Direniflçilerden:
Haftal›k Dergi Say›: 32
“Sizleri seviyoruz... YA ZAFER YA ÖLÜM!
27 Ekim 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 EUROPE: 3 EURO
www.ekmekveadalet.com
▼
20 Ekim 2002 Direnifl Evinin Önü
20 Ekim 2002 ‹stanbul Galatasaray
▼
Direniflçilere:
“DEVR‹MC‹ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR!” www.ekmekveadalet.com
ALDANMA! Kurtulufl Mücadelesine Kat›l!
ÖRGÜTLEN! info@ekmekveadalet.com
Direnme Savafl›
3. Y›l›na Girdi
Foto¤raflarla Tarihimiz
3 KASIM SEÇ‹MLER‹
Seçim Oyununu Reddedelim!
BU GÖREV VE SORUMLULUKLAR, HEP‹M‹Z‹N!
- Sand›ktan, halk›n iradesi de¤il, IMF politikalar› ve zulüm ç›kacakt›r!..
❖
6 Kasım’da Boykota!
Amerikan İmparatorluğuna Karşı Çıkalım!
3. Yılında Direnişi Güçlendirelim!
Tarih: 6 Kas›m 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 Yer: Türkiye Üniversiteleri
1990’dan bu güne uzanan bir gelenek... Gençli¤in ›srar›n›n, iradesinin ad› 6 Kas›m. Üniversiteler polis, jandarma taraf›ndan adeta iflgal edildi bu gelene¤i k›rmak için. Çeflitli gruplar, çeflitli ve tabii küçük hesaplarla, bölmeye, k›rmaya çal›flt›lar 6 Kas›m gelene¤ini. Gelenek sürdü. Hiç bir koflulda vazgeçmeyen, y›lmayan Dev-Gençliler hep vard› çünkü. Gençli¤in 60’l› y›llar›n sonunda Dev-Genç’le bafllayan yürüyüflü sürüyor, sürecek...
Dünyan›n en büyük direnifli 3. y›l›nda Baflaraca¤›z! Herkes emin olabilir ki; yüz flehit daha versek de, kazanaca¤›z!..
❖ INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com
M‹T ve Burjuva medya “televoleler”den flikayet edebilir mi?
Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 347 69 66 Faks:0212 347 69 65 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST
Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro
Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro
‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro
E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com
Ekmek ve
Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa: Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt: Kat. 1 No:1 HOPA
‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 322 88 09 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9
Adalet
Emperyalizm sald›r› halinde. Oligarfli sald›r› halinde. Emperyalizmle dünya halklar›, oligarfliyle halk›m›z aras›ndaki çeliflkiler, oligarfli içi çeliflkiler, birbirinin içine geçmifl halde karfl›m›zda. Bombalar, yan›bafl›m›zdaki bir halk›n üzerine ya¤mak üzere. Türkiye oligarflisinin halk›n çocuklar›n› savafla sürmesi an meselesi. Ve “an meselesi” olmayan, her an yaflad›¤›m›z açl›k, iflsizlik, bask›lar, ölümler... Bu koflullar alt›nda, açl›¤a mahkum edilen yoksullar›n, adalet, özgürlük isteyenlerin, ülkesine, halk›na karfl› bir sorumluluk duyanlar›n, bananecili¤e, örgütsüzlü¤e, seyircili¤e hakk› yoktur. Kendine devrimci, demokrat, ayd›n diyenlerin kaybedecek, bofla harcayacak bir saniyeleri yoktur. Hiç bir fley, hiç kimseyi beklemiyor. Siyaset boflluk tan›m›yor. Ba¤›ms›zl›k için, halklar›n kan›n›n dökülmemesi için, dünyay› vahfli bir imparatorlu¤un teslim alamamas› için, emperyalizme karfl› mücadele ça¤r›s› yap›yoruz. Oligarflinin düzenini meflrulaflt›rmamak, IMF politikalar›na, IMF iflbirlikçilerine hay›r demek için, “seçim oyununu reddetme” ça¤r›s› yap›yoruz. Halk›m›z›n en dinamik ve ayd›n kesimini oluflturan gençlerimize, savafla, YÖK’e, bütün ülkenin F tiplerine çevrilmek istenmesine karfl› seslerini yükseltme ça¤r›s› yap›yoruz. 3. Y›l›na giren büyük direnifl için, emperyalizmin ve oligarflinin tecritle teslim alma politikalar›n› bozmak için, direnifli sahiplenme ça¤r›s› yap›yoruz. Ça¤r›m›z, bir bütün olarak, haklar ve özgürlükler mücadelesine ça¤r›d›r. Ça¤r›m›z, haklar ve özgürlükler cephesinde birleflmeye ça¤r›d›r. Ça¤r›m›z hayat›n her alan›nda örgütlenmeye ça¤r›d›r. Bu ça¤r›lara verilecek her cevap, ba¤›ms›z demokratik Türkiye’yi yaratmak için bir ad›md›r.
- Karar, “sand›¤›n” de¤il; örgütlenen, mücadele eden halk›n olacak!..
‹çindekiler 3... 5...
6... 8... 11... 14... 16... 18... 19... 20... 22... 24... 25... 26... 28... 30... 33... 35... 36... 38... 40... 42... 43... 44...
46...
47...
48... 49... 50...
Örgütsüzlefltirme Sald›r›s›, Örgütlenme Zorunlulu¤u... Oligarflinin Yasakl› Demokrasicilik Oyunu Akbabalar›n Demokratl›¤› Herkes sözünü söyledi. Karar... Bunlar Bizi Yönetebilir Mi? MHP Sekiz Mevsim Direnenler Onurumuzdur Dünyan›n En Büyük Direnifli Hani “Çat›flma” Yaflanm›flt›? H›rs›zlar›n da Elini So¤utmay›n Çocuklar› Gitmeyecek Savafla Pazarl›k Generaller Aras›nda Ortado¤u’ya Sald›r› ve BM Sokaklara, Meydanlara Ç›kal›m Savafl Karfl›tl›¤› Yükseliyor 6 Kas›m’da Boykota 6Kas›m’da Zehralar›n, Cengizlerin, Zeyneplerin... 3. Y›l Direnifl ve Devrimcilik! Direnifl ve Lafazanl›k! Tecrit, fiiddettir! Kurultay’a Sunulan Tebli¤lerden-3 Aysel Çelikel Her “Prof”un Ayd›n Olamayaca¤›n›n Örne¤i SUSURLUK SÜRÜYOR! Bu Düzende Baflka Türlüsü Mümkün Mü? Solun Beyni: K‹TLEDEN KAÇIfi! ÖDP Hala “Ko¤ufl”ta Yoksullu¤u Azaltma Propagandas› Yapan da Biziz, Yoksullaflt›ran da!.. “Ey Koca Türk”ün ‹pini Kim Çekti... “ISPARTA GENÇL‹K DERNE⁄‹” KURULDU “Tecrite Hay›r” Dilekçeleri Danimarka Baflkonsoloslu¤u’nda... Yunus Güzel An›ld›... Grup Yorum Türküleriyle 5 Bin Kifliye Seslendi Asparagas›n Sahibi Kim? Çizgiyle... Kahramanlar Ölmez
ÖRGÜTSÜZLEfiT‹RME sald›r›s›, ÖRGÜTLENME zorunlulu¤u kaç gün sonra yap›lacak seçim, 1950’den bu yana yap›lan 41. B irseçim’dir. Evet, tam 41 kez gittik o sand›klar›n bafl›na. Milletvekili seçtik, belediye baflkan› seçtik, senatör seçtik. Bu seçimlerin sonucunda onlarca hükümet kuruldu. 3 Kas›m seçimleri sonucunda kurulacak hükümet 58. hükümet olacak. 41 seçim, 58 hükümet, peki ne oldu?.. fiimdi burada ülkemizin emperyalizme ne kadar ba¤›ml› hale getirildi¤ini, nas›l aç b›rak›ld›¤›m›z›, ülkemizdeki iflsizlik, sefalet tablosunu yeniden anlatmayaca¤›z; ama bunlar›n bir parças› haline gelen bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz. Dikkat edin; 12 Eylül’den bu yana, her yeni gelen hükümet, halka karfl› daha pervas›z! Her yeni gelen hükümet, iflçilerin, köylülerin, esnaf›n, gençli¤in sesini kaale almamakta bir öncekini geride b›rakt›. Geçmifl dönemlerde belli düzeydeki eylemlerle belli sonuçlar al›rken, art›k bu sonuçlar da al›namaz oldu. ‹ktidarlar›n pervas›zl›¤›, evvelki hafta, çeflitli eylemlerle haklar›n› arayan memurlara karfl› Milli E¤itim Bakan›’n›n sarfetti¤i “isterseniz kendinizi yak›n” sözleriyle çok daha ç›plak bir flekilde dile getirilmifl oldu. nas›l bu kadar pervas›z oldular? Bu cesareti neH alkredenkarfl›s›nda, ald›lar? Bunun en önemli, temel nedenlerinden biri örgütsüzlük’tür. Halka karfl› pervas›zl›¤›n 12 Eylül sonras› süreçten bugüne kadar artmas›yla, örgütsüzleflmenin ayn› süreçte yaflanan bir olgu olmas›, rastlant› de¤ildir. Özetle flöyle diyebiliriz; halk örgütsüzlefltikçe, iktidarlar halka karfl› daha pervas›z olmufltur. Böyle olmas›n›n nedeni aç›kt›r: Örgütsüzlefltirilen bir halk, güçsüzleflece¤i için, ona sald›rmak daha kolay hale gelir. Örgütsüz bir halk, kaale al›nmaz.
emperyalizmin dünya çap›nda planlay›p hayata Ö rgütsüzlefltirme, geçirdi¤i bir sald›r›d›r. Bu do¤rultudaki giriflim ve sald›r›lar, öncesinde de olmakla birlikte as›l olarak 1980-90’l› y›llar boyunca çok yo¤un biçimde uygulanm›flt›r. 1970’li y›llar boyunca, emperyalizm, dünyan›n bir çok bölgesinde geliflen ulusal ve devrimci mücadeleler karfl›s›nda aciz kald›. Askeri zoru, halklar›n savafl›n›, direniflini engellemeye yetmiyordu. Devrimlerden emperyalizm de dersler ç›kard›. Ç›kard›¤› dersler temelinde, kitlelerin bilincini çarp›tmaya, kültürünü, de¤erlerini yoketmeye, bireycili¤i gelifltirmeye ve bunlarda baflar›l› oldu¤u ölçüde örgütsüzlefltirme politikalar›na daha çok önem verdi. Son yirmi y›l, emperyalizmin bu do¤rultudaki sald›r›lar›n›n hemen her yere çeflitli biçimlerde ulaflt›¤› bir dönem oldu. ‹deolojik sald›r›larla, örgütsüzlefltirme sald›r›s› birbirini tamaml›yordu. Bu plan sadece yeni-sömürgeler için geçerli de¤ildi, emperyalistlerin kendi ülkelerini de kaps›yordu. Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
3
rgütsüzlefltirme sald›r›s›, esas olarak üç cephede yürütüldü: Bir; devrimci örgütlerin yokedilmesi. ‹ki; yasal, sendikal örgütlülüklerin, oda, dernek türü kitlesel örgütlülüklerin yavafl yavafl tasfiye edilmesi. Üç; bunlar›n yerine “sivil toplum örgütleri” ad› verilen örgütsüzlü¤ün geçirilmesi.
Ö
mperyalistlerin ve oligarflilerin, birinci aç›dan sonuca ulaflmas›n›n yolu belliydi. ‹nfazlar, katliamlar, kaybetmeler, F tipleri, bu amaca ulaflman›n araçlar› olarak, devrimci örgütlenmelerin oldu¤u tüm ülkelerde Susurluk benzeri kontrgerilla örgütlenmeleri arac›l›¤›yla yürürlü¤e konuldu. ‹flbirlikçi yönetimler, terörle, hem mevcut örgütlenmeleri fiziki olarak tasfiye etmeye çal›fl›yor, hem de genifl kitleleri bu örgütlerden uzak durmaya yöneltiyordu. 1990’larda, SSCB’nin y›k›l›fl›n›n ard›ndan çeflitli sol örgütlenmeler, adeta kendi kendilerini tasfiye ederek, emperyalizmi zahmetten kurtarsalar da, emperyalizm için bu “tehlike” tümüyle ortadan kalkm›fl olmad›. Çünkü devrimde ve devrimci örgütte direnenler vard› hala. Emperyalizm ve iflbirlikçi yönetimler, devrimci örgütlere karfl› bu ‹MHA politikas›nda yer yer k›smi baflar›lar elde etseler, yer yer kitlesel daralmalara yolaçsalar da, bu alanda “mutlak ve kesin” bir baflar› elde etmeleri mümkün de¤ildi ve edemediler.
E
emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin en ba‹ kinciflar›l›cephe, oldu¤u cephe oldu. 1990’l› y›llar boyunca,
emperyalist ülkelerde de, yeni-sömürgelerde de sendikalaflma oranlar›, kitle örgütlerinin üye say›lar› çok büyük düflüfller gösterdi. Emperyalizmin baflar›s›n› sa¤layan, esas olarak sendikalar›n, kitle örgütlerinin reformist, uzlaflmac› ve iflbirlikçi yönetimleriydi. Bunlar ço¤u durumda, tasfiyenin aleti oldular. Mesela ülkemizi alal›m; sendikal› iflçi say›s›, 1980’den bu yana yüzde 10’lara kadar düfltü. TÜRK-‹fi, D‹SK yönetimlerinin hal böyleyken, buna hiç bir direnifl göstermemeleri onlar›n tasfiyenin orta¤› olmalar›ndan baflka nas›l aç›klanabilir. ‹kin-
Halka karfl› pervas›z ekonomik, siyasi sald›r›lara dur diyebilmek için, Kaale al›nmak için, sesimizi duyurmak için, güç olmak için, ÖRGÜTLENMEL‹Y‹Z! Örgütlenmeye ça¤›r›yoruz. Çünkü halk olarak bunu baflaramad›¤›m›zda, hiç bir konuda, hiç bir fley elde edemeyiz. 4
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
ci cephedeki baflar› artt›kça, “sivil toplumculuk” gelifltirildi. Sivil toplum örgütlenmesi, as›l olarak örgütsüzlüktü. Siyasi olarak düzenin izin verdi¤i kadar muhalefet eden, örgütsel olarak ise hiçbir ba¤lay›c›l›¤›, disiplini olmayan örgütlenmelerdir. onuç; halk›m›z›n en örgütlü kesimlerinden biri olan S iflçilerin ancak yüzde onu örgütlü. Köylülü¤ümüz örgütsüz. ‹flsizlerimiz örgütsüz. Gecekondu yoksullar›m›z örgütsüz. Gençlerimiz büyük ölçüde örgütsüz. Varolan düzen örgütlenmeleri veya çeflitli alanlarda tek tük varolan halk örgütlenmeleri bu genel durumu de¤ifltirmiyor. O halde, ilk baflta, oligarflinin halka karfl› pervas›z sald›r›lar›n›n önünü kesebilmek; giderek, hak ve özgürlükler mücadelesini gelifltirebilmek ve nihayetinde de kendi iktidar›m›z için hayat›n her alan›nda, her konuda, çok çeflitli biçimlerde örgütlenmek durumunday›z. Açl›¤›n, iflsizli¤in, sefaletin ortal›¤› kas›p kavurdu¤u ülkemizde, “çal›flmayana ekmek yok” sözü, art›k “örgütlü olmayana ekmek yok” halini alm›flt›r. Halk›n her bir kesimi için, bugün örgütsüzlük lükstür. Sonu daha beter bir açl›k ve sefalet, daha fazla bask› olan bir lüks. yaflayabilmek ve kazanabilmek için D irenebilmek, örgütlenmeliyiz. Sol için örgütsüzlük,
Halk›n kurtuluflu veya baflka deyiflle, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, sosyalizm, baflka ve daha kolay bir yolla elde edilebilir olsayd›. Ama de¤il. Olmamas›, ç›karlar› birbirine taban tabana z›t s›n›flardan oluflan s›n›fl› toplum gerçe¤inin sonucudur. Devrimciler olarak, meydanlarda vaadetmiyoruz. ‹stedi¤imiz gibi bir ülkeyi yaratmak için örgütleniyoruz ve örgütlemeye çal›fl›yoruz. Örgütlenmeye ça¤›r›yoruz. Çünkü halk olarak bunu baflaramad›¤›m›zda, hiçbir konuda, hiç bir fley elde edemeyiz. u örgütlenmeleri herhangi bir kal›b›n içine s›¤d›rmaya çal›flmak gereksiz ve yanl›flt›r. Lenin’in örgütlenme üzerine bir yaz›s›nda söyledi¤i gibi “örgütler en genifl bir çeflitlilik içinde olacakt›r; "en kat›", en dar, en s›n›rl› örgütlenme tarz›ndan "en serbest", en genifl, en gevflek ve aç›k örgütlenme tarz›na kadar”... Bu örgütlenmeler, oluflturuldu¤u semtte, okulda, iflyerinde dü¤ünden cenazeye her geliflmenin içinde olmal›, olup bitecek her fleye müdahale edebilmelidir. Örgütlenme de emek istiyor, baz› riskler tafl›yor. Ama bu eme¤i esirgedi¤imizde, bu riskleri göze almad›¤›m›zda, seçim sand›¤›ndan mucize beklemekten ve sonuçta yeni hayal k›r›kl›klar› yaflamaktan ve daha önemlisi açl›k ve zulümden kurtulmak mümkün olmayacakt›r.
B
Oligarflinin Yasakl› Demokrasicilik Oyunu Akbabalar›n Demokratl›¤› AKP’ye kapatma davas›, oligarflinin demokrasicilik oyununun s›n›rlar›n›, bilmeyene, unutmak-unutturmak isteyene yeniden hat›rlatt›. Meydanlarda demokratl›ktan, yasaklara karfl› olmaktan sözedenlerin demokratl›klar› de¤il, ama akbabal›klar› ortaya ç›kt›. Yarg›tay baflsavc›s› Sabih Kanado¤lu, MGK ad›na davalar açmaya devam ediyor. Hedefinde ise, DEHAP ve AKP var. Yani, MGK’n›n, “demokrasicilik oyununda onlara yer yok” dedikleri. Yani, Ecevit’in “rejim için tehlike” sözleriyle ilk günden hedef ilan ettikleri var. Kanado¤lu, “mahkeme karar›na uymad›¤›” gerekçesiyle AKP hakk›nda kapatma davas› açt›. Tayyip Erdo¤an’›n takiyyecili¤i, alavere dalaverecili¤i bilinmeyen bir fley de¤il. Ama düzenin sahipleri, Tayyip halka karfl› “hile” yaparken susarlar, sonra “hukuka hile yapt›n” diye dava açarlar. Sorunun Tayyip’in “hukuka hile” yap›p yapmad›¤›n› herkes biliyor. Karar hukuktan öte MGK’dan, yani Genelkurmay’dan gelen bir karard›r. Generallerin Tayyiple ilgili olarak bir süredir “suskun” olmalar›n› “demek ki generaller de onaylad›” diye yorumlayan AKP’nin sesi Tv ve gazetelerin yazarlar› bakal›m bu geliflmeyi nas›l yorumlayacaklar?!
Oligarflinin “De¤iflmeyen” Manevralar› ve ‹pi Pazara Ç›kan Demokrasicilik Oyunu Siyasi parti kurmak yasak de¤il. ‹steyen düflüncelerini parti çat›s› alt›nda örgütleyebilir, seçime girebilir. Yasalarda yazan üç afla¤› befl yukar› böyledir. Ama gerçek hiçbir zaman böyle olmaz. Hayat›n baflka alanlar›nda oldu¤u gibi parlamentoculukta da demokrasicilik oyununa tam uyum gösterenler ancak bu sistem içinde partileflir, iktidar olabilir. ‹nanmayan, partiler mezarl›¤›na dönüflen Susurluk devletinin yasaklar tarihine baks›n. Biz çok gerilere gitmeyece¤iz. Benzer senaryonun daha geçen seçimde, yani 18 Nisan 1999 seçimlerinde dönemin savc›lar› taraf›ndan sahnelendi¤inin örnekleriyle yetinece¤iz. Geçen seçimlerde dönemin yarg›tay baflsavc›s› Vural Savafl FP hakk›nda seçimler yaklafl›rken kapatma
davas› açm›flt›. T›pk› bugün Sabih Kanado¤lu’nun yapt›¤› gibi. Ama bu kadar de¤il. Yine geçen seçimde HADEP hakk›nda soruflturmalar açan Nuh Mete Yüksel’di ve seçimin son iki gününe kadar HADEP’in seçime girip girmeyece¤i dahi belirsiz olarak b›rak›ld›. ‹flte size iki örnekle, oligarflinin her seçimde engellemek istedi¤i güçlere karfl› izledi¤i politika ve “parlamenter demokrasi” dedikleri demokrasicilik oyununun gerçek yüzü. De¤iflenler sadece savc›lar. Bunun d›fl›nda yasakç›l›kta zerrece de¤ifliklik yoktur. Yasaklar oligarflinin halka ve yer yer düzeniçi muhaliflere karfl› kulland›¤› en önemli silaht›r. Elbette her rejimde yasaklar olur. Ancak Susurluk düzeninde, mevcut düzene en küçük elefltiri dahi yasakt›r. Muhalif bütün düflüncelerin örgütlenmesi, aç›klanmas› yasakt›r. Ve bu sistemi demokrasi diye yutturmak alabildi¤ine serbest, olabildi¤i kadar gözleri boyamak için her yol mubah.
Konuflan Ya Da “Susan” Akbabalar Kapatma davas›na di¤er partilerin “tepkilerine” bak›n. Hiçbirinin gerçekten yasaklara karfl› olmad›¤›n› görürsünüz. ‹stisnas›z tümü lefl etraf›nda dönen akbabalar gibi dört dönüyor. Acaba, “kapat›lacak havas›yla seçmen ona de¤il de bana verir mi” diye pusuya yatm›fl durumdalar. Demokratl›klar› ç›karlar›na endeksli. K›saca, oligarflinin düzenine yak›flan partiler, demokrasicilik oyununa yak›flan demokratlar! Merak etmeyin kapatma davas› aç›lan AKP olmasayd› onlar da ayn› akbabalar s›n›f›na dahil olurdu. DEHAP’a bask›lara karfl› yapt›klar› gibi! Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
5
Herkes sözünü söyledi; Karar... Sand›¤›n de¤il, örgütlü halk›n olacak! Demokrasicilik oyununun seçim bölümünün de¤iflmez sahnelerinden biridir: düzen partileri seçimin arife gününde sahneden çekilirlerken “flimdi söz seçmenin” derler büyük bir lütufkarl›kla. Oyunun son slogan›d›r bu. Oyun boyunca sahnelenen aldatmacay› pekifltirmek için konulmufltur. Söz seçmenin falan de¤ildir oysa.
1- Çünkü zaten seçmen, sand›¤›n bafl›nda “seçmek”le de¤il, parti liderlerinin seçti¤ini onaylay›p onaylamamakla karfl› karfl›yad›r. Milletvekili adaylar›n›n belirlenmesinin hiç bir aflamas›nda, milletin iradesi yoktur. Partilerin kendi tabanlar›n›n, il-ilçe teflkilatlar›n›n iradesi yoktur. 2- Adaylar, liderler taraf›ndan belli k›staslara göre seçilmifltir; o k›staslar›n aras›nda onlarca madde s›ralanabilir, ama içinde “halk›n ç›karlar›n› en iyi flekilde savunabilecek olmas›” yoktur. Düzen partilerinin liderleri, aday listelerine, kendilerine boyun e¤ecek, emperyalizmle anlaflmalara itiraz etmeyecek, MGK kararlar›n›n mecliste onaylanmas›na itiraz etmeyecek, halka karfl› politikalara sesini ç›karmayacak kiflileri koymufllard›r. Bunun istisnas› olan bir kaç kifli varsa, onlar da ya gözden kaçm›flt›r, ya da demokrasicilik oyunu icab› vitrin için konulmufllard›r. 3- Halk “kendinden birini” seçemez. Çünkü halkta, millet6
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
✔Sand›ktan ç›kacak olan, “halk›n iradesi” de¤ildir! ✔Faflizmde seçim, halk›n iradesini çarp›tmak ve sand›k içinde bo¤mak için düzenlenmifl bir oyundur. ✔ Biliniyor; Sand›ktan IMF ve zulüm ç›kacak. ✔ Soral›m; Halk bunun için mi oy verdi? ✔‹flte aldatma, çarp›tma ve oyun, budur! vekili aday› olabilecek, seçim kampanyas› yürütebilecek kadar para yoktur. Öyle bir yasal ve fiili düzenleme yap›lm›flt›r ki, seçilmek, tümüyle zenginlerin tekeline b›rak›lm›flt›r.
4- Bu seçimlerin gerçek manada özgür, demokratik bir ortamda yap›lmad›¤› asla ak›ldan ç›kar›lmamal›d›r. Görünürdeki özgürlük, demokratiklik ortam›, en az düzenin demokrasisinin kendisi gibi yan›lt›c›d›r. Devrimcilerin söz hakk›n›n olmad›¤› bir “özgürlük ortam›”d›r bu. Burjuva medya, devrimci düflünce ve çözümlere kapal› oldu¤u gibi, düzenin kendi içindeki muhaliflerine bile kapal› gibidir. Ve yine unutulmas›n ki; ony›llard›r sürdürülen bir bilinç çarp›tma, demagoji, gerçe¤i gizleyip yalan› hakim k›lma ve terör yöntemleri üstünde yap›l›yor bu seçimler. Halka
do¤rular› söyleyenlerin katledildi¤i, hapsedildi¤i, hükümet olman›n yalanc›l›ktan geçti¤i bir ülkede yap›l›yor bu seçimler.
5- Daha bafltan, IMF’si, MGK’s›, TÜS‹AD’›, hangi partilere yönetme hakk› verece¤ini söylüyor. fiunlar yönetemez, flunlar iktidara gelirse, tanklar› yürütürüm diyor. B›rak›n devrimcileri, düzen partileri aras›nda bile bu anlam›yla gerçekten demokratik bir seçim yar›fl› yok. Bu koflullar alt›nda oy kullan›l›rken, sand›ktan ç›kacak olan sonucun “halk›n iradesi”ni yans›tt›¤›n› iddia etmek, sahtekarl›ktan, seçim oyununun figüran› olmaktan baflka bir fley de¤ildir.
“Son Söz” henüz söylenmedi! Seçimlerde ortaya ç›kacak olan “halk›n iradesi” de¤ildir. Seçim oyunu, bu iradeyi yoketmek, çarp›tmak ve sand›k içinde bo¤mak için kurulmufl bir mekanizmad›r. Bugünden belli de¤il mi; sand›ktan IMF ve zulüm ç›kacakt›r. Sand›ktan zamlar, özellefltirmeler, yeni d›fl borç al›mlar›, iflten atmalar ç›kacakt›r. Peki bunlar› m› istedi halk? Bunlar için mi oy verdi? Sand›ktan meydanlarda inip kalkacak coplar, iflkenceler, hapishanelerde zulüm, yasaklar, cezalar ç›kacakt›r. Halk bunlar› m› istiyor? Hangi partiye olursa olsun, kitleler, sonuçta, ülkenin, hal-
k›n durumu daha iyi olsun diye veriyorlar oylar›n›. Sonuç, tersi oluyor. Seçimin ne büyük bir aldatmaca oldu¤unu bundan iyi kan›tlayan baflka bir fley olabilir mi? “Halk da o zaman bunlara oy vermesin!” demek, hiç bir fleyi aç›klamaz. Bu Türkiye’deki faflizm gerçe¤ini, ony›llard›r sürdürülen terör ve demagoji kampanyalar›n› yok saymakt›r. Seçimler bir oyundur, düzenin ve dolay›s›yla düzen partilerinin halka verecek hiç bir fleyi yoktur. Hangisi gelirse gelsin, emperyalizmin emrinden ç›kamayacakt›r. Bunlar do¤ru. Ama oligarfli sadece bu “oyunu” oynamakla kalm›yor; ony›llard›r, halk› bu oyuna mahkum etmek için, düzene gerçekten alternatif olabilecek güçleri ve düflünceleri siyasi arenadan silmeye çal›fl›yor. ‹nfazlar, kaybetmeler, F tipleri, ceza yasalar›, hep bunun için de¤il mi? Düzenin “tepki oylar›” diye adland›rd›¤› fley, esas›nda, alternatifsizli¤in oylar›d›r. Alternetifsizlik içinde, kitlelerin duygu ve düflüncelerini çarp›tmak, onlar›n zaaflar›na, yoksunluklar›na seslenmek daha kolay mümkün olmaktad›r. Seçmen, yani bir avuç sömürücü d›fl›ndaki halk, önceki seçimlerde oldu¤u gibi, bu seçimde de sözünü söyleyememifl olacak. Halk›n kendi sözünü söyleyebilmesi, oligarflinin meclisiyle de¤il, kendi meclisiyle, kendi örgütlenmesiyle mümkün olabilir. Örgütsüz halk›n sözü dinlenmez. Bir halk, kendi meclisini ise, ancak örgütlenerek, mücadele edip egemen s›n›f iktidar›n› y›karak kurabilir. Bundan önce söylenecek sözlerin hiçbiri son söz olmayacakt›r.
