Skip to main content

AdaletWeb028

Page 1

Haftal›k Dergi

‹srail, Filistin’i vuruyor ABD, Irak’› vurmaya haz›rlan›yor

Say›: 28 29 Eylül 2002 F‹YAT (KDV Dahil) 750 000 EUROPE: 3 EURO

www.ekmekveadalet.com

VURULAN MAZLUM DÜNYA HALKLARIDIR

VURULAN B‹Z‹Z!

BUNLAR B‹Z‹

YÖNETEB‹L‹R M‹?

AMER‹KAN ‹MPARATORLU⁄UNA KARfiI D‹RENEL‹M! www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

Direnme Savafl› ‹çeride ve D›flar›da ‹kinci Y›l›n› Tamamlamak Üzere

hiç bir konuda, hiç bir çözüm programlar› olmad›¤› aç›kt›r! inkar; na i ’ t i r c Te ar› litikal o p i z Na ›r! onayd


Foto¤raflarla

Ben onu bunu bilmem...

ediyor demektir. Bu sadece oy verme, flu bu burjuva partisine “Benim partim” diye sahip ç›kma sorunu da de¤ildir. Yaflam›m›z› ilgilendiren her konuda böyledir.

Tarih: 1980 öncesi

Peki bu tablo nas›l yarat›ld›? * Deniyor ki, burjuva partileri hiç bu kadar teflhir olmam›fl, siyasetin çivisi hiç bu kadar ç›kmam›fl, siyasetteki ahlaki çürüme hiç bu kadar halk›n gözleri içine sokulmam›fl, halk siyasetçiyi hiç bu kadar de¤ersiz görmemiflti... Gerçe¤in bir yan›n› yans›tsa da tamam›n› yans›tm›yor.

‹çeride, D›flar›da Ölüm Orucu 2. y›l›na yaklafl›yor

Arflivlere bak›ld›¤›nda 12 Eylül öncesi çizilen karikatürlerde politikac› ve ifladam› tiplemesi; göbekli, purolu, halktan uzak tiplerdir. Halk kendinden görmez. Oysa bugüne bakarak siyasetin çivisi ç›kt› denemezdi. Bu, halk›n politikli¤inin bir sonucu. Örgütlenme de bunun üzerinde flekillenir.

Hücrelerde ve d›flar›da Feride Harman’›n ölüm orucu sürüyor. TAYAD’l›lar Alibeyköy’de yapt›klar› destek açl›k grevine son verdiler.

Bugünse Sabanc›lar, Koçlar, politikac›lar kendilerini halk›n içinde gizleyebiliyor, onlara “sizden biriyiz” mesajlar›n› bir biçimde verebiliyorlar.

SENjM... SENjM...

Buradaki s›r da apolitikleflmede. * “Bu tablo nas›l yarat›ld›” sorusuna dönersek cevap kendi¤ilinden ç›k›yor; apolitikleflme. Siyasete karfl›, günlük yaflamda, her alanda büyük bir apolitiklik hakim. Bask›, yasak, tehdit, katliam, iflkence, gözda¤›... yani oligarflinin bunda belirleyecili¤i tart›flmas›z. Peki solun bundaki pay› ne? Ya da kendine sol diyenler gerçekten politik mi? ‹kinci y›l›na yaklaflan direnifl karfl›s›ndaki tav›rlar buna en net cevaplar› veriyor. Halk› politiklefltirmekten, e¤itmekten, 1917’deki sovyet askerinin veciz cümlesini söyletmekten baflka bir çözüm, yol yok. Bu görev de devrimcilerden baflkas›n›n de¤ildir.

Zaman›n y›prat›c› etkisine karfl› direnememifl bir foto¤raf. Foto¤raftaki pankart› yazanlar, asanlar, kimbilir nerede flimdi? Belki flehit düfltüler. Ama foto¤raftaki düflünce, zaman›n etkisine yenilmedi. Foto¤raftaki enternasyonalizm, hala yerinde. Filistin yüre¤imizin bir yan›yd› hep. Kavgam›z›n bir parças›yd›. Ta, 1960’l› y›llar›n sonunda at›lm›flt› bu hiç bozulmayacak maya. Emperyalizme ve oligarfliye karfl› savaflmaya haz›rlanan Türk, Kürt, Arap, Laz yi¤itleri, y›llard›r emperyalizme ve siyonizme karfl› savaflan Filistin yi¤itleriyle omuz omuza ö¤rendiler savafl›... Filistin’in ve Anadolu’nun kavgas› hala ortak... Düflman› hala ayn›!

v

- “Bunlar bizi yönetebilir mi” dizimizde yönetmeye aday partileri tan›t›yoruz, ilki AKP - CHP halk› aldatma bildirgesini aç›klad› - DEHAP’a bask› gayri meflrudur - Yasaklar ve sahte demokratlar geçidi - MHP’nin kanl› listesi...

v BUSH’UN TEHD‹T VE TERÖR DOKTR‹N‹ AÇIKLANDI

Amerikan imparatorlu¤unun stratejisi

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nk›lap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul ‹rtibat Telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37 Hesap No: 0041310 -4 Y›lmaz Bas. Yay. Da¤. Org. Akbank Yusufpafla fiubesi/‹ST

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama Fiyat›: 750 000 Avrupa: 3 Euro Almanya:3 Euro

Fransa:3 Euro ‹sviçre:3 Euro Hollanda:3 Euro

‹ngiltere: £ 2 Belçika: 3 Euro Avusturya: 3 Euro

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z Akcadag Verlag- Odenwaldstr. 72 51105 Köln Tel: 0049 221 6906692 0049 221 6906693 Faks:0049 221 6906694 E-mail adresi: ekmekveadalet@t-online.de Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Telfaks: 0 322 351 97 25 Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11 Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Telfaks: 0 326 223 87 18 Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97 Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey Hopa: Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt: Kat. 1 No:1 HOPA

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han› No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Ömera¤a Mah. Atça Cami Cad. No: 30 Kat: 2 Tel-fax: 0262 322 88 09 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel-faks: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemerkaya Mah. Kundurac›lar cad. Dedeo¤lu sokak Pustular iflhan› Kat:1 No:33 Tel-faks: 0462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9 Tel: 0 372 252 51 79

Adalet

‹deoloji ve siyaset, karmafl›k görünenin ayr›flt›r›lmas›n›, hayat›n içinde çarp›t›lm›fl olarak bulunan gerçeklerin a盤a ç›kar›lmas›n› sa¤lar. Tabii bu o kadar da kolay de¤ildir. ‹deolojilerin çok çeflitli yorumlar›, siyasetin yürütülüfl biçimleri, karmaflaya yeni karmaflalar, çarp›kl›klara yeni çarp›tmalar ekler. Sovyet devrimini anlatan Dünyay› Sarsan On Gün filminin en çarp›c› sahnelerinden biridir: Devrime kat›lan bir asker, kendisine Bolflevikler aleyhinde propaganda yapan bir politikac›ya flu veciz sözle cevap verir: “Ben onu bunu bilmem, ya burjuvaziden yanas›n, ya proletaryadan?” Sen kimden yanas›n kardeflim? IMF’den yanaysan, benim yan›mda de¤ilsin... Amerikan savafl›n› savunuyorsan, bana düflmans›n... TÜS‹AD’›n ç›karlar›n› savunuyor, “ifladamlar›m›z” diyerek yaranmaya çal›fl›yorsan benim s›n›f›mdan de¤ilsin... Bu baflka hiç bir yorum, bilgi, belge, kan›t gerektirmeyen bir gerçektir. Ama hep gördü¤ümüz gibi, hayat›n ve halk›n içinde siyasi tav›rlar bire bir böyle flekillenmiyor. Tam tersine; H›rs›zlar, soyguncular, IMF’ciler, genifl kitleler içinde hala flu veya bu ölçüde taban buluyorlar. IMF’nin gönderdi¤i Dervifl’in kurtar›c› diye pazarlanmas›, CHP’nin durumu örnektir. Nedenleri ne olursa olsun, somut gerçek flu; genifl kitleler, kendisine karfl› olan, “rakip” s›n›ftan olan politikac›lara oy veriyorlar. 1917’de bir sovyet askerinin sözleri bunlar; ne de¤iflti 21. yüzy›lda? Hayat ayn› saflaflmada ak›yor yine... Hayat ayn› saflaflmada kendini ifade ediyor Türkiye’de de... Saf›n› bilmeyen, karfl› safa hizmet

Tarihimiz


‹çindekiler 3... 5... 6... 7... 8... 9... 10... 12... 13... 14... 15...

16... 18... 20... 21... 22... 24... 25... 26... 30... 32... 34... 36... 39... 40... 41... 42... 44... 45... 47... 48... 50...

Çürüyen ve çürüten çözemez “Sisteme Muhalif herkesin Demokratik Mevzisi Olaca¤›z” Seçimden seçmeler Direnme savafl› 2. y›l›na yaklafl›yor ‘Fiili Müdahale Grubu’nu Aç›klay›n! AÇLIK GREV‹N‹ B‹T‹RD‹K, DESTE⁄‹M‹Z SÜRÜYOR “‹yiki Devrimci oldum” Tecriti ‹nkar, Nazi Politikalar›n› Onaylamakt›r Bir Hapishane Müdürü: Naci Y›ld›z KESK 17 Ekim’de ‹flb›rak›yor Haberler... Ba¤›ms›z Türkiye: Sömürge Bakan›n›n ‹tiraz›na Bak›n! Kad›n Adaylar, Kad›n Direniflçiler Partiler ve pro¤ramlar› DEHAP’a yasak ve bask›lar gayri meflrudur “fieriat›n kesti¤i parmak” “Asker Parma¤›” Sahte Demokratlar Geçidi MHP Listelerinden akan kan, Halk›n kan›d›r Milletvekilli¤inin yeni rolü Bunlar bizi yönetebilir mi? AKP Ahlaks›zlar›n ‘Ahlaki ‹syan’ ça¤r›s› A‹HM’e söylerim ha! Amerikan ‹mparatorlu¤u’nun Stratejisi Karargahlar y›k›labilir, Halk›n iradesi ve umudu asla ‹ntifada ve Çat›flma... Kölelikten Kurtulma ‹ste¤i Yurtd›fl›ndan... Sabra ve fiatilla katliam› lanetlendi “‹ster kitab›na uygun ister uygun olmadan” Program, ‹ddiad›r birlik, kendine güvendir! Sizden hiç bir fley olmaz Bu kafa e¤itilebilir mi? Amerika Kürt beyni devflirecek! Yaln›z Bafl›na Kahramanlar Ölmez...

Çürüyen ve çürüten,

çözemez! S

eçim süreçleri, burjuva düzenler aç›s›ndan bir nefeslenme f›rsat›d›r; düzenin kiri, pas›, kan›, irini, önceki iktidarda yer alan partilere y›k›l›p, düzen aklan›r ve yeni partilerle, kadrolarla yola devam edilir. Sömürü ve bask› düzenleri, bir anlamda seçim meydanlar›nda günah ç›kar›p ayn› haltlar› yemek için yeniden onay isterler. Türkiye’deki seçimlerde böyle bir tablo da yok, Düzenin krizi ve çürümüfllü¤ü, seçimi bile bu aç›dan kullanamayacak kadar derin çünkü. Tersine, seçim süreci, tüm demokrasicilik flovlar›na ra¤men, bir kez daha düzenin kirini, pas›n›, irinini kusan bir rol oynuyor. Bak›n flunlar›n haline, bak›n bu ülkeyi yöneten ve yine yönetmeye talip olanlar›n rezaletlerine; Vefas›zl›klar, birbirinin kuyusunu kazmalar, küskünler, transferler, bugün söyledi¤ini ertesi gün savunmayan partiler ve politikac›lar, IMF’ye, ABD’ye, genelkurmaya ya¤c›l›klar, yalakal›klar, ak›n flu aday listelerine. Adaylara iliflkin çok çeflitli aç›lardan yap›lan istatistikler, bu düzenin resmi gibi; önceki say›m›zda belirtti¤imiz gibi, CHP, AKP, DYP, ANAP, MHP ve SP'nin listelerinde toplam 749 patron yeral›yor. “Anadolu Solu” diye ortaya ç›kan CHP’nin listelerinde, yüzde 20’lik oranla, en büyük yeri patronlar kapm›fl. Patronlar›n solculu¤undan ne hay›r görecek bu ülke? Bitmedi. Hemen hepsi, seçilmesi garanti yerlere yerlefltirenlerin 60’› tarikat fleyhi ve afliret lideri. Bitmedi. Adaylar›n dörtte biri, h›rs›zl›ktan, yolsuzluktan, doland›r›c›l›ktan, tecavüzden, cinayetten sab›kal›. Bitmedi. Listelerde, iflkenceci, katliamc› polis flefleriyle, emekli subaylar da yerlerini alm›fllar. Seçilecek meclisin tablosu bugünden ortadad›r; Patronlar›n, h›rs›zlar›n, katillerin meclisi. Bunu siyasi anlamda bizim söylememize gerek yok. Bu düzenin belgeleriyle ortada olan ç›plak bir gerçek bu. Siyaseten patronlar›n ç›karlar›n› savunman›n, siyaseten sömürü ve zulüm düzenini savunman›n ötesinde, bizzat patronlar, h›rs›zlar, katiller!

B

ikkat edin; hiç bir düzen partisi, ciddi bir seçim program›, bildirgesiyle ç›kmad› halk›n karfl›s›na. Hiçbiri, halk›n sorunlar›na, taleplerine iliflkin, ba¤›ms›zl›k, demokrasi sorununa iliflkin somut bir fley söylemiyor. Sorunlar› s›ralasalar, çözümleri yok. Çözece¤iz diyenlerin nas›l çözece¤i yok... Daha do¤rusu, bu konularda bir fley söyleyemiyorlar. Çünkü hepsi IMF’ci. Somutu IMF söyleyecek. Onlar IMF’ye biat edeceklerini aç›klam›fllar zaten. Kald› ki, meclise tafl›yaca¤› kadrolar h›rs›zlardan, patronlardan, katillerden oluflan bu partilerin söyleyece¤i sözlerin ne hükmü olabilir? iflte buraya yaz›yoruz; seçim dönemi boyunca, yalanlardan, demagojilerden, hamasi flovenizm, hamisi dincilik edebiyat›ndan baflka hiç bir fley duymayacaks›n›z a¤›zlar›ndan. K›sacas›, onlar›n halka söyleyecekleri sözleri yoktur; söyledikleri sözlerin de hükmü yoktur.

D

izim sözümüz var. Sözümüz oldu¤u için, susturulmaya çal›fl›l›yoruz. Sözümüz, devrimci program›m›zd›r. Sözümüz, sloganlar›m›zd›r. Sözümüz, prati¤imizdir. Sözümüz, gerçeklerdir. Sözlerimizde, sorun-

B

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

3


lar›m›z da, çözümleri de vard›r. Böyle oldu¤u için, sözümüz, katliamlarla, infazlarla, iflkencelerle, F tipleriyle kesiliyor. Böyle oldu¤u için, bask›lar, yasaklar bize yöneliyor. Ama otuziki y›ld›r susturamad›lar. Program›m›z›n sat›r bafllar›, otuziki y›l önce yaz›ld›. Her gün, dünyan›n ve ülkemizin mücadele tecrübesini özümseyerek, dünyan›n ve halk›m›z›n yeni sorunlar›n› çözümleyerek, yeni sat›rlar ekledik program›m›za. ‹ddia ediyoruz ki; hiç bir düzen partisinin devrimci hareketin program›yla karfl›laflt›r›labilecek kapsamda ve somutlukta bir program› yoktur. Fakat, bundan daha da önemli olan, bizim o programa sa-

“Kriz var... Sorunlar›m›z 盤 gibi... Taleplerimiz var... Bize kulak veren yok. Üstelik, s›rt›m›za yeni yükler bindirmek istiyorlar. Krizlerin yükünü omuzlamak istemeyip direnenleri, zulümle sindirmek istiyorlar. Kriz ekonomik de¤il siyasidir. Kriz devletin mekanizmas›ndad›r, sistemdedir. Kriz artarak, eksilerek sürekli vard›r. Ve bu sistemde hiçbir reçete bu krizi gideremez. Ama, hiçbir dert, dermans›z de¤ildir. Hiçbir gece sabahs›z de¤ildir... Çare var. Çözüm var...” *

Yukar›daki sözler, Halk Anayasas› Tasla¤› Önsöz’ünden al›nd›. Taslak, 1997’de yay›nland›. Sözler bugünü anlat›yor. Bugünü anlatt›¤› için, “çözüm var” dedikten sonraki devam cümlemleri de geçerli¤ini koruyor. Devam› flöyle: “Çare, Ba¤›ms›z ve Demokratik Türkiye’dir. Ba¤›ms›zl›¤›m›z›n önündeki engel emperyalizm, demokrasinin önündeki engel, faflizmdir. Halk kendi anayasas›n› uygulayabilece¤i bir ülke yaratmak için bunlardan kurtulmak zorundad›r. Bu ülke, bu topraklar üzerinde yaflayan, eme¤iyle geçinen, Anadolu topraklar›na al›nterini, kan›n› dökenlerindir. Ülkemize, gelece¤imize sahip ç›kmak için mücadele etmek zorunday›z. 4

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

dakatimizdir. Bizim program›m›z, yani halka sözümüz, flehitlerimizin kan›yla imzalanm›flt›r. zçok akl› bafl›nda olan, azçok ülke gerçeklerinden haberdar herkes, sorunlar›m›z›n nereden, neden kaynakland›¤›n› görebiliyor. Bir yandan terör, bir yandan demagoji, art›k aleni olan bu gerçeklerin, siyasi plana yans›mas›n› engellemeye çal›fl›yorlar. 2002 seçim sürecinin oligarfli aç›s›ndan özü fludur; bask›larla, katliamlarla, yasaklarla baflta devrimciler olmak üzere tüm muhalifler çeflitli biçimlerde etkisizlefltiriliip, sindirilip, 70 milyon, çaresizlik, alternatifsizlik girdab›nda bo¤ulmaya çal›fl›l›yor. Çare de çözüm de var, ama oligarfli tanklar›yla, iflkenceleriyle, F tipleriyle o çareyi ve çözümü bast›rmaya yönelmifl. IMF’siz de yaflayabiliriz elbette. Halk çocuklar›n› Amerika’n›n askeri yapmadan da yeryüzünde varolabiliriz. Ama IMF’ciler, Amerikanc›lar, böyle bir alternatifi bast›rmak için, her türlü vahflete baflvuruyorlar. Seçimler, bu anlamda demokrasicilik oyununun flov flahnesidir; as›l mücadele, Tayyip’le Baykal, Çiller’le Y›lmaz aras›nda de¤ildir; onlar ayn› suyun soyudur; as›l mücadele, düzenle, devrimciler aras›ndad›r. Yani, düzenle, düzene karfl› gerçekten bir alternatif önerebilen ve bu alternatif için mücadele eden tek güç aras›nda.

A

S

özümüzü zaman zaman kesseler de susturamad›lar ony›llard›r. Devrimciler olarak, kadrolar›m›zla da, program›m›zla da bu zulüm ve bask›ya karfl›, halk›n kurtuluflu, vatan›n ba¤›ms›zl›¤› idealimize sad›k kalarak ortaya koyduk kendimizi. Bize, karalamak için “anarflist” diyebilirler, “terörist” diyebilirler, ama hiç kimse bize, ç›karc›, h›rs›z, doland›r›c› diyememifltir ve diyemez. Tekrar bak›n “öteki” tarafa; Meclisteki “küskünlerin” 40’› “dokunulmazl›k” z›rh› arkas›ndaki h›rs›zlardan olufluyor. Gelecek meclistekiler ayn›. ‹flte bu tablo, kelimenin gerçek anlam›yla bir çürümüfllü¤ün ifadesi ve kan›t›d›r. Düzen meclisine bile koyacak üç befl temiz adam bulamayacak kadar kan›n ve soygunun içindedir. H›rs›zlar, refah› sa¤lamazlar. Katiller demokratikleflme yolunu açmazlar. Tek bir alternatif vard›r; devrim. Alternatif, ancak devrimcilerin önderli¤inde gerçekleflebilir. Düzen güçlerine, emperyalistlere dayan›larak beklenen, umulan her fley bofl ç›km›flt›r ve ç›kacakt›r. Devrimciler deyip durdu¤umuz, s›n›fsal aç›dan halkt›r. Halk›n bilinçli, örgütlü kesimidir. Halk, sadece kendine güvenerek düze ç›kabilir. Direnerek, savaflarak, örgütlenerek, yalan›n ve demagojinin hükmüne son verece¤iz. Türkiye’nin, halk›m›z›n gelece¤i buradad›r. Çürümenin içinden çözüm ç›kmaz; çürümeden ancak devrimle ç›k›l›r.


Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi Sözcüsü Erol Ekici:

“Sisteme Muhalif Herkesin Demokratik Mevzisi Olaca¤›z” Kurulma çal›flmalar› süren ve 14 Eylül günü yapt›¤› bas›n toplant›s› ile kendini tan›tan Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi’nin sözcülü¤ünü yapan sendikac› Erol Ekici ile derne¤in amac›, çal›flmalar› üzerine görüfltük.

Neden Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ve Neden temel haklar ve özgürlükler mücadesi diye sormak istiyoruz... Erol Ekici: Temel Haklar ve Özgürlükler hepimiz için gerekli ve zorunludur. Bugüne kadar ekonomik, siyasi nedenlerle emekçi kesimlerin hak ve özgürlükleri k›s›tlanm›fl, yok edilmifltir. Halk›n hak ve özgürlüklerini kullanma hürriyetleri elinden al›nm›flt›r. En temel anayasal haklar›m›z› kullanmak iste¤imizde dahi bask›, zor ve tehdit ile karfl›lafl›yoruz. Haklar ve Özgürlükler, eflitlik, adalet, özgürlük isteyen tüm emekçi kesimin sorunlar›n› ve çözümlerini kapsayan, taleplerini ifade eden bir mevzidir... Bunu da ancak ve ancak mücadele ederek kazanabilece¤imiz ve koruyabilece¤imiz aç›kt›r. Bu anlamda ülkemizde Hak ve Özgürlüklerin kullan›lmas›, korunmas› ve büyütülmesinde ciddi bir boflluk söz konusu. Mevcut partilerin, DKÖ’lerin bu ihtiyaca cevap vermedi¤i ortadad›r. Hak ve Özgürlükler mücadelesinde dinamik, kitlesel, aktif ve sonuç al›c› bir demokratik muhalefete, mevziye yak›c› flekilde ihtiyaç var. ‹flte bu ihtiyaçtan yola ç›kt›k.

Temel Hak ve Özgürlükler ‹le ‹nsan Haklar› Fark› "Temel Haklar ve Özgürlükler" kavram› ile "‹nsan haklar›" kavramlar› s›kl›kla ayn›laflt›r›lmaktad›r. Siz bu ayr›m› nas›l ifade ediyorsunuz ve farkl›l›¤›n› nas›l ortaya koyuyorsunuz? Erol Ekici: Tüm anayasalarda "Temel Hak ve Özgürlükler" güvence alt›na al›nm›flt›r. Seçme seçilme hakk›ndan, insan haklar›na, mülkiyet hakk›ndan, örgütlenme hakk›na kadar bir çok hak ve özgürlük "temel haklar ve Özgürlük"lerimiz kapsam›ndad›r. Bu 1789 Frans›z Devriminden bu yana böyledir. Devlet ve grup, devlet ve birey aras›ndaki iliflkilerde bireyden ve bask› gruplar›ndan yana haklar›n hepsine birden Temel hak ve Özgürlükler denir. “Hobeas Corpus Act"tan, 1789 Frans›z Devrimine, mutlakiyetten cumhuri-

yete, burjuva demokrasisinden sosyalist demokrasiye kadar her yerde temel hak ve özgürlükler ‹nsan haklar› ile k›yaslanmayacak kadar genifltir. ‹nsan haklar› esas olarak koruyucu ve pasiftir. Temel Hak ve Özgürlükler ise mualiftir ve aktiftir. Temel Hak ve Özgürlükler insan olmaktan kaynakl› siyaseten ideolojik olarak tan›mlanm›fl haklard›r. ‹nsan haklar› ise "‹nsan haklar› ile do¤ar" temas› üzerinden tan›mlanm›fl do¤al haklard›r. Temel Hak ve Özgürlükler uzun mücadeleler ve temel olarak devrimler sonucu devlet biçimi ile birlikte düflünüldü¤ünde Anayasac›l›k Hareketleri olarak karfl›m›za ç›km›flt›r. Büyük çalkant›lar, büyük alt üst olufllar sonucu oluflmufltur. ‹nsan haklar› ise esas olarak burjuva hümanizmas›n›n sonucu biçimlenmifltir. Temel hak ve özgürlükler tüm toplumsal olaylarla ilintilidir ve bir yan›yla muhatabt›r. Bu aç›dan da insan haklar›ndan daha genifl hak ve özgürlüklerin bütününü kapsar. ‹nsan haklar› da elbette derne¤imizin ilgilendi¤i temel konulardan olacakt›r. Ancak kendimizi bununla s›n›rlam›yoruz.

Sisteme Karfl› Herkesi Birlefltirmeye Çal›flaca¤›z "Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i" kimlerin derne¤i olacak? Erol Ekici: Temel haklar ve özgürlükler, ülkenin, halk›n, insan›n ç›karlar›n› savunan herkesin sorunudur. Derne¤imiz, hak ve özgürlükler mücadelesinde halk›n bask› gücü olmas›n› esas al›r. Bizden olanlar ve olmayanlar gruplaflmas›, gettolaflmas›na girmeyecek sisteme karfl› herkesi ayn› safta birlefltirmeye çal›flacakt›r. Derne¤imiz hangi kesimler zulüm ve haks›zl›¤a u¤rarsa onlar›n yan›nda olur. Sosyalist ya da sosyalist olmayan, demokrat, ilerici, sisteme muhalif bütün halk›n hak ve özgürlüklerini savunan, bu ülkede demokrasi, adalet ve eflitlik isteyen, haks›zl›¤›n ve zulmün karfl›s›nda herkesin demokratik mevzisi olmay› hedeflemektedir.

Haklar ve Özgürlükler Zemininde Birleflilebilinir Bu anlamda ele ald›¤›m›zda derne¤iniz temel haklar ve özgürlükler temelinde en genifl kesimin birli¤ini ifade ediyor de¤ilmi? Erol Ekici: Bizim derdimiz sonuç al›c›, kal›c› anlamda hak ve özgürlükler mücadelesini büyütmek ve güçlü bir demokratik muhalefeti ortaya ç›karmakt›r. Bugün bu amaçta samimi olarak bir araya gelirsek bunu baflarmam›z için çokca nedenimiz oldu¤unu görürüz. Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

5


Solun, ilericilerin, sistem muhaliflerinin kendi içlerinde gruplaflmalar›, birlikleri d›fllamalar›, bana ne anlay›fllar› halk›n zarar›nad›r. Bu sistemin körükledi¤i, k›flk›rtt›¤› davran›fllard›r. Bunlardan uzak duraca¤›z. ‹ktidar güçlerinin, kimi çevrelerin, halk güçlerini dinler, milliyetler temelinde bölüp parçalamas›na, güçten düflürmesine karfl› ç›kaca¤›z. Tabi ki, samimiyet ve ciddiyet arayaca¤›z. Biz kimseyi d›fllamayaca¤›z. Ciddiye almayanlar kendilerini d›fllayacaklar. Biz öyle bir genifl çerçeve çiziyoruzki, hala kendini bu çerçeve içinde görmeyenler birlikten yana de¤illerdir, birlik diye bir sorunlar› yoktur. Haklar ve Özgürlükler mücadelesinde yer alan tüm kesimleri yönlendirecek bir birlik yaratmay› hedefliyoruz. Haklar ve özgürlükler iflçiden, köylüye, esnaftan, ö¤renciye, Kürt’ten Türk’e, Aleviden, Sunniye, ayd›ndan gecekondu yoksullar›na, mühendisten iflsize, bütün halk›n asgari sorunlar›n› ve çözümlerini kapsar. Birlik noktam›z bu odak olacakt›r. Bu odakta birli¤i yarat›p halk›n haklar ve özgürlükler mevzisini yaratabiliriz. Bu zeminde birleflirken bu hedef, yöntem ve niyetler kimsenin tart›flma konusu de¤ildir. Farkl›l›klar elbette farkl› bir mücadelenin konusudurlar. Önemle üstünde durmak istedi¤imiz, halk›n haklar ve özgürlükler çerçevesindeki birleflik gücünü yarat›rken bunlar›n bu birlikteli¤in önüne geçmemesidir. Temel sorunumuz, hangi çerçevede halk› nas›l birlefltirebilece¤imiz ve birleflik gücün nas›l ortaya ç›kar›laca¤›d›r. Esas›nda haklar ve özgürlükler zemini esas al›nd›¤›nda birleflilmeyecek hemen hemen hiçbir talep yoktur. Bugün ülkemizde temel hak ve özgürlükleri savundu¤unu, demokratik bir Türkiyeyi arzulad›¤›n› söyleyen hiç kimse hiçbir grup özünde farkl› fleyler söylemez. Fakat buna ra¤men flu veya bu talep en genifl kesimler için her zaman birlefltirici olmayabilir. O noktada birleflilecek nedenlerimizde uzlaflt›¤›m›zda birli¤i ve süreklili¤i yakalam›fl oluruz. Bu konudaki subjektif bütün de¤erlendirme ve önyarg›lar› bir kenara b›rakmak iddial› olmakt›r, kendine güvenmektir. Biz kendimize güveniyoruz. Güvenimizi ve meflrulu¤umuzu devlete güvenmekte ve onun hofluna gidecek ifller yapmakta aram›yoruz. Meflrulu¤umuzu ve hakl›l›¤›m›z› halk›n ç›karlar›ndan, haklar ve özgürlükler mücadelesine do¤ru bak›fl aç›m›zdan al›yoruz.

Son olarak söylemek istedi¤iniz? Erol Ekici: Bu dernek çal›flmas›na bakt›¤›m›zda herkesin kendi zenginli¤i ile öz gücüyle ortaklafla hareket edebilece¤i bir zemin ortaya ç›k›yor. Bu temelde savunulan dünya görüfllerimizin birlikteli¤i, hareket alan›m›z› geniflletecek, mücadele kararl›l›¤›m›z› büyütecektir. Bunun için ça¤r›m›z› tekrar tekrar herkese götürüyor, bu çal›flmay› hep beraber sahiplenmeye davet ediyoruz. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤inde hepimiz kurucu üye olarak yer almal› bu ça¤r›y› birlikte yapmal›y›z. 6

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

MDEN

SEÇ‹

SEÇMELER

Partilerde temiz adam yok; temiz adamlarda para yok! Yasaklanan Tayyip Erdo¤an’›n yerine ‹stanbul’da 1. s›raya koyduklar› Kemal Unak›tan’›n, dokuz ayr› suçtan soruflturma geçirdi¤i ortaya ç›kt›. Temiz adam bulam›yorlar ki! Adayl›k denilen olay, onmilyarlarla, hatta seçim masraflar› dahil yüzmilyarlarla ölçülüyor. Ve dürüst, temiz, namuslu insanlarda genellikle bu kadar para olmuyor.

Çiller kadar Türk!!! Çiller Selim S›rr› Tarcan Spor salonu’nda Gençlik kollar› toplant›s›nda... salonda bir pankart: “Hira da¤› kadar Türk, tanr› da¤› kadar müslüman. fier güçlerinin y›ld›ramad›¤› lider Prof. Dr. Tansu Çiller” Türkeflçilerin “Türk”lü¤üyle, ABD’ye ba¤l›l›k yemini etmifl Çiller’in Amerikanc›l›¤› ne de güzel ittifak yapm›fl. Ha bunlar›n Türkçülü¤ü, ha Çiller’in Amerikanc›l›¤›. ‹kisi de ayn› kap›ya ç›k›yor.

Hoflgeldiniz fleyhler

a¤alar,

beyler,

‹flte muhtemel “TBMM”den bir rakam daha: 12 ilde, adaylar aras›nda 60’›n üzerinde afliret reisi ve tarikat fleyhi var. Hepsi de liste bafl› Bunlar, hangi partilerin adaylar› m›? Hepsinden!

TÜM HIRSIZLARA ÇA⁄RI! Gazetelerde yer alan bilgilere göre, mevcut meclisin ve muhtemel milletvekili adaylar›n›n yüzlercesi h›rs›zl›ktan, yolsuzluktan, suistimalden daval›! Demek, ki, h›rs›zlar için gizlenecek en iyi yer meclis. H›rs›zlar, saklanmay›n, meclise kapa¤› at›n. Haydi durmay›n, h›rs›zlar›n s›¤›na¤›na koflun!


