srail nsanl a Sava Açt
“AKP Anayasas ”na Destek Yok Düzenin anayasa ihtiyac› ile emekçilerin ve ezilenlerin anayasa ihtiyac›n›n ortaklaflt›r›lmas› mümkün de€ildir. Eflitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa ancak halk›n örgütlü gücüyle, onun mücadelesinin bir sonucu olarak gerçekleflebilecektir. ❍ Yazısı Sayfa 7’de
❍ Yazısı Sayfa 2’de
Alper Ta/: 1 May,s’,n .zinden Yürüyelim ❍ Yazısı Sayfa 3’te
“Yeni Devlet Düzeni”nde Sa--Sol ve Devrimci Siyaset
Haziran 2010 - Sayı: 4
❍ Yazısı Sayfa 8’de
Yunanistan’da Umut Veren Direni/
❍ Yazısı Sayfa 5’te
Özelle/tirme .deolojisi ❍ Yazısı Sayfa 5’te
lrkç, Sald,r,lara Mu-la’dan Ortak Cevap
❍ Yazısı Sayfa 7’de
Samanda-’da Büyük Dönü/üm Ba/lad,
❍ Yazısı Sayfa 10’da
Sa-l,-,m,z .çin K,rm,z, Alarm! Hastaneler Sat,/ta
❍ Yazısı Sayfa 12’de
merhaba
2
Dayan›flma’n›n dördüncü say›s› Türkiye aç›s›ndan önemli bir dönemeçte ç›k›yor. 12 Eylül’ün ard›ndan haz›rlanan ve yaratt›€› iktisadi, toplumsal de€erler itibar›yla emperyalizme ba€›ml›l›k iliflkilerinin bir yans›mas› olan, ülkemizin son 30 y›l›n› karabasana çeviren 1982 Anayasas› egemenler aç›s›ndan da milad›n› doldurmufl olmal›. AKP, 30 y›ld›r 12 Eylül’ü yaflayan Türkiye’de, darbenin ortaya döktü€ü iliflkilerin içerisinden filizlenen, büyüyen ve geliflen organizmas›yla devletteki etkinli€i büyük oranda ele geçirmifl durumda. Bu etkinli€in bir üst basama€› olarak da anayasay› 12 Eylül’ün bask›c› tarz›na sad›k, resmi olarak kendi iktidar yap›s›na ba€›ml› flekilde dönüfltürmek, bunu da “yeni, sivil ve demokratik” anayasa fleklinde parlatman›n aray›fl›nda. 12 Eylül’den tam 30 y›l sonra 12 Eylül darbesinin en önemli meyvesinin ça€r›s›yla referanduma gidecek olmak da yaln›zca bu ülkede yaflanabilecek bir ironi olsa gerek. AKP bir süredir halk nezdinde kaybetmeye bafllad›€› deste€i tekrar toparlamak için kendisini iktidarda tutan ‘statükode€iflim‘ ikilemini bu kez de anayasa de€iflikli€i önerisi üzerinden yeniden üretmeyi hedefliyor. Yeni anayasa tart›flmalar›nda bilinen ve görünen en önemli gerçek 12 Eylül ruhunun, emperyalizme ba€›ml›l›€›n devam etmesi. Bunun yan›nda CHP’de yaflanan dönüflüm ve kendi ifadeleriyle “Türkiye siyasetinin ve CHP’nin yeniden tanzim ediliyor olmas›” da bu dönemin karakterini belirleyen kritik durumlardan birisi. Bu gündemlere iliflkin de€erlendirmeleri orta sayfam›zda bulabilirsiniz. fiüphesiz, ülkemizdeki tek gündem anayasa tart›flmalar› de€il. 32 y›l sonra emekçilerin direngen muhalefetinin açt›€› Taksim kap›s›n›n anlam›n› ve alan› dolduran yüz binlerin coflkulu ça€r›s›n› Genel Baflkan Alper TAfi’›n de€erlendirmeleriyle sunuyoruz. Dayan›flma’n›n dördüncü say›s›nda, yüksek siyasetin b›kt›r›c› labirentlerinde gezinmenin nafile çabas›na olan itiraz›m›z› emekçilerin, ezilenlerin mücadelesinde derinleflerek sürdürmeye çal›fl›yoruz. TEKEL direniflinin açt›€› yoldan s›n›f mücadelesinin bugün oturdu€u anlama ve güncel karfl›l›klar›na de€inen de€erlendirmeler yine bu say›m›zda yer al›yor. Esnek istihdam, güvencesiz çal›flma, ücretli-sözleflmeli kölelik, enerji özellefltirmeleri, kamu hastanelerinde “reform” uygulamalar› gibi bafll›klarda önceki dönemde bafllatt›€›m›z tart›flmalar› ço€altman›n, bu alandaki birikimi zenginlefltirmenin aray›fl›na yenilerini ekliyoruz. ‹flsizli€in ve güvencesizli€in tüm toplumsal iliflkileri sarmalad›€›, halk›n en önemli gündemi oldu€u bugünlerde yapt›€›m›z bu tart›flmalar›, 1 May›s’›n çakt›€› k›v›lc›mla anlamak ve önümüzdeki dönemde eflitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir Türkiye mücadelesinin ayak basaca€› zeminin iflaretleri olarak görmek de oldukça önemli. Gazetemizin ilk say›s›ndan beri Karl Marx'a bir köfle ay›rd›k. Yapt›€›m›z seçkinin, bugünün sorunlar›yla ba€lar› bulunmas›na özen gösteriyoruz. Bu ba€lamda bu köflede zaman zaman Marx ile birlikte Engels ve Lenin'e yer verece€iz. Bu say› ve önümüzdeki birkaç say›da, Marx ve Engels'in gerici, feodal, küçük burjuva ve burjuva sosyalizmleri üzerine elefltirilerine yer verece€iz. Bu elefltiriler ve ifade edilen ayr›mlar›n özgül ba€lamlar› yan› s›ra günümüze dek uzanan düflünsel, tarihsel, siyasal ba€lamlar› da bulunmaktad›r. Devrimci teorik siyasal çizginin her tür gerici sosyalizm ve reformizmden ayr› olan köklerine iflaret edecek bu seçkiyi okurlar›m›z›n dikkatle de€erlendirece€ine inan›yor ve bu say›da Engels ile merhaba diyoruz. ÖDP’nin “fiimdi Halk Konuflacak” merkezi siyasi faaliyeti devam ediyor. Bursa, Uflak Eflme, Bat›kent ve Ümraniye’de düzenlenen halk buluflmalar› oldukça coflkulu geçti. Ayr›ca, farkl› illerde TEKEL iflçileriyle partilileri buluflturan toplant›lara özellikle iflçilerin gösterdi€i ilgi önemli düzeydeydi. Faaliyetin, bafl›ndan beri ortaya ç›kard›€› birikim ve enerji 1 May›s alanlar›nda partinin kitleselli€ine de önemli ölçüde yans›m›fl oldu. fiimdi bu sesin daha da büyütülmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor. Bu anlay›flla, Dayan›flma’n›n dördüncü okurlar›m›za bir kez daha merhaba.
DAYANIfiMA dayanisma@odp.org.tr
say›s›ndan
Bugünkü ihtiyac›m›z; 12 Eylül faflist cuntas› taraf›ndan haz›rlanm›fl anayasan›n çöpe at›larak emekçilerin ve ezilenlerin talepleri do€rultusunda eflitlikçi, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasan›n haz›rlanmas›d›r. Yeni anayasan›n içeri€i kadar haz›rlanma yönteminin de demokratik olmas› son derece önemlidir. Yeni bir anayasa için yap›lmas› gereken toplumun en genifl kesimlerinin anayasa tart›flmas›na eflit ve özgür bir biçimde kat›l›m›n›n sa€lanmas›d›r. %10 seçim baraj› kald›r›lmal›, barajs›z bir seçimle bütün siyasi fikirlerin parlamentoda temsiline olanak verilmeli, bu parlamento kurucu bir meclis ifllevi görmelidir.
anayasan›n sosyal k›r›nt›lar›n› da bütünüyle ortadan kald›rmakt›r. Anayasa de€iflikli€i paketinde AKP, özellefltirmelerin iptaline set çekmeyi amaçlamaktad›r. Anayasa de€ifliklik paketi kamu çal›flanlar›na toplu sözleflme hakk› sa€l›yor ama grev hakk› yok. Kamu çal›flanlar›n›n siyaset yasa€› devam ediyor. AKP, mevcut anayasan›n geçiçi 15. maddesinin kald›r›lmas› gibi baz› olumlu maddeleri bu paketin içine katarak demokrasi talep eden güçlerin a€z›na adeta bir parmak bal çalarak kendi iktidar kavgas›n› desteklemeye ça€›r›yor.
AKP'nin uzun zamand›r ifade etti€i anayasa tart›flmalar› düzenin ihtiyac› olarak gündeme getirilmekte, yeni liberal sömürü düzeninin hukuki yap›s›n› oluflturmay› amaçlamaktad›r. 12 Eylül anayasas› da -bugün onun yenilenmesinden ve derinlefltirilmesinden baflka bir manas› olmayan- AKP'nin yeni anayasas› da sömürü ve soygun düzeninin ürünüdür.
Bu paket haz›rlan›fl itibariyle 'söz milletin'
Düzenin anayasa ihtiyac› ile emekçilerin ve ezilenlerin anayasa ihtiyac›n›n ortaklaflt›r›lmas› mümkün de€ildir. Eflitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir anayasa ancak halk›n örgütlü gücüyle, onun mücadelesinin bir sonucu olarak gerçekleflebilecektir.
yok;
AKP'nin bugün gündeme getirdi€i anayasa de€ifliklik paketi ise kendi iktidar›n› güçlendirme niyetinin bir ürünüdür. AKP’nin 12 Eylül anayasas›n›n yaratt›€› kurumlarla bir sorunu yoktur. AKP’nin amac› bu kurumlar› ele geçirerek kendi tekelci iktidar yap›s›n› kurmakt›r. Örne€in; YÖK’ten flikayet eden AKP, YÖK’ü ele geçirdikten sonra bu kurumun anti-demokratik özü ile u€raflmamakta anti-demokratik uygulamalar›n›n sürmesine imza atmaktad›r. AKP, Abdullah Gül cumhurbaflkan› olduktan sonra cumhurbaflkanl›€›n›n yetkilerinin fazlal›€›ndan söz etmez oldu. Tersine yeni anayasa de€ifliklik paketi ile cumhurbaflkan›n›n yetkilerini daha da art›rmay› hedeflemektedir.
düflüncenin örgütlenme hakk›n› tan›mayan
Bugün Türkiye’nin bir yarg› reformuna ihtiyac› vard›r. Ama AKP’nin gerçek bir yarg› reformuna niyeti yoktur. Gerçek bir yarg› reformu için temel nokta yarg›n›n her düzeyde siyasal iktidara ba€›ml› olmaktan kurtar›lmas›d›r. AKP, b›rak›n yarg›n›n siyasal iktidara ba€›ml› olmaktan kurtar›lmas›n› kendi siyasi iktidar›na ba€›ml› bir yarg›y› istemektedir. Anayasa de€iflikli€i paketindeki maddeler bu yöndedir. Özellefltirme flampiyonu AKP’nin kitab›nda sosyal haklar yoktur. Halk›n paras›z e€itim, sa€l›k, ulafl›m hakk› yoktur. AKP’nin niyeti daha rekabetçi ve piyasa iliflkilerini gelifltirme ad›na bugün sözde kalan
restiyle halk› sürü yerine koyan bir raconkarl›kla yap›l›yor. Halk›n örgütlenmesi ve hakk›n› aramas›na husumet besleyerek sadece önüne sand›k konuldu€unda oy vermesini isteyen bir yaklafl›m›n egemenli€i milletten ald›€› sözü bofl bir laft›r. Bu paketin içinde halk›n öncelikli talepleri Lider sultas›na dayal›, kad›nlar›n siyasal temsilini artt›rmak için tüm siyasi partilere kota zorunlu€u getirmeyen, parti içi demokrasiyi içermeyen, siyasete getirilen tüm k›s›tlamalar› kald›rmayan, her tür Siyasi Partiler Yasas›'n›n de€ifltirilmesi yok. Barajs›z, partilere propaganda konusunda eflit haklar sa€layan, hazine yard›m› esaslar›n› adil yararlanma ilkesi ile yeniden düzenleyen, siyasi ittifaklara olanak veren Seçim Yasas› yok, Kamu çal›flanlar›na grev hakk› yok, siyaset yapma hakk› yok. Emekçi halk›n paras›z sa€l›k, e€itim, ulafl›m hakk›, güvenceli çal›flma hakk› yok. Milletvekilli€i
dokunulmazl›€›n›
kürsü
dokunulmazl›€› ile s›n›rland›racak dokunulmazl›€›n kald›r›lmas› yok. Ülkemizin en önemli sorunlar›ndan olan Kürt Sorununun çözümüne dönük kimlik, kültür ve dil taleplerine iliflkin herhangi bir madde yok. Din derslerinin zorunlu olmaktan ç›kart›lmas›, Diyanet ‹flleri Baflkanl›€›'n›n kald›r›lmas›, Alevi yurttafllar›n eflit yurttafll›k talepleri yok. Emekçiden, ezilenden yana olmayan, halk› oy verme d›fl›nda dikkate almayan hiçbir usule destek yok. Bu anlamda AKP’ye de destek yok!
3
“ imdi Halk Konu acakâ€? Yurdun DĂśrt Bir Yan nda Devam Ediyor Mitingde Asemat‘da 14 ayd›r grevde olan içi Yusuf, Teleferik Halk Meclisi ad›na
Okan
Okumu,
Ăźniversite
gençli₏inden Evrim Tekin, emekli Cevdet ‚rketi, HES ma₏duru (Artvin HES Platformu yĂźrĂźtme kurulu Ăźyesi) Zikri Kara, ev kad›n› GĂźlsĂźm Selvi, Bal›kesir Mutaf Nakliye Ambar›ndan direniçi içiler de konutu. Ordu Ăœnye, Ankara Bat›kent ve Adana ďŹ akirpaa’da halk bulumalar› gerçekletirildi Ă–DP’nin â€œďŹ imdi Halk Konuacakâ€?
BURSA: Ă–DP Genel Bakan› Alper Ta: “Krizden ç›kman›n yolu ezilenlerin mĂźcadelesindedirâ€? Bursa Mesken Meydan›'nda gerçekletirilen â€œďŹ imdi Halk Konuacakâ€? mitingine kat›lan yĂźzlerce kii, "AKP Susacak Halk Konuacak", "TEKEL içisi Yaln›z De₏ildir", "SĂśz, yetki, karar, iktidar halka" sloganlar› att›. Ă–DP Genel Bakan› Alper Ta, burada yapt›₏› konumada zalimlerin zulmĂźne, sermayenin azg›n sĂśmĂźrme h›rs›na kar› mazlumlar›n adalet, yoksullar›n, emekçilerin eitlik ve ĂśzgĂźrlĂźk ç›₏l›₏›n› yĂźkseltmek için burada olduklar›an› sĂśyledi. AKP‘nin ve siyasal islam›n ĂśnĂźnĂź, Erdo₏anlar›n ĂśnĂźnĂź, solu-devrimcileri ezen 12 EylĂźl cuntas›n›n açt›₏›n› kaydeden Alper Ta, AKP’nin demokrasiyi de₏il, emperyalizmin yeni ihtiyaçlar›na uygun bir TĂźrkiye‘yi ina ettiklerine dikkat çeken Ta, â€œâ€šĂ§inden geçti₏imiz bu siyasi-ekonomik-sosyal krizden ne eski dĂźzeni savunarak ne de AKP‘nin ina etti₏i yeni dĂźzeni savunarak ç›kabiliriz. Ç›k› emekten, ezilenden yana,
baka bir dßzen kurma mßcadelesindedir.
merkezi siyasi faaliyetleri Ordu Ăœnye,
ďŹ imdi içiler, isizler, yoksullar, yok say›lanlar, kad›nlar, gençler konuacak, imdi halk konuacak dediklerini hat›rlatan Alper Ta unlar› sĂśyledi:
paa’da dßzenlenen miting ve toplan-
“BugĂźn, Tekel içileri Ăśyle gĂźzel konutu ki TĂźrkiye ayd›nland›, TĂźrkiye umutland›. TĂźrkiye toplumu unuttu₏u de₏erleri hat›rlad›, dayan›may›, paylamay›, ekme₏ini bĂślßmeyi hat›rlad›. Tekel içisi Ăśyle gĂźzel konutu ki AKP‘nin gerçek yĂźzĂź aç›₏a ç›kt›, sahte demokratl›₏› dĂśkĂźldĂź. "S›n›f mĂźcadelesi bitti, içi s›n›f› bitti" diyenlere kavga yeni bal›yor diyerek bĂźyĂźk bir tokat att›.â€?
toplant›lar›nda
AKP hĂźkĂźmetinin isizlikle de₏il, isizlerle mĂźcadele etti₏ine de dikkat çeken Ta, “Bak›n geçenlerde atamas› yap›lmam› Ü₏retmenler Ankara‘da miting yapt›. Ăœlkenin 140 bin Ü₏retmen aç›₏› var, ama yĂźz binlerce Ü₏retmen atama bekliyor. HĂźkĂźmetse atama yapmay›p Tekel içilerine dayatt›₏› 4C uygulamas›nda oldu₏u gibi her an kap› ĂśnĂźne konulacaklar›, ayda 500 liraya talim edecekleri gĂźvencesiz bir Ü₏retmenli₏i dayat›yor. Esnek çal›ma sistemi, bugĂźn Tekel içilerine dayat›lan›n bĂźtĂźn emekçilere dayat›lmas›d›r. O yĂźzden Tekel içisi bu mĂźcadeleyi kazan›rsa gerçekten kazanan bĂźtĂźn emekçi halk olacakt›râ€? diye konutu.
dÜnßtß.
