CİLT:5
SAYI:55
Ağustos - Eylül: 2008
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
TÜRKİYE’DE DEVRİM VE KARŞI-DEVRİM Geçen sayıdan devam… Kapitalizm ve devrime ilişkin Marksist düşünceye sahip olmamak çeşitli yanılgı ve hatalara neden olmaktadır. Türkiye ve dünyada “sol” ya da genel olarak kendilerine devrimci denen kişi ve hareketlerin tarihi bunlarla doludur. Özellikle kapitalizmin işleyişi onun genel hareket yasalarının doğru olarak anlaşılması devrimci ve komünistlerin en önemli yanlışlarına temel teşkil etmiştir. İçinde yaşadığı koşulların – burjuva toplumun esiri olan bir işçi sınıfı – ki bu kendisi için sınıf olamama durumudur. Onu kapitalizmi yıkıp kendi kurtuluşunu sağlama yeteneğini gösteremeyecektir. Gerekli olanın ne olduğu konusunda geçmişte olduğu
gibi bu gün de çok farklı görüşler, teoriler ortalıkta dolaşmaktadır. “Bir defa Türkiye’nin sermaye birikimine ihtiyaç var. Kapitalizmle kalkınma böyle oluyor ve şu anda kapitalist kalkınma dışında bir alternatif yok. Yok ama her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Ne var ki biz Türk sosyalistleri bu yoğurdu nasıl yiyeceğimizi bilmiyoruz. Her halde ilkemiz sermaye birikimi gerçeğini kabul etmek, rantların en önemli kaynaklarından biri olduğunu da kabul etmek ama bu süreçleri halkı koruyarak yapmaya çalışmak.” (Ahmet Çakmak 27.08.2008 Birgün ) Hangi süreçler “halkı koruyarak” yapılacaktır? Yazarın bu konuda kafası açıktır. Bir defa en başta önüne koyduğu hedef sermaye birikimini gerçekleştirmektir. Kapitalist kalkınma alternatifsizdir. Rantlarda bunun en önemli kaynaklarından biri olduğuna göre, kapitalistle kutsal amaç kalkınma için her şeyi yapabilirler bunlar kapitalizmin gerçekleridir deyip sineye çekmekten başka “sosyalistlerin” yapa-
www.proleter.org
cak bir şeyi yoktur. Onlara düşen görev ise halkı korumaktır. eskiden halkı kurtarmaya çalışırlardı, şimdi korumaya soyunuyorlar. O eski günlerde, halkı kurtarma, ülke kalkınmasını sağlamak için “öncü savaş” ya da “halk savaşı” hazırlığı yapılır ya da verilirdi. Şimdi ise görüldüğü gibi umutsuz da olsa bu küçük burjuvalar sınıfının kapitalizm karşısındaki direniş ruhu gitmiş, yerine kapitalizme boyun eğme, onun üstünlüğünü kabul etme ruh hali gelmiş bulunuyor. Onun için AB üyeliği sürecine destek vermekte, burjuva demokrasisine tapınmaktalar. Kapitalizm son kertesini, aşamasına kadar kapitalizm gerçekleşmeden sosyalizm mümkün olmayıp yenilgiler bizim kaderimiz olacak anlayışına ulaşınca, kapitalizmin uysal bir kölesi olmak, ne kadar büyük idealleri olursa olsun – ülke kalkınması, bağımsızlık, “demokrasi” – devrimcilerin kaçınılmaz kaderi olmuş bulunuyor. Bireysel şiddete dayalı kurtuluş politikalarının yerini, tam bir pasifizim ve teslimiyet almış bulunuyor. Küçük burjuvazinin, kapitalizmin gelişmesi karşısındaki durumu, onun bir parçası olarak varlığını sürdürme, büyük kapitalist ağabeylerini kendilerine ideal olarak görmeye başlama, küçük burjuvaların “sosyalizm” ile 2
en fazla temas etmiş unsurları arasında dahi hızla yaygınlaşmaktadır. Türkiye’de kapitalizmin ulaştığı bu durumda, küçük burjuvazinin bağımsız meta üreticileri olarak varlığını sürdürmesi söz konusu değildir. Onlar için bu geride kalmış bulunuyor. Kapitalizm onların varlığına son verip sürece dahil etmese de, çeşitli şekillerde denetimi altında tutmaktadır. “Esnaf” adı ile anılan bu küçük meta üretici ve satıcısı bu sınıfın geçmişteki “devrimci” kabarış dönemlerinde temel slogan ve hedefleri, “ülke kalkınması, tam bağımsızlık ve ‘demokrasi’ “ oldu. Bunu ise sosyalizm örtüsü altında onun adına yaptılar. Çünkü dünyada işçi sınıfının mücadelesi yükselmekteydi ve sınıf olarak güçlü durumdaydı. Şimdi tam tersi olan dönemde küçük burjuvalar, ağabeylerinin kucağına oturmayı kendilerine gelecek olarak görmekteler. Onun için sermaye birikimi ve kapitalist kalkınma temel hedef olarak görülmekte. Bunun ise araçları, AB üyeliği, böylelikle “küreselleşme” olmakta. Eskiden tamamlayacaklarına ilan ettikleri demokratik devrim tespitlerinin önüne “milli”, “ulusal” kavramlarını ilave etmeyi “anti-emperyalist”liklerinin olmazsa olmazı olarak görürken bunu, “Ergenekon Solu” olarak yafta-
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 lamalarının nedeni olarak görletaryanın kurtuluş mücadelesi ta meye başlamış bulunuyorlar. yabaşından itibaren, küçük burjuni şimdi sözde enternasyonalizm vazi ile birleşip, uyuşup onunla adına, bunlara bir kenara bırakıbir potada erimeyi şart koşmuş bulunuyor. İşçi sınıfının temsilcilıyor izlenimi yaratılmaya çalışılleri, kapitalizmin, feodalizme ve makta. küçük meta üretimine karşı üsHalbuki, komünistler nihai tünlüklerini ve onlar karşısında amaçları – komünist topluma ulaşma - uğruna mücadelede yaileri olduğunu bilirler. Kapitalizm onlara sosyalizm de kapitalizme kın hedeflerini, örneğin demokraüstün ve ileridir. Ama bu hiçbir tik haklar elde etme, bu nihai hezaman, ülkenin sermaye birikimideflerine bağlı olarak ele alırlar. ne, yani kapitalizmin gelişmesine Bunun için de ilk hedeflerinden biri de proletarya diktatörlüğünü ihtiyacı var, o halde kapitalistler ve sömürücüler mazur görülebilir, kurup kendi toplumsal ve ekoonların bayrağı altında (örneğin nomik kurtuluşunu sağlayacağı koşulları yaratmaktır. Yani koAB süreci destekçiliği, burjuva münistlerin amaçları arasında demokrasisi dalkavukluğu vb.) “ülke kalkınması” (ki bu burjuva mücadele etmek gerekir demek Türkiye’nin kalkınması demektir.) değildir. Bu tip küçük burjuvazi “Halkın kurtuluşu” yerine prole“ülke kalkınmasını” AB üyeliği ve taryanın kurtuluşu, proleter Tür“küreselleşme” de görünürken, kiye’nin kurtulması vardır. Küçük büyük burjuvazinin temsilcilerinin önemli bir kısmı “ulusal” kapitalist burjuva sosyalizminin çeşitli temgelişme idealleri peşinde koşsilcileri ise, halk içindeki çelişkilemaktalar. rin, kapitalizmin gelişmesi ile ar“Tekrar başa dönersek tacağı, arttığı gerçeğine gözlerini Bloklardan birincisinin, ordu, sivil kapayıp, “halkın kurtuluşu”, “halbürokrasisinin yanında müttefik, kın birliği” yolundaki teorilere sa“ulusal” bir burjuvazi var mıdır? rılmışlardır. Sınıf mücadeleleri taCHP bu kesimi de temsil etmekte rihinde “halkın” egemen sınıflara, midir? Kısaca cevaplayalım, ha”zorbalara” karşı birlikte, uyum yır yoktur! Çünkü dünya ekonoiçinde mücadele ettiği çok kısa misi ile bu kadar halvet olması tarihi anlar (monarşilere ve feoTürkiye kapitalizminde “ulusal dal egemen sınıflara karşı olan burjuvazi” diye bir kategori yoktur her zaman, her koşulda, mutlak olamaz, o anlamda ulusalcılıkta olarak değil) olarak yer alır. pro3
www.proleter.org
fiktif bir kavramdır.” (Mustafa Sönmez www.sendika.org ) Türkiye’de içinde yaşadığımız dönemde, büyük burjuvazinin iki temel kutup a bölündüğü, birinin laikçi “ulusalcılık”, bayrağını gönderde tutmaya çalışırken, diğer feodal kafalı kesim “küreselleşme” bayrağını ele geçirmiş herkese onu göstermeye çalışıyor. Büyük burjuvazinin ana gövdesi bu kamplaşmadan rahatsız, siyasi, ekonomik istikrarın bozulacağı endişesi içinde itidal ve sağ duyulu davranış çağrıları yapıyor. Küçük burjuvazi ise ağabeylerinin saflarındaki bu bölünmedeki yerini almış bulunuyor. Onun bir kesimi “üçüncü kutup” oluşturmaya çalışmakta. Bu kutbun amacını1 “sosyal cumhuriyet” olarak göstermekteler. “Sosyal devletin” yerini “sosyal cumhuriyet” almış bulunuyor. Şimdilerde küçük burjuvazinin “özgürlükçü sosyalistleri”nin bir kısmı “üçüncü kutup”, “sosyal cumhuriyet” hayalleri peşinde koşarken, bazı ları “Ergenekon solcu” suçlamalarını geri püs1
“Bunu ancak hiçbir hükümetin sorumluluğuna ortak olmamış olanlar, siyasi islamın da ‘Ergenekon’ milliyetçiliğinin de zulmüne hoş görüsünü almayanlar, bir sosyal cumhuriyet talebiyle mücadele edenler yapabilir. Böyle bir kup var!” (Ertuğrul Kürkçü 27.07.2008 Radikal)
4
kürtmeye çalışmakla meşgul. liberal burjuvalar onları katillerinin destekçisi olmakla meşgul. hedeflerinde ise “anti-emperyalizm” politikaları var. Liberal burjuvazinin hedef tahtasında, “devletçiliğin” yanında onların temel politikaları “anti-emperyalizm” yerini almış bulunuyor. Birgün yazarlarından Oğuzhan Müftüoğlu’nun Hrant Dink için “atın şu ermeniyi” demesinin altında “antiemperyalizmin” yarattığı milliyetçi çizginin neden olduğu düşüncelerini ileri sürmekteler. Bütün bunlar gösteriyor ki, büyük burjuvazi ile küçük burjuvazi arasında kapitalizmin gelişmesi ile ortaya çıkan çıkar birliği, kendini ideoloji ve politikaların yakınlaşmasında da göstermekte. Büyük burjuvanın bayisi, servisi, taşeronu olan büyük burjuva elbette değişik örtüler altında onların politika ve ideolojilerini savunacaktır. Dün halkı kurtarmaya soyunanlar bu gün “tüm emekçileri” kurtarma hayalleri kurmaktalar. Bunun bazıları “sosyal cumhuriyet” ile “Tam bağımsız Türkiye” ile yapmaya çalışırken bazıları “emek hareketi2” , “emeğin 2
