Skip to main content

58-PROLETER

Page 1

CİLT:6

SAYI:58

Şubat - Mart:2009

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE’DE DEVRİM VE KARŞI-DEVRİM Geçen sayıdan devam… Türkiye’de burjuva devrimine karşı çıkışlar, onlardan her zaman ödü kopan liberaller ve feodal artıklardan geldi. Devrimin jakoben (tepeden inme) görüntüsü onları ürkütüp uykularını kaçırdı. Osmanlı’da saray ve onların dayandığı egemen sınıflar ile liberal burjuvalar birlikte hareket etmişti. Jöntürkler’in jakoben yöntemleri sözde demokrasi adına bu gün de liberal burjuva demokratlar tarafından lanetleniyor. İttifak yaptıkları, AKP de siyasi temsilciliğini bulduğu feodal kafalı burjuvaların atalarının günümüzdeki temsilcileri yine devrime karşı kinlerini kusmaya devam ediyorlar: “1789 Fransız devriminin rüzgarı ile bir imparatorluğu

yağmaladılar1. Ulusçuluk adına bizi bize düşürdüler.” (Abdurrahman Dilipak. Vakit 9.3.2009) “10. Sultan Abdülhamit’in Jöntürk ve ittihatçı terör ötgütleri tarafından tahttan indirilmesi felaketler zincirinin büyük halkalarındandır. Sultan Abdülhamit son gerçek halifedir.” (Mehmet Şevket Eygi. Milli Gazete 11.03.2009) Siyasi iktidarın toplumsal dayanağı burjuvaziyi kıskanan, kendi içlerindeki farklılaşmadan zararlı çıkan düzenin sömürüsünden yeterince pay alamayan kesimlerin sözcüleri görüldüğü gibi, Osmanlı’dan yana, burjuva devrimlerine karşı mücadele içindedirler. Bu Osmanlı sonrasında da aynı tutum içindedirler. “İstiklal savaşından sonra da 1923’de Lozan Anlaşması ile kimliğimizi ve gerçek hürriyetimizi kaybettik.” (Mehmet Şevket Eygi. Milli Gazete 10.03.2009) 1

Altını ben çizdim.


www.proleter.org

1923 Devrimi, I. Ve II Meşrutiyet’in başında bulunan Jöntürkler’in hareketinin devamı niteliğindedir. Bu gün 1923 Cumhuriyetine karşı demokrasi mücadelesi verildiğini söyleyen liberal burjuvalarımızın ittifakçılarının ataları onlara karşıdır. Hatta varlık nedenleri bunlar üzerine kuruludur. “Osmanlı Devleti’ni Jöntürkler, Yeni Osmanlılar ile yıktılar. Tanzimat bir yenilik hareketiydi. Keza Birinci ve İkinci Meşrutiyet” (Mehmet Şevket Eygi. Milli Gazete 13.03.2009) “Milli Görüş”ün geleneksel hareketinin yazarları devrimci burjuvazinin hareketlerinin karşısında monarşiden yana onun feodal kültürünün bu günkü devam ettiricileri olduğunu görüyoruz. Osmanlı’nın yıkılışı karşısında hayıflanıp, gözyaşı dökmekten geri durmamaktadırlar. Feodal kafalıların ünü bu tutumlarını günümüzde “Anti-Emperyalizm” daha çok, Anti Amerikancılık ve “Siyonizm” karşıtlığı ile örtmeye çalıştıklarını görüyoruz. En sadık emperyalizm uşaklarının da (AKP çizgisi) bu köklerden beslendiği de gün gibi ortadadır. geliştirmeye çalıştıkları “Yeni Osmanlıcılık” hareketinin ABD emperyalizminin BOP projesi ile ör2

tüştüğü aynı projenin savunucusu tarafından sık sık dile getirilmeye başlandı. Bu gün Türkiye de devrim ve karşı-devrim arasındaki mücadelede liberal burjuvalar ile feodal kafalı burjuvazi darbe karşıtlığı ve “modernleşme” (burjuvalaşma) temelinde ittifak yaptıklarını sık sık tekrarlamaktalar. kendilerine destek vermeyen her kes darbecilik suçlamasından nasibini almakta “Ergenekon” darbeciliği ile Jakobenliği gayet güzel kendi metafizik mantıkları (tarihsel fark gözetmeyen) ile birleştirip aynı potada erimeye çalışmaktalar. Budala liberaller ise onlara “Mustafa2” filmleri gibi sözde gerçekçi belgesel çalışmaları ile Jakobenliğe saldırarak hizmetlerini sunmaktalar. Bu tarihsel ittifak liberal burjuvazinin her zamanki devrime ihaneti ve nefretini göstermektedir. Tabii ki bunu demokrasi ve özgürlük adına yaptıklarını bıkkınlık verircesine, yazdıklarını bu martavallarla doldurarak yapmaktalar. “18. yüzyılın başlarına kadar su ile çalışan bıçkı tezgahları, parlamentonun desteği olduğu için, halkın direnişi karşısında güçlükle dayanabilmiştir. Everet, 2

Can Dündar’ın Seneryo ve yönetmenliğini yaptığı 2008 yapımı film.


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 rihi rekor (2008-% 13.6) başlıkları 1758 yılında, ilk kez su gücüyle burjuva medyasını süslemeye çalışan yün kırpma makinesi başladı. burjuvalar, böylelikle yaptığı zaman, işsizliğe itilen “Anadolu burjuvazisini” yaşanan 100.000 kişi makineyi ateşe verkrizi kendi krizleri olarak görmemişti. Yaşamlarının o zamana mekte ve işsizliğin oluşu olarak kadar yün taramakla kazanan elli ta kriz gösterilmekte. İşsizliğin bin kişi, Arkwright’in tarama manedeni bunalım değil kapitalist kinesine karşı parlamentoya diüretim, bizzat sermayenin kendilekçe vermişlerdi. Bu yüzden ilk sidir. Nasıl yukarıda Marks’ın sa15 yılında, İngiltere de tırlarında gösterildiği gibi makine Manüfaktür bölgelerinde görüdeğil onun sermaye olması artılen ve özellikle buharlı tezgahlaemek sızdırma aracı olmasıysa, rın kullanılmasının yol açtığı, Luddite hareketi diye bilinen, bübunalım dönemlerinde de, gönenç dönemlerine göre belli bir yük ölçüde makine tarihi olayartıştan sorumlu bunalım olsa da, ları, Sidmouth Castleragh ve asıl neden sermaye yani kapitabenzerlerinin, anti-jakoben hülist üretimdir. İşçiler geçmişte kümetlerine, en gerici ve zorlu makine konusunda düştükleri önlemleri alma bahanesini yanılgıya (çünkü, sermaye ilişkisağlamıştır. İşçilerin, makine leri dışında insanlığın doğa üzeile sermayeyi bir birinden ayırt rindeki egemenliğidir.) düşmeyip, etmeleri ve saldırılarını maddi bunalıma çözüm önerileri sunma, üretim araçlarına değil, bunlakapitalistlerle işbirliği yapma yerın kullanış tarzlarına yöneltrine, kapitalizmi yıkmayı hedef meyi öğrenmeleri için, hem almalıdırlar. Bunalımlar kapitazamana hemde deneyime gelizmin ürünüdürler. Nasıl kapitareksinimleri vardı.” (Karl Marks lizm öncesi toplumlar tarafından Kapital I.Cilt Sayfa 440-441) tanınmıyorlardıysa, kapitalizm Asıl konumuz olan günüsonrası toplumlar tarafından bimüz tarihsel sınıflar ittifakının (lilinmeyeceklerdir. Marks’ın deyimi beral burjuvazi-AKP ittifakı) antijakobenliğine geçmeden önce, tır. İstatistikler, işsizliğin kimyasının fizibozulma ve işçi sınıfının tavrına 3 ğinden hızlı değiştiğini göstermektedir. Son bakmak gerekiyor. İşsizlikte ta3

“İşsizlik ile gelirsizlik aynı şey değildir. Sosyal sorun işsizlik değil, gelirsiz kalmak-

söz herkesin istihdamı iktisadi değildir. (Ege Cansen 18.03.2009 Hürriyet) işsiz olan kapitalist elbette gelirsiz değildir. Onun yaşamı “işsizlik” üzerine kuruludur.

3


www.proleter.org

ile bunalım burjuva toplumun “salgın hastalığıdır”. İşçilerin, işsizliklerinin nedeni olarak bunalımlar yerine sermayenin kendisini görmeleri, makineyi karşı tutumda olduğu gibi yanılmamaları için “zaman” ve “deneyime” ihtiyaçları olduğu anlaşılıyor. Jakobenlik ve darbecilik, “geç kalmış” burjuva devrimlerinde burjuvazinin belli bir kanadı tarafından hep özdeşleştirilmiş, aynılaştırılmıştır. Rus Devriminde de Bolşevikler darbeci suçlamasına maruz kaldılar. Bu suçlama, karaçamlalar karşısında Lenin, Jakobenliğin tepeden inmecilik değil devrimin siyasal iktidar aracılığı ile yukarıdan ilerletilmesi olduğunu söyleyip kendilerinin de aynı şeyi yapmaktan çekinmeyeceklerini söylemiştir. Devrimin yukarıdan aşağı ilerletilmesi düşüncesini küçümseyenleri “sert” bir dille yermiş, devrimci burjuvazinin yöntemlerinden , tarzlarından biri olan jakobenlikle karıştırılmalarının kendilerini küçültmeyip, doğru yolda olduklarının işareti olduğunu söylemiştir. Ne var ki içinde bulunduğumuz süreçte bazı “sosyalistler” darbeciler ile karıştırılma korkusuna giderek daha fazla dikkat çeker oldular. Liberal burjuva köşe yazarları da bu tip “demokra4

si” çığlıklarını köşelerine taşımaya başladılar. “Türkiye tarihinde ilk kez, bir sivil mahkemede darbe teşebbüsü ve darbeci zihniyet yargılanıyor… Peki nedir bu darbe severlik? Yoksa darbecilik, diktatörlük vesayet, sol geleneğimizin bir parçası mı? Böyle bile olsa, bir çağın, bir dünyanın değiştiği şu otuz yıl hiçbir şey öğretmedi mi bize? Yenilgilerden de mi öğrenmedik? … Asıl korkmamız gereken, tarihe darbe sever olarak geçmektir.” (Oya Baydar Aktaran Hasan Cemal 18.03.2009 Milliyet) Liberal sosyalistlerin darbeler üzerine olan düşüncelerinin özeti yukarıda çıkarılmış. Onların istediği ne olursa olsun darbeciliğin daha doğrusu darbe düşüncesinin, bugün olan olur, “sivil mahkemeler” de yargılanması ve darbecilerle karıştırılmamak- sayın “darbe karşıtları”nın ne olduklarını ve kimlerle birlikte olduklarını tarih ilerde daha net gösterecektir. Bu gün feodal kafalı burjuvalarda ittifak yapmak, onlarla birlikte yürümekten korkmamak daha mı az onursuzdur, pardon onurludur? Biz komünistler ise elbette, Kenan Evren, Franko, Lois Bonapart darbecileri ile birlikte asılmaktan ödümüz kopar, ama Robespierre ve Lenin gibi


