KOMÜNİST DEVRİM
MART AYI: DEVRÝMCÝLERÝN KAVGA BURJUVAZÝNÝN ÝSE DERT AYI!
M
art ayý devrimcilerin, komünistlerin hafýzasýnda nice kavgalarý, kazanýmlarý ve yitirdiklerini çaðrýþtýrýrken, burjuvaziye de dert olacak bir aydýr. Niye olmasýn ki; dünya devrim tarihinde mart ayý önemli bir yer tutar. Devrimcilere yönelik katliamlarýn, devrimci kalkýþmalarýn, önemli kuruluþlarýn yaþandýðý ay bu aydýr. Marttan baþlayan süreç mayýsa deðin sürer ve 1 Mayýs’ta doruða ulaþýr. Marta ayýnda yaþanan ve devrimci komünistlerin kendi tarihleri açýsýndan da önem taþýyan birçok olay vardýr. Devrimci komünistlerin deðil birçok devrimci çevrenin önem verdiði, mart ayýnda yaþanmýþ olay var. Ancak bizler bu olaylara bakýþýmýzý devrimci komünist siyasetimizin alameti– farikasý sayýyoruz.
Paris Komünü:
Proletaryanýn ilk devlet deneyimi olan Paris Komünü 18 Mart 1871’de kuruldu. Almanya ile savaþta yenilen Fransýz burjuvazisinin ordusu, silahlarýný býrakarak Fransa’yý Alman Ordusu’nun insafýna býrakma giriþimi karþýsýnda; Paris proletaryasý kendi kaderine sahip çýkarak, burjuvazinin bu ikiyüzlü düþkün davranýþý karþýsýnda dünyada bir ilki gerçekleþtirdi. O da kapitalizmden komünizme geçiþte proletaryanýn iktidar organýndan baþka bir þey olmayan proletarya diktatörlüðünden baþka bir þey deðildir. Komün, sonrasýnda komünistlerin yolunu aydýnlatarak, proletaryanýn devletinin neye benzeyeceðini de göstermiþ oldu. Yetmiþ günlük ömre sahip olan Komün, proletaryanýn bu ilk devleti, yine Fransýz ve Alman burjuvazisinin iþbirliði yaparak saldýrýsý; asýl önemlisi Komün’ü örgütleyenlerin zaaflarý sonucu yýkýldý. Otuz bir güzide evladýný burjuvaziye kurban veren Komün, komünarlarýn göðü fethe çýktýklarý ilk eylem olmuþtur. Komün sonrasýnda Ekim Proleter Devrimi ile aþýlarak yaþatýlmýþ ve dersleri çýkarýlmýþtýr. Paris Komünü söz konusu olduðunda komünarlarý selamlayan, ona övgüler düzen devrimci çevreler olmasýna raðmen, bu çevrelerin Komün’den hiçbir þey süzmedikleri de ortadadýr. Komün’ün açýða çýkardýðý ve günümüzde de geçerli bir iktidar organ olan proletarya diktatörlüðü, dünyanýn herhangi bir yanýnda yaþýyor deðildir. Býrakalým yaþamasýný, proletarya diktatörlüðü yerine baþka iktidar organlarý, proleter devrim yerine de baþka devrimler icat edip önerenlerin sayýsý hiç te az deðildir. Komün sadece proletarya diktatörlüðünün iþçi sýnýfýnýn yegâne iktidar organý olduðunu göstermedi, Prudoncu, Bilankist küçük burjuva devrimciliðinin de açmazlarýný göstererek devrimci Marksist fikirlerin hâkim bir siyasal akým olmasýna da vesile oldu.
1 Mart 1898’de Rusya Sosyal Demokrat Ýþçi Partisi Kuruldu:
Ekim Devrimi’ne önderlik eden RSDÝP 1 Mart 1898’de kuruldu. Kuruluþundan hemen sonra kurucularý tutuklanarak sürgüne gönderilen parti, fiili
20
olarak tasfiye olmuþtu. Lenin’in uzun sürgün yýllarýnda tüm Rusya için planladýðý Iskra ile yeniden örgütlenen ve ikinci kongresini toplayan RSDÝP, içinde yaþamýþ olduðu Bolþevik, Menþevik ayrýþmasý ile oportünizmle daha baþtan hesaplaþarak devrim topraðý olan o zamanki Rusya’da Komün’ün derslerini süzerek ve aþarak bir devrime önderlik edebilme irade ve kapasitesini göstermiþtir. Avrupalý diðer Sosyal Demokrat Partilerle ayný çatý altýnda II. Enternasyonal üyesi olan RSDÝP, diðer üye partiler gibi legal olanaklara yaslanarak kurulan ve oportünizmle kucak kucaða yaþayan bir parti deðildir. O daha baþtan düzen dýþý araçlar üzerine inþa edilmiþ, çarlýk otokrasisine ve siyasal polise karþý savaþýmda ustalaþmýþ profesyonel devrimcilerin yarattýðý bir partiydi. Bundan dolayý bir devrime önderlik edebildi. Avrupalý SDP’ler kendi burjuvazisiyle iþbirliði içerisinde dünya proletaryasýna ihanet ederken, Bolþevik Parti devrimci parti olarak görevini layýkýyla yerine getirebildi.
2–6 Mart 1919 Komünist Enternasyonal Kuruldu:
II. Enternasyonal oportünistlerinin ihanetiyle iflas eden II. Enternasyonal, dünya proletaryasýnýn bir enternasyonalden mahrum kalmasý, yeni arayýþlarý da beraberinde getirmiþti. Ancak yeni bir enternasyonalin kuruluþu Ekim Devrim’den yaklaþýk olarak iki yýl sonra inþa edilebildiði. Bu yönüyle bir gecikmeden söz etmek mümkündür. II. Enternasyonal’in tüm oportünist, revizyonist, reformist ve burjuva solu görüþlerle, devrimci Marksist görüþleri içinde barýndýrdýðý heterojen yapýsýna karþýn Komünist Enternasyonal homojen olarak kurulan, giriþ koþullarýný saptayarak üyelerini kendisi seçen, bu güne deðin henüz aþýlamamýþ bir enternasyonaldir. Dünya devrim partisi olarak kurulan Komünist Enternasyonal, dünyada kan ve barut kokusunun her yaný sardýðý, paylaþým savaþýnýn dünyayý yýkýma götürdüðü bir sürecin ardýndan dünya proletaryasýnýn umudu olarak doðdu. Ekim Devrimi’nin kazanýmlarý üzerine inþa edilen Komünist Enternasyonal býrakmýþ olduðu gelenekle, aþýlamamýþ bir eþik durumundadýr. Kuruluþundan iflasýna, kapýsýna vurulan kilide deðin deðiþik aþamalar yaþayan Komünist Enternasyonal, kurucularýnýn devrimci komünist fikirleri terk etmeleriyle içten içe çürüyerek dünya devriminin önünü týkayan uðursuz rolü de oynamýþtýr. Devrimci komünistler, Komünist Enternasyonal’in devrimci dönemi ile II. Enternasyonal siyasetine evrilerek içeriðinin boþaldýðý dönemleri birbirinden ayýrt ederek, onun ilk dört kongre dönemine denk gelen devrimci dönemine sahip çýkýyorlar. Ýþte bize miras olarak kalan, baðlanmayý hedeflediðimiz ilkelerin oluþtuðu dönem bu dönemdir. Komünist Enternasyonal, bolþevizmin deneyim ve derslerini, devrimci Marksist görüþleri süzerek proleter devrimin evrensel deðerlerine dönüþtürmüþtür. Ancak bu görüþler sonrasýnda yaþatýlamadýðý, hayata geçirilemediði için ya modasý geçmiþ görüþler
DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK
DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI: 8 MART 2005 FÝYATI: 1MÝLYON
GAZÝ AYAKLANMASI ONUNCU Y I LI NDA TÜRKÝYE S I NI F SAVAÞ I M I NA I Þ I K TUTMAYA DEVAM EDÝYOR!