Her seçim, ony›llard›r da¤lara, tafllara, meydanlara yazd›¤›m›z çözüme getiriyor:
Tek Yol Devrim 1960’lar›n ikinci yar›s›nda ülkemizde en güçlü ilerici hareket, T‹P’ti. T‹P sosyalistti, sosyalizme de parlamento arac›l›¤›yla geçilecekti. Teoride baz› ihtiyat paylar› koysalar da, pratikleri bundan ibaretti. Bu dönem ayn› zamanda bu yolun “ç›kmaz” oldu¤unun da görüldü¤ü dönemdir. Devrimci hareketin o zamanki önderlerinin iki temel sorunu, birincisi alternatifin, ikincisi bu alternatifi nas›l gerçeklefltirilece¤inin netlefltirilmesiydi. Alternatif, devrimdi. Önce bunda netleflildi. Parlamenter yoldan, bar›flç›l biçimlerden halk›n özlemlerinin gerçekleflmesi mümkün de¤ildi. Tek yol, devrim’di. Devriminin yolu ise hareketin önderlerinin önündeki ikinci ad›md›; bu soruya da özet olarak halk savafl› cevab› verildi. Yani, diyece¤imiz o ki, “Tek Yol Devrim” devrimci hareketin yaklafl›k 30 y›ll›k slogan›d›r. Ony›llard›r iflkenceler, katliamlar ve tutsakl›klar pahas›na bunu söylemeye devam ettik. Düzenin, bu slogandan, bu slogan do¤rultusunda örgütlenip savaflanlardan duydu¤u korku, slogan›n do¤rulu¤unun da kan›tlar›ndan biriydi. Gerçekte böyle bir sosyo-ekonomik yap›da, iki alternatiften baflkas› yoktu: Ya düzen, ya devrim! Oligarfli alternatifleri suni olarak ço¤altabildi¤i, karmafl›klaflt›rabildi¤i oranda, ömrünü uzatma gücüne kavuflacakt›. IMF’cilikte, Amerikanc›l›kta, faflistlikte birbirlerinden pek farklar› olmayan düzen partilerinin kimisinin kendine sa¤, kimisinin sol, kimisinin liberal vb. isimler vermesi de, reformist solculara alan açmas› da bunun sonucuydu. Ama bütün bu “çokluk”, “çok partililik” içinde dahi, yine sonuç de¤iflmiyor; onlarca parti olsa da, yine iki seçenek var; ya düzen, ya devrim! Düzeni tercih, k›saca, yoksullu¤un, zulmün devam› demektir. Devrimi tercih, baz› ek zorluklara katlanmay› gerektirse de, ekme¤e, adalete, özgürlü¤e, ba¤›ms›zl›¤a ulaflman›n tek yoludur. Halk›n iktidar›n›n kurulmas›n› sa¤layacak bir devrimden baflka hiçbir fley, mevcut durumu de¤ifltiremez. Bu, 50 küsur y›ll›k cumhuriyet tarihinin ortaya koydu¤u bir sonuçtur. 50 küsur y›ldaki onlarca seçim de bunu kan›tlam›flt›r. Seçimlerle bu ülkenin kaderi de¤iflmemifltir ve de¤iflmeyecektir. Yol zor, yolun sonu ayd›nl›kt›r.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
7
bunlar bizi yönetebilir mi? Yaz› Dizisi Bölüm 5
MHP
Oligarflinin Katliam, Provokasyon fiovenizm Hizmetkarl›¤›nda Bir Parti
M‹LL‹YETÇ‹ HAREKET PART‹S‹ Bahçeli meydanlarda ç›rp›n›yor; elini kolunu sallay›p sesini yükselterek yerlerde sürünen milliyetçilik imaj›n› diriltmeye u¤rafl›yor. MHP, bu ülkedeki partiler içinde, milliyetçili¤e en uzak partilerden biriydi. Kelimenin gerçek anlam›yla “d›fl güçler taraf›ndan beslenen” bir parti oldu hep. Emperyalizme tarihinin hiç bir döneminde karfl› olmam›flt›. Onun her türlü ekonomik, siyasi, askeri politikalar›n› belirleyen, her dönem emperyalizmin ve oligarflik devletin ç›karlar› olmufltur. MHP’nin bunun d›fl›ndaki tüm s›fat ve söylemleri demagojiden ibarettir. Bu, bizim y›llard›r anlatt›¤›m›z
L‹DER‹ - Konuflmalar›nda “millet” kelimesini çok kullan›r ama, milletin de¤il, sorgusuz sualsiz “devlet”in hizmetindedir. - Bir “parti lideri”nden çok, zulüm düzeninin sad›k bir bürokrat› gibidir. “Devlet politikas›” denildi¤i yerde, onun için akan sular durur. “Devlet politikas›” olunca IMF anlaflmalar›n›n alt›na da, katliam kararlar›n›n alt›na da imza atmakta hiç tereddüt etmez. Etmemifltir. - Üç y›lda, kimli¤ine, ekonomide IMF’nin, d›fl politikada ABD’nin uflakl›¤›n›, 19-22 Aral›k katliam›n›n mimarl›¤›n› yazd›,
8
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
bir olguydu. Ama hiç bir fley, MHP’yi iktidar koltu¤unda oturdu¤u bu üç y›ldaki kadar aç›k ve kesin biçimde teflhir edememifltir. MHP; ülkemizdeki sivil faflist hareketin partisidir. Sivil faflist hareketin ülkemizdeki ilk örgütlenmesi 2. Paylafl›m savafl› y›llar›na uzan›r. O zaman Hitler Almanyas›n›n siyasi ve parasal deste¤iyle örgütlenmifllerdir. Bizzat Alman faflizminin Ankara Büyükelçisi Von Papen taraf›ndan “‹htilal Birlikleri” ad› alt›nda örgütlenen bu faflist örgütlenme içinde Türkefl de vard›r. Sonra, Almanya’n›n yerini CIA alm›fl, bu defa, CIA’nin deste¤iyle ve CIA’n›n istedi¤i tarzda örgütlenmeye bafllam›fllard›r. MHP çat›s› alt›nda örgütlenen faflist hareket, oligarfliye en önemli hizmetini 70’li y›llarda verdi. Herkesin bildi¤i gibi, bu dönemde bir katliam partisi olarak çal›flt›.
Döktü¤ü kan›n ortas›nda Naz›m’dan fliir okuyan MHP 1980’lerin ikinci yar›s›nda MÇP ad›yla ortaya ç›kt›¤›nda, genifl kitleler içindeki teflhir olmufllu¤u nedeniyle, kendi taban›n›n d›fl›na ç›kamad›. Oligarfliye hizmetini sürdürüyordu; bizzat 12 Eylül MHP’lileri bürokraside, kontra örgütlenmeleri içinde görevlendirmiflti. Sonraki y›llarda oluflturulan özel timlerin, ölüm mangalar›n›n kadrolar›n›n büyük ço¤unlu¤unu da MHP’liler oluflturdu. Ama bir “parti” olarak MHP, döktü¤ü kan›n içinde, bir türlü geliflemiyordu. Bunun üzerine,
K‹ML‹⁄‹ Türkiye’de “kimli¤i” üzerine en az flüphe olan partilerden biridir. En çok “de¤iflti” propagandas›n›n MHP için yap›lmas› bile, onun gerçek kimli¤inin “savunulamayacak” bir kimlik oldu¤unu göstermeye yeter. MHP kimli¤inde; katil, faflist, CIA beslemesi, Amerikanc›, halk düflman› diye yazar. Genelkurmay›n “sivil” kolu gibi oldu¤unu, bu son y›llarda çok daha aç›k göstermifltir. MHP, gerekti¤inde katliamc›l›kta, gerekti¤inde IMF’ye hizmette, gerekti¤inde MGK’c›l›kta, “devlete yard›mc› güçler” konumu itibar›yla hiç de¤iflmemifltir.
1992’de MÇP ad›n› b›rak›p yeniden MHP ad›na döndüklerinde, bir “imaj operasyonu” bafllatt›lar. “MHP de¤iflti”, “Liberal merkez sa¤ çizgiye yöneldi” söylemleri öne ç›kar›ld›. Sark›k b›y›klar kesildi. Tak›m elbiseli, kravatl› boy göstermeye bafllad›lar. Türkefl, Naz›m Hikmet’ten fliir bile okuyordu art›k! Ama 1995 seçimlerinde de baraj› aflamad›lar. Türkefl’in ölmesi, kavgal› kongrelerden sonra Devlet Bahçeli’nin baflkanl›¤a gelmesi, MHP aç›s›ndan temelde bir de¤ifliklik getirmemifltir. Ama 18 Nisan 1999 seçimleri arifesindeki flovenist ortam, ve MHP’nin siyasi boflluk ortam›nda “yoksullu¤a ve yolsuzlu¤a karfl›” söylemleri, MHP’ye beklemedi¤i bir oy art›fl› sa¤lad›. ‘99 seçimlerinin yaratt›¤› sonuçlara göre, DSP’li, MHP’li bir koalisyon oligarflinin ihtiyac›na en uygun olan›yd›. Ama MHP teflhir olmufl bir partiydi. “De¤iflti” söylemi yine öne ç›kar›ld›.
Oligarflinin istedi¤i kadar “de¤iflim” De¤iflti tesbitleri ne kadar yanl›flsa, “hiç de¤iflmedi¤ini” söylemek de o kadar yanl›flt›. Özünde de¤iflen bir fley yoktu; ama oligarflinin ihtiyaçlar› paralelinde bir de¤iflim sözkonusuydu. Bu nedenle, MHP iktidara geldi¤inde, “1980 öncesi gibi” sokaklarda faflist çetelerin yayg›n terörünün esece¤ini bekleyenler yan›ld›. MHP iktidar› boyunca, devlet içinde faflist kurumlaflma her yönüyle sürdürülürken, siyaset sahnesinde, MHP, genelkurmay›n temsilcisi oldu. Oligarflinin ihtiyaç duydu¤u katliamlar gerçeklefltirildi.
IMF uflakl›¤› alt›nda kalan “milliyetçilik” söylemi Türkiye tarihinin en kapsaml› ve en afla¤›l›k iflbirlikçilik anlaflmalar› MHP’nin içinde yerald›¤› iktidar döneminde ç›kar›lm›flt›r. Oligarfli, bu konuda geliflecek tepkileri DSP, MHP arac›l›¤›yla etkisizlefltirmek hesab› içinde, MHP’yi kullan›p, flu anda bir kenara atm›flt›r. MHP, flu an yüzü en fazla a盤a ç›km›fl partilerden biridir. En kapsaml› peflkefl yasalar›na “milliyetçi” bir partinin imza atm›fl olmas›n›n yaratt›¤› havay› da¤›tmak için flimdi AB karfl›tl›¤›na oynuyor. Seçimde hangi sonucu al›rsa als›n, asli misyonuyla oligarfliye hizmetini sürdürecektir. Bu halk düflman›, faflist, katil ve Amerikan ufla¤› partiye verilecek her oy, ulusal ç›karlara de¤il, Amerikan ç›karlar›na hizmet eder!
ANAP Ad› soygunla, iflbirlikçilikle, yozlaflmayla özdeflleflmifl bir parti:
ANAVATAN PART‹S‹ Mesut Y›lmaz da ç›rp›n›yor meydanlarda, Diyor ki, anketlere göre, halk›n yar›dan fazlas› AB’den yana; AB’yi en fazla savunan parti de benim... Ama yine de oylar› t›rmanm›yor. Çünkü, o bir kaç manevrayla halk› aldatamayacak bir sicile sahip. ANAP, 20 May›s 1983'te kuruldu. Emperyalistlerin ve TÜS‹AD’›n deste¤iyle, cuntan›n ard›ndan yap›lan ilk seçimler olan 6 Kas›m 1993 seçimlerinde ço¤unlu¤u kazand›. 7 Kas›m 1993’den 20 Ekim 1991’e kadar tam 8 y›l iktidarda kald›. Güya cuntadan sonraki “sivil” dönemin iktidar›yd›; ama yapt›¤› as›l ifl, aç›k faflizmin kurumsallaflmas›n› tamamlamakt›. ANAP sonraki y›llarda da iktidar oldu. ANAP’›n ilk lideri Özal’›n kiflili¤i, asl›nda partinin kimli¤ini de anlatmaya yetiyordu: 24 Ocak kararlar›n›n mimar› ve uygulay›c›s›yd›. DPT müsteflarl›¤›, MESS baflkanl›¤› yapm›fl, KOÇ'un yan›nda ve Dünya Bankas›'nda çal›flm›flt›. Böyle bir kiflinin liderli¤indeki partinin kime hizmet edece¤i de belliydi. 1980-90’l› y›llar boyunca ANAP, Emperyalist tekeller ve iflbirlikçilerinin has partilerinden biri oldu. Mesut Y›lmaz döneminde de de¤iflmedi. ANAP daha çok ekonomi politikalar›yla tart›fl›ld›. Ama katliamc›l›kta di¤erlerinden geri kalmad›¤› gibi, halk›n de¤erlerine yönelik en büyük sald›r›lar›n da mimar›d›r. Emperyalizmin kültürünün bu ölçüde yayg›nlaflmas›n›n bafl sorumlusudur. Demokrasi havarisi ANAP, 1984 hapishaneler sald›r›s›n›n da, 2000 F tipleri sald›r›s›n›n da bafl sorumlular›ndand›r. ANAP, as›l olarak bir “iktidar” partisiydi. ‹ktidardan uzaklaflt›kça, küçüldü. Eski MHP’li, MSP’li kadrolar ve TÜS‹AD hizmetkarlar› taraf›ndan kurulan “dört e¤ilim”li ANAP flimdi da¤›lmay› yafl›yor. AB’cili¤in de ANAP’› yaflat›p yaflatmayaca¤› flüphelidir, çünkü ortada yeterince AB’ci, IMF’ci parti var.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
9
Ve Di¤erleri... Demokrasinin “vazgeçilmez figüranlar›”! Seçim karar›n›n al›nd›¤› günleri hat›rlarsan›z, Yüksek Seçim Kurulu’nun en büyük kayg›s›, “o kadar partiyi” seçim pusulas›na nas›l s›¤d›racaklar›yd›. Bizim de o kadar partiyi, bir yaz› dizisinde ele almam›z pek mümkün de¤ildi. Hepsini ayn› kapsamda ele alacak bir yaz› dizisinin en az›ndan on bölüm daha sürmesi gerekirdi... Ama bunlar›n bir ço¤u, siyasi hayatta belli bir yer tutmaktan çok kendi dar çevreleri için bir yer tutmaya çal›flan, kiflisel kariyer hesaplar› olan parti bile denemeyecek partilerdir. Melih Gökçek’lerin, Sadettin Tantanlar›n, Besim Tibuk’lar›n partileri bu türden partilerdir. ‹çlerinde BBB (Büyük Birlik Partisi) gibi, GP (Genç Parti) gibi farkl› aç›lardan üzerinde durulabilecek partiler de var. BBP’yi esas olarak MHP’den ayr› ele alamay›z. ‹lk kurulufllar› döneminde MHP’nin devlet taraf›ndan kullan›lmas›n› “elefltiren” bir tablo çizdiyseler de, ne kadro ne politika aç›s›ndan bir de¤iflim yaflamam›fl, bugün MHP’den daha fazla flovenizm 盤›rtkanl›¤› yaparak, Marafl katliam›ndan Sivas katliam›na faflistlerin ve yobazlar›n kontrgerillan›n denetiminde kullan›ld›¤› katliamlar›n sorumlular›n› kucaklamakta, oligarflinin kendilerine “görev” verece¤i günleri beklemektedirler. 1999 seçimlerinde “milliyetçili¤in” MHP ve DSP nezdinde yapt›¤› prim, bu alanda bir de Genç Parti’yi ortaya ç›karm›flt›r. Dergimizde farkl› yaz›larda belli aç›lardan ele ald›¤›m›z Genç Parti, faflist vurgular›n›n yan›s›ra baflka aç›lardan incelenebilecek bir olgu durumundad›r. Ki daha bir süre tart›fl›lacakt›r. Ancak, YSK’n›n seçim pusulas›na s›¤d›rmakta zorluk çekti¤i tüm bu partileri, politikalar› aç›s›ndan inceledi¤inizde, birbirlerinden farkl› bir fley bulmak çok zordur. Bu hem düzenin ekonomik krizinin bir göstergesi, hem siyasi krizinin kayna¤›d›r. Tabii bu tablo ayn› zamanda, demokrasi oyunu gere¤i çok partilili¤e izin veren düzenin, s›ra düflüncelere, politikalara gelince, “çok düflüncelili¤e”, “çok politikal›l›¤a” ayn› tahammülü göstermedi¤inin de ifadesidir. Partiler, demokrasinin vazgeçilmez araçlar›, demokrasicilik oyununun ise vazgeçilmez figüranlar›d›r. Figüranlara oy vermeyin, seçim oyunu senaryosunu onaylamay›n!!!
10
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
bunlar bizi yönetemez! “Bunlar Bizi yönetebilir mi?” bafll›¤›yla sundu¤umuz yaz› dizisini bu bölümle bitiriyoruz. Bunlar›n bizi yönetemeyece¤inin kan›t›, bu dizide k›sa k›sa özetlemeye çal›flt›¤›m›z tarihleridir. Klasik deyiflle, “bugüne kadar yapt›klar›” bundan sonra ne yapabileceklerinin de göstergesidir. Bugüne kadar yapt›klar›, iyi ve do¤ru fleyler olsayd›, Türkiye uluslararas› s›ralamalarda, açl›kta, iflkencede, yolsuzlukta hep üst s›ralarda, özgürlüklerde, adalette, sosyal güvenlikte, e¤itimde, sa¤l›kta, bu kadar alt s›ralarda olmazd›. Mevcut düzen partileri içinde, denenmemifli yoktur. “Yeni” gibi görünenler, kendi iç ç›kar çeliflkileri nedeniyle oligarflinin mevcut partilerinden ayr›l›p yeni parti kuranlard›r. Oligarflinin partileri aras›nda olmay›p da kendilerine oligarflinin parlamenter düzeni içinde yer açmaya çal›flanlar ise, zaten iktidar›n çok uza¤›ndad›rlar. Onlar› bu nedenle bu yaz› dizisi kapsam›na almad›k. “TBMM’de kald›r›lacak parmaklarla” kimse onlara iktidar› vermez. Bu nedenle, bunlar da oligarflinin partileriyle ayn› olmasalar da, bu ülkeyi ba¤›ms›zl›¤a, demokrasiye götürebilecek durumlar›, böyle bir politikalar› yoktur.
PEK‹ K‹M EN ‹Y‹ YÖNETEB‹L‹R? Böyle bir yaz› dizisinin sonunda, tabii cevaplanmas› gereken bir soru da budur. O olmaz, bu olmaz, peki hangisi olacak? Biz halka, KEND‹S‹N‹N DIfiINDA bir alternatif göstermiyoruz. Ad› geçen tüm partilerin iktidar› OL‹GARfi‹N‹N ‹KT‹DARI olacakt›r. Biz, bizi ancak HALKIN ‹KT‹DARI yönetebilir diyoruz. Halk›n iktidar›n› esas alacak bir parti, halk›n iktidar›n›n kurulmas›n›n koflullar›n› haz›rlayacak bir cephe, mevcut düzen partilerinin as›l alternatifleridir. Bu nedenle ça¤r›m›z fludur: Açl›¤a ve zulme son vermek için, HALK CEPHES‹NDE B‹RLEfiEL‹M! Ba¤›ms›zl›k ve demokrasi için HALKIN ‹KT‹DARI MÜCADELES‹NE KATILALIM!
sekiz mevsim direnenler onurumuzdur direnifl sürdükçe yine direnenlerin destan›n›n türkülefltirmeye devam edeceklerini söyledi.
8 mevsim, 730 gün önce “ya zafer ya ölüm” fliar›yla yola ç›kt› direniflçiler. 97 flehit, 400’den fazla gazisiyle büyük bedeller ödendi. Bugün de ayn› slogan F tiplerinde, hastanelerde ve d›flar›da direniflin sürdü¤ü Aksaray’daki evin önünde at›l›yor. Bu emperyalizme ve faflizme karfl› direnme kararl›l›¤›n›n 8 mevsim sonra yeniden ilan›d›r, 97 flehit daha versek de, kazanaca¤›z inanc›d›r.
Direnifl evinin önünde slogan ve karanfiller "Sizleri seviyorum. Ya Zafer Ya Ölüm!" Aksaray'da ölüm orucu eylemine devam eden Feride Harman'›n bulundu¤u evin önünde, 20 Kas›mda, direniflin 3. y›la girmesi nedeniyle bir aç›klama yap›ld›. Alk›fllarla bafllayan aç›klama öncesinde Feride Harman pencereye ç›karak kitleye karanfil att›. Alk›fllar ve “yaflas›n ölüm orucu direniflimiz” sloganlar›n›n ard›ndan, TAYAD’l› Aileler ad›na yap›lan konuflmada, 2 y›ll›k direnifl sat›r bafllar›yla ifade edildi, “herkes bu zulmü görsün duysun, bütün dünya bu iradeye tan›k olsun” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan Feride Harman’›n annesi k›sa bir konuflma yaparak, “ben anay›m ve evlad›m›n baflucunda ölümünü bekliyorum. Yeni Feride’ler ölmesin” dedi. Bu s›rada Feride incecik kalm›fl parmaklar›n› zafere kilitleyerek, evin önünde toplanan yaklafl›k 150 kifliyi “sizleri seviyorum. Ya zafer ya ölüm” sözleriyle selamlad›. Daha sonra Grup Yorum, “Göçmen Kufllar” isimli direnifl için yaz›lan türküyü söyledi ve iki y›ld›r direniflin yan›nda, direniflin türkülerini söylediklerini,
Eylemin bitirilmesinin ard›ndan Galatasaray Lisesi önüne flehitlerimiz için karanfiller b›rak›laca¤› duyurusu yap›l›rken, eylemden sonra çok say›da insan›n evin önüne geldi¤i gözlendi.
Galatasaray’da polis terörü "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!" TAYAD’l› Aileler Feride’nin evinin önünden, bu eyleme kat›lamayanlar›n da eklenmesiyle birlikte Galatasaray Lisesi önüne giderken, eylemin yap›laca¤› yer polis kuflatmas›na al›nm›flt›. TAYAD ve TUYAB’l› Aileler polisin ablukas›na ra¤men Galatasaray Lisesi önünde toplan›rken, "Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!" sloganlar› at›ld›. Karanfillerin b›rak›lmas›n›n ard›ndan direniflin 3. y›la girmesi nedeniyle bas›na bir aç›klama yapmak isteyen ailelere polis engel olmak için önce taciz etmeye çal›flt›. Ailelerin kararl› tutumuna coplarla, biber gazlar›yla karfl›l›k veren polisler 100’e ya-
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
11
Panelde konuflan TAYAD’l› Naime Kara, direniflin katliamlara, yalanlara, iflkencelere ra¤men sürdü¤üne de¤indi¤i konuflmas›nda, "devlet tüm bu vahflete ra¤men devrimci tutsaklara boyun e¤dirememifltir” dedi. Kendisine demokrat›m, hak ve özgürlüklerden yanay›m, iflkence ve katliamlara karfl›y›m diyen herkesin direnifl karfl›s›nda s›nav içerisinde oldu¤unu belirten Kara’n›n konuflmas›n›n ard›ndan ölüm orucu kahramanlar› Canan ve Zehra'y› anlatan sinevizyon gösterimi yap›ld›.
Yurtd›fl›nda 3. Y›l Eylemleri k›n insan› yerlerde sürükleyerek, döverek gözalt›na ald›. Gözalt› s›ras›nda Galatasaray Lisesi önü sloganlarla inlerken, kitlenin otobüslerin içinde de direnifllerini sürdürdükleri görüldü. Eyleme 350400 kifli kat›l›rken, gözalt›na al›nanlar›n bir ço¤u vahflice sald›r› sonucu yaraland›. Sa¤l›k nedeniyle tahliye edilen ölüm orucu gazilerinin de aralar›nda bulundu¤u gözalt›na al›nanlar ertesi günü serbest b›rak›ld›lar.
Gülsuyu’nda yürüyüfl "Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz!" Ölüm orucunun 3. y›la giriflinin selamland›¤› bir baflka yer de ‹stanbul’un gecekondu mahallelerinden Gülsuyu oldu. 20 Ekim akflam› yap›lan meflaleli yürüyüfle kat›lan k›rk kifli "Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun" pankart› ve “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz”, “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez” sloganlar›yla direnifli gecekondulardan selamlad›. Yürüyüflün sonuna do¤ru polisin tacizi sonuçsuz kal›rken, kitle yeniden toplanarak eylemi sürdürdü. Halka yönelik bir konuflma yapan devrimciler, "direnme silah›n› asla teslim etmeyece¤iz, direniflimiz de taleplerimiz de meflrudur” dediler ve sloganlarla eyleme son verdiler.
Kocaeli’de Panel "Vahflet Boyun E¤diremedi" 21 Ekim'de Belediye ‹flhan›’nda TAYAD'l› Aileler taraf›ndan düzenlenen panelde direnifl anlat›l›rken, “Canan ve Zehra”y› anlatan sinevizyon gösterimi ile flehitler an›ld›. 12
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
Direniflin 3. y›l›na girmesi nedeniyle Avrupa ülkelerinde de çeflitli eylemler düzenlendi. Hollanda: Rotterdam’da TAYAD Komite taraf›ndan 19 Ekim'de yap›lan gösteride, ölüm orucuna destek çad›r›nda faflistlerce katledilen Cafer Dereli’nin flehit düfltü¤ü meydanda bildiriler da¤›t›ld›. "Katilleri Durdurun" ve "Tecrite Hay›r" pankartlar›n›n tafl›nd›¤› eylemde direnifle destek veren sloganlar at›ld›. Belçika: ‹lk etkinlik, Cephe Güçleri taraf›ndan düzenlenen ve "Bir Ömür Boyu Devrimcilik" adl›, Sevgi Erdo¤an ve Osman Osmana¤ao¤lu'nun devrimci yaflam›n› ve direnifllerini anlatan kasetin izlendi¤i anma oldu. Anmada yap›lan konuflman›n ard›ndan fliirler okunurken, flehitlerin mektuplar›ndan al›nt›larla, mesajlar› tart›fl›ld›. Belçika’daki ikinci eylem ise, oligarfliye F tiplerini yapmas›n› tavsiye eden ve deste¤ini sürdüren Avrupa Parlamentosu önündeydi. 21 Ekim’de TAYAD Komite üyeleri ‹ngilizce "Katilleri durdu-
run" pankart›n› açarak kendilerini parlamento binas›na zincirledi. Polis eyleme müdahale ederek TAYAD Komite üyelerini 2 saat süreyle gözalt›nda tuttu. Avusturya: 20 Ekim’de flehitlerin resimleri, karanfiller ve mumlarla süslenen Viyana Anadolu Kültür Merkezi ile ‹nnsbruck Anadolu Kültür Merkezi’nde ölüm orucu flehitleri an›l›rken, direniflin 2 y›ll›k süreci anlat›ld›. Anma okunan fliirlerle sona erdi. 19 Ekim’de ise Graz Anadolu Halk Evi taraf›nda düzenlenen gençlik flöleninde gençli¤in sorunlar›n›n yan›s›ra ölüm orucu direniflini anlatan konuflmalar yap›ld›. Okunan fliirlerin ard›ndan Grup Berfin Türkçe, Kürtçe türkülerle kitleyi coflturdu. Almanya: 18-20 Ekim tarihleri aras›nda TAYAD Komite’nin ça¤r›s›yla Nürnberg`deki Yenigün Kültür Merkezinde üç günlük destek açl›k grevi düzenlendi. Açl›k grevinde iktidar›n katliamc› politikas› protesto edilirken, tutsaklar›n talebinin yerine getirilmesi ça¤r›s›nda bulunuldu. Almanya’n›n Hamburg kentinde 19 Ekim günü
yap›lan Amerikan sald›rganl›¤›n› protesto eyleminde ölüm orucunun 3. y›l›n› selamlayan sloganlar at›ld›. Türkiye'li gruplar›n yan›s›ra Alman ve Latin Amerikal› örgütlerin ortak düzenledigi mitingde yap›lan konuflmada direniflin 2 y›l› anlat›ld›. Anadolu-Der tafl›d›¤› pankart ve bildirileriyle direnifle destek ça¤r›s› yapt›. Ayr›ca Anadolu-Der'de 2 günlük destek açl›k grevi ve flehitler için yap›lan anmada da direniflin 3. y›la girmesinin anlam› üzerinde duruldu. Berlin’de 19 Ekim’de TAYAD Komite taraf›ndan düzenlenen yürüyüflte Almanca “‹zolasyon iflkenceli ölümdür" pankart› aç›ld› ve “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz” sloganlar› at›ld›. Almanya’n›n Westfalen bölgesindeki flehirlerde de düzenlenen eylemlerle direnifl selamland›. Köln, Duisburg, Bielefeld ve Dortmund'da toplam 50 kiflinin kat›ld›¤› 3 günlük destek açl›k grevinin yan›s›ra, Dortmund'da yüz kiflinin kat›ld›¤› bir yürüyüfl düzenlendi. Açl›k grevinin son gününde ise yap›lan toplant›larla direnifl hakk›nda bilgi verilirken, direnifle destek ve duyarl›l›k ça¤r›s› yap›ld›.
Amerikan Sald›rganl›¤›na Hay›r Amerika’n›n sald›r› haz›rl›klar›na karfl› dünyan›n dört bir yan›nda düzenlenen kitlesel eylemlerle halklar›n tepkisi yükselirken, ülkemizde de s›n›rl› da olsa eylemler gelifliyor. TMMOB taraf›ndan Ankara’da düzenlenen mitinge kat›lan yaklafl›k 1500 mimar mühendis ve baz› siyasi parti ve sendikalar›n yöneticileri Amerika’n›n Irak’a sald›r›s›na karfl› ç›kt›lar. Bursa ‹HD 16 Ekim’de 60 kiflinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas›nda açt›¤› “Savafla Hay›r, Kahrolsun Emperyalizm, Çocuklar Ölmesin, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” yaz›l› dövizlerle savafla karfl› ç›kt›. ‹zmir’de 22 Ekim’de Konak’ta biraraya gelen SES ‹zmir fiubesi, ‹zmir Tabip Odas›, ‹zmir Difl Hekimleri Odas›, ‹zmir Üniversiteleri Ö¤retim Elemanlar› Derne¤i yapt›klar› aç›klamada, "ba¤›ms›zl›¤›m›zdan ve insani de¤erlerimizden
taviz vermeyece¤iz. Savafl istemiyoruz" dediler. ‹stanbul-Okmeydan›’nda 20 Ekim’de Halk Meclisi’nin yay›n organ› Halk›n Sesi Gazetesi’nin de aralar›ndan bulundu¤u, EMEP, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Okmeydan› Halkevi, Devrimci Demokrasi okurlar› ve Okmeydan› Dayan›flma Evi üyelerinin düzenledi¤i eylemde, “Emperyalist Savafla Hay›r” pankart› aç›larak yürüyüfl düzenlendi. Yürüyüflte, “ABD Ortado¤u’dan defol”, “Kiral›k katil olmayaca¤›z” sloganlar› at›ld›.