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 büyük Jakoben devrimcilerin saedilmiştir. Ve asıl önemli olan fında olmak bizi kokutmaz, aksibazı küçük burjuva sosyalistlerine onurlandırır. Anlı şanlı “darbe nin zannettikleri gibi bu dönemde karşıtlarımız” çoktandır devrimi burjuvazi bir bütün olarak devrimci değildir. Özellikle liberal ağızlarına almayı unuttukları için, daha doğrusu darbecilerden çok burjuvazi karşı devrimci sınıf ve güçler ile (feodal egemen sınıflar Jakoben devrimlerden korktukları ve kilise şimdi bizde feodal kafalı için , “demokrasi” çığlıkları ile bunu gizlemeye çalışıyorlar. Eğer burjuvazi, “İslamcı burjuvazi”, “Anadolu burjuvazisi”) ile “birlikte bu gün “sol” adına “Ergenekoncu anılmak” , onlarla ittifak yapmaksol”culuk tan söz edilebiliyorsa tan çekinmemişlerdir. Mehmet bunun arkasında “liberal sosyaAltan, Taha Akyol vb. liberallerin listlerin” devrime ihanetleri vardır. Kendi deyimleri ile onların “değijakobenliğe saldırmaları, bunu 1789, 1908, 1923 özellikle 28 şen dünyada” “özgürlükçü sosyaŞubat ve 27 Nisan ile birleştirelizm” safında yerlerini almış bulunuyorlar. Bu gün hiçbir kapitarek yapmaktadırlar. list toplumda darbecilik son bulDünya da ve Türkiye de burjuvamuş değildir. Burjuvazi toplumsal zinin bir bütün olarak gericileşip iktidarını tehlikede gördüğü her ana gövdesi, bazı bazı küçük zaman siyasi iktidarını ordunun burjuva demokrat çevreler dışınellerine bırakmaktan çekinmedi, da ) statükonun korunmasından bundan sonrada çekinmeyecekyana hareket etmesi onun devrim tir. 1851’deki Loise Bonapartlerin karşısındaki konumunu ortaya ilk darbesi bilindiği gibi, burjuvakoyuyor. İstedikleri kadar “Ergezinin devrimciliğinin sona ermeye nekonculuğu”, jokobenlikle birleşyüz tuttuğu döneme aittir. Marks, tirmeye çalışsınlar, büyük devişçilerin makinelere karşı mücarimlerin anısını silemeyeceklerdelesinde burjuvazinin tutumunu dir. Onlar tarihsel eylemlerini, takarakterize ederken, anti-jokeben rihin sayfalarına altın harflerle hükümetlerinin gerici özlemlerine kazımışlardır. Bizim liberal burjubahane oluşturulmasına söz etvalarımız ve “İslamcı burjuvazimekte. Burjuvazinin devrimci olmiz” istedikleri kadar “demokrasi” duğu dönemde gericiliği antinutukları atıp, statükonun karşıtjakobenlikle kategorize etmesi lığı nakaratlığı tuttursunlar, bu dikkat çekicidir. Dolayısıyla devyaptıklarının en karanlığından rimcilikte jakobenlikle kategorize gericilik, karşı devrimcilik oldu5


www.proleter.org

ğunu gizleyemeyeceklerdir. Daha dün denecek kadar yakın zamanda Mustafa Kemal’e karşı Abdülhamit’ten yana olanlar, bu günün ne yaman demokratları (kendilerine muhafazakar demokrat adını takmaktalar) olarak lanse ediyorlar. Ne zamandan beri liberaller ve feodal gericiler (feodal kafalı burjuvazi çok farklı bir bir kategoride değildir.) darbe karşıtı, “demokrasi” havarisi oldular. “Demokrasi” mücadelesinin bağrında uzun süreden bu yana, burjuvalar görünmüyorlar, artık onların asıl derdi kendi düzenlerini korumaktır. Halbuki devrimci burjuvalar feodal düzeni yıkma mücadelesi vermekteydiler. Bizim liberallerimiz ise bu gün hala “Anadolu burjuvazisinin” modernleşmesi umudunu taşıyorlar. “Çünkü bu toplumu değiştiren, modernleştiren, hep sağ partiler oldu. Bugün de toplumu modernleştirmeyi AKP üstlenmiş durumda… İstanbul burjuvazisiyle AKP arasındaki kavganın sebebi, ‘ya Anadolu sermayesi bizi işgal ederse’ korkusudur. AKP, Körfez sermayesini daha da getirirse Anadolu İstanbulu fersah fersah geçecek… 2002 den 2009’a kadar ki yedi yıllık AKP iktidarında senede tarımdan üç milyon insan büyük şehirlere göç etti… ‘Kriz bize teğet geçiriyor’ 6

lafının altında aslında körfez sermayenin ve ona güven var… AKP’nin Anadolu sermayesinden yana olduğu ve onu metropole taşımaya çalıştığı ortaya çıktı. bu sermaye de devletle, orduyla çatışmak istemiyor. İşini yapmak, para kazanmak istiyor… AKP, insanlara köylerinde sahip olmadıkları imkanları vererek modernleşmenin alt yapısını sağlıyor. Bu ‘aktif modernleşmedir’ orta vadede bu insanlar sosyal dönüşüm geçirip kültürel olarak da modernleşecekler” (Hasan Bülent Kahraman Taraf Neşe Düzel’in Pazartesi konuşmalarından 16.03.2009) Liberal yazarımız “Anadolu burjuvazisi” dediği kesimin durumu kendince böyle özetlemiş. En dikkat çekici olan son cümlesindedir. “Orta vadede bu insanlar sosyal dönüşüm geçirip kültürel olarakta modernleşecekler.” Yargısı bir liberalin tip düşüncesidir. Sözü edilen “insanlar” kültürel olarak henüz “modern” (siz burjuva okuyun) değil ama bunuda ekonomide, paraya tapmada olduğu –ki bu “modernleşmedir” – gibi başaracaklar, liberalin inancı ve beklentisi budur. Yani bu yarım ağızla liberal burjuvazinin henüz feodal kültüre sahip (benceye feodal kafaya) olduğunun itirafıdır. Ve bu feodal


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 kafalı burjuvaların önderliğinde hakkındaki tepkileri okumaya dezavallı liberallerimiz demokrasi vam edelim: mücadelesi vermekteler. Fakat “Son yirmi yılda muhafaasıl önemli olan sınıf ve kişilerin zakar kesimde bir zihni sekilerdevrim karşısındaki durumlarıdır, leşmenin adım adım ortaya bir liberal sorunu “modernleşme” çıkmasına tanık olduk. kendive kültürel bir sorun olarak ele sini ‘dindar’ olarak tanımlayanlaalırken, bir Marksist devrim karrın oranının arttığı, buna karşılık dindarlığın içerik değiştirip günşısındaki rolü ile değerlendirir. delik hayata adapte olduğu bu Eski günlerde liberal burjuvalar, süreç hala etkisini sürdürmekte. yarım ağızla , gönülsüz olarak Söz konusu zihni açılsın aynı devrimden yana görünmeye çalızamanda küreselleşen dünyada şırlardı, Marksistler ise her zaman her koşul altında devrim için yeni bir kent tasavvurunu üretti. mücadele ederler. Bilirler ki işçiİstanbul be Ankara’ya muhtaç leri kurtuluşa götüren en acısız, olmayan bir Anadolu yarattı. en güvenli olan devrimin tam zaGiderek yabancı dil bilen, yöneticiliğin eğitimini almış genç bir kuferidir. Burjuvaziden özgürlük dilenmek onlar için onursuzluktur. şağın öncülüğünde kendine has “Ergenekon” adını verdikleri dava bir yeni burjuvazi ortaya çıktı. da kendilerine destek vermeyenBu değişimin laik kesiminleri darbe yandaşlığı ile süsleyip de de yansıması oldu… laik ve kendilerini değişmenin öncüsü dindar şeklinde kaba bölünme olarak gösteriyorkentli hayat tarzı içinde muğlaklar.”Ulusalcı…Cumhuriyetçi” burlaştı. Farklı kesimlerden gelen aijuvazinin bugün asıl özgürlük ve leler çocuklarını aynı okullara bağımsızlık kavramlarını kullangöndermeye benzer tatiller yapmaya, aynı mobilyaları beğenması onların karşı-devrimciliğinin meye başladılar. Böyle cemaatüstünü örtemiyorsa, bunlarında “demokrasi” ve değişim kavramsel ayrışmasının üzerini örten larını bayrak yapmaya çalışmalayeni bir orta sınıf doğdu. rı karşı devrimciliklerini gizleyeNe varki bir çok saha çalışmasından elde edilen gözlem mez. Ve bu durum, işçi sınıfının ve tespitlere dayanan bu değerdevrimin devrimin öncüsü olarak mücadelesinde değişik biçimleri lendirme yine de yeterince ‘soile yer alabileceğinin kanıtıdır. limut’ değil, sanki elimizde bir beral burjuvaların, müttefikleri takım rakamlar olsa, Türki7


www.proleter.org

ye’de değişimi daha iyi anlayabileceğiz… Neyse ki elimizde böyle bir rakamlar var. gazetemizin yazarlarından Erol Katırcıoğlu’nun bir süre önce dediği bazı basit istatistikler içinde olduğumuz değişim dinamiğini gözler önüne seriyor. Katırcıoğlu 1985, 1993, 2001, ve 2004 yıllarına ait verileri bir araya getirmiş. En çarpıcı olan, Türkiye’yi ‘merkez’ ve ‘çevre’ olarak hayali iki bölgeye ayırdığımızda yaratılan katma değerin seyri, 1985 yılında merkezin katma değerdeki payı yüzde 66 imiş. Bu oran sürekli düşüş halinde ve 2004’e gelindiğinde yüzde 49. Çevrenin payı ise aynı sürede Yüzde 34 ‘den yüzde 51’e çıkmış. Diğer bir deyişle 2004 yılında bu ülkenin tarihinde ilk kez çevrenin katma değerdeki payı merkezinkini aşmış. İkinci önemli gösterge istihdam… yine aynı yıllara ait istatikleri ele aldığımızda merkezin sağladığı istihdam oranının yüzde 52 ile başlayıp düz bir çizgi halinde 33’e indiği, çevrenin katkısının ise yine düz bir çizgi olarak 48’den 67’ye çıktığı görülüyor. Kesişme noktası ise 1987 yılı … yani o tarihten bu yana çevrenin yarattığıistihdam 8

merkezin kimi aşmakta kalmayıp bu gün iki misline varıyor. Katırcıoğlu 2000-2006 dönemi için sanayide kullanılan elektrikteki ve banka kredilerindeki artış oranlarına bakmış. genelde ‘az gelişmiş’ olarak adlandırılan ‘orta’, ‘Ortadoğu’ ve ‘Güneydoğu Anadolu’daki şirketlerin elektrik kullanımdaki yükselme Ege, Doğu Marmara ve Akdeniz dekinden fazla. Banka kredileri ise daha çarpıcı… Kredilerdeki yüzeysel artışın en yüksek olduğu bölgeler Güneydoğu ve Orta Anadolu , Orta Anadolu’da ülke ortalamasının epeyce üzerinde. Bu veriler zihniyet düzleminde gözlemlenen değişimin en azından ekonomi dünyasında bir karşılığının olduğunu gösteriyor. Ülkelerdeki iktisadi aktörleri coğrafi bazda ‘merkez’ ve ‘çevre’ olarak ikiye böldüğümüzde, merkezin ekonomiyi sürükleyici gücünün son yirmi yılda hızla azaldığını ve bunun geriye dönüş emaresi vermeyen bir süreç olduğunu anlıyoruz. AKP bu değişimin sonucu ve taşıyıcısı olarak ortaya çıktı. Bu gün Doğan Grubu ile hükümet arasındaki çekişmenin ortasındaki kaybeden merkez aktörlerinin umutsuzca direnmesi var. Aynı nedenler , merkezdeki ‘laik’ çevrelerin niçin Ergenekon dava-