Ankara Bat›kent ve Adana ďŹ akirt›larla devam etti. Ă–DP Genel Bakan› Alper Ta, kat›ld›₏› â€œďŹ imdi Halk Konuacakâ€? miting ve gĂźncel
siyasi
gelimeleri ve Ă–DP’nin bunlar kar›s›ndaki konumu ve duruunu anlatt›. Adana ďŹ akirpaa Pazar alan›nda ďŹ imdi Halk Konuacak faaliyeti çerçevesinde dĂźzenlenen mitingde yĂźzlerce kii, “AKP susacak Halk konuacakâ€?, “SĂśz yetki karar iktidar halkaâ€? sloganlar› atarken Ankara Bat›kent’teki yĂźrĂźyß ve halk enli₏i ise 1 May›s’a ça₏r›ya
Bat›kent’te gßnler Üncesinden hummal› bir gayretle balat›lan çal›malar kapsam›nda bÜlgede yer alan bir çok site kar› kar› dola›ld›, ev toplant›lar› yap›ld›. Halk›n farkl› kesimlerinin dahil edildi₏i ve kßrsß kuruldu₏u halk forumunda sorunlar ve mßcadele perspektifleri enine boyuna tart››ld›. Bßyßk halk bulumas›nda ise Bat›kent Metro dura₏›ndan balayan yßrßyß sonunda ‚l Bakan› Cevat Özdemir ve ÖDP Genel Bakan›
Alper
Ta,
kat›l›mc›lara
hitaben konuma yapt›lar, ard›ndan halk ferman› okundu. Ali Asker, Grup Gßnyßzß, Grup Hasat ve ÖDP Yenima-
İZMİR’DE TEKEL İŞÇİLERİYLE DAYANIĹžMA Ă–DP ‚zmir ‚l Ă–rgĂźtĂź, ßç ay› ak›n bir sĂźredir eylem halindeki Tekel içileri ile biraraya geldi. Bulumaya Tek G›da-‚ Sendikas› Ă–rgĂźtlenme Sekreteri GĂźrsel KĂśse, Ă–DP Genel Bakan Yard›mc›s› Ă–nder ‚leyen ve partililer kat›ld›. Ă–DP ‚zmir ‚l Bakan› Cemal Do₏an ile Ă–DP Parti Meclisi Ăźyesi ve Tekel içisi Sevim Ula’›n ard›ndan bir konuma yapan Ă–DP Genel Bakan Yard›mc›s› Ă–nder ‚leyen, “Tekel direniinin bu Ăźlkeye, emek mĂźcadelesine umut verdi. Ankara sizi çok Ăśzledi. 1 Nisan‘da ayn› kararl›l›kla direni soka₏›nda olaca₏›z" dedi. ‚leyen’in konumas›n›n ard›ndah sĂśz alan Tekel içileri de direnilerini de₏erlendirirken, direniin bundan sonras› için çeitli Ăśneriler getirdi. Etkinlik TEKEL 51 belgeselinin gĂśsterimi ile sonland›.
halle ‚lçe Ă–rgĂźtĂź Halk Oyunlar› Ekibi’nin sahne ald›₏› etkinlik devrimci gençlerin cokulu sloganlar›yla son buldu. â€œďŹ imdi Halk Konuacakâ€? merkezi siyasi faaliyeti kapsam›nda Samsun Ăœnye’de
Belediye
dßzenlenen toplant›da
Sinemas›’nda ise Genel
Bakan Alper Ta’›n konumas›n›n ard›ndan kat›l›mc›lar sanatç› Sevinç Eratalay’›n devrim tßrkßlerine cokulu bir ekilde elik etti.
Alper TAĹž Ă–DP Genel BaĹ&#x;kanÄą 1 May›s'ta Taksim’de 32 y›l sonra gerçekleen buluma emekçi s›n›flar›n mĂźcadele tarihinde yerini alacakt›r. Emekçilerin aya₏a kalk››n›n izlerini ta›yan direnilerin açt›₏› yol Taksim’de yeni bir dĂśnemin kap›s›n› da aralam›t›r. Taksim’de içilerden isizlere; gençlerden kad›nlara kadar dĂźzenin ma₏dur etti₏i tĂźm kesimler bir aradayd›. Taksim’i 32 y›l sonra TEKEL direniiyle, emekçilerin mĂźcadelesiyle, devrimci gençlerin aya₏a kalk››yla selamlamak, devrim ve sosyalizm ça₏r›s›n› tarihin derinliklerinden bugĂźne ta›yarak gĂźncelleyen bir ad›m oldu. Taksim'e ç›kan yollar› temizleyen ise emekçilerin direnmek ve kazanmak aras›ndaki ba₏› hissederek kazand›klar› gßçten baka hiçbir ey de₏ildir. 'Kaderin için mĂźcadele vermelisin. MĂźcadele edip kazand›₏›n hayat senin kaderindir.â€? diyen Tekel içisinin sesi bu yeni dĂśnemin ruhu ve gelece₏in iaretidir. 1 May›s’a Partimiz Tekel’de, Tari’te, Çemen Tekstil’de; Piyangotepe’de, Kartal’da, Ăœmraniye’de, Çi₏li’de, Kestel’de, LĂźleburgaz’da, Sincan’da, Çetepe’de, ďŹ akirpaa’da, Bat›kent’te, Pazar’da, Fatsa’da yĂźrĂźttß₏ß mĂźcadelenin izinden yĂźrĂźyerek, Taksim’de ve 39 merkezde alanlarda olmutur. 1 May›s’ta sokaklara b›rakt›₏›m›z iz de solun toplumsallamas›, emekçi kesimlerle buluma zeminlerinin ço₏almas› do₏rultusunda Ăźlke genelinde yĂźrĂźttß₏ßmĂźz ‘Halk Konuacak‘ yĂźrĂźyßßmĂźzĂźn bir sonucu, onun bir parças›d›r. 1 May›s’ta Taksim ve TĂźrkiye’nin di₏er yerlerindeki kutlamalarda sa₏lanan kitlesellik eme₏in ve haklar›n›n toplumsallamas› itibar›yla her tĂźrlĂź hastal›kl› sol hesab› aan bir de₏ere sahip olmutur. Sol çevreler ve emekçiler nezdinde bu 1 May›s, 1977’de kanlar› akan arkadalar›m›z ve o dĂśnemin siyasall›₏› ile bugĂźnkĂź merkezi tema olan sĂśmĂźrĂź, isizlik ve gĂźvencesiz çal›ma koullar›na kar› ç›k››n tarihi bir bulumas› olmutur. Tarih bu kolektif alanda yaz›lmaktad›r. Alanda sol/sosyalist atmosferin egemen oluu, AKP Bakanlar›n›n Taksim gĂśsterisini engellemi, taraftarlar›n› ve bĂźtĂźn liberal gĂśzlemcileri gerçekte ĂźrkĂźtmßtĂźr. Ă–DP’nin liberal sald›r›lar› gÜ₏ßsleyerek, sol ve gerçekte TĂźrkiye’de yeni bir dĂśnem balatmas›ndan, TEKEL’den TARâ€šďŹ â€™e, onlarca emekçi direniinden 1 May›s’a kadar s›n›f mĂźcadelesinin temel oldu₏una dair tarihi gerçeklik, emperyalizm ve AKP’nin kar›s›ndaki tek ciddi seçene₏in ne oldu₏unu da gĂśstermitir. ďŹ imdi gĂśrev, bu seçene₏i titizlikle Ăśrmektedir. Ă–nĂźmĂźzdeki dĂśnemde de emekçilerin, isizli₏e ve gĂźvencesizli₏e kar› insanca yaama iste₏iyle; eitlikçi ve ĂśzgĂźrlĂźkçß bir anayasa talebini birletirerek sokak sokak, mahalle mahalle Ăźlkenin dĂśrt bir yan›nda yĂźrĂźyßßmĂźzĂź daha da bĂźyĂźterek yolumuza devam edece₏iz. Bu k›› mĂźcadelemizle bahara dĂśnßtĂźrelim demitik. Bahara dĂśnßtĂźrdĂźk. ďŹ imdi “beinci mevsimiâ€? ĂśrgĂźtleme zaman›d›r.
4
Gerici Sosyalistler, Burjuva Sosyalistleri ve Demokratik Sosyalistler!*
Sömürüye ve Güvencesiz Çalışmaya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim
Friedrich Engels Soru 24: Komünistler sosyalistlerden hangi bak›mdan farkl›d›rlar? Yan›t: Sosyalist denilenler üç gruba ayr›l›rlar. Birinci grup, büyük sanayi, dünya ticareti ve bunlar›n ikisinin var etti€i burjuva toplumu taraf›ndan y›k›lm›fl, ya da hâlâ gün be gün y›k›lmakta olan feodal ve ataerkil toplum yanl›lar›ndan oluflur. Bugünkü toplumunun hastal›klar›ndan, bu grup, feodal ve ataerkil toplumun yeniden kurulmas› gerekti€i, çünkü onun bu hastal›klardan uzak oldu€u sonucunu ç›kart›yor. Bu grubun bütün önerileri, do€rudan ya da dolambaçl› olarak, bu hedefe yöneliktir. Proletaryan›n sefaleti karfl›s›ndaki bütün yak›nl›k gösterilerine ve yak›nmalara karfl›n, komünistler, bu gerici sosyalistler grubuna fliddetle karfl› koyacaklard›r, çünkü 1. bu grup tamamen olanaks›z bir fley için u€rafl›yor; 2. bu grup, mutlakiyetçi ya da feodal hükümdarlardan, bürokratlardan, askerlerden ve rahiplerden oluflan maiyetleriyle birlikte aristokrasinin, lonca ustalar›n›n ve manüfaktürcülerin egemenli€ini; bugünkü toplumun kusurlar›ndan gerçekten de uzak olan, ama peflinden en az›ndan bir o kadar baflka kötülük getiren ve ezilen s›n›flar›n bir komünist örgütlenme yoluyla kurtulufllar› için umut dahi vermeyen bir toplumu kurmaya çal›fl›yor; 3. proletarya ne zaman devrimci ve komünist olsa, bu grup, proleterlere karfl› burjuvaziyle derhal ba€lafl›kl›k kurarak gerçek niyetlerini her zaman a盀a vuruyor. ‹kinci grup, bugünkü toplumun ayr›lmaz kötülüklerinin onlar› kendi varl›klar› konusunda telâfla düflürdü€ü mevcut toplum yandafllar›ndan oluflur. Bunlar, bu yüzden, mevcut toplumu korumaya, ama ona ba€l› olan kötülükleri kald›rmaya çabalarlar. Bu amac› gözönüne alarak, bunlardan baz›lar› salt hay›rsever önlemler; ötekiler ise, toplumu yeniden örgütleme bahanesi alt›nda, mevcut toplumun temellerini, ve dolay›s›yla mevcut toplumun kendisini koruyacak tantanal› reform sistemleri önerirler. Komünistler bu burjuva sosyalistlerine karfl› da durmadan savaflmak durumunda olacaklard›r, çünkü bunlar komünistlerin düflmanlar› için çal›fl›yorlar ve komünistlerin y›kmak amac›nda olduklar› toplumu savunuyorlar. Nihayet, üçüncü grup, Soru ... **’da s›ralanan önlemlerden bir k›sm›n› komünistlerle ayn› flekilde, ama komünizme geçiflin bir arac› olarak de€il de, mevcut toplumun sefaletini kald›rmaya ve kötülüklerini yoketmeye yeterli önlemler olarak arzulayan demokratik sosyalistlerden oluflur. Bu d emokratik sosyalistler, ya kendi s›n›flar›n›n kurtulufl koflullar› konusunda henüz yeterince ayd›nlanmam›fl proleterlerdir, ya da demokrasi kazan›lana ve bunu izleyen sosyalist önlemler gerçekleflene dek proletarya ile birçok bak›mlardan ayn› ç›karlara sahip olan bir s›n›f›n, küçük-burjuvazinin üyeleridirler. Eylem anlar›nda komünistler, bu nedenle, bu demokratik sosyalistlerle bir anlaflmaya varmak ve, bu demokratik sosyalistler egemen burjuvazinin hizmetine girmedikleri ve komünistlere sald›rmad›klar› sürece, bunlarla genel olarak flimdilik olabildi€ince ortak bir politika izlemek durumundad›rlar. Aç›kt›r ki, bu ortak eylem, onlarla olan ayr›l›klar›n tart›fl›lmas›n› d›fltalamaz.
* Bafll›k Dayan›flma Gazetesi taraf›ndan koyulmufltur. Engels’ten yapt›€›m›z bu aktarma Komünizmin ‹lkeleri’nden al›nm›flt›r. (K. Marx-F. Engels, Seçme Yap›tlar Cilt: 1 içinde, Sol Yay›nlar›, Birinci Bask›: Aral›k 1976, sf. 114–115) Komünizmin ‹lkeleri, “Komünist ‹man Yemini Tasla€›”n›n ikinci aflamas›d›r. K. ‹lkeleri, Komünist Manifesto’nun ilk biçimine temel oluflturmufl, buradaki önermelerden baz›lar› Manifesto’da kullan›lm›flt›r. ** El yazmas›n›n buras›nda bir boflluk bulunmakta ve “Bu devrim nas›l bir yol izleyecektir?” fleklindeki “Soru 18”in yan›tlar›na gönderme yap›lmaktad›r. Engels’in soru 24 ve 18’e yan›tlar›, komünistler ve sosyalistler aras›ndaki ayr›m›n, bugünlere de uzan›r bir flekilde, k›saca, devrimin yolu üzerine, reformist ve devrimci öncüllere dayand›r›lmaktad›r.
Serbestlefltirme, özellefltirme, tafleronlaflt›rma, güvencesiz çal›flma ve iflsizlik aras›ndaki ba€lar ile kamu personel rejimindeki de€iflimler, sa€l›k, sosyal güvenlik, e€itim, enerji, sanayinin tüm dallar› ve tütünden çaya dek neredeyse tüm tar›msal sanayileri etkileyen yeni liberal politikalar son dönemde TEKEL iflçilerinin direnifli ile daha görünür olmufltur. Az geliflmifl ve orta geliflkinlikteki kapitalist ülkelerin emperyalizme ba€›ml›l›klar› uyar›nca uluslararas› iflbölümüne eklemlenme süreçleri, yat›r›mlarda gerilemeye, sanayi üretimi ve ihracat politikalar›n› yüksek oranl› ithal girdilere ba€›ml› fason üretime; tafleronlaflma ve örgütsüzleflmeyi art›r›c› esnek üretim ve güvencesiz istihdam modellerine ba€›ml› k›lm›flt›r. E€itim ve sa€l›k dahil sosyal yaflam›n her alan›n› etkileyen bu politikalar bir bütün halinde uygulanm›fl; özellefltirme, serbestlefltirme politikalar›n›n çal›flma yaflam›na yans›malar› esnek üretim, esnek istihdam, sendikas›zlaflt›rma, tafleronlaflt›rma politikalar› ve kamu personel rejiminin de€ifltirilmesi fleklinde olmufltur.
Tafleronlaflma yoluyla sendikalaflmay› ve iflverenin iflçi ile ilgili maddi yükümlülüklerini ortadan kald›ran ve halen yayg›nlaflt›r›lmak istenen uygulamada ise emekçilere hiçbir güvence, sendikal hak ve toplu sözleflme olana€› tan›nmamaktad›r. Bu uygulamada fazla mesai ödemeleri de kald›r›lmakta, esnek çal›flma sistemindeki “denklefltirme” yaklafl›m› ile günlük fazla mesai ortalama haftal›k çal›flma süresi içinde eritilmektedir. Di€er yandan esnek/kurals›z çal›flma uyar›nca ‹fl Yasas›nda “Ödünç ‹flçi” tan›mlamas› yap›larak, iflverenlere çal›flt›rd›€› iflçileri baflka bir iflverene ödünç verebilme olana€› tan›nmaktad›r. Sendikas›zlaflt›rman›n da bir yolu olan bu uygulama ile sendikal› bir iflletmede grev varsa iflveren baflka bir iflyerinden iflçileri kiralayarak grev k›r›c›l›€› yapabilecektir. ‹fl sözleflmeleri belirli veya belirsiz süreli, tam süreli, k›smi süreli veya deneme süreli fleklinde tan›mlanarak sözleflmelerin esnekleflmesi sa€lanmaktad›r. K›dem tazminat› ve k›demden kaynaklanan ücret oranlar› böylece budanmaktad›r.
