I.BÖLÜM İhsan hocam… Üzülerek başladık… Başımız sağ olsun… Sizin başınız sağ olsun… Öyle diyeyim… Hepimizin… Ailesinin, sevenlerinin, öğrencilerinin, yetiştirdiği hocaların… Hepsinin… Hepimizin, milletimizin başı sağ olsun diyelim… Eyvallah… Şimdi tabii şeyi gördük hocam. Teoman hocam biyoloji felsefesi alanında… Bunu özellikle… Şu yüzden belirtiyorum… Öyle çok da kitlesel bir karşılık bulacak bir şeyle meşgul olan bir hocamız değildi. Mesleki olarak… Mesleki olarak… Ya da uzmanlık alanı olarak… Mesleki de değil. Uzmanlık alanı olarak evet, belki biyoloji felsefesi ama hocam bir entellektüeldi her şeyden önce. “L” burada çift; “entellektüel.” Evet… Bir entellektüeldi. O açıdan Hoca’nın insanlara değmesini sadece uzmanlık alanına indirgemek doğru değil… Akademik anlamda, uluslararası ya da ulusal felsefe-bilim camiasındaki üretimleri açısından belki biyoloji felsefesi merkezli idi ama bunun bir adım büyük ölçeği bilim felsefesi… Bir adım daha, yani kümeyi biraz daha genişlettiğinde, genel olarak “felsefe-bilim” dediği Hoca’nın… O çerçevedeki hemen hemen tüm konulara değen ve onlarla uğraşan ve belirli konularda da özgün düşünceler geliştiren bir hocaydı. Ama bunların da ötesinde, bir entellektüeldi. Daha da ötesini söyleyeyim… Bir insandı. Eyvallah… Bunu söyleyeyim. Bunu şunun için tabii hocam belirttim biraz. “Biyoloji felsefesi” diye, hususen… Yani sorun nedir? “Canlılar sorununa giriş” gibi kitap adları olan bir entellektüel... Kesinlikle doğru! Biyoloji felsefesinin Türkiye’de kurucusu zaten! Evet. Ama işte bu uğraştığı alanlar, çok öyle popülerleşecek alanlar olmamasına rağmen vefatı dolayısıyla şunu görmüş oldum… Herkes gördü. Türkiye’de çok fazla sayıda insana dokunmuş, iz bırakmış… Yani arkasından edilen hayır dualardan onu çıkardık. Şimdi siz, çok uzun yıllar tabi hocamızın… 85’ten bu yana… Evet… 36-37 yıl, aşağı yukarı… Evet… 10 | S a y f a