1 9 8 4 1 9 9 6 2 0 0 0

2 0 0 2

Direnme savafl› 2. y›l›na yaklafl›yor 19 gün sonra, yani direnifl 730. güne geldi¤inde, arkas›nda iki koca y›l› b›rakm›fl olacak. Dilin söylemesi bile kolay olmayan bu iki y›l içinde yaflananlar ve iki y›l›n ö¤rettikleri ony›llara bedel bir direniflin destans› tarihine çoktan kaydedildi bile. Bu iki y›l Türkiye devrim tarihine kuflkusuz büyük deneyler ve büyük bir birikim b›rakt›. Direnme kararl›l›klar›n› her vesileyle dile getiren Parti-Cephe tutsaklar›n›n direniflinin sürdü¤ünü düflündü¤ümüzde daha da b›rakacak, yeni destanlar eklenecek. Peki kime ne ö¤retti bu iki y›l ve bu iki y›lda neler yafland›? Bu iki y›lda; dostun-düflman›n tart›flamayaca¤› netlikte bu topraklar›n devrimcilerinin iradesinin k›r›lamayaca¤› ortaya ç›kt›. Bu iki y›lda; ba¤›ms›z, demokratik, sosyalist Türkiye inanc›n›n gücü ve bu gücü temsil eden devrimcilerin kararl›l›¤› tüm dünya taraf›ndan görüldü. Bu iki y›lda; Feda ruhuyla donanm›fl insan› yenebilecek hiçbir gücün bulunmad›¤› iktidar›n, adalet bakanl›¤›n›n itiraflar›yla da belgelendi. Bu iki y›lda; Kapitalizmin “hiçbir düflünce için ölmeye de¤mez” düflüncesine büyük bir darbe vurularak, ya düflünceni de¤ifltir, ya ölüm dayatmas›na tereddütsüz “ölürüz düflüncemiizi de¤ifltirmeyiz” cevab› verildi.

direnme savafl› sürüyor 711. gün

Bu iki y›lda; Sol ad›na, sosyalistlik, komünistlik ad›na ortal›kta dolaflanlar›n Türkiye’de devrimcili¤in çürütülmesinin müsebbibi olduklar› ve bu çürümenin boyutu tüm ç›plakl›¤›yla ortaya serildi. Sadece flu üç cümleyi hat›rlamak bile bunun için yeterlidir: “Fark›m›z› koyduk”, “cepte keklik mi sand›n”, “biz ayn› mahalleden de¤iliz”... Bu iki y›lda; F tiplerinin sadece tutsaklar› kapsayan bir “mimari” sorun olmad›¤›, bütün halk›n içine hapsedilmek istendi¤i bir politika oldu¤u devrimcilikle alakas› olmayan kesimlerce dahi görüldü. Bask›lara karfl› “ülke F tipi yap›lmak isteniyor” sözü aç›klamalar›n vazgeçilmez ifadesi haline geldi. Oysa bunu, bu iki y›l›n ‹LK GÜNÜNDE söylemiflti tutsaklar. Devrimci politikan›n öngörüsüne kulak vermeyenlerin bafl›n› tafla vurdu¤unda ancak uyanacak bir politik safl›k içinde olduklar› anlafl›ld›. Bu iki y›lda; oligarflinin demokrasi, hukuk maskeleri yerlebir edildi. Katliamc› devlet gerçe¤i bütün dünyaca kabul edildi. Bu iki y›lda; gerçek yüzü ortaya ç›kan sadece oligarfli de¤ildi; Avrupa ve Avrupac›l›¤›n katliam›n direk-dolayl› bafldestek gücü oldu¤u herkesin gözleri önüne geldi. AB’ciler dahi Avrupa gerçe¤i karfl›s›nda “flafl›rd›lar”! Bu iki y›lda; zulmün oldu¤u yerde halklar›n kahramanl›klar›n›n olaca¤› 97 devrimci taraf›ndan kan›tland›. Kahramanl›k devrimci tutsaklarla s›n›rl› kalmad› halklaflt›, büyüdü. Önümüzdeki say›da daha detayl› iflleyece¤imiz, “bu iki y›lda” diye bafllayan çok daha fazla sonucu buraya ekleyebilirsiniz. Büyük kavgalar, büyük bedellerle sürer; büyük bedeller ödüyoruz, çünkü verdi¤imiz kavga büyük!

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

7


Bayrampafla katliam›n›n 5. duruflmas› yap›ld›

‘Fiili Müdahale Grubu’nu Aç›klay›n! Bayrampafla katliam›ndan sa¤ kurtulan 167 tutsa¤›n yarg›land›¤› davan›n 5. duruflmas› 20 Eylül’de Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruflmaya tutsak avukatlar› Behiç Aflç›, Ömer Kavli, Several Demir, Murat Çelik, Soner Aydemir, ‹brahim Ergün, Gülümser U¤urlu, Bülent Kurt, Tahsin Ay›c›k, Özgür Gider ve Erdal Do¤an’›n yan›s›ra tutuksuz yarg›lan, Hasan Demir ve Münevver Köz kat›ld›. Duruflmaya getirilmesi gereken Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevinde bulunan tutsaklar getirilmedi. Katillerden Yarg›ya: Sizi ‹lgilendirmez! Bütün katliam, infaz davalar›nda yaflananlar Bayrampafla duruflmas›nda da yafland›. Avukatlar›n ›srarlar› üzerine ‹çiflleri Bakanl›¤›’na talimat yazmay› kabul eden mahkeme heyetinin, operasyonu yapan Ankara Jandarma Komanda Taburu Fiili Müdahale Grubu’ndaki kiflilerin isimlerinin ve jandarman›n yapt›¤› video çekimlerinin tamam›n›n mahkemeye bildirilmesi iste¤ine ‹çiflleri Bakanl›¤› flu cevab› verdi: “Bu bilgiler mahkemeyi ilgilendirmiyor. E¤er ilgilendiriyorsa Adalet Bakanl›¤›’ndan isteyin...” Katliam› yapanlar ve deliller mahkemeyi ilgilendirmiyorsa kimi ilgilendirecek? ‹çiflleri Bakanl›¤› t›pk› Ulucanlar katliam›nda TBMM araflt›rma komisyonuna verdi¤i cevab› veriyor. Biz katlettik ve delillerini gizliyoruz diyor devlet. Katilleri de¤il, katliamdan sa¤ kurtulanlar› yarg›lamaya çal›flan hukukun ise buna karfl› yapt›¤› hiçbir fley yok. “Hukukun üstünlü¤ü” laflar›n›n nas›l bir demagoji oldu¤u aç›k. Oligarflinin askeri, polisiye güçleri “tek üstün güç biziz” diyerek bir kez daha polis devleti gerçe¤ini, yönetenin generaller oldu¤u gerçe¤ini hat›rlat›yor. “Yak›larak Katledildik” Duruflmaya kat›lan Münevver Köz operasyonu yapanlar›n maskeli olduklar›n› ve önce saatlerce atefl açt›ktan, "hepinizi kebap yapaca¤›z" 盤l›klar› att›ktan sonra “teslim olun” ça¤r›s› yapt›klar›n› belirtti¤i ifadesinde, daha önce katliam gününü anlatt›¤›n› belirterek ek olarak flunlar› söyledi: "Operasyon sekiz saat sürdü. Biz ko¤uflta 27 kad›nd›k, yan›mda alt› arkadafl›m diri diri yak›lalar katle8

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

dildi. 13 arkadafl›m yak›larak yaraland›. Bunu yapanlar bu ülkenin kolluk güçleri, jandarmalard›. ‘Bu ko¤ufltan sa¤ ç›kmayacaks›n›z’ dediler. Baflka bir ülke ile savafl›yormufl gibi teçhizat ve silahla geldiler, kimyasal gazla yak›ld›k, yak›larak katledildik. Bu vahfletin yüzünü katledilen arkadafllar›m›z›n yanm›fl cesetlerine bakarak görmek mümkün. Ve biz yarg›lan›yoruz. As›l suçlu olanlar 12 insan› katleden alt›s›n› diri diri yakanlard›r. Suçsuz gibi ortada dolafl›yorlar. Adalet kimden yana? Jandarma Genel Komutanl›¤›na, ‹çiflleri Bakanl›¤›'na suç duyurusunda bulunduk takipsizlik verildi. Suç duyurumu yeniliyorum." Jandarma Mahkemeyi Dinlemiyor Duruflmada avukatlar ad›na talepleri s›ralayan ÇHD ‹stanbul fib. Baflkan› Several Demir, operasyonu yapanlar›n isimlerinin tespit edilmesini istedi¤i konuflmas›nda delillerin toplanarak dosyan›n tamamlanmas›n› ve suçlular hakk›nda dava aç›lmas›n› istedi. Demir, yaz›l› olarak mahkemeye sunulan di¤er talepleri flöyle özetledi:

"C Blok'un mühürlenip tesbit sonuçlanana kadar kullan›lmamas› gerekirken flu anda savc›l›k itiraz›yla tadilat bafllam›fl durumda. Tekrar mühürlenmesini talep ediyoruz. Jandarma çekimlerinden ikisi dosyada, tamam›n›n gelmesini ve bize de bir örne¤inin verilmesini talep ediyoruz... Operasyon tutanaklar›n› imzalamayan Ferzan Çitici ve cezaevi savc›s› Fikret Ünalan’›n tan›k olarak dinlenmesini, bu aramaya kat›lanlar›n ça¤r›lmas›n› istiyoruz.” Murat Ördekçi, Cengiz Çal›koparan, “F‹‹L‹ MÜDAHALE GRUBU” Mustafa Y›l- DED‹KLER‹ ÖLÜM MANGALARI maz'›n yeni- ‹fiTE BUNLAR!


den otopsilerinin yap›lmas›n› isteyen Demir ayr›ca Bayrampafla Jandarma Komutanl›¤›ndan istenen tan›klarla ilgili belgenin geciktirildi¤ine ve cevapta tan›klardan birinin ölmüfl, ikisinin farkl› yerlere atand›¤›n›n belirtildi¤ine dikkat çekerek, Komutanl›k hakk›nda mahkeme karar›n› uygulamad›klar› için suç duyurusunda bulunduklar›n› belirtti. Demir’in ard›ndan söz alan avukatlar ayn› taleplere kat›ld›klar›n› belirtirken, mahkeme, operasyon ile ilgili video kay›tlar›n› savc›l›ktan istenmesine, baz› san›klar›n ifadelerinin al›nmas›na ve avukat taleplerinin mahkeme taraf›ndan incelenmesine karar vererek, duruflmay› ileri bir tarihe erteledi. Duruflmadan sonra avukatlar ad›na bir aç›klama yapan Several Demir, dava ile ilgili bilgi verdi ve mahkemeye verilen dilekçe bas›na da¤›t›ld›. Diri Diri Yakanlar›n Kimli¤inde ‘Fiili Müdahale Grubu’ Yaz›yor ‹stanbul jandarma teflkilat›n›n en yo¤un bulundu¤u yerlerden birisi olmas›na ra¤men neden Bayrampafla operasyonu için Ankara’dan bu grup özel olarak getirildi? Özellikleri, “özel e¤itimli” olmalar›nda. E¤itimleri diri diri yakmak, kulak burun kesmek, kasaturayla vücudu delik deflik etmek, dört duvar aras›ndaki tutsaklar› kurflun ya¤muruna tutmak, her türlü vahfleti so¤uk kanl›l›kla uygulay›p videoya kaydetmek... e¤itim ald›klar› konular iflte bunlar. Peki kim bu “Fiili Müdahale Grubu”? ‹simleri bu devletin mahkemesinden gizlenen katiller kim? Ony›llard›r Özel Harp Dairesi’nde örgütlenen kontralar›n, ölüm mangalar›n›n yeni ad› m›? Do¤u’dan getirtilip “bat›da istihdam edildi¤i” daha öncesinde aç›klanan ölüm mangalar›n›n ad› m›? Baflka hangi katliamlar› gerçeklefltirdi? Armutlu katliam› için de Ankara’dan özel olarak bu ölüm mangalar› m› getirildi? Kaç infazda yerald›lar, kaç insan›n kan›n› ak›t›p inlerine döndüler? Aç›klay›n! Diri diri yakt›lar gerçe¤ini gizleyemediniz, tehditler, soruflturmalar, göstermelik mahkemeler gerçeklerin ortaya ç›kmas›na engel olamad›. “Fiili Müdahale Grubu” denilen katiller sürüsü de mutlaka ortaya ç›kar›lacak. Türkiye halk› diri diri 6 kad›n›m›z› yakan nazileri mutlaka tan›yacak.

AÇLIK GREV‹N‹ B‹T‹RD‹K, DESTE⁄‹M‹Z SÜRÜYOR

Polis kuflatmas›nda, gözalt›larla, bask›larla bafllam›fllard› destek açl›k grevlerine. Üç TAYAD’l›, Niyazi A¤›rman, Kemal A¤dafl ve Melek Akgün, Alibeyköy’deki yapt›klar› aç›klamayla destek açl›k grevlerini belirledikleri gibi bitirdiklerini, ama ölüm orucu direnifline desteklerinin sürdü¤ünü belirttiler. 24 eylülde Niyazi A¤›rman’›n evinde yapt›klar› aç›klamada "TECR‹TE HAYIR DEMEYE DEVAM EDECEKLER‹N‹” belirten TAYAD’l›lar, aç›klamalar›n› flöyle sürdürdüler; “Açl›k grevine bafllayaca¤›m›z gün bizler ve yak›nlar›m›z gözalt›na al›nd›k. Açl›k grevini sürdürece¤imiz bu ev polis ablukas›na al›nd›. Ziyaretçilerimiz gözalt›na al›nmakla tehdit edildiler, gözalt›na al›nd›lar, korkutulmaya sindirilmeye çal›fl›ld›lar. Amaç tecrite karfl› kimsenin sesini ç›karmamas›n› sa¤lamakt›. Ama olmad›, baflaramad›lar. Tek bir talebimiz vard›: F tipi hapishanelerde tecritin kalkmas›.” Açl›k grevine bafllad›klar› günlerde flehit olanlar›n say›s›n›n 93, bugünse 97 oldu¤unu, sakat b›rak›lanlar›n say›s›n›n ise hesap dahi edilemedi¤ini, tecrit koflullar›n›n kimbilir kaç kiflinin ruh sa¤l›¤›n› bozdu¤unun bilinmedi¤ini hat›rlatan TAYAD’l›lar, tecrite karfl› direnifle verilecek her deste¤in iflte bu say›n›n artmamas› için oldu¤unu belirttiler.

“Tecrit can almaya, sakat b›rakmaya, insanlar›n ruh sa¤l›klar›n› bozmaya devam ediyor. Buna karfl› ölüm orucu direnifli sürüyor.” diyen TAYAD’l›lar, aç›klamalar›n› flu sözlerle sonland›rd›lar; “Açl›k grevini bugün sona erdiriyoruz. Ancak tecrite karfl› mücadeleye devam edece¤iz. Meflru ve demokratik her türlü yol ve yöntemi kullanarak tecrite karfl› mücadelemizi sürdürece¤iz. ‹flkenceye karfl› olan, adalet isteyen, demokrasi ve özgürlükten yana olan herkesle birlikte olmay› sürdürece¤imizi ilan ediyoruz.”

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

9


Ölüm orucunu d›flar›da sürdüren Feride Harman ile 24 saat...

“‹yiki Devrimci Oldum” “Ben Feride HARMAN... 1996'da tutukland›m... ölüm orucunun 6. ekibinde yer ald›m. Direnifle 28 Temmuz 2001 tarihinde bafllad›m... 23 A¤ustos 2002 tarihinde tahliye edildim... F tipinde tecrit halen devam ediyor... Tecrite karfl› Ölüm Orucu direnifli devam ediyor. Bu nedenle tahliye oldu¤um 23 A¤ustos 2002 tarihinden itibaren d›flar›da da Ölüm Orucunu sürdürüyorum...” 2 eylülde yapt›¤› k›sa ve özlü bas›n aç›klamas›nda bunlar› söylüyor ve “Haks›zl›¤a karfl› direnmek meflrudur.” diyordu Feride Harman. Direniflini Aksaray’daki evinde sürdüren Feride, gülen gözleriyle siz bu sat›rlar› okurken ölüm orucunun 434. gününü karfl›l›yor olacak. Feride Harman ile direnifli sürdürdü¤ü evde, hiç eksik olmayan ziyaretçileri aras›nda 24 saatimizi geçirdik. Bu 24 saatte onu direniflçi yapan güzelliklerine, halk sevgisine, ba¤l›l›klar›na, inanc›na, kararl›l›¤›na tan›kl›k ettik, refakatç›lar›ndan dinledik.

Ölüm yürüyüflünde düzenli bir yaflam “Feride ölüm orucunda güzelleflmifl her gören öyle diyor, tan›d›klar› yani Dersim'deyken tan›d›¤› sohbet etti¤i köylüler...” Böyle anlat›yor refakatç›s› direniflle bütünleflen bir devrimcinin halkta yaratt›¤› etkiyi. Bir günlük yaflamlar›n› sordu¤umuzda, iki kelimeyle ce-

‹nançlar›, de¤erleri, gelecek güzel günler için ölüme yürüyor

10

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

vapl›yor sorumuzu; “programl›l›k ve düzenli olmak.” Bir devrimci için olmazsa olmaz iki özelli¤i, ölüme yürürken bile koruyan bir irade, yüzlerce günlük ölüme yürüyüflün s›rr›n›n bir yan›n› da dile getirmifl oluyor. Kimilerine belki “anlams›z” gelecek böyle bir yaflam. Hem ölüme yürüyeceksin, en az›ndan flu anki koflullarda flehit düflece¤ini bileceksin, öte yandan düzenli ve disiplinli bir yaflam sürecek, sabah 07’de kalkacak, akflama kadar dört duvar aras›ndaki bir devrimcinin faaliyetlerini gücün yetti¤i kadar yerine getireceksin. Evet kimileri için “anlafl›lmaz” olsa da, devrimcili¤i bir yaflam biçimi haline getirenler için anlafl›l›rd›r. Bu bile tek bafl›na ölümün bir ölüm orucu direniflçisi için ne anlama geldi¤ini gösteriyor.

Dersim’in fesle¤enleri baflucunda Tutsak düflmeden önce Dersim da¤lar›nda halk›n›n kurtuluflu için savaflan bir gerillayd› Feride. Dersim da¤lar›n› özlemle anlat›rken, iki fley ön plana ç›k›yor; biri yoldafllar›na ba¤l›l›¤› ve sevgisi, ötekisi Dersim’e; halk›yla da¤lar›yla Dersim’e olan sevgisi. fiehitli¤inde yerini bile haz›rlam›fl; “Komutan Kemal Askeri, Muharrem Çetinkaya'n›n ortas›nda Dersim da¤lar›n›n doru¤unda; benim yerim buras›” diyor gözlerinin

O, halk›m›z›n gelece¤i için direniyor halk›m›z bu direniflte O’nu yaln›z b›rakm›yor


içi parlayarak. Baflucunda duran k›r çiçeklerini soruyoruz; papatya ve fesle¤enlerin güzelli¤i bak›ml› olduklar›n›, sadece suyla de¤il sevgiyle beslendiklerini hemen belli ediyor. “Yoldafl›m getirdi” diyor Feride, Dersim da¤lar›nda da bu k›r çiçeklerinden bolca oldu¤unu anlatarak. ‹flte fesle¤enleri, çiçekleri sevmesinin iki nedeni bu; yoldafll›k ve Dersim. Direnifl gazilerimizin ziyareti s›ras›nda onlara gösterdi¤i ilgi ve sevgi de ayn› kaynaktan besleniyor. 400’lü günleri çoktan devirmifl bedenini onlara yaslayarak ellerinden tutup gezdiriyor odan›n içinde, destek oluyor, belki iyileflmelerine bir yard›m›m dokunur diye, ölüm yürüyüflünde gazilerimizi düflünüyor.

“Gençlerin dünyas› bombofl” Gelen ziyaretçilerle birlikte çeflitli konularda kendi do¤all›¤›nda tart›flmalar, sohbetler gelifliyor. S›kça, halk›n içinde bulundu¤u durum, nas›l örgütleyece¤iz, gençlerimizin durumu; onlarca flehidimizin ölümleriyle, kendisinin flu anda direnifliyle verdi¤i mesajlar›n halka nas›l ulaflt›r›lmas› gerekti¤i üzerine konufluyoruz. Gençlik üzerine özel olarak kafa yordu¤u aç›k; “iyiki devrimci oldum, hapishanede kald›m, birçok fleyi ö¤rendim, birçok fleyin fark›na vard›m. Bunlar beni mutlu ediyor ve dünyam› dolduruyor. Oysa flimdiki gençlerin dünyas› bombofl. Düflünme noktas›nda oldukça geri b›rakt›r›lm›fl, dünyalar› daralt›lm›fl. Yani tamamen düflünmekten düflünceden uzaklaflt›r›lm›fllar.”

K›z›l bant Kardefli, annesi, babas› yan›nda, akrabalar›n›n s›k s›k geldi¤ini anlat›yor. Armutlu’da bir çok direniflçimizin hem açl›¤a, hem de ailelerine karfl› verdikleri savafl› hat›rlayarak, bu yan›yla biraz flansl› oldu¤unu belirtiyoruz, ilerici bir aileye sahip olmaktan onurland›¤›n› söylüyor. Refakatç›s›, Feride’nin bant›na verdi¤i önemi bir örnekle anlat›yor bize; “Band› konusunda çok hassas. Sürekli bafl›nda olsun istiyor, biz unuttu¤umuzda O hat›rlat›yor. Görüflçülerin karfl›s›na sürekli gülen bir yüz ve band›yla ç›kmak istiyor. Namusum diyor...” Evet, k›z›l bant belki halklar›n tarihinde hiç bu kadar büyük anlamlar yüklenmemiflti. 1984’ten bu yana ölüm orucunun simgesi haline geldi. Sayfalarca anlat›labilecek de¤erlerin, inanc›n, direniflçili¤in, devrimci ideallerin simgesi oldu.

Her alandan ziyaretçi ak›n› Aksaraydaki direnifl evinde bulundu¤umuz süre içinde ge-

cekondulardan, ö¤renci gençlikten, iflçilerden, esnaflardan, tutsak ailelerinden ziyaretçiler geldi. Bas›ndan, sol çevrelerden ziyaretçilerin olup olmad›¤›n› sordu¤umuzda refakatç›s› hat›rlayabildiklerini s›ral›yor; “Mücadele Birli¤in’den, Devrimci Demokrasi'den, At›l›m’dan ve Radikal’den hem röportaj için gelip konuflanlar oldu, hem de destek beyanlar› oldu. SDP’den, At›l›m okurlar›ndan, Emekçi Kad›nlar Birli¤i’nden kalabal›k bir ziyaretçi ak›n› var.” Caddeden gelen gürültüler, arabalar›n korna sesleri sa¤l›kl› bir insan› dahi rahats›z edecek düzeyde. Feride bunu da aflman›n yolunu buldu¤unu söylüyor gülümseyerek. Türkülerimizi dinliyor, halk›m›z›n türkülerini. Anadolu’nun Sesi Radyosundan yay›nlanan türküler sohbet ederken, ifl yaparken her an›nda kulaklar›nda, bildiklerine efllik ediyor, m›r›ldan›yor. Refakatç›s›, “onu memnun etmek zor de¤il, halk müzi¤i dinledi¤inde mutlu oluyor, seviniyor, en ac›l› an›nda bile radyodan duydu¤u ‘aç›l›n kap›lar flaha gidelim’ dizeleriyle sanki bütün a¤r›lar› o anda diniyor örne¤in.” sözleriyle Anadolu’nun bütün de¤erlerine, kültürüne sevdas›n› dile getiriyor Feride’nin.

Sessizce kaynayan bir volkan Sanki bu evde ölüme yürünmüyor, Feride mütevazi, sade, sessiz sedas›z bir flekilde adeta günlük yaflam›n› sürdürüyor. Ama, biliyor ki, Anadolu topraklar›n›n gördü¤ü en büyük irade direniflinin bir neferi O. Bu bilinçle sürdürüyor direniflini. Omuzlar›ndaki yükün ne anlama geldi¤inin bilinciyle yürüyor kararl›l›kla. Bugünkü sessizli¤in geçici, bir volkan›n içten içe kaynay›p, büyük bir gürültüyle patlamas› gibi, patlayacak bir isyan›n tohumlar› oldu¤unun bilincinde. Belki o göremeyecek. Bunu da biliyor. Direniflin, direniflinin siyasi, ahlaki, kültürel anlam›yla bütünleflen bu bilinçle; “yeter ki halk›m›z özgür olsun... tutsaklar›m›z tecritten kurtulsun” istiyor. Feride’nin d›flar›da sürdürdü¤ü direnifl, kararl›l›¤›n en üst boyutta ifadesi olan 2. y›l›na yaklaflan ölüm orucunun kararl›l›¤›na kararl›l›k kat›yor. O, katliamlar›n, bask›lar›n, sansürlerin, umutsuzlar›n inananlar› yolundan döndüremeyece¤inin de ifadesi ayn› zamanda. Armutlu katliam›n› yapanlar, d›flar›da direnifli katliamla bo¤duklar› hesab›n› yapm›fl, içeridekileri de sessizlikle, ölümle bo¤ar›z diye düflünmüfllerdi; hem içeride, hem d›flar›da yan›ld›klar›n›n en iyi kan›t› Feride ve hastanelerdeki, hücrelerdeki direniflçiler de¤il mi? Hiçbir karfl›l›k beklemeden u¤runa can›n› feda etti¤i halktan istedi¤i tek fley var. Bunu da yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda da dile getirmiflti; “haks›zl›¤a karfl› direniflimde yan›mda olun.” Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

11


Tecriti ‹nkar, Nazi Politikalar›n› Onaylamakt›r “Tecrit yok” diyerek görevine bafllad› yeni Adalet Bakan›. Bu konudaki “düflüncesini” de¤ifltirdi¤ine dair henüz bir aç›klamas› yok. “Tecrit yok” sözü, zaten bir “düflünce” de say›lmaz. Sadece bir yalan, düpedüz bir çarp›tma, baflka bir fley de¤il. Çelikel, Bakanl›¤›n katliamc› bürokratlar›n›n kendisine f›s›ldad›¤›n› yüksek sesle söylemifltir sadece. Peki soral›m kendisine: Tecrit nedir? Hangi koflullar olursa, Çelikel tecrit var sayacak? Bir kiflilik, üç kiflilik hücrelere at›lm›fl, her türlü haklar› gasbedilmifl, ziyaretten mektuba, onun kendi d›fl›ndaki dünyayla iletiflimine büyük k›s›tlamalar getirilmifl bir tutsa¤›n “tecrit” edilmifl say›lmas› için daha ne olacak? Mesela, ayr›ca tutsaklar›n a¤›zlar›na, gözlerine bant, kulaklar›na t›kaç m› konulacak? Evet, Çelikel’e soruyoruz; nedir tecrit? Tek kiflilik hücrelere at›lm›fl tutsaklar›n, etraflar›ndaki hücreler bile boflalt›l›rken, buna bile tecrit demeyen kafa, olsa olsa, tutsa¤› üç befl parçaya ay›r›nca tecrit olmufl sayacak! Tecriti gizlemek, iflkence, katliam, zulüm politikas›n› meflrulaflt›rmakt›r. Tecriti gizlemek, tutsaklar›n hakl›, meflru talepleri karfl›s›nda sürdürülen Nazi yöntemlerini onaylamakt›r. Tüm bu gerçeklere ra¤men “tecrit yok” diyebilen bir kafa, iflkence gerçe¤ini de rahatl›kla reddedebilir, infazlar›, gözalt›nda kay›plar›, herfleyi reddeder... ‹flkence iflkence de¤ildir onun için, “san›¤› biraz zorlam›fllar iflte” deyip ç›kar daha önce pek çok polis flefinin, kontrgerilla flefinin dedi¤i gibi. * Tecrit, oligarflinin flu an hapishanelerdeki temel politikas›d›r. Sadece F tiplerinde de de¤il; tüm hapishanelerde. F tiplerinin d›fl›ndaki tüm hapishanelerde de çeflitli mimari tadilatlar yap›larak, ko¤ufllar, üç, alt›, sekiz kiflilik hücrelere dönüfltürülmüfltür. Ama “mimari”den de önemli olan, kafad›r, mant›kt›r, politikad›r; bunun -tecritin- bir politika olarak egemen k›l›nm›fl olmas›d›r. Mesela, ölüm orucu direniflçisi Birsen Hoflver’in Malatya Hapishanesi’nde içinde tutuldu¤u koflul12

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

lar› dergimizde ayr›nt›lar›yla görebilirsiniz. Aylarca, bir hapishanenin içinde, tek bir arkadafl›n› görmeden tutulmufl, hava bile almakta zorlanaca¤› yerlere at›lm›flt›r. Bu da tecrit de¤ilse?.. Tek tek hücrelere da¤›t›lan tutsaklar, eskaza ziyarette, avukat görüflünde, hastane sevklerinde de birbirini göremesin diye k›rk türlü “önlem” al›n›rken, tecrit yok demek, yalanc›l›k, utanmazl›k de¤ilse nedir? Bakan, e¤er gerçe¤e ulaflmak istiyorsa, mutlaka hayran› oldu¤u “bat›”n›n standartlar›na da bakabilir. Esas mant›¤› tecrit ve rehabilitasyon olan o standartlara dair belgelerde bile, kiminde 9, kiminde 10 kifliden az› “tecrit” say›l›yor. Tecrit, devrimci tutsaklar›n direniflini k›rmak, onlar› düflüncelerinden vazgeçirmek için uygulan›yor. Mesele buradad›r. Yüze yaklaflan ölüme ra¤men, oligarflinin tecritte ›srar› bundand›r. “Tecrit yok” denilerek, direniflin hakl›l›¤›n›, meflrulu¤unu gölgelemeye, nedenlerini gizlemeye çal›flanlar, direniflin iradesi ve o iradenin en üst ifadesi olan flehitlerin hayk›rd›¤› gerçe¤i örtbas edemezler. Sadece kendi s›fatlar› aras›na, yalanc› ve Nazi politikalar›n›n avukat› s›fat›n› eklemifl olurlar.

ÇHD: ''F (Hücre) Tipi, ‹nsan Haklar›na Sald›r›d›r'' Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹stanbul fiubesi Cezaevi Komisyonu, F tipleriyle ilgili haz›rlad›klar› bir raporu geçen hafta kamuoyuna aç›klad›lar. Avukat Hüsniye Karakufl taraf›ndan aç›klanan raporda, “F tiplerinin resmi çizilmeye” çal›fl›larak, mevcut çeflitli bask›, yasak ve tecrite yer verildi. Raporda, savunma hakk›n›n engellendi¤i, aile görüfllerine keyfi s›n›rlamalar getirilmesi, görüfller esnas›nda da tutsaklar›n tecritinin azami düzeyde sürdürüldü¤ü, mektuplar›n “okuma komisyonu” ad› verilen kifliler taraf›ndan karaland›¤›, baz›lar›n› ise “örgüt propagandas›” gerekçesiyle tümden imha edildi¤i, sevk araçlar›n›n tecrite uygun olarak özel bölmelere bölündü¤ü, F tiplerinde tutsaklara sa¤l›ks›z su verildi¤i, kitap, dergi, gazete k›s›tlamalar›n›n sürdü¤ü belirtilerek, çeflitli F tipleri aras›nda da bir “uygulama birli¤i” olmad›¤› vurguland›.


Bir Hapishane Müdürü: Naci Y›ld›z ‹flkenceci, Yalanc›, ‹kiyüzlü, Provokatör... K›sacas› bir Kontra Naci Y›ld›z, Malatya Hapishanesi’nin 1. Müdürü. Yani zulüm politikalar›n›n uygulanmas›ndan 1. derecede sorumlu. “Sorumlulu¤unu” büyük bir flevkle yerine getiriyor. ‹flkence ve tecrit, onun en çok sevdi¤i “görevler”. Bu “görevlerini” yerine getirdikçe mutlu oluyor... Malatya’da ölüm orucu direniflçisi Birsen Hoflver’i aylarca tecritte tuttu. Hücrede tek bafl›nayd› Birsen. 1. Müdür Y›ld›z, Ona ne yaparsa yaps›n, kimsenin duymayaca¤›n›, ö¤renmeyece¤ini san›yordu. Bu devran hep böyle gidecek san›yordu... Amac›, ilk baflta Birsen Hoflver'i hapishanede tutarak zorla müdahale ettirmekti. Yaflayan ölülere bir kifli daha ekleyecek, Bakan›ndan da aferin alacakt›. Hem Birsen’in tavr›ndan, hem de farkl› korku ve hesaplarla Birsen'i apartopar Ankara Numune hastanesine sevkettirdi.

1. Müdür Naci Y›ld›z'›n Sald›r›lar›ndan Örnekler - ‹kinci ekip Ölüm Orucu direniflçisi Eylem Yeflilbafl, direniflinin 100. Gününde hastaneye kaç›r›ld›, bilinci gidip geliyordu. Hastanede doktorlar müdahale etmek istemiyor. Fakat 1. Müdür Naci Y›ld›z, bizzat kendi gidip hemflire bulup getiriyor ve yine kendisi Eylem’in kollar›ndan tutarak zorla müdahale ettiriyor. - Hastanede Eylem Yeflilbafl'a ekmek aras› kavurma vermeye çal›fl›yor. Baflucuna koyuyor ve yemesi için sürekli psikolojik bask› yap›yor. - Ölüm Orucu direniflçilerine müdahale ettirmek için hastaneye kaç›r›fl›nda, bunu protesto eden tutsaklara yönelik sald›r›lar düzenledi. - Ölüm Orucu direniflçilerinden Havva Do¤an'› direniflinin 100. Gününde "Hamilesin" diyerek hastaneye kaç›rt›p muayene ettirdi. - Direniflçileri zorla kaç›r›p, odas›nda ölüm orucunu b›rakmalar› için psikolojik bask› yap›yor. - Birsen Hoflver'i yoldafllar›ndan tecrit etmek amac›yla zorla kaç›rd›ktan sonra, Mehmet Ayd›n'la birlikte polis gibi sorgulamaya tabi tuttu. - Uzun süre Birsen Hoflver’i havaland›rmaya dahi ç›karmayarak tek bafl›na tuttu. Yan›na refakatçi verilmesi taleplerini reddetti. - Birsen Hoflver'in hücresinin kap›s›n›n önüne komposto koyan, bal türü fleyler vermeye çal›flan da oydu. Ölüm orucunu b›rakt›rmak için Birsen’in örgütünü, yoldafllar›n› karal›yor, mektuplar›n› göndertmiyor, gelen mektuplar›n›

vermiyor, dilekçelerini iflleme sokmuyordu. Hainleri Birsen Hoflver'in yan›na koymaya çal›fl›yor. Giysilerini y›katm›yor, ihtiyaçlar› temin edilmiyor. Gardiyanlara hangisinin vardiyas›nda Birsen direnifli b›rak›rsa ona ödül verilece¤i vaadinde bulunuyor. - Uygunsuz flartlarda dahi gardiyanlar›, Birsen'in hücresine göndermesi ve sald›rtmaya çal›flmas›, Gülay Efendio¤lu'na copla tecavüz girifliminde bulunan Mustafa Özen'i her f›rsatta kollamas› ve savunmas› da, ahlaktan ne kadar yoksun oldu¤unun kan›tlar› olarak suç dosyas›nda yaz›ld›. - Say›mlar›n alt katta toplanarak ve ayakta yap›lmas›n› dayatm›fl, tutsaklar›n kabul etmemesi üzerine, tam 45 gün devam edecek olan iflkenceli say›m sürecini bafllatm›flt›r. Onlarca gardiyan, her gün say›m saatinde tutsaklar› yerlerde sürükleyerek iflkenceden geçirmifltir. 45 gün devam eden iflkenceli say›mlardan sonra, direnifli k›ramay›nca, tutsaklar› müflahade hücrelerine att›rd›. - Devrimci tutsaklar›n mektuplar›n› direk kendisi denetliyor ve kendisinden beklenece¤i gibi ço¤unu da “uygun de¤ildir” diyerek göndermiyor. - Tutsaklara yönelik komplolar düzenlemek, her fleyi bahane yap›p disiplin cezalar› vermek, tutsaklar› birbirine düflürmek, güvensizlik tohumlar› ekmek için senaryolar yapmak, onun hapishane müdürlü¤üyle kontrgerilla yöntemlerini birlefltirdi¤i baz› uygulamalar›ndand›r. - Yay›n yasaklamak. halen sürdürdü¤ü uygulamalardand›r. Devrimci dergiler, haklar›nda toplatma karar› olmasa bile verilmezken (Çünkü Naci Y›ld›z, DGM savc›lar›ndan daha çok düflünür devletin güvenli¤ini), günlük gazeteler de Ölüm Orucuna iliflkin ç›kan haber ve köfle yaz›lar› kesilerek veriliyor. * Suç dosyas› her geçen gün kal›nlaflan bir müdür; asl›nda güçsüz ve zavall› Naci Y›ld›z. Emrindeki yüzlerce faflist gardiyanla birlikte, Birsen’in direniflini k›rmay› baflaramad›. Kompostoyla, balla direnifli k›rabilece¤ini düflünecek kadar da cahil! Devrimcileri tan›m›yor. Ama Birsenlerle tan›yor iflte, daha da tan›yacak! Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

13


emekçiler’den KESK 17 Ekim’de ‹flb›rak›yor Hükümetle yürütülen toplu-görüflmelerde taleplerinin dikkate al›nmamas› ve son olarak bakanlar kurulunun ekim ay›ndan itibaren bafllamak üzere seyyanen brüt 100 milyon TL vermek istemesine karfl› KESK eylemlere devam etme karar›nda olduklar›n› aç›klad›. KESK Genel Baflkan› Sami Evren enflasyon fark›ndan kaynakl› zamm›n verilmeyece¤i yönündeki iktidar taraf›ndan yap›lan aç›klamalara, “yasal haklar›n gasp edilemeyece¤ini” sözleriyle tepki gösterirken, hükümetin toplu-görüflmelerde sosyal, sendikal, demokratik ve ekonomik taleplerini dikkate almad›¤›n› ve görüflmeleri t›kad›¤›n› belirterek eylemlere devam edeceklerini söyledi.

