Skip to main content

AdaletWeb010

Page 1

Haftal›k Dergi

Hücreleri

Say›: 10 27 May›s 2002

halklar›n açl›¤a, adaletsizli¤e karfl› hakl› isyan›n› bast›rmak için

F‹YAT (KDV Dahil) 750 000

www.ekmekveadalet.com

Bushlar, Blairler, Le Penler, Ecevitler, Schröderler, Şaronlar, Hikmet Samiler istiyor

Direnme Savafl› emperyalizme, oligarfliye karfl› sürüyor

HASTA OLAN ECEV‹T DE⁄‹L,

DÜZEN! terör demagojisi

www.ekmekveadalet.com

info@ekmekveadalet.com

terör demagojisinin oldu¤u yerde hak ve özgürlükler yoktur... terör demagojisinin oldu¤u yerde bask›, zulüm, ›rkç›l›k vard›r...

neyi örtüyor?


Foto¤raflarla

Sen de imzala... Sen de imza topla! Üzerinde; “Bizler afla¤›da imzas› olanlar diyoruz ki; TECR‹TE HAYIR, ÖLÜMLER‹ DURDURUN!” yaz›l› bir metni elinize al›p çal›n kap›lar›. Komflunuzun, akrabalar›n›z›n, iflyeri arkadafllar›n›z›n kap›s›n› çal›n. Deyin ki, sizin de imzalaman›z laz›m bunu. Deyin ki, çünkü... Çünkü bu imza hepimiz içindir. Bu imza ülkemiz içindir. TAYAD’l›lar›n imza kampanyas›nda ulafl›lan rakam yüzbine yaklaflt›. Çal›n kap›lar›, yüzbini afls›n. Yüzbinler olsun. Çal›n kap›lar› al›nlar›nda k›z›l bantlarla ölüme yürüyen yi¤itlerimiz için, ülkemiz için, gelece¤imiz için. Bu kampanyay› yaln›z destekleyen de¤il, örgütleyen olun. fiimdi genel ça¤r›lar zaman› de¤il, flimdi ifl yapma, elini tafl›n alt›na koyma, emek harca-

Tarihimiz Ama gerçek; herhangi bir sendikada, masan›n üzerine öylesine b›rak›lan bir imza metni, imzalanmaz. Birileri onun sorumlulu¤unu, organizasyonunu, çal›flmas›n› üstlenmezse oradaki mevcut “duyarl›l›k” bile yans›maz o metne. Ciddiyetle sorgulanmas› gereken bir durum belki. Sendikal› iflçileri, memurlar› hangi politikalar bu noktaya getirdi, üzerinde düflünmek gerek. Ama durum bu. Ayn› durum, okulda, semtlerde, baflka DKÖ’lerde de afla¤› yukar› geçerlidir. Bunun için, tek tek devrimcileri, demokratlar›, insanca yaflamak isteyen insanlar› “ifli üstlenmeye” ça¤›rmaktay›z. Biliyoruz, kendini “tutsak yak›n›” sayan o kadar çok insan var ki; her biri bir örgütleyici olmal›. ‹mzalamakla yetinmeyip, kendisi imza toplamal›. Tek tek gitmeli insanlara, gitmeli, anlatmal›. ‹mza istemek, anlatmakt›r, haberdar etmektir, kavratmakt›r. ‹mza kampanyas› yüzbine yaklaflt›. Bir o kadar› da, tutsaklar› destekledi¤i, gönlü onlar›n yan›nda oldu¤u halde, korkuyor... Ad›n› aç›k aç›k yaz-

Bizler afla¤›da imzas› olanlar diyoruz ki;

TECR‹TE HAYIR, ÖLÜMLER‹ DURDURUN! ma, sorumluluk üstlenme zaman›. Biliniz ki, giderek, koflturarak, organize ederek, örgütleyerek ete kemi¤e büründürülmemifl “Ça¤r›”lar havada kalmaya mahkumdur.

Belki ac›, belki trajik, belki vahim.

Çal›n kap›lar›; uyand›r›n kap›n›n ard›ndakini. Çal›n kap›lar›; direniflten yay›lan o büyük özveriyi, kararl›l›¤› yay›n evlere, iflyerlerine. Çal›n kap›lar›; yaln›z ve çaresiz olmad›¤›n› görsün kap›n›n ard›ndaki. Çal›n kap›lar›; çal›n ki, zulüm bizden çalamas›n en yi¤itlerimizin canlar›n›. Çal›n kap›lar›...

1997

ONLAR BÜYÜK D‹REN‹fi‹N GAZ‹LER‹; Zorla müdahalelerle sakat b›rak›ld›lar... fiimdi “bizi en iyi biz anlar›z” diyerek, yokedilen haf›zalar›n› kazanma savafl›n› birlikte veriyorlar...

Yer: ‹stanbul-Nurtepe Susurluk’u protesto eylemlerini meydanlara tafl›yan halk, katledenlerden, kaybedenlerden, soygunculardan

hesap soraca¤›n› ilan ediyor

v Onlarca soruflturma, onlarca dava, Susurlukçular›n “beraatleriyle” sonuçland›. Korkut Eken’e destek aç›klamalar›yla, Susurluk’un bafl failleri de ç›kt› ortaya. Ama herkes biliyor ki, bu düzenin yarg›s›, onlar› da yarg›lamayacak... Yani k›sacas› bu düzende adalet tecelli etmeyecek yine. Ama yukar›daki pankart›n dile getirdi¤i gerçek de¤iflecek mi? HAYIR! HAYIR! HAYIR! Çeteler, ER GEÇ halka hesap verecek!

Say›lar› yüzbinlerle de¤il milyonlarla ifade edilir. IMF iktidarlar› topraklar›n› yokettikçe, zulmün bask›s› artt›kça; düfltüler yollara... GÖÇ’Ü YARATAN BU DÜZEND‹R v

INTERNET adresi: www.ekmekveadalet.com

Mahsuni bizimdir; halk›n ozan›d›r.

E-MAIL adresi: info@ekmekveadalet.com

Ekmek ve

Bürolar›m›z

Ekmek ve Adalet Dergisi Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Ali Ercan Göko¤lu Adresi: ‹nebey Mahallesi ‹nkilap Caddesi Oto Han 55/54 Aksaray Fatih ‹stanbul

Adana- ‹nönü Cad. 7. Sokak K›z›lay ‹fl Han› arkas› Özkan Apt. No:10/2 Tel-faks: 0 322 351 97 25

‹rtibat Telefonu: 0212 491 16 40 Faks:0212 491 16 37

Antakya- Armutlu Mahallesi Elmas Sok. fiaban Kanatl› Apt. Kat: 4 D: 6 Tel-faks: 0 326 223 87 18

Ofset Haz›rl›k: Y›lmaz Yay›nc›l›k Bask›: ASPAfi Pazarlama

Bursa- Baflak Cad. Gür ‹fl Han› Daire: 25/4 Heykel Tel-faks: 0 224 224 93 97

Ankara- GMK Bulvar› Onur ‹flhan› Kat: 6 Daire: 154 K›z›lay Tel-faks: 0 312 417 39 11

Gaziantep- Karatarla Mahallesi Gaziler Caddesi Yeniçeri Sokak No:27 Daire:10 fiahinbey

Fiyat›: 750 000

Fransa:3 Euro

‹ngiltere: £ 2

Avrupa: 3 Euro

‹sviçre:3 Euro

Belçika: 3 Euro

Hopa:- Kuledibi Mah. ‹nönü Cad. Karaman Apt. K:1 No: 1 HOPA/ARTV‹N Tel: 0466 351 32 46

Almanya:3 Euro

Hollanda:3 Euro

Avusturya: 3 Euro

‹zmir- 3. Beyler Cad. 850. Sokak Yaparsoy ‹fl Han›

No: 31/501 Konak Tel-faks: 0 232 446 27 96 Kocaeli- Demiryolu Cad. 1. Geçit Karfl›s› Ekfli ‹fl Han› Kat: 6 No: 40 Tel-faks: 0 262 332 47 40 Malatya- Dabakhane Mah. Eskihalep Cad. Kardefller ‹flhan› Kat: 3 No: 15 Tel-faks: 0 422 325 24 61 Mersin- Kiremithane Mah. 4406 sk. Müzeyyen Boro ‹flhan› No: 9 kat: 1 Dair e 13 Tel-faks: 0 324 232 15 74 Samsun- Talimhane Cad. Bozluolcay ‹fl Han› Kat: 3/42 Tel: 0 362 435 25 80 Trabzon- Kemer Kaya Mah.Kundurac›lar Cad. Dedeo¤lu Sokak Pustular ‹fl Han› Kat: 1 No: 33 Tel-faks: 0 462 321 59 93 Zonguldak- Gazipafla Cad. Ofluo¤lu ‹flhan› Kat: 5 Daire: 9 Tel: 0 372 252 51 79

Adalet

Bu kampanya kapsam›nda imza metinleri sendikalara da b›rak›ld›. Ama toplanan imzalar içindeki en küçük oran, sendikalardan gelen imzalar oldu. Hepsi hepsi bir kaç bin. Bunun d›fl›ndaki imzalar, TAYAD’l›lar›n ev ev, kap› kap› dolaflarak, iflçisiyle, memuruyla, gecekondulusuyla, ayd›n›yla, avukat›yla, herkese tek tek ulaflmas›yla topland›.

maktan korkup, imza atm›yor... Ama halk›m›z›n, biny›ll›k deyiflini hat›rlay›n; çal›n kap›lar›, ve hat›rlat›n; korkunun ecele faydas› yok! Korkunun efli¤inde kald›¤›m›z sürece, tüm melanetler gelip bulur sizi. Açl›k, zulüm, fuhufl, hepsi bulur... anlatal›m.

Tarih:


‹çindekiler

Terör demagojisinin oldu¤u yerde...

3... Terör demagojisinin oldu¤u yerde 5... Hasta olan Ecevit de¤il düzendir 6... Oligarflinin yönetememe krizi 8... Seçim: Erken veye geç! 9... Ba¤›ms›z Türkiye: Devlet haz›rolda... 10... Zulüm alt›nda süren direnifl ve “Demokratik Kamuoyu” sorumlulu¤u 11... Kand›ra’da Futbol maç› neyi gizliyor 12... Yalana kuvvet! 14... Aklay›n! 15... ‹YÖ-DER’lilerin ça¤r›s›... 16... Hükümetsa, lastik görevini erteledi 17... “sa¤duyu” de¤il, pro¤raml›,

erkesin bildi¤i gibi, “anarfli, terör” deyiflleri hiç de yeni de¤ildir. En az›ndan bir elli y›ll›k geçmifli vard›r. Ama “terör” kavram›n›n belli bir politikan›n arac› olarak, bir kampanya biçiminde kullan›lmas› daha sonralara denk düfler. Son on y›l, bu demagojinin en yo¤un biçimde ifllendi¤i dönemdir. Mesela, hat›rlay›n, 1970’lerin bafl›nda, halk kurtulufl savaflç›lar›n›n silahl› eylemleri gündemdeyken, “terör” kelimesi yoktu bu kadar ortal›kta. O günün manfletlerinde daha çok “anarflist” sözü yer al›rd›. “anarflistler konsolosu kaç›rd›... üç anarflist öldürüldü”... gibi. “Anarfli ve anarflist” kavramlar› da “terör ve terörist”le ayn› amaçla kullan›l›yordu. Devrimcilerin amaçlar›n›, ideallerini gizlemenin, çarp›tman›n bir arac›yd›. Devrimcileri, halk kurtulufl savaflç›lar›n› halk›n gözünde karalamak ve halktan tecrit etmek amaçlan›yordu.

H

kararl› mücadele zaman›! 18... Almanya Bush’u karfl›lad›: “Dünyan›n en büyük teröristi Bush” 19... Amerika’n›n “terör raporu”... 21... Amerikan yalan merkezleri çal›fl›yor 23... ‹flkenceyle yok edilen haf›zalar› “Sevgi evleri”nde kazanma savafl› 26... 2. y›l›nda F tipleri 29... Gettolar ve kondular Gençlik’e komplo haz›rl›¤›

980’lerde literatüre, emperyalizmin ideolojik sald›r›lar›yla birlikte “terörizm” demagojisi daha yo¤un biçimde girdi. Emperyalizme karfl› halk kurtulufl savafllar› “terörizm”, halk kurtulufl savaflç›lar› “terörist” ilan edildi. Uzun bir zaman da böyle kullan›ld›. Bugünse art›k “terör ve terörizm” kavram› en genifl kullan›m›na ulaflt›. Art›k emperyalizme flu veya bu biçimde, flu veya bu noktada karfl› ç›kan herkes, terörist, emperyalizme karfl› her eylem terör eylemi olarak nitelenir hale geldi. Yaln›z örgütler, militanlar de¤il, ülkeler, uluslar, halklar, “terörist” ilan ediliyor art›k... Ama bu süreç, özellikle de 11 Eylül 2001’den bu yanaki süreç, “terör ve terörizm” demagojsiyle nelerin gizlendi¤inin, gizlenmek istendi¤inin de az çok görülmesine vesile oldu. fiimdi art›k çok daha kesin ve kan›tlar›yla söyleyebiliriz ki:

1

31... Polis devletinin kameras› 32... Halk›n hukuku: Kim daha suçlu? Afetin 54. y›ldönümü 33... Cihad Cibril katledildi 35... Afl›k Mahsuni’yi kaybettik 36... Göç ve iflsizlik-1... 39... Tersine göç 40... Seçim, birli¤in zemini olamaz! 41... Despot kafa 42... Bir raporda Almanya’dan 44... fiehide a¤›t Yurtd›fl›ndan... 46... Benim ad›m Fidan... 47... Nurhak... Maltepe... Devrime akan ›rmaklar 48... Katk›: Hasan K›yafet, Ekmek ve Adelet 50... Üç harfin anlatt›¤›

erör demagojisinin oldu¤u yerde hak ve özgürlükler yoktur. Hak ve özgürlükler mücadelesini bast›rmak için bask› ve zulüm vard›r... Terör demagojisinin oldu¤u yerde, ulusal ve s›n›fsal sorunlar vard›r; bu sorunlar bast›r›lmak, yok say›lmak istenmektedir... Terör demagojisinin oldu¤u “Terör” demagojisi, halklayerde, gericilik, faflizm, ›rkç›l›k vard›r... r›n ulusal sosyal kurtulufl Terör demagojisinin mücadelelerinin de, en s›raoldu¤u yerde, emperyalist tekellerin dünya dan talepler için haklar ve halklar›ndan gizlenmek istenen ç›karlar› varözgürlükler mücadelesinin d›r... Yaln›z bunlar da de önüne emperyalizmin ve de¤il:

T

erör demagojisinin oldu¤u yerde, halk›n flu veya bu biçimde direnifli ve mücadelesi vard›r. Egemen s›n›flar›n o di-

T

oligarflilerin ç›kard›¤› bir barikatt›r... Ekmek ve adalet için, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük için, bu barikat afl›lmal›d›r. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

3


renifli bast›rma politikalar› yürürlüktedir. Sömürü ve soyguna karfl› hiç bir direniflle, mücadeleyle, eylemle karfl› karfl›ya olmayan egemen s›n›flar, do¤al olarak terör demagojisine de ihtiyaç duymayacaklard›r. Çünkü zaten düzenlerini itirazs›z sürdürmektedirler. Ama düzene karfl› bir itiraz yükselmeye bafllad›¤›nda, ve bu itiraz, silahl› silahs›z direnifl biçimine büründü¤ünde, terör yaygaras› da t›rmanmaya bafllar. Halk›n direnifli, mücadelesi ne kadar güçlüyse, terör yaygaras› da o kadar yüksek perdeden yap›lmaya bafllan›r. Halk›n mücadelesi ve direnifli kitlesellefltikçe, “terör” kavram›n›n kapsam› da genifller. “Terörizm” demagojisinin a¤ababalar›, emperyalistlerdir. Dolay›s›yla neyin “terör” oldu¤una, neyin “terör” olmad›¤›na karar verme hakk›n› da kendilerinde görürler. O dönemki ekonomik, siyasi ç›karlar›na ve politikalar›na göre “terör listeleri”ni geniflletip daralt›rlar. erör demagosinin oldu¤u yerde, uluslararas› hukuk da yoktur; halklar›n, devletlerin eflitli¤i yoktur. Ba¤›ms›zl›k, ulusal onur tehdit alt›ndad›r. Suudi Arabistan, bilindi¤i gibi, ABD’nin Ortado¤u’daki en sad›k hizmetkarlar›ndan biriydi. Ama bak›n geçenlerde gazetelerde ç›kan bir haberde flöyle deniyordu: “ABD Savunma Bakan› Wolfowit, Richard Perle ve Yahudi lobisi, Irak'tan sonra ABD'yi Suudi Arabistan rejimini y›kmas› için bask› alt›na al›yorlar... Weekly Standard adl› sa¤ e¤ilimli derginin genel yay›n yönetmeni William Kristol, ‘El Kaide üyelerine ilham veren, ‹slam'›n köktenci yorumunu destekleyen Suudi Arabistan'da bir rejim de¤iflikli¤ini George Bush'un göz önüne almas›n›n zaman› geldi’ dedi”... “Terör listeleri”ne inananlar›n gözünü açacak bir örnek. Terör demagojisinin çarp›c› bir yorumu! ‹flbirlikçi bir ülke bile, pekala Amerikan imparatorlu¤unun tüm isteklerine tam boyun e¤medi diye, terör demagojisiyle hedef haline getirilebiliyor. “Terör” kavram› art›k öyle bir hal ve tarif kazanm›flt›r ki, “Amerikan ç›karlar›n›n, isteklerinin bir harfine karfl› ç›kmak” da terör olarak adland›r›labilecek noktaya gelmifltir.

munu destekliyor”! ‹flte bütün bu örnekler, “terör demagojisinin oldu¤u yerde ne ulusal, ne uluslararas› hak ve özgürlüklerin, hukuk ve adaletin, ba¤›ms›zl›k ve özgürlü¤ün olmad›¤›”n›n aç›k kan›tlar›d›r. Bu örnekler, terör demagojisinin, nihai anlamda emperyalizmin dünya düzenine karfl› tüm muhalefeti yoketmeyi hedefledi¤inin kan›tlar›d›r. mperyalizmin dünya çap›ndaki politikalar›nda da, iflbirlikçi oligarflilerin faflist politikalar›nda da bu demagojiden sonuna kadar yararlan›l›yor. Sadece son bir kaç hafta içinde emperyalist medyada ve ülkemiz medyas›nda öne ç›kar›lan, defalarca tekrarlanan haberleri hat›rlay›n. Canl› bombalar, istihbaratlar, s›n›rdan girdiler, kamplarda e¤itildiler... sald›racaklar, bombalayacaklar... “Teröre karfl› mücadele” dedikleri zulüm politikalar›n›n gerekçesi iflte böyle yarat›l›yor. Falan yerde bir mitinge izin verilmiyor, gerekçe: “istihbarat al›nd›, terör örgütlerinin olay ç›karmas› ihtimali var”... Bu tür yalan istihbaratlar, ony›llard›r hep yasaklar›n, bask›lar›n gerekçesi yap›ld›... fiimdi onun dünya çap›ndaki benzer örneklerine tan›k oluyoruz. Kore, Küba “terörü destekleyen ülke” ilan ediliyor. Gerekçe, “kitle imha silahlar› üretti¤inin istihbarat› al›nd›” Kan›t? Yok.

E

T

BD’nin içlerinde DHKP-C’nin de oldu¤u befl örgütü “hedef örgüt” ilan ederken ki gerekçesini hat›rlay›n: “ABD’nin Afganistan’daki operasyonunu aç›kça elefltirmek”! Bu gerekçe, terör demagojilerinin tüm içyüzünü ortaya seriyordu. Yar›n Suudi Arabistan da pekala “fler ekseni” veya “terörü destekleyen ülkeler” listesine sokulabilir; gerekçe haz›r: “islam›n köktenci yoru-

A

4

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

‹

flte bütün bunlar gösteriyor ki, “terör demagojisi”, halklar›n ulusal sosyal kurtulufl mücadelelerinin de, en s›radan talepler için haklar ve özgürlükler mücadelesinin de önüne emperyalizmin ve oligarflilerin ç›kard›¤› bir barikatt›r... “Teröre karfl› savafl” demagojisinin gerekçesi olarak, buna paralel bask› ve yasaklar›n gerekçesi olarak “eylem”ler gösteriliyor; gerçek tersidir; emperyalizme oligarfliye yöneltilen eylemlerin gerekçesi, bu bask›lard›r; terör demagojileriyle halklar›n tüm ekonomik, siyasi, sosyal haklar›n›n gasbedilmesi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelelerinin kanla bo¤ulmas›d›r. fiu kesin olarak söylenebilir; emperyalistlerin ve oligarflilerin “terörizm” demagojisi sürdü¤ü müddetçe, halklar›n silahl› ve silahs›z kurtulufl mücadeleleri de sürecektir. Çünkü terör demagojigsinin sürmesi demek, halklar›n ekme¤inin, özgürlü¤ünün, ba¤›ms›zl›¤›n›n yokedilmeye devam edildi¤inin göstergesinden baflka bir fley de¤ildir. Halktan, hak ve özgürlüklerden yana olanlar, ve bizzat halklar›n kendisi, “terör” demagojisinin kendisini ve dillere, beyinlere yans›yan tüm sonuçlar›n› silip atmal›d›rlar.


Hasta Olan Ecevit De¤il Düzendir Hasta, bunam›fl devlet adamlar› yürümekten aciz hale gelmifl, ama soygun ve zulüm politikalar› kesintisiz sürüyor. “Devlet politikas›nda süreklilik esast›r” ; IMF uflakl›¤›nda kesinti yok. Çünkü kaptan köflkünde Genelkurmay oturuyor. Günlerdir bas›n›ndan siyasetine Ecevit’in sa¤l›¤› üzerinden flekilleniyor bir çok geliflme. Seçim isteyenler, Ecevit’in hastal›¤› diye bafll›yor konuflmaya. Hükümet, Ecevit’in sa¤l›¤› diye bafllay›p savunmaya geçiyor. Tekeller, “ifllerimiz yürümüyor vekalet ver” diye bask› yap›yor. Bas›n, k›r›k kaburgalardan bafllay›p, Ecevit’in pencereden el sallamas›n› “son dakika” haberi diye veriyor. Ecevit’in hastal›¤›yla krize tutulma korkusu yaflayan bir devletin sa¤laml›¤›ndan kim sözedebilir? Ecevit de¤il, düzenin kendisi hasta olmufl; en küçük bir rüzgarda borsas› nezle olup düflüyor, ç›k›yor, krizle yat›p kalk›yorlar. Kaburgas› k›r›lm›fl, 15 gün bunam›fl bir kafayla oturuyor. Neymifl, borsa düflmesin diye fedakarl›k yap›yormufl. Ülkemizi IMF’ye satarken de o fedakarl›klar› yap›yordu. Hapishanelerde dört duvar aras›ndaki insanlar katledildi¤inde de büyük fedakarl›k içindeydi, katliam›n muzaffer komutan› gibiydi Ecevit. Ülkeyi yöneten iflte bu kafalar. Büyük devletin liderlerine bak›n. Ecevit’in hastal›¤›n› gizlemeye, küçültmeye çal›flan düzen, asl›nda kendi hastal›klar›n›n ne kadar büyük oldu¤unu itiraf ediyor. Öylesine pamuk ipli¤ine ba¤l› ayakta duruyor ki, en küçük bir kargafladan korkuyor düzen. Gerçekte hiçbir fleyi de¤ifltirmeyece¤i malumken seçim yapacak durumda bile olmamas› “ya istemedi¤im bir parti gelirse” korkusunun ürünü. Çözüm bulam›yor, çözümsüz kald›kça daha fazla bask›, daha fazla zulüm ve soyguna yükleniyor.

Yata¤a mahkum hale gelmifl devlet, ama halk› soymay› hala iyi beceriyor. Soygun kararlar›, zamlar, grevlerin ertelenmesi kararlar›, IMF’ye günlük raporlar hala eksiksiz veriliyor. F tiplerinde zulüm aral›ks›z sürüyor. Polis komplolar› h›z›ndan bir fley kaybetmiyor. Gecekondular hala polis bask›s› ve kuflatmas›nda. Polis kameralar› meclis odalar›nda... Dedik ya, “devlette devaml›l›k esast›r.” Zulüm ve soygun mekanizmas› kesintisiz ifllemeye devam ediyor. Kaburgalar› k›r›k devlet adamlar›, bask› politikalar›n› hiç aksatmaks›z›n uygulamay› sürdürüyor; çünkü as›l kaptan köflkünde Genelkurmay var; onlar da gayet sa¤l›kl› ! Genelkurmay, hiçbir halk deste¤i kalmam›fl, halk›n her kesiminin “git” diye feryat halinde hayk›rd›¤› yatalak bir iktidar›n arkas›na tanklar›n›, toplar›n› dayam›fl düflmesin diye ayakta tutmaya çal›fl›yor. Ecevit iktidar›n› posas›n› ç›karana kadar kullanmakta kararl›. Karargah›n önündeki bir vitrin gibi bu iktidar. Bu nedenle hastane odalar›nda yap›lan toplant›lar›n, “ben olmazsam Türkiye batar” megalomanl›¤›na tutulmufl Ecevit’in ne önemi var? Kaptan köflkü sa¤lam olduktan sonra IMF, tekeller, Amerika hiç merak etmesin.

Oligarflinin düzeni 75 y›ld›r bu halde! 75 y›ld›r hasta yata¤›ndaki sömürü ve soygun düzenini Susurlukla, zulümle ayakta tutan; genelkurmayd›r. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

5


Oligarflinin

Yönetememe

Krizi Krizi “Emperyalist hegamonya alt›ndaki bütün geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerde mili kriz, tam anlam› ile olgunlaflm›fl olmasa bile mevcuttur. Varolan kapitalizm... çarp›kt›r, emperyalizme göre biçimlenmifltir. Emperyalist hegamonya toplumun kendi iç dinami¤i ile geliflmesine engel oldu¤u için ülke alt yap› iliflkilerinden üst yap›s›na kadar, milli bir kriz içindedir.” Mahir Çayan “Hasta adam”... Bu iki kelime yanyana gelince, bugün Türkiye’de herkesin akl›na geleçek ilk isim kuflkusuz Baflbakan Bülent Ecevit’tir. Hay›r, biz ondan sözetmiyoruz. Biz daha eskilerden sözedece¤iz. Bu deyim, hasta adam, 1900’lerin bafl›nda, Osmanl› Devleti’ne tak›lan bir add›. Avrupa’n›n gözünde ‘hasta adam’d› Osmanl›. Ne yönetimi, ne maliyesi, ne bütçesi kalm›fl, ordusu büyük ölçüde da¤›lm›fl bir devlet durumundayd› çünkü. Ordusunu bir yana koyarsan›z, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti devletiyle büyük benzerlik tafl›yordu. Emperyalistler, 1920’lerdeki gibi “hasta adam” demeseler de, IMF’nin, Dünya Bankas›’n›n, ABD, AB yetkililerinin kulland›¤› “Türkiye tehlikeli eflikte” “ya batars›n›z, ya ç›kars›n›z” gibi deyimler, esas›ndan ondan farkl› de¤ildir. Türkiye, iflte bu nedenle, Ecevit’in hastal›¤› kadar, Türkiye devletinin, düzeninin hastal›¤›n› tart›flsayd›, en az›ndan, gerçe¤in kavranmas›na bir katk›s› olurdu. Ama Ecevit’in hastal›¤› da, bir anlamda bu gerçe¤in görülmesine hizmet ediyor. Çünkü, bir tek kiflinin hastal›¤›, düzenin ne büyük açmazlar içinde oldu¤unu da göstermifl oldu.

ABD’nin, MGK’n›n istikrar iste¤i ve 28 fiubat Mevcut hükümet, Genelkurmay›n ve TÜS‹AD’›n, 28 fiubat’tan sonraki süreçte, tanklarla, medyayla iteleye kakalaya ortaya ç›kartt›klar› bir hükümettir. Genelkurmay›n 28 fiubat müdahalesinin en önemli

6

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

amac›n›n “düzen partilerini hizaya sokmak” oldu¤unu söylemifltik o zaman. 28 fiubat’tan sonraki seçimlerde, “en çok hizaya gelen” üç partinin hükümeti kurduruldu. Emperyalizmin ve oligarflinin istedi¤i “Siyasi istikrar” sa¤lanm›flt›. TÜS‹AD’›n, Genelkurmay›n, IMF ve ABD’nin istekleri bir bir ve h›zla yerine getirilmeye baflland›. TBMM, gerçekten de Ecevit’in dedi¤i gibi “geceyar›lar›na kadar çal›flarak”, tekellerin istedikleri yasalar› ç›kard›. IMF’ye niyet mektubu üstüne niyet mektubu verildi. Genelkurmay ‹srail’le anlaflma üstüne anlaflma imzalad›. Zamm›n ve tabii zulmün haddi hesab› yoktu. Emperyalizm yap diyor, hükümet yap›yordu. Soygunun, IMF paketlerinin pervas›zl›¤›, açl›¤›, iflsizli¤i, iflaslar› körüklüyor, bu da halk›n tepkisini büyütüyordu. Onun da çaresi vard›; nas›l olsa iflbafl›nda “istikrar›” sa¤layacak, bir tek soygun ve zulüm karar›n›n alt›na bile imza atmamazl›k yapmayacak bir hükümet vard›; meydanlara ç›kanlar panzerlerle, coplarla ezildi, hapishaneler, gecekondu semtleri kana bo¤uldu. Oligarfli ve özel olarak da Genelkurmay, böyle bir hükümetten vazgeçmek istemiyor. Ayakta duramayan, üst üste iki do¤ru cümle kuramayan bir adam›n baflbakanl›¤›nda, DSP-MHP-ANAP hükümetindeki ›srar›n özü iflte budur.

Israr, krizin derinli¤inin de göstergesidir Geçen y›l›n fiubat’›nda ortal›k “kriz” sözüyle allak bullak olmuflken, biz, kriz sözüne, burjuva medyan›n yükledi¤i o “ola¤anüstü” anlam› yüklemedik. Çünkü, bu ülkede, kriz süreklidir. Biraz iner, biraz ç›kar, derinleflir, s›¤lafl›r, ama süreklidir. Bu durum, onlarca y›ld›r böyledir. Krizin süreklili¤ine, ister hükümetler cephesinden, ister halk›n yoksullu¤unun cephesinden bak›n, görürsünüz. Devrimci hareketin önderi Mahir Çayan’›n daha otuz y›l öncesinden tesbit etti¤i “milli kriz”in en temel olgular›, yönetenlerin yönetemez hale gelifli ve yönetilenlerin de eskisi gibi yönetilmek istemeyiflleridir. Peki bu iki durum da geçerli de¤il mi ülkemizde? Halk›n böyle yönetilmek istemeyifli ise, özel hiç bir kan›t gerektirmeyecek kadar aç›k bir gerçektir.


Peki oligarfli rahatça yönetebiliyor mu? Evet, istedi¤i gibi IMF programlar›n› uyguluyor, katliamlar yap›yor, ama iflte, bir baflbakan›n yerine baflka bir baflbakan ç›karam›yor. ‹stedi¤i hiç bir karar› alam›yor, sadece kendisine IMF, ABD, AB taraf›ndan dikte edilen kararlar› tasdik edebiliyor. Yani özü, yönetemiyor. Ony›llard›r bu ülkede seçimin “normal” zaman›nda yap›lmas›, bir kaç istisnadan ibarettir. Bu ülkede yap›lm›fl seçimlerin ço¤u, “erken seçim”dir. Hemen hiç bir hükümet, normal seçim süresinin dolmas›na kadar dayanamam›flt›r. Bu bile, yönetememe krizinin aç›k göstergelerinden biridir. Bu hükümet, hala “direniyor”! Çünkü oligarfli, henüz ikinci bir hükümet alternatifini bulabilmifl de¤il. Durumlar›, tastamam “afla¤› tükürse sakal, yukar› tükürse b›y›k” noktas›ndad›r. Ne mevcut TBMM’den baflka bir hükümet alternatifi ç›karabiliyorlar, ne de seçime gidebiliyorlar. Halk›n IMF’ye karfl› öfkesinin, iktidardan hoflnutsuzlu¤unun, seçim sand›¤›nda da olsa istenmeyen sonuçlar do¤uraca¤›ndan korkuyorlar. 28 fiubat’la sa¤lanan “hiza”n›n bozulmas›ndan korkuyorlar.

Krizden kurtulamayacaklar Hükümet-MGK-AB-Genelkurmay-ABD-TÜS‹AD... hepsi aras›ndaki iliflkiler “ince dengeler” üzerine kurulmufl durumda. Böyle oldu¤u için de, mesela, mecliste hemen hemen DSP’yle ayn› sandalye say›s›na sahip MHP’ye Baflbakanl›¤› devredemiyorlar. Genelkurmay bunu ister asl›nda. Ama bir çok fley buna engeldir. Ecevit’in hastal›¤›, bir bak›ma da düzenin “hastal›¤›n›n” resmidir; Oligarflinin, kendi içinde alternatifsiz duruma düflmesi, tüm partilerin tek tiplefltirilmesi, ideolojisizlefltirilmesi’nin de bir sonucudur. Düzen partileri, içte MGK çizgisine d›flta IMF çizgisine tabi k›l›nm›flt›r. Bu noktada pürüz ç›karan veya ç›karma ihtimali bulunanlar› ise, ne TÜS‹AD, ne Genelkurmay, ne IMF ve ABD istememektidir. alar› sonucudur... Durmaks›z›n yeni partiler kurulmas› da, oligarflinin yönetememe krizinin bir baflka göstergesidir. Durmaks›z›n yeni parti kuruluyor, ama birbirlerinden farks›z, renksiz partiler. Birinin liderinin giyimi klasikmifl de, birininki modernmifl, ancak bunlarda bir fark görülebiliyor, çünkü hepsi IMF’ci ve MGK’c›. Bu ise, kim iktidar olursa olsun, düzenin krizden ç›kamayaca¤›n›n bugünden kan›t›d›r. Çünkü IMF politikalar› ve faflist rejim, ekonomik ve siyasi krizlerin de kayna¤›d›r.

