Skip to main content

s217

Page 1

ÇATIÞMANIN YOÐUNLAÞMASI

Yeni Evrede

Başyazı

Mücadele Birliði

D

evrime giriþmek için “önce halkýn çoðunluðu” diyenler biçimsel çoðunluk peþinden koþanlardýr. Onlar, biçimsel çoðunluðu buluna dek, kitleleri burjuva diktatörlük altýnda günlük sorunlarla oyalamaya devam edeceklerdir. Devrimin gerçek koþullarý ne denli oluþmuþ olursa olsun, devrim yapmaya kararlý yýðýnlar eylemlerle bu yöndeki ýsrarlarýný ne kadar gösterirlerse göstersinler yine de devrim küçük burjuva hareketlere uzaktaki bir hedef olarak kalýr. Emekçi ve sömürülen kitleler, devrim yönünde kendi kurtuluþlarý yönünde ortaya koyduklarý devrimci savaþýma raðmen ve yýllarca süren devrimci pratikten sonra halen yýðýnlarýn devrime hazýr olmadýklarýný ileri sürebiliyorlar. Durmadan geliþen iþçi hareketini, kitle hareketini ve hareketin devrimci yönelimini algýlayýp kavrayamadýklarý ve çözümleyemedikleri için kitlelere, en az, en zayýf ve en etkisiz mücadele çizgisini öneriyorlar. Ýþçi sýnýfýna, kitlelere, Kürt halkýna ileri hedef göstermeleri için, kendilerinin ileride olmalarý ve saðlam devrimci görüþlere sahip olmalarý gerekiyor. Proletaryanýn mücadele görevlerini doðru olarak belirlemek için, hangi tarihsel uðrakta olduðumuz tüm açýklýðýyla gözlerin önüne serilmelidir. Doðru taktik, doðru sloganlar saptamak için tarihsel uðraðýn gerçek ve eksiksiz kavranýþý gerekiyor. Tarihsel uðrak iki yönlü ele alýnabilir: Nesnel olarak ve sýnýf mücadelesinin geliþme düzeyiyle, devrimci öznenin geldiði yer açýsýndan. Her iki yön þimdiye dek Leninist Parti tarafýndan ayrýntýlý olarak açýklanmýþtýr. Mücadele sloganlarý, izlenecek politik taktik ve teorik çözümlemelerden çýkarýlmýþtýr. Küçük burjuva hareketlerin yapmadýðý da budur. Tarihsel çerçevenin bir çizimini yapmadýklarý için izledikleri politika ve sloganlarý kendi öznelliklerini yansýtýyor. Partinin dönemi tanýmlayan görüþ ve sloganlarý kitlelerin devrimci görevlerini ortaya koymalý ve hedefi göstermelidir. Ýþçi sýnýfý hedefini, amacýný açýkça ortaya koymalýdýr. Proletarya amacýný açýkça belirterek geniþ kitleleri etkiler, onlarý kazanýr. Ýþçi sýnýfýnýn amacý emekçilerin kurtuluþunu gerçekleþtirmek, ezilen ve sömürülen kitlelerin çýkarýnadýr. Bu yüzden, proletarya amacýný açýkça belirterek halk yýðýnlarýný burjuvaziye karþý savaþýmda birleþtirir. K. Marks ve F. Engels’in Komünist Manifesto’da belirttikleri gibi: “Komünistler, görüþ ve niyetlerini gizle-

meyi reddederler. Amaçlarýna ancak bugüne kadarki tüm toplumsal düzenin zorla yýkýlmasýyla ulaþabileceklerini açýkça bildirirler.” Leninist Parti devrim için mücadele ediyor. Hedefine ancak bu yolla ulaþacaðýný açýkca ifade ediyor. Sadece bunu söylemekle yetinmeyip, devrimin güncel olduðunu da söylüyor. Devrimle sonuçlanacak ayaklanmanýn önemi ve rolü üzerine ýsrarla duruyor. Tekelci burjuvazinin siyasal gücünü, devlet egemenlik sistemini yýkmak halk devriminin ön koþuludur. Ýþçi sýnýfý, emekçi kitleler daha ileriye, toplumun devrimci dönüþümüne ancak bu engeli aþarak varabilirler. Amaç, net, açýk, berrak olarak belirtilirken, amaca nasýl varýlacaðý da ayný biçimde anlaþýlýr þekilde gösterilmelidir. Bu görevin, en ilerinin deðil günün görevi olduðu da ifade edilmelidir. Kitlesellik, yaygýnlýk, süreklilik ve netlik yönünden önceki yýðýnsal eylemleri aþan eylemler yaþanýyor. Kitlelerin ve mücadelenin geldiði yer doðru anlaþýlmalýdýr. Hareket belirlenen devrimci görevleri yerine getirecek bir geliþme göstermiþtir. Sokak gösterileri ve çeþitli yýðýnsal etkinliklerle birlikte devrimci hareket hem güç kazandý, hem politik etkisi arttý, hem de geniþ kitleler için çekim merkezi haline geldi. Tüm bu geliþmeler karþýsýnda etkisiz kalan burjuvazi ve devlet iktidarý, elindeki her olanaðý, her aracý, her yolla harekete geçirerek, devrimci kitleleri baskýyla durdurmaya çalýþýyor. Devrimci düþünceler, devrimci güçler, yýðýnlarýn içinde derin kök saldýðý içindir ki, on yýllardýr hiç eksik olmayan sermeyenin ve faþist devletin tüm terörüne karþýn devrimci hareket etkisizleþtirilememiþtir. Emekçi kitle hareketi, devrimci güçlerin güçlerini sürekli beslemektedir. Burjuvazi, kapitalist zorbalýðý, faþist þiddeti yoðunlaþtýrarak emekçilerin yaþamýný biraz daha aðýrlaþtýrýr ve çekilemez duruma getirirken, böylece eski sisteme karþý geliþecek genel halk ayaklanmasýný daha da olgunlaþtýrmýþ, derinleþtirmiþ ve belirginleþtirmiþ oluyor. Çalýþmayan azýnlýðýn, çalýþan çoðunluk üzerinde artan saldýrýlarý, kitlesel iþten çýkarmalar, ücretlerin düþürülmesi, artý-emeðin arttýrýlmasý, çalýþanlara daha fazla iþin dayatýlmasý, sefaletin boyutlanmasý, buna karþýn emekçiler yönünden gelen eylemlerin, isyan ve baþkaldýrýlarýn devlet zoruyla bastýrýlmasý, sýnýflar çatýþmasýný çok daha þiddetli hale getiriyor. Ezilen ve sömürülen sýnýflarýn ayaklanmasý sýnýflar mücadelesinin merkezi sorunu durumuna gelmiþtir. Burjuvazi kendi egemenliðini ve toplum217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

sal sistemini yýkacak koþullarý yaratmakla kalmýyor, eski sistemi yýkacak güçleri de kendisi hazýrlýyor ve birleþtiriyor. Sermaye ekonomik sömürüsünü ve bundan ayrý olmayan politik baskýsýný toplumun geniþ emekçi kesimlerine yöneltmiþtir. Bu saldýrýlarý yalnýzca iþçi sýnýfý üzerinde uygulamakla kalmayýp, kentin ve kýrýn yoksullarýna ve tüm emekçilerine yöneltmiþtir. Kadýnlara, gençlere, aydýnlara, Kürt halkýna, Alevilere yöneltmiþtir. Böylece egemen güçler kapitalist düzenin ezdiði sömürdüðü tüm kitleleri kendisine karþý birleþtiriyor. Bu güçler her gün sokakta, yollarda ve alanlardalar. Eylemde güçlerini bir araya getiriyorlar. Eylemlerin vardýðý düzey ve aldýðý biçim görülmelidir. Sýnýf mücadelesi içsavaþ biçimini alarak devam ediyor. Ýçsavaþ, burjuvaziyle proletarya arasýndaki en aþýrý mücadeledir. Proletaryanýn mücadeledeki aþýrýlýðý bu sýnýfýn kendi sýnýf konumundan kaynaklanýyor. Emekçi sýnýf aþýrý davranarak, yani devrimci konumuyla amacýna varabilir. Pratikte, günlük mücadelede, canlý siyasal yaþamda, çalýþan sýnýf, oportünist sosyalistlerin politik çizgilerini aþýyor; bu sýnýrlarý aþarak baþarýlý olabilir. Sýnýf mücadelesi, sýnýf mücadelesinin yüksek biçimi olan politik mücadele biçiminde sürüyor. Burada önemli olan sonucu kararlaþtýracak politik biçimin devrimci içeriðidir. Toplumun köklü dönüþümü, emekçilerin kurtuluþu devrimci politik mücadeleyle gerçekleþir. Devrimci sýnýf partisi iþçi sýnýfýnýn zafere ulaþmasýnýn önkoþuludur. Sosyalizmin kurucularý Marks ve Engels gerçek bir iþçi hareketi ve onun örgütü için savaþým verdi. Lenin devrimci iþçi hareketinin örgütsel ifadesi olan komünist partinin oluþturulmasý için mücadele etti. Emekçi sýnýfý kurtuluþa götürecek olan gerçek iþçi hareketidir, devrimci proleter partidir. Ýþçi sýnýfýnýn devrimci rolü, sýnýf ideolojisi, sýnýf siyaseti, sýnýf partisi (iþçi), sýnýf egemenliði görüþlerini bir kenara atmak ve proletaryayý baþarýsýzlýða uðratmak için, iþçi sýnýfý kavramý yerinde “çokluk” kavramý ileri sürülüyor. Bunlar küçük burjuva gerici görüþlerdir. Kapitalizmin geliþimi iþçi sýnýfýnýn devrimci rolünü ortadan kaldýrmamýþ tersine emekçi sýnýfýn tarihte oynayacaðý rolün önemini güçlendirmiþ ve çok daha ivedi duruma getirmiþtir. Sýnýf partisinin görevi, devrim güçlerini, proletaryayý devrime hazýrlamak ve tarihi rolünü oynamasýný saðlamaktýr. C.DAÐLI

3


DEVRÝMÝN ZAFERÝ BAKIÞ AÇISIYLA

Yeni Evrede

Devrimin Zaferi

P

olitik mücadele sýnýflar mücadelesidir. Bilimsel anlamýyla olduðu gibi, toplumsal anlamýyla da politik mücadele ancak sýnýflarýn varlýðý, sýnýf mücadelesi ve bunun koþullarýna baðlý olarak ele alýnabilir ve bu temelde kavranabilir. Bu koþullar kalktýðýnda politika, politik araçlar ve politik mücadeleden söz edilemez. Ýktidar mücadelesi , sýnýflar iliþkisinde öne geçmiþse, politik mücadele iktidar sorunu etrafýnda yoðunlaþýr ve en þiddetli, en belirleyici halini alýr. Her devrimin temel sorunu olan iktidar sorunu, bizde, sýnýf savaþýmýnýn güncel, canlý konusudur; güncel devrimin ana sorunudur. Çünkü bizde, iktidar sorunu öne çýkmýþtýr, aktüeldir. Ve tüm toplumsal çatýþmalar, olaylar ve hesaplaþmalar bu sorun etrafýnda oluþuyor. Bu nedenle sadece genel tanýmlamalar yapmakla yetinemeyiz. Ýktidar mücadelesinin neresinde olduðumuzu açýklamak durumundayýz. Bununla da kalmayýz, devrimin ve iktidarýn yapýsýný tüm açýklýðýyla ortaya koyarýz. Proletaryanýn diðer emekçilerle baðlaþýklýk sorunu, iktidarýn ele geçirilmesi perspektifiyle deðerlendirilmelidir. Bu sorunun ele alýnýþ biçimi, iþçi sýnýfýnýn tarihsel misyonuyla baðlantýlýdýr. Tüm toplumsal hareketler belli tarihsel uðraklar içinde kavranabilir ve anlaþýlabilir. Emekçilerin ortak olarak, yani ittifak içinde harekete geçirilmesi bu çerçevede analiz edilmelidir. Devrim yani iktidarýn alýnmasý sorunu tarihsel hareket tarafýndan sýnýf mücadelesi tarafýndan gündeme getirilmiþtir. Ýþçi sýnýfýyla diðer halk kitlelerinin ortak hareketini zorunlu yapan, emekçilerin tekelci egemenliði yýkýp iktidarý halk güçlerinin eline geçmesini dayatan tarihsel uðraktýr. Ýþçi sýnýfýyla tüm emekçi ve ezilenlerin ortak hareketine asýl önemini kazandýran, içinden geçmekte olduðumuz tarihsel koþullarýn getirdiði devrimci görevlerdir. Halk kitleleri, kendi istekleri yönünde, kurulu sisteme karþý harekete geçmiþ durumda. Burada asýl sorun, bu hareketi devrimci mücadelede birleþtirmektir. Böyle bir birleþme, faþizme ve sermayeye karþý verilen eylemlerle, etkin ve militan bir mücadeleyle saðlanabilir. Bu mücadelede öncülük görevi iþçi hareketinindir. Ayaklanma, devrim süreci, toplumsal iliþkileri ve toplumsal yaþamý tüm canlýlýðý ve deðiþimi, dönüþümü içinde yansýtýr. Sýnýflar iliþkisi yeni bir döneme girmiþtir. Sýnýflar ara-

4

Mücadele Birliði

sý güç iliþkileri deðiþmeye, burjuvaziden emekçilere doðru kaymaya baþlamýþtýr. Politik durumu, deðiþen yeni sýnýf güç durumu ve sýnýflar arasýnda þiddetlenen savaþým belirler. Yoðun devrimci dönemlerin bir özelliði de toplumun tüm sosyal sýnýflarýnýn gerçek toplumsal karakterini açýða çýkarmasýdýr. Bu durum, emekçi kitlelerin kendi gücünü ve görevlerini daha iyi görmesini getirir. Sýnýf mücadelesinin açýktan açýða ve yoðun yaþandýðý dönemlerde, sýnýflar iliþkisi hýzla deðiþir. Bu temelde politik hareketlerin durumu da ayný biçimde çabuk deðiþir. Bütün politik partilerin gerçek sýnýfsal ve siyasi karakteri açýða çýkar. Büyüyen devrim, her politik gücü gerçek tavrýný belirlemeye zorlar. Ýþçi sýnýfý adýna hareket ettiðini söyleyen bir hareket, devrimci görevlerin gerektirdiði çalýþmalarý yapmadan, bu konuda politik çözümleme olarak, taktik olarak devrimci bir görüþe sahip olmadan, konumunu koruyamaz. Kitle hareketinin durumunu analiz etmek, devrimci politikayý uygulamak için büyük önem taþýr. Emekçi kitle hareketi, devrimin baþarýsýnýn ön koþulu ve devrimci güçlerin tükenmez kaynaðýdýr. Kitlelerin bilinç ve örgütlenme düzeyini neye göre deðerlendireceðiz. Yýðýnlarýn bilinç ve örgütlenme düzeyi önceki dönemin sýnýf çatýþmalarý için yeterli olabilir, fakat ayný düzey ayaklanma ve devrim için zayýf olabilir. Bu soruna diyalektik açýdan bakmalýyýz. Halk kitlelerinin, proletaryanýn bilinç ve örgütlenme düzeyi büyük eylemlerle ve devrimin sonuçlarýyla ölçümlenir. Yýðýnlarýn devrimci mücadelesi canlýdýr ve taktiðimizi, politikamýzý saptarken, yaþamýn, mücadelenin canlý geliþimine dayanacaðýz. Bir ayaklanma ve devrim patlak verirken, kitlelerin örgütlenme ve politik bilinç düzeyine bakýlmaz. Gerçek devrimci hareket ayaklanma ve devrim sökün ettiðinde, bütün gücüyle büyük eyleme katýlýr ve zaferle sonuçlanmasý için dövüþür. Kaldý ki, devrimin kendisi, halk kitlelerini eðitir, dönüþtürür, bilinç ve örgütlenme düzeyini yükseltmek için gereken özgür koþullarý yaratýr. Ayný diyalektik yaklaþým, devrimci sýnýf partisinin çalýþma tarzý için de geçerlidir. Ýktidarý ele geçirme dönemleri devrimci dönemlerdir. Çatýþmalar, kitle mücadelesi olaðanüstü bir artýþ gösterir ve aktifleþir. Yýðýnlar her gün eylemden eyleme yetiþmeye çalýþýr. Büyük bir hareketlenme yaþanýr. Bu geliþmeler karþýsýnda ortaya çýkan yeni duruma ayak uydurmak, kitle mücadelesini etkilemek ve yönlendir217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

mek, örgütlü politik güçler için ciddi bir sorun haline gelir. Sürece etkide bulunmak için çalýþma temposunu hýzlandýrmak gerektiði açýktýr. Artýk söz konusu olan geniþ kitleleri etkilemektir. Çalýþma biçimi buna göre yeniden ele alýnmalýdýr. Komünist partisinin çalýþmasý, mücadelesi ve örgütlenmesi koþullarýn deðiþiminden ayrý ele alýnamaz. Kýsacasý proleter partinin tüm hareket biçimi, iktidarýn alýnmasý, devrimin zaferi bakýþ açýsýna göre deðerlendirilir. Ýktidar, politik stratejinin hedefi, odaðý olmuþsa yani belirleyici mücadele dönemine girilmiþse, burada savaþým biçimi, yol ve yöntemleri ayrý bir önem kazanýr. Týpký örgütlenme çalýþmasý gibi mücadelenin yol ve yöntemleri de içine girilen tarihsel uðraðýn durumunca deðerlendirilir. Kitlelerin verdiði savaþýmýn düzeyinin, dönemin gereksinmelerine yanýt verip vermediði yeniden ele alýnýr. Bir parti, devrimci savaþ yolunu, devrimci mücadele yöntemlerini devreye sokarsa, devrimci konumunu koruyabilir. Ve devrimci çizgide yürüyebilir. Sorun yalnýzca devrimi hedeflemek, devrimci çýkarlarý savunmak deðil, devrimi gerçekleþtirmektir. Bu da, partinin izleyeceði devrimci mücadele yoluna ve büyük halk kitlelerini devrimci mücadelede yönlendirmesine baðlýdýr. Uzlaþmacý politik bir çizgi ve taktik, reform hedefiyle kitlelerde beklenti yaratýr. Böylece burjuvazinin devrim tehdidinden kurtulmasýna, nefes almasýna ve güçlerini yeniden toparlamasýna yol açar. Yalnýzca devrimi bugünden gerçekleþtirmeyi önüne koyan, buna denk bir eylem programý ve taktik oluþturan bir politik hareket gerçek proleter devrimci parti, devrimi zafere götürebilir. Halk kitlelerinin yürüttüðü devrim mücadelesinin zafere ulaþmasýyla, devrimci sýnýf partisinin politik çizgisi ve taktiði arasýndaki sýký bað geniþ kitlelere iyi anlatýlmalýdýr. Emekçi ve sömürülen yýðýnlara anlatýlmasý ve kavratýlmasý gereken politik bir görev de, devrimin yönetimi sorunu ve bunu bugünden önümüze koymamýzdýr. Çalkantýlý, altüst edici olaylarýn yaþandýðý bir dönemde devrimin yönetimi sorunu, bugünden yanýtlanmasý gereken bir sorundur. Bu sorun, baþka hiçbir zaman bugünkü kadar öne çýkmamýþ ve önem kazanmamýþtýr. Sorunu ve çözüm yolunu sürekli gündeme getirip, iþlememiz boþuna deðildir. Proletaryanýn ve emekçilerin devrimde bilinçlice davranmasý ve zafere ulaþmasýyla baðlantýlýdýr.


