Skip to main content

135

Page 1

TAR‹H‹, DO⁄RU TEMELLER ÜZER‹NDEN OKUMAK

15 Günlük Siyasi Gazete

Y›l: 6

•

Say›: 135

• 18-31 Temmuz 2008 • Fiyat›: 1 YTL

Sadece 2008 y›l› içerisinde elektri¤e yüzde 40, do¤algaza yüzde 30 civar›nda zam yapan AKP, asgari ücrete ise sadece yüzde 5 oran›nda zam yapt›. Halk›n pazardan elleri bofl döndü¤ü ülkemizde, hükümet ve boyal› bas›n enfalsyonun düfltü¤ü, ekonominin büyüdü¤ü yalan›n› dillerinden düflürmüyor

15 Devletin ve sosyal güvenlik sisteminin durumunu gözler önüne seren sokak çocuklar›, çocuk iflçiler, e¤itim ve iflsizlik sorunlar› orta yerde dururken, AKP hükümeti 'üç çocuk yap›n' ›srar›n› 'bilimsel' diye sürdürüyor. Bu ülkede genifl bir halk tabakas› için yoksulluk içinde yaflamak kadar zor olan bir fley de çocuk olmak.

19 Aral›k katliam› için mahkemeden iki farkl› hassasiyet

S‹YASAL GER‹L‹K VE ‹KT‹DAR PERSPEKT‹F‹

Bayrampafla Katliam›'nda, yarg›lamay› engellemek için davay› sürece yay›p zaman afl›m›na sokan devlet, Malatya Hapishanesi'ne yap›lan sald›r›n›n ard›ndan tutsaklar hakk›nda 'cezaevi idaresine direnme', 'kamu mal›na zarar verme' iddialar›yla aç›lan davan›n zaman afl›m› dolaca¤› gerekçesiyle elini erken tutup, 54 tutuklunun her birine 3 y›l hapis ve 141 YTL para 'ceza's› verdi. Mahkemenin hakk›nda 'ceza' verdi¤i tutsaklardan 5'i ise, ölüm orucu eyleminde ölümsüzleflmiflti.

S›n›flar mücadelesinde, do¤ru bir siyaset ve do¤ru bir önderlik baflar›n›n anaht›r›d›r. Do¤ru bir politika somut duruma uygun somut tahliller yapmak ve bu tahliller ›fl›¤›nda do¤ru bir eylem biçimine uygun olarak örgütsel güçleri konumland›rmakt›r

Siyasetin güçle yap›ld›¤› do¤rudur. Ancak, bu güç ne birden bire ne de tek bafl›na teorik formülasyonlar ileri sürmekle oluflmaz. Bu, kendi subjektif gücünden tutal›m da halk›n, dost politik devrimci yap›lar›n oradan da düflman›n politik, ekonomik ve askeri gücünü do¤ru bir flekilde tahlil etmek ve mevcut çeliflkilerin çözümü için harekete geçmek demektir. Bugün nicel olarak güçsüz olabiliriz. Ama politikalar›m›z› ve güçlerimizi gerçekçi bir flekilde tesipti edip sefer olursak baflar› elde etmemiz kaç›n›lmazd›r. Yeter ki bilimsellikten flaflmayal›m, gerçekçi olal›m. Bu bilimsel ad›m› atman›n ana halkas› ise, mevcut görevler içerisinden birisini esas almakt›r. Bu esas halkay› önce kavray›p, sonra buna uygun mücadeles ve örgüt biçimlerini harekete geçiridi¤imiz taktirde, aflamayaca¤›m›z engel olamaz. Yeter ki asli görevler ile tali görevlerin ay›r›m›n› yapmas›n› bilelim ve tali görevleri, asli görevlere hizmet edecek flekilde ele alal›m. Stratejinin baflar›ya ulaflmas› için taktik ne denli gerekli ise, bir takti¤e baflvururken de gözönünde bulundurmak o denli gereklidir. Yoksa taktik stratejiyi yemeye bafllam›fl demektir. Bundan hareketle devrim mücadelesinin bugün içinde bulundu¤umuz aflamas›nda merkezi görevimiz burjuva-feodal iktidara karfl› halk›n demokratik iktidar›n› kurmakt›r. Bu

özgülde, bu iktidara varman›n mücadele arac› ise bütün alanlarda topyekün yürütülen Halk Savafl›’n› örgütlemek, onu güçlendirmektir. Tabii ki tüm bu örgütlülükler içerisinde ana örgüt parti örgütlenmesidir ve tüm ideolojik-siyasi önderlikler bu parti önderli¤i alt›nda olmak zorundad›r. Aksi örgütlenme ve mücadele biçimleri gerçek anlamda s›n›f örgütlenmesi olmay›p, küçük burjuva karakterdeki örgütlenme ve mücadele biçimleridir. Mao’nun dedi¤i gibi, “Siyaset silahlara kumanda edecek, silahlar siyasete de¤il”. Yine Mao’nun önemle iflaret etti¤i gibi, “Halk; ordusu varsa herfley, yoksa hiçbir fley dir”.

Ender Can Y›ld›z: Ankara Sincan F Tipi Hapishanesi'nde, 18 Nisan 2001 tarihinde ölümsüzleflti. Muharrem Çetinkaya: Sincan F tipi Hapishanesi’nde, 12 Kas›m 2001 tarihinde feda eylemi yaparak ölümsüzleflti. Fatma Bilgin: Zorla müdahale için kald›r›ld›¤› Ankara Numune Hastanesi’nde, 10 A¤ustos 2002 tarihinde ölümsüzleflti. Melek Birsen Hoflver: Zorla müdahale için kald›r›ld›¤› Ankara Numune Hastanesi’nde, 22 A¤ustos 2002 tarihinde ölümsüzleflti.

Bugün bu sözler, bu topraklar üzerinde yaflayan ezilen halklar, ulus ve az›nl›k milliyetler için kendisini daha yak›c› bir flekilde hissettirmektedir. Çünkü halk ve s›n›f, her zamankinden daha çok, öncüden örgütlenmek ve önderlik bekliyor.

Feride Harman: Hapishaneden tahliye olduktan sonra ‹stanbul’da sürdürdü¤ü ölüm orucunda, 16 Aral›k 2002 tarihinde ölümsüzleflti. SAYFA 2

Çünkü; emekçi halklar›m›z her gün, her saat, her dakika, her saniye emperyalizmin ve onun ülkemizdeki ufla¤› hakim s›n›flar›n yeni sald›r›lar› ile karfl› karfl›ya kalmaktad›r. SAYFA 8

OKS s›nav›nda skandal k›yak

RÖPORTAJ Sendikalar Kanunu SAYFA 13

‘96 devrimci-komünist direnifli Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci tarihinde yaflanan birçok direnifl devrimci ve Maoist harekete tarihsel miraslar b›rakm›flt›r. Devrimciler ve Maoistler bu tarihsel miras üzerinde düflünüp gerekli dersler ç›kararak bugün aksayan ve olumsuz görülen yanlar›m›za karfl› aktif ideolojik silah› olarak kullanmal›d›r. Bu tarihsel miras 96 Ölüm Orucu ve Süresiz Açl›k Grevi Direnifli’dir. Türkiye-Kuzey Kürdistan hapishanelerinde devrimci, komünistler 8 örgütle:"Zafere Mahkûm Edilenler Ölümü Küçülterek Yenerler" fliar›yla bafllay›p 61. 62. 63. 64. 65. 66. 67. gün içerisinde ON ‹K‹ ölümsüz yoldafl›m›z ve siper yoldafl›m›zla S›n›f düflman›m›z› SAYFA 14 kendi ininde ideolojik, siyasal yenilgiye mahkûm etmifllerdi.

Ergenekon operasyonu kapsam›nda gözalt›na al›nanlar aras›nda emekli orgeneraller Hurflit Tolon ve fiener Eruygur da bulunuyor

ABD Türk hakim s›n›flar›n› ehlilefltiriyor

2 Temmuz Sivas katliam›n› unutma, unutturma 2 Temmuz 1993 y›l›nda 4’üncüsü düzenlenen Pir Sultan Abdal fienlikleri’ne kat›lmak için Sivas’a gelen, araflt›rmac›, ayd›n, yazar ve flairlerin de aralar›nda bulundu¤u 35 kiflinin, asker ve polisin kordonu içinde gericiler taraf›ndan Mad›mak Oteli’nde atefle verilip, hunharca katledilmesinin üzerinden 15 y›l geçti. Bu süre zarf›nda devletin katliam›nda oyunculuk eden bafl ak-

GÜNCEL

e-mail:devrimcidemokras@superonline.com

07

Hindistan’›n Orissa eyaletinde Maoist gerillalar taraf›ndan gerçeklefltirilen bask›nda 40 asker ölürken, 29 polis de yaraland›.

10

sayfa 4-5

törler yarg›lanamad›. Demokratik kitle örgütlerinin, Mad›mak Oteli ve alt›nda bulunan kebapç›n›n kapat›l›p müzeye çevrilmesi talebi ise sonuçsuz kalmaya devam ediyor. Devletin “Bu olay› unutal›m, geçmiflte kald›” gibi katliamlar›n› unutturma politikalar›na karfl› ç›kan demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve sendikalar yapt›klar› eylemlerle Sivas

Ergenekon’la kodlanan ya da eflitlenen bu genifl, temelleri yerinden oynatan siyasi süreçte esas olan devlete hâkim olan s›n›flar›n hangi kanad›n›n/kli¤inin egemen olaca¤› ve emperyalizmin efendili¤inde aktör olaca¤›d›r. Bu esas görülmedi¤i takdirde, yap›lacak her de¤erlendirme, gösterilecek her refleks, gelifltirilecek her politika hâkim s›n›flar›n iktidar savafl›n›n, gerisindeki ve berisindeki aktörlerin perdesini örtme pozisyonunda olacakt›r. Ama en nihayetinde e¤er sürece bir tan›mlama getireceksek o da; ABD’nin Ortado¤u ve yak›n co¤rafyada hayata geçirmeye çal›flt›¤› emperyalist projelere uyum ve bu süreçte ona hizmet sunma yar›fl› oldu¤udur. fiunu belirtmekte fayda var; bu yap›land›rmadan kimse muaf de¤il. Sürecin lehte aktörü olan AKP dahi bu iflleme tabidir. Bunun en somut örne¤i AKP’ye aç›lan kapatma davas›d›r. SAYFA 3

Tunceli Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z›na OKS’de yard›m edildi¤i ortaya ç›kt›. E¤itim-Sen Dersim fiubesi, Muhammet fiahinkaya’ya yak›nl›¤› ile bilinen ö¤retmenlerin, 8 Haziran’da yap›lan OKS s›nav›nda fiahinkaya’n›n k›z›na yüksek puan almas› için yard›mc› olduklar›n› duyurarak, soruflturma bafllat›lmas›n› istedi. 15 Temmuz’da E¤itim-Sen flube binas›nda yap›lan aç›klamada, 8 Haziran’da yap›lan Ortaö¤retim Kurumlar› Ö¤renci Seçme S›nav› (OKS)’nda ö¤retmen Birol Atefl ve Cem Tekino¤lu’nun Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z› Ö.fi.’ye yard›mc› oldu¤u, ayr›ca bu yard›m s›ras›nda s›navda bulunan di¤er ö¤rencilere ise zor ve stresli anlar yaflat›ld›¤› ve ö¤rencilerin sonuçlar›nda olumsuz etkide bulundu¤u belirtildi. SAYFA 9

katliam›n› protesto ettiler ve Mad›mak Oteli’nin müze olmas›n› istediler. Katliam›n ard›ndan dönemin Baflbakan› Tansu Çiller flöyle demiflti: “Çok flükür, otel d›fl›ndaki halk›m›z bu yang›ndan zarar görmemifltir. Halktan kimsenin burnu kanamam›flt›r. Ve ölenler de ç›kan yang›ndan bo¤ularak ölmüfllerdir. Olay› bu kadar büyütmek yanl›fl.” Cumhurbaflkan› Süleyman Demirel ise, “Halkla güvenlik güçlerini karfl› karfl›ya getirmeyiniz” demiflti.

MKP: S‹VAS ve BÜTÜN KATL‹AMLARIN HESABINI SORACA⁄IZ

SAYFA 16

SAYFA 16

Murat Sezgin’in ‘y›ld›z›n yaral› gö¤sünde’ adl› fliir kitab› ile Muzzaffer Oruço¤lu’nun Tohum isimli roman›n›n 9. bask›s› ç›kt›


2

güncel

18-31 Temmuz 2008

Y›k›mlarla karfl› karfl›ya kalan bir flehir: MERS‹N Y›k›nt›lar aras›ndan yükselmeye çal›flan bir flehir, Mersin... Silah üzerine ölme ve öldürme yeminleri edilen bir flehir, Mersin… Modern Çatl›lar›n, K›rc›lar›n artt›¤› bir flehir, Mersin… fiimdilerde ise, zorla göçettirilenlerin, AKP’nin ‘kentsel y›k›m projesi’ ile yeniden göçettirilmek istendi¤i bir flehir... MERS‹N- 1966 Varto depreminden sonra yolculuklar bafllam›fl. Son durak olarak verimli topraklar›yla nam salm›fl Çukurova’n›n içinde yer alan Mersin tercih edilmifl. Devlet terörüyle birlikte bafllayan zorunlu göçler, tekerle¤in yine Mersin’e do¤ru dönmesine neden olmufl. Her gelen, bir akrabas›n›, eflini, dostunu k›sa zamanda yan›nda bulmufl. Böylelikle oluflmufl Mersin’in yoksul Kürt mahalleleri; Çay, Çilek, Özgürlük, Günefl, Gündo¤du… fiimdilerde ise AKP’nin kentsel y›k›m projesinin uygulama noktalar› aras›nda bu bölgeler. Bu bölgelerde bulunan evlerin y›k›p yerine TOK‹ konutlar›n›n yap›lmas› öngörülüyor. Hollandal› ve ‹srailli firmalar›n ortaklafla çal›flma yürüttükleri ve y›k›mla karfl› karfl›ya olan bölgeler üzerinde, özellefltirildikten sonra lamak, tafl›ma ve depolama ihtiyac›n› karfl›lamak üzere yeni alanlar kurulmas›n›n amaçland›¤› belirtiliyor. Y›k›m karar›na dair imzalanan protokolde, TOK‹ ile ilgili bir kelimenin dahi geçmedi¤i ve söz konusu protokolün alt›nda Mersin Valili¤i’nin, Mersin Büyükflehir Belediyesi’nin ve Kürtlere yönelik inkâr ve imha uygulamalar›na da bir örnek teflkil eden y›k›m plan›, bölgedeki Kürt halk›n›n de¤iflik bölgelere göçünü de beraberinde getiriyor. Anadillerini ve kültürlerini di¤er bölgelere nazaran rahatça sürdürme imkân›na sahip olan bu bölgedeki çocuklar dahi anadillerini kullan›yorlar. Y›k›m plan›n›n uygulanmas› sonucunda da¤›lmak zorunda kalacak olan Kürtler, gidecekleri bölgelerde kültürlerini ve anadillerini sürdürememe tehdidiyle karfl› karfl›ya. Bölge halk›n›n y›k›m plan›na riayetinin sa¤lanmas› için; evleri y›k›lan vatandafllar›n ev bedellerinin ödenece¤i ve daha iyi koflullardaki TOK‹’nin yapaca¤› konutlar›n yöre halk›na uygun bir ücretle verilece¤i söyleniyor. Fakat yörede yoksullu¤un hat safhada olmas› ve ticaret alanlar›n›n olmamas› nedeniyle, y›k›m tehdidiyle karfl› karfl›ya olan bölgelerde ev fiyatlar› oldukça düflük. Bu nedenle, yoksul olan yöre halk›na ödenecek fiyatlar, y›k›mdan sonra kullan›ma sunulan TOK‹ konut fiyatlar›n›n ancak yar›s›n› karfl›layabilecek düzeyde. Konut almak için vatandafla 20 y›la kadar vade sunuluyor (dayat›l›yor). Zaten çal›flma imkânlar› k›s›tl› olan bölge halk›n› uzun vadeli borçlara mahkûm eden plan, uygulanaca¤› bölgede yaflam mücadelesi verenler taraf›ndan kesinlikle reddediliyor. Y›k›m karar›n›n onaylanmas›na tepki olarak May›s ay› içerisinde bir eylem yap›lm›fl ve bu plan›n binalardan çok yöre halk›n› y›k›ma u¤rataca¤› belirtilmiflti. Y›k›m karar›n›n uygulama sahas›na giren bölge sakinleri plana karfl› her türlü direnifle haz›r olduklar›n› ve y›k›mlar›n bafllamas› durumunda kanla canla yapt›klar› evlerini yine kan ve canlar›yla koruyacaklar›n› belirtiyorlar.

Atabeyler çetesi, Sauna çetesi... ve Ergenekon. Ülkede sansasyonel bir flekilde meydana gelen bu geliflmelerin her birinde, AKP hükümetine prim yapt›r›ld›. Halka yans›yan tabloda, mafyadan kontrgerillaya kadar her alanda faaliyet yürüten çetelerin, kar›fl›kl›k ç›kartarak devirmek istedikleri, halk›n oylar› ile seçilmifl (do¤rusu, ABD eliyle olacak) bir hükümet bulunuyor. Bir bir çökertilen, planlar› bir bir bozulan ve ortaya ç›kart›lan çetelerin her birinin üyeleri ço¤unlukla emekli askerlerden olufluyor. Atabeyler çetesi a盤a ç›kt›¤›nda, içinde hala görevde olan askerlerin yer ald›¤› da görüldü. Bütün bu süreçlerde Türk ordusu ise, polisin gerçeklefltirdi¤i çete operasyonlar›n› hep sessizlikle karfl›layarak, bir nevi temizlenme, ar›nma görüntüsünün kamuoyunda itibar kazanmas›na yol verme siyaseti izledi. Bu çete operasyonlar› en nihayetinde devletin de kendini aklama çabas› yönünde bir izlenim yarat›yor. Son Ergenekon operayonu ile de, ülke tarihine damgas›n› vurmufl olan birçok olay, 'hükümeti devirmeyi amaç edinmifl' bir çetenin üzerine yüklenmek isteniyor. Yüzeysel bir bak›fl aç›s› ile yaklafl›ld›¤›nda, z›t kutuplarda yer ald›klar› düflünülebilecek Kemalist ordu ve "›l›ml› ‹slamc›" AKP, tüm bu süreçte devletin itibar›n›n tazelenmesi üzerinde müttefik olarak bulunuyorlar. Türk devleti ABD emperyalizminin himayesinde bir de¤iflime tabi tutuluyor ve ordu ile hükümet aras›nda bu noktada bir çat›flma gözlemlenememektedir.

hareketlenen Mersin Liman›’ndaki filolar›na destek sa¤-

Akdeniz Belediyesi’nin imzas›n›n bulundu¤u söyleniyor.

Devrimci Demokrasi’den

‘Biz çocuklar›m›z için direniyoruz’ Mersin’in Çay Mahallesi’nde bakliyat iflinde çal›flan Ahmet Tuncer, y›k›mlarla ilgili Akdeniz Belediyesi’nde yap›lan toplant› esnas›nda, belediye binas› önünde y›k›m karar›na tepki göstermek için toplanan yaklafl›k 200 kiflilik yöre halk› aras›ndan 10 kiflinin temsil amac›yla daha sonra toplant›ya dâhil edildiklerini, fakat toplant›da kendilerine söz hakk› verilmedi¤ini belirtti. Toplant› sonras› Akdeniz Belediyesi Baflkan› Kenan Yücesoy’la makam›nda konuflma imkân› bulduklar›n› aktaran Tuncer, Yücesoy’un kendilerine; y›k›mla karfl› karfl›ya olan topraklar›n devlet arazisi olmad›¤›n›, flu an üzerinde yaflayan vatandafllar›n arazisi oldu¤unu, dolay›s›yla yöre halk›ndan y›k›m karar›na karfl› gösterilecek tepkiyle birlikte bu karar›n iptal edilece¤ini, devletin zorba olmad›¤›n› dile getirdi¤ini söyledi. Tuncer, özellikle yöre halk›n›n bu karara kesin suretle karfl› oldu¤unu ve hiçbir flekilde bunu kabul etmeyeceklerinin alt›n› çiziyor. Devlet yetkililerinin bölge halk›na TOK‹’nin yapmakta oldu¤u konutlar›n uygun bir fiyatla tahsis edilece¤ini aç›klad›¤›n› belirten Tuncer, “Ancak y›k›mla karfl› karfl›ya olan bölgelerde konut fiyatlar› oldukça düflük ve bu nedenle evleri y›k›lan yoksul halka evlerin her biri için en fazla 50 bin YTL verirler” dedi. Tuncer ard›ndan flunlar› dile getirdi: “Fakat TOK‹ konutlar› 90 bin YTL’den bafll›yor. Bize verecekleri para, bize vaat ettikleri evleri almaya yetmez. Bu kalan paray› nereden bulaca¤›z? Ayr›ca benim 7 tane çocu¤um var. Bir ben bir de han›m etti 9. Benim flimdiki evim 160 metre kare, TOK‹’nin konutlar› ise 80 metre kare, biz bu evlere nas›l s›¤al›m? Kald› ki burada yaflayanlar›n hepsinin ortalama 6-7 çocu¤u var, do-

lay›s›yla kimse s›¤amaz o evlere ve bu kadar kalabal›k bir apartmana toplan›rsa, o apartmanda yaflamak imkans›z hale gelir. Bizim çocuklar›m›z, biz daha uyanmadan kalk›p sokakta oyun oynuyorlar rahatça, fakat sitede çocuklar›m›z bu imkânlar›ndan da olacaklar, çünkü çok gürültü olur.’ Belediyenin ve baflkanlar›n›n yöre halk›na karfl› çok duyars›z olduklar›n› dile getiren Tuncer, “Dü¤ünümüz olur hay›rl› olsuna, cenazemiz olur, baflsa¤l›¤›na gelmez. Mahallenin o kadar sorunu var, belediye hiç ilgilenmiyor” diye belirtiyor. Son olarak y›k›m karar›na kimsenin raz› olmad›¤›n› belirten Tuncer, kimse buralar›n y›k›lmas›n› istemiyor fakat, size ‘evet y›k›ls›n’ diyenler olabilir, baz›lar› devlet ve polisten korkuyor, fakat ben kimseden korkmuyorum, çünkü söylediklerim, do¤ru bildiklerimdir, bunlar› söylemek suçsa, ben cezama raz›y›m. Y›k›ma kesinlikle karfl›y›z, bunun için toplant›lar yap›yoruz ve bu karara kesinlikle karfl›y›z. Bu yapt›klar›m›z› ne bir parti, ne de bir baflka fley için yap›yoruz; biz çocuklar›m›z için bunu yap›yoruz” diye ekliyor ve yöre halk›n›n nas›l bir ruh haline sahip oldu¤una aç›kl›k getiriyor. Çay Mahallesi’nde yaflayan ‹hsan Çat ise konuyla ilgili olarak, “Mahallede kendimizin kurdu¤u bir meclis var. Sorunlar›m›z› bu mecliste konuflup, kendimiz hallediyoruz. Meclisimizde bu konuyla ilgili toplant›lar yapt›k, konufltuk. Bu karar, Kürt yerleflimlerinin ortadan kald›r›lmas›, Kürtlerin da¤›t›lmas› ve dolay›s›yla kültürlerini, dillerini devam ettirmemeleri amac›n› tafl›maktad›r. Kimse bu y›k›mlar› istemiyor ve bu do¤rultuda her türlü giriflimde bulunaca¤›z” diye belirtiyor.

19 Aral›k katliam› için mahkemeden iki farkl› hassasiyet lamay› bitirdi. Tutsaklar›n avukatlar› ise, “Avukatl›k meslek kurallar› ile kiflisel ahlak ve onurumuz çerçevesinde duruflmay› terk ediyoruz” diyerek mahkeme salonunu terk etti.

Mahkeme, yaflam›n› yitiren tutsaklar› da 'cezaland›rd›' Bayrampafla Katliam›'nda, yarg›lamay› engellemek için davay› sürece yay›p zaman afl›m›na sokan devlet, Malatya Hapishanesi'ne yap›lan sald›r›n›n ard›ndan tutsaklar hakk›nda 'cezaevi idaresine direnme', 'kamu mal›na zarar ver-

Yüzeysel bak›fl aç›s›n› kuvvetlendirecek geliflmeler de (laik, dinci çat›flmas›) gündem oldu ülkede, ancak Türk ordusu bunlar›n hiçbirinde taraflardan birinin öznesi olarak yer almad› ve çete operasyonlar›nda oldu¤u gibi sessiz kalma siyasetini bu çat›flmalarda da sürdürdü. Bir önceki AKP hükümeti döneminde meydana gelen fiemdinli olay›n›n iddianamesinde ad› geçince, Van Cumhuriyet Savc›s› Ferhat Sar›kaya'n›n meslekten uzaklaflt›r›lmas›na sebep olan Yaflar Büyükan›t, fiemdinli'de halk›n yakalad›¤› J‹TEM elemanlar›na 'iyi çocuk' diye sahip ç›km›flt›. "Ba¤›ms›z yarg›"(!) taraf›ndan yap›lan 'yarg›lama'n›n ard›ndan 'iyi çocuk'lar serbest b›rak›lm›flt›. fiemdinli olay›n›n ard›ndan Genelkurmay Baflkan› olan Büyükan›t, flimdi Ergenekon operasyonu için, "Ucu bana da dokunsa, sonuna kadar gidin" diyerek hükümete destek veriyor. Erdo¤an da fiemdinli için "sonuna kadar gidilecek" demiflti, ancak ucu Büyükan›t'a dokununca söylenen olmam›flt›. Ergenekon'da da bir s›n›r çizilmifl durumda ve yönetmenli¤ini ABD'nin yapt›¤›, AKP ve ordunun ise figüranl›k yapt›¤› planl› bir oyun oynan›yor. Türk devletinin ABD emperyalizminin himayesinde girdi¤i de¤iflim sürecinde, bu tip gündemlerle karfl›laflmam›z sürecek gibi. Emperyalizmin ülke üzerindeki varl›¤›n›n ve etkisinin artt›r›lmas›ndan baflka bir fley olmayan de¤iflim sürecindeki bu tip olaylar, gerçekte olanlar›n gizlenmesi ve de¤iflim sürecinde rol alanlar›n prim yapmas› için elveriflli olmaktad›r. Ergenekon operasyonu da böylesi bir çaba ile sürdürülürken, ayn› zamanda ABD emperyalizminin ihtiyaçlar› do¤rultusunda girilen de¤iflim sürecinde, Türk devletinin geleneksel yap›s›n›n de¤iflimine direnifl gösterecek kesimlerin tasfiye edilmesi olarak da yorumlanabilir. Türk devletinin geleneksel yap›s›na bak›larak 'olmaz' denilebilecek geliflmeler, emperyalizmin ç›karlar›na paralel olarak bu süreçte yaflam bulabilmektedir. Kürt ulusal sorunu karfl›s›nda gelene¤in tersine Kürt varl›¤›n›n tan›n›p, TRT'den Kürtçe yay›n yap›lmas›, Kürtçe kurslar›n aç›lmas› böylesi bir geliflmedir (Bu geliflmelerde Kürt ulusal hareketinin rolü gözard› edilemez, emperyalizm dahi bunu gözard› edemedi¤inden ülkede bu geliflmeler yaflanmaktad›r). Ermeni soyk›r›m› için de benzer bir süreç, ABD'deki seçimlere ba¤l› olarak hayat bulabilir. Ülkenin içerisinde girdi¤i de¤imifl, Kürt sorunu, Ermeni soyk›r›m› sorunu, ülkede devlet ve din aras›ndaki iliflkide simgesel bir konu olarak türban sorunu, Alevi sorunu gibi devletin yap›s›ndan ileri gelen sorunlarda devlet gelene¤inin 'olamaz' diye düflündürten yaklafl›m›n›n tersine, 'olabilirlikler' üzerine düflündürebilmektedir bizleri. ***

me' iddialar›yla aç›lan davan›n zaman afl›m› dolaca¤› gerekçesiyle elini erken tutup, 54 tutuklunun her birine 3 y›l hapis ve 141 YTL para 'ceza's› verdi. Mahkemenin hakk›nda 'ceza' verdi¤i tutsaklardan 5'i 19 Aral›k katliam›n› gerçeklefltirenlerin yarg›lanmas› amac›yla aç›lan dava zaman afl›m›na u¤rarken, sald›r›n›n hedefindeki tutuklulara aç›lan 'cezaevi idaresine direnme', 'kamu mal›na zarar verme' davalar›nda 54 kifli hakk›nda hapis ve para 'ceza'lar› verildi. Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 19 Aral›k davas›nda, aralar›nda flu an hayatta olmayan devrimci ve komünist tutsaklardan Endercan Y›ld›z, Muharrem Çetinkaya, Fatma Bilgin, Melek Birsen Hoflver ve Feride Harman'›n da bulundu¤u 54 kifli hakk›nda 3 y›l hapis ve 141 YTL para 'ceza'lar› verildi.

l› olarak gerçeklefltirilen katliam sald›r›s›nda 28 devrimci, komünist tutsak yaflam›n› yitirmiflti. Sald›r› s›ras›nda 1 de asker yaflam›n› yitirmifl, sald›r›n›n gerekçelerini kuvvetlen-

ise, ölüm orucu eyleminde ölümsüzleflmiflti. Ender Can Y›ld›z: Ankara Sincan F Tipi Hapishanesi'nde, 18 Nisan 2001 tarihinde ölümsüzleflti.

dirmek amac›yla askerin tutuklular›n açt›¤› ateflle yaflam›n›

Muharrem Çetinkaya: Sincan F tipi Hapishanesi’nde,

yitirdi¤i öne sürülmüfltü. Ancak daha sonra bu askerin de

12 Kas›m 2001 tarihinde feda eylemi yaparak ölümsüzleflti.

operasyon güçleri taraf›ndan öldürüldü¤ü adli t›p raporuyla kan›tland›. 19 Aral›k'ta gerçeklefltirilen katliam dolay›s›yla yaln›zca, 12 tutsa¤›n yaflam›n› yitirdi¤i Bayrampafla Hapishanesi katliam› için dava aç›labildi. Bu dava bilinçli bir fle-

Fatma Bilgin: Zorla müdahale için kald›r›ld›¤› Ankara Numune Hastanesi’nde, 10 A¤ustos 2002 tarihinde ölümsüzleflti.

kilde iflletilen sürecin sonucunda, Eyüp Asliye Ceza Mahke-

Melek Birsen Hoflver: Zorla müdahale için kald›r›ld›¤›

mesi taraf›ndan 19 Haziran 2008'de zaman afl›m›na u¤rad›-

Ankara Numune Hastanesi’nde, 22 A¤ustos 2002 tarihinde

Katledenler hakk›ndaki dava zaman afl›m›na u¤rad›

¤› için düflürüldü. Hakim ve savc›s› sürekli de¤iflen mahke-

ölümsüzleflti.

19 Aral›k 2000'de tüm ülkede 20 hapishanede efl zaman-

YURT‹Ç‹ HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 0094208-6 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: 1002 30000 1153314

menin 11. hakimi, ikinci kez girdi¤i duruflmada, “Nihai bir

Feride Harman: Hapishaneden tahliye olduktan sonra

karar verebilmek için tüm delillerin topland›¤›, araflt›r›lacak

‹stanbul’da sürdürdü¤ü ölüm orucunda, 16 Aral›k 2002 tari-

baflka bir hususun kalmad›¤›n›n anlafl›lmas› üzerine” yarg›-

hinde ölümsüzleflti.

YURTDIfiI HESAP NO: Ertafl ÖZTÜRK Yap› Kredi Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 3013710-9 ‹fl Bankas› ‹st. Aksaray fiubesi: (Euro) 1002 301000 1107308 Emlak Bankas› ‹st. Atatürk Bulvar› fiubesi: (FRF) 00235699

ABONE OL - ABONE BUL OKU - OKUT

Gazetemizin önceki (134.) say›s›nda 'Yüz Fikir' köflesinin yazar› Muzaffer Oruço¤lu'nun kaleme ald›¤› "Partileflmek" bafll›kl› makalenin okurlar›m›z aras›nda yaratt›¤› yan›lsama nedeniyle Oruço¤lu ve gazetemiz aras›ndaki hukuk noktas›nda bir aç›klama yapmay› zorunlu buluyoruz. Muzaffer Oruço¤lu'nun gazetemizin 'Kültür-Sanat' sayfas›ndaki 'Yüz Fikir' köflesinde yay›mlanan yaz›lar›, yaln›zca bireysel fikirleri olup, kendisini ba¤lamaktad›r. "Partileflmek" yaz›s› üzerinden ifade edecek olursak, bu gibi bir dizi konuda Oruço¤lu ile fikir birli¤imiz yoktur. 'Yüz Fikir'den yaln›zca birisi olan Oruço¤lu'nun fikirlerine 'Yüz Çiçek Açs›n, Yüz Fikir Ak›m› Yar›fls›n' perspektifiyle gazetemizde yer vermeyi önemsiyoruz, ancak daha önce de gazetemizde yay›mlanan bir makalesinde üzerine fikir belirtti¤i 'yasal parti' düflüncesini paylaflm›yoruz. 'Yüz Fikir' köflesi gibi 'Maya' köflesinde yazan Arif Bilgin de okurlar›m›z taraf›ndan ayn› hukuk kapsam›nda de¤erlendirilmelidir.

Abonelik Süresi 6 AYLIK 1 YILLIK

Yurtiçi 12 YTL 24. YTL

Yurtd›fl› 35 EURO 70 EURO


güncel

ABD, Türk hakim s›n›flar›n› ehlilefltiriyor

18-31 Temmuz 2008

3

SINIF TAVRI ‹smail UÇAR

‹deolojik sa¤laml›k ve siyasete güvenmek Ülkemizdeki devrimci-komünist hareketin sistem karfl›t› olarak gelifltirdi¤i mücadele tarihi, uzun ve bir o kadar da a¤›r kay›plar›n oldu¤u bir gerçekli¤e sahiptir. Ancak bu uzun süreli verilen mücadele tarihinde, kimi zaman içine düflülen örgütsel zaafiyetler, uzun vadede tedavisi zor olacak baz› tahribatlara yol açm›flt›r. Özellikle de seksenlerin arifesinde, devrimci örgütler aras›nda bafllayan çat›flmal› ortam, halk kitleleri içerisinde olumsuzluklara yol açm›flt›. Devrimci örgütler aras› verilmesi gereken ideolojik mücadele, siyasi mücadeleye dönüfltürülerek, fliddetin kutsand›¤› bir hal alm›flt›. O süreçten bugüne, belli dönemlerde benzer durumlar yaflanm›fl olsa da, gelinen noktada daha düflük seviyede benzer sorunlar›n yafland›¤›n› söyleyebiliriz. Fakat o dönemin koflullar› ve mücadeledeki kitlesellik bugünkü durum ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda, bilinçlerin düne göre daha fazla y›k›ma u¤rad›¤› söylenebilir.

Hâkim s›n›flar, ç›karlar› gere¤i, halk kesimlerini kendi taraflar›na çekmek için kendi aralar›ndaki dalafl› halk›n meselesiymifl gibi gösterirler. Böylelikle, kendi aralar›ndaki çat›flma nedeniyle daha fazla ezilen halk kitlelerinin muhtemel tepki ve mücadelelerinin önüne geçmeyi ve bu yolla sömürü sistemlerinin devam›n› sa¤lamay› hedeflemektedirler. Bunu yaparken, devlet ayg›t›n› elinde bulundurman›n avantajlar›ndan da sonuna kadar faydalan›rlar. Beraberinde krizleri, sanc›lar› getiren ve geri dönüflü olmayan bugünkü siyasi tablo da, kastetmeye çal›flt›¤›m›z› karfl›lar durumda. Zira hâkim s›n›flar›n iktidar mücadelesi, gündemine en genifl kesimleri dâhil etmifltir. Halklar›n çeliflkisi ve mücadelesi olmasa da, gerek bu çat›flma, gerekse de Ergenekon operasyonu halklar› öyle ya da böyle ilgilendirir hale gelmifltir. Kritik nokta ise emperyalistlerin ve hâkim s›n›flar›n bu mesailerini kitlelere nas›l yans›tt›klar›d›r. Kitleleri buna hangi söylemlerle, amaçlarla ve araçlarla dâhil ettikleridir. Yaflananlar›n büyük oranda maniple edildi¤i, çarp›t›ld›¤› ve kitlelerin yanl›fl bilinç edinmesine, yanl›fl bir refleks göstermesine mahal verdi¤i aç›kt›r. Türk devletinin ve siyasal iktidar›n›n iki ayr› kli¤ini oluflturan (s›n›fsal olarak ayn›, ç›karlar› ve emperyalizm ile iliflkilenmeleri farkl›l›klar tafl›yan) Kemalist ulus devletin kurulmas›yla ikincil konuma düflen, d›fllanan, ço¤u zaman Anadolu burjuvazisi-sermayesi ile nitelendirilen DP, MSP, MNP, Refah (MÜS‹AD sermaye örgütleri olup TÜS‹AD içerisinde de yer almaktad›rlar. Yan› s›ra hükümet çevresinde kümelenmifl irili ufakl› güçler) gelene¤inin devamc›s› klik ile TC’nin kuruluflundan bugüne komprador burjuvazinin ve toprak a¤alar›n›n temsilcili¤ini s›rtlay›p, iktidar›n› tesis eden, orduya s›rt›n› yaslayarak iktidar› her daim elinde tutan Kemalist kli¤in (CHP, ordu, TÜS‹AD, yarg›, üniversiteler ve devletin di¤er üst kurumlar›) bir iktidar mücadelesi söz konusudur. Ergenekon’la da k›z›flan, cisimleflen yeni geliflmelerin özneleri, devlete hâkim olan bu s›n›f klikleridir. Ergenekon, bugün için bir yan›yla kliklerin savafl›n› sembolize ediyor. Dolay›s›yla geliflmeleriyle birlikte süreci bu somut ve temel gerçeklik üzerinden okumak son derece önemlidir. Ciddi sanc›lara neden olan bu iktidar mücadelesini, bu de¤iflim ihtiyac›n› ortaya ç›kartan ise, ABD’nin mevcut durumdaki ihtiyaçlar›d›r. Baflka bir deyiflle, ABD’nin emperyal imparatorlu¤unu sürdürebilmesi için önümüzdeki süreçte baflta Ortado¤u olmak üzere yak›n bölgede giriflece¤i ekonomik, siyasi ve askeri hamleleri gerçeklefltirebilmesi için ülkemizdeki hakim s›n›flar›n yeniden hizaya getirilmesi ihtiyac›d›r. Zira bugün için ABD emperyalizmi gerek siyasi, gerek ekonomik aç›dan hat›r› say›l›r bir t›kan›kl›k yaflamaktad›r. Bunu aflmak için de stratejik ç›karlar›n› esas alan ve dünyay› yeni bir kal›ba döken projelerin, politikalar›n, iflgallerin u¤rafl›ndad›r. Afganistan iflgalinin ard›ndan Irak’›n iflgaliyle somutluk kazanan Büyük Ortado¤u Projesi, ABD’nin kendisi için haz›rlad›¤› reçetedir. Ayn› flekilde emperyalist sermayenin önündeki tüm engellerin kalkmas›, sermayenin her yere girmesi, neo-liberal politikalar›n/sald›r›lar›n en pürüzsüz biçimde yaflam bulmas› ihtiyaç olarak görülmektedir. Ortado¤u projesine endekslenmifl siyasal ve ekonomik arena her halükarda bugüne kadar stratejik uflakl›k görevine halel getirmeyen Türk devletinin hat›r› say›l›r bir yap›lanmas›n›, siyasal konumunu, yeni sürecin belirlendi¤i tadilat› dayatm›flt›r. Buna göre tasarlanan ve 2002’de rolünü sergilemesi için hüküm etlendirilen AKP, emperyalizmin ihtiyac›na cevap olacakt›. ‹slami yap›s›n›n ›l›ml› hale getirilerek, muhafazakârl›k, demokratl›k, liberal ekonomiyle de giydirilerek genifl tabana oynamas› sa¤lanacakt›. Bir de bu model ile baflta Ortado¤u ülkelerine örnek olunmas› düflünülüyordu. fiayet yaflanan siyasal geliflmeler, iktidar iliflkileri do¤ru bir flekilde de¤erlendirilecekse-kavranacaksa ve buna göre politik bir müdahale gelifltirilecekse, yaflananlar›n dinamosunu oluflturan çeliflkiler do¤ru görülmelidir. fiunu belirtmekte fayda vard›,; emperyalistler Türk hâkim s›n›flar›n›n iplerini s›kmay› ve devletin yeniden yap›land›r›lmas›n› tek tarafl› yapm›yor. Aksine taraflara yapt›r›yor. Yani kimse muaf de¤il. Sürecin lehte aktörü olan AKP dahi bu iflleme tabidir. Bunun en somut örne¤i AKP’ye aç›lan kapatma davas›d›r. Kuflkusuz bunun karfl›l›¤›nda ABD’nin o istemedi¤i memnuniyetsizlik halleri, Türk hâkim s›n›flar›n›n karars›zl›k, dönem dönem rahats›zl›klar›n› d›fla vuran tav›rlar›, yerini her söylenene biat edecek, istenileni tereddütsüz uygulayacak tam bir teslimiyet hali alacakt›r. Onun içindir ki bu operasyon AKP’yi de kapsamakta, onun da bir tak›m pürüzleri rendelenmekte. Dolay›s›yla AKP’nin kapat›l›p kapat›lmayaca¤›, kurmaylar›na siyaset yasa¤› getirilip getirilmeyece¤i meselenin esas›n› oluflturmuyor. Ayn› flekilde Ergenekon’u AKP’nin eseri görmek, bir bütün olarak Kemalist güçlerle ya da orduyla hesaplaflmas› ya da bu süreci AKP’nin tek bafl›na ve kendi inisiyatifiyle s›rtlad›¤› da do¤ru de¤ildir. Bu inflan›n neticesinde emperyalistlerin ve ufla¤› Türk hâkim s›n›flar›n›n, ezilen halklar›n ve Kürt ulusunun karfl›s›na güçlü bir flekilde ç›kaca¤› kuvvetle muhtemel. Nitekim devrimci ve demokrat tüm kesimlerin silinip süpürülmesi hesab›n›n bu infla sürecinde kalemin bafl s›ras›n› oluflturdu¤unu büyük harflerle kaydedelim.

Emperyalist politikalar ve Büyük Ortado¤u Projesi için Türk devletinin yeniden yap›lanmas› kaç›n›lmazd›r Osmanl›’n›n son dönemlerinden bugüne kadar TC, kesintisiz bir flekilde emperyalizme ba¤›ml› olmufltur. Bundand›r ki TC’nin tarihi emperyalistlerin eliyle emperyalist-kapitalist sisteme eklemlenme tarihidir. Ülkede yaflanan ekonomik-sosyal-siyasal de¤iflim ve dönüflüm emperyalist sistemin ihtiyaçlar› do¤rultusunda ve bu sistemin öznelerinin himayesinde yaflan›yor. Bugün için devletin bütününde yap›lmak istenen yeniden yap›land›rma operasyonu ilk de¤ildir. Periyodik bir flekilde on y›llard›r bu müdahaleler, ço¤u zaman darbelerle birlikte, yaflan›yor. Bunun emperyalizmle olan ba¤›ml›l›k iliflkisi ile yar›-feodal yar›-sömürge yap›n›n do¤urdu¤u zorunlu bir durum oldu¤unu belirtmekte yarar var. Neticede emperyalist sistemi bugün için ayakta tutacak neo-liberal politikalar›n ülkemizde tesis edilmesi, böylece kapitalist-emperyalist sisteme uyumlu hale getirilmesi, bunun önemli bir aya¤› olan Büyük Ortado¤u Projesi’nin selamete erdirilmesi gerçekli¤i söz konusu. Emperyalistler bu gereklili¤in yerine getirilmesi için bugüne kadar mevcut Kemalist iktidar/klik ve bu kli¤in flah› konumundaki orduyla el ele çal›flm›fl, dönüflüm sa¤lam›flt›. Fakat bugün için yaflanan dönüflüm süreci evvelkilerinden daha farkl› bir de¤iflimi dayat›yor. ABD emperyalizmiyle göbek ba¤›n›n ba¤land›¤› 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n ard›ndan bugüne kadar efendilerinin bir dedi¤ini iki etmeyen kadim uflak Türk devleti anlafl›laca¤› üzere bugün için emperyalizmin projesine tam anlam›yla uygun görülmüyor. Peki, Türk devletinin mevcut durumu emperyalizmin ihtiyaçlar›n› hangi yönde karfl›layamamakta? Temel neden olarak; Kemalistlerin belirli bir kesiminin ‹slam-laiklik histerisi, Kürt ulusal sorunu paranoyas› ve tortulaflm›fl, esnemeyen, demode olan devletin üst yap›s› fleklinde verilebilir. Hal böyle olunca devlet bugüne kadarkinden farkl› olarak organize edilecek, devletin kale konumundaki kurumlar› hafiften sars›lacak, sert olan kabuk k›r›lacak, esnetilecek, ihtiyaçlar› giderecek siyasi ve ekonomik zemin anayasal güvenceye al›nacak vb. Süreç bunu dayatmaktad›r. Kuflkusuz bu kolay ve sanc›s›z olmayacakt›r. Bugün kopart›lan k›yamet de bunun sanc›s›z olmad›¤›n› gösteriyor. Ama mümkün oldu¤unca bir uzlafl› çerçevesi çizilmifltir. Lakin kaç›n›lmaz olan bir fley var ki o da; bu süreç içerisinde sivrilmifl, s›r›tm›fl ne varsa törpüleniyor olmas›d›r. Bunun için ordu da, hükümet de, ucu kendisine dokunsa dahi yaflananlara göz yumuyor. Bunun teyidi ordunun dahi bunu anlam›fl olmas› ve kendi içindeki sivriliklerin törpülenmesine izin vermesidir. Baflbakan Erdo¤an’›n Ergenekon operasyonuna dair “Son dönemde yaflananlar, bu büyük dönüflümün, bu büyük geliflimin de¤iflim sanc›lar›d›r” fleklindeki son derece aç›k ve net ifadesi yaflanan süreci arka plan›yla özetlemeye yetiyor. Ergenekon operasyonun anlam› bundan baflka bir fley de¤ildir. Yeri gelmiflken, Ergenekon operasyonuyla devletin varl›k meselesi olan çetelerin, “derinlik”lerin kökten tasfiyesinin söz konusu olmad›¤›n› belirtelim. Yap›land›rmaya ve sürecin gereklerine göre yeni çetelerin, Ergenekon’lar›n oluflturuldu¤undan hiç kimsenin flüphesi olmas›n.