Gazi Ayaklanmasý’nýn onuncu yýlýndayýz. Tam on yýl önce Ýstanbul’un varoþlarýndan biri olan Gazi’de burjuva diktatörlüðün giriþmiþ olduðu saldýrý, çok kýsa sürede varoþlarýn dinamiðinin kendine yönelmesine vesile olmuþtu. O gün doðru anlaþýlamayan bu dinamik varlýðýný sürdürüyor olmasýna raðmen hâlâ doðru anlaþýlabilmiþ deðildir. Gazi Ayaklanmasý’nýn doðru anlaþýlamamýþ ve gereken sýnýf dersinin süzülememiþ olmasýnda, onun arkasýnda yatan sýnýf dinamiklerinin doðru anlaþýlamamýþ olmasý yatmaktadýr. 12–16 Mart 1995’te gerçekleþen Gazi Ayaklanmasý Türkiye sýnýflar savaþýmýnda yeni bir dönemin de açýlmýþ olmasýna iþaret etmekteydi. Gazi Ayaklanmasý üzerine çok þey söylendi, çok þey yazýldý. Ancak onun iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin bir ayaklanmasý olduðu kavranamadý ve beraberinde Gazi Ayaklanmasý ile elde ettiðimiz kazanýmlarýn da bir bir elden uçup gitmesine sebep oldu. Gazi Ayaklanmasý, Kürdistan’da süren ulusal savaþýn ve varoþlarda biriken devrimci dinamiðin, düþmanýn saldýrmasý vesilesiyle kendiliðinden patlamasýndan baþka bir þey deðildir. Sýnýf hareketinin ve devrimci hareketin bir yükseliþ trendine geçtiði dönemin ardýndan gelmesi açýsýndan da önemlidir. Zonguldak Grevi, 1989 Bahar eylemlilikleri, kamu iþçilerinin sendikalaþma çalýþmalarý, Kürt ulusal savaþýnýn gelmiþ olduðu aþama Gazi Ayaklanmasý’ný önceleyen geliþmelerdir. Gazi Ayaklanmasý düþman karþýsýnda güç olup tutunamayan, ancak bu haliyle bile düþmaný ininde rahatsýz eden devrimci hareketi ve kitlelerin devrimci atýlýmýný tetiklemiþ, sonraki dönemde 1996 1 Mayýs’ýna deðin devrimci hareket ve kitle hareket yükseliþ trendine girmiþtir. Bundan dolayý kazanmak için Gazi’nin derslerini süzmeye en çok devrimci komünistlerin ihtiyacý var. Çünkü devrimci komünistler komünist bir dünyaya giden yolu aralayacak olan proleter bir devrime önderlik etmek istiyorlar. Böyle bir devrimin mimarý olacak devrimci partiyi yaratma kavgasýný öncelikli görevleri sayýyorlar. Böyle bir partinin de Gazi Ayaklanmasý’nda barikatlarda savaþan ayrýcalýksýz iþçilere yaslanarak yaratýlabileceði öngörüsüne sahipler. 12–16 Mart Gazi Ayaklanmasý’nýn üzerinden on yýl geçti. Bu on yýl sýnýf hareketini, devrimci hareketi yeniden deðerlendirmeyi, gözden geçirmeyi gerektiriyor. Sýnýflar savaþýmýnda on yýl belki kýsa bir dönemi ifade ediyor, ancak bir devrim topraðý olan Türkiye gibi coðrafyalarda önemli geliþmelerin, deðiþimlerin de yaþaþanabildiði bir zaman dilimine de tekabül ediyor.
Þöyle bir kýyaslama yaparsak, bu on yýllýk zaman diliminin ne anlama geldiðini anlayabiliriz. Gazi barikatlarýnýn kurulduðu günlerde on yaþýnda olan bir çocuk þimdi yirmi, sekiz yaþýnda olan bir çocuk ise on sekizinde. O gün barikatlarý gören çocuklar, bu gün yeni barikatlarý kurabilecek ve devrimci kavganýn sorumluluðunu omuzlayabilecek yaþtalar. O günün çocuklarý þimdi, ayný mahallede konfeksiyon atölyelerinde veya küçük ölçekli bir iþletmede sendika, sigorta ve sosyal güvenceden yoksun olarak çalýþmaktalar. Kýsaca o gün çocuk yaþta barikatlarý gören ve yaþayan çocuklar bugün, gündüzünde sömürülen, gecesinde ise aç yatan birer proleter durumundalar. Ancak o günden geriye kalanlara bakacak olursak, barikat savaþýyla elde edilen kazanýmlarýn sürekliliðinin pek saðlanamadýðýný görebiliriz. O günden bu güne geçen on yýl içinde, bu ayaklanmanýn içinde örgütleyici olanlarda olamayanlarda dâhil olmak üzere, bir bütün olarak devrimci hareketin ve iþçi hareketinin durumuna baktýðýmýzda, Gazi Ayaklanmasý’ndan gerekli derslerin çýkartýlamadýðýný; sonrasýnda ise politik geliþmelerin bu derslerin ýþýðýnda yönlendirilemediðine bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle Gazi’nin derslerini süzmek, gerekli dersleri çýkarmak önemli devrimci görevlerdendir. Böylelikle de günümüz devrimci kavgasýna katký sunmak ve iþçi hareketinin önünü açmak olanaklý olur. Bunu yaparken de öncelikle devrimci hareketin ve özelde komünistlerin zaaflarýnýn ve eksikliklerinin açýða çýkartýlmasý gerekmektedir. Kazanýlanlarýn, kaybedilenlerin bilince çýkarýlmasý, kaybedilenlerin yeniden kazanýlmasý için gereklidir. O günden bu güne gelinirken devrimcilerin ve komünistlerin zaaflarýnda bir deðiþme, bir geliþme olmamýþtýr dense yeridir. Çünkü Gazi Ayaklanmasý ile kazanýlan refleksler, devrimci kazanýmlar devrimcilerin ortak hanesine yazýlamamýþ, kitle dinamizmindeki yükseliþ gerileme sürecine girince de, 1996 Ölüm Orucu eylemi sonrasý baþlayan gerileme, 1999 Þubat’ýndan itibaren de dibe vurmanýn bu
1
sayýmýz
Organlaþma Sorunlarý ve Hareketimiz: .............sf 6 Ýþçi Sýnýfýnýn Ayrýcalýksýz Kesimleri: ..... ...........sf 8 Alanlardan Yoldaþlardan ....................... .........sf 11-12 Dönem, Devrimci Siyaset ve Komünistler........sf 13 Gerici Reformlar Iþýðýnda Devletin Kendini......sf 14 Burjuva Diktatörlüðüne Karþý Savaþýmda Bir Mevzi Olarak Sendikalar:............................................sf 17 Seksen Yedinci Yýlýnda Büyük Ekim Devrimi: Arka sayfa
baþlangýcýný oluþturmuþtur.
KOMÜNİST DEVRİM
sayýyla ifade edilen kesiminin örgütlü olduðu ise bir gerçektir. Ýþçi sýnýfýnýn örgütlü kesimlerinin ayrýcalýklý bölüðünü de ifade etmektedir. Bu örgütlü kesim ise burjuvazi tarafýndan iþsiz býrakýlmakla tehdit edilmekte ve ayrýcalýklarý ellerinden alýnmaktadýr. Doðal olarak Gazi Ayaklanmasý’nda iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimlerini oluþturan bu bölüðünü bulmak mümkün olamayacaktýr. Ýþçi sýnýfýnýn bu kesimi ayrýca düzenin istikrarýndan yanadýrlar. Onun için Gazi Ayaklanmasý gibi düzenin istikrarýný altüst eden, direk düzene yönelmiþ olan hareketlerden olabildiðince uzak dururlar. Hatta iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimini oluþturan sendikalarda örgütlü bu öbeði Gazi Ayaklanmasý gibi ayaklanmalarýn “iþçi sýnýfýnýn vakarýna yakýþmadýðý” gibi yaklaþýmlarla, burjuva düzenin deðirmenine su taþýyan tutumu benimseyebilirler. Sebebi ise gayet açýktýr, ayrýcalýklý kesimler kendi ayrýcalýklarýnýn sürekliliði için burjuva düzenin selametinden yana taraf olmaktadýrlar. Gazi Ayaklanmasý’nda bu kesimlerden ses seda çýkmadýysa, sýnýfýn ayrýcalýklý kesimlerini oluþturduklarýndan dolayýdýr. Devrimci hareket Gazi barikatlarýnda Ýþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimlerini göremeyince, Gazi Ayaklanmasý’nda iþçi sýnýfýnýn olmadýðý sonucuna vardý. Bu iþin kolayý ve çarpýk kavranýþýndan baþka bir þey deðildir. Bütün bu yanýlsamalý ve þaþý bakmalara raðmen Gazi Ayaklanmasý kendiliðinden geliþen, proletaryanýn en yoksul kesimlerinin baþý çektiði bir iþçi–emekçi ayaklanmasýdýr. Gazi Ayaklanmasý’nda iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimleri görülmedi. Ancak bu iþçi sýnýfýnýn örgütlü kesimlerinden hiçbir destek almadýðý anlamýna gelmez. Tuzla Aydýnlý Köyü’ndeki direniþteki deri iþçileri ile Ekspres Kargo iþçileri Gazi barikatlarýna aktif destek sunmuþlardýr. Bunun sebebi ise, iþçi sýnýfýnýn sendikalarda örgütlü ayrýcalýklý kesimleri arasýnda devrimcilerin bir etkisi yokken, o dönem Tuzla’daki deri iþ kolunda ve Ekspres Kargo’da devrimcilerin siyasal bir etkisinden söz etmek mümkündür. Ýþte bu etki, iþçi sýnýfýnýn örgütlü olan bu iki iþ kolundan Gazi’ye destek gelmesine vesile olmuþtur. Gazi Ayaklanmasý Beyoðlu, Beþiktaþ, Kadýköy gibi burjuvazinin ýþýltýlý alanlarýndan deðil, 1 Mayýs, Gülsuyu, Okmeydaný, Nurtepe gibi proletaryanýn yoksul kesimlerinin barýndýðý mahallelerden yani varoþlardan destek bulmuþtur. Bu bir rastlantý deðildir. Proletaryanýn en yoksul kesimlerinin barýndýðý, Kürdistan’dan zorla iþgalci TC tarafýndan topraðýndan koparýlan Kürtlerin varoþlarda yoðunlaþmasý ile varoþlarýn birer patlayýcý deposuna dönüþmenin ardýndan, Gazi’de patlayan ayaklanmanýn hýzla devlete yönelmesi önemli bir dönemece de iþaret etmektedir. Sýnýf savaþýmý açýþýndan Gazi Ayaklanmasý bir dönemece iþaret etmektedir.
