KOMÜNÝST DEVRÝM
ÞOVENÝZM, ÝÞÇÝ SINIFI VE SOL HAREKET
Milliyetçi ve þovenist “histerinin” geniþ kitleleri etki altýna aldýðý, buna karþý solun önemli bir kesiminde ya anti-ABD’cilik, antiemperyalizm düþünceleri ýþýðýnda sosyal-þoven, utangaç þovenist eðilimlerinin belirdiði ya da liberal kuyrukçuluk konumunun kabardýðý bir dönemden geçiyoruz. Burjuva düzeninin asli sahipleri olan sermaye sýnýfýnýn, tüm kurum, araç ve kesimleriyle bu milliyetçi manipülasyonun yaratýcýsý olduðu açýktýr. Neredeyse çeyrek yüzyýldýr süren son Kürt isyanýn kendisini yalnýz gerilla hareketiyle deðil, en þiddetli ve kitle militanlýðýyla hissettirdiði dönemlerde dahi, düzenin emekçi kitleler içinde yaratamadýðý milliyetçi, þovenist ruh halinin bugün hakim olmasýnýn sebepleri birden fazladýr. Ancak yine de kitleleri böylesine etki altýna alabilen milliyetçi etkilenimin en önemli sebebi olarak, bu topraklarda sýnýf mücadelesini yükseltip, önderlik etme iddiasýnda olanlarýn eksikleri, zaaflarý olduðunu vurgulamak gerekir. Bugünkü milliyetçi, þoven yükseliþin arka planýnda, düzenin savaþ hazýrlýklarýnýn içerdeki psikolojik ayaðýnýn oluþturulmasý vardýr. Burjuva düzeninin bu dönemde, paylaþým savaþýnda oynayabileceði olasý roller ve Kürt/Kürdistan sorununun bu çerçevedeki yeri üzerine görüþlerimizi baþka yazýlarýmýzda ifade ettik. Bu yazýmýzda düzenin içeriye dönük siyasal manipülasyonlarýnýn, kitlelerin farklý kesimleri üzerinde nasýl ve ne þekilde bir etki yarattýðý üzerinde duracaðýz. Kuþkusuz bu sözünü ettiðimiz çerçeve kýsa bir yazýnýn sýnýrlarýný aþan bir boyuttadýr. Ancak yine de özellikle iþçi sýnýfý ve sol hareket üzerinde genel bir çerçevede de olsa bunu yapmaya çalýþacaðýz. Yukarýdaki paragrafta, milliyetçi yükseliþin arka planýnda düzenin savaþ hazýrlýklarýnýn psikolojik ayaðýný hazýrladýðýný söyledik. Bununla son süreçteki siyasal geliþmelerin içeriye dönük sonuçlarýný anlatmaya çalýþtýk. Esasýnda Türkiye’deki burjuva düzeninin, dünyadaki diðer burjuva düzenleri gibi milliyetçi, þovenist, saðcýmuhafazakar karakteri, varlýðýnýn yapýsal bir parçasýdýr. Bu anlamda, þovenizm salt bu döneme ait bir olgu deðil; TC’nin kuruluþundan beri onun temel bir özelliðidir. Kürt ulusal sorunu söz konusu olduðunda Türkiye’deki rejim, tarihsel boyutlu bu soruna, asimilasyon, inkar ve imha politikalarýyla yaklaþýrken; geniþ emekçi yýðýnlar
20
içinde ulusal-þovenist duygularý körüklemeye çalýþmaktadýr. Bu politikalar, rejimin milliyetçi karakterinin bir boyutunu oluþtururken; bir baþka boyutunu, son dönemde Ortadoðu’daki emperyalist paylaþýmda bir þekilde yer alma yönündeki hedeflerine geniþ kitlelerden destek saðlamak, meþrulaþtýrmak yönündeki politikalar oluþturmaktadýr. Egemenler, bu politikalarý uygulayabilmek için emekçileri buna razý etmeleri gerektiðini çok iyi bilmektedirler. Bunun için medya desteði önemli bir iþlev görmektedir. Sömürenler, yalnýz bununla yetinmemekte; ordunun toplumu þekillendirmedeki rolünü kullanmaktan, eðitim kurumlarý ve