Ergenekon operasyonunun sat›r aras›ndakiler Hâkim s›n›flar nezdinde yaflanan iktidar mücadelesi nesnel olarak ulusal burjuvazi ve ulusalc›-sol Kemalist nüveleri sürecin parçalar›, c›l›z özneleri konumuna sokmufltur. Anti-emperyalistliklerini Kürt düflmanl›¤›, ordu-darbe sevicili¤i ve “anti-ABD’cilik” üzerinden temellendirmeye çal›flan ulusal burjuvazi ve ulusalc› etiketli kesimler, s›rtlar›n› dayad›klar› ordunun ABD’ye, NATO’ya olan derin ba¤›ml›l›¤›n› görmezden gelmektedir. Üzerinde dikkatle durulmas› gereken bir nokta da emperyalizmin ihtiyaçlar› do¤rultusunda dönüflüm sürecine, dolay›s›yla eklemlenmeye “flerh koyan”, bu minvalde toplumsal muhalefet örgütlenmesine giriflen ulusal burjuvazinin, sol Kemalist-ulusalc› kesimlerin törpülendi¤i, daha do¤rusu tarafs›zlaflt›r›lmaya çal›fl›ld›¤›d›r. Nitekim böylesi bir süreçte ulusal burjuvazi ve ulusalc› cenah›n genifl bir muhalefet örgütleme potansiyeli tafl›mas›, emperyalizmin dönüflüm projesine eklemlenmifl olan güçleri, bu kesimlere karfl› bir önlem almaya itmifltir. Ergenekon operasyonuyla ulusal burjuvazinin ya da Kemalist kli¤in tasfiye edilmek istendi¤i, emperyalistlerin ve Türk hâkim s›n›flar›n söz konusu kesimleri özel olarak hedefine ald›¤›n› söylemek do¤ru bir tespit de¤ildir. Hâkim s›n›f klikleri bir yandan emperyalist projeye kendilerini uydurma, bu süreçte emperyalizmin bafl hizmetlisi olma do¤rultusunda mücadele yürütürken, haliyle bu de¤irmene ulusal burjuvazinin unsurlar› da dâhil edilmifllerdir. Yap›land›rma-dönüflüm ad›na Ergenekon operasyonunun faflist-ulusalc› ittifak›n, tepeden t›rna¤a Kemalizm’e buland›r›lm›fl ulusal burjuvazinin tutars›z-gerici-güdük anti-ABD’ci kalk›flmas›na yöneldi¤ini söylemek yanl›fl olmayacakt›r. Bunun için üç befl generalin tutuklanmas›nda, faflist çetelerin icraatlar›n›n geçici bir flekilde iffla edilmesinde, darbe günlüklerinin afifle edilmesinde bir

sorun görülmüyor. Di¤er yandan, bu süreçte baz› sol-ulusalc›lar›n, sol soslu Kemalistlerin, sürece müdahil olma ad›na gerçeklefltirdikleri kalk›flmalar, ne yaz›k ki, yanl›fl bir anti-emperyalist alg›n›n yaflam bullmas›na hizmet etmekte. Daha da vahimi, s›n›fsal mücadeleyi türban-laiklik, fleriat-cumhuriyet, Kemalistler-liberal muhafazakârlar eksenine hapsederek, s›n›fsal mücadeleyi hâkim s›n›flar›n havuzuna kayd›rm›flt›r.

‹ktidar çat›flmas›n›n sonu emperyalist ve faflist sald›r›lar›n yo¤unlaflmas›n›n ta kendisidir Yukar›da sözünü etti¤imiz uyum sürecinin sonucunda fleriat veya darbenin gelece¤ini söylemek, flu an için gerçekçi görünmüyor. Zira ne emperyalist destek ve istek, ne de toplu durum bir darbeye zemin sunmaktad›r. Kald› ki meselenin esas›n› oluflturan da hiçbir flekilde bu de¤ildir. Üç befl generalin emekli olduktan sonra devletin kurumsal ve hegemonik yap›s›nda ya da emperyalistlerin iste¤iyle yap›lmaya çal›fl›lan hat›r› say›l›r bir yap›land›rma organizasyonunda bir çark etmeyi getirmeyece¤i gibi, bu generallerin konuyla ilgili konuflmalar›, birtak›m planlar içerisine girmeleri darbe koflullar›n›n olufltu¤una, darbe yap›laca¤›na yormak da yanl›fl olacakt›r. Ayn› flekilde ülkede fleriat tehlikesi tellall›¤› yapmak da di¤er bir yan›lg› olacakt›r. Zaten hâkim s›n›flar medyay› bu yönde seferber ederek, bu yönde kitlelerin yedeklenmesini, gerçeklerin üstünün örtülmesini ve yanl›fl bir bilinç gelifltirilmesini amaçlamaktad›r. Büyük oranda da bunu baflarmaktad›r. Dolay›s›yla bu yanl›fl bilinci kuflanan, hâkim s›n›flar›n ç›karlar›n› “düflünmek taraf olmakt›r” diyenlerin kampanyalar›, hafiyeli¤i, bulan›k bilinçle dolu bombard›man› tam da istenildi¤i gibi ifllemektedir. Gerçekleri çarp›tmakta, do¤rular› mümkün oldu¤unca manipüle etmektedir. Emperyalizmin ihtiyaçlar› do¤rultusunda uygulanan/ray›na oturtulmak ve yolu aç›lmak istenen ekonomik-siyasi politikalar›n (bunun bafl›na Ortado¤u’ya endekslenen politikalar› yerlefltirmek gerekir) bir an önce yaflamsallaflmas› meflruiyetinin sa¤lanmas›nda bahsetti¤imiz bayraktarl›k ve bunun politik yönelimi-söylemleri kuflkuya mahal vermeyecek flekilde ideolojik ifllev görmektedir. Muhafazakârl›k, demokrasi, liberalizm gibi kavramlar ise bunun edevatlar› oluyor. Ergenekon’la kodlanan ya da eflitlenen bu genifl, temelleri yerinden oynatan siyasi süreçte esas olan devlete hâkim olan s›n›flar›n hangi kanad›n›n/kli¤inin egemen olaca¤› ve emperyalizmin efendili¤inde aktör olaca¤›d›r. Bu esas görülmedi¤i takdirde, yap›lacak her de¤erlendirme, gösterilecek her refleks, gelifltirilecek her politika hâkim s›n›flar›n iktidar savafl›n›n, gerisindeki ve berisindeki aktörlerin perdesini örtme pozisyonunda olacakt›r. Ama en nihayetinde e¤er sürece bir tan›mlama getireceksek o da; ABD’nin Ortado¤u ve yak›n co¤rafyada hayata geçirmeye çal›flt›¤› emperyalist projelere uyum ve bu süreçte ona hizmet sunma yar›fl› oldu¤udur.

Bu mücadele halklar›n mücadelesi de¤ildir Bugüne kadar görülmüfltür ki emperyalist sald›rganl›¤›n yo¤unlaflt›¤›, hâkim s›n›flar›n farkl› klikleri aras›ndaki çat›flman›n keskinleflti¤i süreçler; ezilen halklara ve uluslara yönelik sald›r›lar›n ebeli¤ini yapmaktad›r, faflizmi perçinlemektedir. AKP bayraktarlar›n›n propaganda ettikleri gibi darbelerle hesaplaflmay›, demokratikleflmeyi, özgürlükleri vb hiçbir flekilde getiremez. Önümüzdeki günlerde, bu bask› ve sald›r›lar tüm ç›plakl›¤›yla gözlerimizin önüne gelecektir. Bu çat›flma tablosunda AKP’yi destekleyerek ve Ergenekon soruflturmas›ndan yararlanarak “derin devlet”ten, askeri diktatörlük ve darbelerinden kurtulmay›, AB reformlar›na yeniden bafllamay›, böylece demokrasiye ulaflmay›, Kürt ulusal sorununun çözümünü hesaplayan kör liberaller, ona banm›fl solcular, reformistler, AB’ciler emperyalistlerin ve ufla¤› hâkim s›n›flar›n batakl›¤›na saplanmaktad›r. Hiçbir gerçeklikleri olmay›p, somut durumu yanl›fl, ayn› zamanda karfl›t taraftan okumaktalar. Buna binaen; toplu durumla birlikte mevcut siyasi tablo, ezilen halklar›n ve Kürt ulusunun faflist sald›r›lar›n, hak gasplar›n›n cenderesine al›nd›¤› bir yöne do¤ru ilerlemektedir. Bu, do¤ru bir flekilde görülmelidir. Devrim-demokrasi güçlerinin bu süreçte yapmas› zorunlu olan fley ve en hay›rl› fley bu gerçekli¤e do¤ru bir zeminde, do¤ru bir perspektifle müdahale etmesidir. En genifl kesimlerin, iflçilerin-köylülerin-emekçilerin, ezilen Kürt ulusunun güçlü birlikteli¤inin sa¤land›¤› politik hat örülmesi bir zorunluluk arz ediyor. Bu da hâkim s›n›flar›n gerisinde, yan›nda saf tutularak de¤il, komünistler önderli¤inde onlar› karfl›s›na alacak ba¤›ms›z ve do¤ru bir ittifak ile mümkündür. Ezilen halklar›m›z ve ezilen Kürt ulusunun kuyusu kaz›l›rken emperyalistler ve uflaklar› zafere haz›rlan›yor. Buna karfl› harekete geçelim. Halklar›n kardeflli¤i ve birli¤i için mücadele bayra¤›n› yükseltelim. Emperyalistlerin ve uflaklar›n›n sald›r›lar›na karfl› Yeni Demokrasi mücadelesini yükseltelim.

Küçük burjuva örgütlerin ideolojik, politik, örgütsel çizgilerinden kaynakl›, geliflmekte olan bu çat›flmal› ortam›n kitlelerde yaratt›¤› olumsuz etki, hedeflenen devrim mücadelesini olumsuz biçimde etkilemifltir. Örgütsel ç›karlar›n, halk›n ç›karlar› önüne geçti¤i böylesi süreçlerde, dar gurupçu ve benmerkezci anlay›fllar, kitleler ad›na söz söyleme yetkisini tamam›yla kendisinde bularak, öznelci yaklafl›mlar sergilemifllerdir. Devrimci mücadeleyi öncü güçlerden ibaret gören ve kendisinin her söyledi¤ini mutlak do¤ru gören kimi anlay›fllar, devrim ad›na yapt›klar› bu yanl›fllar› baflkalar›na fatura ederek, kendilerini sorgulamak yerine, baflkalar›n› sorgulamay› öncelikli k›lm›fllard›r. Bu sorunlar› esasen oluflturan ideolojik zay›fl›¤›n ve siyaseten kendisine olan güvensizli¤in bir ürünü oldu¤unu görmek gerekir. Dönemsel olarak politik durumdan kaynakl› oluflacak sorunlar›n, bir dönem sonra giderilmesi muhtemel iken, küçük burjuva ideolojik çizgiden kaynakl› yaflanan sorunlar›n giderilme olana¤› zay›fl›yor. Söz konusu sorunlar›n giderilmesi örgütsel olarak köklü de¤iflimlerle mümkün olabilir. Dönem dönem biçimsel olarak baz› de¤iflimlerin yaflanmas›, o çizginin esasta de¤iflti¤i anlam›na gelmemelidir. Sistemin bask› ve sömürüsüne karfl› ç›k›p, belirlenen hedefler do¤rultusunda büyük bedeller ödenirken, kitlelerin de¤iflimi ve dönüflümünde zora dayal› siyaset tarz› benimsenmesi, belli ölçülerde sistemle ayn›laflma anlam›na gelmektedir. Sorunun özüne inildi¤i taktirde, ayn› ideolojik zeminden beslenildi¤i görülmektedir. Kurulan bask› ve yaflanan sömürürünün boyutu biçimsel farkl›l›klar tafl›sa da, esasta bu yaflanan prati¤e yön veren siyasetin beslendi¤i düflünce sistemati¤i ayn›d›r. Teorik düflüncenin pratikteki yans›mas›, hedeflenen iktidar biçimini belirler durumdad›r. Söylenenler pratikle buluflmad›¤›nda, sadece bir söylem olarak kal›r ve yaflamdaki hükmünü yitirmeye bafllar. Hedefleneni gerçeklefltirmek için kullan›lan güç, tek bafl›na hedefe varmaya veya kazanmaya yetmeyecektir. Bundand›r ki pratikte sergilememiz gereken davran›fllar önemli yerde durmaktad›r. Halka karfl› zora baflvurman›n ve gönüllülü¤ü yads›yan davran›fllarda bulunman›n devrimci tutumla iliflkilendirilmesi, hedeflenen iktidar biçimini ve yönetmedeki fleffafl›¤› tart›flt›r›r durumdad›r. Bugün yapacaklar›m›z›n, hedeflenen iktidar anlay›fl›n›n bir parças› oldu¤unu ve halk iktidar› dönemindeki esas yaklafl›m›m›z›n ne olaca¤› yönünde ciddi bir referanst›r. Halkla birlikte, halk›n mücadelesini yürütmek istiyorsak, halk›n devrimcilerin lehine ve aleyhine kulland›¤› her ifadeyi dikkate almak durumunday›z. E¤er bu mücadeleyi devrimci, komünistlerden öte halk›n mücadelesi olarak görüyorsak, olacak devrimin sahibi de halk›n kendisidir. Kitlelerin gönüllü kat›l›m› ile yürütülmeyen mücadelenin belli bir aflaman›n ötesine geçmesi mümkün de¤ildir. Bu aç›dan devrimci hareketin en zor koflullarda mücadele ederek yaratt›¤› eme¤in sayg›nl›¤›n› zay›flatan problemli yanlar›n var oldu¤unu belirtmek gerekir. Kimi yerlerde uygulanan siyaset yasakç›l›¤›, halka karfl› sol sekter tutumlar ve devrimciler aras›nda yaflanan fliddettin gündem oluflturdu¤u görülmektedir. Örgütsel nicel güce dayanarak sergilenen yasakç› tutumun gerekçesi ne olursa olsun, bunun devrimci anlay›flla aç›klanmas› mümkün de¤ildir. Devrimciler yaratt›¤› de¤erleri birlefltirip, iktidar mücadelesinde, esasta kendi güçlerine dayansalar da, devrimci hareketin di¤er özneleriyle bir arada durman›n koflullar›n› sonuna kadar zorlamal›d›rlar. Halk›n ç›karlar›n› savunurken, halk›n gönüllü kat›l›m›n› esas almal›lar. Devrimciler aras› sorunlarda kendisini aklamak yerine, elefltiri özelefltiri mekanizmas›n› iflleterek, yanl›fl geliflimlerin önüne geçmelidirler. Devrimciler aras› sorunlar›n çözümünde ortaya konan kimi olumsuz tutumlar›n temelinde, siyaseten ç›kmazl›¤›n ve zay›fl›¤›n oldu¤unu görmek gerekir. Siyaseten kendisine güvenen hiçbir hareket veya örgüt, sorunlar›n çözümünde zoru öncelikli hale getiremez, ya da yetmezliklerinin gerekçesi yapamaz. Bizler mevcut gerçeklerin üzerinden yükselerek, nesnel gerçeklik kadar, öznel gerçekli¤i de halk kitleleriyle paylaflacak kadar aç›k ve fleffaf olmal›y›z. Bizlerin siyasetteki fleffafl›¤›m›z, kitlelere aktar›l›rsa ancak anlam ifade eder. Kimi dönemlerde öznel durumun öne ç›kma ihtimalini zay›flatacak olanda kitle denetimidir. Kitlelerden ö¤renileni, sentezleyip kitlelere götürme görevi bizlerin olsa da, devrimin onlar›n eseri oldu¤unu unutmamak gerekir. Bundand›r ki kitleler için yapt›¤›m›z hiçbir fleyi, kitlelerden saklayamay›z. Devrimci mücadele içerisinde, liberalizme, oportünizme düflmeden daha fazla elefltiri ve özelefltiri mekanizmas›n› zorlamal›y›z. Mücadelenin seyri içerisinde do¤ru tutumlar›n geliflmesi için, ideolojik mücadeleye daha fazla önem vererek, hem kendimizin, hem de devrimci dostlar›m›z›n bu yönlü geliflimini sa¤lamal›y›z. Bunu yaparken, kimilerinin hatalar›na karfl›, geliflecek f›rsatç›l›¤› mahkûm ederek, sorunlar›n giderilmesini devrimci zeminde irdelemeliyiz. Hatalar›n yap›lmas› kaç›n›lmazd›r. Ancak önemli olan bu hatalardan dersler ç›kararak bir daha yaflanmamas›n› sa¤lamakt›r. E¤er hedeflenen kitlelerin iktidarlaflmas› ise, onu bu bilinç berrakl›¤›yla yapma durumuna sahibiz


4

güncel

18-31 Temmuz 2008

TAR‹H‹, TEMELLER‹ ÜZER‹NDEN DOSYA

1968 Hareketi, 71 Devrimci-Komünist Çıkışı, Görülmeyenler (2) 68 Hareketi’nin ve deneyimlerinin süzülmesi, sorgulanmas›, 71 devrimci-komünist ç›k›fl› ve kopuflunu zorunlu k›lm›flt›. Denizlerin önderli¤indeki THKO ile Mahirlerin önderli¤indeki THKP-C devrimci mücadelelerini silahl› bir mücadeleye evriltmifl, baz› kopufllar sa¤lam›fllarsa da, gerçek manada bir ideolojik kopuflu sa¤layamam›fllard›. Kemalizm, ülkenin sosyo-ekonomik yap› tahlili, s›n›flar›n tahlili, devletin yap›s›, ulusal sorun (do¤al›nda Kürt ulusal sorunu), devrimin stratejisi-program›, devrimin ittifaklar› gibi meseleleri bilimsel bir muhasebeye tabi tutarak, o güne kadar s›n›f mücadelesinin üzerine çöreklenmifl reformizm, revizyonizm gibi ideolojik ak›mlar› mahkûm eden ‹brahim Kaypakkaya olmufltur. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin 盤›r aç›c›l›¤›yla, dyeni-nitel perspektifi ülkemiz s›n›f mücadelesine kazand›ran Kaypakkaya, Marksist-LeninistMaoist ideolojik çizginin somutlaflt›¤› TKP-(ML) ile “ihtilalci komünizmin” temsilcisi olmufltur

R

eformist ve küçük burjuva yap›lar, 1960 darbesini, emperyalizmle el ele veren komprador burjuvaziye karfl›, ordunun “milli” bir refleksle önüne geçmek için yapt›¤›n› savunmufllard›r. Do¤al›nda bu darbe, milli, demokratik, ilerici vb. flekilde görülmüfltür. Bugün de övülen, daha do¤rusu hasret çekilen bu darbenin anayasas›, demokratik, özgürlükçü, emekçilere bir y›¤›n hak tan›yan anayasa olarak görülmektedir. Oysaki 60 darbesini ve anayasas›n› ilerici, demokratik görmek, Kemalizm’i ve burjuva feodal diktatörlü¤ünü kutsamak, burjuva feodal sistemle bar›fl›k olmak anlam›na gelmektedir, ki bu da siyasi körlüktür, s›n›f uzlaflmac›l›¤›d›r, komünist bir perspektif de¤ildir. Marksizm-Leninizm-Maoizm’e ayk›r›d›r. Peki, 60 darbesi ne anlama gelmifltir? 60 darbesi emperyalist sermayenin önünü açm›flt›r, emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n daha da perçinlenmesinin ad›m› olmufltur. Komprador burjuvazinin güçlenmesini sa¤lam›flt›r. S›n›f mücadelesinin kontrol alt›na al›nmas›, sistem içine hapsedilmesi için düzenlemeler yapm›flt›r. ‹flçilerin, sendikalaflmalar› için önünün aç›lmas› yan›ltmas›n. Zira emperyalistler eliyle yap›lanan devletin bu tür düzenlemeleri, kendi ç›kar› içindir, zaruri olmufltur. Yoksa demokratikli¤inden de¤ildir. MGK oluflturulmufltur, sermaye oluflturmas› için OYAK’laflt›rmaya gidilmifltir. 60 darbesi ve 61 anayasas›n›n bir tak›m “demokratik haklar” sa¤lad›¤› görecelidir. Bunu zorunlu k›lan da ifade etmeye çal›flt›¤›m›z gibi emperyalizmin ve ufla¤› Türk hâkim s›n›flar›n›n önünü açmak için devletin yap›land›r›lmas›d›r. Nitekim 61 anayasas›ndaki düzenlemeler, emperyalist sermayenin rahatça girmesi-dolaflmas› ile komprador burjuvazinin misyonunun güçlendirilmesi yönünde olmufltur. (1971 ve 80 darbelerinin mant›¤› ve mutfa¤›n›n 60 darbesi oldu¤unu söylemek hatal› olmaz herhalde). Kuflkusuz 60 darbesinin yaratm›fl oldu¤u bilinç bulan›kl›¤›, ülkemizdeki emekçilerin, iflçilerin mücadelesindeki bulan›kl›¤a da etki etmifltir. Bu etki, devrimci harekete de (özellikle küçük burjuva devrimci, reformist ) sirayet etmifl, siyasal ve ideolojik zeminlerini güçlendirmifltir. Babür P›nar, bu etkiyi flöyle de¤erlendirmektedir: “1960 askeri darbesine oldu¤undan farkl› anlam yüklenmesi, ideolojik olarak küçük burjuva reformist ve sosyalist hareketin siyasi ve ideolojik zeminini güçlendirdi. 1960 darbesi sonras› küçük burjuvazinin siyasi ve ideolojik alanlarda at koflturmas›n›n zemini sa¤lamlaflt›r›ld›. Bu durumun, iflçi s›n›f› hareketinin devrimci rotaya girmesi önünde bir set oluflturdu¤u aç›kt›r. Özellikle küçük burjuva aktivist / sosyalist hareketin 1961 anayasas›n›n sa¤lad›¤› k›s›tl› ‘özgürlükler’ temelinde serpilip geliflmesi, iflçi s›n›f› hareketinin devrimci rolünün geri plana at›lmas›nda önemli rol oynad›. Rejim, sermayenin tekelci geliflmesinin koflullar›n› güçlendirici etki yapt›¤› oranda; tekelci sermaye karfl›t› toplumsal güçlerin de siyasi ve ideolojik alanda boy göstermesinin önü aç›ld›. Tekelci sermaye karfl›t› küçük burjuvazinin siyasi alana bu dönemde h›zla ve yo¤un girmesinin nedeni budur. Tekelleflmenin küçük burjuvaziyi yok olma tehlikesiyle karfl› karfl›ya getirmesinin yaratt›¤› öfkenin artmas› küçük burjuva sosyalizminin (Kürt ve Türk reformist/devrimci tüm hareketlerin) filiz vermesini sa¤lad› ve 1970’lerde dünya ölçe¤inde geliflen küçük burjuva sosyalist hareketinin ideolojik etkisi ile hareket atefllendi” 60 darbesinin etkisi kuflkusuz, esasta ülke gerçekli¤inin MLM bir temelde tahlil edilememesinden ve bu yönlü bir mücadele hatt› oluflturmadan, Kemalizm’den kopamamadan kaynaklanmaktad›r. 68’ler de damgas›n› vuran küçük burjuva hareketler orduyu ilerici ve devrimci görmüfl, dolay›s›yla devrimin bir parças› ilan etmifl, hatta verilen mücadelenin amac›n›n “ikinci bir kurtulufl savafl› bafllatmak”, “M. Kemal’in yar›m b›rakt›¤› devrimi tamamlamak”, “1960 anayasas›n›n demokratik s›n›rlar›n› geniflletmek” yönünde oldu¤unu savunmufltur. Kat›ld›¤› bir panelde Rag›p Zarakolu’nun 27 May›s'la ilgili flu ifadesi önemlidir: “Onu yar›m kalm›fl bir ihtilal olarak görüyor, devam ettirmek gerekti¤ini düflünüyorduk. Ama zamanla dünyadaki mücadeleleri de takip ederek sosyalistlerin, iflçi s›n›f›n›n önderli¤ini ön plana ç›kararak, bunu aflan bir durufl sergilemesi gerekti¤ini anlad›k. 65 ve 66'da ‘ulusalc› sol’ belirleyici olmufltur.” Burjuva feodal Türk devletinin kurucu unsuru olan ve en temel kurumu orduyu ilerici, sol görmek, en hafifinden ideolojik körlüktür, siyasi körlüktür ve olsa olsa küçük burjuva s›n›f çizgisinin vazgeçilmez argüman›d›r. 68 döneminin gerçekli¤ini göz önünde bulundurdu¤umuzda, devrimci hareketler her ne kadar

ideolojilerini Marksizm ve Leninizm’e dayand›rm›fl gibi görünse de, bu, etkilenmeden öteye geçememiflti; ML etkilenme Kemalizm ve orduculukla evlendirilmiflti. Nihayetinde Kemalist ideolojinin harekete yön vermesi esas olmufltur. Ne var ki bu gerçeklik, 68 öncesi ve sonras›yla s›n›rl› de¤ildir. Zira devrim, demokrasi ve komünizm mücadelesi üzerinde serili olan ölü toprak (Kemalizm’den kopamayan, MLM olmayan çizgiler) 71 devrimci ç›k›fl›na kadarki 50 y›ll›k zaman diliminde aynen kalm›flt›r. 68’in, 71’i ve bugünü de var 68’de yükselen ve kitleselleflen toplumsal mücadele, kendi dönemiyle s›n›rl› kalmad›. Kopukluk yaflamadan, kendisini ileriki hareketlere evirmifltir. 71 devrimci-komünist ç›k›fl›na zemin oluflturmufltur. 68 Hareketi ve mücadelesi, ülke devrimci hareketinde 盤›r açacak kopufllara aç›k kap› b›rakm›flt›r. Yaratt›¤› birikim, tarihsel süreç içerisinde de¤iflimler yaflayarak, bugüne tafl›nabilmifltir/tafl›nmaya da devam etmektedir. Kuflkusuz, bahsetti¤imiz dönem her yönüyle sorgu suale tabi tutulamayacak, do¤ru ve yanl›fl›yla tahlil edilemeyecek gibi bir dogmatizme sahip de¤ildir. Nitekim dönemin önderleri Deniz, Mahir ve ‹brahim, yaflanan toplumsal hareket içerisinde bir yandan devrimci faaliyet yürütürlerken, di¤er yandan da üyesi olduklar› örgütlerin-partilerin geliflen hareket karfl›s›ndaki rolünü, tavr›n› ve ideolojik bak›fl›n› sorgulam›fllard›r. Devrimci yönelim içerisine girerek, reformist, revizyonist ak›mlara karfl› devrimci-komünist bir kopufl içerisine giriflmifllerdir. 68 Hareketinin ve deneyimlerinin süzülmesi, sorgulanmas›, 71 devrimci-komünist ç›k›fl› ve kopuflunu zorunlu k›lm›flt›. Keza hâkim s›n›flar, bu ç›k›fla karfl› 1971’de askeri faflist darbeyi gerçeklefltirmifllerdi. Bu darbeyle, kitleselleflen ve güçlenen toplumsal mücadelenin ezilmesi ve önderlerinin yok edilmesi amaçlanm›flt›. 71 faflist darbesi ayn› zamanda devrimci hareketin baz› gerçekleri görmesine ve k›smi kopufllar›n yaflanmas›na neden olmufltu. Denizlerin önderli¤indeki THKO ile Mahirlerin önderli¤indeki THKP-C, devrimci mücadelelerini silahl› bir mücadeleye evriltmifl, baz› kopufllar sa¤lam›fllarsa da, ideolojik bir kopufl sa¤layamam›fllard›r. Ülke devrim ve komünizm mücadelesinde kilit meselelerden biri olan Kemalizm (ve iktidar› olan burjuva-feodal faflist diktatörlük) ve ülke s›n›flar›n›n tahlili muhasebe edilememifl, Kemalizm’den köklü bir kopufl sa¤lanmam›flt›. Kemalizm, ülkenin sosyo-ekonomik yap› tahlili, s›n›flar›n tahlili, devletin yap›s›, ulusal sorun (do¤al›nda Kürt ulusal sorunu) devrimin stratejisi-program›, devrimin ittifaklar› gibi meseleleri bilimsel bir muhasebeye tabi tutarak, o güne kadar s›n›f mücadelesinin üzerine çöreklenmifl reformizmi, MLM olmayan her türlü ideolojik ak›mlar› mahkûm eden ‹brahim Kaypakkaya olmufltur. Kemalizm’in gerici-faflist yönünü görerek, köklü bir kopufl gerçeklefltirmiflti. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin 盤›r aç›c›l›¤›yla yeni-nitel komünist perspektifi ülke s›n›f mücadelesine kazand›ran Kaypakkaya, Marksist-Leninist-Maoist ideolojik çizgiyle ülkemizde kurmufl oldu¤u TKP(M-L) ile “ihtilalci komünizmin” temsilcisi olmufltur. Kaypakkaya’n›n devrimci-komünist ç›k›fl›, ayn› zamanda köklü kopuflun daha bafl›ndan burjuva-feodal devletin hedefine girmesine neden olmufltu. Devlet, Kaypakkaya’y›, sahip oldu¤u ideolojisini, ‘ihtilalci komünizmin en tehlikelisi’ fleklinde nitelemiflti. Devletin Kaypakkaya ve düflüncesine dair bak›fl› bugün de sürmekle beraber, isminin an›lmas› dahi bask›larla, yarg›lamalarla karfl›l›k bulmaktad›r. 68 Hareketi, 71 devrimci-komünist ç›k›fl› gibi dönemlerin de¤erlendirilmesinde, tart›fl›lmas›nda Kaypakkaya isminin ve düflüncesinin geçmemesi ideolojik bir tercihtir ve anlafl›l›r bir durumdur. Reformist-küçük burjuva örgütlerin yaz›lar› ve tart›flmalar›nda Kaypakkaya fobisi anlam içeren bir durumdur. Bugün genifl kesimlerce tarihsel gerçekli¤i ve bütünlü¤ünden uzaklaflt›r›lm›fl 68 ve bu dönemin önderleri olan Deniz ve Mahir’in s›k tart›fl›lmas›, dizilere konu (malzeme) edilmesi, burjuva gazetelerin sayfalar›n› süsleyerek “nostaljik” bir an›msatmaya mazhar olmas›- buna ra¤men Kapakkaya’n›n hiçbir flekilde yer almamas›, Kaypakkaya gerçekli¤iyle anlafl›labilecek bir durumdur. Mahirlerin ve özellikle Denizlerin, sistemin, reformistlerin, liberal dalkavuklar›n tercihi olmas›, yine Deniz ve Mahirlerin içinin boflalt›larak sistemle bar›flt›r›lmak

”

68 Hareketi tüm ülkelerde Dünyan›n çeflitli bölgelerinde dalga dalga geliflen mücadeleler etkisini k›sa zamanda ülkemize yans›tm›fl, efl zamanl› olarak hareketlilik ülkede yaflam bulmufltur. Toplumsal hareketlili¤i aya¤a kald›racak dinamikler uygun bir zemin sunmufltu. Di¤er y›llarda görülmemifl sendikal eylemler, toprak iflgalleri, grevler, ö¤renci eylemleri kendini iyice hissettirmifltir. Dünyan›n di¤er bölgelerinde geliflen 68 Hareketi k›sa süre içinde kesintiye u¤ram›fl, hatta sönümlenmifltir. Bu durum, hareketin farkl› ülkelerde kendi özgün koflullar›na göre farkl› bir hal almas› ile iliflkilendirilebilir. Örne¤in, Arjantin’deki baflkald›r› 69’daki güçlü eylemlere ve cunta yönetiminin zay›flamas›na kadar iki y›l sürmüfltü. ‹talya’daki ö¤rencilerin direnifli bir y›lla s›n›rl› kalm›flt›. fiili’deki direnifl Allende’nin seçilmesiyle durulmufltu, Portekiz, Yunanistan, ABD’de ›rkç›l›¤a karfl› demokratik hak mücadelesinin büyük

oranda baflar›ya ulaflmas›yla eylemlerin durulmas› keza öyledir. Bizde ise 68 hareketi toplumsal dinami¤i ve deneyimleri ile birlikte 71’e ve sonras›na evrilmifltir. Ülkemizde 68, dünyadaki hareketlerden etkilenmekle birlikte, salt anti-emperyalist mücadeleyle ya da demokrasi mücadelesiyle s›n›rl› olmam›flt›r. Zira 68 hareketi ve bu hareketin toplumsal dinami¤i üzerinden yükselen 71 devrimci ve komünist ç›k›fl›na damgas›n› vuran, devrim fikri ve mücadelesi olmufltur. Hâkim s›n›flar›n ve reformistlerin bilinçleri buland›rarak 68’i ö¤renci hareketi ve bilhassa Fransa’daki ö¤renci hareketleriyle ba¤lant›l› bir flekilde göstermeye çal›flt›klar›n›n aksine 68 dönemi, ö¤renci hareketleriyle s›n›rl› kalmam›flt›r. Antiemperyalist ö¤renci eylemlerinin yan› s›ra, grevler, fabrika iflgalleri, toprak iflgalleri yo¤un bir flekilde yaflanm›flt›r. Ne var ki bu ayaklan›-

fl› örgütleyecek, do¤ru bir hatta kanalize edecek bir güç, bir önderlik, bir s›n›f örgütü yoktu. En basitiyle ö¤renci hareketleri ile iflçi-köylü hareketleri buluflamam›flt›r. Daha önemlisi bu ba¤› oluflturacak s›n›f temelli, Marksist-Leninist-Maoist siyasi çizgide bir komünist partisi olmam›flt›r. MLM bir program ve manifestosunun yoklu¤u, 68 devrimci mücadelesinin en büyük eksikli¤i olmufltur. Bu eksiklik, toplumsal bütünlük içinde iflçi s›n›f›yla güçlü bir pratik iliflki kurulmas›na engel olmufl, iflçi hareketinin reformist sendikalar›n denetimine sokulmas›na neden olmufltur. 68 sürecinde, devrim talebinin kitlelerin gündemine yayg›n bir flekilde girmesine karfl›n, neden zincirin ülkemizdeki halkas› k›r›larak, devrim ete kemi¤e büründürülemedi sorusunun cevab› da yukar›da aç›klamaya çal›flt›¤›m›z nedenlerde yatmaktad›r.

Reformist ve küçük burjuva yap›lar, 1960 darbesini, emperyalizmle el ele veren komprador burjuvaziye karfl›, ordunun “milli” bir refleksle önüne geçmek için yapt›¤›n› savunmufllard›r. Do¤al›nda bu darbe, milli, demokratik, ilerici vb. flekilde görülmüfltür. Bugün de övülen, daha do¤rusu hasret çekilen bu darbenin anayasas›, demokratik, özgürlükçü, emekçilere bir y›¤›n hak tan›yan anayasa olarak görülmektedir. Oysaki 60 darbesini ve anayasas›n› ilerici, demokratik görmek, Kemalizm’i ve burjuva feodal diktatörlü¤ünü kutsamakt›r istenmesinin aç›klamas› ideolojik bir flekilde verilebilir. Zira Denizler ve Mahirlerin Kemalizm’e bak›fllar›, siyasi çizgilerinin ve düflüncelerinin zay›f halkas›n› oluflturur. Mevcut sistem de bunun ay›rd›nda olup, yine sistemin de zay›f halkas› ile kesiflmektedir. Kemalizm’in ve ordunun yüceltilmesinde, düzen içi bir “devrimcili¤in” portresinin çizilmesinde Deniz ve Mahir’in ikonlaflt›r›lmas›, hatta kahramanl›k kültü haline getirilmesi, fakat Kaypakkaya’n›n bunun d›fl›nda kalmas›, meseleyi idrak etme ad›na dikkat merkezini oluflturur.

Devrimci önderler ehlilefltirilemez

2002’de AKP’nin hükümete gelmesiyle birlikte bilindi¤i gibi Türk hâkim s›n›flar› aras›ndaki çat›flma fliddetlenmifl, Kemalist klik (baflta CHP ve ordu olmak üzere) ile AKP aras›ndaki karfl›l›kl› hamleler bunun somut halini oluflturmufltu. Böylesi siyasi tabloda göze çarpan bir geliflme kuflkusuz liberallerin, AB sevdal›lar›n›n, reformistlerin AKP’yi demokrasi ve insan haklar› havarisi olarak görmesi olmufltur. Öyle ki ifl, AKP’nin hükümete geliflinin, ilerici, demokrasi yanl›s›, hatta demokratik devrimin tamamlan›fl› gibi görülece¤i bir zavall›l›¤a kadar gitmiflti. Kemalist kli¤e karfl› liberal ve reformistler, AKP’ye yedeklenmede ve AKP ile hareket etme noktas›nda herhangi bir sak›nca görmemifllerdir; “Taraf” gazetesinde kümelenen ve AKP’ye ak›l vermede kendisine misyon biçen “demokrasici”, “özgürlükçü”, “serbest piyasac›”, “AB olmazsa olmazc›”, “darbe-darbeci karfl›t›”, “Kemalizm’den hoflnutsuz” meflum liberaller-reformistler, göstermifl olduklar› ak›l almaz gayretleriyle AKP’nin bayraktarl›¤›n› devralabilece¤ini adeta kan›tlam›flt›r. AB k›staslar›n› yerine getirmekle, Ergenekonlar›n tasfiye edilmesiyle, darbecili¤e son vermekle ülkenin demokratikleflece¤ini, sorunlar›n çözülece¤ini vb. düflünen “iyi niyetli” liberallerimiz kuflkusuz bunun ideolojik dayana¤›n› emperyalizmin sermayesinin serbestli¤i anlay›fl›ndan, burjuvazinin iktidar›ndan ve demokrasi anlay›fl›ndan almaktad›r. Ülkenin sosyo-ekonomik yap›s›n›, s›n›f ve devlet gerçekli¤ini görmek istemeyen liberal ve reformist-

lerimiz, haliyle çözümü mevcut sistemden ummakta- daha da önemlisi bu sistemin kendisini devam ettirmesinde teslim edilecek hizmette de kusur etmemektedirler. Bu hizmetlerden en kayda de¤er olan› ise bugünlerde gündemden düflmeyen 68–71 tarihsel süreci tart›flt›rmas›d›r. Ne var ki, tart›flmadan çok, ezilenlerin mücadelesini yok sayma, s›n›f mücadelesi gerçekli¤ini inkâr etme, bu mücadele içerisinde savaflan ve bedel ödeyen özneleri karalama, onlara ve mücadelelerine sald›rma dersek abart› say›lmayacakt›r. AKP ile CHP-Ordu nezdinde t›rmanan çat›flma ve bu çat›flmadan türeyen Ergenekon operasyonu gibi geliflmeler, birden Kemalizm, darbecilik, 68–71 tart›flmalar›n› gündemlefltirdi. 68 Hareketi-kufla¤›, dönemin önderleri, son dönemde televizyon dizilerine kadar sirayet etti, AB’ci liberal yaz›l› medyada bolca yaz›lan-çizilen konu haline geldi. Alt›n› çizmek gerekir ki, 68 Hareketi ve önderlerinin “sevgiliye hat›rlat›ld›¤›” tv dizisi, 68’i hat›radan, alabildi¤ince çarp›k, alabildi¤ince tarih d›fl›, alabildi¤ince bütünsel gerçekli¤i katmayan, nedenleri ortaya koymayan ve oldukça sistem içi-bar›fl›k bir yöntemden öteye geçememektedir. Böyle bir dizinin konjonktürün ihtiyac›n› karfl›lamas› amac›yla servis edildi¤ini ayr›ca belirtelim. Ayn› flekilde Taraf gazetesinin “Denizlerin yolu bizi nereye götürür” kisvesiyle bafllatt›¤› 68 tart›flmas› da bu ihtiyac›n ürünü olarak de¤erlendirilmelidir. Gazetede günlerce yap›lan tart›flmalardan da görülmüfltür ki amaç, dönemi ve dönemin gerçekli¤ini de¤erlendirmek, bilimsel bir muhasebeye tutmak ve demokrasi mücadelesi için ö¤renmek olmam›flt›r. Aksine hâkim s›n›flar›n (mesela temsilcisi AKP) ve yardakç›lar›n›n yönelimine, siyasetine dayanak oluflturmak, kendisini meflrulaflt›rmak amaçl› olmufltur. 68 Hareketinin sadece ülkemizde de¤il, baflta ‹ngiltere, Fransa gibi ülkelerde hâkim s›n›flarca günah keçisi addedilmek istenmesi, birçok kötülü¤ün sebebi görülmek istenmesi ve içinin boflalt›lmas›, hem dikkate de¤erdir, hem de neden 40. y›lda ve bunun nas›l bir toplu durumun ürünü oldu¤u sorular›n› sorma ihtiyac› uyand›r›yor. Ülkenin içinde bulundu¤u çok yönlü durum gözetildi¤inde, bu anlafl›l›r bir durumdur. 68 Hareketi ve önderlerinden Deniz ve Mahir’in “darbecilikle”, “orduculuk-

la”, devletin kurdu¤u ve ta kendisi oldu¤u Ergenekon faflist örgütlenmelerle iliflkilendirilmesi, bunun üzerinden “Denizlerin yolunun”, genelde de 68’in “reddedilmesi” mevzuyu anlamak aç›s›ndan iyi bir özet sunmaktad›r. Taraf’›n ve türevlerinin bu “taraf›” ancak ve ancak s›n›fsal dokular›yla, ideolojik çizgisiyle de¤erlendirilebilir. 68–71 de¤erlendirilirken, dönem ve önderlerinin birbirinden kopar›ld›¤› bariz bir flekilde görülmektedir. Toplumsal hareketin damgas›n› vurdu¤u 68 ve devam›n›n “Denizlerin yolu” fleklinde de¤erlendirmesi, kitlesel harekete yer verilmemesi, öne ç›km›fl ve simgeleflmifl üç önderin birbirinden kopart›lmas› ve marjinal, fliddet yanl›lar›, “ordu sevicileri” olarak yans›t›lmas›, tarihi reddedifl oldu¤u gibi, ideolojik manipülasyonu bar›nd›rmaktad›r. Önceki sat›rlar›m›zda da döneme damgas›n› vuran s›n›fsal-ideolojik karakteri; Deniz ve Mahirlerin Kemalist ideolojiden kopamad›klar›n› aç›klamaya çal›flm›flt›k. Hatta bu yönün zay›f halka oldu¤unu belirtmifltik. Liberaller-reformistler, bu durumu 68’e ve önderlerine sald›r›, onlar› karalama, darbeci, fliddet yanl›lar› vb. göstermek için araçsallaflt›rmaktad›r. Medyada yap›lan tart›flmalarda Deniz ve Mahirlerin Mustafa Kemal’i ve orduyu devrimci gördü¤ü aksettirilmektedir. Kemalizm’in etkisi alt›nda olduklar› görülebilecek bir fleydir. Fakat salt Kemalizm’i pürü pak gördükleri, orduyu “en devrimci” gördükleri ya da bütün mücadelenin bununla s›n›rland›¤› do¤ru de¤ildir. Benzer bir flekilde Mahir’in ordu içerisindeki bir tak›m subaylarla iliflki içerisinde olmas› onu darbeci, Ergenekoncu yapamayaca¤›, basit bir mant›kla da ifade edilebilir. Bugün Kemalist kli¤in orducu-ulusalc›, K›z›lelmac›, Ergenekoncu vb. hâkim s›n›flar›n gerisine yedeklenen yap›lanmalar›n 68 ve önderleriyle bütünlefltirilmesi, hâkim s›n›flar›n sözcülü¤ünü alarak ezilen halklar›n ve uluslar›n hakl›-meflru mücadelesine, s›n›f savafl›m›n›n tarihselli¤i ve gerçekli¤ine sald›r›dan baflka bir fleyi ifade etmemektedir.


güncel

OKUMAK

EMRAH C‹LASUN

‹

18-31 Temmuz 2008

1968 ve Marksizm’de büyük kopufl

kinci Dünya Savafl›’n›n akabinde oluflan dünya konjonktürünün içinde debelendi¤i sorunlar ve çeliflkiler, 1968’i tetiklemifltir. 1968, tüm dünyada, emperyalist-kapitalist sistemle çeliflkisi olan bütün s›n›f ve tabakalar› zincirlerinden bofland›rm›flt›r.

1968 üzerine bir münakafla mevzubahis oldu¤u zaman, Marksizm’de karar k›lm›fl olanlar› ilgilendirmesi gereken en önemli husus fludur: 1917 Ekim Devrimi’nden 60’lara kadar Marksizm’in cephesinde biriken teorik ve pratik sorunlar, 1960’lara gelindi¤inde art›k yeni bir sentezi, yeni bir ç›k›fl yolunu zorlamaktayd›. Epeydir -takriben 30’lardan itibaren- Marksizm’in bünyesinde birikmekte olan cerahat kesesi, 50’lerde aç›ktan revizyonizme bürünmüfl ve nice heybetli komünist partileri ve onlar›n liderleri, devrimin de¤il burjuvazinin saflar›na çoktand›r iltihak etmifllerdi. Kuruflçev’in, SBKP’nin 20. Parti Kongresi’ndeki o meflhur konuflmas›, Marksizm’in bahsi geçen sorunlar›na cevap bulma ad› alt›nda, Stalin’in yanl›fllar›n› elefltiriyormufl gibi yap›p, esasen, devrimin ve sosyalizmin do¤ru ve gerekli tecrübelerine sald›ran bir manifestosuydu. Tüm dünyada devrimci güçler aras›nda -hele hele 1968’de Çekoslovakya’n›n iflgalinin ard›ndan- muazzam bir kafa kar›fl›kl›¤› hüküm sürmekteydi. "Devrim, sosyalizm iyi güzel de, komünist partileri böyle olduktan sonra, proletarya diktatörlü¤ü ad›na iflgallere giriflildikten sonra, bu ifl nas›l olacak" sorusu, Marksizm’de karar k›lm›fllar›n en öncelikli sorusu ve sorunuydu. Devrimci Çin’de de ayn› sorunlar insanlar› meflgul ederken, Kuruflçev cinsinden burjuvalar parti ve devlet ayg›t› içerisinde kök salm›fllard›. Mao Zedung’un önderli¤inde, 1966’da bafllay›p, takriben 1970’lerin ortas›na kadar süren Büyük Proleter Kültür Devrimi, tüm bu sorun ve dertlerle aç›ktan bir hesaplaflmaya giriflmiflti. Kültür Devrimi, Marksizm’i, 1917’den beri ilk kez patinaj yapmaktan önemli flekilde kurtard›. Felsefe’de, ekonomi politikte ve s›n›f mücadelesinde, Uluslararas› Komünist Hareket’in s›rt›nda tafl›d›¤› küfenin içinde biriktirdi¤i bir dizi yükü att›. Tüm dünyada devrimcileri tekrardan umutland›rd›. Kültür Devrimi bir yandan, Marksizm’in, tekrar toplumun gözbebe¤i olan entelektüeller nezdinde bilimsel otoritesini tesis etti. Jean Paul Sartre gibi entelektüeller, "Kültür Devrimi’ne kadar yazd›klar›m› geçersiz say›yorum" demekte hiçbir beis görmediler. Fakat daha da önemlisi Kültür Devrimi, tüm dünyada oldu¤u gibi Türkiye’de de, ‹brahim Kaypakkaya gibi genç devrimci kuflaklar›n yolunu açt›.

farkl› mecraya akm›flt›r Hakim s›n›flar ve reformist örgütler, 68 Hareketi ve devam›ndaki 71 ç›k›fl›n›n özellikle ‘nostaljik’, ‘yanl›fl’, ‘macerac›’ yönünü ön plana ç›kararak, bu süreci ezilenlerin s›n›f mücadelesinden al›p, sisteme yedekleme gayreti içerisine girmifllerdir her zaman. Mücadele veren öznelerin yanl›fl yapt›¤›, acizli¤e düflüp sapt›klar› özellikle vurgulanarak, s›n›f mücadelesinin içinin boflalt›lmas› amaçlan›rken öte yandan halklar›n ve ezilen uluslar›n nas›l bir mücadele yürütülece¤inin s›n›rlar› da çizilmektedir. Devrimci önderler ise tüketim nesnesi haline getirilirken, ba¤r›nda dinamizmi tafl›yan gençli¤e ise bir model sunulmak istenmektedir. Ama öz itibar›yla mücadelenin basit nesneler gibi tüketilebilece¤i, geçici oldu¤u, olmas› gerekenin sistemle bar›fl›k olunmas› gerekti¤i, “silahla, külahla” bu iflin olmayaca¤› bilinci yerlefltirilmek istenmektedir. “Demokratikleflme mücadelesi, seçim yoluyla parlamentoda bulunarak verilebilir” anlay›fl› söz konusu ideolojinin formülasyonudur. Genel itiba-

Yan› s›ra, ulusalc›lar›n, Kemalistlerin, ordudan medet bekleyenlerin 68’i, Denizleri ve Mahirleri kendi s›n›fsal ç›karlar› do¤rultusunda kullanmalar›, içini boflaltmalar› onlar›n sorunudur, ideolojik karakteri gere¤idir ve de kaç›n›lmazd›r, esas› teflkil etmemektedir. Zira devletin paramiliter, faflist örgütlenmelerin devrim ve demokrasi mücadelesinin yok edilmesi, yükselen toplumsal mücadelenin bast›r›lmas› için oluflturuldu¤unu belirtmeye gerek yoktur. Faflist sald›r›lar›n, katliamlar›n, provokasyonlar›n, önderlerin katledilmesinin bu araçla gerçekleflti¤i yaflanm›fll›kla sabittir.