“En büyük darbelerin indirilmeye çalışıldığı şu günlerde emek hareketinin birleşmekten başka seçeneği var mıdır?” (Celal Emiroğlu 10.03.2008 Evrensel )
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 “demokratik sosyalistler” onu3 iktidarı” formülasyonları yapmak“şehir efsanesi” olarak nitelenla meşguller. 1970’li yılların devdirmekte. Asıl olarak ta büyük rimcileri devrim anlayışına uygun burjuvazinin “ulusalcı” cumhuriolarak işçi sınıfına demokratik yetçi kesimi tarafından savunur devrimde müttefik olacak “milli görünmekte. Onlar ise “karşıt kuburjuvazi” aradılar. Bu demokratupları” feodal kafalı burjuvalar tik devrimin yürütücüsünü dört tarafından “Ergenekoncu teröristsınıftan – işçi sınıfı, köylülük, küler” olarak düşman ilan edilmiş çük burjuvazi, ve “milli burjuvazi” bulunuyor. Burjuvazi içindeki bö- biridir. Temel özellik olarak da lünme, birinin diğerini “toplum dıanti-emperyalistliği gösteriliyordu. şı varlık” olarak görüldüğü noktaBu gün görüyoruz ki, Mustafa ya varmış bulunuyor. Bu onlar Sönmez çok rahatlıkla açık ve net olarak “emperyalizmle bu dearasındaki egemenlik kavgası, kapitalist üretim sürecinin sonucu rece ilişkiye geçmiş kapitalizmde” ortaya çıkan toplam toplumsal ar“ulusal” burjuvazi olmayacağını tı-değerden kimin daha fazla pay söyleyebilmektedir. “Ulusal” ve alacağı çatışmasıdır. Yoksa bur“milli” kavramları bazıları aralajuva toplamın temel çelişkisi derında fark olduğuna işaret etmeğildir. Bütün kapitalist toplumlarlerine rağmen, burjuvazi konuda olduğu gibi burada da temel sunda aynı olguyu ifade ederler. çelişki gelişen üretici güçler (buDün devrimin gelişmesi için devrada proletarya görülür) ile eski rimciler tarafından böyle bir kavüretim ilişkileri arasında çelişkinin ramlaştırma yapılırken bu gün ürünü olan, burjuvazi ile işçi sınıfı egemen burjuva sınıfın karşı devrimci kamptaki “kutuplaşmaarasındaki çelişkidir. Bazılarının yı” ifade etmek için kullanılır olhala “sol” ve “devrim” adına ması karakteristiktir. Bu burjuva “üçüncü kutup” 4 oluşturma çabatoplumun gelişmesinin yarattığı bir paradokstur. Kapitalizmin kar3 şıtlıklarının kavramlar dünyasın“Birincisi, küreselleşme sonucu tam badaki yansımasıdır. Dün “ser” adığımsızlık artık tam bir şehir efsanesidir, ABD bile Irak’ı işgal etmek için 24 ülkeyi na “Tam bağımsızlık” temel sloyanına almak zorunda kaldı.” (Baskın Oran gan olarak öne sürülürken, bu Radikal İki 3.8.2008) gün bazı burjuva aydınları ve 4 “Bizlerin üçüncü bir yola ihtiyacı var. Bu üçüncü yol ‘laiklik elden gidiyor, eyvah’ zılgıtlarına da ‘türban özgürlüktür’ sanal
5
www.proleter.org
ları, Türkiye’nin toplumsal yapısı ile çelişki, eski hayaller ve ideolojilerin kalıntılarının kafalardaki yansımalarıdır. Bu gün artık “sol” adına konuştuğunu (ki bu tür kavramlaştırma hatalıdır, kapitalizmin henüz yeterince gelişmediği, koşulların ürünüdür. Tıpkı “halkın” uyumlu bir bütün olarak görülmesi gibi.) söyleyenler Türkiye’de artık sermayenin egemenliğinden, iktidarından5 bahseder oldular. Buna karşılık ortaya koydukları hedef “demokratik iktidar” olmakta. Bu anlar ikili küçük burjuva yapılarından, aynı zamanda hem emek hem sermaye olmalarının bir sonucudur. Şimdiye kadar komünistler burjuvazinin iktidarının söz konusu olduğu her yerde ona karşılık işçi sınıfı iktidarını alternatif olarak çıkarmışlardır, temel strateji budur. Ulusal koşullardan kaynaklanan taktiksel farklılıklar elbette oldu olacaktır. Asıl sorun kapitalizmi doğru anlamaktır. Çünkü ona karşı tutum her zaman önemini koruözgürlüklerine de eşit mesafede olmalı.” (Evrim Atalay 13.02.2008 Birgün) 5 “2007 yılında halkımız için ikinci kurtuluş savaşı olduğu , bu savaşta ezilen halkın sadece içte burjuvazi ve sermayeye karşı değil, aynı zamanda dış sömürücülere karşı da verecek olmasıdır.” (İzzettin Önder 21.01.2007 Evrensel)
6
du, bu günde çeşitli şekillerde kendini göstermekte: “Kimileri her şeyin sebebi kapitalizm deyip çıkıyor işin içinden. Şöyle ifade etmek daha gerçekçi olur:400 yıl kadar önce dünya nüfusunda muazzam bir artış başladı. temel nedeni budur. Ne var ki yukarıda gıda fiyatlarındaki artışın nedenlerine bakma kapitalizminde önemli bir neden olduğu görülüyor.” (Ahmet Çakmak Birgün 26.12.2007) “Türkiye’nin sermaye birikimine ihtiyacı var.” Diyen de “Kimileri her şeyin sebebi kapitalizm deyip çıkıyor işin içinden” diyende aynı yazar ve “sosyalizm” adına bunları söylemekte. İçinde yaşadığımız sınıf karşıtlıklarına dayalı toplumlarda ihtiyaçlar sınıflara ilişkin. Sermaye birikiminden çıkarı olanlar kapitalistlerdir. Ve sermaye birikimi işçilerin sömürüsü sonucu elde edilen artıdeğere dayanır. Yoksa onların zannettiği gibi dolandırıcılık, istifçilik, yolsuzluk, rantçılık, rüşvetçilik, aç gözlülük, bencillik sermaye birikiminin nedeni değil, ilkel birikimin yani sermayenin tarih öncesinde gerçekleşen bir birikim tarzıdır. Hem sermayeyi, hem kapitalizmi mazur göstermek için bahaneler arayacaksın, hem de “halk koruyuculuğuna” soyunacaksın, işte burası ancak küçük
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 Kapitalizmin, Türkiye’deki burjuvazi ve onun temsilcileri yagelişmesine ilişkin tespitlerin bapabilirler. Vülger (bayağı, yüzeyzıları da şöyle: sel) ekonomi politiğin temsilcileri, “İlk elden bu organik dösermayeyi ve kapitalistleri mazur nüşüm halindeki içsel bütünlüğün göstermek için çok mazeretler en önemli belirleyicilerinden biriileri sürdüler, hala daha sürmeknin Türkiye’de kapitalizmin olteler. Kapitalistin toplumsal gedukça önemli bir aşamaya ulaşrekliliğini kabul ettirmek için, ması olduğudur.bu ifadeyi doğonun gelirinin (karın)6 bayağı olarak sermayeyi gösterdiler. “Türkirudan kapitalizmi tanımlayan üretim ve sömürü ilişkilerini ulaştığı ye’nin sermaye birikimine ihtiyaç aşamayı işaret etmek için kullavar.” Demekte aynı amaca hiznıyorsunuz. Türkiye’de sermayemet eden işçi sınıfının ve halkın yoksulluğunun nedeni olarak kanin hem derinleşip hemde Anapitalizmi göstermek onlar için dolu mekanına yayılması /saflaşması beraberinde sadece yanlış ve en azından yetersizdir. Türkiye içinde kapitalizm için teKapitalizmde zenginlik kapitalistmel belirleyenlerini daha aktif kılerin ellerinde birikirken yoksulluk lınmamış çok daha önemlisi ülke ise işçilerin tarafında artış gösteiçindeki dinamiklerin daha da rir. İpliği pazara çıkan Maltuscu güçlenmesine yol açacak dünya nüfus teorileri ile gıda fiyatlarının ölçeğinde diğer mekanlarda ilişkiartışını açıklamaları halka nasıl lere girmiştir.” (Fuat Eren- Mavi hizmet ettiğini kapitalizmin gelişDefterler) me tarihi göstermektedir. Yazarın “1980 yılında GSYİH’da kapitalizm eleştirilerine (ki bunlatarımın payı 1980’de %26 iken, rın hepsi Marksist eleştiri değildir, tıpkı7 … kimin olduğu gibi) tabu gün %9’a düşmüştür. (Aynı hammülsüzlüğü ise küçük burjuyerden) vazinin, kapitalizmde kendine ge“Türkiye kapitalizmin epey lecek aradığının göstergesidir. bir yol aldığını ve bu yolu daha öncesinden farklı kılan şeyin de dünya ölçeğinde ilişkilere gömülü 6 Vülger ekonomi politiğin ünlü özlü formübir yapı içinde gerçekleştiğini lü, sermaye-kar, toprak-toprak rantı, emekgörmeliyiz. Vurgulanması gereücretler şeklindedir. Birinciler ikincilerin ken en önemli değişken bu… (gelirler) kaynağı olarak gösteriliyordu, bu … Birincisi, kapitalizmin günde öyle. 7 artık şu anlama geldiği nokta yaOkunmuyor. 7
www.proleter.org
pısal mantık toplumun her alanını ele geçirdiği için, temel çelişki kapitalist alanla kapitalizmin egemenliği altına aldığı bütün yapılara dönüştü.” (Aynı Yerden) Şimdi önce yazarın Türkiye’de kapitalizmin gelişmesi üzerine yaptığı tespitlere bakalım: 1Kapitalizmin “her alanını ele geçirmiştir. Bunun için temel çelişki, kapitalist olanla, kapitalizmin egemenliği altına aldığı yapılara dönüştü” denir. 2- Tarıma “GSYİH” içindeki azalmıştır. 3Türkiye kapitalizmi gelişmiştir, yalnız “bu yol daha öneline göre farklılıklar”, “ dünya ölçeğinde ilişkilere gömülü bir yapı içinde” gerçekleştirmiştir. 4- Türkiye’de kapitalizm oldukça önemli bir aşamaya ulaşmıştır. 5- Türkiye’nin her tarafına “yayılmışsaçılmıştır” düşünceleri vurgulanmıştır. Yazarın, Türkiye’deki kapitalizmin gelişmesine ilişkin temel görüşlerin bunlar olduğunu görüyoruz. Kapitalizmin daha önce, eski devrimcilerin çok sevdikleri terimlerle söylersek iç dinamiklerle gelişirken son yıllardaki ilediği yol “uluslar arası ilişkilere gömülü olarak” yani emperyalist sömürü ilişkileri içinde ona rağmen olmuştur. Böyle olunca toplumun temel çelişkisi kapitalist olanla “kapitalizmin egemenlik altına al8
