KOMÜNÝST DEVRÝM
PATLAYAN BOMBA, DÜZENÝN YÖNELÝMÝ VE SOL HAREKET
Mayýs ayýnýn son haftasýnda gerçekleþen bir olay, bu geliþme üzerine durmamýzý gerektirdi. Kastettiðimiz, Ankara’da patlayan bomba ve bunun üzerinden yaþananlardýr. Yayýnýmýzýn tam da yayýnlanacaðý sýrada meydana gelmesi üzerine, yayýnýn çýkýþýný geciktirerek bu geliþme üzerine düþüncelerimizi ortaya koyma ihtiyacý hissettik. Zira bu konudaki tutumuzu bir sonraki sayýmýzda yapsaydýk, gecikmiþ bir deðerlendirme olacaktý. Okurlarýmýzýn bu durumu anlayýþla karþýlayacaklarýný ümit ediyoruz. Ankara’da patlayan bomba hýzla gündemin baþ sýrasýna yerleþti ya da yerleþtirildi denilebilir. Bu olay, bombanýn þiddeti ve bunun sonucunda ölü ve yaralýlarýn, hasarýn çokluðu gibi nedenlerden çok, bununla bir sonuç yaratýlmak istenmiþ gibi yansýtýldý. Burjuva düzeninin geniþ kitlelere dönük siyasal sonuçlar yaratmak için yaptýðý ilk giriþim deðildir bu. Daha önce de benzeri þeyler yapýlmýþtý. Ancak bu seferkinin içinde bulunan konjonktürde farklý bir iþlevi vardý. Ayrýca bu olayýn solda ve devrimci hareketin öznelerinde nasýl yansýmalarýný bulduðu da önemli bir konuydu. Patlamayla bir birlikte ortaya çýkan geliþmeleri ve buna baðlý tüm parçalarý ortaya koyduktan sonra bütünsel bir deðerlendirme yapýlabilir. Daha ilk anlarda düzenin sözcüleri PKK’yi iþaret ettiler. Olay yerinde bulunduðu söylenen parmak parçalarýndan yapan kiþiyi bulduklarýný söyleyip, canlý bomba üzerine günlerce kamuoyuna dönük nefret kampanyalarý örgütlediler. Özellikle canlý bomba olduðu iddia edilen, tesadüfen orada olan bir maðdur da olabilecek bir kiþi üzerinden senaryolarýný yazdýlar. Ancak dikkate deðer olan, bu kiþinin 1996 1 Mayýsýnda bir sivil polisin dövülmesi ve çeþitli çatýþmalarda bulunduðu görüntüleri eþliðinde, toplumun bilincinde, PKK, terör, devrimciler, 1 Mayýs gibi konularýn özdeþleþmesine çalýþmýþ olmalarýdýr. Kuþkusuz bunlar salt bir yerlerde yazýlmýþ senaryolardan ibaret deðildir. Medya ve diðer toplumsal baský aygýtlarýnýn uzantýlarý da pek hevesle harekete geçtiler. Son 1 Mayýsta polisin kullandýðý yöntemler ve þiddet üzerinden yapýlan eleþtirilerin, polisin teþhirini tersine çevirip, yeniden düzenin þiddetini toplumun gözünde haklý haline getirmek yönünde çaba gösterdiler. Hemen kýsa bir zaman içinde de polisin yetkilerinin geniþletilmesi için yeni yasal düzenlemeleri yaptýlar. Elbette son aylarda sürekli yapýldýðý gibi terör söylemi üzerinden Kuzey Irak’a (Güney Kürdistan’a) operasyon yapmanýn
24
toplumsal meþruiyet ayaðýný hazýrlamaya giriþtiler. Bu arada ilginç olan diðer noktaysa PKK’nin olayýn kendileriyle ilgisi olmadýðýný açýklamasýný yapmasýydý. Gelinen yerde ortaya çýkan geliþmelere baktýðýmýzda bu olayýn en çok düzenin iþine yaradýðý kesindir. Burjuva düzeninin son süreçte yaratmak istediði siyasal süreçler ve bunun sonucunda hedeflediði siyasal sonuçlarý alabilmek doðrultusunda bu olayýn muazzam bir olanak saðladýðý belli olmaktadýr. Bir taþla pek çok kuþ vurmuþ gözükmektedirler. Aslýnda bu durum düzenin kendi becerilerinden çok, baþka bir etkenin yokluðunun yarattýðý avantaj sayesindedir. Bugün için iþçi sýnýfýnýn baðýmsýz siyasal bir seçenek olarak varolamamasýnýn yanýnda komünist bir önderliðin olmayýþý ya da bunlar olamasa dahi bir kitle hareketi ve