Bu krizin sonucu, “Arjantinden de beter” olmakt›r “Kriz” denilince, acaba Arjantin gibi mi olaca¤›z diye tart›fl›ld› bir zamanlar da. Tart›flma unutuldu belki ama

ihtimal hala gündemde. Arjantin kendi çap›nda daha dayan›kl› bir ekonomik altyap›ya sahiptir. Ama Türkiye oligarflisi, ekonomisinde de, siyasetinde de alabildi¤ine çürük temeller üzerinde iktidar›n› sürdürmektedir. Bunu emperyalistler de çok iyi bildi¤i için, ekonomik, askeri, siyasi desteklerini eksik etmiyorlar. Evet, hep söylendi¤i gibi, Türkiye gerçekten de hem co¤rafi, hem siyasal anlamda “stratejik” bir konumdad›r. Bu emperyalizm aç›s›ndan böyle oldu¤u gibi, dünya halklar›n›n mücadelesi aç›s›ndan da böyledir. Tümüyle iflbirlikçilefltirilmifl, faflistlefltirilmifl bir iktidar, emperyalizm için bölgedeki ç›karlar› aç›s›ndan ne kadar önemliyse, Türkiye topraklar›nda halklar›n mücadelesinin geliflmesi de, ayn› flekilde bölge aç›s›ndan o kadar önemli ve etkileri genifl olacakt›r. ABD, IMF, AB sözcülerinin “Türkiye’nin çöküflüne müsaade etmeyiz” sözlerinin anlam› da budur. Ama milli krizi iyice derinleflmifl bir iktidar›, ilelebet emperyalizm de ayakta tutamaz. Filipinler’den Endonezya’ya, fiili’den Nikaragua’ya kadar bir çok ülkedeki geliflmeler bunun örne¤i ve kan›t›d›r.

Veli Küçük Sedat Peker Kolkola 23 May›s’ta bir salonda “Türkçülük Gecesi” kutlan›yordu. Kutlamay› organize eden ünlü mafyac› Sedat Peker’di. Kutlaman›n bafl konu¤u ise, emekli Tu¤general Veli Küçük. Gerçekte onlar, bugüne kadar Susurluk üzerine say›s›z yaz›da, raporda bir araya gelmifllerdi. Telefon görüflmelerinin sayfalarca uzay›p giden kay›tlar›, onlar› do¤rudan ve çok çeflitli “kontak”lar arac›l›¤›yla birbiriyle irtibatland›r›yordu. Ama do¤rusu, hiç kimse onlar› yanyana görmemiflti. O da oldu. Veli Küçük’ü, Sedat Peker’in organize etti¤i geceye kat›lmaya yönelten kafa yap›s›yla, Do¤an Gürefl baflta olmak üzere, emekli generallerin Korkut Eken’i “sahiplenmekte”, Eken’in yapt›klar›n› üstlenmekteki düflünce ayn›d›r. Pervas›zca Susurluk’u meflrulaflt›rmak, legallefltirmek istiyorlar. Biz buraday›z, Susurluk sürüyor diye ilan ediyorlar. Evet, biz de öyle diyoruz. Susurluk sürüyor; Susurluk’a karfl› mücadele de öyle.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

7


SENjM;

ERKEN VEYA GEÇ! Ne olacak? Kim gidecek, kim gelecek? Ne olacak da birfleyler de¤iflecek? Hükümet ortaklar› hastanede topland› ve “erken bir seçimi düflünmüyoruz” aç›klamas›n› yapt›. Ama iki ayd›r tart›fl›l›yor erken seçim, ve bu aç›klamaya ra¤men de tart›fl›lmaya devam edecektir. Çünkü Türkiye siyasetinde seçim bir kez tart›fl›lmaya baflland› m›, onu art›k kolay kolay gündemden kimse ç›karamaz. Zaten, egemen s›n›flar›n seçim tart›flmas›n› gündemden ç›karmak gibi bir iste¤i de olmaz. Çünkü “seçim”i ortaya atan hemen her seferinde kendileridir. Zaman zaman düzen sendikalar›ndan reformist partilere kadar farkl› kesimler taraf›ndan da dile getirilir, ama erken seçim talebinin sahibi, esas›nda hep düzen partileridir. Zamlar›n, zulmün halk›n “buras›na kadar” geldi¤i zamanlarda akla gelen ilk “çare”lerden biri olarak hemen erken seçim sözü ortaya at›lm›flt›r. Bugünler de öyle günlerdir. Erken seçim ve bizzat seçimin kendisi, egemen s›n›flar taraf›ndan bo¤ulmakta olan halka at›lan bir “can simidi” gibi gösterilir. Ama bu “can simitleri”nin bugüne kadar halk› kurtard›¤› da hiç görülmemifltir. Halk bir ço¤una sar›lm›fl, ama her geçen gün, her geçen dönem, biraz daha dibe batmaktan kurtulamam›flt›r. Seçim aldatmacas›n›n esprisi de budur zaten. Kitlelerin ortaya saç›lan “can simitlerinden” birini tutundu¤u zaman kurtuluyorum hissine kap›lmas› sa¤land›¤›nda, seçim oyunu da her zamanki rolünü oynam›flt›r. Kitleler, tutunduklar› can simitlerinin hiç birinin birbirinden fark› olmad›¤›n›, daha da vahimi, tutunduklar› fleyin bir can simidi olmad›¤›n› anlad›klar›nda ifl iflten geçmifl; oligarfli sömürü düzenini seçim sand›klar› arac›l›¤›yla bir kez daha meflrulaflt›rm›flt›r.

Al›n birini vurun ötekine... Var m› içlerinde IMF’nin bu paketlerini uygulamayaca¤›z diye rest çekebilen biri? Var m› içlerinde soyguncuyu, hortumcuyu, haks›z kazanç sa¤layan herkesi cezaland›raca¤›m diyen? Var m› içlerinde iflsizlik sorununa dair bir çözümü olan? Var m› içlerinde IMF’nin ve ABD’nin uygulatt›rd›¤› tar›m po-

8

ALDATMACANIN BAYRAKLARI

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Yak›nda, aldatmacan›n bayraklar› yeniden boy gösterecek caddelerde. Hatta tiyatro tam olsun, aldatmaca tam olsun diye, tabelalar›nda “komünist”, “sosyalist”, “halk”, “özgürlük” yazanlar da olacak içlerinde. Ama seçimin bir aldatmaca oldu¤u gerçe¤i de¤iflmeyecek. litikalar› yerine, bu topraklar›n köylüsünün taleplerine göre davranaca¤›m diyen? Var m› içlerinde, ‹ncirlik ve di¤er üslerden Irak’›n, Afganistan’›n baflka halklar›n bombalanmas›na izin vermeyece¤im diyen? Var m› içlerinde iflkenceye, infazlara son verece¤iz diyen? Var ›m içlerinde Susurlukçular› yarg›layaca¤›z, Susurluk’u son hücresine kadar da¤›taca¤›z diyen? 1987 seçimlerinde, hele ki 1991 seçimlerinde ne vaatlerde bulunuyorlard› hat›rlay›n. Sonrakilerde de, çok olmasa da yine de üç befl vaatleri vard›. Ya flimdi? Vaatte bulunacak halleri yok. Vaatte bulunacak güçleri yok. fiu veya bu konuda vaatte bulunabilmek için bile, IMF’den ve MGK’den izin almak zorundalar. Hepsi o kadar kifliliksizleflmifl, hepsi o kadar birbirine benzeflmifl. fiu anda, bilimselli¤i, do¤rulu¤u birbirinden tart›flmal› olan anketlerde önde görünen iki parti var: Ak Parti ve CHP. Peki kim bu iki partinin, halk›n dertlerine derman olacak somut bir projesini biliyor? Hiç kimse! Çünkü onlar›n da yok böyle bir projesi. Düzen partileri, veya düzene karfl›ym›fl gibi görünüp, düzene tabi olanlar, Amerikalara, düzenin flu veya bu gücünün icazetine s›¤›n›p siyaset yapanlar, halk›n ve ülkenin iyili¤ine hiç bir fley yapamaz. Çünkü, ne IMF’yi, ne MGK’y› aflabilir, ne de onlara karfl› savaflabilirler. Bu nedenle, her seçim yeni bir aldatmaca olmaktan öte bir anlam tafl›maz bu topraklarda.


Ba¤›ms›z Türkiye

DEVLET HAZIROLDA Devlet Bakan› Mehmet Keçeciler, IMF heyeti baflkan› Kahkonen ile görüflmeden sonra bas›na konufluyor; “seçim sizin iç ifliniz dedi”. Utanmam›fl, IMF memuruna sormufl ki, bu cevab› alm›fl ve bunu da çok do¤al bir fleymifl gibi bas›na aç›kl›yor. Uflakl›¤›n ars›zl›kla birleflti¤i nokta budur. ‹çiflleri oldu¤unu IMF heyetinden ö¤renen iktidar neyi yönetebilir ki? Düflünün ki, bu iktidarlar devrimciler hakk›nda “kökü d›flar›da, d›fl güçler yönetiyor” demagojileri yap›yor. Ne zaman seçim yapaca¤›n› IMF’ye soran bir iktidar›n kökü, dal› de¤il, tüm bedeni, beyni d›flar›da demektir. Bu iktidar CUMHUR‹YET TAR‹H‹N‹N EN ‹fiB‹RL‹KÇ‹ ‹KT‹DARI olma onursuzlu¤unu çoktan haketmifltir. ‹flbirlikçilik ve sömürü katliam olmadan sürdürülemeyece¤i için yine cunta y›llar›ndan sonra CUMHUR‹YET TAR‹H‹N‹N EN KATL‹AMCI ‹KT‹DARI ünvan› onundur. “IMF heyeti yine teftiflte” demek bile yetersiz kal›yor. Art›k bu kavram bile durumu tam olarak anlatm›yor. Geçici olarak yurtd›fl› gezisine ç›kan, gerçekte ülkeyi yöneten ve “biz yokken ne yapt›n›z bakal›m” diye vekillerinden rapor alan bir iktidar gibi. IMF sadece Keçeciler’i de¤il, bu kez ‹stanbul’daki ifladamlar›ndan bafllayarak ekonomiyle, siyasetle ilgili ne kadar kurum, kurulufl varsa tümünü tek tek dolaflt›, raporlar ald›. Devlet topyekün olarak haz›rolda, Kahkonen’in kap›s›n› çalmas›n› bekler durumda. Ama IMF yetmez diyor, flu kadar iflçi daha at›n, flöyle vergi ç›kar›n, böyle zam yap›n, flu yasalar› hemen ç›kar›n demeye devam ediyor. Talimatlar sadece onursuzlu¤un de¤il, ayn› zamanda açl›¤›m›z›n da ifadesidir. Her talimat, 65 milyonun bo¤az›ndan bir lokmay› daha çekip al›yor. IMF’nin kollar› bo¤az›m›z› çoktan geçti, iflçisi, köylüsüyle tüm halk›n midesine uzand›. O eli söküp atmak için beklemeyelim.

Dipte Kalan Kim, Üste Ç›kan Kim? Ekonomik iflbirli¤i ve Kalk›nma Örgütü OECD üyesi 30 ülke içindeki s›ralamada, Türkiye’nin 4 s›ra birden gerileyerek 20. S›raya düfltü¤ü aç›kland›. (20 May›s Türkiye) Bas›n, “H›zla dibe gidiyoruz” dedi. Ekonomi de HASTA! Yata¤a öyle bir çivilenmifl ki, oksijen hortumu gibi, IMF’nin dolarlar› olmadan yaflayamaz durumda. IMF’nin hortumlar›n›n ne anlama geldi¤i de aç›k; siyasetten, ekonomiye kadar her fleyin emperyalist tekellere ba¤›ml› olmas›. Evet “h›zla dibe gidiyoruz”, ama dibe giden tekeller, bir avuç zengin iflbirlikçi, soyguncu devlet bürokrasisi de¤il; milyonlarca halk dibe giden. Onlar hep üstteler. Milyonlar›n üzerine ç›k›p durmadan ony›llard›r tepiniyorlar. Kimilerinin söyledi¤i gibi, “kötü yönetildi¤imiz” için mi dibe gidiyoruz? Evet bir yönetim sorunu var, ama bu, mevcut hükümetin yerine baflka partilerin iktidar›yla çözülecek bir sorun de¤ildir. “Kötü yönetim”, halk›n ç›karlar›n› de¤il tekellerin ç›karlar›n› esas alan, emperyalist tekelleri ufla¤› olan rejimin tam da kendisidir. Evet, “dibe gidiyoruz”; iflsizlerin say›s› milyonlarla ifade edilir hale geldi. IMF istedi, iktidar iflten att›. Halen de “daha fazla at›n” talimatlar› yerine getiriliyor. Evet, “dibe gidiyoruz”; iflçimizin, memurumuzun, köylümüzün, 65 milyon halk›m›z›n “insanca yaflama” de¤il, yaflayabilmek için ekmek bulma sorunu var. Yar›n kimin ekmeksiz kalaca¤›n›n hiçbir garantisi yok. Dervifl, “Türkiye’ye yat›r›m yapan kazan›yor” diyor, emperyalist tekellerin bir toplant›s›nda. Evet onlar kazan›yor, 65 milyon kaybediyer. Emperyalist tekeller ve iflbirlikçileri üste ç›kt›kça 65 milyon en dibe do¤ru gidiyor. En dip, yoksullu¤un kitlesel açl›¤a dönüfltü¤ü yerdir. Gidifli durdurman›n, üsttekilerle diptekilerin yerini de¤ifltirmenin tek yolu örgütlenmek.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

9


1 9 8 4 1 9 9 6 2 0 0 0 . . . 2 0 0 2 10

Zulüm alt›nda süren direnifl ve “Demokratik Kamuoyu” Sorumlulu¤u Bu sayfan›n alt›na büyük harflerle yazd›¤›m›z günler her say›m›z ç›kt›kça büyüyor, uzun açl›¤›n, büyük direniflin hem niteli¤ini, hem de zulüm alt›ndaki günlerini anlat›yor. Zulmün alt›nda, atefl hatt›nda direniyor devrimci tutsaklar. Bu gerçe¤i görmeyen, kabul etmeyen hiçkimse yoktur. Direniflin, hak ve özgürlükler direnifli oldu¤u ise, 19 Aral›k ve sonras›nda yaflanan geliflmelerle, iktidar›n sald›r›lar›yla çok daha net anlafl›l›r hale gelmifltir. O zaman, hak ve özgürlüklerin yan›nda oldu¤unu söyleyen, en az›ndan böyle bir iddias›, söylemi olan güçlerin, çevrelerin, ya da en bilinen adla söyleyelim; “demokratik kamuoyu”nun tutsaklar karfl›s›nda, hapishaneler konusunda görevi, sorumlulu¤u ne olmal›? “B›rak›n” ça¤r›lar›lar›n›n bu sorumlulu¤un bir parças› olmad›¤›, hele “duyarl›l›k” ifadesi hiç olmad›¤› tart›flmas›zd›r. Demokratik tüm güçlerin bu noktada asli görevi, konuyu sahiplenmek ve desteklemektir. Önerileri olabilir, direniflin biçiminden onlarca ayr›nt›ya kadar elefltirileri olabilir, ama bunu bir iç tart›flma olarak görmek durumundad›r. Aslolan görev yerine getirilirken de bu tart›flma sürdürülebilir, buna da kimse itiraz etmez. Ama tutsaklar üzerinde bask› yapmak için ça¤r› yapan kafa, demokrat de¤ildir; devrimcili¤in karfl›s›ndad›r.

direnme savafl› sürüyor 585. gün

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Bir iç tart›flma yürüttü¤ü de tart›fl›l›r hale gelir. Bask› ça¤r›s› yap›lan zulme karfl› direniflin kendisidir, hak ve özgürlükler mücadelesinin en üst boyutta sürdürüldü¤ü bir direnifltir. Buna bask› yapma ça¤r›s› yapan tutsaklar›n iradesine sayg› göstermedi¤i gibi, gerçekten hak ve özgürlükleri savunup savunmad›¤›n› da tart›flmal› hale getiriyor demektir. Direniflin böylesine uzun bir sürece yay›lm›fl olmas›, büyük bedeller ödenmifl olmas› bu tür giriflimleri meflrulaflt›rmad›¤› gibi, tam tersini gerektirir. Baflka mücadele biçimleri mi deniyor? Elbette onlar da yap›lmal›. Direnifl bunun önünde engel de¤il, tersine birbirini güçlendirir. Sorun “büyük bedeller ödenmesi” ise, o zaman daha da ödenmemesi için desteklemek aslolan de¤il midir? Hak ve özgürlükler mücadelesinde halklar›n çok daha büyük bedeller ödedi¤i dönemler olmufltur; o zaman direnmeyelim diyerek mi kazan›ld› o haklar? Hak ve özgürlükler deniyorsa, bugüne kadar kararl›l›¤›n› binlerce kez ispatlayan ve bundan sonras› için de 8 ekiplerle bu kararl›l›¤› teyit eden direniflçiler desteklenmelidir. Bu bir lütuf de¤il, demokratl›¤›n en do¤al sorumlulu¤udur. Bunun biçimi, yolu, yöntemi sorun de¤ildir; istenirse binlerce yol bulunur. TAYAD’›n imza kampanyas›ndan, her demokratik kurumun, kesimin yürütece¤i destek etkinliklerine kadar yöntemler üretilir. Yeter ki, demokratik kamuoyu sorumlulu¤u unutulmas›n, çarp›t›lmas›n, kimse “belki biter” diye bofl beklentilere sokulmas›n; yandaki büyük harfle yazd›klar›m›z› yeniden okusun.


Kand›ra’da Futbol Maç›

Neyi Gizliyor? 585 günlük uzun yürüyüflte Ölüm orucu 8. ekiplerin aç›klanmas›yla birlikte yeniden “F T‹P‹ REKLAMLAR” da bafllad›. Bunun bir örne¤i de, geçen haftaki Ekmek ve Adalet’te okudu¤unuz, “Kand›ra’da futbol maç›”. Neredeyse tüm TV kanallar›nda ve gazete sayfalar›nda bu reklam filmi sahibinden hiçbir ücret al›nmadan yay›nland›. Kimbilir belki de, Sami Türk, reklam gelirlerini kesmekle tehdit etmifl olabilir. Ne de olsa tehdit, flantaj onun en iyi bildi¤i ifllerden.

Çak›c›’n›n Kitaplar› Sami Türk’ün Rehabilitasyonu Üç befl çeteci, mafyac›n›n önüne top at›larak yap›lan flovda, Kand›ra F tipinin kültür hazinesini de gördük. “‹flte Alaattin Çak›c›’n›n okudu¤u kitaplar” diye sergilendi üç befl kitap. Sami Türk’ün tutsaklar› nas›l e¤itece¤ini görmüfl olduk. Çak›c›’n›n kitaplar›yla e¤itilen beyinler kuflkusuz Sami Türk’lerin tercihidir. Yurtsever, halk› için ölüme tereddütsüz yürüyen devrimciler olaca¤›na, Çak›c› gibi mafyac›lar olsun daha iyi. Devlet için tetikçilik nas›l yap›l›r... Tehdit, flantaj yöntemleri nelerdir... Doland›r›c›l›¤›n incelikleri nas›ld›r... Sami Türk’ün Çak›c› kitaplar›yla e¤itimi, bunlar› ö¤retir. Düzen de böyle kiflilikler istiyor zaten. Sami Türk’ün düzeninin devrimcileri e¤itecek ne bir sistemi, ne de kapasitesi vard›r. Polisinden, jandarmas›na kadar tepeden t›rna¤a e¤itime muhtaç olduklar›n› kendileri durmadan dile getiren bir düzen mi e¤itecek devrimcileri? Zavall›l›¤›n saçmal›klar›ndan baflka bir fley de¤il.

Gerçekleri Gizlemek Mümkün Mü? Her flov bir gerçe¤i gizlemek içindir. Futbol flovlar›, mafyac›lar›n “memnunuz” diye konuflturulmalar› neyi gizliyordu? Sami Türk, en baflta 585 gündür süren direnifli gizlemek istiyor. Direniflin gerekçelerini sanki yokmufl gibi, F tipleri güllük gülüstanl›km›fl, ölüme yürüyenler yokmufl gibi göstermek istiyordu. ‹kincisi, F tiplerinin tecrit-rehabilitasyon amac›na uygun uygulamalar› gizlemek istiyor. Bunlar›n baz›lar›n›, F tiplerini en iyi bilen, aylard›r F tiplerinin en canl› tan›¤› olan TAYAD’l›lar›n aç›klamas›ndan aktaral›m:

“Savunma haklar› gaspedilmeye devam ediliyor. Avukatlar›yla görüfltürülmüyorlar. Tutuklular›n haz›rlad›klar› savunmalar›n› mahkemeye götürebilmeleri bile gardiyanlar›n denetiminden geçmesine ba¤l›. Gardiyan haz›rlanan savunmay› "uygun" görürse, mahkemeye götürebiliyor.” Sami Türk mutlaka “asl› yok” diyecektir, TAYAD’l›lar adres de gösteriyor; “Gidin Tekirda¤ Hapishanesi'ndeki tutuklularla görüflün, avukatlar›yla görüflün, sorun. Gerçe¤i kendi gözlerinizle görün, kulaklar›n›zla duyun.” Tutsaklarda sa¤l›k sorunlar›n›n sürdü¤ünü, hastane, revir gibi yerlere ç›kman›n ise dayat›lan yapt›r›mlara boyun e¤mekle mümkün oldu¤unu söyleyen TAYAD’l›lar, hücrelerin insan sa¤l›¤› üzerindeki fiziki etkilerinin de ortaya ç›kmaya bafllad›¤›n› söyleyerek örnek veriyorlar; “F tiplerindeki tutuklularda yayg›n saç ve deri dökülmeleri görülüyor.” Çetelerin, mafyac›lar›n TV’lerde gösterilenlerden farkl› olarak, cezaevi idareleri, Adalet Bakanl›¤› yetkilileri taraf›ndan her türlü haktan yararland›klar›n› san›r›z anlatmaya bile gerek yoktur. Hortumcular›, Susurlukçular› hapishane yerine hastane odas›nda yat›ran bakanl›k, bak›n en do¤al haklar› bile nas›l yokediyor; “Haber alma özgürlü¤ü, gardiyanlar›n insaf›na kalm›fl. Karalanan mektuplar, yok olan, iletilmeyen mektuplar... Akmayan sular, ›s›t›lmayan hücreler, verilmeyen dergiler kitaplar....” Katliam›n ard›ndan F tiplerindeki vahflet derecesindeki iflkenceler kamuoyuna yans›m›flt›. Yo¤un tecrit, haberleflme engelleri nedeniyle bir süredir bu tür bilgiler bakanl›¤›n sansürüyle k›s›tl› ulafl›rken, gerçekte iflkence ve bask› yöntemlerinin sürdü¤ünü de anlat›yor TAYAD’l›lar; “Gardiyanlar›n keyfi ve insan onuruna ayk›r› yapt›r›mlar›na boyun e¤meyen tutuklular›n karfl›laflt›klar› uygulama ise dünden bugüne hep ayn›d›r: Dayak, hakaret ve küfür.” Futbol maç›n›n gizlemeye çal›flt›¤› Sami Türk uygulamalar›ndan sadece bir kaç›d›r bunlar. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

11


YALANA KUVVET!

Amerika-‹srail-Türkiye Kontrgerillas› Psikolojik Savaflta Da ‹ttifak Halinde

15 May›s’ta TV bültenlerinde, 16 May›s’ta gazetelerde “DHKP-C’li üç canl› bomba” haberi yay›nland›. Polis istihbarat alm›flt›. Gerçi isimleri henüz tesbit edilmemiflti ama... Onu da yak›nda aç›klarlard›. Yine öncekiler gibi, hapishanede tutuklu veya yürüyemeyecek kadar sakat bir kaç kiflinin isimleri vard› gerçi ellerinde ama, bilahare baflka isimler ortaya at›labilirdi. Polisin, TV’lere “büyük alarm” havas›nda iletti¤i, TV’lerin neredeyse “son dakika” havas›nda pürtelafl verdi¤i haber, etkisini hemen kaybetti. Hemen herkes önceki “yalan canl› bomba” haberlerini hat›rlam›fl olmal›yd›... Ama kontrgerillan›n psikolojik harpçileri vazgeçecek de¤ildi. Bu defa ayn› yalan, 19 May›s’ta MOSSAD ve CIA destekli olarak yeniden piyasaya sürüldü. “MOSSAD’›n ABD istihbarat› CIA’ya verdi¤i bilgiye göre, DHKP-C’li üç canl› bomba Türkiye’ye girdi ya da girmek üzere. Teröristler uçak kaç›r›p, ABD hedeflerine 22 May›s’a kadar sald›r›da bulunacak”t› ! (19 May›s 2002, Hürriyet) Yine olmad›. Anlafl›lan yine istedikleri “havay›” yaratamam›fllard›. Veya bask›nlar›n›, komplolar›n› meflrulaflt›rmak için “ Canl› bomba... sald›r› olacak...” paronayas›n› daha da pekifltirmeliydiler. Tabii bu durumda devreye “daha büyük” bir kurum girmeliydi: S›rada NATO vard›. 22 May›s tarihli Milliyet’te koca bir bafll›k: NATO UYARDI! NATO uyard›. “NATO, DHKP-C’nin Avrupa ve Türkiye’deki temsilciliklere yönelik eylem yapaca¤› bilgisini iletti.”

Bu tür haberlerin hiçbir zaman gerçekli¤i olmam›flt›r, ama bu tür haberler, amaçs›z da de¤ildir; amaç, daha fazla bask›, daha fazla yasakt›r... Bu bilinerek, kimse provokasyon, komplo amaçl› bu yalanlara itibar etmemeli, aleti olmamal›d›r. 12

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

“Psikolojik savafl”›n cephaneli¤inde yaln›z yalanlar, komplolar var M‹T, polis bir yalan at›yorlar ortaya. Yeterince etkili olmuyor. “fi›rac›n›n flahidi bozac›” misali, bu defa MOSSAD’› tan›k gösteriyorlar yalanlar›na. Son olarak NATO devreye sokuluyor. Kuflkusuz bir yalan› inand›r›c› k›lmak için bu kadar çaba sarfetmeleri bofluna de¤il. Bu yalanlarla, toplumu “terörize” ederek, genel ve sürekli politikalar› olan bask›lar›na, yasaklamalar›na, keyfiliklerine, iflkence ve infazlar›na meflruiyet zemini yaratmaya çal›fl›yorlar. Bu zemini yaratt›klar›nda, “ifl”lerinin daha kolay olaca¤›n› düflünüyorlar; infaz et, canl› bombayd› de; tutukla, canl› bomba eylemi haz›rl›¤›ndayd›lar de. Gerçekte, “terör demagojisi” Afganistan’da, Filistin’de ve ülkemizde yaflananlarla etkisini bir ölçüde kaybetmifltir. Amerikan›n pervas›zl›¤›, bir ölçüde de olsa, genifl kesimlerin gözünü açm›flt›r. Bunun için, Türkiye, Amerika ve ‹srail kontrgerillas› tüm dünya genelinde oldu¤u gibi, ülkemizde de yeniden kitleleri terör demagojisinin etkisi alt›na sokmaya çal›fl›yorlar.

Kontrgerillan›n psikolojik savafl›n›n çok yönlü amaçlar›: Bir, bu demagoji ve yalanlarla, bask›lar meflrulaflt›r›lacak. ‹ki, devrimci örgütlerin mücadeleleri terör denilip karalanacak. Üç, devrimci örgütlerin “herfleyini biliyoruz” havas›yla kitlelerin güvensizli¤i sa¤lanacak. Bunlar› sa¤layabilmek için de kontrgerilla, MOSSAD’›, C‹A’y›, NATO’yu yard›m›na ça¤›r›yor. Bu haberlere iliflkin Cephe taraf›ndan 23 May›s’ta yap›lan 255 No’lu aç›klamada, flöyle denildi: “Halk›m›za, bas›na bu tür haberlere iliflkin söyleyece¤imiz fludur: ‹ster M‹T, ister polis, ister MOSSAD veya CIA kaynak gösterilsin; bu tür haberlerin hiçbir zaman gerçekli¤i olmam›flt›r, olmaz da;


ama bu tür haberler, amaçs›z da de¤ildir; amaç, daha fazla bask›, daha fazla yasakt›r. Bu bilinmelidir. Bu bilinmeli ve kimse provokasyon, komplo amaçl› bu yalanlara itibar etmemeli, aleti olmamal›d›r.”

“Türk polisi”, müthifl istihbarat›n› aç›kl›yor:

‹nand›r›c›l›k zay›f!

Devreye MOSSAD sokuluyor:

Yalanlar›n hedefi, devrimciler ve halk›n mücadelesini bast›rmakt›r Ekmek ve Adalet’in 9. Say›s›nda, Abdurrahman Yakupreiso¤lu adl› bir mafyac›n›n oligarfli içindeki güçlerin birbirine karfl› düzenledikleri komploda kullan›lmas› üzerine yaz›m›zda bir fley demifltik: “Polis, M‹T komplolar›na en fazla muhatap olan›n devrimciler ve muhalif güçler oldu¤u tart›flmas›zd›r... Polisin komplolar›n› yay›nlarken örne¤in öte yandan yine ayn› polisin aç›klamalar›ndan ‘10 canl› bomba... 3 canl› bomba’ diye haberler yay›nlarlar, komplolara hizmet ederler. fiimdi olan da budur. E¤er gerçek bir gazeteci varsa, bu yalan neden, nas›l böyle ikide bir piflirilifl, MOSSAD, hatta NATO devreye sokulup sürdürülüyor diye araflt›r›r. Bu ülkeyi, polisi az çok tan›yan herhangi biri, bu tür haberleri nelerin takip etti¤ini de az çok bilir. Yine geçen say›m›zdaki yaz›m›zda diyorduk ki; “Bu nedenle ne Tuncay Özkan polisin ‘yeni’ bir özelli¤ini anlat›yor, ne de polis bu yap›s›yla komplolardan vazgeçecektir. Ve yine bu nedenle devrimciler hakk›ndaki her polis aç›klamas›n› bu örnekleri düflünerek ihtiyatla karfl›lamak tarihsel deneyin gere¤idir.” Deney tekrarlan›yor.

Zay›f ve güçsüzdürler

Yine olmuyor! Bu defa NATO devrede:

Müthifl istihbarat›n bundan sonraki tan›¤›, yalan›n bundan sonraki hamisi kim?

BM mi, Bush’ mu?

Bu yalan ve demagojilerle, toplumu panik içine sokup, “önlem” ad› alt›ndaki her türlü bask›y›, k›s›tlamay›, yasa¤› “normal” karfl›lar hale getirmek istiyorlar. Ama öyle bir durumdalar ki, ilk pani¤e düflen yine kendileri oluyor. 22 May›s’ta Bak›rköy Emniyet Müdürlü¤ü’nde “canl› bomba” diye, hasta bir kifliyi kurflunlamalar› bunun ilk örne¤i oldu. Kendi anlat›m›na göre, “Türkiye’de psikolojik harbin ilk bafllat›c›lar›ndan” biri olan Ertu¤rul Zekai Ökte, Aksiyon’daki röportaj›nda flöyle diyordu: “Bu tip fleyler devletin güçsüz oldu¤u zamanlarda oraya ç›kar.” Bütün bu psikolojik savafla bu gözle bak›ld›¤›nda durum daha netleflir: Ekonomisi çökmüfl, siyasi alternatiflerini tüketip hasta yata¤›ndaki Ecevit’ten baflka baflbakan ç›karamaz hale gelmifl ve direnenler karfl›s›ndaki çaresizli¤i ortaya ç›km›fl bir devletin yalanlar›d›r bunlar. Devrimcileri, demokratik güçleri kesintisiz bask› alt›nda tutabilmek için, yalanlara dün oldu¤undan daha fazla ihtiyaç duyuyorlar.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

13


AKLAYIN ! Bu Düzenin Ölüm Mangalar›na ‹htiyac› Var ‹smail Karaman’›n katilleri, “her fley bilgimiz dahilinde” diyenlerin karargah›ndan emir ald›lar. Susurluk, flimdi ölüm mangalar›n› mahkemelerde aklama aflamas›nda sürüyor. 6 Temmuz 2001 tarihinde ‹stanbul, Avc›lar-Firuzköy’de ikisi kafas›na olmak üzere bedenine tam 10 kurflun s›k›larak infaz edilen ‹smail Karaman’›n katilleri hakk›nda aç›lan davan›n görüflülmesine Beyo¤lu 5. A¤›r Ceza Mahkemesi'nde 22 May›s’daki duruflmayla baflland›. ‹lk duruflmada mahkeme heyeti, bu davan›n nas›l sonuçlanaca¤›n›n ön bilgilerini de verdi. Tüm infazc›lar›n sab›k avukat› ‹lhami Yelekçi’nin katillerin resimlerinin, adlar›n›n, dava ile ilgili geliflmelerin yay›nlanmamas› talebini kabul eden mahkeme heyeti, ‹smail Karaman’›n ailesinin avukatlar› Behiç Aflç›’n›n san›k polislerin tutuklanmas›, telsiz ve cep telefonu kay›tlar›n›n deflifre edilmesi ve olay yerinde keflif yap›lmas› taleplerini reddetti. Duruflmaya haklar›nda dava aç›lan A. E. ve N. Ç. bilinen yalanlar› s›ralad›lar; “dur ihtar›nda bulunduk... bize atefl açt›... biz havaya atefl açt›k... meflru müdafada bulunduk....” Bunlar›n tümünün yalan oldu¤u yüzlerce kez ispatland›, binlerce insan “meflru müdafa” diyerek katledildi bu ülkede. Bunlar biliniyor.