dığı yapılar” arasında görülmüştür. Yani bu demektir ki köylüler ve küçük burjuvalar üzerinde denetim kurduğu için temel çelişki buradadır deniyor. Türkiye’de kapitalizm oldukça önemli bir aşamaya ulaşmıştır, ama temel çelişkimiz onun temel çelişkisi değildir. Ama bu yazarın kendinin garip bir çelişkisidir. Küçük burjuvayı önemli biri olma durumunun dışında görmek istemektedir. Böyle olunca küçük burjuvazinin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu toplumlarda, tarımın ekonomi içindeki payı yüksek, tarımsal nüfus kalabalıktır. kapitalist gelişme tarımsal nüfusu mülksüzleştirir ve bununla birlikte toplumsal iş bölümü gelişir. tarımın kendisi sanayinin bir dalı haline gelir. Kendi kendine yeterli yapının yerine, toplumsal işbölümü sonucu artan kapitalizmin gelişmesi toplumsal emek bölünmesini (madencilik, çelik endüstrisi, otomotiv, inşaat, turizm, tarım) arttırır. Bunlar birbirlerine bağlı olarak gelişirler. Ne var ki tarımın ağırlıkta olduğu yapı doğrudan doğruya kapitalist ilişkilere bırakılmaz. Tarım önce ticarileşir, ticari tarım yaygınlık kazanır, daha sonra kapitalist tarım gelişmeye başlar. Zaten kapitalizmin gelişmesi bu aşamaya geldiğinde ve emek-
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 gücü meta olunca kapitalizm zafer kazanmış demektir. Asıl önemli olan soru budur. kapitalizm Türkiye’de zafer kazanıp, egemenliğini sağlamış mıdır? Bu MARKSİZM-LENİNİZM gün bu zafer ve egemenlikten HER ZAMAN GÜNCEL kuşku duyanların sayısı oldukça VE azdır. Eskinin halkçı devrimcileriBİLİMSEL ÖĞRETİ nin önemli bir bölümü dahi sermayenin iktidarı tespiti yapmak zorunda kalışlarını gördük. Bu kapitalizmin onun üzerindeki zaKÜÇÜK BURJUVAZİNİN feridir de. “YENİ” POLİTİK Devam edecek… ÇIKIŞLARI: “ÇATI PARTİSİ” VE Ağustos 2008 N. Işık PROLETER TAVIR Kapitalist emperyalizmin “Global-Küresel” ilişkileri kendine bağlı ekonomilere ve bölgelere yeniden şekil verirken ele geçirmeye, nüfuzunu artırmaya çalıştığı bölgelerde ise açıktan işgal ve askeri güç kullanarak önündeki engelleri ortadan kaldırma mücadelesi vermekte. Zaman zaman karşılaştığı “ulusal” ve bölgesel direnişler silahlarla bastırılmakta, kendi çıkarlarına uygun egemenlik kurumları ve ilişkileri yaratılmaya çalışılmaktadır. Kendi ekonomik sömürü alanlarının genişletilmesi, hammadde, enerji kaynaklarının ve araçlarının ele geçirilip, denetim altına alınması, gerek yerel veya böl9
www.proleter.org
gesel pazarların ele geçirilmesi, pazarların yeniden paylaşılması süreci devam ederken, emperyalist sömürü ve talanın pençesindeki “ulusal” ve “yerel” ekonomiler işbirlikçi burjuvazi ile birlikte el ele yürüyen burjuvazinin dışında ekonomik güçten yoksun, ezilmiş, iflaslar ve yutulmalarla var oluş koşullarını yitiren küçük burjuvazinin bir bölümü “yeni arayış”, “yeni yapılanma” arayışları içerisinde çözümü burjuva toplumsal düzeni içerisinde, burjuva sosyalizmini örgütleme gayreti içerisindedir. Bunların “ulusal”, bölgesel örnekleri durmadan çoğalmakta, emperyalizmin ekonomik ve toplumsal olarak yok edici istilalarına, işgallerine, dayatmalarına karşı bir tepki olarak göstermektedir. Venezuella da Chavez, bunun en son, en tipik, pratik örneği ve uygulayıcısıdır. Emperyalist tekellerin hegemonyası altında ellerinde tuttukları pazarların yıkıcı, yok edici etkileri altında kendilerine “çıkış” olarak gördükleri başka kapitalist örgütlenme yöntemlerine baş vurarak “kapitalist ortaklıklar” yoluyla burjuva sosyalizmini örgütlemeye çalışıyorlar. Bütün ülkedeki sanayi, tarım, ulaşım, dağıtım, enerji vb. kaynaklarını kapitalist devletin 10
eline ve denetimine vererek sözüm ona “kamulaştırarak” “sosyalizmi” inşa etmektedirler. Dün SSCB içinde, Proleter devlet yapısını ele geçirip, sosyalist ekonomik yapıyı inşa sürecinin önünü keserek, ülkenin Sovyetlik örgütlenmesinden vazgeçerek ülkeyi bir devlet kapitalizmine dönüştüren Kuruşçev, Brejnev kliklerinin revizyonist burjuva teorilerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bunların amacı bir avuç kapitalistin proletaryayı “kandırarak” ülkenin zenginliklerini, birikmiş değerlerini, pazarlarını, emekgücünü sömürmenin yolunu proletarya ve diğer emekçi kesimleri kullanarak ele geçirmesi, yaşamlarını “devam” ettirmesidir. Kapitalizmin bu türü(!), proletarya ve emekçileri sömürmenin en çok gizlendiği bir biçim olmasıyla “proletarya” ve emekçi sınıflar tarafından açık destek görmekte, yer yer hararetli bir biçimde de savunulmaktadır. Eğer bu destek ve savunular bir avuç kapitalistin başarısı ile sonuçlanırsa, artık, süreç içerisinde elinde tuttukları devlet erki ve kurumlarıyla iktidarlarını sağlamlaştırarak sömürü ve talanlarını gerçekleştirerek ilerde yeni, ayrı kapitalist tekel grupları yaratarak emperyalist tekel grupları arasında yerini almakla sonuçlanmaktadır.
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 Bunun tarihi deneyimleri geliştirilmesi sağlanamamış, bave buradan yansıyan teorik yanşarıya ulaştırılamamıştır. Küçük sıması ilk olarak kendini Robert burjuvazinin lanse ettiği ve emperyalist burjuvazinin de işine Owen “Trade unionculuk” – geldiği ve desteklediği bu oluKooperatifçilik - tezleriyle ve başumlar kendi denetimlerinde ve şarısız uygulamalarıyla sonuçlakendilerine doğrudan saldırılmanan deneyimidir. Kapitalizmin gedığı alanlarda tam destek görlişmesi, tekellerin oluşumuyla müş, ekonomik8 ve siyasi olarak dünyanın paylaşımının tamamfinanse edilmişlerdir. lanması, geriden gelen tekel Avrupa komünist partileri gruplarının bu paylaşım içerisiniçinde yer bulan revizyonist, “döde yer bulamaması, engellenmesi, bir yandan yeniden paylaşımın tohumlarını ekerken, diğer 8 Türk Devrimi (Jön Türk) olarak adlandırıyandan yerel tekellerin “ulusal” lan Ordu içerisindeki Avrupa burjuva üniveya bölgesel gruplarla kendini versitelerinde eğitim almış ve birçoğu ülke“devlet” örgütlenmesi temelinde nin feodal üretim ilişkileri içerisinde “yerini” alamamış, iş bulamamış yeni yetişmiş ekonomik yapılar oluşumuna zorburjuva aydınları ordu ve Osmanlı bürokralamıştır. sisine katılmış Avrupa deneyimlerini uyguBirinci paylaşım savaşı ve lama alanları ne ters düşen ilişkilere karşı , proleter devrimlerin damgasını dünya emperyalist burjuva ilişkilerinin içinvurduğu bu yıllarda ve sonrasınde ve etkisinde yeni örgütlenme ve mücadeleler yürüterek Osmanlı Yönetiminde “geda örneklerini sıkça gördüğümüz dik”ler açarak 1908 olaylarını gerçekleştirburjuva sosyalizminin uygulamamişlerdir. Bu hareket devamında ülkenin ları proletarya dışında bir çok küemperyalist işgalinde “Kurtuluş Savaşı” süçük burjuva tarafından ilgi ve isrecini başlatmış bu hareket ülkede burjuva tek uyandırmış, küçük burjuvaziilişkilerin gelişmesi feodalizme ve emperyalizme karşı verilen bir mücadele olması açınin içinden çıkan bir çok küçük sından dönemin Komünist Hareketi taraburjuva, revizyonist akımlar tarafından maddi ve manevi destek görmüştür. fından desteklenmiş, “teorik doktAynı hareketin başarısının ardınrinleri” olarak piyasaya sürülmüşdan ülkede izlediği ekonomik ve siyasi burtür. Proletaryanın henüz kendi juva hareketi dönemin burjuva emperyalist güçleri ve örgütleri tarafından “Marşhall ideolojisini özümseyip, yaygınlaşPlanları” gibi ekonomik desteklerle destektırarak eline alamayışı,sınıf bilinlenirken diğer taraftan da NATO gibi Emcinin yeterince oluşmaması, “yeperyalist Askeri güçler tarafından aralarına tersiz” kalan komünist önderleri alınarak hak ettikleri başarılarıyla ödüllenve partileri tarafından korunması, dirilmişlerdir. 11
www.proleter.org
nek” , reformist akımlar kapitalist burjuva yönetimleri içinde yer bulmuş, desteklenmişlerdir9. Bu günde destekleri devam etmekte, proletaryayı “egemenlikleri” altında tuttukları sürece de bu destekleri devam edecektir. Bir yanda “Libya Halk Sosyalist Cemahiri”yesi gibi adlarla, sosyalizmi karalayan unvanlarla lanse edilen, yönetimler işbaşına gelirken, diğer yanda “Çin”, Yugoslav Halk Cumhuriyetleri” gibi doğrudan sosyalizme hedef alan yönetimler oluşturulmuştur. Avrupa devletlerinde bilinçli olarak uygulanan yönetim biçimleri de yine aynı şekilde proletaryayı egemenliği altında tutmaya çalışan sermayenin birer oyunu olarak tarihi süreçte yerlerini almışlardır. Şimdi dünyanın yeniden paylaşımının gündeme geldiği, bunun için tekrar yapı9
Avrupa-Komünizmi ve Sosyal devlet örgütlenmeleri proletaryanın yükselen mücadelesine karşı burjuvazinin uşakları tarafından geliştirilip uygulanan kapitalizmi kurtarma çabalarının bir ürünüdür. Devrim ateşinin sönümleşmesine hazırlanmış karşı devrimci bir uygulamadır. Bu gün bu uygulamaların Türkiye’de neo-liberal küçük burjuva ve aydınları arasında destek bulması da bu yöndedir. AB kriterlerinden, sosyal devlet, vb. talepleri işçi sınıfı ve emekçilerin önüne sürülmesi tamamen yükselen devrim ateşini söndürmeye çalışmanın bir ürünüdür.