Gazi Ayaklanmasý Ýþçi Sýnýfýnýn Ayrýcalýksýz Kesimleri ile Emekçilerin Ayaklanmasýydý
Gazi Ayaklanmasý, sola hâkim olan anlayýþa inat, iþçi sýnýfýnýn büyük fabrikalarda çalýþanlar ve sendikalý iþçilerin dýþýndaki kesimlerinin bir isyaný, ayaklanmasýydý. Solun kargadan baþka kuþ, büyük fabrikalarda çalýþan iþçilerden baþka iþçi kabul etmediði koþullarda, iþçi sýnýfýnýn görünmeyen ya da görülmek istenmeyen kesimlerinin adeta sýnýfýn en dinamik kesimi benim dercesine düþmanýn üzerine yürüyerek barikatlarýný kurmasý en önemli sonuçlardan biridir. Ancak devrimci sol bu ayaklanmaya raðmen iþçi sýnýfýna dair olan görüþlerini deðiþtirmiþ deðildir. Ýþçi sýnýfýna dair olan bu yanýlsamalý durum, solun tümüne hâkim olmakla beraber yeni yeni bu kesimlere ilgi artmýþ, ancak bu kesimlerin örgütlenmesi sýnýf mücadelesine katýlmasý konusunda ise kafa karýþýklýklarý devam etmektedir. O gün, Gazi Ayaklanmasý’ný herkes “halk direniþi” olarak deðerlendirmiþtir. Biraz daha ileri giderek “ayaklanma” diyenlerde, iþçi sýnýfýnýn bu eylemlerin dýþýnda kaldýðý ya da ilgi göstermediði sonucuna varmýþlardýr. Bütün bu bakýþ açýlarý, deðerlendirmeler bu gün deðiþmiþ deðil, aksine o gün ayaklananlara dair olan öngörülerde yerli yerinde saymaktadýr. Gazi barikatlarýnda iþçi sýnýfýný göremeyenler, görmeyenler bir bakýma haklýdýrlar. Ýþçi sýnýfýndan yat deyince yatan, kalk deyince kalkan, düzenli bölükler halinde sýralanmýþ, sendika bürokratlarýnýn her gün aldattýðý, sýnýfýn genel çýkarlarý yerine kendi ayrýcalýklarýný korumaya çalýþan iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý, akçalý kesimini Gazi barikatlarýnda göremeyiz. Ýþçi sýnýfýnýn bu kesimlerini barikatlarda göremeyince Gazi Ayaklanmasý bir iþçi–emekçi ayaklanmasý olarak deðerlendirmeye mazhar olamaz! Fakat iþçi sýnýfýna öncülük etme iddiasýnda olanlarýn sýnýfa yönelik bakýþlarýnýn doðru ve sýnýf tanýmlamalarýnýn Marksist normlara göre olmasý gerekmektedir. Bu yapýlmadýðý takdirde, iþçi sýnýfýný sendikalý, sigortalý iþçilerden mürekkep olduðu varsayýldýðýnda ise, iþçi sýnýfýnýn varlýkla yokluk arasýnda gidip geldiði sonucuna varmak iþten bile deðildir. Böyle yapýldýðýnda ise iþçi sýnýfý ve proletarya adýna hareket etme iddiasýnda olan devrimci çevreler, iþçi sýnýfýnýn dýþýnda farklý devrimci kesimler “icat etme” durumuyla karþý karþýya kalacaklardýr. Bir yönüyle de burjuvazinin ve hempalarýnýn ideolojik saldýrýlarýna kapý aralamýþ olacaklardýr. Gazi Ayaklanmasý sýrasýnda sendikalý, sigortalý olan iþçi sayýsý son on yýlda iyice gerilemiþtir. Buna bakarak iþçi sýnýfýnýn yok olduðu sonucuna mý varmak gerekiyor. Eðer iþçileri büyük fabrikalarda çalýþan sendikalý, sigortalý iþçilerle sýnýrlayacak olursak, bunlarýn sayýsý hýzla azalmakta, iþçi sýnýfýnýn bu kesimi eritilmekte olduðu doðrudur. Proletaryanýn nice kavgalarý, bedelleri sonucu kazandýðý ve sonrasýnda ayrýcalýða dönüþen haklarý bir bir budanýrken, bu haklara sahip olan ayrýcalýklý iþçilerin sayýsý da hýzla azalmaktadýr. Bu azalmaya bakarak iþçi sýnýfýnýn yok olduðu sonucuna varmak ancak, devrimcilikten istifa edip burjuvaziye uþþaklýk edenlerin iþi olsa gerek. Türkiye’de yirmi milyonu aþkýn çalýþan varken ancak bunun zorlama bir ifade ile altý yüz bin ile bir milyon arasýnda bir
S ý n ý f S a v a þ ý m ý A ç ý s ý n d a n Gazi Ayaklanmasý N a s ý l Bir Dönemeci Ýfade Et m e k t e d i r ?
2
Gazi Ayaklanmasý, Türkiye sýnýf savaþýmý tarihinde bir 15–16 Haziran Ýþçi Ayaklanmasý gibi bir dönemece, bir eþiðin aþýlmasýna karþýlýk gelmektedir. Devrimci hareketin ve reformistlerin iþçi sýnýfýnýn eylemi olmasý açýsýndan bir Zonguldak Grevi, 1989 Bahar Eylemlilikleri kadar teveccüh göstermediði Gazi Ayaklanmasý, kimsenin görmek istemediði iþçi sýnýfýnýn örgütsüz ve görünmeyen kesimlerinin
MART binlerce insaný ölümle burun buruna getirerek beþ binini aralarýndan alýr, binlercesini de sakat býrakýr. Sözde uluslar arasý örgütler, emperyalistlerin örgütü BM ses çýkarmaz bu duruma. Olayý gündem yapmaya çalýþan devrimciler Irak Büyükelçiliði’nin önünde karga tulumba gözaltýna alýnýrlar. Saddam nerden bilebilirdi ki, Amerika’nýn ona sattýðý kimyasallarý kullanýrken ses çýkarmamasýný yeri ve zamaný geldiðinde kendisinin de kafasýnýn koparýlmasýna sebep olacaðýný! Uluslar arasý burjuva devletlerin göz yumduðu, katledilmesi için iþbirliði yaptýðý Halepçe’deki katliam bu þekilde yaþandý. Irak’ýn iþgaline gerekçe gösterilecek olan kimyasal silahlarýn Kürtlere karþý kullanýlmasýna ses çýkarmayan, hatta destekleyen Amerika, hamiyetperver bir tutumla þimdi bu katliamýn hesabýný soruyor! Kimse Amerika’ya bu ikiyüzlü tutumu hakkýnda bir þey soramýyor! Amerika’nýn bu saldýrganlýðý veya Saddam ve þürekâsýndan hesap sormasý karþýsýnda “mazlum” Saddam’dan ya da Amerika’dan yana olmak gerekmiyor. Büyük veya küçük olmasýna bakmadan tüm haydutlarýn karþýsýna dikilmek gerekiyor. Kürt ulusu, burjuva anlamda da olsa kendi kaderini tayin edinceye deðin buna benzer katliamlarý yaþayacaktýr. Halepçe’de yaþanan katliamlarýn benzerlerini Kuzey Kürdistan’da TC ordusuna karþý savaþan ARGK gerillalarý çok yaþadýlar. Onun için Kürt ulusunun bu katliamlarý da göze alarak kendi kaderini tayin yolunda faaliyet göstermeleri önemlidir. Ancak Türkiyeli devrimciler de yaþanan bu katliamý teþhir etmek, buna karþý tutum almaz durumundadýrlar. Sorun salt Kürtlerin sorunu deðildir.