Memurdan Ne Kopar›rsan Kar! Hükümet memura (genel olarak tüm halka) karfl› böyle düflünüyor. Memurlar›n ›srarlar› sonucu göstermelik olarak yap›lan zamm› daha bafltan geri almak için zamlar yetmiyormufl gibi, zaten yasal bir hak olan enflasyon fark›ndan kaynaklanan zamm›n ödenmeyece¤i aç›klamalar›na bafllad›. Merkez bankas› baflkan› taraf›ndan aç›klamada dile getirilen mant›k, tam da bu devletin mant›¤›na uygundur, halk›n› “domuz” gibi gören ve “ne kopar›rsam kard›r” diyen bir devlete karfl› yap›lacak tek fleyin direnmek, difle difl mücadele oldu¤u gerçe¤i bir kez de bu örnekle ortaya ç›k›yor.

‹flb›rakma Haz›rl›¤› Kesk hükümetin tutumunu protesto etmek ve taleplerini bir kez daha dile getirmek için hizmet üretiminden gelen güçlerini kullanarak, 17 Ekim’de iflb›rakacaklar›n› aç›klad›. 2003 y›l› için ücret art›fl taleplerini yeniden hat›rlatan Sami Evren, “en düflük ücret alan memur ücretinin 638 milyon TL’ye yükseltilerek, bunun üzerinden ilk alt› ay için yüzde 20, ikinci alt› ay için yüzde 20 art›fl yap›lmas›n› ve ayl›k enflasyon farklar›n›n da eklenmesini talep ediyoruz.” dedi. Ayr›ca sosyal yard›mlar, çal›flma koflullar›ndaki iyilefltirmeler yönündeki taleplerini de hat›rlatan Evren, 17 ekimdeki uyar›lar› dikkate al›nmad›¤›nda eylemlere devam edeceklerini söyledi.

14

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

BEYO⁄LU BELED‹YES‹ ‹fiÇ‹LER‹ YÜRÜDÜ D ‹ S K ' e ba¤l› Genel-‹fl Sendikas›'nda örgütlü Beyo¤lu Belediyesi iflçileri sendika taraf›ndan Beyo¤lu tünel giriflinde düzenlenen bir eylemle belediye ile süren toplu-görüflmeler hakk›nda bir aç›klama yapt›lar. Aç›klamay› okuyan fiube Baflkan› Mevsim Gürlevik 1 Mart 2002'de bafllayan görüflmelerin hala sonuçlanmad›¤›n› belirterek, bunun sorumlusunun iflverenin tavr› oldu¤unu belirtti. En zengin belediye olarak bilinen Beyo¤lu Belediyesi'nin yüzde 20 zam önersinin komik oldu¤unu belirten Gürlevik, aç›klamas›n› flöyle sürdürdü; “anlaflmaya kap›m›z aç›k, ama bir kez grev pankart›n› ast›ktan sonra y›llarca da sürse yüzde 75’ten afla¤›ya anlaflmayaca¤›z.” 367 iflçiyi ilgilendiren anlaflmayla ilgili yap›lan aç›klama s›ras›nda s›k s›k "Toplu Sözleflme Hakk›m›z Söke Söke Al›r›z", "Direne Direne Kazanaca¤›z”, "‹flçiyiz Hakl›y›z Kazanaca¤›z" sloganlar› at›l›rken, eylem sonras› iflçiler istiklal caddesi boyunca bildiriler da¤›tarak hakl›l›klar›n› halka anlatt›lar.

Emekçilerden ‹srail ‹flgaline Protesto KESK Genel Baflkan› Sami Evren, toplu-görüflmelerle ilgili aç›klamas›na ‹srail iflgalini protesto ederek bafllarken, Türk-‹fl, D‹SK, Hak-‹fl, KESK ve TMMOB yapt›klar› ortak aç›klama ile ‹srail’in Filistin’i iflgaline ve katliamlara son vermesini istediler. Emek platformu, 26 eylülde ‹srail konsoloslu¤u önüne Filistin’e özgürlük yaz›l› siyah çelenk b›rakarak Türkiye emekçilerinin Filistin halk›n›n yan›nda oldu¤unu eylemle de göstermifl oldu.


Ba¤›ms›z Türkiye

Sömürge Bakan›n›n ‹tiraz›na Bak›n! Avrupa Parlamentosu, 3 Kas›m’da yap›lacak seçimlere gözlemci gönderece¤ini aç›klad›. Buna karfl› aç›klama, ABD gezisi sonras›nda “Amerika bizi anl›yor” diyen “büyük ulusalc›” fiükrü Sina Gürel’in D›fliflleri Bakanl›¤›’ndan geldi; “Türkiye’de seçimler yeni yap›lm›yor...” Güya, “biz ba¤›ms›z bir ülkeyiz” itiraz›. Evet, Türkiye’de seçimler yeni olmuyor; ama Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ba¤›ml›l›k iliflkilerinde hiç bu kadar ileri gidilmemifl, IMF’ye ba¤›ml›l›k zincirleri hiç bu kadar bu ülkenin bo¤az›na s›k› s›k›ya oturtulmam›flt›. Ama iflte bugünkü Türkiye tablosu bu. Ve bu tabloyu yaratanlar›n bafl›nda, bu itiraz› yapanlar vard›r; Ecevit-Bahçeli-Y›lmaz koalisyonu vard›r. Seçimlere gözlemci gönderilmesini garipsemifller! Ecevit’in “geceli gündüzlü IMF’nin istedi¤i yasalar› ç›karmakla” övündü¤ünü hiç garipsememifl, bayrak açmam›fllard›. Tahkim’den AB yasalar›na kadar emperyalistlerin istedi¤i yasalar› bin türlü k›l›f giydirerek, bazen de buna bile ihtiyaç duymadan “IMF istiyor ç›karaca¤›z” yüzsüzlü¤üyle ç›kar›rken garipsememifllerdi. fiimdi seçimler yaklafl›yor, bütün partiler hem IMF’ci hem de IMF karfl›t› görünmek için akla gelmeyecek hokkabazl›klar sergiliyor. CHP, sanki borçlar ödenince (ödeyemeyecekleri ayr› bir konu) ba¤›ms›z olacakm›fl›z gibi bir hava yarat›p IMF’nin ad›n› anm›yor. AKP seçim bildirgesinde tek bir kelimeyle bile “IMF” demiyor, yuvarlay›p geçiyor. DYP, ABD vatandafl› genel baflkan›yla keskin IMF karfl›t› oyunlar› oynuyor. fiimdiki moda bu; hem IMF program›n› uygulayaca¤›n› IMF’ye belli edeceksin, halka ise IMF karfl›t› gibi görüneceksin! Kald› ki, emperyalistlerin “seçim ilgisi” sadece gözlemciler mi? Bir Alman bankas› her hafta, evet yanl›fl duymad›n›z her hafta düzenli olarak anket yapt›r›yor. Kimsenin buna itiraz› yok. Bir bakan ç›km›fl, ba¤›ms›z ülke numaralar›yla ulusalc›l›k oynuyor; kimi aldatacaks›n›z?

Semra Baflyi¤it Anmas›nda Gözalt› Bursa Ekmek ve Adalet: Ölüm orucu flehidi Semra Baflyi¤it'in Kütahya Domaniç Çokköy'de 18 Eylül’de yap›lan “52 yeme¤inde” jandarma terör estirirken, ayn› gün Bursa’dan yoldafllar›n›n, mezar›nda yapmak istedi¤i anma sivil polisler ve jandarman›n müdahalesiyle engellenmek istendi. Anman›n yap›lmas›n›n ard›ndan, anmaya kat›lanlardan 5’i gözalt›na al›n›rken, jandarman›n ve k›flk›rt›lan faflistlerin Semra’n›n ailesine yönelik bask› uygulad›klar› ö¤renildi.

Gülnihal Y›lmaz An›ld› Bursa Ekmek ve Adalet: 19 Eylül günü Bursa ‹HD taraf›ndan Gülnihal Y›lmaz’›n mezar› bafl›nda düzenlenen anmada Gülnihal'i ve ölüm orucunu anlatan konuflmalar yap›ld›, fliirler okundu. “Gülnihal Yoldafl Ölümsüzdür”, “Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez" sloganlar›n›n at›ld›¤› anman›n ard›ndan ayn› mezarl›kta bulunan devrim flehidi Selda Camk›ran’›n mezar› da devrimciler taraf›ndan ziyaret edildi.

Ulucanlar Anmas› ‹zmir Ekmek ve Adalet: ‹zmir ‹HD’nin Konak Sümerbank önünde 150 kiflinin kat›ld›¤› bir eylemde Ulucanlar baflta olmak üzere hapishane katliamlar› protesto edildi ve tecritin kald›r›lmas› istendi. “Cezaevlerinde Tecriti Kald›r›n Ölümleri Durdurun” yaz›l› pankart› ve “Buca, Diyarbak›r, Ulucanlar. Unutmad›k Unutmayaca¤›z?”, “‹nsanlar› Yaflatmak Hücre Duvarlar›n› Y›kmakt›r” yaz›l› dövizlerin tafl›nd›¤› eyleme, tutsak ailelerinin yan›s›ra, EMEP, HADEP, SDP ‹l Örgütü yöneticileri, E¤itimSen 1 No’lu fiube yöneticileri ve DEHAP milletvekili adaylar› kat›ld›lar. Öte yandan ölüm orucundayken tahliye olduktan sonra yeniden tutuklanan Proleter Devrimci Durufl okuru Zeynel Sarar’›n ailesi ‹HD istanbul flubesinde yapt›¤› bir aç›klamayla Sarar’›n sa¤l›k durumunun tutuklu kalmamas› gerektirdi¤ini belirttiler.

Katliamda Zamanafl›m› Oyunu Mu? Diyarbak›r’da 1996’da güvenlik güçlerinin 10 tutsa¤› iflkenceyle katletmesine iliflkin aç›lan davan›n zaman afl›m›yla düflürülmek istendi¤i belirtildi. 7 y›ld›r hala ifadesi al›nmayan san›klar oldu¤unu belirten davan›n avukatlar›ndan Sezgin Tanr›kulu, 3. A¤›r Ceza Mahkemesi’nin “San›klar›n tutuklanmas›, san›k ve ma¤durlar›n yüzlefltirilmesi” talebini sürekli reddetti¤ini belirtti ve “davay› zamanafl›m›na u¤ratmak ve san›klar›n ceza almalar›n›n önüne geçme planlar› yap›l›yor.” dedi. Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

15


KADIN ADAYLAR, KADIN D‹REN‹fiÇ‹LER ve ikiyüzlü “kad›n haklar›” savunucular› fiu ikiyüzlülü¤e bak›n; onlarca yazar, partilerin milletvekili aday listelerinde ne kadar az kad›na yer verildi¤inden yak›nan yaz›lar yazd›... Bir “kad›n derne¤i” KADER, partiler kad›nlar› aday göstermedikleri için oy vermeme ça¤r›s› yapt›... Ama hiç biri, istisnas›z hiçbiri direnen kad›nlar› görmüyor, görmezden geliyor... Siyasette kad›nlar›n önünü aç›n diyenler, kad›n›n iradesi olsun, sesi ç›ks›n diyenler, direniflçi kad›nlar›n iradesini, ölümleriyle hayk›ran 盤l›klar›n› yok say›yor. fiu ikiyüzlülü¤e bak›n; “kad›n özgürlü¤ü”, “kad›n haklar›” savunucusu kesilirken, burjuvazinin düzenine, ideolojisine, ahlak›na biat etmeyen kad›n› yok say›yor. Ama varlar. Varlar ve onlardan korkuyor burjuvazi. ‹flkencecilerin, zindanc›lar›n karfl›lar›na gelen devrimci kad›nlara çok s›k söyledi¤i bir sözdür: “Sizden korkulur!” Do¤ru, korkuyorlar onlardan. Devrimcileflen herkesten korkuyorlar, ama devrimcileflen kad›n onlar› daha da korkutuyor. Çünkü, egemen s›n›flar, yüzy›llard›r, egemenlik sistemlerinin devam› için, toplumun yar›s›n› oluflturan kad›nlar› evlerine hapsettiler. Böylece, yarat›lan o kültürle, geleneklerle, halk›n yar›s›n›, baflkaca hiç bir bask›, zor ayg›t›na baflvurmadan etkisizlefltirmifl oluyorlard›. Devrimci kad›n, iflte bu egemenlik s›n›rlar›n› k›r›p atm›fl kad›nd›r. Egemen s›n›flar›n kültürle, geleneklerle kurdu¤u bu hapishane, devrimci kad›nlar taraf›ndan y›k›l›yor. Baflka deyiflle, o hapishaneden firar edip özgürlefliyor devrimci kad›n. Ve her devrimci kad›n, hala o hapishanede yaflayan kad›nlara bir ça¤r› oluyor. Devrimci kad›n› yok sayan düzen, iflte bu ça¤r›y›

16

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

bast›rmaya çal›fl›yor. Semralar, Fatmalar, Birsenler, Gülnihaller, Ayfleler, Zeynepler, Tülaylar, Gülsümanlar, evlerinde oturan, kocas›n›n ekmek getirmesini bekleyerek veya “zengin bir koca düflleyerek” hayat›n› ev ad› verilen bir hapishanenin dört duvar› aras›nda geçiren Semralara, Fatmalara, Birsenlere, Gülnihallere, Ayflelere, Zeyneplere, Tülaylara, Gülsümanlara, y›k›n duvarlar›, korkmay›n, güçsüz de¤ilsiniz, y›lmay›n, yaln›z de¤ilsiniz diyorlar.

Onlar, yeni Çillerler istiyorlar, Sabolar ise onlar›n kabusu ! Günlerdir “aday listelerindeki kad›nlar” üzerine yazanlar, peflpefle flehit düflen direnen kad›nlar üzerine tek kelime etmiyorlar. Kad›nsa kad›n, kad›n haklar›ysa kad›n haklar›, kad›n›n iradesiyse irade, nedir farkl› olan? Farkl› olan, onlar “milletvekili” olarak düzenin vitrinini süsleyecek kad›nlar ar›yorlar. Yani, sütunlar›nda kad›nlar›n savunucusu görünüp, düzen partilerini kad›nlara hakettikleri yeri vermemekle, “erkek egemen” anlay›flla elefltirenlerin kad›na bak›fl aç›s›yla, düzen partilerinin bak›fl aç›s›n›n özde bir fark› yoktur. Onlar sadece vitrininizi biraz kad›nlarla süsleyin diyorlar. Onlar, oligarflinin düzenine hizmet edecek kad›n istiyorlar. Onlar, yeni Çiller’ler istiyorlar. Bunun için de kad›n›n devrimci mücadele ile kazand›¤› kimli¤i yok say›lmaktad›r. Burjuva bas›n›n devrimci kad›nlar› ›srarla “difli militan” vb. s›fatlarla tan›tmas›, bu yok sayman›n, düflmanl›¤›n bariz bir göstergesidir. fiu veya bu alanda ön plana ç›km›fl kad›nlar› haber yap›p “kad›nlar da var!” diye koca bafll›klar


atanlar, “mesleklerin” en güçlerinden ve en onurlular›ndan biri olan devrimcilikleriyle ön plana ç›km›fl kad›nlar karfl›s›nda ise, tam tersine rahats›zd›rlar. Kurtulufl savafl›n›n sosyalizm sempatizan› Kuvay› milliyecisi Fatma Seher’ini yok sayan da bu düzen, bu kafa de¤il mi? Kurtulufl savafl›nda yaln›zca “ka¤n›larla mermi tafl›yan kad›n”› an›p, müfrezeleriyle, elde silah savaflan kad›n› gizleyen bu kafa de¤il mi? Bu kafa, kad›n eline silah almas›n diyor, bu kafa, kad›n her zaman, her yerde sadece “yard›mc›”, “ikinci” konumda, arka planda kals›n diyor. Demircili Nazife Han›m’› duymufl muydunuz hiç? Yunan ordusu taraf›ndan gözalt›na al›nm›fl, Kuvay› milliyecilerin yerini, yataklar›n› söylemesi için iflkenceye çekilmiflti. Biliyordu, sustu, söylemedi. Cesurdu; “bilsem bile size söylemezdim” dedi cüretle. Peki iflgalciler ne yapt› dersiniz? Teslim olmayan, direnen Nazife Han›m’› diri diri yakt›lar. Diri diri yakt›lar ya. Direndi¤i, teslim olmad›¤› için yakt›lar. Ayn› 19 Aral›k’ta Bayrampafla’da oldu¤u gibi. Ve direndi¤i için yak›lan kad›nlar› anmay› sevmez burjuvazinin tarihi. En “feministi”nin bile akl›na gelmez onlar. Direnen kad›n›, kim olursa olsun sevmiyor burjuvazi.

Kotalar, kokonalar, ve bizimkiler Ayn› maskaral›k, 1999 Nisan seçimleri öncesinde de yaflanm›flt›. “Kad›n adaylar”, programda, politikada halka söyleyebilecek yeni bir fleyi olmayan düzen partilerinin tutundu¤u bir dal haline dönüfltü. Ama tüm o gürültüye karfl›n, Anap’›n 3 binin üzerindeki aday›n›n 178’i, DYP’nin bini aflk›n aday›n›n 186’s›, FP’nin adaylar›n›n sadece 30’u “kad›n” adaylardand›. Sonuç ortadad›r; kotalarla, zorlamalarla meclise soktuklar› kad›n say›s› yüzde 5 bile olmad›. Burjuvazinin saflar›nda durum budur. O yüzde 5 de, zaten ço¤unlukla kokonalardan, burjuva kad›nlardan oluflur. Bugüne kadar meclise girip de, kad›nlar için bir fley yapan herhangi bir kad›n görülmedi... Bir de devrimin saflar›na bak›n. Bu saflar›n do¤rudan bir yans›mas› olarak, direniflteki rakamlara bak›n. Direniflin bafl›nda, aln›na k›z›l bant takan kad›n tutsaklar›n say›s›, toplam ölüm orucu direniflçilerinin yüzde 25’idir. Ki, kad›n tutsaklar›n toplam oran›, tüm tutsaklar içinde bu orandan daha düflük ol-

mas›na ra¤men, direniflte bir ad›m öne ç›km›fllard›r... Direniflin 97 flehidinin 38’i kad›nd›r. Bu oranlar, herkesin aç›kça görebilece¤i gibi, herhangi bir partinin “lütfedebildi¤i” kota oranlar›n›n da çok üstündedir. Ço¤unu kokanalar›n oluflturdu¤u kad›n derneklerinin, veya küçük-burjuva kesimlerin oluflturdu¤u ve ancak düzenin himayesinde kad›n haklar› savunucusu kesilen kurumlar›n da bu gerçe¤i görmezden gelmesi, onlar›n “kad›n haklar›” veya “kad›nl›k onuru, kad›n›n özgürleflmesi” sözlerinin sahtekarl›¤›n›n da göstergesidir. Mesela, ad›ndan bu seçimlerde de çok s›k sözedilen KA-DER adl› bir kad›n kuruluflu var. 1999 seçimlerinde, yerel yönetimlere aday olan kad›nlar› e¤itmek için ‹stanbul’a üç ABD’li uzman getirtip, onlara seçim taktikleri dersi verdirtti¤ini hat›rl›yoruz. Bu kafadan ne kad›na, ne ülkeye, ne erke¤e bir hay›r gelir mi? Kad›nlar›m›z diri diri yak›l›rken görmezden geldiler. Kad›nlar›m›z, flubelerde, hapishanelerde tecavüze, tacize u¤rarken, görmezden geliyorlar. “Kad›n dayan›flmas›” de¤il onlar›n ki, zaten böyle bir fley yok; onlar burjuva kad›nla dayan›flabilirler ancak. Kad›n dayan›flmas› yoktur; burjuva kad›nlar, halktan kad›nlar ayr›flmas› vard›r. Bir dayan›flma olacaksa da, bu ayr›flma temelinde olur. Öyle de oluyor. Hapishanelerdeki kad›nlar›n sesini, ne bu kaypak kad›nlar, ne burjuva politikac› kad›nlar duymuyor, ama yoksul Armutlu’daki emekçi kad›nlar, Gülsümanlar, fienaylar duyuyor. Kendi seslerini, devrimci kad›nlar›n sesleriyle bütünlefltiriyorlar. Direniyor kad›nlar›m›z. Zulüm karfl›s›nda düflüncelerini terketmektense, onurlar›n› ayaklar alt›nda çi¤nemektense, düzenin kendilerine lay›k gördü¤ü statüleri kabullenmektense, direniyor ve gerekti¤inde ölüyorlar. Ö¤renci, ev kad›n›, hemflire, ö¤retmen, eczac›, gerilla, köylü, hayat›n her alan›ndan gelen her yaflta, genç k›zlar›m›z, kad›nlar›m›z var içlerinde. Varflova gettosunun kad›nlar›, Nazilere öyle bir korku salm›flt› ki, onlar›n tutsak al›nmalar› yasakland›. Çünkü tutsak al›nd›klar›nda da düflmana ne yap›p edip zarar vermenin bir yolunu buluyorlard›. Franko faflizmine karfl› direniflin belkemi¤i onlar olmad›lar m›? Yugoslav partizanlar› içinde, ulusal kurtulufl ordusunun üyesi yüz bin kad›n vard›... Ve kad›nlar, Türkiye halklar›n›n emperyalizme ve oligarfliye karfl› direniflinde, en önde bayra¤› tafl›yorlar bugün. Direniflin son alt› flehidinin kad›n olmas› tesadüf de¤il! Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

17


Partiler ve programlar› Burjuva partiler için program; “Ha var, ha yok” farketmeyen bir belgedir... Devrimci partiler için program, halka verilen SÖZ’dür! Seçim tarihinin belli olmas›ndan bu yana haftalar geçti. Ama partiler seçim bildirgeleri yay›nlamakta yavafl. Çünkü söyleyebilecekleri bir fley yok. Zoraki birfleyler söyleyeceklerdir önümüzdeki günlerde. Ama zoraki! Her düzen partisinin bir “program›” var. Ama tecrübelerimizden biliyoruz ki, o programlar›n k›ymeti harbiyesi yok. Denilebilir ki, düzen partileri, ço¤unlukla “yasal zorunluluktan” dolay› bir program yazma zahmetine katlan›yor. Hangi partinin program›n› uygulad›¤›n› gördünüz? Göremezsiniz. Hangisi bir program› kararl›l›kla savunuyor? Savunamaz. Falan milletvekili falan partiye geçmifltir. Bu “geçifl”ler s›ras›nda belki bir çok pazarl›k, tart›flma olur; ama bir tek fley olmaz. Program konuflulmaz... Ne falan milletvekili geçmeyi düflündü¤ü partinin program›na bakar, ne de parti, o milletvekilini “ikna” etmek için program›n› gösterir. Çünkü; hemen tüm yeni-sömürge ülkelerde, yönetimin asli niteliklerinden biri “kukla yönetimler” olmalar›d›r. Bir kuklan›n da do¤al ki, programa ihtiyac› yoktur. ‹pleri zaten baflkas›n›n elindedir. Ülkemizde, 1980’den bu yana, demokrasicilik oyununun s›n›rlar› iyice daralt›ld›¤› ve de parlomentonun ifllevi asgariye düflürüldü¤ü için, düzen partilerin bir “program”a ihtiyaçlar› daha da azalm›flt›r. Onlara ne yapacaklar›n› söyleyen o kadar çok “iç ve d›fl mihrak” vard›r ki, onlar›n ne söyledi¤inin hükmü kalmam›flt›r. Bu nedenle de, ne partilerin, ne de o partilere oy verecek olan kitlelerin programlar› bir ilgisi kalmam›flt›r. Parti programlar›na “önem veren” tek kurum, Anayasa Mahkemesi’dir. Gerek muhalif güçlere karfl›, gerekse de oligarfli içi çat›flmalarda kullan›lmak üzere, Parti programlar›n› sat›r sat›r inceleyerek malzeme toplar. 18

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

“Cek-cak”, “ce¤iz-ca¤›z” metinleri Düzen partilerinin “yasal zorunluluktan” dolay› sahip olduklar› programlar›nda da hiç kuflkusuz bol miktarda “cek-cak”lar veya “ce¤iz-ca¤›z”lar vard›r. Ama bunlar›n nas›l, hangi yöntem ve araçlarla gerçekleflece¤ine dair hiç bir somutluk yoktur. Çünkü somutlad›klar› an, bu emperyalistleri, iflbirlikçi tekelci burjuvaziyi tedirgin eder. O yüzden düzen partilerinin programlar›, kitlelere bol vaadde bulunan, ama oligarfliye de “siz bu yazd›klar›m›za bakmay›n, ce¤iz-ca¤›z dedik ama yapaca¤›m›zdan de¤il” güvencesini verecek flekilde kaleme al›nm›flt›r. Sorunlar› s›ralar ve çözece¤iz derler ama, hiç bir sorunun nedenleri, niçinleri bulunmaz. Açl›k, yoksulluk, iflsizlik, bebek ölümleri, do¤al afetlerin bir katliam› dönüflmesi, hemen her fley “e¤itim eksikli¤i”nden kaynaklan›r onlara göre. Böylece geçifltirirler. Genifl kitlelerin nitecede “program”lara çok yak›n ilgi göstermeyeceklerini bilirler. Ama öte yandan, tekelci burjuvazi, bu programlara bakar. Onun için de bazen, gerçekten iktidara talip olan çeflitli düzen partilerinin, özellikle tekellerin istekleri konusunda ciddi programlar yazd›klar› da görülür. Bu bölümler, kitlelere yönelik ce¤iz-ca¤›zlar bölümüne göre, daha somuttur.


K›sacas›, denilebilir ki, düzen partilerinin ce¤iz ca¤›zl› SOYUT bölümleri, OY ‹STENEN kesimlere, SOMUT bölümleri ise, iktidar için ‹CAZET istenen kesimlere yöneliktir.

Programlar›, Amerikanc›l›k ve Avrupac›l›kt›r! Asl›nda zaten ne gerek var programa; IMF’nin program› var. NATO’nun program› var. Hükümet olurlarsa ellerine tutuflturulacak “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” var. AB’nin program› var. ‹mzalanm›fl yüzlerce “uluslararas› anlaflma” var. Yeni geliflmeler karfl›s›nda ne yap›laca¤›n› her ay kararlaflt›ran MGK var. Nas›l olsa, bunlar uygulanaca¤› için ayr›ca bir de parti olarak program haz›rlamak gereksiz zahmetten baflka bir fley de¤il. Düzen partilerinin bugün iktidar olmak için neler yapt›klar›na bakmak, onlar›n bu niteli¤inin anlafl›lmas›n› da beraberinde getiriyor. Oy için her türlü flaklabanl›¤› yaparken, öte taraftan ya Amerika’n›n ya Avrupa’n›n veya ikisinin birden deste¤iyle iktidar vizesi almak peflindeler. Düzen partilerinin istisnas›z hepsi, Amerikanc› ve Avrupac›d›r. Düzenin muhalefetindeki CHP, AKP gibi partiler, sol ad›na, muhalefet ad›na seçime kat›lan ÖDP, HADEP gibi partiler de buna dahildir. Amerikanc› veya Avrupac› olundu¤unda, zaten özgün bir program sahibi olmak imkans›zd›r. Olsa da ka¤›t üzerinde kalaca¤› kesindir.

Devrimci program somutluktur, sözdür, rehberdir Ta Marks’›n önderli¤inde kurulan 1. Enternasyonal’den bu yana, “program” devrimci örgütler için önemli bir konu olmufltur. Zaman zaman bu önem abart›lsa, bazen bir “program fetiflizmine” düflülse de, devrimciler, bu türden programlar› halka kimliklerini, hedeflerini aç›klaman›n bir arac› olarak görmüfllerdir. Bu programlar, dünya devrim tecrübelerinden, bazen y›llar süren tart›flmalar ve pratik tecrübelerin sonucunda ortaya ç›km›flt›r. Solda bir çok ayr›l›k, reformizm devrimcilik saflaflmas› program düzeyindeki tart›flmalardan kaynaklanm›fl veya ayr›flmalar farkl› programlar› ortaya ç›karm›flt›r. “Program”› adeta “herfley” yerine koyan sapmalar› bir yana b›rak›rsak, verilen bu önem, hal-

k›n sorunlar›n› çözme konusundaki ciddiyet ve kararl›l›¤›n bir göstergesidir. Düzen partileri için program GÖSTERMEL‹K’tir. Devrimci partiler için program, dünya ve ülke gerçeklerinin tahlili ve halka verilen bir SÖZ’dür... Düzen partilerinin göstermelik programlar›, göstermelik de olsa, ciddi bir analizden ve ciddi çözüm önerilerinden yoksunken, devrimci programlar, kendi bafllar›na birer teorik metin, bir bilimsel tahlil çal›flmas› de¤erindedirler. Mesela, düzen partilerinin programlar›yla, devrimci bir bak›fl aç›s›yla önerilmifl bulunan Halk Anayasas› Tasla¤›’n› kabaca karfl›laflt›rmak bile bunu gösterir. Çok uzun süreli bir çal›flma sonucu haz›rlanan ve Devrimci Sol Ana Davas›’nda okunan Hakl›y›z Kazanaca¤›z bafll›kl› savunma, devrimci hareketin program›n›n bir tasla¤› olarak da görülebilir. Ki bu çal›flmayla, herhangi bir düzen partisinin program› aras›nda bir k›yaslama yapmak bile mümkün de¤ildir. Bilimsel niteli¤iyle, hacmiyle, tahlil yetene¤iyle birbirleriyle karfl›laflt›r›lamazlar. Devrimci parti için, bir tek slogan bile, gün gelir, bir program kadar de¤erli hale gelir; u¤runa ölünür. Bir tek slogan program›n özeti olur; o slogan do¤rultusunda savafl›l›r. Kelimeler önemlidir devrimci parti için. Çünkü her biri halka verilen bir baflka sözdür. Ve bir devrimci program, halka verilen, yüzlerce, binlerce söz demektir. Siz, program› u¤runa bedeller ödeyen, onu savunmak ve gerçeklefltirmek için riskleri gö¤üsleyen, can›n› feda eden bir burjuva politikac›s› gördünüz mü hiç? Devrimcilerse, yüzy›llard›r, gerçek çözümleri, gerçek bir gelece¤i vadeden programlar› için savafl›yor, direniyor, ölüyorlar. Düzen partilerinin programlar›yla, devrimci program›n fark›, iflte en net burada gözükür. Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

19


DEHAP’a Yasak ve Bask›lar Gayri meflrudur YSK’n›n yasaklamalar›nda en büyük darbe DEHAP’a vuruldu. YSK’n›n OYB‹RL‹⁄‹ ile tam bir uyum içinde ald›¤› kararda önce 21, ard›ndan itirazlarla 18’e son olarak da 15’e inen yasakl› DEHAP adaylar› flunlar: Murat Bozlak, Ak›n Birdal, ‹lhan Diker, Ceyhun Akay, Bahattin Günel, Savafl Karaduman, Kas›m Çal›flkan, Hamza Karaa¤aç, Bayram Bozkurt, Veysel Turhan, Mehmet Demir, ‹smail Hakk› Kaderin, A. Menaf Savafl, Hasan Do¤an, Ender ‹mrek. Burjuva medya esas olarak Tayyip’i tart›flt›r›rken, DEHAP’a yönelik ne yasaklardan, ne bask›lardan sözetmiyor. Onlara getirilen yasaklar, kontralar›n aktif olarak seçim bask›lar›n› yo¤unlaflt›rmas› bu flekilde meflru gösterilmek, en az›ndan gözden ›rak tutulmak isteniyor. DEHAP’›n

“Olmas›n” Niyetine Kürtçe Kurs Milli E¤itim Bakanl›¤› taraf›ndan haz›rlanan 'Türk Vatandafllar›n›n Günlük Yaflamlar›nda Geleneksel Olarak Kulland›klar› Farkl› Dil ve Lehçelerin Ö¤renilmesi Hakk›nda Yönetmelik' resmi gazetede yay›nland›. Böylece, “büyük geliflme” olarak sunulan AB yasalar›ndan birinin uygulanmas›nda ilk ad›m at›lm›fl oldu. Ama sorunun yasa ç›karmak olmad›¤› haz›rlanan yönetmelikle bir kez daha ortaya ç›kt›. Yönetmelik, adeta Kürtçe ö¤renin diye de¤il, nas›l yapar da engellerim mant›¤›yla haz›rlanm›fl. Yafl s›n›rlamas›ndan, ilkokul mezunu olma zorunlu¤una, sar›-k›rm›z›-yeflilin yanyana geldi¤i giysilerin yasaklanmas›ndan kursa kat›lanlar›n isimlerinin milli e¤itim müdürlüklerine bildirilmesine kadar bir dizi uygulamayla niyet aç›k edildi. Oligarfli ony›llard›r uygulad›¤› asimilasyondan, inkardan vazgeçilmeyece¤i daha yönetmeli¤in ad›ndan gözlere sokuluyor. “Yanl›fl anlamay›n, siz Türksünüz” deniyor. Bir halk›n dilini ö¤renme hakk› için de¤il ha-

20

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

meflrulu¤u yasakla, yasayla yokedilmek isteniyor. Daha flimdiden (gerçekte y›llard›r) söylenen flu; HADEP, DEP, DEHAP... parti kurabilirsin, ama siyaset yapt›rmam. Bunun için her yolu kullan›r›m. Nitekim kullan›yor da. HADEP’in kapat›lmas› için aç›lan dava o günden seçim için verilen bir mesajd›. Sonra bask›nlar›n, gözalt› ve tutuklamalar›n arkas› kesilmedi. Bir takvim basmak bile düzenin HADEP’e yönelik bask›lar›na gerekçe yap›lmak istendi ve HADEP yöneticilerine çeflitli cezalar verildi. YSK’n›n son karar›n›n start›n› verense, Ecevit oldu. “Rejim için tehlike” aç›klamas› DSP genel baflkan› olarak de¤il, devlet adam› Ecevit olarak yap›lan bir aç›klamayd›. YSK karar›n›n siyasili¤i için baflka kan›ta gerek var m›?

z›rlanan yönetmelik. Ve haz›rl›¤› süren TV’lerden Kürtçe yay›n yönetmeli¤ini de ayn› kafa haz›rlayacak. Örne¤in kurs yönetmeli¤i, “Kurslar›n uygulayaca¤› ö¤retim program›, Milli E¤itim Bakanl›¤›'nca onaylanacak” diyor. Bunun nas›l uygulanaca¤›n›, Milli E¤itimin nas›l bir programa onay verece¤ini tahmin etmek için müneccim olmaya, beklemeye gerek yok. K›saca, benim program›m› uygula diyecek ve bunun ad› da “özel kurs” olacak. Devletin program›n›n ne olaca¤› da s›r de¤il; Kürt halk›n›n asl›nda bir halk olmad›¤› kürtçe olarak ö¤retilecek örne¤in! “Kurslar›n bakanl›kça yap›lacak denetiminde gerekirse bulunaca¤›” belirtilen “valilik uzmanlar›”n›n kimler olaca¤›n› da yar›n görece¤iz. Örne¤in, radyolar› dinleyip Kürtçe türküleri yanl›fl, çarp›tarak çeviren ve mahkemelere suç duyurusunda bulunan polisler olmas›n bu “uzmanlar”? Siz “kimse Kürtçe ö¤renmesin” niyetine haz›rlanan yönetmelik maddelerine, hiçbir yerde yaz›l› olmayan ama esasen geçerli olan kurallar›, yasaklar›, bask›lar› da eklerseniz, “Kürtçe kurs” aldatmacas›n›n gerçe¤ini görürsünüz.


