KOMÜNÝST DEVRÝM
TARÝHÝMÝZDEN ÖÐRENELÝM
5 Aðustos 1895 Friedrich Engels’in Ölüm Yýldönümü: “5 Aðustos 1895’te Friedrich Engels, Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marx’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanýn modern proletaryasýnýn en yetkin bilim adamý ve öðretmeniydi. Marx ve Engels, iþçi sýnýfý ve onun istemlerinin, burjuvazi ile birlikte kaçýnýlmaz olarak proletaryayý yaratan ve örgütleyen mevcut iktisadi sistemin zorunlu bir sonucu olduðunu ilk gösterenlerdir. Onlar, insanlýðý, onu halen ezmekte olan kötülüklerden kurtaracak olanýn, yüce duygulu bireylerin iyi niyetli giriþimleri deðil de, örgütlenmiþ proletaryanýn sýnýf savaþýmý olduðunu gösterdiler... Marx ve Engels’in iþçi sýnýfýna yapmýþ olduklarý hizmetler, birkaç sözcük içinde þöyle ifade edilebilir: “Onlar, iþçi sýnýfýna kendini bilmeyi, kendi bilincine ulaþmayý öðrettiler ve boþ hayallerin yerine bilimi koydular. Ýþte bunun içindir ki Engels’in adý ve yaþamý her iþçi tarafýndan bilinmelidir.” Bu satýrlar, Vladimir Ýliç Lenin’in “Friedrich Engels” baþlýklý makalesinden alýnmýþtýr.
23 Aðustos 1927 Sacco ve Vanzetti’nin Ýdamlarý: Ýtalyan asýllý iki anarþist-komünist iþçi önderi olan Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti, Amerika’da düzmece bir dava ile yargýlanýp, elektrikli sandalyede idam edilmiþlerdir. I. Paylaþým savaþýnýn ardýndan iþçi sýnýfýnýn politik mücadelesi pek çok ülkede olduðu gibi ABD’de de yükselmiþtir. Savaþýn yýkým, iþsizlik, yoksulluk getirdiði Avrupa ve Asya kýtasýnýn iþçileri ve iþsizleri, o dönem tüm dünyada “özgürlükler ülkesi” olarak yansýtýlan ABD’ye göç etmiþler ve beraberlerinde devrimci fikirlerini de getirmiþlerdir. Sacco ve Vanzetti de bu dalgayla Amerika’ya göç eden iþçilerdendir. Bu iki komünist, Amerika’da iþçi olarak mücadelelerine devam etmiþ ve kýsa zamanda bu mücadelenin öncüleri olarak sivrilmiþlerdir. Böyle bir konjonktürde, Amerikan burjuvazisiyse bu iki iþçi þahsýnda diðer sýnýfdaþlarýna gözdaðý vermek için düzmece bir adli dava açarak onlarý idama mahkum etmiþtir. Ölümlerinin yýldönümünde andýðýmýz bu iki iþçi önderini, Nazým Hikmet’in þu dizeleri çok güzel anlatmaktadýr: Ne milyonlarýn rehberiydi onlar
20
Ne de inzibatlý bir inkýlap ordusunun askeri! Ýhtilalin sýra neferiydi onlar Ýhtilalin namuslu iki neferi. Yanýyordu kanlarýnda þavký Ýtalya güneþlerinin Dövüþtüler yanýnda dövüþen kardeþlerinin. Yeni dünyada düþtüler eski zulmün pençesine! Yedi yýl ölümün karþýsýnda gülerek durdular. Elektrikli iskemleye kadife bir koltukmuþ gibi oturdular, .... Burjuvazi, Katletti içimizden ikimizi Bu iki ölü ölmeyen iki ölümüzdür! Burjuvazi, Kavgaya davet etti bizi Davetleri kabulümüzdür! Nazým Hikmet, Moskova 1927