Özetle, 24 Ocak 1980 Ekonomi Kararlar› sonras› uygulanan yeni liberal Bu uygulamalar yaln›zca özel ekonomik politikalar sektörde de€il kamuda da Özelden kamuya, bütün sanayi ve çal›flma yaflam›na geçerli k›l›nm›flt›r. Kamu sektörlerinden hizmetlere, işçileriliflkin yasalar; hizmeti kavram›n›n yok den kamu çalışanlarına dek bütün örgütlenme özgüredilmeye çal›fl›lmas› ve kaemekçiler özde aynı, biçimleri lü€ü, toplu sözleflme musal üretim ve hizmetlerin itibarıyla çok çeşitli bir şekilde ve grev hakk›n› büyük özellefltirilmesine paralel yoğun sömürü, güvencesiz oranda engellemifl; olarak kamu görevlisi çalışma, daha düşük ücret ve işsisa€l›k, sosyal güvenkavram› ve kamu personeli zlik tehdidi altındadır. lik, gelir da€›l›m›, istihdam›nda önemli tafleronlaflt›rma, de€iflimler gündeme sendikas›zlaflt›rma, ifl güvencesiz, gelmifltir. AKP Hükümetinin gündeme getirdi€i kurals›z/esnek çal›flmay› baflat k›lm›flt›r. kamu personel reformu çerçevesinde, ifl 24 Ocak Kararlar›n›n uygulanma zeminini haz›rlayan 12 Eylül faflizminin açt›€› bu yolda ve “küreselleflmeye ve Avrupa Birli€i’ne uyum” çerçevesinde, 1457 say›l› eski ‹fl Yasas›nda yap›lan de€ifliklikler sonucu 2003 y›l›nda yürürlü€e giren 4857 say›l› yeni ‹fl Yasas› ile esnek çal›flma ve istihdam›n yayg›nlaflmas› sa€lanm›flt›r. Bu durum, sermaye s›n›f›n›n ç›karlar›n› güden AKP Hükümetinin Program›nda, “‹fl Kanununu ç›kararak bir yandan esnek çal›flma biçimlerini getirdik, di€er yandan iflçilerimizin ifl güvenli€ini sa€lad›k” fleklinde olumlanm›flt›r. Bu yeni yasa ve sonraki düzenlemelerle ifl piyasas›n›n esneklefltirilmesi, as›l iflveren, alt iflveren/tafleron iliflkileri yayg›nlaflm›fl, güvencesiz, kay›t d›fl› çal›flma koflullar› ve iflten at›lma tehdidi çal›flanlar› kuflatm›flt›r. ‹flyerlerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine iliflkin “as›l ifl”te oldu€u gibi, yard›mc› ifllerde de (temizlik, yemek, servis hizmeti v.b.) alt iflveren çal›flt›r›labilmektedir.
güvenceli kadrolu istihdam afl›larak “sözleflmeli personel rejimi” temel istihdam flekli haline getirilmekte, esnek çal›flma süreçleri egemen k›l›nmakta; “hizmet sat›n al›m›” ad› alt›nda tafleronlaflman›n önü aç›lmaktad›r. “Sözleflmeli personel” ad› alt›nda çeflitlenen istihdam biçimleri, kamu çal›flanlar›n›n yetki, sorumluluk, ücret ve di€er haklar›n› ortadan kald›rmay› hedefleyen planl› bir sald›r› olarak uygulanmaktad›r. Görülmektedir ki, özelden kamuya, bütün sanayi sektörlerinden hizmetlere, iflçilerden kamu çal›flanlar›na dek bütün emekçiler özde ayn›, biçimleri itibar›yla çok çeflitli bir flekilde yo€un sömürü, güvencesiz çal›flma, daha düflük ücret ve iflsizlik tehdidi alt›ndad›r. Sömürü koflullar›n› daha da a€›rlaflt›racak ve flu anki çal›flabilir iflgücünün % 43’ü oran›ndaki güvencesiz çal›flma ve esaret koflullar›n› yaflayan kay›t d›fl› kesimini daha da yayg›nlaflt›racak olan kapitalizmin bu yönelimine karfl› bütün emekçilerin birli€i temelinde mücadeleyi yükseltmek bugünün temel görevleri aras›ndad›r.
5
Yunanistan’da Umut Veren Direniş imkan› tan›r. Halbuki tek para devalüasYunanistan’dan bafllay›p giderek tüm yonu kesinkes engelliyor. Avrupa Merkez Güney Avrupa ülkelerini etkisi alt›na alan Bankas›’n›n para politikalar›na mahkum krizin ayr›nt›lar›na girmeden iki temel sapolan Avro ülkelerinin para arz›n› art›r›p, faitama yapmakta yarar var. Birincisi, küresel zleri afla€› çekerek rahatlama imkanlar› da ekonomik kriz en alt gelirli insanlardan bulunmuyor. Adeta domuz ba€›yla ba€lanbafllayarak tüm bireylerin ve flirketlerin m›fl gibi çaresiz bir haldeler. Tek çare emek kredi kart›, konut kredisi, bireysel kredi gibi maliyetlerini afla€› çekip halk kitlelerinin se‘finansal ürünler’ marifetiyle afl›r› borçlafaletiyle rekabet gücü kazanmak. Avronun narak bir talep gücü kazanmas›ndan kaydolar baflta gelmek üzere di€er paralar naklanm›flt›r. Bu sa€l›ks›z yap›n›n tamamen karfl›s›nda de€er yitirmesi ise en çok emek çökmesi, ABD’den AB’ye, Japonya’ya 14 trimaliyetlerini yap›sal düzenlemelerle afla€› lyon dolar› aflan kurtarma paketleriyle çeken birli€in en güçlü ülkesi Almanya’ya geçici olarak engellendi. Haliyle kamunun yar›yor. Dünya ekonomisini tehdit edecek borçlar› da kabard›. Tüm dünyay› parmakölçüde çalkant›lar yarat›yor. lar›nda oynatan finansal spekülatörlerin yine a盀a sat›fl, türev enstrümanlar gibi bin Yan gelip yatmak m›? bir hokkabazl›kla bu sefer kamu borç ka€›tVurgulad›€›m›z gibi Yunanistan’›n günah lar›na karfl› bir sald›r›ya geçmeleri mukadYunanlılar’ın tembel, parazit yan gelip yatmaya yatkın bir halk keçisi ilan edilmesinin en belirgin nedeni, der görünüyordu; nitekim tan›k oldu€umuz olduğu tezviratı yayılmaya başladı. Bu bizim Özal’dan Çiller’e kolay bafl e€meyen sendikalar›yla, sosyalisttrajik, ekonomik ve toplumsal tablo bu haraç komunist partileriyle anarflist hareketleriyle harekat›n›n ‘zay›f halka’ Avrupa’dan bafllat›lTayyip Erdoğan’a kadar bilumum neoliberal icraatçılardan duygüçlü bir toplumsal muhalefete sahip olmas›. mas›d›r. Neoliberalizmin hiçbir fley olmam›fl maya alışık bulunduğumuz bir safsata. Bu nedenle Yunanl›lar’›n tembel, parazit yan gibi, uluslararas› sermaye ç›kar›na, dünya gelip yatmaya yatk›n bir halk oldu€u tezvirat› halklar› zarar›na yola devam etmesinin pandreu baflkanl›€›ndaki ‘sosyal demokrat PASOK yay›lmaya bafllad›. Bu bizim Özal’dan Çiller’e Tayyip Ermümkün olmad›€› bir kez daha ortaya ç›km›flt›r. hükümetinden bütçe a盀›n› 2009’daki % 13.6’l›k düzeydo€an’a kadar bilumum neoliberal icraatç›lardan duyden 2013’te % 3’e çekmesi istendi. Yunan Parlamentosu ‹kincisi, tamamen kara ve rekabete endeksli, Avrupa maya al›fl›k bulundu€umuz bir safsata. Bir yanda tüm protestolara karfl›n bu ‘zehir-z›kk›m reçeteyi’ kabul halklar› aleyhine – uluslararas› sermayeler rekabetinde giriflimci, dinamik, elini tafl›n alt›na sokmaya haz›r seretti. Kamu sektöründe ücretleri afla€› çekme, sosyal prokendine yol açmaya çal›flan Avrupa sermayesi lehine bir mayedarlar, öte yanda tembel, miskin, çal›flmadan gramlar› i€difl etme, as›l yoksul kesimleri vuran dolayl› kurgu olan AB modeli t›kanm›flt›r. Özellikle Macaristan, kazanmaya al›fl›k genifl halk y›€›nlar›. Ama Yunan vergileri art›rma, emeklilik yafl›n› yükseltme karfl›l›€›nda Letonya, Litvanya gibi AB’ye sonradan kabul edilen perhalk›n›n bu martavallara karfl› kararl› direnifli Türkiye 140 milyar dolarl›k bir paket gündeme getirildi. iferik ülkeler kriz sürecinde kendi kaderlerine dahil tüm dünya emekçileri için bir iflaret fifle€i olabilir. terkedilmifl, umut ba€lad›klar› Brüksel’den bir yard›m Nitekim Yunanistan IMF’den gelen 5.5 milyar avronun 5 May›s’ta meydanlar›, caddeleri dolduran 500 bin kifli görememifllerdir. ard›ndan, AB’den de 14.5 avroluk ilk dilimi çekti, mevcut belki ilk aflamada parlamentonun Brüksel-Washington borçlar›n› 2011’e kadar döndürmeyi garantiledi. Her üç vesayetine teslim olmas›n› engelleyemediler. Ama bu fiimdi de Avro bölgesindeki Yunanistan, Portekiz gibi ayda bir gözetimden geçecek, ancak neoliberal reçeteye kararl›l›k sürerse gelece€in emekçilerden yana olaca€›n›, küçük ve nispi anlamda yoksul ülkelere yard›m eli ancak harfiyen uymas› halinde yeni dilimlere hak kazanacak. istikrar paketinin çöpü boylayaca€› umudunu pekala koAlmanya ve Fransa gibi büyük bafllar›n bankac›l›k ve fiHemen ard›ndan ‹spanya’n›n da sessizce ücretleri ruyabiliriz. Araflt›rmalar Yunan iflçileri haftada ortalama nans sistemini tehdit etti€i ölçüde uzat›lmaktad›r. AB bir düflüren benzer bir program› kabul etmesi tüm Avrupa 42 saat çal›fl›rken, AB ortalamas›n›n 40 saat oldu€unu ekonomik birlikten politik birli€e uzanma potansiyeli emekçilerinin topyekün bir sald›r›yla karfl› karfl›ya bugösteriyor. Brüt iflçi ayl›€› ise 1400 avro. Emeklilik yafl› gösterememekte tam tersine ekonomik ba€lar da lundu€una iflaret ediyor. Öncelikle suçlunun AB modeli ise, Yunanistan’daki 61.4 y›la karfl›n Avrupa ortalagiderek gevflemektedir. Çünkü kurgu, ’sermayenin oldu€unun bir kez daha alt›n› çizmek gerekiyor. mas›nda 61. Fazla uzatmayal›m ‘tembel Yunanl› benönünü açan tüm düzenlemelere evet- pazarl›k gücünü Türkiye’nin geçmiflte yaflad›€› krizleri bir hat›rlayal›m. zetmesi kuyruklu bir yalan. Temennimiz bu yalanlar›n s›n›rlayan kurullara hay›r‘ biçiminde düzenlenmifltir. Ana ak›m iktisat reçeteleri kapsam›nda, nihai faturay› Yunanl› kardefllerimizin azmini bilemesi. Kendi ad›m›za Avrupa bütçesi toplam GSMH’nin % 1’inden küçüktür. emekçiler ödeyecek de olsa bir ülkenin devalüasyona da pek matah bir durumda bulunmasak bile Avrupa BirOrtak bir sosyal politika bulunmad›€› için ,’dibe do€ru’ gitmesi iç talebi d›fl aleme yönlendirerek bir nefes alma li€i’ne kabul edilmeyerek ‘beterin beterinden’ kurtulyar›fl sürmekte, uluslararas› sermaye sosyal programlar› du€umuz için ne kadar sevinsek yeridir. en afla€› çeken ülkelere ra€bet etmektedir. Tek para, dolay›s›yla ortak para politikas›na, sermaye ak›fllar›n›n Peki Yunanistan’da, giderek ac› reçetelerin dayat›ld›€› ve yat›r›mlar›n birlik içerisinde tamamen serbest oldi€er ülkelerde emekçiler ne önermeli, alternatif mas›na karfl›n, bilinçli biçimde maliye politikalar› reçeteleri ne olmal›? ‹sterseniz burada sözü ÖDP’nin aras›nda bir koordinasyon öngörülmemifltir. Böylelikle kardefl partisi SYNAPS‹SMOS’a (Radikal Sol Koalisyon) sermaye farkl› ülkelerin vergi ve maliye politikalar›n› birb›rakal›m. biriyle tokuflturabilmekte, diyelim vergi oranlar›n› yüka- Büyük sermaye üzerindeki vergiler % 45’e kadar seltmeye, sosyal programlar› yayg›nlaflt›rmaya art›r›lmal›, lüks mallarda KDV yükseltilirken zorunlu yeltenenlere ‘sermaye boykotu’ uygulama tehdidini günihtiyaç maddelerinde düflürülmeli. deme getirebilmektedir. AB’nin nimetlerinden biri olarak sunulan serbest dolafl›m hakk› ise dil, kültürel engeller, b- Askeri harcamalar % 50 afla€› çekilmeli farkl› emeklilik sistemleri gibi nedenlerle s›rf ‘bilgisayar c- Bankalar ulusallaflt›rma perspektifiyle kamusal ve mühendisi, muhasebeci, reklamc›’ benzeri profesyonel toplumsal kontrol alt›na al›nmal›. meslek sahiplerinin ayr›cal›€› olarak karfl›l›k bulmakta, sade yurttafllara s›n›r kap›lar› aç›lsa da iflyeri kap›lar› kapanmaktad›r.
d- Temel kamu hizmetleri (elektrik, su, do€algaz vb.) kamusal ve toplumsal kontrol alt›na al›nmal›.
Yunanistan krizini tart›fl›rken ‹rlanda örne€ini k›saca an›msamakta yarar var. ‹rlanda bonolar› spekülatörlerin sald›r›s›na u€rayan ilk hedefti. Yaln›z Dublin’de Atina benzeri güçlü ve direngen bir toplumsal muhalefet olmad›€› için kemer s›kma tedbirlerini kabul ettirmek daha kolay oldu. Kamu sektörü ücretleri % 5 ila % 15 afla€› çekilirken ,% 14.3 tahmin edilen bütçe a盀›n›n 2014’e kadar % 3’e çekmesi istendi. fiimdi de ayn› modelin Yunanistan’a kabul ettirilmesi için dü€meye bas›ld›. Pa-
e- E€itim, sa€l›k, iflsizlik ve toplumsal altyap›ya yönelik harcamalar art›r›lmal›. E€itim ve sa€l›k piyasa süreçleri d›fl›na ç›kart›lmal›. f- Ücretler ve emekli maafllar› art›r›lmal›, emeklilik yafl› yükseltilmemeli, iflten ç›karmalar durdurulmal›, ifle almalar yayg›nlaflt›r›lmal›. g- Tüm borçlar›n ‘yeniden yap›land›r›lmas›’ yolunda genifl bir tart›flma bafllat›lmal›.
6
ÖZELLEŞTİRME İDEOLOJİSİ Neoliberal ideolojinin temel iddialar›ndan birisi, piyasan›n devletten, özel mülkiyetin kamusal mülkiyetten ve toplumsal mülkiyetten üstünlü€üdür. Öyleyse tüm ekonomik faaliyetler kâra ve rekabete tabi k›l›nmal›, toplumsal yarar, dayan›flma gibi arkaik kavramlar rafa kald›r›lmal›d›r. Özellefltirme uygulamalar› bafll›ca üç eksende yürütülür. Birincisi, kamu mülkiyetindeki iflletmelerin özel sektöre sat›fl› ya da “özel sektör kamu sektörü” ortakl›€› ad› alt›nda özel sektörün kamuya ve mal ve hizmet temini fleklinde gerçeklefltirilir. ‹kincisi, e€itim, sa€l›k, sosyal güvenlik gibi daha önce kamu taraf›ndan yurttafllara paras›z sunulan sosyal hizmetlerin bir kâr alan› olarak tan›mlanmas›, özel sektöre aç›lmas›d›r. Üçüncüsü, kamunun ekonomiye müdahale alanlar›n›n daralt›lmas›, planlama fikri baflta gelmek üzere kâr ve rekabet önündeki tüm engellerin kald›r›lmas›d›r. Böylelikle sermaye kolektif yap›lar› terk eden, bireycili€i ve rekabeti kut-
Bu zihniyet ABD’de Ronald Reagan, Almanya’da Helmut Kohl, Türkiye’de Turgut Özal benzerleriyle tüm dünyaya yayıldı. Artık IMF-DB kaynaklı yapısal uyum programlarının ilk maddesinde özelleştirme yazıyordu. sayan, toplumsal hayat›n düzenlenmesini özel mülkiyet ve piyasa zeminine yerlefltiren neoliberal çözümü topluma dayatarak ideolojik bir zafer daha kazanm›fl olur. Kamunun ekonomiden elini çekmesi toplumsal yarar fikrini ortadan kald›r›r. Kamu mülkiyetindeki iflletmelerde emek kesiminin toplumsal yarara, istihdama, çal›flanlar›n özlük haklar›na ve e€itimine, yörenin sosyal sorunlar›na, ekolojik önceliklere yönelik taleplerde bulunmas› daha kolay ve etkilidir. Özellefltirme, neoliberalizmi siyasetle ekonominin ayr›lmas› amac›na biraz daha yaklaflt›r›r. Seçilmifl hükümetlerin ekonomi üzerindeki etkilerinin azalmas›; iflçilerin, kamu çal›flanlar›n›n, yoksul köylülerin ekonomik taleplerinin yans›ma bulmas›n› iyice zorlaflt›r›r. Ekonominin “kumanda te-
pelerinin” yerli ve yabanc› sermayenin eline geçmesi ileride bir sol, sosyalist iktidar söz konusu oldu€unda kamulaflt›rman›n politik ve hukuki risklerini artt›r›r. Kamu iflletmecili€i fikrinin y›prat›lmas› tüm yat›r›mlar› özel sektörün miyop bak›fl aç›s›na tabi k›lar. Riski ve maliyeti yüksek, özellikle ileri teknolojili yat›r›mlar gerçeklefltirilemez. Neoliberal sald›r›n›n özellefltirme cephesinde ilk kurflununun Britanya’da Margareth Thatcher taraf›ndan 1984’te British Telecom’un sat›fl›yla at›ld›€› söylenebilir. Ard›ndan gaz, elektrik, su ve demiryollar›n›n elden ç›kar›lmas› tüm dünyaya bir iflaret fifle€i oldu. Bu zihniyet ABD’de Ronald Reagan, Almanya’da Helmut Kohl, Türkiye’de Turgut Özal benzerleriyle tüm dünyaya yay›ld›. Art›k IMF-
DB kaynakl› yap›sal uyum programlar›n›n ilk maddesinde özellefltirme yaz›yordu. Önce kamuya ait imalat sanayi iflletmelerinin, demir-çelik, otomobil fabrikalar›n›n, petrol rafinerilerinin özel sektöre sat›fl›yla bafllayan süreç tüm dünyada h›zla sürüyor. Tafl›mac›l›k, iletiflim, su, elektrik, do€algaz da€›t›m› gibi kamusal hizmetler; e€itim, sa€l›k, sosyal güvenlik, sosyal konut gibi sosyal
hizmetler;
üniversiteler,
araflt›rma laboratuarlar› gibi kamusal kurumlar derken hapishaneler, Irak iflgalinde su yüzüne ç›kt›€› gibi; savafl›n yürütülmesi bile zamanla bir kâr alan› haline geldi. Özellefltirmenin bir s›n›f sald›r›s› oldu€u düflünülürse direniflin fabrikalarda, okullarda, grev çad›rlar›nda oldu€u gibi ideolojik zeminde de sürdürülmesi hayati önem tafl›maya devam ediyor.