az çok güçlü bir devrimci hareketin olmadýðý yerde düzenin kendisi organize etsin ya da etmesin her geliþmeyi kendi siyasal çýkarlarýna uygun deðerlendirmesi bir gerçektir. Burjuva düzeni bu avantajýný, en baþta toplumsal yaþamýn her alanýnda hakim olan devleti sayesinde elde edebildiði gibi kýsa bir zaman içinde de yaratmadý. Uzun bir zamandýr tarihsel alternatifinin güçsüzlüðünden de güç alarak, sýnýf mücadelesinin dersleriyle kendisini yeniden tahkim ederek, yapýlandýrarak elde etti. Devrimci seçeneðin kendini varedemediði yerde, boþluðu burjuvazinin gerici siyaseti doldurmaktadýr. Burjuva partilerin iþlevi de düzenin bekasý olduðuna göre hepsinin tek bir doðrultuda davranmasý bunu anlatmaktadýr. Kýsa bir zaman öncesine kadar hükümetle, ordu arasýndaki sürtüþmelerde böylece halledilmiþ, ordunun bu süreci bilinçli bir þekilde yönlendirmesiyle, hükümet ve diðer düzen partileri tek bir doðrultuya sokularak hizaya getirilmiþ bulunmaktadýr. Buradan önümüzdeki seçim sürecinde tüm düzen partilerinin nasýl bir iþlevi yüklenecekleri de ortaya çýkmaktadýr. Son olayla düzen partilerinin seçimlerde izleyecekleri hattýn nasýl olmasý gerektiði üzerine de bir ayar çekilmiþ oldu. Þimdi bundan sonra ortamý muhtemelen biraz yumuþatýp, parlamenter sürecin, demokrasi, millet iradesi gibi biçimsel teamüllerin var olduðu, iþlediði gibi bir yanýlsamayý kamuoyunda oluþturacaklar; böyle bir süreci baþlatacaklardýr. Düzen partileri büyük ekonomik kaynaklardan yararlanarak, düzenin yönelimlerinin topluma benimsetilmesi, meþruiyeti için çalýþacaklar. Alt sýnýflara uyarlanmýþ sosyal bir söylemi demagojik biçimde kullanmalarýnýn yanýnda, gerçek sorunlarýn üstünü devamý sayfa 23’te
DEVRÝM KOMÜNÝST
DEVRÝM ÝÇÝN DEVRÝMCÝ PARTÝ PARTÝ ÝÇÝN ÖRGÜTLÜ HAZIRLIK DEVRÝMCÝ KOMÜNÝST HAREKET MERKEZ YAYIN ORGANI
SAYI : 22
MAYIS 2007
FÝYATI: 1,50 YTL
LAÝKLÝK, MUHTIRA TARTIÞMALARI ÝÇÝNDE SÝYASAL SÜREÇLER VE SOL HAREKETE YANSIMALARI ÜZERÝNE
Son bir ayda siyasal alanda hýzlý geliþmeler yaþandý. Burjuva siyasal cephede yaþananlar toplumsal yaþamýn diðer alanlarýnda etkilerini gösterdi ve halâ etkilemeye devam ediyor. Hakim sýnýf olarak burjuvazinin kendi cephesinde yaþananlarýn, toplumun her alanýna yansýmasý ve buralarda doðrudan ya da dolaylý olarak izlerini býrakmasý doðaldýr. Ancak doðal olmayan nokta burjuvazinin kendi cephesinde meydana gelen siyasal durumlarýn, baðýmsýz bir siyasal seçenek olarak var olamayan iþçi sýnýfý hareketi ve gerçek bir devrimci önderliðin yaratýlamadýðý koþullarda devrimci- sol hareket üzerinde de kendi olumsuz yansýmalarýný göstermesidir. Bu olumsuz durumun üzerinde durmak gerekiyor. Son süreçte, Cumhurbaþkanlýðý seçimleri dolayýsýyla, burjuva cephede yaþanan “sürtüþmeler” “polemikler” “sözde ‘muhalif’ tutumlarýn yol açtýðý tartýþmalar” toplumsal yaþamda kendi gerici taraflaþmalarýný yaratarak sürüyor. Bir yanda AKP çevresinin düzen içinde konumunu saðlamlaþtýrýp, toplumsal yaþamýn her alanýnda kendi deðer ve kurumlaþmalarýný oluþturup yaygýnlaþtýrma çabalarý, diðer yanda genelkurmayýn sopa gösteren tutumlarý ve bundan destek alan sözde “sivil” mitingler bu gerici saflaþmalarýn açýk göstergeleridir. Burjuva cephesindeki dalaþma sürerken, düzenin farklý kiþileri, kurumlarý ve hükümeti aracýlýðýyla deðiþmeyen bir yönelimi