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 sına destek vermekte isteksiz olÇünkü rakamlarla gösterilen burduklarına da ışık tutuyor. Çünkü juvalaşmanın diğer yandaki karbu davanın gidişatı demokrasi şılığı proleterleşmedir. Liberal yazın bu konudaki suskunluğu dışı bir alternatifi ortadan kaldevam ediyor. dırdığı ölçüde, çevre aktörlerinin siyasetteki hakimiyetini tescil Devam edecek. edecek. Seçimlere bu atmosfer içinde gidiyoruz. Merkez umutN.IŞIK Mart 2009 suz. Güç ellerinden kayıp gidiyor. AKP’ye anlamlı bir alternatif üretmekte acizler, çünkü kendileri de ekonomi konusunda teslim bayrağını çekmek üzereler.” (Etyen Mahçupyan 08.03.2009 Taraf) MARKSİZM-LELİNİNİZM Liberal burjuva yazarımız HER ZAMAN GÜNCEL müttefiki, kuyruğuna takıldığı ve VE aynı şeyi “solcuları”nda yapması BİLİMSEL ÖĞRETİ gerektiğini istedikleri burjuvazideki durumun analizini böyle yaSEÇİMLER, pıyor. Ekonomik olarak ta egeEKONOMİK KRİZ men olmaya doğru hızla ilerledikVE lerinin verilerini ileri sürmüş. burPROLETARYANIN juvazinin çok tedirgin olduğu DEVRİM kendi içindeki kutuplaşmanın PROGRAMI maddi köklerini liberal yazındaki yansımaları bunlar. Burjuvalar Türkiye burjuvazisi Küreiçindeki ‘laik-şeriatçı’ kutuplaşsel Kapitalist-Emperyalist sistemasının, hiç te salt ideolojiler min krizinin derinleşerek genişdünyasına özgü ekonomik ilişkilemeye devam ettiği bu günlerde, lerden kopuk bir çatışma olmadısistemin egemen yerel yöneticileğını göstermekte. Daha önemlisi rini yenilemek, yönetimlerini kitleise sözü edilen kesimdeki burjuler tarafından onaylatmak üzere valaşmanın hızlı artışı sınıf müTürkiye çapında “Yerel Yönetim cadelesinin seyrini değiştirmeyeSeçimleri” yapmak üzere tüm ceğinin göstergesi olmasıdır. 9


www.proleter.org

gücünü seçimlere odaklamış durumda. Her gün dünyanın bir yerinden kapitalist-emperyalizmin krizi ile ilgili bir takım gelişme ve haberlerin geldiği ortamda diğer ülkelerden ayrı-izoleolmak mümkün olmadığından da bütün kesimlerin ve sınıf temsilcilerinin bir “kulakları” da bunlarda. Amerikan seçimleri, Avrupa ve diğer ülkelerdeki tüm yaşananları da sınıf savaşımının dışında tutmak da mümkün değil. Her sınıf kendi ideolojik bakış açısıyla günlük ekonomik ve siyasi gelişmeleri yakından izlemenin yanı sıra kendi peşrevinde “reçete”ler, “çözüm önerileri” ve benzer tavırlar ve yaptırım kararları almakta, bir kısım küçük burjuva sınıf temsilcileri de işçi sınıfından yana görünerek, işçi sınıfının söylemlerini kendi mahreçlerinde şekillendirerek diğer burjuva sınıflara destek vererek kendi “kurtuluşlarını” garantilemeye çalışmaktalar. Üretim, yeniden üretim süreci bir türlü işlemiyor, gerçekleşemiyor, kapitalizmin çarkları giderek yavaşlamakta, yer yer durmakta, kitleler işsiz kalmakta, sermaye sermayenin önünde engel olarak bütün süreci tıkamaktadır. Sermayenin kronik hastalığı olan bu krizi yeni bir ekonomik üretim biçiminin kapı10

sına gelip dayanmıştır. Ekonominin bu süreci dayandığı sınıfları kendi çıkarlarına uygun davranmaya, bunlarla ilgili tavır almaya, mücadele etmeye önüne görev olarak koymaktadır. Bunlardan biri kapitalist üretimin hakim sınıfı kapitalistler, büyük toprak sahipleri, diğeri ise bunun karşıtı ve geleceğin kurucusu devrimci proletarya, işçi sınıfıdır. Bütün ekonomik, politik sorunların, savaşımların çözümü için bu iki sınıfın programlarına dayanan çalışmaları ve çatışmaları izliyoruz. Proletaryanın kendisini her türlü yoldan ve cepheden kuşatarak mücadele ettiği burjuva ideoloji ve politikalarına karşı bilimsel sosyalizmin, MarksizmLeninizm’in torik birikimine, bilimsel ve güncel sorunlarına yanıt verecek bilimsel çalışmaya, içindeki burjuva kalıntıları, unsurları temizleyerek torik ve pratik olarak gerçekleştirmek görevi içindedir. Sınıf mücadelesinin proletarya ile burjuvazi arasındaki savaşımının tarihi bu mücadele ve savaşımlarında tarihidir. Sermayenin egemenlik biçimleri ve bunun yansıması ideolojik, politik hareketlerine proletaryayı inandırmayı, yolundan saptırmak isteyen devrimci teorisini karalamak, onun geçerliliğini yitirmiş bir “ideoloji” olduğunu, kendi bağım-


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 sız örgütlenmelerinin zamanının söylemler altında işçi sınıfını yogeçtiğini vaaz ederek, küçük burlundan saptırmaya yönelik burjujuva demokratları-sosyalistleri, va ideolojik, politik unsurlardan, liberalleri, reformistleri vb. her ablukalardan kurtulmak mümkün olmadığı gibi, işçi sınıfını burjutürden unsurları tarafından burjuvaziye hizmet için bütün güçlerini vazinin kucağına itilmekten kurtulmak da mümkün olmayacaktır. kullanmış, kullanmaya da devam Bu mücadelenin kapitalist emetmektedirler. Marks-Engels öncesi işçi peryalist sistemin işleyişi, aldığı biçimler, yeniden yapılanmalarıysınıfının ideolojik ve teorik mücala şekillenmekte ve çeşitlenmekdelesini belli bilimsel temellere tedir. Bunların işçi sınıfı içindeki oturtmak Marks’ın ve Engels’in yansımaları ideolojik, teorik göbilimsel çalışmaları sonucu “Komünist Manifesto”’da formülleştirüşlerinin yanında örgütsel ve pratik mücadelesini de şekillenrilerek bütünlük sağlanmıştı. Bidirmekte, yönlendirmektedir. İşçi limsel çalışmaların devamı ve ortaya çıkan yeni sapmalar, bu sınıfının ekonomik, politik örgütlerini yozlaştırmakta, “tasfiye” mücadelenin sürekliliği konusunu işçi sınıfına hiçbir zaman aklınetmekte, “çöküş”, “çözülme” dadan çıkarmaması ve gündeminğılma göstermekte. Böylece işçi den düşürmemesi gereken bir sınıfı birlikten, örgütten, devrimci görev olarak önüne koymuştur. teoriden uzaklaşarak, burjuvaziBu gün de işçi sınıfı ve onun ideye kolay lokma olmaya elverişli hale gelmektedir. Geçmişteki işçi olojik görüşü, devrimci teorisiyle sınıfı ve dünya halklarının devdonanmış ileri unsurlarının örgürimci, demokrat, sosyalist haretüne, varlığına ve birliğine ihtiyaç ketlerinin başarısızlığa uğramavardır. Bu konuda devam eden sının altında yatan temel neden bir süreçte vardır, ve bu süreç geliştirilerek ve zenginleştirilerek bu sürecin devam ettirilememesürdürülmelidir. sinden kaynaklanmıştır. Süreçte yer alan her türlü “Düşman galip geldi.”, işçi sınıfı kendi içindeki ideolojik, teounsur, hareket, ideolojik, politik görüşler incelenmeli gereken derik, politik görüşünü “saf” tutamağerlendirmeler yapılarak sınıf dı, Yavaş yavaş yolu burjuvazinin eğitilmeli aydınlatılmalı ve bilinçtarafına evirilerek başlanılan “noktaya” geri dönüldü. İşçi sınılendirilmelidir. Aksi halde “sosyalist, komünist, ilerici, devrimci” vb fının Paris Komününden beri de11


www.proleter.org

vam eden iktidar deneyimlerine yenileri eklenerek yeni dersler çıkarmanın görevini ortaya koydu. Bunu çok iyi değerlendirmek, burjuvazinin uhdesinden çıkarmak gerekiyor4. Aşağıda özet 4

Kendilerine “Demokrat, Emekten yana, Sosyalist, Toplumcu vs.” adlarla lanse eden işçi ve emekçilerden yana hareket ettiğini söyleyen, parti, örgüt ve hareketlerin ortak yerel seçim programları, söylemleri bu görüşlerimizi doğrulamakla kalmıyor, nasıl bir boyuta büründüğünün de gözler önüne seriyor. 29 Mart 2009 Yerel Seçimlere ilişkin bazı il ve ilçelerde bir araya gelen bu unsurların programları diğerlerinde de ortak bir düşünceyi yansıtmaktadır. Avrupa Sosyal demokratlarının ve başını Kautsky gibilerin çektiği sınıf uzlaşmacı, döneklerin, “tasfiyecilerin” hareketlerine benzer davranışlar göstermekte, sınıfın devrimci, militan yanını törpülemektedirler. “Akhisar Halkçı Yerel Yönetim Platformu” özet olarak şu görüşleri lanse etmektedir: “Halkçı belediyecilik; kişi ve kurumların çıkarlarını değil halkın çıkarlarını temel alan belediyecilik anlayışıdır. Halkçı belediyecilik, demokrasi ve katılımcılığı esas alan, çağdaş ve şeffaf bir yerel yönetim anlayışıdır…” “Halkçı Belediyecilik Proje Uygulamaları 1- Organize Sanayi Bölgesine sahip çıkılarak, alt yapı eksiklikleri hızla tamamlanarak yatırımcılar için cazip hale getirilerek yeni iş alanlarının açılması için sürekli ve ciddi bir tanıtım ve çalışma sürdürülecektir… 10- Belediyede esnafın sorunlarıyla yakından ilgilenmek için ‘Esnaf Masası’ oluşturulacak, zincir marketlerin küçük esnafı yok

12

alıntılar yaptığımız “Akhisar Halkçı Yerel Yönetim Platformu”nun görüşlerinden ve uygulamaya koymak istedikleri projeleri bize gösteriyor ki bu platform burjuvazinin ekonomik ve siyasi örgütlenmesinin yerel bölümünde uygulamasını üslenmiş bulunuyor. Başta belirledikleri “Halkçı Belediyecilik” anlayışları ile kime hizmet edeceklerini bize yansıtıyor. Toplumun bütün kesimlerini ve sınıflarını barındıran “halkçılık” maddi ve siyasi güçten yoksun işçi sınıfı ve emekçilerin durumuna hizmet etmeyeceği açık seçik ortadadır. Bunun böyle olduğunu kendileri de bilmekte ve açıkça kime hizmet edecekleri konusunda da “açıklık” getirmektedirler. “Organize sanayi bölgelerinde yatırımcılara cazip ortam sağlamak” sermaye ve sermaye gruplarına hizmet etmek. Bir başka paragrafta ise toplumsal gelişmeyi geri götüredici etkisi nedeniyle kent merkezinde yer alan ve yeni açılacak olan zincir marketlere karşı yasalardaki yaptırımlar uygulanacaktır… 14- Din ve inanç özgürlüğünü ayrımsız savunan halkçı belediyeciliğimiz; her inanç grubuna eşit davranacak, camilerimizde olduğu gibi cemevlerine de suyu ücretsiz verecektir”


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 Konumuzla yakın ilgisi olmeyi amaçlayan, küçük üretim ve duğunu düşündüğümüz “Komüsermayeyi destekleyen talepler nist Yeniden Örgütlenme Üzerine ileri sürüyor. Kenar Notları” başlıklı, Fikret Bir başka paragrafta ise Uzun imzalı elimize geçen bir gericiliğe destek için dini kurumdeğerlendirmeden de söz etmeların masraflarının belediyeden den olmaz. karşılanmasının taahhüdünü veYazıdan anladığımız kadarıyla riyorlar. yukarıdaki platformun bileşenleBu ve buna benzer görüş rinden birinin içinden “ayrılmış” ve taleplerinin küçük burjuva sıbir grubun “Yeniden Örgütlenme” nıfsal yapılarından kaynaklanan üzerine çalışmaları ve değerlenbu kesimlerin bir çok il ve ilçede dirmeleri anlatılmakta. yaptıkları propaganda ve siyasi çalışmalar diğer burjuva partilerYazarımız yazısını başka bir değerlendirmenin eleştirisi den ayrı olamayacaklarının da üzerine kurgulayarak düşüncelegörüntüsü ve algısını yansıtıyorrini yansıtmaya çalışmış. Bu çalar. Bu konuda daha birçok örlışması diğer şeylerin yanında nekler ve açıklamalar bulmak basit Aristo mantığıyla ele almakmümkün. Komünistler sadece onların bu talep ve projelerini ta, kendi içinde bulundukları dueleştirmekle yetinemezler, onlar aynı zamanda bu grup ve kesimbulunan bütün sınıflar içinde, bir tek proletarya gerçekten devrimci bir sınıftır. Öteki lerin sınıfsal yapılarını açığa çısınıflar, modern sanayi karşısında çürümekkararak kime ve niçin hizmet ette ve sonunda yok olmaktadır; proletarya tiklerini ortaya koyarak teorik, onun özel ve temel ürünüdür. Aşağı orta pratik bütün yönlerini ortaya sesınıf , küçük imalatçı, dükkancı, zanaatçı, rerek gerçek yüzlerini ortaya koköylü bunların tümü, orta sınıfın parçaları olarak, varlıklarını yok olmaktan kurtarmak yup proletaryanın bunlardan teoiçin burjuvaziye karşı dövüşmektedir. Bu rik ve pratik olarak uzak durmanedenle, bunlar devrimci değil, tutucudur. 5 sını sağlayacaklardır. Üstelik tarihin tekerleğini geriye döndür5