DEL‹L TOPLAMAYI GEREKS‹Z GÖREN HUKUK Mahkeme heyetinin, “telsiz ve cep telefonu kay›tlar›n›n deflifre edilmesi ve olay yerinde keflif yap›lmas›” talebini reddetmesinin ne anlama geldi¤ini hukukun “H”sinden anlamayan herkes bilir; delil toplamaya gerek yok, biz verece¤imiz karar› biliyoruz. ‹nfaz davalar›n›n en önemli delillerinden kabul edilen bu talepleri reddetmek bu mahkemenin yüzlerce örne¤in tekrar› olaca¤›n› da gösteriyor. Ölüm mangalar› yeni infazlara, iflkencelere devam etsin diye cesaretlendirilecek demektir. Keflif yap›lsa, telsiz kay›tlar› çözülse çok fley mi de¤iflecekti? De¤iflmedi¤ini ‹rfan A¤dafl’da, Süleyman Örs davas›nda gördük. Ama usulen, göstermelik bile olarak bir mahkemenin en temel görevlerini yerine getirmeyen bir mahkeme neye göre karar verecek? Cevap belli, Susurluk’un istedi¤ine göre. 14

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

23 Ekim 2002 tarihine ertelenen duruflmay› izlemeye devam edin; Susurluk’un infazlar›, bask›s›, zulmü gibi, mahkeme aflamas›nda da de¤iflen hiçbir fley olmad›¤›n› göreceksiniz. Bu karar› verirken, mahkemelerin baflka olaylarda bakmaya çok gerekli gördükleri, “san›klar›n siciline” de bak›lmayacak. Çünkü onlar›n sicili Susurluk’un ölüm mangalar›n›n tümünün sicili gibidir.

KAT‹LL‹KLER‹ TESC‹LL‹ Ali Erflan ve Nihat Çulhao¤lu ilk kez infaz davas›ndan hakim karfl›s›na ç›km›yorlar. Her ikisi de Susurlukçu ölüm mangalar›n›n en bilinen katillerinden. A. E.: ‹brahim ilçi, Ayten Korkulu, Fuat Perk, Meral Akp›nar, ‹brahim Yalç›n, Güner fiar, Özlem K›l›ç, Hüseyin Aslan, Selma Do¤an, Erol Yalç›n, ‹brahim Yalç›n Ar›kan, Avni Turan, Recai Dinçel isimli devrimcilerin infaz edilmelerinden. N. Ç.: Ayten Korkulu, Fuat Perk, Meral Akp›nar isimli devrimcilerin Bahçelievlerde infaz edilmelerinden yarg›land›lar ve beraat ettiler. Bu infazlardan beraat ettikleri için ‹smail Karaman’›n bedenine kurflunlar› doldurmakta tereddüt etmediler. Çünkü Susurluk mahkemeleri onlar›n “elini hiç so¤utmad›.”

GENERALLERE SORUN Hiçbir infaz, hiçbir katliam, Korkut Eken için “herfleyi bilgimiz dahilinde” diyen generallerin bilgisi d›fl›nda de¤ildir. Bugün emekli generaller itiraf ettiler. fiimdi onlar›n koltuklar›nda oturan generallerin bilgisi dahilinde infazlar, cinayetler, iflkenceler sürüyor. ‹nfaz mangas› üyesi iki katilin ön s›ras›nda oturmas› gerekenler Genelkurmay karargah›nda yeni infazlar›n, katliamlar›n, halka karfl› bask› ve zulmün planlar›n› yap›yorlar.


gençlik’ten ‹YÖ-DER’lilerin Ça¤r›s›: ARKADAfiLARIMIZI ‹ST‹YORUZ 31 May›s '02 günü ‹stanbul DGM'de bir dava görülecek. Bu davada san›k olanlar üniversiteli arkadafllar›m›z. Her biri Anadolu'nun ayr› ayr› flehirlerinden, köylerinden gelmifl, üniversiteli olmufllar. Hepsini buluflturan akademik-demokratik mücadele vermeleri, YÖK'e karfl› olmalar›, haklar›n› ve özgürlüklerini savunmalar› ve bunun için ‹YÖ-DER'li olmalar›. Ama bu devletin tüm kifli ve kurulufllar›na göre haklar›n› savunmak suçtur. YÖK'e karfl› olmak suçtur. Paral› e¤itime, üniversitelerin ticarilefltirilmesine karfl› olmak suçtur. E¤itimin, bilimin tekellerin ç›karlar› için de¤il, halk için olmas›n› istemek suçtur. Bu ülkede suç, ceza, adalet kavramlar› devletin ç›karlar›na göre anlam›n› de¤ifltirir. Yeni YÖK Yasa Tasar›s› gündeme gelir. Okullar›m›z sat›l›r, ticarethaneye dönüfltürülür. Karfl› ç›kmak suçtur. ABD Afganistan'a sald›r›r, ‹srail Filistin'i iflgal eder, yüzlerce insan› katleder dünyan›n gözleri önünde. Katliam› protesto etmek suçtur. Meydanlarda coplan›r, gözalt›na al›n›r›z. Yetmez F Tipi Hapishanelere at›l›r›z. Devlet diyor ki; 'kimse haklar›na , özgürlüklerine sahip ç›kmas›n, bunun için mücadele etmesin. Ederse böyle yapar›m.' ‹YÖ-DER'li arkadafllar›m›z da devletin bu sald›r› politikalar›yla geçen y›l Eylül ay›nda Ülkemizde Gençlik Dergisine yap›lan yasad›fl› bask›nda gözalt›na al›narak tutuklanm›fllard›r. Dergimize eflkiya gibi girerek bilgisayarlar›m›za, cep telefonlar›m›za, tüm teknik aletlerimize el koyarak gasp eden polis h›rs›zl›¤›n› da kan›tlam›flt›r. Perdelerimizi bile söküp parçalayacak kadar tahammülsüzdür polis. Arkadafllar›m›z tutuklanal› yaklafl›k 8 ay oldu. Ama flimdiye kadar sadece bir defa duruflma yap›ld› ve hiç tahliye verilmedi. Yani arkadafllar›m›z 8 ayd›r hiçbir delil yokken tutukluluklar› devam ediyor. Onlar› tutuklayarak bütün ö¤renci gençlik tehdit edilmek isteniyor. Buna izin vermeyelim. Akademik-demokratik üniversite mücadelemiz, haklar›m›z ve özgürlüklerimiz için daha fazla mücadele edelim, daha fazla örgütlenelim. ‹YÖ-DER'li arkadafllar›m›z› sahiplenelim. Çünkü; Bugün onlar› sahiplenmek; haklar›m›z› ve özgürlüklerimizi sahiplenmek demektir. Bugün onlar› sahiplenmek; gençli¤in mücadelesinin gözalt›larla, tutuklamalarla durdurulamayaca¤›n› göstermek demektir. Bugün onlar› sahiplenmek; yar›n karfl›m›za ç›kacak yeni bir tutuklama terörüne izin vermemek demektir. ‹flte bunun için; 31 May›s '02 Cuma günü saat 10:00'da ‹stanbul DGM'de ‹YÖ-DER'li arkadafllar›m›z›n yan›nda olal›m.

Faflistlerin zincirleri çözülünce... Geçti¤imiz haftalarda Bal›kesir’den Konya’ya, Van’dan Ankara’ya kadar pek çok ilin üniversitelerinden faflist sald›r› haberleri geldi. Ayn› günlerde, faflist bask›n›n kendini gösterdi¤i bir di¤er alan ise, devlete ait iflyerlerinde memurlara yönelen bask› ve tehditlerdi. Her iki alanda birden sald›r›lar yo¤unlaflt›. Sald›r›y› gerçeklefltirenler her iki alanda da ayn›d›r. Faflist çeteler iktidar›n hizmetinde; iktidar›n politikalar›n›n baflar›s› için ö¤renci gençli¤e ve memurlara karfl› terör estiriyorlar. Üniversitelerde gençli¤in YÖK Yasa Tasar›s›na karfl› mücadelesi, kamu iflyerlerinde memur sendikalar›n›n yetki mücadelesi, faflist çetelerin dizginlerinin çözülmesi için yeterli oldu... "Kamu Çal›flanlar› Sendikalar› Yasas›"na göre, memur sendikalar›n›n üye bildirimlerinin 31 May›s’ta sona erecek olmas› nedeniyle, memurlar üzerindeki bask›lar artt›. MHP’liler, devrimci demokrat sendikal› memurlar› tehdit ediyor, kitleyi tehditlerle devlet sendikalar›na üye yapmaya çal›fl›yor. MHP, oligarflinin sivil faflist örgütlenmesi olarak, kendini hemen her dönem oligarflinin ç›karlar›na göre flekillendirmekte, o do¤rultuda çeflitli roller üstlenmektedir. MHP sald›rganl›ktan nisbeten uzak tutuldu¤u döneminde de tabandaki faflist sald›rgan örgütlenmesini sürdürmüfltür. Gençlikte, iflçi kesimi içinde, memurlar aras›nda iktidar imkanlar› da kullan›larak MHP’nin örgütlenmesi yayg›nlaflt›r›lm›flt›r. Polis bask›lar›n›n yetmedi¤i veya aç›kça gerçeklefltirilmesinin zemininin olmad›¤› yerde, bu ifli MHP’liler üstlenecektir. Henüz zincirlerin tam olarak çözülmedi¤ini de bilmek laz›m. Oligarfli, henüz ona ihtiyaç duymuyor. Ama çözüldü¤ünde, gençlik ve emekçiler, onlar›n sald›r›lar›n› gö¤üsleyebilecek haz›rl›¤a ve örgütlülü¤e sahip olmal›d›r.

ÖLÜM ORUCU EYLEM‹N‹N 91. fiEH‹D‹ OKAN KÜLEKÇ‹ 20 Ekim 2000’de F tipi hapishanelere karfl› bafllat›lan ölüm orucu eyleminde Okan Külekçi 19 Aral›k katliam›ndan sonra F tipi karfl›t› eylemlerinden dolay› tutukland›. Ve T‹KB tavas›ndan yarg›lan›yordu. Tekirda¤ F Tipi Hapishane’sinde Ölüm Orucunun 7. Ekibi’nde direnifle bafllayan Okan Külekçi Getirildi¤i Bayrampafla Hastanesi’nde eyleminin 240. günü ölümsüzleflti.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

15


emekçiler’den HÜKÜMETSA, LAST‹K GREV‹N‹ ERTELED‹ ¤›n›” belirten bir aç›klama yapt›lar. 22 May›s’ta hükümet erteleme karar› ald›. “Sosyal ve ekonomik ortam”, huzur ve istikrar” bozulmamal›yd›! Yine önceki say›m›zda yeralan Lastik-‹fl grevindeki geliflmelerle ilgili yaz›m›z›n bafll›¤›n› hat›rlayal›m: “ÜLKE ÇIKARLARI, SABANCI’NIN ÇIKARLARI MI DEMEK?” Bakanlar Kurulu, erteleme karar›yla bu sorunun cevab›n› verdi. Evet, onlara göre, “ülke ç›karlar›” k›l›f›na sar›lm›fl paketin içinde, Sabanc›’n›n ç›karlar› vard›r. Tekellerin ç›karlar› vard›r. Hükümet, bu kararla, biz iflçinin, memurun, köylünün de¤il, Sabanc›lar›n hükümetiyiz diyor. Gerçe¤i bundan daha aç›k nas›l ifade etsinler?!

Sabanc›-Sendika-Hükümet aras›nda dan›fl›kl› dövüfl Bu hükümet senin, bu düzen senin; sür sefan›, bast›r emekçinin sesini. Ama unutma; gün olur devran döner, bu sefan›z sona erer ! “Biz demifltik” demenin de çok özel bir anlam› yok bu ülkede. Çünkü her fley o kadar aleni, o kadar kaba biçimde sürüyor ki, düzenin propagandalar›, demagojieriyle kafas› bulanm›fl, veya düzen içi ç›karlar› nedeniyle gerçekleri görmemek için gözlerini kapatm›fl olanlar›n d›fl›nda, herkes olan bitenleri de, olacak bitecekleri de afla¤› yukar› öngörebilir. Lastik sektöründeki grev üzerinde etkili olacak dört kesim vard›. Hükümet, patronlar, sendika ve iflçiler. ‹lk üçüne iliflkin önceki say›m›zda flöyle yazm›flt›k: “Egemen s›n›flar al›flt› art›k; istemedikleri her geliflmede “aman kriz ç›kar ülke batar” diyerek,her türlü itiraz›, muhalefeti sindirmeye çal›fl›yorlar. Sabanc›lar s›rt›n› hükümete yaslam›fl; istedikleri an hükümete grevi erteleme karar› ald›rtabilecekleri büyük ihtimal. Keza, Lastik-ifl yönetiminde faflistlerin a¤›rl›kta olmas›, iflçinin di¤er zorlu¤u. Faflist, devlet sendikac›lar›, en kritik anda, iflçiyi satmakta tereddüt etmeyeceklerdir.” Son bir haftada, iflte herfley bu temelde geliflti. 23 May›s’ta Brisa’da bafllayacakt› grev. Lastik sektörünün patronlar›, 18 May›s’ta “grev kararlar›n›n sosyal ve ekonomik ortam›n bozulmas›na yol açaca16

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Sendika, Bakanlar Kurulu’nun “grevi erteleme” karar›n›n ard›ndan “yarg› yoluna baflvuruca¤›n›” aç›klad›. Yarg›ya baflvuracaksan yine baflvur, ama bir direnifl tavr› koy ortaya. Yok. Yarg›dan da bir sonuç ç›kaca¤› yok.

Grev erteleme karar› alma niyetinde olduklar› belliydi. Lastik sektöründe, önceki grev giriflimi de ayn› biçimde engellenmiflti. Sendika, “bu defa erteleme karar›n› tan›mayaca¤›z” diye ortaya ç›kt› m›? Hay›r. Hükümet ve Sabanc›lar, grev erteleme cüretini, iflte sendikan›n bu uzlaflmac›l›¤›ndan, pasifli¤inden ald›lar.

Utanmadan bir de “sa¤duyu” ça¤r›s› yapt›lar Brisa, Goodyear ve Türk Pirelli patronlar›, erteleme öncesi yapt›klar› aç›klamada, grev karar›n›n “sosyal ve ekonomik ortam›n bozulmas›na yol açaca¤›n›” belirtip sendika yetkililerine ve iflçilere sa¤duyu ça¤r›s› yapm›fllard›. Onlar›n istedi¤i sa¤duyu, direnilmemesiydi. Hükümet-patron-sendika üçlüsünün “sa¤duyu”dan anlad›¤› budur. ‹flçiler içinse, sa¤duyu, daha az ücrete, hatta kap› d›flar› edilmeye, ve açl›¤a mahkum olmakt›r. Patronlar›n istedi¤i “sa¤duyu”yu gösteren aç,i flsiz kal›r. Bakanlar Kurulu’nun erteleme karar›, iflte herkese bunu gösteriyor.


“Sa¤duyu” de¤il, programl›, kararl› mücadele zaman›! Tüm kesimler üzerinde her taraftan kuflat›lm›fll›k en a¤›r biçimde sürdürülmekte , sendikalar, demokratik kitle örgütleri bertaraf edilmek istenmektedir. Kamu emekçileri aç›s›ndan bakt›¤›m›zda 4688 say›l› yasan›n ç›kmas› ile sendikalar›n yetki alma çal›flmalar›, di¤er yandan gaspedilen haklar› ve peflinden gelen yeni sald›r›lar, hepsi bir bütün olarak bu süreçte önümüzdedir. Öncelikle bu ciddi süreçte hedefler belirlerken kamu emekçileri mücadelesinin nereden nereye geldi¤ini hat›rlay›p, bundan sonras›n› da ona göre flekillendirmek durumunday›z. Kamu emekçileri ülkemizde ilkleri gerçeklefltirdi. Birçok kitle eylemleri, direniflleri sergiledi. Ancak memur hareketinin yönetimini ele geçirenlerin iradesizli¤i ve uzlaflmac›l›¤› nedeniyle bir noktada bu geliflim duraklamaya geçti. Gün geçtikçe kitlesellik, heyecan, umut afla¤› çekildi. Ve son noktada 4688 say›l› yasa ç›kart›ld›. Memurlar›n mücadelesinin etkisinin azald›¤› koflullarda iktidar planlar›n› hayata geçirdi. Tabii ki IMF programlar›n›n en etkili oldu¤u dönemleri yaflamaktay›z. IMF program›n›n memurlara yönelik yan›nda, öncelik bu yasan›n ç›kar›lmas› olmufl, peflinden bankalar yasas› ile kamu bankalar›n›n tasviyesi, bölge müdürlüklerinin kapat›lmas› gelmifltir. Arjantin gibi ülkelerde çöken IMF uygulamalar› ve senaryolar› ile flu an ülkemiz emekçileri baflbaflad›r.

“Sa¤duyu”nun ödülü bask› ve iflsizlik! Hat›rlayal›m, krizin ilk patlak verdi¤i günlerde esnaf sokaklarda günlerce eylem yapt›, alanlar› doldurdu, üstelik örgütlü olmad›¤› halde. Örgütlü kesimlere, sendikalara ders verircesine sesini hayk›rd›. Örgütlü kesimler dedi¤imiz iflçi memur sendikalar› ne yapt›? Göstermelik bir bas›n aç›klamas› d›fl›nda hiçbir fley! ‹ktidara “sendikay›z ama esnaf kitlesi gibi ne idü¤ü belirsiz de¤iliz... sendikalar sa¤ duyuludur” mesaj›n› vermekten baflka hiçbir fley yap›lmad›. O günlerde sendikalar sa¤duyulu(!) davrand›. Peki, IMF, siyasi iktidar, bunun için sendikalar›, iflçileri memurlar› ödüllendirdi

mi? Alanlar› dolduran esnaf kitlesini bast›rd›ktan sonra, s›ra sendikalara geldi. SAHTE SEND‹KA YASASI ÇIKTI, Soruflturmalar, sürgünler kesilmedi. DAHA B‹RÇOK SALDIRILAR GÜNDEMDE. En gerekli anda, meydanlara ç›kmayan sendikalar, bugünlerde en a¤›r koflullarla karfl› karfl›yad›rlar.

Bölge mitinglerinin sonras› ne? Karfl›m›zda bir güç duruyor ve diyor ki ben program›m› uygulayaca¤›m. IMF’nin bütünlüklü sald›r› program›n› siyasi iktidar parça parça önümüze koyuyor. Peki sendikalar ne yap›yor? Sendikalar bu parça parça sald›r›lara karfl› koyal›m diye güdük protestolardan öteye gitmeyen, bas›n aç›klamalar›ndan ibaret bir tav›r içerisinde. Sonuç; program harfiyen uygulan›yor. Memurlar da, en az iktidar kadar ayn› kararl›l›kta etkin bir tav›r sergilemek zorundad›r. Bu süreçte ciddi haz›rl›klar yap›lmas›, kitle çal›flmas› ile kitlesel alan eylemleri önemlidir. Bu do¤rultuda KESK’in May›s ay› eylemlerinde görünen, haz›rl›ks›zl›kt›r. fiimdi bu yetersizlik içerisinde nas›l bir tablo ç›kaca¤›n› bilmek için kahin olmaya gerek yok. Birfleyler yap›l›rken sald›r›lar›n ciddiyetine göre ciddi bir çal›flma disiplini havas› da yarat›lmal›d›r. Sonra ç›k›pta “kitle sorununa sahip ç›km›yor” demagojileri yapmak yersizdir. Aslolan bölge mitinglerinden sonra ne yap›laca¤›d›r. Devam› gelecek mi? Kitle az olabilir çok olabilir. Önemli olan bunu bir üst seviyeye tafl›y›p ortaya koydu¤un hedefe do¤ru götürebilmektir. IMF programlar›n›n tüm ezilen kesimleri hedef ald›¤› bir durumda KESK'in de IMF program›n› merkezine koyup bu noktada bölge mitinglerinden sonra ülke genelinde kitlesel kat›l›mla Ankara K›z›lay merkezli, sonuç almay› hedefleyen tarzda oturma eylemleri sürecin önünü açabilir. Kamu emekçilerinin IMF karfl›t› eylemleri ülke gündemine girer. Bu tarz, ayn› zamanda örgütlenmeyi h›zland›racak ve memur kitlesinde yeniden güven art›racakt›r. Yoksa Ankara'ya kadar gidip bir miting ya da bas›n aç›klamas› yap›p dönmek, kitlenin enerjisini boflaltmaktan öteye gitmeyecektir. Sonuç almay› hedefleyen bu tip bir mücadeleyi örgütlemek, iktidar›n zorunu göze alacak kararl› bir önderlikten geçer. Bu önderli¤i de ideolojik olarak sa¤laml›¤› olanlar sürdürür. fiimdi ya bu sa¤laml›¤› gösterece¤iz ya da geçmiflin hatalar›n›n devam› ile yürüyece¤iz. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

17


Almanya Bush’u karfl›lad›:

dünyadan

“DÜNYANIN EN BÜYÜK TERÖR‹ST‹ BUSH”

Bush, Almanya, Rusya, Fransa, ‹talya’y› kapsayan destek turuna ç›kt›. Devletlerin bu deste¤i verip vermeyece¤i bir yana, halklar›n hiçbir zaman vermeyece¤i, Almanya’da Bush’u karfl›layan 50 bin kifli taraf›ndan bir kez daha gösterildi. Almanya’da üç gün boyunca süren gösterilere onbinlerce kifli kat›ld›. Alman Sosyalizm Partisi, Yefliller, Alman Sol gruplar›, Küreselleflme karfl›tlar›, çeflitli ülkelerden devrimci, sol örgütlerin yan›s›ra, aralar›nda Cephe Güçlerinin de bulundu¤u Türkiye’li devrimcilerin de yerald›¤› gösteriler tek bir gösteri olmay›p, her meydanda, her caddede yayg›n olarak gerçeklefltirildi. Alman devleti gösterileri engellemek için günler öncesinden tehditler savurmas›na, 10 bin polisi Berlin’e y›¤mas›na ra¤men baflar›l› olamad›. Berlin sokaklar›n› dolduran kitleler polisle çat›flt›, “Katil Bush” sloganlar›n› hayk›rd›. Gösterilerde en fazla rastlanan pankart, art›k tüm dünya halklar›n›n çok iyi bildi¤i bir gerçe¤i anlat›yordu; “Dünyan›n en büyük teröristi Bush”. Alman polisi katil Bush’a gösterilen tepkiye coplarla, tazyikli suyla karfl›l›k verdi. Ne de olsa, “gösteri hakk›n›z› ABD’ye borçlusunuz” diye sanki ABD baflkan› gibi konuflan Gerhard Schröder’in polisleri onlar. Amerika’ya dünya halklar›n›n öfkesi artarak sürecektir.

DO⁄U T‹MOR DEVLET‹ KURULDU Portekiz’in eski sömürgesi, 1975’de Endonezya iflgalini yaflam›fl olan Do¤u Timor resmen bir devlet olarak ilan edildi. Solcu Xanana Gusmao liderli¤indeki Timor Devrimci Cephesi (FRETILIN) öncülü¤ünde 25 y›ld›r mücadele eden Timor halk›, yap›lan referandumda ba¤›ms›zl›ktan yana oy kulland› ve gerilla lideri Gusmao’yu hapisten ç›kart›p devlet baflkan› seçti. Yoksul ve bir milyona yak›n nüfusuyla küçük bir ülke olan Do¤u Timor 1970’li y›llara kadar Portekiz sömürgesiydi. Bu tarihlerde çeflitli siyasi-askeri örgütlenmeler geliflmeye bafllad›. Bunlar araas›nda ba¤›ms›zl›¤› savunan sadece FRETILIN’di. Di¤erleri Endonezya’ya ba¤lanma(UDT), özerklik gibi “çözümler” savunuyordu. 1975’de yap›lan yerel seçimlerin ard›ndan UDT seçimle-

18

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

ri iptal ederek yönetime el koydu ve Endonezya ile birleflildi¤ini aç›klad›. FRETILIN ise 28 Kas›m 1975’de Do¤u Timor Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluflunu ilan etti. Halen Endonezya iktidar›n› destekleyen emperyalizm her iki iktidar› da tan›mad›¤›n› aç›klarken, ikili bir durum oluflmufltu. 7 Aral›k 1975’de Endonezya ordusu, hemen yan›bafl›nda ilerici bir iktidar›n olmas›n›n kendisini etkileyece¤ini düflünerek, “FRETILIN karfl›tlar› ça¤›rd›” bahanesiyle ülkeyi iflgal etti. FRETILIN askeri olarak yenilgiye u¤rarken gerilla faaliyeti sürdü. Y›llarca süren savaflta FRETILIN binlerce gerilla gücüne ulaflt›. Endonezya yanl›s› kontra sald›r›lar›nda binlerce insan katledildi. Endonezya halk›n›n Suharto’yu devirmesi sonras›nda 1996’da, bar›fl anlaflmas› imzaland›. BM adada askeri güç bulundurmaya bafllad›. BM denetiminde üç y›l önce yap›lan referandumdan “ba¤›ms›zl›k” karar›n›n ç›kmas›n›n ard›ndan bu y›l yap›lan parlamento seçimlerine kadar Timor BM denetiminde kald›. Yap›lan seçimlerle gerillla lideri Gusmao devlet baflkan› seçildi.


AMER‹KA’NIN “TERÖR RAPORU” TERÖRE MEfiRULUK SA⁄LAMA RAPORUDUR ABD D›fliflleri Bakanl›¤› 2001 y›l› “terör raporunu” aç›klad›. Her y›l haz›rlanan bu raporlar›n neye hizmet etti¤inden önce, ne diyor bu rapor, sat›r bafllar›yla bakal›m: “Terörizmle mücadelede önemli yol al›nd›.” “‹ran, Irak, Suriye, Libya, Sudan, Küba ve Kuzey Kore terörizmi desteklemeye devam ediyor. Sudan ve Libya terör örgütlerinden uzak durmaya çal›flan bir görünüm verse de, bu ülkelerin hiçbiri terörizmle ba¤lant›s›n› kesmedi.” “Arafat terörü önlemeye çal›fl›yor, ama yetersiz. ‹srail, ABD’nin sad›k bir müttefikidir.” “Türkiye sad›k bir müttefikimizdir. Teröre karfl› mücadeleyi tümüyle desteklemektedir. Türkiye’den terörist örgütler; DHKP-C ve Hizbullah. Türkiye bu iki örgüte karfl› mücadele veriyor. Bu gruplar halen tehlike durumundalar...PKK y›llard›r bizim listemizdeki terör örgütüdür. Kadek ismi alt›nda ne yapacaklar›n› bekleyip görece¤iz.”

Yalan üzerine kurulu raporlar›n hukuki, siyasi hiçbir meflrulu¤u yoktur. Raporlar Amerika’n›n dünya halklar›na karfl› açt›¤› savafl› meflrulaflt›rmak için bir araçt›r.

KATL‹AMA DEVAM D‹REN‹fiE DEVAM Yol ald›k, devam edece¤iz diyor Amerika. Nedir yol ald›¤›? Dünya halklar›na, anti-Amerikanc›, anti-emperyalist güçlere karfl› aç›lan savafl. Evet yol ald›lar; Afganistan’› yerlebir etti, Filistin iflgal alt›nda, yüzlerce ülkede ABD askeri ve üssü var, onlarca ülkede kurtulufl hareketlerine, islamc› güçlere karfl› ABD özel kuvvetleri iflbirlikçi ordular› e¤itiyor. Baflka ne yap›yor? Ülkeleri, örgütleri tehdit ediyor,

Tenet “Gerekçeyi” Aç›klam›flt› CIA baflkan› George Tenet aylar önce DHKP-C’nin neden “terörist” oldu¤unu, neden ABD’nin “hedefi” oldu¤unu flu sözlerle dile getirmiflti: “bu örgüt resmen Amerika’y› ve Afganistan harekat›na elefltirmifltir...” (11 fiubat 2002, bas›ndan) ‹flte ABD’nin “terör raporu”nun mant›¤›n› gösteren bir örnek. Ayn› gerekçe sürüyor. Ayn› gerekçelerle Avrupa Birli¤i de “terörist listeleri” haz›rl›yor. Emperyalizm dünyan›n hiçbir yerinde “herkese ekmek ve adalet istiyoruz” diyen ses olmas›n, “kimse bana karfl› direnmesin” istiyor.

diz çöktürmek istiyor. Bunlara devam edece¤ini ilan ediyor Amerika. Ama tüm bunlara ra¤men halklar›n direnifli de sürüyor. Dünya halklar› ABD’nin raporlarla, yalanlarla, dolarla meflrulu¤unu yaratmaya çal›flt›¤› bu teröre karfl› her türlü araçla direnme hakk›na sahip olmaya devam edecek demektir.

YETMEZ, DAHA FAZLA ‹fiB‹RL‹⁄‹ Amerika; Sudan, Libya ve Arafat nezdinde söylenen, “yetmez, daha fazla iflbirli¤i yapacaks›n›z, Ortado¤u’yu ABD denetimine almak için, halklar›n direniflini k›rmak için daha fazla Amerikanc› olacaks›n”d›r. Hiçbir iktidar, örgüt bu dayatmadan kurtulamaz. Ya Amerika’dan yana olunur, ya da ona karfl›. Bu tercihi dayatan Amerika’n›n dünya düzeninden baflkas› de¤ildir. Bu nedenle niyetlerden ba¤›ms›z bir saflaflma olarak tüm güçler buna göre saf›n› seçmek zorundad›r.

HALKLARA DÜfiMANLIK ‹TT‹FAKININ TESC‹L‹ Rapor, bilinen gerçe¤i bir kez daha dile getiriyor; Türkiye ve ‹srail “en sad›k” iki müttefik. Biri tüm dünyay› kan gölüne çeviren Amerika, ötekisi Ortado¤u’nun tescilli terörist devleti. Ve bu ikilinin yan›nda onlarca y›ld›r Türkiye halk›n› katleden, emperyalizme uflakl›kta tarihinin en afla¤›l›k dönemini yaflayan oligarfli. Amerika’n›n “teröre karfl› savafl” dedi¤i halklara karfl› savaflta Amerika’n›n yan›nda olan, sad›k müttefiki olarak nitelenen oligarfli sadece halk›m›za karfl› de¤il, baflta Ortado¤u olmak üzere tüm dünya halklar›na karfl› savaflta emperyalistlerin dostu, halklar›n düflman›d›r.

RAPORLAR AMER‹KAN TERÖRÜNE MEfiRULUK YARATAMAZ Gerçe¤in ne oldu¤u önemli de¤il, önemli olan›n neyin ABD ç›karlar›na hizmet etti¤idir. Örgütler, ülkeler buna göre listeye

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

19


al›n›r, listeden ç›kar›l›r. Burjuvazi her geliflmeye s›n›f›n›n ç›karlar›yla bakar. Bush’un, bu raporun aç›klanmas›ndan sonra “Arafat’a asla sayg› duymad›¤›n› ve kendisini Filistin halk›n›n temsilcisi olarak görmedi¤ini” söylemesi de burjuvazinin s›n›f kininin bir yans›mas›. Bush’a bu hakk› kim vermifl, Filistin’i kimin temsil etti¤ine neden Amerika karar verecekmifl sorular›ndan ba¤›ms›z olarak listeler, raporlar, terör tan›mlar› hep buna göre belirleniyor. Amerika’n›n “teröre karfl› savafl” yalan› özellikle Filistin direnifliyle birlikte 11 Eylül sonras› etkisini büyük oranda yitirmifltir. Amerika’n›n “terör” yalan›na dünyada inanan kimse yoktur. Bu gerçe¤i raporlar da de¤ifltiremez.

HALKLARIN D‹REN‹fi‹ MEfiRUDUR Türkiye’den DHKP-C’yi, Küba’y›, Kuzey Kore’yi, baflka ülkelerden baflka devrimci örgütlenmeleri “terörist, teröre destek veren” ilan etmenin tek anlam›, halk kurtulufl savafllar›n› bo¤makt›r. Raporda yer alan ülkelerin tümü bir flekilde Amerikan ç›karlar›n›n önünde engel olarak görüldü¤ü için ayn› listedeler. Raporlarla halklar›n direniflinin meflrulu¤u yokedilemez. Ne Amerika “terör” dedi¤i için Türkiye halk›n›n faflizme karfl› mücadelesinin meflrulu¤u yokolur, ne de Filistin halk›n›n iflgale karfl› direnifli. Zulmü ve adaletsizli¤i yaratan, tüm dünyada fliddetin de tek kayna¤› demektir. “Terör raporlar›”, Amerika’n›n dünyan›n en büyük teröristi oldu¤u gerçe¤ini de¤ifltiremez.

SOSYAL‹ZMDEN VAZGEÇERSEN... - Muhaliflere örgütlenme izni verirse... Biz tüm bu laf kalabal›¤›n› sadelefltirelim; Küba sosyalizmden vazgeçerse, ambargo da kalkar, listelere de almay›z...

