CİLT:7 SAYI:64 Nisan – Mayıs-Haziran: 2010 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
TÜRKĠYE’DE DEVRĠM VE KARġI DEVRĠM “Sol” Mu? Sosyalizm mi? Ya da “Sol” Parti mi? Proletarya Partisi Mi?
(Önceki Sayıdan Devam) Her ne kadar konu başlığımız, Türkiye‟de Devrim ve Karşı Devrim olsa da işlenip tartışılmaya çalışılanların hiçte salt Türkiye‟ye özgü olmadığını en başta, devrim ve sosyalizm , kapitalizm konularının “ulusal” olmayıp evrensel, dünya çapında konu ve olgular olduğunu okur görmektedir. Bunlar için sınıf meselesi , bunun içinde de proletaryanın durumu, niteliği baş köşeye oturmaktadır.
Çeşitli sınıfların temsilci ve sözcülerinin bakış tarzı, dünya görüşü ve politikaları, geri planda duruyor gibi görünen bu temel üzerinde niteliklerini ortaya koymaktalar. “Dünya değişti.” Şimdi “Küreselleşme” zamanı, „eski çamlar bardak oldu‟ tarzı revizyon yada liberalleşme çığlıklarının arkasında devrimin değişen nesnel koşullara bağlı olarak öznesinin değiştiği klasik martavalı vardır. “Tamam zor geliyor, yıllardır „kutsal metinden‟ değil de tefsirinden öğrenip dillendirdiğimiz söylemlerimizi tartışmaya açmak. Hele ki ödediği bedellerden dolayı, kapitalizmin yeni dünya düzenindeki form değiştiren tahakkümü karşısında ulusal temelli yaklaşımlarla direnen ve bu yüzden cerahatleşen devletten ziyade, Ortodoks Marksizm’den1 öznel koşulları sorumlu tutanların sesi bu denli çok çıkarken, oysa sürekli değişerek ve dönüşerek varlığını sürdüren kapitalizmin ve onun yeni egemenlik formu küreselleşmenin sınır tanımadığı bu 1
Altını ben çizdim
www.proleter.org süreçte muhalefetin de „hareket etmesi‟ gerekiyor. Gelin görün ki Marksizm’in klasik tedrisatının bile yıllarca yasaklandığı, bu nedenle yalan yanlış metinler üzerinde ezber yapan hafızların bile „marjinal‟ karşılandığı bir memlekette yaşıyoruz. E hal bu olunca da „başka bir hayat ve bu hayata başka bir yolla ulaşmak mümkün‟ diyorlar, işte o tekelci hafızlar tarafından son yılların en revaçtaki değersizleştirme ön ekiyle yaftalanıveriyor: Post! Hiçbir coğrafya da „post‟un bizdeki gibi bir anlamı karşılamadığını bilmek gerçekten şaşırtıcı ama gelin sizlere daha şaşırtıcı bir konudan bir postMarksist’ten bahsedeyim. Tanıyorsunuz canım, hani, Marks‟ın somut koşullarından ötürü devrimin gerçekleşmesini öngördüğü adrese, Avrupa‟ya taşınmak yerine „Marks(ist) bir ülke oluruz‟ dedikten sonra „biz burada da pekala‟ devrim yaparız sinyor‟ diye haykıran ve azıcık ezber bozsak „ama ne demişti‟ diye karşımıza diktiğimiz Lenin var ya, işte o. Peki sanıl oldu da „saptı‟ Lenin ? Şöyle: ortadaki Marksizm’in devrimin motoru olarak gördüğü endüstriyel işçi sınıfı, 2
Lenin’in memleketinde ‘azıcık’ kalmıştı. El mecbur, mutfaktaki malzemelerle bir ‘ev devrimi’ yapacaktı. Lenin işçi sınıfı dışındaki diğer sınıfları (köylüler gibi sınıf olmayanları da) sınıflaşmaya karşı örgütlemek üzerinden bir perspektif geliştirdi. Nesnel koşulların olgunluğu meselesini bırakıp devrime politik öznellik üzerinden yaklaştı. Bakın Nisan Tezleri’nde neler yazdı: „Biz Marks‟ın yada Marksistlerin, sosyalizm yolunu bütün yönleriyle tanıdığını savunuyoruz. Bu saçmadır. Biz, bu yolun yönünü tanıyoruz. Hangi toplumsal güçlerin oraya götürdüklerini biliyoruz. Ama somut olarak, pratik olarak ne olduğunu, işe koyuldukları zaman milyonlarca insanı gösterecektir.‟ İmdi, Komünist Manifesto‟nun üzerinden henüz 50-60 geçmişken bile, „dünya değişti, tabii Lenin de değişti.’ Diyerek paslaşabiliyorken, ne Marks’ın ne de Lenin’in tahayyül edeceği küreselleşme çağında sınıfın niteliği üzerine farklı birkaç kelam etmemek hiç ayıp Olur mu? Yıl 2010 beyler, bayanlar. Negri ve Hordt‟ın dediği gibi, ka-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 pitalizm yeni formuyla bizleri yalnız fabrikada sömürülmüyor, eskiden olduğu gibi yalnızca her yer fabrika, “tüm yaşam bir fabrikada sömürülmüyor, tüm fabrika” demekte düğümlenip yaşam bir fabrika artık. temellenmekte, burjuva liberal „Beden artık her şeyiyle, dünya görüşü. Ardından daha sadece maddi üretimiyle değil, başlangıçta, Marks ve Lenin, birmaddi olmayan üretimiyle de, yabirinden koparılıp, birine “post” rattığı duygularıyla da kapitalist yaftası yapıştırılır. Ortodoks bir tarzla tahakküm altına alınMarksizm, Klasik Marksizm “post maktadır… Bu anlamda, bu taMarksizm” ayrılığı, karşıtlaştırhakküme direnecek ve bu taması ile temellendirme üzerinhakkümü ortadan kaldıracak den, Marksizmin iğdiş edilip soyolan artık sadece fabrikadaki suzlaştırılması, amacı kotarılmaişçi sınıfı değildir.’ ya çalışmaktalar. Sermayenin Kim dir? Yanıt yine ustasömürüsü olan artı-değer üretimi, lardan, tek kelimeyle: çokluk. “tüm yaşama” yayılır, yani sömüKorkmayın, tüm dünyanın işçirünün, artı-değer üretiminin, ürelerinden, azınlıklarından, göçtim ve dolaşım süreçlerinde olmenlerinden, ev kadınlarından, duğu masalı anlatılarak, kapitalist eşcinsellerinden, dindarlarınsömürüden, sosyalizmin biricik dan, yoksullarından… mütetek öznesi işçi sınıfından kurtuluşekkül çokluk, başlarında kapnur. Nesnel ve öznel koşullar tan olmadan rotasını yitip kayarasındaki diyalektik ilişki birbibolup diye bu engin sularda, rinden koparılıp, Marks ve Lenin çünkü kurtuluş, bu günkü hade biçimselleştirilir. Sanki Lenin, liyle her şeyden çok sınırsız sosyalizmin öznesini işçi sınıfının olan dünyada bir ‘adada değil dışındaki sınıf ve toplumsal katadayla birlikte’ yaşamakta” manlarda aramış gibi utanmazca (Metin Altıok Taraf 24.03.2010) arsız yalanlar uydurulur. Sözü Evet, bu gün hakim olan edilen , Nisan Tezleri, yazarın mantık ve anlayış bu. Bunun tesöylediği, yorumun tam tersini, melini de kapitalizm ve işçi sınıfı, ifade edip, teorileştiren bir eserdolayısıyla sosyalizm üzerine dir. Lenin 14 Şubat 1917 devrimi Değişen dünya ve koşullar redsonrası devrimin yeni koşullarını dettiği üzerine oturtulan “post” Nisan Tezleri ile Formüle etmişdünya görüşü teşkil ediyor. Kapitir. Devrim artık yeni bir “aşatalizm bizi eskiden olduğu gibi ma”ya geçmiş, yada tek bir dev3
www.proleter.org rim sürecinin ikinci perdesidir, yaşanan süreç. Bunun öncesinde de sonrasında da sosyalizm mücadelesi, proletaryanın teorik ve pratik, siyasi, ekonomik ve toplumsal kuruluş mücadelesidir. Değişen ise, devrimde sınıfların mevzilenişi, proletaryanın diğer sınıflar ile ilişkisidir. Burjuva devrimlerinin tamamlanması mücadelesinin başındaki proletaryanın müttefiki köylülük iken, şimdi yoksul köylülüktür, ki o da artık proletaryanın parçası olan bir kesimdir. Onlarla iktidar paylaşması ortaklığı söz konusu değildir. Lenin‟in Nisan Tezleri komünist, revizyonist ve oportünistler arasında bir çok teorik ayrılık ve bölünmeye temellik etmiştir. devrimde nesnel ve öznel koşulları ele alma, volantirizm ve determinizm kavramlaştırmaları üzerinden yürütüldü., yürütülüyor. Bir çoğu Nisan Tezleri‟nin “hikmeti” ni yeni keşfedip kendi teorilerine temel kazandırmaya çalışmakta. Lenin, hiçbir zaman sosyalizmi, proletaryanın kurtuluşu mücdelesi olması dışında bir olgu ve arayış olarak görmedi. Proletarya ise kapitalizmin sömürülen, ezilen, onun mezar kazıcısı, burjuvazinin karşıtı, onun as.. sermayeyi üreten, onun can düşmanı olarak görüldü. sosyalizm, burju4
va toplumu çelişkilerinin bir ürünü, sermayenin diyalektik , yani olumlu yadsınmasıdır. Yoksa, bir proje plan, programın sonucu ulaşılacak olan ütopya değildir. Bu proje ve programla kapitalizmin çelişkilerinin serimi, burjuva toplumlum bağrındaki sınıf mücadelesinin alacağı, tarihi doğrultu, proletarya diktatörlüğüne varıştır. Öyle basitçe birkaç kalem darbesi ile her yer, “tüm yaşam” fabrika diyerek, kapitalizm, kapitalizm olmaktan çıkarılamaz. Proletaryanın yerine onların öznesi “çokluk” konamaz. Bu “çokluk” içine işçilerin, azınlıkların, göçmenlerin, ev kadınlarının, eş cinsellerin, dindarların doldurulması, bu liberallerin sosyalizm, “sol” dedikleri şeyin ne olduğu belirsiz bir (okunamadı) olduğunu göstermekte. Ezilen ulusların sorunları, kadın sorunu, köylü sorunu, “anti-emperyalizm”, “anti-faşizm” , “bağımsızlık”, “demokrasi” mücadelesi, bir sosyalizm mücadelesi, hatta proletarya diktatörlüğü mücadelesi değil, onun güvenilmez yol arkadaşlarıdır. Liberaller sınıfları ve sınıf mücadelesini kabul eder ama o kadar. Daha ileri giden ise proletarya diktatörlüğü için mücadele eden Marksistlerdir. liberaller ise bunu diktatörlük, “otoriterlik” karşıtlığı olarak görür-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 ler. Yani demek isterler ki sınıflarunda kalırlar. Halbuki gerçek bu rın varlığı ortada, bunlar arasında değildir. Bu gün işçi sınıfı tarih çatışma da var, siz bunda “tarafsahnesinden çekiliyor ama eşitlik sız” olun, biz öyleyiz, bu