Alt› Nokta Körler Derne¤i üyeleri, ABD Büyükelçili¤i önünde yapt›klar› eylemle, “savafl ölüm ve sakatl›k demektir” dediler. Özürlüler elçilik önüne siyah çelenk b›rakarak “‹kinci ‹srail istemiyoruz” sloganlar› att›lar. ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri 23 Ekim’de merkez kampüs önüne kadar yürüyerek burada bir aç›klama yapt›. “ABD askeri olmayaca¤›z” dövizlerinin ve “Savafla hay›r” pankart›n›n aç›ld›¤› eylemde, “gerçek bar›fl› halklar›n mücadelesi kazanacak” denildi.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
13
Dünyan›n En Büyük Direnifli Baflaraca¤›z. Herkes emin olabilir; Yüz flehit daha versek de, kazanaca¤›z
da
dire
sa nme vafl›n
3. y›l 739. gün
14
Evet! Dünyan›n en büyük direniflini yarat›ld› 2 y›lda. 97 flehidiyle, 400’den fazla gazisiyle, katliamlara, iflkencelere boyun e¤meyen iradesiyle, sansürleri delip geçen hayk›r›fl›yla direnifl 3. y›l›nda. Çok fleyler yaz›ld› direnifle iliflkin ve daha da yaz›lacakt›r. Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi’nin direniflin 3. y›la girmesi vesilesiyle, 21 ekim tarihinde yapt›¤› aç›klamada belirtti¤i gibi, “Tarihe bir not düflmüyoruz. Tarihe bir destan yaz›yoruz. Dünya durdukça anlat›lacak bu direnifl. Dünya üzerinde halklar yaflad›kça, halklara yol gösterecek.” Evet, böyle diyordu Cephe, direniflin iki y›l›na sat›r bafllar›yla de¤indi¤i ve 3. y›l›na girerken, halk›m›za ve tüm dünya halklar›na, direnifl zafere ulaflmas› için direnme ça¤r›s› yapt›¤› aç›klamas›nda. “Emperyalizmin ve oligarflinin, sosyalist düflünceyi, devrim düflünü yoketmeyi hedefleyen F tipi sald›r›s›na karfl›, ‘düflüncelerimizle yaflayaca¤›z’ dedik direnme savafl›n› bafllat›rken. Düflüncelerimizle yaflad›k. Düflüncelerimizle yafl›yoruz. Düflüncelerimizi inkar etmektense, direniflimizle, düflüncelerimizi bayraklaflt›r›yoruz. Dünya tarihi, böyle bir direnifle tan›k olmad› bugüne dek. Düflüncelerimiz u¤runa, baflka deyiflle, devrim ve sosyalizm u¤runa yüzlerce ölümü göze alarak, yokoldu¤u, yokedildi¤i iddia olunan bir kültürün, ahlak›n bayra¤› olduk. 90’l› y›llar boyunca gücünün “kadri mutlak” oldu¤unun propagandas›n› yapan emperyalizmin propagandalar›n› silip süpürdük. Dünya halklar›, direniflimiz nezdinde, direnen halklar›
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
hiç bir gücün dize getiremeyece¤ine bir kez daha tan›k oldu. Bu tan›kl›k, yar›n tüm dünya çap›nda direnme savafl›m›zdan esinlenen çok çeflitli direnifllerin kayna¤› olacakt›r.” “Direnece¤iz” diyerek yola ç›kt›¤›m›z gün, F tiplerinin sadece tutsaklara yönelik bir sald›r› olmad›¤›n›, bütün halka yönelik oldu¤unu ›srarla vurgulad›k. Bugün bütün ülkenin F tipi yap›lmak istendi¤ini söyleyenler sadece biz de¤iliz, ya da sadece devrimciler de¤il. Dünya görüflü ne olursa olsun, gerçekleri görmesini bilen herkesin dile getirdi¤i bu gerçe¤i biz sadece söylemekle kalmad›k, bunu de¤ifltirmek için büyük bedeller ödeyerek direndik, direniyoruz. “Koflullar ve direnme savafl›n›n büyüklü¤ü, tarih içinde direniflimize dünya çap›nda tarihi bir rol yüklemifltir. ‹çeride ve d›flar›da bu tarihi rolü üstlenecek bir irade ve kararl›l›k sergilenmifltir. Zulmedenler cephesinden de, ezilenler cephesinden de tüm dünyan›n gözleri direniflimizin üzerinde.
Direnifl Sürecek ‹ki y›l, 97 flehit 400’ü aflk›n gaziyle ödenen bedellerle geride kal›rken, dün direniflin bitece¤i beklentisi içinde olanlar, yan›ld›lar. Bugün de böyle bir beklenti içinde olanlar varsa, yine yan›ld›klar›n› görecekler. ‹ster dost, isterse oligarfli cephesinden, gaflete düflerek, küçük hesaplar yapanlar ödenen bedelleri, sergilenen kararl›l›¤› hiç anlamam›fllar demektir. Anlayacaklar! “Kimi açl›¤›n, kimi alevlerin koy-
Dünyan›n tüm tutsaklar›; Cephe Asya’dan Afrika’ya, Ortado¤u’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Avustralya’ya bütün tutsaklara yönelik ça¤r›s›nda flöyle diyor: “Bu direnifl hepinizin direniflidir. Emperyalizmin ve iflbirlikçilerinin “tabutluklar›na” att›¤› insanlar› kifliliksizlefltirme, afla¤›lama politikas›na karfl› bugüne kadar gerçeklefltirilen bu en büyük direnifl, dünyan›n tüm tutsaklar›na yeni bir ufuk sunuyor. Ülkemizin F tiplerinde uygulanan tretman politikas›, emperyalizmin “enternasyonal” bir politikas›d›r; emperyalizmin elinin uzand›¤› her yere, bu politika da tafl›nm›flt›r. “Tutsaklar›n rehabilitasyonu”nun NATO karar› haline gelmesiyle, tüm emperyalist ve yeni-sömürge ülkelerde bu do¤rultuda büyük yat›r›mlar, haz›rl›klar yap›lm›fl ve ülkelerin koflullar›na göre de¤iflen zamanlamalarla uygulamaya geçilmifltir. ‹talya’dan Almanya’ya, ABD’den ‹spanya’ya kadar bir çok ülkede “izolasyon” hücrelerine karfl› önemli direnifller de örgütlendi. Hiçbiri bu kadar uzun soluklu olmad›. Ödedi¤imiz büyük bedel, flimdi tüm dünyadaki tutsaklar›n gücüdür. Direnme savafl›n›n gücü ve iradesini her k›tada, her ülkede, kendi gücümüz ve irademiz haline dönüfltürelim.” nunda, kimi bombalar›n alt›nda” canlar›n› veren kahraman flehitlerimiz, sözümüzün teminat›d›r. Direndik 730 gün. Zulüm bütün silahlar›n› devreye soktu direniflimizi k›rmak için. Ama sadece zulmün bombalar›na, yalanlar›na ve açl›¤a karfl› savaflmad›k. “F tipi hapishanelerin tecritinin yan›nda Avrupac›lar›n, Amerikanc›lar›n kuflatmas›yla karfl› karfl›ya kald›k. Direniflin gücü ezdi geçti hepsini.”
Kendi Ölümlerini Seyredenler Tafl›d›klar› s›fatlar gere¤i, direniflin yan›nda, direnenlerin cephesinde olmas› gerekirken, izleyenler gerçekte kendi ölümlerini izlemektedir. Biz ölerek, sakat kalarak devrim iddiam›zdan vazgeçmemenin manifestosunu yaz›yoruz. Faflizme karfl› direnme savafl›n› büyük bir kararl›l›kla sürdürüyoruz. “Böyle bir dünyada, böyle bir ülkede, direnmeyenlerin, düflüncelerini savunabilecek cüret ve iradeyi gösteremeyenlerin siyasi olarak yaflamas› mümkün de¤ildir. Cesetleriniz bu dünya düzeni içinde yaflayabilir. Biz ise, ona yaflamak demiyoruz. O bir ölümdür. Siyasi ölüm!” ‹deallerinizi yaflatman›n tek yolu her kesimin bulaca¤› yüzlerce yöntemle direnme savafl›n› cephesin-
Dünya halklar›; “Emperyalizmin ve iflbirlikçi diktatörlüklerin dünyay› yoksullar için yar›-aç›k hapishaneye çevirmesine karfl› direniyoruz! Amerikan imparatorlu¤unun plan› çok aç›k; farkl› hiç bir düflünce olmayacak. ‹mparatorlu¤un dünya halklar›na reva gördü¤ü açl›¤a, sefalete, haks›zl›¤a, adaletsizli¤e karfl› ç›k›lmayacak. Karfl› ç›kan “hedef” ilan edilip ezilecek! Bu politika, Ortado¤u’dan Latin Amerika’ya, Uzak Do¤u’dan Balkanlara her bölgede, ülkede farkl› biçimlerde uygulan›yor olsa da özü ayn›. ‹flte bu politikaya karfl› dünyan›n Türkiyesinden 2 y›l› aflan bir zamand›r görkemli bir direnifl yükselttik. Hemen hiç bir direniflte rastlanmayan bir iradeyi, inanc›, kararl›l›¤› koyduk bu direnifle. Yüzlerce yoldafl›m›z› flehit ve gazi verdik ve hala devam ediyoruz. Biliyoruz, emperyalizmin medyas›n›n sansürlerine afl›p ulafl›yor direniflimiz size. Biliyoruz, baflta devrimci, yurtsever örgütler olmak üzere, gözünüz üzerimizde. Biliyoruz, hücrelerde direnenlerin yan›nda yüre¤iniz. Biz daha fazlas›n› istiyoruz. Emperyalizme karfl› zafere kazanabilmemiz için daha fazlas› gerekli. de yeralmakt›r.
Yüz fiehit Daha Versek De... Amerikan imparatorlu¤u dünya halklar›n›, IMF ufla¤› iktidar halk›m›z› köle haline getirmek istiyor. Önlerindeki engel bizdik. Biliyorlard› ki, bizim düflüncelerimizden vazgeçirilmemiz, ba¤›ms›zl›k, sosyalizm iddiam›z için mücadeleden vazgeçti¤imizde önlerinde engel kalmayacakt›. Dünya tarihinde efli benzeri görülmedik bir vahfletle katliam sald›r› düzenlemelerinin, bombalar, kurflunlar ya¤d›rmalar›n›n nedeni buydu. “Bizi teslim almak istediler. Bu efli görülmedik vahflete, efli görülmedik bir feda tavr›yla cevap verdik. Feda savaflç›lar›m›z, o andan bu yana, dünya halklar›n›n teslim al›namayaca¤›n›n bayra¤› olarak dalgalan›yorlar. Bayra¤› birbirlerine devrederek tafl›d›lar bugüne kadar. Herkes emin olabilir ki; bu bayrak, kazanana kadar dalgalanmaya devam edecek. Cepheliler, bu bayra¤› içeride, d›flar›da yere düflürmeyecekler. Faflizmin zulmü önünde boyun e¤di¤imizi görmeyecek kimse. Faflizmi sevindirmeyek, halklar› üzmeyece¤iz. Dünya ve ülkemiz halklar›n›n ba¤›ms›zl›k, devrim, sosyalizm düflünü karartmayaca¤›z.” Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
15
‹SMA‹L KARAMAN'IN ATEfi ETMED‹⁄‹ ADL‹ TIPTA KANITLANDI
Hani “Çat›flma” Yaflanm›flt›? Yalan ‹fade ‹le Yarg›y› Yan›ltan Katil Polisler Tutuklans›n! 6 Temmuz 2001 tarihinde ‹stanbul-Avc›larFiruzköy’de ikisi kafas›na, tam 10 kurflunla infaz edilen ‹smail Karaman’›n katilleri hakk›nda aç›lan davan›n ikinci duruflmas›nda ‹NFAZ GERÇE⁄‹ BELGELEND‹.
Adli T›p: Çat›flma Yaflanmad› Bak›rköy A¤›r Ceza Mahkemesi'nde 23 Ekimde yap›lan ikinci duruflmaya Adli T›p taraf›ndan haz›rlanan bir rapor polisin bütün yalanlar›n› ortaya ç›kard›. Adli t›p raporunda, yap›lan incelemede, ‹smail Karaman’›n parmaklar›nda (atefl etmesi durumunda olmas› gereken) “nitrat ve nitrat iyonlar›na rastlanmad›¤›n›” belirtiliyordu. Bunun anlam› neydi peki? Halk›n Hukuk Bürosu’nun konuya iliflkin aç›klamas›ndan aktaral›m: “Yani ‹smail Karaman silah kullanmam›fl. Ve ‹smail Karaman'›n silah kullanmad›¤› resmi bilirkifli kurumu olan Adli T›p Kurumu raporu ile de tespit edilmifl oldu.”
Polisten Sahtecilik Gerçek ortaya ç›kt›. Ama bunun öncesinde de dosyaya konulan bir rapor vard›. Raporu haz›rlayan Emniyet Müdürlü¤ü idi. fiöyle diyordu rapor: “‹smail Karaman'›n ellerinde ve parmaklar›nda inceleme yap›lm›fl ve barut kal›nt›lar› bulunmufltur...” Yani polise göre ‹smail Karaman silah kullanm›flt›r. Bu nedenle de haklar›nda dava aç›lan infazc› polisler A. E. ve N. Ç.’nin mahkemede söyledikleri “dur ihtar›nda bulunduk... bize atefl açt›... biz havaya atefl açt›k... meflru müdafada bulunduk....” aç›klamalar› do¤rudur! Düzmece raporla yap›lmak istenen buydu. 16
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
fiimdi bir kez daha, 10. say›m›zda belirtti¤imiz gerçek tescillendi. “Bunlar›n tümünün yalan oldu¤u yüzlerce kez ispatland›, binlerce insan “meflru müdafa” diyerek katledildi bu ülkede.” Üstelik, bu kez yalanlar›na kan›t bulmak için o çok övündükleri “delilden san›¤a gitme” yöntemini, milyonlarca dolar harcanarak yapt›rd›klar› kriminal labaratuvarlar› hangi amaçla kulland›klar› da ortaya ç›kt›: SAHTE BELGELER DÜZENLEMEK AMACIYLA KULLANDILAR.
Polisten Yalan ve Yarg›ya Hile Yalan, polis için s›radan bir olayd›r. Hele iflkence, infaz davalar› için yalanlar› yarg› taraf›ndan da kabul görünce yalanda s›n›r tan›mazlar. Bu olayda da yalan söylemifl, “biz atefl açmad›k, çat›flma ç›kt›” demifllerdi. Emniyet’in resmi aç›klamalar› da böyle diyordu. Ölüm mangac›s›ndan müdürüne kadar yalanla katilliklerini gizlemek istedikleri belgelenmifl oldu. Yalan› mahkemede de sürdüren san›k katil polisler, yarg›y› yan›ltma, yalan ifade verme suçunu da iflleyerek, “koruyucusuyuz” dedikleri yasalar›, hukuku nas›l ayaklar alt›na ald›klar›, nas›l
kendi ifllerine geldi¤inde yoksayd›klar› kan›tlanm›fl oldu.
“Öldürece¤iz” Demifllerdi ‹smail katledilmeden önce polis, gözalt›na ald›¤› devrimcilere, ‹smail’i öldüreceklerini defalarca söyledi. ‹fade aynen flöyleydi: “Komserimiz Fikret Erciyes’in intikam›n› alaca¤›z” dediler. ‹nfaz sonras›nda da ‹smail’in yan›nda “iki bomba, bir silah, bir örgüt bayra¤› vard›” haberleriyle planlayarak, bilerek gerçeklefltirdikleri infaz› meflrulaflt›rmak istediler. Bu gerçekler bilinmiyor muydu? Biliniyordu ve biz bunu defalarca yazd›k, suç duyurular›nda bulunduk. Buna ra¤men dava büyük u¤rafllar sonucu aç›ld›. Ama gerçe¤i ifade eden gerekçeyle, yani “hiçbir yakalama, sa¤ ele geçirme amaçlar›n›n olmad›¤›, resmen bilerek ve isteyerek katletme hedefli bir operasyon yapt›klar›” gerekçesiyle aç›lmad› dava. Evet! Katledeceklerini söylediler; ‹STANBUL EMN‹YET MÜDÜRÜ VE TERÖRLE MÜCADELE fiUBES‹NDEN SORUMLU YARDIMCISI DA ‹Ç‹NDE OLMAK ÜZERE C‹NAYET PLANI YAPTILAR; TAK‹P ETT‹LER. GÖZLERDEN UZAK, TANIK OLMAYACAK B‹R ALANA YÖNELMES‹N‹ SA⁄LAYACAK fiEK‹LDE TAC‹Z EDEREK YA DA YAKALAYIP BÖYLE B‹R YERE GÖTÜRMEK (veya bilmedi¤imiz, polisin al›fl›k oldu¤u baflka yöntemlerle) SURET‹YLE KATLETT‹LER.
nerede ne oldu? Katliamc›l›k De¤il Yazmak Suç fiair ve yazar Güngör Gençay hakk›nda, “TBMM’yi ve Cumhuriyet’i tahkir ve tezyif etti¤i” iddias›yla 3 ile 9 y›l aras›nda hapis cezas› istemiyle dava aç›ld›. Evrensel ve Emek gazetelerinde yay›nlad›¤› ve bu s›rada herhangi bir dava aç›lmayan yaz›lar›n› kitap haline getiren Gençay hakk›ndaki davaya gerekçe gösterilen yaz›lardan biri de Ulucanlar katliam› ile ilgili. Katliam› yapanlar› cezaland›rmayan adalet, katliam› yaflayanlara ve yazanlara s›ra gelince, devletin kokuflmufllu¤unu dile getiren olunca hiç zaman kaybetmiyor.
Yine Çete, Yine Subay Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde ortaya ç›kar›lan bir çetenin elemanlar› içinde bir astsubay ve bir uzman çavufl ve bir korucu ç›kt›. Asl›nda “haber de¤eri” olan, mafyan›n ve haraç çetelerinin oldu¤u yerde askerin, polisin ve korucular›n olmamas›d›r. Yüksekova’da “do¤al” olan yaflanm›fl.
Partilere halk›n tepkileri
Sadettin Tantan’›n Genel Baflkanl›¤›’n› yapt›¤› Yurt Partisi, seçim çal›flmalar› için gitti¤i Nurtepe’de halk›n tafll› sopal› sald›r›s›na u¤rayarak mahalleye sokulmad›. Nurtepeliler katilleri ve yalanc›lar› mahallemizde istemiyoruz dediler. CHP’lileri K›zd›ran Sorular: Malatya Çavuflo¤lu Mahallesinde aç›k hava toplant›s› yapan CHP Malatya adaylar›na, "IMF-Irak sald›r›s›-F tipleri ve Ölüm Hukukun “H”si Varsa, Oruçlar›" ile ilgili sorular sorulunca bütün demokKatilleri Tutuklay›n! ratl›klar› ortaya ç›kt› ve sald›rganlaflt›lar. Yalanlar›n› 22 Ekim’de yap›lan duruflmada, ‹smail’in aile- anlatamadan toplant›y› terk eden CHP’lilere mahalsinin avukatlar› bulunduklar› talebi aç›klamala- le halk› tepki gösterdi.
r›nda flöyle dile getiriyor; “Bizler polisin sahte ve yanl›fl evrak düzenleyerek yarg›y›, mahkemeyi yan›ltt›¤›n› belirttik ve katliam günü yap›lan polis telsiz konuflmalar›n›, polisin cep telefonlar›n›n konuflma çözümlerinin ald›r›lmas›n›, katliam yerinde keflif yap›lmas›n›, san›k polislerin tutuklanmas›n› talep ettik. Mahkeme heyeti tüm taleplerimizi reddederek duruflmay› 12.05.2003 tarihine erteledi.” ‹nfaz, planl› cinayet hiçbir kuflkuya yer b›rakmayacak flekilde ortadad›r. Bu ülkede hukukun “H”si varsa, infazc› polisler ve onlara emir verenler derhal tutuklanmal›d›r.
Floransa’ya Haz›rl›k ‹talya’n›n Floransa kentinde yap›lacak anti emperyalistlerin büyük gösterisi öncesinde, Karakedi Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliklerde Türkiye ve dünya gündemine iliflkin konular çerçevesinde panel ve sempozyumlar gerçeklefltiriliyor. Bu etkinliklerden biri de, Türkiye'de siyasi gündem, seçimler, sosyal forum süreçleri konuluydu. ‹lk oturumda, etkinlikler hakk›nda bilgiler verilirken, ikinci oturumda, aralar›nda TAYAD’›n da bulundu¤u kurumlar siyasi gündeme iliflkin düflüncelerini dile getirirken, Floransa'ya gidiflle ilgili bilgiler verildi. Son olarak da "Arjantin ‹syanda" filmi gösterildi.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
17
AB ‘‹lerleme Raporu’ndan Tart›fl›lmayanlar
H›rs›zlar›n Da Elini So¤utmay›n
Halk›n
hukuku
Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer
AB’nin haz›rlad›¤› “‹lerleme Raporu”nda geçenlerden flu ana kadar tart›fl›lan “iflkence” oldu. Asl›nda bunun da tart›fl›ld›¤› söylenemez, tart›fl›lan “Manisa Davas›” oldu. Raporda “iflkence”den baflka konular da var; Türkiye, “yolsuzluklara karfl› mücadele” sözleflmesini imzalamad›!” deniyordu örne¤in. Yine, “kamu görevlileri sendikalar› yasas›, grev ve toplusözleflme hakk›n› d›fll›yor, de¤ifltirilmeli”... deniliyordu. Meydanlarda dürüstlük, yolsuzlu¤a karfl› savafl, AB diye at›p tutan DSP, MHP, ANAP imzalamad› “yolsuzluklara karfl› mücadele” sözleflmesini. Muhalefettekilerin de meydanlarda, “biz imzalayaca¤›z” dediklerini flu ana kadar duyan olmad›. Denilebilir ki, imzalasalar ne olur? Evet, iflkenceye karfl› sözleflmeyi imzalad›lar da ne oldu; iflkence aral›ks›z ve bir devlet politikas› olarak sürdü ve sürüyor. Buna ra¤men imzalamamak, ben yolsuzluklar olmadan yaflayamam demenin bir baflka ifadesidir. Nas›l iflkencesiz, katliams›z yaflayam›yorsa, bu düzen, yolsuzluklar olmadan da yaflayamaz. Devlet bürokrasisinden, iktidar koltu¤una oturan partilere, generallerinden patronlar›na kadar tümü o yolsuzluklar çark›n›n içindedir. Anl› flanl› bankalar›n›n, “en zenginler” s›ralamas›nda ilklerden say›lanlar›n hali malum. Ve bunlar sadece ortaya ç›kanlar. Ya ç›kmayanlar? Bilinenin k›rk kat› diye düflünün, bir de düzenin kimler üzerinde durdu¤unu düflünün. Çürüme, asalakl›k varsa iflkence de yolsuzluk da kaç›n›lmazd›r. Bu düzende iflkence ve yolsuzluk ikiz kardefllerdir. ‹flkencecilerin elini so¤utmayan düzen, tabii, h›rs›zlar›n da elini so¤utmaz.
Zehirleyen “mantar” m›, düzen mi? “Aç kald›¤› için ormandan mantar toplamak zorunda kalan aile zehirlendi. Hamile gelin ve kaynanas› zehirlenmeden dolay› koma halinde hastaneye kald›r›ld›.” Doktorlar› konuflturup “zehirli mantar” üzerine tavsiyelerin ne anlam› var. TV kameras› önünde “bir y›ld›r iflsizim” deyip gerisini getiremeyen baba her fleyi anlatm›yor mu? Peki bu durumda suçlu kim? Zehirli mantar m›, yoksa “cehalet” mi? Yoksa hayat›m›z› zehirleyen düzen mi?
18
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
Devlet politikas›na ve sürece göre hukuk Bir iflkence davas›. Mersin'de iki tüccara yap›lan iflkence ve sonras›ndaki geliflmeler, bütün klasik iflkence olaylar›na benzerdir. Önce iflkence, sonra “doktorun” "darp ve cebir izine rastlanmad›" raporu, ard›ndan iflkence görenlerin ›srar› ve baflka bir adli t›ptan ald›¤› iflkence gördüklerine dair raporla aç›lan iflkence davas›. Yani buraya kadar “münferit” olan bir fley yok. Mahkeme aflamas›nda da yok. Dava, “iflkence ve kötü muamele”den aç›lmas›na ra¤men, üstelik san›k polislerden komiser olan› daha önce iki kez ayn› suçtan sab›kal›yken (Bu k›sm› da benzerdir; iflkence yapt›kça yükselen bir amir) karar, sadece “birer milyon a¤›r hapis” olarak verildi. Yarg›tay ile Mahkeme aras›nda 5,5 y›l gidip gelen davan›n sonucunda karar› Yarg›tay Ceza Genel Kurulu verdi ve baflkomisere 6 y›l 8 ay, di¤er iflkenceci polise ise 5 y›l hapis verirken, iflkenceyi aklayan doktora verilen hapis cezas› da ertelendi. Yarg›tay m› hukuku biliyor, yoksa mahkeme mi bilmiyor? Her ikisi de de¤il; yarg›tay›n ceza vermesi bugün AB tart›flmalar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Nitekim benzer yüzlerce aklama karar› yarg›tay taraf›ndan onayland›. Yani iki iflkenceci daha “AB kurban›”(!) oldu. Keza mahkeme de iflkenceye verdi¤i komik cezan›n aklama demek oldu¤unu çok iyi biliyor ve iflkence gizlenemeyecek kadar aç›k, belgeli, suç sabit ama iflkenceciler kurtar›lmak isteniyor. Türkiye’de hukuk mekanizmas›n›n neye göre, nas›l iflledi¤inin klasik bir örne¤idir. Hukuk de¤il siyasi geliflmeler, yasalar de¤il “devlet politikas›” belirliyor kararlar›. Peki bu nas›l hukuk, nas›l yasa, nas›l denetim; suç sabit, yasa belli, biri akl›yor, ötekisi siyasi nedenlerle cezaland›r›yor ve buna “dur” diyecek bir mekanizma yok... Sonra gelsin “hukuk devleti” masallar›. Kararlar› d›flar›dan etkilenen, gözleri devlet politikas›na bakan bir hukuk.
Savafl k›flk›rt›c›lar›n›n, IMF uflaklar›n›n
Çocuklar› gitmeyecek savafla Aç›ktan savafl k›flk›rt›c›l›¤› yapanla, IMF politikalar›na tabi olan aras›nda fark yoktur. IMF’ye tabi olan, Amerika’n›n savafl›na da tabi olacak demektir.‹yi tan›y›n evlatlar›n›z› Amerikan›n ç›karlar›n›n bekçisi yapacak olanlar›. Ve unutmay›n, onlar›n çocuklar› de¤il, sizin çocuklar›n›z savaflacak! Oyunuzu isteyen düzen partileri aras›nda Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kan, Amerika’n›n Irak’a sald›r›s›na hay›r diyen, Türkiye’nin üslerinin, hava sahas›n›n kullan›lmas›na ya da daha dolays›z savafl›n içinde yeralmas›na meydanlarda gümbür gümbür “asla” diyebilen bir parti, bir lider var m›? Yok. Neden yok? Çünkü, iflin öteki ucunda Amerika var. Amerika’n›n ç›karlar›na karfl› politika yapmak bir yana, tümü Amerika’dan vize almak, IMF’den onaylanmak için k›rk takla at›yor. Örne¤in, anketlerde ilk s›rada yeralan AKP’ye bak›n. Irak konusunda tek kelime etmedi¤i gibi, IMF’den, Amerika’dan, tekellerden icazet turlar›na ç›kt›klar›n› kendileri itiraf ediyor. AKP MKYK üyesi Ali Babacan’›n Hasan Cemal’e yazd›¤› mektuptan (Milliyet, 22 Ekim) aktaral›m: “Yurt d›fl›nda 7-11 Ekim tarihleri aras›nda befl gün süren bir road show program›ndan hafta bafl›nda döndüm. Bu programda Londra, New York, Connecticut, Boston ve dönüflte tekrar Londra’da toplant›lar düzenledik. Yat›r›m bankalar›, yat›r›mc› kurulufllar (özellikle büyük fonlar) ve ticari bankalarla 5 günde toplam 28 toplant› yapt›k. Bu toplant›lar›n amac›, Ak Parti’nin seçim beyannamesi ile aç›klad›¤› politikalar›n› yabanc› yat›r›mc›lara ilk elden anlatmak ve sorular› yetkili a¤›zlardan cevaplayabilmek idi.” Daha iktidar olmadan, kendini emperyalist tekellere anlatmak için ç›rp›nan bir politika, yar›n iktidara geldi¤inde o tekellerin isteklerine hay›r diyebilir mi? Diyemez. Amerikan bas›n› da diyemeyece¤ini biliyor ve daha aç›k dile getiriyor. “AKP, IMF’nin ac› reçetesini kabul edece¤ini söylüyor ve -gönülsüzce olsa da- Irak’ta ç›kacak savaflta ABD’yle iflbirli¤i yapaca¤› mesaj›n› veriyor.” (Washington Post Gazetesi) Bir baflka örnek, “ikinci parti” denilen CHP. Kemal
Dervifl bütünleflmesiyle birlikte IMF’cili¤i konusunda kafas›nda kuflkusu olan kimse kalmam›flt›r. IMF’nin adam›yla, baflka bir deyiflle IMF’yle ayn› çat› alt›nda birleflen CHP de, söylemi ne olursa olsun olas› bir Amerikan sald›r›s›n›n karfl›s›nda de¤il yan›nda olacak ve bunu da bize, bütün iktidarlar›n klasik yalan›yla, “Türkiye’nin ç›karlar›” yalan›yla aç›klayacakt›r.
MHP ve ANAP’›n savafl k›flk›rt›c›l›¤› IMF program›n› kabul eden bütün partiler aç›s›ndan, AKP ve CHP için söylenenler söylenebilir. Ancak, bunun da ötesinde aç›ktan savafl k›flk›rt›c›l›¤› yapanlar da var. ANAP, “nas›l olsa savafl biz istemesek de olacak” gerekçesiyle, “Türkiye’nin ç›karlar› için aktif olarak içinde yeralmal›y›z” diyerek aleni savafl k›flk›rt›c›l›¤› yap›yor. “Milliyetçilik” k›l›f›yla Kuzey Irak’› bahane yapan MHP de onunla yar›fl›yor: ''Bir müdahale olursa, Türkiye bu iflin aktif unsuru olarak içinde olmak durumundad›r.” (Devlet Bahçeli) ‹yi tan›y›n bu savafl k›flk›rt›c›lar›n›. Amerika’n›n ç›karlar›n›, “Türkiye’nin ç›karlar›” yalan›yla kabul ettirmeye çal›flan bu katliamc›lar› iyi tan›y›n. Bunlar de¤il miydi, DSP ile birlikte ayn› yalanlarla Amerika’ya asker kan› satanlar. Biri “milliyetçi”, ötekisi “liberal demokrat”; bakmay›n siz seçim meydanlar›nda birbirlerini yemelerine, savafl k›flk›rt›c›l›¤›nda aralar›nda hiçbir fark yok. Onlar, Amerika ad›na, IMF ad›na oylar›n›z› isteyenler. ‹yi tan›y›n evlatlar›n›z› Amerika’n›n ç›karlar›n›n bekçisi yapacak olanlar›. Ve unutmay›n, onlar›n çocuklar› de¤il, sizin çocuklar›n›z savaflacak! Onlar›n çocuklar› Amerika’larda, Avrupa’larda, yatlar›nda ve villalar›nda, gece alemlerinde olacak, sizin çocuklar›n›z Amerika’ya dolar karfl›l›¤› sat›l›rken. Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
19
Pazarl›k, Generaller Aras›nda Amerikal› generaller, genelkurmayla görüfltü... Afganistan’da asker kan›n› 228 milyon dolara satan generaller; Ortado¤u’ya sald›r› için kaça satt›n›z, aç›klay›n! ‹ki Amerikan generali, geçti¤imiz hafta Türkiye’deydi. Afganistan sald›r›s›n› yöneten ve kimi medya kurulufllar› taraf›ndan “gelece¤in Irak valisi” ilan edilen Orgeneral Tommy Franks ve NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutan› Orgeneral Joseph Ralston, Genelkurmay Baflkan› Orgeneral Hilmi Özkök ve 2. Baflkan Orgeneral Yaflar Büyükan›t’›n da oldu¤u iflbirlikçi ordunun generalleri ile görüfltü. Amerikal› generaller taraf›ndan yap›lan aç›klamaya göre, “Ankara'ya bir askeri talep iletmek için gelmemifller, sadece Askeri düzeyde görüfl al›flveriflinde bulunmufllar.” Sonra da ayn› “görüfl al›flveriflini” Irak’›n çevresindeki ülkelerde bulunmak üzere Türkiye’den ayr›lm›fllar... Oligarflinin generallerinin yalanc›l›¤› kimden ö¤rendi¤i belli. Ne biliyorlarsa zaten Amerika’dan ö¤rendiler. Katliamc›l›k, kontra taktikleri, tümünün e¤itimini Amerika’dan ald›lar.
