de tarihsel ve ahdi haklar› bulunmaktad›r. Bunun da unutulmamas› gerekir." Ne diyor flimdi Sezer? Boflverin K›br›s halk›n›, boflverin mitingleri, halk›n iradesini; biz ne dersek o olur! Peki sen kimsin? Ne hakla K›br›s halk› ad›na karar verme yetkisini kendinde buluyorsun? T›pk› Yunanistan gibi iflgalci, K›br›s halklar›n›n iradesini yokeden, aday› kumar, kara para ve mafya üssüne çeviren bir güç. Ony›llard›r “K›br›s sorunu” diye dile getirilen sorun iflte bu politikan›n çözümsüzlü¤ünün de tarihini anlatmaktad›r. Bu politika sadece K›br›s halk›na karfl› de¤il, Türkiye halk›na karfl› da devletin bütün politikalar›n› belirlemektedir. ‹flçisi, memuru, köylüsü, ö¤rencisi feryat halinde bir talebi dile mi getiriyor; bu devlet dinlemez ve pekala “devletimizin ç›karlar›” diye aç›klayabilir bunu. Halk›n hak ve özgürlüklerinin önüne de ayn› politika ç›kar›l›r. Yinelemekte fayda var, ne AB yolu, ne Yunanistan ve Türkiye oligarflilerinin ç›karlar›na göre bir “çözüm”; hiçbiri K›br›s halklar›na bar›fl, kardefllik ve refah getiremez. Emperyalistlerin ve iflgalcilerin elini çekti¤i tam ba¤›ms›z bir K›br›s sorunlar›n çözümüdür. Halklar›n iradesinin yokedilmedi¤i bir K›br›s’t›r çözüm.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
25
Savafllar nas›l önlenir? S›n›flar›n ortaya ç›k›fl›ndan itibaren toplumlar tarihi, adeta bir “savafllar” tarihidir. “Savafllar”› ç›kard›¤›n›zda, o tarihten geriye fazla bir fley kalmaz. Nedeni, nas›l› bir yana, ama tarihi gerçek budur. Biny›llar boyunca, savafllar halklar› k›r›p geçirmifl, ülkelerin yak›p y›k›lmas›na neden olmufltur. Özellikle de son yüzy›l›n savafllar›, yaratt›¤› tahribatlar aç›s›ndan önceki tüm yüzy›llar› geride b›rakm›fl, ölümler onmilyonlarla, y›k›mlar tafl üstünde tafl b›rak›lmamas›yla ifade edilmeye bafllanm›flt›r. Böyle bir tarihi geçmifle sahip insanl›¤›n savafla karfl› olmas›ndan daha do¤al bir fley olamaz. Ama insanl›k en büyük yan›lg›lar›ndan birini de bu “savafl karfl›t›” düflünce ve tav›rlar›nda yaflamaktad›r. Halklar›n do¤al savafl karfl›tl›¤›n› kullanan emperyalist propaganda mekanizmas›, bu karfl›tl›¤›, savafllar›n niteliklerini ay›rdetmeyen, savafllar›n nedenlerini gözönünde bulundurmayan bir karfl›tl›¤a dönüfltürmeye çal›flm›fl ve bunda belli ölçülerde de baflar›l› olmufltur. Soyut bir “bar›fl”ç›l›k bugün kendine belli bir taraftar bulabilmektedir. Soyut bar›flç›l›¤›n nas›l bir tuzak oldu¤u, yaflad›¤›m›z flu günlerde bir kez daha tüm ç›plakl›¤›yla karfl›m›za ç›km›flt›r: “Savafl kötü bir fleydir, Irak sorunu bar›flç› biçimde çözülsün” diyenlerin önemli bir k›sm›n›n bunlar› söylerken neyi kastetti¤ini bir düflünelim: Evet, “savafl karfl›tl›¤›n›” böyle ifade edenlerin büyük ço¤unlu¤u, sözlerinin devam›n› “Saddam sorun ç›karmas›n, BM’nin, ABD’nin isteklerini kabul etsin...” diye getiriyorlar. Peki bu “bar›fl” m› oluyor flimdi? Evet, Irak yönetimi ve halk›, tam anlam›yla ABD’ye boyun e¤erlerse, sorun “savafls›z” halledilmifl olacak.
“Aman savafl olmas›n” diye Irak halk›na boyun e¤meyi önerebilir miyiz? O zaman savafllar› yeryüzünden silmenin “kestirme” bir yolu da var demektir; bütün dünya emperyalizme teslim olursa, savafllar da büyük ölçüde gündemden ç›km›fl olur! Hatta, daha önce de böyle yap›lsayd›, tarihteki bir çok savafl da olmam›fl olurdu. Mesela, kimse Hitler’in Nazi ‹mparatorlu¤u’na direnmeseydi, Hitler’in tanklar› her yerde güllerle karfl›lansayd›, Hitler de onlarca ülkeyi yak›p y›kmazd›!!! Bu uç noktadaki örnek bize flunu gösteriyor: ne olursa olsun, nas›l olursa olsun, “her türlü savafla kar-
26
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
fl› olmak” tavr›, bunu savunanlar›n bazen niyetlerinden de ba¤›ms›z olarak tüm halklar›n emperyalizme boyun e¤di¤i bir dünyaya varan bir politikad›r.
Savafllar›n maddi temeli Hat›rlayal›m ki, özellikle 1980’lerin sonundan bu yana, tüm iflgal ve katliamlar, "bar›fl› koruma" ad›na gerçeklefltirildi. Onlar›n "bar›fl› koruma" dedikleri, emperyalizmin egemenli¤inin henüz ulaflmad›¤› yerlerin emperyalist sistemin sömürgesi haline dönüfltürülmesi, mevcut yeni-sömürgelerdeki sömürü çarklar›n›n ifllemesi için her türlü direniflin askeri zorla bast›r›lmas›d›r. “Bar›fl”›n kutsal bir amaç oldu¤undan sözedilir hep; ama emperyalistlerin ç›karlar› daha da “kutsal”d›r; o kadar “kutsal”d›r ki bunun için onbinlerce, yüzbinlerce insan› 30-40 gün içinde katlederler. Ama elleriyle kan dökerken, a¤›zlar›nda yine “bar›fl” vard›r. Bütün bunlar gösteriyor ki: emperyalistler ve halklar, ayn› “bar›fl”tan sözediyor, ayn› “bar›fl”› istiyor olamazlar. Olmamal›d›rlar. Öyleyse, “savafl” ve “bar›fl” konusunda öncelikle görülmesi gereken fludur: Savafllar›n ekonomik, siyasi, sosyal temeli emperyalizmdir. Yeryüzünde emperyalizm varoldukça, savafllar da olacakt›r. Bu, ekonomik, siyasi, askeri bir gerçektir. Bu gerçe¤i yok sayanlar›n savafl karfl›tl›¤› hiç bir zaman do¤ru bir hedefe yönelemez. Bu ekonomik, siyasi, askeri gerçe¤in gösterdi¤i fludur; savafla karfl› ç›kmak, ayn› zamanda emperyalizme karfl› ç›kmakt›r. Emperyalizme karfl› ç›k›lmadan, savafla karfl› ç›k›lamaz. Halklar›n savafl istememesi, politik bir tav›r olarak önemlidir, ama tarihi aç›dan savafllar› ç›karan zaten halklar de¤ildir. Gerek ülkeler, uluslararas› savafllar›n, gerekse de iç savafllar›n temelinde, emperyalist sömürü ve tahakküm vard›r.
Soyut savafl karfl›tl›¤›ndan, somut emperyalist bar›flç›l›¤a Soyut savafl karfl›tl›¤›, somut olaraksa sömürenler ve zulmedenlerden yana olmak anlam›na gelen bir bar›fl yandafll›¤›n› ortaya ç›karm›flt›r. “Savafla” karfl› olmak ad›na, nas›l, kiminle, ne için sorular›n›n cevaps›z b›rak›ld›¤› bir “bar›fl” politikas› savunulmaya bafllanm›flt›r. Bir gerilla eylemi karfl›s›nda da "silahlar sussun...”, emperyalistlerin, oligarflik diktatörlüklerin katliamlar› karfl›s›nda da "Silahlar sussun...” ça¤r›s› yapmak, “savafl karfl›tl›¤›” de¤ildir. Bu mant›k, esas olarak emperyalistlerin, oligarflik diktatörlüklerin sömürü ve zulmü sürsün mant›¤›d›r. Çünkü; “neden” ve “sonuç” iliflkisini inkar etmektedir. Devrimci gerilla savafllar›, dünyan›n her yerinde ve tarihin her döneminde, sömürü ve zulüm düzenlerine karfl› yürütülmüfltür. Sömürü ve zulüm olmazsa, düzene karfl› gerilla savafl› da olmaz. Ama iki tarafa da “silahlar sussun” diyen, gerilla nezdinde halk›n ba¤›ms›zl›k ve özgürlük için direnifl hakk› kullan›lmas›n derken, ötekinin düzeninin sürmesini savunmufl oluyor. Savafl karfl›tl›¤› ve bar›fl savunuculu¤u, yak›n tarihte militan ve kararl› bir özle ortaya ç›km›flt›r. Nazi sald›rganl›¤› karfl›s›nda bar›fl› savunanlar, bunu Nazilere karfl› ç›karak yaparken, ölümü göze alan bir mücadele yürütüyorlard›. Mesela Fransa’n›n Cezayir’deki, ABD’nin Vietnam’daki savafl›na karfl› “savafl› durdurun!” diye mücadele edenler de Frans›z ve Amerikan emperyalizmine karfl› mücadele ediyorlard›. Onlar, ne Cezayir’li direniflçilere, ne Vietkonglulara ba¤›ms›zl›k ve devrim savafl›n›zdan vazgeçin diye seslenmediler. “Savafl› durdurun!” derken, haks›z ve gayr›-meflru olanlara yap›yorlard› bu ça¤r›y›. Ama günümüzdeki “savafl karfl›tl›¤›” büyük ölçüde bu özünden uzaklaflm›flt›r. Günümüzdeki savafl karfl›tl›¤› ve “bar›fl savunuculu¤u” a¤›rl›kl› olarak “iki taraf karfl›s›nda tarafs›zl›k” olarak tarif edilen bir noktaya savrulmufltur. Bu ise, aç›klamaya gerek yok ki, “tarafs›zl›k” olmay›p, hakl› ile haks›z›, meflru ile gayri-meflruyu, katleden ile direneni ayn› kefeye koyan politik olarak yanl›fl, tarihsel olarak haks›z bir tav›rd›r. Son
tahlilde, tarafs›z de¤il, haks›z, gayri-meflru olandan, katledenden yana taraft›r. Bu kategorideki “bar›fl” savunucular›, kimin hakl› kimin haks›z, neyin neden, neyin sonuç oldu¤unu, tarihsel geliflmeyi bilmiyorlar m› peki? Tabii ki bunlar biliniyor. Ama savaflmak zor, savaflandan, direnenden yana olmak zor, böyle bir “bar›fl›” istemek ise kolayd›r. Dolay›s›yla “her türlü savafla, her türlü fliddete” karfl› olman›n, “ne olursa, nas›l olursa olsun, bar›fltan yana” olman›n nedeni, tarihsel, siyasal bilgisizlik de¤il, politik bir tercihtir. Bedel ödemekten kaç›flt›r. Onlar için “bar›fl” savunuculu¤u, “tarafs›zl›klar›n›”, yani esas›nda zulmedenlere cepheden karfl› ç›kamay›fllar›n› perdeleyen bir maskedir.
Halklar›n direnifl hakk›n›, umudunu yokeden bar›fl, bar›fl m›d›r? “Bar›flç›l›k” ve “bar›fl politikalar›” dünya genelinde özellikle 90’l› y›llar boyunca daha revaçta hale geldi. O güne kadar devrimi, sosyalizmi savunan, hatta bu savafl› silahl› mücadeleyle yürüten bir çok örgüt “bar›fl politikalar›”n› savunmaya bafllad›. Nitekim bu politikalar sonucunda, El Salvador’dan Guatemala’ya, ‹rlanda’ya ve ülkemize kadar çeflitli ülkelerde ya oligarflilerle “bar›fl anlaflmalar›” yap›l›p silahlar b›rak›ld›, ya da ülkemizde oldu¤u gibi, silahlar b›rak›lmasa da silahl› mücadele b›rak›ld›. Peki sonuç ne oldu, bunlar gerçekten bir “bar›fl” getirdi mi? Daha uzak bir tarihe giderek farkl› örnekleri hat›rlayal›m: Osmanl› ›mparatorlu¤u I. Paylafl›m Savafl› sonras› "Sevr Antlaflmas›”n› imzalad›. Bu anlaflmayla “ateflkes” sa¤land›, “silahlar sustu”. Emperyalistlere Osmanl› topraklar›n› iflgal etme hakk› veren bu antlaflma da bir bar›fl antlaflmas›yd›. Anadolu’da Kurtulufl Savafl›'n›n sonucunda ise Lozan’da bir anlaflma imzaland›. Bu da bar›fl antlaflmas›yd›. Bu antlaflma sonucu emperyalistler Türkiye’nin ba¤›ms›zl›¤›n› tan›mak zorunda kald›lar. Bu örnekler aç›k olarak gösteriyor ki, her bar›fl antlaflmas›, imza atan iki taraf için de bir baflar›, bir kazan›m anlam›na gelmiyor. Bir taraf için bar›fl ve zafer anlam›na gelen, öteki taraf için yenilgi anlam›na gelebiliyor. Emperyalizmin veya iflbirlikçilerinin iradesinin belirleyici oldu¤u hiç bir bar›fl, bar›fl de¤ildir. Yukar›da belirtti¤imiz gibi, bu tür bir ‘bar›fl’›n temel politika haline dönüflmesi, özellikle 90’l› y›llarda ön plana ç›km›flt›r. Bu “bar›fl politikas›” savunucular›na göre, “dünya art›k de¤iflmiflti. fiiddetle hiçbir yere var›lamazd›. Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
27
Herfley ‘demokrasi’ içinde ‘ça¤dafl’ yöntemlerle, bar›fl ve diyalogla halledilebilirdi...” Filistin'de Arafat yönetimiyle ‹srail yönetimi aras›nda ABD zoruyla imzalanan bar›fl, Guatemala’da, El Salvador’da gerilla hareketlerinin kendini tasfiye etmesi flart›yla imzalanan bar›fllar, bafllang›çta birer “zafer” olarak sunuldu, "zafer" masa bafl›nda da kazan›labilirdi... Bu görüfller, üzerinden üç befl y›l geçmeden iflas ettikleri görülen görüfller olarak geçti tarihe. Filistin’in durumu ortada. El Salvador’da ve Guatemala’da iflbirlikçi oligarfliler sömürmeye ve zulme devam ediyorlar. Emperyalizmin yaratt›¤› bar›fl illüzyonu, art›k parçalanm›flt›r. Sömürüyü, zulmü üreten emperyalist düzen, ülkeler, uluslararas› savafllar› da, iç savafllar› da üretmeye devam etmektedir.
Savafl›, ancak devrimler ve sosyalizmin egemenli¤i önler Savafl›n “her türlüsü”ne karfl› ç›kmak, veya “nas›l olursa olsun” bar›fltan yana olmak, halklar›n ç›karlar› aç›s›ndan da, “savafls›z bir dünya” hedefi aç›s›ndan da do¤ru bir tutum de¤ildir. Halklar›n emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm savafl› karfl› ç›k›lamaz, kaç›n›lmaz ve “savafls›z bir dünya” için olmazsa olmaz bir savaflt›r. Bu sadece bugünün gerçe¤i de¤ildir. Bu tüm emperyalizm döneminin gerçe¤idir. Böyle oldu¤u için de daha yüzy›l›n bafl›nda Lenin bunu büyük bir aç›kl›kla tesbit etmifltir: "Sosyalizmin tek bir ülkede zaferi, bir ç›rp›da genellikle bütün savafllar› ortadan kald›rmaz (...) Ancak, biz, tek bir ülkede de¤il, bütün dünyadaki burjuvaziyi devirir, yener ve onlar› mülksüzlefltirirsek savafllar olanaks›z duruma gelir."(Lenin, Sosyalizm ve Savafl, sf: 61-62) “Silahlar sussun, her türlü fliddete hay›r” diyenlere de Lenin’in dikkat çekti¤i flu gerçe¤i hat›rlatmal›y›z: "Proletaryaya karfl› silahlanm›fl bir burjuvazi, modern kapitalist toplumun en büyük, temel ve belli bafll› gerçe¤idir.” Bu gerçek ortada dururken, halk›n silahs›zlanmas›n› isteyen, ilelebet silahlanm›fl burjuvazinin egemenli¤ine onay veriyor demek de¤il midir? Gerçek bu; emper-
28
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
yalizm silahlanm›fl, emperyalizm en korkunç boyutlarda fliddete baflvuruyor. Devam ediyor Lenin: “‹flte bu gerçek karfl›s›nda, devrimci, sosyal-demokratlar› (Marksist-Leninistleri-bn), silahs›zlanmay› istemeye özendirmek! Bu, s›n›f savafl›m› görüflünü büsbütün b›rakmak, devrim düflüncesini yads›mak demektir. Bizim slogan›m›z, burjuvaziyi yenmek, onlar› mülksüzlefltirmek ve silahs›zland›rmak için proletaryay› donatmak olmal›d›r. Devrimci s›n›f için tek olanakl› taktik budur; bu taktik, kapitalist militarizmin bütünüyle nesnel geliflmesinin mant›ksal sonucu ve gere¤idir. Ancak burjuvaziyi silahs›zland›rd›ktan sonra, proletarya, kendi dünya ölçüsündeki görevine ihanet etmeden bütün silahlar› hurdal›¤a atar. Proletarya, kuflku yok ki, bunu yapacakt›r, ama ancak bu koflul yerine getirildikten sonra, kesinkes önce de¤il." (agk. sf: 63-64) “Her türlü savafla, her türlü fliddete” karfl› olmak, nas›l olursa olsun bar›fltan yana olmak, halklar› (hem politik anlam›yla, hem askeri anlam›yla) silahs›zland›rmakt›r. Emperyalizm varoldu¤u müddetçe, bar›fl ça¤r›lar› savafllar› bitiremez; savafllar, ancak ve ancak ezilen halklar›n emperyalizme karfl› nihai zaferiyle son bulacakt›r. Mevcut küresel düzene veya kendi ülkendeki sömürü, zulüm düzenine karfl› ç›kmak, emperyalistlere ve oligarfliye göre "bar›fl› baltalamak", huzuru bozmakt›r. Onlara göre, mücadelesiz, direniflsiz ortamlar bar›fl ortamlar›d›r. Devrimciler, böyle bir bar›fl› reddetmek ve böyle bir bar›fl› her yolla baltalamak, böyle “bar›fl ortamlar›”n› halklar›n mücadelesiyle bozmak durumundad›rlar. Devrimciler bar›fl› istiyor ve savunuyor. Bizim anlad›¤›m›z bar›fl, ezenle ezilenin, sömürenle sömürülenin, katille kurban›n›n, h›rs›zla eme¤i çal›nan›n, soyanla soyulan›n el ele s›k›flmas› anlam›ndaki bir bar›fl de¤ildir. Biz, halklar›n eflit, kardeflçe, sömürülmeden, bask› görmeden yaflayaca¤› bir dünyadaki bar›fl› istiyor ve savunuyoruz. Emperyalizm dünya üzerinden yok olmadan, böyle bir bar›fl›n olamayaca¤› tarihsel gerçe¤i karfl›s›nda ise, bar›fl› savunanlar›n, savafls›z bir dünyay› hedefleyenlerin yapmas› gereken de a盤a ç›k›yor: Emperyalizmi yokedene kadar mücadele.