Marks’ın Komünist Manifesto’sundan alınan aşağıdaki bölüm , Marks’ın, modern toplumdaki her sınıfın konumunun nesnel bir tahlili açısından, her sınıfın gelişim koşullarının bir tahlili ile ilgili olarak , toplumsal bilimden ne istediğini, bize gösterecektir: “Bu gün burjuvazi ile karşı karşıya

meye çabaladıkları için, gericidirler de. Eskaza devrimci olsalar da, bu, onların yaklaşmakta olan proleterleşmelerinden ötürüdür; böylece, bunlar mevcut çıkarlarını değil, gelecekteki çıkarlarını savunurlar; bunlar proletaryanın görüş açısını benimsemek için kendi görüşlerini terk ederler.” (MarksEngels Komünist Manifesto)

13


www.proleter.org

rumu, uluslar arası sınıf ilişkileri ile ilişkilendirerek açıklamaya çalışmış. “Komünist yeniden örgütlenmenin yaşamsal ve ertelenmez bir sorun” olmasının yanı sıra bu toplumsal ekonominin, kapitalist-emperyalist sistemin bir fenomeni olarak nesnel koşullarından kaynaklandığı tezini sorgulamaya çalışıyor. Marksizm’in tarihi sınıf mücadelesi tarihinden ayrı tutulamayacağı gibi, ulusal ve uluslar arası sınıf mücadeleleri de bunlardan ayrı tutulamaz. Dünya komünist hareketinin bir yandan Marksizm’in, diğer yandan burjuva ideolojisinden etkilenerek aşamalar geçirmesi yadsınamaz bir gerçektir. Önemli olanın ne kadar burjuva ideolojisinden arındırılmış, bu ideolojiye karşı refleksler geliştirebilen bir yapılanmanın başarı sağlaması ile mümkün olmuştur. Yukarıda da belirtildiği gibi bu Marks-Engels öncesindeki süreci Marks-Engels son verirken, II Enternasyonal içindeki ve diğer akımların sapmalarını ise Bolşevikler-Lenin bertaraf etmiştir. Lenin’den bu yana ise ulusal ve uluslar arası komünist harekette etkili olmuş komünist akımlar var olmasına rağmen kendini kabul ettirerek genellik sağlayamamışlardır. Bu14

nun bir çok etkeninin olmasının yanı sıra yerel ve uluslar arası sermaye yapısının eşitsiz gelişimi ve emperyalistler arası ekonomik ve politik etkilenmelerin rolü büyük olmuştur. Yer yer bazı emperyalistlerce desteklenen bölgeler ve yörelerde ekonomik ve politik tutumlar gelişmeleri törpülemiş, siyasi baskılar, örgütsel ve teorik birliğin oluşmasına etkilemiştir. Ekim devriminden sonra emperyalizm ulusal kurtuluş savaşlarına, burjuva devrimlerinin gelişmesine, sosyalizm mücadelesine büyük dirençler göstererek ve hatta faşizmi ve emperyalist savaşı devreye sokarak ileri boyutlara vardırmıştır. Kapitalizmin henüz egemen olamadığı ve egemen olma yolunda yol almakta olan kapitalist üretimleri kendi ağlarına katarak, egemenliklerini pekiştirerek, sosyalizmin dünya ölçeğinde yayılmasını, teorik ve pratik gelişimine “darbeler” vurmuştur. Bunlarla kalmayıp sosyalizm ve demokrasi mücadelesini muzaffer ülkelerde gerilemesini ve yer yer çözülmesini, bu ülkelerin ve dünya komünist hareketinin konjonktür el etkisiyle sonuçlandırmıştır. Şimdi günümüz komünistleri bu gelişmeleri tespit edip teorik ve pratik dersleri ortaya çıkararak gerçekleştirmek için önünde bek-


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 bas yolcu”lardan kurtulmanın yoleyen toplumsal devrimi hızlanlunu bulabilmektir. dırmaya çalışacaklardır. YazaEmperyalist, tekelci burjurımız bu konuyu “işçi sınıfı tekelci vazinin sosyalizmin ve komünist düzende son derece sistemli bir hareketin çökertilmesi konusunçaba ile ideolojik olarak kuşatılda giriştiği mücadeleler elbette mıştır” demek suretiyle “ana olküçümsenemez. Ama bu mücagunun” bu olduğunu açıklamakdelenin komünist hareketi “geritadır. Diyalektiğin yasaları gözletmesi” mümkün, ama yok etden kaçırılarak işçi sınıfının kendi mesi mümkün değildir. Ancak ideolojisini geliştirmede ve bakomünist hareket içindeki burjuva ğımsız teorik gelişmesine ve örunsurları koparmak, geriye burgütlenmesine “ideolojik kuşatmajuva, burjuva ideolojik unsurlarnın” belirleyici olamayacağını atdan ayrışmış bir hareketin oluşlamaktadır. masına vesile olabilir. Nitekim “…Devrimci bir yapılanhayat bunu doğrulamaktadır. Yamanın önündeki temel engel, tezarımız kendi içlerindeki kopmakelci düzenin ideolojik kuşatmaları bu yönden değil, komünist sı”nın olması mümkün değildir. Bunu böyle kabul edersek burjuhareketten kopuş olarak değerva toplumunun yıkılmasının lendirmekte, en büyük yanlışlığı mümkün olmadığı gibi bir sonuca yapmaktadır. Çünkü o rakiplerine varırız ki, bu bir iradi sorun değil, “eskiden kopan değildir, tamı taekonomik ve toplumsal bir somına eskinin devamıdır. Eskiden rundur. Bu gelişmenin önünde kopulamadığı için yeni söz konuhiçbir burjuva ideolojisi ve baskısu olmamaktadır” demektedir. sı yeterli değildir. Bu çok önceYazarımız bir dizi “partiden (Marks-Engels) tarafından leşme”, “birlik” açıklamalarından tespit edilerek mahkum edildi. sonra homojen olmayan bir çok Lenin’in Emperyalizm tahlili bugörüşlerin bir araya geldikten nun önceli Ekim Devrimi de tescisonra “partileşme sürecine “ gilidir. O halde sorun çağımız rilmesinin “parti her şeydir”, “parti Marksizm’in sorunlarına verilen fetişizmi” olarak değerlendirmeye bu günkü devrimci teorinin başat almaktadır. Ve bu türden hareket olmayan “geriliği”dir. Bunun yanıetmenin yanlışlığına dem vurarak tı ekonomistlere, Trockistlere vepartiyi şöyle açıklamaktadır. “Oyrilecek yanıtta yatmaktadır. “Absa parti bir demir, bakır ya da işlenmiş çelik madeni değildir. 15


www.proleter.org

O,canlı toplumsal içerikli bir organizmadır. Kendisini oluşturan her organizmadan bir parça içerir ve kıvamı bu içerdiği parçaların diyalektik bütünlüğüdür ki, hem teorik, hem pratik yönelimi yanında, nesnellikle bağlı bir iradi yanı da vardır. Öncülüğü bu bütünsellikte ve kendisini yaratan ideolojik derinliğin emrettiği çizgidedir. Çelişkiler bu çizgiye ve bununla bağlı olarak gelişen öncülüğe tabi olarak çözülmelidir. Hem de keskinleşmeden. Eğer tek kelimeyle ifade etmek gerekirse, dünya komünist hareketini çöküşe götürenin ideoloji olduğunu söylemek mümkündür. Bu eksenden milim sapılınca politik ve örgütsel düzlemde bin kat fazla sapmalar mümkün olabiliyor. Ve öyle olmuştur. Bu konu oldukça derinlemesine ele alınması gerekir.bununla mücadele ideolojik olur.Mücadelenin adının net konulması gerekmektedir.İdeolojik mücadele ekseninden sapıldığında,diğer cephelerdeki mücadeleler mutlaka, mücadele edilene tabi olmaya başlar.Ve mücadelenin kaybedilmesi kaçınılmaz olur.” Kendini kabul ettirmiş devrimci teorinin varlığı olmadan “devşirme” birliklerden bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Bu olsa olsa “çingene çorbası” olur 16

ki bütünü temsilde yetersiz kalmakla kalmaz, parçalanmanın da zeminini oluşturur6. Yazarımız bu konuda bizimle aynı görüşü paylaşıyor görünüyor. Velakin durum böyle değildir. “Birlik ideolojik netliktir. Ayrışmaktır. Kopuştur. Ayrılacaklarınla, kopacaklarınla bir araya gelmemektir. Birliğin mantığı budur ve faşizme karşı birleşik cephenin mantığında dahi bu vardır. Tabandan işçi sınıfının birliğidir. Bütünleştirici eksen ise faşizme karşı mücadeledir.” Küçük burjuva sosyalistlerinin, demokratlarının faşizme karşı mücadelesi ne anlama geliyor? diye sorduğumuzda tezimizle çelişkili ifadeler vermek zorunda kalırız. İşte bu yüzden bu görüşü parti ve birlik konusunda da paylaşamıyoruz.7 “Günümüz koşullarında, dünya devrimini hedefleyen, en azından bölge devrimini hedefleyen ve ana ekseninde olmazsa olmaz 6

Hücrelerin biyolojik yapısı ile dokuların biyolojik yapıları birbiriyle uyumlu olmalıdır. Böylece organların bütün bünyeyi kapsayacak şekilde uygunluğu sağlanabilir. Üye ve örgüt yapısı buna uygun niteliklere sahip olmak zorundadır. 7 Yazarımız çözüme yaklaştığı an ondan uzaklaşmaya başlıyor. Onu ayakları üstüne oturtmak gerekiyor. İdeolojik ve teorik sorunlarını yanıtlamadıkça ideolojik kuşatmayı yenemezsiniz. Bu hep böyle olmuştur, olacaktır.