üniversitelere, vakýflardan, saðcý, dinci sendikalara kadar pek çok yöntemi, kurumu devreye sokmaktadýrlar. Ayrýca AKP gibi muhafazakar Ýslamcý ve liberal kimlikli bir partinin sahip olduðu kitle desteðinin de önemli bir iþlev gördüðünü belirtmek gerekir. Elbette bunu yaparlarken karþýlarýnda zayýf bir sýnýf hareketi, güçsüz bir sol ve devrimci hareketin olmasýnýn ellerini güçlendiren çok önemli bir faktör olduðunu unutmamak lazým. Bilindiði gibi, HAK-iþ sendikasý birkaç ay önce TÝSK ile toplumsal uzlaþma anlaþmasý imzalamýþtý. Burjuvaziye hizmet etmekte kusur etmeyen, hükümet destekli bu sendikanýn, son milliyetçi rüzgarlarý yaymak için gönüllü olmasý konumu gereðidir. Ayrýca Kamu-Sen ve MemurSen gibi saðcý, dinci, kontra sendikalar da genelkurmayýn iþaretiyle harekete geçenler arasýndadýr. Bu sendikalarýn bugün düzen içinde elde ettikleri konum, özellikle 2000li yýllardan sonra siyasal, toplumsal alandaki dönüþümlerin bir sonucudur. Ayrýca bu toplumsal dönüþümün aktörleri olarak, oynayacak rolleri vardýr. Bunlar dýþýnda son milliyetçi rüzgarlara destek veren iþçi sýnýfýnýn sendikalý kesimlerinin çok fazla olmadýðý söylenebilir. Son dönemde þovenizm rüzgarýnýn etkisiyle yapýlan eylemlerin toplumsal bileþimini net olarak bilmek mümkün deðildir. Ancak görünen o ki eyleme katýlan kalabalýklar heterojen bir bileþime sahiptir. Kimileri, þehit cenazeleri üzerinden yapýlan ve MHP’li ülkü ocaklarýnýn organize ettiði eylemler olurken, kimileri de cumhuriyet mitinglerinden gördüðümüz kurum ve kiþilerin organize ettiði ve yine bu mitinglerin bileþiminin katýldýðý eylemlerdir. Burada þunu söyleyebiliriz: Hem iþçi sýnýfýnýn konumu hem de faþizmin karakteri dolayýsýyla faþizmin,
DEVRÝM KOMÜNÝST
DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI : 25 EKÝM-KASIM 2007
FÝYATI: 1,50 YTL
ORTADOÐU’DA PAYLAÞIM SAVAÞI ve KÜRDÝSTAN SORUNU IÞIÐINDA BURJUVA DÜZENÝNÝN YÖNELÝMLERÝ
Geçtiðimiz günler burjuva düzeninin siyasal gündemin büyük bir kýsmýný kendi sýnýf çýkarlarý doðrultusunda yönlendirdiði günler oldu. Öyle ki hýzla politik atmosferin deðiþtirilmesi, toplumun geniþ kesimlerinin yeni bir gündem etrafýnda þekillendirilip, etki altýna alýnýp harekete geçirilmesi hem bu yönlendirmenin varlýðýný hem de etki düzeyini göstermektedir. Devrimciler ve komünistler açýsýndan hýzla deðiþen ve muazzam bir “propaganda þiddetiyle” yapýlan siyasal müdahalelere her nasýl olursa olsun yanýt vermek yaþanan somut geliþmelere soldan muhalefet etmek gibi bir anlayýþla mümkün olamaz. Bugünden baþlayarak son siyasal geliþmelerin önümüzdeki süreçteki anlamýný ortaya koyup, buradan çýkan sonuçlarýn kendi siyasal, örgütsel görevlerimizle ilgili nasýl bir anlam ifade ettiðini ortaya koymak önem taþýmaktadýr. 