KÜRESEL KRÝZDE ÝKÝNCÝ YIKIM DALGASI Yeni Evrede

Küresel Yıkım

Mücadele Birliði

Denir ki; marksistler, son beþ ekonomik krizden yirmisini tahmin etmiþlerdir. Bu sözü, dalgalarýný geçmek için söyleyen burjuvalar da var, kendi öngörülerinin bir kýsmýnýn gerçekleþmediðini görüp özeleþtirel yaklaþan marksistler de... Sonuçta, elimizdeki teori, peygamberce sözler deðil ve biz marksistler de yanlýþlardan azade kutsanmýþ varlýklar deðiliz. Kapitalist ekonominin ne denli hassas ve bozulabilir dengeler üzerine kurulduðunu çok iyi bilen marksist eleþtiri, her sarsýntýda topyekün bir kriz olanaðý görür. Çünkü marksizm sadece eleþtiriyle yetinmez; kapitalizmin yýkýlýþýný hazýrlayan en küçük fýrsatý deðerlendirmek için her zaman tetiktedir. Ama bu defa kapitalist sistemin çok daha büyük bir çöküþe sürükleyeceðini söyleyenler, yalnýzca marksistler deðil. Son haftalarda sermaye dünyasýnda felaket tellallýðý yapmaya yönelik nefes nefese bir yarýþ söz konusu. Kriz kahini olarak lanse edilen Nauriel Rubini konuþtu önce: En geç 2013’te çok kapsamlý bir çöküþün yaþanacaðýný; altý ay içinde Euro para biriminin iflasa sürükleneceðini ve AB’nin daðýlacaðýný; ABD bütçe açýklarýyla zorlanýrken Çin’de daralma yaþanacaðýný; Ýspanya ve Ýtalya’nýn borç bulamaz hale geleceðini dile getirdi. Bu tespitler için kahin olmaya hiç gerek yok. Rubini zaten yaþanmakta olaný resmetmiþ. Bu felaket senaryolarýna, AB’nin Merkez Bankasý Baþekonomisti Peter Praet’den de güçlü katkýlar geldi ve dedi ki: “2008 krizini mumla arayacaðýz”. Söyledikleri her þeyin sermaye dünyasýnda bir aðýrlýðý olan bu uzmanlarýn peþi sýra pek çok yönetici, akademisyen, yaþanmakta olan felaketin boyutlarýný çözmekte adeta birbirleriyle yarýþtýlar. Hemen söyleyelim: Bu sözler ne temelsiz kehanetlerdir ne de -þu reformist tayfanýn iddia ettiði gibi- emekçilere acý reçeteler yutturmak için sermayenin durumu çok kötü gösterme çabalarýdýr. Son aylarda üst üste binen bir dizi olgu, küresel krizde ikinci ve daha yýkýcý bir dalganýn kaçýnýlmaz olduðuna iþaret ediyor. Faiz Sýfýr, Nabýz da Sýfýr! Haziran sonunda ayný gün, dünyanýn en

önemli merkez bankalarý; ABD, Avrupa, Ýngiltere ve Çin’dekiler, önemli faiz indirimlerine gittiler. Öyle ki, ABD ve Avrupa’da faiz resmen % 0 olarak açýklandý. Bedava para, yaðma Hasan’ýn böreði, beleþ sebil. Ama sermaye cephesinden duyulan, þen kahkahalar deðil, kutlama yapan kimse yok. Faiz oranýnýn sýfýra gelip dayanmasýnýn önemi ne diye sorulabilir. Þöyle: 2008’de patlak veren ve halen devam eden küresel krizde, sermaye merkezlerinin elindeki tek koz, Merkez Bankalarý yoluyla piyasalara bol bol para sürmekti. Bu sayede, týkanan kredi akýþlarý yeniden canlanabilmiþ, daha uzun kredilerle harcama düzeyi korunmuþ, kamulaþtýrýlan batýk krediler bütçelere aðýr bir yük olarak konulmuþtu. Ancak bu yönde atýlan her adýmýn etkisi kýsa sürede tükeniyor, merkez bankalarýnýn faizleri daha fazla düþürüp, daha çok para basmaya zorluyordu. Þimdi bu yönde atýlan adýmlarýn sonuncusu, faizleri % 0 seviyesine indirmiþ bulunuyor. Artýk parasal geniþleme yoluyla krizi hafifletmekte, denizin gerçekten sonuna gelindi. Krizi atlatabilmek için sermayenin ajandasýndan parasal geniþlemeden baþka bir araç yok mu? Ne mutlu ki yok. Peki ama, harcamalarý arttýrmak yerine, tasarruflarý artýrarak yeni yatýrým yoluna neden baþvurulmuyor? Cevabý basit; her alanda aþýrý üretim, pazarlarýn kapitalist karý taþýyamaz ölçüde dolmasý, özellikle üretim araçlarý üretiminde yýðýlan stoklar, tasarruflar yoluyla krizi atlatma seçeneðini ortadan kaldýrýyor. Ýþin gerçeði, kapitalist ekonominin kendi iþleyiþi, tüketim harcamalarýný arttýrarak krizin atlatýlmasýna olanak tanýmýyor. Aþýrý üretimi gidermenin kapitalizmdeki tek yolu; geniþ çaplý iflaslar, kredinin çöküþü, savaþ ve ekonomik yýkýmdýr. Geçmiþte emperyalist-kapitalist sistem, artýðýn bu þekilde temizlenmesinin sonuçlarýný kaldýrabilirdi. Þimdi kaldýramýyor. Sermayenin merkezileþme ve yoðunlaþma düzeyi, sýnýflar mücadelesinin geldiði düzey, üretim süreçlerinin toplumsallaþma düzeyi, bu þekilde bir temizliði kapitalist sistemin kaldýramayacaðý sýnýrlara taþýyor. Yunanistan’dan sonra Ýspanya ve Ýtalya bankalarýnýn iflasa sürüklenmeleri dünya 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

para piyasalarýnýn merkezi olan Londra’daki büyük bankalarýn yaþadýklarý zorluklarý gizlemek için baþvurduklarý yalanlarýn açýða çýkmasý ve Çin ekonomisindeki yavaþlama, 2013’e dair yýkým öngörülerinin diðer güçlü kanýtlarý: Özellikle Çin’deki yavaþlama...

Eþitsiz Geliþim ve Eþzamanlý Kriz Oysa sistem, beþ kýtayý içine alacak þekilde, küresel ölçekte kurulmuþtu; bu yapý ona, kriz anlarýnda bile uzun süre ayakta kalma olanaðý saðlýyordu. Her ulusal ekonomiye farklý farklý geliþme dinamikleri veren eþitsiz geliþim yasasý; ilk baþta çeliþki gibi görünse de, bu küresel mekanizmalarýn devamýný saðlýyordu. Ekonomileri durma noktasýna gelen merkez ülkeler muntazam ölçülerde kredipara ihraç ediyor, bu paralar Çin, Brezilya, Hindistan ve Türkiye’nin içinde bulunduðu bir dizi ülkeye giriþ yapýyor, bu ülkelerdeki ekonomik büyümeyi balon misali þiþiriyor ve bu yoldan sermaye döngüsünün iþleyiþi küresel ölçekte saðlanýyordu. Ancak kapitalizmin yararlandýðý her çeliþki eninde sonunda kendi ayaðýna dolanýyor. Öyle de oldu: Merkez kapitalist ülkeler, dev ölçekli kredi-para yoluyla kendi krizlerini çevre ülkelere ihraç ettiler. Fakat ayný zamanda, bu ülkelerin kendilerine özgü krizlerini de, kendi bünyelerine katmýþ oldular. Bu yüzden çok deðil, yirmi yýl önce Çin’in yavaþlamasýný sevinçle karþýlayanlar þimdi kan aðlýyorlar. 2008’den bu yana, küresel krizin etkilerini önemli ölçüde yumuþatan Çin ekonomisindeki büyüme birazcýk yavaþlayýnca, kapitalist dünya ikinci bir çöküþün eþiðinde buldu kendini. ABD’de bütçe sorunlarý, Ýspanya’da iþsizlik, Ýtalya’nýn borçlanma zorluðu, Fransa’da artan vergiler; hepsi kendi baþýna eþitsiz geliþimin doðurduðu ülkelerin kendilerine özgü sorunlar, ama her biri, küresel çapta eþ zamanlý bir krizin dinamikleri haline geliyor. Sermaye Tamponlarýný Hazýrlýyor Her ekonomik krizin ayný zamanda bir devrim fýrsatý olduðunu marksistler bilir. Bunu sermaye de biliyor ve daha þimdiden

5


Küresel Yıkım

öfkeli yýðýnlarla kendisi arasýna koyacaðý tamponlarý güçlendiriyor. Geliþimi herkes tarafýndan görülen krizin yeni dalgasýnýn, Türkiye ekonomisinde yaratacaðý tahribatýn sýnýrlarýný tahmin etmek zor. Burjuvazi þimdiden bunun etkilerini görmeye baþladý. Bankacýlýk sektörü, % 20’lerden % 5’lere düþen kar oranlarýndan yakýnýyor. Büyük sanayi tekelleri de karlarýn yarý yarýya azalmýþ olmasýndan þikayetçi. Ve bütün bunlar, Türkiye ekonomisinin üst üste rekor büyüme gerçekleþtirdiði dönemde olup bitiyor. Bu nedenle, küresel krizin ikinci dalgasýnda, tahminlerin de ötesinde bir yýkýmýn gerçekleþeceðini söylemek hiç de abartý olmayacak. Hali hazýrda bir ayaklanma iklimi olgunlaþtýrmakta olan sýnýf mücadelelerinin böyle bir ekonomik yýkýmdan nasýl büyük güç bulacaðýný kanýtlamaya bile gerek yok. Bunun için Kürt halkýnýn içinde bulunduðu ruh haline bakmak bile yeterli: Kürt halký, özgürlüðünü kazanmak için, her biri bir öncekinin rövanþý haline gelen eylemlerle yüklenirken, sermaye de ayný rövanþist duyguyla bu eylemlere bütün gücünü yýðýyor. Bu sayede her eylem, son derce kritik, nihai sonucu belirleyecek bir öneme, ciddiyete kavuþuyor. Her eylemin sonunda sýnýflar dengesi þu ya da bu taraftan yana eðilmiþ oluyor. Sýnýflar dengesindeki bu son derece dramatik yalpalamalar, arayýþ içinde olan çok geniþ bir kitlenin politik tutumlarýný keskinleþtiriyor, ruh hallerini dalgalandýrýyor. AKP hükümetiyle, bir çok geniþ emekçi kitlelerinin arasýndaki son duvar, eþikteki ekonomik krizle birlikte mutlaka çökecektir. Bu gidiþatý, sermaye sýnýfý da gayet ne görüyor. Ve CHP’yi bu büyük alt üst oluþ günlerine hazýrlýyor. Son CHP kurultayýnda yükseltilen sol söyleme bulanmýþ kuru gürültü, emekçi kitleleri yeniden sermayenin denetimine sokabilmek için, bu partinin her türlü kýlýða girebileceðini gösterdi. Bu kuru gürültüye kanarak, CHP’de açýktan ya da gizli ittifaklar kuracak olanlar hiç de az deðil. Ve bu sayede leninistler, ortalama sol söylemin burjuva içeriðini apaçýk sergilemekte hiç de zorluk çekmeyecekler.

6

EKSÝK OLAN!

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Türkiye’de ve Kürdistan’da büyük bir savaþ yaþanýyor. Bütün haber ve propaganda araçlarýný, olanaklarýný elinde tutan sermaye sýnýfý ve faþist devletin bu gerçeði gizlemesi gerçeðin kendisini ortadan kaldýrmýyor. Kürt halký ve emekçi sýnýflar sürekli eylem halinde. Gerilla, artýk çok kapsamlý savaþ yürütecek kapasiteye ulaþtýðýný son haftalarda pratik olarak kanýtlamýþtýr. Türk ordusu, on binlerce askerin katýldýðý, tanklarla, toplarla, savaþ uçaklarýyla bir savaþ yürütmek zorunda kalýyor. Bu gerçek bir savaþ deðilse nedir? Ve daha önemlisi, devlet tüm savaþ kapasitesini kullanmasýna, aðýr bir polis terörü estirmesine, her yöntemi denemesine karþýn ne gerilla savaþýný ne de kitle hareketini durdurabiliyor. Bu yýlýn 1 Mayýs eylemi, toplumda düzenden ve iktidardan hoþnutsuzlarýn alanlara aktýðý bir eyleme dönüþtüðü, toplumun ezilen her kesiminden insanlar kendilerini orada ifade etmek üzere Taksim Alaný’na aktýðý için eylem rekor düzeyde bir katýlýma tanýklýk etti. Ancak tüm bunlara raðmen, kitle hareketinin sermaye sýnýfýný, devleti ve hükümeti saldýrýlardan vazgeçirdiðini, planlarýndan geri adým attýrdýðýný söylemek mümkün deðil. Sermaye sýnýfý ve hükümet önceden planladýklarýný, kararlarýný uygulamaya devam ediyorlar. Kýdem tazminatý gasp ediliyor, HES’leri kurmaya devam ediyorlar, kentsel dönüþüm planýný uyguluyorlar, eðitim sistemini istedikleri gibi faþist/dinci içeriðe büründürüyorlar, devlet kadrolarýný dinci faþistlerle doldurmak için, tepkilere aldýrmadan, sýnavlarla istedikleri gibi oynamaya devam ediyorlar, polis terörü konusunda pervasýzca davranýyorlar vb vb. Bunca þiddetli savaþa, dinmek bilmeyen kitle eylemlerine raðmen bunlar olmaya devam ediyorsa demek ki devrim cephesinde ciddi bir þey eksik duruyor. Nedir bu? Eksik olan þey, burjuva egemenliði devirme hedefiyle politik iktidara karþý sürekli gösteriler yapmaktýr. Yani hedefte, amaçta bir eksiklik var. Bunca kitle hareketinden ve savaþtan kitlelerin bir takým sonuçlar çýkarmasý lazým. Kitlelerin buradan çýkarmasý gereken en önemli sonuç, temel sorunun günlük olarak karþýmýza çýkan þu ya da bu olgu olmadýðý, temel sorunun toplumsal sistemin kendisini deðiþtirmek olduðudur. Sorunun çözümü genel olaný, sorunlarýn kaynaðýný deðiþtirmektir. Bütün pratik yaþam sorunun çözümünün burada olduðunu bize göstermiþtir. Kitlelerin bu gün tartýþmasý ve aþmasý gereken nokta burasýdýr. Kitleler bu sonuca kendi baþlarýna ulaþabilirler mi? Ulaþsalar bile bu ancak uzun, zor, zahmetli ve kendiliðinden bir þekilde olabilir. Demek ki burada öncüye düþen önemli bir görev var. Bu görev, kitlelere, kendi hareketlerinden ortaya koyduðumuz sonuçlarý çýkarmalarýna, bu sonuçlarý gündemlerine almalarýna ve tartýþmalarýna yardýmcý olmaktýr. Propaganda ve ajitasyonun aðýrlýðýný bu noktaya kaydýrmak artýk yaþamsal bir önem kazanmaya baþlamýþtýr. Bunu kim yapabilir, bu yaþamsal konuda emekçi sýnýflara kim yardýmcý olabilir? Açýk ki, iktidar hedefi olmayan güçler böyle bir görevi yerine getiremezler. Nasýl getirsinler ki? Onlar yapýlmasý gerekenin tam tersini yapýyorlar. Kitlelere sorunun kaynaðýný, dolayýsýyla çözümün bu kaynaðýn kurutulmasýndan, genel sorunun, politik iktidar sorununun çözümünden geçtiðini anlatacaklarýna sadece günlük olgulara iþaret ediyorlar ve böyle yapmakla kitlelerin bakýþ açýsýný, ufuklarýný daraltýyorlar. Genel sorunun, sorunlarýn temel kaynaðýnýn kurutulmasýnýn, ortadan kaldýrýlmasýnýn çözümü bir ayaklanma ve devrim sorunudur. Hareket halindeki kitlelere, savaþ halindeki Kürt halkýna anlatýlmasý ve gösterilmesi gereken budur. Bunu ise ancak iktidar hedefi olan güçler yapabilir. Sorun toplumsal sistemin bir ayaklanma ve devrimle deðiþtirilmesi; bu deðiþikliðin ilk adýmý olarak burjuva politik iktidarýn devrilmesi ve yerine devrimci bir iktidarýn kurulmasý sorunudur. Bu genel sorun çözülmeden hiçbir alan ya da toplumsal kesim kendi özgül sorununu çözemez. HES’ler bir örnektir, eðitim sistemi bir örnektir, Alevi halka yapýlanlar bir örnektir vb vb. Demek ki, burjuva egemenliði devirmek üzere politik iktidara karþý sürekli kitle gösterileri düzenlemek þimdi zincirin yakalanmasý gereken temel halkasýdýr. Bu görev iktidar hedefiyle hareket eden güçlerin, en baþta da Leninistlerin omuzlarýnda duruyor. 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012


Yeni Evrede

Mücadele Birliði

AKILLI BÝNANIN KUSTUÐU YAÞAMLAR

Tek bir yangýn, burjuva sýnýfýn onlarca gizemini nasýl da açýða çýkarýyor? Beþiktaþ’taki o dev binanýn önünden defalarca geçtiniz, kim bilir? Ýstanbul’un orta yerinde, Boðaz’a nazýr bu tepede, gökyüzüne kara bir mezar taþý gibi yükselen binanýn içinde, herhalde bürolar, iþyerleri olduðunu düþündünüz, sadece bürolar bu kadar soðuk ve kiþiliksiz olabilirdi. Üstelik, dünyanýn en güzel manzaralarýndan birine sahip olsa da, tek bir balkon, tek bir açýk pencere göremezdiniz. Sonra bir gün, bir yangýn çýktý ve akýllý bina içindekileri kustu ve 1500 insanýn bu binayý ev olarak kullandýðý öðrenildi. Ama nasýl bir ev hayatýydý ki bu, dünyanýn en güzel manzarasýný balkonsuz, açýlmayan kara camlar ardýndan izliyordu. Sahi, yangýndan kaçan tek bir çocuk gördünüz mü o binada?