İLK GELEN İLK ALIR, EMEKÇİYE 4/C KALIR… yana kullan›p makarnan›n yerine bunlar› koyabilir. Oysa elektri€e alternatif, yerine konabilecek bir enerji yoktur. ‹flte bu nedenle elektrik enerjisi do€al tekel olarak kamu elinde kalmal›d›r. Bu özellefltirme, devir ifllemi son derece pervas›z, hesap verme kayg›lar›ndan uzak, talan ve ya€maya dönüflmüfltür.
2001 y›l›nda kanunlaflarak uygulanmaya bafllanan enerji sektörünün piyasaya aç›lmas› çabalar› sürüyor. Avrupa Birli€i Elektrik Mevzuat› ile uyum sürecinde 20 fiubat 2001 tarih ve 4628 say›l› Elektrik Piyasas› Yasas› ile "rekabet ortam›nda özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek" bir elektrik enerjisi piyasas› oluflturulmas› ve bu piyasada ba€›ms›z bir düzenleme ve denetimin sa€lanmas› için yeni bir yap›; Elektrik Piyasas› Düzenleme Kurumu ve Kurulu (EPDK ) oluflturulmufltur. Bu yasa; elektrik üretim, iletim ve da€›t›m›, toptan sat›fl›, perakende sat›fl hizmeti, ithalat ve ihracat› ile bu faaliyetlerle iliflkili tüm gerçek ve tüzel kiflilerin hak ve yükümlülüklerini EPDK'n›n kurulmas› ile çal›flma usul ve esaslar›n› ve elektrik üretim ve da€›t›m varl›klar›n›n özellefltirilmesinde izlenecek usulleri kapsamaktad›r. 2001 y›l›ndan bu yana geçen dokuz y›ll›k süreçte piyasaya üretim alan›nda giren pek çok aktör faaliyetlerini sürdürmekte. Bugün üretilen elektri€in %60’›na yak›n› kamu d›fl› flirketlere ait. Da€›t›m alan›nda da son y›llar itibariyle kamu flirketleri birer birer özellefltirilerek, devredilmekte. Özellefltirme, toplumda kimi üretim araçlar› üzerindeki kamu mülkiyetinin özel kesim yarar›na yeniden da€›t›lmas› olarak tan›mlan›rken di€er bir tan›mlamada ise; K‹T'lerin, kamu hizmeti veren kamu kurulufllar›n›n mülkiyet ve yönetimlerinin özel sektöre devri, kamu kesiminin ulusal ekonomideki do€rudan pay›n›n en aza indirilmesi, giderek yok edilmesi biçiminde de ifade edilmektedir. Bir baflka görüfl; "Kapitalistler serbest pazara inand›klar›n› söylüyorlar. Bu do€ru de€il. Tamam›yla
rekabetçi bir pazar, hiçbir üreticinin ne miktarda olursa olsun hiçbir zaman kar edemedi€i bir pazard›r. Tamamen rekabetçi bir pazarda, al›c› her zaman sat›c›y› fiyat›n› üretim maliyetinin üzerinde birkaç kurufla kadar düflürmeye zorlayabilir. Kar, belirli oranda bir tekelleflme ile pazar›n özgürlü€ünün k›s›tlamas›n› gerektirir. Üretici ne kadar az olursa kar da o kadar yüksek olur. Bununla birlikte, hiçbir üretici, e€er baflkas›na aitse, tekelden hofllanmaz. Özellikle yasal olmas› durumunda tekelden hofllanmazlar ve kendi bak›fl aç›lar›na göre en kötü yasal tekeller, devletin sahip oldu€u iflletmelerdir. Liberalizasyon, küreselleflme ve özellefltirme, karfl›l›kl› birbirini kapsay›c› olarak addedildikleri ölçüde birbirlerine ba€l›d›rlar. Özellikle elektrik enerjisi yap›s› gere€i üretildi€inde, tüketilmesi gerekti€inden (yani depolanamaz oldu€undan) do€al olarak tekel olmak durumundad›r. Elektrik enerjisi bu özelli€inden dolay› ikame edilemez. Basitçe açarsak; makarna üreticileri tekel oluflturup fiyatlar› istedikleri biçimde belirledikleri konumda, tüketici tercihini pirinç ya da bulgurdan
Elektrik da€›t›m özellefltirmelerinde bölge da€›t›m flirketleri son derece düflük bedeller ile devredilmektedirler. Zaten temelde yanl›fl olan bir ifllem bu flekilde yanl›fl›n yanl›fl›na dönüflmektedir. Bir baflka deyiflle bu flirketler y›ll›k cirolar›n›n % 65’leri civar›nda bir bedelle elden ç›kart›lmaktad›rlar. Benzer bir durum üretim santralleri için söz konusudur. Zaten Devlet Bakan› Zafer Ça€layan; “‹lk gelen ilk al›r, acele edin.” diyerek mevcut durumu özetlemifltir. Özellikle, karbon emisyonlar›n› azaltmak isteyen AB ülkeleri Türkiye’deki termik santrallere talip olmaktad›rlar. Elektrik da€›t›m ve üretim santralleri özellefltirmelerinin yarataca€› bir di€er önemli sorun da buralarda çal›flanlar›n devir sonras› durumlar›d›r. Yap›lan anlaflmalara göre devredilen flirketlerdeki çal›flanlar alt› ayl›k süre sonras›nda iflten ç›kart›labileceklerdir. Buralarda çal›flanlar›n önünde ya 4/C ya da iflsizlik seçene€i konmaktad›r. TEDAfi bünyesinde 26.574 çal›flan olup bunun 18.184’ü iflçi statüsündedir. Her özellefltirmede oldu€u gibi buralarda da tafleron flirketler mantar gibi bitecek ve çal›flanlar bu flirketlere devredilip y›ll›k sözleflmelerle, güvencesiz, kurals›z ve esnek çal›flt›rma koflullar›n›n kurbanlar› olacaklard›r. Tafleronun alternatifi ise 4/C’yi çal›flan›n önüne süren devlet olmaktad›r.
7
Madenler: Sermayenin Ölüm Ocakları içerisinde yaflat›rken afla€›dakilerin yaflam›na bu “duyarl›l›€›n” zerresini göstermiyor. Ölüm en baflta onlar için s›radan bir konu. “En fazla birkaç gün konuflulur, sonra unutulur gider.” diye düflünüyorlar. Yoksullar› açl›€a ve sefalete mahkum edenler, ellerinde avuçlar›nda ne varsa alanlar onlar de€ilmifl gibi Bal›kesir’deki patlamadan sonra “patlaman›n nedenini anlamakta zorlan›yoruz” diyorlar.
Türkiye’de ölüme dair toplumsal kan›ksanm›fll›k bir dolu alanda yo€un yaflan›yor flüphesiz. Toplumumuz haks›z, vicdans›z ölümlere o kadar al›fl›k ve bunlar karfl›s›nda kendisini o denli çaresiz hissediyor ki; depremlerde, maden ocaklar›nda, patlamalarda, kazalarda gerçekleflen ölümler kimseyi flafl›rtm›yor. Her yeni ölümün ard›ndan “ah olmasayd›, ölmeselerdi” kederi ve ertesi gün s›radanlaflan toplumsal iliflkiler… Yoksullar›n ölümleri karfl›s›ndaki sessizlik esas ölümcül olan. Söz konusu olan yoksullar›n yaflam›, çal›flma koflullar›, ifl güvenceleri oldu€unda azg›n sömürü çark›n›n difllileri kilitlenip kal›yor. Daha fazla kar h›rs›n›n güvenceli ve sa€l›kl› yaflama-çal›flma koflullar›na galip geldi€i en kritik mecra: iflçi ölümleri. Maden ocaklar›nda ölen insanlar›m›za
yenileri 17 May›s’ta Zonguldak’ta eklendi. Bursa Kemalpafla’da, Bal›kesir Dursunbey’de yaflanan facialar›n ac›s› dipdiri, ölümlerin s›cakl›€› henüz geçmemiflken Zonguldak’ta maden oca€›nda gerçekleflen patlama sonucu en az 30 maden iflçisi göçük alt›nda kald›. Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Ömer Dinçer’in çal›flmalar› tafleron firma taraf›ndan yürütülen maden oca€›nda denetimlerin eksiksiz oldu€u iddias›na ra€men, göçük alt›nda kalan iflçi say›s›n›n tam olarak bilinememesi durumun vahametini ortaya koyuyor. Ölümleri unutturman›n bu denli müsait oldu€u bir toplumsal iklimde bu vakalar›n sosyals›n›fsal boyutlar›n› kaz›maya dair itibars›zl›k da çok flafl›rt›c› olmamal›. AKP iktidar› üsttekileri her tür zenginli€in, bollu€un, mal›n mülkün
Bal›kesir’de, Bursa’da, Zonguldak’ta maden ocaklar›nda yaflanan facialar›n sorumlusu kapitalizmin insan yaflam›n› sömürü karfl›s›nda ikinci planda gören politikalar›n›n ülkemizdeki en önemli aktörü olan AKP hükümetidir. ‹fl sa€l›€› ve güvenli€i yasas›n›n kapsam›n› 50’den fazla iflçi çal›flt›ran birimlerde uygulamaya koyarak, küçük iflletmeleri her tür kazan›n imkanl› hale geldi€i yerlere çeviren AKP iktidar› boyunca say›s›z ifl kazas› meydana geldi, iflçiler, emekçiler öldü. Güvencesiz ve esnek çal›flma koflullar›n› yayg›nlaflt›rarak bütün alanlarda eme€iyle geçinenleri ölümle, iflsizlikle, açl›kla yüz yüze b›rakan AKP, sadece maden kazalar›n›n de€il, Tuzla’da hayat›n› kaybedenlerin, kot tafllama iflçilerinin bafl›na gelen ölümcül meslek hastal›klar›n›n hepsinden istisnas›z biçimde sorumludur. Yoksullar›n dünyalar›n›n ölümcül patlamalarla yerle bir olmas›n›n nedenleri de bu sosyal politikalarla do€rudan iliflkilidir. Türkiye’deki ifl sa€l›€› ve güvenli€i politikalar›yla ilgili sorunlar; 4857 say›l› ‹fl Yasas›, çal›flma yaflam› mevzu-
at›n›n bütün çal›flma alanlar›n› kapsamamas›, iflverenlerin konuyu istismar›, ifl güvencesinin yok olmas›, çal›flma koflullar›n›n a€›r olmas›, özellefltirme, sendikas›zlaflt›rma ve tafleronlaflt›rman›n yayg›nlaflmas›, sosyal güvenceden yoksun kay›t d›fl› iflçilikten kaynaklan›yor. Her tür hak ihlalinin, güvencesiz ve esnek çal›flma biçimlerinin eme€inden baflka satacak fleyi olmayanlar›n yaflam›n› her gün daha fazla karartt›€› bir ülkede “neoliberal saltanat›n güvenli kollar›” aras›nda yafl›yoruz. A€›zlar›ndan salyalar dökülerek ölen iflçilerin ailesine kan paras› teklif eden, “bu koflullarda çal›flmazsan›z, d›flar›da iflsiz insan çok” sefilli€ini en belirgin ahlaki de€eri belleyen patronlar›n; onlar› koruyan, imtiyazland›ran, yetkilendiren siyasal iktidarlarla kol kola verdi€i bir ülkede yafl›yoruz. Ekseni insan, temeli emek olan düzenlemelere hiç olmad›€› kadar ihtiyac› var Türkiye’nin. ‹flçilerin, madencilerin yaflamlar›na sahip ç›kma iradesiyle sokaklar› inletti€i, direndi€i günlere ihtiyac› var ülkemizin, 90-91 büyük madenci yürüyüflünde yefleren umuda ihtiyac› var. Çünkü ancak bu umudun yarat›c›lar› konuflursa; patronlar, iflçi katili hükümetler, sömürü yasalar› susacak. Yerin yedi kat dibinde yaflam savafl› verenlerin mücadelesi, yerin üstüne ç›kt›€›nda bu ülke iflçi cinayetlerinin, ölümlerin de€il, eme€in Türkiye’si olacak!
İSRAİL İNSANLIĞA SAVAŞ AÇTI ‹srail devletinin Gazze'ye yard›m götüren gemilere düzenledi€i alçakça sald›r›y› k›n›yoruz. Bu sald›r› insanl›€a, insanl›€›n temel de€erlerine karfl› aç›lm›fl bir savaflt›r. Bu sald›r› ile ‹srail devleti yalanc›, terörist bir devlet oldu€unu bir kez daha ortaya koymufltur. ‹srail'e karfl› ‘flovun' ötesine geçen tav›rlar al›nmad›kça, ‹srail bu tür teröristçe sald›r›lar› yapmaya devam edecektir. ‘Sonucuna katlan›rlar' diyen AKP iktidar› söyledi€inin a€›rl›€›na uygun bir tav›r alarak ‹srail ile askeri, ekonomik ve diplomatik tüm iliflkileri kesmelidir. ‹ran'a yapt›r›ma soyunan baflta ABD olmak üzere uluslar aras› güçler ‹srail'e karfl› yapt›r›m karar› almal›d›rlar. Bir kez daha görülmüfltür ki ‹srail devleti Ortado€u'da bar›fla engeldir. Ortado€u'da ‹srail devletinin bu politikalar›na karfl› durmadan ve Filistin halk›n›n devlet kurma ve tarihsel haklar›na sahip ç›kma mücadelesine destek vermeden eflitli€in, bir arada yaflam›n ve kardeflli€in kurulmas› mümkün de€ildir. ‹srail devletine karfl› yürütülecek bu mücadele Yahudi yurttafllara yönelik bir tepkiye dönüfltürülmemelidir. ‹nsanl›€a karfl› aç›lan bu savafla insanl›€›n temel de€erlerini savunarak karfl› durabiliriz.
8
“YENİ DEVLET DÜZENİ”NDE SAĞ-SOL VE DEVRİMCİ SİYASET
Yak›n dönem Türkiye siyasi gündemi, emperyalizmin Türkiye’yi yeniden yap›land›rmas›na uygun bir rotada geliflmektedir. Bu süreçte dinleme, izleme, gizli kamera kay›tlar›, gizli dosyalar ve montaj kurgusunu da aflan ‘flafl’ geliflme ve haberler hukuki ve siyasal süreçleri belirliyor; hatta Ar›nç, Baykal ve Erdo€an’a yönelik pek iler tutar yan› bulunmayan suikast iddialar› siyaseti biçimlendirici ifllevle siyasi gündemi kaplayabiliyor. Baykal istifas› iflte bu koflullarda gerçekleflti. Ergenekon operasyonlar›ndan Anayasa de€iflikli€i çal›flmalar›na; izlenen d›fl politikadan CHP'ye dönük hamleye kadar her fley bu sürecin bir parças› olarak yaflan›yor. Deniz Baykal'a dönük operasyonla CHP'de gerçekleflen 'yenilenme' de ancak bu çerçeve içerisinde anlamland›r›labilir. Geçti€imiz dönemde bir 'iç iktidar kavgas›' olarak süren çat›flmalar AKP'nin temsil etti€i kesimlerin uluslararas› güçlerin deste€ini alarak- egemen s›n›flar içerisindeki güç dengelerini de€ifltirdi. Bugün halen bu sürece kimi dirençler olmakla birlikte bu kesimlerin mevcut durumu ters yüz edebilecek bir güç olmad›klar› da bir gerçek. Bugün art›k 'yeni bir Türkiye'den söz ediyoruz. CHP'deki 'yenilenme' de esas olarak ona 'yeni Türkiye' içinde biçilen rolle ilgilidir. 'Yeni devlet düzeninin' yönünün emperyalizmin sömürü politikalar› do€rultusunda geliflen s›n›rs›z bir piyasac›l›kla birlikte Il›ml›
'Yeni devlet düzeninin' yönünün emperyalizmin sömürü politikaları doğrultusunda gelişen sınırsız bir piyasacılıkla birlikte Ilımlı İslamcılık temelinde geliştirilen cemaatçilik etrafında şekillenmekte olduğu bir gerçektir. ‹slamc›l›k temelinde gelifltirilen cemaatçilik etraf›nda flekillenmekte oldu€u bir gerçektir. AKP bu yeni devlet düzeninin 'merkezinde' yer al›rken düzenin sa€ ve sol ak›mlar› da buna uygun olarak biçimlendirilmekte, rejim siyasi bir ‘denge’ sa€lama yönünde düzenlenmektedir. CHP'de yaflanan hadisenin özeti budur. 'Yeni Türkiye'nin önemli bir kodu ise Baykal'›n istifas›nda selam gönderdi€i 'Pensilvanya'd›r. CHP'de De€iflimin Yönü CHP'nin milliyetçilik temelinde gelifltirdi€i çizgi karfl›s›nda uzunca zamand›r bir de€iflim talebi de de€iflik çevreler taraf›ndan dile getiriliyordu. Baykal'›n bu çizgisi karfl›s›nda CHP'deki 'yenilenmeye' gerçekleflti€i ba€lam› göz ard› ederek- kimi kesimlerin yüklemeye çal›flt›€› olumlu anlamlar ancak düzenin ihtiyaçlar› çerçevesinde de€erlendirilebilir. CHP'deki de€iflim Baykal'›n milliyetçi CHP'de hiçbir şey değişmedi diyerek sürece gözü kapalı bakmak yanlış olacağı gibi; medyada estirilen rüzgarın etkisiyle buradan gerçek manada sol bir siyasetin çıkabileceğini beklemek de yanlıştır.