Gazi Aya k l a n m a s ý : 12–16 Mart 1985
12 Mart 1985 yýlýnda Ýstanbul’un Gazi Mahallesi’nde bir kahvehanenin taranarak, bir alevi dedesinin öldürülmesiyle baþlayan olaylar, varoþlarda biriken patlayýcýnýn ateþlenmesine vesile oldu. Kahvehanenin taranmasýný duyarak olay yerine gelen kitlenin, daha öncesinde kendilerinden biri olan simitçinin iþkencede katledildiði karakola yönelmesi, ayaklanmanýn baþladýðýnýn göstergelerinden biriydi. Kitle hiç suçlu aramamýþ, asýl suçlunun katil kapitalist devlet olduðunu anlamýþ ve onun kolluk güçlerinin inine yönelmiþtir. Sonrasýnda polisin panzerlerle, silahlý katilleriyle mahalleyi sarmasý sonucu kitle panzerleri taþlarla, sopalarla geri püskürtmüþ, ancak bu sýrada sivil katiller kitleyi taramýþlar ölülerimizin sayýsý birden on altýya çýkmýþtýr. Bunun üzerine Okmeydaný, Alibeyköy, Nurtepe, Gültepe gibi semtlerden mahalleye akýn eden kitle barikatlar kurarak savaþa hazýrlanmýþ ve ayaklanmayý üst seviyelere taþýmýþtýr. Barikatlarýn kurulmasýnýn ardýndan mahalleden çekilen katiller, yerlerin burjuvazinin diðer üniformalý katillerine býrakarak saklanmýþlardýr. Gazi Ayaklanmasý sýrasýnda, ayaklanmaya destek
19
2005
eylemleri 1 Mayýs ve Gülsuyu gibi, iþçi sýnýfýnýn görülmeyen kesimlerini içinde barýndýran mahallelerden gelmiþtir. Ayaklanma yayýlma ve geniþleme eðilimini bu iki mahallede göstermiþtir. Bu iki mahalleden yalnýzca 1 Mayýs Mahallesi’nde devletin yeni bir katliam yapma giriþimi yaþanmýþ ve beþ mahalleli protesto eylemi sýrasýnda kurþunlanarak katledilmiþlerdir. Aslýnda devletin bu giriþimi 1 Mayýs Mahallesi’ni de hedeflediðini göstermektedir. Gece bu mahallede de kurulan barikatlar ve ölülerimizin cenazelerinin sahiplenilmesi Gazi’ye gitmeden yapýlan en büyük destek eylemi olmuþtur. Ne var ki, o dönem kamu iþçilerinin çatý örgütlenmesi olan Kamu Çalýþanlarý Sendikalarý Kurulu 15 Mart’ta yapmayý planladýðý mitingi bir çýrpýda ve punduna getirerek ertelemesi, kimlerin Gazi’nin yanýnda olduðunu göstermesi açýsýndan ibretlik vakadýr. Kamu çalýþanlarýnýn ayrýcalýklý konumu ve bu ayrýcalýklý kesimlere yaslanan liberal ve reformist anlayýþlar burjuva düzene halel getirecek eylemlerden uzak durmayý, hatta kendilerini evlerine kapamayý erdem olarak sunabilmiþlerdir. Sular durulduktan sonra da zevahiri kurtarma babýndan Gazi’de devletin giriþtiði katliamý kýnayan beyanatlarda bulunmaktan da geri durmamýþlardýr. O günkü vaveylada pek göze görünmeyen bu düzenin payandasý tutum, sonrasýnda tüm çýplaklýðý ile ortada durmaktadýr. Ecevit’ten Livaneli’ye barikata gidip devletle kitleleri barýþtýrmaya çalýþanlarý elinin tersiyle iten kitle, iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz kesimini oluþturuyordu. Burjuva uþþaklara yüz vermeyen kitle ölülerimizi kaldýrmak, ölülerimize sahip çýkmak için kendi kurduklarý barikatlarý kendi elleriyle kaldýrmýþtýr. Barikatlarýn baþýnda beklerken, polisin yerine getirilen jandarmalara komutanlýk eden general, barikattakilerle konuþmak için barikatýn iþçiler tarafýna geçmek istediðinde ise üstü aranmýþtýr. Bu daha dün sokakta insan yerine konmayan, sürekli horlanan ve iþsizlik, açlýkla terbiye edilen bir iþçinin barikat kurulduðunda, nasýl bir güce kavuþtuðunu göstermektedir. Gazi Ayaklanmasý, iþçi sýnýfýnýn devrimci barutunu tükettiðini düþünen döneklerle, liberal avanaklara iyi bir tokattý. Ancak burada ayaklananlarýn iþçi olmadýðý konusunda, iþçilerin sendikalarda örgütlü, büyük fabrikalarda çalýþanlar olduðu konusunda birleþenler ve ayrýþanlar olmasýna raðmen, Gazi Ayaklanmasý’nda iþçi sýnýfýnýn olmadýðýný iddia edenler oldukça yoðundu. Onuncu yýlýnda Gazi Ayaklanmasý, devrimcilere, komünistlere ve sýnýf hareketine ýþýk tutmaya, yol göstermeye devam ediyor. Devrim komünizm davasýna baðlý olanlarýn, öncelikle iþçi sýnýfýnýn hangi kesimine yönelmesi gerektiði ise Gazi barikatlarýnýn derslerini süzenler tarafýndan biliniyor. Bu gün Gazi’de ayaklanan dinamik hala bir hayalet gibi ortalýkta dolaþmaktadýr. Devrimciler tarafýndan kapsanamamýþ, örgütlenememiþtir. Bu dinamiðe yaslanarak yaratýlacak olan örgütlenme ise Ekim Devrimi’ne baðlanmayý hedefleyen devrimci komünistlerin hedefleri arasýndadýr.
KOMÜNİST DEVRİM
olarak algýlanmakta ya da o günün koþullarýnda doðru, ancak günümüzde aþýlmýþ görüþler, siyasal ilkeler olarak deðerlendirilmektedir. Fakat bütün bu çarpýtmalara ve hurafelere karþýn Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde ortaya konmuþ ilkeler dimdik ayakta durmaktadýr. Bu ilkeler bolþevizmi referans alanlar için bir þeyler ifade etmektedir. Bolþevizm’e aþarak baðlanmayý hedefleyen devrimci komünistler için Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresinde ortaya konulan ilkeler baðlanabilecekleri ilkelerdir. Bu ilkelere baðlanmak ise devrimci partiyi ve yeni bir devrimci enternasyonali yaratmak anlamýna gelmektedir.
21 Mart Newroz:
Yeni gün anlamýna gelen Newroz, mitolojiden gerçeðe birçok anlamlar taþýmaktadýr. Yaþadýðýmýz topraklardaki Alevi – Bektaþi kültürüne göre Hz. Ali’nin doðum günü olarak kabul edildiði gibi, Kürt söylencelerinde ise Asur kralý zalim Dehak’a karþý ezilen halkýn demirci Kawa önderliðinde ayaklanarak Dehak’ýn iktidarýna son vererek, zulmü sona erdirdikleri yeni bir günün baþlangýcý anlamýný taþýmaktadýr. Ortadoðu ve Kafkaslara hatta Orta Asya’ya deðin geniþ bir coðrafyada anýlan ve kutlanan Newroz’un dört burjuva devlet ve emperyalistlerin ortaklaþa sömürgeleþtirdikleri Kürdistan coðrafyasýnda anlamý daha baþkadýr. Kürdistan dýþýndaki coðrafyalarda þenlik ve karnavala dönüþtürülerek içeriði boþaltýlan Newroz, TC’nin sömürgeleþtirdiði Kuzey Kürdistan’da baþkaldýrýnýn, zalimden kurtulmanýn ve ulusal kurtuluþun timsalidir. Newroz tüm Kürtleri serhýldanýdýr. Bunu gören TC kurþunla, katliamla susturamadýðý, kutlanmasýnýn engelleyemediði Newroz’un içeriðini boþaltýp nevruzlaþtýrma çabasýna giriþmiþtir. Yaktýðý nevruz ateþinden devlet ricalini atlatarak, meydanlara kurduðu sembolik demir ocaklarýnda kafatasçýlara demir dövdürerek kendi nevruzunu kutlamaktadýr. Ancak tüm bu çarpýtmalar, içeriðini boþaltmalara raðmen Kürt halký her 21 Mart’ta baþýndaki Dehaklar’dan kurtulmak için Newroz ateþinin üzerinden atlayacak, etrafýnda govende duracaktýr. Newroz Türkiyeli devrimciler, komünistler içinde ezilen ulusla kardeþleþmenin, devrimci deðerleri yaþatmanýn vesilesi olmalýdýr.
Kýzýldere: 30 Mart 1972
1971 devrimci hareketinin doðuþuna önderlik eden devrimciler kuþaðýnýn temsilcileri ve öncüleri olan THKO ve THKP militanlarý, yaþadýklarý kýsacýk ömürlerine birkaç ömrü birlikte sýðdýrarak, önemli olanýn fazla yaþamak deðil, yaþanan aný dolu dolu devrimci kavgayla doldurmak olduðunu gösterdiler. Günümüzde burun kývrýlan, dudak bükülen devrimci dayanýþmanýn ve fedakârlýðýn en üst düzeyini gösteren 1971 ihtilalci çýkýþýnýn mimarlarý, ortaya koyduklarý eylemlerle bir dönemi etkilemiþlerdir. Sonrasýnda bu kuþaðýn eylemini kat be kat aþan eylemler ortaya konmasýna raðmen, bu kuþaðýn yaratmýþ olduðu etkinin yüzde birini yaratabilmiþ deðildir. Nurhak’a giderken ele geçen THKO önderlerini
katledilmekten kurtarmak için Mahir Çayan ve yoldaþlarý, THKO militanlarý ortak silahlý bir eylemi planlayarak hayata geçirirler. Ünye’den kaçýrdýklarý Ýngiliz teknisyenleri Niksar’ýn Kýzýldere Köyü’ne götürürler. Sürek avýný çok önceden baþlatmýþ olan TC çok kýsa sürede köyü kuþatýr ve Mahir Çayan ve yoldaþlarýnýn kaldýðý evi aðýr silahlarla, roketatarlarla vurur. 10 devrimci böyle katledilir. Ancak katliamdan bir kiþi kurtulur. Sonrasýnda türlü spekülasyonlara vesile olsa da; katledilen on devrimci hayatýn kýsa yolunu en hýzlý koþarak tamamlayan devrimcilerdir. 1971 devrimci kuþaðýnýn amaçlarýna, ideolojilerine baðlanmasak ta, onlarýn býraktýðý devrimci geleneði, fedakârlýðý, devrimci dayanýþmayý devralmayý hedefliyoruz. Onlarla olana politik –ideolojik ayrýmlarýmýzýn devrim davasýna baðlýlýðýn önünde engel olmadýðýný ise biliyoruz. 1971 devrimci kuþaðýnýn devrimci kavgalarýný komünist devrimci yaþamýmýzda yaþatmayý bir ödev biliyoruz.
Beyazýt: 16 Mart 1978
Türkiye’de devrimci durumun iyice olgunlaþmaya baþladýðý, ancak kitlelere önderlik edecek devrimci partinin olmadýðý, burjuvazinin kitleleri sýk sýk dönmekle korkuttuðu 12 Eylül öncesinin önemli katliamlarýndan birinin yaþandýðý Beyazýt Meydaný yedi devrimcinin katledilmesine, elliden fazlasýnýn da yaralanmasýna tanýklýk etmiþti 16 Mart 1978’de. Burjuva diktatörlüðün semirterek beslediði faþistlere, ellerine verdiði TNT kalýplarýný devrimci öðrencilerin üzerine attýrarak katlettirdiði bu olayýn failleri bilinmesine raðmen, ellerini kollarýný sallayarak dolaþmalarý hatta mebus seçilmeleri devrimcilerin zaaflarýndan ötürüdür. Katliamýn yaþandýðý an olay yerinden yaya kaçan katiller, peþinden gitmek isteyen polisin bile engellendiði göz önüne alýndýðýnda planlý olarak gerçekleþtirildiði ortadadýr. Burjuvazinin yaptýðý veya yaptýrdýðý bu katliamlar ne ilktir ne de son olacaktýr. Devrimci kavganýn yükseliþe geçtiði, iþçilerin grevlerle hayatý felce uðrattýðý dönemlerde böyle katliamlar hep yapýla gelmiþtir. Katliamcýlar her dönem ödüllendirilmiþ, kimi mebus, kimi ticaret adamý, kimi ise devlet için hariçte kurþun sýkan, eroin kaçakçýlýðý yapan þerefli Türklerden olmuþlardýr. Bunda þaþýlacak bir yönde yoktur. Bizim yapacaðýmýz, bu katliamlarý akýldan çýkarmadan, faþistleri döktükleri kana karþýlýk kendi kanlarýnda boðmaktýr.