Tarihsel dönemleri efsaneden kurtar›p gerçekli¤e oturtmak Üzerinden onlarca y›l geçmesine ra¤men 68 hareketi, 71 devrimci-komünist ç›k›fl› ve önderlerinin güncelli¤i kendisini korumaktad›r. Bu güncellik ezilen halklar›n ve uluslar›n›n mücadelesinin varl›¤›ndan-gerçekli¤inden ileri gelir. Tüm dünyay› saran, ezilen halklar› ve uluslar› ezen s›n›flara karfl› aya¤a kald›ran 68 hareketi ve devam›ndaki süreç, toplumlar›n s›n›f savafl›m›n›n do¤urdu¤u bir zorunluluktur. Dolay›s›yla, tarihsel olarak kaç›n›lmazd›. Yine bu dönem teorisiyle prati¤iyle yaflamda karfl›l›¤›n› bulmufl, ete kemi¤e büründürülmüfl, üzerinden yükselinmifl ve bugünlere uzanm›flt›r. Ülkemiz ezilen halklar›n›n ve ulusçeflitli milliyetlerin mücadelesinde tarihsel bir öneme, birikime sahiptir. Bu birikim, bu tarihsel anlam, ezilenlere devrim ve komünizm mücadelesinde yol göstermeye devam etmektedir. Bu süreç tarihsel bütünlü¤ü içerisinde s›n›f mücadelesine ve tarihine mal olmufltur do¤ru ve yanl›fl›yla, olumlu-olumsuz yan›yla. Bundand›r ki bu tarih, bu tarihin yaratt›¤› teori-pratik birikim hâkim s›n›flar›n her türlü sald›r›lar›na ra¤men yok edilemez. Ülkemiz devrimci hareketi, hâkim s›n›flar›n burjuva feodal ideolojilerinden her yönüyle kopamad›¤›, MLM do¤rultusunda bir ideolojik zemine oturamad›¤› içindir ki tarihi ve s›n›f mücadelesini de-

r›yla bakt›¤›m›zda, 68’le belirginleflen toplumsal mücadele, üç biçimde de¤erlendirmeye maruz kalm›flt›r. Ve her de¤erlendirme, sahip olunan ideolojik zeminden hareketle yap›lm›flt›r (Ki böyle de olmak zorundad›r). Reformist-küçük burjuva yap›lar, 68 ve 71’in küçük burjuva ç›k›fllar›, macerac›l›¤›, nostaljik yönü üzerinde odaklan›r. S›n›fsal mücadele içerisindeki yeri, anlam›, tarihsel koflullar, ideolojik karakteri muhasebelerin temelinde yer almaz. Dönemi tarihsel gerçekli¤i ve bütünlü¤ü içerisinde görecek, kavrayacak, ders ç›karacak bilimsel ideoloji üzerinden hareket etmek söz konusu de¤ildir. 68 ve 71’in “nostaljik” yönü böyleyken, bir di¤er yönü ise o dönem için verilen mücadele mevcut burjuva feodal iktidar› hedeflememifltir. ‹ktidar perspektifinden yoksun bir demokrasi ve devrim mücadelesi bask›n olmufltur. Bir di¤er yön de görülmek istenmeyen, kopart›lmak istenen yöndür ki kitle hareketidir; iflçi-köylü ve emekçi kesimlerin hareketidir.

¤erlendirmede sanc›lar yaflamakta, dolay›s›yla tarihe bak›fl› ço¤u zaman hastal›kl› olmaktad›r. Bu hastal›klardan en belirgin olan› ise Kemalist ideoloji ve tarih anlay›fl›d›r. Oysaki insanl›k tarihi, s›n›fl› toplum tarihi ancak ve ancak s›n›f mücadelesi gerçekli¤i temeliyle, materyalist diyalektik bilimsel yöntemle do¤ru kavran›labilir, anlamland›r›labilir. 68 hareketi-71 ç›k›fl ve kopuflu, s›n›f mücadelesi içerisindeki yeriyle, konumuyla, bu mücadeleye katk›s›yla anlaml›d›r. Tarihsel süreçler ve önderleri kahramanl›klar, fedakârl›klar, ölmeler-öldürmeler, maceralar, nostaljilerle de¤erlendirilemez, anlamland›r›lamaz. Devrimci komünistlerin de buna ihtiyac› yoktur. Zira s›ralad›klar›m›z ezen ile ezilenlerin mücadelesinin tarihselli¤i, zorunlulu¤u sonucudur. 68 ve ard›l›n› da bu zorunlulu¤a oturtmak, bilimsel bir zorunluluktur. Kahramanl›klar›n, fedakarl›klar›n, “ölülerin” yüceltilmesi, mitlefltirilmesi, kahramanlaflt›r›lmas› ya da “nostaljik bir ö¤eye” indirgenmesi bizleri en fazla dogmatizme götürür. 68 hareketi son günlerde s›kça tart›fl›lmakta, de¤erlendirmelere tutulmaktad›r çeflitli kesimlerce. Daha önce de tart›fl›ld›, bundan sonra da tart›fl›lacakt›r. Her kesim kendi 68’ini ve kahraman›n› yaratarak sahiplenmeye çal›flmaktad›r. Ne var ki her de¤erlendirme ve her sahiplenifl çeflitli kesimlerin s›n›fsal konumlar›, ideolojik yap›lar›ndan renk almaktad›r. Kuflkusuz, devrimci komünistlerin 68’i, 71’i ve bütün bir s›n›fl› toplum tarihini nas›l gördü¤ü, bu tarihi hangi temeller üzerinden de¤erlendirdi¤i, nas›l bir tarih anlay›fl›yla ve ideolojiyle bakt›¤› esas oland›r ve bizlerin buna ihtiyac› vard›r. Hâkim s›n›flarca ve onlardan beslenen s›n›f düflmanlar›n›n içini boflaltmak, sistem içilefltirmek, tarihselli¤inden koparmak, karalamak istedi¤i 68, 71 ve devam›, devrimci komünistlerin bilimsel tutum ve sahiplenifliyle ezilenlerin tarihine ve mücadelesine mal edilebilir. Bu da flüphesiz ki, s›n›fsal kurtulufl mücadelesi bilinciyle, devrimci bir savafl›mla mümkündür. S›n›f savafl›n›n ihtiyaçlar›na cevap olmayan hiçbir mücadele, bir tutum, bir sahiplenifl vb anlams›zlaflmaya, de¤ersizleflmeye ve nihayetinde tarihin çöplü¤üne at›lmaya mahkûmdur. B‹TT‹

5

2000’lerin Dünyas› Dünyan›n bugün içinden geçti¤i süreç her zamankinden daha fazla, gerçek bir devrime gebedir. Marksizm, tarihinde en dibe vurmufl dönemi yaflamaktad›r. Dünya çap›nda devrimci güçler, yeni bir soluk, yeni bir ç›k›fl kap›s› aramaktad›rlar. Bildik Marksizm, bugün, Devrimci Çin’deki iktidar› yitirdi¤imiz günden bu yana, Kültür Devrimi’nin de, Uluslararas› Komünist Hareketin tarihinde kopamad›¤› kimi sorunlarla birlikte a¤›rlaflan yüküyle patinaj yapmaktad›r. Toplumun gözbebe¤i entelektüeller nezdinde Marksizm’i yeniden tart›flt›rmak ve bilimsel otoritesini tesis etmek, Marksizm’in bu sorunlar›na so¤ukkanl›ca yaklaflmak, adeta s›rat köprüsünden geçercesine hem geçmiflin hatalar›ndan kopmak ama hem de, sahte umutlar vaat etmemek, yeni bir senteze eriflmek, tüm dünyadaki devrimci komünistlerin en öncelikli sorunudur. 1990’lar›n bafl›nda sahte komünizm çöktü gitti. Do¤u Blo¤u’nun Nomenklatura’s› siyaset sahnesinden ya çekildi ya da epey marjinalleflti. ‹çinden geçilen bu süreçte, iflte görüyoruz, Marksizm’in en zay›f an›nda, ona en hayâs›zca sald›r›, 1968’den arda kalan nedametçilere düfltü. Tecrübeli a¤abeyler ve ablalar, ya aç›ktan, burjuva sistemin saf›nda, bakan koltuklar›n› iflgal ederek, geçmiflin devrimci flan› ve flöhreti ile s›n›f mücadelesinin bitti¤ini ilan etmekteler ya da, hâlâ devrimci olduklar›n› iddia ederek, Marksizm’i bir güzel karikatürize etmektedirler. Ve aç›kça belirtmek gerekirse, bakan koltu¤una sahip olanla hâlâ devrimci söylemin ard›na s›¤›narak bakan koltu¤u hülyas›nda olanlar özdefltirler. Zira mevcut kapitalist sistemin makyaj›n› sivil toplumculukla tazeleyenlerle, "Aaah ah! Geçmifl proletarya diktatörlükleri birer travmayd›, flimdi benim hayal etti¤im sosyalizm, Hasan Sabbah’›n Alamut Kalesi gibi bir cennet olacak" dercesine, daha flimdiden, zaten hiçbir zaman kurulamayacak, ad› devrimci kendi burjuva devleti, sosyalist papatyalarla süsleyenler aras›nda hiçbir fark yoktur. Ve ne paradokstur ki, devrimci iktidarlar›n tarihine sald›ran bu, bakan koltu¤una sahiplerle, bakan koltu¤u hülyas›nda olanlar, ellerinde bulundurduklar› ya da bulunduracaklar› devlet sopas›n›, ezilenlerin kafas›nda paralamakta hiçbir beis görmeyecektirler.

1960’lar Türkiyesi ve ‹brahim kaypakkaya 1960’lar Türkiyesi, emperyalizm ile sosyalist maskeli emperyalizmin, "bar›fl içinde geçifl ve bar›fl içinde yar›fl"› bir süreli¤ine tüm dünyaya empoze ettikleri dönemin tezahürlerini yaflamaktayd›. Türkiye’nin devrim de¤il, burjuva demokratik ufuklar›na sahip olan tüm s›n›f ve katmanlar›n›n bugün dahi öve öve bitiremedikleri 60 Anayasas›, dünya çap›ndaki bahsi geçen geliflmenin, Türkiye’deki iz düflümüydü. Türkiye ‹flçi Partisi, bu flartlarda 1965 seçimlerinde 15 milletvekiliyle meclise giriyor, partinin lideri Mehmet Ali Aybar, bu flartlarda, Türkiye’nin hâkim s›n›flar›na, "Güler Yüzlü Sosyalizm"i öneriyordu. Fakat ne zaman, sosyalist maskeli emperyalizm, 1970’lerin bafl›nda, sosyal ve ulusal kurulufl mücadelelerine nüfus etmek için onlar› desteklemeye bafllad›, dünya çap›ndaki o bir döneme mahsus "bar›fl içinde geçifl bar›fl içinde yar›fl" da son buldu. NATO üyesi Türkiye’nin de, 60 Anayasas›’nda verdi¤i burjuva liberal sözlere ve Aybar’›n "güler yüzüne" ihtiyac› kalmad›. Öte yandan 1960’lar›n Ortado¤u’sundaki Kemalizm diyebilece¤imiz Nas›rc›l›k bu dönemde peydahland›. Sözde anti-emperyalist, fiiliyatta ise emperyalist dünyan›n içinde örgütlenmifl M›s›r’›n devlet baflkan› Cemal Abdül Nas›r, 60’lar›n Türkiyesi’nde, devletin resmi ideolojisi olan Kemalizm’den kopamam›fl birçok entelektüeli ve bu arada birçok devrimciyi de etkisi alt›na ald›. ‹brahim Kaypakkaya de¤erlendirilecekse bu ideolojik ortamda de¤erlendirilmek zorundad›r. Kaypakkaya’n›n en muhteflem yan›, köylü gibi giyinmesi, yi¤it ve mütevaz› olmas› de¤il, ideolojik ak›nt›ya karfl› gelmesiydi; Aybar’›n, s›n›f uzlaflmac›, legalist ve parlamentarist, sivil toplumcu, "Güler Yüzlü Sosyalizm"ine, Do¤an Avc›o¤lu’nun, Nas›rc›Kemalist k›rmas›, darbeci-nasyonal sosyalizmine güçlü ve kararl› karfl› ç›k›fl›yd›. Bu kötü ünlü ikilinin aras›nda kâh oraya kâh buraya yalpalayan ama her halükarda fikirleriyle devrimi örgütlemeyi de¤il, devrimi tasfiye etmeyi amaç edinmifl baflkalar› da mevcuttu. Mihri Belli, Hikmet K›v›lc›ml›, Sadun Aren, Behice Boran ve Do¤u Perinçek bunlar›n en bilinenleridir.

Türkiye solunun bu kalantorlar›na karfl› Kaypakkaya, amans›z bir teorik ve ideolojik mücadele vermiflti. Peki hangi güç, hangi kudret, 22–24 yafl›ndaki Kaypakkaya’ya bu teorik ve ideolojik mücadeleyi verdirtiyordu? Tabii ki Marksizm’in 1960’larda Büyük Proleter Kültür Devrimi’yle eriflti¤i yeni sentez. Kaypakkaya, Türkiye’de, ‹ttihat ve Terakki’den bafllayarak, komprador kapitalizmin ve komprador bürokrat burjuvazinin, feodal toprak a¤alar› ile birlikte, emperyalist mali sermayeye entegre olmufl vaziyette, kol kola nas›l palazland›klar›n› dolay›s›yla, devletin ve toplumun ekonomi politi¤ini ve onun resmi ideolojisi olan Kemalizm’i tarihçesiyle birlikte ortaya koydu. Devrimin neden ve niçin gerekli oldu¤unu ve Kemalizm’den muhakkak ve muhakkak kopulmas› gerekti¤ini izah etti. ‹lk defa, Türkiye’de, devrimin sosyal taban›n mevcudiyetini, Çorum ve Kürecik bölgesindeki alan araflt›rmalar›yla bilimsel olarak ispat etti. Mesela Kürecik bölgesinde, kimi köylüleri -özelliklede kad›nlar›- fiilen örgütlemenin gereklili¤ini yoldafllar›na anlatmaya çal›flt›. 15/16 Haziran ‹flçi Ayaklanmas›'n›n bir yandan içinde bar›nd›rd›¤› devrimci damara dikkat çekip, o ayaklanman›n içinde yer alan -Ali ‹flçi gibi- s›n›f›n en ilerilerine gözünü dikerken di¤er yandan, bu ayaklanman›n kendili¤indencili¤ini ve reformist hülyalar›n› aç›kça dile getirdi. Türkiye devrimine Uluslararas› Komünist Hareket’ten miras kalan ekonomizm sapmas›ndan süratle kopulmas› gerekti¤ini, Lenin’in o güne kadar unutulan muhteflem eseri Ne Yapmal›’yla hat›rlatt›. Legalizme ve parlamentarizme karfl› son derece berrak ve kararl› bir durufl sergiledi. Ayn› flekilde Kürt ulusal sorununun varl›¤›n› sadece dile getirmekle yetinmeyip, ulusal sorun karfl›s›nda ne hâkim ulus flovenizmine ne de ezilen ulus milliyetçili¤ine pirim verilmemesinde ›srar edip, Kürt kitlelerinin içerisinde ulaflabildi¤i en devrimci kesimleri -mesela, Davut Kurun ve arkadafllar›n›- kendi etraf›nda toparlad›. Ulusal sorun karfl›s›nda, devrimci komünist proleter enternasyonalist çözümü ›srarla savundu. Kendi tezlerini, -bugün Toplu Yaz›lar olarak bildi¤imiz yaz›lar›n›- toplumun gözbebe¤i olan entelektüellere tafl›may› ve onlar›n bu tezler etraf›nda tart›flmalar›n› sa¤lamak için, elindeki say›l› ve s›n›rl› kadrodan baz›lar›n› bu ifl için seferber etti. Tabii ki tüm bunlar› detayland›r›rken zorunlu ve kaç›n›lmaz olarak, Uluslararas› Komünist Hareket’in yanl›fllar›ndan kopma cüretkârl›¤›n› gösterdi. Sübjektif tespitlerindeki uzak görüfllülü¤ü dolay›s›yla, objektiflili¤i bugün has›mlar› taraf›ndan itiraf edilirken -mesela, Avni Özgürel’in Nefle Düzel’e 2003’de Radikal gazetesinde yapt›¤› ifflaatlarda görülebilece¤i gibi- Kaypakkaya’n›n gene de en önemli ve belirgin hatas› -kendisini tan›yan köylülerin a¤z›ndan aktaracak olursak-, "kendi de¤erinin ve öneminin yeterince fark›nda olamamas›yd›". Güçler dengesindeki eflitsizli¤in sonucu, tarihin Vartinik’te, Kaypakkaya’ya oynad›¤› cilve ve ard›ndan da 1976’da devrimci Çin’in yitirilmesi, otuz küsür senedir yoldafllar›n›n zihninde, "acabaaa!..." dedirttiren pragmatizmi ve rölativizmi tetikledi.

2008 Türkiyesi ve Kaypakkaya Dünyada oldu¤u gibi Türkiye’de de yeni bir devrimci senteze ihtiyaç oldu¤u su götürmez bir gerçektir. Kaypakkaya’y› yitireli 35 sene oldu. Köprünün alt›ndan onca su akt›. Türkiye, t›pk› 1960’lar gibi yeni bir süreçten geçmektedir. Devlet ve toplum, yeniden yap›lanman›n zorluklar›n› yaflamaktad›r. Bildik kabuk çatlamaktad›r. Fakat bu çatlay›fl›n, ezilenlerin lehine olmad›¤› hepimiz için aflikârd›r. Ne AKP’nin kapal› ya da aç›k olmas›n›n, ne de flu veya bu gediklinin kodesi boylamas›n›n, ne Kürt kompradoru olmak isteyen afliret a¤as›n›n meclise girmesinin ya da, meclisten at›lmas›n›n bu ülkenin bald›r› ç›plaklar›na ne gibi bir hayr› olacakt›r? Hâkim s›n›flar›n birbirlerini pataklamalar›ndan avantaj elde edeceklerini umanlara önemle hat›rlat›lmal›d›r ki, Kaypakkaya’n›n da isabetli bir biçimde belirtti¤i gibi, "unutmamal›y›z, bunlar halka karfl› birleflirler". Tanzimat’tan beri oynan seyirlik oyununun yeni bir aflamas›nday›z. Eski/yeni bir paradigmay› getirip önümüze dikecekler. Yeni bir Anayasa yoldad›r. fiapkadan yeni bir tavflan ç›kart›lacakt›r. Tüm bunlar›n adeta bir "devrim" diye takdim edilmesi pespaye bir komedidir. Hâlbuki toplumsal üretimin flahsi gasp› bütün süratiyle devam etmektedir. Hat›rlayal›m. Kaypakkaya, bu gibi dönemleri "yar› faflizm" olarak adland›rm›flt›. Ve tabii bu süreçte, sömürü sisteminin, yeni aktörlere, yeni araç gereçlere ihtiyac› olacakt›r. Burada 1968 nedametçilerini iki kampta görmekteyiz. Aybar’›n "Güler Yüzlü Sosyalizm"i gibi bir sol, hâkim s›n›flar›n en büyük arzular› dâhilindedir. AB bütçesi ile etnik, dinsel ve cinsel az›nl›klar›n loncac›l›¤› yapt›r›lan 68 nedametçilerinin hâlâ devrimci görünenlerine düflen bafll›ca görev, CHP’nin solunda duracak bir "çat›"n›n alt›na devrimin güçlerini t›k›p üzerlerinden kap›y› kilitlemektir. 68 nedametçilerinin devrimci geçinen di¤erleri ise dün Nas›rc›-Kemalist bugün de Chavezci-Kemalist darbe hayalleri ile bürokrat burjuvazinin yede¤inde haz›r olda durmakt›r. Hat›rla Sevgili’de pop-kültür haline getirilen Deniz Gezmifl ve Mahir Çayan’›n, tarihe çal›m at›larak, oluflturulmak istenen yeni paradigmaya alet edildikleri çok aç›kt›r. Ortal›kta, Deniz Gezmifl ve Mahir Çayan’›n radikalliklerinden çat›l› çat›s›z sol bir parti alt›nda, ezilenleri, liberal batakl›¤a ya da, ad›na ihtilal denen ve büyük bir aldatmaca olan darbe batakl›¤›na çekmeye çal›flan, 68 nedametçileri dolaflmaktad›rlar. Kuflkusuz Gezmifl ve Çayan’›n geride b›rakt›klar› ideolojik gedikler, böylesi bir manipülasyona f›rsat verse dahi, onlar, devrimin kartallar›yd›. Hatalar› ve sevaplar›yla, ezilenlerin tarihinin bir parças›yd›lar. Kaypakkaya’n›n böylesi bir tarih çarp›t›c›l›¤› ve manipülasyonda aktör olmamas› hay›rl›d›r. Fakat daha da önemlisi, Kaypakkaya’n›n, 35 sene sonra, hâlâ has›mlar›na, kendisini kullanabilecekleri hiçbir ideolojik gedik b›rakmam›fl olmas›d›r. Öyleyse, hat›rlamakta ve sormakta fayda var. ‹brahim Kaypakkaya, 1965’de, 15 milletvekiliyle Meclis’e giren T‹P’in içinden ç›k›p gelmiflti. Kaypakkaya’n›n kafas›na saks› m› düflmüfltü de, tercihini T‹P’ten de¤il de devrimden yana yapm›flt›? Mihri Belli, Hikmet K›v›lc›ml› ve Do¤u Perinçek, Dev-Güç önerisinde bulunurken, Kaypakkaya, akl›n› peynir ekmekle mi yemiflti, elinin tersiyle bu revizyonist ortakl›¤› iterken? Yaz› Kurulu’nda yer ald›¤› ‹flçi-Köylü gazetesinin on binlerce da¤›t›lmas›n›n cazibesine kap›lmay›p, devrimci örgütün kurulmas›nda ›srar etmesi, yaz› yazamayacak kadar beceriksiz oldu¤undan m›yd›? Barzani’nin KDP’si ve Burkayl› DDKO, Kürt gençli¤ini pefline sürüklerken, Çorum’dan ç›km›fl, Türkmen kökenli Kaypakkaya’n›n, akl›ndan zoru mu vard›, Dersim’de, Kürecik’te, Siverek’te devrimi örgütlemeye kalk›fl›rken? Tabii ki, bunlar geride kald›! Fakat 2008’in dünyas›nda ve Türkiye’sinde, eski/yeni sorunlar›n çözümü için, yeni bir senteze su ve hava gibi muhtac›z. Yeni bir sentezin ise, Kaypakkaya’n›n da teorik ve ideolojik muharebelerinin gerisinde de¤il, üzerinde ve onun da ilerisinde yükselmesi gerekmez mi?


6

emek

18-31 Temmuz 2008

Unak›tan: Özellefltirece¤iz baflka yolu yok Ekonominin iyileflmesi ve büyümesi noktas›nda özellefltirmeyi çözüm gören, bununla da övünen AKP’nin pazarlama bakan› Kemal Unak›tan, özellefltirme furyas›na ormanlar› dâhil etmek istiyor. Ormanlar›n rant alan›na dönmesine göz yuman, k›y›lar› sermayeye peflkefl çeken, binlerce hektar orman›n kül olmas›na seyirci kalan hükümet, bu sorunun çözümünü ormanlar› özellefltirmede görüyor. Rekabeti sa¤lamak için her alan›n özellefltirilmesi gerekti¤ini savunan Unak›tan, devletin ekonomik faaliyetlerden elini çekmesinin flart oldu¤unu söylüyor. Özel sektörün önündeki tüm engellerin tamamen kald›r›lmas› gerekti¤ini ileri süren Unak›tan ve AKP hükümeti, geçti¤imiz günlerde elektri¤i özellefltirmifl ve bu politikalar›n h›zla devam edece¤inin mesaj›n› vermifllerdi. fiimdi de buna ormanlar ekleniyor. Özellefltirmede yeminli hükümet, Maliye Bakan› Unak›tan arac›l›¤›yla ormanlar›n devlet elinde iyi iflletilmedi¤ini gerekçe göstererek ormanlar›n özellefltirilmesi gerekti¤ini ifade etti. Hükümetin kalk›nman›n temeline özel sektörü koydu¤unu itiraf eden Unak›tan, ormanlar›n özellefltirilmesiyle rekabetin, talan›n, kurals›zl›¤›n, kar u¤runa do¤an›n tahribat›n›n yolunu açmak niyetinde. Özel sektörün yapaca¤› Hidro Elektrik Santrallerin Dayand›¤› Su Kullan›m Hakk› An-

Kuzey K›br›s’ta çal›flanlar greve gitti Kuzey K›br›s’ta 7 Temmuz tarihinde 35 sendika, hükümetin eflel-mobil (hayat pahal›l›¤› tahsisat›) sistemini kald›rmak istemesine karfl› ülke genelinde genel grev gerçeklefltirldi. Genel grev ülke genelinde hayat›n ak›fl›n› durdurdu. Grevi örgütleyenlerden Dev-‹fl, yapt›¤› aç›klamada; “Federasyonumuz Dev-‹fl ve ba¤l› 35 sendika ile birlikte uygulanan uyar› grevine kamu, K‹T’ler ve belediyeler üyeleriyle kat›ld›. Dev-‹fl üyelerinin greve kat›ld›¤› iflyerinde kat›l›m yüzde 100 oldu” ifadelerine yer verdi. Dev-‹fl’li çal›flanlar ekonomik hak mücadelelerinin yan›nda K›br›s sorununa “bar›fl ve ekmek hemen flimdi” pankart›yla çözüm taleplerini de öne ç›kard›lar. Kuzey K›br›s’ta K‹T’lerin özellefltirilmesi, kamu alan›nda çal›flan say›s›n›n azalt›lmas›, vak›f binalar›n›n sat›lmas›, eflel-mobil sisteminin kald›r›lmak istenmesi ve 13. maafl›n kald›r›lmas›na yönelik hükümetin sald›r› politikalar› emekçilerin tepkisiyle karfl›lafl›yor. Hükümette bulunan CTP’nin politikalar›n›n AKP’nin politikalar›na benzetildi¤i Kuzey K›br›s’ta, iflçi-emekçilerin ekonomik-sosyal haklar›na yönelik gasplar günden güne art›yor.

Belediye iflçileri greve merhabe dedi ‹ZM‹R-DERS‹M- AKP hükümetinin iflçi, memur ve emekli maafllar›na yapt›¤› zam oranlar›n› düflük tutmas›n› protesto eden KESK üyeleri, Konak Sümerbank meydan›nda bas›n aç›klamas› yapt›. Maafl bordrolar›n› yakan KESK üyeleri, “‹MF’ye de¤il, emekçiye bütçe” slogan› att›lar. 15 Temmuz günü yap›lan eylemde KESK’liler ad›na konuflan BES ‹zmir fiube Baflkan› Ramis Sa¤lam, AKP’nin söz konusu kendi ç›karlar› oldu¤unda demokrasi ve adalet 盤›rtkanl›¤› yapt›¤›n›, s›ra emekçilere geldi¤inde ise demokratik davranmay› hiç akl›na getirmedi¤ini söyledi. Sa¤lam, TÜ‹K’in aç›klad›¤› %6 enflasyon üzerinden ücret zamm› yapman›n emekçilerle dalga geçmek anlam›na geldi¤ini, bu tabloda, baflta toplu sözleflme haklar›n› tan›mayan hükümet oldu¤u kadar, toplu görüflme masalar›nda hükümete boyun egen konfederasyonlar›n da pay› oldu¤unu vurgulad›. Sa¤lam, y›llard›r ödenmeyen Konut Edindirme Yard›m› (KEY) alacaklar›n›n da yalanlarla sürekli ertelendi¤ini dile getirdi. 15 Temmuz günü Dersim’de de KESK üyeleri, hükümetin ‘enflasyon hedefine dayal› zam’ belirlemesini protesto ettiler. KESK’lilerin yapt›klar› aç›klamada, “Türkiye’deki 2 milyonu aflk›n kamu emekçisi bugün ‘sözde zaml›’ maafllar›n› ald›lar. AKP hükümeti, kamu emekçilerine y›l›n ikinci alt› ay› için enflasyon fark› dahil yüzde 3,9’luk zamm› uygun gördü. Bu oran, en düflük derecedeki kamu emekçisinin bordrosuna 30 YTL olarak yans›m›flt›r. En basit flekliyle ifade edersek, AKP hükümeti kamu emekçilerine günlük ‘2 simit paras›’ zam vermifltir” denildi. Eyleme ildeki demokratik kitle örgütleri de destek verdiler.

laflmalar›n› gelifltirmeyi öngören Unak›tan, kuzey ülkelerinin ormanlar› özellefltirmelerini örnek gösterdi. “Özellefltirmeler devam edecek. Genel Kurulda kanun var, ondan sonra üretim tesislerini özellefltirece¤iz, hiç baflka bunun yolu yok. Bunlar› yapaca¤›z” diyerek neo-liberal politikalar›n-sald›r›lar›n uygulanmas›nda ›srarl› olduklar›n› gösterdi.

fieker fabrikalar› özellefltiriliyor Ormanlar›n özellefltirilme iste¤ine fleker fabrikalar› da dâhil oldu. Özellefltirme ‹daresi Baflkan› Metin Kilci, Milli Piyango’dan fleker fabrikalar›na, Halk Bank’tan otoyollara kadar yap›lacak özellefltirmelerin bir an önce hayata geçirilece¤ini söyleyerek, özellefltirmelerde katedilecek aflamalar› aç›klad›. Türkiye fieker Fabrikalar›’na ait toplam 25 fabrikay› alt› ayr› grupta özellefltireceklerini belirten Kilci, ihale sürecinin bitirilece¤ini ve ilk ihalelerin bir ay içinde bafllat›laca¤›n› iddia etti. fieker fabrikalar›n›n özellefltirilmesine; üretimde etkinli¤in, verimlili¤in ve piyasada rekabetin sa¤lanmas› gerekçe gösterildi. Kilci bunun özellefltirme ve serbestlefltirmeyle mümkün k›l›naca¤›n› belirtti. Otoyol ve köprü-

lerin de bu y›l içerisinde özellefltirilece¤ini ifade eden Kilci, bu y›l içerisinde 5,7 milyar dolarl›k bir devir iflleminin tamamland›¤›n›, ihalesi tamamlanm›fl henüz devir ifllemleri yap›lmam›fl 4,1 milyar dolarl›k özellefltirmelerin oldu¤unu kaydetti. Ekonomide iyileflmeler oldu¤unu her f›rsatta dillendiren AKP, ekonomideki büyük boflluklar›, Kilci’nin a¤z›ndan dökülen, y›l sonuna kadar özellefltirmelerden elde edecekleri 10 milyar dolarla doldurmaya çal›flacak.

Kurakl›k ülke tar›m›n› kurutuyor Güneydo¤u ve Do¤u Anadolu’yu vuran, tar›m alan›nda büyük zararlara neden olan ve bunun sonucunda göçleri beraberinde getiren kurakl›k ülke geneline yay›l›yor. Haziran ay› itibar› ile Güneydo¤u Anadolu ve Do¤u Anadolu bölgelerini vuran kurakl›¤›n ülke geneline yay›lmas›na ra¤men hükümetin buna dair herhangi bir önlemi, aç›klamas› söz konusu de¤il. Öte yandan tar›m ürünlerinde spekülasyonlar›n oluflmas›na, yüzde 70’lere kadar fiyat art›fl›n›n yaflanmas›na ad› kar›flan Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) yaflananlara dair bir tedbiri flu ana kadar yok. Meteoroloji ‹flleri Müdürlü¤ü taraf›ndan aç›klanan rapora göre ise son dokuz ayda ya¤›fllar›n katlanarak normalden yüzde 14,8 oran›nda azalmas› yaflanan kurakl›¤›n ciddiyetini gösteriyor. Yaflanan kurakl›ktan birçok ürünün zarar görmesi ve üretimde düflüfl, ülke genelinde bu sene yafland›¤› gibi temel g›da ürünlerinin temininde s›k›nt›lar do¤uracak. Bu da g›da ürünlerinin fiyatlar›n›n kat kat artmas›na, tar›msal ürünlerde ithalat patlamas›na yol açacacak. Kurakl›ktan en çok etkilenecek olan ürünün bu¤day olmas› bekleniyor.

Kurakl›k en çok bu¤day› vuracak Ya¤›fllar›n azalmas›yla kendisini iyice hissettiren kurakl›k, baflta GAP bölgesi olmakla birlikte, ülkede birçok bölgede tar›m alan›nda al›nan ürünlerde düflüfl yaflanmas›na neden oluyor. Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) Genel Baflkan› fiemsi Bayraktar yaflanan kurakl›¤a iliflkin yapt›¤›

bas›n aç›klamas›nda; Kilis, Kayseri, Ni¤de, Çanakkale, Uflak, Karaman, Kütahya, Eskiflehir, Mersin, Samsun ve Çorum’un Sungurlu ve Bayat ilçelerinde bu¤day ve arpa üretimlerinde zararlar meydana geldi¤ini belirtti. Bu¤day ve arpa zarar oranlar›n›n Mardin, fianl›urfa, Diyarbak›r, Batman, Hakkâri, Mufl, Siirt, fi›rnak ve Gaziantep’te yüzde 90’› buldu¤unu aktaran Bayraktar, Kilis ve Ni¤de’de yüzde 60, Eskiflehir’de yüzde 45, Çorum’da yüzde 30 ve Samsun’da yüzde 10 oranlar›nda zarar meydana geldi¤inin alt›n› çizdi. Bu¤daydan sonra nohutta, haflhaflta, antepf›st›¤›nda ciddi düflüfllerin yafland›¤› kaydedildi. Kurakl›kla birlikte fiyatlarda yaflanan düflüfllere karfl›n, Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) ürün sat›n alma konusunda henüz ses ç›kmamas›na, Bayraktar tepki gösterdi.

GAP bölgesinde toprak sahipleri gündelik iflçi olarak çal›flmaya bafllad› Ülkemizin önemli tar›m üretim merkezlerinden olan GAP bölgesinde yaflanan kurakl›k di¤er bölgelere oranla daha yo¤un. 2008 y›l› içinde artan ve daha fazla artaca¤› tahmin edilen kurakl›¤›n geçti¤imiz y›l maliyeti ve çiftçiye zarar› 5 milyar YTL’yi bulmufltu. Bölgenin sulama sorunu dâhil birçok soruna çözüm olaca¤› belirtilen ve uzun y›llard›r yap›m› sürdürülen GAP projesi buna çözüm sa¤layabilmifl de¤il. Aksine, kurakl›¤›n en yo¤un yafland›¤› GAP bölgesinde küçük toprak sahipleri yaflanan s›k›nt›lar nedeni ile topraklar›n› ifl-

Üzüm üreticilerinden miting TAR‹fi’in 1 Temmuz’da çiftçilere yapmas› gereken fark ödemesini yapmamas› karfl›s›nda Manisa Alaflehirli üzüm üreticileri “Yüre¤ini Al da Gel” ad›yla bir miting düzenledi. Alaflehir Ziraat Odas›’n›n üreticilerle ortaklafla yapt›¤› mitingde TAR‹fi’in 2007 sezonunda ald›¤› kuru üzüm karfl›l›¤›nda üreticilere bugüne kadar kg bafl›na 1,56 YTL ödeme d›fl›nda ödeme yapmad›¤›; üzümün kilosunun 3 YTL’ yi aflt›¤› bu durumda fark ödemesi yap›lmas› gerekirken, ödemenin yap›lmad›-

¤› vurguland›. Mitingde konuflma yapan Alaflehir Ziraat Odas› Baflkan› Necdet Türk, ülke nüfusunun büyük ço¤unlu¤unun geçimini tar›mdan sa¤lad›¤›n›, ancak kalk›nman›n temeli olan tar›m›n, dolay›s›yla da çiftçilerin sorunlar›ndan bir türlü kurtulamad›¤›n› dile getirerek IMF ve AB’nin tar›m alan›nda ülkemizde uygulatmaya çal›flt›¤› yanl›fl tar›m politikalar›n›n çiftçileri tükenme noktas›na getirdi¤ini söyledi.

leyemez oldu. Bölgedeki kurakl›k, temel geçim kayna¤› tar›m olan bölge halk›n› zorunlu göçe sürüklerken, daha önce toprak sahibi olanlar›n art›k ›rgat olarak çal›flmaya bafllad›¤› da bölgede gözlemlenen önemli s›k›nt›lardan. Diyarbak›r Ziraat Odas› Baflkan› Bahri Erdem, yaklafl›k 15 milyon dekar ekili alan›n kurakl›ktan etkilendi¤ini belirtirken, kurakl›k nedeniyle çiftçilerin ve hayvanc›l›kla u¤raflanlar›n ciddi s›k›nt› içerisinde oldu¤unun alt›n› çiziyor. Bölgeye hükümet taraf›ndan yap›laca¤› söylenen; çiftçilere tohum deste¤i ve banka borçlar›n›n ertelenmesi desteklerinin gerçeklefltirilmedi¤ini belirten Erdem; “Çiftçilerin as›l borcu özel bankalara. Özel bankalara olan borçlar› ertelenmedi¤i takdirde çiftçilerin rahatlamas› söz konusu olamaz. Bölgemizde biçerdöver girmeyen köyler var. Çiftçi mazot, gübre alacak imkân› olmad›¤› için gelecek y›l›n› da planlayam›yor. Do¤rudan gelir destekleri, bu¤day ve mazot primleri gibi her y›l çiftçilere ödenen bu tür destekler de bu y›l ödenmiyor” dedi. Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i Yönetim Kurulu Üyesi ve Batman Ziraat Odas› Baflkan› Nizamettin Aydifl de bölgede yaflanan kurakl›¤›n çiftçileri olumsuz yönde etkiledi¤ini belirterek, Batman’dan büyük flehirlere yo¤un bir çiftçi göçü yafland›¤›n› bildirdi. Yaflanan s›k›nt›lara hükümetten hiçbir çözüm getirilmezken, bölge çiftçileri hükümetten kurakl›¤› do¤al afet ilan ederek, tar›m sigortas› yapmas›n› istiyor.

Mitingin amac›n›n haks›zl›klara ve yanl›fl tar›m politikalar›na karfl› sessiz kalmayarak hayk›rmak oldu¤unu belirtildi¤i konuflmas›nda Türk, Akaryak›t ve gübre fiyatlar›ndaki art›fl baflta olmak üzere tar›msal girdilerin afl›r› artmas›n›n ürünlerin birim maliyetini de artt›rd›¤›n› söyledi. Türk, hükümetin ilgili birimlerinin sorunu çözecek politikalar gelifltirme yerine tüm yükü üreticilere yükledi¤ini, çiftçilerin yard›m dilenmedi¤ini, emeklerinin karfl›l›¤›n› istediklerini belirterek, “Art›k bundan sonra Alaflehir çiftçileri olarak eme¤imizin ve al›n terimizin karfl›l›¤›n› her alanda arayan kesim olarak faaliyetlerde bulunaca¤›z” aç›klamas›nda bulundu.

‹ZM‹R- Zamlar, ‹zmir Bornova’da iflçi ve emekçiler taraf›ndan yap›lan mitingle protesto edildi. KESK ve TMMOB taraf›ndan düzenlenen ve D‹SK Emekli-Sen, Tekstil-Sen, SDP, ESP, EMEP, Partizan, BDSP, Halkevleri ve ‹zmir Demokratik Haklar Derne¤i’nin de kat›larak destek verdi¤i mitingte, Bornova Spor Salonu önünden Cumhuriyet Meydan›’na yüründü. AKP hükümetinin IMF patentli politikalar› hayata geçirerek iflçi ve emekçiler üzerindeki sömürüyü daha da artt›rmas›na karfl› birlik içerisinde mücadele edilmesi gerekti¤i vurgulanarak; “Üreten biziz, yöneten de biz olaca¤›z” denildi.

“AKP elini ekme¤imden çek” ‹STANBUL- ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi önünde bas›n aç›klamas› yapan KESK ‹stanbul fiubeler Platformu; elektri¤e, suya, do¤algaza ve toplu tafl›ma araçlar›na yap›lan zamlar› protesto ederek yap›lan zamlar›n geri çekilmesini istedi. KESK ‹stanbul fiubeler Platformu ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Saadet Ye¤in, Temmuz ay›ndan itibaren geçerli olmak üzere elektri¤e % 21–22 oran›nda, do¤algaza 2008 itibariyle konut-

larda %7,4, sanayide %6,5 oran›nda, suya 2007 itibariyle toplam 5 defa olmak üzere %130’lara varan zamlar yap›ld›¤›n› belirtti. Ye¤in, ‹ETT’nin 2007 y›l›nda aktarmay›, paral› hale getirerek ulafl›ma dolayl› olarak %50 zam yapt›¤›n›n alt›n› çizdi. Zamlar sonucunda 4 kiflilik bir ailenin ayl›k elektrik giderinin 80 YTL, ekmek giderinin 150 YTL, ulafl›m bedelinin 470 YTL olaca¤›n› belirten Ye¤in, asgari ücretlinin böylesi bir tabloda yaflamas›n›n mümkün olmad›¤›n› kaydetti..

Mitingte yap›lan konuflmalarda; temel ihtiyaç maddelerine ve elektri¤e yap›lan zamlarla emekçilerin daha fazla açl›¤a ve yoksullu¤a mahkûm edildi¤i, emekçilerin ekonomik durumlar›n›n gittikçe kötüleflti¤i ifade edilerek, “Bu ülkenin onurlu insanlar›, ezilenleri olarak bu politikalara boyun e¤meyece¤iz. ‹nsanca bir yaflam mücadelemizi yükseltece¤iz” denildi. UfiAK- Asgari ücretin açl›k s›n›r›n›n alt›nda kald›¤› ülkemizde, ekme¤e yap›lan zam ile yoksullar›n ölüme terk edildi¤ini belirten Uflak Demokratik Haklar Derne¤i, ÖDP ve EMEP, zamm›n geri çekilmesi için imza kampanyas› bafllatt›.