DEHAP’a bask›lar DEHAP’a bask›lar sadece adaylar›n yasaklanmas›yla s›n›rl› de¤il. Do¤u’da Kürt halk›n›n yaflad›¤› köylerde özel timlerin, jandarmalar›n aleni bask›lar› seçim yaklaflt›kça yo¤unlafl›yor. Van’da HADEP Ercifl ilçe binas›n› basan polis, ilçe baflkan›n›n da aralar›nda bulundu¤u 5 kifliyi gözalt›na ald›. Amaç seçim çal›flmalar›n› engellemek. DEHAP Mu¤la 1. s›ra aday› H›d›r Çam, 2. s›ra aday› Yusuf Uluda¤ ve 4. s›ra aday› Necdet Afl›ro¤lu ve HADEP il baflkan› Ahmet Beler’in de içinde bulundu¤u 30 kifli Fethiye Esenköy'de bir cenazeye gitmek için çay bahçesinde bekledikleri s›rada “gösteri ve toplant› yürüyüfllerine muhalefet” gerekçesiyle 21 Eylül akflam› gözalt›na al›nd›. Serbet b›rak›ld›ktan sonra aç›klama yapan H›d›r Çam; “Fethiye’de bunlar yap›l›yorsa, Hakkari ve fi›rnak’ta neler olur siz düflünün” dedi. Demokrasiymifl; bir partinin seçim çal›flmalar› alenen yasaklan›yor, kontrac›lar, aktif olarak seçim bask›s› yap›yor sonra demokrasicilik oyunu yalanla, “hukukun karar›” maskesiyle sürdürülmek isteniyor. Yar›n bu bask›lar›n çok daha pervas›z hale gelece¤ini, oy sand›klar›n›n bafl›na dikilecek devlet güçlerinin son ana kadar bask›y›, gözda¤›n› sürdürece¤ini söylemek için önceki seçime bakmak bile yeterlidir. 23 eylülde yap›lan 14 ilin vali, emniyet müdürü ve alay komutan›n›n kat›ld›¤› “seçim güvenli¤i” konulu bölge toplant›s› sonras›nda flimdi bask›lar›n daha da merkezi olarak sürmesi kimseyi flafl›rtmas›n. Düzenin “güvenlikten” anlad›¤› sindirme, susturma ve bask›dan ibarettir.

Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneflsiz bir dünyaya benzer

“fieriat›n kesti¤i parmak” “Asker parma¤›” Tayyip Erdo¤an’›n önce Yarg›tay, ard›ndan Yüksek Seçim Kurulu’nun karar›yla adayl›¤›n›n veto edilmesine de¤iflik kesimlerden çeflitli noktalarda tepkiler geldi. Ço¤unlu¤u “hukuk” temelindeki tart›flmalard›. Belirtelim ki, karar›n siyasili¤i konusunda kuflku yok. Karar üzerine konuflanlardan biri de generallerdi. Hava Kuvvetleri Komutan› Orgeneral Cumhur Asparuk, "fieriat›n kesti¤i parmak ac›maz. Kanun herkese ayn›" dedi. 1- “Kanunun herkese ayn›” olmad›¤› konusunda istemedi¤iniz kadar örnek bulmak mümkün. Sadece katliam, iflkence, infaz, h›rs›zl›k örneklerine bakmak bile böyle olmad›¤›n› görmek için yeterli. Susurluk hukukunun ve paran›n adaletinin hükmünün oldu¤unu bu ülkede 7’den 70’e herkes bilir. 2- “Parma¤› kesen” her ne kadar fleriat yani kanunmufl gibi ise de Genelkurmay’d›r. Kararda etkisi bilinen Sabin Kanado¤lu’nun kimin ad›na konufltu¤u her örnekte daha da netlefliyor. FP’yi bölüp parçalamak için Tayyip’i ortaya ç›karan ve destekleyen generaller flimdi kasetlerle, medya gücüyle, “hizaya getirme” aç›klamalar›yla yapamad›¤›n› fleriat arac›l›¤›yla yapmak istiyor. HADEP Genel Baflkan› Murat Bozlak, SDP Genel Baflkan› Ak›n Birdal ve DEHAP listesinden aday olanlar için de fleriat›n keskin k›l›c›n› tutan el yine ayn› eldir. 3- Cumhur Asparuk’un aç›klamas›ndaki çarp›kl›k ve demagoji bu ikisiyle de s›n›rl› de¤il. Do¤all›¤›nda bu sözü söyleyenin gerekti¤inde kendi parma¤›n› da fleriat›n önüne uzatmaya haz›r olmas› gerekir de¤il mi? Ama öyle de¤ildir. Susurluk içindeki yeri tart›flmas›z olan generallerden Veli Küçük’ü fleriattan kaç›ran kim? Eskaza ve kamuoyu bask›s›yla göstermelik ceza alan Susurlukçu Albay Korkut Eken’i fleriat›n elinden kurtarmaya çal›flan kim? fiimdi emekli olan 7 generale fleriata karfl› kol kanat geren kim? Elbette tüm bunlar›n cevab› generallerdir, Genelkurmay’d›r. fieriat›n “keskin k›l›c›n›n” alt›na parmaklar›n› koymad›klar›n›n örnekleri sadece bunlar da de¤il. Sadece Susurluk için de¤il bu söylediklerimiz. Generallerin bütün silah al›m ihalelerini, generallerin holdingi OYAK’›n faaliyetlerini denetleyebilecek hiçbir kurum kurulufl yoktur, kimse hesap soramaz onlara. Kesilen parmak generallerin de¤ilse (it dalafllar›n›n sonucu de¤ilse bu düzende kesilmesi de mümkün de¤ildir), fleriat k›l›c›n› elinde tutan onlarsa, bu demagoji sürecek demektir.

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

21


Tayyip’in yasa¤›nda f›rt›na koparanlar›n DEHAP yasaklar›nda sessizli¤i Demokratl›k nutuklar› atanlar›n Tayyip yasa¤›na sevinci

SAHTE DEMOKRATLAR GEÇ‹D‹ ‘Her rejimin kendini koruma hakk› vard›r.’ Do¤ru. Ama, “hangi rejim kime karfl› nas›l bir siyasi-ekonomik sistemi koruyor” sorular› sorulmadan bu do¤ru, s›radan bir demagojiden öteye gitmez. YSK’n›n yasak kararlar› siyasidir, düzenin yasalar›n›n bir yerine uydurulabilir belki, (ki bu da kuflkuludur) ama meflru de¤ildir. Çeflitli kesimler karara tepkilerini dile getirdiler. Ama sanmay›n ki, yasa¤a tepki gösterenlerin tümünün tavr›n› demokratl›k olarak nitelemek mümkün. (Partilerin neredeyse tamam›n›n yasaklamalarla birlikte kendilerinin oy kazanc› hesab›yla sevinmelerine burada de¤inmiyoruz. Düzen partilerinin demokratl›ktan fersah fersah uzak olufllar›n› tart›flmaya bile gerek yok. Ucu kendilerine dokunana kadar elbette!) Tayyip Erdo¤an ve Erbakan’›n yasaklanmas› etraf›ndan f›rt›nalar koparanlar›n ço¤u ya, ilerici, yurtsever insanlar›n veto edilmesinde neredeyse bir sak›nca görmüyor ya da DEHAP yasaklar›na usulen geçerken de¤iniyor. Öte yandan hem DEHAP’a yasak ve bask›lara hem de Tayyip’e yasa¤a sevinenler de az de¤il. 28 fiubatç›lar, laiklik, cumhuriyetçilik diye diye MGK’dan da MGK’c› kesilenler, bu f›rsatta orduya yaranabilir miyiz hesab› yapanlar, demokratl›klar›na laf söylenmesin diye “hukuk” maskesini yüzüne geçirip sevinenler bu kesimler içinde say›labilir. Tümünün ortak iddias› en tutarl› demokrat›n kendileri oldu¤udur. “Sosyal demokrat”, “islamc› demokrat”, “liberal demokrat”, “muhafazakar demokrat”, “laik demokrat”... ama hepsi de illa ki, demokrat! Gerçek ne? Hiçbirinin demokratl›kla en küçük bir alakalar›n›n olmad›¤›, demokratl›klar›n› sadece kendi hak ve özgürlükleri sözkonusu oldu¤unda hat›rlad›klar›d›r.

‹slamc›lar “kendine demokratl›kta” tescillidir. Samimi olarak zulme karfl› olan istisnalar› d›fl›nda 22

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

tutarsak, bu kesimlerin 28 fiubat sürecinden edindikleri bir “al›flkanl›kt›r” demokratl›klar›. O gün bugündür demokratl›ktan bolca sözederler, demokratlar› kendilerinin yan›nda olmaya ça¤›r›rlar. Ama kendileri, bu düzenin en büyük bask›s›n› görenlerin hiçbir zaman yan›nda olmay› düflünmez, tersine örne¤in devrimcilere karfl› oldu¤u gibi, f›rsat bu f›rsat diyerek terör edebiyat›yla devletin saf›ndan sald›r›r. Tayyip ve Erbakan (ama özellikle Tayyip, çünkü kendilerine iktidar yolunu açacak aday flu anda o.) konusunda gösterdikleri tepkinin yüzde birini ayn› YSK taraf›ndan veto edilen 15 DEHAP’l› konusunda göstermemifllerdir.

“Laik demokrat” kimi alk›fll›yor? Laiklik, cumhuriyetçilik, eflittir MGK’c›l›k anlam›na geldi bu ülkede. fieriata karfl› olmak ad›na, MGK’n›n “tehlike” dediklerine demokratl›¤›n bütün kriterlerini bir yana b›rak›p “tehlike” demek siyasi tav›r oldu. O çok övündükleri demokratl›klar› MGK’ya göre yönünü belirler hale geldi. Ayn› fley, DEHAP yasaklar›na karfl› yine MGK paralelinde tak›n›lan flovenist tav›rda da karfl›m›za ç›kar. Örne¤in, Cumhuriyet Gazetesi tayfas›, di¤er bas›ndan kimi yazarlar, kendine laik demokrat diyenler yasa¤› alk›fll›yorlar, “üzerine bir bardak su için” diyorlar sevinçlerini dile getirerek. Tayyip’e yasak konunca, 28 fiubatlar olunca “fleriat” dedikleri “tehlike” bertaraf m› edilmifl oluyor ayr› bir konu ancak, hiç merak etmesinler, o yasaklar çemberi yar›n bir biçimde onlar› da kuflat›r, o zaman çemberin d›fl›nda onu gevfletecek kimseyi bulamayacaklar. “Her rejimin kendini koruma mekanizmalar› vard›r ve do¤ald›r” k›l›f›yla aç›klamak, dünyan›n flu bu ülkesinden örnekler vermek bu kesimlerin demokratl›k derken ki soyutlukluklar›n›n ve “MGK demokrat›” olduklar›n›n üzerini örtmez. Elbette “Her rejimin kendini koruma mekanizmalar› vard›r”. Halk›n iktidar›n›n da mekanizmalar› olacakt›r. Ancak flu sorular› sormadan bu genel do¤ruyu her yere uyarlamaya çal›flt›¤›n›zda karfl›n›za ç›kacak sonuç, faflizmin alk›fllanmas› ve meflru görülmesidir: Hangi rejim kendini koruyor? Kime, neye karfl› koruyor? ‹flte bu sorular›n cevaplar› do¤ru tavr› ortaya ç›kar›r.


‹bresi MGK’ya dönük “komünist”. Yasaklamalarla ilgili ortal›kta “komünistim” diyerek dolananlardan da aç›klama geldi. Aç›klamalar›nda flöyle demiyorlard›; “biz komünistler olarak gericili¤e karfl›y›z, ama bu halk› ayd›nlatma sorunudur. Gericilik, fleriat demagojisiyle yasakç›l›k meflrulaflt›r›lamaz. Yasaklayan faflizm ise, biz önce onun karfl›s›na dikiliriz...” Peki ne diyordu bu aç›klama? “Gericili¤in, yani Sivas’›n katillerinin ve avukatlar›n›n, tarikat yobazl›¤›n›n, ya da çocuk yaflta gençlerin beyinlerinin y›kanmas›n›n özgürlü¤ünden söz etmek, sadece saçmad›r.” Birincisi; bu sat›rlar› yazan S›vas için ne yapm›fl acaba? ‹kincisi; S›vas’›n as›l katilleri ile yasaklama karar›n› verenlerin ayn› oldu¤unu, MGK oldu¤unu siyasetin “S”sinden anlayanlar bilir. Üçüncüsü; MGK’n›n gündemi neyse, o konuda hemen bir paralel tav›r belirlemenin, örne¤in “Türban neyi örtüyor” broflürlerini orda burda sallaman›n komünistlikle, ilericilikle ne alakas› var? Komünist, ezilenin yan›ndad›r. Gericili¤e karfl› savafl, egemen güçlerle savafl›n bir parças›d›r ve komünistler bu savafl› ayn› egemen güçten icazet alman›n vesilesine dönüfltürmez. Dördüncüsü; Diyelim “gericilik sorunu var bu ülkede”, yine diyelim, “özgürlükçülük bu kadar ucuz bir mesele de de¤ildir.” do¤rudur ki, as›l bask› ve yasak ilerici güçlere karfl›d›r; peki “devrimci demokrasinin ölümü” bunlardan hangisinin kapsam›na giriyordu ki, 19 Aral›k katliam›nda cesetlerimiz yerdeyken ayn› sa-

Sami Türk’ün Hukukçulu¤u Ve Yasaklar Sami Türk’ün “hukukçulu¤una” bu günlerde özellikle islamc› çevrelerden büyük övgüler ya¤d›r›l›yor, hatta kimisi “hukukçulu¤u” s›n›rlar›n› geçerek Sami Türk’e ya¤c›l›¤a dönüfltü. Bu ayr›. Bunca övgünün gerekçesi, Türk’ün Tayyip Erdo¤an’›n aday olabilece¤ini savunmas›. Büyük hukukçuya bak›n! Sami Türk’ün esas olarak ticaret hukuku, yani kapitalizmin h›rs›zl›k hukuku uzman› oldu¤unu belirtip

t›rlar› yazan sevinç 盤l›klar› atm›flt›r. Orada da ibre ayn› yere bak›yordu! O gün ifade edileni uyarlay›n bugünkü aç›klamaya hiçbir ayk›r›l›k yoktur. Örne¤in flöyle yazabilirsiniz pekala; “devrimci demokrasinin ölümü bir demokrasi sorunu de¤ildir, ölümüne tepki göstermek, devrimci demokrasinin özgürlü¤ünü savunmak sadece saçmad›r...” Komünist olmak için önce ibre halka, oklar›n ucu faflizme dönmeli, sonra konuflma hakk› elde edilir. ‹ki ara seçime kat›l›p burjuva politikas› ne çabuk kavran›yor görüyor musunuz; haf›zas›zlar üzerine politika yapmak b›rak›n komünistli¤i tutarl› bir demokrat›n tavr› da de¤ildir.

En tutarl› demokratlar devrimcilerdir. Neden? Çünkü devrimciler ezilenlerden yanad›r. Gericili¤e karfl› bir mücadele sözkonusuysa bunun faflizmin saflar›ndan, onu güçlendirerek verilmeyece¤ini bilir. Bugün esas sorunun faflizm sorunu oldu¤unu bilir ve tavr›n› buna göre belirler. Halk›n ç›karlar› faflizme karfl› savafltad›r. Faflizmin yasaklar›na karfl› mücadele de en genelde haklar ve özgürlükler mücadelesinin parças›d›r. geçerek, onun hukukçulu¤una övgüler dizenlere soral›m: Bir iki befl on de¤il binlerce tutsa¤›n düflüncelerini de¤ifltirmek için katliam yapan, tecrit uygulayan biri nas›l bir hukukçudur? B›rakal›m devrimcileri, F tiplerini elefltiren hukukçu, ayd›n, mimar, sendikac›, doktor kim varsa hakk›nda soruflturma açt›ran, tutuklatan bir kafa nas›l bir hukukçudur? Bu kafay› “yasaklara karfl› tav›r” diyerek televizyonlara ç›karan, düflüncelerine de¤er veren, propagandas›n› yapan kafa nas›l bir kafad›r?

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

23


MHP Listelerinden Akan Kan, Halk›n Kan›d›r Ekmek ve Adalet’in geçen haftaki 27. say›s›nda MHP’nin e¤ilim yoklamalar›n›n sonucunda teflkilatlar›n, tan›nm›fl, tescilli katilleri liste bafllar›na tafl›mas›na karfl›n Bahçeli’nin vitrini düzeltmek için bunlar› liste d›fl› b›rakt›¤›n› belirtmifl ve flöyle demifltik; “Bu arada MHP’nin tescilli katillerinin hepsini d›flta b›rakt›¤› yan›lg›s›na da düflmemek gerek. Geçen seçimde, MHP 16 tescilli katili parlamentoya tafl›m›flt›r. Bahçeli’nin itiraz›, çok deflifre olmufl katilleredir. De¤ilse, Bahçeli’nin haz›rlad›¤› listelerde de deflifre olmam›fl katiller vard›r; bir süre sonra onlar›n da dosyalar› ortaya ç›kar. Ve e¤er MHP baraj› aflarsa, o s›rada “seçilmifl” de olurlar.” (Ekmek ve Adalet, Say› 27) Çok geçmedi, listelerde Bahçeli’nin yerlefltirdi¤i katillerin kimisinin dosyalar› bas›nda yay›nlanmaya baflland›. -Ama sanmay›n ki, katiller bunlarla s›n›rl›, daha da ç›kacakt›r.Bu listeler “de¤iflen ve de¤iflmeyen MHP”nin resmidir. De¤iflmeyen, MHP’nin katiller ve mafyac›lar partisi oldu¤udur.

Bu Vitrin Temizlenemez! Bahçeli vitrini temizleyerek gerçe¤i gizlemek istiyordu. Ancak “dükkan›n içi” o kadar kirli, kanl› ki, vitrini temizleyebilmek mümkün de¤ildir. Mümkün de¤ildir, çünkü; Onbinlerce insan›n kan›n› oluk oluk ak›tan bir parti aday yapmak için kime elini atsa, karfl›laflaca¤› kand›r, mafyac›l›kt›r, halka karfl› ifllenmifl suçlarla doludur. Mümkün de¤ildir, çünkü; Bütün katilleri pastadan mahrum b›rakamazlar. Faflist katiller dün döktükleri kan›n karfl›l›¤›n› bugün ihalelerle, avantalarla almak zorundad›r. Mümkün de¤ildir, çünkü; Bugün “k›za¤a çekilen” katillere yar›n yine ihtiyaçlar› olaca¤›n› en iyi onlar bilir. ‹l teflkilatlar›nda, ülkü ocaklar›nda en etkili yerlerde eli kanl› katillerin yer tutmas› bu yüzdendir. MHP’de teflkilat onlara “emanettir”, onlar›n e¤iteceklerinin yar›n karfl›m›za 24

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

yeni Çatl›lar, yeni Gül’ler, Çiftçi’ler, Çaylan’lar olarak ç›kacaklar› kesindir.

Katiller Yine Meclis Yolunda Yüksek Seçim Kurulu baflta DEHAP adaylar› olmak üzere onlarca insan› veto etti. Ama veto ettikleri aras›nda MHP listelerinde yeralan suçlular yoktu. YSK, devletin ihtiyaçlar›na göre karar ald›¤›n› burada da ortaya koymufl oldu. ‹flte MHP listelerinde yeralan ve “milleti temsil edecek” diye karfl›m›za ç›kar›lan, ço¤u MHP ana davas›nda yarg›lanan 21 suçludan baz›lar›: Y›lmaz Durak: Erzurum 4. s›ra. D‹SK eski Baflkan› Kemal Türkler’in öldürülmesine kat›ld›, katil MHP’lileri yurtd›fl›na kaç›rd›. Fatih Mehmet Zorba: Adana 2. s›ra. Fevzi Önal'›n öldürülmesi için Hüseyin Özmen'e emir ve silah verdi. Murat Yalç›n: ‹zmir 1. bölge 12. s›ra. Faflist San›k Sabahattin Gece'yi Abdüldar Yaz›c›o¤lu'nu öldürmeye teflvik etti, eylem sonuçland›r›lamad›. Ruhsats›z silah tafl›d›, silahl› eylemden yarg›land›. Mehmet A¤ar: Bal›kesir 5. s›ra. Haz›rlad›¤› patlay›c› maddelerle 30 Mart 1980 gecesi bir eve, 31 Temmuz 1980'de bir k›raathaneye eylem yap›ld›. (Susurlukçu A¤ar ile kar›flt›r›lmamal›, onun suç dosyas›n› burada saymaya sayfalar yetmez!) S›tk› Seremetli: Bal›kesir 3. s›ra. Birçok eylemi yönlendirdi. Patlay›c› madde imali, silahlar›n gizlenmesi, kaçaklar›n bar›nd›r›lmas›nda görev ald›.

GEÇEN HAFTAK‹ EKMEK VE ADALET’ten


Erdem fienocak: Samsun 4. s›ra. Faflist katillere para yard›m›, katilleri hapisten kaç›rma ve suç delillerini ortadan kald›rma görevlerini yerine getirdi¤i dava dosyas›nda yerald›. Sahir Solmaz: Eskiflehir 2. s›ra. MHP ad›na haraç toplad›. Silah depolama ve katilleri bar›nd›rma suçlar›n› iflledi. Hidayet Altunakar: Diyarbak›r 1. s›ra. Hakk›nda "evrakta sahtecilik, sahte çek vermek ve doland›r›c›l›k" suçlar›ndan, 8 ayr› sab›kas› ve 11 y›l kesinleflmifl hapis cezas› var. (Bahçeli'nin okul arkadafl›) Muzaffer Y›ld›z: ‹stanbul 1. bölge 18. s›ra. Suç delillerini ortadan kald›rd›, haraç toplad›, silahlar› saklad›. ‹brahim Uçar: ‹stanbul 1. bölge 14. s›ra. Firari MHP’lilere pasaport sa¤lama ve hapishaneye silah sokma. Ahmet Sar›: Kayseri 3. s›ra. Tekir Yaylas›'nda 3 kiflinin ölümü, 1 kiflinin yaralanmas› olay›nda katillere yard›mda bulundu. Ömer Haluk Pirimo¤lu: Erzurum 2. s›ra. Erzurum'da katil çetesinin koordinasyonunu sa¤lad›, istihbarat raporlar› haz›rlad›. Necmettin Karakufl: Adana 10. s›ra. MHP silahlar›n› saklad›. Mehmet Biçer: Hatay 6. s›ra. Yerel örgütlenmenin silah, mühimmat ihtiyaçlar›n› karfl›lad›, eylemleri yönlendirdi, toplanan paralar› ülkü ocaklar›na aktard›. Yaflar Y›ld›r›m: Ankara 2. Bölge 4. s›ra. Balgat katliam›ndan idama çarpt›r›lan Mustafa Pehlivano¤lu'na para yard›m› yapt›¤› belgelendi. Yönlendirdi¤i eylemler hakk›nda MHP Genel Merkezi'ne gönderdi¤i raporlar dava dosyas›nda yerald›. MHP listelerinden geçen seçimde 16’s› tescilli 40’a yak›n halka karfl› suç ifllemifl katil, mafyac› meclise girmiflti, bu y›l da say›lar de¤iflse de gerçek de¤iflmeyecek. MHP listelerinden kan ak›yor. Akan kan halk›m›z›n, devrimcilerin kan›d›r. Üstelik bunlar resmi olarak dava dosyalar›na adlar› kaydedilen suçlular, bir de dosyalara geçmeyen, binlerce insan›m›z›n kan›n› ak›tan katilleri hesap edin, bunlara BBP ve DYP listelerinden meclise girmeye haz›rlanan eski MHP’lileri ekleyin; “milletin vekili” s›fat›na aday olanlar›n kimler olduklar› ortaya ç›k›yor.

Milletvekilli¤inin Yeni Rolü Türkiye’de milletvekilli¤inin yeni rolü art›k gizli kapakl› de¤il, tüm halk›n gözleri önünde. Bu rolü; milletvekilli¤inin katillere, h›rs›zlara, hakk›nda say›s›z soruflturma aç›lanlara yeni bir ZIRH giydirme olarak nitelendirebiliriz. Bu moday›, Mehmet A¤ar bafllatt›, flimdi onlarcas› onun yolunu izliyor. A¤ar’›n gerek geçen seçimde, gerekse bu y›l, Elaz›¤’dan ba¤›ms›z aday olmas›n›n temel gerekçesinin hakk›nda Susurluk dosyalar›nda yer alan suçlamalar oldu¤unu devlet de halk da biliyor. Devlet de halk›n bask›s›ndan “ne yapay›m dokunulmazl›¤› var” gerekçesiyle A¤ar’a sahip ç›k›fl›n› gizlemek istiyor. Onun da ifline geliyor böylesi. A¤ar, bir anlamda “hukuk devleti”ne karfl› “devletin meclisinin” s›rt›na giydirdi¤i ZIRHI kullan›yor. Bu mecliste 40’a yak›n milletvekili haklar›nda soruflturma oldu¤u halde “dokunulmazl›klar›” nedeniyle yarg›lanam›yordu. Bu seçimde de yenileri s›rada. Hakk›nda “arama karar›” bulunan, binlerce insan› doland›ran JetPa’n›n patronu Fad›l Akgündüz, sadece Türkiye’de de¤il dünyaca doland›r›c› olarak bilinen Cem Uzan, Susurluk’taki mersedesten ç›kan Sedat Bucak, Tayyip Erdo¤an’›n yerine ‹stanbul 1. s›radan aday gösterilen ve hakk›nda “çete”, doland›r›c›l›k suçlamalar›yla davalar bulunan Kemal Unak›tan, faflist katil Oral Çelik bunlardan baz›lar›. Paran varsa (çünkü milletvekilli¤i para iflidir), baraj› geçebilecek bir partiye “kapa¤› at›yorsan” bu ülkede suç iflleme özgürlü¤ün de var demektir. Devlet z›rh› kendi elleriyle s›rt›na giydirir ve kendi meclisinde korur. Suçun niteli¤i bu noktada hiç önemli de¤il, ister tecavüzcü olsun, isterse katil. “Demokratik sistem” dedikleri sistem iflte bu. Ve bu sistemin bu adaylara karfl› hiçbir itiraz› yoktur. O “rejim için tehlike” olanlarla meflgul. Bu ayn› zamanda düzenin karakterini de ortaya koyuyor. Meclisi katillerden, h›rs›zlardan, doland›r›c›lardan, mafyac›lardan, susurlukçulardan oluflan bir düzenin kimin ç›karlar›na hizmet edece¤ini tart›flmaya gerek var m›? Öte yandan hakk›n› arayan, ekmek isteyen, adalet için mücadele edenler iflkencelerden iflkence, hapisliklerden hapislik be¤ensin.

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

25


Bunlar bizi yönetebilir mi? Yaz› Dizisi Bölüm 1

AKP

Oligarflinin Böl-Yönet Politikas›n›n Ürünü Bir Parti:

Adalet ve Kalk›nma Partisi “Küskünler”in manevralar› halen sürse de, onlarca partinin halk›n karfl›s›na ç›k›p “oyunuzu bize verin” dedi¤i bir seçim sürecine girdik. Kim bu bizden oy isteyenler? Ne yapt›lar, ne yapacaklar? Veya baflka deyiflle, geçmiflleri ne, gelecekleri ne olacak? Bu yaz› dizimizde belli bafll› düzen partileri aç›s›ndan bu sorular› cevaplayaca¤›z. Haf›zas›zl›¤a mahkum edilmek veya herfleyi kan›kmasaya yönlendirilmek istenen halk›n haf›zas› ve uyan›kl›¤› devrimcilerde somutlan›r. Bu tarihsel olarak böyledir. On›llarca bu halk›n kan›n› dökmüfl, ony›llard›r sömürmüfl çeflitli partilerin hiç olmayacak ve olmamas› gereken düzeyde “oy oran›”na sahip olduklar› bir ülkede, bu partilerin teflhiri halen güncel bir zorunluluktur. Onlar zaten faflist, onlar iflbirlikçi denilip geçilemez. Devrimciler halk›n haf›zas›n› temsil edecek, gerçekler ve gelecek ad›na uyar›c›l›k yapacaklarsa, bu teflhiri somut bilgiler, olaylar çerçevesinde yapmak durumundad›rlar. ‹flte böyle bir sorumlulu¤un gere¤i olarak ele al›p, mevcut düzen partilerini, bir derginin s›n›rlar› içinde tan›t›p de¤erlendirmeye çal›flaca¤›m›z bu yaz› dizimize, anketlerde “birinci s›rada” gözüken AKP ile bafll›yoruz. *** 28 fiubat’la iktidar koltu¤undan indirilen Re26

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

fah Partisi aç›s›ndan, 28 fiubat müdahalesinin sonuçlar› bununla s›n›rl› kalmayacakt›. Oligarfli, bu kadro ve bu çizgiyi iktidar koltu¤una oturtmayaca¤›n› göstermiflti. Oligarflinin tankl› uyar›s›, “milli görüfl” çizgisi içinde de yeni bir tart›flmay› a盤a ç›kard›. Tart›flman›n bir taraf›ndakiler, “devletle bar›flmal›y›z, Bat›yla bar›flmal›y›z, orduyla bar›flmal›y›z... ki iktidar olabilelim” diyordu. Bu taraf Tayyip Erdo¤an, Abdullah Gül, Bülent Ar›nç gibi isimlerden olufluyordu.

MGK operasyonu Oligarfli dört koldan zaten bekledi¤i bu geliflmeyi, k›flk›rtmaya, körüklemeye bafllad›. Bu arada Refah kapat›ld›, Fazilet Partisi kuruldu. Tayyip ve beraberindekiler oligarflinin medyas› taraf›ndan “Yenilikçi kanat” olarak adland›r›ld›lar. “Yenilikçi”likleriyle medyan›n, TÜS‹AD’›n, hatta zaman zaman “ad› belirtilmeyen” generallerin övgülerine mazhar oldular. Burjuva medyan›n “Yenilikçilik” diye kutsad›¤›, emperyalizme tam teslimiyet, MGK’ya tam itaat, inançlar›ndan vazgeçiflten baflka bir fley de¤ildi. Daha FP içinde birliktelerken, hem “yenilikçiler”, hem “gelenekçiler”, yeni dünya düzenine tabi olmak konusunda hemfikirdiler. IMF’ye tabi olma konusunda hemfikirdiler. Ama “yenilikçiler” bu konuda daha cüretli, daha aç›k olacaklard›. “Yenilikleri” de buydu zaten. Hareket noktalar›, “art›k dinci bir parti olarak iktidara gelemeyiz” düflüncesiydi. ‹ktidardan vazgeçemeyeceklerine göre, inançlar›ndan vazgeçeceklerdi! Mesela bu kadar basit ve aç›kt›. AKP’nin varoluflunun hikmeti de bundan ibaretti.