Küba da Amerika’n›n “teröre destek veren ülkeler” listesinde sürekli yeralan ülkelerden biri. Hiç de¤iflmeyeni demek daha do¤ru. Hiç de¤iflmedi¤i gibi, hiçbir inand›r›c›l›¤› da yok. Raporun aç›klanmas›ndan bir süre önce Bush, Küba’n›n nükleer amaçl› silah üretmeye çal›flt›¤› aç›klamalar› yapm›flt›. Küba iktidar› bu yalan›n “komik” oldu¤unu aç›klarken, Küba’y› ziyaret eden eski ABD baflkanlar›ndan Jimmy Carter, Küba’y› ziyareti s›ras›nda; "Kimse Küba’n›n içifllerine kar›flmamal›d›r. Küba'daki sosyalist hükümet, insan haklar›n› da güzel bir flekilde içeriyor. Halk›n bar›nma e¤itim, sa¤l›k gibi olanaklar› var...” dedi ve ambargonun kald›r›lmas› ça¤r›s› yapt›. Bush, ambargoyu kald›rman›n koflullar›n› tek tek s›ralad›: - Serbest piyasa ekonomisine geçerse... - Yabanc› sermayeye kap›lar›n› açarsa...

20

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Komplolar, suikastler, kontralar›n ç›karmalar›, biyolojik silahlarla ekonomisini yoketme giriflimleri, ambargolar... herfley bunun için de¤il mi zaten. Bunlar kar etmemifl, flimdi Bush istiyor diye Küba sosyalizmden vazgeçecek! Ben senin rejimini be¤enmiyorum; öyleyse teröristsin, teröre destek veriyorsun... Her türlü yolla rejimini de¤ifltirece¤im... Ben senin ülkeni sömüremiyorum; öyleyse teröristsin... Ambargolar, bask›lar uygulayaca¤›m. Küba’dan Kuzey Kore’ye kadar dayat›lan bu hukuksuzluktur. Listeler, raporlar iflte bu k›staslara göre haz›rlan›yor. Örgütler, ülkeler bu dayatmalara boyun e¤medikleri için terörist ilan ediliyor. Amerika, tüm dünya benim istedi¤im düzende yaflayacak, benim istedi¤im gibi yönetilecek, benim sömürü alanlar›m içinde olacak diyor. Neden? Kim verdi bu hakk› Amerika’ya? Dünya halklar› ABD’nin istedi¤i düzende yaflamak istemedi¤ini binlerce yolla gösteriyor, direniyor. Direnmeye devam edece¤ini onlarca ülkede ilan ediyor. Dayatmalarla, terör demagojileriyle bu gerçek de¤ifltirilemez. Halklar Amerikan düzenine karfl› tek alternatif olan sosyalizm yoluna er geç yönelecektir.


Amerikan Yalan Merkezleri Çal›fl›yor Emperyalist medyadan tüm dünya halklar›n›n beyinlerine her gün pompalanan “terör” yaygaralar› Amerikan zulmünü, sald›rganl›¤›n› gizleyemez. Son bir hafta içinde Amerikan kaynakl›, “terör sald›racak... intihar sald›r›lar› olacak... 11 Eylül’den daha büyük olacak... Hedef NewYork...Canl› bombalar ABD’yi vuracak... NewYork polisi kamikaze kursunda... Dünya Bankas›’nda flarbon pani¤i... terörle yaflamaya al›flmal›y›z...ABD’ye sald›r› olup olmayaca¤› de¤il, bu kesin, ne zaman olaca¤›n› bekliyoruz...” benzeri aç›klamalar kör olan gözlere sokulurcas›na art›r›ld›. CIA, FBI, ABD Güvenlik Dan›flmanlar›, Bush... her gün biri ç›k›p aç›klamalar yap›yor. 11 Eylül sonras› Afganistan’a sald›r› zemini haz›rlamada kullan›lan fiarbon sald›r›lar› derin uykusundan uyan›p (!) Dünya Bankas› binalar›na ç›k›yor, Türkiye’de 22 May›s’a kadar sald›r› olaca¤›ndan tutun da, kaç›r›lacak uçaklar s›ralan›yor; bak›n terör sadece bize yönelik de¤il, mesajlar› veriliyor. Amerika’n›n resmi olarak kurulmufl yalan üretme merkezleri tam bir kampanya yürütüyor. Dün de benzeri aç›klamalar yap›lmas›na ra¤men neden flimdi böyle bir yo¤unlaflma?

“Terör” Demagojisinin Ard›na Gizlenen Gerçek Amerika’n›n “terörle mücadele” dedi¤inin ne oldu¤unu art›k dünyada bilmeyen kalmad›. En son Filistin’de hiçbir tart›flmaya yer b›rakmayacak flekilde ortaya ç›kt›. Filistin’de “terör”; topraklar› iflgal edilmifl, afla¤›lanan, yok say›lan, yokedilmek istenen bir halk›n meflru direnifliydi. “fier ekseni” aç›klamalar›yla ABD’nin muhalif rejimleri yoketme hedefi tüm aç›kl›¤›yla ortaya ç›kt›. Müttefik-

lerinin dahi elefltirilerine ABD D›fliflleri Bakan› Powell’in “bak›n biz bu aç›klamadan sonra Kore ve Irak geri ad›m atmaya bafllad›” aç›klamalar›, ABD’nin tehdit ve bask›yla boyun e¤dirme politikalar›n›n en aç›k itiraf›d›r. Ortaya ç›kan baflka gerçekler de vard›. “Terörle mücadele” ard›na gizlenerek hem kendi ülkesinde, hem baflka emperyalist kapitalist ülkelerde bask› yasalar›, “terör yasalar›” ad›yla birbiri ard›na ç›kar›ld›. Sansürler, yasaklar meflru hale getirildi. Muhaliflerin sesini k›sman›n gerekçesi haline geldi bu yalan. Afganistan’dan Guantanamo’ya büyük bir zulüm tüm yalanlara, medya deste¤ine ra¤men dünyan›n gözleri önüne serildi. Amerika’n›n gizleyebilece¤i hiçbir fley kalmad›kça zulmü daha pervas›zlaflt›rd›. BM’sinden NATO’suna kadar “uluslararas›” denen kurum ve kurulufllar›n Amerika’n›n sald›rganl›klar›n› meflrulaflt›rman›n araçlar›ndan baflka hiçbir ifllevlerinin olmad›¤›n› bilmeyen kalmad›. fiimdi “Terörle” yaygaralar›yla, kampanyalarla bu gerçekler gizlenmek isteniyor. Amerikan halk›ndan, tüm dünya halklar›na kadar “teröre karfl› savafl” yalan›n›n sorgulanmas›n›n önü bu yalanlarla kesilmek isteniyor. “Terörle mücadele” ard›na gizledikleri bask›lar›, zulmü, sald›rganl›¤› sürdürebilmek için art›k durmadan bu tür haberler üreteceklerdir. Amerika’da yeni bask› yasalar› ç›karman›n, dünyada yeni sald›r› alanlar› açman›n yalanlar› ortal›¤› daha fazla kaplayacakt›r. Irak baflta olmak üzere Amerika’n›n hedefindeki ülke ve örgütler hakk›nda binlerce yalan, demagoji toz duman içinde beyinlere empoze edilmeye, katliamc›l›k meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›lacakt›r. Amerika, bunun ad›na “psikolojik savafl” der. Ony›llard›r Amerika’n›n kontra okullar›nda nas›l yalan üzerine politika yap›laca¤›n›n e¤itimi verilmifltir. “Psikolojik savafl” denen yalan kampanyas› Amerika’dan, tüm sömürgelere yay›lm›flt›r.

“Terör Fobisi” Kitlelerde “terör fobisi” yaratarak, devrimci örgütlerden uzaklaflt›rmak, bu politikan›n di¤er yönüdür. Halklar zulme karfl› direnmenin kaç›n›lmazl›¤›n› anlad›kça bu politika daha da yo¤unlafl›r. Çünkü zulmün karfl›s›nda direnifli sonuna kadar götürebilecek, tutarl› antiemperyalizmin tek temsilcisi devrimcilerdir. Halklar devrimci örgütlenmelerden ne kadar uzak tutulursa, Amerikanc› dünya düzeni o kadar güvence içinde demektir. Katliamlar, yoketme operasyonlar› gibi, “terör” yalanlar› da ony›llard›r buna hizmet eden bir araçt›r. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

21


Bunun için provokasyon eylemlerinden, kontra örgütlenmeleri yaratmaya kadar her türlü yolu kullanmakta hiçbir sak›nca görmezler. Yar›n sa¤da solda, ilgisiz alakas›z yerlerde bombalar patlarsa buna da kimse flaflmamal›d›r. Ülkemizden bunun örneklerini çokça biliyoruz. Kald› ki, FBI, CIA bu konularda uzmand›r. Bizim gibi ülkelerde bu tür provokasyon eylemlerini yapanlar›n e¤itmeni onlard›r. Bu arada bir kaç Amerikal› ölmüfl, çok da önemli de¤ildir. 11 Eylül’de kendi insan›n›n kan›n› emperyalist tekellerin ç›karlar› için kullanan Amerika için, kimsenin hiçbir de¤eri yoktur.

Yalana Son “Terör... fliddet...” demagojileri gerçe¤in üzerini örtemez. Sen tüm dünyada açl›¤›, zulmü, adaletsizli¤i yarat›rsan; tüm dünya halklar›n› imparatorlu¤unun tebas› haline getirmek istersen; elbette halklar direnme yollar› bulacakt›r. Buluyor da. Hiç kimse ortada olan bu gerçekten kaçamaz. Halklar›n sesi bu teröre karfl› kaç›n›lmaz olarak daha da yükselecektir.

Avrupa Sa¤’a Kay›yor Amerika Seviniyor

kas› olmayan partiler taraf›ndan yasakland›. Bask› yasalar› bu iktidarlar döneminde daha da h›z kazand›. Yine bu iktidarlar döneminde kendi ülkelerinde hak ve özgürlükleri s›n›rlayan düzenlemeler “terör” yalan›yla daha da Bush Avrupa, Rusya turuna ç›kmadan önce, öne ç›kt›. ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell, Avrupa ülAlmanya’dan bafllayarak tüm ülkelere bakelerinde ›rkç›, faflist partilerin oylar›n› art›rk›n, bu gerçe¤i görürsünüz. Bunun nedeni, mas›, sa¤ partilerin iktidarlara geliyor olmas›n› de¤erlendiriyor; “Umar›m Avrupa sa¤a ka- Avrupa devletlerinin tekellerin devleti olmas› yar. Ayn› görüfller paylafl›ld›¤›nda önemli ko- gerçe¤idir. Sa¤ ya da “sol” farketmez tekelnularda da sorun ç›kmaz.” (20 May›s Hürri- ler için; yeter ki, ç›karlar› korunsun. Tekellerin bu süreçteki ç›karlar› da Amerika’n›n “teyet, aktaran Ferai T›nç) Avrupa’daki “sa¤a kay›fl›n” uygulanan poli- rörle savafl”›na destekten geçiyordu, destek tikalar›n, ABD politikalar›na tabi olman›n so- verildi. “Demokratl›k” görüntüsü gere¤i yap›lan üç befl elefltiri de bu çerçevede de¤erlennucu oldu¤unu, bizzat ABD ortaya koyuyor. Irkç›l›¤›, yabanc› düflmanl›¤›n› yaratan›n dirilmelidir. bizzat o politikalar› uygulayan iktidarlar oldu¤u gerçe¤i bir kez de ABD taraf›ndan tescil ediliyor. Amerika’n›n “sa¤” iktidarlar› istemesinde anormal bir durum yok; Powell aç›k olarak nedenini söylüyor. Peki, Avrupa’da y›llard›r iktidarlarda olan ve kendine “sol” diyenler bu “ayn› görüfller”den çok mu uzaklar? Bush’un terör demagojisinden çok mu farkl› fleyler söylüyorlar. Uzak olmad›klar› için bugün ›rkç›l›k gelifliyor. “Sol” kavram› içeri¤inden tümden boflalt›larak kitlelere sunuluyor ve buyurun seçin deniyor. Oysa nüans farklar› d›fl›nda temel politikalarda hiçbir farklar›n›n olmad›¤› Amerikan savafl›na verilen destekle daha net ortaya ç›km›flt›r. Devrimci, ilerici hareketler kendine “sol” diyen, gerçekte solla, hatta demokratl›kla ala-

22

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Bu nedenle Powell üzülmesin, flu bu Avrupa ülkesinde sa¤ ya da “sol” partinin iktidarda olmas› bir fleyi de¤ifltirmez. Avrupa halklar›n›n bask›s›, mücadelesi olmad›kça Amerika ile halklara karfl› savaflta büyük ayr›l›klar yaflamazlar. Olaki bir çeliflki yaflayacaklar olurlarsa da bunun nedeni iktidarlar›n sa¤ ya da “sol” olmas›ndan de¤il, tekellerin kendi aralar›ndaki çeliflkilerden kaynakl› olur. Avrupa’da Le Pen’lerin, Fortuyn’lerin geliflmesi de iflte bu zemindir. Sen ABD’nin “terörle mücadele” politikas›n› uygulad›¤›n sürece, elbette onu en iyi uygulayacak olanlar öne ç›kacakt›r. Amerika’n›n sevincini kursa¤›nda koyacak tek güç Avrupa halklar›n›n mücadelesidir. Reformist politikalara hapsedilmeyen bir örgütlenme ve mücadele anlay›fl›d›r.


‹flkenceyle yokedilen haf›zalar› “Sevgi evleri”nde kazanma savafl› Büyük direniflin gazileri onlar; kimi 3 y›l›n› hat›rlam›yor, kiminin 10 y›l›n› beyninden söküp ald› beyaz önlüklü iflkenceciler. Onlarla konufltuk tedavi olduklar› evde. Rahats›zl›klar›, tedavileri, halen sürmekte olan zorla müdahale üzerine Asl›han Gencay, Kevser M›rzak, Y›ld›z Türko¤lu, Yeliz Türkmen, Mehmet Avcu, Sakine Ögeyik ve Ulafl Göktafl ile konufltuk. Bayanlar bir evde, erkekler bir baflka evde rahats›zl›klar›n› altetmeye, gasbedilen haf›zalar›n› yeniden kazanmaya, eriyen kaslar›n›, hücrelerini yeniden oluflturmaya çal›fl›yorlar. Gerçekten birer “sevgi ve dostluk evi” buralar. Ölümü yenmifllerdi ölüm orucuna yatt›klar›nda. fiimdi sakatl›klar› yenme savafl› sürdürüyorlar. Konufltukça görüyoruz ki, zorla müdahaleci iflkenceciler, belki büyük tahribatlara yolaçm›fllar vücutlar›nda ve haf›zalar›nda, ama beyinlerinden, yüreklerinden halk ve vatan sevgisini söküp alamam›fllar. Bir gününüz nas›l geçiyor? Asl›han: Hapishanelerde iken de düzenli bir yaflam›m›z vard›. Ayn› düzenlilik burda da devam ediyor. Bir program oluflturduk. Belli bir saatte kalk›yoruz. Kahvalt›m›z, yeme¤imiz vs. ortakt›r. Ard›ndan günlük yaflam›m›z bafll›yor. Örne¤in; gazete okuyamayan arkadafllar›m›z var. Birbirimize gazete okuyoruz. Geliflmeler üzerine tart›fl›yoruz, sohbet ediyoruz. Misafirlerimiz geliyor. Onlarla sohbetler yap›yoruz. Tedavilerinizi nas›l yap›yorsunuz?

Kevser: Tedavi deyince, hastahane olay›, doktoru göreceksin, ilaç alacaks›n. Temel oradaym›fl gibi. Tamam onlar gerekli. Zorunlu da. fiziki olarak güçlenmek için. Ama moral, motivasyon belirleyici. Dün örne¤in sakat b›rak›lm›fl arkadafllar›m›z›n birisiyle birlikteydik. Çok mutluyum dedi, ben bunu baflka yerde yaflayamam, baflka birisi de anlayamaz bizi. Hiç bir ilaç karfl›layamaz bu mutlulu¤u. Di¤er taraftan verilen ilaçlar düzenli kullan›l›yor. Birimiz unutsak, yan›m›zdaki arkadafllar›n uyar›lar›yla, onlar› da düzenli bir flekilde yürütmeye çal›fl›yoruz. Wernicke-Korsakoff’u yenmek için de disiplinli savaflmak gerekiyor k›sacas›. Asl›han: Fiziki rahats›zl›klar›m›za yönelik, örne¤in, ilaçZiyaretçileriniz oluyor mu, yaklafl›mlar› nas›l? larla, terapilerle, egzersizlerle, vitaminlerle bir tedavi göY›ld›z: Çok büyük bir sayg› var. Bir çok kifli geliyor. rüyoruz. fiu da var, bu ortak yaflam da tedavinin bir parKalabal›k oluflu belki yoruyor, fakat mutluyuz. Yorgunças›. Burada birbirini anlayan, ayn› fleyleri yaflam›fl arkaluktan sandalyelere y›¤›lan arkadafllar›m›z olsa da, biz bir dafllar›n bir arada olmas›. Bir süreci birlikte yaflad›¤›m›z arada olmaktan çok mutluyuz ve misafirlerin gelifli bizi için, daha çok onun etkisi oluyor iyileflmemize. Fiziki tedamutlu ediyor. vilerden daha çok moralin, manevi gücün Kevser: Onlar da, "durumlar› nas›l" diye etkisi oluyor. Buraya geldikten sonra, bir Buraya gelsenede göstermedi¤i iyileflmeyi, 15 günde dikten sonra, bir geliyorlar. Görüyor, ö¤reniyorlar. Bizi moral aç›s›ndan destekleyen, güçlendiren ingösteren arkadafllar›m›z da oldu. Hastahasenede göstermesanlar oluyor ziyaretçilerimiz. Tedavide de neden ç›k›pta böyle bir ortamdan uzakta, ailesinin yan›nda, köyünde, mahallesinde, di¤i iyileflmeyi, 15 büyük rolleri var. kendisini anlamayan insanlar›n yan›nda günde Y›ld›z: fiöyle diyenler de oluyor; sizin gigösteren iken bir senede haf›zas›nda ilerleme olmabi devrimciler kaç y›lda yetifliyor? Siz ölmeyan arkadafllar›m›zda, birlikte süreci, so- arkadafllar›m›z ol- seniz olmaz m›? Hay›r olmaz diyorum. Mehrunlar›n› paylaflt›¤› insanlarla olmas› sonu- du. Moralinde dü- met abi, Ali amca, sizin için ölüm dahil her cunda haf›zas›nda k›sa süre içinde büyük zelme oldu. Dola- fleye de¤er, dedi¤imde, söylediklerinden ilerlemeler görüldü. Moralinde düzelme olvazgeçiyorlar. Biz verdi¤imiz bir sözü tutdu. Dolay›s›yla fizi¤inde de düzelme olu- y›s›yla fizi¤inde de tuk. fiehitlerimiz bunun birinci kan›t›. ‹kinciyor. Bunlar birbirinden kopuk fleyler de¤il. düzelme oluyor... si gazilerdir. Biz onur duyuyoruz flu an bu-

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

23


lundu¤umuz durumda. Biz büyük alk›fllar beklemiyoruz. Yapmam›z gerekeni yapt›k. Sakine: Uzun bir süredir direniflimiz sürüyor. Yüze yak›n flehidimiz, bir o kadardan da fazla gazimiz var. En bafl›nda Ölüm orucuna bafllarken biz birçok fleyi tart›flm›flt›k. Belki bu kadar uzun sürece¤ini ummuyorduk. Ama bugün hala devam ediyor. 8'inci ekipler de bafllad›. Bu direnifl, çok yo¤un bir bilinç yaratt› insanlarda. Ki bu bizim kazanc›m›zd›r. fiu anda sa¤l›k durumlar›n›z nas›l? Yeliz: Ben belli bir dönemi hat›rlam›yorum. Hapishanede yaflad›¤›m süreci hat›rlam›yorum. Ama haf›zam kay›t yapabiliyor. Ulafl: Tamamen unuttu¤um y›llar var. Yani çocuklu¤um, hapishanede yaflad›¤›m y›llar› hat›rlam›yorum, hiç birini. Biraz kay›t yap›yorum, onda da sorun var. Asl›han: fiu an durumu a¤›r olan arkadafllar›m›z var. Fiziki ve haf›za sorunlar› var. Bunun d›fl›nda zaten hepimizde flu veya bu ölçüde rahats›zl›klar var. fiimdiye kadar böyle bir imkandan, ortamdan uzak ortamda olan baz› arkadafllar›m›z›n durumu daha geri. ‹yileflmeleri daha yavafl olmufl. Sakine: Baz› arkadafllarda geçmifle dair kay›tlar silinmifl. Baz›lar› bir iki seneyi hat›rlam›yor. O arkadafllar diyelim Buca hapishanesinde yatt›¤› befl y›l› hat›rlam›yor. O befl y›l› birlikte geçiren arkadafllar onunla; o sürede birlikte neler yaflad›k, neler yapt›k, onlar› hat›rlat›r. Bu sohbetler bazen uzuyor. Bugün konuflulanlar ertesi gün unutulabiliyor. Ertesi gün tekrar bafltan ayn› fleyler konuflulur. Ama ›srarc› bir flekilde onlar hat›rlat›l›r. Mutlaka karfl›daki arkadaflta belli fleyler uyan›yor, hat›rl›yor. Ha evet diyor, tekrar haf›zas›nda ba¤lant› kuruluyor, birlefltiriliyor. Bir de haf›zas› günlük kay›t yapamayanlar var. Onlar da bir günde yapt›¤› iflleri, konufltu¤u kiflileri, olaylar› akflam biriyle konuflup tekrar yap›yor. Daha da olmazsa unutmamak için not al›yor. Ya da sabahleyin tekrar biriyle paylafl›yor. Böylece yavafl yavafl kay›t yapmaya bafll›yor. Yani buna benzer yöntemlerle bir anlamda haf›zam›z›n, beynimizin tahrip olmufl bölümlerini yeniden canland›r›yoruz, ifller hale getiriyoruz.

24

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Uzun y›llardan sonra 1 May›sa Zorla müdakat›ld›n›z. Nas›l bir duyguydu, nehale doktorlar›n ler hissettiniz? Asl›han: Zaten 93'ten beri ha- kendi meslekleripisteydim. Bu 1 May›s’›, merakla ne, kendi alanlar›bekledik tabii. Nas›l olacakt›? Bir süreç yafland›. 19 Aral›k’la birlikte, na yönelik bir salF tipleriyle birlikte a¤›r bir sald›r› d›r›d›r... ya sinip yafland›. Konuflan herkese, Ölüm sessizleflecekler, ya Orucuna destek olan herkese a¤›r bedeller ödetildi. Bunlar›n bir mu- da seslerini yükselhasebesi ç›kacakt›. Hangisi a¤›r tecekler. Ki hala bast›? Ne oldu¤unu görecektik 1 hastahanelerde inMay›s’ta. Gördük ki kitleselli¤e eriflmifliz. Mesela ‹stanbul'da 10 sanlar›m›z›n bafl›nbine yak›n bir kitle. O bir senelik da al›c› kufllar gibi sürecin meyveleri diye düflünüyo- bekleyen Mengele ruz. Direnifl kendi varl›¤›n› hissetart›klar› var. tiriyor. fiu bir gerçek, bir seneyi aflk›n Ölüm Orucu direnifli, tüm bask›lara ra¤men ayakta kalma, direnme savafl›m›z, bir yan›yla bu sonucu getirdi. Biz buraday›z... say›m›z daha çok olabilirdi. Bu süreç içerisinde oluflacakt›r. Seneye, daha sonra ki seneye. Ki Ölüm Orucu da sürüyor. En büyük dersi fludur; direndikçe, ›srarc› oldukça, halkla ba¤lar›m›z kurulacakt›r, kuruluyor da. Yeliz: Güzel bir duygu. Filistin'de bir direnifl var, bir de Ölüm Orucu, bunun motivasyonuyla gittik. Bizim oldu¤umuz kortejde iflte k›z›l bayraklar bafltan afla¤›. HAKLIYIZ KAZANACA⁄IZ pankart›m›z›n arkas›nda yürüyoruz. Pankart her fleyi ifade ediyor. Ölüm Orucu flehitlerini ifade eden k›z›l bant›m›z flimdi binlerin elinde bayrak olmufl. Bir de her yafltan, her kesimden insanlar› gördüm. Gençler vard›, analar-babalar vard›. Hata babalar kendileri için slogan at›yorlard›. Bir halk hareketi olman›n somutunu gördük. Yorulduk ama de¤di. Mehmet: 1 May›s'a ben dört y›l aradan sonra kat›ld›m. Gayet güzeldi. Elbette farkl› bir duygudur. Kitleyle kucaklafl›yorsun, uzun bir aradan sonra. Y›ld›z: Sekiz y›l sonra halk›n içinde ve halkla kol kola ayn› ad›m› atmak, ayr› bir duygu. ‹çerde bombalar›n alt›ndan ç›km›fls›n, halkla kol kolas›n. Asl›han: En güzel duygulardan biri de flu; Ölüm Oru-


cu süresince söylenen fluydu ‘yaln›zs›n›z, halk sizi desteklemiyor’. Bizi yal›tmaya, yanl›zlaflt›rmaya çal›fl›yor devlet. Ama biz oraya ç›k›yoruz, kendi gözlerimizle öyle olmad›¤›n› gördük.

GAZ‹LERDEN DOKTORLARA ÇA⁄RI Zorla müdahale hastanelerde, hapishanelerde sürüyor; onlarca ölüm orucu direniflçisi sizin durumunuza getiriliyor veya getirilebilir. Zorla müdahale konusunda neler diyeceksiniz? Asl›han: Biz flöyle ça¤›r› yapm›flt›k; bu zorla müdahaleleri yapanlara, ya da savunanlara karfl›, en az›ndan kendi örgütlülükleri içinde elefltirme, gerekiyorsa bulunduklar› kurumun örgütlenmelerinden atmaya kadar varabilen tav›rlar gösterilmeliydi. Çünkü zorla müdahale denilen bu uygulama, devletle iflbirli¤i içinde iflkence gibi bir suç ifllemektir demifltik. Ama bunun d›fl›nda da kendi meslektafllar›n›n yapt›klar›na tav›r alman›n d›fl›nda da, bugün destek için çok fley yap›labilir. Örne¤in imza toplama kampanyas› sürüyor. Doktorlar bunu kendi içinde de yapabilir. Kendileri bu anlamda destek verebilir. ‹flte burada gazilerimiz var. Çok yerde sakat b›rak›lan arkadafllar›m›z var. Onlar›n tedavisine destek olmak, onlara gönülü olarak hizmet vermek olabilir. ‹flkenceye karfl›, zorla müdahaleye karfl›, tecrite karfl› komiteleflmeye gidilebilir. Bunun içinde, her görüflten doktorlar olabilir. Sa¤c›s›, solcusu, dincisi farketmez, iflkenceye karfl› ise bir seneyi aflk›nd›r görünen flehitler, gaziler onlar› etkiliyorsa, gerçekten bunlar›n yaflanmas›n› istemeyen biriyse, her türlü küçük, ya da büyük katk› sunulabilir... Onlar olana kadar daha bireysel, en az›ndan zorla müdahale eden doktorlara, ki onlara doktor demek yanl›fl, Mengelelere, tav›r almal›lar: Bunlar› aran›za almay›n, tav›r gösterin, meflrulaflmas›nlar. Bunlar iflkencecidirler. Daha net bir tav›r al›nmad› onlara. Ve hala zorla müdahaleler devam ediyor, hala bugün arkadafllar›m›z sakat b›rak›l›yor. Kevser: Zorla müdahale doktorlar›n kendi mesleklerine, kendi alanlar›na yönelik bir sald›r›d›r, bunu gö¤üsleyebilmekte de yetersiz, baflar›s›zd›rlar. Tabib Odalar› var, keza di¤er DKÖ'lerle birlikte hareket edebilirler. Ama bunu, yani o gücü kendilerinde görmüyorlar. Karfl›nda güçlü bir sald›r› var. Onu gö¤üsleyebilmek kiflilerin tek bafl›na halledebilece¤i bir fley de¤il. Örne¤in, bir doktor zorla müda-

haleye karfl› ç›kt›. Hemen alternatifi bulunup getirilebiliyor hastahanede. Ona soruflturma aç›l›yor. Görevden uzaklaflt›r›l›yor. Sürgün ediliyor. Daha farkl› fleylerle karfl›lafl›yor. Ama bunlar, tüm doktorlar›n örgütlü güç olarak tam olarak, karfl›lar›na ç›kt›klar›nda gö¤üsleyebilecekleri fleyler. Asl›han: Bir kere bildiklerini, tan›kl›klar›n›, bizlerin nas›l hangi koflulda sakat b›rak›ld›¤›n› aç›klamalar› gerekiyor. Doktorlar birebir bu sürecin en yak›n tan›klar›. Zorla müdahale yapmayanlara gerçekten devlet memurlu¤u noktas›nda meslekten atmaya kadar götüren cezalara baflvurdular. Ama burada durum net, ya sinip sessizleflecekler, ya da seslerini yükseltecekler. Ki hala hastahanelerde insanlar›m›z›n bafl›nda al›c› kufllar gibi bekleyen Mengele art›klar› var. Bunlara bizim tepkimiz, tavr›m›z bafl›ndan beri var. Ama kendi içlerinde yükselmeli bu ses. Zorla müdahele edenler tek tek belirlenebilir. Bunlar meflrulaflt›r›lmamal›. Bu iflkenceciler meflrulaflt›kça orada insani de¤erlerin y›k›m› vard›r. Onun mesle¤i orada bitmifltir. ‹flte zorla müdahalede arkadafllar›m›z ne hale gelmifltir. Devletin talimat›d›r. Ama alet olan doktordur. Kevser: Karfl›l›kl› bir çat›flma var. Tarafs›zl›k olay› hiç kimse için sözkonusu de¤ildir. Doktorlar için de. Orada yapacaklar› fley, kendilerini bir yerde görmek, o zorla müdahaleye karfl› ç›kmakt›r. Çünkü zorla müdahaleyle birini sakat b›rak›yorsun, onun yerine baflka birisi ç›kacak. Biz bu direnifli sonuna kadar sürdürece¤iz diyoruz. O zaman sen ne yap›yorsun? Bedellerin önünü aç›yorsun. Doktorlar›n onu anlamalar› gerekiyor biraz da. Sakine: Bu konuda flöyle bir fley de gördük, yani ben de zorla müdahaleye karfl›y›m diyor, ama zorla müdahale ediyor. Bilincim kapan›nca yap›lan müdahaleye zorla müdahale demiyor, do¤rudur diyor. Anlatmaya çal›fl›yorsun. Bunun netleflmesi gerekiyor. Zorla müdahale de¤iflik anlamda kulan›ld› süreç içerisinde. Ama biz çok aç›k buradan da söylüyoruz, bizim için bilincimiz aç›k ya da kapal› farketmiyordu, taleplerimiz kabul edilene kadar, eylemin bedeli ölümdür, bilerek bafllad›k ve buna sayg› duyulmas›n› istiyoruz. En baflta doktor arkadafllardan istiyoruz. O bile bir ad›md›r. Gelip burada savunduklar›, do¤rudur dedikleri o müdahalelerin sonuçlar›n› görsünler. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

25


T a r t › fl m a l a r › n , T e o r i l e r i n , Katliamlar›n, Kaç›fllar›n, Direnifllerin

2 . Y I L I N D A F T‹PLER‹

F Tiplerini Kim ‹stedi? Kim, Niye Savundu? Kim, Niye Direniflin D›fl›nda Kald›? Hayat, Kime Ne Gösterdi? Kim Ne Kazand›, Ne Kaybetti? 26

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

F tipleri, henüz 2000 Ekim’inde ölüm orucunun bafllamas›n›n yaklafl›k alt› ay öncesinden çok yo¤un biçimde tart›fl›lmaya baflland›. Kurultaylar düzenlendi, bildiriler, broflürler, gazetelerde köfle yaz›lar› birbirini izledi. Ekim’den itibaren tart›flmalar, özellikle bas›n yönüyle yayg›nlaflt›. Yani yaklafl›k iki y›ll›k bir tart›flma ve yaflay›p görme süreci yafland›. fiimdi bu tart›flmada ileri sürülen görüfller, yaflananlarla birlikte yeniden ele al›n›p bak›ld›¤›nda, kuflku yok ki, kimlerin nerede, nas›l yan›ld›¤›, kimlerin do¤rular› söyledi¤i daha net görülür durumdad›r. Herfleyin yerli yerine oturmas›n› sa¤layan, sadece ülkemizde yaflananlar de¤ildi; bu dönem boyunca dünya çap›nda yaflananlar da, hücreler, F tipleri olgusunun ne için, kimin için, ne amaçla yap›ld›¤›na dair çeflitli cevaplar› beraberinde getirdi. Dünya Guantanamo’ya tan›k oldu. Dünya “uluslararas› standartlar”›n, “Avrupa standartlar›”n›n ne anlama geldi¤ine tan›k oldu. Yeni sömürgelerdeki “gözalt› süresinin uzunlu¤u” konusunda f›rt›nalar koparan bu “standartlar›n” sahiplerinin kendi ülkelerinde “yabanc›”lara karfl› o gözalt› sürelerini nas›l bir keyfilikle uygulad›¤›na, dünyaya “demokrasi, insan haklar›” götürmeye soyunan o ülkelerin alenen iflkence yapmay› yasallaflt›rmay› tart›flt›klar›na tan›k oldu.