Cesetlere Yuvalar Bir zamanlar, sermaye hükümetinin yanýnda, burjuva sýnýfýn toplumsal bir rolü de vardý. Sergilemekten gurur duyduðu lüks yaþamýyla, ezilenlerin yutkunarak ama sýnýf atlama özlemiyle baktýklarý bir rol modeli olma iþleviydi bu. Burjuvazi henüz, toplumun vazgeçilmez bir parçasý olduðunu ve sistemini de meþruiyetini savunabilecek olduðunu rahatlýkla ilan edebiliyordu. Herkesin görebileceði bir yerde muhteþem köþkler, kapýnýn önünde dizili arabalar, çoluk çocuk mutlu bir aile görüntüsü; hepsi de servete toplumsal saygý kazandýrabilmek içindi. Ama iþlerin tersine dönmesi uzun sürmedi. Sermaye biriktikçe, sefalet yayýldý, sýnýf bilinci derinlik kazandý. Ve emekçiler artýk servet karþýsýnda gýpta ve saygýyla deðil, diþlerini gýcýrdatarak durmaya baþladýlar. Ýþler bu aþamaya varýnca, burjuvazinin yaþam tarzý sergilenen deðil, saklanan oldu. Ve dahasý, kendi varlýk ve iþlevinin vazgeçilmezliðine kimseyi inandýramaz oldu. Burjuvazi kara bir mezar taþý gibi yükselen rezidanslara taþýndý, yer altýnda kurulu otoparklardaki kara camlý jiplere bindi ve ancak paparazzilerin teleobjektifleriyle yaklaþabildikleri mekanlarda boy gösterdi. Nasýl bir yaþam ki bu, balkonsuz kara camlar ardýna gizlenmiþ, gideceði bankayý, marketi, maðazayý yine bu binalarýn içinde kurmuþ ve de çocuklardan uzak. Nasýl bir korkudur ki bu, hiçbir yerde hiçbir adýmda baþka sýnýfýn insanlarýyla yan yana gelmeme gayretkeþliðine milyonlar harcanýr. Kuþku yok, o kara camlý balkonsuz binalarýn içinde burjuvazi, kimseye göstermek istemediði bir yaþam sürüyor: Çürümüþlüðün, fuhuþun, suçun ve iþret çukurunun dibinde eþelenen bir yaþam. Burjuvazinin Gizli Ýðrençliði... Garsonyer denirdi eskiden; burjuvazinin örnek aile yaþamý dýþýnda, gönlünce iþrete gömülebileceði ikinci bir ev açardý kendine. Bir yangýnla ortaya çýktý ki, Ýstanbul’da böyle yüzlerce rezidansla seri üretim garsoniyer hizmeti veriliyor. Pek saygýn burjuvalarýn pek övülen akýllý yatýrýmlarýyla. Bir zamanlar Manukyan vardý, genelev patroniçesi, vergi rekortmeni, herkes ne iþ yaptýðýný bilirdi, o da kendini saklamaz; “Vergimi veriyorum” derdi. Þimdi, en saygýn burjuvalar rahmetlinin iþini, en lüks mekanlara, dev binalara taþýmýþ. Ama burjuvaziye karþý ahlaki suçlamalar kýsýrdýr her zaman. Servetleri biriktikçe çürüyorlar, korkuyorlar, hepsi bu. “Varoþlardan gelip boðazýmýzý kesecekler” demiþti Sakýp Sabancý. Bu sýnýf korkusu, tank gibi ipler, elektrikli tellerle çevrili siteler, balkonsuz, camsýz akýllý binalar yarattý. Toplumdan yabancýlaþan, varlýðýný, iþlevini vazgeçilmez gösterebilme umudu kalmayan; varoluþsal sorunlara gömüldükçe yaþamýný ancak aþýrý uçlarda tatmin edebilen bir sýnýf bu. Ýspanyol asýllý Fransýz yönetmen Luis Bunuel, 1972’de “Burjuvazinin Gizli Çekiciliði” filminde, derdi zoru karnýný doyurmak olan üç zengin ailenin mekanlara sýðmaz açgözlülüðünü hicvetmiþti. Þimdi, mekanlara hapsolmuþ bir iðrençlik ve korkunun filmini olsa olsa Hitchcock çekebilir. 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

Güncel

TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!

Tutsak Aileleri Derneði (TUAD), Bakýrköy Cezaevi önünde siyasi tutsaklarýn özgürlüðünü ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldýrýlmasýný istediler. 10 Ağustos günü devrimci tutsaklarýn resimlerini taþýyarak Bakýrköy Cezaevi önünde bir araya gelen tutsak aileleri, siyasi tutsaklarýn serbest býrakýlmasýný istediler, “Hasta Tutsaklar Serbest Býrakýlsýn”, “Býjý Serok Apo” sloganlarý attýlar. Basýn açýklamasýný yapan TUAD Baþkaný Mahmut Taþdan “Þemdinli’de 19 gündür süren bu savaþta bombalar, mermiler kendini halkýnýn özgürlüðüne onuruna adamýþ gerillanýn, 20 yaþýndaki Mehmet’in gövdesine deðil ocaklara yüreklere düþüyor” dedi. Taþdan konuþmasýný þöyle sürdürdü; “Cezaevlerindeki F tipi iþkence uygulamasý sona ersin. Son dönemlerde iyice artan batý illerine sürgün ve sürgün edilirken de gerek cezaevi çýkýþlarýnda, ring araçlarýnda, giriþlerde arama adý altýnda yapýlan insanlýk dýþý muameleler son bulsun. Bolu T tipi Cezaevi’ne sürgün edilen ve bu esnada çeþitli fiziksel ve psikolojik iþkenceye maruz kalan 8 tutsak arkadaþýmýz bu uygulamalara karþý baþlattýðý süresiz-dönüþümsüz açlýk grevinin 22. Gününde. TUAD olarak arkadaþlarýmýz; Felemez Tekel, Nurettin Karataþ, Mehmet Nedim Tatlý, Yýlmaz Aslan, Hasip Tatlý, Seyfettin Yakut, Ömer Karadað, Lokman Gezer’i onurlu bir yaþam için girdikleri mücadelede yalnýz býrakmayacaðýz. Hasta tutsaklarýn, tutsak ailelerinin yanýnda olmaya devam edeceðiz. Ýnsanca onurlu bir yaþam için Kürt halký lideri sayýn Abdullah Öcalan ve hasta tutsaklarýn tahliye- tedavi taleplerini yinelemeye devam edeceðiz.” dedi. Tutsak yakýnlarý Bakýrköy Cezaevi’ndeki tutsaklar nezdinde tüm devrimci tutsaklarý sloganlarla selamlayarak, devrimci tutsaklar özgür kalýncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirttiler ve eylemi sonlandýrdýlar.

7


Yeni Evrede

Bildiri

Mücadele Birliði

FAÞÝST SALDIRILARA KARÞI

BÝRLEÞELÝM ÖRGÜTLENELÝM

Son aylarda faþizmin kitle tabaný bir kez daha harekete geçirilmiþ durumda. Devrimin geliþimi karþýsýnda iyice çaresizleþen faþist devlet, çözümü ýrkçý ve dinci faþist güruhlarý sokaða salmakta,emekçi halklarýmýza saldýrtmakta, linç kültürünü yaymakta buluyor. Malatya’nýn Doðanþehir ilçesi Sürgü beldesinde yaþananlar bunun en açýk göstergesidir. Alevi olduklarý bilindiði halde, bir ailenin evinin önünde gece yarýsý Ramazan davulu çalýnmasý kelimenin tam anlamýyla kýþkýrtýcýlýktýr. Hemen sonrasýnda geliþen olaylar, bunun bir tesadüf olmadýðýný, planlý programlý bir þekilde ýrkçý ve dinci faþist güruhlarýn toplanýp alevi inancýna sahip bu emekçi aileye saldýrtýldýðýný gösteriyor. Sivas Davasý’nýn zaman aþýmýna uðratýlmasýndan sonra TC devleti Baþbakaný’nýn çýkýp, herkesin gözünün içine baka baka “Milletimize hayýrlý olsun” demesi, ýrkçý ve dinci faþistlere açýktan verilmiþ bir mesajdý. Hemen arkasýndan Bahçelievler Katliamý sanýklarýnýn serbest býrakýlmasý, devletin nasýl bir hazýrlýk içinde olduðunu gösteriyordu. Maraþ, Çorum ve Sivas katliamlarýnda olduðu gibi faþist devlet, eli kanlý katiller arcýlýðýyla toplumu sindirmeye, korkutmaya, bu þekilde her geçen gün geliþen ve güçlenen devrimi engellemeye çalýþýyordu. Tekelci sermaye sýnýfý ve onun devleti, sözkonusu bir devrim olunca bunu engellemek için en caniyane yöntemlere baþvurduðunu ve yine baþvuracaðýný

8

göstermiþ oluyordu. Faþist devletin bir devrimi engellemek için yapamayacaðý provokasyon,katliam yoktu. Ve elbette bir provokasyon için de bulamayacaðý gerekçe yoktu.

Yüzyýllardýr Ezilen, Horlanan, Zulüm Gören Yoksul Aleviler, Size bu saldýrýlarýn yapýlýyor olmasý boþuna deðildir; çünkü siz hiç bir zaman zalimin zulmü karþýsýnda boyun eðmediniz; dara çekildiniz, diri diri yüzüldünüz, yakýldýnýz ama zulme boyun eðmediniz. “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyerek mücadele etmeyi sürdürdünüz. Her zaman devrimcilerin yanýnda oldunuz; her zaman devrimcileri baðrýnýza bastýnýz. Egemenlerin size karþý kini hiç bitmedi; çünkü siz her zaman ilerici,devrimci oldunuz .Her zaman halklarýn mücadele birliðinden yana oldunuz; nerede bir ezilen,sömürülen, hakký yenilen varsa onun yanýnda oldunuz, onunla birlikte baþkaldýrdýnýz. Hiç bir ýrk ya da inanç ayrýmý yapmadan insana insan nazarý ile baktýnýz; insani deðerleri her zaman her þeyin üstünde tuttunuz. Ve iþte size yine reva görülen inancýnýzýn, yaþayýþýnýzýn baský altýna alýnmasý, yok saymak oldu. Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesinden tutun da, “ucube” olarak deðerlendirilmesine kadar, hakkýnýzda çýkarýlmýþ yalan yanlýþ söylentilere kadar her þekilde bu faþist sistem tarafýndan baský altý217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

na alýnýyor, sindirilmeye, korkutulmaya çalýþýlýyorsunuz. Devlet, Adýyaman’da olduðu gibi evleri iþaretleyerek ya da Antakya’da olduðu gibi dinci gerici gruplarý en yakýnýnýza yerleþtirerek yeni katliamlarýn sinyallerini veriyor. Buna izin vermemelisiniz. Yüzyýllardýr size reva görülen bu baskýlara karþý ayaða kalkmalý ve mücadeleyi yükseltmelisiniz. Artýk “Kalsýn benim davam divana kalsýn” demenin dönemi geçmiþtir. Artýk “incinsen de incitme” demenin dönemi geçmiþtir. Bu sömürü düzeni, bu faþist devlet yýkýlmadan yoksul Alevilere, iþçi sýnýfý ve emekçi halklara gün yüzü yoktur. Artýk her þey bu kadar açýk ve net konmalýdýr: Ya bizler bir devrimle bu faþist düzene son vereceðiz ve katliamlarýn, kýrýmlarýn tarihini kapatacaðýz ya da ezilmeye, sömürülmeye, katledilmeye devam edeceðiz. Kýsacasý ve özcesi artýk “Ya Devrim Ya Ölüm!” diyeceðimiz noktaya gelmiþ bulunuyoruz. Þimdi artýk devrim zamaný! Denizlerin yoldaþlarý sizi devrim yapmaya, faþizme karþý anladýðý dilden yanýt vermeye çaðýrýyor. Gerçek özgürlükler devrimle kazanýlacak. Halklarýmýz ve tüm inançlar devrimle özgürleþecek. Sýnýflarýn ve sýnýrlarýn olmadýðý bir dünyayý kurmak için birleþelim, örgütlenelim, devrimle siyasi iktidarý ele geçirmek için mücadele edelim.


BAÞPINAR’DA BOZKIR TUTUÞTU!

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Antep Baþpýnar Organize Sanayi’de maaþ zammý ve maaþlara yapýlan komik zamlar, tekstil iþçilerini en son patlama noktasýna getirdi. Kölece çalýþma ve yaþama koþullarý en sonunda iþçilerin patlamasýna yol açtý. Üretimi durduran binlerce iþçi eyleme geçti. Yüz bini aþkýn iþçinin çalýþtýðý Baþpýnar Organizede huzursuzluk had safhada. Ýlk olarak 1500 iþçinin çalýþtýðý Þireci Tekstil’de 4 Aðustos günü iþ býrakma eylemi baþladý. Patronun iþçi maaþlarýna 10 lira gibi komik bir zam yapmak istemesi iþçileri harekete geçirdi. Maaþlarýnýn yükseltilmesi talebiyle iþ býrakan Þireci Tekstil iþçileri, 4 günlük bir mücadelenin sonunda ücretlerde 35 liralýk bir artýþ ve eyleme katýlan hiçbir iþçinin iþten çýkarýlmamasý noktasýnda anlaþarak iþbaþý yaptý. Þireci Tekstil’in hemen ardýndan iþ býrakma eylemleri ardý ardýna gelmeye baþladý. 1500 iþçinin çalýþtýðý Gürteks, 500 iþçinin çalýþtýðý Gür Ýplik, 600 iþçinin çalýþtýðý Canan Tekstil, 200 iþçinin çalýþtýðý Motif Ýplik ve Meltem Tekstil iþçileri iþ býrakarak fabrika önlerinde (gece-gündüz) eyleme baþladýlar. Gürteks iþçileri 8 Aðustos günü iþ býraktý. Üretimi tamamen durduran Gürteks iþçileri sendikayý da bir kenara iterek(Öz Ýplik Ýþ) doðrudan kendi temsilcileri ile patronla görüþmeleri sürdürüyorlar ve anlaþmak üzere olduklarýný belirtiyorlar. 10-15 yýllýk iþçilerin dahi asgari ücretle çalýþtýðý iþyerinde iþçiler kendi temsilcilerini kendileri seçmiþ ve taleplerini bu temsilcileri ile 1000 lira net maaþ, 3 ayda bir olmak üzere dört ikramiyenin ödenmesi ve mesainin yüzde 10’u olan 100’er liralarýn aylýk ödenmesi þeklinde sýralýyorlar. Yine ayný þekilde üretimleri durduran Motif Ýplik ve Gür Ýplik iþçilerinin eylemleri de devam ediyor. Birbirlerinden etkilenerek, hatta birlikte hareket ederek, birbirlerini destekleyerek ardý ardýna yayýlan iþçi eylemleri bizlere, kurumuþ olan bozkýrýn nasýl bir kývýlcýmla bir anda yangýna dönüþebileceðinin de göstergesi oldu. Baþpýnar sermayesini panik ve telaþa düþüren bu yangýna destek de gecikmedi. Baþpýnar Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden iþçiler kendi iþyerlerindeki iþçilerle birlikte direniþteki iþçilere ziyaretler düzenleyerek dayanýþma duygularýný ilettiler, sohbetler ettiler. Organize sanayide çalýþan bütün iþçilerin desteðini ve dayanýþmasýný kabul eden iþçiler, baþka hiç kimseden destek istemiyorlar. Ýþçiler kendi güçlerine güveniyor ve kazanacaklarýna dair kararlýlýklarýný ifade ediyorlar. Kendilerine desteðe gelen demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere ve sendikalara sýrt çevirdiler.