sa€ siyaset çizgisinin elefltirisi do€rultusunda afla€›dan geliflen bir talebin sonucu de€il; yukar›dan yap›lan bir müdahalenin neticesinde gerçekleflmifltir. CHP'nin gelece€inin nas›l olaca€›n› belirleyecek olan da kuflkusuz bu olacakt›r. Liberal ak›ldanelerin CHP'deki 'yenilenmeye' 'herkes liberal ve muhafazakâr olacak bu ça€›n bir zorunlulu€u' türündeki de€erlendirmelerle alk›fl tutmas› manidard›r. Bununla ba€lant›l› olarak Baykal'›n 'Kutlu Do€um Haftas›'ndaki konuflmas›ndan, istifas›ndaki Pensilvanya selam›na, K›l›çdaro€lu'nun Tekel sürecindeki 'do€ru özellefltirmeler yap›l›rsa sorun çözülür' tavr›na bakt›€›m›zda 'yenilenmifl' CHP'nin muhtemel gelece€i hakk›nda ç›karsama yapmak zor de€ildir.
hizmet sektörlerine uzanan serbestlefltirme (liberalizasyon) felsefesine ve kamu sanayi iflletmeleri ile kamusal hizmetlerin özellefltirilmesine karfl› ç›kmaks›z›n söz konusu olgulara iflaret eden yeni söylemleri, de€indi€imiz temele inmeksizin de olsa toplumsal bir meflruiyet ve sola dönük bir atmosfer oluflturabilmekte, kitlelere umut verebilmektedir. Söz konusu temelin de€ifltirilmesi ve iflsizlik, yoksulluk, esnek üretim, esnek istihdam v.b. sorunlar›n yap›sal çözümü gerçekte bu düzenin devrimci temelde de€ifltirilmesine ilTEKEL direnişiyle başlayan mücadelenin teşhir ettiği güvencesizlik, işsizlik gibi sömürü politikaları karşısında bütünlüklü bir mücadelenin hayata geçirilmesi önümüzdeki dönemin temel siyasi sorumluluğudur. TEKEL direnişinde de 1 Mayıs meydanlarında da emekçiler başka bir yolun mümkün olduğunu göstermiştir.
Bu 'yenilenme' ayn› zamanda düzenin AKP karfl›s›nda kendi içinde bir alternatif yaratma çabas›d›r. O nedenle bu geliflmelerin emekçi halka dönük bir olumluluk ortaya ç›karaca€›n› beklemek en büyük yanl›fllardan birisi olur.
iflkin çok farkl› bir alana ait olmakla birlikte, düzenin kimi sosyal sonuçlar›n›n gündeme gelmesi bile, emekçilerin bilinçlenme süreçlerine ve solun toplumsallaflmas›na hizmet edecektir.
Bu temel belirlemelerden hareketle, iflsizlik, yoksulluk, tafleron sistemi v.b. olgular›n Türkiye kapitalizminin bafl›na bela olmayacak flekilde kontrol edilmesi gibi sistemik bir sorunun varl›€› da ortadad›r. K›l›çdaro€lu’nun sanayiden tar›m ve
1960’lar›n ortalar›nda Türkiye’nin sola do€ru gidiflinin önününü kesmek için ortaya at›lan ‘ortan›n solu’ politikas› ve sonras›nda Ecevitli CHP’nin izledi€i sosyal politikalar, o dönem Türkiye kapitalizminin uygulad›€› “kalk›nma” modeli içinde an-
'Yeni devlet düzeninden' demokrasi bekleyen tefekkürcü ve şükürcü anlayışların da düzen güçlerine bel bağlayarak bugünkü sömürü politikalarının ve gericileşmenin durdurulabileceğini bekleyenlerin de yürüyebileceği bir yol kalmamıştır.
siyaset, piyasac›l›k ve cemaatçilik üzerine kurulan yeni devlet düzenine karfl› mücadele içerisinde geliflecektir. Düzen bir yandan kendini yenileme çabas› içinde tafllar› yeniden dizerken di€er yandan düzenin ma€dur etti€i emekçi halk kesimleri içerisinden güçlü itirazlar geliflmeye bafllam›flt›r. Önümüzdeki dönemde düzen bu itirazlar› etkisizlefltirmenin/kontrol alt›na alman›n yollar›n› arayacakt›r. S›n›rs›z bir piyasac›l›€›n 'koruyuculu€u' bugün büyük oranda toplumu kontrol etme arac›na dönüflen cemaatler eliyle sa€lanmaktad›r, önümüzdeki dönemde bunun yetmedi€i yerlerde farkl› aktörler devreye girecektir. laml› bir yere oturtuyordu. Ancak bugün böylesi bir model veya programatik yönelim söz konusu de€ildir. Tam tersine kapitalizmin geliflme süreçleri ve neo liberal model iflsizlik, yoksulluk, tafleron sistemini yap›sal olarak üretmektedir. Bu noktada CHP’nin bu sorunlar› nas›l ele alaca€›n›n, tek bafl›na CHP ile s›n›rl› olmad›€›n› da söylemek gerekir. Bu anlamda CHP’de hiçbir fley de€iflmedi diyerek sürece gözü kapal› bakmak yanl›fl olaca€› gibi; medyada estirilen rüzgar›n etkisiyle buradan gerçek manada sol bir siyasetin ç›kabilece€ini beklemek de yanl›flt›r. Piyasac› ve Cemaatçi Yeni Devlet Düzenine Karfl› Devrimci Siyaset Düzen içerisinde yaflanan tüm bu geliflmeler karfl›s›nda devrimci bir
Emekçi s›n›flar›n itirazlar›n›n örgütlü bir mücadele içerisinde devrimci bir siyasete kanalize edilmesi baflar›labildi€i oranda ise bu denklem bozulacakt›r. Bu manada TEKEL direnifliyle bafllayan mücadelenin teflhir etti€i güvencesizlik, iflsizlik gibi sömürü politikalar› karfl›s›nda bütünlüklü bir mücadelenin hayata geçirilmesi önümüzdeki dönemin temel siyasi sorumlulu€udur.
mas›n›n ya da cemaatlere soruflturma aç›lmas›n›n önünü keserek kendi iktidar›n› pekifltirmek istemektedir. Bu da t›pk› Ergenekon operasyonuyla yeni kontrgerillan›n eski kontrgerillay› tasfiye etmesine benzer biçimde AKP otoriterizminin yarg› alan›na uygulanmas›d›r. Anayasa de€iflikli€i içerisine geçici 15. maddenin kald›r›lmas› maddesinin eklenmesi '12 Eylül darbesiyle hesaplaflmaya' çevrilmeye çal›fl›lan de€iflikler, esas›nda 12 Eylül hukukuna dayanarak onun yenilenmesinden baflka bir fley de€ildir. AKP'nin anayasas› yeni devlet düzeninin inflas›nda bir ad›m olarak görülerek bu düzenle hesaplaflman›n parças› olarak karfl› ç›k›lmas› gereken bir konudur.
Kentsel dönüflüm ad› alt›nda yoksullar› evinden bark›ndan eden; reform ad› alt›nda hastaneleri, okullar›, fabrikalar› satan; güvencesiz ve esnek çal›flma hayat›n› dayatan sömürü politikalar›na karfl› durabilmek, bugün solculu€un, ilericili€in, devrimcili€in temel ölçütüdür.
‹flte Anayasa Mahkemesi ve yüksek yarg›y› kuflatma ve etkisizlefltirme amaçl› anayasa de€ifliklikleri de bu ba€lama oturmaktad›r. 12 Eylül’ün serbestlefltirmeci, özellefltirmeci, eme€in hak ve örgütlenmelerini gerileten ekonomik sosyal zeminini doruk noktalarda uygulay›p sürdüren AKP iktidar›n›n Anayasan›n geçici 15. maddesini kald›rmas›, liberallerin a€z›na bir parmak bal çalma ötesinde bir anlam› yoktur. Zira AKP’nin tekelci otoriter düzen arzusu ile 12 Eylül faflizminin düzeni burjuva siyasetin temsili süreçlerini s›n›rlamada, komünizm düflmanl›€›nda, eme€in haklar›n› bo€untuya getirmede ve dinseverlikte birbirleriyle bütünlenmektedir.
12 Eylül darbesiyle hesaplaflma ve demokratikleflme olarak karfl›m›za getirilen Anayasa de€iflikli€i de bu bütünlük içinde ele al›nmal›d›r. AKP bu de€ifliklikle hastanelerin sat›l-
Yap›lan de€iflikliklerde grev yasaklar›n›n kalkmas› ile kamu çal›flanlar›na toplu sözleflme hakk›n›n tan›nmas› ise aldat›c› olmamal›d›r. Çünkü grevli toplu sözleflme
hakk›n›n anayasal güvenceye al›nmamas› durumu sürmektedir. Bu durum, tan›nan ‘toplu sözleflme’yi yine ‘toplu görüflme’ oyununa dönüfltürecektir. Kamu çal›flanlar›n›n onlarca y›l sürdürdü€ü mücadele yine oyalay›c› bir zeminle karfl› karfl›yad›r. Di€er yandan grev yasaklar› kalkarken baflka maddelerde bulunan grev hakk›na yönelik s›n›rlamalar sürmekte, en önemlisi grev yapma hakk›na sahip olabilecek sendikal› iflçi say›s›n› h›zla azaltan liberal ekonomik zemin tamamen korunmaktad›r. Bu durumda AKP destekçisi sol kökenli liberal kesimlere yönelik bir göz boyama oyunu oynand›€› görülmelidir. Onlar›n ço€u da zaten bu kadar›na fit olabilmektedir. Baflka Bir Yol Var Paras› olmayan›n hayat›n d›fl›na itildi€i, ayakta durabilmenin yolu olarak cemaatlerin sunuldu€u bu sömürü ve soygun düzeninde ne kötülü€e mahkûmuz ne de kötünün iyisine. TEKEL direniflinde de 1 May›s meydanlar›nda da emekçiler baflka bir yolun mümkün oldu€unu gösterdi. 'Yeni devlet düzeninden' demokrasi bekleyen tefekkürcü ve flükürcü anlay›fllar›n da düzen güçlerine bel ba€layarak bugünkü sömürü politikalar›n›n ve gericileflmenin durdurulabilece€ini bekleyenlerin de yürüyebilece€i bir yol kalmam›flt›r. Demokrasi ve özgürlüklerinin geliflmesinin ve sömürü ve zulüm politikalar›na son verilebilmesinin de tek yolu devrimci mücadeledir. 1 May›s alanlar›ndan yükselen sesin anlam› da ça€r›s› da budur.
10
Samandağ’da Büyük Dönüşüm Başladı Hatay Samanda€’da yenilenen belediye binas› ÖDP Genel Baflkan› Alper Tafl’›n da kat›ld›€› bir törenle aç›ld›. ÖDP Genel Baflkan› Alper Tafl, yerel yönetimin mahalle ve sokaklardan halkla birlikte yönetmek oldu€unu belirterek, “Yerel yönetimler iflletme, insanlar da müflteri de€ildir. Sadece seçimde oy veren seçmen de€il, sorgulayan, denetleyen olmal›s›n›z” dedi. Tafl, törende yapt›€› konuflmada, yeni bir Samanda€’›n do€du€unu belirterek, sadece belediye binas›n›n yenilenmedi€ini, Samanda€'›n tamam›n›n yenileniyor ve yeni bir Samanda€ do€du€unu söyledi. Samanda€’›n zengin ve kültürlü bir yer olmas›na ra€men y›llard›r terk
edilmifl ve d›fllanm›fl bir yer oldu€unu kaydeden Tafl, “Seçimle gelen yönetim yeni bir kent oluflturuyor. Destek verdiniz ve hep beraber yürüdük. Bütün olumsuzluklara ra€men nelerin yap›labilece€ini hepimiz gördük. Bu gurur hepinizin. Yerel yönetimler mahalle ve sokaklardan yönetmektir ve halkla beraber yönetmektir. Yerel yönetimler iflletme, insanlar da müflteri de€ildir. Bu çal›flmalar›n tamamlanmas› gerekiyor. Sadece seçimde oy veren seçmen de€il, sorgulayan, denetleyen olmal›s›n›z” diye konufltu. Samanda€ Belediye Baflkan› Mithat Nehir de göreve geldiklerinden bu yana yaklafl›k 13 ay geçti€ine dikkat çekerek, “Hem Samanda€'›m›z›n hem de belediyemizin bir y›ll›k aya€a
kald›r›lma sürecinin art›k tamamland›€›n› düflünüyoruz. Bundan sonraki hedeflerimiz; hizmetlerimizin kalitesini artt›rmak ve daha nitelikli çal›flmalar yapmak olacak. Bu
dönüflümü yak›nda herkes fark edecek. Art›k amac›m›z sadece sokaklar› parke taflla kaplamak de€il! Amac›m›z; insan yaflam›n› öne alan, güzel sokaklar oluflturmak” dedi.
ALMANYA’DA DEVRİMCİ TARİHE SAYGI GECESİ Gecede son sözü alan O€uzhan Müftüo€lu da, "Birbirimize, gelene€imize, gençlerimize sahip ç›kmak için buraday›z" diyerek bafllad›€› konuflmas›nda sola dönük geçti€imiz dönemde yo€un olarak sürdürülen gerici ve liberal sald›r›lar›n devrimcilerin ve sosyalistlerin ideolojik hegemonyay› yitirmesinden kaynakland›€›n›, bu sald›r›yla ayd›nlar›n, üniversitelerin, gazetelerin ele geçirildigini aktard›. Müftüo€lu, " Türkiye‘de solu bitirmeye dönük bir operasyondur. Ama bu baflar›lamam›flt›r. ÖDP’nin son kongresi bu anlamda önem tafl›maktad›r. Ben hareketimizin gelece€ine güvenle bak›yorum” dedi.
Dusseldorf'ta gerçeklefltirilen geceye baflta Almanya'n›n de€iflik kentlerinden olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinden çok say›da devrimci kat›ld›. Gecenin aç›l›fl konuflmas›n› ÖDA‘dan Fehmi ‹flleyen yapt›. ‹flleyen, ÖDA’n›n son kongresinde önemli siyasal kararlar ald›€›n› belirterek, Özgürlük ve Dayan›flma Almanya’n›n devrimci tarihi unutmayacak ve devrimci gelene€i sürdürece€ini söyledi. ÖDP Genel Baflkan› Alper Tafl kat›l›mc›lar› "S›n›f mücadelesi bitti diyenlere inat, emperyalizme ve kapitalizme karfl› tek yol devrim diyenler, bu sömürü düzeninin karfl›s›nda teslim olmay›z diyenler, Mahir’lerin, Deniz’lerin, ‹brahim’lerin yolunda yürüyenler, devrimci gençler, kad›nlar merhaba!" fleklinde selamlayarak bafllad› ve Türkiye‘deki güncel, siyasal geliflmelerden ve ÖDP’nin çal›flmalar›ndan söz etti.
Türkiye’den Devrimci Gençler’in selam›yla kürsüyü alan Ozan Sürer, Türkiye‘de geliflen devrimci gençlik hareketinin çizgisinden ve mücadele kararl›l›€›ndan bahsederken, ÖDA Devrimci Gençler ad›na söz alan Gencay Sözüdo€ru da, DEV-GENÇ’ten
Gençlik Muhalefeti’ne dek yürütülen mücadelenin Almanya‘da yaflanan göçmen gençler için önemli bir mecra oluflturdu€unu söyleyerek bafllad›€› konuflmas›nda göçmen gençlerin e€itim, geleceksizlik, d›fllanma sorunlar›na dikkat çekti.
Konuflmalar›n ard›ndan sahneye ç›kan Ali Asker devrimci marfllar ve türküleri seslendirerek salondaki heyecan› art›rd›. Son olarak sahneye ç›kan Sevinç Eratalay flark›lar›yla inanc›n ve kararl›l›€›n solu€u oldu. Gece sinevizyon gösterimiyle sona erdi.
ÜMRANİYE’DE HALK KONUŞTU! ÖDP Ümraniye ‹lçe Örgütü taraf›ndan 17 Nisan Cumartesi akflam› Kaz›m Karabekir Mahallesi Liva Dü€ün Salonunda düzenlenen fi‹MD‹ HALK KONUfiACAK etkinli€ine yo€un kat›l›m oldu. ‹flçiler, iflsizler, ev kad›nlar›, gençlerden oluflan coflkulu kalabal›k bir araya geldi. Gecede Genel Baflkan Alper TAfi ve ‹lçe Baflkan› Hüsnügül GÜL birer konuflma yapt›lar. Sanatç› Sevinç ERATALAY gecenin sonuna do€ru türküleriyle kat›lanlar› coflturarak renk katt›. Mahalleden ev kad›n› Hatice DEPEL‹ mahallelere dönük, ‹stanbul Tabip Odas› Sekreteri Hüseyin DEM‹RD‹ZEN de sa€l›kta yaflanan y›k›m ve Kamu Hastaneler Birlikler Yasas› üzerine kapsaml› ve uyar›c› konuflmalar yapt›lar. Bölgenin sevilen sanatç›lar› da gecede sahne ald›. Kadir Özcan, Azdin Erdo€an ve tulum eflli€inde türküler ve halaylarla bir arada yaflam›n güzel örnekleri sunuldu. Eylülden önce gibi bahar›n bafl›nda, Umut bahar aç›yor, ÖDP yürüyor...