Pazarl›k Masas›nda Kan Var Yap›lan resmi aç›klamalar› at›n bir kenara. Tümü uydurma, tümü yalan. Gerçek, Amerika’n›n baflta üsler olmak üzere oligarfliden isteklerini direk muhataplar›yla, ülkenin gerçek yöneticileri ile görüflmüfl olmas›d›r. Peki neler vard› bu görüflmelerde? Bas›nda, (ar damarlar› çatlad›¤› için “utanmadan” demiyoruz) aç›kça yaz›ld› “masadakiler”. Türkiye bas›n›, genelkurmay›n taleplerinin askeri borçlar›n silinmesi ve Türkiye’nin zarar›n›n karfl›lanmas› ile Kürt devleti konular›nda “kararl›l›klar›n›” ilettiklerini duyurdu. ‹ngiliz Financial Times, Franks’›n Irak’a yönelik olas› sald›r› için “Türkiye ile pazarl›k yapt›¤›n›” yazd›. Pazarl›k
20
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
konusunun bafl›nda, “Türkiye’ye verilecek ekonomik tazminat ve Kürt devleti vard›” dedi. Tesadüf bu ya; Amerikal› generallerin görüflmeler yapt›¤› günlerde, “Bush yönetimi kesenin a¤z›n› açt›. Beyaz Saray, Türkiye'ye 4-6 milyar dolarl›k yard›m paketini gündeme ald›.” (bas›ndan) Masadakiler ve karfl›l›klar› bu kadar aleni. Masada Amerikan ç›karlar› için sat›l›k asker kan› var! (Afganistan’da 228 milyon dolara satm›fllard› bin “Mehmetçi¤i”, bu kez “Mehmetlerin” kaça sat›ld›¤›n› kan sat›c›s› generaller aç›klamal›.) Baflka ne var masada? Tepesine ölüm ya¤d›r›lacak Irak halk›, yerlebir edilecek, parçalanacak bir ülke var! (Kendi halk›na de¤er vermeyenlerin baflka halklara de¤er vermesi elbette beklenemez, ama öte yandan büyük bir ikiyüzlülük içinde “dost Irak halk›” yalanlar›n› da sürdüreceklerdir.)
Üsler ABD Emrine Haz›r! fiu veya bu noktada flu an için tam bir anlaflma sa¤lanmam›fl olabilir, ancak en az›ndan üsler, yollar, lojistik deste¤in bir formülle ABD’nin emrine sunulaca¤›ndan kimsenin kuflkusu olmas›n. Yeter ki, yukar›da yazd›¤›m›z genelkurmay›n istekleri yani dolar gelsin.
Efendiden Dönen Hesaplar MHP’li Bülent Yahnici, “Kuzey Irak’ta çuvallad›k” diyor. “Türkmen kardefllerimiz” demagojisi ile bölgede söz sahibi olmak isteyen oligarflinin “sömürgecilik” hesaplar› efendisinden döndü. Elbette “çuvallad›n›z”. Sömürge bir ülkenin efendisinin izni olmadan içte, d›flta hayata geçirebildi¤i bir politika görülmüflmü ki, oligarflinin Kuzey Irak hesaplar› tutsun? Sonuç, “çuvallars›n›z” elbette! Bu gerçe¤i göstermeyip, “büyük devlet” nutuklar› atanlar, “kimse bizi Kuzey Irak'ta ek önlem almaya zorlamas›n” aç›klamalar› yapanlar, palavra at›yordur, yaland›r.
Nitekim geriye kalan “pürüzler” de, Genelkurmay baflkan› Hilmi Özkök’ün 4 kas›m’da Amerika’ya yapaca¤› “gezide” halledilecektir. Amerikan generallerinin isteklerine verilecek cevab› bizzat götürecek olan Özkök, aç›klanan programa göre, Bush’un yard›mc›s› Rumsfeld ve güvenlik dan›flman› Rice dahil, bir çok “siyasi yetkiliyle” görüflecek. Anlafl›lan o ki, tart›flmalar› uzun süredir “suskunla izleyen” generaller, “iflin as›l sahibi” olarak devreye girdiler.
“Efelikleri” Dolar› Görene Kadard›r Oligarfli, baflta generaller olmak üzere, “Kürt devleti kurdurmay›z” diye efeleniyor. Ancak Amerika’dan ilk istekleri ekonomik yard›m, askeri
Türkiye Halk›, uyan›n;
Generaller bir ‘somun’a daha elini uzat›yor “Genelkurmay bütçeden daha fazla pay istedi” (Bas›ndan) Genelkurmay Baflkanl›¤›, resepsiyonlara otobüsle gitme flovlar›yla halk›n gözünü boyamaya çal›flt›¤› “tasarruf” dönemini sona erdirmifl. Asl›nda hiç böyle bir “tasarruf” olmam›flt›. Buna göre, Genelkurmay 'muhtemel savafla haz›rl›k ihtiyaçlar›n›' hükümete bildirerek, 2003 Bütçesi'nden “ciddi oranda pay ayr›lmas›n›” istedi. Ama anlafl›lan generallere bu “ciddi pay” ile yaratacaklar› açl›k da yetmeyecek ki, “ayr›ca acil ödemeler için de bir fon oluflturulmas›n›” istedi. “‹htiyaç listesinde” neler yok ki; F-16 ve tank modernizasyonu ile uçaklar›n elektromanyetik sistemleri, Uydu iletiflimi, uzay ve yer teçhizat›, telsiz cihazlar›, Mikrodalga telsizi, Hava savunma, hassas yaklaflma radarlar›, s›¤›nak ve kamyonlar, ses emniyet teçhizat›, Mesaj flifreleyicileri, Kriptografik teçhizat, Komuta kontrol bilgi sistemleri, Mikrobilgisayarlar. ‹steklerinin aksatmaks›z›n karfl›lanaca¤› kesin. Bugüne kadar bütçeden en fazla pay› Savunma Bakanl›¤›, yani genelkurmay›n ald›¤› biliniyor. Bu, rakamlarla sabittir. Örne¤in; 1988’de silahlanma için 4 milyar dolar harcan›rken, 97’de bu rakam 7 milyar 461 milyon dolara
borçlar›n silinmesi. Yani dolar oluyor. Örne¤in, oligarflinin kendi politikalar› aç›s›ndan düflünüldü¤ünde, “baflka hiçbir flart› tart›flmaya gerek yok, bizim için sorun budur öncelikli” bile diyemiyor. “Kürt devleti” diyor, dolar hesaplar›n› döküyor. Geçen hafta da bir general “bizden habersiz ‹ncirlik’e tek bir bomba sokamazlar” diye “büyük ülkenin, gururlu generali” oyununun sahnelemiflti. Gururlar›, onurlar›, efelikleri, “millilikleri” sadece Amerikan dolar›n› ve Amerikan üniformal›lar› görene kadar. Son bir not; bugüne kadar Amerikal›larla görüflen generaller neden bu görüflmelerin içeri¤ini, al›n›p sat›lanlar› halka aç›klamazlar? “Devlet s›rr›” palavralar› m› s›ralanacak yoksa yine?
yükseldi. Emperyalizmin Ortado¤u, Balkanlar, Kafkaslar için Türkiye’ye yükledi¤i misyon artt›kça bu rakam da artt›. 2001 bütçesinden savunma harcamalar›na ayr›lan pay yaklafl›k 4,5 katrilyondu. Ayn› y›l, dünyadaki silahlanmada Türkiye 8,9 milyar dolar ile 14. s›radayd›. 2000-2001 ve 2002 y›llar›nda Türkiye tarihinin en büyük silah ihaleleri yap›ld›. Sadece 3 ayda, 3 ayr› silahlanma ihalesinde halk›m›z›n cebinden 11 milyar dolar (6.7 katrilyon lira) ç›kt›. Sadece tank ihalesi (7.5 milyar dolar) Türkiye’nin o y›lki bütçesinin % 10’una tekabül ediyordu. Rakamlar ço¤alt›labilir. Ama biz baflka bir aç›dan bu rakamlar›n ne anlama geldi¤ine bakal›m. “Bir tank›n paras› ile 30 bin çocu¤un okul ihtiyac› karfl›lanabilir. Bir tane bombard›man uça¤›n›n bedeli ile 16 tam teflekküllü hastane yap›labilir... Bizim gibi geliflmekte olan ülkeler, askeri harcamalar›n›n % 6’s›n› ay›rd›¤›nda sa¤l›k, kamu e¤itimi ve konut sorunu çözülebilir, 5’te birini ay›rd›klar›nda ise halka dönük tüm giderleri karfl›layacak koruyucu hekimlik gelifltirilebilir.” (SES raporundan) Halk›m›z›n “ihtiyaç listesinde” bunlar var. Ekmek var... Peki ne için bu silahlanma? Bir çok yaz›m›zda, bu silahlar›n, “emperyalizmin Ortado¤u, Balkanlar, Kafkaslar’daki ç›karlar› gere¤i ihtiyaç oldu¤unda müdahale etmek için sat›n al›nd›¤›n›” yazd›k. ‹flte Ortado¤u’da flimdi “ihtiyaç” var. Amerikan uflaklar›, Amerika’n›n ç›karlar› için halk›m›z› daha büyük açl›klara, daha büyük yoksulluklara mahkum ediyor. Nas›l olsa generallerin ekmek, ifl sorunu yok!
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
21
Amerikan sald›rganl›¤› ve “uluslararas› kurumlar›n” çöküflü
Ortado¤u’ya sald›r› ve BM Irak’a sald›r›ya meflruluk sa¤layacak hiçbir “uluslararas› kurum” yoktur... Yeryüzünde, halklar›n lehine bir fley yapabilecek kurulufllar, halklara dayanan kurulufllard›r. Amerika’n›n Irak’a sald›r› haz›rl›klar›, BM’den karar ç›kartma ve Türkiye dahil bölge ülkeleriyle yap›lan görüflmelerle sürerken, öte yandan Amerika’dan “farkl›” aç›klamalar yap›ld› geçen hafta. Bush ve ABD d›fliflleri bakan› Colin Powell’in “savafls›z da çözebiliriz” dediler. Bu tür aç›klamalar›n nedeni olarak, özellikle Amerika’da yükselen Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kan muhalefetin ciddi boyutlara ulaflmas›ndan, Avrupa emperyalistleri ile Rusya ve Çin’in (Irak halk› için de¤il, kendi ç›karlar› için) sald›r›ya karfl› ç›k›yor oluflu gibi etkenler s›ralanabilir. Ancak, bu ç›k›fllar›n, Amerika’n›n imparatorluk politikas›n›n belli aflamalar›ndaki manevralardan ibaret oldu¤u unutulmamal›d›r. Sald›r› ertelenir, zamana yay›l›r, bunun önemi yoktur. Amerika, Ortado¤u’yu imparatorluk ç›karlar›na uygun olarak yeniden flekillendirmek istiyor. Bunun önüne engeller ç›kabilir, ama halklar›n Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› topyekün bir mücadelesi, savafl› olmad›kça, Amerika bu engelleri bir biçimiyle aflacakt›r.
‘Uluslararas› Kurumlar’›n Çöküflü Bu hat›rlatmay› yapt›ktan sonra, “savafls›z da çözebiliriz” diyen ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell’in bir önceki aç›klamas›nda ne dedi¤ine dönüp bakal›m:
Powell, “ülkesinin BM ile uzlaflma için yapt›¤› önerinin son flans oldu¤unu, e¤er BM harekete geçmezse di¤er istekli ülkelerle harekete geçmeleri gerekti¤ini ve harekete geçeceklerini” söyledi. Aç›kça BM’ye verilen bu muht›ra, daha öncesinde de Bush ve öteki ABD’li yöneticiler taraf›ndan çeflitli biçimlerde dile getirildi. Filistin nezdinde ise muht›rayla ortaya ç›kan sonuç fiili olarak yaflama geçiriliyordu. BM’nin tüm kararlar›na ra¤men, Amerika’n›n deste¤iyle ‹srail hiçbir karara uymuyor, katliamlar›n› aral›ks›z sürdürüyor. Muht›ra, Amerika’n›n imparatorluk stratejisiyle (Bkz. Ekmek ve Adalet say› 28, syf:34) tam bir uyum içindedir. Ve 11 eylülden bu yanaki Amerikan politikalar›yla uyuflmaktad›r. Bu politikan›n temelinde Amerika’n›n bütün dünyaya hakim olma iste¤i ve bu yolda artan sald›rganl›¤› oldu¤u biliniyor. Bunun karfl›s›nda BM’nin yapt›¤› ve yapabilece¤i hiçbir fleyin olmad›¤› da ortaya ç›km›flt›r. Çeflitli manevralar sürebilir, ama örne¤in, ABD’nin hukuk tan›mazl›¤›, halklar›n iradesini yoketmesi karfl›s›nda tek bir yapt›r›m karar› alabilirler mi? Alamazlar. “BM’den seni ç›kard›k” diyebilirler mi? Diyemezler. Buna ra¤men “uluslararas› kurumlar” oyunlar› sürecektir. Amerika bu kurumlardan, (daha çok BM’dir kastetti¤imiz) istedi¤i kararlar› ç›karmaya, sald›rganl›¤›na sözde meflruluk sa¤lama giriflimlerine devam edecektir. Ancak bunlar›n hiçbiri “uluslararas›” denilen kurumlar›n, “uluslararas› standartlar”, “uluslararas› hukuk” gibi kavramlar›n Amerikan sald›rganl›¤› karfl›s›nda bir paçavraya dönüfltü¤ü gerçe¤ini de¤ifltirmeyecektir. Amerikan imparatorlu¤unun zulmü ve sömürüsü alt›nda ezilen dünya halklar› nezdinde hiçbir meflrulu¤u yoktur bu kurum ve kavramlar›n.
Peki, Ne ‹fle Yarar Bu Uluslararas› Kurumlar
Bu katliamlar, 1990-91’de Irak’ta BM karar›yla gerçeklefltirildi. 22
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
Bu kurumlar emperyalistlerin kendilerine bar›flc›, eflitlikten yana, insan haklar› savunucusu, çocuklar› düflünen, sakatlar› düflünen, çevreyi koruyan bir görünüm vermelerinin de arac›d›r. Bu görünüm sayesinde, bunlar›n tam
tersini daha rahat yapabilmenin perdeleridirler. BM ve ona ba¤l› kurumlardan, NATO’ya, CENTO’ya kadar tümünün ifllevi bu çerçevededir. Bugün varolan ve ad›na “uluslararas› kurumlar” denilen kurumlar›n tümünü kuran emperyalistlerdir. Yani yüzlerce ülke aras›nda say›lar› bir elin parmaklar›n› geçmeyen ülke. Bu kurumlar› askeri, siyasi olarak besleyen de bu ülkelerdir. Hangi tafl› kald›r›rsan›z, karfl›n›za ç›kacak olan bu kurumlar›n arkas›ndaki ülkeler de bunlardan ibarettir. Askeri, ekonomik, siyasi, kültürel her alanda oluflturulan bu örgütlenmelerle emperyalistler bir ahtapot gibi dünyay› sarmak, halklar›n bo¤az›na kollar›n› dolamak istiyorlar. Eskaza, çeflitli nedenlerle (bugün oldu¤u gibi) kollar ahtapotun kendisini engelleme noktas›na geldi¤inde de, kesip atmaktan çekinmezler. Örne¤in, bu kurumlar›n en büyü¤ü olan Birleflmifl Milletler’in kurulmas›na öncülük edenlerin bafl›nda Amerika olmas›na ra¤men, bugün ifllevsiz hale getiren de Amerika’d›r. Bu haliyle, bu kurumlar, “uluslararas› hukuk” gibi kavramlar ancak, -özellikle 90’l› y›llardan bu yana daha da arta-
rak oldu¤u gibi- halklara karfl› kullan›lmaktan baflka hiçbir iflleve sahip de¤ildir. Direnen halklar›n, devletlerin karfl›s›na “uluslararas› hukuk” diye, “uluslararas› standartlar” diye ç›k›lmaya devam edilecektir. Devrimci, ilerici, anti-emperyalist, anti-Amerikanc› liderler bu paçavralara dayanan mahkemelerde yarg›lanmak istenecektir. B›rakal›m bugün Amerikan sald›rganl›¤› karfl›s›ndaki çöküflünü, BM Güvenlik Konseyi’nde Amerika’n›n “veto hakk›”n›n olmas› bile, tek bafl›na bu sonucun garantisi gibidir. Tüm dünyan›n gözleri önünde ‹srail terörüyle yokedilmek istenen Filistin halk› için ciddi bir karar al›namamas› en somut örnektir. BM’nin 200’e yak›n üyesi bir yana, ABD (ve erketeleri) bir yana. Bugünkü tablo bundan ibarettir. Gerçek bu kadar aç›k ve tart›flmas›zd›r. Elbette halklar bu oyuna sonuna kadar sessiz kalamazlar. ‹stisnai olarak aralar›ndaki çeliflkilerin sonucu de¤ilse, halklar›n lehine karar alamazlar. Çünkü halklara, onlar›n iradesine dayanm›yorlar. Yeryüzünde, halklar›n lehine bir fley yapabilecek kurulufllar, “halklara” dayanan kurulufllard›r. Dünya halklar› sosyalizm, ba¤›ms›zl›k bayra¤›na sar›ld›kça bu kurumlar›n› da yaratacakt›r.
1919’dan 2003’e BM Irak’a sald›r›ya “muhalif” oldu¤unu söyleyen bir çok ülke, “BM karar› olmadan destek vermeyiz” diyor. Peki BM kimdir, bugüne kadar ne yapm›flt›r da, karar al›rsa bir halk›n tepesine bombalar ya¤d›r›lmas›, milyonlar›n katledilmesi meflru olacak?
geçmifline bakt›¤›m›zda aç›kça görürüz ki, BM’yi aktif olarak kullanan ve kendi ç›karlar›n› koruma arac› haline getiren emperyalizm olmufltur.
Birleflmifl Milletler (BM), birinci paylafl›m savafl›n›n galipleri olan ‹ngiltere, ABD, Fransa ve ‹talya, Almanya’ya karfl› sa¤lad›klar› üstünlü¤ü pekifltirmek için savafl›n ma¤luplar›na da kabul ettirerek 1919’da Milletler Cemiyeti ad›yla kuruldu ve 1940’l› y›llara kadar dünya çap›nda mandac›l›¤› organize eden bir kurum olarak varl›¤›n› sürdürdü.
Sosyalist ülkelerin, halklar lehine çal›flma ve kararlar konusunda BM’yi zorlamalar› birçok alanda etkili olmufl ve 1980’li y›llara kadar e¤itim, sa¤l›k gibi konulardaki çal›flmalar›n a¤›rl›kl› olmas›n› sa¤lam›fllard›r.
BM’nin ‘Manda Yönetmeli¤i’ bugünü anlamak için de örnektir. Bu yönetmeli¤e göre; geri b›rakt›r›lm›fl ülkeler toplumsal ve kültürel ilerleme(!) sa¤lay›ncaya kadar Cemiyet’e üye bir ülkenin himayesine veriliyordu. Yani sömürgecilik, mandac›l›k ülkelerin geliflimine yard›mc› olmak yalan›yla meflrulaflt›r›lm›flt›. Örne¤in o dönemde Filistin, Suriye, Irak gibi Ortado¤u ülkeleriyle kimi Afrika ülkelerinde bu mandac› siyaset uyguland›. 2. paylafl›m savafl› y›llar›nda Milletler Cemiyeti yerine Birleflmifl Milletler kuruldu. BM, II. Paylafl›m Savafl› sonras› oluflan koflullarda “dengeleri korumak” arac›yd›. Ancak BM’nin 55 y›ll›k
1990’l› y›llarla birlikte, yani sosyalist sistemin y›k›lmas›yla birlikte BM, giderek daha fazla emperyalistlerin, özelde Amerikan emperyalizminin bir yan kuruluflu haline gelmifltir. Sald›r›lar, iflgaller buradan ç›kan kararlarla uygulanm›flt›r. ‹smine tam ters roller üstlenen BM “Bar›fl Gücü” bunun en somut örne¤idir. ‹lk rolünü sosyalist Kuzey Kore’ye karfl› oynayan “Bar›fl Gücü” Ortado¤u’dan Balkanlar’a, Kongo’dan Afganistan’a kadar 20’den fazla yere emperyalistler ad›na müdahalelerde bulunmufltur. Tarihini özetleyerek verdi¤imiz böyle bir kurumun Irak’a sald›r›ya zemin haz›rlayacak hangi karar› meflru olabilir?
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
23
Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› Sokaklara, Meydanlara Ç›kal›m Pazarl›klar, görüflmeler, hesaplar, yalanlar tüm h›z›yla sürüyor. Bize ra¤men, bir avuç iflbirlikçi d›fl›ndaki 70 milyon halka ra¤men Amerika’n›n savafl›na haz›rlan›yor oligarfli. Strateji Mori’nin yapt›¤› kamuoyu araflt›rmas›na göre, halk›n yüzde 86’s› ABD’nin Irak’a sald›r›s›na karfl›. Yüzde 82’si Türkiye’nin ABD’ye destek vermesine karfl›. Geriye kalan bir avuç Amerikan ufla¤› ve flovenist k›flk›rtmalarla aldat›lanlar.
karlar› için Ortado¤u halklar›n›n katledilmesine sessiz kalmayaca¤›m›z›, halklar›n kardeflli¤ini hayk›ral›m. Savafl ölümse, savafl açl›ksa; sessizlik ölüme ve açl›¤a davetiye ç›karmakt›r.
“Savafla hay›r herkese ekmek ve adalet”, “Amerika için ölmeyece¤iz” sloganlar›m›zla Amerikanc› iktidara bu ülkede bize ra¤men karar alamayaca¤›n› gösterelim!
Ne mi yapaca¤›z? Mahallelerimizde davullu zurHalk›m›z; nal› gösterilerden meflaleli yürüOligarfli, “Türkiye’nin ç›karlar›” diye Ameri- yüfllere; esnaflar›m›z›n camlar›na ka’n›n savafl›na ikna etmek isteyecek sizi. Yalan- en basitinden yazaca¤› “Amerilara inanmay›n, aldanmay›n! kan sald›rganl›¤›na hay›r” slogan›ndan derneklerimizde, sendikalar›Türkiye halk›n›n ç›karlar›; Amerikan imparatorlu¤una karfl› diren- Mahallelerimizin m›zda, odalar›m›zda yapaca¤›m›z toplant›lara; mekte, ba¤›ms›z bir ülkededir. sokaklar›n›, Mahallelerimizde düzenleyece¤iTürkiye halk›n›n ç›karlar›; Amerikentlerimizin miz konserlerden, sokak tiyatrolar›kan iflbirlikçilerini bafl›m›zdan defetmeydanlar›n› na; Amerikan konsolosluklar› önünmekte. “Savafl ölümdür, de yapaca¤›m›z gösterilerden kendi Türkiye halk›n›n ç›karlar›; baflta evimizin önüne ç›karak, “savafl açl›k Savafl açl›kt›r, bölge halklar› olmak üzere, Amerive ölüm demektir” sloganlar›n› hayAmerikan ka’n›n hedefi olan, zulmü alt›nda insavafl›na hay›r” k›rmaya kadar yüzlerce yol ve yönleyen, sömürüsü alt›nda açl›k çeken temle Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› halklarla dayan›flmas›nda, kardefllisloganlar›yla sesimizi yükseltebiliriz. ¤indedir. inletelim. Bugün üç kifli, befl kifli olabiliriz Halk›m›z; meflalelerle geceyi ayd›nlatmak, Amerikan sald›rganl›¤›na karfl›y›z. Bunun tar- “Amerikan imparatorlu¤una hay›r” demek için soka¤a ç›kan. Yar›n ço¤alaca¤›z demektir. “Biz t›fl›lacak, çarp›t›lacak hiçbir yan› yok. Amerikan sald›rganl›¤›na karfl›y›z, sen de karfl›yAma bu yetmez. Karfl› ç›k›fl›m›z› meydanlara san kat›l bize, güçlenelim” ça¤r›m›z, bütün gecedökmedikçe, sokaklar› “Amerikondu sokaklar›nda, meydanlarda yank›land›¤›nGeneraller genç- kan sald›rganl›¤›na hay›r” slo- da yüzler bin, binler onbin, yüzbin olur. ganlar›yla doldurmad›kça hiçbir lerimizin kan›n› anlam› olmaz. Biz halk›z, milyonlar›z;
sat›yor; satt›rmayaca¤›z demek için sokaklarda, meydanlarda özgürlük ateflleri yakal›m; “Amerikan sald›rganl›¤›na hay›r” diyelim. 24
Gecekondularda, iflyerlerinde, köylerde, kasabalarda, fabrikalarda... Bizi hesaba katmayan Amerikanc› iktidara karfl› öfkemizi hayk›rmal›y›z, bizim karfl› olmam›za ra¤men Amerikan sald›rganl›¤›na ortak olamayaca¤›n› göstermeliyiz. Amerika’n›n imparatorluk ç›-
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
Kapal› kap›lar ard›nda, iktidarlar›n ve generallerin pazarl›klar›n›, kan›m›z ve kardefl halklar›n kan› üzerine yap›lan hesaplar›n› biz bozar›z. Sesimizi, Amerika’dan Avrupa’ya, Ortado¤u’dan Asya’ya dünyan›n dört bir yan›ndan yükselen “Kahrolsun Amerika” sloganlar›yla birlefltirelim. Dökecekleri kanlar› dolara çevirmek isteyen Amerikan imparatorlu¤unun ve iflbirlikçilerinin karfl›s›na Türkiye halk› olarak dikilelim.
“Savafl karfl›tl›¤›” Yükseliyor Bafll›k esasen tüm ülkeler, bütün halklar için rahatl›kla söylenebilecek bir durumu ifade ediyor. Ama biz, özellikle son bir ay içinde sokaklara yans›yan Amerika ve ‹ngiltere’deki “savafl karfl›tl›¤›”ndan sözedece¤iz. Irak’a sald›r› karar›n›n sahibi her iki ülkenin iktidarlar› da kendi halklar›n›n tepkileri ile karfl› karfl›ya kalm›fl durumda. Hem de aylard›r söyledikleri yalanlara, medya deste¤ine ve “terör” demagojilerine ra¤men. Bu tepkileri dikkate almama, duymama tavr›n›n ne kadar sürdürebilecekleri önümüzdeki süreçte ortaya ç›kacakt›r. Her kesimden insanlar var Irak’a sald›r›ya karfl› ç›kan. ‹flçisinden, memuruna, gençli¤inden, küreselleflme karfl›t›na, kad›n kurulufllar›ndan kiliselere, üniversitelerden ayd›nlara kadar bir çok kesim hep bir a¤›zdan “Irak’a sald›r›ya hay›r” diyor. Bu karfl›tl›k, gösterilerde at›lan sloganlara, tafl›nan pankartlara dikkat edildi¤inde; salt fliddete karfl› ç›kan, sadece “savafla hay›r” diyen, yaln›zca “bar›fl hemen flimdi” ile yetinen bir karfl›t28 Eylül 2002 ‹ngiltere
l›¤›n ötesinde bir niteli¤in potansiyelini tafl›yor. Örne¤in, Amerika’da binlerce insan “uluslararas› terörist Bush” slogan›yla, 11 Eylül’den bu yana en üst düzeyde yap›lan “terör” demagojilerinin tükeniflini anlat›yor, Amerika’n›n imparatorluk politikas›na hay›r diyor. Yine onbinler “Petrol için Irak’a sald›r›ya hay›r” slogan›yla savafl›n niteli¤ini ortaya koyuyor. Bunun da ötesinde halklar, sadece “protesto” hareketiyle kalmayarak, gücünü ortaya koyma ve Amerika’n›n sald›r› planlar›n› bozma hedefiyle kendine güvenli bir havay› yans›t›yor. Amerika’da ›srarla her gün birçok kentte yap›lan gösteriler, 28 Eylül’de ‹ngiltere’de soka¤a dökülen yar›m milyon insan ve yine ‹ngiltere’de “genel direnifl günü” ilan edilen 31 Ekim bunun en somut örnekleridir. Do¤ru olan bu; “Savafla Hay›r” demek tek bafl›na bir fley ifade etmez. “Amerikan sald›rganl›¤›na, Amerikan iflgalcili¤ine, Amerika’n›n imparatorluk politikalar›na” genel bir direnifli yaratma hedefiyle “HAYIR” demeliyiz.
Örnek “Genel Direnifl Günü”
‹ngiltere’de 31 Ekim “genel direnifl günü” ilan edildi ve ülke çap›nda yap›lacak eylemler, Savafl Karfl›t› Koalisyon taraf›ndan flöyle aç›kland›; “Oturma eylemleri, meflaleli ve mumlu yürüyüfller, iflgaller, ifl durdurmalar, yollar›n trafi¤e kapat›lmas›, sald›rganlara üs veren ülkelerin elçilikleri önünde gösteriler, okullarda e¤itimin durdurulmas› veya s›n›flarda savafl›n tart›fl›lmas›, büyük kentlerde dev yürüyüfller...” Koalisyon, ayr›ca, tüm il, ilçe ve kasabada eylemlerin yap›laca¤›n› duyurdu ve “kentlerde her mahallenin savafl karfl›t› alan haline gelmesi gerekti¤ini” belirtiyor.
Bizim Ö¤retim Üyeleri Nerede? Amerikal› 12 bin ö¤retim üyesi, Irak’a yönelik olas› bir ABD sald›r›s› ve iflgaline karfl› “hay›r” diyor. Milliyet’ten Melih Afl›k, köflesinde “bizim profesörler ne yap›yor” diyor. Evet, do¤ru bir soru. Bizim ö¤retim üyelerimizin yan›bafl›m›zda haz›rl›klar› süren savafla karfl› neden “t›k”› ç›km›yor? Amerika’n›n bir halk› bombalayacak olmas›, imparatorluk stratejisini aç›kça ilan etmifl olmas› “rahats›z” etmiyor mu? ‹flgalcili¤e, savafla, halklar›n iradesinin yokedilmesine karfl› ç›kmayan bir bilim adam› gerçekten bilim insan› m›d›r, ayd›n m›d›r? Ya da flöyle soral›m; bugün susan, gençlerimize ne ö¤retecek? Bir tarihçi ne anlatacak? Bir hukukçu ne diyecek? Bugünkü tabloya bak›nca gördü¤ümüz flu; bizim ö¤retim üyeleri direnenler karfl›s›nda susar, düflüncenin yokedilmesi için yap›ld›¤› tart›flmas›z olan F tiplerinin yan›nda olur, savafl›n sessiz taraftar› olur, hukuksuzlu¤un izleyicisi olur ve nihayetinde 28 flubatç›, Genelkurmayc› olur... Yokedilen sadece üniversitelerin özerkli¤i de¤ilmifl demek ki; esas olarak yokedilen üniversiteleri üniversite yapan beyinler, beyinlerdeki ayd›nl›k düflüncelerdir. Bu tabloyu bütün ö¤retim üyeleri sorgulamak zorunda de¤il mi?