Gürteks iþçilerinin kendi sorunlarýný kendilerinin çözeceðini düþünmesi, kendi güçlerine güvenmesi elbette olmasý gereken en temel þey. Ama bilinmelidir ki sadece günü kurtarmak için küçük ekonomik kazanýmlar elde etmek kalýcý olmayacak, sorunlarýmýzý kökten çözmeyecektir. Ýþçi sýnýfýnýn birleþik mücadelesinin örülmesi, ekonomik demokratik talepleri ve iþçi sýnýfýnýn nihai kurtuluþu için mücadele eden siyasal güçlerden kendilerini yalýtmalarý her ne kadar eleþtirilecek bir durum olsa da iþçilerde böyle bir anlayýþýn geliþmesinin nedenlerinin olduðunu da unutmamak gerekir. Bu nedenlerin en baþýnda sýnýfýn öncüsü olduðunu iddia edenlerin tutarsýz, kararsýz, güven vermeyen tutumlarýdýr. Ýþçiler mücadele deneyimlerinden bunu görüyor ve anlýyor, onlara güvenmiyor. Bir diðer neden olarak da Antep polisinin bu konudaki kýþkýrtmalarýný görmek gerekir. Antep polisi Antep’teki sýnýf hareketinin geliþiminin engellenmesi için en baþta iþçilerle devrimciler arasýndaki baðlarý tamamen koparmak gerektiðinin bilinciyle hareket ediyor. Daha önceki direniþ deneyimlerinden çýkardýðý derslerle bu sefer iþi sýký tutuyor. Dýþardan destek için gelenlerin iþçileri kýþkýrtmak ve iþçilerle polisi karþý karþýya getirmek (yani iþçilerin politikleþtirilmesi) için geldikleri propagandasý yapýlýyor. Ýþçilere dýþarýdan gelecek desteði ortadan kaldýrmak ve mücadelelerinin geliþimini engellemek için polisin özel bir çaba harcadýðý bariz görülüyor. Bunlarýn yaný sýra iþbirlikçi, uzlaþmacý, devletçi sendikacýlýk anlayýþýnýn iþçilerde yarattýðý güvensizlik, sendikal rekabetin iþçiler üzerindeki olumsuz etkileri iþçileri kendi güçlerine güvenmeye, kendi içlerine kapanmaya dolayýsýyla mücadeleyi ekonomik alanla sýnýrlandýrmalarýna yol açýyor. Baþpýnar Organize Sanayi’de süren direniþlere destek olmak için Antep’teki sendikalar ve sol partiler 10 Aðustos Cuma günü saat

217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

14.00 civarýnda ortak bir ziyaret düzenlediler. Bu ziyaretin kýsa bir süre öncesinde bizler de Gürteks iþçilerinin yanýnda sohbetler ediyorduk. Bu esnada ziyarete gelen sendikalar ve partilere iþçiler kayýtsýz kaldýlar. Temsilcilerinin “yerinizden kýpýrdamayýn” talimatýna uyan iþçiler yerlerinden kalkmayarak sendikalardan ve partilerden destek istemediklerini ifade ederek basýn açýklamasýna katýlmadýlar. Gürteks’in ardýndan hep birlikte Motif Ýplik iþçilerinin yanýna gidildi. Burada iþçiler gelen ziyaretçileri alkýþlarla karþýladýlar. Atýlan sloganlarýn ardýndan sendika temsilcileri konuþmalar yaptýlar. Devrimci Ýþçi Komiteleri’nden eski bir TEKEL iþçisi olan Yýlmaz Ekþi de burada bir konuþma yaptý. Yaptýðý konuþmada iþçilerin komitelerde örgütlenmesi gerektiðini, sendikalarýn iþçileri satabileceklerini, iþçilerin kendi geleceklerine, sendikacýlarýn iki dudaðý arasýna býrakmadan kendilerinin karar vermesi için komite ve konseylerde örgütlenmesi gerektiðini ve sýnýfsýz, sömürüsüz bir toplum için mücadele etmek gerektiðini belirtti. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan tekrar araçlara binilerek Gür Ýplik Fabrikasýna gidildi. Burada da konuþmalar yapýlmak istendi. DÝSK Genel Ýþ Sendikasý Bölge temsilcisi Nihat Bencan iþçilere yönelik konuþmasýný sürdürürken, iþçilerin arasýndan Öz Ýplik Ýþ Sendikasýnýn iþçi temsilcisi olduðu söylenen bir kiþi “iþçilerin tazminatsýz iþten atýlmalarýnýn sorumluluklarýný üstlenecek misiniz?” diye tepkili bir þekilde sormasý ortalýðýn bir anda karýþmasýna yol açtý. Bunun üzerine iþçilerin bir bölümü desteðe olumlu yaklaþýrken, diðer bölümü desteðe karþý çýktý. Karþýlýklý baðrýþmalar, itiþ kakýþlar yaþandý. Sivil polislerin olaya müdahale etmesine de tepkiler gösterildi. Yaþanan tartýþmalarýn ardýndan yeniden araçlara binilerek fabrika önünden ayrýlýndý. Þimdi Antep’te yükselen bu mücadelelerle birlikte bir mücadele deneyimi yaþanýyor. Kimse bu deneyimi görmezden gelemez. Antep’teki sýnýf hareketinin bu deneyiminden her devrimci, komünist, iþçi, sýnýf sendikasý doðru dersler çýkarmalýdýr. Sendikalara ve “sol” partilere hiçbir güveni kalmayan iþçiler bir tek kendi güçlerine güveniyorlar, kendi güçlerine inanýyorlar. Kendiliðinden geliþen bu eylemler Baþpýnar’daki bozkýrý tutuþturdu. Þimdi her zamankinden daha fazla komiteleþme zamaný. Þimdi her zamankinden daha fazla sýnýfa ulaþma, kendiliðinden sýnýf hareketini kendisi için sýnýf hareketine dönüþtürme zamaný. Antep Devrimci Ýþçi Komiteleri

9


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

ÝLK GÜNKÜ HEYECANLA EYLEMLERE DEVAM Mücadele Birliði Platformu eylemdeki iþçileri ziyaret etti. Devletin emekçilere yönelik hak gasplarý, iþten atmalarý tüm hýzýyla sürerken, iþçi ve emekçiler de bu saldýrýlara, mücadeleyle, grevlerle, direniþlerle, eylemlerle karþýlýk veriyor. Ýþçi sýnýfýnýn kendi kurtuluþu için verdiði mücadelede her zaman en ileri politikalarla iþçi ve emekçilerin yanýnda yer alan Mücadele Birliði Platformu grevdeki, direniþteki, eylem alanlarýndaki, kýsacasý mücadele halindeki iþçiler ve emekçilerle dayanýþmayý sürdürüyor. Mücadele Birliði Platformu, 3 Aðustos günü Ýstanbul’un çeþitli merkezlerinde eylemlerini sürdüren iþçilerle dayanýþmak için sabah saatlerinde bir araya gelerek, Kiðýlý Giyim iþçilerinden Didem Sorhun’u ziyaret etmek için yola çýktýlar. Fakat Kiðýlý patronu, Didem Sorhun’un yapacaðý basýn açýklamasýndan duyduðu endiþe nedeniyle, 15 günlük tatili öne alarak fabrikayý bir gün önceden kapatmýþtý. Platform üyelerinin kendisine destek için yolda olduðunu öðrenen Sorhun’un, durumu telefonla haber vermesi üzerine Platform yönünü grevde 60’lý günlerine giren Türk Hava Yollarý iþçilerini ziyaret için havalimanýna çevirdi. Mücadele Birliði Platformu üyeleri “THY Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Zafer Savaþan Ýþçilerin Olacak”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” sloganlarýyla eylem yerine geldi. Havalimaný Dýþhatlar bölümü bir anda kýzýl bayraklar ve coþkulu sloganlarla doldu. Kalabalýk bir grup tarafýndan atýlan coþkulu sloganlarý duyan grevdeki havalimaný iþçileri alkýþlarla ve “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Yaþasýn THY Direniþimiz” sloganlarýyla Mücadele Birliði Platformu üyelerini karþýladý. Eylem alanýnda bulunan iþçiler yüksek bir moral, coþku ve güler yüzle hemen taburelerde yer gösterdiler. Daha önce iþçilerle tanýþmýþ olanlar hemen kýsa sohbetlere giriþirken, eylem yerine daha önce gelmeyen platform üyeleri ise iþçilerle tanýþarak eylem konusunda bilgi aldýlar. Havalimanýndaki eylem alanýnda bir anda sýcak sohbetlerin yapýldýðý, eylemlerden, direniþlerden, sýnýf mücadelesinden örneklerin, deneyimlerin, anýlarýn aktarýldýðý küçük ve neþeli gruplar oluþtu. DÝK, DEK ve DÖB’den gelenlerin bir kýsmý Hava-Ýþ

10

Sendikasý Genel Baþkaný Atilla Ayçin ve sendika yönetimiyle sohbet edip, dayanýþmada bulunmak ve destek vermek için nasýl bir katkýda bulunabilecekleri konusunda konuþtular. Ýþçiler 60’lý günlerde olmalarýna raðmen ilk günkü heyecan ve coþkuyu taþýdýklarýný belirtirken, anayasal haklarý olan sendikada örgütlenmeye karþý yapýlan bu haksýzlýða karþý kararlýlýkla mücadele etmeyi ve bunu zaferle taçlandýrmak için her türlü eyleme ve mücadeleye hazýr olduklarýný ifade ettiler. Yurtdýþýndaki sendikalardan, 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

baþka ülkelerden gelen yolculardan da destek gördüklerini, sürekli yeni insanlarla tanýþarak yaptýklarý eylem hakkýnda bilgi verdiklerini belirten iþçiler, bir yandan da yeni iþçiler alýndýðýný fakat çoðu zaman onlarla da tanýþarak, niçin eylemde olduklarýný onlara da anlattýklarýný belirttiler. Mücadele Birliði Platformu üyeleri iþçilerle dayanýþma ve destek amacýyla neler yapabileceklerini de sorarak iþçi sýnýfýn mücadelesi direniþte, grevde, eylemde olan iþçiler üzerine de sohbet edildi. Emeðe Ezgi ise “Gelecekleri için mücadele eden iþçilere biz de sesimizle, ezgilerimizle destek verelim. Buradan eksik olmayan coþkuyu müzikle biraz daha arttýralým” diyerek iþçileri selamladýlar. Emeðe Ezgi’nin söylediði parçalarla coþku artarken, dayanýþma ve iþçi sýnýfýný mücadelesini zafere ulaþtýracaðý inancý bir kez daha dile getirildi. Platform üyeleri, eylemde olan baþka iþçileri de ziyaret edeceklerini belirterek yine dayanýþma sloganlarýyla havalimaný iþçilerinden ayrýldýlar. 75 gündür eylemde olan BEDAÞ iþçilerinin saat 15.30’da Galatasaray Meydaný’ndan BEDAÞ Genel Merkezi önüne yapacaklarý yürüyüþe destek vermek üzere Taksim’e geçen Platformu üyeleri, Taksim Meydaný’nda sloganlarýný BEDAÞ iþçilerinin sloganlarýyla birleþtirerek, BEDAÞ önüne doðru yapýlan yürüyüþe katýldý. BEDAÞ önünde yapýlan basýn açýklamasýnýn ardýndan Emeðe Ezgi, BEDAÞ iþçilerinin mücadelesini selamlayarak, kýsa bir müzik dinletisi verdi. Hareketli parçalarla bir süre halay çekildikten sonra BEDAÞ iþçileriyle sohbet edilerek dayanýþma ve destek için neler yapýlabileceði üzerine sohbet edildi. Enerji-Sen’de örgütlenerek güçlerinin farkýna vardýklarýný belirten iþçiler, iþlerine geri dönebilmek ve sendikal haklara saygýlý, insanca çalýþma koþullarý ve insanca yaþanacak bir ücret için verilen bu mücadeleyi kazanmak için de her türlü eyleme hazýr olduklarýný ifade ettiler. Mücadele Birliði Platformu üyeleri BEDAÞ iþçileriyle toplantý yapacaklarý saate kadar sohbet ettiler. Toplantý saatinde hep birlikte eylem yerinden ayrýlýndı.


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

THY’LÝ KADIN ÝÞÇÝLER EYLEMDE

68 gündür eylemde olan hava yollarý iþçisi kadýnlar, 4 Aðustos günü THY Taksim bürosu önünde oturma eylemi gerçekleþtirdi. Erkek iþçiler de alkýþ ve sloganlarla eyleme destek oldular. Türk Ýþ’ e baðlý 11 sendikanýn oluþturduðu Sendikal Güç Birliði Platformu Kadýn Komisyonlarýyla birlikte organize edilen eyleme, Emekçi Kadýnlar (EKA), Mücadele Birliði, TMMOB’lu kadýnlar, Kadýn Mühendis, Mimar ve Þehir Planlamacýlarý Grubu, DÝSK Kadýn Komisyonu gibi bir çok örgütlenme destek verdi. Saat 17.00’da Taksim THY bürosu önünde oturma eylemi yapan iþçiler sýk sýk “Ýþçiyiz, Kadýnýz, AKP’ ye Karþýyýz”, “Grev Haktýr Yasaklanamaz”, “Kadýnlar El Ele Mücadeleye”, “Ýþçi Düþmaný Faþist AKP” sloganlarý attýlar. Kadýn iþçiler, grev yasaðýnýn kaldýrýlmasýný, iþten atýlan emekçilerin iþe geri alýnmasýný isterken polis, THY bürosunun giriþine barikat kurdu. Sendikal Güç Birliði Platformu adýna basýn açýklamasýný okuyan Emel Türker, “THY emekçisi kadýnlar iþe iadelerini talep ediyorlar, THY emekçisi kadýnlar grev haklarýný talep ediyorlar. Çünkü erkek egemen toplumun cinsiyetçi çalýþma yaþamýnda kadýn olduklarý için uðradýklarý baský ve þiddet daha fazla” dedi. THY iþçileri adýna konuþan Dilek Göze Yýlmaz, “THY iþvereninin sipariþi üzerine AKP Hükümeti tarafýndan yasalaþtýrýlan havacýlýk iþ kolundaki grev yasaðýyla birlikte, insanca yaþamanýn ve çalýþmanýn yollarý kapanmýþtýr. Direniþimizin amacý temel haklarýmýza yapýlan saldýrýlarý protesto etmek ve kamuoyuna bunu duyurmaktýr” dedi. Yýlmaz, “AKP’nin kadýný yok sayan, iþçiyi ve emekçiyi kabul edilemez koþullara mahkum eden faþist politikalarýna boyun eðmeyeceðiz. Kadýný doðum makinesi olarak gören bu zihniyet, karanlýða gömülmeye mahkumdur ve o gün hiç de uzakta deðildir. Bizler haklýyýz, kazanacaðýz” diye konuþtu. Eylem, sloganlarla sona erdi.

ÞÝRECÝ TEKSTÝL’DE ÝÞÇÝLER EYLEMDE

Daha önce de iþ býrakma eylemi ve iþten çýkarmalarla gündeme gelen Þireci Tekstil iþçileri yine eylemde! 4 Aðustos Cumartesi günü iþ býrakan iþçiler, fabrika önünde eyleme baþladýlar. Ýki vardiyanýn birleþmesiyle 1500 kiþinin çalýþtýðý fabrikada, iþ býrakanlarýn sayýsý bin kiþiye yaklaþtý. Ýþ býrakma eylemiyle birlikte fabrikada üretim tamamen durmuþ durumda. Asgari ücretle çalýþan ve ücretlerine 10 lira zam yapýlan iþçiler bunu kabul etmediler ve iþ býraktýlar. Ýþçilerle yapýlan toplantýnýn ardýndan Þireci Tekstil patronu Ahmet Þireci, iþçilere aðza alýnmayacak küfürler savurarak hakaret etti. Küfürlerin ardýndan iþçiler daha da öfkeli bir þekilde sloganlarýna devam ederek fabrika önünü terk etmediler. Devamlýlýk primlerinin kesilmemesini ve maaþlarýnýn yükseltilmesini talep eden iþçiler, geceyi de fabrika önünde geçirdiler. Basýnýn ilgi göstermediðini, aramalarýna raðmen gelmediklerini ve baþta basýn olmak üzere bütün herkesten destek beklediklerini belirttiler. Patron tarafýndan fabrikaya getirilen Öz Ýplik Ýþ Sendikasý da istediði sonucu alamadan fabrikadan ayrýlmak zorunda kaldý. Ayrýca görüþtüðümüz iþçiler, “bu grevde sendika biziz” diyor, sendikalarýn patron yanlýsý olduklarýný, hiçbir sendikayý kabul etmeyeceklerini ve kendilerinden baþka hiç kimseye güvenmediklerini de belirtiyorlar. Ýþçilerin eylemleri esnasýnda polislerin de panzer ve çevik kuvvet ekipleriyle yoðun önlemler aldýklarý görüldü. Yoðun emek sömürüsü ve hak gasplarý sonucu yaþamlarý katlanýlmaz hale gelen Baþpýnar Organize Sanayi iþçileri artýk patlama noktasýna gelmiþ durumda. Bir çok fabrikada ayný sorunlar yaþanýyor. Bir çok fabrikada eylem ve grev havasý kokuyor. Ortak sorunlarý yaþayan iþçiler her an yeni bir grevle, yeni bir direniþle Baþpýnarý sarsacak eylemlere imza atabilirler.