Ba¤›ms›z Türkiye
“Direnirsek, Amerika bize de zarar verebilir...” (Em. Genelkurmay Baflkan› Do¤an Gürefl)
Genelkurmay Koltu¤unda Oturanlar Amerika’ya Ba¤›ml›l›¤›n Teminat›d›r Türkiye Genelkurmay Baflkanl›¤› yapm›fl bir general, “direnirsek, Amerika bize de zarar verebilir” diyor, 4 Ocak tarihli Y. fiafak Gazetesi’ne verdi¤i mülakatta. Amerika’ya, Irak’a iliflkin taleplerine teslim olmay›, “s›rt›n› amerikaya dayamay›” telkin ediyor türlü gerekçeler s›ralayarak. “Sen NATO'ya ve Amerika'ya muhtaçs›n kardeflim. Aksi takdirde kimse laf›n› dinlemez. O halde, ABD senin arkanda olmal›.” diyen Do¤an Gürefl, ABD ile stratejik müttefikli¤in, Asya-Avrupa’y› birlefltiren stratejik bir co¤rafyada yer almam›z›n anlam›n› anlat›yor. Genelkurmay koltuklar›nda oturanlar›n kafa yap›s› bu. Koltu¤a oturanlar de¤iflse de politika, kafa yap›s› hiç de¤iflmiyor. Gürefl de bunu bildi¤i için “genelkurmaya güvenin” diyor. Ordu’nun “ba¤›ms›zl›¤›n teminat›” oldu¤u söylenir. Bak›n flu tabloya; beyninde ba¤›ms›zl›¤a dair en küçük bir p›r›lt› bulabiliyor musunuz? Yoktur. ‹ster bilinçli bir Amerikanc›l›kla, isterse reel politika diyerek, ne ad›na olursa olsun bu ülke ony›llard›r Amerikan ç›karlar›n›n bölgedeki savunucusu durumundad›r. Ve bu misyon, de¤iflen bütün iktidarlara ra¤men sürdü¤üne göre, ba¤›ml›l›¤›n teminat›n›n da genelkurmaydan baflkas› olmad›¤› tart›flmas›zd›r. Ba¤›ml›l›¤› meflrulaflt›ran ulusalc›l›k Faflizmi meflrulaflt›ran demokratl›k Ordu, ba¤›ml›l›¤›n oldu¤u kadar, faflizmin de teminat› durumundad›r. Faflist düzen onlar sayesinde ayakta duruyor. Ba¤›ms›zl›k için savaflanlara karfl› bask›lar, katliamlar, imha operasyonlar› “terör... bölünmez bütünlük” demagojileri ile sürdürülüyor. YÖK’ten cunta anayasas›na kadar faflist kurum ve yasalar yine Genelkurmay sayesinde varolabiliyor. Özellikle Amerika’n›n “bizim çocuklar” dedi¤i generallerin darbesinden bu yana bu gerçek çok daha belirgin olarak gözler önündedir. Bugün ise, ayyuka ç›km›fl durumdad›r.
Buna ra¤men generaller hala “millilik” demagojileri yapabiliyorsa, “fleriata karfl› laik demokratik düzenin koruyucusu” maskeleri takabiliyorsa, bu, orduya olmad›k misyonlar biçen, ona mi¤fer olan ve kendilerine demokrat, ulusalc› diyenler sayesindedir biraz da. Dikkat edin bu kesimler, Amerika ile bütün pazarl›klar› genelkurmay›n yürüttü¤ünü bugün bilmelerine ra¤men, (ki Genelkurmay’›n kendisi de söylüyor) üslerden hava sahas›na, limanlardan Irak’a sald›r›ya bizzat kat›lmaya kadar neyi elefltiriyorlarsa orduyu d›fl›nda tutarak elefltiriyorlar. Genelkurmay’a yönelik elefltirilerin karfl›s›na ilk onlar ç›k›yor, ba¤›ml›l›¤›n teminat› faflist generallerin önüne ulusalc› ve demokrat kimlikleriyle gö¤üs gerenler yine bu kesimler oluyor. fieriata karfl› olma ad›na, AKP’nin (her ne gerekçeyle olursa olsun) karfl› ç›kt›¤› ne varsa, onlar tam tersini savunuyor. YÖK’ü savunma durumuna düflmeleri, cunta anayasas›na s›k› s›k›ya sar›lmalar› da rahats›z etmiyor onlar›. ‹stanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaro¤lu, bütün e¤itim sistemini Amerika’dan ald›klar›n› bir yana b›rakarak, “ulusal e¤itim istiyoruz, dini e¤itim bakanl›¤› de¤il...” söyleriyle bu kesimlerle paralellik kuruyor. Ba¤›ms›zl›k ad›na tek bir cümle ettikleri duyulmam›flken, YÖK’çüler bugünlerde tam da Genelkurmay’›n “asker say›s› halk› rahats›z edecek düzeyde olmamal›” sözlerine paralel olarak, “80 bin amerikan askerinin konuflland›r›lmas›na karfl›y›z” diyor. AKP’ye, fleriata karfl› olunabilir. Onlar› da bugüne kadar gelifltirenin generaller oldu¤u bir yana, flerita karfl› mücadele ba¤›ml›l›¤›n, faflist düzenin teminat› olan genelkurmaya dayanarak sürdürülemez. Tam tersine, ba¤›ms›zl›k için, gerçekten demokratik bir Türkiye için ilk karfl›s›na dikilinmesi gereken güç genelkurmaydan baflkas› de¤ildir. Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
29
Denetlemeyen Hukuksuz Ordu Yüksek Askeri fiura kararlar›n›n yarg› denetimine tabii olmas›, itiraz hakk›n›n bulunmas› üzerinden bir süredir tart›flmalar yaflan›yor. Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanl›¤› karfl› ç›kt›, Genelkurmayc›lar “olur mu öyle fley... orduyu hedef al›yorsunuz” diye itiraz etti. AKP korkak, bir yandan ya¤ çekmeyi de ihmal etmeden hukuka tabii olmas›n› istiyor. Kimin neden neyi savundu¤u bir yana, bu ordunun hangi ifli, hangi kurumu, karar› hukuka tabii ki, YAfi kararlar› olsun. fiöyle bir düflünün; bir tek örnek bulabilir misiniz ki, ordunun bir ihalesi, bütçesi, ülkenin gelece¤ine iliflkin bir karar› hukuk taraf›ndan ele al›nm›fl olsun. Yoktur böyle bir örnek. Onlar sadece hukuktan de¤il, her türlü denetimden uzak, kurduklar› generaller iktidar›nda istediklerini yapma özgürlü¤ünü sonuna kadar kullan›rlar.
B›rak›n YAfi Kararlar›n› Oyak’› Denetleyebiliyor musunuz? “Ya¤ma Hasan’›n böre¤i”nin en büyük parças› Genelkurmay taraf›ndan ya¤malan›r. Bunun en güzel örne¤i OYAK’t›r. OYAK k›rk y›ld›r kimseye hiçbir hesap vermedikten sonra, 2001 y›l›nda kendisi ne kadar kar etti¤ini aç›klay›nca, ya¤man›n çap› ortaya ç›kt›. Aç›klamasa yine kimsenin sorabildi¤i de yoktu. Ve görüldü ki, “fiubat Krizi” sürecinde dahi 287 trilyon kar etmifllerdi. Yine kimse “nas›l oldu
da ülke ekonomisi bu haldeyken sen kar ettin” diye soramad›. OYAK Müdürü; “krizi erken farkettik önlem ald›k” dedi¤inde de kimse, “nas›l oluyor da sadece sen farkediyorsun bu krizi” diye sormad›. Bir gecede trilyonlar› kasas›na ak›tan üç befl holdingin ad› say›l›rken de kimse OYAK’›n ad›n› anmaya cesaret edemedi. Arkas›ndan bat›k bankalar sat›n al›nd› ve kendi ifadeleri ile, “Otomotiv, çimento, finans, g›da-kimya ve hizmet gibi çeflitli sektörlerde faaliyet gösteren 25 flirketine” bankac›l›k da eklendi. Bugünlerde OYAKBank reklamlar›na TV’lerde rastlayabilirsiniz. Denetleyemezler; ne siyasi, askeri kararlar›n› ne de yolsuzluklar›n›. En büyük yolsuzluklar ordunun silah al›mlar›nda yaflan›r, herkes bilir, ama kimse bir fley söyleyemez. Ne zaman ki, ordu kendisi bir iki subay› tasfiye etmek için soruflturma açar o zaman gündeme gelir. Bütçeden en büyük pay orduya ayr›l›r, kimse “neden ve nereye gidiyor” diye soramaz.
Generallerin Lojman Aflk› M›, Suçlular›n Korkusu Mu? AKP’nin “lojmanlar›n sat›lmas›” tart›flmas›nda, say›lar› 60 bini bulan askeri lojmanlar›n da gündeme gelmesi, generalleri telaflland›rd›. Onlar ad›na yaz›p çizenler, “güvenlik” demagojileri yapmaya bafllad›lar. Her kentimizde manzara ayn›d›r; flehrin en gü-
Amerikan Okulundan Mezun Olmakla Övünen Bir General 4 Ocak tarihli Radikal Gazetesi’ne, Amerika’n›n Irak’a sald›r›s› ile ilgili “de¤erli” fikirlerini, “dahiyane” askeri stratejileri anlatan Emekli Tu¤general Nejat Eslen, iflgal sonras› Irak’› kimin yönetece¤ine verdi¤i cevapta, bu dahiyane kafa yap›s›n› nereden ald›¤›n› da ifade ediyor;
“Bu dönemde ABD Kara Harp Koleji'nden s›n›f arkadafl›m Org. Tommy Franks komutas›nda askeri yönetim görev yapacak.” Bu, “milli ordu”nun bir “Türk generali”! Beyni, askeri taktikleri Amerikan e¤itimiyle flekillendirilmifl, “Türkiye’nin ç›karlar›” diye diye taktikler veriyor. Afganistan’a tonlarca bomba ya¤d›ran bir yankee generaliyle ayn› okulda okumaktan da pek hoflnut;
30
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
ne de olsa kendisi de katliamc› bir kafaya sahip oldu¤u için en katliamc› olana yak›nl›k bir övünç meselesi! Nejat Eslen istisna de¤ildir. O katliamlar› yapan, ony›llard›r halk›m›za yankeelerin ç›karlar› için zulmedenlerin sicillerine bak›n, flu bu Amerikan okulundan e¤itim ald›klar›n› görürsünüz. Amerikanc›l›klar› bofluna de¤il! Bu, ABD’nin tüm sömürgelere yönelik politikalar›ndan biridir, özellikle generallik rütbesinde olanlar Amerika’da, Amerikan ç›karlar›na uygun olarak e¤itilirler. Bu, ABD belgelerinde de aynen bu ifadelerle yer alm›flt›r. ABD ç›karlar›n› kendi ülkelerinde M‹LL‹ ORDUNUN GENERALLER‹ K‹SVES‹YLE sürdürülmeleri için e¤itilir ve gönderilirler. Sonra gelsin “milli ç›karlar” demagojisi!
zel, en merkezi yerleri ya lojmand›r, ya orduevidir, ya dinlenme tesisidir vs. ‹stanbul sahilleri askeri tesislerle doludur. Anadolu kentleri de ayn› durumdad›r. Bir örnek; Bursa’da kente hakim üç tepenin üçünde de askeri tesis bulunur. Birinde garnizon, ötekisinde Ifl›klar Askeri Lisesi, bir di¤erinde de askeri hastane bulunur. Lojmanlar› da hep benzeri yerlerdedir. Böyle bir rant› “tasarruf olsun” diye b›rak›r m› generaller! Hat›rlanaca¤› gibi OYAK’›n son genel kurulunda flu karar›n al›nd›¤› bas›na yans›m›flt›; “‹nflaat toplu konut inflaatlar› yerine flehir d›fl›nda garajl›, bahçeli villalar yapma karar› al›nd›. Bu villalar›n büyük bölümünün de uygun ödeme koflullar› ile subay ve generallere sat›lmas› planlan›yor.” fiehir d›fl› villalar, gettolar bu ne lüks, bu ne korku! Dikkat edin tümü halktan soyutlanm›fl, ya kentlerin d›fl›nda büyük arazilerle ya da büyük büyük duvarlarla çevrilmifltir. Bakmay›n siz “halkla içiçe ordu” yalanlar›na, tam anlam›yla gettolar›na hapsolmufl, halktan tecrit olmufl flekilde yaflarlar. Peki neden? ‹flte “güvenlik” diye feryat ettikleri nedenden dolay›. Güvenlik dedikleri, halka karfl› kendilerini korumaya almalar›ndan baflka bir fley de¤ildir. Suçlular korkar! Askeri lojmanlar›n, tesislerin yap›s› bile bu korkunun ifadesidir. Korku halktand›r, halk›n oldu¤u yerde onlar› göremezsiniz. Ony›llard›r katletmifl, zulmetmifl, “vatan millet” diye diye bu halk›n çocuklar›n› emperyalistlere peflkefl çekmifl, kini, öfkeyi büyütmüfltür. Elbette bu ülkede onlar korkmayacak da kim korkacak!
‘Ulubatl› Hasan’a 50 Milyar
‘Gazi Hasan’ Para Etmedi Hasan Özdemir, Hollanda’da futbol maç› seyretmek için (kimin paras›yla ve nas›l oldu¤u meçhul flekilde!) gitti¤inde yedi¤i daya¤› da ranta çevirmeye çal›flt›. Özdemir olay›n “bir terör sald›r›s›” oldu¤unu belirtip tazminat istemesi, Emniyet Genel Müdürlü¤ü Nakdi Tazminat Komisyonu'nca “izinli oldu¤u” gerekçesiyle REDDED‹LD‹. ‹dare Özdemir’i ne flehit ne gazi olarak de¤erlendirdi. Özdemir her yaflanabilecek gazilik vakalar›n› ranta çevirebilmek için günün 24 saati kendini mesaide göstermenin bir yolunu bulmal›. Nas›l olsa bir kaç s›yr›¤a 15 gün rapor alma becerisin gösterdi¤ine göre, bunun da bir yolunu bulacakt›r. Herfleyi paraya, ranta çevirmeye çal›flan kafa yap›s›n›n tipik bir örne¤i Özdemir. Halk›m›z›n çok güzel söyledi¤i gibi, “bofl mezar bulsa yatacak” türden bir kiflilik. Avantac›l›k, rüflvet, dalavere kiflili¤inin yapamayaca¤› bir fley yoktur. Yar›n, evinde çivi çakarken yaralansa onu da ranta çevirme yollar› arar. Geçen hafta o¤lunun sabaha karfl› zil zurna sarhofl bir flekilde oldu¤u yerde duran trafik levhas›na çarpmas›nda “o¤luna bak beynini gör” demifltik. O o¤ulu yetifltiren beyin de iflte böyle bir beyindir. Kendi keyfi için futbol izlemeye gitmifl, gecenin bir yar›s› Hollanda sokaklar›nda gezintiye(!) ç›km›fl, dayak yemifl ve onu da nas›l ranta çeviririm hesab› yap›yor. Bu ülkeyi bu ahlak çürütüyor, bu çürümüfl ahlaka sahip olanlar soyuyor yönetiyor. “Devletin mal› deniz...” sözü tam da Özdemirler için söyleniyor bu ülkede. Özdemir’in yönetti¤i bir polis teflkilat› rüflvetçi, avantac› olmas›n da ne olsun!