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 şekilde duran sosyalist iktidar ve ayrıca daha başkalarının, dikkatlerini yoğunlaştırdığı bir soruperspektifini taşıyan bir tarihna karşı tutumunu açıkça belirsel ve evrensel, bağımsız, polilemek zorundadır. tik sınıf örgütlenmesinin teorik Biz, tümüyle Marksist teoolmasa da, pratik birliği yörik konumdan yanayız: sosyaliznünde geliştirilmek istenen mi bir ütopyadan bir bilime ilk çabaları var. Bu çabaları hafife dönüştüren, bu bilim için sağlam almak da yanlış, abartmak da bir temel koyan, ve bütün yanlayanlıştır. Ama yanlışlarını ele rıyla onu daha da geliştirmede ve almamak da yanlış.” (abç) yetkinleştirmede izlenmesi gereBütün bunlar ülkemiz devken yolu gösteren ilk teori, Markrimci, komünist hareketi içinde sizm olmuştu. Marksizm, emekgeçerlidir. Marksist-Leninist Biçinin kiralanmasının, emek gülimsel sınıf ideolojisine sahip olcünün satın alınmasının, bir avuç madan, kendini kabul ettirmiş kapitalist, toprak, fabrika, maden devrimci teorinin olamayacağı ve sahibi vb. tarafından, milyonlarca bu olmadan da komünistlerin birmülksüz insanın köleleştirilmesini liği ve partisinin mümkün olmanasıl gizlediğini açıklayarak, moyacağı sonucuna varıyoruz. Bu konuda Lenin’e dönersek dern kapitalist, ekonominin yapışunları görürüz: sını açığa çıkarmıştır. Marksizm Lenin 1899’da kaleme algöstermiştir ki, bütün modern kadığı “Programımız” adlı makalepitalist gelişme, büyük üretimdeki sinde şunları yazmaktadır: küçük üretimi ortadan kaldırma “ULUSLAR ARASI sosyal eğilimini yansıtır ve toplumun demokrasi, bu gün ideolojik bir sosyalist sistemini mümkün ve sarsıntı içindedir. Şimdiye dek zorunlu hale getiren koşulları yaratır. Marksizm, bize, kök salmış Marks ve Engels’in öğretileri, geleneklerin, siyasal entrikaların, devrimci teorinin sağlam temeli anlaşılmaz yasaların, ve muğlak olarak kabul edilmekteydi, ama öğretilerin kara örtüsü altındaki şimdi bu öğretilerin yetersiz ve şeyi-sınıf mücadelesini , her geçersiz olduğu konusunda, her türden mülk sahibi sınıflar ile, yerde sesler yükseliyor. Kendini mülksüz yığınlar, mülksüzlerin bir sosyal-demokrat olarak ilan başında bulunan proletarya araeden ve bir sosyal-demokrat orsındaki mücadeleyi.- sezmeyi öğgan yayınlamaya niyetlenen herretmiştir. Devrimci bir sosyalist kes, Alman sosyal-demokratların 17


www.proleter.org

partinin gerçek görevini açıklığa kavuşturmuştur: toplumu yeniden biçimlendirmek için planlar kurmak değil, işçilerin aldığı payı iyileştirmek konusunda kapitalistlere ve onların çanak yalayıcılarına öğüt vermek değil, komplo planları hazırlamak değil, ama proletaryanın sınıf mücadelesini örgütlemek ve nihai amacı proletaryanın siyasal gücü ele geçirmesi ve sosyalist bir toplumun örgütlenmesi olan bu mücadeleye önderlik etmek… “Bütün sosyalistleri birleştiren, onların bütün inançlarına dayanak olan ve mücadele yöntemlerine ve eylem araçlarına uyguladıkları devrimci bir teori olmadan, güçlü bir sosyalist parti olamaz…”8 Yalnızca Türkiye toprakları üzerindeki devrimci ve komünistler değil, diğer ülkelerdeki komünist yoldaşlarda “ikircikli” hareket etmek yerine (devrimci proletarya ile küçük burjuvazi arasında kararsızlık gösterme) Marksizm’e sarılarak tarihi görevlerini üstlenmeli bunun için her hangi bir çağrı ve buyruk beklemeden harekete geçmelidirler. Bu konuda özellikle ülkemiz toprakları üzerinde mücadele eden komünistler hemen, hemen şimdi harekete 8

Marks-Engels Marksizm V.I.Lenin s.134

18

geçmeli, işçi sınıfına verilen sözler, taahhütler yerine getirilmeli, bir türlü gerçekleştirilemeyen buluşmalar, bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Biz bu açıdan sözümüzde duruyor, bu konuda söz verenleri de sözlerini tutmaya çağırıyoruz. Önümüzde iki yol var; ya kapitalist-emperyalist sistemin barbarlığı ya da sosyalizmin muzaffer yolu ! M. Gündar Mart 2009

TÜRKİYE DE BURJUVAZİNİN İKTİDAR SAVAŞLARI “O temel hatayı yapmasaydınız Amerika sizin tasfiye edilmenize bu kadar çabuk göz yumar mıydı? “NATO’culuğa karşı” oynadığınız maçı kazanabileceğinizi sanacak kadar saf mısız siz yahu? Nereye doğru gittiğinizi görmeyecek kadar körmüsünüz? Size “Çılgın Türk” diye gaz verdiler. Gerçekten çılgınlık etmeye kalktınız... Avrupa’yla köprüleri atacak, Amerika ittifakından çık-


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 tembel, uyuşuk bürokrasi, büyük mak isteyecek, Rusya – Çin – çoğunluğu köylülükten henüz düHindistan hatta şeriatçı İran ittifaşünce olarak kopmamış bir işçi sıkını arayacaksınız. Defalarca yaznıfı, ‘köylüler’, kentlerin kasabaladık. Amerika bunu size pahalıya rın tutucu küçük burjuvaları kapitaödetir diye. Ama siz dinlemediniz. lizmin ekonomik iktisadi eski sınıf “Türk faşistlerine iki çift laf” adını ilişkilerinden kopardığı herhangi bir verdiği makalesinde böyle yazıyor. sınıfa üretim ilişkileri bakımından Ağzını çalkalama ihtiyacı duymadan en galiz küfürleri yazı yazma henüz dahil olmamış potansiyel becerisi olarak gören lümpen burolarak proletaryanın unsurları oljuva yazarı Engin Ardıç. (1) Emmayı bekleyen yoksulların vb. sıperyalist burjuvazinin sadık uşaknıfların oyları ile hükümet olmuş ları eski generallerin, politikacılapartiler kentlerin tutucu cumhurirın, yazarların tutuklanmasını, emyetçi burjuvalarını küçük burjuva peryalist devletler arasında ki rereformist partilerini muhalefette bıkabetin nüfuz bölgelerinin korunrakarak burjuvazinin tepesinde ması için Türkiye üzerinde ki egeonu kendi hükümdarlığı altına alamenlik mücadelesini böyle tanımlırak büyüttü. yor. Kısmen zayıf koalisyon hüTürk burjuvazisi ile devlet kümetleri döneminde sesi daha arasında ki ilişki bir bakıma patrogür çıkan büyük burjuvazi mecliste nu olduğu fabrikasının yönetimini çoğunluğu elde eden partilerin hübıraktığı memurlarına söz geçirekümetleri döneminde korkup sinmesi kendine olan güvensizliğinmeyen kendi inisiyatifini koymakden ileri geliyordu. Ordunun dartan aciz mülk sahibinin zavallılığıbeyle hükümetlere son verdiği, na benziyor. Devleti kuran burjuva meclisin büyük bir oy potansiyeliysınıfı adına devleti yöneten ordule tek bir partiyle hükümet oluşturya, bürokrasiye, hükümetlere söz duğu dönemlerde burjuvaziyle geçiremeyen, kontrol edemeyen devlet arasında ki ilişki hep bir büdevleti yönetmekten korkan, Türk yüğün kendi elinden tutmasını burjuvazisi, sermaye olarak güçbekleyen çocukla baba ilişkisini lendiğinde, siyasal olarak karşıandırıyordu. Türk burjuvazisi için sında kendisinden daha güçlü, yödevlet bir babaydı. Topluma da netme yeteneğine sahip bir toplubunu söyledi. luk buldu. Baştan beri devleti kuran, burjuva ulusal kurtuluş savaTürk burjuvazisi kapitalizşını yöneten ordu, tohumlarını min erken döneminde değil, onun Kemalist burjuvazinin attığı hantal, gelişmesinin emperyalizm aşama19


www.proleter.org

sına dönüştüğü tekellerin, tröstlerin, banka sermayesinin serbest rekabetin yerini aldığı dönemde gelişen büyüyen bir sınıf olarak, emperyalist tekellerin, emperyalist para sermayenin, kredinin büyüttüğü serpilip geliştirdiği bir sınıf olarak ona olan bağımlılığı geliştikçe orantılı olarak büyüdü. Ondan bağımsız politikaların tekellerin rekabeti birbirleriyle ilişkileri borç veren paranın sahiplerinin siyasal konumlarıyla ilişkili olarak ‘bağımsızdı’. Hükümetler aracılığıyla artan dış borçların, emperyalist kredilerle güçlenen gelişen kapitalizm ulusal burjuvazinin sürekli hükümetlere ve bunlar aracılığıyla emperyalist sermayeye IMF ye olan bağımlılığı ulusal burjuvaziyi gittikçe alacaklı emperyalist devletlerin kıskacında onlardan bağımsız politikalar yapamayan devlet karşısında korkmasına bağımlılığına neden oldu. Emperyalist burjuvazi kendisini devletin gerçek sahibi sanan burjuva ordusuna, burjuva hükümetlerine emperyalist politikaların dışına çıkma eğilimi gösterdiği her keresinde kendi gerçek konumlarını hatırlattı. Kendi devletinden korkan, onun karşısında kendini zavallı hisseden ulusal burjuvazinin tepesine istediği zaman bineceği görüntüsünü veren devlet alacaklısı emperyalist burjuvazinin

20

karşısında süt dökmüş kediye döndü. Türk burjuvazisinin içindeki iktidar çatışmaları, burjuvazinin bütün kirli ilişkilerini burjuva sınıfının devletini oluşturan çeşitli burjuva örgütlerinin ‘saygın yöneticileri’ nin gerçek karakterini ahlaki çürümüşlüğünü, devletin bütün kurumlarının yozlaşmasını açığa çıkaran Ergenekon davası süreci dış görünüşte Kemalist ve İslamcı burjuva olarak ayrışmasını bu iki kesimin devleti ele geçirme, temsil ettikleri kapitalist gruplar adına karşılıklı baş vurdukları yöntemleri açığa çıkardı. Burjuvazinin kendi iç çatışması devleti oluşturan sözde saygın kurumların tümünün nasıl bir kokuşmaya, ahlaki ve siyasal çürümüşlüğe sahip olduğunu burjuva devletinin çalışma yöntemlerini, provoksiyonlar , cinayetler, karşılıklı darbe girişimleri, karşılıklı casusluk, emperyalist devletlere uşaklık sözde ulusal bağımsızlık palavralarıyla satılmışlığın alçalmanın, deliğe süpürülmeden kullanılmanın, kullanılıp bir köşeye fırlatılmanın olağanüstü bir bilgi kirliliği, karşılıklı suçlamalar, iftira kampanyaları, proletaryanın, emekçi yığınların ikiyüzlü yalanlarla bilincinin karartılması, iktidar mücadelesinin açığa vurduğu ilişkileri karşılıklı birbirlerini suçlayarak burjuva toplumunun ahlakının siyasal yapısının temiz olduğu kirli-


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 sömürüsü ve açlığını sulandırıp liğin her türlü yasa dışı ilişkilerin, magazinleştirerek kitlelerin bilincini terörizm ve alçaklığın karşı tarafta karartma çabalarını bir tarafa koyolduğu duygusunun verilmeye çaduğumuzda söylediklerine değil lışıldığı ruhunu sermayenin egesöylemediklerine yalanlarına mamenliğine satmış burjuva yazarlagazinleştirilmiş hayallere değil gerrının beslemelerinin kalemlerinçek toplumsal hareketlere, iktisadi den, sözlerinden bir kanalizasyon değişimlerin kapitalist iktisadi yaborusundan dökülen çamurlaşmış saların gelişmelerinin belirli bir pislik yığınından beter akıyor. Eryöndeki eğilimlerine çizgilerine genekon davası olarak toplumda baktığımızda bunların politik sahaçığa çıkan, iktidar mücadelesiyle nede ki ilkel görüntüleriyle şöyle proletaryanın ayaklarının altına bir olgu şekilleniyor günlük yaşanakıyor. Engin Ardıç adlı lümpen tımızda. yazar karşısında bir zamanlar İnsan aklı ve düşüncesini düğmelerini iliklediği eski paşalarısürekli canlı tutan yağışın sele döna öğüt veriyor. ‘O temel hatayı nüşmesi gibi akıp giden siyasal süreç oturup sakin bir kafayla ne oluyapmasaydınız’ Amerika sizi tasfiyor bir köşeye çekilip seyredeyim ye etmezdi diyor. O temel hatanın demeye kalmadan değişen günne olduğunu hemen aşağıda yazıdem, bir öncekinin bir sonra geleni veriyor. ABD – AB Emperyalistlerisüratle ittiği ve tüm bunların ağır ne karşı Rus, Çin, Hindistan emve yavaş bir oluşum içinde değil peryalizmine meyil etme. Yeni süratle yer değiştirmesi sonucu efendiler yeni ittifaklar arama. unutulup gittiği izlenmesinin zorBurjuva toplumunun siyasal laştığı insan hafızası balık hafızası temsilcilerinin iktidar ve muhalefemı bu denli çabuk unutulan dün tinin çatışmalarını topluma yönelik bugün ve bir önce ki gün bir düpropagandalarını bu sınıfın sözcüşünce bir akımın daha kendini toplerinin bize sunduğu biçiminden lumun yaşamında yerleştirmeye bağımsız, karşılıklı ayak oyunları zaman bulamadan yerini bir başikiyüzlü yalanlarını, işçi sınıfını alkasına bıraktığı biz neyiz? Nasıl datmaya yönelik bayağılıklarını, ciddiyetten uzak gizli saklı düşünbir siyasal toplumuz? Neyi savucelerini ve çıkarlarını toplumun nacağız? Demeye zaman bulamadan başka bir siyasal düşüncenin, içinde yer alan tüm sosyal sınıflagörüşün bir öncekinin yerleşmesirın ortak çıkarıymış gibi gösterme ne zaman bırakmadan ittiği, eskiteğilimlerini gerçek katı çıplak sınıf tiği tutarlılığın yerini tutarsızlığa, hareketlerini, yığınların yoksulluğu 21