EME⁄‹N KÜRSÜSÜ Dursun BAfiTU⁄

‹flçi s›n›f› içerisinde örgütlenmek Proletarya partisinin varl›k koflullar›ndan birisi de s›n›f bilinçli proletaryan›n bir partisi olmas›d›r. Bu durum öylesine kendili¤inden ortaya ç›kan bir sonuç de¤il, aksine kapitalizm ile birlikte tarih sahnesine ç›k›p sosyalizm ve komünizme kadar var›lacak toplumsal sisteme ulaflman›n öncü s›n›f› olmas›ndan kaynakl›d›r. Dolay›s›yla bu gerçekli¤imize ra¤men daha flimdiden iflçi s›n›f› içerisindeki somut durumumuza bakt›¤›m›zda aç›k sözlülükle gerçekten olumsuz bir durumda oldu¤umuzu belirtelim. O halde derhal, ertelemeden iflçi s›n›f› içerisinde örgütlenmelere giriflmek gerekiyor. Gücümüz ya da subjektif durumumuza göre s›n›rl› da olsa kesinlikle iflçiler aras›nda faaliyetlere hemen koyulmal›y›z. Bu mesele ya da görevi di¤er görevlerden daha az önemli olarak göremeyiz. Denilebilir ki iflçi s›n›f› içerisindeki örgütlülü¤ümüz ya da gücümüzle, nesnel ya da objektif gerçekli¤e uygun bir subjektif geliflimimiz do¤ru orant›l›d›r. Özcesi iflçiler aras›nda ne kadar örgütlüysek, o oranda bir geliflim içerisindeyiz demektir. Mevcut iflçi örgütleri ve kurumlar› içerisinde ne kada,r hangi düzeyde örgütlüyüz, bunlara yönelik pratik politikalar›m›z nelerdir ve flu an hangi aflamaday›z, somut olarak iflçilere yönelik örgütsel politikalar›m›z›n neresindeyiz ve uygun zaman periyotlar›ndaki hedeflerimiz nelerdir? Bütün bunlara verilecek cevab›m›z olabilmelidir. fiayet hiç yoksa flapkam›z› ç›kart›p gerçekli¤¤e hürmet edece¤iz ve ondan sonra da derhal kitlelerin yo¤un olarak yaflad›¤› alanlarda gücümüzün uygun bir bölümünü, uygun planlamalar ile iflçi s›n›f› deryas›n›n içerisinde iyi yüzücüler olarak görevlendirmeliyiz. Düsünebiliyor musunuz, Türk hakim s›n›flar›, IMF ve Dünya Bankas› arac›l›¤›yla baflta iflçi s›n›f› olmak üzere ezilenlere yönelik daha fazla sömürüye dayal› ekonomik politikalar› peflpefle uygularken, iflçi ve emekçi k›y›mlar› çeflitli flekillerde, ardarda devam ederken, iflçi ve emekcilerin kendili¤inden gelme hareketleri düflük yo¤unluklu da olsa sürerken, biz komünistler yaflanan bütün bu geliflmeler karfl›s›nda ne durumday›z? ‹flte tam da da¤›n›k ve parçalanm›fll›kla beraber marjinalleflmenin efli¤inde hatta oldukça içerisindeki girdapta sürüklenip gidilmektedir. Bari b›rakal›m birçok fleyi de en az›ndan tersane iflçilerinin küreklerine sar›larak girdapa karfl› direnelim. Kendisine devrimci ve komünist diyenler, en do¤ru siyaseti ve çizgiyi biz savunuyoruz diye hep söyler. Peki bu do¤ru çizgi ve siyasetimizin ucundan az buçuk nasibini alan iflçilerle, samimi ve dürüst iflçi önderleri ile birlikte daha genifl iflçi kitlesini kucaklayacak iflçi örgütleri ve bu örgütler içerisinde ad›m ad›m geliflerek kitlesel bir harekete dönüflmek için neler yapmaktay›z. Aç›k söyleyelim, neredeyse hiçbirfley. Kendimizi hiç kand›rmayal›m ya da dev aynas›nda görmeyelim. Tamamen mütevazi olmak ve mevcut gerçekli¤imizi görmek durumunday›z. Da¤›n›k ve parçal› durumumuzun önüne geçmek için somut ama gerçekçi pratik politikalar gelifltirebilmeliyiz. Bununla birlikte yürüyebilece¤imiz ve gidebilece¤imiz geçiçi yol arkadafllar› ile birleflebilece¤imiz oranda ortak örgütlenmelerde dahil ortak eylemlilikler örgütleyebilmeliyiz ya da bunlar›n prati¤ine flimdiden girebilmeliyiz. Unutmamal›y›z ki kuraca¤›m›z Demokratik Halk Cumhuriyeti ve sosyalist toplumda, sosyalizmin güçleri ve bu güçlerin s›n›f ve tabakalar›n›n temsilcilerinden grup, hareket ve partilerde olacakt›r. ‹flte daha flimdiden halk›m›z›n çeflitli s›n›f ve tabakalar›n›n temsilcisi olan bu parti, grup ve bireyler ile ortak mücadele örgütleri ve yöntemleri gelifltirebilmeliyiz. Konumuzla da ba¤lant›l› olarak gücünü do¤ru ideolojisinden ve halktan alan büyük bir iflçi örgütünü kim istemezki. ‹flçilerin ekonomik ve demokratik talepleri do¤rultusunda mücadele yürütüp yeri ve zaman› geldi¤inde Halk Savafl›’n›n önemli bir mevzisi haline dönüflecek olan bir iflçi sendikas› ya da konfederasyonunu hangimiz istemeyebilir. Öyleyse Türkiye-Kuzey Kürdistan’›n önemli bir potansiyelini oluflturan iflçi s›n›f› içerisinde örgütlenmek ve ekonomik-demokratik-sosyalist mücadele yürütmek için pratik ad›mlar›m›z› ertelemeden at›p ifle koyulmal›y›z. Faflist Türk komprador bürokratik burjuva ve büyük toprak a¤alar›na karfl› bu örgütlenme ve mücadele sürecinde elbette reformist ve revizyonist anlayifl ve pratiklere karfl› da mücadeleyi elden b›rakmamal›y›z. Bu noktada kendili¤indenci, küçük dalg›nl›klar ve zaafiyetlerimiz karfl›s›nda reformist ve revizyonist hareketler f›rsatlar› kendilerine göre iyi de¤erlendirip kitlelerin kendili¤inden gelme hareketlerini baz› k›r›nt›lar karfl›l›¤›nda sistem içine çekerek sönümlendirebilmekte ve pekala düzen içine yedekleyebilmektedir. Faflist Kemalist ›rkç› politika, toplumun gözeneklerine öylesine yerlefltirilmifltir ki, devrimci hareketin önemli bir kesitini dahi etkisi ve yörüngesi alt›na alm›flt›r. Bu yüzden sadece s›n›f düflmanlar›m›za karfl› yürüttü¤ümüz mücadele yetmemekte, ayn› zamanda halk içerisinde ve bu kapsam dahilinde ilerici ve devrimci saflardaki yanl›fl düflünce ve politikalara karfl› da ideolojik mücadeleyi aksatmadan yürütmeliyiz. Düflman›n ekonomik ve siyasal sald›r›lar›na paralel ideolojik bombard›man› alt›nda ay›rt edici ve do¤ru olan genel ideolojik-siyasal çizgimiz do¤rultusunda baflta iflçi s›n›f› olmak üzere halk›m›z›n, ezilen ulus ve milliyetlerin bizzat içerisine girerek koflullar›m›z yani gücümüz oran›nda somut pratik politikalar›m›z› hayata geçirmeliyiz. Halk Savafl›’n›n diyalektik bütünlü¤ü içerisinde yaflam›n her alan›nda faaliyetlerimizi yo¤unlaflt›r›p, merkezi görev bilinci ve dinamizmi do¤rultusunda her devrimci komünist, pratik sorumluluklar›n› yerine getirmelidir. Halk›m›z›n daha iyi bir yaflam ve gelecek u¤runa reformlar›n ve durmaks›z›n köklü olarak demokratik ve sosyalist devrimlerin gerçekleflmesi için di¤er bütün bölge ve alanlardaki geliflen mücadelemizin s›n›f bilinçli, iflçi s›n›f› öncülü¤ünde birlefltirilip bütünlefltirilmesi gerekmektedir. Bu görev yerine getirilmeden gerçek nitel ilerlemeleri sa¤layamay›z. Ciddi bir proleter parti ve aktivistleri, bütün bunlara ciddiyetle yaklaflmak durumundad›r.


güncel Ekonomi “büyüyor” da biz neden küçülüyoruz? yüzde 11.91 oran›nda gerçekleflmifl oldu. Böylece 4 kiflilik bir ailenin bir ayl›k mutfak harcamas› (açl›k s›n›r›) 720 YTL. Bir ay boyunca yap›lacak toplam harcamalar›n asgari tutar› -bu da yoksulluk s›n›r›- 2 bin 465 YTL olarak hesapland›. Yetiflkin bir bireyin ayl›k harcamas› 200 YTL, yetiflkin bir kad›n için 167,4 YTL, bir genç ve bir çocuk için 351,84 YTL olarak hesapland›. Buna karfl›l›k temel g›da ürünlerindeki art›fl oran› yüzde 14,03’ü, enflasyon ise çift haneli rakam› gördü. Y›l›n ilk befl ay› için mutfak harcamalar›ndaki art›fl yüzde 4,6 oran›nda seyretti. Böylece hükümet taraf›ndan öngörülen yüzde dört hedefi sadece bu yönüyle afl›ld›. G›da harcamas› tutar› geçen y›l›n ayn› ay›na göre 94 YTL artt›. G›da ile birlikte kira, ulafl›m, elektrik, su, yak›t ve benzeri zorunlu harcamalar için ek harcama 306 YTL’yi buldu. Asgari sefalet ücretine yap›lan yüzde 5’lik art›fla karfl›n son birkaç ayda baflta ekmek, bakliyat, et ürünleri ve yak›t olmak üzere zorunlu ihtiyaçlara pefl pefle zamlar geldi. G›da kriziyle birlikte pirinç, bulgur, makarna gibi mutfa¤›n vazgeçilmez ürünlerine yüzde 70’e varan zamlar geldi. Süt ürünlerinde yüzde 4, ette yüzde 5,88, tavukta yüzde 15,22 art›fl yaflad›. Öte yandan elektrik ve do¤al gaza (petrol ürünleri de dâhil) da birkaç kez zam geldi. Elektrik ve do¤al gazda zamlar›n arkas›n›n gelece¤i uzman ve yetkililer taraf›ndan dillendiriliyor. Yaflanan kurakl›k ve beraberinde üretim azl›¤› da önümüzdeki günlerde g›da fiyatlar›ndaki art›fl›n habercisi. Enerji kaynaklar› üzerinden yürütülen çat›flma, özellikle petrol tüketiminde ihtiyac›n artmas›-rezervlerin azalmas› gibi faktörler hesaba kat›ld›¤›nda akaryak›t, do¤algaz ve elektrikte zamlar›n yaflanaca¤› aç›k.

TÜ‹K’in Enflasyonu Gerçekle Uyuflmuyor

Sadece 2008 y›l› içerisinde elektri¤e yüzde 40, do¤algaza yüzde 30 civar›nda zam yapan AKP, asgari ücrete ise sadece yüzde 5 oran›nda zam yapt›. Halk›n pazardan elleri bofl döndü¤ü ülkemizde, hükümet ve boyal› bas›n enfalsyonun düfltü¤ü, ekonominin büyüdü¤ü yalan›n› dillerinden düflürmüyor Dünya genelinde ard› ard›na mali kriz, g›da krizi, akaryak›t ve di¤er ürünlerdeki fiyat art›fl› yaflan›rken, egemenler ekonominin büyüdü¤ü, gayri safi milli hâs›lan›n artt›¤›, al›m gücünün yükseldi¤i ve enflasyonun düfltü¤ü söylemlerinde ›srar ediyor. Dünya ekonomisine hâkim ülkelerin ekonomisi alarm verirken ve krizden ç›k›fl aray›fllar› artarken, ülkemiz ekonomisinin büyüdü¤ü safsatas›n›n hiçbir gerçekli¤i yok. Zira dünya ülkelerindeki ortalama art›fl yüzde 1–2 oran›nda seyrederken ülkemiz ekonomisinin yüzde 6,5 ile 7,5 civar›nda büyümesi, gerçeklerle ve somut verilerle karfl›laflt›r›ld›¤›nda, büyümenin balon oldu¤u rahatl›kla görülecektir. 280 milyarl›k borç, ihracata karfl›l›k onun üç kat› ithalat, gün geçtikçe artan cari aç›k, gün geçtikçe artan enflasyon ortadayken büyüyen ne oluyor? Büyüyen gerçekten ekonomi mi? Yoksa büyüyen sermaye çevreleri ile emperyalist tekeller mi? Büyüyen ekonomi neden yoksullu¤a, iflsizli¤e, güvencesizli¤e, al›m gücüne vb yans›m›yor? Bu büyümenin kerameti nedir? Madem büyüme var, neden ülkede iflsizlik yüzde 20’nin üzerinde, neden 5 milyon genç üretimin hiçbir yerinde de¤il, neden baflta Tuzla olmak üzere birçok iflyeri ve fabrikada ölümler oluyor, insanl›k d›fl› koflullarda yaflan›l›p çal›fl›l›yor? Neden birkaç milyon köylü üretemez hale gelip iflsiz oluyor, neden her gün yeni bir yasayla iflçilerin emekçilerin sosyal-ekonomik haklar› gasp ediliyor? Örnekleri ço¤altmak mümkün? Evet sermayenin iflçilere ve emekçilere dönük giderek artan ve yo¤unlaflan sald›r›s› söz konusu. T›pk› tersane iflçilerinin canlar› üzerinden gemi sektöründe bir büyümenin olmas›, sermayedarlar›n ceplerinin fliflmesinde oldu¤u gibi. Büyüyen gemi sektörü karfl›s›nda ülke baflbakan›n›n, iflçi ölümleri bu sektördeki büyümeyi gölgelememeli “hassasiyeti” ise cabas›. Özellefltirmeler yap›ld›kça bunun ekonomik aç›l›m ve büyüme do¤rultusunda egemenlerce savunulmas› bir baflka örnek. Devletin kurumlar› ekonominin büyüdü¤üne dair istatistik verileri iftiharla sunarken, di¤er yandan ayn› kurumlar yoksullu¤un, iflsizli¤in artt›¤›n›, tar›msal üretimin dibe vurdu¤unu, d›fl borçlarda art›fl yaflad›¤›n›, dünya genelinde yaflanan krizin ülkemizi de etkiledi¤ini aymazca, boynu bükük bir flekilde aç›kl›yor. Egemenler sömürü düzenlerini devam ettirebilmek için, olmayan bir fleyi olur k›labiliyor, gerçe¤i çarp›tabiliyor. Basit bir örnek vereceksek; Türkiye ‹statistik Kurumu (TÜ‹K) 2008 y›l›n›n ilk üç ay›nda tar›m sektöründe büyüme oldu¤unu, ilk üç ayl›k dönemde GSYH’de yüzde 6,6, tar›m sektöründe de yüzde 5,6 oran›nda büyüme oldu¤unu aç›klam›flt›. Oysaki aç›kland›¤› flekliyle ekonomik durum, gerçekli¤in yan›ndan bile geçmemektedir. Nitekim TÜ‹K, 2008 ocak-may›s aylar›nda ihracatta 2007 y›l›n›n ayn› dönemine göre yüzde 12,2 oran›nda bir art›fl›n yafland›¤›n› aç›klad›. Buna karfl›n ithalat, yüzde 54,3 oran›nda seyretti. Tar›msal d›fl ticaretteki aç›k geçen y›l 585 milyon dolarken,

bu y›l 1 milyar 479 milyon dolara ç›kt›. K›sacas› egemenlerin verileri, büyüme istatistikleri çarp›tmalarla yüklü olup, halk› oyalamak, onlara yalan söylemekten baflka bir anlam ifade etmiyor.

Ekonomi büyüyor, asgari sefalet ücreti yerinde say›yor Ekonomik büyümenin kilometre tafl› kuflkusuz al›m gücünü normallefltirecek, insanca yaflamay› olanakl› k›lacak olan ücretlerdir. Ve ülkede iflçi-emekçilere reva görülen asgari sefalet ücretleriyse, yoksulluk ve açl›k s›n›r›ndaysa neyin büyüdü¤ü kendili¤inden görülecektir. Zira ülkemizde iflçi emekçilere reva görülen ücret, ölmeyip ayakta kalmas›na zar zor yetecek düzeydedir. Asgari sefalet ücreti y›lda iki defa ve komik rakamlarla yükselirken, g›da ürünlerinde ve di¤er eflyalarda art›fl bu ücret art›fl›n› ikiye katlayabilmektedir. Son günlerde devletin aç›klad›¤› verilere bakal›m: “Türkiye ekonomisi y›l›n ilk çeyre¤inde yüzde 6,6 büyüdü. Üretim yöntemi ile hesaplanan Gayri Safi Yurtiçi Hâs›la (GSYH), cari fiyatlarla yüzde 17,5’lik art›flla 221 milyar 704 milyon YTL, sabit fiyatlarla ise yüzde 6,6 art›flla 24 milyar 232 milyon YTL oldu. Geçen y›l ilk çeyrekte sabit fiyatlarla yüzde 4,7 büyüyen devletin nihai tüketim harcamalar›, bu y›l ayn› dönemde de yüzde 4,2 oran›nda büyüme gösterdi.” Gelelim asgari sefalet ücretlerindeki art›fla. Asgari sefalet ücreti 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 5 art›flla 16 yafl›ndan büyükler için geçim indirimi dâhil brüt 638,70 net 503,26 YTL oldu. 16 yafl›ndan küçükler için ise brüt 540,60 net 432,97 YTL olacak. Y›l sonuna kadar geçerli olacak asgari sefalet ücretinde “bahfledilen” art›fl böylelikle 21,71 YTL oldu. Kamu harcamalar› kapsam›na giren maafl-ücret ödemeleri yüzde 0,4 büyürken, mal ve hizmet al›mlar›nda ise yüzde 10,1 art›fl gerçekleflti. Peki, asgari sefalet ücretindeki 21,71 YTL’lik art›fl iflçi-emekçilere reva görülen yoksullu¤u, sefaleti azaltacak m›? Kuflkusuz hay›r. Aksine temel g›da fiyatlar›nda (baz›lar›nda yüzde 70’e varan) yaflanan art›fl, enflasyon vb hesaba kat›ld›¤›nda ücrete yap›lan art›fl, art›fltan çok düflüfle ve daha da yoksullaflmaya tekabül ediyor. Ülke gerçekli¤i göz önünde bulunduruldu¤unda asgari ücretin -kira, e¤itim, kültür ihtiyaçlar›n› d›flar›da b›rakal›m- kar›n doyurmaya bile yetmeyece¤i gün gibi ortadad›r. Asgari ücretin özellikle büyük flehirlerde kiray› ancak karfl›layabilece¤i herkesin malumudur.

Asgari ücret açl›k s›n›r›n›n alt›nda Türk-‹fl’in May›s ay› için yapt›¤› araflt›rmaya göre, “açl›k s›n›r›” olarak kabul edilen asgari ayl›k mutfak harcamas› yüzde 0,45 oran›nda artt›. ‹ki ayl›k art›fl yüzde 15 ve ortalama y›ll›k art›fl ise

TÜ‹K’in, gelir grubu ay›r›m› yapmadan ve görece bir art›fl ya da düflüflü genellefltirerek yapt›¤› enflasyon de¤erlendirmesi ile gerçek de¤erler aras›nda uçurum bulunuyor. Son olarak 415 maddeyi içeren tüketici fiyatlar›n› (yani enflasyonu) 6 ayda yüzde 6 olarak belirledi. Hâlbuki halk›n en çok kulland›¤› g›da maddelerinin fiyat maddeleri enflasyonun yüzde 11 oldu¤unu gösteriyor. Telefon, elektrik, do¤al gaz, benzin, mazot, vapur, dolmufl, otobüs fiyatlar›ndaki art›flla birlikte bu oran yüzde 20’yi buluyor. Bu da TÜ‹K’in aç›klad›¤› rakam› 3’e katl›yor. Örne¤in, Alt› ayl›k fiyat art›fl› mercimekte yüzde 80’i geçerken, pirinç ve bulgurda da yüzde 50’ye yaklaflt›. Ayçiçe¤i ya¤› yüzde 48 artarken, tavuk eti fiyat›nda yüzde 30’a yak›n art›fl yaflad›. En çok tüketilen ekmekte 6 ay›n fiyat art›fl› yüzde 26’y›, makarnada yüzde 20’yi geçerken, su fiyatlar› yüzde 15, koyun eti yüzde 12, fleker yüzde 11 art›fl gösterdi. Alt ve orta gelir gruplar›n›n toplam bütçesinde yüzde 30 dolay›nda yer tutan konut harcamalar›nda ise fiyat art›fllar› genelin üstüne ç›kt›. Alt› ayda kiralar yüzde 7’ye yak›n artarken elektrik, do¤algaz fiyatlar› yüzde 19’a yak›n gerçekleflti. Ulaflt›rma harcamalar›n› oluflturan mazot yüzde 26 ile en çok fiyat art›fl› yaflayan ürün oldu. Benzin fiyatlar›n›n yüzde 15 artt›¤› son 6 ayda, vapur ücretleri yüzde 48, belediye otobüs fiyatlar› yüzde 9, dolmufl fiyatlar› yüzde 12, metro fiyatlar› yüzde 8 oran›nda artt›. fiehirleraras› tren ücreti de son ayda yüzde 24 art›fl gösterdi.

18-31 Temmuz 2008

7

Novamed’de kad›nlar›n mücadelesi sürüyor

Antalya serbest bölgede 448 günlük grevin ard›ndan geçen y›l›n sonunda insanl›k d›fl› çal›flma koflullar›n›n toplu ifl sözleflmesiyle belli oranda düzelmesini sa¤layan Novamed"de çal›flan kad›n iflçiler, sendikal örgütlenmenin artt›r›lmas› için mücadeleye devam ettiklerini belirttiler. Novamed’in diyaliz malzemeleri üreten fabrikas›nda örgütlü Türkiye Petrol Kimya Lastik ‹flçileri Sendikas›"ndan (Petrol-‹fl) Necla Akgökçe, "Mücadele bitti diye düflünmemeliyiz. Sendika örgütlenmesini art›rmak gerekiyor. Yoksa kad›n eme¤iyle yükselen serbest bölgelerde koflullar her an geri dönebilir" aç›klamas›nda bulundu. Sa¤lanan Toplu ‹fl Sözleflmesinin dolmas›na 2,5 y›l kald›¤› ve sendikan›n yeniden yetkiyi elde edebilmesi için iflçi say›s›n›n sendika alt›nda örgütlenmesi gerekti¤i belirtildi. Toplam iflçi say›s›n›n 320 oldu¤u Novamed’de sendikal› say›s› 76. toplu ifl sözleflmesi yetkisi için ise toplam say›n›n yar›s›n› geçmesi gerekiyor. Akgökçe, grev boyunca kad›n iflçilere destek veren kad›n örgütlerinin, emek örgütlerinin ve gazetecilerin desteklerini sürdürmesi gerekti¤ini ifade etti. "Örgütlenmeyi sürdürürken bize destek olmal›lar. Konuyu gündemde tutmal›lar. Emek örgütleri örgütlenme hakk›m›z›, iyilefltirmeleri sürekli savunmal›. Kad›n emekçileri t›pk› grevde oldu¤u gibi ziyaret etmeliler. Emekten yana gazeteciler de Novamed"i sürekli gündemde tutmal›. Bu alan› bofl b›rakmamal›y›z" yönünde ifadeler yer ald›. Akgökçe serbest bölgelerin ucuz iflgücü anlam›na geldi¤ini, bunun da yüzde 70"inin kad›n eme¤inden olufltu¤unu, çünkü kad›n eme¤inin ""Ucuz, itaatkâr iflgücü" olarak görüldü¤ünün alt›n› çizerek; bütün dünyada serbest bölgelerin kad›n emekçilerin a¤›r koflullarda ve sendikas›z çal›flt›r›lmas› oldu¤unu belirtti. Akgökçe, Kad›n iflçilerin çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesi ve birtak›m haklar›n elde edilmesi için mücadele etmesinin zorunlu oldu¤unu, bugüne kadar sürdürülen mücadelenin bitmedi¤ini, bundan sonra da devam edece¤ini vurgulad›.

Belediye iflçileri grev için yürüdü

Asgari ücrete yüzde 5, elektri¤e yüzde 22 zam Asgari sefalet ücretinde yüzde 5’lik komik bir art›fl yaflan›rken, elektri¤e yüzde 22 oran›nda bir zam uyguland›. Elektri¤e yap›lan zamma karfl› tepkiler oluflurken Özellefltirme ‹daresi Baflkan› Metin Kilci, özellefltirme program›ndaki TEDAfi’›n yapt›¤› yüzde 22 oran›ndaki zamm›; “geçmiflte zamlar ertelendi¤inden flimdi daha fazla zam yap›l›yor de¤il” diyerek sahiplendi. Enerji Piyasas› Düzenleme Kurulu’nun TEDAfi’a ba¤l› 20 elektrik da¤›t›m flirketinin zam talebini onaylamas›yla, bugünden itibaren konutlarda kullan›lan elektri¤e yüzde 21, sanayide ise yüzde 22 zam geldi. Öte yandan elektrik fiyatlar›n›n bundan sonra üç ayda bir maliyete göre otomatik olarak belirlenmesi kabul edildi. Böylece petrol ve do¤al gazdaki art›fl elektri¤e de yans›yacak. Elektrik zamm›nda ithal enerjinin getirdi¤i maliyet enflasyonunun, beraberinde elektri¤e gelen zamm›n birçok mal ve hizmetin fiyat›n›n artmas›nda tetikleyici olaca¤› belirtiliyor. ABD ve AB'den gelen faizleri yükseltmeme sinyaline, TC Merkez Bankas›'n›n daha uzun süre faizleri indirmeyece¤i, hatta gerek görürse yükseltece¤i sinyali, yüksek faizli yaflam›n ekonomik hayata uzun süre damgas›n› vuraca¤›n› gösteriyor. Yüksek faiz iç borç yükü üstünden bütçeye, dolay›s›yla topluma maliyet yüklemekte, yaflanan ekonomik krizin maskelenmesinde kullan›l›yor. ‹zlenen ekonomik politikalarla oluflturulan bu maliyet, önümüzdeki günlerde genifl emekçi kesimlere zam, ücret düflüklü¤ü, hak gasplar› fleklinde fatura edilecek.

Zamdan sonra elektrik özellefltirildi Önceki zamla birlikte toplam yüzde 45 oran›nda fiyat› yükseltilen elektrikte apar topar ihale yap›larak özellefltirme gerçeklefltirildi. Özellefltirme öncesi sermaye gruplar›na jestte bulunan Özellefltirme ‹daresi görevini ifa etmifl oldu. Türkiye Elektrik Da¤›t›m Anonim fiirketi’ne (TEDAfi) ba¤l› bölgelerden ilki için (Baflkent Elektrik ve Sakarya Elektrik) yap›lan özellefltirme ihalesi sonucunda Baflkent Elektrik Da¤›t›m Afi’nin lisans› 30 y›ll›¤›na 1 milyar 225 milyon dolara Hac› Ömer Sabanc› Holding Afi ve Avusturyal› Österreichische Elektrizitatswirtschafts-AktiengesellschaftEnerjisa Enerji Üretim Afi ortak grubuna devredildi. Sakarya Elektrik Da¤›t›m fiirketi’nin lisans› ise 30 y›ll›¤›na ve 600 milyon dolarl›k teklifle Akkök Grubu ile Çek Cumhuriyeti’nden orta¤› Cez’e devredildi. ‹haleyi al›r almaz elektrik zamm›n›n yeterli olmad›¤› yönünde aç›klama yapan Akkök Grubu ‹cra Kurulu Baflkan› Mehmet Ali Berkman, “Zam, gazdan elektrik üretenlerin zarar›n› karfl›lamaz” diyerek yeni zamlar›n kap›da oldu¤una iflaret etti. Baflkent Elektrik’in özellefltirilmesine karfl› Tes-‹fl’e ba¤l› iflçiler Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤› önünde protesto eylemi gerçeklefltirdi. Tes-‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Murat Aytemiz, enerji özellefltirmelerinin ülkenin ç›karlar›na ayk›r› oldu¤unu belirtti.

‹STANBUL- Büyükflehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinde çal›flan iflçiler, yaklafl›k 6 ayd›r süren toplu sözleflmelerde anlaflma sa¤lanamamas› üzerine grev karar› ald›lar. Belediye-‹fl Sendikas›’n›n ald›¤› grev karar›n› Saraçhane’deki Büyükflehir Belediyesi binas›na asmak için Edirnekap›’dan yürümek isteyen Belediye-‹fl üyesi iflçilere, polis biber gaz› ve tazyikli su ile sald›rd›. Belediyelerin iflçilerin taleplerini kabul etmemesi üzerine al›nan grev karar› için Belediye-‹fl üyeleri 17 Temmuz’da, Edirnekap›’daki Suriçi’nde bir araya geldi. Buradan Saraçhane’deki Büyükflehir Belediyesi’ne yürümek isteyen iflçilere polis engel oldu. Sendika yöneticilerinin polis ile yapt›klar› uzun görüflmelerden sonuç ç›kmamas› üzerine yürüyüfle geçen kitleye polis tazyikli su ve biber gaz›yla sald›rd›. Sald›r› ile birlikte ara sokaklardan Belediye’ye yürüyen iflçiler, Belediye yak›n›nda yine polis engeliyle karfl›laflt›lar, ancak tekrar yap›lan görüflmeler sonucunda Belediye binas›n›n önünde toplan›lmas› kabul edildi. Belediye önünde yap›lan aç›klamada, “E¤er bir grev yaflan›rsa, her gün giderek artan bir say›yla buralarda olaca¤›m›z bilinmelidir” denildi. Aç›klamada toplu ifl sözleflmesi görüflmeleri sürdüren di¤er sendikalara da seslenilerek, ortak tav›r al›nmas› için ça¤r› yap›ld›.

ÖNCÜ KADIN Rojda DEM‹R Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


8

18-31 Temmuz 2008

‹nsan hayat›n›n bütün sürecinde yaflanan ve geliflen her fley, temel bir amaca hizmet etmelidir. Amac› ve hedefi belli olmayan bir prati¤in, anlam› ve de¤eri de olmaz. Dolay›s›yla bu haliyle eyleme yans›y›fl›n›n yaflamda gerçek anlamda de¤erini buldu¤unnu iddia edemeyiz. Bir komünistin, bir devrimcinin yaflamda amaçlar› ile hedefleri aras›nda diyalektik bir ba¤›n oldu¤u ve ayn› zamanda bu diyalektik ba¤›n yaflamdaki geliflimin ve de¤iflimin motoru oldu¤u gerçe¤i, prati¤in iflaret etti¤i gibi tart›flmas›zd›r. Ancak gerek siyasal, gerekse de sosyal alanda teorik ve politik planda amaca hizmet edici bir pratik savafl›m yoksa, diyalektik ba¤›n olmas› ve pekifltirilmesi yerine idealizmin çemberine hapsolunur. Bu da materyalistlerin ifli de¤ildir. E¤er yaflam› doyurucu k›lm›yorsa, yani kitlelere bir örnek teflkil etmiyorsa, onlara nüfuz etmiyorsa, kolektif bir ruh gelifltirmiyorsa; bofl ve idealsiz bir yaflam olur, ki bu da herfleyi oldu¤u gibi kabul etmektir. Dolay›s›yla yaflam›m›z› toplumun geliflme yasalar› ve bu yasalar›n incelenmesi üstüne oturtarak amac› ve hedefi berraklaflt›rmam›z bir zorunluluktur. Yani yaflam›m›za toplumsal geliflim yasalar›yla ve bu yasalardan ç›kart›lan pratik sonuçlarla yön vermeliyiz. Baflka bir ifadeyle teorik ve pratik faaliyetlerimizin tümü doyurucu olmal›d›r. Yaflam›-yaflam›m›z› bu çerçeve içerisinde ele al›rsak; anlaml› ve de¤eri büyük, dolu bir yaflam olur. ‹flte burada istenileni yakalayabilmek için siyasi, ideolojik, örgütsel, askeri, kültürel vb alanlara ivedi bir flekilde yüklenmemiz gerekiyor. Yaflam›m›z› disipline ederek, kolektivizmin manyetik alan›n› daha da geniflleterek kitlelere, partiyle kucaklaflabilmeyi sa¤lamak ve siyasal geliflmeyi eylemle harland›rarak kifli ve kiflilere bir devinim kazand›rmak için kaybedecek bir dakika dahi zaman›m›z›n olmad›¤›n› bilince ç›kartmal›y›z. Zaman› kendi seyrine b›rakarak, kendili¤inden bir hat izlenirse hem içimizdeki feodal-burjuva yanlar›, hem de d›fl›m›zda var olan düflman› alt edemeyiz. Hem bizlerde mevcut olan hatal› yanlar›n yaratt›¤› tahribatlar› telafi edemeyiz, hem de d›fla yönelerek düflmana etkili darbeler vuramay›z. Bundan dolay› yaflam›m›z› daha da disipline edecek, kolektif ruhun geliflmesini sa¤layacak temel kriterlere sahip olmam›z laz›m. Yaflad›¤›m›z birçok zaafiyetin ana kayna¤› ve nedeni birden fazlad›r. Bu nedenlerden biri siyasi geriliktir ve bunu gidermenin yolu siyal, ideolojik bir e¤itimdir. Asgari ve azami hedefe ulaflmada anahtar görevi gören siyasi çal›flma di¤er bütün çal›flmalar›n da esas›n› teflkil ediyor. Bilgi ve beceri kazanmayan, davran›fl ve yöntemde do¤ruyu yakalamayan, prati¤e yol açarak onunla bütünleflmeyen, bunlar› örgütsel mekanizmalarda çal›fl›r halde tutmayan her ad›m, amaca hizmet eden fonksiyonlar yükleyip bunu bir yaflam biçimine dönüfltüremez. Yaflad›¤›m›z toplumda egemen olan e¤itimin amac› ile hizmetin hangi normlar içerisinde oldu¤unu görüyoruz. Ve bunun yans›d›¤› çal›flma tarz›yla toplumun iliklerine de¤in ifllemifl olan burjuva-fedal ideolojinin yaflamda nas›l ve ne kadar zarar verdi¤ini, toplumun gelifliminde, bilimin kavranmas›nda mistik engeller oluflturdu¤unu görebiliyor ve yafl›yoruz. O halde içimizdeki burjuva-feodal ideolojinin her bir parças›n› söküp atabilmek, kendimizi proleter ideolojiyle donatmak için pratikle bütünleflmifl bir e¤itim çal›flmas› olmaz ise olmazd›r. Proletaryan›n bilimi ve ideolojisi ile yola ç›km›fl her birey, bu bilinçle donanmak gerekti¤inin ay›rd›na var›p, onu pratik olarak yaflam›n her an› ve alan›nda canl› k›lmak için bütün enerjisiyle bunun mücadelesine yüklenmek zorundad›r. Araflt›rmalar›m›z›, incelemelerimizi, k›sacas› bütün siyasal faaliyetlerimizi bir çelik z›rha büründürerek daha canl› ama somut ve nesnel gerçekli¤in ihtiyaçlar›n› gidermede bir görev olarak ele almal›y›z. Siyasi gerili¤imizin pratik alanda ne tür zorluklar ç›kartt›¤›n› görebildi¤imiz gibi, bunu somut olarak yaflamaktay›z da... O zaman yap›lmas› gereken; ihtiyac›n olanaklar›n› yaratarak zaman› örgütleyerek pratik ad›mlar atmakt›r. “‹nceleme alan›ndaki düflman›m›z, bildiklerimizle yetinme anlay›fl›m›zd›r. Bildiklerimizle yetinme anlay›fl›d›r. Gerçekten bir fleyler ö¤renmek istiyorsak bu anlay›fla son vermeliyiz. Kendimize karfl› tututummuz doymak bilmeden ö¤renmek, baflkalar›na karfl› tutumumuz ise b›r›k›p usanmadan ö¤retmek olmal›d›r”.

perspektif

Siyasal gerili¤ini gideremeyenlerin iktidar perspektifi k›s›r olur Mao’nun da iflaret etti¤i gibi, bildiklerimizle yetinme anlay›fl›n›n sökülüp at›lmas› bir lütuf de¤il, bir zorunluluktur. Mevcut sistemi alafla¤› etmeyi, kendimizi her alanda gelifltirererek, uzlanlaflmay› hedefleyerek, zaaflar›m›zdan ar›n›p geliflimin-pratik savafl›n olay ve olgular› daha iyi bir flekilde tahlil ederek yapabiliriz. Teori ve prati¤in diyalektik bütünlü¤ü do¤rultusunda haraket ederek yaflanan do¤rular› yaflatmak ve yeni do¤rular› a盤a ç›kartmak üretkenli¤i ile hareket ederek, siyasal çal›flmalar›m›zda bir devinim yaratmak durumunday›z. Doymak bilmeden ö¤renmek, b›k›p usanmadan ö¤retmek, pratik içerisinde kendimizi ve kitleleri e¤itmek bütün aktivistlerin sahip olmas› gereken bir özelliktir. Kendimizi bu konuda sürekli aç hissetmeliyiz. Bu özelli¤in yakalanma çabas›na girilmesi, temel bir ihtiyaç oldu¤u gibi, zorunlu bir görev olarak alg›lanmal›d›r. Daha çok inceleme, araflta yapmak ve pratikle bütünlefltirmek her komünistin ve devrimcinin kendisi için belirledi¤i temel hedeflerden biri olmal›d›r. Oblomovca bir yaflam›n içerisinde bocalayanlar devrime hizmet etmekten ziyade, zarar verirler. Bildikleri ile yetinip, bofl bo¤azl›k yaparak ifl yap›yor intibas›n› b›rak›rlar. “En iyi ben bilirim” izlenimini yaratarak çok bilmifl edalar›na bürünürler. ‹fl prati¤e geldi¤inde ise kaç›fllar›n›n mazeretlerini yaratmak için bin bir dereden su getirirler. Kulaktan dolma bilgilerle yetinin bu zatlar›, Baflkan Mao’nun bir ifadesi ile tan›mlamaya çal›flal›m: “Dünyan›n en gülünç insanlar›, kulaktan dolma baz› ham bilgilerle kendisini alemi cihan sanan çok bilmifllerdir”. Bu anlay›fl›n özünde yatan bir baflka gerçek, “Bir ekmek kap›s›n› buldum, nas›l olsa geçimimi sa¤l›yorum”dan baflka bir fley de¤ildir. Kabul edilmelidir ki bu da objektif olarak devrimin önünde duran ve y›k›lmas› gereken bir engeldir. Bu gerçeklik ›fl›¤›nda hareket edildi¤i zaman nesnelli¤in daha iyi görülebilece¤inden ve daha kazand›r›c› pratiklerin yarat›laca¤›ndan kimsenin kuflkusu olmas›n. ‹deallerimizi yaflam›m›zla bütünlefltirmede gösterilen en ufak bir zaafiyet, olumsuz yönde bir de¤eri ifade eder. “Güçsüzlük ve zaaf tafl›yan her ideolojiyi saflar›m›zdan kovmal›y›z” diyen Mao tam da bu gerçekli¤i ifade etmektedir. Siyasi çal›flmalar› küçümseyen, d›fltalayan ve “yapam›yorum” diyerek hiçbir fley yapmamakta direten anlay›fl ve pratiklerin ne denli zararl› oldu¤u aç›k de¤il midir? Bunu görebildi¤imiz halde üstümüzde tafl›mam›z›n devrime yarardan çok zarar vermekten öte bir ifllevi yoktur ve olmayacakt›r da. Pratik-teori-pratik yoluyla olay ve olgular›n en ince ayr›nt›s›na kadar incelenmesi, araflt›r›lmas›, canl› bir siyasi ortam› yarat›r ve gerçekleri bulman›n önündeki engelleri ortadan kald›r›r. Hatalar›m›z› en asgariye indirecek biricik yol, bu diyalektik yönteme s›k›ca sar›lmakt›r. S›n›f mücadelesinde do¤ru ile yanl›fl›n bir arada oluflu nas›l ki bir gerçeklik ise, hata yap›labilece¤i de gözard› edilmemelidir. Ancak s›n›f mücadelesi, tekrar›nda ›sarar edilen büyük hatalar›

kabul etmemektedir. Bu yüzden hata yapmamak için de daha sa¤lam sa¤lam ad›mlar atmak, siyasi çal›flmalarda ›srar etmek ve kendimizi donatmak için her türlü olana¤› yaratmak ve bunlardan azami ölçüde faydalanmak gerekir. Bir örgütün canl›l›¤›n› ancak pratik ve siyasal faaliyet korur ve gelifltirir. Siyasi bir çal›flmas› ve pratik alanda bir ilerleme çabas› olmayan örgüt, geliflemez.

Siyasal çal›flmalar›m›zda merkezi halkaya hizmet edelim S›n›flar mücadelesinde, do¤ru bir siyaset ve do¤ru bir önderlik baflar›n›n anaht›r›d›r. Do¤ru bir politika somut duruma uygun somut tahliller yapmak ve bu tahliller ›fl›¤›nda do¤ru bir eylem biçimine uygun olarak örgütsel güçleri konumland›rmakt›r. Siyasetin güçle yap›ld›¤› do¤rudur. Ancak, bu güç ne birden bire ne de tek bafl›na teorik formülasyonlar ileri sürmekle oluflmaz. Bu, kendi subjektif gücünden tutal›m da halk›n, dost politik devrimci yap›lar›n oradan da düflman›n politik, ekonomik ve askeri gücünü do¤ru bir flekilde tahlil etmek ve mevcut çeliflkilerin çözümü için harekete geçmek demektir. Bugün nicel olarak güçsüz olabiliriz. Ama politikalar›m›z› ve güçlerimizi gerçekçi bir flekilde tesipti edip sefer olursak baflar› elde etmemiz kaç›n›lmazd›r. Yeter ki bilimsellikten flaflmayal›m, gerçekçi olal›m. Bu bilimsel ad›m› atman›n ana halkas› ise, mevcut görevler içerisinden birisini esas almakt›r. Bu esas halkay› önce kavray›p, sonra buna uygun mücadeles ve örgüt biçimlerini harekete geçiridi¤imiz taktirde, aflamayaca¤›m›z engel olamaz. Yeter ki asli görevler ile tali görevlerin ay›r›m›n› yapmas›n› bilelim ve tali görevleri, asli görevlere hizmet edecek flekilde ele alal›m. Stratejinin baflar›ya ulaflmas› için taktik ne denli gerekli ise, bir takti¤e baflvururken de gözönünde bulundurmak o denli gereklidir. Yoksa taktik stratejiyi yemeye bafllam›fl demektir. Bundan hareketle devrim mücadelesinin bugün içinde bulundu¤umuz aflamas›nda merkezi görevimiz burjuva-feodal iktidara karfl› halk›n demokratik iktidar›n› kurmakt›r. Bu özgülde, bu iktidara varman›n mücadele arac› ise bütün alanlarda topyekün yürütülen Halk Savafl›’n› örgütlemek, onu güçlendirmektir. Tabii ki tüm bu örgütlülükler içerisinde ana örgüt parti örgütlenmesidir ve tüm ideolojik-siyasi önderlikler bu parti önderli¤i alt›nda olmak zorundad›r. Aksi örgütlenme ve mücadele biçimleri gerçek anlamda s›n›f örgütlenmesi olmay›p, küçük burjuva karakterdeki örgütlenme ve mücadele biçimleridir. Mao’nun dedi¤i gibi, “Siyaset silahlara kumanda edecek, silahlar siyasete de¤il”. Yine Mao’nun önemle iflaret etti¤i gibi, “Halk; ordusu varsa herfley, yoksa hiçbir fley dir”.

Bugün bu sözler, bu topraklar üzerinde yaflayan ezilen halklar, ulus ve az›nl›k milliyetler için kendisini daha yak›c› bir flekilde hissettirmektedir. Çünkü halk ve s›n›f, her zamankinden daha çok, öncüden örgütlenmek ve önderlik bekliyor. Çünkü; emekçi halklar›m›z her gün, her saat, her dakika, her saniye emperyalizmin ve onun ülkemizdeki ufla¤› hakim s›n›flar›n yeni sald›r›lar› ile karfl› karfl›ya kalmaktad›r. Zamlar, iflsizlik, pahal›l›k, açl›k, sefalet, asgari ücret, sa¤l›k, e¤itim ve sosyal haklar›n gasp›, sendikal örgütlülü¤e dönük sald›r›lar, özellefltirmeler, Kürt ulusuna dönük sald›r›lar, ezilen inanç kesimlerine ve az›nl›k uluslara dönük sald›r›lar her geçen gün yo¤unlafl›yor. ‹flte devrim için bu avantajl› yanlar›n oldu¤u koflullarda yafl›yoruz. Ama ne yaz›k ki objektif koflullar› devrim lehine çevricek subjetif güç, iradesini yeterince ortaya koyamamakt›r. Bu güçlü subjektif gücün inflaas›n› sa¤lama görevi, öncünün her alandaki kadro ve aktivistlerine düflmektedir. Bunun yolu da Demokratik Halk Devrimi’ni örgütlemekten ve ‹brahim Kaypakkaya’n›n çizmifl oldu¤u k›z›l güzergahta yürümekten geçmektedir. Emperyalizmin stratejik ç›karlar› do¤rultusunda yeniden biçimlendirilen ve hizaya sokulan hakim s›n›flar, kendi aralar›nda ç›karlar›n› sürdürüyor. Bu durum devrim mücadelesinin lehinedir. Ama bu çeliflkiyi daha da derinlefltirip devrim lehine çevirmek için de görevimizin, onlaran dövüflünün ve hizaya geçiriliflinin tespitini yapmakla s›n›rl› olmad›¤›n› kavramak zorunday›z. Öyleyse bizim asli görevimiz, kendi gündemimiz ola Demokratik Halk ‹ktidar›’n› yaratman›n ad› olan Halk Savafl›’na bilfiil kat›lmakt›r. Bunun için: Birinci görevimiz; savafl kurallar›na azami derecede uygun hareket etmek. ‹kinci görevimiz; legal ve illegal bütün mücadele biçimlerini silahl› mücadeleyi gelifltirecek flekilde ele almak. Üçüncü görevimiz; silahl› mücadeleye bilfiil kat›lmak, elimizdeki tüm imkan ve olanaklarla savafl›n yükkseltilmesine hizmet etmek. Dördüncü görevimiz; kendi üzerimizideki ideolojik hastal›klara karfl› amans›z bir flekilde elefltirel-özelefltirel bir yaklafl›m sergilemek, dostalr›m›z ve halk›m›za karfl› dönüfltürücü davranmak. Beflinci görevimiz; ideolojik ve siyasi seviyemizi sürekli bir flekilde yükseltmek ve devrim yürüyüflümüze zarar verecek her türlü tav›r ve davran›fllar› iki çizgi mücadelesi temelinde bertaraf etmek. Alt›nc› görevimiz; s›n›f mücadelesi ve onun ülkemizdeki somut ad› olan Halk Savafl›’n›n meflrulu¤unu ve zorunlulu¤u, bunun halk›n iktidar›n› kurmak için konumland›r›lm›fl tarihsel silahlar oldu¤unu kitlelere anlatmak, onlar› kendi iktidar mücadelelerinin özneleri haline getirmek. Yedinci görevimiz; dost ve devrimci parti-gruplarla bulundu¤umuz her alanda ortak düflmanlara karfl› birlikte eylem örgütlemek ve hareket etmek. Sekizinci görevimiz; hayat›n her an›nda ve her alan›nda, di¤er koflullar›n da elveriflli olmas›yla birlikte halklara, devrimcilere, ezilen uluslara yönelen her türlü sald›r›ya karfl› durmak. Dokuzuncu görevimiz; kitlelerin ekonomik ve demokratik talepleri için mücadele yürütmeyi, örgütlemeyi temel bir görev olarak ele almak ve bunu yaparken politik iktidar mücadelesini merkeze oturtmak. Onuncu görevimiz; ideolojik düzlemde okun sivri ucunu reformizme yöneltmek, emperyalist güdümlü hakim s›n›flar›n politikalar›na, demokrasi oyunlar›na ve reformist söylemli bilinç bulan›kl›¤›na karfl› amans›z bir mücadele yürütmek. Tüm bu görevler birbirine kopmaz diyalektik ba¤larla ba¤l›d›r. Bu görevlerini yerine getirmek ertelenemez. Bunu baflaracak bir ideolojik netli¤e, siyasal iktidar perspektifine, Halk Savafl› stratejisine ve demokratik halk iktidar›n› yaflamsallaflt›racak olan Yeni Demokratik Cumhuriyet Program›’na sahibiz. Geriye bu muazzam birikimi mücadele içerisinde ifllemek, bilimsellik çerçevesinde öznel ve nesnel koflullara uygun somut politikalar› icra etmek kal›yor.


gençlik

18-31 Temmuz 2008

OKS s›nav›nda ‘skandal k›yak’ Tunceli Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z›na OKS’de yard›m edildi¤i ortaya ç›kt›. E¤itim-Sen Dersim fiubesi, Muhammet fiahinkaya’ya yak›nl›¤› ile bilinen ö¤retmenlerin, 8 Haziran’da yap›lan OKS s›nav›nda fiahinkaya’n›n k›z›na yüksek puan almas› için yard›mc› olduklar›n› duyurarak, soruflturma bafllat›lmas›n› istedi DERS‹M- 15 Temmuz’da E¤itim-Sen flube binas›nda yap›lan aç›klamada, 8 Haziran’da yap›lan Ortaö¤retim Kurumlar› Ö¤renci Seçme S›nav› (OKS)’nda ö¤retmen Birol Atefl ve Cem Tekino¤lu’nun Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z› Ö.fi.’ye yard›mc› oldu¤u, ayr›ca bu yard›m s›ras›nda s›navda bulunan di¤er ö¤rencilere ise zor ve stresli anlar yaflat›ld›¤› ve ö¤rencilerin sonuçlar›nda olumsuz etkide bulundu¤u belirtildi. E¤itim-Sen taraf›ndan yap›lan aç›klamada, s›nava Hürriyet ‹lkö¤retim Okulu 4 No’lu salonda giren Tunceli ‹l Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z›na yard›m edildi¤ine iliflkin olarak sendikaya ayn› okulda s›nava giren ö¤renciler taraf›ndan bilgi iletil-

Cem Tekino¤lu ve din kültürü ö¤retmeni Birol Atefl, salon belirleme kuras›nda de¤ifltirme yaparak 4 No’lu salona birlikte geçmifllerdir” denildi. Yap›lan bu keyfi de¤iflikli¤in ard›ndaki sebep ise, 4 No’lu salonda s›nava giren ö¤rencilerin sendikaya ilettikleri bilgilerle ortaya ç›k›yor. Ö¤rencilerin s›nav s›ras›nda yaflananlara iliflkin ifadeleri k›saca flöyle:

K›yak yard›m s›navdaki di¤er ö¤rencileri strese soktu B.T. adl› ö¤renci, s›nav salonunda Cem Tekino¤lu’nun

‹l Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z›na sorular›n cevaplar›n› tafl›d›¤›n› gördü¤ünü ve bu duruma salonda itiraz etti¤ini, ancak s›navda görevli ö¤retmenlerin kendisine “sen ifline bak, yard›m etmiyoruz” dedi¤ini belirtiyor. B.T. salonda görevli olan ö¤retmen Cem Tekino¤lu’nun ismini ö¤renmek için boynundaki yaka kart›n› okumaya çal›flt›¤›n›, ancak Tekino¤lu’nun yaka kart›n› cebine koydu¤unu, ö¤retmenin ismini salondan ç›karken tutana¤a bakarak ö¤rendi¤ini aktararak, bu yaflananlar›n kendisinin konsantrasyonunu bozdu¤unu, s›navda 95 net yapabildi¤ini ve yaflad›¤› stres nedeniyle daha yüksek bir derece yapmas›n›n engellenmifl oldu¤unu ifade ediyor.

tedi¤ini söyledi¤ini, salona döndü¤ünde kendisinden al›nan silgi ile fiahinkaya’n›n k›z›n›n cevap ka¤›d›n›n silinerek baz› sorular›n düzeltildi¤ini görmesi üzerine ö¤retmenlerce d›flar› ç›kmas› yönünde azarland›¤›n› ifade etti.