“Ulubatl› Hasan” Ödülleri Küçükarmutlu’da katliam yapt›ktan sonra, 4 cesedin kan› kurumadan ‹stanbul’un ortas›ndaki bir gecekondu mahallesine bayrak dikmifl ve o günden sonra “Ulubatl› Hasan” olarak an›l›r olmufltu. Bu ayn› zamanda O’nun katliamc›l›¤›n›n da ad›yd›. Gazilik para etmedi ama, ulubatl›l›k para etti. Geçen y›l “düzenledi¤i baflar›l› operasyonlar” nedeniyle 50 milyar “özel baflar› ödülü” alan Özdemir, gazili¤inin reddedildi¤i komisyon toplant›s›nda da ayn› gerekçeyle 1 milyar 200 milyon lira ile ödüllendirildi. Nedir bu “baflar› operasyonlar›”? Binlerce gözalt›, iflkence, halk›n hak arama eylemlerini coplarla, panzerlerle da¤›tma, gecekondu mahallerine bask›nlar düzenleme, katliam, infaz.. Emniyetin, oligarflinin ödüllendirdikleri bunlar. Özdemir’in “baflar›lar›” bunlar. Ne o öyle Hollandalara gidip dayak yiyip gelip para istemek. Yak›fl›r m› “kahraman polise”!
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
31
‹zlemek yerine mücadele ederek ölmeyi tercih ediyorum “Tabi ki yaflamak isterim. Kendi hayat›ma kendi ellerimle son vermek istemiyorum. Sadece daha iyi bir dünyada yaflamak için mücadele ediyorum, ölmek pahas›na.” (Irak’ta “canl› kalkan” eyleminin örgütleyicisi Ken Nichols O'Keefe) Eski bir ABD askeri olan ve Irak’a “canl› kalkan” olma eyleminin bafl›n› çeken Ken Nichols O'Keefe ile yap›lan röportajdan ve eylemin nedenini aç›klayan ça¤r› metninden bölümler yay›nl›yoruz:
‹nsanlar inand›klar› fleyler için hayatlar›n› riske etmeye haz›rlar Tarihte öyle bir noktaday›z ki, insanlar inand›klar› fleyleri savunmak, yapmak için hayatlar›n› riske etmeye haz›rlar. fiu anda hakikaten de 3.Dünya Savafl›yla flört ediyoruz. Nükleer bir savafl ç›kma olas›l›¤› da çok yüksek. Nas›l olur da buna karfl› bir fley yapmadan durabiliriz. Bence böyle bir noktada, benim olmam gereken en do¤ru yer Irak. Bugünkü savafl çok aç›kça biliyorum ki Amerika'n›n küresel hegemonya plan›n›n bir parças›. Asl›nda Irak'tan sonra Filistin'e gitmek gibi bir niyetim söz konusu. Mesela ABD'nin petrol savafllar› ya da egemenlik savafllar›n› sürdürdü¤ü noktalarda böylesi bir fley olabilir. Siyasetçilerin, özellikle de bizi temsil etmeyen siyasetçilerin bu sorunlar› gidermesini beklersek, çok fazla zaman kaybederiz. Bence flimdi insanlar›n harekete geçmesi gerekiyor. Bence durdurabiliriz. E¤er Irak'takini durdurursak, Filistin'e de
EYLEME ÇA⁄RI ... Pek çok insan, kendisini, bizleri temsil etmeyen çürümüfl hükümetlerin de etkisinin sonucunda sürekli bir güçsüzlük ve korku içinde buluyor... Bir ço¤umuz kendimizi irademize ra¤men bir oyunda baflkalar› ile çarp›flt›r›lan piyonlar olarak görüyoruz. Politikac›lar›n bunu durdurmak istemedi¤i ya da durduramayacaklar›n›, ayr›ca ayn› politikac›lar›n hepimizi tehdit eden küresel adaletsizli¤in kat›l›mc›lar› oldu¤unu anl›yoruz. Bat›da pek ço¤umuz "zenginli¤imiz"in di¤erlerinin "ezilmiflli¤i" anlam›na geldi¤ini fark ediyoruz. Öyleyse ya kendimizi zulmün suç ortaklar› olmaya ve güçsüzlü¤e indirgeyece¤iz, ya da harekete geçece¤iz. Harekete geçmek isteyenleri "Biz ‹nsanlar" Irak ‹çin Adalet ve Bar›fl Görevi’ne kat›lmaya davet ediyoruz. Görevimiz
32
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
gitmeliyiz. ‹flgale son vermemiz gerekir. Ard›ndan Çeçenistan'a da gidebiliriz. Baflka insanlar›n sorunlar› çözmesini beklemek yerine kendi sorunlar›m›z› kendimiz çözebiliriz. Bizim flunu anlamam›z gerekiyor: Bizim bir gücümüz var. Az›nl›k de¤iliz. Gücümüz az de¤il. Biraraya geldi¤imiz zaman büyük bir güç yaratabilece¤imizi düflünüyorum. Mutlaka bu gücü yeniden kendi elimize almam›z gerekiyor. Kendi savafl›m›z› sürdürmemiz gerekiyor. Ve gücün az›nl›ktakilerin elinde kalmas›na izin vermememiz gerekiyor.
Seyreltilmifl uranyum kullan›ld›, nas›lsa yine kullanacaklar Benim gördüklerimi anlatmam gerekirse (1991’de), temel olarak, Amerika tam bir kabaday›. ‹nsanlara karfl› bombalar›n› gönderiyor. Ak›ll› bombalar› deniyor, flimdi seyreltilmifl uranyumu kullan›yorlar, nesillerdir insanlar› öldüren bombalar› kullanmaya devam ediyorlar. Afganistan'da bunu kulland›lar, yine kullanacaklar. Seyreltilmifl uranyumun çok da fazla gündeme gelmedi¤ini görüyoruz. E¤er, bir yol bulabilirsem, bir flekilde ABD'nin insanl›k suçu iflledi¤i yönünde suçlamalar yöneltilmesi için çaba sarfedece¤im bu konuda. Çünkü Irak halk›n› korumak için canl› kalkan görevi. Bu görevin kat›l›mc›lar› olarak söz veriyoruz ki: ... Düflünen insanlar olarak aç›kça görüyoruz ki, George W. Bush dünya bar›fl› için Saddam Hüseyin'den çok daha büyük bir tehdittir. "Biz ‹nsanlar" Bush cuntas›n› destekleyen tüm hükümetleri yüksek karl› petrol nedeniyle ç›kar›lacak bir savafl›n korkak ve suçlu destekçileri olarak görüyoruz. "Biz ‹nsanlar" sözde BM’nin kanunla önlemek zorunda oldu¤u savafllar için yasal ambargolar üretmesine karfl›l›k bofl oturmay› reddediyoruz. "Biz ‹nsanlar" kendi katliam›na, körmüflcesine yürüyen, gücü ellerinden al›nm›fl koyunlar olarak yaflamaktansa, bar›fl› ve adaleti savunmaya kat›lanlar olarak ölmeyi tercih ediyoruz.
sivil halka karfl› kulland›lar. Özellikle de Amerikal›lar›n kendi yapt›¤› araflt›rmalar da gösteriyor ki, radyasyon etkisi bilindi¤i halde insanlar üzerinde deneyler yap›l›yor. Kendi insanlar›n› bile düflünmüyorlar. Irakl›lar› düflünmemelerinin yan› s›ra... Büyük bir insanl›k suçu iflleniyor. Birço¤u aile; çocuklar›n›n gelece¤i için endifle duyuyorlar. Bu nedenle de sadece oy kullanmak ve belirli protestolara kat›lmakla bu sorunu çözemeyeceklerini biliyorlar. Sorunlar çok daha köklü hale gelecektir. Herhangi bir noktada bir nükleer savafl ç›kabilir. Ve son derece tehlikeli bir duruma girmifl olaca¤›z. Kendi felaketimizi, kendi sonumuzu haz›rlam›fl olaca¤›z. Bütün dünya insanlar› bunun çok iyi fark›nda. Ve bu nedenle de Irak'a gitmek gibi böylesi bir harekete kat›lmak istiyorlar. Saddam'›n kim oldu¤unu biliyorum ve kesinlikle ona destek için gitmiyorum Irak'a. Ama gerçek flu ki, bizim hükümetlerimiz, Amerika ve ‹ngiltere, Saddam Hüseyin'le suç ortakl›¤› yapm›flt›r.
ABD en büyük teröristlerden biri Bence birçok insan ayn› flekilde hissediyor. (“ifllenen savafl ve insanl›k suçlar›na seyirci kalarak zenginlik elde etmektense adalet ve bar›fl için ölmeyi tercih
ederim”) Oturup izlemek yerine, bar›fl için ölmeyi tercih ediyorum. Bence ölümden korkan insanlar, kendi yaflamlar›n› istedikleri gibi yaflamayan insanlar. Ölümden korkan insanlar, bence do¤ru fleyler yapm›yorlar. E¤er ölümden korkmuyorsan›z ve inand›klar›n›z› yapma düflüncesi varsa, bu çok daha iyi bir fley diye düflünüyorum. ... Görüfllerini ve inand›klar›n› savundular ve bunun bedelini hayatlar›yla ödediler. Sadece oturup izlemek yerine ayn› flekilde böyle mücadele ederek ölmeyi tercih ediyorum. Ancak bütün bunlar› söyledikten sonra tabi ki yaflamay› tercih etti¤imi de söylemek istiyorum. Tabi ki yaflamak isterim. Ben intihar etmek istemiyorum. Ya da kendi hayat›ma kendi ellerimle son vermek istemiyorum. Sadece daha iyi bir dünyada yaflamak için mücadele ediyorum, ölmek pahas›na. E¤er 10-20 bin kifli hep beraber gidebilirsek Irak'a, durdurabiliriz. ‹nsanlar yapabilecek güçlerinin olmad›¤›n› san›yorlar ama yan›l›yorlar. Gerçekten inan›rlarsa... Bence ABD ve ‹ngiltere, büyük bir cinayet plan› içerisindeler. ABD insanl›k suçu ifllemifl durumda. Tarihe bakt›¤›m›zda bunu çok aç›k görebiliriz. ABD, en büyük teröristlerden birisidir. Sadece oturur seyredersek, daha kötü olacak.
Ba¤dat’ta Enternasyonal Dayan›flma ‹çlerinde Türkiye’den DHKC’lilerin de oldu¤u 40 kiflilik bir heyet, Anti-Emperyalist Kamp’›n organizasyonuyla, Irak halk›yla dayan›flma amac›yla geçen hafta Ba¤dat’› ziyaret etti. Aralar›nda Avusturyal›, Sardunyal›, ‹talyan, Japon, ‹sviçreli, ‹ngiliz ve Filistinli anti-emperyalistlerin de bulundu¤u heyet, havaalan›nda “Kahrolsun ABD” yaz›s›yla karfl›laflt›. Heyet 29 Aral›k’tan bafllayarak, Irak’›n çeflitli kent ve kurulufllar›n› ziyaret etti, yetkililerle ve halkla görüflmeler yapt›. Basra bölgesinde, 1991 ve 1998’deki emperyalist sald›r›lar›n izleri halen apaç›k görülüyordu; y›k›lm›fl köprüler, tahrip edilmifl tanklar, delik deflik edilmifl evler... 2 Ocak’ta ise Irak D›fliflleri Bakan› Sabri Naci El Hadithi heyeti kabul ederek, “as›l 'fier Ekseni' ABD ve ‹ngiltere’dir... Vatan›m›z› onlara asla teslim etmeyece¤iz. Son 20 y›l›m›z d›fl güçlerle savaflmakla geçti. 26 milyon halk›m›z›n yar›s› bu kez de, elde silah direnecek. ‹ki y›ld›r, bu ülkenin tüm kad›nlar› ve erkeklerine silah e¤itimi veriyoruz. Bu ülkenin sahipleri ve yöneticileri onlard›r. Halkt›r” fleklinde konufltu. Bu görüflmenin ard›ndan El Mansur Oteli’nde, Baflba-
kan yard›mc›s› Tar›k Aziz’in de kat›l›m›yla bir bas›n toplant›s› düzenlendi. Dünya bas›n›n›n yo¤un ilgisini çeken toplant›da Tar›k Aziz’in “ABD ve müttefiklerinin savafl›n›n, emperyalist bir savafl oldu¤u ve ABD’nin tüm insanl›¤› tehdit etti¤ini” vurgulad›¤› konuflmas›n›n ard›ndan Cephe Temsilcisi söz alarak Irak halk›na seslendi: “Sizin yan›n›zda olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bizler DHKC’liler olarak, Türkiye’de 30 y›ld›r emperyalizme karfl›, Amerika’n›n ülkemizdeki varl›¤›n› sona erdirmek için savafl›yoruz. Bugün, halk›m›z›n görüfl ve düflüncelerini dile getirmek için ülkenize geldik. Çünkü, halk›m›z ad›na konufltuklar›n› iddia eden Türkiye devleti yöneticileri emperyalizmin hizmetindedir ve ne halk›n görüfllerini, ne de ç›karlar›n› düflünmüyorlar. Halk›m›zla birlikte sizin yan›n›zda olmaya devam edece¤iz.” Ayn› gün, BM silah denetçilerinin kald›¤› Canal Oteli önünde bir gösteri düzenlendi. Gösteriye AntiEmperyalist Kamp heyetinin yan›s›ra, ayn› günlerde Ba¤dat’ta olan 140 kiflilik anti-emperyalist bir ‹spanyol heyeti de kat›ld›.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
33
Adalet ve özgürlük yolunda ölmek! Ken Nichols O'Keefe, koyun gibi yaflamaktansa... adalet ve özgürlük yolunda ölmeyi tercih etti¤i Irak’ta “canl› kalkan” eylemini örgütlerken, dünya halklar›n›n asla çaresiz kalmayaca¤›n› da gösteriyor. Emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin en azg›nca sald›rd›¤› dönemlerde dahi, kuflatmalar›n, bask›lar›n en korkunç boyutlara t›rmand›¤› yerde dahi, halklar›n yeni biçimler bulabilece¤ini kendi eylemiyle anlat›yor. Kimilerinin pasif bir eylem biçimi olmas›na bakarak “sivil itaatsizlik eylemi” dedi¤i “canl› kalkan”, yaflatmak için ölmenin, kendini baflka insanlar için feda etmenin bir biçimidir. “Sivil itaatsizlik” denilen eylem biçimlerinde, ölüm bir sonuç olarak ortaya ç›ksa dahi, ölümü bafltan göze alma yoktur. Oysa bu eylemin ç›k›fl noktas› daha bafltan ölümü göze almas›yla, baflka bir halk için kendini feda etmeyi göze alma yan›yla ve elbette ki enternasyonal boyutuyla güçlü bir ç›k›flt›r. Bu, baflar›ya ulafl›p ulaflmamas›ndan ba¤›ms›z bir de¤erlendirmedir. Biçimi ne olursa olsun, ister düflman›na zarar vererek kendini bombaya çevirme, ister kendi ölümüyle düflman›na darbeler vurma biçiminde olsun, feda Filistin’den Türkiye’ye, Irak’a Afganistan’a halklar›n buldu¤u direnifl yoludur.
Feday› yaratan Amerikan zulmüdür ‹nsanlar› türlü biçimlerde kendini feda etmeye zorlayan Amerikan zulmünden baflkas› de¤ildir. Amerikan zulmü ve sömürüsü, adalet isteyen, ekmek isteyen halklara baflka hiçbir yol b›rakm›yor. Yüksek teknolojili silahlar›yla ve silahlar›ndan ald›¤› güçle hukuku ve adaleti yoketmesiyle baflka bir seçenek b›rakm›yor. Halklar ya köleleflmeyi kabul edecek, ya da ölümü göze alarak, kendini feda ederek adalet ve özgürlük savafl›n› büyütecek. Benzer örnekler, tarih boyunca bu temelde flekillenmifltir. Bunu anlamayanlar istedikleri teorileri gelifltirebilir, ama tümünün ayaklar› havada kalacakt›r. Bu, ne dini temellerle aç›klanabilir, ne de aldat›lm›fll›k, beyni y›kanm›fll›k, macera gibi ucube teorilerle. Zulmü görmeyenlerin, halklar›n adalet ve özgürlük tutkusunu bilmeyen, hatta gereksiz görenlerin elbette bunu anlayabilmeleri mümkün de¤ildir. Emperyalistler ve iflbirlikçiler “ya ölüm ya tes34
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
limiyet” diyorsa, “ben dünyay› ele geçirece¤im” diye dayat›yorsa, “koyun de¤iliz, biz halklar›z” diyenler için yap›lacak olan tart›flmas›z belli de¤il midir?
Feda ruhunun öncüsü devrimcilerdir Bugün Amerikan imparatorlu¤unun ve iflbirlikçilerinin bütün pervas›zca sald›r›lar›na ra¤men, bu yüksek ahlak, bu feda ruhu kendini tart›flt›r›yor. Daha da geliflecektir bu tart›flma ve mücadele biçimleri. Kendini hiçbir ç›kar› olmadan feda etme ruhunu yaratan, öncülük eden ve dünya halklar›n›n elinde bir silaha dönüfltüren devrimcilerdir. Che’lerden Mahir’lere, feda savaflç›lar›ndan ölüm orucu kahramanlar›na ve dünyan›n dört bir yan›nda vuruflan halk kurtulufl savaflç›lar›na kadar devrimcilerin tafl›d›¤› bilinç, devrimcilikle hiçbir iliflkisi olmayanlara da yol gösteriyor. Ayn› temelde baflka biçimlerle emperyalistlerin karfl›s›na ç›k›l›yor.