www.proleter.org

sürekliliğin yerini karmaşaya toplumun sürekli yenilik isteğiyle en eski biçimlere sarıldığı, burjuva siyasal akımların şaşkınlığa uğrattığı bir süreç izliyor Türkiye. Seksen küsur yıllık cumhuriyet tarihi boyunca ‘ulusal bağımsızlık’ tan, küçük Amerika ya oradan komünistler Moskova’ya sloganlarıyla küçük burjuva soluna, ondan faşist cuntaya, liberalizme, liberalizmden dinsel iktidarın küçük burjuva tutuculuğunun yarattığı şeriat korkusuyla savrulan toplumun ekonomik ve siyasal çizgisinin yarı feodal burjuva toplumun dan egemen kapitalist üretim biçimine evrimleşmesine tanık oluyoruz. Temmuz seçimlerinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. %47 gibi hemen hemen oy kullanan her iki kişiden birinin hükümeti onayladığı görünüşte siyasal iktidardan memnun olduğu ve devam etmesini istediği görüntüsü veren tutucu siyasal İslamcı burjuva partisinin bir buçuk yıl sonra artık güvenini yitirdiği hükümet etme görevini ne kadar sürdüreceğinin tartışıldığı kapitalizmin dünya çapında ki iktisadi krizi ile birlikte sermayenin allayıp pulladığı ekonomik politikalarının iflasıyla güneş gören kar gibi eridiği sürece girdiğini görüyoruz. Temmuz zaferinin kibirliliği, kapitalist dünya bunalımının korkusuyla iktidar partisi AKP burjuva hukukunun, burjuva eşitliliğinin tek taraflı olarak devleti

22

kendi parti organları gibi kullandığı ve hasımlarının devlet olanaklarından yararlandırılmadığı burjuva içinde eşitsiz bir yerel seçim sürecine giriyoruz. Burjuvazinin kolektif örgütü devletin sermeyenin belirli bir kesimi siyasal iktidarı yürüten İslamcı burjuvazi tarafından hiçe sayıldığı devletin bütün gücünün kullanıldığı tehdit, şantaj ve baskıyla muhalefete göz dağı vererek yürüttüğü seçim kampanyasıyla sallanan iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. Kapitalist toplum kendi içinde krizle birlikte derinleşen siyasal ayrışmaya politik ve ekonomik çekişmelerin rekabetin keskinleşmesiyle toplumsal karın paylaşılmasının yerini sermayenin korunmasına bıraktığı bunalım dönemlerinde olduğu gibi burjuva sınıfının içinde ki çatlaklar ve ayrışmalar, zararın paylaşılması söz konusu olduğunda yerini saldırganlık ve suçlamaya bırakıyor. Kapitalist sınıfın siyasal temsilcilerinin aralarında ki hoşgörü, ahlaki kurallar, burjuvazinin o çok sözünü ettiği etik değerler bir tarafa bırakılarak yerini küfre ve çirkefliğe, bayağılığa, burjuva lümpenliğine bırakıyor. Kapitalist bunalımın yarattığı sefalet, işçi sınıfının yığınlar halinde işini kaybetmesi , burjuva partilerinin muhalefetin ve iktidarın birbirleriyle girdikleri ağız dalaşında meze olarak kullanılıyor. Sermayenin yeniden üretilmesinin


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 kını küçük burjuvazinin dar kafalı önündeki engeller sermayenin bir basit, muhafazakâr gerici yaşama kısmının devre dışı kalmasıyla sobiçimine terk ederek onun peşine na erecek olan kapitalist krizin düşerek, kendini ona tabi kılarak, aşılması burjuvazinin birbirlerinin siyasal yapısını anayasasını kutsal gırtlağına ellerinin gitmesiyle serdeğerlerinin cumhuriyetinin, atasımaye temsilcilerinin politik savanın onun tarafından alaya alınmaşıyla beraber yürüyor. sını kendi güdük devrimlerinin Politikanın kuru düz yazıokullarda ezberlettiği tarihinin banından edebiyatçının benzetmeler, yağılaştırılmasını, küçük düşürültasvirler ve zengin bir içerikle kurduğu romansı diliyle ifade edildimesini sessizce kabul ediyor. ğinde en kaba deyimle birbirlerinCumhuriyetçi büyük burjuvazi den aşkla, tutkuyla, övgüyle söz kendisi için tek kutsal olan kar kareden aynı masada yemek yiyip şılığında korktuğu saygı duyduğu içen insanların birden bire küçük orduyu, polisi ve eğitimi cumhuribir söz bir bakış bir ifadeyle, dostyet karşıtı burjuvaziye teslim ediluğun tutkunun, övgünün, aşkın, yor. Sermayesi tehlikeye girer girhayranlığın yerini düşmanlığa salmez yerini hükümete karşı teslimidırıya dönüştürdükleri dıştan bayetten savaşa en çirkef iktidar sakınca anlaşılmaz gizemli bir ilişkiye vaşına bırakıyor. Ve tüm bunlar dönüştürdüğü bir durumu ifade burjuvazi için demokrasisinin vazgeçilmez unsurları olarak sunuluediyor. Türkiye de ki burjuva topluyor. Burjuvazi içinde demokrasi luğunun hareketi. Burjuvaziyle burgüçler eşit olduğu sürece sermejuvazinin ilişkileri. Bir bakıyorsunuz yenin yeniden üretimi büyük bir burjuvazi kendi içinde tam bir birlik engelle karşılaşmadığı sürece büve uyumla bir politik temsilci üzetün özellikleriyle işliyor. Herkes isrinde birleşiyor, mevcut hükümete tediğini söyleyebilir. En kutsal deövgüler düzüyor, onun liderinin en ğerlere küfredilebilir. Yeter ki bükaba sıradan davranışlarına fazilet yük sermayenin çıkarlarına artıve erdem yüklüyor. Bir bakıyorsudeğere onun elde ediliş biçimine nuz küçümseme ve alayla yerin dokunulmasın. Burjuvazinin tümü dibine sokuyor. Cumhuriyetçi burgerçek düşman olarak işçi sınıfını juvazi işler iyi giderken kaba saba kasaba esnafı, kültürsüz kabadayı ve artık radikal devrimci sosyalist tutucu dindar cumhuriyet düşmandilini kaybetmiş olmasına rağmen ları feodal kafalı küçük burjuvalara geçmişten gelen bir korkuyla desiyasal iktidarı teslim ederek kendi mokrat devrimci küçük burjuvaziyi hukukunu yaşama biçimini, ahlagörüyor. Burjuvazi baskı ve şidde23


www.proleter.org

tini hiç azaltmadan bu sınıflar üzerinde uyguluyor. Büyük burjuvazinin politikasının ve siyasetinin tutarlılığı iki yüzlülük, korkaklık, kaypaklık ve sadece bu günü kurtarmak üzerine kurulu olduğu geleceğe ilişkin uzun süreli bir burjuva iktidarına, ulusal bir burjuva politikası ve tutarlılığına sahip olmadığını gösteriyor. Türk burjuvazisi için önemli olan bugün, yarın ne olacağını Allah bilir. Türk burjuvazisinin günlük siyasal sürecine ilişkin değerlendirmede bulunmak oldukça zor bir iş. Bunun zorluğu sürecin anlaşılmazlığından, burjuvazinin karakteri, iktisadi politik hareketinin tahlilinden kaynaklanan bir zorluktan öte zenginliği tutarsızlığı birleşen ve ayrılan ilişkilerin sürekli değişkenliğinin yarattığı zenginlikten kaynaklanıyor. Oturup yazı yazmaya başladığınız andan yazıyı bitirdiğiniz andaki zaman diliminde bir bakmışsınız birlikte hareket eden politik çıkarlar üzerinde anlaşmış insanların birbirleriyle daha anlaşma masasından kalkmandan kanlı bıçaklı olduğuna tanık oluyorsunuz. Bu durum ister istemez hele bir bekleyelim ne olacak diye kalemizi bir kenara koyduğunuz da bu süreçte birkaç ittifak dostluk ve düşmanlığın ard arda sıralandığına tanık oluyorsunuz. En sonunda bütün bunların üzerine bir çizgi çekme günlük politikanın zenginli-

24

ğini bir kenara koyma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Biz her ikisini de birlikte yapmaya çalışacağız. Bir sınıf hareketinin bütünlüğünü tarihsel gelişimini değerlendirirken bu ilişkilerin gerçek nedenlerine üretim ilişkilerine gitmek zorundasınız. Ne var ki politik siyasal hareketler bunların yansımaları sonuçları olmakla birlikte üretim ilişkilerinin gelişmelerinin sonuçları bir ve aynı zaman diliminde eş zamanlı olarak gelişmez. Üretim ilişkilerinin gelişmelerinin sonuçları belirli bir zaman dilimi içinde kendi politik siyasal gelişmelerini yansıtır. Politika ağır aksak üretim ilişkilerini takip eder. Üretim ilişkileri belirli bir gelişme sonucunda toplumun politik yapısıyla çelişir çelişmez bu siyasal yapıyı çok farklı biçimlerde kendine uygun yeni bir yapıyla değiştirir. Eski ve yeni bu değişim içinde birlikte yer alır. Üretim ilişkilerini incelerken somut verilerden istatistikî bilgilerden, teoriden yola çıkarsınız. Sınıf hareketleri söz konusu olduğunda ilişkilerden ulusal geleneklerden, bağlantılardan eski ve yeni sayasal ilişkilerin güçlü ve güçsüz zayıf yanlarından hatta bazen gerici bir siyasal yapının ileri bir üretim ilişkisini temsil ettiğini her şey olup bittikten sonra görürsünüz. Genelden özele indirgediğinizde çoğunlukla bir edebiyatçı gibi davranmak zorunda kalırsınız. Tasvirler benzetmeler, dostluklar