Oligarflinin pohpohlamalar› ve bask›lar› aras›nda AKP kuruluyor 14 May›s 2001’de yap›lan Fazilet Partisi Kongresi, ayn› zamanda AKP kadrolar›n›n siyaset sahnesine ç›k›fl›na da tan›kl›k etti. Erbakan’›n deste¤indeki Recai Kutan’›n karfl›s›na, “yenilikçilerin” aday› olarak Abdullah Gül ç›kar›ld›. Kongreyi Kutan kazansa da, Erbakan’›n art›k parti içindeki otoritesinin mutlak olmad›¤›, MKG’n›n deste¤indeki “yenilikçi”lerin belli bir güç toplad›klar› anlafl›lm›fl oldu. Bu sürecin bütünü üzerinde oligarflinin bask›s› vard›. Kongre “FP’nin kapat›lmas›n›n tart›fl›ld›¤›”


günlerde yap›lm›flt›; oligarflinin FP taban›na, delegelerine verdi¤i mesaj fluydu; yenilikçileri seçmezseniz, partiyi kapat›r›z. Tayyip Erdo¤an ekibinin oylar›n› art›ran önemli etkenlerden biri buydu. Ama oligarflinin “kapatma” tehdidi, yenilikçilerin partiyi ele geçirmesine yetmedi. Oligarfli bask›ya devam ediyordu: Kongreden k›sa süre sonra, 22 Haziran’da FP kapat›ld›. Böylelikle yeni partinin kurulufl koflullar› da tamamlanm›fl oldu. FP’nin devam› olarak Saadet Partisi kurulurken, Tayyip ve beraberindekiler, SP’ye gitmeyip, yeni bir parti kurmaya yöneldiler. Tezgah çok aç›k ifllemifltir. 28 fiubat destekçisi TV kanallar›, Tayyip’i islamc› kesime “kurtar›c›” gibi sunmufltur. Fazilet Partisi’nin Anayasa Mahkemesi taraf›ndan kapat›lmas›n›n hemen ard›ndan ayn› Anayasa Mahkemesi taraf›ndan, Tayyip Erdo¤an’›n siyaset yasa¤›n›n kald›r›lmas›, bu aleniyetin en çarp›c› k›sm›d›r. AKP’nin do¤uflu aç›k bir MGK operasyonudur.

Ne “temiz”dirler, ne “yeni” AKP’yi, MSP’nin (12 Eylül öncesi Milli Selamet Partisi) ve RP’nin geçmiflinden ayr› düflünmek mümkün de¤ildir. AKP’yi oluflturan kadrolar›n önemli bir k›sm›, 1980 öncesinin Milliyetçi Cephesi’nden geliyorlar. Milliyetçi Cephe’nin o dönemdeki faflist politikalar›n›n orta¤›d›rlar. 1990’l› y›llarda Refahyol iktidar› döneminde de, AKP yöneticileri bakanl›k koltuklar›ndayd›lar. Ne israil’le anlaflmalara, ne hapishanelerdeki katliamlara karfl› ç›kmad›lar, onay verdiler.

L‹DER‹ 1994 Mart’›nda okudu¤u bir fliirde “halk› kin ve düflmanl›¤a tahrik etmek” gerekçesiyle tutukland›. 4 ay kadar hapishanede kald›¤› bu süre, bir anlamda onun FP’den kopuflunun aleniyet kazand›¤› dönemdir. Bu arada da bir tür “demokrasi kahraman›” haline getirildi. Oysa demokrasi ad›na yapt›¤› tek bir fley yoktu. Ondan sonra da olmad›. ‹stanbul Belediye Baflkanl›¤› dönemi için de,

AKP kadrolar›, “muhalefet”te olduklar› dönemlerde de, emperyalizmin ve oligarflinin politikalar›na onay veren kadrolard›r. Emperyalizmin 1990’l› y›llarda Irak’a, ard›ndan Yugoslavya’ya sald›r›s›n› destekleyen kadrolard›r. TBMM’de Uluslararas› Tahkim yasas› oylan›rken, flimdi AKP çat›s›nda bulunan politikac›lar›n herhangi bir karfl› tavr›n› hat›rlayan var m›? Yoktur! Çünkü, di¤er düzen partileriyle birlikte Tahkim’e evet demek için el kald›rmaktan farkl› bir fley yapmam›fllard›r. Ama “milli görüfl”çülükleri, islam ülkeleri birli¤i gibi deyiflleri, emperyalizmin ve oligarflinin onlara güvenmemesine neden olmufltur. Onlar da bu görüfllerini terkederek emperyalizmin ve oligarfliden icazet isteme yolunu seçtiler. AKP, kelimenin tam manas›yla bir “icazet alma” partisidir.

Tayyip’e “Tövbe” Bask›s› Ama flu veya bu noktada bir dönem için muhalif olan güçlerin emperyalizmden oligarfliden icazet almas› o kadar kolay de¤ildir. Tayyip Erdo¤an’›n kadrolar›, parti kurulur kurulmaz büyük bir flaflk›nl›kla karfl› karfl›ya kald›lar. “Yenilikçiler” henüz FP’yi bölmeden önce, medyan›n, patronlar›n, generallerin övgülerine bak›p, art›k önlerinin aç›k oldu¤u sonucuna varm›fllard›. Ama parti kurulur kurulmaz, burjuva medyada yeni bir kampanya bafllat›ld›. Tayyip Acaba dedi¤i gibi de¤iflmifl miydi, yoksa hocas› gibi takiyye mi yap›yordu? Oligarfli aç›s›ndan islamc›lara yönelik operasyonun birinci ad›m› tamamlanm›flt›. FP o günlerin yerinde deyimiyle “karpuz gibi” ortadan ikiye bölünmüfl, her iki kesim de düzene biat edeceklerikimsenin halk için flunu yapt› diyebilece¤i bir icraat› yoktur. Tersine bu kariyerinden geriye, onlarca dava dosyas› ve Akbil h›rs›zl›¤› kalm›flt›r. Belediye Baflkanl›¤› ve fliir okuma kahramanl›¤› sonucu öne ç›kmas›yla, tarikatlar›n, “islamc› sermaye”nin düzenlerini sürdürmek için kulland›klar› bir lider oldu. ABD’ye ve TÜS‹AD’a da “kendisini kullanabilecekleri” güvenini vermeye çal›fl›yor.

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

27


ni tekrar tekrar aç›klam›fllard›. Ama yetmezdi. fiimdi yeni hareketi daha da “hizaya” sokmak gerekiyordu. Medyadaki kampanya bunun içindi. Tayyip kasetleri piyasaya sürüldü. Tayyip’in ‹stanbul Belediye Baflkanl›¤› dönemindeki yolsuzluklar, sanki o güne kadar bilinmiyormufl da yeni farkedilmifl gibi ortaya serildi. Oligarfli, Tayyip’den yeni bir “tövbe” istedi. Ama Tayyip’in bunu yapmas›, seslendi¤i taban aç›s›ndan zordu. “De¤ifltim... yok de¤iflmedim gelifltim” türü çeflitli aç›klamalar yapsa, kap› arkalar›nda her türlü güvenceyi verse de, oligardflinin istedi¤ini de söylemedi. ‹flte erken seçime bu durumda gelindi.

AKP iktidar olursa ne yapacak? AKP yöneticileri, bu soruyu temel hatlar› itibar›yla cevaplam›fllard›r. AKP’nin propaganda sloganlar› aras›nda olmasa da, “olmas› gereken yerlerde” bu sorunun cevab› vard›r. - IMF programlar›n› uygulayacak, - ABD’nin Irak’a sald›r›s›n› destekleyecek Mevcut iktidar›n yapaca¤›ndan farkl› bir fley yapmayacak yani. AKP’nin bafl ekonomisti Ali Coflkun ve Abdullah Gül, her vesileyle IMF program›n› uygulamaya devam edeceklerini, “ne IMF’nin, ne Kemal Dervifl’in suçlu olmad›¤›n›” söylüyorlar. Kemal Dervifl, AKP’nin kap›s›n› çalsayd›, davulla zurnayla karfl›lanaca¤›ndan kimsenin kuflkusu olmas›n. fiovenizmde, muhalif güçlere karfl› bask› uygulamakta önceki iktidarlardan geri kalmayaca¤›n› da, gerek AB uyum yasalar›, idam›n kald›r›lmas› tart›flmalar›nda, gerekse de Refahyol iktidar› dönemindeki katliam operasyonlar›yla kan›tlam›fllard›r. Üstelik, muhtemel bir AKP iktidar› durumunda, “kendilerini kan›tlamak” için, öteki düzen partilerinden daha pervas›z ve daha sömürücü, bask›c› olacaklar›na hiç kuflku yoktur.

AKP’nin iki yönlü “‹kiyüzlülü¤ü” Parti programlar›nda flöyle diyorlar: “Partimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlü¤ünün, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin, sivilleflmenin, demokratikleflmenin, inanç özgürlü¤ünün ve f›rsat eflitli¤inin esas kabul edildi¤i bir zemindir.” “Toplumlar› ve devletleri tahrip eden yozlafl28

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

Adaylar› Milletvekili Aday listesi, AKP’yi koltuk ve ikbal kap›s› olarak görüp koflanlarla doludur. Eski DYP’liler, ANAP’l›lar, MHP’liler oradad›r. Hiçbirinin geçmifl sömürü ve zulüm politikalar›na dair bir özelefltirisi, art›k “ayd›nlanmadan” yana olaca¤›na dair bir aç›klamas› yoktur. AKP de emperyalizme, oligarfliye güven vermek için onlara ba¤r›n› açm›flt›r. Sevda Demirel adl› fahifle için bile aday›m›z olabilir diyen bir kafa bu. Hem düzene, hem kitlelere hofl görünmek için, her k›l›¤a girebilecek bir kafa yap›s›. Tabii adaylar› da buna göre seçilmifl. Polis flefleri, tarikat fleyhleri, afliret a¤alar›, korucubafllar› (veya adamlar›) oradad›r. Aday listelerinde bir tek HALK yoktur.

ma, yolsuzluk, usulsüzlük, ç›karc›l›k, iltimaz, hukuk önünde ve f›rsat aç›s›ndan eflitsizlik, ›rkç›l›k, partizanl›k, despotluk gibi olumsuzluklar, partimizin en yo¤un mücadele alanlar›d›r.” (AKP Program›, Girifl bölümünden) Demokratikleflmeymifl; bu ülkede oluk oluk kan dökülürken, bütün ülke F tipine çevrilirken tek bir itiraz sesi ç›karmayanlar›n demokratl›¤› m› olur? ‹nanç özgürlü¤üymüfl; Türban sorununu bile çözece¤iz diyemeyenler, koltu¤a oturdu¤unda ne yapabilir? Yolsuzluk, usulsüzlük, en yo¤un mücadele alanlar›ym›fl! Liderinden onlarca milletvekili aday›na kadar, hepsinin arkas›nda onlarca “yolsuzluk soruflturmas›” varken! Sadece bu örnekler bile, ikiyüzlülü¤ün tüm düzen partileri gibi AKP’nin de as›l karakteri oldu¤unu, ve üstelik AKP’nin ikiyüzlülükte, öteki düzen partilerini de sollad›¤›n› göstermeye yeter. Çünkü, AKP, hem kitlelere, hem tekellere karfl› ikiyüzlülük siyaseti izlemek durumundaki bir parti.


Peki neden “birinci”? Peki, bütün bunlar tamam da, peki öyleyse AKP niye anketlerde ön s›ralarda ç›k›yor denilebilir? Ç›kar. Bunda söylediklerimizin tersine bir fley yoktur. AKP’nin birincili¤ine iliflkin en revaçta aç›klama “tepki oylar›n›n AKP’ye akt›¤›” fleklinde. Peki AKP ne yapt› da “tepki” oylar› onda toplan›yor? Cevaplardan biri, belki de “hiçbirfley yapmam›fl” olmas›d›r. Mevcut partiler o kadar y›pranm›fl ve teflhir olmufl ki, geçmifl döneme iliflkin sorumlulu¤unu gizlemeyi baflarabilmifl kadrolar›n kurdu¤u bir parti olan AKP, mevcut alternatifsizlik ve halk›n çaresizli¤i içinde, öne ç›km›flt›r. Buna, - “halka tepeden bakan”, tekelci burjuvalarla, generallerle içli d›fll›l›¤› bilinen di¤er düzen partilerinin yönetimlerinin karfl›s›nda AKP yönetiminin daha “halktan” bir görünüm sunmas›ndan, - Tarikatlar›n deste¤inden ve elde haz›r bir güç olarak bulunan tarikat örgütlenmeleri arac›l›¤›yla yürütülen yayg›n taban çal›flmas›na,

Kimli¤i Takiyyeci IMF’ci Amerikanc› ayn› zamanda Avrupac› Ama demokrat de¤il, islamc› da de¤il, ayd›nlanmayla ifli yok Kalk›nmaya IMF izin vermez AKP, halk›n çaresizli¤ine sunulan yeni bir yalan, yeni bir aldatmad›r... Ekonomide ANAP’›, zulüm ve yasakta MHP’yi aratmaz.

- AKP liderinin “siyaset yasakl›l›¤›” nedeniyle düzenle çat›flan bir imaj vermesine kadar daha pek çok neden eklenebilir. Ama as›l etken, mevcut siyasi boflluktur. Devrimcilerden kalan boflluk, de¤iflik dönemlerde, oligarflinin de¤iflik güçleri taraf›ndan dolduruluyor. fiu anda oligarflinin baz› güçlerinin “AKP’ye karfl›ym›fl” havas› vermesi kimseyi yan›ltmamal›d›r. AKP, oligarflinin, genelkurmay›n belki “öncelikli tercihi” de¤ildir ama, mevcut karfl›tl›klar› esas olarak, AKP’yi daha da kendilerine biat eden bir çizgiye getirmeye yöneliktir. Neticede emperyalizmin de, oligarflinin de AKP iktidar›na mevcut durumda kökten bir itirazlar› olmaz. Tersine, en az›ndan belli bir dönem için, hem Irak’a sald›r›da, hem IMF program›n›n uygulanmas›nda, AKP’yi kitlelerin tepkilerini nötralize etmede bir araç olarak kullanma hesab› yapabilirler. Sak›p Sabanc›’n›n “güçlü iktidar olsun, isterse dinci parti olsun” deyifli, bu hesab›n sonucudur.

Daha ekonomik program›n›n bafl›nda AKP flöyle diyor: “Partimiz... piyasa ekonomisinden yanad›r.” Asl›nda daha sonraki maddelere bak›lmasa da olur. Piyasa ekonomisi, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan, sömürüyü meflrulaflt›ran modelin ad›d›r. Ama AKP “piyasa ekonomisini savunuyoruz” demekle yetinmiyor; emperyalist tekellere ve iflbirlikçilerine yeterli güvenceyi vermek için “devletin ekonomiden elini çekmesinden yana olduklar›n›”, “küreselleflmenin getirdi¤i yap›sal dönüflümleri sa¤layacaklar›n›”, “yabanc› sermayenin gelmesini istediklerini”, “özellefltirmenin devam›ndan yana olduklar›n›”, “sermaye kesimlerinden al›nan vergileri düflüreceklerini”

peflpefle s›ral›yorlar. Cuntalar›n ilk aç›klamalar›nda “NATO’ya Cento’ya ba¤l›y›z” demesi gibi, AKP de “IMF’ye, Dünya Bankas›’na ba¤l›y›z” demeyi de ihmal etmiyorlar. *** Öcalan’›n ipini çekmekte, MHP’yle yar›flan bir flovenizm sergiledi. “Muhalefette”ki bir düzen partisi olmas›na ra¤men, iki y›ld›r 97 kiflinin ölümüne yol açan F tiplerine iliflkin tek bir sözlerini duyan olmad›. *** ABD’nin Afganistan’a sald›r›s›n› desteklediler! Irak’a sald›r›y› da destekleyecekler! Amerikanc›l›k’ta öncekilere rahmet okutacaklar!

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

29


CHP “Seçim Bildirgesi” Halk› Aldatma Bildirgesidir

AHLAKSIZLARIN ‘AHLAK‹ ‹SYAN’ ÇA⁄RISI Genel kabul görmüfl bir do¤ru vard›r; her döneme, her politikaya uyma “becerisi” gösterenler, kendi görüfllerini iki günde terk edip tam tersini savunabilenler ahlaki, siyasi olarak güvenilmezdirler.

CHP Bukalemun Gibi ‹flte bu genel do¤ru, bugünlerde tam da CHP’yi anlat›yor. Kemal Dervifl’i partisine katana kadar CHP’nin bir “Ekonomik Kurulu” vard› ve bu kurulun Türkiye ekonomisi, çözümleri üzerine de¤erlendirme ve yaz›lar› CHP internet sitesinde yeral›rd›. ‹flte bu yaz›lar art›k CHP sitesinde yok. Bunun anlam› flu; Kendi program›n›, kendi “Ekonomik kurulu”nun söylediklerini bir günde terketti. Peki bu mu verdi¤i sözü tutacak, bu mu tutarl›l›k, bu mu ciddiyet, bu mu güvenilirlik? ‹ki günde bukalemun gibi görüfl de¤ifltirenlere kim nas›l güvensin? Baykal bir de “Seçmene ahlaki isyan ça¤r›s›” yap›yor. Bu isyan CHP’yi de hedefine almadan hedefini bulmufl say›lmaz. CHP seçim bildirgesini Adnan Polat’›n lüks otelinde düzenlenen toplant›yla aç›klad›. “Ahlaki isyan ça¤r›s› yap›yorum” dedi Baykal. Çok ba¤›rd›, coflturmak için çok y›rt›nd› ama konuflmas›n›n içeri¤inde Türkiye gerçe¤i yoktu. Tek bir kez bile IMF’ye karfl› bir cümle sarfetmeyen biri ne ahlakl› olabilir, ne de halk›n sorunlar›n› çözmeye talip olabilir. Bildirgede ne vaatler s›raland›¤› bu noktada talidir. Çünkü bütün partiler onlarca vaat s›ral›yor bildirgelerinde, iktidar olduklar›nda ise bir tekinin bile yerine getirildi¤i vaki de¤ildir. Halk›m›z Demirel-‹nönü iktidar›n›n “500 gün masallar›n›”, Çiller’in “iki anahtar” uydurmalar›n›, MHP’nin “yol-

30

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

suzlu¤a, yoksullu¤a karfl›” deyip bütün IMF anlaflmalar›n›n alt›na imza atmas›n› bilir. Hele bu vaatleri s›ralayanlar›n bukalemunlu¤u s›r›t›r hale gelmiflse daha da inand›r›c›l›ktan yoksundur.

Ahlaks›zl›k Bildirgenin Bafll›¤›ndan Bafll›yor Kapitalizmi savunanlarda ahlak›n zerresinin bulunamayaca¤› bir yana, yolsuzluklara, çürümüfllüklere karfl› halka “ahlaki isyan” ça¤r›s› yapan›n ahlaks›zl›¤› daha seçim bildirgesinin bafll›¤›ndan itibaren bafll›yor. CHP seçim bildirgesinin bafll›¤›, “Güzel günler görece¤iz”. Naz›m’›n “güzel günler görece¤iz çocuklar/ güneflli günler...” diye bafllayan dizelerine at›f yap›larak Naz›m sömürüsü yapanlar›n haline bak›n; tek umudu IMF’nin gönderdi¤i Dervifl. Naz›m ise, yüre¤i ba¤›ms›zl›k atefliyle yanan bir komünist ozan. Naz›m IMF’cilerin, koltuk h›rs›yla “serbest piyasa” ahlak›na esir olanlar›n de¤il halk›n ozan›d›r.

CHP Bu Vaatleri Nas›l Uygulayacak? Sa¤l›k, e¤itim, ekonomi, siyaset her konuda bir madde var bildirgede. Özal gibi Baykal da “toplumsal dönüflüm projesi” diyor konuflmas›nda. Özal’›n toplumu nas›l dönüfltürdü¤ü ortada. Peki CHP hangi yöne dönüfltürecek? Kemal Dervifl’in gösterdi¤i yönün d›fl›nda bir çözümü var m›? Yoktur. IMF ile, Amerikayla bütün ba¤›ml›l›k iliflkilerine son verebilecek mi? Böyle bir niyeti olmad›¤›na göre, yalanlar manzumesinden öte bildirgenin fazlaca bir anlam› yoktur. Örne¤in, “Baflkalar› IMF’ye muhtaç hale getirdi, biz IMF’ye muhtaç olmaktan ç›kaca¤›z” sözlerinin, “Borçlar›m›z› bir an önce ödeyece¤iz. Ayaklar›m›z üzerinde duraca¤›z.” sözleriyle kendili¤inden koca bir yalan oldu¤u ortaya ç›k›yor. Bir kere, emperyalistler borçland›rma politikalar›n› sömürgeler IMF’den kurtulamas›n diye uyguluyor. Sadece borçlar›n faizini ödeyebilecek duruma sokuyor. Türkiye bu konuda flu anda IMF’ye en borçlu ülke olarak bata¤a batm›fl durumdad›r. Özellefltirmelerle, yeralt› yerüstü zenginliklerinin


peflkefl çekilmesiyle ülke emperyalistlerin talan›na u¤ram›fl, bir anlamda önlerine alt›n tepside sunulmufl, Baykal Türkiye gerçe¤inin fersah fersah ötesinde yalanlarla avutmaya çal›fl›yor. IMF’ye muhtaç hale gelmekten kurtulmak m› isteniyor? Tek çözüm, eski bir IMF memurunun söyledi¤i gibi; “IMF’ye p›l›n› p›rt›n› topla çek git” diyebilmek. Baykal bunu diyebiliyor mu? Yok. Borcunu ödeyecekmifl de ayaklar› üzerinde duracakm›fl; yeter ki ay getirsin, her türlü yalan mubah.

Yalan Rüzgar› Seçim bildirgesinden birkaç al›nt› CHP’nin tek amac›n›n aldatma, halk›n oyunu çalma oldu¤u, vaatlerin basit yalanlardan ibaret oldu¤u daha net ortaya ç›kacakt›r. - “Devlet ucuz, saydam, denetlenebilir ve kat›l›mc›l›¤a f›rsat veren bir yap›ya kavuflacak, yurttafldevlet iliflkisi yeni bir felsefeye oturacak, devlet halka hizmet edecek, vatandafl›n beyan› esas al›nacak.” Tek bir soru sormak yeterlidir bu tumturakl› ifadelere karfl›; bunlar› yapabilmek için Susurluk devletiyle hesaplaflacak, Susurluk’un zirvesi MGK’y› la¤vedecek, susurlukçu generalleri, 12 Eylül cuntac›lar›n› tutuklayacak m›s›n? Elbette hiçbirini yapmayacakt›r. Geçin bu yalan› o zaman! - “Yerel yönetimler, idare ve tapu-imar iliflkileri yeniden yap›land›r›lacak.” ‹ki soru; 45’den fazla il ve yüzlerce ilçenin belediyesini alm›flken, belediyeler tarihinde ad› an›lan yolsuzluklara imza atanlar acaba hangi partidendi? Gecekondu halk›n›n, evsizlerin konut sorununu hangi kaynakla nas›l çözeceksin? Çözemez, sadece y›kmas›n› bilirler. CHP belediyelerinin ak›lda kalan en önemli icraatlar› y›k›mlard›r. - “Enflasyon indirilecek, büyüme sa¤lanacak. Her y›l 1 milyon kifliye ifl bulunacak, vergi tabana yay›lacak, kay›t d›fl› ekonomi kayda al›nacak. Asgari ücretten al›nan vergi, kademeli olarak yüzde 5'e indirilecek.” Tek bir soru ve gerçek yalan› anlamaya yeter: Bunlar› milletvekili aday listelerinde en fazla yeri patronlara vererek mi yapacaks›n? Patronlar partisi haline gelmifl CHP, el mahkum onlara hizmet edecektir. Bugünlerde üst üste patronlar›n CHP’ye destek vermesi herhalde Baykal’›n sportmenli¤inden de¤ildir. ‹flten at›lan

milyonlar neden iflten at›ld›klar›n› çok iyi bilir. IMF’ye bayrak açmadan, TÜS‹AD’la çat›flmadan b›rak›n ifl bulmay›, iflten ç›kar›lmalara engel olmas› bile mümkün de¤ildir. - “Tar›ma, 2 milyar dolarl›k bir projeyle kaynak tahsis edilecek, ürün deseni de¤iflecek, yem bitkileri ve hububat dahil, daha çok üretilmesi gereken ürünler ile hayvanc›l›k desteklenecek. Çiftçiye ürün avans› verilecek.” IMF’ye güvence vereceksin, ekonomiyi IMF’nin adam›na vereceksin ve IMF’nin tar›m politikas› d›fl›nda bir politika uygulayacaks›n; “olmayacak duaya amin demek” bile de¤il, düpedüz köylüyü aldatmak için söylenen yalan! Sa¤l›k, e¤itim, yolsuzluk gibi konulardan al›nt›lar yapmaya bile gerek yok. Onlar da benzer temelsiz, dayanaks›z, hayali bir Türkiye projesinin ürünü. Bildirgedeki tek gerçek flu; “yabanc› sermayenin do¤rudan yat›r›mlar›n› h›zland›rmak için gerekli ad›mlar at›lacak.” Bunu lay›k›yla yapacaklar› kesin. Yabanc› sermaye dedikleri emperyalist tekellere, iflbirlikçilerine kendini ispat edebilmek için k›rk takla atan Baykal hem de bu konuda daha pervas›z olacakt›r. IMF’nin, halk›n tepkisini “sosyal demokrat” etiketli bir partiyle nötralize etme politikas›nda CHP’yi devreye sokmas› bofluna de¤ildir.

Halk›m›z; Demagojiyi Dinlemeyin, Oy ‹steyen CHP’lilere Sorun Mahallelerimize, fabrikalar›m›za, köylerimize flimdiden doluflmaya bafllad›lar. Bildirgelerinde s›ralad›klar› yalanlar› daha da süsleyerek anlatacaklar. Demagojilere inanmay›n, aldanmay›n ve sorun; IMF’ye karfl› m›s›n›z, de¤il misiniz? TÜS‹AD’›n ç›karlar›n›n karfl›s›nda m›s›n›z, yan›nda m›s›n›z? Yoksullu¤a IMF’siz, Amerikas›z, Avrupas›z bir çareniz var m›? Bunlar yoksullu¤umuzu büyüttü, siz nas›l çözeceksiniz? Amerika’n›n Irak iflgaline karfl› m›s›n›z? Haklar ve özgürlükleri savunuyor musunuz? F Tiplerindeki zulme karfl› tavr›n›z nedir? F tiplerini, ›slah politikalar›n› savunuyor musunuz? Demagoji, geçifltirme d›fl›nda verebilecekleri hiçbir cevap yoktur bunlara. Bunlara cevap veremeyenlerin halka verebilece¤i de bir fley yoktur. Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

31


A‹HM’E SÖYLER‹M HA!.. Dayak yiyen çocuk gücü yetmedi¤i yerde karfl›s›ndakini “abime söylerim ha...” diye korkutur. “Abi” dayak atan› bir güzel pataklayacak, o da gerine gerine ortal›kta gezecek, hava atacakt›r. Ama gelin görün ki, öteki çocuklar›n gözünde befl kuruflluk itibar› olmayacak, s›rt›n› “abi”ye dayayan kof bir kabaday› olarak bilinecektir sadece. Kürt milliyetçisinden islamc›s›na, kendine sosyalist diyenden demokrat›na kadar, düzene muhalif olan ya da muhalefet olma iddias› tafl›yan ve bu muhalefeti nedeniyle bir flekilde bask›yla karfl›laflanlar›n, madur olanlar›n ilk söz olarak a¤z›ndan “A‹HM’e gidece¤iz...” sözlerinin dökülmeye bafllamas› da buna dönüfltü. “Dayak yiyen” muhalif “abi”ye kofluyor, “abi” de ifline gelirse “patakl›yor”, gelmezse “iyi yapm›fls›n” diye dayak atan› cesaretlendiriyor.

A‹HM Kimdir, Ne ‹fle Yarar? Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi (A‹HM), Avrupa’n›n “insan haklar›, demokrasi, özgürlükler” demagojilerini daha rahat yürütebilmesi için kullan›lan maske kurumlar›ndan sadece biridir. T›pk› “F tipleri yap›n” raporu haz›rlayan ve sonras›nda katliam› ve F tiplerini onaylayan Avrupa ‹flkenceyi Önleme Komitesi (CPT) gibi. Oysa Avrupa’n›n insan haklar›, demokrasi konular›nda b›rak›n dünyaya “örnek” olmas›n›, kendi içinde polis devletini yerlefltirmek için üst üste yasal düzenlemeler yapt›¤› kimse için s›r de¤ildir. Bu konuda Avrupa demokratik kamuoyunun tepkileri, eylemleri de giderek artmakta. A‹HM kararlar›n›n hukuki de¤il, Avrupa’n›n o süreçteki politikalar›na paralel olarak verilen siyasi kararlar oldu¤unun da onlarca örne¤i vard›r. RP’nin kapat›lmas› hakk›ndaki karar, HADEP davas›n›n 1 y›l sonraya ertelenmesi, ölüm orucuna iliflkin verilen karar, BASK’›n ba¤›ms›zl›¤› için mücadele eden örgütlenmeler hakk›nda verilen kararlar ve son olarak da Tayyip Erdo¤an ve Erbakan’›n aday olmalar›n›n reddi konusunda “ihtiyat› tedbir” istemli baflvurular›n›n reddedilmesi bu örneklerden sadece birkaç›d›r. Yarg›tay ve YSK nas›l ki oligarflinin politikadaki ihtiyaçlar›n› “hukuk” zemininden karfl›l›yorsa, A‹HM de Avrupa’n›n ihtiyaçlar›n› karfl›l›yor. Benzer içerikli A‹HM kararlar›n›n de¤iflik dönemlerde farkl› kararlarla sonuçlanmas›n›n nedeni de buradad›r. Avrupa bir ülkeyi 32

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi; bu ülke topraklar›nda, bu ülkenin halk›ndan güç olarak, bu ülkede demokrasi, hukuk, adalet isteyenlerle birlikte haklar ve özgürlükler mücadelesi vermek için kuruluyor. “insan haklar›n› ihlal ediyorsun” diye s›k›flt›r›p kimi siyasi-ekonomik tavizler koparmay› planl›yorsa A‹HM kararlar› da ona göre flekilleniyor. Tersine, bir bask› rejiminin aklanmas› ç›karlara denk düflüyorsa kararlar buna göre veriliyor.

Haklar ve Özgürlükler Mücadelesinin Yerine A‹HM (Avrupa) Konulmak ‹steniyor “‹ç hukukta istenilen sonuç ç›kmaz ise biz davay› A‹HM’e götürece¤iz.” “Karar kabul edilemez, A‹HM'e gidece¤iz.” Bu sözleri islamc›s›ndan Kürt milliyetçisine kadar genifl bir kesimin a¤z›ndan s›kça duymak mümkün. Hatta o düzeydedir ki, kendine devrimci, sosyalist diyenlerin de ilk akl›na gelendir. Oligarflinin dünya kamuoyuna teflhir edilmesi haklar ve özgürlükler mücadelesinde kullan›labilecek yöntemlerden sadece birisidir. Bu noktada oligarflinin “vay Türkiye’yi Avrupa’ya flikayet ediyorlar...” demagojilerinin anlam›, “ben her türlü katliam›, iflkenceyi, hukuksuzlu¤u yapay›m ama kimse bunu dünyaya duyurmas›n” demektir. Ancak, ne A‹HM ne de baflka bir Avrupa kurumu (siz buna ABD’yi de ekleyin) haklar ve özgürlükler mücadelesinde as›l olan de¤ildir. Bu, as›l mücadelenin, yani Türkiye topraklar›ndaki haklar ve özgürlükler mücadelesinin önüne geçiyorsa; sorun ideolojik demektir, kendi gücüne, halk›na, politikalar›na güvenmeme sorunu var demektir. AB yasalar›n›n ç›kar›lmas› sürecindeki tart›flmalar›n da özü budur. A‹HM örne¤iyle karfl›m›za ç›kan; Birincisi; Avrupa’dan adalet bekleme gibi bir yan›lg› ortaya ç›k›yor ki, onun adaletinin k›stas›n›n tekellerin ç›karlar› oldu¤u çok iyi bilinir. ‹kincisi; Beyin bu topraklarda de¤il, politika Avru-


pa’ya endeksli olarak flekilleniyor demektir. Bu, sadece A‹HM konusunda de¤il bir çok konuda karfl›m›za ç›kar. Oligarflinin herhangi bir terörü, hukuksuzlu¤u, gayri meflrulu¤u elefltirilirken, herhangi bir talep dile getirilirken yaz›lar, aç›klamalar Avrupa örnekleriyle bafll›yor ve bitiyor. Hem de bu yap›l›rken Avrupa gerçe¤i bilinçi veya bilinçsiz bir flekilde çarp›t›l›yor, hayali bir Avrupa tablosu anlat›l›yor halka. Örnek olmas› aç›s›ndan Kürt milliyetçilerinden bir al›nt› yapal›m: “Düflüncenin suç say›lamayaca¤› art›k dünyada kabul görüyor, en geri rejimler bile buna asgari özen gösteriyor. Hele AB ülkelerinde kabul edilecek bir uygulama de¤il.” (25 Eylül 2002, Özgür Politika) BASK’›n ba¤›ms›zl›¤›n› isteyen Batasuna partisini daha dün yasaklayan sanki baflka bir Avrupa. (‹spanya’n›n karar›na AB’nin onay› bizzat AB yetkililerince dile getirildi.) Sanki 19 Aral›k, F tipleri, Ulucanlar o Avrupa’dan onay al›narak yap›lmad› bu ülkede. Sanki o Avrupa Afganistan sald›r›s›nda yer almad›. Sanki ‹srail terörü Avrupa’n›n da “sessiz” dese¤iyle sürmüyor. Daha fazla örne¤e gerek duyan varsa, sadece görmek istemesi yeterli. Özgür Politika baflyaz›s›n›n yazar› ya, politikan›n öyle bir AB’ye endeksli hale gelmesinin sonucu olarak sözlerini, örneklerini hiç düflünülmeden birbiri ard›s›ra döküyor, bir klifle gibi her yere konduruyor. Ya da, Avrupa gerçe¤ini bilinçli olarak çarp›t›yor. Ki, her ikisi de birbirinden vahimdir. Üçüncüsü; Haklar ve Özgürlükler Mücadelesi yerini “Avrupa’dan gelecek demokrasiye” terkediyor. Halk›n gücü yerine Avrupa’n›n ç›karlar›na göre flekillenenen gücü tercih ediliyor. Örne¤in, HADEP Genel Baflkan› Murat Bozlak ve birçok DEHAP aday›n›n veto edilmesine karfl› HADEP onbinleri soka¤a dökerek (baflka mücadele biçimleriyle de destekleyerek) oligarflinin bu karar›n› kendini vuran bir silaha dönüfltürebilirdi. Hatta bu konuda yasaklara karfl› olan çeflitli kesimlerle ortak eylemler örgütleyebilirdi. Bunun yerine masa bafl›nda “so¤ukkanl›” bir bas›n toplant›s› ve Bozlak’›n “A‹HM’e gidece¤iz” aç›klamas› yap›ld›. Ayn› durum, islamc›lar için de geçerli. “Sa¤duyulu olmak” ad›na, aleni olan bir yasakç›l›¤a karfl› tercih Avrupa’dan (“Ecnebi kulübünden”) güç alma giriflimi oldu. Bu “muhalefet” tarz› gelifltikçe, sadece o kesimlerin de¤il, genel olarak halk›n hak arama bilinci dumura u¤rat›l›yor, geriletiliyor demektir. Devrimci politikan›n bu olmad›¤› kesin. Ama en basitinden bir demokrat›n verece¤i mücadele de bu de¤il-

dir. Haklar ve özgürlükler mücadelesi tarihin hiçbir döneminde böyle kazan›lmam›flt›r. Halklar büyük bedeller ödeyerek, kendi güçlerine dayanarak kazand›lar bu haklar›. Avrupa’n›n o çok övündü¤ü “Kopenhag Kriterleri”nde halklar lehine olan ne varsa, bunlar da uzun mücadeleler sonucu egemen s›n›flara kabul ettirilen, yasal güvenceye al›nan haklard›r. (Avrupa, Amerika’n›n “terörle savafl” yalan›n› bahane ederek flimdi bütün bu haklar› yeniden budaman›n yollar›n› ar›yor.)