“Ona da buna da karfl›”c›lar›n böyle bir dünyada yapabilece¤i hiçbir fley yoktur ‹lginçtir ki, duyarl›l›¤›yla birlikte dün ölüm orucundakilere “bofluna ölüyorsunuz, ölmeyin” diyen bir ayd›n›m›z köflesinde, bu savaflta tarafs›zl›¤›n pek tutmayaca¤›n› söyledikten sonra ekliyor, “evet ben kendi hesab›ma Irak'a kalkan olmaya giden herhangi bir gruba kat›lmay› düflünüyorum, çünkü korkuyorum ve torunumun savafl›n yok etti¤i bir dünyaya gelmesini istemiyorum.” Kendini feda eden Filistinli de bunu istiyor, ölüm orucu direniflçileri de, biz göremesek de diyerek Amerikan savafllar›na sürüklenmeyece¤imiz, özgürlü¤ü doyas›ya yaflayaca¤›m›z bir ülke istiyor. ‹yi de ölüm orucu yaparak olmaz ki, denilebilir. Elbette bu her eylem biçimi için söylenebilir. ‹srail’i siyasi, ekonomik, askeri olarak kilitleyen, çaresizlefltiren ve iflgalin amac›na ulaflmas›na engel olan “flehitlik eylemleri” için de ayn› fleyi söyleyenler var, ölüm orucu için de. Sorun; siz dünyada, ülkemizde halklar›n iradesini yoketmek isteyen, muhalif bütün düflünceleri, güçleri tasfiye etmek isteyen zulüm düzenini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz; etmiyorsan›z ne yap›yorsunuz? sorusuna cevap vere-
YAfiAMAYA DA‹R ... Yaflamay› ciddiye alacaks›n, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kollar›n ba¤l› arkadan, s›rt›n duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömle¤inle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmedi¤in insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamam›flken, hem de en güzel en gerçek fleyin yaflamak oldu¤unu bildi¤in halde.
Ölüm orucu flehitleri, “biz göremesek de...” diyerek Amerikan savafllar›na sürüklenmeyece¤imiz ba¤›ms›z özgür bir ülke istedikleri için kendilerini feda ettiler.
bilmektedir. Yüksek bir ahlak bilinciyle, büyük bir inançla kendini feda edenler bu soruya kendi eylem biçimleriyle tart›flmas›z bir cevap oluyor. Ben ona da karfl›y›m, buna da karfl›y›m demenin, emperyalizmin dilinden terör, “hayat kutsald›r” demagojileri yapman›n böyle bir dünyada, böyle bir ülkede hiçbir anlam› yoktur. “Ben savafla da teröre de karfl›y›m” deyip duranlar›n gerçekte nas›l bir sald›rganl›¤›n pasif destekçisi olduklar› bugün art›k daha net ortadayken, Irak’a sald›r› nezdinde ortaya ç›kan pervas›zca sald›rganl›k karfl›s›nda yapabilecekleri, söyleyebilecekleri de bir fley yoktur. ‹stedi¤iniz kadar “savafla hay›r” deyin, -küçümsemiyoruz, ama yetersizli¤ini vurgulamak için söylüyoruz- istedi¤iniz platformlar› kurun, mitingleri yap›n; dinlemiyorsa o zaman baflka yollar bulunmal› demektir. Canl› kalkan iflte bu “baflka yollar”a bir örnektir. Ama öyle s›radan bir örnek de¤il, özünde kendini feda etme bilinci olan bir örnektir. Belirtti¤imiz gibi, böyle bir tercihe zorlayan da zulmün bizzat kendisidir. Sorunu salt protesto temelinde alg›lamayan, zulmün karfl›s›na bütün varl›¤›yla ç›kmay›, sonuç almay› hedefleyen, Amerikan imparatorlu¤una en güçlü flekilde halklar› teslim alamazs›n mesaj› vermek isteyenlerin giderek feday› daha yo¤un tart›flmas› kaç›n›lmazd›r. Bizim gibi sömürge ülkelerde faflizmi ve iflbirlikçi iktidarlar› yerlebir etmeyi, halk›n iktidar›n› kurmak isteyenleri ise bu tart›flma çok daha yak›c› bir biçimde içine alarak geniflleyecektir. Feda’n›n biçimi tart›flman›n ancak tali bir yan› olur bu noktada.
Yani, öylesine ciddiye alacaks›n ki yaflamay›, yetmiflinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kal›r diye de¤il, ölmekten korktu¤un halde ölüme inanmad›¤›n için, yaflamak yan› a¤›r bast›¤›ndan. Diyelim ki, a¤›r ameliyatl›k hastay›z, yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün de¤ilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de gülece¤iz anlat›lan Bektafli f›kras›na, hava ya¤murlu mu, diye bakaca¤›z pencereden, yahut da sab›rs›zl›kla bekleyece¤iz en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüflülmeye de¤er bir fleyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklan›p ölmek de mümkün. Tuhaf bir h›nçla bilece¤iz bunu, fakat yine de ç›ld›ras›ya merak edece¤iz belki y›llarca sürecek olan savafl›n sonunu. Diyelim ki hapisteyiz, yafl›m›z da elliye yak›n, daha da on sekiz sene olsun aç›lmas›na demir kap›n›n. Yine de d›flar›yla birlikte yaflayaca¤›z, insanlar›, hayvanlar›, kavgas› ve rüzgar›yla yani, duvar›n ard›ndaki d›flar›yla. Yani, nas›l ve nerede olursak olal›m hiç ölünmeyecekmifl gibi yaflanacak... ... Bu dünya so¤uyacak günün birinde, hatta bir buz y›¤›n› yahut ölü bir bulut gibi de de¤il, bofl bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanl›kta uçsuz bucaks›z. fiimdiden çekilecek ac›s› bunun, duyulacak mahzunlu¤u flimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaflad›m" diyebilmen için...
Naz›m H‹KMET Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
35
partisinin YÖK’ü demokratik anlamda de¤ifltirmesini beklemek de mümkün de¤ildir. Mümkün olmad›¤›n›, zaten düzen partileri kendileri göstermifllerdir. Bu tarihe k›saca bakmak, fazla bir söz söylemeyi de gereksiz k›lacakt›r. Y›l 1987: “YÖK Kanunu günün koflullar›na göre de¤ifltirilecektir.” (2. Özal Hükümeti Program›) Y›l 1990; Y›ld›r›m Akbulut'un Baflbakanl›¤›’ndaki 47. Hükümet’in Program›: "Bugüne kadar yap›lan uygulamalar ve sonuçlar› de¤erlendirilerek, YÖK Kanunu günün flartlar›na göre de¤ifltirilecektir". Y›l 1991: Mesut Y›lmaz'›n kurdu¤u 48. Hükümet de Program›nda YÖK de¤iflikli¤ine yer verdi: "Bugüne kadar yap›lan uygulamalar ve sonuçlar› ›fl›¤›nda YÖK Kanunu yeniden de¤erlendirilecektir". 1991-1993; Demirel Hükümeti Dönemi. Vaatler s›n›rs›z; “Köklü bir üniversite reformu ile üniversitelere bilimsel ve yönetsel özerklik tan›nacak... YÖK sistemi kald›r›larak, yüksek ö¤retim kurumlar›, kendi içlerinden seçtikleri organlar eliyle yönetilecek, üniversiteler özerk olacakt›r...” 1993-1996: Çiller'in Baflbakanl›¤›’ndaki 50. Hükümet de flöyle demiflti: “Bilimsel kurumlar›n özerkli¤i, demokratikleflme için kaç›n›lmazd›r.” 1996: S›rada Mesut Y›lmaz var yine: “Yüksek ö¤retimin yeniden düzenlenece¤i, YÖK'ün sadece koordinasyon ifllevi görecek bir yap›ya kavuflturulaca¤›” yaz›ld› hükümet program›na. 1997: Refahyol Hükümeti de YÖK’te düzenlemeler yap›laca¤›n› vadediyor. 1999; 4 Haziran 1999'da aç›klanan EcevitBahçeli-Y›lmaz koalisyon hükümetinin program›nda da flöyle yaz›yor: “YÖK üniversiteleraras› bir eflgüdüm kurumu haline gelecek, üniversiteler ça¤dafl anlamda özerk yap›ya kavuflturulacak..”.
NASIL B‹R ÜN‹VERS‹TE ‹ST‹YORUZ? Bizim Karar Vermedi¤imiz Üniversite Bizim De¤ildir YÖK, 12 Eylül düzeninin bir kurumu olarak y›llard›r “kale” gibi yerinde duruyor olsa da, tart›fl›lmad›¤›, elefltirilmedi¤i hemen hiç bir dönem olmam›flt›r. Haklar ve özgürlüklerden, bilimden yana olan herkes, flu veya bu aç›dan YÖK’e karfl› ç›km›flt›r. Bu nedenle de son onbefl y›l boyunca iktidara soyunan tüm partilerin “vaatler” listesinde sürekli olarak YÖK’ün de¤ifltirilmesi, kald›r›lmas› veya düzenlenmesi maddesi de bulunmufltur. Ama bunlar›n sonucunda yap›lan “hiç”tir. Bunun bir çok nedeni vard›r. Bu nedenlerin en önemlilerinden biri de, tüm bu tart›flmalarda “ö¤renci”lerin olmamas›d›r. Oysa, bu tart›flman›n bafl›ndan sonuna kadar ö¤renciler de yer almal›; tart›flmayla, görüfl al›flverifliyle de yetinilmeyip, ö¤rencilerin karar hakk› da olmal›d›r. Çünkü; bu okullarda yüzbinlerce ö¤renci okuyor. Bu okullarda kiflili¤i ve gelece¤i flekillendirilen ö¤rencilerin söz hakk› yoksa, o tart›flmada ve o kurumda demokrasiden, kat›l›mc›l›ktan sözedilemez. Bizim hakk›m›zda baflkalar›n›n karar vermesi kabul edilemez.
Bozuk düzenin savunucular›, bozuk düzenin kalesini y›kmaz! Nas›l bir üniversite istiyoruz sorusunun devam›, hiç kuflkusuz, böyle bir üniversiteyi, nas›l, kimlerle, hangi yoldan kurabilece¤imizdir. Nas›l olabilece¤ine geçmeden önce, nas›l ve kimlerle olamayaca¤›n› netlefltirmekte yarar var. YÖK’ün bilindi¤i gibi iki temel ifllevi var: birincisi düzene uygun beyinler yaratmak, ikincisi, üniversiteleri tekellerin ihtiyaçlar›na göre düzenlemek. Böyle oldu¤u için de herhangi bir düzen 36
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
①
15 y›ld›r iflbafl›na gelen hükümet programlar›ndaki YÖK’e iliflkin cümlelerin benzerli¤ine bak›n. Birbirlerinden kopyalam›fllar düpedüz. Farkl› bir cümle yazma zahmetine bile girmemifller. Sorunu inceleyip, temel yanlar›n›, özgünlüklerini tesbit etme gibi bir çaba yok hiçbirinde. Hepsi ayn› cümleyi birbirinden kopya ederek hükümet program›na yerlefltirmifl. Sorunu çözme, de¤ifltirme niyeti olmad›ktan sonra... Böyle yap›lmas› da do¤al.
fiimdi AKP Hükümeti iflbafl›nda. Onlar da seçim bildirgelerinde flöyle demifllerdi: “Yüksek Ö¤retim Kurumu (YÖK), üniversiteler aras›nda koordinasyon sa¤layan, standartlar belirleyen bir yap›ya kavuflturulacak; üniversiteler idari ve akademik özerkli¤i olan, ö¤retim elemanlar› ve ö¤rencilerin serbestçe bilimsel faaliyette bulundu¤u, araflt›rma ve ö¤retim kurumlar› düzeyine ç›kar›lacakt›r.” Bildirge bir ad›m daha ileri gidip flunu vaadediyor: “Üniversiteler, her çeflit düflüncenin demokratik bir ortamda, hoflgörü içinde ö¤retilip tart›fl›ld›¤›, yasaklar›n ve s›n›rlamalar›n olmad›¤› özgür bir foruma dönüfltürülecektir.” Burada temel bir çeliflki ç›k›yor karfl›m›za: Yasaklar›n ve s›n›rlamalar›n içinde hapsedilen bir Türkiye’de, yasaklar›n ve s›n›rlamalar›n olmad›¤› üniversiteler -adeta bir ada gibi- olabilir mi? Toplumsal, tarihsel tecrübe, faflizmin hüküm sürdü¤ü bir ülkede, demokratik bir üniversite oldu¤una tan›kl›k etmemifltir bugüne kadar. Bugün de böyle bir fley olmayacakt›r.
Mesele Gürüz meselesi de¤il, mesele sistem meselesidir! “E¤itimde eflitlik ve adalet” sözü, sorunun ekonomik temellerinden, ony›llard›r ülke genelinde ve üniversitelerde uygulanagelen ekonomik politikalardan kopar›larak ele al›namaz. E¤itimde eflitlik, ekonomide eflitlik olmadan sa¤lanabilir mi? AKP e¤itimin her aflamas›nda “paral›” hale getirilmesi konusunda farkl› bir fley söylemiyor. “Üniversitelerin ticarilefltirilmesi”ne, e¤itimde de “piyasa ve kar” mant›¤›n›n geçerli k›l›nmas›na itiraz etmiyor. Etmeyecektir de. Çünkü IMF’nin dikte ettirdi¤i “özellefltirmeci” politika, AKP’nin de politikas›d›r. Özellefltirmecili¤in üniversitelerdeki yans›mas› ise üniversitelerin ticarethaneye dönüfltürülmesidir. Nas›l bir üniversite istiyoruz sorusunun net, kesin cevaplar›ndan biri de buradad›r: Bugünkü gibi holding üniversiteleri istemiyoruz! Bakal›m flu tabloya: Bugün tüm üniversiteler bilimsel yan kurulufllara sahip de¤illerdir; ama hepsinin para kazanmak için kurulmufl bol miktarda yan kurulufllar› vard›r. Örne¤in Eskiflehir Anadolu Üniversitesi kendi vak›flar› bünyesinde 13 flirket kurmufltur, Denizli'de Pamukkale Üniversitesi ise üniversitenin vak›flar› bünyesinde 44
E¤itim Bakan›’na Ça¤r›: Kat›l›mc›l›k diyorsan›z; en baflta biz ö¤rencileri dinleyeceksiniz! Erkan Mumcu’nun aç›klad›¤› yöntem “kat›l›mc›l›k” de¤il, aldatmacad›r. E¤er gerçekten YÖK’e illiflkin “kat›l›mc›” bir tart›flma yap›lacaksa; bunun yolu, ö¤rencilerin, ö¤retim üyelerinin, çal›flanlar›n toplan›p görüfllerini ortaya koymas› ve karar almas›d›r. Bu kararlar›n iktidar taraf›ndan kabul edilece¤i bafltan aç›klanmal›d›r. Siz görüfllerinizi söyleyin, ben istersem dikkate al›r›m, istersem almam tavr›, kat›l›mc›l›k de¤il, keyfilik, demokratl›k de¤il, despotluktur. AKP iktidar›n›n E¤itim Bakan› Mumcu, ö¤rencilerden ve çal›flanlardan zaten görüfl de istemiyor. O “kat›l›mc›l›k” dedi¤inden sadece ö¤retim üyelerinin kat›l›m›n› anl›yor; ama onlar için bile gerçek anlamda bir kat›l›m yok; siz görüfllerinizi flu internet sitesine b›rak›n, biz bakar›z, bildi¤imizi yapar›z denilmektedir. Biz ö¤renciler olmadan, üniversite olamaz! Bizim düflüncelerimiz ve kararlar›m›z olmadan, üniversite yönetilemez! Böyle yönetilecek üniversite bizim de¤il, halk›n de¤il, baflka güçlerindir. AKP’nin yöntemiyle Gürüz sultas› gider, baflka birinin sultas› gelir. Türban yasa¤› kalkar, baflka yasaklar gelir. Üniversiteleri demokratiklefltirece¤iz, özgür bir foruma dönüfltürece¤iz iddias›n›n ilk koflulu; ö¤rencilerin, ö¤retim üyelerinin, çal›flanlar›n kat›laca¤› demokratik bir tart›flma ve karar formudur. Bunu yapmayan›n daha ötesini yapamayaca¤› kesindir. flirket kurmufltur; net karlar› trilyonlar› bulmaktad›r (ki rakamlar bir kaç y›l öncesine aitter.) Özel bir üniversite olan Bilkent Üniversitesi, kendi misyonuna yarafl›r bir flekilde kurdu¤u Bilkent Holding bünyesinde 40 flirketi yönetiyor. '97 net kar› 8.5 trilyondu. fiirketleflen, bütçeden pay alamay›p bu flirketlerin karlar›yla idare edilen üniversiteler, hukuEkmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