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 rı hükümeti AKP ile bugün böyle düşmanlıklar anlık çıkarlar sınıf bir görünüm veriyor. Büyük burjuhareketlerinin genel karakterini tavazi ile küçük burjuvazi arasında rihsel yönünü bir bütün olarak deyalpalayan, modern burjuva yağiştirmese de hareketin düz bir şamıyla küçük bağımsız kasaba çizgide değil belirli bir zikzaklar geesnafı eski küçük burjuvazinin gerilemeler ve ilerlemeler çizerek lenekleri ve yaşama biçiminin kendine has bir yöntemle oluşurkarmaşasından evrimleşmesini lar. henüz tamamlayamamış bir görünBurjuvazi siyasal eğilim olatü gösteriyor. Büyük burjuvazi, rak kendi tarihsel gelişimi içinde karşısında genç dinamik güçlü bir zaman zaman iktidarı geçtiğimiz proleter sınıfın varlığını gördüğünyüzyılda feodallerle paylaştığı gibi bazı dönemlerde küçük burjuvazi de bu sınıf henüz gelenekleri davile de paylaşır. Hatta zaman zaranış biçimiyle bağımsız bir proleman siyasal iktidarını devleti kentaryanın bilincine dönüşmemiş oldisinden önceki eski iktidar sahipsa da toplumu kendi politik gücüyleri eski iktidar sahipleri feodallele yönetemediği dönemlerde siyare, küçük burjuvalara bırakarak sal iktidarı diğer sömürücü sınıflaronun gölgesinde gelişmesini sürla paylaşır. Hatta siyasal iktidarı dürebilir. Küçük burjuvazinin burgeçici olarak bu sınıflara bırakır. juva adına siyasal iktidarı yürütAma söz konusu olan sadece simesi ekonomik yasaların duvarına yasal iktidardır. Karın ve artıçarptığı zaman o sadece politik değerin paylaşımı söz konusu deolarak, yaşam biçimi olarak büyük ğildir. Burjuva sol demokratlarının burjuvaziye bir süre için kendi sınıf anlayamadığı olgu budur. Birkaç ilişkilerini düşünce alanında topyıl öncesine kadar politik iktidarın lumsal bir güç olarak kabul ettirebiküçük burjuva muhafazakarlarıyla lir. Ama en sonunda küçük burjututucu burjuvaziyle paylaşılması vazi büyük burjuvazinin ekonomik karşısında dehşetle şeriat korkuegemenliği, kapitalist üretim yasasuna kapılan demokrat burjuvazinin anlayamadığı bu olgudur. larının ezici gücü karşısında yok Genç proletaryanın, köylü geleneolan bir sınıf olarak alışkanlıkları ğinden düşünce biçiminden proleve düşünce yapısıyla da sönmeye taryanın bağımsız siyasal bilincine başlar. Toplum evrimleşmesini taulaştığı zaman bu politik karmaşa mamlayamamış anatomik yapı sona erer. olarak yarı insan yarı hayvan bir 97 Şubatında cumhuriyetçi görünüm verir. Türk burjuvazisin burjuvazinin tankları caddelerde toplumsal görünümü siyasal iktida25


www.proleter.org

laiklik bayrağıyla devleti korumak için tutucu küçük burjuvazinin üzerine yürürken, kentlerin ana caddelerinde resmi geçit yaparken, on yıl geçmeden sözüm ona üzerinden tank geçirilenler tankların altında ezildikleri var sayılanlar, tankların üzerindekileri ve arkasından alkış tutanları devleti yıkmakla demokrasiyi kesintiye uğratmakla suçlayıp bir bir tutuklanarak Silivri cezaevine tıkılıyor. Türk milliyetçiliğinin kutsal destanı Ergenekon masalı devletin varlığına indirilmek istenen bir darbe bir haydutlar çetesi tarafından yaratılmış terörist bir suç örgütünün adı olarak hafızalara kazınıyor. Türk burjuvazisinin bağımsız bir ulus devlet olarak varlığının temeli sayılan üniter devlet yapısı, devletin değişmez kuralı olan ‘laiklik’ yine burjuvazi tarafından resmi olarak Türkçe dışında bir dilin tanınmaması, Ergenekon suç örgütü tarafından hazırlığı yapılan bir darbeyle korunması amaçlanan bölücü suçlar olarak gösteriliyor. Türk burjuvazisinin kutsal değerleri anayasası tutucu küçük burjuvazi eliyle trajik komik bir şekilde bir tavsiyeyle parçalanmaya çözülmeye başlıyor. Türkiye kapitalizminin gelişmesi burjuva ulusal kurtuluş savaşıyla beraber ortaya çıkar. Burjuva devriminin oluşturduğu kapitalist sınıfın cumhuriyetçi burjuvazinin devlet eliyle zenginleştirdiği

26

kapitalist sınıftan ayrı, Anadolu da kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmesiyle beraber Türk köylüsünün, küçük kasaba esnafının sınıfsal olarak parçalanması ayrışmasıyla İstanbul, Ankara, İzmir gibi devletin doğrudan yada dolaylı desteğiyle zenginleşen kapitalist burjuva sınıfından ayrı, uzun bir süreç de devletin doğrudan desteğini almadan kendi ilkel sermaye birikimini sağlayan yeni bir burjuva sınıfı ortaya çıktı. Antep de, Kayseri de, Konya da, Denizli de, Maraş ta, Samsun, Trabzon, Manisa, Diyarbakır gibi illerde kendilerine Anadolu Kaplanları adı verilen yeni bir kapitalist sınıf oluştu. Taşra diye adlandırılan Anadolu da kapitalizmin gelişmesiyle bağımsız, küçük meta üreticileri kent ve kasabaların küçük burjuvalarının belirli bir bölümünün emperyalist sermayenin yan işletmeleri, montaj sanayileri durumuna dönüşerek kendi sermaye birikimlerini tamamlayıp büyük burjuvalar ve orta sınıf durumuna dönüşmeleriyle cumhuriyetçi burjuvazinin karşısında rakip güçlü bir sermaye sınıfı olarak yer aldı. Birkaç kuşaktır büyüyerek kökleşmiş eski kapitalist sınıftan ayrı ona gıptayla, kıskançlıkla bakan onu İstanbul sermayesi, elit bir sınıf olarak gören cumhuriyetçi burjuvazi tarafından ise taşranın kaba köylü görgüsüz, hacıağaları olarak uzun yıllardır horlanıp kale


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 sal kurtuluş savaşı ile birlikte doalınmayan bu yeni burjuva sınıfı ğan burjuva devrimi, burjuva devözellikle 1980 li yıllardan sonra rimlerini, yarı feodal toprak mülkikapitalist krizlerle hızla çözülen yetini kapitalist üretim yasalarının küçük meta üretiminin içinden doğan, Sovyetler Birliğinin emperyauzun sancılı evrimine bıraktığında list bir güç olarak zayıflaması, 90’lı bu devrimin devletin dışına ittiği yılların başlarında siyasal gücünü Osmanlının eski ayrıcalıklı egesömürü ve nüfuz bölgelerini kaymen sınıflarını dinsel tarikatların betmesi dağılmasıyla bu bölgeler kendi kapalı dar sınırları içine itti. de batı emperyalizminin ABD ve Bu sınırlar ve ilişkileri burjuva AB nin etki alanını artırması yeni cumhuriyetiyle bütünleşmekten bir emperyalist paylaşım savaşının uzak onun içinde onun karşıtı olaiktisadi ve siyasal olarak başlamarak kendi varlıklarını iktisadi olarak sı, burjuva tarihçilerinin dengeler kapitalist evrimin yıkıcı dönüştürüdediği statükonun korunması emcü etkisiyle burjuvalaştırırken peryalist iki süper güç arasında cumhuriyetin devlet yapısından yakabul edilmiş gibi görünen eski rarlanamamanın hıncıyla cumhuriilişkilerin parçalanması, yeni bir yet karşıtı burjuva sınıf olarak serpaylaşım savaşının Türkiye kapitapilip geliştikçe onunla bazen işbirlizmi üzerinde ki etkileriyle, emperliği, bazen karşıtı olarak cumhuriyalist tekellerin, tröstlerin yeni bir yeti burjuvazi adına kuran ve kenyağma eski yarı sömürgelerin södisini onun bekçisi sayan orduyla sürekli sessiz ve derinden çatışamürgeleştirilmesi eğiliminin içinden rak büyüdü. Bu gruplardan özellikyeni müttefiklikler yeni ilişkiler ve le bir tanesi Fettullahçılar olarak bağlaşıklıklar ortaklıklar çıktı. Kapikamuoyunun tanıdığı grup büyük talistleşen bu eski küçük burjuva bir kapitalist sermaye gücü olarak, sınıfının içinden emperyalist sersiyasal bir güç olarak çıktı. Sovyetmayenin yeni ortaklıkları ve işbirler Birliğinin çöküşü dünyanın yeni likçileri doğdu. Alışkanlıkları, yabir paylaşımının ortaya çıkmasıyla şama biçimleri, düşünce yapıları, eski işbirlikçileri cumhuriyetçi burkültürleriyle beraber küçük burjuva juvazinin yerini almaya başladı. bir gelenekten henüz kopmayı taCumhuriyetçi burjuvazi, dünyanın mamen gerçekleştirememiş bu iki emperyalist güç tarafından payyeni kapitalist sınıf kendi ekonomik laşıldığı birbirlerinin paylaşım alanörgütleri, dernekleri, kendi politik larına karşı görünüşte dokunmama temsilciliklerini partilerinin de yaravar olanın korunması temeline datarak cumhuriyetçi burjuva karşısında onun rakibi olarak çıktı. Uluyanan ilişkilerinin statükon, suni 27


www.proleter.org

dengenin – bu deyim küçük burjuva sosyalistlerine, solcularına aittir- korunduğu koşulların ürünü olarak kısmen bağımsızlıklarını koruyan, korumak zorunda oldukları ülkelerinde ki ulusal zenginliğin sahipleri olarak belli dengeleri korumak, kendilerini var eden ekonomik gücün ellerinden çıkıp gitmesine engel olmak durumundaydı. Emperyalist burjuvaziyle olan ekonomik ilişkilerinin temeli buna dayanıyordu. Oysa ki bu yeni burjuva sınıfının ne koruyacağı bir statüko ne koruyacağı ulusal zenginliklerin sahipliği vardı. Cumhuriyetin devleti korunması gereken kendine zenginlik ve ayrıcalık sağlayan bir güç değildi. Cumhuriyet ve onun kurumları, onun için İstanbul sermayesi, bürokrasinin kapitalizmi, devlet eliyle zenginleşmiş elit bir sınıftı. Bu ise ahlaken çürümüşlüğü bencilliği toplumdan kopmuş lüks yaşamı iktisaden gelişmenin önündeki engeli ifade ediyordu. Eski statüko, dengeler ve ulusal zenginliğin emperyalist tekeller tarafından yıkılması yağmalanmasının yeni dünya düzeninin en elverişli koşulları bu sınıf içinde mevcuttur. Batı emperyalizmi bu yeni duruma en uygun müttefiklerini, işbirlikçilerini bu sınıfın içinden bulabilirdi. Ve öylede oldu. Tarihin garip bir cilvesi emperyalist sermayenin, emperyalist siyasetin eski bağlaşıklıklarını, es-

28

ki sınıf ilişkilerini, temsilcilerini ulusal burjuvazi haline dönüştürdü. Ulusallık denilince donmuş teorileri, kalıplaşmış ideolojik bakış açılarıyla nesnel yaşamın akışını kavrayamayan sözcüklerle tarihi açıklamaya çalışan küçük burjuva dogmatizminden ayrı bir ulusallığı ifade ettiğimizi söylemeye gerek var mı? Maddi toplumsal hareketin, sınıflar ilişkisinin, üretim ilişkilerinin gelişmelerini yok sayarak donmuş hareketsiz, durağan nesneler olarak ele alıp inceleyen düşünceden, teoriden yaşama giden küçük burjuva bilgicin ulusallığı olmadığı bu yazının konusu değil elbette. Burada sadece söz konusu olan ulusallığın burjuvazinin feodalizm karşısında ki devrimci hareketinin erken kapitalizm döneminin ulusal hareketinin olmadığını ifade edelim. Şimdilik bu kadarı yeter. Cumhuriyetçi burjuvazinin ulusal burjuvazi haline gelmesi, onun bağımsızlık, cumhuriyeti koruma, laiklik ve benzeri söylemlerine 2006 Nisanında ki cumhuriyet mitinglerine dikkat edin. Eski konumunu korumak siyasal gücünü, varlığını cumhuriyeti kuran burjuvazi olarak egemenliğini muhafaza etmekti. Kendisini yaratan ve güçlendiren iktisadi ve siyasal ilişkilerin varlığını sürdürmekti. Varlığı emperyalizm karşıtlığından değil onunla işbirliğinden, ortaklığından bu ortaklığın göreceli bağımsızlı-