12
lanmakta ve hazırlıklarını tamamlamış sermayenin yeni savaş tatbikatları sürmekte, siyasi politikaları içine “açık toplum”, “özgürleşme”, “demokratikleştirme” parlak sözleriyle halkları ve emekçileri, kan ve barut kokuları içerisinde sindirmeye, baskı altında tutmaya özen gösterirken, küçük burjuva “sosyalist” destekçileri de onlara siyasi, toplumsal destek ve basamak olmaktadırlar. Proletaryanın şanlı Sovyet Sosyalist Devrimini boğan, revizyonun yolunu açan Kuruşçev, Brejnev şürekasının öncelleri ve ardılları bu gün iki elin parmaklarını geçmeyen yeni milyarder Rus kapitalistlerinin10 dünyanın 10
“RUS OLİGARKLAR SSCB’de her şeyin devlete ait olduğu dönemde halk arasında "Biz çalışıyormuş gibi yapıyoruz, devlet de bize maaş ödüyormuş gibi yapıyor" denirdi. Ancak 1980’lerin sonunda bu oyun oynanamaz hale geldi. Komünist Parti Politbürosu "insanları nasıl daha fazla üretime yönlendiririz" diye tartışmaya başladı. Toplantılardan birini izleyen tanıklara göre ilginç bir karara varıldı. "Halk emir komuta zinciriyle yerinden kımıldamaz. Onları ancak kıskançlık motifiyle harekete geçirebiliriz" diye düşünerek bir grup seçme kişiyi zenginleştirmeye karar verdiler.
Proleter
Ağustos-Eylül: 2008
Tam o sırada Sovyetler dağıldı, Rusya Federasyonu’nun başına Yeltsin geldi ve özelleştirme başlatıldı. Başbakan Yardımcısı Anatoliy Çubays’ın planına göre Rusya’da yaşayan insan sayısı kadar, örneğin 147 milyon özelleştirme senedi basılacaktı. Bu senetler ülkenin tüm mülkiyetin karşılığı olacak ve fabrikalar, şirketler, bunları toplayacak kişilerce satın alınabilecekti. Günümüzde oligark denilen kişiler rastgele seçilmedi. Kimi Komünist Partisi gençlik kolu Komsomol üyesi, kimi yönetim elitine sadakatıyla tanınan aile bireyleriydi. Elindeki özelleştirme senetlerini ne yapacağını bilmeyen halk bunları yok pahasına satmaya başladı. Senetler belli ellerde birikti. 1992-1996 arasında böyle zengin olanların listesi 150’yi buldu. "Rus Kapitalizminin Anatomisi" adlı kitabıyla tanınan Prof. Dr. Stanislav Menşikov’a göre, bu ilk dalganın ardından elde kalan devlet şirketleri için de bir yöntem bulundu. Devlet bu şirketlerin hisselerini bankalara borç karşılığında verecekti. Tabii o borç asla geri ödenmedi ve hissesi ipotek edilen şirketler de bankalarda çöreklenmiş yeni kapitalistlerin eline geçti. Paranın tadını hisseden ilk oligarklar Boris Berezovski ile Vladimir Gusinski’ydi. Lada’da mühendis olarak çalışan Berezovski
Sayı:55
Logovaz adlı bir şirket kurmuştu. 1990’larda araba almak için Ruslar günlerce bekliyordu. Berezovski’nin şirketi ise ek ücret karşılığında bu hayali birkaç günde gerçekleştiriyordu. Sonunda tüm otomobil piyasası ondan sorulmaya başlandı. Berezovski bir TV kanalı ve Komersant gazetesini de ele geçirdi. Vladimir Gusinski ise NTV kanalını kurdu, birkaç gazete aldı. 2000’de Vladimir Putin yönetime gelince Berezovski Londra’ya kaçtı, Gusinski ise üç günü hücrede geçirdikten sonra NTV televizyonunu devlet kontrolündeki Gazprom Medya’ya satıp Rusya’yı terk etti. Onların yerini Yukos petrol şirketinin başkanı, eski Komsomol üyesi Mihail Hodorkovski aldı. 2004 seçimlerinde Putin’in karşısına çıkmaya kalkışınca, nasıl hileli yoldan zengin olduğunu gösteren dosyalar savcılığa ulaştı. Hodorkovski sekiz yıl hapse mahkum oldu. 15 milyar dolarlık oligark, günde iki tas çorbayla geçen eski hayatına döndü. Bugün ilk 10’daki zenginler işte bu nedenle her fırsatta Putin’e bağlılıklarını tazeliyorlar. Çünkü hepsi de servetlerini Hodorkovski gibi topladı.” (Nerdun Hacıoğlu Kent
Haber: 22
Nisan
2007)
-
http://www.kenthaber.com/Arsiv/Ha berler/2007/Nisan/22/Haber_223847 .aspx 13
www.proleter.org
yeniden paylaşılmasında nüfuz alanlarını genişletme ve rakiplerini kaptırmak istemedikleri bölgeler ve zenginlikler için yaptıklarını yakından baktığımızda proletarya içerisinde barınmayı sürdürmüş zamanın küçük burjuvalarının neler “başardıkları”nı görürüz. Şimdi ülkemizde ve diğer ülkelerde de işçi sınıfının proleter devriminin önüne set olmak ve onu küçük burjuva emellerine alet etmek için neler yaptıklarını yakından görüyoruz. Bir yanda Kürt proleter ve emekçilerini bir emperyalist bloğun hizmetkarı durumuna getirmek için elinden geleni arkasına koymayan Kürt burjuva hareketi ve temsilcileri, diğer yanda Türk ve diğer halk proleterleri ve emekçilerini başka emperyalist bloğun önüne atmaya çalışan emperyalizmin proletarya üzerine sürdüğü maşaları küçük burjuva revizyonist, reformcu hempaları ile kol kola proletaryayı devrimci yolundan saptırmaya çalışıyorlar.
“ÇATI PARTİSİ” KÜÇÜK BURJUVAZİNİN İŞÇİ SINIFI VE EMEKÇİ KİTLELERE DAYATTIĞI YENİ KÖLELİK ÖRGÜTÜ OLACAKTIR Küçük burjuvazinin radikal ve liberal kanadı bir süreden beri dillendirmeye çalıştığı “Çatı Partisi” örgütlenmesiyle siyasi arena da rakiplerine karşı yer almak istiyorlar. Peki ne istiyorlar? “Sistem karşıtı genel bir ideoloji dışında, platform güçleri arasındaki ideolojik hiçbir ayrılığı, platform belgesinde söz konusu etmemeli. Sistemin yolsuzluklarını, işsizliği, yoksulluğu, Kürt sorununu, Kıbrıs sorununu vb. gibi ülkenin, bölgenin, insanlığın ve dünyanın sorunlarını belirleyen ve bunları çözeceğini vurgulayan bir platform belgesi ya da programı olmalı. İsminin Çatı Partisi ya da başka bir şey olması önemli değil11. Önemli olan, böylesi bir platformun oluşturulması, gelecekte tek bir organik yapılanmaya dönüşmeyi hedeflemesi, dünya toplumsal iler11
14
A.çizen Teslim Töre
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 el sosyalist sistemin yıkılmasınleme süreci güçleriyle sağlam ve dan sonra…” “…20. y, yılda gesıkı organik bağlar gerçekleştir12 mesidir.” nel olarak liberal sol toplum“Özgürlükçü Sol” önderi sal ilerleme sürecinin solunda Teslim Töre böyle özetliyor topyer almıştı. Bugün ise sağınlumsal mücadele ile ilgili “sistem da yer alıyor13. Örneğin Nabi Yağcı(Haydar Kutlu) geçmişte karşıtı genel bir ideoloji dışında” yer alacak “platform güçleri”nin TKP’nin,TBKP’nin sekreterliğini yaptığı yıllarda solda yer alıolması gereken görüşlerini. Amaç, sistem dışı görüştekilerin yordu. Bugün sağda yer alıyor. haricindeki platform güçleriyle AKP’sini savunuyor.” (A.g.y) tespitleriyle bir takım kaşarlanmış kapitalizmin sorunlarına “çözüm” bulmak. burjuva uşaklarını aklamaya çalışıyor. Teslim TÖRE bunu yapmış olduğu bu güne ilişkin, topYazarımız uzun yazısında lumsal, uluslar arası “Global” düdiğer şeylerin yanında “sol”un da değişmesi gerektiğinden dem vuzene ilişkin görüşleriyle ulaşıyor. Konuya ilişkin yazısında şöyle rarak sözüm ona “yeni” tespitler tespitte bulunuyor: “Kapitalizm ve görüşler ileri sürüyor. “Çağıdoğuşundan bugüne kadar, üç mızın solu, her türden ırkçılığa, tane ana evre yaşamıştır. Bunşovenizme, milliyetçiliğe karşı lardan. Birisi rekabetçi evredir. , sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız bir diğeri tekelcilik evresidir. , şimdi dünya, çok kültürlü, eşit koşulise global kapitalizm süreci yalarda bir arada yaşama, özgür, şanıyor.” (a.g.y) Bu tespiti ile yave demokrat, insan haklarına zarımız Marksizm-Leninizme bir saygılı, doğayı koruyan “katkıda” bulunarak Marksist em,evrensel bakışa sahip bir özgürperyalizm teorisine yeni aşamalükçü sol durumundadır.” İşte yalar ekleyerek bu düşüncesini orzarımız bu görüşlerini “Çatı Partaya koyuyor. Ve emperyalizmle tisi” aracılıyla diğer küçük burjuva ilgili “mücadele” yöntemlerinden unsurlara taşımaya çalışıyor. biri olarak “Çatı Partisi” önerisine Proletaryanın bilimsel tespitlerini destek veriyor. Dünkü revizyonist “aşarak”, karalayarak amacına uşakların “Sovyetler Birliği ve reulaşmaya çalışıyor. 12
ERGENEKON VE ÖZGÜRLÜKÇÜ SOL. Teslim TÖRE
13
A.çizen T.Töre
15
www.proleter.org
çalışıyor. Burada elbette Teslim Töre’nin haklı olduğu bir tarafı gözden kaçırıp hakkını yememek, “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım”. Teslim Töre, bir küçük burjuva olarak diğer burjuvalar karşısında elbette eşittir ve eşitliği zedelendiği yerlerde bir eşitlik talep edebilir. Bunu kendisi ve kendisinin temsil ettiği küçük burjuva sınıfı içinde talep edebilir.