37
ken “devlet üniversitesi” olarak kalsalar bile, fiilen özellefltirilmifl üniversitelerdir. Bu noktada tekelci burjuvazinin üniversitelerinden hiç bir fark› olmaz. Böyle yap›lanm›fl bir üniversite sistemi, bilim üretebilir mi, e¤itebilir mi? Haraçlar›n her y›l astronomik oranlarda art›r›lmas›, yemek ve kantin fiyatlar›n›n art›r›lmas› bu kafan›n ürünüdür. Holdingleflen üniversitelerde “halk için e¤itim, halk için bilim” olabilir mi? Ö¤rencisini e¤itmeyi de¤il, “üniversite flirketlerinin” karl›l›¤›n› düflünen kafalarla demokratik, özgür bir üniversite ortam› yarat›labilir mi? AKP’nin “yüksek ö¤renim reformu”nun temelsizli¤i iflte bu noktadad›r. Soyut demokrasi ve eflitlik sözlerinden bir fley ç›kmaz. Bu nedenledir ki, “Nas›l bir üniversite?” sorusuna verilecek cevap, ayn› zamanda “nas›l bir düzen” içinde yaflanmak istendi¤inin de cevab›n› içerir. Yine ayn› anlamda; üniversiteleri de¤ifltirme mücadelesi, sistemi de¤ifltirme mücadelesini de içerir. Bunlar özdefl de¤ildir elbette; ama birbirlerine ba¤l›d›rlar. Bu çerçevede, nas›l bir üniversite istedi¤imizin alt bafll›klar›n› s›ralayal›m:
Üniversiteler paras›z ve tüm halka aç›k olmal›d›r! Halk› sürekli yoksullaflt›ran bir ülkenin üniversiteleri de bunun d›fl›nda kalmaz. Nitekim kalm›yor. Yüksek ö¤renime ayr›lan bütçe son 10 y›lda sürekli azald›. Yüksekö¤renim bütçesinin toplam bütçe içindeki pay› 1990 y›l›nda yüzde 4.3'tü. Bu oran her bütçede biraz daha azalarak 2000'de sadece yüzde 2.2 oldu. Üniversite bütçesi küçüldükçe, mevcut bütçe38
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
deki YÖK ya¤mas› büyüdükçe, ö¤rencilerden al›nan harç miktar› da art›r›ld›. Bunu hakl› göstermek için de, dünyan›n baflka ülkelerinde de böyle oldu¤u demagojisi yap›l›yor. Oysa, “ö¤renci bafl›na yap›lan harcama” rakamlar›nda da Türkiye en geri s›ralarda yer al›yor. Örne¤in o çok örnek verdikleri, “uyum” sa¤lamaya çal›flt›klar› Avrupa'da ö¤renci bafl›na yap›lan harcama 6 bin 585 dolar, Amerika'da 5 bin 936 dolar iken, Türkiye'de bu rakam ancak 1500 dolar› buluyor. Üstüne ö¤renciden haraç alarak tamamlamaya çal›fl›yorlar. Sosyalist ülkelerde ise, ö¤rencinin e¤itim, bar›nma ihtiyaçlar›n›n tümü karfl›lanmakta, ö¤rencilerden ek bir para istenmemektedir. E¤itim bütçesinin azalt›lmas›na bakarak “bu, düzenin e¤itime verdi¤i önemi gösteriyor” demek, do¤ru de¤ildir. Çünkü bütçeden ald›¤› pay azalt›lan bir tek e¤itim de¤ildir; sa¤l›k, konut, k›sacas›, halka yönelik tüm bütçe kalemlerinde ayn› küçültme sözkonusudur. Buradan hareketle de, meselenin, sadece e¤itim kurumlar›yla s›n›rl› olmad›¤›n› görmek mümkündür. Sorun bütün olarak sistemin “halk için” olup olmad›¤›d›r. E¤er e¤itim sistemini “halk için, halk›n ç›karlar›na göre” flekillendireceksek, bunun bütün olarak sistemi halka göre flekillendirme çabas›ndan ayr› tutulamayaca¤› görülmelidir. Bu bütün içinde bakarak yeniden üniversitelere dönersek; Bir yandan halk yoksullaflt›r›l›yor, öte yandan üniversiteler paral› ve giderek daha pahal› hale getiriliyor. Bunun pratik olarak tek bir sonucu vard›r: üniversitelerin kap›s›n›n halk çocuklar›na kapat›lmas›. “Halk için e¤itim” yapan üniversiteler aç›s›ndan bu kabul edilemezdir. Bu nedenle, üniversitelere yeterli bütçe ayr›larak, üniversite kap›lar› halk çocuklar›na aç›lmal›d›r. Bu da yetmez; Bugün ülkemizdeki ve bir çok emperyalist, kapitalist ülkede üniversiteler yaln›z lise mezunlar›na e¤itim ve bilim götüren bir iflleve sahiptir. “Halk için e¤itim”, “halk için bilim” fliar›yla flekillendirilen üniversiteler, lise mezunu olmayan iflçileri, köylüleri, esnaflar›, ev kad›nlar›n› e¤itecek, onlara çeflitli alanlarda bilgi ve beceri kazand›racak bölümlere de sahip olacaklard›r. ‹flçi üniversiteleri, köylü üniversiteleri, çeflitli konularda asgari e¤itim alm›fl iflçileri, köylüleri yetkinlefltirecektir. -sürecek-
gençlik’ten Adana Gençli¤i De Derne¤ine Kavufltu Anadolu kentlerinde gençlik derneklerinin kurulufl çal›flmalar› birer birer sonuçlan›yor. Adana Gençlik Derne¤i de bu kervana kat›ld›. Resmi ifllemlerinin tamamlanmas›n›n ard›ndan kuruluflunu 4 ocak günü düzenledi¤i bas›n toplant›s› ile duyurdu. Bas›n aç›klamas›nda özetle flu görüfllere yer verildi; "Bizler gençlik olarak yaflad›¤›m›z sorunlar›n çözümünün kendimizde oldu¤una inan›yoruz. Bu amaçla bir araya geldik. Yapaca¤›m›z tüm etkinlikler gençli¤in bilinçlenmesine, sorunlar› üzerinde düflünerek çözüm üretmesine ve kültürel-sosyal alanda geliflmesine hizmet etmeyi amaçlamaktad›r. Bu yöndeki ilk çal›flmam›z geçti¤imiz hafta hayata geçen Gönüllü E¤itim Toplulu¤udur. Özellikle dershaneye gidecek durumu olmayan ö¤rencilere üniversite haz›rl›k kurslar› verilerek üniversite kap›lar›n›n halk çocuklar›na aç›lmas› hedeflenmektedir. Gitar, saz, tiyatro ve halkoyunlar› kurslar›yla gençli¤in eksikli¤ini hissetti¤i kültür-sanat çal›flmalar›n› hayata geçirmeyi planl›yoruz." Bas›n aç›klamas›ndan sonra Grup Arkadafl’›n müzik dinletisi ve okunan fliirlerle, çekilen halayla gençlik daha örgütlü bir sürece coflkulu bir flekilde girmifl oldu.
Gençlik Dernekleri Etkinliklerinden Eskiflehir Gençlik Derne¤i ö¤rencileri S›vas ve Edirne’deki üniversitelerde yaflanan soruflturma terörüne karfl› “flimdi s›ra nerede” isimli bir imza kamyanyas› bafllatt›. Kampanyan›n bafllang›c›nda yap›lan aç›klamada, özellikle bu iki ilde say›lar› yüzlerle ifade edilen soruflturmalara yer verilirken, gençli¤in demokratik üniversite talebi dile getirildi. Burdur Gençlik Derne¤i 5 Ocak günü liseli ve üniversiteli gençli¤in kat›l›m›yla bir aç›l›fl etkinli¤i düzenleyerek Burdur gençli¤ine merhaba dedi. Emniyetin engellemelerine ra¤men yap›lan etkinlikte derne¤in amaçlar› ve faaliyetleri konusunda bilgi verildi. Malatya Gençlik Derne¤i, Turgut Özal Lisesi'ndeki DLMK'l› dört ö¤renciye yönelik faflist sald›r›y› protesto edilerek okul müdürü ve faflistleri teflhir eden bir aç›klama yapt›. Aç›klamaya 50 kifli kat›ld›. Malatya Gençlik Derne¤i’nin bir baflka etkinli¤i de, 5 ocak günü yap›lan Amerikan sald›rganl›¤›na iliflkin düzenlenen söylefli oldu. 70 kiflinin kat›ld›¤› söyleflide “Emperyalist Sald›rganl›k ve Sorumluluklar›m›z” bafll›¤› alt›nda yap›lan tart›flmalarda herkesin yapabilece¤i fley-
ler oldu¤u belirtildi. Ayr›ca halen Gönüllü E¤itim Toplulu¤u kapsam›nda süren matematik, geometri, türkçe derslerine ingilizce ve bilgisayar›n da eklenece¤i belirtilirken, varolan tiyatro, halk oyunlar› kurslar›na ba¤lama, gitar kurslar›n›n önümüzdeki günlerde eklenece¤i duyuruldu. Malatya’da 7 Ocak 1998’de faflist sald›r›da katledilen Ümit Cihan Tarho, Malatya Gençlik Derne¤i’nin de kat›ld›¤› mezar anmas›, yemek ve bas›n aç›klamas› etkinlikleriyle an›ld›. Eylemlere Hadep ve Emep gençli¤i ile Ümit Cihan Tarho’nun ailesi de kat›ld›.
YÖK Karfl›t› Sesler Yükseliyor Malatya ‹nönü Üniversitesi ö¤rencileri postane önünde düzenledikleri eylemle, di¤er üniversitelerde de süren YÖK karfl›t› "Üniversitemi ‹stiyorum" kampanyas›n› bafllatt›klar›n› duyurdular. Yaklafl›k 120 kiflinin kat›ld›¤› eylemde "YÖK'e hay›r", "Paras›z bilimsel demokratik e¤itim", "YÖK Yasa Tasar›s›'na hay›r" dövizleri tafl›nd›. 6 Ocak’ta ‹.Ü. Beyaz›t Kampüsü Ana Kap› önünde toplanan E¤itim-Bir Sen üyesi memurlar, "Nerede Gürüz orda sürün", "Ça¤dafl e¤itim bilimsel üniversite", "Özgür üniversite özgür toplum" dövizleriyle bir aç›klama yapt›lar. Aç›klamada, “Amerika ve YÖK tam birbiriyle örtüflen politikalar içerisindeler. Milyonlarca çocu¤u okuldan e¤itimden uzaklaflt›ran e¤itime hay›r diyoruz" dediler.
Celal Bayar’da Yürüyüfl Celal Bayar Üniversitesi’nde servis tafl›ma ücretlerine yap›lan zamm› protesto eden ö¤renciler, Muradiye Kampüsü’nde 7 Ocak günü yürüyüfl yapt›lar. Jandarman›n müdahalesi sonras›nda oturma eylemine geçen ö¤renciler eylemlerini gece 03’e kadar sürdürdüler.
Paris’te Direnifle Destek Gecesi TAYAD Komite taraf›ndan Paris’te düzenlenen gecede Ölüm Orucu Direnifli selamland›. 1000 kiflinin direnifle destek sloganlar›n› hayk›rd›¤› gecede yerel sanatç›lar›n yan›s›ra Mazlum Çimen ve Yasemin Göksu ile Grup Yorum türkü ve marfllar›yla kitleyi coflturdular. Ahmet Kulaks›z’›n direnifl üzerine konuflmas› coflkuyu yükseltirken, ölüm orucunu anlatan sinevizyon gösteriminde öfke doru¤a ç›kt›.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
39
Emekçilerden Nema Soygunu fiimdi AKP Taraf›ndan Sürdürülüyor
H›rs›zl›k baki; Bir tek h›rs›z de¤iflti! Soygunun çap›n› görüyor musunuz? Soyulan, evine ayda bir et girmeyen, çocu¤una süt alamayan, do¤ru düzgün bir evde oturamayan milyonlarca emekçi!
Tepkiler Geri Ad›m Att›rd›
H›rs›z›n biri gidiyor biri geliyor. Koltuktan yalanc›n›n biri kalk›yor, biri oturuyor. Türkiye yönetimi, iflte tastamam böyle bir halde. AKP hükümeti, “Hemen ödeyece¤iz, ana para dahil hepsini ödeyece¤iz” aç›klamas› yapm›fl, ard›ndan Sanayi Bakan› Ali Coflkun, ''Nemalar flubatta ödenecek'' diye söz vermiflti. Ama sözü ertesi gün yalanland›. Ve ard›ndan takke düfltü, kel göründü. Ali Coflkun, talepler karfl›s›nda hemen orac›kta yalan söyleyivermiflti. Hükümetin niyeti ise, bu büyük soygunu sürdürmekti. Zorunlu Tasarruf Yasas›'n›n ödemelere iliflkin 6. maddesini 12 Aral›k 2001 tarihinde iptal eden Anayasa Mahkemesi'nin, yasada boflluk olmamas› için hükümete tan›d›¤› sürenin doldu¤u gün, 27 Aral›k’ta, Devlet Bakan› Ali Babacan, konuyla ilgili ödeme plan›n› Baflbakanl›k'a gönderdiklerini aç›klad›. Peki nas›l bir “ödeme plan›” öngörüyordu AKP hükümeti? ‹lk al›nan karar göre, taksitlendirilerek 2008'e kadar ödenecekti. Ölme efle¤im ölme, yaz gelsin, çal›lar bitsin... Zorunlu Tasarruf Uygulamas›, son 15 y›l›n en büyük soygunudur. Devlet taraf›ndan yap›lan resmi bir soygun 15 y›ld›r sürüyor. H›rs›z›n yüzünde kad›n çorab› yok; hay›r; hepsi kravatl›, kelli felli, üstelik T.C. yetkilileri... Göz göre göre yap›lan bir soygun bu. Yap›lan hesaplamalara göre, “Zorunlu tasarrufun bafllad›¤› 1 Nisan 1988’den 2000 May›s›na kadar süren kesintiler, dolar cinsinden yaklafl›k 15.4 milyar dolar› buldu. Zorunlu tasarrufta 31 Ekim 2002 itibar›yla, anapara ve nema geliri olarak bulunan toplam tutar 12 katrilyon 849.5 trilyona ulaflt›. Bu paran›n 1 katrilyon 694.3 trilyon liras›n› anapara, 11 katrilyon 155.2 trilyon liras›n› nema geliri oluflturuyor.” 40
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
Tüm iflçi ve memur sendikalar› AKP’nin aç›klad›¤› “Nemalar› ödememe plan›”n›n kabul edilemeyece¤ini, AKP’nin soygunu sürdürdü¤ünü, buna sessiz kalmayacaklar›n› aç›klad›lar. Önceki hafta boyunca KESK üyesi memurlar, ABD sald›r›s›n›, sadaka zamm›n› ve Nema soygununu protesto etmek amac›yla 7 Ocak’ta AKP binalar› önünde eylemler gerçeklefltirildi. Ankara’da AKP Genel Merkezi önüne siyah çelenk b›rakan KESK’li memurlar, daha sonra toplanan 200 bin dilekçeyi Hazine Müsteflarl›¤›'na iletti. AKP binalar›n›n önündeki eylemler sadece Ankara ile s›n›rl› de¤ildi. ‹stanbul, Adana, Diyarbak›r, Hakkari, Bitlis, Dersim, Elaz›¤, Urfa, Çanakkale, Sivas, Düzce, Antalya, Eskiflehir, Çorum, Samsun, Kocaeli, Zonguldak’ta Emek platformu üyelerinin de kat›ld›¤› eylemlerle nemalar›n hemen ödenmesi istendi. Ertesi günü memur sendikalar› ile hükümet aras›nda yap›lan görüflmelerin sonucunda ise meclis komisyonunda bulunan ve ödemeleri 2008’e kadar uzatan yasan›n ask›ya al›nd›¤› aç›kland›.
‹NÖNÜ ÜN‹VERS‹TES‹’NDE ‹fiTEN ATMALAR SÜRÜYOR Malatya ‹nönü Üniversitesi Turgut Özal T›p Merkezi’nde son iki ay içerisinde 22 iflçinin iflten ç›kart›lmas›ndan sonra 1 Ocak’tan itibaren yeni ihaleyi alan Zalo¤lu fiirketi'nin ilk ifli de 940 iflçiden sendikal› olan 122 kifliyi 2 Ocak’ta iflten ç›karmak oldu. ‹fle ald›¤› 700 iflçiye ise aç›k senet imzalatarak ifle ald›. ‹mzalamak istemeyen 6 kiflinin ifline ise 6 Ocak’ta son verildi. Böylelikle iflten at›lan iflçilerin say›s› 150'ye ulaflt›. Aç›k senede halen imza atmam›fl 100 kadar iflçiye ise bask› sürerken, imzalad›klar› senetleri tekrar almak isteyen bir grup iflçi de hastane yönetimine baflvurdu. Baflvurular›n›n iflleme konulmayaca¤›n›n belirtilmesi üzerine rektörlükle görüflmek isteyen iflçilerin görüflme talebi rektörlükçe de reddedildi. ‹flçiler rektörlük önünde bas›na aç›klama yaparken, ihaleyi alan flirketin hiçbir teknik arac›n›n olmamas›na ra¤men, ihaleyi nas›l ald›¤›na rektörlü¤ün cevap vermesi gerekti¤ini belirttiler ve haklar›n› sonuna kadar arayacaklar›n› dile getirdiler.