217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

11


ÝKTÝDARA UZA Yeni Evrede

Gündem

Devrimci öncü güçlerin halk kitlelerini ayaklanmalara hazýrlamak, teþvik etmek, tayin edici çarpýþmalara hazýrlamak için atacaklarý en önemli adým, iktidarý ele geçirmeye, Geçici Devrim Hükümetini kurmaya hazýr olduklarýný ilan etmeleri; kurulacak Geçici Devrim Hükümetinin ilk icraat olarak Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný tanýyacaðýný, zindanlarý yýkýp tutsaklarý özgürleþtireceðini, tekelci sermayenin tüm varlýklarýna el koyacaðýný, emperyalistlerin iki ülkedeki tüm varlýðýna son vereceðini açýklamasýdýr. Bu adým yaþamsal bir önem kazanmaya baþladý. Çünkü Her iki ülkede, Türkiye ve Kürdistan’da halk kitleleri ayaklanmacý bir ruh haline sahip olduklarý halde tayin edici çarpýþmalara henüz girmedilerse bunun temel nedenlerinden biri, devrimci öncü güçlerin bu adýmý atmamýþ olmalarýdýr. 12

Mücadele Birliði

“Hiç kimse umutsuzluða ve karamsarlýða kapýlmasýn. Ay yýldýzlý bayraðýmýz bu topraklar üzerinde özgürce dalgalanmaya devam edecektir. Vatan müdafaasý bizim için þan, þeref, namustur.” Bu sözler Baþbakan Erdoðan’a ait. Bu sözlerin önemi, egemen sýnýfýn halet-i ruhiye’sini anlatmasýndadýr; baþka da bir önemi yoktur. Erdoðan, o kendini “maðrur” Osmanlý padiþahlarýna benzeten ve hep yüksek perdeden konuþan kiþi, þimdi kendi tabanýna, egemen sýnýfýn temsilcilerine, düzenin bekçilerine cesaret ve umut aþýlamaya, üzerlerindeki korku ve endiþeyi atmalarýna yardýmcý olmaya çalýþýyor. Mezarlýktan geçerken ýslýk çalýyor. Dahasý var. Financial Times, emperyalist dünyanýn etkili gazetesi, yaptýðý bir haber/yorumda “Türkiye’nin Kabusu” baþlýðý altýnda þunlarý yazýyor: “Türkiye, güney sýnýrýnda en derin korkularýnýn gerçeðe dönüþtüðünü izliyor. Suriye’nin kuzeydoðusunda Kürtlerin kentlerin kontrolünü devralmasýyla, Ankara, buralarda yeni bir özerk Kürt bölgesinin ortaya çýkmasý ve Türk bölgesinden de toprak talep etmesi ihtimaliyle yüz yüze geliyor.” Türkiye’nin, daha doðrusu, tekelci sermaye sýnýfýnýn ve devletin korkularýnýn gerçeðe dönüþtüðünden, dönüþmeye baþladýðýndan artýk hiçbir þüphe yok. Erdoðan’ýn sözlerinin önemi bu gerçeði ifþa etmiþ olmasýnda yatýyor. O sözlerdeki ruh hali, yenilgi sürecine, daðýlma sürecine girdiðini anlamýþ, bunun korku ve endiþesine kapýlmýþ birilerine “dayanýn, henüz her þey bitmedi” diyen birinin ruh halidir. Emperyalistler de Türkiye’nin bu durumunu görmüþ ve bu durumdan endiþeye kapýlmýþ durumda. Financial Times, yukarýda aktardýðýmýz satýrlardan sonra emperyalist karar merkezlerine þu aklý veriyor: “Batý, –emperyalistler demek istiyor bn.Suriye rejimin çözülmesinin bu gibi yan etkilerine daha çok dikkat etmeli çünkü Türkiye’ye ve AK Parti’ye, bu kaosun içindeki istikrarlý bir iþbirlikçi olarak her zamankinden çok ihtiyacý var.” 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

Bundan daha açýk yazýlamaz. “Ýstikrarlý iþbirlikçi” yani emperyalistlerin “tak” dediðini “þak” yapan bir devlettir Türkiye. Ama bu “istikrarlý iþbirlikçi”, emperyalist planlarýn yan etkilerinden dolayý “zatürre” olup “sizlere ömür” durumuna da gelebilirmiþ ki vaziyet böyle olacaðýný gösteriyor. Onun için FT, “aman ha dikkat, biz de Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabiliriz” diye uyarýyor.

Tekelci Egemenlik Sallanýyor Tekelci sermaye sýnýfýnýn ve onun politik güçlerinin yüreklerini aðýzlarýna getiren geliþme sadece G.Batý Kürdistan’da Kürt halkýnýn özgürlüðe doðru dev bir adým atmýþ olmasý deðil. Bu var. Ancak bundan daha önemlisi ve bununla baðlantýlý olarak Kuzey Kürdistan’daki geliþmeler korkunun gerçek kaynaðý. Þemzinan’da neredeyse bir aydýr süren çatýþmalardan söz ediyoruz. Artýk herkesin bildiði gibi, UKH’nin gerilla güçleri Þemzinan merkezli olarak Kuzey Kürdistan’nýn geniþ bir alanýnda devlet güçlerine karþý bir saldýrý baþlatmýþ durumda. Devlet, tüm güçlerini, zor araçlarýný, Özel Birliklerini, seferber etmesine raðmen deðil saldýrýyý durdurmak alana bile girememiþtir. Ýlan edilmiþ olmasa da bu bir çeþit “kurtarýlmýþ” bölgedir. Devlet güçlerinin karadan giremediði, gerillanýn hâkimiyetinde olan, yol kontrollerinin gerilla tarafýndan yapýldýðý bir alan. Bölgedeki karakollarda bulunan askerlere temel ihtiyaçlarýnýn ancak helikopterle yapýldýðý düþünüldüðünde durumun TC açýsýndan ne derece kritik olduðu daha iyi anlaþýlýr. Burjuva yazarlar, gerçeði daha fazla saklamanýn anlamý da yararý da yok dercesine, bölgenin devlet denetiminde olmaktan çýktýðýný, gerillanýn denetimine girdiðini yazmaya baþladýlar. Faþist eski bir general ise daha ileri giderek Hakkari’nin “elden” çýktýðýný açýkladý. Gerçekler artýk gizlenemiyor, mýzrak çuvala sýðmýyor. Hakkari’nin ve aslýnda tüm bölgenin elden çýkmýþ, devletin oralarda hakimiye-


ANMA ZAMANI Yeni Evrede

Gündem

Mücadele Birliði

tini yitirmiþ olmasý, burjuva sýnýfýn Kürdistan’da egemenliðini ancak karakollar, savaþ uçaklarý, toplar ve tanklarla ifade edebilmesi ne anlama gelir? Bunun tek anlamý, Kürt Ulusunun kendi kaderini tayin etme hakkýný eline almaya baþladýðýdýr. G.Batý Kürdistan’da Kürt halkýnýn yönetimi ele geçirmeye baþlamýþ olmasý bu tablo ile birlikte deðerlendirildiðinde durum daha net çizgilerle görülebilir. G.Batý Kürdistan’la birlikte ele alýndýðýnda Kuzey Kürdistan’daki son geliþmeler, Kürt halkýnýn özgürlüðe doðru dev bir atmýþ olduðu anlamýna geliyor. Artýk hiçbir güç Kürt halkýný bu adýmdan daha geri konuma götüremez. Bu öyle bir adým ki, bunun bir ilerisi Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný eline almasý, yani tekelci egemenliðin yýkýlmasý, birleþik bir devrimin Türkiye’nin her tarafýna yayýlmasýdýr. Türkiye bu noktaya hýzla geliyor. Türkiye bu noktaya doðru hýzla gelirken tekelci sermaye sýnýfýnýn egemenliði, politik iktidarýyla, hükümetiyle, tüm diðer zor kurumlarýyla birlikte sallanýyor.

Sermaye Sýnýfýnýn Hazýrlýðý Sermaye sýnýfýnýn bu durumu bir “yazgý” gibi kabul edip eli-kolu baðlý duracaðýný düþünmemek lazým. Aksine devrimi bastýrmak için bütün çarelere baþvurmasýný beklemek gerek ve hazýrlýklarý bu gerçeðe göre yapmalýyýz. Devletin baþvuracaðý çarelerin baþýnda zor yöntemlerini daha fazla kullanmak geliyor. Hükümet bunun iþaretlerini vermeye baþladý bile. Çocuktan al haberi misali, Ýçiþleri Bakaný Ý.N Þahin, hükümetin önümüzdeki süreçte izleyeceði politikalarýn ipucunu þu sözlerle veriyor: “Ülkenin olaðanüstü gündemi sadece çatýþma alaný ile ilgili deðildir, bu çatýþma Ýstanbul ‘da kalemle devam ediyor, Ýstanbul ‘da kitapla devam ediyor. Geçimli’de atýlan havan mermisiyle burada, Ankara ‘da yazýlan yazýlarýn bir farký yoktur” Türkçesi, hükümet/devlet önümüzdeki süreçte sadece Kürdistan’da deðil ama

Türkiye’nin her yerinde baský, þiddet, gözaltý, iþkence, tutuklama politikasýna daha çok baþvuracak. Devletteki kadro tayinleri de buna iþaret ediyor. Tanýnmýþ iþkencecilerin polis teþkilatýnýn baþýna getirilmesi, hem korku yaratma hem de mesaj verme amaçlýdýr. Ý.N Þahin bununla kalmýyor, önümüzdeki süreçte 8 Mart Emekçi Kadýnlar günü, 1 Mayýs hatta “Koyun Kýrpma Þenliði” gibi organizasyonlara da izin vermeyeceklerini açýklýyor. Bütün bunlara, Hükümetin Suriye’ye karþý bir savaþ hazýrlýðý içinde olduðunu, böyle bir savaþýn çýkmasý için sürekli kýþkýrtmalarda bulunduðunu eklemek gerek. Hükümet, bir yanda Kürk halkýna ve Türkiye emekçi sýnýflarýna baskýyý artýrmanýn hazýrlýklarýný yaparken bir yandan da emperyalistlerin desteðini almaya; emperyalistlerle, özellikle de ABD ile birlikte Suriye’ye savaþ açmanýn koþullarýný yaratmaya çalýþýyor. Geçtiðimiz hafta ABD Dýþiþleri Bakaný Clinton’la yapýlan görüþmelerde baþlýca amaç bu idi. Ancak öncelikle þunu tespit etmek gerekiyor: Türkiye ve Kürdistan’da devrim süreci, tekelci egemenliðin yýkýlma süreci baþlamýþ; Kürt halký ve Türkiye emekçi sýnýflarý bu faþist devletten ve tekelci egemenlikten kurtulmak için harekete geçmiþ bulunuyorlar. Bundan dolayý, devletin devrimci halk ayaklanmalarýný bastýrmak için baþvuracaðý her þiddet giriþimi ayaklanmalarý güçlendirmekten, yaymaktan baþka bir iþe yaramayacak. Ayný þekilde, ayaklanmalarý söndürmek için taviz politikasýna yönelmesi de artýk farklý bir sonuç veremez. Kürt halký ve Türkiye emekçi sýnýflarý devletin vereceði her tavizi, atacaðý her geri adýmý daha güçlü bir ayaklanmanýn kaldýracýna çevirecekler. Süreç her durumda devrime doðru akacak.

Devrim Güçlerinin Atmasý Gereken Adýmlar Ancak, sürecin devrime doðru akacaðýný tespit etmek bir þeydir, devrimden zaferle çýkmayý garantilemek için gerekli 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

adýmlarýn atýlmasý baþka bir þeydir. Bu adýmlarýn baþýnda Geçici devrim Hükümeti konusunun ele alýnmasý ve çabalarýn devrimci halk ayaklanmalarýnýn örgütlenmesine yoðunlaþtýrýlmasý geliyor. Gerillanýn Kürdistan’da “fiili durumlar” yaratmýþ olmasý þüphesiz ki, devrim güçlerinin cesaretini, kendine güvenini son derece arttýrdý. Bununla birlikte tayin edici sonucun daðda ya da kýrsalda yaratýlan “fiili durum” alanlarýnda deðil, þehirlerde ve devrimci halk ayaklanmalarý sonucu elde edileceðini bir an olsun akýldan çýkaramayýz. Devrimin, çarpýþan güçlerin yazgýsýný þehirlerde ortaya çýkacak devrimci halk ayaklanmalarý belirleyecek. Bu nedenle, devrimci çalýþmanýn ana aðýrlýðý, halk kitlelerinin ayaklanmasýna verilmek; gerilla mücadelesi de bu ayaklanmalara baðlý, bu ayaklanmalarý destekleyecek, onun önünü açacak þekilde ele alýnmak durumundadýr. Kürt halký, devrimci ayaklanmalara her bakýmdan hazýr olduðunu defalarca kanýtlamýþ durumda. Öyleyse þimdi temel görev öncü güçlere düþüyor. Devrimci öncü güçlerin halk kitlelerini ayaklanmalara hazýrlamak, teþvik etmek, tayin edici çarpýþmalara hazýrlamak için atacaklarý en önemli adým, iktidarý ele geçirmeye, Geçici Devrim Hükümetini kurmaya hazýr olduklarýný ilan etmeleri; kurulacak Geçici Devrim Hükümetinin ilk icraat olarak Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný tanýyacaðýný, zindanlarý yýkýp tutsaklarý özgürleþtireceðini, tekelci sermayenin tüm varlýklarýna el koyacaðýný, emperyalistlerin iki ülkedeki tüm varlýðýna son vereceðini açýklamasýdýr. Bu adým yaþamsal bir önem kazanmaya baþladý. Çünkü Her iki ülkede, Türkiye ve Kürdistan’da halk kitleleri ayaklanmacý bir ruh haline sahip olduklarý halde tayin edici çarpýþmalara henüz girmedilerse bunun temel nedenlerinden biri, devrimci öncü güçlerin bu adýmý atmamýþ olmalarýdýr. Þimdiki temel, birinci görev budur.

13


DAYANIÞMAYA BEKLÝYORUZ

Yeni Evrede

Sokaklar

14

Mücadele Birliði

BEDAÞ iþçileri 3 Aðustos günü Cuma günü Galatasaray Lisesi’nden BEDAÞ’a yürüyüþ yaptýlar. Saat 15.30’da baþlayan yürüyüþ, saðanak yaðan yaðmur altýnda gerçekleþtirildi. Eyleme Mücadele Birliði Platformu, Emeðe Ezgi müzik grubu, Eðitim Sen destek verdi. BEDAÞ binasý önünde iþçiler “BEDAÞ’tan Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn, Enerji Sen” pankartýný açtý ve yürüyüþ sýrasýnda “ BEDAÞ Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Zafer Savaþan Ýþçilerle Gelecek”, “Ýþimizi Geri Ýstiyoruz” sloganlarý atýldý. TOMA ve çevik kuvvet ekiplerinin yoðunluðu dikkat çekerken, iþçilerin her yürüyüþten sonra BEDAÞ giriþ kapsý önünü pankartlarýný astýklarý yerde çevik kuvvetin durmasý iþçileri kýzdýrdý. Pankartý çevik kuvvetin önüne koyan iþçilerle polisler arasýnda ufak tefek arbede yaþandý. Daha sonra çevik kuvvet ekipleri kenara çekilmek zorunda kaldý. Enerji Sen baþkaný Kamil Kartal mücadelenin artýk farklý bir aþamaya geldiðini söyledi, sosyalist partileri, devrimcileri, demokratlarý ezilenin yanýnda olan herkesi enerji iþçilerinin eylemine dayanýþmaya çaðýrdý. Basýn açýklamasýný okuyan Arif Ýnan Baþgedik, “Biz enerji iþçileri, 75 gündür hakkýmýz olaný almak için yola çýktýk, zannettiler ki bizler bu yolu yarým býrakýp vazgeçeceðiz ama yanýldýklarýný açýkça gördüler, artýk karþýlarýnda sahip olduklarý haklardan bihaber olan iþçilerin olmadýðýný, daha örgütlü, daha kararlý ve daha sorgucu emekçilerin olduðunu görmeleri çok uzun sürmedi, bizlerden korktuklarýný çok iyi biliyoruz ve diyoruz ki; gelin bu korkularýnýza bir son verelim. Bizim ara ara sessiz kalýþýmýzý vazgeçiþlerle baðdaþtýrmayýn. Biliyoruz ki cebinizdeki kalemin bir satýrýyla bu haksýzlýðý ortadan kaldýrabilirsiniz, sizden bunu talep ediyoruz ve sabýrla bekliyoruz. Eðer bu haksýzlýðý ortadan 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

kaldýrmazsanýz, bu iþçilerin öfkesi burada öyle bir depreme sebebiyet verir ki; Ýstanbul’un göbeðinden bütün bir ülkeyi sallarýz” dedi. Açýklamadan sonra Emeðe Ezgi müzik grubu iþçilere söylediði türkü ve marþlarla moral destek verdi. 114 enerji iþçisi 10 Aðustos günü de yürüyüþ yaptýlar. Ýþçilerin çocuklarý da eylemde pankartýn en önünde yürüdüler. Yürüyüþe Mücadele Birliði Platformu da katýlarak destek verdi. Mücadele Birliði Platformu, eylemdeki Antep iþçileri ile dayanýþma için “Ýþçi sýnýfýndan Antep Ýþçi Sýnýfýna Selam Olsun Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði” pankartý taþýdýlar. Yürüyüþ sýrasýnda THY bürosu çatýsýna asýlan “BEDAÞ’ tan THY’den Atýlan Ýþçiler Geri Alýnsýn” pankartýyla da atýlan iþçilerin geri iþlerine alýnmalarý istendi. BEDAÞ binasý önüne kadar gelen iþçiler tv kanalýný da “HaberTürk Uyuma Direniþi Haber Yap” sloganlarýyla protesto ettiler. Enerji Sen Baþkaný Kamil Kartal yaptýðý konuþmasýnda “eðer devlet iþçileri haksýz þekilde çýkartýyor ve onlarýn yerine baþkalarýnýn çalýþtýrýlmasýna göz yumuyorsa, eðer bu devlet iþçilerin haklarýný korumuyorsa biz de iþçiler olarak bütün mücadele araçlarýný çekinmeden sürdüreceðiz. BEDAÞ iþgali dahil her türlü eylemi gerçekleþtireceðiz” dedi. Kartal eylemin baþtan sonuna kadar iþçilerin yanýnda duran baþta Mücadele Birliði Platformu’na, SDP ve birçok partiye teþekkürlerini sunarak sözlerini bitirdi. Enerji iþçileri adýna basýn açýklamasýný okuyan Arif Ýnanbaþgedik haklarý olaný alýncaya kadar da burada olacaklarýný belirti ve “gün gelecek bütün emek hýrsýzlarý iþçilerin öfkesinde boðulacaklar” dedi.