Tabi “Özgürlükçü Sol” önderi Teslim Töre bunlarla da kalmıyor, ve şöyle diyor: “… Özgürlükçü sol düşünce sahipleri yani sosyalist olan herkes, yaşamış olduğu siyasi arenada her zaman objektif değerlendirme yapmak zorundadır. Yapacağı her değerlendirmede, toplum çıkarını daima ön planda tutmak ve hayata geçirmenin yol ve yöntemlerini geliştirmek durumundadır.”14 Yani “sosyalist olan herkes” “toplum çıkarını daima ön planda tutmak… durumundadır.” Teslim Töre “sosyalistin” ve toplum çıkarının” tanımlamasını kendi küçük burjuva anlayışları ile bayağı, yüzeysel bakış açısıyla değerlendirerek sosyalistleri, burjuvazi karşısında küçük düşürerek, karalayarak bundan çıkarı olan burjuvaziye ve burjuva toplumuna tapınıyor. Bu kadar net ve açık bir hale gelmiş toplumsal yapı içerisindeki sınıfların, hep birlikte oluşturduğu “toplumu” hepsinin çıkarlarının aynı olduğu düşüncesine saplanarak “toplum çıkarı” önünde sınıfsal çıkarları eşitlemeye çalışıyor. O bu düşüncesiyle kapitalizmi ve kapitalist ilişkileri “eşitliklerin” tarafına sokarak eşitsizliklerle eşitlemeye
“Global kapitalizm evresi, sermayenin tek tekele doğru tırmandığı, sermaye ihracı yerine taşıma hareketinin geçirildiği kapitalizmin eşitsiz gelişim yasasının değişime uğratıldığı bir süreç oldu. Ulusal çitler yıkıldı. milliyetçilik dışlandı, etkisini kaybetti. dolayısıyla da tek tek ülkelerin ayrı ayrı toplumsal ilerleme dinamizminin yerine, dinamiklerin bütünleştiği, tek bir toplumsal ilerleme süreci potansiyeli oluştu.”15 Kapitalist üretim süreci içinde sermaye hareketleri ve sermayenin yoğunlaşıp, tekel oluşturması, kapitalist ilişkilerin gelişip gelişmediğine bakılmaksızın sermayenin istediği daha çok pazarlar elde etmek, daha çok hammadde ve enerji kaynaklarını
14
15
ERGENEKON VE ÖZGÜRLÜKÇÜ SOL. Teslim TÖRE
16
ERGENEKON VE ÖZGÜRLÜKÇÜ SOL. Teslim TÖRE
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 ele geçirerek kendi erkini kurma riyle onlara gerekli yanıtı vermişyolunda (egemenlik) ilerlemek istir. temesidir. Bu isteğinin diğer serTeslim Töre ve “Özgürlükmaye grupları ve tekelleri taraçü Sol Önderleri”nin burjuva düfından karşı konulması, engelzenini eleştirirken, köylünün ve lenmesi, aralarında bu ilişkilere küçük burjuvazinin ölçütünü kuldenk düşen mücadele biçimleri lanmaları ve işçi sınıfını bu ara geliştirmişlerdir. Bunların bir kıssınıfların görüş açısından samı açık işgal, ilhaklar iken bir vunmaları doğal olarak bu ara sınıflardan biri olmalarından kaybaşka yerde ise bir birleriyle bünaklanmaktadır. tünleşerek entegrasyona gidip Teslim Töre’ye, küçük burjuva “ortak pazarlar”, AB gibi örgütaydın ve yazarlara en çarpıcı celenmelere gitmişlerdir. Bu örgütvabı, burjuvazi adına, Ağustos lenmeler “ulusal” örgütlenmelere 2008 de görevini devreden döevrensel örgütlenme biçimlerine nemin Genel Kurmay Başkanı doğru, sosyalizmin temellerinin Or.Gen. Yaşar Büyükanıt şu sözatıldığı evrensel birliklere doğru leriyle vermiştir.:”… Üzerinde yaevirildiğini görmekteyiz. Bu ilerleme ve evrimle ilişkilerinde şadığımız dünya, tarih boyunca mülksüzleştirenlerin, yine kapitapek çok değişime sahne olmuşlist temelde mülksüzleştirme iliştur. Dünyada meydana gelen pokilerinde iflas eden, yutulan, prolitik, ekonomik, askeri ve sosyal leter saflara itilenlerin mülkiyet değişimler, paradigma kaymaları, özlemlerine tercüman olmak isanlık değişimler gibi değil, bir süteyen “Özgürlükçü Sol Önderleri” reç içinde ve genellikle yavaş “ulusalcı”, “milliyetçi”, küçük burolmaktadır. Bu yavaş değişimi, juva yandaşlarıyla ellerinden kadeğişim olurken algılayamayan çırdıkları, kaybettikleri ayrıcalıklaülke ve kurumlar, sadece sonucu rına geri kazanmak için “sol”, görürler ve ortaya çıkan resimde kendilerini, iradeleri dışında ken“sosyalizm” söylemleriyle bir aradilerine dayatılmış, bir rolün aktöya toplanmaya, proletaryayı da rü olarak bulurlar. Bunu, yalnız yanlarına çekmek istemektedirler. Ama proletaryanın bu konuda ve başka konularda olduğu gibi onlara yanıtı “gölge etme başka ihsan istemem” olmuş, kendi ideolojik, örgütsel, siyasi taleple17
www.proleter.org
tarihte değil yaşadığımız günlerde de gördük ve görüyoruz….”16 Teslim Töre yerden yere vurduğu “sosyalist”leri ve 12 eylül Askeri Faşist Cuntasının “ezemediği” “Kürt dinamizmi” ile “ana gövdesi” hala “demokrasi ve toplumsal ilerlemenin içinde yer almaya devam” eden Alevi toplumu ile “birleşik bir güce” dönüştürmeye çalışıyor. Diğer küçük burjuva rakiplerinin ileri sürdüğü “önce sosyalistlerin birliği” tezlerine reddediyor, elinin tersiyle itiyor. Şimdi diğer grup, parti vb. görüşlerin ne dediğini kulak verelim. BİANET EMEP, DTP, SDP, SEH VE HALKEVLERİ'YLE KONUŞTU” BİA Haber Merkezi - İstanbul 02 June 2008, Monday “Solda Çatı Partisi önerisine yaklaşımlar değişik ve çeşitli, ama herkes ciddiye alıyor, Çatı Partisi projesinin bir imkan olup olmadığını tartışmayı sürdürü16
Or.Gen. Yaşar Büyükanıt Genel Kurmay Başkanlığı Devir-Teslim Konuşması 28.08.2008
18
yor.” Nilüfer ZENGİN “Çatı partisi projesinin yürütücüleri partinin Haziran'da şekillenmeye başlayacağını, bu partinin "solda birlik"ten farklı olarak sendikalar, meslek odaları, aydınlar, Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Çerkesler, demokrat Müslümanlar, emek örgütleri, yöre derneklerinden oluşacağını söylüyorlar. “ a.y. Demokratik Toplum Partisi (DTP) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Şamil Altan: "Türkiye'de demokratik bir dönüşlümü isteyen aydın yazar, çevreler, emek örgütleriyle, sendikalar, odalar, yerel yöre dernekleri, Alevi kuruluşlarıyla, demokrasiyi özgürlüklerinin teminatı gören muhafazakar çevrelerle ezilenlerin bütünüyle temasa geçmeye çalışıyoruz. Haziran ortalarında ya da sonuna doğru şekillenmeye gider.” A.y. Sosyalist Emek Hareketi (SEH) sözcülerinden Kenan Kalyon: "Çatı partisi bir yandan sosyalist solun çeşitli kümeleriyle, Kürt sorununda siyasi çözüm isteyen liberallerle, DTP'lilerin kendi tabir-
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 leriyle 'özgürlükçü islamcılarla' "Çatı Partisi yürütücüleriyle bir geniş bir yelpazede temaslarını kez görüştük, gözlemciyiz. Parti sürdürüyor. SEH bu süreçte aktif ortaya getiriliş tarzı itibariyle bir gözlemci olarak yeralacak. Çünbirlik arayışı. Türkiye solunun toplumsal muhalefetinin daha gökü bizim açımızdan ana mesele rünür hale gelen, halkların sorunönerilen ittifak zemininin demoklarının çözümünün solda olduğuratik ittifak zemini olması. Bu nu deklare eden bir çaba içinde demokratik ittifak zemininde kalaolması gerektiğini biz de ifade rak Türkiye'de bir üçüncü kutup ediyoruz. Bu birlik arayışlarının inşa edilemez. Mesele Kürt soruçeşitli kurumların ifade ettiği hanunda siyasi çözüm talep etmekreketli toplumsal taban üzerinde se, burada özelleştirme yanlısı yükseldiğinde manası olabilir. bir liberalle özelleştirmeyle müSeçimle sandığa kilitli tek başına cadele eden bir işçi beraber uzun birliğin bundan öncekilerden farkvadeli siyaset yapamaz.” lı sonuçlar çıkaracağını sanmıyoruz." Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkan Yardımcısı Sosyalist Demokrasi Partisi Alper Taş: (SDP) Genel Başkanı Filiz Koçali "Solun, sosyalist hareketin emek, demokrasi güçleriyle birlik"Partiyi kurma kararlığı te neoliberalizmle mücadeleyi esas alan koalisyon, platform ve var. Türkiye'de demokrasinin teyan yana gelişlerden yanayız. sisini savunan topluluklar var, DTP, EMEP ve SDP bizimle 20 Bugüne kadar kimse ‘Hayır bu iş Mayıs'ta çatı partisiyle ilgili göolmaz’ demedi. Çeşitli sosyalist rüştüler, bizim daha önce tartıştıgruplarla, alevi şahıslarla, Çerğımız içerikten başka bir içerikle kezler, Gürcülerle, Ermenilerle, karşı karşıyayız, ancak Haziran sosyal demokrat oluşumlar içinde ayında parti meclisinde bu meseyer alan şahıslarla, demokrat leyi görüşeceğiz ve kararımızı Müslümanlarla görüşmeler yaptık. Şimdiye kadar iyi bir tablo vereceğiz." çıktı. Umuyoruz ki Haziran sonuna kadar çatı partisi heyeti ortaya Halkevleri Genel Başkan İlknur çıkabilir. Çatı partisinin iki temel Birol: 19
www.proleter.org
meselesi, askeri vesayet rejimi, Kürt sorununda çözümsüzlük."
me gelen öneriye soldan farklı yaklaşımlar vardı.” BİA Haber Merkezi - Ankara
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek: "Türkiye'nin demokrasi güçlerinin birliği, hak ve özgürlüklerin kazanılması, bağımsız bir dış politika izlenmesi ihtiyacıyla karşı karşıyayız. Birkaç sol partinin kuracağı sol çatı partisi bu durumu izah etmeye yetmez. Alevilerin, Kürtlerin farklı inançlarından, kültürlerinden dolayı AKP'nin politikalarından devletin yaklaşımından rahatsız olan güçlerin birleştiği demokratik bir halk hareketine ihtiyaç var. Haziran'da bu kapsamda toplantılar olacak. Demokratik blok partisi diyebileceğimiz, partilerin kendilerinin kurduğu değil, destekledikleri platform gibi gelişmesi isteniyor." (NZ/EZÖ)
15 February 2008, Friday Erhan ÜSTÜNDAĞ “Demokratik Toplum Partisi (DTP) Grup Başkanı Ahmet Türk, 22 Temmuz seçimleri sonrasında gündeme gelen, sol partileri ve liberalleri de kapsayacak bir çatı partisi önersini yineledi. "Bu çatı partisinin öncülüğünü demokrasiye inananlar, sosyalistler, ezilenlerden oluşacak kadrolar, aydınlar ve sivil toplum örgütleri yapacak. Her kesimin sorunlarını içselleştiren bir parti olmalı."
Önerisi
“BİANET'in edindiği bilgiye göre Türkiye Barış Meclisi'nin içinde yer alan bazı isimler bu konuda bireysel görüşmelere başlamış durumda.”