Kayna¤› tekellerden yaracak m›s›n›z? -yaratamayacaklar›, yine yeni zamlarla halk›n s›rt›na yükleyecekleri hemen belli oldu, IMF sevindi, borsa rahatlad›!-
AKP iktidar›n›n, banka kuyruklar›nda ölümlerine “al›fl›lan” emeklilere 75-100 milyon aras›nda zam yapmas›n›n ard›ndan “kaynak nerede” sorular› gelmeye bafllad›. Elbette her yat›r›m›n, harcaman›n bir karfl›l›¤›, yani kayna¤› olmal›. Aksi taktirde pratikte bu zamm›n hiçbir anlam› olmayacakt›r. Belirtelim ki, kimi burjuva ekonomistlerinin feryatlar›, IMF program› bozulacak diye yaygaray› basmalar› ahlaks›zl›klar›n›n, halktan, yoksullardan nas›l bihaber ve umurlar›nda olmad›¤›n›n bir göstergesidir. O nedenle biz kayna¤› nereden bulacaks›n diye sormayaca¤›z, çünkü bu ülkede kayna¤›n nerede oldu¤u az çok bellidir. Ony›llard›r ya¤malayan, emperyalist tekellerle birlikte yeralt› ve yerüstü zenginliklerimizi talan eden iflbirlikçi tekellerdir kaynak. Emeklilere zam do¤ru bir ifl; ama tekellerden, hortumculardan alamazsan›z, yar›n bu zamm› yine halktan ç›kar›rs›n›z. Peki AKP iktidar› kayna¤› tekellerden alarak yaratabilecek mi? Yoksa onlar için ç›kard›klar› yasalar, hortumcular›, soyguncular› temize ç›karmak için yap›lan düzenlemeler art›k gizlenemez ve tepki çeker hale geldi¤i için emekliye verilen zam yine emeklinin, emekçinin kendisinden mi ç›kar›lacak? “Kaynak” diye aç›klad›klar›n›n ilk olarak vergide art›fl olmas› tam da dedi¤imiz gibi bir eliyle koyup öbür eliyle almakta kendinden önceki iktidarlar› aratmayaca¤›n› hemen gösterdi. Örne¤in tekel ürünlerinden al›nan özel tüketim versinde art›fl yap›ld›. Devletin tekellerin kasas›na akan büyük gelirleri yerine, yük yine halk›n s›rt›na yüklendi. Böylece burjuva ekonomistleri de memnun olmufltur. Bir anl›k paniklerinin ne kadar yersiz oldu¤unu anlam›fllard›r. AKP’nin emekçilerin, yoksullar›n hiçbir talebini
karfl›layamayaca¤›n› IMF program›n› sürdürme kararl›l›¤›yla kendisi ilan etmiflti. Bugün Amerikanc›l›klar›na, hortumcular› sahiplenifline karfl› geliflen tepkileri yat›flt›rma arac› olarak yap›lan emeklilere zamma ve “asgari ücreti yeniden tart›flabiliriz” aç›klamalar› AKP gerçe¤inin her geçen gün daha da gün yüzüne ç›kmas›n› geciktirme gücüne bile sahip de¤ildir. Tayyip Erdo¤an da bunu bildi¤i için, iktidar›n ilk günü milletvekillerine yapt›¤› konuflmada, “enkaz devrald›k demeyeceksiniz” sözlerini unutarak, Safranbolu konuflmas›nda “Enkaz devrald›k ve üzerinden bir ay geçti. Bize bir y›l verin. Üç y›lda düze ç›kar›z” demeye bafllad›. Enkaz edebiyat›n›n arkas›, verilen bütün sözlerin unutulmas› demektir. Biz bu gerçe¤i ony›llard›r gelip giden iktidarlardan biliyoruz. IMF’ci AKP iktidar› da, farks›zl›¤›n› gösteriyor.
IMF “Ne Oluyor” Dedi AKP Zam Yapt› IMF politikalar›n›n yay›n organlar›ndan Hürriyet 9 Ocak günü flu bafll›¤› at›yordu; “GECE YARISI U DÖNÜfiÜ!” U dönüflü yapan AKP iktidar› idi. Emekliye zam, asgari ücreti yeniden ele alma gibi de¤erlendirmeler sonras›nda IMF ekonomistleri feryat etmeye bafllam›flt›. Gazetenin haberine göre, IMF “neler oluyor” diyerek bir adam›n› hemen Türkiye’ye göndermeye karar vermiflti. Daha IMF memuru gelmeden gece yar›s› toplanan hükümet, emekliye zamm›n kayna¤›n›, tekel ürünlerine zam yaparak karfl›lama karar› alm›fl, böylece IMF’yi rahats›z etmeyecek flekilde verdi¤ini di¤er eliyle alma politikas›n› uygulamaya sokmufltu. U dönüflü buydu. Hürriyet’in “hesaps›z harcama” dedi¤i emekliye verilen üç kuruflluk zam an›nda ne hale geliyor görüyorsunuz. Ama daha bitmedi, IMF’nin “geliyorum” demesi bile bak›n baflka ne kararlar almalar›na neden oldu hükümetin; bu y›l devlete al›nacak personel say›s› da 20 bin azalt›ld›. Borsa habere çok sevindi, dolar zil tak›p oynad›! Elbette IMF de çat›lan kafllar›n› yumuflatt› flimdilik!
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
41
BÜYÜK HESAP, KÜÇÜK HESABI YUTAR - ABD Planlar› ‹çinde Kendine Yer Arayan Kürt Milliyetçili¤i ABD’nin Irak’a sald›r›s›ndan en çok etkilenecek halklardan biri de Kürtlerdir. ABD sald›r›s›, hem Irak, hem Türkiye s›n›rlar› içindeki Kürtleri bir çok bak›mdan etkileyecektir. Ancak buna ra¤men “Amerikan müdahalesi Kürtler için ne getirecek?” tart›flmas› tek bafl›na eksik ve milliyetçi bak›fl aç›s›n›n tezahürü olan yanl›fl bir tart›flmad›r. Gerek Barzani ve Talabani, gerekse de KADEK, bafl›ndan itibaren sorunu esas olarak bu çerçevede ele almaktad›r. Kuzey Irak’taki Barzani ve Talabani önderli¤indeki Kürt milliyetçi hareketleri, saflar›n› ABD’nin yan›nda belirlediler. Barzani, Talabani milliyetçili¤i, çok uzun y›llard›r, özerklik ve di¤er ulusal haklar› emperyalizme dayanarak elde etme politikas› izlemektedir. Bu nedenle ABD’nin Ortado¤u’ya müdahalesini de bu çerçevede bir “f›rsat” olarak kullanma hesaplar› yapmaktad›rlar. Bu politikan›n art›k “milliyetçi” bir muhtevas› da yoktur. Bu düpedüz iflbirlikçiliktir. Bir halk›n katledilmesi, emperyalizmin dünya halklar›na karfl› bir “zafer” kazanmas› pahas›na elde edilecek herhangi bir “özerkli¤in”, siyaseten ve ahlaken onaylanmas› mümkün de¤ildir. Bu yolla, özerklik de¤il de “ba¤›ms›zl›k” kazan›lsa ne olur? Bu ba¤›ms›zl›¤›n Kürt halk›na bir yarar› olur mu? Irak’ta ABD katliam› sonras› oluflacak “yeni” statü içinde kazan›lacaklar, Kürt halk›na de¤il, giderek kapitalistleflen Barzani ve Talabani egemenli¤ine hizmet edecektir. KADEK de, soruna Talabani ve Barzani milliyetçili¤i gibi sadece “Kürt” penceresinden bakt›¤› için, bafltan bu yana istikrars›z, ikircikli bir politika izledi. Hala da bu çizgiyi sürdürüyor. 42
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
Ülkemizdeki Kürt milliyetçili¤i, baflta ABD’nin Irak’a müdahalesini onaylayan bir tutum oldu. KADEK yöneticisi Osman Öcalan’dan KNK yöneticilerinden Yaflar Kaya’ya kadar Kürt milliyetçi hareketinin sözcüleri bu “müdahale”nin eski statüleri y›k›p Irak’› ve Ortado¤u’yu demokratiklefltirece¤ini ileri sürdüler. Kürt milliyetçili¤i (PKK) ABD’nin 1991’deki sald›r›s› karfl›s›nda da ABD’ye tav›r almay›p “f›rsatç›” bir tutum tak›nm›fl, sald›r›n›n kendileri için yarataca¤› imkanlar› hesaplam›fllard›. Bugünkü tav›r ise art›k sadece “f›rsatç›l›¤›n” de¤il, ABD’nin hegomanyas›ndaki bir dünya düzeni içinde yer alma tercihinin sonucudur. PKK-KADEK bu tercihin sonucu olarak, ABD’nin ortado¤u’da oluflturmak istedi¤i statüye bir itiraz›n›n olmad›¤›n› aç›klam›fl, bugün Türkiye oligarflisinin oynad›¤› rolü (Ortado¤u’ya, Kafkaslar’a aç›lma rolünü), birlikte üstlenmeyi bile önermiflti. Ayn› politika, ABD’nin “teröre karfl› savafl” demagojisini t›rmand›rd›¤› bir dönemde kurulan KADEK program›na, emperyalizmin diliyle “her türlü teröre karfl›y›z, tererö karfl› uluslararas› iflbirli¤ine a盤›z” yaz›larak pekifltirilmiflti. KADEK’in ABD sald›r›s›na onay verirkenki hesab›, Kuzey Irak’ta oluflacak yeni statü içinde Talabani ve Barzani’yle birlikte iktidar›n bir parças› olmak, bu olmuyorsa, en az›ndan emperyalizmin ve Türkiye oligarflisinin kendisine yönelmemesini sa¤lamakt›. Ama bu hesap tutmam›fl, ABD ve oligarfli KADEK üzerindeki kuflatmas›n› daraltmaya devam etmifltir. ABD’nin veya ABD onay›yla oligarflinin kendilerine yönelece¤ini gördükleri noktada “yeniden silahl›
savafla bafllamak”tan ABD müdahalesine karfl› ç›kmaya kadar çeflitli tav›rlar gelifltirildi. Ama bunlar›n hiçbir tutarl›l›¤› ve süreklili¤i olmad›. (Kürt milliyetçili¤inin ABD’ye karfl› eylemler içinde adeta kerhen yeral›fl›n›n nedeni de budur.) *** Gelinen noktada daha çok “bize dokunmayan y›lan bin yaflas›n” tavr› içindedirler. Tüm politika ve tahlilleri kendilerine yönelinip yönelinmeyece¤i üzerinde dönüp durmaktad›r. Yani onlar tasfiye edilmezse iyi! ABD’nin Irak sald›r›s› ancak “Emperyalizm ve dünya halklar› çeliflkisi” penceresinden do¤ru bir biçimde görülebilir. Ancak buradan bak›ld›¤›nda do¤ru bir politika savunulabilir. ABD’nin büyük hesaplar›n›n karfl›s›na ç›kar›lacak küçük hesaplar, yutulmaya mahkumdur. Devrimcilerin, yurtseverlerin hesaplar› da büyük, dünya halklar›n› kapsayacak hesaplar olmal›d›r. Her konuda önce dünya halklar›n›n ç›kar›na m›, de¤il mi diye bakmal›d›rlar. Dünyaya küçük, kendisiyle s›n›rl› ç›karlar›n penceresinden bak›ld›¤›nda, bu ne siyasal aç›dan, ne ahlaki aç›dan do¤ru olmaz. Böyle bakanlar›n “kazand›¤›” da hiç bir zaman görülmemifltir. Onlar tarihsel olarak hep kazand›¤›n› zandederken kaybedenler olmufllard›r. Kürt halk› sözkonusu oldu¤unda, bu on kere, yüz kere daha do¤rudur. Çünkü Kürt halk› bu trajediyi defalarca yaflam›flt›r. Ne zaman emperyalizme dayan›larak bir ç›k›fl yap›lm›flsa, arkas› Kürt halk› için yeni katliamlar, yeni göçler olmufltur. Tarihten ders almayan Barzani ve Talabani, emperyalizmin icazetini esas alan bu çizgide ilerlemifl,
ilerlemifl ve bugün Amerika ad›na operasyon yapan güçler konumuna gelmifllerdir. Ülkemizdeki Kürt milliyetçili¤i bu tarihten ders almak zorundad›r. Özgür Politika sayfalar›ndan, Baflkanl›k Konseyi aç›klamalar›yla ABD politikalar›na verilen onay, KADEK’in “teröre karfl›” oldu¤unu ilan etmesi, silahl› savafla son verilmesi, b›rak›n Kürtlere ba¤›ms›z, onurlu bir statü kazand›rmay›, KADEK’in “terör listesi”ne al›nmas›n›, Öcalan’›n tecritini, Kuzey Irak’taki KADEK güçlerine karfl› katliam planlar›n› da engelleyememifltir. “Kürt sorunu”nun her zamankinden daha fazla gündemde olmas› gereken böyle bir dönemde, ne Avrupa emperyalizmi, ne ABD Kürtlerin ulusal haklar›n› telaffuz bile etmemektedir. Avrupa, ABD emperyalizmi ve Türkiye oligarflisi, Kürt halk›n›n ulusal mücadelesini ve örgütlenmelerini flu veya bu biçimde tasfiye etmekte hemfikirdir. ABD’nin Ortado¤u’daki yeni statüsü içinde de Kürt halk›n›n özgürlü¤ü, ba¤›ms›zl›¤›, yoksulluktan kurtuluflu yoktur. Olmas› da mümkün de¤ildir. Mümkün oldu¤unu düflünenler, herfleyin bu kadar aleni biçimde ortada oldu¤u bir dünyada hala emperyalizmin de¤iflti¤ini düflünmeye devam edenlerdir. ABD sald›r›lar›yla oluflacak hiçbir statü, halklar›n lehine olmam›flt›r bugüne kadar, bundan sonra da olmayacakt›r. Tersini düflünen ve iddia edenler, tarihi bir yan›lg› içinde olmakla kalmay›p, emperyalizmin dünya halklar›na karfl› politika ve planlar›n› destekleme gibi a¤›r bir tarihi suçu da ifllemifl olacaklard›r.