11
Emperyalizm, Yeni Politikalarına Uyum Sağlayamayan Taşeronunu Kolaylıkla Bertaraf Edebilir “Ne olursa olsun iktidarda kalma” bunalımına giren AKP’nin kendi dışındaki kesimlere ve özellikle de muhalif güçlere karşı, önümüzdeki dönemde de yeni saldırılar ve komplolar düzenlemekten geri durmayacağını bugüne kadarki icraatlarından anlayabiliriz. Bat› Asya politikalar› için önemini alenen ifade etmifllerdir. Böylece Çanakkale’nin çoktan geçildi€ini ve baflbakan›n tumturakl› konuflmas›n›n da bir aldatmacadan ibaret oldu€unu anlam›fl oluyoruz: “ABD Merkez Kuvvetler Komutan› Orgeneral David Petraeus ‘Türkiye Afganistan’da büyük kabiliyetle çok etkileyici çal›flmalar yürütüyor’ dedi. “ABD Hava Kuvvetleri Komutan› Orgeneral McNabb de ‹ncirlik’in kendileri için, Irak ve Afganistan’a ikmaller aç›s›ndan merkezi önemde bir üs oldu€una dikkat çekti. McNabb, ABD’nin bölgedeki hava deste€inin yüzde 46’s›n›n incirlik üzerinden sa€land›€›n›, Türkiye’nin, Afganistan rotas›nda yer alan üssün kargo tafl›mac›l›€› ve uçaklar›n yak›t ikmali konular›nda kendileri taraf›ndan kullan›m›na izin verdi€ini hat›rlatt›.”
ABD’nin bölgemizde politikalar›n› hayata geçirirken dayand›€› çok önemli iki ülkenin oldu€unu biliyoruz. Bu ülkelerden birincisi, son zamanlarda Do€u Kudüs’te yeni konut yapma karar› verdi€i ve Filistinlilere karfl› sald›r›lar›na devam etti€i için ABD’nin k›z›yormufl gibi yaparak cilveleflti€i, evrensel stratejik iflbirlikçisi ‹srail’dir. Di€eri ise ‹srail gibi karar mekanizmalar›na dahil edilmeyen ama ABD’nin görev verdi€i bütün cephelerde flu veya bu düzeyde yer almakta bir sak›nca görmeyen ve bu ülkenin topraklar›n› kullanmas›na izin vermekten gocunmayan Türkiye’dir. ABD, Türkiye’yi yönetenlere isteklerinin çok büyük bir bölümünü yapt›rabilirken bunun tersinin do€ru olmad›€› bilinmektedir. Hatta bu iflbirlikçi yöneticilerin genellikle de Türkiye’nin karfl›s›nda yer alanlar›n arkalar›nda saf tuttuklar›n› y›llard›r izlemekteyiz. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Birinci Paylafl›m Savafl›’ndan sonra ABD’nin Türkiye’nin karfl›s›nda yer alan cephe içinde yer ald›€›na bütün dünya tan›kt›r. K›br›s sorunu süreci boyunca Türkiye’nin yan›nda yer almad›€› ve karfl› tarafa daha yak›n durdu€u tarihi bir olgudur. Bu tarihsel gerçe€i 1960’l› y›llar›n devrimcileri yak›ndan bilirler. Ermeni sorunu gibi konular› ise Türkiye’yi hegemonyas› alt›nda tutmak ve hatta bu ba€›ml›l›€› daha da ileri götürmek için de€erlendirmekte oldu€u aç›k bir gerçektir. Geçti€imiz aylarda Ermeni meselesi ile ilgili ABD ve di€er baz› Bat›l› ülkelerde at›lan ad›mlarla, AKP iktidar›n› emperyalizmin yeni politikalar›na tam olarak uyum göstermekte yeterli görmedikleri için ders vermektedirler. Uluslararas› konularda ba€›ms›zl›kç› politik stratejileri olmayanlara emperyal güçlerin kendi politikalar›n› dayatt›klar› görülmektedir. Bu ve baflka yollarla, AKP iktidar›n›n emperyalizmin ‹ran’› kontrolü alt›na alma politikalar›na ve Afganistan iflgaline beklenen katk›lar›n istendi€i flekilde ortaya koymas›n›n zorunlulu€u her defas›nda yeniden hat›rlat›lmaktad›r. 18 Mart 2010’da Çanakkale’nin nas›l geçilemedi€ine dair ateflli nutuklar atan baflbakana ayn› gün Hürriyet gazetesinde verilen haberin ne anlama geldi€ini sormak gerekir. Bu habere göre ABD’nin iki önemli komutan› yapt›klar› aç›klamalarla Türkiye’nin ABD’nin Güney
ABD’nin emperyalist politikalar› aç›s›ndan Türkiye’nin önemi ve vazgeçilmezli€i, bu iki generalin aç›klamalar›na, enerji alan›ndaki stratejik yeri de eklenince daha da net olarak ortaya ç›kmaktad›r. Petrol ve do€algaz bölgelerinin kontrolü ve bu ürünlerin Bat›ya ulafl›mlar›nda ve denetim alt›nda tutulmalar›nda Türkiye’nin jeostratejik önemi emperyalizm yönünden hiç de küçümsenemeyecek düzeydedir. Bütün bu imkânlar› ve hizmetleri Bat› emperyalizmine kusursuz olarak sunacak bir iktidar›n Türkiye’nin yönetiminde bulunmas›, bu güçlerin asla vaz geçmeyecekleri Orta ve Güney Bat› Asya ile ilgili projelerinin baflar›s› için hayati önemdedir. Emperyalist güçlerin bu beklentilerine yeni birisini daha güçlü bir flekilde eklemekte olduklar›n› biliyoruz. Bu yeni önemli talebin konusu ‹ran’d›r. ‹ran’› bask› alt›na alma, hareketsiz b›rakma faaliyetlerinin önümüzdeki aylarda daha da yo€unlaflaca€› anlafl›lmaktad›r. ‹ran’a karfl› giderek artan düzeylerde bask›c› dayatmalara Türkiye’nin kat›l›m›n›n ABD aç›s›ndan hayati düzeyde oldu€u aç›kt›r. ‹ktidar›n ‹ran’a karfl› yürütülen politikalara sadece destek vermesi, arac›l›k yapmaya çal›flmas› kuvvetle muhtemeldir ki yeterli görülmeyecektir. Aktif kat›l›m istenecektir. Bu aktif kat›l›m› Türkiye’deki hangi güç sa€lama kararl›l›€›na sahip oldu€unu gösterirse o kesimin emperyalizmin yeni dönemdeki tafleronu olma hakk›n› elde etme flans› yükselecektir. Bu karmafl›k ortam içinde bir referandum ve genel seçim dönemine girilirken iktidar›n fiyaskoya dönüflen aç›l›mlar›n›n ve ülkede yaratt›€› faflizan ortam›n do€urmaya bafllad›€› siyasal ve toplumsal olumsuzluklar›, karmaflay› durdurabilmek için AKP’nin de Bat›l› güçlere giderek daha fazla ihtiyaç duyaca€› da anlafl›lmaktad›r. Bütün afra tafralar›na, gösteriflli ç›k›fllar›na, muhalefeti bel alt› vurufllarla köfleye s›k›flt›rarak etkisizlefltirme çabalar›na ra€men e€ik düzlemdeki kay›fllar›n› durduramayacaklar› anlafl›lmaktad›r. Türkiye’yle ilgisi olan bütün önemli sorunlar› uluslararas› siyasetin parças› haline getirmeyi baflaran emperyalist güçler gündemi belirlemekte ve böylece iktidarlar› öteden beri kolayl›kla avuçlar›n›n içine almaktad›rlar. Türkiye’nin bütün kurumlar›n› teslim alma, “›l›ml›laflt›rma” operasyonunu kesintisiz olarak sürdüren bu güçler projelerine ve yeni politikalar›na ters düflen veya uyum sa€layamayan yöneticileri, kurum ve çevreleri ya tasfiye ediyorlar ya da etkisizlefltiriyorlar. Öte yandan son kriz ortam›nda dahi büyük kazançlar elde eden baflta bankac›lar olmak üzere büyük sermaye kesimlerinin de emperyalizmin bölgemizle ilgili politikalar›n›n devam›n› ç›karlar›na uygun
gördükleri aflikârd›r. Bu dönemde yo€un olarak h›rpalanmas›na karfl›n Ordunun da bu ba€›ml›l›k iliflkisinin içinde ele al›nmas› gerekti€i ve ihtiyaç duyulunca bu gücün çizmelerinin yeniden parlat›labilinece€i de ak›ldan ç›kart›lmamal›d›r. Ç›kabilecek ciddi bir ‹ran krizinde Ordunun yeni konumlar elde edebilece€i ve bu yeni konumlan›flta AKP iktidar›n›n en az›ndan gölgede kalabilece€i de unutulmamal›d›r. Bu arada son günlerde Rusya ile ekonomik konularda, özellikle de yeni do€al gaz projesi ve nükleer santral yap›m› gibi stratejik öneme sahip alanlarda çok önemli yeni anlaflmalar yap›lmas› da Bat› emperyalizminin iktidarla ilgili rahats›zl›klar›n› ateflleyebilecek kapasiteye sahiptir. Türkiye’nin ABD ile ticari kapasitesinin önüne geçmesine yol açacak olan bu son anlaflmalar yeni jeopolitik geliflmelere neden olabilecek kapasiteye sahip görünmektedir. Baz› eski sa€ iktidarlar›n önde gelen yöneticileri bu tür çizgi d›fl›na taflan ad›mlar›n ne anlama geldi€ini çok iyi bilirler. Emperyalizm kontrol d›fl›na ç›kanlar› veya ç›kmaya yeltenenleri affetmez, alternatiflerini haz›rlamaya bafllar. Sonuç olarak, emperyalizmin Türkiye’nin kilit öneme sahip oldu€u bölge ile ilgili yeni politikalar›na cevap verebilecek esnekli€e sahip bir iktidar oda€›n›n önünü açabilece€i, istenilen esnekli€i göstermekten uzaklaflanlar›n gözden ç›kar›labilinece€i bir sürece do€ru gidilmekte oldu€u anlafl›lmaktad›r. AKP’nin emperyalizmin bölgedeki muteber iflbirlikçisi olma özelli€ini tafl›makta teklemeye bafllad›€› gün geçtikçe daha fazla a盀a ç›kmaya bafllad›. Emperyalist politikalar›n uygulanmas› konusundaki uyumlulu€unu yitirmeye bafllayan AKP’nin halkla kurdu€u diyalogun da y›pranma sürecine girdi€ini söyleyebiliriz. ‹ktidar›n yaratt›€› açl›k, yoksulluk ve iflsizli€in yan› s›ra bask›c›, tekçi, dinci ve devletin bütün kurumlar›n› ele geçirmeyi esas alan politikalar›na halk›n tepkisi gün geçtikçe artmaktad›r. Son dönemlerde artan flehit cenazelerinde “muhafazakâr” AKP’li bakanlar›n ve yöneticilerin karfl› karfl›ya kald›€› yo€un tepkiler iktidar›n bafl edemeyece€i kadar büyük ve ciddi bir sorun oluflturmaktad›r. Bütün bu sorunlar›n üzerine eklenen Baykal krizi ise iktidar›n üzerinde yürümeye çal›flt›€› kaygan zemine dökülen ya€ ifllevi görmeye bafllam›flt›r. “Ne olursa olsun iktidarda kalma” bunal›m›na giren AKP’nin kendi d›fl›ndaki kesimlere ve özellikle de muhalif güçlere karfl›, önümüzdeki dönemde de yeni sald›r›lar ve komplolar düzenlemekten geri durmayaca€›n› bugüne kadarki icraatlar›ndan anlayabiliriz. Kendilerini kurtarabilmek için “bizden sonras› tufan” diyen bir zihniyetle karfl› karfl›yay›z. Politik kararlar al›n›rken iktidar›n bu “ruh hali” özenle dikkate al›nmal›d›r. Çünkü iktidar, freni patlam›fl tafl kamyonunun sert bir viraja do€ru h›zla yol almas› gibi politika yapmay› sürdürmektedir. Emperyalist kapitalizmin içine girdi€i ve hala atlatamad›€› ekonomik krizin de etkisiyle, bölgesel savafllar ve bask›c› yönetimlerle meydan okumay› yo€unlaflt›rmas› karfl›s›nda bölge halklar› ve emekçileri ne yapacaklar? Bu meydan okumaya karfl› ba€›ms›zl›kç› devrimci demokrasiyi amaçlayan bir onurlu mücadeleyi hayata geçirmek için harekete geçebilecekler mi? Ayr›ca Türkiye halk› TEKEL iflçilerinin yakt›€› atefli ve 1 MAYIS eylemlili€ini büyütüp yükseltebilecek mi? ‹flte bütün sorun bu noktalarda dü€ümlenmektedir. Bu dü€ümün çözümünde emekçilere ve devrimcilere belirleyici önemde görevler düfltü€ünü de unutmamal›y›z.
12
Sağlığımız İçin Kırmızı Alarm! Hastaneler Satışta! mad›€›, paras› olmad›€› için yaflam›n› kaybetti. 1 Ekim 2008’de Sosyal Sigortalar Genel Sa€l›k Sigortas› yasas› uygulanmaya bafllad›. Art›k sa€l›k primi ödemeyen hastaneden ad›m›n› atam›yor. Ad›m›n› atan ise s›rf muayene için kamu hastanelerinde 8, özel hastanelerde 15 TL. katk› pay› ödüyor. 8-15 TL flimdilik ödenen miktarlar. Çünkü; Hükümet istedi€i her an katk› pay› oran›n› artt›r›labilir. Art›k katk› pay› da devede kulak kal›yor, çünkü SGK taraf›ndan yay›nlanan tebli€le yatan hastalar ve t›bbi malzemelerin baz›lar› cepten karfl›lan›yor. Sistem ar›za yap›yor, eczanelerden ilaçlar›m›z› alam›yor, süründürülüyoruz.
Y›llard›r ödedi€imiz vergilerle yap›lan hastaneleri özerklefltirme, ‘yönetim de€iflikli€i’ ad› alt›nda sat›fla sunan yasa TBMM’de. AKP Hükümeti; ‘sa€l›kta dönüflüm program›yla’ ad›m ad›m sa€l›€› paral› hale getirdi, getiriyor. fiimdi ise Kamu Hastane Birlikleri yasas›yla vatandafl›n sa€l›€›, hayat›yla oynuyor. Hükümet; hastanelerin sat›fl sürecine gelinceye kadar halk› ikna etmek için sa€l›kta sahte balay› yaflatt›. Bafllang›çta, vatandafl Kunta-kinte de€il diyerek, fark ücreti ödemeden özel hastaneler dahil tüm hastanelerin kap›s› herkese aç›ld›. Fakat bir süre sonra özele gidenler cepten fark ücreti ödemeye bafllad›. Sonra yüzü aflk›n ilaç ödeme kaleminden ç›kar›ld›. Gribal ilaçlar, vitaminler, öksürük ilaçlar›… Hadi onlardan geçtik hayati önem tafl›yan kanser tedavisinde kullan›lan ilaçlar.. Bu da yetmedi kolesterol, fleker, immunglobulin yetmezli€i olanlar bile ilaca ulaflmakta zorland›. Bebeklerimiz, gençlerimiz ilaç bula-
Geçti€imiz günlerde özel hastaneler de s›n›fland›r›ld›.( A-B-C-D-E) A s›n›f› hastaneler normal ücretin d›fl›nda, hastadan %70 “ilave ücret” alabilecekler. B yüzde altm›fl, C elli, D k›rk, E ise otuz. Dolay›s›yla vatandafl paras›na uygun s›n›ftaki hastaneye s›n›f›na göre baflvuracak. ‹lave ücretler ve katk› paylar›ndan dolay› devlet hastanelerine talep artt›. Oysa flimdi TBMM’de görüflülecek olan KHB yasas›yla halk›n vergileriyle kurulmufl kamu hastanelerinin kaderi; 4’ünü hükümetin belirledi€i, ticaret odas› temsilcisinden bir kiflinin de bulundu€u 7 kiflilik yönetim kuruluna b›rak›l›yor. Bunun ad›na da özerklefltirme, demokratiklefltirme deniyor. Peki özerklefltirildi€i söylenen bu hastanelerde halk›n ve çal›flanlar›n temsilcileri nerede? Üstelik yönetim kuruluna hastaneleri parça parça veya tamamen mülkiyet olarak satma yetkisi veriliyor. Yüz milyarlarca liral›k al›m-sat›m ihalelerini yönetim kurullar› yönetecek, yönlendirecek. Devasa bütçeler, bilançolar, yat›r›mlar, ihaleler daha bafltan iktidar partisinde olacak. Halk›n paras›yla kurulmufl hastaneler arpal›€›n alas› haline geliyor. Kamu hastaneleri bu yasayla özel hastaneler gibi A,B,C,D,E olarak s›n›fland›r›lacak. Art›k vatandafl
param az, sosyal güvencem var devlet hastanesine gideyim çözümünü üretmek yerine cebindeki parayla s›n›f›na göre hastaneye gidebilecek. Bu yasa ile iflsizlik, yoksulluk, güvencesiz çal›flma cenderesi alt›nda evine bir lokma ekmek götürme derdinde olan, yeterli beslenemeyip hastal›kla burun buruna yaflayan vatandafl›n sa€l›€›, sermayeye rant için sat›l›yor. Bize de sa€l›kl› olman›z için isterseniz borçlan›n daha fazla ödeyin, yada kaderinize boyun e€in deniliyor.