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
25
12 y›ll›k gelenek, 13. kez, gençli¤in taleplerini dile getirecek
6 KASIM’DA BOYKOTA! Örgütsüzlü¤ün, bireycili¤in parmakl›klar› ard›na, markalar›n dünyas›na hapsedilmeye çal›fl›lan Türkiye gençli¤i! Çarp›t›lm›fl özgürlüklerin peflinde gerçek özgürlük kavgas›ndan uzaklaflt›r›lmaya çal›fl›lan Türkiye gençli¤i! F tipine çevrilmifl bir ülkede, k›fllaya ve ticarethaneye çevrilmifl üniversitelere mahkum edilen Türkiye gençli¤i! 6 Kas›m, böyle bir tutsakl›¤›, böyle bir afla¤›lanmay›, bu hak ve özgürlük gasplar›n› kabul edip etmeyece¤ini gösterece¤iniz gündür. Halk›na, ülkesine sevgisi, bilime, tarihe sayg›s›, kendine sayg›s› olan, hak ve özgürlükleriyle insanca yaflama hakk› oldu¤una inanan hiç bir genç, bunlar› kabul edemez.
Böyle bir ülkede kimse susamaz; gençlik hiç susamaz! Nas›l bir ülkede yafl›yoruz? Bu sorunun cevab› sayfalarca da tutabilir. Ama biz fazla uzatmayal›m: Buras›, devletin polisinin üniversite kap›s›n›n önünden geçerken “iflte buras› hain yuvas›” diye slogan att›¤› bir ülkedir. Çünkü bu ülke, haktan, özgürlükten yana her türlü düflüncenin “teröristlik, vatan hainli¤i” olarak suçlan›p ezilmeye çal›fl›ld›¤› bir ülkedir. Çünkü bu ülkede, emperyalistlerin ve iflbirlikçilerinin soygun düzenini pürüzsüz sürdürebilmek için, her türlü muhalefetin sindirilmesi, de¤iflmez politikad›r. Gençli¤in tarihsel bir rolü vard›r. Bu rol, onun, halk›n genifl kesimlerine nazaran bilimden, gerçekleklerden pay›n› daha fazla alarak ayd›nlanm›fl olmas›ndan ve gençli¤in dinamizminden, cüretinden gelir. Tarih boyunca, iflgallere, zulme, haks›zl›klara karfl› isyanlar›n ana 26
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
gücü gençlik olagelmifltir. Ülkemizde de böyle olmufltur. 12 Eylül cuntas›n›n gençli¤in üzerinden silindir gibi geçmesi, üniversitelerin bafl›na YÖK gibi bir bask› mekanizmas›n› yerlefltirmesi de bunun sonucudur. Bugün; Mahir Çayan’›n benzetmesiyle söylersek, gençlik, harekete geçiren bir “fitil” rolünü oynamaktan belli ölçülerde uzaklaflt›r›lm›flt›r. Büyük ölçüde örgütsüzlefltirilmifl olmas› ve ideolojik, kültürel çarp›kl›klar, bu sonucu ortaya ç›karm›flt›r. Bu durum elbette ki de¤ifltirilemez de¤ildir ve de¤ifltirilmelidir.
Talan edilen bir ülkenin gençli¤i susamaz! “Düzenin üniversiteler politikas›” tek bafl›na ele al›nd›¤›nda, ortaya ç›kacak tablo biraz anlafl›lmaz olurdu. Çünkü, üniversitelerde, neyi, niçin yapt›klar›n›n cevab› olmazd› böyle bir ele al›flta. YÖK’ü 12 Eylül’den, üniversitelerin ticarilefltirilmesi, sömürge bir ülke olmam›z gerçe¤inden, gençli¤in örgütsüzlefltirilmesi IMF’den ayr› düflünülemez. IMF herfleyi metalaflt›rman›n, herfleyi parayla al›n›p sat›labilir hale getirmenin ad›d›r. Üniversiteler ticarethane, bilgi, parayla al›n›p sat›lan bir nesnedir. Bilgi isteyen, paras›n› ödeyecek, paras› olmayan okuyamayacak! Düflünün ki, emperyalizmin politikalar›yla, bu ülkenin 10 milyon açl›k s›n›r›na getirildi. Düflünün ki, 40 milyon yoksulluk s›n›r›nda. Düflünün ki, emperyalist tekellere peflkefl çekilmedik ne bir maden, ne kurulu bir iflletme kalm›yor. Emperyalist iflgal, de¤iflik bir biçimde her gün biraz daha yay›l›yor. Üniversite mezunu bir kifli, yar›n emperyalist tekellerin ve ortaklar›n›n hizmetinde çal›flmaktan baflka bir “ifl alan›” bulamayacak. Halk›n açl›¤›na, vatan›n iflgaline sessiz kalan, kendi gençli¤ini de, gelece¤ini de yokediyor demektir.
Zulmedilen bir halk›n gençli¤i susamaz! “‹flkenceci ülke” tan›m›, ne yaz›k ki “Türkiye düflmanlar›”n›n yak›flt›rd›¤› bir tan›m de¤il; Türkiye gerçe¤inin ta kendisi. Düzen demokrasiyle de¤il, faflizmle yönetiyor. ‹flçinin, memurun, köylünün, gençli¤in en hakl›, meflru taleplerinin karfl›s›nda coplar›, panzerleri bulmas›, uzun siyasi tahlilleri gereksiz k›lan bir gerçek de¤il mi? Bu ülkenin okullar› “bilim yuvas›” diye de¤il, “hain yuvas›” diye görüldü¤ü için, YÖK-polis iflbirli¤iyle, 20 y›ld›r yüzbinlerce ö¤rencinin ö¤renim hakk› gasbedilmifltir. Onbinlerce ö¤renci, iflkence tezgahlar›ndan geçirilmifltir. Bu ülkede hak, özgürlük, ba¤›ms›zl›k, demokrasi, adalet, eflitlik isteyenler, ony›llard›r infazlarla, kay›plarla, faili meçhullerle alenen imha edildiler. Ülkemizin sokaklar› kan gölüne döndü. Ve bu kan, hala duruyor döküldü¤ü yerde. ‹flkence tezgahlar› hala çal›fl›yor. ‹flkenceciler, katiller hala düzenin himayesinde. Yetmiyor bask› ve zulüm mekanizmas›. F tipleri yap›ld›. ‹ki y›ld›r bir zulüm makinas› olarak yüze yak›n insan›m›z›n can›n› ald›. Ama F tipleri de yetmiyor düzene. Bütün ülkeyi F tipi haline çevirmek istiyorlar. Bunun içine, fabrikalar da, flehirler de, gecekondu semtleri de, okullar da dahil.
Gençlik, gelece¤ini ve kiflili¤ini YOK etmek isteyen YÖK karfl›s›nda susamaz! YÖK, F tipine çevrilmifl yüksek okullar›n baflgardiyan›d›r. Art›k o hale gelmifltir ki, MGK’dan daha MGK’c›, iflkenceciden daha iflkenceci, patrondan daha patrondur. Faflizmin üniversitelerdeki ana kurumlaflmas› olan YÖK; hak ve özgürlüklerini isteyen gençli¤in bafl düflman›d›r.
YÖK’e Amerikan Sald›rganl›¤›na, F Tiplerine Hay›r Demek ‹çin...
Amerikan›n imparatorluk politikalar› ve haks›z savafllar› karfl›s›nda dünya gençli¤i susamaz! Dünya halklar›n› açl›¤a, yoksullu¤a, sadakalara mahkum eden, bu küresel adaletsizlik düzenine boyun e¤meyen her ülkeyi, örgütü ve kifliyi bombalarla yak›p y›kan, tehditler ya¤d›ran bir imparatorluk var karfl›m›zda. ‹mparatorluk, düflünen, sorgulayan, elefltiren insan istemiyor. Böyle bir dünyada yaflamak, hiç bir gencin hayallerini süsleyemez. Böyle bir dünya, hayallari öldüren, genci yafll›s›yla herkesi tekellerin kölesi olarak görmek isteyen bir dünyad›r. Afganistan’a, Irak’a sald›r›, bu amac› gerçeklefltirmek içindir. Gençlik, iflte bu nedenle ABD imparatorlu¤unun mazlum halklara sald›r›s›na sessiz kalamaz. Ülkemiz gençli¤i, tarihine, ülkesine, halk›na ve dünyaya borcunu, ba¤›ms›zl›k için mücadeleyle, faflizme karfl› direnerek ödeyebilir. Bu ülkede ne gençli¤e, ne halka baflka türlü bir gelecek yoktur.
6 KASIM’DA BOYKOTA! Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
27
6 KASIM’DA Zehralar›n, Cengizlerin Zeyneplerin... fedakarl›¤›, cüreti, idealleri tafl›nacak alanlara O anfiler nice ateflli konuflmalara tan›k oldu. Kampüslerin meydanlar›, coflkulu sloganlara tan›k oldu. Zaman oldu anti-emperyalist mücadelenin, zaman oldu anti-faflist mücadelenin bayra¤› dalgaland›r›ld› üniversitelerden. Kampüs s›n›rlar› içinde kalmay›p, gecekondu semtlerine, köylere, fabrikalara, flehirlerin büyük meydanlar›na tafl›nd› bayrak. “Gençli¤in rolü” üzerine teorik tart›flmalar›n ötesinde, ülkemiz gençli¤inin onur, gurur dolu tarihi böyleydi iflte. Bu ülke üzerine hesap yapan tüm egemen ve zalim güçler, planlar›nda bu yüzden hep ilk s›ralardan birine koydular gençli¤i. Bu gençlik, yurtseverdi. Bu gençlik devrimciydi. Bu gençlik halkç›yd›. Bu gençlik onurluydu. Özgürlü¤üne tutkundu. Bunu de¤ifltirmek laz›md›. Baflka “türde” bir gençlik yarat›lmal›yd›. Bu tür; duyars›z, bencil, ç›karc›, sorumsuz olmal›yd›. Bu afla¤›l›k düzen için bir sorun olmamal›yd›!
Gençli¤in irade ve onur savafl› Böyle bir gençlik yaratman›n en kestirme yolu elbette önce gençlik örgütlenmelerini, devrimci ö¤rencileri tasfiye etmekten geçiyordu. Bunun için kendi yasalar›n› bile ayaklar alt›na alan bir terör uyguluyorlar y›llard›r. Devrimci, demokrat, yurtsever ö¤renciler, en s›radan gerek-
Seçim Sonras› 6 Kas›m Boykotu, 20022003 ö¤renim y›l›n›n ilk güçlü eylemi olacak. Ama sonras›nda da gençli¤i direnmesi gereken daha pek çok sald›r› bekliyor. - YÖK'ün haz›rlad›¤› ve harçlar 4.5 kat artt›racak olan, seçim nedeniyle ertelenen Yükse-
28
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
çelerle okuldan uzaklaflt›r›ld›, at›ld›, gözalt›na al›n›p tutukland›. Bütün bunlar›n sonucunda devrimci ö¤rencilerin bir çok okulda etkinliklerinin önemli ölçüde s›n›rland›¤› do¤rudur; ama bu devrimci ö¤rencilerin güçlü bir 6 Kas›m örgütlemelerine engel olmamal›d›r. Bu da bir yerde, YÖK’ten bu yana süren bir irade savafl›d›r. Gençlik, bu savafl›, YÖK’ün kazanmas›na izin veremez. 6 Kas›m gelene¤i, iflte bu irade savafl›nda, gençli¤in en önemli mevzilerinden, barikatlar›ndan biridir.
6 Kas›m, bugüne güçlü bir ses, yar›na güçlü bir miras olabilmelidir! 6 Kas›m sadece bir günle s›n›rl› bir “eylem” de¤ildir. Örgütsüzlefltirilmeye çal›fl›lan gençli¤in örgütlenme arac›, bireycilefltirilmeye çal›fl›lan gençli¤in birli¤ini gelifltirme arac›, söz irade karar hakk› gasbedilen gençli¤in söz ve karar hakk›n› kulland›¤› bir zemindir. 6 Kas›m böyle görülmeli, bu anlay›flla örgütlenmelidir. 6 Kas›m eylemleri, sadece, gelene¤i biçimsel olarak yaflatmay› amaçlayan bir eylem olarak ele al›namaz. 6 Kas›m’›n ortaya ç›k›fl›, sonraki y›llardaki çeflitli pratikler hat›rlan›rsa, 6 Kas›m’›n bunun daha ötesinde dinamikleri ve anlamlar› oldu¤u da daha iyi anlafl›l›r.
kö¤renim Yasa Tasla¤› gündeme gelecek. - Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu üniversitelere devretmek isteyen bir baflka yasa tasar›s› da TBMM'de bekliyor. Zaten yetersiz olan yurtlar, iyice azalacak. - Harçlar›n azalt›lmas›n› isteyecek, katliamlar› protesto edecek, ABD’nin sald›rganl›¤›na
karfl› ç›kacak, tecritin kald›r›lmas›n› isteyecek... gençli¤i yine bask›lar, coplar, cezalar bekliyor olacak. Gençlik bu sald›r›lar›, 6 Kas›mdan ald›¤› maddi ve moral güçle püskürtebilir. 6 Kas›m, bütün bir mücadele y›l› için, gençli¤in güç biriktirdi¤i bir mücadele günü olmal›.
1990’daki ilk 6 Kas›m, boykotun karar›n› almaktan boykotun örgütlenmesine kadar kitlesel bir karakter tafl›yordu. Boykot düflüncesi ilk olarak yaklafl›k 150 ö¤rencinin kat›ld›¤› ‹YÖ-DER Meclisi’nde gündeme gelmiflti. Sonra dalga dalga yay›ld› bu düflünce. Yüzlerce “boykot komitesi”yle tüm ö¤renci gençli¤i sard›. Sadece ‹stanbul’da yüzden fazla komite oluflturuldu, bine yak›n ö¤renci yerald› bu komitelerde. Bazen daralarak, bazen geniflleyerek sonraki 6 Kas›mlarda da buna benzer örgütlenmeler oluflturuldu. 6 Kas›m, düzenin çok çeflitli kanallardan beynine girdi¤i, ders ve polis copu kuflatmas› alt›nda nefessiz b›rakt›¤› genifl gençlik kitlelerine ulaflman›n bir arac›d›r. Ancak böyle de¤erlendirildi¤inde, mevcut geliflmelere bir tav›r alman›n ötesinde, gençli¤in örgütlenmesini gelifltiren, 6 Kas›m’dan sonraya güç aktaran bir eylem olabilir.
Gençli¤in aln› k›z›l bantl› arkadafllar› ve ö¤retmenleri Oligarflinin ne bask›lar›, ne ideolojik, kültürel sald›r›lar›, ülkemiz gençli¤inin Cananlar›, Zeynepleri, Zehralar›, Ali R›zalar›, Hamiyetleri, Ferdalar› ç›karmas›n› engelleyememifltir. YÖK’ün ördü¤ü hiçbir çember, onlar› hapsedemedi. Asl›nda 12 Eylül ve YÖK’ün, ve MGK gibi, IMF gibi bilumum gençlik düflman› kurumlar›n gençli¤in etraf›na ördü¤ü çemberler delik defliktir. Her koflulda, tüm bedelleri göze alarak gençli¤in mücadelesini
örgütleyenlerin açt›¤› gediklerdir onlar. 6 Kas›m, oligarflinin kuflatmas›na karfl›, gençli¤in kitlesel yürüyüflüdür. Örülmek istenen çember ne kadar güçlü yürünürse, o kadar büyük parçalar halinde parçalanacakt›r. 2002 6 Kas›m’ ›nda Cananlar›n, Zehralar›n, Zeyneplerin, Cengizlerin cüretini tafl›yacaks›n›z alanlara. Onlar da üniversitelerin anfilerinden geçmifllerdi. 3. y›l›na giren direnme savafl›nda flehit düflen ölüm orucu direniflçileri içinde, onlarca Dev-Gençli vard›. Üniversitelerde yürüttükleri akademik, demokratik mücadelenin içindeyken iflkencelerle, komplolarla tutuklan›p F tiplerine at›lm›fllard›. Üniversite ö¤rencisiydiler. Yani esas›nda bu düzen içinde “flansl›” say›labilecek bir kesim içine kat›labilmifllerdi. “Kendilerini kurtarmay›” düflünselerdi, buna imkanlar›, milyonlarca gençten daha fazlayd›. Ama böyle davransalard›, YÖK’ün düzenin onlar için haz›rlad›¤› çemberin tam ortas›na düflmüfl olurlard›. Düzenin istedi¤i kal›plara girmifl olurlard›. Emperyalizme ba¤›ml› bir ülkede, emperyalist tekellere ba¤›ml› ekonominin, siyasetin hizmetinde olmaktan baflka bir fley geçmezdi ellerine. Onlar, tercihlerini, halktan, bilimden, özgürlükten, onurdan yana yapt›lar. Bu tercihin bedeli a¤›r olabilirdi. Onu ödeyebilecek fedakarl›¤a ve cürete de sahiptiler. Gençlik, 6 Kas›m’da iflte bu bilinci, sorumlu¤u, fedakarl›¤› ve cüreti tafl›yacak meydanlara.
Zehra Kulaks›z, 2000 6 Kas›m Boykotu s›ras›nda... Zehra, 2001 29 Haziran’›nda ölüm orucunda flehit düfltü. “6 Kas›m’da boykota” bildirilerini da¤›t›rken de, “YÖK’e ve Savafla Karfl›” yaz›l› dövizi tafl›rken de, Aln›na k›z›l bant› tak›p ölüm orucuna yatt›¤›nda da amac› ayn›yd›. Ba¤›ms›z, demokratik bir ülkede yaflamak; e¤itimin, bilimin halk için oldu¤u bir üniversitede okumak istiyordu.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
29
2 y›l
Direnifl ve devrimcilik! Direnifl ve lafazanl›k! - Önceki say›dan devam -
Çarp›tmalar› düzelten, maskeleri düflüren bir süreç!
Yaz›m›z›n ilk bölümünü “Büyük sözler, e¤er ayn› büyüklükte bir siyasi cürete sahip de¤ilseniz, bir k›ymet ifade etmezler.” diyerek bitirmifltik. Direnme savafl›, çeflitli kesimlerin siyasi iddialar›yla, pratikleri aras›ndaki uçurumu a盤a ç›kar›rken, Türkiye solunda ideolojik ve kavramsal çarp›kl›klar›n ne ölçüde yayg›nlaflt›¤›n› da gösterdi. Bu kesimlerin kimi sözcüleriyle, temsilcileriyle tart›flma yürütürken, bir solcuyla, devrimciyle, sosyalist ayd›nla m›, yoksa Sami Türk’le mi tart›flt›¤›m›z› kar›flt›rmak iflten bile de¤ildi. Ortada dolaflan çarp›t›lm›fl kavramlar, kendi bafllar›na dolaflm›yordu. Onlar› dolaflt›ran bol miktarda da çarp›klaflm›fl solcular, devrimciler, ayd›nlar vard›. Bu kesimleri, art›k geçmiflte oldu¤u gibi, reformist, revizyonist, oportünist gibi kavramlarla nitelendirArmutlu’da katliam; Armutlu’daki direnifl evlerine sald›ran polis, biri ölüm orucu direniflçisi dört kifliyi katletti. 5 Kas›m 2001 - Armutlu’ya yap›lan sald›r›y› protesto etmek için Tekirda¤, Sincan ve Kand›ra F tiplerinde gerçeklefltirilen feda eylemlerinde üç tutsak flehit düfltü. 13 Kas›m 2001 - Panzerlerle, gaz bombalar›yla Armutlu’ya yeni bir bask›n düzenlendi. Alibeyköy’deki direnifl evi bas›ld›. Onlarca kifli gözalt›na al›nd›. 13 Kas›m 2001 - Armutlu’da bir evi gasbeden polis, eve “Kü-
30
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
mek bile yeterli de¤ildi. Çünkü sola, devrime, devrimcili¤e dair ne varsa, onlar› sadece bir maske olarak tafl›yorlard›. Çoktan saf de¤ifltirmifllerdi. 1990’l› y›llar, devrimcili¤in, ilericili¤in, denilebilir ki, tarih boyunca en fazla çarp›tmaya maruz kald›¤› dönemdir. Önceki dönemlerde de, solla, devrimcilikle iliflkisi olmayan bir çok politika ve kavram, sola, devrimcili¤e maledilmeye çal›fl›lm›flt›r; ama hiç bir dönem, 1990’larda oldu¤u gibi, bu kavramlar 180 derecelik aç›larda tersine gösterilmeye çal›fl›lmam›flt›r. Düpedüz karfl›-devrimciler “ilerici, yenilikçi” diye ilan edilirken, ileriyi savunanlar, gerici, muhafazakar diye adland›r›l›r oldular. Sosyalizmin temel de¤erlerini ve teorilerini inkar edenler, burjuvaziden “yenilikçi, ça¤dafl” diye övgüler al›yorlard›. Karfl›devrimci darbeler, komplolar “halk ayaklanmas›” diye sunuluyordu.
‹ki Y›l›n Kronolojisi-III çükarmutlu Geçici Asayifl Karakolu” levhas›n› ast›. Kas›m 2001 - Kad›n örgütlerinin F tiplerine karfl› ‹stanbul’da yapt›¤› eyleme polis sald›rd›, 35 kad›n gözalt›na al›nd›. 29 Kas›m 2001 - ‹stanbul, Ankara, ‹zmir, Antalya Baro baflkanlar›, “üç kap› üç kilidin aç›lmas›” ça¤r›s›nda bulundular. 5 Aral›k 2001 - Ölüm orucunda sakat b›rak›lanlar›n tedavisi için kurulan Sevgi Rehabilitasyon Merkezi, güvenlik gerekçesiyle kapat›ld›. 10 Aral›k 2001 - Direniflin d›flar›daki sesi olan Vatan Dergisi bürosu, polis taraf›ndan bas›ld›. 18 Aral›k 2001 - 19 Aral›k katli-
am›n›n 1. y›ldönümünde, Gazi Mezarl›¤›’nda, Bayrampafla Hapishanesi önünde anmalar ve çeflitli flehirlerde gösteriler yap›ld›. Aral›k 2001 - Çeflitli legal partiler, ayd›n ve sanatç›lar, hukukçular, onlarca DKÖ, dört baro’nun “üç kap› üç kilit” ça¤r›s›n› desteklediklerini aç›klad›lar. Aral›k 2001 - Sami Türk üç kap› üç kilit önerisinin “kabul edilemez” oldu¤unu aç›klad›. 27 Aral›k 2001 - Anadolu TAYAD kapat›ld›. Ocak 2002 - Tutsaklara direnifli b›rakma flart›yla “haftada 5 saat” ortak alanlara ç›kma hakk›(!) veren tecriti itiraf genelgesi F tiplerinde yürürlü¤e girdi.
Bunu da emperyalizmin her alandaki politikalar›ndaki pervas›zl›¤›ndan ayr› düflünmemek gerek. Uluslararas› hukuku, uluslararas› kurulufllar› hiçe sayan, askeri sald›rganl›kta iyice pervas›zlaflan ve bunu 1991 Irak sald›r›s›nda ortaya koyan emperyalistler, s›n›flar mücadelesi tarihini de yok saymakta bir sak›nca görmüyor, ayn› pervas›zl›¤› ideolojik sald›r›lar›na da yans›t›yorlard›. Tabii iflin as›l olumsuz yan›, bu pervas›z sald›r›lar›n solda yaratt›¤› tahribatt›. Bu kavramlar›n, tan›mlamalar›n kendine sosyalist, komünist, devrimci diyenler taraf›ndan da kabul görmesiydi. Kendilerine komünist diyenler “yeni aç›l›m”lar, peflindeydiler. Bu tür aç›l›mlar›n aç›ld›¤› yer, eski bir batakl›kt›; burjuvazinin, düzenin batakl›¤›. Bu batakl›kta, halk›n ç›karlar› ad›na emperyalistlerle iflbirli¤i, devrimcilik ad›na Avrupac›l›k do¤al görülür hale geldi. Bu batakl›kta, beyinler zehirlendi, devrimci hareketlere, halklar›n direnifllerine, fliddetine burjuvazinin kavramlar›yla bak›lmaya baflland›. Direnifl karfl›s›nda, tüm bunlar, ç›r›lç›plak a盤a ç›kt›. Bu maskeli solcular, sosyalistler, Avrupa emperyalizminin tezlerini devrimcilere karfl› savunuyorlard› art›k. Devlet katlederken, devlete de¤il, direnenlere k›z›yorlard›. K›sa süreli bir direniflte, tekil bir olayda, bütün bunlar belki yine üstü örtülebilen taAvukatlar, “üç kap› üç kilit” önerisinin kabul edilmesi için ‹stanbul’da bir yürüyüfl yapt›lar. fiubat 2002 - Sami Türk, “e¤er bas›n ilgi göstermezse, F tiplerindeki varolan uygulamalar devam ederse, ölüm oruçlar› 6 ay, en geç bir y›l içinde biter” dedi. 16-17 fiubat 2002 - TAYAD’l› Aileler Ankara K›z›lay’da yapt›klar› gösteriyle tecrite son verilmesini istediler. 14 Mart 2002 - TAYAD’l› Aileler “Tecrite Hay›r” bafll›kl› bir imza kampanyas› bafllatt›lar. 16 Mart 2002 - Dünya Tutsaklar Günü nedeniyle Hamburg’da yap›lan mitingte F tiplerine karfl› direnifl desteklendi. 9, 10, 16, 21, 31 Mart 2002 -
v›rlar halinde kalabilirdi. Ama direnifl uzad›. Direnifl üçüncü y›l›na girdi. Direnifl gerçekleri anlat›yordu. Direnifl tercihleri a盤a ç›kar›yordu. Bütün bunlar›n sonucunda, direnifl, 1980’ler sonras›n›n en keskin ayr›flt›rmas›n› gerçeklefltirmifltir diyebiliriz. Kim devrimci politika, kim düzen içi politika yap›yor, kim hayat›n her alan›nda devrimci prati¤i sürdürüyor, kim prati¤ini düzenin statükolar› içinde sürdürüyor, ayr›flm›flt›r.
Yanl›fllardan dönmek erdemdir! fiimdi, direnifl 3. y›l›na girerken, herkes kendine flu soruyu sormal›d›r: Örgüt, direnifl, radikallik, fliddet düflmanl›¤› yerine, spekülasyonlar, küçük hesaplar yerine direnifl etraf›nda birleflilseydi, ne olurdu? fiuras› çok aç›k ki, solun önemli bir bölümü, hatta direniflin içinde olanlar da dahil, sürekli spekülatif yorumlarla u¤raflt›lar, Parti-Cepheliler flöyle yapmak istiyor, böyle yapmak istiyor, ha bitirdiler bitirecekler türü spekülasyonlar üzerinden politika belirlediler. Asl›nda Cephelilere maletmeye çal›flt›klar› o düflünceler, kendi niyetlerinin bir ifadesiydi... Direnifl
Befl ölüm orucu direniflçisi peflpefle flehit düfltü. 29 Mart 2002 - TAYAD imzalar›n say›s›n›n 15 bine ulaflt›¤›n› aç›klad›. 10 Nisan 2002 - Ölüm orucu gazilerine karfl› polis provokasyonlar› sürüyor. 13 Nisan 2002 - Ankara’da, TAYAD, THAY-DER ve TUYAB taraf›ndan “Tecrit Kald›r›ls›n, Üç Kap› Üç kilit aç›ls›n” talebiyle yaklafl›k 2500 kiflinin kat›ld›¤› bir miting yap›ld›. 30 Nisan 2002 - “Cezaevi sorunu”nun MGK gündeminde oldu¤u aç›kland›. 1 May›s 2002 - Ölüm orucu direniflçilerinin al›nlar›ndaki k›z›l bantlar, 1 May›s alanlar›nda dalgalanan k›z›l bayraklar oldu. Meydanlardan direnifle destek sloganlar› yükseldi. 1 May›s 2002 - 8. Ekip, hücre-
lerde k›z›l bantlar›n› kuflanarak ölüm orucuna bafllad›. 28 May›s 2002 - DHKP-C ve TKEP/L d›fl›ndaki siyasi hareketler, ölüm orucunu b›rakt›klar›n› aç›klad›lar. 10 Haziran 2002 - DHKP-C’li tutsaklar yapt›klar› aç›klamada, direniflin sürece¤ini aç›klad›lar. Haziran 2002 - “Hücre Duvarlar›n› Y›kal›m, ‹nsanlar› Yaflatal›m” ça¤r›s›yla tutsak ailelerinin, gençli¤in, sanatç›lar›n kat›ld›¤› gösteri ve toplant›lar yap›ld›. 15 Haziran 2002 - KESK, D‹SK ve TÜRK-‹fi’e ba¤l› onlarca sendika ve TMMOB, ortak bir aç›klamayla tecrite karfl› ç›kal›m, insanlar› yaflatal›m ça¤r›s› yapt›lar. 23 Haziran 2002 - TAYAD’›n ça¤r›s›yla, 2500 kifli Kemerburgaz’da düzenlenen piknikte bir araya geldi.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
31
spekülasyoncular›, kendi spekülasyonlar›yla baflbafla b›rakt›. Vay bitirecekler, flunu kabul ettiler hezeyanlar› aras›nda, direniflin d›fl›na düflen spekülasyonlar›n sahipleri oldu. Birey özgürlü¤ü, örgüt içi demokrasi, eylem biçimleri, yaflam›n kutsall›¤› üzerine kafa yorduklar› kadar, direniflin zaferi üzerine kafa yorsalard›, direnifli mahkum etmek için harcad›klar› enerjiyi, zulmü geriletmek için harcasalard›, kuflkusuz bir çok fley farkl› olur, farkl› geliflirdi. Direniflin nihai sonucu üzerinde ne gibi bir etkisi olurdu bilemeyiz, ama en az›ndan kendileri aç›s›ndan çok daha iyi olaca¤› kesindir. Devrimcilikle lafazanl›k aras›ndaki s›n›r›n devrimcilik taraf›nda kalm›fl olurlard› o zaman. Elbette bunlar›n her biri, direnifli güçlendiren de¤il,zay›flatan yanlard›. Direniflin iki y›l›, denilebilir ki, halktan yana olanlar için, hak ve özgürlük isteyenler için, ayn› zamanda “kaç›r›lm›fl bir f›rsat”t›r. Bask›dan kaç›nmak için direnifli sahiplenmediler; ama sahiplenmeme veya yar›ma¤›z, tereddütlü sahiplenme daha büyük bask›lar› Ölüm yürüyüflünde 24 ölüm orucu direniflçisi oldu¤u belirtildi. 14 Temmuz 2002 - TAYAD’l›lar, Gazi Halk Meclisi’nin düzenledi¤i flenlikte, 5 bin kifli taraf›ndan Ankara’ya u¤urland›. 15 Temmuz 2002 - 110 Bin ‹mza Ankara’da. Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelen TAYAD’l›lar, imzalar› meclis, bakanl›k, AB temsilcili¤i gibi çeflitli kurumlara ilettiler. 15 Temmuz 2002 - Volkan A¤›rman Kand›ra F Tipi hücrelerinde intihar etti. 31 Temmuz 2002 - TAYAD ve TUYAB’l› aileler, Almanya Konsoloslu¤u’na dilekçe vererek “F Tiplerinden deste¤inizi çekin” ça¤r›s› yap›ld›. Sonraki haftalarda da di¤er Avrupa ülkelerinin konsolosluklar› önünde eylemler
32
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
getirdi. S›n›flar mücadelesinde “kararl›l›k” hemen her zaman mücadelenin seyri ve biçimlenifli üzerinde önemli etkisi olan bir unsurdur. Bu mücadelede, tereddüt, affedilmez bir zay›fl›kt›r. Oligarfli de bu kesimlerin tereddütünü affetmemifl, daha çok üzerlerine gitmifltir. Gecikerek de olsa, görülmelidir ki, 3. y›l›na giren direnifl, özgürlüklerden yana herkes için güçlü bir silah, sa¤lam bir mevzidir. Direniflin etraf›nda birleflmek, haklar ve özgürlükler mücadelesini gelifltirmektir.