Halepçe: 16 Mart 1988
Tarih 16 Mart 1988’i gösterdiði gün Güney Kürdistan’ýn Halepçe kasabasýnýn üzerinde ölüm kuþlarý demirden kanatlarýný soðuk rüzgâra çarparak ilerliyorlardý. Ölüm demir kuþlarýn kanatlarýyla gelmiþti Halepçe’ye! Yüzyýllardan bu yana devletsiz yaþamayý baþarmýþ Kürtlerin I. Paylaþým Savaþý’nýn armaðaný olarak yaþadýklarý bölünmüþlükleri daha aðýrdý þimdi. Kimyasal Ali lakabýyla tanýnan dönemin diktatörü Saddam’ýn sadýk adamlarýndan akrabasý olan generalin emriyle Halepçe’nin üzerine býrakýlan hardal gazý, bir anda
18
MART 2005
devrimci enerjilerini ortaya koyarak adeta buradayým demeleri açýsýndan bir dönemeç noktasýný oluþturmaktadýr. 1970’li yýllarda devrimci hareketin “Türkiye’de iþçi sýnýfý var mýdýr? Yok mudur? Varsa toplam nüfusun kaçta kaçýný oluþturmaktadýr? Ýþçi sýnýfý devrime öncülük edebilir mi?” gibi tartýþmalarla meþgul olurlarken, o dönemin ayrýcalýksýz iþçilerinin çýkarýlmak istenen sendikalar yasasýna karþý baþkaldýrmalarý, ayaklanmalarý bu tartýþmalarý nasýl tuzla buz ettiyse; Gazi Ayaklanmasý da iþçi sýnýfýnýn denetim dýþý kalan ayrýcalýksýz kesimlerinin kendilerini ortaya koyduklarý bir eylem olmuþtur. Bundan dolayý da Türkiye coðrafyasýnda devrimci kavga sürdürecek olan komünistlere de hangi dinamiklere yaslanacaklarýný teyit etmiþlerdir. Doðal olarak görmek isteyen gözlere! Gazi barikatlarý iþçi sýnýfýnýn en ayrýcalýksýz kesimi oluþturan sendikasýz, sigortasýz ve herhangi bir güvenceden yoksun kesimlerinin kendiliðinden ayaklanarak kendi sýnýfsal karakterini ortaya koyduklarý, iktidarý nasýl ve hangi yöntemlerle fethedeceklerini gösterdikleri bir eylem olmasý bakýmýndan da bir dönemeci ifade etmektedir. Bu açýk ve arý duru bilince çýkmamýþ olsa da, sýnýf savaþýmýnda Gazi Ayaklanmasý, her gün horlanan, iþsiz býrakýlan, kentin en kötü koþullarýnda yaþamaya ve çalýþmaya mahkûm edilen iþçi sýnýfýnýn görünmeyen kesimlerinin kendilerine güvenini artýrmýþ; bu güven onda burjuvazinin temsilcilerini barikatlarýn önünde elinin tersiyle itmesinin zeminini hazýrlamýþtýr. Öyle bir dönemeç ki, iþçi sýnýfýnýn dün sokakta hiçe sayýlan bu ücretli köleleri, tek tek bir anlam ifade etmezken, barikatlarda düþmanýn silahlý generallerini barikatýn içine üst aramasý yaptýktan sonra alma iradesini gösterebilmiþtir. Ýþçi sýnýfýnýn görünmeyen bu kesimlerinin bileþenleri olan, ayrýcalýklardan yoksun kesimleri devrimci rollerini baþarýyla yerine getirebildikleri, düzene eklemlenme yolunda epey mesafe kaydeden ayrýcalýksýz kesimlere göre, devrimci kalkýþmalara daha hazýr, daha donanýmlý olduklarýný da göstermiþtir. Ýþçi sýnýfýnýn bu kesimleri doðuþtan devrimci reflekslere sahip olmadýklarý gibi, normal seyrinde yürüyen günlerde kendi tepkisini dýþa vuramazken, ayaklanma, kalkýþma gibi dönemlerde ortaya koyduklarý irade, devrimcilerin ortaya koyduðu iradeden daha ileride seyredebilmektedir. Ayaklanma dönemi, iþçi sýnýfýnýn bu kesimlerinin beyninde de fýrtýnalarýn koptuðu, kendi kabuðunu kýrmada daha aktif olduklarý dönemlerdir. Bundan dolayý Gazi Ayaklanmasý, savunmacý bir anlayýþla deðil, düþmanla göðüs göðse savaþýlan bir ayaklanmadýr. Bu yönüyle iþçi sýnýfýnýn kendine güveninin tazelendiði, kendisi için bir dönüm noktasýný, dönemeci ifade etmektedir. Dönemeç olmasýnýn en büyük nedenlerinden biri de, iþçi sýnýfýnýn çoktandýr terk etmiþ olduðu barikat savaþý taktiðini yeniden gündeme sokmuþ olmasýdýr. 12 Eylül yenilgisinden bu yana hep savunmada kalmýþ, yenilgi sonrasýnda ise iyice farklýlaþmýþ olan iþçi sýnýfý, Gazi Ayaklanmasý ile birlikte kendi içindeki ayrýcalýksýz bölüklerinin öne çýkýþlarýyla, sýnýfýn ayrýcalýklý kesimlerinin bu halleriyle devrimci misyonlarýný yerine getiremeyeceklerini de gözler önüne sermiþtir. Bu haliyle görülenler bile yeterince anlaþýlamamýþ, bilince çýkarýlamamýþtýr. Ýþçi sýnýfýnýn mücadele araç ve yöntemlerinden biri olan barikat ve barikat savaþý Gazi ile gün-
dem olmuþtur. Bu yönüyle de sýnýf mücadelesi açýsýndan bir dönemeci ifade etmektedir. Barikat ve barikatýn ardýnda süren sýnýf mücadelesi bile Gazi’de savaþým verenlerin iþçi sýnýfýnýn bir bölüðünü oluþturduðunu anlatmaya yeter de artar bile. Gel gör ki, her zaman pratik geliþmeler doðru anlaþýlýp deðerlendirilemiyor. Devrimci hareketin büyük bir kesimi, Gazi’de kurulan barikatlarýn ardýndaki sýnýf savaþý yerine salt barikatý gördüklerinden, barikatlý mücadelenin sonraki dönemde içeriði boþaltýlmýþ, varoþlardaki her mücadelede yeni barikatlar kurulmuþtur. Ancak bu kurulan barikatlarýn ardýnda salt devrimciler durduðundan, iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerinin de içinde yer aldýðý barikatlar olmadýðýndan düþman saldýrýlarý karþýsýnda bir direnç gösteremeden bir bir yýkýlmýþtýr. Gazi’de, Nurtepe’de, Gültepe’de salt devrimcilerin kurduðu barikatlar buna örnektir. Düþmanýn Gazi’ye saldýrýsýnýn hemen ardýnda yirmiye yakýn ölümüze mal olan barikatlar salt devrimcilerin kurduðu barikatlar deðildi. Ýçinde devrimcilerin de yer aldýðý, iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerinin, iþsizlerin, ev kadýnlarýnýn, bil cümle tüm mahallede yaþayanlarýn kurduðu bu barikatlarý düþman üç gün yýkamamýþ; kuranlarýn kendi elleriyle kaldýrýlmýþtýr. Bundan dolayý kerametin kurulan barikatlarda deðil, barikatlarýn arkasýnda süren sýnýf savaþýnda olduðu ortaya çýkmýþtýr. 12–16 Mart Gazi Ayaklanmasý devrimci proletaryanýn kendiliðinden de olsa baþkaldýrýsý, direkt burjuva düzeni hedeflediðinde kendi baðýmsýz eylemini gerçekleþtirmede oldukça baþarýlý Bir ayaklanmada, devrim aþamasýnda iþçi sýnýfýnýn hangi kesimlerinin mücadelede nasýl bir yer tutacaðý ve hangi yöntemleri hayata geçireceði açýða çýkmýþ; Gazi Ayaklanmasý bu yönüyle derslerin süzüleceði bir laboratuvar olma özelliðini baðrýnda barýndýrmaktadýr. Ýþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz ve görülmeyen kesimlerini göz ardý ederek, gözünü iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý ve sendikalý kesimlerine diken ve iþçi sýnýfýnýn bu bölüðüne ulaþmak için de sendika bürokratlarýný devþirmeyi ve bu sendikalarda yönetime gelmeyi hedefleyen devrimci kesimler Gazi Ayaklanmasý’nda iþçi sýnýfýnýn ayaklanmasýný göremezler. Buna ideolojik gözbaðlarý izin vermemektedir.