ÖDP diyor ki;
, anl›k hakk›d›r. Eflit Sa€l›kl› yaflam ins ›k herkesin do€ufltan paras›z, nitelikli sa€l l›k hakk›d›r. Devletin kazand›€› bir yurttafl örevi toplumun hasta sa€l›k alan›ndaki asli g hastalar›n tedavisini olmas›n› engellemek, likli bir flekilde sunise eflit, paras›z, nite ya müflteri gözüyle makt›r. Ancak hasta çok hasta, daha çok bakan zihniyet ''daha n et etti€i için toplumu para'' ilkesiyle harek ik gellemek yerine teflv hasta olmas›n› en kalm›yor, halk›n has ediyor. Bununla da r: ç›kart›yor. Sorarla tanelerini sat›l›€a at›yorsunuz?'' ''kimin mal›n› kime s aralar›m›zla kurulmufl Sa€l›€›m›z ve bizim p k de€il. hastanelerimiz sat›l› n para kazanmak Sa€l›€›m›z›n s›rt›nda t örüp, karfl› dural›m. isteyenlere birlikte se sat›lamaz. Hastaneler halk›nd›r,
ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLER Yaflam›n her alan›nda oldu€u gibi e€itim alan›nda da y›llard›r süren bir piyasalaflt›rma çabas› aflikard›r. Dünyada 70’li y›llarda bafllayan, Türkiye’de ise 80’li y›llarda genifl çapta uygulamaya koyulan “yap›sal uyum politikalar›n›n” en etkili uygulay›c›s› olan hükümet, ekonomik refah›n gerçeklefltirilmesinden devletin çekilmesini, hizmet alanlar›n›n (e€itim, sa€l›k vb) rekabete aç›lmas›n›, e€itimin de bu süreçte “ticarileflerek” piyasalaflt›r›lmas›n› baflar›l› bir flekilde hayata geçirmifltir. Okullardaki e€itim kalitesinin sürekli düflmesinin yan›nda, okullarda çeflitli kalemlerle toplanan yard›m paralar› da piyasalaflt›rman›n bir yans›mas› olmufltur. E€itim alan›ndaki piyasalaflt›rman›n bir di€er göstergesi ise ö€retmenlerin çal›flma koflullar›ndaki de€iflimlerdir. Y›llard›r süren ö€retmen a盀› tart›flmalar›na ra€men bu alandaki atamalar piyasan›n isteklerine terkedilmifl gözüküyor. Neoliberalizmin amentüsü haline gelen esnek çal›flma e€itim alan›nda da kendini
e€itim politikas›n›n durumunu daha net anlayabiliriz. Hükümetin olas› bir erken seçimi öngörerek, sözleflmeli ö€retmenleri kadrolu yapma, Haziran’da 10.000 ö€retmen atama gibi vaatleri ise e€itimdeki kan kayb›n› önlemeye yönelik çabalar›n›n ne kadar samimiyetsiz oldu€unun göstergesi durumunda.
gösteriyor. Bir çeflit ücretli kölelik flekli olan ücretli ö€retmenlik desteklenirken, e€itim fakültelerinden mezun olan genç ö€retmen adaylar›n›n atamalar› yap›lm›yor.
140.000
ö€retmen
a盀›ndan
bahsedildi€ini, ülke çap›nda yaklafl›k 60.000’in üstünde ücretli ö€retmenin çal›flt›r›ld›€›n› düflünürsek
320.000’in üzerinde ö€retmenin atanmay› bekledi€i ülkemizde, atamas› yap›lmayan ö€retmenlerin birlikte hareket etmesini sa€lamak için mücadele eden Atamas› Yap›lmaya Ö€retmenler Platformu’nun çal›flmalar› biraz daha önem kazan›yor. Ücretli ö€retmenlik uygulamas›n›n tamam›yla kald›r›lmas›, tam gün kadrolu, güvenceli istihdam›n sa€lanmas› talepleriyle Temmuz 2009’da bir araya gelen atamas› yap›lmayan ö€retmenlerin oluflturdu€u platform, e€itim alan›ndaki piyasalaflt›rmaya, özellefltirmelere, kalitesizlefltirmelere karfl› bir mevzi kazmaya devam etmektedir.
13
YA SUSUP KABULLENECEĞİZ, YA DA KÖKTEN DEĞİŞTİRECEĞİZ mayan “ötekileri”, gözden ç›karmakta beis görmeyecektir. En baflta da kad›nlar ve çocuklar›… Onlar›, ne kadar korunaks›z ve savunmas›z b›rak›rsa, erkek egemen bask›lar› ile o kadar sindirecek ve içlerine kadar iflleyece€i çok aç›k ortadad›r. Ömürlerine birer may›n gibi iflleyen bu bask›lar karfl›s›nda her an patlamaya haz›r bir toplum var karfl›m›zda.
Geçti€imiz ay Siirt’te yaflanan olaylar, sanki bu ülke s›n›rlar› içerisinde olmam›fl gibi, unutulup kapanmak üzere. Üstelik bizler bu sat›rlar› okurken kim bilir hangi flehir de hangi çocuk ya da kad›n, ölüm ve taciz edilme korkusu içinde yaflamakta. Görmezsek, susarsak belki daha çabuk unutur, bu suça uzak yaflay›p, hayatlar›m›za kald›€›m›z yerden al›flkanl›k-
lar›m›zla devam etmenin hafifli€ini yaflar›z. Çünkü bu daha kolay… Oysa, fark›ndal›k yaratmak, a盀a ç›karmak, ses vermek bu suça ortak olmad›€›m›z›n göstergesidir. Toplumsal iliflkilerde insan olmaya dair ne var, ne yoksa yavafl yavafl elimizden al›p, kendine muhtaç b›rakan muhafazakar sistem, elbette ki eflit haklara sahip ol-
‹çine çekildi€imiz muhafazakar ve erkek egemen yap›, Siirt’te yaflan›lanlar›, sadece bu bölgenin sorunu gibi görüp kentin namusunu korumak ad›na olaylar› büyük bir gizlilik içinde örtbas edip ma€dur edileni de€il, ma€dur edenleri aklama gayreti içinde yar›fl›p durdular. Durumu incelemek üzere Siirt’e giden TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonunun haz›rlad›€› raporda, bölgede yaflayanlar› “nas›l ›slah ederim” telafl› ile haz›rlanm›fl birkaç düzeltmenin d›fl›nda sorunu kökünden çözecek bir sonuç ç›karamad›lar. Yaflananlar yüzünden neredeyse kendini kaybettirmeye çal›flan bir kent oldu Siirt. Di€er bir yan›yla da çürüyen bu muhafazakar ve erkek egemen sistemin
aynas›. ‹lk bak›flta bölgesel gibi görünse de, asl›nda tüm toplumsal iliflkilere sirayet ederek yay›lan bu yap›kent, bölge ya da ülke ay›rt etmeden kad›n ve çocuklar›n u€rad›klar› taciz, tecavüz ve ölümleri artt›r›yor ve bu k›s›r döngü sürekli kendini yenileyerek bir gün hiç ummad›k bir anda karfl›m›za ç›kabiliyor. Yoksullu€un, eflitsizli€in, e€itim politikalar›ndaki niteliksiz ve yanl›fl uygulamalar›n sonucunda karfl›m›za ç›kan bu olaylar, feodal ve gelenekçi kültürün içsellefltirilerek toplumsal cinsiyet ayr›mc›l›€›n›n derinlefltirilmesine, neo liberal politikalarla birlikte özellefltirilen kamu hizmetlerinden demokratik ve bilimsel bir e€itim alma hakk›m›z› elimizden ald›€› gibi bask› ve zorlamalar› ile de€ersiz bir yaflam›n içerisine sürüklüyor. Dar ve s›n›rl› bir zihniyetin mevcut oldu€u ortamlarda “özgür” çocuklar yetifltiriyoruz demek bu flartlarda ancak hayal olur. Önümüzdeki süreç çok aç›k, Sistem “ölüyorum” diyor. Çürümenin son noktas› budur. Ya, kal›p haz›rlad›klar› bu kal›plar içerisinde çocuklar›m›z› yetifltirece€iz, ya da yürüyüp, baflka bir hayat›n, baflka bir ahlak anlay›fl›n›n, baflka bir insan olman›n önünü açaca€›z. Baflka bir seçenek yok…
8 MART’IN 100. YILINDA KADIN MÜCADELESİ Tarihe bakt›€›m›zda kad›n mücadelesinin bafllang›c›, ataerkil yap›ya karfl› kad›n-erkek eflitli€i mücadelesi olarak kendini gösteriyor. Tarihsel olarak ilerleme olarak görünen Frans›z Devrimi ve Ayd›nlanma süreci kad›nlara ayd›nl›k ve özgürlük getirmiyor. Kad›nlar 17. yy.dan itibaren oy, e€itim ve mülkiyet hakk› için mücadele ediyor, toplumsal cinsiyet kavram›n› sorguluyor, kad›n kimli€ini bilince ç›kartmaya çal›fl›yorlar. Di€er taraftan kapitalizmin geliflimi, kitlesel üretimin yap›ld›€› fabrikalar›n ortaya ç›kmas›na neden oluyor. Kad›nlar›n da bu fabrikalarda toplumsal üretime kat›lmalar› onlar›n da sömürü mekanizmas› içinde yaflanan fliddete aç›kça maruz kalmalar›n› getiriyor. Emekçi kad›nlar kapitalist sömürüye karfl› eflitlik özgürlük ve insanca yaflam mücadelesinin öncüleri oluyorlar. Kad›n mücadelesi tarihi, kad›n eme€inin ve kad›n kimli€inin özgürleflmesi mücadelesi olarak kendini gösteriyor. Günümüze geldi€imizde; 8 Mart’›n 100. y›ldönümünü kutlad›€›m›z bu günlerde kad›nlar aç›s›ndan çok fazla bir fleyin de€iflmedi€ini görüyoruz. Kad›na yönelik fliddet, erkek egemen- kapitalist sistem taraf›ndan sürdürülürken, kad›n eme€inin sömürüsü de biçim de€ifltirerek ve fliddetini artt›rarak devam ediyor. Verilere bakt›€›m›zda görüyoruz ki yeryüzünde mutlak yoksulluk s›n›r›ndaki 1,5 milyar kiflinin yüzde 70’ini kad›nlar oluflturuyor. ‹fllerin yüzde 60’›n› yapan kad›nlar, toplam gelirin yüzde 10’una, dünya üzerindeki mal varl›€›n›n ise yüzde 1’ine sahipler. Bu da demek oluyor ki, kapitalist sistemde yoksullu€a ve yoksunlu€a en çok mahkum edilen kad›nlar oluyor. Krizin getirdi€i yoksullu€un ekonomik fliddetini yaflayan kad›nlar, ayn› zamanda psikolojik buhran›n da fliddetini yafl›yorlar. Sadece ülkemizde 2009 y›l›n›n ilk 7 ay›nda 953 kad›n öldürülüyor ve bu fliddet ayn› h›z›yla devam ediyor. Kad›nlar uygulanan sömürü politikalar› yüzünden, fabrikalarda, atölyelerde düflük ücretle, sigortas›z, sosyal güvencesiz, ifl güvencesiz köleler olarak çal›flmak zorunda b›rak›l›yorlar. A€›r çal›flma koflullar›n›n sonucu, bazen yanmak, bo€ulmak, kamyon üzerinde ölüme gitmek veya iflsiz kalmak olabiliyor. SSGSS ve 4-C ad›n› verdikleri kölelik yasas›yla neo-liberal politikalar daha da derinlefliyor ve kad›nlar kamusal alandan d›fllan›yor, iflsiz, geleceksiz b›rak›l›yorlar. Dünyada ve Türkiye’deki geliflmelere bakt›€›m›zda, kad›n mücadelesinin bir sistem mücadelesiyle bütünleflmedi€i noktada t›kand›€›n› görüyoruz. Kad›n mücadelesinin daha çok metropollerde, sosyal sorumluluk projeleri kapsam›nda daralm›fl, AB fonlar›nca desteklenerek, küçük küçük örgütler halinde sisteme tutundurulmaya çal›fl›ld›€›n› görüyoruz. Dünya ölçe€inde yaflanan ekonomik kriz, uygulanan neo liberal politikalar (özellefltirme, tafleronlaflt›rma, esnek/ev eksenli üretim), kamu hizmetlerinin çöküflü, özellikle kad›nlar›n sosyal güvencesiz ifllerde çal›fl›yor olmalar› gösteriyor ki, kay›tl› ve örgütlü sektörde çal›flan kad›nlar›n çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi, kad›n eme€inin evde ve ifl yerinde görünür k›l›nmas› ve ev içi eme€inde sosyal güvenlik kapsam›na al›nmas›, k›sacas› kad›n eme€inin görünür k›l›nmas› kad›n mücadelesi aç›s›ndan önemli mücadele bafll›klar› olarak kendini dayatacak. Yaflanan süreçte gösteriyor ki gerek Novamed, gerek Tekel Direnifli ve önümüzdeki süreçte ortaya ç›kacak direnifller sayesinde 2010 emek eksenli bir mücadele y›l› olacak.
14
AKP ve Medyanın Sefaleti! dafllara’ ilkesinden hareketle yeflil sermayenin eli güçlenir, güçlenen sermaye kendi ideologlar›n› gazete ve televizyon köflelerine tafl›r. Belediyeler, K‹T’ler, enerji ihaleleri, duble yollar, TOK‹ inflaatlar›, kamu bankalar›n›n olanaklar›, ‘yandafl’ sermayeye da€›t›l›r. Yeni bir sermaye birikim süreciyle zenginleflen ‘‹slami’ kesim kendi ideolojik ve kültürel alan›na yat›r›m› h›zland›r›r.