“DTP'den Türk, partinin kapatılması ihtimaline karşılık ‘sosyalistlerin, liberallerin, aydınların’ katılacağı bir çatı partisi önerisini tekrarladı. Seçim öncesi günde-
“Fakat akademisyenlerin, gazetecilerin, yazarların, politikacıların ve aktivistlerin oluşturduğu Barış Meclisi bu konuda henüz
DTP'nin Çatı Partisi Gündeme Geliyor
20
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 kurumsal bir çalışma yürütmüSDP bizimle 20 Mayıs'ta çatı partisiyle ilgili görüştüler, yor.” - “Türkiye solunun toplumsal muhalefetinin daha görünür “DTP Grup başkanvekili hale gelen, halkların sorunlaSelahattin Demirtaş da bianet'e rının çözümünün solda oldu‘İlerici demokrat, aydın, sol liberal ğunu deklare eden bir çaba kesimlerin en azından mevcut içinde olması gerektiğini biz sisteme karşı güçlerini birleştirde ifade ediyoruz.” meleri, taktiksel ittifak yerine stra- "Partiyi kurma kararlığı var. tejik bir birliktelik, çatı partisi ihtiTürkiye'de demokrasinin tesiyacı uzun süreden beri tartışılısini savunan topluluklar var.” yor. DTP bu sürecin pozitif yöne - “Türkiye'nin demokrasi güçleevirilmesi için çaba sarf ediyor. rinin birliği, hak ve özgürlükleSomut bir aşamaya ulaşabilmiş rin kazanılması, bağımsız bir değil’ dedi.” dış politika izlenmesi ihtiyacıyla karşı karşıyayız. Birkaç Yukarıya aktardığımız hasol partinin kuracağı sol çatı ber ve söyleşilerin özü itibarıyla partisi bu durumu izah etmesatır başları şöyle: ye yetmez. Alevilerin, Kürtlerin farklı inançlarından, kültür- “Solda Çatı Partisi önerisine lerinden dolayı AKP'nin politiyaklaşımlar değişik ve çeşitli, kalarından devletin yaklaşıama herkes ciddiye alıyor.” mından rahatsız olan güçlerin - “Bu partinin ‘solda birlik’ten birleştiği demokratik bir halk farklı olarak sendikalar, meshareketine ihtiyaç var.” lek odaları, aydınlar, Aleviler, - “Her kesimin sorunlarını içselKürtler, Ermeniler, Çerkesler, leştiren bir parti olmalı." demokrat Müslümanlar, emek örgütleri, yöre derneklerinden İşte kısaca satır başlarıyla oluşacağını söylüyorlar. “ ela aldığımız, adı geçen parti ve - "Solun, sosyalist hareketin kesimlerin istek ve tespitleriyle emek, demokrasi güçleriyle olmasını istedikleri “partinin” nitebirlikte neoliberalizmle mücaliğini belirlemeye çalışmışlar. deleyi esas alan koalisyon, Burjuva üretim ilişkilerinin emplatform ve yan yana gelişlerperyalist yapılanması sürecinde den yanayız. DTP, EMEP ve Türkiye sınıfsal yapısı üzerinde 21
www.proleter.org
çözülmeleri arttırdıkça, süreklileşip derinleştikçe harmanladığı yapı toplumsal sınıf yapısını da harmanlayıp, oradan oraya savurmuş17, her kesimi nerede ve nasıl duruş sergileyeceği konusunda şaşırtmış, şimdi de bu kesimler burjuva karanlık ilişkileri içinde el yordamıyla bir birleriyle 17
1980 Öncesi toplumsal ve siyasal ilişkiler içerisinde öğrenimi tamamlamış, 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğün fiziki ve yasal ilişkileri altında ezilen, mesleki “görevi”ni yerine getirmesi yasaklananların bir çoğu değişik alanlarda “işler” yaparken, dönemin siyasi iktidarlarının “af”larıyla tekrar “mesleklerini” icra etmeye dönenlerin büyük bir kısmı yine ekonomik nedenlerden dolayı “iş”lerinden, “mesleklerin” den ayrı düşmüşler, atılmışlar, işlerinden olmuşlar bu durum içindeki ruh halleriyle özümseyemedikleri ideolojik, politik davranışlarıyla “soldan sağa, sağdan sola” yalpalayıp durmuşlar ve halen “yalpalayıp” duruyorlar. Kimisi siyasi görüş ve davranışlarından hapiste yatmış, göz altılarına alınmış, dışarı çıkmış “özel” iş kurmuş, memurluk, öğretmenlik, bankacılık, vs. yapmış tekrar bu işlerden ayrılmış, atılmış vs. yaşamında bir türlü proleterleşememiş, “aydınlar” yanında, işten, işe geçerek yaşamını sürdüren işçiler ve emekçiler arasında yaşayanlarda bir türlü kendi sınıfsal çıkarlarını, ideolojisini kavrayamamış proleterler. Diğer yanda köy ve kırsal yaşamın çözülmesiyle şehirlere akan yoksul köylü yaşamda işçi sınıfının görüşlerini doğrudan algılaması mümkün olmadığından, kendiliğinden ortaya çıkan “etki-tepki” içerisinde, kendine uygun sandığı görüşlerin, maddi çıkarların peşinde koşmuş onların kılıcını sallamışlardır.
22
buluşmaya çalışıyorlar. farkına vardıkları farklılıkları konusunda “aman bunları gündeme getirmeyelim”, “öteki” kabul etmezse ortalıkta kalırız korkusuyla telaşlanmaktadırlar. Bunun için “her kesimin taleplerini içselleştiren” bir platform etrafında “parti” inşa edilmelidir. Böylece daha çok katılım ve destekçi sağlanacak, daha büyük “kesim” kucaklanacaktır. Böylece siyasi rakiplerine karşı üstünlük sağlanıp, seçimlerde ve parlamentolarda milletvekilliği çoğunlukları sağlanarak “demokratik halk hareketi” istenilen sonucu alacaktır. Böylece kimine göre “demokrasi”, kimine göre “sosyalizm”, kimine göre de “demokratik cumhuriyet” tesis edilmiş olacaktır. Böylece kapitalizmin kötülüklerinden arınılacak, burjuvazinin “erki”, “ordunun diktatörlüğü”, “polisin aşırı güç kullanmaları” engellenmiş olacaktır. Eğer işler iyi giderse daha büyük işler yapma “olanaklarına kavuşulacaktır.” “İş de bulunacak, aş da.” , barınma, sağlık, eğitim, Kürt meselesi, “sürdürülebilir çevre”, su, tarım, sanayi… vs. halledilecektir. Buyurun beyler, sizlere “engel” olan mı var? Ama bunların “sol” ve “sisteme karşı görüş-
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 lerle” yapılması konusunda nasıl zeminini oluşturduğu bir hareketi ve siyasal form olarak partiyi gebecerirsiniz bilemeyiz! rekli kılar. Bir güç odağı olabilmek politik bir çizgi ve hedefi zoŞimdide birazda EMEPrunlu kıldığı gibi bu mücadeleyi Levent Tüzel (Gündem Online) hayata geçirecek bir örgütlenmeda yayınlanan Söyleşisi üzerinde yi de gerektirmektedir. Yani meduralım: sele sadece bu ittifak güçlerini seçimlerde temsil edecek bir par“Demokratik bir halk iktidatinin şeklen, formaliteden kurulrının yollarını ve gücünü oluştuması değildir. Halk güçlerinin rabilmek” için yola çıkan EMEP mücadele dinamiği ve hayata nüGenel Başkanı söyleşisinde parfus eden, emekçi kitleleri buluntilerinin burjuva düzeni içerisindukları alanlarda örgütleyen, yedeki “sadece kendi bilinçleri” ile relden başlayarak güç olabilen de olsa destek vermeyen “Sendibir hareket ancak bu değişimi ve kal güçler, meslek örgütleri, deülkemizin geleceğinin kurulmasımokratik kurumlar, aydınlar, çenı sağlayabilecektir. Bu mücadeşitli inanç ve kültür çevreleri, çevle ve örgütlenme anlayışı -bütün re örgütlenmeleri ve kadın çevregüçlüklerine rağmen- mevcut lerinden oluşacak” bir “bileşim” burjuva partilerin anti-demokratik ile “ortak çıkarlar ve mücadele yönetim modellerinin karşısında platformu üzerinde birleşip yeni halkın kendisini ve katkısını bubir saflaşma yaratabilirse mevcut labileceği en demokratik yapı ve problemleri çözmeğe halkçı bir işleyiş olacaktır, olmalıdır. Bu iktidar seçeneği oluşturma şankadar 'farklı' ve geniş çevrenin, sını yakalama”ya çalışıyor. Burgeleneğin birlikte örgütlenmesi juvazinin yedek stepnesi, can ülkemiz açısından yenilikleri de simidi olmaya zemin hazırlamaya getirecektir. Bu kültür ve örgütçalışıyorlar. lenme anlayışı yaşayarak geliştirilecektir. Kurumlar ve kişiler olaTüzel:” Çatı Partisi hangi örrak temsiliyet sağlanabilir; katılan gütsel ilkeler temelinde, nasıl her kesim kendi örgütsel yapı ve bir örgütsel model olarak oluşbağımsızlığını korurken (farklı sıturulabilir?” sorusuna şöyle yanıf ve programlara dayandığı nıtlıyor: “Siyasi bir program ve ikiçin) çatının- blokun yerel ve tidar hedefi şüphesiz bu güçlerin merkezi örgütlerinde temsilcile23
www.proleter.org
riyle yer alabilir.” Demektedir. Anlaşılıyor ki Tüzel, Partisinin saflarına genişletmek üzere “kendi ilkeleri”nden ve Programından “taviz” vermeye hazırdır. Bu programlarının toplumsal ve siyasi sürece yanıt vermemesinin dolaylı itirafı ve tescilidir. Tüzel Başka bir soruya ise ( Çatı Partisi bir sınıf hareketi mi, yoksa farklı sınıfsal güçlerin ittifakı olarak mı oluşacak?) şöyle yanıtlıyor: “Bu durumda anlaşılacağı gibi bir grup işbirlikçi çıkar çevresi durumundaki; baskıcı ve sömürücü düzenden beslenen büyük sermaye güçleri ve örgütleri dışındaki tüm güçler; işçi sınıfı, köylülük, küçük üretici gibi emekçi sınıf ve tabakaların yanında orta ve küçük burjuva kesimlerin ittifakı olarak şekillenebilir. Elbette siyasal, toplumsal hareketler bu denli teorik tanımlamalarla ilerlemeyeceğinden ülkemizde de halk hareketi kendi seyri ve özgünlükleri içinde şekillenecektir.” Soruya kaçamak cevap vermekle yetinen Tüzel, bunun bir farklı sınıfsal güçlerin ittifakı olduğunu doğrudan söylememektedir. 24
Burada şunu hatırlatmakta da yarar var: bu sürece şu yada bu biçimde katılan diğer parti ve grupların sınıfsal yapıları değerlendirildiğinde ve siyasi, politik mücadelelerini sürdürme biçimleri olarak “legal” bir mevzide oldukları için bu anlatılan görüşler bu şekilde formüle edilmiş değildir. Bunların siyasi ve politik mücadeleleri kendi sınıfsal yapılarına uygun ve burjuva sınırlar içerisinde yerine getirme eğilim ve isteklerinden kaynaklanmaktadır. Bu sınıf yapıları onların mücadelelerinin sürdürülmesi için zaman zaman “illegal” ortam ve zeminlere çekilmesini de gerekli kılabilir. Onların bu özelliği proleter sınıf ideolojisinden kaynaklanan siyasi ve politik mücadele verdiği anlamını ifade etmez. Onun ölçüsü bu değildir. Onun ölçüsü bu sınıfların talep ve mücadeleleri kime hizmet etmektedir? Sorusuna verilen yanıtta yatmaktadır. Tüzel “Kürt Sorunu”, “Kürt Özgürlük Hareketi”yle ilgili soruya da şöyle yanıtlıyor:” Kürt sorunu ve Kürt halkının talepleri sadece Kürtlerin sorunu değil, Türkiye'nin, Türk işçi ve emekçilerinin sorunudur. Eğer ki ülkemizin, en başta da emekçilerin demokratikleşme diye bir derdi varsa- ki öyledir, bunun öncelikli konusu Kürt