Solun Beyni
Sol, ufkunu büyütmeden, mücadeleyi büyütemez Hem siyasi anlamda, hem pratik anlamda cüretli olunmas› gereken bir dönemdeyiz. Ama cüret, sa¤lam bir maddi temel olmaks›z›n ortaya ç›km›yor. Cüretin kayna¤› net bir politika ve güçlü bir iddiadad›r. Türkiye solunun büyük bölümü, bunlar› büyük ölçüde kaybetti¤i için bugün bu cüreti gösteremiyor. ABD sald›rganl›¤›na karfl› oluflturulan çeflitli birlikteliklerde cereyan eden tart›flmalar ve bu birlikteliklerin prati¤i, bu aç›dan adeta tüm sola bir ayna olmaktad›r. Bu vesileyle bir kez daha ortaya ç›kt› ki, solun ufku alabildi¤ine daralm›fl, küçülmüfl, iddias›zlaflm›flt›r. B›rak›n pratik olarak yapmay›, masa bafl›nda bile baz› fleyleri art›k hayal bile edemeyecek durumdad›r. Beyinler, mesela Taksim’e s›k›flm›fl, imza kampanyas› diyorsun, akl›na Taksim’e bir masa kurmaktan fazlas› gelmiyor... Yoksullar›n, halk›n oturdu¤u semtlere ne oldu? Onlar›n imzas›n›n k›ymeti yok mu? Ha, orada yaparsan, medya yazmaz m›, yazmas›n... Ufku küçülen, halktan kopan sol, medyaya yaslanarak adeta suni teneffüs yapmaya çal›fl›yor. “Medyatik” eylemler, oligarflinin icazetini al›p medyan›n yans›taca¤› sivil toplumcu eylem tarz›, asl›nda iflte bu ufuksuzlaflman›n, iddias›zlaflman›n do¤al sonuçlar›. Herkes flunu görmelidir ki,
sessiz, sedas›z, reklams›z, medyas›z çal›flmalar›n sonuçlar› ve ürünleriyle sürüyor zulme karfl› mücadele... Devrimci hareket yenilmezli¤ini halk denizindeki derin köklerinden al›yor. Onca katliama, onca ölümlere ra¤men hala bu ülkede devrim ideali ve iddias›yla mücadele sürdürülüyorsa, bu hem iddian›n dolay›s›yla kararl›l›¤›n büyüklü¤ünden, hem kitleler içindeki devrimci bak›fl aç›s›yla yürütülen çal›flman›n sonucudur. Hemen her katliam›n ard›ndan solun belli kesimlerinin “bittiler” fetvas› vermesinin nedeni de iflte yine bu devrim gerçe¤ini görmemelerinin sonucudur. Gerçekte o “bitti” sonucuna, kendi durumlar›na bakarak var›yorlar. Böyle bir sald›r›y›, katliam› biz yaflasayd›k ne olurdu diye düflünüyor ve o malum sonuca var›yorlar. Türkiye’de devrimin kitlesini ve potansiyelini, kendi s›n›rl› çevrelerindeki veya bu yaz›ya daha uygun bir deyiflle “Beyo¤lu kitlesi”yle s›n›rl› san›yorlar. Çünkü dünyalar› o kadar küçülmüfl. Dünyas› küçülenin ufku da, iddias› da küçülür. fiu veya bu eylem için afifl, bildiri tart›fl›l›yor; yüz küsur örgüt bir araya gelmifl, ama kafalar›ndan 3-5 binden öte rakamlar geçmiyor. B›rak›n milyonlarcay›, yüzbinlerce bildiriyi, afifli düflünemiyor bile. Halk içinde örgütlenme yapmay› unutmufl, beynini bas›n aç›kEkmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
43
lamalar›na, ça¤r›lara kilitlemifl... Herfleyi günübirlik al›yor... Ufku bir mitinge uzan›yor... ‹¤neyle kuyu kazmakt›r oysa devrimci mücadele... Bugün sonuç alamayabilirsin (mesela ABD sald›r›s›n› durduramayabilirsin) ama halk› örgütlediysen e¤er, o yar›na kal›r. Emperyalizm karfl›s›ndaki, zulüm karfl›s›ndaki cepheni sa¤lamlaflt›r›r, büyütür. Asl›nda çeflitli tablolar› yanyana düflünmek çok çarp›c›d›r. Mesela bir parti düflünün; ad› büyük, tantanas›ndan yan›na var›lm›yor, kendisine sorarsan›z, “Naz›m’›n mezar›”yla Türkiye’nin gündemini belirliyor. Bir baflkas› “solun birli¤iyiz” diye geçinip ötekileri “marjinal” diye kaale alm›yor. Bir baflkas› iflçi s›n›f›n›n temsilcili¤ini üstlenmifl, yüzbinlerce üyeli Emek Platformu temsilcilerinden baflkas›n› yaklaflt›rm›yor yan›na. Sonra bunlar; 1 May›s’ta veya seçim kampanyas›nda haftalarca u¤rafl›p didinip oradan buradan -hatta kimi Türkiye çap›nda- güçlerini toparlad›¤› halde, ortaya bir kaç bin kifli ç›kabiliyor en fazla. Üstelik bunlar polis sald›r›s› ihtimalinin pek olmad›¤› eylemlerdir. Çünkü zaten onlar›n baz›lar› cop yenilmeyecek eylemlerin teorisini de yapm›fllard›r, cop yeme ihtimalinin oldu¤u eylemler devrimci eylemler de¤ildir, baz›lar› da geceleri evlerinin bas›lmayaca¤› devrimcili¤in teorisini yapm›fllard›r. Evet buna ra¤men, gövdeleriyle, dallar›yla iflte o kadar olabilmifllerdir. Ama öte yanda, flu veya bu vesileyle öyle çok uzun boylu, genifl çapl› organizasyonlar da olmad›¤› halde, Türkiye’nin oras›nda buras›nda k›z›l bayrak denizleri ç›k›yor ortaya. Belki görmezden geliyor sol bunlar›. Oysa düflünse; onlar›n bittiler fetvas›n› verdi¤i yerde dalgalan›yor bu bayraklar. Polisin en vahfli sald›r›lar›n›n defalarca hedefi olmufl ve yine olabilece¤i koflullar alt›nda uzay›p gidiyor o kortejler. Tablolar aras›ndaki bu fark, sivil toplumca, ufuksuz, kendine ve halka güvensiz çal›flma tarz›yla, iddial›, kararl›, bedel ödeme riskini göze alan ve ufku büyük devrimci çal›flma tarz›n›n aras›ndaki farkt›r. Hiç bir koflulda kurumayan o kayna¤›n, dinami¤ini kaybetmeyen o potansiyelin uza¤›nda olanlar, do¤al olarak üç befl bin bildiri, üç befl imza masas›n›n ötesini hayal bile edemiyorlar. Önerilere “olmaz, yapamay›z, edemeyiz...” gözlü¤üyle bak›yorlar. Taksim, K›z›lay, Konak d›fl›na de¤il kendileri, ufuklar› bile ç›kam›yor. Bu ufuksuzluk, dünyalar›n›n bu küçülmüfllü¤ü, mesela “Cephe” dedi¤inizde de ortaya ç›k›yor. Birlik herkesin dilinde olmas›na ra¤men, bunu baflarabilece¤imize, bunun halk› örgütleyen ve hare44
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
kete geçiren bir birlik olabilece¤ine inanm›yor. Kimi aç›kça söylüyor inançs›zl›¤›n›, kimi inançs›zl›¤›n› a盤a vurmak yerine, ayak sürüyor. Ufuksuzlu¤un ve iddias›zl›¤›n örneklerini ço¤altabiliriz. Ama örneklerden daha önemli olan, ufuksuzlu¤un ve iddias›zl›¤›n kaynaklar›na inebilmektir. Hem ideolojik, hem mevcut pratik flekilleniflten kaynaklanan nedenleri var bu durumun. Emperyalizmin “tek kutupluluk” propagandalar›, devasa askreri gücüyle destekledi¤i tehdit ve gözda¤› alt›nda, devrimlere inanc›n kaybedilmesi, en temeldeki ideolojik kaynakt›r. Devrimden vazgeçenlerin savrulaca¤› yer, düzendir. Politikalar, örgütlenme biçimleri, çal›flma tarzlar› da art›k düzen içinde k›sm› reformlar hedefiyle flekillenecektir. Devrimin terkedildi¤inin aç›kça söylenip söylenmemesi bu noktada fazla bir fley farketmez; pratik anlatt›¤›m›z tarzda flekillenir. Emperyalizme karfl› direnilebilece¤ine ve emperyalizme karfl› halklar›n zafer kazanabilece¤ine inanmayanlar›n beyni, her f›rsatta “sivil toplumcu muhalefet” biçimlerine kayacak, kitleleri, militanl›¤›, difle difl direniflleri ve aç›k ideolojik tutumlar› yads›yan tav›rlar hakim olacakt›r. ABD sald›rganl›¤›na (veya savafla karfl›) yüzyetmifl civar›nda kurumun bir araya geldi¤i platformlarda, en karakteristik anlam›yla sivil toplumcu, AB’ci kurumlar›n tav›r ve yaklafl›mlar›yla, kendisine devrimci, sosyalist diyen reformist, oportünist siyasi hareketlerin tav›r ve yaklafl›mlar›n› ayn›laflt›ran da budur. ‹nan›p inanmamas›, iddial› olup olmamas› bir yana, devrimi isteyen, demokrasiyi isteyen tüm sol güçler, bu tabloyu sorgulay›p, iddialar›n› ve ufuklar›n› büyütmelidirler. Türkiye bir devrim ülkesidir. Nesnel koflullar› itibar›yla Türkiye’nin devrime gebeli¤i sürmektedir. Ne emperyalizmin, ne oligarflinin gücü kadr-i mutlak de¤ildir. Türkiye halklar›n›n anti-emperyalist, devrimci, demokratik mücadelesini büyütmek için ufkunuzu büyütün. Tarihsel iddiam›z› kuflanal›m. Ne tarihin sonu geldi, ne devrimlerin. Yeryüzü, ülkemizden Filistin’e, Kolombiya’dan Nepal’e, milyonlar› a¤›rlayan Avrupa meydanlar›na kadar bunlar›n palavra oldu¤unu kan›tlayan geliflmelerle dolu. Evet, kelimenin gerçek anlam›yla silkinmeye ihtiyac› var solumuzun. Silkinip beynindeki tortular›, yüre¤indeki posalar› atmaya ihtiyac› var. Ama bunu yapmaya bafllamak için fazla vakit yok. Yüzlerce örgütün, kurumun kat›ld›¤› birliklerden Türkiye halklar›n›n gür sesini yükseltmek için oyalanmay›n; aç›n ufkunuzu, iddian›z› büyütün.
Siyonist Zulmün Çaresizli¤i ‹srail’in Filistin topraklar›na yerleflti¤i tarihi bir yana b›rak›n, sadece flu son intifadan›n üzerinden geçen zamanda yaflananlar› kafan›zda canland›r›n. ‹ki y›l› geçti, üçüncü y›l›na girdi intifada direnifli. ‹srail’in baflvurmad›¤› tek bir yöntem kalmad›; iflgal, kitlesel katliamlar, suikastler, ev y›k›mlar›, sürgünler, soka¤a ç›kma yasaklar›, Filistin yönetimini ifllemez hale getirmeler, mülteci kamplar›n›n tepesine bombalar ya¤d›rmalar, genç yafll› çocuk demeden hareket eden her filistinliyi kurflunlamalar, ambargolarla açl›¤a mahkum etmeler ve daha say›labilecek yüzlerce yöntem denendi. Ama Filistin direnifli k›r›lamad›. Hala siyonist ‹srail’e darbeler vuruyor. Sald›r›lar›n, abluka ve iflgalin yo¤unlaflt›¤› son bir ay›n ard›ndan geçti¤imiz hafta eflzamanl› olarak gerçeklefltirilen iki “flehitlik eylemi” bu gerçe¤i bir kez daha gözler önüne serdi. Ve art›k ‹srail zulmünün yapabilece¤i hemen hiçbir fley, hiçbir zulüm yöntemi kalmad›. fiimdi çaresizli¤ini kendisi itiraf ediyor. 25 ‹sraillinin öldü¤ü ve yüze yak›n›n›n yaraland›¤› eylemlerin ard›ndan toplanan ‹srail Hükümeti, “k›zg›nl›kla cevap verece¤iz” aç›klamas› yapt› ve flu kararlar› ald›: “‹srail’in yeni kararlar›; daha fazla operasyon yap›lacak... 3 Üniversite kapat›lacak... Filistin Merkez
Konseyi toplant›s› engellenecek.. Filistinli yetkililerin 14 Ocak Londra toplant›s› için gitmelerine izin verilmeyecek...” Tam bir dengesizlik içinde Filistin yaflam›n› felç etmeye yönelik kararlar ne askeri mant›kla, ne siyasi bak›flla aç›klanabilir. Çünkü direnen halk, siyonist zulümde ne askeri ne de siyasi mant›k b›rakmam›fl parçalam›flt›r.
“K›zg›nl›k” Çaresizliktir “K›zg›nl›kla cevap verece¤iz” diyor fiaron. K›zg›nl›¤›n›n, hançer yemifl bo¤an›n k›zg›nl›¤›ndan hiçbir fark› yoktur. Çaresizli¤in ve fluursuzca sald›rganl›¤›n en ç›plak ifadesidir. Ben devletim diyen bir gücün çaresizli¤ini iti-
raf etmesi böylesi aç›klamalarla görülür. Ki, Filistin halk›na boyun e¤dirme ad›na ald›¤› yeni “önlemler” de ayn› çaresizli¤in ifadeleridir. Yöntemlerini elefltirenler ç›kabilir, flu tür eylemler olmasa da, böyle olsa diyenler olabilir, nitekim var da. Halklar›n direnme hakk› ve direnen halklar›n›n yenilmezli¤i anlafl›lmad›¤›nda bu tür elefltiriler kula¤a hofl da gelebilir. Büyük ço¤unlu¤u askerileflmifl ‹srail’de “siviller” tan›m› ne kadar gerçekçi ayr› bir konu, zulmün pervas›zl›¤› karfl›s›nda hiçbir hükmü yoktur bunlar›n. Aslolan flu ki, direniflte kararl› bir halk› yenebilecek hiçbir teknolojik, askeri savafl ayg›t› yoktur. Dünyan›n en geliflmifl savafl ayg›t› olan ‹srail’e karfl› direnenler bunun en aç›k kan›tlar›n› sunmaktad›r bize. Yarat›c›l›k da iflte bu zeminde, direnme kararl›l›¤›nda kendini a盤a vurmaktad›r.
K›nay›c›lar Zulüm Karfl›s›nda Sessiz Çürümüfl yap›s›yla intifada önünde engel olur hale gelen Filistin yönetimi sald›r›y› “terörist sald›r›” olarak niteleyip k›nad›¤›n› aç›klad›. Hala Amerikan planlar›ndan medet uman Arafat’›n icazet üzerine flekillenen k›nay›c›l›¤› art›k rutin hale geldi. Baflka “k›nay›c›lar” da hemen sald›r›y› k›nad›lar. ABD, ‹ngiltere, Rusya, Çin yapt›klar› aç›klamalarla eylemi k›nad›klar›n› aç›klad›lar. Senelerdir süren ‹srail iflgaline karfl›, katliamlara, suikastlere, ‹srail’in hukuk tan›maz zulmüne karfl› sesleri ç›kmaz, en fazla iflgal gibi bir durum k›nanarak geçifltirilir, ifl Filistinlilerin eylemine gelince an›nda harekete geçerler. Arafat’›n durmadan ça¤r›lar yapt›¤› “uluslararas› kamuoyu” denilenler iflte bunlar. fiaron’un “k›zg›nl›kla” verdi¤i ve verece¤i cevaplar t›pk› sald›r›dan hemen sonra girdikleri mülteci kamp›nda karfl›laflt›klar› gibi direniflle karfl›lanacakt›r. 3. y›l›na giren intifada bunu rahatl›kla söyleyebilmemizin ispat› durumundad›r.
FARC’dan Pusu Kolombiya’da FARC gerillalar› baflkent Bogota yak›nlar›nda polis konvoyuna kurduklar› pusuda 8 polisi öldürdü, 5 polis yaraland›. Kolombiya’da da Amerikan destekli yeni hükümetin katliamla sonuç alma politikas› gerillalar›n eylemlerini engelleyemiyor.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
45
Asaf Harman’dan fiehit K›z› Feride’ye...
Munzur’dan getirdi¤im topra¤›, topra¤›na katt›m k›z›m Sana geç yazd›¤›mda bana dar›lmayaca¤›n› biliyorum. Hiç k›zar m›s›n bana k›zas›n. Bir haftad›r misafirlerin geliyor, inan ki zaman olmad› yazmaya. 512 gündür bafllad›¤›n yolun sonuna ulaflt›¤›n haberini ald›¤›mda inanmak gelmedi içimden, kabullenmek kolay olmad›. ‹kinci vasiyetin üzerine yak›nlar›n, yoldafllar›n seni Küçükarmutlu Cemevi’ne götüreceklerinin ve öyle yola ç›kacaklar›n›n haberini ald›k. Ama zulüm makineleri vasiyetini engelledi. Yak›nlar›n ve can yoldafllar›n seni yola ç›kard›lar. Yüzlerce sevenlerinle yola ç›kt›k seni karfl›lamaya. On y›ld›r hasretini çekti¤in babaevine, köyüne fiera'lar›n Maksut'lar›n kar›fl kar›fl gezdikleri topraklara seni tafl›yan araba ar›za yapt›¤›ndan sana ulaflt›¤›m›zda günefl bat›yor, da¤lar›n doruklar›nda k›z›ll›klar en güzelliklerini gösteriyor, sar›l› cephe y›ld›z›n›n ve karanfillerle, papatyalarla bezenmifl tabutunla daha da güzelleflmifltin. Da¤lar›n k›z›ll›¤›n› ne kadar da severdin Feridem. Köye ulaflt›¤›nda yüzlerce sevenlerin, yak›nlar›n coflkuyla karfl›lad› seni. Her yan k›z›la bürünmüfltü, tabiat k›z›la kesmiflti. Kimbilir sen ne kadar sevinmiflsindir, özledi¤in evinde fazla misafir edemedik diye üzülmeyesin. fiartlar el vermedi, karanl›k olmufltu, eksi 10-15 derecede sevenlerin seni yolcu etmeye gelmifller ve bekliyorlard›. Vasiyetin üzerine herfley sana yak›fl›r oldu. Y›kad›lar, k›nan› yakt›lar, gerilla k›yafetini giydirdiler ve
Hadi de bana be Çoban y›ld›z› Bir y›ld›z olup Kar›flsam aran›za Ve tüm karanl›klar› ayd›nlatsam Bana da yan›nda yer verir misin? Art›k bir ›fl›k Sadece bir ›fl›k olup 46
Ayd›nlatmak istiyorum karanl›klar› Ve bir de maviliklere kar›fl›p vatan›m›n, halk›m›n oynayan çocuklar›n o c›v›l c›v›l seslerini duymak istiyorum.
FER‹DE HARMAN
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
Cephe bayra¤›na sar›l› bedenin, yüzün aç›k, meflaleler ›fl›¤›nda herkes seni görmeye geldi ve s›rayla öperek tilililerle sloganlarla omuzlar üzerinde mezarl›¤a yol ald›k. Vasiyetindi. Aylar önce Munzur da¤lar›ndan getirdi¤im topra¤› mezar›n›n topra¤›na katt›m k›z›m. Törenine kat›l›m çok ve coflkuluydu bilesin. O an bulutlar da¤›ld›, ay ›fl›¤› seni daha da güzellefltirdi. ‹kinci gün sabah erkenden yoldafllar›nla sana misafirli¤e geldik. Mezar›n karanfillerle papatyalarla süslediler, baflucuna a¤aç diktiler, k›z›l mendillerle resimlerinle süslediler. Sana da her güzellik yak›fl›yor can›m benim. Ve senin sevdi¤in türkülerin verdim yoldafllar›na. Sevinmiflsindir Feridem. O gün akflam› ‹stanbul’dan seninle gelen sevenlerini kovar gibi yolcu ettik. Evet kovar gibi ki, gitmek istemiyorlar, senden ayr›lmak zor geliyor onlara. Yok Feride bir hafta misafirim olacaks›n›z, ayr›lamay›z dedilerse de yola ç›kard›k. Misafirlerine öyle davrand›¤›mda k›zd›n m› bana papatyam? Seni çok seven amcan (herkes seni çok sever) Feride'nin üç yeme¤ini verece¤im diyerek haz›rl›k yapt›. Tüm çevre köylere haber verildi, üzülerek söyleyece¤im ya¤an kar yollar› kapatt›, kat›l›m az oldu hepimiz üzüldük. Sen üzülme Feridem. Ailece seni ziyaret edip flehir evine dönmeyi düflündük. Yan›na geldik, seninle foto¤raf çektik. Anan ateflini yakt›, a¤›tlar yakt›. Ayr›laca¤›z diye k›zmas›n. Seni yaln›z b›rakmayaca¤›z s›k s›k misafirin olaca¤›z.
Gece karanl›¤›m›zda eve ulaflt›¤›m›zda sen bizi karfl›lad›n o güzel yüzünle, par›ldayan gözlerinle her odada sen vard›n. Hepimizi üzen bir durumla karfl›laflt›k. Sonay taraf›ndan dikilen, ad› Feride olan çiçek solmufltu. Üç gün içerisinde, tüm yapraklar›n boynu büküktü. Çok flafl›rd›m, mant›¤›m durdu gibi oldu, acaba susad› m› diye sulad›m gözyafllar›mla, sulad›m sulad›m... Solgunlu¤u yavafl yavafl geçti, dirildi. Yaflamasayd›m inanmazd›m. Kardefllerin köfleni haz›rlad›lar karanfillerle, papatyalarla, k›z›l mendillerle süslediler. Süslü oldun da oldun. Ne diyelim ad›n› süslü mü koyal›m Feridem. Çok sevdi¤in fliiri unutmad›lar, foto¤raflar›n›n alt›na, k›z›l mendillerin aras›na yerlefltirdiler. Hat›rlars›n de¤il mi: Öyle ac›lar çeksem ki çocuklar Size hiç ac› kalmasa Öyle ölsem öyle ölsem ki çocuklar Size hiç ölüm kalmasa Feridem, sar› papatyam; ‹nsanlar›, yaflam› çok severdin. Çocuklar› daha da çok severdin. On gündür sevenlerin bizi yaln›z b›rakm›yor. Onlara hep an›lar›n›, yüce direniflini, sevdan› anlat›yorum. Ve sonunda senin röportaj yapt›¤›n kasetini izletiyoruz. Çok etkileniyorlar, yüce direnifline sayg› duyuyorlar ve gözyafllar›n› da gizlemeye çal›fl›yorlar. K›r çiçe¤im; senin ac›n yaflam›m boyunca yüre¤imdedir. Onun kadar da yüce direnifline yüre¤imle kat›l›yorum, sayg› duyuyorum, gurur duyuyorum. Sana güle güle demekten baflka ne diyebilirim, öpüyorum.