Ko¤ufl mu, hücre mi? Hücre mi, oda m›? Kafalar nas›l kar›flt›? Belirtti¤imiz gibi, flimdi sorunu ortaya koymak çok daha kolay. O gün, kimi sorunu hücrelerin kaç metrekare oldu¤una, kimi kaç kiflilik oldu¤una, kimi oda m›, hücre mi say›lmas› gerekti¤ine s›k›flt›rd›. Oysa sorunun özü, bunlar de¤ildi. Ülkemizdeki ayd›nlar›n F tipine karfl› ç›kanlar›n›n karfl› ç›k›fltaki en zay›f yan›, “ko¤uflu” savunabilme cesareti gösterememeleriydi. Avrupa gibi olmal›yd›. Avrupa’da olan herfley do¤ruydu. F tipleri, yani “oda sistemi” olsun ama, iflkence, katliam olmas›n demekteydiler. Örnek Avrupa’yd› ve ülkemizi adeta tan›m›yor, ya da oligarfliye karfl› devrimcilerle ayn› fleyi savunuyor görünmemek için, ülkemiz gerçeklerini yok say›yorlard›. Oysa, ko¤ufl-hücre ikileminin, siyasi karfl›l›¤›, halk›n örgütlülü¤ünü savunmayla, örgütsüzlü¤ün hakim k›l›nmak istenmesi aras›ndaki karfl›tl›kt›. Kimileri ise, “birey iradesini” ortaya ç›karaca¤›, “bireye özgürlük” getirece¤i gerekçesiyle F tipinin do¤rudan savunucusu oldu. Beyinleri kar›flt›ran, kirleten yine ayn›yd› özünde, bat› hayranl›¤›, burjuva ideolojisinin egemenli¤i. Dolay›s›yla, iflte tam bu noktada, hücre-ko¤ufl tart›flmas› da, bir yan›yla burjuva


ideolojisiyle, sosyalist ideoloji aras›ndaki karfl›tl›¤a dönüflüyordu. Ama daha ötesi, bu sorun, dünya çap›ndaki bir çat›flman›n, dünya çap›ndaki bir politikan›n tezahürüydü. “Hücre” cephesi, emperyalizmin cephesiydi.

Hücrelerin sahibi, NATO, IMF, ABD, AB’ydi. IMF politikalar›n›n uygulanmas› için gerekliydi bu hücreler. Amerikan ve Avrupa tekellerinin “küreselleflme” politikalar›n›n uygulanmas› için gerekliydi. Emperyalizm, tüm devrimci, anti-emperyalist odaklar› yoketmek için askeri, ideolojik, ekonomik çok yönlü bir sald›r› içindeydi. Bunlar› görmek bilmek için, 11 Eylül sonras›n›n Amerikan politikalar›n› ve sald›r›lar›n› görmeye gerek yoktu. Bu daha önce Irak’ta, Yugoslavya’da görülmüfltü. Bu, y›llard›r aç›klanan “terör listeleri”nde görünüyordu. Nato’nun “ya düflünce de¤iflikli¤i, ya ölüm” karar› bile, tek bafl›na herfleyi anlatacak aç›kl›ktayd›. Türkiye NATO üyesi de¤il miydi? Bu kararda Türkiye genelkurmay›n›n, iktidarlar›n›n imzas› yok muydu? Türkiye oligarflisi, böyle bir politikan›n uygulanmas›na en hevesli olan›yd›. Her MGK toplant›s›nda, “en önemli sorun hapishaneler sorunu” diyenlerdi onlar. Ama F tiplerinin, hücrelerin, daha aç›kças› da, tecrit politikas›n›n emperyalizmin politikas› oldu¤una bir türlü ikna olmad› kimileri.

Asl›nda akl› bafl›nda veya en az›ndan olaylara, olgulara sorgulay›c›, bilimsel bir aç›dan bakan herkesin soraca¤› ilk soru fluydu; “bu ülkede iflsizlerin say›s› on milyona yaklaflm›flken, yoksulluk art›k açl›k sorununa dönüflmüflken, soygunculuk alm›fl bafl›n› giderken, e¤itiminden sa¤l›¤›na, konut politikas›ndan kültürüne herfleyi dökülürken, bu politikac›lar, generaller, yetkililer, gazete yazarlar›, hangi akla hizmet, ortaya ç›k›p da ‘Türkiye’nin birinci sorunu hapishanelerdir’ diyebiliyor?” Bu soru, genel olarak sorulmad›. Bir soru: Hücreleri, “birey özgürlü¤ü” savunucular› m› icat etmiflti? Bir soru daha: Le Pen, Pim Fortuyn, ve tabii Hitler, ve Sami Türk, “birey özgürlü¤ü”nü savunduklar› için mi hücreleri savunuyorlard›? 19 Aral›k’tan önce, ›rkç› faflist Le Pen’le Sami Türk’ün ayn› kafaya, ayn› mant›¤a, ayn› politikaya sahip oldu¤unu söyledi¤imizde, kuflkusuz bunun do¤rulu¤una inanacak kifli say›s› azd›. O günlerde Sami Türk’ün ne kadar demokrat, insanc›l, diyalog yanl›s› oldu¤u yaz›l›p çiziliyordu. Solcu bir k›s›m ayd›nlar bile inanm›flt› buna.

Ama iflte hayat bazen burjuvaziye, faflizme kendi gerçeklerini itiraf ettiriyor. Irkç› faflist liderlerin geçti¤imiz aylarda birbiri peflis›ra sarfettikleri sözler gibi. Fransa’daki ›rkç› faflist partinin lideri Le Pen, flöyle diyordu mesela: “200 bin yeni cezaevi hücresi yapaca¤›z”. Hollanda’daki ›rkç› faflist Pim Fortuyn da flu sözlerle ayn› kafa yap›s›nda olduklar›n› ortaya koymufltu; “Bunlar› (yabanc›lar›) durdurman›n tek yolu, daha fazla hücre yap›p, buralara daha fazla kifliyi t›kmaktan geçiyor.” Pim Fortuyn, Le Pen Avrupal›’yd›lar. Kuflkusuz onlar›n yapaca¤› hücreler de “Avrupa standartlar›na” veya yayg›n deyimle “uluslararas› standartlara” uygun olacakt›. Avrupa hapishanelerindeki mevcut hücreler gibi. Ad›na “uluslararas› standartlar” denilen bu ölçüleri, emperyalizm koymufltu. Ama herfley o kadar birbirine kar›flt›r›lm›fl, emperyalizmin ne oldu¤u, kim oldu¤u öylesine belirsizlefltirilmiflti ki, b›rak›n sol ayd›nlar›, kendilerini devrimci, komünist olarak tan›mlayanlar cephesinde bile “uluslararas› standartlar›” savunma aymazl›¤›na tan›k olduk bu süreçte.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

27


Karmaflan›n baflka kavramlar›: Rehabilitasyon... Topluma kazand›rmak... Ortak Alanlar... Bütün bu dönem boyunca F tipleri üzerine yürütülen tart›flmalarda en çok kullan›lan kavramlar bunlard›. Kavramlar› aç›kl›¤a kavuflturmak için sorunun yine özüne dönüp, sonra yine yaflananlara, prati¤e, yani gerçe¤e gelelim. Yeryüzünün tüm egemen s›n›flar›n›n “hapishane politikas›” nedir? Hepsi birden bu soruya “mahkumlar› yeniden topluma kazand›rmak” diye cevap verirler; hapishanelerde herfleyi, ama herfleyi bunun için yapt›klar›n› söylerler. Bu konularda yüzlerce kitap yaz›lm›flt›r. “Topluma kazand›rma” amac›, uygulayacaklar› yöntemleri meflrulaflt›rma arac›d›r. Ama “topluma kazand›rma”ktan ne anlafl›ld›¤›, muhteliftir. Bu kavram›n genifl kitlelere anlat›lan biçimiyle, düzene inananlar›n bundan anlamak istedi¤iyle, bu kavram›n as›l muhtevas› aras›nda epeyce fark vard›r. Egemen s›n›flar›n hapishane politikas›n›n özü, ezme, sindirme, kifliliksizlefltirmedir. Bu amaçla “topluma kazand›rma” amac›, esas›nda egemen s›n›flar için birbirinden çok farkl› de¤ildir. Çünkü onlar›n istedi¤i “toplum” da ezilmifl, sindirilmifl, kifliliksizlefltirilmifl bir toplumdur. Dolay›s›yla, ezilmifl, sindirilmifl, kifliliksizlefltirilmifl bir tutsak da, “topluma kazand›r›lm›fl” bir tutsakt›r. Hapishanelerdeki hücreler, “oda”lar, “ifllikler”, spor alanlar›, “ortak kullan›m alanlar›” gibi tüm araçlar, ancak bu amaçla birlikte düflünüldü¤ünde tam anlafl›labilir. Hala anlamayanlar için, Sami Türk ve onun yaveri Ali Suat Ertosun, çeflitli vesilelerle aç›klamalara yapt›lar: Her türlü “imkandan” yararlanman›n tek koflulu vard› F tiple28

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

rinde: “uyumlu bir mahkum olmak”! Rehabilite olmak. Yani “topluma kazand›r›lm›fl” olmak. Yani sindirilmifl, yani düflüncelerini terketmifl olmak.

Seyredenler, S›ran›n hiç kendilerine gelmeyece¤ini sananlar›n büyük yan›lg›s› Gerçekler, direnerek, ölerek, hücrelerde bedenler tutuflturularak anlat›ld›. Beyinler adeta dumura u¤rat›lm›flt› çünkü. Bu ülkenin demokratik güçlerinin, muhalif güçlerinin önemli bir bölümü, “s›ran›n yar›n kendisine gelece¤ini” bile göremeyecek haldeydi. S›ra, direnmezlerse, bu noktada bir çat›flmaya girmezlerse, farklar›n› koyarlarsa s›ran›n kendine gelmeyece¤ini düflünenlere de geldi. Hala F tiplerini kendine uzak duranlara da s›ra gelecektir. Bu bir kehanet de¤il, bilimsel bir tahlilin sonucu olan bir öngörüdür. “Hapishaneler sorunu çözülür”, zaten “hapishanelerden yönetilen, hapishaneler d›fl›nda varl›¤› kalmam›fl” devrimciler tasfiye edilirse, ortam›n daha demokratikleflece¤ini umanlar, bunua flu veya bu nedenle inananlar, F tipleri aç›lmas›na, devrimci tutsaklar F tiplerine doldurulmas›na ra¤men, bir demokratikleflme göremediler; onun yerine gördükleri “bütün ülkenin F tipine dönüfltürülmesi” olmad› m›? “Örgütlerin hapishanelerden yönetildi¤i, hapishanelerin kampa çevrildi¤i” demagojisi ne yaz›k ki, kimi sol çevrelerin bile kafas›n› etkisi alt›na alm›flt›. Devrimciler de hapishanelerde “çok ileri gitmifllerdi”; neydi o törenler öyle. E¤itim yap›yorlar, üstelik d›flar›y› da yönetiyorlard›. Eylemler oradan planlan›yordu. Bunlar örtük veya aç›k, ayd›nlar›n, reformistlerin kafalar›ndaki düflüncelerdi. Reformistlerin bir k›sm›, 19 Aral›k katliam›n›n ard›ndan yaz›p çizerken bile “bunlar da var ama bunlar› sonra tart›fl›r›z” imalar› yapmaktan kendilerini alam›yorlard›.

O koflullar›n, k›smi haklar›n nice a¤›r bedellerin ödendi¤i direnifllerle kazan›ld›¤›n› hiç düflünmüyorlard› bile. Oran›n nihayetinde dört duvar aras› oldu¤unu bile unutuyorlard› oligarflinin demagojileri alt›nda. “Hapishanelerde devlet yok... herfley örgütlerin denetiminde” demagojisinin karfl›s›nda, kaç y›ld›r hapishanelerde bir çok katliam›n, sald›r›n›n oldu¤unu bile hat›rlatam›yorlard›; veya kaç y›ld›r hapishanelerde tek bir firar›n dahi ol(a)mad›¤›n› söyleyemeyecek kadar dilsizleflmifl, kendi beyinlerini kaybetmifllerdi. Devlet, o kadar devrimci tutsa¤›, dört duvar›n aras›nda tutuyordu, “hapishanelerde devlet yok, örgütler yönetiyor!” denildi¤i zamanlarda onlarca devrimci katledilmifl, yaralanm›fl, iflkenceden geçirilmiflti. Ama beyinler bir kez, hangi gerekçeyle olursa olsun, çarp›ld› m›, dumura u¤rad› m›, bu kadar aç›k ve ç›plak gerçekler bile görülmeyecek hale geliyordu. Böyle olunca da, hak ve özgürlükler mücadelesinde direnenlerin yan›nda olmak yerine, devletin bask›lar›na karfl› ç›kmak yerine, devrimcilerle kah ko¤ufl sistemini, kah direnifl biçimlerini tart›flmaya bafllam›fllard›. Tart›flmalar› neyseydi ama, ayn› gerekçelerle, ayn› kafa yap›s›yla, ne katliam›n karfl›s›nda durmufl, ne direniflin yan›nda olmufllard›. Devrimciler, “teröristler” tasfiye edilecek, Avrupa Birli¤i yolunda ilerlenecek, Kopenhag kriterleri de gelecek, rahata ereceklerdi. ‹slamc›s›n›n, Kürt milliyetçisinin, reformist legal parti çevrelerinin, ayd›nlar›n ortak ve a¤›rl›kl› ruh hali buydu. Oligarflinin ve ABD’nin ve Avrupa emperyalizminin “tüm muhalif güçleri” yoketmeye yönelik politikalar›, ve ülkemizdeki 19 Aral›k, Armutlu katliamlar›, F tipi gerçe¤i, tüm bu düflünce ve görüfllerin safsatadan, tüm bu beklentilerin bofl hayallerden ibaret oldu¤unu göstermeye yetti de artt› bile. Tabii görme cüretini gösterebilenler için.


Gettolar

ve Kondular

TDK sözlü¤üne göre; Getto, “bir kentin herhangi bir az›nl›k kümesince yerleflilen kesimi” olarak tan›mlan›r. Bu “az›nl›k kümesi” bizim ülkemizde zenginlerden baflkas› de¤ildir. Beykoz’dan Avc›lar’a kadar onlarca zengin gettosu vard›r ‹stanbul’da. Bir site içinde 10-15 ev, yüzlerce koruma görevlisi, elektronik teçhizatl› güvenlik önlemleriyle ayr› bir dünyada yaflarlar. Ço¤u zorunlu olarak bir gecekondu mahallesiyle s›n›r, üç befl kilometre ötesinde kuruludur. Lüks arabalar›yla gettolar›ndan ç›kan zenginler, yine zorunlu olarak geçmek zorunda olduklar› bu yoksul gecekondu mahallesinin sokaklar›nda oynayan çocuklar›na, nas›rl› elleriyle duvar›n› yapmaya çal›flan gecekonduluya, geleneklerini yoksullu¤uyla birlikte köyünden getirmifl kad›n›na tiksintiyle bakarlar. Bir böcektir onlar›n gözünde gecekondulular. De¤ersiz, sömürülmesi gereken emekleri, ucuz iflgüçleri de olmasa yaflamas›n›n hiçbir anlam› olmayan y›¤›nlard›r. Bir yandan tiksinir, ezmek, sindirmek isterken, öte yandan da büyüktür korkular› gettoda yaflayanlar›n. Korkular›n›n büyük olmas›ndand›r ki, gettolar inflaa ettirirler. Milyonlar›n yaflam›ndan kopuk, kendi çürümüfllüklerini, yozluklar›n›, ahlaks›zl›klar›n› yaflatacaklar› bir dünyad›r bu gettolar.

yöneten üst s›n›f›n yaflad›¤› “yasak flehri” and›ran yap›laflmas›yla bu gettolardan sadece biridir. Esenyurt’un yoksul gecekondular›yla yan yana ama milyonlarca kilometre uza¤›ndad›r gettolular. Bölgeyle ilgili bir rapor; Bahçeflehir gettosunu halen 1700 kiflilik “özel güvenlik gücünün” korudu¤unu yaz›yor. Bir kaç bin kifliyi geçmeyen nüfusuyla özel bir ordu, büyük bir korkuyu koruyor. Siz buna zenginlerin kap›s›n›n önlerinde nöbet tutan resmi güçleri de ekleyin. Korku kendine gettolar yap›yor, bu da yetmiyor özel ordular kuruyor. Korkunun kayna¤›n›n milyonlarca yoksul oldu¤unu düflünürsek belki 1700 kiflilik ordu bir fley ifade etmiyor. Ama ifade etti¤i bir gerçek; ancak suçlular›n böyle bir korkuyu tafl›yabilece¤idir. “Bir gün gecekondulardan gelip g›rtla¤›m›z› kesecekler” diyenler yafl›yor bu gettolarda. “G›rtlaklar› kesilmesin” diye de ordular kuruyorlar. O g›rtlaklardan milyonlarca yoksulun ekme¤i, kan›, teri ony›llard›r ak›yor. Bunun için de¤erlidir g›rtlaklar›.

Bahçeflehir Gettosunun “Bozulan Görüntüsü” Bir kaç ay önce Bahçeflehir’in hemen yan›bafl›nda bir gecekondu bölgesi y›k›lmak istenmiflti. Halk›n direnifliyle karfl›laflan y›k›m flimdilik gerçekleflmedi. EsenyurtBal›kyolu halk› kendilerine söylenen gerekçe ne olursa olsun, gecekondular›n›n neden y›k›lmak istendi¤ini çok iyi biliyorlard›. O günlerde flöyle diyorlard›: "biz onlar›n

Gettolar› “Özel Ordu”lar Koruyor Bahçeflehir de, devrim öncesi Çin imparatorlu¤unu

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

29


görüntüsünü bozuyormufluz". “Bahçeflehir istiyor diye bir mahallenin y›k›lmas› adaletse y›ks›nlar.” diyerek, düzenin kimin düzeni oldu¤unu özetleyen bir gecekonduluya bir baflka yoksul emekçi kat›l›yor; “Ne yeflil alan›, ne sit alan› hepsi yalan. Neden elektrik, su, yol verdiler? Bahçeflehir'in kanalizasyon sular› kap›m›z›n önünden geçiyor. Her gün sinekten uyuyam›yoruz. As›l biz rahats›z oluyoruz.” Öfkeyle bir baflkas› söze giriyor; "Asl›nda Bahçeflehir ve halk› bizim görüntümüzü bozuyorlar. Her gün silah, havai fiflek at›l›yor. Kad›n-erkekler arabalar›yla kap›m›z›n önlerinde ahlaks›zca davran›flta bulunuyorlar.” Y›k›p, gecekondu halk›ndan temizleyip koruyacaklar. Kimbilir belki de Bahçeflehir gibi bir getto daha yaparak “sit alan›n›” korumaya alacaklard›. Elbette sorun tek bafl›na “görüntü bozuklu¤u” de¤il. ‹ki ayr› dünyan›n, iki ayr› yaflam tarz›n›n, iki ayr› kültürün bir flekilde yan yana olmas›d›r bu sözle ifade edilen. Gettodakilerin ne yaflamlar›, ne kültürleri, ne ahlaklar› benzemez halk›m›z›n yaflam›na. Fahiflelikler “flört”tür gettolarda, pezevenklik “ça¤dafll›k”d›r dillerinde.

Gettolar Düzenin Aynas› Zengin gettolar›, zenginlerin düzeninin bir minyatür resmi gibidir. Güvenlik önlemleriyle, kendileri için tehlikeli olan halk kesimlerini bir flekilde bask› alt›nda tutmaya çal›flmas›yla, yaflam tarz› ve kültürüyle düzenin bir yans›mas›d›r. Zenginler, özel ordularla, kal›n duvarlarla, elektronik donan›mlar›yla gettolarda yaflamlar›n› güvence alt›na almaya çal›fl›yorlar. Düzen, 900 bine yak›n ordusuyla, yüzbinleri bulan polis gücüyle, M‹T’i, sivil faflist çeteleri, ad› flu bu olan ama gerçekte halka karfl› örgütlenen kontra örgütleriyle, tüm ekonomik sorunlar›na ra¤men durmadan silahlanmas›yla... düzenlerini korumaya çal›fl›yorlar. Devletin silahl›, silahs›z tüm güçleri o gettolarda yaflayanlar›n düzenleri bozulmas›n, g›rtlaklar›na yoksul ekme¤i girmeye devam etsin diye varlar. Bunun için gecekondular da y›k›l›r, yoksullar›n tepesinde zorbal›k eksik olmaz, katliamlar›n ard› arkas› kesilmez. Ama zenginlere, ordular, polisler de yetmiyor ki, özel ordular kuruyorlar. Bu sömürü, bu zulüm sürdükçe, bunun yetece¤inin garantisi ne? 30

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Gençli¤e Komplo Haz›rl›¤› Trakya Üniversitesi ö¤rencilerinin akademik-demokratik mücadelesini sabote etmek için gençlikle hiçbir ilgisi olmayan “örgüt bildirileri” da¤›t›ld›. Trakya Üniversitesi Ö¤rencileri yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla “can güvenliklerinin tehlikede oldu¤unu” belirttiler ve yaflananlar› flöyle anlatt›lar;

“Üniversitelilerin demokratik, akademik mücadalesini engellemek ad›na birçok üniversitede yaflama geçirilen "örgüt var" "bunlar› örgüt ad›na yap›yorlar" ve benzeri söylemlerle örgüt paranoyas› yaratmaya çal›flan güçler bugün bir kez daha devrede. Trakya Üniversitesi’nde 21 May›s 2002 Sal› günü sabah› iki örgüt ad›na küçük el ilanlar› ve bildiriler da¤›t›larak biz devrimci demokrat ilerici, muhalif kesimler hedef gösterilmek istenmektedir. TKP (ML) ad›na küçük el ilanlar›, DHKP-C ad›na bildiri da¤›t›lm›flt›r. Yap›lmak istenenin bir komplo oldu¤u ve böylece üniversitemizde yarat›lan atmosferi farkl› yönlere çekip var olan muhalefeti bast›rmak amaçlanmaktad›r.” “Örgüt” demagojilerinin nas›l kullan›ld›¤›n›n bir örne¤idir Trakya’da yaflanan. Ne zaman bir yerde hak ve özgürlük mücadelesi geliflse, ne zaman gençli¤in YÖK’e, bask›lara karfl› sesleri yükselse, örgütlülükleri geliflse, hemen ayn› 盤›rtkanl›k bafllar; terör, örgüt... Sonra operasyonlar, tutuklamalar, bask›lar, okuldan at›lmalar, örgüt üyesi cezalar› birbiri peflis›ra gelir. “Örgüt” demagojisi tüm hukuksuzluklar›n en geçerli k›l›f› haline iflte böyle getiriliyor. ‹flkenceler, infazlar, bask›lar, gözalt›lar böyle meflru gösterilmek isteniyor. ‹zleyin, sahte bildirileri da¤›tanlar›n gençli¤e karfl› komplolar›n›n nas›l ortaya ç›kaca¤›n› göreceksiniz. Trakya Üniversitesi Ö¤rencileri’nin aç›klamalar›nda belirtti¤i gibi “yaflanan örneklerle bilinmektedir” bunlar. Devrimci, demokrat ö¤renciler flimdiden komplo haz›rl›¤›n› a盤a aç›klad›lar; “Örgüt isimleri ile yap›lan bu propagandalarla hiçbir ilgimiz yoktur” diyerek, olas› sald›r›, provokasyonlar›n kayna¤›n› tüm kamuoyuna duyurdular.


POL‹S DEVLET‹N‹N KAMERASI Ankara’da yap›lan iflçi eylemi s›ras›nda Türk-lfl Baflkan› Bayram Meral’in TBMM Baflkan› Ömer Izgi'yi ziyareti s›ras›nda yap›lan görüflmenin polis taraf›ndan kameraya kaydedildi¤i ortaya ç›kt›. Bas›n mensuplar›n›n aras›na giren sivil polisin farkedilmesi sonucunda, kameral› polis oradan ayr›l›rken flöyle savundu kendini; "Biz Türk-‹fl eylemlerinin tümünü izliyoruz, önceki gün de Baflbakan Yard›mc›s› Mesut Y›lmaz ile Meral'in Baflbakanl›k'taki görüflmesini izledik". Güvenlik Çevik Kuvvet ve Foto Film flubelerinden sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yard›mc›s› Zekai Balo¤lu da "bu rutin bir çal›flmad›r" diyerek, bunun bir istisna olmad›¤›n› dile getirmifl oldu. Güya devleti yöneten bu meclis. Ömer ‹zgi de meclisin bafl›. Ama yok, bu devleti siz de¤il biz yönetiyoruz, kiminle ne konufluyorsunuz bilece¤iz diyor polis. Mahkemeler, bilimsel kurullar›n raporlar› yerine polisin komplo belgelerini esas al›rsa; Polise s›n›rs›z yetkilerle katletme, iflkence yapma özgürlü¤ü verilir, katiller “elleri so¤umas›n” diye mahkemelerde beraat ettirilirse; Polis flefleri valilerle kolkola kentleri babas›n›n çiftli¤i gibi yönetirse; Polisin istedi¤i tüm bask› yasalar› an›nda Mecliste kalkan parmaklarla ç›kar›l›rsa; elbette polis meclisi de, meclis baflkan›n› da baflbakan yard›mc›s›n› da izler. “Kameral› Polis”; Polis devletinin hükmünün hangi boyutta sürdü¤ünün bir göstergesidir. Meclis Baflkan›’na bunu yapan polisin halka, devrimcilere neler yapt›¤›n›, nas›l kendi hukuklar›n›, yasalar›n› ayaklar alt›na ald›¤›n› anlatmaya bile gerek yok demektir. Ömer ‹zgi, "neyi merak etmifller de benim odama kadar gelmifller" demifl. Sanki polise bunca yetkiyi veren onlar de¤ilmifl gibi. Ama elbette onlar›n istedi¤i, halk›, devrimcileri, muhalifleri izlemeleriydi. As›l ifli bu olsa da, orada s›n›rl› kalm›yor. Binlerce nedenle her alana giriyor, siyasi komplolar›n baflaktörlerinden biri oluyor, halk›n her kesimi polis devletinin istihbarat›yla izlenmek isteniyor. Böylece kimse hak ve özgürlük mücadelesi içinde olmayacak, örgütlenmeyecek. Ömer ‹zgi neden flafl›r›yor; “her fley güvenlik için” de¤il mi? Polis de bu “rutin iflini” yap›yor. Türk-‹fl’in, hele de Bayram Meral’in bu “güvenli¤i” etkileyecek bir fley yapmayaca¤›n› polis de bilir. Ama halktan korku o kadar büyük ki, ya yaparsa! Polis devletinin hükmü tüm pervas›zl›¤›yla sürüyor. Yar›n baflka örnekleri de bekleyin.

Polis ö¤rendi mi ki Jandarma ö¤rensin? “‹nsan Haklar› Semineri” aldatmacas›na polisten sonra Jandarma da bafllad›. Bu seminerler yap›lmaya bafllanm›flsa, t›pk› polis gibi halk nezdinde jandarman›n da befl paral›k de¤eri kalmam›fl, iflkencecili¤i ve katliamc›l›¤›yla teflhir olmufl demektir. Bu imaj›n düzelmesinin klasik numaralar›d›r bu seminerler. Jandarma Genel Komutanl›¤›'ndaki aç›l›fl konuflmas›n› yapan Tümgeneral ‹brahim Aç›kmefle, “insan haklar›n›n, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilemez, kutsal hak ve özgürlükler oldu¤unu” söylemifl. (20 May›s bas›n) Ne insan hakk›, ne dokunulmazl›¤›! 6 kad›n› diri diri yakan, halk›n üstüne kurflunlar ya¤d›ran, köyleri yakan, y›kan, kulak kesen, yüzy›llard›r halk›n türkülerinde bile zulümle özdeflleflen bunlar de¤il mi? Onlar›n anlad›¤› ve bildi¤i sadece katletmek, iflkence yapmak bir de kad›nlara k›zlara tecavüz etmektir. Bu nedenle bu e¤itimler, y›llard›r bu tür flarlatanl›klarla flov yapan polise hiçbir fley kazand›rmad›ysa, jandarmaya da kazand›rmaz. *** Bir baflka ”e¤itim” tart›flmas› da TBMM’de yafland›. AKP Milletvekili Ramazan Toprak’›n soru önergesini cevaplayan ‹çiflleri Bakan› Rüfltü Kaz›m Yücelen, ruhsal tedavilerle ilgilenildi¤ini belirtti ama gerçe¤i itiraf etmek zorunda kald›; “polislerin ruh sa¤l›¤›n›n düzeltilemedi¤ini” söyledi. Elbette düzelmez! ‹flkenceler, katliamlar, kulak kesmeler, tecavüzler, infazlar... yapanlar›n ruh sa¤l›¤›n› hangi tedavi düzeltebilir ki? Meclis önce flunu tart›flmal›: psikopatlaflm›fl, her gün bir intihar, cinnet, cinayet vakas› neden daha çok katil ve iflkenceci siyasi flube ve özel tim polislerinden ç›k›yor?

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

31


Halk›n

hukuku

Adaletsiz bir ülke, güneşsiz bir dünyaya benzer

“Canl› bomba” haberleri adeta bir periyoda ba¤lanm›fl durumda. Polis ne zaman “terör... canl› bomba...” haberleri yapt›r›yorsa, tümünün yalan oldu¤u birer birer ortaya ç›k›yor. Geçen haftaki Ekmek ve Adalet’de s›ralad›¤›m›z oldukça fazla örne¤i vard›r. Gerçekler ortaya ç›kt› ki; kimisi evinde, kimisi demokratik bir kurumda, kimi de “canl› bomba” haberleri yapt›ran devletin hapishanelerinde tutsakt›.

Özür Yok... Tekzip Yok... Hukuk Yok... 13 fiubat 2001’den bugüne ad› “canl› bomba” diye aç›klanan, “eylem yapacaklar” diye afifle edilen onlarca devrimci, muhalif bas›na aç›klamalar yapt›, savc›l›klara bu haberlerle ilgili baflvurularda bulundu. Gerçekler aç›k ve kesin bir biçimde kan›tlan›rken, iftira atan, komplo kuran polis hiçbir devrimciden, muhaliften özür dahi dilemedi. B›rak›n özür dilemeyi, “aç›klad›¤›m›z isimlerin canl› bomba olmad›klar› anlafl›lm›flt›r” dahi demedi. Bas›n bu haberlerin yalan ç›kmas›n›n karfl›s›nda en küçük bir düzeltme, tekzip dahi yay›nlamad›. Polisin, yalan iftira, komplo yöntemleri, bas›n›n polis bülteni gibi çal›flmas› kimse için s›r de¤il. Peki savc›lar, mahkemeler, onlar bu gerçekler karfl›s›nda ne yapt›? Onlar›n da hiçbiri bu kiflilerin “kiflilik haklar›n›n zedelendi¤i” ya da “hedef gösterildikleri” veya “iftiraya maruz kald›klar›” gibi gerekçelerden hiçbiriyle polise tek bir dava açmad›, kendilerine yap›lan baflvurular› bile iflleme koymad›. Bu düzenin mahkemelerinin, hukukunun söyledi¤i aç›k ve nettir; e¤er muhalifse, devrimciyse, her türlü iftira, komplo serbest. Onlar›n “kiflilik haklar›” yoksay›labilir, hedef ilan edilip katledilebilirler de, Özkan Güzel gibi “canl› bomba olacakt›” diye as›ls›z yere tutuklanabilirler. 32

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

K‹M DAHA SUÇLU? Komplocu polis mi, yoksa polise komplo özgürlü¤ü veren hukuk mu? Bin Özür... Bin Tekzip... Mahkemelerde Seferberlik... Bir de soyguncu, hortumcu bir ifladam›n›n eskaza mahkemelere ç›kar›ld›¤›n›, tutukland›¤›n› düflünün; polisin san›¤a nas›l iyi davran›ld›¤›na iliflkin aç›klamalar›ndan, bas›n›n “böyle olur mu, ifladam›na kelepçe tak›l›r m›” manfletlerine ve mahkemelerin “dava süresince yay›n yasa¤›” kararlar›na, “kiflilik haklar›n›n dokunulmazl›¤›” ilkelerine kadar tümü birden efendilerine sahip ç›kma yar›fl›na girerler. Hukukun kime nas›l hizmetetti¤i, “herkes eflittir” laflar›n›n ne kadar büyük bir yalandan ibaret oldu¤u aç›k. Polis devletinin hukuku, polisin iftira, komplo, yalan kampanyas›n›n böyle hizmetine giriyor. ‹flkenceci, infazc› polisleri aklay›p “devam edin” diyen hukuk; yalana, iftiraya, komploya da s›n›rs›z özgürlük tan›yor. Tek ölçü, bunlara muhatap olanlar›n devrimci, muhalif kimli¤e sahip olmas›.

Hapishanelerle ‹lgilenmeyin! Avukat Kaz›m Bayraktar, davalar›yla ilgili olarak bürosunda belge olarak bulundurdu¤u yay›nlar ve Ulucanlar katliam kitab›nda imzas›n›n bulunmas› nedeniyle Ankara 1 nolu DGM’de yarg›lanmaya bafllad›. Bayraktar, bu davan›n avukatl›¤a müdahale oldu¤unu belirterek; “özellikle cezaevleriyle ilgilenen herkesin bask› alt›na al›nmaya çal›fl›ld›¤›n›, bedelle karfl› karfl›ya b›rak›ld›¤›n›” söyledi ve bu davan›n da buna hizmet etti¤ini belirtti. ***

Çetelerin Mahkemeleri Yüksekova çetesi olarak bilinen, Özel Tim, subaylar, itirafç›lar çetesi hakk›nda verilen ceza Yarg›tay taraf›ndan bozularak A¤r› a¤›r ceza mahkemesine geri gönderildi. Böylece bir çetenin daha “zaman afl›m›” yoluyla aklanmas› süreci fiili olarak ifllemeye bafllad›.