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 içindeki iktidar çekişmelerini serğından ileri geliyordu. Bu göreceli mayeyi korumak için geçici olarak bağımsızlığın yitirilmesi onun varuzlaşarak erteleyebilecekleri gibi lığının yitirilmesi, gücünün zayıfkrizin şiddetiyle birlikte saldırganlaması anlamına geliyordu. Türk lıkları birbirlerine karşı suçlamaları burjuvazisi içinde ki iki temel akıdaha da artabilir. Her iki durumda mın iki karşıt siyasal gücün birbirda krizin en çok yıkıma uğrattığı lerini tasfiye etmek için olanca şidproletaryanın daha şimdiden yüz detiyle çatışmasının ortaya çıkışı binlere milyonlara varan işsiz sayıburadadır. Bu iki akım iki farklı sısı bu savaşımın iktidar mücadelenıf ilişkisi olarak değil, aynı sınıfın sinin de yönünü belirleyecek kaçıburjuva sınıfının iki farklı yönünün nılmaz olarak. Burjuvazinin içinde çıkarlarının Türkiye ve dünya kapien çok bağıran büyük sermayenin talist iktisadi siyasal ilişkilerinin bu eski temsilcilerinin örgütü TÜSİAD günkü sonuçlarıdır. Bunların kendi olurken AKP hükümetiyle güçleiçindeki çatışmalarının, iktidar münen MÜSİAD daha temkinli ve cadelesinin alacağı biçim empersessiz şimdilik hükümeti güç duyalist kapitalizmin onun bir parçası ruma düşürmemek için bekliyor. olan Türkiye kapitalizminin gelişim Cumhuriyetçi burjuvazinin karşıtlakoşullarına bağlıdır. Bu gün emrının sembolü yeni burjuvazinin peryalist devletler tarafından dünyanın yeniden paylaşılmasının iktipeygamberi Fettullah Gülen ABD sadi ve siyasal olarak alacağı şeden verdiği demeçlerle uzmanlaşkil, işçi sınıfının bu paylaşım ve madan duyduğu kaygıyla Ergenesömürü koşullarına karşı, kapitakon Davasının sulandırılmadan lizme karşı vereceği savaşımın ciddiyetle sürdürülmesini, tasfiyegücü Türk burjuvazisinin bu iki nin, siyasal iktidardan cumhuriyetçi grubunun kendi aralarında ki siyaburjuvazinin duraksamaksızın sal savaşımına yön verecektir. uzaklaştırılmasını destek verdiği Dünya kapitalist emperyahükümetten AKP Hükümetinden list sisteminde 2008 de ABD de oristiyor. AKP Hükümeti nin başbataya çıkan ve tüm emperyalist kakanı R.Tayyip Erdoğan bağıran pitalist sistemi altüst eden bunalım cumhuriyetçi burjuvaziyi azarlayarak tehdit ederek krizin bir fırsat bu sistemin bir parçası olan Türkiolduğunu Türkiye yi etkilemeyeceye kapitalizmini daha şimdiden ğini 94 ve 2001 de ki kapitalist tüm şiddetiyle etkilemiş durumda. krizden güçlenerek çıkan İslamcı Krizin dünyada en çok etkilediği burjuvaziye moral vererek burjuülkelerin başında geliyor Türkiye. vaziden kendilerine olan desteğin Kapitalistler bu krizle birlikte kendi 29


www.proleter.org

devam etmesini istiyor. Kriz nasıl ki kapitalistlerin tekellerin yöneticilerinin bir kısmını işsiz bıraktıysa burjuva siyasal iktidarlarını, hükümetlerini de yıkıp geçecek. Kapitalist sermaye gruplarının toplam toplumsal karın paylaşılmasından doğan siyasal ideolojik ayrılıkları, gruplaşmaları sermayenin kendisinin korunmasına yönelik olduğunda biçim olarak değişebilir yeni gruplaşmalar yeni temsilcilikler, ittifaklar ve düşmanlıklar doğurabilir. 2001 kriziyle büyük burjuvazinin siyasal iktidarı teslim ettiği AKP Hükümeti, ABD-AB emperyalistlerinin, Anadolu burjuvazisinin, Fettullah Gülen grubunun desteğini alarak emperyalist yağmanın önünü açıp cumhuriyetçi burjuvazinin ulusal sanayisinin, cumhuriyetin ilk dönemlerinde kurulan ulusal sanayi emperyalist tekellerin yağmalaması için yasal düzenlemeleri yaparken demokratik küçük burjuvazinin zayıf güçsüz sesinden başka hiçbir muhalefetle karşılaşmadı. Devlet tekellerinin, devlet kapitalizminin büyük burjuvazi ve emperyalist tekeller tarafından ortak yağması karşısında cumhuriyetin koruyucusu kendini devletin gerçek sahibi olarak gören ordu bütün gücünü Kürt burjuvazisinin ulusal ayaklanmasına yöneltmişken cumhuriyetin ekonomik temellerini korumak şöyle dursun, kendi kapitalist tekeli OYAK ı da kaybet-

30

ti. Ekonomik gücünü kaybeden askeri olarak ABD ve AB emperyalistlerinin Kürt ulusal burjuvazisinin askeri gücü PKK üzerinden dönem dönem ağır kayıplar verdirilen cumhuriyetçi ordu eski dokunulmazlığını, siyasal üstünlüğünü, sözde saygınlığını yitirdi. Kamuoyunda Ergenekon Davası olarak bilinen, burjuva ordusunun darbe girişimlerinin açığa çıkarılması kendilerini toplumun üzerinde gören generallerin görevlerinin ve sınırlarının çizilmesidir. Kapitalist işletmelerin kapitalistler adına düzenleyicileri bunun için kapitalistlerin karlarından ücret şeklinde pay alan yöneticileri, memurları kendilerini kapitalist işletmelerin gerçek sahiplerinin yerine koyduklarında ve bu konumlarıyla sermayenin gelişmesinin önünde engel teşkil etmeye başladıklarında yerlerine daha uygun sermayenin gelişmesine hizmet edecek yöneticilere bırakırlar. Burjuva toplumunun burjuva üretim ilişkilerinin siyasetinin bir koruyucu militarist kurumu olan ordu ve generalleri de sermayenin çıkarları doğrultusunda hizaya çekilir. Fabrikanın, tekil, basit sade yapısıyla, burjuvazinin tümünün ifade edildiği siyasal örgütlenmesi devletin, tek tek burjuvaların değil bir bütün olarak bu sınıfın temsil edildiği ve kendi içinde temsil ettiği sınıftan ayrı bu alanda uzmanlaşarak bir


Proleter Şubat - Mart:2009 Sayı:58 ği en üst siyasal biçimidir. kapitagüç haline sermayenin ondan balist üretim ilişkilerinin yasayla düğımsız siyasal yöneticisi gücü hazenlenmesi güvence altına alınline dönüşen bürokrasi ve ordu masıdır. Parlamento, ordu, polis, yöneticisi olduğu sınıfın üzerinde mahkemeler, hukuk, eğitim kurumbağımsız bir güç haline dönüşür. larının yerel yönetimlerin vb. topSermayenin önünde bir engel halilamını ifade eder. Modern toplum ne geldiğinde bu kurumların diğer diye adlandırılan burjuva toplumubir değişle devletin kurumlarının yeniden düzenlenmesi olgusu ornun devlet yapısının farklı biçimler taya çıkar. Kapitalizmin tek tek ülde olması, burjuvazinin siyasal kokelerdeki siyasal tarihi boyunca numuna tarihsel geçmişine ulusla birçok kez buna tanık oluruz. Karözellikleri vb. göre şekillenir. Öz maşık yapısıyla devlet çoğunlukla olarak burjuvazi için demokrasi yığınların gözünde sınıflar üstü bir proletarya ve ezilen sınıflar için kurum olarak görünür. Ergenekon diktatörlük. Kapitalist devlet, burjudavasıyla sermayenin devlet üzevazinin tek tek üyelerinin değil bir rindeki yeni yapılaşmasının onu bütün olarak burjuva sınıfının ortak kendi gelişim koşulları içinde yeniçıkarlarını kapitalist sömürü yasaden düzenleme çabasına tanık larının, burjuva yaşam biçiminin, oluyoruz. proletarya üzerinde ki zora dayalı Burjuva devleti ister İngilteegemenliğinin ifadesi olan siyasal re deki biçimiyle sembolik bir kralbiçimidir. İster cumhuriyet, ister lık, ister İsviçre de ki gibi çeşitli dilmonarşi yada her ikisinin karmasından oluşsun temeli buna dayalerin konuşulduğu özgür demokranır. Kapitalist sınıf için burjuva partik bir cumhuriyet, ister ABD deki lamenter demokrasisi en ideal yögibi çeşitli eyaletlere bölünmüş her netim biçimidir. Sermayelerin güçeyaletin kendi kuralları kendi kaleri oranında temsil edildiği, sernunları özerkliği olan bir Birleşik mayeler arasındaki eşitliğe dayalı, Devletler Topluluğu, ya da İran dönemsel seçimlerle iş başına geSuudi Arabistan gibi dini yasalarla len burjuva partileri bu sınıfın geliryönetilen bir cumhuriyet le ya da Türkiye de olduğu gibi egemen lerinin güvencesini sağlamak, üreulusun diğer azınlık milliyetler üzetim ve dolaşım biçiminin tek tek rinde baskısına dayalı üniter devlet burjuvaların altından kalkamayabiçiminde yada monarşi krallıkla cakları ilişkileri sağlamakla görevyönetilsin. Burjuva devleti hangi lidirler. Bir bütün olarak kapitalist biçimde olursa olsun burjuva sınısınıf devletin tarafsızlığını sık sık fının ortak çıkarlarının ifade edildidile getirirken asıl olan yönetmekte 31


www.proleter.org

uzmanlaşan burjuvazinin temsilcilerinin tüm burjuva sınıfına eşit mesafede durmasını, devlet gelirlerinin ulusal zenginliğin, madenlerin enerji kaynaklarının, devlet ihalelerinin sermaye grupları arasında kendi lehlerine hasımlarının aleyhine düzenlenmesi için burjuva sınıfı için de kıyasıya bir rekabet yaşanır. Devletin eşit olması istenir. Burjuva siyasetinin temelini oluşturan bu ilişkilerdir. Dönem dönem şu yada bu sermaye gurubunun siyasal partilerin egeme olduğu iktidar, sermaye gruplarının kıyasıya bir rekabetini, şiddetli sınıf çatışmalarını doğurur. Kapitalistler kendi içindeki bu güç savaşında her zaman geniş yığınların işçi sınıfı ve ezilen halk yığınlarının desteğini arkasına almak zorundadır. Sömürülen hoşnutsuz yığınların öfkelerini yatıştırmak içlerinde bulundukları sömürü koşullarının kaynağını şu yada bu siyasal yönetici gruplara partilere yönelterek işçi sınıfının bilincini çarpıtırlar. Proletarya ve yoksul emekçi yığınlara “özgür iradeleriyle” kendilerinin nasıl daha iyi sömürüleceğine karar vermeleri istenir. Dönem dönem şu yada bu sermaye grubunun diğerlerine karşı üstünlüğü şeklinde cereyan eden hükümet etme yönetme gücü yığınları artan sefaleti ve yoksulluğu ile beraber hoşnutsuzluğunun yükselmesiyle burjuva iktidarları el değiştirir. İkti-

32

dardan düşen aynı zaman da devlet ihalelerinden düşmüş ulusal zenginliğin yeraltı ve yer üstü kaynaklarının yağmalanmasından uzaklaştırılmış olur. İktidarı ele geçiren burjuva partileri burada kalıcılaşmak iktidardan düşse bile gücünü koruyabilmek için devlet aygıtını baştan sona kendi kadrolarıyla yeniden örgütleyerek çıkarlarını kalıcılaştırmaya çalışır. Şunu da söylemek gerekir ki kapitalist sınıf için ideal olan yönetim biçimini parlamenter demokrasi cumhuriyet olması gerçeği mutlak bir gerçek değildir. Burjuva siyasal koşulları içinde de mutlak değildir. Askeri darbeler ve diktatörlükler le dönem dönem kesintiye uğrar. Kapitalist sınıfın kendi rekabeti, siyasal iktidarı kendi içinde paylaşamaz duruma gelmesi, proletaryanın artan hoşnutsuzluğu, ezilen yığınların çeşitli isyanlarıyla burjuvazi kendi parlamenter demokrasisini kapitalist devletin kurumlarından birine gönüllü yada gönülsüz zor yoluyla teslim etmek zorunda kalabilir. MAHİR

2009/MART


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
58-PROLETER by sol yayin - Issuu