Haklar ve Özgürlükler Mücadelesini Kendi Gücümüzle Verece¤iz Bu ülkede haklar ve özgürlükler mücadelesi verilecekse, demokrasi kavgas› verilecekse, kendi gücümüzle, kendi halk›m›zla birlikte verece¤iz. Bunun aksini yapan, savunan her alanda politikas›n› icazet üzerine flekillendiriyor demektir. ‹cazet al›nan yerin bir gün oligarfli olmas›, öteki gün Avrupa-Amerika olmas› gerçe¤i de¤ifltirmiyor. Faflizme karfl› demokrasi mücadelesinde, yasaklara, ihlallere karfl› mücadelede binlerce eylem biçimini, teflhir yöntemini, hak kazanma araçlar›n› kullanaca¤›z elbette. Ama bu yöntemleri kullan›rken as›l olan›n kendi gücümüz, kendi örgütlülü¤ümüz, birli¤imiz oldu¤u gerçe¤i gözden kaç›r›ld›¤›nda ortada ne haklar ve özgürlükler mücadelesi kal›r, ne de kazan›lacak kal›c› bir hak olur. Avrupa’n›n, Amerika’n›n siyasi, ekonomik ç›karlar› sonucu oligarfliye dayatmalar›yla ortaya ç›kacak kimi aldat›c› sonuçlar›n dahi uygulanmamas› karfl›s›nda “ama AB yasalar› ç›km›flt›...” serzeniflleri bugün yafland›¤› gibi komediye dönüflür.

Oligarfliden A‹HM’e De Hile Oligarfli iflkencede katlediyor, sonra A‹HM’e baflvuru olmuflsa, A‹HM “uzlaflmaya gidin” diyor. Devlet “veririm paray› öldürürüm, iflkence yapar›m” diyor ve bilmem kaç bin Euro’ya uzlafl›yor. Böyle flekillenen onlarca A‹HM karar› vard›r. Ama oligarflinin bu “tazminatlar›” da ödemedi¤i son haz›rlanan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin “Türkiye Raporu” ile ortaya ç›kt›. Raporda A‹HM kararlar›n›n uygulanmamas› elefltiriliyor ve örnek olarak da 90 davada Türkiye'nin maddi tazminatlar› ödemedi¤i belirtiliyor. Oligarflinin mant›¤› günü kurtarma, Osmanl› oyunlar›yla aldatma, hile, entrika.

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

33


Amerikan ‹mparatorlu¤u’nun Stratejisi Bush yönetimi, ABD’nin 11 Eylül’den bu yana t›rmand›rd›¤› sald›r› politikas›n› Amerikan Kongresine verilen bir raporla resmilefltirdi. Raporun bafll›¤› “Ulusal Güvenlik Stratejisi”. Ama bu rapordaki politikalar›n ne ABD’nin “güvenli¤iyle” ne de bir “ulusall›kla” do¤rudan ilgisi yok. Tersine tüm dünya halklar›n›n güvenli¤ini ortadan kald›ran, tüm uluslar›n iradesini yok sayan bir politika var. Raporda, k›sacas›, Amerikan imparatorlu¤u ilan ediliyor ve ABD’nin bu imparatorlu¤u kurmak ve korumak için her türlü terör yöntemine baflvuraca¤› aç›klan›yor. Muhtemeldir ki, bu politika da, Amerikan gelene¤ine uygun olarak “Bush doktrini” diye an›lacakt›r. Ama burada Bush’a ait olan bir doktrinden ziyade, Amerikan tekellerinin doktrini sözkonusudur.

Madde 1: “Önce de, sonra da biz vuraca¤›z”! Bush yönetiminin “ulusal güvenlik stratejisi” politikas›n›n oda¤›nda, "düflman devletlere ve terörist gruplara karfl› önceden tedbir alma ve harekete geçme” politikas› var. Bu sürekli bir sald›rganl›k demek. ABD bu “doktrinde” art›k sald›r›lar›n›, uluslararas› hukukun çi¤nenmesi, etnik temizlik, bar›fl›n tehlikeye girmesi gibi kavramlarla bile gerekçelendirmeye ihtiyaç duymuyor. ABD bu “doktrin”le, herhangi bir ülkeye karfl› “kimyasal silahlar› var” diye de sald›rabilece¤i gibi, “kimyasal silah yap›p bize karfl› kullanabilir” gerekçesiyle de sald›rabilecek. Raporda bu politika flu sözlerle ifade ediliyor: ABD, “kendisine yönelik bir sald›r› gerçekleflmeden sald›r›ya geçerek, meflru müdafaa hakk›n› kullanabilecektir”.

ABD’nin “meflruluk” anlay›fl›, kendi imparatorlu¤unu temel kabul ediyor. Kendi imparatorlu¤u meflru, bu imparatorlu¤u her karfl› ç›k›fl ise “gayr› meflru” say›l›yor.

Madde 2: “ABD d›fl›nda askeri süper güç oluflmas›n› engelleyece¤iz” ‹mparatorluk politikas›, en ç›plak olarak bu maddede ifade edilmifl. ABD diyor ki, “Kuvvetlerimiz; ABD’nin gücünü aflmay› veya ona eflit bir güce sahip olmay› umarak askeri geliflim stratejisi izleyen potansiyel rakipleri bu çabadan vazgeçirecek kadar güçlü olacakt›r.” “Herhangi bir yabanc› gücün, ABD’nin on y›ldan bu yana di¤er devletler karfl›s›nda açt›¤› büyük aray› kapatmas›na izin verilmeyecektir.” Hiç kuflku yok ki, burada hedeflenen ve tehdit edilen sadece Afganistan, Irak, Kuzey Kore gibi ülkeler de¤il, ayn› zamanda Rusya, Çin, Almanya gibi ülkelerdir. ABD, 11 Eylül sonras›, “ya bizden yanas›n›z, ya bize karfl›” politikas›n›, di¤er emperyalist ülkelere karfl› da askeri tehdit boyutunda ifade ediyor flimdi. Onlara karfl› da askeri güç kullan›m›ndan kaç›nmayaca¤›n› ortaya koyuyor.

Madde 3: Kilit Kelime; Zor! ABD politikalar›na direnen, ABD’yle birlikte olmayan tüm ülkelere karfl› “zor” kullan›laca¤›, uluslararas› belgelerde pek s›k görülmeyecek bir aç›kl›kta söyleniyor: Deniyor ki, “di¤er devletler, teröristlere yard›m etmeme sorumlulu¤unu yerine getirmeye ikna edilecek veya zorlanacakt›r.” Amerika’n›n nas›l zorlayaca¤› belli.

Böyle bir belgeden sonra, emperyalizmin de¤iflti¤ini, ABD’nin dünyaya demokrasi ihraç etti¤ini söylemek de¤il, onu ça¤r›flt›ran fleyler bile söylemek, aç›k bir Amerikanc›l›k olacakt›r.

34

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28


Ama bu noktada da tahmin veya yorum yapmam›za gerek kalm›yor. Amerika nas›l zorlayaca¤›n› da aç›kça söylüyor. Askeri güç d›fl›nda, mesela Irak’a karfl› 11 y›ld›r uygulanan ekonomik ambargoda oldu¤u gibi, Venezüella’da oldu¤u gibi, “ekonomi silah›” da kullan›lacak: “Bu muharebe; diplomasi, ekonomik yard›m, IMF ve Dünya Bankas› gibi araçlar eliyle yürütülecektir.” ABD, bu doktrinle, “ülkelerin içiflleri” diye bir fley tan›mad›¤›n›, kendinde tüm ülkelerin yönetimlerine müdahale hakk›n› gördü¤ünü de ilan ediyor. fiöyle deniyor: “ABD, din ve vicdan hürriyetini, bask›c› yönetimlere karfl› koruyacakt›r... özellikle ‹slam dünyas›nda ›l›ml› ve ça¤dafl devletleri destekleyecek, terörizme olanak tan›yan koflul ve ideolojilerin hiçbir ülkede verimli toprak bulmamas›n› sa¤layacakt›r”.

Sonuç: Tehdit ve Terör Doktrini Bush yönetiminin haz›rlad›¤› ve Bush doktrini de denilen bu politika, kuflku yok ki, halklar aç›s›ndan sadece ve sadece “tehdit ve terör doktrini”dir. Bafltan afla¤›ya bir meydan okuma, bafldan afla¤›ya, zorla, askeri güç gösterisiyle dolu bu metnin ifadelerindeki cüretkarl›k, “imparatorluk” politikas›n› en iyi yans›tan yanlar›ndan biridir. Bush raporunda, “di¤er ülkelerin Amerikan ekonomik felsefesini benimsemeye teflvik edilece¤i”nden, ABD’nin “terörizmle mücadelede müttefikler arayaca¤›” ama “gerekti¤inde, tek bafl›na hareket edece¤i”ne kadar zorbal›¤›n tüm biçimleri var. Son olarak ise, bu sald›rganl›k politikas› nedeniyle hiç bir uluslararas› hukuk yapt›r›m›n›n kabul edilmeyece¤i de ilan edilerek, imparatorlu¤un kurumsal yap›s› tamamlan›yor. Bush yönetimi, haz›rlad›¤› raporda, “ABD; Uluslararas› Ceza Mahkemesi’ne asla boyun e¤meyecektir” diyor. Öyle ya; imparatoru s›n›rlayacak, engelleyecek bir hukuk kabul edilemez! Onun üstünde bir hukuk olamaz! Olursa, nerde kald› onun imparatorlu¤u?

Hedef: “Tüm Dünya” Raporda kullan›lan “düflman devletler ve güçler” ifadesi, Amerikan sald›rganl›¤›n›n hiç bir s›n›r tan›mayaca¤›n›n bir baflka ifadesidir. “Düflman devletler ve güçler”, en yal›n haliyle ABD’ye tabi olmayan herkestir. ABD’ye tabi olmayan veya pürüz ç›karan emperyalist devletler, yeni-sömürge devletler, ba¤›ms›z, sosyalist devletler ve bunun yan›nda Amerikanc› dünya düzenine, sömürü ve ba¤›ml›l›¤a karfl› savaflan ilerici, devrimci, is-

lamc›, yurtsever tüm örgütler, ABD taraf›ndan bu doktrinle, tehdit edilmektedir. Bush yönetiminin “Ulusal Güvenlik Stratejisi” raporu, Amerikan›n 11 Eylül’den itibaren El Kaide’yi, Afganistan’› ve Irak’› hedefe koyarak, zaman zaman da “fler ekseni”, “terör örgütleri listeleri”yle biraz daha hedef geniflleterek yürüttü¤ü sald›rganl›k politikalar›n›n, TÜM DÜNYA HALKLARINA karfl› ve TÜM DÜNYAYI TESL‹M ALMAYA YÖNEL‹K oldu¤unu söyleyenlerin hakl›l›¤›n› kan›tlayan bir belgedir.

Globalizmin askeri stratejisi Bu “doktrin”in flekillenmesi, sadece 11 Eylül’den sonras›na ait bir süreç de¤ildir. Raporda dile getirilen politikay› sadece onunla aç›klamak mümkün de¤ildir zaten. SSCB’nin y›k›l›fl›ndan bu yana, Amerika’n›n tüm politikalar›n›n yöneldi¤i, hizmet etti¤i yer “imparatorluk”tur. “Tek kutuplu dünya” kavram›, esas olarak ABD’nin tek güç olarak hükmetti¤i bir dünyay› anlatmaktayd›. Emperyalizmin ideologlar›n›n o günlerde istedi¤i ve öngördü¤ü gibi, dünya halklar›n›n emperyalizme karfl› direnifli, sosyalizm için mücadelesi bitmifl olsayd›, Amerikan emperyalizmi, imparatorlu¤unu “bar›fl, demokrasi, globalizm” manevralar›yla kurmaya çal›flacakt›. Ama “tek kutuplu bir dünya”da bile, Amerika bu sonucu alamayaca¤›n› k›sa sürede görmüfl ve k›sa süreli demokrasi manevralar›n› b›rak›p, ortaya yeniden bombalar› (yani askeri zoru) sürmüfltür. 1991 Irak sald›r›s› tüm dünya halklar›na yöneltilmifl bir tehdit olarak imparatorluk politikas›n›n ilk basamaklar›ndan biridir. Bu terör, daha sonra Yugoslavya’da tekrarland›. 11 Eylül sonras› ise, politika daha bir aç›kl›k kazand›. ABD yönetimi, tüm dünya halklar›n›n, devletlerinin karfl›s›na bu raporda daha rafine hale gelen dayatmalarla ç›kt›. Bu sald›rganl›k flimdi bir “doktrin” halini alarak, ABD’nin resmi politikas› olarak tescillenmifltir. Art›k dünya halklar› için bir tek do¤ru ve bir tek gelecek kalm›flt›r: Do¤ru, Amerikan imparatorlu¤unun görülmedik ölçüde bir sömürü ve zulüm diktatörlü¤ü oldu¤udur. Gelecek, Amerikan imparatorlu¤una karfl› ç›kmaktad›r. Bu noktadan, böyle bir belgeden sonra, emperyalizmin de¤iflti¤ini, ABD’nin dünyaya demokrasi ihraç etti¤ini söylemek de¤il, onu ça¤r›flt›ran fleyler bile söylemek, aç›k bir Amerikanc›l›k olacakt›r. Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

35


Tanklara karfl› tafl ve bedenlerin direnifli Teröre karfl› özgürlük ateflinin direnifli Y›k›ma karfl› kendini yaratma iradesi

Karargahlar Y›k›labilir, Halk›n ‹radesi ve Umudu Asla

6 ay aradan sonra Filistin devlet baflkan› Yaser Arafat’›n karargah› bir kez daha kuflatma alt›nda, bir kez daha karargah›n binalar›, duvarlar› yerlebir edildi. Ve bir kez daha, özgürlü¤e ve ba¤›ms›zl›¤a hasret bir halk› yenebilecek hiçbir gücün olmad›¤› dünyan›n gözleri önünde.

“Terör Listeleri” Haz›rlayanlar Cevap Verin! Dünyan›n gözleri önünde yaflan›yor ‹srail terörü. Ve o dünya devletleri, “uluslararas› toplum” denilen Amerika’n›n gözünün içine bakan mahlukat sadece izliyor. Bunda garipsenecek bir durum yoktur art›k ezilen halklar, Filistin halk› aç›s›ndan. “Uluslararas› toplum” dediklerine bak›n; BM, AB, ABD, Arap devletleri, Rusya, Çin.. Arap Birli¤i’ni geçiyoruz, onlar sadece toplan›r ve aç›klama yapar, Amerika’dan yard›m ister, yine böyle yapt›lar. “Arafat’› destekliyoruz” bile diyemediler. Beyaz Saray Sözcüsü Ari Fleischer’in, “‹srail'in kendini savunma hakk› oldu¤unu” belirten aç›klamas› da Amerika’n›n bildik, ‹srail terörüne destek tavr›n› ortaya koyuyor. Peki, terörün en a盤›n› ve pervas›z›n› sergile36

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

yen ‹srail’e karfl› BM’nin yapt›¤› ne oldu? Arafat’›n karargah›ndaki kuflatma ve y›k›m›n durdurulmas› yönünde bir karar tasar›s›n› ABD’nin lütfen çekimser kalmas› sayesinde ç›kard› BM Güvenlik Konseyi. Peki sonuç ne? Kuflatma sürüyor, ‹srail Çevre Bakan› Tzachi Hanegbi, “ Operasyon bitmemifltir, biten sadece bina y›k›m›d›r” dedi. ‹srail BM’nin son karar›n› da dinlemedi, O da bu kararlar›n hiçbir hükmünün olmad›¤›n› biliyor. ‹flte israil “uluslararas›”n›n kararlar›n› dinlemiyor; peki ne yapacaks›n›z? Hollandal› ayd›nlar›n önerdikleri gibi AB israil ile yapt›¤› bütün ticari, siyasi, askeri anlaflmalara son verebilecek mi? “BM Bar›fl Gücü” dedikleri askeri güç, ‹srail’i iflgal edebilecek mi? “Saddam›n kitle imha silahlar› üretebilece¤i” üzerine operasyon haz›rl›klar› yap›l›yor, BM kararlar al›yor; ‹srail b›rak›n haz›rl›¤›, kitleleri imha ediyor, bir devletin baflkan›n› karargah›nda kuflat›yor ve ayn› BM sadece k›nama kararlar› al›yor. Onu da Amerika’y› “çekimser” kalmaya ikna edebilirse, edemezse o da veto ediliyor. Böyle bir dünyada adalet mümkün mü? Böyle bir dünyada halklar ne yapacak? Filistin halk› ne yapacak örne¤in? Devrimci, islamc›, ulusalc› örgütlenmeler ne yapacaklar? fiiddeti, terörü yaratan kim? Filistin’de yaflananlar terör de¤ilse, terör ne? Yok terörse listelerinizde fiaron’un ismi neden yok? “Terör listeleri” haz›rlayanlar; cevap verin!

“Ölçülü Terör” Baflka ne yapt› “uluslararas› toplum”? Kuflatma ve y›k›m›n ilk günlerinde AB ‹srail’i “ölçülü olmaya” ça¤›rd› ve “yap›lanlar›n reform sürecine faydas› olmad›¤›n›, tam da Arafat’›n reform sürecine so-


Oligarfli Kimi Aldat›yor? Ecevit, Bush’a ve ‹srail’e yazd›¤› mektupla kuflatmaya son verilmesini istedi. Sahtekarlar! ‹srail ile stratejik askeri anlaflmalar› yapan sanki baflkas›; Filistin kentlerini bombalayan pilotlar sanki Konya’da e¤itilmiyor; Tank anlaflmas› sanki baflka ülkeyle yap›ld›; tank anlaflmas›ndan Türkiye’nin almas› gereken 27 milyon dolar ‹srailli flirketlere hibe eden baflkas›... Oligarfli sahte bar›fl giriflimleri ile kimseyi aldatamaz; bölge halklar›na karfl› ABD-‹srail-Türkiye stratejik ittifak› tam da bu terör için kuruldu.

kulmuflken zarar verdi¤ini” söyledi. Elefltirilen terör de¤il, “reformlar›n” kesintiye u¤ramas›. Bunun anlam› biliniyor; Amerika ve israil’in istedi¤i gibi bir Filistin yönetimi’nin flekillendirilmesi reform dedikleri. Belli ki terörün ölçülü olan›na itirazlar› yok! Peki terörün ölçülü olan› ne? Karargah›n üç befl duvar›n› y›kmadan b›rakmak m›? Yani denilen flu; tamam sen teröre, fliddete devam et, ama dünyan›n gözlerinin içine sokacak kadar ölçüyü kaç›rma. Söylenen bu. Demek ki, sorun maskelerini düflürecek kadar “ölçünün” kaç›r›lm›fl olmas›nda. ‹srail ise, bu “ölçüye” dünyay› al›flt›rmak istiyor. 6 ay önceki kuflatmadan, bugünkünün bir fark› da halklar›n tepkilerinin, Filistin’e deste¤inin o güne göre daha geri düzeyde olmas›. ‹ster al›flt›rma, kan›ksatman›n sonucu olsun, isterse baflka nedenle halklar aç›s›ndan olumsuz bir tablo oldu¤u kesindir. Emperyalistlerin istedi¤i de bu de¤il midir? Baflta tepkileri bir flekilde geçifltirme, sonras›nda nas›lsa al›fl›rlar politikas› izleme. Emperyalizme karfl› direnen halklar olarak bu statüyü kabul etmemeliyiz. Kabul etmek, Filistin’i yaln›z b›rakmak, Amerikan imparatorlu¤una sessiz kalmak demektir. Bu, halklar›n çok daha büyük ac›lar, yoksulluklar ve yokluklar yaflamas› demektir. Filistin’in yaln›zl›¤› bütün dünya halklar›n›n kaderini belirleyecek önemdedir.

kilerin listesini bize ver” diyor. “Arananlar” bahanesinin nas›l bir yalan oldu¤unu bu bile aç›klamaya yeter, ancak, ‹srail’in isimlerini telaffuz ettiklerinin ikisinin kim oldu¤una bakmak da gerekçenin uydurma oldu¤unu ve niyetin teslimiyet oldu¤unu aç›k ediyor. Örne¤in biri Arafat›n korumas›n› yapan Güç17’nin komutan› Mahmud Damra, di¤eri Bat› fieria ‹stihbarat fiefi Tevfik Tiravi. Yani Filistin’in resmi görevlileri! Teslim olunmas› istenen Filistinin kendisi! ‹stenenlerin teslim edilmesi Arafat’›n siyaseten intihar›d›r, ben senin iradene boyun e¤iyorum demesidir. Bunu bilen Arafat flu ana kadar “burada teslim edilecek hiçbir Filistinli yoktur” aç›klamas›nda direniyor ve teslim olmayaca¤›n› ilan ediyor. Filistin halk› da eylemleriyle teslim olmayacaklar›n› bir kez daha ilan ediyor. Hem de terör sald›r›s› sadece karagahla da s›n›rl› de¤ilken. Gazze helikopterler, tank mermileriyle dövülür, evler y›k›l›r, y›k›lan evin sahibi elleri arkadan ba¤l› hayas›zca y›k›m› seyretmeye zorlanm›flken. Gazze ve Ramallah’da sald›r›larda ve Arafat’a destek gösterilerine atefl aç›lmas› sonucu 20’ye yak›n Filistinli katledilirken, onlarcas› yaraland›. Soka¤a ç›kma yasa¤›na ra¤men tanklara tafl atanlara yine kurflunlarla karfl›l›k verildi.

Kuflatanlar Kuflat›l›yor Gazze, Bat› fieria ve Ramallah’ta Arafat’a destek için silahl›, silahs›z, tafll›, tencere gürültülü gösteriler düzenlenirken karargah›n bulundu¤u Ramallah’ta halk iki gece üst üste karargaha yürüyüfl yapt›.

Terör... Y›k›m... Ölüm... Ve Direnifl Her kuflatmaya, her terör sald›r›s›na uydurulacak bir gerekçe mutlaka vard›r. Bu kez gerekçe, “karagahta aranan teröristler var, bize teslim et”. Kuflatt›¤› yer bir devlet baflkan›n›n karargah›. Üstelik ‹srail’in arad›klar›n›n say›s› bir gün 30 oluyor, ertesi günü 50 oluyor, bir gün sonra “içeride-

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

37


Avrupal› Ayd›nlardan AB’ye Ça¤r› Hollandal› 200 ayd›n, politikac›, bilim adam› ve sanatç› ortak bir bildiri yay›nlayarak ‹srail terörünü “fliddetle k›nad›klar›n›” belirttiler ve Avrupa Parlamentosunu ‹srail üzerinde bask› yapmaya ça¤›rd›lar. Ayd›nlar ayr›ca ‹srail ile imzalanan siyasi ekonomik iliflkilerin yeniden gözden geçirilmesini istediler. Karargah› kuflatan zulmü sloganlar› ve kararl›l›¤›yla kuflatan halk›n üzerine at›lan gaz bombalar› ve kurflun ya¤muru sonucu onlarca insan yaralan›rken, soka¤a ç›kma yasa¤›na uyulmamas› tanklar›n deste¤indeki ‹srail iradesinin hiçbir koflulda tan›nmayaca¤› ilan edilmifl oldu. Filistin halk›, kuflatman›n alt›nc› gününde Arafat’a destek için El Fetih’in ça¤r›s› ile Gazze fleridinde dayan›flma grevi gerçeklefltirildi. Kuflatmaya karfl› gösteriler bunlarla da s›n›rl› de¤ildi. Beytüllahim'de 3 bin kiflinin kat›ld›¤› destek gösterisinde telefonla halka seslenen Arafat, "Biz daha beterini de gördük. Filistin halk›, bütün badireleri atlatmas›n› bildi" dedi. Tulkarim’de soka¤a ç›kma yasa¤›na ra¤men 500 Filistinli’nin kat›ld›¤› eylemin yan›s›ra, Lübnan’daki en büyük mülteci kamp› El Hilve’de toplanan 7 bin Filistinli “Arafat’›n öldürülmesi halinde tüm elçilikleri bombalama” tehdidinde bulundu.

Terör, Psikolojik Terör ‘Zaman Meselesi’ ve Sürgün ‹srail operasyonun ad›n› “Zaman Meselesi” olarak aç›klad›. Amac›n Arafat’› sürgüne göndermek oldu¤u da çeflitli ‹srailli yetkililer taraf›ndan dile getirildi. ‹srail Çevre Bakan› Tzachi Hanegbi ‹srail radyosuna yapt›¤› aç›klamada “Arafat er geç sürgüne gönderilecek” derken, ‹srail Savunma Bakan Yard›mc›s› Weizman fiiri, kuflatman›n amac›n›n Arafat’› sürgüne zorlamak oldu¤unu aç›kça ilan etti. fiiri, “Arafat’› fiziksel olarak ortadan kald›rmak ya da güç kullanarak karargah›n› iflgal etmek gibi bir niyetimiz yok, ancak bizim istedi¤imiz onun bizzat nereye gidece¤ine karar vermesini sa¤lamak” dedi. Meflhur ‹srail demokrasisini görüyor musunuz; Arafat’a nereye sürgün olmak istedi¤i hakk›n› bile tan›yor!

38

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

Arafat, “teslim olmayaca¤›m, flehit olmaya haz›r›m” derken, “psikolojik savafl” dediklerinin de ne oldu¤u görülüyor: Yak, y›k, kuflat, terör estir, sonra tanklar› karargaha day›yarak psikolojik savafl yürüt. T›pk› Tantan’›n 19 Aral›k’ta uygulad›klar›n› söyledi¤i “psikolojik savafl” gibi. Emperyalistlerin ve onlar›n uflaklar›n›n bütün yöntemleri birbirine benzer. Çünkü e¤iten, bu yöntemleri kontra okullar›nda ö¤reten Amerika’d›r.

Terörün Kendini Tekrar› ‹flas›d›r Filistin Meclis Baflkan› Ahmed Kurey'i telefonla arayan ‹srail Baflbakan› fiaron, "Arafat art›k bitmifltir. Filistinliler'in de bunu anlayaca¤›n› umuyoruz" dedi. Bir baflka ‹srailli bakan da “o art›k öldü” aç›klamas› yapt›. Peki biten kim, ölen kim? Bugün yaflananlar -belki daha da fliddetlisi- 6 ay önce de yafland›. Arafat kuflat›ld›, soka¤a ç›kma yasaklar› ilan edildi, binlerce Filistinli tutukland›, evler y›k›ld›, insanlar katledildi. Bugün yine ayn› sahneler tekrarlanmak zorunda kal›n›yorsa, ‹srail’in ABD destekli terör politikas› iflas etmifl demektir. Demek ki, bu terörle hiçbir sorunu çözemiyorsun, hiçbir sonuç alam›yorsun. Bu sonucu belirleyen ise Filistin halk›n›n direniflidir. 6 ay öncesinden bakarsak, Cenin direniflidir örne¤in. Sonraki günlerde bakarsak hiç durmayan teröre karfl› her türlü araçla, feda ruhuyla Filistin halk›n›n direnmekten geri durmamas›d›r. Modern silahlara, terör demagojilerine karfl› halklar›n gücünün kayna¤› da buradad›r. Filistin bunun en boyutlu örne¤idir. Türkiye’de, Kolombiya’da, Nepal’de ve dünyan›n dört bir yan›nda direnenlerin gücü buradad›r; direnme kararl›l›¤›nda, teslim olmay›fllar›nda ve hakl›l›klar›ndad›r.