da deve değişim mücadelesi sürüyor. mokrat olup “demokrasi” uygula… ama solcu olmak istiyorlarsa, yın, yani diğerlerinin de (burjuvaeşitlik ve değişim için verilen müların) demokratik hakları olduğucadele de „ezilenlerin‟ yanın da nu unutmayın, yoksa, diktatörler, yer almak zorunda kalacaklar. diktatörlük savunucuları olarak, Muhafazakarların gerisinde kalaHitler ve Stalin‟in yanında yerinizi rak solcu olamazlar çünkü.” alırsınız. Herkese, “her sınıfa”, (Ahmet Altan 19.08.2009 Taraf) “eşit” mesafede durun, yoksa if“işçi sınıfı tarih sahnesinlah olmaz jakobenler olarak den çekiliyor” formülü yazarın damgalanırsınız. düşüncesinin üzerinde yükseldiği “Bu „solcular‟, Kürtlerin ve temeldir. Bütün liberal burjuvalabaşını örten dindarların kendilerın yaptığı gibi o da, “eşitlik” ve riyle eşit olmasını kabul etmiyor“değişim” için olduğunu söylediklar… „eşitliği‟ inkar eden solculuk leri “Solculukları”nın altında da yoktur…. Solculuk eşitlik ve debu düşünce vardır. Aslında işçi ğişimi savunur.sol mücadelenin sınıfı, yok olmak, onların dyimi ile iki ana meselesi budur… Ayrıca, “tarih sahnesinden çekiliyor” olsolculuk 19 ve 20 Yüzyılda sanılmak şöyle dursun, güçlenmiş, dığı gibi “işçi sınıfının” mücadegeleceği ellerinde tutan sınıftır. lesi de değildir. Geçmiş yüzyılTarih olacak olan ise burjuvazi, larda „üretim araçlarının sahipleonun varoluş nedeni sermaye, rinin‟ kendi çıkarları için eşitliği ve kapitalizmdir. Elbette işçi sınıfı da değişimi engelleyeceği düşünültarih olacaktır, ama bir yandan düğü için „eşitliği ve değişimi‟ “küresel kapitalizmin” güçlendihiçbir malı olmayan işçi sınıfının, ğinden, dünya kapitalizminden solculuk için bir „amaç‟ değildir, dem vuracaksınız, dünya burjueşitlik ve değişim için bir „araç‟tı. vazisi, dünya markası, yaratma İşçi sınıfıyla „solculuğu‟ özdeşleşgürevini en temel biricik, görevitirmeye kalkanlar, solculuğu her miz olarak göreceksiniz, ondan türlü felsefi temelinden koparıp sonra da “işçi sınıfı tarih sahnesiyasallaştırırlar. Ve işçi sınıfının sinden çekiliyor” diyeceksiniz. yok oluşuyla birlikte solculuğunBuna kargalar bile güler. burjuda yok olacağını kabul etmek zovazi ve işçi sınıfı arasındaki ilişki 5
www.proleter.org diyalektik bir ilişkidir, aralarında uzlaşmaz karşıtlık vardır, birinin varlığı diğerinin varlığına bağlıdır. Tek başına her ikisi de var olamazlar. İşçi sınıfı modern sermayenin, büyük sanayinin, fabrikanın özel ürünüdür. Onu, fabrikayı bütün toplum yaşamına yaymak, bazıları bunu “devlet dairesi” ile sınırlamaya çalışıyorlarsa da, bunu sonunda ortaya çıkan, sermayenin sermaye, kapitalizmin kapitalizm olmaktan çıkarılmasıdır. Sosyalist toplumsal devrimin ilk ve zorunlu koşulu olarak tarih sahnesine çıkan proletarya diktatörlüğünün uygulayıcısı, eski kapitalizmin, sömürülen, ezilen, ücretli köle işçi sınıfı değildir. Siyasal özgürlüğünü kazanmış, hasmını baskı altında tutan, proletarya olarak tarih olma yönünde ilk adımlarını atmaktadır. “Eşitlik” ve “değişim”in savunucuları, şimdiden onu tarihin dışına itmekte çok hevesli görünüyorlar. Gerçekler inatçıdır, bazı aklı evvellerin işine öyle geliyor, onların arzusu yerine gelsin diye çekip gitmezler. “Eşitlik” ve “değişim”i savunmayı demokrat olmanın kıstası olarak öne sürmekteler, buna şimdi bir de “solcu” olmanın şartı olarak eklenmiş bulunuyor. Yani demek istiyorlar ki işçiler ve onların temsilcileri kendilerini 6
sömüren, ezen, açlığa, işsizliğe mahkum eden burjuvalara “eşitlik” uygulamalı, kendilerini sömürme ve ezme hakkı vermeli yada buna rıza göstermeliler. Burjuvalara karşı, ayaklanıp, devrim peşinde koşmaları ise büyük suç olup, jakobenliktir, demokrat olmamaktır, demokrasi düşmanlığıdır. Elleri, kolları bağlı olarak beklemelidirler. Burjuva demokrasisinin erdemlerini saymakla bitiremeyenler, proleter demokrasisini her fırsatta yerden yere vurup diktatörlük olarak suçluyorlar. İktisadi temelden, sınıflardan bağımsız, ayrı, kendi başına tarafsız bir “demokrasi”, yada devlet biçimi –yönetme biçimiyoktur. Kim ki bunu öyle götürmeye çalışıyor, iflah olmaz bir demegog, burjuvazinin uşağıdır. İşçilere demokratik hak isteyip, yönetime katılma hakkı isteyip, yönetmelerini, burjuvaziye karşı zora başvurmalarına karşı çıkmak, burjuvazi için çalışmak, onların haklarını savunmak değil de nedir? Türkiye de burjuva gevezeler AKP‟nin tarih sahnesine çıkmasından sonra, daha sık olarak “sol” bir partinin gerekliliğini yüksek sesle söyler oldular. bunlar onları “solcu”, “demokrat” yapar ama işçi düşmanı olmaktan
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 kurtaramaz. Zaten her fırsatta yalizmi içindeki temsilcilerinin, buna açığa vurmaktan da çekinsosyalizmi sulandırıp, “reel sosmemekteler. Yoksulluktan, sefayalizme” karşı “özgürlükçü sosletten, “gelir Adaletsizliği”nden yalizm” çıkışları, burjuvaziye özsık sık söz eder, siyasal, hukukgürlük talebinden başka bir şey sal “eşitliği” ve değişimi kendiledeğildir. Diğer yandan, faşizme rine bayrak edinmekteler. Sıra karşı, sosyalizm mücadelesini sermayeye, kapitalizme karşı tuöne çıkarmak, elbette mücadeletuma, işçi sınıfının devrim mücanin ana ekseni, temelidir. Ama bu delesine gelince, ortalıktan toz temel, diğer desteklerle, diğer sıolup, burjuvaların haklarından nıfların dmokratik mücadelesi ile dem vurmaya başlarlar. burjuvadesteklenip, kuşatılmadıkça bu zi, kendi sınıf egemenliği, sınıf çekirdek, yeşereceği zemini buçıkarları için her türlü araç ve lamayacaktır. “Demokratik haklar yöntemi kullanırken, sesi çıkmacephesi”, “Halk cephesi” gibi oluyıp, sus pus olanlar, işçi sınıfı ikşum ve bunlara temellik eden tidar alternatifi olmaya başladıdüşünceleri mutlaklaştırıp donğında ona azgınca saldırılara durmak, sosyalizm mücadelesi başlar, her türlü şiddeti mübah için tehlikeli ise, “sol” Komünizmgörmeyi kendi görevleri addederlin, taktiği de bu “sağ” sapmanın ler. Kapitalizmin tarih olup, sınıftaktiği kadar zararlıdır. ların yok olması mücadelesi, soİçinde yaşadığımız çağın nuna kadar tek devrimci sınıf işçi özellikleri, sosyalizmin bilimsel sınıfının mücadelesine bağlıdır. olmayan, onu proletaryanın teoBu ütopik bir teori değil, yaşamın rik ve pratik kurtuluşu olmasının dayattığı zorunluluktur. Burjuvazi dışında Marks öncesi sosyalizkapitalizm var olduğu müddetçe min temel niteliklerinden olan bu mücadele devam edecektir. burjuvazinin vicdan ve cüzdanına Burjuvazi bu sınıf mücadelesinde bağlama, soyut “eşitlik” ve özgürkendisine bağlaşıklar – lük ideali olarak gören türü gidemüttefikler- buluyorsa işçi sınıfı rek daha çok öne çıkıp, proletarda öyle yaptı, bundan sonra da yanın kurtuluşu mücadelesini, yapacaktır. Onu yalnızlaştırıp, devrimci araçlardan yoksun bıburjuvazi karşısında güçsüz dürakmakta, Marksizm‟in revizyoşürmek, iflah olmaz “sol” komünuna dayanan revizyonizm ve nistlerin işidir. Liberal burjuvazionu daha ince çarpıtılması, günnin ve onun küçük burjuva sosdelik ve “anlık” mücadeleyi temel 7
www.proleter.org alan oportünizme şimdilik gerilerde kalmış görülüyor. Bilimsel sosyalizme, burjuvazinin saldırıları, Marks öncesi sosyalizme dönüş olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Tabi bunun ilk başta da sosyalizmin bilim olamayacağı tezine dayandırıp bilime saldırılar yoğunlaştırlmakta. Bu durumdan çıkışın bir tek yolu vardır, o da Bilimsel Sosyalizmin teorisini egemen kılmak, burjuvaziyi ideolojik yalnızlığa uğratmak. Bu aynı zamanda proletaryanın, burjuvaziye karşı kazanacağı tam zaferin ilk koşuludur. Mayıs 2010
8
Necati IġIK
MARKSĠZM-LENĠNĠZM HER ZAMAN GÜNCEL VE BĠLĠMSEL ÖĞRETĠ