‘Milli E¤itim Müdürü’ne yap›lan k›yak soruflturulsun’ Ö¤rencilerin bu ifadelerinin ard›ndan E¤itim-Sen’in yapt›¤› araflt›rma neticesinde, fiahinkaya’n›n k›z›n›n genel baflar› durumunun iyi olmad›¤› ve yap›lan yard›ma ra¤men fiahinkaya’n›n k›z›n›n 65 do¤ru, 33 yanl›fl ve iki bofl soruda kald›¤› ve 329 puan ald›¤› belirlendi. Bu puan›n Anado-

Milli E¤itim Müdürü’nün k›z›n›n cevap ka¤›d›nda oynama yap›ld› Ayn› salonda s›nava giren di¤er bir ö¤renci Ç.A. ise ifadesinde, Cem Tekino¤lu’nun bafl›nda durarak s›nav kitap盤›n› kar›flt›rd›¤›n›, bu nedenle konsantrasyonunun bozuldu¤unu, deneme s›navlar›nda çok daha baflar›l› olmas›na ra¤men 399 puanda kald›¤›n›, s›navdan ç›karken ö¤retmenler taraf›ndan silgisinin yar›s›n›n al›nd›¤›n›, koridorda ‹l Milli E¤itim Müdürü Muhammet fiahinkaya’n›n k›z›na seslenildi¤ini, ancak k›z›n duymamas› üzerine, yard›m edilece¤inden flüphelenerek arkadafllar›na salona dönmek is-

Çat›rdayan bir “sosyal” devlet: Fransa Emperyalist dünya düzeninin önemli halkalar›ndan olan Fransa’da son y›llar›n en derin krizine sahne olunmakta. Ard› ard›na yap›lan zamlar, al›m gücündeki muazzam düflüfller, asgari ücret üzerinde yürütülen tart›flmalar, haftal›k ifl saatleri üzerindeki oynamalar vb. birçok konu, Fransa’n›n derinleflen kriz sonras› imdat frenine olanca gücüyle as›lmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bu kriz de, di¤er tüm krizlerde oldu¤u gibi, ezilen emekçi y›¤›nlar›na fatura edilmek istenilmektedir. Fakat emekçi y›¤›nlar, hayli uzun zamand›r gerçekleflmemifl olan bir dayan›flma ruhuyla, neredeyse tüm ifl kollar›n›n kat›laca¤› bir genel grevle, 17 Haziran’da emperyalist hegemonyan›n sald›r›lar›na karfl› gelebilmek için meydanlara dökülmeye haz›rlan›yor. Geçti¤imiz haftalarda yine tüm dünyan›n dikkatini, grevleriyle üstüne çeken Fransa emekçileri, emeklilik yasa tasar›s›n› protesto etmek için, üretimden gelen güçlerini birlefltirerek ülke genelinde büyük mitingler düzenlediler. Peki, emeklilik yasa tasar›s› neyi öngörmekte? Fransa’da aktif nüfusun azalmas› hâkim s›n›f› telafla düflürerek, emeklilik sigortas›nda “yeniliklere” gitmesine yol açt›. Y›lda emekli olan kifli say›s› 500 bin s›n›r›ndayken, bu rakam 800 bine kadar ulaflt›. Patronal› sendika MEDEF (Fransa ‹flverenler Hareketi)’in Baflkan› Laurence Parisot, hükümete götürdü¤ü “öneriyle” emeklilik yafl›n›n 41 seneye ç›kar›lmas›n› istedi. MEDEF’e göre bu

“Silah› kaçmak için s›kt›m” ANTALYA- Akdeniz Üniversitesi'nde sivil faflistlerin devrimci, demokrat ö¤rencilere sald›rd›¤› ve baz› sald›rganlar›n da silah kulland›¤› olayla ilgili olarak aç›lan davan›n ilk duruflmas›nda, olayda silah kullanan sald›rganlardan Ömer Ulusoy, "silah› kaçmak için s›k›yordum" dedi. Sald›r›da hedef gözeterek silah kulland›¤› görüntülerle bas›na da yans›yan Ulusoy, olaydan günler sonra yakalanabilmiflti. Davan›n ilk duruflmas›na, 6 Nisan'da üniversite içerisindeki olaylara ö¤renci olmad›¤› halde kar›flan ve ö¤rencilere atefl etti¤i görüntülerle de tespit edilen ülkü oca¤› üyesi Ömer Ulusoy'un da aralar›nda yer ald›¤› 22'si tutuklu, 46 kifli kat›ld›. Akdeniz Üniversitesi'nde Nisan ay›nda gerçekleflen faflist sald›r›da, 3 ö¤renci b›çakla yaralanm›fl, iki sald›rgan ise ö¤rencilere karfl› silah kullanm›flt›. Üniversite içerisinde çevik kuvvet polisleri ve panzerlerle ö¤rencilere sald›ran polis 30'dan fazla devrimci, demokrat ö¤renciyi gözalt›na alm›fl, sivil faflistlerin kaçmas›na ise göz yummufltu. Yaralanan arkadafllar›n›, kald›r›ld›klar› hastanenin acil kap›s›nda bekleyen ve sald›r›y› protesto eden ö¤rencilere ise sivil faflistlere destek veren polisler sald›rm›flt›.

di¤i aç›klanarak, “‹lgili salonda görev alan salon baflkan› ve gözetmenler Milli E¤itim Müdürü’ne yak›nl›¤› ile bilinen

9

öneri gerçekleflti¤i takdirde, emeklilik kasas›n›n bütçe a盤› önlenecek. Hedef, 2015 y›l›na kadar 15 milyar Avro kar ve 2020 y›l›nda 41,5 y›ll›k emeklilikle birlikte 20 milyar Avro kar. Planlar sadece bununla da s›n›rl› de¤il. 2020’ye kadar di¤er sosyal haklar›n k›s›tlanmas›yla birlikte, emekçileri emekli olamamalar› için zor durumda b›rakarak, “finansal denge”den haylice Avro elde etmifl olacaklar. Yasa tasar›s› ilk olarak 2003’te gündeme gelmiflti. Emeklilik yafl›n›n artt›r›lmas›n› öneren hükümet, emekçi y›¤›nlar›n sert tepkileriyle karfl›lafl›nca öneri paketi geri çekildi. Fakat CFDT (Fransa’n›n Türk-‹fl benzeri sendikas›) reform paketine imza atarak, 40 y›ll›k emeklilik yafl›nda kalman›n garantörlü¤ünü yapt›. Hâlbuki tüm emekçi örgütlülükleri 40 y›l çal›flma süresini düflürme çabas› içerisindeydiler. Emperyalist burjuvazi, 2003 Haziran’›nda alm›fl oldu¤u bu primle, tekrardan 41 y›l çal›flma süresi olarak, hanesine bir puan daha yazma niyetinde. “Reform Y›llar›” olarak adland›r›lan yaflad›¤›m›z dönem, Sarkozy önderli¤indeki emperyalist hegemonya, ‘içinde bulundu¤umuz süreci atlatmam›z için so¤ukkanl› olmal›y›z’ diyerek, tüm toplumu sosyal hak gasplar›na haz›rlamak istiyor. Baflbakan Fillon’un Sarkozy’nin birinci y›l cumhurbaflkanl›¤› vesilesiyle yapt›¤› konuflmada ‘Sarkozy’nin yapt›klar› bir kültür devrimidir’ ibaresi, egemenlerin ç›karlar› için nas›l da yekvücut olduklar›n› göstermektedir.

lu Liselerine kay›t için yeterli gelece¤ini ve böylece di¤er ö¤rencilerin hakk›n›n gasp edilmifl olaca¤›n› belirten E¤itimSen, “Olay›n en vahim taraf› yard›m edilirken di¤er ö¤rencilerin konsantrasyon kayb› nedeniyle daha az puan almalar›, ö¤retmenlerin de bu haks›zl›¤a ortak olmalar›d›r. E¤itim Sen olarak bu yaflananlar› skandal olarak de¤erlendiri-

Üniversitede ç›kan olayla ilgili 5 Temmuz günü görülen davada yarg›lanan ö¤rencilerin ailelerinin topland›¤› Antalya 2'nci A¤›r Ceza Mahkemesi'nin bahçesi ve çevresi polisler taraf›ndan ablukaya al›nd›. Yarg›lanan 22 kifliyi mahkemeye getirildikleri s›rada görüntülemek isteyen gazeteciler ile polis aras›nda yaflanan arbedede, polisler savc›l›¤›n görüntü al›nmas›n› yasaklad›¤›n› gerekçe gösterirken, savc›l›k polisleri yalanlad›. Duruflmada, ö¤rencilerin üzerine atefl açan Ömer Ulusoy, 15 dakika süren ifadesinde olaylara kar›flma ve atefl etme nedeninin sorulmas› üzerine, “Türk bayra¤› yak›l›yordu. Kimsenin ça¤›rmas›na gerek yoktu" dedi. Atefl etme gerekçesini, tafll› sopal› sald›r› aras›nda kald›¤› ve etraf›n›n sar›ld›¤› sözleriyle aç›klayan Ulusoy, atefl ederken ö¤rencileri hedef almad›¤›n› belirtti. Mahkeme, Ömer Ulusoy'un da aralar›nda bulundu¤u 7 san›¤›n tutukluluk hallerinin devam›na, ö¤renciler ve olaylara ö¤renci olmad›klar› halde d›flar›dan kar›flan baz› kiflilerin de aralar›nda bulundu¤u 15 san›¤›n tahliye edilmesine karar verdi.

yoruz” dedi. E¤itim-Sen, iddialar›n derhal incelenmesi ve k›yak yard›ma ad› kar›flan ö¤retmenlerle ilgili soruflturma bafllat›l-

E¤itim sistemi 26 bin ‘s›f›r’ çekti

mas› gerekti¤ini belirterek, fiahinkaya’n›n k›z›n›n s›nav›n›n kopya nedeniyle iptal edilmesini istedi.

Tüm geliflmeler bununla s›n›rl› de¤il. Emekçi kitlelerin uzun mücadele y›llar› sonucunda kazanm›fl olduklar› bir hak olan 35 saat haftal›k çal›flma süresi, “déréglementé” (esneklik) politikas›yla ifllevsiz hale sokulmak istenilmekte. Burjuvazi gerek emeklilikte gerek 35 saat çal›flma süresinde gerekse di¤er ifl haklar›nda emek örgütlülükleriyle genel anlaflmalar yapmaktan ziyade, s›n›rland›rarak, iflçi s›n›f›n› ve ezilenleri bölerek, daha bask›n olman›n peflindedir. Esneklik politikas›yla sözleflmeler yerine, görüflmeler gerçeklefltirip, emekçileri pasifize etmeyi hedefleyerek, “Sosyal Partner”ler eflli¤inde emekçilerle ikili görüflmeler sa¤lanarak, ifl sözleflmeleri patronlar›n çizdi¤i çerçeve do¤rultusunda haz›rlan›lacak. Böylelikle 35 saat haftal›k ifl hakk›, egemenler taraf›ndan kald›r›lmayacak ama “déréglementé” olacak. Sald›r›lar›n di¤er bir yan›nda enflasyon karfl›s›ndaki al›m gücünün sefaleti oluflturmakta. Her ay % 0,5 ile % 1,5 aras› olarak art›fl kaydeden enflasyon 2008’le birlikte rekordan rekora kofluyor. Devlet istatistiklerine göre sene bafl›ndan beri akaryak›tta %22 art›fl gerçekleflmifl ama as›l olan bunun daha da üstünde bir rakamd›r. Akaryak›t zamlar›yla birlikte g›da maddelerinde % 5’ten % 60’a kadar varan zamlar yafland›. Bu da zaten yaflamlar›n› idame ettirmekte güçlük çeken emekçi kitlelerin daha da zor koflullar alt›nda yaflam mücadelesi vermesini beraberinde getirmekte. Tüm bu s›ralad›¤›m›z sosyal hak gasplar›na karfl› harekete geçen emek örgütleri, emeklilik yasas› ile bafllayan mücadelelerini oldu¤u yerde b›rakmad›lar. 17 Haziran’da gerçekleflecek olan ve Fransa’daki tüm ifl kollar›n›n kat›laca¤› genel grevde emekçiler taleplerini dört ana noktada dile getirecekler; 41 y›l emeklilik yasas›n›n geri çekilmesi, 35 saat haftal›k ifl süresi üzerinde oynanan sinsi oyunun kald›r›lmas›, akaryak›ta yap›lan zamm›n düflürülmesi ve al›m gücünün enflasyon oran›nda yükseltilmesi. Emperyalist burjuvazi kendi krizini halklara fatura ederken, flüphesiz bunun önemli bir bölümünü gençlik y›¤›nlar›na pay eylemekte. Kartlar›n› aç›k oynayan hâkim s›n›f, kendi hükümdarl›klar›n›n selameti için geçirmek istedikleri yasalarla hem yeni genç nesillere fazla hareket alan› b›rakmamakta hem de gençli¤in dinamizmini olanca mümkünat›yla sömürebilmenin koflullar›n› yaratmak istemektedir. Gençlik y›¤›nlar› ve bir bütün olarak emekçi kitlelere yönelik bu sald›r›lara karfl› s›n›f uzlaflmac› sar› sendikalist bir tutum içerisinde, ekonomist bak›fl aç›s›yla de¤il, dönem politikalar› üzerinden gerici sistemin teflhiri yap›larak demokratik hak mücadelesinin en genifl kitlelerle buluflabilmesinin pratik aya¤›n› oluflturmal›y›z. Uzlaflmaz s›n›f çeliflkilerinin olanca gücüyle k›zg›nlaflt›¤› flu günlerde, gençlik hareketimize düflen rol budur. Yerli ve göçmen emekçileri bir kez daha ortaklaflt›ran bu araçlar, do¤ru bir yöntemle kullan›ld›¤› takdirde, halklardan yana zafer, düflmandan yana hezimet olarak sonuçlanacakt›r. AVRUPA DEMOKRAT‹K GENÇL‹K HAREKET‹ 16. DÖNEM KOM‹SYONU

Yaklafl›k 1,5 milyon kiflinin her y›l ter döktü¤ü, y›llarca süren u¤rafllar›n›n 3 saate s›k›flt›r›ld›¤› Ö¤renci Seçme S›nav› (ÖSS), bu y›l da di¤er y›llardan farks›z flekilde sonuçland›. S›nava girenlerin 3’te 2’lik k›sm›n›n ‘e¤itim’siz kald›¤› ÖSS’de, en baflar›l› iller s›ralamas›nda Kürt illeri yine son s›ralar› paylaflt›. S›nava giren 1 milyon 504 bin 956 kifliden, 25 bin 652 aday› ise, ÖSS puanlar› hesaplanamad›¤›ndan “s›f›r” puan ald›. Ülkemizdeki e¤itim sisteminin bir gerçekli¤i olan ve s›nava girenlerin adeta ‘yar›fl at›’ gibi yar›flt›r›ld›¤› s›nav, her kesimden tepkiler al›yor. Ama buna ra¤men Yüksek Ö¤renim Kurumu (YÖK) s›nav sistemini kald›rmak yerine farkl› k›l›flara sokarak paral› e¤itimi dayatmaya devam ediyor. Yap›lan sözde de¤ifliklikler, gerici e¤itim sisteminin özünde bir de¤ifliklik meydana getirmedi¤inden 26 bin ö¤renci s›f›r al›yor. Tabiî ki bu sonuç ö¤rencilerin tembelli¤ini de¤il; bizzat e¤itim sisteminin çürümüfl gerçekli¤i. Gerçeklefltirilen s›navlarla e¤itim sisteminin çarp›kl›¤›ndan kaynakl› ö¤renciler dershanelere yönelirken, dershane sahipleri de bunun bilincinde olacaklar ki geçen senelerde birinci olmufll ö¤rencileri kendi dershanesi ö¤rencisi olarak tekrar s›nava sokarak reklâm yapma amac›n› gütmekteler. Bu nedenle geçen y›l derece yapm›fl ö¤renciler bu sene tekrar s›nava girdiler ve ‘ödül’lerini ald›lar. Meta haline getirilen e¤itim ile emekçi halk›n çocuklar› maalesef üniversitelere giremiyor, girmeyi baflarsa da maddi zorluklardan ötürü okumakta zorluk çekerek, okulu daha uzun sürede bitirmek zorunda kal›yor ya da maddi imkans›zl›k nedeni ile okuldan ayr›l›yor. Bu y›lki s›navda da en baflar›l› iller s›ralamas›nda Kürt illeri son s›ray› paylaflt›. Denizli, Karabük, Burdur en baflar›l› iller aras›na girerken, Bingöl, Hakkâri, fi›rnak, A¤r›, Bitlis, Siirt, Mardin Ardahan, Artvin ve Rize en baflar›l› iller s›ralamas›nda sonuncu oldu. E¤itim ve s›nav sistemindeki bu adaletsizlik de¤iflmedi¤i sürece üniversitelere paras› olmayanlar giremeyecek, girse de okuyamayacak ve Kürt illerinin baflar›l› iller s›ralamas›ndaki yeri de¤iflmeden kalacakt›r.

GENÇ YORUM Sinan ÇAKIRO⁄LU Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


10

dünya

18-31 Temmuz 2008

YÖNEL‹M

Hindistan’da Maoist gerillalardan büyük eylem

Kaz›m C‹HAN Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.

Nepal’de devrim ve uzlaflma Netrabikram Chand “Biplap”, NKP (M) Merkez Komite üyesi. Devrimimiz müzakere aflamas›nda ve partimiz uzlaflmay› s›n›f mücadelesinin baflka bir yönü olarak görüyor. Devrimin uzlaflma yoluyla m› tamamlanaca¤› yoksa karfl› devrime do¤ru mu itilece¤i meselesi henüz sonlanm›fl de¤il. Ulusal ve uluslararas› dikkatleri cezbeden iki farkl› dünya görüflü aras›ndaki sürekli ve vahfli bir mücadele vard›r. Marksizm uzlaflma yapma olas›l›¤›n› kabul etmektedir: bununla birlikte bir devrimin çok fazla ödün vererek tamamlanamayaca¤›n› da söyler. Uzlaflma devlet iktidar›n› ele geçirmek için devrimin bir noktas›nda faydal› olabilir, ama proletarya s›n›f› için devlet iktidar›n› uzlaflma yoluyla güvence alt›na almak imkans›zd›r. Oportünist ve reformist e¤ilimler uzlaflmay› bir zorunluluk olarak de¤il, tam tersine, tek ihtimal olarak ele al›rlar. Toplumun ve devlet iktidar›n›n devrimden çok, uzlaflma sayesinde, “müzakerecilik” sayesinde de¤ifltirilip dönüfltürülebilece¤ine inan›rlar. Bu iki e¤ilim bizim ülkemizde yavafl yavafl son noktas›na varmakta. Bizim partimiz olan NKP (Maoist) ve Nepal Kongre (NK) müzakere meselesinde karfl›t konumlardad›r. S›n›f mücadelesi perspektifinden NK Nepal’de bir devrimin gereklili¤ine inanmamaktad›r. Bu görüfle göre NK, NKP (M), NKP (ML) ve bakanl›klar› paylaflan di¤er partilerle müzakere yapmak istemektedir. NK’ye göre, ekonomik geliflme kaydetmek yeterlidir ve siyasi devrim gereksizdir. NK’ye göre mant›ksal tart›flmalar ve devrimin planlanmas› radikallerin iflidir. NKP (M)’nin devrim yapmamas› ve hükümetten ald›¤› payla yetinmesi beklenmektedir. Ama NKP (M)’nin nihai hedefi bir Halk Cumhuriyeti ve sosyalizm aflamas›ndan geçerek Komünizme varmakt›r. Bunun için devlet bir Komünist partisinin önderli¤i alt›na girmelidir. Bu nedenle de Maoistler olarak bizlerin “müzakerecili¤e” karfl› durmas› ancak per se olarak kimi uzlaflmalara varmay› reddetmemesi gerekir. S›n›f mücadelesinin yaratt›¤› etki nedeniyle, uzlaflmaya ve “müzakerecili¤e” iliflkin kimi görüfller partide yüzeye ç›km›flt›r ve bu flafl›rt›c› de¤ildir. Dürüst olmak gerekirse, “müzakerecilik” e¤ilimi, bulafl›c› bir hastal›k gibi parti içinde yay›lmaktad›r. Parti içinde geliflen bu türden bir e¤ilim, NK’nin içindeki “müzakerecilik”ten yüz kat daha tehlikelidir. Ekonomik “devrim” ve iktidar paylafl›m›n› yeterli bulan bu e¤ilim, siyasi devrimi burada sonland›rmak niyetindedir. Bu radikal “müzakerecili¤in”, devlet iktidar›n› güvence alt›na almak için zorunlu olan temelleri göz ard› ederek düflman ö¤elere yasland›¤›n› görüyoruz. NK ülkeyi bir karfl›-devrime itmek istiyor. NK bilimsel komünist bir partinin ve proleter devriminin statükoda ve eski devletin at›l havuzunda bo¤ulup gitmesini istiyor. Bu nedenle de YCL, HKO’nun (gerilla kuvvetlerinin) ortadan kald›r›lmas›n› ve halk savafl› s›ras›nda elde edilen bütün kazan›mlar›n geri al›nmas›n› içeren yedi maddelik bir talepler listesi öne sürdü.

Hindistan’›n Orissa eyaletinde Maoist gerillalar taraf›ndan gerçeklefltirilen bask›nda 40 asker ölürken, 29 polis de yaraland›.

Jarkhand’da Maoistlerin etkinli¤i art›yor Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’e ba¤l› HKGO güçlerinin 9 Temmuz’da Jarkhand eyaletinin baflkenti olan Ranchi’ye 45 km uzakl›ktaki Bundu’da düzenledi¤i bir di¤er sald›r›da ise eski Sosyal Yard›mlaflma Bakan› olan meclis üyesi Ramesh Singh Munda öldürüldü. Jarkhand polis sözcüsü R.K. Malik’in yapt›¤› aç›klamaya göre Munda, bir ödül töreninde kürsüden konuflmas›n› sürdürürken HKGO taraf›ndan gerçeklefltirilen ani sald›r› sonucunda iki korumas›yla birlikte öldürüldü.

Hindistan’da gerici hükümete karfl› halk iktidar›n› kurmak amac›yla mücadele yürüten ve ülkenin 6 eyaletinde büyük güce sahip olan Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’nin devlet güçlerine yönelik eylemleri sürüyor. Hindistan devletinin, Maoistlere karfl› örgütledi¤i özel komando birli¤ine mensup askerleri tafl›yan gemiye, 29 Haziran günü HKP(M)’ye ba¤l› Halk Kurtulufl Gerilla Ordusu (HKGO) taraf›ndan sald›r› gerçeklefltirildi. Orissa eyaletinin Malkagiri bölgesindeki bir baraj gölünde hareket halinde olan gemi, HKGO Andhra-Orissa s›n›r kolu taraf›ndan pusuya düflürüldü. Ç›kan çat›flmada gemi batatt›, resmi rakamlara göre 40 asker ölürken, 29 polis de yaraland›. Reuters’e konuflan Malkangiri Polis fiefi Nitin Jawale, batan geminin ve içindeki askerlerin Maoistleri aramak için bölgede olduklar›n› belirterek, “Maoistler bu bölgede oldukça etkin. Kay›p oldu¤u söylenen askerlerin bu bölgede hayatta kalma flans› çok düflük” dedi. Sald›r›, Maoistler taraf›ndan geçen y›l Chattisgarh eyaletinde gerçeklefltirilen ve 50’den fazla polisin öldü¤ü eylemin ard›ndan gerçekleflen en büyük sald›r›.

Yine Bundu’da HKP(M)’ye ba¤l› güçlerin gerçeklefltirdi¤i iddia edilen may›nl› sald›r›da bölge polis müdür vekili Pramod Kumar ve 4 polis öldürülmüfl ve 4 polis de yaralanm›flt›. Gerillalar ICICI Bankas›’na ait arac› da tahrip ederek 50 milyon Hindistan Rupisi’ne ve bir kilogram alt›na el koymufltu. Son sald›r›da öldürülen meclis üyesi Munda, bu sald›r› sonras› sözlü bir aç›klama yaparak meclis üyelerinin karfl›laflt›¤› güvenlik tehdidine de¤inmiflti. Her iki sald›r›da da HKGO güçleri kay›p vermeden geri çekilmeyi baflard›. 10 Temmuz’da Janata Dal Birleflik Partisi’nin sald›r›y› protesto amac›yla gerçeklefltirdi¤i gösterilerde de iflyerleri ve araçlar tahrip edildi. Yap›lan aç›klamada eyalet hükümetinin Maoistler karfl›s›nda ad›m atamamas› nedeniyle Maoistlerin her geçen gün güçlendi¤i ve ciddi bir güç haline geldi¤i belirtildi. Eski eyalet baflkan› ve BJP lideri Arjun Munda hükümetin tümüyle baflar›s›z oldu¤unu söyleyerek ‘ülkede neler oluyor’ diye sordu.

Bu arada devletin sald›r›lar›na karfl› HKP(M)’nin Bihar bölgesinde yapt›¤› bir günlük grev ça¤r›s›, bölgede hayat› durdurdu. Yoksul Hindistan halk›n›n özgürlü¤ü ve gelece¤i için mücadele etti¤ini belirten HKP(M), bu sald›r›lar ile halk›n her geçen gün büyüyen devrimci yükseliflinin bo¤ulmak istendi¤ini ve böylece yoksullar üzerindeki zenginlerin iktidar›n›n devam›n›n korunmas›na çal›fl›ld›¤›n› vurgulad›. Grevle birlikte bölgedeki tren yollar›na sabotajlar da düzenledi¤ini duyuran HKP(M), sald›r›lar›n durdurulmamas› halinde yeni, daha büyük, daha uzun süreli ve ülkenin birçok yerini kapsayacak grevler örgütleyece¤ini duyurdu.

Hindistan Baflbakan› Manmohan Singh ise yapt›¤› aç›klamada flimdiye dek binlerce kiflinin ölümüne ve büyük zarara neden olan, ‘40 y›ll›k Maoist isyan›n’ iç güvenlik aç›s›ndan en büyük tehdit oldu¤unu ifade ederken, Maoist hareketin geldi¤i aflamay› bir kez daha kabul etmek zorunda kald›.

Nepal’de devlet baflkan› ve baflbakan belirleniyor Nisan ay›nda yap›lan Nepal seçimlerinde, Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in aç›k farkla zafer kazanm›fl ve kurucu meclisteki en büyük siyasi parti durumuna gelmiflti. NKP(M)’nin halk savafl›na önderlik etti¤i 10 y›ll›k dönemde, kraliyet yanl›s› Nepal Kongre Partisi ile reformist Nepal Komünist Partisi (BML), ABD himayesindeki Nepal Krall›¤›’n›n “Maoist teröristlere” karfl› afla¤›l›k yöntemlerle sürdürdü¤ü savafl›n kutsanmas› ve meflrulaflt›r›l-

mas› görevini, kral›n tahakkümündeki göstermelik meclislerinde lay›k›yla yerine getirdiler. Nisan seçimlerinde a¤›r bir yenilgi alan bu iki parti, özellikle de Nepal Kongre Partisi 3 ayd›r NKP(M) önderli¤inde kurulacak bir hükümete engel olmak için her yolu denedi. Devlet baflkan›n›n Kongre Partisi veya NKP(BML) içerisinden belirlenmesi dayatmalar›na sab›rl› bir direnç gösteren ve önün-

faaliyette bulunmas›na izin veren yasay› protesto etti. Ulusal Tar›m Konfederasyonu (CNA), Peru Çiftçilerinin Konfederasyonu (CCP) ve çeflitli çiftçi topluluklar› taraf›ndan 48 saatlik ifl durdurma eylemi gerçeklefltirildi. Orman bölgesinde hükümetin, topraklar› ve di¤er ulusal kaynaklar› özel flirketlere ve kiflilere satmay› yasalaflt›rmas›na karfl› tepki gösterildi. Ayr›ca Ayacucho'daki eylemciler, ABD askeri birliklerinin bölgeden çekilmesini de talep etti.

E¤er NKP (M) bu önflartlar› kabul ederse, hükümette görev alabilecek, e¤er etmezse alamayacak. Bu ön flartlar›n amac› ülkeyi karfl› devrime sürüklemektir. Bu flartlar› kabul etmek devrimi sonland›rmakt›r. Bizler Maoistler olarak bu uzlaflmay› devrime çevirmeyi, devrimi karfl› devrime karfl› güçlendirmeyi arzu ediyoruz. Bunun için de devrimin araçlar›n› ve temellerini geniflletmemiz gerekiyor. Bunun için de partiyi, HKO’yu ve Birleflik Cepheyi birlefltirip onlar› yeni bir düzeye ç›karmal›y›z. Net bir siyasi ve ekonomik tav›r belirleyelim ve devlet iktidar›n› ele geçirelim. Zaten yerel halk iktidar›n› merkezlerini da¤›tm›fl durumday›z. Halk mahkemelerini ve halk ordusunu da¤›tt›k. Savafl boyunca kurulan kooperatiflerimiz, komünlerimiz, sa¤l›k noktalar›m›z ve e¤itim kurumlar›m›z giderek güçsüzlefliyor. Bu durumda e¤er NK’n›n yedi maddeli talebini, do¤rudan ya da dolayl› olarak, kabul edecek olursak, devrimin sonland›¤›n› da ilan edece¤iz. Buna iliflkin büyük bir tart›flma yap›lm›fl de¤il, ama NK’n›n anlaflmas›n› kabul etsek de etmesek de bir fleylerin de¤iflmeyece¤ini söyleyen bir e¤ilim mevcut. Bu talepler karfl›s›nda tak›n›lan bu liberal e¤ilim devrimci bir e¤ilim de¤ildir, NK’n›n ç›karlar›na destek vermektedir. Devrim s›ras›nda uzlaflma çok al›fl›ld›k bir tutum de¤ildir. Anlaflma ve müzakereler aflamas›nda ortal›k sakin görünebilir ama bu bir yan›lsamad›r. Çat›flan iki görüfl, e¤ilim ve güç ince bir perdenin arkas›na gizlenmifltir. Uzlaflma örtüsünün alt›nda kazanma mücadelesi vermektedirler. ‹kisi de birbirini yok etmek ister; biri di¤erin daha büyük hale gelir ve ezme süreci bafllar. Ezilmek üzere olan kendini güvende hissetmemeye bafllay›nca uzlaflma normlar›na uymamaya ve kendini bir mücadele arac›l›¤›yla korumaya çal›fl›r. E¤er nefsi müdafaa yoluyla kendini savunmas› imkans›z hala gelirse, devrimle karfl› devrim aras›ndaki çat›flma bafllar. ‹flte art›k orada uzlaflma biter ve güçler dengesi bozulur. Bu ülkemizde daha önceleri de oldu. fiimdiye kadar NK ve emperyalistler NKP (M)’yi seçimden önce ortadan kald›rabileceklerini düflünüyorlard›. Kitleler ve dünyadaki kardefl örgütler ve partiler bir noktadan sonra NKP (M)’nin ezilece¤ini düflünmeye bafllam›fllard›. Ama seçimlerde halk NKP (M)’yi kendi çocu¤u gibi korudu ve NK’yla emperyalistler amaçlar›na ulaflamad›lar. Sonuç olarak NK karfl›m›za yedi maddeli anlaflmas›n› ç›kard›. NK’y› seçimlerde yendik ama e¤er devrime sahip ç›kamazsak k›sa süre içinde mahvolaca¤›z. Bu çat›flma asl›na bakarsan›z, bizim yapt›¤›m›z bir dizi uzlaflmayla ilgilidir. Art›k dikkatimizi uzlaflma durumunu ortadan kald›r›p devrimin savunulmas›n› konusuna odaklamam›z gerekiyor. E¤er Nepal devriminin dünya devriminin bir parças› oldu¤unu kabul edersek, uzlaflma meselesinin dünya devrimi konusuyla da yak›ndan iliflkili oldu¤unu görürüz. Geçmifl yüzy›l›n komünist devletlerinden ders almak istiyorsak, uzlaflma meselesi dünyan›n tüm devrimcileri için ortak bir bafll›k olmak durumundad›r. Bu da demektir ki, önümüzdeki sorunlar› çözmek ve Nepal devrimini korumak için derin derin düflünmek ve yeni bir ideoloji, bilgi gelifltirmemiz gerekiyor. Güncel zorunluluklar› ve olas›l›klar› alt etmek yeterli de¤ilse de, RIM komitesi, RCP ve HKP (M)’nin önerileri ve kat›l›m›ndan cesaret ald›¤›m›z› söyleyelim. K›sacas›, devrim s›ras›nda uzlaflma olas›d›r ama yaln›zca uzlaflarak devrim yapmak mümkün de¤ildir. Emperyalistler ve gericiler devrimi karfl› devrime dönüfltürmek istiyor ama devrimci komünistler bu uzlaflman›n devrime dönüflmesini istiyorlar. Uzlaflmay› karfl› devrime dönüfltürme komplosu Nepal’da hain bir flekilde devam ediyor. Bu komployu dünyan›n devrimci güçlerini birlefltirerek alt etmeliyiz. Gerici güçlere karfl› savaflarak onlar› yenmeliyiz. Dünyan›n herhangi bir yerindeki devrim dünya devriminin bir parças›d›r. Ayn› flekilde, tüm uzlaflmalar da dünya devriminin bir parças› olur. Bu nedenle de tüm dünya devrimcileri bu uzlaflmay› devrime dönüfltürmek için çabalamal›d›r. Devrimi gerçeklefltirmek bir zorunluluktur ancak “müzakerecilik” olas› bir seçenek de¤ildir. [Kaynak: Red Star -NKP(Maoist) Yay›n Organ› – Say› 10, 16-30 Haziran 2008 Çeviri: Solun Do¤usu]

deki engeller kald›r›lmazsa sürecin tümüyle d›fl›na ç›karak sokak eylemlerini yükseltece¤ini aç›klayan NKP(M) amac›na ulaflm›fl görünüyor. 13 Temmuz Pazar günü toplanan mecliste geçici anayasa metnine, baflbakan›n uzlaflma yoluyla belirlenememesi durumunda salt ço¤unlukla seçilebilece¤ine dair yap›lan ek NKP(M) baflkan› Prachanda baflkanl›¤›nda kurulacak hükümetin önünü açt›. NKP(BML) ile var›lan anlaflma uyar›nca cumhuriyetin ilk devlet baflkan› 16 Temmuz tarihinde ilan edilecek. Prachanda baflkanl›¤›ndaki yeni hükümetin de hafta sonuna kadar netlefltirilerek aç›klanaca¤› duyuruldu.

Peru’da iflçiler ve köylüler genel grevde Peru’da iflçilerin ücretlerine zam yap›lmamas›na tepki gösteren iflçiler, Genel ‹flçi Konfederasyonu’nun karar›yla genel greve gittiler. Grev çerçevesinde gerçeklefltirilen protesto gösterilerinde bir yerel hükümet binas› atefle verildi, 200 eylemci gö-

zalt›na al›nd›. Genel grev ça¤r›s›na ülkenin her yerinden kat›l›m oldu. Peru’nun çeflitli bölgelerinden üç çiftçi örgütü greve kat›larak hükümetin sosyal ve ekonomik program›n› protesto etti. Köylüler, yerli topluluklara ait topraklarda maden flirketlerinin

Filipinli Maoistler sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›r›yor Filipinler Komünist Partisi’ne ba¤l› Yeni Halk Ordusu (YHO), 28 Haziran’da Lapinigan adas›na dönük büyük bir sad›r› düzenledi. Yaklafl›k 100 gerillan›n kat›ld›¤› sald›r›da adan›n iletiflim linkleri bombalanarak imha edildi. Filipinler Ordusu Yerel Sözcüsü Binbafl› Michelle Anayron’un yapt›¤› aç›klamaya göre sald›r›da polis cephanelikleri de tahrip edildi. Öte yandan bir hafta öncesinde Surigao del Norte eyaletinde iki belediye binas›na bask›n düzenleyerek silah ve iletiflim araçlar›na el koyan YHO gerillalar›, Temmuz bafl›nda da Mindanao Adas› ile Davao eyaletinde hükümet binalar›na sald›rarak silah ve teknik cihazlara el koydu. 8 Temmuz’da da PHILCO maden flirketi ile de¤iflik bölgelerdeki askeri hedeflere yönelik sald›r›larda 1 polis öldü, 3 asker ise yaraland›. Son sald›r›larla ilgili bir aç›klama yay›nlayan Filipinler Komünist Partisi, son taktik sald›r›lar›n, Arroyo hükümetinin büyük çapl› alçakça cinayetlerinin, yolsuzluklar›n›n, em-

Baflkent Lima’daki Dos de Mayo Meydan›’nda 5 bin kiflinin kat›ld›¤› gösteride binlerce köylü yerel hükümet binas›na sald›rarak, binay› atefle verdi. Yoksul ormanl›k bölgede yaflayanlarla polis aras›ndaki çat›flmalarda ise çok say›da polis, oklarla yaraland›. Hükümet yetkilileri, gösterilerde özellikle yoksul güney ve do¤u bölgelerinde olaylar ç›kt›¤›n› söyledi. Genel grev ça¤r›s›nda bulunan Genel ‹flçi Konfederasyonu Baflkan› Mario Huaman, grevin ulusal düzeyde baflar›l› oldu¤unu aç›klayarak, Devlet Baflkan› Alan Garcia'n›n kalk›nmayla ilgili sözlerini tutmas›, liberal ekonomi siyasetine yeni bir yön vermesi ve hayat pahal›l›¤›na karfl› ç›kabilmek için maafllara zam yapmas› talebinde bulundu. Ülkeyi saran genel grev dalgas› Amazon ve Ayacucho’da devam etmekte olup, Peru ‹flçi Konfederasyonu’nun ça¤r›s›yla daha genifl ikinci bir genel grev dalgas›n›n gerçekleflece¤i belirtiliyor.

Güney Kore grevlerle sars›l›yor

peryalist talan›n ve faflist zulmün cezaland›r›lmas› amac›yla gerçeklefltirildi¤ini duyurdu.

Filipinler Komünist Partisi ABD Güçlerini Uyard› Filipinler’de yüzlerce kiflinin ölümüne ve bir milyona yak›n kiflinin evini kaybetmesine yol açan Fengflen tayfunundan bir hafta sonra aç›klama yapan ABD Donanmas› Görev Grubu Komutan› Amiral James Wisecup, ‘Komünist gerillalar›n tehdidine ra¤men bölgeye yard›m ulaflt›rmak için harekete geçeceklerini’ duyurdu. Ronald Reagan Donanma Filosu’na ba¤l› 6 adet sald›r› helikopteri merkez adalardan olan Panay’da konuflland›r›ld›. Bu geliflmeler sonras› bir aç›klama yay›nlayan FKP ise ABD güçlerini, yard›m bahanesiyle gerilla bölgelerine ve devrimci üs alanlar›na girmemesi için uyard› ve böyle bir durumun yaflanmas› halinde gerekli cevab›n verilece¤ini duyurdu.

Güney Koreli iflçiler, sa¤l›k hakk›n› savunmak ve ABD iflbirlikçisi politikalara karfl› ç›kmak için metal iflçileri önderli¤inde sokaklar› eylem alan›na çevirdi. 26 Haziran’da Kore Sendikalar Konfederasyonu (KCTU) bir aç›klama yaparak ABD’den ithal edilmeye bafllanan s›¤›r etine karfl› ülke çap›nda bir boykot karar› alarak, da¤›t›m›n ve tüketimin engellenece¤ini aç›klad›. KCTU’ya ba¤l› sa¤l›k çal›flanlar› sendikas› 40 büyük hastanenin bu karara uyaca¤›n› aç›klad›. ‹thal edilen etin yasaklanmas›na ra¤men Cumhurbaflkan› Lee Myung-Bak’›n yasa¤› kald›raca¤›n› aç›klamas› Koreli iflçi-emekçilerin eylemler gerçeklefltirmelerine ve greve gitmelerine neden oldu. 28 Haziran’da et üreticilerinin Cumhurbaflkanl›¤› Saray›’na yürüyüflüne polisin coplu ve panzerli sald›r›s› sonucu 53 kifli yaraland› ve yüzlerce kifli gözalt›na al›nd›. Buna karfl›l›k et üreticileri polis oto-

büslerini tafllayarak atefle verdiler. 30 Haziran’da KCTU Baflkan Yard›mc›s› Kim Eun-ju, gösteri sonras›nda birkaç sendika üyesi ile beraber tutukland›. Et ithalat›na karfl› halk sa¤l›¤›n› ve yerel üretimi korumay› amaçlayan eylemler, metal iflçilerinin ücret talepleriyle birleflerek geniflledi. 2 Temmuz’da Hyundai ve Kia Motor fabrikalar›nda gündüz vardiyas›nda çal›flan 55 bin ve gece vardiyas›nda çal›flan 23 bin iflçi 2 saat ifl b›rakt›. Greve KCTU’ya üye tekstil ve kimya iflçileri de kat›ld›. General Motors Daewoo iflçileri de 8 Temmuz’da gündüz ve gece vardiyas›nda iki saatlik uyar› grevi yapacaklar›n› aç›klad›lar. Devletin grev ve eylemleri yasa d›fl› ilan etmesi üzerine KCTU yetkilileri “grevin halk sa¤l›¤›n› korumaya dönük bir grev” oldu¤u aç›klamas›nda bulunurken hükümetle görüflme talebini yineleyerek eylem ve grevlerin sürece¤ini belirtti.


dünya Irak’›n yeni yol haritas›: Stratejik uflakl›k ABD’nin stratejik ç›karlar› do¤rultusunda uygulanan Ortado¤u projesinin önemli bir aya¤› olan Irak’›n iflgali, yeni politikalarla derinlefltiriliyor. 2003 y›l›ndan bu yana ABD’nin iflgali alt›ndaki Irak, yine ABD taraf›ndan yap›land›r›l›yor. Irak’›n yap›land›r›lmas›, güç dengelerinin oluflturulmas› ve konumland›r›lmas›, daha da önemlisi yeralt› ve yer üstü kaynaklar›n›n da¤›t›l›p üzerinde denetim kurulmas› do¤rultusunda ABD, ufla¤› olan Irak merkezi yönetimiyle resmi olarak aç›klanmay›p gizli tutulan “Stratejik ‹flbirli¤i” anlaflmas› hamlesini gerçeklefltiriyor. Ç›karlar›n› karfl›lamad›¤›n› ifade eden ve bu yüzden bu gizli anlaflmaya tepki gösteren Sadr öncülü¤ündeki fiiiler, mutab›k olunan bu anlaflman›n bafll›ca maddelerini kendisine ait Manhajalsadren sitesinde aç›klad›. ABD ile Irak aras›nda yap›lmas› düflünülen uzun vadeli stratejik iflbirli¤i anlaflmas›n›n gizli maddeleri oldu¤unu öne sürülerek bu anlaflman›n kabul edilemez oldu¤u aç›kland›. Yap›lan gizli anlaflma, bölgede ABD’nin stratejik ç›karlar›n›n ve bölgedeki hâkimiyetinin güvence alt›na al›nd›¤›n› aç›kça gösteriyor.

Anlaflma Irak’›n sömürgeleflmesini resmilefltiriyor Stratejik ‹flbirli¤i anlaflmas›na göre, Amerikan kuvvetlerinin ve yabanc› güvenlik flirketlerinin Irak yarg› makamlar›nca hiçbir flekilde kovuflturmaya tabi tutulmayacak. Amerikan güçlerinin ve onlarla anlaflmal› olan yabanc› flirket mensuplar›n›n hiçbir zaman ve mekân k›s›tlamas› getirilmeden Irak yönetimine tabi olmad›¤› kabullenilecek. Amerika terörle mücadele kapsam›nda Irak'›n herhangi bir kentine veya Irak'a komflu herhangi bir ülkeye Irak yönetimine dan›flmaks›z›n sald›rabilecek. Amerikan kuvvetleri herhangi bir Irak vatandafl›n› herhangi bir sebepten dolay› tutuklayabilecek ve Irak yönetiminin buna itiraz etme hakk› olmad›¤› gibi herhangi bir tutuklama emrini geri çevirme gibi hakk› da olmayacak. Amerika Irak’ta kendi hapishanelerini infla etme hakk›na sahip olacak ve bu hapishanelerdeki tutuklular› Irak kanunlar› kapsamayacak, herhangi bir genel af kapsam›na girmeyecek. Anlaflmada; Iraktaki Amerikan askeri varl›¤›n›n veya bu askeri unsurlar›n Irak'tan çekilmesi hususunda herhangi bir zaman tayin edilmiyor. Ayn› flekilde Amerikan kuvvetleri say› ve silah bak›m›ndan s›n›rland›r›lm›yor. K›sacas› ABD’nin bölgedeki iflgalci varl›¤› kal›c›laflt›r›l›yor. Anlaflmaya göre Irak’›n hamili¤i ABD’ye garanti ediliyor, rejimin korumal›¤› ABD’nin inisiyatifine terk edilerek halk›n direniflinin bo¤ulmas› için her yol mubah addediliyor. Halk potansiyel terörist ve suçlu olarak görülüyor. Amerika Irak'› Yeflil Bölge’den gelecek ve ‘demokratik’ rejimini tehdit edecek her türlü hareketten ‘koruyacak’. Özellikle Irak demokrasisini halk ayaklanmas› ve askeri darbe giriflimlerinden koruyacak. Irak savunma ve iç iflleri bakanl›klar› üzerindeki ABD kontrolünün Irak’ta sa¤lam bir güvenlik kuvveti oluflturulmas› yönündeki yard›mlar› sürdürmesi nedeniyle devam edecek. Yine anlaflmaya göre ayn› zamanda nihai amaç olan- Amerika Birleflik Devletleri Irak'› uluslararas› serbest pazar ekonomisine dâhil edece¤ine garanti veriyor. Yani Irak, kapitalist emperyalist sisteme yine bu sistemin temsilcilerinin ç›karlar› do¤rultusunda eklemleniyor. Böylece baflta Irak’›n enerji kaynaklar› ABD emperyalistlerinin hâkimiyetine girecek, emperyalist sermaye ve ürünleri ülkeyi talan etmek üzere yerlefltirilecek.