olan, emekçiler cephesine ve Kürt hareketine yapýlan saldýrýlar devam etmektedir. Genel olarak söylediðimiz bu süreçleri ayrýntýlý olarak ele alýp, önümüzdeki sürece yansýmalarý ve devrimci hareket, sýnýf hareketine olasý etkileri üzerinde durmak ülkedeki politik atmosferi iyi bir biçimde tahlil etmek için gereklidir. Yazýmýzýn baþýnda da belirttiðimiz gibi burjuva cephesindeki çatýþmalar salt bu alanda kalsa yani yalnýzca burjuva kurumlarý ve aktörleri etkilese üzerinde fazla durmaya gerek olmayan geliþmeler olarak tanýmlanabilirdi . Ancak bu geliþmeler biz politik öncülerin siyasetinde ve yaný sýra iþçiemekçilerin toplumsal mücadelesinin farklý kesitlerin üzerinde de etkili olmaktadýr. Bu açýdan her yeni geliþmenin dikkatle ele alýnmasý gerekmektedir. Yaþanan siyasal süreçler karþýsýnda, devrimci ve komünistler siyasal mücadelelerini “doðru bir perspektif ve yönelim oluþturarak” sürdürmekle yükümlüdürler. Bugün iþçi sýnýfýnýn baðýmsýz bir siyasal özne olarak var olamadýðý, devrimci öznelerin kitlelere yönelik doðru bir siyaset üretecek konumda olamadýðý koþullarda, Lenin’in tabiriyle öncelikle “doðru bir öz tutturmak” yani
Marksist-Leninist ilkelerin ýþýðýnda burjuva geliþmelerden baðýmsýz devrimci bir siyasal hat oluþturmak büyük önem taþýmaktadýr. Türkiye Kapitalist Cumhuriyeti kurulduðundan bugüne dek dönem dönem ön plana çýkarýlan “dinci gericiliðin giderek artmasý” söylemiyle kitleleri manipüle etme çabasý içerisinde olmuþtur. Esasýnda, Osmanlý devletinin daðýtýlýp, hilafetin kaldýrýldýðý ve cumhuriyetin kurulduðu süreçte dahi kitlesel bir dinci gericilik tehlikesiyle karþýlaþmadýðý halde söylem düzeyinde sürekli bir tehdit olarak lanse edilen bu olgu resmi ideolojinin kullandýðý bir araç olarak tanýmlanabilir. Ancak, resmi ideolojinin bütün gizleme çabalarýna raðmen cumhuriyetin kuruluþundaki temel nitelik, dincigericiliðe karþý deðil; iþçi hareketi, komünist hareket ve Kürt ulusuna karþýtlýk üzerinedir. Baþlangýçta Türkiye’deki burjuva düzeninin resmi ideolojisinin temelini, “nasyonal” yani ulusalcý, korporatist milliyetçi ideoloji oluþturmuþtur. Bu durum, 1900ler’in baþlarýnda dünyadaki genel eðilim olan faþizmin yükseliþiyle paralel bir geliþmedir. Ayný zamanda Osmanlý devleti döneminde, tarihsel müttefik olan Almanya’da da ayný ideoloji yükseliþe geçmiþtir. Zamanla Ýslamýn bir din olarak emekçi sýnýflarý denetleme, etki altýna alma; tarikat yaþamý, vakýflarý, ibadet yerleri ve þeyhleri vb. ruhani önderleriyle toplumsal yaþamý yönetme; burjuva siyasal güç iliþkilerinde iþlevini arttýrmasý nedeniyle din toplumsal dinamikleri kontrol altýnda tutmak amacýyla bir araç olarak daha fazla kullanýlýr olmuþtur. Burjuva kurumlarýnýn oluþturulup, düzenin temel öðelerinin yaþamýn her alanýna yerleþtirildiði cumhuriyetin ilk yýllarý gibi, burjuva düzen için kritik bir dönemeç olan 12 Eylül sonrasýnda, kapitalist sistemin devrimcilerin yarattýðý etkiyle tehlike altýnda
BU SAYIMIZDA
5 Baþarýlar, Baþarýsýzlýklar...Ýstanbul’da 1 Mayýs 15
7 Kararlýlýðýn Çatýþmaya Dönüþtüðü Alan: Taksim15
Alanlardan - Yoldaþlardan
8 15
Kapitalizm, Kentleþme ve Kentsel Dönüþüm
18 15
Patlayan Bomba, Düzenin Yönelimi ve Sol
24 15
Geçmiþten Bugüne 1 Mayýs’ýn Politik, Eleþtirel...15 13 Komünist Enternasyonal Belgelerinden...
21 15