Çarp›tmalar› düzelten, maskeleri düflüren direnifl, 3. y›l›na girerken de, kaçanlar, yan›lanlar da dahil olmak üzere, tüm kesimlere, haklar ve özgürlükler cephesinde birleflme ça¤r›s›ndan vazgeçmiyor!
de¤iflik kurum ve partilerin kat›l›m›yla devam etti.
pefle flehit düflen kad›n ölüm oruçcular›n›n say›s› alt› oldu.
3 A¤ustos 2002 - Erken seçim karar› nedeniyle Sami Türk Adalet Bakanl›¤›’ndan ayr›ld›, yerine Aysel Çelikel atand›.
10 Eylül 2002 - TAYAD’›n kampanyas› çerçevesinde Türkiye’de ve Avrupa’da toplanan 155 bin imza, Avrupa Parlamentosuna verildi. 14 Eylül 2002 - Direnifl gazileri, ‹stanbul’da yürüyüfl yapt›lar. Eylül 2002 - Aysel Çelikel tutuklu yak›nlar›yla görüfltü. “Üzgün” oldu¤unu aç›klad›.
11 A¤ustos 2002 - TAYAD’l› Aileler, Alibeyköy’de, ölüm orucu direniflini desteklemek için süresiz açl›k grevine bafllad›lar. 20 A¤ustos 2002 - TAYAD, Ekmek ve Adalet, Gençlik Gelecektir polis taraf›ndan bas›ld›. 24 A¤ustos 2002 - 23 A¤ustos’ta tahliye edilen ölüm orucu direniflçisi Feride Harman ölüm orucunu d›flar›da sürdürece¤ini aç›klad›. 31 A¤ustos 2002 - Zorla müdahale sürüyor. Fatma Tokay Köse, Ankara Numune Hastanesi’nde zorla müdahale sonucunda flehit düfltü. 10 Eylül 2002 - Hamide Öztürk’ün flehit düflmesiyle, pefl-
Eylül 2002 - Tutsaklar, Çelikel’e, kamuoyunu aldatmaya son vermesi ve tecriti kald›rmas› ça¤r›s› yapt›lar. 28-29 Eylül 2002 - TAYAD taraf›ndan düzenlenen “Hapishanelerde Yaflam ve Sa¤l›k Koflullar›” kurultay› yap›ld›. 20 Ekim 2002 - Direniflin 3. y›l›na girmesi nedeniyle ‹stanbul Galatasaray’da yap›lan gösteride “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” slogan› at›ld›.
Tecrit, fiiddettir! Tecrit, bir tek tokat›n at›lmad›¤› koflullarda bile fliddettir. Tecritin bizzat kendisi bir zor ve fliddet arac›d›r. Bu gerçe¤i en baflta görmesi gerekenler de, “her türlü fliddete karfl›y›z” diyenlerdir. “Üç kiflilik hücreye daha kolay gireriz.” Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü A. Suat Ertosun, henüz F tipleri aç›lmam›flken, hücreleri bu gerekçeyle savunuyordu. Her zamanki gibi aç›kça söylüyordu. Do¤ruydu; tutsaklar ko¤ufllardayken, istedikleri zaman, istedikleri gibi iflkence yapam›yorlard›. Tabii, yine iflkence, katliam yok de¤ildi; ama bunu yapmak istediklerinde, yüzlerce gardiyanla, jandarmayla operasyon çekmeleri gerekiyordu. Oysa flimdi, hücrelerde, bir iki tutsa¤›n oldu¤u hücreye on gardiyan dal›yor ve istediklerini yap›yorlar. F tiplerindeki tecrit mimarisi ve tecrit politikas› sayesinde hücrede arama s›ras›nda, say›mda, ziyarete ç›k›flta, hastane sevklerinde her fley, “dayak” gerekçesine dönüfle-
Tecrit’ten örnekler! - Bir buçuk y›ld›r buraday›m. Yan›mda iki arkadafl vard›. Onlar› yan›mdan ald›lar. - Sabah havaland›rma kap›s›n›n aç›lmas›yla karfl›na ç›kan kocaman havaland›rma duvar›ndan baflka bir yeri gördü¤ün yok. Bafl›n› kald›rd›¤›nda da sadece gökyüzünü görüyorsun. Bir de havaland›rman›n ortas›na yap›lm›fl pis kokular›n gelmekte oldu¤u logar kapa¤›n›... Bu darac›k alana k›st›r›lm›fl bir insan... - Ayn› mahalleden tan›d›¤›m bir arkadafl flimdi burada psikolojik problemlerle u¤raflmakta. Hastahaneye gönderdiklerinde sadece ilaçlar›n›n dozaj›n› yükseltip geri gönderiyorlar. Daha do¤rusu bizleri burada yaflayan ölüler haline sokmaya çal›fl›yorlar. - Halsizlik, eklem a¤r›lar›, bafl a¤r›lar›, kulak ç›nlamalar› gbi görünen etkiler bunlar... - Genel arama ve üst aramalarda tacize varan uygulamalar. Genel aramalarda savafl alan›n› aratmayan da¤›n›kl›klar, eflyalar›n bir çoklar› yerlerde sürünmekte. (Tekirda¤ F Tipi’nden Hüseyin ÖZEN’in avukat›na yazd›¤› mektuptan)
biliyor. Bir yapt›r›m› kabul etmedi¤inizde, onlarcas› üflüflüveriyor bafl›n›za. Sonras›n› herkes tahmin edebilir. Ama bütün bunlar, tecrit politikas›ndaki aç›k, görünür fliddeti oluflturuyor. Oysa, tecrit’teki fliddet, bundan çok daha farkl› biçimlere bürünmüfl ve belli bir amaca yönelmifl bir fliddettir. Maddi ve manevi fliddet, ayn› anda uygulanmaktad›r. Tecriti esas alan hapishane politikas›, fiziki ve psikolojik iflkencenin süreklilefltirilmesi düflüncesiyle oluflturulmufltur. Bu fliddet; bedensel bir ezadan çok, ruhi ve bedensel ezay› kullanarak, beyni ezmeyi amaçlar. Tecrit-izolasyon politikalar›n›n ak›l hocalar›, mimarlar›, bu amac› çok da gizlemeden ortaya koymufllard›r. Tutsa¤›n düflüncelerini “düzenle uyumlu hale getirmek”, tecrit izolasyon politikas›n›n temel nedenidir. Amerika, Avrupa hapishanelerinde ony›llarca deneyler yap›lm›flt›r bunun için. Tretman ve hücre, bu deneylerin ürünüdür. Tretman ve hücre birbirini tamamlar. “Hücre”siz, tutsaklar› “tecrit” etmeksizin tretman›n baflar›l› olamayaca¤› sonucuna varm›fllard›r nihayetinde. K›sacas›; tecrit politikas›nda yap›lan fludur: Zorla düflünceleri de¤ifltirmek; Zorla! Rehabilitasyon, psikologlar, sosyal hizmet görevlileri, ortak kullan›m alan› gibi kavram ve kurumlar, tecrit politikas›n›n özündeki fliddeti gizlemenin arac›d›rlar. Herfley, ama herfley size boyun e¤dirmek üzere düzenlenmifltir. Çok s›n›rl› olanaklardan, en meflru, do¤al haklar›n›zdan yararlanmak bile, yapt›r›mlara boyun e¤menize ba¤lanm›flt›r. Boyun e¤medi¤inizde, diyelim, en kaba haliyle falakaya maruz kalmayabilirsiniz, ama zorla düflüncelerinizi de-
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
33
¤ifltirmeye yönelik çeflit çeflit uygulamalar sürer. ‹flte bu nedenle de, tecrit, bir tek tokat›n at›lmad›¤› koflullarda bile fliddettir. (Ki ülkemizde, yüzlerce y›ll›k zindanc›l›k politikas›, o tokattan, coptan da asla vazgeçmememektedir. Bugün F tiplerinde bu nedenle, fliddetin her iki hali de en yo¤un biçimiyle yürürlüktedir.)
“Her türlü fliddete karfl›y›z” diyenler; Tecrite de karfl› ç›kmak zorunda de¤il misiniz? Tecritte karfl› ç›k›lmas› gereken yan; sadece hücrelerde bir iki kifli olarak bulunan savunmas›z durumdaki tutsaklara iflkence yap›lmas› meselesi de¤ildir. Tecritte as›l karfl› ç›k›lmas› gereken yan, bu “zora dayal› düflünce de¤ifltirme” politikas›d›r. Özellikle her vesileyle “fliddete karfl›y›m” diyenler, tecrite karfl› olmak zorundad›r. Aksi halde, fliddete karfl› oldu¤unu söyleyip de, tecrite karfl› ç›kmayan, bir sahtekard›r. fiiddete karfl› oluflu, bir ikiyüzlülüktür. Emperyalizmin fliddetine, devletin fliddetine karfl› ç›kamayan bir korkakl›kt›r. “Art›k zor ça¤› kapand›” diyenler, “zorla sonuç al›nmaz” sözünü dillerine dolayanlar, “zorla hizaya getirmeyi (toplum mühendisli¤ini)” içerdi¤i için MGK müdahalelerini elefltirenler, “zorla” düflünce de¤ifltirmeyi amaçlayan tecrit uygulamas› karfl›s›nda sessizdirler. 3. y›l›na giren çat›flmadaki en temel yan, tutsaklar›n zorla düflüncelerinin de¤ifltirilmek istenmesine karfl› direnifli de¤il mi? Zor’sa zor, fliddet’se fliddet; tecritte somut ve aç›k halde uygulan›yor. MGK’n›n DEHAP’a, AKP’ye veya bir baflka partiye yönelik uygulad›¤› “zorla politikalar›n› de¤ifltirtme” yöntemiyle, F tiplerinde uygulanan yöntemin hiç bir fark› yoktur. “Zorla düflünceleri de¤ifltirme” düzen güçlerine yöneldi¤inde “demokrat” kesilenler, F tiplerindeki zoru görmezden geliyorlarsa, o demokratl›k tabii ki sahtedir. Tecritin bizzat kendisi bir zor ve fliddet arac›d›r. Tecrit, e¤er hiç falaka kullan›lmazsa, bir zor arac› olmaktan ç›k›yor mu? Hay›r. ‹nsan›, baflka insanlardan y›llarca ayr› tutman›n kendisi bir zor’dur. En do¤al haklar› koflullara ba¤laman›n kendisi zor’dur.
34
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
Tecrit’ten örnekler! F tipi koflullar›nda sizlerle, avukatlar›m›zla sa¤l›kl› ve yeterli bir flekilde görüflme imkan›m›z bulunmad›¤› için yaflad›¤›m›z sorunlar› bu flekilde mektup ile iletmeyi düflündüm. - F tipi hapishanelerde bizim, insan›n ihtiyaçlar› d›fl›nda her fley eksiksiz düflünülmüfl. Kah bir (KARALANMIfi) alt›nda tutuluyoruz. (KARALANMIfi) her an›nda yans›mas›n› buluyor. Hücrelerimizden avukat, revir, ziyaret vb. için ç›kar›ld›¤›m›zda birlikte kald›¤›m›z iki kifli d›fl›nda, üçüncü bir yüzü görmememiz için (KARALANMIfi) uygulan›yor. ‹nsan yüzü görmek dahi yasak. - Küçük bir örnek: 2000 y›l› kas›m›nda midemden hayati derecede önemli bir ameliyat geçirdim Bayrampafla Hastanesi’nde. Bu rahats›zl›¤›mdan kaynakl› ömür boyu diyet yapmak mecburiyetindeyim. Revire ç›kt›¤›mda görevli hekime sa¤l›k durumumu anlat›yorum. Kontrol için hastaneye sevk talebimi iletiyorum. Ald›¤›m cevap "sen hastaneye sevki unut.." oluyor. - Mahkeme ve hastane gidifl-gelifllerinde hiçbir yasal dayana¤› olmayan (KARALANMIfi) maruz kal›yoruz. Kimi zaman aradafllar›m›z bu tip uygulamalardan dolay› (KARALANMIfi) maruz kal›yorlar. Oysa ki; hapishanede elektronik ve duyarl› cihazlar, arama için mevcut ve var... (14.08.2002, Tekirda¤ F Tipinden Vedat Çelik’in mektubundan)
Tecrit’ten örnekler! - Dufl almak istersem su yok. Günde tafl çatlas›n 20 dakika ak›yor. Onun da zaman› belli olmuyor. Bazen o da akm›yor. Mesela son seferde on alt› gün aradan sonra akt›. - Mesela ö¤le yeme¤i verilecektir, koridora girerler bafllarlar avaz› ç›kt›¤› kadar ba¤›rmaya. Sa¤›r m›y›z biz? Bunu neden yap›yorlar? (KARALANMIfi) için herhalde. Mazgal› aç›nca da ayr›ca yemek diye ba¤›r›yor üstelik. Sinirlerimize hakim olal›m diyoruz ama bu sefer de taba¤› mazgala vurarak uzat›yor. Bizim sinirlerimizi bozmak istiyorlar. - "Sessiz ölüm" kitab›n› okumufltum. Orada mahkumlara yapt›klar› türlü uygulamalar›n benzerlerini yafl›yoruz. Mesela taahhütlü bir mektubunuz geliyor. Mazgal› aç›yorlar. Defteri özellikle fazla uzatm›yorlar. Çünkü seni e¤ilmifl görmek istiyorlar. Bunu faflistler eskiden okul çocuklar›na yaparm›fl. Çocuklar bu yaflta e¤ilmeyi ö¤rensinler ki ilerde baflkald›rmas›nlar. (11.08.2002, Tekirda¤ F Tipi’nden Üzeyir Karahasano¤lu’nun mektubundan)
Kurultaya Sunulan Tebli¤lerden 3 28/29 Eylül günlerinde Zübeyde Han›m Kültür Merkezi'nde TAYAD’l› Aileler taraf›ndan düzenlenen "Hapishanelerde Yaflam ve Sa¤l›k Koflullar› Kurultay›"na sunulan tebli¤leri k›saltarak yay›nlamay› sürdürüyoruz...
Katliamlar ve F Tipleri Türkiye’de Hapishane Mant›¤›n›n Sonuçlar›d›r (...) Yukar›da belitti¤imiz gibi Türkiye'de özellikle 80'li y›llardan sonra hapishanelerde mahpuslara yönelik katliamlar artm›flt›r. Türkiye hapishanelerinde yaflanan sorunlar›n esas kayna¤›; siyasi mahpuslar›n insanca yaflam taleplerinin devlet taraf›ndan öc almac› bir mant›kla, fliddet kullan›larak bast›r›lmas› politikas›d›r. bu politika nedeniyledir ki; Yasal düzenlemelere dahi riayet edilmemekte, hukuk devleti olma gereklili¤i zemininde hareket edilmemektedir. Günümüze kadar yaflanm›fl hapishane katliam› ve bu katliamlar sonras›nda aç›lan davalar›n gel(eme)di¤i aflama hukuk d›fl›l›¤›n en aç›k göstergeleridir. Ülkemizde hapishaneler sorununun çözümü uzun erimli bir mücadeleyle ve gerek dünya, gerekse de ülkemiz kamuoyunun bask›s›yla gerçek-
Dünden Bugüne Hapishaneler (...)Bugün tüm F Tipi hapishanelerde tecrit-izolasyon iflkencesi devam etmektedir. Hak gasplar› sürmektedir. Çocuklar›m›z yaln›zlaflt›r›p, beyinleri yok edilmeye ç›ld›rt›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Ko¤ufl sisteminde bir arada yaflan›lan yerlerde bu denli katliamlar olabiliyorsa, hücrelerde 1 ve 3 kiflinin kald›¤› yerlerde ölümlerin yaflanmamas› ancak flans eseridir. Asl›nda tecrit alt›nda tutulan çocuklar›m›z de¤il, d›flar›da yaflayan bizler ve gelece¤imizdir. Bugün hepimize düflen görev, tecrite, izolasyonu karfl› durmak olmal›d›r. ‹çerideki devrimci tutuklu ve hükümlülerle sahip ç›kal›m, hep birlikte tecrite iflkenceye karfl› mücadeleyi yükseltelim. ... Hücre politikas›yla devlet as›l iki fleyi hedefliyordu. Birincisi: evlatlar›m›za yap›lan zulüm flahs›nda gözda¤› vermek, sindirmek. Kim ki hak arar, muhalefet eder, baflka bir sistem isterse sonu böyle olur mesaj›yd›... ‹kincisi; A¤›r cezalar verdi¤i evlatlar›m›z› psi-
leflebilir. Bu nedenle tüm danyada ve ülkemizde özellikle biz hukukçular›n bu konuda ciddi çal›flmalar yapmas› ve tepkiler gelifltirmesi gerekmektedir. Katliamlar›n sorumlular›n›n yarg›lanmamas›, sorumlluluklar›n›n gerektirdi¤i cezalar›n verilmemesi, kendi kendini yarg›laman›n imkans›zl›¤›n›n etkilerini tafl›maktad›r. Ça¤dafl, insan haklar›n› önemseyen hukukçulara, bu noktada çok ciddi görevler düflmektedir. Hukukçu gelene¤iyle hareket etmeyi baflarabilenler her türlü insan haklar› gasp›nda olaca¤› gibi, Türkiye'nin kanayan yaras› haline gelmifl hapishanelerde yaflanan, de¤il Türkiye tarihinde dünya tarihinde dahi efline az rastlanacak katliamlar›n, teflhir edilmesi, sorumlular›n ve belgelerinin ortaya ç›kar›lmas› noktalar›nda takipci olmak zorundad›rlar. Bu herfleyden önce insan olman›n ve dahas› hukukçu olman›n gere¤idir. ÇHD (Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i ‹st. fib.) kolojik ve fiziki olarak y›pratmak, insans›zlaflt›rmak kendine yabanc›laflt›rmak ve düflüncelerini inançlar›n›, savunmas›z hale gelmeyi hedeflediler.... Peki evlatlar›m›z›n yaflad›klar› sadece bunlarla m› s›n›rl›d›r? HAYIR!. Cehennem içinde cehennem, tecrit içinde tecrit, ceza içinde ceza olur mu? F tipindeysen mümkündür. Hücre zaten bir cezad›r. Ama gözünün üstünde kafl var diyerek a¤›rlaflt›r›lm›fl cezalardan mümkündür. Herhangi bir itirazdan hücre cezas›, mektup ve görüfl yasa¤› mümkün olabiliyor. 15 gün, bir ay, üç ay. Bir hafta hak kullan›p yeniden bu cezalar› yaflamak mümkündür... ... Mahpustaki evlatlar›m›z›n direnifline omuz vermek halk›n davas›na omuz verme çabalar›n› yükseltmektedir. Tecritin k›r›lmas› gasp edilen haklar›n verilmesi için tüm demokratik kurum ve kurulufllar olarak sorumlulu¤umuzun bilincinde olmal› özgür ve yaflan›r bir ülke için birlikte mücadeleyi yükseltmeliyiz. TUYAB (Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i)
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
35
Devletin koltu¤unda devletlefliveren bir profesör
Aysel Çelikel Her “Prof”un Ayd›n Olamayaca¤›n›n Örne¤i Oldu Adalet Bakan› Aysel Çelikel, kendi elleriyle dipsiz kuyuya att›¤› “dünü”nü kurtarma umuduyla m›d›r, yoksa geçen say›m›zda belirtti¤imiz gibi, devletin klasik genelgeler oyununu tez kavrad›¤›ndan m›d›r; yay›nlad›¤› genelgeyle kamuoyunu ve tutsaklar› aldatmaya çal›flma gafletine düfltü. Son genelgeyle Adalet Bakanl›¤› koltu¤unda bir süredir yaflanan sanc›, böylece “do¤um yapt›”. Ama ortaya ç›kan “çocuk” ucube mi ucube; elleri bir yanda kollar› öbür yanda. Ve “çocu¤un” sahibi, “benim yapaca¤›m bu kadar” dedi sonunda. “Peki, yapt›¤›n› söyledi¤in, sorunu çözdü mü?” gibi bilimsel sorular›n da bu noktada çok fazla anlam› olmayacakt›r. Çünkü, çözmeyece¤ini, direniflin canal›c› talebi olan tecriti kald›rmad›¤›n›, tredmana son vermedi¤ini daha bafl›ndan Aysel Çelikel’in kendisi de çok iyi biliyordu. En az, uzmanl›k alan› olan “devletler hukuku”nu bildi¤i kadar hem de. Öyleyse TÜRKÇE OLARAK ne diyor Aysel Çelikel? Ölürseniz ölün, bana ne! Bu, hiçbir yana çekilemeyecek, “üzülüyorum”larla bertaraf edilemeyecek kadar aç›k oldu¤u kadar, Aysel Çelikel’in imaj›, dün söyledikleri ve savunduklar› aç›s›ndan da hazindir. Bu nedenle görevde oldu¤u süre içinde gerçekte ölen biz olmad›k, 6 kad›n direniflçi olmad›. Ölen “Aysel Çelikel” oldu!
Koltu¤u B›rak›nca Ne Diyecek? “Benim yapaca¤›m bu kadar” demek, “devlet politikas›... flu bu...” demek, yukar›daki ç›plak gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Bugün bunu söyleyen Çelikel o koltuktan kalkt›ktan sonra, ben flunu yapt›m, sorunu çöz-
36
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
mek için flu ad›mlar› att›m, diyebilecek mi? Yok. En fazla, “ben koltu¤a oturduktan sonra flu kadar insan öldü, bu kadar› sakat kald›”, diyebilir. Ölüm rakamlar›n› alt alta yaz›p hesab›n› tutan “Prof” olabilir. “‹craatlar›n›” anlatmak için yapt›¤› bas›n toplant›s›nda da söyledi¤i, söyleyebildi¤i fleylere bak›n, ölüm orucuna iliflkin ciddi hiçbir fley olmad›¤›n› görürsünüz. Nitekim, bunu gören Derya Sazak, Milliyet’teki köflesinde kendi üslubuyla Çelikel’in Sami Türk’ten farkl› olmas›n› umdu¤unu belirtip, sorunun çözülmesini isterken, Aysel Çelikel’in ona verdi¤i cevap da komiktir. Çelikel’in “yapt›m” diye sayd›klar›, “avukatlar›n sütyeninin demiri... içme suyu sorunu...”! Ölümlerin yan›nda çok büyük ifller, çoook.
Bugün Kaç›lsa Da Yar›n Mutlaka Cevaplanmas› Gereken Sorular Aysel Çelikel’in, görevinin bitiminden sonra söyleyebilece¤i bir fley olmad›¤› gibi, bugün cevaplamaktan kaçt›¤› sorularla daha fazla karfl› karfl›ya kalacakt›r. ‹flte birinci soru: Sorunun çözülmesini istiyorsan, “üzülüyorum” diyorsan çözmenin önündeki engel neydi? Buna ba¤l› olarak: “Devlet politikas›” diyorsan, koltu¤a oturmadan önce bunu Sami Türk ve daha onlarca yetkili söylemiflti; o zaman bu görevi neden ve neyin karfl›l›¤›nda kabul ettin? Yok, ben çözece¤imi düflündüm, ama Susurluk devletiyle karfl› karfl›ya kald›m diyorsan; o zaman neden gerçekleri aç›klayarak istifa etmedin? Evet bu sorulardan bugün kaç›labilir, ama nereye giderse gitsin peflini b›rakmayaca¤› kesindir.
Solcu Devlete Nas›l Bakar? Aysel Çelikel solcu bir ayd›n. Böyle biliniyor, üniversite kürsülerinde kendisi de dile getiriyordu. Adalet Bakan› olmazdan önce bas›na yans›yan yaz›lar›ndan da, küçük burjuva solcusunun bilinen düflüncelerini görmek mümkündü. Peki solcu devlete nas›l bakar? Küçük burjuva sol-
cusu için de olsa, devlet neyi ifade eder? En genel tan›m›yla devlet, “egemen olan s›n›f›n ç›karlar›n› koruyan kurum” ise, ve ç›karlar› korumak için ezilen s›n›flar› bask› alt›nda tutuyorsa, yine hapishaneler silahl› güçlerle birlikte bu bask› araçlar›n›n bafl›nda geliyorsa, o zaman devletin ve “devlet politikas›”n›n solcu için anlam› ne? Her söyledi¤ine, belirledi¤i her politikaya mutlaka uyulmas› gereken bir kurum mu devlet? Yoksa burjuvazinin demagojisindeki gibi, “halk›n, hepimizin devleti” deyip, uymamay› “vatan hainli¤i” mi saymak gerek? Bu sorular›n cevab› asl›nda çok aç›k ve bilinir. Biz, “devlet ve sol” konusunu baflka bir yaz›ya b›rakarak, Aysel Çelikel’in kürsülerde söyledikleriyle soral›m kendine; “Bir halk siyasi iktidarlar›n politikalar›na kay›ts›z flarts›z göz yumar, uyar ya da sesini ç›karmazsa, o halk olma özelli¤ini kaybeder, köleleflir, teba olur” mahiyetinde kürsülerden ders veren ve Nazi Almanyas›nda bu nedenle Alman halk›n› elefltiren Çelikel’dir. F tipleri için “devlet politikas›” diyen Çelikel, “teba olmay›” m› kabul etti, yoksa bugünkü haliyle, yani tecritiyle, tretman›yla F tiplerini savunur hale gelerek, yine düne kadar bilinen “solcu ayd›n, ilerici Prof” kimli¤ini mi terketti? Cevab› ne olursa olsun, karfl›m›zda, flu ana kadar yapt›klar› ve yapmad›klar›yla, devletin koltu¤unda devletlefliveren ya da koltu¤a oturmadan önce devflirilen bir Aysel Çelikel vard›r, ki farketmese de hangisinin belirleyici oldu¤u, yukar›daki sorularla birlikte ayd›nlanacakt›r.
Her “Prof” Ayd›n De¤ildir Bu gerçek bir kez de Aysel Çelikel nezdinde ispatlanm›fl oldu. Demek ki, gazete köflelerinde, ka¤›t üzerinde, üniversite kürsülerinde, “demokrasi, insan haklar›” diye ahkam kesen her kifli ayd›n de¤ildir. Üç ay›n sonunda, Çelikel’in “dünü”ne dair imaj›ndan eser kalmad›. Üç ay ve direnifl yetti gerçekler için. Küçük burjuva temelde de olsa, solculuk bu mudur? Olmad›¤› aç›k. Ama emperyalizmin ve oligarflinin istedi¤i iflte böyle bir solculuktur. Burjuvazinin devletine sahip ç›kan ve bu temelde de, “devlet politikas›” diyerek faflist politikalar› sahiplenen, kapitalist ekonomiye karfl› ç›kmayan, en fazla flu bu sosyal haklar demekle yetinen bir solculuk. ‹flte bundan dolay› IMF’cili¤i alenileflen CHP solcu diye
sunulmak isteniyor. Onu be¤enmeyene de reformisti sunuluyor. Aysel Çelikel de, birilerine “örnek” diye sunulacakt›r kuflkusuz. Ama bu örne¤in, “halk›n bilim insan›na, halktan yana ayd›na” dair olmayaca¤› aç›kt›r. Ama bu ülkenin tarihinde, “ben YÖK düzeninde e¤itim vermem” diyerek kürsülerini, mevkilerini YÖK’ün kafas›na çarpan onurlu ayd›nlar›m›z, bilim insanlar›m›z da vard›r.
‹kinci Sami Türk Olarak An›lmak Sami Türk, katliam yapt›, iflkencelerden geçirdi, tecrit etti, ölümleri sessizlik içinde bo¤mak istedi ve her konufltu¤unda tehdit etti. Aysel Çelikel, evet bunlar› yapmad›. Peki ne yapt› Aysel Çelikel? Hiçbir fley yapmad›. Sessizlik içinde ölümleri izlemedi; Semra Baflyi¤it flehit düfltü¤ünde “üzülüyorum” dedi. Fatma Bilgin ölümsüzleflti o “üzüldü”, Birsen Hoflver aylarca hücresinde tek bafl›na kal›yordu Çelikel “üzülürken” ve o da flehit düfltü¤ünde “üzüntü” beyanlar›na bir yenisi eklendi. Gülnihal Y›lmaz, Fatma Tokay Köse flehit düfltü, “üzülmenin” yan›na tetkik hakimlerini de ekleyerek, “sorunlar› dinleme turu” yapt›rd›. 2 senedir bilinmeyen bir sorun varm›fl gibi ç›k›lan bu turlar›n yap›ld›¤› günlerde Hamide Öztürk de flehit düfltü ve Aysel Çelikel bu kez “üzülmekle” kalmay›p, Sami Türk’ten fark›n› koydu¤u genelgesini yay›nlad›. Eski genelgeyle tecriti ve tredman› kald›rma anlam›nda elle tutulur hiçbir fark›n›n olmad›¤› görüldü. Sami Türk’ün katliam öncesindeki “demokrat... çözüm arayan, görüflmeler yapan, mütabakat isteyen, s›k›nt›l›, üzülen...” havas›n› hat›rlatan Aysel Çelikel, bir “fark” daha koydu belkide; F tiplerine karfl› ç›kanlar› tehdit etmek yerine, görüfltü, dinledi ve onlara da “çok üzüldü¤ünü” söyledi. Ve Çelikel’in görevde kald›¤› flu ana kadarki sürede 6 kad›n tutsak flehit düfltü. Çelikel’in “ikinci Sami Türk” olarak an›lmamas› için yeterli veri yok ama, an›lmas› için var. Nüans farkl›l›klar›n› sürecin özgünlü¤üne ve de dipsiz kuyuda oldu¤unu belki de hala özümseyemedi¤i “imaj›”na say›n! *** Söylediklerimizin tersini ispatlamak için “son bir ça¤r›” yapm›yoruz. Çünkü, düzenledi¤i “icraat raporu” toplant›s› ile, fiilen görevinin bitti¤ini, art›k prosedür gere¤i orada oturdu¤unu aç›klam›fl oldu. Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
37
Bir seçim dönemi olmas›na Hemen her konuda birfleyler söylenmesine ra¤men, Hiçbir partinin Susurluk’tan sözetmemesinin tek bir nedeni var:
SUSURLUK SÜRÜYOR ! ❖Susurluk, sürekli ortada görünmüyor; ama s›k s›k kendini hat›rlat›yor; ben yerimdeyim, yine kaybederim, yine katlederim diyor! ❖Susurluk art›k hiçbir mahkemenin, hiçbir düzen partisinin gündeminde de¤il. Halk da unutsun istiyorlar! ❖Susurluk, dökülen kandan, uyuflturucudan oluflan, mafyayla apoletlerin faflist katillerin içiçe geçti¤i bir pislik yuma¤›d›r. ❖Hiçbir düzen partisi, göstermelik bile olsa, vaat bile olsa bu pisli¤i süpürmekten sözetmedi¤ine göre, bu pislik nas›l süpürülecek; herkes cevab›n› vermek zorunda! 3 Kas›m’da seçim var. Tarihin yaratt›¤› tesadüflerden biri, 3 Kas›m, ayn› zamanda, Türkiye’de rejimin demokrasi olmad›¤›n› gösteren en çarp›c› olaylardan birinin y›ldönümüdür. 3 Kas›m 1996’da, bir kazayla a盤a ç›kan, ama ard›ndan yaflanan geliflmeler içinde, kazan›n ortaya koydu¤undan çok daha fazlas›n›n genifl kitlele38
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
re maloldu¤u Susurluk süreci, bugün art›k adeta yaflanmam›fl gibi. Daha do¤rusu, öyle kabul edilmesi isteniyor. Herfley dosyalarda kald›. Devletin haz›rlad›¤›, resmen oluflturdu¤u dosyalarda, raporlarda ad, yer, zaman, tarih belirtilerek geçen olaylar ve kifliler bile, hukukun biçimsel gereklerini yerine getirmek için bile olsa, soruflturulmad›, yarg›lanmad›. O “devlet” denilen yap›n›n nas›l örgütlendi¤inin, nas›l “rutin d›fl›” ifller yapt›¤›n›n, nas›l cinayetler ifllettirdi¤inin, kaybettirdi¤inin, bombalad›¤›n›n, nas›l uyuflturucu ticareti yapt›rd›¤›n›n unutulmas› isteniyor. Evet, her yapra¤›ndan halka karfl› ifllenen suçlar›n, kendi içlerindeki pisliklerin, devleti koca bir çeteye çevirip, bir yandan halk›n mücadelesini ezmek için, di¤er yandan kendi ceplerini doldurmak için kulland›klar›n›n belgelerinin akt›¤› o raporlar, çoktan sümen alt› edilmifl durumda. Ne bir hukukçu, ne bir düzen partisi, ne de düzenin baflka bir kurumu, sözünü etmiyor art›k onlar›n. Oligarfli, bu tav›rlar›yla, Susurluk’u sahiplendi¤ini, sürdürece¤ini ilan etmifl oldu.