KAPĠTALĠST EMPERYALĠZMĠN KRĠZĠ VE BURJUVAZĠNĠN KRĠZDEN ÇIKIġ PLANLARI(!) Geçen sayıdan devam… Başta ABD olmak üzere çökmekte olan emperyalistkapitalist sistemi “düzlüğe çıkarabilmek”, “sürdürülebilir” hale dönüştürmek için trilyonlarca dolar ve euro‟ları devlet hazinelerinden, -ortak hazinelerinden (!)çökmekte olan, iflastaki tekellere akıtarak, “kurtarma operasyon”larıyla çözmeye çalışıyor. Bir bölgede “başarıya” ulaşıyormuş gibi görünen bu çırpınışlar bir başka bölgede veya ülkede kendini gösterirken sürecin daha çok derinlemesine ve genişlemesine yayılmasına engel olamıyor. Ünlü borsalarında ve finans merkezlerinde ekranların önünde hop oturup hop kalkıyorlar. Alttan alta süre giden rekabet ve didişme-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 lerde dünya gündeminin konulalarına getirmek istemedikleri toprını oluşturmaya devam etmekte. lam toplumsal sermayenin yeniToplumsal kurtuluşun ateşi de bir den üretim süreçlerinin dayattığı orada bir burada kıvılcımlar sayeni toplumsal üretim ilişkileri kriçarak derinden derine güçlenzin konuşulduğu, gündeme gelmekte. İşçiler, emekçiler, emperdiği bütün alanlarda çözümünü yalist-kapitalist sistemin gazabıher öne sürdüğünde irkilip kalına uğrayan her türden burjuva ve yor. Kendi sonunu gördüğü bu küçük burjuvalar protesto ve mükoşullarda “abdestsiz namaza cadeleleri ile burjuva yönetimleriduruyor”. ni sarsmakta, dengeler sürekli -İşsizlik oranı % 14,5‟dir2. değişmektedir. Burjuva yönetici-“ Şimşek: İşten atma kolaylaşsın, güvencesizlik yaygınlaşsın leri, hükümetleri, partileri, parti Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Dünya başkanları, iktidar ve muhalefetBankası tarafından düzenlenen ‘Türkiye leri durmadan güç kaybetmekte, ülke ekonomik raporu: Kayıt dışılık, nedenler, sonuçlar, politikalar’ konulu konsaf ve davranış değiştirmekteler, feransta bir konuşma yaptı. Şimşek’in seçimler kaybetmekte, kaoslar konuşmaları yoruma yer bırakmayacak yaşanmakta. Bu toplumsal yakadar açık oldu. İstihdamın artmamasını kıdem tazminatlarının yüksekliğine bağşamın diyalektiği, işleyişi daha da layan Şimşek yapısal reformların şart olderinleşip yeni dengeler peşinde duğunu söyledi. İstihdamın arttırılması koşulacağı işaretini vermekte. için esnek iş gücü ve part time çalışma biçimine geçilmesi gerektiğini söyleyen Tekelci burjuvazinin emrindeki Şimşek bu reformları sendikaların tavrı bütün güçler yeni oluşumlara, genedeniyle masaya getiremediklerinden lişmelere seyirci kalmamakta, süyakındı. Part time çalışma biçimlerinin yaygınlaşmasıyla gençlerin ve kadınların rekli olarak burjuva egemenliğin istihdam sorununun çözüleceğini söyledevamı için bütün olanaklarını yen Şimşek piyasanın önündeki bu enseferber etmekteler. Ama nafile. gelleri kaldıracak uygulamaların sendikalar tarafından engellendiğini söyle“Su akar yolunu bulur”. Nitekim di”. AKP İşsizliğe Karşı Savaş Açgelişmelerde bu yönde seyrettı. Nisan 2010 www.Sendika org mekte. Ülkeler, bankalar, şirket- “Uluslararası ticaretin yüzde ler her biri bir yerde geleceğin 98‟ine hakim olan Dünya Ticaret sancılarını bütün çıplaklığı ile Örgütü Yaptığı açıklama da “bu dünya aleme hissettirmekte. Buryıl küresel ticaretin yüzde 10 cijuva kalemşörleri de işin sadece varında büyüyeceği müjdesini bu tarafı ile ilgilenip, kapitalist sistemin çatlaklarına tıkamak için 2 beyhude çaba içerisindeler. AkılTUIK http://www.tuik.gov.tr 9
www.proleter.org verdi. Bu iyi haberi destekleyen bir açıklama da Avrupa Birliği‟nden geldi...”16 Nisan 2010 “KLASİK deyimiyle nihayet „tünelin ucundaki ışık‟ göründü. Dünya Ticaret Örgütü (WTO - World Trade Organization), 2010 yılında dünya ticaretinin yüzde 9.5 oranında gelişeceğini açıkladı.” “Ancak hükümetler, WTO kuralları ve prensipleri çerçevesinde kalmalı. Korumacılık kalkanına sığınarak ekonomik geliĢme kaydetmeye çalıĢmamalı3” dedi. (Emperyalist kapitalizmin-MG) ekonomi uzmanları büyüme oranında anlaşamamakla birlikte gelişme tahmininde bulunuyor. Kendi aralarındaki ticarette gelişmenin en az yüzde 7.5 oranında olabileceği tahmininde bulunan (emperyalist-MG) ülkeler, bütün dünyanın resesyondan çıkmış olması halinde bu oranın yüzde 11‟e bile yükselebileceği ileri sürüyor. İkinci Dünya Savaşı‟ndan bu yana uluslararası ticaret hiç bu kadar gerilememişti. 2009‟da doruk noktasına ulaşan daralmada oran yüzde 12.2 oldu. Ticaretteki hareketlenmenin bugün gözlenen düzeyde olması halinde bile yıl
sonunda önemli bir noktaya gelineceğini belirten Lamy, 2008 yılındaki ticaret hacmine ulaşabilmek için iki yıl daha beklenmesi gerektiğini sözlerine ekliyor. Temkinli ülkeler, tam anlamıyla bir düzelme olabilmesi için üç yıla ihtiyaç duyulduğunda ısrarlı. Ticaretin hacim olarak ölçülmesinin daha sağlıklı göstergeler sunacağı, fiyat ve dövizdeki dalgalanmaların ticaretteki büyümenin doğru bir ölçüsü olmadığı ifade ediliyor. Olumlu gidişe en büyük tehdit ise “hükümetlerin, iĢsizlik baskısıyla korumacı önlemlere baĢvurmak istemesi.4” Son 70 yıllık süreçte, 1965‟te binde 2, 1982‟de yüzde 2 ve 1975‟te yüzde 7 olmak üzere üç ticari daralma yaşayan dünyamız, geçen yılki kadar kötümser bir orana ulaşmamıştı. Bu rekor düşüşün tek bir sebebi yoktu elbette. Başlıca sebep, “ABD’deki finansal çöküntünün dünyaya dalga dalga yayılacağı korkusuna kapılan hükümetlerin hemen korumacı önlemleri devreye sokmuĢ olmasıydı5”. Pek çok ülke acil olmayan ihtiyaçlarından vazgeçti ve taleplerini geri çekti. 4
3
Altını ben çizdim.
10
5
Altını ben çizdim. Altını ben çizdim.
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 Sadece hükümetler değil özel lerdeki genişlemeyle dengelenesektör de kabuğuna çekildi. Ülkebilirdi. Ancak olmadı. ler ve bölgeler arasındaki ticaret Dünyada ticaretin yanı sıra ürezinciri senkronize işlediğinden, timde de daralma görüldü. Gezincirdeki bir halkanın kopması çen yıl üretimdeki yüzde 2.3‟lük bütün ticaret ağının seyrini bozgerileme, 1920‟ler ve du. Borcu astronomik miktarlarda 1930‟lardaki krizlerden beri ilk olan uluslararası şirketlerin peşi kez görülüyordu. Üretimde düşüş sıra batması yetmiyormuş gibi, işsizliği de körükledi. ABD‟deki mortgage krizi yangını Euro’nun DüĢüĢü Avrupa’ya körükledi. Finans sektöründe yaYaradı şanan panik, sokaktaki vatandaBiraz da rakamlar üzerinden koşın ekonomisine de yansıdı. Zanuşmak gerekirse, ihraç ürünleriten zorda olan bankalar, iş nin değeri geçen yıl yüzde 23 yapma cesaretini bulan mütedüşüşle dünya genelinde 12 trilşebbislere, geri dönmez endişeyon civarında kaldı. Lojistik, naksiyle kredi vermeye çekindi. İş liye, sigorta, altyapı oluşturma çevreleri sanayi makinesi, vatangibi ticari hizmetler de yüzde 13 daş da yeni otomobil alma düazalarak 3 trilyon 310 milyar doşüncesini erteledi. Bir ürün tülara indi. keticiye gelene kadar birkaç Ticaretteki daralma, sadece ülke dolaĢtığından, mekanizÇin‟e yaradı. Çin, Almanya‟yı gemadaki herhangi bir aksama çerek dünya ihracat lideri oldu. da ticareti bozabiliyordu. Dünya ihracatının yüzde 10‟unu En büyük daralma demir-çelik tatek başına Çin oluşturuyor. leplerinde görüldü. Bu da inşaat Dünya Ticaret Örgütü‟nün tahsektörünün yeni konut yapmayı minlerini destekleyen bir başka durdurması anlamına geliyordu. açıklama da Avrupa Biriliği‟nden Ülkelerin ithalatları da ihracatları geldi. Mart ayında Euro Bölgesi da aynı anda, aynı oranlarda ülkelerindeki iyileşme, beklenendüştü. Böyle olunca dünyanın den fazla oldu. Almanya son on 6 hiçbir bölgesi “dokunulmaz ” yılın en hızlı büyümesini gerçekkalamadı. Aksi halde bazı bölgeleştirirken, Fransa da yine tahlerdeki daralmalar diğer bölgeminlerin ötesinde gelişme kaydetti. Yunanistan‟daki ekonomik kriz euro‟nun değerini aşağıya 6 çektiğinden, Avrupa‟da üretilen “Teğet Geçmeyi” engellemiyor(!) 11
www.proleter.org mallar dünyanın diğer ülkelerine ucuz gelmeye başladı. Böylece ilk kez Yunanistan‟ın ekonomik durumunun kötüleşmesi Avrupa‟ya yaradı ve dış ticaret yüksek oranlarda büyüdü. Dünya ticaretinin tek hakimi: WTO İkinci Dünya Savaşı‟nın ardından dünya ticaretini düzenleme gereği duyulmuştu. Bu amaçla önce Gümrük Tarifeleri Birliği, ardından da Dünya Ticaret Örgütü kuruldu. Örgütte bugün 153 üye ve 30 gözlemci bulunuyor. Dünya ticaretinin yüzde 98‟e yakınını temsil eden örgütün merkezi İsviçre‟nin Cenevre kentinde. 1947 Ticaretin serbest hale getirilmesi amacıyla 23 ülke, ekim ayında Cenevre‟de Genel Ticaret ve Gümrük Anlaşması‟na (GATT) imza koydu. Bir ay sonra üye sayısı 56‟ya çıktı ve delegeler Küba‟nın başkenti Havana‟da bir araya gelerek Uluslararası Ticaret Örgütü‟nün kurulması için görüş birliğine vardılar. 1948 GATT, 1 Ocak‟tan itibaren resmen yürürlüğe girdi. Ancak Amerikan Kongresi mart ayında, uluslararası bir ticaret örgütü oluştu12
rulmasına gerek olmadığına karar verince GATT, dünya ticaretinde tek söz sahibi örgüt olarak kaldı. 1949 Fransa‟nın Annecy kasabasında toplanan üyeler, kendi aralarında 5 binden fazla gümrük anlaşması imzaladı. 1950 İngiltere‟nin Torquay kasabasında, karşılıklı verilen tavizlerle yapılan gümrük anlaşması sayısı 8 bin 700 oldu. 1955 Üye ülkelerin mayıs ayında yaptığı zirvede, karşılıklı gümrük tavizlerinin hacmi 2.5 milyar dolara ulaştı. 1960 Gümrük vergileri üzerinden verilen tavizler 4.9 milyar dolarlık bir seviyeye ulaştı. 1964 ABD Başkanı Kennedy‟nin öncülük ettiği görüşmelerde indirilen gümrük vergilerinin tutarı 40 milyar dolar oldu. 1973