Yeni Evrede

ÝÞÝMÝ GERÝ ÝSTÝYORUM!

Sokaklar

Mücadele Birliði

Yenibosna’daki Kiðýlý Tekstil fabrikasýnda çalýþýrken iþten atýlan Didem Sorhun 4 Aðustos günü saat 18.30’da Bakýrköy Özgürlük Meydaný’nda Carousel Alýþveriþ Merkezi’nde bulunan Kiðýlý Maðazasý önünde “Kiðýlý’da Baskýya, Sömürüye, Tehdide, Ýþten Atmalara Son, Ýþimi Geri Ýstiyorum – Kiðýlý Direniþçi Ýþçisi” yazýlý pankart açarak iþten atýlmasýný ve fabrikadaki sömürüyü protesto etti. “Kiðýlý’da Sömürüye Son”, “Kiðýlý’da Direniþ Kazanacak”, “Ýþimi Geri Ýstiyorum” sloganlarý atan Sorhun’a iþçi arkadaþlarý da destek verdi. AVM güvenlik ekipleri Sorhun ve kendisine destek veren arkadaþlarýna saldýrarak pankartý almaya çalýþtý. Sorhun ve arkadaþlarý, iþten çýkarýldýðýný duyurmak için bir açýklama yapacaklarýný söylemelerine raðmen, güvenlik ekipleri Sorhun ve arkadaþlarýný tartaklayarak pankartý alýp yýrtmaya çalýþtýlar. Saldýrý üzerine Sorhun ve arkadaþlarý “Kiðýlý’da Sömürüye Son”, “Kiðýlý Ýþçisi Onurunun Bekçisi”, “Kiðýlý’de Direniþ Kazanacak”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atarak pankartý vermediler. Güvenlik görevlilerinin yardýmýna koþan çok sayýda sivil polis de Sorhun ve arkadaþlarýný darp ederek ve yerlerde sürükleyerek dýþarýya çýkartmaya çalýþtýlar. Bu sýrada Güvenlik Birimi Amiri olayý görüntüleyen muhabirimize müdahale ederek kamerasýna el koymaya çalýþtý. Yaþanan arbede nedeniyle muhabirimizin bir kýsým kayýtlarý silindi. Sorhun ve arkadaþlarý yaklaþýk 15 dakika kadar maðaza içinde güvenlik görevlileriyle mücadele ederek pankartý vermediler. Alýþveriþ Merkezi’nde bulunan müþteriler ilk anlarda arbedenin nedenini anlayamadýklarý için þaþkýnlýk yaþarken, Didem Sorhun’un haksýz yere

fabrikadan iþten atýldýðýný ve Kiðýlý Tekstil’de aðýr sömürü koþullarý altýnda çalýþtýklarýný ve bu yüzden Kiðýlý maðazasý önünde eylem yaptýðýný anlatmasý üzerine çevreden alkýþlar gelmeye baþladý. Didem Sorhun’a destek vermek üzere Mücadele Birliði Platformu, Devrimci Ýþçi Komiteleri (DÝK) ve Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu üyeleri de gelmiþti. Sorhun ve arkadaþlarýnýn AVM içinde darp edildiðini gören emek dostlarý “Kiðýlý Ýþçisi Yalnýz Deðildir”, “Kiðýlý’da Direniþ Kazanacak”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý”, “Kavga Bitmedi Daha Yeni Baþlýyor”, “Yaþasýn Ýþçilerin Mücadele Birliði”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý ile Didem Sorhun’a destek oldular. Yenibosna’daki fabrikada iþçilik yap-

217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

týðýný belirten Didem Sorhun fabrikada tek patron olmasýn raðmen iþçilerin üç ayrý firmada çalýþýyor gösterildiðini böylecede fabrikada iþçilerin sendikalý olmasýnýn önlendiðini söyledi. Bazý çalýþanlarýn ise kaydýnýn doðudaki illerde gösterildiðini böylece Kiðýlý patronu Abdullah Kiðýlý’nýn doðuda istihdam yaratmýþ gibi görünerek devletten teþvik aldýðýna dikkat çeken Sorhun, iþçilerin maaþlarýnýn geçim indirimi ile 716 lira olduðunu sigortanýn dýþýnda hiçbir sosyal haklarýnýn bulunmadýðýný, bir gün iþe gitmediklerinde üç günlük yevmiyelerinin kesildiðini aktardý. Kiðýlý Tekstilde hukuksuz uygulamalarýn yanýnda fabrikada ustabaþýnýn, müdürün hakaretlerine, aþaðýlamalarýna da maruz kaldýklarýný ifade eden Sorhun Müdür Hüseyin Sözer’in “Altý üstü iplik temizliyorsun, kendini ne bok zannediyorsun”, “Kafaný kýrar, kapýnýn önüne koyarým” vb. sözlerin yanýnda hakaret içeren hitaplarda bulunduðunu ifade etti. Eyleminde 13 günü geride býraktýðýný belirten Sorhun, sözlerini “Kiðýlý’da baskýya, tehdide, sömürüye, iþten atmalara son! Ýþimi Geri Ýstiyorum” diyerek tamamladý. Yapýlan basýn açýklamasý sýrasýnda bir çok kiþi “Bravo”, “Seni destekliyoruz”, “Aferin kýzým hakkýný ara”, “Çalýþtýrýp sonra da iþten atmasýnlar, sizi destekliyoruz”, “Kiðýlý’dan alýþveriþ yapmayalým” gibi sözlerle ve atýlan sloganlarý alkýþlayarak desteklerini belirtti. Sorhun basýn açýklamasýný yaparken kendisine destek için gelen iþçi arkadaþlarý da Kiðýlý Tekstil’deki sömürü koþullarýný ve Sorhun’un haksýz bir þekilde iþten atýldýðýný anlatarak çevredeki halka ve esnafa bildiriler daðýttýlar.

15


Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

ÝÞÝMÝZE GERÝ DÖNECEÐÝZ!

Ýstanbul Merter’de bulunan Texim Giyim Sanayi’nde çalýþan iþçiler TEKSÝF Sendikasý’nda örgütlendiler, sendika yetki aþamasýna gelince patron 35 sendikalý iþçiyi iþten attý. Ýþçiler, bunun üzerine eyleme baþladýlar. 6 Aðustos günü iþyerleri önünde çadýrlarýný kurarak eyleme baþlayan Texim iþçileri, ilk eylemlerini hemen ertesi gün 7 Aðustos’ta Taksim Tünel Meydaný’ndaki Alman Konsolosluðu’na yürüyüþ yaparak gerçekleþtirdiler. Texim Hugo Boss, Mayline, Escada, Bogner, Falke, Marc Cain, Roy Robson, Pierre Cardin, Park Bravo gibi markalarýn ürünlerini iþleyen bir firma. Ýþçiler aðýr çalýþma koþullarý nedeniyle 2,5 yýl önce sendikal örgütlenme çalýþmasýna baþlamýþlardý. Haftanýn 6 günü 12 saat çalýþan iþçiler, bu yoðun çalýþma koþullarýna raðmen iþlerin yoðun olduðu zamanlarda Pazar günleri de mesai yapmaya zorlanýyorlardý. Sendikalý olmalarýnýn ardýndan 12 saatlik çalýþma süresini 8 saatlik vardiyalara çevirmeyi baþardýlar. Ve kararlý bir örgütlenme çalýþmasýnýn sonunda TEKSÝF sendikasý iþyerinde yetki alma aþamasýna gelmiþti ki... Birden bire yeni makinalar getirildi. Ýþçilerden 4 makineye bakarlarken 6 makineye bakmalarý istendi. Ýþçilerin çoðu 8-10-12 yýldýr tekstil sektöründeler, yine bir çoðu da ayný firmada 5-6 yýldýr çalýþan iþçiler. Kýsacasý tekstilde hangi iþin ne kadar sürede ne kadar üretilebileceðini bilen kalifiye iþçiler. Kendilerinden % 50 daha fazla iþ istenince, yapýlmasý istenin iþçin yetiþtirilmesinin mümkün olmadýðýný söylüyorlar. Bir iþçinin 6

16

makineye birden bakmasý ve üretim yapmasýnýn, iþin bozulmasý, hatalý ürün çýkarmasý, kalitenin düþmesi demek olduðunu patronlarýna söylediklerinde “Baþka çareniz yok. Bu iþi yapmak zorundasýnýz” cevabý aldýlar. Bu iþyükünü kabul etmeyen iþçilere 15 gün boyunca dayatmalarda bulunuldu. “Ýþ yavaþlatýyorsunuz, fabrikaya zarar ettiriyorsunuz, makineleri çalýþtýrmayarak iþi durduruyorsunuz” suçlamalarý ile tutanaklar tutuldu. Çalýþmayan makinelerin resimleri çekildi. Ýþçiler yapmalarý gereken iþi yapmýyor, yavaþlatýyor gibi gösterilmeye çalýþýldý, sendikadan istifa etmesi söylendi. Ýþçilerin birliðini bütünlüðünü bozamayan patronlarý, daha bir hafta önce sendikayla yaptýðý toplantýda iþçi çýkarýlmayacaðýný söylemiþ olmasýna raðmen, 35 iþçiyi iþten çýkarttý. Ýþçiler kararlý bir þekilde iþlerine geri dönmek için fabrika önünde eyleme baþladýlar. Teksif Sendikasý 7 Kule Þubesi’nde örgütlü olan iþçilerin ziyaretine eylemlerinin 3. gününde Teksif Bakýrköy Þubesi’nde Genel Baþkanlýk yapmýþ olan Çetin Yelken de ziyarete gelerek desteklerini belirterek mücadelede baþarýlar diledi. 7 Kule Þubesi Asalettin Aslanoðlu TEKSÝF’in baðlý olduðu uluslararasý konfederasyon olan Ýndustriall Global Union

217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

Genel Sekreteri Juckyy Raina tarafýndan destek mesajý gönderildiði ve Texim firmasý yetkililerine iþçilerin iþten atýlmalarý konusunda haksýz bir tutum içinde olunduðu ve bir an evvel TEKSÝF sendikasý ile görüþülerek iþçilerin iþlerine iade edilmeleri gerektiði aksi takdirde firmanýn yurtdýþýndaki müþterilerine iþçilerini iþten atan bir firma olduðunu ileteceðini bildiren bir mail attýðýný aktardý. Texim iþçileri gelen bu uluslararasý desteði alkýþlarla karþýladýlar. TEKSÝF 7 Kule Þubesi Baþkaný Sebahattin Çetin ise Texim ile bir hafta önceki görüþmelerinde iþten atmalarýn olmayacaðýný söylemelerine raðmen 35 iþçinin iþten çýkarýldýðýný ve üstelik haksýz bir nedenle iþten atýldýklarýný belirterek, bir gün önce çadýr kurulan yerin ýslatýlarak ve bir týrý park ettirerek, iþçilerin binanýn önünde durmasýnýn engellenmeye çalýþýldýðýný hatýrlatarak, “Þimdi buradaki binanýn önündeyiz, belki yarýn buraya da bir araç park ettirebilir, ya da baþka yollar bulabilirler, ama bizler haklý bir mücadele veriyoruz. Arkadaþlarýmýza iþleri iade edilinceye kadar da ne yapmak gerekiyorsa buna hazýrýz. Þunu belirtmek gerekir ki onlar bizi engellemek için bir adým atarlarsa, biz bu engeli aþýp ilerisine geçmek için iki adým birden atmak için hazýrýz. Texim iþçileri iþlerine dönünceye kadar da nasýl bir mücadele gerekliyse biz ona hazýrýz” dedi. Ýþçilerle eylem ve günlü programlarý hakkýnda konuþan sendika yöneticileri bir süre sonra eylem konusunda diðer demokratik kitle örgütleriyle iletiþim kurmak üzere alandan ayrýldýlar.


Yeni Evrede

Sokaklar

ÇALINAN EMEÐÝMÝZDEN VAZGEÇMEYECEÐÝZ

Mücadele Birliði

Halkalý’da bulunan Hey Tekstil iþçileri 9 Þubat’ta patronlarý Aynur ve Süreyya Bektaþ tarafýndan 3-4 aylýk maaþlarý, kýdem tazminatlarý verilmeden iþten çýkarýldý. Ýþten çýkarýldýklarý günden bu yana fabrika önünde eyleme baþlayan ve çeþitli eylemlerle seslerini duyurmaya çalýþan Hey Tekstil iþçileri, 4 Aðustos günü de Bakýrköy’de yaptýklarý basýn açýklamasýyla “Hey Tekstil iþçileri gaspedilen haklarý için mücadeleyi sürdürüyor. Kimse çalýnan emeðimizden vazgeçtiðimizi düþünmesin” diyerek bir kez daha Aynur Bektaþ ve devlet yetkililerine seslendiler. 4 Aðustos günü saat 17.00’de Bakýrköy Özgürlük Meydaný’nda sloganlarý atan Hey Tekstil iþçileri adýna basýn açýklamasýný okuyan Zeki Güngör, “... 9 Þubat’tan beri gaspedilen maaþlarýmýzý ve kýdem tazminatlarýmýzý almak için mücadele ediyoruz. Biz iþçiyiz patronlarýmýzýn çaldýðý emeðimizdir. Ekmek paramýzdýr, Çalýnan sofradaki ekmeðimizdir, ev kiramýzdýr. Çalýnan bizim yaþamýmýzdýr” dedi ve patronlarýn kendilerini köle yerine koymak istediðini, AKP iktidarýnýn ise iþçilerin verdikleri mücadeleye saldýrýrken, onlarýn haklarýný gasp eden patronlarý aylardýr koruduðunu ifade etti. “Bu ülkede baklava çalan çocuklara on yýllarca hapis cezasý verilirken yüzlerce iþçinin emeðini çalan Aynur-Süreyya Bektaþ’a kimse dokunmuyor” diyen Güngör, “Adalet hep patronlar için vardýr. Biz iþçilere düþen açlýk, yoksulluk ve zulümdür Türkiye’nin her yanýnda ramazan ayýnda iftar çadýrlarý kuran, kardeþlik çaðrýlarý yapan AKP’ye sesleniyoruz ama sesimizi aylardýr duymadýlar” diyerek sadaka deðil emeklerinin karþýlýðýný istediklerini ve bunu alýncaya kadar da mücadeleyi sürdürdüklerini belirtti. Birçok iþyerinde iþçilerin hak gaspla-

rýyla, kötü çalýþma koþullarýyla, ücretlerinin gaspedilmesi ve iþten atmalarla karþýlaþtýklarýný ve haklarý için mücadele verdiklerini belirten Güngör, aralarýnda iþten atýlan ve direniþte bulunan bir iþçi kar-

deþlerinin de bulunduðunu belirterek 20 Temmuz günü Kiðýlý Yenibosna fabrikasýnda iþten atýldýðý için eylemde olan Kiðýlý iþçisi Didem Sorhun’a da söz verdi. 20 Temmuz günü paydos saatlerine yakýn hiçbir gerekçe gösterilmeden iþten çýkarýldýðýný belirten Sorhun, iþten atýlmayý kabul etmeyerek iþbaþý yapmak istediðinde ise fiziki müdahale ile iþyerine giriþinin engellendiðini ve bu nedenle fabrika önünde eyleme baþladýðýný belirtti. Kiðýlý’daki hak gasplarý ve sömürüyü teþhir etmek için basýn açýklamasý yapmak istediðinde patronun o gün erkenden paydos yaptýðýný, bir gün önce de kendisine 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

destek vermek için gelenlerle birlikte bir basýn açýklamasý yapacaðýný duyurmasý üzerine her zaman dakikalarý bile hesaplayan patronun, fabrikayý bir gün önce yýllýk tatile soktuðunu belirtti. Sorhun, iþine geri dönmek için mücadeleyi sürdüreceðini belirterek, Hey Tekstil iþçileriyle dayanýþma içinde olacaðýný ifade etti. Hey Tekstil iþçilerinin basýn açýklamasýna Devrimci Ýþçi Komiteleri, Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu, Devrimci Ýþçi Hareketi destek verdi. Hey Tekstil iþçileri bir süre çevreye bildiriler daðýtarak eylemlerini anlattýktan sonra alandan ayrýldý. Tekstil iþçileri, eylemlerini 186. günü olan 11 Aðustos’ta, Bakýrköy Özgürlük Meydaný’nda yeniden bir araya geldiler. “Direne Direne Kazanacaðýz” pankartýný açan iþçiler, “Hak Verilmez Alýnýr Zafer Sokakta Kazanýlýr”, “Ýþten Atmalar Yasaklansýn” sloganlarý attýlar. Mücadele Birliði, Devrimci Ýþçi Komiteleri ve bir çok siyasi partinin destek verdiði eylemde iþçiler adýna açýklamayý Mehmet Zeki Gördeðir yaptý. Açýklamada “Bizler Hey Tekstil iþçileri olarak gece gündüz çalýþarak Hey Tekstili küçük bir atölye konumundan uluslararasý ihracat yapan bir firma haline getirdik. Getirirken çalýþtýðýmýz markalar Mango, Espirit, H&M, Adidas, Levi’s, Tesco vb. birçok tanýnmýþ markaya üretim yaptýk. Bu markalar ürünlerinin ne koþullarda üretildiðini, iþçilerin nasýl bir baský altýnda maaþlarý ödemeden çalýþtýðýný denetlemediler. Ýþçilerin haklarýný savunmadýlar. Bizler köle deðil iþçiyiz, alýn terimizin emeðimizin karþýlýðýný istiyoruz” denildi. Açýklamadan sonra iþçiler halka eylemlerini anlatan bildiri daðýttýlar.