Afetin 54. Y›ldönümü (*)

Mahir El Yousf› Filistinli Gazeteci, Yazar

‹srail'in ‹flgali, Afeti Yeniden Üretmektedir Bugünkü Sonuç Felakettir; Uluslararas› Suskunluk Kabul Edilemez Bu yaz›m›zda Filistin'in özgürlük ve ba¤›ms›zl›¤a do¤ru mücadele tarihinden, 15 May›s 1948 Afeti’ne de¤inece¤iz. Bu tarihi dramatik olay›n üzerinden 54 y›l geçmifl oldu. Afetin tüm sorumlulu¤unu uluslararas› topluma yüklüyoruz. Silahs›z Filistin halk›m›z›n yaflad›¤› zor durumlar bitmedi¤i gibi, Siyonist savafl ayg›t›, iflgal ordusu ve vahfli Siyonist savafl suçlular›n›n planlad›¤› ve çocuklar›, kad›nlar›, ihtiyarlar› ve hatta kuflatma alt›ndaki bir halk›n yaflam›n› ve varl›¤›n› hedefleyen katliamlar, kuflatma, toplu gözalt›lar ve y›k›m›n getirdi¤i daha zor ve daha korkunç durumlarla karfl› karfl›ya kald›. Son dönemde çok tekrar edilen, 'tarihi bir dönemeç yaflan›yor' söylemleri ile ilgili ise; ‹ntifadan›n ve meflru Filistin direniflinin karfl› karfl›ya kald›¤› askeri ezilmeden sonra, Filistin davas›, tehlikeli bir

siyasi ezme eylemiyle karfl› karfl›ya kalaca¤› bir geçifl aflamas› yaflamaktad›r. Siyonist-Amerikan ajandas›nda kay›tl› önceliklerden biri, direnifli ve ‹ntifaday› hedeflemektir. Bugün farkl› nitelikte ve yeni olaylarla karfl› karfl›yay›z ve bu bize Afeti, ça¤dafl bir gözle yeniden de¤erlendirmeyi dayat›yor... Halk›m›z›n direnme ve ‹ntifadayla tarihsel mücadele çizgisini sürdürme gücü, art›k güven yaratm›flt›r. Halk›m›z›n direnifl ve intifaday› bütün gücü ve kudretiyle koruyaca¤›na dair Filistin mücadelesinin geçirdi¤i tecrübeler ›fl›¤›nda en ufak bir flüphemiz yoktur. Filistin direnifl atefli hiçbir zaman küllenen bir kor olmad›, olmayacak. Filistin yükselifli, Arap milli boyutuyla koruma alt›ndad›r. Arap kitleleri, ‹ntifadaya ve Filistin halk›n›n mücadelesine destek mevzisinden Filistin mücadelesine etkin kat›lma mevzisine geçmifltir.

“Filistin Yönetiminden, siyasi söylemini netlefltirmesi ve uygulanan bask›lar ne kadar büyük olursa olsun Filistin halk›n›n büyük bedellerini çi¤nememesi talep edilmelidir.”

Geçen 50 y›l boyunca bir çok de¤ifliklikler oldu. Afet, kendini, bir halk›n tümünü kovma ve zorla uzaklaflt›rma ile gösterdi. Toprak iflgaliyle ve Siyonist çetelerin Filistin'e egemen olmas›yla gösterdi. Siyonist düflman terörüyle, Filistin'deki katliamlarla gösterdi. Di¤er taraftan Afet kendini, habis yerleflimci

sömürgecili¤in, bölme karar› gibi adaletsiz kararlarla Filistin topraklar›na yay›l›p sahte varl›¤›n› infla etmesine ve Filistin topraklar› üzerinde yeni bir somut durum yaratmas›na yard›m eden uluslararas› komployla ifade etmifltir. Ard›ndan, uluslararas› ahlaks›z komplo büyümüfl, de¤iflik ülkelere sürülen Filistin halk›m›z›, sadece ülkelerine dönmeyi bekleyen s›radan mültecilere dönüfltürmüfltür. Emperyalist sömürgeci devletlerin önderlik etti¤i bu komplo, mülteciler sorununun sürekli k›l›nmas› için çal›flm›flt›r. Bu da yetmedi, emperyalist ç›karlar, herhangi bir Filistin devletinin kurulmas› ya da pratikte herhangi bir gerçek egemenli¤in uygulanmas› olana¤›n› engelleme üzerine flekillendi. Filistin direnifli ise, bafllang›c›ndan bugüne kadar Filistin halk›n›n meflru haklar›n› kucaklayabilmifl ve koruyabilmifltir. Birinci ve ikinci ‹ntifada ile halk›m›z özgürlük ve ba¤›ms›zl›¤a giden yolu çizebilmifl ve iflgali süpürüp silmek için mücadeleyi yükseltebilmifltir. Ki, bu mücadelenin hedefi, tam egemen, ba¤›ms›z ve baflkenti Kudüs olan Filistin devletinin kurulmas› ve bafl hedef olarak kutsal geri dönüfl hakk›n›n kazan›lmas›d›r. Filistin halk›m›z, büyük yaralara ve ac›lara ra¤men, kuflatmaya ra¤men, cellat fiaron ve Amerikal› orta¤› Bush'un yapt›¤› her çeflit soyk›r›ma ra¤men kurtulufl seçene¤ini sahiplenmeye devam etmektedir. Halk›m›z, en büyük ve vahfli Siyonist-Amerikan gücüne karfl› durmaktad›r. Bu güç, Filistin halk›n›n

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

33


iradesini ve direniflini k›rmaya çal›fl›yor. Ancak, halk›m›z, kendi tek seçene¤ini yani direnifli, insan iradesine dayal› Filistin direniflini sahiplenerek büyük bir cevap vermifltir. Afetin y›ldönümü bizi tarihten ders ve ibret alarak Filistin alan›nda bütün yaflananlar› kapsaml› bir de¤erlendirmeye tabi tutmakla karfl› karfl›ya b›rakm›fl ve de halk ve resmi Arap yaklafl›mlar› düzeyinde yaflananlar› ve gelecekteki mücadele görevlerinin dayatt›¤› zorunluluklar› de¤erlendirmeliyiz. Bu çerçevede flunlara parmak basmal›y›z: 1- Keyfi yarg›lamalar, mücadelecilerin tutuklanmas› ve uzaklaflt›r›lmas› gibi Filistin Yönetiminin son dönemdeki bütün uygulamalar› gözden geçirilmeli. Ard›ndan Filistin Yönetiminden, siyasi söylemini netlefltirmesi ve uygulanan bask›lar ne kadar büyük olursa olsun Filistin halk›n›n büyük bedellerini çi¤nememesi talep edilmelidir.

Cihad Cibril Katledildi ‹srail’in Filistinli önderlere yönelik suikast ve katliamlar› devam ediyor. Bugüne kadar ‹slami Cihad önderlerinden Fethi El fiakaki’den FHKC lideri Ebu Ali Mustafa’ya kadar bir çok Filistin’li önderi bu yolla katleden ‹srail’in, uluslararas› hukuku da, savafl›n kurallar›n› da hiçe sayan katliamc›l›¤› son olarak Cihad Cibril’e yöneldi. 20 May›s’ta Filistin Halk Kurtulufl Cephesi-Genel Komutanl›k (FHKCGK) örgütünün askeri operasyonlar komutan› ve ayn› zamanda örgütün lideri Ahmed Cibril’in o¤lu olan Cihad Cibril Lübnan’›n baflkenti Beyrut’ta bir suikast sonucu katledilirken, 22 May›s’ta da Nablus’da El Aksa fiehitleri Tugay›’n›n liderlerinden Mahmut Feti katledildi. ‹srail, Cihad Cibril cinayetini gerçeklefltirdikten sonra, bir taflla iki kufl vurmak için “öldürmeyle kendilerinin ilgisi olmad›¤›n›, Filistinlilerin kendi içinde bir hesaplaflma oldu¤u” yalan›n› ortaya att›. Arabas›na yerlefltirilen bir bombayla öldürülen Cibril’le ilgili FHKC-GK taraf›ndan yap›lan aç›klamada cinayetin ‹srail taraf›ndan gerçeklefltirildi¤i ve ‹srail’den katliam›n öcünün al›naca¤› belirtildi.

2- Büyük Filistin halk›m›z, önderlik düzeyinde de¤ifliklik olmas›n›, politik kararlar›n al›nmas›nda bireysellikten uzak kolektif demokratik kat›l›m olmas›n› ve güvenlik teflkilatlar›n›n yapt›¤› bütün hatalar›n ve suçlar›n hesab›n›n sorulmas›n› beklemektedir. 3- Filistin ulusal birli¤ini tehdit eden bütün hatalarla ilgili kapsaml› bir de¤erlendirme yapmak zorunludur. Otonomik Yönetim önderli¤ini, yeniden, bu utançtan kurtulmas› ve Filistin'in Kurtuluflu ‹çin Halk Cephesi Genel Sekreteri yoldafl Ahmet Saadat'›n ve Fuat El fiobaki arkadafl›n serbest b›rak›lmalar› için h›zla çal›flmaya bafllamas› ve savafl suçlusu ›rkç› Zeevi'yi tasfiye ettikleri bahanesiyle tutuklanan dört kahraman devrimcinin davas›n› gözden geçirmelidir. 4- Siyonist düflman›n Bat› fieria ve Gazze fieridi flehirlerine, köylerine, kamplar›na süren sald›r›s›na karfl› durmak için, ulusal birlik, pratik ve politik alanlarda güçlendirilmelidir. * ‹srail Devleti, 15 May›s 1948'de Filistin topraklar› üzerinde kuruldu. Filistinliler, bugünü bir Afet olarak görür ve anarlar. 34

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Tanklar çekilirken, “yerleflim iflgali” ad›m ad›m yay›l›yor “‹flgal”in Bat› fieria’n›n flu veya bu kentine giren tanklarla s›n›rl› oldu¤u ne kadar büyük bir yan›ltmaca. ‹flgal, art›k hiç bir Filistinli’nin bulunmad›¤› ve ‹srail taraf›ndan ele geçirilmifl topraklardad›r ve sürüyor. ‹srail’in iflgalci politikas›n›n bugünkü as›l göstergesi ise, Bat› fieria’da, Gazze’de kurulmas› aral›ks›z süren “yerleflim birimleri”dir. ‹srail tanklar› göstermelik olarak çekerken, bu politikaya h›z vermifl bulunuyor. Bizzat ‹srail’in aç›klamas›na göre, Bay›nd›rl›k Bakanl›¤› geçen y›l Bat› fieria ve Gazze’de yeni “yerleflim birimleri” için toplam 810 ihale açm›flken, bu y›l, sadece Kudüs çevresinde 957 ihale aç›ld›. fiaron’un askeri sald›r›lar›, yerleflim yerleriyle tamamlan›yor. ‹srail’in bu politikas› sonucu flu ana kadar Bat› fieria ve Gazze’de 200 binden fazla Yahudi yerlefltirildi. Önce 10-20 evlik bir Yahudi yerlefltiriliyor, ard›ndan “onlar› korumak” ad›na, ‹srail’in askeri varl›¤› süreklilefltiriliyor, kal›c›laflt›r›l›yor. ‹flgali sadece tanklardan ibaret görenler, sadece buna karfl› ç›kanlar, Filistin vatan›n›n zaten büyük bölümünün iflgal edilmifl olmas›n› ve halen süren iflgali görmezden geliyor demektir.


Kültür Sanat Afl›k Mahsuni’yi Kaybettik "Defol git benim yurdumdan Amerika katil katil Y›llard›r bizi bitirdin Amerika katil katil” ‘60’l› y›llar›n sonunda saz›yla, halkç› diliyle gençli¤in anti-emperyalist eylemlerine bu türküyle ses oldu¤unda tan›d›k onu. Sonra Deniz’lerin as›lmas›, Mahir’lerin katledilmesini yüre¤inden kopan ac› ve övünçle harmanlay›p milyonlara ulaflt›rd›: "Yi¤itler yi¤itler bizim yi¤itler” Soygun düzenini Selda’dan dinlemeye al›flk›n oldu¤umuz flu türküsüyle anlatt›; “Yuh yuh soyanlara Soyup kaç›p doyanlara insana k›yanlara Yuh nefsine uyanlara, yuh!” Yi¤itlerin türküsünün, adaletsizli¤e isyan›n ozan›yd› Mahzuni. Sonraki y›llarda bu tür türkülerini daha az duysak da halktan, adaletten uzaklaflmad›, hep “bizim Mahsuni” oldu. Bugün bir çok sanatç›n›n söyledi¤i binlerce türkü “Mahzuni fierifim...” diye biter. Alevi halk›m›z›n deyiflleri, a¤›tlar› onun saz›, sözüyle günyüzüne ç›kt›.

Çünkü O, ony›llard›r bu devletin bask›s› ile karfl›laflan halk ozanlar›m›zdand›. Devletle hiçbir zaman bar›fl›k olmad›. Mahsuni’nin cenazesi Ankara’daki törenin ard›ndan vasiyeti üzerine Nevflehir’in Hac›bektafl ilçesine götürüldü. Burada 30 bin kifli u¤urlamaya gelmiflti. Alevi kültürü ve geleneklerine göre defnedilen Mahsuni’nin cenazesine Grup Yorum da çelenk gönderdi.

Mahsuni Bizimdir Türküleriyle, b›rakt›¤› olumlu, olumsuz miras›yla Mahzuni devrimcilerin, halk›n ozan›d›r. Oligarfli örnekleri görüldü¤ü gibi onu da halk›ndan koparmak, içini boflaltmak isteyecektir. Onun adaletsizli¤e isyan eden türkülerini, “Amerika katil” deyiflini unutturmak isteyeceklerdir. Mahsuni’ye, ne halk›m›z› yozlaflt›rmak, geleneklerinden, de¤erlerinden uzaklaflt›rmak isteyen devlet sahip ç›kabilir, ne de alevi bezirganlar›. O alevi halk›m›z baflta olmak üzere tüm halk›n ozan›d›r. Pir Sultan'dan, Dadalo¤lu'ndan, Afl›k Veysel'den, Davut Sulari'den uzay›p gelen zincirin halkas›d›r.

Anadolu’nun Türkülerini Yapt›, Anadolu Halk› O’nu Ba¤r›na Bast› Türkülerinde Anadolu’yu, Anadolu halk›n›n ac›lar›n›, dertlerini, sevinçlerini, özlemlerini anlatan Afl›k Mahzuni fierif için ilk cenaze töreni yaflam›n› yitirdi¤i Almanya’n›n Köln kentinde 18 May›s’da yap›ld›. Mahzuni’yi u¤urlamaya gelen 3 bin kifli Selda ve Ferhat Tunç’un söyledi¤i Muhzuni türkülerine hep birlikte kat›ld›. Buradaki törende Alevi bezirgan› ‹zzettin Do¤an’›n taraftarlar›n›n ailesini de etkileyerek AABF’yi d›fllamas› tepkiyle karfl›lan›rken, Kerbela Dergisi’nin bezirganlar› teflhir eden, Mahsuni’yi sahiplenen bildirisi yurtd›fl›ndaki halk›m›z taraf›ndan desteklendi. ‹kinci tören ise ertesi günü Ankara’dayd›. Burada da binlerce kifli onun türküleriyle, Mahsuni’yi karfl›lad›. Cenaze töreninin Kültür Bakanl›¤› taraf›ndan yap›lmas› Mahsuni’yi sevenleri üzerken, ozana yap›lm›fl en büyük haks›zl›klardan biri oldu.

1939’da Marafl-Afflin’e ba¤l› Berçenek Köyü’nde do¤du. Astsubay okulunu ozanl›k gelene¤ini sürdürmek için terketti. Halk Ozanlar› Derne¤i Genel Baflkanl›¤›, Pir Sultan Abdal Dernekleri Disiplin Kurulu Baflkanl›¤›, Hac› Bektafli Veli Anadolu Kültür Vakf› Yönetim Kurulu Üyeli¤i ve Ozan-Der Onur Kurulu Baflkanl›¤› yapt›. 20 bine yak›n türkü yapan Mahsuni’nin 400'e yak›n pla¤›n›n d›fl›nda, 50'den fazla kaset ve 9 adet kitab› yay›nland›. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

35


GÖÇ ve ‹fiS‹ZL‹K

1

Yoksullu¤un ve Zulmün Sürgünleri Dünya halklar›n›n karfl› karfl›ya oldu¤u sorunlar› s›ralamaya kalksak, kuflkusuz ka¤›tlar yetmez. Bunlar› önem s›ras›na koymaya çal›flsak, yine iflimiz zordur. Ama fluras› muhakkak ki, göç sorunu, böyle bir s›ralamada en üst s›ralarda yer alacakt›r. Göç ve göçün bazen nedeni, bazen de sonucu durumundaki iflsizlik, halklar›n yaflad›klar› bir çok ac›n›n kayna¤› durumundad›r. Sorunun en üst boyutta yafland›¤› yerlerden biri de ülkemizdir. *

Sorunun boyutlar›, ço¤u kez, kendini burjuva bas›n›n 3. sayfalar›na yerlefltirmeyi adet edindi¤i cinnet, cinayet, bunal›m, intihar haberlerinde kendini gösteriyor. Açl›¤›n, iflsizli¤in kaç›n›lmaz sonuçlar› yer al›yor o sayfalarda. Nas›l... nas›l bu kadar vahflet, nas›l bu kadar bunal›m, nas›l bu kadar... diye soruyor herkes. Ne oldu bizim insanlar›m›za?.. Herkes ç›ld›rd› m›? Neden bu kadar çok cinnet cinayet? Neden bu kadar çok vahflet? Bir toplum durup dururken bozulur mu? Oysa, ne ekonomist, ne psikiyatrist olmak gerekmiyor olan biteni çözmek için. Öfkesi burnunda yafl›yor insanlar›m›z. Öfkesi çaresizlikle bütünlefliyor; kendini bu koflullarda b›rakanlara yönelemeyip, daha zay›f, güçsüz olana, kendisi gibi olana, kendisinden birine, yani bir baflka güçsüze yöneliyor. H›nc›n› çocuklar›ndan, kar›s›ndan, mahalledeki komflusundan ç›kar›yor. Olmad›, kendine yöneliyor, intihar ediyor. *

Göç, iflte bu tabloda belirleyici bir yer tutuyor. Bu yaz› dizimiz, halk›n göç yollar›na sürülüflünü ve sonuçlar›n› ele al›yor. Açl›¤›n, iflsizli¤in, onmilyonlar› içine ald›¤› bir toplumda, bunlar kaç›n›lmaz. Bir yanda cinnetler, cinayetler, intiharlar, di¤er yanda h›rs›zl›k, kapkaç, fuhufl, kumar, mafya, kaç›n›lmaz. Bunlar bir yan›yla IMF’nin, bir yan›yla faflizmin arma¤an›(!)d›r bu topluma.

36

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Herkes bilir ki, özellikle büyük flehirlerde oran›n “yerli”sini bulmak, bir çuval pirinç içindeki tafllar› bulmak kadar zordur. Öylesine azalm›fllard›r. Ony›llard›r Türkiye kelimenin gerçek anlam›yla büyük bir harmanlanma yafl›yor. Göç ediyor insanlar durmaks›z›n. Durmaks›z›n o flehirden bu flehire tafl›n›l›yor. Oysa, do¤du¤u yeri terketmek, insanlar›n genel olarak hiç de istemedikleri bir fley. Ama do¤du¤u yerde doyamayanlar›n baflka çaresi yok. Do¤du¤u yerde, diliyle, düflünceleriyle yaflayamayanlar›n, köyleri yak›larak boflalt›lanlar›n baflka çaresi yok. Son y›llarda uluslararas› platformlarda yap›lan tart›flmalar sonucunda, “zorunlu göç”ün bir “insan haklar› ihlali” oldu¤u kabul edildi. Öyledir gerçekten de. Siz, zorla, ekonomik zorla veya dipçik zoruyla, bir insan›, diline, havas›na, suyuna en al›flk›n oldu¤u yerden, istemedi¤i halde sürüyorsunuz. Bu aleni bir zorbal›kt›r, zulümdür. Göç yollar›na sürülenler, zulmün ma¤durlar›d›r. Kimi salon ayd›nlar›n›n dilinde, “geldiler, ‹stanbul’u da kendilerine benzettiler, flehrimizi bozdular...” türünden yak›nmalar iflitilir zaman zaman. Burjuva, orta burjuva kesimler, büyük flehirleri dolduran Anadolu’nun fluras›ndan veya buras›ndan gelmifl insanlara, belli bir küçümsemeyle, horlamayla bakarlar. Ama hiç kimse, topra¤›n›, flehrini, köyünü terkedip büyük flehirlere sürülenlerin gerçekte sadece bu nedenle bile “mazlum” durumda oldu¤unu, haks›zl›¤a, bask›ya u¤ram›fl biri oldu¤unu unutmamal›. Kendi topra¤›nda, flehrinde, köyünde karn›n› doyurma ve yaflama imkan› varken baflka flehirlere göç edenler, tüm göç edenlerin içinde belki yüzde üç, bilemediniz yüzde dörttür. Ama göçün bundan ötesi, baflta da belirtti¤imiz gibi, ya ekonomik terörün, ya aç›k faflist terörün sonucudur. fiuras› kesindir; Göç halk›n tercihi de¤ildir. Göç, halk›n içine düflürüldü¤ü çaresizli¤in ad›d›r. Göç, halk› yerinden yurdundan eden bir yoksullu¤un ve zulmün varl›¤›n›n kan›t›d›r. Bu yaz› dizimizde, k›rdaki kentteki göçlerin ve iflsizli¤in, iflte bu boyutunu ve iktidarlar›n, kendi yaratt›klar› bu sorunu nas›l kulland›¤›n› ortaya koymaya çal›flaca¤›z. Çünkü bu tablo ve gerçekler anlafl›lmadan, bugün sadece büyük flehirleri de¤il, art›k küçük flehirleri de kas›p kavurmaya bafllayan kapkaçç›l›klar›n, cinnetlerin, bunal›mlar›n tablosu anlafl›lamaz. Bu gerçekler yerli yerine oturtulmadan, bu sorunlar›n çözümüne dair de do¤ru fleyler önerilemez.

Hep sürüldük... ve önümüzde yine sürgün yollar› var Cumhuriyet tarihi boyunca, 1920’lerde, 1930’lar-


da, ard›ndan 1950-60’l› y›llarda ve nihayet 1990’l› y›llarda büyük göç dalgalar› yafland› bu topraklarda. Bazen açl›kt› neden, bazen zulüm. Bazen yasalar ç›kard›lar topraklar›m›zdan sürmek için, bazen ona bile gerek duymad›lar. Zulmün belirleyici oldu¤u göçlere, do¤udan bat›ya do¤ru oldu hep. Ekonomik terörün sürgünleri ise, do¤adan bat›ya, kuzeyden güneye, iç bölgelerden k›y› bölgelerine do¤ruydu. Bugün de de¤iflik ölçülerde sürüyor göçler; bakmay›n siz burjuva bas›n›n arada bir bir kaç ailenin eflyalar›n› kamyona yüklemifl görüntülerini yay›nlay›p “tersine göç” diye yazd›klar›na. Bu sadece bir aldatmaca. Göç, hala dedi¤imiz yönlerde sürüyor ve önümüzdeki on, yirmi y›l, bu göçün daha da büyüyece¤i y›llar olacak. Faflizmin terörünün d›fl›nda, IMF terörü milyonlar› göç yollar›na düflürecek yine. Bunu böylece not düfltükten sonra, flimdi cumhuriyet tarihine uzan›p, Anadolu’yu, veya baflka deyiflle “taflra”y› alt üst edip büyük flehirlere savuran, ve büyük flehirleri de alt üst eden göç dalgalar›n›n k›sa tarihine bakal›m.

“Asimilasyon” sürgünleri Köyleri, kasabalar› boflaltma, halk›n› zorla sürgün etme, esas›nda bu ülkede oldukça eskiye dayanan bir politikad›r. Halk›n isyan›, mücadelesi karfl›s›nda, Türkiye egemen s›n›flar›n›n ilk akl›na gelen “çare”lerden biri, 70 y›ld›r bu olmufltur. Cumhuriyet tarihi boyunca, bu amaçla bir çok sürgün, tehcir (göç ettirme), zorunlu ikamet yasalar› ç›kart›lm›flt›r. Bu politika, Osmanl›’dan bafllar. En çok bilinenlerinden biri, Osmanl› yönetimi taraf›ndan 14 May›s 1915 tarihinde ç›kar›lan Tehcir Yasas›’d›r. Bu yasayla, Ermeniler toplu olarak bulunduklar› yerlerden Suriye’ye göçettirildiler. 1920’li y›llardaki Kürt isyanlar› karfl›s›nda Kemalist iktidar›n da baflvurdu¤u yöntemlerden biri bu oldu. 31 May›s 1926’da Mecburi ‹skân Kanunu ç›kar›larak, Kürt halk›, bulunduklar› yerlerden sürülüp, devletin gösterdi¤i yerlerde yerleflmeye zorland›. Bu yasalar bazen, bir kaç ilin tüm halk›n› kapsayacak genifllikte, bazen de belli kiflileri hedef alacak tarzda ç›kar›l›yordu. Mecburi ‹skan Kanunu genifl kapsaml› olanlardan biriydi. 1927 Haziran’›nda ç›kar›lan, “Baz› Eflhas›n fiark Menat›k›ndan Garp Vilayetlerine Nakillerine Dair Kanun” ise, daha dar kapsaml› olup katliam ve asimilasyon politikas›n› yürütenlere istedi¤i kifliyi, köyü sürgün etme yetkisi veriyordu.

Gözden kaç›rmamak gerekir ki, tehcir, mecburi iskan gibi yasalar, s›radan “yasal” düzenlemeler olmay›p, hemen her zaman büyük katliamlara efllik etmifllerdir. 1930’l› y›llar›n ikinci yar›s›nda, Dersim yöresinde Kürt halk›n›n bask›ya, zulme karfl› ayaklanmas› gündeme geldi¤inde de, iktidar bir yandan katlederken, bir yandan da katletmedikleri için ayn› yönteme baflvurdu. Haziran 1934 y›l›nda 2510 say›l› Mecburi ‹skân Kanunu ç›kar›ld›. Kanunun 1. maddesinde flöyle deniliyordu: “Bu kanun ‘Türkiye’de nüfus oturufl ve yay›l›fl›n›n düzeltilmesi maksad›na yöneliktir.” Yani amaç, Kürt halk›n›, Türkiye’nin dört bir yan›na da¤›tarak eritmekti. Katliam ve mecburi iskan, inkar ve asimilasyonun iki boyutunu oluflturuyordu. Kanun görüflmelerinde bu amaç daha aç›k ifade ediliyordu zaten: “Maksat, bunlar›n süratle anadillerini unutmas›, Türklerle kar›flmas› oldu¤undan, büyük köylerde bir mahallede veya birbirine komflu ve kolayl›kla toplan›r bir yerde olmamak flart›yla oturmalar›nda bir beis görülmemifltir.” (Belgelerle Dersim Raporlar›, Faik Bulut) 1937’de ise Tunceli Tenkil Kanunu ç›kar›ld›. Ad› üstünde “tenkil” kanunu. Tenkil, “kald›rma, tepeleme, ibret olacak flekilde bast›rma” demekti. Tenkil, 40 bin Dersim’linin katledilmesiyle hayata geçirildi. Onbinlerce Dersim’li ise, Türkiye’nin de¤iflik vilayetlerine sürüldü. Göç katarlar› yollardayd›. Ço¤u bir kat yorgan döflek bile alamam›flt› yan›na. ‹ktidar›n acelesi vard›. Cumhuriyet döneminin ilk büyük göçleri iflte bu dönemlerde yafland›. Kürt illerinde yaflayan onbinlerce insan, yasal olarak “mecburi iskan”a tabi tutulmasalar

Do¤udan bat›ya, kuzeyden güneye... Kap kaçak, yorgan yatak toplanm›fl... Ama baflka hiç bir fleyi alamazlar yanlar›na... o toprak, o ‘yurt’ kal›r orada...

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

37


bile, yayla yasaklar›n›n, jandarma zulmünün sonucunda köyünü, topra¤›n› terketmekten baflka ç›kar yol bulam›yordu.

Marshall sürgünleri... Bu bölümün bafll›¤›n› yeni-sömürgecili¤in yol açt›¤› göç katarlar› diye de ifade edebiliriz. 1940’lar›n sonlar›ndan itibaren Amerika’n›n “Marshall yard›m›” ad› alt›ndaki müdahalesiyle uygulanmaya bafllanan ekonomi politikalar, yeni bir göç dalgas›n›n da habercisidir. Çarp›k kapitalizmin yukar›dan afla¤›ya gelifltirildi¤i bu ekonomik ve siyasi politika, bir yan›yla da tar›m›n, prekapitalist (feodal) unsurlar›n tasfiyesini amaçl›yordu. Kapitalizmin çarp›k da olsa, geliflti¤i 1950-70 aras› dönem, köyden kente göçün önceki dönemlerle k›yaslanamayacak oranda artt›¤› ve süreklilik kazand›¤› dönemdir. Daha 1950’lerin sonunda büyük flehirlerin etraf› ilk gecekondularla kuflat›lm›flt› bile. Köylerinden kopup kente gelen bu kitleler, geliflmekte olan kapitalizmin iflgücü ihtiyac›na da ihtiyac›na cevap veriyordu. O y›llarda göç ve iflsizlik, bugünkü boyutlarda özdeflleflmifl de¤ildi. Göçler, k›rdaki yoksullaflman›n, topraks›zl›¤›n, iflsizli¤in bir sonucuydu, ancak flehirlerde ifl bulma flans› bugünkünden daha yüksekti. Geliflmekte olan kapitalizm, göç edenlerin önemli bir k›sm›n› istihdam edebiliyordu. Bu nedenle göçler kesintisiz biçimde sürdü.

Gazi’de, Esenyurt’ta, Yamanlar’da, Tuzluçay›r’da do¤du onlar... Soruldu¤unda Erzincanl›y›z, Siirtliyiz, Tokatl›y›z diyecekler... Niye ‹stanbulluyuz, ‹zmirliyiz diyemezler? Ya da onlar, niye Siirt’te, Tokat’ta do¤amad›lar?

38

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

1940’lar›n sonunda ‹stanbul’da 5 bin civar›nda gecekondu vard›. 1960’lar›n ortas›nda yap›lan bir say›m›n sonucuna göre ise, baflta ‹stanbul, Ankara, ‹zmir ve Adana olmak üzere, fabrikalar›n, sanayinin yo¤unlaflt›¤› 4 büyük flehirde, gecekondularda yaflayanlar›n say›s› 1 milyon 600 bine ulaflm›flt›. Toplam konutlar›n yüzde 65’i gecekondulardan olufluyordu. Gecekondular art›k, “yoksul Türkiye”nin temel konut biçimi olacakt›. Yaklafl›k yirmi y›ll›k bu dönemin sonucunda, gecekondularda yaflayanlar›n nüfusu, kent nüfuslar›n›n yar›s›na yaklaflm›fl, kiminde yar›s›n› da geçerek “ço¤unluk” haline gelmifllerdi. Ayn› dönemin rakamlar›nda sözünü etti¤imiz dört ilin gecekondulu nüfusu oran› flöyledir: Ankara’da nüfusunun yüzde 60'›, ‹stanbul nüfusunun yüzde 64,5'i, ‹zmir nüfusunun yüzde 34’ü, Adana nüfusunun yüzde 45'i gecekondululard›r art›k. Yani “baflka flehirlerden göçedenler”dir. Göç, bu y›llarla birlikte göçedilen yerlerin sosyo-ekonomik yap›s›n›, kültürünü etkilemeye bafllayacak, göçlerin gecekondulara toplad›¤› yoksul kitleler, s›n›flar mücadelesinin de en önemli dinamiklerinden birini oluflturacaklard›r. Bu, yaklafl›k 15 y›l içinde (1950-1965) ortaya ç›kan bir tablodur. Bu tablo, GÖÇ’ün ne kadar büyük oranlara ulaflt›¤›n› da göstermeye yetiyor. Ülke çap›nda k›r-kent nüfusu oran› da bu büyük göçün bir baflka göstergesidir: 1950’lerde, k›rsal alan nüfusu toplam nüfusun yüzde 81.5’i iken, 1960’da bu rakam yüzde 73.7’ye, 1970’te de yüzde 64.1’e düflmüfltür.

Sürgün... Koptu¤u yaln›z topra¤› de¤ildir asl›nda. O toprakla bütünleflmifl olan herfleyden kopmaktad›r; akrabalar›ndan, komflular›ndan, kimbilir kaç kez gidip geldi¤i yollar›ndan, sokaklar›ndan, havas›ndan suyundan... Kültüründen, geleneklerinden. Onu göçe zorlayan düzen ona baflka bir hayat dayatmaktad›r. O, geleli y›llar geçmifl olsa da hep yabanc›d›r geldi¤i yere. Havas›yla, suyuyla uyuflamaz, yoluyla, kültürüyle bar›flamaz kolay kolay. Hep savaflmak zorundad›r; herfleyden önce, bafl›n› sokacak bir konut için, büyük flehirlerin hazine arazilerinde direnerek ev sahibi olacakt›r. Ama bitmeyecektir sorunlar›; o, hayat› hep savaflarak yaflayacakt›r...