22 Temmuz seçimlerinin ardýndan, AKP hükümeti seçimlerde elde ettiði avantaj sayesinde cumhurbaþkanýn kim olacaðý tartýþmasýný kendi istediði yönde sonlandýrdý ve Abdullah Gül gibi bir ismi Çankaya’ya çýkardý. Hemen sonrasýndaysa, geniþ kesimlerden oy almýþ olmanýn avantajýný ve argümanýný sonuna kadar kullanarak, yani parlamentonun çoðunluðunu kendi milletvekillerinin oluþturmasý ve yaný sýra burjuvazinin desteðinin alýnmasý gibi faktörleri de iþin içine katarak yeni bir anayasa yapmaya koyuldu. Tabi bu arada seçim öncesinde belirlenen referandum gündemi tartýþmalý olarak sürdürüldü. Ancak anayasa tartýþmalarýnýn gölgesinde bu gündem deðer taþýmadýðý için pek hatýrlanmadý ya da hatýrlanmasýný istemedikleri için göstermelik bir prosedürle yine kendi lehlerinde sonlandýrýldý. Bu referandumun aslýnda anayasadaki bazý maddeleri deðiþtirmek için yapýlmak istendiði, fakat anayasanýn tümden deðiþtirilmesi gündemdeyken neden buna kalkýþýldýðýný kimse sormak istemedi. Ama sonuçta referandumda yapýldý. Daha önceki sayýmýzda, yeni anayasa yapma ihtiyacýnýnsa liberal Ýslamcý bir parti olarak AKP’nin burjuva düzeni içindeki konumunu saðlamlaþtýrmak gibi bir iþleve sahip olmasýnýn yaný sýra esas olarak burjuvazinin isteði doðrultusunda yapýldýðýný ve bu düzeninin yeniden yapýlandýrýlmasý sürecinin bir sonucu olduðunu ifade etmiþtik. Yeni anayasa tartýþ-
malarýnda kimi burjuva liberalleri, muhalefet partileri, köþe yazarlarý hazýrlanan metnin içeriði ve yapýlýþ yöntemi gibi konular üzerinde dururken, hükümetin, kendi çalýþmalarýný sivil ve demokratik bir anayasa taslaðý gibi argümanlarla savunmasý, solun liberal kesimlerinin yýllardan beri 12 Eylül Anayasasý’nýn deðiþtirilmesi söyleminin AKP tarafýndan dillendirilmesi, solun bu kesimlerinin nasýl bir düzlemde siyaset yaptýklarýnýn görülmesi açýsýndan ibretlik bir durum oldu. Seçimler, yeni anayasa, referandum derken son bir ayda tüm gündem sýnýr ötesi operasyon, PKK eylemleri, Erdoðan’ýn ABD gezisi gibi konulara kilitlendi. belirlendi. Ülkedeki bu politik atmosfer, burjuvazi tarafýndan aniden ve hýzlý bir biçimde deðiþtirilmedi. Medyanýn da büyük “çaba” ve “özverisiyle” farklý farklý siyasal meseleler bazen tek bir hedefe bazen de birden fazla hedefe yönlendirilmeye çalýþýldý. Hatta kimi zamanlar da hiçbir amaç olmadan öylesine geniþ kitlelerin üzerine milliyetçilik histerisini serptiler. Son bir ayda burjuvazinin geniþ kitlelere yönelik manipülasyonda bulunduðu gündemlerin konularý o kadar çok ve çeþitli ki böylesine yoðun bir gündemi büyük bir hýzla ve geniþ kesimleri etkisi altýna alacak kadar baþarýyla kitlelere empoze edebilmeleri, düzenin bu konuyu ne kadar ciddiyetle ele aldýðýný da göstermektedir. Hýzla deðiþen ancak bilinçsiz geniþ kesimler üzerinde dramatik boyutlarda etki yaratan bu gündemlerin kimilerini hatýrlarsak; PKK’nin eylemleri, sýnýr ötesi operasyon ihtimali ve ordunun yaptýðý hazýrlýklar, Baþbakanýn kurmaylarýný da yanýna alýp ABD’yle “kritik” görüþme, Barzani ve Talabani üzerinden Güney BAÞYAZI
BU SAYIMIZDA
CHE GUEVARA ve MÜCADELESÝ
1 15
6 15
3 KASIM ANKARA EYLEMÝ
11 15
EKÝM DEVRÝMÝ ve KOMÜNÝSTLER
13 15
ÞOVENÝZM, ÝÞÇÝ SINIFI ve SOL HAREKET
20 15
YÖK EYLEMLERÝ
12 15
EKÝM DEVRÝMÝNE GÝDEN YOLDA BOLÞEVÝK 15 14