G a z i Ay a k l a n m a s ý ’ n ý n A r k a Planý: Devrimci Partinin Eksikliði
3
12–16 Mart Gazi Ayaklanmasý’nýn öncesinde devrimcilerin ciddi çalýþmalarý, varoþlarla kurduklarý baðlar vardý. Gazi Ayaklanmasý’nýn hemen öncesi’nde Ümraniye zindanýnda katledilen devrimciler ve bu devrimcilerin cenazesine gitmek isteyen kitleye polisin saldýrýsý sonucu kitlenin Eyüp kapalý spor salonuna doldurulmasý ve Metin Göktepe’nin burada katledilmesi olaylarý yaþandý. Bütün bunlar devletin alttan alta hazýrlýk yaptýðýný ve varoþlara saldýracaðýnýn emareleri olarak sayýlabilir. Türkiye coðrafyasýnda devrimcilerin ortak bir amaç disiplininden yoksun tarzda faaliyet sürdürüyor olmalarý, birden çok devrimci örgütün varlýðýna raðmen devrimci bir partinin yaratýlamamýþ olmasý, devrimci önderlik krizi Gazi Ayaklanmasý sýrasýnda ve sonrasýnda en belirleyici unsurlardan biridir. Gazi Ayaklanmasý öncesinde ve sonrasýnda yaþanan geliþmelere
KOMÜNİST DEVRİM
devrimcilerin yön veremeyiþlerindeki en önemli etken devrimci bir önderliðin yaratýlamamýþ olmasýdýr. Devrimcilerin örgütlü örgütsüz daðýnýk durumlarý, ortak hedefler doðrultusunda kavgayý örgütleyemeyiþleri; daha doðrusu devrimci komünist partinin yaratýlamamýþ olmasý en önemli eksikliktir. Kitleler bir ayaklanmayý, baþkaldýrýyý gerçekleþtirirlerken devrimci önderliðin yaratýlýp yaratýlmamýþ olmasýna bakmazlar. Ayaklanýrlar! Ancak ayaklanmanýn bir devrimle, siyasal iktidarýn proletaryanýn eline geçmesiyle sonuçlanmasý için devrimci partinin önderliðine, kýlavuzluðuna ihtiyaç vardýr. Bundan dolayý devrimci parti devrim anýndan önce yaratýlmak zorundadýr. Gazi Ayaklanmasý ile ilgili devrimci hareketin o dönemki deðerlendirmelerine baktýðýmýzda, kimi devrimci gruplar askeri – teknik yönlerine vurgu yaptýlar; kimi devrimci gruplar ise kendi rollerini abartarak öne çýkardýlar. Bazý devrimci gruplar ise yapmýþ olduklarý devrimci eylem birliklerinin önderlik sorununu çözmede adým olduðundan hareketle, devrimci önderlik sorununun cepheler kurularak giderilebileceði yanýlsamasýna kapýldýlar. Gazi’de yaþananlarý bu þekilde ele almak, aslýnda devrimci önderlik sorununu hafife almak anlamý taþýmaktadýr. Gazi’de yaþadýðýmýz devrimci bir önderlik sorununun yakýcýlýðýdýr. Devrimci bir parti hazýr edilebilmiþ olsaydý, Gazi olaylarý tüm Türkiye’ye yayýlma eðilimi görülebilecek ve iktidar sorunu gündeme gelebilecekti. Kitlelerin kendiliðinden eylemi, yine Gazi gibi varoþ olan 1 Mayýs, Gülsuyu gibi semtlerde protesto eylemleriyle karþýlandý. Yayýlmasý bu denli oldu. Bir ayaklanmanýn devrimci durumu gündeme getirebilmesi devrimci önderliðin olup olmadýðý ile doðrudan iliþkilidir. Bunu Gazi’de ve sonrasýnda kendiliðinden geliþen eylemlerde çoklukla gördük. Gazi Ayaklanmasý sýrasýnda ve ondan önce, sonra komünistlerin parti arayýþý, devrimci partiyi yaratmak için hazýrlýk faaliyetleri yoðunlaþmýþtý. Komünist Devrim Hareketi’nin sürdürdüðü devrimcilerin parti birliðini yaratmaya yönelik devrimci partinin hazýrlýk dönemi faaliyetleri KDH’nin parçalanmasýyla kesintiye uðradý. Ancak hâlâ devrimci parti ihtiyacý giderilmiþ deðil. Gazi Ayaklanmasý’nda hazýr edilemeyen devrimci parti sonraki dönemde de yaratýlamadý ve yaratýlmayý bekliyor. O günden bu güne devrimci partiyi planlý bir hazýrlýk ve kuruculuk faaliyeti ile yaratma kavgasýný organize etme konusunda ciddi gerilemeler yaþandý. Böyle bir hazýrlýk faaliyetini býrakalým organize etmeyi, bu fikriyat bile giderek azalmayla yüz yüze kaldý. KDH’den geriye kalan gruplar kendi varlýklarýný bir þekilde sürdürmekle beraber, devrimci partinin hazýrlýk faaliyetleri bakýmýndan buna denk bir etkinliði hayata geçirmekte zorlanmaktadýrlar. Devrimci partinin acil ihtiyaç olduðunu vurgulamak yetmez. Buna uygun bir etkinliði hayata geçirmek gerekir. Komünistler amaca uygun bir faaliyetin olmazsa olmaz olduðunu, devrimci parti fikriyatýný yaymak için bile ciddi bir örgüte ihtiyaç olduðunu biliyorlar ve böyle bir örgütü yaratmaya çalýþýyorlar. Devrimci parti ihtiyacýný giderme yönünde ciddi bir etkinliðin, KDH’nin ortaya koyduðu tarzda bir faaliyetin olmadýðýný, bunun ortaya konulamadýðýný her kes biliyor. Bu gün legal dergilerde sabah akþam “devrimci parti lazým” sözlerini tekrarlamak yetmez. Somut ve acil görevlerde ortaya konulan görevlere yoðunlaþmak gerekir.
Bunu yapmayýp sürekli bunu tekrarlamak ciddiyet sorununu gündeme getirir. Bu eksiklikten yola çýkan hareketimiz böyle bir partinin yaratýlmasý için hazýrlýk ve kuruculuk faaliyetini yeniden baþlatmýþ, faaliyetini buna göre organize etmektedir. Mütevazý yürüyüþümüzü, iddialý kavgamýzý, “büyük projelerin” peþine takýlmadan sürdürüyoruz. Devrimci parti mücadelesinin, onu yaratma ve yaþatma kavgasýnýn öncelikli sorunu teþkil ettiðini, bunun salt bizim sorunumuz deðil, devrimcilerin, komünistlerin ortak sorunu olduðunu ise biran olsun akýldan çýkarmadan, devrimcilerin ortak kavgalarýna ilgimizi yoðunlaþtýrýyoruz. Devrimci partiyi kurma mücadelesi hâlâ öncelikli görevlerimiz arasýnda. Böyle bir partiyi yaratýncaya kadar sürdürülecek olan mücadelenin içeriðini partinin hazýrlýk ve kuruculuk faaliyeti belirleyecektir.
Gazi Ayaklanmasý’nýn Gösterdiði Gerçek: Varoþlarýn Önemi!