çözüm

Oligarflinin kirli siciline bir ek daha:

“‹nsan Kaçakç›s› Türkiye”

Sorun varsa Çözümü de vard›r

“Tersine göç” Bu say›m›zda, “GÖÇ ve ‹fiS‹ZL‹K” sorununu ele alan bir yaz› dizisine bafllad›k. Sorunun oldu¤u yerde, tabii ki, çözümün tart›fl›lmas› da gerekir. Ele al›nan sorun; göç ve iflsizlik, çözümü, en köklü, radikal de¤ifliklikleri gerektiren bir sorun niteli¤indedir. Çünkü sorunun çap› o kadar büyük, kökü hem ekonomik, hem siyasal anlamda o kadar derinlerdedir ki, geçici, yüzeysel önlemlerle sorunu “hafifletmek” bile mümkün de¤ildir. Ekonomik ve siyasi sistemin, iktidar›n niteli¤inin ve halka bak›fl aç›s›n›n kökten de¤iflimini gerektiren bir sorundur. Öte yandan iki sorun da sadece köklü bir iktidar de¤iflikli¤ine havale edilemeyecek kadar güncel, yak›c› bir sorun niteli¤indeder. Güncel anlamda mücadele edilebilecek taleplerden biri, “Köye dönüfl”ün ekonomik ve siyasi koflullar›n›n sa¤lanmas›, kaybedilen y›llar için tazminat talebinde bulunulmas›d›r. Bu demokratik bir taleptir. Ama mevcut iktidar›n ve düzenin bu kadar çapl› bir sorunun alt›ndan istese bile kalkabilmesi de mümkün de¤ildir. Kald› ki, böyle bir istekleri de yoktur. Tersine, göç edenlere, iflsizlere karfl› afla¤›layan, suçlayan, onlar› potansiyel suçlu gören bir politika körüklenmektedir. ‹flsizlerin örgütlenmesi ve ekonomik, sosyal dayan›flmas›n› sa¤lamak ise güncel bir baflka gerekli ad›md›r. ‹fl güvencesi, iflsizlik sigortas› gibi talepler de, bu çerçevede öne sürülmesi gerekli taleplerdir. Tüm bunlar nihayetinde, baflta sözünü etti¤imiz köklü de¤ifliklikleri sa¤layacak bir mücadele ve örgütlenmenin ortaya ç›kmas›na hizmet edecektir. E¤er etmezse, ne köye dönüfl konusunda, ne de iflsizlik konusunda elde edilecek kazan›mlar›n hiç bir hükmü olmayacakt›r. Çünkü hiç biri k›sm› kazan›m, geçici çözüm, IMF’nin yönetti¤i Türkiye gerçe¤ini de¤ifltirmez. IMF’nin yönetti¤i Türkiye’de ise, iflsizlik ve göçler, KADER gibidir!

‹ngiltere Baflbakan› Tony Blair geçen hafta bir aç›klama yaparak, “ülkesine yönelik yasad›fl› kaçak göçmen ak›n›nda rolü olan Türkiye'ye karfl› sert önlemlere baflvuracaklar›n› ve ‹ngiltere'nin Türkiye'ye yapt›¤› yard›mlar› kesebilece¤ini“ bildirdi. (21 May›s 2002 Milliyet) Bu aç›klamayla birlikte, uzun zamand›r herkesin bildi¤i bir gerçek, resmileflmifl de oldu. Türkiye üzerinden Avrupa’ya y›lda resmi rakamlara göre 120-150 bin kifli geçiyor. Yüzlerce kifli, Türkiye’nin çeflitli limanlar›nda bir araya getirilip gemilere bindiriliyor ve Avrupa’ya do¤ru yola ç›kar›l›yor. Herkes biliyor ki, polis, jandarma bu iflin içindedir. Onlar iflin içinde olmaks›z›n bu kadar yayg›n, genifl bir organizasyonun sürmesi mümkün de¤ildir. Böyle oldu¤u içindir ki, Blair de, Türkiye’nin “s›n›rlar›m›z çok uzun, denetleyemiyoruz” gibi gerekçelerini kaale almaks›z›n böyle bir aç›klama yapabilmifltir. Türkiye oligarflisi ve polis flefleri, generaller ise, yeni bir haraç kap›s› bulmufl olduklar›ndan bu organizasyonu y›llard›r sürdürüyor. “Ekonomik krizi hafifletmek”, kontrgerilla savafl›n› finanse etmek için “uyuflturucu tacirli¤i” yapan, Türkiye’yi uyuflturucu trafi¤inin ana karargah› haline getiren bir oligarflinin, insan kaçakç›l›¤› yapmas› da çok do¤al!

Bildikleri tek çözüm: Vurup k›r›p öldürmek 21 May›s’ta gazeteler “Blair’den tehdit”, “Blair’den uyar›” bafll›klar› at›yorlar. Ve 23 May›s’taki Hürriyet’in bafll›¤›na bak›n: “Tony uyard›, biz yakalad›k...” Bafll›ktaki onursuzluk bir yana (Tony uyarmadan niye yakalam›yorsun?) Tony’nin uyar›s› üzerine ne yapt›klar›na bak›n: Silifke’den insan kaçakc›l›¤› yapan bir bal›kç› teknesinin pefline düflüyor ve atefl aç›yorlar. Sonuç: 1 ölü, 7 yaral›. Denizin ortas›ndaki insanlar› bile, “sa¤ ele geçirmeyi” düflünmüyor. Tony’ye gösterifl yapacak, bak, meselenin üzerine ne kadar kararl› gidiyoruz imaj› verecek ya, vuruyor öldürüyor.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

39


Solun Beyni

sol, devrimci, demokrat güçleri birlefltiren bir birlik istiyorlarsa, herkes bilmeli ve görmeli ki, “seçim”ler bunun zemini de¤ildir. Olamaz. Olmas›nda ›srar edilmesinin de anlam› yoktur.

Seçim, birli¤in zemini olamaz! Mevcut durum, olumsuzluklar, engeller ne olursa olsun, birlik flu veya bu biçimde herkesin gündeminde gözüküyor. En az›ndan herkes ondan sözediyor. Bir kaç say›d›r ortaya koydu¤umuz bir tart›flma ve birliktelik çerçevesi var. Tabii baflka çerçeveler çizenler de var. Bunlardan biri, legal parti çevrelerine ait. Söze, onlar da “tüm solun birli¤i” diye bafll›yorlar. Demokrasi, haklar ve özgürlükler mücadelesi veren tüm çevrelerin birli¤i diye ifade ediyorlar amaçlar›n›. Kimseyi d›flta b›rakmamaktan, kucaklay›c› olmaktan, k›sacas› bir birli¤e dair ne kadar “iyi niyetli dilekler”, ne kadar “olmas› gerekenler” varsa, say›p döküyorlar; ama sonuçta söz öyle bir noktaya var›yor ki; bunlar›n hiç bir anlam› kalm›yor. Bütün o kucaklay›c›l›¤›n, kapsay›c›l›¤›n, bütün o iddialar›n alt› boflal›veriyor. Çünkü önerdikleri nihayetinde bir “seçim birli¤i”dir. “Seçim birli¤i”nin legal parti çevreleri aç›s›ndan bir anlam›, ifllevi olabilir; yaps›nlar veya yapmas›nlar demek de bizim iflimiz de¤ildir. Ama “seçim birli¤i”nin, solun, tüm demokratik, muhalif güçlerin birli¤inin yerine konulmas›na, öyle gösterilmek istenmesine karfl› ç›kma hakk›m›z vard›r. “Seçim birli¤i”, haklar ve özgürlükler mücadelesi aç›s›ndan, halk güçlerinin ihtiyaçlar› aç›s›ndan, mücadelenin bugünkü koflullar› aç›s›ndan çok dard›r. Birlik, bunun üzerine oturamaz. Seçimle s›n›rlanm›fl bir çerçeve ve program›n, solu birlefltirme flans› da bulunmuyor zaten. *** Kimse, bu birlik seçimle s›n›rl› kalmayabilir, flöyle devam edebilir “teorilerini” tekrarlayarak, “seçim birli¤i”ne baflka misyonlar yüklemeye de kalkmamal›d›r. Hayaldir onlar. Bugüne kadarki seçim birliklerinin prati¤ini herkes az çok biliyor. Seçim birli¤i, oligarflinin demokrasicilik oyununun içinde bir yer kapma amac›ndan daha fazlas›na sahip de¤ildir ve olamaz. Kendilerine göre bu amaç do¤ru da olabilir; bize göre yanl›fl. Bu amaç do¤rultusunda bir araya da gelebilirler. Ama e¤er süreklili¤i olan ve tüm 40

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Süreklili¤i olan, kapsay›c› bir birlik isteniyorsa, seçim temelinde de¤il, bir önceki say›m›zda etrafl›ca ortaya koydu¤umuz haklar ve özgürlükler temelinde bir araya gelinmek zorundad›r. *** Herkes görüyor; devletin öncelikleri var; belli bir plan› var. Bu plan do¤rultusunda, sald›r›yor, yasalar ç›kar›yor, ekonomik, siyasi kararlar›n› hayata geçiriyor. Peki, sol için öncelikler neler? Solun, sürecin bütününe dair bir plan›, bu plan do¤rultusunda bir müdahale çabas› var m›? Herkes kendi kulvar›nda giderken, en az›ndan baz› konularda, alanlarda yo¤unlafl›labiliyor mu? Biliyoruz ki, böyle bir fley yoktur. Demek ki, böyle bir ihtiyaç vard›r. Haklar ve özgürlükler temelinde birlik, iflte bu ihtiyaca belli ölçülerde cevap verecektir. Öncelikli olarak tesbit edilecek haklar ve özgürlükler do¤rultusundaki ortak bir mücadele, bu noktadaki bofllu¤u mütevazi ölçülerde de olsa, dolduracakt›r. “Seçim birli¤i”, bu noktada da halk›n, solun ihtiyaçlar›na cevap veremez. O bafltan belirli bir alandaki mücadeleyle s›n›rlam›flt›r çünkü kendini. Oligarflinin planlar›n› bozacak, de¤ifltirecek bir ifllev tafl›maz, tam tersine, oligarflinin gündemine tabi olmakt›r. Açl›¤a, sömürüye, anti-demokratik uygulamalara karfl› birlikte mücadeleden kaç›fl›n bahanesi kalmam›flt›r. Birlik deyip bunu seçimle s›n›rlayanlar, böyle bir mücadeleden uzak duranlar, birlefltirici de¤il, bozguncu olurlar. Legal parti çevrelerinin ço¤u, sonuçta parlamenter mücadelenin bir araç oldu¤unu söylerler. Ama, tüm solu “legal parti çevrelerinden” ibaret sayan, birli¤i “seçim”le s›n›rlayan yaklafl›mlar›n› ve düflüncelerini sürdürdükleri takdirde, bu söylediklerinin hiç bir inand›r›c›l›¤› kalmaz. Ortaya ç›kar ki, amaç, haklar ve özgürlükler mücadelesini gelifltirmek de¤il, parlamentoda bir kaç koltuk kapmaktan ibarettir. Tekrar söylersek; Seçim birli¤i yapan yaps›n. Ama kimse onu solun birli¤i yerine koymas›n. Kimse onu, bugünün ihtiyaçlar›na as›l cevap verecek olan haklar ve özgürlükler temelinde bir birliktelikten uzak durman›n bahanesi haline getirmesin.


Despot Kafa Afet Ilgaz, islamc› çevreler taraf›ndan “ayd›n” diye tan›nan, Milli gazetenin bir yazar›. Türbanl› oldu¤u için ‹stanbul Üniversitesinde düzenlenen bir müzik konserine giremiyor ve bak›n orada ve daha sonra Kanal 7’de ne diyor; “Fehriye Erdal estetik ameliyat yap›p gelse girer, yani her melaneti yapan türbans›zsa girer, ama ben giremedim.” Afet Ilgaz hakaretli, küfürlü konuflumas›nda bu çevrelerin kafa yap›s›n› tüm aç›kl›¤›yla ortaya koyan bir örnek. Takiyyeci gelene¤in flekillendirdi¤i kafaya bak›n ki, kendini devletin resmi politikas›na karfl› devletin bak›fl›yla savunmaya kalk›fl›yor. Kendine türban› yasaklayan kafa ile ayn› kafa yap›s›na sahip. Yar›n eskaza bu kafan›n iktidar oldu¤unu düflünün yapaca¤› bugünkülerle ayn›d›r; as›n, kesin, yasaklay›n, devrimcileri yokedin... Ayd›n olacak, demokrat olacak güya, ne demokrat›, ne ayd›n›! Benim türban›ma kar›flmay›n ama Fehriye’yi asabilirsiniz diyen bir kafan›n hangi demokratl›¤›. Resmen despot bir kafa yap›s›d›r. Hak ve özgürlük anlay›fl› sadece kendi haklar› ile s›n›rl›d›r, sonras› onu ilgilendirmez. Bu kafa devrimcilerin katledilmesini de alk›fllar, her türlü özgürlüklerinin hukuksuz bir flekilde yokedilmesini de destekler. Yeter ki, onun türban›na dokunmas›nlar. Devletin himayesinde olduklar›nda zaten hak ve özgürlükler akl›na da gelmez, ne zaman ki, devlet dabeler vurmaya bafllar, birden demokrat, özgürlükçü kesiliverir. O anda bile devlete mesajlar vermeyi ihmal etmez. Neden baflka bir örnek de¤il de Fehriye? Neden mesela devlet cephesinden her türlü özgürlü¤e sahip olanlardan, soygunculardan, vurgunculardan, katilamc›lardan örnekler vermez de tutup Fehriye’yi verir? Devlete mesaj verecek; bak›n ben de sizin düflmanlar›n›za düflman›m demek istiyor. Ama yetmiyor iflte. Bu takiyyelerin bir faydas› olmuyor. Tam tersine orada Fehriye’den sözedecek bir durum varsa, onu da savunarak yasakç›lar›n, katillerin karfl›s›nda konuflmas› gerekirken, onu yapm›yor, yapam›yor. ‹stisnalar› d›fl›nda islamc› çevrelerin genel bir yaklafl›m›d›r bu. Dünya üzerinde, ülkemizde bunca geliflmeye ra¤men, sab›k Anti-komünistlerinin yönlendirdi¤i kafa yap›s› hep kullan›lmaya aç›k olacakt›r. Türban konusunda devrimcilerin, yasa¤a karfl› ne dediklerini, ne yapt›klar›n› ise anlatmayaca¤›z, bunlar› dünya alem biliyor.

Limter-‹fl’e Bask›n Tuzla Jandarmas› ve polisi taraf›ndan Limter-‹fl sendikas›na bask›n düzenlendi. Sendikada arama yapan jandarma ve polis, Limter-‹fl Genel Baflkan› Kaz›m Bak›fl'›n da içinde oldu¤u 5 iflçiyi gözalt›na ald›. Ayn› anda Genel Baflkan’›n evi de jandarma-polis taraf›ndan bas›ld›. Limter-ifl taraf›ndan yap›lan aç›klamada, bask›n ve gözalt›lar›n Yonca tersanesinde sürmekte olan direnifli k›rmak amac›na yönelik oldu¤unu, uzun süredir patronlar›n tehdit ve tahriklerinin sürdü¤ünü, son bask›nlar›n da onlar taraf›ndan düzenlenen bir komplo oldu¤unu belirtildi. Limter-‹fl Sendikas› Genel Merkezi önünde yap›lan, iflçilerin ve sendikac›lar›n kat›ld›¤› aç›klamada, bask›n ve gözalt›lar protesto edildi. Aç›klaman›n ard›ndan Yonca tersanesindeki direniflçi iflçileri ziyaret etmek isteyen grup, tersane giriflinde polis taraf›ndan engellendi. Sendikac›lar ve iflçiler, 20 May›s’ta serbest b›rak›ld›lar.

***

Sürgüne Protesto Do¤u illerinde E¤itim Sen ve SES sendikalar›na üye memurlar›n ard› ard›na sürgünlerine Rize Haber-Sen fiubesi Baflkan› Emrullah Taflç›’n›n, fi›rnak’a sürülmesi de eklendi. Sendika üyeleri, iflyeri önünde yapt›klar› bas›n aç›klamas› ile sürgünleri protesto ettiler.

***

Köy-Tür’de Eylem Sürüyor Elaz›¤ Köy-Tür’e ba¤l› kesimhane ve yem fabrikas›nda son dönemde say›lar› 37’yi bulan iflten ç›karmalar, iflyeri önünde yap›lan oturma eylemi ile protesto ediliyor. ‹flçiler, yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda, iflverenin yasal haklar›n›n kullan›lmas›n› engelledi¤ini, sendikalaflma giriflimleri nedeniyle iflten at›ld›klar›n› belirttiler. Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

41


Açl›k ve Adaletsizli¤e Karfl› Mücadele Ediyoruz Nazileri örgütledi¤i ve devrimcilere karfl› kulland›¤› Almanya bas›n›nda bir süre önce geniflce tart›fl›lan Anayasay› Koruma Örgütü’nün 2001 raporundaki iddialara Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi Amsterdam Enformasyon Bürosu cevap verdi. Almanya Anayasa'y› Koruma Örgütü'nün Westfalen bölümünün 2001 y›l› üzerine de¤erlendirmelerini içeren raporunda DHKP-C’nin faaliyetlerine yer vermesi üzerine bir aç›klama yapan Devrimci Halk Kurtulufl Cephesi Amsterdam Enformasyon Bürosu, raporun yalan, yanl›fl bilgilerle dolu oldu¤unu belirterek, iddialara tek tek cevap verdi. Yasaklama karar›na de¤inilen aç›klamada, Almanya’n›n Türkiye faflizmini desteklemesinin ekonomik ç›karlar›n›n bir sonucu oldu¤u belirtildi. Bu deste¤in 12 Eylül cuntas›n› desteklemeye kadar uzand›¤› söylenen aç›klamada flöyle denildi; “Almanya, 12 Eylül Cuntac›lar› ile iliflki yürütmekten çekinmedi. Bu iliflkileri gündeme tafl›yan devrimcilere ve demokratlara yönelik olarak o y›llardan itibaren çok daha yo¤un bir takip, bezdirme, tehdit ve iflbirlikçilefltirme program› uyguland›. Amaç aç›kt›; Cuntac›lara yönelik protestolar sona ermeli, Türkiye'deki demokrasi mücadelesi sona ermeliydi. Almanya'da milyonlarca Türkiyeli yafl›yor. Bu insanlar›n öyle ya da böyle ülkesi ile iliflkisi vard›r. Bu iliflkilerin yan›s›ra Almanya'da yaflayan her Türkiyeli insan›n, Türkiye'de yaflanan gerçeklerle ilgilenmesi do¤ald›r. Ancak bu faaliyetler dahi 'terör' kapsam›nda de¤erlendirilerek, gözetim alt›nda tutma politikas› uygulanm›flt›r. Ekonomik ihtiyaç olarak buraya getirilen insanlar›m›z burada ekonomik, sosyal, kültürel birçok sorunla karfl› karfl›ya kalm›flt›r. Ony›llard›r haklar› yenilmifltir, sömürülmüfltür, ezilmifltir. Irkç› hareketlerin, ayr›mc› yasalar›n hedefi olmufltur. Halk›m›z kendisini kültürel olsun, siyasi olsun ifade etmeye kalkt›¤›nda, flüpheyle karfl›lanm›fl, 'terörist' muamelesi görmüfltür. Halk›m›zdan istenen ve dayat›lan fludur: Burada varol ama kendini ifade etme, bizimle yafla ama kendini inkar et, burada kal ama ülkendeki gerçekli¤i unut... Bu en basit flekli ile bizim her türlü varl›k koflulumuzun inkar›d›r, asimilasyondur.” Amsterdam Enformasyon Bürosu’nun belgelerle aç›kla42

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

d›¤› gerçekler, terör raporlar›n›n, listelerin de nas›l haz›rland›¤›n› ortaya koyar niteliktedir. Bu nedenle üzerinde durulmal› ve en baflta Alman demokratik kamuoyu olmak üzere herkes tart›flmal›d›r. Raporda yeralan iddialar tek tek ele al›nd›¤›nda görünen tablo fludur: Bu raporu okuyan, beyni “terör” demagojileri ile kirletilmemifl herkes, “bu örgüt hangi anayasay› koruyor” sorusunu soracakt›r. Anayasa'y› Koruma Örgütü DHKC bas›n bürosunun 11 Eylül ile ilgili aç›klamas›n› gerekçe göstererek 11 Eylül’ü destekledi¤ini söylüyor. Aç›klamaya iliflkin söylenen flu; "Amerikan emperyalizminin dini, inanc›, kültürü ve ahlak› olmad›¤›n› ... böyle bir dünyada neden böyle bir sald›r› yap›ld›¤›n› de¤il neden daha fazla yap›lmad›¤›n› tart›flmak laz›m oldu¤unu..." Ancak söz konusu aç›klaman›n bütününü yüzbinlerce insan okudu, gördü. Orada ne söylendi¤ini, gerçekleri tart›flmaya ça¤r› oldu¤unu, 11 Eylül’ün elefltirildi¤ini ama bunun gerçe¤i görmenin önüne engel olarak ç›karman›n ABD’nin suçlar›n› örtmek oldu¤unu, söyledi¤ini dünya alem bilir. Ama bütünün ne dedi¤i çarp›t›lmak istenirse, içinden bir paragraf al›n›r ve amaç has›l olmufl olur. Böylece “daha fazla 11 Eylül olmal› dedi” sonucuna kolayca ulafl›l›r. Anayasa'y› Koruma Örgütü de bunu yap›yor. Örgüt, emperyalizm gerçe¤inin, Amerika’n›n tüm dünyay› nas›l bir adaletsizli¤e, açl›¤a mahkum etti¤inin tart›fl›lmas›ndan neden bu kadar rahats›z? Almanya’y› ziyaret eden Bush’u protesto karar› alan PDS ve Yefliller için “ak›l almaz bir fley” aç›klamas› yapan Alman baflbakan› bu sorunun cevab›n› aç›k veriyor. Amerika nas›l protesto edilebilir? Amerika gerçe¤i nas›l anlat›labilir? Örgüt de bundan rahats›zd›r. Elefltirilen, teflhir olan tekellerin düzenidir. Anayasa'y› Koruma Örgütü’nün korudu¤u da o tekellerin anayasas›d›r. Çarp›tma ve yalan bununla bitmiyor. Darbeci çeteye karfl› fliddet kullan›lm›fl. Darbeci çetenin devrimcilere sald›rd›¤›n›, devrimcilerin kendini savundu¤unu Amsterdam Enformasyon Bürosu aç›kl›yor, çeflitli yay›nlarda genifl biçimde anlat›mlar yerald›. Kald› ki, örne¤in raporda geçen Hamburg'da 1998'deki olayda oldu¤u gibi darbeci çetenin sald›r›s›n›n Anayasa'y› Koruma Örgütü ajanlar›n›n gözetimi ve denetiminde gerçekleflti¤i de biliniyor. Raporda yer alan, “DHKP-C'nin içte ve d›flta Almanya’n›n güvenli¤ini tehdit etti¤i” iddias›, tamamen subjektiftir. Amsterdam Enformasyon Bürosu’nun aç›klamas›nda Cephe’nin amac› aç›kça belirtiliyor; “Ülkemizdeki iflkenceci,


katliamc› rejime karfl› mücadele eder. Ve mücadele alan› da ülkemizdir. Örgütümüze karfl› böylesi bir suçlama, Türkiye’deki faflist iktidar› güçlendirmeye yöneliktir.” Faflizmin Demagojilerinin Tekrar› Bir baflka iddia da yasal kurumlar› flaibe alt›nda b›rak›r nitelikte. Yasal yay›nlar›n örgüt yay›n› gibi gösterilmesi, demokratik kurumlar›n, örgütün kurumlar› oldu¤u demagojisine kadar onlarca örnekte bunu görmek mümkündür. Bu, demokratik mücadeleye, devrimci düflüncelere, örgütlenmeye tahammülsüzlü¤ün ifadesidir. Devrimcilerin demokratik faaliyetlerini engellemek istiyorsan, “örgüt” dersin olur biter. Türkiye’de Sami Türk’ler, polis flefleri, DGM’ler yap›yor bunlar›. Bunun için herhangi bir delil, kan›t olmas›na da gerek yok. Tamamen hukuksuzluktur. “Zorla para toplama” gibi iddialar ise saçma ve faflizmin klasik demagojilerinden biridir. Anayasa'y› Koruma Örgütü’nün “örgütün kurumu” dedi¤i demokratik kurumlardan birinin TAYAD Komite, ötekisinin de Detutak olmas›, hücrelere verilen deste¤i de aç›kça ifade ediyor. Her ikisi de hücrelere karfl› Avrupa’da faaliyet

Nazileri Örgütle, Kullan Devrimcileri “Terörist” ‹lan Et Anayasay› Koruma Örgütü’nü yabanc›lar, devrimciler, muhalif Almanlar çok iyi tan›rlar. Yalan yanl›fl raporlara dayanarak ç›kar›lan yasaklama kararlar›ndan, komplolardan, takiplerden, tacizlerden, ajanlaflt›rma giriflimlerinden tan›rlar. Ama biz bunlardan söz etmeyece¤iz. Bunlar› yapan Anayasay› Koruma Örgütü’nün, Alman bas›n›na yans›yan NAZ‹’lerle iliflkilerinden bir iki örnek verece¤iz. Devrimcilere terörist diyenlerin kimleri nas›l kulland›¤› ve neye hizmet etti¤i, bu raporlar›n kimlerin beyniyle haz›rland›¤› daha net anlafl›lacakt›r. ÖRNEK 1: Haziran 2000’de, Thomas Dienel adl› Nazi lideri, ZDF televizyonunda itiraflarda bulunarak, Anayasay› Koruma Örgütü’nün kendisini ajan olarak kulland›¤›n›, bunun karfl›l›¤›nda ald›¤› paralarla Nazi örgütlenmesi ve propagandas› yürüttü¤ünü aç›klad›. Dienel, aç›klamas›nda sol örgütlere yönelik provokasyonlarda yerald›¤›n› ve sol örgütler hakk›nda raporlar haz›rlad›¤›n› da aç›klad›. Ama bu provokasyonlar›n neler oldu¤unu ne o ne de Anayasay› Koruma Örgütü aç›klamad›. Bu aç›klamalar, devrimci örgütlerin yasaklamas›na gerekçe gösterilen sald›r› ve provokasyonlar›n nas›l ortaya

yürüten, katliamlar› teflhir eden kurumlar. Peki bundan kimin ç›kar› olacak? Sami Türklerin, hücre savunucular›n›n. Irkç›l›k Nas›l M› Gelifliyor... Anayasa'y› Koruma Örgütü'nün Westfalen bölümü, Cephe’nin Türkiye’den sonra en büyük çal›flma alan›n›n Almanya oldu¤unu belirtiyor. Bu ifadelerin Türkiye ‹çiflleri Bakanl›¤›n›n raporlar›ndan aktar›lmas› bir yana, yaklafl›k 2,5 milyon Türkiyeli’nin yaflad›¤› bir ülkede devrimcilerin olmas›ndan do¤al ne olabilir. Ama Almanya y›llard›r yasal düzenlemelerle, bask›larla halklar›n kendi kültürlerini, dillerini, geleneklerini yaflatmas›n›, örgütlü olmas›n› istemiyor. Amsterdam Enformasyon Bürosu’nun söyledi¤i gibi, bunun anlam› asimilasyon politikas›n›n bir flekilde sürdürülmesidir. “Terörizm” demagojisine hizmet etmez belki, ama ›rkç›l›¤›n geliflmesine hizmet etti¤i tart›flmas›zd›r. Terör demagojilerinin taht› sars›lm›flt›r. Bu raporun temelsizli¤i, güçsüzlü¤ü de bundan ba¤›ms›z de¤ildir. Amsterdam Enformasyon Bürosu’nun belirtti¤i gibi; “Terörist görmek istiyorsan›z fiaron’a bak›n. ‹srail'in patronu Amerika'ya bak›n. Türkiye'deki katliamlara bak›n, Türkiye'deki fiaronlar› görün.” ç›kt›¤›n› da gösteriyor. Yine bu anlat›mlar, devrimci örgütleri yasaklama karar› alan Alman adaletini Nazilerin raporlar›n›n yönlendirdi¤ini de ortaya ç›kard›. ÖRNEK 2: Nazi partisi NPD’ye binlerce kanl› sald›r› sonucunda kapatma davas› aç›lmak zorunda kal›n›r. Ama mahkemenin “tan›k” olarak gösterdi¤i Wolfgang Frenz’in, Anayasay› Koruma Örgütü’nün NPD içindeki ajan›d›r. Frenz, NPD’nin kurucu teorisyenlerinden, yabanc›lara ve devrimcilere sald›r›lar› yönetenlerden biridir. Bu olay Anayasay› Koruma Örgütü’nün Nazileri ajanlar› arac›l›¤›yla örgütledi¤ini ve yönlendirdi¤ini Alman kamuoyu tart›fl›r. Ama ajanlar onunla s›n›rl› de¤ildir. 4 ajan›n daha NDP’de Anayasay› Koruma Örgütü ad›na çal›flt›¤› ortaya ç›kar. Bu geliflmeler üzerine NPD’nin kapat›lmas› oyunu durduruldu. Devrimci örgütleri bir raporla yasaklayan Almanya Nazileri bir türlü yasaklayam›yordu. Anayasay› Koruma Örgütü’nün ba¤l› oldu¤u ‹çiflleri Bakan› Otto Schily de davadan bir süre öncesinde Naziler için, “devlete karfl› de¤iller, örgütsüzler, otonomlar, liderleri yok, kendili¤inden yap›yorlar” aç›klamas› yapm›flt›. Sadece iki örnek ve bir soru; Nazileri ajanlar› arac›l›¤›yla finanse eden, örgütleyen, sola karfl› propaganda afifllerinin paralar›n› dahi karfl›layan, Nazi raporlar›yla, ajan provokasyonlar›yla yasak kararlar› alanlar m› devrimcilere “terörist” diyor?

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

43


fiEH‹DE A⁄IT “Hareketinle niflanl›s›n, topra¤›nan evlisin yavrum” A¤›t, halk›m›z›n en köklü geleneklerinden biridir. Ac›lar›n›, öfkelerini binlerce y›ll›k birikimleriyle oluflan bilgelikleriyle bütünlefltirirler a¤›tlarda. Bir sevdal›n›n ard›ndan yürekleri da¤lar bazen, kimi zaman da bir anan›n gö¤üs kafesini y›rtarcas›na zorlanarak ç›kar ve binlerce insan›n beyinlerini sarsar, yüreklerini bir mumun alevi gibi titretir. Hep marfllarla u¤urlanmaz devrim kavgas›n›n flehitleri. Bazen a¤›tlar marfllara kar›fl›r, a¤›tlar marfllafl›r bafluçlar›nda. K›sa, belki de bir solukluk bir a¤›t onunkisi. A¤›tla uyumlu bir flekilde anan›n bilinçle, özlemle, gururla okflay›fllar›yla güzellenmifl bir a¤›t onunkisi. S›vas flivesiyle “Aslan›m yavruuum...” diyerek, ama gözlerinden tek damla yafl ak›tmadan, gururlu, vakurlu bir edayla aln› k›z›lbantl› Do¤an Tokmak’›n naafl›n›n bafl›nda dimdik duruyor annesi Fadime. “Hareketin yak›fl›¤› yavrum, DHKP-C’nin yak›fl›¤› celebim.” diye okflad›¤› sadece Do¤an’›n yüzlerce gündür açl›¤›n eritti¤i bedeni de¤il; incitmemecesine usul usul düzeltti¤i k›z›lbant› ayn› zamanda. K›z›lbant direniflin simgesi, direniflle Do¤an bir bütün. Direniflle Do¤an yavuklu. Okmeydan› halk› bilir; Do¤an’›n devrimci olmas›ndan bu yana, hapislik y›llar›nda, ‘96 direnifl günlerinde, büyük direniflin yürüyüflçülerinden biri oldu¤unu duydu¤undan beri, ana sevgisiyle gurur yo¤rulmufltur onun yüre¤inde. “Benim o¤lum devrimci, benim o¤lum Cepheli” derken dünyan›n en onurlu ve namuslu iflini yapt›¤›n› bilerek gö¤üs kafesini öne iter Fadime Tokmak. Hapishane önlerinde bilinçlenen binlerce anadan biridir o da. “Do¤an yap›yorsa, do¤ru yap›yordur” sözleri hiç düflmez dilinden. “Do¤an’›n anas›”d›r halk›n dilinde. Do¤an, Okmeydan› halk›n›n, gençlerinin yafll›lar›n›n, esnaf›n›n, kad›nlar›n›n, k›zlar›n›n sayg›s›n› kazand›kça anas›n›n gururu daha da artar. *** Do¤an’›n gö¤süne, u¤runa ölüme yürüdü¤ü inanc›n› anlatan bayra¤›n örtülmesiyle a¤›t da daha bir bilgelefliyor, özlemi, inanc› a¤›tlaflt›r›yor; “o seni kurtars›n yavrum”... Tanr› kat›nda çocuklar günahs›z olurmufl, safl›¤›n, temizli¤in simgesi kabul edilirmifl. En büyük safl›¤›n ve temizli¤in simgesi o bayrak. Binlerce gencini, yafll›s›n› düzenin pisli¤inden çekip alan, ar›nd›ran, günahs›z bir çocuk gibi saflaflt›ran düflüncenin bayra¤› o. 44

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Do¤an’›n aln›ndaki k›z›lbant bayraklafl›yor, gö¤süne konan k›z›lbayrak sancaklafl›yor; Cemevi’nin önünde onu

u¤urlamaya gelen bin kiflinin elinde da¤lan›yor. Bin kifli on bin olup ak›yor 1 May›s alan›na. Ellerinde yine o k›z›lbayrak var. Do¤an’›n k›z›lband› o bayraklar. 90 flehidin gö¤sünü süsleyen k›z›ll›k alanlar› süslüyor flimdi. Gururla, vakur bir edayla10 bin Do¤an alanlara yürüyor dalga dalga. Do¤an’›, halk›m›z›n kurtuluflu için ölümü gülerek kucaklayan yüzlerce flehidimizi, milyonlarca halk›m›z› kurtaracak olan› kitaplardan ö¤renmedi Fadime Tokmak. Halk bilgeli¤iyle, do¤ruyu sezifliyle biliyor o. Yürümeyi, konuflmay› ö¤retti¤i Do¤an’›n ona ö¤retti¤i gerçekleri anlat›yor bir ö¤retmen gibi. Fadime Ana kesmiyor a¤›d›. Direniflçilerin ö¤retti¤ini, oradakilere ö¤retmek istercesine türkülefltiriyor; “Hareke-


Yurtd›fl›ndan tinle niflanl›s›n, topra¤›nan evlisin yavrum. Bugün nikah›n var gözün ayd›n, yavrum.” Okuma yazmas› olmayan bir ana, emperyalizmin, “u¤runa ölünecek hiçbir düflünce yoktur” safsatas›na, ci¤erinden kopar›p topra¤a verdi¤i can›yla cevap veriyor. U¤runa toprakla evlenilen yavuklu, o düflünceden baflkas› de¤il. Düflünceyle nikahlanman›n, düflünceyi iktidara tafl›mak için topra¤a düflmenin erdemini bilen halk›m›z›n beynine ifllemiyor o safsatalar. Ölümüne inananlar›n ölümlerinin gerçekte ölüm olmad›¤›n› biliyor Fadime Tokmak. Düflünce varoldukça, halk›n zulme karfl› baflkald›r›s› oldukça ölümler ac›l› bir dü¤ün olmaya devam eder; yüreklerimizi da¤larken, zafer yolunda at›lan bir ad›m›n mufltusu haline gelir. “Yaflam›n kutsall›¤›”ndan sözedenlerin elbette bu a¤›d›n anlatt›klar›n› anlamas› mümkün de¤il. Onlar halk›m›z›n kahraman kad›n› Gülsüman’›n, fienay’›n okul ça¤›ndaki çocuklar›n› geride b›rak›p topra¤a düflüfllerini de anlamam›fllard›. Onlar› Fidan’›n tepeden t›rna¤a inanca kesmifl, inanc› aleve dönüflmüfl görüntüsünü de anlamad›lar. Tutuflan bedeniyle kurflunlar›n üzerine “Yaflas›n Ba¤›ms›z Türkiye!” slogan›yla koflan F›rat’lar›m›z› da anlamak istemediler. Ciltler dolusu kitaplarda o a¤›d›n anlatt›¤› felsefeyi, kültürü, ahlak›, erdemi, tarihi, sosyolojik gerçekleri bulmalar› mümkün de¤ildir. Oysa o kitaplar, halklar›n binlerce y›ll›k deneylerinden, a¤›tlar›ndan, ac›lar›ndan, umutlar›ndan süzülüp ç›kmad› m›? ‹nsan bilinci ve iradesiyle, ölümü yenerek yaz›l›yor tarih. Felsefe u¤runa ölünebilen düflüncelerde anlam kazan›yor. Zulüm ve zulme karfl› direnifl gerçe¤i ölümün yenilmesiyle doru¤una ulafl›yor. Düflünceyle niflanl›, düflünce u¤runa ölümle evli olabilmek büyük bir erdemin ifadesi oluyor ve Fadime Tokmak’›n a¤›d›nda dilleniyor. *** Devrimin en yi¤itlerinin, kahraman direniflçilerin analar›n›n a¤›tlar› da baflkalafl›yor topra¤a her tohum düfltükçe. Mitolojik kahramanlar için yak›lmam›flt›r belki de böyle a¤›tlar. A¤›tlarla bilinç tafl›nmam›flt›r belki de. Sevgiyle, devrimci kiflili¤in bir anan›n alevi gibi kavrulan yüre¤inde yaratt›¤› sayg› böyle bütünleflmemifltir. Bizim kahramanlar›m›z›n a¤›d›d›r bu. Bizim kahramanlar›m›z destanlar›n› böyle halklaflt›r›yorlar. Onlar halk›n geleneklerini devrimle bütünlefltiriyorlar. Analar›n a¤›t yakmak zorunda kalmayaca¤› günlere kan ter içinde yürüyerek a¤›tlar yakt›r›yorlar.