Pislik, divan›n alt›na süpürüldü; Susurluk’un kadrolar› da, politikas› da hükmünü sürdürüyor! Susurluk pisli¤i temizlendi mi? Teflhir oldukça, birileri onu divan›n alt›na süpürdüler, ama o hala odan›n içinde duruyor. O hala, düzenin kilit yerle-
rinde hükmünü icra etmeye devam ediyor. Susurluk kadrolar›, tabii ki, Abdullah Çatl›’dan, Ayhan Çark›nlardan ve Mehmet A¤ar’dan ibaret de¤ildi. Ad› çok fazla deflifre olanlar, kenara itildiler, ama bir kontrgerilla örgütlenmesi halinde örgütlenen ordu, polis, korucular, faflist çeteler, mafyac›lar, hepsi, ama hepsi yerli yerinde. Ama daha önemlisi, Susurluk organizasyonunun kayna¤› olan politikalar hala yürürlüktedir. Bu politika, devrimci mücadeleyi yoketmek, halk› sindirmek için yer türlü yol ve yöntemi mübah görmenin ve tüm devlet kurumlar›n› bu amac›n hizmetine sokman›n ad›d›r. Soygun ve katliamc›l›k bu politikan›n Siyam ikizleri gibi birbirine yap›fl›k iki yan›d›r. Ve her ikisi de sürmektedir. Tüm kurumlar “devlet politikas›” diye kutsallaflt›r›lan Susurluk politikalar›n›n hizmetindedir. Adli t›p raporlar›yla suçlar› belgelenmifl ‹flkencecileri, dünyan›n gözleri önünde gerçeklefltirilmifl katliamlar›n faillerini, gözalt›nda katletmeyi sürdüren polis fleflerini koruyan Susurluk’tan baflkas› de¤ildir. Zaman zaman kaybetmelerin, infazlar›n sürmesi, hapishanelerdeki gecekondu semtlerindeki katliamlar, Susurluk’un kendini hat›rlatmas›d›r. Silopi’de iki Hadep’linin kaybedilmesi, ‹stanbul Emniyeti’nde Yunus Güzel’in öldürülmesi, geçmifle göre say›s› “azalsa” da gerçeklefltirilen onlarca infaz, Susurluk’un sürdü¤ünün hat›rlat›lmas› olarak görülmelidir. Düzen, bu yöntemlere her an yeniden ve yeniden baflvurabilece¤ini unutturmamak istiyor. “Yine yapar›m ha!” diyor. “AB’ye uyum yasalar›” diye kimse “çizmeyi aflmas›n” diye tehdit ediyor. Tehditin sahibi Susurluk devletidir. Tehdit etmekle kalm›yor; yasakl›yor hapsediyor, iflkence yap›yor, katlediyor. Susurluk Devleti, kimse karfl› ç›kamas›n diye, IMF’nin bekçili¤ini yap›yor. 3 Kas›m 1996, Türkiye düzeninin gerçek yüzüdür; bu yüzden bak›ld›¤›nda 3 Kas›m 2002’nin Türkiye düzeninin demokrasicilik oyunundan ibaret oldu¤u çok daha net gözükür. Öyle bir ülke düflünün ki, kendi yasalar›na bile uymayan, bafltan afla¤›ya çeteleflmifl, kontrgerilla politikalar›na göre kurumlaflm›fl, düzen partilerine kontrgerilla politikalar›n› benimsetmifl, ama hala AB’ye uyum yasalar›yla, seçimlerle aldatmacay› sürdürüyor. Bu kadar düzen partisinin birinin bile akl›na Su-
surluk’un gelmemesi tesadüf veya unutkanl›k olamaz elbette. Susurluk’un sözünü bile etmeyen partilerin iktidarlar›n›n, soygunda ve zulümde, kontrgerilla politikalar›nda önceki dönemlerden geride kalmayaca¤›na emin olabilirsiniz. Susurluk, düzen partilerinin iktidar› sürdükçe, sürecektir.
❖ Tarih böyle yaz›l›yor; gerçeklerin a盤a ç›kmas› zaman istiyor.
❖ ANAP’tan Genelkurmay’a, burjuva medyaya kadar kimler Susurluk’a karfl›ym›fl gibi görünmediler ki? 6 y›l sonraki tablo, Susurluk’a gerçekten karfl› ç›kanlar›n sadece devrimciler oldu¤unu gösteriyor.
❖ Zaman sadece kimin Susurluk’a karfl›, kimin Susurluk’tan yana oldu¤unu a盤a ç›karmakla kalmad›. Susurluk’a kimin do¤ru bir tan›m koydu¤unu da gösterdi.
❖ Kimi onu bir kumarhaneciyi öldürenlerden, kimi “Çiller A¤ar Bucak”tan ibaret göstermeye çal›flt›. “Susurluk Devlettir” diyen, sadece devrimcilerdi. Ve zaman sadece bu tesbiti do¤rulad›.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
39
Bu düzenin M‹T’i, medyas›, partileri, “televole kültürü”nden flikayet edebilir mi?
Bu düzende baflka türlüsü mümkün mü? Derya Tuna adl› “flark›c›”n›n ayaklar›ndan kurflunlanmas› olay› tüm burjuva gazeteleri, TV’leri iflgal etmiflken, Ertu¤rul Özkök, Hürriyet’teki köflesinde, M‹T’in “televole türü yay›nlar” konusunda üst düzey gazete yöneticileriyle “yay›nlanmamak kayd›yla” bir toplant› yapt›¤›n› iffla etti. Özkök’ün ve sonraki günlerde baflka yazarlar›n aktard›¤›na göre, M‹T bu tür yay›nlar›n art›k toplum için bir “tehlike” oluflturdu¤unu düflünüyormufl ve gazete, TV yöneticilerinden bu konuda önlem al›nmas›n› istemifl. Ayn› günlerde bir çok gazetenin köfle yaz›lar›nda, televole programlar›ndan, gazetelerdeki magazin habercili¤inin ald›¤› biçimden flikayet eden bir çok yaz› yaz›ld›. ‹lginçtir, bu tür yaz›lar›n sahipleri içinde, gazetelerin yay›n yönetmenleri, yöneticileri de vard›. Hat›rlanaca¤› gibi, daha önce de M‹T müflteflar›n›n “bu televoleler adam› komünist yapar” mealindeki sözleri yans›m›flt› bas›na. Keza, en büyük medya patronu, Ayd›n Do¤an da, kendisiyle yap›lan bir röportajda bu tür yay›nlardan hofllanmad›¤›n› söylüyordu. Bak›n flu ifle siz; M‹T flikayetçi, hükümetteki, muhalefetteki partiler flikayetçi, medya flikayetçi, sorsan›z Genelkurmay da flikayetçidir... Peki o zaman kim yap›yor bunlar›? Bu “kültürü” kim soktu bu toplumun yaflam›na? Kim destekledi, kim finanse etti, kim himaye etti, kim k›flk›rtt›... Televoleler de “faili meçhuller” gibi, ortada kald›. Ortada ayn› rezalet sürüyor, kimse engel olmad›¤› gibi, kimse de sahip ç›km›yor...
“Büyük devlet”in televoleciler karfl›s›ndaki acizli¤i! Bak›n siz flu ifle! Hükümet, M‹T, medya, partiler, emniyet karfl› ama bir fley yapam›yorlar. Hükümetler y›k›p hükümetler kuran, istedi¤i olay› gündemlefltirip
40
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
istedi¤ini unutturan medyan›n gücü televolelere yetmiyor! Düzenin koskoca M‹T’i, polisi, DGM’leri de güç yetiremiyor. “Bas›n özgürlü¤ü” mü, “ticaret özgürlü¤ü” mü engelliyor acaba onlar›? Devrimci bas›n yay›n organlar›n›n “ticaret özgürlü¤ü” onlar›n bas›lmas›na, kapat›lmas›na, her yaz›lar›na, her radyo programlar›na dava aç›lmas›na engel olmuyor ama! Bir gecede onlarca hapishaneyi yak›p y›kan, bir gecede milyonlarca insan› yüzde k›rk fakirlefltirmeye gücü yeten, bir kalemde, 50 bin, yüz bin iflçiyi atabilen, 19 Aral›k’tan sonra Ecevit’in dedi¤i gibi, “kimsenin bir daha karfl› gelemeyece¤ini anlad›¤›” o “büyük devlet”in gücü, televolelere yetmiyor anlafl›lan. Büyük devlet, ne kadar da kofmufl me¤erse! Yoksul halk karfl›s›nda “meydan› üç befl bald›r› ç›pla¤a m› b›rakaca¤›z” deyip, panzerlerini, coplar›n›, ceza yasalar›n› konuflturan düzen, sadece bald›rlar› de¤il, tümüyle “ç›r›lç›plak” fahifleler ve mafyac›lar karfl›s›nda naçar kalm›fl! Komik tabii. Kim inan›r buna? Düzenin, televoleleri, bu kültürün, yani asl›nda bu kültürsüzlü¤ün, ahlaks›zl›¤›n, namussuzlu¤un yay›lmas›ndan bir flikayeti yok. Bu kültürü yaratan da, yayan da M‹T’i, polisi, medyas›, hükümetleriyle kendileri zaten.
Yazd›klar›, flikayetleri yalan, yapt›klar› gerçektir M‹T, veya Hürriyet ve öteki burjuva medya, bu ahlaks›zl›ktan flikayetçi olabilirler mi? Böyle bir düzende baflka türlüsü mümkün müydü? Sanki bu kültürü, bu yozlaflmay› baflkalar› m› pompalad›? Devrimci olmay›n, hayat›n›z› yaflay›n diyen M‹T ve
Hürriyet de¤il mi? Y›llarca gençlere, “özgür olun” ad›na her türlü ahlaks›zl›¤› teflvik etmediniz mi? ‹flkence tezgahlar›nda veya gazete sayfalar›nda, ekranlarda, devrimci olaca¤›n›za, halk›n›za karfl› sorumluluk duyaca¤›n›za, hayat›n›z› yaflay›n diyen siz de¤il misiniz? Hangi ülkede hangi rezillik varsa, onu moda diye, “trend” diye toplum yaflam›na fl›r›nga eden siz de¤il misiniz? Fuhuflu “magazin” diye, her türlü ucubeli¤i “sanat dünyas›” diye pazarlayan siz de¤il miydiniz? fiikayetleri de ikiyüzlülüklerinin ifadesidir. “Arka sayfa güzelini” seçme iflini kimseye b›rakmamakla övünen Ertu¤rul Özkök mü flikayet edecek televolelerden? Hiç inand›r›c› m›?
‹yi ki “karfl›lar”; bir de olmasalard›? Burjuva medyan›n ikiyüzlülü¤ünü, Derya Tuna’n›n vurulmas› olay›ndaki yay›ndan ç›karabiliriz. Köfle yaz›lar›nda magazinin nas›l rezilleflti¤ine, nas›l habercilik ad›na rezaletlerin habercili¤i yap›ld›¤›na dair vaazlar verirken, hemen yan›bafllar›nda her türlü ahlaks›zl›¤›n gazetecilik, televizyonculuk ad›na yay›n› sürer; Yüzlerce örnek bulunabilir tabii ama, biz flimdilik Derya Tuna örne¤iyle yetinelim. Radikal’den Hakk› Devrim, istatisti¤ini ç›karm›fl: Ülke seçim sürecindeyken, ülkemiz bir savafl›n efli¤indeyken, açlar aflevlerinin önünde kuyru¤a dizilirken, F tiplerinden ölüler ç›karken, türban yasaklar› sürerken, ö¤renciler coplan›rken, mahkemeler ceza ya¤d›r›rken, bir “flark›c›” vuruluyor; onun haberi hepsinin önüne geçiyor; onun haberi hepsinden önemli! Derya Tuna haberi, TV’lerde “flafl haber”;
– Befl gazetede birinci sayfan›n birinci haberi (Hürriyet, Milliyet, Posta, Takvim, Günefl). – Dört gazetede bafll›k üstü haberi (Vatan, Sabah, Türkiye, fiok). – Bir gazetede ikinci büyük haber (Zaman). – Bir gazetede, bir'den anonslu bütün arka sayfa (Gözcü). – Üç gazetenin ilk sayfas›nda (Akflam, Yeni fiafak,
Damga). – Bir gazetede içeride tam sayfa (Star) Ayr›ca üç gazete iç sayfalar›ndan birinin tamam›n› (Milliyet, Vatan, Sabah), biri yar›m sayfas›n› (Hürriyet), biri de çeyrek sayfas›n› (Akflam) bu habere ay›rm›flt›. ‹ki gazetede ise çok önemli (?) haberden eser yoktu (Radikal ve Vakit). Dincisi, muhafazakar›, liberali farketmiyor. hepsi televoleci.
M‹T’in rahats›zl›¤›ndaki “gerçek” pay› M‹T’in bu toplant›da medya yöneticilerinden istediklerinin niye gizli kalmas›n› istedi¤i bafll› bafl›na bir muamma? E¤er istenen halk›n yarar›na bir fleyse, niye gizli tutulur? Gizli tuttular; çünkü o toplant› zaten televolecilerin toplant›s›yd›; televole kültürünü en çok sahiplenip propagandas›n› yapanlar›n toplant›s›yd›. Dertleri ise, halk›n de¤erleri de¤il, halk›n tepkileriydi. Gerçekte M‹T’in “rahats›zl›¤›”n›n tümüyle göstermelik olmad›¤› da aç›kt›r. Öyle bir yozlaflma yaratt›lar, s›n›f atlama duygular›n›, burjuva özentilerini o kadar çok k›flk›rtt›lar ki, art›k geldi¤i noktada, bu düzenin sahiplerini de vurmaya bafllad›. Mesela, oligarflinin denetiminin de d›fl›nda, yüzlerce küçük mafyac›klar, çeteler olufluyor; hayalleri tehditle, flantajla, soygunla, gaspla nereden ne biçimde olursa olsun biraz para elde edip, TV’lerde gördükleri gibi yaflamak! Açl›k, yoksulluk ve bu tip özentiler yanyana geldi¤inde, farkl› bir sonuç ç›kmas› da beklenemez zaten. Yozlaflma böyle bir fleydir iflte; iki ucu keskin b›çakt›r. Gün gelir, sahiplerini de keser. M‹T, yozlaflmaya, ahlaks›zl›¤a, fuhufla karfl› de¤ildir; o yozlaflman›n halk› örgütsüz halde tutacak, devrimcilikten uzak tutacak kadar bir seviyede tutulmas›n› istiyor sadece. Fazlas› düzene zarar! M‹T’in iste¤i, iflte bu “fazla”n›n törpülenmesinden ibarettir. O kültür yay›ls›n, o ahlaks›zl›k, namussuzluk yay›ls›n, genç k›zlar, delikanl›lar fuhufla, mafyac›l›¤a sürüklensin, ama burjuvazinin ve asalaklar›n yaflam›, genifl kitlelerin “tepkisini” çekecek flekillerde verilmesin.
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
41
Solun Beyni
K‹TLEDEN KAÇIfi! ✔ SAVAfiA KARfiI, Halk›n muhalefeti mi? Sivil toplum muhalefeti mi? ✔ EMPERYAL‹ZM‹ ve oligarfliyi durdurmak için mi? Günü kurtarmak, “dostlar muhalefette görsün” dedirtmek için mi? ✔ Emperyalist faflist sald›rganl›k karfl›s›nda kayg›lar m› a¤›r basacak? Sorumluluklar m›?
ABD’nin Irak’a sald›r› haz›rl›¤›na karfl›, geçti¤imiz hafta, Ankara’da bir miting, çeflitli flehirlerde de “bas›n aç›klamalar›” yap›ld›. Gösterilen hiç bir tepki bofluna de¤ildir, bu anlamda hepsi, bir do¤ruluk ve olumluluk tafl›r. Hiçbir ses ç›kmamas›ndansa, birfleyler yap›lmas› iyidir, diye de bak›labilir. Ama emperyalizmle halklar aras›ndaki savafl›n ciddiyeti ve sorumlulu¤u aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, yap›lanla yetinmenin de kabul edilemeyece¤i, yap›lanlar›n neden öyle yap›ld›¤› ve neden baflka türlü yap›lmad›¤›n›n sorulmas› gerekti¤i aç›kt›r. Çünkü yap›lanlar, her renkten tüm sola bu soruyu sorduracak haldedir. Ankara’daki mitinge 1000-1500 kifli kat›ld›. Savafla karfl› potansiyel de, örgütlü güç de bu kadar de¤il... Yüzde 86’s› ABD sald›r›s›na karfl› ç›kan bir halk ve savafla karfl› bir mitingte bu kadar kifli. Hadi diyelim, çeflitli kesimlerin seçim çal›flmalar› daha genifl kat›l›ma engel oldu. Ama seçim dönemi öncesinde yap›lan çeflitli eylemlerin, mitinglerin de bunlardan fazla fark› yoktur. Buyurun, bir baflka büyük flehrimizde, ‹zmir’de, onlarca sendika dernek ad›na, savafla karfl› “bas›n aç›klamas›” yap›l›yor; aç›klaman›n alt›ndaki imza bafl›na bir, bilemediniz üç kifli düflüyor. Neden böyle oluyor? Kitle mi gelmiyor? Hay›r, en az›ndan mevcut durumda gelebilecek kitle potansiyelinin bundan çok daha fazla oldu¤u kesindir. Böyle oluyor çünkü; daha farkl› olmas› için
42
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
bir çaba, daha farkl› olmas›na yönelik bir perspektif de yok. Günübirlik, göstermelik, birilerinden kaç›r›rcas›na yap›lan ifllerle, halk›n birleflik gücünü ortaya ç›karmay› de¤il; kayg›lar› hesaplar› a¤›r basan ad›mlarla, nereye var›lacak? Böyle yüzlerce, binlerce “bas›n aç›klamas›” yap›labilir; ama Amerikan imparatorlu¤una karfl› muhalefet geliflmez. B›rak›n, vazgeçin olmazsa o bas›n aç›klamas›ndan. Ama tabii onlardan vazgeçip, ya da onlar› esas almaktan vazgeçip hangi konuda olursa olsun, kitleleri harekete geçirmeyi esas almak için, “sivil toplumcu muhalefet anlay›fl›”ndan vazgeçmek gerek. Bundan, ne emperyalizme karfl›, ne oligarfliye karfl›, haklar ve özgürlükler mücadelesinde bir sonuç al›namaz. * E¤ri oturup do¤ru konuflal›m; “muhalefet”in bu tür temsili aç›klamalara indirgenmesi, ne “kitlenin gelmemesi” nedeniyledir, ne de bunlar›n “aceleye gelmesi” sonucudur. Bu bir tarzd›r, anlay›flt›r. Ve bu tarz›n, anlay›fl›n kayna¤›nda da, küçük-burjuva solcular›n›n statükolar›n›n bozulmamas›, daha aç›k söyleyelim, düzenin fliddetinden korkular› vard›r. Do¤ru; polis zaman zaman bu tür “temsili” bas›n aç›klamalar›na da müdahale ediyor, fakat kitle eylemi karfl›s›nda bunlar› tercih etti¤i de aç›kt›r. Kitle eylemlerine karfl› çok daha sald›rgand›r. Ve böyle oldu¤u içindir ki, o anl› flanl› büyük, a¤›rl›¤› olan DKÖ temsilcilerinin de bir kitle eylemi içinde sald›r›ya maruz kalma, coplar›n alt›nda kravatlar›n›n yana kaymas› ihtimali hatta daha kötüsü, polis taraf›ndan “misafir” edilmeleri ihtimali vard›r. Bu ihtimali göze alamayanlar›n Amerikan sald›rganl›¤›na karfl› ç›kmalar› ne kadar kaale al›nabilirdir? Bu ihtimali göze alamayanlar›n “Amerikan sald›rganl›¤›” dedikleri fleyin ciddiyeti, yolaçabilece¤i y›k›mlar karfl›s›nda da ne kadar duyarl› olduklar› tart›flmal›d›r. Orada yüzbinler katledilecek, bir ülke yak›l›p y›k›lacak, o burada, bunu engelleyecek bir hareket için, bir cop yemeyi göze alam›yor! Biz burada yine de niyetleri tart›flma konusu yapm›yoruz; bütün bu sol kesimlerin flu veya bu biçimde halk›n mücadelesini gelifltirmek istedi¤ini varsay›yoruz. Ve bundan hareketle diyoruz ki, e¤er her alanda, her konuda, haklar ve özgürlükler mücadelesini gelifltirmek istiyorsak, Kayg›lar›, kayg›larla birlikte bu tarz ve anlay›fl› de¤ifltirmek durumunday›z. fiu veya bu ad alt›nda, haklar ve özgürlükler cephesini yaratmay› ve kitle hareketini gelifltirmeyi hedefleyen bir anlay›flla örgütlemeliyiz her eylemimizi. Örgütlü güçlerin birli¤i ve bu güçleri bir çekim merkezi haline getirip örgütsüz kitleleri mücadele içine çekmeyi böyle baflarabiliriz.
19 Aral›k geçti... 97 flehit verildi... Direnifl 3. y›l›na girdi
ÖDP hala “ko¤ufl”ta
28/29 Eylül’de Zübeyde Han›m Kültür Merkezi'nde TAYAD’l› Aileler taraf›ndan düzenlenen "Hapishanelerde Yaflam ve Sa¤l›k Koflullar› Kurultay›"na sunulan tebli¤lerden biri de ÖDP’ninkiydi. Özet haliyle dergimizde de yay›nlanan tebligdeki yaklafl›m, 2 y›ld›r söyleyegeldi¤imiz, direniflin karfl›s›na dikilen ikinci barikat› gösteriyordu. Birinciler zaten aç›kt› ve tam karfl›m›zda duruyordu. Emperyalizmin ve faflizmin devrimci düflüncelerimizi yoketmek için bildikleri tüm yöntemleri uygulad›klar› s›r de¤ildi. As›l olarak kitlelerin kafas›n› buland›ran, ucube teorilere kaynakl›k eden de birinciler de¤ildi. Kimi kesimlerce “onlar› da direniflin destek gücü yapmak” ad›na görülmek istenmeyen, görülse de görmezden gelinen barikatlard›. Önce ÖDP tebli¤inden aktaral›m; “Gerek Türk Tabibler Birli¤i’nin çeflitli çal›flmalar›nda gerekse Türkiye'deki insan haklar› kurulufllar›n›n raporlar›nda ortaya konmufl olan talepler ve cezaevi düzeni yeterli veriler sunuyordu. Ve ÖDP bunlar› sahiplendi. Örne¤in ÖDP hücre tipine karfl› bugünkü iflleyifli ile bir çok sak›ncay› içinde bar›nd›ran bir ko¤ufl sistemini savunmad›. Olmas› gereken evrensel deneylerde ve bilimsel araflt›rmalarda insanlar›n sosyalleflmelerini engellemeyecek flekilde bir arada bulunmalar›n› ve yaflamalar›n› sa¤layacak bir sistemdi.” AB’cilikle Bütünleflen Reformist Barikat Direniflin öncesinde ve belli bir döneminde yaflanan, “oda m› ko¤ufl mu” tart›flmalar› hat›rlanacakt›r. “Oda” ile, “sosyal alanlar” ile savunulan, özünde Avrupayd›, Avrupac›l›kt›. Yani; örgütlülük yokedilecek, devrimci düflünceler “›slah” edilecekti. “B›rak›n” ça¤r›lar› da böyle olgunlaflt›r›ld›. Biz, ›srarla “ko¤ufl” dedik. Çünkü bu tart›flmada “ko¤ufl”ta ifadesini bulan, örgütlülüktü, tecrit politikas›na karfl› devrimcilerin düflünceleriyle yaflamas›n› savunmakt›. Bu noktada, ÖDP tebli¤indeki “savunulmayan” ko¤ufl sisteminin sa¤l›kl› olup olmamas›, kalabal›kl›¤› vb. yani F tipi sald›r›n›n kapsam›, hedefledikleri ve dünya çap›ndaki emperyalist politikan›n parças› olmas› yan›nda sözü bile edilemezdi. Sa¤l›ks›zsa, buna çözüm talep edilirdi. Kalabal›ksa, buna çözüm bulunurdu. “Ko¤uflu savunmayanlar” da, bizim neden “ko¤ufl” dedi¤imiz gerçe¤ini bilerek savunmad›lar. Re-
formizm, Türkiye’de devrimci solun “›slah›ndan” kendisine “alan” aç›laca¤›n› umuyor, bu arada “AB’ye adayl›k” sürecinde direnifli sivil toplumculuk oyununda kullanmak istiyordu. Olmad›. ‹zin vermedik. Önümüze dikilmek istenen bu barikat› y›kmak için de mücadele ettik. Ölümlerimizle, aç›klama, bildiri ve yay›nlar›m›zla ideolojik, kültürel, siyasi mücadele verdik barikat› kald›rmak için. Emperyalizm, faflizm sald›r›yorsa sosyalistin, devrimcinin görevi nedir? Soru, asl›nda “böyle bir soru mu olur” dedirtecek düzeydedir. Her devrimci, her sosyalist, hatta namuslu her demokrat, “elbette sald›r›ya u¤rayan›n yan›nda yer almakt›r” diyecektir. “Ko¤ufllar› savunmama” ad›na yap›lan ise, bunun tam da tersinin prati¤iydi. “Koca” parti, kendi politikas› yok, baflkalar›n›n sundu¤u “projeleri” kabul ediyor. Ko¤ufl meselesinde “evrensel deneyler”den sözediyor. Hangi deneyler? Ko¤uflun karfl›s›ndaki alternatif hücre, oda; bunlara iliflkin deneyler, sadece iflkence ve zorla düflünce de¤iflikli¤i üzerine kurulu. Ko¤uflu savunmamaya gerekçe bulmak için bofl sözler söylüyor ÖDP. Tutal›m ki, ko¤ufllar söylenenden daha da sa¤l›ks›z olsun, t›k›fl t›k›fl da dolu olsun; e¤er düflman bunu kullan›yor ve tecriti, devrimci düflüncelerin yokedilmesine yönelik sald›r›s›n› bununla gerekçelendirmek istiyorsa, devrimciyim diyene düflen görev, bunun karfl›s›na dikilmektir. “Ko¤uflsa ko¤ufl” demektir. Devrimci düflüncenin yokedilmek istenmesinin karfl›s›nda kurulan barikatlar› güçlendirmektir. Bir de “sol”dan barikat kurmak hiç de¤ildir. Devrimci, saf›n›, politik tavr›n› oligarflinin ve emperyalizmin gelifltirdi¤i demagojiler üzerinden belirlemez. Tereddütsüz, tart›flmas›z zulmün karfl›s›nda yerini al›r. Bu kafa yap›s› sadece “oda-ko¤ufl” meselesinde de¤il, direnifle dair bir çok tart›flmada karfl›m›za ç›kt›. Devrimciler faflizmin katliam sald›r›s›n› büyük bir fedakarl›kla bedenlerini tutuflturarak durdurmak istedi¤inde, zulme feda ile cevap verdi¤inde; bu kesimlerin tart›flt›¤› zulmün boyutu de¤il, feda eylemleri oldu. “Solun kültürü” dersleri vermeye kalk›flt›. Burada devrimcilik, sosyalistlik ad›na bir tav›r yoktur. Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
43
Emperyalist dünyadan bir itiraf:
Yoksullu¤u Azaltma Propagandas› Yapan Da Biziz, Yoksullaflt›ran da!.. (Belçika Baflbakan›) Belçika Baflbakan› Guy Verhofstadt’›n, 26 kas›mda Belçika'n›n Leuven kentinde toplanacak olan ‹kinci Uluslararas› Küreselleflme Konferans›nda tart›fl›lmak üzere yazd›¤› bir “aç›k mektup” 17 ekim 2002 tarihli Milliyet’te yay›nland›.
S›n›f çat›flmalar›n› nas›l önleyebilece¤imiz, kuflkusuz yüzy›l›n en can al›c› sorusuydu. “Dünyan›n en yoksul ve en zengin insanlar› aras›ndaki fliddetli s›n›f çat›flmalar›n› nas›l önleyebilece¤imiz, kuflkusuz yüzy›l›n en can al›c› sorusuydu” diye bafll›yor Belçika Baflbakan› ve bilinen gerçe¤i emperyalistlerin cephesinden de yineleyerek devam ediyor; “her gün açl›k ve hastal›klarla mücadele ederek hayatta kalmaya çal›flan iki milyar insan ve tek dertleri gözde pembe dizilerinin ikinci bölümünü kaç›rmamak olan di¤er yar›m milyar. ‹ki grup aras›ndaki gelir fark› ortalama 30:1'dir. Sorun, bu fark›n azalmak bir yana gittikçe artmas›ndan kaynaklanmaktad›r.” Buraya kadar söylenenlere, irileri kadar olmasa da emperyalist bir ülkenin baflbaflkan› taraf›ndan
“Dilenci olun” diyenlerin küresel ya¤malama örne¤i -Kongo Nas›l Ya¤maland›?BM’nin haz›rlad›¤› bir rapor Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Amerikan ve Avrupal› 85 tekel taraf›ndan nas›l ya¤maland›¤›n› aç›kça ortaya koydu. Ayr›ca bu 85 tekele ek olarak ço¤unlu¤u Afrika kökenli veya Belçikal› 25 flirket ve 54 kifli de ya¤malamadan do¤rudan sorumlu. Zengin maden yataklar›yla bilinen Kon-
44
go’da tekeller suç flebekeleri, subaylar, yöneticilerle iflbirli¤i yaparak, rüflvet, h›rs›zl›k, zimmet, az de¤er biçme gibi onlarca yöntemle paha biçilmez alt›n, elmas, kobalt ve bak›r madenleri tekellerin eline geçti. Geriye yoksulluk ve açl›k çeken Kongo halk› kald›! Bizdeki ya¤man›n nas›l yap›ld›¤› ne zaman raporlaflacak acaba?!