1 Eylül Dünya Barýþ Günü: 1939 Yýlýnýn 1 Eylülü’nde baþlayan II. Emperyalist paylaþým savaþý tam 6 yýl sürdü. Bu süre zarfýnda savaþ öncesi koþullarda giderek güç kazanan faþist partiler, Almanya’da, Ýtalya’da ve Ýspanya’da ele geçirdikleri iktidarý dünya çapýnda bir egemenliðe dönüþtürmek amacýyla baþta Sovyetler Birliði olmak üzere pek çok coðrafyayý iþgale giriþtiler. Milyonlarca insanýn öldüðü, pek çok kentin ve ülkenin yýkýldýðý, dahasý tüm dünya proletaryasýnýn faþizm tehlikesine maruz kaldýðý bu dönemde, en önemli karþý koyuþu kuþkusuz ki Sovyetler Birliði ve onun yanýnda olan diðer emekçi proleterler göstermiþtir. Hitler ordusu Stalingrad önlerine kadar gelmiþ, ancak burada kýzýl ordu tarafýndan durdurulmuþ ve ardýndan Berlin’e kadar kovalanmýþtýr. Faþizmin ezilmesi muazzam önemde bir olayken, savaþ sonrasý, Birleþmiþ Milletler tarafýndan savaþýn baþladýðý günün dünya barýþ günü olarak adlandýrýlmasý ve barýþçý siyasetin Sovyetler Birliði’nden baþlayarak diðer “sosyalist” ülkelere, onlar tarafýndan dünya devrimci hareketine taþýnmasý Marksizm’in devrimci mirasýndan uzaklaþmanýn bir göstergesi olmuþtur. Zira I. Emperyalist savaþ sýrasýnda yine ayný barýþ çaðrýlarýný yapanlar olmuþ, baþta Bolþevikler olmak üzere sýnýrlý sayýda devrimci bu tutumlarý merkezcilik, pasifizm olarak nitelemiþler, haklý ve haksýz savaþlar ayrýmlarýyla, sýnýf savaþlarýnýn yükseltilmesini, emperyalist savaþýn iç savaþa dönüþtürme mücadelesinin verDevamý 17. Sayfada
DEVRÝM KOMÜNÝST
DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK
DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI SAYI : 24 AÐUSTOS-EYLÜL 2007
FÝYATI: 1,50 YTL
DÜZENÝN YENÝDEN YAPILANDIRILMASI, DÖNEM VE DEVRÝMCÝ SÝYASET
Genel seçimlerin ardýndan hükümetin kurulmasýyla birlikte, gündeme oturan ya da çokça tartýþýlan konular, cumhurbaþkanlýðý seçimleri, ordu-hükümet arasýndaki iliþkiler ve anayasa deðiþikliði oldu. Kuþkusuz bu gündemler burjuvazinin gündemleridir. Bizim için önemli olan bu gündemlerin burjuva medyada verildiði biçimde tartýþýlmasý deðil, bunlarý yaratan sebeplerin, bu tartýþmalarýn ve atýlan burjuva adýmlarýnýn neyin yansýmasý olduklarýnýn, sýnýf mücadelesine etkilerinin neler olduðu, olacaðý üzerine sonuçlara varmak önemlidir. Baþka biçimde söylersek, bu tartýþmalar görünen ise, bizim için görünenin ardýndaki gerçekleri ortaya koymak ve bu gerçekleri politik sonuçlarýyla ifade etmek önemlidir. Cumhurbaþkanýnýn seçilmesi, anayasa tartýþmalarý gündeme otururken “Kürt sorunu” çerçevesinde yaþananlar, DTP vekillerine, belediye baþkanlarýna dönük baskýlarýn artmasý da aslýnda bu gündemlerle baðlantýlýdýr. Bu gündemlerin dýþýnda, kamu iþçilerinin bir kýsmýnýn TÝS görüþmeleri, sýnýfýn örgütsüz kesimlerinin, özellikle tersane iþçilerinin iþ kazalarý üzerinden kýsmen hareketlenmeleri, yine kimi bölgelerde gerçekleþtirilen yýkýmlar ve buna karþý Tuzla’da gösterilen direniþ, son olarak da devrimci hareketin bileþenlerinin düzenlediði