Baban Asaf Harman
‹MDAT BULUT MEZARI BAfiINDA ANILDI
Kar üstünde k›z›l karanfiller Ölüm orucu flehidi ‹mdat Bulut, Kars Akyaka Köyü’ndeki mezar› bafl›nda an›ld›. Karlar alt›ndaki mezar›n› karanfillerle süsleyen yoldafllar› ve yak›nlar› ‹mdat’›n devrimci yaflam›n› anlatan bir konuflma yapt›lar. O’nun zindanlarda düflüncelerini ve düfllerini savunmaktan geri kalmad›¤›n› ve ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm için bedenini tereddütsüz ölüme yat›r›p ve ölümsüzleflerek do¤du¤u topraklara döndü¤ü belirtilen konuflmada flöyle denildi; “Sen ki namussuzlara ömrünle cevap veren, sen ki yoksullar için can›n› feda etmekten kaç›nmayan devrimin azg›n çocu¤u, sak›n ola ki gözün arkada kalmas›n. ‹deallerini ve düflüncelerini yaflatmak ve iktidara getirmek için üzerimize düfleni eksiksiz yerine getirmek boynumuzun borcudur. Ve yüzy›llard›r halklar› katleden, sömüren flerefsizlerin yoz külütürünü reddediyoruz. Destanlar yazan flehitlerimizi, seni unutmayaca¤›z."
Halil Önder An›ld› 19 Aral›k katliam›n› durdurmak için Ceyhan Hapishanesi’nde bedenini tutuflturan Halil Önder, Osmaniye Düziçi ilçesindeki evinde verilen yemekle an›ld›. Yemekte Halil’in mücadelesinin anlat›lmas›n›n ard›ndan mezar› ziyaret edildi. Mezarl›k giriflinde yüzlerce jandarma, polis ve robokoplar›nn engeline tak›lan kitlenin ›srar› sonucu mezarl›¤a girildi. Halil mezar›n›n bafl›nda da sloganlar ve marfllarla an›ld›.
K›r›klar F Tipinde Bask›lar TAYAD'l› Aileler 7 ocakta yapt›klar› aç›klamayla ‹zmir K›r›klar F Tipi Hapishanesi’nin aç›l›fl›ndan bu yana yaflanan iflkence, bask› ve hak ihlallerinin anlat›ld›¤› bir mektubu kamuoyuna duyurdular. K›r›klar F Tipi’ndeki tutsaklardan Bülent Ersoy’un mektubunda, di¤er bütün F tiplerinin aç›l›fl›nda yaflanan iflkence olaylar›n›n yan›s›ra, tecritten, savunma hakk›n›n engellenmesinden ve idarenin keyfi uygulamalar›ndan örnekler yeral›yor.
ACAT’tan Tecriti Kald›r›n Ça¤r›s› ‹dam ve ‹flkenceye Karfl› H›ristiyanlar Hareketi (ACAT), Türkiye'de iflkencenin, tecritin sona erdirilmesi için Cumhurbaflkan› A. Necdet Sezer'e gönderilmek üzere dilekçe kampanyas› bafllatt›. Paris’te bafllat›lan kampanyadaki dilekçelerde DGM’lerin ve iflkencenin yan›s›ra, F Tipleri ile izolasyonun güvence alt›na al›nd›¤› dile getiriliyor.
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
47
CHP'L‹ M‹LLETVEK‹LLER‹NDEN ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fiÇ‹LER‹NE Z‹YARET CHP Milletvekilleri Engin Altay ve Yüksel Çorbac›o¤lu 9 Ocak günü Ankara Numune Hastanesi'ne bir ziyaret yapt›lar. Meclis insan Haklar› ‹zleme Komisyonu üyesi olan milletvekilleri hastanenin mahkum ko¤uflunda bulunan ve ölüm orucu direniflçisi olan Özlem Türk, Tanju Mete ve Yusuf Arac› ile görüfltüler. Milletvekili Altay ve Çorbac›o¤lu birkaç gün önce zorla ve bilinci aç›k oldu¤u, tedaviyi kabul etmedi¤ini belirtti¤i halde müdahale edilen Özlem Türk'ün yaflad›klar›n›n TAYAD'l› ailelerce kendilerine aktar›lmas› üzerine hastaneyi denetlemeye karar verdiler. 8 Ocak 2003 akflam› bu amaçla hastaneye gitti fakat içeriye girmelerine izin verilmedi. Bunun üzerine ziyareti bugün gerçeklefltirdiler. Görüflme s›ras›nda ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu Üyesi olarak de¤il, kiflisel inisiyatifleri ile geldiklerini belirttiler. Direniflçilere özel görüflme yapmak isteyip istemediklerini sordular, direniflçiler özel bir isteklerinin olmad›¤›n› belirterek öneriyi reddettiler. Direniflçiler "bugüne kadar taleplerimizi söyledik. Resmi ifllemlerde ve giriflimlerde görüflmeler temsilcilerimizle yap›lmal›d›r." dediler. Ziyaret sonras›nda milletvekilleri ölüm oruçlar›ndan duy-
ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fiÇ‹S‹ ÖZLEM TÜRK HASTANEDEN KAÇIRILDI Dergimiz yay›na haz›rland›¤› s›rada ald›¤›m›z bir habere göre Ankara Numune Hastanesi’nde tutulan ölüm orucu direniflçisi Özlem Türk’e kelepçe tak›larak kollar›ndan damarlar› kesilerek serum tak›ld›¤› ö¤renildi. Avukat› Zeki Rüzgar zorla müdahale edilmesinin ard›ndan müvekkili Özlem Türk’ün bir ambulansa konularak hastaneden kaç›r›ld›¤›n› ve ak›betinden endifle edildi¤ini belirtti. duklar› üzüntüyü dile getirerek insani de¤erlerin herfleyden önce geldi¤ini vurgulad›lar. Devletin "ölüm orucunu b›rak›n öyle görüflelim" mant›¤›n›n yanl›fl oldu¤unu söylediler. Yo¤un bask›lar sonucu insanlar›n bu konuya duyars›zlaflt›r›ld›¤›n›, kamuoyunun yeniden oluflturulmas› gerekti¤ini belirterek, konuyu Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu'nda gündeme getirip çözüm için ellerinden gelen herfleyi yapacaklar›n›, sorunun takipçisi olduklar›n› söylediler. Görüflmeler yaklafl›k yar›m saat sürdü.
‹STANBUL ÜN‹VERS‹TES‹ REFERANDUM EYLEM‹ 9 Ocak 2003 günü saat 12.45'te Hukuk Fakültesi koridorunda alk›fl ve sloganlarla biraraya gelen ö¤renciler "Savafl De¤il Referandum ‹stiyoruz/ Gençlik Derne¤i" pankart› açt›lar. ABD'nin ve iktidar›n savafl mant›¤›n› anlatan, bu savafl karar›n›n halk taraf›ndan de¤il egemenler taraf›ndan verildi¤ini, söz hakk›n›n bizde olmas› gerekti¤ini belirten k›sa bir konuflmadan sonra ana kap›ya do¤ru yüflüyüfle geçti. "Bu Vatan Bu Halk Bizim, Kahrolsun Emperyalizm, Savafl De¤il Referandum istiyoruz, Irak Halk› Yaln›z De¤ildir" sloganlar›yla platforma gelindi¤inde at›lan sloganlardan sonra "Gündo¤du" marfl› söylendi ve bas›n aç›klamas› okunmaya bafllad›. Bas›n aç›klamas›ndan sonra "Hakl›y›z Kazanaca¤›z" marfl›yla birlikte içeri dönüldü. Yine sloganlarla meydana gelen yaklafl›k 30 kifliden oluflan grup "Gelki fiafaklar Tutuflsun, Halk›m›z›n Gelini" türküleri eflli¤inde halay çekerek bas›n aç›klamas›n› sona erdirdi. Yine Hukuk Fakültesi'nde saat 12.00'de Demokratik Ö¤renci Hareketi de 150 kifliyle "Savafla ve Tecrite Hay›r" yaz›l› pankartla bir bas›n aç›klamas› yapt›. Son olarak saat: 13.30'da da Ö¤renci Konseyleri yaklafl›k 60 kiflilik bir kitle ile "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi" yaz›l› pankart ile bir bas›n aç›klamas› yapt›. Ayn› saatlerde ‹stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 120 kifliden oluflan Müslüman Ö¤renciler "Kahrolsun Amerika ve ‹flbirlikçleri" pankart›yla bas›n aç›klamas› yapt›.
SAKARYA’DA SAVAfiA KARfiI PANEL 8 Ocak 2003 tarihinde Sakarya Gonca Dü¤ün Salonu'nda Lastik48
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
‹fl Sakarya fiubesi'nin de yard›mlar›yla Gençlik Derne¤i, Yurtsever Gençlik, YDG,DGH ve Emek Gençli¤i taraf›ndan "Irak'ta Savafla Hay›r" konulu bir panel düzenlendi. Panele konuflmac› olarak P›nar Selek ve Sennur Sezer kat›ld›. Çok say›da sendika ve parti temsilcileriyle birlikte 200 kiflinin kat›ld›¤› ve saat 14.00'da bafllay›p 16.00'da sona eren panelde; "Savafls›z Sömürüsüz Umutlu Bir Gelecek ‹çin" yaz›l› bir pankart aç›ld›. "Ortado¤u Halklar› Yaln›z De¤ildir" ve "Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i" sloganlar› at›ld›. Panele kat›l›m› engellemek için polis, tüm uyar›lara ra¤men gelenleri rahats›z edecek flekilde aramalara baflvurdu.
SAVAfi ‹STEM‹YORUZ Samsun'da 26 Dernek ve sendikalar›n oluflturdu¤u Samsun Savafl Karfl›t› Platform'ca düzenlenen "Savafla Hay›r" çal›flmalar› çerçevesinde D‹SK Karadeniz Bölge Temsilcili¤i Karadeniz içerisinde bas›n aç›klamas› yapt›. Atakum Sahili'nde toplanan yaklafl›k 400 sendika üyesi ve çevre sakini, ABD'nin Irak'a yapaca¤› olas› müdahaleye tepki gösterdi. ABD ve savafl karfl›t› sloganlar›n at›ld›¤› eylemde deniziçinde pankart aç›ld›. Suya karanfil at›ld›. Üzerinde Savafla hay›r Amerika'n›n imparatorluk savafl›na ortak olmayal›m" yaz›l› önlükler bulunan iflçiler denize girdiler.Ard›ndan D‹SK Karadeniz Bölge Temsilcisi Bekir Balovac›kl›'n›n deniz içinde yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda, ABD'nin olas› operasyonunda limanlar›m›z› kullanmas›n› protesto ettiklerini belirterek "Ülkemizdee, denizlerimizde ve limanlar›m›zda, Amerikan askerlerini ve savafl gemilerini görmek istemiyoruz" dedi. Ayr›ca eylemde polisin provakatif tav›rlar› dikkat çekti.
KIRILIR
bas›n YALANIN tv ÇARKI TV’den Haber izleyen ve Irak haberleri izleyeceklerin
D‹KKAT‹NE!.. Okuyaca¤›n›z Milliyet yazar› Can Dündar’›n 9 Ocak günkü yaz›s›, hem o günleri hem de bugün Irak’a sald›r› haz›rl›klar›na iliflkin oligarflinin yalanlar›n› (genelde bütün yalanlar›n›) anlama aç›s›ndan bir örnektir. Medyadan beynimize nas›l yalan bombard›man› yap›ld›¤›n›n, iflbirlikçili¤in nas›l gizlendi¤inin belgesidir...
✍✍✍
“TRT’den Nas›l ‹stifa Ettim? O geceyi hayat boyunca unutmayaca¤›m. 17 Ocak 1991’in ilk saatleri... Amerika’n›n Ba¤dat’› bombalamaya bafllad›¤› gece... Saat 2 civar›nda haber patlar patlamaz ço¤u dünya yurttafl› gibi ben de hemen TV karfl›s›na geçmifl, savafl› CNN’den izlemeye koyulmufltum. Telefon çald›. Arayan, o aralar çal›flt›¤›m TRT’nin üst düzey bir yetkilisiydi. Panik halindeydi. CNN, savafl› canl› yay›mlamaya bafllam›fl, yeni özel ka-
nal›m›z Star da, CNN’e ba¤lan›p tercümeye giriflmiflti. TRT, geç kalm›flt›. “Hemen atla gel” dedi karfl›daki ses... ... Benden ne beklediklerini bilmiyordum. Kurumda bir süredir Bülent Çapl› ve Gülfem Aslan’la birlikte “CNN Dünya Raporu” program›na haber haz›rl›yor, CNN’le iliflkileri yürütüyorduk... CNN yay›n› ekrana verilecek, ben de an›nda tercüme edecektim. ‹yi de koca yay›n kuruluflu, aylard›r beklenen bir savafla neden haz›rl›ks›z yakalanm›fl ve bir simültane tercüman›n yapabilece¤i bu ifli bana y›km›flt›? Bunun nedenini, stüdyoya girerken yap›lan tembihlemeden anlad›m. CNN ilk yay›n›nda Ba¤dat bombard›man›na ‹ncirlik’ten kalkan uçaklar›n da kat›ld›¤›n› bildiriyordu... O yüzden söyleneni bire bir tercüme etmeyecek, savafla Türkiye’nin dahlini ça¤r›flt›ran ifadeleri ay›klayarak yay›na verecektim. “Saçmalamay›n” dedim... Tart›flacak vakit yoktu. “Stüdyoya gir ve denileni yap” dediler. O arada önemli bir önlem al›nm›flt›: CNN’in yay›n› yar›mflar saatlik bantlar halinde kaydediliyor, hemen montaja sokulup “sak›ncal› bölümler” ay›klan›yor, sonra montajl› bant canl›ym›fl gibi yay›na sokuluyordu. “Ben bu oyunda rol almam” dedim. ‹stifam› verip ç›kt›m. Eve döndü¤ümde, TRT ekran›nda genç bir meslektafl›m› “‹ncirlik” sözcü¤ünün geçmedi¤i montajl› bantlar› tercüme ederken gördüm. Kendisi sonradan epey yükseklere t›rmand›...”
Ç‹ZG‹YLE
Ekmek ve Adalet / 12 Ocak 2003 / Say› 43
49
kahramanlar ölmez
Selim YEfi‹LOVA
Hüseyin DEN‹Z
Reyhan Havva ‹PEK
Refik HOROZ
fiehitlik tarihi: 12 Ocak 1995 fiehit düfltükleri yer: Diyarbak›r fiehit düflme flekli:Dicle Üniversitesi’nde dört devrimci ö¤renciydiler. TÖDEF’li olarak akademik demokratik mücadele veriyorlard›. Herkesin, bu arada tabii ki polisin de bildi¤i bir ö¤renci evinde kal›yorlard›. Önce ev d›fl›nda Refik Horoz’u gözalt›na ald›lar. Refik’i de eve getiren ölüm mangalar›, dördünü birden katlettiler. fiehitlik tarihi: 16 Ocak 1991 fiehit düfltü¤ü yer: Ankara fiehit düflme flekli: 9 Ocak’ta Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nün ç›k›fl›nda gözalt›na al›nd›. A¤›r iflkencelere maruz kald›. ‹flkenceci katillere istediklerini vermedi. 16 Birtan ALTUNBAfi Ocak’ta durumunun a¤›rlaflmas› üzerine Gülhane Askeri T›p Akademisi’ne götürüldü. Orada flehit düfltü. Onu iflkencede katledenler, terfi ettirildi.
fiehitlik tarihi: 12 Ocak 1980 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Çeliktepe fiehit düflme flekli: Anti-faflist mücadelenin neferlerindendi. Halk›n güMustafa EROL venli¤i için nöbet tuttu¤u bir s›rada gericiler taraf›ndan katledildi.
Dünya halklar›n›n kurtulufl kavgas›nda düflenler... fiehitlik tarihi: 15 Ocak 1919 fiehit düfltükleri yer: Almanya fiehit düflme flekli:Alman devriminin kararl›, cüretli, iki önderiydi Rosa ve Karl. Polonyal› olan Rosa, daha 15 yafl›nda mücadeleye kat›ld›. Alman Sosyalist Demokrat Partisi (SPD) içinde devrim ve sosyalizm için dövüfltüler. SPD revizyonistlefltikçe, onlar Marksizmin bayra¤›n› yükselttiler. 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl› bafllad›¤›nda Sosyalist Demokrat Parti’nin bir çok önderi burjuvaziyle ayn› safta yer ald›lar. 1914’te SPD’nin meclis grubu Kayzer Hükümeti’nin savafl kredileri lehine oy verdi. Buna Rosa Lüxemburg karfl› ç›kan ve oy vermeyen sadece iki kifli vard›: Rosa ve Karl. Karl Liebknecht 1916’da Rosa Lüxemburg, Karl Liebknecht, Franz Mehring ve Klara Zetkin’in önderli¤inde bir grup, Spartaküs Birli¤i’ni oluflturdular. Spartaküs Birli¤i, 1918 sonunda ayaklanmaya önderlik ederek, sosyalist devrimi gerçeklefltirmeye çal›flt›. 15 Ocak 1919’da SPD’li ‹çiflleri Bakan›’n›n emrindeki polisler Rosa ve Karl’› bir otelde tutuklayarak orada kurfluna dizdiler. Ama öldüremediler Rosa ve Karl’›; aradan geçen bunca y›la ra¤men, hala onlar›n ölüm y›ldönümünde, yüzbinler toplan›yor mezarlar›n›n bafl›nda.