“Stratejik Anlaflma” ‹flbirli¤i Protokolü’yle kabul ettiriliyor ABD ile Irak aras›ndaki “Stratejik Anlaflma”, “‹flbirli¤i Protokolü”ne dönüfltü. Irak Baflbakan› Nuri el-Maliki’nin ABD ile yap›lacak “stratejik iflbirli¤i” anlaflmas›n›n, iflbirli¤i protokolüne dönüfltürülmesine yönelik teklifi, Irakl› siyasiler taraf›ndan olumlu karfl›land›. Irak’taki siyasi çevreler, Baflbakan Nuri el-Maliki’nin ABD ile yap›lmas› düflünülen “uzun vadeli Stratejik ‹flbirli¤i Anlaflmas›”n›n “iflbirli¤i protokolü” fleklinde de¤ifltirilmesine yönelik teklifinin “olumlu” bir ad›m oldu¤unu belirterek, bunun Ba¤dat’›n Washington’a ba¤lay›c› taahhütler vermek istemedi¤ini gösteren bir ad›m oldu¤unu ifade ettiler. Irak D›fliflleri Bakan› yard›mc›s› Lebid Abavi, “ABD ile stratejik iflbirli¤i anlaflmas› imzalanmas›, Irak aç›s›ndan ba¤lay›c› olacakt›; ancak protokolün böyle bir özelli¤i bulunmamaktad›r. Hatta parlamentoda görüflüldü¤ü zaman, bunun hükümet aç›s›ndan yasal ba¤lay›c›l›¤› kalmayacakt›r” yönünde aç›klamalarda bulunarak oluflan tepkileri yat›flt›rmak istenirken ayn› zamanda yap›lan anlaflman›n abart›lmamas› gerekti¤ini, baflka bir çarenin olmad›¤›n› kabul ettirme yönünde çaba sarf etti. Birleflik Irak ‹ttifak› milletvekillerinden fieyh Celaleddin es-Sagir de “Amerikal›lar›n Stratejik ‹flbirli¤i Anlaflmas› olarak öne sürdü¤ü fleyler, Irak aç›s›ndan kabul edilmesi mümkün olmayan fleylerdi. Stratejik ‹flbirli¤i Anlaflmas›’nda asli oyuncu ABD idi; ancak bu yeni teklifle bu rol Irak’a geçmektedir” diyerek, ölüm karfl›s›nda s›tmaya raz› olunmas›na davet buyurdu. Irakl› Türkmen milletvekillerinden Abbas Beyati ise ABD’nin stratejik iflbirli¤i anlaflmas›yla söz konusu etti¤i taleplerin çok yüksek oldu¤unu ve Irak’›n bunu kabul edemeyece¤ini belirterek Stratejik ‹flbirli¤i Anlaflmas›’n›n parlamentoda kabul edilme flans›n›n bulunmad›¤›n› belirtti ve “Bu sebeple hükümet, anlaflmay› protokole dönüfltürmeye çal›fl›yor” de¤erlendirmesinde bulundu. Irak Baflbakan› Nuri el-Maliki’nin parlamentoda yapt›¤› konuflmada anlaflman›n protokole dönüfltürülmesini gündeme getirmesini de¤erlendiren Kürdistan ittifak› milletvekillerinden Mahmud Osman, bu de¤iflikli¤in Irak’›n yarar›na olaca¤›n› söyledi ve “ABD’nin Baflbakan Maliki’nin Amerikan askerlerinin toptan çekilmesine veya çekilme takvimi aç›klamas›na yönelik talebini kabul edece¤ini sanm›yorum” fleklinde konufltu.

18-31 Temmuz 2008

11

projesinin önemli bir aya¤› olan Çek Cumhuriyeti ile anlaflma-

ABD-‹ran gerginli¤i t›rman›yor

ya var›lmas› Rusya’n›n sert tepkisine neden oldu. Oluflturulmas› ve iflletilmesinde yer almad›¤› bir füze savunma sisteminin kendilerine karfl› bir silah olarak kullan›laca¤›n›n garantisinin olmad›¤›n› belirten Rusya, d›fliflleri bakanl›¤› arac›l›¤›yla yapt›¤›

ABD’nin “fler ekseni” listesinde yer alan ‹ran ile ABD-‹srail aras›nda nükleer silah üretimi ve “terörist” ülkelere yard›m üzerinden gerginlik t›rman›yor. Ortado¤u projesi çerçevesinde ‹ran’a sald›r› haz›rl›klar› senaryolar›n›n s›kça tart›fl›ld›¤› bu günlerde ABD ve ‹ran, körfezde pefli s›ra tatbikatlar gerçeklefltirerek gövde gösterileri yap›yor. Bilindi¤i üzere ABD, ‹ran’›n nükleer silah üretti¤ine dair aç›klamalarda bulunarak, ‹ran’a karfl› tehdit mesajlar›n› esirgemiyor. Yan› s›ra ABD’nin, OPEC’in önde gelen ülkesi ‹ran da dâhil petrol üretimini artt›rmalar› yönünde bask›s›na ‹ran’›n ayak diremesi gerginli¤in t›rmanmas›nda ayr›ca bir etken. Geçti¤imiz günlerde ABD’nin sald›r› tehdidine, “Sald›r›ya u¤rarsak Basra Körfezi ve Hürmüz Bo¤az›’n› kontrol alt›na al›r›z” cevab›n› veren ‹ran’a karfl› cevap, “Petrol geçifl yolunu kapatma çabas›, savafl eylemi olacakt›r” fleklinde geldi. Karfl›l›kl› aç›klamalar›n yo¤unlaflt›¤› bu günlerde Amerikan 5. Filosu’na ba¤l› savafl gemileri Fars Körfezi’nde tatbikat yapt›. ‹ranl› yetkililerin kendilerine yönelik herhangi bir sald›r›n›n olmas› durumunda Hürmüz Bo¤az›’n› kapatacaklar› yönündeki aç›klamalar›yla iliflkilendirilen bu tatbikata dair filo komutan› Peter Hudson’un aç›klamas›, Fars Körfezi’nde yap›lan tatbikat›n

petrol ve gaz tesisleri gibi deniz altyap›s›n› korumaya yönelik yap›ld›¤› fleklinde oldu. Yapt›¤› tatbikatla ‹ran’›n gözünü korkutmaya çal›flan ABD’ye karfl› ‹ran’›n gözda¤› tatbikat› gecikmedi. ‹ran, ‹srail’i de vurabilecek flekilde uzun menzilli füze (fiahap 3 füzesi) at›fl› tatbikat› uygulad›. Bu tatbikata karfl› ABD, bunun gerginli¤i t›rmand›raca¤› ve daha fazla deneme yap›lmamas› halinde bedelinin a¤›r olaca¤› uyar›s›nda bulundu. ‹ran Devrim Muhaf›zl›¤› Komutan› ise “Füze denemeleri, ‹ran’›n savunmadaki azim, irade ve gücünün sadece küçük bir bölümünü düflmanlara göstermektedir” aç›klamas›nda bulundu. ‹ran dini lideri Ali Hamaney’nin bir yard›mc›s› da nükleer program› nedeniyle sald›r›ya u¤ramalar› halinde, Tel Aviv’i ve Basra Körfezi’ndeki Amerikan gemilerini vuracaklar› tehdidinde bulundu. Bu arada ‹ran’›n füze denemesinin petrol fiyatlar›nda aç›ktan art›fla neden oldu¤u gözlemlendi. 1 dolarl›k art›flla petrolün varili 137,45 dolara yükseldi.

aç›klamada, “Karfl› ad›m›m›z diplomatik de¤il, askeri ve teknik olacak” tehdidinde bulundu. Çek parlamentosundaki oylama sonucunu bekleyeceklerini belirten Rusya, Çek parlamentosunun ABD ile ikili anlaflmay› onaylamas› halinde askeri önlemleri almaya bafllayacaklar›n›n alt›n› çizdi. ABD ise yapt›¤› aç›klamada Avrupa füze kalkan› sisteminin Rusya için bir tehdit oluflturmad›¤›, Rusya’n›n bu kalkanlar› kolayl›l›kla aflabilecek güce sahip oldu¤u, füze kalkan› sisteminin ‹ran’›n balistik füzelerini durdurmak amac›n› tafl›d›¤› belirtildi. Çek Cumhuriyeti’nde anlaflma gere¤i füze kalkan›n›n ön izleme radar istasyonunu infla edecek olan ABD, devam›nda Polonya’yla da anlaflmas› halinde burada k›talar aras› balistik avc› roket bataryalar› yerlefltirecek. ABD’nin füze kalkan› projesine Çek Cumhuriyeti’nin onay verdi¤i, Polonya’n›n ise Rusya’n›n tepkisini ve tehditlerini göz önünde bulundurarak henüz onay vermedi¤i biliniyor. ABD; Çek Cumhuriyeti’nde kurulacak füze

ABD-Rusya Aras›nda Füze Kalkan› Gerginli¤i ABD’nin, Do¤u Avrupa’da füze kalkan› sistemi yerlefltirme

radar sistemiyle ‹ran gibi ülkelerden f›rlat›labilecek füzelerin saptanmas›n›n amaçland›¤›n› öne sürüyor.

G8’ler havyarl› sofrada yoksullu¤u konufltu Japonya, ‹ngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Kanada, ‹talya ve Rusya gibi dünya ekonomisine hâkim ülkelerin kendi ekonomik ç›karlar› ve sömürüleri için oluflturduklar› G–8 örgütü bir araya gelerek, 7 ve 9 Temmuz tarihleri aras›nda Japonya’n›n baflkenti Tokyo’da zirve gerçeklefltirdiler. Kuflkusuz bu toplam, dünyadaki sorunlar› gidermek, dünya insan›n›n yaflad›¤› sorunlara çözüm üretmek için bir araya gelmedi. Bilakis, ekonomik ç›karlar›n›n selametini konuflmak, yeni yeni sald›r›lar›n ve sömürülerin plan-projesini çizmek için bir araya geldiler. Zira bugün için dünya genelinde yaflanan mali kriz, g›da krizi, petrol fiyatlar›n›n sürekli yükselerek ciddi bir krize iflaret etmesi söz konusu “geliflmifl” ve “zengin” ülkeleri tedirgin etmifl olacak ki zirvelerinin temel gündemini bu konular oluflturdu. ‹ki günlük zirvede gündeme al›nan ve konuflulan konular yaflanan mali kriz, g›da krizi ve bunun oluflturdu¤u tehditler, güvenlik sorunu, baflta petrol olmak üzere enerji kaynaklar›, Afganistan, küresel ekonomi, her zirvenin garnitürü olan açl›k ve yoksulluk, küresel ›s›nma vb oldu. Zirvede bask›n ç›kan görüfl, petrol ve g›da fiyatlar›ndaki art›fl›n endifle yaratt›¤›, dünya ekonomisinin belirsizliklere do¤ru sürüklendi¤i kayg›s› olup bu kayg›, zirvenin neden yap›ld›¤›n› ve esas derdin ne oldu¤unu d›fla vuruyor. Tabiî ki kendilerinin sebep oldu¤u sömürüyü, savafllar›, açl›¤›, yoksullu¤u, do¤an›n geri dönülmez tahribini kendilerinden ayr› görüp yine kendileri konuflacaklard›r. Yoksa dünyan›n ve insanl›¤›n bugünkü durumunun müsebbibi halklar olmad›¤›na göre bu zirve kim için ve ne için yap›lacak? Yine bu zirvede de görüldü ki, hep ayn› istekler, ayn› amaçlar dillendirildi. fiaflal› cümlelerle ama yalanla ve iki yüzlülükle yaz›lan bildirilerle yap›lan iflin ciddiyeti gösterilmeye çal›fl›ld›. K›sacas› ayn› nakarat iflledi.

Y›k›m ekonomisine, küreselleflmeye devam Zirvenin ikinci gününde yay›mlanan ortak bildirgeye, g›da ve petrol fiyatlar›ndaki art›fllar›n neden oldu¤u endifleler damgas›n› vurdu. Bildiride "Ekonomilerimizin kendini iyilefltirme gücü ve küresel ekonominin büyümesi konusunda uzun vadede iyimserli¤imizi korumaya devam ediyoruz. Geliflen piyasa ekonomileri hâla h›zl› bir flekilde büyümeye devam ediyor. Bununla birlikte, dünya ekonomisi belirsizlikler ve afla¤› yönlü kal›c› risklerle karfl› karfl›ya. Petrol ve g›da baflta olmak üzere emtia fiyatlar›ndaki h›zl› art›fl endifle yarat›yor" denildi. Bu art›fl›n dünya genelinde ekonomik büyümeye tehdit oluflturdu¤u ve enflasyonu körükledi¤i belirtilen bildiride, "Ekonomilerimizde ve küresel alanda büyümenin devam ettirilmesi ve istikrar›n sa¤lanmas› konusunda gerekli ad›mlar›n at›lmas› kararl›l›¤›nday›z" ifadesine yer verildi. Yan› s›ra bildiride küreselleflmenin dünya ekonomisinin büyümesinde itici bir güç olmaya devam etti¤i, serbest pazar ekonomisinin koflullar› ile birleflti¤inde toplumlar ve geliflen piyasalar için büyük f›rsatlar yaratt›¤›, bu f›rsatlar›n dünya ekonomisinin yarar›na (!) kullan›lmas› yönündeki çal›flmalar›n devam etmesi gerekti¤inin alt› itinayla çizildi. Bunun meali ise neo-liberal y›k›m politikalar›na devam, sömürü ve talana devam, hak gasplar› süratle gelsin. “Baflta Dünya Bankas›, Uluslararas› Para Fonu (IMF), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Uluslararas› Çal›flma Örgütü (ILO) ile Ekonomik iflbirli¤i ve Kalk›nma Teflkilat› (OECD) olmak üzere uluslararas› örgütler aras›ndaki iflbirli¤inin artt›r›lmas›” tembih ediliyor, “kalk›nma” “yoksul ülkeleri kal-

k›nd›rma” ad› alt›nda. Aç›k ticaret ve yat›r›m politikalar›n›n ekonomilere katk›da bulundu¤u kaydedilen bildiride tüm ülkelerin (emperyalizme ba¤›ml› diyelim) yabanc› yat›r›ma aç›lma konusunda gerekli ad›mlar› atmalar› isteniyor bildirgede.

den baflka bir fley de¤ildir. Onlarca y›ld›r kalk›nma, geliflme programlar›yla, zirvelerle, kararlarla geri b›rakt›r›lm›fl ülkelere dayat›lanlar›n nelere mal oldu¤u ortadad›r. Onlarca y›ld›r bu programlar uygulanmas›na ra¤men yoksullu¤un, açl›¤›n, sömürünün dizginlenememesi ne ile aç›klanabilir? Demek ki sömürü bir tak›m organi-

Yeryüzünü cehenneme çevirenler “çözüm” ar›yor

zasyonlarla, çeflitli “tatl›” söylemlerle, manipülasyonlarla icra edile-

Kar h›rs› u¤runa do¤ay› içindeki tüm varl›klarla birlikte talan eden emperyalistler, bu h›rslar›n›n sebep verdi¤i küresel ›s›nma sorunu karfl›s›nda günah ç›kart›p vicdanlar›n› rahatlatt›lar. Daha fazla kar, daha fazla tekel u¤runa bitki ve hayvanlar›n genini i¤difl eden, insan sa¤l›¤›n› hiçe sayan, atmosferdeki gazlar› tarumar eden, buzullar› eriten, iklimleri de¤ifltiren onlar de¤ilmifl gibi. Nitekim zirvede 2050 y›l›na kadar küresel ›s›nmaya yol açan sera gazlar› sal›n›m›n›n yüzde 50 oran›nda azalt›lmas› öngörüldü. Bu mücadeleye Hindistan ve Çin gibi ülkelerin kat›l›m sa¤lamas› isteniyor. Lakin sera gaz› üreten bu geliflmifl ülkelerin sanayisinden bahsedilmesi zirvede hoflnutsuzlu¤a, hatta tepkilere neden oldu. Yazan da onlar, bu yazd›klar›n› bir kalemde çizen de. “Do¤a tahrip oluyor. Biraz önlem alal›m. Yoksa kar›m›zdan da olaca¤›z” diyerek toplananlar, karar almalar›na ra¤men Kyoto gibi protokollere imza atmayan ve edip de uygulamayanlar yine onlar de¤il mi? Keza küresel ›s›nmaya karfl› al›nan kararlarda ne bir tarih, ne bir yol haritas› belirlenmedi.

bilir. Bu tür söylemlerin, konferanslar›n, zirvelerin her ne denirse,

Emperyalistlerin tahsilat ve toplum mühendisli¤i kurumlar› Birleflmifl Milletler, G›da ve Tar›m Örgütü, Dünya G›da Program› ve Uluslararas› Tar›msal Kalk›nma Fonu G-8 ülkelerinin zirvesinde haz›r bulundu. Bu ülkelerin liderlerine dünyan›n besin gereksinimlerinin karfl›lanmas›na yard›mc› olma ça¤r›s›nda bulundu. Tar›m sektöründeki kalk›nmaya daha fazla yard›m ay›rarak açlar›n doyurulabilece¤i tembih ediliyordu. Oysaki tar›m› tekellefltiren ve tar›m› bilinçli bir flekilde y›k›ma u¤rat›p milyonlarca köylüyü üretimin ve pazar›n d›fl›nda tutan da bu ülkelerin emperyalist sistemleridir. G8 zirvesine alternatif ad›yla Endonezya, Bangladefl, M›s›r, Türkiye, ‹ran, Malezya, Nijerya ve Pakistan da bir zirve gerçeklefltirdi. Efendilerinin peflinden sal›nan ve onlar›n gösterdikleri yoldan ilerlemeye ant içmifl, D–8 olarak adland›r›lan bu ülkeler davul dengi dengine misali yapt›klar› zirvede belki büyüklerinin konufltuklar›n› konuflmad›lar ama büyüklerine halel getirmeyecek sosyo ekonomik iflbirli¤i, bar›fl, karfl›l›kl› sayg› ve hoflgörünün korunmas› bildirisi yay›mlad›lar.

bir tek amac› olabilir; kitleleri oyalamak, bilinç bulan›kl›¤› yaratmak, beklenti içine sokup alttan sömürmek. Mesela sorunun esas› hiçbir zaman dile getirilmez. Sistem teflhir edilmez. Bilakis sistemin tek oldu¤unun, en iyisi, hay›rl›s› oldu¤unun demagojisi yap›l›r. Onlarca ülkeyi sömüren, geri b›rakt›ran, açl›¤a ve yoksullu¤a mahkûm eden emperyalistler G–8 gibi zirvelerle timsah gözyafllar› dökerek, iki yüzlülüklerini baflar›l› bir flekilde sahneliyorlar. Zira zirvede g›da sorunu nas›l çözülür, yoksul ülkelere g›da ve para yard›m› yapal›m konular›n› görüfltüler. Oysaki bu sorunun müsebbibi kendileri de¤ilmifl gibi, bir de sadakalarla, unla ekmekle milyonlarca aç›n ve yoksulun içinde bulundu¤u duruma güzelleme yapmaktalar. Peki, gerçekten her gün açl›ktan ölen binlerce insan› bu durumdan kurtarma gibi bir dertleri var m›d›r? Peki, bu olursa sömürü ve kara ne olacak?

Havyarl›, somonlu açl›k ve yoksulluk konuflmas› Dünyan›n zenginleri bir araya gelip küresel ›s›nma, g›da krizi, dünyada açl›k-yoksulluk, artan petrol ve g›da fiyatlar› konular›n› konuflurken, masalar›nda birkaç ülkenin sa¤l›k ya da g›da sorununu çözebilecek de¤erdeki yemekleri t›k›nd›lar (‹ngiliz bas›n› bu durumu “G›da k›tl›¤›n› konuflup 8 koldan ziyafet çektiler” fleklinde haber veriyordu). Bu bile emperyalistlerin ve zirvelerinin ne kadar sahte ve ikiyüzlüce oldu¤unu ortaya seriyor. Açl›k ve yoksullu¤un dert olmad›¤›, as›l derdin flu açlara, sefillere yard›m edelim, kar›nlar›n› doyural›m ki bafl›m›za bela olmas›nlar’dan baflka bir fley olmad›¤› gün gibi ortada. Havyar ve denizkestanesi üzerine g›da krizini konuflanlar g›da sorununa çözüm üretilmesine dikkat çekerken, ülkelerine g›da noktas›nda israfa girmemelerini ö¤ütlüyorlar. Sömürü üzerinden zenginleflen ülkelerin bu zirvesine karfl› “Zengin ülkelerin zirvelerine karfl›y›z” pankart›yla protesto eylemleri gerçeklefltiren Japonya ve farkl› ülkelerden eylemcilere karfl› ak›l al-

Dünyan›n açl›¤› ve yoksullu¤u emperyalistlerin umurunda m›? Emperyalist sömürü sisteminin hiçbir zaman yoksul ülkeleri bu durumdan kurtarma, açl›¤› ve yoksullu¤u ortadan kald›rma gibi bir derdi olmam›flt›r. Olamaz da, zira bu sistemin özüne ayk›r›d›r. Emperyalistlerin çeflitli kurumlar› arac›l›¤›yla çeflitli isimler ad› alt›nda geri b›rakt›r›lm›fl ülkelere dair planlamalar›, çözüm önerileri, kalk›nma programlar› k›sacas› hepsi yan›lsama olup, her zaman için kendi sömürüsünün devam›n› amaçlar. Sömürülen, geri b›rakt›r›lan ülkelerin, geliflmifl ülkeler taraf›ndan gelifltirilmesi, ekonomilerinin büyütülmesi, bunun için bilim-teknik ve endüstriyel geliflim olana¤› yarat›lmas› tümüyle sömürme ve ba¤›ml› k›lma güdüsün-

maz önlemler al›nd›. Eylemcilere sald›ran polis 4 kifliyi tutuklad›. Zirvenin yap›ld›¤› Hakkaido Adas›’na 21 bin Japon polisi yerlefltirildi. Güvenli¤in sa¤lanmas› için 283 milyon dolar harcand›. Zirvede epey yorulan, dünyan›n mutlulu¤u için çaba sarf etmekten yorgun kat›l›mc›lara nadide yemekler, meyveler, dünyaca ünlü flaraplar vb. ikram edildi. Oysaki kara Afrika’da açl›ktan ölen insan say›s› binlerle say›l›yor. Medyan›n bu flatafatl› zirveyi tüm sahteli¤iyle kitlelere s›cak bir flekilde servis etmesi için teçhizatlar›na 86 milyon dolar harcad›. Sonuç olarak 2 günlük flatafatl› zirveye milyonlarca insan› açl›ktan kurtaracak, yüz binlerce A‹DS’liyi ya da s›tmal›y› kurtarabilecek, geliflimi sa¤layacak önlemler, planlanmalar yap›labilecek tam 566 milyon dolar harcand›.


12

18-31 Temmuz 2008

kültür-sanat düflmüfl ve da¤a ç›km›flt›r. “Köksüzüm. Bir kar kürtü¤ünden bir baflka kar kürtü¤üne savrulan bir kuru yapra¤›m” diyen Zehra, Bayram’›n yüre¤inde köklenir, arad›¤› sevgiyi orada bulur, mert ve dürüst Bayram’›n insanl›k kavgas›nda yoldafl› olur…

Yaser Günday

Toplumcu düflüncede pek fazla ilgi uyand›rmayan ‘tembellik hakk›’ –ki, asl›nda çal›flma özgürlü¤üdür-, romanda madenci köyü Elvan’›n ileri gelenlerinden Cebeli Bey ve o¤lu Yakup kifliliklerinde ortaya konulur. Vars›l bir aileden gelen Cebeli Bey, mektep-medrese görmüfl, kültürlü bir insand›r. Doygun bir insan olarak, bölgede madencili¤in geliflmesi sürecinde, “Kazanacak kadar düflmem ben” diyerek baflkalar› gibi ‘yükünü tutmak’ yoluna gitmemifltir. Ancak, Serdar Bey gibi türedi zenginler karfl›s›nda, bölgede sayg›nl›¤›n› yaln›zca yoksul madenci ve köylülerin gözünde koruyabilmifltir; bu yönde kar›s›n›n suçlamalar› karfl›s›nda flöyle konuflur Cebeli Bey: “Aç kal›r›m, aç köpeklerin minnet etmedi¤i çürümüfl kemikleri yalar›m, ocak sahibi olmam. Köye ölü göndermem. Ölü yaratan ifle, beni her ölüyle öldüren ifle uçkur çözmem. Yan›ndan geçti¤im her a¤aca içimden selam veren bir mahlûkum ben. Her yeflil a¤aç bir fikirdir. Kuflundan kar›ncas›na kadar gözümüzün görmedi¤i bir mahlûkat mahfleridir. Kesme hakk›m var m›?”. “Çal›flmak, insan›n hayat› ihmal etmesidir” diyen Cebeli Bey’in u¤rad›¤› vars›ll›k ve sayg›nl›k yitimi üzerine, maden mükellefiyetine tabi tutulan o¤lu Yakup da, “Ben insan›m, çal›flmam. Yüzümü karartmam. Senin yüzünü de karartmam. Ben Zonguldak’a kendi ölümü getirtmem, baflkalar›n›n ölüsünü de getirtmem. Ben köstebek de¤ilim, topra¤›n üstünde do¤dum” diyerek firar eder.

Maden emekçilerinin korkulu rüyas› “Grizu”, bu kez bir roman›n ad› olmufl, Muzaffer Oruço¤lu’nun sat›rlar›yla. Grizu’nun 1. cildi Nisan 2005’te, 2. cildi Nisan 2006’da Kardelen Yay›mc›l›k, 3. cildi May›s 2007’de Babek Yay›n taraf›ndan okurlara sunuldu. Ald›¤›m›z duyumlara göre de, yazar 4.cildi de 2008’de ç›karmay› tasarl›yor. 68 Kufla¤›n›n bilinen isimlerinden Oruço¤lu, toplumcu sanat alan›nda ender karfl›lafl›l›r nitelikte bir çok yönlülükle çal›flmalar›n› sürdürüyor; güncel makalelerine ara vermeden, fliirden heykele, resimden romana bir kar›nca çal›flkanl›¤›nda durmaks›z›n üretiyor. Oruço¤lu Grizu’da da, yarat›mlar›n› do¤al zenginliklere odaklamakla kalm›yor, engin bir do¤a sevgisini de tafl›yor. Öyle ki, u¤ursuzlu¤u neredeyse toplumsal kabul görmüfl baykufla bile sevgiyle yaklafl›r. “Ona karanl›¤›n dili diyenler vard›. Piflman olmufl kötü ruh diyenler de vard›. Ama karanl›¤›n besledi¤i sessizli¤i, sesiyle hançer gibi y›rtan tek kufl ta oydu. Bir baykufl olmak, karanl›¤›n ba¤r›nda ötmek kötü müydü?” Madenkefllerin dinlenme an›nda, s›rt›nda yükle bekletilen kat›r›n ac›s›n› da duyumsat›r bize, öküzlerin içlerine ak›tt›klar› gözyafllar›n› da: “Hayvan milleti konuflsayd›, biz bu kadar hayvanlaflmazd›k” der ve kar›ncalar›n kolektif çal›flma sürecini de anlat›r. Yazar, do¤a betimlemeleriyle sosyal olaylar ve geliflmeler aras›nda ba¤lant› ve benzefltirme yolunu da kullanabilmektedir. Örne¤in, gün ›fl›¤›n›n do¤ada yol açt›¤› canlanman›n betimlenmesinden, iflçilerdeki uyan›flla greve gidifllerinin anlat›m›na geçiverir.

Oruço¤lu’nun roman›, dilsel bak›mdan da da¤arc›¤›m›z› zenginlefltirmektedir. Özellikle belirtilmeli; halk deyiflleri ve atasözlerinin özgün örnekleri, halk›n bilgeli¤inin kan›tlar› olarak, yerli yerinde kullan›ma kavuflur ve sözsellikten yaz›nsall›¤a ç›karak kal›c›laflma olana¤›na kavuflturulur: “Ne günlere kald›k ey gazi hünkar, eflek silahtar oldu, kad› mühürdar”, “Kad›n› kökten, pekmezi küpten al”, “Kösemeni usta olan sürünün, çoban› zengin olur”, “Kara k›flta kara serçe, bahar› bulmaz”, “…cilve yap dedi, çifte att›m”, “Ganflak köpek, çepik olur…”, “‹lme ar olmaz, ar eden berhudar olmaz”, “Serkefl öküz, belas›n› bulurmufl; hem de yivsetinden tuzlu kan yalad›¤› hançerle”, “..ya gel bilgimin rahvan at›na bin, insanl›¤a aç›l, ya da flalvar›m› s›y›r, k›ç›m›n k›l›ndan gül devflir”, “Her sakaldan bir k›l çekersek, köseyi hep beraber sakal sahibi yapar›z”, “Garip çingenenin nesine gerek gümüfl zurna”, “Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel horozla” vd…

Grizu, bireylerin salt iç dünyalar›na dönük bir yap›t de¤il, toplumsaltarihsel bir izlencedir de; 19. yüzy›lda, Osmanl› döneminde bafllayan, Zonguldak maden havzas›n›n izlencesi. Evet, Grizu roman›, Zonguldak maden havzas›n› anlat›yor ve daha havzaya ilk kazma vurufluyla bafll›yor ve havzada yaflanan tüm geliflmeleri kaps›yor -yay›mlanan son (üçüncü) cilt, Cumhuriyet dönemine kadar geliyor ve belki de dördüncü ciltte günümüze ulaflacak-. Bu bak›mdan, Grizu’ya tarihsel bir roman da diyebiliriz. Böyle bir roman yaz›m›n› gerçeklefltirmek için, yazar›n havzan›n tarihine iliflkin oldukça kapsaml› bir araflt›rma yapt›¤› anlafl›l›yor. Bu süreç içerisinde, havzada yaflanan hemen hemen tüm olaylar ve geliflmeler, bir tarih dersi söylemine düflmeden, romanda somutlanarak iflleniyor. Tarih içerikli sanat ürünlerinin, toplumsal bellek oluflumuna katk›s› bak›m›ndan toplumsal bilinçte özel bir önemi vard›r. Somutlamaya dayal› sanat ürünleri, düflünsel sürecin “somuttan soyuta” iflleyifline denk düflmesi temelinde, kuramsal yap›tlara göre daha anlafl›labilir bir nitelik tafl›maktad›r. Günübirlik yaflam tarz›na sokularak, “belleksizleflme” sürecine u¤rat›lmak istenen günümüz toplumunda, Grizu ve benzeri yap›tlara gereksinim bulunmaktad›r. Elbette ki, tarih bilinci, gelece¤i belirleyebilmenin en temel gereklerinden birisidir. Asl›nda yazar›n tarihsel içerikli ilk roman› Grizu da de¤il; “Dersim” roman› ile “Uçurum Geyikleri” de bir boyutuyla tarihsel içerik tafl›yorlar. “Dersim” roman›nda yazar›n, politik etkinlikleri ve çevresi dolay›s›yla 1937–38 isyan›na iliflkin do¤rudan edindi¤i bilgileri iflledi¤i düflünülebilir belki. Ancak, iki boyutlu bir roman olarak karfl›laflt›¤›m›z Uçurum Geyikleri’nde, yatay düzlemde enternasyonalist devrimci Barbara Anna Kistler’in “Alplerden Munzur’a” süren savafl›m› anlat›l›rken; dikey boyut olarak görülebilecek bir biçimde, tarihsel süreçte “Mezula” soyundan kad›nlar›n “yi¤itleme” öyküleri, ayr›nt›larda büyük bir özen gösterilerek masals› bir dille anlat›lmaktad›r. Tarihsel romanlarda ayr›nt›lar, özel bir önem tafl›yor; anlat›lan dönemin tüm kültürel ortam›n› oluflturabilmek gerekiyor. Grizu gibi oylumlu bir yap›tta da, bu tür ayr›nt›lar›n bir ressam›n titizli¤iyle ifllendi¤i görülebilir. Toplumcu bir sanat yap›t› olarak Grizu, tarihsel süreci ifllerken, “s›radan” insanlar›n yaflamlar› üzerinden yans›t›r ve bu bak›mdan da tarihsel süreci “kahramanlar tarihi”ne indirgemekten uzak durur. Grizu roman›n›n baflkiflileri, Zonguldak havzas›n›n madenkeflleridir. Bu yönüyle, ülkemiz edebiyat›nda çok az bulunan “iflçi edebiyat›” kapsam›nda görülmelidir. Grizu roman› bu bak›mdan, Emile ZOLA’n›n ünlü roman› “Tohum Yeflerince/Germinal”i ça¤r›flt›rmaktad›r. Roman, bir madenci ailesinin yaflam› ekseninde geçer. Havzan›n ilk kazmakefllerinden Kör Cemal, ailesi ile çevresindekiler, roman›n as›l kiflileridir. Bu çerçevede madenlerde çal›flma biçimlerinden kad›n-erkek iliflkilerine de¤in yaflam›n çeflitli alanlar›, içerisinde bulunulan toplumsal-tarihsel süreçle iliflkilendirilerek anlat›l›r. Baflka bir deyiflle, Grizu’nun tarihsel kapsam›, yaln›zca Zonguldak havzas› ile s›n›rlanmamakta; ülke tarihinin bölgeye yans›malar›ndan yola ç›karak, bir bütün olarak toplumsal tarihimize ›fl›k tutmaktad›r. ‹lk dönemlerde Osmanl› ekonomik yap›s›na egemen olmaya bafllayan “iltizam” sistemine baflat bir biçimde “Hazine-i Hassa” ad›na kiralanan madenler, ortaklar› aras›nda Galata Bankerleri de bulunan ‹ngiliz kumpanyas› arac›l›¤›yla iflletilirken, yönetsel olarak bir süre sonra Bahriye Nezareti’ne ba¤lan›r. Osmanl›-Rus Savafl›’nda, ‹ngiliz ve Frans›zlarla ittifak yap›ld›¤›nda, ocaklardan ç›kart›lan madenlerin ‹ngiliz donanmas›na aktar›l›fl› da, romanda an›msat›l›r. Emperyalizmin Osmanl› imparatorlu¤unu yar› sömürgelefltirme süreci do¤rultusunda, havzadaki madenlerin iflletmesi de Frans›z Ere¤li fiirketi’nin tekeline geçer. Ere¤li fiirketi’nin, ilkel yöntemlerle iflletilen maden ocaklar›nda, ifl verimini ve üretimi artt›rmaya yönelik getirdi¤i bir dizi teknolojik yenilik de romanda aktar›l›r. Küfelerle kömür tafl›maktan dekovil hatlar›yla aktarma yoluna geçiflin ne denli önemli oldu¤unu düflünebiliriz. 1908 y›l›nda Meflrutiyet’in ilan›n›n ard›ndan baflta Selanik ve ‹stanbul gibi iflçi s›n›f›n›n geliflmeye bafllad›¤› kentlerde bafl gösteren ve giderek yayg›nlaflan grev dalgas›na, Zonguldak havzas›ndaki madenciler de kat›lmaktan geri kalmazlar. ‹ttihat ve Terakki hükümeti de, bölgede varl›¤›n› göstermekten geri kalmaz ve Teflkilat-› Mahsusa’n›n çal›flmalar›, romanda ortaya konulur. Bu arada, havzada varl›¤›n› gösteren ve geliflmeye çal›flan Sar›cazadeler gibi Türk-Müslüman sermayesine de romanda yer verilmesi unutulmaz. Ülke, 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’na Almanya’n›n ard›ndan sürüklenirken, havzada maden iflletmeleri de Almanlar›n yönetimine verilir. Yine bu dönemde, Teflkilat-› Mahsusa’n›n özel faaliyetleri sonucu, havzada yaflayan Ermenilerin yüzy›llard›r yaflad›klar› anayurtlar›ndan bir “yabanc›” gibi tehcir edilmeleri de anlat›lmaktad›r. Savafl yenilgisinin ard›ndan bafllayan iflgal giriflimlerinden uzak tutulmaz; baflta ‹talyanlar olmak üzere, iflgalcilerin ifltah›n› kabartan maden yataklar›ndan Frans›zlar da vazgeçmeyi düflünmez ve madenler üzerinde sürdürdükleri hak iddialar›yla yeni çeliflkilere kaynakl›k eder. ‹flgale karfl› direniflte kararl›l›kla yer alan iflçilerin, Cumhuriyet dönemi sonras› hak arama çabalar› da, romanda anlat›lan konular içerisinde bulunuyor. Kör Cemal ve o¤lu Hurflit, havzada çal›flmaya bafllad›klar›nda, madenlerde iflçi olarak çal›flmak üzere mülksüzleflmifl iflgücü bulunmad›¤›ndan, münavebeli (dönüflümlü) çal›flma uygulanmakta; iflçiler 15 gün madenlerde çal›flmakta, di¤er 15 günü de köylerinde geçirmektedirler. Romanda, münavebe yönteminin uygulanmas›nda ortaya ç›kan adaletsizlikler bir

Roman›n en önemli konular›ndan birisi de, “s›n›f savafl›m›nda fliddet” konusuna iliflkin ortaya konulan yaklafl›md›r. Devletin kolluk güçleri, madende çal›flma mükellefiyetinden kaçanlar›n pefline düfler ve bu kaçaklar cezaland›r›l›r. Bunun d›fl›nda, yevmiyeleri ödenmeyen madenkefller çal›flmay› reddettiklerinde, karfl›lar›nda, maden idaresinin çavufllar› etkili olamay›nca, kolluk güçlerini bulurlar ve usulünce(!) haklar›ndan gelinir. Kolluk güçleri, Ere¤li Maden fiirketi’ni bast›klar›nda da iflçilerin karfl›s›na ç›kar, ancak iflçilerin gösterdi¤i kitlesel kararl›l›k üzerine geri çekilir. Bunun d›fl›nda maden idaresinin iflçilere yo¤un bir biçimde bask› ve fliddet uygulad›¤›na tan›k oluyoruz. Dayaktan adam sakatlamaya ve öldürmeye kadar varan bir fliddettir bu.

Bir maden roman›: Grizu bir ortaya konulur. Örne¤in, ocak sahiplerinden “avanta” sa¤layan köy muhtarlar› –Dilaver Pafla Nizamnamesi’nde 13 yafl›ndan küçüklerin madenlerde çal›flt›r›lmas› yasaklanm›flt›r-, 9–10 yafl›ndaki çocuklar› bile madenlerde çal›flmaya gönderebilmektedirler. Yine madenlerin iflletilmeye baflland›¤› ilk dönemlerde, ayn› yöntemle ücretlerin ödenmesiyle, iflçilerin her yönden nas›l “sö¤üfllenmek”te olduklar› da sergilenir. Madenlerde uygulanan bask› ve fliddet, farkl› zamanlarda farkl› biçimler gösterse de, “çal›flma disiplini” sa¤lamak için, maden iflletmecilerinin vazgeçmedikleri bir yol olarak görünmektedir. Ölümlere bile yol açabilen dayak sahnelerinin yan› s›ra (dayaktan ölümler, kolayca “göçük” olarak yans›t›labilmektedir), uygulanan “yevmiye” kesintileri de çok ileri ölçülere varmakta ve ço¤u zaman “disiplin” boyutunu aflmakta; bu yol ve yöntemlerle iflçilerin her türlü hak arama çabalar› sindirilmektedir. Bu dönem, henüz madencilerin iflçileflme süreçlerinin ilk bafllar›d›r ve “s›n›fsal” özelliklerini henüz görmek olanakl› de¤ildir. ‹lk madenkefllerden Kör Cemal’in gösterdi¤i edilgen kiflilik bir yana; romanda geçen önemli kiflilerden birisi olan Devrekli Bayram’›n d, haks›zlara karfl› ç›k›fl›, s›n›fsal olmaktan çok, bir bak›ma “yi¤itlik”tir. Bu yönüyle, yazar›n “uvriyerizm”e düflmedi¤ini, toplumcu sanatta yayg›n olarak karfl›lafl›lan abart›l› “iflçi” tiplemesinden kaç›nd›¤›n› söyleyebiliriz.

üretime ve iflçi say›s›na ba¤l› olarak yaflanan yo¤unlaflma, bölgeye bir hastane kurulmas›n› gerektirecek düzeye ulaflm›fl, ancak hastane için iflçilerden “yevmiye” kesintisi yap›lmak yoluna gidilmifltir.

Havzada madencilik yayg›nlaflt›kça, iflgücüne gereksinim de art›fl göstermifl, “münavebeli” yöntemi yetersiz kald›¤›nda, baflka bölgelerden –Sivas, Dersim, Trabzon vd.- iflçi sa¤lanm›fl (1906), hatta bir dönem askerler bile madenlerde çal›flt›r›lm›flt›r. Maden iflçilerinin oluflumunda ortaya ç›kan bu farkl›laflman›n, “iflçileflme” sürecinde ve çal›flma iliflkilerinde de yeni geliflmelere yol açt›¤›na ve “grev” gibi s›n›f savafl›m›n›n geleneksel biçimlerinin ortaya ç›kmaya bafllad›¤›na tan›k oluyoruz.