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 sorunu ve bunun demokratik teklemek zorunda olan müttefikhalkçı çözümüdür. Bunu adı özleri, emekçiler, yoksul köylüler, gürlükler temelinde eşit haklar ve vb. vardır. Bunun için işçi sınıfı, barış anlayışıyla birlikte yaşapartisi ve onun yakın ve uzak geleceğine ilişkin hedeflediği progmak, birlikte iktidar olmak, bunun Anayasal toplumsal zeminini haramı etrafında örgütleyip mücadele ettiği taleplerinin hayata gezırlamaktır.” çirilip, güvencesi olarak proletarya diktatörlüğü ile sağlayacaktır. Tüzel Kapitalist emperyalist serBunun dışında hiçbir kesim ve mayenin bu gün işçi sınıfı ve sınıf işçi sınıfı ve emekçilerin bu emekçi halklar üzerinde nasıl bir gün ve geleceği için bir çözüm yol izliyor, kapitalist ve kapitalist üretmez ve üretemezler. Bu anüretim öncesi üretim ilişkilerini lamda Türk, Kürt, bütün işçi ve nasıl darmadağın edip, kendi ilişemekçiler kendi Partileri ve progkilerine bağladığını, sınıfları yeramları etrafında örgütlenip birlikniden biçimlendirip, harmanladıte mücadeleleri ile mümkün olağını görmüyor, göremiyor. Embilir. Bunun dışındaki her “çöperyalist sermaye “Demokratikzüm” burjuvazinin (“Demokratik”, leştirme”, “özgürleştirme” “hedef“Halkçı”, “Anaysal Toplumsal”, leriyle” girdiği Afganistan, Irak, “Demokratik Cumhuriyetçi” her Pakistan, Libya, İran, Suriye, vb. ne ad altında olursa olsun) penülkelerde nasıl hareket ettiği, neçesinden kurtulması, sömürüsüz ler yaptığı, yapmaya çalıştığı gösınıfsız bir düzene ulaşması rülür ve incelenirse “Demokrasi” mümkün değildir. çözümünün ne olduğu açıkça görülür. Tabi kapitalist ilişkilerin çöTüzelin bu konuda söyleyeceği, zümü, kapitalistler tarafından yaönereceği bir şey yoktur. O sadırganmaz ve yadsınmazsa, sadece “Tarih toplumların önüne dece kötülüklerinin önlenmesi, çözemeyeceği sorunu çıkartmaz her burjuvaya yaşam hakkı vetüründen. O nedenle bizim bir rilmesi talep edilmesi ile sınırlı arada olacağımız güçlerle şimdikalırsa sorunların kaynağı kapitaden tahmin edemeyeceğimiz solizmi yok etmek değil, onu ıslah runları çözmenin de bir yolunu etmekle “çözülür” görünmektedir. bulabileceğiz.” Deyip sorunu zamana bırakmaktadır. İşçi sınıfının işçi sınıfından başka dostu yoktur. Sadece onu des25
www.proleter.org
Tezel söylediklerinin ne anlama geldiğini aşağıdaki soruyla (Partinizin programatik amaçlarıyla, Çatı Partisi bileşenlerinin ortak programatik amaçları arasında nasıl bir ilişki kuracaksınız? Farklı programlara sahip muhtemel bileşenlerin arasındaki farklara rağmen ortak bir programda birleşmeyi nasıl sağlayacaksınız? ) karşılaştığında farkına varır ve şöyle der: ” Şüphesiz her parti ve siyasi güç, politik bir iddia taşıyan çevreler bir toplumsal sınıfa dayanmakta, onun taleplerini savunmaktadır. Bu açıdan partimiz işçi sınıfı ve emekçilerin örgütü olarak sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmayı temel amaç edinmiştir. Partimiz; bunun gerektirdiği bir strateji ve taktik hatta ilerlemektedir. Partimizin, bağımsız demokratik halk iktidarına denk gelen asgari programı; emekçilerin ekonomik sosyal haklarının korunup geliştirilmesini ve örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasını, siyasi özgürlüklerin kazanılmasını, Kürt sorununun demokratik halkçı, barışa dayalı çözümünü, inançlar üzerindeki baskı ve ayrımcılığın kaldırılmasını, gerçek laiklik gibi talepleri kapsamaktadır. Görülece26
ği gibi bütün bunlar halk güçlerinin üzerinde birleşebileceği en geniş platformun programı olabilecek niteliktedir.” Der. Der, ama bu zamana kadar söyledikleriyle çelişen bu ifade ile içinde bulunduğu ruh halinden kurtulamaz. Çünkü “biliyor” ki, bu program işçileri bir yana bırakalım adı geçen kitleleri bile saflarına çekmeyi başaramamış, boş laftan ibaret bir belge olarak karşısında durmaktadır. Emperyalist kapitalizmin uygulamalarıyla çözülen sınıflar içerisindeki küçük burjuvazinin oradan oraya savrulması, kendini kabul ettirmiş, bir program etrafında kenetlenmiş bir Proletarya Komünist Partisinin olmayışı yüzünden sahipsiz ve desteksiz kalan küçük burjuvazi sığınak olarak işçi sınıfının koylarında gizlenecek yer arıyor, kendilerine geçmişte temsil eden ve bu gün farklılaşmış burjuvaziye baş kaldırıyorlar. M. Gündar Ağustos 2008
Proleter
Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 Gürçistan Devlet başkanı Şaakşvili Güney Osetya ya saldırdı. ABD nin kışkırtmasıyla EMPERYALİST PAYLAŞIM Rusya nın ne yapabileceğinin SAVAŞLARI gücünün sınandığı, askeri gücünün ne olduğunun ABD tarafınRusya - Gürcistan Savaşı dan açığa çıkarılması için Gürcistan ordusu 8 Ağustos günü “Soğuk değil sıcak savaş tehlikeprovakatör bir saldırıya geçti. Gürcistan sınırları içindeki Güney si var. Yeni bir soğuk savaştan Osetyanın başkanti Şinvali ye bahsediyorlar bu imkânsız, çünGürcü birlikleri saldırdığında kü artık Kremlin de komünistler değil Milyarderler oturuyor. Doğu yetmiş bin nüfusa sahip bu küçük ile batı arasında bir bölünme isulusa Rusya daha önceden dağıttığı Rus pasaportlarıyla sözde temezler Rusya nın dünyanın bir parçası olmasını isterler. Ancak kendi vatandaşı payesi vererek bu durum I. Dünya Savaşı öncesi kendi bölgesel emperyalist çıkarile karşılaştırılabilir. Kimse savaş ları için hukuksal bir dayanak istemiyordu. Almanya, Rusya, oluşturmuştur. Rusya yine kendi Osmanlı… Ama savaş oldu ve hukukuna dayanarak “yurttaşlaİmparatorluklar parçalandı. Şimdi rını”, Ossetya yı “korumak” için soru şu Sırp Prensi Ferdinand’ı Gürcistan a karşı saldırıyla yanıt öldürecek ve savaşı başlatacak verdi. Şaakşvili bunu biliyordu. Şaakşvili den önce ABD emperkişi kim olacak?” (1) yalistlerinin de iyi bildiği bir olBütün dünyanın gözü Peguydu bu durum. Rusya nın sabrı kin deki olimpiyat oyunlarının açıve gücü bir başka güç tarafından lışına çevrilmişken Çin in ev sahibi olduğu kapitalist devletlerin sınanıyordu. Ve bu sınama aterekabet ve güç gösterilerine döşin maşayla tutulması gibi Rusya nüşen olimpiyat oyunlarının açılıya göre oldukça zayıf olan Gürcistan aracılığıyla yapılıyordu. şında ev sahibi Çin kendi görkeGürcistan ordusu Rus birlikleri mini gücünü zenginliğinin gösterisini sunmak için meşaleyi ateşkarşısında hiçbir direniş gösteremedi. Savaş birkaç gün sürdü. lediğinde aynı saatlerde Kafkaslarda ABD emperyalizminin yeni Rusya askeri anlamda zafer kazandı. Afganistan ve Irak da oldünya düzeni okulundan yetiştirdiği Saros un beslemesi dukça güç durumda olan ABD 27
www.proleter.org
kışkırttığı ileri sürdüğü Saaksvili ye yardım edecek zaman bulamadı. Baba parasıyla hava atan züppeyi oynayan Şaakşvili korkudan dehşete düşmüş gözlerle şaşkınlık içinde kravatını yerken Fransa nın playboy Cumhur Başkanı Sarkozy arabulucu olarak Rus emperyalizminin temsilcisi devlet başkanı Medmedev le ateşkes ve barış görüşmeleri için Moskovaya vardığında. Rus birlikleri Tiflis önlerine kadar gelmişti. Abazha ve Güney Osetya ya Rus emperyalistleri yerleşmişti. Medmedev Rus Dış İşleri bakanı Lavrov un ilk söyledikleri sözleri Gürcistanın toprak bütünlüğü diye bir olgunun artık geçmişte kaldığı Fransa, Rus Emperyalizminin siyasal taleplerini onayarak Paris e döndü. Bücür playboy Sarkozy tarihten rol kapmak için Moskova’ya gitti Fransız emperyalizminin zavallılığını göstererek Paris’e geri döndü. Burjuva tarihçileri Rus- Gürcü savaşından hemen sonra yazdıkları gibi aslında Rus Gürcü savaşı değildi sahneye konan iki emperyalist gücün egemenlik hamlesiydi. ABD ve Rusya’nın, Kafkaslar da nufus alanları, zengin hammadde ve enerji alanları bu enerji kaynaklarının geçiş yolları üzerindeki egemenlik ve denetim savaşıydı. Rus Sovyet emperyalizminin 28
çökmesiyle eski Sovyet nufus bölgeleri olan bu coğrafyada ABD emperyalizmi çeşitli darbelerle, eski Rus “Sovyet Bürokrasisini” siyasal iktidarlardan uzaklaştırmış bu bölgelerde oluşan yeni devletler le Rus Emperyalizminin asıl omurgasını Rusya’yı kuşatmaya başlamıştı. “Rusya yı çevrelemeye çalışan ABD Böylece sınıra geldiğini anlamıştı.” (2) Büyük küçük bütün emperyalistler dolaylı olarak savaşın içinde buldular kendilerini AB yi oluşturan İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, gibi Batı Avrupa’ın eski emperyalist güçleri kendi ulusal burjuva çıkarları doğrultusunda tavır aldılar. ABD nin Rusya nın tecrit edilmesi, uluslar arası kapitalist topluluktan, dünya ticaret örgütünden dışlanması ABD ve Batı Avrupalı Emperyalistlerin oluşturduğu kendilerini uluslar arası topluluk olarak adlandırdıkları dünyanın geri kalan kapitalist ülkeleri üzerinde baskı aracı olarak oluşturdukları bir dizi emperyalist örgütten aforoz edilmesini isteyen ABD nin isteğine Fransa, Almanya ve İtalya dan gelen cevap Rus Emperyalistlerinin beklediği gibiydi. Rusya ile çıkarları bir çok alanda birleşmiş enerji kaynakları bakımından Rusya ya bağımlı olan Fransa, Almanya, İtalya, Rusya’nın uy-