17


TEPECÝK HASTANESÝ HEMÞÝRELERÝ KARARLI! Yeni Evrede

Sokaklar

1 Aðustos günü Ýzmir Tepecik Eðitim Ve Araþtýrma Hastanesinde yapýlan basýn açýklamasýna yaklaþýk 300 hemþire katýldý. SES Ýzmir Þube Baþkaný Dr. Veli Atanur “saðlýktaki dönüþüm tüm halkýmýzý olduðu kadar çalýþanlarý da maðdur ediyor bizler bu konuda mücadelemizi kesintisiz sürdüreceðiz” dedi. Ülkü Şeyda’nın okuduğu basýn açýklamasýnda “Bizler mesleðimizin gerektirdiklerini yapmaktan þikâyetçi deðiliz. Biz mesleðimizin gereklerini yerine getirmek isteyenler olarak aþýrý iþ yükü ve eþitsiz çalýþma koþullarýna karþý çýkýyoruz” diyen hemþireler, “Bizler kar getirmesi gereken bir iþletmenin, hastasýný müþteri olarak gören zihniyetin bir parçasý olmayý reddediyoruz” sözleriyle kadrolaþmanýn çalýþanlar arasýnda uçurumlar oluþturduðunu da dile getirdiler. Hemþireler, 3 Aðustos günü bir bildiri yayýmlayarak taleplerini sýraladýlar. “9 Aðustos Perþembe günü akþama kadar çözüm üretilmemesi halinde ... 10 Aðustos 2012 Çarþamba günü kýsmi iþ býrakma ve sonrasýnda artarak devam edecek eylem ve etkinliklerle demokratik haklarýmýzý hastalarýmýza maðduriyet yaratmadan kanunlar çerçevesinde sonuna kadar kullanacaðýmýzý bildiririz” dediler. Tepecik Eðitim Araþtýrma Hastanesinde hemþirelerin baþlattýðý eylem sürecinde taleplere iliþkin bir cevap idareden gelmedi. Bunun yaný sýra Türk Saðlýk Sen, Saðlýk Sen, Demokratik Saðlýk Sen ve idarenin yandaþlarýnýn yaný sýra hastanede ayrýcalýk kazanmýþ kiþilerin kiþisel çýkarlarý nedeniyle katýldýklarý karþý çalýþmalar eylemi devam ettirmek isteyenleri demoralize etmeye baþladý. Eylem bir çeþit “torpilsizler eylemi” ne dönüþtü. Türk Tabipler Birliði eylemin dýþýnda kalmayý tercih etti. SES içinde hemþirelik dýþýndaki unsurlarýn çok azý eylemin yanýnda kaldý. Hemþireler, planladýklarý gibi 10 Aðustos Cuma sabahý iþ býrakmaya hazýrlanýyorlardý. 9 Aðustos Perþembe günü SES

18

Mücadele Birliði

Genel Baþkaný ve Türk Hemþireler Derneði genel merkezi adýna Ýzmir Þube baþkaný ile çalýþanlar arasýnda bir toplantý yapýldý. Toplantý sonunda SES Genel Baþkaný, SES Ýzmir Þube Baþkaný ve Türk Hemþireler Derneði Ýzmir Þube Baþkaný ile Hastanemiz Baþhekimi, Baþhekim Yardýmcýlarý ve Baþhemþirenin de olduðu idari heyetle yapýlan toplantýda hemþirelerin talepleri görüþüldü ve þu kararlar alýndý. 1- Ýl Saðlýk Müdürlüðü’ne mevcut hemþire açýðýnýn giderilmesine dair hemþire talebiyle ilgili hem idare hem de Türk Hemþireler Derneði Ýzmir Þube ve SES Ýzmir Þube tarafýndan acilen yazý yazýlacak ve görüþme yapýlacak. 2- Hastanedeki mevcut hemþire daðýlýmý, iþ bölüþümü ve çalýþma saatleri ile ilgili Türk Hemþireler Derneði Ýzmir Þubesi, SES hemþire temsilcisi ve Baþhemþire tarafýndan oluþturulacak bir komisyon kurulup hastanede inceleme ve deðerlendirme yapýlacak, hazýrlanýlan sonuç raporu üzerinden istihdam yeniden düzenlenecek. 3- Hastanede halen çalýþmakta olan 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

hastane içi görevlendirme ve görev yeri deðiþtirme komisyonuna yetkili sendika olan SES temsilcisi katýlarak görevlendirmelerin gönüllülük, eðitim ve liyakate göre yapýlmasý konusunda çalýþanlardan yana taraf olup düzenli bilgilendirme yapacaktýr. 4- Baþhekimlik, hemþirelere görevi olmayan iþlerin yaptýrýlmasý (hekim, sekreter iþleri vb) ve bu sorunun baþhekimliðe yansýtýlmasý durumunda hemþirelerden yana tutum alacaðýný beyan etmiþtir. 5- Acil serviste hemþirelerin yaþadýðý sorunlara iliþkin ( mobbinge, darp, triyajda hekim bulunmamasý) Türk Hemþireler Derneði temsilcisi, SES hemþirelik temsilcisi, Acil servis Sorumlu Baþhekim Yardýmcýsý ve Acil Servis Sorumlu Baþhemþire Yardýmcýsýndan oluþan bir ekip ile hemþirelerin maruz kaldýðý tüm sorunlar araþtýrýlacak ve gerekli müdahaleler yapýlacaktýr. Ayrýca acil servisin iþleyiþindeki aksaklýklara iliþkin diðer eðitim ve araþtýrma hastaneleri ile týp fakültesi hastaneleri acil servis iþleyiþleri incelenecek, yeniden düzenleme yapýlacaktýr. 6- Son atanan baþhemþire yardýmcýlarýnýn atanma usullerine dair inceleme baþlatýlacaktýr. Hemþireler alýnan kararlarýn uygulanýp uygulanmadýðýný takip edecekler, bunun için her Salý günü toplanacaklar. Bu geliþmeler üzerine hemþireler 10 Aðustos’taki iþ býrakma eylemini ertelediler. Somut bir kazaným olmasa da kendileri için önemli kazanýmlar olduðunu dile getiren hemþireleri kurduklarý Hemþirelik Komisyonu’nun SES kadar muhatap kabul edildiðini de söylüyorlar. “Hastanede halen sürmekte olan politik ortam birçok konunun tartýþýlmasýný saðladý. Çalýþanlar eylem sürecinin yarattýðý ciddi deðiþiklikleri gördüler. Çalýþanlara karþý son derece kaba olan idarenin davranýþlarý anlaþýlýr derecede deðiþti” diyen hemþirelik komisyonu, tartýþma ve görüþmelerin devam ettiðini söylüyorlar. Mücadele Birliði /Ýzmir


COÞKUMUZ KARARLILIÐIMIZDAN GELÝYOR

Yeni Evrede

Röportaj

Mücadele Birliði

Eylemlerinin 3. gününde iþyerleri önünde Texim iþçileriyle eyleme baþlama süreci ve nedenlerini konuþtuk. Mücadele Birliði: Merhaba, yazýn en sýcak günlerinde iþyerinizin önünde eylemdesiniz. Mecnun Uçakçý: Merhaba, hoþgeldiniz... Ben 2,5 yýllýk Texim iþçisiyim. Teksif üyesi bir iþçiyim. Zaten atýlan tüm arkadaþlarýmýz sendikalý. Mücadele Birliði: Ýþten atýlan arkadaþlarýn çalýþma süreleri ne kadar, hepsi eski iþçiler mi? Mecnun Uçakçý: En yeni arkadaþýmýz 1,5 yýllýk iþçidir. Ama Texim’deki süresi 1,5 yýl. Bir çoðunun en az 6-7 yýllýk bu sektörde çalýþmýþlýklarý var. Yani bu iþi, sektörü bilen arkadaþlar hepsi. Bizler 12 saat süreyle çalýþýyorduk. Pazar günleri de mesailere kalmamýz isteniyordu yoðun zamanlarda. Biz de sendikalý olmaya baþladýk Bizim çalýþtýðýmýz bina þu týrýn arkasýnda kalan binadýr. Dün çadýrýmýz bu arabanýn yerindeydi. Burasý dokuma dairesi dediðimiz bölüm. Triko üzerine çalýþýyor. Þimdi önünde olduðumuz bina da ayný firmanýn binasý. Burada da (eliyle binalarý gösteriyor) penye üzerine çalýþýlýyor. Burada da örgütlenmemiz var. Fakat biz dokuma dairesinde ciddi ve güçlü bir örgütlenme saðladýk. 2,5 yýldýr sendikal çalýþmamýz var.

Mücadele Birliði: Kaç kiþi çalýþýyorsunuz? Mecnun Uçakçý: Texim’in 680 hatta daha fazla iþçisi var. Mücadele Birliði: Sendikal çalýþmanýn hangi aþamasýnda baþladý baskýlar. Mecnun Uçakçý: Kritik olan nokta budur. Sendikal örgütlenmemiz oldukça güçlü... Teksif burada tam yetki alma aþamasýna gelmiþti. Zaten bizim iþten atýlmamýz hukuksuz ve usule aykýrý olduðu gibi diðer yandan da tamamen sendikaya karþý bir tutumdur. Yani sendikanýn yetki almamasý, hatta mümkünse sendikal örgütlenmenin burada tamamen bitirilmesi... ... Sendika yetki almak üzere... Nasýl yapacak? Siz sendikalýsýnýz ben sizi istemiyorum diyemez. Hem yasal olarak suç.. Hem de burada sýký baðlarýmýz olduðunun farkýnda... Bu yöntemi denedi amaç tamamen sendikayý fabrikadan çýkartmak. Biz toplantý yaptýk iþverenle.. “Bir iþçi arkadaþýmýz 6 makineye bakamaz. Böyle olursa iþçinin verimliliði düþer, üretimde hata olur, mallarýmýz geri gelir. Biz iþimizi doðru düzgün yapmak, hatasýz kaliteli mal üretmek istiyoruz” diyerek açýkladýk. Biz bunun altýnda yatan nedeni anlamayacak iþçiler deðiliz ki... ... Mücadele Birliði: Atýlan tüm iþçiler sendikalý sanýrým.. Vardiyalar arasýnda iþten atýlma daðýlýmý nasýl oldu. 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

Mecnun Uçakçý: 07.00-15.00 vardiyasýndan 12 arkadaþýmýz, 15.00-23.00 vardiyasýndan 11 arkadaþýmýz, 23.00-07.00 vardiyasýndan da 12 arkadaþýmýz iþten çýkarýldý. Ve hepimiz sendikalýyýz. Burada Teksif’le güçlü bir örgütlenme saðladýk. Tabii bizlere olduðu gibi içerideki arkadaþlara da sendikadan istifa etmeleri konusunda baskýda bulunuyorlar. Bu direniþten sonra daha da arttýrdýlar tabi baskýyý. Mücadele Birliði: Direniþ baþlar baþlamaz, daha da sýkýya almýþlardýr. Mecnun Uçakçý: Aynen öyle oldu. Ama baþaramazlar.. Zaten direk söyleyemiyorlardý. Sendikalý olmayýn, sendika istemiyoruz diye... Hem hukuken bunu söylerse suç iþlemiþ olur. Hem de bizim saðlam ve kararlý bir örgütlememiz var.. Buna cesaret edemez.. Ama ne yapýyor.. Klasik oyunlar.. Sendikalý olanlar militandýr, eylemcidir, farklý siyasi iþleri vardýr, onlar tekin insanlar deðil vs. söylemlerle uzaklaþtýrmaya çalýþýyorlardý. Ama iþe yaramadý.. Sendikal örgütlülüðümüzü yetki alma aþamasýna getirdik.. Çalýþan arkadaþlarýmýz en iyi þekilde iþini yapýyor. Mesaisini tamamlýyor ve yanýmýza gelip bizimle sohbet ediyor, desteklerini dile getiriyor. Yani güçlü bir þekilde baþladýk biz. Mücadele Birliði: Ne olduysa da o sýnýra gelince oldu yani.. Mecnun Uçakçý: Evet, tamamen sendikanýn örgütlülüðünü buradan silmektir amaç. Bunca yýldýr çalýþan elemanlar da, kendileri de çok açýk olarak biliyor ki, söyledikleri þartlarda üretim yapýlamaz. ... Biz zaten en iyi, en itinalý þekilde üretim yapýyorduk. Ve yine ayný þekilde en iyi üretimi yapýp, ama insanca çalýþmak ve insanca yaþamak istiyoruz. Bu bizim anayasal ve insani hakkýmýz bunun için de eylemse eylem, direniþse direniþ... Biz iþimizin baþýna döneceðiz, kimse buna engel olamayacak.. Bunun için de iþte buradayýz, hazýrýz... Süleyman Aydýn: Merhaba, ben 5,5 yýldýr Texim iþçisiyim. Ýþte þimdi de eylemdeyim... Biz yýllardýr çalýþmakta olduðumuz iþimizi geri istiyoruz. Sendikalý olduðumuz için iþten atýldýk. Neden sen-

19


Röportaj

dikalý olduk? Çünkü bizden gücümüzün çok üstünde bir çalýþma istediler. Biz sendikalý olmadan önce 12 saat çalýþýyorduk. Anca sendikalý olduk ondan sonra 8 saatlik vardiyalara döndük. Biz þunu biliyoruz ki, sendikalý olmak bizim anayasal hakkýmýz, en insani hakkýmýz. Eðer insanlar emeklerinin karþýlýðýný alabilseler, sendika da olmaz, eylem de olmaz... Biz insanlar emeklerinin karþýlýðý alsýnlar, insanca yaþasýnlar istiyoruz. Sendikamýz da bunun için var. Ve biz sendikamýzla birlikte iþimize geri dönünceye kadar da burada olacaðýz. Ne yapmak gerekiyorsa hep birlikte onu yapmaya hazýrýz. Ben 42 yaþýndayým. Üç tane evladým var.. Yýllarca çalýþtým. Sendika bilmedim... AKP’ye oy verdim... Ama þimdi iþimizi daha iyi yapmak istediðimiz, insani hakkýmýzý kullanýp sendikalý olduðumuz için iþten atýldýk. Elbette hakkýmýzý arayacaðýz.... Ne yapmak gerekiyorsa onu hep birlikte yapacaðýz... Kimse gideriz diye beklemesin yani.. Mücadele Birliði: Sendikalý olmadan önceki düþünceleriniz nasýldý? Süleyman Aydýn: Doðrusunu söylemek gerekirse, sendika nedir bilmezdim.. Bir çok þeyi farklý biliyorduk, farklý görüyorduk. Ancak burada bildik öðrendik sendika nedir... sendikalý kimdir.. Bir çoðumuz gibi ben de geleneksel bilinen inanýþlarla büyütüldük.. Bize insanlar, görüþler nasýl anlatýldý? “Sendikacýlar için komünist bunlar” denildi... “Komünist kim?”... Bu televizyonlarda büyük eylemlerde vuran, kýran, camlarý indiren, arabalarý yakan, insanlar... Alevi kim? Onlar baþka.. onlarýn inançlarý yok... Doðudaki insanlar, Kürtler nasýl anlatýldý?... Onlar sanki düþman, sanki farklý istekleri var... Hayýr hiç biri böyle deðil, zamanla gördük, tanýdýk öðrendik... Bize anlatýlan, çocukluðumuzda öðretilen gibi deðil hiçbir þey... Her inanýþtan, her düþünceden, farklý yöreden insanlarý tanýdýk, birlikte çalýþtýk, iþte burada hep birbirimize güveniyoruz. Hepimizin, bütün insanlarýn istediði ayný... Çalýþacaðý bir iþi olsun, iþini en iyi þekilde yapsýn ama insanca yaþasýn.. Çocuðumu okula gönderebileyim, bir derdim olursa hastamý götürüp baktýrabileyim.. Gelecekte ne olacaðým, nasýl geçinirim diye korkmayayým. Hepimiz bunu istiyoruz... Sendikalý olmamýzdaki sebep de budur... Diyorlar ki, sendikalý olmuþ..