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 Japonya‟nın başkenti Tokyo‟da edildi. Daha sonra Tayvan da taraflar, 300 milyar dolarlık bir WTO‟ya katıldı. gümrük vergisinden vazgeçmiş oldular. 2002 Avrupa Birliği, ihracatçılarını ka1986 yırdığı gerekçesiyle ABD‟ye 4 Hükümetlerin bazı sektörlere uymilyar dolarlık tazminat davası guladığı sübvansiyonlar, Uruaçtı. Örgüt de AB lehine karar alguay Görüşmeleri sırasında azaldı. Aynı yıl Tayland‟ın eski baştıldı. bakan yardımcısı Supachai Panitchipakdi, WTO‟ya genel direk1994 tör oldu. Böylece ilk kez gelişFas‟ın Marakeş kentinde toplamekte olan bir ekonomiden WTO nan üyeler, Dünya Ticaret Örgüdirektörü çıkmış oluyordu. tü‟nün kurulması için görüş birliğine vardı. 2003 WTO, dünya kamuoyundaki tep1995 kileri hafifletmek amacıyla gelişDünya Ticaret Örgütü Cenevmekte olan ülkelere ucuz tıbbi re‟de oluşturuldu. Türkiye, kurucu malzeme verileceğini açıkladı. üyeler arasında yer aldı. Ancak uluslararası yardım ajansları bu uygulamada hayal kırıklı1999 ğına uğradı. Aynı yıl Meksika‟nın WTO, tepki çekmeye başladı. Cancun kentinde yapılan görüşABD‟nin Seattle kentinde yapılan meler anlaşmazlıkla sonuçlandı. toplantı, beklenmedik sayıda proWTO, ABD‟nin ithal demir-çeliğe testocunun boy hedefi oldu. Örvergi koymasını kural dışı buldu. güt, dünya ticaretini tekeline alABD Başkanı Bush da Avrupa maya çalışmakla suçlandı. Birliği ile ticaret savaşı başlattı. 2001 Katar‟ın başkenti Doha‟da yapılan toplantılarda tarım ürünleri, mamul madde ve hizmetlerde daha liberal yaklaşımlar benimsendi. Aynı yıl Çin, üyeliğe kabul
2004 ABD, örgütten bir darbe daha yedi. ABD‟nin pamuk ürünlerine sübvansiyon uygulaması adil bulunmadı. 2008 13
www.proleter.org Yoksul ülkelerin tarım ürünlerini korumasına yardım edecek uygulamalar konusunda Ülke ABD ve Hindistan arasında anlaşmazlık çıktı. 2009 Örgüt, dünya ticareti- Kuzey nin yüzde 9 gerileye- Amerika ceği tahmininde bu- Güney lundu. En büyük dar- Amerika beyi sanayileşmiş ülAvrupa keler aldı. Ticaretleri BDT* yüzde 10 oranında Afrika azaldı. Yoksul ülkeOrtadoğu lerde ise yüzde 2Asya 3‟lük düşüşler gördü. Sektörlere göre talep DÜNYA artışı-düşüşü: Ürün 2008 2009 Ürün 2008 2009 Mamul 15.7 21.5 madde Demir-çelik 14.6 55.0 Kimyasal 19.3 16.6 maddeler Telekom 10.0 15.3 ekipmanları Otomobil 15.3 28.6 parçaları Sanayi 21.9 31.9 makineleri Tekstil 10.3 17.3
14
2009‟da karnesinde kırığı olmayan yok 2009 ihracatı (Milyar $)
2008‟e 2009 itgöre halatı değişim (Milyar$) (%)
2008‟e göre değişim (%)
1.602
21
2.177
25
461
24
444
25
4.995 452 379 691 3.566 11.694
23 36 32 36 18 23
5.142 332 400 493 3.397 12.385
25 33 16 18 21 24
* Bağımsız Devletler Topluluğu (Rusya hariç) Para Dergisi” Dünya Ticaret Örgütü veri ve değerlendirmelerinden aktardığımız bu uzunca alıntı bize gösteriyor ki dünyanın “global, küresel” olarak kapitalist emperyalizmin, anarşik kapitalist üretim sisteminin emperyalist ekonomi yorumcularına ve karar vericilerine sunulan raporlar kadar basit olmadığı da ortadadır. Çünkü sistemin işleyişi bir yanda iflaslar, yutulmalar, saf dışı edilmeler ve bir-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 leşmeler yoluyla oluşumların içeöngörülerini içeren Dünya Ekorisinde bu verilerin toplanması nomik Görünüm Raporu (Nisan sermayenin, sermayeler yoluyla 2010), dünya ekonomisinin talan edilmesi, el konulması sü2009‟da yüzde 0.6 küçüldüğünü reci içerisinde oluşmaktadır. Bu kesinleştirdi. 2008‟de büyüme bir yanda kapitalist sömürüden yüzde 3 olmuştu. IMF, küresel elde edilen artı-değerlerin, serkrizin 2009 kısmında varlıklı mayenin emebileceğinden, sermerkez ülkelerin yüzde 3.2 kümayeye dönüşebileceğinden daçüldüğünü ortaya koyuyor. Krizin ha fazla olduğunun da bir merkezi ABD yüzde 2.4, Avro göstergesini vermektedir. alanı yüzde 4.1 ve Japonya yüzDiğer yandan sermayenin azalan de 5.2 küçülmüş görünüyor. kar oranlarındaki belirleyici ve zorunlu dayatmaları, spekülatif IMF, 2009‟da çevre-bağımlı (kihareketler ve dünya ticaret domine göre yükselen) ülkelerde
landırıcılığı ve tekelci sermayelerin bir başka baskı ve şiddet alanıdır. Bu konuyla ilgili olarak “Haksız Rekabetin Önlenmesi” ticaretin düzenlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin yayınlandığı “Resmi Gazete” sayılarına başvurmak mümkündür. -“IMF‟nin 2009 büyüme sonuçlarını açıkladığı ve 2010‟a ilişkin
ise 2009‟da büyümenin tempo kaybederek yüzde 2.4‟e düştüğünü belirlemiş bulunuyor. Ama bunlarda da 2009‟u küçülerek geçiren var, büyüyen alt bölgeler var. Çevre Avrupa‟da yüzde 3.7 küçülme, yine Rusya ve çevresinde yüzde 6.6 küçülme, Güney Amerika‟da yüzde 1.8 küçülme yaşanırken Doğu Asya 15
www.proleter.org (Çin+Hindistan) yüzde 6.6, Ortadoğu yüzde 2.2, Sahra altı Afrika yüzde 2 büyüme yaşamışlar. *** Bu panoramik turdan sonra, Türkiye‟nin yer aldığı Avrupa‟ya dönersek, durum şu: Türkiye‟nin en önemli dış partneri olan, ihracatının yarısından çoğunu gerçekleştirdiği Merkez Avrupa ülkeleri 2009‟u yüzde 4.1 daralma ile kapadılar. Bunlar arasında, özellikle Almanya‟nın yüzde 5 daralması Türkiye için çok önemliydi. İngiltere ve İtalya da benzer oranda daralmalar yaşadılar. Akdeniz çanağındaki ülkelerden Yunanistan yüzde 2, İspanya yüzde 3.6 küçüldü. 2008-2009 ortalamasını alıp sıraladığımızda ise en ciddi daralmaların İtalya, İsveç ve İngiltere‟de olduğu; Almanya‟nın da ortalama yüzde 2 küçüldüğü anlaşılıyor. Türkiye‟nin dahil olduğu Çevre Avrupa‟da ise küçülme 2009‟da yüzde 3.8 olarak gerçekleşti. Küçük Baltık ülkeleri iki rakamlı küçülürken Macaristan‟da daralma yüzde 6.3‟ü buldu. Romanya, Hırvatistan, Bulgaristan da önemli daralmalar gösterdiler. 16
Türkiye‟nin, bunlarınkine yakın bir küçülme yılı geçirdiği anlaşılıyor. Krizi en ucuz atlatan ise Polonya. 2008-2009 ortalaması alındığında ise küçük Baltık ülkeleri bir yana bırakıldığında, en dramatik daralanların Macaristan ve Türkiye olduğu anlaşılıyor. Bu iki yılda Macaristan yıllık ortalama yüzde 3, Türkiye yüzde 2 daralmış görünüyor. *** Gelelim, IMF‟nin 2010 öngörülerine. IMF, 2009‟daki yüzde 0.6‟nın üstüne 2010‟da dünya ekonomisinin yüzde 4.2 büyümesini öngörüyor. Büyüme merkez ülkelerde yüzde 2.3‟ü bulacak, çevre ülkelerde ise yüzde 6.3‟e varacak diyor IMF... Çevre Avrupa‟nın 2010 büyümesini yüzde 2.8 olarak öngören IMF, Rusya ve çevresinde yüzde 4 büyüme öngörüyor ama esas büyümeyi yine Çin ve Hindistan‟ın yer aldığı Doğu Asya‟dan bekliyor: Yüzde 8.7... IMF, Güney Amerika için de yüzde 4 büyüme öngörüsünde bulunuyor. Tekrar Çevre Avrupa‟ya ve Türkiye‟ye dönersek, IMF‟nin 2010
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 için Çevre Avrupa‟daki büyüme öngörüsü yüzde 3‟e yakın. Bu Ne yazık ki, gerçek böyle... “ coğrafyada büyümenin öncülüğü -26.05.2010, Mustafa Sönmez de Türkiye ve Polonya‟ya verilmiş görünüyor. “En yakıcı sorun işsizliği, Başbakan, son günlerin “kaderci takılTürkiye için tahmin edilen yüzde ması” ile “Türkiye’nin mesele5.2 büyüme, ilk elde kulağa hoş si” olarak gösteriyor. Sanki bir geliyor ama, 2009‟da yüzde 4.7 doğal afet...Sanki uygulanan baküçülmüş pastanın, 2010‟da ğımlı, çarpık ekonomi politikalayüzde 5 dolayında büyümesi, rın hiç suçu yok!... sonuçta 2008 pastasına kavuşTürkiye‟nin işsizliği, çok değil,
maktan başka bir anlam ifade etmiyor ve yılda nüfusu yüzde 1.5 büyüyen bir ülkenin uğradığı yoksullaşmayı telafi etmeye yetmeyeceği gibi, yüzde 14‟e yerleşen işsizlik için de müjdeli bir haber değil.
sadece son 9 yılda 6‟lardan yüzde 14‟lere 2000‟de 1,5 milyon işsiz bugün 3,5 milyon. bir patlama, sanmam ki, bir ülkede
yüzde çıktı. sayısı, Böyle başka olsun. 17
www.proleter.org
Son 9 yılda, işsizlik, yüzde 6‟dan önce yüzde 10‟lara, krizde de yüzde 14‟e sıçradı. Bu kadar kısa sürede bu ölçüde sıçramanın nedenlerini satır başlarıyla özetleyelim: 1-Tarım-Hayvancılık sahipsiz bırakıldı. Üretici emeğinin karşılığını alamayınca kente göçtü. 2000‟de 8 milyona yaklaşan tarım istihdamı 2009‟da 5,2 milyona düştü. Tarımda her yıl yüzde 4 istihdam azaldı. Kırdan gelenler de, kentte iş bulamayınca işsizlik tırmandı. 2-Ġstihdamsız sanayi büyümesi: 2001 krizi sonrası sanayi yüzde 7-8 büyüse de yıllık yüzde 0,8 istihdamı ancak yaratabildi. 2000‟de 3,8 milyon istihdam, 2009‟da sadece 4 milyonun biraz üstündeydi. İhracatta rekabet gücü bulmak için en az istihdamı en düşük ücrete çalıştırma yarışıdibe doğru- istihdama dost değil. Kur politikası, istihdama zarar veriyor. 3- ÖzelleĢtirmelerle istihdam azaldı. AKP iktidarında sonuçlandırılan özelleştirmelerle birçok işçi işini kaybetti. Neoliberal zih18
niyetin devleti küçültme,yatırımdan uzak tutma politikası ile kamunun istihdam yeteneği köreltildi. Tüm resmi kurumlarda çalışan işçi-memur sayısı yıllardır 3 milyonun altında. 4- Küresel kriz iĢsizliğe tüy dikti. Dış kaynağa ve AB pazarına bağımlı ekonomi, 2009 krizinde yüzde 5‟e yakın küçülmekten kurutulamadı;tensikatlar arttı, geçim sorunu artınca, evdekiler işgücü pazarına çıktı ve işsiz sayısı 1 yılda 860 bin artarak işsizlik 1 yılda yüzde 11‟den yüzde 14‟e sıçradı.” -“ FĠNANS KAPĠTALĠ DĠZGĠNLEMEK MÜMKÜN MÜ? Mustafa Sönmez 28.05.2010 “ABD‟de Obama , Almanya‟da da Merkel yönetiminin ve Avrupa Merkez Bankası‟nın finans kapitali terbiye etmeye dönük çabaları, gündemin baş köşesine oturdu. Yatırım bankacılığı görünümündeki finansal sermayenin aşırı kar dürtüsünün dünyanın başına bu küresel kriz felaketini açtığı ve terbiye edilmezse yeni balonlar yaratarak yer kürede yeni kırılmalar yaratacağı endişesi hakim. Bu endişe, hem tek