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 gun bir dille kalbi kırılmadan kıSırp Prensi Ferdinand ın katilinin nanmasından yanaydı. Hafifçe kim olacağını sorarken Kremlinazarlanmalı ama tecrit edilmemede milyarderler oturuyor, Paris liydi. ABD nin adeta bir çok de, Londra da , Berlin de Roma alanda kuyruğu durumuna düşda Washington da olduğu gibi dimüş eski Güneşin Batmadığı İmyor. Bu savaş burjuvazinin savaşıdır. paratorluk Büyük Britanya Irak ve Türk burjuvazisinin temsilAfganistan da olduğu gibi eski cisi, savaş başlar başlamaz şaşsömürgesi ABD nin gölgesine sıkınlık ve panikle bir Rusya’ya bir ğınan İngiltere biraz daha yüksek Gürcistan’a koşturdu. Rusya’nın sesle azarlanmasını istemek dıTürk Başbakanını kaale almayışı şında AB yi oluşturan topluluktan doğrudan Gürcü ordusuna askeri eski Rus Sovyet uydusu Polonyardım yapmakla, kışkırtmakla ya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, suçlamasını Türk hükümetinin Bulgaristan, dışında AB den, Başbakanı Erdoğan duymamaABD emperyalizmi tüm şantaj, sızlıktan, görmemezlikten geldi. tehdit ve baskısına rağmen umSiyasal İktidar da tutunabilmesini duğu desteği bulamadı. Rusya aldığı cesaretle kendine güvenini ABD emperyalizminin desteğinde kazandı. ABD ve AB Emperyagören Türk hükümeti ilk şaşkınlistlerinin gücünün ve birliğinin lıkla Rusya ve Gürcistanın da içinde olduğu Ermenistan, Azersınırı da açığa çıkmış oldu. Embaycan gibi ülkeleri içine alacak peryalistler arası her türlü birliğin ne olduğu belli olmayan “Kafkas özünde geçici her an karşıtına Birliği” tezini ortaya attı. Kendisidönüşebilecek dostun düşman, de dahil hiç kimsenin inanmadığı düşmanın dost haline gelmesinin bu tezin terini daha sonra ABD sadece anlık ilişkilere emperyanin izniyle Rusya yı kuşatma nilist güç ve çıkarlara bağlı olduğu yeti taşıyan daha uzun süreli bir bir kez daha görülmüş oldu. Emperyalistler arası egemenlik, ABD projesini Ermenistan’ı Rusya dan koparmak ABD nufuz nufuz ve bölüşümün yer yüzünü bölgesine dönüştürmek görevine nasıl bir vahşete sürükleyeceğini. soyundu. ABD tarafından Türk Küçük bir kıvılcımın, bir hançerin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül' e bile buna yeteceğini Erivan yolculuğu için uçak bileti Rus emperyalist burjuvasının akıl alındı. Türk burjuvazisinin ulusal hocası Sergey Markov hatırlatıyor. Birinci Dünya Savaşında ki onurunun iki paralık edilmesi 29
www.proleter.org
demek olan Ermenistan ziyareti için uygun ortam yaratıldı. Ermenistan ve Türkiye futbol müsabakası bu iş için her iki tarafın dostluğunun başlangıcı palavrasıyla yüzyıla yakın bir zamandır Türk burjuvazisinin okul kitaplarına, günlük yaşama yerleştirdiği ermeni Türk düşmanlığı bu düşmanlığın yaratıcıları tarafından güya tarihin çöplüğüne atılacaktı. Oysa ki Türk burjuvazisinin bundan ne çıkarı vardı? Ermeni düşmanlığı yada Türk düşmanlığı iki egemen burjuva sınıfının tarih kitaplarından niye sökülüp atılacaktı? ABD nin havlayan ama ısıramayan, AB emperyalistlerinin göstermelik öfkelerini ciddiye almayan 90’ların pısırık Rusya’sı Abazya ve Güney Ossetya’yı kazandığı zaferin moraliyle iki ayrı “bağımsız” devlet olarak tanıdı. Aslında Kosova’nın rövanşıydı bu Rusya’nın bütün muhalefetine rağmen Kosova’nın ABD ve AB tarafından tanınan bağımsızlığı burada tekrar tekrar yazmaya gerek yok ki çeşitli emperyalist ülkeler ve gruplarca tanınan bağımsızlığın bunun tanınmasını isteyen emperyalist ülkeler ve gruplara bağımlılık olduğunu herhalde emperyalist burjuvazinin palavralarıyla beynini sulandırmamış herkes tarafından an30
laşılacaktır. Bunun anlaşılması için siyasal bilimin derinliklerinde kulaç atmaya gerek yok. Emperyalist burjuvazi tarafından ulusal sorunun çözümü, sermayenin egemenlik ve Pazar sorununun çözümüyle iç içedir. Emperyalist burjuvazi, ulusların kendi kaderini tayin hakkını tekellerin, tröstlerin Pazar sorununa bağlanmıştır. Enerji ve hammadde kaynaklarına yakınlığı, büyük pazarların yanı başında oluşu, dev emperyalist grupların ülkelerin stratejik alanlara sahip olma savaşı siyasal ve politik egemen alanları yaratma yeni askeri üstler elde etmede hasımlarını yıldırma tehdit ve en son toprak ilhakları da dâhil her türlü savaşta uydu devletler oluşturmak, bağımlı ülkeleri zayıf ve güçsüz devletler haline dönüştürmek emperyalist burjuva devletlerinin egemenlik stratejilerinin bir parçası ülkeleri bölüp parçalayarak her parçayı diğerine karşı amansız bir düşmanlığa ve savaşa sokmak ülkeler arasında her türlü burjuva ittifakına kendi denetimi dışında izin vermemek en kaba hatlarıyla emperyalist burjuvazinin politikaları arasında yer alır. Emperyalist burjuvazinin ulusların kendi kaderini tayin hakkı bu çerçeve içinde kabul görür. Burjuva kamuoyunda halkın günlük diline
Proleter Ağustos-Eylül: 2008 Sayı:55 Rus askeri hedefleri arasında yansıması biçimiyle “bağımsız” devletler “bağımsız” uluslar yasayılacağını açıklaması eşlik etti. ABD Gürcistan’a insani yardım ratmak bu tür bağımsızlık savaşadı altında her türlü askeri donalarını kendi egemenlik ve çıkar nıma sahip savaş gemilerini Kaalanları içine dahil etmek emperradeniz’e göndermelerini izledi. yalist burjuvanın ulusal savaşlarMontrö antlaşmasıyla Karadedaki genel stratejisini oluşturur. niz’e açılan ve İstanbul boğazlaTekrar biz konumuza dönersek Rusya’nın bütün muhalefetine rının ABD gemilerine Türk hükümeti tarafından açılmasıyla Türrağmen Kosova nın ABD ve AB kiye olası bir ABD –Rusya Savatarafından tanınan “bağımsızlığı” şının tarafı durumuna düşürülAbazha be Güney Osetya’nın müş oldu. Doğrudan bir çatışmaRusya tarafından tanınan “bağımsızlığından” farklı değildi. dan çok bir gövde gösterisi tehdit unsuru olarak ABD gemileri KaMedvedev ABD emperyalizmi taradeniz e açıldı. Rusya boğazlarafından ilan edilen tek kutuplu dünya düzeninin sona erdiğini rın Montrö Antlaşmasına aykırı olarak açılmasını Türk malları tailan ediyordu. ABD emperyalizşıyan tırların Rus Gümrüklerinminin istediğini yapma hakkının sona erdiğini söylüyordu. Emperden geçişini engelleyerek yanıt verdi. ABD ve Rusya arasında ki yalist yazarların ilan ettiği yeni karşılıklı gövde gösterileri Akdedünya düzeni daha başlamadan yine bir kısım emperyalist yazarniz de Rusya’nın uzun süredir lara göre Yeninin yenisi Dünya ABD tarafından tehdit edilen SuDüzeni başlamıştı. Bu yeninin riye ile askeri yakınlaşmasını izyenisi dünya düzeninde haydutledik. Yavaş yavaş kutuplar orluğun çeşitliliği ve zenginliği öne taya çıkmaya başlıyor. Rus emsürülüyordu. ABD nin Polonya ve peryalizmi eski Sovyet Rus emÇek Cumhuriyetine sözde İran, peryalizminin yıkılmasıyla kaygerçekte Rusya ya karşı füze bettiği nufuz bölgelerini tekrar kalkanı yerleştireceğini açıklakendi egemenlik alanlarına dömasına karşın Rusya’nın Polonnüştürme emperyalist arzularınya ve Çek Cumhuriyetine sözde dan kolayca vaz geçmeyeceğini İran gerçekte Rusya’ya karşı fügösteriyor. ABD. AB ittifakı ABD ze kalkanı yerleştireceğini açıknin istediği ortak hareketi Ruslamasına karşın Rusya’nın Poya’ya karşı ABD nin tüm baskılalonya ve Çek Cumhuriyeti’nin rına karşın içermese de şimdiki 31
www.proleter.org
haliyle ABD yle birlikte hareket eden AB yi oluşturan Avrupanın eski emperyalist güçlerinin başta Almanya, Fransa, İngiltere , İtalya olmak üzere yeni müttefiklere yeni kutuplaşmalara gebe olduğunu gösteriyor. Tek tek tüm emperyalist devletler hiç bir emperyalist devletin bir diğerinden ve özel olarak da kendisinden daha güçlü olmasını istemedikleri bunun için birlikteyken de ayrı ayrı hareket ettiklerini bu gün dost olanın yarın düşman olacağını çok iyi bildiklerinden her birisi bir diğeri yada diğerlerinin hem yanında hem karşısında yer alıyor. Bu birliktelikler Nato, AB, Şangay vb. mutlak kalıcı değil her an değişebilecek tam karşısında yer alabilecek nitelikte. Rusya, Çin ile birlikte oluşturduğu Şanghay işbirliği örgütünün desteğini almak için RusGürcistan savaşının hemen akabinde AB nin toplandığı sırada acil toplantıya çağırdı. Çin, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan ve bunlara gözlemci statüsünde davet edilen Pakistan, İran, Hindistan dan destek istedi. Gevşek bir destek aldı. Her emperyalist devlet bir diğerinin güçlenmesini egemenlik savaşında rakiplerinin güçlenmesini engellemek bu günkü dostlarının geleckteki düşmanları olacağı bi32
linciyle dostu için değil kendisi için destek yada karşıt olur. Emperyalist efendilerine en candan desteği her zaman olduğu gibi uşaklarından geldi. Rusya yı emperyalizmle yayılmacılıkla suçlayarak, ABD emperyalizmine en büyük desteği veren eski Sovyet Rus yarı sömürgesi olan devletler Polonya Çek Cumhuriyeti, Romanya, Letonya, Estonya, Litvanya, Bulgaristan vd. olurken Rusya ya ise destek ABD Emperyalizminin Latin Amerika da ki eski yarı sömürgelerinden geldi. Başta Demokratik Küba Cumhuriyeti olmak üzere bizim küçük burjuva sosyalistlerimizin anti emperyalist madalyasını verdikleri Venezuella dan, İran ve Suriye den geldi. Komediye bakın ki Rusya yı emperyalistlikle suçlayan Polonya ve Çek burjuvazisi ABD nin Irak ve Afganistan daki işgal ordularına destek kuvveti gönderiyordu. Küba ve Venezuella ise Rus emperyalizminin Gürcistan a saldırısını alkışlıyordu. Mahir
Eylül-2008