BAHÇEL‹ V‹YANA’DA PROTESTO ED‹LD‹ 19 May›s'da MHP'nin Viyana’da düzenledi¤i ve Devlet Bahçeli’nin de kat›ld›¤› kongre, Cephe güçlerinin de içinde yerald›¤› 250 kiflilik Türkiyeli devrimci sol güçler taraf›ndan yap›lan yürüyüflle protesto edildi. Yürüyüfl boyunca bildiri da¤›t›ld›, Almanca ve Türkçe sloganlar at›ld›. Avusturya polisinin devrimcilerin yürüyüflünü engelleme ve faflistleri ayn› yerde yürütme giriflimi bofla ç›kar›l›rken, kitlenin toplanmas›yla birlikte MHP’li faflistler toplanma yerinden çekilmek zorunda kald› .

F‹L‹ST‹N ‹C‹N ADALET YÜRÜYÜfiÜ Londra'da Filistin halk›yla dayan›flma amac›yla yap›lan yürüyüfllerin dördüncüsü 18 May›s günü 50 binden fazla insan›n kat›l›m›yla gerceklefltirildi. Cephe Güçleri de bayraklar› ve pankartlar›yla yürüyüfl kortejinde yer ald›lar.

GAZ‹LERLE DAYANIfiMA Londra'da Ölüm Orucu gazileri için Efkan fieflen, Anadolu Halk Kültür Merkezi’nde bir müzik dinletisi verdi. Ölüm orucuyla ilgili yap›lan konuflman›n ard›ndan Efkan fieflen türkülerini gaziler için söyledi.

YASA⁄A KARfiI DAYANIfiMA KARARI ‹sveç Komünist Partisi gençlik örgütü RKU (Devrimci Komünist Gençlik) y›ll›k kongresinde AB’nin “terör listesi” ve yasak kararlar› elefltirildi. Türkiye’den Cephelilerin davet edildi¤i ve bir konuflma yapt›¤› kongrenin sonuç bildirgesinde ‹sveç’teki tüm sol örgütler ve partilerin bu yasaklamalara karfl› bir kampanya bafllatmas› karar› belirtildi.

“BEN TERÖR‹ST‹M” ‹sveç’in baflkenti Stockholm’de AB’nin ve ABD’nin "terör listesi” yap›lan mitingle protesto edildi. ‹sveç ve çeflitli ülkelerden devrimcilerin kat›ld›¤› yürüyüflte Türkiye’den Cephe güçleri ve PKK taraftarlar› yerald›. 1200 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte ‹sveç sol gruplar› ellerinde "ben teröristim" yaz›l› pankart ve dövizler tafl›yarak dayan›flmalar›n› dile getirdiler. Yürüyüfl, ‹sveç Parlamento’su önünde yap›lan konuflmalar ve at›lan sloganlarla son buldu.

“Kapitalizme Hay›r” Madrid’de düzenlenen anti kapitalist, anti emperyalist gösteriye 100 bin kifli kat›ld›. Sosyal Transatlantik Forumu’nun düzenledi¤i gösteriye kat›lan iflçi sendikalar›ndan çeflitli sol gruplara kadar 100 bin kifli, ABD ve AB aleyhinde sloganlar att›. AB-Latin Amerika zirvesini protesto eden göstericiler, “Latin Amerika ülkelerinin sömürülmesine, savafla ve Avrupa kapitalizmine hay›r” pankartlar› tafl›d›lar. 100 bin kifli direnen halklar›n yan›nda olduklar›n› göstermek için binlerce Filistin, Küba bayraklar› ve Hugo Chavez’in resimlerini de tafl›d›lar.

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

45


‹ki ölüm orucu flehidi; Fatma Ersoy ve Ayfle Bafltimur. Her ikisi de 19 Aral›k’› Çanakkale’de yaflad›. Biri içeride kararl› yürüflünü sürdürdü, ötekisinin direniflini tahliye oyunu k›ramad›. Kararl› yürüyüfllerini o günlerde mektuplar›nda anlatt›lar... fiimdi onlarca direniflçi onlarla ayn› kararl›l›¤›, ayn› duygular› tafl›yarak yürüyor...

“BEN‹M ADIM F‹DAN” Can›m yoldafllar›m, S›cac›k mektuplar›n›zla bu karl› günde yüre¤imizi daha bir ›s›tt›n›z. Her sat›r›n›zda yoldafl ve zafer özlemimizi art›rd›n›z, çok teflekkür ederim. Gücümüzün, irademizin kararl›l›¤›m›z›n mayas›nda sizler vars›n›z. Sizden güç ve moral al›yoruz. Sesinizi duymak, bir tek duvar t›k›rt›s› bile bizim için hayat kayna¤› gibi adeta. Sizi çok seviyorum ve sevginize son nefesime kadar lay›k olaca¤›m› bilmenizi isterim. ... Marfl ve türkülerinize her zaman kat›lamasak da yüre¤imizle hep sizinleyiz. Geçenki program çok güzeldi ve ayr›l›¤›n hiçbir fleye engel olamayaca¤›n› bir kez daha gösterdi. Ayn› anda kat›lamamaya okudukça daha fazla üzüldüm.

Sizi çok seviyorum. Kendinize çok iyi bak›n. Zaferde buluflmak dile¤iyle... .... Fidan bir meflale gibi kendini tutuflturdu¤u zaman "Benim ad›m Fidan" demifltim içimden. Evet biz Fidan'›z, ‹lker'iz. Ayn› coflku, ayn› kahramanl›kla zaferi kazanaca¤›z. Fatma ERSOY 26 Aral›k 2001 Kütahya

“TEK fiEY SÖYLEY‹N YETER!” Biliyorsun çok yazd›k çok söyledik. Üzerinden aylar geçmifl olsa da o sözlerim geçerlili¤ini koruyor. Belki geliflmeler daha boyutlu oldu. Asl›nda bu yaflad›klar›m›z da ihtimal dahilindeydi. Her fleyin güllük gülistanl›k içinde olmas›n› beklemiyorduk. Konuflabilseydik tabii ki iyi olurdu. Bizi çok merak etti¤inizi biliyoruz. Merak etmeyin iyiyiz. ‹yili¤imizin ne kadar sürece¤ini ben de bilmiyorum, bazen flafl›r›yorum da böyle nas›l oluyor diye. Önümüzde hala iki seçenek duruyor Ya Zafer Ya Ölüm. Görüflmeme durumumuz var ama yan›m›zdakiler anlat›rlar, son anlar›m›z› ise tahmin edersiniz, direnifle lay›k olmaya, yarat›lanlar› hak etmeye çal›flaca¤›m.... Program› hep birlikte dinledik. Güldük, sevindik, güzel duygular›n›za biz de yüre¤imizle kat›ld›k. Sessizlik bizim de çok hoflumuza gitmiyordu. Sessizli¤i bile dinleyip aradan birfleyler bekliyor insan. Asl›nda her defas›nda programlara kat›lmak geçiyor içimizden ya da hep sizlere seslenmek geçiyor ama hep olmuyor iflte. Yine de bilin böyle düflündü¤ümüzü. Çok a¤›r ad›mlarla gidiyoruz diye bize k›zm›yorsunuzdur herhalde. Ne yapal›m hala iyiyiz. Art›k biz de 4. ay› devirdik. fiubat'› da bitirmek üzereyiz. Gerçek anlam›yla bahara ulaflaca¤›z. Bir de bayram var baharda gelecek olan. Bir direnifl içine öyle çok fley s›¤d› ki. ‹nanmakta bazen zorluk çekiliyor. Ersoy'la baflbaflayken ilk günlerimizde hiç bu günlere ulaflaca¤›m›z› düflünmüyordum. Art›k hesap yapmaktan da vazgeçtim. Benim düflünce s›n›rlar›m› aflan bir direnifl bu. Sevgili can yoldafllar, çabalar›n›z en sonunda kalemi, ka46

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

¤›d› elimize ald›rtt›. Ama duygular› anlatman›n ne kadar zor oldu¤unu benim kadar sizler de biliyorsunuz. Kenetlendi¤imiz tek fley var flimdi Zafer... Hiçbir gücün, zorun engelleyemeyece¤i zafer günü. ‹nan›yorum ki engel olamayacaklar. Hesaplar›, planlar›, ne olursa olsun o hesaplar›n› bozman›n bir yolunu mutlaka bulaca¤›z. Bize güvendi¤inizi biliyoruz, o güveni haketmek için, umutlar›n›z› ülkemize yaymak için çaba gösterece¤im. Hat›rlad›¤›n›z, bana da hat›rlatt›¤›n›z geçmiflteki yaflananlar, onlar bizim güzel an›lar›m›z olmaya devam edecek. Hem öyle büyütülecek birfley de yapm›yorum. 19 Aral›k ve ard›ndan gelen günlerde gösterilen kahramanl›klar, fedakarl›klar karfl›s›nda bana ö¤renci olmak düflüyor. Sizleri gözümde tüten diyeyim, belki yanl›fl bir deyim ama olsun, gözümde tütüyorsunuz, öyle hasretle özledim. Art›k hakk›m›z olan zaferi kazan›nca özlemler biter. O gün yine halayda olurum 'hey'lerim, tiz sesimle. Al›n band›m› sol gö¤sümde tafl›yorum onlara süpriz olsun. fiimdi art›k veda zaman›. Hepinizi kucakl›yorum... Ayfle Bafltimur fiubat 2001 Kütahya


Kahramanlar ölmez

Hüseyin Cevahir

Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdo¤an

NURHAK... MALTEPE... DEVR‹ME AKAN IRMAKLAR Bir grup gerilla, hedeflerine do¤ru ilerliyorlard› Nurhak da¤lar›nda. ‹srail Baflkonsolosu Efraim Elrom’u cezaland›ran gerillalardan ikisi, polis takibini atlatmak için h›zl› ad›mlarla afl›yorlard› ‹stanbul caddelerini. Nurhak’ta ve Maltepe’de iki kuflatma gerçekleflecekti birazdan... birazdan halk kurtulufl savafl›n›n ilk silahl› direnifllerinden ikisi bafllayacakt›. Nurhak ve Maltepe, May›s’›n son günü, ve kanl› günün Haziran’a dönüflü, kurtulufl yolunun devrim savaflç›lar›n›n kanlar›yla ayd›nlat›lmas›na tan›k olacakt›. * 1969 Haziran’›nda bir grup devrimci, Filistin’e gittiler. Grupta Deniz Gezmifl, Yusuf Küpeli, Cihan Alptekin, Ömer Erim Süerkan ve Sinan Cemgil vard›. Filistin’e giden di¤er bir grup ise, 1970 fiubat ve Mart aylar›nda savafl› sürdürecekleri alanlara geri dönerken tutsak düfltüler. Bu grupta yer alanlar›n içinde de daha sonra Nurhak’larda flehit düflecek olanlardan Kadir Manga ve Alpaslan Özdo¤an ve 6 May›s’ta dara¤ac›nda can verecek olan Hüseyin ‹nan vard›. Devrimci Avukatlar Derne¤i Baflkan› Niyazi A¤›rnasl›, Diyarbak›r’da tutsak edilen bu devrimcilerle görüfltükten sonra onlar›n flöyle dediklerini aktar›yordu: “Amerikan emperyalizminin öncü karakolu olarak Arap ülkelerine sald›ran ‹srail’e karfl› El Fetih saflar›na kat›ld›k... E¤er mümkün olabilse Vietnam’da, yurtseverlerle birlikte Amerikan emperyalizmine karfl› omuz omuza savaflmay› da fleref sayar›z. Anti-emperyalist savafl dünyada bir bütündür...” (Kafa Tutan Günler, s. 201)

Sinan Cemgil, ODTÜ’te, Ulafl Bardakç›larla birlikte Amerikan büyükelçisi-ajan› Commer’in arabas›n›, arac›n deposundan ald›klar› benzinle tutuflturanlardand›. Denizler tutsak düfltükten sonra, THKO’nun komutas›n› ele alm›fl, Nurhak’ta k›r gerilla birli¤ini oluflturmufltu. Denizleri kurtarmak için, Malatya Kürecik’teki Amerikan Radar üssünü bas›p, içindekileri rehin alma gibi cüretli bir eylemin haz›rl›¤›ndayd›lar. Gölbafl›’n›n ‹nekli köyü ç›k›fl›nda etraflar› sar›ld›. fiöyle seslendi Sinan halk›na; “Biz sizlerin, halk›m›z›n ba¤›ms›z, onurlu ve bolluk içinde yaflamas› için halk düflmanlar›yla, sizi sömüren ve as›rlardan beri zulüm alt›nda ezenlerle ölümü göze alarak kavgaya tutuflmufl halk kurtulufl ordusunun birer neferi, birer eriyiz.” (Aktaran, Orhan ‹yiler, Öldükleriyle Kalmad›lar) ‹lk vurulan Alpaslan Özdo¤an oldu. Ard›ndan Kadir Manga vuruldu. Sinan Cemgil de, Kadir’in yan›na ulafl›p onu çekmek isterken vuruldu. *

Nurhaklarda çat›flma sürerken, ayn› saatlerde ‹stanbul Maltepe’de THKP-C önderleri Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir kuflat›ld›klar› evde direnifli sürdürüyorlard›. Kuflatma alt›nda, radyodan Sinan Cemgil’lerin katledildi¤ini ö¤rendiler. O anda Mahir, bulundu¤u evin balkonuna f›rlayarak, flöyle seslendi Türkiye halklar›na: “Yoksul halk›m›z için dövüflüyoruz. Sizin için, sizler ve çocuklar›n›z için. Ba¤›ms›z Türkiye için...” Aralar›nda onca mesafe vard›. Ama Sinan’la ayn› sözleri söylüyorlard›. Ayn› düflmana karfl›, ayn› kararl›l›kla savafl›yorlard›. Dersimliydi Cevahir. THKP-C’nin Kürdistan örgütlenmesi sorumlulu¤unu üstlendi. Genel Komite’de yer ald›. Hem revizyonizme, oportünizme karfl› yürütülen ideolojik mücadelenin, hem de emperyalizme, oligarfliye karfl› yürütülen silahl› mücadelenin y›lmaz, yorulmaz savaflç›s›yd›. O gece, Çayan ve Cevahir, sabaha kadar ba¤›ms›zl›k türküleri söylediler Nurhaklarda düflenlerin an›s›na. * Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdo¤an, 31 May›s 1971’de Nurhak da¤lar›nda flehit düfltüler. 1 Haziran 1971’de Cevahir Maltepe’de flehit düfltü.


görüfller, izlenimler

katk›

sömürttünüz. Dahas› gelece¤imizi satt›n›z. Her türlü ba¤›ms›zl›¤›m›z› yitirdik. Bizleri do¤madan borçland›rd›n›z. Kiflili¤imizi kimli¤imizi rehin b›rakt›n›z. Üstelik ald›¤›n›z paralar› çar çur edip yediniz. fiu s›ra ayl›k faHasan KIYAFET izi katrilyonlarla ölçülen borç faizleri ödüyoruz. Bu gidiflle bu borcun alt›ndan bizim çocuklar›m›z da kalka"Ekmek ve Adalet" dergisinin ad›n› çok sevdim. Ön maz. Ne zaman insan gibi yaflayaca¤›z, ne zaman kendi yarg›s›z yaklafl›p da bu ada s›cak bakmayacak insan dügöbe¤imizi kendimiz kesece¤iz? Ne zaman ohh, diye bir flünemiyorum. Yaln›z insan deyince yüre¤inde az da olsoluk alaca¤›z?" sun insan sevgisi ve beynen de adalet duygusu tafl›yanBiz diyoruz ki: lardan söz ediyorum kuflkusuz. "Borç yi¤idin kamç›s›d›r. Dünyada borçsuz kul mu Evrensel do¤rular vard›r. Bunlar dünyan›n neresinvar? Bafltan hepimizin Allaha can borcu yok mudur? ‹nde olursa olsun tart›flmas›z kabul edilen denenmifl gükar m› ediyorsunuz? Siz solcular zaten Allaha inanmazzelliklerdir. Örne¤in; h›rs›zl›k, adam öldürmek, köle s›n›z. Ayr›ca bize borç veriyorlarsa bununla övünmemiz kullanmak, eme¤i sömürmek, insana zulüm etmek, gerekir. Borcu güvenilen kifliye verirler." güçlünün zay›f› ezmesi birinin yiyip birinin bakmas› köOnlar diyor ki: tüdür onay görmez. Dahas› bunlar suçtur. Güzellik iyi"E¤itimde f›rsat eflitli¤ini hepten yok ettiniz. Bundan lik, bar›fl, adalet eflitlik, hakça paylafl›m, hak hukuk, böyle sadece paras› olanlar yüksek ö¤renim görebileceksevmek ise yukar›da say›lanlar›n tam tersidir. Her yertir. B›rak yüksek ö¤renimi, yoksullar, emekçiler, ilk orde tart›flmas›z böyle alg›lan›r. "Ekmek ve Adalet" gibi... ta ö¤renimi bile göremez duruma düfltüler. Okuma yazYine ön yarg›s›z ve de gençli¤i kendimize has›m kamay› söken çocu¤unu veliler, okuldan çekip bir ifle koflubul etmeden, flapkam›z› önümüze koyarak düflünecek yor. Bunun sonu, kendi hakk›n› aramayan, bir köleler olsak. Yüreklice sorsak ve yan›tlasak; ordusu yaratmakt›r. Paral› e¤itime son verilsin diyoruz. “Anarflist, terörist ve hatta komünistlikle” suçla‹nsanlar›n istedikleri dilde, istedikleri kültürü almak gibi d›klar›m›z bizden ne istiyorlar? T›rnak içinde söylüyodevredilmez, engellenemez bir haklar› vard›r. ‹nsan ruz, adland›rmak da ne kelime, yarg›s›z infazlarla haklar›n›n temel ilkelerinden sadece birisidir bu." haklar›ndan geldi¤imiz, on yedi yafl›na basmadan ipleBiz diyoruz ki: re götürdü¤ümüz gençlerimiz bizden ne istiyorlard›? "Kafas› olan okur. Üniversite s›navlar› herkese ard›Onlar diyordu ki: na dek aç›kt›r. Bile¤ine güvenen buyursun kazans›n. Yok "Bu düzen bozuktur, iyi ifllemiyor. Gelin flunu deöyle bedavac› dava! Sonra herkes okuyacak da çifti kim ¤ifltirelim. Daha hakça bir dünya kural›m. Bak›n›z insürecek? Davarlar› kim güdecek? Sokaklar› kim süpüresanlar› kimi aç kimi susuz. Kimi sütte yüzüyor, kimi cek? Madenleri kim ç›karacak? Kömür ç›kmazsa, k›fl›n yal›n ayak geziyor, vb... poponuz buz tutar vallahi!" Biz ne diyorduk ve de demekteyiz: Onlar diyor ki: "Hay›r, bu düzen çok güzel bir düzendir. Buna bo"‹nsanlar›n paras› kadar konufltu¤u zaman› tan›yozuk diyenlerin kan›, zihniyeti bozuktur. Kökü d›flar›da ruz. fiimdilerde bi de paras› kadar yaflayaca¤›, paras› vatan hainidir. Bölücüdür, teröristtir, belki de kürttür kadar sa¤l›kl› kalaca¤› zamana geldik. Maliyeti a¤›r ve hatta komünisttir." hastal›klara yakalananlar, ya dileniyor, ya da tezden Onlar diyordu ki: ölüyorlar. Merve bebe¤in açl›ktan öldü¤ü doktor ra"‹fl yok, afl yok! ‹nsanlar çaresiz. Yavrusunu ba¤r›na porlar›yla onaylanmad› m›? Bir yandan köpeklerin bibas›p can›na k›yan analar›n say›s› unutuldu. ‹flsizlikten le özel berberlere gitti¤ini, özel mamalarla beslendi¤iKöprüden atlayan atlayana. ‹nsaf edip buna bir çözüm ni, dahas› yurtd›fl›nda tedavi edildi¤ini de biliyoruz." bulmal›y›z." Biz diyoruz ki: Biz diyoruz ki: "Ne yapal›m, devletimiz fakir. Var da vermiyor mu"Çal›flmak isteyene ifl çok. Bizim millet zaten tembelyuz? Hem de Allah'›n biçti¤i ömrü kim uzat›p, k›saltabidir. ‹ntiharc›lara gelince, onlar kafadan sakat olanlard›r. lir? Fakirler ölüyor da zenginler ölmüyor mu? Amentü ‹slam dininde intihar olay› bafltan yasaklanm›flt›r. YasakSuresine göre aya¤›m›za tafl de¤se bile Allahtan bilmeyelar› çi¤neyerek Allah›n emirlerine karfl› gelenlere ac›yacek miyiz? Aln›m›za yaz›lana karfl› m› gelece¤iz? Sizler cak m›y›z flimdi? Gebersin Pezevenkler. So¤an›n s›k›nzaten Allah'a flirk koflanlardans›n›z." dan seyre¤i iyi olurmufl. Biraz nüfus azals›n ki kalanlar Onlar diyor ki: rahat etsin." "Yoksulluk kader de¤ildir. Bizi böyle uyutamazs›n›z. Onlar diyorlar ki: Allah'› kötülüklerinize ortak edemezsiniz." "‹MF bilmem ne gibi yabanc› sömürü odaklar›na bizi

“EKMEK VE ADALET”

48

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10


Biz diyoruz ki: "Eeeh fazla konuflmay›n. Böyle gelmifl böyle gider. Eski köye yeni düzen mi koyacaks›n›z? Onlar diyorlar ki: "Cezaevleri yerine, okul, fabrika, tank top yerine traktör, kepçe yapt›rsan›z, bütün bu kötülükler ortadan kalkar. Polis bizim peflimizde olaca¤›na, h›rs›z›n, kapkaçc›n›n, banka soyanlar›n peflinde olsa, bir de iflsizlik ortadan kalksa, kavga dövüfl kalmaz. Herkes kardefl kardefl yaflar gider. Her türlü kavgan›n kayna¤› yoksulluk ve sömürüdür, paylafl›mdaki dengesizliktir." Biz diyoruz ki: "Tank top olmazsa sizleri nas›l zapt ederiz. Bald›r› ç›plaklara güç mü yeter? Ayr›ca vatan millet bayrak, din iman ve de ›rz, namus nereye gider?" Onlar diyor ki: "Dediklerimizi yapt›¤›n›z zaman ortada bald›r› ç›plak, aç aç›k kimse kalmayacak ki. Yani kavgan›n nedeni ortadan kalkacak. Silaha ne gerek kalacak?" Yine onlar diyorlar ki: "Herkes özgürce düflünsün ve düflüncesini istedi¤i dilde özgürce söyleyip yazs›n. Laz, Çerkes, Kürt, Gürcü demeden her halk kendi kültürünü gönlünce yaflas›n ve yaflats›n." Biz diyoruz ki: "Höst bre meret, kapan da kaçan m›? Senin dedi¤in düpedüz bölücülüktür, vatan hainli¤i, hatta komünistliktir."

Sözü uzatt›k. fiu kötü adam diye bafltan mahkum ettiklerimizin, taleplerine yan›t bulmak çok mu zor? Ama bir elimiz vicdan›m›z›n üzerinde dururken kuflkusuz. Bizden özel uçaklar, yatlar katlar, mutfa¤› alt›n tepsili yal›lar m› istiyorlar? Yoksa, tasmas› p›rlantal› ithal itler mi? Tek elefltirim, derginin ad›nda; "Ekmek" sözcü¤ünün "Adalet"ten küçük yaz›lm›fll›¤› üstüne olacakt›r. Çünkü ekme¤in olmad›¤› yerde adalet zaten olmaz. Bütün dinlerde ekme¤in dört kitaptan üstün tutulmas› belki de bundand›r. Derginin içindeki çiçeklerle bezenmifl genç ölüm foto¤raflar›na do¤rusu yürek dayanm›yor. Ömürlerinin bahar›nda yi¤itler. Gerde¤i tan›madan ölümü, kefeni tan›yan melek yüzlü k›zlar. Her zamanki dile¤imi yineleyerek sözü bitirmek istiyorum. Ölmeden bu bozuk düzeni de¤ifltirmenin bir yolunu bulamaz m›y›z? Ben gençlere güvenirim. Onlar bunun da bir yolunu mutlaka bulacaklard›r. Bu düzen, ayakta duramayacak kadar eskidi, yaflland›. Yaflland›kça, eskidikçe de haks›zlaflt›, h›rç›nlaflt›, vahflileflti. Giderayak çok can yakabilir. Böylece bildi¤imiz delikli demirin, topun tüfe¤in de eskidi¤ini vurgulamak istiyorum. Sosyalizmin hakl›l›¤›, adaleti atomdan daha güçlü de¤il midir? Her türlü ölüm araçlar›, sömürücülerin eline yak›flan bir cinayet kan›t› olarak tarihe geçmelidir. Sosyalistlerin eline karanfilin, gülün, güvercinin ve dahi "Ekmek ve Adalet"in yak›flt›¤›n› tarih bir kez daha görmelidir.

Ç‹ZG‹YLE

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

49


bas›n tv

KIRILIR YALANIN ÇARKI

ÜÇ HARF‹N ANLATTI⁄I Bazen bir cümle, bazen de üç harflik bir kelime, sahibinin tüm kafa yap›s›n›, ahlak›n›, kültürünü ele verir. Geçti¤imiz hafta kimi gazetelerde yer alan, “KOZ” kelimesi de iflte tam da böyle bir iflleve sahipti. Belçikal› silah kaçakç›s› Jacques Monsieur adl› biri Türkiye’de yakalanm›fl ve Belçika taraf›ndan aranan biri oldu¤u anlafl›lm›flt›. Do¤an medyas›ndan, Türkiye gazetesine kadar 17 May›s tarihli gazetelerde yer alan haberlerin büyük bölümünde o üç harflik kelime bafll›klara tafl›nm›flt›: “KOZ” Söylenmek istenen aç›kt›; ver Fehriye’yi al Monsieur’ü. Jacques Monsieur’ün, yani uluslararas› bir silah kaçakç›s›n›n Türkiye’de ne arad›¤›, kimlerle iliflkisi oldu¤u, kime silah satt›¤›, hangi ba¤lant›lar için Türkiye’ye geldi¤i gibi en do¤all›¤›nda sorulmas› gereken sorular›n hiçbiri sorulmad›. Bu, “esrarengiz Belçikal›” gibi, neidü¤ü belirsiz kavramlarla geçifltirildi. Medyan›n daha önemli öncelikleri vard› çünkü. Sabanc›’ya ya¤ çekmek vard›. Fehriye nezdinde devrimcilere kinini kusmak vard›. Verin katledelim, iflkence yapal›m 盤l›klar› atmak varken böyle sorulara ne gerek vard›. Bas›n›n “KOZ” dedi¤i bir insand›. “KOZ”un hukukta ne gibi bir ifllevi olabilece¤ini hiç düflünmeye bile gerek görmedi bu bafll›klar› atan gazeteler. Belçika’n›n kendi hukuk mekanizmas›ym›fl, Fehriye hakk›nda o mahkemelerin kararlar› varm›fl ya da yokmufl bunlar›n ne önemi vard› ki. Kapitalist ahlak f›flk›rd› beyinlerden; Ver Fehriye’yi al kaçakç›y›! 50

Ekmek ve Adalet / 27 May›s 2002 / Say› 10

Her fley ticaret de¤il miydi? Söz konusu olan devrimciler olunca; ne silah kaçakç›s›n›n ne arad›¤›n› sorgulayacak habercilik laz›m, ne hukuku düflünecek bir kafaya ihtiyaç var, ne de ahlaka. Tümü Sabanc› yolunda feda olsun! --23 May›s tarihli Milliyet’in ekonomi sayfas›ndan bir bafll›k: “‹fiTE GLOBAL‹ZM” Haberin ayr›nt›lar›na bak›yorsunuz, acaba BM’nin son yay›nlad›¤› açl›k, yoksulluk rakamlar›n›n sorumlusunun dünyay› eflitsizli¤e, adaletsizli¤e bo¤an, milyarlar› açl›¤a mahkum eden emperyalizm oldu¤unu mu anlat›yor diye; ama yok. Alt›nda yazan flu: “Türk Efes, Rusya’da üretti¤i, Rus Milli tak›m›n›n sponsoru olan Stary Melnik biras›n›n reklam filmini Avustralya’da çekti.” “Globalizm, küreselleflme” diye diye y›llard›r beyinleri nas›l dumura u¤ratt›klar›, nas›l aldatt›klar› sayfalarca da anlat›labilirdi. Ama bu haber bile tek bafl›na bu aldatman›n nas›l bir soytar›l›k ve halklar›n açl›¤› ve yaflad›¤› zulümle alay eden bir ahlaks›zl›kla yap›ld›¤›n› özet olarak anlatmaya yetiyor. “Sermayenin ufla¤› bas›n” ifadesi çok güzel yak›fl›yor.

RTÜK Yasas› Onayland› Cumhurbaflkan› Sezer’in vetosundan sonra yeniden Mecliste görüflülen ve aynen geri gönderilen RTÜK yasas› Sezer’in imzalamas›yla resmen ifllemeye bafllad›. Sezer yasan›n iptali için imzadan sonra Anayasa mahkemesine baflvurdu. RTÜK yasas›n›n neler getirdi¤ini sayfalar›m›zda yazd›k. Özet olarak daha fazla yasak, muhalif yay›nlara daha fazla ceza, internet yay›nlar›na denetim ve Do¤an Medya baflta olmak üzere, bas›nda büyük bir tekelleflmenin önünün aç›lmas›n› getirecek. Bundan sonras›nda izleyin; yasaklar, cezalar oligarfli içi çat›flmalarda kullan›lmas›n›n d›fl›nda büyük oranda devrimci, muhalif yay›nlara karfl› kullan›lacakt›r. Tüm tepkilere ra¤men yasan›n ç›kar›lm›fl olmas› iktidar›n kaale almama politikas›n›n pervas›zl›kla sürdü¤ünün göstergesi. Özgürlüklerden yana olan bas›n emekçileri o zaman daha güçlü ve daha örgütlü tepkilerin yollar›n› bulmak zorunda. Yol belli; örgütlü güç.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
AdaletWeb010 by sol yayin - Issuu