Oruço¤lu, Grizu’da yaln›zca emek-sermaye çeliflkilerini anlatmaz; kad›n ve erkek çeliflkisi de, insanl›¤›n ezeli çeliflkisi olarak ifllenir. Yazar, romanda güçlü kad›n kifliliklerine yer verirken, kad›n-erkek iliflkilerinde erkek-egemen kültüre karfl› ç›k›fl sergiler ve “sevgi”yle yo¤rulmufl birlikteliklerin geliflmesine yönelik bir yaklafl›m gelifltirir. Bu yaklafl›mlar›n, romanda özellikle “Zehra”n›n kiflili¤inde ve iliflkilerinde yo¤unlaflt›¤›n› görüyoruz. Köyün yoksul ve dul kad›n› Zehra, güzel ve çekicidir; kendisini isteyen onca erke¤i geri çevirirken, Kör Cemal’le evlenmeyi kabul eder: “Bu dünyada her kad›na, duydu¤u her sesi, kar›s›n›n gözlerinin içine bakman›n vesilesi haline getiren, ayazda gömle¤ini veren, mum olup ayd›nlatan bir koca gerekiyordu.” beklentisiyle… Ama, “Kad›n›n avaz avaz ba¤›ran ihtiyac›na koflmayan erkek, onun sevgisini kaybediyordu”; Cemal’den umdu¤unu bulamayan Zehra, bir aray›fl içerisindedir: “Seven, geberesiye seven, arayan, soran, kovalayan, yakalay›nca s›ms›k› kucaklay›p ezen, ›s›ran, korkusuz, afl›k erkek yok muydu bu dünyada?” Zehra bu sevgi aray›fl›yla, “Bu köyün erkekleri davar, ne varsa bende var” diyerek dolaflan ve asl›nda sevgi bekleyen köyün ‘delisi’ Davut’a yönelir (ki, yazar›m›z için ‘deliler’ öteden beri önemlidir, özellikle Filozof roman›nda bunu gösterir. Grizu’da da, ‘deliler’e özel olarak yer verir, ikinci cildin delisi, madende çal›fl›rken meydana gelen grizu patlamas› sonucu ‘akl›n› yitiren’ Tapbasan fiükrü iken, üçüncü ciltte ise Dürdane’yi tan›r›z): “Bizim sevgiye ihtiyac›m›z var. Kimse sevmedi bizi. Kap› aral›¤›ndan, pencere k›r›¤›ndan hep sevgiyi bekledik. Belki bir gün ç›kar gelir dedik. Gelmedi.” Ama Davut’la iliflkisi toplumsal ikiyüzlülü¤ün sald›r›s›na u¤rayan Zehra, da¤a ç›kan Devrekli Bayram’a s›¤›n›r. Madende haks›zl›klara karfl› ç›kt›¤› için sürekli olarak idarenin bask›s›na u¤rayan Bayram, maden çavufllar›ndan yedi¤i dayak sonucu bir gözü kör edilip, kolu k›r›l›nca, iyileflir iyileflmez intikam pefline

Romanda, madenlerde geçen çal›flma yaflam› bütün zorluklar› ve tehlikeleri ile anlat›l›r. Özellikle, yap›ta ad›n› da veren ve yörede “kör nefes” olarak adland›r›lan “Grizu” belas›, s›k s›k yaflanan göçükler ve yang›nlar bafll›ca ifl kazalar› olarak karfl›lafl›l›rken; daha dokuz yafl›nda babas›yla birlikte madende çal›flmaya bafllayan Hurflit’te ortaya ç›kan bo¤ucu öksürükler, meslek hastal›¤› olarak akci¤er toz hastal›¤›n› anlatmaktad›r. ‹flçi sa¤l›¤› ve güvenli¤i bak›m›ndan madenlerin tafl›d›klar› tüm bu tehlikeler, maden iflletmecileri taraf›ndan yaln›zca bir kar-zarar sorununa indirgenmektedir. Örne¤in göçük tehlikesine karfl› daha sa¤lam bir tahkimat, daha fazla direk kullan›lmas›, bu da maliyetlerin artmas›; ama göçükler de, ifl gücü kayb› ve dolay›s›yla zarar demekti. Havzan›n çal›flma tarihinde önemli bir yer tutan Dilaver Pafla Nizamnamesi bile; “...havzay›, idari, teknik ve iktisadi bak›mdan düzene sokmas›, rand›man› yükseltmesi…” amac›yla getirilmifltir. Roman’da, 1839’da kurulan Mekteb-i T›bbiye-i fiahane’nin ilk mezunlar›ndan Dr. Hüsnü Bey’in havzada görev yapt›¤› aktar›l›rken, iflçi sa¤l›¤›yla ilgili durum da gözler önüne serilmektedir. Yeterli ilaç ve donan›m› bulunmayan Doktor, örne¤in k›r›k-ç›k›klar için hastay› s›n›kç›ya göndermekten baflka umar bulamamaktad›r. ‹fl kazalar› ve meslek hastal›klar›nda,

Madenlerde ifl kazas› tehlikesi alt›nda iflçileri çal›flt›rmak için kullan›lan yollardan birisi de “dinsel inançlar” olmaktad›r -ki bu yol iflçileri çal›flma sürecinin tüm olumsuzluklar›n› kabullenmeleri için de genel olarak kullan›lmaktad›r-. Ocak direklerine as›lan Kuran-› Kerim ve boyunlara tak›lan muskalara karfl›n yine de engellenemeyen yang›n, göçük ve grizu patlamalar› meydana geldi¤inde de, iflçiler flöyle bir söylemle karfl›lafl›rlar: “Her madenkefl, Peygamber efendimizin gözünde ak donlu bir Kâbe güvercinidir. Ç›kard›¤›n›z her kömür parças›n›n, sevap hanenize alt›n harflerle yaz›ld›¤›ndan haberiniz var m›? Hal böyleyken, iflin içine fesat girerse, fiskü fücur girerse ne olur? Kömür tozu patlamas› olur, göçük olur, kör nefes olur, olur da olur.” Memduh Çavufl, yanm›fl tahkimat direkleri de¤ifltirilmeden, göçük olabilece¤i çekincesiyle çal›flmak istemeyen madenkefller karfl›s›nda flöyle sürdürür nutkunu. “Cennetin mübarek alt›n kap›s›, itaat ve hizmet ibadetiyle aç›l›r. Ocaklar sizin mihrab›n›zd›r. Dualar›n›z› çal›flan kazmalar›n›zla okursunuz. Bu ocaklar ki, Peygamber efendimizin nurlu nazar› alt›ndad›r. O nazar en büyük emniyettir. Direk olsun olmas›n, orda emniyet vard›r…”

Bu fliddet karfl›s›nda iflçiler, önceleri tepki bile gösterememekte ya da bireysel ç›k›fllar›n ötesine geçememektedirler. Birinci ciltte, yukar›da da söz etti¤imiz Devrekli Bayram, u¤rad›¤› haks›zl›¤›n ve kendisine uygulanan fliddetin karfl›s›nda intikam›n› almaya yönelir ve Çavufl Cabbar’› öldürür. Y›llarca Sinop Cezaevi’nde kalan Bayram, firar ettikten sonra, Zehra’yla birlikte yeniden da¤a ç›kar. Da¤a ilk ç›kt›¤›nda yan›nda silah haline getirdi¤i kazmas› ve b›ça¤› bulunan Bayram, o dönemde maden idaresiyle iflbirli¤i yapan Serdar’a verilen tüfe¤e de el koyar. Cezaevinden kaçt›ktan sonra ise Zehra’n›n tüm ›srarlar›na karfl›n savunma amac›yla bile silah tafl›may› reddeder. Sonradan türedi zenginler aras›na kat›lan Serdar ve adamlar›n›n bask›n›nda, Zehra’yla birlikte kurflunlanarak öldürülürler. Üçüncü ciltte, iflçilerin hak arama savafl›m›n› giderek örgütlülü¤e dönüfltürmeye bafllamas› karfl›s›nda, maden sahipleri iflçi önderlerine yönelik fliddet uygulayarak y›ld›rmaya çal›fl›rlar. Dikran ve Tayyar Çavufl, B›çk›c› Bekir’in adamlar› taraf›ndan pusuya düflürülerek dövüldüklerinde, eski küfeci kazmakefl Hurflit’in kazmakefl o¤lu Cemal de –dedesi Kör Cemal’in ad›n› tafl›makla birlikte, onun tersine isyankârd›r, “Ben Cemal’in de¤il, Zehra’n›n torunuyum” der-, bu sald›r›lar› karfl›l›ks›z b›rakmamaya karar verir ve ayn› yöntemi sald›rganlara uygular. Bunlara karfl›n, kitab›n birçok bak›mdan daha elefltirel bir biçimde ve ayr›nt›l› olarak irdelenmesine gerek oldu¤u ortadad›r. Hemencecik, iyi bir redaksiyonla düzeltilebilecek hatalar ve kopukluklar bulundu¤unu belirtmek yararl› olacakt›r. Örne¤in, birinci ciltte Bayram da¤a ç›kt›¤›nda tan›flt›¤› ve daha sonra Bayram’a âfl›k olan Esma, madenci ailemizle ayn› köyden de olmakla birlikte, bilinmezliklere kar›fl›p gidiyor. Olaylar örgüsünde bir baflka kopukluk da, birinci cildin "Önümüz Tuzak, Arkam›z Ölüm" bölümünde: "12 numaral› ocakta patlama..." oluyor (s.217), bu bölümün sonunda da, Elvan köylülerin çal›flt›¤› ocakta da "...kufl ölmüfl...", "kazmakefller" oca¤› terkediyorlar, "…koflanlar aras›nda Hurflit yok..." (s.224). Ancak, daha sonraki bölümlerde bu olay›n devam› bulunmuyor. Kuflun ölmesi grizudan de¤il miymifl, patlama olmufl mu olmam›fl m›, k›sacas› sonras›nda ne olmufl…, Bilemiyoruz, romanda yer alm›yor. 3. ciltte yine bu tür kopukluklarla karfl›laflmaktay›z; tarihsel sürecin yo¤unlaflt›¤› bir dönemi kapsayan 3. ciltte, olaylar›n üst üste bindi¤i, kesik kesik ifllendi¤i görülmektedir. Romanda tarihi anlat›lan Zonguldak madenkeflleri, ülkemiz iflçi s›n›f› tarihinin en önemli kesitlerinden birisini oluflturuyor; 1990–91 döneminde gerçeklefltirdikleri Ankara yürüyüflü, ülkemiz iflçi s›n›f hareketinde en ileri eylemlerden birisi olarak tarihe geçmifltir. O flanl› yürüyüflün geçmiflidir romanda anlat›lanlar ve o geçmiflin bir de gelece¤i olacakt›r. Enerji politikalar›nda gerçeklefltirilen köklü dönüflümler ve özellefltirmelerin yan› s›ra, yozlaflm›fl sendikal bürokrasi ile madenkefllerin etkisizlefltirilmesi, flimdilik baflar›lm›fl görünmektedir. Buna karfl›n tarihsel süreç, s›n›f savafl›mlar›n›n dönemsel dalgalanmalara dayand›¤›n›, iflçi s›n›f› hareketinde zaman zaman duraksamalar ve gerilemelerin ortaya ç›kabilece¤ini ortaya koymaktad›r. Örne¤in, 12 Eylül darbesinde kapsaml› bir sald›r›ya u¤rayan ve bast›r›lan iflçi s›n›f› hareketi, çok geçmeden s›n›f savafl›m›na yeniden koyulmufl -12 Eylül sonras› ilk grev 1986’da Netafl’da yap›lm›flt›r-, ’88 bahar eylemleriyle doru¤a ulaflm›flt›r. ‹flçi s›n›f› yaz›n› temel ifllevlerinden birisi de, s›n›f savafl›m› deneyimlerinin kal›c›laflarak, birikime dönüflebilmesine olanak sa¤lamakt›r. Muzaffer Oruço¤lu, Grizu roman›yla bu yönde önemli bir yap›t ortaya koymaktad›r. Geride yap›lacak daha çok ifl bulunmaktad›r; emek araflt›rmalar›n›n çok yönlü bir biçimde yayg›nlaflt›r›lmas› ve yaz›nsall›¤a dönüfltürülmesi gereklili¤i bulunmaktad›r.


ropörtaj

18-31 Temmuz 2008

13

Ülkemiz iflçi hareketi-tarihi, sendikal hareket konusunda üniversitelerde ders veren, bu konuda çeflitli kitaplar›, makale ve araflt›rmalar› bulunan; sendikal mücadelenin prati¤inde yer alan Yol-‹fl E¤itim Daire Baflkan› Y›ld›r›m Koç’la, Meclis’te görüflülen ve emekçilere yönelik sald›r›n bir parças› olan “Sendikalar Kanunu’nda De¤ifliklik” teklifi, sendikal mücadelenin durumu ve 15–16 Haziran direnifli hakk›nda konufltuk

“‹flin ekonomik boyutundan çok siyasi boyutu daha önemli duruyor. Amerikan emperyalizminin ve Avrupa Birli¤i emperyalizminin Türkiye’ye yönelik stratejileri ABD’nin Büyük Ortado¤u ya da Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi (GOP), AB’nin de yeni bir emperyalist blok olarak Ortado¤u’da rolünü art›rma çabalar› Türkiye’deki sendikal örgütlerle çelifliyor. Bir kere sendikalara yönelik politikan›n temelinde iktisadi olmaktan da önce sendikalar›n anti-emperyalist kimli¤inin flu ya da bu ölçüde hala sürüyor olmas› ve onu kontrol alt›na alma çabalar› var”

“Hükümetin uygulad›¤› sald›r›lar›n en önemlisi iflçi s›n›f› ve sendikac›l›k hareketini vuracak politikalard›r. Di¤er alanlarda kaçak çal›flma yayg›nlafl›yor. Çünkü kriz derinleflti¤inde insanlar ifl gücü maliyetleri düflürerek varl›klar›n› korumay› çal›fl›yorlar. Kaçak çal›flma sendikas›zlaflmak demektir. Çünkü kaçak çal›flan iflçi, sendikalaflamaz. Bir ifl yerinde temelde sendikalaflma vard›r. Bu nedenle sald›r› daha da yo¤unlaflarak devam edecek”

Sendikalar Kanunu’nda yap›lacak de¤ifliklik, iflçinin sendika hakk›n› elinden alarak, onu her türlü koflulda çal›flmaya mecbur b›rakacak Kanunu’nda De¤ifliklik Teklifi bununla nas›l ilintilenebilir? Çünkü bu teklif geçti¤imiz 28 May›s–13 Haziran 2008’deki ILO Konferans›’ndan sonra h›zla gündeme getirildi. Hükümet bunu, ILO’nun 87 ile 98 Say›l› Sözleflmeleri’ne uyum sa¤lamak kisvesine bürüdü. Buna nas›l bak›yorsunuz?

Emekçi kesimlerin sosyal ve ekonomik haklar›n› gasp etmeyi hedefleyen SSGSS, ‹stihdam Paketi gibi önemli de¤ifliklikler sessiz sedas›z yasalaflt›r›ld›. fiimdi de bu sald›r›lar›n devam› say›labilecek “Sendikalar Kanunu’nda De¤ifliklik Teklifi” Meclis’e tafl›nd›. Öncelikle son aylarda yo¤unlaflan bu sald›r›lar›n arka plan›na de¤inebilir misiniz? Türkiye’ye yönelik bir emperyalist sald›r›n›n çeflitli unsurlar› bunlar. Genel Sa¤l›k Sigortas› ve Sosyal Sigortalar Kurumu’na iliflkin düzenlemelerin temel birkaç hedefi var. Bunlardan biri sermayenin kar h›rs›n› teflvik edici ve destekleyici nitelikte. Niye? Çünkü sa¤l›k hizmetleri fiyat artt›¤› zaman talebin düflmedi¤i bir aland›r. Yani fiyat elastikiyetinin s›f›ra yak›n oldu¤u bir aland›r. Yani insanlar ilaç alacaksa ilac›n fiyat› 10 liradan 20 liraya ç›kt› diye taleplerini yar›ya düflürmezler ya da hastaland›¤›nda doktora gidecekse doktora on lira yerine yirmi lira vermesi gerekiyorsa ne yapar eder onu bulur. Bir kere sa¤l›k hizmetlerinin özellefltirmesi do¤rultusunda bir ad›m, yeni bir düzenleme. Bu tekelci sermayenin gerek uluslararas›, gerek yerli kar›n› giderek art›ran bir unsur. Bir baflka boyutu daha var o da flu: Türkiye’de halk farkl› etnik kökenli insanlardan olufluyor. E¤er sa¤l›k hizmetini devlet merkezi idare eliyle verirse halk› bütünlefltirir. Çünkü Diyarbak›rl› bir doktor Çorum’da hizmet eder, Edirneli bir doktor Mufl’ta hizmet eder, halk› kaynaflt›r›r. Ama sa¤l›k hizmetlerini yerellefltirirseniz ve özellefltirirseniz bu takdirde Tokatl› doktor sadece Tokat’ta hizmet yapar. Tokatl› hemflire Tokat’ta hizmet yapar. Ve halk› ayr›flt›ran bir role dönüflür. Sa¤l›k sigortas› olay›n›n boyutu budur. ‹stihdam Paketi’nde iki nokta var: ‹stihdam paketi ilk taslak ortaya ç›kt›¤›nda k›dem tazminat›na iliflkin bugüne kadar görmedi¤imiz bir düzenleme içeriyordu. Bunu geri çektiler. Bu fluydu; K›dem Tazminat› Fonu geçmiflten beri tart›fl›l›yordu. 2003 y›l›nda kabul edilen 4857 say›l› ‹fl Kanunu ile Türkiye’de kiral›k iflçi uygulamas› geldi. Yani bir flirket bir baflka flirketen iflçi kiralayabiliyor. Eskiden bu yasakt›. ‹stihdam paketinin ilk biçiminde kiral›k iflçilik uygulamas›n› daha da gelifltirecek ve kiral›k iflçi bürolar›n›n kurulmas›na izin verecek bir düzenleme öngörülüyordu. fiimdi bir flirket di¤er bir flirkete kendi çal›flt›rd›¤› iflçiyi kiralayabiliyor; ama ifl bulma bürolar›n›n kiral›k iflçi bürosu gibi çal›flmas› mümkün de¤il. Bu tek olunca, bunu da geri çektiler. ‹stihdam paketi sonuç olarak ne anlama geldi; ilk olarak ‹flsizlik Sigortas› Fonu’ndaki paray› sermayeye peflkefl çekmek. ‹kinci olarak da; Hazine’deki paray› sermayeye peflkefl çekmek. Üçüncüsü ise; iflverenlerin s›rt›ndaki baz› yükümlülükleri kald›rmak gibi bir sonuç do¤urdu. Bu anlamda istihdam filan yaratmayacak. 2821–22 de¤iflikleri, yani 2821 Say›l› Sendikalar Yasas› ve 2822 Say›l› Toplu ‹fl Sözleflmesi Grev ve Lokavt Yasas›. Bu konuda y›llard›r tasar› taslaklar› haz›rlan›rd›. Bu defa da Çorum Milletvekili Agâh Kafkas ve alt› arkadafl›n›n verdi¤i bir de¤ifliklik teklifi vard›. Bu teklif komisyonlardan geçti, ancak Genel Kurul’a gelme aflamas›nda Baflbakan›n talimat›yla donduruldu ve daha sonra geri çekildi¤ini duyduk. Bu gerçek anlamda bir demokratikleflme sa¤lam›yor. Çünkü flöyle bir olay var; Türkiye Cumhuriyeti Anayasas›’n›n 90. maddesi 2004 y›l› May›s ay›nda de¤ifltirildi. Bu de¤ifliklikle birlikte Uluslararas› Çal›flma Örgütü sözleflmeleri do¤rudan uygulan›rl›k kazand›; teknik ifade do¤rudan uygulan›ld›. Bu flu anlama geliyordu: E¤er 657 say›l› Devlet Memurlar› Kanunu’nda, memurlar›n grev yapmas› yasaksa ama bir uluslararas› sözleflmede memurlar›n grev yapmas› serbestse memurlar grev yap›p konu yarg›ya gitti¤inde, yarg›ç 657 say›l› yasadaki grev yasa¤›n› yok say›p, z›mnen mülgan say›p, uluslararas› sözleflmeyi do¤rudan uygulamakla yükümlü. Yani grev konusunda serbestlik, sendikal haklar konusunda serbestlik gerekiyor. Yine 2821 ve 2822 say›l› yasalarda de¤ifliklik yapan yeni tasar›da zaten ILO sözleflmelerinin do¤rudan uygulan›rl›¤› sayesinde elde edilmifl olan sendikal özgürlükleri yok sayan bir anlay›fl vard›. Ayr›ca sendikal hayatta kargafla yaratacak düzenlemeler vard›, ama flimdi dondurulmufl durumda. Ayr›ca iflin politik boyutu var. Emperyalizm, Türkiye’deki örgütlü güçleri ortadan kald›rmaya çal›fl›yor. Sendikalar ve Toplu Sözleflme Grevi Lokavt Yasas›’ndaki düzenlemenin arkas›nda AKP ve AKP’nin arkas›nda ABD ve AB var. Bunlar sendikalarda istedikleri kadar etkili olamad›lar, hala kontrol alt›na alabilmifl de¤iller. O zaman getirilen düzenlemelerle bir k›s›m sendikalar› AKP’nin kontrolü alt›na sokmay›, di¤er sendikalar› da sermayeyle, emperyalizmle u¤raflmay›p birbirleriyle mücadelede gücünü harcayan yap›lara dönüfltürmek ve bir kaos yaratmak istiyorlar. O anlamda iflin uluslararas› politika boyutu var. Ekonomi-politikas› boyutunda da ifl gücü maliyetlerini düflürmeye çal›fl›yorlar. Türkiye’nin uluslararas› alandaki rekabetinin temelini düflük ifl gücü maliyeti olarak de¤erlendiriyorlar. Bunun için de sendikas›zlaflt›rma, kay›t d›fl› istihdam›n yayg›nlaflmas›, iflsizli¤in artmas›yla insanlar›n her türlü koflulda çal›flmaya haz›r hale getirilmesi amaçlan›yor.

Peki, bu sald›r›lar hangi ihtiyac›n ürünüdür ve bu ihtiyaç hangi ekonomik politikalarla yaflamsallaflt›r›l›yor? ‹flin ekonomik boyutundan çok siyasi boyutu daha önemli duruyor. Amerikan emperyalizminin ve Avrupa Birli¤i emperyalizminin Türkiye’ye yönelik stratejileri ABD’nin Büyük Ortado¤u ya da Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi (GOP), AB’nin de yeni bir emperyalist blok olarak Ortado¤u’da rolünü art›rma çabalar› Türkiye’deki sendikal örgütlerle çelifliyor. Bir kere sendikalara yönelik politikan›n temelinde iktisadi olmaktan da önce sendikalar›n anti-emperyalist kimli¤inin flu ya da bu ölçüde hala sürüyor olmas› ve onu kontrol alt›na alma çabalar› var. ‹ktisadi boyutu bence burada ikincil konumdad›r. Politik boyut çok daha önemli, çünkü ABD emperyalizmi Türkiye’yi, Avrasya stratejisinde askeri üs ve ›l›ml› ‹slam stratejisinde de merkez olarak kullanma çabas›nda. Bu ikisi de Türkiye’deki sendikal hareketin bugünkü politikalar›yla ve iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›yla taban tabana z›t. Bu nedenle sendikac›l›k hareketini zay›flat›c› bir strateji izliyorlar. ‹ktisadi boyut art›k bu noktaya gelince önemini yitiriyor.

Görüflülen Sendikalar Kanunu’ndaki De¤ifliklik Tasar›s›n›n Uluslararas› Çal›flma Örgütünün ve AB kriterleri do¤rultusunda “demokratikleflme” yönünde haz›rland›¤› lanse ediliyor. Sizce Sendikalar Kanunu’ndaki bu de¤ifliklik sendikal kanunlar›n

IMF ve DB ba¤›ms›z örgütler de¤ildir. Bu örgütler ABD ve AB taraf›ndan yönetilen örgütlerdir. Bunlar araç kurumlard›r. IMF ve DB’nin karar organlar›nda ABD’nin oy oran› %17,36’d›r. AB oy oran› % 30’u geçti. Türkiye’ninki %0,46’d›r. Yani bu nedenle IMF ve DB’nin birer arac› kurumu oldu¤unu, onlar›n arkas›ndaki gücün AB emperyalizmi ve ABD emperyalizmi oldu¤unu ve esas düflman›n bunlar oldu¤unu vurgulamak laz›m. Hükümet ILO’yu gözünde büyütüyor. ILO, 1919’da Komünist Enternasyonal’e karfl› kurulmufl bir örgüttür. ILO’yu bu kadar büyütmemek laz›m. ILO, Komünist Enternasyonal 1919 fiubat sonunda kurulduktan sonra bunun savundu¤u s›n›f mücadelesi çizgisine karfl›, 1919 sonbahar›nda s›n›f iflbirli¤i temelinde bir yap›lanmayla karfl›m›za ç›kar. Yani bir kere ILO’nun Komünist Enternasyonal’in alternatifi olarak kuruldu¤unu unutmamak ve emperyalist güçlerin hâkimiyeti, denetimi alt›nda bir örgüt oldu¤unu bilmek laz›m. Ama 1948–1949 y›llar›nda so¤uk savafl koflullar›nda sermaye, sendikal hak ve özgürlükleri Sovyetler Birli¤i’ni s›k›flt›rmak amac›yla kabullenmek zorunda kald›. Hükümetin tasar›lar› ise ILO’da elefltirileri azaltmaya yönelik bir operasyondu. Ama belli elefltiriler geldi¤inde ve iflin biraz kar›flaca¤›n› da gördüklerinde, kendilerine yandafl baz› sendikalar›n da bu süreçten rahats›z olduklar›n› gördüklerinde süreci dondurdular. Ama bu tasar› yeni bir tasar› de¤il. 2004 Nisan’›nda bir tasar› vard›, 2006’da da bir tasar› vard›. Sonra bu tasar›lar de¤ifle de¤ifle oyun oynan›yor.

Peki, Sendikalar Kanunu’nda De¤ifliklik Teklifi neyi getiriyor, neyi götürüyor?

önünü açacak, ifl güvencesini sa¤layacak “demokratik düzenlemeler” yapmay› m› amaçl›yor? Türkiye’de solda çok yanl›fl bilinen bir fley var. Avrupa Birli¤i mevzuat bütünlü¤ü içinde sendikal haklara, sendikalaflma hakk›na ve grev hakk›na iliflkin hiçbir düzenleme yoktur. Yapmas› yasakt›r. Avrupa birli¤i temel antlaflmas›n›n, yani 1957’de imzalanan Roma Antlaflmas›’n›n daha sonraki anlaflmalarla de¤ifltirilmifl biçiminin 137. maddesinin 5. f›kras›na göre; Avrupa Birli¤i çeflitli ülkelerdeki sendikalaflma hakk›, ücret düzeyi ve grev hakk›na iliflkin hiçbir düzenleme yapamaz. Yasakt›r bu. Avrupa Birli¤i mevzuat bütünlü¤üne müktesebat deriz. Avrupa Birli¤i müktesebat›nda bu nedenle sendikalaflma hakk›, grev hakk›, toplu pazarl›k hakk›, ücret düzeyine iliflkin hiç bir fley yoktur, bu tam›m›yla emperyalist politikalar›n propagandas›n›n bir ürünüdür. Bu nedenle Türkiye mevzuat›n›n ve uygulamas›n›n Avrupa Birli¤i müktesebat›na uyumlu k›l›nmas› sürecinde sendikal hak ve özgürlükler konusunda hiçbir olumlu de¤ifliklik olmayacakt›r. Ama solda bir sürü Avrupa Birli¤i yandafl›, Avrupa Birli¤i’nden projeyle para alanlar; “Avrupa Birli¤i bir devlettir” demekte, bu para al›fllar›n› meflrulaflt›rmak amac›yla “Avrupa Birli¤i bizim demokratikleflmemize katk›da bulunuyor” sav›n› öne sürüyorlar. Hâlbuki demokrasinin temeli ulusal egemenlik ve ba¤›ms›zl›kt›r. Avrupa Birli¤i emperyalizmi Türkiye’de ulusal egemenli¤i ortadan kald›r›yor, ba¤›ms›zl›¤› ortadan kald›r›yor. O temeli tahrip ettikten sonra demokratikleflme olmaz ki. Yani ABD emperyalizminin Irak’a demokrasi götürmesi neyse Avrupa Birli¤i emperyalizminin Türkiye’ye demokrasi getirmesi de odur. ILO (Uluslararas› Çal›flma Örgütü) farkl›, uluslararas› standartlar koydu, ILO da emperyalist güçlerin oyun alan›d›r ve onlar›n kontrolü alt›nda bir örgütlenmedir. Ama 1948 y›l›nda kabul edilen 87 Say›l› Sözleflme ve 1949 y›l›nda kabul edilen 98 Say›l› Sözleflme, dönemin koflullar› nedeniyle önemli sendikal kazan›mlar getirdi. Anayasan›n 90. maddesindeki de¤ifliklik sonras›nda da bunlar zaten do¤rudan uygulan›rl›k kazand›. Bu sözleflmeler Türkiye taraf›ndan onaylanm›flt›r. Do¤rudan uygulan›rl›k kazanm›flt›r. Bunu zaten uygulamakla yükümlüdürler. Ancak burada kritik nokta Avrupa Birli¤i emperyalist bir güçtür. Türkiye’nin demokratikleflmesinde Avrupa Birli¤i’nin en ufak bir katk›s› yoktur. Benim ülkemde ba¤›ms›zl›¤› ortadan kald›ran, sermayenin tahakkümünü dayatan, özellefltirmeyi dayatan bir güç, Türkiye’de demokratikleflme sa¤lamaz.

Daha önceki sald›r› yasalar› bilindi¤i gibi ‹MF, DB gibi emperyalist sermayenin kurumlar›n›n bask›lar›, istekleri do¤rultusunda uygulan›yordu. Sonuç olarak Sendikalar

Bu iki sonuç do¤uracak: Biri Hak-‹fl’in güçlenmesine yol açacak düzenlemeler ön görülüyordu. ikincisi de sendikalar› bir birine düflürecek ve sendikalara, insan kaynaklar›n› ve maddi kaynaklar›n› birbiriyle kavgada harcamalar›na yol açacak ve kaos ortam› yaratacak düzenlemeler öngörüyordu. Bu iki alandaki düzenlemeler sendikal hak ve özgürlükleri gelifltirmeyecek, Türkiye’nin demokratikleflme sürecine katk›da bulunmayacak, 87 ve 98 Say›l› Sözleflmelere daha etkili bir uyum sa¤lamayacak; çünkü zaten 87 ve 98 Say›l› Sözleflmelerin do¤rudan uygulan›rl›¤› söz konusu. Sendikalar, örne¤in ifl kollar›na göre örgütlenir. fiimdi 28 ifl kolu var, bunu 19’a indiriyor. Ama ILO diyor ki ifl kolu diye bir olay olmamas› gerekir. Ya da grev hakk› konusunda eskiden grev yasa¤› olan e¤itim alan›n› grev yasa¤› kapsam›ndan ç›kart›yor. Bankalarda grev yasa¤› sürdürüyor. Ama 87 say›l› ILO Sözleflmesi diyor ki, Bankada da grev yasa¤› yoktur, E¤itimde de yoktur, bizde flunu savunuyoruz sendikalar olarak, sizin k›smen düzenleme yapt›¤›n›z alana iliflkin çok genifl özgürlüklerin 87 Say›l› ILO Sözleflmesi’nin do¤rudan uygulan›rl›¤›yla biz zaten elde ettik, biz bunu uyguluyoruz. 14 Mart 2008’de Türkiye çap›nda iki saat ifl durdurma karar› ald›¤›m›zda bu anayasan›n 54. maddesine ayk›r›, 2822 say›l› Toplu ‹fl Sözleflmesi Grevi Lokavt Yasas›’na ayk›r›, 657 Say›l› Devlet Memurlar› Yasas›’na ayk›r› ama tek dava açamad›lar. Niye? Çünkü 87 Say›l› Sözleflme; “Bu tür eylemler bar›flç›l olmak kofluluyla serbest olmal›d›r” diyor ve ‹ç ‹flleri Bakanl›¤›, Çal›flma Bakanl›¤› da bu konuda dava açt›klar› takdirde yarg›dan dönece¤ini hissettiklerinde o konuda geri ad›m atmak zorunda kald›lar. 2005 y›l›nda bafllayan ‹zmit SEKA fabrikas› 53 gün iflgal edildi. Anayasan›n 54. maddesi ifl yeri iflgalini yasakl›yor, 2822 say›l› yasa ifl yeri iflgalini yasakl›yor. fiimdi yeni Sendika ve Toplu Sözleflme Grev Lokavt Yasas› De¤ifliklik Tasar›lar›’nda bu yasaklar›n hepsi sürüyor. Ama biz diyoruz ki do¤rudan uygulan›rl›k içinde sizin gerek o günkü yasada, gerek önerdi¤iniz de¤ifliklik tasar›lar›ndaki yasaklar›n›z›n hepsi teknik ifadeyle z›mnen yok art›k. Çünkü anayasan›n 90. maddesi diyor ki e¤er uluslararas› sözleflmeyle iç mevzuat çeliflirse; iç mevzuat yok say›l›r, uluslararas› sözleflme do¤rudan uygulan›r.

Mesela yüzde 10 baraj›n›n kald›r›lmas› teklifinin yan›nda ba¤›ms›z sendika yasa¤› ve konfederal baraj yer al›yor. Bu ne anlama geliyor? Öngörülen flu: Bir sendikan›n toplu ifl sözleflmesi örgütleyebilmesi için %10 baraj› yani ifl kolunda çal›flan iflçi say›s›n›n en az %10’unu bünyesinde bar›nd›rmas› ve ayr›ca bir ifl yerinde çal›flan iflçilerin %50’sinden bir fazlas›n› bünyesinde bar›nd›rmas› gerekiyor. Yeni düzenlemeyle 3 konfederasyondan birine üye olmak Türk-ifl, D‹SK, Hak-‹fl veya kuruldu¤unda 80 bin ve daha fazla say›da iflçiyi bünyesinde bar›nd›rmak koflulu getiriliyor. Bu sendikal harekette ciddi sorunlar yaratabilecek bir düzenleme. %10 baraj›n› kald›r›yor çünkü flöyle bir fley var; 12 Eylül öncesinde birden fazla sendikaya yönelik üyelikte noter koflulu aranmazd›. O zaman sendikal ifllemler çok uzun sürüyordu, bazen bir ifl yerinde hangi sendikan›n yetkili oldu¤unu belirlemek 1 y›l, 2 y›l sürüyordu. O zaman 1974–1975 y›llar›nda referandum uyguland›. Referandum çok pratik, hangi sendika yetkili, sand›k geliyor? Hâkim gözetiminde, iflçi geliyor “Ben flu sendikadan›m” diyor oyunu kullan›yor, an›nda belli oluyor. Referandum uygulamadan mevcut düzeni de¤ifltirirseniz yeniden yetki ifllemleri aylarca ve y›llarca sürecektir. Bir de ILO diyor ki, ‘bakanl›k yetkiyi verirse, ILO sözleflmeleri ihlal edilmifl olur’. Böyle bir olay›n olmamas› laz›m. O nedenle referandum olmadan bu ifl büyük kargaflaya gidecek gözüküyor. Ama flöyle bir ç›k›fl yolu var: Bunu birçok sendikac›m›z bilmiyor, Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olan 316 ve 317. maddelerinde bir umumi mukavele vard›r. ‹flçi veya bir iflçi örgütü, iflverenin hiçbir yerden yetki almadan %10 baraj›, %50 baraj› olmadan toplu sözleflme yapmaya davet edebilir. Sendikalar›m›z›n büyük ço¤unlu¤u ellerindeki bu imkân›n fark›nda de¤il. Umumi mukavele yoluyla Sendikalar Kanunu’ndaki bütün yasaklamalar› ve k›s›tlamalar› aflabilmek mümkün; ama sendikalar›m›z›n bu konuda uyan›k olmas› sendika hukukçular›m›z›n biraz daha genifl bakmay› ö¤renmesi gerekiyor. Mesela tafleron iflçisinin örgütlenmesinde öyle uzun boylu yetki ald›m falan de¤il. Bir iflveren 50 tafleron çal›flt›r›yor, “ben 10’unu örgütledim, ben 10’unun ad›na umumi mukavele yapmak üzere iflverene baflvurabilirim” Borçlar Kanunu 316 ve 317. maddelerine göre. Yani bu tür yollar› sendikalar›m›z›n ve sendika hukukçular›m›z›n ö¤renmesi gerekiyor.


14

18-31 Temmuz 2008

güncel

Ölümü küçülterek zaferi kazananlar›n büyük 96 devrimci-komünist direnifli “Ölümü küçülterek yenmenin anlam›n› çözümleyememifl olanlar›n, küçük pencerelerinden büyük dünyan›n büyük insanlar›n›n gözlerine bakmaya cesaret edememelerinden daha do¤al ne olabilir ki? Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci tarihinde yaflanan birçok direnifl devrimci ve Maoist harekete tarihsel miraslar b›rakm›flt›r. Devrimciler ve Maoistler bu tarihsel miras üzerinde düflünüp gerekli dersler ç›kararak bugün aksayan ve olumsuz görülen yanlar›m›za karfl› aktif ideolojik mücadele yürütülmelidir. Bu tarihsel miras 96 Ölüm Orucu ve Süresiz Açl›k Grevi Direnifli’dir. Türkiye-Kuzey Kürdistan hapishanelerinde devrimci, komünistler 8 örgütle:"Zafere Mahkûm Edilenler Ölümü Küçülterek Yenerler" fliar›yla bafllay›p 61. 62. 63. 64. 65. 66. 67. gün içerisinde ON ‹K‹ ölümsüz yoldafl›m›z ve siper yoldafl›m›zla s›n›f düflman›m›z› kendi ininde ideolojik, siyasal yenilgiye mahkûm etmifllerdi. 96 direnifli halktan ve devrimin genel ç›kar›ndan kopuk ele al›nmad›. Gerek eylemli¤in ç›k›fl noktas›nda, gerekse eylemin ak›fl› içerisinde gözetilen halklar›m›z›n ve devrimin ç›karlar› olmufltur. Bundan kaynakl› direnifl halk taraf›ndan sahiplenilmifl, kitleleri aya¤a kald›rma baflar›s›n› göstermifltir. Bu di-

renifl ayn› zamanda yaflanan en ufak olumsuzlukta dahi "silahl› mücadele ça¤› bitti" "hapishanelerde politik ve ideolojik mücadele verilmez" söylemleriyle felaket tellall›¤› yapanlara büyük bir ders oldu¤u gibi, baflta devrimci harekete ve genifl halk kesimine de güven vermifltir. Bu eylemdeki kararl›l›k ve iradi durufl bu unsurlar› dahi etkilemifltir. Yine bu bafl e¤mez kararl›l›k s›n›f düflmanlar›m›z› aciz duruma düflürmüfl, devlet bürokrasisi yapt›¤› aç›klamalarla bunu göstermifltir. 96 Ölüm orucu direniflinin, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketine en büyük katk›s› "siper yoldafll›¤›n›n”, "devrimci dayan›flman›n" gerçek anlamda prati¤e dökülmesi olmufltur. Yaflanan birçok olumsuz ve hatal› bak›fl aç›s›na ra¤men, bu uzun soluklu maraton 8 örgüt taraf›ndan örgütlenerek halka güven vermifltir. Bu durum bugün yaflanan birçok sorunun çözümünde bize ›fl›k tutacak nitelikte olup, halka ve devrimcilerin kendi aralar›nda yaflad›¤› sorunlara karfl› bir yaklafl›m sunmaktad›r. Devrimci- Komünist tutsaklar›n, s›n›f düflmanlar›n›n halka ve kendilerine karfl› bafllatt›¤› teslim alma sald›r›s›na karfl› bedenlerini silah, yatt›klar› ranzalar› ve bafl koyduklar› yast›klar›n› birer savafl siperi haline getirmeleri, direniflin ard›ndaki net ve billur ideolojik duruflun göstergesidir. Bu süreçte komünist önder Cüneyt Kahraman, devrimci-komünist tutsakla-

r›n bu flanl› direnifline flöyle sesleniyordu: “Umutsuzluk-karars›zl›k bugün düflmandan daha da düflmand›r bize. Bütün olumsuzluklara, kötülüklere, hatta ihanet ve teslimiyetlere ra¤men gö¤sümüzde bir a¤açkakan›n ortam›n› yank›latan vurufllar› gibi, çalkant›l› çal›flmas›n› sürdüren yürek, asla ve asla y›lg›nl›k çukuruna gömülmeyecektir/gömülmemelidir. Nas›l ki güzelli¤i anlaml› k›lan çirkinlikse, baflar›y›, zaferi, olumlulu¤u anlamland›ran da yaflanm›fl olan ve yaflayaca¤›m›z baflar›s›zl›klar, yenilgiler ve olumsuzluklard›r. Biz her ac›yla nas›l kavrulup içerleniyorsak, her kavrulufl ve içlenmeyi öfke ve kine, coflku ve sevince tabi k›lmas›n› da bilmek zorunday›z.” Düflman›n yok etme, teslim alma gayelerine karfl›, içinde bulunduklar› tüm olumsuz flartlara ra¤men devrimi ve halk›n ç›karlar›n› savunmaktan geri durmam›fllard›r. Bu yaklafl›m halk taraf›ndan sahiplenilmifl, devrimci tutsaklar›n verdi¤i bu mücadele birçok alana etkisini hissettirmifltir. Varofllarda geceleri tutuflturan emekçi halk çocuklar›, direnifli yaln›z b›rakmayarak bu sürede yapt›¤› eylemlerle direniflçilere moral ve güç kayna¤› olmufltur. Bu eylemler devletin tüm bask›lar›na ra¤men bedel ödeme pahas›na olsa da yap›lm›flt›r. Özellikle Cumartesi Anneleri’nin çocuklar›n›n yan›ndaki tavr› devleti daha da alçaklaflt›r›p acizlefltirmifltir. Devletin her hafta uygula-

d›¤› sald›r›lar evlatlar›n› sahiplenen tutsak yak›nlar›n› y›ld›rmam›flt›r. Demokrat-ilerici insanlar üzerinde olumlu bir etki yaratan bu direnifl emekçi halk›n eylem sürecini güçlendirmesi, gerilla mevzilerinden eylemin, farkl› eylemlerle desteklenmesi düflmana karfl› verilen siyasal mücadelenin göstergesi olmufltur. 96 ölüm orucu göstermifltir ki zafere mahkûm olanlar›n nerde ve nas›l olursa olsun gösterece¤i ideolojik durufl hayati bir belirleyen olacakt›r. Bu eylem proletarya partisi aç›s›ndan, kendisine karfl› örülen “karfl› devrim hücrenin” saflar›nda yaratmaya çal›flt›¤› y›lg›nl›k, moralsizlik ve güvensizlik gibi ideolojik sald›r›lara da cevap olmufltur. Proletarya partisinin tutsak neferleri, yarat›lmak istenen kaosta tarihlerine ve köklerine sar›larak düflman›n ideolojik-politik sald›r›lar›na karfl› cevap vermifllerdir. Ve yine Cüneyt yoldafl›n dedi¤i gibi, “E¤er birileri kalk›p da unutmaya, unutturmaya çal›flacak olursa, açl›¤›n kemiklere yap›flt›rd›¤› deriyi inkâr sofras›na katmaya çal›fl›p, o çalkant› ve coflkuyla çarpan yüreklerini müthifl iradeleriyle ve o iradeyi ortaya ç›kar›p etkinlefltiren bilinçleriyle, halk›na mutlu bir gelece¤i arma¤an edebilmek durdurmaktan çekinmediklerinin üstünü ölü topra¤›yla örtüfltürmeye çal›fl›rsa, onlar› bilimin cenderesinde ezmekten geri durmay›n.” Tarihimize ve köklerimize sar›lal›m, kazanaca¤›m›z koskoca bir dünya var…

Samanda¤ festivali gerçeklefltirildi

Avustralya’da ‘Dostluk ve Dayan›flma’ etkinli¤i düzenlendi AVUSTRALYA- Gazetemizin Avustralya’daki okurlar›, bu ülkedeki di¤er dost kurumlar›n da deste¤iyle Sydney’de ‘Dostluk ve Dayan›flma’ etkinli¤i düzenledi. 20 Haziran’da düzenlenen etkinli¤e, ba¤›ms›zl›k ve demokrasi mücadelesinde yaflam›n› yitirenler için yap›lan sayg› duruflu ile baflland›. ‘Dostluk ve Dayan›flma’ ad›yla düzenlenen etkinli¤in önemi üzerine bir konuflma yap›ld›ktan sonra, Yunan halk oyunlar› ekibi bir gösteri sundu. Yunan kültürü ile renklenen etkinli¤e gönderilen mesajlar da okundu. Daha sonra Ozan Emekçi sahne ald›. Yapt›¤› konuflma ilgi ile dinlenen Emekçi, söyledi¤i marfllar, halk türküleri ve Kürtçe a¤›tlar›yla dinleyicilerine duygu dolu anlar yaflatt›.

“Göç ve yoksulluk bu ülkenin gerçekli¤i ise, gecekondular da o kadar gerçektir”

HATAY- Her y›l düzenlenen Samanda¤ Festivali’nin 9.’su, 11-14 Temmuz tarihlerinde coflkuyla gerçeklefltirildi. Hatay’›n Samanda¤ ilçesinde geleneksel olarak uzun zamand›r düzenlenen Kültür ve Sanat Festivali’nin bu y›lki etkinliklerinde, “Tar›mc›l›k”, “Türkiye’deki Aleviler ve Sol”, “Demokrasi”, “Hrant Dink’in Katledilmesi ve Sonras›” gibi güncel ve önemli konu bafll›klar› tafl›yan paneller düzenlendi. Festival süresince her ak-

‹ZM‹R- AKP’li Buca Belediyesi’nin evlerini y›kma karar›n› protesto eden Kuruçeflmeliler belediye önünde bir eylem gerçeklefltirdi.

flam düzenlenen konserler, Sivas, Çorum ve Marafl katliamlar›nda yaflam›n› yitirenlerin an›lmas›yla bafllad›. Arapça ve Türkçe konuflmalar›n yap›ld›¤› etkinliklerde,

Buca Belediyesi 13 Temmuz’da mahalle halk›na evlerinin 18 Temmuz’da y›k›laca¤›n› bildirince, Belediye’nin y›k›m karar›na tepki gösteren Kuruçeflmeliler, Belediye Baflkan› ile görüflmek istediler. Belediye Baflkan›, Belediye binas› önünde toplanan Kuruçeflmeliler ile görüflmeyi reddedince, halk ad›na bir aç›klama yapan Necla Özdemir Cenan, “Yoksulluk ve göç gecekondulaflmay› getiriyor. Biz de flimdi sizleri uyar›yoruz, idareciler, yerel yönetimler, hükümet olarak göçleri ve yoksullu¤u engelleyin, bu durumlar yaflanmas›n. Bu durumun sorumlusu bizler de¤iliz, yoksullu¤u ve göçü yaflatanlard›r. Siz ne kadar gecekondular› istemiyorsan›z, yoksulluk içinde yaflayan bizler de gecekondular›, göçleri, yoksulluk içerisinde yaflamay› istemiyoruz” dedi.

halklar›n kardeflli¤i fliar›na vurgu yap›ld›. Dört gün süren festivale kat›lan Demokratik Haklar Platformu ve Demokratik Gençlik Hareketi de, Arapça ve Türkçe yaz›l› pankartlar› ile stant çal›flmalar› yürüttü. Etkinlikte ayr›ca s›k s›k, “‹bo, Haydar, Zülfikar, namludad›r iktidar” ve “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar› yükseldi.

Halk baz istasyonunu protesto etti Samanda¤’a ba¤l› Huzurlu ve Çanakoluk köylüleri, baz istasyonuna karfl› yapt›klar› eylemde, “üreten biziz, do¤am›z› kirletme” dediler. 7 Temmuz’da Hatay’›n Samanda¤ ilçesine ba¤l› Huzurlu ve Çanakoluk köylüleri, ‹flçi-Köylü gazetesi okurlar›n›n örgütledi¤i eylemde bir araya gelerek, köylerine kurulan baz istasyonlar›n› protesto ettiler. Huzurlu köyünde toplanan köylüler, “Köylüyüz, hakl›y›z, kazanaca¤›z”, “Üreten biziz, do¤am›z› kirletme”, “Baz istasyonu istemiyoruz” sloganlar›yla yürüyerek, iki köyün s›n›r›nda bulunan alana kurulan baz istasyonunun yan›nda protesto eylemi gerçeklefltirdiler. Baz istasyonunun bulundu¤u yerde yap›lan bas›n aç›klamas›nda, “Baz istasyonlar› çocuklar›m›z›n sa¤l›¤›n› olumsuz bir flekilde etkileyecektir, yani gelece¤imizi olumsuz etkileyecektir! Yani bizleri etkileyecektir” ifadelerine yer verildi. Köylülerin yapt›¤› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan oturma eylemi gerçeklefltirildi. Bu s›rada, eyleme destek veren Hatay DGH ad›na Hasan Nazl› bir konuflma gerçeklefltirdi. Nazl›, “Bu sorun hepimizin, tüm halk›n sorunudur ve bizlere, yani köylülere burada önemli bir görev düflüyor. Sürekli kararl› ve azimli olal›m, y›lmayal›m, bu bize yeter.” dedi.

Dersim'de Grup Munzur konserleri gerçeklefltirildi DERS‹M- 'Haziran Günefliyle Yar›nlar›m›z›n Yefleren Umutlar›n› Büyütelim' fliar›yla Dersim'in Ovac›k, Mazgirt ve Hozat ilçelerinde düzenlenen etkinliklerde bir araya gelen Dersimliler, Grup Munzur'un yeni albümünden seslendirdi¤i parçalarla cofltular. 25 Haziran'da Ovac›k'ta Belediye Dü¤ün Salonu'nda Ovac›k Kültür Derne¤i taraf›ndan düzenlenen etkinlikte, Naz›m Hikmet'in hayat› anlat›larak, an›ld›. Etkinlikte ilk olarak Grup Özgürlü¤ün Sesi ve GrupHarman Yeli sahne ald›. Dersim, Marafl ve Sivas katliamlar›n›n konu edildi¤i sineviz-

yon gösteriminin de yap›ld›¤› etkinlikte, Grup Munzur'a salondakiler coflkuyla efllik ettiler. 26 Haziran'da, Mazgirt'te Tertip Komitesi'nin düzenledi¤i etkinlik özel harekat polislerinin ablukas› alt›nda gerçeklefltiyse de, kitleler Grup Munzur'un sahne almas›yla coflarak halaylar çekti. Son olarak 27 Haziran'da Hozat Kültür Sanat Derne¤i'nin Hozat'ta düzenledi¤i etkinli¤e Dersimliler yo¤un ilgi gösterdiler. Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak'›n konuflma yapt›¤› etkinlikte Grup Munzur dinleyicileri türkü ve marfllara hepbir a¤›zdan efllik etti.


güncel

18-31 Temmuz 2008

15

Çocuk olmak zor zanaat Sosyal adaletsizli¤in s›n›flar aras›nda uçurum düzeyinde oldu¤u ülkemizde, genifl halk kitlelerinin içerisine sürüklendi¤i y›k›m ve yoksulluk en çok da çocuklar› vurmaktad›r. Devletin ve sosyal güvenlik sisteminin durumunu gözler önüne seren sokak çocuklar›, çocuk iflçiler, e¤itim ve iflsizlik sorunlar› orta yerde dururken, AKP hükümeti 'üç çocuk yap›n' ›srar›n› 'bilimsel' diye sürdürüyor. Bu ülkede genifl bir halk tabakas› için yoksulluk içinde yaflamak kadar zor olan bir fley de çocuk olmak. Kürdistan illerinden kamyon kasalar›nda büyükleriyle birlikte t›k›fl t›k›fl bir yolculu¤a ç›kan çocuk iflçilerin de trafik kazalar›nda yaflamlar›n› yitirdiklerine defalarca oldu¤u gibi ac› bir flekilde tan›k oluyoruz.