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 tek ülke hükümetlerinde hem de emek arasındaki çatışmaları sisIMF,Dünya Bankası, ABD,AB tem içinde tutmak için “görece Merkez Bankalarında var. Peki, özerk”, adeta sınıflar üstüymüş, finansal kapitali terbiye etmek hakemmiş gibi davranır. mümkün mü? Nasıl? *** Hükümetlerin, hükümet üstü kuBugün olan biten de budur. ruluşların zaten finans kapitalin Obaması,Merkeli ile dünyanın güdümünde olduklarını, dolayıhegemonik gücü olan finans kasıyla her tür spekülatif finansal pitalin, son tahlilde, güdümünde atağa engel olacak girişimleri, olan hükümetler, krizdeki sistemi yasakları, yasa tasarılarını saayakta tutmak için, tek tek finans mimi bulmayanlar da var, bu çakapitalin zarar verdiği, spekülasbaları destekleyenler de. yonla talan ettiği ve çökmenin Olguları anlamada en yetkin kueşiğine gelen küresel kapitalizmi, ram, bir “bilim” olduğunu bu kriz onların “bencil” saldırılarınkoşullarında da göstedan korumaya kararlılar. G-20, ren Marksizm, devleti, egemen bunun için oluşturuldu, IMF‟e busınıfların baskı aracı olarak tanun için yeni yetkiler verilnımlar. Friedrich Engels’e ait bu di. LehmanBrothers’ın çöküşün tanım, Marks‟ın, Lenin‟in siyasi e engel olamadılar ama sonraki metinlerinde de geliştirilmiştir. çöküşleri önlemek için bütçe kaynaklarından-siz bunu halkın Marks‟ın 20‟nci yüzyıl takipçileri, vergileri diye okuyun- 5 trilyon Gramsci, Sweezy, Baran, , Althusser, Poulantzas, Laclau, Milidoları bunun için yangın söndüband, Mandel gibi isimler, devletrücü olarak kullandılar. Bu kadarı egemen sınıf ilişkilerine , devlet bile, finans kapitalin zehirlediği teorisine katkıda bulundular. bankacılık sistemini dezenfekte Marksist devlet kuramı, devleti, etmeye yetmedi. Ayrıca, özellikle hakim sınıfların baskı aracı olaAvrupa‟da bu devlet müdahalesi, rak görmekle beraber, “devletin bankacılık krizini bu kez devletin görece özerkliği” gibi daha rafimali krizine dönüştürdü. Ortaya ne ve somut durumları tahlilde çıkan, ya da halının altından taişimize yarayan bir önermeyi de şan bütçe açıkları, devasa kamu içerir. Devlet, özellikle kriz koşulborç stokları ile, 2010, devletin larında, hakim sınıf fraksiyonlarımali krizi yılı. Şimdi banka sistenın çatışmalarını uzun bir hat etmi, toksik devlet kağıtlarını bünrafında buluşturmak, sermayeyesine almamaya ya da bir birin19
www.proleter.org den virüs kapmamak için, sakınmaya, içe kapanmaya başladı. Dahası, ABD‟de konut kağıtlarını balonlaştırarak spekülatif karlar elde eden ama sonunda balonun patlamasıyla krize yol açmakla itham edilen bu spekülatif finans sermayesi, alıştığından vaz geçmiyor. Başka balon alanları, (petrol,altın, devlet kağıtları vs.) ürünleri peşinde. Bundan vaz geçemez. Çünkü tek tek finans kapitaller de kendilerini suyun üstünde tutma, bunun için de ne gerekirse ona saldırmak durumunda. Bu saldırıların, sistemi yeni krizlere sürüklemesi ise hiç umurlarında değil. Sistemi, tek tek sermayedarlar değil, kapitalist devlet, devlet-üstü kurumlar düşünsün!...Bu onların görevi. ** Özellikle bu konjonktürde, şimdi “görece özerk” görüntü ve davranışla, sistemi ayakta tutmak için finans kapitalin dizginleri çekilmeye çalışılırken sistemin enkazı da, düşürülen ücretler, artan işsizlik, daha çok da bütçeler üstünden emek sınıflarına yükleniyor. Hemen her ülkede vergiler artırılıyor, istihdam azaltılıyor, maaşlar düşürülüyor, emeklilik hakları budanıyor, sosyal devlet hizmeti daraltılıyor, güvencesizleştirmelerle emeğin maliyeti dü20
şürülmeye çalışılıyor. Bütün bunlar hem üst katta( sermayeler arası) hem alt katta (sermayeemek arası) muazzam sınıf savaĢları demek. Bu, sermayeler arası bilek güreşi, hem ülkeler arası hem bloklar arası yeni ittifaklar, el değiştirmeler, iflaslar, yeni ticari savaşlar anlamına da geliyor. Ticari savaşların,bölgesel ya da küresel bir askeri savaĢa, yeni bir bölüşüm savaşına dönmemesini- insanlık adına- temenni etmekle beraber, kapitalizmin daha önce iki dünya savaşı çıkararak krizini aştığını unutmamak gerek. Merkez kapitalist ülkelerde kopan bu fırtınaların, küreselleşme marifetiyle, Türkiye gibi çevre ülkelerin dışında kalmasının mümkün olmadığını yeterince gördük. Kaçış yok!…” Dünyanın değişik ülkelerinde emperyalist kapitalist kriz ve etkilerine karşı “önlem”ler üzerinde de örnekler verelim: “Yunan halkı tüm bu ekonomik gelişmeler karşısında oldukça şaşkına dönmüş durumda. Çünkü yakın bir geçmişe kadar bankaların bol keseden verdikleri kredilerle lüks otolara, büyük ha-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 cimli ciplere ve yazlık evlere saFatura kime kesilecek? hip olan; hatta tatil kredileriyle yollara düşen Yunan halkı şimdi, Yunan ekonomisinin iflasın eşiğikendi devletlerinin iflas etme tehne gelmesinden bu ülkeyi yıllarca likesiyle karşı karşıya kaldığını yöneten siyasetçileri sorumlu yalnız yerel değil, yabancı basıgösteren işçiler, memurlar ve nın manşetleri üzerinden öğrenemekliler "faturanın yine kendiledikçe şok geçirmeye başladı. rine çıkartılacak olmasından" son derece kızgınlar. … Halk, IMF ve Avrupa merkez bankasının Yunanistan'a vere…İşçi ve memur sendikaları gün cekleri mali yardımın karşılığında aşırı ilan ettikleri grevlerle yolları maaşlarının kesileceğini, ikramitrafiğe kapatıyor ve adeta bu kızye ve primlerinin kaldırılacağı, gınlıklarının hıncını, otoları içinde erken değil geç emekli olacakları saatlerce bekleyen sürücülerden gibi tahmin etmeleri mümkün olçıkartmaya çalışıyorlar. mayan şartları uygulamak zorunda kalacaklarını duydukça sinir …Her bir değişikliğe karşı çıkan komünist partiye bağlı sendikalar ise önceki gün Pire limanına yanaşan bir İspanyol gemisinden çıkan 950 yabancı turisti rehin almakla neredeyse bir iç savaş görüntüsü vermeyi başardılar.
krizi geçiriyor. Bu durumda bankalara borçlananların çoğu kredi taksitlerini belki de ödeyemeyecekleri, hatta otolarını ve yazlık evlerini geri vermek zorunda kalacakları korkusuna kapıldı.
…Yunan hava kuvvetlerine ait savaş uçaklarındaki pilotlar da havalanma primlerinin kesildiğini öğrenince Ege'deki uçuşlarına 24 saat süreyle ara verdiler. …Askerlerin grev hakkı olmadığı için 800'e yakın pilot primlerinin kesilmesini protesto etmek için, kâh psikolojik, kâh moral bozukluğu ve mide bulantısı gerekçele21
www.proleter.org rini göstererek havalanmayı ret ettiler… …Ancak Yunan diplomatlar da yurtdışı harcırahlarının kesileceğini öğrenince zaman zaman grev eylemleri düzenlemekten geri kalmıyorlar…. …Yunanistan hükümetinin almayı kabul ettiği 110 milyar euroluk uluslararası ekonomik yardım paketi karşılığında söz verdiği kemer sıkma politikaları sendikaların öncülüğünde protesto ediliyor…. … ABD MERKEZ BANKASI (FED) BAŞKANI BEN BERNANKE, 1 trilyon dolar tutarındaki Avro Bölgesi acil yardım paketinin bir panzehir olmadığını söyledi. Bernanke, dün Senato Bankacılık Komitesi'nde Avrupa'daki sorunlar ve uluslararası piyasalardaki gelişmelere ilişkin bilgi verdi. Komite üyesi Cumhuriyetçi Senatör Richard Shelby, komite toplantısından sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Bernanke'nin, komitede yaptığı konuşmada, "Paket aslında her derde deva değil ve önlemler geçici" dediğini ifade etti. Shelby'e göre, Bernanke, Avrupa'da olup bitenlerin temelde Avrupa'nın sorunu olduğunu, ancak 22
müdahale olmazsa muhtemelen ABD bankacılık sistemine ve bankalarına sirayet edebileceğinden bahsetti…. …. Yunanistan‟ın bütçe açığı büyük. Yunanistan Eurozone‟un parçası olduğunu için, sorunu hafifletmek için devalüasyona gidemiyor. Bu yüzden finansal desteğe ihtiyacı var. Yunanistan Avrupa‟dan yardım talep etti. En büyük ve en zengin Avrupa ülkesi Almanya böyle bir yardımı yapmakta en hafif tabirle hiç de gönüllü değildi. Alman kamuoyu Yunanistan‟a yardıma, özellikle de Avrupa‟da gerginliğin olduğu bir dönemde verdiği korumacı refleksle şiddetle karşı çıktı. Yunanistan‟a bu yardım yapılırsa arkasından (Portekiz‟den, İspanya‟dan, İrlanda‟dan ve İtalya‟dan) benzer taleplerin gelmesinden korkuyorlar… …(www.bbcturkısh.com) “…Bütçe kaygısı Halihazırda Fransa'da kamu sektöründe çalışanlar 60 yaşında emekli olup, son maaşlarının yüzde 75'ini alabiiyorlar. Hükümet, böyle giderse Fransa'nın sosyal güvenlik sistemindeki 15 milyar dolarlık açığın 2050 yılında 122 milyar doları bulabileceğine inanıyor….”