yerel etkinlikler çeþitli gündemleri oluþturdular. Fakat bu saydýklarýmýzýn, sýnýf ve kitle hareketinin içinde bulunduðu geri konumu deðiþtirecek, ileriye doðru etkileyecek düzeyden yoksun olduðunu belleðimizin bir kenarýna not etmemiz gerekiyor. Türkiye’de burjuva düzeni 1980’lerden sonra gerek kendi iç iliþkilerinin kapitalizmin gerekleri doðrultusunda gerekse de uluslar arasý emperyalist-kapitalizmin yeni yönelimleriyle çakýþan bir þekilde yeniden yapýlanma sürecine girdi. Bu yeniden yapýlanma süreci, düzenin aksayan yanlarýnýn budanýp, düzenlenmesi, burjuvazinin yeni gereksinmelere yanýt verecek þekilde bir örgütlenme yaratmanýn ötesinde çok daha geniþ kapsamlý, devletin ve toplumsal yaþamýn her alanýný kapsayan, toplumsal ve sýnýfsal bir içeriðe sahip bir süreç olarak yaþanmýþtýr ve bugün de tüm hýzýyla yaþanmaya devam etmektedir. Dolayýsýyla bu yeniden yapýlanmanýn, kapsamý ve içeriðiyle birlikte onun toplumsal güç iliþkileri, sýnýf mücadelesinin koþullarý üzerindeki etkileri de derinlikli ve kap-
samlý olmaktadýr. Bu kapsamlý yeniden yapýlandýrmayla baðlantýlý olan politik süreçleri, sýnýfsal güç iliþkilerini ayný baðlamda ele almak gerekmektedir. Yine de burjuva düzeninin yeni bir organizasyon yaratma süreci ne tamamlanmýþ, harfiyen sonuçlarýna erdirilmiþ bir süreçtir, ne de burjuvazi açýsýndan ve sýnýf mücadelesi açýsýndan sorunsuz bir süreçtir. “Bu konumu ve yöneliþi ile Türkiye son derece keskin bir gerilimin ortasýndadýr; emperyalizmin bir zayýf halkasýdýr. Çünkü hem ciddi bir yapýsal dönüþüm yoluna girmiþ bulunmaktadýr; hem de bu yapýsal dönüþüm nasýl ve hangi yönde gerçekleþirse gerçekleþsin, kaçýnýlmaz olan toplumsal alt üst oluþlara gebedir. Bu dönüþümden geri adým atýp eski statükolara oturmasý ise daha az bir alt üst oluþ pahasýna olmayacaktýr. Bu bakýmdan Türkiye, hem emperyalizmin bölgedeki en güçlü ve güçlendirilmek istenen dayanaðýdýr; hem de bu dinamikler nedeniyle en zayýf halkasý olmaya adaydýr; bu iki olasýlýk iç içe ve ayný süreçte belirmektedir” (Komünistler Ne Ýçin, Nasýl Mücadele Etmeli?, Tohum Yay, 1996, 28) Ancak devrimci bir sýnýf önderliðinin bulunmadýðý, devrimci ve sol hareketin bileþenlerinin tek tek ya da toplam olarak bu süreci karþýlayabilecek bir düzeyden-hazýrlýk, örgütlülük, nitelik bakýmýndan- yoksun olduðu durumda burjuvazinin biz devrimcilere oranla önemli mesafeler katettiði görülmektedir. Bugün açýsýndan baktýðýmýzdaysa, içinden geçtiðimiz dönemin özelliklerini ve son yaþanan geliþmeleri bu yeniden yapýlanma süreci üzerinden ele almak önemli olmaktadýr. “Türkiye Cumhuriyeti 70’li yýllarda içine girdiði
BAÞYAZI
BU SAYIMIZDA
DÜÞMANA KARÞI DEVRÝMCÝ TUTUM
KÜLTÜREL-SANATSAL FAALÝYET ve
ALANLARDAN-YOLDAÞLARDAN
1 15
6 15 8 15
10 15
POLÝTÝK FAALÝYET, ARAÇLARIN KULLAN12 15
ALAN ÇALIÞMALARI ve YEREL EYLEM 15 15 TARÝHÝMÝZDEN ÖÐRENELÝM
20 15