Üçüncü y›l›na girerken: ‹ntifada ve Çat›flma... Kölelikten Kurtulma ‹ste¤i Mahir El Yousfi ‹ki uzlaflmaz z›t: ‹srail iflgali ve Filistin intifadas› aras›ndaki çat›flma, cellat ile kurban›n› gösteren, çat›flman›n ezeli baki kalacak taraf›n› ortaya ç›karan tarihsel zamanlar›n ve olaylar›n tekrar›ndan baflka bir fley de¤il. ‹nsanl›k haf›zas›, savafllar› ve ac›lar› unutmuyorsa, kahramanl›k günlerinde ayaklanan Filistinlinin kaderi; haklar›n›, topra¤›n› savunmak ve Siyonist vahflete karfl› durmakt›r. ‹nsan do¤as›n› etkileyen en büyük özür özgürlük ve ba¤›ms›zl›¤›n› yitirmekse, ‹ntifada Halk›n›n hedefledi¤i özgürlük, bütün bu ac›lar›, bedelleri, sabr› ve siyonizme karfl› durmay› hak ediyor. ‹NT‹FADANIN ‹RADES‹ ‹srail’in flefleri, Filistin topraklar›ndaki soyk›r›m savafl›nda diz çöktürme, dayatma ve egemen olma teorisi çerçevesinde gücünü savafltan alan anlay›fl›na karfl›l›k, iflgal edilenlerin bu güce karfl› durmas›nda yolu açacak, bir yaflam tarz› ve süreklilik örne¤i olacak intifadan›n, günlük çat›flman›n ›fl›¤› olarak ç›kmas› gerekiyordu. Bu çat›flmalar, Filistinlinin ‹srail savafl ve iflgal ayg›t›n›n dayatt›¤› kölelikten kurtulma iste¤ini ortaya ç›kar›yor. Çat›flmada, eflit olmayan güçler dengesine bakt›¤›m›zda intifadan›n ruhundan gelen sab›rl› ve inatç› iradesini görürüz. ‹srailli generaller gücün, fliddetin ve savafl ayg›t›n›n en kat›s›n› uygulamakla övünüyorlar. Do¤ru, diz çökmeyi ve iradesinin k›r›lmas›n› reddeden ayaklanm›fl bir halk› yenmek için korkunç bir savafl gücüne gereksinim var. KURBANIN BAfiINI DÖNDÜRME YÖNTEM‹ Belkide, ‹srail toplumunda oldu¤u gibi askeri gücün önderlik etti¤i bir örne¤i ça¤dafl toplumlarda göremeyiz. ‹srail, katliam› en üst düzeye ulaflt›r-

m›fl, ona ait sahte gerekçeler ve kavramlar üretmifltir. Bu güç gösterilerinin, ›rkç› ve vahfli uygulamalar›n

kayna¤› güvenden çok korkudur. Yoksa ‹srail toplumunun, savafl suçlular›n› seçmesi baflka nas›l aç›klanabilir. Ayn› dönemde sadece sahte bar›fl ça¤r›lar› duyuluyor. Bu yeni tip bir soygundur, iflgalin ve tehlikenin gerçek resmidir. Filistinlinin kendi topra¤›nda yaflad›¤› sefaletin yeni kayna¤›d›r. Bu resim, ‹sraillinin devaml› olarak güçlü, üstün ve egemen olma teorisine tutunmas›; Filistinliyi, sefalete ve ittifaklar›n bafl döndürücü oturumlar›na b›rakmas›d›r. Sahte çekilme hayalleri ve vaatlerinden oluflan bir dokunun önünde bekletmesidir. ‹srail-ABD’nin izledi¤i bu yöntem, kurban›n bafl›n› döndürme yöntemidir. ‹fiGALE KARfiI ‹SYAN: ‹NT‹FADA ‹srailli generaller, Bat› fieria ve Gazze’de -bütün güç kullanma ve ezme yöntemlerini kullanmalar›na ra¤men-, en k›sa yolu, intifada halk›na özgürlük ve ba¤›ms›zl›¤›n› verip çekilme, yerleflim birimlerini boflaltma yolunu görmüyorlar. ‹ntifada, iflgale ve bask›ya karfl› isyan›n ifadesi olarak ortaya ç›kt›. Bilmiyoruz, acaba nefret edilen kölelik ça¤› geride kald› m›; özellikle de Filistin gerçe¤ini kabul ettirmeye and içmifl ve tek yol olarak özgürlük ve ba¤›ms›zl›¤› seçmifl bir halk için. Burada hat›rlatmakta fayda var san›r›m: Bat› fieria ve Gazze, kölelik ça¤›ndaki Isparta ve Atina’n›n günümüzdeki örnekleri de¤il mi? ‹srail toplumu, katliamc›l›¤› bir yöntem ve sosyal iliflki flekli olarak seçiyor. Bu seçim, toplumun krizini ortaya ç›kar›yor. Gücüyle övünen bir sakat mant›¤› ortaya ç›kar›yor ki, bu güç onu vuruyor ve ona uluslararas› toplumun ve yasalar›n›n k›nad›¤› korkunç katliamlar yapt›r›yor. ‹srail’in bask› uygulamalar›nda ayr›nt›lara bak›ld›¤›nda Siyonist varl›¤›n seçti¤i yol daha net ortaya ç›k›yor. Y›k›mlar, tanklar›n dolaflmas›, uçaklar›n Filistin flehirlerini bombalamas› manzaran›n sadece bir k›sm›; katletme, kuflatma, aç b›rakma, diz çöktürme amaçl› bölge kapatma, ›rkç› izolasyon (aparteid), yerleflimcilerin sald›r›lar›, toplu tutuklamalar, Filistin toplumsal yap›s›n› ve kurumlar›n› y›kma, ev y›kma eylemleri de bunlara ekleniyor. Böylece sald›r›n›n kurbanlar›, ‹srail’in rahmetini ve flartlar›n› kabul etmeye zorlan›yor. Ki, bunlar egemen olma, hakimiyet kurma amac›yla de¤iflik adlarla sunuluyor: örne¤in “‹srail’in güvenli¤ini koruma". ‹srail’in vahfli uygulamalar› adland›r›lacaksa, Nazi uygulamalar›ndan geri kalmayan uygulamalar diye adland›r›lacakt›r. Sonuçlara de¤il de sebeplere bakarsak; intifada, zulme ve iflgale karfl› bir isyan olarak var oldu. ‹rade silah›yla temsil edildi. ‹srail ise iradeyi k›rma yöntemini kulland›. Sorun flu, ‹srail’e özgü ›rkç› bir mant›k, güvenlik anlaflmalar›n› ancak kendi ç›kar›na göre yorumlar. ‹flgal ancak ›rkç›, faflist mant›¤›n bitifliyle sona erecektir. Sorulacak soru flu: ‹srail, dayatmac›, ›rkç› man-

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

39


Yurtd›fl›ndan t›¤›ndan vazgeçecek mi? Yorumlama ve k›yaslama aç›s›ndan ele ald›¤›m›zda Amerikan›n ‹srail egemenli¤inin devam› için en iyi yollar› ve yöntemleri denedi¤ini görürüz. Sürekli olarak ‹srail taraf›n› tutmakta. Bu sahtekar politika, gerçek bir bar›fla götürmez. Amerika daha da ileri giderek, Arap toplumlar›n› afla¤›lamakta ve onlara kal›n kafal› ve sürü gözüyle bakmaktad›r?! Araplar stratejik olarak bar›fl› seçtiklerini ilan etseler de karfl› taraf›n, Amerika-‹srail hakimiyetini bir strateji olarak seçti¤ini görüyoruz. Bu komiktir... Bu köleliktir. ‹nsanlar›n baflkas›na boyun e¤mesidir. Yoksa Filistin halk›n›, Araplar› zulümden, afla¤›lanmadan kim kurtaracak; insan›n insanl›¤›n› savunma ulusal onurun ve egemenli¤in bir ölçütü olmufltur art›k. Sonuçta, flu soruya varaca¤›z: 1948 y›l›nda kuruldu¤undan beri ‹srail’in yaratt›¤› gelenek, katliamlar, sald›r›lar, üsttenci, hakimiyetçi ruh hali ve ›rkç›l›ktan baflka nedir? ‹NT‹FADANIN SU YÜZÜNE ÇIKARDIKLARI Buradan hareketle: ça¤dafl efsane intifadan›n su yüzüne ç›kard›klar›na tekrar bakmal›y›z: 1- ‹srail ve uluslararas› toplum, ‹srailli savafl suçlular›n› yarg›lamaya haz›r de¤ildir. 2- Amerika-‹srail, Filistin’e uluslararas› koruma gönderilmesini reddetmektedir, BM Güvenlik Konseyinde, Amerikan vetosu haz›r bekliyor. 3- Gazze ve Bat› fieria’daki Filistin flehirlerine ‹srail’in uygulad›¤› ambargo ve girifl ç›k›fl› sürecektir. 4- Yerleflimcilik yeniden gündemdedir. Eski Arap Kudüs’ündeki yerleflimcilik birimlerini geniflletme niyetleri vard›r. Ayr›ca Kudüs’te, Yahudi mahallesinden Mescid-i Aksa duvarlar›na ve flehre kadar uzanan uzun bir tünelin aç›laca¤› ilan edilmifltir. 5- Amerika-‹srail öne sürdükleri mazeretlerle suçu kurbana yükleme politikas› gütmekte ve ‹ntifaday› “fliddeti ve terörü do¤uran eylem” olarak nitelemektedir. Di¤er taraftan ‹srail’in üst düzeyde donan›mla gerçeklefltirdi¤i soyk›r›m savafl› ve terörünü görmezden gelmektedir. ‹srail varl›¤›yla savafl›m›z tamam›yla farkl›d›r. Araçlar› da farkl›d›r. Bir taraf di¤erine galip gelirse, sonuçlardan söz etmeye bafllar. ‹srail flartlar›nda galibiyet, Filistin halk›n›n silinmesidir, soyk›r›md›r, kendi köleci yasalar›na boyun e¤mesidir. Filistin’in galibiyeti, ‹srail iflgalinin sona ermesi, meflru ve hakl› haklar›n kazan›lmas›, ba¤›ms›zl›¤›n, ulusal onurun, geri dönüflün sa¤lanmas›, baflkenti Kudüs olan tam egemen ba¤›ms›z devletin ilan›d›r. Sonuçta itiraf edelim ki, Siyonist Varl›kla çat›flma yeni bir aflamaya girmifltir. Amerikan politikas› intifadan›n hedefleri ve bölge halklar›n›n gereksinimleriyle uyuflmamaktad›r. Bu politika, hakimiyet kurma ve dayatma zemininde yükselmekte bölge halklar›na kar›flmakta, onlar ad›na karar vermektedir. ‹srail sald›rganl›¤›n› durdurmak ve karfl› koymakta do¤al yerlerini almak için özgürlükçüler birbirleriyle yar›flmaktad›r. ‹srail gücünün görüntüsü, özü ve sonuçlar›yla ceberrutuna karfl› koyacak denk bir efsane bulamamam›z mümkün de¤il! 40

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

U⁄UR BÜLBÜL ANILDI ‹sviçre'nin Zürih kentinde Cephe Güçleri 22 Eylül'de yapt›klar› bir toplant›yla feda eyleminde flehit düflen U¤ur Bülbül'ü ve onun nezdinde tüm Ölüm Orucu flehitlerini and›lar. Anmada son süreçte flehit düflen Ölüm Orucu flehitlerinin mektuplar› okunda, direnifl süreci tart›fl›ld›.

FRANSA’DA fiEH‹TLER ANILDI Paris’te, Ulucanlar Katliam›n›n y›ldönümü vesilesiyle, Ulucanlar ve Ölüm Orucu flehitleri için Tayad Komite’nin de yerald›¤› Türkiyeli devrimciler taraf›ndan ortak bir anma düzenlendi. 21 eylülde düzenlenen miting ve yürüyüflle ulucanlar katliam›nda devletin gerçek yüzü anlat›l›rken, ortak bildiride, süren direniflin Avrupa'da yaflayan Türkiyelilerin gelece¤ini de yak›ndan ilgilendirdi¤i belirtildi ve Avrupal›lara, Türkiye faflist iktidar› destekleyen hükümetlerine karfl› tav›r alma ça¤r›s› yap›ld›. Türkçe ve Frans›zca sloganlar›n ard›ndan Ölüm Orucu direniflinin son flehidi Hamide Öztürk ile ilgili Cephe’nin yapt›¤› aç›klama okunurken, eylemde Ulucanlar ve Ölüm orucu flehitlerinin fotograflar› ve Frans›zca pankartlar tafl›nd›. Eyleme 300 kifli kat›l›rken, kimi Frans›z gruplar›ndan 30 kadar kifli de destek verdi. Fransa Tayad Komite, ortak anmadan önce, Opera Meydan›nda Frans›z gruplar taraf›ndan düzenlenen bir yürüyüfle de kat›ld›. ‹talyan bir devrimcinin 12 y›l aradan sonra ‹talya’ya iade edilmesi üzerine düzenlenen yürüyüflte Frans›z hükümetinin anti demokratik tutumu protesto edildi. 500 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflten önce yap›lan konuflmalarda, söz hakk› alan Fransa Tayad Komite de bir konuflma yapt›. Türkiye hapishanelerinde, Avrupa'daki demokrasi mücadelesi aç›s›ndan gözard› edilmemesi gereken büyük bir direniflin yafland›¤› vurgulanarak, haz›rlanan bildiri okundu. Yürüyüfl s›ras›nda da Frans›zca "Tecriti kald›r›n ölümler dursun! Tayad Komite" yaz›l› pankart tafl›nd›.


Cephe Güçleri Beyrut’ta Filistin Halk›n›n Yan›ndayd›

Sabra ve fiatila Katliam› Lanetlendi Bundan 20 sene önce 15-16 Eylül günlerinde yaflanan Sabra ve fiatila mülteci kamplar›ndaki katliam, dünyan›n dört bir yan›ndan Beyrut’ta toplanan ilerici güçlerin de kat›ld›¤› bir yürüyüflle lanetlendi. Yürüyüflü izleyen Ortado¤u muhabirimiz Tar›k Ziya, ayn› zamanda katliam› yaflayanlarla görüfltü ve Cephe temsilcisinin Filistin mülteci kamplar›ndaki ziyaretini anlatt›. Tar›k Ziya/Ortado¤u: fiaron’un talimat›yla Falanjist milislerce gerçeklefltirilen katliam›n y›ldönümünde Türkiye’den de Cephe davet edilirken, 2 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl s›ras›nda s›k s›k Katil fiaron sloganlar› at›ld›. Beyrut’un Ghobeyri mahallesinde gerçeklefltirilen yürüyüfle, Filistinli devrimci örgütlerden FKDC, FHKC ve FHKC-Genel Komutanl›k kat›l›rken, islamc› güçlerden, Hamas, Hizbullah ve ‹slami Cihad de gösteride yerald›lar. Yürüyüflte katliam› yaflayanlar, direnifl örgütlerinin yan›s›ra destek için giden Avrupal› heyetlerden iki konuflmac› da, Irak’a sald›r› haz›rl›klar›, Filistin halk›na yönelik sald›r›ya halklar›n tepkilerini içeren bir konuflma yapt›lar. Ertesi günü Lübnan bas›n› yürüyüfle iliflkin haberinde Cephe temsilcisinin “Filistin halk›n›n bir di¤er cellad›n›n, Amerika ve ‹srail ile ittifak yapan Türkiye devleti oldu¤u” sözlerine yer verdi.

“Baltayla katlettiler” Sabra-fiatila katliam›n› yaflayanlardan Neval

Filistin Mülteci Kamplar›nday›z Cephe heyeti 17 eylülde Trablus yak›nlar›ndaki Al Baddavi ve Nahr el Bered Filistin mülteci kamplar›n› ziyaret etti. FHKC'nin Gassan Kanafani kültür vak›flar›, kütüphaneleri, anaokullar› ve sa¤l›k ocaklar›n› gezen heyet, flehitli¤e çelenk koydu. Ertesi gün, Hizbullah’›n siyonist iflgalden kurtard›¤› bölgeleri gezen heyet Lübnan-Filistin s›n›r›nda Israil z›rl› araçlar›yla karfl›laflt›. Daha sonra Cephe heyetiyle birlikte, Hizbullah taraf›ndan “utanç müzesine” dönüfltürülen El Hiyam kamp›n› ziyaretimizde, 90x90 cm ebad›ndaki sadece çamafl›r makinas› büyüklü¤ündeki hücrele-

Abduravi isimli Filistinli bir kad›nla görüfltük; “Ahraz bir ablam vard›, 2 ayl›k hamileydi. Faflistler önce ona tecavüz ettiler, sonra karn›n› keserek onu katlettiler. Evde, ablamla birlikte, babam da vard›. Babam› baltayla katlettiler. Ailemden, bir ben bir de abim sa¤ kald›.Katliam yaflan-

ri gözledik. LKP üyesi Suha Besara'nin y›llarca kapat›ld›¤› bu hücreler bize F tiplerini yapan kafa yap›s›n› hat›rlatt›. Bütün bu ac›lar›n sonunda ‹srail’in çekilmesinin ard›ndan tutsaklar› kurtarmak için hapishaneye ak›n eden halk›n görüntüleri ise, büyük bir coflku yaratt› bizde. Cebel El Seyh da¤lar›ndaki su nedeniyle s›k s›k gündeme gelen Sebaa çiftliklerine yapt›¤›m›z gezinin ard›ndan akflam saatlerinde, Sayda yak›nlar›nda bulunan Ayn El Hilve Filistin kamp›n› ziyaretimiz s›ras›nda Tel Aviv’de feda eylemi yap›ld›¤› haberinin gelmesi üzerine kampta bulunan yüzlerce FHKC’li gençler ve milisler 2 saat boyunca havaya açt›klar› ateflle selamlad›lar eylemi. Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

41


d›¤› sokaklardan 5 sene boyunca geçemedim. Biz katliam s›ras›nda 22 kifliyle bir odada sakland›k, katiller, mahalleyi tavanlardan kuflatm›fllard›. Odada bulunan 12 erke¤i al›p götürdüler. Ve bir ara sokakta hepsi kurfluna dizildi. Biz kaçt›k ve camide sakland›k. Ertesi gün, yak›nlarda bulunan bir stadyuma götürdükleri 100 kadar genci kurfluna dizdiler. Abimle, evimize döndü¤ümüzde, bira kutular› ve uyuflturucu art›klar› bulduk. ‹srailliler bizi terörist ilan ediyor. Onlar›n çocuk, kad›n, ihtiyar demeden 2 bin kifliyi katletmesi kendini savunmak oluyor. Terörist kim, karar› siz verin.

Direnifl Günü 15 Eylül Lübnan halk› için ayn› zamanda direnifl günü. Lübnan Komünist Partisi'nin, (LKP) Siyonist iflgaline karfl› bafllatt›¤› direniflin 20. y›ldönümü vesilesiyle Beyrut UNESCO saray›nda bir gece düzenledi. Geceye, çok say›da Lübnanl› ve Filistinli yetkilinin d›fl›nda ‹talyan ve Cephe heyeti davet edildi. Siyonist iflgale karfl› direniflte flehit düflenler için yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan Filistin ve Lübnan ulusal marfllar›n›n söylenmesiyle bafllayan gecede, iflbirlikçi Güney Lübnan Ordusu flefi Antoine Lahad’›n cezaland›r›lmas› girifliminde tutsak al›nan ve 10 y›l ‹srail’de tutuklu kalan Suha Besara konuflmas›nda bütün tutsak direniflçileri selamlad›. LKP genel sekreter yard›mc›s›n›n 20 y›ll›k direnifle iliflkin yapt›¤› konuflman›n ard›ndan devrimci sanatç› Sami Havvat’in marfllar›yla gece sona erdi. 42

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

Irak’a sald›r› haz›rl›klar› ve Amerikan terörü

“‹ster Kitab›na Uygun ‹ster Uygun Olmadan” Amerika’n›n Irak’a sald›r› zeminin yaratmak için giriflimleri, yalanlar› sürerken, öte yandan sald›r› haz›rl›klar›, askeri sevkiyatlar da sürüyor. Sald›r› flu ayda m› olacak, bu ayda m›, yok “y›ld›r›m sald›r›” plan› m› baflka bir plan m› yap›yor; bu aflamada tali bir sorundur. Aslolan Amerika’n›n, kimi ülkeleri de yan›na alarak sald›raca¤›d›r. Irak’›n silah denetçilerini kabul etmesiyle birlikte flu ana kadarki propagandalar› bofla ç›kan Amerika gerçek yüzünü daha aç›k ortaya koymaya bafllad›. Amerika, BM’ye, Nato’ya, AB’ye, dünyaya flunu söylüyor; “biz Irak’ta istedi¤imizi yapaca¤›z, ister kitab›na uygun, ister uygun olmadan... siz bilirsiniz, isterseniz kitab›na uydurun.” “Güvercininden flahinine” kadar bütün Amerikan yetkililerinin son aç›klamalar›nda net olan bu vurgu, ayn› zamanda Amerikan terörünün ve hukuksuzlu¤unun da resmidir. “Güvercin” D›fliflleri Bakan› Colin Powell’in, ABD’nin, “silah denetçilerinin Irak’a dönmesini engellemek için elinden geleni yapaca¤›n›” aç›klamas› Amerikan imparatorlu¤u gerçe¤inin özetidir. Ç›karlar› için her türlü hukuksuzluk, gayrimeflruluk askeri güçle dayat›lmak isteniyor. Irak bu konuda bir anlamda “eflik” haline geldi. Bu “eflik” atland›¤›nda, s›ra ayn› politikayla baflka ülkelere gelecek demektir.

Yalan olmadan terör olmaz Dünya bir yanda, Amerika ve ‹ngiltere öte yanda; yalan üstüne yalan söylüyorlar. Birinin yalan›n› sadece ötekisi onayl›yor. Bu kez s›ra ‹ngiltere baflbakan›ndayd›. Blair, uzun süredir beklenen Irak’›n “kitle imha silahlar› üretti¤ine, ne kadar tehlikeli oldu¤una iliflkin kan›tlar›” geçti¤imiz hafta ‹ngiliz meclisinde aç›klad›. Raporla tüm dünya alay etti. Baflta, ‹ngiliz bas›n› ve muhalefeti. Somut hiçbir delilin olmad›¤› ve ‹ngiliz istihbarat örgütü taraf›ndan haz›rlanan raporu okuyan Blair, bolca “tahmin ediliyor... almaya niyetlendi... her an vurabilir...” ifadeleriyle dolu raporla komik duruma düfltü. ‹shitbarat örgütünün kuflkular›na göre bir ülkeyi yerlebir etme yetkisi istedi kendi meclisinden Blair. Örne¤in Blair’in, “Güney Afrika’dan uranyum alma girifliminde bulundu” komedisine, G. Afrika d›fliflleri bakan› cevap verdi; “Saçma. Tek uranyum üreticisi biziz ve ne Irak ne de baflkas› bizden uranyum talebinde bulunmad›” dedi. Ama olsun, Bush “çok cesur biridir, kendisine hayran›m” dedi ya Blair için, bu yeterli. Körler sa¤›rlar birbirini a¤›rlarm›fl. Dünyan›n gerisinin ikna olmas›na ne gerek var. Gerek olursa rüflvetle, tehditle sat›n al›n›r.

Sosyalist Olmayan Her fieyi Satar! Amerika’n›n Irak’la ilgili ç›kartt›rmak istedi¤i ikinci karara düne kadar ‹ngiltere d›fl›ndaki Güvenlik Konseyi üyeleri karfl› ç›k›yordu. Bugün Rusya’n›n, Pan-


kisi Vadisi’nde “Çeçen teröristlere karfl›” bahanesiyle operasyon düzenlemesine Amerika’n›n ses ç›karmayaca¤› rüflvetine karfl›l›k, ABD’nin Irak plan›na destek verece¤inin sinyalleri verilmeye bafllad›. Savunma Bakan› ‹gor ‹vanov’un böyle bir karara “ille de karfl› olmayacaklar›” aç›klamas› ve Powell’in Pankisi ile ilgili olarak “Rusya’ya ne yapaca¤›n›n akl›n› verecek de¤iliz” sözleri bu olas›l›¤› giderek netlefltiren geliflmeler olarak bas›na yans›d›. Sosyalizmden dönenlerin düfltükleri durum hem ibretlik, hem de halklar için ö¤reticidir. Sosyalist olmayanlar›n ç›karlar› için satamayacaklar› hiçbir fley yoktur; karfl›l¤›nda akacak milyonlarca yoksulun kan› bile olsa. Bu arada Afganistan’dan sonra Filistin ve Irak’ta gerçekler ortaya ç›kt›kça; “Müslüman Arap alemi” nutuklar› atan ‹slamc›lar, dün Sovyetlere karfl› Amerika’n›n saf›nda savaflt›klar›na hala piflman olmayacaklar m›?

IMF Savafl K›flk›rt›c›s› “Irak’a sald›r›n›n dünya ekonomisine etkisi ne olur” yönündeki sorulara IMF’nin en yetkili ismi, Baflkan› Horst Köhler’den cevap geldi. Köhler International Herald Tribune’de yay›nlanan demecinde; “k›sa süreli bir Irak operasyonunun dünya ekonomisine olumlu etki edece¤ini” söyledi.

IMF demek, Amerika art› Avrupa demektir. Ülkemizi tanks›z, topsuz iflgal eden IMF flimdi Irak’› ya¤malamak için savafl k›flk›rt›c›l›¤› yap›yor. “Türkiye’yi kurtaracak” olanlar›n gerçek yüzü iflte bu!

Ortado¤u Halklar›n›n Yan›nday›z fiu veya bugün, ama Irak’a yönelik bir iflgal sald›r›s›n›n olaca¤› aç›k. Saflar giderek netlefliyor. Kim Amerikan iflgalinden yana, kim de¤il ortaya ç›k›yor. ‹stisnalar› d›fl›nda, bugün itiraz ediyor gibi görünen onlarca emperaylist devletin yar›n pastadan pay alabilmek için iflgale ortak olacaklar›, 1991 sald›r›s›n›n ö¤retti¤i bir gerçektir. Bizim saf›m›z kimli¤imizde devrimci yazd›¤› günden bu yana nettir. Emperyalizme karfl› direnen, emperyalistlerin sald›r›s›na u¤rayan hangi halk olursa olsun, yerimiz halklar›n yan›d›r. “Diktatör Saddam... demokratik Ortado¤u” masallar›yla kimse kendine k›l›f bulmaya çal›flmas›n. Ya Amerika’dan yana, ya Ortado¤u halklar›ndan. Baflka bir yol bulmaya çal›flan tafl›d›¤› s›fatlar› silmek zorundad›r. Türkiye halk›n›n saf› da net; egemenlerin bütün yalan bombard›man›na ra¤men, Filistin’de oldu¤u gibi, Irak’ta da halk›m›z Ortado¤u halklar›n›n yan›nda olacakt›r.

“Savafla hay›r” demek yetmez... AMER‹KAN ‹MPARATORLU⁄UNA HAYIR! 11 Eylül’den bu yana tekrarlanan ABD dayatmas›n› biliyoruz: “Ya bizden yanas›n›z, ya bize karfl›!” Evet, bu saflaflma kaç›n›lmaz. ABD dayatt›¤› için de¤il, emperyalizmle dünya halklar› aras›ndaki savafl böyle gerektirdi¤i için. Amerika’n›n aç›k sald›rganl›¤› karfl›s›nda, arada hiç bir yer kalmam›flt›r. Son on y›lda çokça tart›fl›lan, küreselleflmenin ne olup olmad›¤›, tek kutuplu dünyan›n nas›l olaca¤› gibi sorular›n cevaplar› ortaya ç›km›flt›r, bir belirsizlik, bulan›kl›k kalmam›flt›r. Dünya koflullar› aç›s›ndan hiç bir belirsizlik yoktur. Dünya halklar› için, en büyük tehdidin nereden geldi¤i ortadad›r. Bush yönetiminin aç›klad›¤› “strateji”yle, kald›¤› iddia edilebilecek belirsizlikler de silinmifltir. Karfl›m›zda dünya imparatorlu¤u için savaflan pervas›z bir emperyalist güç vard›r. Milyarlar› aç b›rakan adaletsizli¤e karfl› olan herkes; Halklar›n, uluslar›n, ülkelerin ulusal iradesine sayg›s› olan herkes; Özgürlükten, demokrasiden yana olan herkes;

Savafla karfl›, bar›fltan yana olan herkes; tereddütsüz, çok net olarak, cüretle, saf›n› Amerikan imparatorlu¤una karfl› belirlemelidir. “Savafla hay›r!” gibi sloganlar, mevcut durumda, soyut ve zay›ft›r. Hele ki “savafla da fliddete de hay›r” gibi, kime ne dedi¤i belirsiz, özünde objektiflik, bar›fl savunuculu¤u k›l›f› alt›nda emperyalizme aç›k cephe almaktan kaçan teorilerin, “Bush da kötü, Saddam da...” gibi sloganlar›n hiç bir k›ymeti harbiyesi yoktur. “Savafl savafl” diye hayk›ran, tüm dünya halklar›n›, ülkeleri, örgütleri bombalarla tehdit eden ABD’dir. ABD karargahlar›nda yüzbinlerin, belki milyonlar›n ölüm karar› al›n›yor. Ve ABD ilan ediyor; bana boyun e¤eceksiniz! Savafl, bu boyun e¤dirmenin bir arac›. Slogan›m›z, savafla hay›r de¤il, AMER‹KAN ‹MPARATORLU⁄UNA HAYIR olmal›!

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

43


Solun Beyni

PROGRAM, ‹DD‹ADIR B‹RL‹K, KEND‹NE GÜVEND‹R! E¤er bu ikisi varsa; tek talep de, yüzlerce maddelik bir program da solun birli¤inin zemini olabilir! Düzen partilerinin halk›n önüne ç›kard›¤› ciddi bir programlar› yok. “Seçim bildirgesi” diye piyasaya sürdükleri ise, bofl bir kaç seçim slogan›ndan ibaret. Gerisi laf kalabal›¤›. Halka söyleyecek sözü, halka verebilecek hiç bir fleyi olmayanlar›n daha ötesini yapabilmesi de mümkün de¤il. Baflvurabilecekleri tek yol, ciddi bir program de¤il, demagojiler, medyatik flovlar olabilir ancak. Peki sol; halka söyleyebilecek çok fleyi olan, bir halk iktidar›yla halka temel herfleyi verebileceek olan sol; böyle bir program›, oligarfliye karfl› mücadelede bir “silah” haline getirebiliyor mu? Asgari talepleri içeren bir program›, halka maledebildi mi, onun elinde bir bayra¤a dönüfltürebildi mi? Ne yaz›k ki hay›r! Soldaki örgütlerin hemen hepsi, bir çok do¤ruyu ifade eden programlara sahiptirler. Çeflitli dönemlere iliflkin demokratik taleplerin ve çözüm yollar›n›n s›raland›¤› asgari talepler listeleri yapm›fllard›r. Ama bunlar bir “cephe” bak›fl aç›s›yla ortaklaflt›r›lamam›fl, çeflitli halk kesimlerine maledilememifltir. Türkiye solunda bu çerçevede yay›nlanm›fl metinlerin en kapsaml›lar›ndan biri Haklar ve Özgürlükler Platformu taraf›ndan yay›nlanan Halk Anayasas› Tasla¤›’d›r. Fakat, bu taslak, yay›nlayanlar d›fl›ndaki sol taraf›ndan bir bak›ma adeta yok say›lm›flt›r. Ne bir “destek” belirtilmifl, ne de ciddi bir “elefltiri” yap›lm›flt›r. Bunun tek bir nedeni yok; ama iki temel neden sayabiliriz: Bir; grupçuluk. ‹ki; iktidar iddias›ndan ve ciddiyetinden uzaklaflm›fl olmak. Böyle bir program, kuflkusuz halk iktidar› perspektifini ve bu iddiay› hayat›n her alan›ndaki mücadeleye tafl›may› gerektirir. ‹ktidar perspektifi ve iddias›ndan uzaklaflm›fl olanlar, do¤al olarak, böyle bir program›n gerçeklefltirilebilece¤ine de inançs›zd›rlar. Onlar için belki de bu tasla¤›n anlam› “ka¤›t üzerindeki herhangi bir çal›flma”d›r! ‹nançs›zl›¤› ve iddias›zl›¤› hiç bir program tatmin edemez. Çünkü onun için programlar›n anlam› yoktur. Halk Anayasas› Tasla¤›’na iliflkin bir tart›flman›n olma44

Ekmek ve Adalet / 22 Eylül 2002 / Say› 27

mas›, Türkiye solunda iktidar iddias›ndan uzaklaflman›n ne kadar vahim boyutlarda oldu¤unun da bir göstergesidir. Türkiye solunun büyük ço¤unlu¤u itibar›yla, bugün, demokratik devrim mi, sosyalist devrim mi vb. tart›flmalara girecek hali yoktur. Ama devrimi tart›fl›labilir hale getirmenin yollar›ndan ve araçlar›ndan biri, genifl halk kitlelerinin acil talepleri çerçevesinde oluflturulacak bir haklar ve özgürlükler cephesi’dir. Bölük pörçük bir solun mevcut koflullardaki etkisizli¤i ortadad›r. Bölük pörçüklük, kitleler nezdinde nesnel olarak solun güvenilirli¤ini, iddias›n› ve çekim merkezi oluflunu da zay›flatan bir unsurdur. Bu nedenle uzun süredir, birlikte olabilmenin koflullar› üzerinde tekrar tekrar duruyoruz. Dedi¤imiz gibi, Hak güçleri aç›s›ndan, bugün hem gerekli, hem de mümkün olabilecek bir birli¤in temeli, asgari talepler veya baflka deyiflle, haklar ve özgürlükler temelidir. Haklar ve özgürlüklere zemininde, tek bir talep etraf›nda da, etrafl› bir program etraf›nda da birleflilebilir. ikisi de mümkün; mesele birli¤in istenmesinde ve gereklerinin üstlenilmesinde. Çeflitli vesilelerle belirtti¤imiz gibi, tek talep; mesela IMF veya F tipleri veya Kürtçe veya... kim hangisine itiraz edebilir?.. Veya Halk Anayasas› Tasla¤› gibi bir program neden birli¤in zemini olmas›n; bu taslakta yer alan bin maddenin 900’ünde kendine solum, devrimciyim diyenlerin itiraz edece¤i bir fley yoktur (100’ünde de üslup, soyut program tak›nt›lar› nedeniyle anlafl›lamayabilir, ki onlar da kals›n, 900’ü yeter). Burjuvazinin karfl›s›nda bir “alternatif”sek, “biz çözeriz” iddias›na sahipsek, mücadelenin kazanaca¤›na inan›yorsak, bunlar› somutlayan bir araca sahip olmal›y›z. Halk Anayasas› Tasla¤›, tüm sola böyle bir arac› sunuyor. Haklar ve özgürlükler mücadelesini ciddiye alan, devrim mücadelesinin bir parças› olarak gören tüm sola, bu tasla¤a, bir de bu gözle bakmalar›n› öneriyoruz.


Sizden hiç bir fley olmaz; Devrimci kalamad›n›z, burjuvaziye de yaramazs›n›z! Ah ah, neydi o günler... flöyle savaflt›k, hatta böyle da¤lara ç›kt›k... Ah ah, sonra iflkencelerle, hapishanelerle k›yd›lar bize... “146’dan, 168’den mahkum etmekle” de yetinmeyip, ”dernek kurma, vak›f kurma” yasa¤› koydular, “mal ve para idaresi haklar›ndan” yoksun b›rakt›lar, ve heyhat, “babal›k ve kocal›k haklar›m›z›” da elimizden ald›lar... ‹flte sevgili okurlar, onlar böyle “zavall›” bir kuflak... Çok çektiler. Onlar flimdi, milletvekili olam›yor, baba bile olam›yor, koca olam›yorlar! Çok çektiler çok, hala da çekiyorlar, bir vak›f baflkan› bile olam›yorlar! Onlara ac›y›n, destek olun; hiç de¤ilse, bir kokteyllerine kat›l›p, onlarla birlikte bir kadeh at›p efkarlar›na ortak olun! ... Niye böyle bir girifl yapt›k? Çünkü, “kuflak” meselesinin de c›lk›n› ç›kard›lar da ondan. Eskiden bir 68’liler vard›. O s›fat› kullananlar, o mücadeleden kopmufl olsalar da, en döne¤i bile, “o zamanlar dünyay›, Türkiye’yi sarst›k” diye gözlerinde saliselik de olsa bir ›fl›lt›yla sözederdi “kufla¤›ndan”. Sonradan ç›kma “78’liler” ise, sadece a¤lay›p s›zl›yor... Ne zaman gazetelerde gözümüze “78’liler” diye bir ibare iliflse, devam›nda ne gelece¤i art›k biliniyor, çok çektik çok, iflkenceler, dara¤açlar›, ve ille de babal›k, kocal›k hakk›; utanm›yorlar da! Yeniden Özgür Gündem gazetesinin 19 Eylül günkü nüshas›nda “12 Eylüle iliflkin” bir röportaj yay›nland›. “78’liler vakf› giriflimi”nin sözcüsü ve iki giriflim üyesiyle yap›lan röportajda, konuflmac›lar 12 Eylül sürecini “de¤erlendiriyor”lar. Tabii röportaj›n hiç bir yerinde “bu süreci de¤erlendirmek de, o mücadeleyi ve örgütlülükleri bugün hala sürdürenlere düfler” deme sorumlulu¤unu ve mütevazili¤ini göstermeyip, hem s›zlan›p, hem ahkam kesiyorlar.

Kim bu s›zlan›p duranlar? Devrimcili¤i b›rakm›fl, örgütlerinden kaçm›fl, düzende yaflayan, art›k halk›, vatan› de¤il, ailelerini, sevgililerini, düzendeki yerlerini düflünen, ve hem düzen içindeki yerlerini hem “eski” s›fatlar›n› koruman›n tezgah›n› kuran tipler. Tezgah, bazen “vak›f” oluyor, bazen bir legal parti, veya bir dergi, farketmiyor. Örgütlerinden kaçanlar, pili bitmifller, bu tezgahta kendilerini pazarlay›p, “geçmifli” ranta çevirmek istiyorlar.