20

Yeni Evrede

eylem yapýyor... Biz iþçilerin baþka türlü hakkýný alma þansý yok çünkü bunu biliyoruz artýk.... Eðer insanlarýn emeklerinin karþýlýðýný aldýðý bir düzen olsaydý, eylem de olmazdý, sokaklara da çýkmazdý insanlar... Ben sendikalý olduktan sonra bildim bazý þeyleri... Zaten hep insani düþünürdüm, ama þimdi daha bir saðlam basýyorum yere. Burada arkadaþlarýmla hep birlikte kazanýncaya kadar ne yapmak gerekiyorsa yapacaðýz. Biz hakkýmýz olan iþimize geri döneceðiz. Mücadele Birliði: Hepinizin coþkulu, kararlý bir duruþu var. Moraliniz de yüksek... Baþarýlar dilerim... Süleyman Aydýn: Ýþçinin baþka çaresi yok, hep birlikte olacaðýz... Çalýþanýn emeðinin karþýlýðýný aldýðý bir düzen olmasý için hep birlikte uðraþacaðýz.. Sade Texim’de deðil.. Bundan da baþka yerlerde de baþka çalýþanlarýn da emeklerinin karþýlýðýný almasý için uðraþacaðýz.. Bunun en doðal hakkýmýz olduðunu biliyoruz çünkü... Okula giden bir kýzým var staj için geldi bir süre buraya... Bakýn elimde ona ait bir bordro var... Eline geçen üç kuruþ para. bir sürü kesintiler vergiler var kaðýtta. Bu parayý burasý vermiyor... Bunu onlarýn yerine devlet ödüyor... Nasýl ödüyor? Benim, senin, öteki iþçi arkadaþýn iþsizlik fonundan, kýdem tazminatý fonundan kýrptýklarýyla ödüyor. Ben kýzým okusun istiyorum ama o, haftada üç gün fabrikada çalýþýyor. Niye? Staj zorunluluðu var. Ama benim kýzým okumak istiyor, sýnavlarý kazanabilmek için dersaneye gitmesi lazým. Nasýl olacak? Maddi imkan var mý? Hadi ne yaptýk ettik, dersaneye verdik diyelim. Çok zor ya.. Öyle olsa bile üç gün staj diye gidip çalýþan insan ne kadar ders anlayacak... Niye dersaneye gitmek zorunda.. Niye okulda öðrenemiyor öðrenmesi gerekenleri... Bütün bunlar için haklarýmýzý aramamýz, insanca yaþanacak koþullar için mücadele etmemiz gerekir. Bu eylem de onun bir parçasý iþte... Kazanýncaya kadar da ne gerekiyorsa yapmaya kararlýyýz. Mücadele Birliði: Teþekkür ederim... Sohbet için. Sizin düþüncelerinizi alalým biraz da.. Arif Eriþkin: Texim’de 4,5 yýldýr çalýþýyorum. Daha önce 12 saat çalýþýyorduk. Haftada 6 gün. Bir de Pazar günlerini mesai yazýyorlardý. Biz de sendikalý olmaya baþladýk. 2,5 yýldýr sendikal çalýþmamýz var. Sendikal çalýþmalarýn ardýndan doku217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

Mücadele Birliði

ma dairesinde 8 saatlik çalýþmaya düþürdük. Sendikalý olmamýz sayesinde saðladýk bunu. ... Mücadele Birliði: Eylem konusundaki düþünceniz nedir? Arif Eriþkin: Biz çalýþmakta olduðumuz iþimize geri dönmek istiyoruz. Makinelerimizin baþýna geçip çalýþmak istiyoruz. Biz iþimizi gerektiði gibi yapan iþçileriz ve bizden istenen çalýþma sistemiyle kaliteli bir üretim yapýlmasý mümkün olmadýðýný da biliyoruz. Burada sendikalý olmamýzdaki amaç insanca çalýþma koþullarýnýn saðlanmasý. Hepimizin amacý bu deðil mi? Ýnsanca çalýþma koþullarý insanca yaþamak. Buradaki eylememizin amacý da budur. Ýnsanca yaþamýn temellerinin atýldýðý bir dünyanýn mücadelesinin bir parçasý buradaki direniþ.. Kazanýp iþimizin baþýna dönmek için de hep birlikte bu eylemi sürdüreceðiz. Mücadele Birliði: Hepiniz coþkulu ve kararlýsýnýz... Baþarýlar dilerim.. Arif Eriþkin: Saðolun... Mücadele Birliði: Yazýn en sýcak günlerinde eylemdesiniz.. Sýcakta zorlanabilirsiniz biraz ama genel olarak coþkulu, kararlý bir duruþunuz var. Texim Ýþçisi: Asýl dün görecektiniz, inlettik Taksim’i... Sabah da burada inlettik buralarý sloganlarla... Coþkumuz kararlýlýðýmýzdan geliyor... Biz iþimize geri dönmek için buradayýz. Dün çadýr kurduðumuz yere araba çektiler, biz de bugün buradayýz. Burayý da kapatabilir.. ama þunu bilsin patron.. biz iþimize geri döneceðiz.. Buralarda hep tekstil firmalarý var.. Çok arkadaþýmýz var buralarda... Ulaþabildiðimiz her yere, herkese neden iþten atýldýðýmýzý anlatýyoruz. Buradaki iþçilerle haklarýmýz konusunda konuþuyoruz. Eðer biraz daha burada beklemek gerekirse biz bütün buradaki iþçilerle konuþuruz... Mücadele Birliði: Eylemde ajitasyon-propaganda hazýr diyorsunuz yani... Ýþçiler: Evet, biz iþimize geri döneceðiz... Bunun için de ne yapmak gerekirse yapmaya hazýrýz.. Mücadele Birliði: Mücadelenizde baþarýlar arkadaþlar.. Umarým çok kýsa bir sürede iþlerinize dönersiniz... Ýþçiler: Saðolun... Dönemezsek, sloganlar eylemler devam edecek...


KARDEÞLÝÐÝNÝZ DÜÞMANLIKTAN BETER

Yeni Evrede

Sokaklar

Mücadele Birliði

Cumartesi Anneleri 384. haftalarýnda Abdürrahim Demir’in akýbetini sordular. Demir’in kardeþlerinden Cumartesi eylemcisi Mehmet Demir, yýllarca Abdürrahim’in nerede olduðunu bulmak için mücadele ettiklerini söyleyerek akýbetinin açýklanmasýný istediler. Yapýlan oturma eyleminde Abdürrahim Demir’in “kaybolma” hikayesi anlatýldý. 22 yaþýndaki Abdürrahim Demir’in 95 Aðustosu’nda Mardin Ömerli’deki evinden Adana’daki akrabalarýna gitmek için yola çýktýðýný, Mardin-Kýzýltepe Þavalet noktasýnda yapýlan aramada otobüsten indirilerek gözaltýna alýndýðýný söylediler. Abdürrahim Demir’in gözaltýna alýndýðýný görenler Þevalet Jandarma karakoluna alýndýðýný söylediler. Akþama doðru Þevalet karakolunda görevli olduðunu söyleyen biri Abdürrahim’in evini telefonla aradý, anne Kesriye Demir’e “oðlunuz Abdürrahim, Þevalet Jandarma Karakolu’nda gelip alabilirsiniz” dedi. Yaþlý olan anne “Benim kimsem yok, ben gelemem, okuma yazmasý var, býrakýn kendisi gelir” dedi. Abdürrahim’in býrakýldýðýný düþünen anne 2 gün sonra Adana’daki akrabalarýný aradý. Abdürrahim Adana’ya gitmemiþti. Kesriye anne oðlunun fotoðrafýný alarak merkez çarþý Nusaybin karakoluna gittiðinde orada bulunan yetkili biri “çok konuþma, oðlunu býrakmýþýz, gidin” diyerek kovdu. 4 gün sonra akrabalarýndan biri Þevalet karakoluna giderek “Biz böyle birini almadýk, böyle biri yok” cevabýyla karþýlaþtý. Bir süre sonra Mardin Emniyet Müdürlüðü Terörle Mücadele Þubesi’ne gitti. Onlar da

“Abdürrahim, pasaport çýkarttý, Fransa’ya garson olarak gitti” dediler. Anne Kesriye orada bayýldý. Demir ailesi, 1,5 yýl boyunca Abdürrahim’den haber alamayýnca, 24 Þubat 1997 tarihinde ÝHD’ye baþvuruda bulundu. ÝHD Abdürrahim Demir’in akýbetini öðrenmek için tüm yasal yollarý kullandý. Hiçbir sonuç elde edilemedi. Demir ailesi 17 yýldýr Abdürrahim’i arýyor. Aðabeyi Mehmet Demir her Cumartesi Galatasaray’da “Abdürrahim’e oldu?” diye soruyor. 385. oturma eyleminde ise, 7 Aðustos 2004 tarihinde Kýrklareli Ýðneada’ya tatil amacýyla giden Tolga Baykal Ceylan’ýn nerede olduðunu soran Cumartesi Anneleri “Failler Belli, Kayýplar Nerede” yazýlý siyah pankart etrafýnda oturma eylemi yaptýlar. 11 Aðustos günü Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri “Tolga Baykal Ceylan nerede” diye sordular. Tolga’nýn annesi Kadriye Ceylan konuþmasýnda, çocuðunun kaybediliþinin 8. yýlýna gelindiðini söyledi. Anne Ceylan “10 Aðustos 2004

tarihinde devlet oðluma ne yaptý? Oðluma ne yaptýklarýný öðrenmek için 8 yýldýr mücadele ediyorum. Oðlumu kaybedilten sonra her þey bende dondu, sevinç, eðlence her þey benim için dondu” dedi ve oðlunu kaybedenlerin “belki onu bir gün unuturlar” diye düþündüklerini, ama ne baskýnýn ne de yýldýrma politikasýnýn iþe yaramadýðýný belirtti, çocuðunun siyasi bir öðrenci olduðunu vurguladý. TBMM Ýnsan Haklarý Komisyonu’nun kurulduðunu ama bir iþe yaramadýðýný ifade eden Ceylan, 2006’da oðlunun kaybediþiyle ilgili takipsizlik kararý verildikten sonra komisyon tarafýndan tekrar davanýn soruþturmaya açýldýðýný söyleyerek komisyonun oðlu ile ilgili raporunu eleþtirdi, “Gerçeði örtbas etmeye çalýþtýlar. Elbette gerçek bir gün açýða çýkacak” dedi. Ceylan, “Zamanla unutacaðýmý sandýlar. Ama oðlumu unutmayacaðým” diye konuþtu. Hüseyin Taþkaya’nýn eþi Sultan Taþkaya da, “Herkesin önünde eþimi götürdüler suçu neydi, suçumuz neydi? Her gün daha fazla kaybediliyor insanlar, nereye kadar sürecek bu?” diye sordu. Taþkaya Baþbakan Erdoðan’ýn kayýp yakýnlarýna “çözüm” sözü verdiðini hatýrlatarak, “Hani, nerede çözümünüz?” dedi. Kayýp Murat Yýldýz’ýn annesi Hanife Yýldýz da “Bizim kardeþimiz olmayýn. Kardeþliðiniz düþmanlýktan beter” dedi. Yýldýz, “Açýlýmlarýnýz ne oldu. Kardeþliðiniz bize düþmanlýðýnýzdan daha çok acý veriyor. Artýk onurumuzla, acýlarýmýzla oynamaya kalkmayýn” diye seslendi.

ANTEP SÜRGÜ ÝÇÝN EYLEMDEYDÝ

Malatya Sürgü’de Alevilere yönelik gerçekleþtirilen linç giriþimi ve katliam provasýna karþý emekçiler tepkilerini sokaklara çýkarak gösteriyor. Ülke genelinde geliþtirilen tepki eylemlerine bir yenisi de Antep’te eklendi. Antep Pir Sultan Abdal Derneði tarafýndan organize edilen eylem, 4 Aðustos 2012 Cumartesi günü saat 18.00’de gerçekleþti. Kýrkayak Parký’nda toplanan ve aralarýnda Mücadele Birliði Platformu’nun da bulunduðu yüzlerce kiþi, sloganlarla Yeþilsu Meydaný’na doðru yürüyüþe geçti. Yürüyüþ esnasýnda “Malatya Sivas Olmayacak”, “Dün Maraþ’ta Bugün Sivas’ta Çözüm Faþizme Karþý Savaþta”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýna Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Faþizme Karþý Silah Baþýna”, “Faþizmi Döktüðü Kanda Boðacaðýz”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”, “Biji Biratiya Gelan” sloganlarý atýldý. Yeþilsu’ya gelindiðinde burada deyiþler okundu ve semah gösterisi yapýldý. Ardýndan Pir Sultan Abdal Derneði Yusuf Turunç tarafýndan basýn açýklamasý okundu. Eylem, yaklaþýk 1 saat sürdükten sonra sona erdi. Mücadele Birliði/Antep 217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012

21


Sokaklar

ÇAPA’DA BÝR ÝÞ CÝNAYETÝ!

Yeni Evrede

Mücadele Birliði

Çapa’da bir iþ cinayeti daha yaþandý! 1 Aðustos günü ilk saatlerinde Ýstanbul Üniversitesi Çapa Týp Fakültesi Hastanesi Mono Blok 6. katýnda klima monte ederken aþaðý düþen Sinop doðumlu Serkan Borucu adlý iþçi, “boyun kýrýlmasý” sonucu öldü. Hastanede iþçinin ölümü kayýtlara “þüpheli ölüm” olarak geçti ve gece Adli Týp Kurumuna götürüldü. Sabaha karþý taþeron saðlýk iþçilerinin hastane bahçesinde kurduklarý çadýrlarý, 163 gününde sabaha karþý zorla kaldýrýldý. Ýþ cinayetinde ölen iþçi ve taþeron iþçilerin çadýrlarýnýn zorla sökülmesi iþçiler tarafýndan protesto edildi ve gün içinde bir basýn açýklamasý yapýldý. Taþeron iþçilerinden Emine Eriþ, yaptýðý basýn açýklamasýnda taþeron iþçisi Serkan Borucu’nun ölümünü duyurdu ve Serkan Borucu’nun iþ kazasýnda ölmesini iþ cinayeti olarak nitelendirirken “Ayný günün gecesi, sabaha karþý taþeron iþçilerinin ücret kesintilerine karþý kadro talebiyle yürüttükleri mücadelenin simgesi olan Direniþ Çadýrý zorla yerinden sökülüp kaldýrýldý. 163. günün sabahý saat 05.00 sýralarýnda yapýlan bu operasyonda ne dernekten ne de sendikadan bir tanýk bulundu. Ýçerisinde özel eþyalarýn, sendika ve dernek evraklarýnýn, mutfak malzemelerinin olduðu çadýr akýbeti de belirsiz. Üniversite korsanca davranmaya devam ediyor. Çadýrýn ve eþyalarýn zorla yerinden sökülüp kaldýrýlmasý þüphelerimizi de artýrýyor. Hiçbir tanýðýn olmadýðý bu iþlemin kendisi de, hastane yönetiminin önceki uygulamalarý gibi hukuksuzdur” dedi. Eylem sýrasýnda “Taþeron Ölüm Demektir”, “Biz Haklýyýz, Biz Kazanacaðýz”, “Baskýlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarý atýldý. TAS ÝÞ DER ve Dev Saðlýk üyesi iþçileri mücadelelerine sonuna kadar devam edeceklerini ve çadýrlarýný tekrar kuracaklarýný belirttiler. SES, Tabipler Birliði Odasý, Saðlýk Sen, yöneticileri eyleme destek vererek kýsa konuþmalar yaptýlar.

ANTEP KÖSELER KÖYÜ ÞENLÝÐÝ

Çepnileri Derneði’nin organize ettiði ve bu yýl üçüncüsünün örgütlendiði Köseler Köyü þenliklerinde Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak yer aldýk. 5 Aðustos Pazar günü sabahýn erken saatlerinde baþlayan etkinlik akþama dek sürdü. Þenlikte Tolga Sað’ýn yanýnda birçok sanatçý yer alýrken semah ve tiyatro da sergilendi. Saat 8.00’den itibaren insanlarýn alana gelmeye baþladýðý etkinlikte program saat 11.00’e doðru baþladý ve etkinliðin düzenleyicisi olan Antep Çepnileri Derneði adýna Zülfikar Aslan bir konuþma yaptý. Ardýndan etkinliðe destek veren siyasi parti ve derneklerin temsilcileri de kýsa konuþmalar yaptý. Yapýlan konuþmalarda özellikle Alevi toplumuna yönelik baskýlarýn artýðýna iþaret edildi; baskýlara karþý birlikteliðin ve dayanýþmanýn önemi vurgulandý. Geçmiþten gelen haksýzlýklara karþý durma anlayýþýndan taviz vermeden mücadelenin yükseltilmesi gerektiði dile getirildi. Öðle sonrasýnda Antep Pir Sultan Abdal Derneði semah ekibi semaha durdular. Onun ardýndan Çepnileri Derneði Tiyatro Ekibi izleyicilerle buluþtu. Tiyatro gösteriminin ardýndan Tolga Sað türküleri kitleye seslendi ve ardýndan sahneye çýkan diðer sanatçýlarla halaylar çekildi. Bizler de Ayýþýðý Sanat Merkezi olarak kitleye sanat dergimiz ÖNSÖZ dergilerimizin ve Deniz kartlarýmýzýn daðýtýmýný yaptýk. Kitlelerle kurulan sýcak sohbetlerin yaný sýra standýmýza genci yaþlýsýyla ilgi yoðundu.

22

Antep Ayýþýðý Sanat Merkezi

217. Sayý / 15 - 29 Ağustos 2012


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
s217 by sol yayin - Issuu