4
12–16 Mart Gazi Ayaklanmasý varoþlarýn iþçi devrimci hareket açýsýndan ne denli önemli ve de kilit bir role sahip olduðunu bir kez daha göstermiþtir. 1950’li yýllarda kentlerin etrafýnda kurulmaya baþlayan varoþlar, iþçi sýnýfýnýn en yoksul ve sosyal güvenceden yoksun kesimlerini barýndýrmasý açýsýndan, iþçi sýnýfý devrimcileri açýsýndan oldukça önemlidir. Ýstanbul’da birçok gecekondu mahallesinin devrimciler eliyle kurulmasý, buralarda ikamet eden ekonomik, sosyal durumlarý, varoþlarý devrimcilerin doðal barýnaklarý haline getirmiþtir. Özellikle Kürdistan’dan zorla koparýlarak metropollere sürülerek “özgür emekçi” konumuna getirilen Kürtler, kentlerin dýþýný bir sur gibi saran varoþlarda konumlanmýþlardýr. Gazi Ayaklanmasý ve sonrasý varoþlarda gerçekleþen eylemlerde bu dinamik önemli bir role sahip olmuþtur. Varoþlarýn hem iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerini hem de TC ile baþý belada olan Kürtleri barýndýrýyor olmasý, buralarda biriken patlayýcý maddenin yoðunluðunun arttýðýný ve bu patlayýcýnýn küçük bir kývýlcýmla patlayabileceði gerçeðini göstermektedir. 1995 ve1996 1 Mayýslarý’nda devrimcilerin kortejlerinde alanlarý dolduran bu dinamik, 1996 1 Mayýs’ýnda Kadýköy’ün altýný üstüne getirmiþtir. Varoþlardan akýp gelen bu dinamik, devrimcileri ezip geçerek düzene ait ne varsa, düzeni temsil eden her sembole saldýrarak isyan etmiþtir. Devrimcilerin psikolojik olarak etkilediði, ancak siyasal olarak önderlik edemediði iþçi sýnýfýnýn en dinamik ve görünmeyen kesimlerinin, sendikal bürokrasinin cenderesinde sýkýla sýkýla hantallaþmýþ ayrýcalýklý kesimlerine göre örgütlenmesi oldukça zordur. Bu zorluk aþýldýðýnda, bu dinamiðe kim önderlik ederse nasýl bir güce sahip olduðunu, Gazi’ye, 1996 1 Mayýs’ýnda Kadýköy’e bakarak anlayabilir. Ýþçi sýnýfý denince düzenli bölükler halinde sýralanmýþ, mavi tulumlu, yat deyince yatan, kalk deyince kalkan ve siyasal etkilemeden çok emir komuta zinciri ile harekete geçmeye alýþmýþ olan, iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý kesimlerinden baþka iþçi sýnýfý tanýmayan devrimci harekete, iþçi sýnýfýnýn dinamik kesimleri “sýnýf dýþý unsurlar” ya da küçük burjuvalar olarak görünmektedir. Bundan dolayý iþçi sýnýfýna gitmeyi büyük fabrikalarda örgütlü sendikalarý ele geçirme ya da bu fabrikalardaki iþçileri örgütleyip buralarda iþ yeri hücreleri kurmayý hedefleyen devrimci hareket, son birkaç yýldýr
17
MART 2005
16
varoþlarda mevzilenmeyi öne almýþtýr. Stratejik iþ kollarýnda örgütlenmeyi, devrimci örgütlenmenin ana halkasý kabul eden Kýzýl Bayrak çevresi, ayrýcalýklý iþçileri örgütleyemediði oranda yüzünü varoþlara çevirmiþ; buralarda kurduðu Ýþçi Kültür Evleri kanalýyla varoþlara siyasal bilinç taþýmayý öne almýþtýr. Ancak iþçi sýnýfý devrimciliðini en iyi kendisinin yaptýðýyla övünen bu çevre, stratejik iþ kolu diye tarif ettiði, enerji, demir – çelik, maden, metalürji gibi iþ kollarýndaki iþçileri örgütlemenin en önemli örgütlenme olduðunu söylemesine raðmen, yüzünü varoþlara çevirerek buralardan beslenmeye çalýþmasý, aslýnda sýnýf örgütlenmesini hayattan öðrenmeye baþladýðýný göstermektedir. Yüzünü varoþlara ve ayrýcalýksýz iþçilere çeviren bir baþka grup ta ESP ve Atýlým çevresidir. Bu çevrenin iþçi sýnýfý tanýmýný geniþleterek, iþçi, iþsiz, ev kadýný, “emekçi memur” tüm çalýþanlarý kapsayacak þekilde bir örgütlenme hedefi, varoþlara göz diktiðini göstermektedir. Var olan sendikalardan ve bu sendikalarda örgütlü iþçilerden umudu kesen bu çevre, etkin olduðu sendikalarýn dýþýnda yeni bir sýnýf hareketi yaratmak için iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz, akçasýz kesimlerine gidilmesi gerektiðini savunmaktadýr. Bu iki devrimci çevrenin yüzlerini varoþlara çevirmiþ olmalarý, kavrayýþlarýndaki deðiþim, varoþlardaki dinamikten dolayýdýr. Ve doðru bir halkayý tutmaktadýrlar. Varoþlara sadece devrimciler deðil, liberaller de göz dikmiþlerdir. Liberallerde varoþlarda yoksulluk, ezilmiþlik, eðitimsizlik görerek bu sorunlara pansuman yapmak amacýyla buralara yönelmiþlerdir. Varoþlara liberaller liberal bir bilinci taþýrken, devrimciler ise devrimci bir bilinci, düzen dýþý fikirleri taþýyýp örgütlemektedirler. Gazi’den bu yana tüm çevrelerin ilgisi varoþlara artmýþ ancak buralarda yaþayan iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz ve görünmeyen kesimleri hala örgütlenememiþtir. Gazi’den bu yana varoþlardaki en önemli geliþme Aydos’ta yaþanmýþ. Evleri yýkýlanlar ile tüm mahalleli birlikte kavga vererek polise ve düzen güçlerine karþý çatýþmýþlardýr. Aydos’taki kavgalý gecekondu yýkýmý, varoþlardaki dinamiðin tükenmediðini, küçük bir kývýlcýmla patlayabileceðini göstermesi bakýmýndan önemlidir. Zaten buralarda biriken devrimci etkiye açýk, küçük bir kývýlcýmla parlayan dinamikleri gören düzen güçleri, varoþlarýn tasfiyesini “kentsel dönüþüm” adý altýnda gündemlerine almýþlardýr. Onun için de yavaþ yavaþ zemin hazýrlayarak, fýrsatýný buldukça saldýrýp tasfiye etme yolunu tutacaklardýr. Ancak bu onlar açýsýndan o kadar kolay olmayacaktýr. Burjuva diktatörlük bunlarýn farkýndadýr. Devrimciler olsun, liberaller olsun, merkezci – melez akýmlar olsun; bunlarýn tümü varoþlardaki dinamikleri görmekte, ancak buralarda ikamet edenleri iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz ve en kalabalýk kesimini oluþturduðunu kabul etmediðinden dolayý, buralara hangi sýnýfsal perspektifle yaklaþacaklarýný, hangi örgütlenme biçimleriyle örgütleyeceklerini ise bilememektedirler. Devrimci komünistler açýsýndan ise varoþlar, öncelikle mevzilenebilecekleri, buralarda yaþayan iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerini iþçiler örgütünde örgütlemeyi hedefledikleri, devrimci partinin kuruculuk faaliyetinin tetiklediði bir eylemliliði bu alanlarda hayata geçirebilecekleri faaliyet alanlarýdýr. Burjuvazinin ýþýltýlý alan-
larý yerine, yapabilecekleri baðýmsýz eylemlerini varoþlarda hayata geçirmeyi önemsemektedirler. Bu gün, iþçi sýnýfýnýn 150 yýllýk kavgalarý sonucu kazanýlmýþ, ancak süreç içinde birer ayrýcalýða dönüþmüþ sosyal haklara sahip olan ayrýcalýklý iþçilerin ellerindekilerin muhafazasý bile, varoþlardaki ayrýcalýksýz iþçilerin örgütlenmesine ve sýnýfýn tümünü kesen sýnýfsal taleplerle yola çýkýlmasýna baðlýdýr. “Herkese iþ, sendika, sigorta hakký! Tam ücretli altý saatli iþ günü, dört vardiya! Burjuvalar, sahip olduðunun her þey bizim ürettiklerimizi gasp etmeniz sonucudur, ellerinizden alacaðýz!” çerçevesinde sürdürülecek bir ajitasyon ve örgütlenme faaliyeti, asýl buralarda yaþayan iþçilerin kulak kabartacaðý ve ihtiyaç duyduklarý þeydir. Bunun yanýnda iþçileri salt sendikalarda, kültür evlerinde, kooperatiflerde örgütlenin çaðrýsýyla sýnýrlamadan, iþçileri iþçi sýnýfýnýn politik örgütlerinde de örgütlenmeye, böyle örgütlerin kadrolarý olmaya da çaðýrmalýyýz. Varoþlarda yaþayan iþçileri semt örgütlülüklerinde örgütleyerek, bu örgütlülüðü iþ yerlerine taþýmak daha kolay olmaktadýr. Ýþçi sýnýfýnýn ayrýcalýksýz kesimlerine, örgütlenme, hak arama kavgalarýnýn yanýnda devrim kavgasýna da kazanmayý hedefleyen bir faaliyeti sunmak durumundayýz.
G a z i Ay a k l a n m a s ý ’ n ý A n l a m a k Ýçin Onun Bir Direniþ Deðil Ay a k l a n m a O l d u ð u n u B i l i n c e Çýkarmalýyýz
5
Gazi Ayaklanmasý’nýn yaþandýðý 12–16 Mart 1985’te devrimci hareketin büyük bir kýsmýnýn barikatlarda iþçi sýnýfýnýn görünmeyen bölüðüyle yan yana ve omuz omuza örgütlediði mücadele o günde, bu günde her nedense bir ayaklanma kabul edilmedi. Elbet bunun birçok nedeni var. Birincisi, Gazi Ayaklanmasý planlý, hazýrlýklarý yapýlarak baþlatýlmýþ bir ayaklanma olmadýðýndan, devrimci hareket tarafýndan ayaklanma kabul edilmemektedir. Ýkincisi ise, düþmanýn saldýrýsý sonucu kitlelerin sokaða dökülerek barikatlar kurmasý savunma amaçlý anlaþýldýðýndan, bir direniþ olarak algýlanmaktadýr. Üçüncü olarak ise, Gazi’de ayaklananlar iþçi sýnýfýndan sayýlmamakta, anti-faþist halk gücü gibi ne idüðü belirsiz bir tespitle “halk direniþi, Gazi Direniþi” olarak adlandýrýlmaktadýr. Devrimci harekete musallat olan “direniþçilik ruhu”, devrimci hareket savaþýrken bile direndiði yanýlsamasýný beslemektedir. Bir edilgenliðe tekabül eden bu anlayýþ savaþarak deðil, direnerek kazanýlacaðý gibi geri bir bilinci beslemektedir. Bu ideolojik gözbaðlarýnýn, yenilgi psikolojisinin beslediði anlayýþ devrimcilerin ayaklarýna dolanmaktadýr. Gazi’de kendini savunma ile sýnýrlayan anlayýþ, kitlelerin kurduðu barikatlarý da savaþ deðil savunma barikatý olarak algýlamakta bir mahsur görmemektedir. Ancak kitlelerin kurduðu barikat düzen güçlerini geriye püskürtmüþ ve düþmanýn saldýrýsý sonucu deðil kuranlarýn kendi kararlarýyla kaldýrýlmýþtýr. Bütün bu anlayýþlarýn hangi kavrayýþlarla oluþtuðuna bakýlmaksýzýn Gazi olaylarýnýn bir direniþ, direnme savaþý deðil, iþçi sýnýfýnýn görünmeyen kesimlerinin bir isyaný, ayaklanmasý olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bunu bilince çýkarmadan Gazi’den süzülecek derslerin sýnýf savaþýna bir katkýsý olmayacaktýr.