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 “…İngiltere gazetelerinde bu samu harcamalarını kökten değerbah Maliye Bakanı George Oslendirmeye alan Hükümet, yılda borne'un parlamentoda yaptığı 170 milyar sterlik sosyal güvenlik uyarılara ilişkin yorumlar göze bütçesinde büyük kesintilere gitçarpıyor. menin yollarını arayacak. Çocuk yardımı gibi temel sosyal 156 milyar sterlinlik bütçe açığı sigorta ödemeleri dahi ilk kez olbulunan İngiltere'de hükümet mak üzere soruşturulabilecek kamu harcamalarında bu yıl 6 hatta orta sınıf ve zenginlere yamilyarlık kesintiye gidecek. pılan ödemeler durdurulabilecek. Osborne, bu kesintilerin ayrıntılaDeğerlendirmelerde işsiz, hasta rını 22 Haziran'da açıklayacağı ve özürlülere yapılan sosyal yaryıllık bütçeyle ilan edecek olsa dımların seviyesi ve kapsamının da dün bakanlara uyarıda bulunda ele alınması bekleniyor, hatta du: Yüzde 20'ye varan kesintilere bunların geçici olarak dondurulhazırlıklı olun. ması seçeneği de masada olaFinancial Times ve Guardian, cak….” Osborne'un bu sözlerini öne çı“…İspanya, yüzde 20 ile euro karırken, Daily Telegraph, olası bölgesindeki en yüksek işsizlik kesintiler ilk kez resmen dillendioranına sahip. rildi diyor: Maliye Bakanı, YunaBazı yorumcular, bu oranın yüknistan'dakine benzer bir krizin sek olmasını, çalışanları işten çıönlenmesi için sosyal yardımlar, karmanın maliyetinin çok yüksek vergi indirimleri ve kamu sektöolmasına, iş verenlerin bu nedenründe emekli maaşlarında kesinle çalışanlarla geçici sözleşmeler tiler yapılacağını açıkça söyledi. yapmalarına bağlıyordu. „Osborne‟un bombası‟ "Esneklik" Independent gazetesi "Maliye İspanya'da sürekli sözleşmeler Bakanı Sosyal refaha savaş açtı" altında çalışanların, yılda 45 gün diyor: Siyah beyaz bir bomba foizin hakkı bulunuyor. toğrafı üzerine "Osborne'un Yeni çalışma kanunuyla bu süre bombası" başlığını atan gazete, bazı sözleşmeler için 33 güne sosyal yardımlar kesiliyor, emekli düşürülüyor. maaşları kesiliyor, harcamalar Çalışma Bakanı Celestino Corkesiliyor, üstüne vergi artışı da bacho, parlamentoda yaptığı koyolda." diyor… İngiltere'nin bütçe nuşmada, işsiz ya da geçici sözaçığını azaltabilmek için tüm kaleşmelerle çalışan 8 milyondan 23
www.proleter.org fazla kişinin bu reformlardan doğrudan yararlanacağını ileri sürdü. Bakan Corbacho, yapılan reformlarla, iş verenlere, iş güvencesi kaybolmaksızın esneklik tanındığını belirtti…” “…Bütçe denetimi AB liderleri, gelecekteki olası banka kurtarma operasyonlarında maliyeti vergi mükellefleri yerine bankaların ödemesini sağlamak için vergi konulmasına destek verecek. Ancak gelecek haftaki G-20 zirvesinde ABD ve diğer büyük ekonomilere de bir tür banka vergisi sistemine destek verme çağrısında bulunup bulunmayacağı belirsiz. BBC Avrupa Editörü Gavin Hewitt, zirve taslak bildirisinde, üye ülkelere bütçe planlarını Avrupa Birliği Komisyonu'na sunmasından bahsedildiğini söylüyor….” “…ABD Başkanı Barack Obama bankaların ne kadar büyüyebileceğini ve ne ölçüde risk alabileceklerini sınırlamak için yeni önlemler alınmasını önerdi. Obama'nın gündeme getirdiği önlemler, mali krizin iki yıl önce patlak vermesinden bu yana gündeme gelen en kapsamlı önlemler. Bankalar için ne değişecek? 24
Öneriler pek çok değişim getiriyor. Pek çok büyük banka halihazırda hem mevduat hem de yatırım bankası olarak faaliyet gösteriyor. Yani bir yandan halkın tasarruflarını değerlendirmesi için hesap açarken, bir yandan da mali piyasalarda neyin değer kazanacağını öngörmeye çalışıp buna para yatırarak gelir edinmeye çalışıyorlar. ABD'de Citigroup, JPMorgan Chase ve Bank of America, İngiltere'de Barclays ve Royal Bank of Scotland bu formüle en iyi örnekler. Kriz öncesinde bankalar girdikleri bu işlemlerin içerdiği riskin farkında olduklarını savunuyordu. ABD Başkanı Obama ise şimdi bankaların en riskli faaliyetlerinden vazgeçmesini istiyor. Eğer savaş istiyorlarsa, ben bu savaşa hazırım ABD Başkanı Barack Obama bankalara meydan okudu Başkan bankaların "müşterilere hizmet vermekle ilgisi olmayan, sermaye ticareti ile ilgili operasyonlara" girmekten alıkonacağını belirtti. Ancak henüz bu sınırlamanın ne kadar kesin çizgiler içerdiği netleşmiş değil.
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 Citigroup'un eski yöneticisi Peter lık sisteminin biraz daha istikrara Hahn, "Şeytan ayrıntıda gizlidir, kavuşmasını bekledi. dolayısıyla 'sermaye ticareti'nin Ya da belki de, Wall Street'in en tanımının nasıl yapılacağına büyük oyuncularının son haftabakmak gerekir" diyor larda peşpeşe açıkladığı yüklü Riskli mali faaliyetlerin ihtiyat fonikramiyeler karşısında duyulan ları içinde sınırlanması ise, bu tepki sonucu, ani bir karar değifonların batmasına göz yumabilşikliğine gitmiş olabilir. meye olanak tanıyor. Bazıları geçen yılki mali krizin Hükümetlerse söz konusu halkın ardından hükümet tarafından iftasarruflarını yatırdığı bir banka lastan kurtarılan bazı bankalar olunca, devreye girmek duruson dönemde çalışanlarına ödemunda kalıyor. yecekleri yüksek ikramiyeleri Girişim ayrıca büyük mali şirketaçıklamıştı. lerin "pazar payı" açısından belirli Son olarak Amerika'nın en büyük bir düzeyin üzerinde genişlemeyatırım bankası olan Goldman sine de sınırlama getiriyor. Sachs, 2009 karından 10 milyar Yani bankaların aşırı büyümesisterlini ikramiye olarak ayırmıştı. ne, örneğin bir başka bankayı saKimileri de bankaları dizginleme tın almasına izin verilmeyecek. kararının Senato ara seçiminde, Obama yönetimi ayrıca tüketicileMassachusetts sandalyesinin ri mali işlemleri konusunda koruCumhuriyetçilere kaptırılması aryup yönelendirecek bağımsız bir dından, seçmenleri kazanma tüketici kurumu kurulmasını istihamlesi olduğunu öne sürüyor. yor. Maryland Üniversitesi'nden Peter Neden böyle bir sınırlama gerekli Morici "Bu Massachusetts'te görüldü? olanlara karşı siyasi bir girişim. Obama'nın neden bu adımı şu Ama sorunu çözmeyi sağlamıyor. noktada attığını kestirmek güç. Yönetimde bir yılı geride bırakBundan bir yıl kadar önce, mali mışken daha derin içerikli bir sistemin çöküşün eşiğinde görülşeyler söyleyebilecek durumda düğü günlerde, bazı uzmanlar olmalı, ama bunu yapamıyor" diköklü değişiklikler ve sınırlamalar yor. gerektiğini savunuyordu. Öneriler neden tepki çekiyor? Obama belki baştan beri bu sınırlamaları düşünüyordu, ancak haÖnlemlerin diğer ülkelere nasıl rekete geçmeden önce bankacıetki edeceği merak konusu 25
www.proleter.org Pek çok banka, sermaye işlemleri kapsamındaki simsarlık ve benzeri özel işlemlerine devam etmek istiyor. Çünkü bu işlemler, genellikle sadece mevduat bankacılığı yapmaktan daha kârlı. Bu konuda bir seçim yapmak zorunda kalmak bankaların hissedarlarını da çok hoşnut etmeyebilir. En önemli sorulardan biri ise bu uygulamaların ABD ile sınırlı kalıp kalmayacağı. ABD bankalarının dünyanın diğer yerlerindeki rakipleri karşısında dezavantajlı duruma düşmemesi için bu tür bir düzenlemenin dünyada eşgüdümlü olarak uygulanması gerekir. Londra'da City Üniversitesi'ne bağlı CASS Business School'dan Peter Hahn, "Küresel çapta faaliyet gösteren bankalar bunlar ve uluslararası çapta bir uzlaşma sağlanması gerek." diyor. "Ayrıca, bu düzenlemelerin ilginç yan etkileri olacak. Eğer Amerika Birleşik Devletleri'nde iş yapan bir Alman ya da İngiliz bankasıysanız, hangi işleri yapacağınızı seçmeniz gerekecek mi? Amerika dışında faaliyet gösteren Amerikan bankalarına ne olacak?" 26
Obama'nın açıklaması ise henüz bu sorulara yanıt getirmiyor. Oysa, bu durum örneğin İngiltere'de hükümetin hisselerinin büyük bölümünü elinde tuttuğu Royal Bank of Scotland (RBS) gibi bankalar açısından da ciddi bir sorun yaratabilir. RBS halen kar getiren yatırım bankacılığı kolunu tasfiye ederse, mali piyasalarda daha az değerli görülecek ve hisse fiyatları düşecek. Bu da hükümetin dolayısıyla vergi mükelleflerinin bankaya yatırdıkları parada zarar etmesi demek. Obama'nın başka alanlarda, örneğin emlak sektörünün etkisi konusunda da önlemler almış olması gerektiğini savunanlar var. Peter Morici "Pek çok küçük banka emlak teminatlı menkul kıymetleri satın alıp defterlerine geçirdi. Sermaye işlemlerini yasaklamak bu alanı ise kapsamıyor" diyor. Morici'ye göre bankalar mevduat kabul etmek, kredi açmak ve ABD devlet tahvilleri almak gibi işlemlerle sınırlanmalı. Bundan sonra ne olacak? ABD Başkanı bu önerinin hayata geçirilebilmesi için işin ABD Kongresi'ne düştüğünü belirtiyor.
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 Kongre'nin iki kanadından konuybankaların vergi mükelleflerini bir la ilgili yasa teklifleri hazırlanıp kez daha rehin almasına izin geçirilmesi gerekiyor. vermeyeceğini dile getirdi. Obama, "Reforma karşı direnen Bankaların çok daha sınırlı kapşirketlerin bazılarının eski uygusamda işlem yapmasını savulamalara döndüklerini gördükçe; nanlar var rekor düzeyde kara geçen şirketAncak seçilmesinden bir yıl sonlerin küçük işletmelere kredi ra Obama'nın siyasi sermayesi açamayacaklarını ya da kredi azalıyor ve Massachusetts'teki kartı faizlerini düşük tutamayasenato sandalyesini kaybetmelecaklarını, kurtarma için vergi müri, Demokratların önerilerini onaykelleflerine geri ödeme yapamalatmalarını iyice güçleştiriyor. yacaklarını söylediklerini duyBankacıların da bu planlar aleydukça, sistemde reform için kahinde yoğun lobi çalışmalarına rarlılığının arttığını belirtti. girişeceği kesin. 'Savaşmak istiyorlarsa ben hazıBanka yöneticileri sınırlamaların rım' geçmişin iş yapılmasını güçleştiBu tür düzenlemelerin hayata ren ortamına dönüş anlamına gegeçmemesi için bir süredir lobi leceğini bildiriyor. faaliyeti yürüten bankalara da Öte yandan, ekonomik sıkıntının seslenen Barack Obama, "Eğer yaşamın pek çok alanını boğdusavaşmak istiyorlarsa ben hazığu bir ortamda, kamuoyu bankarım" diye konuştu. cılara verilmeye devam edilen Obama mali sistemin bir yıl önyüklü ikramiyelere yoğun tepki cesine kıyasla çok daha güçlü gösteriyor. olduğunu, ancak bankaların hala, Obama ne diyor? neredeyse sistemin çöküşüne Barack Obama konuyla ilgili açıkneden olan kurallar çerçevesinde lamasında, batmaktan vergi mühareket ettiğini söyledi. kelleflerinin parasıyla kurtarılan Amerikan Başkanı bir süre önce bankaların gereksiz riskler alde, hükümetin bankalara kurtarmaması gerektiğini söyledi. ma planları çerçevesinde aktarObama, bankaların geçmişte budığı kaynağın bir kısmını geri alnu yapmalarına izin veren yasal mak amacıyla 117 milyar dolarlık boşlukları dolduracağını belirtti. bir vergi koymuştu…” Amerikan Başkanı, iflasına izin (www.bbcturkish.com) verilemeyecek kadar büyüyen 27