Ne ölenlerimiz, ne ölmekte olanlar›m›z, ne kavgam›z üzerine söyleyecekleri bir fley yoktur; buna haklar› da yoktur. Bunlar, ne 12 Eylül’ü, ne dünü, ne de bugünü anlayamayanlard›r. Anlad›klar›, gördükleri kadar› ise, onlar› düzene döndürmeye yetmifltir. 12 Eylül’den bir tek devrimcili¤in bedellerinin a¤›r oldu¤unu ö¤renmifller ve elhak, ö¤rendiklerinin gere¤ini yerine getirip riskli, bedelli devrimcilikten kaçm›fllard›r. Ama hallerine bakmadan, büyük de¤erlendirmeler yap›yor, önderlikleri be¤enmiyor, teori yap›yorlar, (bu arada bir yerlere ya¤c›l›k yapmay› da ihmal etmiyorlar). Kimseyi be¤enmiyorsan›z, o dediklerinizi kendiniz yapsan›za o zaman. En az›ndan yapmaya çal›flsan›za. O dinamik, o cesaret, o yürek, o beyin yok ama. Ahkam kesip vak›fç›l›k oynamak kolay. Hayat burda, kavga burda, düflman burda. Kararmam›flsa yüre¤inizdeki cevahir buyrun. Ama buyuramazs›n›z. Terkedemezsiniz düzen içindeki rahat yaflam›n›z›.

Peki öyleyse, bunlar neyin “siyasetini” yap›yorlar? “Siyasi haklar› elinden al›nm›fl”m›fl! 12 Eylül yasaklar› kalkmadan ülke demokratikleflemezmifl, yasaklara karfl› mücadele de bunlarla bafllam›fl! Bir de çok büyük dertleri var. Milletvekili de olam›yorlar. Ah bir girebilseler o parlamentoya. ‹ki günde demokratik devrimi yapar ç›karlar. Ama iflte, ah flu 12 Eylül, b›rak›n milletvekili olmay›, vak›f baflkan› olmay› bile yasaklam›fl. Deveye sormufllar, boynun niye e¤ri misali; neresini düzeltelim bunlar›n. 12 Eylül öncesi, “oligarflinin izniyle” mi, “yasal mevzuat çerçevesinde” mi mücadele etmifltiniz de, flimdi mücadelenizin(!) temeline bunu oturtuyorsunuz? Faflizm karfl›s›nda her türlü bedeli ödemeyi göze alm›fl birinin siyasi hakk›n› kim alabilir elinden? Faflizmin, 12 Eylül’ün yasaklamalar›na karfl› mücadele etmek farkl› birfley, o yasaklar› bahane gösterip mücadele etmemek farkl› bir fleydir. “78’lilik” ikincisi demek oluyor. Onlar “yasakl›” ne yaps›nlar! 12 Eylül öncesinin silahl› savaflç›lar›, illegal militanlar›, flimdi oligarfliye izin de izin diye yalvar›yorlar. Vah, ne hallere düflmüfller. Bu ülkeden ya haberleri yok, ya da habersizmifl gibi dav-

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

45


ranmak ifllerine geliyor. Bu ülke, art›k “direnme hakk›”n›n bile, ölümlerle savunuldu¤u bir ülke. Onlar kalkm›fl, demokratik haklar› için “kokteyller” yap›yorlar. Asl›nda sadece direnme hakk› için ölünen bir ülkede, 12 Eylül yasaklar› için kokteyller yapman›n komikli¤i ve abesli¤i, bu 78’lilik maskaral›¤›n›n ne oldu¤unu da anlatmaya yetiyor. Sizin düzenledi¤iniz üç befl kokteylle mi “demokrasi mücadelesinin geliflece¤ini”, 12 Eylül yasaklar›n›n afl›laca¤›n› san›yorsunuz yoksa? Kolteylleri ö¤rendiler burjuvaziden. Kenan Evren’i ça¤›r›n, o da gelir kat›l›r belki kokteylinize. Nas›l olsa içkili masalarda geçmifl nostaljisi yap›lacak de¤il mi? Evren de kat›l›r, asl›nda netekim ben o kadar bask›c› bir Anayasa yapmak tarafl›s› de¤ildim diyerek taleplerinize destek bile verebilir! K›sacas›, hal fludur ki, “onlar da k›y›s›ndan köflesinden demokratik mücadelenin bir parças› olsunlar” denilip geçilemeyecek bir maskaral›k, bir döneklik var ortada. Taner Akçam solculu¤u baflka versiyonlarla sahneleniyor. Onun için, bu kaçk›n, pili tükenmifl tipleri, “12 Eylül muhasebesi” ad›na, “Türkiye halk›n›n mücadelesi ad›na” konuflturmak da baflka bir sorumsuzluk ve aymazl›kt›r.

Bütün dert; kendini pazarlamak; vak›f, bu pazarlaman›n tezgah› Bunlar ipini koparm›fl, tercihini yapm›fl. Kararlar› kesin: Mücadele için, halk için hiç bir bedel ödemeyecekler art›k. Bir daha asla iflkence tezgahlar›na düflmeyecek, asla tutuklanmayacaklar. ‹flte onlar›n tüm yaflamlar›na ve “siyasetlerine” yön veren budur. Tabii, böyle oldu¤u için de, 12 Eylül’e karfl› adam gibi bir “protesto eylemi” bile yapamazlar. O zaman ya tekrar gözalt›na al›n›rlarsa!.. Mazallah! Karakteristik bir döneklik durumu. Bu ruh halini Orhan Pamuk çok aç›k söylüyor: “bafl›m› belaya sokacak ifllere girmem”! Asl›nda kendilerine en uygun yer, “geceleri polis taraf›ndan kald›r›lma riskinin olmad›¤›” ÖDP ama, tasfiyeci fleflerin yan›nda onlara hiç bir kariyer düflmemesinden korkuyorlar. Bu tipler, kariyerist ve megalomand›r da. Yeniden Özgür Gündem’deki ahkam kesmeler de bunun ifadesi. Kiflilikleri biraz megaloman, biraz arabesktir. Nostaljiyle, (tabii abart›lar eflli¤inde) hala çevresinde kendisini dinleyecek bir kaç kifli bulundurmaya çal›fl›rlar. Kariyer h›rslar›n› öyle tatmin ederler. Asla isimsiz kahraman olmak istemezler, “s›ra neferli¤i” hiç onlara göre de¤ildir. Devrimcili¤i b›rak›r, ama bunu çevresine söylemeye yediremez. Kendilerini hala devrimciymiflcesine “pazarlaman›n” yollar›n› ararlar. Bunlardan biri sözkonusu röportajda kalk›p diyor ki, “78 46

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

kufla¤›n›n 68 kufla¤›na göre ç›kartt›¤› çok daha büyük kitle, iflçi ve ö¤renci önderleri vard›.” fiimdi 70’li y›llarda ortaya ç›kan ilk mücadele önderlerinin önceki sürecin mücadelesine sempati temelinde geliflti¤ini, o mücadelelerin birbirinin devam› oldu¤unu, tarihsel, siyasal, örgütsel olgularla ortaya koymak gerekir ama yarars›z. Onlar›n derdi zaten o de¤il. Onlar, “78 kufla¤› diye bir tarih yaz›p özel bir misyon kazanmak” peflinde. Yani yine ayn› noktaya geliyoruz; kendilerini pazarlamak, art›k vak›f m› olur, dernek mi, yoksa parlamento mu (as›l düflleri de odur) bir kariyer edinmek; dert bu.

“Emperyalizme ve oligarfliye karfl›” vak›fç›l›k! Bir öteki de “karfl› devrim güçlerinin bask›c› ve k›y›mc› niteli¤ini göz önüne al›p ona uygun bir örgütlenme içerisine girmeyince süreç kesintiye u¤rad›” diye tahlil döktürüyor. O “bask›c› ve k›y›mc› nitelik” sürdü¤üne göre, kendisi ne yap›yor peki? “Vak›f” kuruyor. O bask›c› k›y›mc› niteli¤e uygun örgütlenme biçimi de “Vak›f” oluyor demek ki! Keflke 12 Eylül öncesi kursalard› bu vak›flar› da “12 Eylül’de yenilmeseydik”!!! Emperyalizme ve oligarfliye karfl›... bir zamanlar neler önermiyorlard› ki?! Bakt›lar, devrimcilikte pabuç pahal›, bakt›lar AB’cilik revaçta, onlar da s›rtlar›n› AB’ye yaslay›p vak›fç›l›k oynamaya bafllad›lar. Meflruluklar›n›, hakl›l›klar›n› inkar etmifl, kendilerini burjuvaziye ispat yar›fl›ndalar. Geçmiflte elde edemediklerini, burjuvaziye yaslanarak elde etmeye çal›fl›yorlar. Tabii, kendi bafllar›na ayakta kalmalar› zor; bu yüzden flu veya bu kesime s›¤›nt› olarak yaflamaya çal›fl›yorlar. Siyasi s›¤›nt› olanlar›n kendilerine ait bir beyinleri de kalmaz, baflkalar›n›n teorilerini, tahlillerini al›p kendi düflünceleri gibi tekrarlamaya bafllarlar. Bak›n, düne ve bugüne iliflkin söylediklerinin yüzde ellisi, tasfiyeci DY fleflerine, yüzde ellisi de, Kürt milliyetçilerine aittir. Çünkü s›¤›nd›klar› kesimler de onlard›r. 12 Eylül’de ölenlerden sözediyorlar her konuflmalar›nda. Ya 12 Eylülden bugüne katledilenler... ya, ve hala katledilenler... Onlardan niye sözetmiyorsunuz hiç? Onlar› niye görmezden geliyorsunuz? Kokteyllerinizde ad›n› bile anam›yorsunuz onlar›n, unutkanl›ktan de¤il, utançtan. Çünkü mesela F tiplerinde direnenlerin, 97 flehidin ad› geçti¤inde, oradaki kimse, karfl›s›ndakinin yüzüne bile bakamaz. Tabii biraz utanma duygusu kalanlardan sözediyoruz. Ötekiler için söyleyece¤imiz bir çift sözden ibarettir: Sizden hiç bir fley olmaz. Burjuvaziye de yaramazs›n›z. Çekin rak›lar›, koyun teybe arabesk kasetleri... Bu¤ulu beyinleriniz ve yüreklerinizle 12 Eylül yasaklar› üzerine s›zlanmaya devam edin!


gençlik’ten ABD “Kürt beyni” devflirecek! Üniversitelerde baflar›l› olan gençlerimizin Amerika taraf›ndan “burs” vb. tuzaklarla devflirildi¤i biliniyor. Amerika bu politikay› sadece ülkemizde de¤il, bütün dünyada, özelde yoksul ülkelerde uyguluyor. Bat›daki kentlerimizde, büyük üniversitelerde uygulanan bu yöntem, flimdi Güneydo¤u’daki üniversitelere de yay›l›yor. Bunun için, ABD D›fliflleri Bakan› Collin Powel’in Kültür ve E¤itim ‹fllerinden sorumlu bakan yard›mc›s› Patricia Harrison, Güneydo¤u üniversitelerini de Amerikan burs program› Fullbright’a al›nd›¤›n› aç›klam›fl. Bu programla Kürt gençleri vaatlerle devflirilerek, Amerika’ya hizmet etmesi sa¤lanacak. Ürettikleriyle, örne¤in bulufllar›, bilimsel çal›flmalar›yla Türkiye gibi sömürge ülkelerin ba¤›ml›l›k zincirleri s›k›laflt›r›lacak; örne¤in Amerika’ya üretti¤i silahlarla yoksul halklar yokedilecek... Beyin devflirmenin iki yönü var; birincisi kölelefltirmenin bir türü. ‹kincisi ise, bu ülkenin e¤itim politikas›n›n sefaleti.

Emperyalistler sadece topraklar›m›z›, zenginliklerimizi, madenlerimizi ya¤malayarak yoksullaflt›rm›yor ayn› zamanda genç beyinlerimizi ya¤malayarak yoksullaflt›r›yor, kölelefltiriyor. Beyin göçü, ayn› zamanda Türkiye’yi yönetti¤ini iddia edenlerin utanc›d›r. Bilimsellik ad›na hiçbir fley b›rak›lmayan, yüzbinlerce üniversite mezununun iflsiz, halen okuyanlar›n da ifl güvencesinin olmad›¤› bir ülkede beyin devflirmek için emperyalistlerin çok büyük gayretler göstermesine gerek yok. Amerika hem ülkemizi bu hale getiriyor, hem de sonuçlar›n› yine kendi ç›kar›na kullan›yor. Gençli¤in apolitiklefltirilmesi, yurtseverlik duygular›n›n yokedilmesi bilinçli bir politikayla yayg›nlaflt›r›larak yarat›l›yor bu sonuç; her fleyi yok sayarak sadece kendini kurtarma felsefesi beyinlere yerlefltiriliyor, sonra da gelsin Amerika, Avrupa rüyalar›. Gençlerimiz; beyinlerinizi satmay›n. Bilginizi, birikiminizi bu ülkenin ba¤›ms›zl›¤›, halk›m›z›n özgürlü¤ü için kullan›n.

Bu Kafa E¤itilebilir Mi? AB’ye uyulayacak ya; en baflta da iflkence, infaz, katliam san›¤› polise bir güzel makyaj gerekiyor. Hukuk, hak ve özgürlüklere sayg› demiyoruz, bu polis ancak makyajlanabilir. Ama bunun da zor oldu¤u bizzat ‹stanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’den belli oluyor. Polisin kimlik sormak, arama yapmak için hakimden izin almas› gerekti¤ine iliflkin ç›kar›lan yasa gere¤i hukukçular taraf›ndan bilgilendirme toplant›s› yap›l›yor. Dinleyenler rütbeli polisler. Hukukçu, mant›¤›n›, nas›l olaca¤›n› aç›kl›yor ve ilk itiraz hemen yan›ndaki Hasan Özdemir’den geliyor; “iyi de gecenin bir saatinde hakimi nereden bulaca¤›z... can korkusu olan siz de¤ilsiniz ki...” Ve bütün salonda ç›lg›nca bir alk›fl kopuyor; belli ki bütün amirler, müdürler ayn› düflüncede. Buyurun size polisin kafa yap›s›n› en tepeden gösteren bir örnek. Yani çokça demagojisini yapt›klar› gibi münferit vs. de¤il, yönetenlerin kafas› bu. fiimdi bu örne¤i al›n götürün; gece yar›s› bir evi kuflatt›n m›, o saatte nereden bulacaks›n hakimi, bas teti¤e delik deflik et, h›z›n› alamazsan cesedi parçala (çünkü çocuklar›n teröre karfl› e¤itimi için bu da gerekli!) sonra yan›na bir de silah b›rak; “çat›flma ç›kt› atefl açt›k...” aç›klamas› yap. Binlerce kez tekrarlanmad› m› bu sahneler. Bu kafa hu-

kuktan, hak ve özgürlüklerden ne anlar, sadece katletmesini, katlettikleriyle övünmesini bilir. Devrimci Olursan›z, Böyle Olursunuz! Liseler aç›ld›, polis de gençleri “teröre karfl› e¤itmeye” bafllad›. Bolu Emniyeti de görev bafl›ndayd›. Gerisini 26 Eylül 2002 tarihli Milliyet’ten aktaral›m: “Anadolu Ö¤retmen Lisesi’nde terör konulu konferansta, henüz lise ça¤›ndaki ö¤rencilere, çat›flma s›ras›nda öldürülen teröristlerin parçalanm›fl cesetleri gösterildi. Ürkütücü foto¤raflar› gören baz› ö¤renciler 盤l›k at›p gözlerini kapatt›. Bu fotograflar, 13 liseye daha götürülecek.” Yap›lan› ve anlat›lmak isteneni yorumlamaya bile gerek yok, ama biz bir cümle ile türkçelefltirelim: devrimci olursan›z, sizi de böyle yapar›z. Polisin e¤itim anlay›fl› bu. Devletin bütün politikalar› korkutma, gözda¤›, sindirme üzerine flekillenince polis de böyle e¤itir! Hasan Özdemir’in kafas›yla Bolu emniyet müdürünün kafas› aras›nda hiçbir fark yok; demek ki, “münferit” de¤ilmifl bu kafa!

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

47


Birsen Hoflver’den

TECR‹TTEN NOTLAR -1 Yaln›z bafl›na Birsen Hoflver, Malatya Hapishanesi’nde, ölüm orucuna bafllad›¤›nda, takvim yapraklar› 26 Eylül 2001’i gösteriyordu. Ölüm orucunun henüz 20. Günündeyken, idarenin haz›rlad›¤› bir komplo sonucu zorla kaç›r›larak di¤er tutsaklardan tecrit edildi. Aylarca, yaln›z bafl›na, hapishane içinde oradan oraya sürüldü. Aylarca, çantas›ndaki eflyalar› hiç ç›karamadan yaflad›. Hergün, yaln›z bafl›na, iflkenceciler karfl›s›nda irade savafl› yürüttü. Gün oldu güvercinlerle, gün oldu y›ld›zlarla konufltu. Aya¤a bile kalkamad›¤› günler oldu. Düflman›n tek bir amac› vard›; Birsen’in iradesini k›rmak. Tecrit en büyük silahlar›yd›. Ama iflkenceyi, ailesini de kullanmaktan geri durmad›lar. ‹flkencecilerin, tecritin ve idarenin kulland›¤› ailesinin kuflatmas› alt›ndaki Birsen’in tek bir amac› vard›; yaln›z bafl›na oldu¤u bu koflullarda, yürüyüflünü sürdürmek. Birsen’in iradesini yüzlerce gün süren tecrit alt›nda da k›ramad›lar. Birsen’in “Tecritten notlar”›nda, tek bafl›na bir direniflçi karfl›s›nda, direnen bir irade karfl›s›nda, gardiyanlar›n, müdürlerin nas›l hayvanlaflt›klar›n› ama ayn› zamanda nas›l zavall›, çaresiz kald›klar›na da tan›k olacaks›n›z. Tecrit alt›nda ço¤u kez yazmay› istedi¤i halde, kimsenin eline ulaflmayaca¤› düflüncesiyle yazmaktan vazgeçti zaman zaman. Ama eninde sonunda bir yol buldu yoldafllar›; ve kaç›r›l›fl›ndan ancak üç ay sonra Birsen Hoflver’in “Tecritten notlar”› yoldafllar›na ulaflmaya bafllad›. Ölüm orucunun 252. gününe kadar sürdü bu ba¤. Ankara Numune Hastanesine kaç›r›l›fl›na kadar geçen sürede yaflad›klar›n› k›sa notlar halinde yazd› Birsen. Kaç›r›ld›¤› ilk 3 gün su ve flekeri kesti. Di¤er tutsaklar da açl›k grevi yapt›. 253. gün hastaneye kaç›rmaya geldiklerinde Birsen var gücüyle tav›r koydu. Pencereye koflarak kaç›r›ld›¤›n› PKK'lilere duyurup, yoldafllar›na haber iletmelerini istedi. Fakat PKK'liler, Birsen’in yoldafllar› bu haberi duyarsa “eylem yapar” kayg›s›yla ayn› gün haberi iletmediler. Yoldafllar› Birsen’in kaç›r›ld›¤›n› ikinci gün ö¤rendiler. Ama art›k Birsen gitmiflti... Birsen’den geriye “tecritten not”lar kalm›flt›.

48

‹lk not; “2,5 ay... kafes gibi bir yerde...” Uzun uzun bir zaman sonra sizlere seslenebilmek ne kadar güzel ah bir bilseniz. Ama geçen bu üç ayda hiç kendimi yaln›z hissetmedim. Hep yan›mdayd›n›z. Ne olursa olsun her zaman da yan›mda olacaks›n›z. Onlar san›yorlar ki beni ay›rarak örgütümden, Partimden, yoldafllar›mdan ay›rabilecekler. Oysa ki ben her geçen gün daha çok sar›l›yorum, örgütüme, yoldafllar›ma. Hepinizi çok seviyorum. Ve tüm s›cakl›¤›mla, canl›l›¤›mla hepinize tek tek sar›l›yorum. S›ms›k› kucakl›yorum. Biliyorum bu üç ayl›k zamanda neler oldu¤unu merak ediyorsunuz. Asl›nda iflin esas noktas› flu, onlar sald›rd›kça üstüme geldikçe ben de onlara sald›rd›m. Fiziki de¤il tabi, buraya yeni yere gelene kadar ziyaretçilerim çok oluyordu. fiimdilerde azald›. Ben de bol bol ajite çekiyorum. Gerçekten o hallerini görecektiniz. Baya¤› komikti ve ne yaz›k ki ben tek bafl›ma o kadar çok gülemiyorum. Yemekler bile getirdiler kap›ma. Bir sürü tekliflerde bulundular. Çok komik oluyorlar. Sizler de oralarda yafl›yorsunuzdur zaten. Evet 2,5 ay revirde kafes gibi bir yerde kald›m. Oras› korkunçtu. Nefes dahi alam›yordum. Ama yanl›fl anlamay›n gayet iyiydim. Revirde ilk günler geceleri ölüp ölmedi¤ime bakmak için kap›y› aç›p giriyorlard›. Bunun için epeyce arbede yaflad›k. Gece yar›s› sesim ç›nl›yordu. Ortal›kta hatta flu Nedim ... (bafl gardiyan) beni dövmeye bile kalkt›. Baya¤› heyecanl›yd›. Sonradan vazgeçtiler. Hemen her hafta Bakanl›¤a ve savc›l›¤a dilekçe ile baflvurdum. Sonuç ç›kmad›. Sonunda geçen hafta savc› ifademi ald›. Fakat dedi ki ben bir fley yapamam yetkim de¤il, infaz hakimli¤ine baflvur, ben de onu tan›m›yoruz dedim. Ayr›ca Nedim (bafl gardiyan) hakk›nda suç duyurusu için ifade de verdim. ‹t iti iflte, maksat u¤raflt›rmak. fiimdi kald›¤›m yer daha iyi, hava alabiliyorum. ‹yiyim anlayaca¤›n›z. Sa¤l›k durumumu merak ediyorsun biliyorum. Hemen sadede geleyim. Gerçekten iyiyim. fiimdilerde s›v›y› biraz azaltmaya bafllad›m. Eskisi gibi alam›yorum.... * Notlar sürüyor: “Ben zaten örgütüm” diyorum. Tabii çok fazla sorun var. Mektuplar›ma engel olunuyor. Sad›k abiye 2 mektup yazd›m. Hatta biri bombofl 8 sayfa idi. I. Müdür Naci Y›ld›z göndermedi. Bir de yalan konufluyor. ‹ki yüzlü bir adam. Ne mektuplar›m veriliyor, ne de gönderiliyor. Ailemden gelen fakslar› veriyorlar sadece. Onlar da çok komikler. Eve faks cihaz› alm›fllar. Sürekli faks çekiyorlar. Mektup için iki kez suç duyurusunda bulundum. Devam edecem. Gazeteci-yazarlara da mektup yazmay› düflünüyorum. Bakal›m gönderecek mi pek sanm›yorum ama! Kitap vermiyorlar yani bizim kitaplardan vermiyorlar. Beni tamamen kopartmak için u¤rafl›yorlar. Ben de onlara “ben zaten örgütüm” diyorum. Hemen her fleyi kavga dövüfl ald›m diyebilirim. Hatta bir ara bende de nas›l flans varsa kantin dilekçeleri bile kayboluyordu. Revirdeyken banyo suyu sorundu. Su ç›km›yordu. Bidonla su tafl›d›lar. Yani tam rezalet. Art›k çamafl›r y›kayam›yorum, pantolon kazak gibi a¤›r çamafl›rlar›. Yumuflak penye vb. y›k›yorum. Bazen çi¤neyerek y›k›yorum. Kirlilerin size gönderilmesini çok konufltum. Kesinlikle olmaz dedi I. Müdür Naci Y›ld›z. Bak buras› çok komik. Ta ‹stanbul'a eve gönderecekler kirlileri. Aç›k görüflte annemle öyle karar ald›lar. Tam Laz ifli. Bu arada samimiyeti baya¤› ilerletmifl. Annemle Lazca konufluyorlard›. Kaç›r›lma meselesi de flöyle olmufl. Bafllang›çta ailemin haberi yok. Kendileri bizim buradaki örgütlülü¤ümüzü ve gücümüzü k›rmak için yapm›fllar. ... Ailem de sonradan dilekçe vermifller. Hem de bir sürü... * “‹nsan sesi iflte.” Onlar böyle sald›rd›kça sizlere daha çok sar›l›yorum. Ailemden ise hayat›ma bu kadar kar›flt›klar› için çok sinirleniyorum. Beni çok k›zd›r›yorlar. Dilekçeyi geri almak gibi bir ni-

Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28


yetleri yok haberiniz olsun... Yan›mda iki türbanl› k›z var. ‹yi k›zlar, anlafl›yoruz. Yaln›z bizi çok merak ediyorlar. Ve öyle çok soru soruyorlar ki. Sayg› duyduklar›n› söylüyorlar. Hiç olmazsa konuflaca¤›m birileri var. ‹nsan sesi iflte. ... Ben de el iflleriyle u¤rafl›yorum. Kendime bir bere ördüm. Kocaman bir fley. fiimdi de çorap örüyorum giymek için. Asl›nda oyalanmak için yap›yorum. ‹p vb. ald›m. Küçük çoraplardan epeyce ördüm. Size de yapacam ama k›rm›z› ipi bekliyorum. Hepinizi özellikle Fatma ve Feride'yi merak ediyorum. Özlem'in iyi olmad›¤›n› söylüyorlar. Sürekli sizi soruyorum. Say›mlarda çok yan›n›zda olmak istedim. Hep bizim küçük canavarla konuflurduk. Gözümde tütüyorsunuz. Hepinizi o kadar özledim ki tam diyordum birleflecez diye gördün mü nas›l ayr›l›k oldu. * Muharrem'i gazeteden ö¤rendim, biliyor musun. Birden öyle kötü oldum ki kendili¤inden ç›kt› gözümden yafllar. Ah Muharrem ah deyip durdum. Sonunda kavufltu. Biliyor musun bu adam bana zorla yemek yedirmekten bahsetti. fiu yasa ç›k›nca. Kesinlikle I. Müdür Naci Y›ld›z. ... Benim hiçbir fleyden haberim olmuyor. Ne oluyor, ne bitiyor bilmiyorum. Art›k bitiriyorum. Umar›m bu mektup elinize geçer. ... evet bu kadar. Hoflçakal›n. Kendinize çok iyi bak›n, ben iyiyim. Onlara da hep böyle görünecem. Bu müdür (N. Y›ld›z) bana her fleyi yapar. Söyledi de zaten. Her geçen gün daha da yak›nlafl›yoruz. Ve B‹Z KAZANACA⁄IZ.. * “Direnifl... Anahtar sözcük o.” Kaç›r›ld›¤›mdan beri en çok tart›flt›¤›m›z konu flu geceleri gelip ölüp ölmedi¤ime bakmalar› yüzünden oldu. Gecenin bir yar›s› bas bas ba¤›r›yordum. Epeyce harp ettik bu konuda, komik olan da ne biliyor musun. Bir gece en fazla rahats›z ettikleri gece ciddi ciddi saatte bir geliyorlar. Kavga k›yamet o arbede de o zaman olmufltu. Baflgardiyan üstüme yürümüfltü. Tüm yapt›klar›na karfl›n her seferinde kendimi öyle güçlü hissediyorum ki. Öylesine refleksten karfl› ç›k›yorum. Sanki kendili¤inden oluyor. Hemen tepki haz›r. Ben de kendi kendime diyorum Melek sen eskiden böyle de¤ildin. Direnifl... Anahtar sözcük o. Direnifl insan› öyle güçlü k›l›yor ki. Onlar sana her fleyi yapabilir. Öldürseler fiziki anlamda her fleyi yapabilir

ama içindeki beynindeki yüre¤indeki gücü alam›yorlar. Bu da dev gibi yap›yor insan›. Hani perspektiflerde hep derdik yaln›z kalabiliriz vb. Tek bafl›na örgüt olmak... hepsini bafl›na gelince anl›yorsun. Herkesi yan›mda hissediyorum. Hatalar›m oldu tabi. Ama ne bileyim iflte ben direniflle çok güçlüyüm. Ne yaparlarsa yaps›nlar. ... Yazabildi¤im kadar çok yazmak istiyorum. Ne olur ne olmaz. Yaln›zken hiç yazmad›m. Götürürlerse onlar›n eline geçecekti. O yüzden. Ama dedim ya hep sizlerle konufltum. Bazen öyle duygusallafl›yorum ki. O zaman kendimi çok garip hissediyorum. Geçmifli, flehitlerimizi, Gökçe ise hiç sorma, çok kötü oldum. Evet biliyorum beni çok severdi. Ondan eskiler akl›ma geldi. Bir hofl oldum iflte. Ordu'da çat›flma deyince akl›ma hemen Gökçe gelmiflti... * “ölmek o kadar kolay bir zanaat de¤ilmifl” Son zamanlarda böyle unutmalar s›klaflt›. Yaln›z kalmaktan kaynakl› da olabilir. Neyse. Cuma günü epeyce kalabal›k geldiler. TTB doktoru, Sa¤l›k Bakanl›¤›'n›n doktoru, buran›n doktoru, müdürler, tabii 1. Müdür. Muayene etmeye geldiler. Kabul etmedim. Sizin yan›n›za gelmek istedi¤imi söyledim. Yaln›z bafl›ma kalamad›¤›m›, banyo yapamad›¤›m› vs. söyledim. 1. Müdür anlam›fl durumda yaln›z kalamayaca¤›m konusunda, ama sizin yan›n›za vermek konusunda hala ayn› fleyleri söyledi. ... Kendimi de iyi hissediyorum. Zaten iyi oldu¤umu söylüyorlar. Kafam vs. yerinde gezip dolafl›yorum. Hatta pek dinlenmiyorum bile. Sizin yan›n›za verme olas›l›klar› daha yüksek gibi. Neyse Allah belalar›n› versin. Ne yaparlarsa yaps›nlar. Zaten kaç›r›ld›¤›mdan beri her gün götürülme durumu ile yaflad›m. Eflyalar›m bile torbalarda hepsi derli toplu. Her an operasyon haz›rl›¤› içinde geçti diyebilirim. Sonunda geçenlerde ulan dedim ne yaparlarsa yaps›nlar nedir bu? Yanl›fl anlama öyle kendimi s›kt›¤›m falan da yok ama ne bileyim iflte. Anlad›n de¤il mi ne demek istedi¤imi. Asl›nda sizlere anlatmak istediklerim çok fakat kafam› bir türlü toparlayam›yorum. Hep sizinle konufluyorum. Öyle içimden sesleniyorum. Hislerimi, duygular›m› döküyorum sizlere. Çok bunald›¤›m, s›k›ld›¤›m zamanlar oldu. Yeter dedi¤im zamanlar, neden ölmüyorum diye düflündü¤üm zamanlar. Ama ölmek o kadar kolay bir zanaat de¤ilmifl. Hatta s›v›y› yavafl yavafl azalt›rsam diye de akl›mdan geçmedi de¤il. Ama yok öyle olmuyor s›v›y› azaltsam götürürler. Bu kez de diri olmaya çal›flt›m sürekli. Hem zihin olarak, hem fiziksel olarak. Bazen öyle düflüncelerde öyle de¤iflik yerlere gidiyorum ki. fiehitleri ö¤rendi¤imde bir de¤iflik oluyor o zaman akl›mdan geçenler çok çeflitli sizinle paylaflmak istiyorum ama dedim ya kafam› toparlayam›yorum. Her bir tarafa da¤›l›yor. Yaz›y› bitiriyorum ondan sonra unuttuklar›m akl›ma geliyor. Çok gülüyorum bu halime. Sizleri sürekli rüyamda gördüm, hem de hepinizi en son rüyamda gördüm. - sürecek Ekmek ve Adalet / 29 Eylül 2002 / Say› 28

49


kahramanlar ölmez fiehitlik tarihi: 28 Eylül 1980 fiehit düflme flekli: Devrimci bir görevi yerine getirirken silah›n›n atefl almas›yla Yüksel GENÇ yaflam›n› kaybetti. Makbule SÜRMEL‹ fiehitlik tarihi: 28 Eylül 1992 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul ‹çerenköy fiehit düflme flekli: Bulundu¤u evde, ölüm mangalar› taraf›ndan kuflat›ld›¤›nda, direnerek flehit düfltü. Mufl Varto do¤umlu olan Makbule, uzun süre Türk Hemflireler Derne¤inde çal›flm›fl, ‘90 ortalar›ndan itibaren devrimci hareketin içinde farkl› görevler üstlenmiflti.

Elmas YALÇIN

Fuat ERDO⁄AN

fiehitlik tarihi: 28 Eylül 1994 fiehit düfltükleri yer: ‹stanbul Befliktafl fiehit düflme flekli: Barbaros Bulvar› üzerinde bulunan Arzum Cafe’de adl› iflyerinde, savunmas›z flekilde infaz edildiler. Elmas, devrimci memur hareketinin gelifliminde, Fuat, halk›n hukukunun savunulmas›nda önemli misyonlar yüklenmifl, ‹smet, mühendisli¤ini halk›n savafl›n›n hizmetini sunmufl devrimcilerdi.

F. Y›lmaz GÜVEN

fiehitlik tarihi: 29 Eylül 1987 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul fiehit düflme flekli: E m e k ç i l i ¤ i , coflkusuyla mücadele içindeyken, bir hastal›k Hasan Veli AfiIKÇI onu aram›zdan ay›rd›.

fiehitlik tarihi: 1 Ekim 1979 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Bahçelievler fiehit düflme flekli: Faflistlerle ç›kan bir çat›flmada b›çaklanarak katledildi.

fiehitlik tarihi: 2 Ekim 1979 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul Serencebey fiehit düflme flekli: Faflistler taraf›ndan katledildi.

Kayhan TAZEO⁄LU Fatma SÜZEN fiehitlik tarihi: 29 Eylül 1992 fiehit düfltükleri yer: ‹stanbul Beylerbeyi fiehit düflme flekli: Bulunduklar› üs ölüm mangalar›nca kuflat›ld›¤›nda, SDB savaflç›lar›na yarafl›r bir flekilde savaflarak flehit düfltüler.

‹smet ERDO⁄AN

Ömer Faruk BAYRAKTAR

R›dvan SANCAR

fiehitlik tarihi: 2 Ekim 1980 fiehit düfltü¤ü yer: ‹stanbul fiehit düflme flekli: Devrimci bir eylem haz›rl›¤›ndayken, elindeki bomban›n patlamas› sonucu flehit düfltü.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb028 by sol yayin - Issuu