Siyasal ve toplumsal olaylarda yaflan›lanlar› ana ekseninden kayd›rarak tekillikler üzerine kurgulay›p, parçay› bütünün üzerine koymak yanl›fl yola girdi€inizin ilk iflaretleri olabilir. Bütünlük yerine kendi alg› süreçlerinize göre belli bir parçay› ön plana ç›kartmak ideolojik bir tutum alman›n baflka bir yönüdür. Durumu flöyle özetleyebiliriz: T›p biliminin yerine afl›y› ön plana ç›kartmak! Medyay› siyasal iliflkilenmeler ve iktidar sorunundan ayr› düflünerek; belli ideolojik-kültürel u€rafl alanlar›na –üstyap› analizleri, bilinç, e€itim süreçleri, kültür çal›flmalar› vs- hapsetme gereksinimleri siyasal anlay›fl k›s›rl›l›€›n›n da iflaretleri say›labilir. Politik kurgu ve siyasal etkinliklerinde iktidar›, sermayenin birikim süreçlerini, üretim iliflkilerindeki dönüflümleri ve s›n›flar aras› mücadelelerin tarihsel ve konjonktürel u€rak alanlar›n› hesaba katmayan analizler ve hareketlenmelerin, siyasal k›r›ma u€ramalar› kaç›n›lmazd›r. Güncelden örnek verip somutlaflt›rmaya çal›flal›m. Dolafl›mdaki ‘darbe haberleri’ni veri al›p sanki k›flladan tanklar ç›kacakm›fl gibi bir hava yarat›p, tanklar›n önüne kendinizi atmay› ‘kahramanl›k’, ‘demokratl›k’ olarak görüyorsan›z; ortada garip bir durum oldu€unu söyleyebiliriz. Darbecili€i; Anayasa’dan di€er yasalara, YÖK’den, ‹ç Hizmet Kanunu’na, Milli E€itim müfredat›ndan, çal›flma hayat›nda emekçiler aleyhindeki yasalara, hak arayan yoksullara inen polis copuna kadar; 12 Eylül faflizminin toplumun tüm dokular›na sinmiflli€i olarak görmeyip, sadece ‘darbe’ haberleri ile ‘tahrik’ oluyorsan›z ‘özel’ bir paranoya gelifltiriyorsunuz saptamas›n› yapmakta bir sak›nca yok! Matbuat’tan Medyaya - Yalan Rüzgarlar› Son günlerde Dinç Bilgin’le bafllay›p, Ergun Babahan’la devam eden ‘günah ç›karma’ ayinleri, birbirini ‘M‹T ajan›’ suçlamas›yla iffla edenler, ‘demokratl›k’ mangal›nda kül b›rakmayanlar artt›kça, medya tetikçilerinin her iktidar döneminde yaltaklanmalar›na ve ellerindeki flarap kadehlerine halklar›n kanlar›n› doldurup sefahatle içmelerine daha çok tan›kl›k yapaca€›z. Türk bas›n tarihinin özeti olarak de€erlendirilebilecek durumu gazeteci Rahmi Y›ld›r›m aktar›yor: “Matbuat ve ‹stihbarat Umum Müdürü Selim Sarper, 1942 y›l›nda matbuat›n “büyük ve flerefli vazifesi”ni, “hükümetin a€z›, milletin ku-
la€›” olarak tan›mlad›. (Uygur Kocabaflo€lu, fiirket Telsizinden Devlet Radyosu’na, 1980: 185) (Aktaran: Rahmi Y›ld›r›m, Ertu€rul Özkö(fl)k gazetecili€i www.habercek.com 14.01.2010). Bu tan›m, medya sahiplerinin ve kalemflörlerin durumlar› aç›s›ndan anahtar bir iflleve sahip. ‹hale alman›n ölçüsünü iktidarlara destek yay›nlar›yla gösteren holding medyas› ‘milli hassasiyetler’ örtüsü alt›nda “hükümetin a€z›, milletin kula€›” olmay› baflard›lar. Geçti€imiz 30 y›lda, –teorik olarakhalk›n sa€duyusu say›lmas› gereken medya ‘y›lanvari’ bir k›vrakl›€› göstermekten çekinmemifl, halk›n haber alma özgürlü€ü, özgür yay›nc›l›k, objektiflik gibi kavramlar› hiçe saym›fl durumda. ‘Devletin bekas›, vatan›n bütünlü€ü’ dezenformasyonuyla, devlet ve hükümet politikalar›na halk›n sorgusuz sualsiz r›za göstermesi ‘gazetecilik’ maskesiyle baflar›lm›flt›r. Savafla karfl› m› ç›kt›n, halklar aras› bar›fl› m› savundun: ‘Bölücüler ‹flbafl›nda!’ manfletleri el alt›ndad›r. ‹tiraz m› ettin ‘Vatan haini’ flablonu haz›r. Hakk›n› m› arad›n ‘Bozguncular!”, polisin sald›r›s›na m› u€rad›n “Polisle çat›flt›lar” haberleri beyinlere kaz›n›r. Yoksulluk, iflsizlik, e€itimsizlik, sa€l›ktaki sorunlardan m› söz ettin “ideolojik kafa” olursun. And›çlar manflete tafl›n›r, insan haklar› örgütleri hedef gösterilir, katillerden kahramanlar üretilir. Tansu Çiller’e ‘Devrimci kad›n’, ‘Beyaz Sayfa’ manfletleri at›l›r, Özel Savafl konsepti uygulay›c›lar›na methiyeler düzülür, tak-flak Pafla’lara esas durufl gösterilip, ‘Mehmetçik gazeteciler’ devri bafllat›l›r. Siyaset-TicaretMedya ad› verilen çete halk›n tüm birikimini, yat›r›mlar›n›, gelece€ini elbirli€iyle yok edebilir. Emekçiler ‘milli ve manevi’ hislerle avutulur! 90’l› y›llarda s›kça tan›k oldu€umuz ve gündelik hayatlar›m›z›n medya eliyle cehenneme çevrilmesi olgusu
ikibinli y›llarda da artarak devam eder. AKP’nin iktidara gelifliyle birlikte egemenler aras› çat›flmalarda yeni yol ayr›mlar›n› gözlemleyebiliyoruz: Anadolu’da palazlanan ve uluslararas› kapitalizme eklemlenmek isteyen Anadolu Kaplanlar› ad› verilen sermaye, yerleflik düzeni kendi ad›na dönüfltürmenin ideolojik ve politik motiflerini oluflturmufl bulunuyor. AKP iktidar›yla beraber yeni bir sermaye birikim sürecinin yolu aç›lm›flt›r. AKP’nin bir an önce devleti ele geçirip dönüfltürme politikas›n›n sözcülü€üne soyunan dinci gazete ve televizyonlarla merkez medyan›n büyük k›sm› ayn› role soyunmufl durumda. ‹deolojik g›dalar›n›n bir k›sm›n› da eski solculuklar›ndan alan yeni liberal/faflist kalemlerin taflra sermayesiyle birlikte sald›rganl›€›d›r söz konusu olan. AKP iktidar›na direnç gösteren tüm kesimler bu sald›rganl›€›n hedefindedir. Yaln›z, fleytan›n ta kendisi kurtarabilir Katolik Kilisesini, siz ise melekleri istiyorsunuz! AKP’ye bir fleytan gerekiyordu ve (birçok) fleytan bulmakta gecikmediler. Ölçüsüzlük bir kurald›r. Kifliler, kurumlar ‘din düflman›, millet düflman›’ bafll›€›yla manfletlere tafl›n›r. Egemen blok aras›nda taraflar birbirine üstünlük kurmaya çal›fl›rken, sald›rganl›€›n tüm yollar› aç›lm›flt›r. Hibe gibi al›nan yüzmilyonlarca dolar sermaye ile ülkenin en büyük gazete ve televizyonlar› sat›n al›n›r, her dönem devlete ve sermayeye çakall›k yapmakta ustalaflan bir çok ‘gazeteci’ bu medya kurulufllar›n›n bafl›na getirilir. Emekçilere televizyonlar›nda gözyafl› ve yoksullu€un kader oldu€u masal/dizileri yutturulurken, yeni ve soytar› bir burjuva s›n›f›n›n, geç kalm›fl görgüsüzlü€ü ‘de€iflim’ olarak sunulur. Soldan devflirilen liberallerle de hegemonya alan›nda yeni yollar al›n›r. ‹halelerin da€›t›m› ‘yan-
Kapitalizme eklemlenmede s›ra ‹slamc› sermayeye gelmifltir. S›n›flar aras›ndaki hiçbir çat›flma kendi halinde ve saf olarak ortaya ç›kmaz, dolay›mlar üzerinden yürür. Liberallerin k›lavuzlu€undaki gerici ve özellefltirmeci ‹slamc› sermaye sahte gündemlerle ekonomik krizin, yoksullu€un, iflsizli€in üstünü örtmeye çal›fl›r. Gündem peflpefle de€ifltirilir: ‘Kürt aç›l›m›, Alevi aç›l›m›, Roman aç›l›m›, Anayasa de€iflikli€i’, ‘One minute’ flovlar›. Sermayenin ‘laik’ ve ‘dinci’ fraksiyonlar› aras›ndaki – asl›nda sermayenin kimlerin elinde yeniden toplanaca€›- mücadelesi, ‘özgürlük, demokrasi ve darbe karfl›tl›€›’ lafazanl›klar› üzerinden yürür. Ordu ve yarg› bürokrasisinin geriletilmesi ifllemi baflar› kazanm›fl durumda. Yeni düzen medyas›n›n ‘darbe’ haberleri, kamuoyunu günlerce meflgul eden ‘harekât planlar›’, uçuflan belgeler, kozmik oda ‘s›rlar›’, Do€an grubunun çökertilmeye çal›fl›lmas›, ‹slamc› medyan›n yeni düzenin sahipli€ine soyunmas› son aylar›n belli bafll› konular›. 90’l› y›llarda Ertu€rul Özkök gazetecili€i neyse bugünkü ‹slamc› medyan›n gazetecilik anlay›fl› da ayn›. Daha önce ‘laik’lik ad›na ülke soyuluyordu. fiimdi soygun s›ras› badem b›y›kl›, din tüccarlar›nda. Sol ve solun anlam dünyas›na, eflitlik ve özgürlük taleplerine; sömürülen, yoksullaflt›r›lan ve iflsiz b›rak›lan milyonlarca insan›n sorunlar›na karfl› ‘laik’ medyan›n da ‘dinci’ medyan›n da kapitalizmin borusundan ortak nefes verdikleri çok aç›k. ‘Milli birlik ve beraberlik’ çetesinin h›rs›zl›k ve yolsuzluk konusunda ayn› sesleri ç›kartt›klar›, sermayenin farkl› fraksiyonlar›n›n ve onun sat›lm›fl kalemlerinin ya€ma düzeninin korunmas› için “hükümetin a€z›, milletin kula€›” olduklar› çok aç›k. ‘Milli’ hassasiyet yön de€ifltirdi: ‘Mütedeyyin’ler iktidarda! Durmak yok! H›rs›zl›€a devam!
15
Müslüm’den Çıktık Yola Pink Floyd’da Verdik Mola edenleri yok etmek için fleytan›n bile düflünemedi€i yöntemleri uygulamaktan çekinmezler. En büyük araçlar› düflünce üreten sözde ayd›nlar›, yapageldikleri sald›r›lar› meflrulaflt›rmak ve karfl›dakini dumura u€ratmak için kullanmalar›d›r. Bu tarihin tüm derinliklerinde kokusunu burnumuza vurur ama beynimiz karfl›l›kl› iliflkileri hemen alg›layamad›€›ndan onlar›n esiri olmaktan kurtulamaz.
Kaderi ben mi yaratt›m Bir ulusun yak›n tarihine bak›l›rken sadece siyasi ve iktisadi iliflkilerinin ele al›nmas› kolayca yan›lg›ya düflme olas›l›€›n› artt›r›r. Yafl›m›z ve haf›zam›z elverdi€ince kendi dinlediklerimizden ve burnumuzda kalan kokulardan yola ç›k›p bir-iki tahlile varmak elbette bize düflmese de, kula€›m›zda kalanlar›n hat›r›na sosyo-politik iki kelam etmek de hakk›m›z olsa gerek. Ço€umuz ilk gençlik y›llar›m›z› Müslüm’ün jiletçilerine komflu olarak geçirdik, her ne kadar üzerimize kan s›çramam›fl olsa da, ortam›n kan revan içindeki durumu kendi halinde bir ovay› doldurabilecek düzeydeydi. Çaresizdik. Dünyan›n döndü€ünden bile haberimiz yoktu. Her fley kaderimizdi, zaten baflka ne yapabilirdik ki? fiimdiki gibi tv, cd, bilgisayar v.s. gibi teknolojik araçlar›n olmad›€› bir ortamda, bulabildi€imiz bir teyp ve kasetle ba€lamay› elimize al›r har›l har›l kasetteki flark›lar› ç›karmaya çal›fl›rd›k. Sonra bir elektro-ba€lamayla s›cak yaz akflamlar›n›n kenar›nda tüm mahalleliye o flark›lar› çalard›k. Asl›nda, yaz›ya haf›zam›z› daha çok katabilmek için eskiden zar zor bir teyp bulup dinledi€imiz “Esrarl› Gözler” albümünü mp3 format›nda dinleyerek bafllasak fena olmayacak. Daha çok havaya girmek ad›na da, Müslüm zamanlar›nda kaçak sat›lan, o filtresi yald›zl› sigaray› içerek devam etmek daha sa€l›kl› bir yolda ilerlememizi sa€layacak. Çünkü Müslüm bu ülkede ne kadar gerçekse yaz›ya da o kadar sinsin istiyoruz. Ve tabii ki, bu yaz› o zamanlar yaz›lsa kullan›lan kavramlar ne kadar farkl› olurdu, bunun hesab›n› da siz yap›n. Unutmufl olsak da, bir beflikte anas›n›n ninnisi eflli€inde bizim yafl›m›zdakilerin ço€u sallanm›flt›r. Müzi€in beynimize kaz›n›p nöronlar aras›nda patika oluflturmas› da bu zamanlara denk gelir. Hep bir görüntüyü-bir an›y› ya sesle ya da kokuyla anlamland›rmam›z ve bilincimize ç›karmam›z da belki tam da buna denk geliyordur. Hem o koruyucu sesin etkisi hem de etraf›m›zdakileri anlamland›rma çabas› içinde bilinçd›fl›m›z›n oluflmas›n›n ilk tohumlar› at›lmaya bafllam›fl olur (Freud’çu yaklafl›mlar her ne kadar bunu be€enmeseler de yavru önce karn›n› doyurup sütü emmek, güvende olmak ve ninnif›s›lt› duymak ister). Ninni, belki de o a€açlardan temkinli biçimde sak›narak inip, yerde karn›n› doyurarak dolafl›p, tekrar a€aca ç›k›p, korkudan uyumak için yavrunun anas›n›n koynuna sar›ld›€›ndaki f›s›lt›lara denk gelir, kim bilir? Bunu da evrimsel psikologlar araflt›rs›n, her fleye gücümüz yetmiyor. Art›k bilgi paramparça olmufl, neresinden tutsan elinde kalan bir yaln›zl›k sadece. Kaderi ben mi yaratt›m? Bunu kim
araflt›r›r ki? Olsa olsa flairler ve peygamberler. Bunu da naçizane onlar›n yüreklerindeki seslere b›rakal›m. fiark› flöyle biter; “Ben de usand›m kendi halimden Sebebini bilmem kimin elinde Korkum kalmad› art›k ölümden Eceli ben mi yaratt›m” Tanr› istemezse yaprak düflmezmifl Böyle bafllar Müslüm’ün o meflhur flark›s›. Sonra da bizi a€lat›r; Tanr›’n›n varofllar› terk edip gitti€i bofllukta. Jiletçiler, çal›flt›klar› sanayi sitelerinde “Kaderi Ben mi Yaratt›m?” flark›s›n› dillerinden eksik etmezken, öbür tarafta anas›ndan do€arken a€lamay› unutmufl çocuklar, kaderlerine boyun e€meden gözbebeklerindeki terlerini silmeye devam ederler. Beyin bu ya iflte, göründü€ü gibi kendini kendine saklamaz. Kendince kendine iflkence yapanlara bile dayanamayan sistem yürütücüleri Müslüm’ün fanatiklerini de ehlilefltirebilmek için, anas›n›n karn›ndan reklamc› olarak do€an iflbirlikçilerinin kuca€›na ad› san› bilinen flairleri ve flark›c›lar› koyuvermekten de sak›nmaz. Onlar da suça ifltirak etmenin sözde entelektüelli€ini pek de güzel bir biçimde, ellerinden geldi€i ölçüde yaparlar. Nas›lsa onlar flairdirflark›c›d›r-bestecidirler, yani nerdeyse Müslüm’e bale bile yapt›racaklard›r. Gerçi öyle ya Tanr› istemezse yaprak düflmezmifl… Son 30 y›la bakt›€›m›zda kendini Müslüm flark›lar› dinlerken kesenlerin seslerinin ç›kmad›€›n› ve Müslüm’ün hangi yolun ortas›nda kald›€›n› kolayl›kla görebiliriz. ‹tiraz›m var’dan ihtiyac›m var’a evrilen Müslüm, art›k kimsesiz kalm›flt›r. ‹tiraz›m var “‹tiraz›m var de€iflmez yaz›ma ‹tiraz›m var bu dertli flans›ma Sevginin sahtesine Hayat›n cilvesine Dertlerin böylesine ‹tiraz›m var Yalan dolu gözlere Durulmam›fl sözlere Dost olmayan yüzlere
‹tiraz›m var” Ekme€e ihtiyac› olanlar terk etmifllerdir art›k, itiraz etmekten vazgeçip ihtiyaç dillendiren o yürek seslerini. Peki, bunun sorumlusu kim? Daha dün jiletçilere tu kaka diye dudak büküp yüzlerine bakmayanlar, mahallelerine ayak basmayanlar, korkanlar, orda-burda Müslüm’ün flark›lar›yla önlerinde duran içkilerini midelerine boca etmektedir flimdi. E hani! Pink Floyd nerede? As›l bunu aramak gerekli sanki. Aflk›n fiart› fiark›s›’nda Müslüm en isyankâr halini sözlere vurur, muhteflemdir. Yüre€inizi elinize al›p at›vermek gelir içinizden. fiimdiki durumunu çok önceden görmüfl gibidir. “Ölüyorum Kederimden Ölüyorum Kederimden El içine ç›kmaya yüzüm kalmad› Ömrüm hiç gibi geçti Derdin ne diye soran olmad› Çaresizlik içindeyim Karanl›k dünyama Ifl›k tutan olmad›.” ‹ktidarlar, sistematik bir biçimde, hem de ak›l almaz yöntemlerle, çok da kafalar› çal›fl›yormufl izlenimi vererek, hep bafl›m›za bafl›m›za vururlar -bulduklar› en küçük çak›l tafl›yla dahi. Güçlerini pekifltirmek ve mücadele
Onlar kimi zaman tarihin ak›fl›na göre zorbal›k yapar, kimi zaman da sevecen davranabilir. Zorbal›k dönemlerinde faflizan yöntemleri uygulamaktan bir ad›m çekinmez ve öldürür, sakat b›rak›r, yaralar. Bunun yetmedi€i zamanlarda da en küçük karfl› duruflu midesinde sindiremez ve kusmaya bafllar. Mücadele devam eder, tarih geri döndürülemeyecek flekilde belleklere kaz›n›r. Ki zaman denen kavram insanl›k taraf›ndan gökyüzüne kaz›nd›€›ndan beri, kas denen - sadece kan pompalayan kalbimiz art›k bir yürek haline geldi ve yüre€in nefes al›fllar›n› da art›k hiçbir güç engelleyemez. Neyse ki baraj› aflabilen, az bulunabilen insan dostlar› sayesinde gözlerimizi günefle çevirebilecek kararl›l›klar› kalbimizin derinliklerinde yatan yüre€imizde hissedebilme olana€›na flahit olduk gördüklerimiz ve duyduklar›m›zla. Bu topraklardan f›flk›ran her fliir kanatt›; damarlar›m›zda akagelen kan›n geri dönmesini bilmeden... Genetik bir DNA kodlanmas› gibi t›rnaklar›m›za kaz›nd›. Ya fliir yazd›lar onlar ya da fliirin ötesine geçtiler yapt›klar›yla. Kaderimiz kendi elimizdeyken savrulduk kimi zaman kayal›klar›n en arka taraf›na. Kimseden medet ummad›k ve mücadeleye devam etme fluurunu saç tellerimize bile yazd›k. Annemizin sütünü emdik memelerinden kanatarak, karfl› durmazsak bu süt haram olacakt› bize, mezarlar›m›za rahatça giremeyecektik. Ve bu yaz›y›, Müslüm’ün ismi akl›m›za gelmeyen bir flark›s›n›n flu can al›c› dizeleriyle sonland›rmak yeterli olacakt›r. “Sonu ölüm olsa da Bitmezse bu meçhul yol Sen bende bir mabetsin Elde ne olursan ol”
Özgürlük ve Dayan›flma Partisi Ad›na Sahibi ve Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü: Alper TAfi
ÖZGÜRLÜK VE DAYA NIfiMA PART‹S‹ GENEL MERKEZ‹ GMK Bulvar› 87/18 Maltepe/Ankara Tel: 0312 2317232 - 2313312 Fax: 0312 2320347 www.odp.org.tr - E-posta: odp@odp.org.tr