www.proleter.org “…Japonya'nın yeni Başbakanı Naoto Kan, ülkenin kamu borçları nedeniyle 'çökme riski'yle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kan daha önce maliye bakanlığı görevini yürütüyordu Kan, göreve başladıktan sonra yaptığı ilk kapsamlı açıklamada Japonya'nın Yunanistan'ın yaşadığı kriz gibi bir durum yaşamaması için kamu maliyesini yeniden düzenlemeye ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Kan, 'Ülkemizin kamu borçları dev boyutlarda. Kamu maliyemizin durumu gelişmiş ülkeler arasındaki en kötüsü' dedi. Yıllardır borçlanmaya devam eden Japonya'nın kamu borcu gayri safi milli hâsılasının iki katına çıktı. Başbakanlığa gelmeden önce Maliye Bakanlığı görevini yürüten Kan, 'Devlet tahvili çıkarmaya çok fazla bağımlı olan mali politikamızı devam ettirmek zor. Kamu borçlarındaki artış sorununa eğilmezsek, Euro bölgesinde Yunanistan'ın tetiklediği istikrarsızlık gibi bir çökme, daha sonra da tahvil piyasalarının güvenini kaybetme riski söz konusu' diye konuştu. Vergi reformu 28
Kan, yıllardır ekonomik durgunluk yaşayan ülke ekonomisini canlandırmak için ne gibi mali değişiklikler yapacağı konusunda ise ayrıntı vermedi. Ancak Kan geçmişte ülkedeki katma değer vergisini artırmayı savunuyordu. Kan, 'Vergi sisteminde kapsamlı bir reform süreci başlatmak kaçınılmaz. Şimdiki düzeylerde borçlanmayı sürdürürsek, ödememiz gereken borç miktarı birkaç yıl içinde gayri safi milli hâsılanın yüzde 200'ünü geçecek diye konuştu. Kan ayrıca, '90'lı yılların başındaki sağlıksız ekonomik büyüme çökeli 20 yıl oldu. Japon ekonomisi durgunluk yaşadığından insanlar güvenlerini kaybetti ve gelecekteki belirsizlikten kaygı duymaya başladı' diye de ekledi…” “…İngiltere hükümetinin uygulamayı planladığı kemer sıkma politikalarıyla ilgili bir raporda, kesintilerin istihdam piyasasındaki iyileşmeyi durduracağı ve işsizliği üç milyona çıkaracağı iddia edildi. Chartered Institute of Personnnel and Development adlı bir düşünce kuruluşu tarafından hazırlanan raporda, bütçe açığını azaltma hedefiyle getirilecek ke-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 sintilerin, özellikle zor durumdaki kişi ve toplulukları daha fazla etModern toplumda, sömürünün kileceği belirtildi. eski açık biçimleri yerine, insanKuruluş, işsizliği halihazırda 61,5 lar arasındaki gerçek ilişkinin milyon nufuslu İngiltere'de 2,6 şeyler arasındaki bir ilişkiye dömilyon civarında olduğunu tahnüştürüldüğü –küçük kağıt parçamin ediyor. larının kendilerine sahip olanlara Ancak, kuruluşun tahminlerine yaşam ve ölüm gücü verdiği, çirgöre işsizlik, kesintilerle birlitke kin olanı güzel, zayıf olanı güçlü, üç milyona yaklaşabilir… Kriz aptal olanı zeki, ihtiyarı genç kıldönemi içinde ekonomi yüzde 6 dığı – üstü örtük, iki yüzlü bir oranında gerilemişti.” sömürüyle karşı karşıyayız. DüÇalışmak temel yaşamsal faalişürülen, düşük tutulan ücretlerle yetimizdir. En küçük yaşlarımızbirlikte, ağırlaştırılan çalışma kodan itibaren ona hazırlanırız. alşulları, uzatılan işgünleri, angardığımız eğitim ona yöneliktir. yaya dönüştürülen fazla mesailer Tüm yaşamımızı onunla meşgul le birlikte, tüketim ürünlerine, olarak geçiririz. Çalışmak toplukamu ve özel hizmetlere (telefon, mun dayandığı temeldir. O olsu, elektrik, gaz, ulaşım, eğitim, maksızın, ne besin olabilirdi, ne sağlık ürünleri-hizmetleri) konan giyecek, ne barınak, ne okul, ne çeşitli adlar altındaki vergiler ve kültür, ne sanat, ne de bilim. Keharçlarla katmerli bir sömürü limenin tam anlamıyla çalışmak kaynağı haline getirilmiştir. yaşamdır. Bir insanın çalışma Halkı ahlak, din, aile planlaması hakkını reddetmek, onun yalnızve tutumluluk konusunda eğitmeca asgari yaşam standardı haklerinden daha tiksindirici çok az kını reddetmek değildir. Kişiyi inşey vardır. Bencil açgözlülükleri sani saygınlıktan mahrum bırakyöneticiler için yapılan muazzam mak,onu uygar toplumdan söküp ücret artışlarında açığa çıkan bu atmak, yaşamını boş ve anlaminsanlar, işçilere fedakarlık yapsız kılmaktır. ma gereği üzerine ders verirler. Krizin işçi sınıfına en acımasız ve Topraklarını ve servetlerini koçaresiz bıraktığı en büyük felaket rumak için vatanseverlik, “kutsal işsizliktir. Bu kapitalist üretim bivatan görevi” askerlik için, “şehitçiminin ürettiği, proletarya üzelik” için dersler ve vaazlar verirrindeki en büyük gelecek ve yaler. Milyonlarca insanı acımasızşam kaygısıdır. ca sömüren, kanını emen bu ay29
www.proleter.org nı toprak ve sermaye sahipleri, onların sözcüleri, kalemşorları, profesörleri, hükümetleri, bankaları, tekelleri, şirketleri, bunların ortak kurumları ne zaman işçiler, emekçiler, yoksul köylüler kendi hakları için mücadele etmek üzere direnseler, grev ve boykot yapsalar, silaha sarılsalar dehşete kapılarak ellerini kaldırırlar. Dünyaya barışın gerekliliği konusunda dersler verirler. Ama öldürücü silahlanma ve savaş için yaptıkları harcamalara iki yüzlülüklerini gizlemeye çalışırlar. Siyonist İsrail‟e karşı “öldürmeyeceksin” dersleri vermeye çalışırken, kendileri binlerce çocuğu cezaevlerinde “ölüme” terk etmektedirler. Şiddet, ancak yoksul, ve ezilen insanlar için ona başvurulduğunda bir suçtur. Ama tarih, egemen sınıfların kendi iktidar ve ayrıcalıklarını gerekirse her zaman en vahşi araçlarla savunduğunu göstermiştir. M. GÜNDAR
30
1 MAYIS “ĠġÇĠ BAYRAMI” DEĞĠL, 1 MAYIS ĠġÇĠ SINIFININ BĠRLĠK MÜCADELE VE DAYANIġMA GÜNÜDÜR! 1 Mayıs ABD‟nin Chicago Kenti Proletaryasının 1886 da 8 saatlik işgünü için genel greve giden işçilere polisin ateş açması sonucu çok sayıda işçinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan olayların ertesinde, burjuvazinin silahlı güçlerinin yarım bıraktığı saldırının, başka araçlarından biri olan mahkemelerinin, düzmece tanık ve kanıtlarla 4 işçi önderinin idam edilmesi olaylarının …Komünist enternasyonalin aldığı kararla her yıl 1 MAYIS İŞÇİ SINIFININ BİRLİK MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ olarak ilan edilmiştir. Bu bakımdan 1 Mayıs, Proletaryanın Ajandasında “Bayram günü” olarak değil, Proletaryanın birlik, mücadele ve dayanışmasının muhasebesinin yapıldığı, mücadelenin gözden geçirildiği, burjuvaziye ve tüm düşmanlarına mücadele taleplerinin haykırıldığı bir gün olarak yer almaktadır. Bu bakımdan her yıl burjuvazi ve yandaşları her 1 Mayısta korkuya kapılıyor, prole-
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 taryanın ve emekçilerin bu günü leplerini dile getirmeye çalışan değerlendirmelerine amansızca işçi ve emekçileri suçluyorlar, saldırıyorlar. Ama bir türlü prolemahkemelere çıkarıp, işkence tarya ve emekçilerin haklı taleptezgahlarından geçirip hapse lerini ve mücadelelerini bastıraatarak yıldırmaya çalışıyorlar, mıyor, yıldıramıyorlar. Proletarya mücadeleleri yasaklayıp uysal ve emekçileri saldıran sadece köleler haline getirmeye çalışıburjuvazi değil, onun işçiler ve yorlar. Bütün dünya burjuvazisiemekçiler arasında yer alan nin ve yandaşlarının yaptıklarının uşakları da değişik biçimlerde işaynısını onlarda kendi alanlarınçi ve emekçilere saldırıyor, müda gerçekleştiriyorlar. cadelelerini saptırmaya çalışıyor2010 1 Mayısında da Prolar. Proletarya ve emekçiler kendi letarya ve emekçiler, bu bilinç ve iktidarını sahip olana kadar bu inanç içerisinde, işçi sınıfının mücadeleyi her alanda sürdürdevrimci mücadelesine yakışır bir meye devam edecektir. biçimde ekonomik, demokratik, Burjuvazinin yerli ve yasiyasi taleplerini haykıracaklar, bancı uşak cellatları, resmi ve sibirlik ve dayanışmalarını güçlenvil faşistleri tarafından gerçekleşdirerek, mücadele bayraklarını tirilen ve burjuva devletin silahlı daha da yukarılara çekeceklerdir. güçleri ve mahkemeleriyle birlikte Bu gün uğruna mücadele tüm araçlarıyla örtbas etmeye ettikleri ekonomik, demokratik, çalıştığı, bütün dünyanın gözü siyasi taleplerinden öne çıkan önünde gerçekleştirilen 1977 1 bazıları aşağıdadır. Tüm proleter Mayıs Katliamı belleklerden sive emekçiler hep bir ağızdan linmeye çalışıldığı gibi, her yıl sloganlaştırdıkları taleplerini haydeğişik adlar ve senaryolar eşlikıracaklardır. ğinde bu saldırılarını yineliyorlar. -Çalışmak isteyene iş ve iş Silahsız ve araçsız mücadele güvencesi. eden işçilere ve emekçilere, pan-Tüm işçilere ve emekçilezerlerle, dipçikle, silahla, kurşunre insanca yaşayabileceği ölçüde la, biber gazı ve coplarla saldırıihtiyaçlarını karşılayan bir ücret. yorlar. Parlamentoları, mahke-Tüm işçi ve emekçilere meleri saldırganları koruyor, insanca yaşayabilecekleri barınödüllendiriyor, olayları ve suçlulama ve konut sağlanması. rı örtbas ediyor. Öte yandan haklı -Tüm işçi ve emekçilerin talepleri için mücadele eden, taModern çağın tüm olanakların31
www.proleter.org dan yararlanabilecekleri ve kolayca ulaşabilecekleri başta sağlık, eğitim, ulaşım, su, enerji, dinlenme olanaklarının sağlanması. -Tüm işçi ve emekçileri doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren tüm konularda; başta iş yerleri olmak üzere (Mahalle de, Okullarda, Polis, Mahkeme, Belediye, Köy, Şehir her türlü yaşam alanlarında, fabrika ve iş yerlerinde, Sanayi ve sanayi sitelerinde) tüm yaşam alanlarında doğrudan yada taraflarla birlikte örgütlenme, örgütlere katılma, bu örgütlerin yönetimlerine seçilme ve seçme hakkının sağlanması. -Tüm işçi ve emekçilerin kendilerini doğrudan ifade edecekleri ve ekonomik çıkarlarını, örgütsel birliklerini koruyabilecekleri, hiçbir yasal sınırlama getirilmeden, işyeri, iş kolu ayrımı yapılmadan özgürce örgütlenip, birlik ve konfederasyonlar oluşturabilecekleri, sendikal örgütler kurabilecekleri, üye olabilecekleri, bu örgütlerin yönetimlerine seçilme ve seçme haklarını içeren örgütlenme haklarının sağlanması. -İşçi ve emekçilerin katıldığı, üye olduğu, yönetimlerine katıldıkları örgütlerde, her türlü grev ve toplu sözleşmelerin ta32
nınması ve uygulanmasının sağlanması. Komünistlerin görevi burjuvazinin vaat ettiği ve vazettiği yalanlarına, burjuva görüş ve eğilimleri tekrarlamak değil, burjuva üretim biçimini değiştirecek güçlere gerekli bilgi ve donanımı aktarmak, sınıf bilinciyle donatmak, bilinçlendirmek, yol göstermektir. İşin ucundan tutulacaksa, bu toplumsal üretim biçimini değiştirecek araçların yaratılmasına önayak olmaktır. YaĢasın Proletarya Enternasyonalizmi! YaĢasın 1 Mayıs !