KOMÜNİST DEVRİM
Bu nedenle devrimciler savunmacý – direniþçi bakýþ açýsýndan kurtulmalý ve saldýran, savaþý baþlatan bir anlayýþa kavuþmalýdýrlar. Yaptýklarý eylemlerin ve saldýrýlarýn meþru olup olmadýðýný deðil, kendileri için “en demokratik bir burjuva diktatörlüðünü” yýkmayý hak olarak görmelidirler. Yoksa düþman saldýrdýðý için biz haklýyýz ve savunma hakkýmýzý kullanýyoruz gibi bir anlayýþýn arkasýna sýðýnýlýr ki, bu anlayýþýn devrimcilikle, komünistlikle uzaktan yakýndan bir iliþkisi yoktur.
Gazi’den Günümüze Devrimci Hareketin, Sýnýf Hareketinin Durumu
Gazi Ayaklanmasý devrimcilerin silkiniþine, varoþlarda yaþayan iþçilerin kendilerine gelmesine vesile olmuþtu. Gazi’nin yarattýðý rüzgâr, kitle hareketinin yukarýya doðru ivmelenmesine yardýmcý olmuþtu. Bunun temel sebebi Gazi’de ölülerimize raðmen, yenilmememizdir. Devrimcilerin ve kitlenin koyduðu irade, kitlelerin, devrimcilerin kendine güvenini pekiþtirmiþ, sonraki dönemde de bu devrimci hareketin kavgasýna ve kitle dinamizmine etki etmiþtir. 1995 1 Mayýs’ýnda Kadýköy’de düþmanýn kurduðu üst arama barikatý devrimciler tarafýndan parçalanmýþ ve devrimcilerin, kitlelerin alana özgürce girebilmelerin yolu açýlmýþtýr. Ayrýca kitlelerin devrimcilerin kortejlerinin arkasýnda yer almasý, devrimcilere güven duymasýnýn sebebi yine Gazi’nin yaratmýþ olduðu rüzgârdýr. 1996 1 Mayýs’ýnda ise devrimcilerin ajitasyonu ve propagandasýndan etkilenen varoþlarda biriken dinamik Kadýköy’de patlamýþ, isyan eden kitleler Kadýköy’ün altýný üstüne getirmiþlerdir. Ýsyan edenler aþaðýlanmalarýna, sýnýf dýþý unsurlar olduðu ilan edilmesine raðmen, Gazi’de ayaklanan iþçi sýnýfýnýn en yoksul kesimlerinin burada da nasýl bir dinamik olduklarýný ortaya koymalarý önemlidir. Devrimcilerin psikolojik olarak etkilediði bu kesimlere Kadýköy’de önderlik edememesi bu kesimlerin o gün örgütlenemediðinin göstergesidir. On yýlý aþkýn bir zaman geçmesine raðmen bu kesimler hala örgütlenememiþtir. 1996 1 Mayýs’ý ile en yüksek noktasýna ulaþan kitle dinamizmi ve devrimcilerin kitlelerden beslenmesi, Gazi’nin yarattýðý rüzgârýn da hareketi en yükseðe taþýdýðýnýn ve buradan itibaren de bir düþüþün baþladýðýnýn göstergesidir. En üst noktasýna ulaþarak yaratýlan dengenin, bir dengesizliðin, bir duraðanlýðýn baþlangýcý olduðunu kabul etmek gerekir. Devrimci hareket, 1996’dan sonra burjuvazinin her alanda yavaþ yavaþ hayata geçirmeye baþladýðý gerici reformlarla geriletilmiþtir. 1996 yýlýnda yaþanan zindanlardaki “ölüm orucu direniþi”nde Gazi’de kazanýlanlarýn yitirilmeye baþlandýðýný tespit etmek gerekir. Gazi barikatlarýna devletle ayaklananlarýn arasýný bulmaya gelen Zülfü Livaneli gibi liberal aydýnlar, Gazi barikatlarýndan kitlelerin elinin tersiyle itilmiþti. Ancak 1996’daki ölüm orucu direniþinde bu zevat ve diðer aydýnlar devrimcilerle düzen arasýnda arabulucu görevlerini, layýkýyla yerine getirmiþlerdir. Öncelikle Gazi’de kazanýlanlarýn yitirilmeye baþlandýðýnýn en önemli göstergelerinden biri budur. 1996 1 Mayýs’ýnda en üst noktaya ulaþan kitle mobilizasyonu geriye çekilmeye baþlamýþ, özgür 1 Mayýslara zincir takýlma giriþimleri had safhaya ulaþmýþtýr. 1997’de kýsmen, 1998 1 Mayýs’ýnda
6
ise düþman barikatýnýn Okmeydaný tarafýnda özgürleþtirilen 1 Mayýs, özgürleþtirilen son 1 Mayýs olmuþtur. Devrimcilerin kendi güçlerini küçümseyerek güvenmemeleri, düzenin her alandan saldýrýya geçmiþ olmasý, sendika bürokratlarý ve liberaller eliyle devrimcilerin alanlarda tecrit edilmeye çalýþýlmasý, düzen güçlerinin saldýrýda epey yol aldýklarýnýn göstergesidir. 1999 yýlýnda A. Öcalan’ýn uluslar arasý bir komplonun sonucu esir edilmesi sonucu yükseltilen sosyal þoven dalganýn ardýndan, Gazi Ayaklanmasý ile açýlan kapýnýn da kapanmasý dönemidir. Devrimcilere ve sýnýfýn ayrýcalýklý, ayrýcalýksýz tüm kesimlerine yöneltilen saldýrý dalgasý yeni bir tasfiyeci dalganýn da habercisi olmuþtur. Kürt hareketi ulusal kurtuluþçuluktan, liberalizme doðru hýzla evrilirken, ulusal kurtuluþ hareketinin lideri Ýmralý’da düþmanlarý ile iþbirliði içerisinde “Türk halkýna hizmet etmeye hazýr olduðunu” ilan etmiþtir. (A. Öcalan’ýn ve PKK hareketinin nasýl bir evrim geçirdiðini daha iyi anlamak için Mahsum Hayri Pir’in kaleme almýþ olduðu Bir Yanýlsamanýn Sonu adlý çalýþmaya bakýlabilir) Aslýnda Kürt hareketinin A. Öcalan’ýn Türkiye’ye getirilmesi ve sonrasýnda yaþanan süreç yeni bir tasfiyeci dalganýn da yavaþ yavaþ yol almaya baþladýðýný göstermektedir. Kürt ulusal hareketi karþýsýnda ya yok sayan ya da kuyrukçu tutum takýnan devrimci hareket bu durumdan oldukça etkilenmiþtir. Ortaya çýkan yeni tasfiyeci dalgayla beraber 1999 yýlýnda düþman devrimcilere karþý amansýz bir sürek avý baþlatmýþtýr. Sonrasýnda ise 2000 yýlýnda 19 – 22 Aralýk Zindan Saldýrýlarý ile öncesinde zindanlara yönelik yaptýðý operasyonlarla devrimcileri tamamýyla imha ve tasfiye etmeyi planlamýþtýr. Düþmanýn 1996’dan sonra hayata geçirmeyi hedeflediði saldýrýlar, gerici reformlar devrimcileri ve sýnýf hareketini alabildiðine geriletmiþtir. Ancak devrimci hareket ve sýnýf hareketinin içine düþmüþ olduðu tasfiyeci dönem düþmanýn gücünden, yeteneðinden çok devrimcilerin, komünistlerin hata ve zaaflarýnýn sonucudur. Bunu bilince çýkarýp derse dönüþtürmek gerekmektedir. Sonuç olarak, devrimci hareket ve sýnýf hareketi Gazi ile açýlan dönemin kapanmasý ile birlikte yeni bir tasfiyeci dönemin içinden geçmektedir. Tasfiyeciliðin üçüncü dönemi olarak adlandýrabileceðimiz bu dönem önceki iki dönemden farklý olarak Kürt dinamiðini geriletmiþ, onun devrimci içeriðini boþaltmýþ ve TC ile iþbirliðine zorlamýþtýr. Ancak dolaylý olarak ta, Gazi Ayaklanmasý’nýn önceki döneminde komünistlerin tespit ettiði devrimci parti ve önderlik ihtiyacýnýn giderilmesi sorunu, bir proje olarak deðil fikriyat olarak ta sönmeye yüz tutmuþtur. O zaman devrimci parti arayýþý içinde olanlar bu gün savrularak günlük hayatýn hayhuyu içerisinde canlarý sýkýldýkça “devrimci partiyi yaratmak hala önceliklidir” lakýrdýsýný tekrarlamaktan öte baþkacada bir þey yapmamaktadýrlar. Örgütlü ve örgütle yürünmeye çalýþýlan devrimci parti arayýþýnýn ise esamisi okunmamaktadýr. Ancak, bütün bu olumsuzluklara raðmen hareketimiz Devrimci Komünist Hareket, devrimci komünist partiyi yaratma sorununu bir örgüt omurgasý yaratma ve dönemin politik sorumluluklarýnýn altýna girme sorunu olarak algýlayýp, buna uygun bir konumlanýþta ýsrar etmektedir. Bu ýsrara kulak ver! Ýleri çýk, sorumluluk al!
KOMÜNİST DEVRİM
15
MART 2005
8
13
MART 2005
12
9
A AL AR N LA AN NL LA RD DA AN
10 A AL AR N LA AN NL LA RD DA AN
Y YO OL LD DA AÞ ÞL LA AR RD DA AN N
Y YO OL LD DA AÞ ÞL LA AR RD DA AN N
EKÝM 2004
11