Yoksulluk, göç, aile içi fliddet, sosyal adaletsizlik ve bir sonuç: sokak çocuklar›

Emperyalistlerin ve bizimki gibi ülkelerde onlar›n ufla¤› olan devletlerin sürdürdükleri politikalar, do¤al çevreye ve insan yaflam›na ola¤anüstü zararlar vermeyi sürdürüyor. Afl›r› kar elde eden, bu h›rsla hareket eden emperyalist ülkeler menfleli tekellerin ve onlar›n uflaklar›n›n do¤aya verdikleri zararlar, günümüzde gözle görülür biçimde hissedilmekte ve bunun en yak›c› sorunlar›ndan birisi olarak küresel ›s›nmaya ba¤l› de¤ifliklikler gözlemlenmektedir. Bunun yan› s›ra, emperyalistlerin afl›r› kar h›rs›yla hareket ederek sa¤lad›klar› ‘geniflleme’, yüz milyonlarca insan› açl›¤a sürüklüyor. Tüm bunlar›n birinci derecede sorumlusu olmalar›na ra¤men, hayas›zca ‘açl›¤a çözüm’ toplant›lar› düzenlemeleri, yüz milyonlarca ‘aç’ için reva görülen daha fazla y›k›m haz›rl›klar›ndan baflka bir fley olmasa gerek. Yar› sömürge konumunda olan ülkemizde de, emperyalistlerin ve uflaklar›n›n afl›r› kar h›rs› nedeniyle, sistemin karakterinden ileri gelen ‘do¤al çarp›kl›k’ –ticari kayg›larla, düflüncesizce gerçeklefltirilen icraatlar sonucu do¤al çevrenin gittikçe erozyona u¤ramas›, ekonomik çöküntüye sürüklenen insanlar›n yaflam›n›n daha da zorlaflmas›- ileri derecede yaflan›yor. Ülkemizde gittikçe daha çok derinleflen yoksulluk -her ne kadar hükümetler taraf›ndan ‘ekonomi iyiye gidiyor, flöyle gelifltik, böyle kalk›nd›k, bu kadar ilerledik, geniflledik…’ fleklinde çarp›t›lsa da- gizlenememekte. Ülkemizdeki yoksullu¤un ve gittikçe daha çok yoksullaflt›ran politikalar›n bir sonucu olarak ortaya ç›kan ‘do¤al çarp›kl›klar’ ise, t›pk› emperyalistlerin yapt›klar› gibi, as›l sorumlusu olan devlet taraf›ndan, sebeplerinden kopuk bir flekilde yans›t›lmaktad›r. Ülkemizdeki sokak çocuklar› sorunu ve e¤itim alaca¤› ça¤da a¤›r sömürü flartlar›nda çal›flmak zorunda kalan çocuk iflçi sorunu da ‘do¤al çarp›kl›k’›n bir bölümünü oluflturuyor. Bu sorun, sorunun as›l kayna¤› olan devleti, aileyi cezaland›rmaya, aileye yap›lan göstermelik yard›mlardan oluflan projelerle buz da¤›n›n suyun alt›nda kalan koca gövdesinin görülmesini engelleme çabas›na sürüklemektedir. Çal›flma yaflam›ndan sosyal yaflama, e¤itim sisteminden sa¤l›k sistemine kadar her alanda ‘do¤al çarp›kl›klar›n’ cirit att›¤› ülkemizde, bu çarp›kl›klar bütünü ile yaflam sürdüren halk›m›z, emperyalist ülkelerin bu konularda sa¤lad›¤› refah› yakalama aldatmacas› ile emperyalistlerin ufla¤›, maskeli karfl› devrimcilerin peflinde sürükleniyor. Hakim s›n›flar taraf›ndan yo¤un bir flekilde sürdürülen ideolojik sald›r›larla sorunlar›n as›l kayna¤›na, ülke gerçekli¤ine yabanc›laflan insanlar, sorunlar karfl›s›nda da bu yabanc›l›kla tepki vermekteler. Sokak çocuklar› meselesi ya da sokakta çal›flmak zorunda kalan çocuklara karfl› insanlar›n tutumu da bu flekildedir. Ülkemizde yak›c› bir flekilde varl›¤›n› sürdüren uluslar ve az›nl›klar aras›ndaki çat›flmalar –yine dev-

letin bilinçli k›flk›rtmalar›ndan kaynakl›- sokak çocuklar› karfl›s›nda insanlar›n flovenizmle harmanlanm›fl hatal› tutumlar›n› da beslemektedir. Sokak çocuklar›, bu hatal› bak›fl aç›s›yla hor görülmekte, fliddete ve afla¤›lanmaya maruz kalmakta, böylece ‘do¤al çarp›kl›k’ daha da derinleflmektedir. Çocuk iflçiler ise, t›pk› büyüklerinin maruz kald›klar› gibi a¤›r flartlar alt›nda emek sömürüsüne tabi tutuluyorlar.

Aile ekonomisine destek olan çocuk iflçiler AB’ye uyum süreci dolay›s›yla AKP hükümetinin önünde duran gündemlerden birisi de çocuk iflçili¤i meselesiydi ve 2004 y›l›nda bu konuda bir düzenlemeye gitti AKP. Buna göre 14 yafl›n alt›nda çal›flt›r›lan çocuklar ‘çocuk iflçi’, 15 ile 18 aras›ndaki çal›flan çocuklar da ‘genç iflçi’ olarak kabul ediliyor. 8 y›ll›k olan ilkö¤renimini tamamlamayan 14 yafl›n alt›ndaki çocuklar›n çal›flt›r›lmas› ise yasak! Ancak ülkemizde genifl bir halk tabakas›n›n gerçekli¤i olan yoksulluk her geçen gün daha da ilerlerken, bu yafltaki çocuklar›n aile ekonomisine katk›da bulunmas› amac›yla çal›flt›r›lmalar›n›n önüne hiçbir kuvvet geçemiyor. TÜ‹K verilerine göre ise ülkemizde 2006 y›l›nda 6-14 yafl aras›ndaki okula gitmeyen 945 bin çocuktan 124 bini herhangi bir iflte çal›flmaktad›r. Bu gruptaki 322 bin çocuk da ev ifllerinde çal›flmaktad›r. 15-17 yafl grubundaki genç iflçi say›s› ise 532 bin. Yine 6-17 yafllar›ndaki okula devam etmeyen 1 milyon 465 bin genç kad›n›n 244 bini bir iflte çal›fl›yor, 922 bini ev ifllerinde çal›fl›yor, 299 bini ise çal›flm›yor. Ülkenin sosyo-ekonomik yap›s› nedeniyle sömürünün kurals›z ve en a¤›r flartlarda sürmesi, çocuklar› da vuruyor. Çocuk iflçilerin çal›flma koflullar› ile ilgili AB’ye uyum süreci dolay›s›yla yap›lan düzenlemeler büyük oranda kay›t d›fl›l›ktan ve düzenlemelerin de ka¤›t üzerinde kalmas›ndan kaynakl› olarak hayat bulamamaktad›r. Çocuk iflçili¤inin en kötü biçimleri aras›nda kabul edilen mevsimlik tar›m iflçili¤i, sokakta çal›flt›rma, a¤›r ve tehlikeli ifllerde çal›flt›rma sonucunda çocuklar›n psikolojik ve fiziksel yap›lar› olumsuz etkilenmekte, ölümler meydana gelebilmektedir. Mevsimlik iflçi olarak Kuzey

Ülke gerçekli¤inden ötürü çocuklar›n e¤itim almak yerine erken yaflta çal›flmak zorunda kalmas› sorununun yan› s›ra, ailelerin zor flartlarda sürdürdükleri yaflamlar›n d›fl›na taflarak sokaklarda yaflamak zorunda kalan sokak çocuklar› sorunu bulunuyor. Ülkemizde bunun as›l sebepleri aras›nda yine birinci derecede devletin politikalar› neticesinde oluflan yoksulluk, göç, e¤itimsizlik, sosyal adaletsizlik gibi sebepler bulunmaktad›r. Özellikle haks›z savafl›n sürdürüldü¤ü Kuzey Kürdistan co¤rafyas›nda devletten kaynakl› olarak büyük ma¤duriyet ve mahrumiyet yaflan›rken, bu co¤rafya insan› büyük flehirlere göç ederek sosyal bir y›k›ma sürüklenmifltir. Bunun sonucunda yaflanan yoksullaflma, parçalanma ve yabanc›laflmadan gençler, çocuklar daha çok etkilenmektedir. Gasp, h›rs›zl›k, çeteleflme gibi çeflitli suçlar için potansiyel olarak görülen bu gençler, kolay para kazanma, kendini güçlü hissedebilme, yaflad›¤› çat›flmalar› dindirebilme amac›yla bu gibi yönelimler içerisine girebilmektedir. Büyükflehirlerin varofllar›nda bu gibi görüntülere s›kça rastlan›r. Bu tip suçlara bulaflarak ya da bulaflmadan aile içerisinde, toplum içerisinde girilen çat›flmadan kaynakl› olarak çocuklar, sokaklarda yaflamay› tercih edebilmekte veyahutta zorunda kalabilmektedir. Sokakta yaflayan çocuklar aras›nda yap›lan bir araflt›rmada, soka¤a kaç›fl nedenleri aras›nda büyük oranda aile sorunlar›, geçimsizlik maddesinin bulundu¤u belirlenmifltir. Aile içerisindeki maddi s›k›nt›lar ve aile içi fliddet gibi olaylar bafl etkendir. Sokakta yaflayan çocuklar aras›nda yo¤un olarak da uyuflturucu madde kullan›m› gözlemlenmektedir. Sokaktaki fliddete karfl› durabilmek ve dayak yediklerinde ac› hissetmemek, sokaktaki so¤u¤a dayanabilmek, yaflad›¤› zorluklara karfl› bedensel ve duygusal güç oluflturabilmek, yani kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek, halisülasyonlar görüp güzel fleyler hayal edebilmek, utanma duygular›n› yok etti¤i için rahatl›kla baflkalar›ndan yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuflabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar. Bunun d›fl›nda, sokaktaki gruplar›n ortak yaflam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilmek, tiner, bali gibi maddelerin ucuza kolayca bulunabilmesi de di¤er baflka etkenlerdir.

Sokaktaki gerçe¤e ra¤men hükümet '3 çocuk'u savunuyor Yar› sömürge olan Türkiye-Kuzey Kürdistan'da yo¤un olarak gözlemlenen temel olgulardan biri, genifl halk kitlelerinin içerisinde oldu¤u ve kitlelerin gittikçe daha çok içine sürüklendi¤i yoksulluk olgusudur. Yoksul bir ailede do¤mak, çocuklar için pek çok olanaktan yoksun olma-

AKP'nin treninde 'cemevi ibadethanedir'e yer yok Geçti¤imiz aylarda Baflbakan'›n da kat›ld›¤› 'muharrem iftar›' düzenleyen AKP'nin Alevilere yönelik bir aç›l›m politikas› izleyece¤i yönünde kamuoyunda bir izlenim oluflturulmaya çal›fl›lm›flt›. Alevi kurumlar›n›n 'Muharrem iftar›' gibi bir uygulaman›n Alevilik içerisinde olmad›¤›n›, AKP'nin Alevili¤i Sünnilefltirmek istedi¤ini belirterek tepki gösterdikleri 'Alevi aç›l›m›'na, bu partinin ‹stanbul milletvekili Reha Çamuro¤lu öncülük yap›yordu. 'Muharrem iftar›'na kat›lan Aleviler, Alevi kurumlar› taraf›ndan 'düflkün' ilan edilmifl ve 'iftara' kat›lan baz› derneklerin 'paravan, tabela derne¤i' oldu¤u belirtilmiflti. 22 Temmuz seçimlerine 'her kesimi kapsama' sloganlar› ile giren ve milletvekillerinin belirlenmesinde de bu 'kapsay›c›l›k'a göre genifl bir birleflim oluflturan AKP'nin kapsay›c›l›¤›, ülkedeki bafll›ca sorunlardan biri olan inançlar aras›ndaki eflitsizlik konusunda mecburen çak›lm›fl oldu. Kürt

ulusal sorununda oldu¤u gibi, 'flu kadar Kürt milletvekilimiz, bakan›m›z' var diyebilmekten öteye gidemeyen, 'tek devlet, tek millet, tek bayrak'ç› devlet gelene¤inin devamc›s› olan AKP, Alevi sorununa da devletin geleneksel yap›s›n›n d›fl›nda bir yaklafl›m göstermedi. AKP içerisinden ve ayn› anlay›fl› paylaflan çevrelerden, "Alevilere ödenek ay›r›rsak Satanistler de benzer taleplerle gelebilirler" ve cem törenleri s›ras›nda saz çal›nd›¤› için cemevlerini 'cümbüflevi' olarak tan›mlayanlar ç›kmaktad›r. Bu konuda Tayyip Erdo¤an da, "Alevilik bir din de¤ildir. E¤er bir din ise, ibadet yerine ihtiyaç vard›r. Camiler ile cemevleri mukayese edilemez. Birisi ibadethanedir, di¤eri ise kültür evidir. Camilere sa¤lanan yard›m cemevlerine sa¤lanamaz." demiflti. Türban sorunu ile birlikte 'Alevi aç›l›m›'n›n AKP'nin de gündeminden düflmesinin ard›ndan, AKP Genel Baflkan Yard›mc›l¤› görevinden istifa eden ‹stanbul milletvekili Re-

ha Çamuro¤lu hakk›nda 'trenden iniyor mu' yönünde görüfller ortaya at›lm›flt›. Konunun bas›na yans›mas› ile birlikte Tayyip Erdo¤an da, 'bu trenden inen, bir daha binemez' fleklinde bir yaklafl›m sergilemiflti. AKP'nin 'Alevi aç›l›m›'n› geri plana düflürmesinden rahats›z olan Çamuro¤lu ise, 'trenden inmiyorum' aç›klamas› yapmak zorunda kalm›flt›. AKP'nin 'Alevi aç›l›m›'n› kapat›lma davas›na endeksli olarak daha ileriye erteledi¤i, bu durumun ise Çamuro¤lu'nda rahats›zl›k yaratt›¤› belirtiliyor. Çamuro¤lu çokça tart›fl›lan 'Muharrem iftar›'n›n ard›ndan bu kez de TBMM'de yapt›¤› konuflmada, "Dünyan›n hiçbir Hristiyan ülkesinde bir Protestan kilisesi, Katolik kilisesinden onay alarak kurulmaz, kurulamaz da. Demokratik ülkelerde siyasetçilerin görevi, bu gibi durumlarda vatandafllar›n taleplerini dinlemek ve bunlar›n gere¤ini yerine getirmektir. Önümüzdeki sorun budur. Be¤enir ya da be¤en-

n›n yan› s›ra, okula gitmek yerine erken yaflta çal›flmaya bafllamak anlam›na da gelmektedir. Çocuk iflçili¤i ve sokak çocuklar› gibi olgular›n arkas›nda da bu temel sorun bulunmaktad›r. Bu çocuklar›n, b›rak›n di¤er sosyal ihtiyaçlar›n› karfl›lamay›, e¤itime dahi devam edebilmeleri, aileleri için maliyetli olmaktad›r ve zaten bu yüzden 14 yafl›n›n alt›nda olup da okula gitmemifl olan çocuklar›n çal›flt›r›lmas› yasak olmas›na ra¤men, bu durum engellenememektedir. Ekonomik durumlar› zay›f olan ailelerde ise, haks›z savafl, göç, aile içi fliddet gibi olgular nedeniyle parçalanma daha derin bir flekilde yaflanabilmektedir. Bunun bir sonucu olarak da sokak çocuklar› denen olgu yo¤un olarak ortaya ç›kmaktad›r. Daha çok Kuzey Kürdistan illerinde ve bu illerden zorunlu göç eden ailelerin büyükflehirlerde yerlefltikleri varofllarda, devletin politikalar› nedeniyle bu tip parçalanmalara maruz kalan ailelerden ç›kan sokak çocuklar›, devletin halk içerisinde yaratmaya çal›flt›¤› etnik çat›flmadan etkilenerek Türk flovenizminin yo¤un etkisi alt›na giren kitleler taraf›ndan etnik bir bak›fl aç›s›yla da bask› görebilmekte ve olumsuz tutumlara maruz kalarak iyice d›fllanmaktad›r. Sosyo-ekonomik yap› ve devletin karakterinden ileri gelen bu sorunlar karfl›s›nda, sorunun yarat›c›s› olan egemen s›n›flar›n sergiledikleri yaklafl›m ise, sorunu kayna¤›ndan kopart›p, sokak çocuklar›n›n ya da çocuk iflçilerin aileleri bireysel tercihleri ile bu durumlara yol açm›fllar gibi yan›lsama yaratmak oluyor. Görüldü¤ü gibi sokak çocu¤u ya da çocuk iflçili¤inin ve bunlara ba¤l› olarak ortaya ç›kan sorunlar›n arkas›nda Türkiye-Kuzey Kürdistan'›n sosyo-ekonomik yap›s›, Türk devletinin karakteri ve bunlardan ba¤›ms›z olmayan genifl halk kitlelerinin yoksullu¤u yatmaktad›r. Bu yoksulluk, ülkeyi emperyalizmin bata¤›na daha fazla sürükleyen AKP hükümeti taraf›ndan daha fazla derinlefltiriliyor. Böylesi bir ortamda Baflbakan Tayyip Erdo¤an halka '3 çocuk do¤urun' diye telkinde bulunuyor ve gelen elefltiriler karfl›s›nda da 'piyasan›n genç nüfusa ihtiyac› var' gerekçesiyle telkininin 'bilimselli¤ini' savunuyor. Halk›n içerisinde bulundu¤u yoksulluk ve ülkede iflsizlik gibi ciddi bir sorun varken, Tayyip'in 'üç çocuk' telkini neye yol açacak, var›n siz düflünün!

Bakan: Sokak çocuklar›na iliflkin do¤rudan bir projemiz olmad› Dersim milletvekili fierafettin Halis'in sokak çocuklar› ve e¤itim alamayan çocuklar ile ilgili verdi¤i yaz›l› soru önergesine Milli E¤itim Bakan› Hüseyin Çelik cevap verdi. Çelik, sokakta yaflayan ve çal›flan çocuklar için do¤rudan bir çal›flmalar›n›n olmad›¤›n› aç›klad›. Tüm çocuklar› içine alan ve sokak çocuklar› ile çal›flan çocuklara da dolayl› etkide bulunabilecek bir çal›flma gerçeklefltirdiklerini ifade eden Çelik, ilkö¤retimde okula gidemeyen çocuk say›s›n›n 273 bin 634 oldu¤unu aç›klad›. Çelik, kendisinin de aç›klad›¤› bu kadar büyük bir rakama ra¤men, 2007 Haziran'›nda sonland›rd›klar› 'hizmet modeli' projesi ile birlikte 3.257 çocu¤u e¤itime yönlendirdiklerini aç›klad›. Çelik ayr›ca, son befl y›lda Kuzey Kürdistan illerinde may›n patlamas› sonucunda ölen ve yaralanan çocuk say›s›n›n 12 oldu¤unu aç›klad›. Oysa Kuzey Kürdistan'da son y›llarda kontrgerillan›n Amed gibi illerde gerçeklefltirdi¤i bombal› sald›r›lar veya askerlerin araziye b›rakt›klar› patlay›c›lar nedeniyle onlarca çocuk yaflam›n› yitirdi. Yine Mardin K›z›ltepe'de 13 yafl›ndaki U¤ur Kaymaz terörist denilerek katledilmifl, Amed'de 2006 y›l›nda ç›kan ve çevre illere de yay›lan olaylarda da 4 çocuk polisler taraf›ndan katledilmiflti.

mezsiniz, iktidar›n›za uyar yahut uymaz, cemevleri ibadethanedir, cemevlerinde ibadet yap›lmaktad›r" dedi. AKP'nin 22 Temmuz seçimleri s›ras›nda 'kapsay›c›l›k' politikas›yla ‹stanbul'dan milletvekili yapt›¤› Reha Çamuro¤lu, bu konuflmas›yla AKP'nin Alevi sorununa yaklafl›m›ndan rahats›z oldu¤unu bir kez daha göstermifl oldu. Çamuro¤lu AKP treninden iner mi, inmez bi bilinmez, ancak, Çamuro¤lu'nun da dillendirdi¤i 'cemevleri ibadethanedir'e sistem partilerinin hiçbirinin treninde yer olmad›¤› kesin.

MAYA Arif B‹LG‹N Yazar›m›z›n yaz›s› elimize ulaflmad›¤›ndan yay›mlayam›yoruz.


BÜROLAR

KARDELEN BASIM-YAYIM REKLAM GÖSTER‹ ORGAN‹ZASYON L‹M‹TED fi‹RKET‹ G Sahibi ve Yaz› ‹flleri Müdürü: Hakan ERTEN Yay›n Türü: Yayg›n Süreli G Yönetim Yeri: Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No:20 Daire:2 Beyo¤lu/‹stanbul Tel: (0212) 243 91 92

‹ZM‹R: 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27 Kat:8/802 Konak/‹zmir Tel-Fax: : (0232) 482 01 63 l KARTAL: ‹stasyon Cad. P›nar ‹flhan› Kat:2 Daire:38 KARTAL Tel-Fax: (0216) 389 65 63 l MERS‹N: Hastane Cad. 5111 Sok. Ekrem Örkün ‹flhan› No:71/8 Kat:3 l ELAZI⁄: ‹cadiye Mah. Yakup fievki Cad. No:8 Kat:1 Daire:1 Tel-Fax: (0424) 212 34 42 l MALATYA: Dabakhane mah. Boztepe Cad. Babacan ‹flhan› Kat:4 No:28 Tel: (0422) 323 06 97 l KONYA: Gazi Alemflah Mah. Tahirpafla Sok. No: 3 Daire: 102 Tel-Fax: : (0332) 351 59 55 l AMED: ‹skender Pafla Mah. ‹nönü Cad. MAGÜL ‹flhan› Kat:4 No:109 Da¤kap›/Amed l AT‹NA: Spiro trikoupi 21 10683 eksarxia GREECE/Yunanistan e-mail: yunanistan_devrimcidemokrasi@yahoo.com.tr l YD TEMS‹LC‹L‹⁄‹: Kaiser-Wilhelm Str. 275 47169 Duisburg/DEUTSCHLAND Tel: 0049 175 642 00 27- e-mail: d.demokrasi@googlemail.com

Teknik Haz›rl›k: Kardelen Yay›mc›l›k Adres: Mahmut fievket Pafla Mah. Sivas Sok. No:2 Kat:3 Okmeydan›/‹STANBUL Tel:(0212) 238 37 76 Faks:(0212) 238 37 96 • Bask›: Gün Matbaac›l›k Adres: Sefaköy Telsizler Mev. Akasya Sok. No:23/A Küçükçekmece/‹ST. Tel ( 0212) 580 63 75

KONUK YAZAR

GÜNDO⁄DU GENCER

RASTLANTILAR VEYA KOMPLO 10 y›l kadar önce çevrilen “Sürme Kap›lar” (Sliding Doors) adl› bir film vard›. Filmde, metroda trene yetiflmeye çal›flan Helen’in sürme kap›lar›n kapanmas›yla treni kaç›rmas›n›n ard›ndan olanlar anlat›l›yor, sonra da treni kaç›rmasayd› ne olurdu diyerek Helen’in yaflam›n›n nas›l çok farkl› olaca¤› gösteriliyordu. Böylesi küçük bir rastlant›n›n insan›n yaflam›n› toptan de¤ifltirebildi¤i sergileniyordu. Türkiye gündemini izleyenler son günlerde nas›l birçok olay›n bir film senaryosundaki gibi bir araya geldi¤ini görüyorlar. Bunlar› rastlant› olarak aç›klayanlar da var, bir komplonun dama tafllar› olarak da. Komplonun ‹ngilizcesi “conspiracy” sözcü¤ü, karfl›l›kl› f›s›ldaflma anlam› tafl›yor. Türkiye’de f›s›lt›lar g›rla gidiyor. Son günlerdeki geliflmeleri bir s›ralayal›m:

Sivas’› unutma, unutturma! Devlet taraf›ndan planlan›p organize edilen ve 35 kiflinin ölümsüzleflti¤i Sivas katliam›n›n üzerinden 15 y›l geçti. Bu süre zarf›nda, katliam›n faili olan devlet, olay› birkaç kiflinin üzerine y›karak, kendisini aklamaya çal›flt›. Buna karfl› ç›kan devrimci ve demokratik kurumlar ise, ülkenin birçok yerinde yapt›klar› eylemlemlerde katliam›n unutturulmak istendi¤ini belirterek, Mad›mak’›n müzeye çevrilmesini istedi Temmuz 1993 y›l›nda 4’üncüsü düzenlenen Pir Sultan Abdal fienlikleri’ne kat›lmak için Sivas’a gelen, araflt›rmac›, ayd›n, yazar ve flairlerin de aralar›nda bulundu¤u 35 kiflinin, asker ve polisin kordonu içinde gericiler taraf›ndan Mad›mak Oteli’nde atefle verilip, hunharca katledilmesinin üzerinden 15 y›l geçti. Bu süre zarf›nda devletin katliam›nda oyunculuk eden bafl aktörler yarg›lanamad›. Demokratik kitle örgütlerinin, Mad›mak Oteli ve alt›nda bulunan kebapç›n›n kapat›l›p müzeye çevrilmesi talebi ise sonuçsuz kalmaya devam ediyor.

2

Devletin “Bu olay› unutal›m, geçmiflte kald›” gibi katliamlar›n› unutturma politikalar›na karfl› ç›kan demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve sendikalar yapt›klar› eylemlerle Sivas katliam›n› protesto ettiler ve Mad›mak Oteli’nin müze olmas›n› istediler. Katliam›n bafl mimar› devlet müzeye karfl› Devletin bizzat organize etti¤ini kan›tlayan (7 Saat süren olaylar s›ras›nda ne polis, ne de asker olaylara müdahale etmemiflti vb.) belgeler bir yana, dönemin Baflbakan› Tansu Çiller flöyle demiflti: “Çok flükür, otel d›fl›ndaki halk›m›z bu yang›ndan zarar görmemifltir. Halktan kimsenin burnu kanamam›flt›r. Ve ölenler de ç›kan yang›ndan bo¤ularak ölmüfllerdir. Olay› bu kadar büyütmek yanl›fl.” Cumhurbaflkan› Süleyman Demirel ise, “Halkla güvenlik güçlerini karfl› karfl›ya getirmeyiniz” demiflti. Günümüzde devlet yekilileri ise geliflen toplumsal tepkilerden kaynakl› 15 y›l sonra az da olsa geri ad›m atarak devrimci, demokrat kesimin müze talebini gündemine almak zorunda kald›. Ancak inkarc› ve katliamc› gelene¤ini sürdüren devlet, müze talebini çeflitli bahanelerle gündemden düflürmeye çal›fl›yor. ‹flte bunun son örne¤i Kültür ve Turizm Bakan› Ertu¤rul Günay’›n önce müze olmas›n› savundu¤u, daha sonra da, “Bütçem yetersiz, kamulaflt›ram›yoruz” diyerek geri ad›m atmas›. Sözde Bakanl›¤›n bütçesinin yetersiz olmas›ndan yak›nan Günay, Alevi derneklerinin “Müze olacaksa gerekli kayna¤› biz buluruz" mesaj›na ise cevap bile vermedi.

“Katil devlet hesap verecek” Devletin katliamlar›n› unutturma çabalar›na ve yeni katliam giriflimlerine karfl› devrimci, demokratik kurumlar ise ülkenin çeflitli yerlerinde eylemler yaparak “katil devlet hesap verecek” sloganlar›n› hayk›rd›lar. ‹STANBUL- 2 Temmuz 1993’te Sivas Mad›mak Oteli’nde devletin yönlendirmesiyle yak›larak katledilen 35 ayd›n, yazar ve sanatç› ‹stanbul’un birçok semtinde gerçeklefltirilen eylemler ve etkinliklerle an›ld›. Demokratik Haklar Platformu (DHP)’nun da yer ald›¤› anma etkinliklerinde “Mad›mak müze olsun” iste¤i dillendirildi. Gazi Mahallesi, Alibeyköy, Okmeydan›, ‹kitelli, Avc›lar, Kad›köy ve Sar›gazi’de yap›lan eylemlerde toplanan binlerce insan, “Katil devlet hesap verecek”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Sivas› unutma, unutturma” sloganlar›n› att›lar. Eylemlerde ayr›ca ülkemizde yaflanan katliamlar› anlatan sinevizyon gösterimleri yap›ld›. ANKARA- Ankara Demokratik Haklar Derne¤i, BDSP, ESP, Partizan ve Al›nteri, 1993’te Sivas Mad›mak Oteli’nde yak›larak katledilen 35 kifli için 1-2 Temmuz tarihlerinde anma etkinlikleri düzenledi. 1 Temmuz günü NATO Yolu Tek Mezar Park›’nda “Katleden devlettir! unutmad›k unutturmayaca¤›z” yaz›l› ortak pankart arkas›nda bir araya gelen eylemciler, Tuzluçay›r Dört Yol kavfla¤›na ka-

dar “Yaflas›n devrimci dayan›flma", "Katil devlet hesap verecek", "Asanda yakanda devlettir", "Sivas'› unutma, unutturma" sloganlar› eflli¤inde yürüdü. Yürüyüflün ard›ndan kitle ad›na ortak bir aç›klama yap›ld›. ‹flçi Kültür Evi Müzik Toplulu¤u, Yavuz Canpolat ve Hac› Bektafl-› Veli Kültür Vakf› Semah Ekibi’nin müzik ve gösterilerinin ard›ndan anma sona erdi. Ankara’da ayr›ca 2 Temmuz günü Karfl›yaka Mezarl›¤›’nda Sivas flehitlerinin an›t mezarlar› bafl›nda bir anma etkinli¤i gerçeklefltirildi. ‹ZM‹R- ‹zmir’de Sivas katliam›n›n y›l dönümünde çeflitli anma ve protesto etkinlikleri yap›ld›. 1 Temmuz akflam› Buca Kuruçeflme’de meflaleli eylem yap›ld›. Kuruçeflme Cemevi önünden meflalelerle yürüyüfle bafllayan kitle, sloganlar eflli¤inde Buca Kooperatif Meydan›’na kadar yürüdü. 2 Temmuz günü Gündo¤du Meydan›'nda Alevi-Bektafli ve Yöre Dernekleri Platformu taraf›ndan miting düzenlendi. Cumhuriyet Meydan›'nda bir araya gelen ve aralar›nda DHP, DTP, EMEP, SDP, Partizan, BDSP, Halk Cephesi ve ESP üyelerinin de bulundu¤u binlerce insan, “Sivas'›n ›fl›¤› sönmeyecek”, “Mad›mak Oteli müze olsun”, “Sorumlular yarg›lans›n”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” pankart ve dövizleriyle miting alan›na yürüdü. Gündo¤du Meydan›’nda bir araya gelenler, Sivas’ta yak›larak katledilenler için sayg› duruflunda bulundu. Miting, konuflmalar›n ard›ndan semah gösterisi ile sona erdi. UfiAK- Uflak Demokratik Haklar Derne¤i, EMEP ve ÖDP taraf›ndan Tirito¤lu Park›’nda gerçeklefltirilen bas›n aç›klamas›yla 2 Temmuz katliam› protesto edildi. Gerçeklefltirilen bas›n aç›klamas›nda, hâkim s›n›flar›n Alevi-Sünni, laik-anti laik gibi yarat›lan çat›flmalarla halklar›m›z› birbirine k›rd›rmaya çal›flt›¤›, asl›nda temel sorunun ezen-ezilen çeliflkisi oldu¤u ve bizlerin devletin bu politikalar›na karfl› uyan›k olup, bunlar› bofla düflürmenin yollar›n› aramam›z gerekti¤i vurguland›. S‹VAS- 2 Temmuz 1993 y›l›nda Mad›mak Oteli’nde yak›larak 35 kiflinin katledilmesinin 15. y›l›nda, Sivas’ta binlerce kiflinin kat›l›m›yla büyük bir anma töreni gerçeklefltirildi. Çeflitli demokratik kitle örgü, siyasi partiler, dernekler ve vak›flar gibi kurumlar›n kat›l›m›yla saat 11.30’da 2 koldan bafllayan yürüyüfl, gruplar›n Ethem Bey Park›’nda birleflerek kortejler halinde Mad›mak Oteli’ne yürümesiyle devam etti. Demokratik Gençlik Hareketi’nin de, “Katliamlar›n sorumlusu burjuva-feodal faflist diktatörlüktür” yaz›l› pankart ile yerini ald›¤› yürüyüflte, katliam ve katliamc›lar sloganlarla bir kez daha teflhir ve protesto edildi. Mad›mak Oteli’nin müze yap›lmas›n›n s›k s›k vurguland›¤› anma töreninde, polisin ve otel çal›flanlar›n›n provokasyonuyla ufak çapl› bir gerginlik yafland›; fakat kitlenin sa¤duyusuyla gerginlik hemen sona erdi. Birçok sanatç›, ayd›n, yazar ve siyasetçinin kat›ld›¤› mitingde, 2 Temmuz 1993’te katledilenlerin yak›nlar› ile ayd›n, yazar ve siyasetçiler de konuflma yapt›. MERS‹N- 2 Temmuz günü aralar›nda DHP’nin de oldu¤u birçok demokratik kitle örgütü bas›n aç›klamas› yaparak Sivas’ta gerçeklefltirilen katliam› protesto etti. Bas›n aç›klamas›n› okuyan KESK Mersin Dönem Sözcüsü Recep Kara, ülke tarihine bir kara leke olarak geçen Sivas katliam›n›n üzerinden 15 y›l geçmesine ra¤men, bu yaran›n halen kanamaya devam etti¤ini kaydetti. Öte yandan DHP, ESP ve Partizan taraf›ndan 3 Temmuz tarihinde 78’liler Derne¤i’nde anma etkinli¤i düzenlendi. Sivas flehitleri ve devrim flehitleri için sayg› duruflundan sonra konuflmalar yap›lan etkinlik, fliir dinletisi ve Can Dündar’›n 2 Temmuz Sivas katliam›yla ilgili haz›rlam›fl oldu¤u ‘O Gün’ belgeselinin gösterimi ile son buldu.

Sivas katliam›n›n y›l dönümü dolay›s›yla bir aç›klama yapan Maoist Komünist Partisi, “Sivas ve bütün katliamlar›n hesab›n› soraca¤›z” dedi. MKP Siyasi Büro’nun yay›mlad›¤› 66 No’lu aç›klamada, Türk devletinin icraatlar›n›n Susurluk’ta, fiemdinli’de, Hizbullah’ta, Ergenekon’da, Bilgi Destek Plan› ve benzeri And›ç belgelerinde günyüzüne ç›kt›¤› belirtilerek, “Türk devleti, feodal despotik Osmanl› devletinden devrald›¤› k›y›m politikalar›n›, Karadeniz’de, Kürdistan’da, Koçgiri, fieyh Sait, Dersim, Seyit R›za, Çorum, Malatya, Marafl, Lice, Sivas’ta ve bugün de sürdürerek, insanl›¤›n, demokrasinin ve özgürlü¤ün düflman› oldu¤unu kan›tlamaktad›r.” denildi. “Demokrasi ve gerçe¤in sözcüleri aras›nda yer alan araflt›rmac›, ayd›n, yazar ve flairlerin de içerisinde bulundu¤u 35 güzel insan›, 2 Temmuz 1993 tarihinde vahflice katleden emperyalist güdümlü askeri faflist diktatörlük”ün katliamlar›na bugün de devam etti¤i belirtilen aç›klaman›n devam›nda flu ifadelere yer verildi: “Bütün bu vahflete ra¤men faflist Kemalist Türk devletine kulluk için etraf›nda dört dolanarak adeta cambazlaflan ve ipli¤i, Ergenekon katil-faflist Türk devlet çetesi ile pazara ç›kan Alevi inanç ve mezhebine mensup çeflitli çevrelere karfl› da halk›m›z uyan›k olmal›d›r.”

ADANA/ANTAKYA- Sivas’ta yak›larak katledilen 35 kifli Adana'da ve Anatkya’da yap›lan eylemlerle an›ld›. Adana’da 5 Ocak Meydan›’nda toplanan kitle, "Katil devlet hesap verecek", "Faflizme karfl› omuz omuza", "Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak" sloganlar›yla ‹nönü Park›’na yürüdü. Kitle ad›na yap›lan aç›klaman›n ard›ndan eylem, müzik dinletisiyle son buldu. Antakya’da ise Demokrasi Platformu 2 Temmuz’da bir bas›n aç›klamas› yaparak Sivas katliam›n› k›nad›. Katledilenler için sayg› durufluyla bafllayan aç›klamada, yaflanan katliam›n sorumlusunun devlet oldu¤u vurguland›. Bas›n aç›klamas›na DGH de kat›l›mc› olarak destek verdi. DERS‹M- 2 Temmuz günü Dersim Merkez, Hozat ve Ovac›k ilçelerinde demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi partilerin ça¤r›s›yla bir araya gelen binlerce kifli Sivas katliam› protesto etti. Dersim Yeralt› Çarfl›s›’n›n üzerinde gerçeklefltirilen anma etkinli¤inde, katledilen 35 kiflinin resminin bulundu¤u pankart›n önünde mumlar yak›ld›, fliir, müzik dinletisi ve semah gösterimi düzenlendi. Daha sonra, katledilenler için 35 tane meflale yak›larak yürüyüfle geçildi. “Sivas flehitleri ölümsüzdür”, “Bedel ödedik, bedel ödetece¤iz”, “Katiller halka hesap verecek” sloganlar›n›n at›ld›¤› yürüyüfl, Mavi Köprü’de sona erdi. DHP, DTP, EMEP ve Hozat Kültür Derne¤i taraf›ndan 2 Temmuz günü Hozat Belediye Salonu’nda 2 Temmuz flehitleri için anma etkinli¤i düzenlendi. Etkinlikte Hozat Belediye Baflkan› Cevdet Konak konuflma yapt›. Ovac›k Kültür Derne¤i de Sivas katliam›n›n y›l dönümünde bas›n aç›klamas› yaparak, “Sivas katliam›n› unutma, unutturma” dedi. Bas›n aç›klamas›na Ovac›k DHP de destek verdi. KKTC- Lefkofla Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i, Sivas’ta katledilenler için Arabahmet Kültürevi’nde anma etkinli¤i düzenledi. Dernek Baflkan› Hülya Özçelik yapt›¤› konuflmada, onlar›n Sivas’a sazlar›n› çalmaya, semahlar›n› dönmeye gittiklerini hat›rlatarak, “Sivas olay› Kerbela gibi tarihe yaz›lm›flt›r” dedi. Anma etkinli¤i katliam› anlatan müzik dinletisi, tiyatro ve semah gösterimi ile son buldu.

AKP’nin kapat›lmas› ve AKP’li birçok politikac›n›n yasaklanmas› baflvurusunun de¤erlendirilmesi. CHP’nin hesaplar›nda yolsuzluk oldu¤u iddias›yla soruflturma aç›lmas›. Örgütünün 25 milyar dolarl›k varl›¤› oldu¤u ABD yetkililerince aç›klanan Fethullah Gülen’e ABD’nin sürekli oturma vizesi vermemesi ve ayn› günlerde Gülen’in Türkiye’de beraat etmesi. Ergenekon soruflturmas› ad›yla darbe plânlad›klar› ya da destek olduklar› iddialar›yla Do¤u Perinçek ve ‹lhan Selçuk’la bafllayarak birçok kiflinin, bu arada baz› emekli Generallerin gözalt›na al›nmas›. Uluslararas› paran›n, IMF ve Dünya Bankas› mutemet adam› ve AKP hükümetince uygulanan özellefltirme (halk›n mallar›n›n haraç mezat sat›lmas›) giriflimlerinin mimar› Kemal Dervifl’in yeniden Türkiye’ye gelmesi. ABD’de ‹ran’a müdahale konusunun yeniden gündeme gelmesi ve Pentagon gerçekçi bir yaklafl›mla buna karfl› ç›karken ABD d›flifllerinin ve ‹srail’in bu konuda ›srar› ve buna tepki olarak da ‹ran’›n Hürmüz Bo¤az›’n› kapatarak petrol ak›fl›n› durdurma tehdidi sonucu, zaten çok artan petrol fiyat›n›n tavana vurma olas›l›¤›. Daha Recep Tayyip Erdo¤an Baflbakan de¤ilken, o zamanki Baflbakan Abdullah Gül, 25 fiubat 2003'te TBMM'ye bir tezkere sundu. Tezkere ile “TBMM'den gere¤i, kapsam›, s›n›r› ve zaman› Anayasa’n›n 117'nci maddesine göre milli güvenli¤in sa¤lanmas›ndan ve Silâhl› Kuvvetlerin yurt savunmas›na haz›rlanmas›ndan Yüce Meclise karfl› sorumlu bulunan hükümet taraf›ndan belirlenecek flekilde Türk Silâhl› Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a gönderilmesine; etkili bir cayd›r›c›l›¤›n sürdürülmesi amac›yla Kuzey Irak'ta bulunacak bu kuvvetlerin gerekti¤inde belirlenecek esaslar dairesinde kullan›lmas›na ve muhtemel bir askerî harekât çerçevesinde yabanc› silâhl› kuvvetlere mensup hava unsurlar›n›n Türk hava sahas›n› Türk makamlar› taraf›ndan belirlenecek esaslara ve kurallara göre kullanmalar› için gerekli düzenlemelerin hükümet taraf›ndan yap›lmas›na, Anayasa’n›n 92'nci maddesi uyar›nca 6 ay süreyle izin verilmesi” istendi. Tezkerede, en fazla 62 bin yabanc› askeri personelin 6 ay süreyle Türkiye'de bulunmas› öngörülüyordu. Yabanc› kuvvetlerin hava unsurlar› 255 uçak ve 65 helikopteri aflamayacakt›. 1 Mart’ta yap›lan oylamaya 533 milletvekili kat›ld›, AKP'li 361 milletvekilinin oy kullanmas›na karfl›n, 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oy ç›kt›, Anayasa'n›n 96. maddesinin öngördü¤ü salt ço¤unlu¤a ulafl›lamad› ve tezkere kabul edilmemifl oldu. Nas›l fiili’de seçimle bafla geçmifl olan Allende ülkenin bak›r madenlerini kamulaflt›rd›¤›nda, ya da Avustralya’da Whitlam hükümeti do¤al kaynaklar› kamulaflt›raca¤›n› aç›klad›¤›nda gidici olduklar› belli olmufl, 1973’te Allende kanl› bir darbeyle, Whitlam kans›z bir darbeyle 1975’te devrilmiflse, 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmemesi de AKP hükümetinin sonunun bafllang›c› olmufltu. Bizim Küçük Coni’nin yapt›¤› gibi ABD’nin köpekli¤ini yapmay› reddeden TBMM, onurlu bir karar vermiflti. fiimdilerde ABD’nin ‹ran’a sald›r›s› gündemde olunca, AKP hükümetine “ne ölçüde güvenilebilece¤i” konusu Amerika’y› büyük ölçüde endiflelendiriyor. Bu arada ABD’de baflkanl›k seçimleri kampanyas› h›z kazan›yor. Her iki aday da ‹srail’e verilen deste¤in sürdürülece¤ini belirtiyor. Öte yandan dünyada güçlenen radikal ‹slâm ak›mlar›na karfl› Türkiye’yi bir ›l›ml› ‹slâm modeli olarak destekleme e¤ilimi var. (Ben bu ›l›ml› ‹slâm söylemine çok tak›l›yorum. Bu biraz “uzun boylu cüce”, “yoksul kapitalist” ya da “sessiz davul” gibisinden bir “oxymoron”, yâni kendi içinde çeliflik bir söylem. Nas›l “birazc›k hâmile” olunmazsa, az›c›k Müslüman da olunmaz. Radikal ‹slâm denilenler asl›nda –be¤enin, be¤enmeyin- Müslümanl›¤› harfiyen uygulayanlard›r. Il›ml› ‹slâm’dan söz edenler ‹slâm’› bilmeyenler, Kuran’› okumam›fl olanlard›r. Her neyse, bu bir baflka yaz›n›n konusu.) Orduya yönelik giriflimleri, AKP’nin gerek ekonomik, gerekse uluslararas› politikada kap›ya dayanan ç›kmazlar› çözemeyece¤ini anlay›p orduyu tahrik ederek darbe yapmaya itti¤i biçiminde yorumlayanlar da var. Bugüne dek birçok darbe yaflayan Türkiye halk›n›n art›k darbe istemedi¤ini bilerek, bir yerde ordu ile halk› karfl› karfl›ya getirip bundan politik ç›kar sa¤lama giriflimi olabilir yorumlar›n› yapanlar da var. Öte yandan yüzde 47’lik baflar›n›n AKP’yi küstahlaflt›rd›¤› ve öteye beriye bu yüzden sald›rd›¤›n› ileri sürenler var. Bütün bunlar› bir araya koydu¤umuzda flöyle bir senaryoya ne buyurulur? Fethullah Gülen’in “ruhânî liderli¤i” alt›nda ABD’nin güvendi¤i bir Cumhurbaflkan› Abdullah Gül ve AKP’nin kapat›lmas›n›n ard›ndan kurulacak yeni partinin bafl›na geçip (ya da bir darbe ertesi oraya oturtulacak) yeni Baflbakan olacak kifli de Kemal Dervifl. Bu, hem “›l›ml› ‹slâm” modelini gerçeklefltirecek, hem Amerikan kuklal›¤›n› garantiye alacak, hem de uluslararas› finansman›n, IMF’nin, Dünya Bankas›’n›n ve çokuluslu flirketlerin sorunlar›n› çözümleyecek bir formül. Bu arada Türkiye halk› yoksullafl›rm›fl, ya da ‹ran’a sald›r›ld›¤›nda Irak’ta oldu¤u gibi yüz binler ölecekmifl, kimin umurunda? Böyle birfley olmaz m› diyorsunuz? Umar›m hakl› ç›kars›n›z. Humeyni’nin ‹ran’› bu ölçüde de¤ifltirebilece¤ini, ABD’nin kendi kuklas› fiah Pehlevî’yi d›md›zlak b›rakaca¤›n›, sonra da Saddam’› ‹ran’a sald›rtarak milyonlarca insan›n ölümüne yol açaca¤›n› da kimse pek tahmin etmiyordu.


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
135 by sol yayin - Issuu