"ANALARI BĠR BABALARI AYRI" "Politika, ekonominin yoğunlaşmış biçimidir." Ben bu Marksist teze katılırım. Bu düşünce yapısıyla da dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik ve politik gelişmeleri (Ve diğer alanlarda dahil) takip eder kendi görüşlerimi ve politik duruşumu buna göre ifade etmeye çalışırım. () Grupta yayınlanan yazılarınızı da bu
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 çerçevede değerlendirmeye çalıde ülkemizin üretim ilişkilerine şıyorum. göz atmak gerekmektedir. Bu 10 Mayıs tarihli yazınızı da bu üretim ilişkilerinin sonucudur ki çerçeve de okudum ve değerlenbu gün, dünyada ekonomik kriz dirdim. Gördüm ki "siz" ekonomiyaşanmaktadır, politik, siyasi nin ve tarımın gelişmesinden ve krizler oluşmaktadır. İşin daha de gelişmemesinden sorumluykötüsü emperyalist ülkeler, içine muşsunuz. Şimdi bu değerlendüştükleri bu çıkmazdan kurtuladirmeyi yaparken Sayın Başbabilmek için bir birinin gırtlağına kan'ın "yumurta üçüzleri" sözü çökerek askeri savaşlara doğru aklıma geldi. Ben bu konuya yol almaktadırlar. Bu bakımdan kendimce şöyle değerlendirmişkendinize haksızlık edip, sanayi tim; Anaları ve babaları bir karve tarımda gelişmelerin sonuçladeşler "yumurta üçüzleri" ama rından sorumlu tutmayın. Bunun anaları bir babaları ayrı diğer bir tek sorumlusu var ise, o da kardeşlerin (AK Parti bu konumemperyalist-kapitalist üretim bidadır) aralarında sizleri de görçimidir. Bundan dolayıdır ki gemek bu yazının değerlendirilmelişmiş emperyalist-kapitalist ülkesine kısmetmiş. lerde tarımsal ürün fiyatları yerDünyanın bir çok ülkesinde bu lerde sürünürken, bir başka geri gün sanayi ve tarımda emperyaülkelerde de fiyatlar rekor üstüne list-kapitalist üretim ilişkileri egerekor kıra bilmektedir. Her halde mendir. Ülkeler, emperyalist zino ülkelerde de "düşük tarımsal cirin gücüne göre bu ilişkilere ürün" fiyatlarından da "siz" sobağlı, egemen durumuna göre de rumlu değilsiniz. şekillenmektedir. Emperyalist Son yıllarda ( 1999-2009 ) ücretgüçler tüm dünyayı egemenliği ler düştü. (Nominal olarak ta.) En altına almış, tüm sanayi ve tarım çok hangi ücretler düştü? Asgari üretimini, dağıtımını, ticaretini, ücret ve ona yakın olanlar, emektüketimini yönlendirmektedirler. li maaşları, memur ücretleri, taBunun böyle olduğu ülkeler arası şeron, sözleşmeli 4B, 4C‟li ücretikili antlaşmalardan, yasalardan, liler. Niçin? Çünkü asgari ücret askeri ve politik dayatmalardan, enflasyona göre ayarlanıyor! Enfistatistik ve raporlardan apaçık lasyon neye göre ayarlanıyor? görülebilir bir şeydir. Bunun böyle Bilmem kaç metaın fiyat duruolduğunu görebilmek için genelmuna göre. Peki bu metaların ne de emperyalist ülkelerin, özelde kadarını asgari ücretli tüketiyor? 33
www.proleter.org Ya da asgari ücretin içinde bunların payı ne? Asgari ücret yiyecek, giyecek, barınma, ısınma, elektrik, su, kira.. (bunları da kendi içinde tüketim) İşsizlik artıyor. Neden? Büyüme ve istihdam. Büyüme ve istihdam aynı artmıyor. Ücretlere yansımıyor. Küçülmede etkili faktör “kıdem tazminatlarıdır….” Sorun üretim biçimindedir. Bizlerin görevi bu üretim biçimini değiştirecek güçlere gerekli bilgi ve donanımı aktarmak, bilinçlendirmek, yol göstermektir. İşin ucundan tutulacaksa, bu toplumsal üretim biçimini değiştirecek araçların yaratılmasına ön-ayak olmaktır. 'Siyaset' ekonominin yoğunlaşmış biçimidir. Politika ise siyasetin bir aracıdır. -Pazarlama aracıdır.- Her sınıf kendi ekonomik çıkarlarına uygun siyaset üretirken, kimi egemenliğini sağlamlaştırmak, devam ettirmek isterken, kimileri de geleceğini kurmak, toplumsal kurtuluşunu geliştirmek için bu koşullara uygun politika yaparlar. toplumsal yaşamda bu gün temel olarak iki sınıfın siyaseti ve politikaları hüküm sürmektedir. Öte yandan bu iki sınıfın siyaseti arasında yel34
pazelenmeleriyle gidip gelen onlarca siyasi görüşler ve politikalar yapılmaktadır. Daha gerici feodal ilişkilerin hüküm sürdüğü alanlarda egemen üretim biçimi olan kapitalist burjuva siyasetin kullandığı ("Ilımlı islam", "İslam ülkeleri" ) siyasi politikaları yapılsa da bunlar emperyalist-burjuva siyasetinin politikalarıyla örtüşen burjuva siyasetin gericiliği kendi politikası olarak kullandığı burjuvapolitik varyasyonlardır. Lafı uzatmayalım. Burjuva emperyalist siyasetin pazarlamasına soyunan ve bu konuda daha da ileri giderek "Pazarlama Bakanlığı" önerecek kadar kendini yetkili (Akil adam) gören Prf.İsmail Kaya bu görüşlerini desteklemeye, genişletmeye daha açık ifadelerle devam etmektedir. Bir yanda 'devletin' asli görevlerini dönme konusunda canhıraş mücadele eden tüm burjuva sözcüleri, 'aydın', 'Akademik Çevreler' bir yandan "devletin ekonomiden çekilmesini" vaaz ederlerken, diğer yandan ekonominin ayrılmaz parçası, metalara pazar sağlanması-ekonomik antlaşmalarnükleer enerji, elektrik enerjisi, silah ve silah araç gereçleri-, dağıtımı -uluslar arası ulaşım- deniz, kara, hava telekomünikasyon, enerji boru
Proleter Nisan- Mayıs Haziran:2010 Sayı:64 hatları vs, ve birçok konuda uludestekler sağlamışlardır. (Şair ve sal olandan uluslar arası alanlara Patron Prf.Halil İnalcık 2009) kayarak emperyalist ilişkiler içinTarihsel koşulların dayattığı de emperyalist ağın bir parçası egemen sınıfların egemenlik araolma gereklerini yerine getirirken cı devletin bu günkü biçimsel yabu ilişkileri ekonominin dışında pısı içerisinde (Kimisi buna degörüp, işçi ve emekçilerin yaşam mokratik, kimisi faşist olarak adkoşullarını , ücret ve çalışma landırıyor) "Halkın oylarıyla iş şartlarını ağırlaştıran yasalar çıbaşına gelen ve yıllardır ülkeyi karırken ve bunların uygulanması yöneten kadrolar, ülkenin dünyaiçin ekonomik, siyasi politik alandaki gücü ve refahı için bir ülkelarda gereklerini yerine getirirken den diğerine, bir anlaşmadan , (Ulusal düzey de, uluslar arası ötekine koşuşturuyor, bir imzahizmet edebilecek siyasi ve polidan diğerine yetişmeye çalışıyortik oluşumları düzenlerken lar. Dışarıda, Türkiye‟nin algısını, Terörle Mücadele Koordinasyon rekabet gücünü artırmak, bizi Kurulları, Terörle Mücadedünya gündeminde söz sahibi le Müsteşarlığı vs.) Kendi düzenkılmak için gerekenleri yapıyor, lerinin sürdürülebilirliklerini "gabaş döndürücü bir hızla dostlara ranti" altına alamaya çalışıyormoral veren adımlar atıyorlar. lar. Profesörümüz de bunlara akıl Türkiye‟nin dünya pazarındaki hocalığı yaparak "Pazarlamarka değerini artırmak için uğma Bakanlığı" önerilerinde buluraşıyorlar. nup, "İş ve ülke yönetiminde, her İçeride ise, bir kesim haftalardır, türlü değerin değiş-tokuşuyla dakimin çaktığı hâlâ anlaşılamayan ha da değerli hale getirilmesi anbir dijital kıvılcımla başlayan ve lamında pazarlamanın en temel medya desteğiyle alevlendirilen, değişkeni, elbette müşteridir ve çamura batmış, çarşafa dolanmış halktır."diyerek " Hedef kitlesini bir konuyla meşgul. Sanırsınız ki, göstermektedir. Öyle ya tarihin yarın seçim var ve ülkenin yeni bütün dönemlerinde egemen sıbir başbakana, yeni bir cumhurnıflar kendi egemenliklerinin gebaşkanına ihtiyacı var. Bir rüzgâr reği olarak yürüttükleri faaliyetleüflendi, fırtına sanılıyor." egemen rinde haklı olduklarını anlatabilburjuvazinin moralini yüksek tutmenin yol ve araçlarını bulmuşmaya, temsilcilerini pof poflamalar, kurumlarını, maddi ve manevi ya çalışıyor. İş cinayetlerini "kaderleri" olarak değerlendiren bur35
www.proleter.org juvazinin iktidardaki temsilcilerine temize çıkarmaya çalışırken, bunları görmemezlikten gelerek, metalarının "ayıp"larını gizlemeye çalışıyor. Kendi burjuva rakiplerini de küçümsüyorlar. "Şimdi soralım: Mevcut iktidar mı daha halk ve müşteri odaklı, yoksa muhalefet mi? Hangisi halkın, milletin, toplumun üstün yararları için uğraşıyor? Hangisi kendi partisinin, grubunun ve şahsının kazancı peşinde koşuyor? Acaba, hangisi daha büyük pazarlamacı? Hangisinin pazarlama zekâsı ve becerisi daha üstün? Muhalefetin mi, yoksa iktidarın mı?" Elbette "ayıpları" örtmek, rakiplerini küçümsemek, işçi ve emekçilerin yaşam, ücret, çalışma koşulları, işsizlik, ekonomik çöküşlerini uygun mecralarda, uygun anlatım yollarını kullanarak geçiştirmeye çalışıyorlar, bu da onların "pazarlama meziyetlerinin" bir başka yönü. Burjuva devlet aygıtını egemen emperyalist burjuvazinin finans kapitaline pazarlama departmanı, İnsan Kaynakları, Finansman, tahsilat ve muhasebe departmanı olarak işlevleri üstlenmesine, işçi ve emekçilerden sızdırılan artı-değerin doğrudan emperyalist sermayenin eline geçmesini sağlamaya çalışıyorlar. Bunu da 36
açıkça "Bir ciddî soru daha var: Acaba, bir siyasî parti, bir işletmeci ve pazarlamacı gibi müşteri-toplum odaklı olup milletin suyuna gitmek, delegelere, tribünlere oynamak zorunda mıdır? Yoksa milletin ve ülkenin yüksek yararları uğruna, amaç odaklı olup, ülkenin geleceğini planlayıp, etkili bir değişim ajanı gibi mi davranmalıdır?" diye ifade ediyorlar. (Pazarola Prf.İsmail Kaya Müşterinin Suyuna Gitmek 24.05.2010 Türkiye) Burjuvazi bütün kurumlarını kendi egemenliği ve geleceği için yapılandırmakta, eğitim ve insan kaynaklarını kendi siyasi - politik amaçları doğrultusunda organize etmektedirler. Bunda şaşılacak bir yan yoktur. Şaşılacak taraf bunları “görüp” kendi toplumsal kurtuluşunu sağlayacak araçlarını geliştireceği yerde burjuvazinin peşinden giden "sosyalist", "demokrat" vs. küçük burjuvalaradır. Ellerinden gasp edilen hakları, düşürülen ücretleri, ağırlaştırılan çalışma şartları ve koşulları, iş cinayetleri için seyirci kalan "sendika"cılarıdır. M. Gündar.