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
dile getirilmesi yan›yla “itiraf” denilebilir. Ancak baflbakan›n açmaz› da bundan sonra bafll›yor. Çözümü nedir diye devam ediyorsunuz yaz›y› okumaya. Karfl›n›za ç›kan yine “serbest piyasa ve serbest ticaret anlam›na gelen küreselleflme” adresini görüyorsunuz. Kapitalizm bir yandan büyük yoksulluklar› yarat›rken, öte yandan yaratt›¤› yoksullu¤un ve beraberinde gelifltirdi¤i zulüm politikalar›n›n kendini vuran bir silaha dönüfltü¤ünü de görüyor. ‹flte bu açmaz›n, “yard›m programlar›”, “yoksullu¤u azaltma programlar›” gibi, dünya halklar›n› dilencilefltirerek uyutma yöntemleriyle afl›lmaya çal›fl›lmas› da çare olmak bir yana açmaz› büyütüyor. Belçika baflbakan›n›n yaz›s›nda, gördü¤ü, ama içinden ç›kamad›¤› ve/veya ç›kmak istemedi¤i açmaz da burada. Sanki yaz›s›n›n bafl›nda sözünü etti¤i “fliddetli s›n›f çat›flmalar›” yokmufl gibi, hatta s›n›flar yokmufl gibi, “kalk›nmayla” yoksullu¤un yokedece¤i hayalleri gerçekçi olman›n ötesinde sahtedir. “Kalk›nma” evet, bir ülkenin geliflmesi demektir. Dünya düzeyinde her alanda “kalk›nma” daha çok ekmek, daha çok refah demektir. Ama olan bu mudur peki? Teknolojideki, sanayideki bunca geliflmiflli¤e ra¤men iki milyar aç ve bir o kadar da yoksulluk s›n›r›nda yaflayan insan nereden ç›k›yor? Demek ki, sorun “kalk›nma” ile, “daha çok çaba” ile çözülebilecek bir sorun de¤il. Sorun yönetenin kim oldu¤unda, tek tek ülkelerde ve dünya genelinde iktidar gücünün hangi s›n›f›n elinde oldu¤undad›r. Nitekim, Belçika baflbakan› baflka itiraflar›nda, “kalk›nmaya”, en az›ndan aç kalmamak için üretmeye çal›flan ülke halklar›n› nas›l kendi elleriyle açl›¤a mahkum ettiklerini de kendisi anlat›yor.
Biz Avrupal›lar yoksullu¤un devam etmesine yol açan ad›mlar at›yoruz... “Geliflmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 70’e yak›n› geçimini tar›mdan sa¤lamaktad›r. Zengin Kuzey’de bu rakam nadiren yüzde 5’in üstüne ç›kmaktad›r. Milyarlarca insan›n hayatta kalmas› tar›-
ma ba¤l› olmas›na karfl›n OECD ülkeleri hala tar›m ürünlerine ortalama yüzde 40 civar›nda ithalat vergisi uygulamaktad›r... Dahas› var. Zaman›nda Avrupa'n›n kendi g›da eksikli¤ini kapatmas›na yard›mc› olan subvansiyonlar, bugün kalk›nmakta olan ülkelerde çiftçileri topraklar›n› terketmeye zorlamaktad›r... Avrupa'da üretilen flekerin maliyeti, Güney Afrika'da üretilen flekerin neredeyse iki kat›d›r. Di¤er yandan bu ülkede üretilen flekerin d›flar›ya ihraç edilmesine neden olan da Avrupa flekeridir... Avrupal› bal›kç›lar o derece büyük destek görüyorlar ki, kendi modern filolar›n› kurabiliyor ve gidip, Afrika sahillerinde zaten gittikçe azalan bal›k yataklar›n› kurutabiliyorlar... Biz Avrupal›lar bir yandan yoksullukla mücadele ederken, di¤er yandan yoksullu¤un ortadan kald›r›lmas› çabalar›na köstek oluyoruz. Bir yandan yoksullu¤u ortadan kald›rmaya çal›fl›rken di¤er yandan devam etmesine yol açan ad›mlar at›yoruz...” Uzunca yapt›¤›m›z al›nt›n›n eksi¤i var fazlas› yok. Ancak ba¤lad›¤› nokta yine ayn› küreselleflme ad›yla boyan›p pazarlanan kapitalizm.
Hay›r, Bay Verhofstadt; Dilenci olmayaca¤›z Yaz›ya ald›¤›m›z al›nt›lardan daha fazlas› ve sözde “çözüm” önerileri mevcut Belçika baflbakan›n›n aç›k mektubunda. Ama ne, “tekstil kotalar›n›n kald›r›lmas›”, ne “Afrikaya daha çok yard›m”, ne de kapitalist ekonominin zincirlerini parçalamak bir yana daha da güçlendiren baflka “önlemler” yoksulluk, açl›k sorunlar›n› çözemez. Hay›r Bay Verhofstadt; Çözüm bunlar de¤il, çare kapitalist sistemin içinde, “limuzinlere harcamama flart›yla” dedi¤iniz “hakim elit tabaka”n›n ekonomik-siyasi düzeninin sürmesinde de¤ildir. Benzer “çözümleri”, dünyan›n en zengin Amerikal›s› Bill Gates’den de dinledik, ama o hala dünyan›n en zengin Amerikal›s›! Türkiye’de, Belçika tekelleriyle ortakl›¤›ndan da bildi¤iniz Sak›p Sabanc›’dan da dinliyoruz ve hala o Türkiye’nin en zenginlerinden biri ve iflçilerini kap› önüne koymakla, asgari ücrete köle gibi çal›flt›rmakla an›l›yor. Ne Türkiye halk›, ne de baflka halklar köleli¤e mahkum edilerek, dilencili¤e al›flt›r›larak yaflamaya zorlanamaz ve bunu baflaramazs›n›z. Adaletsizli¤in oldu¤u yerde isyan kaç›n›lmazd›r. Gösterme-
lik adalet isyan› ancak geciktirir, önleyemez. Yoksullar›n ça¤r›s› aç›k ve nettir; Açl›¤a son verin, zulme son verin, herkese ekmek ve adalet istiyoruz! Bunun yolu iflgalcili¤in her türlüsüne son vermekten, halklar›n iradesine yoketmeye çal›flmamaktan, ülkelerin ba¤›ms›zl›klar›n› “globalizm, küreselleflme” demagojileri alt›nda yoketmemekten geçiyor. K›saca halklar; “topraklar›m›zdan ellerinizi çekin, yeter” diyor. Evet, gerçek belirtildi¤i gibi; küreselleflme yalanlar›yla en büyük sorununuz olan fliddetli s›n›f çat›flmalar›n› önlemek istediniz. Ama küreselleflme diye diye geçen yaklafl›k 10 y›ldan fazla bir süre, tam tersi bir sonuç bugün hem emperyalist cephenin hem de halklar›n gözü önündedir. Sömürü oldukça, s›n›flar oldukça, yani tek tek ülkelerden yay›larak bütün dünyada komünist toplum infla edilmedikçe de bu çat›flmalar› önleyebilmeniz mümkün de¤ildir. Bu çat›flmalar karfl›n›za 11 eylülde ç›kar, Filistin’de ç›kar, Türkiye’nin F tiplerinde ç›kar, Cenova’da ç›kar, onlarca biçimde tezahür edebilir ama özü de¤iflmez.
“Adaletiniz” Filistin’e Neden U¤ramaz? Afrika k›tas›n›n bilmem hangi k›y›s›ndaki bir ülke de¤il, Ortado¤u’nun orta yerinde yaflan›yor vahflet ve açl›kla teslim alma politikalar›. Uygulayan belli, uygulama belli. ‹srail terörünü anlatmayaca¤›z. Bu biliniyor. Filistin halk› da buna karfl› büyük bir iradeyle direniyor. Hem de her yol ve yöntemle. Geçen hafta yap›lan bir “flehitlik eylemi” sonucu 16 ‹srailli’nin katilinin ‹srail’in terör politikas› ve Amerika oldu¤unu da anlatmayaca¤›z. Eylemin ard›ndan Filistin kentlerinin yine yeniden iflgalini, evlerin tank at›fllar›yla dövülmesini de yazmayaca¤›z. Ya da bu teröre karfl› Filistin halk›n›n bütün dünyaya 盤l›k 盤l›¤a seslendi¤ini, Gazze’deki gibi 25 bininin sokaklara döküldü¤ünü de anlatmayaca¤›z. Zulüm açl›kla atbafl› gidiyor, açl›k ve hatta susuzluk bir halk› teslim alman›n arac› haline getiriliyor. Filistin köylerinden sökülen zeytin a¤açlar›, tar›m alanlar›n› kurutmak için su kanallar›n›n ‹srail taraf›ndan kesilmesi, daha bu hafta yafland›. ‹srail terörünü seyreden “küreselleflmeci” Avrupa, Filistin’in açl›¤›n› da ayn› sessizlikle seyrediyor. Yoksa onlar “›slah edilmesi gereken” yoksullardan m›?!
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
45
“Ey Koca Türk”ün ‹pini Kim Çekti? Amerika’da bir topland›. Zil zurna sarhofl oldu¤u sesinin tonuna yans›yan bir adam fliir okuyor: “Ey Türk; Koca Türk... Uzaklar› yak›n eden koca Türk...” diye bö¤ürmeler sürüp gidiyor. Ankara DGM eski Baflsavc›s› Nuh Mete Yüksel’den sözetti¤imiz anlafl›lm›flt›r. ‹flkencecilerin hamisi, komplolar›n ustas›, devrimcilerin iflkencelerini siyasi flubelerde bizzat gözetleyen, provokasyonlar›yla, hukuksuzlu¤u “hukuk” diye ortal›kta dolanmas›yla bilinen Nuh Mete Yüksel, hakk›nda Hakimler ve Savc›lar Yüksek Kurulu taraf›ndan verilen “k›nama” karar›n›n ard›ndan DGM baflsavc›l›¤›ndan ayr›ld›. fiimdi “Koca Türk” s›radan bir savc› olarak Ankara adliyesinde! Gerekçe hat›rlanacakt›r. Bir kad›nla ahlaks›z iliflkisinin 5 kamera taraf›ndan kaydedilerek bas›na yans›t›lmas›. Susurluk devletinin en has savc›s›n›n pisliklerinin çarflaf çarflaf bas›nda yer almas›yla birlikte Nuh Mete Yüksel ile ilgili her türlü haber yasakland›. Gerekçe, “terörle mücadelede görev alm›fl olan yetkilinin hedef gösterilmesi.” Evet, “terör” diyerek devrimcilere karfl› mücadele eden iflte bunlar. ‹flte bu ahlaks›zlar›n düzeni bizi yoketmek için her türlü hukuksuzlu¤a, katliama, iflkenceye baflvuruyor. Ama, “etme bulma dünyas›” demiyoruz. Sorulmayan› soruyoruz; Ahlaks›zl›k belgeli, kan›tl›; bu tamam. Peki bu komployu kim kurdu? 5 kamera kendili¤inden yerleflmedi¤ine göre, kim çekti ipi? Sorumuzdan “flu yapt›” cevab›n›n bizi ilgilendirdi¤i ç›kmas›n. Soru, bu düzenin nas›l ayakta durdu¤unu, Osmanl›’n›n saray oyunlar›n›n, entrikalar›n hiçbir zaman eksilmedi¤inin ve kullan›l›p at›lman›n zavall› bir örne¤ini daha netlefltirecektir sadece. Nuh Mete Yüksel, karar için "bunlar› haketmedim" demifl. Neden? Kendini vazgeçilmez mi görüyordun yoksa? Oligarfli kimleri paçavraya çevirene kadar kullan›p harcamad› ki. Kiflisel bir meselede Nuh Mete’yi harcayan oligarfli, bugüne kadar binlerce infaz, iflkence olay›nda ayn› Nuh Mete’nin arkas›ndayd›. Ve bunlar›n hiçbirinde Hakimler ve Savc›lar Yüksek Kurulu ya da baflka bir kurumu taraf›ndan cezaland›r›lmad›, sürgün edilmedi. fiimdilik, hukuksuzlu¤u bütün kabal›¤›yla uygulayan Nuh Mete’lere ihtiyaç yok; tasfiye bundan, 5 kameral› komplonun sorulmayan sorular› bundan.
46
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
Gençlik Örgütleniyor
“ISPARTA GENÇL‹K DERNE⁄‹” KURULDU Isparta’da üniversite ö¤rencileri, kurduklar› dernekle, gençli¤in akademik, demokratik mücadelesini örgütlü olarak sürdürme kararl›l›¤›n› ortaya koydu. Ancak, derne¤in kurucular› faaliyet alan›n› sadece üniversite gençli¤iyle s›n›rlam›yor, baflta yüksek ö¤renim gençli¤i olmak üzere tüm gençli¤in sorunlar›ya ilgilenmeyi önüne hedef olarak koyuyor. “Biz bu ülkenin gençleri olarak mücadele için yeni bir örgütlenme bafllatt›k” diyen ve 16 Ekim’de yapt›klar› baflvuru ile resmi olarak kuruluflunu tamamlayan Isparta Gençlik Derne¤i, gençli¤in ve özellikle de Anadolu kentlerinde her türlü olanaktan yoksun b›rakt›r›lm›fl gençli¤in sorunlar›n›n çözümüne katk›da bulunman›n yan›s›ra, kültürel olarak geliflimini de hedefliyor. Derne¤in kurulufl çal›flmalar›n› duyurmak için baflvuru öncesinde, 12 Ekim günü yaklafl›k 70 kiflinin kat›ld›¤› bir piknik de düzenleyen gençlik, burada, gençli¤in sorunlar›n›, neden böyle bir derne¤e ihtiyaç duyuldu¤unu, örgütlenmenin önemini ve yoz kültürün karfl›s›na halk›n de¤erleriyle donanm›fl kültürün nas›l gençli¤e maledilece¤i konular› tart›fl›ld›.
Hak Arama Mücadelesinin Arac›s› Olaca¤›z Isparta Gençlik Derne¤i’nin kurulufluna iliflkin, kurucu üyelerden Sibel fi‹MfiEK ile görüfltük. fiimflek, derne¤in kurulufl amac›n›, ne gibi faaliyetlerin programlar›nda yerald›¤›n› flöyle dile getirdi: - Isparta'da gençlerin gerek kültürel gerek sanatsal anlamda, gerekse de karfl›laflabilecekleri sorunlara karfl› hak arama anlam›nda çok büyük boflluklar var. Derne¤i kurmam›zdaki amaç, bu boflluklar›n giderilmesi ve olumsuz yöndeki her türlü etkene karfl› alternatif olabilmek. Derne¤imiz gençli¤in hak arama mücadelesinin arac› olmay› hedefliyor. Derne¤imizin kuruluflunda engellemelerle, zorluklarla karfl›laflt›k, ancak her fleye ra¤men gençli¤in meflru örgütlü gücü olma düflüncemizden vazgeçmedik. Öncelikle ba¤lama, satranç, halkoyunu, tiyatro gibi kurslarla kültürel etkinlikler bafllatmay› düflünüyoruz. Bunun yan›s›ra gençleri düflünce özgürlü¤ü, örgütlü hak arama mücadelesi ve yoz kültürün boyutlar› hakk›nda bilinçlendirmeyi amaçl›yoruz.
❖
B‹L‹D‹R‹ DA⁄ITAN Ö⁄RENC‹YE SINIRDIfiI Antalya Akdeniz Üniversitesi T›p Fakültesi 3. s›n›f ö¤rencisi K›br›s vatandafl› Ekrem Musalar, Haklar ve Özgürlükler Platformunun yasal olarak ç›kan 1 May›s'a ça¤r› özel say›s›n› da¤›tt›¤› için o günlerde gözalt›na al›nm›fl daha sonra serbest b›rak›lm›flt›. 16 Ekim sabah› okula giderken siyasi flube polisleri taraf›ndan dört araçla yolu kesilerek gözalt›na al›nan Ekrem Musalar, Yabanc›lar fiubesine götürüldü ve Türkiye’deki oturma izni iptal edilerek s›n›r d›fl› edildi. Antalya Gençlik Derne¤i yapt›¤› aç›klamada, “yasal bir bildiriyle halk› 1 May›s mitingine ça¤›rman›n cezas› m›d›r s›n›r d›fl› edilmek?” diye sordular ve karar› protesto ettiler.
DAN‹MARKA BAfiKONSOLOSLU⁄U’NA VER‹LEN D‹LEKÇELERLE “TECR‹TE HAYIR” DEND‹ Haftalard›r Avrupa Birli¤i’ne verilen dilekçelerle “Tecrite Hay›r” diyen tutsak yak›nlar› ve kimi demokratik kitle örgütleri (TAYAD, TUYAB, SDP ‹stanbul ‹l örgütü, EMEP ve Tüm BelSen Genel Merkezi) bu kez de dilekçelerini Danimarka Baflkonsoloslu¤u’na verdiler. ‹stanbul Bebek Park›’nda toplanan yaklafl›k 60 kifli buradan birlikte Danimarka Baflkonsoloslu¤u’na gittiler. Baflkonsoloslu¤un bulundu¤u Meygede Soka¤›’na girifl, polislerin sokak giriflinde yapt›¤› y›¤›nakla engellenmiflti. Eyleme bas›n›n da yo¤un ilgi gösterdi¤i gözlendi. TAYAD, TUYAB ve SDP ‹stanbul ‹l Örgütü’nden birer temsilci önce Baflkonsoloslu¤a giderek dilekçe vermek için geldiklerini ilettiler. Daha sonra sokak girifline geri dönen kurum temsilcileri dilekçeleri toplayarak tekrar Baflkonsoloslu¤a gittiler. Üzerinde son ölüm orucu flehidi Hamide Öztürk’ün resminin de oldu¤u “Tecrite Hay›r” dilekçeleri, Danimarka Baflkonsoloslu¤u’na iletildi. Dilekçeleri götüren temsilciler sokak bafl›nda bekleyenler taraf›ndan k›rm›z› mendillerle u¤urland›. Mendillerle karfl›land›. Dilekçelerin b›rak›lmas›ndan sonra bekleyenlere ve bas›na bir
aç›klama yap›ld›. Aç›klamada Danimarka’n›n bir AB üyesi oldu¤u, AB üyesi ülkelerin de ülkemizde yaflanan tecrit koflullar›ndan sorumlu olduklar›, bugüne kadar pek çok eylem yap›ld›¤›n›, bundan sonra da tecrit kalkana kadar eylemlerine devam edeceklerini, haftaya baflka bir AB üyesi ülkenin konsoloslu¤una dilekçe vereceklerini aç›klad›lar. Aç›klaman›n ard›ndan eylem alk›fllarla sona erdi.
YUNUS GÜZEL KATLED‹L‹fi‹N‹N B‹R‹NC‹ YILINDA ANILDI 23 Ekim 2001’de ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’nde iflkenceyle katledilen Yunus Güzel topra¤a verildi¤i 25 Ekim günü mezar› bafl›nda an›ld›. Saat:12.00’de bafllayan anmaya Yunus Güzel’in ailesi, akrabalar› ve yoldafllar› kat›ld›. Mezara varmadan dolmufllardan inen kitle “‹NSANLIK ONURU ‹fiKENCEY‹ YENECEK” imzal› çelenkle birlikte yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda “YUNUS GÜZEL ÖLÜMSÜZDÜR, KAHRAMANLAR ÖLMEZ HALK YEN‹LMEZ, YAfiASIN ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fi‹M‹Z” sloganlar› at›ld›. Mezar bafl›nda yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflundan sonra geleneklere göre Kur-an okundu. Ard›ndan Yunus’un neden katledildi¤ini anlatan k›sa bir konuflma yap›ld›. Ve en sonda; “Yunus’un yoldafllar› bugün hala direniyorlar, direnerek ideallerini yaflat›yorlar. Ölüm oruçlar›nda sürdürüyorlar gelene¤i” fleklinde konuflma
bitirildi. Bize ölüm yok, Hakl›y›z Kazanaca¤›z, Bir Mevsim parçalar›n›n söylendi¤i anmaya yaklafl›k 50 kifli kat›ld›. Anma yine at›lan sloganlarla bitirildi. Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
47
Grup Yorum 13 y›l sonra Mersin halk›yla kucaklaflt› 17 Ekim 2002'de Grup Yorum, yasakl› y›llardan sonraki ilk Mersin konserinde Edip Buran Kapal› Spor salonunda yaklafl›k 5000 kifliye seslendi. Mersin halk› taraf›ndan ilgiyle ve coflkuyla karfl›land›.
Y›ld›r›m provakasyon yaratmak için konser boyunca kameralar› ve foto¤raf çekimleriyle insanlar› tahrik etmeye çal›flt›. Ama; karfl›l›k olarak kitlenin zafer iflaretleri ve s›k›l› yumruklar›yla karfl›land›.
Halk;13 y›l›n sab›rs›zl›¤› ve özlemiyle konser bafllamadan saatler önce salonun önünde heyecanla beklemeye bafllad›.
Bu arada Tav›r'›n son say›s›n› CHE'nin resminin ön kapak üzerinde bas›l› k›sm›n› konser boyunca tutan bir dinleyici gözalt›na al›nd›. Sonra serbest b›rak›ld›. Gerekçe ise son say›n›n toplat›lmas› oldu. Oysaki son say› toplat›lmam›flt›, her zanki yalanlar›ndan biriydi, buda tamamen keyfiydi. Yorum stand› konser sonuna do¤ru polis taraf›ndan kald›r›ld›.
Yorum sahneye ç›kt›¤›nda "Türküler Susmaz Halaylar Sürer" slogan›yla karfl›land›. Türküler aras›nda s›k s›k sloganlar at›ld›. "Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez", “Yaflas›n Ölüm Orucu Direniflimiz", “Devrim fiehitleri Ölümsüzdür", “‹çerde D›flarda Hücreleri Parçala" sloganlar› at›ld› ‹nsanlar›n konser çoflkusu yasaklar› uygulayanlar› tedirgin etti. Siyasi flube müdürü Ali
Yorum dinleyicileri konser öncesi Laila kaset yap›m merkezinde imza gününe kat›ld›. Ard›ndan Radyo Akdeniz ve Radyo Ses yerel radyolar›na konuk oldu.
Grup Yorum Türküleriyle 5 Bin Kifliye Seslendi “2002 Grup Yorum Konserleri” turnesiyle Grup Yorum ‹zmir'deydi. Antalya ve Denizli'den sonra ‹zmir Alsancak Fuar Aç›khava Tiyatrosu'nda 5000 kifliye seslenen Grup Yorum konser öncesinde, ‹zmir Dokuz Eylül E¤itim Fakültesi'nde düzenlenen söyleflide yaklafl›k 700 kifliye Grup Yorum’u anlatt›. Grup Yorum’un kuruluflundan, ifllevinden sözeden grup üyeleri, karfl›laflt›klar› yasaklara da de¤indiler. Feda kasetinin yasaklama öyküsünü anlatarak örnek veren Grup Yorum, yasa¤›n, “‹stanbul Emniyet müdürlü¤ünün insanlar› canl› bomba olmaya teflvik ediyor diyerek denetleme kuruluna baflvuru yapmas›yla” ortaya ç›kt›¤›n› dile getirdiler. Bu söyleflinin ard›ndan Can Radyo, Demokrat radyo ve Bat› Radyo’da söyleflilere kat›ld›ktan sonra saat 21.00’de
sahneye ç›kan Grup Yorum, 8 y›l aradan sonra türkü ve marfllar›n› coflkulu 5 bin kifli ile birlikte söyledi. “Türküler susmaz halaylar sürer” sloganlar›n› s›k s›k at›ld›¤› konserde salonun dolmas› nedeniyle giremeyenlerin oldu¤u gözlendi.
“Pardon”a Yasaklama Yönetmenli¤ini Vedat Özdemir’in yapt›¤›, isim benzerli¤i yüzünden gözalt›na al›nan birinin gözalt›nda yaflad›klar›ndan yola ç›karak, ülkemizdeki polis devletini ve iflkenceyi iflleyen Pardon isimli film, Sinema ve Müzik Eserleri Denetleme Kurulu taraf›ndan yasakland›. De¤iflik film festivallerinde 3 ödül alan filmin yasaklanma gerekçesi olarak, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤ünü hedef ald›¤›, milli güvenlik, kamu düze48
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
ni, genel ahlak, milli kültür ile örf ve adetlere ayk›r› oldu¤u” gösterildi. Sansür kurulunun karar›, tam da filmin anlatt›¤› gerçe¤in ispat› gibidir. Polis devletin de sanat da, hayat›n baflka alanlar› da, polisin isteklerine göre, “güvenlik” yalan›na dayan›larak düzenlenir. Sansür kurulu da, önceki kararlar›nda oldu¤u gibi, polis devletinin sad›k bir parças› oldu¤unu bu kararla birlikte bir kez daha gösterdi.
bas›n tv
KIRILIR YALANIN ÇARKI
Asparagas›n Sahibi Kim? 20 ekim tarihli Star gazetesinden bir haber; “Galatasaray, 23 Ekim’de Belçika’da Brugge tak›m› ile karfl›laflacak. Brugge, Sabanc› suikast›n›n kilit ismi Fehriye Erdal’›n yaflad›¤› kent. Sar› k›rm›z›l› kulübe, teröristlerin eylem yapaca¤› uyar›s› geldi. Hatta, Fehriye Erdal’›n maça davet edildi¤i bilgisi ulaflt›. Galatasaray, resmi bir yaz› ile Brugge yönetimini uyard›. Önlem al›nmas›n› istedi.” Okudu¤unuzda gülüp geçece¤iniz bir haber de¤il mi? Bu ne saçmal›k diyece¤iniz bir asparagas de¤il mi? Ama gülüp geçmeyin, “Star’d›r yapar” demeyin. Bu tür asparagas haberler ne Star’a özgü ne de, çaps›zl›¤› her sat›r›ndan okunan muhabirlerine ait. Devrimcilere iliflkin bütün kontra haberler böyle ciddiyetsiz, asparagas oldu¤u her halinden belli ama, buna ra¤men ard› arkas› kesilmez. Tümünde bir amaç vard›r.
Genel ifade edersek; devrimcileri karalama, provake etme, sald›r›ya ve katliam zemin haz›rlama, komplo malzemesi yapma gibi onlarca nedenden dolay› yap›lm›flt›r. Peki kimdir bu haberleri yapanlar? Bu de¤iflir, ama YAPTIRANLAR bellidir. Ya polis ya M‹T ya da ikisi birlikte. Hani “ortak düzenlenen operasyonla...” diye bafllayan ve birbirlerinin gözünü oymaktan f›rsat bulduklar›nda yapt›klar› o meflhur iflbirliklerinin sonucudur. Bu saçma haberin Star’da ç›kmas›n›n tek nedeni de, yapt›ranlar›n s›raya koymas›ndan olsa gerek. Bir süre Do¤an medyaya, onlar teflhir olunca islamc› geçinenlere, onlar da göze bat›nca magazinvari gazetelere s›ra gelir.
--Susurluk’u aklamay› beceremeyen Ertu¤rul Özkök bu kez de katil, iflkenceci polisleri aklamaya kalk›fl›yor. 20 Ekim 2002 tarihli Hürriyet’deki “YILDIZLARIN ALTINDAK‹ O BEYAZ TAfiLAR” bafll›kl› köflesinde “tam 1415 flehit...” diyerek, cezaland›r›lan iflkenceciler nezdinde iflkenceye ve iflkenceci, katil polise sahip ç›k›yor Özkök. Ama, bu polislerin suçlar›n› s›ralam›yor, katlettiklerinin, iflkencede tezgahlar›ndan kalkamayanlar›n say›s›n yazam›yor. Adaletsiz kal›n diyor Özkök; polis iflkence, katliam yaps›n, ama kimse hesap sormas›n istiyor. Manisa davas› tart›flmalar› ile ayn› zamana denk getirmesi de Özkök’ün mahareti!
Ç‹ZG‹YLE
Ekmek ve Adalet / 27 Ekim 2002 / Say› 32
49
kahramanlar ölmez fiehitlik tarihi: 26 Ekim 1993 fiehit düfltükleri yer: Ankara Balgat fiehit düflme flekli: ‹kisi de Dev-Genç saflar›nda mücadeleye kat›ld›lar. Savaflç› oldular. Bulunduklar› üste üzerlerine saatlerce bomba ve kurflun ya¤d›r›larak katledildiler.
Tayyar Turhan SAYAR
Yaflar YILMAZ
Burhan Remzi KAFADENK
Ali DEM‹RALP
fiehitlik tarihi: 26 Ekim 1991 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Gayrettepe fiehit düflme flekli:
fiehitlik tarihi: 27 Ekim 1987 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Çengelköy fiehit düflme flekli: 12 Eylül cuntas›n›n zorlu y›llar›ndan flehit düfltü¤ü ana kadar kesintisiz kavgas›n› sürdürdü. Polisle girdi¤i silahl› çat›flmada flehit düfltü.
Sokak ortas›nda resmi ölüm mangalar› taraf›ndan katledildi.
fiehitlik tarihi: 26 Ekim 1994 fiehit düfltükleri yer: Arpaçbahflifl Mersin fiehit düflme Ahmet ÖZTÜRK flekli: Kald›klar› evin polis taraf›ndan sar›lmas› üzerine, ellerinde hemen hiç bir araç olmamas›na ra¤men, 2.5 saat boyunca direndiler. Eve giren polisler taraf›nda inZeynep GÜLTEK‹N faz edildiler.
fiükrü Sar›tafl fiehitlik tarihi: 29 Ekim 2000 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Ümraniye fiehit düflme flekli: 15 yafl›nda bir Cephe sempatizan›yd›. ‹stanbul Ümraniye’de MHP’li faflistlerin kurflunlar›yla katledildi.
Ahmet, Yazgülü, Hamide... 1994’tü Ahmet topra¤a düfltü¤ünde. Yazgülü Güder Öztürk, efliydi Ahmet’in. Efli vuruldu¤unda, kavgan›n bir baflka alan›nda, bir baflka görevin bafl›ndayd›. Kavgaya devam dedi. Sorulacak hesaplar›n içine, eflinin hesab›n› da ekledi. Ahmet’in katledilmesinin h›rs›n›, öfkesini biledi¤i biri daha vard›; kardefli Hamide Öztürk. 2000’in 19 Aral›k’›nda Bayrampafla kad›nlar ko¤uflunda diri diri yakt›lar Yazgülü Güder Öztürk’ü. Hamide, 10 Eylül 2002’de bir ölüm orucu direniflçisi olarak flehit düfltü. Öztürk soyadl› üç kavga insan›; ‹kisi Arap, biri Kürt. Oligarflinin asimilasyon politikas›n›n yaratt›¤› bir çeliflki bu. Kurtulufl Cephesi birlefltirdi onlar›. Kurtulufl Cephesinde Arap Ahmetler, Hamideler, Kürt Yazgülüler, Türk, Kürt Arap, Laz, Gürcü, Boflnak, Çerkez yoldafllar›yla özgürlükleri için zulme karfl› direnmeye devam ediyorlar.